<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 03 Aug 2026 14:33:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞTEN MAL KAÇIRMADA TAPU İPTALİ DEĞİL HACİZ YETKİSİ: HUKUK GENEL KURULU'NUN MUVAZAA ÇİZGİSİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/esten-mal-kacirmada-tapu-iptali-degil-haciz-yetkisi-hukuk-genel-kurulunun-muvazaa-cizgisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/esten-mal-kacirmada-tapu-iptali-degil-haciz-yetkisi-hukuk-genel-kurulunun-muvazaa-cizgisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. GİRİŞ</strong></p>

<p>Boşanma sürecine giren eşlerden birinin, tasfiye gündeme gelmeden hemen önce taşınmazını bir yakınına ya da güvendiği bir üçüncü kişiye devretmesi, aile hukuku uygulamasının en sık karşılaşılan görüntülerinden biridir. Bu devrin karşısında kalan eşin refleksi de çoğu zaman aynıdır: muvazaa iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açmak ve taşınmazı eski maliki olan eşin adına geri döndürmeye çalışmak.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2023618-e-2025231-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.04.2025 tarihli ve E.2023/618, K.2025/231 sayılı kararı</a></strong>yla bu refleksin hukuken tam olarak nereye oturduğunu tartışmış; davanın hem <strong>ön koşulu</strong> hem de <strong>sonucu</strong> bakımından uygulamada sıkça atlanan iki noktayı belirginleştirmiştir. Karara karşı yapılan karar düzeltme istemi de <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025557-e-2025730-k-sayili-karari" rel="dofollow">Hukuk Genel Kurulunun 19.11.2025 tarihli ve E.2025/557, K.2025/730 sayılı kararı</a></strong>yla reddedilmiş; böylece çizgi kesinleşmiştir.</p>

<p>Bu yazıda, kararın olgusal arka planı, hukuki çerçevesi ve özellikle uygulamacıyı ilgilendiren sonuçları ele alınacaktır. Kanaatimizce kararın asıl değeri, "mal kaçırıldı" iddiasının tek başına bir dava sebebi olmadığını; bu iddianın ancak mal rejimi tasfiyesinden doğan bir alacağa bağlandığı ölçüde hukuken anlam kazandığını göstermesindedir.</p>

<p><strong>II. UYUŞMAZLIĞIN DOĞUŞU: OLAY VE YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>Uyuşmazlığın tarafları 1991 yılında evlenmiştir. Dava konusu taşınmaz, evlilik devam ederken 2006 yılının Haziran ayında satın alınmış ve eşlerden biri adına tapuya tescil edilmiştir. Taşınmaz, 12.12.2012 tarihinde bu eş tarafından üçüncü bir kişiye satış yoluyla devredilmiştir. Devirden yaklaşık bir ay sonra, 2013 yılının Ocak ayında boşanma davası ve ardından mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı davası açılmıştır.</p>

<p>Diğer eş, devrin kendisinden mal kaçırmak amacıyla ve danışıklı biçimde yapıldığını ileri sürerek, üçüncü kişi adına kayıtlı tapunun iptali ile taşınmazın devreden eş adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi, 19.03.2015 tarihli ve E.2013/217, K.2015/100 sayılı kararıyla davayı kabul etmiş; devralan üçüncü kişinin taşınmaza ilişkin aidat yükümlülüklerini dahi yerine getirmemiş olmasını da gözeterek, davalıların bir plan dâhilinde birlikte hareket ettikleri sonucuna varmıştır.</p>

<p>Karar, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.09.2018 tarihli ve E.2016/2848, K.2018/8260 sayılı kararıyla onanmış; ancak karar düzeltme istemi üzerine <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20212012-e-20226837-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.04.2022 tarihli ve E.2021/2012, K.2022/6837 sayılı kararı</a></strong>yla bozulmuştur. İlk derece mahkemesi, 29.11.2022 tarihli ve E.2022/498, K.2022/446 sayılı kararıyla direnmiş; uyuşmazlık bu şekilde Hukuk Genel Kurulunun önüne gelmiştir.</p>

<p>Genel Kurul önündeki tartışma dar ve teknik bir noktada toplanmıştır: Aile mahkemesinde görülmekte olan katılma alacağı davasının, muvazaa nedeniyle açılan tapu iptali davasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165. maddesi uyarınca bekletici sorun yapılması gerekip gerekmediği.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>III. HUKUKİ ÇERÇEVE</strong></p>

<p><strong>A. Muvazaa ve dayanağı</strong></p>

<p>Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarıdır. Türk pozitif hukukunda muvazaalı sözleşmelerin hüküm ve sonuçlarını bütünüyle düzenleyen bir metin bulunmamaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde tarafların gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmayacağını, gerçek ve ortak iradenin esas alınacağını hükme bağlamaktadır. Hukuk Genel Kurulunun da isabetle vurguladığı üzere bu madde yalnızca nispi muvazaayı düzenlemekte, mutlak muvazaa ise öğreti ve yargısal içtihatlarla şekillenmektedir.</p>

<p>Üçüncü kişinin muvazaa iddiasıyla dava açabilmesi bakımından belirleyici olan, muvazaalı işlemin ona karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliği taşımasıdır. Ne var ki her davada olduğu gibi burada da hukuki yarar aranır ve bu yarar, davacının muvazaalı işlemi yapandan <strong>alacaklı olması</strong> koşuluna bağlanmıştır.</p>

<p><strong>B. Muvazaa davası ile tasarrufun iptali davasının ayrımı</strong></p>

<p>Karar, uygulamada sıklıkla birbirine karıştırılan iki dava türünü net biçimde ayırmaktadır. Hukuk Genel Kurulu kararında aktarılan Özel Daire gerekçesinde bu ayrım şöyle ifade edilmiştir:</p>

<p><i>"Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir."</i></p>

<p>2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 277. maddesi uyarınca açılan tasarrufun iptali davası, borçlunun <strong>geçerli olarak yapılmış</strong> tasarruflarının alacaklı yönünden hükümsüz kılınmasını amaçlar ve davacının elinde geçici veya kesin aciz vesikası bulunmasını arar. Muvazaa davası ise tasarrufun gerçekte hiç yapılmamış olduğunun tespitine yöneliktir; bu nedenle icra takibine geçilmesi ve aciz vesikası alınması gerekmez. Uygulamada bu ayrımın gözden kaçırılması, aciz vesikası bulunmadığı gerekçesiyle esasa girilmeden verilen ret kararlarına yol açabilmektedir.</p>

<p><strong>C. Mal rejimi tasfiyesinin kendi araçları</strong></p>

<p>Aile hukuku, mal kaçırma olgusuna karşı kendi araçlarını da barındırmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yaptığı karşılıksız kazandırmaların ve mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirlerin edinilmiş mallara değer olarak ekleneceğini öngörmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu tür uyuşmazlıklarda verilen mahkeme kararı, <strong>davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla</strong>, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.</p>

<p>Türk Medeni Kanunu'nun 241. maddesi ise borçlu eşin malvarlığının katılma alacağını karşılamaması hâlinde, alacaklı eşe, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden <strong>eksik kalan miktarla sınırlı olarak</strong> isteme imkânı tanımaktadır. Bu dava hakkı, hakların zedelendiğinin öğrenildiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.</p>

<p><strong>IV. HUKUK GENEL KURULU'NUN ÇÖZÜMÜ</strong></p>

<p><strong>A. Hukuki yarar, dava şartı olarak bekletici sorunu zorunlu kılmaktadır</strong></p>

<p>Hukuk Genel Kurulu, muvazaa davasının kaderini doğrudan tasfiye davasına bağlamıştır. Karara göre davacının bu davayı açmaktaki amacı, tasfiye sonucunda hak kazanacağı alacağa kavuşmaktır; dolayısıyla dava şartı olan hukuki yararın varlığı, ancak alacağın varlığının saptanmasıyla anlaşılabilir:</p>

<p><i>"Hukuki yarar bir dava şartı olup, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı davacının alacağının olduğunun saptanması ile mümkün olacaktır."</i></p>

<p>Bu tespitin usul hukuku bakımından karşılığı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165. maddesinde düzenlenen bekletici sorundur. Anılan madde, bir davada hüküm verilebilmesi başka bir davaya kısmen veya tamamen bağlı ise yargılamanın bekletilebileceğini öngörmektedir. Genel Kurul, somut olayda bu takdir yetkisini fiilen bir zorunluluğa dönüştürmüş; mahkemece önce davacıya muvazaa iddiasının kapsamının sorulması, ardından mal tasfiyesine ilişkin davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini belirtmiştir. Alacağın varlığı sabit olur ve muvazaa olgusu ispatlanırsa dava kabul edilecek, aksi hâlde reddedilecektir.</p>

<p><strong>B. Sonuç: tapu iptali değil, haciz ve satış isteme yetkisi</strong></p>

<p>Kararın uygulamacı için en çarpıcı yönü, kabul hâlinde kurulacak hükmün içeriğidir. Genel Kurul, iddianın taşınmazın aynına değil alacağın tahsiline yönelik olduğunu gözeterek, İcra ve İflâs Kanunu'nun 283. maddesinin birinci fıkrasının kıyasen uygulanmasını benimsemiştir. Anılan fıkra, iptal davası sabit olduğunda davacının, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmaksızın o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceğini düzenlemektedir.</p>

<p>Bunun pratik anlamı şudur: Muvazaa ispatlansa dahi taşınmaz devreden eşin adına geri dönmeyecek, tapu kaydı üçüncü kişide kalacak; davacı eş yalnızca o taşınmaz üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisini elde edecektir. Uygulamada talep sonucunun doğrudan "tapu iptali ve tescil" olarak kurulması, hükmün bu şekilde şekillenmesi karşısında talebin aşılması ya da eksik karşılanması tartışmalarını beraberinde getirmektedir.</p>

<p><strong>C. Karşı oy: TMK m.241 ve tâli sorumluluk</strong></p>

<p>Karara eklenen karşı oyda, bozma gerekçesine Türk Medeni Kanunu'nun 241. maddesine ilişkin bir açıklamanın da eklenmesi gerektiği savunulmuştur. Karşı oy yazarlarına göre, üçüncü kişiye ancak borçlu eşin malvarlığının yetmediği anlaşıldığında ve eksik kalan miktarla sınırlı olarak başvurulabilmelidir; aksi hâlde davacıya, asıl borçluya başvurmaksızın doğrudan üçüncü kişiden tahsil yolu açılmış olur. Karşı oyda bu durumun, "alacağın asıl borçludan istenmeden kefilden istenemeyeceği yönündeki benzer nitelikli yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına da aykırı" olduğu vurgulanmıştır. Genel Kurul çoğunluğu ise bu görüşü benimsememiştir.</p>

<p>Kanaatimizce karşı oyun işaret ettiği sorun teoriktir ancak gerçektir: İcra ve İflâs Kanunu'nun 283. maddesinin kıyasen uygulanması alacaklıya doğrudan bir cebri icra yetkisi tanırken, Türk Medeni Kanunu'nun 241. maddesi üçüncü kişinin sorumluluğunu tâli ve sınırlı biçimde kurmaktadır. İki düzenlemenin kesiştiği noktada üçüncü kişinin sorumluluğunun kapsamı, önümüzdeki dönemde yeni uyuşmazlıkların konusu olmaya adaydır.</p>

<p><strong>V. KARAR DÜZELTME AŞAMASI VE ÇİZGİNİN PEKİŞMESİ</strong></p>

<p>Bozma kararına karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. <a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025557-e-2025730-k-sayili-karari" rel="dofollow">Hukuk Genel Kurulu, 19.11.2025 tarihli ve E.2025/557, K.2025/730 sayılı kararı</a>yla istemi, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirine uymadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Burada altı çizilmesi gereken usul noktası, karar düzeltme yolunun genel olarak yürürlükte olmadığı; bu dosyada yalnızca eski usule tâbi olması nedeniyle işletilebildiğidir.</p>

<p>Karar düzeltme aşamasında yazılan karşı oyda ise farklı bir bakış ortaya konmuştur: Davanın amacı taşınmazı haczettirmek değil, devrin karşılıksız kazandırma niteliğinde olduğunu tespit ettirerek yapılan katkıların tasfiye hesabına dâhil edilmesini sağlamaksa, aile mahkemesindeki davanın sonucunun beklenmesi bu amaçla bağdaşmayacaktır. Bu görüş çoğunlukça paylaşılmamış olmakla birlikte, uygulamacıya önemli bir yol göstermektedir: <strong>davanın amacı, açılış aşamasında dilekçeye açıkça yazılmalıdır.</strong></p>

<p><strong>VI. UYGULAMAYA DÖNÜK SONUÇLAR</strong></p>

<p>Karardan uygulamaya dönük olarak şu sonuçlar çıkarılabilir:</p>

<p><strong>1. Tasfiye davası önce açılmalı ya da eş zamanlı yürütülmelidir.</strong> Katılma alacağı davası açılmadan yalnızca muvazaa davası açmak, hukuki yarar yokluğu riskini doğurur. İki dava arasındaki bekletici sorun ilişkisi artık netleşmiştir.</p>

<p><strong>2. Talep sonucu doğru kurulmalıdır.</strong> Taşınmazın aynına yönelik bir talep yerine, muvazaanın tespiti ile alacak yönünden haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi talebi, kararın çizdiği çerçeveye daha uygundur.</p>

<p><strong>3. Üçüncü kişiye ihbar ihmal edilmemelidir.</strong> Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesinin ikinci fıkrası, tasfiye davasında verilecek kararın devirden yararlanan üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmesini davanın ona ihbar edilmiş olması koşuluna bağlamaktadır. Bu usuli adım atlandığında, kazanılan karar üçüncü kişi bakımından işlevsiz kalabilmektedir.</p>

<p><strong>4. Süreler dikkatle hesaplanmalıdır.</strong> Türk Medeni Kanunu'nun 241. maddesine dayalı dava hakkı, hakların zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve mal rejiminin sona ermesinden itibaren her hâlde beş yıl geçmekle düşmektedir.</p>

<p><strong>5. Devrin niteliği tespit edilmelidir.</strong> Devir görünürde satış ise, yapılan katkıların edinilmiş mallara değer olarak eklenebilmesi için işlemin gerçekte karşılıksız kazandırma niteliği taşıdığının ortaya konması gerekir. Bu tespit, tasfiye hesabının kapsamını doğrudan etkilemektedir.</p>

<p><strong>VII. SONUÇ</strong></p>

<p>Hukuk Genel Kurulunun incelenen kararı, eşten mal kaçırma iddiasının müstakil bir dava sebebi olmadığını; bu iddianın hukuken ancak mal rejiminin tasfiyesinden doğan bir alacağa bağlandığı ölçüde sonuç doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Karar aynı zamanda, muvazaanın ispatı hâlinde dahi tapu kaydının iptal edilmeyeceğini, davacıya yalnızca cebri icra yetkisi tanınacağını göstermesi bakımından uygulamada yerleşik beklentiyi değiştirmektedir.</p>

<p>Karar düzeltme isteminin reddiyle birlikte kesinleşen bu çizgi, aile hukuku ve eşya hukuku arasındaki kesişim alanında dava stratejisinin baştan doğru kurulmasını zorunlu kılmaktadır. Üçüncü kişinin sorumluluğunun tâli nitelikte olup olmadığı sorusu ise, karşı oyun işaret ettiği üzere, henüz tartışmaya açıktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mete-celik" title="Av. Mete ÇELİK"><img alt="Av. Mete ÇELİK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/07/mete-celik.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mete-celik" title="Av. Mete ÇELİK">Av. Mete ÇELİK</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>YARARLANILAN KAYNAKLAR</strong></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2023618-e-2025231-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2023/618, K.2025/231, T.16.04.2025</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025557-e-2025730-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2025/557, K.2025/730, T.19.11.2025</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20212012-e-20226837-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2021/2012, K.2022/6837, T.05.04.2022</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">· Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi, E.2016/2848, K.2018/8260, T.26.09.2018</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.227, m.229, m.231, m.241</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.19</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.165, Geçici m.3</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu, m.277, m.283</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, m.440</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/esten-mal-kacirmada-tapu-iptali-degil-haciz-yetkisi-hukuk-genel-kurulunun-muvazaa-cizgisi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/kalem-sozlesme-yazi-makale.jpg" type="image/jpeg" length="70008"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/2012 E., 2022/6837 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20212012-e-20226837-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20212012-e-20226837-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 05/04/2022 tarihli, 2021/2012 E., 2022/6837 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2021/2012 E., 2022/6837 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Davacılar ... ile davalılar ...ve ... ile aralarındaki dava hakkında İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 19/02/2015 gün ve 2013/217 Esas 2015/100 sayılı kararın Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 26/09/2018 gün ve 2016/2848-2018/8260 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davalı ... ..... ve ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>K A R A R</strong></p>

<p>Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... ..... aleyhine boşanma davası açtığını, evlilik birliği içinde alınan ve... adına tescil edilen dava konusu taşınmazın müvekkilinden mal kaçırma amacı ile muvazaalı olarak davalı ...'e devredildiğini belirterek bu muvazaalı işlemin iptalini talep etmiştir.</p>

<p>Mahkemenin, davanın kabulü ile taşınmazın tapusunun iptali ile davalı ... .... adına tesciline ilişkin kararı Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26/09/2018 gün ve 2016/2848-2018/8260 sayılı ilamı ile davalı ... .....’ın temyizinin harç eksikliğinden reddine ilişkin ek kararın ve mahkemenin esas hakkındaki kararının onanmasına karar verilmiş, davalı ... .... ve ... vekilleri bozma kararının hatalı olduğundan bahisle karar düzeltme isteminde bulunmuştur.</p>

<p>Dosyanın yeniden yapılan incelemesi sonunda:</p>

<p>1. Davalı ... .... ve ... zorunlu dava arkadaşı olduğundan, ...'in yatırdığı nisbi harç yeterli olup, davalı ... Yılmaz tarafından da maktu harç yatırılmış bulunmasına göre, harç eksikliğinden red kararı verilmesi ve buna ilişkin ek kararın onanması hatalı olmuştur.</p>

<p>2.Dava, TBK’nın 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir.<br />
Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler.</p>

<p>3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere,muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir.</p>

<p>Somut olayda, dava TBK'nın 19. maddesine dayalı olarak açılmıştır. Davacı ile davalı ... Yılmaz arasındaki boşanma davası İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 2013/42 Esas 2014/371 Karar sayılı ilamı ile sonuçlanmış, tarafların boşanmalarına karar verilmiş, ancak davacı lehine herhangi bir mali hakka hükmedilmemiştir. Ancak davacı ile davalı ... Yılmaz arasında İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 Esas sayılı dosyasından mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davası bulunmaktadır. Bu davanın devam ettiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu halde, mahkemece, İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 Esas sayılı davasının sonucunun bekletici mesele yapılarak, bu dava sonunda davacının bir alacağı olmadığının anlaşılması halinde davanın reddine, aksi durumda yani bir alacağın varlığı halinde ise TBK’nın 19. maddesine göre muvazaa olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak, muvazaanın ispatı durumunda davanın kabulü ile bu alacağı için İİK'283/1. maddesinin kıyasen uygulanarak davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekirken, maddi yanılgı sonucu onanmasına karar verilmesi hatalı olmuştur.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin karar düzeltme isteklerinin kabulü ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26/09/2018 gün ve 2016/2848-2018/8260 sayılı onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının BOZULMASINA, tashihi karar peşin harcının ve temyiz peşin harcının istek halinde karar düzeltme isteyen davalılar... ve ...'e geri verilmesine 05/04/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20212012-e-20226837-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-af.jpg" type="image/jpeg" length="55437"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2025/557 E., 2025/730 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025557-e-2025730-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025557-e-2025730-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.11.2025 tarihli, 2025/557 E., 2025/730 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2025/557 E., 2025/730 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/498 E., 2022/446 K.</p>

<p><br />
Taraflar arasında görülen muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece verilen yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararı, Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2025 tarihli ve 2023/4-618 Esas, 2025/231 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.</p>

<p>Hukuk Genel Kurulunun kararına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.</p>

<p>Hukuk Genel Kurulunca dilekçe, düzeltilmesi istenen karar ve dosyadaki ilgili bütün belgeler okunduktan sonra gereği düşünüldü:</p>

<p>Hukuk Genel Kurulu kararında yer alan açıklamalara göre 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen Geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,</p>

<p>Aynı Kanun'un 442. maddesinin 3. fıkrası ile 4421 sayılı Kanun'un 4/b-1 maddesi uyarınca takdiren 3.000,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,</p>

<p>Karar düzeltme harcı peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,</p>

<p>19.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.</p>

<p><br />
<strong>''K A R Ş I O Y''</strong></p>

<p>Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır (TBK 19/1). Muvazaaya dayalı iptal davalarının hukuki sebebini bu hüküm oluşturmakta ise de bu davalar çeşitli nedenlere dayalı olarak açılabilmektedir.<br />
Muvazaalı işlem taşınmaz mülkiyetinin geçirilmesine ilişkin ise bu işlemin muvazaalı olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açılabilecektir. Davadan elde edilmek istenen amaç taşınmaz mülkiyetini elde etmek olduğundan muvazaanın varlığının ispatı hâlinde tapu iptali kararı da verilebilecektir.</p>

<p>Kişi mülkiyet üzerinde hak iddia etmeksizin taşınmaz üzerinde haciz koydurarak alacağını tahsil edebilmek istiyorsa amaç alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Açılan dava bu amaç bakımından İİK 277 vd. maddelere göre açılan tasarrufun iptali davasıyla benzerlik taşısa da tasarrufun iptali davasından farklı olarak davacının, kesinleşmiş bir alacağının varlığı ön koşul değildir. Hukuki yarar için ön koşul olmasa da danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapıldığının sabit olması gerekecektir.</p>

<p>Ancak bu dava bazen de bir alacağın, o taşınmaza haciz konularak tahsilini sağlamak için değil o taşınmazdaki bir şahsi hakkının varlığını ispatlayarak asıl borçludan istemeyi sağlamak için de açılmış olabilir. Uyuşmazlığa konu somut olayı öncelikle bu ihtimal üzerinden değerlendirmek uygun olacaktır.</p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı ... ...'ın 1991 yılında evlendiklerini, davalı eşin 31.01.2013 tarihinde boşanma davası açtığını, evlilik devam ederken müvekkilinin maddi katkılarıyla dava konusu taşınmazın 2006 yılının Haziran ayında satın alındığını, boşanma davası açılmadan kısa bir süre önce 12.12.2012 tarihinde bu taşınmazın davalı eş tarafından diğer davalı ...'e satıldığını, bu satış işleminin müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştiğini ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı olan mezkûr taşınmazın tapu kaydının iptaline ve ... ... adına tapuya tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davacı bu talebinde mülkiyet üzerinde bir hak iddia etmediği gibi iptalini istediği tapunun boşanma aşamasında olduğu eşi adına tescilini istemiştir. Davacı dilekçesinde eşinin malvarlığının, kendisi lehine hükmedilecek katkı alacaklarını tahsil edebilmeye yetmeyeceği yönünde bir idida ileri sürmeksizin ancak taşınmazın kendi katkılarıyla alındığını ileri sürerek bu davayı açmıştır.</p>

<p>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 229/1. maddede eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmaların edinilmiş mallara değer olarak ekleneceği hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm karşılıksız kazandırmalarla ilgili olup akit tablosu içeriğinde satış yoluyla devir yapıldığı görülüyorsa bu taşınmaza yapılan katkılar edinilmiş mallara bir değer olarak eklenemeyecektir. Ancak yapılan işlemin gerçek bir satış olmadığı, muvazaalı işlem yapıldığı, asıl işlemin karşılıksız kazandırma niteliğinde olduğunu ispatlayan bir karar elde edilirse bu katkıların edinilmiş değer olarak eklenmesi mümkün olacaktır.</p>

<p>Davanın açılmasındaki asıl amacın da bu olduğu dava dilekçesinde dayanılan vakıaların TMK 229. madde hükmü ile birlikte değerlendirilmesi sonucu açıkça anlaşılmaktadır. Böyle olduğunda ise öncelikle belirlenmesi gereken, bu işlemin muvazaalı olup olmadığının tespiti olup ancak bunun belirlenmesinden sonra yapılan katkıların edinilmiş değer olarak eklenmesi mümkün olabilecek ve alacak miktarı da ancak buna göre saptanacaktr.</p>

<p>Mahkemece aile mahkemesinde görülen katkı alacağı davası beklenmeksizin karar verilmiş olması da davanın bu niteliğine uygundur. Nitekim aile mahkemesine açılan katılma alacağı davasında da muvazaalı işlemin iptaliyle ilgili bu dava sonucunun beklenmesi bu davanın çözümünün o davada verilecek karar için önemli olduğu sonucuna varıldığını göstermektedir.<br />
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı üzerine davacı tarafça verilen karar düzeltme dilekçesinde de bu davanın devire konu taşınmaza yapılan katkıları, katkı alacağı davasında yapılacak hesaplamaya dahil ettirebilme amaçlı açıldığı, bu davadan elde edilecek kararla bunun sağlanabileceği açıkça belirtilmiş olduğundan açılan davanın bu kapsamdan farklı biçimde anlaşılarak bir karar verilmesi mümkün değildir.</p>

<p>Bu taşınmazın varlığı veya yokluğu katkı alacağı miktarına etki etmeyecek ise davacının da bu davayı katkı alacağına ulaşabilmenin bir aracı olarak açtığı kabul edileceğinden aile mahkemesindeki davanın sonucunun beklenmesi gerekir ise de bu davadan elde edilmek istenen amaç muvazaanın ve karşılıksız kazandırmanın varlığını belirleyen bir karar elde ederek bu taşınmaza yapılan katkıların hesaba dahil ettirilmesini sağlamak olunca aile mahkemesindeki davanın sonucu beklenmeksizin karar verilmesi dosyadaki uyuşmazlığın kapsamına uygundur.</p>

<p>Özel dairenin bozma kararı ise bu davanın aile mahkemesinde varlığı belirlenecek bir alacağın tahsilini sağlamak için açıldığı ve tasarrufun iptali davasından beklenene benzer bir sonuç elde etme amacını taşıdığı esasına dayanmakta ise de davacı taraf, asıl amacın bu olmadığını, taşınmazdaki bir şahsi hakkının varlığını ispatlayarak asıl borçludan istemeyi sağlamak üzere bu davayı açtıklarını karar düzeltme dilekçesindeki anlatımlarla da açıkça ortaya koymuştur.</p>

<p>Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir (HMK 165/1). Bu hükmün sonucu olarak aile mahkemesince bu davanın sonucu beklenebilir ise de bu davada aile mahkemesindeki dava sonucunun beklenmesi davanın açılma amacı ve elde edilmek istenen sonuç ile bağdaşmayacaktır.</p>

<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle somut uyuşmazlıkta aile mahkemesindeki dava sonucu beklenmeksizin karar verilmesi mümkün olup bu nedenle önceki kararda direnilmesi isabetli ve yerinde olmuştur. Bozma kararı usule ilişkin olduğundan özel daire işin esasını incelememiştir. Bu davalarda tapu iptali kararı verilmesinin mümkün olup olmadığı ve verilmesi gereken kararın kapsamı konusu, esasa ilişkin yapılacak incelemenin konusudur. Bu durumda karar düzeltme talebinin kabulü ile direnme uygun bulunup işin esası incelenmek üzere dosyanın özel daireye gönderilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan karar düzeltme talebinin reddi yönünde oluşan Değerli Çoğunluk görüşüne katılamıyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025557-e-2025730-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-binas.jpg" type="image/jpeg" length="80277"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/618 E., 2025/231 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2023618-e-2025231-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2023618-e-2025231-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.04.2025 tarihli, 2023/618 E., 2025/231 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2023/618 E., 2025/231 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/498 E., 2022/446 K.</p>

<p>ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.04.2022 tarihli ve<br />
2021/2012 Esas, 2022/6837 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>1. Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince onanmış, davalılar vekillerinin karar düzeltme istemi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.</p>

<p>2. Direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>Davacı İstemi</p>

<p>4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... ...'ın 1991 yılında evlendiklerini, davalı eşin 31.01.2013 tarihinde boşanma davası açtığını, dava konusu taşınmazın evlilik devam ederken müvekkilinin maddi katkılarıyla 2006 yılının Haziran ayında satın alındığını, müvekkilinin İran'da çalışması nedeniyle satış işlemlerinin İstanbul'da yaşayan davalı eş tarafından yapılarak taşınmazın davalı eş adına kaydettirildiğini, boşanma davası açılmadan kısa bir süre önce 12.12.2012 tarihinde bu taşınmazın davalı eş tarafından diğer davalı ...'e satıldığını, bu satış işleminin müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı olan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı ... ... adına tapuya tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı Cevabı</p>

<p>5. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın bedeli şahsi birikimleri ve kredi kullanarak ödendiğinden müvekkilinin kişisel malı olduğunu, bu taşınmazın alınmasında davacının ekonomik olarak hiçbir katkısının olmadığını, yapılan satış muvazaalı olmayıp gerçek satış niteliğinde olduğunu, davacının hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>6. Davalı ... cevap dilekçesinde; satışın gerçek bir satış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin Kararı</p>

