<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 04 May 2026 14:06:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şüpheli veya Sanığın Yalanı Karşısında Müdafinin Konumu: Müdafi Adlî Müzevir midir?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/supheli-veya-sanigin-yalani-karsisinda-mudafinin-konumu-mudafi-adli-muzevir-midir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/supheli-veya-sanigin-yalani-karsisinda-mudafinin-konumu-mudafi-adli-muzevir-midir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong><i>Merhume Ceren Damar hocamızın anısına </i></strong></p>

<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde şüpheli veya sanığın yalan söylemesi ile müdafinin yalan söylemesi aynı hukuki, etik ve psikolojik düzlemde değerlendirilemez. Şüpheli veya sanık, devletin cezalandırma kudreti karşısında suç isnadı altında bulunan kişidir. Bu nedenle ona isnadın esası bakımından gerçeği söyleme yükümlülüğü yüklenemez. Susma hakkı ve kendisini suçlamaya zorlanamama ilkesi, şüpheli veya sanığın kendi mahkûmiyetine aktif biçimde katkı sunmaya mecbur bırakılamayacağını ifade eder. Bu nedenle şüpheli veya sanığın kendisini kurtarmaya yönelik gerçeğe aykırı savunma beyanı, kural olarak ayrıca cezalandırılmaz.</p>

<p>Ancak bu durum, yalanın hukuk düzenince değer olarak korunduğu veya şüpheli ya da sanığa pozitif anlamda bir “yalan söyleme hakkı” tanındığı anlamına gelmez. Korunan şey yalan değil; savunma özgürlüğü, kendini suçlamama ilkesi, ispat yükünün iddia makamında kalması ve ceza muhakemesinin ikrar üretme mekanizmasına dönüşmemesidir.</p>

<p>Müdafi ise aynı konumda değildir. Müdafi, suç isnadı altında bulunan kişi değil; savunma makamının mesleki ve kurumsal aktörüdür. Bu nedenle şüpheli veya sanığa tanınan kendini koruma alanı müdafiye aynen taşınamaz. Müdafi, şüpheli veya sanığın sırrını korur; onu kendi aleyhine konuşmaya zorlamaz; iddia makamının ispat yükünü denetler; delillerin hukuka uygunluğunu ve güvenilirliğini tartışır. Fakat doğru olmadığını bildiği bir olay örgüsünü adli makamlara gerçek diye sunamaz.</p>

<p>Bu makalenin temel tezi şudur: <strong>Müdafi, şüpheli veya sanığın yalanını açıklamak zorunda değildir; fakat o yalanın avukatı da olamaz.</strong> Müdafi sırrı korur, susma hakkını savunur, ispat yükünü iddia makamında tutar; ancak yalanı sahiplenmez, sahte hakikat üretmez, delil uydurmaz, tanığı yönlendirmez ve adli makamları bilerek yanıltmaz.</p>

<p><strong>I. Giriş: Savunmanın En Zor Sorusu</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde bazı sorular vardır; kanun maddelerinden önce mesleğin vicdanına gelir. “Yalan söyleyen şüpheli veya sanık karşısında müdafi ne yapmalıdır?” sorusu da bunlardan biridir. Bu soru, ilk bakışta basitmiş gibi görünür. Müdafi yalan söylememelidir. Adli makamları yanıltmamalıdır. Sahte delil üretmemelidir. Tanığı yönlendirmemelidir. Şüpheli veya sanığa uydurulmuş bir olay örgüsü öğretmemelidir.</p>

<p>Fakat mesele burada bitmez. Çünkü müdafi, şüpheli veya sanığın karşısında ahlak öğretmeni olarak değil, savunma makamının temsilcisi olarak bulunur. Onun sırrını öğrenir. Korkusunu, paniğini, inkârını, çelişkisini, kaçış refleksini, utancını, öfkesini, bazen de yalanını görür. Fakat bu gördüğü şeyi hemen soruşturma veya kovuşturma makamlarına taşıyamaz. Müdafi, şüpheli veya sanığın sırrını açıklamakla değil, savunma hakkını korumakla görevlidir.</p>

<p>Tam bu nedenle sorun iki uç arasında sıkışır.</p>

<p>Birinci uçta müdafiyi “hakikatin memuru” gibi gören anlayış vardır. Bu anlayışa göre müdafi, şüpheli veya sanığın yalan söylediğini fark ettiği anda bunu adli makamlara bildirmeli, gerçeğin ortaya çıkmasına aktif biçimde katkı sunmalıdır. Böyle bir yaklaşım, savunma sırrını, avukat-müvekkil güvenini ve savunma hakkının iç alanını yok eder.</p>

<p>İkinci uçta ise müdafiyi “sonuç alıcı kurgu teknisyeni” gibi gören anlayış vardır. Bu anlayışa göre müdafi, müvekkilini kurtaracaksa yalanı da stratejiye dönüştürebilir; şüpheli veya sanığın anlattığı gerçek dışı hikâyeyi hukuki dile çevirip soruşturma veya kovuşturma makamlarına sunabilir. Böyle bir yaklaşım ise savunmayı meşru bir hak arama faaliyeti olmaktan çıkarır; muhakemenin içine bilinçli bir sahte gerçeklik sokar. Oysa müdafinin doğru konumu bu iki uçtan da ayrıdır. Müdafi, şüpheli veya sanığı ele veren kişi değildir. Fakat onun yalanını savunmanın hakikat iddiasına dönüştüren kişi de değildir. Bu yüzden meselenin en kısa formülü şudur: <strong>Müdafi, şüpheli veya sanığın yalanını açıklamaz; fakat o yalanın avukatı da olmaz.</strong></p>

<p><strong>II. Şüpheli veya Sanığın Yalanı: Hak Değil, Cezalandırılmayan Savunma Alanı</strong></p>

<p>Şüpheli veya sanığın yalan söylemesi meselesinde ilk yapılması gereken şey, kavramı doğru kurmaktır. Şüpheli veya sanığın yalan söylemesinin kural olarak cezalandırılmaması, ona pozitif anlamda bir “yalan söyleme hakkı” tanındığı anlamına gelmez. Hukuk düzeni yalanı bir değer olarak korumaz. Yalan, ahlaki bakımdan sorunlu bir davranıştır. Fakat ceza muhakemesinde şüpheli veya sanığın konumu farklıdır. Şüpheli veya sanık, devletin cezalandırma kudreti karşısında suç isnadı altında bulunan kişidir. Bu nedenle ona “kendi aleyhine gerçeği söyleme” yükümlülüğü yüklenemez.</p>

<p>Şüpheli veya sanık susabilir. İsnadı reddedebilir. Kendisini suçlamaya zorlanamaz. Bu güvenceler, onun mahkûmiyetine aktif biçimde katkı sunmak zorunda olmadığını ifade eder. Bu nedenle şüpheli veya sanığın “ben yapmadım”, “orada değildim”, “hatırlamıyorum”, “olay böyle olmadı” şeklindeki gerçeğe aykırı savunma beyanları, kural olarak ayrıca cezalandırılmaz. Burada korunan şey yalan değildir; korunan şey, suç isnadı altındaki kişinin devlet karşısında kendisini suçlamaya zorlanamamasıdır.</p>

<p>Bu ayrım çok önemlidir. Çünkü “şüpheli veya sanığın yalan söyleme hakkı vardır” cümlesi meseleyi kabalaştırır. Daha doğru cümle şudur: <strong>Şüpheli veya sanığın yalanı hak değildir; fakat isnadın esası bakımından gerçeği söylemeye zorlanamayan kişinin kendini kurtarmaya yönelik gerçeğe aykırı beyanı, belirli sınırlar içinde cezalandırılmaz.</strong></p>

<p>Burada yalanın ahlaken onaylanması değil, ceza muhakemesinin güç dengesi söz konusudur. Devlet soruşturma gücüne, kolluk mekanizmasına, delil toplama imkânına, tutuklama talep etme kudretine ve isnadı kurma avantajına sahiptir. Şüpheli veya sanık ise çoğu zaman bu güç karşısında korku, bilgisizlik, panik ve yalnızlık içindedir. Onu gerçeği söylemeye zorlamak, muhakemeyi hak arama süreci olmaktan çıkarıp ikrar üretme düzenine dönüştürür. Bu nedenle şüpheli veya sanığın cezalandırılmayan yalanı, yalanın hukukileştirilmesi değil; kendini suçlamama alanının dolaylı sonucudur.</p>

<p><strong>III. Şüpheli veya Sanığın Yalanına Neden İmkân Tanınır?</strong></p>

<p>Şüpheli veya sanığın isnadın esasına ilişkin gerçeğe aykırı beyanda bulunmasının kural olarak cezalandırılmaması, ilk bakışta hukuk düzeninin yalanı hoş gördüğü izlenimini verebilir. Oysa burada korunan şey yalan değildir. Korunan şey, suç isnadı altındaki kişinin devlet karşısında kendisini suçlamaya zorlanamamasıdır.</p>

<p>Ceza muhakemesinde şüpheli veya sanık, sıradan bir konuşmacı değildir. Devletin cezalandırma kudretiyle karşı karşıya bulunan, özgürlüğü, itibarı, geleceği ve toplumsal varlığı tehdit altında olan kişidir. Böyle bir kişiden, kendi mahkûmiyetine katkı sunacak şekilde gerçeği söylemesini beklemek, onu muhakemenin öznesi olmaktan çıkarıp ikrar aracına dönüştürür. Bu nedenle şüpheli veya sanığın yalanına tanınan alan, yalanın ahlaki değeriyle değil, ceza muhakemesindeki güç asimetrisiyle ilgilidir.</p>

<p><strong>1. Kendini suçlamama ilkesinin doğal sonucu</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri, kişinin kendi aleyhine delil üretmeye veya kendisini suçlamaya zorlanamamasıdır. Bu ilke, yalnızca susma hakkını değil, aynı zamanda şüpheli veya sanığın mahkûmiyetine aktif katkı sunmaya mecbur bırakılamayacağını da ifade eder. Eğer hukuk düzeni şüpheli veya sanığa “ya gerçeği söyle ya da ayrıca cezalandırılırsın” derse, susma hakkı biçimsel olarak var görünse bile fiilen zayıflar. Çünkü kişi susmadığı anda, beyanının doğruluğu üzerinden yeni bir cezalandırma tehdidiyle karşı karşıya kalır.</p>

<p>Bu da onu iki baskı arasında bırakır: Ya susacak ve susması aleyhine psikolojik olarak yorumlanacaktır ya da konuşacak ve söylediği şeyin yalan olduğu iddiasıyla ayrıca cezalandırılma riski yaşayacaktır. Bu durumda ifade ve sorgu, özgür savunma alanı olmaktan çıkar; gerçeği söylemeye zorlayan dolaylı bir baskı mekanizmasına dönüşür. Bu yüzden şüpheli veya sanığın isnadın esasına ilişkin yalanının kural olarak cezalandırılmaması, susma hakkının ve kendini suçlamama ilkesinin doğal uzantısıdır.</p>

<p><strong>2. Devlet karşısındaki güç asimetrisini dengeleme ihtiyacı</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde taraflar gerçekte eşit güçte değildir. Devletin kolluğu, savcılığı, teknik takip imkânları, arama-el koyma yetkileri, bilirkişi mekanizmaları, tutuklama talep etme ve dosya kurma avantajı vardır. Şüpheli veya sanık ise çoğu zaman yalnız, korkmuş, bilgisiz ve baskı altındadır. Bu nedenle ceza muhakemesi şüpheli veya sanığa bazı koruma alanları tanır. Susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı, hukuka aykırı delil yasağı, ispat yükünün iddia makamında olması ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi bu asimetrinin dengelenmesi için vardır.</p>

<p>Şüpheli veya sanığın gerçeği söylemeye zorlanmaması da bu dengelemenin parçasıdır. Çünkü devlet, maddi gerçeği şüpheli veya sanığın ağzından zorla almak yerine, hukuka uygun delillerle ispatlamak zorundadır. Burada temel ilke şudur: <strong>Ceza muhakemesinde mahkûmiyet, şüpheli veya sanığın kendi aleyhine dürüst davranmasına değil, iddia makamının hukuka uygun ispatına dayanmalıdır.</strong></p>

<p><strong>3. İkrar merkezli ceza muhakemesini önleme amacı</strong></p>

<p>Şüpheli veya sanığın yalanının cezalandırılmamasının bir diğer nedeni, ceza muhakemesinin ikrar merkezli bir yapıya dönüşmesini önlemektir. Eğer şüpheli veya sanık, isnadın esasına ilişkin her gerçeğe aykırı beyanı nedeniyle ayrıca cezalandırılacak olsaydı, sistem onu fiilen doğruyu söylemeye zorlamış olurdu. Bu da soruşturma ve kovuşturma makamlarını delil toplamak yerine ikrar almaya yöneltebilirdi.</p>

<p>Oysa modern ceza muhakemesinde amaç, kişiyi konuşturmak değil, isnadı hukuka uygun delillerle ispatlamaktır. İkrar delil olabilir; fakat muhakemenin merkezi olmamalıdır. Çünkü ikrar, baskı, korku, yorgunluk, yanlış yönlendirme, pişmanlık beklentisi veya stratejik hesapla şekillenebilir. Bu nedenle şüpheli veya sanığın yalanına tanınan alan, devletin “doğruyu söyle” baskısıyla ikrar üretmesini sınırlayan bir güvencedir.</p>

<p><strong>4. Savunma özgürlüğünü koruma amacı</strong></p>

<p>Savunma yalnızca teknik bir cevap verme faaliyeti değildir. Savunma, suç isnadı altındaki kişinin kendisini koruma imkânıdır. Bu imkân, yalnızca doğru konuşma zorunluluğuyla sınırlandırılırsa, savunma özgürlüğü daralır.</p>

<p>Şüpheli veya sanık, olayları kendi lehine yorumlayabilir, bazı hususları hatırlamadığını söyleyebilir, isnadı reddedebilir, susabilir, kendi psikolojik konumu içinden eksik veya çelişkili konuşabilir. Bu alanın tamamen cezalandırma tehdidi altına alınması, savunmayı özgür olmaktan çıkarır. Burada hukuk düzeni şu gerçeği kabul eder: Suç isnadı altında bulunan kişi, her zaman soğukkanlı, rasyonel, dürüst ve tam açıklık içinde davranmayabilir. Korkabilir. Kendini korumaya çalışabilir. Panikleyebilir. Gerçeği çarpıtabilir. Hukuk bu davranışı ahlaken onaylamaz; fakat onu ayrıca cezalandırarak savunma hakkını boğmak istemez. Bu nedenle şüpheli veya sanığın yalanına imkân tanınmasının temelinde, savunma özgürlüğünün gerçekçi biçimde korunması vardır.</p>

<p><strong>5. İspat yükünün iddia makamında kalmasını sağlama amacı</strong></p>

<p>Şüpheli veya sanığın yalanının cezalandırılmaması, ispat yükünün iddia makamında kalmasını sağlar. Ceza muhakemesinde şüpheli veya sanık masumiyetini ispatlamak zorunda değildir. İddia makamı suçun işlendiğini, failin kim olduğunu, hukuka uygun delillerle ve mahkûmiyete yeter kesinlikle ortaya koymak zorundadır.</p>

<p>Eğer şüpheli veya sanığın yalanı cezalandırılsaydı, sistem fiilen şu noktaya kayardı: “Sanık doğruyu söylemek zorundadır; söylemezse ayrıca cezalandırılır.” Bu durumda sanık, yalnız isnada karşı değil, kendi beyanının doğruluğunu ispat baskısına karşı da savunma yapmak zorunda kalırdı. Böyle bir yapı, ispat yükünü dolaylı biçimde sanığa taşır. Oysa doğru ilke şudur: <strong>Şüpheli veya sanığın yalanı mahkûmiyetin yerine geçmez; iddianın ispat eksikliğini de gidermez.</strong> Şüpheli veya sanık yalan söylemiş olabilir. Fakat bu tek başına suçun sabit olduğu anlamına gelmez. Mahkûmiyet hâlâ hukuka uygun, güvenilir ve tartışılmış delillere dayanmak zorundadır.</p>

<p><strong>6. Yalanın cezalandırılmaması ile yalanın hak sayılması arasındaki fark</strong></p>

<p>Burada en önemli ayrım şudur: <strong>Şüpheli veya sanığın yalanının cezalandırılmaması, yalanın hak olduğu anlamına gelmez.</strong></p>

<p>Hukuk düzeni yalanı ahlaki veya hukuki bir değer olarak korumaz. Korunan şey, suç isnadı altındaki kişinin kendisini suçlamaya zorlanamaması, savunma özgürlüğü, ispat yükünün iddia makamında kalması ve ikrar merkezli muhakeme riskinin önlenmesidir. Bu nedenle “sanığın yalan söyleme hakkı vardır” demek yerine şu ifade daha isabetlidir: <strong>Şüpheli veya sanığın gerçeği söyleme yükümlülüğü yoktur; isnadın esası bakımından gerçeğe aykırı savunma beyanı da kural olarak ayrıca cezalandırılmaz.</strong> Bu formül, hem yalanı hak mertebesine çıkarmaz hem de savunma hakkının gerçek koruma alanını daraltmaz.</p>

<p><strong>7. Müdafi bakımından sonuç</strong></p>

<p>Şüpheli veya sanığın yalanına imkân tanınmasının nedeni, onun devlet karşısındaki korunma ihtiyacıdır. Müdafi ise bu korunma ihtiyacını hukuki zemine taşıyan mesleki aktördür. Bu nedenle şüpheli veya sanığa tanınan cezalandırılmayan yalan alanı, müdafiye yalan söyleme yetkisi vermez. Müdafi, bu alanı şöyle anlamalıdır: <strong>Şüpheli veya sanık gerçeği söylemeye zorlanamaz; müdafi ise bu zorlanamazlık alanını sahte hakikat üretme alanına dönüştüremez.</strong> Sanığın yalanına tanınan imkân, yalanın değeri için değil, özgür savunmanın değeri içindir.</p>

<p><strong>IV. Anglo-Amerikan Sistemde Şüpheli veya Sanığın Yalanı ve Müdafinin Konumu</strong></p>

<p>Anglo-Amerikan ceza muhakemesi, şüpheli veya sanığın hakikatle ilişkisini Türk ceza muhakemesinden farklı bir mimari içinde kurar. Bu sistemde temel ayrım, <strong>susma hakkı</strong> ile <strong>yeminli ifade</strong> arasındadır. Sanık susabilir; devlet onu kendi aleyhine konuşmaya zorlayamaz. Fakat sanık kendi isteğiyle tanık sandalyesine oturup yemin altında ifade vermeyi seçerse, artık yalnızca “sanık” olarak değil, aynı zamanda “tanık” olarak konuşur. Bu noktadan sonra gerçeğe aykırı beyan, savunma özgürlüğü kapsamında değil, yeminli yalan beyan alanında değerlendirilir.</p>

<p>Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü Anglo-Amerikan sistemde sanık, kendisi tanık olmayı seçmedikçe klasik anlamda çapraz sorguya tabi tutulmaz. Savunma esasen müdafi tarafından yürütülür. Sanık tanık olmayı seçerse, yemin altında konuşur ve iddia makamının çapraz sorgusuna açılır. Bu durumda yalan söylemesi artık yalnızca kendini koruma refleksi değil, mahkemenin hakikat arama sürecini yemin altında yanıltma davranışıdır. Bu nedenle Anglo-Amerikan sistemde şüpheli veya sanığın yalanına tanınan alan, esasen <strong>susma hakkı</strong> üzerinden korunur; yemin altında yalan söyleme serbestisi üzerinden değil.</p>

<p><strong>1. Susma hakkı güçlüdür; yeminli yalan korunmaz</strong></p>

<p>Anglo-Amerikan sistemin temel mantığı şudur: Kişi kendi aleyhine konuşmaya zorlanamaz. Bu nedenle sanığın susması, onun aleyhine zorlayıcı bir itiraf düzeni kurulmasını engeller. Devlet, isnadı sanığın ağzından zorla almak yerine hukuka uygun delillerle ispatlamak zorundadır. Fakat sanık konuşmayı seçtiğinde ve bunu tanık sıfatıyla, yemin altında yaptığında durum değişir. Artık mahkeme önünde hakikat iddiasında bulunan bir tanık konumuna geçer. Böyle bir durumda yalan, savunma hakkının doğal uzantısı değil, yeminli beyanın ihlali olarak görülür.</p>

<p>Bu sistem bize şu ayrımı öğretir: <strong>Sanığın susma hakkı vardır; fakat yemin altında yalan söyleme hakkı yoktur.</strong> Bu ayrım, Türk ceza muhakemesi bakımından da öğreticidir. Çünkü bizde sanık, kural olarak kendi davasında yeminli tanık gibi dinlenmez. Sanığın sorgusu ve savunması, suç isnadı altındaki kişinin kendini suçlamama alanı içinde değerlendirilir. Bu nedenle sanığın isnadın esasına ilişkin gerçeğe aykırı beyanı, Anglo-Amerikan sistemdeki yeminli tanığın yalan beyanıyla aynı kategoriye sokulamaz.</p>

<p>Ancak buradan şu sonuç da çıkmaz: Sanığın yalanı hukuk düzenince değer olarak korunmaktadır. Korunan şey yine yalan değil, kişinin kendi mahkûmiyetine aktif katkı sunmaya zorlanamamasıdır.</p>

<p><strong>2. Müdafinin konumu: Sırrı korur, fakat yalan delil sunamaz</strong></p>

<p>Anglo-Amerikan sistemde müdafinin konumu da bu ayrım üzerinden kurulur. Müdafi, müvekkilinin susma hakkını korur. İddia makamının ispat yükünü denetler. Delillerin güvenilirliğini tartışır. Müvekkilin kendi aleyhine konuşmasını engelleyebilir. Fakat planlanmış yalan tanıklığa, sahte delile veya mahkemeyi yanıltacak bir kurguya mesleki katkı sunamaz.</p>

<p>Burada müdafinin görevi iki yönlüdür. Birinci yönüyle müdafi, müvekkiline sadıktır. Onun sırrını korur. Onu kendi aleyhine konuşmaya zorlamaz. Savunma hakkını etkili biçimde kullanmasını sağlar. İkinci yönüyle müdafi, mahkemeye karşı dürüstlük yükümlülüğü altındadır. Bu dürüstlük, müvekkil aleyhine her şeyi açıklama yükümlülüğü değildir. Fakat doğru olmadığını bildiği şeyi mahkemeye gerçek diye sunmama yükümlülüğüdür. Bu nedenle Anglo-Amerikan sistemde müdafinin yalan karşısındaki tutumu, bu makalede savunulan temel formülle büyük ölçüde örtüşür: <strong>Müdafi müvekkilinin sırrını korur; fakat müvekkilinin yalanını mahkemeye taşınabilir bir hakikat hâline getirmez.</strong></p>

<p><strong>3. Planlanmış yalan tanıklık karşısında müdafinin tutumu</strong></p>

<p>Anglo-Amerikan hukukunda en tartışmalı alanlardan biri, müdafinin müvekkilinin yalan ifade vereceğini önceden bilmesi hâlidir. Bu durumda müdafinin ilk görevi, müvekkili bu davranıştan vazgeçirmeye çalışmaktır. Müvekkile yeminli yalanın hukuki ve stratejik sonuçları anlatılmalıdır. Yalan tanıklığın savunmayı güçlendirmeyeceği, aksine savunmanın güvenilirliğini çökerteceği açıklanmalıdır.</p>

<p>Müdafi müvekkiline şunu anlatmalıdır: <strong>“Susma hakkın vardır. İddia makamı isnadı ispatlamak zorundadır. Fakat yemin altında doğru olmadığını bildiğin bir anlatıyı sunarsan, bu artık savunma değil, yargılamayı yanıltma davranışıdır. Ben buna mesleki katkı sunamam.”</strong> Bu tutum, müdafinin müvekkile ihanet etmesi değildir. Çünkü müdafi müvekkilini ele vermemekte; onu daha ağır bir hukuki ve etik hatadan korumaktadır. Gerçek sadakat, bazen müvekkilin panik içindeki talebine “evet” demek değil, onu yalanın içine daha fazla sokmamaktır.</p>

<p><strong>4. Türk hukuku bakımından karşılaştırmalı sonuç</strong></p>

<p>Türk ceza muhakemesinde şüpheli veya sanığın beyanı, Anglo-Amerikan sistemdeki yeminli tanık beyanıyla aynı yapıda değildir. Bizde şüpheli veya sanık, suç isnadı altındaki kişi olarak konuşur; kendi davasında, kural olarak yeminli tanık konumuna geçmez. Bu nedenle isnadın esasına ilişkin gerçeğe aykırı savunma beyanı, kural olarak ayrıca cezalandırılmaz.</p>

<p>Bununla birlikte Anglo-Amerikan sistemin öğrettiği temel ilke Türk hukuku bakımından da değerlidir: <strong>Susma hakkı ile yalan söyleme birbirine karıştırılmamalıdır.</strong> Şüpheli veya sanığın gerçeği söylemeye zorlanamaması, müdafinin sahte hakikat üretmesine izin vermez. Sanığın cezalandırılmayan savunma yalanı, müdafinin mesleki beyanına dönüştüğü anda bambaşka bir sorun doğar. Çünkü müdafi, suç isnadı altında bulunan kişi değildir; yargılama alanında mesleki statüyle konuşan kişidir.</p>

<p>Bu nedenle karşılaştırmalı hukuk bize şu üçlü ayrımı gösterir: <strong>Şüpheli veya sanık susabilir.</strong> <strong>Şüpheli veya sanığın isnadın esasına ilişkin gerçeğe aykırı savunma beyanı, belirli sınırlar içinde ayrıca cezalandırılmayabilir.</strong> <strong>Müdafi ise doğru olmadığını bildiği bir anlatıyı adli makamlara gerçek diye sunamaz.</strong> Bu ayrım, savunma hakkı ile yalan yasağı arasındaki doğru dengeyi kurar.</p>

<p><strong>5. Makale bakımından sonuç</strong></p>

<p>Anglo-Amerikan sistemin öğretici tarafı şudur: Savunma hakkı, susma hakkı ve kendini suçlamama ilkesi üzerinden güçlü biçimde korunur; fakat bu koruma yeminli yalanı veya müdafinin mahkemeyi yanıltmasını kapsamaz. Sanığın susma hakkı vardır; yemin altında yalan söyleme hakkı yoktur. Müdafinin ise müvekkilin sırrını koruma yükümlülüğü vardır; fakat o sırrın yerine sahte hakikat üretme yetkisi yoktur.</p>

<p>Bu karşılaştırma, makalenin temel tezini güçlendirir: <strong>Şüpheli veya sanığın yalanına tanınan alan, yalanın değeri için değil, özgür savunmanın değeri içindir. Müdafi ise bu özgür savunma alanını korur; fakat onu sahte hakikat üretme alanına dönüştüremez.</strong></p>

<p><strong>V. Şüpheli veya Sanığın Yalanının Sınırı</strong></p>

<p>Şüpheli veya sanığın yalanının cezalandırılmaması sınırsız bir alan yaratmaz. Her gerçeğe aykırı beyan savunma hakkının koruması içinde kalmaz. Şüpheli veya sanık yalnızca kendisini kurtarmaya çalışıyorsa bir durum vardır. Fakat yalanını başkasına zarar verecek, delil düzenini bozacak veya adli işleyişi saptıracak aktif bir davranışa dönüştürüyorsa artık başka bir durum vardır.</p>

<p>Şüpheli veya sanık sadece “ben yapmadım” diyorsa, bu savunma alanında değerlendirilebilir. Fakat “bu suçu şu kişi işledi” diyerek bilerek başkasına suç atıyorsa, artık yalnızca kendini korumamaktadır. Bir başkasını ceza tehdidi altına sokmaktadır. Şüpheli veya sanık “olay yerinde değildim” diyorsa, bu savunma beyanı alanında kalabilir. Fakat bunu desteklemek için sahte belge düzenletiyor, tanık ayarlıyor, delil uyduruyor veya dijital kayıtları manipüle ediyorsa, artık savunma sınırını aşmaktadır.</p>

<p>Şüpheli veya sanık “hatırlamıyorum” diyebilir. Fakat işlenmemiş bir suçu yetkili makamlara olmuş gibi bildiriyor veya gerçekte olmayan bir saldırı senaryosu kuruyorsa, yalan artık savunma refleksi olmaktan çıkar; adli sistemi yanıltan bağımsız bir haksızlığa dönüşür.</p>

<p>Bu nedenle şüpheli veya sanığın yalanı bakımından şu ayrım yapılmalıdır: <strong>Yalın inkâr başka şeydir; başkasına suç atmak başka şeydir.</strong> <strong>Susma veya hatırlamama beyanı başka şeydir; sahte delil üretmek başka şeydir.</strong> <strong>Kendisini suçtan kurtarmaya çalışmak başka şeydir; muhakemeyi aktif biçimde saptırmak başka şeydir.</strong></p>

<p>Bu ayrım yapılmadan “şüpheli veya sanık yalan söyleyebilir” denildiğinde, savunma hakkı ile adli işleyişi bozma davranışı birbirine karıştırılır. Oysa ceza muhakemesi suç isnadı altındaki kişiye kendisini suçlamama alanı tanır; fakat bu alan, başkasını suçlama, delil uydurma veya adli makamları manipüle etme serbestisi değildir.</p>

<p><strong>VI. Şüpheli veya Sanığın Yalanı ile Psikolojik Savunma Mekanizmaları Arasındaki İlişki</strong></p>

<p>Şüpheli veya sanığın yalanı her zaman soğukkanlı, planlı ve araçsal bir aldatma davranışı olarak ortaya çıkmaz. Ceza soruşturması veya kovuşturması altında bulunan kişi, çoğu zaman yalnızca hukuki bir isnatla değil, aynı zamanda ağır bir psikolojik tehditle de karşı karşıyadır. Özgürlüğünü kaybetme korkusu, ailesi ve çevresi karşısında damgalanma endişesi, utanç, suçluluk duygusu, inkâr ihtiyacı, sosyal itibarın çökmesi ve geleceğin belirsizliği; kişinin gerçeklikle ilişkisini savunmacı biçimde yeniden kurmasına yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle şüpheli veya sanığın gerçeğe aykırı beyanı, bazı durumlarda yalnızca “yalan söyleme” olarak değil, benliği koruma refleksi olarak da okunmalıdır. Kişi, dış dünyadaki ceza tehdidine karşı yalnız hukuki savunma geliştirmez; aynı zamanda iç dünyasında da psikolojik savunma mekanizmaları üretir.</p>

<p>Bu mekanizmalar, kişinin gerçeği bilmediği anlamına gelmez. Fakat gerçeği olduğu gibi kabul etmek, o anda benlik açısından katlanılamaz hâle gelmiş olabilir. Bu durumda kişi gerçeği inkâr eder, küçültür, başkasına yansıtır, rasyonalize eder veya olayın anlamını değiştirir. Ceza muhakemesinde yalan, çoğu zaman tam da bu psikolojik savunma mekanizmalarının dışavurumu olarak ortaya çıkar.</p>

<p><strong>1. İnkâr: “Ben yapmadım”ın psikolojik kökü</strong></p>

<p>En temel savunma mekanizmalarından biri inkârdır. Kişi, katlanılması zor bir gerçeği bilinç düzeyinde reddeder. Ceza muhakemesinde inkâr, çoğu zaman “ben yapmadım”, “böyle bir olay olmadı”, “orada değildim”, “bunu ben söylemedim” biçiminde görünür. Bu beyan hukuken bir savunma stratejisi olabilir. Fakat psikolojik düzeyde bazen kişinin gerçeği dış dünyaya karşı değil, önce kendisine karşı saklamasıdır. Kişi, suçu, hatayı, ihmali veya olayın sonuçlarını kabul ettiğinde kendi benlik imajı çökecekse, inkâr benliği ayakta tutan geçici bir kalkan işlevi görebilir.</p>

<p>Müdafi bu noktada inkârı hemen “kötü niyetli yalan” olarak okumamalıdır. Çünkü bazı şüpheli veya sanıklar gerçekten dosyadaki olayla yüzleşecek psikolojik dayanıklılığa sahip değildir. Onlar için inkâr, savunma değil, çöküşü erteleme biçimidir.</p>

<p>Ancak müdafi şu ayrımı korumalıdır: <strong>İnkârı anlamak başka şeydir; inkârı sahte hakikat olarak sahiplenmek başka şeydir.</strong> Müdafi, müvekkilinin inkârını psikolojik olarak anlayabilir; fakat doğru olmadığını bildiği inkârı kendi mesleki beyanının merkezine alamaz.</p>

<p><strong>2. Bastırma ve unutma iddiası: “Hatırlamıyorum” beyanı</strong></p>

<p>Şüpheli veya sanık bazen “hatırlamıyorum” der. Bu beyan her zaman taktiksel olmayabilir. Yoğun stres, travmatik olay, alkol veya madde etkisi, panik, korku, ani şok veya dissosiyatif tepkiler bazı olayların hatırlanmasını gerçekten zorlaştırabilir. Fakat “hatırlamıyorum” beyanı aynı zamanda psikolojik savunma mekanizması olarak da işleyebilir. Kişi, hatırladığı şeyi bilinç düzeyinde kabul etmek istemez. Çünkü hatırlamak, sorumlulukla, utançla veya suçlulukla yüzleşmek demektir.</p>

<p>Bu nedenle müdafi, “hatırlamıyorum” beyanını iki uçtan birine hemen yerleştirmemelidir. Ne her hatırlamama beyanını yalan saymalı ne de her “hatırlamıyorum” cümlesini sorgusuz biçimde sahiplenmelidir. Doğru müdafi tutumu şudur: <strong>Müvekkilin beyanını psikolojik ihtimal olarak anlamak; fakat savunmayı yalnız bu beyanın doğruluğuna mahkûm etmemek.</strong> Müdafi bu durumda savunmayı şu zemine taşıyabilir: <strong>“Hatırlamama beyanının nedeni ne olursa olsun, iddia makamı isnadı hukuka uygun, güvenilir ve yeterli delillerle ispatlamak zorundadır.”</strong> Böylece müdafi, müvekkilin psikolojik savunmasını ele vermeden, kendi savunmasını objektif delil ve ispat alanında kurar.</p>

<p><strong>3. Rasyonalizasyon: “Mecbur kaldım”, “başka çarem yoktu”</strong></p>

<p>Rasyonalizasyon, kişinin davranışına sonradan makul, kabul edilebilir veya ahlaken savunulabilir gerekçeler üretmesidir. Ceza muhakemesinde bu mekanizma çok sık görülür.</p>

<p>Şüpheli veya sanık şöyle diyebilir:</p>

<p>“Ben bunu yapmak zorunda kaldım.”<br />
“Başka çarem yoktu.”<br />
“Herkes böyle yapıyor.”<br />
“O da bunu hak etti.”<br />
“Ben aslında kötü bir şey yapmak istemedim.”<br />
“Beni bu noktaya onlar getirdi.”</p>

<p>Bu tür beyanlarda kişi, olayın hukuki gerçekliğini değil, kendi benlik bütünlüğünü korumaya çalışır. Kendini “suç işleyen kişi” olarak değil, “koşulların zorladığı kişi”, “haksızlığa uğramış kişi”, “kendini savunmuş kişi” veya “aslında iyi niyetli kişi” olarak görmek ister. Rasyonalizasyon her zaman tamamen yalan değildir. Bazen olayın psikolojik bağlamını anlamaya yarar. Fakat hukuki savunma açısından dikkatli kullanılmalıdır. Çünkü rasyonalizasyon, bazen ikrar niteliğinde sonuçlar doğurabilir. Şüpheli veya sanık farkında olmadan eylemi kabul edip yalnızca gerekçelendirmeye çalışabilir.</p>

<p>Müdafi burada beyanın psikolojik anlamı ile hukuki etkisini ayırmalıdır. Müvekkil kendisini rahatlatmak için konuşuyor olabilir; fakat o konuşma dosyada ikrar veya tevilli ikrar gibi değerlendirilebilir. Bu nedenle müdafi, rasyonalizasyon içeren beyanlarda müvekkili şu konuda uyarmalıdır: <strong>“Kendini açıklamak ile hukuken aleyhine sonuç doğuracak kabulde bulunmak aynı şey değildir.”</strong></p>

<p><strong>4. Yansıtma: Suçu başkasına atma eğilimi</strong></p>

<p>Yansıtma, kişinin kendi kabul edemediği duygu, niyet veya sorumluluğu başkasına yüklemesidir. Ceza muhakemesinde bu mekanizma, bazen başkasına suç atma biçimini alabilir. Şüpheli veya sanık, kendi sorumluluğunu azaltmak için “asıl o yaptı”, “beni o yönlendirdi”, “benim haberim yoktu”, “bütün plan ona aitti” diyebilir. Bu beyan bazı dosyalarda gerçek olabilir. Fakat bazen psikolojik yansıtmanın ve kendini kurtarma refleksinin ürünüdür.</p>

<p>Burada müdafi bakımından risk büyüktür. Çünkü yansıtma, sadece müvekkilin savunma beyanı olarak kalmayabilir; başkasına suç isnadı hâline gelebilir. Bu durumda savunma alanı ile iftira riski arasındaki sınır incelir.</p>

<p>Müdafi, müvekkilin yansıtma eğilimini hemen savunma teorisine dönüştürmemelidir. Başkasına suç isnadı içeren bir savunma, çok daha yüksek doğruluk ve delil disiplini gerektirir. Müdafi, yalnız müvekkilin söylediğine dayanarak üçüncü kişiyi suçlayan bir savunma dili kurmamalıdır. Burada doğru formül şudur: <strong>Müdafi, müvekkilin sorumluluğu başkasına yansıtma ihtimalini psikolojik olarak fark eder; fakat bunu delilsiz bir suç isnadına dönüştürmez.</strong></p>

<p><strong>5. Minimizasyon: Olayı küçültme ve zararı azaltma çabası</strong></p>

<p>Minimizasyon, kişinin davranışının ağırlığını azaltmaya çalışmasıdır. Ceza muhakemesinde çok sık görülür:</p>

<p>“Bir tokat attım sadece.”<br />
“Zaten ciddi bir şey olmadı.”<br />
“Ben sadece oradaydım.”<br />
“Ben sadece yardım ettim.”<br />
“Bu kadar büyütülecek bir şey değil.”<br />
“Kimse zarar görmedi.”</p>

<p>Bu tür beyanlar bazen maddi olayın gerçekten daha düşük ağırlıkta olduğunu gösterebilir. Fakat bazen kişi, eylemin hukuki ve ahlaki ağırlığını kabullenemediği için olayı küçültür. Müdafi için minimizasyon hem fırsat hem risktir. Fırsattır; çünkü olayın vasıflandırılması, kast, kusur, iştirak derecesi veya zarar miktarı bakımından savunma alanı açabilir. Risktir; çünkü bilinçsiz minimizasyon, eylemin esasını kabul edip yalnızca ağırlığını tartışmaya açabilir.</p>

<p>Müdafi burada dikkatli olmalıdır. Müvekkilin “sadece” diye başlayan cümleleri çoğu zaman dosyada büyük sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle müdafi, minimizasyonu hukuki vasıflandırma tartışmasına çevirmeden önce, olayın objektif delil durumunu ve beyanın doğuracağı ikrar riskini değerlendirmelidir.</p>

<p><strong>6. Bölme: “Ben kötü değilim, olay kötüydü”</strong></p>

<p>Bölme mekanizmasında kişi kendisini bütünüyle iyi, karşı tarafı bütünüyle kötü; kendi davranışını zorunlu, karşı tarafın davranışını haksız olarak kurabilir. Ceza muhakemesinde bu mekanizma özellikle kavgalı, aile içi, cinsel suç, örgütlü suç, ekonomik suç ve infial dosyalarında görülebilir. Şüpheli veya sanık kendisini tamamen mağdur, karşı tarafı tamamen kötü aktör olarak anlatır. Olayın gri alanlarını siler. Kendi kusurunu görmez. Karşı tarafın her davranışını saldırı, tuzak veya provokasyon olarak çerçeveler.</p>

<p>Bu durum savunma açısından tehlikelidir. Çünkü müdafi müvekkilin bu bölünmüş anlatısına bütünüyle teslim olursa, dosyanın karmaşıklığını kaybeder. Savunma gerçekçi olmaktan çıkar, psikolojik kutuplaşmanın dili hâline gelir. Müdafi burada müvekkilin duygusal anlatısını dinlemeli; fakat dosyayı onun keskin iyi-kötü ayrımı üzerine kurmamalıdır. Savunma, psikolojik öfkenin değil, hukuki ayrımın diliyle kurulmalıdır.</p>

<p><strong>7. Dissosiyasyon ve donma: Beyanın dağılması</strong></p>

<p>Bazı şüpheli veya sanıklar yalan söylemez; fakat dağılır. Olayı parça parça anlatır, zaman sırasını karıştırır, tutarsız görünür, bazı anları kopuk aktarır. Bu durum bazen yalan belirtisi sanılır. Oysa ağır stres, travma veya yoğun korku altında kişinin anlatısı gerçekten parçalanabilir. Müdafi burada çok dikkatli olmalıdır. Her çelişki yalan değildir. Bazı çelişkiler, olayın psikolojik ağırlığından kaynaklanabilir. Özellikle travmatik olaylarda hafıza kronolojik değil, parçalı çalışabilir.</p>

<p>Bu durum, yalan savunması kurma yetkisi vermez. Fakat müdafiye şunu hatırlatır: <strong>Müvekkilin tutarsızlığı her zaman kötü niyetli kurgu değildir; bazen psikolojik dağılmanın izidir.</strong> Bu nedenle müdafi, ifadeye hazırlık aşamasında müvekkilin anlatısını baskıyla düzeltmeye çalışmak yerine, olay örgüsünü sakin biçimde anlamalı; tutarsız görünen noktaların psikolojik veya maddi nedenlerini ayırmalıdır.</p>

<p><strong>8. Psikolojik savunma ile hukuki savunma arasındaki fark</strong></p>

<p>Bu bölümün en önemli ayrımı şudur: <strong>Psikolojik savunma, kişinin benliğini korur. Hukuki savunma, kişinin haklarını korur.</strong> Bu ikisi her zaman aynı yönde işlemez. Müvekkilin psikolojik savunması “inkâr et, küçült, başkasına at, hatırlamadığını söyle, kendini haklı göster” diyebilir. Fakat hukuki savunma bazen “sus, bekle, delili gör, ispat yükünü hatırlat, gereksiz açıklama yapma, yalanı büyütme” demelidir.</p>

<p>Müdafi burada psikolojik savunmayı hukuki savunmanın yerine geçirmemelidir. Müvekkilin iç dünyasında kendini korumak için kurduğu anlatı, adli makamlara taşınacak savunma teorisi olmak zorunda değildir. Bu ayrım çok önemlidir: <strong>Müvekkilin kendisini psikolojik olarak korumak için kurduğu hikâye, müdafinin hukuken sahiplenmesi gereken hikâye değildir.</strong> Müdafi, müvekkilin psikolojik savunmasını anlar; ama hukuki savunmayı onun üzerine körlemesine kurmaz.</p>

<p>Bu bölümün ana cümlesi şudur: <strong>Müdafi, şüpheli veya sanığın psikolojik savunma mekanizmasını hukuki savunma stratejisi sanmamalıdır.</strong> Daha vurucu sonuç cümlesi ise şudur: <strong>Yalanı anlamak müdafinin insanî görevidir; yalanı savunmak ise mesleki sınır ihlalidir.</strong></p>

<p><strong>VII. Müdafi Neden Şüpheli veya Sanıkla Aynı Konumda Değildir?</strong></p>

<p>Şüpheli veya sanık ile müdafi arasındaki temel fark burada ortaya çıkar. Şüpheli veya sanık, suç isnadı altında bulunan kişidir. Müdafi ise suç isnadı altında bulunan kişi değildir. Şüpheli veya sanık, kendi özgürlüğünü, onurunu ve geleceğini korumaya çalışan kişidir. Müdafi ise bu korunmanın hukuki ve mesleki aracıdır. Bu nedenle şüpheli veya sanığın kendini koruma alanı müdafiye aynen taşınamaz.</p>

<p>Şüpheli veya sanığın gerçeğe aykırı beyanı bazı hâllerde cezalandırılmayabilir. Fakat müdafinin adli makamlara bilerek yalan söylemesi aynı korumadan yararlanamaz. Çünkü müdafi, kendisini suçlamaya zorlanan kişi değil; muhakeme içinde mesleki statüyle konuşan kişidir.</p>

<p>Müdafinin beyanı, şüpheli veya sanığın panik içindeki savunma refleksiyle aynı şey değildir. Müdafi konuştuğunda, soruşturma veya kovuşturma makamlarına yalnızca bir kişinin korkusunu değil, mesleki bir değerlendirmeyi taşır. Bu yüzden müdafinin sözü, şüpheli veya sanığın sözünden farklı bir ağırlığa sahiptir. Müdafi hukuki süzgeçtir. Müdafi, dosyanın dilini kurar. Müdafi, adli makamlara neyin tartışılması gerektiğini gösterir. Bu nedenle müdafinin yalana ortak olması, şüpheli veya sanığın yalanından daha ağır bir meşruiyet sorunu doğurur. Çünkü şüpheli veya sanık kendi varlığını korumaya çalışırken yalan söyleyebilir; müdafi ise bu yalanı hukukileştirirse, sahte gerçekliği yargısal söyleme taşımış olur.</p>

<p>Bu noktada temel formül şudur: <strong>Şüpheli veya sanık gerçeği söylemeye zorlanamaz; müdafi ise muhakemeye bilerek yalan sokamaz.</strong> Bu iki ilke çelişmez. Birincisi savunma özgürlüğünü korur. İkincisi muhakemenin dürüstlük zeminini korur.</p>

<p><strong>VIII. Müdafinin Sır Saklama Yükümlülüğü: Şüpheli veya Sanığı Ele Vermeme Sınırı</strong></p>

<p>Yalan söyleyen şüpheli veya sanık karşısında müdafinin ilk yükümlülüğü, onu soruşturma veya kovuşturma makamları önünde ele vermemektir. Çünkü müdafi, şüpheli veya sanığın sırrını bilen kişidir. Şüpheli veya sanık, müdafisine adli makamlara söylemeyeceği şeyleri söyleyebilir. Olayın gerçek yönünü, kendi korkusunu, çelişkisini veya yalanını açıklayabilir. Bu açıklama, savunmanın kurulabilmesi için gereklidir. Şüpheli veya sanık, müdafisine güvenemezse etkili savunma yapılamaz.</p>

<p>Eğer suç isnadı altındaki kişi, müdafisine söylediği her şeyin savcılığa, kolluğa veya mahkemeye taşınacağını düşünürse, müdafiyle dürüst konuşmaz. Gerçeği saklar. Dosyanın risklerini anlatmaz. Kendisi için tehlikeli noktaları gizler. Müdafi ise eksik bilgiyle savunma yapmak zorunda kalır. Bu nedenle müdafinin sır saklama yükümlülüğü, mesleki nezaket kuralı değildir; savunma hakkının varlık şartıdır.</p>

<p>Müdafi, şüpheli veya sanığın kendisine açıkladığı aleyhe bilgileri adli makamlara sunmakla görevli değildir. Müdafi, sırrı korur. Şüpheli veya sanık aleyhine çalışmaz. Onun soruşturma veya kovuşturma makamları karşısında çözülmesine neden olacak açıklamalar yapmaz.</p>

<p>Fakat bu sır saklama yükümlülüğü, müdafiye yalan söyleme yetkisi vermez. İşte kritik ayrım budur: <strong>Müdafi susabilir; fakat yalan söyleyemez.</strong> <strong>Müdafi şüpheli veya sanığın sırrını koruyabilir; fakat o sırrın yerine sahte bir olay örgüsü koyamaz.</strong> <strong>Müdafi şüpheli veya sanığı ele vermez; fakat onun yalanını kendi mesleki beyanı hâline getiremez.</strong> Bu ayrım, müdafinin etik merkezidir.</p>

<p><strong>IX. Müdafinin Doğruluk Yükümlülüğü: Her Şeyi Söylemek Değil, Yalan Söylememek</strong></p>

<p>Müdafinin doğruluk yükümlülüğü çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bu yükümlülük, müdafinin bildiği her şeyi adli makamlara açıklaması anlamına gelmez. Böyle anlaşıldığında savunma mesleği çöker.Müdafi bildiği her şeyi söylemek zorunda değildir. Hatta çoğu zaman söylememek zorundadır. Çünkü şüpheli veya sanık aleyhine olan bilgiyi açıklamak, savunma sırrını ve sadakat yükümlülüğünü ihlal eder.</p>

<p>Ancak müdafi söylediği şeyi bilerek gerçek dışı kuramaz. Bu nedenle doğruluk yükümlülüğü, “tam açıklık” yükümlülüğü değildir. Müdafi için doğruluk yükümlülüğü, “bilinçli yalan kurmama” yükümlülüğüdür. Bunu şöyle ifade edebiliriz: <strong>Müdafi her hakikati açıklamakla yükümlü değildir; fakat açıkladığı şeyle sahte bir hakikat üretmemekle yükümlüdür.</strong></p>

<p>Bu, savunma mesleğinin hem özgürlüğünü hem sınırını gösterir. Müdafi, dosyada iddia makamının ispatlayamadığı noktaları söyleyebilir. Delillerin çelişkilerini gösterebilir. Tanık beyanlarının güvenilirliğini tartışabilir. Hukuka aykırı delile itiraz edebilir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesini işletebilir. Şüpheli veya sanığın susma hakkını koruyabilir. Ama doğru olmadığını bildiği bir hikâyeyi adli makamlara “gerçek budur” diye sunamaz.</p>

<p>Bu yüzden müdafinin cümleleri önemlidir. Müdafi, şüpheli veya sanığın yalanını sahiplenen bir dil kurmamalıdır. Bunun yerine savunmayı ispat rejimine taşımalıdır.</p>

<p>Riskli cümle şudur: <strong>“Müvekkilim olay yerinde değildir.”</strong> Eğer müdafi bunun doğru olmadığını biliyorsa, bu cümle onu yalanın parçası yapar. Buna karşı daha doğru cümle şudur: <strong>“Dosyada müvekkilin olay yerinde bulunduğunu kesin, güvenilir ve hukuka uygun delillerle ortaya koyan bir ispat yapısı bulunmamaktadır.”</strong> Birinci cümlede müdafi, yalanı sahiplenir. İkinci cümlede müdafi, ispat yükünü hatırlatır.</p>

<p>Riskli cümle şudur: <strong>“Müvekkilim doğruyu söylemektedir.”</strong>Daha doğru cümle şudur: <strong>“Müvekkil beyanı bir yana, mahkûmiyet için gerekli kesinlik bu dosyada oluşmamıştır.”</strong></p>

<p>Riskli cümle şudur: <strong>“Olay kesinlikle müvekkilimin anlattığı gibi gerçekleşmiştir.”</strong> Daha doğru cümle şudur: <strong>“İddia makamı, olayın kendi anlattığı şekilde gerçekleştiğini kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ispatlayamamıştır.”</strong> Bu dil farkı basit bir retorik fark değildir. Bu fark, müdafinin yalanın taşıyıcısı olup olmayacağını belirler.</p>

<p><strong>X. Yalan Söyleyen Şüpheli veya Sanıkla İlk Görüşme: Müdafinin İç Müdahalesi</strong></p>

<p>Müdafi, şüpheli veya sanığın yalan söylediğini fark ettiğinde ilk müdahaleyi adli makamlar önünde değil, özel görüşmede yapmalıdır. Bu görüşmenin dili önemlidir. Müdafi, şüpheli veya sanığı azarlayan, küçümseyen, ahlak dersi veren bir pozisyona girmemelidir. Çünkü yalan çoğu zaman kötücül bir hesap değil; korku, panik, güvensizlik, ceza tehdidi, aile baskısı veya yanlış hukuki beklentiyle ortaya çıkar.</p>

<p>Müdafi önce anlamalıdır: Şüpheli veya sanık neden yalan söylüyor? Kendisini mi koruyor? Bir başkasını mı koruyor? Dosyanın ağırlığından mı korkuyor? Adli makamlara güvenmediği için mi anlatıyı değiştiriyor? “Doğruyu söylersem kesin tutuklanırım” kaygısıyla mı hareket ediyor? Yoksa müdafiyi de kullanarak sahte bir savunma kurgusu mu kurmak istiyor?</p>

<p>Bu teşhis yapılmadan doğru müdahale kurulamaz. Müdafi şüpheli veya sanığa açıkça şunu söylemelidir: <strong>“Ben senin sırrını korurum. Seni adli makamlar önünde ele vermem. Senin aleyhine çalışmam. Fakat doğru olmadığını bildiğim bir şeyi savcılığa, kolluğa veya mahkemeye doğruymuş gibi söyleyemem. Savunmayı yalanın üzerine kurarsak bu hem hukuken hem stratejik olarak bize zarar verir.”</strong></p>

<p>Bu cümle iki mesaj verir. Birincisi: “Ben seni terk etmiyorum.” İkincisi: “Ben yalanın parçası olmuyorum.” İşte müdafinin etik pozisyonu budur.</p>

<p><strong>XI. Yalanın Savunmaya Verdiği Stratejik Zarar</strong></p>

<p>Yalan çoğu zaman kısa vadede kurtarıcı gibi görünür. Fakat ceza muhakemesinde yalan, savunmanın en tehlikeli tuzaklarından biridir. Çünkü yalan tek başına kalmaz. Bir yalan, ikinci yalanı çağırır. İkinci yalan, üçüncü açıklamayı gerektirir. Dosyaya yeni delil girdikçe kurgu daralır. Tanık beyanı, kamera kaydı, HTS, bilirkişi raporu, dijital inceleme, banka hareketi, olay yeri tespiti veya basit bir zaman çizelgesi, şüpheli veya sanığın anlattığı hikâyeyi bozabilir.</p>

<p>Yalan çöktüğünde yalnızca o beyan çökmez. Savunmanın bütünü zarar görür. Adli makamların gözünde şüpheli veya sanığın güvenilirliği azalır. Müdafinin beyanlarına karşı da görünmez bir şüphe oluşur. Artık savunmanın hukuki itirazları bile “kurgu devam ediyor” algısıyla karşılanabilir. Bu nedenle yalan, savunmayı güçlendirmez; savunmayı rehine alır.</p>

<p>Yalan üzerine kurulan savunma, dosyayı yönetemez. Delili tartışamaz. Usul ihlallerine yoğunlaşamaz. İspat yükünü sağlıklı biçimde işletemez. Bütün enerji, şüpheli veya sanığın uydurduğu hikâyeyi ayakta tutmaya harcanır. Savunma artık hukuk yapmaz; yalanın bakımını yapar. Bu nedenle müdafi şüpheli veya sanığa şunu anlatmalıdır: <strong>“Yalan seni o anda koruyor gibi görünebilir; ama dosya ilerledikçe savunmayı bu yalana mahkûm eder.”</strong> Bu sadece etik bir uyarı değildir. Bu, savunma stratejisinin en gerçekçi uyarısıdır.</p>

<p><strong>XII. Müdafi Yalanı Sahiplenmeden Nasıl Savunma Yapar?</strong></p>

<p>Şüpheli veya sanık yalandan vazgeçmiyorsa müdafi dosyayı bırakmadan önce savunmayı yalan dışı zemine taşıma imkânını aramalıdır. Her yalan durumunda müdafinin çekilmesi gerekmez. Hatta çoğu zaman doğru yol çekilmek değil, savunmanın dilini ve zeminini değiştirmektir.</p>

<p>Müdafi, savunmayı şu alanlara taşıyabilir:</p>

<p><strong>İspat yükü:</strong><br />
İddia makamı isnadını ispatlamak zorundadır. Şüpheli veya sanığın beyanı sorunlu olsa bile mahkûmiyet, iddianın yeterli, hukuka uygun ve güvenilir delilleriyle kurulmalıdır.</p>

<p><strong>Makul şüphe:</strong><br />
Dosyada mahkûmiyete yeter kesinlik oluşmamışsa, şüpheli veya sanığın beyanındaki sorun tek başına mahkûmiyet sebebi yapılamaz.</p>

<p><strong>Delil güvenilirliği:</strong><br />
Tanık beyanı çelişkili olabilir. Kamera kaydı net olmayabilir. Bilirkişi raporu yöntemsel sorunlar taşıyabilir. Kolluk tutanağı olayın tamamını yansıtmıyor olabilir.</p>

<p><strong>Hukuka aykırılık:</strong><br />
Hukuka aykırı delil, şüpheli veya sanığın yalanına rağmen hükme esas alınamaz. Savunmanın görevi, delil rejimini işletmektir.</p>

<p><strong>Alternatif ihtimal:</strong><br />
Mahkûmiyet için iddianın anlattığı olay örgüsünün tek makul açıklama hâline gelmesi gerekir. Alternatif ihtimaller dışlanmamışsa mahkûmiyet kurulamaz.</p>

<p><strong>Usul güvenceleri:</strong><br />
Şüpheli veya sanığın yalanı, adli makamların usulü gevşetmesine gerekçe yapılamaz. Kişi yalan söylüyor diye deliller tartışılmadan, gerekçe kurulmadan, savunma talepleri karşılanmadan hüküm verilemez.</p>

<p>Bu alanlarda müdafi, şüpheli veya sanığın yalanını sahiplenmeden etkili savunma yapabilir. Müdafi şöyle diyebilir: <strong>“Müvekkil beyanı adli makamların takdirindedir. Ancak bu beyandan bağımsız olarak dosyada mahkûmiyete yeter, hukuka uygun, tutarlı ve denetlenebilir bir delil yapısı bulunmamaktadır.”</strong> Bu cümle, yalanı savunmadan savunma yapmanın tipik örneğidir.</p>

<p><strong>XIII. İfade ve Duruşma Aşamasında Müdafinin Dili</strong></p>

<p>Müdafinin en dikkatli olması gereken alan, ifade ve duruşma aşamasıdır. Çünkü bu aşamalarda söylenen söz, yalnızca iletişim değil, kayıttır. Tutanak, çoğu zaman savunmanın sonradan başvuracağı tek resmi hafızadır. Şüpheli ifade sırasında veya sanık duruşmada yalan söylediğinde müdafi üç şeyden kaçınmalıdır.</p>

<p>Birincisi, müvekkilini adli makamlar önünde düzeltmekten kaçınmalıdır.<br />
“Sayın Savcı, müvekkilim doğru söylemiyor” veya “Sayın Başkan, müvekkilim gerçeği anlatmıyor” demek, savunma sırrı ve sadakat yükümlülüğü bakımından kabul edilemez sonuçlar doğurur.</p>

<p>İkincisi, yalanı güçlendiren sorulardan kaçınmalıdır.<br />
Müdafi, doğru olmadığını bildiği hikâyeyi ayrıntılandıran, pekiştiren, adli makamlara daha ikna edici göstermeye çalışan sorular sormamalıdır.</p>

<p>Üçüncüsü, yalanı kendi beyanına dönüştüren kesin ifadelerden kaçınmalıdır.<br />
“Müvekkilim kesinlikle doğru söylüyor”, “olay aynen onun anlattığı gibi gerçekleşmiştir”, “bu hususta hiçbir şüphe yoktur” gibi cümleler, müdafiyi yalanın taşıyıcısı hâline getirebilir.</p>

<p>Bunun yerine müdafi daha kontrollü bir dil kullanmalıdır:</p>

<p><strong>“Müvekkil beyanı değerlendirilirken dosyadaki objektif delillerin isnadı ispata yeterli olup olmadığı ayrıca tartışılmalıdır.”</strong></p>

<p><strong>“İddia makamının anlatısı, dosyadaki delillerle kuşkuya yer bırakmayacak biçimde doğrulanmış değildir.”</strong></p>

<p><strong>“Bu aşamada asıl mesele, müvekkil beyanından önce iddianın ispat standardını karşılayıp karşılamadığıdır.”</strong></p>

<p><strong>“Mahkûmiyet, müvekkil beyanındaki zayıflık üzerinden değil, iddianın güçlü ve hukuka uygun delilleri üzerinden kurulabilir.”</strong></p>

<p>Bu dil, müdafiyi hem müvekkiline sadık tutar hem de yalana ortak etmez.</p>

<p><strong>XIV. Şüpheli veya Sanık Müdafiyi Yalana Zorlarsa</strong></p>

<p>Bazı durumlarda şüpheli veya sanık yalnızca yalan söylemekle kalmaz; müdafiden bu yalanı savunmasını ister. “Böyle diyeceksin”, “bunu savcıya böyle anlatacaksın”, “mahkemeye bunu böyle sunacaksın”, “bu tanığı böyle hazırlayalım”, “şu belgeyi böyle gösterelim” diyebilir.</p>

<p>İşte burada müdafinin sınırı daha sert çizilmelidir.</p>

<p>Müdafi açık biçimde şunu söylemelidir: <strong>“Senin sırrını korurum. Seni kendi aleyhine konuşmaya zorlamam. Fakat doğru olmadığını bildiğim bir beyanı adli makamlara gerçek diye sunamam. Sahte delil, tanık yönlendirme veya başkasına suç atma içeren hiçbir savunmanın parçası olamam.”</strong> Eğer şüpheli veya sanık bu sınırı kabul etmiyorsa güven ilişkisi ağır biçimde zedelenir. Müdafi, göreve devam edip edemeyeceğini değerlendirmelidir.</p>

<p>Ancak çekilme her zaman ilk seçenek olmamalıdır. Çünkü müdafinin görevi kolayca müvekkilini terk etmek değildir. Önce savunmayı yalan dışı zemine taşıma imkânı aranmalıdır. Dosya, ispat yükü ve delil tartışması üzerinden savunulabiliyorsa müdafi göreve devam edebilir. Fakat şüpheli veya sanık müdafiyi aktif biçimde sahte delil üretmeye, tanık yönlendirmeye, başkasına suç atmaya veya adli makamlara bilerek yalan beyanda bulunmaya zorluyorsa artık mesleki sınır aşılmıştır. Böyle bir durumda müdafi görevin devamının mümkün olup olmadığını ciddi biçimde tartmak zorundadır. Çünkü müdafi, şüpheli veya sanığın savunucusudur; suç ortağı değil.</p>

<p><strong>XV. Müdafinin Yalanı Sahiplenmesinin Hukuki Sonuçları</strong></p>

<p>Müdafinin, şüpheli veya sanığın yalanını sahiplenmesi yalnızca etik bir zaaf değildir. Bu davranış, savunma mesleğinin hukuki sınırını aşan ve somut olaya göre disiplin, ceza, tazminat, vekâlet ilişkisi ve yargılama pratiği bakımından sonuç doğurabilecek ağır bir mesleki sapmadır. Burada “yalanı sahiplenmek” ile “sırrı korumak” birbirinden ayrılmalıdır. Müdafi, müvekkilinin kendisine açıkladığı aleyhe bilgiyi adli makamlara sunmak zorunda değildir. Savunma sırrı ve sadakat yükümlülüğü bunu engeller. Ancak müdafi, doğru olmadığını bildiği bir olayı savcılığa, kolluğa veya mahkemeye gerçekmiş gibi sunarsa artık sır saklamamakta; sahte bir hakikat üretmektedir. Bu noktadan sonra sorun yalnızca ahlaki değildir. Müdafinin mesleki beyanı, muhakeme alanına bilerek yanlış bilgi sokmaktadır.</p>

<p><strong>1. Disiplin hukuku bakımından sonuç</strong></p>

<p>Müdafinin yalanı sahiplenmesi, öncelikle avukatlık disiplin hukuku bakımından değerlendirilir. Avukatın görevini özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmesi; avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranması gerekir. Sır saklama yükümlülüğü ise avukata adli makamları bilerek yanıltma yetkisi vermez.</p>

<p>Bu nedenle müdafi, doğru olmadığını bildiği bir anlatıyı sahiplenirse baro disiplin soruşturmasıyla karşılaşabilir. Somut olayın ağırlığına göre uyarma, kınama, para cezası, geçici olarak işten yasaklama veya daha ağır disiplin sonuçları gündeme gelebilir. Burada belirleyici olan şey, müdafinin yalnızca susup susmadığı değil; <strong>bilerek yanıltıcı mesleki beyan verip vermediği, sahte delil sürecine katılıp katılmadığı ve mesleğin itibarını zedeleyen bir davranışta bulunup bulunmadığıdır.</strong></p>

<p><strong>2. Ceza hukuku bakımından sonuç</strong></p>

<p>Müdafinin yalanı sahiplenmesi bazı hâllerde yalnızca disiplin suçu olarak kalmaz; ceza hukuku bakımından da risk doğurabilir.</p>

<p>Eğer müdafi sadece “iddia ispatlanamamıştır” diyorsa, bu meşru savunmadır. Fakat doğru olmadığını bildiği olayı adli makamlara gerçek diye sunuyor, sahte delil üretiyor, delil değiştiriyor, tanığı yönlendiriyor, başkasına suç isnadına aracılık ediyor veya resmi belge düzenlenmesine esas olacak biçimde yalan beyanda bulunuyorsa artık ceza hukuku alanına giren davranışlardan söz edilir.</p>

<p>Örneğin suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme; resmi belgede sahtecilik; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan; iftira; suç uydurma; tanık beyanını etkilemeye yönelik davranışlar somut olayın niteliğine göre gündeme gelebilir. Burada kritik sınır şudur: <strong>Müdafi, şüpheli veya sanığın cezalandırılmayan savunma yalanını kendi mesleki eylemiyle adli işleyişi bozan aktif bir davranışa dönüştürdüğü anda ceza hukuku riski doğar.</strong></p>

<p><strong>3. Tazminat ve vekâlet ilişkisi bakımından sonuç</strong></p>

<p>Müdafinin yalanı sahiplenmesi, müvekkil bakımından da zarar doğurabilir. Yalan üzerine kurulan savunma çöktüğünde, şüpheli veya sanığın güvenilirliği zedelenir; mahkeme, dosyadaki diğer savunma argümanlarına da kuşkuyla yaklaşabilir. Bu durum savunma stratejisini çökertir.</p>

<p>Eğer müdafi, mesleki özen yükümlülüğüne aykırı biçimde müvekkilini hukuken riskli bir yalan savunmasına yönlendirmişse veya sahte delil/yanıltıcı beyan nedeniyle müvekkilin daha ağır hukuki sonuçlarla karşılaşmasına yol açmışsa, vekâlet ilişkisinden kaynaklanan hukuki sorumluluk ve tazminat sorumluluğu tartışılabilir. Burada mesele sadece “müvekkil de yalan istedi” savunmasıyla kapanmaz. Çünkü müdafi, müvekkilin talebini hukuki ve etik süzgeçten geçirmekle yükümlüdür. Müvekkilin istediği her şey savunma değildir. Müdafinin görevi, müvekkilin paniğini hukuka çevirmektir; onun yalanını mesleki beyana dönüştürmek değildir.</p>

