<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 13 Jun 2026 17:21:42 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİNDE İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARI SONRASI YARGITAY UYGULAMASI, ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN KORUNMASI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/arsa-payi-karsiligi-insaat-sozlesmelerinde-ictihadi-birlestirme-karari-sonrasi-yargitay-uygulamasi-ucuncu-kisilerin-korunmasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/arsa-payi-karsiligi-insaat-sozlesmelerinde-ictihadi-birlestirme-karari-sonrasi-yargitay-uygulamasi-ucuncu-kisilerin-korunmasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde, yükleniciye devredilen arsa payları veya bağımsız bölümlerin daha sonra üçüncü kişilere satılması halinde, bu kişilerin hukuki durumunun ne olacağı uzun yıllar boyunca Yargıtay uygulamasında tartışma konusu olmuştur. Yerleşik içtihada göre, arsa sahibinin yükleniciye yaptığı tapu devri "avans niteliğinde" kabul edilmekte; sözleşmenin geriye etkili olarak feshi veya geçersizliğinin tespiti halinde, yükleniciden taşınmaz edinen üçüncü kişilerin TMK m.1023 kapsamında korunamayacağı benimsenmekteydi. Bu nedenle üçüncü kişilerin iyiniyetli olup olmadığı çoğu zaman ayrıca araştırılmaksızın, taşınmazların arsa sahibine dönmesi gerektiği kabul edilmekteydi.</p>

<p>Ancak<a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargitay-ictihadi-birlestirme-buyuk-genel-kurulu-2024-1-e-2025-2-k.pdf" rel="dofollow"> <strong>Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2025 tarihli, E.2024/1, K.2025/2 sayılı kararı</strong></a>, bu yerleşik yaklaşımı değiştirmiştir. Kurul, tapu siciline güven ilkesini esas alarak üçüncü kişilerin iyiniyetli olduğunun asıl olduğunu, kötüniyetin ise bunu iddia eden arsa sahibi tarafından somut delillerle ispatlanması gerektiğini kabul etmiştir. Böylece yükleniciden taşınmaz edinmiş olmanın tek başına üçüncü kişiyi kötüniyetli hâle getirmeyeceği; iyiniyetli üçüncü kişilerin TMK m.1023 kapsamında korunacağı, ancak somut olayda kötüniyetin ispatlanması halinde taşınmazın arsa sahibine dönebileceği sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>Bu karar, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda üçüncü kişilerin hukuki durumuna ilişkin köklü bir değişiklik yaratmıştır. İçtihadı Birleştirme Kararı sonrasında artık yalnızca yükleniciden doğrudan taşınmaz satın alanların değil; sonraki maliklerin, cebri icra yoluyla taşınmaz edinenlerin, arsa sahibinden devir alan kişilerin, bankaların ve diğer ipotek alacaklılarının da TMK m.1023 kapsamında korunup korunamayacakları somut olayın özellikleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Çalışmanın devamında, İçtihadı Birleştirme Kararı sonrasında Yargıtay tarafından verilen kararlar incelenerek, hangi üçüncü kişilerin hangi şartlar altında tapu siciline güven ilkesinden yararlanabileceği ve yeni yaklaşımın uygulamadaki yansımaları ortaya konulacaktır.</p>

<p><strong>İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARI SONRASINDA KORUMANIN KAPSAMI</strong></p>

<p><strong>A. Yükleniciden Doğrudan Taşınmaz Satın Alanlar</strong></p>

<p>İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2025 tarihli kararı sonrasında Yargıtay, yükleniciden taşınmaz satın alan üçüncü kişilerin hukuki durumunu tapu siciline güven ilkesi ve iyiniyet karinesi çerçevesinde değerlendirmeye başlamıştır. Bu yeni yaklaşımın temelinde, yükleniciden taşınmaz edinmiş olmanın tek başına kötüniyet göstergesi sayılamayacağı ve TMK m.1023 kapsamında korunmanın esas olduğu anlayışı bulunmaktadır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-2025190-e-20254167-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 04.12.2025 tarihli, E.2025/190, K.2025/4167 sayılı kararı</a>nda</strong>, yüklenicinin inşaatı tamamlamaması nedeniyle sözleşmenin geriye etkili olarak feshi ve üçüncü kişiler adına kayıtlı tapuların iptali talep edilmiş; ancak Daire, İçtihadı Birleştirme Kararı sonrasında üçüncü kişilerin iyiniyetli olup olmadıkları araştırılmaksızın hüküm kurulamayacağını belirterek kararı bozmuştur. Kararda;</p>

<p>"TMK'nın 3. maddesine göre ... üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir."</p>

<p>"Tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir."</p>

<p>tespitlerine yer verilmiş, ayrıca önceki uygulamanın temel dayanaklarından biri olan avans tapu anlayışı açıkça reddedilerek;</p>

<p>"Arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir."</p>

<p>denilmiştir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20252930-e-20253634-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 28.10.2025 tarihli, E.2025/2930, K.2025/3634 sayılı kararı</a>nda</strong> ise İçtihadı Birleştirme Kararlarının görülmekte olan uyuşmazlıklar bakımından da bağlayıcı olduğu vurgulanmış; daha önce göz ardı edilen iyiniyet incelemesinin bozma sebebi oluşturduğu belirtilmiştir. Kararda;</p>

<p>"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar."</p>

<p>"TMK'nın 3. maddesine göre ... üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir."</p>

<p>ifadelerine yer verilmiştir.</p>

<p>Yeni yaklaşımın bir diğer sonucu, kötüniyet iddiasının somut delillerle ispatlanmasının zorunlu hale gelmesidir. <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243430-e-20252450-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 19.06.2025 tarihli, E.2024/3430, K.2025/2450 sayılı kararı</a>nda</strong>, üçüncü kişinin korunmasının önüne geçilebilmesi için, taşınmazı edinirken arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin varlığını ve sözleşmenin geriye etkili fesih sebeplerini bildiğinin veya bilmesi gerektiğinin ispatlanması gerektiği belirtilmiştir. Daire ayrıca, arsa sahibine bu hususu ispatlayabilmesi için delillerini sunma imkânı tanınmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır.</p>

<p>Tapu siciline güven ilkesinin somut görünümü ise <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20233082-e-20252258-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 28.05.2025 tarihli, E.2023/3082, K.2025/2258 sayılı kararı</a>nda</strong> ortaya konulmuştur. Kararda, tapu kaydında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine ilişkin herhangi bir şerhin bulunmamasının üçüncü kişinin iyiniyetinin en güçlü göstergelerinden biri olduğu kabul edilmiş; tapuya güvenerek taşınmaz edinen kişinin, tapu siciline yansımayan hukuki uyuşmazlıkların sonuçlarına katlanmaya zorlanamayacağı ifade edilmiştir.</p>

<p>Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde; yükleniciden doğrudan taşınmaz satın alan kişilerin artık sırf bu nedenle kötüniyetli kabul edilemeyeceği, iyiniyetin asıl olduğu, aksinin ise arsa sahibi tarafından somut delillerle ispatlanması gerektiği yönünde yeni ve istikrarlı bir Yargıtay uygulamasının oluştuğu görülmektedir.</p>

<p><strong>B. Sonraki Malikler</strong></p>

<p>İçtihadı Birleştirme Kararı sonrasında Yargıtay, TMK m.1023 kapsamında yapılacak iyiniyet incelemesinin yalnızca yükleniciden doğrudan taşınmaz satın alan kişiler bakımından değil, tapu devri zincirinde yer alan sonraki malikler bakımından da uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Böylece taşınmazı yükleniciden değil, önceki maliklerden devralan kişilerin de sırf bu nedenle koruma dışında bırakılamayacağı ortaya konulmuştur.</p>

<p>Bu yaklaşımın yansımalarından biri olan <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20234251-e-20252601-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30.06.2025 tarihli, E.2023/4251, K.2025/2601 sayılı kararı</a>nda</strong>, taşınmazı sonradan devralan maliklerin TMK m.1023 anlamında korunmaya değer iyiniyete sahip olup olmadıklarının ayrıca araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Daire, arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilebilmesi için, üçüncü kişinin taşınmazı edindiği sırada sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarını bildiğinin veya bilmesi gerektiğinin somut delillerle ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır.</p>

<p>“... hükmü temyiz eden tapu maliki olan davalıların tapu sicilinde mülkiyeti devraldıkları anda, TMK'nın 1023. maddesi anlamında korunması gereken iyiniyete sahip olmadıklarını ... bildikleri veya bilmeleri gerektiği hususunda inceleme ve değerlendirme yapılarak...” “... üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı anda ... sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlaması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.”</p>

<p>Benzer şekilde <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-2025319-e-20253046-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 23.09.2025 tarihli, E.2025/319, K.2025/3046 sayılı kararı</a>nda</strong>, taşınmazın yükleniciden değil başka bir malikten veya arsa sahibinden devralınmış olmasının TMK m.1023 korumasını kendiliğinden ortadan kaldırmayacağı kabul edilmiştir. Kararda, sonraki maliklerin kötüniyetli olduklarının ispatı konusunda arsa sahiplerine delillerini sunma imkânı tanınması gerektiği belirtilmiş; tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek mülkiyet hakkının korunup korunmayacağının belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde; tapu siciline güven ilkesinin yalnızca ilk alıcıyı değil, tapu devri zincirinde yer alan sonraki malikleri de koruduğu, bu kişilerin sırf yükleniciden doğrudan taşınmaz edinmemiş olmaları nedeniyle TMK m.1023 korumasından mahrum bırakılamayacakları anlaşılmaktadır. Yeni uygulamada belirleyici olan husus, edinimin hangi aşamada gerçekleştiği değil, taşınmazı devralan kişinin edinim anındaki iyiniyetinin bulunup bulunmadığıdır.</p>

<p><strong>C. Cebri İcra Yoluyla Edinenler</strong></p>

<p>Cebri icra yoluyla edinilen taşınmazların sonraki maliklerinin de TMK m.1023 kapsamında korunabileceği kabul edilmiştir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243059-e-20252232-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 27.05.2025 Tarih, E.2024/3059, K.2025/2232</strong></a></p>

<p>“Somut olayda davalı K4, davaya konu 16 no'lu bağımsız bölümü cebri icradan açık artırma suretiyle satın alan dava dışı üçüncü kişiden satın aldığını beyan etmiştir.”</p>

<p>“Tapu devrinin cebri icraya dayanması halinde iyiniyet iddiasının da cebri icra koşullarına göre değerlendirmesi gerekir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Davaya konu taşınmazın cebri icra yoluyla satın alan kişiden satın alınması halinde TMK'nın 1023. maddesi gereği davalının iyi niyetinin korunacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği...”</p>

<p><strong>D. Arsa Sahibinden Devir Alanlar</strong></p>

<p>Taşınmazın doğrudan arsa sahibinden devralındığının ileri sürülmesi halinde de TMK m.1023 kapsamında iyiniyet incelemesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Karar, özellikle arsa sahibinin satışa yetki verdiği veya satış işleminin bizzat arsa sahibi tarafından gerçekleştirildiği iddialarının bulunduğu uyuşmazlıklarda, üçüncü kişinin kötüniyetinin ayrıca ispatlanması gerektiği kabul edilmiştir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243673-e-20253881-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 17.11.2025 Tarih, E.2024/3673, K.2025/3881</strong></a></p>

<p>“... davalı müvekkillerin davaya konu dairelerin tapusunu yükleniciden değil, arsa sahiplerinden aldıklarını, tapudaki resmi satış sözleşmesinin arsa sahipleri ile davalılar arasında yapıldığını...”</p>

<p>“... davalı ... Isıt. .... San. ve Tic. Ltd. Şti'ne taşınmazı devredenin davacı taraf olduğu iddia edildiğine göre...”</p>

<p>“... tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispata yarar delillerin ibrazı için davacı arsa sahibine verilecek makul süre...”</p>

<p><strong>E. Bankalar ve İpotek Alacaklıları</strong></p>

<p>İçtihadı Birleştirme Kararı sonrasında Yargıtay, tapu siciline güven ilkesinin yalnızca taşınmazı satın alan üçüncü kişileri değil, tapu kaydına güvenerek taşınmaz üzerinde ipotek hakkı tesis eden bankaları ve diğer ipotek alacaklılarını da koruduğunu kabul etmiştir. Buna göre, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin sonradan feshedilmiş olması tek başına ipoteğin kaldırılması sonucunu doğurmamakta; ipotek alacaklısının TMK m.1023 anlamında korunmaya değer iyiniyete sahip olmadığının somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir.</p>

<p>Bu yaklaşımın açık biçimde benimsendiği <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243470-e-20253564-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 23.10.2025 tarihli, E.2024/3470, K.2025/3564 sayılı kararı</a>nda</strong>, tapu kaydında sözleşmeye ilişkin herhangi bir şerhin bulunmaması ve ipoteğin tapu kaydına güvenilerek tesis edilmesi hususları önemle vurgulanmıştır. Kararda;</p>

<p>"Tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyiniyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir."</p>

<p>denilerek, ipotek alacaklılarının da TMK m.1023 korumasından yararlanacağı açıkça ifade edilmiştir.</p>

<p>Benzer şekilde <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20241526-e-20252600-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30.06.2025 tarihli, E.2024/1526, K.2025/2600 sayılı kararı</a>nda</strong>, aleni tapu siciline güvenerek işlem yapan kişilerin iyiniyet karinesinden yararlanması gerektiği belirtilmiş ve;</p>

<p>"Üçüncü kişi, aleni tapu kaydını inceleyerek ... tapudan mülkiyet veya ipotek edinen kişinin iyiniyet karinesinden özellikle yararlanmalıdır."</p>

<p>tespitine yer verilmiştir.</p>

<p>Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20251090-e-20254230-k-sayili-karari" rel="dofollow">09.12.2025 tarihli, E.2025/1090, K.2025/4230 sayılı kararı</a>nda</strong> daha da netleştirilmiştir. Daire, yüklenicinin inşaat ruhsatı almamış veya herhangi bir inşaat faaliyetine başlamamış olmasının tek başına bankanın kötüniyetini göstermeyeceğini kabul etmiş ve;</p>

<p>"... davalı bankanın ipoteğin tesisi anında kötüniyetli olduğunun ispatı konusunda ... davacı arsa sahiplerinin delillerinin ibrazının sağlanması..."</p>

<p>gerektiğini vurgulamıştır.</p>

<p>Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde; tapu siciline güven ilkesinin yalnızca mülkiyet hakkını değil, ipotek hakkı gibi sınırlı ayni hakları da koruduğu, bankaların ve diğer ipotek alacaklılarının TMK m.1023 kapsamında korunabileceği, bu korumanın ancak kötüniyetin somut delillerle ispatlanması halinde ortadan kaldırılabileceği anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>İçtihadı Birleştirme Kararı ile birlikte, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde uzun yıllar uygulanan "avans tapu" eksenli yaklaşım terk edilmiş; uyuşmazlıkların çözümünde tapu siciline güven ilkesi ve TMK m.1023 hükmü belirleyici hale gelmiştir. Artık yükleniciden taşınmaz edinmiş olmak tek başına kötüniyet karinesi oluşturmamakta; üçüncü kişinin korunabilmesi veya koruma dışında bırakılabilmesi somut olayda kötüniyetin ispatına bağlı bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Av. Gökhan BİLGİN &amp; Av. Volkan ERKAN</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/arsa-payi-karsiligi-insaat-sozlesmelerinde-ictihadi-birlestirme-karari-sonrasi-yargitay-uygulamasi-ucuncu-kisilerin-korunmasi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/kentsel-donusum-toplanti.jpg" type="image/jpeg" length="84273"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/1090 E., 2025/4230 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20251090-e-20254230-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20251090-e-20254230-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09.12.2025 tarihli, 2025/1090 E., 2025/4230 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/1090 E., 2025/4230 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2023/1825 E., 2025/139 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Seydişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2021/108 E., 2023/14 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı ...Ş. vekili tarafından tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalı ...Ş. vekili Avukat ... , davalı ...Ş. vekili Avukat ..., ... vekili Avukat ... geldiler. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı yüklenici .. Müh. Har. İnş... Ltd. Şti. arasında 2017 yılında ayrı ayrı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri düzenlendiğini, sözleşmelere konu parsellerin sonradan tevhid edildiğini, inşaat süresi ruhsattan itibaren iki yıl olmasına rağmen yüklenicinin hiçbir iş yapmadığını, tevhid sonucu oluşan parseli, kullandığı kredilerin teminatı olmak üzere, davalı ...Ş. lehine ipotek ettirdiğini, bankanın, davalı yüklenici şirketin inşaat işleri ile uğraştığını, kredileri inşaatın finansmanı için verdiğini, ayrıca taşınmazın tapu kaydına, yüklenici şirketin borçları nedeniyle diğer davalılar tarafından hacizler konulduğunu ileri sürerek, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak feshine, taşınmazın tapu kaydının iptali ile tüm takyidatlardan ari olarak hisseleri oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Asıl ve birleşen davada davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacılar ile yüklenici şirket arasında düzenlendiği iddia edilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin tapuya şerh edilmemiş olduğunu, müvekkili bankanın iyiniyetle tapu siciline itimat ederek, yükleniciye kullandırdığı kredinin teminatı olmak üzere söz konusu ipoteği tesis ettirdiğini, davacılar ile yüklenici şirket arasındaki hukuki ilişkilerden haberdar olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Asıl ve birleşen davada diğer bir kısım davalılar vekilleri, tapu kütüğünde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi şerhi bulunmadığını, yükleniciden olan alacaklarının tahsili amacıyla giriştikleri icra takiplerinde, taşınmazın tapu kaydına haciz şerhleri işlendiğini savunarak, davaların reddini istemişlerdir.</p>

<p>Asıl ve birleşen davada davalı yüklenici ... Müh. Har. İnş... Ltd. Şti. cevap dilekçesi sunmamıştır.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davada davacılar ile davalı yüklenici ... Müh. Har. İnş... Ltd. Şti. arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde, işin süresinin ruhsattan itibaren 2 yıl olarak belirlendiği, davacı arsa sahiplerinin sözleşmelere konu taşınmazları yüklenici şirkete tapuda devrettikleri, yüklenicinin inşaat ruhsatı başvurusu yapmadığı, herhangi bir inşaat faaliyetinde bulunmadığı, bu nedenle davacı arsa sahiplerinin sözleşmenin geriye etkili feshi ve tapu iptal tescil taleplerinde haklı oldukları, yüklenici şirket, arsa sahiplerine karşı tüm edimlerini yerine getirerek kendisine avans olarak verilen tapuya hak kazanamadığından, yüklenicinin borçları nedeniyle diğer davalılar lehine taşınmazın tapu kaydına konulan ipotek ve hacizlerin dayanağının kalmadığı, ipotek ve haciz sahibi diğer davalıların iyiniyet iddialarının dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin geriye etkili olarak feshine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tesciline, taşınmazın tapu kaydına, davalı ...Ş. lehine tesis edilen ipoteğin ve diğer davalılar lehine konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ... Yatırım İzleme ve Koordinosyan Başkanlığı, ... A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... Varlık Yönetim A.Ş., Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş. vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><br />
<strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Sebepleri<br />
Asıl ve birleşen davada davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde;</p>

<p>a. Zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini,</p>

<p>b. Davanın zamanaşımına uğradığını,</p>

<p>c. Davada ticaret mahkemesinin görevli olduğunu,</p>

<p>d. Davacının yeterli teminat göstermediğini,</p>

<p>e. İpotek bedeli üzerinden harç yatırılmadığını,</p>

<p>f. Birleşen davaya konu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin, adi yazılı şekilde düzenlendiğinden geçersiz olduğunu,</p>

<p>g. Tapu sicilinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi şerhi bulunmadığını, tapu sicilindeki kayda güvenerek, kayıt maliki yüklenici şirkete kullandırılan kredinin teminatı olmak üzere, söz konusu ipoteğin tesis edildiğini, müvekkili bankanın iyiniyetli olduğunu, TMK'nın 1023. maddesi uyarınca iyiniyetinin korunması gerektiğini, davacılar ile yüklenici şirket arasındaki hukuki ilişkilerden haberdar olmadığını, bunları araştırma yükümlülüğü de bulunmadığını, taşınmazın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu olduğunu bilmediğini, bilmesinin de mümkün olmadığını,</p>

<p>h. Sözleşmeyi tapu şerh ettirmeyen davacı arsa sahiplerinin kusurlu olduklarını, karşı akidleri olan yüklenici şirkete karşı ileri sürebilecekleri şahsi haklarını, ayni hak sahibi bankaya karşı ileri süremeyeceklerini,</p>

<p>ı. Davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını beyan etmektedir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi nedeniyle tapu iptal tescil ile ipoteğin ve hacizlerin kaldırılması istemlerine ilişkindir.</p>

<p>Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığına yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.</p>

<p>16.05.2025 tarih, 2024/1 Esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi, Yargıtay Kanunu’nun 45/5. fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle;<br />
Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyi niyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).</p>

<p>Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyi niyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanunun 1023. maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.</p>

<p>TMK’nın 3. ve 1023. maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyi niyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Arsa sahibinin; üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka deyişle üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.</p>

<p>Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu” kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı, zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992. maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyi niyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep ya da ipoteğin kaldırılmasını talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyi niyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2.fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlaması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil ya da ipoteğin kaldırılması talebi kabul edilebilir.</p>

<p>Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; davalı ...Ş.’nin yargılama aşamasındaki savunmalarında söz konusu ipoteğin tesisi sırasında iyiniyetli olduğunu, davacı arsa sahipleri ile davalı yüklenici arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden haberdar olmadığını savunduğundan, davalı bankanın ipoteğin tesisi anında kötüniyetli olduğunun ispatı konusunda, asıl ve birleşen davada davacı arsa sahiplerinin delillerinin ibrazının sağlanması, ibraz edilecek deliller ile birlikte dosya arasında bulunan tüm bilgi ve belgeler birlikte incelenerek sonucuna uygun karar verilmesidir.</p>

<p>Bozma sebebine göre davalı ...Ş. vekillinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>2. İlk Derece Mahkemesi kararının, asıl ve birleşen davada davalı ...Ş. lehine BOZULMASINA,</p>

<p>Dairemizdeki duruşmada asıl ve birleşen davada davalı ...Ş. vekille temsil olunduğundan takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl ve birleşen davada davacılardan alınarak davalı bankaya verilmesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yargıtay duruşmasında vekilleri hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalı ... Yönetim A.Ş. ve ... kararı temyiz etmediklerinden, lehlerine duruşma vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı bankaya iadesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br />
09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20251090-e-20254230-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/yargi/yargitayysf74.jpg" type="image/jpeg" length="88710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/1526 E., 2025/2600 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20241526-e-20252600-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20241526-e-20252600-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30.06.2025 tarihli, 2024/1526 E., 2025/2600 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/1526 E., 2025/2600 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2023/1933 E., 2023/1660 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2019/98 E., 2022/35 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı .... vekili tarafından duruşmalı, davalılar ... A.Ş. vekili ve ... T.A.Ş. Kredi Kartları Merkezı Şube Müdürlüğü vekillerince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><br />
Belli edilen günde davalı .... vekili avukat ... ile davacılar vekili avukat ... geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacılara ait taşınmaz üzerinde 12 adet villa yapılması konusunda davalılardan ... Katı ve Sıvı Yakıtlar Tar. Hay. İnş. Dış. Tic. Ltd. Şti. İle 18.11.2015 tarihinde yürülüğe girecek şekilde villa karşılığı inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre yapılacak villaların %64 ünün davalı yükleniciye verilmesinin kararlaştırıldığını, yüklenicinin sözleşmeye göre edimini zamanında ve tam ifa etmediğini, arsa sahibinin avans olarak verdiği taşınmazları başkalarına devrettiğini ileri sürerek C1,C2,D1,D2,E1,E2,F1,F2 numaralı bağımsız bölümler üzerindeki ipoteklerin fekki ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini, menfi zararının tazminini talep ve dava etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde, dava dilekçesinin net olmadığını, dava dilekçesinin açıklanması gerektiğini, müvekkilinin banka olduğunu, taraflar arasındaki iç ilişkiyi bilme yükümlülüğü bulunmadığını, TMK'nun 1023 hükmüne göre tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişi sıfatına haiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkiline yapılan tapu devrinin muvazaalı olduğu iddiasının kötüniyetli olduğunu, basiretli bir tacir olarak ticaret yapan müvekkilinin, davalı şirketten taşınmaz satın alan herhangi bir kişi gibi villayı da inşaat halinde iken satın aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Davalılar ..., ... ve ...Medikal San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde, eser sözleşmesindeki seçimlik hakları kullanılmadan dava ikame edilemeyeceğini, taşınmazların hali hazırdaki durumunun seçimlik hak konusunda sınırlama getirdiğini, zarar ve tescil talebinin ileri sürülemeyeceğini, tapu sicilinde diğer davalıların tasarruf yetkisini kısıtlayan herhangi bir şerh veya takyidat bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Davalılar ...Katı Sıvı Yakıtlar Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili cevap dilekçesinde, sözleşmenin taraflar arasında şifahi olarak yenilendiğini ve bitiş tarihinin 30/04/2019 olduğunu, davacıların sözleşmeden geriye etkili olarak dönme haklarının bulunmadığını, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmelerinin mümkün olmadığını, müvekkili firmanın özen yükümlülüğüne, örfe, sözleşmelere ve projelere uygun davrandığını, inşaatı bitirmek istediğini, diğer müvekkili ...'nin davalı firmanın yetkili sahibi olduğunu, ancak sözleşmenin tarafı olmadığını, taşınmaz edinen 3. kişi de olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Davalı .... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili banka tarafından dava konusu taşınmazlardan ... adına kayıtlı taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, ipotek tesisi aşamasında taşınmazların tapu kayıtları üzerinde tasarrufu engelleyici bir şerh bulunmadığını, TMK'nun 1023. maddesine göre tapu kütüğündeki tescile iyiniyete dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir</p>

