<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 21 May 2026 19:29:12 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[23 hakim ve savcının görev yeri değişti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/23-hakim-ve-savcinin-gorev-yeri-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/23-hakim-ve-savcinin-gorev-yeri-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin kararnamesi ile 23 hakim ve savcının görev yeri değiştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 21.05.2026 tarihli ve 1137 Sayılı Adli Yargı Kararnamesi yayımlandı.</p>

<p>Kararnamesi ile, Adalet Bakanlığı Adalet Başmüfettişi Ramazan Olpak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına, Antalya Cumhuriyet Başsavcıvekili Adnan Tabar Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına, Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Ahmet Ulutaş Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Evliya İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine atandı.</p>

<p>Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Fatih Koçak, Yargıtay Tetkik Hakimi Ebru Cansu Karakuş, Adalet Bakanlığı Adalet Başmüfettişi Mehmet Zeki Aydın ile Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Mustafa Dündar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına getirildi.</p>

<p>Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimleri Özgür İnan Zor ile Ahmet Savaş Yargıtay Cumhuriyet Savcılığına atanırken, Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Hakan Topuçar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi üyeliğine, Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Yusuf Emre Köse de Ankara hakimliğine görevlendirildi.</p>

<p>Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Üyesi Bilal Aygör Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Daire Başkanlığına, Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Hüseyin Serkan Yıldız ile Yargıtay Tetkik Hakimi Ayşen Uz Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına getirildi.</p>

<p>Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimleri Mehmed Yerlikaya ile Emrah Özkan Ankara Cumhuriyet Savcısı olarak görevlendirilirken, Erzurum Cumhuriyet Başsavcıvekili Fatih Uçar Konya Cumhuriyet Savcılığına, Diyarbakır Hakimi Sema Aygör Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğine atandı.</p>

<p>Kararnameyle, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat Yılmaz Antalya Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine, Ankara Hakimi Ümmügülsüm Bozkurt Yargıtay Tetkik Hakimliğine, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ahmet Kemal Kale Silivri Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine, Bafra Hakimi Tuğçe Aslan da Polatlı Hakimliğine getirildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU BİRİNCİ DAİRESİNİN<br />
21/05/2026 TARİHLİ VE 1137 SAYILI ADLİ YARGI KARARNAMESİ</strong></p>

<p><strong>- Sicil No Adı ve Soyadı Bulunduğu Görev - Atandığı Göre</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- 33432 Ramazan OLPAK Adalet Bakanlığı Adalet Başmüfettişi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 35238 Adnan TABAR Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili - Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 36948 Ahmet ULUTAŞ Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 38127 Evliya ÇALIŞKAN İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili - İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği</p>

<p>- 39829 Fatih KOÇAK Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 40164 Ebru CANSU KARAKUŞ Yargıtay Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 42151 Mehmet Zeki AYDIN Adalet Bakanlığı Adalet Başmüfettişi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 42185 Mustafa DÜNDAR Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 101484 Özgür İnan ZOR Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 104668 Ahmet SAVAŞ Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 107339 Hakan TOPUÇAR Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliği</p>

<p>- 107470 Yusuf Emre KÖSE Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Hâkimliği</p>

<p>- 107495 Bilal AYGÖR Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Üyesi - Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Daire Başkanlığı</p>

<p>- 119053 Hüseyin Serkan YILDIZ Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 120755 Ayşen UZ Yargıtay Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 125128 Mehmed YERLİKAYA Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 125252 Emrah ÖZKAN Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 126016 Fatih UÇAR Erzurum Cumhuriyet Başsavcı Vekili - Konya Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 211207 Sema AYGÖR Diyarbakır Hâkimi - Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliği</p>

<p>- 212430 Murat YILMAZ İstanbul Cumhuriyet Savcısı - Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği</p>

<p>- 219613 Ümmügülsüm BOZKURT Ankara Hâkimi - Yargıtay Tetkik Hâkimliği</p>

<p>- 220101 Ahmet Kemal KALE İstanbul Cumhuriyet Savcısı - Silivri Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği</p>

<p>- 286330 Tuğçe ASLAN Bafra - Hâkimi Polatlı Hâkimliği</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/23-hakim-ve-savcinin-gorev-yeri-degisti</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 18:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/hsk-hakims.jpg" type="image/jpeg" length="77322"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TBB Başkanı Sağkan, meslekte 40, 50 ve 60 yılını dolduran avukatlara madalya ve berat takdim etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tbb-baskani-sagkan-meslekte-40-50-ve-60-yilini-dolduran-avukatlara-madalya-ve-berat-takdim-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tbb-baskani-sagkan-meslekte-40-50-ve-60-yilini-dolduran-avukatlara-madalya-ve-berat-takdim-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. R. Erinç Sağkan; meslekte 40, 50 ve 60 yılını dolduran İstanbul Barosu’na kayıtlı avukatlara madalya ve berat takdim etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>20-21 Mayıs 2026 tarihlerinde, İstanbul Barosu'nun ev sahipliğinde düzenlenen törene, TBB Başkanı Sağkan'ın yanı sıra Başkan Yardımcısı Av. Bahar Gültekin Candemir, Genel Sekreter Av. Ahmet Erdem Ekmekçi, Yönetim Kurulu Üyesi Av. Kemal Aytaç, İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, Yönetim Kurulu üyeleri, önceki dönem başkanları, delegeler ve kendilerine plaket takdim edilen meslek ustası ile aileleri katıldı.</p>

<p>Törende bir konuşma yapan Sağkan, bir gün önce Samsun’da kutladıkları 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na atıfla, “107 yıl önce atılan o ilk adım, 103 yıl önce Cumhuriyet’le ve hukuk devrimiyle taçlandı. 107 yıl önce yakılan meşale, hukuk devrimini koruma mücadelemizde yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor” dedi.</p>

<p>Sağkan, meslek ustalarının yarım asra yaklaşan veya yarım asrı aşan bir süredir hukuk mücadelesi verdiklerini ifade ettiği konuşmasında, mesleğin temelinde, ruhunda ve felsefesinde usta-çırak ilişkisi olduğunun altını çizdi.</p>

<p>“Sizlerden öğrendiklerimizle bizler de Türkiye'deki 81 Baro ve Türkiye Barolar Birliği olarak, hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını ve insan haklarını savunmaya devam ediyoruz” diyen Sağkan, “Bundan sonraki yıllarda da Barolarımız, meslektaşlarımız ve meslek büyüklerimiz Türkiye'de yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü savunmaya, bugün olduğu gibi yarın da 86 milyonun adalet arayışında kutup yıldızı olmaya ve umudu artırmaya devam edecektir” şeklinde konuştu. Sağkan, meslek ustalarına, “İyi ki varsınız” diye seslenerek, şükranlarını sundu.</p>

<p>İstanbul Barosu Başkanı Avukat Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da, TBB Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerine Türkiye’nin her yerinde savunma mesleğinin onuru ve savunmanın saygınlığı için verilen mücadeleyi örgütledikleri için teşekkür ederek, “Bu toplantı yalnızca sembolik bir kadirşinaslık değil onun ötesinde kurumsal süreklilik, hukuku etkili kılma iradesinin ortak bir biçimde burada tezahür etmiş olması bakımından da anlamlıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Açılış konuşmalarının ardından meslek ustalarına madalya ve beratları tek tek takdim edildi.</p>

<p></p>

<h2>Haber ile ilgili Görseller</h2>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_1_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_2_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_3_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_4_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_5_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_6_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_7_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_8_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_9_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_10_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_11_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_12_21052026174948.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_13_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_14_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_15_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_16_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_17_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_18_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_19_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_20_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_21_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_22_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_23_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_24_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_25_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_26_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_27_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_28_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_29_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_30_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_31_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_32_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_33_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_34_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_35_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_36_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_37_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_38_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_39_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_40_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_41_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_42_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_43_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_44_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_45_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_46_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_47_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_48_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_49_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_50_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_51_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_52_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_53_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_54_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_55_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_56_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_57_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_58_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_59_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_60_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_61_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_62_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_63_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_64_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_65_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_66_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_67_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_68_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_69_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_70_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_71_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_72_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_73_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_74_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_75_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_76_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_77_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_78_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_79_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_80_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_81_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_82_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_83_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_84_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_85_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_86_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_87_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_88_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_89_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_90_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_91_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_92_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_93_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_94_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_95_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_96_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_97_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_98_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_99_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_100_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_101_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_102_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_103_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_104_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_105_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_106_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_107_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_108_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_109_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_110_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_111_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_112_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_113_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_114_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_115_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_116_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_117_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_118_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_119_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_120_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_121_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_122_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_123_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_124_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_125_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_126_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_127_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_128_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_129_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_130_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_131_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_132_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_133_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_134_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_135_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_136_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_137_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_138_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_139_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_140_21052026174950.JPG" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_141_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_142_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_143_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_144_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_145_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_146_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_147_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_148_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_149_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_150_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_151_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_152_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_153_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_154_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_155_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_156_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_157_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_158_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_159_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_160_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_161_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_162_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_163_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_164_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_165_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_166_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_167_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_168_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_169_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_170_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_171_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_172_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_173_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_174_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_175_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_176_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_177_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_178_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_179_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_180_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_181_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_182_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_183_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_184_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_185_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_186_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_187_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_188_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_189_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_190_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_191_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_192_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_193_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_194_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_195_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_196_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_197_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_198_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_199_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_200_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_201_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_202_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_203_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_204_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_205_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_206_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_207_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_208_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_209_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_210_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_211_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_212_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_213_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_214_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_215_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_216_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_217_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_218_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_219_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_220_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_221_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_222_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_223_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_224_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_225_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_226_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_227_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_228_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_229_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_230_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_231_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_232_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_233_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_234_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_235_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_236_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_237_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_238_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_239_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_240_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_241_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_242_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_243_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_244_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_245_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_246_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_247_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_248_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_249_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_250_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_251_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_252_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_253_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_254_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_255_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_256_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_257_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_258_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_259_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_260_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_261_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_262_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_263_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_264_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_265_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_266_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_267_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_268_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_269_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_270_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_271_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_272_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_273_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_274_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_275_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_276_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_277_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_278_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_279_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_280_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_281_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_282_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_283_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_284_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_285_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_286_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_287_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_288_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_289_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_290_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_291_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_292_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_293_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_294_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_295_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_296_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_297_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_298_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_299_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_300_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_301_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_302_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_303_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_304_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_305_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_306_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_307_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_308_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_309_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_310_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_311_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_312_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_313_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_314_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_315_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_316_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_317_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_318_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_319_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_320_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_321_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_322_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_323_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_324_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_325_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_326_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_327_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_328_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_329_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_330_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_331_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_332_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_333_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_334_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_335_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_336_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_337_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_338_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_339_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_340_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_341_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_342_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_343_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_344_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_345_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_346_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_347_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_348_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_349_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_350_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_351_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_352_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_353_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_354_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_355_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_356_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_357_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_358_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_359_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_360_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_361_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_362_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_363_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_364_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_365_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_366_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_367_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_368_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_369_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_370_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_371_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_372_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_373_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_374_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_375_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_376_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_377_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_378_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_379_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_380_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_381_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_382_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_383_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_384_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_385_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_386_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_387_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_388_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_389_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_390_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_391_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_392_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_393_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_394_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_395_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_396_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_397_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_398_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_399_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_400_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_401_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_402_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_403_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_404_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_405_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_406_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_407_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_408_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_409_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_410_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_411_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_412_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_413_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_414_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_415_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_416_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_417_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_418_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_419_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_420_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_421_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_422_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_423_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_424_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_425_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_426_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_427_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_428_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_429_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_430_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_431_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_432_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_433_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_434_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_435_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_436_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_437_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_438_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_439_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_440_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_441_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_442_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_443_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_444_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_445_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_446_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_447_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_448_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_449_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_450_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_451_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_452_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_453_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_454_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_455_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_456_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_457_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_458_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_459_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_460_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_461_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_462_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_463_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_464_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_465_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_466_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_467_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_468_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_469_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_470_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_471_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_472_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_473_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_474_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_475_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_476_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_477_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_478_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_479_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_480_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_481_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_482_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_483_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_484_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_485_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_486_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_487_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_488_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_489_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_490_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_491_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_492_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_493_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_494_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_495_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_496_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_497_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_498_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_499_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_500_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_501_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_502_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_503_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_504_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_505_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_506_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_507_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_508_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_509_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_510_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_511_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_512_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_513_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_514_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_515_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_516_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_517_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_518_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_519_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_520_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_521_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_522_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_523_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_524_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_525_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_526_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_527_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_528_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_529_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_530_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_531_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_532_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_533_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_534_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_535_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_536_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_537_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_538_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_539_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_540_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_541_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_542_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_543_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_544_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_545_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_546_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_547_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_548_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_549_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_550_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_551_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_552_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_553_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_554_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_555_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_556_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_557_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_558_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_559_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_560_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_561_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_562_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_563_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_564_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_565_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_566_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_567_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_568_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_569_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_570_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_571_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_572_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_573_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_574_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_575_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_576_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_577_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_578_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_579_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_580_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_581_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_582_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_583_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_584_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_585_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_586_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_587_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_588_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_589_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_590_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_591_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_592_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_593_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_594_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_595_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_596_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_597_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_598_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_599_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_600_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_601_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_602_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_603_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_604_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_605_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_606_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_607_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_608_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_609_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_610_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_611_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_612_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_613_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_614_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_615_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_616_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_617_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_618_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_619_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_620_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_621_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_622_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_623_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_624_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_625_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_626_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_627_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_628_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_629_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_630_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_631_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_632_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_633_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_634_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_635_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_636_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_637_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_638_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_639_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_640_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_641_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_642_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_643_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_644_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_645_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_646_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_647_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_648_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_649_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_650_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_651_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_652_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_653_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_654_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_655_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_656_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_657_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_658_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_659_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_660_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_661_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_662_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_663_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_664_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_665_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_666_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_667_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_668_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_669_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_670_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_671_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_672_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_673_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_674_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_675_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_676_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_677_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_678_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_679_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_680_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_681_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_682_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_683_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_684_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_685_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_686_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_687_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_688_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_689_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_690_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_691_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_692_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_693_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_694_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_695_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_696_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_697_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_698_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_699_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_700_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_701_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_702_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_703_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_704_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_705_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_706_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_707_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_708_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_709_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_710_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_711_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_712_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_713_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_714_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_715_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_716_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_717_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_718_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_719_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tbb-baskani-sagkan-meslekte-40-50-ve-60-yilini-dolduran-avukatlara-madalya-ve-berat-takdim-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 18:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/adsiz-144.jpg" type="image/jpeg" length="20992"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bayramda köprü ve otoyollar ücretsiz]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bayramda-kopru-ve-otoyollar-ucretsiz-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bayramda-kopru-ve-otoyollar-ucretsiz-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı tatili dolayısıyla Karayolları Genel Müdürlüğü'nün (KGM) sorumluluğundaki otoyol ve köprü geçişlerinden ücret alınmayacak. Yap-işlet-devret projeleri, ücretsiz geçiş uygulamasından hariç tutuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Bazı Mal ve Hizmetlerden Ücretsiz veya İndirimli Olarak Faydalanacakların Tespitine İlişkin Karar (Karar Sayısı: 11364), 21 Mayıs 2026 Tarihli ve 33260 Sayılı Resmî Gazete'nin 1. Mükerrer sayısında yayımlandı.</p>

<p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Karara göre, bayram tatili dolayısıyla KGM'nin sorumluluğu altında bulunan otoyollar ile 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ücretsiz hizmet verecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu köprü ve otoyollar, 26 Mayıs Salı saat 00.00'dan 30 Mayıs Cumartesi gün sonuna kadar ücretsiz olacak.</p>

<p><strong>Şehir içi toplu taşıma hizmetleri bayramda ücretsiz</strong></p>

<p>Vatandaşlar, Başkentray, Marmaray, İZBAN, Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistem hattı, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Arnavutköy metro hattı seferleri ile belediyeler ve bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerce yürütülen toplu taşıma hizmetlerinden de 27 Mayıs Çarşamba günü saat 00.00'dan 30 Mayıs Cumartesi gün sonuna kadar ücretsiz yararlanacak.</p>

<p>Öte yandan, yap-işlet-devret projeleri, ücretsiz geçiş uygulamasından hariç tutuldu.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/05/adsiz-143.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bayramda-kopru-ve-otoyollar-ucretsiz-2026</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 16:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/08/kopru-hgs.jpg" type="image/jpeg" length="81144"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KARA PARA AKLAMA SUÇUNDA TCK M.282/1 İLE M.282/2’NİN FARKI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kara-para-aklama-sucunda-tck-m2821-ile-m2822nin-farki-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kara-para-aklama-sucunda-tck-m2821-ile-m2822nin-farki-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamuoyunda bilinen adıyla kara para aklama, kanuni adıyla suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu ile ilgili daha önce yazdığımız yazılara atıfla, bu yazımızda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.282 kapsamında iki fıkrada suçun ceza bakımından daha ağır ve daha hafif hallerinin düzenlendiğini, bunların karıştırılmaya ve yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu, esasen TCK m.282’nin bir suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini bilerek ve isteyerek kabul etme bakımından özel hüküm niteliği taşıyıp, bu yönüyle “Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” başlıklı TCK m.165’den ayrıldığını, aşağıda TCK m.282/1-2 bakımından kısa açıklamalara ve farklara yer verileceğini söylemeliyiz.</p>

<p><strong>Belirtmeliyiz ki; </strong>aşağıda suçun sübutu ile ilgili tartışma yapılmayacak olup, fiil TCK m.282/1-2’de tanımlanan suçlara girer mi, girerse hangi fıkrada tanımlanan suç olur meselesi İspat Hukuku değil, Ceza Hukuku kapsamında ele alınacaktır.</p>

<p>TCK m.282/2’de yer verilen <i>“Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin,”</i> ifadesi ile kastedilen; TCK m.282/1’de sayılan seçimlik hareketler olup, öncül suç değildir. <strong>Dolayısıyla;</strong> suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun failinin, aynı zamanda öncül suça iştirak etmesine gerek yoktur. Öncül suça iştirak etmeyen, fakat TCK m.282/1’de sayılan seçimlik hareketleri işleyen, yani bu suçtan elde edilen malvarlığı değerini aklama faaliyetinde bulunan kişinin TCK m.282/1 uyarınca sorumluluğunun doğacağı şüphesizdir.</p>

<p>TCK m.282/1’de geçen öncül suça iştirak etmemekle birlikte, 1. fıkrada sayılan seçimlik hareketlerden birisini icra etmek suretiyle suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama fiilini işleyen veya bu fiile iştirak eden fail, 282. maddenin 2. fıkrasından değil, 1. fıkrasından cezalandırılacaktır. Dolayısıyla, kara para aklamanın öncül suçuna iştirak eden veya etmeyen fail, 1. fıkradan cezalandırılabilir, yani 1. fıkranın öngördüğü ceza sorumluluğunun oluşmasında öncül suça iştirak zorunlu bulunmamaktadır. Bununla birlikte; öncül suça iştirak etmeyen veya 1. fıkrada sayılan seçimlik hareketlerden en az birisini icra etmeyen veya bu suça iştirak etmeyen failin fiili, ancak TCK m.282/2’de tanımlanan suç kapsamında değerlendirilebilir.</p>

<p><strong>Bu nedenle bir görüşe göre;</strong> TCK m.282/2’de geçen <i>iştirak etmeksizin </i>deyimini, 1. fıkra bakımından, hem öncül suça ve hem de 1. fıkrada sayılan seçimlik hareketlerden birisine katılmak olarak değerlendirmek gerekir, yani öncül suça iştirak edenin aklama faaliyetinden dolayı 2. fıkradan değil, sadece 1. fıkradan cezalandırılması mümkündür.</p>

<p><strong>Bir diğer görüşe göre;</strong> öncül suça iştirak etmekle birlikte, failin sırf TCK m.282/2’de tanımlanan suçu işlemesi mümkündür, çünkü m.282/2’de yer alan <i>“Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin” </i>ibaresi, yalnızca TCK m.282/1’de yer alan bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama fiilini kapsamaktadır. Bu nedenle; failin, öncül suça iştirak edip etmediğine bakılmaksızın, fiili ve suça iştiraki suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama bağımsız suç tipine göre yapılmalıdır. “Suçta ve cezada kanunilik” ilkesine uygun düşen bu görüşe katılıyoruz.</p>

<p><strong>Örneğin; </strong>iki kişinin birlikte işlediği dolandırıcılık suçu neticesinde elde edilen malvarlığının, faillerden birisi tarafından yurt dışına çıkarılarak aklanması ve aklanan bu malvarlığı değerinin diğer fail tarafından kullanılması halinde, yurt dışına çıkaran fail TCK m.282/1, diğer fail ise TCK m.282/2 uyarınca sorumlu tutulabilecektir.</p>

<p><strong>Bununla birlikte;</strong></p>

<p>TCK m.282/2’de; <i>“Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” </i>hükmüne yer verildiği, hükümde sadece birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesine iştirak etmeksizin denilmediği, yalnızca bu ibare ile sınırlı kalındığında, elbette bundan anlaşılması gerekenin TCK m.282/1’de belirtilen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu olduğu, çünkü “öncül suç” olarak bilinen ve bu suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin kaynağı olan suçun birbirinden farklı suçlar olabileceği, bununla birlikte m.282/2’de <i>“Bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini aklama” </i>diyerek, 1. fıkrada geçen <i>bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerine </i>atıf yapıldığının düşünülebileceği, bu durumda m.282/2’de geçen <i>“Birinci fıkrada geçen suçun işlenmesine iştirak etmeksizin”</i> ifadesinden anlaşılması gerekenin “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi gereğince, 1. fıkrada tanımlanan aklama suçu değil, aklama suçunun öncül suçu olacağı sonucuna varılabileceği, çünkü 2. fıkrada geçen “bu suçun” ibaresinden anlaşılması gerekenin, 1. fıkrada tanımlanan suç olmayıp, öncül suç olması gerektiği sonucuna varılması gerektiği ileri sürülmekle beraber,</p>

<p>Yine de bu düşünceye iştirak etmenin mümkün olmadığı, TCK m.282/2’de geçen suçun tekil bir suç olup, m.282/1’de tanımlanan aklama suçuna işaret ettiği, neden m.282/1’in öncül suçu kapsamadığını bir örnekle açıklamak gerekirse; öncül suç olarak dolandırıcılık suçunu işleyip, buradan elde ettiği parayı kıymetli madene çeviren failin bu fiili 1. fıkrada tanımlanan aklama suçunu oluştururken, suçtan çevrilen bu kıymetli madeni bilerek ve isteyerek kabul eden failin fiili ise TCK m.282/2’de tanımlanan aklama suçu sayılacaktır.</p>

<p>TCK m.282/2’de ise m.282/1’den farklı fiillere yer verilerek, iki farklı suç tipi düzenlenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TCK m.282/1 suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini hükümde yazan seçimlik hareketlerle aklayan kişinin cezalandırılmasını düzenlerken; TCK m.282/2 ise, 1. fıkradan hariç olmak üzere, suçtan kaynaklanıp da aklanan malvarlığı değerini bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişinin cezalandırılmasını öngörmektedir.</p>

<p><strong>Buna göre; </strong>TCK m.282/1’de öncül suçtan kaynaklanan malvarlığı değerinin aklanması fiilinin cezalandırılacağı, TCK m.282/2’de ise TCK m.282/1’in konusunu oluşturan, yani halihazırda aklanmış olan malvarlığı değerinin, bu özelliği bilinerek satın alınmasının, kabul edilmesinin, bulundurulmasının veya kullanılmasının cezalandırılacağı düzenlenmiştir. <strong>Bir başka ifadeyle; TCK m.282/1 ile m.282/2 arasındaki temel fark, suçların konusunun farklı olmasıdır.</strong> TCK m.282/1’de aklanacak bir malvarlığı değeri sözkonusu iken, TCK m.282/2’de halihazırda aklanmış bir malvarlığı değeri vardır ve bunun bu özelliği bilinerek satın alınması, kabul edilmesi, bulundurulması ve kullanılması suç olarak düzenlenmiştir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Doğa Ceylan</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kara-para-aklama-sucunda-tck-m2821-ile-m2822nin-farki-1</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/kara-para-aklama.jpg" type="image/jpeg" length="75369"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2025/264 E., 2026/54 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025264-e-202654-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025264-e-202654-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 12/2/2026 tarihli, 2025/264 esas - 2026/54 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2025/264</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2026/54</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 26/2/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.Tarih-Sayı : 21/5/2026-33260</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: </strong>Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi</p>

<p><strong>İTİRAZIN KONUSU: </strong>9/3/2023 tarihli ve 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesinin (22) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’nın 2., 9. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>OLAY:</strong> Defter ve belgelerin zayi olduğuna yönelik belge verilmesi talebinin kısmen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.</p>

<p><strong>I.</strong> <strong>İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ</strong></p>

<p>Kanun’un 10. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (22) numaralı fıkrası şöyledir:</p>

<p>“<i>(22) 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa ve 213 sayılı Kanuna göre tutulması ve tasdiki zorunlu defterleri ile kullanmak mecburiyetinde bulunduğu belgeleri 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle zayi olan mükellefler, durumu öğrendiği tarihten itibaren 31/7/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) yetkili mahkemeden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Mahkeme bu talebi ivedilikle görüşür ve gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir. <strong><u>Ancak bu yerlerde bulunan mükellefin il veya ilçe idare kurullarından defter ve belgelerinin zayi olduğuna ilişkin olarak alacağı belge de yetkili mahkemeden alınmış belge hükmündedir.</u></strong> Böyle bir belge almamış olan mükellef, defterlerini ve belgelerini ibrazdan kaçınmış sayılır. Defter veya belgelerinin iş yerinde veya 3568 sayılı Kanun uyarınca yetkili meslek mensubunun faaliyetlerini yürüttüğü yerde zayi olduğunu beyan eden mükellef, ilgili mahkemeye veya il/ilçe idare kuruluna başvurduğunu gösteren belge ile yeni defterlerin açılış onayını notere yaptırabilir. Şu kadar ki ilgili mahkeme veya kurullarca defter ve belgelerin zayi olmadığına karar verilmesi halinde mükellef, defter ve belgelerini ibrazdan kaçınmış sayılır. Bu fıkra kapsamında yapılan yeni defterlerin tasdiki işleminden 492 sayılı Kanun hükümlerine göre noter harcı, 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununa göre her ne adla olursa olsun noterlik ücreti alınmaz. 6102 sayılı Kanun ve 213 sayılı Kanun kapsamında tutulması ve tasdiki zorunlu olup elektronik ortamda tutulan defterlerden, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından muhafaza edilen ya da muhafaza edilmek üzere anılan Bakanlığa elektronik ortamda iletilen defterler bakımından bu madde hükümleri uygulanmaz. Mükelleflerin talebine istinaden bu defterlerin teslimine ilişkin usul ve esaslar, Ticaret Bakanlığının görüşü alınarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.</i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 25/12/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III</strong><strong>. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ahmet Hakan SOYTÜRK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A. Anlam ve Kapsam</strong></p>

<p>3. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde her tacirin ticari defterleri tutmak, defterlerinde ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini, her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri bu Kanun’a göre açıkça görülebilir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>4. Anılan maddenin (3) ve (4) numaralı fıkralarında ticari nitelikteki defterler sayılmış, (5) numaralı fıkrada bu Kanun’a tabi gerçek ve tüzel kişilerin 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanun’un 175. ve mükerrer 257. maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorunda olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>5. 6102 sayılı Kanun’un 82. maddesinde ise saklanması gereken ticari belgeler ve bunların saklanma süresine ilişkin hükümler yer almaktadır.</p>

<p>6. 213 sayılı Kanun’un “<i>Mükellefin Ödevleri</i>” başlıklı İkinci Kitabı’nın “<i>Defter Tutma</i>” başlıklı İkinci Kısmı’nda defter tutma yükümlülüğü olan mükellefler ile bunların istisnaları, defter tutma esas ve usulleri; “<i>Vesikalar</i>” başlıklı Üçüncü Kısmı’nda ise bu Kanun’a göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan ilişki ve işlemlere dair belgelerin düzenlenmesi, kullanılması ve kayıt altına alınmasına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 253 ila mükerrer 257. maddelerinde de defter ve belgelerin saklanması ve ibrazına yönelik düzenlemelere yer verilmiştir.</p>

<p>7. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinin (1) numaralı alt bendinde ticari defterlerin zıyaı hâlinde belge verilmesi çekişmesiz yargı işlerinden sayılmıştır.</p>

<p>8. 6102 sayılı Kanun’un 82. maddesinin (7) numaralı fıkrasında da bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğraması hâlinde açılacak hasımsız bir davayla söz konusu defter ve belgelerin zıyaına dair bir belge verilmesini yetkili mahkemeden isteyebileceği hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>9. 7440 sayılı Kanun’un 10. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (22) numaralı fıkrasında 6102 sayılı Kanun’a ve 213 sayılı Kanun’a göre tutulması ve tasdiki zorunlu defterleri ile kullanmak mecburiyetinde olduğu belgeleri 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler nedeniyle zayi olan mükelleflere ilişkin olarak düzenleme yapılmıştır.</p>

<p>10. Anılan fıkranın birinci cümlesinde söz konusu mükelleflerin durumu öğrendiği tarihten itibaren 31/7/2023 tarihine kadar anılan defter ve belgelerin zayi olduğuna ilişkin olarak yetkili mahkemeden belge verilmesini isteyebilecekleri belirtilmiş, itiraz konusu üçüncü cümlesinde ise bu yerlerde bulunan mükelleflerin il veya ilçe idare kurullarından defter ve belgelerinin zayi olduğuna ilişkin olarak alacağı belgenin de yetkili mahkemeden alınmış belge hükmünde olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla ticari defter ve belgelerin zıyaına ilişkin belge düzenleme yetkisi mahkemelerin yanı sıra idari kurullara da tanınmıştır. Fıkra kapsamında yapılan yeni defterlerin tasdiki işleminden 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre noter harcı ve 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’na göre her ne adla olursa olsun noterlik ücreti alınmayacaktır.</p>

<p>11. Defter veya belgelerinin işyerinde veya 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu uyarınca yetkili meslek mensubunun faaliyetlerini yürüttüğü yerde zayi olduğunu beyan eden mükellef, ilgili mahkemeye veya il/ilçe idare kuruluna başvurduğunu gösteren belgeyle yeni defterlerin açılış onayını notere yaptırabilecektir ancak ilgili mahkeme veya kurullarca defter ve belgelerin zayi olmadığına karar verilmesi hâlinde mükellef, defter ve belgelerini ibrazdan kaçınmış sayılacaktır.</p>

<p><strong>B. İtirazın Gerekçesi</strong></p>

<p>12. Başvuru kararında özetle; hukuk devletinde bireylerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin kararların ancak bağımsız mahkemelerce verilebileceği, buna karşılık itiraz konusu kuralla mahkemelerin görev alanına giren defter ve belgelerin zayi olduğuna dair belge verme yetkisinin mahkemelerin yanı sıra idari bir merciye de tanındığı, bu durumun kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı, idari bir merci tarafından verilen zayi belgesine karşı yargı yolu açık olmakla birlikte bu yargısal korumanın idari mercinin işleminden sonra devreye girdiği, dolayısıyla bireyin mahkeme önünde doğrudan dinlenilme hakkından, bu bağlamda mahkemeye erişim hakkından mahrum bırakıldığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 9. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p>13. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p>14. Kuvvetler ayrılığı ilkesi de genellikle hukuk devleti ilkesi ile ilişkilendirilmiştir. Nitekim Anayasa’nın yasama, yürütme ve yargı yetkilerini düzenleyen 7 ila 9. maddelerinde temel bir anayasal tercih olarak kuvvetler ayrılığı ilkesinin benimsendiği açıkça ortaya konulmuştur. Anayasa’nın Başlangıç kısmının dördüncü paragrafında ise “<i>Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu</i>” belirtilerek bu ilkenin mahiyeti açıklanmıştır (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 158; E.2018/113, K.2020/48, 24/9/2020, § 17).</p>

<p>15. Anayasa’nın 9. maddesinde “<i>Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.</i>” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla yargı yetkisinin mahkemeler dışında başka bir organca kullanılması ve mahkemelerin bu yetkiyi diğer organlarla paylaşması mümkün değildir (AYM, E.1992/27, K.1992/31, 5/5/1992).</p>