<p><strong>4. Müdafilik görevinin sona ermesi veya çekilme sorunu</strong></p>

<p>Müdafi, şüpheli veya sanığın yalanını sahiplenmeye zorlanıyorsa ve savunmayı yalan dışı zemine taşıma imkânı kalmamışsa, göreve devam edip edemeyeceğini değerlendirmelidir. Özellikle müvekkil, müdafiden sahte delil üretmesini, tanık yönlendirmesini, başkasına suç atmasını veya adli makamlara bilerek yalan beyanda bulunmasını istiyorsa güven ilişkisi ve mesleki sınır ağır biçimde zedelenir. Ancak çekilme kolaycı bir refleks olmamalıdır. Zorunlu müdafilikte ve yargılamanın kritik aşamalarında, müdafinin vakitsiz çekilmesi savunma hakkını da zedeleyebilir.</p>

<p>Bu nedenle doğru yol şudur: Müdafi önce müvekkile sınırı açıkça bildirmeli, savunmayı ispat yükü, delil tartışması, hukuka aykırılık ve şüphe alanına taşıma imkânını aramalıdır. Ancak müvekkil ısrarla müdafiyi yalanın aktif parçası yapmaya çalışıyorsa, müdafi mesleki sınırı korumak için görev ilişkisinin sürdürülüp sürdürülemeyeceğini değerlendirmelidir.</p>

<p><strong>5. Yargılama pratiği bakımından sonuç: güven kaybı</strong></p>

<p>Müdafinin yalanı sahiplenmesinin en ağır ama çoğu zaman yazılı olmayan sonucu, yargılama pratiğinde ortaya çıkar: güven kaybı.</p>

<p>Müdafi bir kez doğru olmadığını bildiği bir anlatıyı sahiplenirse, yalnız o beyanı değil, sonraki bütün savunma hamlelerini de riske atar. Haklı usul itirazları, hukuka aykırı delil tartışmaları, ispat yüküne ilişkin doğru vurgular, tanık beyanlarındaki gerçek çelişkiler bile mahkeme gözünde “savunmanın kurgu üretme çabası” gibi algılanabilir. Bu, savunmanın dramaturjik ve psikolojik sermayesini tüketir. Müdafi, savunma makamının güvenilirliğini korumak zorundadır. Çünkü ceza yargılamasında müdafinin gücü yalnız kanun maddelerinden değil, aynı zamanda mahkeme nezdinde kurduğu mesleki ciddiyetten gelir. Yalanı sahiplenen müdafi, o ciddiyeti kaybeder.</p>

<p>Bu bölümün özeti şudur: <strong>Sır saklamak savunmadır; yalanı sahiplenmek savunma değildir. Müdafi sırrı koruduğu sürece mesleğin içindedir; yalanı kurduğu anda mesleki sınırın dışına çıkar.</strong></p>

<p><strong>XVI. Savunma Sırrı ile Yalan Yasağı Arasında Üçüncü Yol</strong></p>

<p>Mesele çoğu zaman iki seçenek varmış gibi sunulur: Ya müdafi gerçeği söyleyecek ve müvekkilini ele verecek ya da müvekkilinin yalanını savunacak. Bu ikilik yanlıştır. Müdafinin üçüncü yolu vardır. Bu üçüncü yol, savunma sırrını korurken yalanı sahiplenmemektir. Şüpheli veya sanığı ele vermeden, muhakemeye sahte hakikat sokmamaktır. Müvekkili terk etmeden, onun yalanının taşıyıcısı olmamaktır.</p>

<p>Bu yol kolay değildir. Çünkü hem etik dikkat hem stratejik ustalık gerektirir. Müdafi dosyanın dilini değiştirmelidir. Savunmayı müvekkilin sorunlu beyanından çıkarıp delil, ispat, usul ve şüphe alanına taşımalıdır.</p>

<p>Bu üçüncü yolun temel ilkeleri şunlardır:</p>

<p><strong>Şüpheli veya sanığı ifşa etme.</strong></p>

<p><strong>Yalanı sahiplenme.</strong></p>

<p><strong>Sahte delile dokunma.</strong></p>

<p><strong>Tanığı yönlendirme.</strong></p>

<p><strong>Başkasına suç atmaya aracılık etme.</strong></p>

<p><strong>Savunmayı ispat yüküne taşı.</strong></p>

<p><strong>Delili tartış.</strong></p>

<p><strong>Usulü işlet.</strong></p>

<p><strong>Şüpheyi görünür kıl.</strong></p>

<p><strong>Müvekkile sınırı açıkça anlat.</strong></p>

<p>Bu yol, savunmanın hem etik hem etkili olabileceğini gösterir.</p>

<p><strong>XVII. Müdafinin Ethosu: Güvenilir Savunma Öznesi Olarak Avukat</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde müdafinin gücü yalnızca kanun maddelerinden, usul haklarından veya dilekçe yazma becerisinden doğmaz. Müdafinin gücünün önemli bir kısmı, onun yargılama alanında kurduğu <strong>ethos</strong>tan, yani mesleki karakterinden, güvenilirliğinden ve ahlaki duruşundan kaynaklanır. Ethos, klasik retorikte konuşanın dinleyici nezdinde kurduğu güvenilirliktir. Fakat müdafi bakımından ethos, basit bir hitabet tekniği değildir. Müdafinin ethosu, onun savunma makamını temsil ederken sergilediği mesleki ciddiyet, doğruluk disiplini, ölçülülük, cesaret, sadakat ve bağımsızlık toplamıdır.</p>

<p>Müdafi, adli makamlar önünde yalnızca argüman sunmaz; aynı zamanda bir mesleki karakter gösterir. Hâkim, savcı, kolluk görevlisi, zabıt kâtibi, müşteki vekili, şüpheli, sanık, izleyici ve hatta dosyanın kendisi karşısında müdafi bir rol icra eder. Bu rolün inandırıcılığı, yalnızca söylenen sözlerin içeriğine değil, o sözleri söyleyen kişinin mesleki güvenilirliğine de bağlıdır. Bu nedenle müdafinin ethosu, savunmanın görünmeyen sermayesidir.</p>

<p><strong>1. Müdafinin ethosu ve doğruluk disiplini</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yalan söyleyen şüpheli veya sanık karşısında müdafinin en büyük sınavı, kendi ethosunu koruyabilmektir. Müdafi müvekkilini ele vermez; fakat müvekkilinin yalanını da sahiplenmez. Bu denge, müdafinin mesleki karakterini belirler. Müdafi doğru olmadığını bildiği bir olayı adli makamlara gerçek diye sunduğunda, yalnızca o olay hakkında yanlış beyanda bulunmuş olmaz. Kendi ethosunu da zedeler. Çünkü müdafinin sözü, artık hukuki tartışmanın güvenilir aracı olmaktan çıkar; şüpheli bir stratejik manevra gibi algılanmaya başlar.</p>

<p>Bir müdafi adli makamlar nezdinde bir kez “bilerek kurguyu sahiplenen kişi” olarak görünürse, sonraki doğru itirazları da aynı kuşkuyla karşılanabilir. Hukuka aykırı delil itirazı, tanık beyanındaki gerçek çelişki, ispat yüküne ilişkin isabetli vurgu, tutanak talebi veya gerekçe eleştirisi bile yalanın gölgesinde kalabilir.</p>

<p>Bu nedenle yalan, yalnızca dosyaya zarar vermez; müdafinin mesleki kişiliğine de zarar verir.</p>

<p>Müdafinin ethosu şunu gerektirir: <strong>Müdafi sırrı korur, fakat sahte hakikat üretmez.Müdafi müvekkiline sadıktır, fakat yalana sadık değildir.</strong> <strong>Müdafi iddiaya karşı serttir, fakat hakikate karşı sorumsuz değildir.</strong></p>

<p><strong>2. Ethos, savunmanın ikna gücüdür</strong></p>

<p>Ceza yargılamasında ikna yalnızca hukuki argümanla kurulmaz. Dilekçedeki normlar, içtihatlar ve delil değerlendirmeleri elbette önemlidir. Fakat bunların etkisi, müdafinin adli makamlar nezdinde kurduğu güvenilirlikle doğrudan ilişkilidir. Aynı cümle, farklı müdafilerin ağzında farklı etki yaratır. Çünkü adli makamlar yalnızca söze değil, sözü söyleyen kişinin mesleki geçmişine, üslubuna, ölçüsüne, tutarlılığına ve dosya karşısındaki dürüstlük disiplinine de bakar. Bu nedenle müdafinin ethosu, savunmanın ikna katsayısını artırır.</p>

<p>Her şeye itiraz eden ama hiçbir itirazını temellendirmeyen müdafinin ethosu zayıflar.<br />
Her dosyada aynı yüksek perdeden konuşan müdafinin ethosu zayıflar.<br />
Müvekkilin her beyanını tartışmasız hakikat gibi sahiplenen müdafinin ethosu zayıflar.<br />
Adli makamları bilerek yanıltmaya çalışan müdafinin ethosu çöker. Buna karşılık, ölçülü ama kararlı konuşan; gereksiz çatışmadan kaçınan fakat kritik yerde geri çekilmeyen; müvekkilini koruyan ama yalana teslim olmayan; delili, usulü ve ispat yükünü disiplinli biçimde tartışan müdafinin ethosu güçlenir. Bu ethos, özellikle zor dosyalarda savunmanın en önemli dayanaklarından biridir. Çünkü adli makam, her sözü doğru kabul etmese bile, o müdafinin sözünü ciddiye alır.</p>

<p><strong>3. Müvekkil sadakati ile mesleki ethos arasındaki gerilim</strong></p>

<p>Müdafinin ethosu, müvekkile sadakati zayıflatmaz; tam tersine onu daha sağlam bir zemine oturtur. Müvekkil bazen müdafiden kendi yalanını sahiplenmesini isteyebilir. “Bunu böyle söyleyelim”, “şu tanık bunu anlatsın”, “olay böyle olmuş gibi kuralım” diyebilir. Müdafi burada müvekkile yaranmak ile müvekkili gerçekten savunmak arasındaki farkı görmek zorundadır. Müvekkile yaranmak, onun panik içindeki yalanını hukukileştirmektir.<br />
Müvekkili savunmak ise onu yalanın stratejik tehlikesinden korumaktır. Bu nedenle müdafinin “bunu yapamam” demesi, müvekkile ihanet değildir. Aksine, bazen gerçek sadakat tam da bu sınırı koyabilmektir.</p>

<p>Müdafi şunu söyleyebilmelidir: <strong>“Seni ele vermem; fakat seni yalanın içine daha fazla da sokmam.”</strong> Bu cümle, müdafinin ethosunu kurar. Çünkü burada hem sadakat vardır hem doğruluk. Hem savunma sırrı korunur hem de savunmanın meşruiyeti tüketilmez.</p>

<p><strong>4. Müdafinin ethosu ve duruşma dramaturjisi</strong></p>

<p>Duruşma salonu yalnızca hukuk kurallarının uygulandığı bir yer değildir; aynı zamanda rol, mesafe, jest, ses, ritim ve itibar alanıdır. Müdafi burada yalnızca dilekçe okumaz; bir savunma kişiliği sergiler. Yalanı sahiplenen müdafi, bu dramaturjik alanda zayıflar. Çünkü artık sözünün arkasında mesleki güven değil, taktiksel kurgu sezilir. Mahkeme, müdafinin her hamlesini “gerçeği tartışma” değil, “hikâyeyi ayakta tutma” çabası olarak okuyabilir.</p>

<p>Oysa ethosu güçlü müdafi, yalanı sahiplenmeden de sert savunma yapabilir. Hatta en etkili savunma çoğu zaman tam burada ortaya çıkar. Müdafi, müvekkilin problemli beyanına yaslanmak yerine dosyanın ispat sorunlarına, hukuka aykırılıklara, çelişkilere ve mahkûmiyet için gereken kesinliğin oluşmadığına odaklanır. Böylece savunma, şüpheli veya sanığın yalanına mahkûm olmaz. Müdafi, dosyayı yeniden hukuk zeminine çeker.</p>

<p>Bu, savunma dramaturjisinde güçlü bir hamledir. Çünkü müdafi şöyle demiş olur: <strong>“Ben bu dosyayı bir hikâyenin doğruluğuna değil, iddianın ispat edilememesine ve usul güvencelerinin ihlaline taşıyorum.”</strong> Bu cümle, müdafinin ethosunu korur.</p>

<p><strong>XVIII. Hibrit Kopuş Savunması Açısından Yalanın Stratejik Tehlikesi</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bakımından yalan, savunmanın vites sistemini bozan bir iç sabotajdır. Çünkü HKS, savunmanın soruşturma ve kovuşturma atmosferine, hâkimin veya savcının tutumuna, dosyanın delil yapısına, müvekkilin psikolojisine ve iddia makamının çerçevesine göre derece seçmesini gerektirir. Savunma bazen uyumlu, bazen mikro müdahaleci, bazen açık itirazcı, bazen sert kopuşçu olabilir. Fakat bütün bu dereceler, savunmanın kendi iç tutarlılığını korumasına bağlıdır.</p>

<p>Yalan bu iç tutarlılığı bozar. Müdafi, dosyanın gerçek sorunlarını tartışmak yerine şüpheli veya sanığın yalanını korumaya başlar. Savunma stratejisi, hakikatin sınanmasından çıkar; yalanın saklanmasına dönüşür. Bu durumda savunma, adli makamların erken kanaatini kırmak yerine kendi zayıf kurgusunu savunmakla meşgul olur.</p>

<p>HKS açısından savunmanın görevi, sahte hikâye kurmak değildir. Savunmanın görevi, iddianın erken kapanmış hikâyesini çözmektir. Bu nedenle HKS bakımından doğru tutum şudur:</p>

<p><strong>Yalanı savunma teorisinin merkezine alma.</strong></p>

<p><strong>İddianın ispat yapısını hedef al.</strong></p>

<p><strong>Dosyanın çıpalarını görünür kıl.</strong></p>

<p><strong>Delillerin tartışılmasını zorla.</strong></p>

<p><strong>Prematüre kanaati yavaşlat.</strong></p>

<p><strong>Müvekkilin yalanını değil, iddianın eksik ispatını gündemde tut.</strong></p>

<p>Yalanla savunma yapılmaz. Yalanla en fazla geçici bir sis perdesi kurulur. Fakat ceza muhakemesinde sis dağıldığında, savunmanın itibarı da onunla birlikte dağılabilir. HKS açısından müdafinin ethosu şu dört unsur üzerine kurulur:</p>

<p><strong>Sadakat:</strong> Müvekkili ele vermemek, savunma sırrını korumak, müvekkilin hak alanını terk etmemek.</p>

<p><strong>Doğruluk disiplini:</strong> Bilerek yalan kurmamak, sahte delile dokunmamak, adli makamları bilinçli olarak yanıltmamak.</p>

<p><strong>Bağımsızlık:</strong> Müvekkilin paniğine, adli makamların baskısına, iddianın çerçevesine ve dosyanın ilk anlatısına teslim olmamak.</p>

<p><strong>Cesaret:</strong> Gerektiğinde usul ihlaline, hukuka aykırı delile, prematüre kanaate ve yargısal konfor alanına karşı ölçülü ama kararlı biçimde kopuş göstermek.</p>

<p>Bu dört unsur birleştiğinde müdafi, yalnızca “müvekkilinin avukatı” değil, savunma makamının güvenilir taşıyıcısı hâline gelir.</p>

<p><strong>XIX. Sonuç: Müdafi Şüpheli veya Sanığın Sırrını Korur; Yalanını Savunmaz</strong></p>

<p>Yalan söyleyen şüpheli veya sanık karşısında müdafinin konumu, ceza muhakemesinin en hassas etik alanlarından biridir. Burada kolay cevaplar yoktur. Çünkü müdafi aynı anda iki yükümlülüğü taşır: Müvekkilinin sırrını korumak ve muhakemeye bilerek yalan sokmamak. Bu iki yükümlülük birbirini dışlamaz. Doğru kurulduğunda birbirini tamamlar.</p>

<p>Müdafi şüpheli veya sanığı ele vermez. Müvekkilinin kendisine açıkladığı aleyhe bilgileri adli makamlara taşımaz. Onu kendi mahkûmiyetine katkı sunmaya zorlamaz. Susma hakkını korur. İddia makamının ispat yükünü denetler. Delillerin hukuka uygunluğunu ve güvenilirliğini tartışır. Fakat müdafi şüpheli veya sanığın yalanını kendi beyanı hâline getirmez. Doğru olmadığını bildiği olay örgüsünü adli makamlara gerçek diye sunmaz. Sahte delil üretmez. Tanığı yönlendirmez. Başkasına suç atmaya aracılık etmez. Muhakemenin iletişimsel zeminini bilinçli olarak bozmaz.</p>

<p>Bu nedenle müdafinin etik formülü şudur: <strong>Müdafi bildiği her şeyi söylemek zorunda değildir; fakat söylediği şeyin bilerek yalan olmaması gerekir.</strong> Daha kısa ifade edersek: <strong>Müdafi, şüpheli veya sanığın yalanını açıklamaz; fakat o yalanın avukatı da olmaz.</strong></p>

<p>Savunmanın onuru tam da bu sınırda ortaya çıkar. Müdafi, hakikati devletin tekeline bırakmadığı için gereklidir. Ama yalanı savunma hakkı sanmadığı için meşrudur. Müdafinin ethosu da bu çizgide kurulur: müvekkilin sırrına sadakat ile yargısal söyleme dürüstlük arasındaki ince çizgide. Müdafi o çizgiyi koruduğu sürece savunur; o çizgiyi yalan lehine terk ettiği anda savunmanın meşruiyetini zedeler.</p>

<p>Son cümle şudur: <strong>Yalanı anlamak müdafinin insanî görevidir; yalanı savunmak ise mesleki sınır ihlalidir. Müdafi, şüpheli veya sanığın psikolojik savunmasını anlar; fakat hukuki savunmayı hak, delil, ispat, usul ve şüphe üzerine kurar. Çünkü savunma, yalanın değil, hakkın avukatlığıdır.</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN"><img alt="Av. Fahrettin KAYHAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Fahrettin-KAYHAN.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN">Av. Fahrettin KAYHAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/supheli-veya-sanigin-yalani-karsisinda-mudafinin-konumu-mudafi-adli-muzevir-midir-1</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/ceren-damar-1.jpg" type="image/jpeg" length="85591"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukata bürosunda bıçaklı saldırı: Barodan tepki açıklaması]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukata-burosunda-bicakli-saldiri-barodan-tepki-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukata-burosunda-bicakli-saldiri-barodan-tepki-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurum Barosu avukatlarından Taha Bağaçlı, bürosunda bıçaklı saldırıya uğradı. Bağaçlı yara almadan kurtulurken, saldırı sonrası gözaltına alınıp, adli kontrol şartıyla serbest bırakılan şüpheli K.P., karara itiraz üzerine tutuklandı. Erzurum Baro Başkanı Mesut Öner, "Avukata yönelik şiddetin karşısında durmaya ve hukukun üstünlüğünü savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Olay, 30 Nisan günü bir hukuk bürosunda meydana geldi. Taha Bağaçlı, büroya gelen ve bankaya olan borcu sebebiyle icralık olan K.P'nin bıçaklı saldırısına uğradı. Avukat Bağaçlı'nın yara almadan atlattığı saldırı büronun güvenlik kamerasında kaydedildi. Görüntülerde, K.P'nin büroya gelip, Avukat Bağaçlı ile görüştükten sonra elindeki bıçakla üzerine yürüyüp saldırıda bulunması yer aldı. Bağaçlı’nın şikayeti üzerine K.P., Yakutiye İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan K.P. çıkarıldığı mahkemede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p>

<p>Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine 2 Nisan günü yeniden gözaltına alınan K.P. görevi yaptırmamak için direnme, silahla tehdit, cebir ve tehdit suretiyle iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlamasıyla sevk edildiği nöbetçi mahkemece tutuklandı.</p>

<p><strong>ERZURUM BAROSU'NDAN AÇIKLAMA</strong></p>

<p>Avukat Taha Bağaçlı'nın uğradığı saldırıya Erzurum Barosu avukatları tepki gösterdi. Avukatlarla birlikte basın açıklaması yapan Baro Başkanı Mesut Öner, saldırıyı en güçlü şekilde kınadıklarını söyledi. Öner, "Avukatlar hiçbir dosyanın tarafı değildir; savunma makamının temsilcisi olarak hukukun işlenmesine katkı sunan yargının kurucu unsurlarındandır. Avukata yönelik her türlü şiddet, yalnızca bir meslek grubuna değil; savunma hakkına, hukuka, hukuk devletine ve adalete yönelmiş bir saldırıdır. Bu gerçeğin görmezden gelinmesine ve mesleğimizin itibarsızlaştırılarak hedef haline getirilmesine asla sessiz kalmayacağız. Son dönemde artan şiddet olayları, bu konuda daha güçlü ve kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Artan şiddet olayları karşısında, avukatlara yönelik saldırıların önlenmesi için gerekli yasal düzenlemelerin ivedilikle hayata geçirilmesi ve etkin tedbirlerin alınması artık zorunludur. Erzurum Barosu olarak, avukata yönelik şiddetin karşısında durmaya ve hukukun üstünlüğünü savunmaya kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘OLAY BEN DEĞİLİM AVUKATLIK MESLEĞİNİN TA KENDİSİDİR’</strong></p>

<p>Destek veren meslektaşlarına teşekkür eden Avukat Taha Bağaçlı, "Burada olay ben değilim. Avukatlık mesleğinin ta kendisidir. Bakınız şu farkındalığı oluşturmak istiyorum. Bu ülkede benim olayım olmadan sadece bir gün önce Hatice kardeşimiz katledildi. Bu ülkede bir gün arayla 2 farklı avukatın cenazesi kaldırılabilirdi. Deliller ortadayken ifadeler, tanıklar hatta kamera kayıtları, ses kayıtları da mevcut. Buna rağmen hakimlerimiz alkışlarcasına maalesef şahsı salıverebiliyorlar. Meclisimizde birçok avukat vekilimiz var. Bu söylediklerimi lütfen kardeşlerinin tatlı bir sitemi olarak alsınlar ve gerekli aksiyonlar alınsın" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukata-burosunda-bicakli-saldiri-barodan-tepki-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/345856.jpg" type="image/jpeg" length="56580"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukat Mustafa Özlüer ve ailesi trafik kazasında hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukat-mustafa-ozluer-ve-ailesi-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukat-mustafa-ozluer-ve-ailesi-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uşak'ta, dün gece meydana gelen zincirleme trafik kazasında Kütahya Barosu'na kayıtlı avukat 37 yaşındaki Mustafa Özlüer, eşi 35 yaşındaki Tuğba Özlüer ve çocukları 1 yaşındaki Selin ile 6 yaşındaki Nil Özlüer hayatlarını kaybetti. Ailenin bugün Simav ilçesinde toprağa verileceği öğrenildi. Kaza haberi Kütahya'da büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uşak-İzmir kara yolu Ürünköy mevkiinde meydana gelen zincirleme trafik kazasında, karşı şeride geçen bir TIR'ın, aralarında Anadolu Turizm'e ait yolcu otobüsünün de bulunduğu toplam 6 araca çarpması sonucu 17 kişi yaralanmıştı.</p>

<p><strong>OLAY YERİNDE CAN VERDİLER</strong></p>

<p>Kazada, cipteki sürücü Mustafa Özlüer (37), eşi Tuğba Özlüer (35) ile çocukları Selin Özlüer (1) ve Nil Özlüer'in (6) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BARODAN TAZİYE MESAJI</strong></p>

<p>Hayatını kaybeden 4 kişinin cenazeleri, olay yerindeki incelemelerin ardından Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Kütahya Barosu, Simav ilçesi avukatlarından Mustafa Özlüer, eşi ve iki çocuğunun hayatını kaybettiği trafik kazasına ilişkin taziye mesajı yayınladı.</p>

<p><strong>"BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUZ"</strong></p>

<p>Açıklamada, "Baromuz Simav ilçesi avukatlarından Mustafa Özlüer, eşi Tuğba Özlüer ve çocukları Selin ile Nil Özlüer'in vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Özlüer ailesine Allah'tan rahmet, yakınlarına ve camiamıza başsağlığı dileriz" ifadelerine yer verildi.</p>

<p><strong>SİMAV'DA TOPRAĞA VERİLECEKLER</strong></p>

<p>Özlüer ailesinin cenazesinin bugün ikindi namazına müteakip Simav ilçesinde toprağa verileceği belirtildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukat-mustafa-ozluer-ve-ailesi-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/adsiz-129.jpg" type="image/jpeg" length="30326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukukçu Araştırma Görevlileri için HMGS Sınavı mı?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukukcu-arastirma-gorevlileri-icin-hmgs-sinavi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukukcu-arastirma-gorevlileri-icin-hmgs-sinavi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2 Mayıs 2006 tarihinde bu platformda Prof. Dr. Rauf Karasu imzalı ve “<strong><a href="https://hukukihaber.net/arastirma-gorevliligi-sinavi-ile-yuksek-lisans-ve-doktora-sinavlarinda-ales-puani-yerine-hmgs-puani-esas-alinmalidir" rel="dofollow">Araştırma Görevliliği Sınavı ile Yüksek Lisans ve Doktora Sınavlarında ALES Puanı Yerine HMGS Puanı Esas Alınmalıdır</a></strong>” başlıklı yazıyı okudum. Önce yazının ironik bir HMGS eleştirisi olduğu zannına kapıldım, ancak sonlara doğru Hoca’nın önerisinde epey ciddi olduğunu gördüğümde, aşağıdaki satırları hukuk camiasıyla paylaşma ihtiyacı hissettim.</p>

<p>HMGS’nin ihdas edilmesi, belirli mesleklere girişte asgari bir hukuk bilgisi standardı sağlama amacını taşır. Bu yönüyle avukatlık, hâkimlik, savcılık ve noterlik gibi doğrudan uygulamaya dönük meslekler için bir filtre işlevi gördüğü, en azından sınavın amacı açısından söylenebilir. Bununla birlikte, sınavın uygulanış tazındaki ezber ağırlıklı soru tarzının bu amacı gerçekleştirmekten son derece uzak olduğu yönündeki eleştirilere katıldığımı da satır arasında not edeyim. Böyle bir sınavın kapsamının genişletilerek araştırma görevliliği ve lisansüstü eğitime girişte belirleyici hale getirilmesi önerisi, hem akademinin doğası hem de eşitlik ilkesi bakımından ciddi sorunlar barındırmaktadır.</p>

<p>Her şeyden önce, araştırma görevliliği ile HMGS’nin hedeflediği meslekler arasında niteliksel bir fark vardır. HMGS, uygulamaya yönelik mesleki yeterliliği ölçmeyi amaçlayan bir sınavdır, oysa araştırma görevliliği, esas itibarıyla bilimsel araştırma yapma, eleştirel düşünme, metodoloji kurma ve akademik üretim kapasitesiyle ilgilidir. Bu iki alanın gerektirdiği yetkinliklerin örtüştüğünü varsaymak, kategorik bir hata içerir. Bir adayın HMGS’de başarılı olması, onun iyi bir araştırmacı veya akademisyen olacağı anlamına gelmez. Benzer şekilde, HMGS’de başarısız olan bir adayın akademik potansiyelinin düşük olduğu da söylenemez. Dolayısıyla, uygulama odaklı bir sınavın akademik kariyer için ön koşul haline getirilmesi, ölçme aracının amaçla uyumsuzluğu sorununu doğurur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Metinde ALES’in hukuk bilgisini ölçmediği gerekçesiyle eleştirilmesi anlaşılabilir, ancak buradan hareketle HMGS’nin doğrudan yerine konulması gerektiği sonucu zorunlu değildir. Bu, ‘ya bu ya o’ şeklinde ikili bir karşıtlık kurarak alternatif çözümleri dışlayan bir akıl yürütmeye dayanır. Oysa daha dengeli bir yaklaşım, akademik alana özgü ölçütlerin geliştirilmesini gerektirir. Örneğin, bazıları halihazırda kullanılan, alan bilgisi sınavları, yazılı bilim sınavları, mülakatlar gibi adayın akademik üretim potansiyelini değerlendiren benzer yöntemler önerisi dikkate alınabilir, ancak HMGS böylesi bir yöntem olmanın yanından bile geçmiyor. Sorunlu bir ölçme aracını (ALES) daha uygun olmayan başka bir araçla (HMGS) değiştirmek, sorunu çözmek yerine biçim değiştirerek sürdürmek anlamına gelir.</p>

<p>Ayrıca metinde HMGS’nin “nesnelliği üzerinde kuşku olmayan” bir sınav olduğu iddiası da tartışmaya açıktır. Her merkezi sınav belirli ölçüde standartlaştırılmış olsa da, hiçbir sınav mutlak anlamda nesnel değildir. Sınavın içeriği, yukarıda da belirttiğim soru tarzı ve ölçtüğü beceriler belirli bir perspektifi yansıtır. HMGS’nin de ağırlıklı olarak ezbere dayalı bilgi ölçtüğü ve hukuk uygulamasına yönelik belirli alanları öne çıkardığı düşünüldüğünde, akademik yaratıcılık ve eleştirel analiz gibi becerileri ölçmekten uzak olduğu öneride dikkate alınmamıştır. Bu nedenle HMGS’yi tartışmasız “daha objektif” bir kriter olarak sunmak, yeterli gerekçelendirmeden yoksundur.</p>

<p>Üstelik öneri, eşitlik ilkesi bakımından da sorunludur. Türkiye’de farklı disiplinlerde araştırma görevlisi olmak isteyen adaylar için böyle bir mesleki yeterlilik sınavı zorunluluğu bulunmazken, yalnızca hukuk alanı için HMGS şartı getirilmesi, benzer durumda olan kişiler arasında farklı muamele anlamına gelir. Eğer amaç akademik kaliteyi artırmaksa, bu hedefin yalnızca hukuk alanına özgü bir sınavla sağlanmaya çalışılması tutarlı değildir. Ya tüm disiplinler için benzer nitelikte alan yeterlilik sınavları öngörülmeli ya da hiçbir alanda bu tür bir zorunluluk getirilmemelidir. Aksi halde, eşitlik ilkesi zedelenir ve hukuk alanındaki adaylar diğer alanlara kıyasla daha ağır bir eleme mekanizmasına tâbi tutulmuş olur.</p>

<p>Metinde dile getirilen bir diğer husus, ALES’te yüksek puan alan ancak lisans not ortalaması düşük olan adayların öne geçebilmesidir. Bu durum, ölçme ve değerlendirme sisteminde ağırlıkların yeniden düzenlenmesiyle çözülebilecek bir problemdir. Lisans başarı ortalamasının, bilim sınavlarının ve/ya mülakatların etkisi artırılarak daha dengeli bir değerlendirme yapılabilir. Bu tür teknik bir sorunun çözümü, tüm sistemi kökten değiştirip farklı bir sınavı zorunlu kılmak değildir.</p>

<p>Son olarak, akademik özgürlük ve çeşitlilik açısından da öneri sakıncalıdır. Akademi, yalnızca mevcut hukuk bilgisini tekrar eden değil, aynı zamanda hukuku eleştiren, dönüştüren ve geliştiren bireyler yetiştirmeyi amaçlar. HMGS gibi standartlaştırılmış sınavların belirleyici hale gelmesi, farklı düşünme biçimlerini ve alternatif akademik profilleri dışlama riski barındırmaktadır. Bu da uzun vadede hukuk biliminin gelişimini sınırlandırır.</p>

<p>Özetle, hukuk alanında akademik kaliteyi artırma amacı yerinde olmakla birlikte, HMGS’nin araştırma görevliliği ve lisansüstü eğitime girişte temel kriter haline getirilmesi hem ölçme amacına uygunluk hem eşitlik ilkesi hem de akademinin doğası bakımından ikna edici değildir. Daha dengeli, çoğulcu ve akademik niteliği doğrudan ölçen yöntemlerin geliştirilmesi, bu hedefe ulaşmak için daha rasyonel bir yol olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Ali Acar</strong></p>

<p><strong>Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukukcu-arastirma-gorevlileri-icin-hmgs-sinavi-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/terazi.jpg" type="image/jpeg" length="71803"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2025/257 esas - 2026/44 karar sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025257-esas-202644-karar-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025257-esas-202644-karar-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 12/2/2026 tarihli, 2025/257 esas - 2026/44 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2025/257</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2026/44</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 12/2/2026</strong></p>

<p><strong>R.G. Tarih - Sayı : 4/5/2026-33243</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: </strong>Danıştay İkinci Dairesi</p>

<p><strong>İTİRAZIN KONUSU:</strong> 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’na 9/11/2016 tarihli ve 6756 sayılı Kanun’un 112. maddesiyle eklenen 13/A maddesinin on ikinci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “<i>Akademiye alınacak öğrencilerin nitelikleri…</i>” ibaresinin Anayasa’nın 2., 7. ve 42. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>OLAY: </strong>Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisinden (Akademi) ilişiğin kesilmesine yönelik işlemin ve bu işlemin dayanağı olan yönetmelik hükmünün iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.</p>

<p><strong>I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ</strong></p>

<p>Kanun'un 13/A maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı on ikinci fıkrası şöyledir:</p>

<p>“<i>Akademinin öğrenci kaynağı; lise ve dengi okullar, ön lisans, lisans, yüksek lisans mezunlarıdır. İlgili devletlerle yapılacak uluslararası anlaşmalara bağlı olarak yabancı uyruklu öğrencilerin Akademiye kabul edilmeleri Bakan onayı ile olur. Yabancı uyruklu öğrenciler eğitim-öğretimi izleyebilecek Türkçe dil yeterliklerinin sınav ile tespit edilmesinden sonra öğretime başlatılır. Yabancı uyruklu öğrenciler Akademi öğrencilerine uygulanan kurallara uymakla yükümlüdür. <strong><u>Akademiye alınacak öğrencilerin nitelikleri</u></strong> ile giriş usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.</i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Recai AKYEL, Rıdvan GÜLEÇ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 11/12/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle sınırlama sorunu görüşülmüştür.</p>

<p>2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması hâlinde bu hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.</p>

<p>3. 2803 sayılı Kanun’un 13/A maddesinin on ikinci fıkrasının beşinci cümlesinde Akademiye alınacak öğrencilerin nitelikleri ile giriş usul ve esaslarının yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, anılan cümlede yer alan “<i>Akademiye alınacak öğrencilerin nitelikleri…</i>” ibaresinin iptalini talep etmiştir.</p>

<p>4. İtiraz konusu kuralda yer alan “<i>Akademiye alınacak öğrencilerin…</i>”<i> </i>ibaresi, “<i>… nitelikleri…</i>” ibaresinin yanı sıra itiraz konusu olmayan “<i>…giriş usul ve esasları…</i>” ibaresi yönünden de geçerli, ortak kural niteliğindedir. Bu itibarla kuralın esasına ilişkin incelemenin “<i>…nitelikleri…</i>”<i> </i>ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.</p>

<p>5. Açıklanan nedenle 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’na 9/11/2016 tarihli ve 6756 sayılı Kanun’un 112. maddesiyle eklenen 13/A maddesinin on ikinci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “<i>Akademiye alınacak öğrencilerin nitelikleri…</i>” ibaresinin esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin anılan cümlede yer alan “<i>…</i><i>nitelikleri…</i>” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>6. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Oğuz ÇAKAR tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A. Anlam ve Kapsam</strong></p>

<p>7. 2803 sayılı Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrasında anılan Kanun’un amacının Türkiye Cumhuriyeti Jandarma Teşkilatının görev, yetki ve sorumluluklarına, hizmetin gerektirdiği bağlılık ve ilişkilere, teşkilat ve konuşa ait esas ve usulleri düzenlemek olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>8. Kanun’un “<i>Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi</i>” başlıklı 13/A maddesinin birinci fıkrasında, İçişleri Bakanlığına bağlı Akademinin Jandarma ve Sahil Güvenlik Teşkilatlarının subay, astsubay ve diğer personel ihtiyacını karşılamak, ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim öğretim, bilimsel araştırma ile yayın yapmak amacıyla kurulan ve bünyesinde fakülte, enstitü, astsubay meslek yüksekokulları, eğitim ve araştırma merkezleri ve kurslar bulunduran bir yüksek öğretim kurumu olduğu belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise Akademinin kuruluş, görev ve çalışma usullerinin 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümleri saklı olmak kaydıyla Yükseköğretim Kurulunun da görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.</p>

<p>9. Söz konusu maddenin on ikinci fıkrasının birinci cümlesinde Akademinin öğrenci kaynağının lise ve dengi okullar, ön lisans, lisans, yüksek lisans mezunları olduğu ifade edilmiş; beşinci cümlesinde ise Akademiye alınacak öğrencilerin nitelikleri ile giriş usul ve esaslarının yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu cümlede yer alan “<i>…nitelikleri…</i>”<i> </i>ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.</p>

<p><strong>B. İtirazın Gerekçesi</strong></p>

<p>10. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla Akademide eğitime alınacak öğrencilerde aranacak şartlara ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin idareye sınırsız düzenleme yetkisinin tanındığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 7. ve 42. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p>11. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.</p>

<p>12. Anayasa’nın 42. maddesinin birinci fıkrasında “<i>Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.</i>” denilmek suretiyle eğitim ve öğrenim hakkı herkes yönünden güvence altına alınmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>13. Anılan hak, kamu ve özel eğitim kurumlarını kapsadığı gibi eğitimin ilk, orta ve yükseköğrenim seviyelerini de kapsar (<i>Sara Akgül</i> [GK], B. No: 2015/269, 22/11/2018, § 120; <i>Hikmet Balabanoğlu</i>, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 28; <i>İhsan Asutay</i>, B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 34).</p>

<p>14. Eğitim ve öğrenim hakkı, devlete kişilerin eğitim ve öğrenim almasını engellememe ödevini yüklemektedir. Anılan hak belirli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasını ve bu eğitim kurumlarına devam edebilmeyi teminat altına almaktadır (AYM, E.2023/25, K.2024/139, 23/7/2024, § 100).</p>

<p>15. Anayasa’nın söz konusu maddesinin ikinci fıkrasında ise öğrenim hakkının kapsamının kanunla tespit edilip düzenleneceği belirtilerek bu hakkın mutlak olmadığı, hakkın kapsamını ve sınırlarını belirleme yetkisinin kanun koyucuya ait olduğu hükme bağlanmıştır.</p>

<p>16. 2803 sayılı Kanun’un 13/A maddesinin birinci fıkrasına göre Akademi; Jandarma ve Sahil Güvenlik Teşkilatlarının subay, astsubay ve diğer personel ihtiyacını karşılamak üzere ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeyinde eğitim öğretim ve uygulama yapan, bünyesinde fakülte, enstitü, astsubay meslek yüksekokulları, eğitim ve araştırma merkezleri ve kurslar bulunan bir yüksek öğretim kurumudur.</p>

<p>17. Anılan maddenin on üçüncü fıkrası uyarınca Akademiyi başarıyla tamamlayanların yapılacak yeterlilik sınavında başarılı olmaları hâlinde Jandarma ve Sahil Güvenlik Teşkilatlarına subay ve astsubay olarak atanacaklarının öngörülmesi Akademi öğrencilerinin daimî ve sabit kamu hizmetleri kadrosunda yer alan, bürokratik hiyerarşi içinde bulunan ve devletten maaş alan görevliler oldukları anlamına gelmediğinden öğrencilik statüsüne kabul edilecek kişilerle ilgili düzenlemelerin memur ve kamu görevlilerinin statülerini düzenleyen anayasal ilkeler kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2023/25, K.2024/139, 23/7/2024, § 102).</p>

<p>18. Öte yandan Akademide öğrenim görebilecek kişilerde aranacak şartların belirlenmesine ilişkin hususlarda idareye düzenleme yetkisi tanıyan kural, idarenin belirleyeceği şartları taşımayanlar yönünden eğitim ve öğrenim hakkına sınırlama getirmektedir.</p>

<p>19. Anayasa’nın 13. maddesinde<i> </i>“<i>Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.</i>”<i> </i>denilmektedir. Buna göre eğitim ve öğretim hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.</p>

<p>20. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca eğitim ve öğretim hakkına yönelik sınırlamalarda dikkate alınacak öncelikli ölçüt, sınırlamanın kanunla yapılmasıdır. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir.</p>

<p>21. Temel hakları sınırlayan bir kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 7. maddesiyle güvenceye alınan yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinin de bir gereğidir. Nitekim türevsel nitelikteki düzenleyici işlemler bakımından yürütmenin düzenleme yetkisi sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle temel ilkeleri belirlenmeksizin ve çerçevesi çizilmeksizin yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanun kuralı ile sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın yürütmenin düzenlemesine bırakılması, Anayasa'nın belirtilen maddesine aykırılık oluşturur (AYM, E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013; E.2019/36, K.2021/15, 4/3/2021, § 57; E.2022/81, K.2023/153, 13/9/2023, § 76). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 7. maddesinde güvenceye alınan yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.</p>

<p>22. 2803 sayılı Kanun’un 13/A maddesinde Akademinin öğrenci kaynağının belirlendiği, bunun haricinde herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, kuralla bu okullara alınacak öğrencilerde aranacak niteliklerin yönetmelikle belirleneceğinin öngörülmesi suretiyle bu hususlarda düzenleme yapma yetkisinin idareye bırakıldığı ancak bunlara ilişkin temel ilkelerin kanunda belirlenmediği ve yasal çerçevenin çizilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralla eğitim ve öğretim hakkına yönelik sınırlamanın kanunilik unsurundan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır (benzer yönde değerlendirme için bkz. AYM, E.2023/25, K.2024/139, 23/7/2024, § 104).</p>

<p>23. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.</p>

<p>İrfan FİDAN, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p>Kuralın Anayasa’nın 7. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüşse de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 42. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 7. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.</p>

<p>Kural, Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 2. maddesi yönünden incelenmemiştir.</p>

<p><strong>IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU</strong></p>

<p>24. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “<i>Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez</i>.” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.</p>

<p>25. 2803 sayılı Kanun’un 13/A maddesinin on ikinci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “<i>…nitelikleri…</i>” ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.</p>

<p><strong>V. HÜKÜM</strong></p>

<p>10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’na 9/11/2016 tarihli ve 6756 sayılı Kanun’un 112. maddesiyle eklenen 13/A maddesinin on ikinci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “<i>…</i><i>nitelikleri…</i>” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, İrfan FİDAN, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ile Metin KIRATLI’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE 12/2/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkan</p>

   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun çoğunluğu tarafından, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’na 9/11/2016 tarihli ve 6756 sayılı Kanun’un 112. maddesiyle eklenen 13/A maddesinin 12. fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “nitelikleri” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu sonucuna ulaşılarak iptaline karar verilmiştir. Aşağıda belirttiğimiz gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Şöyle ki;</p>

<p>Dava konusu ibarenin de yer aldığı 2803 sayılı Kanun’un 13/A maddesinin on ikinci fıkrası şöyledir: “<i>Akademinin öğrenci kaynağı; lise ve dengi okullar, ön lisans, lisans, yüksek lisans mezunlarıdır. İlgili devletlerle yapılacak uluslararası anlaşmalara bağlı olarak yabancı uyruklu öğrencilerin Akademiye kabul edilmeleri Bakan onayı ile olur. Yabancı uyruklu öğrenciler eğitim-öğretimi izleyebilecek Türkçe dil yeterliklerinin sınav ile tespit edilmesinden sonra öğretime başlatılır. Yabancı uyruklu öğrenciler Akademi öğrencilerine uygulanan kurallara uymakla yükümlüdür. Akademiye alınacak öğrencilerin <strong>nitelikleri </strong>ile giriş usul ve esasları yönetmelikle belirlenir</i>”.</p>

<p>2803 sayılı Kanun’un 13/A maddesinin ilk fıkrasında, Jandarma ve Sahil Güvenlik Teşkilatlarının subay ve astsubay ve diğer personel ihtiyacını karşılamak, önlisans, lisans ve lisansüstü eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın yapmak üzere bünyesinde fakülte, enstitü, astsubay meslek yüksekokulları, eğitim ve araştırma merkezleri ve kurslar bulunan bir yükseköğretim kurumu olarak İçişleri Bakanlığına bağlı Jandarma ve Sahil Güvenlik<i> </i>Akademisi kurulduğu, Akademinin ihtiyaçlarının Jandarma Genel Komutanlığı bütçesinden karşılanacağı belirtilmiştir. Yine aynı maddenin 13. fıkrasında Akademi bünyesindeki tüm birimlerde öğrenim gören öğrencilerden öğrenim süresini başarıyla tamamlayanların subay ve astsubay nasbedilmeleri için Akademi tarafından yapılacak yeterlilik sınavında başarılı olması gerektiği, söz konusu maddenin 14. fıkrasında ise, en az dört yıl süreli fakülte bitirenlerden muvazzaf subay olmak için başvuranlar ile fakülte veya yüksekokul bitirenlerden muvazzaf astsubay olmak için başvuranların düzeltilmemiş nüfus kaydına göre müracaat yapılan yılın ocak ayının ilk günü itibarıyla yirmi yedi yaşını, lisansüstü öğrenimi tamamlamış olanların ise otuz iki yaşını bitirmemiş olması, yönetmelikte öngörülen sınavlar ile uygulanacak temel askerlik veya kolluk eğitiminde başarılı olması ve diğer nitelikleri de haiz bulunmak şartıyla Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından gösterilecek lüzum ve İçişleri Bakanının uygun görmesi halinde ilgili branşlara nasbedilebileceği belirtilmiştir.</p>

<p>Görüldüğü üzere, Kanun’un 13/A maddesinin 12. fıkrasında Akademiye alınacak öğrencilerin lise ve dengi okullar, ön lisans, lisans, yüksek lisans mezunları olduğu belirtilmiş ve diğer nitelikler Yönetmelik’e bırakılmış ise de<i> </i>aynı maddede öğrenim süresini tamamlayanlardan subay ya da astsubay olmak isteyenler için, belirli yaş sınırını geçmemiş olması ve Yönetmelikte öngörülen sınavlar ile uygulanacak temel askerlik veya kolluk eğitiminde başarılı olması koşulları getirilmiştir.</p>

<p>Anayasa’nın 42. maddesinde kimsenin, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı belirtilmiş, bu hakkın sınırlanmasına ilişkin söz konusu maddede özel bir sınırlama sebebi belirtilmemiştir. Anayasa Mahkemesi çeşitli kararlarında, Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olması gerektiğini belirterek, özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu, ayrıca Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin de temel hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği ifade etmiştir. (Bkz. AYM, 1.2.2024 tarihli ve 2023/177 E., 2024/30 K. Söz konusu kararda atıf yapılan diğer kararlar ise, AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).</p>

<p>Anayasa Mahkemesi çeşitli içtihatlarında, Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda kanunda genel ifadelerle düzenleme yapılarak ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmenin türevsel nitelikteki düzenleyici işlemlerine bırakılması mümkün olduğunu belirterek, bir kanunun kapsamına giren tüm hususların kanunda tek tek sayılmasının güçlük arzetmesi ya da bazı hususların eksik kalması söz konusu olduğunda kanun koyucunun temel kuralları saptayarak detayları daha alt düzeydeki düzenlemelere bırakmasının belirlilik ilkesine de aykırılık oluşturmayacağını ifade etmiştir. (Bkz. AYM, 1.2.2024 tarihli ve 2023/177 E., 2024/30 K., § 58-59; AYM, E.2019/32, K.2021/54, 14/07/2021, § 66- 67). Kaldı ki, Yönetmelik düzenleyici bir işlem olduğundan, Akademiye giriş için belirlenen nitelikler veya tesis edilen işlemler nedeniyle hakları ihlal edilen kişilerin idari yargı mercilerinde dava açması ve işlemin iptalini sağlaması her zaman mümkündür.</p>

<p>Yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen gerekçeler çerçevesinde dava konusu düzenleme incelendiğinde, 2803 sayılı Kanunun 13/A maddesinin Akademiye kabul edilebilecek öğrencilere ilişkin temel esaslar belirlenmiş ve kanuni sınırlar çizilmiş olduğundan, Anayasa’nın 13. ve 42. maddeleri çerçevesinde eğitim öğretim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağı mevcuttur.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle dava konusu kuralın Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırı olmadığı ve iptal edilmemesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025257-esas-202644-karar-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/10/yargi/anaysad41aa.jpg" type="image/jpeg" length="77698"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2025/194 esas - 2026/15 karar sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025194-esas-202615-karar-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025194-esas-202615-karar-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 15/1/2026 tarihli, 2025/194 esas - 2026/15 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2025/194</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2026/15</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 15/1/2026</strong></p>

<p><strong>R.G. Tarih - Sayı : 4/5/2026-33243</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: </strong>Danıştay İkinci Dairesi</p>

<p><strong>İTİRAZIN KONUSU:</strong> 25/4/2001 tarihli ve 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu’nun 30. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan “<i>…bu okullara alınacak öğrencilerde aranacak şartlar,…</i>” ibaresinin Anayasa’nın 2., 7. ve 42. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>OLAY: </strong>Polis meslek yüksekokulundan ilişiğin kesilmesine yönelik işlemin ve bu işlemin dayanağı olan yönetmelik hükmünün iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.</p>

<p><strong>I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ</strong></p>

<p>Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 30. maddesi şöyledir:</p>

<p>“<i>Yönetmelikler</i></p>

<p><i>Madde 30 –<strong> </strong></i><i>Aşağıdaki hususlar;</i></p>

<p><i>a) Akademinin yönetim birimlerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usulleri,</i></p>

<p><i>b) Fakülte, enstitü ve polis meslek yüksek okullarında ders veren ek ders ücretli öğretim elemanlarının görevlendirilmelerinin esas ve usulleri,</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>c) Akademiye alınacak öğrencilerde aranacak şartlar, istenecek belgeler, kayıt, sınav ve kabul işlemlerine ait esas ve usulleri,</i></p>

<p><i>d) Fakülte öğrencilerinin uygulama eğitimlerinin yeri, zamanı, süresi ve ne şekilde yapılacağının esas ve usulleri,</i></p>

<p><i>e) Fakültede öğretim sürelerinin tespiti, dönemlere ayrılması, dinlenme izinleri, sınav ve değerlendirme esaslarına ilişkin ilkeler, başarı durumu, okuma hakkının kullanılmış sayılacağı haller, not düzeni ve bu konulara ilişkin diğer hususlar,</i></p>

<p><i>f) Polis meslek yüksek okullarının kuruluş, çalışma, disiplin ve eğitim-öğretim esasları ile <strong><u>bu okullara alınacak öğrencilerde aranacak şartlar</u></strong>, yapılacak sınavlarla, enstitünün kuruluş ve işleyişine ilişkin esaslar ve diğer hususlar,</i></p>

<p><i>g) Polis yüksek öğretim kurumlarındaki öğrencilerin okul içinde ve dışında giyecekleri kıyafetlere ilişkin esaslar,</i></p>

<p><i>Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Ancak akademik konularla ilgili yönetmeliklerde Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulunun da görüşü alınır.</i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 10/9/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Oğuz ÇAKAR tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A. Anlam ve Kapsam</strong></p>

<p>3. 4652 sayılı Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrasında anılan Kanun’un amacının Türk polis teşkilatının en yüksek öğretim kurumu olan Polis Akademisi (Akademi) ve bağlı fakülteler, enstitüler ile polis meslek yüksekokullarındaki yüksek öğretimle ilgili amaç ve ilkeleri belirlemek, bu okulların teşkilatlanmasını, görev ve sorumluluklarını, eğitim öğretim, araştırma, yayın, öğretim elemanları ve öğrencilerle ilgili esasları düzenlemek olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>4. Kanun’un “<i>Tanımlar</i>” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (r) bendinde polis meslek yüksekokulu, emniyet teşkilatının polis memuru ihtiyacını karşılamak üzere ön lisans düzeyinde eğitim öğretim ve uygulama yapan yüksek öğretim kurumu olarak tanımlanmış; 3. maddesinin birinci fıkrasında da polis meslek yüksekokullarının bilimsel özerkliğe sahip bir yüksek öğretim kurumu olan Akademi bünyesinde faaliyet göstereceği belirtilmiştir.</p>

<p>5. 10. maddede polis meslek yüksekokullarının öğrenci kaynağı, öğretim süresi ve öğrencilerin istihkakları düzenlenmiştir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre polis meslek yüksekokullarına Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan Öğrenci Seçme Sınavı’nı kazanan ve İçişleri Bakanlığınca (Bakanlık) ihtiyaç duyulduğu kadar lise ve dengi okulları bitirenler arasından yapılacak özel yetenek sınavında başarılı olanlar alınacaktır.</p>

<p>6. 30. maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde polis meslek yüksekokullarının kuruluş, çalışma, disiplin ve eğitim öğretim esasları ile bu okullara alınacak öğrencilerde aranacak şartların, yapılacak sınavlarla, enstitünün kuruluş ve işleyişine ilişkin esaslar ve diğer hususların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüş olup anılan bentte yer alan “<i>…bu okullara alınacak öğrencilerde aranacak şartlar,…</i>”<i> </i>ibaresi<i> </i>itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.</p>

<p><strong>B. İtirazın Gerekçesi</strong></p>

<p>7. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla polis meslek yüksekokullarında eğitime alınacak öğrencilerde aranacak şartlara ilişkin yasal çerçeve ve temel ilkeler belirlenmeksizin düzenleme yapma yetkisinin idareye bırakıldığı, bu durumun yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 7. ve 42. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p>8. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.</p>

<p>9. Anayasa’nın 42. maddesinin birinci fıkrasında “<i>Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.</i>” denilmek suretiyle eğitim ve öğrenim hakkı herkes yönünden güvence altına alınmıştır.</p>

<p>10. Anılan hak, kamu ve özel eğitim kurumlarını kapsadığı gibi eğitimin ilk, orta ve yükseköğrenim seviyelerini de kapsar (<i>Sara Akgül</i> [GK], B. No: 2015/269, 22/11/2018, § 120; <i>Hikmet Balabanoğlu</i> [2. B.], B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 28; <i>İhsan Asutay</i> [2. B.], B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 34).</p>

<p>11. Eğitim ve öğrenim hakkı, devlete kişilerin eğitim ve öğrenim almasını engellememe ödevini yüklemektedir. Anılan hak belirli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasını ve bu eğitim kurumlarına devam edilebilmesini teminat altına almaktadır (AYM, E.2023/25, K.2024/139, 23/7/2024, § 100).</p>

<p>12. Anayasa’nın söz konusu maddesinin ikinci fıkrasında ise öğrenim hakkının kapsamının kanunla tespit edilip düzenleneceği belirtilerek bu hakkın mutlak olmadığı, hakkın kapsamını ve sınırlarını belirleme yetkisinin kanun koyucuya ait olduğu hükme bağlanmıştır.</p>

<p>13. 4652 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının (r) bendine göre polis meslek yüksekokulu, emniyet teşkilatının polis memuru ihtiyacını karşılamak üzere ön lisans düzeyinde eğitim öğretim ve uygulama yapan yüksek öğretim kurumudur.</p>

<p>14. Anılan Kanun’un 10. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca öğrenim süresi içinde polis meslek yüksekokulunu başarıyla tamamlayanların emniyet teşkilatı kadrolarına aday polis memuru olarak atanacaklarının öngörülmesi polis meslek yüksekokulu öğrencilerinin daimî ve sabit kamu hizmetleri kadrolarında yer alan, bürokratik hiyerarşi içinde bulunan ve devletten maaş alan görevliler oldukları anlamına gelmediğinden öğrencilik statüsüne kabul edilecek kişilerle ilgili düzenlemelerin memur ve kamu görevlilerinin statülerini düzenleyen anayasal ilkeler kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2005/42, K.2006/27, 23/2/2006; E.2023/25, K.2024/139, 23/7/2024, § 102).</p>

<p>15. Öte yandan polis meslek yüksekokullarında öğrenim görebilecek kişilerde aranacak şartların belirlenmesine ilişkin hususlarda idareye düzenleme yetkisi tanıyan kural, eğitim ve öğrenim hakkına sınırlama getirmektedir.</p>

<p>16. Anayasa’nın 13. maddesinde<i> </i>“<i>Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz</i>”<i> </i>denilmektedir. Buna göre eğitim ve öğretim hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.</p>

<p>17. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca eğitim ve öğretim hakkına yönelik sınırlamalarda dikkate alınacak öncelikli ölçüt, sınırlamanın kanunla yapılmasıdır. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir.</p>

<p>18. Temel hakları sınırlayan bir kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 7. maddesiyle güvenceye alınan yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinin de bir gereğidir. Nitekim türevsel nitelikteki düzenleyici işlemler bakımından yürütmenin düzenleme yetkisi; sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle temel ilkeleri belirlenmeksizin ve çerçevesi çizilmeksizin yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanun kuralı ile sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın yürütmenin düzenlemesine bırakılması, Anayasa'nın belirtilen maddesine aykırılık oluşturur (AYM, E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013; E.2019/36, K.2021/15, 4/3/2021, § 57; E.2022/81, K.2023/153, 13/9/2023, § 76). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 7. maddesinde güvenceye alınan yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.</p>

<p>19. 4652 sayılı Kanun’un 10. maddesinde polis meslek yüksekokullarının esas öğrenci kaynağının ve alınacak öğrencilerde özel yetenek sınavında başarılı olma şartının düzenlendiği, bunun haricinde herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, kuralla bu okullara alınacak öğrencilerde aranacak şartlara ilişkin esasların yönetmelikle belirleneceğinin belirtilmesi suretiyle bu hususlarda düzenleme yapma yetkisinin idareye bırakıldığı ancak bunlara ilişkin temel ilkelerin kanunda belirlenmediği ve yasal çerçevenin çizilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralla eğitim ve öğretim hakkına yönelik sınırlamanın kanunilik unsurundan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2023/25, K.2024/139, 23/7/2024, § 104).</p>

<p>20. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.</p>

<p>Basri BAĞCI, Rıdvan GÜLEÇ, İrfan FİDAN, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p>Kuralın Anayasa’nın 7. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 42. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 7. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.</p>

<p>Kural, Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 2. maddesi yönünden incelenmemiştir.</p>

<p><strong>IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU</strong></p>

<p>21. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “<i>Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez</i>.” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.</p>

<p>22. 4652 sayılı Kanun’un 30. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan “<i>…bu okullara alınacak öğrencilerde aranacak şartlar,…</i>” ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.</p>

<p><strong>V. HÜKÜM</strong></p>

<p>25/4/2001 tarihli ve 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu’nun 30. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan “<i>…bu okullara alınacak öğrencilerde aranacak şartlar,…</i>” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Basri BAĞCI, Rıdvan GÜLEÇ, İrfan FİDAN, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ile Metin KIRATLI’nın karşıoyları ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 65. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE 15/1/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkan</p>

   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="0">
   <td></td>
   <td></td>
   <td></td>
   <td></td>
   <td></td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun çoğunluğu tarafından, 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu’nun 30. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan “<i>…bu okullara alınacak öğrencilerde aranacak şartlar…” </i>ibaresinin Anayasaya aykırı olduğu sonucuna ulaşılarak iptaline karar verilmiştir. Aşağıda belirttiğimiz gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Şöyle ki;</p>

<p>4652 sayılı Kanunun 30. maddesinde Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenecek hususlar bentler halinde sayılmıştır. Söz konusu maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde “Polis meslek yüksek okullarının kuruluş, çalışma, disiplin ve eğitim-öğretim esasları ile bu okullara alınacak öğrencilerde aranacak şartlar, yapılacak sınavlarla, enstitünün kuruluş ve işleyişine ilişkin esaslar ve diğer hususlar”ın yönetmelik ile düzenleneceği belirtilmiştir. Fıkrada polis okullarına alınacak öğrencilerde aranacak şartların yönetmelik ile düzenleneceği belirtilmiş ise de okulların öğrenci kaynağı konusunda aynı Kanunun 10. maddesinde yer alan hükümlerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>4652 sayılı Kanunun 10. maddesinde, Emniyet Teşkilâtının ihtiyacı olan polis memurlarını yetiştirmek üzere; Cumhurbaşkanı kararı ile Polis Akademisine bağlı, ön lisans düzeyinde, mesleki eğitim-öğretim ve uygulama yapan polis meslek yüksek okulları açılacağı, birinci fıkra hükümlerine göre kurulan polis meslek yüksek okullarının Bakan onayı ile polis meslek eğitim merkezine dönüştürülebileceği, polis meslek yüksek okullarına Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan Öğrenci Seçme Sınavını kazanan ve Bakanlıkça ihtiyaç duyulduğu kadar lise ve dengi okulları bitirenler arasından yapılacak özel yetenek sınavında başarılı olanların alınacağı, polis meslek yüksek okullarında eğitim-öğretim süresinin iki yıl olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Görüldüğü üzere, Kanunun 10. maddesinde polis meslek yüksek okuluna alınacak öğrencilerin lise ve dengi okul mezunu olması, ÖSYM tarafından yapılan sınavda başarılı olmaları ve yine yapılacak özel yetenek sınavından başarılı olunması gerektiği koşullarına yer verilmiş olup, Bakanlığın polis ihtiyacının zaman içinde değişkenlik arzedebileceği nazara alındığında diğer koşulların Yönetmelik ile düzenlenmesinde Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırılık söz konusu değildir.</p>

<p>Anayasa’nın 42. maddesinde kimsenin, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı belirtilmiş, bu hakkın sınırlanmasına ilişkin söz konusu maddede özel bir sebep belirtilmemiştir. Anayasa Mahkemesi çeşitli kararlarında, Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın Anayasa’da öngörülen sebeplere uygun olması gerektiğini belirterek, özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu, ayrıca Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin de temel hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği ifade etmiştir. (Bkz. AYM, 1.2.2024 tarihli ve 2023/177 E., 2024/30 K. Söz konusu kararda atıf yapılan diğer kararlar ise, AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).</p>

<p>Anayasa Mahkemesi çeşitli içtihatlarında, Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda kanunda genel ifadelerle düzenleme yapılarak ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmenin türevsel nitelikteki düzenleyici işlemlerine bırakılması mümkün olduğunu belirterek, bir kanunun kapsamına giren tüm hususların kanunda tek tek sayılmasının güçlük arzetmesi ya da bazı hususların eksik kalması söz konusu olduğunda kanun koyucunun temel kuralları saptayarak detayları daha alt düzeydeki düzenlemelere bırakmasının belirlilik ilkesine de aykırılık oluşturmayacağını ifade etmiştir. (Bkz. AYM, 1.2.2024 tarihli ve 2023/177 E., 2024/30 K., § 58-59; AYM, E.2019/32, K.2021/54, 14/07/2021, § 66- 67). Kaldı ki, Yönetmelik düzenleyici bir işlem olduğundan, yapılan sınavlar veya tesis edilen işlemler nedeniyle hakları ihlal edilen kişilerin idari yargı mercilerinde dava açması ve işlemin iptalini sağlaması her zaman mümkündür.</p>

<p>Yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen gerekçeler çerçevesinde dava konusu düzenleme incelendiğinde, 4652 sayılı Kanunun 10. maddesinde polis meslek yüksek okullarına kabul edilebilecek öğrencilere ilişkin temel esaslar belirlenmiş ve kanuni sınırlar çizilmiş olduğundan Anayasa’nın 13. ve 42. maddeleri çerçevesinde eğitim öğretim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağı mevcuttur.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle dava konusu kuralın Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırı olmadığı ve iptal edilmemesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td colspan="2">
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025194-esas-202615-karar-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/yargi/anayasa-m4s-2.jpg" type="image/jpeg" length="85032"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nisan ayı kira artış oranı yüzde 32,43 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/nisan-ayi-kira-artis-orani-yuzde-3243-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/nisan-ayi-kira-artis-orani-yuzde-3243-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nisan ayının enflasyon verileri belli oldu, mayıs ayında kiracılara uygulanabilecek tavan zam oranı şekillendi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, 12 aylık enflasyon ortalamasının baz alındığı tavan zam oranı yüzde 32,43 oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026 Mayıs ayı kira zammı açıklandı. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,18 artış gösterirken, yıllık bazda yüzde 32,37 seviyesinde gerçekleşti. Bu veriler doğrultusunda, konut ve iş yerleri için kira artışında esas alınan 12 aylık TÜFE ortalaması yüzde 32,43 oldu.</p>

<p>Bu ay sözleşmesi yenilenen konut ve işyeri kiracılarına TÜFE 12 ay ortalamasına göre en çok yüzde 32,43 zam yapılacak.</p>

<p><strong>SON 7 AYLIK KİRA ARTIŞ ORANLARI ŞU ŞEKİLDE:</strong></p>

<p>Ağustos 2025: Yüzde 39,62</p>

<p>Eylül 2025: Yüzde 38,36</p>

<p>Ekim 2025: Yüzde 37,15</p>

<p>Kasım 2025: Yüzde 35,91</p>

<p>Aralık 2026: Yüzde 34,88</p>

<p>Ocak 2026: Yüzde 33,98</p>

<p>Şubat 2026: Yüzde 33,39</p>

<p>Mart 2026: Yüzde 32,82</p>

<p>Nisan 2026 TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) – Yİ-ÜFE (Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi) Oranları Türkiye İstatistik Kurumu tarafından belirlendi. Açıklanan verilere göre yeni oranlar aşağıdaki gibidir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="49"></td>
   <td valign="top" width="75"></td>
   <td colspan="2" width="118">
   <p><strong>Önceki Aya Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="121">
   <p><strong>Önceki Yılın Aralık Ayına Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="118">
   <p><strong>Önceki Yılın Aynı Ayına Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="116">
   <p><strong>12 Aylık Ortalamalara Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="49">
   <p><strong>YIL</strong></p>
   </td>
   <td width="75">
   <p><strong>AY</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="60">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="60">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="61">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="60">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="49">
   <p><strong>2026</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="75">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>3,17</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><strong>4,18</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><strong>10,99</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="61">
   <p><strong>14,64</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><strong>28,59</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>32,37</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>26,48</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>32,43</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<h1>Enflasyon Oranları (TEFE - ÜFE – TÜFE Oranları)</h1>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="2" valign="top" width="245">
   <p><strong>Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE)</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" valign="top" width="280">
   <p><strong>Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE)</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2025 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">%27,67</td>
   <td valign="top" width="100"><strong>2025 Yıllık</strong></td>
   <td valign="top" width="180">%30,89</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2024 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">%28,52</td>
   <td valign="top" width="100"><strong>2024 Yıllı</strong></td>
   <td valign="top" width="180">%44,38</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2023 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">%44,22</td>
   <td valign="top" width="100"><strong>2023 Yıllık</strong></td>
   <td valign="top" width="180">%64,77</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2022 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">%97,72</td>
   <td valign="top" width="100"><strong>2022 Yıllık</strong></td>
   <td valign="top" width="180">%64,27</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2021 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">%79,89</td>
   <td valign="top" width="100"><strong>2021 Yıllık</strong></td>
   <td valign="top" width="180">%36,08</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2020 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">%25,15</td>
   <td valign="top" width="100"><strong>2020 Yıllık</strong></td>
   <td valign="top" width="180">%14,60</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2019 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">%7,36</td>
   <td valign="top" width="100"><strong>2019 Yıllık</strong></td>
   <td valign="top" width="180">%11,84</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2018 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%33,64</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2018 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">%20,30</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2017 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%15,47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2017 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>%11,92</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2016 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%9,94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2016 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>%8,53</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2015 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%5,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2015 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>%8,81</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2014 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%6,36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2014 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>%8,17</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2013 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%6,97</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2013 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>%7,40</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2012 Yıllık*</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%2,45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2012 Yıllık*</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>%6,16</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2011 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%13,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2011 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>%10,45</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2010 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%8, 87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2010 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>%6,40</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2009 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%5, 93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2009 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>% 6,53</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2008 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%8,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2008 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>%10,06</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2007 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%5, 94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2007 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>%8,39</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2006 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>%11,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2006 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>% 9,65</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p><strong>2005 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>% 2,66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="100">
   <p><strong>2005 Yıllık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="180">
   <p>% 7,72</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p>* Önceki yılın aynı ayına göre</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p></p>