<p>7. İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve 2013/217 Esas, 2015/100 Karar sayılı kararı ile; davalı ... ...’ın eşi davacı tarafından aldatıldığı iddiası ile 18.01.2013 tarihinde boşanma ve 31.01.2013 tarihinde ise katılma alacağı davası açtığı, bu davalardan kısa süre önce dava konusu taşınmazı devretmesinin mal kaçırma niyetiyle olduğu, taşınmazı devralan davalı ...’in tasarrufunda olan yer için aidat ödemesi gerektiği hâlde ödenmediği de açık olup tüm bunlara göre davalıların bir plan dahilinde ve birlikte hareket ederek temlik işlemini danışıklı olarak yaptıkları gerekçesiyle davanın kabulü ile taşınmazın tapusunun iptaline ve davalı ... ... adına tesciline karar verilmiştir.</p>

<p>Özel Dairenin Bozma Kararı</p>

<p>8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.09.2018 tarihli ve 2016/2848 esas, 2018/8260 karar sayılı kararıyla onanmış, bunun üzerine davalılar vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.</p>

<p>9. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.04.2022 tarihli ve 2021/2012 Esas, 2022/6837 Karar sayılı kararı ile;<br />
“…1. Davalı ... ... ve ... zorunlu dava arkadaşı olduğundan, ...'in yatırdığı nisbi harç yeterli olup, davalı ... ... tarafından da maktu harç yatırılmış bulunmasına göre, harç eksikliğinden red kararı verilmesi ve buna ilişkin ek kararın onanması hatalı olmuştur.</p>

<p>2. Dava, TBK’nın 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir.<br />
Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler.</p>

<p>3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere,muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir.</p>

<p>Somut olayda, dava TBK'nın 19. maddesine dayalı olarak açılmıştır. Davacı ile davalı ... ... arasındaki boşanma davası İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 2013/42 Esas 2014/371 Karar sayılı ilamı ile sonuçlanmış, tarafların boşanmalarına karar verilmiş, ancak davacı lehine herhangi bir mali hakka hükmedilmemiştir. Ancak davacı ile davalı ... ... arasında İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 Esas sayılı dosyasından mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davası bulunmaktadır. Bu davanın devam ettiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu halde, mahkemece, İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 Esas sayılı davasının sonucunun bekletici mesele yapılarak, bu dava sonunda davacının bir alacağı olmadığının anlaşılması halinde davanın reddine, aksi durumda yani bir alacağın varlığı halinde ise TBK’nın 19. maddesine göre muvazaa olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak, muvazaanın ispatı durumunda davanın kabulü ile bu alacağı için İİK'283/1. maddesinin kıyasen uygulanarak davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekirken, maddi yanılgı sonucu onanmasına karar verilmesi hatalı olmuştur …” gerekçesiyle karar bozulmuştur.</p>

<p>Direnme Kararı<br />
10. İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.11.2022 tarihli ve 2022/498 Esas, 2022/446 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında bozma ilâmında bekletici mesele yapılması istenen İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 E. sayılı dosyasının mal rejiminden kaynaklı katılma alacağı davası olduğu ve eldeki davanın sonucunu beklediği, öncelikle mal rejiminin çözülebilmesi için tapu kaydındaki ihtilafın çözülmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p>Direnme Kararının Temyizi<br />
11. Direnme kararı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p><strong>II. UYUŞMAZLIK</strong></p>

<p>12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 E. sayılı dosyasında davacı ile davalı ... (...) arasında görülen mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davasının, eldeki davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesi uyarınca bekletici sorun yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın irdelenmesinde fayda bulunmaktadır.</p>

<p>14. Sözleşmeler kural olarak tarafların karşılıklı ve uygun iradeleri ile meydana gelir. Ancak bu irade ile beyan her zaman birbiri ile örtüşmeyebilir. Bu uygunsuzluk hâli istem dışı oluşabileceği gibi, taraflar bilerek ve isteyerek de iradeleri ile beyanları arasında uygunsuzluk yaratabilirler.</p>

<p>15. Muvazaa olarak adlandırılan bu ikinci durum öğreti ve uygulamada çok çeşitli şekillerde ifade edilmiştir. Muvazaa, Türk Hukuk Lûgatı’nda; “Hukuksal bir işlem konusunda gerçek duruma aykırılıkta birleşilerek yapılan ortak açıklama (beyan) ya da ortaya konulan belge, danışıklı işlem” olarak tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı:Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, s. 819). Bilindiği üzere “tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile gerçek durumu onlardan gizleyerek kendi gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarına” muvazaa ve bu şekilde yapılan işlemlere de muvazaalı işlemler denilir. Bir başka söyleyişle muvazaa; “açıklanan beyanlarının gerçek maksatlarına uymadıklarını bildikleri hâlde, tarafların kastettikleri durumdan başka bir ilişkide kendilerini anlaşmış gibi göstermeleri hâli (7.10.1953 tarihli ve 8/7 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı), tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla kendi gerçek iradelerine uymayan haksız eylem niteliğinde anlaşmalarıdır.”</p>

<p>16. Yukarıdaki tanımların ortak noktasından yola çıkıldığında muvazaalı bir hukuki işlemden bahsedebilmek için; tarafların iradeleri ile beyanları arasında isteyerek yaratılmış bir uygunsuzluk, üçüncü kişileri aldatmak (muvazaa) niyeti, taraflar arasında gizli işlemi yaratan muvazaa sözleşmesinin bulunması gerektiği muhakkaktır.</p>

<p>17. Muvazaa, “mutlak muvazaa”, “nispi muvazaa” gibi çeşitli türlere ayrılır. Tarafların gerçekte bir işlem yapmayı düşünmemelerine rağmen, sırf üçüncü kişilere karşı onları aldatmak amacıyla, işlem yapmış gibi gözükmek için, görünürde bir işlem yapmalarına “mutlak muvazaa” denir. Nispi muvazaada ise; taraflar aralarında yaptıkları bir sözleşmeyi kendi iç iradelerine uymayan ve dışarıya karşı yaptıkları başka bir işlemle gizlerler. Bir başka anlatımla, nispi muvazaada taraflar görünürdeki işlem arkasında gerçek iradelerine uygun olmayan gizli bir işlem yaparlar (Fikret, Eren: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2018, s. 370).</p>

<p>18. Pozitif hukukumuzda muvazaalı sözleşmelerin hüküm ve sonuçlarını düzenleyen bir kanun metni bulunmamaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) “Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler” başlıklı 19. maddesinde; bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı hüküm altına alınmıştır. TBK’nın 19. maddesi ile sadece nispi muvazaa düzenlenmiş olup, bu maddede mutlak muvazaa hükme bağlanmamıştır.Toplum ihtiyaçlarının zorlaması ile mutlak muvazaa öğreti ve uygulamada yerini almış, bu husustaki ilkeler yargısal içtihatlarla şekillenmiştir (Eraslan, Özkaya: Açıklamalı- İçtihatlı İnançlı işlem ve Muvazaa Davaları, Ankara 2020, s. 184 vd.).</p>

<p>19. Kural olarak üçüncü kişiler muvazaalı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilir. Çünkü muvazaalı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak genel usul kuralı gereğince her davada olduğu gibi anılan bu davada da davacının hukuki yararının bulunması zorunludur. Başka bir anlatım ile üçüncü kişinin muvazaalı işlem ile haklarının zarar uğratıldığının benimsenebilmesi için onun muvazaalı işlemde bulunandan alacaklı olması ve muvazaalı işlemin alacağının ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış bulunması gerekmektedir. Zira davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır.</p>

<p>20. Somut olayda, davalı eş tarafından davacı eşe boşanma ve katılma alacağı davası açıldığı, bu davalardan kısa bir süre önce dava konusu taşınmazın davalı eş tarafından diğer davalı ...’e devredildiği, davacı tarafından katkı payı alacağının engellenmesi amacıyla dava konusu taşınmazın muvazaalı olarak devredildiği ileri sürülerek tapu iptali ve tescil isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosyada yer alan tapu kaydından taşınmazın davalılar arasında devredildiği tespit edilmiştir.</p>

<p>21. İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 E. sayılı dosyası incelendiğinde; davanın davacı ile davalı ... arasında görülen mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davası olduğu ve mahkemenin eldeki dosyayı bekletici mesele yaptığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>22. Uyuşmazlığın çözümü için “bekletici sorun” hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.</p>

<p>23. 6100 sayılı HMK’nın “Bekletici sorun” başlıklı 165. maddesinde;<br />
“ (1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.</p>

<p>(2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p>24. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı, davalı eşin boşanma ve katılma alacağı davası açılmadan kısa bir süre önce dava konusu taşınmazı danışıklı olarak davalı ...’e devredildiği iddiasıyla eldeki davayı açmıştır. Davacının bu davayı açmaktaki amacı, açtığı dava sonucu hak kazanacağı alacağını alabilmeye yönelik olarak, danışıklı olduğunu ileri sürdüğü hukuki işlemlerin kendisi yönünden geçersizliğini sağlayarak alacağına kavuşmaktır. Hukuki yarar bir dava şartı olup, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı davacının alacağının olduğunun saptanması ile mümkün olacaktır. Davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı yani hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından davacı ve davalı ... ... arasındaki mal tasfiyesi davasının sonucu beklenmelidir. Bu durumda mahkemece davacıya muvazaa iddiasının kapsamı sorularak mahkemece, mal tasfiyesine ilişkin davanın sonucu beklenmeli, alacağın varlığı sabit olduğu ve muvazaa olgusu ispat edildiği takdirde davanın kabulüne, aksi hâlde davanın reddine karar verilmelidir.</p>

<p>25. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davanın muvazaa nedenine dayalı açılan tapu iptal tescil istemine ilişkin olduğu, bu tür davaların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 241. maddesine göre çözümlenmesi gerektiği, bu maddeye göre borçlu eşin malvarlığının ya da terekesinin katılma alacağını karşılamaya yeterli olmadığı hâllerde, alacaklı eşe, kazandırmadan veya devirden yararlanan üçüncü kişiye başvurarak eksik kalan kısmı elde etme olanağı tanıdığı, mal tasfiyesine yönelik davanın sonucunun beklenmesi ve bozma ilâmına TMK’nın 241. maddesinde yer alan düzenlemenin eklenmesi gerektiği, bu nedenle direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında belirtilen nedenler yanında açıklanan ilave gerekçelerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.</p>

<p>26. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki belge ve delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>27. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,</p>

<p>İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,</p>

<p>Aynı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere</p>

<p>16.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla ikinci görüşmede karar verildi.</p>

<p><br />
<strong>"K A R Ş I O Y"</strong></p>

<p>Davacı ... ..., davalı eski eşi... ... aleyhine boşanma davası, ardından da mal rejiminin tasfiyesi davası açtığını, boşanma davasının kabul ile sonuçlanarak kesinleştiğini, mal rejiminin tasfiyesi davasının ise derdest olduğunu, davalı ... ...’ın mal rejiminin tasfiyesi sonucu oluşacak alacağı sonuçsuz bırakmak için evlilik birliği içinde ortak gelirleri ile satın alınarak adına tescil edilen taşınmazı muvazalı olarak diğer davalı ...’e satış göstermek suretiyle devrettiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile davalı eski eşi... adına tesciline karar verilmesini istemiştir.<br />
Yerel mahkemece, davanın kabulü ile davalı ... adına kayıtlı tapunun iptali ile diğer davalı ... adına tesciline karar verilmiş, hükmün davalılarca temyizi ve ardından karar düzeltme itirazı üzerine yüksek özel dairece yazılı gerekçelerle bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnilmiştir.</p>

<p>Davacının talebinin, mal rejiminin tasfiyesi sonucu çıkması muhtemel alacağı sonuçsuz bırakmak amacıyla yapılan muvazalı taşınmaz devrinin iptali ile önceki malik davalı eski eş... adına tesciline ilişkin olduğu, gerek özel daire gerekse Hukuk Genel Kurulunun sayın çoğunluğu tarafından kabul edilmektedir. Yine mal rejiminin tasfiyesi davasının bekletici mesele yapılması ile tapu iptal ve tescil yerine davacı alacaklıya haciz ve satış istemi yetkisinin verilmesi yönündeki özel daire ve Hukuk Genel Kurulunun sayın çoğunluğunun görüşüne aynen katılmaktayız.<br />
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi, muvazalı işlemlere ilişkin düzenleme içeren çatı madde olmakla birlikte, uygulamada olayın türüne ve hukuki niteliğine göre, yasal düzenleme ile ya da geliştirilen yargısal içtihatlarla amacına uygun adil ve hakkaniyetli çözümler üretilmektedir. Nitekim özel daire ve HGK’nın sayın çoğunluğu, tapu sicilinin tamamen iptali yerine 2004 sayılı İİK’nın 283/1 maddesinin kıyas yoluyla uygulanmasıyla muvazanın belirlenmesi hâlinde davacıya haciz ve satış isteme yetkisinin verilmesini belirtmekle bu düşünceyi kabul etmektedir. Benzeri uygulama, miras hukukunda olup muvazalı işlemlerde, işlemin tamamen iptali yerine miras payı gözetilerek karar verilmesi bu yaygın uygulamaya emsaldir. Direnmeye konu muvaza ise aile hukukuna ilişkin olup buna yönelik özel yasal düzenleme mevcuttur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 241/1 maddesinde aynen “Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları… karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan 3. kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir” şeklinde açık hüküm bulunmaktadır.</p>

<p>HGK’nın sayın çoğunluğunun bozma yönündeki görüşüne aynen katılmakla birlikte kanaatimizce; mevcut bozma kararına, davacı lehine tasfiye alacağının ve davalılar arasında muvazalı işlemin belirlenmesi durumunda davacıya, davalı eski eşi...’dan tahsil edemediği miktarla ve yapılan muvazalı kazandırma ile sınırlı olarak diğer davalı ...’ya başvurmasının gerektiği yönünde açıklama yapılması daha uygun olacaktır. Başka bir anlatımla, davalı eski eş...’ın mal varlığının mal rejiminin tasfiyesi sonucu oluşacak borcunu ödemeye yetmediğinin anlaşılması durumunda yukarıda anılan TMK’nın 241/1 maddesi uyarınca eksik kalan miktarla sınırlı olarak lehine muvazalı kazandırma yapıldığı belirlenen diğer davalı ...’dan tahsilinin talep edilmesi gerekir. HGK’nın bozma kararına mevcut hâliyle uyularak yerel mahkemece bu doğrultuda karar verilmesi hâlinde, davacı lehine mal rejiminin tasfiyesi davası sonucu doğacak alacağının tamamından direnmeye konu davanın her iki davalısı da müteselsilen sorumlu olacaktır ve davacı alacaklı eşe, TMK’nın 241/1 maddesinin açık hükmüne aykırı olarak, alacağının tamamını asıl borçlu eski eş...'dan talep etmeden diğer davalı ...’dan isteme yolu açılacaktır. Bu durum, 2004 sayılı İİK’nın 45. maddesine ve alacağın asıl borçludan istenmeden kefilden istenemeyeceği yönündeki benzer nitelikli yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına da aykırıdır.</p>

<p>Tüm bu açıklamalar nedeniyle, HGK’nın Sayın Çoğunluğunun bozma yönündeki görüşüne aynen katılmakla birlikte, az yukarıda belirtilen hususların da ilave edilmesinin daha isabetli olacağı düşüncesindeyiz.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2023618-e-2025231-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-s.jpg" type="image/jpeg" length="52198"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: 525 hâkim ve Cumhuriyet savcısı hakkında işlem yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-525-hakim-ve-cumhuriyet-savcisi-hakkinda-islem-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-525-hakim-ve-cumhuriyet-savcisi-hakkinda-islem-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, HSK İkinci Dairesince 2026 yılında 525 hâkim ve Cumhuriyet savcısı hakkında esasa ilişkin karar alındığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i><strong>Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</strong></i></p>

<p>Milletimizin huzurunu ve kamu düzenini hedef alan suçlularla ve suç örgütleriyle kararlılıkla mücadele ediyoruz. Adaletin gereğini yerine getirirken <strong>kimsenin makamına, unvanına veya nüfuzuna bakmıyoruz</strong>.</p>

<p>Bu hassasiyetimiz, yargı teşkilatımızın mensupları bakımından da <strong>aynen geçerlidir</strong>. Hâkim ve Cumhuriyet savcılarımızın <strong>büyük çoğunluğu</strong> görevlerini hukuka, vicdana ve meslek onuruna bağlılıkla yerine getirmektedir. Ancak bu sıfatın hiç kimseye ayrıcalık sağlamayacağı da açıktır.</p>

<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulumuz <strong>denetim ve disiplin mekanizmalarını</strong> etkin biçimde işletmektedir. Bu çerçevede HSK İkinci Dairesince 2026 yılında 525 hâkim ve Cumhuriyet savcısı hakkında esasa ilişkin <strong>karar alınmıştır</strong>.</p>

<p>Bunlardan 333’ü hakkında; 168 uyarma, 24 kınama, 23 aylıktan kesme, 4 kademe ilerlemesini durdurma, 30 yer değiştirme ve 84 meslekten çıkarma <strong>cezası uygulanmıştır</strong>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adalet sistemimizin hızını ve etkinliğini artırırken denetim mekanizmalarını daha da <strong>güçlendireceğiz</strong>.</p>

<p>Dışarıda suç örgütleriyle, yargı teşkilatımız içinde ise <strong>hukuku ve meslek onurunu</strong> zedeleyen her türlü tutumla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/h-oya-q-m-t-x-q-a-a5nwz.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-525-hakim-ve-cumhuriyet-savcisi-hakkinda-islem-yapildi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/yargi/savci-hakim.jpg" type="image/jpeg" length="58368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuk Sporcuların Kulüp Değişikliğinde Çocuğun Üstün Yararı ve Görüşünün Hukuki Önemi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cocuk-sporcularin-kulup-degisikliginde-cocugun-ustun-yarari-ve-gorusunun-hukuki-onemi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cocuk-sporcularin-kulup-degisikliginde-cocugun-ustun-yarari-ve-gorusunun-hukuki-onemi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Spor; çocukların fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimlerine katkı sağlayan önemli faaliyetlerden biridir. Bununla birlikte çocukların sportif faaliyetlere erken yaşlarda başlaması sporcu kimliği ile çocuk haklarının kesiştiği özel bir alanın ortaya çıkmasına neden olmaktadır.</p>

<p>Çocuk sporcunun bir kulübe bağlı olarak lisanslı sporcu olmasıyla birlikte sportif faaliyetleri belirli bir hukuki çerçeve içerisinde yürütülmektedir. Zaman içerisinde çocuğun başka bir kulübe geçmek istemesi, ailesinin farklı bir kulübü tercih etmesi veya mevcut kulüp ile yaşanan sorunlar nedeniyle kulüp değişikliği gündeme gelebilmektedir.</p>

<p>Bu noktada kulüp değişikliği yalnızca teknik bir transfer işlemi olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü çocuğun kulüp değiştirmesi;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>antrenör değişikliğine,</li>
 <li>antrenman programının farklılaşmasına,</li>
 <li>eğitim düzeninin etkilenmesine,</li>
 <li>ulaşım koşullarının değişmesine,</li>
 <li>arkadaş çevresinin değişmesine,</li>
 <li>sportif hedeflerin yeniden belirlenmesine neden olabilmektedir.</li>
</ul>

<p>Bu nedenle kulüp değişikliğine ilişkin kararın yalnızca "transfer işlemi gerçekleştirilebilir mi?" sorusu üzerinden değerlendirilmesi yeterli değildir.</p>

<p>Bunun yanında: <strong>"Bu karar çocuğun üstün yararına uygun mudur?" ,</strong> <strong>"Çocuğun görüşü dikkate alınmış mıdır?"</strong> sorularının da sorulması gerekmektedir.</p>

<p>Bu çalışmada, çocuk sporcuların kulüp değişikliği süreci çocuk hakları perspektifinden çocuğun üstün yararı ve çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünü ifade etme hakkı çerçevesinde, kulüp değişikliğinde ebeveynlerin rolü ile çocuğun görüşünün nasıl değerlendirilmesi gerektiği incelenmektedir.</p>

<p><strong>I. Çocuk Sporcunun Hukuki Konumu</strong></p>

<p>18 yaşındaki sporcular ‘’çocuk sporcu’’ statüsündedir. Çocuk sporcu, sportif faaliyet içerisinde yer alırken aynı zamanda çocuk olma niteliğini korumaktadır. Bu nedenle çocuğun sportif kimliği, çocuk olarak sahip olduğu hakların önüne geçmemelidir.</p>

<p>Çocuk sporcuların sportif gelişiminin desteklenmesi kadar; eğitimlerinin sürdürülmesi, fiziksel ve psikolojik sağlıklarının korunması, güvenli bir spor ortamında bulunmaları ve kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerini ifade edebilmeleri de önem taşımaktadır.</p>

<p>Kulüp değişikliği bakımından bu yaklaşım özellikle önemlidir. Zira çocuk için kulüp, yalnızca antrenman yapılan veya yarışmalara katılım sağlanan bir yapı değildir.</p>

<p><strong>II. Kulüp Değişikliğinin Spor Hukuku Boyutu</strong></p>

<p>Mevzuat çerçevesinde spor hukuku boyutu anlamında transfer süreci; bu çalışmamızın konusu olmadığı için kısaca değinmek gerekirse sporcuların lisans, vize ve transfer işlemleri, genel spor mevzuatı ile ilgili spor federasyonlarının branşa özgü düzenlemeleri çerçevesinde yürütülmektedir. Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği, bu işlemlere ilişkin usul ve esasların genel çerçevesini belirlemektedir. Bunun yanında ilgili federasyonların kendi spor dallarına özgü düzenlemeleri de bulunmaktadır.</p>

<p>Bu hukuki yapı içerisinde çocuk sporcular bakımından kulüp değişikliğinin teknik ve idari boyutu ayrıca değerlendirilmelidir. Transfer işleminin mevzuata uygun olarak gerçekleştirilebilmesi, kararın çocuk açısından doğuracağı sonuçların ayrıca değerlendirilmesine engel değildir.</p>

<p>Çocuk sporcunun kulüp değişikliği değerlendirilirken iki ayrı hukuki alanın birlikte ele alınması gerekmektedir.</p>

<p>İlk olarak, transfer işleminin ilgili mevzuat ve federasyon düzenlemelerine uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir.</p>

<p>İkinci olarak ise bu transfer kararının çocuk açısından doğuracağı sonuçlar, çocuk hakları perspektifinden ele alınmalıdır.</p>

<p>Başka bir ifadeyle; <strong>Transferin hukuken mümkün olması ile transferin çocuk açısından en uygun karar olması aynı şey değildir.</strong> Bu ayrım, çocuk sporcular bakımından özellikle önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>III. Çocuğun Üstün Yararı İlkesi</strong></p>

<p>Çocuk sporcuların kulüp değişikliği bakımından değerlendirilmesi gereken temel ilkelerden biri çocuğun üstün yararıdır.</p>

<p>Çocuğun üstün yararı ilkesi Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3. Maddesi ile düzenlenmiştir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 3. Maddesine göre çocuğun üstün yararı ilkesi çocuklarla ilgili her türlü eylem veya idari işlemin çocuğun üstün yararı dikkate alınarak yapılması gerektiğini belirtir.</p>

<p>Yine Türk Medeni Kanunu’nda çocuğun korunması bakımından kabul edilen ilkelerden birisi çocuğun üstün yararı ilkesidir. Türk Medeni Kanunu ve uygulama açısından bu ilkeden anlaşılması gereken, çocuğun yararının daima anne ve babanın yararından önce gelmesidir.</p>

<p><strong>Türkiye Futbol Federasyonu’nun Futbolda Sporcu Esenliği ve Çocuk Koruma Talimatının tanımlar kısmında çocuğun üstün yararı ilkesini:</strong> ‘<i>’Çocuğun Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinde tanımlanan bütün haklardan tam ve etkin bir şekilde yararlanmasını ve bütünsel gelişimini sağlamayı amaçlayan, çocukla ilgili yapılan bütün faaliyetlerde öncelikle bu amacın dikkate alınmasını zorunlu kılan ilke’’ </i>olarak tanımlamış; bu talimatın 4. Maddesinde : <strong><u>tüm süreçlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi futbolda sporcu esenliği ve çocuk korumanın ilkeleri </u></strong>arasında sayılmıştır.</p>

<p><strong><i><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20159767-e-201511313-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.06.2015 T. 2015/9767 E. 2015/11313 K. Sayılı kararı</span></a>nda,’’ </i></strong><i>Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, ahlaki değer yaşamları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.’’</i></p>

<p><strong><i><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20194980-e-201912318-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 2. HD. T. 16.12.2019 E.2019/4980 K. 2019/12318 sayılı kararı</a>nda,</i></strong><i> ‘’(Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1; TMK m.339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m.4/b). Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir.’’</i></p>

<p>Çocuğun üstün yararı, yalnızca sportif başarı veya performans üzerinden değerlendirilmemelidir. Çocuğun üstün yararı değerlendirilirken somut olayın özelliklerine göre;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>çocuğun yaşı,</li>
 <li>gelişim düzeyi,</li>
 <li>fiziksel sağlığı,</li>
 <li>psikolojik iyi oluşu,</li>
 <li>eğitim hayatı,</li>
 <li>sosyal çevresi,</li>
 <li>aile düzeni,</li>
 <li>antrenman yoğunluğu,</li>
 <li>ulaşım koşulları,</li>
 <li>dinlenme ihtiyacı,</li>
 <li>sportif gelişimi,</li>
 <li>güvenliği,</li>
 <li>görüş ve istekleri bir bütün olarak değerlendirilmelidir.</li>
</ul>

<p>Örneğin daha başarılı bir kulübe transfer edilen çocuk, sportif açıdan daha iyi imkanlara kavuşabilir. Ancak yeni kulübün antrenman programı nedeniyle eğitim hayatında ciddi sorunlar yaşaması veya günlük yaşam dengesinin bozulması halinde yalnızca sportif başarıya dayalı bir değerlendirme çocuğun üstün yararını tam olarak karşılamayabilir.</p>

<p>Bu nedenle çocuk sporcular açısından "en iyi kulüp" kavramının her zaman "en başarılı kulüp" anlamına gelmediği göz önünde bulundurulmalıdır.</p>

<p><strong>IV. Çocuğun Görüşünün Dikkate Alınması</strong></p>

<p>Çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünü ifade edebilmesi ve bu görüşün yaşına ve gelişim düzeyine uygun biçimde dikkate alınması, çocuk haklarının temel ilkeleri arasında yer almaktadır.</p>

<p>Kulüp değişikliği, çocuğun sportif yaşamını doğrudan etkileyen bir karar olduğundan çocuğun görüşünün de değerlendirme sürecinin bir parçası olması gerektiği söylenebilir. Ancak çocuğun görüşünün dikkate alınması ile nihai kararın her durumda çocuğa bırakılması birbirinden farklıdır. Özellikle küçük yaşta bir çocuğun kararın uzun vadeli sonuçlarını değerlendirme kapasitesi ile daha ileri yaşta ve sportif kariyerine ilişkin hedeflerini daha bilinçli şekilde belirleyebilen bir çocuğun durumu aynı değildir. Bu nedenle çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi, görüşünün değerlendirilmesinde önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p><strong>Burada önemli olan, çocuğun görüşünün yalnızca şeklen alınması değil, gerçekten dinlenmesi ve karar sürecinde değerlendirilmesidir.</strong></p>

<p>Çocuğun istediği kararın uygulanmaması, tek başına çocuğun görüşünün dikkate alınmadığı anlamına gelmez. Ancak çocuk sporcunun hiçbir şekilde dinlenmemesi veya görüşünün tamamen yok sayılması, çocuk hakları bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur.</p>

<p><strong>V. Kulüp Değişikliğinde Ebeveynlerin Rolü</strong></p>

<p>Kulüp değişikliği sürecinde ebeveynler önemli bir konuma sahiptir. Çocuğun yaşı ve hukuki işlem ehliyeti nedeniyle bazı işlemlerde yasal temsilcilerin sürece dahil olması gerekebilmektedir. Sporcu lisans işlemlerinde küçük yaştaki sporcular bakımından veli izin belgesi gibi belgelerin aranması da bu sürecin ebeveyn boyutunu ortaya koymaktadır.</p>

<p>Ebeveynlerin sorumluluğu yalnızca sportif açıdan daha başarılı görülen kulübü seçmek değildir.</p>

<p>Ebeveynler karar verirken çocuğun;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>sportif gelişimini,</li>
 <li>eğitim hayatını,</li>
 <li>sosyal ilişkilerini,</li>
 <li>fiziksel ve psikolojik durumunu,</li>
 <li>güvenliğini,</li>
 <li>kulüp değişikliğine ilişkin görüşünü</li>
</ul>

<p>birlikte değerlendirmelidir.</p>

<p>Örneğin ebeveynler daha başarılı bir kulübe geçmenin çocuk açısından daha faydalı olacağını düşünebilir. Ancak çocuk mevcut kulübünde kalmak isteyebilir. Bu durumda çocuğun neden kalmak istediği de anlaşılmaya çalışılmalıdır.</p>

<p>Çocuğun mevcut antrenörüyle kurduğu güven ilişkisi, takım arkadaşları, kulüpte kendisini güvende hissetmesi veya mevcut düzenine bağlılığı gibi faktörler, çocuğun görüşünün arkasındaki nedenler olabilir.</p>