<p>Davalı ... ( davalı ... ’e temlik eden) vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin, davalı ...Katı ve Sıvı Yakıtlar Tarım San. Tic. Ltd. Şti.'den olan alacağına karşılık başlatmış olduğu icra takipleri kapsamında haciz konulduğunu, müvekkilinin taraflar arasında yapılan sözleşmeden haberi olmadığını, araştırma ve bilme yükümlülüğü de bulunmadığını, inşaatın % 90 oranında bitmesine rağmen sözleşmeden dönülerek tamamının tescili talebinin de iyiniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının geriye dönük fesih yanında ayrıca tazminat talebinin de mümkün olamayacağını, müvekkilinin tapuya güvenerek ve bedelini ödeyerek taşınmaz edindiğini, kendisinden tazminat talep edilemeyeceğini, müvekkilinin hem tapudaki ipotek hem de bu dava nedeniyle mağdur olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde, davalı ...ve Sıvı Yakıtlar Tic. Ltd. Şti.'ne müvekkili banka tarafından kredi kullandırıldığını, kredi teminatı olarak bir kısım gayrimenkuller üzerine müvekkili banka lehine ipotek tesis edildiğini, ipotek tesisi sırasında tapuda herhangi bir şerh ve beyan bulunmadığını, müvekkili bankanın taraflar arasında imzalanan inşaat yapım sözleşmesini bilme zorunluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ile tüm proje kapsamında % 36 arsa sahibine, % 64 yükleniciye ait olacak şekilde paylaşım yapılacağının, yüklenicinin sözleşme konusu işleri, sözleşme hükümlerine uygun olarak eksiksiz ve sistemin işlevini tam olarak yerine getirecek şekilde, komple ve detayları çözülmüş vaziyette teslim edeceğinin, inşaat ruhsatının alınmasını müteakip 12 adet villa ve çevre peyzaj düzenleme işlerinin 15 ay içerisinde teslim edileceğinin, villaların oturma izinlerinin ise teslim tarihinden itibaren en geç 3 ay içerisinde alınacağının kararlaştırıldığı, ancak davalı yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği, getirmesinin de dosya kapsamına göre mümkün olmadığı, inşaatın % 64 tamamlanma seviyesinde olduğu, avans niteliğindeki tapu devrinin iptal edilerek tekrar arsa sahibine verilmesi talebinde davacıların haklı oldukları, böylece davacıların fesih haklarının doğduğu, taşınmazın bir kısım bağımsız bölümlerinin davalı ...ve Sıvı Yakıtlar Tic. Ltd. Şti. tarafından diğer davalılara devredildiği, davalılardan ...'nin inşaat sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi, dava konusu arsa üzerinde taşınmaz edinen üçüncü kişi de olmadığı bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacıların menfi zarar isteğiyle ilgili usulüne uygun harcı yatırılarak açılan bir dava olmadığı gerekçesi ile bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına,</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... vekili, davalı ... AŞ vekili, davalı ... vekili, davalı ... TAŞ vekili, davalı ...Sıvı Yakıtlar İnş.Ltd.Şti vekili, davalı ... AŞ vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı T.... Bankası TAO vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından da istinaf talebinin reddi kararına Davalılar ...., ....., T.... Bankası AŞ, ... TAŞ, ....AŞ ve T...... Bankası ..vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1.maddesi uyarınca esastan reddine, davalılar ..., ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne ...'ın yargılama sırasında dava konusu E Blok Zemin Kat 2. Giriş 1 numaralı bağımsız bölüm üzerine 23.01.2019 tarihinde koymuş olduğu haciz şerhinin kaldırıldığı ilgili İcra Müdürlüğü tarafından dosyaya bildirilmiş olup, bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, tahkikat aşamasında haczi kaldıran bu davalı 6100 sayılı HMK'nın 331/1. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sorumlu olduğu, davalı yüklenici şirketten bağımsız bölüm satın alan davalı tapu malikleri, arsanın dava tarihindeki değeri üzerinden hesaplanan harçtan ve vekalet ücretinden davalı yüklenici ile birlikte müteselsilen sorumlu olmakla birlikte sorumlulukları kendileri yönünden dava konusu olan arsa payının değeri kadar olup ilk derece mahkemesinin arsanın tümü üzerinden tapu maliklerini müteselsilen sorumlu tutması doğru olmadığı ... ve ... tarafından istinaf edilmiş olduğu gerekçesi ile diğer davalılar yönünden ilk derece mahkemesi kabulü doğrultusunda karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı ... TAŞ vekili temyiz dilekçesinde;<br />
a.Sözleşmenin geriye etkili fesih şartlarının oluşmadığını, tamamlanma oranı tespit edilirken inşaatın tümüne değil arsa sahiplerine düşecek kısımlarına bakılması gerektiğini,</p>

<p>b. bilirkişi raporunda ki %64 tamamlanma oranının inşaatın tümüne yönelik olarak belirlendiğini, bu oranın bile başlı başına yüksek bir oran olduğunu,</p>

<p>c. Müvekkili bankanın iyiniyetli olduğunun ve TMK'nın 1023'e göre iktisabının korunması gerektiğini belirterek istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.</p>

<p>Davalı ... Aş vekili temyiz dilekçesinde;<br />
a. Müvekkili banka ile davalı ...ve Sıvı Yakıtlar Tarım Hayv. İnş. Dış Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve kredinin teminatını teşkil etmek üzere dava konusu taşınmazlardan E/1 Blok 1 nolu ve E/2 Blok 1 nolu taşınmaz üzerine 27.07.2017 tarihinde 6.000.000,00 TL bedelli 1. dereceden müşterek limit ipoteği tesis edildiğini, ipotek sırasında taşınmazların davılı şirket adına kayıtlı olup üzerinde herhangi bir şerh bulunmadığını,</p>

<p>b. İyiniyetli üçüncü kişi olup tapuya güven ilkesi gereğince dava konusu taşınmazların üzerine tesis ettirdiği ipotek hakkının korunması gerektiğini,</p>

<p>c. İnşaatın tamamlama oranının %90'nın üstünde olduğunu, bu hususun, müvekkil banka tarafından aldırılan 10.12.2018 tarihli ekspertiz raporu ile sabit olduğunu beyan etmektedir.</p>

<p>Davalı ... Aş. vekili temyiz dilekçesinde;<br />
a. Müvekkili banka lehine ipotek tesis edilen taşınmazların maliki olan davalı ...'nın taşınmazları davalı yükleniciden satın almadığını, bilakis üçüncü kişi konumundaki dava dışı ...Saatçilik Optik Hediyelik Eşya Dayanıklı Tük. Mal. Sarrafiye San. Tic. Ltd. Şti. firmasından satın aldığını,</p>

<p>b. İpotekli taşınmazların sicil kayıtlarına şerh verilmediğinden bu sözleşmenin müvekkili bankaya ve müşterisine karşı ileri sürülebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu sözleşmenin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için TMK'nın 1009. maddesi uyarınca tapu siciline şerh edilmesi gerektiğini, d<br />
c. Villa inşaatının ... Belediyesi'nin 03.01.2022 tarihli müzekkere cevabında tamamlanma oranının %90 olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, ilk derece mahkemesi tarafından söz konusu yazı cevabı dikkate alınmaksızın hüküm tesis edildiğini beyan etmektedir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ve tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.</p>

<p>Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine; zira, arsa sahibinin yükleniciye intikal ettirdiği tapu devrinin avans mahiyetinde olduğuna yüklenicinin edimini yerine getirmemesi halinde tapuya güvenmenin veya iyiniyetli olmanın bir öneminin bulunmadığına dolayısıyla tüm tapu intikallerinin arsa sahibine geri döneceğine” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince içtihadı birleştirme için Yargıtay Birinci Başkanlığına yaptığı başvuru neticesinde; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 16.05.2025 tarih, 2024/1 Esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.</p>

<p>16.05.2025 tarih, 2024/1 Esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi,</p>

<p>Yargıtay Kanunu’nun 45/5.fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle;<br />
Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyiniyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).</p>

<p>Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerleyükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyiniyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanunun 1023.maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.</p>

<p>TMK’ nın 3. ve 1023.maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyiniyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Üçüncü kişi,“aleni tapu kaydını” inceleyerek satın aldığı taşınmazın yüklenici adına kayıtlı olduğunu, inşaat mahallinde sadece yüklenicinin bulunduğunu, inşaatı yüklenicinin yaptığını araştırdıktan ve sözleşmenin geriye etkili feshedilme ihtimalinin bulunmadığı sonucuna vardıktan sonra tapudan mülkiyet veya ipotek edinen kişinin iyiniyet karinesinden özellikle yararlanmalıdır.</p>

<p>Ancak, arsa sahibinin; üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka deyişle üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.</p>

<p>Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu” kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı, tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992.maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla, yükleniciden iyiniyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyiniyetli üçüncü kişinin TMK'nin 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2.fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulundDairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığına yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.</p>

<p>16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi,<br />
Yargıtay Kanunu’nun 45/5.fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle;<br />
Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyi niyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).<br />
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyi niyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanunun 1023.maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.</p>

<p>TMK’ nın 3. ve 1023.maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyi niyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Arsa sahibinin; üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka deyişle üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.</p>

<p>Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu”kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı, zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992. maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyiniyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyi niyetli üçüncü kişinin TMK'nin 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2. fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlanması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilirliğini” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlaması halinde tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.</p>

<p>Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; hükmü temyiz eden bir kısım davalıların, ipotek tesis ettikleri anda TMK'nın 1023. maddesi anlamında korunması gereken iyiniyete sahip olmadıklarını yani tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu bildiklerini veya bilmeleri gerektiği hususunda yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibaret iken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA,</p>

<p>28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davalı ...Ş.'ye verilmesine,</p>

<p>Peşin alınan harçların temyiz harcı yatıran davalılara iadesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20241526-e-20252600-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-baa.jpg" type="image/jpeg" length="36117"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3470 E., 2025/3564 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243470-e-20253564-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243470-e-20253564-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 23.10.2025 tarihli, 2024/3470 E., 2025/3564 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/3470 E., 2025/3564 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2024/67 E., 2024/804 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/443 E., 2023/890 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı şirket arasında davacıya ait Konya İli, .... İlçesi, 21119 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz ile 21160 ada, 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 12.11.2015 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, diğer davalı ...'in sözleşmeye müteselsil kefil olarak imza attığını, ancak davalı şirketin inşaatı yarım bıraktığını, teslim süresi dolmasına rağmen inşaatın %53 oranında tamamlanmış olduğunun mahkeme kararı ile tespit edildiğini, davalı şirketin edimini yerine getirmeyeceğinin sabit olduğunu, davalı şirketin sözleşme kapsamında kendisine devredilen 21160 ada, 1 parsel sayılı taşınmazı 03.12.2015 tarihinde davacının bilgisi dışında diğer davalı ...'a devrettiğini ve davalı ...'ında aynı gün diğer davalı banka lehine taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirdiğini, yüklenicinin edimini yerine getirmemesi nedeniyle bu davalıların iyiniyetli olsalar bile taşınmaz üzerinde ayni hak kazanmalarının mümkün olmadığını, yapılan tescil işlemlerini yolsuz hale geldiğini ileri sürerek, taraflar arasındaki sözleşmenin geriye etkili feshine, Konya İli, .... İlçesi, 21160 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, ipotek işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı...Bankası vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'a kullandırılan kredinin teminatı olarak dava konusu taşınmaza ipotek tesis edildiğini, sözleşmenin noterden düzenlenmediğini, sonradan düzenlenmesinin her zaman mümkün olduğunu, taşınmazın tapuda resmi şekilde düzenlenen satış sözleşmesi ile devredildiğini, tapu kaydında sözleşmeye ilişkin her hangi bir şerh bulunmadığını, tapu kaydına güvenilerek ipotek tesis edildiğini, ipotek tesis edilmeden önce alınan ekspertiz raporunda da taşınmazın boş arsa halinde olduğunun belirlendiğini, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olup, Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi uyarınca ipotek hakkının kazanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibinin, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmekle, yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde de edimi karşılığı yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmekle yükümlü olduğu, sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan tapu payı veya bağımsız bölümlere hak kazanabilmesi için inşaatı sözleşme ve ekleri ile tasdikli projesi, inşaat ruhsatı ve kamu düzeninden olan imar mevzuatı ve Deprem Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak tamamlayıp arsa sahiplerine teslim etmesi gerektiği, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince arsa sahibi tarafından yükleniciye ya da onun istemiyle üçüncü kişi veya kişilere yapılan taşınmaz ya da taşınmaz payı temliki, inşaatın yapımı için finans sağlanması amacıyla verilen "avans'' niteliğinde olduğu, yüklenicinin yüklendiği karşı edimini ifa ettiği oranda şahsi hak elde edebileceği ve ancak kazandığı şahsi hakkını üçüncü kişilere temlik edebileceği, yüklenici, tüm edimlerini ifa ettiği takdirde şahsi hakkının, ayni hakka dönüşeceği, nitekim arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi nedeniyle yükleniciden pay iktisap eden üçüncü kişilerin, Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesi ve aynı Kanun'un 1023. maddesi hükmünden yararlanamayacakları, inşaatın hukuki anlamda teslimine kadar arsa sahibinin avans olarak verdiği payları geri alma hakkına sahip olduğu, Hukuki teslimin ise yapılan inşaatın yasal mevzuata uygun olarak bitirilmesi (iskân izninin alınması) halinde gerçekleşmiş sayılacağı, somut olayda dava konusu taşınmazın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsmaında avans olarak davalı yüklenici şirkete devredilmiş olduğu, teslim süresi geçmesine rağmen inşaatın % 68,10 oranında tamamlandığı, davalı şirketin temerrüte düştüğü, davalı şirketin ve bu şirketten dava konusu taşınmazı satın alan davalı ...'ın ve ...'ın borcu için ipotek koyan davalı bankanın iyiniyet savunmalarını dinlenemeyeceği, Türk Medeni Kanunu'nun 1023. ve 1024. maddelerinden yararlanmayacakları, davacı arsa sahibinin avans olarak verdiği payları geri alma hakkına sahip olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sözleşmenin varlığının şüpheli olduğunu, sözleşmenin noterden düzenlenmediğini, sonradan düzenlenmesinin her zaman mümkün olduğunu, davacının varlığını iddia ettiği sözleşmeden doğan haklarını uzun süre ileri sürmemesinin şüpheyi arttırdığını, taşınmazın peşin bedel karşılığında tapuda yapılan satış işlemi ile devredildiğini, tapu kaydında sözleşmeye ilişkin her hangi bir şerh bulunmadığını, tapu kaydına güvenilerek ipotek tesis edildiğini, ipotek tesis edilmeden önce alınan ekspertiz raporunda da taşınmazın boş arsa halinde olduğunun belirlendiğini, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olup, Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi uyarınca ipotek hakkının kazanıldığını, ayrıca davacının dava dilekçesinde ipoteğin fekkine yönelik bir talebinin olmadığını, müvekkili bankanın taşınmazda inşat yapılacağına ilişkin bilgisi olup olmadığına ve bu hususta taşınmaz malikinin bankaya bilgi verip vermediğine ilişkin tanıklarının dinlenmesini talep ettiklerini beyan etmektedir</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi, tapu iptal ve tecil ve ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.</p>

<p>Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığı'na yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca 16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.</p>

<p>16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda belirtildiği gibi, Yargıtay Kanunu’nun 45/5. fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurulları'nı, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle; hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyiniyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur. (TMK. m. 1023).</p>

<p>Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre tapuya güvendiğini, iyiniyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 1023. maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.</p>

<p>TMK’nın 3. ve 1023. maddelerine göre yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyiniyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Arsa sahibinin; üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka deyişiyle üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.</p>

<p>Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu” kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı, zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992. maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyiniyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyiniyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2. fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlaması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil veya ipoteğin kaldırılması talebi kabul edilebilir.</p>

<p>Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; hükmü temyiz eden davalı ... A.Ş’nin 21160 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerine ipotek tesis tarihinde TMK'nın 1023. maddesi anlamında korunması gereken iyiniyete sahip olmadığı yani tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği hususunda ispata yarar delillerin ibrazı için, davacı arsa sahibine verilecek makul süre neticesinde oluşacak uygun sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.</p>

<p>Bozma nedenine göre davalı banka vekilinin şimdilik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,<br />
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,<br />
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine,<br />
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br />
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243470-e-20253564-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4.jpg" type="image/jpeg" length="17449"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3673 E., 2025/3881 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243673-e-20253881-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243673-e-20253881-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17.11.2025 tarihli, 2024/3673 E., 2025/3881 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/3673 E., 2025/3881 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI: 2022/1573 E., 2024/1473 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bergama 1. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI: 2019/130 E., 2022/339 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ..., ... ... ve ... Isıt. .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalılardan ... İnşaat Ltd. Şti. arasında 18.06.2013 tarihli “Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” ile 270 ada, 20 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşaat yapılması konusunda sözleşme düzenlediklerini, sözleşme gereği iki blok halinde inşa edilecek olan binanın; A blokta 2. kat, 3 no'lu, B blokta 1. kat 2 no'lu bağımsız bölümlerin müvekkillerine ait olacağını, inşaatın ruhsatının iki blok için (A ve B blok) alındığını, inşaatın sözleşmede belirtilen sürede tamamlanmadığını, müvekkilleri tarafından yüklenicinin inşaatını tamamlaması için avans olarak verilen dairelerden, A blokta; zemin kat 1 no'lu, 1. kat 2 no'lu, 3. kat 4 no'lu, B blokta; 1. kat, 2 no'lu, (müvekkillere isabet eden bağımsız bölüm) 2. kat 3 no'lu, 3. kat 4 no'lu, bağımsız bölümleri yüklenicinin sattığını, Bergama 1. Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2018/57 D.İş dosyasından tespit yaptırıldığını belirterek davalı şirket ile müvekkilleri arasında akdedilen ".... Noterliği'nin 18.06.2013 tarihli Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi' nin geçmişe etkili olarak feshini, davalılardan; ... adına kayıtlı A blok zemin kat 1 no.lu bağımsız bölüm, ... adına kayıtlı A blok, 1. kat, 2 no.lu ve B blok, 3. kat, 4 no.lu bağımsız bölüm, ... ... adına kayıtlı A Blok 3. kat 4 no.lu bağımsız bölüm, ... adına kayıtlı B blok 1. kat 2 no.lu bağımsız Bölüm, ... ve ... Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı B Blok, 2. kat, 3 no.lu bağımsız bölüm numaralı taşınmazların her türlü takyidattan ari olarak tapularının iptali ile taşınmazlardaki payları oranında müvekkilleri adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalılar vekili cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, eldeki davanın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi istemine yönelik olduğu, .... Noterliği' nin 18.06.2013 tarih ve ... yev, no.lu “Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” ile 270 ada, 20 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşaat yapılması hususunda davalı yüklenici ile davacı tarafın anlaştığı, mahallinde uzman bilirkişi refakatinde keşif ve inceleme yapılıp, inşaat seviyesinin araştırıldığı; sözleşmeye göre inşaatın teslim tarihinin 18.06.2015 olduğu, “A” blokta yapılan inşaat imalâtlarının, tespit tarihi itibari ile fiziki gerçekleşmesi % 27,90 “B” blokta yapılan inşaat imalâtlarının, tespit tarihi itibari ile fiziki gerçekleşmesi % 49,08 olarak hesaplanmış olduğunun tespit edildiği, yüklenicinin sözleşmede belirlenen teslim tarihini aşarak temerrüde düştüğü, aradan geçen uzun süreye ve tahammül sınırlarını aşmasına rağmen inşaatın tamamlanmamış olduğu, inşaatın fiziki tamamlanma oranı da gözetildiğinde geriye etkili fesih (dönme) koşullarını sağladığı ve bu itibarla sözleşmenin geriye etkili feshinin koşullarının oluştuğu, dava konusu olay bakımından üçüncü kişilerin bilerek hareket etmiş oldukları, nitekim tamamlanma oranının %90'ın altında olması halinde arsa sahibinin sözleşmeden dönebileceğinin kabul edildiği, yani davacının sözleşmenin geriye etkili olarak feshini isteme hakkının olacağı, yine yükleniciden bağımsız bölüm satın alan ve birleşen davalardaki davalılar açısından ise arsa sahipleri olan davacıların yüklenici olan davalı şirkete geçirilen arsa payı kayıtlarının tescili yüklenici şirket açsından ayni hak doğuramayacağından, temlik avans niteliğinde olduğundan, temlik alan davalıların TMK'nın 1023. maddesindeki iyiniyet iddiasında bulunamayacağının kabul edilmekte olup iyiniyet savunmaları dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Isıt. .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Sebepleri<br />
1-Davalı ... ... vekili ve davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı müvekkillerin davaya konu dairelerin tapusunu yükleniciden değil, arsa sahiplerinden aldıklarını, tapudaki resmi satış sözleşmesinin arsa sahipleri ile davalılar arasında yapıldığını, davacı arsa sahiplerinin yüklenici ile imzaladıkları sözleşmede ne zaman bağımsız bölümlerin satışının yapılabileceği konusunda hüküm koyduklarını ve buna göre 3. kişi olan davalı müvekkillerin arsa sahiplerinden satış yolu ile daireleri aldıklarını, üstelik yükleniciye isabet eden bağımsız bölümlerin satışı için arsa sahiplerinin yetki verdiklerini, davacı arsa sahiplerinin yapmış oldukları sözleşmenin risk ve sonuçlarından tapudaki kayda güvenerek daire satın alan üçüncü kişilerden telafi etmeye çalışmasının hakkaniyete aykırı olup hukuki güvenirliğe de şüphe düşürdüğünü, iyiniyetli 3. kişi olduklarını, vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu beyan etmektedir.</p>

<p>2-Davalı ... Isıt. .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin iyiniyetli iktisabının korunacağı ilkesinin ihlal edildiğini, müvekkilinin tamamen tapudaki kayda güvenerek işlem yaptığını, müvekkile taşınmazı devredenin davacı taraf olduğunu, davacılar ile yüklenici arasındaki ilişkiyi ve durumu müvekkilinin bilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkilinin iyiniyetinin korunması gerektiğini, üçüncü kişinin yolsuz kayda dayanarak ayni hak kazanımının korunabilmesi için tescilin yolsuzluğunu bilmemesi veya bilebilecek durumda olması gerektiğini, satışı yapanın arsa sahibi olması halinde iptalinin mümkün olamayacağı şeklindeki içtihatın gözardı edildiğini, Yargıtay uygulamasında arsa sahibinin devir yapması halinde pay iptalinin söz konusu olmayacağının kabul edildiğini, taşınmazı müvekkile satanın davacı olduğunu, müvekkili bir bağımsız bölümü arsa malikinden satın aldığında dahi edimi geçerli olmayacaksa tapu siciline güven ilkesinin ne anlamı ne işlevi kaldığını, kurulan hükmün müvekkili yönünden aşırı zarar doğurucu haksız ve adaletsiz olduğunu, müvekkili şirketin binayı inşa eden yükleniciden alacaklı olup bu alacağı tahsil edebilmek için alacakları ve ödediği bir kısım bedel karşılığında binadan bir bağımsız bölüm satın aldığını, müvekkili şirket aralarındaki ticari ilişki nedeniyle yükleniciden alacaklı olup bu alacakların tahsili için icra takipleri başlatıldığını, bu takiplere rağmen alacağın tahsilinin mümkün olmaması nedeniyle yüklenicinin inşa edeceği bağımsız bölümlerin birisini müvekkile teklif ettiğini ve ekte sundukları protokol kapsamında anlaşmaya varıldığını, anlaşma uyarınca bağımsız bölüm değeri borç bakiyesinden fazla olduğu için müvekkilinin hem mal verdiğini hem de üstüne ödeme yaptığını, karar ile müvekkilinin bir daha zarara uğradığını ve bağımsız bölümden de olduğunu, kurulan hüküm ile davacıların müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiğini, müvekkilinin bağımsız bölümü satın aldığını, bağımsız bölümün arsa payı ve bitirilme oranı kadar yüklenicinin de yerine talep hakkına sahip olduğunu, bu nedenle arsa sahiplerinin inşa edilen kısım kadar müvekkile karşı sorumlu olduğunu, arsa sahiplerinin sebepsiz zenginleşmiş olacağını beyan etmektedir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.<br />
Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığı'na yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca 16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.</p>

<p>16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi,<br />
Yargıtay Kanunu’nun 45/5. fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle;<br />
Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyiniyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).<br />
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyiniyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 1023. maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.</p>

<p>TMK’ nın 3. ve 1023. maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyiniyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Arsa sahibinin; üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka deyişle üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu”kavramının Türk Medeni Kanunu ve... Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı, zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992. maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyiniyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyiniyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2. fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlaması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.</p>