   <p></p>

   <p><strong>Yıl</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p></p>

   <p></p>

   <p><strong>Aylar</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="104">
   <p><strong>Önceki Aya Göre %</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="107">
   <p><strong>Önceki Yılın Aralık Ayına Göre %</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="104">
   <p><strong>Önceki Yılın Aynı Ayına Göre %</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="102">
   <p><strong>12 Aylık Ortalamalara Göre %</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"></td>
   <td width="66"></td>
   <td valign="top" width="51">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2026</strong></td>
   <td width="66"><strong>Ocak</strong></td>
   <td valign="top" width="51">2,67</td>
   <td valign="top" width="53">4,84</td>
   <td valign="top" width="53">2,67</td>
   <td valign="top" width="54">4,84</td>
   <td valign="top" width="53">27,17</td>
   <td valign="top" width="51">30,65</td>
   <td valign="top" width="51">25,39</td>
   <td valign="top" width="51">33,98</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2026</strong></td>
   <td width="66">Şubat</td>
   <td valign="top" width="51">2,43</td>
   <td valign="top" width="53">2,96</td>
   <td valign="top" width="53">5,16</td>
   <td valign="top" width="54">7,95</td>
   <td valign="top" width="53">27,56</td>
   <td valign="top" width="51">31,53</td>
   <td valign="top" width="51">25,60</td>
   <td valign="top" width="51">33,39</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2026</strong></td>
   <td width="66">Mart</td>
   <td valign="top" width="51">2,30</td>
   <td valign="top" width="53">1,94</td>
   <td valign="top" width="53">7,58</td>
   <td valign="top" width="54">10,04</td>
   <td valign="top" width="53">28,08</td>
   <td valign="top" width="51">30,87</td>
   <td valign="top" width="51">25,98</td>
   <td valign="top" width="51">32,82</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2026</strong></td>
   <td width="66">Nisan</td>
   <td valign="top" width="51">3,17</td>
   <td valign="top" width="53">4,18</td>
   <td valign="top" width="53">10,99</td>
   <td valign="top" width="54">14,64</td>
   <td valign="top" width="53">28,59</td>
   <td valign="top" width="51">32,37</td>
   <td valign="top" width="51">26,48</td>
   <td valign="top" width="51">32,43</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2025</strong></td>
   <td width="66"><strong>Ocak</strong></td>
   <td valign="top" width="51">3,06</td>
   <td valign="top" width="53">5,03</td>
   <td valign="top" width="53">3,06</td>
   <td valign="top" width="54">5,03</td>
   <td valign="top" width="53">27,20</td>
   <td valign="top" width="51">42,12</td>
   <td valign="top" width="51">39,50</td>
   <td valign="top" width="51">56,35</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2025</strong></td>
   <td width="66">Şubat</td>
   <td valign="top" width="51">2,12</td>
   <td valign="top" width="53">2,27</td>
   <td valign="top" width="53">5,24</td>
   <td valign="top" width="54">7,42</td>
   <td valign="top" width="53">25,21</td>
   <td valign="top" width="51">39,05</td>
   <td valign="top" width="51">37,55</td>
   <td valign="top" width="51">53,83</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2025</strong></td>
   <td width="66">Mart</td>
   <td valign="top" width="51">1,88</td>
   <td valign="top" width="53">2,46</td>
   <td valign="top" width="53">7,23</td>
   <td valign="top" width="54">10,06</td>
   <td valign="top" width="53">23,50</td>
   <td valign="top" width="51">38,10</td>
   <td valign="top" width="51">35,23</td>
   <td valign="top" width="51">51,26</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2025</strong></td>
   <td width="66">Nisan</td>
   <td valign="top" width="51">2,76</td>
   <td valign="top" width="53">3,00</td>
   <td valign="top" width="53">10,19</td>
   <td valign="top" width="54">13,36</td>
   <td valign="top" width="53">22,50</td>
   <td valign="top" width="51">37,86</td>
   <td valign="top" width="51">32,65</td>
   <td valign="top" width="51">48,73</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2025</strong></td>
   <td width="66">Mayıs</td>
   <td valign="top" width="51">2,48</td>
   <td valign="top" width="53">1,53</td>
   <td valign="top" width="53">12,92</td>
   <td valign="top" width="54">15,09</td>
   <td valign="top" width="53">23,13</td>
   <td valign="top" width="51">35,41</td>
   <td valign="top" width="51">30,17</td>
   <td valign="top" width="51">45,80</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2025</strong></td>
   <td width="66">Haziran</td>
   <td valign="top" width="51">2,46</td>
   <td valign="top" width="53">1,37</td>
   <td valign="top" width="53">15,71</td>
   <td valign="top" width="54">16,67</td>
   <td valign="top" width="53">24,45</td>
   <td valign="top" width="51">35,05</td>
   <td valign="top" width="51">28,34</td>
   <td valign="top" width="51">43,23</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2025</strong></td>
   <td width="66">Temmuz</td>
   <td valign="top" width="51">1,73</td>
   <td valign="top" width="53">2,06</td>
   <td valign="top" width="53">17,70</td>
   <td valign="top" width="54">19,08</td>
   <td valign="top" width="53">24,19</td>
   <td valign="top" width="51">33,52</td>
   <td valign="top" width="51">27,07</td>
   <td valign="top" width="51">41,13</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2025</strong></td>
   <td width="66">Ağustos</td>
   <td valign="top" width="51">2,48</td>
   <td valign="top" width="53">2,04</td>
   <td valign="top" width="53">20,62</td>
   <td valign="top" width="54">21,50</td>
   <td valign="top" width="53">25,16</td>
   <td valign="top" width="51">32,95</td>
   <td valign="top" width="51">26,28</td>
   <td valign="top" width="51">39,62</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2025</strong></td>
   <td width="66">Eylül</td>
   <td valign="top" width="51">2,52</td>
   <td valign="top" width="53">3,23</td>
   <td valign="top" width="53">23,66</td>
   <td valign="top" width="54">25,43</td>
   <td valign="top" width="53">26,59</td>
   <td valign="top" width="51">33,29</td>
   <td valign="top" width="51">25,83</td>
   <td valign="top" width="51">38,36</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2025</strong></td>
   <td width="66">Ekim</td>
   <td valign="top" width="51">1,63</td>
   <td valign="top" width="53">2,55</td>
   <td valign="top" width="53">25,67</td>
   <td valign="top" width="54">28,63</td>
   <td valign="top" width="53">27,00</td>
   <td valign="top" width="51">32,87</td>
   <td valign="top" width="51">25,49</td>
   <td valign="top" width="51">37,15</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2025</strong></td>
   <td width="66">Kasım</td>
   <td valign="top" width="51">0,84</td>
   <td valign="top" width="53">0,87</td>
   <td valign="top" width="53">26,72</td>
   <td valign="top" width="54">29,74</td>
   <td valign="top" width="53">27,23</td>
   <td valign="top" width="51">31,07</td>
   <td valign="top" width="51">25,37</td>
   <td valign="top" width="51">35,91</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2025</strong></td>
   <td width="66">Aralık</td>
   <td valign="top" width="51">0,75</td>
   <td valign="top" width="53">0,89</td>
   <td valign="top" width="53">27,67</td>
   <td valign="top" width="54">30,89</td>
   <td valign="top" width="53">27,67</td>
   <td valign="top" width="51">30,89</td>
   <td valign="top" width="51">25,36</td>
   <td valign="top" width="51">34,88</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2024</strong></td>
   <td width="66"><strong>Ocak</strong></td>
   <td valign="top" width="51">4,14</td>
   <td valign="top" width="53">6,70</td>
   <td valign="top" width="53">4,14</td>
   <td valign="top" width="54">6,70</td>
   <td valign="top" width="53">44,20</td>
   <td valign="top" width="51">64,86</td>
   <td valign="top" width="51">47,35</td>
   <td valign="top" width="51">54,72</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2024</strong></td>
   <td width="66">Şubat</td>
   <td valign="top" width="51">3,74</td>
   <td valign="top" width="53">4,53</td>
   <td valign="top" width="53">8,03</td>
   <td valign="top" width="54">11,54</td>
   <td valign="top" width="53">47,29</td>
   <td valign="top" width="51">67,07</td>
   <td valign="top" width="51">45,71</td>
   <td valign="top" width="51">55,91</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2024</strong></td>
   <td width="66">Mart</td>
   <td valign="top" width="51">3,29</td>
   <td valign="top" width="53">3,16</td>
   <td valign="top" width="53">11,59</td>
   <td valign="top" width="54">15,06</td>
   <td valign="top" width="53">51,47</td>
   <td valign="top" width="51">68,50</td>
   <td valign="top" width="51">45,28</td>
   <td valign="top" width="51">57,50</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2024</strong></td>
   <td width="66">Nisan</td>
   <td valign="top" width="51">3,60</td>
   <td valign="top" width="53">3,18</td>
   <td valign="top" width="53">15,61</td>
   <td valign="top" width="54">18,72</td>
   <td valign="top" width="53">55,66</td>
   <td valign="top" width="51">69,80</td>
   <td valign="top" width="51">45,83</td>
   <td valign="top" width="51">59,64</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2024</strong></td>
   <td width="66">Mayıs</td>
   <td valign="top" width="51">1,96</td>
   <td valign="top" width="53">3,37</td>
   <td valign="top" width="53">17,87</td>
   <td valign="top" width="54">22,72</td>
   <td valign="top" width="53">57,68</td>
   <td valign="top" width="51">75,45</td>
   <td valign="top" width="51">47,24</td>
   <td valign="top" width="51">62,51</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2024</strong></td>
   <td width="66">Haziran</td>
   <td valign="top" width="51">1,38</td>
   <td valign="top" width="53">1,64</td>
   <td valign="top" width="53">19,49</td>
   <td valign="top" width="54">24,73</td>
   <td valign="top" width="53">50,09</td>
   <td valign="top" width="51">71,60</td>
   <td valign="top" width="51">47,97</td>
   <td valign="top" width="51">65,07</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong><strong>2024</strong></strong></td>
   <td width="66">Temmuz</td>
   <td valign="top" width="51">1,94</td>
   <td valign="top" width="53">3,23</td>
   <td valign="top" width="53">21,81</td>
   <td valign="top" width="54">28,76</td>
   <td valign="top" width="53">41,37</td>
   <td valign="top" width="51">61,78</td>
   <td valign="top" width="51">47,55</td>
   <td valign="top" width="51">65,93</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong><strong>2024</strong></strong></td>
   <td width="66">Ağustos</td>
   <td valign="top" width="51">1,68</td>
   <td valign="top" width="53">2,47</td>
   <td valign="top" width="53">23,86</td>
   <td valign="top" width="54">31,94</td>
   <td valign="top" width="53">35,75</td>
   <td valign="top" width="51">51,97</td>
   <td valign="top" width="51">46,23</td>
   <td valign="top" width="51">64,91</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong><strong>2024</strong></strong></td>
   <td width="66">Eylül</td>
   <td valign="top" width="51">1,37</td>
   <td valign="top" width="53">2,97</td>
   <td valign="top" width="53">25,55</td>
   <td valign="top" width="54">35,86</td>
   <td valign="top" width="53">33,09</td>
   <td valign="top" width="51">49,38</td>
   <td valign="top" width="51">44,81</td>
   <td valign="top" width="51">63,47</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong><strong>2024</strong></strong></td>
   <td width="66">Ekim</td>
   <td valign="top" width="51">1,29</td>
   <td valign="top" width="53">2,88</td>
   <td valign="top" width="53">27,17</td>
   <td valign="top" width="54">39,77</td>
   <td valign="top" width="53">32,24</td>
   <td valign="top" width="51">48,58</td>
   <td valign="top" width="51">43,93</td>
   <td valign="top" width="51">62,02</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong><strong>2024</strong></strong></td>
   <td width="66">Kasım</td>
   <td valign="top" width="51">0,66</td>
   <td valign="top" width="53">2,24</td>
   <td valign="top" width="53">28,01</td>
   <td valign="top" width="54">42,91</td>
   <td valign="top" width="53">29,47</td>
   <td valign="top" width="51">47,09</td>
   <td valign="top" width="51">42,60</td>
   <td valign="top" width="51">60,45</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong><strong>2024</strong></strong></td>
   <td width="66">Aralık</td>
   <td valign="top" width="51">0,40</td>
   <td valign="top" width="53">1,03</td>
   <td valign="top" width="53">28,52</td>
   <td valign="top" width="54">44,38</td>
   <td valign="top" width="53">28,52</td>
   <td valign="top" width="51">44,38</td>
   <td valign="top" width="51">41,10</td>
   <td valign="top" width="51">58,51</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2023</strong></td>
   <td width="66"><strong>Ocak</strong></td>
   <td valign="top" width="51">4,15</td>
   <td valign="top" width="53">6,65</td>
   <td valign="top" width="53">4,15</td>
   <td valign="top" width="54">6,65</td>
   <td valign="top" width="53">86,46</td>
   <td valign="top" width="51">57,68</td>
   <td valign="top" width="51">125,53</td>
   <td valign="top" width="51">72,45</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2023</strong></td>
   <td width="66">Şubat</td>
   <td valign="top" width="51">1,56</td>
   <td valign="top" width="53">3,15</td>
   <td valign="top" width="53">5,78</td>
   <td valign="top" width="54">10,00</td>
   <td valign="top" width="53">76,61</td>
   <td valign="top" width="51">55,18</td>
   <td valign="top" width="51">120,72</td>
   <td valign="top" width="51">71,83</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2023</strong></td>
   <td width="66">Mart</td>
   <td valign="top" width="51">0,44</td>
   <td valign="top" width="53">2,29</td>
   <td valign="top" width="53">6,25</td>
   <td valign="top" width="54">12,52</td>
   <td valign="top" width="53">62,45</td>
   <td valign="top" width="51">50,51</td>
   <td valign="top" width="51">113,73</td>
   <td valign="top" width="51">70,20</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2023</strong></td>
   <td width="66">Nisan</td>
   <td valign="top" width="51">0,81</td>
   <td valign="top" width="53">2,39</td>
   <td valign="top" width="53">7,11</td>
   <td valign="top" width="54">15,21</td>
   <td valign="top" width="53">52,11</td>
   <td valign="top" width="51">43,68</td>
   <td valign="top" width="51">105,50</td>
   <td valign="top" width="51">67,20</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2023</strong></td>
   <td width="66">Mayıs</td>
   <td valign="top" width="51">0,65</td>
   <td valign="top" width="53">0,04</td>
   <td valign="top" width="53">7,81</td>
   <td valign="top" width="54">15,26</td>
   <td valign="top" width="53">40,76</td>
   <td valign="top" width="51">39,59</td>
   <td valign="top" width="51">95,80</td>
   <td valign="top" width="51">63,72</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2023</strong></td>
   <td width="66">Haziran</td>
   <td valign="top" width="51">6,50</td>
   <td valign="top" width="53">3,92</td>
   <td valign="top" width="53">14,82</td>
   <td valign="top" width="54">19,77</td>
   <td valign="top" width="53">40,42</td>
   <td valign="top" width="51">38,21</td>
   <td valign="top" width="51">86,59</td>
   <td valign="top" width="51">59,95</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2023</strong></td>
   <td width="66">Temmuz</td>
   <td valign="top" width="51">8,23</td>
   <td valign="top" width="53">9,49</td>
   <td valign="top" width="53">24,27</td>
   <td valign="top" width="54">31,14</td>
   <td valign="top" width="53">44,50</td>
   <td valign="top" width="51">47,83</td>
   <td valign="top" width="51">78,51</td>
   <td valign="top" width="51">57,45</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2023</strong></td>
   <td width="66">Ağustos</td>
   <td valign="top" width="51">5,89</td>
   <td valign="top" width="53">9,09</td>
   <td valign="top" width="53">31,59</td>
   <td valign="top" width="54">43,06</td>
   <td valign="top" width="53">49,41</td>
   <td valign="top" width="51">58,94</td>
   <td valign="top" width="51">71,97</td>
   <td valign="top" width="51">56,28</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2023</strong></td>
   <td width="66">Eylül</td>
   <td valign="top" width="51">3,40</td>
   <td valign="top" width="53">4,75</td>
   <td valign="top" width="53">36,06</td>
   <td valign="top" width="54">49,86</td>
   <td valign="top" width="53">47,44</td>
   <td valign="top" width="51">61,53</td>
   <td valign="top" width="51">65,55</td>
   <td valign="top" width="51">55,30</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2023</strong></td>
   <td width="66">Ekim</td>
   <td valign="top" width="51">1,94</td>
   <td valign="top" width="53">3,43</td>
   <td valign="top" width="53">38,70</td>
   <td valign="top" width="54">55,00</td>
   <td valign="top" width="53">39,39</td>
   <td valign="top" width="51">61,36</td>
   <td valign="top" width="51">58,46</td>
   <td valign="top" width="51">54,26</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2023</strong></td>
   <td width="66">Kasım</td>
   <td valign="top" width="51">2,81</td>
   <td valign="top" width="53">3,28</td>
   <td valign="top" width="53">42,59</td>
   <td valign="top" width="54">60,09</td>
   <td valign="top" width="53">42,25</td>
   <td valign="top" width="51">61,98</td>
   <td valign="top" width="51">53,15</td>
   <td valign="top" width="51">53,40</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2023</strong></td>
   <td width="66">Aralık</td>
   <td valign="top" width="51">1,14</td>
   <td valign="top" width="53">2,93</td>
   <td valign="top" width="53">44,22</td>
   <td valign="top" width="54">64,77</td>
   <td valign="top" width="53">44,22</td>
   <td valign="top" width="51">64,77</td>
   <td valign="top" width="51">49,93</td>
   <td valign="top" width="51">53,86</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2022</strong></td>
   <td width="66"><strong>Ocak</strong></td>
   <td valign="top" width="51">10,45</td>
   <td valign="top" width="53">11,10</td>
   <td valign="top" width="53">10,45</td>
   <td valign="top" width="54">11,10</td>
   <td valign="top" width="53">93,53</td>
   <td valign="top" width="51">48,69</td>
   <td valign="top" width="51">49,93</td>
   <td valign="top" width="51">22,58</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2022</strong></td>
   <td width="66">Şubat</td>
   <td valign="top" width="51">7,22</td>
   <td valign="top" width="53">4,81</td>
   <td valign="top" width="53">18,43</td>
   <td valign="top" width="54">16,45</td>
   <td valign="top" width="53">105,01</td>
   <td valign="top" width="51">54,44</td>
   <td valign="top" width="51">56,83</td>
   <td valign="top" width="51">25,98</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2022</strong></td>
   <td width="66">Mart</td>
   <td valign="top" width="51">9,19</td>
   <td valign="top" width="53">5,46</td>
   <td valign="top" width="53">29,31</td>
   <td valign="top" width="54">22,81</td>
   <td valign="top" width="53">114,97</td>
   <td valign="top" width="51">61,14</td>
   <td valign="top" width="51">64,30</td>
   <td valign="top" width="51">29,88</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2022</strong></td>
   <td width="66">Nisan</td>
   <td valign="top" width="51">7,67</td>
   <td valign="top" width="53">7,25</td>
   <td valign="top" width="53">39,23</td>
   <td valign="top" width="54">31,71</td>
   <td valign="top" width="53">121,82</td>
   <td valign="top" width="51">69,97</td>
   <td valign="top" width="51">72,03</td>
   <td valign="top" width="51">34,46</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2022</strong></td>
   <td width="66">Mayıs</td>
   <td valign="top" width="51">8,76</td>
   <td valign="top" width="53">2,98</td>
   <td valign="top" width="53">51,43</td>
   <td valign="top" width="54">35,64</td>
   <td valign="top" width="53">132,16</td>
   <td valign="top" width="51">73,50</td>
   <td valign="top" width="51">80,38</td>
   <td valign="top" width="51">39,33</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2022</strong></td>
   <td width="66">Haziran</td>
   <td valign="top" width="51">6,77</td>
   <td valign="top" width="53">4,95</td>
   <td valign="top" width="53">61,68</td>
   <td valign="top" width="54">42,35</td>
   <td valign="top" width="53">138,31</td>
   <td valign="top" width="51">78,62</td>
   <td valign="top" width="51">88,77</td>
   <td valign="top" width="51">44,54</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2022</strong></td>
   <td width="66">Temmuz</td>
   <td valign="top" width="51">5,17</td>
   <td valign="top" width="53">2,37</td>
   <td valign="top" width="53">70,04</td>
   <td valign="top" width="54">45,72</td>
   <td valign="top" width="53">144,61</td>
   <td valign="top" width="51">79,60</td>
   <td valign="top" width="51">97,30</td>
   <td valign="top" width="51">49,65</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2022</strong></td>
   <td width="66">Ağustos</td>
   <td valign="top" width="51">2,41</td>
   <td valign="top" width="53">1,46</td>
   <td valign="top" width="53">74,13</td>
   <td valign="top" width="54">47,85</td>
   <td valign="top" width="53">143,75</td>
   <td valign="top" width="51">80,21</td>
   <td valign="top" width="51">105,39</td>
   <td valign="top" width="51">54,69</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2022</strong></td>
   <td width="66">Eylül</td>
   <td valign="top" width="51">4,78</td>
   <td valign="top" width="53">3,08</td>
   <td valign="top" width="53">82,45</td>
   <td valign="top" width="54">52,40</td>
   <td valign="top" width="53">151,50</td>
   <td valign="top" width="51">83,45</td>
   <td valign="top" width="51">114,02</td>
   <td valign="top" width="51">59,91</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2022</strong></td>
   <td width="66">Ekim</td>
   <td valign="top" width="51">7,83</td>
   <td valign="top" width="53">3,54</td>
   <td valign="top" width="53">96,74</td>
   <td valign="top" width="54">57,80</td>
   <td valign="top" width="53">157,69</td>
   <td valign="top" width="51">85,51</td>
   <td valign="top" width="51">122,93</td>
   <td valign="top" width="51">65,26</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2022</strong></td>
   <td width="66">Kasım</td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">2,88</td>
   <td valign="top" width="53">98,20</td>
   <td valign="top" width="54">62,35</td>
   <td valign="top" width="53">136,02</td>
   <td valign="top" width="51">84,39</td>
   <td valign="top" width="51">128,94</td>
   <td valign="top" width="51">70,36</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43"><strong>2022</strong></td>
   <td width="66">Aralık</td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>-0,24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">1,18</td>
   <td valign="top" width="53">97,72</td>
   <td valign="top" width="54">64,27</td>
   <td valign="top" width="53">97,72</td>
   <td valign="top" width="51">64,27</td>
   <td valign="top" width="51">128,47</td>
   <td valign="top" width="51">72,31</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2021</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">2,66</td>
   <td valign="top" width="53">1,68</td>
   <td valign="top" width="53">2,66</td>
   <td valign="top" width="54">1,68</td>
   <td valign="top" width="53">26,16</td>
   <td valign="top" width="51">14,97</td>
   <td valign="top" width="51">13,64</td>
   <td valign="top" width="51">12,53</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2021</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">1,22</td>
   <td valign="top" width="53">0,91</td>
   <td valign="top" width="53">3,92</td>
   <td valign="top" width="54">2,60</td>
   <td valign="top" width="53">27,09</td>
   <td valign="top" width="51">15,61</td>
   <td valign="top" width="51">15,14</td>
   <td valign="top" width="51">12,81</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2021</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">4,13</td>
   <td valign="top" width="53">1,08</td>
   <td valign="top" width="53">8,21</td>
   <td valign="top" width="54">3,71</td>
   <td valign="top" width="53">31,20</td>
   <td valign="top" width="51">16,19</td>
   <td valign="top" width="51">17,04</td>
   <td valign="top" width="51">13,18</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2021</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">4,34</td>
   <td valign="top" width="53">1,68</td>
   <td valign="top" width="53">12,91</td>
   <td valign="top" width="54">5,45</td>
   <td valign="top" width="53">35,17</td>
   <td valign="top" width="51">17,14</td>
   <td valign="top" width="51">19,44</td>
   <td valign="top" width="51">13,70</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2021</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">3,92</td>
   <td valign="top" width="53">0,89</td>
   <td valign="top" width="53">17,34</td>
   <td valign="top" width="54">6,39</td>
   <td valign="top" width="53">38,33</td>
   <td valign="top" width="51">16,59</td>
   <td valign="top" width="51">22,24</td>
   <td valign="top" width="51">14,13</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2021</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">4,01</td>
   <td valign="top" width="53">1,94</td>
   <td valign="top" width="53">22,04</td>
   <td valign="top" width="54">8,45</td>
   <td valign="top" width="53">42,89</td>
   <td valign="top" width="51">17,53</td>
   <td valign="top" width="51">25,38</td>
   <td valign="top" width="51">14,55</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2021</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">2,46</td>
   <td valign="top" width="53">1,80</td>
   <td valign="top" width="53">25,05</td>
   <td valign="top" width="54">10,41</td>
   <td valign="top" width="53">44,92</td>
   <td valign="top" width="51">18,95</td>
   <td valign="top" width="51">28,47</td>
   <td valign="top" width="51">15,15</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2021</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">2,77</td>
   <td valign="top" width="53">1,12</td>
   <td valign="top" width="53">28,51</td>
   <td valign="top" width="54">11,65</td>
   <td valign="top" width="53">45,52</td>
   <td valign="top" width="51">19,25</td>
   <td valign="top" width="51">31,34</td>
   <td valign="top" width="51">15,78</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2021</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">1,55</td>
   <td valign="top" width="53">1,25</td>
   <td valign="top" width="53">30,50</td>
   <td valign="top" width="54">13,04</td>
   <td valign="top" width="53">43,96</td>
   <td valign="top" width="51">19,58</td>
   <td valign="top" width="51">33,83</td>
   <td valign="top" width="51">16,42</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2021</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">5,24</td>
   <td valign="top" width="53">2,39</td>
   <td valign="top" width="53">37,34</td>
   <td valign="top" width="54">15,75</td>
   <td valign="top" width="53">46,31</td>
   <td valign="top" width="51">19,89</td>
   <td valign="top" width="51">36,20</td>
   <td valign="top" width="51">17,09</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2021</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">9,99</td>
   <td valign="top" width="53">3,51</td>
   <td valign="top" width="53">51,06</td>
   <td valign="top" width="54">19,82</td>
   <td valign="top" width="53">54,62</td>
   <td valign="top" width="51">21,31</td>
   <td valign="top" width="51">38,94</td>
   <td valign="top" width="51">17,71</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2021</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">19,08</td>
   <td valign="top" width="53">13,58</td>
   <td valign="top" width="53">79,89</td>
   <td valign="top" width="54">36,08</td>
   <td valign="top" width="53">79,89</td>
   <td valign="top" width="51">36,08</td>
   <td valign="top" width="51">43,86</td>
   <td valign="top" width="51">19,60</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2020</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">1,84</td>
   <td valign="top" width="53">1,35</td>
   <td valign="top" width="53">1,84</td>
   <td valign="top" width="54">1,35</td>
   <td valign="top" width="53">8,84</td>
   <td valign="top" width="51">12,15</td>
   <td valign="top" width="51">15,71</td>
   <td valign="top" width="51">14,52</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2020</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">0,48</td>
   <td valign="top" width="53">0,35</td>
   <td valign="top" width="53">2,33</td>
   <td valign="top" width="54">1,71</td>
   <td valign="top" width="53">9,26</td>
   <td valign="top" width="51">12,37</td>
   <td valign="top" width="51">14,18</td>
   <td valign="top" width="51">13,94</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2020</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">0,87</td>
   <td valign="top" width="53">0,57</td>
   <td valign="top" width="53">3,22</td>
   <td valign="top" width="54">2,29</td>
   <td valign="top" width="53">8,50</td>
   <td valign="top" width="51">11,86</td>
   <td valign="top" width="51">12,61</td>
   <td valign="top" width="51">13,33</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2020</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">1,28</td>
   <td valign="top" width="53">0,85</td>
   <td valign="top" width="53">4,54</td>
   <td valign="top" width="54">3,16</td>
   <td valign="top" width="53">6,71</td>
   <td valign="top" width="51">10,94</td>
   <td valign="top" width="51">10,87</td>
   <td valign="top" width="51">12,66</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2020</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">1,54</td>
   <td valign="top" width="53">1,36</td>
   <td valign="top" width="53">6,15</td>
   <td valign="top" width="54">4,57</td>
   <td valign="top" width="53">5,53</td>
   <td valign="top" width="51">11,39</td>
   <td valign="top" width="51">9,14</td>
   <td valign="top" width="51">12,10</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2020</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">0,69</td>
   <td valign="top" width="53">1,13</td>
   <td valign="top" width="53">6,89</td>
   <td valign="top" width="54">5,75</td>
   <td valign="top" width="53">6,17</td>
   <td valign="top" width="51">12,62</td>
   <td valign="top" width="51">7,74</td>
   <td valign="top" width="51">11,88</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2020</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">1,02</td>
   <td valign="top" width="53">0,58</td>
   <td valign="top" width="53">7,98</td>
   <td valign="top" width="54">6,37</td>
   <td valign="top" width="53">8,33</td>
   <td valign="top" width="51">11,76</td>
   <td valign="top" width="51">6,81</td>
   <td valign="top" width="51">11,51</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2020</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">2,35</td>
   <td valign="top" width="53">0,86</td>
   <td valign="top" width="53">10,52</td>
   <td valign="top" width="54">7,29</td>
   <td valign="top" width="53">11,53</td>
   <td valign="top" width="51">11,77</td>
   <td valign="top" width="51">6,71</td>
   <td valign="top" width="51">11,27</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2020</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">2,65</td>
   <td valign="top" width="53">0,97</td>
   <td valign="top" width="53">13,44</td>
   <td valign="top" width="54">8,33</td>
   <td valign="top" width="53">14,33</td>
   <td valign="top" width="51">11,75</td>
   <td valign="top" width="51">7,71</td>
   <td valign="top" width="51">11,47</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2020</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">3,55</td>
   <td valign="top" width="53">2,13</td>
   <td valign="top" width="53">17,48</td>
   <td valign="top" width="54">10,64</td>
   <td valign="top" width="53">18,20</td>
   <td valign="top" width="51">11,89</td>
   <td valign="top" width="51">9,11</td>
   <td valign="top" width="51">11,74</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2020</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">4,08</td>
   <td valign="top" width="53">2,30</td>
   <td valign="top" width="53">22,26</td>
   <td valign="top" width="54">13,19</td>
   <td valign="top" width="53">23,11</td>
   <td valign="top" width="51">14,03</td>
   <td valign="top" width="51">10,69</td>
   <td valign="top" width="51">12,04</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2020</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">2,36</td>
   <td valign="top" width="53">1,25</td>
   <td valign="top" width="53">25,15</td>
   <td valign="top" width="54">14,60</td>
   <td valign="top" width="53">25,15</td>
   <td valign="top" width="51">14,60</td>
   <td valign="top" width="51">12,18</td>
   <td valign="top" width="51">12,28</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2019</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">0,45</td>
   <td valign="top" width="53">1,06</td>
   <td valign="top" width="53">0,45</td>
   <td valign="top" width="54">1,06</td>
   <td valign="top" width="53">32,93</td>
   <td valign="top" width="51">20,35</td>
   <td valign="top" width="51">28,70</td>
   <td valign="top" width="51">17,16</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2019</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">0,09</td>
   <td valign="top" width="53">0,16</td>
   <td valign="top" width="53">0,55</td>
   <td valign="top" width="54">1,23</td>
   <td valign="top" width="53">29,59</td>
   <td valign="top" width="51">19,67</td>
   <td valign="top" width="51">29,97</td>
   <td valign="top" width="51">17,93</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2019</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">1,58</td>
   <td valign="top" width="53">1,03</td>
   <td valign="top" width="53">2,14</td>
   <td valign="top" width="54">2,27</td>
   <td valign="top" width="53">29,64</td>
   <td valign="top" width="51">19,71</td>
   <td valign="top" width="51">31,17</td>
   <td valign="top" width="51">18,70</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2019</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">2,98</td>
   <td valign="top" width="53">1,69</td>
   <td valign="top" width="53">5,18</td>
   <td valign="top" width="54">4,00</td>
   <td valign="top" width="53">30,12</td>
   <td valign="top" width="51">19,50</td>
   <td valign="top" width="51">32,24</td>
   <td valign="top" width="51">19,39</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2019</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">2,67</td>
   <td valign="top" width="53">0,95</td>
   <td valign="top" width="53">7,99</td>
   <td valign="top" width="54">4,99</td>
   <td valign="top" width="53">28,71</td>
   <td valign="top" width="51">18,71</td>
   <td valign="top" width="51">32,85</td>
   <td valign="top" width="51">19,91</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2019</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">0,09</td>
   <td valign="top" width="53">0,03</td>
   <td valign="top" width="53">8,09</td>
   <td valign="top" width="54">5,01</td>
   <td valign="top" width="53">25,04</td>
   <td valign="top" width="51">15,72</td>
   <td valign="top" width="51">32,81</td>
   <td valign="top" width="51">19,88</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2019</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">-0,99</td>
   <td valign="top" width="53">1,36</td>
   <td valign="top" width="53">7,02</td>
   <td valign="top" width="54">6,44</td>
   <td valign="top" width="53">21,66</td>
   <td valign="top" width="51">16,65</td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>32,34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">19,91</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2019</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">-0,59</td>
   <td valign="top" width="53">0,86</td>
   <td valign="top" width="53">6,39</td>
   <td valign="top" width="54">7,35</td>
   <td valign="top" width="53">13,45</td>
   <td valign="top" width="51">15,01</td>
   <td valign="top" width="51">30,51</td>
   <td valign="top" width="51">19,62</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2019</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">0,13</td>
   <td valign="top" width="53">0,99</td>
   <td valign="top" width="53">6,53</td>
   <td valign="top" width="54">8,42</td>
   <td valign="top" width="53">2,45</td>
   <td valign="top" width="51">9,26</td>
   <td valign="top" width="51">26,44</td>
   <td valign="top" width="51">18,27</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2019</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">0,17</td>
   <td valign="top" width="53">2,00</td>
   <td valign="top" width="53">6,71</td>
   <td valign="top" width="54">10,59</td>
   <td valign="top" width="53">1,70</td>
   <td valign="top" width="51">8,55</td>
   <td valign="top" width="51">22,58</td>
   <td valign="top" width="51">16,81</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2019</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">-0,08</td>
   <td valign="top" width="53">0,38</td>
   <td valign="top" width="53">6,63</td>
   <td valign="top" width="54">11,01</td>
   <td valign="top" width="53">4,26</td>
   <td valign="top" width="51">10,56</td>
   <td valign="top" width="51">19,68</td>
   <td valign="top" width="51">15,87</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2019</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">0,69</td>
   <td valign="top" width="53">0,74</td>
   <td valign="top" width="53">7,36</td>
   <td valign="top" width="54">11,84</td>
   <td valign="top" width="53">7,36</td>
   <td valign="top" width="51">11,84</td>
   <td valign="top" width="51">17,56</td>
   <td valign="top" width="51">15,18</td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2018</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,99</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,99</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>1,02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>12,14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,35</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>15,66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>11,23</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2018</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>2,68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>1,76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>13,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>15,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>11,23</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="43">
   <p><strong>2018</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="51">
   <p>1,54</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="53">
   <p>0,99</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="53">
   <p>5,29</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="54">
   <p>2,77</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="53">
   <p>14,28</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="51">
   <p>10,23</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="51">
   <p>15,35</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="51">
   <p>11,14</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2018</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>2,60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>8,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>4,69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>16,37</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,85</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>15,36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>11,06</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2018</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>3,79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,62</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>12,12</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>6,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>20,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>12,15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>15,80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>11,10</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2018</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>3,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>2,61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>15,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>9,17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>23,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>15,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>16,57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>11,49</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2018</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>1,77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>17,56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>9,77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>25,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>15,85</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>17,41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>12,00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2018</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>6,60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>2,30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>25,32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>12,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>32,13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>17,90</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>18,78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>12,61</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2018</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>38,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>19,37</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>46,15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>24,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>21,36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>13,75</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2018</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,91</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>2,67</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>40,22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>22,56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>45,01</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>25,24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>23,73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>14,90</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2018</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">-2,53</td>
   <td valign="top" width="53">-1,44</td>
   <td valign="top" width="53">36,68</td>
   <td valign="top" width="54">20,79</td>
   <td valign="top" width="53">38,54</td>
   <td valign="top" width="51">21,62</td>
   <td valign="top" width="51">25,52</td>
   <td valign="top" width="51">15,63</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2018</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">-2,22</td>
   <td valign="top" width="53">-0,40</td>
   <td valign="top" width="53">33,64</td>
   <td valign="top" width="54">20,30</td>
   <td valign="top" width="53">33,64</td>
   <td valign="top" width="51">20,30</td>
   <td valign="top" width="51">27,01</td>
   <td valign="top" width="51">16,33</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2017</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>3,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>2,46</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>2,46</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>13,69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>4,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,76</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2017</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>1,26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,81</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>3,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>15,36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>5,87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,88</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2017</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>1,04</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>4,34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>16,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>11,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>6,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,21</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2017</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>7,19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>5,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>16,37</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>11,87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,01</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,66</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2017</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>7,74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>6,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>15,26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>11,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,09</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2017</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,07</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>-0,27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>7,82</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>5,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>14,87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,90</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,36</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2017</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>8,60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>6,05</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>15,45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,44</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2017</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,85</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>9,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>6,60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>16,34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>12,05</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,66</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2017</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>9,78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>7,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>16,28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>11,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>13,26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,98</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2017</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>1,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>2,08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>11,66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>9,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>17,28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>11,90</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>14,47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,37</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2017</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>2,02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>13,91</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>11,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>17,30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>12,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>15,38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,87</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2017</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>1,37</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>15,47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>11,92</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>15,47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>11,92</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>15,82</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>11,14</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2016</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,82</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>1,82</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>5,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,87</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2016</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>-0,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>-0,02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>1,80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>4,47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>5,61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,97</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2016</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>-0,04</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>1,75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,46</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>5,64</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,96</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2016</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>2,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>2,87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>6,57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>5,47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,84</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2016</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>1,48</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>2,77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>3,15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>6,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>5,19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,71</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2016</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>3,63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,64</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>4.91</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,74</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2016</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>4,84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>4,77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,91</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2016</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>-0,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>4,53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,05</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>4,51</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,98</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2016</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>4,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>4,07</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,92</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2016</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,44</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>4,66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>6,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>2,84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>3,83</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,89</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2016</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>2,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>6,78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>3,93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,79</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2016</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>2,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,64</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>9,94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>8,53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>9,94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>4,30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,78</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2015</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>1,10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,80</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2015</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>1,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>1,82</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,77</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2015</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>1,05</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>2,60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>3,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,70</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2015</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>1,43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>4,06</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>4,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>4,80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,91</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,57</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2015</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>1,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>5,30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>6,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,45</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2015</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>-0,51</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>4,76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>6,74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,28</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2015</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>-0,32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>4,85</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,62</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>6,81</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>6,43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,07</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2015</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>5,27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>6,14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,88</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2015</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>1,53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>7,81</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>6,21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,92</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>5,92</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,80</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2015</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>-0,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>7,59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>7,86</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>5,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,69</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2015</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>-1,42</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,67</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,06</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>8,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>5,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,61</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2015</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>-0,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>8,81</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,81</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>5,28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,67</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p><strong>2014*</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>3,32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>3,32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>1,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>10,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>5,22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,53</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2014</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>1,38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>4,75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>2,41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>12,40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>6,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,60</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2014</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>3,57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>12,31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>6,95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,70</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2014</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>4,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>12,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>7,97</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2014</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>-0,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,06</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>5,38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>11,28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,23</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2014</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,06</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,12</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>5,70</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>9,75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,31</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2014</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>5,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>6,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>9,46</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,35</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2014</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,42</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>6,28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>9,88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,54</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,46</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2014</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,85</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>7,24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>6,43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>9,84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,86</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,54</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2014</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>0,92</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>1,90</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>8,22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>8,45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>10,10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,65</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2014</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>-0,97</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>0,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>7,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>8,65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>8,36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>9,15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,80</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2014</p>
   </td>
   <td valign="top" width="66">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>-0,76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>-0,44</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p>8,17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p>6,36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>10,25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p>8,85</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p>* 26.02.2014 Tarihli ve 6527 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile 5429 sayılı Kanuna eklenen fıkra gereğince “Muhtelif mevzuatta Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE) ve Üretici Fiyat Endeksine (ÜFE) yapılmış olan atıflar, Kurumca hesaplanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksine (Yİ-ÜFE), tarım sektörü TEFE ve ÜFE’ye yapılan atıflar Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksine yapılmış sayılır.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p></p>

   <p></p>

   <p><strong>Yıl</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="67">
   <p></p>

   <p></p>

   <p><strong>Aylar</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="106">
   <p><strong>Önceki Aya Göre %</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="108">
   <p><strong>Önceki Yılın Aralık Ayına Göre %</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="105">
   <p><strong>Önceki Yılın Aynı Ayına Göre %</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="102">
   <p><strong>12 Aylık Ortalamalara Göre %</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="42"></td>
   <td width="67"></td>
   <td valign="top" width="52">
   <p><strong>ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p><strong>ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="54">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="53">
   <p><strong>ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="51">
   <p><strong>ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="50">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>2013</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0 ,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 62</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2013</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 33</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2013</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mart</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,81</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2,63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2,30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8,08</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2013</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0,51</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,42</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0,01</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3,06</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1,70</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6,13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3,74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,66</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2013</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 99</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 51</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 51</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2013</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1,46</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2,46</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8,30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,47</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2013</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,99</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3,48</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4,32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6,61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8,88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,47</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2013</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,04</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0,10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4,21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6,38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8,17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,42</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2013</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4,43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5,01</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,32</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2013</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1,80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5,15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6,90</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6,77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3,93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,32</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2013</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,62</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,01</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5,80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6,91</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5,67</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4,10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,39</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2013</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0,46</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6,97</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6,97</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4,48</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7,49</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>2012</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 95</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2012</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 48</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2012</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 02</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2012</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 59</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2012</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 06</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 68</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2012</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-1, 49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 90</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 44</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 89</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2012</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0. 23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 07</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 11</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2012</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 29</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2012</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 53</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2012</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 9</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 8</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 53</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2012</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 37</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 26</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2012</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0,12</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 89</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>2011</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 90</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 28</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2011</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 76</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2011</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 42</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 99</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 29</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2011</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 04</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 79</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2011</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 42</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 64</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2011</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 01</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>- 1, 43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 42</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 47</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2011</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 37</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2011</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 05</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 24</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2011</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2011</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 48</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 93</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2011</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 82</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>13, 67</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 48</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 13</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2011</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>13, 33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>13, 33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 47</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>2010</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 85</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 85</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 16</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2010</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 82</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 38</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2010</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 53</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2010</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 35</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 42</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 87</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2010</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-1, 15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 20</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2010</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 64</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 37</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 41</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2010</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 48</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 59</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2010</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 83</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2010</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 51</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 91</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 16</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2010</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 83</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 92</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 62</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, .45</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2010</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0.03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 59</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2010</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>- 0, 30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 57</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>2009</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 90</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 81</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 54</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2009</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>- 0, 34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>- 0, 06</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 41</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2009</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 70</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 05</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 46</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 99</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 29</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2009</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 35</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 07</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 35</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 98</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2009</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>- 0, 05</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 64</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-2, 46</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 49</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2009</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 83</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-1, 86</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 08</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2009</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 54</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-3, 75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 52</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2009</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 42</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 97</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-1, 04</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 99</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2009</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 62</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 52</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2009</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 90</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 64</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 95</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2009</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 51</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 37</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 53</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2009</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 25</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>2008</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 42</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 42</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 44</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 61</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2008</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 53</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2008</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 40</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2008</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 04</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 82</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>14, 56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 33</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2008</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 12</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>13, 39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>16, 53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 47</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2008</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>13, 76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 0</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>17, 03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 64</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2008</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>15, 18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>18, 41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 06</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 07</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2008</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-2, 34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>- 0, 24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 35</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>14, 67</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 43</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2008</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 90</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 48</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 83</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 76</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2008</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>13, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 99</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 12</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2008</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 83</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 31</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2008</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>- 3, 54</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>- 0, 41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 06</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 06</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 44</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>2007</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 05</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 05</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 37</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 68</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2007</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 44</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 92</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2007</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 97</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 92</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 92</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 86</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 15</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2007</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 01</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 30</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2007</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 12</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 24</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2007</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 11</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2007</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 06</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 05</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 90</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 70</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2007</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 85</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 46</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2007</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 12</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 17</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2007</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 13</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 81</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 70</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 98</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2007</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 86</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2007</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 76</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>2006</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 07</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2006</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 97</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 04</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 03</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2006</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 48</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 05</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2006</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 46</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 83</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 11</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2006</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 53</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 86</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 21</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2006</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 12</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 97</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 32</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2006</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 86</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 85</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 64</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>14, 34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 82</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 64</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2006</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 44</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 84</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2006</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 54</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 06</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 05</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2006</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 45</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 04</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 01</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 25</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2006</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 67</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 86</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 44</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2006</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 12</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 60</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>2005</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 41</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 70</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>14, 55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 50</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2005</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Şubat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>14, 70</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 44</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2005</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mart</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>14, 70</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 44</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2005</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Nisan</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 21</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 17</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>14, 96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 42</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2005</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Mayıs</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 92</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 70</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>13, 97</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 53</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2005</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Haziran</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 48</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>12, 78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 69</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2005</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Temmuz</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 82</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>11, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 68</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2005</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ağustos</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 85</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 87</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 91</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>10, 65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 64</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2005</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Eylül</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 02</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>4, 38</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 99</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>9, 54</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 63</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2005</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Ekim</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>3, 69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 47</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2005</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Kasım</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 40</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>1, 60</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>6, 89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 31</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2005</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>Aralık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>-0, 04</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>0, 42</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>2, 66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>7, 72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>5, 89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="42">
   <p>8, 18</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p>* 2005 yılında (ÜFE) Üretici Fiyatları Endeksi’ne geçilmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/nisan-ayi-kira-artis-orani-yuzde-3243-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/08/ev-kira-hesap.jpg" type="image/jpeg" length="60864"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2019/25821 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-201925821-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201925821-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 23/12/2025 tarihli ve 2019/25821 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>NİHAT GÜNERKAYA BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>(Başvuru Numarası: 2019/25821)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>Karar Tarihi: 23/12/2025</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 4/5/2026 - 33243</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Yüksel GÜNARSLAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Nihat GÜNERKAYA</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Av. Zühal SİRKECİOĞLU DÖNMEZ</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN KONUSU</strong></p>

<p>1. Başvuru, organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren bir işyerinde meydana gelen patlamada ihmali olduğu ileri sürülen kamu kurumları aleyhine açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>BAŞVURU SÜRECİ</strong></p>

<p>2. Başvuru 31/7/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>

<p>3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>4. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:</p>

<p>5. 3/2/2011 tarihinde Ankara'nın Yenimahalle ilçesi Ostim Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan Ö. Hidrolik İmalat San. Tic. Ltd. Şti.ne ait binada saat 11.00 sıralarında, başvurucunun da çalıştığı Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) bulunan M. Otomotiv Yedek Parça San. ve Tic. Ltd. Şti.ne (M. Şirketi) ait binada ise saat 19.20'de patlama ve yangın meydana gelmiştir. Başvurucunun çalıştığı şirkette meydana gelen patlama ve devamında çıkan yangında 11 kişi yaşamını yitirirken başvurucunun da aralarında olduğu çok sayıda kişi yaralanmıştır. Her iki patlama nedeniyle toplam 20 kişi vefat etmiştir.</p>

<p>6. Başvurucunun olay tarihinde çalıştığı M. Şirketi traktör yedek parça imalatı üzerine faaliyet göstermektedir. Anılan işyerinde optik kesme makinesi operatörü tarafından kullanılan ve binanın giriş kapısının yanında konumlandırılan oksijen tüplerinin vanasının açılması üzerine patlama meydana gelmiştir. Patlamaya sebebiyet veren oksijen tüplerinin tedarik edildiği firma ise E. Gaz. San. ve Tic. A.Ş. (E. Şirketi) olup bu Şirkete Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından karbondioksit ve oksijen dolum tesisleri için 19/6/2001 tarihinde ruhsat verilmiştir.</p>

<p>7. Olaya ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) başlatılan soruşturma kapsamında olayın meydana geliş nedenlerinin ve sorumluların belirlenmesi için bilirkişi incelemesine başvurulmuştur. Bir kimya mühendisi iş güvenliği uzmanı, bir makine mühendisi iş güvenliği uzmanı, bir makine mühendisi sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) uzmanı, bir yangın uzmanı, bir elektrik mühendisi ve bir inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinin hazırladığı 29/6/2011 tarihli raporda; iki ayrı işyerinde meydana gelen patlamanın işyerlerinde kullanılan sanayi tüplerinden kaynaklandığı, anılan tüplerin satın alındığı E. ve A. firmaları tarafından içlerine daha önce doğal gaz dolumu yapılan tüplerin boşaltılarak aynı tüplere oksijen doldurulduğu, patlamaların da bu nedenle meydana geldiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişleri tarafından yapılması gereken iş güvenliği denetimlerinin yapılmadığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının da piyasa denetim ve gözetimi konularında yapması gerekenleri tam olarak yerine getirmediğinin anlaşıldığı ifade edilmiştir. Raporda kamu idarelerinin anılan eksikliklerinin patlamayla doğrudan bir bağlantısı olmadığı, olayda E. Şirketi yetkilileri ve personelinin sorumlu olduğu kanaatine ulaşıldığı açıklanmıştır.</p>

<p>8. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Başmüfettişliği tarafından yürütülen ön inceleme sonucunda düzenlenen 25/1/2014 tarihli raporda M. ve E. Şirketlerine ait işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin denetimlerin en son 2007 yılında yapıldığı ifade edilmiştir.</p>

<p>9. Başsavcılıkça E. Şirketi yetkilileri ve personeli hakkında yürütülen soruşturma ile olayda ihmali olduğundan şüphelenilen kamu görevlileri hakkında yürütülecek soruşturmaların ayrı soruşturma usullerine tabi olması nedeniyle dosyaların tefrikine karar verilmiştir.</p>

<p>10. Mevzuat gereğince patlamaya konu gaz ve kimyasalların üretiminden dağıtımına kadar denetlemekle görevli Sanayi ve Ticaret Bakanlığı görevlileri, işyerlerinde çalışma güvenliğinin sağlanıp sağlanmadığını denetlemekle görevli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri, bu işyerlerinin faaliyet gösterdiği Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Yenimahalle İlçe Belediye Başkanlığı görevlileri, patlamaya konu işyerlerinin genel denetim ve gözetimini yapmakla görevli İvedik ve Ostim Organize Sanayi Bölgeleri yöneticileri ve yetkilileri olan şüpheliler hakkındaki dosya Memur Suçları Bürosuna gönderilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>A.</strong> <strong>E. Şirketi Yetkilileri ve Personeli Hakkında Yürütülen Adli Süreç</strong></p>

<p>11. Meydana gelen patlamalarla ilgili olarak on dokuz kişi hakkında taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme ve yalan tanıklık yapma suçlarından kamu davası açılmıştır. Kovuşturma evresinde alınan 10/4/2013 tarihli bilirkişi raporunda; kullanım amacına uygun olmayan gazdan kaynaklanan, kullanım şeklinden kaynaklanmayan problem nedeniyle patlamanın gerçekleştiği ve %100 iş güvenliği sağlansa dahi patlamanın yaşanacağı belirtilmiştir. Raporda ayrıca Sanayi ve Ticaret Bakanlığının, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının, Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüklerinin, Ankara Büyükşehir Belediye ve Yenimahalle Belediye Başkanlıklarının yetki, denetim, organizasyon hususlarındaki sorumluluklarının patlamanın meydana gelmesine etkisi olmadığı ifade edilmiştir.</p>

<p>12. Yine kovuşturma evresinde alınan 12/4/2014 tarihli ek bilirkişi raporunda 1998 yılında kurulan M. Şirketine Yenimahalle Belediye Başkanlığı tarafından 21/10/2001 tarihinde 72 No.lu bina için işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verildiği ancak patlamanın aynı sokak üzerinde herhangi bir ruhsat kaydı bulunmayan 64 No.lu üretim tesisinde gerçekleştiği ifade edilmiştir. Anılan ek bilirkişi raporunun E. Şirketi ile ilgili yapılan tespitlere ilişkin kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Sağlık İşleri Daire Başkanlığı Çevre Sağlığı Şube Müdürlüğü tarafından </i>[E. Şirketinin]<i> Ostim'deki karbondioksit ve oksijen dolum tesislerine ait işyerinde LPG tüpleri bulundurmamak şartıyla 19.01.2001 tarihinde çalışma ruhsatı, T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü tarafından 24.05.1999 tarihinde tüp muayene ve vana sıkma yeterlilik belgesi, yan kuruluşu olan ve Sincan'da bulunan </i>[A. Şirketine]<i> TSE tarafından 21.11.2005-21.11.2011 tarihleri arasında geçerli olmak üzere TS 9675 standardına uygun olarak üretilen asetilen gazına </i>[E.]<i> markası izni verildiği, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu'na CNG doldurma, taşıma ve satış lisansı başvurusu olduğu, olay tarihinde lisansa sahip olmadığı, patlamalardan sonra bu lisans başvurusunun da iptal edildiği..</i>.</p>

<p>[E. Şirketinde]<i> dışarıdan alınan sıvı gazların standartlarına uygun olduğu, üretici firmaları tarafından belgelendirildiği, ayrıca Sincan'da bulunan yan kuruluşu </i>[A. Şirketinde]<i> üretilen asetilen gazının TSE standartlarına uygun olduğu, tüplerde kullandığı ve dışarıdan aldığı vana, valf vb. donanımın tedarikçi ve üreticileri tarafından gerekli standartlara sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ancak basınçlı tüplerin test ve bakımlarının standartlara uygun gerektiği şekilde yapılmadığı, işçileri yapacakları işin risk ve tehlikelerine karşı eğitmediği, lisansı olmadığı halde mavi renkli oksijen tüplerine CNG doldurttuğu, taşıdığı, işyerinde depoladığı, içlerine sehven oksijen gazı doldurularak içeriğini değiştirdiği, tüplerde önlem alınmadığı için güvenliğin işçilerin kendi dikkat ve inisiyatifine bırakıldığı, işyerinde geniş bir kontrol mekanizması kurulmadığı, risk planı hazırlamadığı, güvenliği ve koordinasyonu sağlamadığı, tehlike doğuracak eylemin oluşumunun engellenmesi için CNG dolu tüpleri farklı renge boyayıp veya kilitli bir yere konulması gibi tedbirleri almadığı, tehlikeli ortamın yaratıldığı anlaşılmakta olup CNG artığı bulunan mavi renkli tüplere oksijen basarak sonradan piyasaya kullanıma...</i> [sürdüğü anlaşılmaktadır.]<i>"</i></p>

<p>13.<i> </i>Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 10/1/2023 tarihli kararıyla E. ve A. Şirketlerinin yetkilileri veya çalışanları olan yedi sanığı 6 yıl 3 ay ile 18 yıl 9 ay arasında değişen sürelerde hapis cezaları ile cezalandırmıştır. Temyiz kanun yolu incelemesi devam eden hükmün ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Aynı gün saat 19:20'de</i> ...<i> 24 kişinin çalıştığı ve otomotiv yan sanayi ürünleri imal edip ağırlıklı olarak traktör firmalarına yedek parça üreten ve kaynak işlerinde ağırlıklı olarak asetilen, oksijen ve karışım gazları kullanılan işyerinin giriş kapısı dış mekanında konumlandırılıp içinde toplam 9 adet oksijen gazı tüpünün bulunduğu manifold grubunun benzer şekilde faaliyete alınırken şiddetli patlama ve akabinde meydana gelen yangın sonucu şirket binasının çökerek çalışanların göçük altında kaldığı,</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p>[E. Şirketinin]<i> Ostim'deki adresinde azot gazı, karbondioksit gazı ve oksijen gazı dolumu, firmaya bağlı bir kuruluş konumundaki </i>[A. Şirketinde]<i> ise üretim ve dolumu yapılan asetilen ve argon karışımları gazının tüplü satışının yapıldığı,</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p>[E. Şirketinin]<i> doğal gaz doldurttuğu oksijen tüplerinin bir bölümüne sonrasında oksijen doldurtarak irsaliye numaraları art arda olan sevk irsaliyeleri ile olaya konu firmalara satışını yaptığı, bu firmalara verilen 12'li ve 9'lu gruplarda bulunan doğal gaz ve oksijen karışımı %5-15 arasındaki bir patlama aralığında olup patlamaların gerçekleştiği işyerlerinde regülatör vanasının açılmasıyla vanadaki sürtünmeden dolayı patlama meydana geldiği,</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p>[E. Şirketinde]<i> olay sonrası yapılan incelemelere göre de, gaz tüpleri eski görünümlü ve yıpranmış olup patlamalardan sonra dahi mevzuata aykırı ve tehlikeli şekilde gaz dolum ve dağıtımı yapıldığı, tüplerin taşınmasında ve vana sıkma işlemlerinde gerekli iş güvenliği kurallarına uyulmadığı, hidrolik makina imalatı yapan </i>[Ö. Şirketi]<i> ile yedek parça imalatı yapan </i>[M. Şirketine]<i> rutin imalatları sırasında kullanılan iş ekipmanlarının, tezgâhların, tüplerin konumları ile bunları kullanan işçilerin pozisyonlarını </i>[belirleyebilmeleri]<i> mümkün olsa da, olay sırasında tüplerin hatalı bağlanmaması, patlamanın kesme ve kaynak işlemi gibi kullanımları sırasında meydana gelmemesi, ortamda gaz sızıntısı olmaması ve tüplerin devreye alınırken patlaması nedeniyle, tüplerin üzerinde alev tutucu ve emniyet ventili takılı olsa dahi bunların fonksiyonel olmayacakları, patlamaların şiddetine ve sonuçlarına göre her iki işyerinde de tüm iş güvenliği önlemleri eksiksiz alınsa dahi önlenemez nitelikteki patlamanın meydana geleceği...</i> [anlaşılmıştır.]<i>"</i></p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Anayasa Mahkemesinin <i>Abdulkadir Şimşek ve diğerleri </i>Kararı</strong></p>

<p>14. Anayasa Mahkemesinin Abdulkadir Şimşek ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/11868, 12/6/2018) kararında, somut başvuru konusu patlamada ihmali olduğu ileri sürülen kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları incelenmiştir. Anılan kararda patlamaya ilişkin olarak yürütülen ceza yargılaması sürecinde düzenlenen 29/6/2011 tarihli bilirkişi raporu ile Başsavcılığın ilgili kamu görevlileri hakkında düzenlediği soruşturma izni talep yazılarındaki gerekçelere ayrıntılı olarak yer verilmiştir (Abdulkadir Şimşek ve diğerleri, §§12, 18, 25, 34).</p>

<p>15. Anılan başvuruda Anayasa Mahkemesi, patlamalara ilişkin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün yerine getirilmesinde ilgili kamu görevlileri hakkında mutlaka bir ceza yargılamasının yürütülmesinin gerekli olmadığı sonucuna ulaşarak yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Abdulkadir Şimşek ve diğerleri, §§95-120).</p>

<p><strong>C.</strong> <strong>Başvuru Konusu Olaya İlişkin Tam Yargı Davası</strong></p>

<p>16. Başvurucu 3/2/2012 tarihinde Ankara 3. İş Mahkemesinde (İş Mahkemesi) dava açarak patlamanın meydana gelmesinde, dolayısıyla vücut bütünlüğünün zarar görmesinde kusuru olduğunu iddia ettiği çeşitli kurumlardan maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. Başvurucunun bu davayı açmasının ardından idarenin hizmet kusuruna dayalı zararların tazmininde hukuk mahkemelerini görevli kılan 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 3. maddesi Anayasa Mahkemesinin 19/5/2012 tarihli ve 28297 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16/2/2012 tarihli ve E.2011/35, K.2012/23 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.</p>

<p>17. İş Mahkemesi 10/4/2013 tarihinde yukarıda belirtilen iptal kararı sonucunda kamu idarelerinin hizmet kusurundan kaynaklanan zararların tazmini için açılacak davalarda idari yargının görevli hâle gelmesi nedeniyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Yenimahalle Belediye Başkanlığına karşı açılan davada görevsizlik kararı vermiştir. Öte yandan anılan Mahkeme, özel hukuk tüzel kişiliği bulunan üç şirket ile OSB yönetimine karşı açılan tazminat davasına bakmaya devam etmiştir. Kamu idareleri yönünden verilen görevsizlik kararı ise 22/4/2014 tarihinde Yargıtayca düzeltilerek onanmış ve kesinleşmiştir.</p>

<p>18. Başvurucu, görevsizlik kararının ardından 1/10/2014 tarihinde bu kez Ankara 7. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) yukarıda belirtilen Bakanlıkların ve Belediye Başkanlıklarının dava konusu olaya kusurlarıyla neden oldukları iddiasıyla tam yargı davası açmıştır. Başvurucu 29/6/2011 tarihli bilirkişi raporuna da atıf yapmak suretiyle hazırladığı dava dilekçesinde işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile yapı kullanma izin belgesi bulunmayan binada meydana gelen patlamaya E. Şirketi ile A. Şirketinden temin edilen basınçlı kapların (tüplerin) neden olduğunu belirtmiştir. Başvurucu; davalı idarelerin hizmet kusurunu genel olarak iş sağlığı ve iş güvenliği, tehlikeli kimyasalların kullanımı ve dağıtımı ile basınçlı kapların muayenesine ilişkin denetim ve kontrol görevlerinin yerine getirilmemesine dayandırmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde ayrıca hizmet kusuru iddiasını her bir davalı idare yönünden ayrı ayrı açıklamıştır. Buna göre;</p>

<p>i. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca M. Şirketine ait işyerinde en son denetim 9/4/2007 tarihinde yapılmıştır. Bu tarihten patlama tarihine kadar anılan işyerinde iş sağlığı ve güvenliğine dair herhangi bir denetim yapılmamıştır. İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin herhangi bir eğitim verilmemiş, patlamanın meydana geldiği işyerinin ruhsatsız olarak faaliyet göstermesine olanak sağlanmıştır. Aynı şekilde patlamaya neden olan tüplerin doldurulduğu E. ve A. Şirketlerinin çalışanlarına da herhangi bir iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmemiştir. Dahası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı söz konusu işyerlerinin yürütülen tehlikeli faaliyetlere özgü olarak düzenlenen ikincil mevzuatta belirtilen tedbirlere uymasını sağlamamıştır.</p>

<p>ii. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, kuruluş kanunu gereğince sanayi bölge ve sitelerini denetlemekle yükümlüdür. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ayrıca somut olayda basınçlı kapların basınç testlerinin beş yılda bir yapılması, bu kaplarla ilgili TSE (Türk Standartları Enstitüsü) uygunluk belgesi ve periyodik vize verilmesi şeklindeki yükümlülüklerini yerine getirmemiştir. Belirtilen hususlarda denetim yapılmaması nedeniyle söz konusu patlama gerçekleşmiştir.</p>

<p>iii. 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesinin (j) bendi uyarınca birinci sınıf gayrisıhhi müesseseleri ruhsatlandırmak ve denetlemek büyükşehir belediyelerinin görevleri arasındadır. Anılan niteliklere sahip olmalarına rağmen patlamaya neden olan E. ve A. Şirketleri Ankara Büyükşehir Belediyesince denetlenmemiştir. Patlamanın OSB'de gerçekleşmesi söz konusu sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır. Kaldı ki patlamaya neden olan tüpler A. Şirketi tarafından OSB dışındaki bir işyerinde doldurulmuştur. Olaydan önce denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen Ankara Büyükşehir Belediyesi patlamadan kısa bir süre sonra A. Şirketine ait işyerinde 18/4/2011 tarihinde denetim yapmıştır.</p>

<p>iv. Patlama, yapı kullanma izin belgesi ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmayan işyerinde meydana gelmiştir. Yenimahalle Belediyesi bu konuda mevzuattan kaynaklanan denetim yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.</p>

<p>19. İdare Mahkemesi 6/4/2015 tarihinde başvurucunun dava dilekçesinde tazminine karar verilmesini istediği maddi zararın neden ibaret olduğunu ve nasıl hesaplandığını belirtmediği gibi tazminini talep ettiği maddi zarar yönünden davasını dayandırdığı delilleri de sunmadığı gerekçesiyle dilekçenin reddi kararı vermiştir.</p>

<p>20. Başvurucu, bunun üzerine 22/5/2015 tarihinde İdare Mahkemesine yeni bir dilekçe ile başvurarak dava konusu iş kazasında ayağından ciddi şekilde yaralandığını ve belirli bir süre çalışamadığını, tedavisinin devam ettiğini, bu nedenle maddi zararının tam olarak belli olmadığını ifade ederek tazminat taleplerini yinelemiştir. Bu kez dilekçeyi kabul eden İdare Mahkemesi 2015/1324 Esas sayılı dosyası üzerinden 4/6/2015 tarihinde verdiği hasım düzeltme kararı ile ilgili Bakanlıklar ve Belediye Başkanlıklarının yanı sıra OSB'nin de<i> </i>hasım mevkiine alınmasına<i> </i>karar vererek dava dilekçesini bu kuruma da tebliğ etmiştir.</p>

<p>21. OSB, kendisine karşı açılan davanın hukuk mahkemelerinde görülmesi gereken bir dava olduğu gerekçesiyle İdare Mahkemesine görev itirazında bulunmuştur. İdare Mahkemesi 16/11/2016 tarihinde itirazın reddine ve davaya bakmakla görevli mahkemenin kendisi olduğuna karar vermiştir. OSB, kendisinin bir özel hukuk tüzel kişisi olduğuna vurgu yaparak İdare Mahkemesinin görevlilik kararına da itiraz etmiş ve görevli mahkemenin Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından tayinini talep etmiştir.</p>

<p>22. Uyuşmazlık Mahkemesi 10/7/2017 tarihinde organize sanayi bölgelerinin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip oldukları ve bu kuruluşlara karşı açılacak tazminat davalarının yargısal denetiminin adli yargı yerlerince yapılacağının açık olduğu gerekçesiyle İdare Mahkemesinin görevlilik kararının OSB Başkanlığı yönünden kaldırılmasına karar vermiştir.</p>