<p>Dolayısıyla ebeveynlerin rolü, çocuğun yerine yalnızca karar vermek değil; çocuğun üstün yararını gözeterek onu karar sürecine uygun şekilde dahil etmektir.</p>

<p><strong>VI. Çocuk, Aile ve Kulüp Arasındaki Dengenin Kurulması</strong></p>

<p>Çocuk sporcunun kulüp değişikliği sürecinde çocuk, aile ve kulüp olmak üzere farklı aktörlerin beklentileri birbiriyle çatışabilir. Bu noktada çocuğun sportif potansiyeli ile çocuk olarak ihtiyaçları arasında denge kurulması önemlidir. Çocuğun gelecekte başarılı bir sporcu olma potansiyeli, bugün sahip olduğu hakların ve ihtiyaçların önüne geçirilmemelidir.</p>

<p>Çocuğun sportif kariyerinin planlanması sırasında eğitim hayatı, sosyal gelişimi, fiziksel ve psikolojik sağlığı da göz önünde bulundurulmalıdır.</p>

<p><strong>VII. Uygulamadaki Hukuki Sorunlar</strong></p>

<p>Çocuk sporcuların kulüp değişikliğinde ortaya çıkabilecek hukuki sorunlar yalnızca transfer işleminin gerçekleştirilmesiyle sınırlı değildir.</p>

<p>Uygulamada;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>transfer işlemlerinin hangi koşullarda yapılabileceği,</li>
 <li>kulüp ile sporcu arasındaki ilişkinin sona erdirilmesi,</li>
 <li>lisans işlemleri,</li>
 <li>transfer dönemleri,</li>
 <li>kulüplerin ve sporcuların yükümlülükleri,</li>
 <li>çocuğun görüşünün karar sürecindeki yeri,</li>
 <li>ebeveynlerin yetki ve sorumlulukları</li>
</ul>

<p>gibi birçok konu gündeme gelebilir.</p>

<p>Bu nedenle çocuk sporculara ilişkin uyuşmazlıklarda hem ilgili federasyonun düzenlemeleri hem de çocuk haklarına ilişkin genel hukuk ilkeleri birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Özellikle çocuğun üstün yararının yalnızca teorik bir ilke olarak kalmaması, somut olayın değerlendirilmesinde gerçek bir ölçüt olarak ele alınması önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>Çözüm Önerileri</strong></p>

<p>Kulüp değişikliği süreçlerinde çocuk merkezli bir yaklaşımın geliştirilmesi için bazı temel ilkeler benimsenebilir.</p>

<p>1.Çocuk sporcunun yaşı ve gelişim düzeyine uygun biçimde görüşünün alınması sağlanmalıdır.</p>

<p>2. Kulüp değişikliği değerlendirmesi yalnızca sportif başarı üzerinden yapılmamalıdır.</p>

<p>3. Çocuğun eğitim hayatı, sosyal çevresi, fiziksel ve psikolojik sağlığı ile güvenliği de değerlendirmeye dahil edilmelidir.</p>

<p>4. Ebeveynlerin ve kulüplerin çocuk sporcunun görüşünü dikkate alan bir iletişim süreci yürütmesi önemlidir.</p>

<p>5. Çocuk sporcularla ilgili uyuşmazlıklarda yalnızca transfer işleminin teknik olarak mümkün olup olmadığı değil, kararın çocuk açısından doğuracağı sonuçlar da değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Çocuk sporcuların kulüp değişikliği, yalnızca sportif veya idari bir işlem değildir. Bu süreç, spor hukuku ile çocuk haklarının kesiştiği önemli bir alan oluşturmaktadır.</p>

<p>Bir yandan ilgili mevzuat ve federasyon düzenlemelerine uygun hareket edilmesi gerekirken, diğer yandan çocuğun üstün yararının gözetilmesi ve görüşünün yaşına ve gelişim düzeyine uygun biçimde dikkate alınması gerekmektedir.</p>

<p>Çocuğun görüşünün dikkate alınması, her durumda çocuğun istediği kararın uygulanacağı anlamına gelmez. Ancak çocuk sporcunun hayatını doğrudan etkileyen bir karar alınırken, onun görüşünün dinlenmesi ve değerlendirilmesi çocuk merkezli bir yaklaşımın önemli bir unsurudur.</p>

<p>Bu nedenle kulüp değişikliği sürecinde yalnızca;</p>

<p><strong>"Hangi kulüp daha başarılı?"</strong> sorusunun sorulması yeterli değildir.</p>

<p>Bunun yanında;</p>

<p><strong>"Bu karar çocuğun üstün yararına uygun mu?"</strong>, <strong>"Çocuğun görüşü dinlendi mi?"</strong>, <strong>"Bu değişiklik çocuğun sportif gelişimi ile eğitim ve sosyal hayatı arasında sağlıklı bir denge oluşturabilecek mi?"</strong> sorularının da sorulması gerekmektedir.</p>

<p>Çocuk sporcuların sportif kariyerlerini planlarken, onların çocukluk dönemleri ihtiyaçları ve hakları da korunmalıdır. Çocuk sporcu, yalnızca geleceğin başarılı sporcusu değildir. O, nihayetinde ulusal ve uluslararası sözleşmelerle hakları koruma altına alınmış bir çocuktur ve unutulmamalıdır ki; sporda çocuğun korunması anlamında transfer süreci konusu bu hususun yalnızca bir boyutudur.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-kubra-zeybek" title="Av. Kübra ZEYBEK"><img alt="Av. Kübra ZEYBEK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/10/kubra-bilgin.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-kubra-zeybek" title="Av. Kübra ZEYBEK">Av. Kübra ZEYBEK</a></strong></h4>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cocuk-sporcularin-kulup-degisikliginde-cocugun-ustun-yarari-ve-gorusunun-hukuki-onemi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/hukuk-35-1-1024x576.jpg" type="image/jpeg" length="15534"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2019/4980 E., 2019/12318 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20194980-e-201912318-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20194980-e-201912318-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 16.12.2019 tarihli, 2019/4980 E., 2019/12318 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2019/4980 E., 2019/12318 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi<br />
DAVACI-DAVALI : ...<br />
DAVALI-DAVACI :<br />
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma<br />
KARAR DÜZELTME İSTEYEN :...</p>

<p>Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; bozulmasına dair Dairemizin 26.06.2018 gün ve 2016/20732 - 2018/8068 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;</p>

<p>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.</p>

<p>Mahkemece; tarafların karşılıklı boşanma davalarının kabulü ile boşanmalarına, ortak çocukların velayetleri davacı-davalı babaya verilmiş, davalı-davacı kadının hükmü velayetler yönünden temyiz etmesi üzerine Dairemizce; ortak çocukların velayetlerinin davalı-davacı anneye verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuş, davacı-davalı erkek tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Velayet düzenlemesi yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "Üstün yararıdır" (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1; TMK m.339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m.4/b). Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Somut olayda; karar velayetler yönünden kesinleşmeden Diyarbakır 2. Aile Mahkemesi'nin 2016/967 esas 2017/851 karar sayılı dosyası ile, ortak çocuklar Nisanur ve ...'in velayetlerinin davacı-davalı babaya verildiği, bu kararın 12.12.2017 tarihinde kesinleştiği, bu dosyada yapılan yargılama sırasında alınan sosyal inceleme raporuna göre çocukların velayetlerinin babaya verilmesinin uygun olduğu, annenin velayet talebinden vazgeçtiği, kaldı ki ortak çocukların babanın yanında fiilen yaşamaya başladıkları, babanın yanındaki yaşam koşullarına alıştıkları ve babaları ile kalmak istediklerini beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle ve değişen koşullara göre her zaman velayet düzenlemesi yapılabileceğinden ortak çocuklar 2010 doğumlu Nisanur ve 2011 doğumlu ...'in velayetlerinin Türk Medeni Kanunu’nun 182 ve 336/2 maddeleri uyarınca davacı-davalı babaya bırakılmasına karar verilmesi isabetlidir. Açıklanan gerekçe ile davacı-davalı babanın karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 26.06.2018 tarih 2016/20732 esas 2018/8068 karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına ve hükmün açıklanan sebeple onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda gösterilen sebeple davacı-davalının karar düzeltme isteğinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440-442. maddeleri gereğince kabulüne, Dairemizin 26.06.2018 tarih 2016/20732 esas 2018/8068 karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA ve hükmün gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden Gülşah'a yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 143.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, karar düzeltme harcının istek halinde yatıran Ahmet'e geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 16.12.2019 (Per.)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20194980-e-201912318-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aaa.jpeg" type="image/jpeg" length="18207"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2015/9767 E., 2015/11313 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20159767-e-201511313-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20159767-e-201511313-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 02.06.2015 tarihli, 2015/9767 E., 2015/11313 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2015/9767 E., 2015/11313 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi<br />
DAVA TÜRÜ : Velayetin Değiştirilmesi</p>

<p>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p>Kuşkusuz velayetin düzenlenmesinde, çocukların üstün yararı, ana ve babanın isteklerinden önce gelir. Velayet düzenlemesi yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "üstün yararı" (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme md. 3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi md. 1) dır. Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, ahlaki değer yaşamları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Mahkemece, velayetin düzenlenmesine esas olmak üzere herhangi bir uzman incelemesi yaptırılmamıştır. Öyleyse, mahkemece yapılacak iş; mahkeme nezdindeki aile mahkemesi uzman veya uzmanlarından çocuğun velayetine esas teşkil etmek üzere rapor alınması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, çocuğun üstün yararının velayetin ebeveynlerden hangisine bırakılmasında olduğunun saptanması ve hasıl olacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Açıklanan hususların üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02.06.2015(Pzt.)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20159767-e-201511313-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7a.jpeg" type="image/jpeg" length="11926"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Temmuz ayı kira artış oranı yüzde 31,90 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/temmuz-ayi-kira-artis-orani-yuzde-3190-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/temmuz-ayi-kira-artis-orani-yuzde-3190-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu, kiralara gelecek zamma ilişkin enflasyon verisini açıkladı. Temmuz ayı kira zam oranı da yüzde 31,90 oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Temmuz ayı enflasyonunun açıklanmasıyla birlikte ev ve iş yerlerine yapılacak kira artış oranı belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu, Temmuz ayına ilişkin enflasyon oranlarını açıkladı. Enflasyon aylık yüzde 1,78, yıllık yüzde 31,75 oldu.</p>

<p>Ev ve iş yerlerine yapılacak kira zammı oranı ise yüzde 31,90 olarak öne çıktı. Böylece kira kontrat süresi bu ay dolan işletme sahipleri kiralarına yüzde 31,90 oranında zam yaparak ödeme gerçekleştirecek. Geçtiğimiz ay zam oranı yüzde 32,03 olmuştu.</p>

<p><strong>SON 10 AYLIK KİRA ARTIŞ ORANLARI ŞU ŞEKİLDE:</strong></p>

<p>Eylül 2025: Yüzde 39,62</p>

<p>Ekim 2025: Yüzde 38,36</p>

<p>Kasım 2025: Yüzde 37,15</p>

<p>Aralık 2025: Yüzde 35,91</p>

<p>Ocak 2026: Yüzde 34,88</p>

<p>Şubat 2026: Yüzde 33,98</p>

<p>Mart 2026: Yüzde 33,39</p>

<p>Nisan 2026: 32,82</p>

<p>Mayıs 2026: 32,43</p>

<p>Haziran 2026: 32,24</p>

<p>Temmuz 2026: 32,03</p>

<p>Ağustos 2026: 31,90</p>

<section>
<p></p>
</section>

<p>Temmuz 2026 TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) – Yİ-ÜFE (Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi) Oranları Türkiye İstatistik Kurumu tarafından belirlendi. Açıklanan verilere göre yeni oranlar aşağıdaki gibidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="49"></td>
   <td valign="top" width="75"></td>
   <td colspan="2" width="118">
   <p><strong>Önceki Aya Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="121">
   <p><strong>Önceki Yılın Aralık Ayına Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="118">
   <p><strong>Önceki Yılın Aynı Ayına Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="116">
   <p><strong>12 Aylık Ortalamalara Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="49">
   <p><strong>YIL</strong></p>
   </td>
   <td width="75">
   <p><strong>AY</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="60">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="60">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="61">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="60">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="49">
   <p><strong>2026</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="75">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>1,52</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><strong>1,78</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><strong>17,86</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="61">
   <p><strong>19,86</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><strong>27,83</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>31,75</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>27,54</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>31,90</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Türk Borçlar Kanunu’nun 344. Maddesi gereğince; taraflarca bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla belirlenecek olup; Temmuz 2026 Kira artış oranı %<strong>31,90 </strong>olmuştur.</p>

<p></p>

<h1>Kira Artışına Türk Borçlar Kanunu Uyarınca Uygulanan Endeksler (Oranlar)</h1>

<p></p>

<p>1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk borçlar kanunu 344. Madde</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"></td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2026 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2027 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2028 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2029 YILI</strong></p>

   <p><strong><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2030 YILI</strong></p>

   <p><strong><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></strong><strong> </strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong>Ocak*</strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">33,98</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Şubat</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">33,39</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Mart</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">32,82</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Nisan</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">32,43</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Mayıs</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">32,24</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Haziran</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">32,03</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Temmuz</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">31,90</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>

   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Ağustos</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>

   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Eylül</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Ekim</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Kasım</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Aralık</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"></td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2021 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2022 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2023 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2024 YILI</strong></p>

   <p><strong><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2025 YILI</strong></p>

   <p><strong><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></strong><strong> </strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong>Ocak*</strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">12,53</td>
   <td valign="bottom" width="107">22,58</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>72,45</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>54,72</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>56,35</p>

   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Şubat</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">12,81</td>
   <td valign="bottom" width="107">25,98</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>71,83</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>55,91</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">53,83</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Mart</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">13,18</td>
   <td valign="bottom" width="107">29,88</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>70,20</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>57,50</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">51,26</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Nisan</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">13,70</td>
   <td valign="bottom" width="107">34,46</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>67,20</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>59,64</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">48,73</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Mayıs</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">14,13</td>
   <td valign="bottom" width="107">39,33</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>63,72</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>62,51</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">45,80</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Haziran</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">14,55</td>
   <td valign="bottom" width="107">44,54 (25,00)***</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>59,95</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>65,07</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">43,23</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Temmuz</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">15,15</td>
   <td valign="bottom" width="107">49,65 (25,00)***</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>57,45</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">65,93</td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>

   <p>41,13</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Ağustos</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">15,78</td>
   <td valign="bottom" width="107">54,69 (25,00)***</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>56,28</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>64,91</p>

   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">39,62</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Eylül</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">16,42</td>
   <td valign="bottom" width="107">59,91 (25,00)***</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>55,30</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">63,47</td>
   <td valign="bottom" width="107">38,36</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Ekim</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">17,09</td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>65,26</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>54,26</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">62,02</td>
   <td valign="bottom" width="107">37,15</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Kasım</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">17,71</td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>70,36</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>53,40</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">60,45</td>
   <td valign="bottom" width="107">35,91</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Aralık</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">19,60</td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>72,31</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>53,86</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">58,51</td>
   <td valign="bottom" width="107">34,88</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2016 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2017 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2018 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS </strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2019 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS** </strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2020 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS** </strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Ocak*</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,50</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>4,96</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,66</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>17,16</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>14,52</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Şubat</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,61</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>5,87</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,50</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>17,93</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>13,94</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,64</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>6,89</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,35</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>18,70</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>13,33</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,47</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>8,01</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,36</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,39</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,66</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Mayıs</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,19</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>9,02</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,80</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,91</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,10</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Haziran</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,91</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>9,98</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>16,57</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,88</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,88</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,77</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>10,94</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>17,41</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,91</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,51</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,51</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,05</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>18,78</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,62</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,27</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Eylül</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,07</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>13,26</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>21,36</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>18,27</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,47</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Ekim</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>3,83</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>14,47</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">23,73</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>16,81</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,74</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Kasım</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>3,93</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>15,38</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">25,52</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,87</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,04</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Aralık</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,30</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>15,82</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">27,01</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,18</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,28</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2015 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2014 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2013 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2012 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2011 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ocak*</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>9,59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>5,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>11,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>8,89</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Şubat</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>6,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>4,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,23</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>6,95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>4,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,36</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>7,36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>7,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,17</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mayıs</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>8,66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,21</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Haziran</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,42</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,59</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,76</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Eylül</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,92</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>8,65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,03</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ekim</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>7,80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,26</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Kasım</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>4,10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,72</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Aralık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>4,48</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,09</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2010 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2009 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2008 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2007 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2006 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>1,14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>12,81</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,45</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Şubat</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>1,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>12,63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>5,94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,04</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>1,63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,99</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>5,95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,49</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>2,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>11,01</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,09</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mayıs</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>3,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>8,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>7,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,27</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Haziran</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>4,30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>7,34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>8,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,97</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,82</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>8,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>6,49</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Eylül</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>3,22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>11,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>7,77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>7,06</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ekim</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>7,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>2,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>12,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>7,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>7,76</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Kasım</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>1,37</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>12,56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>8,60</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Aralık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>1,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>12,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,34</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2005 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2004 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2003 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2002 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2001 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>14,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>23,61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>45.9</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>66.8</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>48.0</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Şubat</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>14,70</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>21,49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>42.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>72.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>44.5</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>15,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>19,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>39.4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>75.4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>42.1</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>14,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>17,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>37.8</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>75.3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>41.8</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mayıs</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>13,97</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>15,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>36.7</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>73.6</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>42.3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Haziran</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>12,78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>13,73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>35.4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>71.5</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>43.3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>11,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>12,51</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>33.8</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>69.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>44.8</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>10,65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,62</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>32.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>66.3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>46.9</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Eylül</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>9,54</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>30.3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>63.0</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>49.7</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ekim</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>28.5</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>59.0</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>53.2</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Kasım</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,07</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>27.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>54.6</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>57.0</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Aralık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>25.6</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>50.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>61.6</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p>* 26.02.2014 Tarihli ve 6527 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile 5429 sayılı Kanuna eklenen fıkra gereğince “Muhtelif mevzuatta Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE) ve Üretici Fiyat Endeksine (ÜFE) yapılmış olan atıflar, Kurumca hesaplanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksine (Yİ-ÜFE), tarım sektörü TEFE ve ÜFE’ye yapılan atıflar Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksine yapılmış sayılır.</p>

<p>** Özel hüküm bulunmayan durumlar için Türk Borçlar Kanunu’nun 344. Maddesine göre kira artış oranında 12 aylık ortalamaya göre belirlenen TÜFE oranı esas alınır.</p>

<p>*** <strong> </strong>7409 sayılı Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na eklenen Geçici 1. madde uyarınca (11.06.2022 ile 01.07.2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere) konutlarda kira artışına % 25 oranında üst sınır getirilmiştir. 12 aylık TÜFE ortalaması %25'ten daha düşük açıklanmış ise, üst sınır TÜFE'ye göre belirlenecek olup şayet 12 aylık TÜFE ortalaması %25'ten daha yüksek açıklanmış ise, bu durumda %25 oranında artış yapılabilecektir.</p>

<p>**** <strong> </strong>7456 sayılı Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na eklenen Geçici 2. madde uyarınca (02.07.2023 ile 01.07.2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere) konutlarda kira artışına % 25 oranında üst sınır getirilmiştir. 12 aylık TÜFE ortalaması %25'ten daha düşük açıklanmış ise, üst sınır TÜFE'ye göre belirlenecek olup şayet 12 aylık TÜFE ortalaması %25'ten daha yüksek açıklanmış ise, bu durumda %25 oranında artış yapılabilecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/temmuz-ayi-kira-artis-orani-yuzde-3190-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/08/ev-kira-hesap.jpg" type="image/jpeg" length="40931"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hak Düşürücü Süreler Takvimle Değil Kanunla Uzatılır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hak-dusurucu-sureler-takvimle-degil-kanunla-uzatilir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hak-dusurucu-sureler-takvimle-degil-kanunla-uzatilir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hukuk düzeninde bazen bir gün, bir haktan daha değerlidir. Çünkü kimi zaman bir günün geçmesi, yalnızca zamanı değil, kamu gücünü de sona erdirir. Hak düşürücü süreler de tam olarak bu işlevi yerine getirir. Süre dolduğunda takvimde sadece bir yaprak değişmez; idarenin belirli bir konuda işlem yapma yetkisi de ortadan kalkar. Bu nedenle hak düşürücü sürelerin nasıl hesaplanacağı meselesi, teknik bir süre hesabından ibaret değildir. Bu mesele, hukuk düzeninin temel ilkelerini, idarenin yetkisinin sınırlarını ve bireyin hukuki güvenliğini doğrudan ilgilendirir.</p>

<p>31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Danıştay İkinci Dairesinin E.2025/4820, K.2026/420 sayılı kararı da görünüşte kanun yararına temyiz isteminin reddine ilişkin usulî bir karar olmakla birlikte, gerçekte disiplin hukukunun temel ilkelerinden birini yeniden tartışmaya açmıştır. Tartışmanın odağındaki soru şudur:</p>

<p>Hak düşürücü bir sürenin son günü hafta sonuna veya resmî tatile rastladığında, bu süre ilk iş gününe uzar mı?</p>

<p>Danıştay çoğunluğu, uyuşmazlığın esasına girmemiş; kanun yararına temyiz kurumunun olağanüstü niteliği nedeniyle istemi reddetmiştir. Karşı oy ise, ülke genelinde farklı uygulamalara yol açabilecek bu hukuki sorunun, tam da kanun yararına temyiz kurumunun varlık sebebi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanımca karşı oyun usule ilişkin bu tespiti isabetlidir. Gerçekten de uygulama birliğini ilgilendiren bir konuda Danıştayın yol gösterici bir değerlendirme yapması beklenirdi. Ancak asıl mesele, kanun yararına temyizin sınırlarından çok daha derindedir. Tartışılması gereken husus, hak düşürücü sürelerin hukuki niteliği ve bu sürelerin kamu gücü üzerindeki etkisidir.</p>

<p>Hak düşürücü süreler, belirli bir sürenin geçmesiyle birlikte yalnızca işlem yapma imkânını değil, yetkinin kendisini ortadan kaldıran sürelerdir. Buna karşılık zamanaşımında hak varlığını sürdürür; yalnızca talep edilebilirliği etkilenir. Bu nedenle zamanaşımı, kural olarak ilgilinin ileri sürmesine bağlıdır; süresi içinde ileri sürülmediği takdirde hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz ve hak varlığını devam ettirir. Hak düşürücü sürede ise hak veya yetki, sürenin dolmasıyla birlikte kendiliğinden sona erer. Artık kullanılabilecek bir hak veya yetki kalmamıştır. Bu nedenle hak düşürücü süreler, hukuk düzeninin en katı ve istisnaya en az elverişli kuralları arasında yer alır.</p>

<p>Uygulamada ise bir sürenin hak düşürücü süre mi, yoksa zamanaşımı süresi mi olduğu her zaman kolayca belirlenememektedir. Bunun temel ölçütü, sürenin dolmasının doğurduğu hukuki sonuçtur. Sürenin dolmasına rağmen hak varlığını koruyor ve hukuki sonuç doğurabilmesi karşı tarafın zamanaşımı def’ini ileri sürmesine bağlı bulunuyorsa zamanaşımı söz konusudur. Buna karşılık sürenin dolmasıyla birlikte hak veya yetki kendiliğinden ortadan kalkıyor ve bu durum hâkim ya da idarece resen gözetiliyorsa artık hak düşürücü süre vardır. Kısacası, bir sürenin adı değil, doğurduğu hukuki sonuç onun zamanaşımı mı yoksa hak düşürücü süre mi olduğunu belirler.</p>

<p>İşte bu nedenle hak düşürücü sürelerin uzaması, durması veya kesilmesi ancak kanunun açık iradesiyle mümkündür.</p>

<p>Bu sonuç, Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucudur. Nitekim Anayasa Mahkemesi de hukuk devleti ilkesinin temel unsurları arasında hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine sürekli olarak vurgu yapmaktadır. Hukuk devleti, kamu gücünün ancak kanunun verdiği yetki çerçevesinde kullanılmasını ifade eder. Kanunda bulunmayan bir yetkinin yorum yoluyla oluşturulması nasıl mümkün değilse, sona ermiş bir yetkinin yorum yoluyla yeniden canlandırılması da aynı şekilde mümkün değildir.</p>

<p>Bu ilkenin somut yansıması, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesinde görülmektedir. Kanun koyucu, disiplin soruşturmasına başlanması için belirli bir süre öngörmüş; bu süre geçtikten sonra disiplin yetkisinin kullanılmasını istememiştir. Böylece yalnızca idareyi süratli davranmaya zorlamamış, aynı zamanda kamu görevlisini belirsiz süre devam eden bir disiplin tehdidinden korumuştur.</p>

<p>Dolayısıyla burada söz konusu olan süre, mahkemelerde taraflara tanınan bir usul süresi değil; idarenin kamu gücünü kullanabileceği zamanı belirleyen maddi hukuk niteliğinde hak düşürücü bir süredir.</p>

<p>İşte bu ayrım son derece önemlidir.</p>

<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda ve diğer usul kanunlarında, sürenin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde sürenin ilk iş gününe uzayacağı kabul edilmiştir. Bunun nedeni, kişilerin mahkemeye erişim hakkını korumaktır. Mahkemenin kapalı olduğu bir günde dava açamayan veya kanun yoluna başvuramayan kişinin hak kaybına uğramaması amaçlanmaktadır.</p>

<p>Disiplin soruşturmasına başlama süresi ise tamamen farklı bir işleve sahiptir. Burada korunmak istenen, bireyin mahkemeye erişim hakkı değil; idarenin kamu gücünü hangi süre içinde kullanabileceğidir.</p>

<p>Bu nedenle usul hukukuna ait koruyucu düzenlemelerin, maddi hukuk alanındaki hak düşürücü sürelere kıyas yoluyla uygulanması mümkün değildir. Çünkü bu durumda yorum yapılmış olmaz; kanunda bulunmayan yeni bir uzatma sebebi oluşturulmuş olur.</p>

<p>Oysa yargının görevi kanunu tamamlamak değil, uygulamaktır.</p>

<p>Kanunun sustuğu yerde yorum, kanunun yerine geçemez.</p>

<p>Üstelik burada göz ardı edilmemesi gereken evrensel bir hukuk ilkesi daha bulunmaktadır:</p>

<p>Hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz.</p>

<p>Bu ilke yalnızca özel hukuk ilişkileri için değil, kamu idaresi bakımından da geçerlidir.</p>

<p>İdareye disiplin soruşturmasına başlamak için bir aylık süre tanınmışsa, bu süreyi dikkatli ve özenli kullanmak da idarenin yükümlülüğüdür. Son güne kadar hareketsiz kalan idarenin, sürenin hafta sonuna rastladığını ileri sürerek fiilen ek süre elde etmesi, kendi gecikmesinden hukuki sonuç çıkarması anlamına gelir.</p>

<p>Hukuk düzeni, hiç kimsenin kendi ihmali veya gecikmesinden avantaj sağlamasına izin vermez.</p>

<p>Hak düşürücü sürelerin asıl amacı da budur.</p>

<p>Bu süreler, idareye işlem yapma kolaylığı sağlamak için değil; bireyin hukuki durumunu belirli hâle getirmek için kabul edilmiştir. Kamu görevlisi, kanunda öngörülen sürenin dolmasıyla birlikte artık disiplin tehdidinin sona erdiğini bilmelidir.</p>

<p>Belirlilik ilkesi de bunu gerektirir.</p>

<p>Birey, kamu gücünün hangi tarihten sonra artık kendisi hakkında kullanılamayacağını önceden öngörebilmelidir. Eğer hak düşürücü süreler hafta sonu, resmî tatil veya benzeri nedenlerle kanunda yer almayan yorumlarla uzatılabilecekse, bu durumda hak düşürücü sürelerin varlık nedeni olan hukuki güvenlik büyük ölçüde ortadan kalkacaktır.</p>

<p>Elbette kanun koyucu, hak düşürücü sürelerin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde ilk iş gününe uzayacağını açıkça düzenleyebilir. Böyle bir düzenleme yapıldığı takdirde tartışma sona erer.</p>

<p>Ancak böyle bir düzenleme bulunmadığı sürece, yargısal yorumla yeni bir uzatma sebebi oluşturulması, yalnızca süreyi değil, idarenin yetkisini de uzatmak anlamına gelir.</p>

<p>Oysa yorumun görevi yeni bir yetki üretmek değildir.</p>

<p>Çünkü sona ermiş bir yetki, yorumla yeniden doğmaz.</p>

<p>Bu bakımdan Danıştay İkinci Dairesinin söz konusu kararı, disiplin hukukunun ötesinde, hukuk devleti ilkesinin uygulanmasına ilişkin önemli bir tartışmayı gündeme taşımıştır. Bu tartışmanın çözümü, usul hükümlerinin kıyasen uygulanmasında değil; hak düşürücü sürelerin maddi hukuk niteliğinin doğru tespit edilmesinde yatmaktadır.</p>