<p>Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; temyiz eden davalı ... ..., davalı ... ve davalı ... Isıt. .... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazları tapuya güvenerek iyi niyetle devraldıkları, davalı ... Isıt. .... San. ve Tic. Ltd. Şti'ne taşınmazı devredenin davacı taraf olduğu iddia edildiğine göre, hükmü temyiz eden davalıların tapu sicilinde mülkiyeti devraldığı anda, TMK'nın 1023. maddesi anlamında korunması gereken iyiniyete sahip olmadığını yani tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispata yarar delillerin ibrazı için davacı arsa sahibine verilecek makul süre neticesinde oluşacak sonuca uygun karar verilmesi, 2024/1 Esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca değerlendirilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,<br />
Peşin alınan temyiz harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,<br />
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br />
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243673-e-20253881-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4a.jpg" type="image/jpeg" length="66151"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3059 E., 2025/2232 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243059-e-20252232-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243059-e-20252232-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 27.05.2025 tarihli, 2024/3059 E., 2025/2232 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/3059 E., 2025/2232 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2024/986 E., 2024/1278 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2020/261 E., 2022/156 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... vekilince duruşma istemli, davalılar ... ve ... vekillerince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>Belli edilen günde davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının .... ada, 2 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, dava dışı yüklenici ... Konut Yapı Kooperatifi ile 18.06.1997 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, yüklenicinin edimlerini yerine getirmemesinden dolayı Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/963 E., 2008/559 K. dosyası ile yapılan yargılama neticesi sözleşmenin geriye etkili olarak feshine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/419 E., 2018/248 K. dosyası ile yapılan tapu iptal ve tescil davası neticesinde A blok 1-2-3-4-5-8-9-10-12-13-14-17-18 ve 20 no’lu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı arsa sahibi adına tesciline karar verildiğini, 6-7-11-15-16-19-21 no’lu bağımsız bölüm malikleri .... ile ..... San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine ikame olunan davanın ise atiye bırakıldığından bu bağımsız bölümler açısından davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalıların atiye bırakılan 7 adet taşınmazın son malikleri olduklarını, tüm bağımsız bölümler açısından sözleşmenin geriye etkili olarak feshedildiğinden 3. kişilere devri gerçekleştirilen 14 bağımsız bölüm için verilen tapu iptal ve tescil kararları doğrultusunda, davalıların kayden maliki olduğu bağımsız bölümlerde yüklenicinin ve kazanılmayan hakkın temlikinden de söz edilemeyeceğini ileri sürerek, 6-7-11-15-16-19-21 no’lu bağımsız bölümlerin davalılar adına olan tapu kaydının iptali davacı arsa sahibi şirket adına tescilini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının 2003 yılında aynı taşınmazların o dönem ki maliki ... isimli şahsa dava açtıklarını ve davayı atiye bıraktıklarını, dava dilekçesi ekindeki belgeler incelendiğinde dayanılan mahkeme kararı içerisinde davacının o dönem açtığı davayı 05.05.2006 tarihinde atiye bıraktığı ve bu yönde verilen kararın temyiz edilmeden kesinleştiğinin açıkça ortada olduğunu, müvekkili tarafından taşınmazlardan 11 no’lu bağımsız bölümün ... isimli şahıstan 11.10.2004 tarihinde, 15 no’lu bağımsız bölümün ... isimli şahıstan 24.04.2008 tarihinde ve 21 no’lu bağımsız bölümün ise .... isimli şahıstan 28.10.2009 tarihinde satın alındığını, satın alma tarihinin üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen iyiniyetli 3. kişi olduğunu iddia ettiği müvekkilinin aleyhine bu davanın açılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin tapuya güven ilkesi ile taşınmaz bedelini ödemek suretiyle satın alan iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>2. Davalı ... cevap dilekçesinde; Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/98 E. sayılı dosyasında davacının harç ve vekalet ücretinden kurtulmak için davayı müracaata bıraktığını, kendisi hakkında herhangi bir talebinin olmadığını dile getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu .... ada, ... parsel 16 no’lu bağımsız bölümün kütüğü incelendiğinde, 24.11.1999 tarihinde .... Tarım Ürünleri A.Ş. adına kat irtifakı kurulduğunu, 26.11.1999 tarihinde .... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'ne satıldığını, bu şirketin daireyi, 14.03.2003 tarihinde ...'a sattığını, ...'ın icra borçları nedeniyle 15.10.2003 tarihinde Antalya 7. İcra Müdürlüğü'nün 2002/11570 E. sayılı icra dosyası ile cebri icrayla ....'a satıldığını, bu şahıstan da 28.11.2007 tarihinde müvekkiline satıldığını, müvekkilinin iyiniyetli 3. şahıs olduğunu, sözleşmenin feshinin kesinleşmesinden sonra 12 yıl geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 4721 sayılı TMK’nın 1023. maddesine göre malın maliki olduğunu, müvekkilinin taşınmazı bedelini ödemek suretiyle satın alan iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların, satın alma tarihlerinden 10 yıldan fazla zaman geçtiği, TMK'nın 1023. maddesi gereği iyiniyetli 3. kişi oldukları iddialarının arsa maliklerine karşı müteahhit yükümlülüklerine 3. kişilerin halefiyeti ilkesi gereği taşınmazı devralan son maliklerin sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı, talep yönünden tapuya güven ilkesiyle ve taşınmaz bedelini ödemek suretiyle satın alan iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğu savunmasının geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, 22.06.2022 tarihli ek kararı ile hüküm kısmının 2, 3 ve 4 no’lu fıkralarının düzeltilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin geriye etkili şekilde feshi halinde yükleniciye avans olarak verilen ve 3. kişilere devrettiği arsa paylarının iadesinin istenebileceği, yükleniciden temlik alan 3. kişilerin iyiniyet iddialarının artık dinlenemeyeceği, davalı ... vekilinin istinaf istemi yönünden, kararın tebliğ tarihi ile istinaf edildiği gün gözetildiğinde istinaf talebinin 2 haftalık istinaf süresi geçirildikten sonra yapıldığı, davacı vekilinin ve davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin ek karara karşı istinaf başvurusu yönünden, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu, bu nedenle davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle harç ve yargılama giderinden davadaki tapu iptali ve tescile karar verilen bağımsız bölümlerin değerleri dikkate alınarak sorumlu olması ve vekalet ücreti hesap edilirken her bir bağımsız bölümün değeri üzerinden nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin karara, davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin ek karara karşı istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Sebepleri<br />
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;<br />
a. Nispi harç alınmasının hatalı olduğunu,</p>

<p>b. Davacının 22 yıl önce 26.11.1999 tarihinde binada bulunan 21 adet dairenin tamamını bizzat kendisinin, sözleşmede taraf olmayan 3 kişi durumundaki şirkete sattığını,</p>

<p>c. Davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesini feshettiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu,</p>

<p>d. Mayıs 2006 tarihinde takipsiz bırakılan davanın, 16/11/2020 tarihinde tekrar ikame edilmesinin mümkün olmadığını,</p>

<p>e. Satın alınma tarihinin üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen iyiniyetli 3. kişi olan müvekkili aleyhine bu şekilde dava açılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,</p>

<p>f. Bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu,</p>

<p>g. Müvekkilin ayni hak sahibi olduğunu,</p>

<p>h. Husumet itirazlarının dikkate alınmadığını beyan etmektedir.<br />
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;<br />
a. Harçlar Kanunu'na göre sözleşmenin feshi ve tasfiyesine yönelik davaların maktu harca tabi olduğunu,</p>

<p>b. Davanın zamanaşımına uğradığını,</p>

<p>c. Müvekkile satılan taşınmazın 15.10.2003 tarihinde Antalya 7. İcra Müdürlüğü'nün 2002/11570 E. sayılı icra dosyasından cebri icra ile .... isimli şahsa satıldığını,</p>

<p>d. Müvekkilin ayni hak sahibi olduğunu, iyiniyetli olduğunu beyan etmektedir.</p>

<p>3- Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;<br />
a. Müvekkil adına kayıtlı bulunan taşınmazın, dava tarihi itibariyle ekonomik değerinin yani müddeabihin belirlenmesi, harç ve diğer giderlerin de bu miktara göre hesaplanması gerektiğini,</p>

<p>b. Müvekkilinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesine göre malın maliki olduğunu,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>c. Huzurdaki davanın zamanaşımına uğradığını beyan etmektedir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Sonuç<br />
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.</p>

<p>1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;<br />
İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının davalı ... vekiline 19.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ... vekilinin istinaf kanun yoluna yasal süresinden sonra 07.07.2022 tarihinde başvurduğu bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verildiği görülmüştür.</p>

<p>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı ... vekilinin süresinde istinaf kanun yoluna başvurmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.</p>

<p>2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;<br />
Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığına yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca 16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.</p>

<p>16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi, Yargıtay Kanunu’nun 45/5. fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.<br />
Bu nedenle;<br />
Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyiniyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).<br />
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyiniyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 1023. maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.</p>

<p>TMK’nın 3. ve 1023. maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyi niyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Arsa sahibinin; üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka değişle üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.</p>

<p>Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu”kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı, zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992. maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyiniyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyiniyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2. fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlanması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.</p>

<p>Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş; davalı ...’un 19 no'lu bağımsız bölümü tapu sicilinde mülkiyeti devraldığı anda TMK'nın 1023. maddesi anlamında korunması gereken iyi niyete sahip olmadığı yani tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği hususunda ispata yarar delillerin ibrazı için, davacı arsa sahibine verilecek makul süre neticesinde oluşacak uygun sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.</p>

<p>3. Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;<br />
Somut olayda davalı ..., davaya konu 16 no'lu bağımsız bölümü cebri icradan açık artırma suretiyle satın alan dava dışı üçüncü kişiden satın aldığını beyan etmiştir. Tapu devrinin cebri icraya dayanması halinde iyiniyet iddiasının da cebri icra koşullarına göre değerlendirmesi gerekir. Davaya konu taşınmazın cebri icra yoluyla satın alan kişiden satın alınması halinde TMK’nın 1023. maddesi gereği davalının iyiniyeti korunmaktadır. Bu durumda, davalı beyanında geçen cebri satış dosyasına dair kayıtlar dosyaya celp edilerek, taşınmazın davalı tarafından cebri icra yoluyla satın alan kişiden satın alınması halinde TMK'nın 1023. maddesi gereği davalının iyi niyetinin korunacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği, aksi halde yukarıda (2) numaralı bentte anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda davalı ...’ın 16 no'lu bağımsız bölümü tapu sicilinde mülkiyeti devraldığı anda TMK'nın 1023. maddesi anlamında korunması gereken iyi niyete sahip olmadığı yani tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği hususunda ispata yarar delillerin ibrazı için, davacı arsa sahibine verilecek makul süre neticesinde oluşacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması uygun görülmüştür.</p>

<p><strong>VI.KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeple,<br />
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,</p>

<p>(2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar ... ve ... yararına BOZULMASINA,</p>

<p>Dairemizdeki duruşmada vekille temsil edilen davalılar ... ve ... yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalılara verilmesine,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde ilgililere iadesine,</p>

<p>Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243059-e-20252232-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3a.jpg" type="image/jpeg" length="66895"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/319 E., 2025/3046 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-2025319-e-20253046-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-2025319-e-20253046-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 23.09.2025 tarihli, 2025/319 E., 2025/3046 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/319 E., 2025/3046 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi<br />
EK KARAR TARİHİ : 03.05.2021<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/218 E., 2024/316 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekilince duruşmalı, davalılar ... mirasçıları, ... ve ... vekillerince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>Belli edilen günde davalı ... vekili Avukat ... , davalı ..., davalı ... vekili Avukat ... ile davacı ... vd. vekili Avukat ... 'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı arsa sahipleri vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 30212 ada 16 parsel sayılı taşınmazın hissedarı olduklarını, müvekkilleri ile davalı yüklenici şirket arasında ... . Noterliği’nin 16.08.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre, inşa edilecek binada yüklenicinin %60, arsa sahiplerinin ise %40 oranında bağımsız bölüme sahip olacaklarını, sözleşme gereğince inşaata başlanmasıyla birlikte taşınmazda kat irtifakı tesis edildiğini ve yüklenici hissesine tekabül eden bağımsız bölümlerin yükleniciye ya da yüklenicinin talimatıyla üçüncü kişilere tapudan devredildiğini, davalı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, inşaat seviyesi %44,5 iken inşattan el çektiğini, Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/160 Esas sayılı dosyasında sözleşmenin feshine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalı yükleniciden temlikle kat irtifakı sahibi olan bir kısım davalıların bağımsız bölüm arsa payları üzerine ipotek ve haciz tesis ettirdiklerini, yükleniciden bağımsız bölüm satın alanların yüklenicinin edimini yerine getirip tapuya hak kazanması halinde hak sahibi olacaklarını belirterek davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilleri adına başlangıçtaki arsa payları oranında tesciline, konulan haciz ve ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Bir kısım davalı taraflar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; müvekkillerin iyiniyetli üçüncü kişi konumunda bulunduklarını ve husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yüklenici şirketin sözleşmeden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmediği, yüklenici aleyhine Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/160 Esas sayılı dosyasında inşaat seviyesinin %44,50 iken yüklenicinin inşaattan el çektiğinden bahisle sözleşmenin feshine karar verildiği, kararın kesinleştiği, bu durumda yükleniciden bağımsız bölüm satın alanların, bağımsız bölümler üzerine ipotek, haciz, tedbir ve şerh koyduranların veya yükleniciden alacaklı olanların iyiniyet savunmasında bulunamayacakları gerekçesiyle davacıların davalılardan ... Varlık Yönetim AŞ, ... Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve ... Kooperatifi, ... Vergi Dairesi Başkanlığı ve ... Finansbank AŞ hakkında açmış olduğu davanın konusunun kalmadığı anlaşılmakla karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkında açılmış olan davanın kabulü ile; Ankara İli, ... İlçesi, ... Mahallesi 30212 ada 20 parsel sayılı taşınmaz üzerinde mevcut kat irtifakının ve tapu kaydının iptali ile taşınmazın 718848/1677312 hissesinin davacı ..., 445440/1677312 hissesinin davacı ..., 24048/1677312 hissesinin davacı ..., 29392/1677312 hissesinin davacı ..., 29392/1677312 hissesinin davacı ..., 29392/1677312 hissesinin davacı ..., 24048/1677312 hissesinin davacı ..., 44088/1677312 hissesinin davacı ... , 44088/1677312 hissesinin davacı ..., 176352/1677312 hissesinin davacı ..., 42084/1677312 hissesinin davacı ..., 42084/1677312 hissesinin davacı ... ve 28056/1677312 hissesinin davacı ... adına tapuya tesciline, dava konusu Ankara ... Mahallesi 30212 ada 20 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 19 numaralı bağımsız bölüm üzerine (davalı ... oğlu ... adına kayıtlı) ... Bank Anonim Şirketinin alacakları nedeniyle (temlik alan ... Varlık Yönetim Anonim Şirketi) ... . İcra Dairesinin 2016/11944 esas (... . İcra Dairesinin 2018/10819) sayılı dosyası üzerinden ve Ankara ... Mahallesi 30212 ada 20 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 22 numaralı bağımsız bölüm üzerine (davalı ... oğlu ... adına kayıtlı) ... Bank Anonim Şirketinin alacakları nedeniyle (temlik alan ... Varlık Yönetim Anonim Şirketi) ... . İcra Dairesinin 2016/11944 esas (... . İcra Dairesinin 2018/10819) sayılı dosyası üzerinden konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ... Mirasçıları, ..., ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Sebepleri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;<br />
a. 16 nolu bağımsız bölümü Haydar Atlıhan’dan 19.07.2012 tarihinde tapu siciline güvenerek satın aldığını, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu beyan etmektedir.</p>

<p>2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;<br />
a. Müvekkilinin 10.02.2017 tarihinde 11. nolu bağımsız bölümü satın aldığını, taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kaydında herhangi bir ipotek, şerh veya haciz kaydının bulunmadığını, müvekkilinin tapuya güven ilkesi kapsamında iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu beyan etmektedir.</p>

<p>3. Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde;<br />
a. Müvekkillerinin murisine pay devrinin yükleniciden değil, arsa sahipleri tarafından yapıldığını, bu hususun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, müvekkilinin tapuya güven ilkesi kapsamında iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu beyan etmektedir.</p>

<p>4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;<br />
a. Müvekkilinin dava konusu 8 numaralı bağımsız bölümü kat irtifak tapusu ile aldığını, müvekkilinin söz konusu bağımsız bölümün ileride bina tamamlandıktan sonra kat mülkiyeti olarak tapusunu alacağına güvendiğini, inşaatların tamamlanmaması durumunda 3. kişilerin kazandıkları hakların, riskleri bilmeleri sebebiyle iyiniyetli olmadıkları gerekçesiyle ellerinden alınmasının hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi nedeniyle tapu iptal tescil ile ipoteğin ve hacizlerin kaldırılması istemlerine ilişkindir.</p>

<p>Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığına yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.</p>

<p>16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi, Yargıtay Kanunu’nun 45/5. fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle;<br />
Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyi niyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).<br />
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyi niyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanunun 1023. maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.</p>

<p>TMK’nın 3. ve 1023. maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyi niyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Arsa sahibinin; üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka deyişle üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.</p>

<p>Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu” kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı, zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992. maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyi niyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyi niyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2.fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlaması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.</p>

<p>Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; davalılar yargılama aşamasındaki savunmalarında söz konusu taşınmaz hissesini iyiniyetli olarak satın aldıklarını, davacı arsa sahipleri ile davalı yüklenici arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden haberdar olmadıklarını savunduklarından, davalıların taşınmaz hissesinin tescili anında kötüniyetli olduklarının ispatı konusunda davacı arsa sahiplerinin delillerinin ibrazının sağlanması, ibraz edilecek deliller ile birlikte dosya arasında bulunan tüm bilgi ve belgeler birlikte incelenerek davalıların mülkiyet hakkını kazanıp kazanamayacakları hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna uygun karar verilmesidir.</p>

<p>Bozma sebebine göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesi gerekmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Dairemizdeki duruşmada davalılar ..., ..., ... vekille temsil olunduğundan takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,</p>

<p>Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-2025319-e-20253046-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3.jpg" type="image/jpeg" length="90642"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/4251 E., 2025/2601 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20234251-e-20252601-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20234251-e-20252601-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30.06.2025 tarihli, 2023/4251 E., 2025/2601 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/4251 E., 2025/2601 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2021/894 E., 2023/733 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2014/531 E., 2020/187 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararında dahili davalılar ..., ..., ..., ..., birleşen davada davalılar ... ve ... vekilleri tarafından duruşmalı, davalılar ..., ..., dahili davalı ..., ..., ... ve ... vekillerince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan asıl davada davalılar ... vd. vekili avukat ..., temyiz talebinde bulunan davalılar ... ve ... vekili avukat ..., temyiz talebinde bulunan davalı ... vekili avukat ..., temyiz talebinde bulunan davalı ... vekili avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ile davalı yüklenici .... Emlak İnş. Taah. Tic. San. Ltd. Şti arasında 03.11.2009 tarihinde 4 blok yapılmak üzere arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre teslim edilmesi sürenin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/27 D. iş sayılı tespit dosyasında bulunan rapordan anlaşılacağı üzere henüz %22,75 oranında tamamlandığını ileri sürerek sözleşmenin geriye etkili olarak feshine, yüklenici tarafından diğer davalılara devredilen 5 50... parsel 1,2,3,4,5,6,7,8 numaralı bağımsız bölümlerin iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise 8 numaralı bağımsız bölümün maliki ... mirasçılarına yönelik olarak tapu iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı lar ve daha sonra bağımsız bölümü devralan dahili davalılar taşınmazı iyi niyetle iktisap ettiklerini, arsa sahibi tarafından dava dışı üçüncü kişilere verilen vekaletname verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5 50... parseldeki blokta 28.04.2010 da kat irtifakı kurulduğu, yüklenici ...’nun bu bağımsız bölümleri üçüncü kişilere kat irtifakı kurulmasından kısa bir süre sonra sattığı, dava açıldıktan sonra bağımsız bölümlerin dahili davalılara satıldığı, Antalya 4.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/27 değişik İş dosyasında düzenlenen raporda 5 52... parselin boş arsa durumunda olduğu, 5 53... parselin sadece temel hafriyatının yapıldığı, 5 50... parselin boş olduğu, 5 50... parselde her katta çift daire bulunan dört katlı blok bir apartman bulunduğu, sözleşmenin gerçekleşme seviyesinin %22,75 olduğu, yargılama sırasında alınan 05.06.2017 tarihli raporda yüklenicide kalan 5 50... parselde iskânlı dört katlı bina yapıldığı, arsa sahibinde kalan 5 52... ve 5 52... parselin boş olduğu, keza yüklenicide kalan 5 50... parselin de boş olduğu, seviyenin %23,38 olduğu geriye etkili fesih koşulları oluştuğu, 25.01.1984 gün ve 3/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararından, yani ileriye etkili feshin sonuçlarından yararlanabilmesi, inşaatın en az yüzde doksan seviyesine getirilmesi gerektiği görüşünde olduğu, davalı gerçek kişilerin mülkiyetinde olan bağımsız bölümler, sözleşmeye göre yükleniciye bırakılan bağımsız bölümler olduğu ve onun tarafından üçüncü kişilere satıldığı, üçüncü kişilerin yüklenicinin ardılı konumunda olduğu, iyi niyet iddialarının da dinlenemeyeceği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kabulü ile dahili davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... vekili, davalılar ..., ... , ... vekili, dahili davalı ... vekili, dahili davalı ... vekili, dahili davalılar ..., ..., ... ve ..., dahili davalı ... Vekili, birleşen dosyada Dahili Davalı ... vekili ve birleşen dosya davalıları ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı ..., ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde özetle<br />
a. Müvekkilinin iyi niyetli olarak taşınmazı iktisap ettiğini,</p>

<p>b. Taşınmazı bizzat davacı tarafından satın aldığını, yüklenicinin halefi olmadığını, bizzat davacı tarafından üçüncü kişilere verilen vekaletname ile satın aldığını beyan etmektedir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davalı ... Vekili temyiz dilekçesinde özetle;</p>

<p>a. Müvekkilinin 5 numaralı bağımsız bölümü bankadan kredi çekerek satın aldığını, kötüniyetli olmasının mümkün olmadığını,</p>

<p>b. Taşınmazın iskanlı olduğunu sözleşme şartları yerine getirilmeden iskan alınmasının mümkün olmadığını beyan ederek kararın bozulmasını beyan etmektedir.</p>

<p>Davalı ... Vekili temyiz dilekçesinde özetle;<br />
a. Müvekkilin kendinden önceki taşınmazı satın alan kişinin icra ihalesinden satın almış olduğu dikkate alındığından kötü niyetli olmasının mümkün olmadığını,</p>

<p>b. Arsa sahibinin 3. kişiye verdiği vekaletname ile bağımsız bölümlerin satıldığını,</p>

<p>c. Sözleşmenin şerh edilmemiş olduğunu,</p>

<p>d. Yüklenici ve davacının iş birliği içinde olduklarını,</p>

<p>e. Arsa sahiplerinin teslim süresi geçtikten sonra da vekalet vererek taşınmazın üçüncü kişilere satılmasına müsaade ettiklerini,</p>

<p>f. Mahkeme bağımsız bölümlerin davacılar adına kaydına karar verecek ise de genel iskan alınmış olan bağımsız bölümün rayiç değerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince müvekkile ödenmesi gerekmekte olduğunu beyan etmektedir.</p>

<p>Davalı ... Vekili temyiz dilekçesinde özetle;<br />
a. 8 numaralı bağımsız bölümün yükleniciden değil tapuda malik olan kişiden satın alındığını,</p>

<p>b. Arsa sahibinin 3. kişiye verdiği vekaletname ile bağımsız bölümlerin satıldığını,</p>

<p>c. Sözleşmenin şerh edilmemiş olduğunu,</p>

<p>d. Yüklenici ve davacının iş birliği içinde olduklarını,</p>

<p>e.Arsa sahiplerinin teslim süresi geçtikten sonra da vekalet vererek taşınmazın üçüncü kişilere satılmasına müsaade ettiklerini,</p>

<p>f. Mahkeme bağımsız bölümlerin davacılar adına kaydına karar verecek ise de genel iskan alınmış olan bağımsız bölümün rayiç değerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince müvekkile ödenmesi gerekmekte olduğunu beyan etmektedir.</p>

<p>Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle;<br />
a. Müvekkili ...’un 5 nolu bağımsız bölümü yükleniciden değil, dava dışı ... satın aldığını,</p>

<p>b. Müvekkili ...’in ise 3 nolu bağımsız bölümü ... satın aldığını, 4. kişi olarak satın aldığını, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini bilme durumunun olmadığını,</p>

<p>c.Arsa sahibinin 3. kişiye verdiği vekaletname ile bağımsız bölümlerin satıldığını,</p>

<p>d. Sözleşmenin şerh edilmemiş olduğunu,</p>

<p>e. Ayrıca müvekkiler adına kayıtlı olan bağımsız bölümler satıldığı için haklarında karar verilmesine yer olmadığına kararının verilmesi ve yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyan etmektedir.</p>

<p>Davalı ... ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde;<br />
a. Müvekkilerinin taşınmazı davacılardan satın aldığını,</p>

<p>b. 8 nolu bağımsız bölümü babalarının kredi çekerek ... satın aldığını daha sonra buranın satıldığını,</p>

<p>Davalı ... Vekili temyiz dilekçesinde özetle;<br />
a. Müvekkilinin iyi niyetli olarak 3 numaralı bağımsız bölümü satın aldığını, emlakçıya dahi kapora ödediğini,</p>

<p>b. Arsa sahibinin 3. kişiye verdiği vekaletname ile bağımsız bölümlerin satıldığını beyan etmektedir.<br />
B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi ve tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.</p>

<p>Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığına yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.<br />
16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi,<br />
Yargıtay Kanunu’nun 45/5.fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle;<br />
Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyi niyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).<br />
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyi niyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanunun 1023.maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.</p>

<p>TMK’ nın 3. ve 1023.maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyi niyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Arsa sahibinin;üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka değişle üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.</p>

<p>Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu”kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı,zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992.maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyi niyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyi niyetli üçüncü kişinin TMK'nin 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2.fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlanması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığına yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.</p>

<p>16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi,</p>

<p>Yargıtay Kanunu’nun 45/5.fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle;<br />
Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyi niyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).<br />
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyi niyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanunun 1023.maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.</p>

<p>TMK’ nın 3. ve 1023.maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyi niyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Arsa sahibinin;üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka deyişle üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.</p>

<p>Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu”kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı,zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992.maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyiniyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyi niyetli üçüncü kişinin TMK'nin 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2.fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlaması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.</p>

<p>Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; hükmü temyiz eden tapu maliki olan davalıların tapu sicilinde mülkiyeti devraldıkları anda, TMK'nın 1023. maddesi anlamında korunması gereken iyiniyete sahip olmadıklarını yani tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu bildiklerini veya bilmeleri gerektiği hususunda yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibaret iken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan adı geçen davalılara verilmesine,</p>