<p>23. İdare Mahkemesi 18/10/2017 tarihinde Uyuşmazlık Mahkemesinin belirtilen kararı uyarınca davanın çözümünün adli yargının görevine girdiği ve esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle tüm davalılar yönünden görevsizlik kararı vermiştir. Başvurucu, bu görevsizlik kararına itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi 21/3/2018 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Yenimahalle Belediye Başkanlığına karşı açılan davanın görüm ve çözüm yerinin idari yargı olduğu gerekçesiyle bu kurumlar yönünden itirazın kabulüne karar vermiştir. İtirazın kabulüne dair kararın gerekçesinde Uyuşmazlık Mahkemesinin kararıyla davanın OSB Başkanlığı yönünden görüm ve çözümünün adli yargının görevine girdiğinin, diğer idareler yönünden ise davanın görüm ve çözümünün idari yargıya ait olduğunun kesin olarak belirlendiği belirtilmiştir.</p>

<p>24. Başvurucunun açtığı tazminat davası yukarıda belirtilen itirazın kabulüne dair kararın ardından 8/6/2018 tarihinde bir kez daha İdare Mahkemesi önüne gelerek 2018/1363 Esas sayılı dosya üzerinden görülmeye başlanmıştır. İdare Mahkemesi 7/1/2019 tarihinde davanın reddine karar vermiş; ret kararının gerekçesinde patlamanın meydana gelmesinde asıl kusurlunun E. Şirketi olduğunu ve zararın oluşmasında üçüncü kişinin kusurunun bulunduğunu, davalı idarelerin görev ve sorumluluklarını yerine getirmeme şeklinde hizmet kusurlarının bulunduğu iddiasının ise doğrulanamadığını ifade etmiştir.</p>

<p>25. Ret kararında, Başsavcılık tarafından yürütülen ceza soruşturmasında alınan bilirkişi raporu ile başvurucuyla aynı yerde çalışan ve aynı olay nedeniyle vefat eden D.G.nin yakınları tarafından Ankara 10. İdare Mahkemesinde açılan ve 2013/1115 Esas sayılı dosya üzerinden görülen davada alınan bilirkişi raporuna dayanılmıştır. İdare Mahkemesinin dosyasında karara esas alınan bu bilirkişi raporlarının olmadığı görülmüştür. Davanın reddi kararının gerekçesinde yer verildiği kadarıyla Başsavcılığın soruşturma dosyasında bulunan bilirkişi raporunun içeriği şöyledir:</p>

<p>i. Patlama ve yangın M. Şirketine ait işyerindeki<i> </i>CNC (sıkıştırılmış doğal gaz) tezgâhlarında kullanılan, manifold ve ortak kollektörle birbirine bağlı dokuz oksijen tüpünün infilak etmesi sonucunda oluşmuştur.</p>

<p>ii. Patlamanın meydana geldiği M. Şirketine ait işyerinin işletme ruhsatı, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi bulunmaktadır.</p>

<p>iii. İşyerinde, otomotiv yedek parça üretimi için <i>oksiasetilen</i> ve <i>oksi LPG</i> kaynağı kullanılmaktadır. M. Şirketi üretimde kullandığı <i>oksijen, asetilen, argon, LPG </i>ve<i> karışım gazlarının</i> olduğu gaz tüplerini E. Şirketinden satın almıştır.</p>

<p>iv. E. Şirketi, doğal gaz dolum ve dağıtım lisansı bulunmamasına karşılık oksijen tüplerine doğal gaz doldurup satış yapmaktadır. Görgü tanıkları E. Şirketinin önceden doğal gaz doldurarak sattığı gaz tüpleri boşaldıktan sonra aynı tüplere oksijen gazı doldurup piyasaya sürdüğünü ifade etmiştir. M. Şirketine de bu gaz tüplerinden satmıştır. M. Şirketine ait işyerindeki <i>manifolt</i> bağlantılı oksijen tüplerinde yapılan incelemede doğal gaz kokulandırmak amacıyla kullanılan kükürtlü bileşikler bulunmuştur.</p>

<p>v. Neticede E. Şirketi doğal gaz doldurarak satışını yaptığı oksijen tüplerinin bir kısmına daha sonra oksijen doldurmuş, patlamanın meydana geldiği işyerine bu tüplerden satmış, tüplerin bağlandığı regülatör vanasının açılmasıyla oluşan sürtünmeden dolayı patlama meydana gelmiştir. Patlamanın meydana gelmesinde E. Şirketi yetkilileri kusurludur.</p>

<p>26. Ankara 10. İdare Mahkemesinin 2013/1115 Esas sayılı dosyasında bulunan bilirkişi raporunun içeriği ise özetle şöyledir:</p>

<p>i. Kazanın birinci ve asıl nedeni daha önce CNG doldurulmuş tüplere oksijen doldurulmasıdır. CNG doldurulmuş tüplerin temizlenmesi oldukça zordur, bu nedenle tüpün içinde az miktarda da olsa CNG kalabilmektedir. Böyle bir tüpe oksijen doldurulması son derece tehlikelidir. Zira oksijen yoğunluğu artınca tüpün içinde kalan yanıcı malzemeler daha çabuk ve hızlı yanmaktadır. Daha önce CNG doldurulmuş bir tüpe oksijen doldurulduğunda parlayıcı ve patlayıcı bir gaz karışımı oluşacak, bir kıvılcım ya da sıcaklık artışı bu karışımın patlamasına neden olacaktır. Dava konusu olayda da daha önce CNG doldurulmuş tüplere oksijen doldurulmuş, tüpün içinde kalan CNG'nin oksijenle karışması sonucu parlayıcı ve patlayıcı bir karışım oluşmuş, muhtemelen vananın açılması ve gazın çıkışı esnasındaki sürtünmenin etkisiyle tüpler alev alıp patlamıştır.</p>

<p>ii. Kazanın ikincil sebebi tüp demetlerinin emniyetli bir yerde depolanmak yerine çalışma mahallinde bulundurulmasıdır. Basınçlı gaz tüplerinin depolanması esaslarını düzenleyen mevzuata göre tüpler yangına dayanıklı ayrı bina veya bölmelerde, ısı kaynaklarından uzakta depolanmalı; dolu tüpler sıcaklık değişimlerine, güneşin dik ışıklarına, radyasyon ısısına, soğuğa ve neme karşı korunmalıdır.</p>

<p>iii. Dolayısıyla kazanın meydana gelmesinde E. Şirketi %80, M. Şirketi %20 oranında kusurludur. Kazanın meydana geliş sebepleri gözönüne alındığında davalı idarelerin görev ve sorumlulukları ile kaza sebepleri arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Yenimahalle Belediye Başkanlığının olayda kusurları yoktur.</p>

<p>27. İdare Mahkemesinin karar gerekçesinde, patlamaya neden olan gaz tüplerini satan E. Şirketinin faaliyet alanındaki izin ve denetimlerine ilişkin şu bilgiler yer almaktadır:</p>

<p><i>"Oksijen tüplerinin temin edildiği </i>[E.<i> </i>Şirketinin]<i> faaliyet konusunun sınai ve tıbbi gaz dolumu olduğu, 6948 sayılı Sanayi Sicil Kanunu kapsamında Sanayi Sicil belgesine sahip olduğu, 95/13-14 sayılı Tebliğ çerçevesinde, TS 11169 sayılı standart kapsamında bulunan tüpler için, İl Müdürlüğünün 24/05/1999 tarih ve 06-001 numaralı 'Basınçlı Gaz Tüpleri Periyodik Muayene Deney ve Bakım Yeterlilik Belgesi' verildiği ve vizelerinin yapıldığı, yeterlilik belgesinin TS 11169 standardına göre üretilen dikişsiz çelik tüplere TS 7450 standardı kapsamında periyodik muayene, deney, bakım ve tamirini kapsadığı, yeterlilik belgesinin iki yılda bir vize işlemlerinin yapıldığı, bu kapsamda yeterlik belgesinin en son 20.04.2009 tarihinde vize edildiği görülmektedir."</i></p>

<p>28. Başvurucu, karara esas alınan bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarını ileri sürmek suretiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Söz konusu karar Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 13/6/2019 tarihli kararıyla usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu, kararın 9/7/2019 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p><strong>D.</strong> <strong>Başvuru Konusu Olaya İlişkin Olarak İş Mahkemesinde Görülen Tazminat Davası</strong></p>

<p>29. Başvurucunun E., A. ve M. Şirketleri ile OSB yönetimi aleyhine İş Mahkemesinde açtığı tazminat davası kapsamında kusur durumunun tespitine ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Kimya mühendisi, iş güvenliği uzmanı ve bir hukukçudan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 2/2/2018 tarihli raporda;</p>

<p>i. Patlamanın meydana gelmesinde E. Şirketinin %100 kusurlu olduğu,</p>

<p>ii. Tespit edilen birtakım iş güvenliği eksikliklerinin patlamaya etkisinin olmaması nedeniyle M. Şirketinin kusursuz olduğu,</p>

<p>iii. Patlamaya neden olan tüplerin oksijen tüpleri olması, bu tüplerin dolum ve taşıma işlemlerinin E. Şirketi tarafından yapılması nedeniyle A. Şirketinin kusursuz olduğu,</p>

<p>iv. Manifold tüp grubunun M. Şirketine ait işyeri binası içinde bulundurulmasının patlamanın meydana gelmesine bir etkisi olmadığı ancak kazanın ağır sonuçlanmasında etkisinin olabileceği,</p>

<p>v. Patlamanın meydana geliş biçimi gözönüne alındığında bu durumun mutat denetimlerle fark edilmesinin ve önlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle OSB yönetiminin kusursuz olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>30. İş Mahkemesi 4/2/2025 tarihinde davanın E. Şirketi yönünden kabulüne, başvurucuya 28.000 TL manevi ve 142.008,15 TL maddi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca davanın A. Şirketi ve OSB yönünden reddine, M. Şirketi yönünden ise açılmamış sayılmasına karar vermiştir. UYAP'ta yapılan inceleme neticesinde söz konusu tazminat davasının bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf kanun yolu aşamasında devam ettiği tespit edilmiştir.</p>

<p><strong>IV.</strong> <strong>İLGİLİ HUKUK</strong></p>

<p><strong>A.</strong> <strong>Ulusal Hukuk</strong></p>

<p>31. 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nun (Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması ve Doğal Gaz Piyasası Hakkında Kanun) <i>"Yaptırımlar ve yaptırımların uygulanmasındaki usul" </i>başlıklı 9. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Kurul, doğal gaz piyasasında faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişilere yapacağı yazılı ihtara rağmen mevzuata aykırı durumlarını devam ettirenlere aşağıdaki yaptırım ve cezaları uygular:</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>f) Piyasada lisans kapsamı dışında faaliyet gösterildiğinin saptanması halinde, altıyüzbin Türk Lirası idarî para cezası verilir ve on beş gün içinde kapsam dışı faaliyetin veya aleyhe faaliyetin durdurulması ihtar edilir.</i></p>

<p><i>...."</i></p>

<p>32. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun olay tarihinde yürürlükte olan <i>"İşverenlerin ve işçilerin yükümlülükleri"</i> başlıklı mülga 77. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.</i></p>

<p><i>İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Yapılacak eğitimin usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</i></p>

<p><i>..."</i></p>

<p>33. 4857 sayılı Kanun'un <i>"İş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri"</i> başlıklı mülga 78. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Bu Kanuna tabi işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği şartlarının belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması, işyerlerinde kullanılan araç, gereç, makine ve hammaddeler yüzünden çıkabilecek iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi ve özel durumları sebebiyle korunması gereken kişilerin çalışma şartlarının düzenlenmesi, ayrıca iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygunluğu yönünden; işçi sayısı, işin ve işyerinin özellikleri ile tehlikesi dikkate alınarak işletme belgesi alması gereken işyerleri ile belgelendirilmesi gereken işler veya ürünler ve bu belge veya belgelerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda yapılacak risk değerlendirmesi, kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların usul ve esasları ile bunları yapacak kişi ve kuruluşların niteliklerinin belirlenmesi, gerekli iznin verilmesi ve verilen iznin iptal edilmesi Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir."</i></p>

<p>34. 4857 sayılı Kanun'un <i>"İşin durdurulması veya işyerinin kapatılması" </i>başlıklı mülga 79. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>"Bir işyerinin tesis ve tertiplerinde, çalışma yöntem ve şekillerinde, makine ve cihazlarında işçilerin yaşamı için tehlikeli olan bir husus tespit edilirse, bu tehlike giderilinceye kadar işyerlerini iş sağlığı ve güvenliği bakımından denetlemeye yetkili iki müfettiş, bir işçi ve bir işveren temsilcisi ile Bölge Müdüründen oluşan beş kişilik bir komisyon kararıyla, tehlikenin niteliğine göre iş tamamen veya kısmen durdurulur veya işyeri kapatılır. Komisyona kıdemli iş müfettişi başkanlık eder. Komisyonun çalışmaları ile ilgili sekretarya işleri bölge müdürlüğü tarafından yürütülür."</i></p>

<p>35. 4857 sayılı Kanun'un <i>"Devletin yetkisi"</i> başlıklı 91. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>"Devlet, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılır."</i></p>

<p>36. 4857 sayılı Kanun'un <i>"Yetkili makam ve memurlar"</i> başlıklı 92. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>"91 inci madde hükmünün uygulanması için iş hayatının izlenmesi, denetlenmesi ve teftişiyle ödevli olan iş müfettişleri, işyerlerini ve eklentilerini, işin yürütülmesi tarzını ve ilgili belgeleri, araç ve gereçleri, cihaz ve makineleri, ham ve işlenmiş maddelerle, iş için gerekli olan malzemeyi 93 üncü maddede yazılı esaslara uyarak gerektiği zamanlarda ve işçilerin yaşamına, sağlığına, güvenliğine, eğitimine, dinlenmesine veya oturup yatmasına ilişkin tesis ve tertipleri her zaman görmek, araştırmak ve incelemek ve bu Kanunla suç sayılan eylemlere rastladığı zaman bu hususta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak İş Teftişi Tüzüğünde açıklanan şekillerde bu halleri önlemek yetkisine sahiptirler."</i></p>

<p>37. 4857 sayılı Kanun'un <i>"İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hükümlere aykırılık"</i> başlıklı mülga 105. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Bu Kanunun;</i></p>

<p><i>a) 78 inci maddesinde öngörülen yönetmeliklerdeki hükümlere uymayan işveren veya işveren vekiline, alınmayan her iş sağlığı ve güvenliği önlemi için ikiyüzelli Türk Lirası, alınmayan önlemler için izleyen her ay aynı miktar,</i></p>

<p>...</p>

<p><i>c) 77 nci maddesine aykırı hareket eden, 78 inci maddesi gereği işletme belgesi almadan işyeri açan veya belgelendirilmesi gereken işler veya ürünler için belge almayan, 79 uncu maddesi gereğince faaliyeti durdurulan işi izin almadan devam ettiren veya kapatılan işyerlerini izinsiz açan, </i>... <i>işveren veya işveren vekiline binikiyüzellişer Türk Lirası,</i></p>

<p>...</p>

<p><i>idari para cezası verilir."</i></p>

<p>38. 9/1/1985 tarihli ve 3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan <i>"Görev" </i>başlıklı mülga 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görevleri şunlardır:</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>g) (Değişik : 15/5/2008-5763/30 md.) İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek,</i></p>

<p><i>h) Çalışma hayatını denetlemek,</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>r) (Ek: 15/5/2008-5763/30 md.) İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önleyici ve koruyucu hizmetleri yürütenlerin niteliklerini belirlemek, eğitimlerini ve sertifikalandırılmalarını sağlamak,</i></p>

<p><i>..."</i></p>

<p>39. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 8/1/1985 tarihli ve 3143 sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un <i>"Görev" </i>başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Sanayi ve Ticaret Bakanlığının görevleri şunlardır:</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>d) Sanayi bölge ve sitelerinin kurulmasına izin vermek, bu kuruluşları desteklemek ve denetlemek, bu konularda ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak ve gerekli mevzuatı hazırlamak, küçük sanayi ve el sanatları ile ilgili her türlü araştırma, geliştirme ve koordinasyon hizmetlerini yürütmek, organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması ile ilgili bütün faaliyetlerin koordinasyonunu sağlamak,</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>k) Şirketlerle ilgili hizmetleri yürütmek ve bunları denetlemek,</i></p>

<p><i>..."</i></p>

<p>40. 12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun <i>"Yer seçimi, kuruluş ve planlama"</i> başlıklı 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"...</i></p>

<p><i>Yürürlüğe giren imar plânına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları OSB tarafından verilir ve denetlenir. İşyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesi sırasında işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin harçlar, OSB tarafından tahsil edilerek ilgili belediye veya il özel idaresi hesabına yatırılır.</i></p>

<p><i>..."</i></p>

<p>41. 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun <i>"Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" </i>başlıklı 15. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır:</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>l) Gayrisıhhî müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırmak ve denetlemek.</i></p>

<p><i>..."</i></p>

<p>42. 5216 sayılı Kanun'un <i>"Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları"</i> başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"...</i></p>

<p><i>İlçe (...) belediyelerinin görev ve yetkileri şunlardır:</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>c) Sıhhî işyerlerini, 2 nci ve 3 üncü sınıf gayrisıhhî müesseseleri, umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırmak ve denetlemek.</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>(Değişik son fıkra: 1/7/2006-5538/23 md.) 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunuyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ve organize sanayi bölgelerine tanınan yetki ve sorumluluklar ile sivil hava ulaşımına açık havaalanları ve bu havaalanları bünyesinde yer alan tüm tesisler bu Kanunun kapsamı dışındadır.</i></p>

<p><i>..."</i></p>

<p>43. 28/8/1979 tarihli ve 16738 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga İş Teftişi Tüzüğü'nün <i>"Teftiş programlarının hazırlanış ilkeleri"</i> başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"İşyerlerinin teftişi, olanaklar ölçüsünde, kısa aralıklarla yapılır.</i></p>

<p><i>İşçilerin sağlık ve güvenliği bakımından tehlike gösteren veya ağır ve tehlikeli işlerin yapıldığı ya da mevzuat hükümlerine uyulmamasının alışkanlık haline getirildiği işyerlerinin denetlenmesi sık aralıklarla yapılır."</i></p>

<p>44.<strong> </strong>Olay tarihinde yürürlükte bulunan 11/1/1974 tarihli ve 14765 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün<i> "Kazanlarda, Basınçlı Kaplarda ve Kompresörlerde Alınacak Güvenlik Tedbirleri" </i>başlıklı Üçüncü Bölümü'nün ilgili maddeleri şöyledir:</p>

<p><i>"Madde 222 – Ocaksız buhar ve sıcak su kapları ile basınçlı hava depoları, gaz tüpleri ve depoları gibi basınçlı kaplar ve bunların bağlantıları, teçhizatı ve malzemesi tekniğe uygun olacaktır.</i></p>

<p><i>Basınçlı kapların görünür yerlerine imalatçı firma tarafından aşağıdaki bilgilerin yazılı olduğu bir plaka, konacaktır.</i></p>

<p><i>1) Kap hacmi (litre)</i></p>

<p><i>2) İşletme basıncı (kilogram/santimetrekare),</i></p>

<p><i>3) Deneme basıncı (kilogram/santimetrekare),</i></p>

<p><i>4) Kontrol tarihi.</i></p>

<p><i>Madde 223 – Basınçlı kapların kontrol ve deneyleri, ehliyeti Hükümet veya mahalli idarelerce kabul edilen teknik elemanlar tarafından, imalinin bitiminden sonra ve monte edilip kullanılmaya başlanmadan önce, veya yapılan değişiklik ve büyük onarımlardan sonra, en az üç ay kullanılmayıp yeniden servise girmeleri halinde ise tekrar kullanmaya başlanmadan önce ve herhalde periyodik olarak yılda bir yapılır. Kontrol ve deney sonuçları, düzenlenecek bir raporda belirtilir ve bu raporlar işyerlerinde saklanır.</i></p>

<p><i>Madde 224 – Basınçlı kapların üzerinde, gerektiğinde içine girmeyi sağlayacak kapılar veya kapaklar bulunacak, girilemeyecek kadar küçük olan basınçlı kaplarda, el delikleri yapılacak ve bu delikler emniyetli bir şekilde kapatılmış olacaktır. Kapı ve kapaklar deney basıncına dayanacak sağlamlıkta olacak, giriş deliklerinin boyutları tekniğe uygun olarak bir insanın rahatça girmesini sağlayacak büyüklükte yapılacaktır. El deliklerinin boyutları 70x90 milimetreden küçük yapılmayacak ve basınçlı kaplar üzerinde bulunan yıkama ve kontrol kör tapaları en az 25 milimetre çapında olacaktır.</i></p>

<p><i>Madde 225 – Basınçlı kaplar üzerinde, emniyet supabı, boşaltma vanası, manometre ve termometre gibi kontrol cihazları bulunacaktır.</i></p>

<p><i>Paralel çalışan basınçlı, kapların, giriş, çıkış, boşaltma ve blöf vanaları ayrı ayrı işaretlenmiş olacaktır.</i></p>

<p><i>Emniyet supapları basınçlı kapların en çok kullanma basıncına göre ayarlanacak ve bu basıncın onda biri oranında bir basınç artışında açılacak özellikte olacaktır.</i></p>

<p><i>Madde 226 – Basınçlı kaplarda bulunan emniyet supabı, basınçlı kaba doğrudan doğruya bağlı olacaktır. Ancak, kabın içinde bulunan madde, emniyet supabının takılmasını engellediği veya bozulmasına yol açtığı hallerde, emniyet supabı, basınçlı kaba en yakın bir tesisat üzerine takılacaktır.</i></p>

<p><i>Emniyet supabı, bağlı olduğu basınçlı kabın kapasitesine ve besleme borusunun çapına uygun büyüklükte ve basıncı çabucak düşürecek şekilde yapılmış olacaktır.</i></p>

<p><i>Basınçlı kaplarda iki veya daha çok emniyet supabı varsa, bunlardan en az bir tanesi, en çok basınça göre ayarlanmış olacaktır.</i></p>

<p><i>Emniyet supapları, her vardiyada veya günde en az bir defa denenecek ve kaplar içinde yanıcı gazlar bulunduğunda, gerekli tedbir alınacaktır.</i></p>

<p><i>Emniyet supaplarının, yoğunlaşmaya karşı, blöf muslukları bulunacaktır.</i></p>

<p><i>Madde 227 – Basınçlı kapların hidrolik basınç deneyleri, en yüksek çalışma basıncının 1,5 katı ile yapılacaktır.</i></p>

<p><i>Kontrol ve deney sonucu kullanılması sakıncalı görülen, güvenlikle çalışmayı sağlayacak teçhizatı eksik olan ve bağlantı parçaları uygun bir şekilde bağlanmamış bulunan basınçlı kaplar, eksikleri tamamlanıncaya ve arızalar giderilinceye kadar kullanılmayacaktır."</i></p>

<p>45. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 24/12/1973 tarihli ve 14752 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Parlayıcı, Patlayıcı, Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Çalışılan İşyerlerinde ve İşlerde Alınacak Tedbirler Hakkında Tüzük'ün ilgili maddeleri şöyledir:</p>

<p><i>"Madde 93 - Gaz halinde veya bir sıvıda çözülmüş halde veya sıvılaştırılmış halde, bütün basınçlı gaz ihtiva eden tüpler, içinde bulunan basınçlı gazın özelliklerine, tekniğin gerektirdiği esas ve mevcut standartlara uygun olarak yapılmış olacaktır.</i></p>

<p><i>Madde 94 - Basınçlı gaz tüplerinin üzerine, aşağıdaki bilgiler silinmeyecek şekilde ve oyuk olmamak şartiyle yazılmış olacaktır.</i></p>

<p><i>a) İmalatçı firmanın adı,</i></p>

<p><i>b) Seri numarası,</i></p>

<p><i>c) Doldurulacak gazın cinsi,</i></p>

<p><i>d) Boş ve dolu ağırlığı ve hacmi,</i></p>

<p><i>e) En çok doldurma basıncı,</i></p>

<p><i>f) İmal tarihi.</i></p>

<p><i>İmalatçı firma, gaz tüpleri ile birlikte kontrol veya garanti belgesini de alıcıya vermek zorundadır.</i></p>

<p><i>Madde 95 - Basınçlı gaz tüplerini (asetilen tüpleri hariç) dolduran her firma, satışa çıkarmadan önce uygun aralıklarla belirli zamanlarda tüp ve teferruatını muayene edecek veya ettirecek ve hidrolik basınç deneyi, ağırlık deneyi, hacim deneyi gibi deneyleri yapacak veya yaptıracaktır.</i></p>

<p><i>Bu muayene ve deneylere ait bir belge tüple birlikte alıcıya verilecektir.</i></p>

<p><i>Belgeler istenildiğinde gösterilmek üzere işyerinde saklanacaktır.</i></p>

<p><i>Madde 96 - Muayene ve deneyler sonucu kullanılması uygun görülmeyen tüp ve teferruat kesinlikle kullanılmayacaktır.</i></p>

<p><i>Madde 97 - Her tüpün dip tarafı yere değmiyecek şekilde, belirli bir yükseklikte, çemberle çevrili olacak, vana ve emniyet sübaplarının içinde gazların birikmesini önleyecek şekilde havalandırma delikleri olan bir koruyucu başlığı bulunacaktır.</i></p>

<p><i>Madde 98 - Tüplerin vanası ile diğer kısımları, tüpün içinde bulunan gazın kimyasal etkisiyle bozulmayacak bir maddeden imal edilmiş olacak ve özellikle sıvılaşmış veya bir madde içinde çözülmüş amonyağın doldurulduğu tüplerde, hiç bir zaman bakır veya bakır alaşımlı maddelerden yapılmış teçhizat kullanılmıyacaktır. Oksijen ile veya oksidasyona yol açan diğer gazlarla doldurulan tüplerin donanımı her türlü yağdan arınmış bulunacaktır.</i></p>

<p><i>Madde 99 - Tüpler, basınçlı gazlarla hiç bir zaman izin verilenden fazla bir basınçla ve tüp üzerinde belirtilen ağırlığın üzerinde doldurulmayacaktır.</i></p>

<p><i>Tüplerin doldurulmadan önce tamamen boş ve temiz olmasına dikkat edilecek, kritik sıcaklıkları genel olarak çevre sıcaklığından fazla olan gazların konulduğu tüpler, tamamen doldurulmayacak ve böylece tehlikeli basınçların meydana gelmesi önlenmiş olacaktır.</i></p>

<p><i>Basınçlı gazların doldurulduğu tüpler boşken ve doldurulduktan sonra ağırlık kontrolüne tabi tutulacaktır.</i></p>

<p><i>Madde 100 - Basınçlı gaz tüplerinin depolanmasında aşağıdaki tedbirler alınacaktır:</i></p>

<p><i>a) Dolu tüpler sıcaklık değişmelerine, güneşin dik ışınlarına, radyasyon ısısına, soğuğa ve neme karşı korunmuş olacaktır.</i></p>

<p><i>b) Dolu tüpler işyerlerinde depolanmasında mümkün olduğu kadar az miktarda tüp bir arada bulundurulacak, tüpler yangına dayanıklı ayrı binalarda veya bölmelerde, radyadör ve benzeri ısı kaynaklarından uzak bulundurulacak ve tüplerin devrilmesine veya yuvarlanmasına karşı tedbirler alınacaktır.</i></p>

<p><i>c) Tüpler, içinde bulunan gazın özelliğine göre ayrılarak depolanacak, boş tüpler ayrı bir yerde toplanacaktır.</i></p>

<p><i>d) Tüplerin depolandığı yerlerin uygun havalandırma tertibatı olacak ve bu yerlerin yeteri kadar kapısı bulunacaktır.</i></p>

<p><i>e) Yanıcı basınçlı gaz ihtiva eden tüplerin depolandığı yerlerde ateş ve ateşli maddeler kullanma yasağı uygulanacaktır."</i></p>

<p>46. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 26/12/2003 tarihli ve 25328 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Çalışanların Korunması Hakkında Yönetmelik'in <i>"Amaç"</i> başlıklı 1. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Bu Yönetmeliğin amacı, işyerlerinde oluşabilecek patlayıcı ortamların tehlikelerinden çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak için alınması gerekli önlemleri belirlemektir."</i></p>

<p>47. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 30/12/2006 tarihli ve 26392 4. mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Muhtemel Patlayıcı Ortamda Kullanılan Teçhizat ve Koruyucu Sistemler İle İlgili Yönetmelik'in <i>"Amaç"</i> başlıklı 1. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Bu Yönetmeliğin amacı; Yönetmelik kapsamına giren muhtemel patlayıcı ortamda kullanılan teçhizatın ve koruyucu sistemlerin güvenli olarak piyasaya arzı için gerekli emniyet kuralları ile uygunluk değerlendirme prosedürlerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir."</i></p>

<p>48. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 10/11/2000 tarihli ve 24226 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Dikişsiz, Çelikten Mamul Basınçlı Gaz Tüplerine Dair Yönetmelik'in <i>"Amaç"</i> başlıklı 1. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Bu Yönetmeliğin amacı; içerisine gaz depolanmak üzere kaynaksız, tek parça çelikten imal edilmiş yeniden doldurulup kullanılabilir, Basınçlı Kaplar ve Bu Kapların Muayene Yöntemlerinin Ortak Hükümlerine Dair Yönetmelik gereklerini yerine getiren tüplerin kullanılabilmeleri bakımından uyulması gereken asgari şartların belirlenmesi, sınıflandırılması, tasarımı, imali, montajı, dağıtımı, piyasaya arzı, hizmete sunulması, kullanımı, muayene ve belgelendirme işlemleri ile ilgili usul ve esasları belirlemektir."</i></p>

<p>49. 10/8/2005 tarihli ve 25902 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'in olay tarihinde yürürlükteki hâli olan <i>"Tanımlar"</i> başlıklı 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Bu Yönetmelikte geçen deyimlerden;</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>b) Gayrisıhhî müessese: Faaliyeti sırasında çevresinde bulunanlara biyolojik, kimyasal, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden az veya çok zarar veren veya vermesi muhtemel olan ya da doğal kaynakların kirlenmesine sebep olabilecek müesseseleri,</i></p>

<p><i>c) Birinci sınıf gayrisıhhî müessese: Meskenlerden mutlaka uzak bulundurulmaları gereken işyerlerini,</i></p>

<p><i>d) İkinci sınıf gayrisıhhî müessese: Meskenlerden mutlaka uzaklaştırılması gerekmemekle beraber izin verilmeden önce civarında ikamet edenlerin sıhhat ve istirahatleri üzerine gerek tesisatları ve gerekse vaziyetleri itibarıyla bir zarar vermeyeceğine kanaat oluşması için inceleme yapılması gereken işyerlerini,</i></p>

<p><i>e) Üçüncü sınıf gayrisıhhî müessese: Meskenlerin yanında açılabilmekle beraber yalnız sıhhî nezarete tabi tutulması gereken işyerlerini,</i></p>

<p><i>f) Sıhhî müessese: Gayrisıhhî müesseseler dışında kalan her türlü işyerini,</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>ifade eder."</i></p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Uluslararası Hukuk</strong></p>

<p>50. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)<i> "İnsan haklarına saygı yükümlülüğü"</i> başlıklı 1. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme’nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar."</i></p>

<p>51. Sözleşme'nin "Yaşam hakkı" başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur..."</i></p>

<p>52. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında Sözleşme'nin 2. maddesinin ilk cümlesinin devletin yalnızca kasti ve hukuka aykırı olarak ölüme sebebiyet vermekten kaçınmasını değil aynı zamanda devletlerin egemenlik yetkileri içinde bulunan kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almalarına dair devletlere pozitif yükümlülük yüklediğini de hatırlatmaktadır (<i>L.C.B./Birleşik Krallık</i>, B. No: 23413/94, 9/6/1998, § 36).</p>

<p>53. AİHM'e göre Sözleşme'nin 2. maddesi, devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında can kaybının bulunduğu durumlarda devlete elindeki tüm imkânları kullanarak yaşama hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak yeterli yargısal veya diğer tedbirleri alma görevi yüklemektedir (<i>Osman/Birleşik Krallık </i>[BD], B. No: 23452/94, 28/10/1998, § 115;<i> Paul ve Audrey Edwards/Birleşik Krallık</i>, B. No: 46477/99, 14/3/2002, § 54). AİHM, bu yükümlülüğün -kamusal olsun veya olmasın- yaşam hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından ve doğası gereği tehlikeli sınai faaliyetler söz konusu olduğunda evleviyetle geçerli olduğu kanaatindedir (<i>Öneryıldız/Türkiye</i> [BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 71; <i>Budayeva ve diğerleri/Rusya</i>, B. No: 15339/02, ..., 20/3/2008, § 130; <i>Kolyadenko ve diğerleri/Rusya</i>, B. No: 17423/05, ..., 28/2/2012, § 158).</p>

<p>54. AİHM, doğası gereği tehlikeli olduğunu kabul ettiği sınai faaliyetler bağlamında özellikle insan hayatına yönelik potansiyel riskin düzeyi nedeniyle söz konusu faaliyetin kendine has niteliklerine uygun özel düzenlemelerin gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Bu düzenlemeler faaliyetin ruhsatlandırılması, kurulması, işletilmesi, güvenliği ve denetlenmesini düzenlemeli ve tüm ilgililerin faaliyetin doğasından kaynaklanan riskler nedeniyle hayatları tehlikeye girebilecek vatandaşların etkili bir şekilde korunmasını sağlamak için pratik tedbirler almasını zorunlu kılmalıdır (<i>Öneryıldız/Türkiye</i>, §§ 71, 90; <i>Kolyadenko ve diğerleri/Rusya</i>, § 158).</p>

<p>55. AİHM'e göre bu önleyici tedbirler arasında halkın bilgi edinme hakkına özellikle vurgu yapılmalıdır. Ayrıca ilgili düzenlemeler söz konusu faaliyetin teknik yönlerini dikkate alarak ilgili süreçlerdeki eksikliklerin ve farklı düzeylerdeki sorumlular tarafından işlenen hataların tespit edilmesi için uygun usuller öngörmelidir (<i>Öneryıldız/Türkiye</i>, §§ 89, 90; <i>Budayeva ve diğerleri/Rusya</i>, § 132; <i>Kolyadenko ve diğerleri/Rusya</i>, § 159).</p>

<p>56. AİHM, devletlerin pozitif yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini değerlendirirken diğer unsurların yanı sıra yetkililerin eylem veya ihmallerinin iç hukuka uygunluğunu, uygun soruşturmalar ve incelemeler de dâhil olmak üzere karar alma süreçlerini, özellikle Sözleşme'nin çatışan menfaatlerinin söz konusu olduğu durumlarda meselenin karmaşıklığını gözönünde bulundurarak davanın özel koşullarını dikkate alır. Belirli koşullarda devlete atfedilebilecek pozitif yükümlülüklerin kapsamı, tehdidin kaynağına ve risklerden birinin veya diğerinin ne ölçüde azaltılabileceğine bağlıdır (<i>Budayeva ve diğerleri/Rusya</i>, §§ 136, 137).</p>

<p>57. AİHM'e göre bir devlet tehlikeli faaliyetleri üstlendiğinde, düzenlediğinde ya da bunlara izin verdiğinde bir kurallar sistemi ve yeterli kontrol yoluyla riskin makul bir asgari düzeye indirilmesini sağlamalıdır (Mučibabić/Sırbistan, B. No: 34661/07, 12/7/2016, § 126). Yine de bir zararın ortaya çıkması hâlinde, devletin pozitif yükümlülüklerinin ihlalinin söz konusu olabilmesi için zararın bir bireyin ihmalkâr davranışından veya talihsiz olayların bir araya gelmesinden değil düzenlemelerin veya kontrolün yetersizliğinden kaynaklanması gerekir (Stoyanovi/Bulgaristan, B. No: 42980/04, 9/11/2010, § 61).</p>

<p>58. Ancak devletin koruma yükümlülüğünün ihlalinden sorumlu tutulabilmesi, her şeyden önce ölümün yetkili ulusal makamların bildikleri ya da bilmeleri gereken yaşama yönelik gerçek ve yakın bir riskin gerçekleşmesini önlemek için kendilerinden yetkileri dâhilinde makul olarak beklenebilecek her şeyi yapmamaları nedeniyle gerçekleştiğinin kanıtlanmasına bağlıdır (<i>Osman/Birleşik Krallık</i>, § 116; <i>Mastromatteo/İtalya </i>[BD], B. No: 37703/97, 24/10/2002, § 74).</p>

<p>59. AİHM'in yerleşik içtihadı uyarınca devletin pozitif tedbirler almasının gerekli olduğu durumlarda hangi tedbirin seçileceği meselesi ilke olarak devletin takdir yetkisi kapsamındadır. AİHM'e göre Sözleşme'de düzenlenen hakları güvence altına almak için farklı yollar vardır ve devlet, iç hukukta öngörülen belirli bir tedbiri uygulamakta başarısız olsa bile pozitif yükümlülüğünü başka yollarla yerine getirebilir (<i>Budayeva ve diğerleri/Rusya</i>, §§ 134, 135). Bununla birlikte bahsedilen durum, Sözleşme'nin bu hükmünden her tür potansiyel şiddeti önleme şeklinde bir pozitif bir yükümlülük çıkarılabileceği anlamına gelmez. Esasen bu yükümlülük, modern toplumlarda güvenliği sağlamadaki güçlükler, insan davranışlarının önceden kestirilemezliği ve operasyonel tercihlerin önceliklere ve kaynaklara göre yapılmak zorunda oluşu akılda tutularak, yetkililere imkânsız veya orantısız bir külfet yüklemeyecek şekilde yorumlanmalıdır (<i>Osman/Birleşik Krallık</i>, § 116; <i>Maiorano ve diğerleri/İtalya</i>, B. No: 28634/06, 15/12/2009, § 105). Bu durum devletlerin zor sosyal ve teknik alanlarda sahip olduğu geniş takdir marjından kaynaklanmaktadır (<i>Budayeva ve diğerleri/Rusya</i>, § 135).</p>

<p>60. AİHM, <i>Cavit Tınarlıoğlu/Türkiye </i>(B. No: 3648/04, 2/2/2016) başvurusunda üçüncü kişilerin ihmalkâr davranışlarıyla sebep oldukları ağır nitelikteki yaralanma olayı ile ilgili olarak devletin yaşamı koruma yükümlülüğünü incelemiştir. Anılan karara konu olayda başvurucu, tatil yaptığı turizm tesisinin önündeki rıhtımda kimsenin bulunmadığı geç bir saatte yüzdüğü sırada tesisin su sporları merkezine ait bir sürat teknesinin çarpması neticesinde hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmıştır. Olay sonrasında yürütülen ceza soruşturmasında su üstü sporları yapılan bölge ve sahalarda her türlü aracın kiralama merkezine girip çıkması için gerekli olan parkuru gösteren güvenlik işaretlerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Başvurucu, idarenin kıyı şeridinde tehlikeli şekilde uygulanan su üstü spor faaliyetlerini düzenleme ve denetleme yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasıyla tam yargı davası açmıştır. Davalı idare savunmasında, turizm tesisinin su sporları faaliyeti yürütme izni olmaması nedeniyle olayın meydana gelmesinde tesis işletmecisi ve sürat motoru kullanıcısının tek sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. İdare mahkemesi, turizm tesisine su sporları faaliyet izni verilmemesi, olayın turizm tesisi içinde tamamen üçüncü kişilerin kusuru sonucu meydana gelmesi ve olay ile kamusal makamların eylemleri arasında illiyet bağı bulunmaması şeklindeki gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir (<i>Cavit Tınarlıoğlu/Türkiye</i>, §§ 5-36).</p>

<p>61. AİHM öncelikle turizm tesisinin gerekli yasal izni olmadığı hâlde faaliyet gösterdiğini ve olaylar zincirinin meydana gelmesinde turizm tesisinin tutumunun belirleyici olduğunu kabul etmiştir (<i>Cavit Tınarlıoğlu/Türkiye</i>, § 103). Ulusal düzeyde gözlemlenen benzer sorunların olayın meydana geldiği turizm tesisinde daha yoğun yaşandığı veya geçmişte bu tesiste benzer kazaların gerçekleştiğini düşündürebilecek herhangi bir bilginin (tatilciler tarafından su üstü sporları merkezinin işletilmesi ve/veya giriş çıkış parkurunu işaret eden şamandıraların bulunmaması hususunda idari mercilere yapılan bir şikâyetin)mevcut olmadığı sonucuna ulaşan AİHM'e göre olaylar sırasında tesis tarafından düzenlenen su sporları faaliyetlerinin başvurucunun veya diğer tatilcilerin hayatları için gerçek ve yakın bir risk oluşturduğunun kamusal makamlar tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği sonucuna ulaşmak için hiçbir gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle idari makamlar, bölgedeki (Bodrum) bu tür çok sayıda kuruluştan biri olan tesis özelinde daha sıkı tedbirler almadıkları için eleştirilemez (<i>Cavit Tınarlıoğlu/Türkiye</i>, § 105). AİHM, konuya ilişkin düzenlemeleri yaşamı koruma yükümlülüğünün yerine getirilmesi yönünden yetersiz ve eksik bulmamıştır. Ayrıca kazanın meydana geldiği yerde güvenlik işaretlerinin bulunmaması ve belediye tarafından tesisin faaliyetlerinin denetlenmemesi şeklindeki olguları, devletin ulusal düzeyde önleyici tedbirler alma yükümlülüğü kapsamına dâhil edilmesi bakımından yeterli görmemiştir. AİHM aksinin kabulünün tesis ve sürat motoru kullanıcısının eylemleri ile başvurucunun kendi davranışlarını gözardı ederken ulusal makamlara orantısız bir yük yüklemek anlamına geleceği sonucuna ulaşarak başvurucunun yaşam hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir (<i>Cavit Tınarlıoğlu/Türkiye</i>, § 106).</p>

<p><strong>V.</strong> <strong>İNCELEME VE GEREKÇE</strong></p>

<p>62. Anayasa Mahkemesinin 23/12/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>A. Başvurucunun İddiaları</strong></p>

<p>63. Başvurucu; yargılama sürecindeki birbirine zıt kararlar nedeniyle usul işlemlerinin uzun sürdüğünü, davanın esastan reddi ve bu kararın onanması kararlarının gerekçesiz olduğunu, kararın içeriği hakkında kendisine bilgi verilmeyen ve başka bir mahkemenin dosyasından alınan bilirkişi raporuna dayandığını, İdare Mahkemesinin olayda kusuru olduğu iddia edilen şirketlerin ruhsat ve denetim raporlarını dava dosyasına alıp incelemediğini, kararda dayanılan bilirkişi raporlarında şirketlerin kusurlarına ilişkin değerlendirmelere yer verilmesine rağmen idari makamların sorumluluklarına ilişkin esaslı bir değerlendirme yapılmadığını, kusurlu bulunan E. Şirketinde 2007 yılından sonra denetim yapılmadığı ve bu denetim sırasında tespit edilen çok sayıda eksikliğin giderilip giderilmediğinin kontrol edilmediği hususunun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kabul edildiğini belirterek adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Ayrıca kazanın OSB gibi devletin güvencesiyle oluşturulmuş ve kamusal yönü bulunan alanda faaliyet gösteren bir işletmede meydana gelmesi ve burada sıradan bir işyerinde yaşanabilecek olumsuzlukların daha azının tahmin edilebilir olması nedenleriyle bütün devlet faaliyetlerinin belirli oranda öngörülebilir olmasını gerektiren hukuki güvenlik ilkesi ile kişi dokunulmazlığı ve maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Değerlendirme</strong></p>

<p>64. Başvurucunun şikâyeti esas olarak kamu makamlarının denetim ve kontrol yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle gerçekleşen iş kazasına istinaden açtığı tazminat davasına ilişkin hukuki sürecin birçok eksiklik nedeniyle etkisiz olduğuna ilişkindir.</p>

<p>65. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi için gerekli şartlardan biri doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmakla birlikte bazı durumlarda ölüm gerçekleşmese dahi olayın yaşam hakkı çerçevesinde incelenebilmesi mümkün olup bu inceleme yapılırken eylemin potansiyel olarak öldürücü nitelikte olup olmadığı, maruz kalınan eylemin mağdurun fiziki bütünlüğü üzerindeki sonuçlarının değerlendirilmesi gerekir (<i>Mehmet Karadağ</i> [2. B.], B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20; <i>Yasin Ağca </i>[1. B.], B. No: 2014/13163, 11/5/2017, §§ 10, 109).</p>

<p>66. Başvuru dosyasındaki bilgilere göre başvuru konusu olay, üretim işlemlerinde kullanılan oksijen tüplerinin patlaması suretiyle gerçekleşmiştir. Öldürücü niteliği konusunda şüphe bulunmayan bu olay nedeniyle 11 kişi hayatını kaybetmiş, aralarında başvurucunun da olduğu çok sayıda kişi yaralanmıştır. Bu nedenle yaşam hakkının somut başvuruya uygulanabilir olduğu sonucuna varılmış ve başvurucunun bütün iddiaları yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.</p>

<p>67. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde esas alınacak <i>"Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı"</i> başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Herkes, yaşama... hakkına sahiptir."</i></p>

<p>68. Anayasa'nın<i> "Devletin temel amaç ve görevleri"</i> başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Devletin temel amaç ve görevleri, … kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."</i></p>

<p><strong>1.</strong> <strong>Kabul Edilebilirlik Yönünden</strong></p>

<p>69. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>2.</strong> <strong>Esas Yönünden</strong></p>

<p><strong>a.</strong> <strong>Genel İlkeler</strong></p>

<p>70. Pozitif yükümlülüğü kapsamında devletin yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (<i>T.A. </i>[GK], B. No: 2017/32972, 29/9/2021, § 134; <i>Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri</i> [GK], B. No: 2019/25727, 28/7/2022, § 38).</p>

<p>71. Yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (<i>Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri</i> [GK], B. No: 2014/14844, 1/12/2016, § 63).</p>

<p>72. Yaşam hakkı kapsamındaki sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılan tazminat talepli davalarda makul derecede ivedilik ve özen şartının yerine getirilmesi gerekmektedir (<i>Perihan Uçar ve diğerleri </i>[2. B.], B. No: 2013/5860, 1/12/2015, § 52; <i>Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri</i>, § 39) ancak yargı mercilerinin özenli inceleme yapma yükümlülükleri, yaşam hakkı ile ilgili her davada mutlaka mağdurlar lehine sonuca varılmasını garanti etmez (<i>Aysun Okumuş ve Aytekin Okumuş</i> [1. B.], B. No: 2013/4086, 20/4/2016, § 73;<i> Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri</i>, § 40).</p>

<p><strong>b. İlkelerin Olaya Uygulanması</strong></p>

<p>73. Başvuruya konu olaya ilişkin yürütülen ceza yargılaması kapsamında alınan bilirkişi raporları (bkz. §§ 7, 11) ile verilen mahkûmiyet kararı gerekçesine (bkz. § 13) göre patlama E. Şirketinin daha önceden doğal gaz doldurulan basınçlı gaz tüplerine, tüpleri teknik gerekliliklere uygun olarak boşaltıp temizlemeden oksijen doldurması, bu şekilde doldurulan tüplerin M. Şirketine ait işyerinde kullanımı neticesinde meydana gelmiştir.</p>

<p>74. Ceza, hukuk ve idari dava süreçlerinde alınan muhtelif bilirkişi raporlarında M. Şirketine ait işyerinde iş sağlığı ve güvenliği kapsamında alınabilecek tedbirlere ilişkin birtakım eksikliklere yer verilmiştir. Buna göre söz konusu işyerinde basınçlı gaz tüplerinin depolanmasına ilişkin mevzuat hükümlerine riayet edilmemiş (bkz. § 26/ii), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişleri tarafından yapılması gereken iş güvenliği denetimleri yapılmamış (bkz. § 7), patlama Şirketin işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı bulunmayan 64 No.lu üretim tesisinde gerçekleşmiştir (bkz. § 12). Ancak yine süreç içinde alınan bilirkişi raporlarında patlamanın meydana geliş şekli itibarıyla durumun mutat denetimlerle fark edilmesinin ve önlenmesinin mümkün olmadığı (bkz. § 29/v), M. Şirketinde alınabilecek tüm iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması hâlinde dahi bunun patlamaya engel olamayacağı (bkz. § 11), ilgili kamu kurumlarının iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının uygulanmasına yönelik denetim ve kontrol eksiklikleri ile patlama arasında bağlantı bulunmadığı (bkz. §§ 7, 11, 26/iii, 29/iv) belirtilmiştir.</p>

<p>75. Patlamanın basınçlı gaz tüplerinin kullanımından kaynaklanmadığına ilişkin bulgular karşısında söz konusu bilirkişi raporlarında ifade edilen ve M. Şirketinde gerekli tüm iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması hâlinde dahi patlamanın engellenmesinin mümkün olmadığı yönündeki tespitlerin gözardı edilmesini gerektiren bir hususun bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte mülga Parlayıcı, Patlayıcı, Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Çalışılan İşyerlerinde ve İşlerde Alınacak Tedbirler Hakkında Tüzük'ün 100. maddesi uyarınca dolu tüpler işyerlerinde depolanırken mümkün olduğu kadar az miktarda tüpün bir arada bulundurulması, tüplerin yangına dayanıklı ayrı binalarda veya bölmelerde ısı kaynaklarından uzak bulundurulmasına ilişkin tedbirler alınmalıdır. Somut olayda patlamaya neden olan basınçlı gaz tüplerinin M. Şirketine ait işyerindeki konumlandırılmasının ve depolanma yönteminin ilgili mevzuat hükmüne uygun olmadığı anlaşılmıştır (bkz. §§ 26/ii, 29/iv). Bilirkişi raporlarında M. Şirketine ait işyerindeki patlamanın engellenemeyeceği sonucuna ulaşılmış ancak gaz tüplerinin ayrı bir bina veya bölmede depolanması durumunda engellenmesi mümkün olmayan bu patlamanın şiddetinin ve ortaya çıkardığı zararların azaltılmasının mümkün olup olmadığına dair yeterli bir açıklamaya yer verilmemiştir. Dolayısıyla yargılama sürecinde yetkili kamusal makamların M. Şirketine ait işyeri özelindeki denetim ve kontrol eksikliklerinin patlamanın şiddeti ve ortaya çıkardığı zararın boyutuna olan etkisine ilişkin bir değerlendirme yapmak mümkün olmamıştır.</p>

<p>76. Öte yandan yukarıda yer verilen bilirkişi raporlarında ulaşılan ortak kanaate göre patlamanın nedeni E. Şirketinin oksijen tüplerine lisansı olmadığı hâlde doğal gaz dolumu yapması ve daha sonra aynı tüpleri tamamen temizlemeden oksijen doldurmak suretiyle patlayıcı bir karışımın oluşumuna sebebiyet vermesidir. 12/4/2014 tarihli ek bilirkişi raporunda (bkz. § 12) E. Şirketine ait işyerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin olarak tespit edilen çok sayıda eksikliğe işaret edilmiştir. Bu kapsamda basınçlı tüplerin test ve bakımlarının standartlara uygun şekilde yapılmadığı, işçilerin yapacakları işin risk ve tehlikelerine karşı eğitilmediği, bu konuda verilen bir lisans bulunmamasına rağmen mavi renkli oksijen tüplerine CNG doldurularak taşındığı, işyerinde depolandığı, içlerine sehven oksijen gazı doldurularak içeriğinin değiştirildiği tespit edilmiştir. Raporda ayrıca tüplerle ilgili önlem alınmadığı için güvenliğin işçilerin kendi dikkat ve inisiyatifine bırakıldığı, işyerinde geniş bir kontrol mekanizması kurulmadığı, risk planı hazırlanmadığı, güvenliğin ve koordinasyonun sağlanmadığı, tehlike doğuracak eylemin oluşumunun engellenmesi için CNG dolu tüplerin farklı renge boyanması veya kilitli bir yere konulması gibi tedbirlerin alınmadığı, tehlikeli bir ortamın yaratıldığı ve CNG artığı bulunan mavi renkli tüplere oksijen doldurularak kullanıma sunulduğu belirtilmiştir.</p>

<p>77. İdare Mahkemesi, olayın meydana gelmesi ve zararın oluşmasında asıl kusurun üçüncü kişiye (E. Şirketine) ait olduğu, davalı idarelerin görev ve sorumluluklarını yerine getirmeme şeklinde hizmet kusurlarının bulunduğu iddiasının doğrulanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme anılan sonuca ulaşırken konuya ilişkin yürütülen ceza soruşturması kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu (bkz. §§ 7, 25) ile aynı olay nedeniyle vefat eden bir kişinin yakınları tarafından Ankara 10. İdare Mahkemesinde açılan davada alınan bilirkişi raporunu (bkz. § 26) esas almıştır.</p>

<p>78. Anılan bilirkişi raporları içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde kararda -açıkça belirtilmese de- söz konusu patlama ile davalı idari makamların eylemsizlikleri arasında illiyet bağının bulunmadığı ve bu nedenle davalı kamu kurumlarına yüklenebilecek bir kusur tespit edilemediği sonucuna ulaşıldığı görülmüştür. Gerek İdare Mahkemesinin hükme esas aldığı raporlar gerekse Ağır Ceza Mahkemesi ile İş Mahkemesince yürütülen yargılamalar kapsamında düzenlenen bilirkişi raporlarında davalı idarelerin denetim yetkilerinin kapsamı açıklanmamıştır. Ayrıca patlamadan sonra E. Şirketine ait işyerinde belirlenen vahim nitelikteki eksikliklerin (bkz. § 12) olaydan önce yetkili kamusal makamlar tarafından yapılacak mutat denetim ve kontrollerde tespitinin mümkün olup olmadığına ilişkin yeterli açıklamaya yer verilmemiştir. Bu hususlar E. Şirketinin patlamanın meydana gelmesindeki belirleyici rolüne fazlaca odaklanan bilirkişi raporları ile İdare Mahkemesi gerekçeli kararında açığa kavuşturulmadığından iki konuda sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün olmamıştır. Bu konulardan ilki anılan işyerinde yürütülen faaliyetin kişilerin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlike oluşturduğunun kamu makamlarınca bilinip bilinmediği ya da bilinmesi gerekip gerekmediği, diğeri ise denetim ve kontrol yükümlülüğünün yerine getirilmemesiyle basınçlı oksijen tüplerine CNG doldurulması ve dolayısıyla patlama olayı arasında illiyet bağı olup olmadığıdır.</p>

<p>79. İdare Mahkemesi kararında dayanılan bilirkişi raporlarındaki eksikliklerin yanı sıra bu raporların başvurucuya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Buna ek olarak M. Şirketi ile E. Şirketinin faaliyetleriyle ilgili izin, ruhsat ve denetim raporlarının İdare Mahkemesi dosyasında yer almadığı görülmektedir. Bu şirketlerde olaydan önce yapılan en son tarihli (2007) iş sağlığı ve güvenliği denetimi sırasında herhangi bir eksiklik tespit edilip edilmediği, tespit edilmişse bunların patlama sonrasında belirlenen eksikliklerle benzer mahiyette olup olmadığı ve bu eksikliklerin ortaya çıkardığı risklerin ortadan kaldırılması için denetim sonrasında herhangi bir tedbir alınıp alınmadığı hususlarını aydınlatabilecek söz konusu belgelerin temin edilmemesi ve başvurucuya bildirilmeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması yargılamanın makul bir özenle yürütülmediğini ortaya koymaktadır. Bu aşamada yargılamanın makul bir süratle yürütülüp yürütülmediği de ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>80. Başvurucunun açtığı tazminat davasına ilişkin usuli süreç yukarıda anlatılmıştır (bkz. §§ 16-28). Buna göre davanın açılmasından esas incelenmesine başlanmasına kadar geçen süre 6 yıl 4 aydır. Bu denli uzamasında başvurucunun kusurlu eylemi bulunmayan bu sürenin, makul ya da davanın niteliği bakımından gösterilmesi gereken özen yükümlülüğüne uygun olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir. Nitekim davanın esasının incelenmeye başlanmasından yedi ay sonra esas hakkında karar verilmiş ve bundan altı ay sonra da karar onanarak kesinleşmiştir.</p>

<p>81. Özellikle İdare Mahkemesinin zaten aynı konuda aynı davacı tarafından açılan derdest bir davanın davalısı konumundaki OSB yönetimini önüne gelen davada neden resen ve tekrar hasım olarak tayin ettiği (bkz. § 20) anlaşılamamıştır. Bunun da ötesinde İdare Mahkemesinin, davaya kendisi tarafından resen dâhil edilen OSB yönetimi yönünden görevli mahkemenin hukuk mahkemeleri olduğunu, diğer davalılar yönünden ise idare mahkemelerinin görevli olduğunu belirten kesin nitelikteki Uyuşmazlık Mahkemesi kararına rağmen tüm davalılar yönünden görevsizlik kararı vermesi (bkz. § 23) bir kez daha usuli sürecin gereksiz yere uzamasına neden olmuştur.</p>

<p>82. Tehlikeli bir sınai faaliyetin icrası sırasında meydana gelen yaralanma olayının netice itibarıyla yaşam hakkını ilgilendirmesi nedeniyle bireysel başvuruya konu edilen tazminat davasında, devletin daha sonra ortaya çıkma ihtimali bulunan benzer hadiselerin önlenmesinde makul bir şekilde ivedilik ve özenle hareket etmediği sonucuna varılmıştır.</p>

<p>83. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>84. Yaşam hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülük devlete yaşam hakkını tehdit eden unsurlarla ilgili etkili bir caydırma mekanizması sağlayan yasal ve idari bir çerçevenin oluşturulması ödevi verir. Kuşkusuz bu yükümlülük -genel nitelikteki düzenlemelerin yanı sıra- bilhassa mahiyeti ve insan yaşamı bakımından ortaya çıkardığı risk düzeyi nedeniyle tehlikeli olarak kabul edilebilecek faaliyetlere özgü yasal ve idari bir çerçeve oluşturulmasını gerekli kılar. Tehlikeli faaliyetlere özgü bu düzenlemeler; faaliyetle ilgili ruhsatlandırma, kurulum, çalıştırma, güvenlik ve denetimi düzenlemeli ve tüm ilgililerin açığa çıkan riskler nedeniyle hayatı tehlikeye girebilecek bireylerin etkili bir şekilde korunmasını sağlamaya yönelik pratik önlemleri almasını zorunlu hâle getirmelidir (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. <i>Cavit Tınarlıoğlu/Türkiye</i>, §§ 85-87).</p>

<p>85. Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa Mahkemesinin elinde yaşam hakkının maddi boyutu hakkındaki şikâyetle ilgili olarak sağlıklı bir değerlendirmeye imkân tanıyacak yeterli bilgi ve belge bulunmadığından bu aşamada söz konusu iddia yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Engin YILDIRIM ve Yıldız SEFERİNOĞLU bu sonuca katılmamıştır.</p>

<p><strong>VI.</strong> <strong>GİDERİM</strong></p>

<p>86. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 30.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>87. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2)</i> [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66;<i> Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>88. Öte yandan ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya talebine bağlı kalınarak net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>VII.</strong> <strong>HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>C. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA Engin YILDIRIM ve Yıldız SEFERİNOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>D. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 7. İdare Mahkemesine (E.2018/1363, K.2019/16) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>E. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,</p>

<p>F. 364,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.364,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p>G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE<strong> </strong>23/12/2025 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. Anayasa’nın yaşam hakkını güvence altına alan 17. maddesinin kendisine yüklediği pozitif yükümlülükler uyarınca devlet, yetki alanındaki bireylerin yaşamlarını kamu görevlileri ile diğer bireylerin eylemlerinden hatta kişilerin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi altındadır (Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri [GK], B. No: 2019/25727, 28/7/2022, § 35).</p>

<p>2. Koruma ödevinin yerine getirilebilmesi için devletin; yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal ve idari çerçeve oluşturması (İpek Deniz ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149; T.A. [GK], B. No: 2017/32972, 29/9/2021, § 135), bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda organları veya görevlileri aracılığıyla makul ölçüler çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlemler alması gerekir (T.A., § 136; Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri, § 36).</p>

<p>3. Mahkememiz çoğunluğu, somut olayda, kamu makamlarının patlamaya yol açan spesifik riski öngörebildiğini kesin biçimde ortaya koyacak, ya da bu riskin önceden bilindiğini/bilinmesi gerektiğini açıkça gösterecek yeterli bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu maddi yönden incelememiş, sadece usuli bir inceleme yapmakla yetinerek bu yönden ihlal sonucuna ulaşmıştır.</p>

<p>4. Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında devlete yüklenen, yaşamı koruyucu önleyici tedbirleri alma yükümlülüğü, tehlikeli faaliyetlerin söz konusu olduğu durumlarda devletin gerçek ve yakın bir riskin varlığından haberdar olup olmadığının ya da haberdar olmasının gerekip gerekmediğinin ve bu riske karşı makul önleyici tedbirleri alıp almadığının incelenmesini gerektirmektedir.</p>

<p>5. Somut başvuru, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği rejiminin yapısal yetersizliklerini görünür kılan önemli bir olay olarak değerlendirilmelidir. Bu yapısal sorunlar yaşam hakkının iş hayatında yeterince korunamaması sonucunu doğurmaktadır. İncelenen süreç, yalnızca faillerin cezai sorumluluğu ile sınırlı olmayıp, aynı zamanda devletin tehlikeli faaliyetler üzerindeki gözetim ve denetim yükümlülüğünün kapsamını da tartışmaya açmaktadır. Bu çerçevede olay, özellikle “öngörülebilir risk” ve “önleyici yükümlülük” kavramları ekseninde ele alınmalıdır.</p>

<p>6. Tehlikeli endüstriyel faaliyetler bakımından, kamu makamlarının sorumluluğu, belirli bir riskin gerçekleşmesini beklemeksizin, bu riskin öngörülebilir olup olmadığı üzerinden şekillenmektedir. Bu bağlamda, somut olayda olduğu gibi, faaliyetlerin doğası gereği yüksek tehlike içeren durumlarda, idarenin daha sıkı ve proaktif bir denetim yükümlülüğü altında olduğu kabul edilmelidir. Öngörülebilirlik eşiği, teknik bilgi, sektörel deneyim ve mevcut denetim verileri ışığında makul surette öngörülebilecek riskleri de kapsayacak şekilde geniş yorumlanmalıdır.</p>

<p>7. Önümüzdeki başvuruda, kamu makamlarının, patlamaya yol açan tüplerin dolumu ve kullanımı sırasında oluşabilecek hayati riskleri öngörmeleri gerekmektedir. Bu nedenle, kamu görevlilerinin yetkileri çerçevesinde makul ve etkili önlemleri almaları zorunludur. Çünkü söz konusu faaliyetlerin doğası gereği belirli bir düzeyde yaşamsal risk taşıdığı açıktır. Bu bağlamda, olayda insan hayatını tehdit eden gerçek ve yakın bir tehlikenin öngörülebilir olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>8. Bilirkişi raporlarında ve ceza davasını yürüten mahkeme kararında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile ilgili diğer kamu kurumlarının denetim eksikliklerine de işaret edilmiştir. Ancak bu eksikliklerin patlama ile doğrudan illiyet bağı içinde olmadığı yönünde değerlendirmeler yapılmıştır.</p>

<p>9. İdarenin denetim yükümlülüğünün ihlali ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı kurulması meselesi de belirleyici bir öneme sahiptir. Bu tür olaylarda, denetim eksikliklerinin zararın doğumuna doğrudan mı yoksa dolaylı mı etki ettiği titizlikle analiz edilmelidir. Ancak özellikle yüksek risk içeren sektörlerde, denetim mekanizmalarının etkin şekilde işletilmemesi hâlinde, illiyet bağının daha esnek yorumlanması Anayasa’nın 17. maddesinin sağladığı güvencelerin somut bir şekilde hayata aktarılmasını kolaylaştıracaktır.</p>

<p>10. Açıklanan gerekçeler doğrultusunda, önümüzdeki başvurunun Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında yalnızca usul boyutuyla sınırlı tutulmaksızın maddi boyutu da kapsayacak şekilde incelenmesi ve bu inceleme neticesinde ihlal sonucuna ulaşılması gerektiği kanaatine varılmıştır.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="20%">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="20%">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="20%">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="16%">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="23%">
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY</strong></p>

<p>1. 3/2/2011 tarihinde Ankara'nın Yenimahalle ilçesi Ostim Organize Sanayi Bölgesinde bulunan Ö. Hidrolik İmalat San. Tic. Ltd. Şti.ne ait binada saat 11.00 sıralarında, başvurucunun da çalıştığı Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesinde (OSB) bulunan M. Otomotiv Yedek Parça San. ve Tic. Ltd. Şti.ne (M. Şirketi) ait binada ise saat 19.20'de patlama ve yangın meydana gelmiştir. Başvurucunun çalıştığı şirkette meydana gelen patlama ve devamında çıkan yangında 11 kişi yaşamını yitirirken başvurucunun da aralarında olduğu çok sayıda kişi yaralanmıştır. Her iki patlama nedeniyle toplam 20 kişi vefat etmiştir.</p>

<p>2. Mahkeme çoğunluğu, başvuruda yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaşmış; buna karşılık yaşam hakkının maddi boyutuna ilişkin iddianın incelenmesine gerek olmadığına karar vermiştir. Somut olayın özellikleri, meydana gelen ölümler ve yaralanmalar ile dosya kapsamındaki bulgular dikkate alındığında, çoğunluğun bu değerlendirmesine katılmıyorum.</p>

<p>3. Anayasa’nın 17. maddesi, yalnızca devletin bireylerin yaşamına doğrudan müdahale etmemesini güvence altına alan negatif yükümlülükler öngörmekle kalmayıp, aynı zamanda bireyleri üçüncü kişilerin eylemlerinden veya doğası gereği tehlike içeren faaliyetlerden kaynaklanabilecek yaşamı tehdit eden risklere karşı koruma yönünde “pozitif yükümlülükler” yüklemektedir. Anayasa’nın 5. maddesi ise devlete, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruma görevini yüklemekte ve pozitif yükümlülüğün anayasal temelini oluşturmaktadır.</p>

<p>4. Devletin pozitif yükümlülüğü, yaşam hakkını korumaya yönelik etkili bir yasal ve idari çerçeve oluşturmayı ve bu çerçevenin uygulamada etkin şekilde işletilmesini kapsar. Özellikle yüksek risk barındıran teknik ve sınai faaliyetlerde devletin düzenleme ve denetim yükümlülüğü daha da yoğun ve kapsamlıdır.</p>

<p>5. Somut olayda patlama, basınçlı gaz tüplerinin dolumu ve kullanımı gibi yüksek riskli bir faaliyet sırasında gerçekleşmiştir. Bu faaliyetlerin teknik özellikleri ve taşıdığı risk düzeyi dikkate alındığında, söz konusu alanın kamu makamları tarafından sıkı bir düzenleme ve etkin denetim rejimine tabi tutulması yaşam hakkının korunması açısından zorunludur.</p>

<p>6. Dosya kapsamına göre, patlamaya neden olan işletmede 2007 yılından sonra hiçbir denetim yapılmamış, lisansı bulunmamasına rağmen tehlikeli gaz dolumu faaliyeti sürdürülmüştür. Bu durum, devletin düzenleme ve denetim yükümlülüğünü fiilen yerine getirmediğini açıkça göstermektedir.</p>

