<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 01 Jul 2026 01:47:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2013/15)’de Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/zorunlu-karsiliklar-hakkinda-teblig-sayi-201315de-degisiklik-3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/zorunlu-karsiliklar-hakkinda-teblig-sayi-201315de-degisiklik-3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2013/15)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2026/10), 01 Temmuz 2026 Tarihli ve 33297 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından:</strong></p>

<p><strong>ZORUNLU KARŞILIKLAR HAKKINDA TEBLİĞ (SAYI: 2013/15)’DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(SAYI: 2026/10)</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 25/12/2013 tarihli ve 28862 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2013/15)’in 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“(2)<strong> </strong>Zorunlu karşılık oranları<strong> </strong>yabancı para yükümlülükler için aşağıdaki gibidir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="479">
   <p><strong><i>Mevduat/katılım fonu (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu hariç)</i></strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="78">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="479">
   <p>a) Vadesiz, ihbarlı ve 1 aya kadar vadeli</p>
   </td>
   <td width="78">
   <p>%32</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="479">
   <p>b) 3 aya kadar, 6 aya kadar, 1 yıla kadar, 1 yıl ve daha uzun vadeli</p>
   </td>
   <td valign="top" width="78">
   <p>%28</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="479">
   <p><strong><i>Müstakrizlerin</i></strong><strong><i> fonları</i></strong></p>
   </td>
   <td width="78">
   <p>%25</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="479">
   <p><strong><i>Diğer yükümlülükler (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu dâhil)</i></strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="78">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="479">
   <p>a) 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli</p>
   </td>
   <td valign="top" width="78">
   <p>%21</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="479">
   <p>b) 2 yıla kadar (2 yıl dâhil) vadeli</p>
   </td>
   <td valign="top" width="78">
   <p>%10</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="479">
   <p>c) 3 yıla kadar (3 yıl dâhil) vadeli</p>
   </td>
   <td valign="top" width="78">
   <p>%8</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="479">
   <p>ç) 5 yıla kadar (5 yıl dâhil) vadeli</p>
   </td>
   <td valign="top" width="78">
   <p>%3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="479">
   <p>d) 5 yıldan uzun vadeli</p>
   </td>
   <td valign="top" width="78">
   <p>%0</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="479">
   <p>e) Bankaların 1 yıla kadar (1 yıl dâhil) vadeli diğer yükümlülüklerinden yurt içi yerleşiklerle yapılan repo işlemlerinden sağlanan fonlar</p>
   </td>
   <td valign="top" width="78">
   <p>%25</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Tebliğin 7 nci maddesinin sekizinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/zorunlu-karsiliklar-hakkinda-teblig-sayi-201315de-degisiklik-3</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 00:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/merkez-ban.jpg" type="image/jpeg" length="61484"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İthalatta Kota ve Tarife Kontenjanı İdaresine İlişkin Tebliğ (No: 2026/9)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-kota-ve-tarife-kontenjani-idaresine-iliskin-teblig-no-20269</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ithalatta-kota-ve-tarife-kontenjani-idaresine-iliskin-teblig-no-20269" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İthalatta Kota ve Tarife Kontenjanı İdaresine İlişkin Tebliğ (No: 2026/9), 01 Temmuz 2026 Tarihli ve 33297 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İTHALATTA KOTA VE TARİFE KONTENJANI İDARESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/9)</strong></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı, 30/6/2026 tarihli ve 11487 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Bazı Sanayi Ürünlerinin İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Karar uyarınca, bu Tebliğin Ek-1’indeki tabloda Gümrük Tarife Pozisyonu (GTP) ve tanımları yer alan eşyanın ithalatında açılan tarife kontenjanlarının dağıtımı, yönetimi ile başvuru ve kullanım usul ve esaslarını düzenlemektir.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Tebliğ, 30/6/2026 tarihli ve 11487 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Bazı Sanayi Ürünlerinin İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Karar ile 14/4/2010 tarihli ve 2010/339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Kota ve Tarife Kontenjanı İdaresi Hakkında Karara dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tarife kontenjanı dağıtımı başvuru usul ve esasları</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bazı Sanayi Ürünlerinin İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Karar uyarınca, bu Tebliğin Ek-1’indeki tabloda GTP ve tanımları yer alan eşyanın ithalatında karşılarında gösterilen miktarlarda açılan tarife kontenjanlarının dağıtımı, sadece söz konusu eşyayı üretiminde hammadde veya ara mal olarak kullanan sanayicilere, talep toplama yöntemiyle yapılır.</p>

<p>(2) Tarife kontenjanından faydalanabilmek için, sanayiciler tarafından bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren 15 iş günü içerisinde, Ticaret Bakanlığı (Bakanlık) internet sitesinde (<u>www.ticaret.gov.tr</u>) yer alan “E-Hizmetler” başlığı altındaki “E-İşlemler” menüsünde yer alan “İthalat Belge İşlemleri” uygulaması takip edilerek elektronik imza ile başvuru yapılır.</p>

<p>(3) Bu Tebliğ kapsamında elektronik imza sahibi kişilerin firmalar adına başvuru yapmak üzere yetkilendirilmesi, 31/12/2025 tarihli ve 33124 üçüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalat İşlemlerinde Elektronik Başvuru İçin Yetkilendirme Tebliği (İthalat: 2026/19) çerçevesinde yapılır.</p>

<p>(4) Bu Tebliğ kapsamında yapılan başvurularda, ikinci fıkrada belirtilen “İthalat Belge İşlemleri (İthalatBİS)” sayfasında bulunan “Başvuru İşlemleri” sekmesi altındaki “Yeni Başvuru Girişi” ekranında Belge Türü olarak “TPS-0955-İthal Lisansı (Sanayi)”, Tebliğ/Karar olarak bu Tebliğ seçilir. Başvuru Formunun elektronik olarak doldurulup Ek-3’te yer alan başvuruya eklenmesi gereken belgelerin tam ve eksiksiz bir şekilde sisteme yüklenmesinden sonra yetkili kullanıcı tarafından elektronik imza atılması suretiyle başvuru tamamlanır.</p>

<p>(5) Birden fazla eşya için başvuruda bulunacak firmaların her bir eşya için ayrı bir başvuru yapması gerekmektedir.</p>

<p>(6) Başvuru süresinin dolmasından itibaren başvuruya ait belgelerde eksiklik tespit edilmesi halinde, Bakanlıkça eksikliklerin tamamlanması için 5 iş günü ek süre verilir.</p>

<p><strong>Dağıtım</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Tarife kontenjanı, talep toplama yöntemi ile talep toplama döneminde başvuru yapılmaması veya yeterli miktarda yapılmaması nedeniyle tarife kontenjanı kalması durumunda ise kalan miktar başvuru sırasına göre ilk gelen ilk alır yöntemiyle dağıtılır.</p>

<p>(2) Talep edilen toplam tarife kontenjanı miktarının, açılmış olan tarife kontenjanı miktarı ile eşit veya bu miktardan daha az olması durumunda talepler tam olarak karşılanır.</p>

<p>(3) Talep edilen toplam tarife kontenjanı miktarının açılan tarife kontenjanı miktarından daha fazla olması durumunda ise dağıtım; geçerli başvuru tarih ve sayısı, toplam talep miktarı, fiili sarfiyat, üretim miktarı, üretim kapasitesi, tüketim kapasitesi, toplam ithalat miktarı ve önceki yıllarda kendilerine tahsis edilmiş bulunan tarife kontenjanını kullanma performansları kriterlerinden bir veya birkaçı dikkate alınmak suretiyle gerçekleştirilir.</p>

<p>(4) İlk gelen ilk alır yöntemiyle yapılan dağıtım kapsamında, bir ithal lisansında verilebilecek tarife kontenjanı miktarı toplam kalan tarife kontenjanlarının %10’unu geçemez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(5) Bir başvuru sahibi adına yeni ithal lisansı düzenlenebilmesi için, söz konusu başvuru sahibi adına en son tahsis edilen ithal lisansının belge tarihi üzerinden en az 15 gün geçmiş olması gerekir.</p>

<p>(6) Tarife Kontenjanlarının başvuru yapılabilecek kalan miktarları İthalat Belge İşlemleri (İthalatBİS) sisteminde yetkili kullanıcılarca görülebilir.</p>

<p><strong>İthal lisansının düzenlenmesi, bildirimi ve kullanımı</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Tarife kontenjanı kapsamında yapılacak ithalatta Bakanlıkça (İthalat Genel Müdürlüğü) düzenlenen ithal lisansı gümrük beyannamesinin tescilinde ilgili gümrük idaresince aranır.</p>

<p>(2) Bu Tebliğde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde tarife kontenjanı tahsisatı yapılan başvuru sahibi adına ithal lisansı Bakanlıkça (İthalat Genel Müdürlüğü) elektronik olarak düzenlenir ve başvuru formunda yer alan e-posta adresine bildirilir. Bildirimde Bakanlıkça (İthalat Genel Müdürlüğü) elektronik ortamda (Tek Pencere Sistemi) verilen 23 haneli belge numarası ile belge tarihi yer alır. Başvuru sahibine ayrıca yazılı bildirim yapılmaz.</p>

<p>(3) Bildirimde yer alan belge numarası ve belge tarihi yükümlü tarafından beyannamenin 44 nolu kutusunda “Belge Referans No” ve “Belge Tarihi” alanlarında beyan edilir.</p>

<p>(4) Başvuru sahibinin gümrük idaresinde kaydının olmaması nedeniyle, ithal lisansının Tek Pencere Sisteminde kaydının onaylanamaması durumunda, başvuru formunda yer alan e-posta adresine Bakanlıkça (İthalat Genel Müdürlüğü) bildirimde bulunulur. Yapılan bildirim üzerine ithalatçı tarafından 5 iş günü içinde gümrük sistemine kayıt yaptırılarak Bakanlığa (İthalat Genel Müdürlüğü) bilgi verilir. Aksi takdirde, yapılmış olan başvuru geçersiz sayılır.</p>

<p>(5) Tarife kontenjanı konusu eşya ancak ithal lisansının geçerlilik süresi içerisinde serbest dolaşıma girebilir.</p>

<p><strong>İthal lisanslarının süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Düzenlenecek ithal lisansları 15/2/2027 tarihine kadar (bu tarih dâhil) geçerlidir.</p>

<p><strong>İthal lisansı devri</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) İthal lisansı kapsamındaki ithalatın, ithal lisansı sahibi firma tarafından yapılması zorunludur. İthal lisansı üçüncü kişilere devredilemez.</p>

<p><strong>İthal lisansının revizesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) İthal lisansının üzerinde kayıtlı hususlara ilişkin olarak ihtiyaç olması halinde, Bakanlık (İthalat Genel Müdürlüğü) resen değişiklik yapabilir. Adına ithal lisansı düzenlenen firma tarafından, değişiklik talebine ilişkin ilgili bilgi ve belgeler ile birlikte başvurulması halinde, ithal lisansına ilişkin revize talepleri Bakanlıkça (İthalat Genel Müdürlüğü) sonuçlandırılır. Söz konusu başvurunun, adına ithal lisansı düzenlenmiş olan firmayı temsil ve ilzama yetkili temsilci veya temsilciler tarafından yapılması gerekir.</p>

<p>(2) İthal lisansının miktarının artırılmasına yönelik talepler değerlendirmeye alınmaz.</p>

<p><strong>Uygulamaya ilişkin önlemler</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Bu Tebliğ kapsamında yapılan beyanın doğruluğuyla ve ithal mallarla ilgili incelemeleri yapmaya veya yaptırmaya Bakanlık yetkilidir. Başvuruda sunulan bilgi ve belgelerde tutarsızlık olduğu durumlarda söz konusu tutarsızlık başvuru sahibi tarafından giderilinceye kadar talep karşılanmaz. Bakanlık, gerekli görmesi halinde, elektronik ortamda sunulan bilgi ve belgelerin asılları ile ilave bilgi ve belge isteyebilir.</p>

<p><strong>Yetki</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Bu Tebliğde yer alan hususlarda uygulamaya yönelik önlem almaya, düzenleme yapmaya, düzenlenen ithal lisanslarının iptaline, gerekli durumlarda inceleme yapma veya yaptırmaya Bakanlık (İthalat Genel Müdürlüğü) yetkilidir.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Bu Tebliğde yer almayan hususlarda İthalat Rejimi Kararı ve diğer ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Diğer mevzuat hükümleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Bu Tebliğ, tarife kontenjanı kapsamında ithalatı gerçekleşecek eşyanın ithalatının tabi olduğu diğer mevzuat hükümlerinin uygulanmasını engellemez.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260701-12-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-kota-ve-tarife-kontenjani-idaresine-iliskin-teblig-no-20269</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="27585"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ticari-reklam-ve-haksiz-ticari-uygulamalar-yonetmeliginde-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ticari-reklam-ve-haksiz-ticari-uygulamalar-yonetmeliginde-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 01 Temmuz 2026 Tarihli ve 33297 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TİCARİ REKLAM VE HAKSIZ TİCARİ UYGULAMALAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>10/1/2015 tarihli ve 29232 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“r) Çevresel beyan: Bir mal veya hizmetin bileşeni, üretimi, piyasaya arz süreci, sunumu, kullanımı ya da bertaraf edilme süreci ile ilgili olarak çevresel fayda sağladığına veya çevreye olumsuz etkisinin azaltıldığı ya da bulunmadığına ilişkin ibare veya görseli,</p>

<p>s) Sosyal medya: Sosyal etkileşim amacıyla kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses ve konum gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan ortamı,</p>

<p>ş) Sosyal medya etkileyicisi: Sosyal medya üzerinden, doğrudan veya dolaylı olarak kendisi ya da reklam veren adına bir mal veya hizmetin tanıtımına yönelik içerik paylaşarak pazarlama iletişiminde bulunan ve bu iletişimi herhangi bir menfaate dönüştüren gerçek veya tüzel kişiyi,</p>

<p>t) Tüketici değerlendirmeleri: Tüketicilere sunulan bir mal veya hizmetin üretim süreçleri dahil niteliği, tanıtımı, satışı, teslimatı, kredi ve sigorta gibi yan sözleşmeleri ya da kullanımı ile ilişkili olarak yapılan yorumlar ile puan veya yıldız gibi derecelendirme uygulamaları da dahil olmak üzere tüketiciler tarafından internet ortamında yapılan her türlü tüketici deneyimini belirten ifade, onay ve derecelendirmeleri,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin beşinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “ödüller,” ibaresinden sonra gelmek üzere “akademik ünvanlar,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Gıda” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve takviye edici gıdaların” ibaresi eklenmiş ve aynı fıkranın son cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(3) İndirimden önceki fiyat tespit edilirken mal satışına ilişkin reklamlarda, indirimin başlangıç tarihinden önceki on gün içinde uygulanan en düşük fiyat; meyve ve sebze gibi çabuk bozulabilen mallar ile hizmetlere ilişkin reklamlarda ise indirimli fiyattan bir önceki fiyat esas alınır.”</p>

<p>“(5) Bir mal veya hizmetin, satıcı veya sağlayıcı tarafından farklı satış kanalları üzerinden satışa sunulması halinde, indirimli satış reklamında esas alınacak indirimden önceki fiyat, yalnızca indirimin yapıldığı kanaldaki fiyat dikkate alınarak üçüncü fıkra uyarınca belirlenir. Bir satış kanalında uygulanan fiyat, diğer kanallarda yapılacak indirimli satış için esas alınamaz.</p>

<p>(6) Tüketicilerin belirli bir marka ya da satıcı veya sağlayıcı ile olan ilişkilerini güçlendirmek veya sunulan mal veya hizmetleri satın almalarını teşvik etmek gibi amaçlarla oluşturulan sadakat uygulamalarına ilişkin reklamlarda, ilgili sadakat programının tüketiciler tarafından kolaylıkla erişilebilir ya da kullanılabilir olması durumunda bu madde hükümleri uygulanır.</p>

<p>(7) Bir mal veya hizmete ilişkin indirim ya da başka bir fayda sağlanmasını, tüketicilerin belirli miktarda, sayıda, tutarda ya da nitelikte mal veya hizmet satın alma yahut belirli bir işlem gerçekleştirme ve benzeri bir şarta bağlayan koşullu satış reklamlarında mal veya hizmetin miktarının gösterilmesine ilişkin düzenlemeler dışında bu madde hükümleri uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “tüketicileri aldatıcı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve yanıltıcı” ibaresi eklenmiş, aynı maddenin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Çevresel beyan içeren reklamlarda belirtilen sertifika ve onayların yetkili kurum ve kuruluşlardan, üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya akredite ya da bağımsız araştırma, test ve değerlendirme kuruluşlarından alınan belgeler ile ispatlanmış olması zorunludur.”</p>

<p>“(5) Çevresel beyan niteliğindeki genel içerikli kavram ve ibareler, reklamlarda açıklama yapılmaksızın ya da o mal veya hizmetin yahut üretim süreçlerinin çevreye etkilerine ilişkin olarak tüketiciler nezdinde belirsizliğe neden olacak şekilde kullanılamaz.</p>

<p>(6) Çevresel beyanların mal veya hizmetin hangi bölüm, parça veya yaşam döngüsündeki hangi süreç ile ilgili olduğuna ilişkin bilgiler reklamda açıkça belirtilmelidir. Çevresel etkilerin ölçüm veya değerlendirme yöntemlerine ilişkin açıklayıcı bilgilere reklamın yayınlandığı alanda ya da bir bağlantı veya uyarı işareti ile tüketicilerin yönlendirilerek ayrıntılı bilgi alabileceği bir internet sitesinde veya açılır ekranda yer verilmesi zorunludur.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(8) Reklamlarda, tüketicilerin bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde etkileyecek şekilde yapay zekâ veya başka bir yazılımın kullanılması yahut yapay zekâ teknolojileri kullanılarak insandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlere yer verilmesi halinde bu husus açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir şekilde belirtilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğe 23 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Sosyal medya etkileyicileri aracılığıyla yapılan reklamlar</p>

<p>MADDE 23/A- (1) Sosyal medya etkileyicileri aracılığıyla yapılan reklamların, açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir olması zorunludur.</p>

<p>(2) Sosyal medya etkileyicileri tarafından gerçekleştirilen paylaşımlarda;</p>

<p>a) Reklam verene ait mal veya hizmete ya da reklam verene yönlendirme yapılması,</p>

<p>b) Reklam verenden maddi kazanç veya ücretsiz ya da indirimli mal ya da hizmet gibi faydalar sağlanması,</p>

<p>c) Reklam verene ait mal veya hizmetin tanıtımı amacıyla düzenlenen çekiliş, yarışma veya kampanyalara ilişkin içeriklerin paylaşılması,</p>

<p>ç) Reklam verenin düzenlediği bir etkinliğe katılım karşılığında menfaat elde edilerek paylaşımda bulunulması,</p>

<p>gibi durumlarda içeriğin reklam olduğu açıkça belirtilir.</p>

<p>(3) Sosyal medya etkileyicisi aracılığıyla yapılan reklamlarda “Reklam” ya da “Tanıtım” ifadelerinden birine yer verilmesi zorunludur. Bu ifadelerle birlikte reklam verenin adı veya ticaret ünvanına ya da “@[reklam veren] tarafından sağlandı.”, “Ürünleri bana gönderdiği için @[reklam verene] teşekkürler.”, “@[reklam verene] teşekkürler.” şeklinde açıklamalardan birine içerikte yer verilmesi zorunludur.</p>

<p>(4) Sosyal medya etkileyicisi tarafından yapılan paylaşımın reklam olduğuna ilişkin kullanılan etiket ve açıklamalar;</p>

<p>a) Paylaşım içinde kullanılan renklerden ve arka fondan ayırt edilebilir nitelikte ve kolaylıkla okunabilir büyüklükte olmalıdır.</p>

<p>b) Tüketicilerin paylaşımla ilk karşılaştıkları anda kolayca dikkat çekecek şekilde, görünen ekranı kaydırmalarına gerek kalmadan veya tüketicileri başka bir alana yönlendirmeden paylaşımın reklam olduğu anlaşılacak biçimde ve konumda belirtilmelidir.</p>

<p>c) Paylaşımda başka etiket veya açıklamalara yer verilmesi durumunda, bu etiket veya açıklamalardan önce ve bunlardan açıkça ayırt edilebilir şekilde belirtilmelidir.</p>

<p>ç) Paylaşımın yer aldığı mecranın ara yüz ve teknik özellikleri de dikkate alınarak bir yazı ya da simgeyle örtüşmeyecek biçimde sunulmalıdır.</p>

<p>d) İçeriğin birden fazla paylaşıma yayıldığı durumda, her bir paylaşımda yer almalıdır.</p>

<p>e) Reklam içeriğinin farklı paylaşım biçimlerinde yer alması veya bir paylaşım biçiminden diğerine alıntı yapılması durumunda her bir paylaşımda bulunmalıdır.</p>

<p>(5) Yalnızca sesli olarak yapılan paylaşımlarda yayının başında ve yayınlanacak reklamın öncesinde “[reklam veren] hakkında reklam/tanıtım içerir.” ifadesine yer verilmelidir.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “ve kar payı” ibareleri “veya kar payı” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğe 25 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Hedefli reklamcılık</p>

<p>MADDE 25/A- (1) Satıcı ve sağlayıcılar ya da bunlar adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcılar tarafından; tüketicilerin çevrimiçi davranışları, tercihlerine ilişkin geçmiş kayıtlar, konum bilgileri, demografik veriler veya benzeri kişisel veriler analiz edilerek belirli kişi veya gruplara özel olarak reklam içeriğinin sunulması faaliyetleri hedefli reklamcılık olarak kabul edilir.</p>

<p>(2) Hedefli reklamcılık, reklamın hangi kriterler kullanılarak ilgili tüketiciye gösterildiğine ve bu kriterlerin nasıl değiştirilebileceğine ilişkin doğrudan ve kolay erişilebilir bilgilerin tüketiciye sunulması koşuluyla gerçekleştirilebilir.</p>

<p>(3) Tüketicinin çocuk olduğunun bilindiği veya makul olarak bilinmesinin beklendiği durumlarda, kişisel verilere dayalı profilleme yöntemleri kullanılarak hedefli reklam yapılamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 26 ncı maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “yasadışı bahis” ibaresinden sonra gelmek üzere “, yasadışı şans oyunu” ibaresi eklenmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(10) Takviye edici gıdaların, normal beslenme kapsamında tüketilen gıdaların yerine geçtiği izlenimi uyandırmak suretiyle reklamı yapılamaz.</p>

<p>(11) Beşerî tıbbi ürün, elektronik sigara, tütün mamulleri ve alkollü içkilerin reklamı yapılamaz.</p>

<p>(12) Gerçek bir kişinin yapay zekâ teknolojileri kullanılarak oluşturulmuş dijital kopyasının, gerçeğe aykırı şekilde bir mal veya hizmeti bizzat deneyimlediği veya kullandığı izlenimi verdiği ya da tavsiyede bulunduğu reklamlar yapılamaz.</p>

<p>(13) Tüketicilere yönelik mal veya hizmetlerin reklamlarında, önceden ilan edilen objektif kriterlere dayanmayan ve bir menfaat karşılığında verilen ödüllere ilişkin bilgilere yer verilemez.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 28/B maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 28/B- (1) İnternet ortamında, satıcı ve sağlayıcılar ya da bunlar adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcıları tarafından, tüketicilerin bir mal veya hizmete ya da satıcı veya sağlayıcılara ilişkin değerlendirme yapmasına imkân sağlanması durumunda; bu değerlendirmelerin, sadece ilgili mal veya hizmeti satın alanlar tarafından yapılmasına izin verilir. Satın alım sürecine ilişkin doğrulama yapılmasının mümkün olmadığı mecralardan alınan tüketici değerlendirmeleri yayınlanamaz.</p>

<p>(2) Tüketici değerlendirmelerinin yayınlanmasına ilişkin belirlenen esas ve kurallara değerlendirmelerin yayınlandığı alanda ya da bir bağlantı veya uyarı işareti ile tüketicilerin yönlendirildiği açılır ekranda yer verilir. Söz konusu esas ve kurallar, mal veya hizmete ya da ilgili yan sözleşmelere ilişkin değerlendirme yapılmasını engelleyecek ve değerlendirmeleri yalnızca belirli konularla sınırlayacak şekilde belirlenemez.</p>

<p>(3) Tüketici değerlendirmelerinin mal veya hizmet, teslimat, satıcı veya sağlayıcı gibi farklı başlıklar altında ayrı ayrı yayınlanması durumunda bu değerlendirmelerin tümüne aynı alanda açık, anlaşılır, ayırt edilebilir ve kolaylıkla erişilebilir bir şekilde yer verilir.</p>

<p>(4) Tüketici değerlendirmeleri, gerekli incelemeler yapıldıktan sonra olumlu ya da olumsuz ayrımı yapılmaksızın en az bir yıl süre ile herhangi bir yönlendirme yapılmadan tarih, değerlendirme notu, satıcı veya sağlayıcıya göre sıralanma gibi objektif bir ölçüte göre yayınlanır. Belirlenen esas ve kurallar çerçevesinde yayınlanmasına izin verilmeyen tüketici değerlendirmelerine ilişkin hususlar değerlendirmeyi yapan tüketiciye derhal bildirilir.</p>

<p>(5) İlgili mevzuatına aykırı sağlık beyanı içeren tüketici değerlendirmeleri yayınlanamaz.</p>

<p>(6) İnternet ortamında yayınlanan tüketici değerlendirmeleri ancak bu mecrada yer verilen değerlendirmelerin içerik ve derecelendirme konularındaki genel niteliğini yansıtacak şekilde diğer mecralarda yayınlanabilir. Satın alım sürecine ilişkin doğrulamanın yapılmadığı değerlendirmeler reklamlarda kullanılamaz.</p>

<p>(7) Değerlendirme yapılan mal veya hizmet ile ilgili yaşanan tüketici mağduriyetinin satıcı veya sağlayıcı tarafından giderildiğinin tüketici ya da satıcı veya sağlayıcı tarafından bildirilmesi halinde bu durum, gerekli doğrulama yapıldıktan sonra ilk değerlendirmeyle aynı yerde gecikmesizin yayınlanır.</p>