<p>Kanun koyucu isterse süreyi uzatır; hâkim ise yalnızca kanunu uygular. Yorumun görevi süre eklemek değil, kanunun anlamını ortaya koymaktır. Aksi hâlde uzayan süre değil, yargının yetkisi olur. Çünkü süreler kolaylık sağlamak için değil, sınır çizmek için konulur. Hak düşürücü süreler takvimle değil, kanunla uzatılır. Takvim zamanı gösterir; kamu gücünün sınırını ise kanun çizer.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN"><img alt="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/12/seyithan-deliduman.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN">Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hak-dusurucu-sureler-takvimle-degil-kanunla-uzatilir-1</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/terazi/kum-asd.jpg" type="image/jpeg" length="57433"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[12. YARGI PAKETİ İLE YAPILAN DÜZENLEMELER SONRASI İDARİ YARGIDA FAİZ MESELESİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-ile-yapilan-duzenlemeler-sonrasi-idari-yargida-faiz-meselesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-ile-yapilan-duzenlemeler-sonrasi-idari-yargida-faiz-meselesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>31.07.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve kamuoyunda “<a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">12. Yargı Paketi” </a>olarak bilinen 7589 sayılı <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">“<i>Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</i>” </span></a></strong>ile birçok kanunda değişiklik yapıldı. Söz konusu değişiklikler farklı alanlara yönelik olup bunlar arasında özel hukuk ilişkilerinde geçerli olan temel kanuni düzenlemelerden 6098 sayılı Borçlar Kanunu da yer almaktadır.</p>

<p>7589 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine iki fıkra eklenmiştir. 7589 sayılı Kanunla ekleme yapılmadan önce madde metninde “<i>destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar</i>”ın belirlenmesinde dikkate alınacak esaslar belirtilmekteydi. Borçlar Kanunu 55. maddesine yapılan ekleme sonrası ise bedensel zararlar arasında yer alan “<i>çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar</i>” ve “<i>destekten yoksun kalma</i>” zararı bakımından ayrıntılı bir duruma yer verilmiştir. Bu durum da söz konusu tazminatlar bakımından faizin işletileceği tarih meselesidir.</p>

<p>Yapılan düzenleme ile Borçlar Kanunu 55/3. maddesinde çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesi ile destekten yoksun kalma zararı bakımından bilinen dönem için haksız fiil ya da olay tarihi, bilinmeyen dönem için ise mahkeme karar tarihinden itibaren yasal faiz işletileceği düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu 55/4. maddesinde de yargılama öncesi yapılan ödemelerin “<i>ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak</i>” mahsup edileceği düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme hem adli hem de idari yargıyı ilgilendirmekte olup düzenlemenin hem adli yargı hem de idari yargıyı ilgilendirmesi Borçlar Kanunu’nun 55/2. maddesinde yer alan düzenlemeden kaynaklanmaktadır. Zira Kanun’un belirtilen maddesinde Borçlar Kanunu hükümlerinin “<i>her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı</i>” belirtilmektedir.</p>

<p>Yukarıda işaret edilen düzenlemenin idari yargıda açılacak çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesi ile destekten yoksun kalma zararlarının tazmini konulu tam yargı davalarında da dikkate alınması gerekmektedir. Zira zararın karşılanması noktasında uygulanacak kurallara ilişkin idari yargıya özgü bir usul kanunu bulunmamaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu idari davalar bakımından dikkate alınması gereken hususları düzenlemekte ise de zarar türleri, zararın belirlenmesi, faiz gibi konularda düzenleme içermemektedir. Borçlar Kanunu 55/2. maddesinde belirtilen düzenleme ise idari yargıda zararın belirlenmesi konusundaki boşluğu doldurma işlevi görmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belirtmek gerekir ki Borçlar Kanunu 55/3. maddesinde belirtilen faizin “<i>olay tarihi ya da haksız fiil tarihinden itibaren</i>” başlatılacağı kuralı, açılacak her tam yargı davası bakımından geçerli değildir. Kanun’un 55/3. maddesinde haksız fiil tarihi ya da olay tarihinden itibaren başlatılacak faizin sadece çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesi ile destekten yoksun kalma zararı bakımından geçerli olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla idari işlemler nedeniyle uğranılan zararlar ile tedavi giderleri, kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar, taşınır ve taşınmaz malların kısmen ya da tamamen kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle uğranılan zararlar ve idarenin sorumlu tutulabileceği diğer zarar türleri bakımından bu düzenleme uygulanamaz. Ayrıca faizin “<i>olay tarihi ya da haksız fiil tarihinden itibaren</i>” başlatılacağı kuralı tüm olaylar ya da zararlar bakımından geçerli olmayıp 7589 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden sonra meydana gelen zararlar bakımından geçerli olduğu unutulmamalıdır.</p>

<p>İdari yargıda faizin işletileceği tarih bakımından bir yasal düzenleme olmamakla beraber Danıştay’ın faizin işletileceği tarih konusundaki temel yaklaşımının idarenin temerrüt tarihi olduğu söylenebilir. Danıştay’a göre idarenin sorumlu tutulabileceği bir durumda alacağa/tazminata faiz işletilebilmesi için idareye başvuruda bulunulması ve idarenin bunu ödemeyi kabul etmeyerek temerrüde düşmüş olması gerekmektedir. Bunun yanında Danıştay tarafından yargılama aşamasında bir idarenin hasım mevkiine alınması halinde buna dair işlemin tebliğ tarihinden itibaren faiz işletileceği kabul edilmektedir. 7589 sayılı Kanun ile Borçlar Kanunu 55. maddesine eklenen fıkralar gereğince idari yargıda çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesi ile destekten yoksun kalma zararı bakımından faizin işletileceği tarih konusunda açık yasal düzenleme gereği yargı yerlerinin 31/07/2026 tarihi sonrasında meydana gelecek olaylar bakımından tutumunu değiştirmesi gerekecektir. Bu tarih sonrası çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesi ile destekten yoksun kalma zararı bakımından idareye başvuru tarihi esas olmayıp zarar doğuran olay tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilecektir. Açık yasal düzenleme gereği davalı idarenin dava dilekçesinde gösterilmesi ya da sonradan hasım mevkiine alınmasının da önemi bu durumda kalmamıştır. Bu sebeple 7589 sayılı Kanun 18. maddesi iptal edilmedikçe, belirtilen üç tür zarar bakımından idarenin temerrüt tarihinin esas alınacağı kabulüne istisna teşkil edecektir.</p>

<p>İdari yargıda geçerli olan ilkelerden tam tazmin ilkesi, zararın her açıdan giderilmesini amaçlamakta olup zarar gören lehine olan bir ilkedir. İdari yargıda faize hükmedilmesi, tam tazmin ilkesinin bir gereğidir. Zira bu ilke ile zarar gören ya da alacağına kavuşamayan kişi, parasından mahrum kalma ya da yaşanan enflasyon karşısında parasının (alacağının) değerinin düşmesi riskine karşı korunmaktadır. 7589 sayılı Kanun’da Borçlar Kanunu’na yapılan eklemenin 31/07/2026 tarihinden itibaren geçerli olacağının düzenlenmesi kanımızca tam tazmin ilkesini zedelemektedir. Zira mahkemelerce hükmedilecek tazminat miktarı kurucu nitelikte olmayıp tespit edici niteliktedir. Yani idari yargı mercilerinin kararı ile zarar görenin zararının tespit edilip ödenmesine hükmedilmektedir. Bu açıdan kanımızca Borçlar Kanunu’na eklenen düzenlemenin devam eden işlemlere de etki etmesi gerekirdi. Ancak yargının iş yükünün artmasından endişe edilmiş olacak ki düzenlemenin 31/07/2026 tarihinden itibaren meydana gelecek olaylar bakımından geçerli olması öngörülmüştür.</p>

<p><strong>Dr. Zülfü YALÇIN</strong></p>

<p><strong>Öğretim Görevlisi</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-ile-yapilan-duzenlemeler-sonrasi-idari-yargida-faiz-meselesi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/10/terazi/tertasiz.jpg" type="image/jpeg" length="14467"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sayıştay 25 Denetçi Yardımcısı Adayı alacak]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sayistay-25-denetci-yardimcisi-adayi-alacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sayistay-25-denetci-yardimcisi-adayi-alacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sayıştay Başkanlığınca 25 (yirmi beş) adet kadro için Denetçi Yardımcısı Adayı alınacak. Son başvuru tarihi 24 Eylül 2026.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sayıştay Başkanlığından:</strong></p>

<p><strong>DENETÇİ YARDIMCISI ADAYLIĞI GİRİŞ SINAVI İLANI</strong></p>

<p>1- Sayıştay Başkanlığınca aşağıdaki nitelikleri taşıyanlar arasından halen boş bulunan 25 (yirmi beş) adet kadro için Denetçi Yardımcısı Adayı alınacaktır.</p>

<p>Aday adaylarının tabi tutulacağı Denetçi Yardımcısı Adaylığı Giriş Sınavı; eleme sınavı,</p>

<p>yazılı sınav ve mülakattan oluşur.</p>

<p>Sınava girecek kişilerde;</p>

<p>a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48 inci maddesinde belirtilen genel nitelikleri taşımak,</p>

<p>b) Eleme sınavının yapıldığı yılın Ocak ayının ilk günü itibarıyla 35 (otuz beş) yaşını doldurmamış olmak (1 Ocak 1991 ve daha sonraki doğumlular),</p>

<p>c) Hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt içi veya yurt dışındaki en az dört yıllık fakülte veya yüksekokullardan birini bitirmiş olmak,</p>

<p>ç) Sağlıkla ilgili, denetçilik görevini sürekli olarak yurdun her yerinde yapmasına engel bir durumu olmamak şartları aranır.</p>

<p><strong>2- SINAV BAŞVURULARI:</strong></p>

<p>a) Sınava başvurular, 9-17 Eylül 2026 tarihleri arasında olacaktır. Geç başvuru günü 24 Eylül 2026 tarihidir.</p>

<p>b) Sınava başvurular, elektronik ortamda ÖSYM başvuru merkezleri veya bireysel olarak internet (ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulaması) aracılığıyla alınacaktır. ÖSYM başvuru merkezlerinin listesi ÖSYM’nin İnternet sitesinde yer alacaktır. ÖSYM başvuru merkezleri başvuruları, resmi iş gününde ve resmi iş saatleri arasında alacaklardır.</p>

<p>c) Adayların eğitim bilgileri, Yükseköğretim Bilgi Sisteminden (YÖKSİS) alınarak başvuru ekranına yansıtılacaktır. Başvuru ekranına yansıtılan YÖKSİS kaynaklı eğitim bilgileri, ÖSYM başvuru merkezlerinde değiştirilemez. YÖKSİS’teki eğitim bilgilerinde eksiklik/düzeltme olan adayların başvuru süresi içinde kendi üniversitelerine başvurarak bu bilgilerin düzeltilmesini sağlamaları gerekmektedir.</p>

<p>ç) ÖSYM’nin Aday İşlemleri Sisteminde geçerli bir fotoğrafı ve eğitim bilgisi bulunan adaylar başvurularını, bireysel olarak internet aracılığıyla (ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulamasından T.C. Kimlik Numaraları ve aday şifreleri ile) yapabilecektir.</p>

<p>d) ÖSYM’nin Aday İşlemleri Sisteminde geçerli bir fotoğrafı bulunmayan adaylar ile KKTC hariç yurt dışı mezunu olup ÖSYM Aday İşlemleri Sisteminde eğitim bilgisi bulunmayan adaylar başvurularını ÖSYM başvuru merkezlerinden yapacaklardır.</p>

<p>e) Posta yoluyla başvuru alınmayacaktır.</p>

<p><strong>3- ELEME SINAVI:</strong></p>

<p>a) Eleme sınavı, 31 Ekim 2026 tarihinde Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir’de ÖSYM Elektronik Sınav Merkezlerinde (e-Sınav Merkezi) elektronik sınav olarak yapılacaktır. Sınav, sınava başvuran aday sayısının ÖSYM Elektronik Sınav Merkezlerinin (e- Sınav Merkezi) kapasitesinin üzerinde olması durumunda basılı sınav olarak yapılabilecektir. Sınav, basılı sınav olması durumunda sadece Ankara sınav merkezinde (062 ANKARA/ÇANKAYA) uygulanacaktır.</p>

<p>b) Eleme sınavı, saat 13.45’te başlayacaktır. Sınavın cevaplama süresi 140 dakika olacaktır. Adaylar, saat 13.30’dan sonra sınav binalarına alınmayacaklardır.</p>

<p>c) Eleme sınavında adaylara, Genel Yetenek Testi, Genel Kültür Testi ve Alan Bilgisi; İktisat Testi, Maliye Testi, Hukuk Testi, Muhasebe Testi uygulanacaktır.</p>

<p>ç) Eleme sınavının değerlendirilmesinde testlerin ağırlıkları; İktisat Testi yüzde on iki buçuk, Maliye Testi yüzde on iki buçuk, Hukuk Testi yüzde on iki buçuk, Muhasebe Testi yüzde on iki buçuk, Genel Yetenek Testi yüzde kırk ve Genel Kültür Testi yüzde on olacaktır.</p>

<p><strong>4- YAZILI SINAV:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>a) Eleme sınavında başarılı olan adayların tabi tutulacağı klasik usule göre düzenlenen yazılı sınav iki oturum halinde aşağıdaki alanlarda, belirtilen tarih ve saatlerde Ankara’da basılı ortamda uygulanacaktır.</p>

<p>I. Oturum 26 Aralık 2026 Cumartesi 10.15 - 12.15 / 14.45 - 16.45</p>

<p>II. Oturum 27 Aralık 2026 Pazar 10.15 - 12.15 / 14.45 - 16.45</p>

<p>Yazılı sınav klasik usule göre hukuk, maliye, iktisat, kompozisyon, seçimlik grup (ticaret hukuku veya muhasebe) alanlarında ÖSYM tarafından yapılacaktır. (Kompozisyon, adaylara verilen bir A4 yaprağında sınırlandırılmış alana yazılacaktır.) Yazılı sınav alanlarından ticaret hukuku ve muhasebe seçmeli olup, aday adayları seçecekleri alanı aday başvuru formunda belirteceklerdir.</p>

<p>Sonuçların değerlendirilmesinde alanların ağırlıkları eşit olacaktır.</p>

<p>b) Yazılı sınava katılma hakkını elde eden adaylar, sınava, yazılı sınavı yapılacağı hafta içerisinde ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden T.C. Kimlik Numarası ve aday şifresi girerek edinecekleri, yazılı sınava hangi bina ve salonda gireceklerini, sınav tarihini ve saatini gösteren Sınava Giriş Belgesi ile gireceklerdir. Adaylar, sabah oturumlarında saat 10.00’dan sonra, öğleden sonra oturumlarında saat 14.30’dan sonra sınav binalarına alınmayacaklardır.</p>

<p><strong>5- DİĞER HUSUSLAR:</strong></p>

<p>a) Başkanlığımız ile ÖSYM arasında yapılan protokol Başkanlığımızın internet sitesinde (https://sayistay.gov.tr) yayımlanacaktır. Protokolde, sınavla ilgili bilgiler adayların uyması gereken hususlar ayrıntılı olarak belirtilmektedir. Ayrıca, adaylar ÖSYM’nin internet sitesinden de sınava ilişkin detaylı bilgileri içeren kılavuza ulaşabilirler.</p>

<p>b) Adayların protokol ve kılavuzda yer alan hükümlere uygun hareket etmeleri ve 26 Eylül 2012 tarihli ve 28423 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Adayların ve Sınav Görevlilerinin Sınav Binalarına Giriş Koşullarına İlişkin Yönetmelik” hükümlerine ve ÖSYM’nin internet sitesinden yayımlanan sınav uygulamalarına ilişkin güvenlik tedbirlerine uymaları gerekmektedir.</p>

<p>c) Eleme sınavı ve yazılı sınav sonuçları ÖSYM’nin internet sitesinden duyurulacak, adayların adresine ayrıca sınav sonuç belgesi gönderilmeyecektir. Adaylar sınav sonuçlarını ÖSYM’nin https://sonuc.osym.gov.tr internet adresinden veya mobil uygulamalarından T.C. Kimlik Numaraları ve aday şifreleri ile öğrenebileceklerdir.</p>

<p>ç) Adaylar; sınav sonucunun incelenmesini istemeleri durumunda, sonuçların ÖSYM tarafından elektronik ortamda açıklanmasından itibaren en geç 10 gün içinde; sınav sorularına itiraz durumlarında ise sınav tarihinden itibaren 3 iş günü içerisinde ÖSYM’ye başvurmalıdırlar.</p>

<p>d) Başvuru işlemini yapmayan, başvuru koşullarını taşımayan, başvurusu geçersiz sayılan/iptal edilen/silinen, sınava girmeyen veya giremeyen, sınava alınmayan veya sınavdan çıkarılan, sınavda başarı sağlayamayan veya sınavı geçersiz sayılan, ücret gerektirmeyen bir işlem için ücret yatıran, aynı işlem için birden fazla ödeme yapan adayların ödedikleri sınav ücretleri iade edilmez/devredilmez.</p>

<p>e) Başvuru koşullarına aykırılıktan kaynaklanan sorumluluk başvuru sahibine aittir. Sayıştay Başkanlığının sorumluluğu bulunmaz. Adaylardan başvuru koşullarını taşımadıkları sonradan anlaşılanlar, hiçbir hak talep edemezler.</p>

<p><strong>6- MÜLAKAT SINAVI:</strong></p>

<p>Yazılı sınavı kazanmış sayılanlar, mülakat sınavına katılma hakkını elde ederler. Mülakat sınavına katılmaya hak kazananların, Sayıştay Başkanlığının internet sitesinde yapılacak duyuru ekindeki özgeçmiş formunu, el yazısı ile bir A4 sayfasını geçmeyecek şekilde doldurarak fotoğraflı bir şekilde Sayıştay Başkanlığı İnsan Kaynakları Birim Başkanlığı İnönü Bulvarı No:45 Balgat-Çankaya/ANKARA adresine şahsen teslim etmeleri veya postayla göndermeleri gerekmektedir.</p>

<p>Mülakat yeri, zamanı ve sonuçları Sayıştay Başkanlığı internet sitesinde duyurulacak, mülakat yeri ve zamanına ilişkin adayların adresine ayrıca tebligat yapılmayacaktır. Adaylar mülakat sonuçlarını, sonuç açıklama ekranında istenilen bilgileri girerek bireysel olarak öğrenebileceklerdir. İnternet sayfasında ilan edilen duyurular adaylara tebliğ hükmündedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURU, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sayistay-25-denetci-yardimcisi-adayi-alacak</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/06/yargi/sayistay-2.jpg" type="image/jpeg" length="45988"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Düzce Üniversitesi Çocuk Diyabeti Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/duzce-universitesi-cocuk-diyabeti-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/duzce-universitesi-cocuk-diyabeti-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzce Üniversitesi Çocuk Diyabeti Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, 03 Ağustos 2026 Tarihli ve 33329 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Düzce Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK DİYABETİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Düzce Üniversitesi Çocuk Diyabeti Uygulama ve Araştırma Merkezinin amacına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; Düzce Üniversitesi Çocuk Diyabeti Uygulama ve Araştırma Merkezinin amacına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>b) Merkez: Düzce Üniversitesi Çocuk Diyabeti Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>c) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>ç) Rektör: Düzce Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>d) Üniversite: Düzce Üniversitesini,</p>

<p>e) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Amacı ve Faaliyet Alanları</p>

<p><strong>Merkezin amacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Merkezin amacı; çocuk diyabeti ile ilgili toplumun farkındalığını sağlayarak bilinç düzeyini attırmak, hastalığın önlenmesi, sağaltımı ve yönetimi için eğitim, bilimsel araştırmalar, uygulamalar ve projeler yapmak, kongre, sempozyum, panel ve kurslar düzenlemek, mevcut çağdaş tedavi yöntemlerini uygulamak, geliştirmek, yaygınlaştırmak, danışmanlık hizmeti ve eğitim vermek, konu ile ilgili Üniversitenin diğer birimleri, kamu kurum ve kuruluşları, ulusal ve uluslararası kuruluşlar, sivil toplum örgütleriyle iş birliği içinde bulunmaktır.</p>

<p><strong>Merkezin faaliyet alanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Merkezin faaliyet alanları şunlardır:</p>

<p>a) Sağlıklı ve diyabet riski taşıyan bireyleri çocuk diyabetinin önlenmesi konusunda eğitmek ve toplumun bu konuda farkındalığını arttırmak.</p>

<p>b) İlgili mevzuat hükümleri kapsamında çocuk diyabeti ile ilgili bireysel danışmanlık hizmeti sunmak.</p>

<p>c) Çocuk diyabeti ile ilgili bilimsel ve uygulamalı çalışmalar yapmak, yeni çalışmaların yapılmasını teşvik etmek ve çalışmalara katkıda bulunmak.</p>

<p>ç) Çocuk diyabetine yönelik beslenme, egzersiz, ağırlık yönetimi yanında tamamlayıcı tedavi yöntemleri ile güncel tedavi yöntemlerini ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde imkânlar doğrultusunda uygulamak.</p>

<p>d) Üniversitede sağlık ile ilgili alanlarda öğrenim gören öğrencilerin eğitimine çocuk diyabeti alanında katkı sağlamak.</p>

<p>e) Merkezin amaçları doğrultusunda ulusal ve uluslararası kuruluşlarla her türlü bilimsel iş birliği, araştırma ve hizmet yürütebilecek bir platform oluşturmak, Üniversitede bu konuda çalışan tüm birimleri kapsayan çok disiplinli koordinasyon ve ortak çalışmalar gerçekleştirmek.</p>

<p>f) Merkez bünyesindeki çocuk diyabeti alanında hizmet veren birimlere, sağlık meslek mensuplarına sürekli eğitim sağlamak; kurs, panel, seminer ve sertifika programları düzenlemek.</p>

<p>g) Merkezin faaliyetleri ile ilgili elektronik ve yazılı basılmış dergi, kitap, rapor, bülten ve benzeri yayınları yapmak.</p>

<p>ğ) Sağlık Bakanlığının ilgili birimleriyle koordinasyon içinde ve ilgili mevzuat çerçevesinde tanımlanmış coğrafi bölgede tanı almış ve almamış çocuk diyabeti olgularını taramak, iletişime geçmek ve metabolik kontrollerinin sağlanması için yapılandırılmış bir program izlemek.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Yönetim Organları ve Görevleri</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Müdür; Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin ilgili anabilim dallarında görev yapan öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilir. Görev süresi sona eren Müdür yeniden görevlendirilebilir veya süresinden önce görevden alınabilir. Müdürün altı aydan daha fazla süreyle görevi başında bulunmaması durumunda görevi sona erer. Süresi dolmadan görevinden ayrılan Müdürün yerine Rektör tarafından aynı yöntemle yeni Müdür görevlendirilir.</p>

<p>(2) Müdüre çalışmalarında yardımcı olmak üzere, Müdürün önerisi üzerine Üniversitenin ilgili anabilim dallarında görev yapan öğretim elemanları arasından en az bir en fazla üç kişi müdür yardımcısı olarak Rektör tarafından üç yıl süre ile görevlendirir. Müdürün görev süresinin dolması veya herhangi bir sebeple görevinden ayrılması halinde müdür yardımcısının da görevi kendiliğinden sona erer. Görevi kendiliğinden sona eren ve görevinden ayrılan müdür yardımcısının yerine kalan süreyi tamamlamak üzere yenisi görevlendirilir.</p>

<p>(3) Müdür yardımcısı, Müdürün vereceği görevleri yapar. Müdüre, görevi başında bulunmadığı zamanlarda müdür yardımcısı; müdür yardımcısının olmadığı durumda da Yönetim Kurulundan Müdürün uygun gördüğü üye vekâlet eder. Vekâlet süresi altı ayı geçemez.</p>

<p>(4) Müdür, Merkez çalışmalarının düzenli olarak yürütülmesi ve geliştirilmesinden Rektöre karşı sorumludur.</p>

<p><strong>Müdürün görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Müdürün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezi temsil etmek.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu ve Danışma Kuruluna başkanlık etmek.</p>

<p>c) Yönetim Kurulunu toplantıya çağırmak, toplantı gündemini hazırlamak ve toplantıda alınan kararları uygulamak.</p>

<p>ç) Merkez çalışmalarının düzenli olarak yürütülmesini ve geliştirilmesini sağlamak.</p>

<p>d) Yıllık bütçe önerilerini hazırlamak ve Yönetim Kuruluna sunmak.</p>

<p>e) Merkezin yıllık faaliyet raporunu ve bir sonraki yıla ait çalışma programını düzenlemek ve Yönetim Kurulunun görüşünü aldıktan sonra Rektörün onayına sunmak.</p>

<p>f) Merkez bünyesinde oluşturulacak çalışma gruplarının faaliyetlerini düzenlemek, yürütmek, koordine etmek ve denetlemek.</p>

<p>g) Merkezin, amaçları doğrultusunda yapacağı tüm etkinliklerin organizasyonunu sağlamak.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yönetim Kurulu; Müdürün başkanlığında, bir müdür yardımcısı ve Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları bulunan Üniversite öğretim elemanları arasından Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen üç üye ile birlikte toplam beş üyeden oluşur. Görev süresi dolan üye yeniden görevlendirilebilir veya süresinden önce görevden alınabilir. Üyeliğin herhangi bir nedenle boşalması halinde kalan süreyi tamamlamak üzere aynı usulle yeni bir üye görevlendirilir.</p>

<p>(2) Yönetim Kurulu, Müdürün daveti üzerine en az yılda iki defa olmak üzere salt çoğunluk ile toplanır ve kararlar oy çokluğu ile alınır. Oyların eşitliği halinde Müdürün oyu yönünde çoğunluk sağlanmış sayılır.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin faaliyetlerini yönlendirmek ve bunlarla ilgili kararlar almak.</p>

<p>b) Merkezin çalışma programını hazırlamak ve yürütmek.</p>

<p>c) Merkezin çalışmaları için gerek duyulan çalışma grupları ve komisyonları oluşturmak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ç) Merkezin personel ihtiyacını belirlemek.</p>

<p>d) Merkezin yıllık faaliyet raporunu değerlendirmek.</p>

<p>e) Müdür tarafından gündeme alınan diğer konuları görüşüp karara bağlamak.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Danışma Kurulu; Müdür ve Merkezin faaliyet alanlarını kapsayan konularda çalışmaları bulunan Üniversite öğretim elemanları ile kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarından ve biri Spor Bilimleri Fakültesinden olmak üzere Müdür tarafından önerilen ve Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen en fazla altı üyeden oluşur. Görev süresi dolan üye yeniden görevlendirilebilir veya süresinden önce görevden alınabilir. Üyeliğin herhangi bir nedenle boşalması halinde kalan süreyi tamamlamak üzere aynı usulle yeni bir üye görevlendirilebilir.</p>

<p>(2) Danışma Kurulu; Müdürün çağrısı üzerine yılda en az bir kez salt çoğunlukla toplanır, kararlar oy çokluğu ile alınarak Yönetim Kuruluna bildirilir.</p>

<p><strong>Danışma Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Danışma Kurulu; Merkezle ilgili faaliyetleri değerlendirir, Merkezin amaçları doğrultusunda çeşitli proje önerilerinde bulunur, bu projelerin gerçekleştirilmesine yönelik fikirler oluşturur, ilgili kişi ve kuruluşlarla ilişkilerin geliştirilmesine yardımcı olur ve Merkez komisyonlarının görev alacak üyelerini önerebilir.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Personel ihtiyacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı; 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca Rektör tarafından görevlendirilen personel tarafından karşılanır.</p>

<p><strong>Harcama yetkilisi</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Merkezin harcama yetkilisi Müdürdür.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde; 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Düzce Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/duzce-universitesi-cocuk-diyabeti-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="65093"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aydin-adnan-menderes-universitesi-is-sagligi-ve-guvenligi-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aydin-adnan-menderes-universitesi-is-sagligi-ve-guvenligi-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, 03 Ağustos 2026 Tarihli ve 33329 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Aydın Adnan Menderes Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİM, UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>b) Merkez (ADÜ-İSGUM): Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>c) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>ç) Rektör: Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>d) Üniversite: Aydın Adnan Menderes Üniversitesini,</p>

<p>e) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Amaçları ve Faaliyet Alanları</p>

<p><strong>Merkezin amaçları</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Merkezin amaçları şunlardır:</p>

<p>a) Üniversite içinde ön lisans veya lisans düzeyindeki farklı bölüm, anabilim dalı ya da disiplinlerin, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili öncelikler ve ihtiyaçlar doğrultusunda iş birliği ve koordinasyon içerisinde çalışmalarını sağlamak.</p>

<p>b) Üniversite içinde ve dışında yer alan çalışma yaşamı ile ilgili tarafların katılımıyla iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili alanlarda bilimsel araştırma ve uygulamalar yapmak.</p>

<p>c) İlgili mevzuat hükümleri kapsamında iş sağlığı ve güvenliği konusunda başta danışmanlık olmak üzere konuyla ilgili gerekli hizmetleri vermek ve proje yürütücülüğü yapmak.</p>

<p>ç) Ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeyde iş sağlığı ve güvenliği eğitiminde yer alan öğrenci ve araştırmacılara araştırma altyapısı oluşturmak.</p>

<p>d) Yerel, ulusal ve uluslararası düzeylerde iş sağlığı ve güvenliği etkinlikleri düzenlemek veya düzenlenen etkinliklere katılmak.</p>

<p>e) Çalışma yaşamına ilişkin yerel, ulusal ve uluslararası politika ve eylem programları oluşturulmasına katkı sağlamak.</p>

<p><strong>Merkezin faaliyet alanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Merkezin faaliyet alanları şunlardır:</p>

<p>a) Çalışma yaşamında sağlık ve güvenlikle ilgili sorunlara ilişkin olarak bilimsel ve teknolojik araştırma ve uygulamalar yapmak ve/veya yaptırmak.</p>