<p>16. Anayasa’da yargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce kullanılacağı hüküm altına alınmakla beraber yargı fonksiyonunun ne olduğu tanımlanmamıştır. Doktrinde yargı fonksiyonu, genel olarak hukuki uyuşmazlıkların yargısal yöntemlerle çözüme kavuşturulması olarak nitelendirilmektedir (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 159). Bunun yanı sıra yargısal faaliyetin en önemli unsurlarından biri söz konusu hukuki uyuşmazlığın tüm yönleriyle esastan çözülerek karara bağlanması ve bu kararın kesin hüküm niteliği taşımasıdır (AYM, E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012).</p>

<p>17. 6100 sayılı Kanun’un 382. maddesinin (1) numaralı fıkrasında çekişmesiz yargı; hukukun, mahkemelerce ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan, ilgililerin ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı ve hâkimin resen harekete geçtiği hâllerden birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere uygulanması olarak ifade edilmiştir. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında çekişmesiz yargı işi olarak kabul edilen hâller düzenlenmiştir. Bu kapsamda söz konusu fıkranın (e) bendinin (1) numaralı alt bendinde defter ve belgelerin zıyaına ilişkin belge düzenleme işi çekişmesiz yargı işlerinden biri olarak sayılmıştır.</p>

<p>18. Anılan Kanun’un 383. maddesinde de çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin -aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece- sulh hukuk mahkemesi olduğu hüküm altına alınmıştır. 6102 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerinin asliye ticaret mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir.</p>

<p>19. Bu itibarla kanun koyucunun ilke olarak defter ve belgelerin zıyaına ilişkin belge düzenleme işleminin yargı mercilerince yerine getirilmesini öngördüğü, itiraz konusu kuralla mahkemelerin yanı sıra idari kurullara da belirli bir dönemle sınırlı olmak üzere bu hususta yetki tanıdığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda söz konusu işlemin bağımsız mahkemelerce yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunup bulunmadığının, başka bir deyişle kuralın yargı yetkisinin idareye devri sonucunu doğurup doğurmadığının değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>20. Çekişmesiz yargı işlerinin hukuki niteliği konusunda görüş birliği olmamakla birlikte söz konusu işlerin yargısal ve idari yönlerinin bulunduğu ortadadır. Niteliği itibarıyla idari işlem olarak kabul edilebilecek bir faaliyet idari bir merci tarafından yerine getirilebileceği gibi bu işlemin çekişmesiz yargı kapsamında sayılması ve kamu yararı gözetilerek yargı mercilerine gördürülmesi kanun koyucunun takdirindedir (bazı farklarla birlikte AYM, E.1967/21, K.1968/36, 26/9/1968).</p>

<p>21. Nitekim Anayasa Mahkemesi 6100 sayılı Kanun'un 382. maddesinde çekişmesiz yargı işleri arasında sayılan <i>terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi</i> ile <i>mirasçılık belgesi verilmesi</i> işlemlerinin mahkemelerin yanı sıra noterler tarafından da yapılmasına imkân tanıyan hükmün yargı yetkisinin devri niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşmıştır (AYM, E.2011/64, K.2012/168, 1/11/2012).</p>

<p>22. İl veya ilçe idari kurullarınca düzenlenmesi öngörülen defter ve belgelerin zıyaına ilişkin belge, söz konusu durumun üçüncü kişilere karşı veya resmî makamlar önünde ispatına imkân sağlamaktadır. Başka bir ifadeyle bu belgenin düzenlenmesi bir tespit niteliği taşımaktadır. Anılan belgenin düzenlenmesinde husumet yöneltilen bir taraf bulunmadığı gibi talep üzerine verilen belge de kesin hüküm oluşturmamaktadır. Bu belgenin gerekçesi ortaya konularak iptali, geri alınması veya değiştirilmesi de mümkündür. Kuralla il ve ilçe idari kurullarına tanınan yetki hukuki bir uyuşmazlığı yargısal bir kararla sona erdirme sonucunu doğurmamaktadır. Dolayısıyla anılan belgenin münhasıran bağımsız mahkemelerce düzenlenmesi zorunluluğu söz konusu değildir.</p>

<p>23. Bu itibarla kural, yargı yetkisinin devredilmesi anlamına gelmediği gibi kuralın kuvvetler ayrılığı bağlamında hukuk devleti ilkesiyle çelişir bir yönü de bulunmamaktadır.</p>

<p>24. Öte yandan Anayasa’nın “<i>Hak arama hürriyeti</i>” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında “<i>Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.</i>” denilmektedir.</p>

<p>25. Anayasa’nın anılan maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğü, yargılama usulüne ilişkin güvencelerle hakkaniyete uygun yargılama yapılmasını hedefleyen ve demokratik toplumda vazgeçilmez nitelikte olan adil yargılanma hakkını da kapsayan geniş bir içeriğe sahiptir. Bu özgürlük, hakların korunmasını amaç edinen vazgeçilmez meşru yöntemlerin başında gelmektedir.</p>

<p>26. Kuralla defter ve belgelerin zıyaına ilişkin belge düzenleme yetkisi belirli bir dönemle sınırlı olarak idari kurullara da tanınmış olmakla birlikte kuralın da yer aldığı fıkranın birinci ve ikinci cümleleri ile 6100 ve 6102 sayılı Kanunlardaki bu hususa dair genel hükümler dikkate alındığında mahkemelerin söz konusu belgeyi düzenleme yetkisinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle söz konusu belgenin düzenlenmesi, kural uyarınca bir idari kuruldan talep edilebileceği gibi doğrudan mahkemelerden de talep edilebilecektir.</p>

<p>27. Kaldı ki adil yargılanma hakkı kapsamında yargılamanın adil olup olmadığı yargılamanın bütünü dikkate alınarak değerlendirilmelidir. İdari kurullar tarafından yapılan tespitin, bu tespit esas alınarak tesis edilecek işlemlere karşı açılacak davalarda tartışma konusu edilmesine yönelik olarak herhangi bir sınırlamanın getirilmediği gözetildiğinde idarece yapılan tespitin yargıya taşınması ve hukuka uygunluğunun yargı kararıyla denetlenmesi de mümkündür. Dolayısıyla kuralın adil yargılanma hakkını ihlal eden bir yönü de bulunmamaktadır.</p>

<p>28. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 9. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM</strong></p>

<p>9/3/2023 tarihli ve 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesinin (22) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 26/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025264-e-202654-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/03/yargi/anayasa-ms5.jpg" type="image/jpeg" length="84716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2025/113 E., 2026/40 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025113-e-202640-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025113-e-202640-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 12/2/2026 tarihli, 2025/113 esas - 2026/40 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2025/113</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2026/40</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 12/2/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.Tarih-Sayı : 21/5/2026-33260</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İPTAL DAVASINI AÇAN: </strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Murat EMİR, Gökhan GÜNAYDIN, Ali Mahir BAŞARIR ile birlikte 129 milletvekili</p>

<p><strong>İPTAL DAVASININ KONUSU</strong>: 5/3/2025 tarihli ve (180) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 1. maddesiyle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (3) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin;</p>

<p><strong>A. </strong>2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının;</p>

<p><strong>1.</strong> Birinci cümlesinde yer alan “<i>…görevlere Cumhurbaşkanı…</i>” ibaresinin “<i>…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…</i>” şeklinde değiştirilmesinin,</p>

<p><strong>2.</strong> İkinci cümlesinde yer alan “<i>Bu cetvellerde…</i>” ibaresinin “<i>Bu fıkrada…</i>” şeklinde değiştirilmesinin,</p>

<p><strong>B. </strong>2. maddesine eklenen (3) numaralı fıkranın,</p>

<p>Anayasa’nın 2., 7., 104., 128. ve 153. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>I.</strong> <strong>İPTALİ İSTENEN CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ KURALLARI</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin (CBK) iptali talep edilen 1. maddesiyle (3) numaralı CBK’nın ibare değişikliği yapılan ve fıkranın eklendiği 2. maddesi şöyledir:</p>

<p>“<i>Atama usulü</i></p>

<p><i>MADDE 2- (1) Anayasanın 104 üncü maddesine göre yürütme yetkisinin sahibi olan Cumhurbaşkanı, atamaya yetkili amirlere ait yetkileri haizdir. </i></p>

<p><i>(2) (Değişik birinci cümle: RG-31/8/2024-32648-CK-162/1 md.) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kadro, pozisyon ve <strong><u>görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı</u></strong> kararıyla atama yapılır. <strong><u>Bu fıkrada</u></strong> sayılmayan kadro, pozisyon ve görevlere, ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya atamaya yetkili amirler tarafından atama yapılır. Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakan bu yetkisini alt kademedeki yöneticilere devredebilir.</i></p>

<p><strong><i><u>(3)</u></i></strong><strong><i> </i></strong><i>(Ek: RG-6/3/2025-32833-CK-180/1 md.)<strong><u> Atama usulü ve atamaya yetkili makamı bu madde ile belirlenen vali yardımcısı ve kaymakam kadroları hakkında bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin diğer hükümleri uygulanmaz. </u></strong></i></p>

<p><i>(4) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlerin boşalması hâlinde rektörler bakımından Yükseköğretim Kurulu Başkanı, diğerleri bakımından ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan tarafından görevlendirme yapılabilir. Bu görevlendirmeler aynı gün Cumhurbaşkanlığına bildirilir.</i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 7/5/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Derya ATAKUL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu CBK kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A. </strong><strong>CBK’ların Anayasal Çerçevesi ve Yargısal Denetimi</strong></p>

<p>3. Anayasa Mahkemesi CBK’ların anayasal çerçevesini ve yargısal denetimine ilişkin ilkeleri daha önceki kararlarında belirlemiştir. Buna göre CBK’ların yargısal denetiminde öncelikle Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci ila dördüncü cümlelerinde belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygunluğunun ele alınması gerekmekte olup bu kapsamda düzenlemenin yürütme yetkisine ilişkin olması, Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevlerle ilgili olmaması, Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen ya da kanunda açıkça düzenlenen konulara ilişkin olmaması gerekir. Anılan fıkra yönünden herhangi bir aykırılık tespit edilmemesi durumunda ise bu defa CBK’ların içerik yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi yapılmalıdır (AYM, E.2019/78, K.2020/6, 23/1/2020, §§ 3-13; E.2019/31, K.2020/5, 23/1/2020, §§ 3-13; E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, §§ 3-13; E.2018/155, K.2020/27, 11/6/2020, §§ 3-13).<strong> </strong></p>

<p><strong>B. İptal Talebinin Gerekçesi</strong></p>

<p>4. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallarla Cumhurbaşkanına vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına atama yetkisinin verildiği, böylelikle vali yardımcıları ve kaymakamların Anayasa’nın 104. maddesinin dokuzuncu fıkrasıyla Cumhurbaşkanına verilen üst düzey yöneticileri atama yetkisi kapsamına alındığı ancak Anayasa Mahkemesi kararında açıkça belirtildiği üzere vali yardımcıları ve kaymakamların üst düzey kamu yöneticisi olmadığı, dolayısıyla kuralların üst düzey kamu yöneticisi olmayan kamu görevlilerine ilişkin olduğu, bunların atanmalarının kanunla düzenlenmesi gerektiği, kurallarla Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda CBK’yla düzenleme yapıldığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 7., 104., 128. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p><strong>1. CBK’nın 1. Maddesiyle (3) Numaralı CBK’nın 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının </strong><strong>Birinci Cümlesinde Yer Alan “<i>…görevlere Cumhurbaşkanı…</i>” İbaresinin “<i>…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…</i>” Şeklinde Değiştirilmesinin İncelenmesi </strong></p>

<p><strong>a.<i> </i>“<i>…görevler ile…</i>” İbaresi</strong></p>

<p><strong>i. Kuralın Konu Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>5. Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralın Anayasa’nın 7., 128. ve 153. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK’ya ilişkin konu bakımından yetki kuralları Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.</p>

<p>6. Dava konusu kural, (3) numaralı CBK’ya ekli (I) ve (II) Sayılı Cetvellerde yer alan görevlere Cumhurbaşkanının kararıyla atama yapılacağını öngörmekte olup idari bir görev üstlenen kamu görevlilerini atamaya yetkili merci ve atama usulüne ilişkin olması nedeniyle Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında yürütme yetkisine ilişkin bir konuyu düzenlemektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2018/120, K.2023/171, 11/10/2023, § 24).</p>

<p>7. Kural, Anayasa’nın CBK ile düzenlenmesi yasaklanan İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevlerle ilgili olarak herhangi bir düzenleme içermemektedir.</p>

<p>8. CBK’ya ekli (I) ve (II) Sayılı Cetvellerde yer alan görevlere atamaya yetkili merci ve atama usulü konularında düzenleme yaptığı anlaşılan kuralın Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır (AYM, E.2018/124, K.2020/56, 15/10/2020, § 44).</p>

<p>9. Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının dördüncü cümlesinde “<i>Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.</i>” denilmiştir. Buna göre CBK’ların anılan Anayasa hükmü yönünden denetimi yapılırken CBK ile düzenlenen alanda hüküm ifade eden, bu bağlamda karşılaştırmaya esas olabilecek, daha önce kabul edilmiş bir kanun hükmünün bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekir.</p>

<p>10. Kuralla aynı alanda hüküm ifade eden karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikte, kanunla yapılan herhangi bir düzenleme tespit edilememiştir. Bu itibarla kuralın kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>11. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>ii. Kuralın İçerik Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>12. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p>13. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri <i>belirlilik</i>tir. Belirlilik ilkesi yalnızca yasal belirliliği değil daha geniş anlamda hukuki belirliliği de ifade etmektedir. Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasıdır. Anılan ilkenin yürütmenin asli düzenleyici işlemi niteliğinde olan CBK’lar bakımından da geçerli olduğunda şüphe bulunmamaktadır (AYM, E.2020/34, K.2023/25, 16/2/2023, § 49; E.2020/54, K.2022/165, 29/12/2022, § 28; E.2019/38, K.2022/148, 30/11/2022, § 40-41).</p>

<p>14. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişle birlikte Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini yeniden düzenleyen Anayasa’nın 104. maddesinde yapılan değişikliklerden biri de üst kademe kamu yöneticilerinin atanması ve görevlerine son verilmesinin Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri arasında yer alması, ayrıca bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasların CBK ile düzenlenmesine imkân tanınmasıdır (AYM, E.2019/111, K.2023/63, 5/4/2023, § 65).</p>

<p>15. Anayasa’nın 104. maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan hüküm ile üst kademe kamu yöneticilerini atama ve görevden alma yetkisi münhasıran Cumhurbaşkanına verilmiş bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi CBK ile özel olarak düzenlenebilecek konular arasında öngörülmüştür. Böylece Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yürürlüğe girmesiyle anayasal düzeyde kavramsal olarak üst kademe kamu yöneticileri diğer kamu görevlilerinden ayrılmıştır. Bu çerçevede bunların gerek atanmaları ve görevden alınmaları gerekse atanmalarına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi yönünden tabi oldukları anayasal ilkeler üst kademe kamu yöneticisi olmayan kamu görevlilerinden farklıdır.</p>

<p>16.<i> Üst kademe kamu yöneticileri</i> kavramının neyi ifade ettiğine yönelik olarak Anayasa’da genel ve soyut bir tanımlama yapılmamış ya da herhangi bir ölçüte yer verilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesince bu anayasal kavramın kendi bağlamı içinde özerk bir biçimde yorumlanması gerekir. Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin yürürlüğe girmesinden önceki dönemde verdiği bir kararında üst kademe yönetici kavramını yorumlamıştır. Anayasa Mahkemesi 10/1/1985 tarihli ve 3149 sayılı Üst Kademe Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Hakkında Kanun’un üst kademe kamu yöneticilerini daire başkanını da içine alacak şekilde sayma yoluyla belirleyen kapsam maddesini de (2. madde) denetlediği kararında üst kademe kamu yöneticileri kavramının belirlenmesinde esas alınacak her durumda geçerli, değişmez ve mutlak ölçütler bulmanın zorluğuna dikkat çekmiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi anılan kararında <i>kamu politikasının tayinine katılma, seçimle gelmemekle birlikte etkin bir otoriteye sahip olma ve kuruluşunun en üst düzeyinde bulunma</i> gibi bazı ölçütlerin önerilmesine rağmen üst kademe yöneticilerinin kimler olduğunun doktrinde ve kanunlarda açıklığa kavuşturulmadığını, esasen bunun çok zor olduğunu ve bu zorluğu dikkate alan kanun koyucunun da bunları tek tek saymak yolunu tercih ettiğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesine göre üst kademe kamu yöneticilerine dair bir tanım yapılsaydı dahi tam anlamıyla bir tanım olmayacak ve takdire yine de elverişli bulunacaktır (AYM, E.1985/3, K.1985/8, 18/6/1985).</p>

<p>17. Anayasa Mahkemesinin anılan kararında vurgulandığı üzere bu kavramın tanımlanmasında güçlükler bulunsa da özellikle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin yürürlüğe girmesinden sonra anayasal bir kavrama da dönüşmüş olduğu gözetildiğinde bunun belli bir çerçeveye kavuşturulması bir zorunluluktur. Genel anlamda bir tanımlama yapılacak olursa Anayasa’da yer verilen üst kademe kamu yöneticileri kavramının belirli bir kamu hizmetini yürüten kamu kuruluşunun hiyerarşik bakımdan üst düzeylerinde görev alan ve aynı zamanda o hizmet alanıyla ilgili kamu politikalarının belirlenmesinde ve uygulanmasında etkin bir otoriteye, yetki ve sorumluluğa sahip olan kişileri ifade ettiği söylenebilir (AYM, E.2019/111, K.2023/63, 5/4/2023, §§ 80, 81).</p>

<p>18. Bu itibarla kurum içinde klasik anlamda belirli bir sevk ve idare, başka bir deyişle yönetim yetkisine sahip olmakla birlikte kurumun görev ve yetkileri çerçevesindeki politikaların belirlenmesi sürecine katılmayan, yönetim yetkisi bu politikaları uygulamakla sınırlı olan yöneticilerin ya da kurumun hizmet alanıyla ilgili kamu politikalarının tayininde sadece istişari nitelikte rol üstlenen kişilerin üst kademe kamu yöneticisi olarak kabulü mümkün değildir (AYM, E.2019/111, K.2023/63, 5/4/2023, § 82).</p>

<p>19. Anayasa Mahkemesi bir kuralın üst kademe kamu yöneticilerinin atanmalarına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesiyle ilgili olup olmadığını CBK koyucunun nitelendirmesinden bağımsız olarak, yukarıda tespit edilen ilkeler çerçevesinde her bir kural özelinde özerk şekilde ele alıp nihai olarak denetleme görevinin kendisine ait olduğunu belirtmiştir (AYM, E.2019/111, K.2023/63, 5/4/2023, § 83).</p>

<p>20. (3) numaralı CBK’nın adından ve “<i>Amaç ve kapsam</i>” başlıklı 1. maddesinden de anlaşılacağı üzere anılan CBK’da sadece üst kademe kamu yöneticilerinin atama usul ve esasları değil, aynı zamanda kamu kurum ve kuruluşlarında atama usul ve esasları da düzenlenmiştir. Dolayısıyla CBK’ya ekli cetvellerdeki tüm kadro, pozisyon ve görevlerin kategorik olarak üst kademe kamu yöneticiliği sıfatına işaret etmediği görülmüştür (AYM, E.2019/111, K.2023/63, 5/4/2023, § 68).</p>

<p>21. Üst kademe kamu yöneticilerinin atanmalarına ilişkin usul ve esasların CBK’yla düzenlenebileceğiyle ilgili olarak tereddüt bulunmamakla birlikte Anayasa’nın 104. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca <i>atanma esaslarına</i> ilişkin olarak yapılacak düzenlemenin üst kademe kamu yöneticilerine münhasır olması gerekir. Zira Anayasa koyucu sadece üst kademe kamu yöneticileriyle sınırlı olarak atanma esaslarının belirlenmesi yetkisini Cumhurbaşkanına bırakmıştır. Kendilerini atayan Cumhurbaşkanı ile göreve gelme esasına tabi olmayan diğer kamu görevlilerinin atanma esaslarının CBK ile belirlenmesi mümkün değildir. Diğer kamu görevlileri yönünden Anayasa’nın 128. maddesindeki <i>atanma esaslarının kanunla düzenlenmesi</i> güvencesi varlığını devam ettirmektedir. Dolayısıyla üst kademe kamu yöneticilerinin kimler olduğunun Anayasa Mahkemesince tespit edilen ölçütler de dikkate alınmak suretiyle CBK’yla açık ve net bir biçimde belirlenmesi, diğer kamu görevlilerine sağlanan anayasal güvencelerin zedelenip zedelenmediğinin denetimi bakımından oldukça önem taşımaktadır (AYM, E.2018/120, K.2023/171, 11/10/2023, § 41).</p>

<p>22. Anayasa Mahkemesi, 11/10/2023 tarihli ve E.2018/120, K.2023/171 sayılı kararında (3) numaralı CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>...(II) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı onayı ile...</i>” ibaresini söz konusu cetvelin “<i>I. Hukuk Müşavirleri (Bakanlık Bağlı, İlgili, İlişkili Kuruluşları)</i>” ve “<i>Spor Müşavirleri</i>” dışında kalan kısmı yönünden incelemiş ve içerik yönünden iki gerekçeyle Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir.</p>

<p>23. Anılan kararda söz konusu CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’de yer alan kadro, pozisyon ve görevlerin bir kısmı üst kademe kamu yöneticilerine ilişkin iken bir kısmının bu nitelikte olmadığını, bu durumda CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’in ve cetvelin tabi olduğu hükümlerin üst kademe kamu yöneticisi olmayan kamu görevlilerine özgü olarak mı düzenlendiğinin tespit edilemediği belirtilerek bu durumun Anayasa’nın 2. maddesi kapsamında belirlilik ilkesine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır (AYM, E.2018/120, K.2023/171, 11/10/2023, § 42).</p>

<p>24. Kararda ayrıca incelenen ibare ile CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’de yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı onayı ile atama yapılmasının öngörüldüğü, dolayısıyla bu görevlere doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atama yapılamayacağı ancak yetkili merciin teklifi üzerine Cumhurbaşkanı onayı ile atama işleminin gerçekleşebileceği, Anayasa’nın 104. maddesinin dokuzuncu fıkrasında üst kademe kamu yöneticilerinin Cumhurbaşkanı tarafından <i>atanacağı</i> belirtilerek bu konuda Cumhurbaşkanının tek başına yetkili kılındığı, bu itibarla Cumhurbaşkanının üst kademe yöneticilerini atama yetkisinin bir başka makamın onayına tabi tutulamayacağı gibi bir başka makamın teklifine de bağlı tutulamayacağı belirtilerek ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğu değerlendirilmiştir (AYM, E.2018/120, K.2023/171, 11/10/2023, §§ 43-45).</p>

<p>25. Anılan karardan sonra iptal gerekçesine uygun olarak (II) Sayılı Cetvel’de yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı kararıyla atama yapılması öngörülmüştür. Bununla birlikte CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’de iptal kararının gerekçesinde değinilen hususlarla ilgili olarak farklı bir sonuca ulaşmayı sağlayacak değişiklik yapılmadığı görülmüştür.</p>

<p>26. Nitekim Anayasa Mahkemesi 3/6/2025 tarihli ve E.2024/171, K.2025/118 sayılı kararında da (3) numaralı CBK incelendiğinde üst kademe kamu yöneticilerinin kimler olduğunun açık bir biçimde düzenlenmediğini, üst kademe kamu yöneticilerinin açık bir biçimde belirtilmesi yerine CBK’ya ekli farklı cetvellerin oluşturulması ve bu cetvellerde yer alan kadro, pozisyon ve görevlerin farklı kurallara tabi tutulması yönteminin benimsendiğini, dolayısıyla (3) numaralı CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’in içeriği itibarıyla belirlilik ilkesine uygun hâle getirilmediğini belirterek anılan CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…ve (II) sayılı…</i>” ibaresinin Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu sonucuna ulaşmıştır (AYM, E.2024/171, K.2025/118, 3/6/2025, §§ 36-38).</p>

<p>27. Dava konusu kuralla (3) numaralı CBK’ya ekli (I) ve (II) Sayılı Cetvellerde yer alan görevlere Cumhurbaşkanının kararıyla atama yapılacağı öngörülmektedir.</p>

<p>28. (3) numaralı CBK’da üst kademe kamu yöneticilerinin kimler olduğunun açık bir biçimde düzenlenmediği dikkate alındığında kural bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu itibarla CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…görevler ile…</i>” ibaresinin Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>29. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.</p>

<p>Muhterem İNCE ve Ömer ÇINAR bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p><strong>b.</strong> <strong>“<i>…vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…</i>” İbaresi</strong><strong> </strong></p>

<p><strong>i. Kuralın Konu Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>30. Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralın Anayasa’nın 7., 128. ve 153. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK’ya ilişkin konu bakımından yetki kuralları Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.</p>

<p>31. Dava konusu kuralla<strong> </strong>vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanının kararıyla atama yapılacağı öngörülmüştür.</p>

<p>32. Vali yardımcıları ve kaymakamlar daha önce (3) numaralı CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’de yer almakta iken Anayasa Mahkemesi 1/2/2024 tarihli ve E.2021/38, K.2024/25 sayılı kararında (II) Sayılı Cetvel’e dâhil edilmenin yalnızca atama usulünün değil aynı zamanda atanma şartlarının da CBK ile belirlenmesi sonucunu doğurduğunu, hâlbuki vali yardımcısı ve kaymakamların üst kademe kamu yöneticisi olmamaları nedeniyle atanma şartlarının CBK ile düzenlenemeyeceğini belirterek bu ünvanların (II) Sayılı Cetvel’de yer almasını konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı bulmuştur (AYM, E.2021/38, K.2024/25, §§ 117-133).</p>

<p>33. Anılan iptal kararının gereği olarak söz konusu ünvanların cetvelden çıkarıldığı ancak mevcut hiyerarşik yapı ve idari işleyişle uyumu gözetilerek atamaların yine Cumhurbaşkanı kararıyla yapılabilmesini sağlamak amacıyla dava konusu kuralın ihdas edildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>34. Bu yönüyle kural idari bir görev üstlenen kamu görevlilerini atamaya yetkili merci ve atama usulüne ilişkin olması itibarıyla Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında yürütme yetkisine ilişkin bir konuyu düzenlemektedir.</p>

<p>35. Kural, Anayasa’nın CBK ile düzenlenmesi yasaklanan İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevler ile ilgili herhangi bir düzenleme içermemektedir.</p>

<p>36. Vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına atamaya yetkili merci ve atama usulü konularında düzenleme öngören kuralın Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.</p>

<p>37. Kuralla aynı alanda hüküm ifade eden karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikte, kanunla yapılan herhangi bir düzenleme tespit edilememiştir. Bu itibarla kuralın kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>38. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>ii. Kuralın İçerik Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>39. Dava konusu kural, vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına yapılacak atamalarda yetkili merciyi belirlemektedir. Kuralla anılan kadrolara atamaya yetkili merci ve atama usulü herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık, net ve anlaşılır şekilde ortaya konulduğundan kuralda belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırılık bulunmamaktadır.</p>

<p>40. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>2. CBK’nın 1. Maddesiyle (3) Numaralı CBK’nın 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının </strong><strong>İkinci Cümlesinde Yer Alan “<i>Bu cetvellerde…</i>” İbaresinin “<i>Bu fıkrada…</i>” Şeklinde Değiştirilmesinin İncelenmesi</strong></p>

<p><strong>a. Kuralın Konu Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>41. Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralın Anayasa’nın 7., 128. ve 153. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK’ya ilişkin konu bakımından yetki kuralları Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.</p>

<p>42. (3) numaralı CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde bu CBK’ya ekli (I) ve (II) Sayılı Cetvellerde yer alan kadro ve pozisyon ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı kararıyla atama yapılacağı belirtilmiş; ikinci cümlesinde ise bu fıkrada sayılmayan kadro, pozisyon ve görevlere ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya atamaya yetkili amirler tarafından atama yapılacağı hükme bağlanmıştır. İkinci cümlede yer alan “<i>Bu fıkrada…</i>”<i> </i>ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır. Buna göre anılan CBK’ya ekli (I) ve (II) Sayılı Cetvellerde yer alan kadro ve pozisyon ile vali yardımcısı ve kaymakam kadroları dışında kalan kadro, pozisyon ve görevlere ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya atamaya yetkili amirler tarafından atama yapılacaktır.</p>

<p>43. (180) numaralı CBK’nın 1. maddesiyle (3) numaralı CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…görevlere Cumhurbaşkanı…</i>” ibaresinin “<i>…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…</i>” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “<i>…görevler ile…</i>” ibaresinin konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi bölümünde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.</p>

<p>44. Bu itibarla kamu görevlilerini atamaya yetkili merci ve atama usulüne ilişkin düzenlemelerin CBK ile yapılması mümkün olduğundan kuralın Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerini ihlal eden bir yönü bulunmamaktadır.</p>

<p>45. Kuralla aynı alanda hüküm ifade eden karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikte, kanunla yapılan herhangi bir düzenleme tespit edilememiştir. Bu itibarla kuralın kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>46. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptali talebinin reddi gerekir.<strong> </strong></p>

<p><strong>b. Kuralın İçerik Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>47. (180) numaralı CBK’nın 1. maddesiyle (3) numaralı CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…görevlere Cumhurbaşkanı…</i>” ibaresinin “<i>…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…</i>” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “<i>…görevler ile…</i>” ibaresinin içerik yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi bölümünde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.</p>

<p>48. Üst kademe yöneticiler bakımından (3) numaralı CBK’ya ekli (I) ve (II) Sayılı Cetvellerin belirli olmaması, söz konusu CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasında sayılmayan kadro, pozisyon ve görevlerin de belirsizliğine neden olmaktadır. Dolayısıyla kural Anayasa’nın 2. maddesi kapsamında belirlilik ilkesiyle bağdaşmamaktadır.</p>

<p>49. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.</p>

<p>Muhterem İNCE ve Ömer ÇINAR bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p><strong>3. CBK’nın 1. Maddesiyle (3) Numaralı CBK’nın </strong><strong>2. Maddesine Eklenen (3) Numaralı Fıkranın İncelenmesi</strong></p>

<p><strong>a. Kuralın Konu Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>50. Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralın Anayasa’nın 7., 128. ve 153. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK’ya ilişkin konu bakımından yetki kuralları Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.</p>

<p>51. Dava konusu kural, vali yardımcısı ve kaymakam kadroları hakkında (3) numaralı CBK’nın atama usulü ve atamaya yetkili makam dışındaki diğer hükümlerinin uygulanmayacağını öngörmektedir. Buna göre anılan CBK’da üst düzey kamu görevlileri ile diğer kamu görevlilerinin görev süresi, atama şartları gibi düzenlemeler vali yardımcısı ve kaymakam kadroları için uygulanmayacaktır.</p>

<p>52. Vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarının tabi olmayacakları mevzuatı belirleyen kuralın yürütme yetkisine ilişkin olduğu açıktır.</p>

<p>53. Kural, Anayasa’nın CBK ile düzenlenmesi yasaklanan İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevler ile ilgili herhangi bir düzenleme de içermemektedir.</p>

<p>54. Öte yandan vali yardımcıları ile kaymakamların, atanmalarına ilişkin usul ve esaslar dışında (3) numaralı CBK’nın hükümlerine tabi olmamasının bu CBK’daki atama şartlarına da tabi olmadıkları anlamına geldiği açıktır. Bu kapsamda kural, dolaylı olarak söz konusu görevlere atanma şartlarının belirlenmesine etki etmekte olup kamu görevlilerinin nitelikleri ve atanmalarına ilişkin hususların Anayasa’nın 128. maddesi uyarınca münhasıran kanunla düzenlenmesi gerektiği gözetildiğinde kamu görevlisi statüsündeki vali yardımcıları ve kaymakamların tabi olmayacağı hükümlerin CBK ile düzenlenmesinin mümkün olmayacağı söylenebilir.</p>

<p>55. Ancak kuralla, vali yardımcıları ve kaymakamlar hakkında (3) numaralı CBK hükümlerinin uygulanmayacağı ifade edilerek anılan CBK’nın düzenleme alanını genişletmek yerine daraltan bir düzenlemenin yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında salt bu yönüyle kuralın konu bakımından Anayasa’ya aykırı olduğu söylenemez.</p>