<p>(8) Bir mal veya hizmetin satışını artırmak amacıyla doğru olmayan değerlendirmelerin yapılmasına ya da mal veya hizmeti onaylayan ifadelerin kullanılmasına yönelik gerçek veya tüzel kişiyle anlaşma yapılamaz ya da hizmet satın alınamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin 28/C maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “en az yetmiş iki saat” ibaresi “kırk sekiz saat” şeklinde değiştirilmiş ve aynı bende aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Tanınan bu süre içinde cevap verilmediği takdirde, değerlendirme doğrudan yayınlanır.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğin “Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar” başlıklı ekinde yer alan “A-Aldatıcı Ticari Uygulamalar” başlıklı bölümünün (13) numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Bu Yönetmelik 1/8/2026 tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ticari-reklam-ve-haksiz-ticari-uygulamalar-yonetmeliginde-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="86603"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/planli-alanlar-imar-yonetmeliginde-degisiklik-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/planli-alanlar-imar-yonetmeliginde-degisiklik-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 01 Temmuz 2026 Tarihli ve 33297 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>PLANLI ALANLAR İMAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“ddddd) Süs havuzu: Suyun farklı formlarda ve ölçülerde hareketlendirilmesi suretiyle oluşturulan, görsel ve estetik amaç taşıyan, mimari yapı ile bütünlük arz eden, yüzme amacıyla kullanılmayan, projenin ihtiyaçları doğrultusunda müellif tarafından tasarlanan ve ilgili idaresince uygun görülen şekil ve ebatlarda yapılabilen havuzu,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; aynı maddenin sekizinci fıkrasına “atrium boşluklarının her katta asgari ölçülerdeki alanı” ibaresinden sonra gelmek üzere “, bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen veya bağımsız bölümün eklentisi niteliği taşımayan, yapının ana taşıyıcı sistemleriyle bütünleşik olmayan, bahçede peyzaj düzenlemesi niteliğinde yapılan pergola ve süs havuzlarının 20 nci maddenin sekizinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen kullanımlarla birlikte bahçe alanının %20’sini geçmeyen kısımları ile giriş saçakları, bahçe ve istinat duvarları, asma katlı zemin katın içinde yer alan asma kat döşemesi hizasındaki boşluk, bir ana kitle üzerinde yükselen bloklardan arta kalan kısımların (baza) üzerinde yer alan, gezilemeyen ve herhangi bir kullanıma konu olmayan, çatı veya çakıl gibi malzeme ile kaplı alanlar” ibaresi eklenmiş; aynı maddenin yirmi yedinci fıkrasına “Tek bağımsız bölümlü konutlar hariç” ibaresinden sonra gelmek üzere “bağımsız bölüm veya ortak alanlar (ısı merkezi, kazan dairesi, elektrik odası, su deposu, iklimlendirme merkezi, jeneratör odası ve benzeri teknik hacimler dışında) veya eklenti bulunan bodrum kat dahil olmak üzere” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>“(6) Ayrık veya blok nizam olan yerlerde, uygulama imar planında açıkça belirlenmemiş ise TAKS %40’ı geçemez. KAKS verilmeyen parsellerde, 20 nci maddenin üçüncü fıkrası ve 21 inci maddenin dördüncü fıkrasına göre %40'ı geçmemek üzere yapı yaklaşma mesafelerine göre bulunan taban alanı ile kat adedinin çarpılması sonucu bulunan KAKS değeri içerisinde kalmak ve TAKS %60’ı geçmemek şartıyla yapı yaklaşma mesafelerine göre uygulama yapılır. Yapı yaklaşma mesafeleri ile KAKS verilip TAKS verilmeyen parsellerde de, TAKS %60’ı geçmemek şartıyla, yapı yaklaşma mesafelerine göre uygulama yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı yönetmeliğin 22 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(2) 5 inci maddenin sekizinci fıkrasında belirtilen esaslar dâhilinde; tek bağımsız bölümlü olsalar dahi umumi bina kapsamında kalan binalarda yer alıp müşterek kullanıma açık olan ve ticari amaç içermeyen; çocuk oyun ve bakım alanları, mescit ve müştemilatı, otopark, son katın üzerindeki herhangi bir kullanıma konu edilmeyen ortak alan niteliğindeki teras çatı emsal hesabı yönünden ortak alan kapsamında değerlendirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Tek bağımsız bölümlü konutlar hariç, bağımsız bölüm veya ortak alanlar (ısı merkezi, kazan dairesi, elektrik odası, su deposu, iklimlendirme merkezi, jeneratör odası ve benzeri teknik hacimler dışında) veya eklenti bulunan bodrum kat dahil olmak üzere kat adedi 3 olan binalarda asansör yeri bırakılması, 4 ve daha fazla olan binalarda ise asansör tesisi zorunludur. Daha az katlı yapılarda da asansör yapılabilir.”</p>

<p>“(8) Asansör zorunluluğu bulunan binalarda asansörlerin, bodrum katlar dâhil tüm katlara hizmet vermesi zorunludur. Ancak bağımsız bölüm veya ortak alanlar veya eklenti bulunmayan bodrum katlara asansörün ulaştırılması zorunlu değildir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 54 üncü maddesinin beşinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiş, on üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Yeniden ruhsat düzenlenmesi gereken, ruhsat tarihinden itibaren 2 yıl içinde inşasına başlanmış yapılarda; yangın, deprem, ısı ve su yalıtımı, çevre ve enerji verimliliğine ilişkin hususlarda yürürlükteki ilgili mevzuatın, diğer tüm hususlarda yapının ruhsat aldığı tarihteki mevzuatın gerektirdiği tedbirlerin alınması zorunludur. Ruhsat tarihinden itibaren 2 yıl içinde inşasına başlanmamış yapılarda ise, yürürlükteki plan ve mevzuat hükümlerine göre yapıya yeniden ruhsat düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 59 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(5) Bu fıkranın yürürlüğe girmesinden önce yürürlükte olan mevzuata uygun olarak yapılmış bodrum hariç 3 katı geçmeyen tek bağımsız bölüme sahip müstakil konutlarda, fen ve sanat kuralları ile ilgili standartlara uygun olmak, taşıyıcı sistemle ilgili gerekli tedbirlerin alınması, ilgili idaresince gerekli görülen tüm projelerin hazırlanması ve fenni mesuliyetlerinin üstlenildiğine dair taahhütnameler ile birlikte ilgili idarece tadilata izin verilmesi kaydıyla bina içinde asansör ve/veya erişilebilirlik standartlarına uygun kaldırma iletme platformu tesis edilebilir. İlgili mevzuatlarında alınması gerekli izinler saklı kalmak kaydıyla asansörün ve/veya erişilebilirlik standartlarına uygun kaldırma iletme platformunun kullanılabilmesi için ilgili idaresince projelerine, fen ve sanat kurallarına uygun yapıldığının tespiti gerekir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin geçici 3 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(10) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce ilgili mevzuat doğrultusunda yapımı tamamlanıp yapı kullanma izni almış yapılarda, mevcut yapının emsal ve inşaat alanını, kullanım amacını, tadilata konu olmayan bağımsız bölümlerin arsa paylarını, saçak seviyesi ve yapı yaklaşma mesafelerini ihlal etmemek, binanın taşıyıcı sistemini olumsuz etkilememek, ayrıca yürürlükteki yangın, deprem, ısı ve su yalıtımı, çevre ve enerji verimliliği ile ilgili tedbirlerin alınması kaydıyla yapılacak esaslı tadilat işlemleri, yapı ruhsatının düzenlendiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre sonuçlandırılabilir.</p>

<p>(11) Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce ilgilisince 55 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen belgelerin madde hükmündeki şartlara göre temin edilmesi için idareye başvurusu yapılmış olan yapılar, 6306 sayılı Kanun kapsamında noter onaylı inşaat sözleşmesi düzenlenmiş olan yapılar ile kamu kurum ve kuruluşlarınca yapım işlerine yönelik ihale kararı veya ihale tarihi alınmış olan yapılar için; bu fıkrayı ihdas eden Yönetmelik ile değiştirilen 5 inci maddenin yirmi yedinci fıkrası ile 34 üncü maddenin birinci ve sekizinci fıkralarındaki hükümler uygulanmaz, bu fıkranın yayımı tarihinden önce yürürlükte olan hükümler uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Ofis/büro kullanım amaçlı bağımsız bölümlerde tadilat</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 7- (1) Bu maddenin yayımı tarihinden önce uygulama imar planı kararı ile konut yapılabileceğine ilişkin hüküm bulunan alanlarda, ofis veya büro amaçlı yapı ruhsatı düzenlenerek yapımına başlanmış veya yapı kullanma izni düzenlenmiş olan yapılarda, parselin tamamında konut kullanım oranı %60’ı geçmeyecek şekilde kullanım amacı değişikliğine yönelik tadilat ruhsatı, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde sonuçlandırmak kaydıyla düzenlenebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/planli-alanlar-imar-yonetmeliginde-degisiklik-2</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakanligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="15236"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7587 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/7587-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/7587-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7587 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 01 Temmuz 2026 Tarihli ve 33297 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7587</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 24/6/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 55 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan tablo aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="521">
   <p><strong>RÜTBELER</strong></p>
   </td>
   <td width="235">
   <p><strong>ORANLAR</strong></p>

   <p><strong>(On binde)</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Birinci Sınıf Emniyet Müdürü</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>65</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>İkinci Sınıf Emniyet Müdürü</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>75</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Üçüncü Sınıf Emniyet Müdürü</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>90</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>100</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Emniyet Amiri</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>300</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Başkomiser</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>310</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Komiser</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>320</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="521">
   <p>Komiser Yardımcısı</p>
   </td>
   <td width="235">
   <p>330</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>3201 sayılı Kanunun geçici 30 uncu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>3201 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 32- Emniyet Genel Müdürlüğü eğitim ve öğretim kurumlarına girişte aranan sağlık şartlarını taşımadıkları gerekçesiyle eğitim ve öğretim kurumlarından ilişiği kesilenlerden, yargı kararına istinaden eğitim ve öğretime devam ederek mezun olan ve polis memuru veya polis amiri rütbesiyle Emniyet Hizmetleri Sınıfına atanan ancak bilahare sağlık sebeplerine dayanan yargı kararı gereğince Devlet memurluğundan ilişiği kesilmiş olanların, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde Emniyet Genel Müdürlüğüne başvurmaları halinde Genel İdare Hizmetleri Sınıfında durumlarına uygun unvana atamaları yapılır.</p>

<p>Bu madde kapsamında yapılacak olan atamalarda 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesindeki şartlar ile Emniyet Hizmetleri Sınıfı dışında kalan diğer hizmet sınıflarına açıktan yapılacak atamalar için belirlenmiş olan sağlık şartlarına uygunluk aranır.</p>

<p>Bu madde kapsamında yapılacak olan Devlet memurluğuna açıktan atama işlemleri ile ilgili diğer usul ve esaslar Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine “Devlete ait” ibaresinden sonra gelmek üzere “engelli ve yaşlı bireylere yönelik bakım ve rehabilitasyon merkezleri,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 113 üncü maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş, mevcut ikinci fıkrasında yer alan “birinci fıkra” ibaresi “bu madde” şeklinde ve mevcut beşinci fıkrasında yer alan “yarısına kadar” ibaresi “birinci fıkra kapsamına girenler bakımından yarısına kadar” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunanlardan bu faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatlarının tamamını, elektronik ücret toplama sistemleri aracılığı olmaksızın, kullanma zorunluluğu getirilen taksi mali cihazla tespit ve belgelendirmek suretiyle elde edenler de talep etmeleri hâlinde, birinci fıkraya göre tespit edilen kazançları üzerinden vergilendirilir. Bu kapsama girenler, talep tarihini takip eden yılın başından itibaren hasılat esaslı kazanç tespit usulünden en fazla üç yıl süreyle yararlanabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 94- Ticari kazancı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakalarını elden çıkarmalarından doğan kazançlar gelir vergisinden müstesnadır.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>2/1/1961 tarihli ve 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanuna 35 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“İnternet haber sitelerinin vasıf ve ödevleri:</p>

<p>MADDE 35/A- Resmî ilan ve reklam verilen veya bekleme süresi içindeki internet haber sitelerinin vasıfları:</p>

<p>a) Haber sayısı,</p>

<p>b) İçerik,</p>

<p>c) Kadro,</p>

<p>ç) Okur sayısı,</p>

<p>d) En az yayın hayatı süresi,</p>

<p>bakımlarından ve uygun görülecek diğer yönlerden Basın-İlan Kurumu Genel Kurulunca tespit olunur. Bu Kanunun 35 inci maddesi hükmü internet haber sitelerinin ödevleri bakımından da uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>195 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 49- Bu Kanun ile belirlenmiş vasıf, ödev, yükümlülük ve bu Kanun hükümlerine istinaden Genel Kurul tarafından belirlenen sorumluluklara riayet etmeyen resmî ilan ve reklam yayımlama hakkına sahip veya bekleme süresinde olan gazete, dergi ve internet haber siteleri ile prodüktörler, kamu idare ve teşekkülleri ve 42 nci maddede anılan sair müesseselerin veya bunların iştiraklerinin sorumluları hakkında, diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu madde kapsamında muamele yapılır.</p>

<p>Kurum Yönetim Kurulunca, gazete, dergi ve internet haber sitelerine bu Kanunda öngörülen vasıfları taşımamaları veya ödevleri yerine getirmemeleri halinde ihlalin niteliği, ağırlığı ve süresi gözetilerek bir günden on güne kadar resmî ilan ve/veya reklam kesme müeyyidesi uygulanmasına karar verilir. Ayrıca ilgili gazete, dergi ve internet haber sitesi bu Kanunla temin edilen diğer menfaatlerden de aynı sürelerle faydalandırılmaz.</p>

<p>Bu maddeye göre gazete, dergi ve internet haber sitelerine dair verilecek müeyyide kararı; resmî ilan ve reklam yayımlama hakkı bulunanlar için resmî ilan verilmemesi; yalnız reklam yayımlama hakkı bulunanlar için listeden çıkarılması suretiyle kararın kesinleşmesini müteakip Kurum Genel Müdürlüğünce uygulanır. Bekleme süresindekiler için müeyyide kararı verilmesi halinde bu karar resmî ilan ve reklam yayımlama hakkının kazanılmasından sonra uygulanır.</p>

<p>Müeyyide kararının ilgili gazete, dergi ve internet haber sitesine tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı nitelikte ihlalin ilk tekrarı halinde ihlalin niteliği, ağırlığı ve tekrarı gözetilerek beş günden on beş güne kadar, ikinci tekrarı halinde on günden yirmi güne kadar, üçüncü ve daha fazla tekrarı halinde on beş günden yirmi beş güne kadar ilan ve reklam kesme müeyyidesi uygulanmasına karar verilir.</p>

<p>İhlal süresinin bir ayı aşması halinde yukarıdaki fıkralara göre tespit edilecek müeyyide gün sayısı bir kat artırılır. Birden fazla konuda ihlal varsa her biri için belirlenen günler toplanır. Bir defada toplam uygulanabilecek müeyyide altmış günü aşamaz.</p>

<p>Bu maddenin birinci fıkrasında sayılan düzenlemelere riayet etmeyen prodüktörler ile kamu idare ve teşekkülleri hakkında aşağıdaki işlemler uygulanır:</p>

<p>a) Prodüktörlük müessesesi Yönetim Kurulu kararıyla iki aya kadar kapatılabilir. Kesinleşen karar, o yerdeki valilikçe uygulanır.</p>

<p>b) Kamu idare ve teşekkülleri ile ortaklıklarının sorumluları hakkında, Genel Müdürlüğün bildirimi üzerine kendi mevzuatlarına göre disiplin işlemi uygulanır. İşlem sonucu Kuruma bildirilir; Kurumun bu işlemlere itiraz hakkı saklıdır.</p>

<p>Bu maddeye göre verilen müeyyide kararlarına karşı 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre yargı yoluna başvurulur.</p>

<p>Bu maddenin uygulanmasına dair usul ve esaslar Genel Kurulca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 107/A- Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselerden aşağıda sayılanlar Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurulan elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır. Bu kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, elektronik tebligat sistemi vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.</p>

<p>1. Kurumlar vergisi mükellefleri,</p>

<p>2. Ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri,</p>

<p>3. Kollektif şirketler ile adi komandit şirketler,</p>

<p>4. 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller.</p>

<p>Bu maddenin birinci fıkrası kapsamına girmeyenler, talep etmeleri halinde elektronik tebligat sistemine dâhil olabilirler.</p>

<p>Engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>

<p>Zorunlu veya isteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanların elektronik tebligat sisteminden çıkışlarına ilişkin usuller şunlardır:</p>

<p>1. Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler ticaret sicil kayıtlarının, diğer tüzel kişiler ise tabi oldukları sicil kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>2. Gerçek kişiler, kişinin ölüm tarihi veya gaipliğine karar verildiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>3. Birinci fıkra kapsamında zorunlu olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olan gerçek kişiler mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonundan itibaren talep etmeleri halinde ve elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla, elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>4. İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak, elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>5. 65 yaşını doldurmuş kişiler, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>Elektronik ortamda tebligat, tebliğin bu sistem ile muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>213 sayılı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde yer alan “iki katına” ibaresi “beş katına” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>213 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 38- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanunun 107/A maddesi kapsamında elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, yeni bir başvuru yapmaksızın elektronik tebligat sistemini kullanmaya devam eder.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununa 68 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Disiplin cezaları:</p>

<p>MADDE 68/A- Banka hizmetlerinin yürütülmesinde bu Kanun ile diğer mevzuatta belirtilen görevleri yerine getirmeyen, yasaklanan fiil ve hallerde bulunan Banka personeli hakkında yapılacak disiplin işlemleri sonucunda, ihlalin niteliğine ve sonucun ağırlık derecesine göre bu maddede belirtilen disiplin cezaları uygulanır.</p>

<p>I- Uyarma cezası; Banka personelinin görevinde veya davranışlarında daha dikkatli ve özenli hareket etmesi gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda sayılmıştır:</p>

<p>a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde Bankaca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmî belge, araç, gereç ve benzerlerinin korunmasında, kullanılmasında ve bakımında kayıtsızlık ve özensizlik göstermek,</p>

<p>b) İzinsiz veya kabul edilebilir özrü olmaksızın göreve geç gelmeyi veya görevden erken ayrılmayı alışkanlık haline getirmek,</p>

<p>c) Çalışma saatlerinde izinsiz veya kabul edilebilir özrü olmaksızın görev mahallinden ayrılmak,</p>

<p>ç) İş sahipleri veya görev nedeniyle gelenler dışındaki kimselerle iş başında görüşmeyi alışkanlık haline getirmek,</p>

<p>d) Banka personeli vakarına uymayan tutum veya davranışlarda bulunmak,</p>

<p>e) Görevin iş birliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak,</p>

<p>f) Amirlerinin uyarılarına rağmen, görevi ile ilgisi olmayan işler yapmak,</p>

<p>g) Belirlenen kılık ve kıyafet esaslarına aykırı davranmak,</p>

<p>ğ) Bankaca istenilen veya mevzuat çerçevesinde verilmesi gereken bilgi ve bildirimleri zamanında vermemek,</p>

<p>h) Usulsüz başvuruda veya şikâyette bulunmak.</p>

<p>II- Kınama cezası; Banka personeline görevinde veya davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda sayılmıştır:</p>

<p>a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde Bankaca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmî belge, araç, gereç ve benzerlerinin korunmasında, kullanılmasında ve bakımında kusurlu davranmak,</p>

<p>b) Verilen emirlere ve görevlere itiraz etmek,</p>

<p>c) Görev başında amirlerine saygısızlık etmek,</p>

<p>ç) Bankaya ait belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak veya kaybetmek,</p>

<p>d) Banka personeline ve iş sahiplerine karşı kırıcı veya saygısız davranışta bulunmak, çalışma düzen ve huzurunu bozmak,</p>

<p>e) Hizmet dışında Banka personeli sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu zedeleyecek nitelikte davranışlarda bulunmak,</p>

<p>f) Görev gereği almış olduğu avansı süresinde kapatmamak,</p>

<p>g) Banka personeli hakkında küçültücü ve yalan haberler yaymak veya dedikodu yapmak,</p>

<p>ğ) İçinde bulunulan yılın Ocak ayına ait brüt ücretinin iki katını aşan tutarda ücreti haczedilmek, maiyetinden borç almak veya bu kişileri kefil göstermek.</p>

<p>III- Kısa süreli ücret kesintisi cezası; Banka personelinin almakta olduğu ücretinin, 3 ay süre ile %15 oranında kesilmesidir. Kısa süreli ücret kesintisi cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda sayılmıştır:</p>

<p>a) Verilen emir ve görevleri kasıtlı olarak tam ve zamanında yapmamak,</p>

<p>b) Hizmet içinde Banka personeli sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu zedeleyecek nitelikte davranışlarda bulunmak,</p>

<p>c) İzinsiz veya kabul edilebilir özrü olmaksızın bir veya iki gün göreve gelmemek,</p>

<p>ç) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak ticaretle uğraşmak, çalışma saatleri dışında da olsa gerçek ve tüzel kişilerin herhangi bir işinde ücretli veya ücretsiz olarak çalışmak,</p>

<p>d) Bankadaki görevleri dolayısıyla edindiği bilgileri, kişisel yararına veya üçüncü kişilerin yararına ya da zararına kullanmak,</p>

<p>e) Bankaca düzenlenen Devlet iç borçlanma senetleri ihalelerine katılmak ve birincil piyasadan alım yapmak,</p>

<p>f) Görevleri dolayısıyla çıkar sağlamak, nezaket kurallarının gerektirdiği hediyeler hariç, iş ilişkisinde bulunduğu kimselerden doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye kabul etmek veya borç para istemek, Bankadaki görevi ile ilişkilendirilebilecek şekilde, Banka içindeki veya dışındaki herhangi bir kaynaktan maddi veya maddi olmayan bir çıkar sağlamak,</p>

<p>g) Sıfat ve görevleri dolayısıyla edindiği, Bankaya veya Banka ile ilişkisi olan kişi ve kurumlara ait bilgilerin ve sırların korunmasında gereken özeni göstermemek,</p>

<p>ğ) Bankaya ait belgeleri ilgili amirinin izni ve bilgisi olmaksızın görev yeri dışına çıkarmak,</p>

<p>h) Başkanlıkça görevlendirilmedikçe, Banka ve görevleri ile ilgili olarak basına, haber ajanslarına, radyo veya televizyon kurumlarına, Banka dışındaki kişi, kurum ya da kuruluşlara bilgi ve demeç vermek veya açıklamada bulunmak,</p>

<p>ı) Bankanın gizli bilgi ve belgelerine dayanarak herhangi bir yayımda bulunmak, Başkanlıkça uygun görülmedikçe; görevleri dolayısıyla öğrendiği bilgilere dayanarak yayımda bulunmak, bankacılığı veya Bankayı ilgilendiren ve genel ekonomik politikaya ilişkin konularda kamuya açık konferans, seminer ve toplantılarda konuşmak,</p>

<p>i) Yetkilerini görevlerinin sınırları dışında kullanmak, yetkilerini aşarak Bankayı bağlayıcı girişim, açıklama, taahhüt veya vaatte bulunmak,</p>

<p>j) Görevle ilgili resmî belge, araç, gereç ve benzerlerini görevin sona ermesine veya Bankaca istenmesine rağmen geri vermemek,</p>

<p>k) Yükümlü bulunduğu devir ve teslim işlerini tamamlamadan görevinden ayrılmak,</p>

<p>l) Görev mahallinde genel ahlak kurallarına uymamak, edep dışı davranışlarda bulunmak.</p>

<p>IV- Uzun süreli ücret kesintisi cezası; Banka personelinin almakta olduğu ücretinin, 6 ay süre ile %30 oranında kesilmesidir. Uzun süreli ücret kesintisi cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda sayılmıştır:</p>

<p>a) Verilen emir ve görevleri kasten yapmamak,</p>

<p>b) İzinsiz veya kabul edilebilir özrü olmaksızın kesintisiz olarak 3 - 9 gün göreve gelmemek,</p>

<p>c) Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek,</p>

<p>ç) Banka personeline veya iş sahiplerine küfretmek, küçük düşürücü hareketlerde bulunmak veya sözler sarf etmek, anılan şahısları alenen tehdit etmek; küfürlü, tehdit edici ve küçük düşürücü sözleri yazılı olarak veya elektronik yolla göndermek,</p>

<p>d) Bankaca istenilen ya da mevzuat çerçevesinde verilmesi gereken bilgilerde ve belgelerde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmak veya meydana gelen değişiklikleri kasten zamanında bildirmemek,</p>

<p>e) Banka personelini zor duruma düşürmek veya kendi kusurunu örtmek amacı ile resmî bir belgeyi veya dosyayı gizlemek, tahrif etmek veya yok etmek,</p>

<p>f) İzinli bulunduğu sürede Bankaca çeşitli nedenlerle görevine derhal dönmesi kendisine duyurulduğu halde, kabul edilebilir özrü bulunmaksızın göreve başlamamak,</p>

<p>g) Gerçeğe aykırı rapor veya belge düzenlemek,</p>

<p>ğ) Banka personeline karşı; kasıtlı ve sistematik olarak baskı, hakaret ve tehdit edici uygulamalarda bulunmak, aşağılama, küçümseme, dışlama, kişiliği ve saygınlığı zedeleme, yıldırma gibi eylemler yapmak, Banka personeli hakkında dayanaksız belge düzenlemek,</p>

<p>h) Görevini yerine getirirken ırk, dil, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep, engelli olma ve benzeri sebeplerle ayrımcılık yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak,</p>

<p>ı) Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak.</p>

<p>V- İşe son verme cezası; Banka personelinin bir daha Bankada herhangi bir göreve atanmamak üzere ilişiğinin kesilmesidir. İşe son verme cezasını gerektiren fiil ve haller aşağıda sayılmıştır:</p>

<p>a) Başkanlıkça yetki verilen haller dışında, ekonomik kararların alınmasında Banka ve kamu yararı bakımından gizli kalması gerekli bilgileri ve belgeleri açıklamak, başkalarına vermek veya kendi yararına kullanmak,</p>

<p>b) Banka personeli sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,</p>

<p>c) Savaş, olağanüstü hâl veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,</p>

<p>ç) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya affa uğramış ya da ertelenmiş olsa dahi, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmiş cezalar hariç olmak üzere kasten işlenen bir suçtan dolayı, bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasından, bu Kanun ile 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ve 27/12/2020 tarihli ve 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun hükümlerine göre hapis cezasını gerektiren suçlardan, 5237 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin açıklanması, tefecilik, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık suçlarından veya Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlardan, Devletin güvenliğine karşı suçlardan, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan, milli savunmaya karşı suçlardan, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluktan, yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan, kamu güvenine karşı suçlardan, bilişim alanında suçlardan ve vergi kaçakçılığı suçlarından veya bu suçlara iştirakten 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223 üncü maddesi çerçevesinde hükümlü bulunmak,</p>

<p>d) Banka personeline veya iş sahiplerine karşı fiilî saldırıda bulunmak,</p>

<p>e) İzinsiz veya kabul edilebilir özrü olmaksızın bir yıl içinde toplam 20 gün göreve gelmemek,</p>

<p>f) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi ya da ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları Bankanın herhangi bir yerine asmak ya da teşhir etmek,</p>

<p>g) İdeolojik veya siyasi amaçlarla Bankanın huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,</p>

<p>ğ) İşe girişte istenilen belgelerde tahrifat yaptığı veya işe girmesini engelleyici nitelikteki bir konuda yanıltıcı ve gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu sonradan anlaşılmak,</p>

<p>h) Banka personelinin şerefine ve namusuna dokunacak yalan beyanlarda veya bu şahısları lekelemek kastı ile şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve şikayetlerde bulunmak,</p>

<p>ı) Siyasi partilere üye olmak,</p>

<p>i) 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna aykırı eylemlerde bulunmak,</p>

<p>j) Bankanın bilişim sistemlerine yetkisi haricinde girerek programları, verileri veya diğer herhangi bir unsuru ele geçirmek, kullanmak, çoğaltmak, tahrip etmek, değiştirmek, silmek, sisteme yerleştirmek, sistemdeki verilere erişmeyi engellemek, sistemin işlemesine engel olmak veya yanlış biçimde işlemesini sağlamak,</p>

<p>k) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, Bankanın imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak.</p>

<p>Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.</p>

<p>Geçmiş hizmetleri sırasında olumlu tutum, davranış ve çalışmaları olan personele verilecek disiplin cezalarında, fiil ve halin niteliği göz önünde bulundurularak, bir derece hafif olanı uygulanabilir.</p>

<p>Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.</p>

<p>Bu madde ile bu Kanunun 68/B maddesi sözleşmeli personel hakkında da uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>1211 sayılı Kanuna 68 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Disiplin işlemlerine ilişkin diğer hükümler ve görevden uzaklaştırma:</p>

<p>MADDE 68/B- I- Disiplin soruşturması ve savunma hakkı:</p>

<p>a) Disiplin soruşturması Banka denetim elemanları tarafından yapılır.</p>

<p>b) Banka personeli hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasına başlanmış olması, aynı olaydan dolayı disiplin soruşturması yapılmasına ve disiplin cezası verilmesine engel olmaz.</p>

<p>c) Banka personeli hakkında, savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Yedi günlük süre içinde kabul edilebilir bir özre dayanmaksızın savunmasını yapmayan Banka personeli, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.</p>

<p>II- Disiplin cezalarının verilmesi:</p>

<p>a) Disiplin cezaları Disiplin Kurulu tarafından verilir. İşe son verme cezası için ayrıca Banka personelini atamaya yetkili organın onayı gerekir.</p>

<p>b) Disiplin Kurulu ve atamaya yetkili organ, dosyanın kendilerine tevdiinden itibaren 30 gün içerisinde soruşturma evrakına göre kararını verir.</p>

<p>III- Disiplin cezalarının uygulanması ve itiraz:</p>

<p>a) Disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. Kısa süreli ücret kesintisi ve uzun süreli ücret kesintisi cezaları kapsamında yapılacak kesintiler, Disiplin Kurulu karar tarihini takip eden ay başından itibaren uygulanır.</p>