<p>b) İlgili mevzuat hükümleri kapsamında yerel, ulusal ve uluslararası düzeylerde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla iş birliği ve ortak çalışmalar yapmak, seminer, konferans, sempozyum, kurs ve benzeri bilimsel toplantı, kurs ve atölye düzenlemek, düzenlenenlere katılmak veya düzenlenmesine katkıda bulunmak, mezuniyet sonrası kurslar düzenlemek ve gerektiğinde katılanlara katılım belgesi vermek.</p>

<p>c) Çalışma alanları kapsamında üniversitelerde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili ön lisans ve lisans düzeylerinde sürdürülen eğitim çalışmalarını desteklemek, bu eğitim programlarına yönelik araştırma ve uygulama olanakları sağlamak.</p>

<p>ç) Merkezin kuruluş amacına uygun olarak basılı ve görsel yayın yapmak.</p>

<p>d) Öncelikli çalışma alanlarına ilişkin çalışma komisyonları oluşturmak.</p>

<p>e) Çalışma alanlarına uygun laboratuvar, araştırma ve uygulama birimleri için gerekli taşınır ve taşınmaz malları edinmek üzere proje faaliyetleri yürütmek.</p>

<p>f) Üniversite ile sanayi iş birliği çalışmalarına katkıda bulunmak, bu iş birliğini iş sağlığı ve güvenliği konularında faaliyet yürüten üniversitelerin araştırma merkezleri arasında koordinasyon ve organizasyon çalışmalarını sürdürmek.</p>

<p>g) İş sağlığı ve güvenliği konularında kamuoyu oluşmasına, bilinçlenmeye, öğrencilerin sağlık ve güvenliklerinin korunmasına katkıda bulunmak.</p>

<p>ğ) Merkezin kuruluş amacına uygun diğer çalışmaları yapmak.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Yönetim Organları ve Görevleri</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Müdür; Merkezin faaliyet alanı ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıl süre ile görevlendirilir. Görev süresi biten Müdür aynı usulle yeniden görevlendirilebilir. Müdürün herhangi bir sebeple kesintisiz altı aydan fazla görevi başında bulunmaması durumunda yerine yeni bir Müdür aynı usulle görevlendirilir.</p>

<p>(2) Müdüre çalışmalarında yardımcı olmak üzere, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin öğretim elemanları arasından iki kişi Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için müdür yardımcısı olarak görevlendirilir. Müdürün görevi başında bulunmadığı zamanlarda müdür yardımcılarından biri Müdüre vekâlet eder. Gerekli görüldüğünde Müdürün katılmadığı toplantılara müdür yardımcılarından biri katılır. Müdürün izin, rapor veya benzeri sebeplerle görevinin başında olmadığı zamanlarda Müdüre vekâlet eden müdür yardımcısı Yönetim Kurulu toplantısına Müdürün oy hakkı ile katılabilir.</p>

<p><strong>Müdürün görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Müdürün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezi temsil etmek ve Yönetim Kuruluna başkanlık etmek.</p>

<p>b) Yönetim Kurulunun aldığı kararları ve hazırladığı çalışma programını uygulamak ve çalışmaları denetlemek.</p>

<p>c) Yönetimi altındaki birimleri Merkezin amaçları doğrultusunda yönetmek.</p>

<p>ç) Merkezin faaliyet alanlarına giren konularda ilgili kurum ve kuruluşlar ile iş birliği yapmak, projeler hazırlamak ya da hazırlatmak.</p>

<p>(2) Müdür, Merkezin amaçları doğrultusundaki çalışmaların düzenli bir şekilde yürütülmesinden, Merkezin tüm etkinliklerinin gözetim ve denetiminden ve bu konularda gerekli önlemlerin alınmasından Rektöre karşı birinci derecede sorumludur.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yönetim Kurulu, Müdürün başkanlığında, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen altı üye olmak üzere toplam yedi üyeden oluşur. Görev süresi sona eren üyeler aynı usulle tekrar görevlendirilebilir. Görev süresinin bitiminden önce ayrılan üyelerin yerine, kalan süreyi tamamlamak üzere aynı yöntemle yeni birer üye görevlendirilir.</p>

<p>(2) Yönetim Kurulu, Müdürün çağrısı üzerine yılda en az iki kez salt çoğunlukla toplanır ve katılanların oy çokluğu ile karar alır.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin faaliyetlerini gözden geçirerek ilgili konularda karar almak.</p>

<p>b) Her faaliyet dönemi sonunda hazırlanan faaliyet raporunun düzenlenmesine ilişkin esasları tespit etmek, Müdürün sunduğu faaliyet raporunu değerlendirmek ve bir sonraki döneme ait faaliyet raporunu düzenlemek.</p>

<p>c) Merkezin yıllık faaliyet raporunu değerlendirmek ve bir sonraki yıla ait çalışma programını hazırlamak.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Danışma Kurulu; Müdürün başkanlığında, Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları olan Üniversitenin öğretim elemanları ile Yönetim Kurulunun teklifi üzerine Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları olan Üniversite dışı uzman kişiler arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen en fazla beş üye dahil olmak üzere toplam en fazla on bir üyeden oluşur. Görev süresi dolan üyeler aynı usulle yeniden görevlendirilebilir. Görev süresinin bitiminden önce ayrılan üyelerin yerine kalan süreyi tamamlamak üzere yeni üye görevlendirilir.</p>

<p>(2) Danışma Kurulu, Müdürün daveti üzerine Merkez faaliyetleriyle ilgili değerlendirmeler yapmak ve önerilerde bulunmak üzere toplanır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Laboratuvar</strong><strong>, araştırma ve uygulama birimleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Yönetim Kurulu kararı ile Merkezin hedefleri doğrultusunda, etkinlik alanlarına uygun biçimde, laboratuvar, araştırma ve uygulama birimleri oluşturulabilir, var olan birimleri Rektör onayıyla bünyesine alabilir.</p>

<p><strong>Personel ihtiyacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı, 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca Rektör tarafından görevlendirilen personel tarafından karşılanır.</p>

<p><strong>Harcama yetkilisi</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Merkezin harcama yetkilisi Müdürdür.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde; 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) 12/8/2016 tarihli ve 29799 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Adnan Menderes Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aydin-adnan-menderes-universitesi-is-sagligi-ve-guvenligi-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="14943"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KANUNİ (YASAL) FAİZ DÜZENLEMESİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kanuni-yasal-faiz-duzenlemesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kanuni-yasal-faiz-duzenlemesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><!--[if gte vml 1]><v:rect id="Dikdörtgen_x0020_1" o:spid="_x0000_s1027" alt="blob:https://web.whatsapp.com/03b923b0-a516-40df-9267-53ec52f7c998" style='width:23.85pt;height:23.85pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square; mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;mso-position-horizontal:absolute; mso-position-horizontal-relative:char;mso-position-vertical:absolute; mso-position-vertical-relative:line;mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001; v-text-anchor:top' o:gfxdata="UEsDBBQABgAIAAAAIQC75UiUBQEAAB4CAAATAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbKSRvU7DMBSF
dyTewfKKEqcMCKEmHfgZgaE8wMW+SSwc27JvS/v23KTJgkoXFsu+P+c7Ol5vDoMTe0zZBl/LVVlJ
gV4HY31Xy4/tS3EvRSbwBlzwWMsjZrlprq/W22PELHjb51r2RPFBqax7HCCXIaLnThvSAMTP1KkI
+gs6VLdVdad08ISeCho1ZLN+whZ2jsTzgcsnJwldluLxNDiyagkxOquB2Knae/OLUsyEkjenmdzb
mG/YhlRnCWPnb8C898bRJGtQvEOiVxjYhtLOxs8AySiT4JuDystlVV4WPeM6tK3VaILeDZxIOSsu
ti/jidNGNZ3/J08yC1dNv9v8AAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEArTA/8cEAAAAyAQAACwAAAF9y
ZWxzLy5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7TehCRpr2I4FX0AdZk2wbbJGTj39ubi6AgeJtl2G9m6vYx
jeJGka13CqqiBEFOe2Ndr+B03C3WIDihMzh6RwqexNA281l9oBFTfuLBBhaZ4ljBkFLYSMl6oAm5
8IFcdjofJ0z5jL0MqC/Yk1yW5UrGTwY0X0yxNwri3lQgjs+Qk/+zfddZTVuvrxO59CNCmoj3vCwj
MfaUFOjRhrPHaN4Wv0VV5OYgm1p+LW1eAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEA5rK/0RwDAADFBgAA
HwAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9kcmF3aW5nMS54bWykVVlu2zAQ/S/QOxD8V7RYsi2hSpB4
KQqkbZCkB6Ao2iJKkSpJL2nRa/UCvViHlBw7SdGPxh82l+Hjm/dm6HcX+1agLdOGK1ni+CzCiEmq
ai7XJf5yvwymGBlLZE2EkqzED8zgi/O3b96RYq1J13CKAEGagpS4sbYrwtDQhrXEnKmOSdhbKd0S
C1O9DmtNdoDcijCJonHYEi7x+RFqTixBG83/A0oo+pXVMyK3xACkoMXpysBR0Ncjk0Ju3+vurrvR
jjn9tL3RiNclBuUkaUEiHA4bQxhMw2en1keA/Uq3Ll6tVmjvUR7ct8dge4soLI6iZJpnGFHYGsb9
Hc3nv5yizeKf54BMfykMToiYztGQ25eZxYfM5vxr/fuXtmsmESzWzFBd4kqoqnDeGzB/x6qzXQN+
k647o6oNo1GVJ6MqCkgWj4M0qldBnownQTZiNEtWE5rn00fFDneb7hr8NEiqWUPkml2ajlEL9QlM
Dktaq13DSG3ccq8xmNEjeL2PYOBQtfuoajCHbKzyJff/uj/qR4pOG/ueqRa5QYk1kPTgZHttbM/p
EOLFVUsuhLdOyCcLgNmvgOVw1O05830v/MijfDFdTNMgTcYLkHA+Dy6XszQYL+NJNh/NZ7N5/NPd
G6dFw+uaSXfNoS/j9EXRt5xqZdTKeoeg8jhlh96EzoyjY2caJXjt4Bwlo9fVTGi0JaLES/8ZlD8J
C5/S8MUPuTxLKU7S6CrJg+V4OgnSZZoF+SSaBlGcX+XjKM3T+fJpStdcstenhHYlzrMk8y6dkH6W
W+Q/L3MjRcst00jwtsTTxyBSuEJcyNpbawkX/fhECkf/KAXYfTAahmZ4S+z+zveg3V+p+sEJVsEv
FK9WUFzwvsA7DYNG6e8Y7eD1LbH5tiGaYSQ+SOiDPE5TCLN+kmaTBCb6dKc63SGSAlSJLUb9cGZh
Bkc2nebrBm6KvUxSXULTrPhQ0D0nx04Ye2cfBPNZe+ZM1jdEk1vgLKBvAVsH97eDjhAByR6T2xh2
191Cy/SN0mfv5YDAZw+4Pzr84bh/idP5+R8AAAD//wMAUEsDBBQABgAIAAAAIQCRLWpJWAYAAA8a
AAAaAAAAY2xpcGJvYXJkL3RoZW1lL3RoZW1lMS54bWzsWUtvGzcQvhfof1jsvbHeio3Iga1H3MRO
gkhJkSOlpXYZc5cLkrKjW5GceilQIC16aIDeeiiKBmiABr30xxhw0KY/okPuQ6RExQ+4QFDEAozd
2W+Gw5nZb0jujZtPY+odYS4ISzp+9VrF93AyYQFJwo7/cDT47LrvCYmSAFGW4I4/x8K/uf3pJzfQ
1oSSdMwQD0YRjrEHhhKxhTp+JGW6tbEhJiBG4hpLcQLPpozHSMItDzcCjo5hgJhu1CqV1kaMSOJv
g0WpDPUp/EukUIIJ5UNlBnsJimH0e9MpmWCNDQ6rCiHmoku5d4RoxwebATse4afS9ygSEh50/Ir+
8ze2b2ygrVyJyjW6ht5A/+V6uUJwWNNj8nBcDtpoNButndK+BlC5iuu3+61+q7SnAWgygZlmvpg2
m7ubu71mjjVA2aXDdq/dq1ctvGG/vuLzTlP9LLwGZfYbK/jBoAtRtPAalOGbK/hGo13rNiy8BmX4
1gq+XdnpNdoWXoMiSpLDFXSl2ap3i9mWkCmje074ZrMxaNdy4wsUVENZXWqIKUvkulqL0RPGBwBQ
QIokSTw5T/EUTaAmu4iSMSfePgkjKLwUJUyAuFKrDCp1+K9+DX2lI4K2MDK0lV/giVgRKX88MeEk
lR3/Nlj1Dcjpmzcnz16fPPv95Pnzk2e/5mNrU5beHkpCU+/dT9/88/JL7+/ffnz34tts6GW8MPFv
f/nq7R9/vs88zHgRitPvXr19/er0+6//+vmFw/oOR2MTPiIxFt5dfOw9YDFM0OE/HvOLaYwiREyN
nSQUKEFqFIf9vows9N05osiB28V2HB9xoBoX8NbsieXwMOIzSRwW70SxBTxgjO4y7ozCHTWWEebR
LAndg/OZiXuA0JFr7C5KrCz3ZylwLHGZ7EbYcvM+RYlEIU6w9NQzdoixY3aPCbHiekAmnAk2ld5j
4u0i4gzJiIytaloo7ZEY8jJ3OQj5tmJz8MjbZdQ16x4+spHwbiDqcH6EqRXGW2gmUewyOUIxNQO+
j2TkcnI45xMT1xcSMh1iyrx+gIVw6dzjMF8j6XeAZtxpP6Dz2EZySQ5dNvcRYyayxw67EYpTF3ZI
ksjEfi4OoUSRd59JF/yA2W+Iuoc8oGRtuh8RbKX7bDZ4CAxrurQoEPVkxh25vIWZVb/DOZ0irKkG
GoDF6zFJziT5JXpv/nf0DiR6+sNLx4yuhtLdhq18XJDMdzhxvk17SxS+DrdM3F3GA/Lh83YPzZL7
GF6V1eb1kbY/0rb/v6ftde/z1ZP1gp+ButWyNVuu68V7vHbtPiWUDuWc4n2hl+8CulIwAKHS03tU
XO7l0ggu1ZsMA1i4kCOt43EmvyAyGkYohTV+1VdGQpGbDoWXMgFLfy122lZ4OosPWJBtWatVtT3N
yEMguZBXmqUcthsyQ7fai21YaV57G+rtcuGA0r2IE8ZgthN1hxPtQqiCpDfnEDSHE3pmV+LFpsOL
68p8kaoVL8C1MiuwbPJgsdXxmw1QASXYVSGKA5WnLNVFdnUyrzLT64JpVQCsIYoKWGR6U/m6dnpq
dlmpnSPTlhNGudlO6MjoHiYiFOC8OpX0PG5cNNebi5Ra7qlQ6PGgtBZutK+/z4vL5hr0lrmBJiZT
0MQ77vitehNKZoLSjj+FrT9cxinUjlDLXURDODSbSJ698JdhlpQL2UMiygKuSSdjg5hIzD1K4o6v
pl+mgSaaQ7Rv1RoQwgfr3CbQyofmHCTdTjKeTvFEmmk3JCrS2S0wfMYVzqda/fJgpclmkO5hFBx7
YzrjDxCUWLNdVQEMiIAToGoWzYDAkWZJZIv6W2pMOe2aZ4q6hjI5ommE8o5iknkG11ReuqPvyhgY
d/mcIaBGSPJGOA5VgzWDanXTsmtkPqztumcrqcgZpLnomRarqK7pZjFrhKINLMXyck3e8KoIMXCa
2eEz6l6m3M2C65bWCWWXgICX8XN03XM0BMO1xWCWa8rjVRpWnJ1L7d5RTPAM187TJAzWbxVml+JW
9gjncCC8VOcHveWqBdG0WFfqSLs+Txyg1BuH1Y4PnwjgbOIpXMFHBh9kNSWrKRlcwZcDaBfZcX/H
zy8KCTzPJCWmXkjqBaZRSBqFpFlImoWkVUhavqfPxeFbjDoS973i2Bt6WH5Mnq8t7G842/8CAAD/
/wMAUEsDBBQABgAIAAAAIQCcZkZBuwAAACQBAAAqAAAAY2xpcGJvYXJkL2RyYXdpbmdzL19yZWxz
L2RyYXdpbmcxLnhtbC5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7SehCRJr2I0KvUBwjJNi02PyRR7Nsb6EVB
8LIws+w3s037sjN5YkyTdxxqWgFBp7yenOFw6y+7I5CUpdNy9g45LJigFdtNc8VZ5nKUxikkUigu
cRhzDifGkhrRykR9QFc2g49W5iKjYUGquzTI9lV1YPGTAeKLSTrNIXa6BtIvoST/Z/thmBSevXpY
dPlHBMulFxagjAYzB0pXZ501LV2BiYZ9/SbeAAAA//8DAFBLAQItABQABgAIAAAAIQC75UiUBQEA
AB4CAAATAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAABbQ29udGVudF9UeXBlc10ueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAh
AK0wP/HBAAAAMgEAAAsAAAAAAAAAAAAAAAAANgEAAF9yZWxzLy5yZWxzUEsBAi0AFAAGAAgAAAAh
AOayv9EcAwAAxQYAAB8AAAAAAAAAAAAAAAAAIAIAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9kcmF3aW5n
MS54bWxQSwECLQAUAAYACAAAACEAkS1qSVgGAAAPGgAAGgAAAAAAAAAAAAAAAAB5BQAAY2xpcGJv
YXJkL3RoZW1lL3RoZW1lMS54bWxQSwECLQAUAAYACAAAACEAnGZGQbsAAAAkAQAAKgAAAAAAAAAA
AAAAAAAJDAAAY2xpcGJvYXJkL2RyYXdpbmdzL19yZWxzL2RyYXdpbmcxLnhtbC5yZWxzUEsFBgAA
AAAFAAUAZwEAAAwNAAAAAA==
" filled="f" stroked="f"> <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/> <w:wrap type="none"/> <w:anchorlock/>
</v:rect><![endif]--><!--[if gte vml 1]><v:shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" o:spt="75" o:preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f" stroked="f"> <v:stroke joinstyle="miter"/> <v:formulas> <v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"/> <v:f eqn="sum @0 1 0"/> <v:f eqn="sum 0 0 @1"/> <v:f eqn="prod @2 1 2"/> <v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"/> <v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"/> <v:f eqn="sum @0 0 1"/> <v:f eqn="prod @6 1 2"/> <v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"/> <v:f eqn="sum @8 21600 0"/> <v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"/> <v:f eqn="sum @10 21600 0"/> </v:formulas> <v:path o:extrusionok="f" gradientshapeok="t" o:connecttype="rect"/> <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/>
</v:shapetype><![endif]--><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><v:shape id="_x0000_i1026" type="#_x0000_t75" style='width:23.85pt;height:23.85pt'> <v:imagedata croptop="-65520f" cropbottom="65520f"/>
</v:shape><span style='mso-element:field-end'></span><![endif]--><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><span
style='mso-element:field-begin;mso-field-lock:yes'></span><span
style='mso-spacerun:yes'> </span>SHAPE <span
style='mso-spacerun:yes'> </span>\* MERGEFORMAT <span style='mso-element:field-separator'></span><![endif]--><!--[if gte vml 1]><v:rect id="AutoShape_x0020_6" o:spid="_x0000_s1026" alt="blob:https://web.whatsapp.com/03b923b0-a516-40df-9267-53ec52f7c998" style='width:23.85pt;height:23.85pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square; mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;mso-position-horizontal:absolute; mso-position-horizontal-relative:char;mso-position-vertical:absolute; mso-position-vertical-relative:line;mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001; v-text-anchor:top' o:gfxdata="UEsDBBQABgAIAAAAIQC75UiUBQEAAB4CAAATAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbKSRvU7DMBSF
dyTewfKKEqcMCKEmHfgZgaE8wMW+SSwc27JvS/v23KTJgkoXFsu+P+c7Ol5vDoMTe0zZBl/LVVlJ
gV4HY31Xy4/tS3EvRSbwBlzwWMsjZrlprq/W22PELHjb51r2RPFBqax7HCCXIaLnThvSAMTP1KkI
+gs6VLdVdad08ISeCho1ZLN+whZ2jsTzgcsnJwldluLxNDiyagkxOquB2Knae/OLUsyEkjenmdzb
mG/YhlRnCWPnb8C898bRJGtQvEOiVxjYhtLOxs8AySiT4JuDystlVV4WPeM6tK3VaILeDZxIOSsu
ti/jidNGNZ3/J08yC1dNv9v8AAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEArTA/8cEAAAAyAQAACwAAAF9y
ZWxzLy5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7TehCRpr2I4FX0AdZk2wbbJGTj39ubi6AgeJtl2G9m6vYx
jeJGka13CqqiBEFOe2Ndr+B03C3WIDihMzh6RwqexNA281l9oBFTfuLBBhaZ4ljBkFLYSMl6oAm5
8IFcdjofJ0z5jL0MqC/Yk1yW5UrGTwY0X0yxNwri3lQgjs+Qk/+zfddZTVuvrxO59CNCmoj3vCwj
MfaUFOjRhrPHaN4Wv0VV5OYgm1p+LW1eAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAqsHvXRUDAADDBgAA
HwAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9kcmF3aW5nMS54bWykVclu2zAQvRfoPxC8K1os2ZZQJUi8
FAXSNojTD6Ao2iJKkSpJL2nRf++QkmMnKXpofLC5DB/fvDdDf7g6tALtmDZcyRLHFxFGTFJVc7kp
8beHZTDFyFgiayKUZCV+ZAZfXb5/94EUG026hlMECNIUpMSNtV0RhoY2rCXmQnVMwt5a6ZZYmOpN
WGuyB+RWhEkUjcOWcIkvT1BzYgnaav4fUELR76yeEbkjBiAFLc5XBo6Cvh2ZFHL3UXer7k475vTL
7k4jXpcYlJOkBYlwOGwMYTANX5zanAAOa926eLVeo4NHeXTfHoMdLKKwOIqSaZ5hRGFrGPd3NF//
coo2i3+eAzL9pTA4I2I6R0PuXmc2OmZ2vbVq1ZCOoTFGNTNUl7gSqiqc8was37PqYt+A26TrLqhq
w2hU5cmoigKSxeMgjep1kCfjSZCNGM2S9YTm+fRJr+PNprsFNw2SatYQuWHXpmPUQnUCj+OS1mrf
MFIbt9wrDFb0CF7tExj4U+0/qxqsIZCAL7j/V/1JPVJ02tiPTLXIDUqsgaQHJ7tbY3tOxxAvrVpy
IbxxQj5bAMx+BQyHo27PWe874Vce5YvpYpoGaTJegITzeXC9nKXBeBlPsvloPpvN49/u3jgtGl7X
TLprjl0Zp69KvuVUK6PW1jsEdccpO3Ym9GUcnfrSKMFrB+coGb2pZkKjHRElXvrPoPxZWPichi99
yOVFSnGSRjdJHizH00mQLtMsyCfRNIji/CYfR2mezpfPU7rlkr09JbQvcZ4lmXfpjPSL3CL/eZ0b
KVpumUaCtyWePgWRwhXiQtbeWku46MdnUjj6JynA7qPRMDTDS2IPK9+B9nCj6kcnWAW/ULxaQXHB
6wKvNAwapX9itIe3t8Tmx5ZohpH4JKEP8jhNIcz6SZpNEpjo853qfIdIClAlthj1w5mFGRzZdppv
Grgp9jJJ5bp+zYeC7jk5dsLYlX0UzGftmTNZ3xFN7oGzgL4FbB083A86QgQke0pua9iqu4eW6Rul
z97LAYEvnm9/dPi7cf8R5/PLPwAAAP//AwBQSwMEFAAGAAgAAAAhAJEtaklYBgAADxoAABoAAABj
bGlwYm9hcmQvdGhlbWUvdGhlbWUxLnhtbOxZS28bNxC+F+h/WOy9sd6KjciBrUfcxE6CSEmRI6Wl
dhlzlwuSsqNbkZx6KVAgLXpogN56KIoGaIAGvfTHGHDQpj+iQ+5DpETFD7hAUMQCjN3Zb4bDmdlv
SO6Nm09j6h1hLghLOn71WsX3cDJhAUnCjv9wNPjsuu8JiZIAUZbgjj/Hwr+5/eknN9DWhJJ0zBAP
RhGOsQeGErGFOn4kZbq1sSEmIEbiGktxAs+mjMdIwi0PNwKOjmGAmG7UKpXWRoxI4m+DRakM9Sn8
S6RQggnlQ2UGewmKYfR70ymZYI0NDqsKIeaiS7l3hGjHB5sBOx7hp9L3KBISHnT8iv7zN7ZvbKCt
XInKNbqG3kD/5Xq5QnBY02PycFwO2mg0G62d0r4GULmK67f7rX6rtKcBaDKBmWa+mDabu5u7vWaO
NUDZpcN2r92rVy28Yb++4vNOU/0svAZl9hsr+MGgC1G08BqU4Zsr+EajXes2LLwGZfjWCr5d2ek1
2hZegyJKksMVdKXZqneL2ZaQKaN7TvhmszFo13LjCxRUQ1ldaogpS+S6WovRE8YHAFBAiiRJPDlP
8RRNoCa7iJIxJ94+CSMovBQlTIC4UqsMKnX4r34NfaUjgrYwMrSVX+CJWBEpfzwx4SSVHf82WPUN
yOmbNyfPXp88+/3k+fOTZ7/mY2tTlt4eSkJT791P3/zz8kvv799+fPfi22zoZbww8W9/+ertH3++
zzzMeBGK0+9evX396vT7r//6+YXD+g5HYxM+IjEW3l187D1gMUzQ4T8e84tpjCJETI2dJBQoQWoU
h/2+jCz03TmiyIHbxXYcH3GgGhfw1uyJ5fAw4jNJHBbvRLEFPGCM7jLujMIdNZYR5tEsCd2D85mJ
e4DQkWvsLkqsLPdnKXAscZnsRthy8z5FiUQhTrD01DN2iLFjdo8JseJ6QCacCTaV3mPi7SLiDMmI
jK1qWijtkRjyMnc5CPm2YnPwyNtl1DXrHj6ykfBuIOpwfoSpFcZbaCZR7DI5QjE1A76PZORycjjn
ExPXFxIyHWLKvH6AhXDp3OMwXyPpd4Bm3Gk/oPPYRnJJDl029xFjJrLHDrsRilMXdkiSyMR+Lg6h
RJF3n0kX/IDZb4i6hzygZG26HxFspftsNngIDGu6tCgQ9WTGHbm8hZlVv8M5nSKsqQYagMXrMUnO
JPklem/+d/QOJHr6w0vHjK6G0t2GrXxckMx3OHG+TXtLFL4Ot0zcXcYD8uHzdg/NkvsYXpXV5vWR
tj/Stv+/p+117/PVk/WCn4G61bI1W67rxXu8du0+JZQO5ZzifaGX7wK6UjAAodLTe1Rc7uXSCC7V
mwwDWLiQI63jcSa/IDIaRiiFNX7VV0ZCkZsOhZcyAUt/LXbaVng6iw9YkG1Zq1W1Pc3IQyC5kFea
pRy2GzJDt9qLbVhpXnsb6u1y4YDSvYgTxmC2E3WHE+1CqIKkN+cQNIcTemZX4sWmw4vrynyRqhUv
wLUyK7Bs8mCx1fGbDVABJdhVIYoDlacs1UV2dTKvMtPrgmlVAKwhigpYZHpT+bp2emp2WamdI9OW
E0a52U7oyOgeJiIU4Lw6lfQ8blw015uLlFruqVDo8aC0Fm60r7/Pi8vmGvSWuYEmJlPQxDvu+K16
E0pmgtKOP4WtP1zGKdSOUMtdREM4NJtInr3wl2GWlAvZQyLKAq5JJ2ODmEjMPUrijq+mX6aBJppD
tG/VGhDCB+vcJtDKh+YcJN1OMp5O8USaaTckKtLZLTB8xhXOp1r98mClyWaQ7mEUHHtjOuMPEJRY
s11VAQyIgBOgahbNgMCRZklki/pbakw57ZpnirqGMjmiaYTyjmKSeQbXVF66o+/KGBh3+ZwhoEZI
8kY4DlWDNYNqddOya2Q+rO26ZyupyBmkueiZFquorulmMWuEog0sxfJyTd7wqggxcJrZ4TPqXqbc
zYLrltYJZZeAgJfxc3TdczQEw7XFYJZryuNVGlacnUvt3lFM8AzXztMkDNZvFWaX4lb2COdwILxU
5we95aoF0bRYV+pIuz5PHKDUG4fVjg+fCOBs4ilcwUcGH2Q1JaspGVzBlwNoF9lxf8fPLwoJPM8k
JaZeSOoFplFIGoWkWUiahaRVSFq+p8/F4VuMOhL3veLYG3pYfkyery3sbzjb/wIAAP//AwBQSwME
FAAGAAgAAAAhAJxmRkG7AAAAJAEAACoAAABjbGlwYm9hcmQvZHJhd2luZ3MvX3JlbHMvZHJhd2lu
ZzEueG1sLnJlbHOEj80KwjAQhO+C7xD2btJ6EJEmvYjQq9QHCMk2LTY/JFHs2xvoRUHwsjCz7Dez
TfuyM3liTJN3HGpaAUGnvJ6c4XDrL7sjkJSl03L2DjksmKAV201zxVnmcpTGKSRSKC5xGHMOJ8aS
GtHKRH1AVzaDj1bmIqNhQaq7NMj2VXVg8ZMB4otJOs0hdroG0i+hJP9n+2GYFJ69elh0+UcEy6UX
FqCMBjMHSldnnTUtXYGJhn39Jt4AAAD//wMAUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhALvlSJQFAQAAHgIAABMA
AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAFtDb250ZW50X1R5cGVzXS54bWxQSwECLQAUAAYACAAAACEArTA/8cEA
AAAyAQAACwAAAAAAAAAAAAAAAAA2AQAAX3JlbHMvLnJlbHNQSwECLQAUAAYACAAAACEAqsHvXRUD
AADDBgAAHwAAAAAAAAAAAAAAAAAgAgAAY2xpcGJvYXJkL2RyYXdpbmdzL2RyYXdpbmcxLnhtbFBL
AQItABQABgAIAAAAIQCRLWpJWAYAAA8aAAAaAAAAAAAAAAAAAAAAAHIFAABjbGlwYm9hcmQvdGhl
bWUvdGhlbWUxLnhtbFBLAQItABQABgAIAAAAIQCcZkZBuwAAACQBAAAqAAAAAAAAAAAAAAAAAAIM
AABjbGlwYm9hcmQvZHJhd2luZ3MvX3JlbHMvZHJhd2luZzEueG1sLnJlbHNQSwUGAAAAAAUABQBn
AQAABQ0AAAAA
" filled="f" stroked="f"> <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/> <w:wrap type="none"/> <w:anchorlock/>
</v:rect><![endif]--><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><v:shape id="_x0000_i1025" type="#_x0000_t75" style='width:23.85pt;height:23.85pt'> <v:imagedata croptop="-65520f" cropbottom="65520f"/>
</v:shape><span style='mso-element:field-end'></span><![endif]--></p>