<p>56. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 1/2/2024 tarihli ve E.2021/38, K.2024/25 sayılı kararında; vali yardımcısı ve kaymakam ünvanlarının (3) numaralı CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’de yer almasının, anılan cetvelde yer alan ünvanlar için öngörülen atama şartları ve görevden ayrılmaya ilişkin düzenlemelere de tabi olacağı anlamına geldiği oysa bu kadroların üst kademe yönetici olarak kabul edilmediğinden atanma şartlarının CBK ile düzenlenemeyeceği belirtilerek söz konusu düzenlemenin konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır (AYM, E.2021/38, K.2024/25, 1/2/2024, §§ 119-129) .</p>

<p>57. CBK koyucu da bu gerekçeye uygun olarak vali yardımcıları ve kaymakamları (3) numaralı CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’den çıkarmıştır. Bununla birlikte idari teşkilat ve hiyerarşik yapı gereği atamalarının Cumhurbaşkanı kararıyla yapılmasını sürdürmek amacıyla atamaya yetkili merci ve atama usulünü yine CBK’da düzenlemiş ancak dava konusu kuralla haklarında (3) numaralı CBK hükümlerinin uygulanmayacağını ayrıca hükme bağlamıştır. Bu suretle kuralın, anılan iptal kararının gerekçelerini karşılamak ve kanunla düzenlenmesi gereken alanı CBK dışında bırakmak amacıyla ihdas edildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>58. Bu itibarla kuralın Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.</p>

<p>59. Kuralla aynı alanda hüküm ifade eden karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikte, kanunla yapılan herhangi bir düzenleme tespit edilememiştir. Bu itibarla kuralın kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>60. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>b. Kuralın İçerik Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>61. Dava konusu kural, vali yardımcıları ve kaymakamlar hakkında (3) numaralı CBK hükümlerinin uygulanmayacağını açık, anlaşılır ve herhangi bir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Bu yönüyle kuralın kapsam ve sınırları belirli olup, idarenin düzenleme alanı ile kamu görevlilerinin hukuki durumları üzerinde doğuracağı sonuçlar öngörülebilir niteliktedir.</p>

<p>62. Düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte vali yardımcıları ve kaymakamlar hakkında atanma şartlarına ilişkin boşluk doğmadığı gibi söz konusu kadrolara atanma koşullarının 9/6/1930 tarihli ve 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu’nda düzenlenmiş olduğu dikkate alındığında uygulamada hukuki belirsizlik yarattığı da söylenemez.</p>

<p>63. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ</strong></p>

<p>64. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmüştür.</p>

<p>65. (3) numaralı CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “<i>Bu cetvellerde…</i>” ibaresinin “<i>Bu fıkrada…</i>” şeklinde değiştirilmesinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan cümlenin kalan kısmı ile söz konusu fıkranın üçüncü cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptalleri gerekir.</p>

<p><strong>V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU</strong></p>

<p>66. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “<i>Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.</i>” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmak suretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.</p>

<p>67. (3) numaralı CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…görevler ile…</i>” ibaresi ile ikinci ve üçüncü cümlelerinin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğun doldurulabilmesi amacıyla gerekli düzenlemelerin yapılması için Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.</p>

<p><strong>VI. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ</strong></p>

<p>68<i>. </i>Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların uygulanmaları halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.</p>

<p>5/3/2025 tarihli ve (180) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 1. maddesiyle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (3) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin;</p>

<p><strong>A. </strong>2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının;</p>

<p><strong>1</strong>. Birinci cümlesinde yer alan <i>“…görevlere Cumhurbaşkanı…”</i> ibaresinin <i>“…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…”</i> şeklinde değiştirilmesinde bulunan <i>“…görevler ile…” </i>ibaresine,</p>

<p><strong>2.</strong> İkinci cümlesinde yer alan “<i>Bu cetvellerde…</i>” ibaresinin “<i>Bu fıkrada…</i>” şeklinde değiştirilmesine,</p>

<p>yönelik iptal hükümlerinin yürürlüğe girmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu ibareye ve değişikliğe ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,</p>

<p><strong>B. 1. </strong>2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının<strong> </strong>birinci cümlesinde yer alan “<i>…görevlere Cumhurbaşkanı…</i>” ibaresinin “<i>…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…</i>” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “<i>…vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…” </i>ibaresine,</p>

<p><strong>2.</strong> 2. maddesine eklenen (3) numaralı fıkraya,</p>

<p>yönelik iptal talepleri 12/2/2026 tarihli ve E.2025/113, K.2026/40 sayılı kararla reddedildiğinden bu fıkraya ve ibareye ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,</p>

<p>12/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VII. HÜKÜM</strong></p>

<p>5/3/2025 tarihli ve (180) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 1. maddesiyle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (3) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin;</p>

<p><strong>A.</strong> 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının;</p>

<p><strong>1</strong>. Birinci cümlesinde yer alan <i>“…görevlere Cumhurbaşkanı…”</i> ibaresinin <i>“…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…”</i> şeklinde;</p>

<p><strong>a.</strong> Değiştirilmesinin konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>b</strong>. Değiştirilmesinde bulunan;</p>

<p><strong>i. </strong><i>“…görevler ile…”</i> ibaresinin içeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Muhterem İNCE ile Ömer ÇINAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>ii.</strong><i> “…vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…” </i>ibaresinin içeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>2.</strong> <strong>a.</strong> İkinci cümlesinde yer alan “<i>Bu cetvellerde…</i>” ibaresinin “<i>Bu fıkrada…</i>” şeklinde değiştirilmesinin;</p>

<p><strong>i.</strong> Konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>ii. </strong>İçeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Muhterem İNCE ile Ömer ÇINAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>b.</strong> İkinci cümlesinin kalan kısmının 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>c.</strong> Üçüncü cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>B.</strong> 2. maddesine eklenen (3) numaralı fıkranın konu bakımından yetki ve içeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>12/2/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkan</p>

   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi, 5/3/2025 tarihli ve (180) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 1. maddesiyle 10/7/2018 tarihli ve 30474 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (3) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "…<i>görevlere Cumhurbaşkanı..</i>." ibaresinin, “…<i>görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı</i>…” şeklinde değiştirilmesine ilişkin “<i>görevler ile</i>” ibaresini ve ikinci cümlesinde yer alan <i>“Bu cetvellerde</i>” ibaresinin “<i>Bu fıkrada</i>” şeklinde değiştirilmesine ilişkin ibareyi içeriği itibari ile Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Aşağıda belirttiğimiz gerekçelerle söz konusu düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olmadığı kanaatinde olduğumuzdan iptal yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.</p>

<p>Mahkememiz çoğunluğu tarafından iptal gerekçesinde, (3) numaralı CBK’da üst kademe kamu yöneticilerinin kim olduğunun açık bir şekilde düzenlenmediği, üst kademe yöneticilerinin açık bir şekilde belirtilmesi yerine farklı cetvellerin oluşturulduğu, bu cetvellerde yer alan kadro ve görevlerin farklı kurallara tabi tutulduğu, ekli (II) sayılı cetvelin içeriği itibari ile belirsiz olduğu gerekçesi ile AYM’nin 3.6.2025 tarihli ve 2024/171 E., 2025/118 K. sayılı kararı ile iptal edildiği, dava konusu kural bakımından söz konusu karardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı, bu itibarla kuralın Anayasa’nın 2. maddesi kapsamında belirlilik ilkesine aykırı olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>AYM’nin 3/6/2025 tarihli ve 2024/171 E., 2025/118 K. sayılı kararı 11/8/2025 tarihli ve 32983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olup, söz konusu kararda yer alan karşı oy yazısında belirtilen gerekçeler işbu dava konusu kurallar açısından da aynen geçerlidir. Bunun yanında yine Anayasa Mahkemesinin 2018/120 E., 2023/171 K. (R.G. Tarih – Sayı : 1/12/2023 – 32386) sayılı dosyasına ilişkin karşı oy yazısında belirtilen gerekçeler de işbu dosya açısından geçerlidir.</p>

<p>Özetle belirtmek gerekirse; Anayasa’nın 104. maddesinin dokuzuncu fıkrasında Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri sayılırken, <i>“Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler.”</i> hükmüne yer verilmiştir. Bu hükmün doğru yorumlanması, dava konusu kuralın Anayasa’ya uygunluğu denetiminde önem arz etmektedir. Öncelikle anılan kuralla, üst kademe yöneticilerinin atanması, görevden alınması ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi konusunda Cumhurbaşkanına geniş bir takdir yetkisi verildiği anlaşılmaktadır. Bu takdir yetkisinin, hangi kamu görevlilerinin üst kademe yönetici olacağını belirleme yetkisini de kapsadığı izahtan varestedir. Cumhurbaşkanına tanınan bu takdir yetkisi kapsamında üst kademe kamu yöneticilerinin atanma usûl ve esasları (3) numaralı CBK’da düzenlenmiştir. Anılan CBK’nın <i>“Amaç ve kapsam”</i> başlıklı 1. maddesinde bu CBK’nın amacının üst kademe kamu yöneticileri ile ilgili usûl ve esaslar ile kamu kurum ve kuruluşlarında atama usûl ve esaslarını belirlemek olduğu hükme bağlanmıştır.</p>

<p>Üst kademe yöneticilerinin belirlenmesi, atanması ve görevden alınması konusunda geniş takdir yetkisini haiz Cumhurbaşkanı tarafından, I ve II sayılı Cetvellerde yer alan kadroların üst kademe yöneticisi kadroları olarak kabul edildiği, sayılmayan kadroların ise üst kademe yönetici kadroları olarak kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Hâl böyle iken, (3) numaralı Kararnamenin içeriği itibari ile belirsiz olduğunun ileri sürülmesi, Anayasa’nın 104. maddesi karşısında bizzat Anayasa koyucunun iradesine ters düşmektedir. Üst kademe yöneticilerinin kim olduğu hususunda Cumhurbaşkanı’nın geniş bir takdir yetkisini haiz olduğu, söz konusu Kararnamenin yasak alanda düzenleme içermediği ve münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir konu olmadığı aşikâr olduğundan, iptal davasına konu kurallar, konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığı gibi içerik yönünden de belirli ve öngörülebilir olduklarından içerik açısından da Anayasa’ya aykırı değildir.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle dava konusu kuralların, içerik açısından Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olmadığı ve iptal talebinin reddedilmesi gerektiğini düşündüğümüzden, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025113-e-202640-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/yargi/anayasa-m4s.jpg" type="image/jpeg" length="76935"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2026/17 E., 2026/24 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202617-e-202624-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202617-e-202624-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 12/2/2026 tarihli, 2026/17 esas - 2026/24 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2026/17</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2026/24</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 12/2/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.Tarih-Sayı : 21/5/2026-33260</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İPTAL DAVASINI AÇAN: </strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Murat EMİR, Gökhan GÜNAYDIN, Ali Mahir BAŞARIR ile birlikte 137 milletvekili</p>

<p><strong>İPTAL DAVASININ KONUSU: </strong>24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 18. maddesiyle;</p>

<p><strong>A</strong>. Ekli (1) Sayılı Liste’de yer alan kadroların iptal edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerinden çıkarılmasının,</p>

<p><strong>B. </strong>Ekli (2) Sayılı Liste’de yer alan kadroların ihdas edilerek (2) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerine eklenmesinin,</p>

<p>Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 8., 11., 104., 128., 153. ve 161. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>I. İPTALİ İSTENEN CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ KURALLARI</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin (CBK) iptali talep edilen 18. maddesi ile CBK’ya ekli (1) ve (2) sayılı Listeler şöyledir:</p>

<p>“<strong><i><u>MADDE 18- Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 2 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin ilgili bölümlerinden çıkarılmış ve ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin ilgili bölümlerine eklenmiştir.</u></i></strong>”</p>

<p><strong><i>(1) </i></strong><strong><i>SAYILI LİSTE</i></strong></p>

<p><strong><i>KURUMU : </i></strong><i>HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI</i></p>

<p><strong><i>TEŞKİLATI : </i></strong><i>MERKEZ</i></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="4">
   <p><strong><i>İPTAL EDİLEN KADROLARIN</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><i>SINIFI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ÜNVANI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>DERECESİ</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ADEDİ</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Risk Analizi Genel Müdürü</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Genel Müdür Yardımcısı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Daire Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>9</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3">
   <p><strong><i>TOPLAM</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>13</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong><i>KURUMU : </i></strong><i>SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI</i></p>

<p><strong><i>TEŞKİLATI : </i></strong><i>MERKEZ</i></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="4">
   <p><strong><i>İPTAL EDİLEN KADRONUN</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><i>SINIFI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ÜNVANI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>DERECESİ</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ADEDİ</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Milli Teknoloji Genel Müdürü</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3">
   <p><strong><i>TOPLAM</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>1</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong><i>(2) </i></strong><strong><i>SAYILI LİSTE</i></strong></p>

<p><strong><i>KURUMU : </i></strong><i>SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI</i></p>

<p><strong><i>TEŞKİLATI : </i></strong><i>MERKEZ</i></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="4">
   <p><strong><i>İHDAS EDİLEN KADROLARIN</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><i>SINIFI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ÜNVANI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>DERECESİ</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ADEDİ</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Milli Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Daire Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3">
   <p><strong><i>TOPLAM</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>2</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong><i>KURUMU : </i></strong><i>GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI</i></p>

<p><strong><i>TEŞKİLATI : </i></strong><i>MERKEZ</i></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="4">
   <p><strong><i>İHDAS EDİLEN KADROLARIN</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><i>SINIFI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ÜNVANI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>DERECESİ</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ADEDİ</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Gelir İdaresi Daire Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Gelir İdaresi Grup Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>9</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3">
   <p><strong><i>TOPLAM</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>11</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 12/2/2026 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Oğuz ÇAKAR tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu CBK kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A. CBK’ların Anayasal Çerçevesi ve Yargısal Denetimi</strong></p>

<p>3. Anayasa Mahkemesi CBK’ların anayasal çerçevesini ve yargısal denetimine ilişkin ilkeleri daha önceki kararlarında belirlemiştir. Buna göre CBK’ların yargısal denetiminde öncelikle Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci ila dördüncü cümlelerinde belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygunluğunun ele alınması gerekmekte olup bu kapsamda düzenlemenin yürütme yetkisine ilişkin olması, Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevlerle ilgili olmaması, Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen ya da kanunda açıkça düzenlenen konulara ilişkin olmaması gerekir. Anılan fıkra yönünden herhangi bir aykırılık tespit edilmemesi durumunda ise bu defa CBK’ların içerik yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi yapılmalıdır (AYM, E.2019/78, K.2020/6, 23/1/2020, §§ 3-13; E.2019/31, K.2020/5, 23/1/2020, §§ 3-13; E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, §§ 3-13; E.2018/155, K.2020/27, 11/6/2020, §§ 3-13).</p>

<p><strong>B. CBK’nın 18. Maddesiyle Ekli (1) Sayılı Liste’de Yer Alan Kadroların İptal Edilerek (2) Numaralı CBK’ya </strong><strong>Ekli (I) Sayılı Cetvel'in İlgili Bölümlerinden Çıkarılmasının ve Ekli (2) Sayılı Liste’de Yer Alan Kadroların İhdas Edilerek Anılan CBK’ya Ekli (I) Sayılı Cetvel'in İlgili Bölümlerine Eklenmesinin İncelenmesi</strong></p>

<p><strong>1. </strong><strong>İptal Talebinin Gerekçesi</strong></p>

<p>4. Dava dilekçesinde özetle; idarenin bütünlüğü içinde yer alan, genel idare esaslarına göre yürütülmekte olan kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden kamu görevlilerinin kadrolarının ihdasına ve iptaline ilişkin hükümlerin kanunla düzenlenmesi gerektiği, kadroya bağlı olarak kamu görevlilerine yapılacak harcamaların ve ayrılacak ödeneklerin bütçeyle ilgili olduğu, münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir konuda CBK çıkarıldığı, dava konusu kurallarla içerik ve kapsam bakımından benzer düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olduğuna Anayasa Mahkemesince hükmedildiği, CBK çıkarma yetkisinin anayasal çerçeve dışında kullanıldığı, yürütme organına genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisinin tanındığı, bu durumun yasama yetkisinin devredilemezliği, Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ile kuvvetler ayrılığı ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 8., 11., 104., 128., 153. ve 161. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p><strong>a. Kuralların</strong><strong> Konu Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>5. Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 6., 7., 8., 11., 128., 153. ve 161. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK’ya ilişkin konu bakımından yetki kuralları Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.</p>

<p>6. (191) numaralı CBK’nın dava konusu 18. maddesi, ekli (1) Sayılı Liste’de yer alan kadroların iptal edilerek (2) numaralı CBK’ya ekli (I) Sayılı Cetvel'in ilgili bölümlerinden çıkarılmasını ve ekli (2) Sayılı Liste’de yer alan kadroların ihdas edilerek anılan CBK’ya ekli (I) Sayılı Cetvel'in ilgili bölümlerine eklenmesini öngörmektedir.</p>

<p>7. Anayasa Mahkemesi; bakanlıkların ve bağlı kuruluşlarının, CBK ile kurulan kamu tüzel kişiliklerinin, Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatı ile Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların kadrolarının ihdası ve iptaline ilişkin düzenlemelerin CBK’larla yapılmasının konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya uygun olup olmadığı hususunu daha önceki bazı kararlarında değerlendirmiştir. Bu kapsamda söz konusu kurum ve kuruluşların kadrolarının ihdası ve iptaliyle ilgili düzenlemelerin idarenin teşkilat yapısı ile ilgili olup yürütme yetkisine ilişkin konulardan olduğu, Anayasa’da CBK ile düzenlenmesi yasaklanan haklar ve ödevlerle ilgisinin bulunmadığı ve Anayasa’nın 106. maddesinin on birinci fıkrasının <i>“Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.” </i>ile Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasının <i>“Kamu tüzel kişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur.” </i>şeklindeki hükümleriyle bağlantılı olarak Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönünün de bulunmadığı ifade edilmiştir (AYM, E.2020/8, K.2021/25, 31/3/2021, §§ 17-22; E.2021/50, K.2021/89, 16/12/2021, §§ 18-23; E.2021/91, K.2021/106, 30/12/2021, §§ 19-25; E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, §§ 27, 28; E.2022/37, K.2023/44, 9/3/2023, §§ 9, 10).</p>

<p>8. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığına ilişkin kadroların iptal ve ihdas edilmesini öngören, dolayısıyla anılan kurumların teşkilat yapısıyla ilgili düzenleme getiren kurallar yönünden anılan kararlardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>9. Bu itibarla kurallar, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerine aykırı bir düzenleme içermemektedir.</p>

<p>10. Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının dördüncü cümlesinde “<i>Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.</i>” denilmiştir. Buna göre CBK’ların anılan Anayasa hükmü yönünden denetimi yapılırken CBK ile düzenlenen alanda hüküm ifade eden, bu bağlamda karşılaştırmaya esas olabilecek, daha önce kabul edilmiş bir kanun hükmünün bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekir.</p>

<p>11. Kurallarla aynı alanda hüküm ifade eden, karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikte, kanunla yapılan herhangi bir düzenleme tespit edilememiştir. Bu itibarla kuralların kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>12. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptalleri talebinin reddi gerekir.</p>

<p>Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p><strong>b. Kuralların İçerik Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>13. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p>14. Hukuk devletinin temel unsurlarından biri <i>belirlilik</i> ilkesidir.<i> </i>Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarına göre anılan ilke,<i> </i>yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olmasını gerektirmektedir.</p>

<p>15. Anılan ilkenin yürütmenin asli düzenleyici işlemi niteliğinde olan CBK’lar bakımından da geçerli olduğunda şüphe bulunmamaktadır (AYM, E.2022/113, K.2023/112, 22/6/2023, § 29; E.2018/125, K.2020/4, 22/1/2020, § 28).</p>

<p>16. Dava konusu kurallarla iptal ve ihdas edilen kadroların herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık, net ve anlaşılır şekilde düzenlendiği, dolayısıyla kuralların belirlilik ve hukuki öngörülebilirlik ilkelerine aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>17. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptalleri talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ</strong></p>

<p>18. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.</p>

<p>24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 18. maddesiyle;</p>

<p><strong>A. </strong>Ekli (1) Sayılı Liste’de yer alan kadroların iptal edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerinden çıkarılmasına,</p>

<p><strong>B. </strong>Ekli (2) Sayılı Liste’de yer alan kadroların ihdas edilerek (2) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerine eklenmesine,</p>

<p>yönelik iptal talepleri 12/2/2026 tarihli ve E.2026/17, K.2026/24 sayılı kararla reddedildiğinden bu çıkarmaya ve eklemeye ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE 12/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. HÜKÜM</strong></p>

<p>24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 18. maddesiyle;</p>

<p><strong>A. </strong>Ekli (1) Sayılı Liste’de yer alan kadroların iptal edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerinden çıkarılmasının;</p>

<p><strong>1. </strong>Konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p><strong>2.</strong> İçeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>B. </strong>Ekli (2) Sayılı Liste’de yer alan kadroların ihdas edilerek (2) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerine eklenmesinin;</p>

<p><strong>1. </strong>Konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p><strong>2.</strong> İçeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>12/2/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkan</p>

   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>KARŞIOY GEREKÇESİ</p>

<p>1. CBK’nın iptali talep edilen 18. maddesi ile; ekli (I) sayılı listede yer alan kadroların iptal edilerek 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin ilgili bölümlerinden çıkarıldığı ve ekli (2) sayılı listede yer alan kadroların ihdas edilerek 2 sayılı CBK’nın eki (I) sayılı Cetvelin ilgili bölümlerine eklendiği düzenlenmiştir.</p>

<p>2. Benzer düzenlemeler içeren ve daha önce Mahkememiz tarafından incelenen 60 numaralı CBK ile 1 numaralı CBK’nın ilgili maddelerinde yapılan değişikliklerin iptal isteminin reddine dair E. 2021/91 - K. 2021/106 sayılı, yine 2020/29 E. - 2022/155 K. sayılı ve 2018/149 E. - 2022/163 ve E. 2022/68 - K. 2024/26 sayılı kararlara yazdığım karşıoy gerekçelerim yukarıda belirtilen düzenlemeler bakımından da geçerlidir. Dolayısıyla incelenen kural ile ekli listeyle kadro ihdası ve eklenmesi yönündeki kuralın yasak alanda düzenleme yaptığı ve konu bakımından yetki yönünden Anayasanın 104. maddesinin 17. fıkrasının 3. cümlesine aykırı olduğu için iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td></td>
   <td></td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. Mahkememiz çoğunluğu, 24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 18. maddesiyle; Ekli (1) Sayılı Liste’de yer alan kadroların iptal edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerinden çıkarılmasının ve Ekli (2) Sayılı Liste’de yer alan kadroların ihdas edilerek (2) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerine eklenmesinin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Aşağıda açıklanan gerekçelerle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.</p>

<p>2. Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisinin sınırları açık ve kesin biçimde belirlenmiştir. Anılan fıkranın üçüncü cümlesinde yer alan “Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz” hükmü, yürütmeye tanınan düzenleme yetkisinin anayasal çerçevesini oluşturan emredici bir sınırlamadır.</p>

<p>3. Anayasa’nın 128. maddesinde ise; devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceği, bu personelin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hak ve yükümlülüklerinin, statülerinin ve özlük haklarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Anılan düzenleme, kamu personel rejiminin temel unsurlarının kanunilik ilkesine tâbi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p>4. Dava konusu 18. maddeyle, bir kısım kadroların iptal edilmesi ve diğer bir kısım kadroların ihdas edilmesi öngörülmektedir. Kadro ihdası ve iptali, kamu hizmetlerinin hangi unvanlar ve hangi sayıda personel eliyle yürütüleceğini belirleyen asli nitelikte düzenlemelerdir. Bu tür işlemler yalnızca teşkilat yapısına ilişkin teknik düzenlemeler olmayıp, kamu hizmetinin yürütülme biçimini ve kamu personel rejiminin yapısını doğrudan etkileyen normatif tasarruflardır.</p>

<p>5. Kadro ihdası ve iptali, kamu görevlilerinin statüsüyle doğrudan bağlantılıdır. Kadroların belirlenmesi, kamu hizmetinin sürekliliği, personel rejiminin yapısı ve kamu görevlerinin ifa biçimi üzerinde belirleyici etkiye sahiptir. Bu nedenle söz konusu düzenlemelerin, Anayasa’nın 128. maddesi kapsamında münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir alana ilişkin olduğu açıktır.</p>

<p>6. Öte yandan kadro ihdası ve iptali, kamu maliyesi bakımından da sonuç doğuran işlemlerdir. Kadro ihdası, kamu harcaması yapılmasını ve bütçeden ödenek tahsis edilmesini zorunlu kılar. Bu yönüyle dava konusu düzenleme, Anayasa’nın 161. maddesinde güvence altına alınan bütçe hakkını ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu alandaki asli yetkisini doğrudan etkilemektedir.</p>

<p>7. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yoluyla, mali sonuç doğuran ve kamu personel rejiminin temel unsurlarını belirleyen düzenlemelerin yapılması, yürütme organının yasama organına tanınmış anayasal yetki alanına müdahalesi sonucunu doğurur. Bu durum, yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesinin yanı sıra kuvvetler ayrılığı ilkesini de zedelemektedir.</p>

<p>8. Ayrıca dava konusu düzenleme, kamu hizmetine girme hakkı üzerinde de dolaylı ancak etkili sonuçlar doğurmaktadır. Kamu görevlerinin hangi kadrolar aracılığıyla yürütüleceğinin belirlenmesi, bireylerin kamu hizmetine girme imkânlarını etkileyen yapısal bir düzenlemedir. Bu nedenle, Anayasa’nın 70. maddesi bağlamında da değerlendirilmesi gereken bir niteliğe sahiptir.</p>

<p>9. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural ile yapılan düzenleme, konu bakımından yetki yönünden Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına, 128. maddesine ve 161. maddesine aykırı olduğu kanaati ile çoğunluk kararına iştirak edilmemiştir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. Mahkememiz çoğunluğunun 24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 18. maddesinin konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine ilişkin karara katılmamaktayım.</p>

<p>2. İptali talep edilen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümlerinde kadro ihdası ve mevcut bazı kadroların iptalini içeren kadro ile ilgili hususlara ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.</p>

<p>3. Dava konusu kuralların “konu bakımından yetki” boyutu ile Anayasa’ya uygunluk denetiminde Mahkememiz çoğunluğunca Anayasa’nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasına bir aykırılık bulunmadığı kanaatine ulaşılsa da kuralların Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerine aykırı olduğu için iptali gerekmektedir.</p>

<p>4. Nitekim Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kadro ihdası konusunu düzenleyen bir kurala ilişkin Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği bir kararda bu konunun Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenmesinin Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiği görüşünde olduğumdan Mahkememiz çoğunluğunun iptal isteminin reddi yönündeki kanaatine katılmamıştım (Bkz.: E. S.: 2018/119, K. S.: 2020/25, K. T.: 11/06/2020 §§ 6-22, 27-31, 33). Aynı hukuki gerekçelerin kadro ile ilgili düzenlemenin yer aldığı dava konusu (191) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünde de geçerli olduğu kanaatindeyim.</p>

<p>5. Dolayısıyla E. S.: 2018/119, K. S.: 2020/25 sayılı kararın karşıoyunda yer verdiğim gerekçelerle 24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 18. maddesinin Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı olması nedeniyle iptali gerektiği kanaatinde olduğum için çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
   <td>
   <p></p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202617-e-202624-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/10/yargi/anaysad41aa.jpg" type="image/jpeg" length="35495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2026/18 E., 2026/26 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202618-e-202626-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202618-e-202626-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 12/2/2026 tarihli, 2026/18 esas - 2026/26 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2026/18</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2026/26</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 12/2/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.Tarih-Sayı : 21/5/2026-33260</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İPTAL DAVASINI AÇAN: </strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Murat EMİR, Gökhan GÜNAYDIN, Ali Mahir BAŞARIR ile birlikte 137 milletvekili</p>

<p><strong>İPTAL DAVASININ KONUSU:</strong> 24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesine ekli Liste’yle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün yeniden düzenlenmesinin Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 8., 11., 104., 128., 153. ve 161. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>I. İPTALİ İSTENEN CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ KURALI</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin (CBK) iptali talep edilen 4. maddesi ile CBK’ya ekli Liste şöyledir:</p>

<p>“<strong><i><u>MADDE 4- 2 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin Siber Güvenlik Başkanlığı bölümü ekli listede yer aldığı şekilde yeniden düzenlenmiştir.</u></i></strong>”</p>

<p><strong><i>LİSTE</i></strong></p>

<p><strong><i>KURUMU : </i></strong><i>SİBER GÜVENLİK BAŞKANLIĞI</i></p>

<p><strong><i>TEŞKİLATI : </i></strong><i>MERKEZ</i></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="4">
   <p><strong><i>YENİDEN DÜZENLENEN KADROLARIN</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><i>SINIFI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ÜNVANI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>DERECESİ</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ADEDİ</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Başkan</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Başkan Yardımcısı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Genel Müdür</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>6</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Dış İlişkiler Dairesi Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Daire Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>22</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>I. Hukuk Müşaviri</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Hukuk Müşaviri</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-6</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-4</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Özel Kalem Müdürü</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-6</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Mali Hizmetler Uzmanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-7</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>5</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Mali Hizmetler Uzman Yardımcısı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>6-9</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>5</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Şube Müdürü</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-5</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>14</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Bilgisayar İşletmeni</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3-15</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>35</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Koruma ve Güvenlik Görevlisi</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3-13</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>15</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Şoför</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>5-11</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>15</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Sekreter</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>5-11</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>15</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Mütercim</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-9</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>AH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Avukat</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-9</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>15</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>TH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Mühendis</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-8</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>6</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>TH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Tekniker</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-10</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>9</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>TH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Teknisyen</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3-11</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>7</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>YH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Hizmetli</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>5-15</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>20</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3">
   <p><strong><i>TOPLAM</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>204</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 12/2/2026 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Emre DURSUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu CBK kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A. CBK’ların Anayasal Çerçevesi ve Yargısal Denetimi</strong></p>

<p>3. Anayasa Mahkemesi CBK’ların anayasal çerçevesini ve yargısal denetimine ilişkin ilkeleri daha önceki kararlarında belirlemiştir. Buna göre CBK’ların yargısal denetiminde öncelikle Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci ila dördüncü cümlelerinde belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygunluğunun ele alınması gerekmekte olup bu kapsamda düzenlemenin yürütme yetkisine ilişkin olması, Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevlerle ilgili olmaması, Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen ya da kanunda açıkça düzenlenen konulara ilişkin olmaması gerekir. Anılan fıkra yönünden herhangi bir aykırılık tespit edilmemesi durumunda ise bu defa CBK’ların içerik yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi yapılmalıdır (AYM, E.2019/78, K.2020/6, 23/1/2020, §§ 3-13; E.2019/31, K.2020/5, 23/1/2020, §§ 3-13; E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, §§ 3-13; E.2018/155, K.2020/27, 11/6/2020, §§ 3-13).</p>

<p><strong>B. CBK’nın 4. Maddesine Ekli Liste’yle (2) Numaralı CBK’ya</strong><strong> Ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı Bölümünün Yeniden Düzenlenmesinin İncelenmesi</strong></p>

<p><strong>1. </strong><strong>İptal Talebinin Gerekçesi</strong></p>

<p>4. Dava dilekçesinde özetle; idarenin bütünlüğü içinde yer alan, genel idare esaslarına göre yürütülmekte olan kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden kamu görevlilerinin kadrolarının ihdasına ve iptaline ilişkin hükümlerin kanunla düzenlenmesi gerektiği, kadroya bağlı olarak kamu görevlilerine yapılacak harcamalar ve ayrılacak ödeneklerin bütçeyle ilgili olduğu, münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir konuda CBK çıkarıldığı, dava konusu kuralla içerik ve kapsam bakımından benzer düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olduğuna Anayasa Mahkemesince hükmedildiği, CBK çıkarma yetkisinin anayasal çerçeve dışında kullanıldığı, yürütme organına genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisinin tanındığı, bu durumun yasama yetkisinin devredilemezliği, Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ile kuvvetler ayrılığı ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 8., 11., 104., 128., 153. ve 161. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p><strong>a. Kuralın</strong><strong> Konu Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>5. Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralın Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 6., 7., 8., 11., 128., 153. ve 161. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK’ya ilişkin konu bakımından yetki kuralları Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.</p>