<p>b) Banka personelinin mahkûm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz.</p>

<p>c) Bir fiilin diğer kanunlar uyarınca idari yaptırıma bağlanmış olması, aynı fiile bu Kanun kapsamında disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez.</p>

<p>ç) Uyarma, kınama, kısa süreli ücret kesintisi ve uzun süreli ücret kesintisi cezalarına karşı, Disiplin Kurulu kararının ilgiliye tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunulabilir. İtiraz başvuruları, Yüksek Disiplin Kurulu sıfatıyla atamaya yetkili organ tarafından görüşülmek üzere disiplin işlemlerinin yürütülmesi ile görevli birime yapılır. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.</p>

<p>d) Yüksek Disiplin Kurulu sıfatıyla atamaya yetkili organ, dosyanın kendisine tevdiinden itibaren 30 gün içerisinde itirazın reddi ya da dosyanın tekrar incelenmek üzere Disiplin Kuruluna gönderilmesi kararı verebilir. Dosya kendisine gönderilen Disiplin Kurulu 30 gün içerisinde cezanın hafifletilmesine ya da kaldırılmasına karar verebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.</p>

<p>IV- Zamanaşımı, disiplin cezalarının kaydedilmesi ve silinmesi:</p>

<p>a) Bu Kanunun 68/A maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin disiplin işlemlerinin yürütülmesi ile görevli birimce öğrenildiği tarihten itibaren;</p>

<p>1) Uyarma, kınama, kısa süreli ücret kesintisi ve uzun süreli ücret kesintisi cezalarında bir ay içinde,</p>

<p>2) İşe son verme cezasında altı ay içinde,</p>

<p>disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>

<p>Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Ancak, ceza muhakemesi süreci devam eden bir fiil nedeniyle disiplin cezası verilmesinin söz konusu olduğu hallerde zamanaşımı süresi mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlar.</p>

<p>b) Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde; kararın Bankaya ulaştığı tarihten itibaren kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi içerisinde, zamanaşımı süresinin dolması veya üç aydan daha az süre kalması hâlinde en geç üç ay içerisinde karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilir.</p>

<p>c) Disiplin cezaları Banka personelinin özlük dosyasına işlenir.</p>

<p>ç) Banka personeli, uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından itibaren beş yıl, kısa süreli ücret kesintisi ve uzun süreli ücret kesintisi cezalarının uygulanmasından itibaren on yıl sonra disiplin işlemlerinin yürütülmesi ile görevli birime yazılı talepte bulunarak disiplin cezalarının özlük dosyasından silinmesini isteyebilir. Banka personelinin bu süreler içerisindeki davranışları isteğini haklı kılacak nitelikte görülürse, talebinin yerine getirilmesine karar verilerek bu karar özlük dosyasına işlenir.</p>

<p>V- Görevden uzaklaştırma:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>a) Haklarında ceza soruşturması ya da kovuşturması yapılan, gözaltı veya tutuklama kararı alınan veyahut disiplin soruşturması sırasında görevlerinde kalmalarında sakınca görülen Banka personeli hakkında ihtiyati tedbir niteliğinde görevden uzaklaştırma kararı alınabilir.</p>

<p>b) Görevden uzaklaştırma kararı, Banka personelini atamaya yetkili organlarca alınır. Denetim ve soruşturma sırasında Banka denetim elemanlarınca gerekli görülmesi halinde de Başkanlık tarafından görevden uzaklaştırma kararı alınabilir.</p>

<p>c) Görevden uzaklaştırılan Banka personeli hakkında bu işlemi izleyen yedi iş günü içinde disiplin soruşturması başlatılır.</p>

<p>ç) Görevden uzaklaştırma, disiplin soruşturması ile ilgili olduğu takdirde altı ay devam eder. Bu süreden önce, hakkında bir disiplin cezası verilmeyen ya da işe son verme cezasından başka bir disiplin cezası verilen Banka personeli, bu kararların kesinleşmesi üzerine göreve başlatılır.</p>

<p>Ancak, görevden uzaklaştırma, ceza soruşturmasının veya kovuşturmasının varlığına dayanıyorsa;</p>

<p>1) Kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilmesi,</p>

<p>2) Hükümden önce kovuşturmanın af ile kaldırılması,</p>

<p>3) Görevle ilgili olsun veya olmasın işe son verme cezası gerektirmeyen bir ceza ile hükümlü olunup cezanın ertelenmesi,</p>

<p>hallerinde bu kararların kesinleşmesine kadar devam edebilir.</p>

<p>d) Görevden uzaklaştırılan Banka personeline görev başında bulunmadığı süre boyunca ücretinin üçte ikisi ödenir. Bu personelin ücret dışında kalan hak ve yükümlülükleri devam eder. Göreve tekrar başlatılan Banka personelinin görevden uzak kaldığı süre içerisinde ücretinden yapılan kesintiler iade edilir. Ancak, işe son verme cezası alan veya görevle ilgili olsun veya olmasın işe son verme cezası gerektiren bir ceza ile mahkûm olanların ücretleri iade edilmez.</p>

<p>VI- Disiplin amirleri ile bunların yetki ve sorumlulukları, Disiplin Kurulunun kuruluşu, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, bunların yetki ve sorumlulukları ve disiplin işlemlerine ilişkin diğer hususlar yönetmelik ile belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 19 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Bu Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (I) numaralı bendi kapsamında biletle girilen yerlerde, 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış kişilere düzenlenen biletler için vergi alınmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Yerel yönetimlerin taşınmazlarının satışı:</p>

<p>EK MADDE 1- İl özel idareleri ve belediyeler ile bunlar tarafından kurulan mahalli idare birliklerine ait taşınmazların satış bedeli peşin veya taksitle ödenebilir.</p>

<p>Satış bedelinin taksitle ödenebileceği hususunun ihale ilanında belirtilmesi ve ihale üzerinde kalan isteklinin talep etmesi durumunda, ihale sonucu belirlenen satış bedeli; en az %25’i peşin, kalanı en fazla iki yılda ve en fazla 12 taksitle kanuni faiz ile birlikte ödenir. İhale ilanında ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı belirtilir.</p>

<p>Taksitli satışlarda taşınmazın satış bedelinden tahsil edilen peşinat düşüldükten sonra kalan tutar ile kanuni faizden ve sözleşmeden doğacak alacakların tamamını karşılayacak tutarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu verilmesi veya satışı yapılan taşınmazın üzerinde 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümleri uyarınca idare lehine kanuni ipotek tesis edilmesi halinde, taşınmaz tapuda alıcısı adına devredilir. Bu fıkra uyarınca teminat mektubu verilememesi veya kanuni ipotek tesis edilememesi durumunda taksitlerin tamamı ödenene kadar alıcı adına tapuda taşınmaz devri yapılamaz.</p>

<p>Alıcısı adına mülkiyet devri yapılmayan taşınmazlara ilişkin taksitli satışlarda, alıcı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda, tahsil edilen tutarlardan ihale sırasında alınan geçici teminata isabet eden tutar ilgili idareye irat kaydedilerek kalanı alıcıya aynen iade edilir. Alıcısı adına mülkiyet devri yapılan taşınmazlara ilişkin taksitli satışlarda, alıcı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ise idarece, teminat mektubu paraya çevrilerek veya ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılarak kalan borç faiziyle birlikte tahsil edilir.</p>

<p>Vadesinde ödenmeyen taksit tutarları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak faizle birlikte tahsil edilir.</p>

<p>Satış, kira, trampa ve sınırlı ayni hak tesisi işlemleri ihalelerinde ihale konusu olan taşınmazın tahmin edilen bedelinin %3’ünden az olmamak üzere %30’una kadar geçici teminat alınabilir.</p>

<p>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve tereddütleri gidermeye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “üç iş günü” ibaresi “on beş iş günü” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan “mükerrer 20/B maddesi” ibaresi “mükerrer 20/B ve geçici 94 üncü maddeleri” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>3065 sayılı Kanunun geçici 45 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2025” ibaresi “31/12/2028” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>25/4/2001 tarihli ve 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanununa 15 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Adaylarda aranacak şartlar ve sınav</p>

<p>MADDE 15/A- Fakülteye başvuru yapacak adaylarda aşağıdaki şartlar aranır:</p>

<p>a) Türk vatandaşı olmak.</p>

<p>b) Lise ve dengi okullardan mezun olmak.</p>

<p>c) Silah taşımaya veya silahlı görev yapmaya bir engeli bulunmamak.</p>

<p>d) 18 yaşını tamamladıktan sonra yaptırılan yaş düzeltmelerinde, düzeltmeden önceki yaş dikkate alınmak şartıyla, sınavın yapıldığı yılın 1 Ocak tarihi itibarıyla yirmi iki yaşından gün almamış olmak.</p>

<p>e) İlgili mevzuattaki sağlık şartlarını taşımak.</p>

<p>f) İlgili mevzuatta belirtilen sağlık sebepleri hariç, herhangi bir nedenle polis eğitim kurumlarından çıkarılmamış olmak.</p>

<p>g) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavından Bakanlıkça belirlenen taban puan veya üzerinde puan almış olmak.</p>

<p>h) Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı nedeniyle tedavi görmüş veya görüyor olmamak.</p>

<p>ı) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Üçüncü Kısım Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlardan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçlarından dolayı hakkında herhangi bir adli kovuşturma devam ediyor olmamak veya bu suçlardan dolayı mahkûm olmamak veya bu suçlardan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiş olmak.</p>

<p>i) Kumar oynamaktan dolayı idari yaptırım uygulanmamak.</p>

<p>j) Terör örgütleri ile bu örgütlerin uzantılarının eylemlerine, toplantılarına, yürüyüş ve mitinglerine karışmamış, desteklememiş, katılmamış olmak.</p>

<p>k) 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;</p>

<p>1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak,</p>

<p>2) Affa uğramış olsa bile 5237 sayılı Kanunun İkinci Kitap Birinci Kısım Birinci ve İkinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan veya zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar nedeniyle mahkûm olmamak veya bu suçlardan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiş olmak.</p>

<p>l) Kamu haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmış olmamak.</p>

<p>m) Başvuru tarihinde herhangi bir siyasi partiye veya siyasi partilerin yan kuruluşlarına üye olmamak.</p>

<p>Fakülte için sıralamaya esas alınacak yükseköğretim kurumları sınavı, taban puanı ve puan türü Bakanlıkça belirlenir. Başvuranlar arasından eğitime alınacak aday sayısının en fazla beş katı kadar aday fiziki yeterlilik ve mülakat sınavı olmak üzere iki aşamalı sınava tabi tutulur.</p>

<p>Başarılı olmak için fiziki yeterlilik sınavından ve mülakat sınavından yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan almak şarttır. Adayların başarı sıralamasına esas Fakülte giriş puanı; yükseköğretim kurumları sınav puanının %30’u, fiziki yeterlilik sınavı puanının %30’u ve mülakat sınavı puanının %40’ının toplamıdır.</p>

<p>Fakülteye dikey geçiş müracaatında bulunabilmek için adaylarda aşağıdaki şartlar aranır:</p>

<p>a) 18 yaşını tamamladıktan sonra yaptırılan yaş düzeltmelerinde, düzeltmeden önceki yaş dikkate alınmak şartıyla, dikey geçiş sınavlarının yapılacağı yılın 1 Ocak tarihi itibarıyla yirmi dört yaşından gün almamış olmak.</p>

<p>b) Eğitim kurumundan çıkarma veya uzaklaştırma cezası gerektiren fiil ya da fiiller nedeniyle hakkında devam eden soruşturma işlemi bulunmamak ya da bu fiiller nedeniyle ceza almamış olmak.</p>

<p>c) Genel mezuniyet başarı sıralamasında %30’luk başarı dilimine girmiş olmak ve en az yetmiş beş puan not ortalaması ile mezun durumunda olmak.</p>

<p>Dördüncü fıkradaki şartları taşıyan adaylardan, genel mezuniyet başarı sıralamasına göre dikey geçiş kontenjanı olarak belirlenen sayının iki katı öğrenci en yüksek puandan başlamak üzere aşağıya doğru sıralanarak mülakat sınavına çağrılır. Mülakat sınavında; sınav komisyonu üyelerinin verdiği puanların aritmetik ortalaması en az yetmiş puan olan adaylar başarılı olur. Mülakatta başarılı olan adaylar mezuniyet notlarına göre en yüksek puandan başlamak üzere sıralanır. Mezuniyet notunda eşitlik olması halinde, öncelikle disiplin notu yüksek olan, bunda da eşitliğin bozulmaması halinde yaşı küçük olan aday tercih edilerek Fakülteye kaydı yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>4652 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 4- Polis Amirleri Eğitimi Merkezini oluşturan yönetim kademeleri ve hizmet birimleri; müdür, müdür yardımcıları, şube müdürlükleri, kurullar, bölüm başkanlıkları ve ana bilim dalı başkanlıklarıdır.</p>

<p>Polis Amirleri Eğitimi Merkezi; ilk derece amirlik eğitimine, yöneticilikle ilgili hizmet içi eğitimlerine, yabancı ülke polisleri ile diğer kolluk görevlilerine yönelik eğitim faaliyetlerine, rütbe terfi ve görevde yükselme sınavlarına, Genel Müdürlükçe uygun görülen diğer sınav ve eğitimlere ilişkin işlemleri yürütmek ve eğitim-öğretim hizmetlerinin verimliliğini artırmak için araştırmalar yapmakla görevlidir.”</p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“g) Bu Kanuna göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiği ile ilgili vergi incelemesi görevi bulunduğunun Kuruma bildirilmesiyle söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye lisans verilmemesi tedbiri Kurum tarafından uygulanır. Bu tedbirin kaldırılıp kaldırılamayacağı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığından temin edilecek bilgilere göre üç ayda bir değerlendirilir. Ancak bu tedbirin süresi Kuruma yapılan bildirimden itibaren bir yılı geçemez. Bu bent kapsamındaki suçların işlendiğinin anılan Kanunun 367 nci maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğinin veya mahkûmiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin yargı mercilerinden temin edilecek bilgilerle yahut sair suretlerle Kurumca ıttıla edilmesine kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez.”</p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 61 inci maddesinin sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Genel Kurul, her yılın mayıs ayının sonuna kadar toplanır. Genel Kurul toplantısının yeri, günü, saati ve gündemi en az otuz gün öncesinden Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir ve Genel Kurul toplantısı tarihine kadar yayımda kalacak şekilde Birlik resmî internet sitesinde duyurulur.”</p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>5174 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “mayıs ayı içinde” ibaresi “84 üncü maddenin birinci fıkrasında belirtilen kasım ayını takip eden yılda mayıs ayının sonuna kadar” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümleler eklenmiştir.</p>

<p>“Genel Kurul toplantısının yeri, günü, saati ve gündemi en az otuz gün öncesinden Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir ve Genel Kurul toplantısı tarihine kadar yayımda kalacak şekilde Birlik resmî internet sitesinde duyurulur. Mevcut birlik organlarının görevleri Kanunda belirtilen görev sürelerine bağlı olmaksızın yeni organların seçimine kadar devam eder.”</p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde, fıkrada yer alan “on dokuz” ibaresi “yirmi üç” şeklinde ve beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “on bir” ibaresi “on üç” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“a) Bakanlığın; Genel Müdürlük, Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, İç Ticaret Genel Müdürlüğü ve Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü genel müdür yardımcıları arasından görevlendireceği birer üye,”</p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>Bu Kanunun;</p>

<p>a) 18 inci maddesi 31/12/2025 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/7587-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="79209"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HSK'dan 49 kişilik yeni kararname]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hskdan-49-kisilik-yeni-kararname</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hskdan-49-kisilik-yeni-kararname" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 1. Dairesi, bugün gerçekleştirdiği toplantının ardından 49 yargı mensubunu kapsayan yeni kararnameyi yayımladı. Kararnameyle önceki atamalarda tespit edilen eksiklik ve düzeltmeler giderilirken, bazı ağır ceza mahkemesi başkanlarının görev yerleri değiştirildi, bazı Cumhuriyet savcıları ise başsavcı vekilliğine atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 1. Dairesi, bugün yaptığı toplantıda 49 hâkim ve Cumhuriyet savcısını kapsayan yeni kararnameyi yayımladı. Kararname kapsamında çeşitli illerde görev yapan yargı mensuplarının görev yerleri yeniden belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>EKSİKLİKLER GİDERİLDİ, YENİ GÖREVLENDİRMELER YAPILDI</strong></p>

<p>Edinilen bilgilere göre kararname, daha önce yayımlanan atama kararlarında bulunan eksikliklerin giderilmesi, düzeltmelerin yapılması ve boş kalan kadroların doldurulması amacıyla hazırlandı. Bu kapsamda bazı atamalar revize edilirken, ihtiyaç duyulan görevlere de yeni isimler atandı. Kararnamede bazı ağır ceza mahkemesi başkanlarının görev yerleri değiştirilirken, çeşitli illerde görev yapan bazı Cumhuriyet savcıları da başsavcı vekilliği görevine getirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hskdan-49-kisilik-yeni-kararname</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/yargi/hsk-yeni2.jpg" type="image/jpeg" length="19642"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD Yüksek Mahkemesi, Trump'ın doğumla vatandaşlığı iptal etmesini anayasaya aykırı buldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/abd-yuksek-mahkemesi-trumpin-dogumla-vatandasligi-iptal-etmesini-anayasaya-aykiri-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/abd-yuksek-mahkemesi-trumpin-dogumla-vatandasligi-iptal-etmesini-anayasaya-aykiri-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump'ın 'ülkede doğan herkese vatandaşlık verilmesini sonlandırmak için' göreve gelir gelmez imzaladığı kararname Yüksek Mahkeme tarafından iptal edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trump 20 Ocak 2025'te göreve başlar başlamaz, ABD topraklarında doğan her bebeğe doğrudan vatandaşlık verilmesi uygulamasını kaldırmak istemişti.</p>

<p>Kararnamede, ABD'de yasa dışı veya geçici olarak bulunan ebeveynlerin çocuklarının Amerikan vatandaşı olamayacağı belirtiliyordu.</p>

<p>Fakat Seattle eyaletinde bir yargıç 23 Ocak 2025'te bu kararın yürütmesini durdurdu.</p>

<p>Ardından ABD Yüksek Mahkemesi, "doğumla vatandaşlık hakkını" sınırlandıran kararnamenin anayasaya uygun olup olmadığını ele almayı kabul etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Değerlendirme sonucu Yüksek Mahkeme yargıçları üçe karşı altı oyla kararnameyi iptal etti.</p>

<p>Karar, ABD'de yasa dışı yollarla veya geçici statüde bulunan ebeveynlerin çocuklarının, ABD Anayasası uyarınca "doğuştan vatandaş" olduklarını belirten Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts tarafından kaleme alındı.</p>

<p>Roberts karar metninde, ABD İç Savaşı'nın ardından, özgürlüğüne kavuşmuş ve ABD topraklarında doğmuş eski kölelerin vatandaşlık statüsü meselesini çözüme kavuşturmak amacıyla kabul edilen anayasanın 14. maddesinin tarihçesine atıfta bulunuyor.</p>

<p>Roberts, "Vatandaşlık, hem o dönemde hem de günümüzde, haklara sahip olma, yani siyasi topluluğumuza özgürce katılma hakkı anlamına geliyordu. Bu maddeyi hazırlayanlar, bu vaadi 'bu topraklarda özgür doğan herkese' vermişlerdi" yazdı ve "Bizler bugün bu vaadi yerine getiriyoruz" diye ekledi.</p>

<p>Henüz kararla ilgili bir yorum yapmayan Trump, yıllardır doğumla vatandaşlık hakkına son vermeyi göçmenlik politikalarının temel bir unsuru haline getirdi.</p>

<p>2015'te bile bu uygulamayı "yasadışı göç için en büyük cazibe merkezi" olarak nitelendirerek kaldırılması çağrısında bulunmuştu.</p>

<p>Trump birkaç hafta önce, sosyal medyada ABD'nin doğumla vatandaşlık hakkının getirdiği "prangalarla" yaşayamayacağını ifade eden bir paylaşım yapmıştı.</p>

<p>Trump ayrıca, "Bu durum gerek ekonomik gerekse diğer açılardan sürdürülebilir değil, ayrıca dünyada kayda değer hiçbir ülke bu uygulamayı sürdürmüyor" diye eklemişti.</p>

<p>ABD Başkanı, geçmişte gümrük vergileri gibi konularda hedeflerinin Yüksek Mahkeme tarafından engellenmesine öfkeyle tepki göstermişti.</p>

<p>14. madde 1868'de ABD İç Savaşı'nın sona ermesinin ardından yürürlüğe girmişti.</p>

<p>13. maddeyle 1865'te köleliğe son verilmiş, 14. madde ise eski kölelerin vatandaşlık durumunun çözümlenmesi için anayasaya eklenmişti.</p>

<p>14. maddeden önce görülen davalarda Afrika kökenlilerin ABD vatandaşı olamayacağı hükümleri veriliyordu.</p>

<p>Ancak bu değişiklik, bu tür mahkeme kararlarını geçersiz kılmış ve ABD topraklarında doğan her bireyin ülkenin vatandaşı olma hakkına elde edebilmesini güvence altına almıştı.</p>

<p>1898'de Çin kökenli Wong Kim Ark'ın ABD'ye açtığı dava ile 14. madde, göçmen ailelerinin çocukları açısından emsal oldu.</p>

<p>ABD Yüksek Mahkemesi'nde görülen davada 24 yaşındaki Wong, Çinli bir çiftin çocuğu olarak ABD topraklarında dünyaya gelmesine karşın, ülkeye girişine izin verilmediğini iddia etti ve bunun Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu.</p>

<p>O tarihten sonra, bugüne kadar, konuyla ilgili başka bir dava görülmedi. (BBC)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/abd-yuksek-mahkemesi-trumpin-dogumla-vatandasligi-iptal-etmesini-anayasaya-aykiri-buldu</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/8a8db5f0-7498-11f1-b1a9-bd204fe03b95jpg.webp" type="image/jpeg" length="32679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Gürlek'ten stajyer avukatlara öneriler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/adalet-bakani-gurlekten-stajyer-avukatlara-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/adalet-bakani-gurlekten-stajyer-avukatlara-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, ziyaretine gelen stajyer avukatlara önerilerde bulunarak, “Stajların çok verimli geçmesi lazım. Stajda mesleğe ne koydunuz koydunuz. Yüksek lisans mutlaka yapın. Dil öğrenmek artık bir ayrıcalık değil, hatta ikinci dil öğrenin. Branşlaşma önemli, bir alanda kendinizi ispatlamanız lazım. Çünkü bunlar ileride işinize yarayacak.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Gürlek, İstanbul 2 No’lu Baro Başkanı Yasin Şamlı ve mesleğe adım atmaya hazırlanan stajyer öğrencileri Bakanlık’ta kabul etti.</p>

<p>Samimi bir atmosferde gerçekleşen görüşmede genç hukukçulara seslenen Bakan Gürlek, avukatlık mesleğinde başarılı olmanın yolunun sürekli gelişimden, uzmanlaşmadan ve sahayı iyi tanımaktan geçtiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“MUTLAKA BİR ALANI SEÇİN, O ALANDA KENDİNİZİ YETİŞTİRMEYE ÇALIŞIN”</strong></p>

<p>Staj döneminin meslek hayatı açısından büyük önem taşıdığını belirten Bakan Gürlek, genç hukukçulara şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“Stajların çok verimli geçmesi lazım. Stajda mesleğe ne koydunuz koydunuz. Yüksek lisans mutlaka yapın. Dil öğrenmek artık bir ayrıcalık değil, hatta ikinci dil öğrenin. Çünkü bunlar ileride işinize yarayacak. Bir de branşlaşma. Sizin farklı olmanız lazım. Nasıl farklı olacaksınız? Bir alanda kendinizi ispatlamanız lazım. Kendinize bir alan belirleyin, bir yol belirleyin. Mutlaka bir alanı seçin, o alanda kendinizi yetiştirmeye çalışın. İşte yüksek lisans, doktora, dil. Hepinize başarılar diliyorum. Sizin en iyisini yapacağınızdan eminim.” diye konuştu.</p>

<p>Stajyer avukatlara yalnızca ofis tecrübesiyle yetinmemeleri gerektiğini söyleyen Bakan Gürlek, adliyelerde edinilen pratiğin mesleki gelişimde önemli bir yeri olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Adliyenin tozunu yutmak diye bir deyim var. Yani ofis avukatlığı tamam var ama mutlaka adliyede de gidip oradaki ortamı tanımanız lazım. Duruşmalara katılmanız lazım. Kalemdeki personellerle mutlaka bir irtibat kurmanız lazım. Biz o konuda her zaman ne gerekiyorsa yardımcı oluyoruz. Hepinize başarılar diliyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“NE GEREKİYORSA BİZ SİZİN YANINIZDAYIZ”</strong></p>

<p>İstanbul 2 Nolu Baro’nun stajyer avukatların eğitimi ve gelişimi için önemli çalışmalar yürüttüğünü dile getiren Bakan Gürlek, Baro Başkanı Yasin Şamlı’ya da teşekkür etti. Adalet Bakanlığı olarak stajyer avukatların yanında olduklarını vurgulayan Bakan Gürlek, “Bizim de Adalet Bakanlığı olarak yapmamız gereken bir şey varsa yanınızdayız. Bizim birçok birimimiz var. Ortaklaşa, istişare de yapabiliriz ya da birimleri ziyaret edebilirsiniz. Ne gerekiyorsa biz sizin yanınızdayız. Aynı yollardan geçtik biz de sizin gibi meslekten mezun olduk, kısa bir süre staj yaptık sonra hakim savcılığa geçtik. Hayat çok hızlı akıyor. Bunu siz de göreceksiniz. Sonra sizin de stajyerleriniz olacak. Rabbim inşallah mahcup etmesin çıktığınız yolda her daim yardımcınız olsun. Bizler yanınızdayız.” diye konuştu.</p>

<p>Toplantı da öğrencilerle tecrübe paylaşımında bulunan Bakan Gürlek, stajyer hukukçuların sorularını da yanıtladı. Bakan Gürlek, toplantının ardından stajyer avukatlarla hatıra fotoğrafı çekildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/adalet-bakani-gurlekten-stajyer-avukatlara-oneriler</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 18:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/adsiz-161.jpg" type="image/jpeg" length="39993"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRK VERGİ HUKUKUNDA VERGİ ZİYAI, CEZAİ YAPTIRIMI VE İDARİ/YARGISAL ÇÖZÜM YOLLARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turk-vergi-hukukunda-vergi-ziyai-cezai-yaptirimi-ve-idariyargisal-cozum-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turk-vergi-hukukunda-vergi-ziyai-cezai-yaptirimi-ve-idariyargisal-cozum-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vergi ziyaı, Türk vergi sisteminde mükellef veya vergi sorumlularının kanuni ödevlerini zamanında veya eksiksiz bir şekilde yerine getirmemeleri neticesinde ortaya çıkan ve devletin vergi kaybına uğramasıyla sonuçlanan mali nitelikli bir idari kabahattir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 341 ve devamı maddelerinde düzenlenen vergi zıyaı, hem idari yaptırımları hem de fiilin niteliğine göre adli ceza yargılamasını tetikleyen ikili bir hukuki yapıya sahiptir. Bu yazımda, vergi ziyaı kabahatinin unsurları, ceza oranları; iştirak, tekerrür ve içtima gibi ceza hukuku kurumlarının vergi hukukundaki yansımaları ile bu cezalara karşı başvurulabilecek idari ve yargısal çözüm yolları yürürlükteki mevzuat ve usul hukuku ilkeleri çerçevesinde incelenmiştir.</p>

<p><strong>I. GİRİŞ VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE</strong></p>

<p>Vergi hukuku, kamu gücüne dayanarak devletin mali mülk edinme yetkisini ve egemenlik hakkını düzenlerken, anayasal ödev bilinciyle mükelleflere birtakım şekli ve maddi yükümlülükler getirmekte olup bunların ihlali de idari veya cezai yaptırımları beraberinde getirir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun "Cezalar" rejimi içinde yer alan en temel düzenlemelerden biride vergi ziyaıdır.</p>