<p>7. Mevcut bulgular ve bilirkişi raporları, iş sağlığı ve güvenliği ile teknik standartlar bakımından ciddi eksiklikleri ortaya koymaktadır. Bunlar arasında risk analizlerinin yapılmaması, çalışanların eğitimden yoksun bırakılması, basınçlı tüplerin standartlara uygun test ve bakım işlemlerinin yapılmaması ve lisanssız faaliyetler bulunmaktadır.</p>

<p>8. Bu eksiklikler, söz konusu kamu yönetimlerinin sorumluluklarını ayrı ayrı değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere;</p>

<p>a) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, lisanssız ve tehlikeli üretim faaliyetlerinin yürütülmesini önlemede düzenleme ve denetim görevini yerine getirmemiştir.</p>

<p>b) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının uygulanmasını izleme ve işyeri denetimlerini yürütme sorumluluğunu ihmal etmiştir.</p>

<p>c) Ankara Büyükşehir Belediyesi, tesisin atık yönetimi ve çevresel denetim yükümlülüklerini yerine getirmemiştir.</p>

<p>d) Yenimahalle İlçe Belediyesi, lisans denetimi, ruhsat ve izin kontrolleri ile bölgedeki tehlikeli faaliyetlerin gözetim yükümlülüklerini ihmal etmiştir.</p>

<p>e) İvedik ve Ostim Organize Sanayi Bölgeleri Yönetimleri, sanayi tesislerinin güvenlik standartlarına uygunluğunu kontrol etme ve riskleri önleyici tedbirleri alma görevini yerine getirmemiştir.</p>

<p>9. Kararın 75. paragrafında belirtilen tespitler, kamu makamlarının bu yükümlülükleri yerine getirmemesinin doğrudan başvurucunun ağır şekilde yaralanmasına ve birçok kişinin hayatını kaybetmesine yol açtığını göstermektedir. Gaz tüplerinin mevzuata aykırı biçimde depolanması ve lisanssız dolum, patlamanın şiddetini artırmış ve zararın boyutunu büyütmüştür.</p>

<p>10. Çoğunluk kararının 85. paragrafında belirtilen “bilgi ve belge yetersizliği” gerekçesi hukuksal dayanaktan yoksundur. Ek bilirkişi raporları, hangi idari denetimlerin yapılmadığını, hangi lisansların verilmediğini ayrıntılı şekilde ortaya koymaktadır.</p>

<p>11. Kararın 29. paragrafında ifade edilen, eksikliklerin mutat denetimlerle fark edilemeyeceği yönündeki görüş, kamu makamlarının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kamu makamlarının yükümlülüğü, yalnızca şekli denetim değil, riskleri ortaya çıkaracak nitelikte etkili ve işlevsel denetim sistemleri kurmak ve işletmektir.</p>

<p>12. Mevcut bulgular, ilgili tüm kamu yönetimlerinin denetim ve düzenleme yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle, başvurucunun yaşam hakkının maddi boyutunun doğrudan ihlal edildiğini göstermektedir. Bu nedenle yaşam hakkının maddi boyutunun incelenmesi anayasal açıdan zorunludur.</p>

<p>13. Sonuç olarak, başvurucunun yaşam hakkı yalnızca yargılamanın yavaş işlemesi nedeniyle değil; kamu makamlarının, yüksek riskli endüstriyel faaliyetler üzerindeki düzenleme ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle de ihlal edilmiştir.</p>

<p>14. Açıklanan nedenlerle, başvurunun yaşam hakkının maddi boyutu yönünden de incelenmesini ve ihlal sonucuna ulaşılması gerektiğini düşündüğüm için çoğunluk görüşüne katılmıyorum.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="19%">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="19%">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="19%">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="12%">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="28%">
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-201925821-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/yargi/anayasa-m4s.jpg" type="image/jpeg" length="11920"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2023/54758 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202354758-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202354758-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 17/2/2026 tarihli ve 2023/54758 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>O.A. BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p>(Başvuru Numarası: 2023/54758)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p>Karar Tarihi: 17/2/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 4/5/2026 - 33243</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong><u>GİZLİLİK TALEBİ KABUL</u></strong></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Muzaffer KORKMAZ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>O.A.</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru, ceza infaz kurumunda fazladan kalınan sürenin hükmedilen ceza süresinden mahsup edilmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>2. Başvurucu, anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etme suçundan yargılandığı davada 12 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş ve kesinleşen cezanın infazına başlanmıştır.</p>

<p>3. Başvurucuya yönelik tanzim edilen müddetnamede 16/7/2016-20/7/2016 ve 2/12/2022-3/12/2022 tarihleri arasında gözaltında geçen toplam 5 gün ile 20/7/2016-5/8/2016 tarihleri arasında tutuklulukta geçen 16 günün kesinleşen hapis cezası süresinden mahsup edildiği bilgisine yer verilmiştir.</p>

<p>4. Başvurucu; anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etme suçundan başlatılan soruşturmada 20/7/2016 tarihinde tutuklandığını, 5/8/2016 tarihinde hakkında tahliye kararı verildiğini ancak tutuklu olarak bulunduğu Marmara 8 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan (Ceza İnfaz Kurumu) 6/8/2016 tarihinde salıverildiğini söyleyerek müddetnamenin hatalı düzenlendiğini belirtmiş ve Ceza İnfaz Kurumunda fazladan kaldığı 1 günün kesinleşen hapis cezası süresinden mahsup edilmesini talep etmiştir. Başvurucu; talep dilekçesine Ceza İnfaz Kurumu tarafından kendisine verilen 6/8/2016 tarihli salıverme fişi, Adres Değişikliği İhtar Tutanağı ve tahliye bildirim yazısını da eklemiştir.</p>

<p>5. Erzurum 1. İnfaz Hâkimliği, Ceza İnfaz Kurumunun başvurucunun 5/8/2016 tarihinde tahliye edildiğine dair müzekkere cevabı verdiğini belirterek talebin reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>“Hükümlünün dilekçe ekinde gönderilen Silivri 8 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 08/08/2016 tarih, 2016/23024 sayılı yazısı eklenerek Marmara 8 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'ne hükümlünün tahliyesinin hangi tarihte yapıldığı iki ayrı müzekkere ile sorulmuş olup, verilen iki ayrı cevabi yazıda da hükümlünün 05/08/2016 tarihinde tahliye edildiğinin bildirildiği görülmektedir... Dosya kapsamına göre; her ne kadar hükümlü 05/08/2016 tarihinde tahliye kararı verilmesine rağmen ceza infaz kurumu tarafından tahliyesinin 06/08/2016 tarihinde yapıldığını belirtmiş ise de, Marmara 8 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ile yapılan yazışmalar sonucu tahliyesinin 05/08/2016 tarihinde yapıldığının bildirilmesi karşısında yerinde görülmeyen mahsup talebinin reddine...</i> [karar verildi.]"</p>

<p>6. Başvurucunun anılan karara itirazı, Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/6/2023 tarihli kararı ile reddedilmiştir.</p>

<p>7. Bu karar başvurucuya 14/6/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir.</p>

<p>8. Başvurucu7/7/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>9. Komisyon, başvurucunun adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>10. Başvurucu, mahsup talebinin reddedilmesi nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, ilgili Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıf yapılarak değerlendirmenin bu içtihat doğrultusunda yapılmasının uygun olacağı ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>12. Başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.</p>

<p>13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>14. Anayasa Mahkemesi, hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağı süreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen durumların Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (<i>Burhan Yaz (3)</i> [GK], B. No: 2021/7919, 29/5/2024, § 43; <i>İbrahim Uysal</i> [2. B.], B. No: 2014/1711, 23/7/2014, § 26;<i> Günay Okan</i> [1. B.], B. No: 2013/8114, 17/9/2014, § 13). Mahsup, koşullu salıverme süresinin belirlenmesiyle ve dolayısıyla ceza infaz kurumunda kalınması gereken süreyle doğrudan ilgilidir (<i>Ercan Bucak (2)</i> [1. B.], B. No: 2014/11651, 16/2/2017, § 41).</p>

<p>15. Mahkeme tarafından verilen bir mahkûmiyet kararının infazının sağlanması ve bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutulma süresi bakımından ceza mahkemesinin kararına uygun hareket edilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması açısından zorunludur. Dolayısıyla hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacakları sürenin, mahkûmiyet kararına ve ilgili mevzuata uygun olması Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence altına alınmıştır (<i>İbrahim Uysal</i>, § 32). Bununla birlikte Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece mahkemelerin kararlarındaki kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz (<i>Abdullah Ünal</i> [2. B.], B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 39).</p>

<p>16. Mahsuba ilişkin olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddesinde yer alan hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve kişinin hürriyetini kısıtlayan bütün hâller nedeniyle geçirilen sürelerin hükmolunan hapis cezasından indirileceğine ilişkin düzenleme karşısında yargı organlarına mahsuba ilişkin bir takdir yetkisinin tanınmadığı anlaşılmaktadır. İlgili yargı organları mahsuba ilişkin incelemelerinde mahsup şartlarının bulunup bulunmadığını incelemekle ve şartları oluşmuşsa mahsup kararı vermekle yükümlüdür (<i>Ercan Bucak</i> <i>(2)</i>, § 49; <i>Burhan Yaz (3),</i> §§ 42, 44).</p>

<p>17. Somut olayda başvurucu, anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etme suçundan başlatılan soruşturmada 20/7/2016 tarihinde tutuklandığını, 5/8/2016 tarihinde hakkında tahliye kararı verildiğini ancak tutuklu olarak bulunduğu Ceza İnfaz Kurumundan 6/8/2016 tarihinde salıverildiğini belirterek müddetnamenin hatalı düzenlendiğini ileri sürmüş; Ceza İnfaz Kurumunda fazladan kaldığı 1 günün kesinleşen hapis cezası süresinden mahsup edilmesini talep etmiştir. Başvurucu; talep dilekçesine Ceza İnfaz Kurumu tarafından kendisine verilen 6/8/2016 tarihli salıverme fişi, Adres Değişikliği İhtar Tutanağı ve tahliye bildirim yazısını da eklemiştir. Bununla birlikte Erzurum 1. İnfaz Hâkimliği, Ceza İnfaz Kurumunun başvurucunun 5/8/2016 tarihinde tahliye edildiğine dair müzekkere cevabı verdiğini belirterek talebin reddine karar vermiştir.</p>

<p>18. Mahsubun resen yapılması gereken bir işlem olduğu da gözönüne alındığında hürriyetten yoksun bırakma süresinin doğru hesaplanması gibi kişinin özgürlüğü ile doğrudan ilgili konularda yargı mercilerinin gerekli araştırma ve yazışmayı yapma yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvurucu, mahsup talebine ilişkin süreçte tahliye tarihi ile Ceza İnfaz Kurumundan salıverildiği tarihin farklı olduğuna dair somut bilgi ve belgeler (Ceza İnfaz Kurumu tarafından düzenlenen6/8/2016 tarihli salıverme fişi, Adres Değişikliği İhtar Tutanağı ve tahliye bildirim yazısı) sunmuştur. Bununla birlikte Erzurum 1. İnfaz Hâkimliği ve Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararlarında mezkûr belgelere ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, yalnızca Ceza İnfaz Kurumundan gelen cevabi yazıya istinaden karar verildiği görülmüştür. Sonuç olarak başvurucunun somut bilgi ve belgeler sunmasına karşın mahsup talebinin ilgili ve yeterli gerekçe içermeyen kararlarla reddedildiği, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının bu suretle ihlal edildiği kanaatine ulaşılmıştır.</p>

<p>19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>GİDERİM</strong></p>

<p>20. Başvurucu; ihlalin tespiti ve 5.000 TL maddi tazminat, 25.000 TL manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.</p>

<p>21. İnceleme tarihi itibarıyla başvurucunun hakkındaki mahkûmiyet hükmünün infazının devam ettiği görülmüş olup başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60;<i> Aligül Alkaya ve diğerleri (2)</i> [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>22. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,</p>

<p>B. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>C. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>D. Kararın bir örneğinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Erzurum 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2023/2360, K.2023/2533) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202354758-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/04/yargi/ayms4f.jpg" type="image/jpeg" length="72058"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret Suçunda Cezanın Alt Sınırını ve Soruşturma Usulünü Düzenleyen Kurallara İlişkin İtiraz Başvurusu Hakkında Karar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kamu-gorevlisine-karsi-gorevinden-dolayi-hakaret-sucunda-cezanin-alt-sinirini-ve-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kamu-gorevlisine-karsi-gorevinden-dolayi-hakaret-sucunda-cezanin-alt-sinirini-ve-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi 25/12/2025 tarihinde E.2024/173 numaralı dosyada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinin ve 131. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç;…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın reddine karar vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İtiraz Konusu Kurallar</strong></p>

<p>İtiraz konusu kurallarda; hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağı, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenenler hariç olmak üzere hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının mağdurun şikâyetine bağlı olduğu öngörülmüştür.</p>

<p><strong>Başvuru Gerekçesi</strong></p>

<p>Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kurallarda öngörülen soruşturma usulü ve cezanın kişilerin ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki doğurduğu ve kamunun vatandaşlar tarafından denetlenmesi imkânını ortadan kaldırdığı, kurallarla hakaret suçunda kamu görevlilerine diğer kişilere göre daha fazla koruma sağlanmasının ve söz konusu suçun şikâyet aranmaksızın soruşturulmasının hukuk devleti ve kanun önünde eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığı, anılan suç bakımından hapis cezası öngörülmesinin suç ve ceza arasında orantısızlığa neden olduğu belirtilerek kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>Mahkemenin Değerlendirmesi</strong></p>

<p><strong>A. Kanun’un 125. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının (a) Bendinin İncelenmesi</strong></p>

<p>İtiraz konusu kuralla kamu görevlisine karşı görevinden dolayı onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövmek suretiyle onur, şeref ve saygınlığına saldırılması fiilleri cezai yaptırıma bağlanmak suretiyle ifade özgürlüğüne sınırlama getirilmektedir.</p>

<p>Kural kapsamında suçun yalnızca mağdurun sıfatına bağlı olmadığı, hakaret fiili ile kamu görevinin yerine getirilmesi arasında bir bağ bulunmasının gerektiği anlaşılmaktadır. Ayrıca suçun unsurları ile yaptırımın niteliği ve miktarının açık ve net şekilde düzenlendiği göz önünde bulundurulduğunda kuralın belirli ve öngörülebilir olduğu değerlendirilmektedir.</p>

<p>Kuralla kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret fiilinin cezai yaptırıma bağlanmasının kamu görevlilerinin şeref ve itibarının korunması ile kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi sağlanarak kamu düzeninin korunmasına katkı sunduğu açıktır. Bu kapsamda kuralın ifade özgürlüğü bakımından ulaşılmak istenen amaçla bağlantılı olduğu kabul edilmiştir.</p>

<p>Kural kapsamında kişilerin kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işledikleri takdirde cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacak şekilde hapis veya adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamada daha hafif bir sınırlama aracının bulunup bulunmadığının gereklilik ilkesi yönünden değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, Anayasa’ya aykırı olmamak kaydıyla ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlaki değerleri ve ekonomik hayatın gereksinimleri dikkate alınarak kanun koyucunun oluşturacağı suç siyasetine göre belirlenir. Kanun koyucu, izlediği suç politikası gereği bazı fiilleri ceza hukuku alanından çıkarabileceği gibi korunan hukuki değerler ile bunun sonuçlarını esas alarak bazı suçlar için farklı yaptırımlar öngörebilir. Bu konudaki tercih ve takdirin yerindeliği anayasal denetimin kapsamı dışında kalmaktadır. Bu itibarla kuralda düzenlenen suçun ve yaptırımın kanun koyucunun suç ve suçlulukla mücadelede suç siyasetinin bir gereği olarak takdir yetkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralla ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamanın ulaşılmak istenen meşru amaç bakımından gerekli olmadığı söylenemez.</p>

<p>Orantılılık incelemesinde ise kuralda şeref ve itibarın korunması hakkı ile diğer tarafın Anayasa’da güvence altına alınan ifade özgürlüğünden yararlanma hakkı arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilmelidir. Bu itibarla öncelikle mahkemelerin hukuk kurallarını yorumlama yetkisinin, bunların Anayasa hükümleri ışığında yorumlanması yükümlülüğünü de beraberinde getirdiği gözetilmelidir. Bir mevzuat hükmünün birden farklı şekilde yorumlanmasının mümkün olduğu hâllerde Anayasa’ya aykırı olan yorumdan kaçınılması Anayasa’nın üstünlüğü ilkesinin bir gereğidir. Dolayısıyla hâkimin bir hukuk kuralının anlam ve kapsamını tespit ederken Anayasa’yı ve anayasal ilkeleri hesaba katmaması Anayasa’nın normlar hiyerarşisinin en üstünde yer almasını anlamsız hâle getirir. Bu bağlamda Anayasa, kâğıt üzerinde kalan bir metin değil yaşayan, hukuk sistemini yönlendiren, her türlü kamusal tasarrufta gözetilmesi gereken hukuki bir belgedir.</p>

<p>Nitekim Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda verdiği kararlarında itiraz konusu kuralda olduğu gibi çatışan haklar söz konusu olduğunda ne surette dengeleme yapılacağına dair genel ilkeleri ortaya koymuştur. Bu kapsamda kuralla ilgili yargılamalarda; ifadelerin kim tarafından dile getirildiği, hedef alınan kişinin kim olduğu, tanınmışlık düzeyi, ilgili kişinin önceki davranışları, katlanılması gereken ve kabul edilebilir eleştiri sınırlarının sade bir vatandaş ile karşılaştırıldığında daha geniş olup olmadığı, ifadelerin genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu ile diğer kişilerin düşünce açıklamaları karşısında sahip oldukları hakların ağırlığı, kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı, müştekinin kendisine yöneltilen ifadelere cevap verme olanağının bulunup bulunmadığı, ifadelerin hedef alınan kişinin hayatı üzerindeki etkisi, ifadelerin, kullanıldıkları bağlamından kopartılıp kopartılmadığı gibi hususların değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Öte yandan kuralın uygulanmasında ifade özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması arasında dengeleme yapılmasını sağlayan çeşitli güvencelere yer verildiği de görülmektedir. 5237 sayılı Kanun’un 127. maddesinde isnadın ispatı hâlinde cezasızlık öngörülmüş, 128. maddesinde yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan başvuru ve savunmalar kapsamında cezasızlık hâlleri düzenlenmiş, 129. maddesinde ise hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi durumunda cezada indirim veya cezasızlık imkânı tanınmıştır.</p>

<p>Ayrıca kuralın da yer aldığı maddede basamaklı ve seçenekli ceza sisteminin benimsenmesi suretiyle cezanın faile göre bireyselleştirilebilmesine imkân sağlandığı, verilen hükümlerin istinaf ve temyiz denetimine açık olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu itibarla kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde temel cezanın bir yıldan az olamayacağının öngörülmesinin suça konu fiil ile ceza arasında bulunması gereken adil dengeyi bozmadığı, kuralın amacına uygun ve orantılı bir şekilde uygulanmasını sağlayacak yasal güvencelere de yer verildiği gözetildiğinde kuralla ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamada elde edilmek istenen kamu yararı ile bireylerin hakları arasında olması gereken makul dengenin sağlandığı, dolayısıyla kuralın orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir.</p>

<p><strong>B. Kanun’un 131. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç;…” İbaresinin İncelenmesi</strong></p>

<p>Ceza davasının kamusallığı ilkesi gereği kural olarak adli makamların suç şüphesini öğrenmeleri ile birlikte kendiliğinden soruşturmaya başlamaları gerekir. Bununla birlikte kanun koyucu; suçların ağırlığı, kamu düzeni açısından önemi gibi unsurları gözeterek doğrudan takip edilmesi gereken suçlarla soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçları birbirinden ayırabilir.</p>

<p>Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçunda kamu görevlilerinin şeref ve itibarının yanı sıra kamu görevlileri eliyle yürütülen hizmetin etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi sağlanarak kamu düzeninin korunması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda takibinde yalnızca mağdurun değil kamunun da hukuki menfaatinin söz konusu olduğu durumlarda suçun şikâyet şartı aranmaksızın doğrudan soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmasının suç işlenmesinin önlenmesine ve kamu düzeninin sağlanmasına katkı sunduğu açıktır. Bu itibarla kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı işlenecek hakaret suçunda soruşturma ve kovuşturma usulüyle ilgili düzenleme yapan itiraz konusu kural, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.</p>

<p>Öte yandan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işleyen fail ile suçun basit veya diğer nitelikli hâllerini işleyen faillerin aynı hukuksal durumda bulunmadıkları açıktır. Farklı hukuksal konumda olanların farklı hukuksal düzenlemelere tabi tutulmalarının eşitsizliğe yol açtığı söylenemez. Bu itibarla kuralın eşitlik ilkesiyle çelişen bir yönü de bulunmamaktadır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir.</p>

<p>---</p>

<p><i>Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2025 tarihli, 2024/173 esas - 2025/277 karar sayılı kararı</i></p>

<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2024/173</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2025/277</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 25/12/2025</strong></p>

<p><strong>R.G. Tarih - Sayı : 4/5/2026-33243</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: </strong>Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesi</p>

<p><strong>İTİRAZIN KONUSU: </strong>26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun;</p>

<p><strong>A.</strong> 125. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinin,</p>

<p><strong>B.</strong> 131. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “<i>Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç;…</i>” ibaresinin,</p>

<p>Anayasa’nın 2., 10., 26., 36. ve 40. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>OLAY:</strong> Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.</p>

<p><strong>I. </strong><strong>İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ</strong></p>

<p>Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı;</p>

<p><strong>1.</strong> 125. maddesi şöyledir:</p>

<p>“<i>Hakaret</i></p>

<p><i>Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.</i></p>

<p><i>(3) Hakaret suçunun;</i></p>

<p><strong><i><u>a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,</u></i></strong></p>

<p><i>b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,</i></p>

<p><i>c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,</i></p>

<p><i>İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.</i></p>

<p><i>(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.</i></p>

<p><i>(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.</i>”</p>

<p><strong>2.</strong> 131. maddesi şöyledir:</p>

<p>“<i>Soruşturma ve kovuşturma koşulu</i></p>

<p><i>Madde 131- (1) <strong><u>Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç;</u></strong> hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır.</i></p>

<p><i>(2) Mağdur, şikayet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir.</i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 17/10/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ahmet Hakan SOYTÜRK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A. Anlam ve Kapsam</strong></p>

<p>3. Hakaret suçu 5237 sayılı Kanun’un özel hükümlere ilişkin İkinci Kitabı’nın, İkinci Kısmı’nın “<i>Şerefe Karşı Suçlar</i>” başlıklı Sekizinci Bölümü’nde 125. maddede düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişinin üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılacağı öngörülmüştür.</p>

<p>4. Anılan fıkranın ikinci cümlesinde mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi gerektiği belirtilmek suretiyle objektif cezalandırma şartına yer verilmiştir.</p>

<p>5. Hakaret suçunun faili bakımından söz konusu Kanun’da herhangi bir ayırt edici unsura yer verilmediği gözetildiğinde tüm gerçek kişilerin bu suçun faili olabileceği anlaşılmaktadır.</p>

<p>6. Suçun mağdurunun da gerçek kişi olması gerekir. Kanun’un 126. maddesinde ise hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat, üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksama bulunmayan bir durum varsa hem ismin belirtilmiş ve hem de hakaretin açıklanmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>7. Hakaret suçunun basit hâli açısından mağdurun sıfatının önemi bulunmamakla birlikte 125. maddenin (3) numaralı fıkrasının itiraz konusu (a) bendinde suçun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Anılan fıkra uyarınca söz konusu nitelikli hâlin gerçekleşmesi durumunda cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağı öngörülmüştür.</p>

<p>8. Hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi, maddi ceza hukukunun yanı sıra muhakeme hukuku bakımından da birtakım sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim 131. maddenin (1) numaralı fıkrasına göre kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır. Anılan fıkrada yer alan “<i>Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç;…</i>” ibaresi itiraz konusu diğer kuralı oluşturmaktadır. Bu itibarla kural uyarınca hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hâlinde suçun takibinde mağdurun şikâyeti aranmayacaktır.</p>

<p><strong>B. İtirazın Gerekçesi</strong></p>

<p>9. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kurallarda öngörülen soruşturma usulü ve cezanın kişilerin ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki doğurduğu ve kamunun vatandaşlar tarafından denetlenmesi imkânını ortadan kaldırdığı, kurallarla hakaret suçunda kamu görevlilerine diğer kişilere göre daha fazla koruma sağlanmasının ve söz konusu suçun şikâyet aranmaksızın soruşturulmasının hukuk devleti ve kanun önünde eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığı, ayrıca bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, anılan suç bakımından hapis cezası öngörülmesinin suç ve ceza arasında orantısızlığa neden olduğu, bu hâlin kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korunması yönündeki devletin yükümlülükleriyle bağdaşmadığı ve ülkemizin taraf olduğu milletlerarası antlaşmalarla da uyumlu olmadığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 10., 26., 36. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p><strong>1. Kanun’un 125. Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının (a) Bendinin İncelenmesi</strong></p>

<p>10. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.</p>

<p>11. Anayasa’nın 25. maddesinin birinci fıkrasında herkesin düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu belirtildikten sonra “<i>Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti</i>” başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında “<i>Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.</i>”<i> </i>hükmüne yer verilerek ifade özgürlüğü güvence altına alınmıştır.</p>

<p>12. İfade özgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanmaması, bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve başkalarını bu konuda ikna etme çabaları, bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde serbestçe ifade edilmesiyle mümkündür. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (<i>Bekir Coşkun</i> [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33,34; <i>Mehmet Ali Aydın </i>[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; <i>Tansel Çölaşan </i>[1. B.]<i>,</i> B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35, 36, 38).</p>

<p>13. İtiraz konusu kuralla kamu görevlisine karşı kamu görevinden dolayı onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövmek suretiyle onur, şeref ve saygınlığına saldırılması fiilleri cezai yaptırıma bağlanmak suretiyle ifade özgürlüğüne sınırlama getirilmektedir.</p>

<p>14. Anayasa’nın 13. maddesinde “<i>Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.</i>” denilmektedir.</p>

<p>15. Buna göre ifade özgürlüğüne sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması rejimini düzenleyen Anayasa’nın anılan maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Anayasa’nın söz konusu maddesi uyarınca ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaların kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebeplerine, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olması zorunludur.</p>

<p>16. Bu kapsamda ifade özgürlüğünü sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek düzeyde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.</p>

<p>17. Esasen temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.</p>

<p>18. Hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağını öngörmek suretiyle suçun nitelikli hâllerinden birini düzenleyen kuralın şeklî anlamda bir kanun hükmü olduğu ve erişilebilir nitelikte olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Kuralda suçun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi şartı aranmıştır. Dolayısıyla hakaret suçuyla kamu görevlisinin yerine getirdiği görev arasında bir nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. Başka bir ifadeyle kamu görevlisine sırf sıfatından dolayı hakaret edilmesi, suçun nitelikli hâlinin oluşması için yeterli değildir. Diğer yandan kamu görevlisinin görevinin kapsamının, ilgili kurumun mevzuatı ve işleyişi dikkate alınarak her bir somut olayın şartlarında yargı mercilerince belirlenmesi mümkündür. Kuralın da yer aldığı fıkrada kuralla düzenlenen hâlin gerçekleşmesi durumunda temel cezanın belirlenmesinde alt sınırın bir yıl olduğu açıkça gösterilmiştir.</p>

<p>19. Öte yandan her kuralda olduğu gibi itiraz konusu kuralla ilgili bazı uygulama sorunlarının ortaya çıkabileceği söylenebilir. Kanun yapma tekniğinin doğası gereği kanunlar genel ve soyut nitelikte kurallar olup kanun koyucu tarafından somut olayın özelliğine göre değişebilecek tüm çözümlerin önceden kuralda düzenlenmesi mümkün değildir. Bu bağlamda mevcut uyuşmazlıklara ilişkin sorunların her somut olayın özelliği dikkate alınarak kuralın amacına uygun şekilde yorumlanması suretiyle mahkeme içtihatlarıyla çözülmesi gerekmektedir. Kuralın lafzı ile amacı birlikte yorumlanarak çözülebilecek sorunların uygulamaya ilişkin olduğu açıktır. Bu nedenle de kuraldan ziyade kuralın yorumlanmasıyla ilgili olarak çıkabilecek sorunlar anayasallık denetiminin konusu dışında kalmaktadır (AYM, E.2017/135, K.2019/35, 15/5/2019, § 31; E.2022/129, K.2023/189, 8/11/2023, § 28).</p>

<p>20. Bu itibarla suçun unsurlarının, suça ilişkin yaptırımın niteliğinin ve miktarının kuralda herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belirli olduğu, bu kapsamda kanunilik şartını taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>21. Anayasa’nın 26. maddesinde ifade özgürlüğü sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, anılan maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyet’in temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının <i>şöhret veya haklarının</i>, özel ve aile hayatlarının ya da kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabileceği öngörülmüştür.</p>

<p>22. Kuralla kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret fiilinin cezai yaptırıma bağlanmasının kamu görevlilerinin şeref ve itibarının korunması ile bu kişilerce yürütülen kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi sağlanarak kamu düzeninin korunmasına katkı sunacağı açıktır. Nitekim kuralın da yer aldığı maddenin gerekçesinde de genel olarak hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değerin kişilerin şeref, haysiyet ve namusu ile toplum içindeki itibarı ve diğer fertler nezdindeki saygınlığı olduğu ifade edilmiştir. Bu itibarla kuralla öngörülen sınırlamanın anayasal anlamda meşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>23. İfade özgürlüğüne yönelik bir sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine de uygun olması, bir başka ifadeyle demokratik toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir.</p>

<p>24. Anayasa’da herkes için güvence altına alınan temel haklardan biri olan ve demokratik toplumun temelini oluşturan ifade özgürlüğü, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır.</p>

<p>25. Anayasa’nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü eleştiri niteliğindeki düşünce açıklamalarını da kapsamaktadır. Esasen ifade özgürlüğü, büyük ölçüde eleştiri özgürlüğünün güvence altına alınmasını hedeflemektedir. Bu nedenle düşüncelerin açıklanması ve yayılması sırasında kullanılan ifadelerin sert olması doğal karşılanmalıdır. Kamu gücünü kullanan kişilere yönelik eleştirilerin kabul edilebilir sınırlarının diğer kişilere yönelik eleştiri sınırlarına göre daha geniş olduğu bilinmektedir. Başka bir ifadeyle demokratik bir toplumda siyasetçilerin ve kamu görevlerinin, özellikle görevleriyle ilgili ya da toplumun genelini ilgilendiren konularda şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkı yönünden diğer bireylere nazaran daha dar bir korumadan yararlanacakları ilke olarak kabul edilmektir. Ancak kamu görevlilerine yönelik de olsa eleştirilerin kişilerin şeref ve itibarını zedeleyecek şekilde hakaret boyutuna ulaşmaması gerekir. Kamu görevini yerine getiren kişilerin diğer kişilere göre daha hoşgörülü olmak zorunda olmaları, onların <i>şöhret veya haklarının</i> korunmayacağı anlamına gelmez. Nitekim kamu görevlilerinin görevlerini hakkıyla yerine getirebilmeleri için kamu nezdinde belli bir güvene sahip olmaları gerektiği, bunun da ancak onların asılsız suçlamalara karşı korunmalarıyla sağlanabileceği gözönüne alınmalıdır. Bu bağlamda ifade özgürlüğü, kişilere hakaret etme hakkı vermez. Zira hakaret fiillerinde kamuyu bilgilendirme ve kamusal yararı içerir bir tartışmaya katkı amacından ziyade başkalarının şöhret veya itibarlarına saldırı söz konusudur. Böyle bir durum da hiçbir hukuk düzeni tarafından korunmaz (AYM, E.2016/25, K.2016/186, 14/12/2016, § 19; <i>İlhan Cihaner (2)</i> [1. B.], B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 68-70).</p>

<p>26. Dolayısıyla kuralla yalnızca ifade özgürlüğünü istismar edebilecek fiiller cezalandırılmaktadır. Kuralda yer alan suçun oluşmasında hakaret fiilinin kamu görevlilerinin görevinden kaynaklanması şartı arandığından kural, anılan kişilerin kamu hizmetini daha iyi yerine getirmesini sağlamaya yöneliktir. Başka bir ifadeyle kuralın yalnızca <i>kamu makamlarının imajı</i>, <i>devletin itibarı </i>gibi soyut değerlerin korunması amacına hizmet ettiği söylenemez. Bu itibarla kural kapsamında kamu görevlilerinin kamu hizmetlerini etkili ve verimli bir şekilde yerine getirebilmesi için görevleri nedeniyle işlenen hakaret fiillerinin suçun nitelikli hâli kabul edilerek yaptırıma bağlanmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamaya yönelik olduğu, bu nedenle kuralın demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>27. Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen <i>ölçülülük ilkesi, </i>temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınması gereken bir diğer ilkedir. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan <i>ölçülülük </i>ilkesi, <i>elverişlilik, gereklilik</i> ve <i>orantılılık</i> olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. <i>Elverişlilik</i> öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, <i>gereklilik</i> ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama aracı ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, <i>orantılılık</i> ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.</p>

<p>28. Kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı hakaret fiillerinin yaptırıma bağlanmasının söz konusu kişilerin şeref ve itibarlarının korunması ile kamu düzeninin sağlanmasına katkı sağlayacağı gözetildiğinde kuralın söz konusu meşru amaca ulaşma bakımından elverişli olmadığı söylenemez.</p>

<p>29. Kural kapsamında kişilerin kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işledikleri takdirde cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacak şekilde hapis veya adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamada daha hafif bir sınırlama aracının bulunup bulunmadığının gereklilik ilkesi yönünden değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>30. Bu bağlamda kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret fiillerinin suç olmaktan çıkarılması ya da bu tür hakaretler için kanunlarda öngörülen cezaların hafifletilmesi başvurulabilecek araçlardandır. Bu itibarla Anayasa’da koruma altına alınan ifade özgürlüğünün ne surette sağlanacağı hususunda zaman içerisinde farklı görüşlerin oluşması doğaldır. Gerçekten de günümüz modern demokrasilerinde hakaret fiillerinin suç olmaktan çıkarılarak (<i>dekriminalizasyon</i>) şeref ve itibarın yalnızca özel hukuk araçlarıyla korunmasına ilişkin yaklaşımlar bulunmaktadır. Söz konusu yaklaşımların hukuki değerlerin korunmasında ceza hukukunun en son çare olması (<i>ultima ratio</i>) ilkesine de uygun olduğu söylenebilir.</p>

<p>31. Ancak hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, Anayasa’ya aykırı olmamak kaydıyla ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlaki değerleri ve ekonomik hayatın gereksinimleri dikkate alınarak kanun koyucunun oluşturacağı suç siyasetine göre belirlenir. Kanun koyucu, izlediği suç politikası gereği bazı fiilleri ceza hukuku alanından çıkarabileceği gibi korunan hukuki değerler ile bunun sonuçlarını esas alarak bazı suçlar için farklı yaptırımlar öngörebilir. Bu konudaki tercih ve takdirin yerindeliği anayasal denetimin kapsamı dışında kalmaktadır. Bu itibarla kuralda düzenlenen suçun ve yaptırımın kanun koyucunun suç ve suçlulukla mücadelede suç siyasetinin bir gereği olarak takdir yetkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralla ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamanın ulaşılmak istenen meşru amaç bakımından gerekli olmadığı söylenemez.</p>

<p>32. Orantılılık incelemesinde kuralda şeref ve itibarın korunması hakkı ile diğer tarafın Anayasa’da güvence altına alınan ifade özgürlüğünden yararlanma hakkı arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>33. Bu itibarla öncelikle mahkemelerin hukuk kurallarını yorumlama yetkisinin, bunların Anayasa hükümleri ışığında yorumlanması yükümlülüğünü de beraberinde getirdiği gözetilmelidir. Buna göre mahkemeler, önlerindeki uyuşmazlığa uygulayacakları mevzuat hükümlerini anayasal ilke ve güvenceleri gözeterek yorumlama mecburiyeti altındadır. Bir mevzuat hükmünün birden farklı şekilde yorumlanmasının mümkün olduğu hâllerde Anayasa’ya aykırı olan yorumdan kaçınılması Anayasa’nın üstünlüğü ilkesinin bir gereğidir. Diğer bir ifadeyle Anayasa’ya uygun yorum ilkesi hâkimin hukuk kurallarını yorumlama serbestîsinin sınırını oluşturmaktadır. Dolayısıyla hâkimin bir hukuk kuralının anlam ve kapsamını tespit ederken Anayasa’yı ve anayasal ilkeleri hesaba katmaması Anayasa’nın normlar hiyerarşisinin en üstünde yer almasını anlamsız hâle getirir. Bu bağlamda Anayasa, kâğıt üzerinde kalan bir metin değil yaşayan, hukuk sistemini yönlendiren, her türlü kamusal tasarrufta gözetilmesi gereken hukuki bir belgedir (<i>Mehmet Fatih Bulucu</i> [GK], B. No: 2019/26274, 27/10/2022, § 76).</p>

<p>34. Nitekim Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda verdiği kararlarında itiraz konusu kuralda olduğu gibi çatışan haklar söz konusu olduğunda ne surette dengeleme yapılacağına dair genel ilkeleri ortaya koymuştur. Bu kapsamda kuralla ilgili yargılamalarda; ifadelerin kim tarafından dile getirildiği (<i>Nihat Zeybekci </i>[1. B.], B. No: 2015/5633, 8/5/2019, § 29), hedef alınan kişinin kim olduğu, tanınmışlık düzeyi, ilgili kişinin önceki davranışları, katlanılması gereken ve kabul edilebilir eleştiri sınırlarının sade bir vatandaş ile karşılaştırıldığında daha geniş olup olmadığı, ifadelerin genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu ile diğer kişilerin düşünce açıklamaları karşısında sahip oldukları hakların ağırlığı, kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı, müştekinin kendisine yöneltilen ifadelere cevap verme olanağının bulunup bulunmadığı, ifadelerin hedef alınan kişinin hayatı üzerindeki etkisi, ifadelerin, kullanıldıkları bağlamından kopartılıp kopartılmadığı gibi hususların değerlendirilmesi gerekmektedir (hedef alınan kişinin kamusal yetki kullanan bir görevli olması nedeniyle yapılan değerlendirmelerin bulunduğu kararlar için bkz. <i>Ali Suat Ertosun</i> <i>(7)</i> [2. B.]<i> </i>, B. No: 2014/1416, 15/10/2015, § 36;<i> Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri</i> [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 128, 129; <i>Nilgün Halloran</i> [2. B.],<i> </i>B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 45;<i> Kadir Sağdıç</i> [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 61-63; hedef alınan kişinin siyasetçi olması nedeniyle yapılan değerlendirmelerin bulunduğu kararlar için bkz. <i>Bekir Coşkun</i> [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 66, 67; <i>Ergün Poyraz (2)</i> [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 56; <i>Kemal Kılıçdaroğlu </i>[1. B.], B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §§ 59- 61; ifadelerin genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu ile diğer kişilerin düşünce açıklamaları karşısında sahip oldukları hakların ağırlığı konulu kararlar için bkz. <i>Bekir Coşkun</i>, § 69; <i>Çetin Doğan (2)</i> [GK], B. No: 2014/3494, 27/2/2019, § 62;<i> Ergün Poyraz</i> <i>(2)</i>, § 56; <i>Kadir Sağdıç</i>, §§ 60-66; <i>İlhan Cihaner</i> <i>(2)</i>, §§ 66-73; <i>Nihat Zeybekci</i>, § 32; kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı konulu kararlar için bkz. <i>Seray Şahiner Özkan</i> [1. B.], B. No: 2016/6439, 9/6/2021, § 44;<i> İbrahim Okur</i> <i>(2) </i>[1. B.], B. No: 2018/12363, 26/5/2021, § 28; müştekinin kendisine yöneltilen ifadelere cevap verme olanağının bulunup bulunmadığı konulu kararlar için bkz.<i> Temel Coşkun</i> [1. B.], B. No: 2017/1632, 29/1/2020, § 33;<i> Şaban Sevinç (2)</i> [1. B.], B. No: 2016/36777, 26/5/2021, § 42; <i>Nihat Zeybekci,</i> § 39; ifadelerin kullanıldıkları bağlamından kopartılıp kopartılmadığı konulu kararlar için bkz. <i>Nilgün Halloran,</i> § 52; <i>Bekir Coşkun,</i> §§ 62, 63; <i>Önder Balıkçı </i>[2. B.], B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 45, <i>Nihat Zeybekci</i>, § 36).</p>

<p>35. Öte yandan 5237 sayılı Kanun’un 127. maddesinde -Anayasa’nın 39. maddesinde de güvence altına alınan- ispat hakkına yer verilmiştir. Bu bağlamda kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirmesiyle ilgili olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında, sanığın isnadın doğruluğunu ispat etme hakkı bulunmaktadır. İsnadın ispatı hâlinde kural uyarınca kişilere ceza verilmeyecektir.</p>

<p>36. Yine anılan Kanun’un 128. maddesine göre yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında kişilerle ilgili olarak somut isnatlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması ve isnat ile değerlendirmelerin gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması hâlinde, bu fiilleri nedeniyle kişilere ceza verilmeyecektir.</p>

<p>37. Ayrıca Kanun’un 129. maddesinin (1) numaralı fıkrasında hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte birine kadar indirilebileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı fiillerinin haksızlık teşkil ettiği durumlarda faile ceza verilmemesi de mümkün olabilecektir.</p>

<p>38. Diğer yandan kuralın uygulanması hâlinde hakaret suçunun temel cezasında oluşacak farklılığın kusur ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen cezaların şahsiliği ilkesiyle de bağlantılı olan kusur ilkesi, yaptırımın fiildeki haksızlık içeriğiyle orantılı olmasını gerektirmektedir. Bir fiil için öngörülecek yaptırımın azami sınırını failin kusuru belirlemektedir (AYM, E.2023/106, K.2023/205, 30/11/2023, § 31).</p>

<p>39. Ayrıca kanun koyucunun kuralın da yer aldığı 125. maddenin (1) numaralı fıkrasında basamaklı ve seçenekli bir ceza öngördüğü ve bu suretle cezanın bölünebilir niteliği de gözetildiğinde belirlenen cezanın faile göre bireyselleştirilmesine ve hakkaniyete uygun bir cezanın belirlenmesine imkân tanıdığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>40. Bu itibarla kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde temel cezanın bir yıldan az olamayacağının öngörülmesinin suça konu fiil ile ceza arasında bulunması gereken adil dengeyi bozmadığı, dolayısıyla kuralın orantılılık ilkesine aykırı olmadığı anlaşılmaktadır (benzer yönde AYM, E.2012/78, K.2012/111, 12/9/2012; özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personelin görevleriyle bağlantılı olarak kendilerine karşı işlenen suçlar bakımından <i>kamu görevlisi sayılacağı</i> ve bu durumda anılan madde uyarınca belirlenen cezanın ayrıca yarı oranında arttırılacağına ilişkin kuralın orantısız olmadığına dair bkz. AYM, E.2020/91, K.2021/73, 13/10/2021, § 32).</p>

<p>41. Orantılılık ilkesi yönünden yapılan değerlendirmede son olarak, kural uyarınca verilecek hükme karşı ilgililerin istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurma imkânının bulunduğu ve böylece kuralın amacına uygun ve orantılı bir şekilde uygulanmasını sağlayacak yasal güvencelere de yer verildiği gözetildiğinde kuralla ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamada elde edilmek istenen kamu yararı ile bireylerin hakları arasında olması gereken makul dengenin sağlandığı, dolayısıyla kuralın orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>42. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 26. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.</p>

<p>Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ ve Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p>Kuralın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 26. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 10. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.</p>

<p>Kuralın Anayasa’nın 36. ve 40. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.</p>

<p><strong>2. Kanun’un 131. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “<i>Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç;…</i>” İbaresinin</strong><strong> İncelenmesi</strong></p>

<p>43. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p>44. Hukuk devleti ilkesi gereğince kanunların kamu yararı amacını gerçekleştirmek amacıyla yapılması gerekir. Anayasa Mahkemesince kamu yararı konusunda yapılacak inceleme, kanunun kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığının araştırılmasıyla sınırlıdır. Anayasa’nın çeşitli hükümlerinde yer alan kamu yararı kavramının Anayasa’da bir tanımı yapılmamıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği gibi kamu yararı; bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yarardır. Kamu yararı düşüncesi olmaksızın yalnız özel çıkarlar için veya sadece belli kişilerin yararına kanun hükmü konulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde ve kesin olarak saptanması hâlinde söz konusu kanun hükmü Anayasa’nın 2. maddesine aykırı düşer. Açıklanan istisnai hâl dışında bir kanun hükmünün gereksinimlere uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararının sağlanabileceği kanun koyucunun takdirinde olduğundan bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz (AYM, E.2018/99, K.2021/14, 3/3/2021, § 102).</p>

<p>45. Şikâyet, mağdur veya suçtan zarar görenin yetkili merciye başvurarak suç teşkil eden belli bir fiil dolayısıyla soruşturma ve kovuşturma yapılması yönünde irade açıklamasıdır. Ceza davasının kamusallığı ilkesi gereği kural olarak adli makamların suç şüphesini öğrenmeleri ile birlikte kendiliğinden soruşturmaya başlamaları gerekir. Bununla birlikte kanun koyucu; suçların ağırlığı, kamu düzeni açısından önemi, özel hayatın gizliliği gibi unsurları gözeterek doğrudan takip edilmesi gereken suçlarla soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçları birbirinden ayırabilir. Bu anlamda bir muhakeme şartı olarak şikâyet kurumunun suçun mağdurunu da koruyan fonksiyonu bulunmaktadır. Zira suçun önem derecesi itibarıyla yalnızca mağdurun hukuki menfaatini ihlal edeceği durumlarda, bir adli sürecin yürütülmesi kamu yararına dönük olmayabileceği gibi suçun mağdurunun hukuki menfaatini de olumsuz yönde etkileyebilir. Dolayısıyla takibi şikâyete bağlı olan suçlar ile kendiliğinden soruşturulacak suçlar arasında yapılan bu ayrım, anayasal kurallar çerçevesinde suç ve ceza siyasetini belirleyen kanun koyucunun takdirindedir.</p>

<p>46. Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçunda kamu görevlilerinin şeref ve itibarının yanı sıra kamu görevlileri eliyle yürütülen hizmetin etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi sağlanarak kamu düzeninin korunması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda takibinde yalnızca mağdurun değil kamunun da hukuki menfaatinin söz konusu olduğu durumlarda suçun şikâyet şartı aranmaksızın doğrudan soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmasının suç ve suçlularla etkin mücadele edilmesine, suç işlenmesinin önlenmesine ve kamu düzeninin sağlanmasına katkı sunduğu açıktır. Bu itibarla kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı işlenecek hakaret suçunda soruşturma ve kovuşturma usulüyle ilgili düzenleme yapan itiraz konusu kural, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup kuralda kamu yararı dışında bir amaç gözetildiği söylenemez. Dolayısıyla kuralın hukuk devleti ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.</p>

<p>47. Öte yandan Anayasa’nın 10. maddesinde “<i>Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir,/ Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz./ Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.</i>”<i> </i>denilmek suretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.</p>

<p>48. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen <i>kanun önünde eşitlik ilkesi</i> hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez (AYM, E.2020/95, K.2022/3, 26/1/2022, § 25; E.2022/65, K.2022/102, 8/9/2022, § 11).</p>

<p>49. Kuralda hakaret suçunun takibinde hangi durumda şikâyet şartının aranmayacağının açık bir şekilde düzenlendiği ve söz konusu suçu işlediği iddia olunan kişilerin tümü yönünden kuralın aynı şekilde uygulandığı anlaşılmaktadır. Diğer yönüyle ceza hukukunda kanun önünde eşitlik ilkesinin uygulanması da kuşkusuz suçun nitelikli hâllerinden birini işleyen failin, suçun basit ya da diğer nitelikli hâllerini işleyen faillerle her yönden aynı kurallara bağlı tutulmalarını gerektirmemektedir. Buna göre kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işleyen fail ile suçun basit veya diğer nitelikli hâllerini işleyen faillerin aynı hukuksal durumda bulunmadıkları açıktır. Farklı hukuksal konumda olanların farklı hukuksal düzenlemelere tabi tutulmalarının eşitsizliğe yol açtığı söylenemez. Bu itibarla kuralda eşitlik ilkesiyle çelişen bir yön bulunmamaktadır.</p>

<p>50. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.</p>

<p>Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ ve Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p>Kuralın Anayasa’nın 26., 36. ve 40. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM</strong></p>

<p>26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun;</p>

<p><strong>A.</strong> 125. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p><strong>B.</strong> 131. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan <i>“Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç;…” </i>ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>25/12/2025 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkan</p>

   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin ilk fıkrasında kişilerin şeref ve haysiyet haklarının korunması amacıyla hakaret fiilleri suç olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre bir kimseye somut bir fiil veya olgu isnadı ya da sövme suretiyle onur, şeref ve saygınlığına saldırılması halinde fail üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendine göre ise hakaret suçunun kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmesi durumunda cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.</p>

<p>2. Kamu görevlilerine görevlerinden dolayı işlenecek hakaret fiillerinin daha ağır bir yaptırımla karşılanmasına yönelik düzenlemenin meşru amacının, yaptığı görev nedeniyle kamu görevlilerine yönelecek fiiller dolayısıyla kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilmesinin sağlanması olduğu belirtilmektedir (bkz. çoğunluk gerekçesi par. 22).</p>

<p>3. Şüphesiz anayasal ilke ve sınırlarla bağlı kalmak şartıyla ceza hukuku alanındaki düzenlemelerde yasa koyucunun geniş bir takdir alanı bulunmaktadır. Yine ifade özgürlüğünün Anayasa’da gösterilen meşru amaçlarla sınırlandırılması mümkündür. Fakat Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca kişi özgürlüklerini sınırlandıran kanunların demokratik toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve ölçülü bulunması da zorunludur. Bu açıdan öncelikle incelemeye konu 125. maddenin her bireyin onur, şeref ve saygınlığını korumayı amaçlayan ilk fıkrasındaki temel şeklinin neden kamu görevlilerinin onur, şeref ve saygınlığını korumak için yetersiz kaldığının ve daha ağır bir yaptırıma bağlanmasının zorunlu hale geldiğinin ortaya konulabilmesi gerekir.</p>

<p>4. İfade özgürlüğü ile şeref ve haysiyet haklarının çatıştığı durumda karşılıklı menfaatleri ihlal edilen tarafların haklarının dengelenmesi gerekir. Bu dengelemenin ilkin uygulanacak kural düzeyinde yapılması, ikinci olarak kuralın somut olaya uygulanmasında gerçekleştirilmesi gerekir.</p>

<p>5. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni imzalamak ve AİHM’in yargı yetkisini kabul etmek suretiyle insan hakları hukukunda uluslarüstü niteliğiyle Sözleşme standardını esas almıştır. Nitekim Mahkememiz Sözleşme ilkelerinden, bu alandaki anayasal denetimde yorum enstrümanı olarak istifade etmektedir. Bu vesileyle Sözleşme kurallarını somutlaştıran ve uygulamasını yansıtan AİHM içtihatlarına göz atılmalıdır.</p>

<p>6. Türkiye ile ilgili bazı AİHM kararlarında bu hususa değinilmiştir. Bir kararda eylem yapan üniversite öğrencilerine karşı Başbakan’ın sözleri üzerine öğrencilerin oldukça sert eleştirilerinin olgusal temeli olduğu ve yaptırıma tabi tutulmalarının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği sonucuna varılırken Türkiye’de kamu görevlilerinin şikayete tabi olmayan ceza normu ile özel ve daha ağır bir yaptırımla korunmalarının Sözleşme’nin ruhu ile kural olarak uyumlu olmadığı vurgulanmış ve bu yöndeki geçmiş kararı hatırlatılmıştır (<i>Ömür Çağdaş Ersoy/Türkiye</i>, B. No: 19165/19, 15/6/2021).</p>

<p>7. Kişilerin onur, şeref ve haysiyetlerinin korunması için bu tür fiillerin özel hukuk veya ceza hukuku yaptırımlarına tabi tutulmasının devletin pozitif yükümlülükleri içerisinde olduğu söylenebilir. Bu konudaki tercih bakımından geniş bir takdir alanı olduğu da kabul edilmelidir. Nitekim Ceza Kanununun 125. maddesi bu yükümlülüğe uygun biçimde tüm bireylerin onur, şeref ve haysiyetlerine yönelik saldırıları yaptırıma bağlamaktadır. Avrupa Konseyi ülkeleri arasında hakaret fiillerinin ceza hukuku alanı dışına taşınmasıyla ilgili henüz sonuçlanmayan çalışmalar ve bu alandaki tartışma bir tarafa bırakılırsa mevcut düzenlemenin demokratik toplum düzeni bakımından gerekli olduğu söylenebilir. İncelenen kurallarda ise herhangi bir bireyden farklı olarak kamu görevlileri ağırlatılmış bir yaptırımla ve fiil şikayet şartından istisna kılınmak suretiyle özel olarak korunmaktadır.</p>

<p>8. Demokratik rejimlerde bireylerin ve medyanın kamusal faaliyetler üzerindeki gözetleme, eleştirme fonksiyonları özgürlükler rejiminin ve demokrasinin sürdürülebilirliği bakımından büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte kamu görevlilerine yönelik bu özel koruma, kamu gücünün bir yansıması biçiminde ortaya çıkarak bireyler üzerinde yarattığı caydırıcı etkiyle birlikte kamusal faaliyetlerin eleştirilmesiyle ilgili alanı özgürlükler aleyhine daraltmaktadır.</p>

<p>9. Bu durumda kamu gücünün yansıyan etkisiyle ifade ve basın özgürlüğü üzerinde oluşabilecek caydırıcı etkisi karşısında kurallarda öngörülen özel korumanın demokratik toplum düzeni bakımından zorunlu bir ihtiyaçtan kaynaklandığı söylenememektedir. Diğer bir anlatımla kural ile çatışan hakların dengelenmesi sağlanamamakta, haklardan birine haklı olmayan nedenlerle üstünlük tanınmaktadır. Bu durumda kuralların Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen demokratik toplum bakımından gereklilik şartını sağlamaması nedeniyle iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td></td>
   <td></td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2></h2>

<h2></h2>

<h2></h2>

<h2><strong>KARŞI OY GEREKÇESİ</strong></h2>

<p>1. İtiraz konusu kurallar; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi ile 131. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; …” ibaresidir.</p>

<p>2. Anılan düzenlemelerle, kamu görevlisine görevinden dolayı yöneltilen hakaret fiilleri, genel hakaret suçundan ayrı ve daha ağır yaptırımlara bağlanmış; bu fiiller bakımından şikâyet şartı kaldırılarak suçun resen soruşturulup kovuşturulması esası kabul edilmiştir.</p>

<p>3. Mahkememiz çoğunluğu, itiraz konusu kuralların Anayasaya aykırı olmadığına karar vermiştir. Aşağıda açıklanan sebeplerle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.</p>

<p>4. Söz konusu düzenlemeler, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğüne doğrudan müdahale niteliğindedir. Demokrasilerde İfade özgürlüğü, yalnızca bireysel düşünce açıklamalarını değil, kamusal tartışmanın serbestçe yürütülmesini, özellikle de kamu gücü kullananların denetlenmesini mümkün kılan asli bir işleve de sahiptir.</p>

<p>5. Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihadına göre, kamu gücünü kullanan kişilere yöneltilen eleştirilere ilişkin sınırlamalar değerlendirilirken, ifade özgürlüğünün demokratik toplum düzeni bakımından taşıdığı merkezi önem göz önünde bulundurulmalı; bu tür sınırlamaların daha dar ve istisnai tutulması gerekmektedir.</p>

<p>6. İtiraz konusu kurallar, kamu görevlilerinin, sırf sahip oldukları kamusal statü nedeniyle, diğer bireylerden farklı ve daha güçlü bir ceza hukuku korumasından yararlanmalarını öngörmektedir. Bu yaklaşım, ifade özgürlüğü bakımından eşitlik ilkesini zedeleyen ve kamusal tartışma alanını daraltıcı bir etki doğurmaktadır.</p>

<p>7. Demokratik toplumlarda kamu görevlileri, özellikle siyasal yetki kullananlar, görevlerinin doğası gereği daha yoğun, sert ve rahatsız edici eleştirilere katlanmak zorundadır. Bu yükümlülük, kamu gücünün denetlenebilirliğinin ve siyasal çoğulculuğun zorunlu bir sonucudur.</p>

<p>8. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların ölçülü olması zorunludur. Ölçülülük ilkesi, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadında da vurgulandığı üzere, elverişlilik, gereklilik ve orantılılık alt ilkelerinden oluşmaktadır. Buna göre, temel haklara müdahale teşkil eden bir düzenlemenin, ulaşılmak istenen meşru amaca elverişli olması yeterli olmayıp, aynı zamanda zorunlu ve orantılı olması da gerekir.</p>

<p>9. İtiraz konusu düzenlemeler bakımından, kamu görevlilerinin şeref ve itibarının korunması kuşkusuz meşru bir amaç teşkil etmektedir. Ancak bu amacın korunması, ceza hukuku dışındaki araçlarla da sağlanabilmektedir. Nitekim medeni hukuk kapsamında öngörülen manevi tazminat, cevap ve düzeltme hakkı gibi yollar, kişilik haklarının korunması bakımından etkili ve yeterli mekanizmalardır. Bu nedenle, söz konusu amaca ulaşmak için mutlaka ceza hukuku araçlarına başvurulması zorunlu değildir.</p>

<p>10. Buna karşın itiraz konusu kurallar, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret fiilleri bakımından şikâyet şartını ortadan kaldırarak resen kovuşturma yolunu benimsemekte ve ayrıca ağırlaştırılmış bir ceza tehdidi öngörmektedir. Medeni hukuk yollarının mevcut ve işlevsel olduğu bir alanda, resen kovuşturma ve ağırlaştırılmış ceza rejiminin tercih edilmesi, gereklilik alt ilkesinin ihlal edildiğini göstermektedir.</p>

<p>11. Öte yandan, şikâyet şartının kaldırılması ve otomatik biçimde ağırlaştırılmış ceza uygulanması, ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yaratmaktadır. Kamu görevlilerine yönelik eleştiri ve değerlendirmelerin, cezai yaptırım tehdidi altında yapılması, bireylerin kamusal tartışmalara katılmaktan kaçınmasına yol açabilecek niteliktedir. Bu durum, ulaşılmak istenen amaç ile kullanılan araç arasında makul bir denge kurulamadığını, dolayısıyla müdahalenin orantısız olduğunu ortaya koymaktadır.</p>

<p>12. Bu yönüyle itiraz konusu kural, ceza hukukunun son çare <i>(ultima ratio)</i> olma niteliğini aşmakta; ifade özgürlüğü aleyhine yapısal bir dengesizlik yaratmaktadır. Temel hak ve özgürlüklerin korunmasıyla bağdaşmayan bu dengesizlik, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini göstermektedir.</p>

<p>13. Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bu Sözleşme’yi yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı, kamu görevlilerine ve siyasal aktörlere tanınan özel ve güçlendirilmiş ceza korumalarının, kural olarak ifade özgürlüğüyle bağdaşmadığını ortaya koymaktadır. Mahkeme, ifade özgürlüğünün demokratik toplum düzeninin temelini oluşturduğunu; bu özgürlüğün, özellikle kamu gücünü kullanan kişilere yönelik eleştiri ve değerlendirmeler bakımından geniş yorumlanması gerektiğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.</p>

<p>14. Bu çerçevede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre, kamu gücünü kullanan kişilerin konumları gereği eleştiriye daha açık olmaları gerekirken, bu kişilerin ceza hukuku yoluyla ayrıcalıklı biçimde korunmaları, kamusal tartışma alanını daraltıcı bir etki doğurmaktadır.</p>

<p>15. AİHM ayrıca, hakaret fiilleri bakımından şikâyet şartı aranmaksızın cezai kovuşturma yürütülmesini, ifade özgürlüğü üzerinde ağır bir baskı aracı olarak değerlendirmektedir. Mağdurun iradesine bağlı olmaksızın kamu makamlarının resen harekete geçmesi, ifade açıklamalarının doğrudan ceza tehdidi altına girmesine yol açmakta ve bu durum, demokratik toplum düzeninde kabul edilebilir bir sınırlama olarak görülmemektedir.</p>

<p>16. Bunun yanında Mahkeme, ceza tehdidinin kamusal tartışmalar üzerinde caydırıcı etki yarattığını özellikle vurgulamaktadır. Siyasal nitelikli ifadelerin ve kamu görevlilerinin icraatlarına yönelik eleştirilerin ceza yaptırımı riskiyle karşı karşıya bırakılması, bireylerin düşüncelerini açıklamaktan kaçınmalarına neden olabilecek niteliktedir. Bu nedenle Mahkeme, söz konusu müdahaleleri demokratik toplumda gerekli kabul etmemektedir.</p>

<p>17. Bu yaklaşım, yalnızca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bireysel başvurulara ilişkin ihlal kararlarıyla sınırlı değildir. Aynı zamanda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Venedik Komisyonu, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri ile Birleşmiş Milletler ve AGİT gibi uluslararası insan hakları mekanizmalarının benimsediği istikrarlı ve ortak standartlarla da desteklenmektedir. Söz konusu mekanizmalar, kamu görevlilerine ve siyasal aktörlere yönelik özel ve güçlendirilmiş ceza korumalarının, ifade özgürlüğü ve demokratik toplum ilkeleriyle kural olarak bağdaşmadığı yönünde ortak bir tutum ortaya koymaktadır.</p>

<p>18. Karşılaştırmalı hukuk incelemesi, çağdaş demokratik sistemlerde kamu görevlilerine hakaretin bağımsız bir suç ya da nitelikli hâl olarak düzenlenmesinin istisnai olduğunu; birçok ülkede bu tür özel ceza korumalarının ya kaldırıldığını ya da daraltıldığını göstermektedir.</p>

<p>19. Uluslararası insan hakları hukukunda, şiddete çağrı, nefret söylemi ya da kamu görevlisinin görevini fiilen imkânsız hâle getiren aşırı ve temelsiz kişisel saldırılar bakımından sınırlı ceza hukuku müdahalesi istisnai olarak kabul edilebilmekteyse de itiraz konusu kurallar bu istisnayı aşmakta; sıradan ve sert eleştirileri de cezai tehdide açık hâle getirmektedir. Bu durum, istisnai ceza korumasını genel bir kural hâline dönüştürmektedir.</p>

<p>20. Kanun koyucunun takdir yetkisi, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmayacak ve Anayasa’nın çizdiği sınırlar içinde kullanılabilir. Temel haklara ağır müdahale içeren ceza normlarının, yalnızca “takdir yetkisi” gerekçesiyle anayasal denetim dışında bırakılması mümkün değildir.</p>

<p>21. Bu bağlamda, kamu görevlilerine görevlerinden dolayı artırılmış ceza koruması sağlanmasının zorunlu, gerekli ve ölçülü olduğu ortaya konulamamıştır.</p>

<p>22. Açıklanan tüm nedenlerle;5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi ile 131. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç” ibaresinin, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünü ve 13. maddede öngörülen ölçülülük ilkesini ihlal ettiği, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmadığı ve iptal edilmesi gerektiği kanaati ile çoğunluk kararına iştirak edilmemiştir.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. Mahkememiz çoğunluğunun 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinin ve 131. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan <i>“Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç;…”</i> ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ilişkin kanaatine katılmamaktayım.</p>

<p>2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin (1) numaralı fıkrasında hakaret suçu düzenlenmiştir. Kurala göre bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişinin üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmaktadır. (3) numaralı fıkrada ise cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağı öngörülen haller arasında dava konusu birinci ibare olan hakaret suçunun <i>“kamu görevlisine karşı görevinden dolayı”</i> işlenmesi haline yer verilmiştir.</p>

<p>3. Kanun’un 125. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlı olmakla birlikte Kanun’un 131. maddesinin (1) numaralı fıkrasında suçun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi durumunda resen cezai takibat yapılacağı öngörülmektedir. Hakaret suçu ile ilgili genel kurala getirilen bu istisna hali dava konusu ikinci ibareyi oluşturmaktadır.</p>

<p>4. Hakaret suçu Türk Ceza Kanunu’nda tek maddede düzenlenmiş olup suçun farklı şekilde işlenme halleri de bu madde kapsamında cezalandırılmaktadır. Bu bağlamda 125. maddenin ilk fıkrasındaki bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etme veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırma fiilinin işlenmesi bir kişinin hakaret suçundan cezalandırılmasına sebebiyet verecektir. Aynı fiilin kamu görevlisine karşı işlenmesi durumunda ise faile suçun basit halinden daha fazla ceza verilmesi söz konusu olacaktır.</p>

<p>5. Görüldüğü üzere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu bağımsız bir suç olarak düzenlenmiş olmayıp Kanun’un 125. maddesinde suçun nitelikli hali olarak yer almaktadır. Oysa 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu’nda kamu görevlileri ile ilgili olarak konumuz bağlamında ayrı ayrı suçlar biçiminde memura hakaret (madde: 266), memura vazifesi esnasında hakaret ve sövme (madde: 267) ve resmi heyetlere, hakime hakaret (madde: 268) suçları yer almaktaydı.</p>

<p>6. Burada kuralın Anayasa’ya uygunluk denetimi ile ilgili değerlendirmeye geçmeden önce vurgulamak gerekir ki iptali talep edilen ilk kural, hakaret suçunun basit hali olmayıp, kamu görevlilerine karşı işlenmesi durumunda gerçekleşen ve suçun basit haline göre daha ağır bir ceza yaptırımı öngörülen nitelikli halidir. Kamu görevlisine karşı hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının suçun basit halinden farklı olarak mağdurun şikayetine bağlı olmaması ise iptali talep edilen ikinci kuraldır.</p>

<p>7. Daha farklı biçimde ifade etmek gerekirse, burada dava konusu olan ilk kural genel olarak hakaret suçunun cezalandırılmasını öngören kural değil hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde cezanın alt sınırının bir yıldan az olmayacak şekilde artırılmasını düzenleyen kuraldır. Yine bununla bağlantılı olarak dava konusu ikinci ibare ile de suçun basit halinden farklı olarak hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde gerçekleştirilecek cezai takibatta mağdurun şikayeti aranmamaktadır.</p>

<p>8. Kanun’un 125. maddesinin ilk fıkrasında hakaret suçuyla ilgili oldukça geniş bir yelpaze öngörülmektedir. Bu bağlamda hem sövme eylemi hem de kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etme fiili hakaret suçu bağlamında cezalandırılabilmektedir.</p>

<p>9. Suçun nitelikli hali olan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde ise aynı fiillerden dolayı daha ağır bir ceza verilmesi durumu gündeme gelmektedir. Esasında burada dava konusu ibarelerin Anayasa’ya uygunluk denetiminde asıl sorun doğuran hususlar da bu minvalde kendisini ortaya çıkarmaktadır.</p>