<p>6. (192) numaralı CBK’nın dava konusu 4. maddesine ekli Liste’yle (2) numaralı CBK’ya ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümü yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>7. Anayasa Mahkemesi; bakanlıkların ve bağlı kuruluşlarının, CBK ile kurulan kamu tüzel kişiliklerinin, Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatı ile Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların kadrolarının ihdası ve iptaline ilişkin düzenlemelerin CBK’larla yapılmasının konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya uygun olup olmadığı hususunu daha önceki bazı kararlarında değerlendirmiştir. Bu kapsamda söz konusu kurum ve kuruluşların kadrolarının ihdası ve iptaliyle ilgili düzenlemelerin idarenin teşkilat yapısı ile ilgili olup yürütme yetkisine ilişkin konulardan olduğu, Anayasa’da CBK ile düzenlenmesi yasaklanan haklar ve ödevlerle ilgisinin bulunmadığı ve Anayasa’nın 106. maddesinin on birinci fıkrasının <i>“Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.” </i>ile Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasının <i>“Kamu tüzel kişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur.” </i>şeklindeki hükümleriyle bağlantılı olarak Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönünün de bulunmadığı ifade edilmiştir (AYM, E.2020/8, K.2021/25, 31/3/2021, §§ 17-22; E.2021/50, K.2021/89, 16/12/2021, §§ 18-23; E.2021/91, K.2021/106, 30/12/2021, §§ 19-25; E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, §§ 27, 28; E.2022/37, K.2023/44, 9/3/2023, §§ 9, 10).</p>

<p>8. Kamu tüzel kişiliğini haiz Siber Güvenlik Başkanlığı kadrolarının yeniden düzenlenmesini öngören, dolayısıyla anılan kurumun teşkilat yapısıyla ilgili bir düzenleme getiren kural yönünden anılan kararlardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>9. Bu itibarla kural, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerine aykırı bir düzenleme içermemektedir.</p>

<p>10. Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının dördüncü cümlesinde “<i>Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.</i>” denmiştir. Buna göre CBK’ların anılan Anayasa hükmü yönünden denetimi yapılırken CBK ile düzenlenen alanda hüküm ifade eden, bu bağlamda karşılaştırmaya esas olabilecek, daha önce kabul edilmiş bir kanun hükmü olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.</p>

<p>11. Kuralla aynı alanda hüküm ifade eden karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikte, kanunla yapılan herhangi bir düzenleme tespit edilememiştir. Bu itibarla kuralın kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>12. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p>Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p><strong>b. Kuralın İçerik Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>13. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p>14. Hukuk devletinin temel unsurlarından biri <i>belirlilik</i> ilkesidir.<i> </i>Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarına göre anılan ilke,<i> </i>yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olmasını gerektirir.</p>

<p>15. Anılan ilkenin yürütmenin asli düzenleyici işlemi niteliğinde olan CBK’lar bakımından da geçerli olduğunda şüphe yoktur (AYM, E.2022/113, K.2023/112, 22/6/2023, § 29; E.2018/125, K.2020/4, 22/1/2020, § 28).</p>

<p>16. Dava konusu kuralla Siber Güvenlik Başkanlığının yeniden düzenlenen kadrolarının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık, net ve anlaşılır şekilde düzenlendiği, dolayısıyla kuralın belirlilik ilkesine aykırı bir yönü bulunmadığı ve öngörülebilir olduğu anlaşılmıştır.</p>

<p>17. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ</strong></p>

<p>18. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralın uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.</p>

<p>24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesine ekli Liste’yle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün yeniden düzenlenmesine yönelik iptal talebi 12/2/2026 tarihli ve E.2026/18, K.2026/26 sayılı kararla reddedildiğinden bu düzenlemeye ilişkin yürürlüğün durdurulması talebinin REDDİNE 12/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. HÜKÜM</strong></p>

<p>24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesine ekli Liste’yle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün yeniden düzenlenmesinin;</p>

<p><strong>A. </strong>Konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p><strong>B.</strong> İçeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>12/2/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkan</p>

   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. CBK’nın iptali talep edilen 4. maddesi ile; 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün ekli listede yer aldığı şekilde yeniden düzenlendiği belirtilmektedir.</p>

<p>2. Benzer düzenlemeler içeren ve daha önce Mahkememiz tarafından incelenen 60 numaralı CBK ile 1 numaralı CBK’nın ilgili maddelerinde yapılan değişikliklerin iptal isteminin reddine dair E. 2021/91 - K. 2021/106 sayılı, yine 2020/29 E. – 2022/155 K. sayılı ve 2018/149 E. – 2022/163 ve E. 2022/68 – K. 2024/26 sayılı kararlara yazdığım karşıoy gerekçelerim yukarıda belirtilen düzenlemeler bakımından da geçerlidir. Dolayısıyla incelenen kural ile ekli listeyle kadro ihdası ve eklenmesi yönündeki kuralın yasak alanda düzenleme yaptığı ve konu bakımından yetki yönünden Anayasanın 104. maddesinin 17. fıkrasının 3. cümlesine aykırı olduğu için iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim.</p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td></td>
   <td></td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. Mahkememiz çoğunluğu, 24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesine ekli Liste’yle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün yeniden düzenlenmesinin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Aşağıda açıklanan gerekçelerle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.</p>

<p>2. Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisinin sınırları açık ve kesin biçimde belirlenmiştir. Anılan fıkranın üçüncü cümlesinde yer alan “Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz” hükmü, yürütmeye tanınan düzenleme yetkisinin anayasal çerçevesini oluşturan emredici bir sınırlamadır.</p>

<p>3. Anayasa’nın 128. maddesinde ise; devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceği, bu personelin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hak ve yükümlülüklerinin, statülerinin ve özlük haklarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Anılan düzenleme, kamu personel rejiminin temel unsurlarının kanunilik ilkesine tâbi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p>4. Dava konusu 18. maddeyle, bir kısım kadroların iptal edilmesi ve diğer bir kısım kadroların ihdas edilmesi öngörülmektedir. Kadro ihdası ve iptali, kamu hizmetlerinin hangi unvanlar ve hangi sayıda personel eliyle yürütüleceğini belirleyen asli nitelikte düzenlemelerdir. Bu tür işlemler yalnızca teşkilat yapısına ilişkin teknik düzenlemeler olmayıp, kamu hizmetinin yürütülme biçimini ve kamu personel rejiminin yapısını doğrudan etkileyen normatif tasarruflardır.</p>

<p>5. Kadro ihdası ve iptali, kamu görevlilerinin statüsüyle doğrudan bağlantılıdır. Kadroların belirlenmesi, kamu hizmetinin sürekliliği, personel rejiminin yapısı ve kamu görevlerinin ifa biçimi üzerinde belirleyici etkiye sahiptir. Bu nedenle söz konusu düzenlemelerin, Anayasa’nın 128. maddesi kapsamında münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir alana ilişkin olduğu açıktır.</p>

<p>6. Öte yandan kadro ihdası ve iptali, kamu maliyesi bakımından da sonuç doğuran işlemlerdir. Kadro ihdası, kamu harcaması yapılmasını ve bütçeden ödenek tahsis edilmesini zorunlu kılar. Bu yönüyle dava konusu düzenleme, Anayasa’nın 161. maddesinde güvence altına alınan bütçe hakkını ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu alandaki asli yetkisini doğrudan etkilemektedir.</p>

<p>7. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yoluyla, mali sonuç doğuran ve kamu personel rejiminin temel unsurlarını belirleyen düzenlemelerin yapılması, yürütme organının yasama organına tanınmış anayasal yetki alanına müdahalesi sonucunu doğurur. Bu durum, yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesinin yanı sıra kuvvetler ayrılığı ilkesini de zedelemektedir.</p>

<p>8. Ayrıca dava konusu düzenleme, kamu hizmetine girme hakkı üzerinde de dolaylı ancak etkili sonuçlar doğurmaktadır. Kamu görevlerinin hangi kadrolar aracılığıyla yürütüleceğinin belirlenmesi, bireylerin kamu hizmetine girme imkânlarını etkileyen yapısal bir düzenlemedir. Bu nedenle, Anayasa’nın 70. maddesi bağlamında da değerlendirilmesi gereken bir niteliğe sahiptir.</p>

<p>9. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural ile yapılan düzenleme, konu bakımından yetki yönünden Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına, 128. maddesine ve 161. maddesine aykırı olduğu kanaati ile çoğunluk kararına iştirak edilmemiştir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. Mahkememiz çoğunluğunun 24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesine ekli Liste’yle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün yeniden düzenlenmesinin konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine ilişkin karara katılmamaktayım.</p>

<p>2. İptali talep edilen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümlerinde kadro ile ilgili hususlara ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.</p>

<p>3. Dava konusu kuralların “konu bakımından yetki” boyutu ile Anayasa’ya uygunluk denetiminde Mahkememiz çoğunluğunca Anayasa’nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasına bir aykırılık bulunmadığı kanaatine ulaşılsa da kuralların Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerine aykırı olduğu için iptali gerekmektedir.</p>

<p>4. Nitekim Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kadro ihdası konusunu düzenleyen bir kurala ilişkin Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği bir kararda bu konunun Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenmesinin Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiği görüşünde olduğumdan Mahkememiz çoğunluğunun iptal isteminin reddi yönündeki kanaatine katılmamıştım (Bkz.: E. S.: 2018/119, K. S.: 2020/25, K. T.: 11/06/2020 §§ 6-22, 27-31, 33). Aynı hukuki gerekçelerin kadro ile ilgili düzenlemenin yer aldığı dava konusu (192) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünde de geçerli olduğu kanaatindeyim.</p>

<p>5. Dolayısıyla E. S.: 2018/119, K. S.: 2020/25 sayılı kararın karşıoyunda yer verdiğim gerekçelerle 24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesine ekli Liste’yle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün yeniden düzenlenmesinin Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı olması nedeniyle iptali gerektiği kanaatinde olduğum için çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
   <td>
   <p></p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202618-e-202626-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/yargi/aym-n.jpg" type="image/jpeg" length="42722"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="96454"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kamulaştırma İşlemlerinde Gerçek Değerin Belirlenmesine Yönelik Süreç Devam Ederken Taşınmazın İdare Adına Tesciline İmkân Tanıyan Kurala İlişkin İtiraz Başvurusu Hakkında Karar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kamulastirma-islemlerinde-gercek-degerin-belirlenmesine-yonelik-surec-devam-ederken-tasinmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kamulastirma-islemlerinde-gercek-degerin-belirlenmesine-yonelik-surec-devam-ederken-tasinmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi 12/2/2026 tarihinde E.2025/190 numaralı dosyada, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesinin 7139 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değiştirilen sekizinci fıkrasının sekizinci cümlesinde yer alan “Tescil hükmü kesin olup,…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İtiraz Konusu Kural</strong></p>

<p>İtiraz konusu kuralda, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili talebiyle açılan davalarda mahkemece idare adına verilen tescil kararının kesin nitelikte olduğu öngörülmektedir.</p>

<p><strong>Başvuru Gerekçesi</strong></p>

<p>Başvuru kararında özetle; kamulaştırma bedelinin tespitine ve tescile ilişkin davalarda kamulaştırma bedelinin yatırıldığına ilişkin makbuzun sunulması hâlinde mahkemece taşınmazın idare adına tesciline kesin olarak karar verilmesinin uygulamada sorunlara yol açtığı, tescil hükmünün kesin olması nedeniyle kamulaştırma işleminin iptal edilmesine karşın taşınmazın tapusunun idare üzerinde kaldığı, ayrıca kamulaştırmada gerçek bedelin ödenmesi ilkesine aykırı olarak taşınmaz malikinin taşınmazın bedelini tam olarak almaksızın mülkiyet hakkından yoksun bırakıldığı, taşınmaz maliki tarafından yolsuz tescile dayalı olarak iptal ve tescil davası ya da kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının açılması mümkün ise de malikin bu şekilde dava açmaya zorlanmasının davaların en az giderle ve makul bir süre içinde bitirilmesi ilkesiyle çeliştiği belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>Mahkemenin Değerlendirmesi</strong></p>

<p>Anayasa’nın 46. maddesine göre kamulaştırmanın devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından yapılabilmesi için kamu yararının bulunması, kamulaştırma kararının kanunda gösterilen esas ve usullere uygun alınması, gerçek karşılığın ilke olarak peşin ve nakden ödenmesi gerekir. Anayasa'nın anılan maddesinin birinci fıkrasında kamulaştırmanın taşınmazın gerçek karşılığının ödenmesi şartıyla kullanılabilecek bir yetki olduğu hükme bağlanmıştır. Gerçek karşılığın ödenmesi Anayasa’da malikler lehine getirilen özel bir güvencedir. Dolayısıyla taşınmazın gerçek karşılığı ödenmeden yapılan kamulaştırma işlemleri söz konusu fıkradaki gerçek karşılığın ödenmesi güvencesinin yanı sıra peşin ödeme güvencesine de aykırılık oluşturacaktır. Kamulaştırma suretiyle mülkiyet hakkına getirilen sınırlamada, hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gereken adil denge ancak malike taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesi suretiyle sağlanabilir.</p>

<p>Peşin ödeme güvencesi, gerçek karşılığın taksitli olarak ödenmemesinin ötesinde kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek karşılığın en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği tarihte ödenmesi gerektiğini ifade eder. Dolayısıyla Anayasa’nın 46. maddesinde belirtilen kamulaştırmanın anayasal ögelerine uygun bir kamulaştırma işleminden bahsedilebilmesi için taşınmazın gerçek karşılığının ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinin yalnızca tek seferde ödenmesi yeterli olmayıp bu ödemenin en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği anda yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın anılan maddesinde yer alan taksitlendirme hâlleri bulunmamasına rağmen kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek karşılığın taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtikten sonra ödenmesi peşin ödeme güvencesine aykırılık oluşturacaktır.</p>

<p>İtiraz konusu kural uyarınca kamulaştırılan taşınmazın idare adına tesciline ilişkin hüküm kesin nitelikte olup kanun yolu denetimine tabi olmamaktadır. Bu itibarla bedel tespiti ve tescil davasında sadece kamulaştırma bedeli yönünden kanun yoluna başvurulabilmektedir.</p>

<p>Mahkemelerin dava konusu yapılan taşınmazın mülkiyetinin idareye devredilmesi sonucunu doğuran kesin nitelikteki tescil hükmü üzerine kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescili gerçekleştirilmektedir. Böylece mahkeme kararıyla belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini oluşturup oluşturmadığı kesin olarak tespit edilmeksizin taşınmazın mülkiyeti idareye geçmektedir. Zira kanun yolu incelemesinde mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek karşılığını yansıtmadığının ve daha fazla olması gerektiğinin belirlenmesi mümkündür. Bu durumda kamulaştırılan taşınmazın gerçek değeri malike ödenmeden taşınmazın mülkiyetinin idareye devri sonucu ortaya çıkacaktır.</p>

<p>Bu değerlendirmeler ışığında, kural kapsamında kamulaştırma sürecinde mahkemece idare adına verilen tescil kararının kesin nitelikte olmasının mahkeme kararıyla belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini oluşturup oluşturmadığı kesin olarak tespit edilmeksizin taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesine neden olduğu, bu yönüyle kuralla Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan peşin ödeme güvencesi yerine getirilmeksizin mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen Anayasa’nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.</p>

<p>----</p>

<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2025/190</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2026/38</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 12/2/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.Tarih-Sayı : 21/5/2026-33260</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: </strong>Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p><strong>İTİRAZIN KONUSU:</strong> 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesinin 19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değiştirilen sekizinci fıkrasının sekizinci cümlesinde yer alan “<i>Tescil hükmü kesin olup,…</i>”<i> </i>ibaresinin Anayasa’nın 35., 36. ve 46. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>OLAY: </strong>Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.</p>

<p><strong>I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ</strong></p>

<p>Kanun’un 10. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı sekizinci fıkrası şöyledir:</p>

<p>“<i>(Değişik sekizinci fıkra: 19/4/2018-7139/26 md.) Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hâkim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hâkim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. Tarafların anlaşması halinde kamulaştırma bedeli olarak anlaşılan miktar peşin ve nakit olarak, hak sahibi adına bankaya yatırılır. Tarafların anlaşamaması halinde hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin (…) mahkemece belirlenecek banka hesabına yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir. İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına, hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin (…) veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. <strong><u>Tescil hükmü kesin olup,</u></strong> tarafların bedele ilişkin istinaf veya temyiz hakları saklıdır. İstinaf veya temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen kamulaştırma bedeli, hak sahibine peşin ve nakit olarak ödenen tutardan daha az olması durumunda aradaki fark ilgilisinden talep edilir. İdare tarafından hak sahibi adına yapılan ödeme tarihi ile geri ödemeye ilişkin yazının ilgilisine tebliğ edildiği tarih arasındaki süre için faiz alınmaz.</i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 10/9/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Emre DURSUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:<strong> </strong></p>

<p><strong>A. Anlam ve Kapsam</strong></p>

<p>3. 2942 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasında idarelerin anılan Kanun’a göre tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin ikinci fıkrasında da satın alma usulünde idarenin teklif edeceği bedelin idare içinde oluşturulan bir kıymet takdir komisyonunca belirleneceği belirtilmiştir.</p>

<p>4. Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasında ise tarafların satın alma usulüyle bir sonuca ulaşamamaları durumunda idarenin bedel tespiti ve taşınmazın idare adına tescili için yetkili asliye hukuk mahkemesinde dava açması gerektiği hükme bağlanmıştır.</p>

<p>5. Söz konusu maddenin beşinci ve altıncı fıkralarına göre mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada hâkim, taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet edecek, tarafların bedelde anlaşması hâlinde taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul edecektir. Tarafların bedelde anlaşamamaları hâlinde ise en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerinin tespiti için mahallinde keşif yapacaktır.</p>

<p>6. Maddenin yedinci ve sekizinci fıkralarında bilirkişilerin 11. maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını on beş gün içinde mahkemeye verecekleri, tarafların bedelde anlaşamamaları hâlinde gerektiğinde hâkim tarafından on beş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulunun tayin edileceği ve hâkimin, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedelini tespit edeceği belirtilmiştir.</p>

<p>7. Sekizinci fıkrada ayrıca mahkemece tespit edilen bedelin taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedeli olduğu, idarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına, hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı hâlinde mahkemece taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verileceği ve bu kararın, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirileceği hükme bağlanmıştır.</p>

<p>8. Anılan fıkranın sekizinci cümlesinde ise tescil hükmünün kesin olduğu, tarafların bedele ilişkin istinaf veya temyiz haklarının saklı olduğu düzenlenmiştir. Söz konusu cümlede yer alan “<i>Tescil hükmü kesin olup,…</i>” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.</p>

<p>9. Öte yandan fıkranın dokuzuncu ve onuncu cümlelerinde istinaf veya temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen kamulaştırma bedelinin hak sahibine peşin ve nakit olarak ödenen tutardan daha az olması durumunda aradaki farkın ilgilisinden talep edileceği, idare tarafından hak sahibi adına yapılan ödeme tarihi ile geri ödemeye ilişkin yazının ilgilisine tebliğ edildiği tarih arasındaki süre için faiz alınmayacağı belirtilmiştir.</p>

<p>10. 25. maddenin birinci fıkrasında ise hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işleminin mal sahibi için 10. madde uyarınca mahkemece yapılan tebligatla başlayacağı ve mülkiyetin idareye geçmesinin mahkemece verilen tescil kararıyla olacağı düzenlenmiştir.</p>

<p><strong>B. İtirazın Gerekçesi</strong></p>

<p>11. Başvuru kararında özetle; kamulaştırma bedelinin tespitine ve tescile ilişkin davalarda kamulaştırma bedelinin yatırıldığına ilişkin makbuzun sunulması hâlinde mahkemece taşınmazın idare adına tesciline kesin olarak karar verilmesinin uygulamada sorunlara yol açtığı, tescil hükmünün kesin olması nedeniyle kamulaştırma işleminin iptal edilmesine karşın taşınmazın tapusunun idare üzerinde kaldığı, ayrıca kamulaştırmada gerçek bedelin ödenmesi ilkesine aykırı olarak taşınmaz malikinin taşınmazın bedelini tam olarak almaksızın mülkiyet hakkından yoksun bırakıldığı, taşınmaz maliki tarafından yolsuz tescile dayalı olarak iptal ve tescil davası ya da kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının açılması mümkün ise de malikin bu şekilde dava açmaya zorlanmasının davaların en az giderle ve makul bir süre içinde bitirilmesi ilkesiyle çeliştiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 35., 36. ve 46. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p>12. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.</p>

<p>13. Anayasa’nın 35. maddesinde “<i>Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.</i>”<i> </i>hükmüne yer verilmiştir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2024/1, K.2025/70, 6/3/2025, § 17; E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).</p>

<p>14. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların öngördüğü sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren bir haktır (<i>Mehmet Akdoğan ve diğerleri </i>[1. B.]<i>, </i>B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (<i>Recep Tarhan ve Afife Tarhan</i> [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53).</p>

<p>15. Mülkten yoksun bırakma niteliği taşıyan kamulaştırma işlemi sonucu mahkemece idare adına verilen tescil kararının kesin nitelikte olduğunu düzenleyen itiraz konusu kuralla mülkiyet hakkına sınırlama getirildiği açıktır.</p>

<p>16. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir.</p>

<p>17. Anayasa’nın 13. maddesinde “<i>Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.</i>” denilmektedir.</p>

<p>18. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca mülkiyet hakkı, Anayasa’da öngörülen nedenlere bağlı olarak Anayasa’nın sözüne ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın ancak kanunla sınırlanabilir.</p>

<p>19. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.</p>

<p>20. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu nitelikleri olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.</p>

<p>21. Kuralda kamulaştırma bedelinin tespiti üzerine taşınmazla ilgili olarak verilen tescil kararının kesinlik ve kanun yoluna başvuru itibarıyla kapsamının açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli ve öngörülebilir olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>22. Öte yandan Anayasa’nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların Anayasa’nın sözüne de aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre Anayasa’nın anılan maddesinde yer alan hak ve özgürlüklerin sınırlanması ölçütlerinden biri de Anayasa’nın sözüne uygunluktur.</p>

<p>23. Anayasa'nın söz konusu maddesinde yer alan “<i>Anayasa'nın sözü</i>” ifadesi Anayasa'nın metnini yani lafzını ifade etmektedir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların Anayasa'nın sözüne uygun olması şartı özellikle Anayasa'nın çeşitli maddeleriyle getirilen <i>ek güvenceler</i> söz konusu olduğunda önem taşımaktadır. Anayasa, çoğu durumda bir hak veya özgürlüğü yalnızca tanımakla yetinmeyerek onun kullanılmasını garanti altına almak için bazı yönlerini ayrıca vurgulayarak veya bazı yönlerine belli bir önem atfederek koruma altına alır. Anayasa koyucunun bir hakkı tanımanın yanında o hakkın norm alanına giren bir boyutunu ayrıca ve özel olarak ifade etmesi, buna ilişkin ek bir güvence getirmesi de mümkün olabilmektedir (<i>Kadri Enis Berberoğlu (2)</i> [GK], B. No: 2018/30030, 17/9/2020, § 69; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, § 79).</p>

<p>24. Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma Anayasa’da özel mülkiyetin kamuya geçirilmesi konusunda başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlenmiş olup bir taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet hakkının malikin rızası olmaksızın kamu yararı için ve karşılığı ödenmek kaydıyla devlet tarafından sona erdirilmesidir. Bu yönüyle kamulaştırma Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkına getirilen anayasal bir sınırlamadır. Bu itibarla 46. maddede belirtilen kamulaştırmanın anayasal ögelerine uygun bir düzenleme, mülkiyet hakkına aykırılık oluşturmayacaktır (AYM, E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, §§ 12, 15).</p>

<p>25. Anayasa’nın 46. maddesine göre kamulaştırmanın devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından yapılabilmesi için kamu yararının bulunması, kamulaştırma kararının kanunda gösterilen esas ve usullere uygun alınması, gerçek karşılığın ilke olarak peşin ve nakden ödenmesi gerekir. Kamulaştırma işleminde temel unsur kamu yararıdır. Bu yönüyle söz konusu işlem, taşınmazın el konulmasını zorunlu kılan kamu yararının özel mülkiyete üstün tutulduğu durumlarla sınırlı olarak ve Anayasa’da belirlenen usul güvenceleri izlenerek yapıldığında hukuka uygun sayılır (AYM, E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, § 11).</p>

<p>26. Anayasa'nın anılan maddesinin birinci fıkrasında kamulaştırmanın taşınmazın gerçek karşılığının ödenmesi şartıyla kullanılabilecek bir yetki olduğu hükme bağlanmıştır. Gerçek karşılığın ödenmesi Anayasa’da malikler lehine getirilen özel bir güvencedir. Dolayısıyla taşınmazın gerçek karşılığı ödenmeden yapılan kamulaştırma işlemleri söz konusu fıkradaki gerçek karşılığın ödenmesi güvencesinin yanı sıra peşin ödeme güvencesine de aykırılık oluşturacaktır (bazı farklarla birlikte bkz. <i>Kübra Yıldız ve diğerleri</i> [GK], B. No: 2018/32734, 28/7/2022, § 61).</p>

<p>27. Diğer yandan Anayasa’nın 46. maddesinin ikinci fıkrasında kesin hükme bağlanan artırım bedelinin nakden ve peşin olarak ödenmesi gerektiği belirtilmiş, böylece kesin hükme bağlanan artırım bedeli yönünden de nakden ve peşin olarak ödenme güvencesi getirilmiştir. Kesin hükme bağlanan artırım bedeli taşınmazın gerçek karşılığının bir unsurudur. Anayasa’nın söz konusu maddesinin birinci fıkrasında gerçek karşılığın peşin ödenmesinden bahsedildikten sonra ikinci fıkrasında kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedelinin peşin ödenmesi gerektiği düzenlenerek gerçek karşılık güvencesi açıklanmıştır (<i>Muammer Bulut</i> [GK], B. No: 2020/9066, 21/11/2024, § 61).</p>

<p>28. Kamulaştırma suretiyle mülkiyet hakkına getirilen sınırlamada, hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gereken adil denge ancak malike taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesi suretiyle sağlanabilir. Diğer bir ifadeyle kamulaştırma suretiyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulan durumlarda malike taşınmazın gerçek karşılığının peşin olarak ödenmesi, müdahaleyle malike yüklenen aşırı külfetin telafi edilmesini temin eden temel bir araçtır. Buna göre kamulaştırmanın anayasal ögelerinden biri <i>gerçek karşılık</i> olduğundan kamulaştırılan taşınmazın bedeline dair yasal düzenlemelerin Anayasa’da öngörülen<i> gerçek karşılık</i> ölçütüne uygun olması gerekmektedir (bazı farklarla birlikte bkz. <i>Kübra Yıldız ve diğerleri</i>, § 62).</p>

<p>29. Peşin ödeme güvencesi, gerçek karşılığın taksitli olarak ödenmemesinin ötesinde kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek karşılığın en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği tarihte ödenmesi gerektiğini ifade eder. Dolayısıyla Anayasa’nın 46. maddesinde belirtilen kamulaştırmanın anayasal ögelerine uygun bir kamulaştırma işleminden bahsedilebilmesi için taşınmazın gerçek karşılığının ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinin yalnızca tek seferde ödenmesi yeterli olmayıp bu ödemenin en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği anda yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın anılan maddesinde yer alan taksitlendirme hâlleri bulunmamasına rağmen kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek karşılığın taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtikten sonra ödenmesi peşin ödeme güvencesine aykırılık oluşturacaktır (<i>Muammer Bulut</i>, § 64).</p>

<p>30. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili talebiyle açılan davalarda mahkemeler tarafından belirlenen kamulaştırma bedelinin idare tarafından depo edilmesiyle birlikte taşınmazın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibi kişiye ödenmesine karar verilmektedir. Kural uyarınca kamulaştırılan taşınmazın idare adına tesciline ilişkin hüküm kesin nitelikte olup kanun yolu denetimine tabi olmamaktadır. Bu itibarla bedel tespiti ve tescil davasında sadece kamulaştırma bedeli yönünden kanun yoluna başvurulabilmektedir.</p>

<p>31. Mahkemelerin dava konusu yapılan taşınmazın mülkiyetinin idareye devredilmesi sonucunu doğuran kesin nitelikteki tescil hükmü üzerine kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescili gerçekleştirilmektedir. Böylece mahkeme kararıyla belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini oluşturup oluşturmadığı kesin olarak tespit edilmeksizin taşınmazın mülkiyeti idareye geçmektedir. Zira kanun yolu incelemesinde mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek karşılığını yansıtmadığının ve daha fazla olması gerektiğinin belirlenmesi mümkündür. Bu durumda kamulaştırılan taşınmazın gerçek değeri malike ödenmeden taşınmazın mülkiyetinin idareye devri sonucu ortaya çıkacaktır.</p>

<p>32. Dolayısıyla kural kapsamında mahkemenin tescil kararının kesin olması nedeniyle kamulaştırma bedelinin kesin olarak tespit edilip tamamı malike ödenmeksizin idare, taşınmazın mülkiyetini ve bu durumun doğal sonucu olarak taşınmazı kamulaştırma amacına uygun kullanma hakkını elde etmekte; malik ise mülkünü kaybetmektedir. Bu durum ise Anayasa'nın 46. maddesinde düzenlenen kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek bedelin tek seferde ve en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği anda ödenmesini gerektiren peşin ödeme güvencesine aykırı olarak taşınmazın mülkiyetinin idareye devri sonucunu doğurmaktadır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. <i>Muammer Bulut</i>, § 72).</p>

<p>33. Bu itibarla kural kapsamında kamulaştırma sürecinde mahkemece idare adına verilen tescil kararının kesin nitelikte olmasının mahkeme kararıyla belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini oluşturup oluşturmadığı kesin olarak tespit edilmeksizin taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesine neden olduğu, bu yönüyle kuralla Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan <i>peşin ödeme güvencesi</i> yerine getirilmeksizin mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen Anayasa’nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>34. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.</p>

<p>Kural, Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 36. maddesi yönünden incelenmemiştir.</p>

<p><strong>IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU</strong></p>

<p>35. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “<i>Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.</i>” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.</p>

<p>36. 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesinin sekizinci fıkrasının sekizinci cümlesinde yer alan “<i>Tescil hükmü kesin olup,…</i>”<i> </i>ibaresinin iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.</p>

<p><strong>V. HÜKÜM</strong></p>

<p>4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesinin 19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değiştirilen sekizinci fıkrasının sekizinci cümlesinde yer alan “<i>Tescil hükmü kesin olup,…</i>”<i> </i>ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE 12/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkan</p>

   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kamulastirma-islemlerinde-gercek-degerin-belirlenmesine-yonelik-surec-devam-ederken-tasinmaz</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymaasasf.jpg" type="image/jpeg" length="83434"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2022/28626 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202228626-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202228626-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 13/1/2026 tarihli ve 2022/28626 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İSA COŞKUN VE PAKİZER COŞKUN BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>(Başvuru Numarası: 2022/28626)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>Karar Tarihi: 13/1/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 21/5/2026 - 33260</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Mehmet Yavuz YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>1. İsa COŞKUN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>2. Pakizer COŞKUN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Av. Fatma KARABULAK</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru; uğranılan zararın tazmin edilmesi talebiyle açılan tam yargı davasında usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>

<p>2. Başvurucuların oğlu E.C., Millî Eğitim Bakanlığına (İdare) bağlı bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde tedavi görmektedir. E.C. 14/6/2013 tarihinde yaygın gelişimsel bozukluklar odasında ders gördüğü esnada tuvalet ihtiyacını karşılamak için öğretmeninden izin alarak tuvalete gitmiştir. Ancak yaşanan kaza dolayısıyla sınıf penceresinden düşmesi sonucunda bacakları kırılarak ağır yaralanmıştır.</p>