<p>VUK’un 351. maddesinde düzenlenen ve şekle ve usul kurallarına aykırılığı esas alan usulsüzlük kabahatinden farklı olarak vergi ziyaı, mutlaka bir hazine zararı (vergi kaybı) unsurunu içeren maddi neticeli bir kabahattir. Her ne kadar doktrinde ve bazı yargı kararlarında dil alışkanlığı olarak "vergi ziyaı suçu" ifadesine yer verilse de, hukuki niteliği itibarıyla vergi ziyaı cezası, yargı organlarınca değil vergi idaresi tarafından doğrudan kesilen mali-idari yaptırım niteliğinde bir cezadır.</p>

<p><strong>II. VERGİ ZİYAININ UNSURLARI VE OLUŞUM SÜRECİ</strong></p>

<p><strong>A. Kabahatin Maddi Unsuru: Vergi Kaybı (Ziya)</strong></p>

<p>VUK m. 341 uyarınca vergi ziyaı temelde verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder. Kabahatin maddi unsurunun oluşması için fiilin, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve oranlar üzerinden hesaplanması işlemi olan tarh aşamasından sonra, ancak verginin ödenebilir aşamaya geldiğini gösteren tahakkuk aşamasından önce gerçekleşmesi ya da bu aşamayı sakatlayacak şekilde gerçekleşmesi gerekir. Buna ilave olarak uygulamada hiç beyanname verilmemesi, eksik beyan verilmesi gibi icrai veya ihmali fiiller neticesinde de vergi ziyaı doğabilir.</p>

<p>Aynı kanun maddesinin devamında (VUK m 341/2) Şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmünde olacağı belirtilmektedir.</p>

<p>Verginin sonradan tahakkuk ettirilmesi, ikmalen/re'sen tarh edilmesi veya haksız iadenin idarece geri alınması, geçmişte işlenen ve tamamlanan kabahatin cezalandırılmasına engel teşkil etmez (VUK m. 341/3). Zira vergi ziyaı doktrindeki baskın anlayışa göre ani bir kabahat olup, verginin kanuni süresinde tahakkuk ettirilmemesiyle vergi ziyaı kabahatinin maddi unsuru gerçekleşmektedir.</p>

<p><strong>B. Fail, İlliyet Bağı ve Manevi Unsur</strong></p>

<p>Vergi ziyaı cezasının muhatabı , vergi kanunlarına göre adına vergi tarh edilen gerçek veya tüzel kişiler ile verginin kesilerek ilgili daireye yatırılmasından sorumlu olan vergi sorumlularıdır. Cezanın kesilebilmesi için, vergi kaybına yol açan hukuka aykırı fiil ile mükellef veya vergi sorumlusunun davranışları arasında doğrudan ve kesintisiz bir illiyet bağı da bulunmalıdır. Hukuka aykırı bir fiil veya usulsüzlük işlenmiş olsa dahi, eğer neticede bir vergi kaybı doğmamışsa vergi ziyaı cezası kesilemez; yalnızca şartları varsa usulsüzlük cezası gündeme gelebilir.</p>

<p>Manevi unsur bakımından ise, normal usulde vergi ziyaı kabahatinin oluşması için failin kastı aranmaz; ihmal, dikkatsizlik veya kusurlu davranış maddi unsurun gerçekleşmesi için yeterlidir. Ancak fiilin kaçakçılık boyutuna ulaştığı durumlarda açıkça kast unsurunun varlığını aramaktadır.</p>

<p><strong>III. FİİLİN NİTELİĞİNE GÖRE CEZA ORANLARI VE VERGİ SUÇLARI</strong></p>

<p>Vergi ziyaı cezalarında kanun koyucu, fiilin hile, aldatma gibi nitelikleri karşılayıp karşılamadığına göre kademeli ve orantılı bir ceza mimarisi belirlemiştir.</p>

<p><strong>A. Normal Usul Olan Vergilendirme Ödevlerine Aykırılıktan Doğan Cezalar </strong></p>

<p>Mükellef veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini bir hile, aldatma vs olmaksızın, ihmal veya eksik ifa etmesi neticesinde ortaya çıkan vergi ziyaında, ziyaa uğratılan verginin bir katı (1 kat) tutarında ceza kesilir (VUK m. 344/1). Örnek vermek gerekirse bir mükellef vermesi gereken bir beyannameyi eksik vermiştir veya matrahra hata yapmıştır bu durumda hile, aldatma veya bunun gibi bir amacı olmayan mükellefe ziyaa uğratıla kısım kadar ceza kesilir.</p>

<p><strong>B. Süresinden Sonra Kendiliğinden Verilen Beyannameler</strong></p>

<p>VUK m. 344/3’te, vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden önce, kanuni süresi geçtikten sonra kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tahakkuk eden vergiler için vergi ziyaı cezası yüzde elli (%50) oranında indirimli olarak uygulanacağı belirtilmek suretiyle beyanname süresi geçtikten sonra kendiliğinden beyanname veren mükellefler için bir indirim imkanı getirilmiştir.</p>

<p><strong>C. Nitelikli Usul Olan VUK m. 359 Kapsamındaki Kaçakçılık Fiilleri </strong></p>

<p>Vergi kaybına sebebiyet veren fiil, aynı zamanda VUK m. 359’da tahdidi olarak sayılan kaçakçılık suçlarından birini oluşturuyorsa, bu fiilin yaptırımı olan ceza ağırlaştırılarak ziyaa uğratılan verginin üç katı (3 kat) olarak uygulanır (VUK m. 344/2).</p>

<p><strong>IV. CEZA HUKUKU MÜESSESELERİNİN VERGİ ZİYAI CEZASINA ETKİSİ</strong></p>

<p><strong>A. İştirak (VUK m. 360)</strong></p>

<p>Mükellef veya sorumlu dışındaki üçüncü kişilerin (örneğin mali müşavirler, muhasebe çalışanları veya menfaat ortakları), VUK m. 359’daki kaçakçılık fiillerinin işlenişine bilerek ve isteyerek (kasıtlı olarak) katılmaları halidir. İştirak yaptırımının uygulanabilmesi için asıl failin bu fiili işlemiş ve cezalandırılabilir olması şarttır. Bununla beraber VUK m. 359 uncu maddede yazılı suçların işlenişine iştirak eden suç ortaklarının bu suçların işlenmesinde menfaatinin bulunmaması halinde, Türk Ceza Kanununun suça iştirak hükümlerine göre hakkında verilecek cezanın yarısı indirilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>B. Tekerrür (VUK m. 339)</strong> Vergi hukukunda tekerrür müessesesi, adli ceza hukukundaki genel hükümlerden farklı şartlara bağlanmıştır. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi ve cezanın artırılabilmesi için:</p>

<p><strong>- Önceki cezanın kesinleşmiş olması:</strong> İlk kesilen vergi ziyaı cezasının idari veya yargısal yollarla kesinleşmiş olması gerekir (Cezanın fiilen ödenmiş olması şart değildir).</p>

<p><strong>- Cezaların aynı türden olması:</strong> Sonraki ceza ile önceki cezanın aynı türden olması gerekir. Örneğin; vergi ziyaı cezası ancak başka bir vergi ziyaı cezasına; usulsüzlük cezası ise ancak başka bir usulsüzlük cezasına tekerrür oluşturur. Usulsüzlük cezası vergi ziyaına tekerrür oluşturmaz.</p>

<p>Tekerrüre ilişkin olarak da 7338 sayılı Kanun ile VUK 339’da değişiklikler yapılmıştır buna göre; tekerrür durumunda vergi ziyaı cezası %50, usulsüzlük cezası %25 oranında artırılır. Ancak uygulanacak <strong>artırım tutarı, kesinleşen ilk cezanın tutarını aşamaz.</strong> Ve tekerrürün oluşması için gereken süreler (vergi ziyaında 5 yıl, usulsüzlükte 2 yıl) artık cezanın kesinleştiği yılı "takip eden yılın başından" değil, <strong>kesinleşme tarihini "izleyen günden" itibaren</strong> başlar. Bu sayede tekerrür süreleri kısalmış ve mükellef lehine bir sistem kurulmuştur.</p>

<p><strong>C. İçtima (VUK m. 340)</strong></p>

<p>Türk vergi hukukunda ve ceza yargılamasında "aynı fiilden dolayı iki kez cezalandırılmama" <i>(</i> ilkesi , idari yaptırımlar ile adli cezalar arasında mutlak bir engel oluşturmaz. VUK m. 340 ve m. 367 uyarınca, kaçakçılık suçundan dolayı bir ceza mahkemesinde hapis cezası verilmesi, idari nitelikteki 3 kat vergi ziyaı cezasının uygulanmasına engel teşkil etmez. Yani her iki ceza birbirini etkilemeksizin bağımsız olarak icra edilir.</p>

<p><strong>V. İDARİ ÇÖZÜM YOLLARI</strong></p>

<p><strong>A. İzaha Davet (VUK m. 370)</strong></p>

<p>Vergi idaresi VUK md 370 ile 482 ve 519 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerine dayanarak bazen somut bir ön tespitten veya denetimlerinden yola çıkarak, mükellef hakkında vergi incelemesine başlamadan önce kendisinden incelemeye konu olabilecek hususa yönelik bir açıklama isteyebilir. Davet yazısının tebliğinden itibaren 30 gün içinde mükellef tarafından davete icabet edilerek beyanname verilir ve sonra eğer gerekmişse matrah düzeltilir ve vergi aslı ödenirse, kesilecek vergi ziyaı cezası %80 oranında indrilerek yalnızca %20 oranında kesilir.</p>

<p>- Kaçakçılıkta İstisna: VUK m. 359 kapsamındaki sahtecilik ve tahrifat fiillerinde izaha davet yolu ilkesel olarak kapalıdır. Ancak sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımı, her yıl için ayrı ayrı belirlenen yıllık yasal sınırı geçmeyen veya toplam mal/hizmet alışının %5'ini aşmayan mükellefler bu indirimli müesseseden istifade edebilirler.</p>

<p><strong>B. Pişmanlık ve Islah (VUK m. 371)</strong></p>

<p>Beyana dayalı vergilerde, mükelleflerin kanuna aykırı fiillerini (beyanname vermeme, matrah gizleme vb.), idarenin veya herhangi bir muhbirlenin resmi tespiti ve haberi olmadan önce, kendiliğinden resmi makamlara dilekçe ile bildirmesidir.</p>

<p>Dilekçe tarihinden itibaren 15 gün içinde hiç verilmemiş beyanname verilir veya eksik beyan düzeltilir, vergi aslı ve hesaplanacak "pişmanlık zammı" (gecikme zammı oranında) eksiksiz ödenirse, mükellef adına vergi ziyaı cezası tamamen kalkar (hiç kesilmez). Ayrıca VUK m. 359 kapsamındaki suçlar yönünden de adli takibat yapılmasının önüne geçilir.</p>

<p><strong>VI. YARGISAL VE İDARİ BAŞVURU YOLLARI VE USULÜ</strong></p>

<p>Kendisine vergi ziyaı cezası ihbarnamesi tebliğ edilen mükellef veya vergi sorumlusu, tebliğ tarihinden itibaren 30 günlük hak düşürücü süre içinde ya idari çözüm yollarını ya da yargısal yolu seçmek zorunda olup her iki yolun aynı anda yürütülmesi mümkün değildir.</p>

<p><strong>A. Doğrudan İptal Davası ve Kendiliğinden Yürütmenin Durdurulması Etkisi</strong></p>

<p>Ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili ve görevli Vergi Mahkemesinde iptal davası açılabilir.</p>

<p>Usul Hukuku Özelliği (İYUK m. 27/3): Genel idari yargıda davanın açılması idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmazken; İYUK m. 27/3’te düzenlenen bu kural her işlem için geçerli olmamakla birlikte vergi yargılamasına özgü bir istisna getirmiştir. Buna göre vergi mahkemelerinde vergi ve cezalara karşı açılan iptal davaları, tahsilat işlemlerini dava sonuna kadar kendiliğinden durdurur. Dolayısıyla mükellefin mahkemeden ayrıca tedbir mahiyetinde "yürütmenin durdurulması" kararı talep etmesine gerek yoktur; idare dava sonuçlanana kadar haciz veya takip işlemlerine girişemez.</p>

<p><strong>B. İdari Hataların Düzeltilmesi (VUK m. 116-124)</strong></p>

<p>Cezadaki açık vergi hatalarına, hesap hatalarına veya mükellefiyet durumundaki maddi yanılgılara karşı, vergiyi doğuran olayı takip eden takvim yılından itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde vergi dairesi müdürlüğüne düzeltme başvurusu yapılabilir.</p>

<p>30 günlük dava açma süresi içinde yapılan düzeltme başvuruları, dava açma süresini durdurur; idarenin ret kararı veya zımni reddi üzerine kalan süre içinde vergi mahkemesinde dava ikame edilebilir.</p>

<p><strong>C. Uzlaşma ve Kanuni İndirim Yolları</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td>
   <p>Müessese</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başvuru Süresi</p>
   </td>
   <td>
   <p>Şartlar ve Sağlanan Mali Avantaj</p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>VUK m. 376 İndirimi</p>
   </td>
   <td>
   <p>İhbarnameden itibaren 30 Gün</p>
   </td>
   <td>
   <p>Cezaya dava açılmaması ve cezanın yarısının vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse, kesilen vergi ziyaı cezasının %50'si doğrudan indirilir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Tarhiyat Sonrası Uzlaşma</p>
   </td>
   <td>
   <p>İhbarnameden itibaren 30 Gün</p>
   </td>
   <td>
   <p>Mükellef uzlaşma komisyonuna başvurur. Uzlaşmanın sağlanması halinde, üzerinde uzlaşılan ceza tutarı kesinleşir, dava konusu yapılamaz.</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Burada önemli bir ayrıntı bulunmaktadır bu da mükellef ile idare arasında uzlaşma sağlanamaz<i> </i>ise ne olacağıdır<i>.</i> Uzlaşma sağlanamazsa ve dava açma süresi de bitmişse veya 15 günden az kalmışsa, mükellefin hak kaybına uğramaması adına 15 günlük ek dava açma süresi (VUK Ek m. 7) kanunen tanınmıştır. Kaçakçılık fiillerinden doğan 3 katlık vergi ziyaı cezaları uzlaşma kapsamı dışındadır.</p>

<p><strong>VII. GECİKME ZAMMI VE ZAMANAŞIMI SÜRELERİ</strong></p>

<p><strong>A. Gecikme Zammı Uygulaması (6183 s.K. m. 51)</strong></p>

<p>Vergi hukukunun temel prensiplerinden biri uyarınca, "gecikme faizi" (VUK m. 112) yalnızca vergi asıllarına uygulanır; asıl niteliğinde olmayan vergi ziyaı cezasına gecikme faizi yürütülemez. Ancak cezanın idari veya adli süreç sonunda kesinleşip vadesinde ödenmemesi halinde, bir kamu alacağı niteliği kazandığından, 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca her ay için Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenen oran üzerinden gecikme zammı hesaplanır.</p>

<p><strong>B. Zamanaşımı Süreleri</strong></p>

<p>- Tarh Zamanaşımı: Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından itibaren 5 yıl içinde ceza ihbarnamesi mükellefe tebliğ edilmezse, idarenin ceza kesme yetkisi zamanaşımına uğrar. Takdir komisyonuna sevk zamanaşımını durduran tek istisnai haldir.</p>

<p>- Tahsil Zamanaşımı (6183 s.K. m. 102): Usulüne uygun kesilen ve kesinleşen vergi ziyaı cezası, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde idare tarafından tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar ve borç ortadan kalkar.</p>

<p><strong>VIII. SONUÇ</strong></p>

<p>Vergi ziyaı kabahati, devlet hazinesinin gelir kaybını önlemek, kamu harcamalarının finansmanını güvence altına almak ve mali adalet dengesini korumak amacıyla kanun koyucu tarafından sıkı şekli şartlara ve ağır mali yaptırımlara bağlanmıştır. Kabahate sebebiyet veren fiilin niteliği (ihmalden doğan normal usul veya hileye dayanan kaçakçılık fiili), hem idari yaptırımın kat sayısını (1 kat veya 3 kat) belirlemekte hem de hürriyeti bağlayıcı ceza riskini doğurarak adli yargıyı harekete geçirmektedir.</p>

<p>Türk vergi sistemi, mükelleflerin haklarını korumak adına idari aşamada Pişmanlık, İzaha Davet, İndirim ve Uzlaşma gibi geniş bir barışçıl seçenek sunmuştur. Bu idari yolların tüketilemediği veya tercih edilmediği durumlarda ise, Vergi Mahkemelerinde açılacak iptal davalarının tahsilat işlemlerini kendiliğinden durdurması, mükellef ile idareyi daha eşit bir konuma getirirken hak arama özgürlüğü bakımından da Türk vergi yargılaması hukukunun mükelleflere sunduğu en hayati ve en güçlü güvencelerden biridir.</p>

<p><strong>Mehmet YEMİŞEN</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>KAYNAKLAR</strong></span></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="604">
   <p><span style="color:#999999">213 sayılı Vergi Usul Kanunu.</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="604">
   <p><span style="color:#999999">2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="604">
   <p><span style="color:#999999">6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="604">
   <p><span style="color:#999999">7338 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="604">
   <p><span style="color:#999999">482 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="604">
   <p><span style="color:#999999">519 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="604">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turk-vergi-hukukunda-vergi-ziyai-cezai-yaptirimi-ve-idariyargisal-cozum-yollari</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/hesapvergi-hukuku.jpg" type="image/jpeg" length="81278"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2025/5152 E., 2025/8447 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20255152-e-20258447-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20255152-e-20258447-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 04.11.2025 tarihli, 2025/5152 E., 2025/8447 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>9. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/5152 E., 2025/8447 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2023/2544 E., 2025/1030 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 60. İş Mahkemesi<br />
SAYISI : 2021/273 E., 2023/336 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.11.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.</p>

<p>Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile karşı taraf vekili Avukat ... geldiler.</p>

<p>Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.<br />
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde çalıştığını, davalı işveren tarafından 30.04.2020 tarihinde iş sözleşmesinin feshedileceğine dair ihbar ve fesih bildirimini imzalattığını, ayrıca davalı tarafından işçilik alacaklarının tahsil edilmesinin engellenmesi amacıyla iradeye fesat karıştırılarak arabuluculuk tutanaklarının imzalatıldığını, arabuluculuk anlaşma tutanaklarının iptalinin gerektiğini, kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini, ulusal bayram genel tatil günleri dâhil haftanın 7 günü 06.00-19. 00... .00-07.00 arası vardiyalı çalışıldığını, bu çalışma karşılığı ücretlerinin ödenmediğini, yıllık izin kullanmadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali ile işçilik alacakları davasının tek bir dosyada görülemeyeceğini, davacı ile ihtiyarı arabuluculukla anlaşma yaptıklarını, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ücrete ve çalışma koşullarına yönelik imzalı bordroların olduğunu, zamanaşımı def'inin bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ihtiyari arabuluculukla anlaşma tutanağına göre davacının işçilik alacakları kapsamında tutanakta belirtilen ücreti tahsil ettiği, arabuluculuk görüşmelerinin davacının çalıştığı yer olan Kuveyt'te bilgisayar ile görüntülü olarak işverenin hakimiyet alanında gerçekleştirildiği, hatta dörder beşer kişilik gruplar hâlinde görüşme yapıldığı, imzalamayanlara da haklarının verilmeyeceği yönünde baskı kurulduğu, bu nedenlerle ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçerli olmadığı, davalı işverence iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanlarına göre fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının ispatlandığı, yıllık izin alacağının bulunmadığı gerekçesi ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu tazminat ve alacaklar yönünden arabuluculuk süreci başlamadan önce taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğuna yönelik dosyada herhangi bir delil mevcut olmadığı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davalı vekili temyiz dilekçesinde;</p>

<p>1. İhtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali talepli tespit davası ve işçilik alacakları istemli davanın birlikte görülemeyeceğini,</p>

<p>2. Tarafların dava konusu alacaklar üzerinde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya vardığını, arabuluculuk anlaşma tutanağını imzaladıklarını, arabuluculuk tutanağı ile anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağını,</p>

<p>3. Davacının ücretinin hatalı olarak hesaplandığını ileri sürmüştür.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; arabuluculuk sürecinin kanuna uygun şekilde yürütülüp yürütülmediği, buna göre dava konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalinin gerekip gerekmediği ve sonucuna göre davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.<br />
Arabuluculuk anlaşma belgesi, borçlar hukuku anlamında bir maddi hukuk sözleşmesi olup bu sözleşmenin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü bağlamında geçerli olmadığı ileri sürülebilir. Böyle bir durumda, arabuluculuk faaliyetinin hiç yapılmadığı veya usulüne uygun yapılmadığı ya da irade fesadı iddiası ileri sürüldüğünde; ispat yükü davacıya aittir.</p>

<p>Somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesinden sonra baskı ve zorlama ile müvekkiline ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalatıldığı, bu süreçte iradesinin fesada uğratıldığı, arabuluculuk görüşmesinin önemi ve hukuki boyutu hakkında bilgilendirme yapılmadığı ileri sürülmüş; davalı tarafından ise davacının serbest iradesi ile arabuluculuk tutanaklarını imzaladığı savunulmuştur.</p>

<p>Dosyada dinlenilen davacı tanıkları soyut ve genel nitelikte beyanlarda bulunmuş olup davacının arabuluculuk görüşmelerine, sürece ve irade fesadı iddialarına ilişkin somut tanık anlatımı bulunmamaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile davacı tanıklarının beyanları ve Daire kararları birlikte değerlendirildiğinde; davacının ihtiyari arabuluculuk tutanağına yönelik irade fesadı iddiasını usulüne uygun olarak ispat edemediği anlaşılmıştır.</p>

<p>Ayrıca davacının arabuluculuk faaliyeti sırasında arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları konusunda bilgilendirildiği, dosyada mevcut arabuluculuk ilk oturum açılış tutanağı, anlaşma tutanağı, arabuluculuk son tutanağından anlaşılmaktadır. Bu durumun aksi de davacı tarafından ispat edilememiştir. O hâlde, İlk Derece Mahkemesince ihtiyari arabuluculuk tutanağı geçerli kabul edilerek bu tutanağın iptaline ve talep edilen alacakların tahsiline yönelik davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline ve dava konusu alacakların kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>I. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,</p>

<p>Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>04.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.</p>

<p><strong>K A R Ş I O Y</strong></p>

<p>Dosya içeriğine göre davacı işçinin davalı Şirkete ait Kuveyt’te bulunan işyerinde 13.12.2018-03.04.2020 tarihleri arasında silindir operatörü olarak çalıştığı ve iş sözleşmesinin davalı işverence feshedildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Davacı işçi, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin baskı altında imzalatılması nedeniyle geçersiz olduğunu iddia ederek ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.</p>

<p>Davalı işveren, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı tarafın istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir.</p>

<p>Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>Alacaklının dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurması zorunluluğu ve arabuluculukta anlaşılan hususlarda dava açılamamasına ilişkin yasal düzenlemeler mahkemeye erişim hakkını sınırlandırmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de arabuluculuğu hak arama özgürlüğünü sınırlandıran bir yöntem olarak değerlendirmiştir (Anayasa Mahkemesi, 10.07.2013 tarihli ve 2012/94 Esas, 2013/89 Karar; 11.07.2018 tarihli ve 2017/178 Esas, 2018/82 Karar sayılı kararları). Anayasa Mahkemesine göre anayasa bu tür yöntemlere başvurulup başvurulamayacağı hususunu, anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde bulundurmak şartıyla kanun koyucunun takdir yetkisine bırakmıştır (AYM, 2017/178 E., 2018/82 K., §16). Dolayısıyla arabuluculuğa ilişkin yasal düzenlemelerin bu çerçevede yorumlanması ve uygulamaların da sözü edilen ölçütlere göre değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin 11.07.2018 tarihli ve 2017/178 E., 2018/82 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere “18. İşçi ve işveren ilişkilerinde işçinin işveren karşısında zayıf konumda olduğu genel olarak kabul edilmekte ise de eşitlik, arabuluculuk kurumunun temel özelliklerindendir. Nitekim 6325 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (2) numaralı bendinde tarafların gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahip oldukları düzenlenmiştir. Yine 6325 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (3) numaralı fıkrasında arabulucunun taraflar arasındaki eşitliği gözetmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu bakımdan, ilgili mevzuat gereği iletişim teknikleri yönünden profesyonel, konusunda uzman, eğitimli, tarafsız, güvenilir ve objektif bir kimliğe sahip arabulucu uyuşmazlık çözüm sürecinin tüm aşamalarında taraflar arasında eşitliği gözeterek sürecin sonuçlanmasını sağlayabilecektir.Eşitliğin ön planda tutulduğu bir ortamda, işçi ve işverenin eşit düzeyde ve kendilerini rahatça ifade edebilecekleri şekilde karşılıklı olarak uyuşmazlığa çözüm bulmaları sağlandığında, işveren karşısında zayıf konumda olduğu değerlendirilen işçinin baskı altına alınacağı söylenemez”. Buna göre eşitliğin gözetilmediği, işçinin işverenle eşit düzeyde ve kendisini rahatça ifade edemediği bir ortamda işveren karşısında zayıf durumda olan işçinin baskı altında olmadığı kabul edilemez.</p>

<p>Arabuluculuk çözüm yöntemine başvurulabilmesi için öncelikle taraflar arasında somut bir uyuşmazlığın ortaya çıkmış olması gerekir. Çünkü arabuluculuk mevcut olan bir uyuşmazlığın anlaşma yoluyla çözülmesi için başvurulması gereken bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Diğer yandan, arabuluculuk yönteminde uyuşmazlığın uygun bir ortamda ve usulüne uygun olarak müzakere edilmesi şarttır. Özellikle bir tarafın ekonomik ve sosyal bakımdan zayıf olduğu durumlarda müzakerenin usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi son derece önemlidir.<br />
Kural olarak borçlunun alacaklı ile aralarındaki uyuşmazlığı çözmek için arabuluculuk yöntemine başvurması mümkündür. Bununla birlikte, Dairemize intikal eden dosyalardan, ihtiyari arabuluculuk yoluna çoğunlukla işverenlerin başvurması son derece dikkat çekmektedir. Bu durumun hayatın olağan akışına uygun düştüğünü söylemek zordur. Zira normal olan, alacaklının alacağına kavuşmak için harekete geçmesidir. İhtiyari arabuluculuk yöntemine daha çok işverenlerin başvurması, var olan bir uyuşmazlığı arabuluculuk yoluyla çözmekten çok, salt işçinin mahkemeye erişim hakkını ortadan kaldırma amacıyla hareket edildiği ihtimalini güçlendirmektedir. Arabuluculuk yöntemi, uyuşmazlığı çözme dışında başka bir amaç için kullanılamaz.</p>

<p>Diğer yandan, iş sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin işlemlerin arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiğine ve böylece uyuşmazlık ortaya çıkmadan bu yola başvurulduğuna sıkça rastlanmaktadır. Kuşkusuz işçinin alacaklarının eksiksiz ödenmesi durumunda işlemin ya da anlaşmanın ne şekilde yapıldığının önemi yoktur. Ancak işçiye alacaklarının kanun ve sözleşme uyarınca ödenmesi gereken miktarın çok altında ödenmesini öngören ve aynı zamanda işçinin dava açma hakkını da ortadan kaldıracak bir anlaşmanın kanuna ve usule uygun yapılması anayasal bir zorunluluktur.</p>

<p>Somut olayda, dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağından telekonferans yöntemi ile işverenin Kuveyt’teki şantiyesinde bulunan davacı ile müzakere yapıldığı ve işçilik alacakları konusunda anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir. Dosya içeriğine göre arabulucuya başvuran tarafın işveren olduğu anlaşılmaktadır. Davacı arabuluculuk belgesi imzaladığından habersiz olduğunu, ücretini ve pasaportunu almak için tutanağı imzalamak zorunda kaldığını ileri sürmüştür.</p>