<p>Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20234251-e-20252601-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3.jpg" type="image/jpeg" length="85482"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/3082 E., 2025/2258 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20233082-e-20252258-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20233082-e-20252258-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 28.05.2025 tarihli, 2023/3082 E., 2025/2258 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/3082 E., 2025/2258 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2023/1324 E., 2023/1638 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erbaa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/275 E., 2023/45 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ...., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris arsa sahibi ile davalı yüklenici ... arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, ancak sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmediğini, yüklenicinin sözleşme gereği kendisine düşecek daireleri diğer davalılara sattığını belirterek sözleşmenin feshini ve tapu iptal tescillerini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu bağımsız bölümün bedelini yükleniciye ödediğini ve satın aldığını tapuda bu dairenin yüklenici üzerinde olduğunu ve iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.</p>

<p>2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu bağımsız bölümün bedelini yükleniciye ödediğini ve satın aldığını tapuda bu dairenin yüklenici üzerinde olduğunu ve iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin söz konusu gayrimenkulü ...'in talebi üzerine emanet olarak aldığını, yine onun talebiyle de devretmiş olduğunu, gayrimenkulü ...'in belirttiği kişilere devrettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.</p>

<p>4.Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu bağımsız bölümü davalılardan ...'dan aldığını, iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yüklenici edimini yerine getirmediği için sözleşmenin feshine, davalı ... yönünden tapuda malik olmadığı için dava şartı yokluğundan reddine, diğer davalılar yönünden tapu iptal tescil talebinin kabulü ile mirasçılık belgesindeki paylar oranında tesciline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar ... ve ...'in istinaf başvurularının esastan reddine, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurularak sözleşmenin feshine, davalı ... yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine, diğer davalılar yönünden tapuların iptaline ve mirasçılık belgesinde belirtilen paylar oranında davacılar adına tesciline karar verilmiş, istinaf başvuruları kabul edilen davalılar hakkında yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden lehe hesaplama yapılarak hüküm kurulmuştur.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Sebepleri<br />
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde:<br />
a. Bağımsız bölümü bedelini ödeyerek yükleniciden aldığını, aldığı esnada tapuda sözleşme şerhinin bulunmadığını,<br />
b. TMK'nın 1023. maddesi hükümlerine göre tapuya güven ilkesinden yararlanması gerektiğini beyan etmektedir.<br />
2. Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde:<br />
a. Bağımsız bölümü bedelini ödeyerek yükleniciden aldığını, aldığı esnada tapuda sözleşme şerhinin bulunmadığını,<br />
b. TMK'nin 1023. maddesi hükümlerine göre tapuya güven ilkesinden yararlanması gerektiğini beyan etmektedir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, kat karşılığı sözleşmesinden kaynaklanan fesih ve tapu iptal tescil istemine ilişkindir.<br />
Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığına yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.<br />
16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi,<br />
Yargıtay Kanunu’nun 45/5.fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle;<br />
Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyiniyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).<br />
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyiniyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 1023. maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.<br />
TMK’ nın 3. ve 1023.maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyiniyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Arsa sahibinin; üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka deyişle üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.<br />
Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu”kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı,zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992. maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyiniyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyiniyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2. fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlanması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.<br />
Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; temyiz eden davalılar ...., .... ve ... yönünden yukarıda açıklanan gerekçeler çerçevesinde inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi olup, kararın bozulması uygun görülmüştür.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,<br />
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,<br />
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20233082-e-20252258-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-b.jpg" type="image/jpeg" length="86145"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3430 E., 2025/2450 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243430-e-20252450-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243430-e-20252450-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 19.06.2025 tarihli, 2024/3430 E., 2025/2450 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/3430 E., 2025/2450 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2024/2399 E., 2024/2441 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/518 E., 2024/707 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>Belli edilen günde davalı ... vekili Avukat ... ile davacı ... vd. vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacılar vekilleri dava dilekçesinde; arsa sahibi olan müvekkilleri ile dava dışı yüklenici ... arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan sürede edimlerini yerine getirmemesi üzerine açtıkları dava sonucunda sözleşmenin geriye etkili olarak feshine karar verildiğini, yüklenicinin kendisine avans olarak verilen taşınmazları davalı da dahil olmak üzere üçüncü kişilere sattığını, bu durumda davalının iyiniyet iddiasının dinlenme olanağı bulunmadığını ileri sürerek, dava konusu 3628 ada, 12 parsel, D blok, 40 no'lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacılar adına hisseleri oranında tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu bağımsız bölümün iş karşılığı olarak müvekkiline devredildiğini, devrin arsa sahiplerinden davacı ... tarafından yapıldığını, müvekkilinin iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu, tapu siciline güvenerek tapuyu devraldığını, kazanımının korunması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı yükleniciye yapılan tapu devrinin avans niteliğinde olduğu, yüklenicinin bağımsız bölümün mülkiyetine hak kazanabilmesi için arsa sahiplerine karşı olan edimlerini yerine getirmiş olması gerektiği, henüz inşaat halinde olan bir binadan arsa payı satın alan üçüncü kişilerin bu kuralı bilmediklerinin ve iyiniyetli olduklarının kabul edilemeyeceği, yüklenici edimlerini yerine getirmediğinden, davacı arsa sahipleri tarafından daha önce açılan dava sonucunda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak feshedildiği ve kararın kesinleştiği, arsa sahiplerinin bu durumda avans olarak verdikleri tapuların iadesi isteyebilecekleri, davalının iyiniyet savunmasının dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde:<br />
Müvekkilinin tapu sicilindeki kayda güvenerek iyiniyetle taşınmazı devraldığını, öte yandan tapu devrinin arsa sahiplerinden ... tarafından yapıldığını, söz konusu dairenin müvekkiline, inşaatların beton döküm işinin karşılığı olarak devredildiğini, arsa sahiplerinin de bu anlaşmaya katıldığını, dolayısıyla dairenin avans olarak değil iş karşılığı devredildiğini, müvekkilinin kötüniyetli olduğunu ispat yükümlülüğünün davacı tarafa ait olduğunu, mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini beyan etmektedir."</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi ve tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.<br />
Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığına yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca 16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas, 2025/2</p>

<p>Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.<br />
16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi, Yargıtay Kanunu’nun 45/5. fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle;<br />
Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyiniyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).</p>

<p>Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyiniyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 1023. maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.</p>

<p>TMK’ nın 3. ve 1023. maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyiniyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Arsa sahibinin; üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka deyişle üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.</p>

<p>Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu” kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı, zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992. maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyiniyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyiniyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2. fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlaması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.</p>

<p>Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; davalının tapu sicilinde mülkiyeti devraldığı anda, TMK'nın 1023. maddesi anlamında korunması gereken iyiniyete sahip olmadığını yani tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispata yarar delillerin ibrazı için, davacı arsa sahiplerine verilecek makul süre neticesinde oluşacak sonuca uygun karar verilmesinden ibarettir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,</p>

<p>Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak, davalıya verilmesine,</p>

<p>Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye<br />
Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20243430-e-20252450-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-2.jpg" type="image/jpeg" length="50922"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/2930 E., 2025/3634 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20252930-e-20253634-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20252930-e-20253634-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 28.10.2025 tarihli, 2025/2930 E., 2025/3634 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/2930 E., 2025/3634 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2019/484 E., 2021/177 K.</p>

<p>Davalı ... mirasçıları vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacılar vekili; müvekkilleri arsa sahipleri ile davalılardan ... ve ... arasında 07.08.1992 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve 01.09.1993 tarihli ek sözleşme düzenlendiğini, davalı yüklenicilerin inşaatı tamamlamadığını, eksik ve ayıplı olduğunu, 4. katın inşaat projesine ruhsatına ve imara aykırı olduğunu bu nedenle iskân ruhsatı alınamadığını ve kat mülkiyeti kurulmadığını, davalı yüklenicinin diğer davalılara taşınmazları devrettiğini ileri sürerek sözleşmenin feshine, davalılara ait tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline, davalıların haksız el atmasının önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>1. Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili; davaya dayanak yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 07.08.1992 tarihli olduğunu, bu sözleşmeye göre inşa edilen taşınmazların 1993 yılında bitirilerek hak sahiplerine teslim edildiğini ve bu tarihten itibaren hak sahipleri tarafından fiilen kullanıldığını, davacı tarafça açılan bu davanın hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşmenin 7. ve 8. maddelerinde 4. kat inşaatı yapılmadan yaklaşık 1 yıl önce her iki tarafça yapılacak ilave katların nasıl paylaşılacağının anlaşıldığını, 01.09.1993 tarihli ek sözleşme ile sonradan yapılan 4. kattaki bağımsız bölümlerin tamamının müteahhide ait olacağının kararlaştırıldığını, bu durumda herhangi bir gizli ayıbın varlığından söz edilemeyeceğini, davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını, müvekkillerinden ...'nın 9, ...'ın 15, .... ve ...'in 16 no.lu daire malikleri olup daireleri yüklenici müteahhitlerden bedelini ödeyerek ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine güvenerek tapuda iktisap ettiklerini, iyiniyetli 3. şahıs olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>2. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... cevap dilekçelerinde; davanın zamanaşımına uğradığını, kendilerinin iyiniyetli 3. kişi konumunda olduklarını, %80'i tamamlanmış olan yapıda inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.</p>

<p><strong>III. MAHKEME KARARI</strong></p>

<p>Mahkemenin 10.12.2015 tarihli kararı ile dava konusu taşınmazın imara uygun hale getirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>1. Mahkemenin 10.12.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... ve arkadaşları vekili ile ... ve arkadaşları vekillerince ayrı ayrı temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 02.07.2019 tarih, 2016/4248 E., 2019/3166 K. sayılı ilamıyla; imar barışı kapsamında başvuru yapıldığının dosya kapsamından anlaşıldığı, bu durumda İmar barışı olarak da nitelendirilen 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi gereğince ruhsata ve imâra aykırılıkların giderilmesi konusunda davalı tarafça müracaat yapıldığına göre mahkemece anılan mevzuat uyarınca yapılan müracaatın sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın re'sen bozulması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 01.01.2019 tarihli Yapı Kayıt Belgesini, Belediye Başkanlığı'na sunma dışında taşınmazı imâra uygun hale getirmek üzere herhangi bir proje hazırlayıp takibini yapmamış olduğu, bir başka ifadeyle 03.01.2019 tarihinden itibaren işlem yapmamış olduğu anlaşıldığından, dava dayanağı kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek sözleşmenin geriye etkili olarak feshine, taşınmazın davalı kat maliklerinin hisselerinin tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı kat maliklerinin davacıların hissesine ilişkin müdahalelerinin men'ine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, tapuda ismi ve hissesi bulunmayan davalı ... yönünden ise husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalılar ... ve arkadaşları vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 13.12.2022 tarih, 2022/2927 E., 2022/5824 K. sayılı kararı ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Dairemiz 13.12.2022 tarihli ilâmına karşı davacılar vekili, yüklenici mirasçıları vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekilince karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine Dairemizin 14.11.2023 tarih, 2023/2880 E., 2023/3824 K. sayılı kararı ile davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin reddine, davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 13.12.2022 tarih, 2022/2927 E. ve 2022/5824 K. sayılı bozma ilâmının kaldırılmasına yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan hükmün onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Mahkemece onama ilamı sonrası kararın kesinleştirilmesine karar verilmiş ancak bu aşamadan sonra davalı ... mirasçıları ...'in yargılama aşamasında vefat ettiğini tebligatların kendilerine çıkmadığını bildirmesi üzerine Mahkemece kesinleştirme kararı iptal edilmiş, davalı muris ... mirasçılarına tebligat çıkarılmıştır. Davalı muris .....'in mirasçılarının kararı temyiz etmesi üzerine usulsüz tebligat dolayısıyla bu kez Dairemizce davalı ... mirasçıları yönünden temyiz incelemesi yapılmış, Dairemizin 30.04.2025 tarih, 2024/2807 E., 2025/1793 K. sayılı ilâmı ile kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriğinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. KARAR DÜZELTME</strong></p>

<p>A.Karar Düzeltme Sebepleri</p>

<p>Davalı ... mirasçıları vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşmeye konu yapının inşası tamamlanarak 1993 yılında teslimi gerçekleşmiş olup; hak sahiplerince 32 yıldan bu yana kullanıldığını, taşınmaz için yapı kayıt belgesi alındığını, herhangi bir eksikliğin kalmadığını, müvekkillerinin murisi ...’nun dava konusu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olmayıp, taşınmazı (arsa payını) yükleniciden satın alan iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu, hakkının korunması gerektiğini beyan ederek kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin feshi, tapu iptal tescil ve müdahalenin meni istemine ilişkindir.</p>

<p>1. Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Dairemiz, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine; zira, arsa sahibinin yükleniciye intikal ettirdiği tapu devrinin avans mahiyetinde olduğuna yüklenicinin edimini yerine getirmemesi halinde tapuya güvenmenin veya iyiniyetli olmanın bir öneminin bulunmadığına dolayısıyla tüm tapu intikallerinin arsa sahibine geri döneceğine” dair içtihadından dönmek için Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince içtihadı birleştirme için Yargıtay Birinci Başkanlığı'na yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca 18.04.2025 tarihli, 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.</p>

<p>18.04.2025 tarihli, 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda belirtildiği gibi, Yargıtay Kanunu’nun 45/5. fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle; Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyiniyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).</p>

<p>Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyiniyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 1023. maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.</p>

<p>TMK’nın 3. ve 1023. maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyiniyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Üçüncü kişinin, “aleni tapu kaydını” inceleyerek satın aldığı taşınmazın yüklenici adına kayıtlı olduğunu, inşaat mahallinde sadece yüklenicinin bulunduğunu, inşaatı yüklenicinin yaptığını araştırdıktan ve sözleşmenin geriye etkili feshedilme ihtimalinin bulunmadığı sonucuna vardıktan sonra tapudan mülkiyet veya ipotek edinen kişinin iyiniyet karinesinden özellikle yararlanmalıdır.</p>

<p>Ancak, arsa sahibinin; üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini, bir başka deyişle üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.</p>

<p>Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapununavans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu” kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı,zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992. maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyiniyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyiniyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2. fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlanması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.</p>

<p>Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Mahkemece yapılması gereken iş; taşınmazı yükleniciden satın alan davalı muris ...’nun TMK’nın 1023. maddesi kapsamında iyiniyetli olup olmadığının yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesidir. Dairemizce anılan husus gözden kaçırılarak kararın onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından bunun sağlanabilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davalı ... mirasçıları vekilinin karar düzeltme isteminin KABULÜNE,</p>

<p>Dairemizin 30.04.2025 tarihli 2024/2807 Esas, 2025/1793 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA,</p>

<p>Mahkeme kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harcının istek halinde temyiz edene iadesine,</p>

<p>Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>28.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20252930-e-20253634-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi.jpg" type="image/jpeg" length="20710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/190 E., 2025/4167 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-2025190-e-20254167-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-2025190-e-20254167-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 04.12.2025 tarihli, 2025/190 E., 2025/4167 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/190 E., 2025/4167 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2023/1015 E., 2024/1107 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2021/448 E., 2023/145 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ..., ... ve ... vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili arsa sahibi ile davalı yüklenici ... İnş. Ltd. Şti. arasında 13.11.2017 tarihli Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre müvekkiline 8 adet daire verilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşme gereğince ... Noterliği'nin 13.11.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletname ile davalı yüklenicinin yetkilisi ...'ı vekil tayin ettiğini ve dava konusu taşınmaz hissesinin de davalı yükleniciye devredildiğini, davalı yüklenicinin inşaatı tamamlamadan yarım bıraktığını, müvekkili tarafından davalı yüklenici şirkete yapılan devirlerin avans niteliğinde olduğundan sonraki davaya konu taşınmaz üzerindeki tüm davalıların tescilinin yolsuz tescil olduğunu, sonraki devirlerin muvazaalı da olduğunu ileri sürerek, ... Noterliği 13.11.2017 tarih ve ... yevmiye no.lu "düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi" nin geriye etkili olarak feshi ile sözleşmeye konu Konya İli, ... İlçesi, ... Mah., 23669 ada, 1 parselde kain taşınmazdaki davalılar adına kayıtlı hisselerin üzerindeki mevcut tüm takyidatlardan arındırılarak iptali ile müvekkil adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>1-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasının zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin taşınmazın 3/50 (327,60 m²)'sinin payını Konya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5124 E. dosyasından yapılan 15.09.2020 tarihli ihalesine girerek ihaleden satın aldığını, söz konusu ihale kesinleşmiş olup taşınmazın müvekkili adına tescil edildiğini, davacıya açık arttırma ilanının tebliğ edildiğini ve davacının yapılan ihaleye bir itirazının bulunmadığını, müvekkilinin, davaya konu taşınmaz hakkında davacı ile davalı ... Emlak İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki ilişkiyi bilmediğini ve iyiniyetli üçüncü kişi konumundaki müvekkilinin kazanımının TMK'nın 1023. maddesi gereği korunmakta olduğunu, sözleşmenin tapuya şerh edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>

<p>2-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşmenin tarafı olan diğer davalı şirket ... haricinde müvekkiline husumet yöneltmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ile davacı arasında imzalanan bir sözleşmenin de bulunmadığını, müvekkilinin inşaat sektöründe faaliyet göstermekte olup sıhhi tesisat işi yaptığını ve müvekkilinin taşınmazı diğer davalı ...’dan ticaretlerinden ötürü satın aldığını, söz konusu satıştan davacı tarafın bilgisi ve rızası bulunduğunu, sözleşmeden dönen kişinin, verdiğini alma hususunda sadece sözleşmenin tarafına karşı ileri sürebileceği bir şahsi hakka sahip olacağını, bu nedenle davanın müvekkili açısından reddinin gerektiğini, davalı müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu ve Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi hükmü gereğince tapuya güven ilkesi gereğince taşınmaz satın alan müvekkilinin iyiniyetli sayılacağını ve iktisabının korunacağını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili ile davacı taraf arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, davalı müvekkilinin diğer davalı yükleniciden daire satın alan üçüncü kişi konumunda olmayıp, yüklenicinin üstlenmiş olduğu inşaat yapma borcunun yerine getirilmesi adına kendisinden hazır beton alınan ve yüklenici ile arasındaki ilişki tamamen ticarete dayanan kişi olduğunu, yüklenici ile arasında trampa ilişkisi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yüklenicinin süresi içinde inşaatı tamamlamadığı, inşaata başlanmamış olması nazara alındığında sözleşmenin arsa sahibince geriye etkili olarak feshedilmesine ilişkin haklı sebep oluştuğu; arsa sahibinin arsa paylarını (3/5 hisseyi) davalı yüklenici ... Emlak İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti'e avans olarak devrettiği, yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan borcunu ifa etmeden avans olarak devredilen payların mülkiyetini kazanamayacağı, davalılar hisseleri edinmeden önce gerekli araştırmayı yapıp, arsanın yükleniciye ait olmadığını bilebilecek veya bilmesi gereken durumunda oldukları, davalı yüklenici sözleşmeden kaynaklanan borcunu ifa etmediğinden ve arsanın mülkiyetini kazanamayacakları gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı ile davalı ... Emlak İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan ... Noterliği'nin 13.11.2017 tarihli ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin geriye etkili olarak feshine, Konya İli, ... İlçesi, ... Köyü, 23669 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına kayıtlı tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf eden davalıların başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazı icra ihalesinden alan iyiniyetli üçüncü kişi konumda olduğunu, kendisine bizzat açık arttırma ilanı tebliğ edilen davacının ve tapudaki diğer ilgililerin yapılan ihaleye herhangi bir itirazının olmadığını, müvekkilinin bahse konu sözleşmenin tarafı olmadığını, bu sözleşmeden bilgisinin dahi bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme Medeni Kanunu'nun 1009. maddesi gereği tapuya şerh edilmediğinden ötürü müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceği gibi TMK'nın 1023. maddesi gereği müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olup bu kazanımının korunması gerektiğini, müvekkili davalının kötüniyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanmadığını, cebri icra satışlarının feshinin de ancak cebri icra hukukuna göre ve şikayet yolu ile olacağını, ancak davacı tarafından bu hususta açılmış bir davanın bulunmadığını, yapılan ihalenin kesinleştiğini ve taşınmaz payının müvekkili adına tescil olduğunu, beyan etmektedir.</p>

<p>2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; davanın tüm arsa sahiplerince açılması gerektiğini, dava konusu 18884 ada, 13 (yeni 18) no.lu parselin taraflarına satışının gerçek birer satış olup, davalı şirketin burada iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, iyiniyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden "tapuya güven ilkesi" gereğince iktisabının korunması gerektiğini, dava konusu parselin üzerinde hiçbir inşai çalışma ya da faaliyetinin bulunmadığını, tapu kaydı üzerinde herhangi bir sözleşme, şerh ya da davalıdır vs. gibi bir uyarının bulunmadığını, kat irtifakı kurulu olmayıp halen boş ve arsa vasfında olduğunu, taşınmaz üzerinde bir inşaat tabelası, totemi, levhası vs. bulunmadığını, etrafının çit ya da duvarla çevrili olmadığını beyan etmektedir.</p>

<p>3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin, diğer davalı yükleniciden daire satın alan üçünücü kişi konumunda olmayıp, yüklenicinin üstlenmiş olduğu inşaat yapma borcunun yerine getirilmesi adına kendisinden hazır beton alınan ve yüklenici ile arasındaki ilişkinin tamamen ticarete dayanan kişi konumunda olduğunu, davalı müvekkilinin, dava konusu edilen inşaata hazır beton sağlayan şirket sahibi olduğunu, bu anlamda müvekkili ile diğer davalı yüklenici arasındaki ilişkiyi bir satım sözleşmesi olarak değil, malın mal ile değiştirildiği bir trampa (mal değişim) sözleşmesi olarak nitelendirmek gerektiğini, Yargıtay HGK’nın, yüklenici seçiminde gerekli özeni göstermeyen arsa sahiplerinin ortaya çıkan zararlı sonuca katlanmaları gerektiğine ilişkin, bir kararına yansıyan karşı oy yazısı ile de davalı müvekkilin iyiniyeti ve haklılığının ortada olduğunu, davalı müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu ve iş karşılığı taşınmazdan hisse satın aldığını, Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi hükmü gereğince tapuya güven ilkesi gereğince taşınmaz satın alan müvekkili iyiniyetli sayılarak iktisabının korunması gerektiğini beyan etmektedir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uyuşmazlık arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin geriye etkili feshi ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.</p>

<p>Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığı'na yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca 16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.</p>

<p>16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda belirtildiği gibi, Yargıtay Kanunu’nun 45/5. fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurulları'nı, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle; Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyiniyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).</p>

<p>Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.</p>

<p>TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyiniyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 1023. maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.<br />
TMK’nın 3. ve 1023. maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyiniyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.</p>

<p>Arsa sahibinin; üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka deyişle üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.</p>

<p>Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu” kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı, zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992. maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyi niyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.</p>

<p>İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyiniyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2. fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlaması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.</p>

<p>Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; temyiz eden davalılar ..., ... ve ...’ın yargılama aşamasındaki savunmalarında söz konusu taşınmaz hisselerini iyiniyetli olarak satın aldıklarını savunduklarından, bu davalıların taşınmaz hissesinin tescili anında kötüniyetli olduklarının ispatı konusunda davacı arsa sahibinin delillerinin ibrazının sağlanması, ibraz edilecek deliller ile birlikte dosya arasında bulunan tüm bilgi ve belgeler birlikte incelenerek temyiz eden davalılar ..., ... ve ...’ın mülkiyet hakkını kazanıp kazanamayacakları hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna uygun karar verilmesidir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-2025190-e-20254167-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi1.jpg" type="image/jpeg" length="39003"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargı Tepkiyi Belirler: Stoacı Felsefe Açısından Avukatlıkta Zihinsel Hâkimiyet]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargi-tepkiyi-belirler-stoaci-felsefe-acisindan-avukatlikta-zihinsel-hakimiyet-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargi-tepkiyi-belirler-stoaci-felsefe-acisindan-avukatlikta-zihinsel-hakimiyet-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“<i>Eğer dışarıdaki bir şey sende ıstıraba sebep oluyorsa, şeyin kendisini değil, o şey hakkındaki yargını dikkate almalısın. Yok edebileceğin şey de o yargı zaten.”</i><br />
<strong>Marcus Aurelius, <i>Düşünceler</i></strong></p>

<p><strong><a name="giriş">Giriş</a></strong></p>

<p>Avukatlık mesleği, yalnızca hukuk bilgisiyle sürdürülen teknik bir faaliyet değildir. Avukat, her gün insan öfkesiyle, kaygısıyla, korkusuyla, haksızlık duygusuyla, aceleciliğiyle ve belirsizlik karşısındaki tahammülsüzlüğüyle temas eder. Müvekkilin beklentisi, hâkimin tavrı, savcının iddiası, karşı taraf vekilinin üslubu, dosyanın ağırlığı, duruşmanın gerginliği ve yargılamanın belirsizliği avukatın zihinsel alanına sürekli müdahale eder. Bu nedenle avukatlık, dış dünyada olup bitenlere verilen tepkileri yönetme sanatıdır. Hukuki bilgi bu sanatın yalnızca bir parçasıdır. Diğer parça, avukatın kendi iç dünyasında olup biteni fark edebilmesi, olay ile olay hakkındaki yargısını birbirinden ayırabilmesi ve tepkisini bu ayrım üzerinden biçimlendirebilmesidir.</p>

<p>Stoacı felsefenin temel önermelerinden biri burada avukatlık bakımından son derece verimli bir imkân sunar: İnsanları sarsan şey, olayların kendisi değil, olaylara ilişkin yargılarıdır.</p>