<p>10. Zira dava konusu kurallar, kamu görevlilerine görevleri dolayısıyla yapılan hakareti cezalandırmayı öngörürken, kişilerin Anayasa’nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğüne müdahalede bulunmaktadır. Kuralların Anayasa’ya uygunluk denetiminde asıl üzerinde odaklanılması gereken husus, bu sınırlandırmanın Anayasa’nın 13. maddesindeki güvencelere uygun olup olmaması noktasında kendisini göstermektedir.</p>

<p>11. Her ne kadar dava konusu iki ibarede bazı farklılıklar varsa da Anayasa’ya uygunluk denetimi noktasında burada ortaya konulan gerekçeler her iki kural için de geçerlidir.</p>

<p>12. Bu bağlamda dava konusu kuralın bir ceza normu olduğu da dikkate alındığında burada ilk olarak kuralların Anayasa’nın 13. ve 38. maddelerindeki kanunilik şartını sağlayıp sağlamadıkları ortaya konulmalıdır. Ek olarak Anayasa’nın 13. maddesi bağlamında sınırlamaya ilişkin güvenceler dikkate alındığında da kuralın ilk olarak kanunilik şartına uygunluğu değerlendirilmelidir.</p>

<p>13. Mahkememiz yerleşik içtihadında da ifade edilmekte olduğu üzere bir temel hak ve özgürlüğe sınırlama getiren kanun hükmünün varlığı tek başına yeterli olmayıp kuralın keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenleme niteliğinde olması gerekmektedir (AYM, E.2023/126, K.2024/67, 07/03/2024, § 25).</p>

<p>14. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154).</p>

<p>15. Yukarıda da ifade edildiği üzere kuralların ceza normu olduğu dikkate alındığında burada kurallara Anayasa’nın 38. maddesi bağlamındaki kanunilik boyutu ile de bakmak gerekir. Bu maddede yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta, anlaşılır ve sınırları belirli olarak kanunda gösterilmesi gerekmektedir. Kişilerin ceza normuyla yasaklanan fiilleri önceden bilerek davranışlarını ona göre düzenleme imkânına sahip olmaları düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır (AYM, E.2025/122, K.2025/185, 10/09/2025, § 11).</p>

<p>16. Anayasa’nın 13. ve 38. maddeleri kapsamında yapılan incelemede; suça ilişkin yaptırımın niteliğinin ve miktarının kuralda herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belirli olduğu, bu kapsamda kanunilik şartı bakımından önemli bir sorunun bulunmadığı görülmektedir.</p>

<p>17. Bununla birlikte Kanun’un 125. maddesinin ilk fıkrasında bir yandan sövme fiilinin cezalandırılması öngörülürken diğer taraftan oldukça geniş bir kapsama sahip biçimde kişilerin <i>“onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte”</i> somut fiil veya olgular da cezalandırmaya konu olabilecektir. Buna karşın, meselenin kanunilik bağlamından ziyade demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk boyutuyla ele alınması gerektiği kanaatiyle; incelemeye Anayasa’nın 13. maddesindeki diğer güvenceler yönünden devam edilmesi daha uygun olacaktır.</p>

<p>18. Dava konusu kuralların, kamu görevlilerinin şeref ve itibarının korunması bağlamında meşru bir amaç taşıdığı varsayılsa dahi -ki aşağıda detaylandırılacağı üzere kuralın meşru amacı bu yönüyle de sorunludur- asıl incelenmesi gereken husus; ifade özgürlüğüne getirilen bu sınırlamanın, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığıdır.</p>

<p>19. Kamu görevlilerine karşı işlenen hakaret suçunda bir yandan sövme biçimindeki fiiller cezalandırmaya konu yapılırken öte yandan kişilerin kamu hizmetinin sunumu bağlamında kamu görevlileri ile ilgili yaptıkları farkı değerlendirme ve ortaya koydukları tepkilerdeki kullandıkları sözler de bu kapsamda cezai takibata konu edilebilmektedir. Zira kamu görevlisine görevinden dolayı sarf edilen ve onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı kapsamında görülen söz ve değerlendirmeler de bu kapsamda görülebilecektir.</p>

<p>20. Elbette kamu görevlilerine yönelik sövme ve küfür şeklindeki sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında görülmesi mümkün değildir. Bu nedenle bu nitelikteki düşünce açıklamalarının hakaret suçu bağlamında cezalandırılmasında bir anayasal sorun da bulunmamaktadır (Bu konuda geniş bilgi için bkz.: Yusuf Şevki Hakyemez, <i>“Temel Hak ve Özgürlüklerde Objektif Sınır Kavramı ve Düşünce Özgürlüğünün Objektif Sınırları”</i>, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Yıl: 2002, Sayı: 57/2, s. 25-37).</p>

<p>21. Bununla birlikte; kamu görevlilerinin görevlerini ifa ederken gerçekleştirdikleri eylem ve işlemlere yönelik düşünce açıklamaları, sert eleştiriler ve ifade özgürlüğü koruması altında olması gereken tepkiler dahi bu ceza normu kapsamında cezalandırılabilmektedir. Zira kuraldaki düzenleme biçimi esasında buna imkan vermektedir. Oysa Türk Ceza Kanunu’nun 218. ve 301. maddelerinde eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının bu maddelerde yasaklanan hususlar bağlamında suç oluşturmayacağı açıkça belirtilmiş olmakla birlikte 125. maddede bu biçimde bir kayıt bulunmamaktadır.</p>

<p>22. Her ne kadar Kanun’un 125. maddesinin (1) numaralı fıkrası iptal davasına konu edilmemiş olsa da; kamu görevlisine karşı görevinden ötürü işlenen hakaret suçu için daha ağır ceza öngören kuralın Anayasa’ya uygunluk incelemesinde, suçun kapsam ve niteliğinin bu boyutuyla da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.</p>

<p>23. İşte bu nedenle kuralla ilgili en temel mesele eleştiri özgürlüğü ile hakaret ayırımı noktasında karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda kamu görevlisine görevinden dolayı yapılabilecek olan ve ifade özgürlüğünün korumasında olması gereken eleştiriler ile hakaret ayrımının yapılıp yapılamaması burada önem arz etmektedir.</p>

<p>24. Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçuna ilişkin davalarda; kişilerin hakaret teşkil etmeyen, ancak kamu görevlilerinin kullandıkları kamusal yetkilere yönelik ağır eleştiri ve değerlendirmelerinin ifade özgürlüğü kapsamında korunup korunmayacağı hususu, kuralların Anayasa’ya uygunluğu değerlendirilirken oldukça titiz bir inceleme yapılmasını gerekli kılmaktadır.</p>

<p>25. Zira bahse konu cezalandırma, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret fiilleri için söz konusu olduğunda, burada suçun demokratik bir toplumda ifade özgürlüğünün kullanımına yönelik caydırıcı etki doğurup doğurmaması hususu kuralın Anayasa’ya uygunluk değerlendirmesinde en önemli mesele olarak kendisini göstermektedir.</p>

<p>26. Kamu görevlisine kamu görevinden dolayı yapılan eleştiri, özgürlükçü demokrasilerde bilhassa daha fazla hukuki korumadan faydalanmalıdır. Zira kamu görevlileri için kabul edilebilir eleştiri sınırları, özel kişilere oranla çok daha geniştir. Bu durum, kamu görevlilerinin kendilerine yönelik sert eleştirilere karşı daha yüksek bir hoşgörü göstermesini zorunlu kılmaktadır.</p>

<p>27. Demokrasilerde ifade özgürlüğünün en önemli kullanım alanlarından birisi kamusal sorunlar bağlamında kendisini göstermektedir. Bu minvalde ifade özgürlüğünün bir gereği olarak kamu politikaları, kamusal sorunlar ve kamu yetkisi kullanan kişiler daha fazla eleştiriye tabi tutulabilir. Bu biçimdeki bir standardın tesisi demokratik toplumlarda ifade özgürlüğünden beklenen işlevin gerçekleşmesi için bir zorunluluktur.</p>

<p>28. Anayasa Mahkemesi kararında da ifade edildiği üzere ifade özgürlüğü, demokratik bir toplum için yaşamsal önemde olup demokrasinin temel değerlerinden birisini teşkil etmektedir. Demokrasinin temeli, sorunları açık bir tartışmayla çözebilme gücüne dayanmaktadır (bkz.: Ayşe Çelik [2. B.], B. No: 2017/36722, 9/5/2019, § 53). Toplumsal çoğulculuğa ancak her türlü fikrin serbestçe ifade edilebildiği özgür bir tartışma ortamında ulaşılabilir. Demokrasinin temel özelliklerinden biri de toplumsal meselelerin diyalog yoluyla ve şiddeti dışlayan yöntemlerle çözülmesine imkân vermesidir (bkz.: Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 43). Sarf edilen bazı görüş ve ifadeler kamu gücünü kullanan organlar nazarında incitici, yaralayıcı ve kabul edilemez görülse bile hukukun üstünlüğüne dayanılarak oluşturulan demokratik bir toplumda, kurulu düzene karşı çıkan veya başta kamu gücünü kullanan organların eylemlerini eleştiren fikirler serbestçe açıklanmalıdır (Ayşe Çelik [2. B.], § 53).</p>

<p>29. Oysa, Kanun’un 125. madde metninde hakaret suçunun düzenlenişine bakıldığında, uygulamada kişilerin kamusal sorunlarla ilgili olan düşünce açıklamaları, tepkileri ve sert eleştirilerinin dava konusu ceza normundaki geniş yelpazenin de etkisiyle kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu kapsamında görülmesinin mümkün olduğu sonucuna ulaşmak gerekir. Bu durum ise ifade özgürlüğünün kullanımı üzerinde ciddi bir caydırıcı etki doğurabilecektir.</p>

<p>30. Zira dava konusu ibareler esas alınarak kamu görevlisine karşı görevinden dolayı yapılan kimi sert eleştirilerin cezalandırma tehdidi altında kalması mümkündür. Nitekim bugüne değin Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurular bağlamında verilen birtakım ihlal kararlarındaki ihlale konu ifade özgürlüğü kapsamındaki düşünce açıklamalarının kamu görevlisine hakaret suçundan cezalandırılmış olması da bu durumu açıkça teyit etmektedir (Anayasa Mahkemesince bu kapsamda verilen birçok ihlal kararı içerisinden örnek olarak bkz.: (Deniz Karadeniz ve diğerleri [GK], B. No: 2014/18001, 6/2/2020; Cengiz Şimşek [2. B.], B. No: 2018/19950, 13/9/2022; Ayhan Algül ve diğerleri [2. B.], B. No: 2016/5921, 16/3/2022; Hasip Kaplan (4) [1. B.], B. No: 2016/25640, 15/3/2022; Sami Küçükbaşkan [2. B.], B. No: 2018/5571, 8/9/2021; Osman Palçik [1. B.], B. No: 2018/25073, 15/12/2020; Safure Güneş [1. B.], B. No: 2016/24905, 8/9/2020; Şaban Sevinç [1. B.], B. No: 2016/36782, 28/11/2019; Kemal Baytaş [2. B.], B. No: 2016/1314, 4/7/2019; Keleş Öztürk [2. B.], B. No: 2014/15001, 27/12/2017).</p>

<p>31. Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu bağlamında yukarıda sadece az bir kısmına yer verilen bireysel başvurulardaki ifade özgürlüğü ihlal örneklerine rağmen kuralla yalnızca ifade özgürlüğünü istismar edebilecek fiillerin cezalandırılmakta olduğu şeklindeki Mahkememiz çoğunluk kararındaki kategorik tespitin gerçeklikle bağdaşmadığı ifade edilmelidir (bkz.: § 26).</p>

<p>32. Esasında Mahkememiz çoğunluk kararındaki yaklaşım, yukarıda sadece bir kısmına yer verilen ihlal kararlarında da net bir biçimde görülen Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemelerinde ifade özgürlüğü ile ilgili olarak ortaya konulan temel yaklaşımla ne şekilde çelişilmekte olduğunu da gözler önüne sermektedir.</p>

<p>33. Dolayısıyla özgürlükçü demokrasilerde genel kabul gören bir ilke olarak uygulanmakta olan kamusal yetki kullananlara yönelik daha geniş eleştiri özgürlüğü, Anayasa Mahkemesinin yukarıda sıralanan bireysel başvuru ihlal kararları ve benzerlerinde de görüldüğü üzere dava konusu kuralla birlikte ciddi bir cezalandırma tehdidi ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, demokratik bir toplumda kamusal meselelerin tartışılması üzerinde ciddi bir daraltıcı etki doğurmaktadır.</p>

<p>34. Öte yandan dava konusu kurallarla kamu görevlisine hakaret suçu özel kişilere karşı işlenen hakaret suçundan daha ağır biçimde cezalandırılmakta ve yine bu biçimdeki suçların cezai takibatı özel kişilere karşı işlenenlerden farklı olarak şikayet aranmaksızın gerçekleşmektedir. Dolayısıyla özel kişilerden daha fazla eleştiriye açık olması gereken bir kesime, dava konusu kurallar daha sıkı bir koruma getirmektedir. Oysa dava konusu kurallardaki yaklaşımın aksine özgürlükçü demokrasilerde kamu görevlilerine yönelik eleştiri sınırı özel kişilere nazaran çok daha geniştir.</p>

<p>35. Nitekim Anayasa Mahkemesi de birçok bireysel başvuru kararında kamu görevlilerinin gördükleri işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını, bu kişilere ve devlete yönelik eleştiri sınırlarının özel kişilere nazaran çok daha geniş olduğunu ifade ederek bu temel ilke doğrultusunda önündeki başvuruları ele almaktadır (örnek birkaç karar için bkz.: Cengiz Şimşek [2. B.], B. No: 2018/19950, 13/9/2022, § 36; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, §§ 106, 128, 129; Ali Suat Ertosun (7) [2. B.], B. No: 2014/1416, 15/10/2015, § 36; Nilgün Halloran [2. B.], B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 45).</p>

<p>36. Olması gereken standart bu iken; eldeki ceza kuralının kamu görevlilerine özel kişilerden daha fazla koruma sağlaması, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle temelden çelişen bir tablo ortaya koymaktadır.</p>

<p>37. Bu sorunlu yaklaşım değerlendirilirken akla esasında bu kuralla kamu hizmetinin korunmasının amaçlandığı hususu gelebilir. Bununla birlikte kuralın düzenleme biçiminden bu ceza normu ile kamu hizmetinin korunmakta olduğu gibi bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Zira kuraldaki ifade <i>“kamu görevlisine karşı görevinden dolayı”</i> şeklinde kullanılmaktadır. Dolayısıyla burada kamu görevinden dolayı kamu görevlisinin korunduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>38. Maddenin bütünü dikkate alındığında; iptali talep edilen ibarelerin de dahil olduğu mevcut düzenlemede, kamu görevinin sağlıklı yürütülmesi veya kamu hizmetinin engellenmesinin cezalandırılmasına dair herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Dolayısıyla, dava konusu kuralların doğrudan kamu hizmetini koruma amacı taşıdığını söylemek mümkün değildir.</p>

<p>39. Nitekim Kanun’un 125. maddesinin (3) numaralı fıkrasının gerekçesinde de bunu destekleyen bir husus yer almamaktadır. Aksine, madde gerekçesinde bu maddedeki hakaret suçunun öngörülmesinde korunan hukukî değerin kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olduğu belirtilmektedir.</p>

<p>40. Kuralla ilgili ifade edilmesi gereken önemli bir sorun da kamu görevlisine hakaret suçunun oldukça geniş bir kitleyi kapsayan ve kategorik olarak tüm kamu hizmetlerini içine alan biçimde öngörülmüş olmasıdır. Zira 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesinde kamu görevlisi kavramının içerisinde kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan tüm kişilerin yer aldığı belirtilmektedir.</p>

<p>41. Bu yönü ile bakıldığında da suçun ayrım gözetmeksizin tüm kamu hizmeti kesimlerini ve geniş bir yelpazedeki kamu görevlilerini koruma altına alması; bu kuralın, kamusal meselelerle ilgili düşünce açıklamalarına yönelik müdahale riskinin ne denli yüksek bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Kuralın bu kapsamıyla uygulanmasının da demokratik toplum düzeninin gerekleri ile uyumlu olduğunu söyleyebilmek gerçekten zordur.</p>

<p>42. Elbette bazı kamu görevlilerine yönelik sundukları hizmetten kaynaklı biçimde o hizmeti sunanlar için koruma amaçlı bir ceza kuralı düşünülebilir. Böyle bir durumda geçerli bir meşru amaç da rahatlıkla ortaya konulabilir. Ancak tüm kamu hizmetleri açısından kategorik bir hakaret suçu ihdası şeklindeki bir ceza normunun ifade özgürlüğü ile bağdaştırılması mümkün değildir.</p>

<p>43. Bu minvalde belli bir hizmeti sunanlar için hakaret suçu ihdası biçiminde verilebilecek bir örnek, yakın geçmişte ülkemizde sağlık personeli ile ilgili yapılan düzenlemedir. Bu bağlamda sağlık çalışanlarının hedef alındığı suçların yaygınlaşması üzerine kanun koyucunun sağlık personeline yönelen kasten yaralama ve hakaret fiillerinin diğer kamu görevlilerine oranla daha fazla cezalandırılmasını öngören ceza kuralını Anayasa Mahkemesi de Anayasa’ya aykırı bulmamıştır (bkz.: AYM, E.2020/91, K.2021/73, 13/10/2021).</p>

<p>44. Anayasa Mahkemesinin bu karardaki değerlendirmesine göre suçlar için öngörülen yaptırımın niteliği ve ağırlığı ile kanun koyucunun Anayasa’ya bağlı kalmak şartıyla ceza siyasetinin bir parçası olarak takdir yetkisi kapsamında öngördüğü kuralla ulaşmak istediği amaç birlikte gözetildiğinde kuraldaki ceza artırımının orantılı olmadığı söylenemez (AYM, E.2020/91, K.2021/73, 13/10/2021, § 33). Mahkemeye göre kanun koyucunun sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçlarda artış olduğunu değerlendirerek itiraz konusu kuralı öngördüğü anlaşıldığından kuralın sağlık personeline karşı anılan nitelikteki suçların işlenmesini önleme amacıyla düzenlendiği açık olup bu amaçla öngörülen farklı muamelenin makul ve nesnel bir temele dayanmadığı söylenemez (AYM, E.2020/91, K.2021/73, 13/10/2021, § 41).</p>

<p>45. Yapılan açıklamalar çerçevesinde ifade etmek gerekir ki gerek düzenlenişi itibariyle ve gerekse Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarına da konu olan uygulanışı itibariyle dava konusu kural kamu görevlilerine yönelik ifade açıklamaları ve eleştiriler üzerinde adeta “demoklesin kılıcı” şeklinde caydırıcı etki doğurmaktadır. Bu durum, ifade özgürlüğü ile hakaret arasındaki ayrımın dava konusu kuralla yapılmasının zor olmasından kaynaklı biçimde daha fazla ifade özgürlüğü aleyhine sonuç doğuran bir uygulamayı karşımıza çıkarmaktadır. Sadece bu konuya ilişkin yukarıda künyelerine yer verilen Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru bağlamındaki ihlal kararlarından herhangi birisine bakıldığında bile kuralın ifade özgürlüğünün kullanımına yönelik caydırıcı etkisi çok net biçimde fark edilebilmektedir.</p>

<p>46. Zira yukarıda detaylı biçimde ifade edilmeye çalışıldığı üzere kamu görevlilerine yönelik eleştiri özgürlüğü ile hakaret arasındaki ayrımın yapılmasındaki zorluk, kamu görevlisine hakarette özel kişilere karşı hakaret suçuna nazaran daha ağır bir cezai yaptırımın öngörülmüş olması, suçun oldukça geniş bir kesim olarak tüm kamu görevlilerini ve hiçbir ayrım gözetilmeksizin tüm kamu hizmetlerini kapsamına alması, suçun kamu hizmetinin sunumunun engellenmesini cezalandırmaktan ziyade salt kamu görevlisini ve onun şeref ve itibarını korumayı amaç edinmesi nedeniyle dava konusu kurallar, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı biçimde kişilerin kamusal sorunlara ilişkin ifade özgürlüğünü kullanmaları hususunda ciddi bir sınırlandırıcı ve caydırıcı etki doğurabilmektedir.</p>

<p>47. Sonuç olarak, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinin ve 131. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan <i>“Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç;…”</i> ibaresinin Anayasa’nın 13. ve 26. maddelerine aykırı olduğu için iptal edilmesi gerektiği kanaatiyle çoğunluğun iptal talebinin reddi şeklindeki kararına katılmamaktayım.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td></td>
   <td></td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY</strong></p>

<p>1- Hakaret suçunun kural olarak şikâyete bağlı olmasına rağmen, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hâlinde şikâyet şartını kaldıran düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığı yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.</p>

<p>2- Çoğunluğun dayandığı “kamu düzeninin korunması” gerekçesi soyut ve geniş yorumlanmaya elverişlidir. Bu gerekçe, ceza hukukunun kamu gücünü eleştiriden koruyan bir araç hâline gelmesine yol açabilecek niteliktedir. Oysa Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi, ceza hukukunun ölçülü, öngörülebilir ve ancak zorunlu hâllerde başvurulması gereken bir son çare olarak kullanılmasını gerektirir.</p>

<p>3- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre, kamu görevlileri ve siyasetçiler, özel kişilere kıyasla daha geniş eleştiri sınırlarına katlanmak zorundadır. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararlarında, kamu gücünü kullanan kişilere yöneltilen sert ve rahatsız edici eleştirilerin de ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.</p>

<p>4- İncelenen kural ise bu yerleşik anayasal ve uluslararası ilkeleri tersine çevirerek, kamu görevlilerini ifade özgürlüğü karşısında daha korunaklı bir konuma yerleştirmektedir. Oysa kamu görevlisine yönelik hakaret iddialarında mağdurun şikâyet hakkı, hukuk davaları yoluyla tazminat talebi ile cevap ve düzeltme imkânları zaten mevcuttur. Bu nedenle şikâyet şartı aranmaksızın ceza soruşturması yürütülmesini zorunlu kılan anayasal bir gereklilikten söz edilemez.</p>

<p>5- Hak ve özgürlüklere getirilen her türlü sınırlamada devreye giren temel güvencelerden biri de Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesidir. Anılan maddede demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkeleri ayrı kriterler olarak düzenlenmiş olmakla birlikte, bu iki ilke arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasının yanı sıra, aynı amaca daha hafif araçlarla ulaşmanın mümkün olup olmadığı da ayrıca incelenmelidir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; AYM, Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 70).</p>

<p>6- Anayasa Mahkemesi kararlarında ifade özgürlüğünün yalnızca nihai mahkûmiyetlere karşı değil, kişilerin düşünce açıklamalarını yapmaktan caydırabilecek soruşturma ve kovuşturma tehditlerine karşı da koruma sağladığı açıkça belirtilmiştir. Bu bağlamda şikâyet şartının kaldırılması, kamu görevlilerine yönelik eleştiriler bakımından resen soruşturma tehdidi doğurarak ifade özgürlüğü üzerinde ciddi bir caydırıcı etki yaratmaktadır.</p>

<p>7- Şikâyet kurumu, bireysel hukuki menfaat ile devletin cezalandırma yetkisi arasında anayasal denge kuran temel bir güvencedir. Mağdurun iradesinin aranmadığı hâllerde ceza hukukunun bireysel uyuşmazlıkları kamusallaştırma riski ortaya çıkmaktadır. Dava konusu kural, kamu görevlisine yönelen hakaret fiillerinde mağdurun iradesini tamamen devre dışı bırakarak devletin resen cezalandırma yetkisini otomatik biçimde harekete geçirmekte ve bu suretle şikâyet kurumunun anayasal işlevini ortadan kaldırmaktadır.</p>

<p>8- Kamu görevlisinin şikâyetçi olmadığı bir durumda devletin resen ceza soruşturması yürütmesini zorunlu kılan bir düzenlemenin, daha hafif araçların yetersiz kaldığını ortaya koyan ikna edici bir gerekçesi bulunmamaktadır. Buna karşılık ifade özgürlüğü üzerinde yaratılan genel ve sürekli baskı somut ve ağır nitelikteyken, kamu düzenine sağlandığı ileri sürülen katkı varsayımsal düzeyde kalmaktadır. Bu nedenle müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli olduğu sonucuna ulaşmak mümkün değildir.</p>

<p>9- Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesi, farklı muamelenin ancak nesnel, makul ve demokratik toplumla uyumlu bir gerekçeye dayanması hâlinde meşru olabileceğini öngörür. Kamu görevlileri, kamusal yetki kullanan kişiler olmaları nedeniyle demokratik anayasal düzende daha fazla eleştiriye katlanma yükümlülüğü altında bulunan bir gruptur. Buna rağmen dava konusu kural, kamu görevlilerini hakaret suçunda şikâyet şartından muaf tutarak onları sıradan vatandaşlara kıyasla daha ayrıcalıklı bir ceza hukuku koruması altına almaktadır. Bu durum, eşitlik ilkesinin yasakladığı türden bir ayrıcalık yaratmakta ve “daha fazla yetki = daha fazla sorumluluk ve eleştiriye açıklık” şeklindeki anayasal dengeyi tersine çevirmektedir.</p>

<p>10- Açıklanan nedenlerle, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçlarında şikâyet şartını kaldıran dava konusu kuralın; hukuk devleti ilkesini, kanun önünde eşitlik ilkesini, ifade özgürlüğünü ve ölçülülük ilkesini ihlal ettiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td></td>
   <td></td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kamu-gorevlisine-karsi-gorevinden-dolayi-hakaret-sucunda-cezanin-alt-sinirini-ve-sorusturma</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/yargi/aym-js.jpg" type="image/jpeg" length="40417"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin bu haftaki bölümler gündemi belli oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-bolumler-gundemi-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-bolumler-gundemi-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin bu haftaki (5 Mayıs - 6 Mayıs) bölümler gündemi belli oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<h1>5 Mayıs 2026 - Bölüm Toplantısı Gündemi</h1>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>İlan Tarihi</td>
   <td>Toplantı Tarihi</td>
   <td>Sonuç Tarihi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>30.4.2026</td>
   <td>5.5.2026</td>
   <td></td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>Sıra No</strong></td>
   <td><strong>Başvuru No</strong></td>
   <td><strong>Konusu</strong></td>
   <td><strong>Sonuç</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>1</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2020/22340</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, geçit hakkı bedelinin düşük belirlenmesi ve enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>2</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/2547</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, gerçeğe aykırı sağlık kurulu raporu ibraz edilerek engellilere tanınan vergi istisnası kapsamında binek araç satın alınmak suretiyle motorlu taşıtlar vergisi (MTV) kaybına sebebiyet verdiğinden bahisle bir kat vergi ziyalı motorlu taşıtlar vergisi tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davada uyuşmazlığın çözümünde etkili iddiaların değerlendirilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>3</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2020/26457</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, senede dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde taşınmazların satışından fazladan katma değer vergisi (KDV) tahsil edildiği iddiasıyla yapılan şikâyetin süre aşımından reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>4</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/4176</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, hizmet süresinin uzatılmamasının kendi kusurundan kaynaklanan bir sebebe dayandığı gerekçesiyle tazminat ödemesi alamayan sözleşmeli subaya dair kusur teşkil eden olguların mahkeme ve istinaf kararlarında ortaya konulmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>5</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2020/25526</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru; idarece usulüne uygun kamulaştırma bedeli ödenmeden taşınmaza el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>6</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2020/35292</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td width="246"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>7</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2020/36165</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğraması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>8</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2020/11163</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, alacağın devri (alacak temlik) sözleşmesinin Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi kayıtlarına işlenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>9</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2020/11020</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, alacağın devri (alacak temlik) sözleşmesinin Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi kayıtlarına işlenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>10</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2022/105532</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru; imar planı değişiklikleri sonrasında taşınmazın yolda kalması ve yan parseldeki taşınmaza yapılaşmaya izin verilmesi nedeniyle uğranılan zararların tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının, kararın temyiz yolu kapalı şekilde verilmesi nedeniyle de hükmün denetlenmesini talep hakkının ihlal edildiği iddialarına yöneliktir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>11</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2023/63852</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, el konulan zatî demirbaş tabancanın rayiç bedelinin ödenmesi talebinin yargı makamlarınca değerlendirilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>12</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/26568</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, %35 gelir vergisi oranına tabi serbest meslek kazancına vergilendirme dönemi devam ederken yürürlüğe giren kanunla %40 oranı uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>13</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/61614</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru; akaryakıt istasyonunda lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı sabit tank, düzenek ve ekipman bulundurma gerekçesiyle idari para cezası uygulanması işleminin iptali talebiyle açılan davada davanın çözümüne etkili iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, orantısız idari para cezası verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>14</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/60045</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru; ceza infaz kurumu nakil aracındaki olumsuz koşullar, adliye nezarethanesi ve nakil aracında kelepçeli olarak tutulma ve çıplak arama işlemi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>15</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2022/5705</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, gözaltında tutulan şüphelinin fiziksel saldırıya uğraması ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi ile gözaltı koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>16</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/33955</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, güvenlik güçlerinin ateşli silah kullanımı sonucu ölüm olayı meydana gelmesi ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisiz olması nedeniyle yaşam hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>17</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/38367</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru; yaşanan terör saldırısı sonucu meydana gelen ölüm olayı ve olaya ilişkin açılan tazminat davasının etkili ve hızlı yürütülmemesi, hükmedilen tazminatın yetersiz olması nedeniyle yaşam, hakkaniyete uygun yargılanma ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>18</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/62372</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru; doktorlar tarafından yapılan tıbbi işlemlerin hatalı olması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının, ceza infaz kurumu görevlileri ile jandarmanın sağlık hizmetlerini geciktirmesi veya düzgün şekilde yerine getirmemesi, hukuka aykırı şekilde kelepçe ve zincir kullanılması nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>19</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/48140</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, site yönetiminin kullanmakta olduğu e-posta hesabına yapılan hukuka aykırı müdahaleye ilişkin yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliği nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>20</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2022/98096</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen başvurucunun olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ve kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı olmadan meslekten çıkarılması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>21</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2022/103029</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş akdine son verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>22</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/18349</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, tazminat davasında ıslah dilekçesi gözetilmeyerek miktar yönünden kesin olmak üzere karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>23</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/28597</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, işverenle güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine açılan işe iade davasında davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>24</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2020/15940</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde bireysel başvuru yapmak için İnfaz Hâkimliğinden evrak talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>25</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/5181</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru; işçilik alacağının ödenmesine karar verilmesi talebiyle açılan davanın dava şartı yokluğu gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>26</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/6977</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, ödeme emirlerinin iptali için açılan davada davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>27</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/32883</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, sigorta başlangıcının tespiti amacıyla açılan davanın aynı nitelikteki başka davalarda verilen kararlardan aksi yönde bir sonuca ulaşılarak reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>28</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2020/35422</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, internet sitesine erişimin engellenmesi kararı verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>29</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2023/104197</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, öğrenci affından faydalandırmama nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>30</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/13570</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, bir televizyon kanalının kapatılması nedeniyle ifade ve basın özgürlükleriyle bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>31</strong></td>
   <td width="112">
   <p>2021/29809</p>
   </td>
   <td width="414">
   <p>Başvuru, eğitim kurulu kararına karşı infaz hâkimliğine yapılan şikâyetin süre yönünden reddedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğü ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1>6 Mayıs 2026 - Bölüm Toplantısı Gündemi</h1>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>İlan Tarihi</td>
   <td>Toplantı Tarihi</td>
   <td>Sonuç Tarihi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>30.4.2026</td>
   <td>6.5.2026</td>
   <td></td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>Sıra No</strong></td>
   <td><strong>Başvuru No</strong></td>
   <td><strong>Konusu</strong></td>
   <td><strong>Sonuç</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>1</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/38453</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, bir televizyon programında kullanılan sözlerin ayrımcılık yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu tarafından idari para cezasıyla cezalandırılma nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>2</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2024/63578</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, ifade özgürlüğü kapsamındaki eylemlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle de ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>3</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2023/68802</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkin verilen ihlal kararı sonrası yeniden yargılama talebinin reddedilerek infazın devamına karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>4</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/18553</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesine yönelik şikâyet hakkında etkili bir ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>5</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2024/28913</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen Fetullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen başvurucunun olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarmasına nedeniyle özel hayata saygı hakkının ve kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı olmadan meslekten çıkarma kararı verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>6</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/34383</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında hak edilen ikramiyenin ödenmesi yönündeki talebin reddedilmesinin hakkaniyete uygun yargılama hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td width="246"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>7</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/24104</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru; arsa sahibi tarafından yüklenici aleyhine açılan sözleşmenin feshi davasında, yükleniciden temlik alınan kişisel hakka dayalı olarak ferî müdahil olarak yüklenici yanında davaya katılan başvurucunun, sözleşmenin geriye etkili şekilde feshedilmesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>8</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/57966</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, ön alım (şufa) davasının hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>9</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/15746</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, işe iade talebiyle açılan davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>10</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/17589</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, işçilik alacağına ilişkin açılan davada yemin delilinin değerlendirilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>11</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/56404</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, iki farklı icra takibinin iptali için açılan davada istinaf talebinin her bir takip yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi ve takiplerin biri yönünden yapılan istinaf talebinin kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>12</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/61490</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, işçilik alacaklarının tazmini talebiyle açılan davada talep artırım dilekçesinin dikkate alınmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>13</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/6589</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru; bilirkişi incelemesi yaptırılmaması, ara kararı üzerine davalı idare tarafından gönderilen cevap ve eklerinin tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, maddi tazminat talebi miktarının artırılmasına ilişkin ıslah dilekçesi dikkate alınmadan karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, idarenin kusurundan kaynaklandığı ileri sürülen maddi zararların tamamının tazmin edilmemesi nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>14</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2020/18601</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, temliken tescil davası sırasında depo edilen bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>15</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2020/22165</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, aleyhine açılan işçilik alacaklarının tahsili davasında Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uygulanmaması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>16</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2020/21745</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, imar planında yeşil alan olarak ayrılan taşınmazların bedelinin ödenmemesi ve taşınmazların kısıtlı kaldıkları dönem yönünden meydana gelen zararların karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>17</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2020/39845</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, haksız tahsil edildiği ileri sürülen Kültür Bakanlığı kesintisinin iadesi talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine açılan davada önceki içtihat ile çelişkili karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>18</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/833</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, haksız tahsil edildiği ileri sürülen Kültür Bakanlığı kesintisinin iadesi talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine açılan davada önceki içtihat ile çelişkili karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>19</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/826</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru; hükme esas alınan bilirkişi raporuna ilişkin itirazlar dikkate alınmadan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, vergi indirimi ve erken emeklilik haklarından mahrum kalınması, yersiz yapılan ödemelerin borç çıkarılarak faiziyle birlikte iadesinin istenilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>20</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2020/13074</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, idarece usulüne uygun kamulaştırma bedeli ödenmeden taşınmaza el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>21</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2020/1724</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru; başvurucu şirketin ödediği işverenlere ait sigorta primlerinin beş puanlık kısmının Hazinece karşılanması gerektiğinden bahisle iadesi talebiyle yaptığı idari başvurunun reddi üzerine açtığı dava devam ederken yapılan kanun değişikliği ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>22</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/5461</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru; kanuni ön alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının, lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve şişinin yargılama sırasında yaptığı diğer masrafları karşılamak durumunda kalması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>23</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/28003</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, gece vakti alkollü içecek satışı yapılması nedeniyle verilen idari para cezasının mülkiyet hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>24</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/24689</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, bir satış işleminin haksız ticari uygulama kabul edilerek idari yaptırım uygulanmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>25</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2020/31584</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, ceza davasında isnadın niteliğinin değiştiğinin sanıklara bildirilmemesi nedeniyle isnadı öğrenme hakkının ve delillerin (dijital materyallerin) mahkeme huzuruna getirilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair talebin reddedilmesi suretiyle usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>26</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/58113</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın başvurucu tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>27</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2020/22709</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru; terör örgütü üyeliği suçuyla ilgili olarak yapılan yargısal yorumların öngörülebilir olmaması ve mahkûmiyet kararında esas olarak suç oluşturmayan bazı eylemlere de dayanılması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, yargılama konusu olay nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesine bağlı olarak aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesinin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılan itirazın kabulünden sonra gerçekleştirilen temyiz incelemesinde itirazdan önceki aşamadaki ilk temyiz incelemesine katılan üyenin görev alması nedeniyle de tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>28</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2022/11105</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>29</strong></td>
   <td width="110">
   <p>2021/62678</p>
   </td>
   <td width="397">
   <p>Başvuru, beyanları belirleyici olarak hükme esas alınan tanıkların başvurucu (sanık) tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının, usule ilişkin imkanlar noktasında dezavantajı duruma düşürülme nedeniyle de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddilarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td></td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-bolumler-gundemi-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/adsiz-128.jpg" type="image/jpeg" length="10199"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HUKUK DEVLETİ SORUNSALI (THE PROBLEM OF THE RULE OF LAW)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-devleti-sorunsali-the-problem-of-the-rule-of-law</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-devleti-sorunsali-the-problem-of-the-rule-of-law" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel yazdı;]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hukuk devleti, bir toplum için olmazsa olmaz bir yapı taşıdır, üzerine bir evin inşa edilebileceği sağlam bir temeldir.</strong></p>

<p></p>

<p><strong>“Demokrasi, insan onuruna dayanmak zorundadır.”</strong></p>

<p>Gerçeğin biri ampirik, ötekisi de rasyonel olmak üzere iki temeli, birbirinden farklı anlamları bulunmaktadır. Ampirik açıdan gerçek, olaylara dayanan gerçek demektir. Yani bir ifadede belirtilen olay veya olayların olup olmadığını gösterir. Bu nedenle, ampirik gerçek gözleme dayanmaktadır. Rasyonel gerçek ise, çelişmeme ilkesi sonucu ortaya çıkan gerçektir. Mantıksal veya tam anlamıyla rasyonel anlamda önermeler dizisi, eğer mantıksal olarak tutarlıysa gerçektir. Ne var ki, “kişilerin birbiri hakkındaki <i>imaginations</i>, toplumun en katı gerçekleridir” (Charles Horton Cooley, 1864-1929, Amerikan Sosyoloğu). Bizler gerçekliğin yalnızca insani anlayış tarafından düzenlenmiş halini (<i>fenomen gerçekliği</i>) biliriz, gerçekliği (<i>numen gerçekliği</i>) değil. İşte bu nedenle, yargı realitesini olabildiğince farklı açılardan görmek, özellikle tüketicilerin (<i>consumer perspective</i>) yargıyı nasıl algıladıklarını saptamak; adalet<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">1</a> sisteminin fotoğrafını çekmek önemlidir.</p>

<p></p>

<p>Hukuk gerçeği evrensel ve gayri şahsi yönetimin bir enstrümanıdır ve geniş ölçekli toplumların işleyişine büyük avantajlar sağlamaktadır. Modern devletlerin hem resmi yetkililerinin hem de yurttaşların yönetimi doğasına ilişkin hemfikir olmaya yönelik yapabilecekleri koşulları hukuk sağlamaktadır. Bu bağlamda adalet organize olmuş her toplumun tek meşrulaştırıcı öğesidir. Yalnız tek bir Adalet Bakanı olmayıp; Maliye, Milli Eğitim, Çalışma Bakanı, İç İşleri ve Dış İşleri Bakanı dahil, tümü birer Adalet Bakanı’dırlar. Kurumların adaletini anlamak için adil sonuçlara olan katkılarına bakmamız gerekir. Bu sonuçlar, kurumların adil bir hak, fırsat ve kaynak dağılımına katkılarıyla değerlendirilir.</p>

<p></p>

<p>Çekirdek sorular, mevcut uygulamadaki hukuki kavram ve kurumlar acaba adaleti sağlayacak düzeyde midirler? Aktörlerin varlık ve etkinliği nedir? İnsanların hukuka güven duygusu ne merkezdedir? Mağdur, ceza adaleti sisteminde bir yer edinebilmiş midir? İşte bu sorularla kaygılandığımız somut olay adaleti ve hakkaniyettir. Hakkaniyet, olabildiğince olayın özelliklerine inme, olaydaki farklılıkları tanıma, kabul etme ve bunları değerlendirerek sonuca varmadır.</p>

<p></p>

<p>En iyi yargı, kusursuz bir biçimde etkili olan, dürüst/adil ve tarafsız/ yansız olmaya dikkat edendir ki, kimse artık ne taraf ne de karşı olmaya çalışsın. Bu niteliğin aktörlerce içselleştirilerek, halka mal edilmesi, ülke çapında <i>standart bir uygulamaya </i>(!) dönüştürülmesi gerekmektedir.</p>

<p></p>

<p>Şimdilik yargıda algılanan görüntü, <i>Déjà vu, </i>adalet sisteminin en güçlünün yargısına dönüşmesi, itaatsizlik ruhunun egemen olması, hukuk güvenliğinin olmaması, yargılamaların makul süreyi aşması, mağdurların daha da mağdur olmaları (<i>ikincil mağduriyet</i>), gerekçe adına formüller/kanundaki önermelere yer verilmesi ve bireysel özgürlüklerin gittikçe zayıflaması, özetle sistematik işlev bozuklukları, <i>le décline du droit</i> olgusunun semptomları olarak belirmektedir. Yalnız, bu konuda fazlaca kötümser olmaya gerek yoktur. Hukuk güneş gibidir, batışından sonra yeniden doğacak ve adalete olan inancımız baki kalacaktır.</p>

<p></p>

<p>Yargısal reformlar için soyut tasarımlar/ithal kurumlar yerine bilimsel yöntemlere ve özellikle <i>dereceli pragmatizme </i>başvurulmalıdır. Bu tür pragmatizm, herhangi bir zamanda sahip olduğumuz inançları sınıflandıran ve derecelendiren pragmatizmdir. Şöyle ki, zayıf kabul edilen/edilebilir olan bir tasarım ile güçlü kabul edilen/edilebilir olanlar aynı değildir. Bu nedenle, inançlar, eyleme geçişte algılanan bedele göre derecelenmeli/ sınıflandırılmalıdır. İşlem sonucu süjesi (aktörlere)/objesine (tüketicilere) olan bedeli yükseldiğinde tasarım kabul görmeyebilir.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">2</a> İşte yeni yargısal tedbirler ve kurumsal düzenlemelerde (örneğin üst mahkemeler) başlangıç ve idame bedel analizleri çok iyi yapılmalıdır.</p>

<p></p>

<p>Gerçekte, olması gereken adalet sistemi değil, tüketicilerde adaletsizlik duygusunu tahrik etmeyecek adil bir sistemdir. İşte bu bağlamda dürüst /adil yargılanma hakkı yargıya egemen bir ilke olmalıdır. Bunu sağlamak yargı erkinin görevidir. Ve tüm insan haklarının korunması her zaman yetkin, bağımsız ve tarafsız mahkemelerin pratik varlığına, adil davranmasına dayalıdır.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">3</a> Savcılar ve avukatlar, adil yargılanma hakkının gerçekleşmesine katkısı olan aktörlerdir. Adil bir yargılanma güvencesi “yalnızca” usuli” bir güvence olarak “sonuca odaklı adaletten” (haklı gerekçelere ve hukukun doğru uygulanmasına dayalı hüküm) ziyade <i>usuli adalet</i> için tasarlanmıştır (<i>writ of habeas corpus</i>). Bu bağlamda taraflara hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek nedenlerden dolayın reddini isteme hakkı tanınmıştır (CMK 24/1).</p>

<p></p>

<p>Hizmette, hâkimin kişiliğinin önemli bir karakteristiği olan adalete hizmet duygu ve düşüncesi de önemli bir etkendir. Bu duygu bir diğerkâmlık yansıması olarak kesinlikle önemli konudur. Hâkimin adil yargılamayı sağlama görevi, hâkim önüne çıkarılma öncesi, kolluk ve savcılık evresinde de sanıklar karşı tretmanın adil olmasını öngörmekte; davalar ve hâkimler açısından yeterli derecede yeknesaklık (<i>uniformity</i>) gerektirmektedir-Mahkemelerin <i>raison d’être</i>.</p>

<p>Yargılamada adil tretmana tanık olmak bakımından aşağıdaki öğeler üzerinde önemle durulmalıdır:</p>

<p></p>

<p>· Hâkimin tarafsız olmak yanında karara dayanak yaptığı “bulgular” hakkında yeterli bilgi sahibi olarak görülmesi;</p>

<p>· Sujenin, kendi görüşünü sunabilme, “sesini” duyurabilme şansı ve muhakeme sürecinde etkili olabilme imkânı olması;</p>

<p>· Sujenin hâkimin duruşmada sunulan argümanları ciddiye aldığı ve üzerinde kafa yorduğu izlenimini elde etmesi; ve</p>

<p>· Muhakeme sırasında sujenin kendisine saygı ve nezaket sınırları içinde davranıldığını hissetmesidir.</p>

<p></p>

<p>Hâkimler giydikleri cüppe ile kendilerini Herkül gibi görmek yerine “<i>insan olarak ben de hata yapabilirim</i>” düşüncesiyle saygılı davranmalı ve gözlerini açık tutarak her türlü etkiden uzak bir şekilde karar vermelidir. Özetle, <i>yargı saygı duyulmayı hak etmelidir</i>. Hâkimler, siyasetçiler veya medya ve halk için popüler olmayacak kararlar vermek ve belki de hepsinden en önemlisi de herhangi bir zamanda popüler olmayan kişilere hukuk önünde eşit işlem görmesini savunmak üzere ahlaki yetkinlik ve cesarete sahip olmalıdırlar.</p>

<p>Entelektüel bir uğraş olan yargılama sürecinde, basit davalar dışındaki, her davada, makul hukuki argümanlarla şu veya bu şekilde karar verilebilir. Bu süreçte, tartma ve dengeleme önemli parametrelerdir. Bu noktada gerekçenin tutarlı, rasyonel bir tartışmayı içermesi önem kazanmaktadır. Hukuki sonucun seçilmesinde, kuşkusuz, hâkimin değer yargıları da devreye girmektedir. Yalnız bir hâkim huzura gelen davalarda “adaleti” doğrudan gerçekleştiremez. Onun işlevi yargılama sürecinin kurallarına göre yürütülmesini sağlamak ve hukuku uygulamaktır. Yargılama, kuralları olan bir oyun; yoksa, bizlerin rüyalarını gerçekleştireceği bir oyun değildir.</p>

<p></p>

<p>Hukuku somutlaştıran tüketicilerdir. İşte buna olanak sağlayan yargılama sürecinde temel soru “hâkimler davalara nasıl karar verir veya vermelidir?” Yargılama teorileri konusunda farklı iki teori ailesi vardır: <i>Biçimsel</i> ve <i>Gerçekçi</i> teoriler.</p>

<p></p>

<p><i>Biçimsel</i> teorilere göre (1) Hukuk rasyonel olarak belirgin ve hâkimin kararını meşru gösterecek meşru hukuki sebepleri barındırdığı; (2) Yargılama süreci öteki tür muhakeme biçimlerinden otonom olarak hâkimin hukuki nitelikte olmayan normatif ahlaki düşüncelere veya siyaset felsefesine başvurmaksızın karar verebilmesidir.</p>

<p></p>

<p>Çoğu <i>Gerçekçilerin</i> geliştirdikleri tasviri yargılama teorisine göre ise, (1) Yargıtay’a giden davalarda özgün bir sonuca giden hukuki bir muhakemenin <i>belirsizliği</i> (2) Yargıtay kararlarının özel dairenin içtihatları (<i>Stare Decisis</i>) dışında kurallara ve öğretiye göre tahmin edilemezliğidir. Tahmin edilebilirlik ise hukukta anahtar bir işlev,<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">4</a> hukuk sisteminde önemli bir değerdir. Hukuk sistemine bağlılık benzer davalara tahmin edilebilir sonuçlar sağlamak açısından önemlidir. Hukuk uygulaması esnek olmaktan tahmin edilemezliğe kaydığında anahtar işlev buharlaşmaktadır-Öğretide <i>sürpriz karar verme yasağı </i>vardır.</p>

<p></p>

<p>Hukukta adaletin varlığını sağlamak ise, kanun koyucunun görev alanına girmektedir. Nitekim, O.W.Holmes, kanunun adaletini irdeleme özgürlüğü olmadığını bir kararında dile getirmiş; bir keresinde de, “Benim birincil sorumluluğum, oyunun, sevip sevmediğime bakmaksızın kurallarına göre oynandığını saptamaktır” diyerek hâkimin işlevine açıklık getirmiştir.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">5</a></p>

<p></p>

<p>Biçim açısından yargıda ceza ve hukuk davalarına özgü usul farklılıkları vardır. Ceza yargılamasında hâkimin sürece aktif katılımı egemen iken, hukuk yargılamasında hâkim, sportif bir maç hakemi gibidir. Bu yaklaşım, adli yardım olanaklarının yetersiz olduğu ülkemizde hak kayıplarına neden olmaktadır. İşte her yargılama için hâkimlerin sürece aktif katılımı, hukuk devleti (<i>Anayasa</i> md.2) ve hukukun üstünlüğüne olan inanç göstergesi olacaktır. Çıkarımı, yasallaşmış hukuk ile gerçek hukuk arasında hiç denecek veya çok az bir benzerlik varsa <i>rule of law</i>’un varlığından söz edilemez. Hukuk devleti uygar bir toplumun temelidir. Herkesçe erişilebilir ve herkese eşit olan saydam bir süreç tesis eder. Özgürlükçü ve koruyucu ilkelere bağlılığı sağlar. O’nun ayrıcı ve duyarlı niteliği yansız olmasıdır. Dar anlamda, hukukun üstünlüğü, hukukta yer alan adil yargılanma hakkının güvence altına alınması gibi her türlü avantajı bize garanti eder. Hukukun üstünlüğü kesinlik sağlayabilir veya devletle ve toplumun diğer üyeleriyle etkileşimlerimizde öngörülebilirlik ve hükümet yetkililerinin eylemlerini kısıtlayabilir.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">6</a></p>

<p><img alt="174461173Df-3" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/05/174461173df-3.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="480" height="461"></p>

<p>Öte yandan, üç erk (yasama, yürütme ve yargı) arasındaki anayasal dengenin korunması; ve her erkin kendi rolünü anlayarak ötekilere saygı duyması hukuk devleti gereği olmaktadır. Kuşkusuz, erkler arasındaki ilişkiler toplumun temel yapısını oluşturmaktadır.</p>

<p><strong>12. Kalkınma Planı</strong> (2024-2028)</p>

<p>“901. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanması bağımsız, tarafsız ve şeffaf yargı sisteminin egemen olduğu <strong>hukuk devleti </strong>ile demokrasi ve iyi yönetişim ilkelerinin etkin şekilde uygulanmasıyla mümkündür.</p>

<p>903. Hukukun üstünlüğü ilkesi doğrultusunda, idarenin yargısal denetime açık olduğu, kanun önünde eşitliğin ve etkin hak arama yollarının sağlandığı, kazanılmış hakların korunması, eşit muamele, açıklık, tutarlılık ve öngörülebilirlik ilkelerinin benimsendiği <strong>hukuk devleti anlayışı</strong>nın daha da güçlendirilmesi Plan döneminin önceliklerindendir”.</p>

<p><strong>World Justice Project Rule of Law Index 2025</strong></p>

<p>Türkiye 0,41 puanla 143 ülke arasında 118. sırada bulunmaktadır. Son bir yılda %1,9’luk düşüş, Türkiye’yi en hızlı gerileyen ülkeler arasına taşıdı. Yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü, yürütmenin denetlenmesi alanlarında yaşanan gerileme, yalnızca hukuk sistemini değil, demokrasi ve ekonomik güveni de doğrudan etkiliyor. Hukukun üstünlüğü güçlenmeden, sürdürülebilir kalkınma mümkün değildir.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">7</a></p>

<p><img alt="1744611737Saw-3" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/05/1744611737saw-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="800" height="600"></p>

<p><strong>Hukuk Devleti</strong></p>

<p>“İmparator Justinianus’un huzurunda görülen davada sanık suçlamaları reddeder; delil üretemeyen savcı hiddetle ‘Sırf inkâr etmek yetiyorsa, Sezar nasıl kimseyi suçlu bulacak?’ diye çıkışır. Justinianus’un yanıtı ise hukuk devletinin özeti gibidir: ‘Suçlamak yetiyorsa, masumu kim kanıtlayacak?’ diyerek sanığın serbest bırakılmasına karar verir.” Elif Çakır “Mahremiyetin Yargısız İnfazı” <strong>Karar</strong> (20/01/2026).</p>

<p>Genel kanıya göre, hukuk devleti meşru hükümet için elzemdir. Hukuk felsefecileri genel kanıyı tartışmazlar, ancak bu görüşteki bir belirsizlik konusunda farklı görüşlere sahiptirler. Hepsi meşru bir hükümetin, diğer şeylerin yanı sıra, hukukun devleti kısıtlamaları altında faaliyet gösteren bir hükümet olduğu konusunda hemfikirdir. Ancak bu kısıtlamaların hükümeti bir ölçüde meşru kılmak için yeterli olup olmadığı konusunda farklı görüşlere sahiptirler.</p>

<p>Hukuk devleti terimi 1885 yılında popüler hale getiren İngiliz hukukçu A. V. Dicey hukuk devletinin şu üç öğesine vurgu yaptı:</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Kimse olağan bir mahkemede ispatlanan bir hukuk ihlali dışında cezalandırılamaz.</li>
 <li>Kimse hukukun üstünde olmayıp; herkes, sosyal, ekonomik veya siyasi statüsüne bakılmaksızın hukuk önünde eşittir.</li>
 <li>Hukuk devleti özel kişilerin haklarını belirleyen adli kararların sonuçlarını da içermektedir.</li>
</ol>

<p>Uluslararası Barolar Birliği Konseyi de 2009 yılında kabul ettiği bir kararla hukuk devletinin maddi bir tanımı yaparak; <i>bağımsız ve tarafsız bir yargı, masumiyet karinesi;<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">8</a> gecikmesiz</i><i>,</i><i> adil ve aleni yargılan</i><i>ma hakkı; cezalara rasyonel ve orantılı bir yaklaşım</i><i>, güçlü ve bağımsız bir hukuk</i><i> </i><i>mesleği;</i><i> </i><i>avukatı ile müvekkili arasındaki </i><i>özel</i><i> iletişimin kesin</i><i>likle</i><i> korunması;</i><i> </i><i>herkesin hukuk önünde eşitliğini hukuk devletinin temel ilkeleri</i> olarak kabul etmiştir.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">9</a></p>

<p>Dünya Bankasının tanımında da şu dört ilke varlık göstermektedir: 1. Hükümetin de hukukla bağlı olması, 2. Hukuk önünde herkesin eşit olması, 3. Herkesin insan onuru sahip olması ve korunması ve 4. Herkesin adalete erişebilmesidir.</p>

<p>Hukuk devleti bağlamında en göze çarpan ceza adalet sisteminde kişilerin nasıl trete edilmesi gerektiğidir. Sistemin ilk evresinde yer alan ceza soruşturması günümüzde koruyucu kolluk teknikleri olmaksızın varlık gösteremez. Sorun ise, bu tekniklerin ne zaman kullanılması seçimi ile bu kararı kimin alması gerektiğinde yatmaktadır. Bu bağlamda insan haklarının güvence altına alınması için kolluk faaliyetlerinin harici kontrole ihtiyacı vardır. Koruyucu kolluk faaliyetleri karanlıkta kaldığından kontrolü olanaksız görülmekte ise de ceza yargılamasında olabildiğince açığa çıkarılması suiistimallerin önlenmesi açısından gerekli bir koşuldur. Bu nedenle, adil yargılanma hakkı ile <i>etkin soruşturma</i><a href="#_ftn10" name="_ftnref10" title="">10</a> arasında denge kurulmasına bilinçli çaba gösterilmeli; soruşturmaların yürütülmesinde süre açısından karşılaşılan ölçüsüzlükten kaçınılmalı; ceza adaleti sisteminde e<i>tik ilkelerin</i> işlevsel ağırlığı olmalıdır.</p>

<p>Kuşkusuz, hukuk ve yargılama artık <i>biçimsel</i> olmaktan çıkıp, soyut kurallara anlam yükleyen ve öğretiye besi kaynağı olan bir sistem olmalıdır. Bu konuda avukatlara büyük iş düşmektedir. Avukatların argüman ve ikna yetilerini geliştirmek üzere hukuk fakülteleri ile stajlarda özel programlara yer verilmelidir. Arabuluculuk, pazarlık, belagat ve müzakere gibi etkileşim becerileri de vazgeçilmez hale gelmiştir. Yalnız, <i>Eleştirel</i><strong> </strong><i>Hukuk Çalışmaları</i><strong> (</strong><i>CLS</i><strong>)</strong> okulunun görüşlerine göre, iyi bir avukatın bir davanın leh/aleyhinde inandırıcı söylem sunabilmesi gerçeği karşısında adli bir kararı kaçınılmaz yapan bir şey hukukta yoktur. Bir davanın sonucu, tamamen olmasa da büyük ölçüde davaya bakan hâkimin eğilimlerine dayalı bulunmaktadır. Bu bağlamda hukuk, bir ilim olmaktan uzak, siyaset, ekonomi ve kültürden hemen hemen ayrılmaz bir olgu olup; hukukun siyaset ve ekonomi üstü konumu da reddedilmektedir.</p>

<p></p>

<p>Önüne gelen her davada genel ve soyut kurallara göre yansız bir karar vermek durumunda olan hâkim, bunu taraflara hissettirmelidir. Diğer bir anlatımla, hâkim, somut bir davada mutlaka bir tarafın istemi gibi karar vermek zorunda değildir. Yoksa bukalemuna döner ve adalete güven duygusunu buharlaştırır.</p>

<p></p>

<p><a name="_Hlk226289089">Yargılama <i>diyalektik bir süreç</i> olmalıdır. Demokrasi de bunu gerektirmektedir. İşte <i>özgürlük</i>, <i>eşitlik</i> ve<i> adillik</i> taahhüdü olan demokrasi, ancak bu niteliklerin birleşimiyle adalete dönüşüm sağlayabilmekte; toplumsal yaşam ve insanlar güvence altına alınabilmektedir. </a>İşte yargı ve demokrasi ayrılmaz bileşenlerdir. Demokrasi hukuk devleti olmaktır. Hukuk devleti veya hukukun despotik güç üzerindeki mutlak üstünlüğü demokratik rejimin temel vurgusudur. Hukuk devletine dayalı demokraside tüm kişiler eşit olarak trete edilmekte ve hiç kimse (siyasi gücü elinde bulunduran da) hukukun üstünde değildir. Hukuk devletinin birincil muhafızları olarak mahkemeler, demokratik siyasi bir rejimde bireysel özgürlüklerin anayasa aykırı bir şekilde ihlaline karşı korumaktan sorumludurlar. Böylece, yargı erkinin görevi, hükumet etmenin temeli olarak (kaba kuvveti değil) hukuku (<i>the rule of law</i>) güvenceye almaktır. Demokrasinin aynı zamanda etkili bir demokrasi de olması zorunludur. Öte yandan, halkın etkili demokratik vatandaşlık konusunda eğitilmesine yönelik birleşik çabalar toplumda şiddete karşı en güçlü panzehir ve ülke liderlerinin sosyal sermaye konusunda yapacakları en etkili yatırım olacaktır.</p>

<p></p>

<p>"Haklar anlayışı (hukukun üstünlüğüne dair), vatandaşların birbirlerine karşı ahlaki hak ve yükümlülük- leri ve devlete karşı siyasi hakları olduğunu varsayar. Bu anlayış, bu ahlaki ve siyasi hakların pozitif hukukta tanınmasını ve bireysel vatandaşların talebi üzerine, mümkün olduğu ölçüde, mahkemeler veya diğer bilindik yargı kurumları aracılığıyla uygulanmasını şart koşar. Bu anlayışa göre hukukun üstünlüğü, bireysel hakların doğru bir şekilde kamuoyu tarafından anlaşılmasıyla yönetilme idealidir. Kural kitabı anlayışının aksine, hukukun üstünlüğü ile maddi adalet arasında ayrım yapmaz; aksine, hukukun üstünlüğü idealinin bir parçası olarak, kural kitabındaki kuralların ahlaki hakları kapsamasını ve uygulamasını gerektirir.”<a href="#_ftn11" name="_ftnref11" title="">1</a> (Ronald Dworkin)</p>

<p>Hukukun üstünlüğü çoğu modern demokrasilerde temel bir ilke olup; hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasi birbiriyle yakından ilişkili ve karşılıklı olarak yek diğerini güçlendirici öğelerdir. Öncelikli olarak hukukun üstünlüğü demokrasinin bir ülkede gelişimi için temel bir referanstır. Gerçek şudur ki, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü kaçınılmaz değildir. Bunları korumak için kurumlar, yasalar ve siyasi iradeye ihtiyacımız olduğu bilinmelidir.</p>

<p>İnsan hakları, yasama organı ve yargı için kesin bir yön gösterici ilke ve düzeltici; böylece hukuk devletinin yapıcı bir öğesidir. İnsan haklarının her sınırlanışı, hukuk devletinin niteliğini de tehlikeye sokar ve bu nedenle çok dikkat edilmelidir. Suçlulukla mücadele alanında ise bugünkü durumumuz böyle bir dikkatin bulunmadığını göstermektedir.</p>

<p>İnsan hakları ihlalleri sorununun kalbinde<i> </i><i>cezasızlık kültürü</i> yatıyor. Şu anda kamuoyuna yansıyan (ve endişeyi davet eden) sorular şunlardır: 1) İllegal telefon dinlemelerine son verilecek mi? 2) Telefon dinlemeleri kişilikleri yıpratma amacıyla kullanılmaya devam edilecek mi?<a href="#_ftn12" name="_ftnref12" title="">11</a></p>

<p>Temel hak sınırlamalarını hukuk siyasetince tanımlanan gerekliliklere göre belirleme hem genel akılcılığın hem de anayasa hukuku orantılılık ilkesinin öngördüğü bir gerekliliktir. Yalnızca suçluluğun artmasının-genel olarak veya belirli alanlarda-bir neden olarak yetip yetmeyeceği, suçluluğun artmasının muhtemel nedenlerinin çok çeşitli olabileceği düşünüldüğünde, olumlu yanıt verilebilecek bir soru değildir. Örneğin suçluluk artışı nedenlerinden biri olarak polis olanaklarının azlığı ve sokak/caddelerde yeteri kadar görev yapmamaları olduğunda suç artışı bahane edilerek temel hakları kısıtlamak caiz değildir.</p>

<p></p>

<p>Bağımsız bir yargı bağlamında korunan hukukun üstünlüğü medeni ve siyasi haklar ile hürriyetlerin korunmasında önemli bir işlev görmektedir. Hukukun üstünlüğü ile sağlanan yönetişim ilkesi ile tüm kişiler, kurumlar, kamu ve özel sektördeki tüm varlıklar yasalar karşısında hesap verir konumundadırlar. Bu doğrultuda hukuku uygulama konumundaki yargı hukukun üstünlüğü bekçisi konumundadır.</p>

<p>Ülkemiz açısından demokrasiye özgü bir husus da “seçim adaleti”dir. Bu, demokrasi ve hukukun üstünlüğü arasında ne derece bir bağlantı olduğunun göstergesidir. Seçim adaleti seçim süreçlerine ilişkin her eylem, usul ve kararın hukukla uyumlu olmasını, oy kullanma hakkının korunması ve gerektiğinde yargıya başvurabilme hakkının içermekte; hukukun üstünlüğü için anahtar nitelikli bir enstrüman işlevi görmektedir.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13" title="">12</a></p>

<p>Bu bağlamda tüm sorun hukuk devletini, toplumun yaşam stili ve estetiği haline getirmek; sıradanlaşma- ya, niteliksiz kitlelerin zorbalaşmasına karşı koyucusu olarak somutlaştırmaktır-<i>habitus</i>. Habermas’a göre, demokrasi ve hukuk devleti birlikte var oluş sergiler; bir haklar sistemi demokrasinin öteki yüzüdür. Ve <i>vice versa</i>, demokrasi yalnızca bir haklar sisteminin kalbi olarak belirebilir.<a href="#_ftn14" name="_ftnref14" title="">13</a> Diğer bir anlatımla, hukuk devleti, bir ideal veya değiştirilemez bir anayasa ilkesi olmaktan çıkıp, hakları kullanılabilir ve görülebilir duruma getirmektedir.</p>

<p><img alt="174461173Hhd-3" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/05/174461173hhd-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="750" height="531"></p>

<p>Tüm sorun ne ölçüde hukuk devletinin demokratik ortamda <i>de-facto</i> yansıma derecesi ve işlevselliğidir.<a href="#_ftn15" name="_ftnref15" title="">14</a> Bir demokrasi için vatandaşların güzel konuşma sanatının etkilerine karşı bağışıklık kazanması da son derece önemlidir (Russell.1967:378). Siyasilerin de konuşmalarında, eleştirilerinde nezaket ve edebi üsluptan yoksun kalmaması önemli bir faktör olarak belirmektedir.</p>

<p></p>

<p>Türkiye’de hukuk devleti veya hukukun egemenliği değil, haklılığını “hikmet-i hükümet”ten alan “devletin hukuku” vardır ve egemen olan odur. Devlet seçkinlerinin kendi öncelik ve hassasiyetlerine, sempati ve antipatilerine, korku ve nefretlerine, özetle kendi gereksinmelerine göre kurgulayacağı basit bir teknik aygıt haline dönüşmektedir. Hukuk, evrensel standartlara uygunluk yanında, toplumsal gereksinmelerin bir türevi olmak yerine, Devletin toplumu tanzim aracı olarak görülmektedir. Devle- tin kendine biçtiği ideolojik misyonu evrensel bir hukuk anlayışı çerçevesinde gerçekleştirmesi mümkün değildir. Türkiye’de devleti karakterize eden meşruiyetten çok “cebir tekeline” sahip olmasıdır.</p>

<p>Demokrasi kuramına yaklaşımda, demokrasinin değeri açısından normatif sorular, tasviri açıdan demokratik olduğu savının gerçekte nasıl olduğuna ilişkin tasviri sorular yanında demokrasinin anlamı konusunda semantik sorular söz konusu olmaktadır.<a href="#_ftn16" name="_ftnref16" title="">15</a></p>

<p></p>

<p>                                  Demokrasinin anlamı</p>

<p>                                 <img alt="Adsız-127" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/05/adsiz-127.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="180" height="120"></p>

<p>Demokrasinin kurumları/tutumu    -   Demokrasinin değeri<br />
         </p>

<p></p>

<p>Sosyolojik önemi olan soru/sorular, temel norm/tanıma kuralı olan Anayasa metninde yer alan demokratik kavram ve kurumların <i>de facto</i> görünümü; demokrasi kültürü ve bu bağlamda boşluk kuramının (<i>democratic</i> <i>deficit</i>) ülkedeki boyutunun ne derece olduğudur. Diğer bir ifade ile demokratik değerlerin sosyo-kültürel olarak toplumda ne derece kök saldığıdır.<a href="#_ftn17" name="_ftnref17" title="">16</a></p>