<p>Hukuk, sürekli gelişen ve değişen dinamik bir alandır. Özellikle faiz oranlarına ilişkin yasal düzenlemeler; alacak davalarından icra takiplerine, ticari sözleşmelerden tazminat taleplerine kadar pek çok hukuki ilişkiyi doğrudan etkilemektedir.</p>

<p>Kanuni faiz oranlarında yapılan son değişiklik sonrasında, hukuk ofisimize yöneltilen soruların başında şu konu gelmektedir:</p>

<p>"Yeni kanuni faiz oranı benim dosyamı etkiler mi?"</p>

<p>Bu rehber, bu soruya güncel mevzuat ve uygulama çerçevesinde açık ve anlaşılır cevaplar sunmak amacıyla hazırlanmıştır.</p>

<p>Amacımız yalnızca mevzuat değişikliğini aktarmak değil; bu değişikliğin günlük hayatta nasıl uygulanacağını, hangi icra takiplerini, sözleşmeleri ve ticari ilişkileri etkileyebileceğini, ayrıca hak kaybı yaşanmaması için dikkat edilmesi gereken hususları herkesin anlayabileceği açık ve sade bir dille açıklamaktır.</p>

<p>Her hukuki uyuşmazlık kendine özgü özellikler taşımaktadır. Bu nedenle yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut olayların kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.</p>

<p><strong><u>1. Kanuni Faiz Nedir?</u></strong></p>

<p>Kanuni faiz; taraflar arasında uygulanacak faiz oranına ilişkin bir anlaşma bulunmadığı, uygulanacak faiz oranının özel bir kanunla belirlenmediği veya mahkeme kararında faiz oranının açıkça belirtilmediği hâllerde, kanun gereğince uygulanan faiz türüdür.</p>

<p>Uygulamada kanuni faiz; alacak davalarında, icra takiplerinde, tazminat taleplerinde, sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ve mahkeme kararlarının icrasında karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle kanuni faiz oranlarında yapılan değişiklikler yalnızca hukukçuları değil; bireyleri, şirketleri ve ticari hayatın tüm aktörlerini de yakından ilgilendirmektedir.</p>

<p>Kanuni faiz uygulaması; alacağın niteliğine, taraflar arasındaki hukuki ilişkiye, uygulanacak özel kanun hükümlerine ve somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilmektedir. Bu nedenle her uyuşmazlığın kendi hukuki ve fiilî durumu çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong><u>2. Son Düzenleme ile Neler Değişti?</u></strong></p>

<p>31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de<span style="color:#2980b9"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">(https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi)</span></a> yayımlanan 7589 sayılı Kanun<a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow"> (12. Yargı Paketi)</a> ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da önemli değişiklikler yapılmıştır.</p>

<p>Önceki düzenlemede, taraflar arasında faiz oranının kararlaştırılmadığı veya uygulanacak faiz oranının özel bir kanunla belirlenmediği hâllerde uygulanacak kanuni (yasal) faiz oranı yıllık %24 olarak uygulanmaktaydı. Yeni düzenleme ile ise hem kanuni faiz oranı hem de bu oranın belirlenmesine ilişkin esaslar tamamen değiştirilmiştir.</p>

<p>Bu değişiklik ile kanuni (yasal) faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının reeskont faiz oranına bağlı hâle getirilmiştir. Kanuni faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık tarihinde kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının %80'i olarak uygulanması gerekmektedir. Ancak, 30 Haziran tarihinde uygulanan reeskont oranının, önceki yılın 31 Aralık tarihindeki orandan 5 puan veya daha fazla farklı olması hâlinde, yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihindeki reeskont oranının %80'i kanuni faiz oranı olarak uygulanacaktır.</p>

<p>Bu düzenleme ile kanuni faiz oranı, ekonomik koşullara göre güncellenebilen dinamik bir yapıya kavuşmuştur. Böylece kanuni faiz oranı, kural olarak yılda bir kez; kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde ise yılın ikinci yarısında yeniden belirlenebilecektir.</p>

<p><strong><u>3. Yeni Düzenleme Nasıl Uygulanacak?</u></strong></p>

<p>Her yıl uygulanacak kanuni faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bir önceki yılın 31 Aralık tarihinde kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont faiz oranının %80'i esas alınarak belirlenecektir.</p>

<p>Ancak, 30 Haziran tarihinde geçerli olan reeskont faiz oranının, bir önceki yılın 31 Aralık tarihindeki reeskont faiz oranından 5 puan veya daha fazla farklı olması hâlinde, yılın ikinci yarısında uygulanacak kanuni faiz oranı, 30 Haziran tarihinde geçerli olan reeskont faiz oranının %80'i olarak uygulanacaktır.</p>

<p>Örnek</p>

<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 31 Aralık 2025 tarihinde kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont faiz oranı %38,75'tir. Bu oranın %80'i %31 olduğundan, 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni düzenleme uyarınca bu tarihten itibaren uygulanacak kanuni (yasal) faiz oranı yıllık %31 olacaktır.</p>

<p>Örneğin, 1 Ağustos 2026 tarihinde temerrüde düşen ve taraflar arasında faiz oranı kararlaştırılmamış bir para borcunda, kanuni (yasal) faiz yıllık %31 oranı üzerinden hesaplanacaktır.</p>

<p><strong><u>4. Yeni Düzenleme Hangi Alacaklarda Uygulanmayabilir?</u></strong></p>

<p>Kanuni (yasal) faiz aşağıdaki alacaklarda uygulanmayabilir.</p>

<p>- İşçilik alacaklarında, alacağın niteliğine göre bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanabilmektedir.</p>

<p>- Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedarikinden kaynaklanan alacaklarda, Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesi uyarınca, taraflar arasında farklı bir faiz oranı kararlaştırılmamışsa, 2026 yılı için yıllık %43 ticari temerrüt faizi uygulanmaktadır.</p>

<p>- Kamu alacaklarında ise ilgili özel kanunlarda öngörülen gecikme zammı ve faiz hükümleri uygulanmaktadır.</p>

<p>- Taraflar arasında geçerli bir faiz oranı kararlaştırılmışsa, kural olarak sözleşmede belirlenen faiz oranı uygulanacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle, bir alacağa hangi faiz türünün uygulanacağı belirlenirken öncelikle alacağın hukuki niteliği ile varsa özel kanun hükümleri ve sözleşme şartları değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong><u>5. Değerlendirme</u></strong></p>

<p>31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni düzenleme ile kanuni (yasal) faiz sistemi önemli ölçüde değişmiş, sabit faiz oranı uygulaması yerine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının reeskont faiz oranını esas alan dinamik bir sisteme geçilmiştir. Bu nedenle, kanuni faize ilişkin hesaplamalarda artık yürürlükteki mevzuatın ve güncel faiz oranlarının dikkatle takip edilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Özellikle icra takiplerinde kanuni (yasal) faiz oranının hatalı talep edilmesi, dava dilekçelerinde yanlış faiz oranına yer verilmesi veya faiz hesaplamalarının güncel düzenlemeye uygun yapılmaması, hak kayıplarına ve uyuşmazlıkların uzamasına neden olabilecektir. Bu nedenle, her somut olayda alacağın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi, uygulanacak faiz türünün tespit edilmesi ve yürürlükteki mevzuata göre hesaplama yapılması büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><strong><u>6. Sık Sorulan Sorular</u></strong></p>

<p><strong>1. Yeni kanuni faiz oranı eski dosyaları da etkiler mi?</strong></p>

<p>Her somut olayın özellikleri ve yürürlük hükümleri dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Faizin hangi tarihten itibaren uygulanacağı, alacağın doğduğu tarih ve temerrüt tarihine göre değişebilir.</p>

<p><strong>2. Taraflar sözleşmede farklı bir faiz oranı belirlemişse yeni kanuni faiz uygulanır mı?</strong></p>

<p>Hayır. Taraflar arasında geçerli bir faiz oranı kararlaştırılmışsa, kural olarak sözleşmede belirlenen faiz oranı uygulanır.</p>

<p><strong>3. Ticari alacaklarda her zaman kanuni faiz mi uygulanır?</strong></p>

<p>Hayır. Ticari işlerde uygulanacak faiz, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili özel düzenlemelere göre belirlenebilir. Özellikle ticari temerrüt faizi farklı oranlarda uygulanabilmektedir.</p>

<p><strong>4. İşçilik alacaklarında yeni kanuni faiz uygulanır mı?</strong></p>

<p>Her zaman değil. Alacağın niteliğine göre bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı gibi özel faiz türleri uygulanabilir.</p>

<p><strong>5. İcra takibinde yanlış faiz oranı talep edilirse ne olur?</strong></p>

<p>Yanlış faiz oranı talep edilmesi, alacağın eksik veya hatalı hesaplanmasına ve hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle takip açılmadan önce uygulanacak faiz türünün doğru belirlenmesi önemlidir.</p>

<p>Bu yazının, kanuni faiz uygulamasına ilişkin merak edilen sorulara ışık tutmasını ve okuyucularımıza faydalı olmasını temenni ederiz. </p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2024/11/melek-acu.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2024/11/melek-acu.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Melek ACU</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kanuni-yasal-faiz-duzenlemesi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/terazi/hesap-maksa.jpg" type="image/jpeg" length="55476"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[IBAN Kiralama Suçu - 12. Yargı Paketi ile IBAN / Hesap Kullandırma Düzenlemesi - Uyarlama Dilekçesi Nasıl Yazılır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/iban-kiralama-sucu-12-yargi-paketi-ile-iban-hesap-kullandirma-duzenlemesi-uyarlama-dilekcesi-nasil-yazilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/iban-kiralama-sucu-12-yargi-paketi-ile-iban-hesap-kullandirma-duzenlemesi-uyarlama-dilekcesi-nasil-yazilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Son yıllarda Türkiye'de en sık karşılaşılan dolandırıcılık yöntemlerinden biri, kamuoyunda "IBAN kiralama" olarak bilinen uygulamadır. Bu yöntemde kişiler, banka hesaplarını veya IBAN bilgilerini belirli bir ücret karşılığında üçüncü kişilerin kullanımına açmakta, hesaplar ise çoğu zaman dolandırıcılık, yasa dışı bahis, kara para aklama veya çeşitli suçlardan elde edilen gelirlerin transferinde kullanılmaktadır.</p>

<p>Birçok kişi yalnızca hesabını kullandırdığını ve suç teşkil eden eylemlere katılmadığını düşünse de, maalesef bu kişiler uygulamada soruşturma makamları ve mahkemeler tarafından dolandırıcılık eylemine iştirak ettiği gerekçesiyle cezalandırılmaktadır. Son dönemde yapılan düzenlemelerle IBAN Kiralama Mağdurlarının mağduriyetleri giderilmeye çalışılsa da yine de tam anlamıyla yaşanılan mağduriyetler giderilememiştir. Bu makalemizde IBAN kiralama suçu ve <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">12. Yargı Paketi </span></a></strong>ile yürürlüğe giren IBAN / Hesap Kullandırma düzenlemesi hakkında kamuoyunda sıkça sorulan soruları cevaplamaya çalışacağız.</p>

<p><strong>IBAN Kiralama Nedir ve Banka Hesabı Kiralama Suçu Nedir?</strong></p>

<p>IBAN Kiralama kişinin banka hesabını başkasına kullandırması ve kullandırdığı kişinin de dolandırıcılık suçuna karışması halinde söz konusu olur. Bu durumda TCK158’e göre nitelikli dolandırıcılık suçu oluşmaktadır. Bu suçun cezası da 3 yıldan 10 yıla hapis cezası ve 5.000 güne kadar adli para cezası olarak belirlenmiştir. Ancak çeşitli Yargıtay kararlarında kiralayan kişinin maddi yarar sağlaması, dolandırıcılarla eylem birliği olup olmadığı ve dolandırıcılık eyleminden haberinin olmadığı durumlarına göre bu suçun oluşmayabileceği belirtilmiştir.</p>

<p><strong>IBAN Kiralama Suçu Nasıl Oluşur?</strong></p>

<p>IBAN kiralama suçu, kişinin kendi banka hesabını veya IBAN bilgilerini belirli bir ücret ya da menfaat karşılığında üçüncü kişilere kullandırmasıyla başlar. Bu kişiler genellikle dolandırıcılık, yasa dışı bahis veya kara para aklama gibi suçlarda hesabı araç olarak kullanır. Ayrıca bu yöntemle dolandırıcının amacı kendini gizlemektir. Hesap sahibi, IBAN’ı paylaşmakla yetinse bile paranın çekilmesi, transfer edilmesi veya suç gelirinin sisteme sokulması aşamalarında iştirak etmiş kabul edilebilir. Yargıtay, “hesabın yasadışı amaçla kullanılacağını bilebilecek durumda olma” halini suçun oluşumu için yeterli görmektedir.</p>

<p>Suçun oluşması için asıl faille (dolandırıcılık yapan kişi) eylem birliği, maddi menfaat sağlama veya olası kast (suçun farkında olma ihtimali) aranır. Komisyon alınması, şifre devri, tekrar eden yüksek meblağlı işlemler veya organize bir yapıyla ilişki, kastın varlığını güçlü biçimde gösterir. Buna karşılık sosyal güvene dayalı basit paylaşım, menfaat olmaması ve suçtan habersizlik hallerinde Yargıtay beraat yönünde kararlar verebilmektedir. Her olay somut delillerle ayrı ayrı değerlendirilir. O yüzden IBAN kiralama suçunda kişinin iradesi büyük önem arzetmektedir.</p>

<p><strong>IBAN Kiralama Suçu Cezası Nedir?</strong></p>

<p>IBAN kiralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda ismiyle yer alan bir suç tipi olarak düzenlenmemiş olsa da uygulamada genellikle TCK m. 158/1-f kapsamında “bilişim sistemleri veya banka kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçu olarak değerlendirilmektedir. Bu suçun cezası 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası şeklinde belirlenmiştir. Alt sınır bazı hallerde 4 yıla çıkabilmekte, adli para cezası ise suçtan elde edilen menfaatin en az iki katı olarak uygulanabilmektedir.</p>

<p>Ayrıca hesap üzerinden suç geliri aklama faaliyetleri tespit edilirse TCK m. 282 uyarınca 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 20.000 güne kadar adli para cezası, yasa dışı bahis tahsilatı söz konusu olduğunda ise 7258 sayılı Kanun m. 5 gereğince 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 10.000 güne kadar adli para cezası gündeme gelebilir. Yargıtay kararlarında komisyon alınması, yoğun para hareketleri ve suçla ilişki gibi unsurlar cezayı ağırlaştırmakta, ancak kastın ispatlanamaması durumunda beraat veya indirim mümkün olabilmektedir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">12. Yargı Paketi </a>ile TCK 158 - IBAN / Hesap Kullandırma Düzenlemesi </strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">12. Yargı Paketi</a> ile TCK 158’e Eklenen IBAN / Hesap Kullandırma Düzenlemesi ile kamuoyunda “IBAN dolandırıcılığı” veya “IBAN mağdurları” olarak bilinen, banka hesabı/IBAN/kredi kartı/kripto hesap bilgilerini haksız menfaat karşılığında başkalarına kullandıran kişilerle ilgili önemli düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenleme bir genel af, otomatik beraat, cezasızlık hâli, genel infaz indirimi gibi diğer suçları kapsayan bir düzenleme değildir. Yalnızca TCK 157 (basit dolandırıcılık) ve TCK 158 (nitelikli dolandırıcılık) suçlarına sınırlı iştirak hâlinde cezada yarı oranında indirim getirir. Kapsam yalnızca klasik IBAN ile sınırlı değildir. Banka hesabı, kredi kartı, Papara vb. ödeme hizmeti sağlayıcıları hesapları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplar da dahildir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">12. Yargı Paketi</a> ile TCK 158’e Eklenen IBAN / Hesap Kullandırma Düzenlemesi ile TCK m.158’e şu madde eklenmiştir;</p>

<p><i>“4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.” </i></p>

<p>“IBAN mağduru” diye kanunda tanımlanmış ayrı bir hukuki statü yoktur. Her dosyada mahkeme somut olayın şartlarına göre eylemin IBAN kullandırma mı yoksa dolandırıcılığa katılma olup olmadığını inceler. Bu nedenle öncelikle eylemin sadece IBAN kiralama eylemi olduğunu, herhangi bir şekilde dolandırıcılığa katılma gibi bir eylemin olmadığının ispatı gerekmektedir.</p>

<p><strong>IBAN Düzenlenmesinin Uygulanma Şartları Nelerdir?</strong></p>

<p>Mahkeme şu şartların birlikte gerçekleşip gerçekleşmediğini dosya delilleriyle değerlendirir:</p>

<p><strong>- İştirak biçimi sınırlı olmalıdır:</strong> Kişinin suça katkısı yalnızca hesap/ödeme aracı/bilgi veya araçları (IBAN, şifre, kart bilgisi vb.) başkasına vermekten ibaret kalmalıdır. Parayı çekmek, aktarmak, mağdurla iletişime geçmek, senaryoyu kurgulamak, örgüt içinde aktif rol almak gibi ek katkılar varsa indirim uygulanmaz.</p>

<p><strong>- Haksız menfaat amacı:</strong> Verme fiili, failin kendisine veya başkasına haksız menfaat (komisyon, ücret, pay vb.) sağlamak amacıyla yapılmış olmalıdır.</p>

<p><strong>- Kast ve delil:</strong> “Bilmiyordum / kandırıldım” iddiası tek başına yetmez. Mahkeme kastı, menfaat elde edilip edilmediğini, hesap üzerindeki tasarrufu ve rolü inceler. Rıza dışı (hack, çalıntı) kullanım durumunda kast yokluğu nedeniyle beraat ihtimali de değerlendirilebilir.</p>

<p>Bu indirim, iştirak hükümleri (TCK 37-39) çerçevesinde özel bir ceza indirimi niteliğindedir. Uygulamada daha önce çoğu zaman müşterek fail (TCK 37) gibi tam ceza verilen hesap sahipleri için ölçülü bir ayrım getirir.</p>

<p><strong>Yararlanamayacaklar kişiler şunlardır;</strong></p>

<p>- Asıl dolandırıcılar (planlayan, aldatan, parayı yönetenler).</p>

<p>- Katkıları sınırlı olmayanlar.</p>

<p>- TCK 142 veya TCK 245’ten yargılananlar (bu düzenleme yalnızca 157/158 içindir).</p>

<p>- Daha önce TCK 168 etkin pişmanlık uygulanmış olanlar (infaz aşaması için).</p>

<p><strong>Ceza İndirimi Nasıl Hesaplanır?</strong></p>

<p>Temel ceza önce TCK 157 veya 158’e göre belirlenir (158/1-f gibi hallerde hapis cezasının alt sınırı genellikle 4 yıldır + adli para cezası).</p>

<p>- TCK 158/4 şartları varsa → yarı oranında (1/2) indirim zorunlu niteliktedir.</p>

<p>- Ardından diğer indirimler (TCK 62 takdiri indirim vb.) uygulanabilir.</p>

<p>- Etkin pişmanlık (TCK 168) ayrıca devreye girerse ekstra etki oluşur:</p>

<p>* Zarar soruşturma aşamasında tamamen giderilirse → 2/3 indirim.</p>

<p>* Zarar kovuşturma (dava) aşamasında giderilirse → 1/2 indirim.</p>

<p><strong>Örnek hesaplama (yaklaşık, mahkeme takdirine bağlı):</strong></p>

<p>- Temel ceza: 4 yıl hapis.</p>

<p>- TCK 158/4 ile: 2 yıl.</p>

<p>- Zarar kovuşturma aşamasında giderilip TCK 168/2 + TCK 62 uygulanırsa: yaklaşık 10-12 ay seviyelerine inebilir.</p>

<p>- Daha yüksek temel cezalar (örneğin 6-8 yıl) da benzer oranda düşer.</p>

<p>HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) açısından da etki doğabilir; 158/4 sonrası ceza 2 yıl veya altına inerse HAGB şartları tartışılabilir hale gelir (diğer HAGB koşulları ayrıca aranır).</p>

<p><strong>Dosya Aşamalarına Göre İndirim Nasıl Uygulanır?</strong></p>

<p>Lehe kanun ilkesi gereği düzenleme geçmişe etkili olarak uygulanır. Buna göre dosya aşamalarına göre uygulama şu şekilde yapılır;</p>

<p>resmigazete.gov.tr</p>

<p><strong>1. </strong><strong>Soruşturma veya ilk derece mahkemesinde derdest dosyalar</strong></p>

<p>Mahkeme doğrudan TCK 158/4 şartlarını değerlendirir ve uygular. Etkili bir savunma dilekçesiyle sadece IBAN numarası verme eylemi doğrultusunda sınırlı iştirak olduğu, menfaat amacı güdülmediği, deliller ile (mesajlar, hesap hareketleri, tanık beyanları vb.) vurgulanmalıdır. Zarar giderilmişse TCK 168 talebi de eklenmelidir.</p>

<p><strong>2. Kanun yolu (istinaf / temyiz) aşamasındaki dosyalar </strong></p>

<p>Yürürlük tarihinden önce hüküm verilmiş ve dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan 158/4’ün uygulanacağı olanlar için:</p>

<p>- Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerindeki dosyalar hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilir.</p>

<p>- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyalar gelişlerindeki usule uygun şekilde ilk derece mahkemelerine iletilir.</p>

<p>- Yerel mahkeme yeniden yargılama yaparak 158/4’ü uygular.</p>

<p><strong>3. </strong><strong>Kesinleşmiş ve infaz aşamasındaki dosyalar </strong></p>

<p>Yürürlük tarihinden önce TCK 157 veya 158 uyarınca hüküm verilmiş, dosyası infaz aşamasında olan ve daha önce TCK 168 uygulanmamış hükümlülerden 158/4 şartları oluşanlar için:</p>

<p>a) Uyarlama yargılaması (lehe kanun uyarlaması) talebiyle ilgili mahkemeye (genellikle hükmü veren mahkeme veya infaz mahkemesi) başvurulur.</p>

<p>- Mahkemece yapılacak ihtardan itibaren 6 ay içinde mağdurun uğradığı zarar tamamen (aynen geri verme veya tazmin) giderilirse → TCK 168’in ikinci fıkrasındaki etkin pişmanlık hükümlerinden (yarı oranında indirim) yararlanılabilir.</p>

<p>- Bu süre içinde zarar tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez.</p>

<p>- Yürürlük tarihi itibarıyla hüküm verilmiş olup kanun yoluna başvurulmadığı için sonra kesinleşen hükümler de kapsama girer.</p>

<p><strong>Düzenlemeden Yararlanmak için Ne Yapılmalı? </strong></p>

<p>Yeni düzenlemeden yararlanabilmek için yapılacak başvuruların titizlikle ve hataya yer vermeyecek şekilde hazırlanması kritik önem taşır. Mahkemeler, eksik, yüzeysel veya gerekçesiz dilekçeleri genellikle yeterli bulmamakta ve aynı konuda tekrar tekrar değerlendirme yapmamaktadır. Bu nedenle nitelikli, delillere dayanan, somut olayın özelliklerini ayrıntılı şekilde ortaya koyan ve etkili bir savunma içeren bir başvuru şarttır.</p>

<p><strong>Yapılması gereken işlemler:</strong></p>

<p>1. Dosya durumunu (soruşturma, kovuşturma, istinaf, temyiz veya infaz aşaması) ve mevcut kararı net bir şekilde belirleyin.</p>

<p>2. Deneyimli bir avukatla çalışın. Dosyadaki tüm delilleri (banka kayıtları, mesaj yazışmaları, tanık beyanları, menfaat elde edilip edilmediğine ilişkin belgeler vb.) sistematik biçimde toplayın ve düzenleyin.</p>

<p>3. Mağdurun uğradığı zarar durumunu kontrol edin. Zarar henüz giderilmemişse, özellikle infaz aşamasındaki dosyalarda 6 aylık süre için ödeme veya uzlaşma hazırlıklarını eksiksiz yapın (dekont, makbuz, uzlaşma belgesi vb.).</p>

<p>4. Uyarlama / lehe kanun talebi dilekçesini özenle hazırlayın. Dilekçede şu unsurlar mutlaka yer almalıdır:</p>

<p>- Dosya esas ve karar numarası,</p>

<p>- 7589 sayılı Kanun’un 13. maddesi ile Geçici Madde 1’in 6 ve 7. fıkralarına açık atıf,</p>

<p>- TCK 158/4 şartlarının somut olayda nasıl gerçekleştiğinin ayrıntılı açıklaması (iştirakin yalnızca hesap/ödeme aracı bilgisi vermekle sınırlı kaldığı, haksız menfaat amacı vb.),</p>

<p>- İlgili tüm delillerin eklenmesi,</p>

<p>- Talepler: Cezanın TCK 158/4 uyarınca yarı oranında indirilmesi, koşulları varsa TCK 168 etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması, zarar giderilmişse infazın durdurulması, uygun hallerde HAGB veya diğer lehe kurumların değerlendirilmesi.</p>

<p>5. Kesinleşmiş dosyalarda mahkemece yapılacak ihtardan sonraki 6 aylık süreyi kaçırmayın. Zarar tamamen ödenmeden infaz devam eder.</p>

<p>6. Farklı illerde açılmış birden fazla dosya varsa, her biri için ayrı ayrı ve dosyanın kendi özelliklerine uygun başvuru yapılması gerekir.</p>

<p><strong>Dikkat edilmesi gereken hususlar:</strong></p>

<p>- Zarar “tamamen” giderilmelidir; kısmi ödemeler genellikle yeterli kabul edilmez.</p>

<p>- Daha önce TCK 168 etkin pişmanlık hükümleri uygulanmışsa Geçici Madde 1/7’den yararlanılamaz.</p>

<p>- TCK 142 veya TCK 245 kapsamındaki dosyalar bu düzenlemenin dışında kalır; ayrı hukuki değerlendirme gerektirir.</p>

<p>- Eksik, hatalı veya gerekçesiz başvuru, hakkın kaybedilmesine yol açabilir. Bu nedenle dilekçenin hataya yer vermeyecek biçimde, güçlü delillerle desteklenmiş ve etkili bir savunma stratejisiyle hazırlanması zorunludur.</p>

<p>Başvuruların profesyonelce ve dosyanın tüm unsurlarını kapsayacak şekilde yapılması, düzenlemeden gerçek anlamda yararlanabilmenin temel koşuludur. Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye yerine geçmez. Her dosyanın özellikleri farklıdır. Kesin uygulama mahkeme kararlarına, delillere ve Yargıtay içtihadına bağlıdır.</p>

<p><strong>Uyarlama Dilekçesi Nasıl Yazılır?</strong></p>

<p>Uyarlama yargılaması talebi, lehe kanunun uygulanması için yapılan başvurudur. Mahkemeler resen (kendiliğinden) incelemekle yükümlü olsa da yoğunluk nedeniyle gecikmeler yaşanabilir; bu yüzden yazılı dilekçe verilmesi tavsiye edilir.</p>

<p>1. <strong>Yetkili mahkeme:</strong> Cezayı veren ilk derece mahkemesi (Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemesi). İstinaf veya Yargıtay’dan geçmiş olsa bile dilekçe oraya hitaben yazılır.</p>