<p>3. Başvurucular 17/9/2013 tarihinde Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Hukuk Mahkemesi) özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinin sahibi F.Ü.ye karşı kusurlu olması sebebine dayanarak maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Hukuk Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 7/1/2015 tarihli bilirkişi raporunda, söz konusu olay nedeniyle E.C.nin %21,12 oranında, yaşına göre meslekte kazanma gücünde azalma olduğu belirtilmiştir. Yine aynı dosyada özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi sahibi F.Ü.nün kurumda maddi imkânların hazırlanması, yeterli personelin istihdamı konusunda ihmali olduğu gerekçesiyle %75 oranında kusurlu olduğu ifade edilmiştir. Raporda ayrıca nöbetçi öğretmenin de zihinsel engelli bir çocuğu kurum idaresinden veya başkaca bir görevliden yardım istemeden tuvalete göndermesi hususunda %25 oranında kusurlu olduğu açıklanmış ancak İdareye herhangi bir kusur izafe edilmemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4. Hukuk Mahkemesi yaptığı yargılamada 16/3/2016 tarihli duruşmada başvurucular ve karşı tarafın duruşma günü ve saatinden haberdar olmasına karşın hazır olmadıklarından 16/3/2016 tarihinde dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar vermiştir. Verilen yasal süre içinde taraflarca herhangi bir talepte bulunulmadığından bu kez davanın 22/6/2016 tarihli kararla açılmamış sayılmasına hükmedilmiştir.</p>

<p>5. Olay nedeniyle başvurucular, İdarenin hizmet kusuru olduğu iddiasıyla 14/4/2014 tarihinde İdareye başvuru yapmış ve tazminat talep etmiştir. Bu başvurunun zımnen reddi üzerine 3.000 TL maddi ve 150.000 TL manevi olmak üzere toplam 153.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle 1/7/2014 tarihinde Van 3. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.</p>

<p>6. Başvurucular; dava dilekçesinde idari hizmetin kötü işlemesi neticesinde çocuklarının belki de çok basit bir müdahale ile giderilebilecek bir yaralanmanın oluşacağı bir kaza yaşayacakken ağır şekilde sakatlandığını, pencerede koruyucu parmaklıkların olmadığını, buna göre oluşan zararla ilgili olarak resen araştırma ilkesi uyarınca inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Uyuşmazlığı inceleyen Mahkeme 19/10/2015 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Uyuşmazlık konusu olay ile ilgili mevzuatın bir bütün olarak incelenmesinden; davalı idarenin özel eğitim kurumlarını denetlemekle yükümlü olduğu açık olmakla birlikte aynı olay nedeniyle Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:2013/430 esasına kayden tazminat davasının açıldığı, anılan davada yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 07.01.2015 tarihli raporlarda söz konusu olay nedeniyle kursiyer </i>[E.C.]'<i>nin %21,12 oranında yaşına göre meslekte kazanma gücünde azalma olduğunun belirtildiği, yine aynı dosyada özel eğitim uzmanı tarafından düzenlenen kusur raporunda; Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesinde kurumların pencerelerinin korkulukla kapatılması hususunda herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliğinin 31. maddesindeki hüküm dikkate alınarak </i>[V.Ö.Y.H.Ö.E. ve Rehabilitasyon Merkezi]<i> kurucusunun kurumda maddi imkanların hazırlanması, yeterli personelin istihdamı konusunda ihmali olduğu gerekçesiyle%75 oranında kusurlu olduğu, nöbetçi öğretmenin de zihinsel engelli bir çocuğu kurum idaresinden veya başkaca bir görevliden yardım istemeden tuvalete göndermesi hususunda %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, davalı Milli Eğitim Bakanlığı'na herhangi bir kusurun izafe edilmediği görülmektedir.</i></p>

<p><i>Bu durumda; gerek Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesinde özel eğitim kurumlarının pencerelerinin korkulukla kapatılması hususunda herhangi bir düzenlemenin bulunmaması gerekse</i> [V.Ö.Y.H.Ö.E. ve Rehabilitasyon Merkezi]<i> kurucusunun kurumda maddi imkanların hazırlanması, yeterli personelin istihdamı konusunda ihmali olduğu gerekçesiyle %75 oranında kusurlu oluşu ve nöbetçi öğretmenin de zihinsel engelli bir çocuğu kurum idaresinden veya başkaca bir görevliden yardım istemeden tuvalete göndermesi hususunda %25 oranında kusurlu olması ve davalı idareye kusur izafe edilmemesi nazara alındığında davalı Milli Eğitim Bakanlığı'nın hizmet kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmakla talep edilen maddi ve manevi tazminatın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır."</i></p>

<p>7. Başvurucular, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde adli yargıda görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporunun dava dışı kişilerin kusur oranlarıyla ilgili olduğunu, İdarenin hizmet kusuru bakımından hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını iddia etmiştir. Başvurucular ayrıca İdarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğunun tespiti için bu dosya kapsamında da oluşan zarar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini vurgulamıştır. Danıştay Sekizinci Dairesi (Daire) 1/7/2020 tarihinde verdiği kararla temyiz başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebep bulunmadığı tespitiyle temyiz başvurusunun reddine karar vererek hükmü onamıştır.</p>

<p>8. Başvurucuların yaptığı karar düzeltme başvurusu da aynı Dairenin 28/12/2021 tarihli kararıyla reddedilmiş ve hüküm kesinleşmiştir.</p>

<p>9. Başvurucular, nihai kararı 4/2/2022 tarihinde öğrendikten sonra 3/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p><strong>A.</strong> <strong>Silahların Eşitliği İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>11. Başvurucular; İdarenin gereken düzenlemeleri ve kontrolleri yapmaması nedeniyle hizmet kusuru olduğunu, Mahkemece İdarenin taraf olmadığı bir uyuşmazlığa ilişkin sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını iddia etmiştir. Başvuruculara göre somut olayda incelenmesi gereken mesele, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinin gerekli önlemleri alıp almadığının yanı sıra İdarenin denetim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğidir. Buna göre başvurucular Mahkemece hukuk kurallarının hatalı yorumlandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucuların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca konuyla ilgili olarak İdareden temin edilen görüş ve ilgili belgelerin başvurucuların şikâyetlerine yönelik yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere sunulduğu ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddialarını tekrar etmiştir.</p>

<p>13. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların şikâyetleri bir bütün olarak adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesi yönünden incelenmiştir.</p>

<p>14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>15. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan [1. B.], B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).</p>

<p>16. Anayasa'nın 36. maddesine<i> "adil yargılanma"</i> ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen <i>silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama</i> ilkelerine Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması imkân dâhilinde değildir (<i>Mehmet Fidan</i>, § 38).</p>

<p>17. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir (<i>Yaşasın Aslan</i> [2. B.], B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını kapsamaktadır (<i>Yüksel Hançer</i> [1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 18, 19).</p>

<p>18. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi, herhangi bir davada bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (<i>Ahmet Korkmaz</i> [2. B.], B. No: 2014/16232, 25/1/2018, § 29).</p>

<p>19. Başvurucular, çocuklarının özel eğitim ve rehabilitasyon merkezindeki eğitimi sırasında camdan düşerek ağır yaralanması olayında İdarenin kazanın meydana geldiği yerde gerekli denetimleri gerçekleştirmemesi ve yasal düzenlemeleri yapmaması nedeniyle hizmetin kusurlu işletildiği iddiasıyla tazminat davası açmıştır. Söz konusu davada tartışılacak temel mesele, başvurucuların maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığı ve varsa zararlarının kusursuz veya kusur sorumluluğu uyarınca devlet tarafından karşılanmasının koşullarının oluşup oluşmadığıdır.</p>

<p>20. Mahkeme, başvurucuların tazminat istemini kusur sorumluluğu ilkesi yönünden incelemiş ve sorumluluğun şartlarının oluşmadığına karar vermiştir. Mahkeme; bu sonuca ulaşırken Hukuk Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda zararın özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi sahibinin ve çalışan öğretmenin kusuru nedeniyle oluştuğuna işaret edildiğini, İdareye herhangi bir kusur atfedilmediğini ve dosya içeriğinde İdareye olayla ilgili olarak kusur atfedilmesini gerektirecek herhangi bir bilgi, belge veya delilin mevcut olmadığını belirterek gerekçesini oluşturmuştur.</p>

<p>21. Başvurucular, dava ve istinaf dilekçelerinde, İdarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğunun tespiti için bu dosya kapsamında da oluşan zarar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, adli yargıda yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporun hükme dayanak yapılamayacağını özellikle vurgulamıştır. Mahkeme yaptığı yargılamada bilirkişi incelemesini gerekli görmemiş; Hukuk Mahkemesinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunu hükme esas almıştır. Daire de ayrı bir gerekçe göstermeksizin kararı onamıştır. Bu itibarla başvurucuların iddiasını ispatlamada hayati öneme sahip olan söz konusu hususlar dikkate alınmadan uyuşmazlığın sonuçlandırılmasının başvurucuların davalı idareye nazaran zayıf bir konuma düşürülmesine yol açtığı anlaşılmıştır.</p>

<p>22. Dolayısıyla başvuruya konu yargılamanın bütünü yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda incelendiğinde başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin imkânlardan mahrum kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>24. Başvurucular, yargılamaların makul süre içinde tamamlanmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan <i>Veysi Ado</i> ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının<i> başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>GİDERİM</strong></p>

<p>26. Başvurucular, ihlalin tespiti ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>27. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2) </i>[1. B.],<i> </i>B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>28. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p>29. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV.</strong> <strong>HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. 1. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın <i>başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Van 3. İdare Mahkemesine (E.2014/703, K.2015/1030) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,</p>

<p>E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,</p>

<p>F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202228626-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/aymamna.jpg" type="image/jpeg" length="29033"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/22087 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202122087-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202122087-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 13/1/2026 tarihli ve 2021/22087 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>B.H. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/22087)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>Karar Tarihi: 13/1/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 21/5/2026 - 33260</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong><u>RESEN GİZLİLİK KARARI VERİLDİ</u></strong></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Ayşenur TUNCER</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>1. B.H.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>2. F.H.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>3. V.H.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Av. Serpil SERİN</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN KONUSU</strong></p>

<p>1. Başvuru, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun işlendiği iddiasıyla yapılan yargılamada hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>BAŞVURU SÜRECİ</strong></p>

<p>2. Başvuru 30/3/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:</p>

<p>5. Başvurucu B.H., şüphelinin öğretmen olarak çalıştığı ortaokulda öğrenciyken cinsel istismar eylemlerine maruz kaldığı iddiasıyla 1/6/2018 tarihinde Kartal Çocuk Büro Amirliğinde şikâyetçi olmuştur. Başvurucunun temsilcileri olan anne ve baba da kızlarının yaşadığı olaylara ilişkin şikâyet beyanında bulunmuştur. Anılan şikâyetler üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından yürütülen soruşturmanın sonucunda iddianame düzenlenmiştir. İddianamede şüphelinin değişik tarihlerde başvurucuya diğer öğrencilerden farklı davrandığı, bunun öğrenciler tarafından da algılandığı, başvurucunun telefonun numarasını işinin gereği olmadığı hâlde başvurucunun arkadaşlarından istediği, yapılan piknik gezisindeki resimleri gece geç vakitte başvurucuya gönderdiği, hafta sonu tatili olmasına karşın başvurucuya <i>"günaydın"</i> diye mesaj göndererek kendisiyle ilgili özel bir bilgi olmasına rağmen açık öğretim sınavında görev aldığını söylediği ifade edilmiştir.</p>

<p>6. İddianamede; şüphelinin başvurucuyu sınıf arkadaşı aracılığıyla iftara davet ettiği, başvurucuya bazen<i> "Canım, aşkım, bana 'hocam' deme." </i>şeklinde ifadelerle hitap ettiği, başvurucunun bu durumdan zamanla rahatsızlık duyduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun beyanına göre şüphelinin omzuna kolunu attığı, bazen de beline sarıldığı, sınıf arkadaşlarının başvurucuya şüphelinin kendisine çok yakın davrandığını söyleyip ondan uzak durmasını tavsiye ettikleri ifade edilmiştir. Başvurucunun beyanı alınan sınıf arkadaşlarının ve şüphelinin öğrencilerinin anlatımları ile şüphelinin dosya kapsamında yer alan eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde eylemlerin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu vurgulanmıştır.</p>

<p>7. İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından yapılan yargılama sonucunda<strong> </strong>sanığın eyleminin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 105. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarında belirtilen çocuğa karşı cinsel taciz suçunu oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Böylelikle Mahkemece fiil çocuğa karşı işlendiğinden takdiren sanığın 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık eğitici olduğundan verilen cezanın yarı oranında artırılarak sanığın 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Hükmün devamında sanığın eylemleri aynı kasıt altında aynı mağdura karşı birden fazla kez işlediğinden cezanın takdiren yarı oranında artırılarak sanığın 13 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın sonuç ceza olarak 11 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bunun yanında verilen hapis cezası bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hüküm kurulmuştur.</p>

<p>8. Anılan kararın gerekçesinde; başvurucunun öğrencisi olduğu okulda sınıf öğretmeni olan sanığın diğer öğrencilerden farklı olarak başvurucuya <i>"Canım, aşkım"</i> şeklinde hitap etmek, sınıftaki arkadaşları kanalıyla başvurucuya çiçek göndermek, gece geç saatlerde telefonuna resim göndermek ve<i> "günaydın"</i> şeklinde mesaj atmak suretiyle başvurucuya yönelik işlediği suçun kapsamındaki eylemlerin tamamının sözle yapılan cinsel taciz niteliğinde olup cinsel istismara ulaşmadığını belirtilmiştir. Bu eylemlerin mağdurun istikrarlı beyanları, dinlenen tanık ifadeleri, sanığın hazırlıkta alınan yanlışlıkla mesaj attığını kabul eden tevil yollu açıklamasıyla sabit görüldüğü vurgulanmıştır.</p>

<p>9. Kararda bulunan karşıoy gerekçesinde ise sanığın başvurucunun öğretmeni olduğu, değişik tarihlerde başvurucuya diğer öğrencilerden farklı davranmaya başladığı, başvurucunun rızası ve bilgisi olmadığı hâlde diğer öğrencilerden öğretmenlik ünvanını kullanarak cep telefonu numarasını aldığı, gece geç saatlerde başvurucuya fotoğraflar gönderdiği, hafta sonu tatil olmasına rağmen başvurucuya mesajlar yolladığı, başvurucunun öğretmeni olması nedeniyle görevi dâhilinde olmayan hususlarla ilgili bilgi verdiği belirtilmiştir. Bunlarla beraber sanığın başvurucuya yönelik<i> "Canım, aşkım, bana hocam deme" </i>şeklinde hitaplarda bulunduğu, başvurucunun bu durumdan rahatsızlık duyduğu, yine başvurucunun anlatımına göre sanığın elini omzuna attığı, bazen de beline sarıldığı ifade edilerek başvurucunun ilk anlatımı ve idari soruşturma sırasında dinlenen sınıf arkadaşlarının anlatımları birlikte değerlendirildiğinde sanığın ısrarlı davranışlarının cinsel taciz boyutunu aşarak sarkıntılık düzeyine ulaştığı kanaatine varıldığı ifade edilmiştir.</p>

<p>10. Karara karşı sanık, başvurucular, Başsavcılık ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı itiraz etmiştir. Başvurucular itiraz dilekçesinde dosya kapsamındaki delilleri ve Kartal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapordaki beyanları belirterek sanığın ısrarlı davranışlarının cinsel taciz boyutunu aşarak sarkıntılık düzeyine ulaştığını ve sanığın mağdurenin öğretmeni olması nedeniyle cezasında yarı oranında artırım yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi itirazların reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hem maddi hem hukuki yönden her yönüyle hukuka uygun olduğuna, toplanan delillerin denetime olanak verecek şekilde tartışılarak ulaşılan sonucun usul ve kanuna uygun bulunduğuna işaret edilmiştir.</p>

<p>11. Başvurucular, kararı 2/3/2021 tarihinde öğrenmiştir.</p>

<p><strong>IV.</strong> <strong>İLGİLİ HUKUK</strong></p>

<p>12. 5237 sayılı Kanun'un<i> "Çocukların cinsel istismarı"</i> başlıklı 103. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>''(1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. ...</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>(3) Suçun;</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.</i></p>

<p><i>..."</i></p>

<p>13. 5237 sayılı Kanun'un <i>"Cinsel taciz"</i> başlıklı 105. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.</i></p>

<p><i>(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/61 md.) Suçun;</i></p>

<p><i>... </i></p>

<p><i>b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz."</i></p>

<p><strong>V. İNCELEME VE GEREKÇE</strong></p>

<p>14. Anayasa Mahkemesinin 13/1/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>A.</strong> <strong>Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü</strong></p>

<p>15. Başvurucular; yargılamada sundukları dilekçelerinde Mahkemece Kartal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü müfettişlerinin hazırladığı raporun istenmesini ve değerlendirilmesini talep ettiklerini, Mahkemece bu taleplerinin dikkate alınmadığını, bunun üzerine dosya kapsamına görgüsü olan öğrencilerin beyanlarını da içeren anılan raporu sunduklarını ancak bu raporun Mahkemece incelenmediğini, gerekçeli kararda söz konusu raporun irdelenmediğini, sanığın ifadelerinin doğru olmadığının ispatlandığını belirtmiştir. Bununla birlikte yapılan yargılamada Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi'ndeki güvencelerin sağlanmadığını, başvurucunun yaşadığı olaylar sonucunda psikolojisinin bozulduğunu ve buna ilişkin doktor raporları ibraz edilmesine rağmen Mahkemece raporların gözönünde bulundurulmadığını, sanığın üzerindeki nüfuzunu kullanarak atılı suçu işlediğini, iddianamede belirtilen ve ispatlanan iddialara kararda yer verilmediğini ve sanığın etkili bir şekilde cezalandırılmadığını belirten başvurucular adil yargılanma hakkı ile maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>16. Bakanlık görüşünde; başvurucuların maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı önceki beyanlarını yineleyerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik yaptıkları itirazın gerekçesiz olarak reddedildiğini vurgulamıştır.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Değerlendirme</strong></p>

<p>17. Anayasa'nın <i>"Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" </i>başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Herkes, .. maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."</i></p>

<p>18. Anayasa'nın <i>"Devletin temel amaç ve görevleri"</i> başlıklı 5. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Devletin temel amaç ve görevleri, ..., Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."</i></p>

<p>19. Başvurucuların maddi ve manevi varlığına yönelik saldırılara karşı etkili bir kovuşturma yapılmaması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri özü itibarıyla Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kaldığından sadece bu madde yönünden inceleme yapılmıştır.</p>

<p>20. Eldeki olay incelendiğinde başvurucuya yönelik eylemlerin başvurucunun iddiasına göre cinsel taciz boyutunu aşarak sarkıntılık düzeyine ulaştığı, ağır fiziksel müdahale içeren cinsel saldırı mahiyetinde olmadığı anlaşılmıştır. Böylece başvurucunun bireysel başvuruya konu soruşturma kapsamındaki iddiaları, bu başvuru bağlamında dile getirdiği olgusal ve hukuki şikâyetler ile başvurucunun ruhsal durumunda meydana gelen etkiyle ilgili bir raporun varlığından söz edilmemesi birlikte değerlendirildiğinde başvurunun maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.</p>

<p><strong>1. Kabul Edilebilirlik Yönünden</strong></p>

<p>21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>2. Esas Yönünden</strong></p>

<p><strong>a.</strong> <strong>Genel İlkeler</strong></p>

<p>22. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir (<i>Sevim Akat Eşki</i> [1. B.], B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 30).</p>

<p>23. Bireyin fiziksel ve zihinsel bütünlüğü, Anayasa'nın 17. maddesinde yer verilen <i>kişinin maddi ve manevi varlığı</i> kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığının bir parçası olan fiziksel ve zihinsel bütünlüğe keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (<i>Yusuf Burak Çelik</i> [2. B.], B. No: 2013/2538, 20/11/2014, § 31).</p>

<p>24. Devletin pozitif yükümlülüğünün bir parçası olarak usul yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır (<i>Cezmi Demir ve diğerleri</i> [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 106).</p>

<p>25. Bireysel başvuru kapsamında yapılacak değerlendirmede usule ilişkin yeterli güvenceleri sunan etkili bir ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediği incelenirken soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız bir biçimde ve kamu denetimine tabi olarak özenle ve süratle yürütülmesi ve etkili olması unsurları araştırılmaktadır (<i>Mehmet Arif Kılınç</i> [1. B.], B. No: 2013/1656, 16/7/2014, § 29).</p>

<p>26. Bu kapsamda etkili bir başvuru yolundan söz edebilmek için başvuru yolunun sadece hukuken bulunması yeterli olmayıp bu yolun uygulamada fiilen de etkili olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine sahip olması gereklidir. Başvuru yolunun bir hak ihlali iddiasını önleyebilmesi, devam etmekteyse sonlandırabilmesi veya sona ermiş bir hak ihlalini karara bağlayabilmesi ve bunun için uygun bir tazminat sunabilmesi hâlinde ancak etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir. Yine, vuku bulmuş bir hak ihlali iddiası söz konusu olduğunda, tazminat ödenmesinin yanı sıra sorumluların ortaya çıkarılması bakımından da yeterli usuli güvencelerin sağlanması gerekir (<i>Esma Başbakkal</i> [2. B.], B. No: 2012/1128, 8/5/2014, § 34).</p>

<p>27. Anayasa'nın 17. maddesi gereğince yürütülecek soruşturmalarda soruşturma makamlarının 17. madde kapsamında değerlendirilebilecek bir muameleye maruz kaldığını ileri süren kişilerin olayın gelişimine ve delillerin elde edilmesine ilişkin ileri sürdükleri her türlü iddialarını ve taleplerini karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır. Soruşturma kapsamında yürütülecek soruşturma işlemlerinin belirleyicisi yetkili soruşturma makamlarıdır. Soruşturma makamları, her bir somut olayın koşullarını ayrıca değerlendirerek makul olan bir yöntem belirleyecektir (<i>Yavuz Durmuş ve diğerleri</i> [1. B.], B. No: 2013/6574, 16/12/2015, § 62).</p>

<p>28. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı kişinin dokunulmazlığını, maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde tatbiki ile sorumluların tespiti ve etkili müeyyidelerin uygulanmasını sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan belirtilen yükümlülük; Anayasa'nın 17. maddesinin başvurucuya üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırılmalarını talep hakkı, kamusal makamlara ise tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza hükmüyle sonuçlandırma ödevi yüklediği şeklinde yorumlanamaz (<i>Süleyman Demirbaş</i> [1. B.], B. No: 2014/1549, 13/7/2016, § 34).</p>

<p>29. Ancak her durumda soruşturmanın ya da kovuşturmanın etkili yapıldığından bahsedebilmek için tarafların iddialarının sübutuna elverişli olduğunu bildirdiği delillerinin Mahkemece öncelikle değerlendirilmesinin gerektiği açıktır. Ayrıca bir ceza yargılamasında, maddi gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla yeterli araştırma yapılmalı, olayı aydınlatmaya elverişli olduğu görülen deliller toplanmalı ve olay tüm yönleriyle ortaya konularak değerlendirilmelidir. Ancak yargılama sonunda sanık hakkında mutlaka ceza verilmesinin zorunlu olduğu söylenemez ise de yapılan yargılama neticesinde ulaşılan sonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz.<i> Gözde Başar</i> [2. B.], B. No: 2016/3122, 28/5/2019, § 34;<i> Erol Kumcu</i> [2. B.], B. No: 2015/18988, 9/5/2019, § 35; <i>Ali Çığır</i> [1. B.], B. No: 2015/19298, 8/5/2019, § 35).</p>

<p><strong>b.</strong> <strong>İlkelerin Olaya Uygulanması</strong></p>

<p>30. Somut olay yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde başvurucunun ve temsilcilerinin 1/6/2018 tarihinde şikâyetçi olduğu, aynı tarihte ifadelerinin alındığı, şüphelinin ifadesinin ise 2/6/2018 tarihinde alındığı ve ayrıca bu tarihte şüphelinin tutuklama talebiyle sevk edildiği İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığı görülmüştür. Bunun yanında Mahkemece idari tahkikat aşamasında beyanı alınan bir kısım öğrencinin duruşmada bizzat dinlendiği anlaşılmıştır.</p>

<p>31. Tüm kovuşturma süreci dikkate alındığında özellikle başvuru konusu olayın koşullarında sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, başvurucunun öğrenci ve sanığın başvurucunun öğretmeni olması, öğretmenlik mesleğinin toplum içindeki önemi birlikte değerlendirildiğinde çocuğun üstün yararının korunduğunun ortaya konulması gerektiği açıktır. Ancak incelenen olayda Mahkemece başvurucunun istikrarlı beyanları, dinlenen tanık ifadeleri, sanığın hazırlıkta alınan yanlışlıkla mesaj gönderdiğini kabul eden tevil yollu açıklamasının hükme esas alındığı belirtilmesine rağmen iddianamede olay örgüsünde anlatılan ve mahkeme kararında yer alan karşıoyda da belirtilen başvurucunun anlatımında geçen sanığın başvurucunun<i> beline sarılması ve omzuna elini atması </i>gibi eylemlerin hangi delile dayanılarak sübut bulmadığı kanaatine ulaşıldığının veya beyanların bu kısmına neden itibar edilmediğinin ortaya konulmadığı görülmüştür. Yine suçun vasfını nitelendirmede önem teşkil eden bu fiziksel temas iddiasının anılan nitelendirmeye etkisinin de açıkça ve anlaşılır şekilde kararda irdelendiğini söylemek güçtür. Öte yandan yargılamada başvurucu tarafından sunulan dilekçelerde Kartal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü müfettişlerinin hazırladığı raporda beyanı alınan öğrencilerin görgüye dayalı beyanlarına dayanılarak gerçekleştiği iddia edilen anılan fiziksel temas eylemlerinin söz konusu raporda geçen beyanlarla ispatlandığı ileri sürülmesine rağmen Mahkemece bu eylemlerin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda ilgili ve yeterli bir inceleme yapıldığından söz etmek mümkün değildir. Oysaki olayın aydınlatılması ve suç vasfının belirlenmesinde anılan raporda tespit edilen hususların Mahkemece değerlendirilmesi önem arz etmektedir.</p>

<p>32. Yapılan açıklamalar çerçevesinde yargılama süreci bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde olayın aydınlatılmasında önemli olan müfettiş raporu hazırlanırken alınan görgüye dayalı öğrenci beyanları hususunda gerekli ve yeterli bir inceleme yapılmadığı, kovuşturmada çocuğun üstün yararı ilkesi bağlamında haklarının korunmasına yönelik özen gösterilmediği, maddi olayın ortaya çıkarılabilmesi için yeterli bir araştırma gerçekleştirilmediği gibi olayın tüm yönleri ile ortaya konularak deliller ile ilişkilendirilmek suretiyle bir sonuca ulaşılmadığı anlaşılmıştır. Böylelikle gerçekleştiğine itibar edilmeyen olayların neler olduğu ve neden gerçekleşmediği kanaatine varıldığı somut delillerle gerekçeli kararda belirtilmeden etkili kovuşturma yapıldığından söz edilmesi mümkün değildir. Sonuç itibarıyla başvurucunun ileri sürdüğü olaylar ve deliller bağlamında kararda ilgili ve yeterli gerekçe bulunmadığı, başvurucunun şikâyetine yönelik etkin bir ceza kovuşturması yapılmadığı kanaatine ulaşılmıştır.</p>

<p>33. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>VI.</strong> <strong>GİDERİM </strong></p>

<p>34. Başvurucular, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.</p>

<p>35. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2) </i>[1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>36. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı; uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>VII.</strong> <strong>HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Başvurunun niteliği gereği kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin RESEN GİZLİ TUTULMASINA,</p>

<p>B. Maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>C. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>D. Kararın bir örneğinin maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2019/25, K.2020/444) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,</p>

<p>F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202122087-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/yargi/anayadadl4.jpg" type="image/jpeg" length="40046"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/2869 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20212869-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20212869-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 13/1/2026 tarihli ve 2021/2869 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>HÜSEYİN DEĞİRMEN BAŞVURUSU (2)</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/2869)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>Karar Tarihi: 13/1/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 21/5/2026 - 33260</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Fatma Gülbin ÖZTÜRK</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Hüseyin DEĞİRMEN</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan ve uzaktan öğretim programı uygulanan bir fakültede öğrenci olan kişinin çevrim içi sınavlara katılma talebinin reddedilmesi nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>2. 1991 doğumlu olan başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2018 tarihli kararı ile 9 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Hükümlü olarak Kayseri 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) olan başvurucu olayların meydana geldiği tarihte Ankara Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisidir. Başvurucu, anılan programın bir uzaktan öğretim programı olduğunu belirtmiştir.</p>

<p>3. Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Başkanlığı (Eğitim Kurulu) tarafından kurumda uygulanacak eğitim ve iyileştirme uygulamaları kapsamında 15/10/2020 tarihinde bir karar alınmıştır. Kararın ilgili kısmında uzaktan eğitimin bir eğitim türü değil eğitim metodu olduğu ve uzaktan eğitim metodunun benimsenmesinin örgün eğitime yaygın eğitim vasfı kazandırmayacağı belirtilmiştir. Kapalı ceza infaz kurumunda bulunan mahpusların örgün eğitimden değil yaygın eğitimden yararlanma hakkı olduğu belirtilmekle birlikte kapalı ceza infaz kurumunda tutulan mahpuslardan gerekli şartları sağlayanların salgın hastalık süresince uzaktan yapılacağı belirtilen sınavlara sınavın teknik detayları, içeriği ve formu da değerlendirilerek Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülmesi hâlinde ve bilgisayar sınıflarında kurum olanakları nispetinde görevli/kolluk nezaretinde katılabilecekleri ifade edilmiştir. Bununla birlikte sınavlara katılmak isteyen mahpusların gerekli olan domain şifreleri temin süreçleri için lüzumlu olan üniversite ders sınavlarının çevrim içi yapılacağına dair evrakı, güncel öğrenci belgesini ve çevrim içi sınav yapılacak internet sayfasının linklerini kuruma bildirmeleri gerektiği karara bağlanmıştır.</p>

<p>4. Başvurucu 15/10/2020 tarihli Eğitim Kurulu kararına itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde, kayıtlı olduğu bölümün eğitim modelinin uzaktan eğitim olduğunu ifade etmiştir. Derslerin çevrim içi olarak yapıldığını ancak sınavların kampüste yüz yüze gerçekleştirildiğini belirterek internet erişimli bilgisayardan derslere katılmak istediğini, kampüste yapılacak sınavlara ise katılımının sağlanmasını istemiştir.</p>

<p>5. İtirazı inceleyen Kayseri 1. İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) Eğitim Kurulunun 15/10/2020 tarihli kararında belirttiği domain şifreleri temin süreçleri için lüzumlu olan üniversite ders sınavlarının çevrim içi yapılacağına dair evrakın, güncel öğrenci belgesinin ve çevrim içi sınav yapılacak internet sayfasının linklerinin kuruma bildirilmesi hâlinde sınavlara katılım olanaklarının sağlanacağını belirterek 20/10/2020 tarihinde başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.</p>

<p>6. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 10/11/2020 tarihinde kararın usul ve kanuna uygun olduğu<i> </i>gerekçesiyle başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir.</p>

<p>7. Eğitim Kurulunca 23/11/2020 tarihinde kurumda uygulanacak eğitim ve iyileştirme uygulamaları hususunda yeni bir karar alınmıştır. Kararda; internet ortamında derslere ve sınavlara katılmak için internet bağlantılı bilgisayardan yararlanmak isteyen mahpus sayısının on kişiden fazla olduğunu ve mahpusların tamamının terör örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda bulunduğunu belirterek bu durumun domain şifresi ile açılan bilgisayar ekranlarının ağ kullanım alanının geniş olması nedeniyle kurum tarafından kısıtlanamaması ile birlikte düşünüldüğünde sınavlar için bilgisayar kullanımının kurum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği değerlendirilmiştir. Mahpusların kayıtlı oldukları üniversitelerin sınav evrakının fiziken kuruma gönderilmesi hâlinde kurum kontrolünde sınavların yüz yüze yapılabileceği belirtilerek terör örgütü mensubu olan mahpuslara internet bağlantılı bilgisayar kullandırılmayacağı ifade edilmiştir.</p>