<p>Epiktetos’un klasik ifadesiyle, <strong>insanları rahatsız eden şeyler değil, şeyler hakkındaki kanaatleridir. </strong>Bu cümle, basit bir moral öğüt değildir. Aksine insan davranışını, duygu yönetimini, mesleki vakarını ve kriz anındaki muhakemesini anlamak bakımından güçlü bir psikolojik ve etik ilkedir. Avukatlık bakımından bu ilke şu şekilde yeniden kurulabilir: Avukatı sarsan şey çoğu zaman duruşmadaki söz, müvekkilin tepkisi, mahkemenin ara kararı veya karşı tarafın hamlesi değildir; avukatın bunlara yüklediği anlamdır.</p>

<p>Bu anlam bazen haklıdır, bazen abartılıdır, bazen de bütünüyle yanıltıcıdır. Stoacı avukatın mesleki olgunluğu da burada başlar: Olayı inkâr etmez; fakat olayın zihninde aldığı biçimi de sorgulamadan kabul etmez.</p>

<p><strong><a name="i.-stoacı-ayrım-olay-yargı-ve-tepki">I. Stoacı Ayrım: Olay, Yargı ve Tepki</a></strong></p>

<p>Stoacı düşüncede dış olaylar doğrudan bizim denetimimizde değildir. Başkalarının sözleri, mahkemenin tavrı, dosyanın hangi hâkime düştüğü, müvekkilin kişilik yapısı, karşı tarafın saldırgan üslubu, yargılamanın uzaması veya kamusal atmosfer bizim irademize bağlı değildir. Buna karşılık bu olaylar karşısında kurduğumuz iç yargı, verdiğimiz anlam, seçtiğimiz tepki ve sürdürdüğümüz mesleki duruş bizim alanımıza girer.</p>

<p>Stoacı düşünce, hayatı iki aşamalı değil, üç aşamalı görür: Önce olay vardır; ardından olay hakkında bir yargı oluşur; en sonunda da bu yargıya bağlı bir tepki ortaya çıkar. Çoğu insan, olay ile tepki arasındaki bu orta halkayı fark etmeden yaşar. Bir söz duyulur ve öfke gelir. Bir karar verilir ve umutsuzluk doğar. Bir müvekkil panikler ve avukat da gerilir. Oysa Stoacı dikkat tam bu ara bölgeye yönelir: “<strong>Ben şu anda neye tepki veriyorum? Olaya mı, yoksa olay hakkında zihnimde kurduğum cümleye mi?”</strong></p>

<p>Bu ayrım avukatlıkta yaşamsaldır. Çünkü avukat, sürekli olarak kendi denetim alanı ile denetimi dışındaki alanı karıştırma riskiyle karşı karşıyadır. Mahkemenin ne karar vereceği avukatın tümüyle denetiminde değildir; fakat hangi hukuki argümanı kuracağı, hangi delili öne çıkaracağı, hangi cümleyi tutanağa geçireceği, hangi anda susacağı, hangi anda itiraz edeceği ve hangi üslupla konuşacağı<strong> avukatın mesleki denetim alanındadır.</strong> Stoacı avukat, dış dünyayı kontrol edeceği yanılsamasıyla değil, kendi muhakemesini, üslubunu ve tepkisini yönetme sorumluluğuyla hareket eder. Bu, pasiflik değildir; enerjinin doğru yere yöneltilmesidir.</p>

<p><strong><a name="ii.-tepkinin-kaynağı-olay-mı-anlam-mı">II. Tepkinin Kaynağı: Olay mı, Anlam mı?</a></strong></p>

<p>Avukatlık pratiğinde birçok mesleki gerilim, olayın kendisinden çok olaya verilen anlamdan kaynaklanır. Hâkimin kısa bir sözü, avukat tarafından “beni dinlemiyorlar” şeklinde yorumlanabilir. Savcının sert mütalaası, “dosya bitmiş” duygusuna yol açabilir. Müvekkilin telaşlı telefonları, “bana güvenilmiyor” yargısına dönüşebilir. Karşı taraf vekilinin saldırgan üslubu, “kişisel bir saygısızlık” olarak algılanabilir.</p>

<p>Oysa bu olayların her biri tek başına henüz bir mesleki kriz değildir. Krizi çoğu zaman avukatın zihninde kurduğu ikinci cümle yaratır.</p>

<p>Bu ikinci cümle şudur:</p>

<p>“Bana bunu yapamazlar.”</p>

<p>“Bu dosya artık kaybedildi.”</p>

<p>“Mahkeme zaten kararını vermiş.”</p>

<p>“Müvekkil beni anlamıyor.”</p>

<p>“Karşı taraf vekili beni küçük düşürmeye çalışıyor.”</p>

<p>Bu cümleler, olay ile tepki arasına giren zihinsel yargılardır. Stoacı bakış, avukatı tam da bu ara bölgede durmaya davet eder. Tepki vermeden önce yargıyı incelemek gerekir. Çünkü yanlış yargı yanlış tepkiyi, yanlış tepki de yanlış mesleki stratejiyi doğurur.</p>

<p>Epiktetos’un “<strong>Ağlamalar, sızlanmalar nedir? Yargı. Talihsizlik nedir? Yargı.</strong>” sözü, bu nedenle yalnızca bireysel ahlakla ilgili değildir. Avukatlık bakımından da derin bir mesleki uyarıdır. Duruşma salonunda bozulan şey çoğu zaman yalnızca usul değildir; avukatın kendi içindeki yargılama düzeni de bozulabilir. Olay hukuki zeminden çıkıp kişisel alınmaya dönüştüğünde, tepki artık stratejik değil reaktif hale gelir.</p>

<p>Stoacı avukatın ilk disiplini, içinden geçen bu ikinci cümleyi yakalayabilmesidir.</p>

<p><strong><a name="iii.-duruşma-salonunda-stoacı-mesafe">III. Duruşma Salonunda Stoacı Mesafe</a></strong></p>

<p>Duruşma salonu, avukatın yalnızca hukuk bilgisinin değil, zihinsel dengesinin de sınandığı yerdir. Hâkimin sabırsızlığı, savcının ilgisizliği, karşı tarafın provokasyonu, müvekkilin kontrolsüz müdahaleleri ve salonun genel atmosferi avukatı aceleci, öfkeli veya dağınık tepkiye zorlayabilir. Stoacı mesafe burada devreye girer. Bu mesafe, duygusuzluk değildir. Avukatın haksızlığa kayıtsız kalması, müvekkilinin acısına yabancılaşması veya yargılamadaki ihlalleri kabullenmesi anlamına gelmez. Aksine mesleki müdahalenin öfke yerine muhakemeye dayanmasıdır.</p>

<p>Duruşmada öfke bazen haklıdır; fakat haklı öfke her zaman doğru tepki değildir. Avukat, öfkesini doğrudan dışa vurmak yerine onu hukuki forma sokabildiği ölçüde etkili olur. “Bu yapılan haksızlık” demek başka, “Sayın Mahkeme, savunma hakkının etkin kullanımı bakımından bu hususun tutanağa geçirilmesini talep ediyoruz” demek başkadır. Birincisi duygu boşalmasıdır; ikincisi mesleki müdahaledir. Stoacı avukat, duygusunu inkâr etmez; fakat duygusunun esiri de olmaz. <strong>Duyguyu ham madde, muhakemeyi biçim, hukuki üslubu ise mesleki araç olarak kullanır.</strong></p>

<p>Marcus Aurelius’un “<strong>Fikirden kurtulduğunda ‘incindim’ şikâyeti de o an gidecek; ‘incindim’ şikâyetinden kurtulduğunda incinme de yok olacak”</strong> düşüncesi burada özellikle anlamlıdır. Duruşma salonunda avukat bazen gerçekten engellenir, bazen ise yalnızca incinir. Bu iki hâl birbirine karıştırıldığında, mesleki direnç kişisel kırgınlığa dönüşür. Avukatın görevi, incinmeyi değil, ihlali tespit etmektir. Çünkü hukuk, incinmiş egoyu değil, ihlal edilmiş hakkı kayda geçirir.</p>

<p><strong><a name="X1a089aec51f3a4cca2994338a54f5c200cca5f7">IV. Karşılaştırma Yöntemi: Benzer Olaylara Farklı Tepkiler</a></strong></p>

<p>Stoacı düşüncenin en güçlü yöntemlerinden biri karşılaştırmadır. İnsan farklı durumlarda benzer şeylere nasıl farklı tepkiler verdiğini fark ettiğinde, tepkilerinin kaçınılmaz olmadığını görmeye başlar.</p>

<p>Seneca’nın verdiği örnek çarpıcıdır: İnsan evinde mermerin rengi, zeminin cilası veya duvardaki küçük bir kusur yüzünden huzursuz olabilir; fakat dışarı çıktığında çamurlu yollara, yıkılmış duvarlara, kalabalığın kirine ve düzensizliğine sükûnetle bakabilir. Aynı göz, evde tahammülsüz; dışarıda müsamahalıdır. O halde kişiyi rahatsız eden şey yalnızca görüntü müdür, yoksa görüntü hakkındaki yargısı mıdır?</p>

<p>Bu örnek avukatlık bakımından son derece öğreticidir. Avukat da farklı bağlamlarda benzer davranışlara farklı tepkiler verebilir. Müvekkilin telaşını “insani” bulurken, stajyerin hatasını “dikkatsizlik” diye sert karşılayabilir. Hâkimin söz kesmesini “usul ihlali” olarak görürken, kendi söz kesmesini “dosyayı toparlama çabası” sayabilir. Karşı tarafın keskin üslubunu “saygısızlık” olarak nitelendirirken, kendi sert üslubunu “savunma refleksi” olarak meşrulaştırabilir.</p>

<p>İşte Stoacı karşılaştırma burada avukata aynayı tutar: “Benzer olaylara neden farklı yargılarla yaklaşıyorum?”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu soru, avukatın mesleki kişiliğini inceltir. Çünkü avukatlık yalnızca başkalarının çelişkilerini görmek değildir; kendi tepki kalıplarını da fark etmektir. Dışarıda mülayim, büroda sert; mahkemede vakur, evde tahammülsüz; müvekkile anlayışlı, meslektaşa acımasız olmak, Stoacı anlamda yargı tutarsızlığıdır.</p>

<p>Stoacı avukat, başkalarının davranışlarını değerlendirirken kullandığı ölçüyü kendisine de uygulayabilen avukattır.</p>

<p><strong><a name="X3817eeee71b9eab42b52a7bf829e8e2c8a4a977">V. Müvekkilin Tepkisini Taşımak, Ona Teslim Olmamak</a></strong></p>

<p>Avukatın karşılaştığı en önemli zorluklardan biri, müvekkilin psikolojik dalgalanmalarını taşımaktır. Müvekkil çoğu zaman davasını yalnızca hukuki bir uyuşmazlık olarak yaşamaz; onu onur, güvenlik, gelecek, aile, itibar ve varoluş meselesi olarak hisseder. Bu nedenle müvekkilin tepkisi yoğun olabilir. Öfkelenebilir, ağlayabilir, avukatı suçlayabilir, acele karar isteyebilir, her gelişmeden felaket sonucu çıkarabilir.</p>

<p>Stoacı yaklaşım burada avukata iki şeyi aynı anda öğretir: Müvekkilin duygusunu anlamak ve o duyguya teslim olmamak. Avukat, müvekkilin panik hâlini kendi panik hâli hâline getirirse mesleki merkezini kaybeder. Müvekkilin öfkesi avukatın stratejisine, müvekkilin korkusu avukatın kararına, müvekkilin aceleciliği avukatın dilekçesine hâkim olmaya başlar. Oysa avukatın işlevi, müvekkilin ham duygusunu hukuki dile, usule ve stratejiye çevirmektir. Bu nedenle avukat, müvekkilin tepkisini bastıran değil; onu işleyen kişidir. Müvekkil “mahkeme bizi mahvetti” dediğinde avukatın görevi aynı felaket diline katılmak değildir. Avukat şöyle düşünebilmelidir: “Bu bir duygu cümlesidir; hukuki karşılığı nedir?”</p>

<p>Eğer gerçekten usul ihlali varsa, bunun yolu itirazdır, tutanaktır, istinaftır, delil talebidir. Eğer ortada yalnızca beklenti kırıklığı varsa, bunun yolu açıklama, sınır çizme ve gerçekçi bilgilendirmedir. Burada Stoacılık, avukata soğukluk değil, taşıyıcılık öğretir. Müvekkilin duygusunu yok saymayan; fakat onu olduğu gibi dilekçeye, duruşmaya ve stratejiye aktarmayan bir taşıyıcılık. Çünkü avukatın mesleki değeri, müvekkilin duygusunu aynen tekrar etmesinde değil, onu hukuken işlenebilir hale getirmesindedir.</p>

<p><strong><a name="X3df4806857e817480cf6476ddb1ce2641976cda">VI. Karşı Tarafın Provokasyonu ve Avukatın İç Kalesi</a></strong></p>

<p>Karşı taraf vekilinin üslubu, avukatlık pratiğinde en sık rastlanan gerilim kaynaklarından biridir. Sert, küçümseyici, alaycı veya kışkırtıcı ifadeler duruşma salonunda avukatın benlik algısına temas eder. Bu noktada avukat, kendi mesleki kişiliği ile kişisel egosu arasındaki sınırı korumak zorundadır.</p>

<p><strong>Stoacı düşüncede insanın koruması gereken bir iç kale vardır. Bu kale, kişinin kendi yargıları, değerleri ve iradi tercihleriyle kurduğu iç bağımsızlık alanıdır.</strong> Avukatlık bakımından bu iç kale, mesleki vakar, stratejik akıl ve savunma görevinin bilincidir. Karşı tarafın provokasyonu, ancak avukatın iç onayıyla etkili olur. Saldırgan bir söz duyulduğunda avukatın zihninde şu ayrım yapılmalıdır: Bu söz benim kişiliğime mi yöneliktir, yoksa dosya içindeki bir mücadele aracıdır? Buna cevap vermek dosyaya hizmet edecek mi, yoksa beni karşı tarafın seçtiği zemine mi çekecek? Bu sözü tutanağa geçirmek mi daha etkili, sözlü polemiğe girmek mi?</p>

<p>Stoacı avukatın gücü, her söze cevap vermesinde değil; hangi söze, ne zaman, hangi biçimde cevap vereceğini seçebilmesindedir.</p>

<p>Bu yönüyle Shakespeare’in Hamlet’te dile getirdiği “<strong>Yoktur iyi ya da kötü bir şey; düşüncemiz onu öyle kılar”</strong> sözü, duruşma pratiğinde de karşılık bulur. Bir söz, bazen gerçekten hukuki müdahale gerektirir; bazen ise yalnızca avukatı polemiğe çekmek için atılmış bir yemdir. Avukatın görevi, bu ikisini ayırt etmektir. Her söze cevap vermek güç değil, çoğu zaman bağımlılıktır. Gerçek güç, cevabı seçebilme özgürlüğüdür.</p>

<p><strong><a name="X5eb2bc7dae8176c08b48a626647540eb014ae45">VII. Hâkimin Tavrı Karşısında Mesleki Denge</a></strong></p>

<p>Avukatlıkta en zor sınavlardan biri, mahkemenin olumsuz tavrı karşısında verilen tepkidir. Hâkimin sabırsızlığı, söz kesmesi, talepleri kısa geçmesi veya savunmayı yeterince dinlememesi avukatta doğal olarak tepki doğurur. Fakat burada da mesele yalnızca olay değil, olayın avukat zihninde aldığı biçimdir.</p>

<p>“Hâkim beni sevmiyor” yargısı ile “Mahkeme savunma hakkının kullanılmasını sınırlıyor” yargısı aynı şey değildir. Birincisi kişiselleştirir; ikincisi hukuki zemine çeker. Birincisi avukatı duygusal mücadeleye sürükler; ikincisi usulî müdahale imkânı doğurur. Bu ayrım çok önemlidir. Çünkü avukatın mesleki görevi, kişisel kırgınlık üretmek değil, savunma hakkını korumaktır. Hâkimin tavrı gerçekten savunma hakkını sınırlıyorsa, avukat bunu açık, ölçülü ve kayda geçirilebilir bir dille ifade etmelidir. Fakat bunu yaparken içsel dengesini kaybetmemelidir.</p>

<p>Stoacı avukat açısından ideal tavır şudur: <strong>Kişisel alınma yok, mesleki kayıt var.</strong> <strong>Duygusal patlama yok, usulî direnç var. Dağınık öfke yok, tutanağa bağlanmış itiraz var.</strong> Burada Stoacı tutum, yargı makamına boyun eğmek değildir. Aksine itirazın meşruiyetini ve etkisini korumaktır. Avukatın öfkesi, tutanağa girmediği sürece çoğu zaman havada kalır; fakat usulî dile çevrilmiş öfke, yargılamanın hafızasına kaydedilir.</p>

<p><strong><a name="Xc8826dd9d581c5bd191332f7ff8c4b8ae9c594d">VIII. Stoacı Avukat Pasif Avukat Değildir</a></strong></p>

<p>Stoacılık çoğu zaman yanlış biçimde kadercilik, kabullenme veya pasiflik olarak anlaşılır. Oysa Stoacı felsefenin avukatlık bakımından değeri, dış dünyaya teslim olmayı değil, dış dünya karşısında içsel hâkimiyeti öğretmesidir. Stoacı avukat haksızlığa susan avukat değildir. Tam tersine, neye itiraz edeceğini, neyi sineye çekeceğini, hangi anda sertleşeceğini, hangi anda geri çekileceğini daha berrak biçimde gören avukattır. Çünkü tepkisini anlık öfke değil, muhakeme belirler.</p>

<p>Bu yönüyle Stoacı avukatlık, savunmanın stratejik aklıyla uyumludur. Her hukuka aykırılık aynı yoğunlukta tepki gerektirmez. Her usul hatası sert kopuş nedeni değildir. Her provokasyon polemik gerektirmez. Her haksızlık, aynı anda ve aynı biçimde giderilemez. Avukatın mesleki ustalığı, tepkisinin şiddetinde değil, isabetindedir.</p>

<p>Stoacı bakış avukata şu soruları sordurur:</p>

<p>Bu olay benim denetimimde mi?</p>

<p>Bu olaya yüklediğim anlam doğru mu?</p>

<p>Vereceğim tepki dosyaya hizmet edecek mi?</p>

<p>Bu tepki müvekkilin yararına mı, benim egoma mı hizmet ediyor?</p>

<p>Şu anda susmak mı daha güçlü, konuşmak mı?</p>

<p>Bu sözlü müdahale tutanağa bağlanmalı mı?</p>

<p>Hukuki sonuç doğuracak davranış hangisidir?</p>

<p>Bu sorular, avukatın duygusunu bastırmaz; onu aklın hizmetine verir.</p>

<p>Seneca’nın vurguladığı gibi, Stoacıların amacı zihni boşaltmak değil, onu yanlış yargılardan temizlemektir. Avukatlıkta da mesele hissizleşmek değildir. Mesele, duygunun üstüne binmiş yanlış anlamı ayıklamaktır. Haksızlığı görmeye devam etmek; fakat haksızlığın doğurduğu öfkeyi mesleki aklın emrine vermektir.</p>

<p><strong><a name="ix.-avukatın-kendi-iç-mahkemesi">IX. Avukatın Kendi İç Mahkemesi</a></strong></p>

<p>Avukat, meslek hayatında yalnızca dış yargı makamlarıyla değil, kendi iç mahkemesiyle de yaşar. Her duruşmadan sonra kendini yargılar:</p>

<p>“Daha sert konuşmalı mıydım?”</p>

<p>“O itirazı yapmalı mıydım?”</p>

<p>“Müvekkile fazla mı umut verdim?”</p>

<p>“Karşı tarafın sözüne cevap vermemek zayıflık mı oldu?”</p>

<p>“Hâkimin tavrına karşı yeterince direnemedim mi?”</p>

<p><strong>Bu iç muhasebe değerlidir; fakat sağlıksız bir kendini cezalandırmaya dönüşürse avukatı tüketir.</strong> Stoacı yaklaşım, avukatın kendi eylemini değerlendirirken de aynı ayrımı korumasını ister. Avukat sonucu tümüyle denetleyemez; fakat hazırlığını, dikkatini, cesaretini, ölçüsünü ve dürüstlüğünü değerlendirebilir. Bu nedenle Stoacı avukatın kendine soracağı temel soru yalnızca “Kazandım mı?” sorusu değildir. Elbette sonuç önemlidir; fakat mesleki etik yalnızca sonuçla ölçülemez<strong>. Asıl soru şudur: “Ben kendi denetim alanımda olanı yaptım mı?”</strong></p>

<p>Dosyayı çalıştım mı?</p>

<p>Müvekkili doğru bilgilendirdim mi?</p>

<p>Gereken itirazı yaptım mı?</p>

<p>Haksızlığı hukuki dile çevirdim mi?</p>

<p>Üslubumu korudum mu?</p>

<p>Cesaret ile ölçüyü birlikte taşıyabildim mi?</p>

<p>Bu sorular avukatın iç mahkemesini daha adil hâle getirir.</p>

<p>Schopenhauer’in “<strong>Bizi mutlu ya da mutsuz kılan, şeylerin kendileri ya da nesnel halleri değil, bizim onlara bakış açımızdan bizim için ne anlama geldikleridir</strong>” sözü, avukatın meslek hayatındaki iç muhasebesi bakımından da önemlidir. Aynı sonuç, bir avukatta “başarısızlık” yargısı doğururken, başka bir avukatta “elimden geleni yaptım, bundan sonrasını kanun yolu belirleyecek” düşüncesini doğurabilir. Olay aynı, yargı farklıdır. Yargı farklı olduğunda iç yıkım da farklı olur.</p>

<p><strong><a name="x.-avukatlıkta-stoacı-tepki-disiplini">X. Avukatlıkta Stoacı Tepki Disiplini</a></strong></p>

<p>Stoacı felsefenin avukatlığa en pratik katkısı, tepki disiplinidir. Tepki disiplini, olay ile davranış arasına kısa fakat belirleyici bir düşünme aralığı koyabilmektir. Bu aralık bazen birkaç saniyedir. Fakat o birkaç saniye, mesleki vakar ile mesleki savrulma arasındaki farkı yaratır. Duruşmada söz kesildiğinde hemen öfkelenmek yerine, “Bu söz kesme savunma hakkını sınırlıyor mu?” diye düşünmek; müvekkil paniklediğinde “Bu panik bana mı yönelmiş, yoksa belirsizlikten mi kaynaklanıyor?” diye ayırmak; karşı taraf saldırdığında “Cevap verirsem dosya mı güçlenir, polemik mi büyür?” diye tartmak; ara karar olumsuz geldiğinde “Şimdi yapılacak en doğru kayıt nedir?” diye sormak avukatlıkta Stoacı tepki disiplininin örnekleridir.</p>

<p>Bu disiplin avukatı soğuklaştırmaz; olgunlaştırır. Çünkü avukatın sıcaklığı müvekkiline, soğukkanlılığı dosyasına hizmet eder. İyi avukat, müvekkilinin acısını duyabilen; fakat o acının içinde boğulmayan avukattır. Haksızlığı görebilen; fakat haksızlığın doğurduğu öfkeyi hukuki forma dönüştürebilen avukattır.</p>

<p>Montaigne’in <strong>“Bir elması değerli kılan şey, bizim onu o paraya satın almamızdır; erdemi zorluğu değerli kılar”</strong> düşüncesi de burada anlam kazanır. Avukatlıkta mesleki vakar kolay olduğu için değerli değildir. Zor olduğu için değerlidir. Duruşmada haksızlığa uğramışken ölçüyü korumak, müvekkil panik içindeyken soğukkanlı kalmak, karşı taraf kışkırtırken dosya menfaatinden sapmamak kolay değildir. Fakat avukatlık erdemi de tam burada görünür.</p>

<p><strong><a name="xi.-yargının-mesleki-ahlakı">XI. Yargının Mesleki Ahlakı</a></strong></p>

<p>Stoacı anlamda yargı, yalnızca mahkemenin hükmü değildir. Avukatın kendi içinde kurduğu her anlamlandırma da bir yargıdır. “Bu hâkim beni dinlemez”, “Bu müvekkil sorunlu”, “Bu dosya zaten kaybedilmiş”, “Bu meslek artık yapılmaz”, “Kimse emeğimizi anlamıyor” gibi cümleler de <strong>birer iç hükümdür</strong>.</p>

<p>Bu hükümler tekrarlandıkça avukatın mesleki dünyasını şekillendirir. Bir süre sonra avukat yalnızca dosyalarla değil, kendi yargılarının kurduğu dünya ile de mücadele etmeye başlar. Mesleki sinizm, tükenmişlik, öfke, acelecilik ve alaycılık çoğu zaman bu iç hükümlerden beslenir. Stoacı avukat, bu nedenle yalnızca dış yargıya değil, kendi iç yargılarına da temyiz yolu açar. Her güçlü tepki karşısında kendisine şu soruyu sorar: “Bu yargı gerçekten doğru mu, yoksa yalnızca alışkanlık mı?”</p>

<p>Bu soru basit görünür; fakat meslek hayatında dönüştürücü olabilir. Çünkü insan çoğu zaman olaylara değil, olaylar hakkındaki eski kanaatlerine tepki verir. Bugünkü hâkime, dünkü hâkimin yargısıyla; bugünkü müvekkile, önceki müvekkilin yorgunluğuyla; bugünkü meslektaşa, geçmişteki kırgınlığın gölgesiyle yaklaşır. Böylece olayın kendisi silinir, zihindeki eski yargı sahneye çıkar. Stoacı dikkat, avukatı bu otomatikliğe karşı uyarır. Her olay yeni bir olaydır. Her duruşma yeni bir imkândır. Her tepki yeniden seçilebilir.</p>

<p><strong>Sonuç: Savunmanın İçsel Cephesi</strong></p>

<p>Avukatlıkta mücadele yalnızca mahkeme salonunda, dilekçede, delilde veya kanun yolunda verilmez. Bir mücadele de avukatın kendi zihninde verilir. Bu içsel cephede avukat; olay ile yargı, duygu ile tepki, öfke ile strateji, müvekkil beklentisi ile mesleki gerçeklik arasında sürekli ayrım yapmak zorundadır.</p>