<p>2. <strong>Dilekçenin temel yapısı ve içeriği: </strong>Dilekçe mutlaka dosya özelinde hazırlanmalıdır. Matbu şablon, internetten kopyalanan metin veya genel ifadeler ciddi risk taşır.</p>

<p>a) <strong>Başlık:</strong><br />
……… Asliye/Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na Dosya No: …/… Esas (veya infaz dosya numarası)</p>

<p>b) <strong>Taraflar:</strong><br />
Hükümlü/Sanık: Ad Soyad, T.C. Kimlik No, cezaevi adresi (varsa)<br />
Müdafii: Avukat bilgileri (varsa)</p>

<p>c) <strong>Konu:</strong><br />
7589 sayılı Kanun ile TCK 158/4 hükmünün lehe uygulanması, cezanın yarı oranında indirilmesi, (infaz aşamasındaysa) infazın durdurulması / tahliye / müddetname iptali talebi.</p>

<p><strong>d) Açıklamalar (en kritik bölüm – somut ve delile dayalı olmalıdır):</strong></p>

<p>· Mahkûmiyet kararının net özeti (suç tarihi, mahkeme, esas no, verilen ceza, kesinleşme tarihi ve mevcut infaz durumu).</p>

<p>· Fiilin yalnızca banka hesabı / IBAN / kredi kartı / ödeme aracı / kripto hesap bilgilerini veya araçlarını başkasına vermekle sınırlı kaldığının gerekçeli karardaki kabul, savunmalar, banka hareket dökümleri, mesajlaşmalar ve diğer delillere atıf yapılarak açıklanması.</p>

<p>· Dolandırıcılığı planlamadığı, mağdurla iletişim kurmadığı, parayı çekmediği veya yönetmediği hususlarının net şekilde belirtilmesi.</p>

<p>· TCK m. 7 ve TCK 158/4 hükmü uyarınca lehe kanun uygulanması gerektiği.</p>

<p>· Yeni ceza hesabı (eski ceza → yarı indirim sonrası net ceza ve yatar süresi mümkünse tablo halinde).</p>

<p>· İnfaz aşamasındaysa:</p>

<p>– Mahkemece ihtar yapılması talebi,</p>

<p>– 6 aylık süre içinde zarar giderimi hakkı,</p>

<p>– Yatar süresi dolmuşsa veya dolacaksa infazın derhal durdurulması ve tahliye talebi.</p>

<p>· Deliller listesi (gerekçeli karar, kesinleşme şerhi, banka dökümleri, ifade tutanakları vb. ek olarak sunulmalı).</p>

<p><strong>e) Sonuç ve istem: </strong></p>

<p>· TCK 158/4’ün uygulanmasına,</p>

<p>· Cezanın yarı oranında indirilmesine,</p>

<p>· (Varsa) infazın durdurulmasına / tahliyeye / yeni müddetname düzenlenmesine,</p>

<p>· Gerekirse duruşma açılmasına<br />
karar verilmesini talep etmek.</p>

<p><strong>f) </strong><strong>Tarih, imza, ekler.</strong></p>

<p>Dilekçe kısa ve net olmalıdır (genellikle 1-2 sayfa yeterlidir). Yeni bir yargılama değil, mevcut gerekçedeki kabul üzerinden lehe kanun değerlendirmesi yapılır. İnfaz durdurma talebi açıkça belirtilmeli ve hesaplamalar net olmalıdır; aksi hâlde reddedilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yanlış Yazılan Uyarlama Dilekçesinin Reddedilme Riski ve Sonuçları</strong></p>

<p>Bu noktada avukatın bilgi birikimi ve tecrübesi hayati önem taşır. Yanlış, eksik veya genel ifadelerle yazılan dilekçeler sıkça reddedilmektedir.</p>

<p>Red durumunda yaşanabilecek ciddi sorunlar şunlardır:</p>

<p>- “Daha önce incelenmiş” gerekçesiyle ikinci başvurunun reddi: İlk dilekçe matbu veya yetersiz ise mahkeme dosyayı “uyarlama talebi incelenmiş” olarak işaretleyebilir. Sonraki daha nitelikli başvurular bu gerekçeyle incelenmeden reddedilebilir.</p>

<p>- Zaman kaybı ve infazın devam etmesi: Red kararı tebliğ edilip itiraz süreci tamamlanana kadar (genellikle haftalar-aylar) hükümlü cezaevinde kalmaya devam eder. Yatar süresi dolmuş olsa bile tahliye gecikir.</p>

<p>- İnfaz durdurma talebinin kaçırılması: Net hesaplama ve açık talep yoksa mahkeme “infazın durdurulmasına gerek yoktur” diyerek talebi reddeder. Bu durumda hükümlü gereksiz yere ekstra süre yatar.</p>

<p>- Zarar giderimi süresinin boşa harcanması: 6 aylık ihtar süresi doğru şekilde talep edilmezse bu hak kaybedilebilir.</p>

<p>- İtiraz hakkının zayıflaması: İlk dilekçenin kalitesiz olması, sonraki itiraz ve temyiz aşamalarında mahkemenin olumsuz yaklaşmasına neden olabilir.</p>

<p>- Psikolojik ve maddi yük: Aileler ve hükümlüler için ekstra stres, avukat değiştirme maliyeti ve süreç uzaması.</p>

<p>Bu riskler nedeniyle dilekçenin mutlaka ceza hukuku ve infaz konusunda deneyimli bir avukat tarafından, dosyanın gerekçeli kararı, delilleri ve rol değerlendirmesi (TCK 158/4 şartlarının somut olayda oluşup oluşmadığı) incelenerek hazırlanması gerekir.</p>

<p><strong>Sonuç olarak; </strong><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">12. Yargı Paketi</a>’ndeki IBAN düzenlemesi orantılılık ilkesini güçlendiren önemli bir adımdır. Ancak her dosya kendi delilleri ve şartlarıyla değerlendirilir; otomatik sonuç yoktur. Uyarlama dilekçesi doğru mahkemeye, somut gerekçelerle ve mutlaka tecrübeli bir avukatın bilgi birikiminden yararlanılarak sunulmalıdır. Yanlış yazılan dilekçe nedeniyle red alınması, gereksiz yere cezaevinde kalmaya ve hak kaybına yol açabilir. Hak kaybı yaşamamak için vakit kaybetmeden dosyanızı bir ceza avukatına inceletin ve dilekçeyi profesyonel şekilde hazırlatın.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Embiya DOĞAN</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/iban-kiralama-sucu-12-yargi-paketi-ile-iban-hesap-kullandirma-duzenlemesi-uyarlama-dilekcesi-nasil-yazilir</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/terazi/kredi-karti-iban.jpg" type="image/jpeg" length="21190"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukat Mustafa Kürşad Coşkun vefat etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukat-mustafa-kursad-coskun-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukat-mustafa-kursad-coskun-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Barosu üyesi Avukat Mustafa Kürşad Coşkun (13131) vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Ankara Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;</i></p>

<p><strong>BAROMUZ ÜYESİ AV. MUSTAFA KÜRŞAD COŞKUN (13131) VEFAT ETMİŞTİR</strong></p>

<p>08.10.1997 tarihinde avukatlık mesleğine başlayan Baromuz üyesi Av. Mustafa Kürşad COŞKUN (13131) vefat etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cenazesi, 02.08.2026 Pazar günü (bugün) Kayseri Org. Hulusi Akar Camii’nde kılınacak ikindi namazının ardından defnedilecektir.</p>

<p>Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve Baromuz üyelerine başsağlığı dileriz.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/mustafa-kursad-coskun.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukat-mustafa-kursad-coskun-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/mustafa-kursad-coskun-1.jpg" type="image/jpeg" length="12804"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazi Üniversitesi Prof. Dr. Aziz Sancar Yaşam Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gazi-universitesi-prof-dr-aziz-sancar-yasam-bilimleri-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gazi-universitesi-prof-dr-aziz-sancar-yasam-bilimleri-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazi Üniversitesi Prof. Dr. Aziz Sancar Yaşam Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, 02 Ağustos 2026 Tarihli ve 33328 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazi Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>GAZİ ÜNİVERSİTESİ PROF. DR. AZİZ SANCAR YAŞAM BİLİMLERİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Gazi Üniversitesi Prof. Dr. Aziz Sancar Yaşam Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezinin amacına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik, Gazi Üniversitesi Prof. Dr. Aziz Sancar Yaşam Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezinin amacına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma esaslarına ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Araştırma birimleri: Merkezin araştırma birimlerini,</p>

<p>b) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>c) Merkez: Gazi Üniversitesi Prof. Dr. Aziz Sancar Yaşam Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>ç) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>d) Rektör: Gazi Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>e) Senato: Gazi Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>f) Üniversite: Gazi Üniversitesini,</p>

<p>g) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Amacı ve Faaliyet Alanları</p>

<p><strong>Merkezin amacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Merkezin amacı; yaşam bilimleri alanının dayandığı temel bilimler, doğa bilimleri, sağlık bilimleri ve mühendislik bilimlerine yönelik çok disiplinli bilimsel çalışmaları teşvik etmek, hastalıkların moleküler ve genetik mekanizmaları hakkında araştırmalar yapmak ve bu potansiyele sahip biyoaktif moleküller tasarlamak, nano-biyoteknoloji temelli tanı araçları ve tedaviler geliştirmesine yönelik çalışmalarda bulunmak, yaşam bilimleri alanında çalışmaları klinik çalışmalarla bütünleştirmek, Üniversite ile sanayi iş birliğini geliştirmek, kamu ve özel sektörün ihtiyaç duyduğu eğitim ve danışmanlık hizmetlerini sunmak, ulusal ve uluslararası alanda yürütülen AR-GE ve eğitim çalışmalarına katkıda bulunmaktır.</p>

<p><strong>Merkezin faaliyet alanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Merkezin faaliyet alanları şunlardır:</p>

<p>a) Üniversite bünyesinde yaşam bilimleri alanında faaliyet gösteren birimlerin bilimsel araştırma iş birliklerini ve ortak faaliyetlerini geliştirmelerine katkı sağlamak.</p>

<p>b) Yaşam bilimleri alanında kamu kuruluşları ve özel sektör tarafından yürütülen AR-GE faaliyetlerini desteklemek, bu alanda ihtiyaç duyulan laboratuvar ihtiyaçlarının çözümüne katkı sağlamak, ilgili mevzuat hükümleri kapsamında, ihtiyaç duyulan analiz ve ölçümleri yapmak.</p>

<p>c) Yaşam bilimleri alanında ulusal ve uluslararası bilimsel projeler üretmek, AR-GE faaliyetlerini desteklemek ve amaca uygun iş birliklerini teşvik etmek.</p>

<p>ç) Yaşam bilimleri alanıyla ilgili kongre, panel, seminer, konferans, yaz eğitimi, kurslar ve sertifikasyon programları düzenlemek.</p>

<p>d) Yaşam bilimleri alanında ulusal ve uluslararası düzeyde akademik, toplumsal ve sektörel araştırma faaliyetleri yürütmek ve bu konularda bilimsel raporlar üretmek.</p>

<p>e) Merkezde yapılan çalışmaların sonuçlarını yayımlamak, ürün, yan ürün ve benzeri geliştirilen mamullerin patentleri için başvuruda bulunmak, elde edilen ürün ve mamullerin uygulamaya aktarılmasını sağlamak ve ilgili sektörlere duyurmak.</p>

<p>f) Merkezin çalışma alanlarına giren konularda düzenlenen uluslararası ve ulusal etkinliklere katılmak.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Yönetim Organları ve Görevleri</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Müdür; Rektör tarafından Üniversitenin yaşam bilimleri konusunda araştırma ve yayın faaliyetlerinde bulunan öğretim üyeleri arasından üç yıl süre için görevlendirilir. Görev süresi sona eren Müdür, aynı usulle yeniden görevlendirilebilir. Müdür, Merkezin tüm faaliyetlerinden Rektöre karşı birinci derecede sorumludur.</p>

<p>(2) Müdüre çalışmalarında yardımcı olmak üzere, Üniversite öğretim elemanları arasından iki kişi Rektör tarafından üç yıl süre için müdür yardımcısı olarak görevlendirilir. Müdürün görevi başında olmadığı zamanlarda müdür yardımcılarından biri Müdüre vekâlet eder. Vekâletin altı aydan fazla sürmesi durumunda Müdürün görevi kendiliğinden sona erer. Görevi sona eren Müdürün yerine aynı usulle yeni bir Müdür görevlendirilir. Müdürün görevi sona erdiğinde yardımcılarının da görevi sona erer.</p>

<p><strong>Müdürün görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Müdürün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezi temsil etmek.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu ve Danışma Kuruluna başkanlık yapmak, gündemlerini hazırlamak ve toplantıları yönetmek.</p>

<p>c) Merkezi amaçları doğrultusunda yönetmek.</p>

<p>ç) Uygulanan programlara ve faaliyetlere ilişkin koordinasyonu sağlamak.</p>

<p>d) Merkezde yürütülen araştırma projelerinin yürütülüşünü ve işleyişini izlemek ve denetlemek.</p>

<p>e) Merkezin yıllık faaliyet raporunu ve bir sonraki yıla ait çalışma programını düzenlemek ve Yönetim Kurulunun görüşünü aldıktan sonra Rektörün onayına sunmak.</p>

<p>f) Yönetim Kurulunda alınan kararları ve çalışma programını yardımcıları ile birlikte uygulamak.</p>

<p>g) Müdür yardımcılarının haklı sebeplerle görevden alınmaları için Rektöre öneride bulunmak.</p>

<p>ğ) Araştırma birimlerini yönetmek ve bu birimlerde görev alacak personelin seçimi ve görevlendirilmeleri ile ilgili işlemleri yerine getirmek.</p>

<p>h) Merkezin bünyesinde çalışan personelin çalışma esaslarını belirlemek ve çalışmalarını denetlemek.</p>

<p>ı) Merkezde yapılan tüm işlemleri ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde denetlemek.</p>

<p>i) Danışma Kurulunun görüş ve önerilerini değerlendirmek.</p>

<p>j) Yeni proje kaynakları geliştirmek.</p>

<p>k) Rektör tarafından verilen görevleri yapmak.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Yönetim Kurulu; Müdürün başkanlığında, müdür yardımcıları ile Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin ilgili fakülte ve anabilim dalları, diğer üniversiteler, enstitüler, araştırma merkezleri ile Yükseköğretim Kurulu tarafından denkliği kabul edilmiş yabancı üniversitelerde görevli öğretim elemanları ile yaşam bilimleri alanında araştırma ve üretim yapan yerli-yabancı özel sektör kuruluşlarında çalışan kişiler arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen dört üye olmak üzere toplam yedi üyeden oluşur.</p>

<p>(2) Görev süresi biten üyeler aynı usulle yeniden görevlendirilebilir. Süresi bitmeden ayrılan üyelerin yerine kalan süreyi tamamlamak üzere aynı usulle yeni üyeler görevlendirilir.</p>

<p>(3) Yönetim Kurulu, Müdürün çağrısı üzerine üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin faaliyetleriyle ilgili çalışmaları düzenlemek, kararlar almak ve alınan kararların yürütülmesini sağlamak.</p>

<p>b) Faaliyet raporunun düzenlenmesine ilişkin esasları tespit etmek, sunulan raporu değerlendirmek ve Rektöre sunmak.</p>

<p>c) Bir sonraki döneme ait çalışma programının düzenlenmesine ilişkin esasları tespit etmek, sunulan raporu değerlendirmek ve Rektöre sunmak.</p>

<p>ç) İlgili diğer mevzuat hükümleri kapsamında Yönetim Kuruluna verilen diğer işleri yapmak.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu ve görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Danışma Kurulu; Müdürün başkanlığında, Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları ve uzmanlıkları bulunan Üniversitenin ilgili birimlerinde akademik veya araştırma faaliyetleri gerçekleştiren öğretim elemanları ile ilgili kamu ve özel sektör, ulusal ve uluslararası bilimsel araştırma merkezlerinde görev yapan kişiler arasından Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen on bir üyeden oluşur.</p>

<p>(2) Görev süresi biten Danışma Kurulu üyeleri aynı usulle yeniden üyeliğe seçilebilir. Müdürün önerisi ile gerektiğinde Üniversite dışından konu ile ilgili bilgi, beceri ve deneyim sahibi kişiler de görüş bildirmek amacı ile Danışma Kurulu toplantılarına katılabilir. Danışma Kurulu, Müdürün çağrısı üzerine toplanır ve katılanların oy çokluğu ile karar alır.</p>

<p>(3) Danışma Kurulu; Merkezin faaliyetleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunan ve istişari nitelikte görüş bildiren bir kuruldur. Yönetim Kuruluna gerekli tavsiyelerde bulunur, çalışma programı ve eğitim faaliyetleri konusunda öneri niteliğinde kararlar alır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Araştırma birimleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Farklı bilim dallarında görev yapan öğretim elemanlarının, yeni projelerin gereklerine uygun olarak koordinasyon içinde uygulama ve araştırma faaliyetlerinde bulunmasını sağlamak için uzmanlık gerektiren konularda, geçici veya daimi olarak faaliyette bulunmak üzere araştırma birimleri oluşturulur.</p>

<p>(2) Araştırma birimi kurulmasına Müdürün önerisi ile Yönetim Kurulu karar verir. Geçici araştırma birimlerinin görev süresi Yönetim Kurulu kararıyla belirlenir.</p>

<p>(3) Araştırma birimleri Müdür tarafından Merkezin amaç ve faaliyetlerine uygun olarak yönetilir.</p>

<p>(4) Araştırma birimlerinde Merkez personeli ile kamu kurum ve kuruluşlarında ya da Merkezin faaliyet alanları ile ilgili özel sektörde çalışan personel görev yapar.</p>

<p><strong>Araştırma birimlerinin görevleri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Araştırma birimlerinin görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin amaçları doğrultusunda, ilgili mevzuat hükümleri, Yönetim Kurulu kararları ve Müdürün talimatları çerçevesinde uygulama ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak.</p>

<p>b) İlgili uygulama ve araştırma alanlarındaki mevcut faaliyetleri etik ve bilimsel kurallar çerçevesinde daha iyi ve verimli hale getirmek.</p>

<p>c) Diğer araştırma birimleriyle koordinasyon halinde faaliyet göstermek.</p>

<p>ç) Uygulama ve araştırma alanları ile ilgili bilimsel eğitim faaliyetlerinde bulunmak, ulusal ve uluslararası toplantılara, ders ve seminerlere katılmak, ders ve seminerler vermek, bireysel ve toplumsal eğitim çalışmalarına katılmak.</p>

<p><strong>Personel ihtiyacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı, 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca Rektör tarafından görevlendirilen personel ile karşılanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) 9/7/2013 tarihli ve 28702 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gazi Üniversitesi Yaşam Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Gazi Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gazi-universitesi-prof-dr-aziz-sancar-yasam-bilimleri-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="23019"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/afyonkarahisar-saglik-bilimleri-universitesi-surekli-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/afyonkarahisar-saglik-bilimleri-universitesi-surekli-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, 02 Ağustos 2026 Tarihli ve 33328 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>b) Merkez (AFSU-SEM): Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>c) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>ç) Rektör: Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>d) Üniversite: Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesini,</p>

<p>e) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Amaçları ve Faaliyet Alanları</p>

<p><strong>Merkezin amaçları</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Merkezin amaçları şunlardır:</p>

<p>a) Örgün, uzaktan ve karma olmak üzere Üniversitenin eğitim, öğretim ve araştırmalar yaptığı tüm alanlarda, ön lisans, lisans ve lisansüstü programlar dışında sürekli olarak verilecek eğitim programlarını düzenleyerek bu programlar aracılığıyla Üniversitenin kamu kurumları, özel sektör ve uluslararası kuruluşlarla iş birliğinin gelişmesine katkıda bulunmak.</p>

<p>b) İlgili kurum ve kuruluşlarca belirlenen ulusal meslek standartlarına uygun olarak ilgili mevzuat hükümleri kapsamında ulusal ve uluslararası alanlarda belgelendirme ve sınavlar yapmak.</p>

<p>c) Merkezin amaçları doğrultusunda seminerler, konferanslar, kongreler, çalıştaylar düzenlemek ve alan araştırmaları ile her türlü eserlerin yayınını yapmak.</p>

<p>ç) Üniversitede farklı bilim alanlarında görev yapan konusunda uzman personelin bilgilerini toplumun her yaş ve her kesimi ile paylaşmalarına ve aktarmalarına olanak sağlamak.</p>

<p>d) İsteyen herkesin uzmanlık, meslek veya iş edindirilmelerine, bilgi ve beceri kazanmalarına ya da danışmanlık hizmeti almalarına ve bu sayede toplumun eğitim ve kültür düzeyinin gelişmesine yardımcı olacak eğitimi vermek.</p>

<p>e) Üniversite öğrencilerinin öğrenim gördükleri alan dışında yetilerini ve becerilerini artırarak, kariyerlerini zenginleştirmek ve vakitlerini en iyi şekilde değerlendirmelerini sağlamak.</p>

<p><strong>Merkezin faaliyet alanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Merkezin faaliyet alanları şunlardır:</p>

<p>a) Kamu kurumları, özel sektör ve uluslararası kuruluş ve kişiler için temel ve disiplinlerarası alanlarda uzmanlık eğitim programları planlamak, düzenlemek, konuya özel paket programlar önermek, ulusal ve uluslararası düzeyde kurslar, seminerler, konferanslar, eğitim fuarları düzenlemek ve bu tip etkinliklerin altyapı çalışmalarıyla ilgili malzeme, araç-gereç temini ve koordinasyonunu sağlamak.</p>

<p>b) Personel belgelendirmeleriyle ilgili akreditasyon standartları şartlarına, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından öngörülen akreditasyon gerekliliklerine ve Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından belirlenen esaslarla uyumlu olarak ulusal ve uluslararası meslek standartlarına ve Ulusal Yeterliliklere göre personel belgelendirmeye yönelik her türlü faaliyeti yürütmek.</p>

<p>c) Yönetici geliştirme kursları düzenlemek.</p>

<p>ç) Merkezin faaliyet alanları ile ilgili her türlü danışmanlık hizmeti sunmak, sunulmasına aracılık etmek veya almak.</p>

<p>d) Eğitim ve diğer etkinlik programları sonunda katılımcılara ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde katılım belgesi, sertifika ve benzeri belgeler vermek.</p>

<p>e) 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine göre iş yeri hekimliği, iş güvenliği uzmanlığı, ilk yardım, yangın, mesleki yeterlilik, iş sağlığı ve güvenliği konularında bireylere, kamu kurumlarına ve özel sektör kuruluşlarına eğitim ve katılım belgesi düzenlemek ve ilgili alanda danışmanlık hizmeti sağlamak.</p>

<p>f) Gerek görüldüğü durumlarda eğitim, sertifika ve benzeri programları; Bologna sürecine ve Avrupa Kredi Transfer Sistemi temelli kredi sistemine uygun olarak gerçekleştirmek, ilgili programın tamamlanmasına yönelik önceden kazanılmış yeterlilikleri tanımak.</p>

<p>g) Ulusal ve uluslararası her türlü sınav organizasyonu gerçekleştirmek veya gerçekleştirilmesine aracılık etmek.</p>

<p>ğ) Merkezin faaliyet alanları ile ilgili ulusal ve uluslararası her türlü eserlerin süreli-süresiz basım ve yayımını yapmak veya yaptırmak, gerektiğinde kitaplık ve arşiv oluşturmak.</p>

<p>h) Yurt içi ve yurt dışında Merkeze ait şubeler veya eğitim, danışmanlık ve benzeri birimler açmak veya açtırmak.</p>

<p>ı) İlgili mevzuat hükümleri kapsamında verilen diğer görevleri yapmak.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Yönetim Organları ve Görevleri</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Müdür, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitede tam zamanlı çalışan öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilir. Görevi sona eren Müdür yeniden görevlendirilebilir ve gerekli görülen hâllerde görev süresinin bitiminden önce görevden alınabilir.</p>

<p>(2) Müdüre çalışmalarında yardımcı olmak üzere, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitede tam zamanlı çalışan öğretim elemanları arasından iki kişi Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için müdür yardımcısı olarak görevlendirilir. Müdür, görevi başında bulunmadığı zamanlarda müdür yardımcılarından birini vekil olarak bırakır. Müdürün görevi sona erdiğinde müdür yardımcılarının da görevi kendiliğinden sona erer veya sürenin sona ermesi beklenilmeden görevden alınabilirler.</p>

<p>(3) Müdür yardımcıları, Müdür tarafından verilen görevleri yerine getirir.</p>

<p><strong>Müdürün görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Müdürün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezi temsil etmek.</p>

<p>b) Yönetim Kuruluna ve Danışma Kuruluna başkanlık etmek.</p>

<p>c) Merkezin çalışmalarının düzenli olarak yürütülmesini ve geliştirilmesini sağlamak.</p>

<p>ç) Merkezin faaliyet raporunu ve bir sonraki yıla ait yıllık çalışma programını hazırlamak ve Yönetim Kurulunda onaylanmış şekliyle Rektöre sunmak.</p>

<p>d) Merkez çalışmalarının gerektirdiği görevlendirmeleri yapmak.</p>

<p>e) Merkez bünyesindeki birimler arasında koordinasyon ve denetimi sağlamak.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yönetim Kurulu; Müdürün başkanlığında ve Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversite öğretim elemanları arasından Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen dört üye olmak üzere toplam beş üyeden oluşur. Görev süresi sona eren üye yeniden görevlendirilebilir veya gerekli görülen hâllerde görev süresinin bitiminden önce aynı usulle görevden alınabilir.</p>

<p>(2) Yönetim Kurulu, Müdürün çağrısı üzerine üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve kararlar toplantıya katılanların oy çokluğuyla alınır. Müdür yardımcıları, Müdürün daveti üzerine Yönetim Kurulu toplantısına oy hakkı olmaksızın katılabilir.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin faaliyetleri ile ilgili esasları belirlemek.</p>

<p>b) Merkezin çalışmalarıyla ilgili plan ve programların hazırlanmasını ve uygulanmasını sağlamak.</p>

<p>c) Merkezin yatırım, plan ve bütçe tasarısını hazırlamak ve onaylanmak üzere Rektöre sunmak.</p>

<p>ç) Merkez elemanlarının eğitim, uygulama, araştırma, hizmet üretimi ve yayım konularındaki isteklerini değerlendirip önerilerde bulunmak.</p>

<p>d) Gerekli hallerde Merkezin faaliyetleriyle ilgili geçici çalışma grupları kurmak ve bunların görevlerini düzenlemek.</p>

<p>e) Müdürün, Merkezin yönetimi ile ilgili getireceği bütün işleri değerlendirerek karar almak.</p>

<p>f) Müdürün her faaliyet dönemi sonunda hazırlayacağı faaliyet raporunun düzenlenmesine ilişkin esasları belirlemek, sunulan raporu değerlendirmek, bir sonraki döneme ait çalışma programını düzenlemek.</p>

<p>g) Merkezin eğitim programları sonunda başarı belgesi, katılım belgesi, sertifika ve benzeri belgelerin verilmesi işlemlerini yürütmek.</p>

<p>ğ) İlgili mevzuat hükümleri kapsamında verilen diğer görevleri yapmak.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu ve görevi</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Danışma Kurulu; Müdürün başkanlığında, Merkezin faaliyet alanlarında çalışmaları bulunan Üniversite öğretim elemanları ve/veya mensupları, kamu kurumları ve özel sektör kuruluş temsilcileri ve uzmanlar arasından Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen beş üye olmak üzere toplam altı üyeden oluşur. Görev süresi sona eren üye yeniden görevlendirilebilir veya gerekli görülen hâllerde görev süresinin bitiminden önce aynı usulle görevden alınabilir.</p>

<p>(2) Danışma Kurulu, Müdürün çağrısı üzerine yılda en az bir kez toplanır.</p>

<p>(3) Danışma Kurulunun görevi; Merkezin çalışmaları hakkında önerilerde ve katkılarda bulunmaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Personel ihtiyacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı, 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca Rektör tarafından görevlendirilen personel ile karşılanır.</p>

<p><strong>Harcama yetkilisi</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Merkezin harcama yetkilisi Müdürdür.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/afyonkarahisar-saglik-bilimleri-universitesi-surekli-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="66432"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRK MEDENİ HUKUKUNDA PAYLI VE ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİNİN SONA ERDİRİLMESİ: 7589 SAYILI KANUN (12. YARGI PAKETİ) İLE GETİRİLEN YENİLİKLER]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turk-medeni-hukukunda-payli-ve-elbirligi-mulkiyetinin-sona-erdirilmesi-7589-sayili-kanun-12-yargi-paketi-ile-getirilen-yenilikler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turk-medeni-hukukunda-payli-ve-elbirligi-mulkiyetinin-sona-erdirilmesi-7589-sayili-kanun-12-yargi-paketi-ile-getirilen-yenilikler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. GİRİŞ VE ÇERÇEVE</strong></p>

<p><strong>A. Mülkiyet Hakkının Anayasal Boyutu ve Paylaşma İstemi Hakkının Hukuki Niteliği</strong></p>

<p>Mülkiyet hakkı, T.C. Anayasası’nın 35. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. maddesinde güvence altına alınan, hak sahibine eşya üzerinde en geniş kapsamlı ayni hak yetkilerini veren mutlak bir haktır. Ancak mülkiyet hakkının birden fazla kişiye ait olması durumunda paydaşlar veya ortaklar arasında malvarlığının yönetimi, kullanımı ve tasarrufu hususlarında uyuşmazlıkların çıkması kaçınılmaz gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Kanun koyucu mülkiyetin bireyselleştirilmesi ve ekonomik değerlerin serbestçe dolaşıma girmesi maksadıyla ortaklara/paydaşlara ortaklık ilişkisini sona erdirme yetkisi tanımıştır.</p>