<p>Her zaman <i>de </i><i>f</i><i>acto</i> uygulama ile hukukun normatif beklentileri arasında bir boşluk olacak ise de kaynak sınırlamaları bu boşluğu derinleştirmektedir. Bu bağlamda üzerinde durulması gereken popülist siyaset yaklaşımıdır. Bu türde lider-siyasetçi olarak temsil ettiği kişilere odaklanan ve (örneğin özgür basın,<a href="#_ftn18" name="_ftnref18" title="">17</a> hukuk devleti gibi) kurumları göz ardı eden; bu kurumları önünde bir engel görerek dışlayan bir düzen sağlaması söz konusu olmaktadır-<i>liberal demokrasiye tehdit</i>.</p>

<p>Değişim sürecinde toplum ve hukukun zaman zaman birbirini takip edememekten kaynaklanan uyumsuzluk sorunun yol açtığı bazı sorunlara tanık olunmaktadır. Başlıca nedenine bakıldığında, ülke siyasi yaşamında 600 yıllık tebaa kültürünün birdenbire terk edilerek demokrasinin gereği olan katılımcı bir kültüre doğru hızlı bir geçisin olmasını beklemek iyimser bir yaklaşım olurdu (Ogbrun’un kültürel gecikme/<i>cultural lag</i> teorisi).</p>

<p></p>

<p>Özetle, demokrasi ve yargı bileşenlerinde olanla olması gereken arasındaki uçurumun (<i>is-ought gap</i>) boyutudur. Bu bağlamda, demokrasi adına insan hakları ile toplum yararı arasında uygun ilişkilerin tesis edilmesi gelmekte ise de bu konu toplumdan topluma ve aynı toplumda zaman içinde değişmekte- ir. İşte bu noktada “orantılılık” standartları devreye girmekte ise de insanlığın ortak evrensel özelliklerin- den (<i>human universals</i>) ödün verilmemesine özen gösterilmelidir.</p>

<p></p>

<p>Hukuk devletine özgü üç bileşenin <i>birincisi</i>, bireyin medeni ve siyasi özgürlüklerinin korunması, güvenceye alınması; <i>ikincisi</i>, anayasaya göre konmuş hukuk normlarının devletin yürütme erkini sınırlamaları ve <i>üçüncüsü</i>, yönetim ve yasama bağlamındaki amaç/araç ilişkisinde orantılılık ilkesine uyulmasıdır.<sup> </sup>Orantılılık testinin üç öğesi bulunmaktadır: 1) Benimsenen tedbirlerin bir amacı gerçekleştirmek üzere kurgulanması; 2) Birinci anlamda, vasıtaların amaçla rasyonel ilişkisi olduğunda da konu edilen hak veya özgürlüklerin “olabildiğince az” kısıtlanması ve 3) Hak veya özgürlükleri sınırlayıcı tedbirlerin etkileri ile “yeterince önemli” olduğu saptanan amaç arasında bir <i>orantılılık</i> olmasıdır.<a href="#_ftn19" name="_ftnref19" title="">18</a></p>

<p>Hükümetlere özgü en iyi yol hukuk devleti fikrini benimsemeleridir. Hem dış itibarımız ve hem de dış yatırımları daha cazip kılmak adına gereklidir. Takdirle değil, yasalarla idare edilmeliyiz.</p>

<p>Terörizm bağlamında, halkın güvenlik gereksinmesi ile özgürlük ve mahremiyetine ilişkin temel haklar arasında bir denge sağlanması dile getirilmekte ise de bu yaklaşım şu nedenlerle kusurlu bir metafordur:</p>

<p></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Ölçülecek merkezi bileşenler-özgürlüğe müdahale bedeli karşısında güvenlik değeri- tam olarak ölçüme el vermemektedir;</li>
 <li>Yararlar ve bedeller nüfusun farklı üyeleri üzerinde eşit derece de dağılmayabilir ve böyle dağıtım sorunları kolay çözülür türden değildirler.</li>
 <li>Bazı tür müdahaleler, onların derhal veya içkin doğaları gereği etkilerinden olmayıp, kolaylıkla istismar edilmesi ve toplumda keyfi şekilde istenilmeyen kişilere güvenlik adına kullanılarak hükümetin <i>meşruiyetini</i> sorgular hale getirmesidir.</li>
</ul>

<p></p>

<p>Hukukun üstünlüğü kendi kendine ayakta kalmaz. Sürekli teyakkuz gerektirir. Bu alanda en önemli panzehir adil yargılanma hakkıdır (<i>due process of law)</i>. Buna riayet edilmediğinde demokrasinin ahlaki duruşu sonuçta zedelenecektir.<a href="#_ftn20" name="_ftnref20" title="">19</a><sup> </sup></p>

<p></p>

<p>Hukukun üstünlüğü, özünde, bireyleri -özellikle daha az güce sahip olanları- yetkililer tarafından haksız veya adaletsiz muameleden korumakla ilgilidir.<a href="#_ftn21" name="_ftnref21" title="">20</a> Hukukun üstünlüğünü korumak ortak bir sorumluluktur. Bu, yalnızca tek bir kurumun görevi olmayıp, yargıdan, sivil toplum örgütlerinden Ombudsman gibi bağımsız denetim organlarına kadar hepimizin bağlılığını gerektiren sürekli bir çabadır.</p>

<p></p>

<p>İdeal olarak, mükemmel bir dünyada, hukukun üstünlüğü, neyin adil neyin adaletsiz, neyin doğru neyin yanlış, neyin ahlaki neyin ahlaksız olduğu konusundaki evrimimizin sürekli bir şekilde sürdürülmesini garanti etmelidir.<a href="#_ftn22" name="_ftnref22" title="">21</a> Hukukun üstünlüğü ve onun teşvik edilmesi, sistemin kusurlarına rağmen, özgürlük, eğitim ve yaşamın kendisi için eşit fırsatlara sahip olduğumuz ve adaletin gerçekten sağlanabildiği daha iyi bir dünya yaratmaya çalışmamız anlamına gelir.</p>

<p></p>

<p>Hukuk devleti esasına dayalı bir birlikte şeffaflık kural olmalı, istisna değil. Çünkü şeffaflık olmadan gerçek bir hesap verebilirlik olmaz. Hesap verebilirlik olmadan ise kurumlara olan güven sarsılmaya başlar.</p>

<p><img alt="174461173Dfaa" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/05/174461173dfaa.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="650" height="487"></p>

<p>Tüm sorun hukuk devletini, toplumun yaşam stili ve estetiği haline getirmektir. Aksi takdirde, O’nun, Kafka’nın <i>Hukuk Önünde Eşitlik<strong> </strong></i>adlı kısa öyküsündeki sanal hukuk sarayına dönüşme riski doğar.<a href="#_ftn23" name="_ftnref23" title="">21</a><sup> </sup>Hukuk devletinin yaşamı için hukuk kültürünün gücü yanında sivil toplum kurallarının rehberliği de gerekmektedir.<a href="#_ftn24" name="_ftnref24" title="">22</a></p>

<p></p>

<p>Öte yandan, hukuk devleti söylemini ve pratiğini yaratanlar arasında hâkimler de yer almaktadır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi ve AİHM’nin<a href="#_ftn25" name="_ftnref25" title="">23</a> kayda değer kararlarına tanık olunmaktadır. Kuşkusuz, hukuk devleti olmak açısından, bir devleti maddi anlamıyla insan hakları mağdurları ile hukuk devletini yaşayamayanlarla düşünerek, mağdur sayısını olabildiğince azaltacak nitelikli kararlar demetine ihtiyaç duyulmaktadır.<a href="#_ftn26" name="_ftnref26" title="">24</a></p>

<p></p>

<p>“Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, hukuk devleti ilkesinin soyut bir ideal olmaktan çıkarılarak kurumsal bir teminata kavuşturulmasının tarihsel ifadesidir”.<br />
<strong>Anayasa Mahkemesinin 64. Kuruluş Yıldönümünde </strong><strong>Başkan Kadir Özkaya’nın Konuşması, </strong>Ankara (28/04/ 2026)</p>

<p></p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p></p>

<p>Kavramlar olarak ne kadar belirsiz olsalar da demokrasi ve hukuksallık çok yaygın olarak paylaşılan değerleri temsil eder. Bu nedenle, siyasi tartışmacıların kendi argümanlarını desteklemek için bunlara başvurması yaygın ve doğaldır.</p>

<p></p>

<p>Kurumsal bir denge olarak "hukukun üstünlüğü"nü "kanunla yönetim"den ayıran şey, gücün dağılımıdır. Birincisi, hiçbir grubun diğerlerine hükmedecek kadar güçlü olmadığı ve çoğunluğun kendi çıkarlarını desteklemek için kurumları kullandığı durumlarda ortaya çıkar. Çoğunluğun yönetimi ile hukukun üstünlüğü arasındaki çatışmalar, aktörlerin güç araçları olarak oyları veya kanunları kullandığı çatışmalardır.</p>

<p></p>

<p>Hukukun üstünlüğü ve demokrasi, siyasi bir sistemin arzu edilen nitelikleridir. Otoriter yönetimden demokratik geçişler üzerine yazan akademisyenler genellikle böyle bir geçişin amacının hukukun üstünlüğüyle birlikte demokrasinin kurulması olduğunu savunurlar; bu da her ikisinin de aynı anda başarılabileceği anlamına gelir. Hukukun üstünlüğüyle kastedilen şey genellikle, hükümetin iradesini düzensiz kararnameler ve kişisel saldırılar yoluyla değil, yöneticilerin kendilerinin de tabi olduğu genel yasalar yoluyla uygulaması gerektiği fikrinden başka bir şey değildir. Ancak hukukun üstünlüğü bundan daha fazlasını gerektirebilir: İnsanların eylemlerinin hukuki sonuçlarını doğru bir şekilde öngörebilmelerini ve ister yasama yoluyla olsun ister başka bir şekilde, ani sürprizlere maruz kalmamalarını gerektirebilir; ya da yasanın belirli esaslı ilke ve hakları içermesini veya en azından ihlal etmemesini gerektirebilir.</p>

<p></p>

<p>O’Donnell (1999:318,321), demokrasinin yalnızca (çok yöneticili) bir siyasi rejim değil, aynı zamanda devlet ile vatandaşlar arasında ve vatandaşların kendi aralarında, siyasi vatandaşlığa ek olarak sivil vatandaşlığı ve tam bir hesap verebilirlik ağını destekleyen bir tür hukuk devleti altında özel bir ilişki biçimi olduğunu yazmaktadır.<a href="#_ftn27" name="_ftnref27" title="">25</a> Rejimin en üst düzeydeki yetkilileri de dahil olmak üzere, kamu ve özel sektördeki tüm aktörler, eylemlerinin hukuka uygunluğuna ilişkin uygun, yasal olarak belirlenmiş kontrollere tabidir.</p>

<p></p>

<p>Eğer siyasetçiler demokratik araçlarla hukukun üstünlüğünü baltalayabilir, demokrasiyi altüst edebilir veya hâkimlerin bağımsızlığını kullanan stratejilerle rekabet koşullarını değiştirebilirlerse, o zaman demokrasi ve hukukun üstünlüğünün birleşimi, siyasetin gerçek dünyasını iyi yansıtmayan, sadece normatif bir klişe olarak kalacaktır.<a href="#_ftn28" name="_ftnref28" title="">26</a></p>

<p></p>

<p></p>

<p>“Özgür bir topluma eğer ulaşacaksak, hiçbir suç işlememiş ve hiç kimsenin haklarını ihlâl etmemiş olan başkalarına kendi isteklerini zorla veya şiddet tehdidiyle dayatmanın her birey veya grup için yanlış olduğuna ve böyle yapmanın sizin ve benim gibi devleti oluşturan kişiler için de yanlış olduğuna insanların büyük bir kısmını ikna etmek zorundayız”. Robert Higgs, “Freedom: Because It Works or Because It’s Right?’’, December 28, 2012. Özgürlük Araştırmaları Derneği, 23 Haziran 2025.</p>

<p></p>

<h3><strong>Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel</strong></h3>

<h3></h3>

<p><span style="color:#999999">--------------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">1</span></a><span style="color:#999999"> Ülkede kurulan parti isimlerinin sırasıyla “Adalet” ile “Adalet ve Kalkınma” olması adalete olan ihtiyacı simgeleştirmektedir. Mısır Tanrıçası <i>Maat, </i>Yunan Tanrıçası <i>Themis</i> veya Roma Tanrıçası <i>Justitia</i> (Bayan Adalet) adaletin mükemmelliğini temsil ediyorlar ve bunların insan hâkimler tarafından takip edilmesi bekleniliyordu. İlahi düzen, hakikat ve hukukun doğruluğunu simgeleyen bu kadın karakter eski Mısır toplumunda kadınların toplumda yüksek bir seviyede bulunmalarından kaynaklanmış; bu durum daha sınırlayıcı olan Yunan ve Roma geleneklerini de etkilemişti. Toplum kavramının yeniden değerlendirilmesi için bkz. D. Sayer ve D. Frisby. <strong>Toplum </strong>(Terc. B. Bekmen) Habitus Yayını, 2013.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">2 </span></a><span style="color:#999999">Bkz. E. Chan. <strong>The Predicament of Democratik Man</strong>, A Delta Book, 1962, ss.145-158.</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">3</span></a><span style="color:#999999"> Platon'un 2000 yıldan fazla önce belirttiği gibi, “adil bir toplum ancak vatandaşlar adil ve hakkaniyetli bir şekilde doğup yaşadıkları takdirde var olabilir.” Magna Carte Madde 39, AİHS Madde 6/1,2, T.C. Anayasa Madde 36. Hakların kötüye kullanılmasının yasaklanması” (AİHS 17. Md) için bkz. P. E. de Morree. <strong>Rights and Wrongs under the ECHR -The prohibition of abuse of rights in Article 17 of the European Convention on Human Rights</strong> Utrecht, August 2016; European Court of Human Rights. Guide on Article 17 of the European Convention on Human Rights Prohibition of abuse of rights<i>,</i> Updated on 31 August 2019.</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">4</span></a><span style="color:#999999"> Mahkeme kararlarının tahmini, hukukun mahkemece <i>ex ante</i> nasıl uygulanacağını tahmin olanağı ekonomik açıdan oldukça önemlidir. Bu nitelik ekonomiye hukuki kesinlik sağlamakta ve ekonomik ajanlara eylemlerinin potansiyelini hukuki ve ekonomik açıdan irdelemek olanağını vermektedir. Tahmin, öte yandan, dava açılması veya üst mahkemeye gidilip gidilmemesi seçimini de etkilemektedir. Tahmin edilebilirliği, <i>per se</i>, ölçmek zor ise de üst mahkemelere ait başvuru sonuçlarının oranları hakkında bazı bilgiler edinerek karar verilebilir. Genelde <i>common-law</i> ülkelerinde temyiz oranları daha düşük iken öteki sistemlerde temyiz oranları daha yüksektir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">5</span></a><span style="color:#999999"> O.W. Holmes. <strong>Collected Legal Papers</strong>, New York:Peter Smith, 1952, p.307. Ayrıca bkz. H.Spector. “Future of Legal Science in Civil Law Systems” <strong>Louisiana Law Re</strong><strong>view</strong> Vol.65, Nr.1 Fall 2004, ss.255-271.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">6</span></a><span style="color:#999999"> “Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü”. Hukuk devleti evrensel geçerliliği olan bir kavramdır. Hukuk devleti Avrupa Konseyi Statü’sünün giriş bölümünde gerçek demokrasinin temellerini oluşturan üç ilkeden biri olarak bireysel ve siyasal özgürlük ile düzenlenmiştir. Statü’nün 3. Maddesine göre hukuk devleti ilkesine uyulması birliğin üyesi olmak için önkoşuldur. Ayrıca bkz. Sururi Aktaş. “Hukuk Devleti İdealine Felsefi Bir Bakış” <strong>YBHD</strong>, Yıl 5, Sayı 2020/1, ss. 1–32. Tüsiad. <strong>Hukuk Devleti ve Yargı- “Demokratik Standartların Yükseltilmesi Paketi</strong>” Tartışma Toplantıları Dizisi- 4 Aralık 1977. Ali Rıza Çoban. <strong>Türkiye’de Hukuk Devleti</strong>, Özgürlük Araştırmaları Derneği, 2025. Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyon (Venedik Komisyonu) Hukuk Devleti Kontrol Listesi, Strazburg, 18 Mart 2016.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">7</span></a><span style="color:#999999"> Is the Rule of Law strong enough to save the democracy <strong>YouTube</strong> World Justice Project 2025</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">8</span></a><span style="color:#999999"> Gökhan Çayan, Hâkim, Ankara İdare Mahkemesi, Masumiyet Karinesi Doktrini, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1500891) Masumiyet karinesi (Anayasa m.38/4; AİHS m.6/2). “İmparator Justinianus’un huzurunda görülen davada sanık suçlamaları reddeder; delil üretemeyen savcı hiddetle ‘Sırf inkâr etmek yetiyorsa, Sezar nasıl kimseyi suçlu bulacak?’ diye çıkışır. Justinianus’un yanıtı ise hukuk devletinin özeti gibidir: ‘Suçlamak yetiyorsa, masumu kim kanıtlayacak?’ diyerek sanığın serbest bırakılmasına karar verir.”</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">9</span></a><span style="color:#999999"> Contemprorary challanges to the Rule of Law-What must we…YouTube 19 Mart 2026. Rebuilding the Rule of Law YouTube 31 Mart 2026.</span></p>

<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10" title=""><span style="color:#999999">10</span></a><span style="color:#999999"> <i>Etkin soruşturma</i> kavramı AİHM içtihatları ile evrensel<i> </i>bir hukuk kuralı haline gelmiştir. AİHM’nin ihlal kararlarındaki en yoğun grubu “etkin soruşturma yokluğu” başlığı oluşturmaktadır. Bkz. S.Ergin. “Türklerin AİHM’deki mağduriyet haritası” <strong>Hürriyet</strong> (5/02/2014) s.16; S.Ergin. “İhlal kararlarının uygulanması da sorunlu” <strong>Hürriyet</strong> (20/12/ 2017) s.12: Türkiye’nin uygulaması gerek karar sayısı 20/07/2107 istatistiğinde 1384 iken, bu sayı Almanya için 19’dur. Schroeder-Yenisey-Peukert. <strong>Ceza Muhakemesinde ‘Fair Trial’ İlkesi</strong>, İst. Barosu, 1999. Kollukta gözaltına alınan şüphelilerin %53,3’nün Savcılıklarca serbest bırakılması etkin soruşturmayı sorgular hale getirmektedir. Ayrıca bkz. S.M.Boyne. “Procedural Economy in Pre-Trial Procedure: Developments in Germany and United States”<strong> Southern California </strong><strong>Interdisciplinary Law Journal</strong> Vol. 24:329. AİHM kararları ile ilgili istatistikler için Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı web sitesine ve ayrıca bkz. <strong>Analysis of Statistics</strong> by European Court of Human Rights. AİHM istatistiklerini anlamak için bkz. <strong>Understanding the Court’s Statistics</strong>, March 2019.</span></p>

<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11" title=""><span style="color:#999999">1</span></a><span style="color:#999999"> Ronald Dworkin, "Politica ljudges and the Rule of Law," <strong>A Matter of Principle</strong> (Cambridge, MA:Harvard University Press, 1985), pp. 11-12</span></p>

<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12" title=""><span style="color:#999999">11</span></a><span style="color:#999999"> Türkiye’ de işkence karşısında görülen duyarsızlığa ilişkin birey yerine Emperial’n, devletin korunmasını esas alan yaklaşım sonucu işkence olaylarına göz yummak; güneş balçıkla sıvanmaz durumunda da normları dejenere etmek eğilimi egemen olmaktadır. Bu türden en son örneğine gözaltında iken döverek işkence edildiği kamere kayıtları ile sabit olmasına karşılık; hele bir sanığın “Pişmanım, kendime hakim olmadım” demesine karşın mahkeme “yaralama”dan mahkumiyete karar verip, iki sanığa para cezası verip, hükmün açıklanmasının ertelenmesine; diğer dördünün beraatına hükmetti. ACM başkanı sanıklara, “Karakoldan insanların neden korktuğunu sizi görünce anlıyoruz. Paldır küldür adamın tepesine biniyorsunuz. Yapma o zaman bu mesleği. Devlet maaş veriyor size. Yap vur kır diye vermiyor. Ben burada katile katil diyemiyorum. Sizin yaptığınıza bak” diye konuştu (“İşkenceye ‘fırça’ var; ceza yok” <strong>Vatan,</strong> (26/09/2014), s.16. Ayrıca bkz. T. Snyder. <strong>Tiranlık Üzerine Yirminci Yüzyıldan Yirmi Ders</strong>, (Çev. Z. Enez) Olvido,2017; A. M. Aytaç. “İşkence: Konuşulmayan Gerçek” <strong>Gazete Duvar</strong> (12/06/2019).</span></p>

<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13" title=""><span style="color:#999999">12</span></a><span style="color:#999999"> Ülkede 31/03/2019 tarihinde yapılan mahalli seçimlere ilişkin YSK’mın 6/05/2019 tarihli İstanbul Belediye Başkanlığı’na ilişkin seçimin iptal edilmesi (7 kabul-4 ret) konusunda karşı oylar dışında gerekçeden yoksun irrasyonel kararı ülkede kuvvetler ayrılığının tümüyle aşındığı izlenimi vermiş ve bu karar kazanılmış bir hakkın gaspı olarak demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Ayrıca bkz. S. Ergin. “YSK’nın kararı ve demokratik sabır” <strong>Hürriyet</strong> (10/05/2019) s.10; S.Yalçın “5 Saatlik kurgu” (9/05/2019).<strong> </strong>Yargı organları verdikleri kararlarda “ilgili ve yeterli gerekçeleri göstermek zorundadır.” (AYM.B. No. 2016/16092). Demokrasi tarihi, modern çağdaş gelişimi ve belirsiz geleceği hakkında bkz. J.Keane.<strong>The Life and Death of Democracy</strong>, 2009. Anayasa’nın 114. maddesine göre seçimlerden önce Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanlıklarına tarafsız isimler getirilmekte iken, bu madde 2010’da kaldırıldı.</span></p>

<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14" title=""><span style="color:#999999">13</span></a><span style="color:#999999"> Kuşkusuz, riskleri olmayan hiçbir siyasi sistem yoktur. Örnek olarak Almanya’da Hitler, A.B.D.’de McCarthy dönemi gösterilebilir. J.Habermas. <strong>Between facts and norms: Contributions to a discourse theory of law and democracy </strong>(terc. William Regh). Cambridge, MA: MIT Press, 1999; S. Selçuk<strong> </strong>“Eski Yargıtay Başkanı Selçuk'tan Başbakan'a açık mektup”<strong> Zaman</strong> (25-29/03/2013)<strong>; </strong>liberal demokratik kapitalizmin normatif bir ideal olarak çoğu ülkelerce benimsenmesine karşın bu rejime özgü tüm öğelerin etkin bir varlık gösterdiği ülke oldukça enderdir. Bu öğelerin varlığı da yeterli olmayıp, halka sunulan hizmetlerin etkin olması da önemlidir. Bu noktada hizmetlerin etkinliği noktasında demokratik rejimin ne derece gerekliliği Çin ile Hindistan’ın karşılaştırılmasında ortaya çıkmaktadır (<i>Yazarın notudur</i>). Ayrıca bkz.<strong> </strong>N.Chomsky.<strong> Demokrasi ve Eğitim, </strong>bgst, 2.bası, 2013;<strong> </strong>demokrasi sorunları için bkz.<strong> F. </strong>Cunningham.<strong> Theories of Democracy- A critical introduction</strong>, Rouıtledge, 2002,<strong> </strong>ss.133-139.Ayrıca bkz.C.Anık “Demokrasinin Muhasebesi” <strong>Meşruiyetin Sosyal Psikolojisi, </strong>Kaknüs, 2015, ss.151-161.<strong> </strong>1950-2014 yılları arasında Türkiye’de liberal demokrasi için bkz.<i>Varieties Democracy(V-Dem) </i>https://www. v.dem.net/en/about/<strong> </strong>Demokrasi artık<strong> </strong>periyodik yapılan seçimlerle sinonim olarak anlaşıla- maz. Tarihsel açıdan bakıldığından içer demokrasi biçimi özel bir iletişim biçiminden almakta; onunla şekillenmekte ve yeniden şekillenmektedir. Ayrıca bkz. E. Balta ve H. Efe. <strong>Türkiye’de Demokrasi, Güvenlik, Devlet Algısı </strong>Ankara Enstitüsü 2022: Ortaya çıkan tablo, temel değerlerde, kurallarda anlaşamamış, kimlikler, partiler etrafında kümelenmiş, ‘bölünmüş’ bir toplum olduğumuzdur. Ayrıca bkz. D. Satmış. <strong>Korku Toplumu:Türkiye bu duruma nasıl geldi?</strong>, 2022.</span></p>

<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15" title=""><span style="color:#999999">14</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. V-Dem https://www.v-dem.net/en/about/ Demokrasinin kalitesini şu yedi temel ilke etrafında geliştirilmiş bir endeksleme yöntemiyle ölçmeye çalışıyor: <i>Seçim, özgürlük, katılımcılık, rızaya dayalı olmak, müzakerecilik ve eşitlikçilik.</i>“Türkiye'de bileşenlerin ağırlığının<strong> </strong>değişimi ve geçirdiği evrime karşılık<strong> </strong>"<strong>iktidar</strong>" seçeneği olmayı sürdürmüş<strong> </strong>iki temel siyasal hareket bulunmaktadır: ‘<strong>Kalkınmacı muhafazakârlık</strong>’ ve ‘<strong>devletçi modernleşmecilik</strong>’ değişik dönemlerde "<strong>iktidar</strong>" olmuşlar; ama ‘<strong>demokrasi</strong>’ ve ‘<strong>çoğulculuk</strong>’ söylemini büyük çapta ‘<strong>muhalefet</strong>’te iken kullanmışlardır. Bunun temel nedeni, her iki ideolojinin de "<strong>demokrasi</strong>"nin ikinci, hatta üçüncü planda kaldığı "<strong>mega</strong> <strong>söylemler</strong>"e sahip olmasıdır.” M.Ş.Hanioğlu.“Bir muhalefet söylemi olarak ‘demokrasi” <strong>Sabah </strong>(30/04/2017); Ayrıca bkz. M. Y. Yılmaz. “Savcıların suç işlediği ülke” <strong>Hürriyet </strong>(17/08/ 2017) s.17. Demokrasi ortak bir değer midir? Herkes ben demokratım diyorsa da demokratik değerlere sahiplenme noktasında eksiklerimiz var. Ne var ki, demokratik değerlerin yaşandığı batı ülkelerinde dahi ekonomik bunalım insanları otoriter liderlere karşı sempati beslemesine yöneltti ve insanlar demokrasiyi bir lüks tüketim malzemesi olarak görmeye başladılar. Post-modern dünya görüntüsü şimdilik böyledir. Hangi “Demokratik Toplum”? için bkz. K.Gözler. <strong>İnsan Hakları Hukuku,</strong> Ekin, Temmuz 2017, ss.385-394. Ayrıca bkz. V.Shiva. <strong>Yeryüzü Demokrasisi</strong>, bgst Yayını,2. Bası, 2014. Ayrıca bkz. S.Hook. “The Good Society” <strong>John Dewey-An Intellectual Portrait</strong>, The John Day Company, NY, 1939, ss.149-176. Ayrıca bkz. A.Taşgetiren. “Yargıda Asıl Sancı” <strong>Karar</strong> (7/06/2019). F.Sağlam. “Türkiye’de Yargı Bağımsızlığı Alanında Gelişmeler” <strong>Av.Teoman Ergül’e Armağan,</strong>TBB, 2017,s.442: “Güçler ayrılığının ve bağımsız yargının yer almadığı bir yerde demokrasiden söz edilemez….Siyasallaştırılmış bir yargı, daha da güçlenmiş bir biçimde düşünsel olarak bağlı olduğu odaklara hizmet vermeye devam eder.” Ayrıca “Mahkeme paketleme" (<i>court-packing</i>) için bkz. T. Şirin “Paketlenen” Anayasa Mahkemesi <strong>T 24</strong> (6/10/ 2020); T. Şirin. “Yargıyı ele geçirme taktikleri: Yemek buldun mu ye, dayak buldun mu kaç!” <strong>T 24</strong> (24/08/2021). Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin davada dosyanın Suudi Arabistan'a gönderilmesine şerh düşen ve muhalefet eden İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Nimet Demir, (1916/2022 adli yargı kararnamesi ile) Kahramanmaraş'a atandı.<i> “Önümüze gelen davalarda sanıkların, davacının veya davalının kimliğine bakmıyordum. Demokrasi, insan hakları ve özgürlük anlayışının ve değerinin gereği neyse onu yapmaya çalışıyordum. Bu otoriter yapılarda her zaman tepki görecek duruştur. Ben de o duruşun şu anda mağdurun konumundayım diyeyim”.</i> Taha Akyol. Güç karşısında adalet? <strong>Karar</strong> (21/04/2026); Ramazan Arıtürk, “Hâkim Güvencesi: Yasal Düzenlemeden Fiili Bağımsızlığa” <i>ekopolitik.org </i><i> Ayrıca bkz.</i><i> </i><i>Government Legal Department (İngiltere</i><i>). <strong>The judge over your shoulder-a guide to good decision making.</strong></i></span></p>

<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16" title=""><span style="color:#999999">15</span></a><span style="color:#999999"> Liberal demokrasi/melez demokrasi/illeberal demokrasi, seçimli otoriterlik. Ayrıca bkz. C. Anık “Demokrasi Muhasebesi” <strong>Meşruiyetin Sosyal Psikolojisi</strong>, Kaknüs, 2015, ss.151-161. Demokrasi’de üç anahtar terim vardır:</span></p>

<p><span style="color:#999999">1. Eşitlik (<i>egalitarian</i>): Tüm insanlar için sosyal eşitlik ve eşit hak sahipliği ile karakterize edilmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#999999">2. Sivil toplum (<i>civil society</i>): Devletten küçük ve fakat aileden büyük tüm kuruluşlar, gönüllü kuruluşlar ve tüzel kişileri içermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#999999">3. Parlamento (<i>parliament</i>): Demokratik hükümetin yasama meclisidir.</span></p>

<p><span style="color:#999999">“Pozitif hukukun en temel ilkelerinden biri olan <i>eşitlik</i> Türkiye’de kültürel planda benimsenmemiştir<i>.</i> Eşit olmama kabulleri her alanda yaygındır. Hukuki eşitlik, kişisel değişkenlerin-profesyonel anlamda ilgili olması müstesna-kamu gücünün işlem ve eylemlerinde etki doğurmaması anlamına gelir. Toplum ise hukuk frekanslarında düşünme alışkanlığına sahip değildir. Hukuk, öncelikleri net ve tutarlı bir değerler örgüsü sunmadığı için toplumdaki kayıtsızlık hali tabidir. Topluma nüfuz eden kanuni eşitlik ideali değil, ayrışmacı ve imtiyazcı sosyal realitelerdir.” Bkz. E. Kaya. <strong>Hukuk Zihniyeti</strong>, 2023, ss.285-286. Ayrıca bkz. C.Duhigg. <strong>Alışkanlıkların Gücü</strong> (Çev. H. B. Çevikus), Boyner Yayınları, 2012.</span></p>

<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17" title=""><span style="color:#999999">16</span></a><span style="color:#999999"> Sosyo-kültürel yaklaşımın ne derece önemli olduğunu belgelemek üzere cezaevi kurumu üzerine yapılan bir deneyime değinilmektedir: ABD Stanford'un Psikoloji Binasının bodrum katında, Zimbardo yazı turayla kimi gardiyan kimi hükümlü rolü üstlenen 21 normal, zeki, erkek üniversite öğrencisinin bulunduğu cezaevi taklidi bir mekân kurdu. Zimbordo, neler yaşandığını <strong>Sosyal Hayvan </strong>adlı kitabında şöyle anlatır: "Daha altıncı gün sona ermeden sözde cezaevimizi kapatmak zorunda kaldık; çünkü gördüklerimiz korkutucuydu. Rollerin nerede başlayıp nerede bittiğini biz ve deneklerimizin çoğu ayırt edemiyorduk... Dehşete düştük; çünkü, bir taraftan bazı çocukların (gardiyanların) gaddarlıktan zevk alarak diğer çocukları aşağılık hayvanlar olarak gördüklerini; diğer taraftan de diğer çocukların (hükümlülerin) yalnızca kaçmayı, kendi bireysel yaşam savaşlarını ve gardiyanlarına besledikleri kini artıran kölevari, insanlıktan uzaklaşmış robotlar halini aldıklarını gördük." “Tutuklular ve gardiyanlar rollerinden çok fazla etkilendikleri için deney altı gün sonra durdurulmuştur” (P. Zimbardo. <strong>The Social Animal, </strong>New York, 1980, p.10; C.T.Morgan. <strong>Psikolojiye Giriş</strong> Ank., 1995, ss. 404-405). “Mahpusların gözetim görevini kötülerin ellerine vermek tehlikelidir-onlar, başkalarını gözetim altında tutmaya yetenekli olmak şöyle dursun, kendileri gözetim altında tutulmayı gerekserler.” (Aristoteles <strong>Politika </strong>Remzi Kitabevi İst., 1990, s.192). Sorun iyi insanların nasıl olup da kötüleştikleri değildir. Her insan da belli ölçüde kötülüğe yatkın olup; sistemin yarattığı <i>durum</i> içinde kişinin kötüleşmesi söz konusu olduğundan, kötüleri iyilerle değiştirmek yerine durumsal değişkenleri değiştirmek suretiyle gayri insani ve kötü muamelenin önlenmesidir. Aynı yaklaşım <i>yargının etkinliği</i> için de geçerlidir. <i>Anayasal devlet</i> anayasalı devletten ayrılmalıdır. Anayasası olan her devlet anayasal bir devlet olmayabilir. Çevirmen M.Turhan’ın önsözü için bkz. C.J.Friedrich. <strong>Sınırlı Devlet</strong>, Liberte, 2.bası,2014, s.13. Ayrıca bkz. G.Sartori. <strong>Demokrasi Teorisine Geri Dönüş (</strong>Terc. T.Karamustafaoğlu ve M.Turhan) 2. Baskı, Sentez, 2014. “Türk toplumu demokratik sistemin bazı şekli unsurlarını benimsemiş fakat kültürünü benimsemediği için bocalama içinde kalmıştır.” E.Kaya. <strong>Hukuk Zihniyeti, </strong>adalet, 2016, s.344. Ayrıca bkz. İ.Berkan. “Toplum demokrasiye hazır mı, değil mi?” <strong>Hürriyet </strong>(11/10/2013) s.31. Peter Haberle, Avrupa’yı her şeyden önce bir hukuk kültür toplumu olarak görmekte ve altı ayrı ölçüt sıralamaktadır: Tarihçilik (<i>historicism</i>), hukuki muhakeme ve öğretinin bilimsel karakteri, yargı bağımsızlığı, devletin ideolojik ve dinsel tarafsızlığı, farklı ve birlik olarak hukuk kültürü. Ayrıca bkz. G.Groc. “Laiklik ve Demokrasi: Yeni Bir Orta Yol Mu?” <strong>Laiklik ve Demokrasi </strong>(derl. İ.Ö.Kaboğlu) İmge, 2001, ss.221-236; “Rule of Law and Democracy: Addressing the Gap between Policies and Practices” <strong>The Magazine of the United Nations</strong>, Vol.XLIX, no.4, Dec., 2012. Bkz. Special issue: Measuring Judicial Independence and Accountability <strong>International Journal for Court Administration</strong>, Vol.9, No.3, Dec.2018. Ayrıca bkz. Robert Spano, President of the European Court of Human Rights “Judicial Independence - The Cornerstone of the Rule of Law” (3 September 2020), Ankara:<i> </i>“Hukukun üstünlüğü ilkesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin kutup yıldızı. Bize yol gösteren, ileriye gitmemizi sağlayan parlak yıldız. Hukukun üstünlüğü ilkesi, demokrasi ve insan onuru temel ilkeleriyle birlikte bugünkü hukuki ve ahlaki temeli ortaya koyuyor. İktidardaki kişiler mahkemeleri kontrol edemez. Kanunlar sadece halka değil, aynı zamanda gücü elinde bulunduranlara da her an uygulanabilmelidir. Kanunun üzerinde hiç kimse yoktur. Toplumda yargının işlevsiz olması, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının esas alınmaması sonucu, topluma yabancı yatırım çekilmesi mümkün olmaz. Ekonomik kalkınma ve refahın devamı için devletler hukukun üstünlüğüyle yönetilmelidir.” Ayrıca bkz. S. Ergin. “Adalet Bakanı ‘Yargı her zaman mükemmel kararlar vermiyor’ dediğinde…” <strong>Hürriyet</strong> (23/09/2021), s.14: Adalet Bakanı Gül’ün, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünün medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekmektedir” şeklindeki sözleri oldu. <strong>Alman Bilim ve Politika Vakfı</strong> (SWP), Türkiye’de CB sisteminde kurumların felce uğradığını, Meclis’in ve yargının zayıfladığını, “kamu görevlisi olmak ile parti üyesi olmak arasındaki sınırların da neredeyse ortadan kalktığını” yazdı (DW, 8 Nisan 2021).</span></p>

<p><a href="#_ftnref18" name="_ftn18" title=""><span style="color:#999999">17</span></a><span style="color:#999999"> “Özgür basın iyi ya da kötü olabilir ama özgürlük olmayınca basın ancak ve ancak kötü olacaktır.” Albert Camus</span></p>

<p><a href="#_ftnref19" name="_ftn19" title=""><span style="color:#999999">18</span></a><span style="color:#999999"> Ayrıca bkz. temelinde AİHM içtihatları bulunan bir Anayasa Mahkemesi kararı (K.2012 /207). “Polis şefinden özgürlük özrü” <strong>Hürriyet</strong>, 27/09/2014, s.9: 9/08/2014 günü ABD Missouri eyaleti, Ferguson kentinde 19 yaşında siyahi bir gencin polis tarafından öldürülmesi üzerine 16 gün süren sokak protestoları sonrası polis şefi protestocular ile ölen gencin ailesinden özür diledi: “<i>Polisler insanların barışçıl toplanma hakkını korumak için buradalar. Bu hakkı barışçıl bir şekilde kullanmak isteyen birileri üzgün veya kızgın ise kendimi bundan sorumlu hissediyorum ve özür diliyorum</i>. <i>Aile içinde, “Çocuğunu kaybetmeyen duygularınızı anlayamaz. Çocuğunuzu kaybetmiş olmanızdan dolayı çok özür diliyorum.”</i></span></p>

<p><a href="#_ftnref20" name="_ftn20" title=""><span style="color:#999999">19</span></a><span style="color:#999999"> Adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin yazarın bizzat tanık olduğu prototip dava değerlendirilmesi için bkz. H.Şeker. “İnsan Trajedisine Kulak Tıkayan Pratik Sisyphus’le Özdeşleşen Çağcıl Adalet” <strong>Güncel Hukuk</strong> Mayıs 2014/5-125, ss.44-47. E. Cahn. <strong>The Predicament of Democratic Man</strong>, Delta Book, 1962, ss.145-158. Bireysel başvuru sonucu AYM’nce en çok hak ihlaline % 72’lik oran ile <i>adil yargılanma hakkı</i>nda tanık olunmuştur. Bkz. <strong>HT</strong> (30/03/2016) s.14.Ayrıca bkz. O.Armutçu. “İşte Adaletin Karnesi” <strong>Hürriyet</strong> (14/02/2018) s.14. “2007-2013 yılları yargı tarihinin utanç dönemi. Şahit olduğum bazı dosyalardan gelecek adına…utanç duyuyorum” <i>HSYK Başkan vekili M.Yılmaz’ın beyanatı</i> <strong>Hürriyet</strong>(23/04/2016) s.25.<i> </i>Usuli hakkaniyet ve adil yargılanma için bkz. M.Erdoğan. <strong>Hukuk Üstünlüğü ve Türkiye</strong>, Özgürlük Araştırmaları Derneği, Ekim 2015, ss.26-27. Bkz. N.Doğru. “Adaletinize ve hâkimlerinize güvenmiyoruz!” <strong>Sözcü</strong> (14/05/2017) s.2; International Commisson of Juriste(ICJ). <strong>Turkey: the judicial System in Peril-A briefing paper</strong>, 2016. Ayrıca bkz.Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu(<i>Venedik Komisyonu</i>). <i>Türkiye Sulh Ceza Hakimliklerinin Görevleri, Yetkileri ve İşlevi Hakkındaki Görüşü</i>,<strong> </strong>10-11 Mart 2017, Venedik<strong>:</strong> <i>Sulh ceza hâkimlerinin kişilerin insan hakları üzerinde önemli etkileri olan kararları yeterince gerekçelen- dirmedikleri saptanmıştır. </i>Bkz. S. Ergin. “Anayasa Mahkemesi tartışmasında bireysel başvurunun geleceği” <strong>Hürriyet </strong>(16/10/2020) s.12: “ihlal kararlarından %52,9’nun adil yargılanma hakkı’ndan verilmiş olması dikkat çekicidir”. Ayrıca bkz. A. Çelik. <strong>Adil Yargılanma Hakkı Rehberi</strong>, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 2014. Ayrıca bkz. Ç. Toker. “Bireysel başvuru tazminatında rekor” <strong>Sözcü </strong>(17/06/2022): Bireysel başvurudaki tazminat ödemeleri: 2021 yılında 100 milyon 713 bin TL. iken bu rakam 2022 yılının ilk beş ayında 255 milyon 156 bini bulmuştur. Bir mahkemenin hâkim veya hakimleri değiştikten sonra yeni hakim veya hakimler, eskiden dinlenilmiş şahitleri yeniden dinlemek zorundadır. Bu yapılmadan sadece dosyayı okuyarak karar vermeleri “adil yargılanma hakkı”nın ihlalidir! (Anyasa Mahkemesi. B. No:2020/23093, Karar: 15 Şubat 2024). Ayrıca bkz.<strong> </strong><strong>İstanbul Barosu</strong>. “Adil Yargılanma ve Savunma Hakkı” uluslararası sempozyumu YouTube, 3-4 Nisan 2026.</span></p>

<p><a href="#_ftnref21" name="_ftn21" title=""><span style="color:#999999">20</span></a><span style="color:#999999"> Sedat Ergin<strong> </strong>“Bir fotoğrafın Türk yargısı hakkında bize anlattıkları” <strong>Oksijen </strong>10/11/2025: “AYM’de alınan bir ihlal kararının sonuçlarının kaldırılması söz konusu olduğunda iki tür etkinin ortaya çıkması bekleniyor. Birincisi, kararın “sübjektif etkisi” dosyada saptanan spesifik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını anlıyoruz bu etkiden; öngörülen tazminatın ödenmesi, aynı dosyada yeniden yargılamanın yapılması ve bu şekilde vatandaşın yaşadığı mağduriyetin giderilmesi gibi. Bir de kararların “objektif etki” boyutu var. Bu etkiyle, kararın etkisinin yalnızca bireysel başvuruya konu olan dosya ile sınırlı kalmaması amaçlanıyor. Bir hukuk devletinde olması gereken, verilen ihlal kararının, aynı zamanda birinci derece mahkemelerde ve yargının sonraki aşamalarında emsal alınarak hayata geçirilip yaygınlık kazanması”; Taha Akyol. “Hukuk buhranı” <strong>Karar</strong> (9/11/2025):<strong><i> Hukuk devleti’</i></strong> ile <strong><i>‘yargı ülkesi’</i></strong> ikilemi arasında kalmamız ve günün sonunda ikinciyi birinciye tercih etmemiz, galiba yabancıların hoşuna gitmiyor. Gökçer Tahincioğlu. “Tutanaklardaki vahim iddialar ve yeni suçlar: İşkence suç mudur, yargı işkenceyi soruşturur mu?” <strong>T24</strong> 5/04/2025: Tutuklama nedeni yapılan yeni suçlarla tanıştık. “Anayasal hak çağrısı yapılması”, “hakaret içermese de slogan atılması”, “mitinge, eyleme katılmak…” Eskiden de bu nedenle açılan, açılmış yüzlerce dava var elbette. Ancak tutuklama nedeni sayılması bütünüyle sistematik yeni bir uygulama…Ayrıca bkz<strong>. </strong>Yusuf Şevki Hakyemez<strong>. Militan Demokrasi</strong>, Seçkin Yayınları, 2000. Mehmet Ocaktan. “Hukuku kaybeden Türkiye’nin halleri...” <strong>Karar</strong> (24/01/2024). Yargıtay 3.Ceza Dairesi, "Anayasa'yı yorumlayarak karar alma yetkisi verilen" Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymayacağını belirtmekle kalmadı, aynı zamanda yüksek mahkemenin üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu-8/11/2023 unutulmayacak bir tarih. Radbruch formülü için bkz. Mustafa T. Yücel. <strong>Hukuk Felsefesi, </strong>ss.468-475. 5. Bası, 2026.<a name="_Hlk226528463"></a></span></p>

<p><a href="#_ftnref23" name="_ftn23" title=""><span style="color:#999999">21</span></a><span style="color:#999999"> B. Çağlar. “Hukuk Devletinde Gündelik Hayatın Estetiği” <strong>Hukuk Devleti</strong> (HFSA-Yayın no.4) İst., 1998 ss.83-85. Kafka’nın <i>Hukuk Önünde Eşitlik</i> öyküsü için Bkz. S. Büyükdüvenci. “Etik ve Siyaset Üzerine” <strong>Ankara Barosu Konferanslar Dizisi</strong>-1(Felsefe Kulübü) 2006, s.14; F. Kafka. <strong>Dava</strong> Varlık Yayınları 2004, ss.191-2; G. Radbruch. <strong>Rechtsphilosophie </strong>(8. Bası)<strong> </strong>Stuttgart<strong> </strong>1973, s.280 vd. Hukuk devleti düşüncesine anlam kazandıran temel ilke “kuşkulu durumlarda özgürlüklerden yana olmaktır” (<i>in dubio pro libertate</i>).<strong> </strong>Contemporary Challenges to the Rule of Law—What Must We Do Now? YouTube 19 Mart 2026. Rebuilding the Rule of Law YouTube, Is the Rule of Law Strong Enough to Save Democracy? YouTube-World Justice Forum.</span></p>

<p><a href="#_ftnref24" name="_ftn24" title=""><span style="color:#999999">22</span></a><span style="color:#999999"> Eflatun’a göre, demokratik hukukun iki temel postulatı vardır: 1) Hiçbir insan yasalardan bağımsız olarak yetki kullanabilecek akıl ve yeterli dirayete sahip değildir ve 2) Halk, “<i>işbirlikçi”</i> otonom bir toplum olmaya doğru bir hukuk düzeni vasıtasıyla hazırlanabilir. Ayrıca bkz. Jacques Chevallier. <strong>Hukuk Devleti</strong> 1. Baskı, Seçkin, Eylül 2010; M. Hanifi Macit<strong>. Hukuk Devleti-Bir Çözüm Önerisi</strong><sub>, </sub>Ötüken Neşriyat, Şubat 2022. Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu (Venedik Komisyonu) Hukuk<strong> Devleti Kontrol Listesi</strong>, Strazburg, 18 Mart 2016, Görüş No: 711 / 2013, s.8: Hukuk devletinin ana unsurları ve içerikleri sabittir, ancak somut olarak nasıl geçekleşecekleri ülkeden ülkeye ve o ülkenin yerel bağlamında özellikle ilgili ülkenin anayasal düzeni ve geleneklerine göre farklılıklar gösterebilir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref25" name="_ftn25" title=""><span style="color:#999999">23</span></a><span style="color:#999999"> Y. Özdek. <strong>Avrupa İnsan Hakları Hukuku ve Türkiye, </strong>TODAİE Mart 2004; TBB. <strong>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Ceza Yargılaması Kurum ve Kavramları</strong>, Ank., 2008.</span></p>

<p><a href="#_ftnref26" name="_ftn26" title=""><span style="color:#999999">24</span></a><span style="color:#999999"> Mehmet Y. Yılmaz. “Siyasallaşarak hukuktan kopan bir yargı” <strong>T24</strong> (8/04/2026):<strong> </strong>Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Eylül 2012 ile Aralık 2025 arası dönemde esastan incelediği 84 bin 442 başvurunun, 82 bin 753’ünde hak ihlali yapıldığı tespit edildi. Bu tablo 82 bin 753 insanın, aileleri ve yakınlarıyla birlikte yaşadıkları bir dram anlamına da geliyor.</span></p>

<p><a href="#_ftnref27" name="_ftn27" title=""><span style="color:#999999">25</span></a><span style="color:#999999"> O'Donnell, Guillermo, "Democratic theory and comparative politics," Discussion Papers, (1999) Presidential Department P 99-004, WZB Berlin Social Science Center.</span></p>

<p><a href="#_ftnref28" name="_ftn28" title=""><span style="color:#999999">26</span></a><span style="color:#999999"> Mustafa T. Yücel. </span><a href="https://www.hukukihaber.net/hukukta-uygulama-practice-in-law"><span style="color:#999999">https://hukukihaber.net/Hukukta-Uygulama</span></a></p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-devleti-sorunsali-the-problem-of-the-rule-of-law</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/hukuk-devleti.jpg" type="image/jpeg" length="12759"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[15 Yaş Altına Sosyal Medya Yasağı: Çocukları Koruma Mı Yoksa İfade Özgürlüğünü Kısıtlama mı?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-cocuklari-koruma-mi-yoksa-ifade-ozgurlugunu-kisitlama-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-cocuklari-koruma-mi-yoksa-ifade-ozgurlugunu-kisitlama-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dijital çağın en güçlü araçlarından biri olan sosyal medya, bireylerin iletişim kurma, bilgiye erişme ve kendini ifade etme biçimlerini değiştirmiştir. Ancak bu dönüşümün en hassas muhataplarından biri çocuklarımızdır. Özellikle 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımı, son yıllarda yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda hukuki bir tartışma konusu hâline gelmiştir</p>

<p>Bugün birçok devlet, çocukların dijital dünyada maruz kaldığı riskleri azaltmak amacıyla yaş temelli erişim sınırlamaları üzerinde çalışmaktadır. Bu tartışmanın merkezinde ise temel bir soru bulunmaktadır: Çocukların sosyal medyaya erişiminin sınırlandırılması, onların üstün yararını koruyan bir önlem midir; yoksa temel hak ve özgürlüklere müdahale niteliği mi taşımaktadır?</p>

<p>Hukuken konuya bakıldığında, çocukların korunması ilkesi hem ulusal hem uluslararası hukukta güçlü bir dayanağa sahiptir. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesi, çocukla ilgili tüm işlemlerde “çocuğun üstün yararı” ilkesinin esas alınmasını öngörmektedir. Aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 41. maddesi de devletin çocukları koruma yükümlülüğünü açıkça düzenlemektedir.</p>

<p>Sosyal medya platformlarının algoritmik yapısı dikkate alındığında, çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklere maruz kalması, siber zorbalık, dijital istismar, kişisel verilerin ihlali ve psikolojik bağımlılık gibi ciddi riskler ortaya çıkmaktadır. Özellikle çocukların henüz hukuki sonuçları değerlendirme yeterliliğine sahip olmadan dijital sözleşmelere taraf hâline gelmeleri, veri güvenliği açısından önemli sorunlar yaratmaktadır. Burada devreye giren temel hukuk alanlarından biri de kişisel verilerin korunması hukukudur. Türkiye’de Kişisel Verileri Koruma Kurumu denetiminde uygulanan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında çocuklara ait verilerin işlenmesi, daha hassas koruma rejimine tabidir. Çünkü çocuklar, dijital platformların veri toplama politikalarına karşı yetişkinler kadar bilinçli savunma mekanizmalarına sahip değildir.</p>

<p>Sosyal medya üzerinden işlenebilen suçlar bakımından çocukların hukuki durumunu değerlendirirken iki ayrı ekseni birlikte ele almak gerekir: <strong>ceza ehliyeti</strong> ve <strong>kişisel/medeni olgunluk</strong>. Çünkü dijital ortamda gerçekleştirilen eylemler çoğu zaman fiziksel dünyadaki suç tiplerinin sanal görünümüdür; ancak fail çocuk olduğunda yaş, algılama yeteneği ve irade kontrolü belirleyici hâle gelir.</p>

<p>Türk Ceza Kanunu bakımından çocukların sosyal medyada işleyebileceği başlıca suçlar şunlardır:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Hakaret (TCK m.125):</strong> Yorum, paylaşım, story veya mesaj yoluyla kişilik haklarına saldırı.</li>
 <li><strong>Tehdit (TCK m.106):</strong> Korkutma içerikli mesajlar veya içerikler.</li>
 <li><strong>Kişisel verilerin hukuka aykırı paylaşılması (TCK m.136):</strong> Özel fotoğraf, telefon numarası, adres ifşası.</li>
 <li><strong>Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m.134):</strong> Ekran görüntüsü, gizli konuşmaların paylaşılması.</li>
 <li><strong>Müstehcenlik (özellikle çocuk içerikleri bakımından ağır sonuçlar doğurabilir) (TCK m.226).</strong></li>
 <li><strong>Siber zorbalık niteliği taşıyan sistematik psikolojik saldırılar</strong> (çoğu zaman hakaret, tehdit, şantaj gibi suçlara dönüşebilir).</li>
 <li><strong>Dolandırıcılık (TCK m.157-158):</strong> Sahte hesaplarla para talebi, link dolandırıcılığı.</li>
</ul>

<p>Bu suçların çocuklar bakımından değerlendirilmesi yaş gruplarına göre değişir:</p>

<p><strong>1. 12 yaş altı çocuklar</strong></p>

<p>Bu yaş grubunda sosyal medyada hakaret etmiş, tehditte bulunmuş veya özel veri paylaşmış olsalar dahi ceza sorumlulukları yoktur. Çünkü kanun, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrama kapasitesinin oluşmadığını kabul eder. Ancak burada “cezasızlık” fiilin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Aile, okul ve sosyal hizmet mekanizmaları devreye girebilir. Özellikle dijital zorbalık mağduriyetlerinde koruyucu tedbirler gündeme gelir.</p>

<p><strong>2. 12–15 yaş grubu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu grup sosyal medya suçları bakımından en kritik gruptur. Çünkü çocuk çoğu zaman paylaşımın “şaka” olduğunu düşünse de hukuki sonuç ağır olabilir. Örneğin: Arkadaşının özel görüntüsünü yaymak, sahte hesap açarak itibar zedelemek, birine organize linç başlatmak. Mahkeme burada şu soruya bakar:<br />
<strong>Bu çocuk yaptığı paylaşımın hukuki sonucunu anlayabiliyor muydu?</strong> Eğer anlayabiliyorsa cezai sorumluluk doğabilir; ancak indirimli ceza uygulanır. Bu yaş grubunda özellikle dijital akran zorbalığı dosyaları dediğimiz birçok suçu içinde barındıran ceza dosyaları doğabilmektedir.</p>

<p>Yasa koyucu yaptığı önlemler ile çocukları hem suçun mağduru hem de faili olmaktan korumak istemektedir. Şöyle ki 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun da bazı değişiklikler yapılmıştır ve kanunun yayımı tarihinden 6 ay sonra yürürlüğe gireceğini belirtmiştir.</p>

<p><i><strong>1 Mayıs 2026 CUMA</strong></i></p>

<p><i><strong>Resmî Gazete Sayı : 33240</strong></i></p>

<p><i><strong>MADDE 21-</strong> 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.</i></p>

<p><i>“ş) Oyun: İnternet aracılığıyla dağıtılan veya güncellenen, elektronik ortamda çevrim içi veya çevrim dışı oynanabilen dijital oyunları,</i></p>

<p><i>t) Oyun dağıtıcı: İçerik sağlayıcı tarafından üretilen veya yayınlanan dijital oyunların; son kullanıcıya ulaştırılması amacıyla satış kanalları ile ilişkileri yöneten, lisans anahtarlarının üretimini ve yönetimini koordine eden, dijital hak yönetimi sistemlerini kullanan ve bu süreçte mali veya teknik aracılık hizmeti sunan gerçek veya tüzel kişileri,</i></p>

<p><i>u) Oyun geliştirici: Dijital oyunu ya da oyun içeriğini tasarlayan, bunların yazılımını geliştiren veya geliştirme sürecini yöneten gerçek ya da tüzel kişileri,</i></p>

<p><i>ü) Oyun platformu: İnternet üzerinden dijital oyunların ve bunlarla ilişkili ek içeriklerin; sergilenmesi, satışı, dağıtımı, indirilmesi veya oynanmasına yönelik yazılımsal veya teknik altyapı sunan; kullanıcıların oyun veya içeriklere erişimini, lisans yönetimini veya kullanıcılar arası etkileşimi sağlayan veya koordine eden gerçek veya tüzel kişileri,”</i></p>

<p><i><strong>MADDE 22-</strong> 5651 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “9 uncu ve 9/A maddeleri kapsamındaki içeriklere yönelik olarak” ibaresi madde metninden çıkarılmış, dördüncü fıkrasında yer alan “erişimin engellenmesi kararlarının” ibaresi “erişimin engellenmesi kararları ile yirmiüçüncü fıkranın” şeklinde, yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde, onsekizinci fıkrasında yer alan “en geç üç ay” ibaresi “derhâl ve onbeş günü geçmemek üzere Kurum tarafından belirlenecek süre” şeklinde değiştirilmiş, ondokuzuncu fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut yirminci fıkrasında yer alan “ve ondokuzuncu” ibaresi “, ondokuzuncu, yirminci, yirmibirinci ve yirmiüçüncü” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümleler eklenmiştir.</i></p>

<p><i><strong>“(7) Sosyal ağ sağlayıcı, onbeş yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamaz ve bu hizmetin sunulmaması konusunda yaş doğrulama dâhil gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Sosyal ağ sağlayıcı, onbeş yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri alır. Bu fıkra kapsamında alınan tedbirler sosyal ağ sağlayıcının kendi internet sitesinde yayınlanır.”</strong></i></p>

<p><i>“(20) Sosyal ağ sağlayıcı; açık, anlaşılır ve kullanıma elverişli ebeveyn kontrol araçları sağlar. Ebeveyn kontrol araçları;</i></p>

<p><i>a) Hesap ayarlarının kontrol edilmesine,</i></p>

<p><i>b) Satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi ücrete dayalı işlemlerin ebeveyn iznine veya onayına tabi kılınmasına,</i></p>

<p><i>c) Kullanım süresinin izlenmesi ve bu sürenin sınırlandırılmasına,</i></p>

<p><i>ilişkin mekanizmaları içerir.</i></p>

<p><i>(21) Sosyal ağ sağlayıcı, aldatıcı reklamları engelleyici tedbirleri almakla yükümlüdür.</i></p>

<p><i>(22) Türkiye’den günlük erişimi on milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcı, 8/A maddesi uyarınca gecikmesinde sakınca bulunan hâller kapsamında verilen kararların gereğini derhâl ve en geç bir saat içinde uygular.</i></p>

<p><i>(23) Türkiye’den günlük erişimi on milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcı, bu Kanun uyarınca verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararlarına konu yayının kendi internet sitesinde yayınlanmaması hususunda gerekli her türlü tedbiri alır.”</i></p>

<p><i>“Verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan tarafından Türkiye’de mukim vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili sosyal ağ sağlayıcısına yeni reklam vermesi yasaklanır, bu kapsamda yeni sözleşme kurulamaz ve buna ilişkin para transferi yapılamaz. Reklam yasağı kararının verildiği tarihten itibaren üç ay içinde yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan, sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde elli oranında daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Başvurunun kabulüne ilişkin hâkim kararının uygulanmasından itibaren otuz gün içinde söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan, sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde doksan oranına kadar daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Hâkim ikinci başvuru üzerine vereceği kararında, yüzde elliden düşük olmamak kaydıyla, sunulan hizmetin niteliğini de dikkate alarak daha düşük bir oran belirleyebilir. Bu kararlara karşı Başkan tarafından 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Hâkim tarafından verilen kararlar erişim sağlayıcılara bildirilmek üzere Kuruma gönderilir. Kararların gereği, bildirimden itibaren derhâl ve en geç dört saat içinde erişim sağlayıcıları tarafından yerine getirilir. Yükümlülüğün yerine getirilmesi hâlinde reklam yasağı kaldırılır ve hâkim kararları kendiliğinden hükümsüz kalır. İnternet trafiği bant genişliğine yapılan müdahalenin sona erdirilmesi için erişim sağlayıcılara Kurum tarafından bildirim yapılır.”</i></p>

<p><i><strong>MADDE 23-</strong> 5651 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</i></p>

<p><i>“EK MADDE 5- (1) Oyun platformu usulüne uygun olarak derecelendirilmeyen oyunları sunamaz. Ancak derecelendirilmeyen oyunları en yüksek yaş kriterine göre derecelendirmek kaydıyla sunabilir. Oyun platformu içerik veya yer sağlayıcı olmasından doğan sorumluluk ve yükümlülükleri saklı kalmak kaydıyla, usulüne uygun olarak derecelendirilmeyen içerikleri çıkarmakla yükümlüdür.</i></p>

<p><i>(2) Türkiye’den günlük erişimi yüzbinden fazla olan yurt dışı kaynaklı oyun platformu; Kurum, Birlik, adli veya idari makamlarca gönderilecek tebligat, bildirim veya taleplerin gereği ile bu Kanun kapsamındaki diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesini temin için Türkiye’de gerçek veya tüzel kişi temsilci belirlemekle ve bu temsilciye dair bilgileri Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Oyun platformu, temsilcinin iletişim bilgilerine kolayca görülebilecek ve doğrudan erişilebilecek şekilde internet sitesinde yer verir.</i></p>

<p><i>(3) Oyun platformu; açık, anlaşılır ve kullanıma elverişli ebeveyn kontrol araçları sağlar. Ebeveyn kontrol araçları;</i></p>

<p><i>a) Hesap ayarlarının kontrol edilmesine,</i></p>

<p><i>b) Satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi ücrete dayalı işlemlerin ebeveyn iznine veya onayına tabi kılınmasına,</i></p>

<p><i>ilişkin mekanizmaları içerir.</i></p>

<p><i>(4) Kurum, oyun platformunun bu Kanuna uyumuna ilişkin olarak oyun platformundan kurumsal yapı, bilişim sistemleri, veri işleme mekanizmaları dâhil olmak üzere bu Kanunun uygulanmasıyla doğrudan ilgili açıklamaları talep edebilir. Oyun platformu, Kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri derhâl ve onbeş günü geçmemek üzere Kurum tarafından belirlenecek süre içinde vermekle yükümlüdür.</i></p>

<p><i>(5) Bu maddenin uygulanmasına, oyun platformunun uyması gereken yükümlülüklere ve yaş kriterlerine göre derecelendirmeye dair usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.</i></p>

<p><i>(6) Bu maddede düzenlenen yükümlülükler ile Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikte yer alan yükümlülüklerini yerine getirmeyen oyun platformuna Kurum tarafından bildirimde bulunulur. Bildirimden itibaren otuz gün içinde bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde oyun platformuna Başkan tarafından bir milyon Türk lirasından on milyon Türk lirasına kadar idari para cezası verilebilir. Verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içinde bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde on milyon Türk lirasından otuz milyon Türk lirasına kadar bir kez daha idari para cezası verilebilir. İdari para cezası miktarı ihlalin niteliği, ağırlığı, kullanıcılar üzerindeki etkisi veya meydana gelen zarar dikkate alınarak takdir edilir.</i></p>

<p><i>(7) İkinci kez verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içinde bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan, oyun platformunun internet trafiği bant genişliğinin yüzde otuz oranında daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Başvurunun kabulüne ilişkin hâkim kararının uygulanmasından itibaren otuz gün içinde bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde Başkan, oyun platformunun internet trafiği bant genişliğinin yüzde elli oranına kadar daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Hâkim ikinci başvuru üzerine vereceği kararında, yüzde otuzdan düşük olmamak kaydıyla, sunulan hizmetin niteliğini de dikkate alarak daha düşük bir oran belirleyebilir. Bu kararlara karşı Başkan tarafından 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Hâkim tarafından verilen kararlar erişim sağlayıcılara bildirilmek üzere Kuruma gönderilir. Kararların gereği, bildirimden itibaren derhâl ve en geç dört saat içinde erişim sağlayıcıları tarafından yerine getirilir. Bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmesi hâlinde; verilen idari para cezalarının dörtte biri tahsil edilir ve hâkim kararları kendiliğinden hükümsüz kalır. İnternet trafiği bant genişliğine yapılan müdahalenin sona erdirilmesi için erişim sağlayıcılara Kurum tarafından bildirim yapılır.”</i></p>

<p>Çocukların korunması, yalnızca devletin değil; , ailelerin, eğitim sisteminin ve teknoloji şirketlerinin ortak hukuki sorumluluğudur. Yapılan değişiklik ile birlikte hem ailelere hem de teknoloji şirketlerine yönelik düzenlemelerde yapılmıştır. Ailelerde hesapların kontrolünü sağlayarak çocukların dijital platformlar üzerindeki tehditlerden korunması için etkin rol oynamalıdır. Dijital çağda çocuk hakları, artık yalnızca fiziksel dünyada değil, sanal dünyada da korunmak zorundadır.</p>

<p>Bir diğer yan ise sosyal medya platformları üzerinden e devlet sistemi ile kimlik ve yaş doğrulama ile anonim hesapların önüne geçilmek istenildiği algısı da oluşmaktadır. Şöyle ki siber suçların birçoğu anonim hesaplar üzerinden işlenilmektir. Yasa koyucunun temel amacı çocukların üstün yararı ilkesi gereğince dijital platformlardaki tehditlerden koruma rolünü etkinleştirmek olsa da sosyal medya platformlarında işlenen suçlarda kişilerin tespiti noktasında da fayda sağlayacağı kanaatindeyiz.</p>

<p>Ancak meselenin diğer yüzü de göz ardı edilmemelidir. Sosyal medya yalnızca risk alanı değil; aynı zamanda ifade özgürlüğü, eğitim, sosyalleşme ve bilgiye erişim aracı olarak da değerlendirilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları çerçevesinde ifade özgürlüğüne getirilecek her sınırlamanın ölçülülük ilkesine uygun olması gerekmektedir.</p>

<p>Dolayısıyla mutlak yasaklama politikaları yerine; yaş doğrulama sistemleri, ebeveyn denetimi mekanizmaları, dijital okuryazarlık eğitimi ve platformların çocuklara yönelik özel güvenlik politikaları geliştirmesi daha dengeli çözümler sunabilir.</p>