<p>Stoacı felsefe, avukata şunu öğretir: Dış olayları tümüyle yönetemezsin; fakat onlara verdiğin anlamı, seçtiğin tepkiyi ve koruduğun mesleki duruşu yönetebilirsin. Bu öğreti, avukatlığı daha az mücadeleli hâle getirmez. Tam tersine, mücadeleyi daha bilinçli, daha ölçülü ve daha etkili kılar. Yargılar tepkileri belirler. Avukatın yargısı berraksa, tepkisi de berrak olur. Avukat olayı kişiselleştirmek yerine hukuki zemine taşıyabiliyorsa, öfkesini savunma enerjisine çevirebiliyorsa, müvekkilin paniğini stratejiye dönüştürebiliyorsa ve mahkeme karşısında vakarını koruyabiliyorsa, Stoacı anlamda kendi iç kalesini kurmuş demektir.</p>

<p>Bu iç kale, avukatı dünyadan koparmaz; onu dünyanın sertliği karşısında ayakta tutar. Çünkü savunma yalnızca dışarıda yapılan bir iş değildir. Savunma, önce avukatın kendi zihninde başlar Belki de avukatlık mesleğinin en zor, ama en soylu tarafı budur: Başkalarının hakkını savunurken, insanın kendi zihnini de savunması.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN"><img alt="Av. Fahrettin KAYHAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/fahrettin-kayhan.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN">Av. Fahrettin KAYHAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargi-tepkiyi-belirler-stoaci-felsefe-acisindan-avukatlikta-zihinsel-hakimiyet-1</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/terazi/durusma-avukat-tartisma.jpg" type="image/jpeg" length="24941"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[LİMİTED ŞİRKET ORTAKLIĞINDAN AYRILMA SÜRECİNDE ARABULUCULUĞUN SAĞLADIĞI AVANTAJLAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/limited-sirket-ortakligindan-ayrilma-surecinde-arabuluculugun-sagladigi-avantajlar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/limited-sirket-ortakligindan-ayrilma-surecinde-arabuluculugun-sagladigi-avantajlar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Limited şirketler, ortaklar arasındaki güven ilişkisine dayanan ve kişisel unsurların ön planda olduğu şirket türlerinden biridir. Ancak zaman içerisinde ortaklar arasında ortaya çıkan görüş ayrılıkları, yönetim anlayışındaki farklılıklar veya ekonomik nedenler, ortaklardan birinin şirketten ayrılma talebini gündeme getirebilmektedir.<br />
<br />
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 638 ve devamı maddelerinde limited şirket ortaklarının çıkma ve çıkarılmasına ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Haklı sebeplerin varlığı halinde ortağın mahkemeden şirketten çıkmasına karar verilmesini talep etmesi mümkündür.<br />
<br />
Bununla birlikte uygulamada uyuşmazlık çoğu zaman ortaklıktan çıkma hakkının varlığından değil, ayrılmanın doğuracağı mali sonuçlardan kaynaklanmaktadır. Ayrılma akçesinin miktarı, ödeme şekli, şirket payının devri ve tarafların karşılıklı yükümlülükleri çoğu zaman uyuşmazlığın asıl merkezini oluşturmaktadır.<br />
<br />
Bu noktada, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konular bakımından arabuluculuk sürecinin sağlayabileceği avantajların değerlendirilmesi önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>Ortaklıktan Ayrılma Uyuşmazlıklarında Asıl Sorun Çoğu Zaman Mali Sonuçlardır</strong></p>

<p>Haklı sebeple çıkma davalarında taraflar arasında çoğu zaman;</p>

<p>• ayrılma akçesinin miktarı,</p>

<p>• şirket payının gerçek değeri,</p>

<p>• ödeme şekli ve takvimi,</p>

<p>• taksitlendirme imkânı,</p>

<p>• şirket payının devrine ilişkin koşullar,</p>

<p>konularında anlaşmazlık yaşanmaktadır.</p>

<p>Nitekim Yargıtay uygulamasında da, ayrılma akçesinin belirlenmesinde şirket malvarlığının gerçek değerinin esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.</p>

<p>Uzun yargılama süreçleri ise yalnızca ortaklar arasındaki ilişkiyi değil, şirket faaliyetlerini ve ticari itibarı da olumsuz etkileyebilmektedir.</p>

<p><strong>Arabuluculuk Süreci Hangi Konularda Çözüm Zemini Oluşturabilir?</strong></p>

<p>6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişlidir.</p>

<p>Bu kapsamda taraflar;</p>

<p>• ayrılma akçesinin ödeme yöntemi,</p>

<p>• ödeme takvimi,</p>

<p>• taksitlendirme,</p>

<p>• şirket payının devri,</p>

<p>• karşılıklı yükümlülüklerin belirlenmesi,</p>

<p>gibi konularda uzlaşma sağlayabilmektedir.</p>

<p>Kuşkusuz her somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir. Ancak uyuşmazlığın mali sonuçlarına ilişkin hususlarda tarafların ortak bir çözüm geliştirmeleri mümkün olabilmektedir.</p>

<p><strong>Arabuluculuğun Sağlayabileceği Avantajlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Ticari Faaliyetlerin Daha Az Zarar Görmesi<br />
<br />
Ortaklar arasındaki uyuşmazlıkların uzun süre devam etmesi, şirket yönetimini ve ticari faaliyetleri olumsuz etkileyebilmektedir. Arabuluculuk süreci, tarafların daha kısa sürede çözüm üretmelerine katkı sağlayabilmektedir.<br />
<br />
2. Esnek Çözüm İmkânı<br />
<br />
Mahkeme kararları belirli hukuki sonuçlar doğururken, arabuluculuk sürecinde taraflar kendi ihtiyaçlarına uygun ödeme planları ve çözüm modelleri geliştirebilmektedir.<br />
<br />
3. Gizlilik İlkesi<br />
<br />
Şirket ortakları arasındaki uyuşmazlıkların kamuya açık hale gelmemesi, ticari itibarın korunması açısından önem taşıyabilmektedir.<br />
<br />
4. Şirket Değerinin Korunması<br />
<br />
Uzun süren ortaklık uyuşmazlıkları şirket değerini olumsuz etkileyebilmektedir. Daha kısa sürede çözüme ulaşılması, şirketin ekonomik varlığının korunmasına katkı sağlayabilmektedir.<br />
<br />
5. Taraf Menfaatlerinin Dengelenmesi<br />
<br />
Arabuluculuk süreci, yalnızca hukuki değil aynı zamanda ekonomik ve ticari gerçeklerin de dikkate alınmasına imkan sağlayan esnek bir çözüm yöntemi sunmaktadır.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Limited şirket ortaklığından ayrılmaya ilişkin uyuşmazlıklar, yalnızca hukuki değil aynı zamanda ekonomik ve ticari sonuçlar da doğurmaktadır.<br />
<br />
Bu nedenle her somut olayın özellikleri dikkate alınmak kaydıyla, ortaklıktan ayrılmanın mali sonuçlarının arabuluculuk sürecinde değerlendirilmesi; tarafların menfaatlerinin korunması, şirket faaliyetlerinin sürdürülebilirliği ve uyuşmazlığın daha kısa sürede çözümlenmesi bakımından önemli avantajlar sağlayabilir.<br />
<br />
Sonuç olarak, şirket ortaklıklarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuk, her somut olayın özellikleri çerçevesinde değerlendirilmek kaydıyla, taraflara daha hızlı, esnek ve sürdürülebilir çözümler sunabilecek önemli bir alternatif olarak değerlendirilebilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-filiz-sutcigil" title="Av. Filiz SÜTÇİGİL"><img alt="Av. Filiz SÜTÇİGİL" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/04/filiz-sutcigil.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-filiz-sutcigil" title="Av. Filiz SÜTÇİGİL">Av. Filiz SÜTÇİGİL</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/limited-sirket-ortakligindan-ayrilma-surecinde-arabuluculugun-sagladigi-avantajlar-1</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/arabuluculuk-kfvn54.jpg" type="image/jpeg" length="37677"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Müşavirliği ve Kurumsal Yönetişim Üzerine]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-musavirligi-ve-kurumsal-yonetisim-uzerine-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-musavirligi-ve-kurumsal-yonetisim-uzerine-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alexis de Tocqueville iyi bir hukukçu, iyi bir sosyal bilimci ve aynı zamanda bir devlet adamıdır da. Bu aralar boş vakitlerimde Tocqueville’i okuyorum. Onunla ilgili müstakil bir yazı hazırlama niyetim var ancak bugün sadece ondan bir alıntı ile başlayıp başka bir meseleyi ele almak istiyorum, şöyle:</p>

<p><i>Herkes sıkıntıyı hisseder fakat hiçbirinin daha iyinin peşine düşmek için gerekli cesareti ve enerjisi yoktur.</i></p>

<p>Yerleşik bir hukuk departmanı devralan hukukçu ile o departmanı sıfırdan kuran hukukçu bana kalırsa aynı mesleği yapsalar da aynı işi yapmamaktadırlar. Birincisi bir sistemin içine yerleşir ve onu işletirken ikincisi sistemin ve hatta tabiri caizse oyunun kendisini inşa eder. Aradaki fark ise kiralık evde oturmakla ev yapmak arasındaki fark kadar büyüktür ve tıpkı örnekte olduğu gibi dışarıdan bakan için bu durum pek de farklı görünmez. Ancak harcanan enerji, zihnî ve bedenî efor çok farklı düzeylerdedir.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde, savunma sanayii odaklı bir teknoloji grubunda hukuk fonksiyonunu sıfırdan kurmuş bir meslektaşımın yazısını okudum ancak yazının linki bir türlü bulamıyorum, bulursam bu yazıyı düzenleyip ekleyeceğim. Yazının daha ilk satırları meselenin kalbine dokunuyordu: Yerleşik hukuk departmanlarında çalışanlar kendilerine bir kez olsun “Bu departman neden var?” diye sormamıştır; çünkü hukuk onlar için hep oradaydı, hazır buldular, devraldılar. Sıfırdan kuran ise her gün o soruyla yaşar. Mezkur yazıda meslektaşımın vardığı sonuç bendenizin de yıllar içinde başka vesilelerle vardığı sonucun aynısıydı: Bir hukuk fonksiyonu kurmanın özü teknik uzmanlıkla beraber bir iletişim kabiliyeti ve hepsinden öte bir meşruiyeti inşa edebilme ve bir varoluş biçimini ortaya koyabilme yetkinliğini ifade etmektedir.</p>

<p>Bu cümlenin ağırlığını tartmak için, kurucu dönemin manzarasını hatırlamak yeter. Uyuşmazlıklar ortaya çıktıkça ele alınır, dış hukuki destek ad hoc temin edilir, kimse yangın çıkmadan itfaiyeyi aramaz. Böyle bir ortamda “Durun, önce hukuka soralım” demek, başlangıçta bir yavaşlama, hatta düpedüz engelleme olarak duyulur. Hızlı işleyen, rekabetçi bir sektörde bu direnci yadırgamamak gerekir; direnç işin tabiatındandır. Mesele onu kırmak değil, dönüştürmektir. Meslektaşımız yazısında kendi şirketinde “Hukukun onayını aldınız mı?” sorusunu her gün duyduğunu yazıyor. Dışarıdan bakana sıradan bir cümle; içeriden bakana, yıllar süren bir kültür inşasının nihai tescili. Çünkü o soru kendiliğinden sorulur hâle geldiğinde, artık sadece bir müşavirlik, bir hukuk departmanından ziyade kurumun genelinde bir kültürden bahsediyorsunuz demektir.</p>

<p>Yazıdaki bu hususlara katılmakla beraber hukukçulara da düşen şeyler olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde ve dünyada yöneticilerin belki bir kısmı benzer menfi reflekslerle hareket etse de hukuk müşavirine alan açan, kurumsal kültürü inşa etmek için imkan tanıyan kaliteli ve kalibreli yöneticiler de mevcut haldedir.</p>

<p>Peki bu kültür nasıl kurulur? Bize düşen nedir? Tecrübe yazılarının güzelliği, teoriyi sahada test edilmiş hâliyle vermesidir. Meslektaşımın anlattığı yol haritası önce üst yönetimi kazanmak, riski somutlaştırmak, görünür olmak, muhatabın dilini öğrenmek, ticari takdire saygı göstermek ve gerektiğinde adabınca hayır demek şeklinde özetlenebilir. Çok verimli bir tecrübe aktarımı sunan bu yazıdaki her durak esasen bu alana eğilen literatürün de uğrak yerlerini işaret etmektedir. Aslında bu alanda genel olarak metne dökülmüş tüm bulgular, şirketlere içeriden yahut dışarıdan destek veren, danışmanlık yapan birçok hukukçunun hayatında tecrübe ettiği benzer şeylerin yazıya dönüşmüş halidir.</p>

<p>Literatürde bu soru ve sorunlar irdeleniyor olsa da esas mesele Tocqueville’in dediği gibi gerekli enerjiyi yakalayabilmektir. Zira her meselenin bir orijini, bir merkezi vardır. O meselenin halledilmesi için de o orijine yaklaşabilecek bir enerji, o enerjinin doğuracağı bir orijinallik aranır. Bu dünyanın hemen her yerinde ve her zaman diliminde böyle olmuş ve olmaya da devam edecektir. Bu yeterli enerji elbette yöneticilerin gerekli asgari cesareti temin etmesiyle de desteklenmelidir ancak biz her zaman olduğu gibi gözümüzü sonuca ve bizi sonuca götürecek olan çok yönlülüğün imkanlarına çevirelim.</p>

<p><strong>Heineman'ın sorusu</strong></p>

<p>Bu tartışmanın kurucu metni, General Electric'in yirmi yıla yakın baş hukuk müşavirliğini yapmış, sonrasında Harvard'da çalışmalarına devam etmiş Ben W. Heineman Jr.'a aittir desek abartmış olmayız sanıyorum. Heineman’ın biyografisi<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> de çok ilginçtir. Hukukçuluğu yanında GE’de kamu ilişkilerinden sorumlu direktörlük görevini de üstlenen Heineman aynı zamanda bir iletişim dehasıdır da. <i>The Inside Counsel Revolution: Resolving the Partner-Guardian Tension</i>, kurum içi hukukçuluğun 1970'lerin sonundan bu yana geçirdiği dönüşümün hem tarihini hem manifestosunu verir. Heineman'a göre bu “devrim”le birlikte baş hukuk müşaviri, CEO'nun ve yönetim kurulunun asli danışmanı hâline gelmiş; görev alanı hukukun çok ötesine yani etiğe, itibara, yönetişime, kamu politikasına, kurumsal riske, kriz yönetimine kadar genişlemiş; önemi ve statüsü itibarıyla CFO ile mukayese edilir olmuştur. Sebep romantik değildir elbette, gayet maddidir zira şirketin sıhhati, küresel yahut ulusal ölçekte hızla değişen hukuk, uyum süreçleri, politika ve kamuoyu baskıları arasında yol bulabilmesine bağlıdır ve bu yolu en iyi bilen kişi nitelikli hukukçudur.</p>

<p>Heineman bu figürü bilinçli olarak eski moda bir tabirle adlandırır: <i>lawyer-statesperson<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title=""><strong>[2]</strong></a></i>. Bu hukukçu üç rolü çoğu zaman aynı anda oynar ve oynamalıdır: teknik uzman, bilge danışman ve hesap verebilir lider. Onun için ilk soru her zaman “Hukuka uygun mu?” sorusudur; ama nihai soru “Doğru mu?” sorusudur. Aradaki mesafe uygunluk ile doğruluk arasındaki o geniş arazi hukuk müşavirliğinin asıl çalışma sahasıdır. Heineman'ın çerçevesinde hukukçu, kararların yalnızca araçlarını değil amaçlarını, yalnızca usulünü değil maksadını tartışmaya açar; ama bunu yaparken de elbette kendini şirketin vicdanı ilan etmez. Heineman'ın ince ayrımıyla, CEO'nun başkanlık ettiği bir ortak iktidar düzeneği içinde “vicdanın masadaki seslerinden biri”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a> olur ve müzakereye yapıcı bir itiraz -<i>constructive challenge</i> - dozu katar. Bu ayrım mühimdir: Kendini şirketin vicdanı sayan hukukçu vaiz olur; vicdanın sesi olmayı bilen hukukçu müşavir kalır. Burada elbette ahlak ile aklın, fayda ile şartların objektif tahlilinin zihnimizde yerleşmiş olması gerekiyor. Akılsızlığın ve kuru vaaz ve iyi niyetin olduğu yerde zaten ahlak bulunmadığı gibi kısa süreli göreceli faydalar genellikle uzun vadeli ve katlanması zor objektif zararlar ile birlikte gelirler. Elbette her durum kendine hastır ve her risk kendi iç dinamikleri içinde değerlendirilir.</p>

<p>Kitabın alt başlığındaki gerilim ise meselenin düğüm noktasıdır. Hukuk müşaviri bir yanda yönetim kurulunun, CEO'nun ve iş liderlerinin ortağıdır (<i>partner</i>): işin içindedir, hedeflerin gerçekleşmesi için çalışır. Öte yanda nihai sadakati şahıslara değil, şirketin tüzel kişiliğine ve uzun vadeli menfaatinedir (<i>guardian</i>): gerektiğinde şirketi kendi yöneticilerinin iştahına karşı bile koruyacak olan taraf odur. Heineman'ın tespiti acıdır zira kitapta örnekleri ile gösterildiği üzere muhasebe skandallarından küresel rüşvet vakalarına ve kredi krizine kadar pek çok büyük çöküşte kurum içi hukukçular ortak olma, kardan pay alma yahut yöneticinin gözüne girme hevesiyle bu ikinci vazifede sınıfta kalmış; zor soruları sormamış, “yavaşlayın” veya “durun” diyememiştir<strong><i>. </i></strong>Ama<strong><i> </i></strong>Heineman'a göre seçenek,<strong><i> yönetimin her dediğine evet diyen bir “yes person” ile her şeye itiraz eden ve sonunda karar masasından dışlanan bir daimî muhalif arasında değildir.</i></strong> Gerilimin çözümü, tesis edilen ve sürdürülen iletişim üslubunun bizzat kendisindedir. Yani stratejide, bütçede, yatırımda masada bulunan hukukçunun “Hayır” dediğinde dinlenmesini sağlayan şey daha önce bin kere “şöyle yapabiliriz” demiş olmasıdır.</p>

<p>Hatırlayabildiğim ve notlarımdan görebildiğim kadarıyla yazının girişinde bahsettiğim meslektaşımın yazısındaki “hayır demenin adabı” pasajı, bu teorinin sahadaki birebir karşılığıdır: Sevilmek için, sürtüşmemek için evet diyen hukuk müşaviri itibarını taksitle satar; gerçekten önemli anda hayır diyebilene ise saygı kendiliğinden gelir ve fakat bir şartla; yeter ki o hayır, gerekçesiyle, üslubuyla ve mümkünse bir alternatif yol önerisiyle birlikte gelsin. Heineman'ın koca kitabı, bir bakıma bu tek cümlenin şerhidir diyebiliriz ki bu da evrensel tecrübenin kalbinden damıtılan hikmetin dünyanın hemen her yerinde benzer olduğu tezimizi destekler mahiyettedir.</p>

<p><strong>Rakamların tasdiki</strong></p>

<p>Bütün bunlar bir idealden ibaret de değil aslında artık ölçülen bir beklenti. Corporate Board Member ve BarkerGilmore'un 2022'de halka açık şirket yönetim kurulu üyeleriyle yaptığı araştırmada, üyelerin yüzde 76'sı baş hukuk müşavirinin iş stratejisi hakkında görüş bildirmesini ve stratejik planlamaya aktif olarak katılmasını istediğini söylüyor.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a> Egon Zehnder'in aynı araştırmadan hareketle yazdığı değerlendirme, hukuk müşavirinin kurul nezdindeki katkısını dört alanda somutlaştırır: stratejik kararlara doğrudan girdi vermek, kurulun kıt vaktini rutinden stratejiye kaydıracak şekilde gündemi tasarlamak, kritik atamalarda sürecin ötesine geçip tartışmanın kendisini yönetmek ve kurul performansını şeklî bir değerlendirme töreni olmaktan çıkarmak.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a></p>

<p>Aynı metindeki bir tespitin altını ayrıca çizmek isterim: Hukuk müşaviri, kurulun geçmiş kararlarının tarihçesini bilen ve o birikimi bugünün kararlarına taşıyabilen kişidir. Başka bir deyişle hukukçu, kurumun hafızasıdır ve hafızası olmayan kurum, her sabah yeniden doğan, dolayısıyla hiç büyümeyen bir organizmadır.</p>

<p>Ne var ki madalyonun bir de öteki yüzü var ve düşündürücüdür. Thomson Reuters Institute'un 2026 tarihli araştırmasına göre baş hukuk müşavirlerinin yüzde 86'sı departmanlarının kurumsal hedeflere kayda değer katkı sunduğuna inanırken, üst düzey yöneticilerin yalnızca yüzde 17'si aynı kanaattedir; üstelik yöneticilerin yarıya yakını hukukun katkısını “az ya da hiç” diye nitelemektedir.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a> Bu araştırma, madalyonun öteki yüzünü çözüm önerileriyle birlikte taşıması itibarıyla verimli; bağlantısını dipnota ekledim. Araştırmanın “verimlilik tuzağı” dediği şey tam budur: Hukuk departmanları sözleşme inceleme süresini kısaltmakla, dış danışmanlık harcamasını düşürmekle ve kapanan dosya sayısıyla övünürken iş dünyası bütün bunları stratejik katkı olarak değil zaten yapılması gerekenin cilalı ifadesi ve masraf merkezinin kendi işini biraz daha hızlı yapması olarak okumaktadır. Burada durup şunu tespit etmek gerekir: Kapasite açmak başka şeydir açılan kapasiteyi doğru seferber edip bütünün içinde anlamlı bir yerde konumlandırmak başka. Çıkış yolu da yine az önce işaret etmeye çalıştığım gibi iletişime çıkar: “Birleşme ve devralmalara bakıyoruz” demek görev-odaklı bir cümledir; “şirketin büyüme fırsatlarını regülasyon riskini yöneterek kovalamasını mümkün kılıyoruz” demek ise hukuk işini iş sonucuna tercüme eder. Görünür olamayan hukuk, en çok katkı sunabileceği masalardan, stratejik planlamadan, ürün geliştirmeden, pazara giriş tartışmalarından sessizce dışlanır ve o masalarda kararlar yine alınır.</p>

<p>Burada elbette meslek taassubuyla hareket edip hukukçunun fonksiyonuna abartılı bir misyon yüklemek amacında değilim. Yine benzer şekilde iletişime fazla vurgu yaparak bir kısım söz oyunlarını kabiliyet olarak gösterecek bir plaza çatlaklığına göz de kırpamam. Ancak günümüz iş dünyasında hepimiz bilmekteyiz ki bazı zaman ve yerlerde olguyla beraber algının da takipçisi olmak ve doğru hususları doğru şekilde görünür kılmak kaçınılmazdır. Elbette günün sonunda esas mesele gerektiği yerde hayır diyebilmek, negatif konuşurken alternatifi sunabilmek ve bununla birlikte doğru iş çıkartırken doğru bir anlatım tarz ve üslubunu da kurgulayabilmekten ibarettir.</p>

<p>Bu manzarayı bizdeki tabloyla yan yana koyunca bazı farklar olduğunun altını çizmek gerekiyor sanırım. Yazının girişinde de söylediğim gibi müstesna hallere rastlamak sevindirici ve aklın yolunun bir olduğunu göstermesi açısından memnuniyet verici ancak Türkiye'de hukuk müşavirliği hâlâ büyük ölçüde bir “görüş makamı” olarak tasavvur edilir: Sorulursa cevap veren, sorulmazsa susan bir merci. Dünyadaki istikamet ise tam tersine işliyor, hukukçu, sorulmayı beklemeyen, gündemi bizzat kuran, riski daha doğmadan gören bir aktöre dönüşüyor. Bu dönüşümün bizde gecikmesinin sebebi mevzuat değil zihniyettir; zihniyet de tek tek kurumların içinde, tek tek hukukçuların emeğiyle değişir. Üst yönetim hukuku ciddiye almadan kurumun alması beklenemez. Yönetişim literatürünün <i>tone at the top</i> dediği budur ve meslektaşımızın “önce üst yönetimi kazandım, kültür yukarıdan aşağı aktı” tespiti, bu kuralın yerli ispatıdır. O kazanmanın dili de bellidir: Soyut uyarı, uyarı değildir. “Dikkatli olun” cümlesi hukuken hiçbir şey ifade etmez; “bu maddeyle imzalarsak üç yıl sonra şu davayla karşılaşırız, muhtemel maliyeti şudur” cümlesi ise bir şey ifade eder. Riskin somutlaştırılması, hukukçunun ikna gücünün neredeyse tamamıdır. Gerisi tercümanlıktır: Bir kurumda finansın, mühendisliğin, ticaretin ve diğer çeşitli departmanların dilleri ayrı ayrı konuşulur ve bu dilleri birbirine çevirebilen tek masa çoğu zaman hukuk masasıdır.</p>

<p><strong>Terzinin ikilemi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurum inşasının literatürde hak ettiği yeri henüz bulamamış bir boyutu daha var. Yukarıda kurucu hukukçuluğun, mevcut bir oyunun hakemliği ile beraber hatta bazen oyunun kurallarını yazma işi olduğunu ifade etmiştim. Bir yönerge kaleme alan hukukçu bugünün ihtilafını ele alırken beş yıl sonrasının teşkilatını da düşünür. Bir imza ve yetki düzeni kuran, aslında bir güç dengesi tasarlar. Bir etik rehber yazan, henüz olgunlaşma aşamasında olan kurumunun vicdanına dil verir. Kurucu dönemin her metni, görünüşte teknik, hakikatte siyasidir yani kelimenin asıl anlamıyla ortak hayatın düzenine, organizasyonuna dairdir.</p>