<p>Dosya kapsamına göre arabuluculuk yöntemine başvurulmadan önce davacı işçi ile hangi konuda ve nasıl bir uyuşmazlık çıktığı ortaya konulmuş değildir. Diğer yandan, arabuluculuk görüşmeleri telekonferans ile yapılabilir ise de, işverenin yurt dışındaki şantiyesinde bulunan davacı işçi ile işveren arasında yapıldığı belirtilen müzakerenin usulüne uygun gerçekleştirildiği kabul edilemez. Zira arabuluculuk görüşmelerinde taraflar arasında eşitlik gözetilmemiş; davacı işçinin işverenle eşit düzeyde ve kendisini rahatça ifade edebildiği bir ortam sağlanmamıştır. Kararın açıkladığımız nedenlerle onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20255152-e-20258447-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/yargi/yargitay-65437cf350acca5d8c7c48ac-1.jpg" type="image/jpeg" length="35982"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2025/8443 E., 2025/9371 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20258443-e-20259371-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20258443-e-20259371-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 02.12.2025 tarihli, 2025/8443 E., 2025/9371 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>9. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/8443 E., 2025/9371 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2025/1428 E., 2025/1808 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 21.08.2008 tarihinde fiilen çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini, müvekkiline iş sözleşmesinin feshedildiği bilgisi verildiğini, müvekkili çok borçlu olduğunu ve işine devam etmek istediğini söylemesine rağmen işine kesin olarak son verildiğinin kendisine bildirildiğini, müvekkiline tazminatlarını alması için birtakım evrakı imzalaması gerektiği söylenerek Şirketin arabuluculuk işlemlerini yapan arabulucunun ofisine götürüldüğünü, işten atılmanın üzüntüsünü yaşayan ve bundan sonra evini ve ailesini nasıl geçindireceğini düşünen müvekkilinin nereye götürüldüğünü bile bilmeden kendisini bir arabuluculuk ofisinde bulduğunu, kendisine tazminat almak istiyorsa bu evrakı imzalaması gerektiğinin imzalamaz ise tazminat verilmeyeceği isterse yıllarca sürecek mahkeme sürecine gidebileceğinin söylendiğini, arabuluculuk tutanağının aşırı yararlanma (gabin) nedeniyle iptali gerektiğini, arabuluculuk sürecinin olması gerektiği şekilde yürütülmediğini belirterek taraflar arasında düzenlenmiş olan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 02.06.2015-15.11.2022 tarihleri arasında müvekkili davalı Şirkette çalıştığını, taraflar arasında arabuluculuk görüşmesinin 15.11.2022 tarihinde yapıldığını ve davacıya gerekli zamanın verildiğini, davacının isteklerini ve taleplerini özgürce ifade ettiğini, karşılıklı anlaştıklarını, bu anlaşma ile ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının düzenlendiğini, arabulucu tarafından açılış konuşması yapılarak davacıya tüm hukuki bilgilendirmenin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>Gönen (Balıkesir) 2. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 09.01.2025 tarihli ve 2024/165 Esas, 2025/13 Karar sayılı kararı ile; davacının çalışma süresi olan 2008-2022 döneminde hak edeceği kıdem tazminatının kabaca hesaplanan tutarının dahi ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi ile davacı işçiye ödenmesi kararlaştırılan miktarın 2 katına yakın olacağı, davacının talep etmiş olduğu alacak kalemleri dikkate alındığında; edimler arasında açık bir oransızlık bulunduğu, ihtiyari arabuluculuk belgesi üzerinde başvuru numarasının yer almadığı, tüm bu sebeplerle sürecin usulüne uygun olarak yürütülmediğinin anlaşıldığı, anlaşma belgesinin davacı işçi tarafından müzayaka hâlinde imzalandığı, bu şekilde gabin niteliği taşıyan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin arabuluculuğun amacına uygun olmadığı gerekçesiyle taraflar arasında düzenlenmiş olan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 09.01.2025 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.03.2025 tarihli ve 2025/436 Esas, 2025/611 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince tarafların sundukları delillerin usulüne uygun olarak tartışıldığı, verilen kararda usul ve yasaya aykırılık tespit edilmediği, iptali talep edilen ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının fesih tarihinde düzenlenmiş olması, işveren tarafından dosyaya sunulan özlük dosyasında yer alan işten ayrılış bildirgesinin ihtiyari arabuluculuk tutanağının düzenlendiği tarihten sonra Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ibraz edilmiş olması göz önüne alındığında, aynı tarihi içeren fesih ve arabuluculuk süreçlerinden hangisinin daha önce gerçekleştiğinin tespit edilemediği, evrak içeriklerinden fesih ve arabuluculuk süreçlerinin birlikte yürütüldüğü sonucuna ulaşıldığı, arabuluculuk sürecine başvuru öncesinde iş sözleşmesinin sona erdiğinin mevcut belgelere göre kesin olarak tespit edilemediğinden taraflar arasında arabuluculuk faaliyeti başlamadan önce herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, böyle bir durumda 15.11.2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinde yer alan, sözleşmenin sona ermesine bağlı olan kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağı yönünden taraflar arasında bir uyuşmazlık çıktığından söz edilemeyeceği, bu durumda gerçekte bir fesih söz konusu olmadığı hâlde işçiye ihbar ve kıdem tazminatı adı altında bir ödemenin arabulucu önünde yapılan anlaşma ile kararlaştırılmış olması, ödemenin avans niteliğini ortadan kaldırmayacağı, aynı şekilde iş sözleşmesi sona ermediği hâlde yıllık ücretli izin hakkının arabuluculuk anlaşma belgesi ile paraya tahvil edilmesinin de kabul edilemeyeceği, keza iş sözleşmesinin arabuluculuk sürecinden önce sona erdiği kanıtlanamadığından işe iade ve işe iadenin hukuki sonuçları bakımından bir anlaşmadan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin 25.03.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairenin 01.07.2025 tarihli ve 2025/4671 Esas, 2025/5655 Karar sayılı kararı ile; somut olayda İlk Derece Mahkemesince gabin nedeniyle ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçersiz olduğu sonucuna ulaşıldığı hâlde Bölge Adliye Mahkemesince; fesih ve arabuluculuk süreçlerinin birlikte yürütüldüğü, taraflar arasında arabuluculuk faaliyeti başlamadan önce herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, iş sözleşmesinin arabuluculuk sürecinden önce sona erdiği kanıtlanamadığından işe iade ve işe iadenin hukuki sonuçları bakımından bir anlaşmadan da söz edilemeyeceği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup görüldüğü gibi Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmesine rağmen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'da (6100 sayılı Kanun) buna cevaz veren bir düzenlemenin mevcut olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirildiğine göre Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b(2) hükmü gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken anılan hükme aykırı şekilde davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetli olmayıp usule aykırı olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b(2) hükmüne aykırı olduğundan, Kanun'a uygun şekilde karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına, bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince tarafların sundukları delillerin usulüne uygun olarak tartışıldığı, verilen kararda usul ve yasaya aykırılık tespit edilmediği, iptali talep edilen ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının fesih tarihinde düzenlenmiş olması, işveren tarafından dosyaya sunulan özlük dosyasında yer alan işten ayrılış bildirgesinin ihtiyari arabuluculuk tutanağının düzenlendiği tarihten sonra SGK'ya ibraz edilmiş olması gözönüne alındığında, aynı tarihi içeren fesih ve arabuluculuk süreçlerinden hangisinin daha önce gerçekleştiğinin tespit edilemediği, evrak içeriklerinden fesih ve arabuluculuk süreçlerinin birlikte yürütüldüğü sonucuna ulaşıldığı, arabuluculuk sürecine başvuru öncesinde iş sözleşmesinin sona erdiğinin mevcut belgelere göre kesin olarak tespit edilemediğinden taraflar arasında arabuluculuk faaliyeti başlamadan önce herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, böyle bir durumda, 15.11.2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinde yer alan, sözleşmenin sona ermesine bağlı olan kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağı yönünden taraflar arasında bir uyuşmazlık çıktığından söz edilemeyeceği, bu durumda gerçekte bir fesih söz konusu olmadığı hâlde işçiye ihbar ve kıdem tazminatı adı altında bir ödemenin arabulucu önünde yapılan anlaşma ile kararlaştırılmış olması, ödemenin avans niteliğini ortadan kaldırmayacağı, aynı şekilde iş sözleşmesi sona ermediği hâlde yıllık ücretli izin hakkının arabuluculuk anlaşma belgesi ile paraya tahvil edilmesinin de kabul edilemeyeceği, keza iş sözleşmesinin arabuluculuk sürecinden önce sona erdiği kanıtlanamadığından işe iade ve işe iadenin hukuki sonuçları bakımından bir anlaşmadan da söz edilemeyeceği, işçinin fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi çalıştığı sırada tahakkuk eden alacaklarının ödenmesi yönünde bir talepte bulunduğu ya da yapılmak istenen ödemeyi reddettiği; bir diğer ifadeyle taraflar arasında bu konuda henüz bir uyuşmazlık çıktığının kanıtlanaması hâlinde, başlatılan arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanak veya anlaşma belgesi de geçerli kabul edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince, iş sözleşmesinin arabuluculuk sürecinden önce sona erdiğinin kanıtlanamadığı, arabuluculuk tutanağında yer alan alacaklara ilişkin bir muarazanın varlığının ortaya konulmadığı göz ardı edilerek, arabuluculuk sürecinin tarafların eşitliği, arabulucunun tarafsızlığı ve gönüllülük ilkelerine aykırı şekilde yürütüldüğü, anlaşma belgesinin müzayaka hâlinde imzalandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin gerekçe itibarıyla hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davalı vekili temyiz dilekçesinde;</p>

<p>1. İş sözleşmesinin arabuluculuk öncesinde veya en geç aynı gün itibarıyla sona erdiğinin sabit olduğu, bu hususun dava dilekçesinde davacı tarafından “işine son verildiğini, tazminat almak için arabuluculuk ofisine götürüldüğünü” beyanı ile de sabit olduğunu, uyuşmazlığın işverenin feshi bildirimiyle doğduğu ve taraflar arasında arabuluculukta çözümlendiğini,</p>

<p>2. Arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olup irade fesadı bulunmadığını, davacının arabuluculuk anlaşma tutanağını serbest iradesiyle imzaladığını,</p>

<p>3. Arabuluculuk anlaşmasında davacıya 104.534,13 TL ödeme yapıldığını, davacının son ücreti ve çalışma süresi itibarıyla bu tutarın kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin ve diğer taleplerin toplamına denk bir tutar olduğunu, açık oransızlık bulunmadığını, gabin iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali istemine ilişkindir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öncelikle belirtmek gerekir ki dosya içerisinde mevcut bulunan işe giriş/ayrılış bildirgelerine göre davacının ilk işe giriş tarihi 18.11.2008, ayrılış tarihi ise 27.04.2015 olup bu döneme ilişkin kıdem tazminatının davacı tarafından nakden ve tamamen alındığına dair davacı imzasını içeren kıdem tazminatı bordrosu da dosyada bulunmaktadır. Davacının 02.06.2015 tarihinde tekrar işe girişinin yapıldığı, 15.11.2022 tarihinde ise iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Buna göre uyuşmazlığa konu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin davacının 02.06.2015-15.11.2022 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin olduğu gözetilmeden, davacının 2008-2022 tarihleri arasındaki tüm çalışma dönemini kapsadığı kabul edilerek değerlendirme yapılması doğru olmamıştır.</p>

<p>Açıklanan nedenle ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 02.06.2015-15.11.2022 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için düzenlenmiş olduğu dikkate alınarak geçerli bir anlaşma belgesi bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Dairemiz uygulamasına göre arabuluculuk süreci sonunda düzenlenen anlaşma belgesi, maddi hukuka ilişkin bir borçlar hukuku sözleşmesidir. Diğer maddi hukuk sözleşmelerinin geçerliliği için gerekli şartlar arabuluculuk anlaşma belgesi bakımından da aranmalıdır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 31.10.2022 tarihli ve 2022/11077 Esas, 2022/13780 Karar sayılı kararı). Anlaşma belgesinin 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmü kapsamında geçerli bir belge olarak kabul edilmesi için gerekli koşullar Dairemizin 10.10.2024 tarihli ve 2024/10147 Esas, 2024/13332 Karar sayılı kararında</p>

<p>açıklanmıştır.<br />
Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesi ile davalı işveren tarafından davacıya iş sözleşmesinin feshedildiği bilgisinin verildiği, davacı işçinin borçlarının olması nedeni ile davalı işverene işe devam etmek istediğini söylediği ancak işine kesin olarak son verildiğinin ifade edildiği ve tazminatlarını alabilmesi için bir kısım evrakları imzalaması gerektiği söylenerek Şirketin arabuluculuk işlemlerini yapan arabulucunun ofisine götürüldüğü ifade edilmiştir. Şu hâlde, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından arabuluculuk görüşmesi öncesinde sona erdirildiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamakta olup Bölge Adliye Mahkemesince fesih ve arabuluculuk süreçlerinin birlikte yürütüldüğü sonucuna ulaşıldığı, iş sözleşmesinin arabuluculuk sürecinden önce sona erdiği kanıtlanamadığı, taraflar arasında henüz bir uyuşmazlık çıktığının kanıtlanamaması nedeniyle başlatılan arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanak veya anlaşma belgesi de geçerli kabul edilemeyeceğine ilişkin değerlendirme hatalı bulunmuştur.</p>

<p>Davacının gabin iddiası üzerinde de durulması gerekir.</p>

<p>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşırı yararlanma" kenar başlıklı 28. maddesinin “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir." şeklindeki 1. fıkrasında, gabinin unsurları ile sonuçları düzenlenmiştir.</p>

<p>Sözleşmenin taraflarından birinin, gabin hukuksal nedenine dayanarak sözleşmeyle bağlı olmamayı ya da sözleşmenin varlığını korumakla birlikte edimler arasındaki dengesizliğin giderilmesini istemesi hâlinde; gabinin objektif ve sübjektif unsurlarının somut olayda varlığının irdelenmesi gerekir. Bu bağlamda gabinin kabulü için sözleşmede edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Anlaşma belgesinde anlaşılan miktarla işçinin belge kapsamındaki alacakların karşılaştırılması sonucunda açık bir oransızlık bulunduğu (objektif unsur) tespit edilse dâhi, gerek işçi bakımından gerekse işveren bakımından sübjektif unsurun varlığı aranmalıdır. İşçi bakımından sübjektif unsur; işçinin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle anlaşmaya varmış olması, işveren bakımından sübjektif unsur ise işverenin işçinin bu durumunu bilerek ondan yararlanma kastıyla hareket etmiş olmasıdır.</p>

<p>Dosya içeriğine göre davacının özel durumu olduğu, davalının davacının bu özel durumunu bilerek istismar ettiği (sübjektif unsur) ve edimler arasında açık oransızlık olduğu (objektif unsur) ispatlanmış değildir.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,</p>

<p>Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>02.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.</p>

<p><strong>K A R Ş I O Y</strong></p>

<p>Dosya içeriğine göre iş sözleşmesi işveren tarafından 14.11.2022 tarihinde feshedilmiştir. Arabuluculuk anlaşma tutanağı da aynı gün imza altına alındığı hâlde tutanakta arabuluculuya başvuru tarihi 15.11.2022 olarak gösterilmiştir. Bu çelişki iş sözleşmesinin feshedildiği gün haklarının ödenmesinin arabuluculuk tutanağını imzalaması şartına bağlandığına ilişkin davacı iddiasını doğrulamaktadır. Arabuluculuk yöntemiyle çözülmesini gerektiren bir uyuşmazlık ortaya çıkmadan davacıya haklarının arabuluculuk anlaşma tutanağını imzalattırılarak ödendiği anlaşılmaktadır. İşçinin dava açma hakkını ortadan kaldırmaya yönelik böyle bir uygulama hukuka uygun kabul edilemez. Aksi yöndeki Sayın Çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20258443-e-20259371-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/g-d-t-gue-x-m-a-i2-y-q.jpg" type="image/jpeg" length="99417"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2024/2976 E., 2024/4231 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20242976-e-20244231-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20242976-e-20244231-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 06.03.2024 tarihli, 2024/2976 E., 2024/4231 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>9. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/2976 E., 2024/4231 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :... Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/244 E., 2023/541 K.<br />
KARAR : Davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddi, davalı ... Taahhüt Taşımacılık İnşaat Ticaret ve Sanayi AŞ yönünden davanın kabulü</p>

<p>Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen arabuluculuk tutanağının iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... Taahhüt Taşımacılık İnşaat Ticaret ve Sanayi AŞ (... Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 21.05.2009 tarihinde ... makineleri bakım ve onarım personeli olarak işe başladığını, dönemsel olarak işten çıkarılıp işe geri alındığını, son olarak 27.02.2019 tarihinde öğleye kadar çalıştığını, öğle saatlerinde kendisine 26.02.2019 tarihi itibarıyla ... sözleşmesinin feshedildiğinin ancak tekrar işe alınacağının davalı işveren personel müdürü .... tarafından sözlü olarak bildirildiğini ve aynı gün saat 13.00-14.00 civarında da maddi haklarını aldığına dair çıkış evrakı imzalaması gerektiği yine .... ve .... tarafından söylenerek okumasına fırsat verilmeden bir çok evrakın imzalatıldığını, aynı şekilde ...'ya ait cam bölmeli odada adı geçen şahıs tarafından maddi haklarını aldığı ve izinlerini kullandığı konusunda arabulucu ile telefonda görüştürülerek arabulucunun kendisine bilgi vermeksizin haklarını alıp almadığının sorulduğunu, "Aldım." demesinin üzerine görüşmenin sonlandırıldığını, arabuluculuğa dair tüm evrakın bilgilendirilmeden, arabulucu ile görüştürülmeden imzalatıldığını ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk süreci usulüne uygun olarak tamamlanmadığından ve irade sakatlığı nedeniyle yok hükmünde olduğundan bu hususun tespitine ve tutanağın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, arabuluculuk görevini kötüye kullandığına ve işverenle birlikte hareket ettiğine yönelik iddiaların kabul edilemez olduğunu, arabuluculuk tutanağında anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; kanuna göre arabuluculuk tutanağında anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağını, telefonla görüşme yapılmasının geçersizlik sonucunu doğurmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
1. İlk Derece Mahkemesinin 03.07.2020 tarihli kararıyla; davacı ile davalı Şirket arasında imzalanan 27.02.2019 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesinin, sözleşmenin tarafları bakımından bir özel hukuk sözleşmesi olduğu; arabulucuların, arabuluculuk anlaşma belgesinin tarafı olmadığı, davacı ... ile davalı ... Şirketi arasında 27.02.2019 tarihinde işe iade tazminatlarını da içeren bir ihtiyari arabuluculuk tutanağı imzalandığı, söz konusu imzanın davacıya ait olduğu, imzanın inkar edilmediği gerekçesiyle davanın ... yönünden husumetten, diğer davalı yönünden esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>2. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.03.2021 tarihli kararıyla uyuşmazlık konusu ihtiyari arabulucuk tutanağının, davacı işçi tarafından iradesi sakatlanarak imzalanıp imzalanmadığı hususunda taraf delilleri toplanmadan karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>3. İlk Derece Mahkemesinin 17.....2022 tarihli kararı ile kaldırma kararı sonrasında Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda 11.02.2022 tarihli E.70188868-663.02-2021/33-300/6439 ... kararına göre davalı ... hakkında "...arabulucudan alınan savunmanın aksine delil bulunmadığı nazara alındığında soyut iddia dışında delil elde edilememiştir. Bu itibarla... işlem yapılmasına yer olmadığına" karar verildiği ve tüm dosya kapsamından davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı sonrasında dinlenen davacı tanığının, arabuluculuk görüşmelerine ilişkin görgüye dayalı bilgisi bulunmadığı, davalı tanıklarının ise ilgili anlaşma tutanağının işçi tarafından kendi rızası ile düzenlenip imzalandığı yönünde beyanda bulundukları, Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından aynı hususta yürütülen soruşturma sonucunda, soyut iddia dışında delil elde edilemediğinin bildirildiği, uyuşmazlık konusu arabuluculuk tutanağının, davacı işçi tarafından iradesi sakatlanarak imzalandığının ispatlanamamış olması karşısında davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong><br />
A. Bozma Kararı<br />
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>2. Dairemizin 18.01.2023 tarihli ve 2022/16066 Esas, 2023/875 Karar tarihli ilâmı ile; ... 23. İdare Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli ve 2022/865 Esas, 2022/2552 ... kararında uyuşmazlığa konu olayda, davacı ile işvereni arasında düzenlenen arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali istemiyle ... 11. ... Mahkemesinde 2021/407 Esas ... davanın açıldığı, söz konusu dava kapsamında davalı tanığı olarak ifadesine başvurulan Ö.L.T'nin davacının performansından dolayı işten çıkarıldığını, personele arabuluculuk tutanaklarını kendisinin imzalattığını, davacıya da kendisinin imzalattığını, önce arabuluculuk tutanaklarını imzalatıp sonra arabulucu ile görüştürdüğünü ifade ettiği görüldüğünden, arabululucu A.B'nin 6325 ... Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 ... Kanun) gereğince, 27.02.2019 tarihinde davacı ile işvereni arasında telekonferans yöntemiyle gerçekleştirilen ihtiyari arabuluculuk faaliyetinin başında arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında davacıyı gerektiği gibi aydınlatması gerekirken bunu yapmadığı, görevini özenle ve tarafsız bir biçimde yerine getirmediği, bu nedenle 6325 ... Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası ile ilgili Yönetmelik gereğince arabulucu hakkında işlem yapılması gerekirken adı geçen arabulucu hakkında işlem yapılmasına yer olmadığına şeklinde verilen kararın hukuka uygun bulunmadığına karar verilmiş olup dosya kapsamından arabuluculuk sürecinin 6325 ... Kanun gereğince belirlenen şekilde işletilmediği, tutanağın imzasından sonra arabulucu ile görüştürüldüğünden bu tutanağın arabuluculuk tutanağı vasfını haiz olmadığı anlaşıldığından iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dairemiz bozma ilâmına uyularak dosya kapsamından arabuluculuk sürecinin 6325 ... Kanun gereğince belirlenen şekilde işletilmediği, tutanağın imzasından sonra arabulucu ile görüştürüldüğünden bu tutanağın arabuluculuk tutanağı vasfını haiz olmadığı anlaşıldığından 27.02.2019 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline, davalı ... yönünden açılan davanın ise davalı ...'un ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak yer aldığı, hukuki uyuşmazlığın tarafları arasında yer almadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın tarafı olmayan davalı ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
1. Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; arabuluculuk tutanağının arabuluculuk görüşmeleri sonucunda hazırlanmadığından geçersiz olduğunu, ...'un bizzat geçersiz tutanağı hazırlayan kişi olduğunu, kendi hatasından yararlanamayacağını, ... lehine vekâlet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, hükmün bu yönden düzeltilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>2. Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde arabuluculuk tutanağının usule uygun olduğunu, üzerinde anlaşmaya varılan konularda dava açılamayacağını, davacının tüm haklarından feragat ederek Şirketi ibra ettiğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline ve arabulucu yönünden davanın husumetten reddi ile vekâlet ücretine ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
1.6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.</p>

<p>2. 6325 ... Kanun'un ilgili hükümleri, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi.</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 ... Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VII. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeple;<br />
Davacı vekili ve davalı ... Şirketi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı tarafa yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20242976-e-20244231-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/02/yargi/yargitay-556dfgv.jpg" type="image/jpeg" length="35371"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/12911 E., 2022/1387 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-202112911-e-20221387-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-202112911-e-20221387-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 07/02/2022 tarihli, 2021/12911 E., 2022/1387 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>9. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2021/12911 E., 2022/1387 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>BÖLGE ADLİYE<br />
MAHKEMESİ : ... 47. Hukuk Dairesi<br />
DAVA TÜRÜ : ALACAK</p>

<p>İLK DERECE<br />
MAHKEMESİ : ... Anadolu 23. İş Mahkemesi</p>

<p>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>

<p><strong>Y A R G I T A Y K A R A R I</strong></p>

<p>Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili, davacı ile davalı işveren arasında davaya konu ihtiyari arabuluculuk sözleşmesi 20/03/2019 tarihinde imzalandığını, davacının çalıştığı bir dönemde 02/12/2010 tarihi ile 21/01/2019 tarihinde bir dönemi kapsayacak şekilde bir kısım işçilik alacakları, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, maaş prim alacağı, fazla mesai ücret alacağı, genel tatil ücret alacağı, hafta sonu tatil ücreti alacağı, milli ve dini bayram ücreti alacağı, yıllık izin ücreti alacağı gibi kalemler belirtilip alacak miktarının tespiti dahi yapılmadan toplam 30.000,00 TL karşılığı anlaşma yapıldığı şeklinde tutanak davacıya imzalattığına, tutanaktaki yazılanlar hiçbirisi davacı iradesi ile oluşturmadığı gibi tutanakta yapılanlarla ilgili davacı bilgisi bulunmadığını, davalı şirketin tamamen kötü niyetli olarak davacının 10 seneyi aşkın çalışmalarının karşılıklarını almasını engellemek için davacı iradesi ve bilgisi dışında kendi tanıdıkları arabulucuyu ayarlayarak 4 ile 5 katı alacağını vermemek için davacıyı yanıltarak ihtiyari arabuluculuk sözleşmesini imza ettirdiklerini, davacının bilgisiz ve tecrübesizliğinden faydalandıklarını, davacının 10 yıllık emeğine karşılık ödenmesi taahhüt edilen miktar gerçek alacağının çok altında olduğunu iddia ederek ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptalini talep ve dava etmiştir.</p>

<p>Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili, davacının 02/12/2010-21/01/2019 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığını, davalı ile davacı arasında iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar hakkında ihtiyari arabuluculuğa başvurduğunu, tarafların 20/03/2019 tarihli arabuluculuk tutanağını imzalayarak karşılıklı anlaşmaya vardıklarını, davacının müvekkilinin bilgisizliğinden ve tecrübesizliğinden faydalanıldığından bahisle sözleşmenin iptalini istetiğini ancak iddiasının ispatlayacak hiçbir delil sunmadığını, bir işçinin kıdem tazminatı konusunda bilgisiz olması hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olmadığını, davacının eğitimli okuma yazma bilen 10 yılı aşkın iş tecrübesinin olduğunu, bu sebeple davanın bilgisizliğinden ve tecrübesizliğinden yararlanılması gibi bir durum söz konusu olmadığını, davaya konu arabuluculuk tutanağının müzakere edilerek sözleşme hazırlandığını, sözleşmede yazılan bu hususun davacı tarafından bilinmediğinin iddia edilmesinin tamamen kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:<br />
İlk Derece Mahkemesince, davacının brüt ücretinin 7.273,64 TL olduğu ve tanık beyanlarına göre davacının haftanın 33 saat fazla çalışma yapıp: dini ve resmi bayramlarda çalıştığı göz önünde bulundurularak hazırlanan bilirkişi hesap raporu ile tespit edilen toplam işçilik alacağı tutarı ile dava konusu ihtiyari arabuluculuk tutanağında belirtilen tutar arasında oransızlık bulunduğu ve gabinin objektif şartlarının mevcut olduğu; ancak davacının tecrübesizliğinden ve bilgisizliğinden yararlanıldığına ilişkin dosyada delil bulunmadığı, dava konusu olayda gabinin subjektif şartlarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>İstinaf Başvurusu :<br />
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:<br />
Bölge Adliye Mahkemesince, "Dosyada bulunan arabuluculuk tutanağına göre, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücret alacağı, hafta tatili ücret alacağı, yıllık izin ücreti karşılığı olarak net 30.000,00 TL ödenmesi ve kararlaştırılan ödemenin bunların tam karşılığı olduğu konusunda anlaşıldığı, davacıya ödeme yapıldığı, davacının yaşı, hayat tecrübesi, kıdem süresi ve eğitim durumu itibari ile imzaladığı sözleşmenin sonuçlarını bilebilecek durumda olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı davalı tarafça kandırıldığını belitmişse de, ne şekilde kandırıldığına dair somut bir açıklamada bulunmadığı, arabuluculuğa gitmesi için bir neden bulunmadığını ifade etmişse de, gerek davacı, gerekse davalı tanık beyanlarında davacı ile davalının ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yaptığı ve anlaşmaya vardıklarının, davacıya bu konuda baskı yapıldığını görmediklerinin, davacının belirli bir para karşılığında işe devam etmesi hususunda anlaştıklarının ve davacı ve davalı ortak tanığının beyanında da arabuluculuk tutanağının imzalanmasından sonra davacının bir ay kadar çalıştığının ve davalının başka bir şoför aldığının duyması üzerine işi bıraktığının ifade edildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Arabuluculuk son tutanağı sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli ilam niteliğindeki belgelerdendir. Sahteliği konusunda bir iddia olmadığı gibi, fiil ehliyetsizliği, kısıtlılık halleri dışında irade fesadına dayalı iddiaların somut ve kesin delillerle ortaya konulması gerekmektedir.</p>