<p>Kanaatimizce mesele, “yasaklama” ekseninde değil, “hukuki koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi” ekseninde ele alınmalıdır. Zira çocukları dijital dünyanın dışında tutmak artık gerçekçi değildir; önemli olan onları dijital dünyanın risklerine karşı hukuken, teknolojik olarak ve toplumsal olarak koruyabilmektir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-cigdem-cetin" title="Av. Çiğdem ÇETİN"><img alt="Av. Çiğdem ÇETİN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/09/cigdem-cetin-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-cigdem-cetin" title="Av. Çiğdem ÇETİN">Av. Çiğdem ÇETİN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-cocuklari-koruma-mi-yoksa-ifade-ozgurlugunu-kisitlama-mi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 08:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/08/cocuk-bilgisaya-sosyal-medya.jpg" type="image/jpeg" length="78087"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GIDA ÜRETİCİSİNİN HUKUKİ SORUMLULUĞUNUN TARAFLARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gida-ureticisinin-hukuki-sorumlulugunun-taraflari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gida-ureticisinin-hukuki-sorumlulugunun-taraflari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Gıda güvenliği, modern hukuk sistemlerinde yalnızca teknik bir düzenleme alanı değil; aynı zamanda kamu sağlığının korunması, tüketici haklarının güvence altına alınması ve piyasa düzeninin sağlanması bakımından temel bir hukuki mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle küreselleşen üretim ve tedarik zincirleri, gıda ürünlerinin üretiminden nihai tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte çok sayıda ekonomik aktörün rol almasına yol açmıştır. Bu durum, gıda ürünlerinden kaynaklanan zararların ortaya çıkması hâlinde sorumluluğun kime ait olduğu sorusunu daha karmaşık hâle getirmiştir.</p>

<p>Türk hukukunda gıda üreticisinin hukuki sorumluluğu, başta 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu olmak üzere çeşitli mevzuat hükümleri çerçevesinde düzenlenmektedir. Bu düzenlemeler, yalnızca üreticiyi değil; ithalatçı, dağıtıcı ve diğer tedarik zinciri aktörlerini de belirli koşullar altında sorumluluk rejimine dahil ederek çok katmanlı bir sorumluluk sistemi kurmaktadır.</p>

<p>Öte yandan bu sistem, Avrupa Birliği hukukunda uzun yıllar uygulanan 85/374/EEC sayılı Ürün Sorumluluğu Direktifi ile onun yerini alan (AB) 2024/2853 sayılı Yeni Ürün Sorumluluğu Direktifi ile büyük ölçüde paralellik göstermektedir.</p>

<p><strong>1. Gıda Üreticisi</strong></p>

<p>Gıda üreticisinin hukuki sorumluluğu bakımından ilk ve en temel sorumlu kişi, hiç kuşkusuz ürünü piyasaya arz eden imalatçıdır. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu’nun 3. maddesinin 1.fıkrasının (g) bendinde imalatçı; <i>“ürünü imal ederek veya ürünün tasarımını ya da imalatını yaptırarak kendi isim veya ticari markası ile piyasaya arz eden gerçek veya tüzel kişi”</i> olarak tanımlanmıştır. Bu tanım, imalatçıyı yalnızca ürünü fiilen üreten kişi ile sınırlamamakta; ürünü kendi adına piyasaya sunan, tasarımını yaptıran veya üretimini üçüncü kişilere gördüren kişileri de kapsayacak şekilde geniş tutmaktadır. Dolayısıyla, bir gıdayı bizzat üreten kişi kadar, o gıdanın üretimini başka bir işletmeye yaptırıp kendi adı veya markası altında piyasaya süren kişi de Kanun anlamında imalatçı sıfatını taşır ve ürün sorumluluğuna ilişkin koşulların gerçekleşmesi hâlinde doğan zarardan sorumlu olur.</p>

<p>Bu noktada “gıda üreticisi” kavramının tespiti için, 7223 sayılı Kanun’daki imalatçı tanımının, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nda yer alan gıda tanımı ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Nitekim 5996 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasının 24 numaralı bendinde gıda; doğrudan insan tüketimine sunulmayan canlı hayvanlar, yem, hasat edilmemiş bitkiler, tıbbi ürünler, kozmetikler, tütün ve benzeri bazı istisnalar dışında, insanlar tarafından yenilen, içilen veya yenilmesi ya da içilmesi beklenen işlenmiş, kısmen işlenmiş veya işlenmemiş her türlü madde veya ürün olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle, 5996 sayılı Kanun anlamında gıda sayılan bir ürünü, 7223 sayılı Kanun’daki imalatçı tanımına uygun biçimde kendi adı veya markası altında piyasaya arz eden gerçek ya da tüzel kişi, hukuken “gıda üreticisi” olarak kabul edilmelidir.</p>

<p>Öğretide de isabetle belirtildiği üzere, ürün sorumluluğu hukukunda üretici sıfatının belirlenmesinde esas alınan ölçüt, ürüne ekonomik ve hukuki anlamda sahip çıkılması ve onun piyasaya kendi kimliği altında sunulmasıdır. Bu sebeple, üretim faaliyetinin fiilen kimin tarafından gerçekleştirildiği her zaman tek başına belirleyici değildir. Günümüz üretim ilişkilerinde özellikle fason üretim, sözleşmeli üretim, özel markalı ürünler ve dağıtım zincirleri dikkate alındığında, ürünü bizzat imal etmeyen ancak onu kendi ismi veya ticari markası ile piyasaya çıkaran kişinin de üretici olarak sorumlu tutulması, ürün sorumluluğu rejiminin koruyucu mantığı ile uyumludur. 7223 sayılı Kanun’un benimsediği tanım da tam olarak bu ihtiyaca cevap vermektedir.</p>

<p>Bu çerçevede gıda üreticisinin mutlaka fabrikasyon anlamda üretimi bizzat gerçekleştiren kişi olması gerekmez. Bir gıdanın formülünü belirleyen, üretim sürecini organize eden, üretimi başka bir işletmeye yaptıran ve nihayet o ürünü kendi markasıyla piyasaya süren kişi de üretici sıfatını taşıyabilir. Aynı şekilde, üreticinin yalnızca gerçek kişi olması da zorunlu değildir; kanun koyucu açık biçimde gerçek veya tüzel kişi ayrımı yapmaksızın her iki öznenin de imalatçı olabileceğini kabul etmiştir. Bu husus özellikle şirketler, kooperatifler, gıda işletmeleri ve zincir marka yapılanmaları bakımından önem taşımaktadır. Dolayısıyla gıda üreticisinin hukuki sorumluluğu, yalnızca fiilî üretim faaliyetini yürüten kişiyle sınırlı dar bir alanı değil; ürünü kendi hukuki ve ticari kimliği altında piyasaya arz eden bütün üretici süjeleri kapsayan daha geniş bir sorumluluk alanını ifade etmektedir.</p>

<p>Gıda üreticisinin kimliğinin belirlenmesinde, 7223 sayılı Kanun’un 3/1-g maddesinde yer alan imalatçı tanımı ile 6. maddede öngörülen sorumluluk rejimi birlikte değerlendirildiğinde, tek başına fiilî üretim olgusunun belirleyici olmadığı; buna karşılık ürünün hangi kişi tarafından hangi isim veya marka altında piyasaya arz edildiğinin esas alınması gerektiği kabul edilmelidir. Nitekim 5996 sayılı Kanun’un 3/1-24. maddesinde yer alan gıda tanımı ile birlikte yorumlandığında, gıda niteliğindeki bir ürünü bizzat üreten, ürettiren veya tasarlatan ya da ürünü kendi adı veya ticari markası altında piyasaya sunan gerçek veya tüzel kişinin, gıda üreticisi sıfatıyla ürün sorumluluğu rejiminin asli muhatabı olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu yorum, 7223 sayılı Kanun’un sistematiği ile uyumlu olduğu gibi, Avrupa Birliği hukukunda da kabul edilen ve ürünü kendi adı veya markası altında piyasaya arz eden kişinin üretici olarak sorumlu tutulmasını öngören yaklaşım ile paralellik göstermektedir.</p>

<p><strong>2. Gıda İthalatçısı</strong></p>

<p>Gıda ürününün yurt dışından temin edilerek Türkiye piyasasına arz edilmesi hâlinde, ithalatçı da ürün sorumluluğu rejimi kapsamında sorumlu kişiler arasında yer alır. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu’nun 3. maddesinin 1.fıkrasının (ı) bendinde ithalatçı; “ürünü yurt dışından ithal ederek piyasaya arz eden gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmıştır. Bu tanım çerçevesinde ithalatçı, ürünü fiilen üretmemiş olsa dahi, onu Türkiye piyasasına sunan kişi sıfatıyla üreticiye benzer bir sorumluluk rejimine tabi tutulmaktadır.</p>

<p>Nitekim 7223 sayılı Kanun’un sistematiği incelendiğinde, ithalatçının yalnızca bir aracı konumunda olmadığı; ürünün güvenliğinden, teknik düzenlemelere uygunluğundan ve piyasaya arz edilen ürünün mevzuata uygun şekilde dolaşıma sokulmasından sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, 7223 sayılı Kanun’un 5. maddesinde ürünlerin güvenli olmasının zorunlu olduğu açıkça düzenlenmiş olup, ithalatçı da piyasaya arz ettiği ürünlerin bu güvenlik şartını taşımasını sağlamakla yükümlüdür. Ayrıca 7223 sayılı Kanun’un 7. maddesinde düzenlenen yükümlülükler çerçevesinde ithalatçının, ürünün teknik düzenlemelere uygunluğunu kontrol etmesi, gerekli uygunluk belgelerini temin etmesi ve ürünü bu şartları sağlayacak şekilde piyasaya arz etmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra 7223 sayılı Kanun’un 8. maddesinde öngörülen izlenebilirlik ve piyasa gözetimiyle iş birliği yükümlülükleri kapsamında, ithalatçının ürünün tedarik zincirine ilişkin bilgileri muhafaza etmesi ve yetkili mercilerle iş birliği içinde hareket etmesi zorunludur. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, ithalatçının ürün güvenliği rejiminde aktif ve asli sorumluluk taşıyan bir ekonomik aktör olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu yönüyle ithalatçı, özellikle üreticinin yurt dışında bulunduğu ve doğrudan sorumluluğuna ulaşmanın güç olduğu hâllerde, tüketicinin korunması bakımından sistemde kritik bir rol üstlenmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ürün sorumluluğu hukukunda ithalatçının sorumluluğu, tüketicinin korunmasını güçlendiren tamamlayıcı bir mekanizma niteliğindedir. Zira üreticinin yabancı bir ülkede bulunması, zararın tazmini sürecinde ciddi güçlükler doğurabileceğinden, kanun koyucu ithalatçıyı da sorumluluk zincirine dahil ederek zarar görenin korunmasını amaçlamıştır. Bu nedenle ithalatçı, yalnızca sözleşmesel ilişkiler çerçevesinde değil, doğrudan kanundan doğan bir sorumlulukla karşı karşıyadır ve gerekli şartların gerçekleşmesi hâlinde üretici gibi tazminat yükümlülüğü altına girer.</p>

<p><strong>3. Gıda Dağıtıcısı</strong></p>

<p>Ürün sorumluluğu sisteminde sorumluluk yalnızca üretici ve ithalatçı ile sınırlı tutulmamış; belirli koşulların varlığı hâlinde dağıtıcıların da sorumluluğa dahil edilebileceği kabul edilmiştir. 7223 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendine göre dağıtıcı; “ürünü tedarik zincirinde yer alarak piyasada bulunduran, üretici ve ithalatçı dışındaki gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmıştır. Bu tanım kapsamında toptancılar, perakendeciler, market zincirleri ve benzeri ekonomik aktörler dağıtıcı sıfatını taşımaktadır.</p>

<p>7223 sayılı Kanun’un 11. maddesinde ise, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde imalatçının yükümlülüklerinin diğer iktisadi işletmecilere de uygulanabileceği düzenlenmiştir. Buna göre, dağıtıcının ürünün güvenli olmadığına dair bilgi sahibi olmasına rağmen ürünü piyasada bulundurmaya devam etmesi, gerekli özeni göstermemesi veya yetkili otoritelerle iş birliği yapmaması hâllerinde, dağıtıcının da üretici gibi sorumlu tutulabilmesi mümkündür. Bu düzenleme, dağıtıcıların pasif bir konumda olmadığını; aksine ürün güvenliğinin sağlanmasında aktif bir sorumluluk üstlendiklerini göstermektedir.</p>

<p>Bu çerçevede dağıtıcıdan beklenen, piyasaya sunduğu ürünlerin güvenli olup olmadığı konusunda makul dikkat ve özeni göstermesi, şüpheli durumlarda gerekli incelemeleri yapması ve gerektiğinde ürünün piyasadan çekilmesi süreçlerine katkıda bulunmasıdır. Öğretide de dağıtıcının sorumluluğunun, özellikle ürün güvenliğinin sağlanmasında “tamamlayıcı denetim mekanizması” işlevi gördüğü ifade edilmektedir. Dolayısıyla dağıtıcı, her ne kadar üretici gibi birincil sorumlu olmasa da, belirli koşullarda sorumluluk zincirine dahil olabilen önemli bir aktördür.</p>

<p><strong>4. Müteselsil Sorumluluk</strong></p>

<p>Gıda ürünlerinin üretim ve piyasaya arz süreci çoğu zaman birden fazla ekonomik aktörün katılımıyla gerçekleşmektedir. Bu durum, aynı zarardan birden fazla kişinin sorumlu tutulmasını gündeme getirmekte ve müteselsil sorumluluk kurumunu öne çıkarmaktadır. Nitekim bir gıda ürününün nihai üreticisinin yanı sıra, hammadde üreticisi, ara ürün üreticisi, ithalatçı ve hatta belirli koşullarda dağıtıcının da sorumluluğu söz konusu olabilir. Bu gibi hâllerde, Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesinde düzenlenen müteselsil sorumluluk ilkesi uyarınca zarar gören, uğradığı zararın tamamının giderilmesini sorumluların hepsinden veya içlerinden dilediğinden talep edebilir. Bununla birlikte aynı Kanun’un 62. maddesi gereğince, zararın birden fazla kişi tarafından karşılanması durumunda, sorumlular arasındaki iç ilişkide, zararın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi diğer sorumlulara rücu edebilecektir.</p>

<p>Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesi uyarınca, birden fazla kişinin aynı zarardan sorumlu olması hâlinde müteselsil sorumluluk söz konusu olur ve zarar gören alacağını borçluların herhangi birinden tamamen talep edebilir. Ancak bu durum, zararın birden fazla kez tazmin edilebileceği anlamına gelmez; zarar bir kez giderildiğinde diğer sorumluların sorumluluğu da sona erer. Müteselsil sorumlular arasındaki iç ilişkide ise, zararın tamamını veya payından fazlasını ödeyen kişi, diğer sorumlulara rücu etme hakkına sahiptir.</p>

<p>Ürün sorumluluğu bağlamında müteselsil sorumluluk, özellikle karmaşık üretim zincirlerinin bulunduğu gıda sektöründe büyük önem taşımaktadır. Zira gıdanın güvenliğini etkileyen uygunsuzluk, çoğu zaman tek bir aşamadan değil, birden fazla üretim veya dağıtım sürecinin birleşiminden kaynaklanabilir. Bu nedenle müteselsil sorumluluk, hem zarar görenin korunmasını güçlendirmekte hem de sorumlular arasında adil bir risk paylaşımını mümkün kılmaktadır.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Gıda üreticisinin hukuki sorumluluğu, günümüz üretim ve tedarik yapıları dikkate alındığında yalnızca fiilî üretimi gerçekleştiren kişiyle sınırlı bir alan olmaktan çıkmış; ürünü kendi adı veya markası altında piyasaya arz eden üretici başta olmak üzere ithalatçı ve belirli koşullarda dağıtıcıyı da kapsayan geniş bir sorumluluk çerçevesine dönüşmüştür. 7223 sayılı Kanun’un benimsediği sistem, ürün güvenliğini merkeze alarak sorumluluğu tedarik zinciri boyunca yaymakta ve özellikle zarar görenin korunmasını öncelikli hedef olarak ortaya koymaktadır.</p>

<p>Bu çerçevede müteselsil sorumluluk ilkesi, gıda sektöründe sıkça karşılaşılan çok aktörlü üretim süreçlerinde zarar görenin tazminata daha kolay ulaşmasını sağlayan temel bir mekanizma işlevi görmektedir. Türk hukukundaki bu yaklaşım, Avrupa Birliği hukukunda benimsenen ürün sorumluluğu anlayışıyla da uyumlu olup, gıda güvenliğinin sağlanması bakımından sorumluluğun dar yorumlanmaması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ayfer-bayer" title="Av. Ayfer BAYER"><img alt="Av. Ayfer BAYER" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/04/ayfer-bayer1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ayfer-bayer" title="Av. Ayfer BAYER">Av. Ayfer BAYER</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gida-ureticisinin-hukuki-sorumlulugunun-taraflari-1</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/gida-meyve-tera.jpg" type="image/jpeg" length="45006"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kırklareli Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kirklareli-universitesi-uzaktan-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kirklareli-universitesi-uzaktan-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, 04 Mayıs 2026 Tarihli ve 33243 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kırklareli Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Kırklareli Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; Kırklareli Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>b) Merkez: Kırklareli Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>c) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>ç) Rektör: Kırklareli Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>d) Üniversite: Kırklareli Üniversitesini,</p>

<p>e) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Amaçları ve Faaliyet Alanları</p>

<p><strong>Merkezin amaçları</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Merkezin amaçları şunlardır:</p>

<p>a) Üniversitenin her türlü uzaktan öğretim ve çevrim içi faaliyetlerinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülmesine yönelik süreçleri belirlemek ve yönetmek.</p>

<p>b) Üniversitenin eğitim öğretim verimliliğinin artırılmasına yönelik teknoloji destekli öğretme ve öğrenme süreçlerini tasarlamak, geliştirmek ve uygulamak.</p>

<p>c) Üniversitenin öğretim teknolojileri ihtiyaçlarına yönelik Ar-Ge destekli bilimsel faaliyetlerini yürütmek.</p>

<p>ç) Öğretim teknolojileri alanında faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar ile iş birliği yapmak.</p>

<p><strong>Merkezin faaliyet alanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Merkezin faaliyet alanları şunlardır:</p>

<p>a) Üniversitenin kendi öğrencilerine ve/veya topluma, bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı uzaktan öğretim yoluyla sunduğu tüm dersler ve programlar için gerekli teknolojik, pedagojik ve uygulama standartlarını belirlemek.</p>

<p>b) Üniversite bünyesinde açılması planlanan tüm uzaktan öğretim derslerini/programlarını uzaktan öğretim ile ilgili süreçlere ve teknik kurallara uygunluğu açısından incelemek ve bu konuda Rektöre görüş bildirmek.</p>

<p>c) Üniversite bünyesinde yapılması planlanan çevrim içi faaliyetlerin başarıyla yürütülmesi amacı ile gerekli desteği ve diğer birimler ile gerekli olan eşgüdümü sağlamak.</p>

<p>ç) İlgili mevzuat hükümleri kapsamında çevrim içi uzaktan eğitim ile verilmek üzere sertifikalı veya sertifikasız eğitim programları düzenlemek ve yürütmek.</p>

<p>d) Üniversitenin öğretim teknolojileri alanında gerçekleştirilen kurumsal mesleki gelişim faaliyetlerini planlamak.</p>

<p>e) Üniversitenin eğitim öğretim verimliliğinin artırılmasına yönelik teknoloji destekli öğretme ve öğrenme süreçlerini tasarlamak, geliştirmek ve uygulamak.</p>

<p>f) Üniversite bünyesinde verilen karma, hibrit veya çevrim içi uzaktan öğretim derslerini tasarlamak.</p>

<p>g) Çevrim içi derslerde ihtiyaç duyulan asenkron uzaktan eğitim teknikleri, dijital içerik ve materyalleri tasarlamak ve geliştirmek.</p>

<p>ğ) Tüm çevrim içi öğretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere Öğrenme Yönetim Sistemi oluşturmak ve yönetmek.</p>

<p>h) Üniversitenin öğretim teknolojileri ihtiyaçlarına yönelik Ar-Ge destekli bilimsel faaliyetlerini yürütmek.</p>

<p>ı) Üniversitenin öğretim teknolojileri ihtiyacına yönelik yenilikçi yöntem analizini yapmak ve sistemleri takip etmek.</p>

<p>i) Öğretimin verimliliğini sağlamak amacı ile Üniversitenin ihtiyaç duyduğu yenilikçi öğrenme modellerini geliştirmek.</p>

<p>j) Öğretim teknolojileri ve uzaktan öğretim ile ilgili akademik çalışmalar yapmak, projeler geliştirmek ve projelere katılmak.</p>

<p>k) Öğretim teknolojileri alanında bilimsel etkinlikler düzenlemek ve bilimsel faaliyetlere katılmak.</p>

<p>l) Öğretim teknolojileri alanında faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla protokoller yapmak ve bu protokoller çerçevesinde uzaktan öğretim alanında danışmanlık ve uzaktan öğretim hizmetlerinden yararlanma taleplerini projelendirmek veya bu tür talepler için uzaktan öğretim yöntemiyle kurslar, seminerler, sertifika programları, konferanslar, dersler ve eğitim programları düzenlemek ve bu faaliyetlerin eşgüdümünü sağlamak.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Yönetim Organları ve Görevleri</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Müdür</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Müdür; Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin tam zamanlı çalışan öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıl süre için görevlendirilir. Süresi biten Müdür aynı usulle yeniden görevlendirilebilir. Müdür, Merkezin çalışmalarının düzenli olarak yürütülmesi ve geliştirilmesinden Rektöre karşı sorumludur.</p>

<p>(2) Müdüre çalışmalarında yardımcı olmak üzere, Müdürün önerisi üzerine, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversite öğretim elemanları arasından en fazla iki kişi müdür yardımcısı olarak Rektör tarafından üç yıl süre ile görevlendirilir. Müdür yardımcıları, Merkezin çalışmalarının düzenli olarak yürütülmesi ve geliştirilmesinden Müdüre karşı sorumludur. Müdürün görev süresi sona erdiğinde müdür yardımcılarının da görevi sona erer. Müdür, görevi başında bulunmadığı zaman yardımcılarından birini vekil bırakır. Göreve vekâlet altı aydan fazla sürerse yeni bir Müdür görevlendirilir.</p>

<p><strong>Müdürün görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Müdürün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin idari işlerini yürütmek ve Merkezi temsil etmek.</p>

<p>b) Merkezin çalışmalarının düzenli olarak yürütülmesini ve geliştirilmesini sağlamak.</p>

<p>c) Yönetim Kurulunu toplantıya çağırmak, bu toplantıların gündemini hazırlamak ve toplantılara başkanlık etmek, Yönetim Kurulu kararlarını uygulamak.</p>

<p>ç) Merkezin yıllık faaliyet raporunu ve bir sonraki yıla ait yıllık çalışma programını hazırlamak ve Yönetim Kurulunun görüşünü aldıktan sonra Rektöre sunmak.</p>

<p>d) Merkezin akademik ve idari personel ihtiyacını Rektöre bildirmek.</p>

<p>e) Merkezin amaçları doğrultusunda çalışmalar yapmak ve Üniversite bünyesindeki birimlerde uygulanan uzaktan, karma ve hibrit program ders ve faaliyetlerine ilişkin eşgüdüm ve iş birliğini sağlamak.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yönetim Kurulu; Müdür, müdür yardımcıları ve Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları bulunan Üniversite öğretim elemanları arasından Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından görevlendirilen dört üye dahil olmak üzere toplam en fazla yedi üyeden oluşur. Müdür, Yönetim Kurulunun başkanıdır. Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresi üç yıldır. Görev süresi biten üyeler yeniden görevlendirilebilir.</p>

<p>(2) Yönetim Kurulu, Müdürün daveti üzerine üye tam sayısının salt çoğunluğu ile yılda en az iki kez ve gerektiğinde Müdürün çağrısı üzerine daha sık toplanır. Kararlar oy çokluğu ile alınır. Oyların eşitliği halinde Müdürün kullandığı oy yönünde çoğunluk sağlanmış sayılır.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin yönetimi ile ilgili kararları almak.</p>

<p>b) Yıllık faaliyet raporu ve bir sonraki yıla ait çalışma programı taslağını Rektöre sunulmak üzere onaylamak.</p>

<p>c) Tamamlanmış ve halen yürütülen çalışmalar hakkında görüş bildirmek ve önerilerde bulunmak.</p>

<p>ç) Merkeze gelen iş ve proje tekliflerini değerlendirip, önerilerde bulunmak.</p>

<p>d) Merkezin çalışmaları için ihtiyaç duyulan çalışma grupları ve komisyonlarını oluşturmak.</p>

<p>e) Merkezin faaliyet ve programları ile bu programlar sonunda verilen katılım belgeleri, sertifika ve benzeri belgelere ilişkin esasları belirlemek.</p>

<p>f) Merkezin ihtiyaç duyduğu mal ve hizmet alımlarına ilişkin kararlar almak.</p>

<p>g) Kurum içi ve kurum dışı paydaşlarla izleme-değerlendirme süreçlerine ilişkin iyileştirme-geliştirme çalışmalarını yürütmek.</p>

<p>ğ) Merkeze bağlı birim açılması ve kapatılması ile ilgili usul ve esasları belirlemek.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu ve görevi</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Danışma Kurulu, Müdürün başkanlığında, müdür yardımcıları, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversite öğretim elemanları ve/veya mensupları, kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör kuruluşlarındaki kişiler arasından Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen dört üye olmak üzere toplam en fazla yedi üyeden oluşur. Görev süresi sona eren üye tekrar görevlendirilebilir. Danışma Kurulu, Müdürün daveti üzerine yılda en az bir kez toplanır ve toplantılarda salt çoğunluk koşulu aranmaz.</p>

<p>(2) Danışma Kurulunun görevi; Merkezin amaçları ve faaliyet alanları ile ilgili konularda öneriler geliştirmek, destek sağlamak ve amaçlarına uygunluğu konusunda değerlendirmeler yapmaktır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Personel ihtiyacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı, 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca Rektör tarafından görevlendirilen personel ile karşılanır.</p>

<p><strong>Ekipman ve demirbaşlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Merkez tarafından desteklenen araştırmalar kapsamında alınan her türlü alet, ekipman ve demirbaşlar, Merkez hizmetlerinin kullanımına tahsis edilir.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) 18/7/2013 tarihli ve 28711 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kırklareli Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Kırklareli Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kirklareli-universitesi-uzaktan-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="80910"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aydin-adnan-menderes-universitesi-surekli-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aydin-adnan-menderes-universitesi-surekli-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, 04 Mayıs 2026 Tarihli ve 33243 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Aydın Adnan Menderes Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinin amacına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinin amacına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>b) Merkez (ADÜSEM): Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>c) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>ç) Rektör: Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>d) Üniversite: Aydın Adnan Menderes Üniversitesini,</p>

<p>e) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Amacı ve Faaliyet Alanları</p>

<p><strong>Merkezin amacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Merkezin amacı; örgün, uzaktan ve karma olmak üzere ön lisans, lisans ve lisansüstü programları dışında verilecek tüm eğitim programlarını açmak; ulusal ve uluslararası alanlarda her türlü belgelendirme, danışmanlık hizmeti, kurslar, seminerler, konferanslar, kongreler, çalıştaylar ve benzeri toplantılar yapmak; bilimsel araştırmalar ve personel belgelendirme, ulusal ve uluslararası düzeyde meslek standartları ve yeterliklerini geliştirmeye yönelik çalışmaları düzenlemek; Üniversitenin kamu, özel sektör ve uluslararası kuruluşlarla iş birliğini geliştirmesini desteklemek; iş sağlığı ve güvenliği alanında Üniversite ile kamu ve özel sektör kuruluşları için gerekli eğitim, sağlık, güvenlik ve koordinasyon faaliyetlerini desteklemek; Üniversitenin eğitim verdiği ve araştırma yaptığı tüm alanlarda ve genel halkın eğitime ihtiyaç duyduğu konularda, sürekli olarak verilecek eğitim ve sosyal etkinlik programlarını düzenleyerek ve ilan ederek bu programlar aracılığıyla Üniversitenin kamu, özel sektör ve uluslararası kuruluşlarla iş birliğinin gelişmesine katkıda bulunmaktır.</p>

<p><strong>Merkezin faaliyet alanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Merkezin faaliyet alanları şunlardır:</p>

<p>a) Kariyer planlama ve mesleki gelişim, nitelikli iş bulma imkânı sağlayan sertifika programları düzenlemek, kurumsal anlaşmalarla özel program ve paket eğitim programları sunmak, gelişen ve sürekli değişen iş dünyasının çalışanlarına yeni teknolojileri tanıtmak ve bu yönde bilgi ve becerilerin kazandırılmasını sağlamak, kampüs içinde ve dışında genel katılıma açık dersler ve ilgiye dayalı kurslar düzenlemek.</p>

<p>b) İnternet yoluyla her yaşa ve ilgi grubuna yönelik eğitim programları sunmak.</p>

<p>c) Kamu ve özel kuruluşlara yönelik özel olarak hazırlanmış eğitim programları düzenlemek ve uzman konuşmacıların katılımıyla seminerler organize etmek.</p>

<p>ç) Ara eleman yetiştirmeye yönelik kurslar ve örgün eğitim hizmeti sunmak, ihtiyaç duyulan her konuda ve her yaş grubuna cevap verebilecek eğitici, eğlendirici, ruh ve beden sağlığını geliştirecek, ailevi, mesleki ve yurttaşlık konularında bilinçlendirici ve katılımcı bir toplum yapısının oluşumuna katkı verecek programlar düzenlemek.</p>

<p>d) Üniversitede ilgili birimlerin verecekleri kursları düzenlemek; ilgili birimlerin talebi üzerine her türlü bilimsel, eğitsel, sosyal ve kültürel çalışmalara yönelik organizasyonlar yapmak ve bu alanlarda ilgili birimler tarafından yapılacak organizasyonlara her türlü teknik, araç-gereç ve malzeme desteği sağlamak.</p>

<p>e) Boş zamanları değerlendirici ve eğlendirici programlar düzenlemek.</p>

<p>f) Faaliyetlere katılıp başarılı olanlara faaliyet türüne göre düzenlenmiş başarı belgesi, katılım belgesi, sertifika ve benzeri belgeler vermek.</p>

<p>g) Faaliyetleriyle ilgili konularda bültenler yayınlayarak öğrencileri, mezunları, ilgili kurum ve kuruluşları bilgilendirmek.</p>

<p>ğ) İlgili mevzuat hükümlerine göre, Üniversitede işyeri hekimliği, iş güvenliği uzmanlığı, diğer sağlık personeli ile iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitimler düzenlemek, eğitime katılanlara eğitim katılım belgesi vermek, eğitimlerle ilgili yayın hazırlamak, iş sağlığı ve güvenliği hakkında danışmanlık verilmesi için gerekli koordinasyonu sağlamak.</p>

<p>h) Türk Akreditasyon Kurumu tarafından öngörülen akreditasyon gerekliliklerine ve Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından belirlenen esaslarla uyumlu olarak ulusal ve uluslararası personel belgelendirme sertifikasyonu eğitimleri düzenlemek, sınavlar yapmak, belge, sertifika ve katılım belgesi vermek.</p>

<p>ı) Faaliyet alanları ile ilgili her türlü danışmanlık hizmeti vermek veya almak.</p>

<p>i) Sürekli eğitim kapsamında Rektörlükçe önerilen veya Üniversite Yönetim Kurulunca kararlaştırılan diğer faaliyetleri gerçekleştirmek.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Yönetim Organları ve Görevleri</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Müdür, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıl süre ile görevlendirilir. Görev süresi biten Müdür aynı usulle yeniden görevlendirilebilir. Müdürün herhangi bir sebeple kesintisiz altı aydan fazla görevi başında bulunmaması durumunda yerine yeni bir Müdür aynı usulle görevlendirilir.</p>

<p>(2) Müdüre çalışmalarında yardımcı olmak üzere, Üniversitede görevli öğretim elemanları arasından iki kişi Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için müdür yardımcısı olarak görevlendirilir. Müdürün görevi başında bulunmadığı zamanlarda müdür yardımcılarından biri Müdüre vekâlet eder. Gerekli görüldüğünde Müdürün katılmadığı toplantılara müdür yardımcılarından biri katılır. Müdürün izin, rapor veya benzeri sebeplerle görevinin başında olmadığı zamanlarda Müdüre vekâlet eden müdür yardımcısı Yönetim Kurulu toplantısına Müdürün oy hakkı ile katılabilir.</p>

<p><strong>Müdürün görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Müdürün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezi temsil etmek ve Yönetim Kuruluna başkanlık etmek.</p>

<p>b) Yönetim Kurulunun aldığı kararları ve hazırladığı çalışma programını uygulayıp çalışmaları denetlemek.</p>

<p>c) Yönetimi altındaki birimleri Merkezin amaçları doğrultusunda yönetmek.</p>

<p>ç) Merkezin faaliyet alanlarına giren konularda ilgili kurum ve kuruluşlar ile iş birliği yapmak, projeler hazırlamak ya da hazırlatmak.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yönetim Kurulu; Müdürün başkanlığında, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen altı üye olmak üzere toplam yedi üyeden oluşur. Görev süresi sona eren üyeler aynı usulle tekrar görevlendirilebilir. Görev süresinin bitiminden önce ayrılan üyelerin yerine kalan süreyi tamamlamak üzere yeni üye görevlendirilir.</p>

<p>(2) Yönetim Kurulu, Müdürün çağrısı üzerine yılda en az iki kez salt çoğunlukla toplanır ve katılanların oy çokluğu ile karar alır.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin faaliyetlerini gözden geçirerek ilgili konularda karar almak.</p>

<p>b) Her faaliyet dönemi sonunda hazırlanan faaliyet raporunun düzenlenmesine ilişkin esasları tespit etmek, Müdürün sunduğu faaliyet raporunu değerlendirmek ve bir sonraki döneme ait faaliyet raporunu düzenlemek.</p>

<p>c) Eğitim programları sonunda başarı belgesi, sertifika ve benzeri belgelerin verilme koşullarını belirlemek.</p>

<p>ç) Merkezin yıllık faaliyet raporunu değerlendirmek ve bir sonraki yıla ait çalışma programını hazırlamak.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Danışma Kurulu; Müdürün başkanlığında, Üniversitenin tüm fakülte dekanları, yüksekokul ve meslek yüksekokulu müdürleri ile Yönetim Kurulunun teklifi üzerine Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları olan Üniversite dışı uzman kişiler arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen en fazla beş üye dâhil olmak üzere toplam en fazla elli üyeden oluşur. Görev süresi dolan üyeler aynı usulle yeniden görevlendirilebilir. Görev süresinin bitiminden önce ayrılan üyelerin yerine kalan süreyi tamamlamak üzere yeni üye görevlendirilir.</p>

<p>(2) Danışma Kurulu, Müdürün daveti üzerine Merkez faaliyetleriyle ilgili değerlendirmeler yapmak ve önerilerde bulunmak üzere toplanır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Personel ihtiyacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre Rektör tarafından görevlendirilen personel tarafından karşılanır.</p>

<p><strong>Harcama yetkilisi</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Merkezin harcama yetkilisi Müdürdür.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) 29/3/2017 tarihli ve 30022 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Adnan Menderes Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aydin-adnan-menderes-universitesi-surekli-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="16503"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["YÜKSEK LİSANS VE DOKTORA YAPMIŞ HÂKİM VE SAVCILAR UZMANLIK ALANLARINA UYGUN GÖREVLERE ATANMALIDIR"]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yuksek-lisans-ve-doktora-yapmis-hakim-ve-savcilar-uzmanlik-alanlarina-uygun-gorevlere-atanmalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yuksek-lisans-ve-doktora-yapmis-hakim-ve-savcilar-uzmanlik-alanlarina-uygun-gorevlere-atanmalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akademisyen olmayı düşünmemekle birlikte icra ettiği mesleğinde uzmanlaşmak için yüksek lisans ve doktora yapmak isteyen yargı mensuplarının önündeki engellerin kaldırılması gerektiği görüşümü paylaşmış ve Adalet Bakanlığı ve YÖK’ün birlikte bu konuyu değerlendirerek gerekli düzenlemeleri yapmalarını tavsiye etmiştim. Görüşümüz yargı mensuplarınca büyük bir kabul gördü. Çok sayıda hakim, savcı ve avukat gerek sosyal medya hesapları üzerinden gerek telefon mesajları ile yüksek lisans ve doktora yapmayı çok istediklerini ifade etti.</p>

<p>Uygulayıcı konumdaki hakim, savcı ve avukatların yüksek lisans ve doktora yapması onların mesleki yetkinliğini artıracağı gibi uygulamada yaşanan güncel sorunların teorik tartışmalara taşınmasını da sağlayacaktır. Yargı mensuplarının uygulamadaki tecrübesi sayesinde yüksek lisans ve doktora derslerine aktif katılmaları ve uygulamada önlerine gelen güncel uyuşmazlık konuları hakkında tez yazmaları, programlarda kazandıkları akademik bilgi ve yetkinlikler onların dava konusu olayları bilimsel yöntemlerle incelemesine ve kararlarının niteliğinin artmasına katkı sağlayacaktır. Akademi ile uygulama işbirliğinin güçlendirilmesi yargı mensupları gibi akademisyenler için de büyük fayda sağlayacaktır. Bu şekilde öğretim üyelerinin akademik çalışmalarının somut vaka örnekleriyle zenginleşmesi ve uygulama ile daha uyumlu hale gelmesi sağlanır. Uygulayıcı konumdaki yargı mensuplarının yüksek lisans ve doktora yapmasının bu faydaları nedeniyle hukuk alanındaki lisansüstü programlarındaki engellerin kaldırılması, özellikle yabancı dil şartının esnetilmesi gerekir.</p>

<p>Ancak hakim ve savcıların yüksek lisans ve doktora yapmasının olumlu sonuçlarından faydalanmak için onların yüksek lisans ve doktora yaptıkları alanlarla uyumlu görevlere atanması gerekti kuşkusudur. Ne yazı ki uygulamada hakim ve savcı atamaları genellikle ihtiyaç, kura, sıra gibi genel kıstaslara göre yapılmakta, uzmanlık alanları pek dikkate alınmamaktadır. Kanaatimizce atamalarda hukuk/ceza ayrımı yanında yüksek lisans/doktora alanına uygun rotasyon da tercih edilmeli, hatta zorunlu olmalıdır. Özellikle ihtisas mahkemelerine atamalarda, o alanda yüksek lisans ve doktora yapmış olanlar tercih edilmelidir. Yeterli uzmanın bulunmaması halinde belli bir kıdem şartını sağlayanlar atanmalıdır. Bu durum daha isabetli kararlar verilmesini sağlayacağı gibi, bilirkişi bağımlılığını da azaltacak ve yargılama sürelerini kısaltacaktır.</p>

<p>Ancak Türkiye’de hakim ve savcılarının doktora yapmış olması, atamada pek dikkate alınmadığı gibi, uzun yıllar ceza mahkemelerinde hakim veya savcı olarak görev yapanlar hukuk mahkemelerine hakim olarak atanmakta, hukuk mahkemelerinde hakimi olarak görev yapanlar da ceza mahkemelerine hakim veya savcı olarak atanabilmektedir. Yıllarca aynı alanda uzmanlaşmış bir hakim ve savcının uzman olmadığı bir mahkemeye atanması onun çalışma şevkini düşürmektedir. Ayrıca yeni görev yerinde yeni usul kurallarının ve içtihatların öğrenilmesi zaman aldığından, ilk dönemde hatalı kararların verilmesine ve bu kararların bozulmasına neden olmaktadır. Bu durum iş yükünün artmasına ve yargılama sürelerinin uzamasına da neden olmaktadır. Eski görevinden tamamen farklı bir göreve atanma kararları öngörülemez hale getirir ve hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini zedeleyerek adil yargılanma hakkını da ihlal edebilir. Bu nedenle bir yandan hakim ve savcıların yüksek lisans ve doktora yapmaları teşvik edilerek ihtisaslaşma sağlanırken, diğer yandan da uzun süre belli bir mahkemede görev yapmak suretiyle kazanılan ihtisaslaşmanın da dikkate alınması ve bu ihtisaslaşmaya uygun atamanın yapılması gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son olarak belirtmek istiyorum ki, yukarıda yaptığım değerlendirmeler bir öğretim üyesi olarak benim kişisel görüşlerim olup, Fakülte ve Üniversitem adına yapılmış değerlendirmeler değildir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf Karasu</strong></p>

<p><strong>H.Ü. Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölümü Başkanı</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yuksek-lisans-ve-doktora-yapmis-hakim-ve-savcilar-uzmanlik-alanlarina-uygun-gorevlere-atanmalidir</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 19:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/hakim-tokmak-terazi-dosya.jpg" type="image/jpeg" length="79229"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İDARE HUKUKUNDA HAKLI BEKLENTİ İLKESİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/idare-hukukunda-hakli-beklenti-ilkesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/idare-hukukunda-hakli-beklenti-ilkesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İdare tarafından gerçekleştirilen işlem ve eylemlerin temel olarak kamu yararı amacıyla gerçekleştirilmesinin yanında kişilerin lehine birtakım sonuç ve haklar meydana getirebildiği ve bu kapsamda kişilerin haklı beklentiye sahip olmasına yol açtığı ifade edilebilir. İdare, işlem ve eylemlerini tesis ederken gerek haklara gerekse de yukarıda belirtildiği üzere kişiler nezdinde vücut bulan haklı beklentilere uygun şekilde tutum sergilemelidir. Bu durum, kişilerin idareye ve hukuka güvenlerinin korunmasının sağlanması bakımından önem arz etmektedir.</p>

<p>Haklı beklentilerin korunması, birel veya düzenleyici işlemlerin idare tarafından herhangi bir bağlayıcılığa dayalı olarak serbest bir şekilde gerçekleştirilmesinin önüne geçilmesi ve kişilerin menfaatlerinin adalet ve hakkaniyet temelli olarak korunması için oldukça önemlidir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a></p>

<p>Haklı beklenti kavramı, temel dayanak olarak <i>“Kimseden gelecekte yürürlüğe girecek, bugünden bilinmeyen kurallara uygun davranış beklenemeyeceğine göre, olaylara oldukları gündeki kurallar uygulanır.”</i><a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a> ifadeleri ile birlikte kişilerin gelecekte yürürlüğe girecek ve öngörülemeyen kurallara uygun davranmasının beklenemeyeceğini esas aldığı ifade edilebilir.</p>

<p>Haklı beklenti kavramı, bir diğer yazar tarafından<i> “bireyin hukuka uygun olmak kaydıyla İdare’ye, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirlerken yine yetkileri içerisinde yaptıkları işlem ve eylemler, hukuki açıklamalar, bulundukları taahhütlerin ya da süregelen idari uygulamaların hukuk güvenliği gerekçesiyle kendilerine de uygulanacağı beklentisidir.” </i>şeklinde tanımlanmaktadır.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a></p>

<p>Bir diğer yazar ise haklı beklenti kavramını <i>“genel olarak idarenin geçmiş uygulamalarıyla belirli şekilde davranacağı, işlem ve eylem yapacağı yönünde ilgililerde yarattığı haklı beklenti ve güvenin, bir genel düzenleyici işlem veya bireysel işlemle aksi yönde davranması halinde korunması”</i> şeklinde ifade etmektedir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a></p>

<p>Yine haklı beklenti, <i>“Bir hak henüz bütün sonuçları ile kazanılmamışsa ortada beklenen hak vardır. Beklenen hak ise, eski yasa zamanında, tüm sonuçları ile elde edilmemiş fakat, elde edilmesi olasılığı var olan haktır.”</i> şeklinde tanımlanmaktadır.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a></p>

<p>Haklı beklentinin korunması, hukuk devletinin varoluş sebebi bakımından önemlidir. Kişilerin beklentisinin haklı beklenti kapsamında değerlendirilebilmesine karşın hukuken korunmaması sonucunda gerek idarenin gerekse de yargı organlarının hukuk devletinin gereğini yerine getirmemesi söz konusu olabilir.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a></p>

<p>Haklı beklentinin korunması, hukuk devleti ilkesi ve hukuka güven ilkesinin bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira kişilerin haklı beklentilerinin gerek idari işlemler gerekse de mevzuat değişiklikleri kapsamında karşılanmaması, kişilerin idareye, devlete ve hukuka güvenini zedeleyecektir. Buna dayalı olarak idari işlemlerin tesis edilmesi ve mevzuat değişikliği yapılması hallerinde haklı beklentilerin korunması amacıyla somut olayın özelliklerine göre geçiş düzenlemesine yer verilmesiyle karşılaşılmaktadır.</p>

<p>Haklı beklenti ilkesine ilişkin Danıştay ve Anayasa Mahkemesi tarafından çok sayıda karar tesis edilmiştir.</p>

<p><strong><u>Danıştay 15. Daire, E: 2016/941, K: 2017/6819, T: 21.11.2017</u></strong></p>

<p><i>"Gerek yargı kararları, gerek öğretideki ortak tanımlamalara göre 'haklı beklenti' ; idarenin ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. Yeni düzenlemenin hukuki istikrarı bozmaması, hakların kullanılmasını zorlaştırmayacak ya da doğmuş olan haklarının hiçe sayılması anlamına gelecek şekilde tasarlanmaması gerekmektedir.</i></p>

<p><i>Haklı beklentinin korunması, idarenin takdir yetkisini kullandığı alanlarda söz konusu olduğundan, kamu yararının ağır bastığı bu gibi durumlarda haklı beklentiden söz edilemeyeceği ve idarenin eşitlik ve adalet ilkesine aykırı uygulamalarının yönetilenler açısından haklı beklenti yaratmayacağı da tartışmasızdır."</i></p>

<p>Danıştay kararında, idare tarafından dava konusu değişiklikten önceki dönemde gerekli eğitimlerin tamamlanarak direksiyon eğitimi dersi sınav sorumlusu belgesi alınmasına karşın getirilen yeni Yönetmelik uyarınca Bakanlık personeli olmayan ve buna dayalı olarak direksiyon eğitimi dersi sınavı uygulama ve değerlendirme komisyonunda görev alma şansı kalmayan kişiler bakımından geçiş düzenlemesi yapılmamasının haklı beklenti ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği ve bu suretle dava konusu Yönetmeliğin 31. maddesindeki ilgili kısmı yönünden hukuka aykırılı olduğuna hükmedilmiştir.</p>

<p><strong><u>Danıştay 8. Daire, E.2016/2476, K.2021/3670, T.07.09.2021</u></strong></p>

<p><i>"idarelerin düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olması nedeniyle, idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceği kuşkusuzdur. Ancak, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güven ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır."</i></p>

<p>Danıştay kararında, idarenin düzenleyici işlem tesis ederken hukuk devleti ilkesine dayalı olarak haklı beklenti ilkesini göz önünde bulundurmasının gerekliliği ifade edilmiştir.</p>

<p><strong><u>Anayasa Mahkemesi, 17.03.2011, E.2010/106, K. 2011/55, RG. 14.05.2011, S. 27934</u></strong></p>

<p><i>"…anılan mevzuat hükümlerine güvenerek (A) grubu polis amiri olma beklentisiyle bir kısım polislerin yüksek öğretim mezunu iken, Polis Akademisinde komiser yardımcılığı kursuna katıldığı, diğer bir kısmının ise komiser yardımcılığı kursunu bitirdikten sonra, yüksek öğretime girdiği ve her iki grupta bulunan kişilerin bir süre sonra komiser yardımcılığı kursunu veya yüksek öğrenimi bitireceği açıktır. İtiraz konusu kuralla (A) grubu polis amiri olarak atanmak için gerekli olan her iki şartı taşıyan kişilerin kazanılmış haklarının korunması amaçlanmakta iken, (A) grubu polis amiri olmak için gerekli koşullardan birini tamamlayıp diğerini yerine getirme sürecine giren ve mevcut yasal düzenlemeye güvenerek haklı bir beklenti içerisinde bulunanların (A) grubu polis amiri olma beklentilerinin engellendiği görülmektedir. Nitekim İtiraz konusu kuralın ilk halinde yer alan ve komiser yardımcılığı kursunu bitirmemiş olanları etkileyen kısmı da Anayasa Mahkemesinin anılan kararıyla hukuk güvenliği ilkesinden bahisle iptal edilmiştir. 4638 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte komiser yardımcılığı kursunu bitirerek dört yıllık yüksek öğretime devam eden kişilerin de hukuk güvenliği ilkesinden yararlandırılmaları gerekmektedir."</i></p>

<p>Yukarıda yer verilen AYM kararında, mevzuat hükümlerine güvenerek haklı beklenti içine giren kişinin, mevzuat hükümleri uyarınca gerekli hazırlıkları yapmasına karşın yasal düzenlemede değişiklik yapılmasından sonra beklentisinin engellenmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği belirtilmiştir.</p>

<p><strong><u>Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 gün, E. 2010/29, K. 2010/90, R.G. 4.12.2010, S. 27775</u></strong></p>

<p><i>"Diğer taraftan kısmi statüde çalışanların, bu durumlarının en az iki yıllık bir dönemi kapsadığı düşüncesiyle üniversite dışındaki serbest çalışmalarını planladıkları, ekonomik ve sosyal hayatlarını bu koşuları öngörmek suretiyle belirledikleri açıktır. Yasayla elde edilen bu statünün çalışanlar için kazanılmış hak olarak değerlendirilmesi olanaklı olmasa da yasada öngörülen süre yönünden meşru bir beklentiye sahip oldukları, bu beklentinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri gereğince korunmasının kabulü gerekir."</i></p>

<p>Anayasa mahkemesi kararında, kısmi statüde çalışan kişinin bu statüsünün yasada öngörülmüş süre bakımından haklı beklenti meydana getirdiği ve bu beklentinin korunması gerektiği belirtilmiştir.</p>

<p><strong><u>Anayasa Mahkemesi, 18.06.2013, E. 2012/147, K. 2013/78, R.G. 18.01.2014, S. 28886</u></strong></p>

<p><i>"Devlet, hukuki durumları kanunlarla oluşturulan ve bu statü kurallarına güvenerek geleceklerini tasarlayan kamu görevlilerinin haklarını, sosyal güvenlik beklentilerini ve sosyal durumlarını gözetmek ve bu haklarda oluşabilecek muhtemel kayıpları en aza indirmek ve sosyal güvenlik başta olmak üzere bir kısım haklarda daha geniş kapsamlı bir koruma mekanizması öngörmek durumundadır….itiraz konusu kuralla 8.9.1999 tarihinde Sandık iştirakçisi olanlar ile bu tarihten önce iştirakçiliği sona erenler arasında adil ve makul olmayan bir fark oluşturulduğu, söz konusu fark ile daha önceki kanuni düzenlemeye güvenen bazı kişilerin emekli olma hakkı ortadan kalkmamış olsa dahi bu hakkın kullanılabilmesinin oldukça güçleştirildiği, böyle bir durumun ise sosyal hukuk devletinde olması gereken hukuk güvenliği ilkesi ile çeliştiği açıktır."</i></p>

<p>AYM, yürürlükteki kanunlara güvenerek geleceklerini tasarlayan kamu görevlilerinin emekli olma beklentilerinin, emeklilik hakkının ortadan kaldırmasa bile oldukça güçleştirilmiş olmasını hukuki güvenlik ilkesine aykırı bulmuştur.</p>

<p><strong><u>Danıştay 5. Dairesi, E. 2003/3647, K. 2006/1140, T.14.3.2006</u></strong></p>

<p><i>"Haklı beklenti, yönetimin ister bir taahhüt isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. Ailenin korunması, Anayasa ile tanınmış sosyal bir haktır ve kamu hizmetinin daha verimli yerine getirilmesi bakımından, kamu görevlileri için daha da önem taşır. Kaldı ki, kamu hizmetinin olağan işleyişi içinde umulabilecek bir durum vardır ve kamu görevlilerinin böylesine haklı beklentiler içinde olması hizmetin gereğidir. Dava konusu olaydaki beklenti de mâkul bir beklentidir. Yönetim, yönetim olmaktan kaynaklanan gücünü ve olanaklarını, bu kişisel konumda kullanarak makul beklentiyi karşılayabilir. Kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin korunması, ancak kişisel kararlarda, yönetimin takdir yetkisinin kullanma alanlarında söz konusu olduğundan, baskın kamu yararı olmadığı durumlarda, kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin zedelenmemesi gerekir."</i></p>

<p><strong><u>Danıştay İDDGK, Yürütmeyi Durdurma E. 2015/1130, 12.11.2015</u></strong></p>

<p><i>"İdarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmelerine de “haklı beklenti” denilmektedir…Sonuç itibarıyla, usulde paralellik ilkesi gereğince, değişen ihtiyaçlar ve karşılaşılan aksaklıklar dikkate alınarak söz konusu Yönetmeliğin değiştirilmesi hususunda idarenin takdir yetkisi bulunduğundan, bu takdir yetkisi kapsamında idarece, yurtdışında görevlendirilecek personelde aranacaklar şartların ve personel profilin yeniden değerlendirilerek yeni kriterler getirilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakta ise de, idarece söz konusu değişiklik yapılırken ilgililerin haklı beklentilerinin gözardı edilmemesi gerektiğinden, işlem tarihi itibarıyla nihai başarı listesinde asil olarak yer alan ve ataması yapılacağı bildirilen personel arasında bulunduğu için görev öncesi eğitim programına katılan personelin mevcut kazanılmış haklarını ve beklentilerini koruyan geçici maddelere yer verilmesi gerekirken, bu yönde düzenlemelere yer verilmeyen davaya konu Yönetmeliğin geçiş maddelerinin düzenlendiği Geçici 1. maddesinde ve davacının, atamasının yapılmasına dair yaptığı başvurunun reddine dair işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır."</i></p>

<p><strong><u>Danıştay 12. Dairesi, E. 2015/3134, K. 2016/1424, 16.03.2016</u></strong></p>

<p><i>"İdarelerin sahip bulundukları ikincil nitelikte olan düzenleme yetkilerine dair takdir yetkisini düzenlemenin yürürlük tarihini belirleme konusunda sınırlayan hususlar, kazanılmış haklara saygı gösterilmesi, hukuken korunabilir nitelikteki haklı beklentilerin karşılanması ve hukukun genel ilkelerine uygun davranma gibi zorunlulukların gerektirdiği durumlardır."</i></p>

<p><strong><u>Danıştay 12. Dairesi, E. 2012/7707, K. 2015/4804, 15.09.2015</u></strong></p>

<p><i>"Yönetmelikte öngörülen boy şartının davaya konu olayda olduğu gibi üstün kamu yararının da bulunmadığı bir durumda, mezun olduğunda itfaiye eri olma konusunda haklı bir beklenti içinde olan davacı hakkında uygulanmak istenmesinin idare hukukunun genel ilkelerinden olan haklı beklenti ve idareye güven ilkesini zedeleyici nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, davaya konu işlemde hukuka uyarlılık bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu işlemin iptali yolunda Kocaeli 1. İdare Mahkemesince verilen 27.3.2012 tarihli ve E:2010/1207, K: 2012/241 Sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir…İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına…"</i></p>

<p><strong><u>Danıştay 5. Dairesi, E. 2003/3647, K. 2006/1140, T.14.3.2006</u></strong></p>

<p><i>“Haklı beklenti, yönetimin ister bir taahhüt isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. </i></p>

<p><i>Ailenin korunması, Anayasa ile tanınmış sosyal bir haktır ve kamu hizmetinin daha verimli yerine getirilmesi bakımından, kamu görevlileri için daha da önem taşır. Kaldı ki, kamu hizmetinin olağan işleyişi içinde umulabilecek bir durum vardır ve kamu görevlilerinin böylesine haklı beklentiler içinde olması hizmetin gereğidir. Dava konusu olaydaki beklenti de mâkul bir beklentidir. Yönetim, yönetim olmaktan kaynaklanan gücünü ve olanaklarını, bu kişisel konumda kullanarak makul beklentiyi karşılayabilir. Kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin korunması, ancak kişisel kararlarda, yönetimin takdir yetkisinin kullanma alanlarında söz konusu olduğundan, baskın kamu yararı olmadığı durumlarda, kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin zedelenmemesi gerekir.”</i></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ahmed-alper-comert" title="Av. Ahmed Alper CÖMERT"><img alt="Av. Ahmed Alper CÖMERT" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/03/ahmed-alper-comert.jpg" width="96" /></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ahmed-alper-comert" title="Av. Ahmed Alper CÖMERT">Av. Ahmed Alper CÖMERT</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">---------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> Altındağ, H. (2010). <i>Yürürlükte Olan Yasalara ve İdari Düzenleyici İşlemlere Güvenden Kaynaklanan Haklı Beklenti Kavramı ve Korunması.</i> Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, s.2.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> Yıldırım Uler, İdari Yargıda İptal Kararlarının Sonuçları, Ankara 1970, s. 17.</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> Yücel Oğurlu, İdare Hukukunda Kazanılmış Haklara Saygı ve Haklı Beklentiler Sorunu, Ankara 2003, s. 201-202.</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> Taner Ayanoğlu, “Kanunlar ve İdari İşlemler Bakımından Geriye Yürümezlik İlkesi” Legal Hukuk Dergisi, Cilt 10, Sayı:112, Nisan 2012, s. 119-120.</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> Ali Nazım Sözer, “Sosyal Sigortalarda Kazanılmış Hakların Korunması Üzerine Bir İnceleme”, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 63, Sayı: 10-11-12, (Ekim-Kasım-Aralık), 1989, s. 554.</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999"> Derya Deviner ERGUVAN, “Türk İdare Hukuku’nda Haklı Beklentilerin Korunması İlkesi”, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş TEZCAN’a Armağan, C:21, Özel S., 2019, s. 1724.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/idare-hukukunda-hakli-beklenti-ilkesi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/09/terazi/terazi-themis-kitap-sl.jpg" type="image/jpeg" length="26221"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2014/685 E., 2014/4382 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-2014685-e-20144382-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-2014685-e-20144382-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 26.02.2014 tarihli, 2014/685 E., 2014/4382 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2014/685 E., 2014/4382 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : EZİNE SULH HUKUK MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 27/12/2012<br />
NUMARASI : 2012/553-2012/739</p>

<p>Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;</p>

<p><strong>-KARAR-</strong></p>

<p>Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.</p>

<p>Mahkemece, 1880 ve 31 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarındaki hatanın yargılama aşamasında idare tarafından resen düzeltildiği gerekçesi ile anılan parseller yönünden davanın reddine; 430, 1593 ve 1595 parsel sayılı taşınmazlar bakımından ise iddianın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Bilindiği üzere; bu tür bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bundan ayrı Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngorüldüğünden elbirligi mülkiyetinde ortaklardan herhangi biride tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme istiyebilir. Ayrıca davanın başka bir dava sebebiyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da olanaklıdır. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti bulunduğu kabul edilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Somut olayda, davacı dava dilekçesinde Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2010/579 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasında verilen ara kararına dayanarak eldeki davayı açtığını bildirmiş ise de anılan dosya içerisinde yetki belgesine rastlanılmadığından yetki belgesinin temin edilerek Dairemize gönderilmesi için dosyanın yerel mahkemesine iadesine karar verilmiş, ancak mahkemece "... ortaklığın giderilmesi davasında davacı vekiline tapu kaydında düzeltim davası açmak için yetki belgesi verilmediği, eldeki davanın ortaklığın giderilmesi dosyasının 11.10.2012 tarihli duruşmasında verilen ara karar uyarınca açıldığı" şeklinde bildirimde bulunulmuştur.</p>

<p>Bu durumda yetki belgesi mevcut olmadığına göre davacının bu davayı açmakta aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır.</p>

<p>Hal böyle olunca; davanın, davacının dava ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken esası hakkında karar verilmesi doğru olmadığı gibi kabule göre de davanın kısmen kabulüne karar verildiği gözetilerek kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması da isabetsizdir.</p>

<p>Davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-2014685-e-20144382-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/yargitay-776s.jpg" type="image/jpeg" length="35258"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/1550 E., 2018/9103 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20181550-e-20189103-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20181550-e-20189103-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 16.04.2018 tarihli, 2018/1550 E., 2018/9103 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2018/1550 E., 2018/9103 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ</p>

<p>DAVA TÜRÜ : TAPU KAYDINDA DÜZELTİM</p>

<p>Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;</p>

<p><strong>-KARAR-</strong></p>

<p>Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.</p>

<p>Davacı idare; 1101, 1102, 1103 ve1249 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili 30/12/1994 ve 03/03/1999 tarihlerinde hatalı biçimde isim tashihi yapıldığını, taşınmazların evveliyatının tapu kaydına dayanmakta olduğunu, Tapu Sicili Tüzüğünün 87. Maddesi gereğince bu tür düzeltmelerin ancak mahkeme kararı ile yapılabileceğini, mahkeme kararı alınmadan taşınmazdaki ... oğlu ... isminin ... oğlu ... olarak düzeltildiğini ileri sürerek parsellerde yapılan hatalı işlemlerin düzeltilmesini ve/veya ilk tescile dönülmesini istemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davalılardan bir kısmı davanın reddini savunmuşlar, bir kısmı davaya cevap vermemişlerdir.</p>

<p>Mahkemece, tapu idaresinin yolsuz tescilin düzeltilmesini talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 1101, 1102, 1103 ve1249 parsel sayılı taşınmazların Nisan/1952 tarih, 114 no'lu tapu kaydına dayanarak “... oğlu ...” adına kadastroca tespit edildiği, anılan Nisan/1952 tarih, 114 no'lu tapu kaydında kayıt maliki olarak “... oğlu ...” isminin yazılı olduğu, bilahare çekişmeli 1249 sayılı parsel ... oğlu ... adına kayıtlı iken, 30.12.1994 tarih ve 3703 yevmiyeli işlem ile kayıt malikinin isminin ... oğlu ... olarak, çekişmeli 1101, 1102 ve 1103 sayılı parseller ise ... oğlu ... adına kayıtlı iken, 03.03.1999 tarih ve 461 yevmiyeli işlem ile kayıt malikinin isminin ... oğlu ... olarak düzeltildiği, davacı idarenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun (TMK) 1027. maddesi uyarınca yanlış işlemin düzeltilmesi amacıyla eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Davacı idarenin, davada ileri sürülen hatalı işlemden dolayı düzeltme talebinde bulunabileceği, TMK’nun 1027. maddesi ve Tapu Sicil Tüzüğünün 85. maddesi hükmü gereğidir. Öyle ise davada sıfat yokluğundan söz edilemez.</p>

<p>Hal böyle olunca, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilip, iddiaya yönelik işin esası incelenerek bir hüküm kurulması gerekirken, tapu idaresinin talep hakkı bulunmadığından söz edilerek davanın reddedilmiş olması doğru değildir.</p>

<p>Davacı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 16.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20181550-e-20189103-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/yargi5z44.jpg" type="image/jpeg" length="69224"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="43007"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="59361"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="96819"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69604"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="18738"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek gündeme ilişkin soruları yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/bsNmtSsrlGc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="45871"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen salıverilme istemi (tahliye talebi) kurumunu ele alıyoruz. Bu hükümler, tutuklama tedbirine karşı en önemli güvencelerden birini oluşturarak, şüpheli veya sanığın bireysel başvuru hakkını ve mahkeme tarafından tutukluluğun denetlenmesini güvence altına alır.</p>

<p><strong>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</strong></p>

<p>Salıverilme istemi nedir ve hangi aşamalarda talep edilebilir?<br />
CMK m.104 ve 105 neyi düzenler?<br />
Tutukluluk hangi makamlarca denetlenir?<br />
Sulh Ceza Hâkimi, mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu süreçte nasıl görev yapar?<br />
Salıverilme istemine ilişkin usul nasıldır ve karar süreleri nelerdir?<br />
Terör veya örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda süre farkı neden vardır?<br />
Tahliye taleplerine itiraz nasıl yapılır?</p>

<p>Bu video, özgürlük hakkının korunması, tutuklama tedbirinin denetimi, itiraz yolları ve adil yargılanma hakkı konularında temel hukuki bilgiler sunmaktadır.<br />
Ayrıca, CMK 104 ve 105 hükümlerinin, bireyin özgürlüğünü koruyan hızlı, denetlenebilir ve hukuka uygun bir sistem oluşturduğunu detaylarıyla açıklamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HyLPmzX8YUg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20861"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirilmesi Hakkı | CMK 107 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107. maddesi, yani tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi konusunu ele alıyoruz.</p>

<p>Tutuklama kararı verildiğinde yakınlara bilgi verilmesi nasıl olur, kim bilgilendirilir, yabancı uyruklular için süreç nasıl işler? Tüm detayları bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 107 nedir?</p>

<p>Tutuklama kararı alındığında kim bilgilendirilir?</p>

<p>Tutuklu kişi ailesine haber verebilir mi?</p>

<p>Yabancı uyruklu tutuklular için konsolosluk bildirimi nasıl yapılır?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu düzenlemenin amacı ve insan haklarıyla bağlantısı nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem de aile bağlarının korunmasını güvence altına alır. Ayrıca yabancı uyruklu tutukluların konsolosluk korumasına erişimini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OtFl4vYXEXo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44190"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta İncelenme Süresi, Ne Kadar Süreler İle Değerlendirme Yapılır | CMK108 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi, yani tutukluluk süresinin sınırları konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararı ne kadar süreyle uygulanabilir, hangi hâllerde uzatılabilir, çocuklar ve ağır suçlar açısından durum nasıldır? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 102 nedir?</p>

<p>Tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Hangi suçlarda tutukluluk uzatılabilir?<br />
Katalog suçlar ve terör suçlarında tutukluluk süresi neden uzundur?<br />
18 yaşından küçükler için tutuklama süresi nasıl uygulanır?<br />
Uzatma kararlarında hangi gerekçeler aranır?<br />
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları bu konuda ne diyor?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve masumiyet karinesinin gereği olarak keyfî tutuklulukların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Ayrıca, katalog suçlar ve terörle mücadele kapsamındaki suçlarda öngörülen uzun tutukluluk sürelerinin, uygulamada ne gibi sorunlara yol açtığı ve AİHM’in bu konuda Türkiye’ye yönelik kararlarında neleri eleştirdiği de detaylı biçimde açıklanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/3UIwS8bH73w/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savcının Tutuklama Kararının Geri Alınmasını İstemesi, CMK Madde 103]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesi, yani Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin yetkileri konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararının kaldırılması nasıl olur, savcı hangi durumlarda şüpheliyi serbest bırakabilir, hâkim ve savcı yetkileri arasındaki fark nedir? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p><strong>CMK 103 nedir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet savcısının serbest bırakma yetkisi hangi durumlarda uygulanır?<br />
Tutuklama kararının kaldırılmasını kim talep edebilir?<br />
Adli kontrol tedbiri nedir ve ne zaman uygulanır?<br />
Savcının serbest bırakma yetkisi hangi aşamada geçerlidir?<br />
Anayasa’nın 19. maddesi bu konuda neyi güvence altına alır?<br />
AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) özgürlük ve güvenlik hakkı ile bu düzenleme arasındaki ilişki nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve tutuklamanın sürekli gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki anayasal ilkenin somut bir yansımasıdır.</p>

<p>Cumhuriyet savcısına tanınan bu yetki, tutukluluğun istisnaî olma niteliğini güçlendirir, keyfî özgürlük kısıtlamalarının önüne geçer ve özgürlük lehine yargısal denetimin etkinleşmesini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/I-GtWxno8mo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="68547"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="53696"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="61780"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="90130"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="52360"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="30266"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="13686"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="31522"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="86423"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="89865"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="62449"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