<p>8. Başvurucu, bireysel başvuruya konu yargılamada İnfaz Hâkimliği nezdinde 23/11/2020 tarihli Eğitim Kurulu kararına itiraz etmiştir. Başvurucu, itiraz dilekçesinde Eğitim Kurulunun 23/11/2020 tarihli kararı ile örgün eğitim sisteminde verilen çevrim içi derslere giremeyeceğinin belirtilmesiyle birlikte sınavlara girebileceğinin açıklandığını ve bu karara yaptığı itirazın İnfaz Hâkimliğinin 20/10/2020 tarihli kararı ile reddedildiğini, kararın gerekçesinde 23/11/2020 tarihli Eğitim Kurulu kararına yapılan atıfla lüzumlu olan bilgi ve belgelerin sunulması hâlinde çevrim içi sınavlara katılınmasına izin verileceğinin ifade edildiğini ileri sürmüştür. Sınava girmesine üç gün kala 23/11/2020 tarihli Eğitim Kurulu kararı ile sınavlara girmesinin engellendiğini vurgulayan başvurucu; Eğitim Kurulunun bu kararının yasal dayanaktan yoksun ve gerekçesiz olduğunu, bu nedenle kararın temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiğini iddia etmiştir.</p>

<p>9. İnfaz Hâkimliği 26/11/2020 tarihli kararı ile başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:</p>

<p><i>"Somut olayda, hükümlü dilekçesinde her ne kadar İnfaz Hakimliğimizin ve 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararları ile sınavlara katılımının sağlanabileceğinin belirtildiğini belirtmiş ise de ilgili kararlarda açıkça hükümlünün itirazının reddine karar verildiği, online sınavlara katılmak isteyen hükümlü ve tutukluların tamamının terör örgütü mensubu olması, bilgisayar ekranlarının ağ kullanım alanının geniş olması ve bu durumun kurumca kısıtlanmasının yapılamaması, bu durumun güvenlik zafiyetine neden olabileceği anlaşılmakla tüm bu hususlar nazara alındığında hükümlünün talebine ilişkin olarak Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının kararı usul ve yasaya uygun verilmesi nedeniyle hükümlünün itirazının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıda gösterilen hüküm kurulmuştur."</i></p>

<p>10. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi 29/12/2020 tarihinde kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir.</p>

<p>11. Başvurucu, nihai kararı 15/1/2021 tarihinde öğrendikten sonra 20/1/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>12. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>13. Başvurucu; 28/11/2020 ve 29/11/2020 tarihinde yapılacak sınavlara birkaç gün kala Eğitim Kurulu tarafından 23/11/2020 tarihli kararın verildiğini, kararın soyut, muğlak ve gerekçeden yoksun olduğunu belirtmiştir. Mahpusların tehlikeliliğine ilişkin hususların 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 74 ila 76. maddeleri kapsamında bireyselleştirilmesi gerektiğini belirten başvurucu, eğitim hakkı ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Son olarak emin olmamakla birlikte diğer ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların eğitim haklarının engellenmediğini belirterek söz konusu uygulamanın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini iddia etmiştir.</p>

<p>14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, mevcut başvuruda inceleme yapılırken Anayasa'nın eğitim hakkına ilişkin hükmü kapsamında Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihadı da dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddialarının özü, eğitimini devam ettirmek amacıyla çevrim içi sınavlara katılma talebinin reddine yöneliktir. Başvurucu her ne kadar diğer ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların eğitim hakkına ilişkin kısıtlamalara tabi tutulmadığını ileri sürmekte ise de iddia ettiği farklı muameleyi ortaya koyamadığı gibi kendisine hangi sebebe dayalı olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin bir açıklamada da bulunmamıştır. <i>Adnan Oktar (3)</i> ([2. B.], B. No: 2013/1123, 2/10/2013) kararında ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucuya kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene dayandığının makul delillerle ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. Bu açıklama ışığında başvurucunun ihlal iddiaları eğitim hakkı kapsamında değerlendirilmiş, eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden Anayasa Mahkemesinin<i> Adnan Oktar (3)</i> kararı dikkate alınarak ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Bu bağlamda başvurucunun şikâyetlerinin bir bütün olarak Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (benzer yönde bir değerlendirme için bkz. <i>Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri</i> [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 77).</p>

<p>16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>17. Anayasa Mahkemesi<i> Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri</i> kararında; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) gibi Anayasa'nın da devlete, ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklulara eğitim öğretim imkânı sağlanması yönünde pozitif bir mükellefiyet yüklemediğini belirtmiştir. Bununla birlikte 5275 sayılı Kanun ve ilgili diğer düzenleyici işlemlerde mahpuslar için eğitsel, kültürel ve sosyal faaliyetlerin önemi vurgulanarak bu tür faaliyetlerin mahpusların topluma kazandırılmasındaki öneminin ortaya konulduğunu, yasal olarak devletin mahpuslara ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde eğitim ve öğretim sağlama yükümlülüğü altına girdiğini eklemiştir (<i>Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri</i>, § 72).</p>

<p>18. Kanunlar uyarınca mahpuslara tanınan eğitim hakkının sınırlandırılması hususunda Anayasa ve Sözleşme'de bir yükümlülük yüklenmediği gerekçesiyle idarenin sınırsız bir takdir alanı olduğundan bahsedilemeyeceğini ifade eden Anayasa Mahkemesi, bununla birlikte ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçlarının gözönünde tutulması gerektiğini zira tutuklu ve hükümlülerin temel hak ve hürriyetlere genel olarak sahip olmalarının bu hakların onlar için ceza infaz kurumu dışındaki bireyler kadar güvence altına alındığı şeklinde de yorumlanamayacağını belirtmiştir. Dolayısıyla anılan kararda, eğitim ve öğretim faaliyetlerine katılımın ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde tanınması hâlinde bu katılımın ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonuçları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (<i>Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri</i>, § 73).</p>

<p>19. Anayasa Mahkemesi<i> Ömer Aslan</i> ([2. B.], B. No: 2021/3350, 2/7/2025) kararında ceza infaz kurumunda bulunan ve uzaktan öğretim programı uygulanan bir fakültede öğrenci olan başvurucunun çevrim içi sınavlara katılma talebinin ceza infaz kurumlarında meydana gelebilecek olası risklere ilişkin genel bir değerlendirme ile reddedilmesinin başvurucunun eğitim hakkını ihlal edip etmediğini incelemiştir. Kararda; 5275 sayılı Kanun'da ceza infaz kurumunda bulunan mahpusların örgün eğitime devamları hususunda açık bir düzenleme bulunmadığı, diğer bir ifadeyle mahpusların örgün eğitime katılım ve devamlarının sağlanması hususunda Kanun'un pozitif bir yükümlülük öngörmediği belirtilmiştir. Bununla birlikte örgün eğitim modelinde yapılan çevrim içi sınavlara mahpusların katılımına izin verilmesi hususunda 27/7/2007 tarihli ve 46/1 sayılı Genç ve Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında Genelge ile Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 7/10/2020 tarihli yazısında düzenlemeler bulunduğu tespitine yer verilmiştir (<i>Ömer Aslan</i>, §§ 15-17).</p>

<p>20. Mezkûr kararda Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumu tarafından genel nitelikli ve bireyselleştirme yapılmadan alınan uzaktan öğretim faaliyetlerinin yürütülemeyeceğine ilişkin karara yönelik yargısal denetimde yalnızca ceza infaz kurumlarında meydana gelebilecek olası risklere dair genel bir değerlendirmeye yer verildiğini belirtmiştir. Kararda somut olayın koşullarına ilişkin idare ve yargı makamlarının herhangi bir incelemede bulunmadığı belirtilerek başvurucunun öznel durumu değerlendirilmeden karar verilmesinin eğitim hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır (<i>Ömer Aslan</i>, §§ 21-24).</p>

<p>21. Başvuru konusu olayda da 23/11/2020 tarihli Eğitim Kurulu kararı ile genel güvenlik sebeplerine dayalı olarak çevrim içi sınavlara katılma hususunda yasak getirilmiş, İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesinin de somut olayın koşullarına ilişkin herhangi bir bireyselleştirme yapmaksızın Eğitim Kurulu kararında sunulan gerekçeyle başvurucunun şikâyetini ve itirazını reddettiği anlaşılmıştır. Bu durumda eldeki başvuru yönünden <i>Ömer Aslan </i>kararındaki yukarıda yapılan değerlendirmeler ve varılan neticeden ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Basri BAĞCI ve Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>GİDERİM</strong></p>

<p>23. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>24. Başvurucunun Ceza İnfaz Kurumundan 21/4/2024 tarihinde tahliye olduğu anlaşılmakla ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama<strong><i> </i></strong>yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı değerlendirilmiştir.</p>

<p>25. Öte yandan eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>B. Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Basri BAĞCI ve Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>C. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,</p>

<p>D. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>E. Kararın bir örneğinin bilgi için Kayseri 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2020/4390, K.2020/4393) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY</strong></p>

<p>Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün çevrimiçi sınavlara katılma talebinin reddedilmesi nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Mahkememiz çoğunluğu tarafından, başvurucunun Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Aşağıda belirtilen gerekçeler ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.</p>

<p>Başvurucunun hükümlü olarak bulunduğu Kurumun Eğitim Kurulunca 23/11/2020 tarihinde kurumda uygulanacak eğitim ve iyileştirme uygulamaları hususunda yeni bir karar alınmıştır. Kararda; internet ortamında derslere ve sınavlara katılmak için internet bağlantılı bilgisayardan yararlanmak isteyen mahpus sayısının 10 kişiden fazla olduğu ve mahpusların tamamının terör örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda bulunduğu belirtilerek bu durumun domain şifresi ile açılan bilgisayar ekranlarının ağ kullanım alanının geniş olması nedeni ile kurum tarafından kısıtlanamaması ile birlikte düşünüldüğünde sınavlar için bilgisayar kullanımının kurum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği değerlendirilmiş, mahpusların kayıtlı oldukları üniversitelerin sınav evrakının fiziken kuruma gönderilmesi hâlinde kurum kontrolünde sınavların yüz yüze yapılabileceği belirtilerek terör örgütü mensubu olan mahpuslara internet bağlantılı bilgisayar kullandırılmayacağı ifade edilmiştir. Başvurucu bu karara itiraz etmiş, İnfaz Hâkimliği tarafından Eğitim Kurulunun gerekçelerine yer verilerek başvurucunun itirazı reddedilmiş, yine Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz da kesin olarak reddedilmiştir.</p>

<p>Anayasa'nın 42. maddesi ve Sözleşme'nin eki 1 No.lu Protokol'ün 2. maddesi ceza infaz kurumlarında mahkûmlara eğitim ve öğrenim faaliyeti imkânları sağlanması için bir düzenleme yapılmasını güvence altına almamaktadır (Bkz. Durmaz, Işık, Unutmaz ve Seza/Türkiye, B. No: 46506/99 46569/99 46570/99, 4/9/2001). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AİHM) bir mahkeme tarafından mahkûmiyetine karar verildikten sonra tutukluluğuna denk gelen süre boyunca bir başvuranın üniversite eğitimine devam etmesinin engellenmesini, 1 No’lu Protokol'ün 2. maddesi kapsamında eğitim hakkından yoksun bırakılma olarak yorumlamamıştır (Georgiou / Yunanistan, 45138/98, 13 Ocak 2000; Durmaz ve Diğerleri / Türkiye, 46506/99, 4 Eylül 2001; Arslan Türkiye, 31320/02, 1 Haziran 2006). Mahkeme, başvuranın hapis cezası infaz edildiği sırada ortaöğretimin son yılını tamamlayamamasına ilişkin başvuruyu da açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olarak nitelendirmiştir (Epistatu/Romanya, 29343/10, 24 Eylül 2013).</p>

<p>Anayasa Mahkemesi'ne göre de eğitim hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif ödevini yüklemekle birlikte Anayasa'da öngörülen ilköğretim dışında devletin tüm bireylerin eğitim ve öğrenim almasını sağlayacak, barınma ve iaşe gibi ihtiyaçları karşılanması şeklinde bir pozitif ödev de yüklememektedir (Yüksel Baran, B. No: 2012/782, 26/6/2014, §36). Anayasa Mahkemesine göre, ceza infaz kurumlarında mahkûmların eğitimi için bir kurum açılmışsa mahkûmiyetin doğal sonuçları çerçevesinde mahkûmların eğitim faaliyetine erişiminin sağlanması gerekmektedir (Mehmet Reşit Arslan, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 71-72).</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, Mehmet Al (B. No: 2021/6664, 6/10/2021) kararında, kapalı ceza infaz kurumlarında yaygın eğitime yönelik bir takım tespitlerde bulunmuş, 5275 sayılı Kanun ile ceza infaz kurumlarında internet kullanımının yalnızca eğitim ve iyileştirme faaliyetleri kapsamında ve idarenin takdir yetkisi içinde mümkün olduğunun öngörüldüğünü belirterek, 5275 sayılı Kanun'da öngörülen eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinin kapsamının ise idarenin çıkardığı Yönetmelik ve Genelge şeklindeki düzenleyici işlemlerle somutlaştırıldığını belirtmiştir. Mahkeme, söz konusu kararında kapalı ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun öğrencisi olduğu yükseköğretim programının da 5275 sayılı Kanun'da öngörülen eğitim ve iyileştirme faaliyetleri kapsamında kabul edildiğinin anlaşıldığını, bununla birlikte Anayasa'da ve Sözleşme’de öngörülmemiş olmasına rağmen 5275 sayılı Kanun'la tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkı yönünden sağlandığı anlaşılan bu imkânın, ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonuçları ve ceza infaz kurumlarının olanakları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, idarenin de çıkardığı düzenleyici işlemlerle söz konusu gereklilikleri dikkate alarak tutuklu ve hükümlülerin eğitim ve iyileştirme kapsamında kabul edilen faaliyetlerden ne şekilde yararlanabileceğini yani devletin bu konudaki pozitif yükümlülüklerini ayrıntılı bir şekilde düzenlediğini, internet imkânı konusunda da Anayasa ve Sözleşme’de devlet yönünden herhangi bir yükümlülük öngörülmediği göz önüne alındığında idarenin bu konuda oldukça geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunun anlaşıldığını belirtmiştir (Mehmet Al, §39-41). Aynı kararda Anayasa Mahkemesi, bahsedilen düzenleyici işlemler konusunda idarenin uluslararası kuruluşlar tarafından kabul edilen tavsiye niteliğindeki temel ilkeleri de dikkate alarak ceza infaz kurumlarındaki eğitim ve iyileştirme faaliyetlerini ayrıntılı bir şekilde somutlaştırdığı tespitinde bulunmuştur (Mehmet Al, §39-40).</p>

<p>Tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkına yönelik değerlendirmelerde tutuklu ve hükümlüler açısından ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonuçlarının göz önünde tutulması zorunda olup, ceza infaz kurumlarının işlevi ve amacı kapsamında tutuklu ve hükümlülerin haklarının ceza infaz kurumuna girmekle zaten sınırlanmış olduğundan hükümlülerin eğitim hakkı açısından da aynı değerlendirme ve sonuca ulaşılması mümkündür.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, yasalar uyarınca mahkûmlara tanınan eğitim hakkının sınırlandırılması hususunda Anayasa ve Sözleşme’de bir yükümlülük yüklenmediği gerekçesi ile sınırsız bir takdir alanı olduğunun söylenemeyeceğini, bu durumda dahi Anayasa’nın 13. maddesindeki düzenlemenin esas alınacağını, Anayasa’nın 13. maddesindeki sınırlamanın hududu belirlenirken mahkûmlar açısından cezaevinde bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçlarının göz önünde tutulması gerektiğini ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesine göre, mahkûmların temel hak ve hürriyetlere genel olarak sahip olmaları, bu hakların mahkûmlar için ceza infaz kurumu dışındaki bireyler kadar güvence altına alındığı anlamında değerlendirilmemelidir. Eğitim hakkı çerçevesinde eğitim ve öğrenim faaliyetlerine katılımın ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde tanınması hâlinde bu katılımın cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonuçları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 73).</p>

<p>Yine Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, kural olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Bkz. Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42; Miraş Mümessillik İnş. Taah. Reklam. Paz. Bas. Yay. San. Tic. A.Ş. [2. B.], B. No: 2012/1056, 16/4/2013, § 35).</p>

<p>İnfaz Hâkimliği, Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulunun kararını somut olay açısından değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuş, söz konusu kararlar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Mahkeme itirazın reddine gerekçe olarak, mahpus sayısının 10 kişiden fazla olduğu ve mahpusların tamamının terör örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda bulunduğu, bu durumun domain şifresi ile açılan bilgisayar ekranlarının ağ kullanım alanının geniş olması nedeni ile kurum tarafından kısıtlanamaması sonucunu doğurduğu ve sınavlar için bilgisayar kullanımının kurum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği hususlarına yer vermiştir. Buna göre, hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik mevcut değildir. Bu nedenle de çoğunluk görüşüne katılmak mümkün değildir.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edilmediği kanaatinde olduğumuzdan, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="302">
   <p>Başkan</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
   <td valign="top" width="302">
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20212869-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/yargi/aym-js.jpg" type="image/jpeg" length="86221"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2024/28913 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202428913-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202428913-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 6/5/2026 tarihli ve 2024/28913 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>R. A. BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>(Başvuru Numarası: 2024/28913)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>Karar Tarihi: 6/5/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Mehmet Tevfik DİNÇER</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru, devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen Fetullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen başvurucunun olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ve kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı olmadan meslekten çıkarma kararı verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>

<p>2. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde araştırma görevlisi olarak görev yapan başvurucu 1/9/2016 tarihli ve 29818 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'ye (672 sayılı KHK) ekli listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmıştır.</p>

<p>3. Başvurucu, göreve iade talebiyle Olağanüstü Hal İşleri İnceleme Komisyonuna (OHAL Komisyonu) başvurmuştur. OHAL Komisyonunca 24/10/2018 tarihinde başvurucunun talebi yerinde görülmeyerek anılan başvuru reddedilmiştir. Kararda başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile irtibatlı kurumda çalışma kaydının bulunduğu, hakkında düzenlenen idari soruşturma raporunda FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunun değerlendirildiği, hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturmanın bulunduğu ifade edilmiştir. Kovuşturma sürecinde başvurucunun FETÖ/PDY'ye ait öğrenci yurdunda müdürlük yaptığı, örgüt yapılanması tarafından üniversitedeki görevine başlatıldığı ve örgütün yurt dışı gezilerine katıldığı belirtilmiştir. Kararda söz konusu tespit ve olguların başvurucunun örgütle irtibat ve iltisakına delalet ettiği değerlendirilmiştir.</p>

<p>4. Başvurucu, OHAL Komisyonunun anılan kararının iptaline karar verilmesi talebiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; çalışma kaydı bulunan şirketin terörle bağlantısının olduğunu bilmediğini, bu konunun aleyhine kullanılamayacağını, yurt dışı gezilerinin örgütsel amaçla olmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca iptalini istediği kararın hukuka aykırı olduğunu, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerden doğan haklarının ihlal edildiğini, somut bir delil ve gerekçenin gösterilmediğini, herhangi bir terör örgütü ile bağının bulunmadığını, hakkındaki iddiaların asılsız ve mesnetsiz olduğunu öne sürmüştür.</p>

<p>5. Ankara 20. İdare Mahkemesince (İdare Mahkemesi) 3/12/2021 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararda öncelikle FETÖ/PDY'nin niteliğine ilişkin genel değerlendirmeler yapılmış, FETÖ/PDY ile irtibatlı kişilerin kamu görevinden çıkarılmaları sürecine dair genel bilgiler verilmiştir. Bu bağlamda kamu görevlilerinin sadakat yükümlülüğünden bahsedilmiş, yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle ivedi şekilde alınması gereken tedbirlerin zorunluluğuna vurgu yapılmıştır. Kararın gerekçesinde başvurucunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan kurumda çalışma kaydının bulunduğu, kurumu tarafından hakkında düzenlenen personel bilgi dosyasında üniversitedeki FETÖ/PDY yapılanması tarafından işe başlatıldığı hususlarına yer verilerek FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunun değerlendirildiği belirtilmiştir.</p>

<p>6. Bununla birlikte İdare Mahkemesi kararında başvurucu hakkında yürütülen ceza yargılamasında yer alan birtakım tanık beyanlarına yer verilerek başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından cezalandırıldığı ve davanın istinaf aşamasında olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucu hakkında yürütülen kovuşturma dosyasının incelenmesinden, başvurucunun isminin bulunduğu <i>345680</i> ID'li, <i>rcp0909</i> kullanıcı adı ve <i>rcp.09</i> şifreli ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.</p>

<p>7. Başvurucu, bu karara karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucu, dava dilekçesindeki iddialarını tekrar etmekle ve hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığını belirtmekle birlikte İdare Mahkemesince karar gerekçesinde belirtilen ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile bu tutanakta yer alan hususlara ilişkin bir itiraz ileri sürmemiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesi (Daire) 29/9/2023 tarihinde verdiği kararda, kesinleşmemiş mahkûmiyet kararının başvurucunun aleyhine değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte diğer deliller dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda İdare Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektirecek bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.</p>

<p>8. Başvurucu; bu karara karşı dava ve istinaf başvuru dilekçelerinde yer verdiği iddiaları ileri sürerek ve ByLock programını kullanmadığını, bu kullanıma ilişkin somut delil bulunmadığını, tek sayfadan ibaret bir analiz raporunun hükme esas alındığını belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. Danıştay Beşinci Dairesi (Danıştay) 24/1/2024 tarihinde Daire kararının ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun reddine karar vererek Daire kararını onamıştır.</p>

<p>9. Nihai karar 1/4/2024 tarihinde öğrenildikten sonra 2/5/2024 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.</p>

<p>10. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>11. Öte yandan Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) tarafından 7/1/2021 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ceza Mahkemesi kararının başvurucu yönünden yapılan değerlendirme başlığı altında "<i>Sanık R. A. hakkında </i>[ByLock] <i>tespiti yapılmadığı, sanığın tüm </i>[ByLock]<i> içeriklerinde ismine rastlanmadığı..." </i>tespiti ile İdare Mahkemesi karar gerekçesinde de yer alan başvurucunun aleyhine birtakım tanık beyanlarına yer verilmiştir.</p>

<p>12. Ceza Mahkemesinin bu kararına karşı yapılan istinaf başvurusu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 2/12/2021 tarihli kararıyla esastan reddedilmiştir. Ayrıca Daire, kararda Ceza Mahkemesinin hükümden sonra 24/6/2021 tarihli yazısı ekinde gönderdiği 345680 ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın içeriğinin suçun sübut ve vasfı ile belirlenen ceza miktarına bir etkisinin bulunmadığını ve sonucu etkilemediğini belirtmiştir. İnceleme tarihi itibarıyla dosya temyiz aşamasındadır.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p><strong>A. Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>13. Başvurucu; kanun hükmünde kararnameye dayanılarak terör örgütü mensubu ilan edilmek suretiyle kamu görevinden ömür boyu çıkarıldığını, kamu görevinden çıkarılmadan önce savunma hakkı verilmediğini ifade etmiştir. Ayrıca bir daha kamu görevinde çalışamayacak ve özel sektörde iş bulmasını imkânsız hâle getirerek zorunlu katkı payı ödeyerek emeklilik haklarını elde etmeyi engelleyecek biçimde tesis edilen işlemle mülkiyet hakkına açıkça müdahalede bulunulduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu; hakkında yürütülen Ceza Mahkemesi kararında "<i>Sanık R.A.hakkında </i>[ByLock]<i> tespiti yapılmadığı, sanığın tüm </i>[ByLock]<i> içeriklerinde ismine rastlanmadığı..."</i> şeklinde değerlendirme yapıldığını, buna rağmen İdare Mahkemesince hakkında isminin bulunduğu <i>345680</i> ID'li, <i>rcp0909</i> kullanıcı adlı ve <i>rcp.09</i> şifreli ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı olduğunun dile getirilerek karar gerekçesine dayanak olarak alındığını, yasal bir zeminde faaliyet gösteren bir kurumda çalışmış olmasının hiçbir şekilde adı geçen terör örgütü ile bağının olduğuna dair delil olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmiştir. Bu gerekçelerle masumiyet karinesinden yararlanma, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>15. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan<i> N. E. </i>([GK], B. No: 2022/62466, 29/5/2025), <i>A.S. </i>([GK], B. No: 2023/30928, 29/5/2025) ve <i>Erkan Sezgin</i> ([1. B.], B. No: 2022/86339, 16/7/2025) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Anılan kararlarda Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin olağanüstü hâl döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlere uygun olduğuna ve özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.</p>

<p>16. Başvurucunun çeşitli haklara müdahale edildiğine ilişkin iddiaları, temeldeki müdahalenin kamu görevinden çıkarılmasına ve bir daha kamu görevine dönememesine yönelik olduğu görülmüştür. Bu nedenle müdahalenin başvurucunun <i>özel hayatına ciddi</i> şekilde etki ettiği ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı sonucuna varılarak başvurucunun iddiaları, bir bütün hâlinde <i>özel hayata saygı hakkı</i> kapsamında değerlendirilmiştir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz.<i> N. E.</i>, §§ 89-99; <i>A. S.</i>, §§ 98-101; <i>Erkan Sezgin</i>, §§ 78-81).</p>

<p>17. Anayasa Mahkemesi; söz konusu tedbirlerin olağanüstü hâl durumuyla bağlantılı olarak bireysel işlem şeklinde tesis edildiğini, tedbirlerin düzenleyici işlemlerde olduğu gibi genel ve herkesi bağlayıcı bir niteliğinin bulunmadığını ve ilgililer hakkında olağanüstü hâl döneminde defaten uygulanarak hüküm ve sonuçlarını doğurduğunu belirterek incelemenin Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılması gerektiğine karar vermiştir (<i>N. E.,</i> §§ 109-114; <i>A. S., </i>§§ 106-110; <i>Erkan Sezgin,</i> §§ 91-96). Anayasa Mahkemesi; olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemlerde Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasında özel hayata saygı hakkının yer almadığını, başvurulara konu tedbirlerin cezai niteliğinin bulunmadığını, dolayısıyla ceza hukukunun çekirdek haklarının uygulanmasını gerektiren bir durumun olmadığını ve tedbirlerin milletlerarası hukuktan kaynaklanan diğer herhangi bir yükümlülüğe aykırılık teşkil etmediğini tespit etmiştir (<i>N. E.,</i> §§ 117-122; <i>A. S., </i>§§ 119-124; <i>Erkan Sezgin,</i> §§ 99-104).</p>

<p>18. Anayasa Mahkemesi, öncelikle olağanüstü hâl ilanına neden olan tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik alınan tedbirlerin hukukiliğinin incelendiği iptal davalarının ceza yargılamalarından farklı olduğunu ve mevcut başvurular yönünden tedbirlerin gerekliliğinin ilgili ve ikna edici şekilde açıklanıp açıklanmadığının değerlendirileceğini vurgulamıştır. Diğer bir anlatımla Anayasa Mahkemesi, maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak şekilde belirlenmesini gerekli kılan ceza yargılamalarından farklı olarak olağanüstü hâl ilanına neden olan tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik alınan başvurulara konu tedbirin gerekliliğinin ciddi ve objektif şekilde açıklanıp açıklanmadığını irdelemiştir (<i>N. E.,</i> § 127; <i>A. S., </i>§ 129; <i>Erkan Sezgin,</i> § 109).</p>

<p>19. Anayasa Mahkemesi; tedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesinde öngörülen <i>durumun gerektirdiği ölçüde </i>olup olmadığının belirlenmesi konusunda yaptığı incelemede öncelikle 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından ilan edilen OHAL sürecinde gerçekleştirilen kamu görevinden çıkarmaya ilişkin tedbirlerin niteliğini, gerekçelerini ve OHAL koşullarını değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün sadece demokratik anayasal düzen yönünden değil bununla sıkı bağı olan <i>bireylerin temel hak ve özgürlükleri</i> ve <i>millî güvenlik</i> yönünden de mevcut ve ağır bir tehdit oluşturduğunu ve ülke tarihinde ulusun yaşamını ve hatta varlığını hedef alan millî güvenliğe yönelik en ağır saldırılardan biri olduğunu vurgulamıştır (<i>N. E.,</i> §§ 129-138; <i>A. S., </i>§§ 131-140; <i>Erkan Sezgin,</i> §§ 111-117).</p>

<p>20. Anayasa Mahkemesi; 15 Temmuz darbe teşebbüsünün faili olduğu ilgili idari ve yargısal organlarca tespit edilen FETÖ/PDY'nin gizlilik, hücre tipi örgütlenme, itaat ve teslimiyetle hareket etme gibi özelliklerinin bulunması nedeniyle çözümlenmesi zor ve karmaşık bir yapıda olduğunu, büyük gizlilik içinde istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme yöntemleri ve uygulamaları ve kaynağı bilinmeyen paralar kullandığına ilişkin hususların yargı kararlarıyla sabit olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, FETÖ/PDY’nin kamu kurumlarının neredeyse tamamında örgütlenmesinin ve somut darbe teşebbüsünün bu yapılanmadan kaynaklanmış olmasının potansiyel tehdidi mevcut tehlikeye dönüştürdüğünü ve demokratik anayasal düzeni sürdürmek bakımından FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisak içinde olan kamu görevlilerinin meslekten çıkarılmaları konusunda olağanüstü tedbirler alınmasının zorunlu olduğunu kabul etmiştir (<i>N. E.,</i> §§ 132-139; <i>A. S., </i>§§ 134-141; <i>Erkan Sezgin, </i>§§ 114-118). Anayasa Mahkemesi; irtibat ve iltisak kavramlarının objektif anlamının kapsam ve sınırlarının durum ve şartlara göre yargı içtihatlarıyla değerlendirilerek belirlenebileceğini, bu yönüyle anılan ifadelerin kategorik olarak belirsiz olduğunun söylenemeyeceğini de vurgulamıştır (<i>N. E.,</i> § 139; <i>A. S., </i>§ 141; <i>Erkan Sezgin,</i> § 118).</p>

<p>21. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) rejim değişikliği gibi radikal bir dönüşümün olmadığı durumlarda da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki güvencelere riayet edilmesi koşuluyla kamu görevlilerine yönelik meslekten çıkarma ve kamu görevinden yasaklama dâhil bazı tedbirlerin alınabileceğini kabul ettiğini, örneğin<i> Xhoxhaj/Arnavutluk</i> (B. No: 15227/19, 9/2/2021) ve <i>Naidin/Romanya </i>(B. No: 38162/07, 21/10/2014) kararlarına konu olaylarda tesis edilen kamu hizmetinden süresiz şekilde yasaklamaya ilişkin tedbirlerin ortaya konulan meşru amaçlarla uyumsuz ve orantısız olmadığı sonucuna ulaşıldığını da hatırlatmıştır (<i>N. E.,</i> § 145; <i>A. S., </i>§ 148; <i>Erkan Sezgin,</i> § 126).</p>

<p>22. <i>N.E.,</i> <i>A.S. </i>ve<i> Erkan Sezgin </i>kararlarında Anayasa Mahkemesi FETÖ/PDY'nin faaliyetlerinin ve üyelerinin tespitinde <i>ByLock</i> sunucusundan elde edilen verilerin oldukça önemli bir role sahip olduğunu, örgütün birçok yöneticisinin ya da üyesinin veya bu örgütle iltisak ya da irtibat içinde olanların<i> ByLock</i> verilerinin analizi neticesinde tespit edilebildiğini vurgulamıştır. Söz konusu kararlarda <i>ByLock </i>sunucusunda bulunan verilerin elde edilmesinin ve bu delillerin ilgili kamu görevlilerinin anayasal düzene sadakat bağının ortadan kalkıp kalkmadığının belirlenmesi bakımından dikkate alınmasının olağanüstü hâl döneminde demokratik düzenin korunması açısından bir gereklilik içerdiğini ifade etmiştir (<i>N. E., </i>§ 141; <i>A. S., </i>§<i> 143; Erkan Sezgin, </i>§ 121). Ayrıca kararlarda AİHM'in <i>Yalçınkaya/Türkiye </i>([BD], B. No: 15669/20, 26/9/2023) kararında<i> ByLock</i> uygulamasının yalnızca herhangi bir olağan ticari mesajlaşma uygulaması olmadığına ve FETÖ/PDY ile bir çeşit bağlantıyı akla getirebildiğine yönelik tespitlerine de yer vermiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi <i>ByLock</i> uygulamasının kullanıldığına ilişkin tespiti içeren delili, anayasal düzene sadakat bağı bulunmadığı hususunun ilgili ve ikna edici gerekçelerle ortaya konulduğunu ve kamu görevinden uzaklaştırma konusunda alınan tedbirin Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında durumun gerektirdiği ölçüde olduğunu göstermesi açısından tek başına yeterli kabul etmiştir. <i>ByLock</i> uygulamasının kullanıldığının açıkça tespit edilmesi hâlinde durumun gerektirdiği ölçünün korunup korunmadığının belirlenmesi bakımından diğer delillerin ayrıca değerlendirilmesine gerek olmayacağını da belirtmiştir (<i>N. E.,</i> §§ 140-144; <i>A. S., </i>§§ 142-147; <i>Erkan Sezgin,</i> §§ 119-125).</p>