<p>Bu kapsamda, dosyadaki bilgi ve belgeler, tanık anlatımları bir arada değerlendirildiğinde, davacının iradesinin fesada uğratıldığı ve kandırıldığı hususunun somut olarak ortaya konmadığı, dosyada tanık anlatımları ile davacının aylık brüt ücreti ve haftada 33 saat fazla mesai yaptığı ve dini ve milli bayramlarda çalıştığı belirlenerek bilirkişi raporunda tespit edilen toplam işçilik alacağı ile ihtiyari arabuluculuk tutanağında belirtilen tutar arasında oransızlık bulunduğu belirtilmişse de, kesin kayıtlara dayalı olarak bir hesaplama yapılmadığı gibi, davacının tecrübesizliğinden ve bilgisizliğinden yaralandığına dair de dosyada somut delil bulunmadığı, davacı tarafça ileri sürelin iddiaların ispatlanamadığı, mahkemenin bu yöndeki tespit ve değerlendirmelerinin dosya içeriğine uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır" gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Temyiz Başvurusu:<br />
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Gerekçe:<br />
Davacı işçi, davalı işveren tarafından başlatılan arabuluculuk görüşmelerinin kanuna uygun yürütülmediğini, hakları konusunda yeterince aydınlatılmadığını ve usulüne uygun bir müzakere ortamı oluşturulmadan tarafların anlaştıklarına ilişkin tutanak düzenlendiğini, düzenlenen tutanağın hangi amaçla oluşturulduğunu ve mahiyetini bilmediğini, bu konuda kendisine herhangi bir bilgi verilmediğini, iş sözleşmesi devam ederken düzenlenen bu tutanağın geçersiz olması gerektiğini iddia ederek anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br />
Davalı işveren, arabuluculuk tutanağının usule uygun olarak düzenlendiğini, iptalini gerektiren bir husus bulunmadığını savunmuştur.<br />
İlk Derece Mahkemesince gabinin objektif şartlarının bulunduğu ancak davacının iradesinin fesada uğratıldığını gösteren bir delil olmadığı kabul edilerek gabinin subjektif şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Somut olayda, davacı işçinin davalıya ait işyerinde 01/01/2010- 26/04/2019 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmaktadır. Davalı işveren tarafından ihtiyari arabuluculuk süreci başlatılarak düzenlenen anlaşma tutanağında davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarına karşılık toplam 30.000,00 TL ödeneceği kararlaştırılmıştır. Tutanağın düzenlendiği 20/03/2019 tarihi itibariyle iş sözleşmesi devam eden davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti gibi iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı tazminat ve alacakların ödeneceğinden söz edilmesi çelişki oluşturmaktadır. Gerçekten tutanakta belirtildiği üzere 21.01.2019 günü davacının işten çıkışının, 23.01.2019 günü ise tekrar işe girişinin yapılması, bu şekilde gerçekte bir fesih işlemi olmadığı halde avans niteliğinde ödemelerin kıdem ve ihbar tazminatı olarak gösterilmesi, ayrıca iş sözleşmesi sona ermediği halde kullandırılmayan yıllık izin hakkının parasal alacağa dönüştürülmesi kanuna uygun görülemez. Belirtmek gerekir ki, gerçekte bir fesih söz konusu olmadığı halde işçiye ihbar ve kıdem tazminatı adı altında bir ödemenin arabulucu önünde yapılan anlaşma ile kararlaştırılmış olması ödemenin avans niteliğini ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde iş sözleşmesi sona ermediği halde yıllık ücretli izin hakkının arabulucu anlaşma tutanağı ile paraya tahvil edilmesi de kabul edilemez. Bu nedenle arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunun tespitine karar verilmelidir. Her ne kadar davacı tarafından harca esas değer gösterilerek dava açılmış ise de dava dilekçesinin sonuç kısmında sadece arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesi talep edildiğinden dava niteliği itibariyle tespit davası olup kısmi ıslah suretiyle davanın alacak davasına dönüştürülmesi mümkün değildir. Bu nedenle davanın tespit davası olarak görülüp sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi ve davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong> Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-202112911-e-20221387-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/03/yargi/yargitay-42adfs.jpg" type="image/jpeg" length="37377"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İŞTEN ÇIKIŞ GÜNÜ İMZALANAN İHTİYARİ ARABULUCULUK TUTANAĞI GEÇERLİ MİDİR?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/isten-cikis-gunu-imzalanan-ihtiyari-arabuluculuk-tutanagi-gecerli-midir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/isten-cikis-gunu-imzalanan-ihtiyari-arabuluculuk-tutanagi-gecerli-midir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İŞTEN ÇIKIŞ GÜNÜ İMZALANAN İHTİYARİ ARABULUCULUK TUTANAĞI GEÇERLİ MİDİR? </strong></p>

<p><strong>Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi Kararları İncelemesi</strong></p>

<p></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşverenlerin iş sözleşmesini sona erdirirken işçileri ihtiyari arabuluculuğa yönlendirmesi son yıllarda giderek yaygınlaşmıştır. Özellikle işten çıkış işlemiyle aynı gün düzenlenen, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının tamamının sona erdiğini belirten arabuluculuk anlaşma belgeleri ciddi hukuki tartışmalara yol açmaktadır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşçiye çoğu zaman “Tutanağı imzalamazsan tazminatını alamazsın”, “Bu yalnızca ödeme işlemi için gerekli”, “Herkes aynı belgeyi imzalıyor” veya “İmzadan sonra paran hesabına yatacak” şeklinde açıklamalar yapılabilmektedir. İşçi, işini kaybettiği günün ekonomik ve psikolojik baskısı altında, hangi haklarından vazgeçtiğini tam olarak anlamadan arabuluculuk anlaşma belgesini imzalayabilmektedir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Ancak üzerinde “arabuluculuk anlaşma belgesi” yazması, belgenin her durumda geçerli olduğu anlamına gelmez. Gerçekte bir uyuşmazlık bulunmuyorsa, taraflar arasında gerçek bir müzakere yapılmamışsa, işçi süreç hakkında bilgilendirilmemişse veya arabuluculuk yalnızca işvereni ileride açılabilecek davalardan korumak amacıyla kullanılmışsa anlaşma belgesinin geçerliliği tartışılabilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin son yıllarda verdiği kararlar, işten çıkış günü yapılan ihtiyari arabuluculuk bakımından önemli ölçütler ortaya koymuştur. Buna göre değerlendirilmesi gereken temel mesele yalnızca tutanağın tarihi değildir. Asıl araştırılması gereken, ortada gerçek bir uyuşmazlık ve gerçek bir arabuluculuk faaliyeti bulunup bulunmadığıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><strong>İşten çıkış günü yapılan arabuluculuk kendiliğinden geçersiz midir?</strong></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İş sözleşmesinin sona erdiği gün düzenlenen her ihtiyari arabuluculuk anlaşmasının kendiliğinden geçersiz olduğunu söylemek doğru değildir. Aynı şekilde, arabulucu ve taraflar tarafından imzalanmış her belgenin kesin olarak geçerli olduğunu kabul etmek de mümkün değildir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Yargıtay’ın yaklaşımına göre somut olayda şu soruların cevaplandırılması gerekir:</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Arabulucuya başvurulmadan önce taraflar arasında gerçek bir uyuşmazlık ortaya çıkmış mıdır?</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşçi, işverenden belirli bir alacak veya hak talep etmiş midir?</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşveren bu talebi tamamen veya kısmen reddetmiş midir?</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İş sözleşmesi arabuluculuk başlamadan önce gerçekten sona ermiş midir?</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşçi arabuluculuğa kendi özgür iradesiyle katılmış mıdır?</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşçiye görüşmeye katılmama ve anlaşmayı imzalamama hakkı açıklanmış mıdır?</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Arabulucu, sürecin hukuki sonuçları hakkında tarafları yeterince bilgilendirmiş midir?</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Taraflar arasında gerçek bir pazarlık ve müzakere yapılmış mıdır?</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Anlaşmaya konu edilen alacaklar ve miktarlar açıkça gösterilmiş midir?</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Belge, işveren tarafından önceden hazırlanarak işçiye yalnızca imzalatılmış mıdır?</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Arabuluculuk, işverenin normal ödeme ve fesih işlemlerini güvence altına almak amacıyla mı kullanılmıştır?</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bu sorulara verilecek cevaplar, anlaşma belgesinin geçerliliği konusunda belirleyici olacaktır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><strong>İhtiyari arabuluculuk nedir?</strong></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na göre arabuluculuk; tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin yardımıyla, tarafların iletişim kurmasını, müzakere etmesini ve uyuşmazlığa kendi çözümlerini üretmesini amaçlayan bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Kanunun tanımından da anlaşılacağı üzere arabuluculuğun varlık sebebi, mevcut bir uyuşmazlığın çözülmesidir. Taraflar arasında henüz herhangi bir anlaşmazlık ortaya çıkmamışsa, işveren yalnızca borcunu ödemek veya işçiden geleceğe yönelik feragat beyanı almak istiyorsa gerçek anlamda bir arabuluculuk faaliyetinden söz edilmesi güçleşir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İhtiyari arabuluculukta taraflar arabulucuya başvurup başvurmamakta, sürece devam edip etmemekte, görüşmeleri sonlandırmakta, anlaşmayı kabul veya reddetmekte serbesttir. 6325 sayılı Kanun’un 3. maddesi tarafların süreç boyunca eşit haklara sahip olduğunu düzenlemektedir. Kanunun 9. maddesi arabulucunun görevini özenle ve tarafsız biçimde yerine getirmesini, taraflar arasındaki eşitliği gözetmesini zorunlu tutmaktadır. Kanunun 11. maddesi ise arabulucuya, sürecin başında tarafları arabuluculuğun esasları, işleyişi ve sonuçları hakkında gereği gibi aydınlatma yükümlülüğü getirmektedir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Dolayısıyla işçiye yalnızca hazır bir belge imzalatılması, işçinin sorularının cevaplandırılmaması, hak ve alacaklarının hesaplanmaması veya anlaşmayı imzalamaması hâlinde ödeme alamayacağının söylenmesi arabuluculuğun gönüllülük ve eşitlik esaslarıyla bağdaşmayabilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><strong>Arabuluculuk anlaşmasının en önemli sonucu: Dava açma yasağı</strong></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />6325 sayılı Kanun’un 18/5. maddesinde, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı düzenlenmiştir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bu nedenle arabuluculuk anlaşma belgesi sıradan bir tutanak değildir. İşçi, belgede açıkça anlaşmaya bağlanan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin veya diğer işçilik alacakları bakımından daha sonra dava açma engeliyle karşılaşabilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Taraflar, avukatları ve arabulucu tarafından usulüne uygun şekilde imzalanan anlaşma belgesi, kanundaki koşulların bulunması hâlinde ayrıca icra edilebilirlik şerhi alınmadan ilam niteliğinde belge özelliği de kazanabilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Tam da bu ağır hukuki sonuç nedeniyle, belgenin gerçek bir arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenip düzenlenmediğinin dikkatle incelenmesi gerekir. Arabuluculuk yalnızca işverenin normal borç ödeme işlemini “dava açılamaz” sonucuna bağlamak için kullanılmışsa kanunun amacı dışına çıkılmış olur.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><strong>Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesi ve bir aylık süre</strong></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşçinin işvereni ibra etmesine ilişkin temel düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde yer almaktadır. Bu maddeye göre işçinin işverenden olan alacaklarına ilişkin ibra sözleşmesinin geçerli olabilmesi için;</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />1. İbranamenin yazılı olması,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />2. İş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçtikten sonra düzenlenmesi,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />3. İbra edilen alacağın türü ve miktarının açıkça belirtilmesi,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />4. Ödemenin gerçek hak tutarına uygun ve eksiksiz olması,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />5. Ödemenin banka aracılığıyla yapılması</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />gerekmektedir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bu şartları taşımayan ibranameler kesin olarak hükümsüzdür. Gerçek tutarı içermeyen ödeme belgeleri ise kural olarak ancak ödenen miktarla sınırlı bir makbuz niteliği taşıyabilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bu düzenlemenin amacı, işçinin iş sözleşmesinin sona erdiği sırada içinde bulunduğu ekonomik ve psikolojik baskıdan yararlanılarak bütün haklarından vazgeçirilmesini önlemektir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><strong>Bir aylık ibra yasağı arabuluculuk anlaşmalarına doğrudan uygulanır mı?</strong></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Gerçek ve usulüne uygun bir arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen anlaşma belgesi ile klasik ibraname aynı hukuki belge değildir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, gerçek bir arabuluculuk anlaşmasına TBK m. 420’deki bir aylık sürenin doğrudan uygulanamayacağını kabul etmektedir. Aksi takdirde iş sözleşmesinin sona ermesinden hemen sonra ortaya çıkan gerçek bir uyuşmazlığın arabuluculukla çözülmesi fiilen engellenmiş olur.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bununla birlikte Yargıtay önemli bir ayrım yapmaktadır: Ortada gerçek bir uyuşmazlık ve gerçek bir arabuluculuk faaliyeti yoksa yalnızca işverenin ödeme işlemi arabuluculuk tutanağına dönüştürülmüş olur. Böyle bir durumda belgenin gerçek niteliğinin ödeme, feragat veya ibra belgesi olduğu ileri sürülebilir ve TBK m. 420’deki koruyucu hükümler yeniden gündeme gelebilir. Başka bir ifadeyle, işveren TBK m. 420’deki bir aylık bekleme süresini yalnızca belgeye “arabuluculuk anlaşması” adını vermek suretiyle etkisiz hâle getiremez.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><a href="https://www.hukukihaber.net/arabuluculuk-kotuye-ve-amaci-disinda-kullanilarak-iscinin-haklari-cignenemez" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2024/10147, K. 2024/13332, 10.10.2024</strong></a></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşten çıkış sırasında yapılan ihtiyari arabuluculuk anlaşmalarının geçerliliği konusunda en kapsamlı ilke kararlarından biri<a href="https://www.hukukihaber.net/arabuluculuk-kotuye-ve-amaci-disinda-kullanilarak-iscinin-haklari-cignenemez" rel="dofollow"> Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 10.10.2024 tarihli, 2024/10147 Esas ve 2024/13332 Karar sayılı kararı</a>dır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Dosyada işçinin iş sözleşmesi 29.04.2021 tarihinde sona ermiş, 30.04.2021 tarihinde ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, arabuluculukta anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağı gerekçesiyle işçinin taleplerini reddetmiştir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Yargıtay ise yalnızca imzalı bir arabuluculuk belgesinin bulunmasını yeterli görmemiştir. Daireye göre arabuluculuğun geçerli kabul edilebilmesi için anlaşmadan önce mevcut ve belirlenebilir bir uyuşmazlığın bulunması gerekir. Bir tarafın talepte bulunması, diğer tarafın da bu talebi kabul etmemesi veya farklı bir çözüm önermesi gerekir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Yargıtay ayrıca tarafların önceden vardıkları bir mutabakatı arabulucunun yalnızca tutanağa bağlamasının gerçek arabuluculuk faaliyeti sayılamayacağını belirtmiştir. Arabuluculuk süreci arabulucu tarafından yürütülmeli, taraflar arasında gerçek bir müzakere gerçekleştirilmeli ve anlaşmaya arabuluculuk faaliyeti sonucunda ulaşılmalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Kararda özellikle şu hukuki ayrım yapılmıştır:</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Gerçek bir arabuluculuk anlaşmasına TBK m. 420 doğrudan uygulanmaz.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Gerçek bir uyuşmazlık ve arabuluculuk faaliyeti bulunmuyorsa belge, işverenin borç ödeme işlemini güvenceye almak için kullandığı bir araç olarak değerlendirilebilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Arabuluculuk, iş sözleşmesini sona erdirme veya ödeme belgesi düzenleme yöntemi değildir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşverenin yalnızca ödeme yaptığını belgelendirmek amacıyla arabuluculuk yoluna başvurması, arabuluculuğun amacıyla bağdaşmaz.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bu nedenle Yargıtay, bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-202414545-e-20252031-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2024/14545, K. 2025/2031, 26.02.2025</strong></a></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşten çıkış günü imzalanan arabuluculuk anlaşmaları bakımından en dikkat çekici kararlardan biri<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-202414545-e-20252031-k-sayili-karari" rel="dofollow"> Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2024/14545, K. 2025/2031 sayı ve 26.02.2025 tarihli kararı</a>dır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Dosyada EYT kapsamında emekli olmak isteyen işçilerin işyerindeki toplantı salonuna çağrıldığı, çok sayıda işçinin toplu biçimde arabuluculuk sürecine yönlendirildiği ve anlaşma belgelerinin işten çıkış işlemleriyle aynı gün imzalatıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bölge adliye mahkemesi değerlendirmesinde;</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· arabulucunun işveren tarafından belirlendiğini,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· işçiye süreç ve içeriği hakkında yeterli açıklama yapılmadığını,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· belgenin işverenin emir ve talimatıyla önceden hazırlandığını,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· işçinin iş sözleşmesi devam ederken ve işverenin otoritesi altındayken tutanağı imzaladığını,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· görüşmelerin işverenin işyerinde gerçekleştirildiğini,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· sürecin çok sayıda işçi bakımından topluca yürütüldüğünü</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />tespit etmiştir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bu koşullar birlikte değerlendirilerek tarafların eşitliği, arabulucunun tarafsızlığı ve gönüllülük ilkelerinin ihlal edildiği sonucuna varılmış ve arabuluculuk anlaşma belgesinin geçersiz olduğuna karar verilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin kararını usul ve kanuna uygun bularak onamıştır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bu kararın en önemli sonucu şudur: İşten çıkışla aynı gün, işyerinde, işveren tarafından organize edilen ve işçiye gerçek bir seçim imkânı tanımayan toplu imza süreçleri, yalnızca arabulucu imzası bulunduğu için geçerli hâle gelmez.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Ancak karar, arabulucunun işveren tarafından önerilmiş olmasının veya görüşmenin işyerinde yapılmasının tek başına kesin geçersizlik sebebi olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Geçersizlik sonucuna tüm olayların birlikte değerlendirilmesiyle ulaşılmıştır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><a href="https://www.hukukihaber.net/is-sozlesmesi-devam-ederken-feshe-bagli-alacaklar-yonunden-duzenlenen-arabuluculuk-anlasma-belgesi-gecersizdir" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2024/15165, K. 2025/2237, 03.03.2025</strong></a></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İş sözleşmesi devam ederken feshe bağlı alacaklar hakkında arabuluculuk anlaşması yapılması konusunda önemli kararlardan biri de <a href="https://www.hukukihaber.net/is-sozlesmesi-devam-ederken-feshe-bagli-alacaklar-yonunden-duzenlenen-arabuluculuk-anlasma-belgesi-gecersizdir" rel="dofollow">Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 03.03.2025 tarihli kararı</a>dır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Olayda işçi, işyerinde çalışmaya devam ederken kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacakları hakkında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi imzalamıştır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Kıdem ve ihbar tazminatı ile kullanılmayan yıllık izin ücretinin doğabilmesi kural olarak iş sözleşmesinin sona ermesine bağlıdır. İş sözleşmesi devam ederken bu alacakların sona erdiğine ilişkin anlaşma yapılması, henüz doğmamış hakların tasfiyesi sonucunu doğurabilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bölge adliye mahkemesi, gerçek bir uyuşmazlık bulunmadan ve iş sözleşmesi devam ederken düzenlenen belgenin geçerli bir arabuluculuk anlaşması sayılamayacağına karar vermiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de bu kararı oy birliğiyle onamıştır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Karar özellikle, işverenlerin belirli aralıklarla çalışanlarına ödeme yapmak amacıyla arabuluculuğu bir “dönemsel ibra” yöntemi olarak kullanamayacağını göstermektedir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-202112911-e-20221387-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2021/12911, K. 2022/1387, 07.02.2022</strong></a></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bu dosyada işçinin SGK çıkışının yapılmasından kısa süre sonra yeniden işe girişinin gerçekleştirildiği, gerçekte iş ilişkisinin kesintisiz devam ettiği hâlde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi feshe bağlı hakların arabuluculuk anlaşmasına konu edildiği anlaşılmıştır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Yargıtay, iş sözleşmesi gerçekte sona ermemişken feshe bağlı alacakların tasfiye edilmesini kanuna uygun bulmamıştır. Yapılan ödemelerin kıdem veya ihbar tazminatı olarak adlandırılmasının ödemenin gerçek niteliğini değiştirmeyeceği, bu ödemelerin ancak avans niteliğinde değerlendirilebileceği kabul edilmiştir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Karar, kâğıt üzerinde işten çıkış ve yeniden giriş yapılarak işçinin kıdeminin arabuluculuk yoluyla sıfırlanamayacağını ortaya koymaktadır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><strong>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2022/11077, K. 2022/13780, 31.10.2022</strong></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 31.10.2022 tarihli, 2022/11077 Esas ve 2022/13780 Karar sayılı kararı, arabuluculuk anlaşma belgesinin hukuki niteliği bakımından temel kararlardan biridir. Yargıtay’a göre arabuluculuk anlaşma belgesi, maddi hukuk bakımından bir borçlar hukuku sözleşmesidir. Bu nedenle sözleşmenin;</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· tarafların gerçek ve karşılıklı iradelerini içermesi,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· hangi uyuşmazlığı sona erdirdiğinin anlaşılabilmesi,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· anlaşılan alacakların ve ödeme yükümlülüklerinin açık olması,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· irade fesadı, aşırı yararlanma ve emredici hukuk kuralları yönünden denetlenebilmesi</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />gerekir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />“Tüm alacaklarda anlaşıldı”, “işçinin hiçbir hakkı kalmadı” veya “taraflar birbirini ibra etti” gibi genel ve belirsiz ifadeler, somut olayın koşullarına göre dava açma yasağının kapsamını belirlemekte yetersiz kalabilir. Belgede hangi alacağın ne kadar olduğu, bu alacağın ödenip ödenmeyeceği, ödeme tarihi ve tarafların hangi taleplerden vazgeçtiği açık biçimde anlaşılmalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20242976-e-20244231-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2024/2976, K. 2024/4231, 06.03.2024</strong></a></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bu kararda işçiye belgelerin arabuluculuk görüşmesinden önce imzalatıldığı, işçinin daha sonra arabulucuyla görüştürüldüğü tespit edilmiştir. Yargıtay, önce imzanın alınıp daha sonra şeklen arabulucuyla görüşme yaptırılmasını gerçek bir arabuluculuk faaliyeti olarak kabul etmemiştir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Arabulucunun görevi, önceden hazırlanmış ve imzalanmış bir belgeyi onaylamak değildir. Arabulucu, tarafların uyuşmazlıklarını ortaya koymalarını, taleplerini değerlendirmelerini ve gerçek bir müzakere yürütmelerini sağlamalıdır. Belgenin arabuluculuk süreci başlamadan önce imzalanmış olması, anlaşmaya arabuluculuk faaliyeti sonucunda ulaşılmadığını gösteren güçlü bir delildir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20258443-e-20259371-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/8443, K. 2025/9371, 02.12.2025</strong></a></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Yargıtay’ın daha yeni tarihli kararları da gerçek uyuşmazlık şartını sürdürdüğünü göstermektedir. <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20258443-e-20259371-k-sayili-karari" rel="dofollow">02.12.2025 tarihli, 2025/8443 Esas ve 2025/9371 Karar sayılı dosya</a>da arabuluculuk anlaşma belgesi ile işten çıkış işlemi aynı tarihte gerçekleştirilmiştir. Belgelerden fesih işleminin arabuluculuktan önce tamamlandığı kesin olarak belirlenememiştir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Yargıtay, iş sözleşmesinin arabuluculuk başlamadan önce sona erdiği kanıtlanamıyorsa kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve işe iadenin sonuçları bakımından gerçek bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceğini değerlendirmiştir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Daire ayrıca fazla çalışma ve hafta tatili gibi çalışma sırasında doğabilen alacaklar bakımından da işçinin önceden ödeme talebinde bulunduğunun veya işverenin bu talebi reddettiğinin gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bu karar, yalnızca fesih tarihinin değil, olayların kronolojik sırasının da önemli olduğunu göstermektedir. Fesih bildiriminin, arabuluculuk başvurusunun, görüşmenin, SGK işten ayrılış bildirgesinin ve banka ödemesinin hangi sırayla yapıldığı araştırılmalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><strong>İşyerinde veya telefonla yapılan arabuluculuk her zaman geçersiz değildir</strong></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20255152-e-20258447-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 04.11.2025 tarihli, 2025/5152 Esas ve 2025/8447 Karar sayılı kararı</a>, konuya ilişkin önemli bir denge noktasıdır. Bu karara göre görüşmenin işverenin şantiyesinde bulunulduğu sırada telekonferans yöntemiyle yapılmış olması tek başına işçinin iradesinin sakatlandığını veya tutanağın geçersiz olduğunu kanıtlamaz.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşçi baskı, tehdit, yanıltma, bilgilendirilmeme veya irade fesadı iddiasında bulunuyorsa bunu somut olayın özelliklerine uygun delillerle ortaya koymalıdır. Dolayısıyla aşağıdaki hususlar tek başına kendiliğinden geçersizlik sebebi değildir:</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Görüşmenin işyerinde yapılması,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Arabulucunun işveren tarafından önerilmesi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Görüşmenin telefon veya görüntülü görüşme yoluyla gerçekleştirilmesi,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Arabuluculukla fesih işleminin aynı gün yapılması,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşçinin avukatsız katılması.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Ancak bu hususlar; toplu imza, baskı, önceden hazırlanmış belge, yetersiz bilgilendirme, gerçek uyuşmazlık bulunmaması ve müzakere yapılmaması gibi başka olgularla birleştiğinde geçersizlik yönünde güçlü bir tablo oluşturabilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><strong>İşten çıkış günü yapılan arabuluculuğun geçersizliğine işaret eden durumlar</strong></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Her olay kendi koşulları içinde değerlendirilmekle birlikte aşağıdaki durumlar arabuluculuk anlaşmasının geçerliliğini ciddi biçimde tartışmalı hâle getirebilir:</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><u>1. Arabuluculuk başvurusunun iş sözleşmesi sona ermeden yapılması</u></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşçi hâlen çalışırken kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti veya işe iade hakkı hakkında anlaşma düzenlenmesi, henüz doğmamış hakların tasfiyesi anlamına gelebilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><u>2. Taraflar arasında gerçek bir uyuşmazlığın bulunmaması</u></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşçi daha önce herhangi bir ödeme talebinde bulunmamış, işveren de herhangi bir talebi reddetmemişse arabuluculuğun hangi uyuşmazlığı çözdüğü açıklanmalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><u>3. İşçilerin toplu olarak imzaya çağrılması</u></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Aynı gün çok sayıda işçinin toplantı salonuna çağrılması, herkese aynı metnin imzalatılması ve bireysel görüşme yapılmaması gerçek bir müzakere bulunmadığını gösterebilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><u>4. Belgenin önceden hazırlanmış olması</u></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Alacak kalemleri ve tutarlar üzerinde hiçbir görüşme yapılmadan, işçiye hazır bir belge sunulması arabuluculuğu şekli bir imza işlemine dönüştürebilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><u>5. Ödemenin imza şartına bağlanması</u></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşçiye kanunen zaten hak ettiği kıdem tazminatı veya diğer alacakların ancak arabuluculuk tutanağını imzalaması hâlinde ödeneceğinin söylenmesi, özgür iradeyi etkileyebilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><u>6. Arabulucunun yeterli bilgilendirme yapmaması</u></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşçiye anlaşma belgesinin dava açma yasağı doğuracağı, anlaşmayı kabul etmek zorunda olmadığı ve gerekirse hukuki yardım alabileceği açıklanmamışsa 6325 sayılı Kanun’un 11. maddesine aykırılık gündeme gelebilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><u>7. Gerçek bir pazarlığın yapılmaması</u></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşçinin talebini açıklamadığı, işverenin teklif sunmadığı ve tarafların farklı seçenekleri değerlendirmediği bir süreç, gerçek bir arabuluculuk faaliyeti olmayabilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><u>8. Alacakların belirsiz bırakılması</u></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />“Tüm işçilik alacakları”, “her türlü hak ve tazminat”, “işçinin hiçbir alacağı kalmamıştır” gibi genel ifadeler dava açma yasağının kapsamını belirsiz hâle getirebilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><u>9. İşçiye çok düşük bir toplu ödeme yapılması</u></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Uzun yıllar çalışmış bir işçiye hak edebileceği alacakların çok altında bir tutar teklif edilmesi; baskı, aşırı yararlanma ve gerçek müzakere bulunup bulunmadığı yönünden değerlendirilmelidir. Ancak yalnızca ödemenin düşük olması her durumda tek başına belgenin geçersizliği anlamına gelmez.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><strong>İşçi arabuluculuk tutanağını imzaladıktan sonra dava açabilir mi?</strong></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesinde açıkça anlaşmaya bağlanan hususlar hakkında kural olarak dava açılamaz. Bununla birlikte belgenin sahte olduğu, baskı veya tehdit altında imzalandığı, hileyle imzalatıldığı, işçinin esaslı hataya düştüğü, aşırı yararlanma bulunduğu, gerçek bir uyuşmazlığın mevcut olmadığı, arabuluculuk faaliyetinin hiç veya gereği gibi yürütülmediği, belgenin emredici hukuk kurallarını etkisiz hâle getirmek amacıyla düzenlendiği ileri sürülebilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Yargıtay kararlarında arabuluculuk anlaşmasının geçerliliğinin bağımsız bir tespit veya iptal davasında mı, yoksa doğrudan açılacak işçilik alacağı veya işe iade davasında ön sorun olarak mı inceleneceği konusunda farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><a href="http://www.hukukihaber.net/arabuluculuk-kotuye-ve-amaci-disinda-kullanilarak-iscinin-haklari-cignenemez" rel="dofollow">Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2024/10147 Esas sayılı kararı</a>nda anlaşma belgesinin geçerliliği işçilik alacağı davası içinde incelenmiştir. Buna karşılık <a href="http://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-202414545-e-20252031-k-sayili-karari" rel="dofollow">2024/14545 Esas sayılı karar</a>da, anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine ilişkin ayrı davanın kabulü onanmıştır. Bu karardaki karşı oyda ise ayrı bir tespit davasında hukuki yarar bulunmadığı ve meselenin alacak veya işe iade davasında ön sorun olarak incelenebileceği savunulmuştur. Bu nedenle hangi davanın açılacağı, hangi taleplerin ileri sürüleceği ve sürelerin nasıl korunacağı somut belgenin içeriğine göre belirlenmelidir. Özellikle işe iade, zamanaşımı ve hak düşürücü süre içeren uyuşmazlıklarda yalnızca arabuluculuk belgesinin iptali tartışmasına odaklanmak hak kaybına neden olabilir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><strong>Arabuluculuk anlaşmasının geçersizliği nasıl ispatlanabilir?</strong></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşçinin yalnızca “Baskı altında imzaladım” demesi çoğu zaman yeterli olmayacaktır. Olayın dış dünyaya yansıyan somut belirtilerle ispatlanması gerekir. Kullanılabilecek deliller somut olaya göre şunlar olabilir:</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşveren veya insan kaynakları tarafından gönderilen WhatsApp mesajları,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· E-postalar ve toplantı davetleri,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· “İmzalamazsan ödeme yapılmaz” şeklindeki yazışmalar,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Arabuluculuk başvuru formu ve başvuru tarihi,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Arabulucunun işçiye gönderdiği davet ve bilgilendirme kayıtları,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Fesih bildiriminin tarihi ve tebliğ saati,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· SGK işten ayrılış bildirgesinin kuruma verildiği tarih ve saat,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Arabuluculuk tutanağının imza tarihi ve saati,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Banka ödeme dekontları,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşçinin hesap pusulaları ve bordroları,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Aynı süreçten geçen diğer işçilerin tanıklığı,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Belgenin önceden hazırlandığını gösteren kayıtlar,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşçinin hukuki yardım istemesine izin verilmediğini gösteren yazışmalar,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Görüşmenin süresi ve katılımcı bilgileri,</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşverenin aynı arabulucu ile çok sayıda işçi için yürüttüğü toplu işlemler.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Bununla birlikte arabuluculuk görüşmelerinde ileri sürülen teklifler ve beyanlar bakımından 6325 sayılı Kanun’un gizlilik ve delil kullanma yasakları dikkate alınmalıdır. Bu nedenle delil stratejisi, arabuluculuk görüşmesinin içeriğinden ziyade sürecin nasıl organize edildiğini ve işçinin iradesinin hangi dış etkenlerle sakatlandığını gösteren kayıtlar üzerinden kurulmalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><strong>İşverenler açısından geçerli bir ihtiyari arabuluculuk süreci nasıl yürütülmelidir?</strong></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İhtiyari arabuluculuk yalnızca işçiyi koruyan değil, usulüne uygun yürütüldüğünde işveren bakımından da hukuki güvenlik sağlayan bir yöntemdir. Bunun için sürecin gerçek anlamda uyuşmazlık çözümüne yönelik olması gerekir. İşverenlerin özellikle şu hususlara dikkat etmesi gerekir:</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Fesih işlemi ile arabuluculuk süreci birbirinden ayrılmalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İş sözleşmesinin hangi tarihte ve hangi nedenle sona erdiği açıkça belgelenmelidir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşçinin talepleri ve işverenin bu taleplere karşı tutumu belirlenmelidir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşçiye arabuluculuğa katılmama ve anlaşmayı reddetme hakkı bulunduğu açıklanmalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Ödeme, tutanağı imzalama şartına bağlanmamalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· İşçiye belgeyi incelemesi ve hukuki yardım alması için makul süre tanınmalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Arabulucu tarafsızlığını korumalı ve tarafları sonuçlar hakkında bilgilendirmelidir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Toplu ve seri imza uygulamalarından kaçınılmalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Her işçinin çalışma süresi, ücreti ve alacakları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Anlaşmada her alacak türü ve miktarı açıkça gösterilmelidir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Anlaşmaya arabuluculuk faaliyeti ve gerçek müzakere sonucunda ulaşılmalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" /><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />· Ödemeler banka aracılığıyla ve anlaşmadaki koşullara uygun biçimde yapılmalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Arabuluculuğun yalnızca “dava açılmasını engelleyen daha güçlü bir ibraname” olarak görülmesi, süreci baştan itibaren sakatlayabilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşten çıkış günü imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşması, yalnızca aynı gün düzenlendiği için kendiliğinden geçersiz değildir. Ancak işten çıkışla arabuluculuk sürecinin birlikte yürütülmesi, işçinin işverenin otoritesi altındayken belgeyi imzalaması ve ortada önceden doğmuş gerçek bir uyuşmazlık bulunmaması anlaşmanın geçerliliğini ciddi biçimde tartışmalı hâle getirir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Yargıtay’ın son dönem kararlarına göre geçerli bir arabuluculuk anlaşması için şekli bir imza yeterli değildir. Gerçek bir uyuşmazlık, özgür irade, taraf eşitliği, tarafsız arabulucu, yeterli bilgilendirme, açık anlaşma hükümleri ve gerçek bir müzakere süreci bulunmalıdır.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Arabuluculuk, iş sözleşmesini sona erdirme, kıdem tazminatı ödeme veya işçiden toplu ibra alma yöntemi değildir. İşverenin normal borç ödeme işlemini arabuluculuk anlaşmasına dönüştürerek TBK m. 420’deki işçiyi koruyucu kuralları etkisiz hâle getirmesi hukuken korunmaz.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />İşten çıkarıldığı gün arabuluculuk belgesi imzalayan bir işçinin, “Artık hiçbir hakkımı talep edemem” düşüncesiyle hareket etmesi doğru değildir. Belgenin tarihi, içeriği, arabuluculuk başvurusunun zamanı, fesih işlemlerinin sırası, yapılan ödeme, işçinin nasıl bilgilendirildiği ve taraflar arasında gerçek bir uyuşmazlık bulunup bulunmadığı birlikte incelenmelidir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="Bağlantı" />Her arabuluculuk anlaşması somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Usulüne uygun bir anlaşma işçi ve işveren açısından bağlayıcı ve güçlü hukuki sonuçlar doğururken, arabuluculuk görüntüsü altında düzenlenen bir ibra veya ödeme belgesi geçersiz kabul edilebilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-servet-aksoy" title="Av. Servet AKSOY"><img alt="Av. Servet AKSOY" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/04/servet-aksoy.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-servet-aksoy" title="Av. Servet AKSOY">Av. Servet AKSOY</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/isten-cikis-gunu-imzalanan-ihtiyari-arabuluculuk-tutanagi-gecerli-midir-1</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/arabuluculuk-kfvn54.jpg" type="image/jpeg" length="61445"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ANLAŞMA YAPILAN YÜKLENİCİNİN RİSKLİ YAPI TESPİTİ SONRASINDA ÇEKİLME TOPLANTISI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anlasma-yapilan-yuklenicinin-riskli-yapi-tespiti-sonrasinda-cekilme-toplantisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anlasma-yapilan-yuklenicinin-riskli-yapi-tespiti-sonrasinda-cekilme-toplantisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu yazının amacı, yaşanan bir olaydan esinlenerek, malikler ve yüklenici tarafından “çekilme toplantısı” olarak adlandırdıkları bir görüşmenin, kentsel dönüşüm sürecinde bir tür ticari hile olarak kullanılabileceğine dair dikkat çekmektir.</p>