<p>Kurucu hukukçu her gün bir terzinin ikilemiyle yaşar. Bunu en net şu şekilde ifadelendirebiliriz sanırım: Kıyafeti bedene göre mi dikeceğiz yoksa beden kıyafete göre büyüyecek yahut küçülecek mi? Bu bir paradoks ve hatta kısmen anlamsız gözükse de işin ehli için gayet anlamlıdır. Merhum Muzaffer OZAK Efendi bir dervişine bir takke takınca dermiş ki “ya bu takke küçülecek ya senin kafan büyüyecek” bu da biraz o hesap.</p>

<p>Somutlaştıracak olursak bazen bir yönerge mevcut bir pratiği kayda geçirir, kumaş bedene göre biçilir, doğrudur. Bazen de henüz var olmayan bir pratiği var eder yahut akıp gelen pratiği bir alana doğru kaydırır ve kurum, önden dikilmiş o kıyafetin içinde büyüyerek şekil alır. Her duruma aynı kalıbı uygulayan hukukçu, ya kuruma dar gelen ya da içinde kaybolduğu elbiseler diker. Netice olarak diyebiliriz ki genç ve hızlı bir yapıda her şeyi baştan kurallara bağlamak, yürümeyi yeni öğrenen çocuğa şalvar giydirmektir; hiçbir şeyi bağlamamak ise onu çıplak bırakmaktır. Ölçü, kanaatimce şudur: Geri dönüşü olmayan konularda yetki, sorumluluk, mali tasarruf, üçüncü kişilerle ilişkide kıyafet önden ve gerekirse kademeli dikilir; geri dönüşü olan konularda kurum önce yürür, kıyafet sonra provadan geçer. Bunlar fakültede öğretilmez zira Mete TUNÇAY’ın da dediği gibi <i>“hukukçular çok donuk insanlar, sokaktaki kedi ile resimdeki kedinin aynı olduğunu düşünecek kadar donuk.”</i></p>

<p>Sonuç olarak hukuk, şirketin tek bir kapısında değil her odasında yaşar. Bunu kapıda beklemekle sağlayamayız, bunu tesis etmenin yolu odaları tek tek dolaşmaktır. Elbette bu yapı bir günde inşa olmaz ve bu kültür biraz da yukarıdan aşağıya doğru akar. Yönetişim literatürü buna <i>seat at the table<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title=""><strong>[7]</strong></a></i> diyor fakat literatür ne derse desin hayatın bize öğrettiği bir gerçek var: Masadaki o sandalye kimseye ikram edilmemekte ve hemen her kurumda her gün yeniden, az ya da çok emekle ve adım adım kurulur. Sandalyeyi kuran da taşıyan da ve üzerinde dik oturmasını bilen de hukukçunun kendisidir. Bu dik duruş elbette dikleşmek değildir; sırrı, Heineman'ın "tamamlayıcı yetkinlikler" (complementary competencies) dediği o donanımda -hukuk bilgisinin ötesindeki finansal, bilimsel ve teknolojik okuryazarlıkta, riski görüp riskten felce uğramamakta ve bütün bunları muhatabın diline tercüme edebilme maharetinde- saklıdır.</p>

<p>Tüm bunlarla birlikte meslek hayatım bana şunu öğretti: Kurumlar binalardan, organizasyon şemalarından, yönergelerden ibaret değildir, elbette bunlar olmazsa olmaz hususlardır ancak kurumlar ilişkilerden, ilişkiler de güvenden inşa edilir. Hukukçunun masadaki yerini belirleyen şey diploması ile birlikte biriktirdiği güvendir ve güven büyük jestlerle yahut algıya oynayan imaj çalışmalarıyla değil küçük tutarlılıklarla kazanılır. Elbette hukukçunun görünür olması, imajına önem vermesi, sosyal varlığını inşa ederek kendisini görünür kılması önemlidir ve bu hususu yazımızda dengeli bir şekilde işledik. Ancak gerçek ve sahici güven zamanında verilen bir görüşle, gerekçesiyle söylenmiş bir hayırla, “hayır”ın yanına konmuş bir alternatifle inşa edilir. Tocqueville'in işaret ettiği o cesaret ve enerji de işte buraya harcanmalıdır: Sıkıntıyı herkes hisseder; onu güvene, güveni kültüre, kültürü kuruma dönüştürmek ise emek ister. Hukuku kurmak, en nihayetinde, insanla kurulan bir iştir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-muhammed-ali-ozturk" title="Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK"><img alt="Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/03/muhammed-ali-ozturk.jpg" width="96" /></a></strong></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-muhammed-ali-ozturk" title="Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK">Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">------------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> https://en.wikipedia.org/wiki/Benjamin_W._Heineman_Jr.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> Kavramın aslı, Anglo-Amerikan hukuk geleneğindeki lawyer-statesman idealine dayanır; Anthony T. Kronman bu ideali ve çöküşünü The Lost Lawyer: Failing Ideals of the Legal Profession (Harvard University Press, 1993) adlı eserinde işlemiştir. Heineman tabiri bilinçli olarak diriltir ve cinsiyetsiz biçimiyle (statesperson) kullanır: Kastettiği, teknik uzmanlığı pratik hikmetle (Aristoteles'in phronesis'ini hatırlayalım) birleştiren, şirketi toplum içindeki yeriyle birlikte düşünebilen hukukçudur. Türkçede "hukukçu-devlet adamı" karşılığı yerleşmemiştir; kavramı aslıyla kullanmayı tercih ettim.</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> Ben W. Heineman Jr., "The Inside Counsel Revolution", Harvard Law School Forum on Corporate Governance, 29 Mart 2016, https://corpgov.law.harvard.edu/2016/03/29/the-inside-counsel-revolution/ (Erişim: 12 Haziran 2026). Makale, yazarın aynı adlı kitabından (The Inside Counsel Revolution: Resolving the Partner-Guardian Tension, Chicago: ABA, 2016) alınmış olup ilk olarak Corporate Counsel dergisinde yayımlanmıştır.</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> Corporate Board Member &amp; BarkerGilmore, <i>Leveraging the GC: How the Right General Counsel Can Enhance Board Oversight</i>, 2022, https://www.barkergilmore.com/wp-content/uploads/2022/03/CBM-BG_Leveraging-the-GC_How-the-Right-General-Counsel-Can-Enhance-Board-Oversight.pdf (Erişim: 12 Haziran 2026).</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> “The General Counsel as Strategic Board Advisor”, <i>Egon Zehnder Insights</i>, Eylül 2022, https://www.egonzehnder.com/functions/legal-regulatory-compliance-professionals/insights/the-general-counsel-as-strategic-board-advisor (Erişim: 12 Haziran 2026).</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999"> Kassie Atwood, “The Visibility Problem That's Costing Corporate Legal Departments Their Seat</span></p>

<p><span style="color:#999999">at the Table”, <i>Thomson Reuters Law Blog</i>, 16 Nisan 2026, https://legal.thomsonreuters.com/blog/the-visibility-problem-thats-costing-corporate-legal-departments-their-seat-at-the-table/ (Erişim: 12 Haziran 2026). Yazı, Thomson Reuters Institute'un kurumsal hukuk departmanları araştırmasına dayanmaktadır.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999"> Anglo-Amerikan yönetim yazınında, bir fonksiyonun stratejik kararların alındığı masada temsil edilmesini ifade eden deyim. Destek fonksiyonlarının (hukuk, insan kaynakları, iletişim) "hizmet birimi" konumundan "stratejik ortak" konumuna geçiş tartışmalarının anahtar metaforudur. Türkçeye "masada yer sahibi olmak" diye çevrilebilirse de deyimin yükünü tam taşımadığından aslıyla kullandım</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-musavirligi-ve-kurumsal-yonetisim-uzerine-1</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/bilgis5haaa.jpg" type="image/jpeg" length="64134"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2025/4488 E., 2025/5031 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20254488-e-20255031-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20254488-e-20255031-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 01.07.2025 tarihli, 2025/4488 E., 2025/5031 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/4488 E., 2025/5031 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Esas No : 2025/4488<br />
Karar No : 2025/5031<br />
Tebliğname No : KYB - 2025/71210</p>

<p>Nafaka hükümlerine uymamak suçundan sanık ...'nın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair Mudanya İcra Ceza Mahkemesinin 06.10.2023 tarihli ve 2023/5 Esas, 2023/19 Sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Mudanya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2023 tarihli ve 2023/143 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 02.06.2025 gün ve 94660652-105-16-12943-2024-KYB sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.06.2025 gün ve KYB-2025/71210 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.</p>

<p>Anılan ihbarnamede;</p>

<p>Dosya kapsamına göre, borçlu sanık ... hakkında eşi ile aralarındaki boşanma davasına ilişkin yargılama esnasında, Mudanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/138 Esas sayılı dosyasından verilen 09.05.2022 tarihli ara karar ile toplam 90.000,00 Türk Lirası tedbir nafakasına hükmedildiği, anılan tedbir nafakasına istinaden borçlu sanık hakkında Mudanya İcra Müdürlüğünün 2022/1832 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, sanığın 2023 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ilişkin bahse konu nafaka borcunu ödemediği iddiasıyla müşteki/alacaklı vekili tarafından 28.04.2023 tarihinde şikayette bulunulması üzerine yapılan yargılama sonunda Mudanya İcra Ceza Mahkemesinin 06.10.2023 tarihli kararı ile sanığın yazılı şekilde tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiği somut olayda,<br />
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.04.2005 tarihli ve 2005/17-7 Esas, 2005/37 Sayılı kararında belirtildiği üzere, 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesinde düzenlenen ve şikâyete tabi bulunan nafaka hükmüne uymamak suçunun oluşabilmesi için, nafaka ödenmesinin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanması, aylık nafakanın tahsili için icra takibine başlanılmış ve icra emrinin borçlu-sanığa tebliğ edilmiş olması, borçlunun ilamda yazılı ödeme koşullarına uymaması, aylık nafakaya hükmedilmesi halinde icra emrinin tebliği ile şikayet tarihi arasında işlemiş en az bir aylık cari nafaka borcunun bulunması, borçlu-sanık tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış bir davanın bulunmaması, dava açılmış ise sonuçlanmış olması ve şikayet hakkının suçun işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren 3 ay ve her halde işlenmesinden itibaren 1 yıl içinde kullanılması gerektiği,</p>

<p>Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 27.11.2023 tarihli ve 2013/27562 Esas, 2013/37619 Karar sayılı ilamında yer alan, "Somut olayda, icra takibinin dayanağının İzmir 6. Aile Mahkemesince boşanma davasının yargılaması sırasında davalı eş ve müşterek çocuklar yararına ara kararı ile tedbir niteliğinde hüküm altına alınan nafaka alacağı olduğu, 18.06.2013 tarihli söz konusu ara kararının borçlu (davalı) vekili Av. ... ve alacaklı (davacı) vekili Av. ... huzuru ile verildiği ve bu hususun duruşma tutanağında belirtildiği görülmektedir. HMK'nın 73. maddesinde, davaya vekaletin, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına ve hükmün yerine getirilmesine ilişkin yetkiyi kapsayacağının düzenlendiği, aynı Kanunun 74. maddesine göre vekile tebligat yapılabilmesi için vekalette özel yetki verilmesinin gerekmediği, borçlu vekilinin azil ve istifası da sözkonusu olmadığına göre yukarıda belirtilen emredici nitelikteki tebligat ve usul hükümleri uyarınca tebligatın borçlu vekili Av...'a yapılması gerekmektedir. Bu durumda, derdest boşanma davası nedeni ile alacaklı, borçlunun bir vekil ile kendini temsil ettirdiğini öğrenmiş olup tebligatın vekile yapılması için icra dosyasında borçlu vekiline ait vekaletnamenin bulunmaması sonuca etkili değildir. Kaldı ki vekaletnamenin icra dosyasına ibraz edilmemesi, tebligatın vekile yapılması hususundaki yasal zorunluluğun artık ortadan kalktığı şeklinde yorumlanamaz. O halde mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken icra dosyasına borçlu vekilinin vekaletnamesinin verilmediğinden bahisle sonuca gidilmesi ve şikayetin reddine yönelik yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir." şeklindeki,</p>

<p>Yine benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.05.2016 tarihli ve 2016/7148 Esas, 2016/9420 Karar sayılı ilamında yer alan, " Borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne yaptığı başvurusunda; icra emrinin, vekil olduğu halde asile çıkarıldığını, asile gönderilen icra emrinin iptalini talep etmiştir. Mahkemece şikayetin reddi ile borçlu vekiline icra emri tebliğine karar verilmiş olup hüküm borçlu velikince temyiz edilmiştir. HMK'nın 73, 81, 82, 83, Avukatlık Kanunu'nun 41., Tebligat Kanunu'nun 11. maddeleri gereğince vekille takip edilen işlerde vekile tebligat zorunludur. Anılan bu düzenlemeler gereğince tebligatın vekile yapılması ile yasal süreler işlemeye başlar, yine bu tarihe göre takip kesinleştirilerek takibe devam işlemleri yapılır. Ne var ki vekile tebliğ zorunluluğunun bulunması asile tebligat yapılması lüzumunu ortadan kaldırmaz. Şöyle ki, 2004 sayılı İcra-İflas Kanunu'nun 76. maddesinde mal beyanında bulunmamak suçu, 338. maddesinde düzenlenen hakikate muhalif beyanda bulunma suçu gibi icra-iflas suçlarında borçlunun cezalandırılabilmesi için icra emrinin borçlunun vekiline değil, kendisine tebliğ edilmiş olması gerekir. (Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı, cilt 2, sh: 1280) Cezaların şahsiliği kuralı gereğince borçlu asilin cezai yönden sorumlu tutulabilmesi için icra emrinin borçlu asile tebliği zorunludur. Somut olayda; borçlu vekili şikayetinde boşanma ilamında vekil olduğu halde icra takibinde asile çıkarılan icra emri tebligatının kendisine yapılması gerektiği nedeniyle iptalini istemiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere asile yapılan tebligatın iptali gerekmez ise de vekile de tebligat çıkartılması gerektiği yönünde şikayetin kabulü gerekirken şikayetin reddi doğru değildir." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,</p>

<p>Somut olayda, bahse konu boşanma davasına ilişkin yargılama esnasında, Mudanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/138 Esas sayılı dosyasından verilen 09.05.2022 tarihli karar ile tedbir nafakasına hükmedildiği, anılan tedbir nafakasına istinaden borçlu sanık hakkında Mudanya İcra Müdürlüğünün 2022/1832 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu sanığa 03.12.2022 tarihinde; icra emrinin borçlu sanık vekiline 25.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 2023 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ilişkin bahse konu nafaka borcunu ödemediği iddiasıyla müşteki/alacaklı vekili tarafından 28.04.2023 tarihinde şikayette bulunulduğu nazara alındığında, yukarıda belirtilen ilamlarda da değinildiği üzere, sanığın üzerine atılı suçun oluşabilmesi için aylık nafakanın tahsili için icra takibine başlanılması ve icra emrinin de tebliğ edilmesi gerektiği, bu bağlamda borçlu asile yapılan tebligatın, vekiline de tebligat yapılması zorunluluğunu ortadan kaldırmadığı cihetle, anılan icra takibi kapsamında düzenlenen icra emrinin borçlu vekiline 25.07.2023 tarihinde tebliğ edilmeden önce alacaklı müşteki vekilinin 28.04.2023 tarihinde tazyik hapsine konu şikayeti yaptığı ve bu itibarla atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;</p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Mudanya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2023 tarihli ve 2023/143 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında nafaka hükümlerine uymama eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, bu eylemle ilgili olarak sanık hakkında verilen tazyik hapsi infaz edilmekte ise derhal salıverilmesine, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden, "Sanık ...'nın üzerine atılı nafaka hükümlerine uymamak suçunun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE,"</p>

<p>"Karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınarak hesaplanan 5.600,00 TL vekalet ücretinin kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine şikayetçiden tahsiliyle sanığa verilmesine,”</p>

<p>"Yargılama giderinin müşteki üzerinde bırakılmasına,"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20254488-e-20255031-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="12327"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2020/825 E., 2020/1370 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-2020825-e-20201370-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-2020825-e-20201370-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 17/02/2020 tarihli, 2020/825 E., 2020/1370 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2020/825 E., 2020/1370 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :</p>

<p>Şikayet eden borçlunun, ihaleye fesat karıştırıldığını, ihaleye girmek isteyen kişilerin ihaleye girmelerinin ve teminat yatırmalarının engellendiğini, tanıklarını yargılama sırasında dinleteceğini ileri sürerek ihalenin feshine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince; ihalenin feshini gerektirecek bir neden ileri sürülmediği, delil bildirmediği ve kamu düzenine ilişkin feshi nedeni de bulunmadığından bahisle ihalenin feshi isteminin reddine ve ihale bedelinin %10' u oranında para cezasına hükmedildiği; borçlu yanca ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi’nce şikayetçi tarafından gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmadığı, süre tutum dilekçesinde ise istinaf sebeplerine yer verilmediği, bu itibarla incelemenin kamu düzeniyle sınırlı olmak üzere yapıldığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, borçlunun bu kez; yerel mahkemenin gerekçeli kararının kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediği belirtilerek dava dilekçesindeki ihalenin feshi sebepleriyle kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>Somut olayın incelenmesinde; istemin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının davacının yüzüne karşı 29.08.2019 tarihinde verildiği, 09.09.2019 tarihinde süre tutum dilekçesinin yasal 10 günlük süre içerisinde sunulduğu, gerekçeli istinaf dilekçesinin ise verilmediği görülmekle beraber, mahkemenin gerekçeli kararının davacıya tebliğine ilişkin tebligat mazbatasının incelenmesinde; muhatabın o anda adres dışında olduğu bilgisini veren ve haber verilen komşunun adı ve soyadının tebliğ mazbatasında mevcut olmadığı anlaşıldığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince tebliğ işleminin usulsüz olduğu, davacının temyiz dilekçesinde yerel mahkeme kararının usulsüz tebliğ edildiğini bu nedele karardan haberdar olmadığını ve esasa ilişkin temyiz itirazlarını ileri sürerek kararın bozulmasını talep ettiği görülmektedir.</p>

<p>Hal böyle olunca; istinaf talep eden borçluya gerekçeli kararın tebliğine ilişkin işleminin usulsüz olduğu, dolayısıyla gerekçeli istinaf dilekçesini sunamadığı, bölge adliye mahkemesince kamu düzeniyle sınırlı inceleme yapıldığı görülmekle, gerekçeli kararın borçluya usulüne uygun tebliğ edilerek, verilmesi halinde gerekçeli istinaf dilekçesine göre inceleme yapılması için bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir</p>

<p><strong>SONUÇ : </strong>... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2019 tarih ve 2019/2474 E.- 2441 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlunun sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17/02/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-2020825-e-20201370-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/02/yargi/yargitay-556dfgv.jpg" type="image/jpeg" length="61531"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2025/490 E., 2025/2522 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-2025490-e-20252522-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-2025490-e-20252522-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 20.03.2025 tarihli, 2025/490 E., 2025/2522 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/490 E., 2025/2522 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :</p>

<p>Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlunun sair itiraz nedenlerinin yanı sıra ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ve tebligattan 25.04.2023 tarihinde haberdar olunduğunu ileri sürerek tebliğ tarihinin düzeltilmesini talep ettiği, mahkemece, usulsüz tebligat şikayeti ve zamanaşımı itirazının reddine, borca itirazının ise süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür.</p>

<p>7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23. maddesi 9. bendinde; "tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzası”nın tebliğ evrakında bulunmasının emredildiği, ''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesinin (ğ) bendinde ise ''Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun adı, soyadı, sıfatı ve imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını" içermesi gerektiğinin hüküm altına alındığı görülmüştür.</p>

<p>Somut olayda, borçlu adına TK’nın 21/2.maddesi gereğince tebliğ edilmesi şerh verilerek çıkarılan ödeme emrinin 24/07/2018 tarihinde, gösterilen adreste muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, tebliğ imkansızlığı nedeniyle taşınmış olduğundan ilgili mahalle muhtarına tebliğ edildiği, 2 nolu haber kağıdı yapıştırıldığı, şerhiyle tebliğ edildiği, tebliğ evrakı üzerinde tebliğ memurunun adı ve soyadının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile tebliğ memuruna ait bilgiler bulunmadan yapılan tebligat, yukarıda açıklanan yasa hükümlerine aykırı olup usulsüzdür.</p>

<p>Usule aykırı tebliğin hükmü ise; Tebligat Kanunu'nun 32. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53. maddelerinde düzenlenmiş olup, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, hakkındaki takipten daha evvel haberdar olduğuna dair bir delil bulunmaması halinde, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Bu durumda mahkemece, borçlunun başvurusunun süresinde olup olmadığının denetlenmesi ve borçlunun hakkındaki takibi beyan ettiği tarihten daha evvel öğrendiği tespit edilemez ise işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong></p>

<p>Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 24.10.2024 tarih ve 2023/1337 E.- 2024/1814 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,</p>

<p>Ankara 10.İcra Hukuk Mahkemesinin 04.07.2023 tarih ve 2023/393 E.-2023/630 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-2025490-e-20252522-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/yargi/yargitayd4ss.jpg" type="image/jpeg" length="79587"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İCRA DOSYALARI ÇERÇEVESİNDE USULSÜZ TEBLİGAT HALLERİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/icra-dosyalari-cercevesinde-usulsuz-tebligat-halleri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/icra-dosyalari-cercevesinde-usulsuz-tebligat-halleri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İCRA DOSYALARI ÇERÇEVESİNDE USULSÜZ TEBLİGAT HALLERİ</strong></p>

<p>İcra dosyaları kapsamında tebligat; ödeme veya icra emrinin borçlu tarafa ulaşması ile borçlunun takipten haberdar edilmesi, mevcut olması halinde itiraz veya dava açma sürelerinin başlaması amaçlarını taşıyan, takibin kesinleşmesine ve haciz yolunun açılmasına vesile olan oldukça önemli bir icra takip işlemidir. Tebligat şekilleri ve bir tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ise başta 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Yönelik Yönetmelik olmak üzere ilgili mevzuatlarda hüküm altına alınmıştır. Bu hükümler çerçevesinde yasal doğrulukta gerçekleşmeyen usulsüz tebligatlar, borçluların takipten haberdar olmaması ve itiraz sürelerinin kaçırılması gibi icra takibinin hukuki sürecini doğrudan etkileyen büyük sonuçlar doğurabilmektedir.</p>

<p>Tüm bunlarla birlikte önemle belirtmek gerekir ki <strong>; Tebligat Kanunu Md 32</strong> “ Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” Hükmü ile , her ne kadar bir usulsüz tebligat mevcut olsa da, muhatabın bu usulsüz tebligattan haberdar olduğu tarih ( öğrenme tarihi ), tebliğ tarihi sayılmıştır. Özellikle gecikmiş itiraz şikayeti yoluna gidilmesi gerekli olan durumlarda Tebligat Kanunun işbu maddesi büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>İcra ve İflas Kanunu md 65. “ <i>Borçlu kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir. Ancak borçlu, maniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye ve mütaakıp fıkra için yapılacak duruşmaya taallük eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur. İtiraz üzerine icra mahkemesi ancak gecikme sebebinin mahiyetine ve hadisenin özelliklerine göre takibin tatilini tensip edebilir. İcra mahkemesi, tetkikatını evrak üzerinde yapar. Lüzumu halinde iki tarafı hemen davetle mazeretin kabule şayan olup olmadığına karar verir. Duruşmaya karar verilmemesi halinde borçludan alınan masraflar kendisine iade olunur. Mazeretin kabulü halinde icra takibi durur. Aynı celsede alacaklı itirazın kaldırılmasını sözlü olarak da istiyebilir. Bu takdirde tahkikata devam olunarak gerekli karar verilir. Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemez veya aynı süre içinde 67 nci maddeye göre mahkemeye başvurmazsa haciz kalkar.” </i></p>

<p><u>Usulsüz tebligat hallerini Tebligat Kanunu hükümleri kapsamında başlıklar şeklinde incelenmesi:</u></p>

<p>· <strong>Bilinen son adrese tebligat zorunluluğu:</strong></p>

<p><strong>Tebligat Kanunu md.10 “ </strong>– <i>Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.” </i> Hükmü gereği , tebligat öncelikle muhatabın bilinen son adresine yapılır. Kanun koyucu , kişilerin hukuki süreçten haberdar edilmesi ve savunma hakkının yasal süresinde kullanılabilmesi amacı ile doğrudan adres kayıt sistemine göre değil öncelikle bilinen son adrese tebligat çıkarılmasına hükmetmiştir.</p>

<p>Bu kanun hükmüne göre örnek 13 kira bedelinin ödenmemesi sebebi ile ilamsız takip ve örnek 14 tahliye taahhüdünden kaynaklanan icra takiplerinde; borçlunun bilinen son adresini kiralanan taşınmaz adresi olarak esas alınması halinde; bu iki icra dosyalarında kiralanan taşınmaz adresi yerine doğrudan adres kayıt sisteminde kayıtlı adrese tebligat çıkarılması usulsüz tebligat sonuçlarını doğurabilir.</p>

<p>Takip talebinde yazan adres ve şayet mevcut ise takip dayanağı sözleşmede yazılı adres de borçlunun bilinen son adresi olarak sayılarak, usulsüz tebligat şikayeti ile karşı karşıya kalmamak için öncelikli olarak tebligatın çıkarılacağı adres olarak düşünülebilir.</p>

<p>· <strong>Muhatabın adreste bulunmaması halinde ve adres kayıt sistemindeki adrese tebligat :</strong></p>