<p>23. Ayrıca Anayasa Mahkemesi; devletin faaliyetlerine güven duyulmasının bir gereği olarak kamu görevlilerinden özel bir güven ve sadakat bağlılığı ile kamu görevini yerine getirmelerini talep etme yetkisinin bulunduğunu, FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu görevinden çıkarılmasının kamu otoritesiyle bağlantılı olmayan özel sektör alanında istihdam edilme imkânını ortadan kaldırmadığını ve bahse konu tedbirin demokratik anayasal düzene yönelen somut tehlikenin bertaraf edilmesi amacıyla hareket edilerek alındığını belirtmiştir. Ayrıca başvurucunun yargısal makamlar önünde delillerini sunduğu, iddiada bulunma ve savunma haklarını herhangi bir engellemeyle karşı karşıya kalmadan kullandığı, dolayısıyla yargılamalarda usule ilişkin güvencelerin sağlandığını da tespit etmiştir. (<i>N. E.,</i> § 147; <i>A. S., </i>§ 150; <i>Erkan Sezgin,</i> § 128).</p>

<p>24. Söz konusu ilkeler çerçevesinde Anayasa Mahkemesi, <i>ByLock</i> uygulamasını kullandığı tespit edilen başvurucuların darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak içinde olduğunu ve bu suretle anayasal düzene sadakatinin ortadan kalktığını ilgili ve ikna edici gerekçelerle kabul eden yargı mercilerince ulaşılan sonucun Anayasa'nın 15. maddesinde öngörülen<i> durumun gerektirdiği ölçüyle</i> bağdaştığı sonucuna ulaşmıştır. Neticede alınan tedbirlerin OHAL'in ilanına neden olan tehdit veya tehlikeyi bertaraf etmeye elverişli, bunun için gerekli, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olduğunu ve keyfîlik içermediğini tespit ederek OHAL döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlere uygun olduğuna karar vermiş ve bir ihlalin bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır (<i>N. E.,</i> §§ 129-149; <i>A. S., </i>§§ 131-152; <i>Erkan Sezgin,</i> §§ 111-130).</p>

<p>25. OHAL ilanına neden olan tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik olduğu anlaşılan söz konusu tedbirden kaynaklı olarak ileri sürülen ve yargılamanın usuli güvencelerine ilişkin olmayan temel hak ve hürriyetlere yönelik müdahale iddiaları, müdahalenin sonuçları itibarıyla bir bütün hâlinde ele alınmış ve özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir. Bu nedenle, müdahalenin sebepleri üzerinden ve başkaca temel hak veya hürriyetler bağlamında ileri sürülen ihlal iddiaları yönünden ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.</p>

<p>26. Eldeki başvuruya konu olayda başvurucunun<i> ByLock</i> uygulamasını kullandığına ilişkin tespit yer almaktadır. Bununla birlikte başvurucu, hakkında yürütülen Ceza Mahkemesi kararında "<i>Sanık R.A.hakkında </i>[ByLock]<i> tespiti yapılmadığı, sanığın tüm</i>[ByLock]<i> içeriklerinde ismine rastlanmadığı..." </i>şeklinde yer verilen değerlendirmelerin olduğunu buna rağmen Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın İdare Mahkemesinin kararına gerekçe yapılmasının durumun gerektirdiği ölçüyle bağdaşmadığını ileri sürmüştür. İdare Mahkemesinin başvurucunun <i>ByLock</i> kullanımına ilişkin tespitini doğrudan başvurucu hakkında yürütülen Ceza Mahkemesi kararına dayandırmadığı, ilgili tespitin başvurucu hakkında yürütülen kovuşturma dosyasından elde edildiği görülmektedir. Nitekim başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmüne ilişkin istinaf incelemesi neticesinde verilen kararda da <i>345680</i> ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın hükümden sonra dosyaya kazandırıldığının belirtildiği ve bahse konu tutanağın kovuşturma dosyasında mevcut olduğu açıkça görülmektedir. Dolayısıyla<i> 345680</i> ID'li, <i>rcp0909</i> kullanıcı adlı ve <i>rcp.09</i> şifreli ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'na dayanıldığı açıktır. Bu durumda başvurucunun <i>ByLock</i> ağına dâhil olduğu ve bu suretle FETÖ/PDY ile süregelen bir ilişki içinde olduğu hususu ortaya konulmuştur. Kararlarda adli soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde yer alan olgulardan yararlanılarak gerekçelerin oluşturulduğu görülmüştür. Bu bağlamda maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak şekilde belirlenmesini gerekli kılan ceza yargılamalarından farklı olarak olağanüstü hâl ilanına neden olan tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik alınan başvurulara konu tedbirlerin gerekliliği, irtibat ve iltisak kavramları çerçevesinde idari yargı mercilerince ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanmıştır.</p>

<p>27. Ayrıca başvurucunun yargısal makamlar önünde delillerini sunduğu, iddiada bulunma ve savunma haklarını herhangi bir engellemeyle karşı karşıya kalmadan kullandığı, bu suretle yargılamalarda usule ilişkin güvencelerin sağlandığı görülmüştür. Darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ/PDY ile irtibatlı veya iltisaklı olunduğunu göstermesi açısından yeterli kabul edilen <i>ByLock</i> uygulamasının başvurucu tarafından kullanıldığına ilişkin olarak açıklanan gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu, somut başvurunun koşullarında alınan tedbirin OHAL'in ilanına neden olan tehdit veya tehlikeyi bertaraf etmeye elverişli, bunun için gerekli, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olduğu ve keyfîlik içermediği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla OHAL koşullarında durumun gerektirdiği ölçünün korunduğu sonucuna varılmıştır.</p>

<p>28. Neticede başvurucunun <i>ByLock</i> uygulamasını kullandığına ilişkin tespiti içeren delile dayanan mevcut başvuruda da söz konusu <i>N.E.,</i> <i>A.S.</i> ve<i> Erkan Sezgin </i>kararlarından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun özel hayata saygı hakkı yönünden diğer kabul edilebilirlik şartları incelenmeksizin <i>açıkça dayanaktan yoksun olması</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>30. Başvurucu; hakkında kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı olmadığı hâlde kamu görevinden çıkarıldığını, idari yargı düzeninde dava süreci devam ederken Ağır Ceza Mahkemesince hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü verilmediğini, buna rağmen suçlu ilan edildiğini belirterek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.</p>

<p>31. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan <i>Halit İnciroğlu</i> ([GK], B. No:2023/38006, 29/5/2025) ve <i>Resul Darama (2)</i> ([GK], B. No:2022/14226, 23/10/2025) kararlarında, uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, idari yargı mercilerince eldeki başvurudan önce verilen kararlarda bahse konu meslekten çıkarma işleminin nedeni olarak kabul edilen devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat içinde olma ölçütü çerçevesinde ve idare hukuku ilkeleri kapsamında değerlendirmelerde bulunulduğunu vurgulamıştır. Söz konusu kararlarda başvurucuların ceza yargılamasında kendisine isnat edilen eylemleri işlediği ve suçlu olduğu yönünde bir çıkarımda bulunulmadığını, kararlarda geçen ifadelerin gerek kullanılan dil gerekse bağlamı itibarıyla ceza hukuku anlamında ve teknik unsurlarıyla yargılamaya konu suça ya da bu suçun işlendiğine işaret etmediğini belirterek masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (<i>Halit İnciroğlu</i>, §§ 157-162;<i> Resul Darama (2)</i>, §§139-144). Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>32. Öte yandan İdare Mahkemesi kararında başvurucunun Ağır Ceza Mahkemesi tarafından terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırıldığı ve davanın istinaf aşamasında olduğu belirtilmiş ise de Daire kararında başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmediği, bu nedenle de aleyhinde bir değerlendirme yapılmasının masumiyet karinesi gereğince mümkün olmadığının belirtildiği görülmektedir.</p>

<p>33. Açıklanan gerekçelerle masumiyet karinesine yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının <i>açıkça dayanaktan yoksun olması </i>nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. 1. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın <i>açıkça dayanaktan yoksun olması</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>2. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın <i>açıkça dayanaktan yoksun olması </i>nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 6/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202428913-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/anayasa-mahkemesi-jpg20150106155955.jpg" type="image/jpeg" length="49908"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuktan Sanata II: Size Hikaye Bize Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuktan-sanata-ii-size-hikaye-bize-gercek-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuktan-sanata-ii-size-hikaye-bize-gercek-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hukuktan Sanata II:</p>

<p>Size Hikaye Bize Gerçek</p>

<p><i>“Sanatçı için bulunduğu konumu doğru bir şekilde ayarlamak, bulunduğu yerin efendisi değil asil gayelere hizmet eden bir hizmetkâr olduğunu fark etmek çok önemlidir. Kendini eğitmeli, kendi ruhunun derinliklerine inmeli, kendi dışsal yeteneğine giydirmek üzere ruhunu yetiştirmeli ve geliştirmelidir.”</i></p>

<p><i>— Vasili Kandinsky</i></p>

<p>Schubert üzerine kaleme aldığım amatör seyir yazısında hukukçunun ve sanatçının insan ruhunun ortak topraklarında buluşabileceğine değinmiştim. Bu yazıda meseleyi bir adım öteye taşımak ve aynı sorunun iki ayrı cevabı olarak gördüğüm iki figürü yan yana koymak niyetindeyim: Ernst Theodor Wilhelm Hoffmann ve Vasili Kandinsky.</p>

<p>Bu iki ismi yan yana koymanın bir sebebi var. Her ikisi de hukuk tahsil etmiş, hukuk mesleklerine intisap etmiş ve sonra farklı nedenlerle sanata yönelmiş insanlar. Ne var ki yönelmenin biçimi birbirinden bambaşka. Hoffmann hukuku hiç terk etmedi; ömrünün sonuna kadar Berlin Yüksek Mahkemesi’nde (Kammergericht) üye hâkim olarak görev yaptı, geceleleri ise Kreisleriana’yı, Fındıkkıran’ı, Don Juan hikâyesini kaleme aldı. Kandinsky ise tam tersine, Moskova Üniversitesi’nde başarılı bir hukuk öğretim üyesiyken Dorpat’tan gelen Roma Hukuku kürsüsü teklifini geri çevirip otuz yaşında her şeyi bırakıp Münih’e taşındı ve hayatının geri kalanını boyaya, çizgiye ve renge adadı. Hoffmann içeride kaldı, Kandinsky ise akademik kariyerin eşiğinden geri döndü. Hoffmann hâkim cübbesinin altında bir ikinci hayat sürdürdü; Kandinsky kendisini bekleyen akademik hayatı reddederek bambaşka bir dilin peşine düştü.</p>

<p>Yine de bana göre, iki biyografi de benzer soruların cevabıdır. Cevaplar farklıdır; sorular aynı. Bu belki iddialı bir ifade ama her halükarda onların hikayesinin izini sürmenin anlamlı olduğuna inanıyorum. Şairin de dediği gibi</p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>Eskiler iz sürerdi.</i></p>

<p><i>Biz muttasıl arıyoruz yeni insanlar.</i></p>

<p><i>Arıyoruz alemin iç yüzünden zihnimize</i></p>

<p><i>Yansıyan bir tasarımla gerçeği.</i></p>

<p><strong>Hoffmann’ın Cübbesinin Altındakiler</strong></p>

<p>Hoffmann o kadar müziğe vurgundur ki vaftiz adındaki üçüncü ismi olan “Wilhelm”i Mozart’a duyduğu muhabbet uğruna “Amadeus” ile değiştirmiş ve artık E. T. A. Hoffmann olarak imza atmıştır. Bu küçük detay aslında onun bütün hayatının özetidir sanırım: Adında bile hayatın iki yakasını birden taşımak; bürokratik düzen ile sanatın çağrısını aynı kişide üst üste bindirmek.</p>

<p><i>“Müzik ruhu doğrudan etkiler ve onda yankı bulur, çünkü az olsun çok olsun müzik, doğuştan insanın içindedir.” Kandinsky</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Berlin Yüksek Mahkemesi’nde üye hâkim olarak görev yaptığı yıllarda onu mahkemede gören biri, herhalde, ortalama bir Prusyalı hâkimden farklı bir şey görmezdi. Belki biraz daha titiz dosya okuyuşunu, gerekçedeki ince ayrımları fark ederdi en fazla. Aynı kişi akşam evine döndüğünde ise edebiyat tarihinin en kuvvetli karakterlerinden birini, Kapellmeister Johannes Kreisler’i yaratıyordu. Kreisler basit bir kurgu figürü değildir; sanatın tahammül edilmez yüksekliği ile gündelik hayatın bürokratik düzeni arasında parçalanan, dehası ile çıldırmışlığı arasında salınan bir besteci tipidir. Yani Hoffmann’ın kendi içindeki ikiliğin edebî tezahürüdür diyebiliriz.</p>

<p>Bu karakterin geçtiği Lebensansichten des Katers Murr adlı roman, biçim olarak da bir gariplik taşır. Romanda Kreisler’in trajik hayatı, kibirli bir kedinin otobiyografisinin sayfaları arasına sıkışmıştır; iki ayrı metin birbirini sürekli yarıda keserek aynı sayfada akar. Sanki sanatçının trajedisi, bürokratik nizamın artık sayfaları arasında ancak böyle hayatta kalabilirmiş gibi. Bu tipografik şaka bile bana çok şey anlatır: Sanat ile düzen, aynı kitabın aynı sayfasında, ama birbirini sürekli kesintiye uğratan iki ayrı yazı olarak yan yana yaşar. Hoffmann’ın kendi hayatının da görüntüsüdür bu sanırım.</p>

<p>Bir hukukçu için bu sürekli ikinin içinde durma hali pek tanıdıktır esasında. Mesleğimiz bizden hem kanunun katı dilini hem hayatın akışkan gerçekliğini aynı anda görmemizi talep eder; hâdise ile hükmü aynı çerçeveye sığdırma çabası, her dosyada yeniden başlar. Hoffmann bu çift bakışı meslekî yetersizliğinden dolayı mı taşıyordu yoksa bu durum kendi tabiatının zenginliğinden mi taşıyordu? Bu sorulması gereken bir sorudur sanırım. Mahkeme salonunda bir tarafın iddiasını tartarken aklının bir köşesinde Kreisler, bir başka köşesinde Murr, bir bölümü de Don Juan’ın trajedisi ile meşguldü diyebiliriz. Bu beraberlik onun mahkeme kararlarını da, biz onları bugün okuyamasak da, en azından şu önemli zenginliğe kavuşturuyordu kanaatimce: Hayatın çok katmanlı olduğunu unutmamış birinin elinden çıkıyorlardı.</p>

<p><strong>Beethoven Yazısı ve Bir Akrabalığın Keşfi</strong></p>

<p>Hoffmann’ın belki de tarihe yaptığı en sessiz katkısı müzik eleştirisi alanındadır. 1810’da Allgemeine musikalische Zeitung’a yazdığı Beethoven’ın 5. Senfonisi üzerine değerlendirme, modern müzik eleştirisinin dönüm noktası kabul edilir desek abartmış olmayız. O yazıda Hoffmann, Beethoven’ı sadece teknik açıdan tartan çağdaşlarına karşı koyarak müziği bir “metafizik özlem”in dili olarak çerçeveler. Müzik artık mahza bir eğlenceden ibaret değildir, o görünmez olana açılan bir kapıdır.</p>

<p>Şimdi şuna dikkat etmek gerek: Bu çerçeveleme bir hukukçunun kaleminden çıkmıştır. Yani gündüzleri delil değerlendiren, taraf iddialarını tartan, hukukî nitelendirme yapan bir adam, geceleyin Beethoven’ı dinlerken duyduğu o eşsiz titreşimi kelimelere döküyor. Burada bir akrabalık bağı işaretleyemez miyiz? Eleştirinin disiplini ile hukukî muhakemenin disiplini birbirine pek yakın. Her iki faaliyet de bir nesneyi tartmaktır — biri davayı, ötekisi senfoniyi. Her ikisi de o nesnenin değerini kendi içkin kriterleriyle ölçmeye çalışır; her ikisi de bir yargıya varmadan önce uzun bir muhakeme süreci işletmek mecburiyetindedir. Hoffmann aynı zihinden iki ayrı kalem üretmiş gibidir: Biri Berlin Yüksek Mahkemesi için karar yazıyor, ötekisi bir deha niteliğindeki Beethoven hakkında kalem oynatma cüretini gösteriyor.</p>

<p><strong>Sanatın Hukuka Karşı Tanıklığı</strong></p>

<p>Görüldüğü kadarıyla Hoffmann’ın hayatının son yıllarında bir başka olay vardır ki anlatmadan geçmemek lazım. 1819’da Karlsbader Beschlüsse’nin ardından Prusya’da, vatana ihanet niteliğindeki bağlantıları ve diğer tehlikeli faaliyetleri soruşturmak üzere Krala Doğrudan Bağlı Soruşturma Komisyonu (Immediatkommission) kuruldu; devrim sempatizanı sayılan kişiler bu komisyon tarafından kovuşturulacaktı. Hoffmann da bu komisyonda görevlendirildi ve kısa sürede meselenin asıl çatışma noktasına dahil oldu. Komisyon, hukuka uygun usul kurallarına titizlikle sarıldı. Bu titizlik İçişleri Bakanlığı’ndaki Karl Albert von Kamptz’ı rahatsız etti; Kral, komisyonun usul ısrarından memnun olmayınca onun üzerine bir de Bakanlık Komisyonu (Ministerialkommission) kurdu ve Kamptz orada müdahale gücüne kavuştu. Hoffmann, hukuki güvencelerin baypas edilmesine açıkça itiraz etti, Kamptz ile defalarca çatıştı.</p>

<p>Peki ne yaptı bu hâkim yazarımız? Meister Floh (Üstat Pire) adlı hikâyesinde Kamptz’ı, Knarrpanti adlı zalim ve gülünç bir soruşturmacı tipi olarak edebiyatın aynasına yansıttı. Sansür Üstat Pire’nin söz konusu pasajlarını yasakladı, Hoffmann hakkında disiplin soruşturması açıldı. Bildiğimiz kadarıyla Hoffmann ölüm döşeğinde, felç olmuş bedeniyle, kendi savunmasını dikte ettirmek mecburiyetinde kaldı.</p>

<p>Bu hikâye hemen herkes için çok şey ifade eder. Hoffmann, hukukun kendisine yetmediği yerde, hukuka karşı hukukun dilini değil sanatın dilini kullandı. Berlin Yüksek Mahkemesi üyesi olarak içinden çıkamadığı haksızlığı, edebî tahayyülün serbestliğinde teşhir etti. Bu sanırım sadece bir hukukçu-sanatçı kombinasyonunun yapabileceği bir şeydir. Tek başına hukukçu olsa Kamptz karşısında çaresizdi, tek başına sanatçı olsa hukukî usulün kendisini içeriden bilmiyor olacaktı. Tam da iki kimliğin birleşmesi sayesinde Knarrpanti gibi bir tip ortaya koyabildi. Demek ki sanatın hukuka söyleyebileceği bir şey de varmış; hatta hukukun kendisini hatırlamasını sağlayabileceği bir şey.</p>

<p><strong>Kandinsky’nin Mintanı</strong></p>

<p>Hoffmann için söylenebilecek bunca şeyden sonra şimdi Kandinsky’ye geçmeyi deneyelim. Deneyelim diyorum zira kuşatılması zor bir kişidir Kandinsky. Onun hikâyesi dış yüzü itibariyle tam tersi bir yöne işaret ediyor: Hukukun içinde kalmak değil, hukuktan ayrılarak hukukun sorularını taşıyan bir başka dilin peşine düşmek.</p>

<p>Kandinsky bugün resim tarihinde soyutlamanın kurucu babası olarak anılır. Ne var ki otuz yaşına kadar başka bir kimliği taşımıştır. Moskova Üniversitesi’nde hukuk, iktisat ve etnografya tahsil etmiş; 1889’da üniversitenin kendisini gönderdiği etnografik bir saha araştırmasında kuzey Rusya’nın Vologda eyaletinde Komi-Zırya halkının geleneksel ceza hukuku pratikleri ile pagan inançlarını incelemiştir. 1893’te hukuk-iktisat formasyonunu tamamlamış, aynı üniversitede ders vermeye başlamıştır. 1896’da Dorpat (bugünkü Tartu) Üniversitesi’nin kendisine teklif ettiği Roma Hukuku kürsüsünü ise reddetmiş; aynı yıl Münih’e taşınmış ve ömrünün geri kalanını bambaşka bir dilde geçirmiştir.</p>

<p>Bu reddedişi yalnızca bir kariyer tercihi olarak okumak bana göre eksik kalır. Kandinsky’nin saha notlarında, XIX. yüzyıl Rus hukukunun büyük ölçüde Alman pandekt geleneğinin etkisi altındaki kavramsal mimarisi ile köylülerin yaşadığı adalet arasındaki uçurum apaçık görülür. Yazılı hukukun kategorileri, köylünün sezgisini, kuşaklar arası dengesini, manevî tasavvurunu yakalayamıyordu. Bu hususunu dünün ve bugünün Türkiye’sine de söyleyeceği şeyler olsa gerek. Şu noktayı da ayrıca işaretlemeliyiz: Kendisine teklif edilen kürsünün spesifik olarak Roma Hukuku kürsüsü oluşu, anlamlı bir tesadüf gibi durur. Çünkü Roma Hukuku, Avrupa’da pandekt biliminin ürettiği o mücerret kavramsal mimarinin tam da kaynağıdır. Bir tarafta Komi köylüsünün yaşanmış adaleti; öteki tarafta Roma’nın ondokuzuncu asır pandekt aklınca tasnif edilmiş soyut yapısı… Kandinsky’nin reddi sadece bir kürsüyü değil, iki adalet anlayışı arasındaki o uçurumun resmî tarafını reddedişti aslında.</p>

<p>Bu kavrayış sanatçı Kandinsky’nin doğum sancılarıdır diyebilir miyiz emin değilim ancak ortada bir gerilim olduğu açık. Her zaman olduğu gibi iyi değerlendirilen bir zihinsel gerilim nitelikli bir enerji olarak kendini açığa çıkarıyor.</p>

<p>Bana kalırsa Kandinsky meseleyi bırakmadı; sadece soruyu başka bir alanda sormaya başladı. Bu yeni alanda sorduğu soru şuydu: Bir biçim, ne zaman zorunludur? Cevabı, sanat felsefesinin en tartışılan kavramlarından birini doğurdu: innere Notwendigkeit — içsel zorunluluk. Bir nota, bir leke, bir çizgi ancak ruhun derininden gelen bir zorunluluğa cevap verdiğinde estetik bir hakikat taşır. Dıştan dayatılan kural değil, içten doğan zorunluluk… Bu kavramın hukukçu kulağa nasıl tanıdık geldiğini söylemeye sanırım gerek yok. Kandinsky sanatta normativiteyi pozitivist temelden alıp bir tür “doğal hukuk” temeline taşımıştır; ya da daha tam söylersek, hukukta bulamadığı meşruiyeti sanatta yeniden inşa etmeye girişmiştir.</p>

<p>Bu elbette benim diktiğim bir kıyafet olarak da nitelenebilir ancak yukarıda değindiğim üzere ben iz sürüyorum ve herkesin izleği kendine göre olup mintanı da boylu boyuncadır.</p>

<p><strong>Saman Yığınları Önünde</strong></p>

<p>Kandinsky’nin dönüşüm anı, 1895’te Moskova’da gezdiği bir Fransız resim sergisinde gerçekleşir adeta. Claude Monet’nin Saman Yığınları (Les Meules) serisinden bir tablonun önünde uzun süre durup konuyu seçemez. Resimde “bir şey” aradığı halde bulamaz, ancak rengin ve ışığın kendisinin etkisi altında kalır. Sonraki yıllarda anılarında bu durum şöyle aktarılır: Resmi göremiyordu; sergi kataloğuna baktığında konunun bir saman yığını olduğunu öğrenince hayrete düşmüştü. Konunun ne olduğu fark etmiyordu çünkü; resmin kendisi başlı başına bir etkiye sahipti. Kandinsky’nin yıllar sonra çıkaracağı sonuç buradan filizlenir: Tablonun gücü, tasvir ettiği konuyla sınırlı değildir; konunun ötesinde, biçimin kendisinden gelen bir kuvvet vardır.</p>

<p>Bir hukukçu için bu sahnenin “uzak” bir akrabası var sanırım: Lafzın sınırına gelinip kanunun ruhuyla yüzleşilen an. Kandinsky lafzı atıp gitmedi; lafzın tek belirleyici olmadığını fark etti. Hukukçunun da mevzuatın ötesinde bir adalet duygusuyla karşılaşması gibi, o da nesnenin ötesinde - onu bertaraf etmeden saf biçimin kendi başına bir kuvvet taşıdığını gördü. Bu, ne basit bir soyutlama ne de lafzı reddediştir; lafızla ruh arasındaki gerilimi tek bir denklemde tutabilme çabasıdır. Bir hâkimin mevzuatın katı çerçevesini bütünüyle yıkmadan onun içinde hakkaniyetin daha geniş ufkunu aralayabildiği an ne ise, Kandinsky’nin de Monet önünde yaşadığı an o olsa gerektir.</p>

<p>1913’te tamamladığı Kompozisyon VII bu yeni arayışın doruğudur. İlk bakışta bir kıyamet sahnesini andırır; renkler çarpışır, çizgiler kıvranır, biçimler yarılır. Ancak eserle uzun süre kalan göz, karşısındakinin kaos değil sıkı bir denklem olduğunu fark eder. Kandinsky bu tablo için otuzdan fazla hazırlık çalışması yapmıştır. Yani önümüzdeki bu görünür “kaos”, en az bir mahkeme kararının gerekçesi kadar disiplinli bir muhakemenin ürünüdür.</p>

<p>Belki de adalet de tam böyle bir şeydir. Görünürde tarafların çatışması, çıkarların çarpışması, hayatın düzensiz cürufu… Hâkimin zihninde ise bu cürufu bir nizama bağlayan, görünmez ama zorunlu bir mantık işler durur. Kandinsky’nin tuvali bu içsel muhakemenin görünür kılınmış halidir adeta. Kompozisyon VII karşısında benim aklıma gelen şey, dört başı mamur yazılmış bir gerekçeli karardaki o sessiz emek oluyor: Görünmeyen ama bütün hükmü taşıyan o ince muhakeme zinciri.</p>

<p><strong>İki Hikaye, Tek Soru</strong></p>

<p>Burada bir mola verip şu yan yana koyma işini yeniden düşünmek istiyorum. Hoffmann içeride kaldı; Kandinsky kendisini bekleyen akademik geleceği bir kenara itti. Hoffmann sanatı hâkim cübbesinin altında bir gizli hayat olarak yaşadı, Kandinsky ise hukuk kürsüsünü reddederek sanatı tek hayatı yaptı. Yüzeyden bakıldığında bu iki hikaye birbirinin zıttı gibi durur.</p>

<p>Ne var ki dikkatle baktığımızda iki adamın aynı soruyla boğuştuğunu görüyoruz: Biçim nereden meşruiyetini alır? Norm neden bağlayıcıdır? Bir yapı, ne zaman zorunlu ve ne zaman zorlama olur? Hoffmann bu soruyu mahkeme salonunda da, Don Juan üzerine yazarken de sordu; Knarrpanti tipini yaratırken de aynı sorunun bir başka cevabını bilfiil verdi. Kandinsky aynı soruyu Komi köylüleri arasında not alırken de, Monet’nin tablosunun önünde dururken de, Kompozisyon VII’yi otuz eskizden sonra tuvale taşırken de sordu.</p>

<p>İki adam da şu noktada hemfikir gibidir: Biçim, dıştan dayatıldığında zorbalıktır, içten zorunluluk olarak doğduğunda hakikattir. Hâkim Hoffmann’ın Kamptz karşısında duyduğu rahatsızlık ile sanatçı Kandinsky’nin pandekt geleneğinin köylüye yetmediğini fark edişi, aynı sezginin iki ayrı dilde ifadesidir kanaatimce. Hukukta da, sanatta da, biçim ancak içsel bir zorunluluktan doğduğunda meşrudur.</p>

<p>Bu noktada şunu söyleyebiliriz: Hukukçunun “hakkaniyet” yahut da “nesafet” dediği şey ile sanatçının “içsel zorunluluk” dediği şey, belki de aynı kaynaktan beslenen iki nehirdir. Her ikisi de, yazılı kuralın ötesinde bir başka mertebenin varlığını işaret eder. Hâkim bir uyuşmazlığa son verirken aslında hayatın kaotik akışında bir biçim arıyordur; “buraya kadar” diyebilmenin, bir noktayı koyabilmenin, “hak burada, haksızlık şurada” diyebilmenin kendisi bir estetik edim de değil midir esasında? Bu yüzdendir ki hukuk metinlerinin de güzeli olur, çirkini olur; bir gerekçenin kuru ve yetersiz olanı vardır, mücevher gibi parlayan, okuyanı kıvandıran olanı vardır. Nihai olarak iyi, doğru ve güzelin tahakkuk ve teşahhus ettikleri sahalar farklı olsa da özleri itibariyle birbirlerine istinat ederler ve bir bütünlüğün içinde arz-ı endam ederler.</p>

<p><strong>Hukukçunun Tahayyül Kapasitesi Üzerine</strong></p>

<p>Buradan kendi mesleğimize döneceğim, çünkü bu yazıyı yazmamın asıl sebebi de orasıdır biraz. Bizde hukuk eğitimi ne yazık ki çoğunlukla tahayyülü törpüleyen bir yerde durur. Genç hukukçuya öğretilen şey, hâdiseyi mevzuata indirgemek, indirgenemiyorsa içtihada başvurmak, içtihat da yetmezse doktrini taramaktır. Bunlar elbette gereklidir; bir mesleğin teknik altyapısı bunlardan oluşur. Ancak bir kuşağın hayal etme kapasitesinin tedrici bir biçimde nasıl daraldığını da gözlemliyorum etrafımda. Hâdise dosyaya, dosya da formüle indirgendiğinde geriye sadece bir aritmetik kalıyor — oysa hukuk, asıl gerilimini tam da bu aritmetiğin sınırında yaşar. Bir başka yazımda ele almaya çalışacağım ama bu epistemik yetersizlik bir şiddet neticesi ve diğer taraftan bir kolonizasyon halidir de. Kanatsız bir uçuş, ayaksız bir koşu ne kadar mümkünse bu da öyledir bir bakıma.</p>

<p>Hoffmann’ın da Kandinsky’nin de bana ayrı ayrı verdiği ders şu sanırım: Hayatın çok katmanlı olduğunu unutmamış birinin elinden çıkan hukuk, teknik olarak ne kadar doğru olursa olsun, hayatı unutmuş birininkinden esaslı bir farkla ayrılır. O fark, kararın aritmetik doğruluğunda değil, hayatın trajedisini sezme kapasitesindedir. Hoffmann mahkemede karşısına çıkan davayı sadece bir “vaka” olarak değil, kozmik bir dramın küçük bir kesiti olarak görebiliyordu, çünkü Don Juan üzerine yazmıştı. Kandinsky’nin “içsel zorunluluk” arayışı, hukuktan ayrıldıktan sonra bile, aslında hukukun ona sorduğu sorunun cevabıydı.</p>

<p><i>Esasında bu arayış coğrafyalar ve çağlar üstüdür: İslam hukukunun kurucu mimarı İmam Muhammed’in, fıkhın dehası olmadan evvel babasından kalan koca mirasın tam yarısını şiir ve lügat kitaplarına harcaması da aynı sezgisel ihtiyacın sonucuydu. Hayatın kozmik dramını şiirle, renkle veya notayla tartmamış bir hukukçu, sadece kuru bir aritmetikten ibaret kalmaya mahkum değil midir? </i></p>