<p>Yazıya konu olan esinlendiğimiz olayda, malikler risk tespiti yapılmasından önce bir firma ile çalışılmasına karar vermişler ve çoğunluk pay sahibi, yüklenici ile bir ön protokol imzalamışlardır. Anlaşıldığı kadarı ile bu protokolden sonra, riskli yapı tespiti yapılmış sonrasında malik ve kiracılara, binayı tahliye etmeleri için 90 gün süre verilmiştir. Bu vesile ile ön anlaşmaya katılan, katılmayan tüm bina sakinleri için tahliye süreci başlamıştır. Risk tespiti raporunun kesinleşmesi ile tahliye sağlanmadığı takdirde, yetkili idare tarafından bu işlemin resen yapılacağını hatırlatmak isteriz.</p>

<p>Binanın riskli çıkması ve tahliye için süre verilmesinden hemen sonra, yüklenici firma her nedense, projeden çekilmeye ve maliklere bu durumu açıklamak için bir toplantı düzenlemeye karar vermiştir. Bu toplantının adına da “çekilme toplantısı” ismini vermişlerdir.</p>

<p>Malikler toplantıdan önce, sosyal medyada iletişim kanallarını kullanarak, yapılan haksızlığı anlatmış ve yetkililerden soruna çözüm bulmalarını istemişlerdir. Gerçekten de binaları boşaltılacak ve bu kısıtlı dönemde yeniden yüklenici firma arayışına gireceklerdir. Kaldı ki projeden çekileceği anlaşılan ilk yüklenici ile anlaşma sağlanana kadar, malikler arasındaki fikir aykırılıkları sebebiyle sancılı bir süreç atlatılmıştır. Muhtemel zararları büyük olacaktır.</p>

<p>Bu örnek olay, kentsel dönüşüm sürecinde hak sahiplerinin yüklenici ile olan ilişkilerinde yaşayacakları çeşitli ve benzer senaryolardan sadece birisidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burada, iki ihtimal olduğunu varsayıyoruz;</p>

<p><strong>1- </strong>Bu olayda, yüklenici firma kurumsal, ticari veya başka bir haklı sebeple projeden çekilmek zorunda kalmış olabilir. Bunu basit bir bildirimle yapmak yerine, en azından maliklere toplantı ile açıklama yapmalarının vicdani sorumlulukları olduklarını, bu toplantının yapılmasının firmalarının itibarı sebebiyle gerekli olduğunu düşünmüşlerdir. Bu aşamada yani riskli yapı tespiti yapılmadan önce, ön anlaşma yapılan yükleniciye karşı ileri sürülebilecek hukuki imkânlar kısıtlıdır. Nitekim arsa payı devri doğuran sözleşmelerde resmi şekil şartına uymadan yapılan yazılı anlaşmaların, istisnai haller hariç (iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık) geçerliliğinin olmadığını biliyoruz. Kaldı ki, riskli yapı tespitinden önce de çoğunluk kararı ile kentsel dönüşüme gidilemeyeceğini biliyoruz.</p>

<p><strong>2- </strong>Hak sahiplerini yaralayan, hukuka olan güvenlerini sarsan ikinci ihtimal ise<strong> </strong>başlangıçta işe talip olan, ön anlaşma imzalayan yüklenicinin kötü niyetli olduğu varsayımına dayalıdır. Yüklenici, işe talip olan diğer firmalarla irtibatlarını koparan ve tahliye riskinin fiilen doğduğu bu yapının malikleri aleyhine olarak, ön anlaşmaya veya şifahi olarak sağlanan uzlaşmaya göre, daha ağır şartlarla farklı bir sözleşmeyi kabul ettirmeyi düşünebilir. Hatta müzakere döneminde, tartışılarak kabul edilmeyen maddeleri, bu çaresiz dönemlerinde maliklerin kabul etmek zorunda kalacağını düşünüyor olabilir.</p>

<p>Bahsettiğimiz senaryoda, çekilme toplantısında aslında yapılmak istenenin yani örtülü amaçlarının bu olabileceği tarafımızca öngörülmektedir. <strong>Özetle çekilme toplantısı olarak adlandırılan bu aşama, daha geniş bir ifade ile yüklenicinin anlaşmadan çekilme iradesi, bahsettiğimiz hilenin gerçekleşmesi için pratik bir icat olarak kullanılmaya açıktır. Bu ve buna benzer tehlikeleri bertaraf edecek, tatminkâr seviyede çözüm getirecek net hukuki kurallar henüz yoktur.</strong></p>

<p>Buraya kadar yaşanmış bir olaydan esinlenerek ve fikir yürüterek ihtimalleri belirttik. Kentsel dönüşüm ile ilgili mevzuat uygulamada yaşanan problemlere göre dönemsel değişiklikler uğruyor. Öyle ki bir dönem kat maliklerinin toplantı yapma zorunluluğu dahi kaldırıldı. Ancak uygulamada maliklerin haberi olmadan imzalanan karar tutanakları ile işlemler yapılıp hak kayıpları başladığı zaman, sert bir geri dönüşle toplantı şartı bu sefer sıkı usullerle döndü. Maliklerin bazı mağduriyetlerinin önlenmesi için muhtarlıkta ilan, elektronik tebligat ve e devlet aracılığı ile bildirimler yapılması zorunluluğu getirildi. Kısaca; uygulamada suistimal edilmeye açık haller ancak gerçekleştikten sonra, fiilen görüldükten sonra, yasal düzenlemelerle önlenmeye çalışıldı.</p>

<p>Kanaatimize göre; esinlendiğimiz olayda yüklenici firma yetkililerinin, riskli yapı tespiti ve sonrasındaki davranışları değerlendirilerek, öngördüğü planı, başlangıçtan itibaren yapmış olduğu, malikleri bilinçli olarak yönlendirdiği, bu suretle haksız çıkar sağlamaya çalıştığı yönünde somut olarak deliller olduğu takdirde “hukuk düzenimiz henüz hazır olmasa da“ dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı tartışılabilecektir. Aynı yüklenici ile devam kararı verilirse, başlangıçta yani riskli yapı tespiti öncesinde müzakere edilmeyen ya da reddedilen, dayattığı sözleşme hükümleri varsa bu şartların gabin sebebiyle geçersizliği savunulabilir. Ancak bu hukuki imkânları kullanmak dahi malikler yönünden zaman ve para israfına yol açacaktır.</p>

<p><strong>Bu sebeple arsa payı ya da bedel karşılığında olması fark etmeksizin maliklere, kentsel dönüşümde tüketici sıfatı kazandırılarak yasal değişikliklerin yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.</strong> Karşı taraf yüklenici, bu işin mutfağında olan ve kâr etme öncelikli bir organizasyondur. Teknik ve hukuki birikime sahip olmayan maliklere, adil ve dengeli olmayan sözleşmeleri kabul ettirebilme tehlikesi her zaman olacaktır. Esinlendiğimiz olay bu durumun karakteristik bir örneğidir.</p>

<p>Kentsel dönüşüm çok ihtimalli ve çok katmanlı bir süreçtir. Bu sebeple, riskli yapı tespitinden, yeni yapılacak binada iskân izni alınmasına kadarki zaman dilimi içinde iyi planlama yapılmasının gerekliliği vardır. Henüz, konu olan benzer olayda gördüğümüz gibi, malikleri koruyucu yasal düzenleme eksiklikleri olduğu da görülmektedir. Paydaşların, tüm ihtimalleri değerlendirebilecek kapasiteye sahip hukukçu, mimar, mühendis gibi danışmanların desteğini alarak planlama yapmaları muhtemel hak kayıplarının önüne geçecektir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/05/irfan-nigdeli.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/05/irfan-nigdeli.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. İrfan NİĞDELİ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anlasma-yapilan-yuklenicinin-riskli-yapi-tespiti-sonrasinda-cekilme-toplantisi</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/kentsel-donusum-toplanti.jpg" type="image/jpeg" length="27898"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Islahın Sınırı mı, Hak Arama Özgürlüğünün Sınırı mı?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/islahin-siniri-mi-hak-arama-ozgurlugunun-siniri-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/islahin-siniri-mi-hak-arama-ozgurlugunun-siniri-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p>Medeni usul hukukunda bazı kararlar yalnızca belirli bir uyuşmazlığı çözmekle kalmaz; uygulamanın yönünü değiştirir, avukatların dava stratejilerini ve mahkemelerin yaklaşımını da yeniden şekillendirir. 30 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan <strong><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargitay-ictihadi-birlestirme-buyuk-genel-kurulunun-08052026-tarihli-20218-esas-ve-20261-karar-sayili-karari-2.pdf" rel="dofollow">Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 08.05.2026 tarihli, 2021/8 Esas ve 2026/1 Karar sayılı kararı</a></strong> da bu nitelikte bir içtihattır.</p>

<p>Karar, ilk bakışta HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde düzenlenen ıslah kurumuna ilişkin teknik bir usul sorununu konu alsa da, gerçekte medeni usul hukukunun temel ilkeleri bakımından önemli tespitler içermektedir. Uyuşmazlık, dava dilekçesinde yer almayan bir talebin sonradan kısmen ıslah yoluyla ileri sürülüp sürülemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Büyük Genel Kurul, dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kararın önemi, ulaştığı sonuç kadar gerekçesinden de kaynaklanmaktadır. Yaklaşık kırk sayfalık gerekçede Yargıtay; tasarruf ilkesi, taraflarca getirilme ilkesi, taleple bağlılık, hukuki dinlenilme hakkı, ön inceleme, usul ekonomisi ve hukuki güvenlik ilkelerini birlikte değerlendirmiş; ayrıca başta Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Muhammet Özekes ve Prof. Dr. Süha Tanrıver olmak üzere öğretide ileri sürülen görüşleri ayrıntılı biçimde tartışmıştır. Bu yönüyle karar, yalnızca uygulamaya yön veren değil, aynı zamanda doktrinsel tartışmalara da katkı sunan önemli bir içtihat niteliğindedir.</p>

<p>Kararın dikkat çeken bir diğer yönü ise üçüncü görüşmede oy çokluğuyla alınmış olmasına rağmen Resmî Gazete'de yayımlanan metinde karşı oy gerekçelerine yer verilmemiş olmasıdır. Her ne kadar bu durum kararın hukuki bağlayıcılığını etkilemese de, içtihadı birleştirme kararlarında karşı oy gerekçelerinin de yayımlanması, öğretide yürütülecek tartışmalar ve içtihadın gelişiminin izlenmesi bakımından önemli katkı sağlayacaktır.</p>

<p>Bu çalışmada, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı; Yargıtay daireleri arasındaki görüş ayrılıkları, öğretide ileri sürülen yaklaşımlar, Büyük Genel Kurulun benimsediği çözüm ve kararın uygulamaya muhtemel etkileri çerçevesinde değerlendirilecektir.</p>

<p><strong>II. Islah Kurumu ve Tartışmanın Kaynağı</strong></p>

<p>Islah, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenen; taraflara yaptıkları usul işlemlerini tamamen veya kısmen düzeltme imkânı tanıyan istisnai bir usul kurumudur. Kanun koyucu bu düzenlemeyle, yargılama sırasında yapılan usulî hata ve eksikliklerin belirli sınırlar içinde giderilmesini ve şekil kurallarının hak kaybına yol açmasının önlenmesini amaçlamıştır.</p>

<p>Ancak ıslah kurumunun kapsamı, özellikle dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talebin kısmen ıslah yoluyla ileri sürülüp sürülemeyeceği konusunda uzun yıllardır hem öğretide hem de Yargıtay uygulamasında tartışılmaktadır.</p>

<p>Bu tartışma yalnızca teorik değildir. İşçilik alacakları, kira, eser ve vekâlet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar ile boşanmaya bağlı malvarlığı davalarında, dava dilekçesinde sehven talep edilmeyen bir alacak kaleminin sonradan aynı davada ileri sürülmek istenmesi uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur.</p>

<p>Bu noktada cevaplanması gereken temel soru şudur:</p>

<p>Dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talep, kısmen ıslah yoluyla sonradan aynı davaya dâhil edilebilir mi?</p>

<p>Bu sorunun cevabı yalnızca HMK'nın 176. maddesinin lafzında aranamaz. Zira uyuşmazlık, usul ekonomisi ile hukuki güvenlik, hak arama özgürlüğü ile taleple bağlılık ilkesi arasında nasıl bir denge kurulacağına ilişkindir. İncelenen İçtihadı Birleştirme Kararı da esasen bu iki yaklaşım arasında bir tercih yapmış ve ıslah kurumunun sınırlarını yeniden belirlemiştir.</p>

<p><strong>III. Yargıtay Daireleri Arasındaki Görüş Ayrılığı</strong></p>

<p>İçtihadı birleştirme kararlarının temel amacı, Yargıtay daireleri arasında aynı hukuki soruna ilişkin ortaya çıkan farklı uygulamaları gidererek hukukta birlik ve öngörülebilirliği sağlamaktır. İnceleme konusu karar da, dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilip edilemeyeceği konusunda Hukuk Genel Kurulu ile hukuk daireleri arasında oluşan görüş ayrılığını gidermek amacıyla verilmiştir.</p>

<p>İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, ilgili daire kararları ve daire başkanlıklarının görüşlerini değerlendirdikten sonra, Yargıtay uygulamasında esasen iki farklı yaklaşımın benimsendiğini tespit etmiştir.</p>

<p><strong>A. </strong><strong>Islah Yoluyla Yeni Talebin İleri Sürülebileceğini Kabul Eden Görüş</strong></p>

<p>Bu görüşe göre, dava dilekçesinde aynı hukuki ilişkiye ilişkin maddi vakıalar açıklanmışsa, sehven talep edilmeyen bir alacak kalemi gerekli harç yatırılmak suretiyle kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilebilir. Böylece aynı hukuki ilişkiden doğan uyuşmazlıklar tek dosyada çözümlenerek usul ekonomisi sağlanmış olur.</p>

<p>Bu yaklaşım özellikle Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından benimsenmiş; Daire, işçilik alacaklarına ilişkin davalarda unutulan talep kalemlerinin aynı dava içinde ileri sürülebileceğini kabul etmiştir. 4. ve 11. Hukuk Daireleri de bazı kararlarında benzer yönde değerlendirmelerde bulunmuş, ancak kendi içtihatlarında farklı uygulamaların da mevcut olduğunu belirtmiştir.</p>

<p><strong>B. </strong><strong>Islah Yoluyla Yeni Talebin İleri Sürülemeyeceğini Kabul Eden Görüş</strong></p>

<p>İkinci görüş ise, ıslahın yalnızca daha önce yapılmış bir usul işleminin düzeltilmesine hizmet eden istisnai bir kurum olduğu anlayışına dayanmaktadır. Buna göre, dava dilekçesinde hiç yer almayan bir talep bakımından ıslah edilecek bir usul işlemi bulunmadığından, yeni bir istem kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemez.</p>

<p>Bu yaklaşımın en belirgin temsilcisi Yargıtay 3. Hukuk Dairesi olup, Daire, HMK'nın 176 ve devamı maddelerinin yalnızca mevcut dava konusu üzerinde değişiklik yapılmasına imkân tanıdığını kabul etmiştir. Aynı görüş, kapatılan 14., 16. ve 17. Hukuk Daireleri tarafından da benimsenmiş; bu daireler, dava dilekçesinde yer almayan bir talebin ıslah yoluyla ileri sürülmesini fiilen yeni bir dava açılması olarak değerlendirmiştir.</p>

<p><strong>C. </strong><strong>Değerlendirme</strong></p>

<p>Görüldüğü üzere uyuşmazlık, yalnızca HMK'nın 176. maddesinin yorumundan ibaret değildir. Tartışmanın merkezinde; usul ekonomisi ile hukuki güvenlik, hak arama özgürlüğü ile taleple bağlılık ilkesi ve etkin yargılama ile dava dilekçesinin belirleyici işlevi arasında nasıl bir denge kurulacağı sorunu bulunmaktadır.</p>

<p>İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, daireler arasındaki farklı uygulamaları ve öğretide ileri sürülen görüşleri birlikte değerlendirerek ikinci yaklaşımı benimsemiş; böylece dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemeyeceği yönündeki içtihadı birleştirmiştir.</p>

<p><strong>IV. Öğretideki Görüşler ve Büyük Genel Kurulun Görüşü</strong></p>

<p>İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının dikkat çekici yönlerinden biri, yalnızca Yargıtay daireleri arasındaki görüş ayrılığını değil, öğretide ileri sürülen farklı yaklaşımları da ayrıntılı biçimde değerlendirmiş olmasıdır. Kararda yer verilen görüşler, tartışmanın yalnızca uygulamadan değil, doktrinden de kaynaklandığını göstermektedir.</p>

<p><strong>A. Islahın Geniş Yorumlanmasını Savunan Görüş</strong></p>

<p>Bu görüşe göre ıslah, yalnızca talep miktarının artırılmasına değil, belirli şartlar altında dava dilekçesinde yer almayan yeni bir talebin ileri sürülmesine de imkân tanımaktadır.</p>

<p>Kararda aktarıldığı üzere <strong>Üstündağ</strong> ve <strong>Kuru</strong>, talep sonucunun ıslah yoluyla değiştirilebileceğini ve mevcut talebe yeni istemler eklenebileceğini kabul etmektedir. Benzer şekilde <strong>Pekcanıtez, Atalay ve Özekes</strong>, aynı hukuki ilişki kapsamında bulunan yeni taleplerin ıslahla davaya eklenebileceğini, aksi hâlde dava dilekçesinde unutulan her talep için ayrı dava açılmasının usul ekonomisiyle bağdaşmayacağını ifade etmektedir. <strong>Tanrıver</strong> ve <strong>Akkaya</strong> da ıslahın kapsamının geniş yorumlanması gerektiğini savunmaktadır.</p>

<p>Bu yaklaşımın ortak noktası, <strong>hak arama özgürlüğü</strong> ile <strong>usul ekonomisi</strong> ilkelerine öncelik tanımasıdır.</p>