<p><strong>Tebligat Kanunu md.21/2 “ </strong><i>Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” </i> Hükmü ; adres kayıt sistemindeki ( MERNİS ) adresinin “ bilinen son adres” kabul edildiği ve muhatabın o adreste hiç oturmamış veya sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, ( önceki bilinen son adres araştırma süreci bittikten sonra ) kapıya yapıştırmak suretiyle yapılacağını ve kapıya yapıştırılma tarihinin tebliğ tarihi sayılacağını düzenler. Ancak bu usulün yasal çerçevede kalabilmesi için, yukarıda da izah edildiği üzere öncesinde mutlaka bilinen son adrese tebligat yapılamamış olması veya adresin tebliğe elverişsiz olması şartı gerçekleşmelidir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/mernis-adresine-tebligat-usulsuz-tebligat-sikayeti" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 12. Hukuk Dairesi : 2016/9795 Esas 2017/1346 Karar</strong> </a><i>“ Somut olayda; şikayetçi borçlu adına ödeme emri tebligatının ''Kültür Mah. 4. Cad. No:1/2 İç Kapı No:2 Sivrice/Elazığ'' adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ evrakı üzerinde ''Mernis Adresi'' ibaresinin yer aldığı ve dağıtıcı tarafından ''Belirtilen adres muhatabın mernis adresi olup adreste kimse olmadığından... muhatap adresten ayrılmış...Teb Kanunu 21. md göre tebliğ evrakı ... mah. muhtarı...imzasına tebliğ edildi. verildi Düzenlenen 2 nolu haber kağıdı adresteki kapıya yapıştırıldı. 24.11.2015'' kaydı ile tebliğ işleminin tamamlanmış olduğu görülmektedir.</i></p>

<p><i>Bu durumda, yukarıda belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 2l/2. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğu belirtilerek bu adrese TK'nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılacağına dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunlu olup; tebligatı çıkaran mercii tarafından söz konusu şerh verilmeden dağıtıcı tarafından TK'nun 21/2. maddesine göre tebliğ işlemi yapılamayacağı açıktır. Şikayete konu ödeme emri tebliğ evrakı üzerinde; tebligat mazbatasını çıkaran mercii tarafından TK'nun 23/1-8. ve Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği anlaşılmakta olup; dağıtıcının kendiliğinden ödeme emri tebliğ işlemini TK'nun 21/2. maddesi uyarınca yapması yukarıda değinilen yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırıdır. Bu nedenle, sözü edilen tebligatın usulüne uygun yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.</i></p>

<p><i>Öte yandan, usule aykırı tebliğin hükmü ise; Tebligat Kanunu'nun 32. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan maddelerde, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir.</i></p>

<p><i>O halde, mahkemece, şikayetin kabulü ile borçlunun usulsüz tebligattan haberdar olduğunu beyan ettiği ''07.01.2016'' tarihinin tebliğ tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.</i></p>

<p>· <strong>Aynı konutta oturan kişilere tebligat:</strong></p>

<p>Tebligat Kanunu md16 ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik çerçevesinde, muhatabın adreste bulunmaması halinde ikincil bir tebliğ usulüdür. Bu kapsamda memur, muhatabın adreste olmadığında, öncelikle bu yokluğun geçici olup olmadığı araştırır. Muhatabın geçici olarak o an adreste olmadığı fakat sürekli olarak o adreste oturduğu anlaşılırsa tebliğ evrakı aynı evde oturan ve görünüş itibariyle 18 yaşını doldurmuş kişiye tebliğ edilir. Bu kişilerin bulunmaması halinde tebligat kapıcı veya yönetici gibi konutla bağlantısı bulunan kişilere yapılır. Mevzuat çerçevesinde teslim edilen kişinin kimliği, muhatapla ilişkisi ve evrakı almaya ehil olduğu mazbata üzerinde açıkça yazılmalıdır. Bu şekil şartlarını karşılamayan tebligatlar usulsüz sayılır.</p>

<p><strong>Tebligat Kanunu md.16</strong>” <i>Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır</i>.”</p>

<p><strong>Tebligat Kanunu md. 23</strong> “ <i>Tebliğ bir mazbata ile tevsik edilir. Bu mazbatanın: </i></p>

<p><i>1. Tebliği çıkaran merciin adını, </i></p>

<p><i>2. Tebliği istiyen tarafın adını, soyadını ve adresini, </i></p>

<p><i>3. Tebliğ olunacak şahsın adını, soyadını ve adresini, </i></p>

<p><i>4. Tebliğin mevzuunu, </i></p>

<p><i>5. Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu,</i></p>

<p><i>6. Tebliğin nerede ve ne zaman yapıldığını, </i></p>

<p><i>7. 21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi, 8. (Ek: 11/1/2011-6099/6 md.) Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı, 9. (Değişik: 19/3/2003-4829/7 md.) Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını, İhtiva etmesi lazımdır.”</i> Hükmü gereği tebliğ işleminin nasıl yapıldığı hususu açıkça tutanakta gösterilmedir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-2025490-e-20252522-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/490 E. 2025/2522 K.</a> “</strong><i>7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23. maddesi 9. bendinde; "tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzası”nın tebliğ evrakında bulunmasının emredildiği, ''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesinin (ğ) bendinde ise ''Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun adı, soyadı, sıfatı ve imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını" içermesi gerektiğinin hüküm altına alındığı görülmüştür.</i></p>

<p><i>Somut olayda, borçlu adına TK’nın 21/2.maddesi gereğince tebliğ edilmesi şerh verilerek çıkarılan ödeme emrinin 24/07/2018 tarihinde, gösterilen adreste muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, tebliğ imkansızlığı nedeniyle taşınmış olduğundan ilgili mahalle muhtarına tebliğ edildiği, 2 nolu haber kağıdı yapıştırıldığı, şerhiyle tebliğ edildiği, tebliğ evrakı üzerinde tebliğ memurunun adı ve soyadının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile tebliğ memuruna ait bilgiler bulunmadan yapılan tebligat, yukarıda açıklanan yasa hükümlerine aykırı olup usulsüzdür.</i></p>

<p><i>Usule aykırı tebliğin hükmü ise; Tebligat Kanunu'nun 32. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53. maddelerinde düzenlenmiş olup, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, hakkındaki takipten daha evvel haberdar olduğuna dair bir delil bulunmaması halinde, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. </i></p>

<p><i>Bu durumda mahkemece, borçlunun başvurusunun süresinde olup olmadığının denetlenmesi ve borçlunun hakkındaki takibi beyan ettiği tarihten daha evvel öğrendiği tespit edilemez ise işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.</i></p>

<p><strong>Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 30.madde</strong><i> “ </i><i>Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.”</i></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-2020825-e-20201370-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2020/825 E. 2020/1370 K</strong>.</a> “<i>Somut olayın incelenmesinde; istemin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının davacının yüzüne karşı 29.08.2019 tarihinde verildiği, 09.09.2019 tarihinde süre tutum dilekçesinin yasal 10 günlük süre içerisinde sunulduğu, gerekçeli istinaf dilekçesinin ise verilmediği görülmekle beraber, mahkemenin gerekçeli kararının davacıya tebliğine ilişkin tebligat mazbatasının incelenmesinde; muhatabın o anda adres dışında olduğu bilgisini veren ve haber verilen komşunun adı ve soyadının tebliğ mazbatasında mevcut olmadığı anlaşıldığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince tebliğ işleminin usulsüz olduğu, davacının temyiz dilekçesinde yerel mahkeme kararının usulsüz tebliğ edildiğini bu nedele karardan haberdar olmadığını ve esasa ilişkin temyiz itirazlarını ileri sürerek kararın bozulmasını talep ettiği görülmektedir.</i></p>

<p><i>Hal böyle olunca; istinaf talep eden borçluya gerekçeli kararın tebliğine ilişkin işleminin usulsüz olduğu, dolayısıyla gerekçeli istinaf dilekçesini sunamadığı, bölge adliye mahkemesince kamu düzeniyle sınırlı inceleme yapıldığı görülmekle, gerekçeli kararın borçluya usulüne uygun tebliğ edilerek, verilmesi halinde gerekçeli istinaf dilekçesine göre inceleme yapılması için bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.”</i></p>

<p><strong>Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 31.madde</strong> “ <i>Tebliğ memuru;</i></p>

<p><i>a) Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları,</i></p>

<p><i>b) Muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin tebellüğden kaçınması,</i></p>

<p><i>c) Muhatap, gösterilen adreste hiç oturmamış veya bu adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine bu husus meşruhat verilerek çıkarılması,</i></p>

<p><i>hallerinden biri gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder. Tebliğ memuru, ek-1’de yer alan (2) numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır. (a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir.</i></p>

<p><i>(2) Birinci fıkranın (c) bendi gereğince yapılacak tebligatlarda tebliğ memurunca 30 uncu maddeye göre araştırma yapılmaz.”</i></p>

<p>· <strong>Muhatabın iş yerine/tüzel kişilere tebligat:</strong></p>

<p>Ayrıca muhatabın iş yeri adresi, bilinen son adres niteliğini taşıyor ise, yine tebliğ öncelikli olarak bu adrese yapılabilir. Tebliğ memuru iş yerine gittiğinde , muhatap iş yerinde bulunmazsa, iş yeri yetkilisi, çalışanı veya evrakı muhataba ulaştırabilecek durumda olan yetkili kişi bulunuyorsa; bu kişilere tebligat yapabilir. Fakat yukarıda bahsedilen hususların tamamının tebliğ mazbatasında açıkça yazılması gereklidir. Şayet tebliğ memuru iş yerine muhataba ulaşamaz ve tebliğ edecek yetkili kimse de bulamaz ise bu durumu da açıkça tebliğ mazbatasına yazar. Eğer iş yeri terk edilmiş veya kapanmış vaziyette ise ve fiilen tebligat mümkün değil ise bu durumda adresin terk edildiği kabul edilerek Mernis adresine yönelme ve T.K. 21/2 kapsamında muhtara teslim veya kapıya yapıştırma usulü ile tebligat yoluna gidilir.</p>

<p><strong>Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik md.21</strong><i>” </i><i> Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.</i></p>

<p><i>(2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir.</i></p>

<p><i>(3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.</i><i>”</i></p>

<p>· <strong>Vekile yapılması zorunlu tebligat:</strong></p>

<p>Bir icra dosyasında taraf kendini bir vekil ile temsil ediyorsa, tebligat Tebligat Kanunu md.11 gereği kural olarak vekile yapılır. Bu kural kamu düzenine ilişkin olup, vekile tebligat zorunluluğu bulunan dosyalarda borçlu asile tebligat yapılması halinde işbu tebligat usulsüz sayılacaktır.</p>

<p>İstisna olarak ıslah, yemine davet gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin ve bizzat taraf iradesinin önemli olduğu hususlarda asile tebligat yapılması gerekir.</p>

<p>Bir diğer ve önemli istisna ise nafaka dosyalarındadır<strong>. <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20254488-e-20255031-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/4488 E. 2025/5031 K. Sayılı ilamı</a></strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20254488-e-20255031-k-sayili-karari" rel="dofollow"> </a>ile <i>“ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.04.2005 tarihli ve 2005/17-7 Esas 2005/37 sayılı kararında belirtildiği üzere 5358 sayılı Kanunla değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 344.maddesinde düzenlenen ve şikayete tabi bulunan nafaka hükmüne uymama suçunun oluşması için nafaka ödemesinin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanması, aylık nafaka tahsili için icra takibine başlanılması ve icra emrinin borçluya/sanığa tebliğ edilmiş olması gerektiği….” </i>Hüküm kurulmuş olup, nafaka dosyalarında borçlunun ceza alması için borçlu asile tebligat yapılması gerektiği hususunda karar verilmiştir.</p>

<p>· <strong>Er/Erbaş ve Diğer Askeri Kişilere tebligat:</strong></p>

<p><strong>Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik </strong></p>

<p><strong>MADDE 22</strong> – (1) <i>Er ve erbaşlara yapılacak tebliğ, kıta komutanı ve kurum amiri gibi en yakın üste yapılır.</i></p>

<p>· <i>(2) Nöbetçi amiri veya subayı, tebliğ memurunun en yakın üste tebliğ yapmasını temin eder.</i></p>

<p><strong>MADDE 23</strong> – (1) <i>22 nci maddenin kapsamı dışında kalan askeri şahıslara, birlik veya kurumda tebligat yapılması gerektiğinde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Muhatap bu kişiler tarafından derhal bulundurulamaz veya tebellüğden kaçınırsa ya da diğer bir sebeple tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğ o nöbetçi amiri veya subayına yapılır.</i></p>

<p><strong>MADDE 24</strong> – (1<i>) Sefer halinde olan birlik veya kuruma mensup askeri şahıslara tebligat, bağlı bulundukları Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları aracılığıyla yapılır.</i></p>

<p><i>(2) Tebligatı, kıta komutanı, kurum amiri gibi en yakın üst yapar.</i></p>

<p>· <strong>Elektronik Tebligat:</strong></p>

<p>Elektronik tebligat, 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a ‘da düzenlenmiş olup, Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi ( UETS ) üzerinden muhatabın elektronik adresine yapılan ve ulaştığı tarihi izleyen 5. Günün sonunda tebliğ edilmiş sayılan bir tebligat türüdür.</p>

<p><strong>Tebligat Kanunu md.7/a :”</strong><i>Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.</i></p>

<p><i>1. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar.</i></p>

<p><i>2. 5018 sayılı Kanunda tanımlanan mahallî idareler. </i></p>

<p><i>3. Özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan fonlar ve kefalet sandıkları. </i></p>

<p><i>4. Kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri. </i></p>

<p><i>5. Sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklar.</i></p>

<p><i>6. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları. </i></p>

<p><i>7. Kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri. </i></p>

<p><i>8. Noterler. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>9. Baro levhasına yazılı avukatlar. </i></p>

<p><i>10. Sicile kayıtlı arabulucular ve bilirkişiler. </i></p>

<p><i>11. İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim. Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu Kanun uyarınca yapılan elektronik tebligat işlemleri, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yürütülür. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, sistemin güvenliğini ve bu sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri alır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”</i></p>

<p>Buna göre, tebligatın sisteme düşmesi ile birlikte muhataba bildirim yapılmış sayılır ve 5 günlük süre sonunda tebliğ sonucu doğar. Usulsüzlük halleri ise özellikle yanlış kişiye tebligat, yanlış UETS adresine tebligat, elektronik tebligat adresi bulunan tarafa normal tebligat yapılması ve sistemden kaynaklanan bazı aksaklıklar sayılabilir.</p>

<p>· <strong>Usulsüz tebligat şikayeti :</strong></p>

<p>Usulsüz tebligat şikayet; icra dosyalarında 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’na aykırı şekilde tebligat yapıldığı iddiası ile başvurulan hukuki yoldur. Şikayet İcra ve İflas Kanunu kapsamında icra hukuk mahkemesine öğrenme tarihinden itibaren 7 gün içerisinde yapılır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mert-can-faful" title="Av. Mert Can FAFUL"><img alt="Av. Mert Can FAFUL" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/09/mert-can-faful.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mert-can-faful" title="Av. Mert Can FAFUL">Av. Mert Can FAFUL</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/icra-dosyalari-cercevesinde-usulsuz-tebligat-halleri-1</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/icra-dosyasad1adaaasadf1assaas.jpg" type="image/jpeg" length="23773"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara Üniversitesi Bütünleşik Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ankara-universitesi-butunlesik-teknolojiler-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ankara-universitesi-butunlesik-teknolojiler-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Üniversitesi Bütünleşik Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, 13 Haziran 2026 Tarihli ve 33279 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ankara Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>ANKARA ÜNİVERSİTESİ BÜTÜNLEŞİK TEKNOLOJİLER UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Ankara Üniversitesi Bütünleşik Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, Ankara Üniversitesi Bütünleşik Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>b) Merkez (BÜTAM): Ankara Üniversitesi Bütünleşik Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>c) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>ç) Rektör: Ankara Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>d) Üniversite: Ankara Üniversitesini,</p>

<p>e) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Amaçları ve Faaliyet Alanları</p>

<p><strong>Merkezin amaçları</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Merkezin amaçları şunlardır:</p>

<p>a) Türkiye’nin bilimsel-teknolojik kapasitesini ileri düzey araştırmalarla birleştirerek, özellikle sağlık, çevre, adli bilimler, nanoteknoloji ve biyoteknoloji gibi öncelikli alanlarda yüksek katma değerli ürün, patent, ticari test altyapısı, malzeme, sistem ve süreçlerin geliştirilmesini desteklemek.</p>

<p>b) Üniversite bünyesindeki ve ülke genelindeki araştırmacılara; nitelikli insan kaynağı, gelişmiş araştırma altyapısı ve çok disiplinli proje geliştirme ortamı sağlayarak disiplinler arası iş birliklerini teşvik etmek.</p>

<p>c) Merkezde kalite güvence sistemini oluşturmak.</p>

<p>ç) Kamu, özel sektör, üniversiteler, araştırma merkezleri ve teknoparklar ile birlikte çalışarak; ileri analiz, test ve karakterizasyon hizmetleri sunmak, bilimsel danışmanlık sağlamak ve uygulamaya yönelik çözümler geliştirmek.</p>

<p>d) Geliştirilen teknolojilerin ulusal ihtiyaçlara uyarlanmasını sağlamak, patent başvurularını teşvik etmek ve sonuçların sanayiye aktarılmasını kolaylaştırmak.</p>

<p>e) Merkez altyapısının sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla ulusal ve uluslararası destekli projeler üretmek, döner sermaye hizmetlerini çeşitlendirmek ve gelir kaynaklarını güçlendirmek.</p>

<p>f) Ülkemizin karşı karşıya olduğu sağlık, çevre kirliliği, kriminal olaylara yönelik çözüm odaklı bilimsel araştırmalar yaparak, bu alanlarda bilgi üretimini ve teknolojik dönüşümü desteklemek.</p>

<p>g) Merkez bünyesinde yürütülecek faaliyetlerle birlikte lisans, yüksek lisans, doktora ve doktora sonrası araştırmacılara uygulamalı araştırma ortamı sunmak ve genç araştırmacıların yetkinlik kazanmasını sağlamak.</p>

<p>ğ) Merkezin yapısını daha işlevsel, sürdürebilir ve görünür kılmak.</p>

<p><strong>Merkezin faaliyet alanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Merkezin faaliyet alanları şunlardır:</p>

<p>a) Sağlık, çevre, adli bilimler, biyoteknoloji ve nanoteknoloji başta olmak üzere öncelikli araştırma alanlarında çok disiplinli Ar-Ge çalışmalarına imkân sağlayan ileri düzey laboratuvar altyapıları oluşturmak ve bu altyapıların etkin kullanımını sağlamak.</p>

<p>b) Ulusal ve uluslararası bilimsel iş birlikleri geliştirerek ortak araştırma projeleri yürütmek, çok taraflı iş birlikleri için zemin hazırlamak, bilimsel toplantılar, çalıştaylar, kongreler ve eğitim organizasyonları düzenlemek veya bu tür etkinliklere katılım sağlamak.</p>

<p>c) Akademik, kamusal ve endüstriyel paydaşlara yönelik test, ölçüm, karakterizasyon, validasyon ve danışmanlık hizmetleri sunmak; bu hizmetlerin etkin ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesi için gerekli teknik ve idari koordinasyonu sağlamak.</p>

<p>ç) Yıllık performansını, her yılın ocak ayının son gününde, bir önceki yıla ait olacak şekilde, yayınlayacağı aktivite raporu, broşür ve kitapçıklarla, ülke genelinde kamuoyuna duyurmak.</p>

<p>d) Kamu kurum ve kuruluşları, sanayi ve üçüncü şahısların analiz, test ve hizmet taleplerini, sertifika ve kurs programlarını ilgili mevzuat hükümleri kapsamında gerçekleştirmek.</p>

<p>e) Merkezdeki mevcut cihazların tanıtılmasına, kullanım amacına, bu cihazlarla hangi tür araştırmaların veya analizlerin yapılabileceğine dair araştırmacıların gelişimine yönelik kurslar, programlar ve eğitimler düzenlemek; belge, sertifika ve katılım belgesi vermek.</p>

<p>f) Bilimsel görüş bildirmek, danışmanlık ve benzeri hizmetler yapmak, ayrıca bu hizmetlere ilişkin raporlar düzenlemek.</p>

<p>g) Türkiye'nin sahip olduğu araştırma potansiyelini yüksek teknolojiye dayalı yenilikçi ürün, sistem ve süreçlerin geliştirilmesine yönlendirmek amacıyla, farklı disiplinlerden uzmanlıkların bir araya geldiği projeler geliştirmek ve yürütmek.</p>

<p>ğ) İleri teknolojiler alanındaki araştırmalar için ulusal ve uluslararası finansman kaynaklarının etkin şekilde kullanımını sağlayacak proje başvuruları hazırlamak ve dış destekli araştırmalar yürütmek.</p>

<p>h) Araştırma çıktılarının somut toplumsal faydaya dönüşmesi amacıyla teknoloji transferi süreçlerini desteklemek; geliştirilen yenilikçi yöntem, sistem ve ürünlerin fikri sınai mülkiyet haklarının (patent, faydalı model ve benzeri) tescillenmesine yönelik çalışmalar yapmak.</p>

<p>ı) Merkezin bilimsel çıktılarını görünür kılmak amacıyla hakemli dergilerde makale yayımlanmasına destek olmak, kitaplar hazırlamak, ulusal ve uluslararası yayın platformlarında aktif rol almak.</p>

<p>i) Lisansüstü öğrenciler başta olmak üzere araştırmacıların uzmanlık kazanmasını destekleyen teorik ve uygulamalı eğitim programlarını desteklemek; laboratuvar içi staj ve araştırma faaliyetlerine ev sahipliği yapmak.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Yönetim Organları ve Görevleri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Merkezin yönetim organları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Müdür; Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversite öğretim üyeleri arasından Rektör tarafından iki yıl için görevlendirilir. Süresi sona eren Müdür, aynı usulle yeniden görevlendirilebilir veya süresinden önce görevden alınabilir.</p>

<p>(2) Müdüre çalışmalarında yardımcı olmak üzere, Üniversite öğretim elemanları arasından iki kişi Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından müdür yardımcısı olarak görevlendirilir. Müdürün görevi sona erdiğinde müdür yardımcılarının da görevi sona erer. Müdür yardımcıları Müdürün verdiği görevleri yaparlar ve oy hakları olmaksızın Yönetim Kurulu toplantılarına katılırlar.</p>

<p><strong>Müdürün görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Müdürün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezi temsil etmek ve Merkezin çalışmalarının yürütülmesini sağlamak.</p>

<p>b) Yönetim Kuruluna başkanlık etmek, Yönetim Kurulu kararları ile çalışma programını uygulamak ve Merkezin düzenli çalışmasını sağlamak.</p>

<p>c) Her faaliyet dönemi sonunda, Merkez faaliyet raporunu hazırlamak ve Yönetim Kurulunun onayını aldıktan sonra Rektöre sunmak.</p>

<p>ç) Etkinliklerin uygun yerlerde ilanını sağlamak.</p>

<p>d) Merkezin görevleriyle ilgili etkinliklere katılmak.</p>

<p>e) Merkezin personel ihtiyaçlarını gerekçesiyle birlikte Rektöre bildirmek.</p>

<p>f) Merkezin araştırma stratejisini ve önceliklerini belirleyerek Yönetim Kuruluna sunmak.</p>

<p>g) Merkezin araştırma altyapısının geliştirilmesi ve güncel tutulması için gerekli girişimlerde bulunmak.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yönetim Kurulu, Müdür ve Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları bulunan Üniversite öğretim elemanları arasından Rektör tarafından iki yıllık süre için görevlendirilen altı üye olmak üzere toplam yedi üyeden oluşur.</p>

<p>(2) Görev süresi biten üyeler yeniden görevlendirilebilir veya süresinden önce görevden alınabilir. Süresi bitmeden ayrılan üyenin yerine kalan süreyi tamamlamak üzere aynı usulle yeni üye görevlendirilir.</p>

<p>(3) Yönetim Kurulu, yılda en az bir kez Müdürün başkanlığında, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır. Oyların eşitliği durumunda Müdürün oyu yönünde karar alınmış sayılır.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin uygulamaları ile ilgili kararlar almak.</p>

<p>b) Merkezin genel strateji ve politikalarını oluşturmak, düzenlenecek programlarla ilgili faaliyetlerin koordinasyonunu ve değerlendirmesini yapmak.</p>

<p>c) Merkezin faaliyetlerini gözden geçirmek ve ilgili konularda gerekli kararları almak.</p>

<p>ç) Merkezin vereceği hizmetleri ve yapacağı tüm etkinlikleri tespit etmek ve planlamak.</p>

<p>d) Merkezin gelişmesi için gerekli bilimsel, teknolojik ve idari tedbirleri almak.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Danışma Kurulu; Müdürün başkanlığında Merkezin faaliyet alanlarında deneyimli, Üniversitenin veya ulusal ve uluslararası üniversitelerin öğretim üyeleri ile ilgili kurum ve kuruluşlardaki uzman kişiler arasından Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından iki yıllık süre için görevlendirilen üyelerle birlikte toplam on kişiden oluşur.</p>

<p>(2) Danışma Kurulu, Yönetim Kurulunun gerekli gördüğü hallerde yılda en az bir kez olmak üzere Müdür tarafından belirlenen bir tarihte toplanır. Toplantı yapmak için çoğunluk koşulu aranmaz.</p>

<p>(3) Danışma Kurulunun görevi; Merkezin çalışmaları hakkında görüş ve önerilerde bulunmaktır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Personel ihtiyacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca Rektör tarafından görevlendirilen personel tarafından karşılanır.</p>

<p><strong>Harcama yetkilisi</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Merkezin harcama yetkilisi Müdürdür.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Ankara Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ankara-universitesi-butunlesik-teknolojiler-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="57787"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="71215"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="96957"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="82047"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="57944"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="79637"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="95836"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="34358"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54206"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="49900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="45649"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="39507"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="25014"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="83990"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="47510"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="87164"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="39559"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="66925"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="50675"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="35941"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