<p>Türk Medeni Kanunu’nun 698. maddesinde düzenlenen paylaşma istemi bozucu yenilik doğuran mutlak bir haktır. Bu hak niteliği gereği zamanaşımına uğramaz; ortaklık devam ettiği sürece her bir paydaş veya ortak tarafından her zaman ileri sürülebilir. Paylaşma istemi hakkının kullanılması, diğer paydaşların kabulüne veya rızasına bağlı tutulmamıştır. Hak sahibinin tek taraflı irade beyanının karşı tarafa ulaşması veya dava yoluna başvurulmasıyla hukuki sonuçlarını doğurur. Kanun koyucu TMK m. 698/2 ve 3 hükümlerinde paylaşmayı isteme hakkını yalnızca hukuki bir işlemle en fazla 10 yıllık süre için sınırlandırabilme veya taşınmazın uygun olmayan bir zamanda paylaşılmasını önleme gibi istisnai düzenlemelerle kısıtlamıştır. Bunun dışındaki hallerde, ortaklığın devam ettirilmesini zorunlu kılan hiçbir hukuki engel kabul edilmemiştir.</p>

<p><strong>B. Paylı Mülkiyet ve Elbirliği Mülkiyetinde Paylaşımın Karşılaştırmalı Değerlendirmesi</strong></p>

<p>Türk eşya hukukunda birden fazla kişinin aynı eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olması iki farklı hukuki rejim altında düzenlenmiştir: Paylı mülkiyet (TMK m. 688 vd.) ve elbirliği mülkiyeti (TMK m. 701 vd.). Paylı mülkiyette, eşyanın fiilen bölünmüş olmayan her bir parçası üzerinde paydaşların soyut, oransal payları mevcuttur. Paydaş, kendi payı üzerinde üçüncü kişilere devir, ipotek tesis etme veya haciz koydurma gibi tasarruf işlemlerini bağımsızca gerçekleştirebilir. Bu durum, paylı mülkiyette paylaşma isteminin doğrudan doğruya TMK m. 698 ve m. 699 hükümleri çerçevesinde ileri sürülmesine imkan sağlamaktadır. Paylı mülkiyette ortaklığın giderilmesi davası, doğrudan paydaşlar arasındaki hukuki ilişkiyi nihayete erdirir.</p>

<p>Elbirliği mülkiyetinde ise ortakların belirlenmiş bağımsız payları bulunmamaktadır. Eşyanın tamamı üzerinde ortakların hak sahipliği söz konusu olup ortaklar arasında tüzel kişiliği olmayan bir ortaklık bağı mevcuttur. Elbirliği mülkiyetinde tasarruf işlemleri oy birliği ile gerçekleşir. Miras ortaklığında ortaklığın giderilmesi davası açılabilmesi için öncelikle elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi (TMK m. 644) imkanı değerlendirilmeli; yahut TMK m. 642 uyarınca dogrudan mirasın paylaşılması davası ikame edilmelidir. Nitekim Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre mirasçılardan birinin talebi üzerine mahkemece TMK m. 644 uyarınca diğer mirasçılara itiraz imkanı tanınarak elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete çevrilmekte, ardından ortaklığın satış veya taksim suretiyle giderilmesi safhasına geçilmektedir. Burada göze çarpan en temel unsur paylı mülkiyette paya dayalı tasarruf serbestisi bulunmasına karşın, elbirliği mülkiyetinde tasarruf serbestisinin bulunmaması ve dava sürecinde tüm ortakların davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanmasının mülkiyetin yapısı gereği bir zorunluluk olmasıdır.</p>

<p><strong>II. DAVA ÖNCESİ ZORUNLU USULİ İŞLEMLER VE ARABULUCULUK DAVA ŞARTI</strong></p>

<p><strong>A. 6325 Sayılı Kanun m. 18/B Çerçevesinde Zorunlu Arabuluculuk Kurumu</strong></p>

<p>Türk yargı sisteminde mahkemelerin iş yükünün azaltılması ve uyuşmazlıkların dostane yollarla çözüme kavuşturulması amacıyla 7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen 18/B maddesi uyarınca 1 Eylül 2023 tarihi itibarıyla ortaklığın giderilmesine ilişkin davalarda arabuluculuk bir dava şartı olarak ihdas edilmiştir. İlgili mevzuat uyarınca, ortaklığın giderilmesi istemiyle dava açmak isteyen paydaş veya ortak dava açmadan önce dava şartı olan arabuluculuk bürosuna başvurmalıdır.</p>

<p><strong>B. Arabuluculuk Sürecinin Hak Düşürücü Süreler, Zamanaşımı ve Dava Şartı Niteliklerine Etkisi</strong></p>

<p>Arabuluculuk sürecinin başlatılması, hukuki niteliği itibarıyla zamanaşımını durduran ve hak düşürücü sürelerin işlemesini engelleyen usuli bir kurumdur. 6325 sayılı Kanun’un 16. maddesi gereğince, arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinden son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Ortaklığın giderilmesi davasında hak düşürücü süre söz konusu olmasa dahi davayla bağlantılı olarak ileri sürülebilecek eklenti, ecrimisil veya tazminat talepleri bakımından bu kural hayati önem taşımaktadır.</p>

<p>Dava şartı niteliğindeki arabuluculuk usulü ihlal edilerek doğrudan doğruya mahkemede dava açılması halinde mahkemece davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilecektir. Bu red kararı esasa ilişkin bir hüküm teşkil etmediğinden arabuluculuk dava şartı tamamlandıktan sonra yeniden dava açılması mümkündür. Ancak uygulamada gereksiz zaman ve masraf kaybını önlemek adına dava dilekçesine arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin eklenmesi zorunludur.</p>

<p><strong>III. YARGILAMA USULÜ, GÖREV, KESİN YETKİ VE TARAF TEŞKİLİ ESASLARI</strong></p>

<p><strong>A. Görevli ve Yetkili Mahkemenin Tespiti</strong></p>

<p>Ortaklığın giderilmesi davalarında görevli mahkeme münhasıran Sulh Hukuk Mahkemesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın, taşınır ve taşınmaz mallarda paydaşlığın veya ortaklığın giderilmesine ilişkin davalarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olarak belirlenmiştir. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilir ve taraflarca iddia ve savunma genişletme yasağına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.</p>

<p>Yetkili mahkeme bakımından ise HMK m. 12/1 hükmü uygulanır. Taşınmazın aynına ilişkin olan ortaklığın giderilmesi davalarında yetki kesin yetki niteliğindedir. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi münhasıran yetkilidir. Eğer dava birden fazla taşınmaza ilişkinse ve bu taşınmazlar farklı mahkemelerin yargı çevresinde yer alıyorsa HMK m. 12/3 uyarınca taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesinde diğer taşınmazlar için de dava açılması mümkündür. Ancak kesin yetki kuralı gereğince, taraflar yetki sözleşmesi yapamayacakları gibi mahkeme de yetkisizlik hususunu ilk inceleme aşamasında re'sen dikkate almakla yükümlüdür.</p>

<p><strong>B. Taraf Teşkili</strong></p>

<p>Ortaklığın giderilmesi davaları, hukuki niteliği itibarıyla çift taraflı davalardır. Bu davalarda kazanan ve kaybeden taraf ayrımı bulunmamakta, verilen karar tüm paydaşlar / ortaklar bakımından aynı hukuki sonuçları doğurmaktadır. Bu sebeple yargılamanın yürütülebilmesi ve <strong>esasa </strong>ilişkin bir karar verilebilmesi için tapu kaydındaki veya mirasçılık belgesindeki tüm paydaşların / mirasçıların davada taraf olarak yer alması usuli zorunluluktur.</p>

<p>Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), elbirliği mülkiyetine konu taşınmazlarda taraf teşkilinin sağlanması açısından ilksel belgedir. Mahkeme, mirasbırakanın tüm mirasçılarını tespit etmek ve davaya dahil etmek üzere taraflara süre verir veya yetki belgesi tanzim eder.</p>

<p><strong>IV. MÜLKİYETİN SONA ERDİRİLMESİ YÖNTEMLERİ VE MADDİ HUKUK ENGELLERİ</strong></p>

<p><strong>A. Aynen Taksim Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi (TMK m. 699/1-2) ve İmar/Arazi Mevzuatı Kısıtlamaları</strong></p>

<p>Türk Medeni Kanunu’nun 699. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca, ortaklığın giderilmesi davasında asıl olan ve mahkemece öncelikle incelenmesi gereken yöntem aynen taksimdir. Paydaşlardan birinin talebi halinde hakim, taşınmazın aynen bölüştürülmesi imkanını araştırmak zorundadır. Taşınmazın değerinde önemli bir azalma meydana gelmeksizin bölünebilmesi halinde mahkemece taksim suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilir. Bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde, eksik değerli parçaya belli bir ivaz eklenerek denkleştirme sağlanır.</p>

<p>Ancak aynen taksim talebinin kabul edilebilmesi, sadece fiziki bölünebilirliğe değil kamu hukukuna tabii olan mevzuat kısıtlamalarına da bağlıdır. Bunların başında şunlar gelir:</p>

<p>1. 3194 Sayılı İmar Kanunu Kısıtlamaları: Taşınmazın bulunduğu bölgedeki imar planı, parsellerin minimum ifraz şartları dikkate alınır. İmar mevzuatına aykırı şekilde taşınmazın ifrazı ve aynen taksimi hukuken imkansızdır.</p>

<p>2. 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Kısıtlamaları: Tarım arazilerinde ortaklığın giderilmesi taleplerinde 5403 sayılı Kanun hükümleri emredici niteliktedir. Tarım arazileri asgari tarımsal arazi büyüklükleri ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklükleri sınırlarının altında bölünemez ve ifraz edilemez. İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinden taşınmazın bölünebilirliğine ilişkin olumlu görüş alınamadığı takdirde mahkemece aynen taksim talebi reddedilerek satış suretiyle ortaklığın giderilmesi yoluna gidilmesi yasal bir zorunluluktur.</p>

<p>3. Kat Mülkiyeti Kanunu m. 12 Çerçevesinde Kat Mülkiyetinin Kurulması Suretiyle Taksim: Üzerinde yapı bulunan taşınmazlarda, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 12. maddesindeki şartların varlığı halinde taşınmazın kat mülkiyetine çevrilerek paydaşlara tahsisi suretiyle ortaklığın giderilmesi mümkündür.</p>

<p><strong>B. Satış Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi (TMK m. 699/3) ve Oy Birliği ile Paydaşlar Arasında Satış</strong></p>

<p>Aynen taksimin durum ve koşullara göre mümkün olmaması, imar veya tarım mevzuatı engellerine takılması ya da aynen bölünmenin taşınmazın değerinde önemli bir azalmaya yol açacağının bilirkişi marifetiyle saptanması durumunda, mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilir (TMK m. 699/3).</p>

<p>Satış kural olarak aleni açık artırma yoluyla gerçekleştirilir. Ancak paydaşların tamamının oy birliği ile anlaşması halinde, satışın sadece paydaşlar arasında yapılmasına karar verilebilir. Paydaşlardan birinin dahi halka açık satışı istemesi veya paydaşlar arasında satışa muvafakat etmemesi halinde, mahkemece paydaşlar arasında satışa karar verilemez; satışın kamuya açık (aleni) ihale usulüyle yapılması zorunlu hale gelir.</p>

<p><strong>V. YARGILAMAYI ETKİLEYEN HUKUKİ DURUMLAR VE BEKLETİCİ MESELE İLKESİ</strong></p>

<p><strong>A. Muhdesatın Aidiyeti Davaları ve Mülkiyetin Tespiti İstemlerinin Satış Sürecine Etkisi</strong></p>

<p>Ortaklığın giderilmesi davalarında sıklıkla karşılaşılan karmaşık hukuki durumlardan biri, taşınmaz üzerinde bulunan bütünleyici parça niteliğindeki yapı, tesis veya ağaçlar yani muhdesat üzerinde hak sahipliği iddiasında bulunulmasıdır. Arsa üzerindeki yapının veya dikili ağaçların kendisine ait olduğunu iddia eden paydaş, bu hususta diğer paydaşların açık kabulünün bulunmaması halinde Asliye Hukuk Mahkemesinde Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti davası açmak zorundadır.</p>

<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesi gereğince, ortaklığın giderilmesi davasına bakan Sulh Hukuk Mahkemesi açılan muhdesatın aidiyeti davasını bekletici mesele yapmakla yükümlüdür. Zira muhdesatın kime ait olduğunun tespiti, taşınmazın satışından elde edilecek bedelin paydaşlar arasında dağıtılması aşamasında doğrudan etkilidir. Muhdesatın aidiyeti davası neticelendikten sonra mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak arsa değeri ile muhdesat değeri ayrı ayrı belirlenir; ihale bedelinin dağıtımında muhdesat sahibine muhdesatın taşınmazın toplam değerine kattığı oran nispetinde öncelikli ödeme yapılır, kalan bedel ise payları oranında tüm paydaşlara dağıtılır.</p>

<p><strong>VI. 7589 SAYILI KANUN <a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">(12. YARGI PAKETİ)</a> İLE İCRA VE İFLAS KANUNU M. 114'TE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER</strong></p>

<p>31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun </span></a></strong>(kamuoyunda <a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">12. Yargı Paketi</a> olarak bilinmekte) İcra ve İflas Kanunu’nun 114. maddesinde köklü değişiklikler yaparak ortaklığın giderilmesi davalarının infazı ve satış aşaması bakımından yenilikler getirmiştir.</p>

<p><strong>A. Mirasçılar Arasında Yapılacak Bir Defalık ve %100 Muhammen Bedel Barajlı Birinci Artırma Usulü (İİK m. 114/2 ve m. 114/7-8)</strong></p>

<p>7589 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile İİK m. 114/2 hükmüne eklenen cümleler ve m. 114/7-8 bendindeki değişiklikler doğrultusunda, aile terekelerinin ve miras yoluyla kalan malların üçüncü kişilerin müdahaleleriyle düşük bedellerle el değiştirmesini önlemek amacıyla özel bir satış usulü ihdas edilmiştir.</p>

<p>&gt; <strong>İİK 114/2'ye eklenen cümle: </strong>"<i>Tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde yapılacak açık artırmalarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak bu artırma usulü bir defaya mahsus olmak üzere uygulanır.</i>"</p>

<p>Hükmün uygulama alanı bulabilmesi için taşınmazın tüm paydaşlarının/ortaklarının mülkiyet hakkını miras yoluyla kazanmış olması şart olup malikler arasında mirasçı olmayan üçüncü bir kişinin mülkiyet hakkının (payının) bulunmaması gerekir.</p>

<p>Birinci artırma, dışarıdan katılım engellenerek yalnızca malik mirasçılara açık olarak elektronik satış portalında yürütülür.</p>

<p>İİK m. 114/7-8 bendi gereğince, mirasçılar arasında yapılan bu birinci artırmada verilecek tekliflerin muhammen kıymetin yüzde yüzünü (%100) geçmesi gerekmektedir.</p>

<p>Bu usul sadece bir defa uygulanır. Eğer mirasçılar arası birinci artırmada teklif muhammen bedelin</p>

<p>%100'ünü bulmaz ve satış gerçekleşmezse, süreç genel ihale kurallarına döner ve ikinci artırmada muhammen bedelin %50’si üzerinden herkese açık genel açık artırma yapılır.</p>

<p><strong>B. Paydaşların Teminat Muafiyetinin Kaldırılması ve Hazinenin Münhasır Muafiyeti (İİK m. 114/6)</strong></p>

<p>7589 sayılı Kanun öncesindeki uygulamada ve doktrinde paydaşların ihale katılımında kendi payları oranında teminat göstermekten muaf tutulup tutulmayacağı hususunda ciddi tereddütler ve kötüniyetli uygulamalar yaşanmaktaydı. Paydaşlar, teminat yatırmaksızın ihaleye girip afaki teklifler vererek ihaleyi kilitliyor ve ihale bedelini yatırmayarak süreci felce uğratabiliyorlardı.</p>

<p>7589 sayılı Kanun m. 1 ile İİK m. 114/7-6 bendi yeniden düzenlenerek paydaş muafiyeti tamamen ilga edilmiş, teminat muafiyeti daraltılmıştır.</p>

<p>&gt; <strong>İİK 114/6 - (Değişik:16/7/2026-7589/1 md.): </strong><i>Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklının, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmesi hâlinde alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmayacağı, açık artırmalarda Hazinenin teminat göstermekten muaf olduğu.</i></p>

<p>Bu hüküm uyarınca, ortaklığın giderilmesi ihalelerinde paydaşlar da tıpkı üçüncü şahıslar gibi teminatı nakden yatırmak veya banka teminat mektubu sunmak zorundadır. Teminat muafiyeti münhasıran Hazine'ye tanınmış; alacaklılar bakımından ise sadece alacağının teminatı karşıladığı miktar ile sınırlandırılmıştır.</p>

<p><strong>C. İhale Bedelinin Yatırılmaması Halinde Teminatın Yanması, Paydaşlara Dağıtımı ve %5 Oranındaki İdari Para Cezası Yaptırımı (İİK m. 114/9)</strong></p>

<p>İhalelerin kötüniyetli olarak bozulması, fiyat artırılıp ardından ihale bedelinin süresinde yatırılmaması suretiyle taşınmazın satışının yıllarca engellenmesi uygulamadaki en büyük sorunlardan biriydi. 7589 sayılı Kanun, İİK m. 114/9 bendinde yaptığı radikal değişiklikle bu eylemlere karşı ağır mali yaptırımlar getirmiştir.</p>

<p>&gt; <strong>İİK 114/9 - (Değişik:16/7/2026-7589/1 md.): </strong><i>İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde, alınan teminatın iade edilmeyip öncelikle satış masraflarından mahsup edileceği, kalan miktarın icra dosyaları bakımından alacaklarına mahsuben hak sahiplerine ödeneceği; süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısının satış isteyen alacaklı olması durumunda, muhammen bedelin yüzde onunun kendi alacağından mahsup edileceği ve bu satış için yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılarak borçluya yüklenmeyeceği; ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde en yüksek teklifi verip de ihale bedelini süresi içinde yatırmayan ihale alıcısından alınan teminatın kendisine iade edilmeyerek satış masrafları mahsup edildikten sonra paydaşlara payları oranında ödeneceği, süresi içinde ihale bedelini yatırmayanın paydaş olması durumunda ise alınan teminatın tamamının diğer pay sahiplerine payları oranında ödeneceği; ayrıca en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısına, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında satışı yapan icra dairesince veya satış memurunca idari para cezası verileceği, verilen bu cezanın 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili için tahsil dairesine bildirileceği.</i></p>

<p>İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması halinde, alınan teminat iade edilmez. Öncellikle satış masrafları bu teminattan mahsup edilir. Satış masrafları düşüldükten sonra kalan teminat tutarı paydaşlara payları oranında ödenir.</p>

<p>Eğer süresi içinde ihale bedelini yatırmayarak ihaleyi sonuçsuz bırakan ihale alıcısı paydaşın kendisi ise, alınan teminatın tamamı (masraflar düşüldükten sonra) diğer pay sahiplerine payları oranında ödenir. Haliyle ihale bedelini yatırmayarak ihale sürecini sürüncemede bırakan paydaş kendi yaktığı teminattan pay alamaz.</p>

<p><strong>Teklif Bedelinin %5'i Oranında İdari Para Cezası</strong></p>

<p>7589 sayılı Kanun ile getirilen en caydırıcı yaptırım ise idari para cezasıdır. En yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısına, teklif ettiği bedelin yüzde beşi (%5) oranında satışı yapan icra dairesince veya satış memurunca re'sen idari para cezası verilir. Bu ceza 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tahsil edilmek üzere derhal dairesine bildirilir.</p>

<p><strong>VII. İNFAZ, E-SATIŞ, TESCİL VE TAHLİYE SÜREÇLERİNİN BÜTÜNCÜL DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>

<p><strong>A. UYAP e-Satış Portalında İhale Süreci ve Kıymet Takdirine İtiraz Müessesesi</strong></p>

<p>Ortaklığın giderilmesi kararının kesinleşmesinden sonra (istinaf ve temyiz kanun yolları tükenip karar kesinleşmeden ilam icraya/satış memurluğuna konulamaz) taraflardan birinin talebi üzerine mahkemece Satış Memurluğu görevlendirilir. Satış Memurluğu, UYAP e-Satış Portalı üzerinden satış prosedürünü başlatır.</p>

<p>Satış sürecinin ilk ve en kritik aşaması "Kıymet Takdiri" yapılmasıdır. Satış memurluğu bilirkişi heyeti marifetiyle taşınmazın güncel rayiç değerini belirler. Tanzim edilen kıymet takdiri raporu tüm paydaşlara tebliğ edilir. Paydaşların rapor tebliğinden itibaren 7 gün içinde Sulh Hukuk Mahkemesinde "Kıymet Takdirine İtiraz" davası açma hakları mevcuttur. Mahkemece verilen kıymet takdirine itiraz kararları kesin olup belirlenen muhammen bedel 2 yıl süreyle geçerliliğini korur. 2 yıllık süre dolmadan yeniden kıymet takdiri yaptırılamaz; ancak 2 yıl geçtikten sonra satış gerçekleşmemişse zorunlu olarak yeniden değerleme yapılır.</p>

<p>Satış UYAP e-Satış Portalı üzerinden elektronik ortamda teklif verilmesi suretiyle gerçekleştirilir. 7589 sayılı Kanun m. 11 ve 12 hükümleri uyarınca Türk Medeni Kanunu’nun 440 ve 444. maddelerinde yapılan paralel değişikliklerle vesayet altındaki kişilerin taşınmaz satışları da dahil olmak üzere tüm açık artırmaların UYAP e-Satış portalında yapılması kanuni zemine kavuşturulmuştur.</p>

<p><strong>B. Yargılama Giderleri ve KDV</strong></p>

<p>Ortaklığın giderilmesi davaları çift taraflı davalar olduğundan, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti dava sonunda taraflara payları oranında yükletilir.</p>

<p>1. İhale neticesinde taşınmazı devralan ihale alıcısı ve hissesini devreden paydaşlar açısından Harçlar Kanunu hükümleri uygulanır. Nispi karar ve ilam harcı (maktu harç sınırları dışında kalan satış bedeli üzerinden binde 11,38 oranı) paydaşlardan hisseleri oranında tahsil edilir.</p>

<p>2. Katma Değer Vergisi (KDV): İhale alıcısından tahsil edilir. Katma Değer Vergisi Kanunu ve Genel Uygulama Tebliğleri uyarınca; 150 m²’ye kadar olan konut teslimlerinde net alan üzerinden %1 veya</p>

<p>%10 KDV uygulanırken, 150 m² üzerindeki konutlar, işyerleri, arsalar ve arazilerde KDV oranı %20 olarak uygulanır. KDV yükümlüsü ihale alıcısıdır.</p>

<p>3. Vekalet Ücreti: Davada kendisini vekille temsil ettiren taraflar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilir. Bu vekâlet ücreti de tüm paydaşlardan hisseleri oranında tahsil olunur.</p>

<p><strong>C. Tescil İşlemleri ve İİK m. 135 Uyarınca Taşınmazın Tahliyesi</strong></p>

<p>İhalenin kesinleşmesi ve ihale bedelinin yatırılmasıyla birlikte mülkiyet hakkı İİK m. 134/1 ve TMK m. 705/2 uyarınca mahkeme tescil kararından önce ihale anında ihale alıcısına geçer. Satış Memurluğu Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazarak taşınmazın alıcı adına tescil edilmesini ve üzerindeki tüm haciz, ipotek ve kısıtlayıcı şerhlerin terkini sağlar.</p>

<p>Taşınmazın ihale alıcısına tescil edilmesinden sonra, taşınmazı fiilen işgal eden eski paydaşların veya üçüncü kişilerin taşınmazı tahliye etmemesi halinde özel cebri icra mekanizması işler. İcra ve İflas Kanunu’nun 135. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, gayrimenkul kendisine ihale olunan kimse, tescil belgesini alarak icra dairesinden taşınmazın tahliyesini ve kendisine teslimini isteyebilir. İcra dairesi, taşınmazda bulunan zilyede (eski paydaş veya haksız şagil) 15 gün içinde taşınmazı tahliye etmesi için tahliye emri gönderir. Bu süre içinde taşınmaz tahliye edilmezse, icra marifetiyle cebren tahliye olunarak ihale alıcısına teslim edilir.</p>

<p><strong>VIII. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>Türk Medeni Hukukunda ortaklığın giderilmesi davası, paylı ve elbirliği mülkiyetindeki sürdürülemez durumlara son veren, mülkiyet hakkının anayasal sınırları içerisinde bireyselleşmesini ve ekonomik değer kazanmasını sağlayan en temel usuli araçtır. Dava öncesinde 6325 sayılı Kanun m. 18/B uyarınca zorunlu kılınan arabuluculuk kurumu, tarafların dostane yollarla anlaşmasına imkan sağlayarak yargının iş yükünü önemli ölçüde hafifletme amacı taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun<strong><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9"> (12. Yargı Paketi)</span></a></strong>, İcra ve İflas Kanunu m. 114 ve Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddelerinde yaptığı düzenlemelerle uygulamada ihale sürecinde yıllardır biriken aksaklıkları çözüme kavuşturacağı ümit edilmektedir. Özellikle miras yoluyla edinilen taşınmazlarda sadece malik mirasçılar arasında %100 muhammen bedel barajı ile yapılacak bir defalık birinci artırma usulü, aile terekelerinin ve ata yadigarı mülklerin spekülatif sermaye tarafından düşük bedellerle toplanmasını engellemiş; mülkiyet hakkının korunmasına destek olmuştur.</p>

<p>Bunun yanı sıra, paydaşların teminat muafiyetinin kaldırılarak teminat yükümlülüğüne tabi tutulması, bedelin ödenmemesi halinde teminatın yakılarak masraflar düşüldükten sonra cayan dışındaki paydaşlara dağıtılması ve ihale bedelini yatırmayarak süreci kilitleyen kötüniyetli alıcılara teklif bedelinin %5’i oranında idari para cezası kesilmesi, ihale sisteminin ciddiyetini ve işlerliğini teminat altına almıştır. Bütüncül bir perspektifle değerlendirildiğinde, yapılan bu yasal düzenlemeler usul ekonomisi ilkesine hizmet ederek adil yargılanma hakkını pekiştirmekte ve mülkiyet hukukundaki infaz aşamasındaki sorunları ortadan kaldırmaktadır.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/ismet-demirbilek.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Av. İsmet</strong> <strong>DEMİRBİLEK</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turk-medeni-hukukunda-payli-ve-elbirligi-mulkiyetinin-sona-erdirilmesi-7589-sayili-kanun-12-yargi-paketi-ile-getirilen-yenilikler</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 20:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/04/terazi/themis-kitapps.jpg" type="image/jpeg" length="32312"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Fiziksel Şiddet Nasıl Ispatlanır ve Boşanma Davasına Etkisi Nedir?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma davalarında şiddet iddiaları, hem hukuki hem de vicdani açıdan en ağır ve en hassas konuların başında gelir. Bu videoda; boşanma davasında fiziksel şiddetin nasıl ispatlandığını, mahkemelerin hangi delillere özellikle önem verdiğini ve şiddetin nafaka, tazminat ve velayet üzerindeki etkilerini tüm yönleriyle ele alıyorum.</p>

<p>Boşanma davalarında fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, tehdit, baskı ve aile içi şiddetin her türü; Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır kusur olarak değerlendirilir. Şiddetin varlığının ispatında en güçlü ve tartışmasız deliller; doktor raporları, Adli Tıp Kurumu raporları ve polis tutanaklarıdır.</p>

<p><strong><i>Videoda özellikle şu başlıklara detaylı şekilde değinilmektedir:</i></strong></p>

<p>Boşanma davasında fiziksel şiddetin hukuki anlamı</p>

<p>Doktor raporlarının ve hastane kayıtlarının delil değeri</p>

<p>Adli Tıp Kurumu raporlarının kusur tespitindeki rolü</p>

<p>Polis tutanakları, 155/112 başvuruları ve 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararlarının önemi</p>

<p>Hakimin şiddet iddialarını değerlendirirken dikkate aldığı kriterler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şiddetin ispatlanmasının nafaka, maddi-manevi tazminat ve velayet üzerindeki etkileri</p>

<p>Şiddet iddialarının somut, resmi ve bilimsel delillerle desteklenmesi, boşanma davalarının seyrini doğrudan etkiler. Özellikle Adli Tıp raporları, acil servis ve adli muayene kayıtları ile polis tutanakları; mahkemeler nezdinde en güçlü ispat araçlarıdır. Bu deliller, şiddetin ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini objektif şekilde ortaya koyar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/_GXN6UozM2Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81837"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Hak Kaybına Neden Olan En Büyük Hatalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BjdDJh1aHnQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="45840"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="33275"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92027"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="71380"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62787"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="46375"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="77711"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15915"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="82426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="95181"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="27300"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="28581"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="40967"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="72689"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="40149"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="84958"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="85652"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="84649"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="90131"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