<p><strong>B. Islahın Sınırlandırılması Gerektiğini Savunan Görüş</strong></p>

<p>Diğer görüş ise, ıslahın yalnızca daha önce yapılmış bir usul işleminin düzeltilmesine hizmet eden istisnai bir kurum olduğu anlayışına dayanmaktadır. Buna göre, dava dilekçesinde hiç ileri sürülmeyen bir talep bakımından ıslah edilecek bir usul işlemi bulunmadığından, yeni bir istem kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemez.</p>

<p>Kararda bu yaklaşımın önde gelen temsilcileri olarak <strong>Orhan Eroğlu, Adnan Deynekli ve Leyla Akyol Aslan</strong> gösterilmektedir. Özellikle <strong>Eroğlu</strong>, yeni taleplerin ıslah yoluyla davaya eklenmesinin fiilen objektif dava birleşmesi sonucunu doğuracağını ve HMK'nın sistematiğiyle bağdaşmadığını belirtmektedir. <strong>Akyol Aslan</strong> ise, dava dilekçesinde hiç yer almayan bağımsız bir talebin sonradan ileri sürülmesinin gerçekte bir düzeltme değil, yeni bir dava niteliği taşıdığını ifade etmekte; bununla birlikte bağlantılı talepler bakımından daha esnek çözümlerin tartışılabileceğini de kabul etmektedir.</p>

<p><strong>C. Büyük Genel Kurulunun Görüşü</strong></p>

<p>Öğretideki ayrım, yalnızca "ıslahla yeni talep eklenebilir mi?" sorusuna verilen farklı cevaplardan ibaret değildir. Esas tartışma, ıslah kurumunun işlevinin nasıl tanımlanacağı noktasında toplanmaktadır. Geniş yorum, ıslahı usul ekonomisini ve hak arama özgürlüğünü destekleyen esnek bir kurum olarak görürken; dar yorum, ıslahın yalnızca mevcut usul işlemlerinin düzeltilmesine hizmet ettiğini ve yeni bir talebin ancak ayrı bir dava ile ileri sürülebileceğini savunmaktadır.</p>

<p>İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu da bu ikinci yaklaşımı benimsemiş; tercihinde <strong>dava dilekçesinin yargılamadaki kurucu işlevini</strong>, <strong>ön inceleme aşamasının uyuşmazlığın sınırlarını belirleyen fonksiyonunu</strong> ve <strong>davalının hukuki dinlenilme hakkını</strong> esas almıştır.</p>

<p><strong>V. Büyük Genel Kurul: Islahın Sınırı Dava Dilekçesiyle Belirlenir</strong></p>

<p>İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, öğretide ve uygulamada ileri sürülen görüşleri değerlendirdikten sonra, dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.</p>

<p>Kurulun hareket noktası, davanın dava dilekçesiyle açılması ve talep sonucunun bu dilekçede açıkça gösterilmesi zorunluluğudur. Bu nedenle dava dilekçesi yalnızca yargılamayı başlatan bir belge değil, aynı zamanda uyuşmazlığın sınırlarını belirleyen temel usul işlemidir. Dava dilekçesinde hiç yer almayan bir talep bakımından ıslah edilecek bir usul işlemi bulunmadığından, kısmen ıslah yoluyla yeni bir talep ileri sürülmesi mümkün değildir.</p>

<p>Kararda ayrıca ön inceleme kurumuna özel önem verilmiş; ön inceleme ile belirlenen uyuşmazlık sınırlarının sonradan kısmen ıslah yoluyla değiştirilmesinin davalının hukuki dinlenilme ve savunma hakkını zedeleyeceği vurgulanmıştır.</p>

<p>Bu gerekçelerle Büyük Genel Kurul, usul ekonomisine kıyasla hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve hukuki dinlenilme hakkına öncelik tanımış, aynı hukuki ilişkiden doğan taleplerin tek dosyada görülmesinin sağlayacağı yararın ıslah kurumunun kapsamını genişletecek şekilde yorumlanamayacağını kabul etmiştir.</p>

<p>Sonuç olarak karar, ıslah kurumunu dar yorumlamış; dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talebin artık kısmen ıslah yoluyla ileri sürülemeyeceğini içtihat birliği hâline getirmiştir.</p>

<p><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></p>

<p>Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun bu kararı, uzun yıllardır uygulama ve öğretide tartışılan önemli bir usul sorununu çözüme kavuşturarak, dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talebin kısmen ıslah yoluyla ileri sürülemeyeceği yönündeki görüşü bağlayıcı hâle getirmiştir. Bu yönüyle kararın en önemli katkısı, Yargıtay daireleri arasındaki uygulama farklılığını ortadan kaldırarak hukuki belirlilik ve öngörülebilirliği güçlendirmesidir.</p>

<p>Bununla birlikte Büyük Genel Kurul, tercih ettiği çözümle hukuki güvenlik, taleple bağlılık ve hukuki dinlenilme hakkını, usul ekonomisine göre daha öncelikli görmüştür. Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde sehven yer verilmeyen bazı talepler bakımından ayrı dava açılması gerekecek; bu durum ise uygulamada usul ekonomisi bakımından yeni tartışmaları beraberinde getirecektir.</p>

<p>Kararın dikkat çekici yönlerinden biri de, öğretide ileri sürülen görüşleri ayrıntılı biçimde değerlendirerek ulaştığı sonucun teorik temelini ortaya koymaya çalışmış olmasıdır. Buna karşılık kararın üçüncü görüşmede oy çokluğuyla alınmasına rağmen Resmî Gazete'de karşı oy gerekçelerine yer verilmemiş olması, öğretide yapılacak değerlendirmeler bakımından önemli bir eksiklik olarak değerlendirilebilir. Karşı oyların yayımlanması, yalnızca kararın gerekçesini zenginleştirmekle kalmayacak, ileride içtihadın gelişiminin izlenmesine de katkı sağlayacaktır.</p>

<p>Belirtmek gerekir ki bu karar, yalnızca ıslah kurumunun sınırlarını belirleyen teknik bir usul kararı değildir. Aynı zamanda dava dilekçesinin fonksiyonu, ön inceleme kurumunun işlevi, hak arama özgürlüğü, hukuki güvenlik ve usul ekonomisi arasındaki hassas dengeye ilişkin önemli bir tercih ortaya koymaktadır. Kararın uygulamaya en somut etkisi ise, dava dilekçesinin artık yalnızca davayı açan bir belge değil, yargılamanın kapsamını ve tarafların sonraki usul imkânlarını belirleyen stratejik bir usul işlemi olduğunun açık biçimde ortaya konulmuş olmasıdır.</p>

<p>İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu uygulamadaki görüş ayrılığını sona erdirmiştir. Ancak bu kararın, özellikle usul ekonomisi ve hak arama özgürlüğü bakımından doğuracağı sonuçlar, öğretide ve uygulamada tartışılmaya devam edecektir kanaatindeyiz.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ayfer-bayer" title="Av. Ayfer BAYER"><img alt="Av. Ayfer BAYER" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/04/ayfer-bayer1.jpg" width="96" /></a></strong></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ayfer-bayer" title="Av. Ayfer BAYER">Av. Ayfer BAYER</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/islahin-siniri-mi-hak-arama-ozgurlugunun-siniri-mi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/themisis41aaa.jpg" type="image/jpeg" length="66801"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2024/4114 E., 2025/6115 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20244114-e-20256115-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20244114-e-20256115-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 08.07.2025 tarihli, 2024/4114 E., 2025/6115 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/4114 E., 2025/6115 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/197 E. 2024/203 K.<br />
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat<br />
HÜKÜM : Kısmen kabul<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma</p>

<p>Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede ;</p>

<p>Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine Mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili ile davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 373/4. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız tutuklama nedeniyle 3.000.000,00 TL maddi ve 3.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 246.800.80 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 12.03.2024 tarih ve 2022/9162 Esas - 2024/1137 Karar sayılı ilamıyla: "Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok eksik manevi tazminata hükmolunmasının" kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması üzerine ilk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.000.000,00 TL manevi tazminatın 29.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma ilamında maddi tazminat açıkca onanamadığı halde, bozma sonrası bu konuda karar verilmeyerek, davacının maddi tazminat talebinin sonuca bağlanıp karar verilmemesi ve manevi tazminat miktarının fahiş olmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Davalı vekilinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ve araştırma ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, davanın reddi gerektiğine, hükmedilen tazminat miktarlarının ve vekalet ücretinin fazla olduğuna, davacı vekilinin temyiz sebepleri, maddi tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğuna, hükmedilen tazminat miktarlarının yetersiz olduğuna, manevi tazminat taleplerinin tamamının kabulüne karar verilmesi ilişkindir.</p>

<p><strong>III. DAVANIN KONUSU</strong></p>

<p>Mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/40 Esas – 2017/74 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 27.12.2009-13.02.2017 tarihleri arasında 2604 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/10 Esas 2010/192 Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılama neticesinde 16 yıl 8 ay hapis ve 112.500 TL adli para cezasına mahkum edildiği; mahkumiyet kararının Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2011/1563 Esas 2011/4939 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği; daha sonra yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu, yeniden yapılan yargılama neticesinde davacının Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.03.2017 tarihli ve 2017/40 Esas 2017/74 Karar sayılı kararı ile beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 07.04.2017 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE VE KARAR</strong></p>

<p>Dairemizin 12.03.2024 tarih ve 2022/9162 Esas - 2024/1137 Karar sayılı bozma ilamı öncesi, 12/11/2020 tarihli maddi tazminata ilişkin hükmün açıkça onanmadıkça kesinleşmiş sayılamayacağı gözetilmeden bozma sonrası yapılan yargılama sonunda maddi tazminat konusunda karar verilmemiş ise de bu hususta mahallinde her zaman karar verilmesi mümkün görülmüştür.</p>

<p>Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>08.07.2025 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20244114-e-20256115-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-2.jpg" type="image/jpeg" length="74496"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2022/9709 E., 2025/1555 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20229709-e-20251555-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20229709-e-20251555-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 13.02.2025 tarihli, 2022/9709 E., 2025/1555 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/9709 E., 2025/1555 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2022/607 E - 2022/1717 K.<br />
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık<br />
HÜKÜM : Beraat<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanunun 74/1, 74/1-2, 5237 sayılı TCK'nın 35, 62, 53, 54, 58.maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş, karara karşı sanığın istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının sanık ... yönünden kaldırılması ile ;</p>

<p>"Sanık ... hakkında kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz olarak kazı veya sondaj yapmak suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca sanığın BERAATİNE,</p>

<p>Yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına," ibarelerinin yazılması, suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karara karşı katılan vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın istinaf dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğine, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluştuğuna, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>Tüm dosya kapsamından sanık ... ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen temyiz dışı sanık ...'in olay günü Karman beldesi sınırlarında izinsiz olarak define arayacakları yönünde alınan duyumlar üzerine koluk görevlilerince olay yerine intikal edildiği, sanık ...'un keser ile toprağı kazmaya çalıştığı ve temyiz dışı sanık ...'in de dedektör ile yüzeyde arama yaptığı sırada yakalandıkları, sanık ...'in yanında getirdiği keser, murç, dedektör, kürek gibi kazıda kullanılan malzemelerin ele geçirildiği, sanık ...'un soruşturma aşamasındaki savunmasında dayısı olan temyiz dışı sanık ...'in olay günü kendisini dedektörü denemek amacıyla çağırdığını, dedektörün sinyal verdiğini o sırada kendisinin de jandarma gelmeden öncesinde toprağı eşelediğini, beyan ettiği, temyiz dışı sanık ...'in alınan savunmasında define aramak için aldığı dedektörü deneme amacıyla gittiklerini, aletin sinyal verdiğini ve keserle toprağı eşelediği sırada jandarmanın geldiğini beyan ettiği, alanın 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli yerlerden veya sit alanı olmadığı, alanda Kanun kapsamında herhangi bir kültür varlığına rastlanılmadığının tespit edildiği, yürütülen soruşturma neticesinde sanık ve temyiz dışı sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanunun 74/1-2, 5327 sayılı TCK'nın 35, 53, 54 maddeleri uyarınca kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.</p>

<p>Sanık ve temyiz dışı sanık ...'in Yerel Mahkemece alınan savunmalarında olay günü dedektörü deneme amacıyla gittiklerini, herhangi bir kazı yapmadıklarını , jandarmanın geldiğini beyan ettikleri anlaşılmıştır.</p>

<p>Yerel Mahkemece icra edilen keşif sırasında tutanak tanığının alınan beyanında olay günü sanık ...'un elinde keser olduğu ve keser ile yerde ufak ufak kazı yaptığı sırada yanlarına gittiklerini, keser ile toprağın çok az eşelenmiş olduğunu beyan ettiği, keşif üzerine dosyaya sunulan arkeolog bilirkişi raporuna göre alanda herhangi bir kaçak kazı çukuruna rastlanılmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde;"...iddia, sanık savunmaları,keşif ve bilirkişi raporu, tutanaklar ve tüm dosya kapsamından, sanıkların suç tarihinde fikir ve eylem birlikteliği içerisinde Zonguldak İli Merkez İlçesi ... Beldesi, ... Mevkii, 126 Ada 4 Parsel Sayılı taşınmaz üzerinde kültür varlıklarını bulmak amacıyla izinsiz kazı yaptıkları sırada jandarma görevlileri tarafından yakalandıkları, sanıkların bu suretle üzerlerine atılı suçu işledikleri anlaşıldığından mahkumiyetlerine (sanıklar üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek savunmalarında kazı yapmadıklarını iddia etmiş iseler de tutanak tanığı ...in anlatımı karşısında sanık savunmalarına itibar edilmemiş ve cezalandırılmaları yoluna gidilmiştir.)" gerekçeleriyle sanığın mahkumiyetine dair hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; "..İlk derece mahkemesince atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığın istikrarlı beyanlarında, istinafa gelmeyen diğer sanık ...'in define aramak için almış olduğu dedektörü denemek amacıyla olay yerine gittiklerini, dedektörün sinyal sesi verdiği alanı keserle kazmaya başladığı sırada jandarma ekiplerinin yanlarına geldiğini beyan etmesi, keşifte dinlenen tutanak tanığı ...'nin beyanlarında ise sanık ...'in elinde dedektör diğer sanık ...'un elinde keser gördüğünü ve yerde ufak ufak kazı yaptığını, toprağın çok az eşelendiğini beyan etmesi, olay yerinde uzman kişiler tarafından yapılan incelemede herhangi bir kaçak kazı çukuruna rastlanılmadığının belirtilmesi karşısında;</p>

<p>Benzer konuda Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 26/01/2015 tarih ve 2015/646 E - 2015/1136 K ile 07/10/2020 tarih ve 2018/5341 E-2020/4970 K. sayılı ilamlarına göre somut dosya değerlendirildiğinde; sanığın olay yerinde henüz herhangi bir kazı faaliyeti yapmadığının sabit olması karşısında, eylemin henüz hazırlık hareketi aşamasında kaldığı, keza arkeolog bilirkişi ve uzman kişiler tarafından yapılan incelemede herhangi bir kaçak kazı çukuruna rastlanılmaması ile sanığın define aradığı alanın, sit alanı veya 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli yerlerden olmadığının tespit edilmesi nedenleriyle sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı anlaşılmakla beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi," gerekçesiyle Yerel Mahkeme hükmünün sanık ... yönünden kaldırılarak yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle CMK'nın 223/2-a uyarınca sanık ... hakkında beraat hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE VE KARAR</strong></p>

<p>Dosyada yer alan 18.10.2020 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağına göre, olay günü sanık ... ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen temyiz dışı sanık ...'in izinsiz olarak kazı yapılacağı ihbarı alan kolluk görevlilerince olay yerine intikal edildiğinde sanık ...'un elindeki keserle toprağı eşelediği esnada yakalandığının belirtildiği ve tutanak tanığının alınan beyanında sanık ...'un olay günü toprağı ufak ufak eşelediğini beyan ettiği, sanığın 40 cm derinliğe ulaşmayacak şekilde kazı yaparken yakalandığı, bu hali ile sanığın eyleminin 2863 sayılı Kanun'un 74/1-2.cümlesinde tanımlanan suça teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, sanığın yazılı şekilde beraatine dair hüküm tesisi,</p>

<p>Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararının açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2 maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>13.02.2025 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20229709-e-20251555-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargiadtaddsa.jpg" type="image/jpeg" length="60489"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2023/96 E., 2025/1538 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-202396-e-20251538-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-202396-e-20251538-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 13.02.2025 tarihli, 2023/96 E., 2025/1538 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/96 E., 2025/1538 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2020/1294 E. 2022/1873 K.<br />
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık<br />
HÜKÜMLER : Beraat hükmü kaldırılarak mahkumiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanıklar ... ve ... müdafii, sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1. Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.01.2020 tarih, 2019/260 Esas, 2020/12 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar verilmiştir.</p>

<p>2. Hükmün katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesince duruşma açılarak 26.05.2022 tarih, 2020/1294 Esas, 2022/1873 Karar sayılı kararı ile beraat hükmü kaldırılarak sanıkların 2863 sayılı Kanun'un 74/1, 74/1-2.cümle, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddeleri gereğince 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 31.12.2022 tarih, 2022/121328 nolu esastan ret ile onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanık ... müdafinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın suç kastı olmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmamasının yerinde olmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.</p>

<p>Sanıklar ... ve ... müdafinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların suç kastı olmadığına, beraatlerine karar verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmamasının yerinde olmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince, sanıklar savunmalarında suçlamaları kabul etmeseler de, deliller kısmında gösterilen ihbar tutanaklarında açıkça fail ve yer belirtilerek ihbarlar yapılması, kolluk tarafından düzenlenen 22/11/2018 tarihli tutanakta asansör boşluğu olarak projelendirilen yerde 15-20 metre derinliğinde bir kuyu kazıldığını ve özellikle kuyudan çıkan hafriyatın nemli olduğu ile seyyar aydınlatma yapıldığı tespitlerine yer verilmesi, yine aynı tutanak ile el konan malzemelerin kuyu açmak için kullanmaya elverişli olması, bu derinlikteki bir çukurun asansör boşluğu olmaktan öte olması bir yana, bilirkişi heyeti raporunda özellikle "asansör boşluğunda bırakılması gereken 1,50 metre derinliğinde asansör kuyusu yapılmadığının, kuyunun 2. bodrum kata kadar doldurulduğunun, mimari ve statik projede asansör kuyusu detaylarının yer almadığının, asansör projesinde ise kuyu derinliğinin 1,50 metre olarak gösterildiğinin" belirtilmesi karşısında; savunmaların suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabul edildiği, ayrıca savunmalarda kuyunun kendileri tarafından kazılmadığı ve önceden varolduğu açıklamasına yer verilmiş ise de; kolluk tarafından yapılan tespite göre, kuyuda hafriyatı çıkarmak için kullanılan motorlu inşaat asansörünün varolması ve çıkarılan nemli hafriyatın (yani yeni kazı yapılmış olması hususu) kuyu dışında birikmiş olması gözetildiğinde, savunmalar inandırıcı bulunmamış; ruhsatlı ve haliyle etrafı korunaklı olan bir inşaat alanına sanıkların bilgisi dışında başka şahısların girerek günler sürecek şekilde 15-20 metre derinliğinde bir kuyu kazması, hafriyatı çıkarmak için asansör mekanizması kurmaları, asansörü çalıştırmak ve aydınlatma yapmak için enerji kullanmaları, bunları yaparken de farkedilmemeleri olağan hayat akışına uygun düşmediğinden, savunmaların suçtan kurtulmaya yönelik olduğu vicdani kanaatine varıldığı, b una göre de sanıkların fikir ve fiil birliği içerisinde hareket ederek, sanıklardan ...'ın yüklenicisi olduğu ve dolayısıyla bir başkasının müdahalede bulunmasının mümkün olmadığı Eskişehir Merkez ... Mahallesi ... Sokak No: 2 adresindeki yerin karşısındaki inşaat alanında, yukarıda nitelikleri gösterilen şekilde kuyu kazdıkları, yapılan bu işin inşaat faaliyeti ile ilgisinin bulunmadığı, sanıkların kültür varlığı bulmak maksadı ile davaya konu kazıyı gerçekleştirdikleri, kazı yapılan yerin sit alanı veya kanunla korunması gereken bir yer olmadığının sübuta erdiği, iddianamede sanıkların fiili 2863 Sayılı Kanun'un 74/2. maddesinde düzenlenen "define araştırmak" suçuna uyduğu kabul edilerek cezalandırılmaları talep edilmiş ise de Dairece bu vasıflandırmanın Kanun'a aykırı olduğunun kabul edildiği, şöyle ki ; 2863 Sayılı Kanun'un "İzinsiz araştırma, kazı ve sondaj yapanlar" başlıklı 74. maddesinde "(1) Kültür varlıkları bulmak amacıyla, izinsiz olarak kazı veya sondaj yapan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Ancak, kazı veya sondajın yapıldığı yerin, sit alanı veya bu Kanuna göre korunması gerekli başka bir yer olmaması halinde, verilecek cezanın üçte biri indirilir. (2) İzinsiz olarak define araştıranlar, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, bu fiillerin yurt dışına kültür varlıklarını kaçırma amacıyla veya kültür varlıklarının korunmasında görevli kişiler tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza iki katına kadar artırılır." hükmünün yer aldığı, yerleşik Yargıtay uygulamasında da belirtildiği üzere 2863 sayılı Kanun'un 74/2. maddesinde düzenlenen “izinsiz define araştırma” suçunun oluşabilmesi için (izinsiz kazı yapmak suçundan farklı olarak) fiilin mutlaka mezkur Kanun'un 6. maddesi kapsamında kalan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında, bunların korunma alanlarında veya sit alanlarında gerçekleşmesi gerekmektedir. "İzinsiz define araştırma" suçu ile "izinsiz kazı yapma" suçu arasındaki bir diğer fark da kazı fiilinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususudur. İzinsiz define araştırma suçu için araziye fiziki müdahale teşkil etmeyen yüzeysel araştırma faaliyetlerinde bulunulması gerektiği, eğer fiziki müdahale söz konusu ise yani kazı yapılması hali var ise artık izinsiz define araştırma suçundan bahsetmenin mümkün olmadığı, (Örnek olarak Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2020/748 Esas, 2020/6692 Karar sayılı ve 02/12/2020 tarihli kararı) somut olayda ise hem davaya konu yerin Kanun'un 6. maddesi kapsamında kalan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı olmaması hem de fiziki olarak kazı yapılması karşısında sanıkların fiillerinin "izinsiz kazı yapmak" suçuna uyduğu gerekçesiyle beraat hükmü kaldırılarak sanıkların mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE VE KARAR</strong></p>

<p>Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... müdafii, sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>13.02.2025 tarihinde karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-202396-e-20251538-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1a.jpg" type="image/jpeg" length="19493"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2021/3392 E., 2024/4975 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20213392-e-20244975-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20213392-e-20244975-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 03.10.2024 tarihli, 2021/3392 E., 2024/4975 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>12. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2021/3392 E., 2024/4975 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2018/2 E., 2019/30 K.<br />
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık<br />
HÜKÜM : Mahkumiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma</p>

<p>Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1.Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2014 tarihli ve 2014/94 Esas, 2014/128 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı verilmiştir.</p>

<p>2. Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2014 tarihli ve 2014/94 Esas, 2014/128 Karar sayılı kararının katılan vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (12). Ceza Dairesinin 16.11.2017 tarihli ve 2015/16059 Esas, 2017/8980 Karar sayılı kararı ile " sanıkların, dedektörleri ile araştırma yaptıkları sırada kolluk kuvvetlerince yakalandıkları yerin, bahse konu bilirkişi raporunda değinilen Geç Roma ve Bizans dönemine ait yerleşim yeri içerisinde kalıp kalmadığı ve dolayısıyla izinsiz define araştırmasının, 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamındaki bir alanda yapılıp yapılmadığı şüpheden uzak ve tereddütsüz şekilde tespit edilerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile hüküm kurulması" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>3.Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2019 tarihli ve 2018/2 Esas, 2019/30 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun 74/2,-1, TCK 62,50/1-a, 52 maddeleri uyarınca 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanık müdafinin temyiz nedenleri; eksik bilirkişi raporu ile karar verildiğine, suça konu yerde keşif yapılması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>Pınarhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 25/04/2013 tarih 2013/106 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın temyiz dışı sanık ... ile ''İzinsiz Olarak Define Araştırmak'' suçunu işlediklerinden bahisle cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde; Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2014 tarih 2014/94 esas ve 2014/128 karar sayılı ilamı ile sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, bu kararın Cumhuriyet Savcısı ve katılan kurum vekili tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/16059 esas 2017/8980 karar sayılı ilamı ile sanıkların, yanlarında getirdikleri dedektörler ile define araştırması yaptıkları sabit ise de, 2863 sayılı Kanunun 74/2. maddesinde düzenlenen “izinsiz define araştırma” suçunun oluşabilmesi için, anılan Kanunun 6. maddesi kapsamında kalan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında, bunların korunma alanlarında veya sit alanlarında araştırma faaliyetlerinde bulunulması gerektiği, dosya içerisinde mevcut 29.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda, jandarma komutanının gösterdiği yerdeki tarlalarda yaklaşık 1 - 1.5 m boyunda buğday ekili olduğundan, tam anlamıyla yüzey incelemesi yapılamadığının, ancak, etraftaki gözlemler sonucunda, özellikle ekilmemiş tarlalarda, hem topoğrafik açıdan yüzey şeklinden hem de yüzeyde bulunan seramik parçalarından anlaşıldığı kadarıyla, tescil edilmemiş Geç Roma ve Bizans dönemine ait bir yerleşim olduğunun ve alanda kesinlikle 2863 sayılı Kanun kapsamına girecek nitelikte kültür mirası bulunduğunun belirtildiği anlaşılmakla; sanıkların, dedektörleri ile araştırma yaptıkları sırada kolluk kuvvetlerince yakalandıkları yerin, bahse konu bilirkişi raporunda değinilen Geç Roma ve Bizans dönemine ait yerleşim yeri içerisinde kalıp kalmadığı ve dolayısıyla izinsiz define araştırmasının, 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamındaki bir alanda yapılıp yapılmadığı şüpheden uzak ve tereddütsüz şekilde tespit edilerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmesi gerektiği sebebiyle bozulduğu, mahkemece Yargıtay Bozma İlamı doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek üzerlerine atılı suçu işlediği sabit görülerek atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV.GEREKÇE VE KARAR</strong></p>

<p>1-Hükümden sonra 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 16. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 75. maddesinin 6. fıkrasında yapılan değişiklik uyarınca, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 74. maddesinin 2. fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen suç önödeme kapsamına alındığından; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 7188 sayılı Kanunun 16. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 75. maddesi uyarınca önödemeye ilişkin işlemler yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,</p>

<p>2-5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 74/2. maddesinde düzenlenen izinsiz araştırma yapma suçu ile 2863 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen kültür ve tabiat varlıklarında, bunların koruma alanlarında, tespit ve tescil edilmiş sit alanlarında araziye fiziki müdahale teşkil etmeyen toprak üstünde veya su altında kültür ve tabiat varlıklarının araştırılmasına yönelik eylemlerin yaptırım altına alındığı, somut durumda ise, araziye fiziki müdahale oluşturacak her hangi bir kazı izinin bulunmadığının belirlenmesi karşısında, mahkemece suça konu taşınmaz üzerinde fen ve arkeolog bilirkişi heyeti marifetiyle yeniden keşif yapılarak sanık tarafından izinsiz araştırma yapılan taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı niteliğinde bulunup bulunmadığının, sit alanı içerisinde yer alıp almadığının kesin olarak belirlenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin hüküm kurulması,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3-Dairemizin 16.11.2017 tarihli ve 2015/16059 Esas, 2017/8980 Karar sayılı bozma kararı sanık aleyhine olmasına rağmen, sanığın bozmaya karşı diyeceklerinin sorulmaması suretiyle, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde 1412 CMUK’un 326. ve 5271 sayılı CMK’nun 307. maddelerinin ihlal edilmiş bulunması;</p>

<p>Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2024 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20213392-e-20244975-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa.jpg" type="image/jpeg" length="67331"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="31014"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54915"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69277"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92480"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="37370"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="78474"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="61056"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62855"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15315"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88950"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="82430"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="75371"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="43242"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="74997"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="40645"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="12644"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="85760"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="37645"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="94635"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="68758"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