<p>Bu yüzdendir ki her hukukçunun bir parça Hoffmann’a, bir parça Kandinsky’ye (isimler değişebilir, maksat bir rivayet muhtelif) ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Hoffmann’a, mesleğimizin içinde kalarak bile içimizdeki o ikinci sesi öldürmemek için. Kandinsky’ye ise, gerektiğinde lafzın ötesine geçip ruhu aramayı becerebilmek için. İki kapasite de mesleğimizin asıl zenginliğini oluşturur sanırım ya da başka bir tabirle biri olmadan diğeri eksik kalır.</p>

<p><strong>Biçimin Sırrı</strong></p>

<p>Schubert hukuktan kaçtı, Hoffmann hukukla beraber yaşadı, Kandinsky hukuktan ayrılarak hukuku başka bir dile tercüme etti. Üç ayrı hikaye; aynı ortak alanı işaret eden üç ayrı yol. Bu yazıyı kapatırken bana öyle geliyor ki bu üç hayatın bize en kıymetli hatırlattığı şey, hukuk ile sanatın aynı kaynaktan beslenen iki ayrı nehir oluşudur.</p>

<p>Her iki disiplin de hayatın ham malzemesini bir biçim içine yerleştirme çabasıdır. Hayatın ihtirasları, çatışmaları, kayıpları, arzuları, korkuları, hak iddiaları… Hukuk bu ham malzemeyi karar’ın biçiminde durdurur; sanat ise eser’in biçiminde dondurur. Her iki biçim de bir tür hakikat iddiası taşır, ama farklı yollarla. Önemli olan, biçimin dıştan dayatılmış bir kalıp değil, içten doğan bir zorunluluk olabilmesidir.</p>

<p>Hoffmann’ın aynı sayfanın iki yarısında yan yana yaşattığı Kreisler ile Murr; Kandinsky’nin Komi köylülerinin sezgisinden tutup Kompozisyon VII’nin tuvaline kadar taşıdığı o “içsel zorunluluk” arayışı; ve aslında bizim her dosyamızda, her gerekçemizde, her hükmümüzde sessizce yaşayan o adalet duygusu… Hepsi aynı sırrın etrafında dönmektedir kanaatimce. Hayatın çok katmanlı oluşunu unutmamış birinin, bu katmanları birbirine sıkıştırmadan bir biçim içinde durdurabilmesinin sırrı.</p>

<p>Belki de bir hukukçunun en derin ödevi, kendi içindeki o Kreisler’i öldürmemek, kendi tahayyülündeki o Monet anını boşa çıkarmamaktır. Cübbe çıkarıldığında bir başka kimliğin sahibi olabilmek; ya da daha doğrusu, cübbe üzerindeyken bile o öteki kimliği unutmamak. Hâdise ile hüküm, hukuk ile sanat, görünen ile görünmeyen arasında sürekli yapılan o sessiz müzakere — bir hukukçunun bütün hayatının aslında içinde geçtiği o gerilimli ortak alan.</p>

<p>Hoffmann ile Kandinsky’nin amatör seyircisi olarak yazdığım bu yazı umarım, kendi tahayyülümüze daha çok güvenmemizin, mesleğimizin estetik boyutunu hatırlamamızın bir vesilesi olabilir. Çünkü her yargı bir biçim arayışıdır; ve biçim arayan herkes, hukukçu olsun sanatçı olsun, aynı sessiz sualin cevabını aramaktadır.</p>

<p><i>“Her resimde koca bir yaşam gizli. Korkular, kuşkular, umutlar ve neşelerle dolu bir yaşam…</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>Kalabalığın duyamadığı sesi önce sanatçı duyar.”</i></p>

<p><i>Kandinsky</i></p>

<p>Bu oldukça acemi ve amatör yazıyı -eskilerin ifadesi ile lakırdıları- az da olsa bir kıymete eriştirmek için bir ustanın, Safer DAL Baba’nın veciz sözleri ile taçlandırarak bitirmek istiyorum :</p>

<p><i>Sûret ehline, kısa sözler uzatılarak söylenir, mânâ ehline uzun sözler kısaltılarak.. </i></p>

<p><i>Size hikâye, bize gerçek...</i></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-muhammed-ali-ozturk" title="Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK"><img alt="Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/03/muhammed-ali-ozturk.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-muhammed-ali-ozturk" title="Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK">Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuktan-sanata-ii-size-hikaye-bize-gercek-1</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/hukuktan-sanata.jpg" type="image/jpeg" length="68715"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vergi Dairesi Şirketinizi Sahte Fatura Riski ile Kendiliğinden Kapatabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/vergi-dairesi-sirketinizi-sahte-fatura-riski-ile-kendiliginden-kapatabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/vergi-dairesi-sirketinizi-sahte-fatura-riski-ile-kendiliginden-kapatabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vuk 160/A Re'sen Terkin Durumunda Haklarınız Ve Emsal Kararlar]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Re'sen Terkin Müessesesi ve Uygulamadaki Görünümü</strong></p>

<p>Re’sen terkin Vergi Usul Kanunu'nun 160. maddesine göre, bir vergi kaydının vergi dairesi tarafından kendiliğinden sonlandırılması demektir. Türk vergi hukukunda mükellefiyetin tesisi kadar, bu mükellefiyetin sona erdirilmesi süreçleri de sıkı kanuni şartlara bağlanmıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 160. maddesinde düzenlenen "re'sen terkin" müessesesi, vergi dairesinin belirli şartların varlığı halinde mükellefiyet kaydını kendiliğinden sonlandırmasını ifade eder. İlgili hüküm uyarınca; mükellefin uzun süre beyanname vermemesi, yapılan yoklamalarda adresinde bulunamaması, faaliyetine dair herhangi bir ize rastlanmaması veya işi bıraktığını idareye bildirmemesi gibi durumlarda vergi kaydı idarece silinmektedir. Bu işlemin tesis edilmesiyle birlikte işletmenin mükellefiyet kaydı ilgili tarih itibarıyla nihayete erer ve mükellefin fatura düzenleme yetkisi ortadan kalkar.</p>

<p>Uygulamada aktif, ticari faaliyetini sürdürmekte olan küçük ve orta ölçekli pek çok şirketin hiçbir bildirimde dahi bulunulmadan bağlı bulundukları vergi daireleri tarafından bu şirketler hakkında düzenlenmiş bir vergi tekniği raporu bulunmadığı halde şirketin gerçek bir ticari faaliyeti olmadığı veya sahte fatura düzenleme riski bulunduğu iddiası ile re’sen terkin edildiği görülmektedir. Vergi dairelerinin hiçbir hukuki zemine oturtmadan uyguladığı bu terkin işlemleri doktrin ve yargı kararları ışığında incelendiğinde, somut verilere dayanmayan bu tür idari tasarrufların hukuka aykırılık teşkil ettiği ve çoğunlukla Mahkemeler tarafından iptale konu olduğu açıkça görülmektedir.</p>

<p><strong>VUK 160/A Maddesi ve İdarenin Somutlaştırma Yükümlülüğü</strong></p>

<p>Vergi idaresinin bir mükellef hakkında sahte belge düzenleme riskinin bulunduğuna yönelik bir kanaate varabilmesi ve VUK 160/A maddesi kapsamında işlem tesis edebilmesi için keyfi mülahazalardan uzak, objektif bir analiz süreci yürütmesi yasal bir zorunluluktur. Kanun koyucu idareye bu konuda mutlak bir takdir yetkisi tanımamış; aksine risk analizinin sınırlarını net bir şekilde çizmiştir.</p>

<p>Buna göre, bir şirketin terkin edilebilmesi için şu hususların entegre bir biçimde analiz ve değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir:</p>

<p>· Mükelleflerin aktif ve öz sermaye büyüklükleri ile beyanlarının uyumluluğu,</p>

<p>· İş yeri, taşıt, makine, teçhizat, demirbaş varlığı ve sigortalı çalışan sayıları itibarıyla üretim veya ticaret kapasitesi,</p>

<p>· Hakkında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge (SMİYB) düzenleme veya kullanma yönünden somut bir raporun ya da tespitin bulunup bulunmadığı,</p>

<p>· Ticari ilişkide bulunulan (alış ve satış yapılan) diğer mükellefler hakkındaki olumsuz rapor ve tespit bilgileri,</p>

<p>· Şirketin ortaklık yapısı ve ortakların hukuki/mali geçmişine ilişkin veriler.</p>

<p>Herhangi bir somut bilgi ve belgeye dayanmayan, aleyhe yapılmış karine teşkil edecek nitelikte dahi bir tespiti bulunmayan mükellefler hakkında, sadece soyut bir "risk" varsayımıyla işlem yapılması hukuki güvenlik ilkesini zedelemektedir. Hatta idarenin kendi yaptığı yoklamalarda dahi şirketin aktif olduğu ve hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı belirlenmişken re'sen terkin yoluna gidilmesi, idari işlemin "sebep" ve "amaç" unsurları yönünden sakatlanmasına yol açmaktadır.</p>

<p>Herhangi bir somut bilgi ve belge olmadan, aleyhe yapılmış tespitler yokken, hatta pek çok şirkete yapılan yoklamada şirketin aktif olduğu ve hukuka aykırı bir durumun olmadığı tespit edilmişken vergi dairelerinin hangi sebeple bu şirketler hakkında sahte belge düzenleme riski bulunduğuna kanaat getirdiği ve şirketi terkin ettiği anlaşılamamaktadır.</p>

<p><strong>VUK 160/A Uyarınca Teminat Gösterme Süresi ve İdari Prosedür</strong></p>

<p>Vergi Usul Kanunu’nun 160/A maddesi, idareye doğrudan terkin yetkisi vermeden önce, riskli bulduğu mükelleflere yönelik bir ön şart ve tasfiye mekanizması öngörmüştür. Kanun koyucu, sahte belge düzenleme riski yüksek olduğu analizlerle saptanan mükelleflerin ticari hayata zarar vermesini önlemek amacıyla bir "teminat" müessesesi ihdas etmiştir. İdare, yaptığı analizler neticesinde riskli gördüğü mükellefe durumu bir yazı ile tebliğ etmekle mükelleftir. Bu aşamada izlenmesi gereken yasal prosedür ve süreler şu şekildedir:</p>

<p>· <strong>Tebliğ ve Süre:</strong> İdare, mükelleften sahte belge düzenleme riskini ortadan kaldıracak nitelikte bir teminat göstermesini talep eder. Mükellefe bu teminatı ibraz etmesi için tebliğ tarihinden itibaren <strong>1 ay</strong> süre tanınır.</p>

<p>· <strong>Teminatın Niteliği:</strong> Talep edilecek teminat tutarı, mükellefin düzenlediği veya düzenleme potansiyeli olan belgelerin hacmi dikkate alınarak kanuni sınırlar çerçevesinde belirlenir.</p>

<p>· <strong>Sürenin Sonucu:</strong> Eğer mükellef kendisine tanınan 1 aylık süre içinde istenen teminatı göstermez veya aynı süre içinde faaliyetinin gerçekliğini (iş yeri, iş gücü, emtia varlığı vb.) ispat eden somut delilleri idareye sunamazsa, vergi dairesi ancak bu sürenin bitiminden sonra re’sen terkin işlemini tesis edebilir.</p>

<p>Dolayısıyla, idarenin mükellefe 1 aylık süre tanımadan, teminat gösterme hakkı sunmadan veya bu sürenin dolmasını beklemeden doğrudan doğruya re’sen terkin kararı alması, kanunda öngörülen emredici şekil şartlarının ihlali niteliğindedir ve işlemi tek başına sakatlayan ağır bir usul hatasıdır. Halihazırda vergi daireleri çoğunlukl bu yasal prosedürü izlemeden doğrudan terkin işlemi uygulamaktadır.</p>

<p><strong>Tebliğ Edilmeyen Re’sen Terkin İşlemlerinde Dava Açma Süresi</strong></p>

<p>İdari yargılama hukukunun en temel unsurlarından biri olan "dava açma süresi", kural olarak idari işlemin mükellefe usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak vergi daireleri, pratik uygulamada re’sen terkin kararlarını mükelleflere tebliğ etmekten imtina etmekte; şirketler durumdan ancak elektronik beyanname gönderemediklerinde, fatura düzenleyemediklerinde veya sistemde "terkin" ibaresini gördüklerinde haberdar olmaktadırlar.</p>

<p>Hukuken tebliğ edilmemiş bir idari işleme karşı dava açma süresinin başladığından bahsedilmesi mümkün değildir. Anayasa’nın 40. maddesinde yer alan "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır" hükmü uyarınca, tebliğ edilmeyen kararlar mükellefin hak arama özgürlüğünü kısıtlayamaz. Bu doğrultuda, idarenin gizli tuttuğu veya tebliğ etmediği re’sen terkin işlemlerinde, mükellefin durumu <strong>öğrenme tarihi</strong> (örneğin sistemde engellendiğini fark ettiği gün) tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Mükellefler, bu öğrenme tarihinden itibaren <strong>30 gün</strong> içinde vergi mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir. Süre aşımı def’inin önüne geçebilmek adına, dava dilekçesinde işlemin tebliğ edilmediği ve öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği hukuki gerekçeleriyle açıkça vurgulanmalıdır.</p>

<p><strong>Ticari Hayatın Devamlılığı Bakımından "Yürütmenin Durdurulması"</strong></p>

<p><strong>Talebinin Hayati Önemi</strong></p>

<p>Vergi mahkemelerinde açılan iptal davaları, kural olarak idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Bir diğer ifadeyle, dava açılmış olsa dahi vergi dairesinin re’sen terkin işlemi hukuken geçerliliğini korur. Bu durum, aktif bir şirketin dava süresince fatura kesememesi, beyanname verememesi, ticari sözleşmelerini ifa edememesi ve neticede ticari olarak "fiilen" yok olması anlamına gelir. Vergi mahkemelerindeki yargılama süreçlerinin aylarca sürebildiği göz önüne alındığında, davanın sonunda haklı çıkılsa bile şirketin telafisi imkansız zararlara uğraması kaçınılmazdır. İşte bu noktada, dava dilekçesiyle birlikte <strong>"Yürütmenin Durdurulması" </strong>talep edilmesi hayati bir önem arz eder. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verebilmesi için iki şartın bir arada bulunması gerekir:</p>

<p>1. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacak olması,</p>

<p>2. İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aktif bir şirketin usulsüz şekilde terkin edilmesi, ticari faaliyetini tamamen felç edeceği için "telafisi imkansız zarar" şartını doğrudan karşılar. Mahkemenin hızlı bir şekilde yürütmeyi durdurma kararı vermesi durumunda, dava sonuçlanıncaya kadar vergi dairesi mükellefiyet kaydını tekrar aktif hale getirmek zorundadır. Böylece şirket, yargılama sonuna kadar ticari hayatına, fatura düzenlemeye ve beyanname vermeye kesintisiz devam edebilir. Yürütmenin durdurulması istemi, davanın esası kadar kritik bir usulü kalkandır. Uygulamada vergi mahkemeleri re’sen terkinin iptali istemiyle açılan davalarda çoğunlukla yürütmeyi durdurma kararı vermekle birlikte, vergi daireleri yürütmeyi durdurma kararına karşı itirazda bulunarak hüküm kesinleşene kadar şirketin faaliyette bulunmasına imkan tanımamaktadır. Dolayısıyla Mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı alınsa da beklenen faydanın sağlanamadığı durumlar da ortaya çıkmaktadır.</p>

<p><strong>Yargısal Denetim ve Güncel Emsal Kararlar</strong></p>

<p>Davacısı bulunduğumuz İstanbul 2. Vergi Mahkemesi'nin 2024/574 esas, 2024/1630 Karar sayılı 20.09.2024 tarihli kararı "<i>davacı hakkındaki olumsuz tespitlere dayanılarak, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu gerekçesiyle mükellefiyet kaydının re'sen terkine karar verilmişse de, davacı şirketin yapılan yoklamalarda işyerinde faal olduğu, ,deposunun, satışa hazır ambalaj inşaat malzemelerinin bulunduğu, sigortalı çalışanının olduğu ,hususlarının tespit edildiği, yoklamaya ek yapılan fotoğraflarda emtianın bulunduğunun görüldüğü, yoklamaya ek belgelerde kira kontratı, vekaletname vb. faaliyetin devam ettiğini gösteren evrakların bulunduğu hususları değerlendirildiğinde, hakkında olumuz tespitler bulunmasına rağmen tamamen sahte fatura düzenlemek üzere mükellefiyet tesis ettirilmiş olduğu somut şekilde ortaya konulamadığından, davacının mükellefiyet kaydının re'sen terkin ettirilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından işlemin iptaline" </i>şeklinde olup işbu davada haklılığımızı emsal nitelikteki durum hakkında tesis edilen karar ile ortaya koymaktadır.</p>

<p>Yine davacısı bulunduğumuz İstanbul 14. Vergi Mahkemesi'nin 2025/692 E. 2025/1886 Karar sayılı 29.09.2025 tarihli kararı "<i>Olayda, dosyada mevcut bilgi ve belgelerin tetkikinden; 20/02/2025 tarihinde şirket adresinde yapılan yoklamada; iş yerinin açık olduğu, 100 metrekare büyüklüğünde deposunun bulunduğu, son muhtasar beyannamesinde üç asgari ücretli çalışan beyan edildiği, mükellefin adreste faal olduğu, dükkanda tespit anında bir sigortalıya rastlanıldığı, mükellefin adreste inşaat malzemeleri hırdavat ürünlerinin satışı faaliyeti ile iştigal ettiği, sigortalı çalışanı olduğu, adresin aile mülkü olduğu, 1 adet depo adresinin bulunduğu, sisteme girildiği, son beş alış ve son beş satış faturasının sisteme girildiği, faturanın eke alındığı hususlarının beyan edildiğinin şirket yetkilisi nezdinde tespit edildiği, 20/02/2025 tarihinde şirket yetkilisinin ikametgah adresinde yapılan yoklamada; mükellefe ulaşıldığı, mükellefin adresinin aile mülkü olduğu, alt katında dükkanın bulunduğu, dükkanında inşaat malzemeleri hırdavat ürünlerinin satışı faaliyeti ile iştigal ettiği, dükkanında üç sigortalı çalışan olduğu, dükkanına ait bir adet deposunun bulunduğunun beyan edildiğinin şirket yetkilisi nezdinde tespit edildiği, 18/03/2025 tarihi itibariyle vadesi geçmiş ve ödenmesi gereken borcunun bulunmadığı, 2024 dönemi Ba-Bs analizinde 45.384.805,77-TL tutarında mal alışı, 44.339.750,00-TL tutarında mal satışı bildirildiği, 2024 yılı toplam matrahının 44.349.358,00-TL olduğu, ödenecek 7.329,47-TL tutarında ödenecek vergi çıktığı, davacının alım ve satım yaptığı mükelleflerden davalı idarenin yetki alanında bulunanlar hakkında düzenlenmiş vergi tekniği raporunun bulunmadığı, işletme kapasitesi ile beyanlarının uyumlu olmadığı, ticari teammüllerinin olağan akışına aykırı yüksek tutarlı beyanlarının bulunduğu, Ba-Bs bildirimlerindeki alım/satım yaptığı mükelleflerin çoğunluğunun sahte belge düzenleme nedeniyle incelemeye sevk edildiği veya haklarında vergi tekniği raporunun düzenlendiği, tahakkuk/tahsilat bilgileri, borç bilgileri ve işletme kapasitesi ile matrahlarının uyumlu olmadığı tespitlerinden hareketle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de; yapılan yoklamalarda davacı şirket yetkilisine ulaşıldığı ve davacının işyerinde faal olduğu, iş yerinde emtiasının bulunduğu, davacıya ait deponun bulunduğu hususunun tespit edildiği, çalışanının bulunduğu, ödenecek vergi borcunun bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin gerçek bir faaliyeti olmaksızın sahte belge düzeleme riskinin yüksek olduğuna ilişkin yeterli tespit bulunmadan, eksik tespitler dikkate alınarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır"</i>. şeklinde olup gerekçenin detaylı olması da gözetildiğinde açılacak davada hangi hususlara değinilmesi ve hangi delillerin sunulmasının gerektiği açıkça anlatıldığından önemli bir emsaldir.</p>

<p>Sonuç olarak mükellefiyet kaydının re'sen terkini, bir işletmenin ticari hayatını doğrudan sonlandıran ve ağır mali sonuçlar doğuran radikal bir idari yaptırımdır. Bu nedenle, idarenin bu yetkiyi kullanırken varsayımlardan veya soyut risk analizlerinden değil; kanunun aradığı somut, şüpheye yer bırakmayan ve objektif tespitlerden hareket etmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Aksi yönde tesis edilen usulsüz terkin işlemlerine karşı, yargı mercileri emsal kararlarda da görüldüğü üzere mükelleflerin haklarını koruyan ve idarenin somut delil ikame etme zorunluluğunu hatırlatan bir duruş sergilemektedir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/09/ilayda-gundu.jpeg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/09/ilayda-gundu.jpeg" /></a></p>

<p><strong>Av. İlayda GÜNDÜ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/vergi-dairesi-sirketinizi-sahte-fatura-riski-ile-kendiliginden-kapatabilir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/terazi/terazi-toplantidsf-sozlesme.jpg" type="image/jpeg" length="34137"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dava Travması: Hak Arama Sürecinin Yaralayıcı ve Onarıcı Yüzü]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dava-travmasi-hak-arama-surecinin-yaralayici-ve-onarici-yuzu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dava-travmasi-hak-arama-surecinin-yaralayici-ve-onarici-yuzu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Dava Travması: Hak Arama Sürecinin Yaralayıcı ve Onarıcı Yüzü</strong></p>

<p><strong>Litigafobi, Terapötik Yargılama, Travma Bilgili Savunma ve Avukat–Psikiyatr İşbirliği Üzerine Bir Değerlendirme</strong></p>

<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Dava, hukuk düzeninin bireye sunduğu en temel hak arama yollarından biridir. Ancak dava süreci yalnızca normatif, usulî ve teknik bir mekanizma değildir; aynı zamanda insanın belleğini, duygusunu, güven ihtiyacını, kontrol algısını, toplumsal kimliğini ve adalet beklentisini etkileyen yoğun bir psikolojik deneyimdir. Kişi mahkemeye başvurduğunda yalnızca hukuki bir talepte bulunmaz; çoğu zaman görülmek, dinlenmek, tanınmak ve uğradığı haksızlığın adının konulmasını ister. Ne var ki yargılama süreci kimi zaman bu onarıcı vaadi gerçekleştirmek yerine kişiyi tekrar tekrar anlatmaya, beklemeye, ispatlamaya, savunmaya ve yeniden incinmeye zorlayan travmatik bir alana dönüşebilir. Bu makalede “dava travması” kavramı, hak arama sürecinin psikolojik bedelini açıklamak üzere ele alınmakta; “litigafobi” ise bu travmanın dava açma, dava edilme veya hukuki ihtilafa karışma korkusuna dönüşmüş biçimi olarak değerlendirilmektedir. Makale ayrıca terapötik ve anti-terapötik yargılama ayrımı üzerinden, yargılamanın insanı nasıl yaralayabileceğini ya da onarabileceğini tartışmakta; savunmanın bu süreçte yalnızca teknik bir temsil faaliyeti değil, aynı zamanda müvekkilin hukuki öznelik duygusunu koruyan insanî bir tampon işlevi görebileceğini ileri sürmektedir. Dava travmasının klinik sınıra yaklaştığı durumlarda ise avukat–psikiyatr işbirliği, avukatın kendi mesleki sınırını bilmesi, müvekkili doğru uzmana yönlendirmesi ve hukuki temsil ile ruhsal destek arasındaki etik dengeyi koruması bakımından zorunlu bir başlık hâline gelmektedir.</p>

<p><strong>I. Giriş: Dava Sadece Hukuki Bir Süreç Değildir</strong></p>

<p>Dava, hukuk düzeninin insana sunduğu en temel kurumsal imkânlardan biridir. Haksızlığa uğrayan, zarara katlanan, suçlanan, dışlanan, aldatılan, yaralanan veya hakkının ihlal edildiğini düşünen kişi, bireysel öfkesini ya da çaresizliğini kamusal bir talebe dönüştürerek mahkemeye başvurur. Bu yönüyle dava, medenî toplumun şiddet yerine usulü, intikam yerine yargılamayı, kişisel hesaplaşma yerine kurumsal çözümü koyma çabasıdır.</p>

<p>Fakat dava yalnızca bir dilekçe, duruşma, delil, bilirkişi raporu ve hüküm toplamı değildir. Dava, insanın hayatına giren ağır bir deneyimdir. Kişinin gündelik hayatını, uykusunu, ilişkilerini, ekonomik dengesini, itibarını, gelecek algısını ve kendilik duygusunu etkileyebilir. Bazen yıllarca süren bir bekleyişe, bazen tekrar eden bir anlatım yüküne, bazen de sürekli tetikte kalma hâline dönüşebilir.</p>

<p>Mahkeme koridorlarında dolaşan şey yalnızca dosyalar değildir; incinmişlikler, korkular, beklentiler, utançlar, öfkeler, kırgınlıklar ve tanınma arzuları da o dosyaların içinde taşınır. Bu nedenle dava, yalnızca hukuk tekniğiyle değil, insan psikolojisiyle de düşünülmelidir. İşte bu noktada “dava travması” kavramı önem kazanır. Dava travması, kişinin bir yargılama sürecine taraf olması nedeniyle yaşadığı ruhsal zorlanmayı, belirsizlik yükünü, yeniden yaralanma hissini ve hak arama sürecinin kendisinin bir psikolojik baskı alanına dönüşmesini ifade eder.</p>

<p><strong>II. Dava Travması Kavramı</strong></p>

<p>Dava travması, kişinin mahkeme sürecinde yaşadığı sıradan stresin ötesinde, yargılamanın yapısı, dili, süresi, belirsizliği ve ilişkisel atmosferi nedeniyle ortaya çıkan daha derin bir psikolojik zorlanmadır. Bu travma yalnızca mağdur ya da davacı bakımından ortaya çıkmaz. Sanık, davalı, müşteki, tanık, boşanma davasının tarafı, iş davası yürüten işçi, yıllarca suç isnadı altında yaşayan kişi, haksız yere icra takibiyle karşılaşan birey veya aile içi uyuşmazlığın tarafı olan herkes dava travmasının öznesi hâline gelebilir. Dava travmasının merkezinde çoğu zaman şu duygu vardır: <strong>“Benim hayatım hakkında karar verilecek; fakat ben sürecin hâkimi değilim.”</strong></p>

<p>Bu duygu, insanın temel güven ihtiyacını sarsar. Duruşma ertelendikçe, bilirkişi raporu geciktikçe, hâkim değiştikçe, karşı taraf yeni iddialar ileri sürdükçe, dosya istinafa veya temyize gittikçe kişi kendi hayatının askıya alındığını hisseder. Dava, geçmişte yaşanan bir haksızlığı çözmek için başlar; fakat giderek kişinin bugününü işgal eden ve geleceğini belirsizleştiren bir sürece dönüşür. Bu nedenle dava travması yalnızca “mahkemeye gitme stresi” değildir. Daha derin bir şeydir: Kişinin kendi hayatı üzerindeki kontrol duygusunu, adalete olan güvenini ve toplumsal tanınma beklentisini sarsan bir yargısal deneyimdir.</p>

<p><strong>III. Dava Neden Yaralayıcı Olabilir?</strong></p>

<p>Dava sürecinin yaralayıcı etkisi birkaç temel kaynaktan beslenir. İlk olarak dava, kişiyi yaşadığı olayı tekrar tekrar anlatmaya zorlar. Kişi bir defa incinmiştir; fakat dava sürecinde bu incinmeyi dilekçede anlatır, karakolda anlatır, savcılıkta anlatır, duruşmada anlatır, bilirkişiye anlatır, istinaf dilekçesinde yeniden anlatır. Her anlatım, hukuken gerekli olabilir; fakat psikolojik olarak bazen yaranın yeniden açılması anlamına gelir.</p>

<p>İkinci olarak dava, kişiyi ispat yüküyle karşı karşıya bırakır. Hukuk, haklılığı yalnızca hissiyat üzerinden kabul etmez; delil ister. Bu zorunludur. Ancak kişi açısından bu bazen şöyle yaşanır: “Ben zaten yaralandım; şimdi bir de yaralandığımı ispatlamak zorundayım.” Özellikle şiddet, cinsel saldırı, mobbing, aile içi baskı, ekonomik sömürü veya psikolojik taciz dosyalarında bu ispat yükü, mağdur açısından ikinci bir yük hâline gelebilir.</p>

<p>Üçüncü olarak dava dili soğuktur. Hukuk, insanın acısını “vakıa”, “iddia”, “delil”, “beyan”, “hukuki nitelendirme”, “ispatlanamayan husus” gibi kategorilere ayırır. Bu teknik dil gerekli olmakla birlikte, insanî boyutu tamamen dışarıda bıraktığında kişi kendisini görülmemiş hissedebilir. Oysa davaya başvuran insan çoğu zaman yalnızca karar değil, tanınma da ister.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dördüncü olarak dava, belirsizlik üretir. İnsan psikolojisi belirsizlik karşısında yorulur. Ne zaman biteceği bilinmeyen, nasıl sonuçlanacağı kestirilemeyen, hangi raporun geleceği öngörülemeyen, karşı tarafın ne yapacağı bilinmeyen süreçler kişide sürekli tetikte kalma hâli doğurur.</p>

<p>Beşinci olarak dava, sosyal kimliği etkiler. Kişi artık yalnızca kendisi değildir; “sanık”, “davalı”, “şikâyetçi”, “mağdur”, “boşanma davası süren kişi”, “hakkında dava olan kişi” sıfatlarıyla yaşamaya başlar. Hukuki sıfat, zamanla sosyal etikete dönüşebilir.</p>

<p><strong>IV. İkincil Mağduriyet: Olaydan Sonra Sürecin Yaralaması</strong></p>

<p>Dava travmasının en önemli görünümlerinden biri ikincil mağduriyettir. İlk mağduriyet, kişinin uğradığı haksızlık, suç, şiddet, ihlal veya zarar nedeniyle ortaya çıkar. İkincil mağduriyet ise kişinin bu haksızlığı gidermek için başvurduğu kurumlar tarafından yeniden incitilmesiyle doğar. Bu incinme her zaman açık bir kötü muamele biçiminde gerçekleşmez. Bazen bir duruşmanın gereksiz yere ertelenmesi, bazen kişinin sözünün kesilmesi, bazen kararın gerekçesiz bırakılması, bazen kollukta ya da mahkemede kullanılan küçültücü bir dil, bazen de dosyanın ciddiyetle ele alınmadığı duygusu ikincil mağduriyet üretir.</p>

<p>Burada hukuk düzeninin büyük paradoksu ortaya çıkar: İnsan, yarasını onarmak için hukuka gider; fakat hukuk süreci kötü işlediğinde yara derinleşebilir. Bu nedenle dava travması, yalnızca bireysel bir psikolojik sorun olarak görülemez. Aynı zamanda yargılamanın dili, süresi, ritmi, kayıt düzeni, dinleme kapasitesi ve karar gerekçesiyle ilgili kurumsal bir meseledir.</p>

<p><strong>V. Litigafobi: Dava Travmasının Korkuya Dönüşmüş Biçimi</strong></p>

<p>Dava travmasının önemli sonuçlarından biri, kişinin ileride yeniden dava sürecine girmekten kaçınmasıdır. İşte burada “litigafobi” kavramı devreye girer. Litigafobi, genel anlamıyla dava edilme, dava açma, mahkemeye gitme veya hukuki ihtilafa taraf olma korkusu olarak tanımlanabilir. Bu korku her zaman soyut veya irrasyonel değildir. Çoğu zaman kötü yaşanmış bir dava deneyiminin, uzayan dosyaların, ağır masrafların, yıpratıcı karşı taraf dilinin, anlaşılmayan kararların ve kurumsal ilgisizlik hissinin sonucudur.</p>

<p>Bu kavramı bizim tartışmamız bakımından şöyle yerleştirmek mümkündür: <strong>Dava travması, yargılama sürecinde yaşanan yaralanmadır; litigafobi ise bu yaralanmanın gelecekteki hak arama davranışını felç etmesidir.</strong> Kişi daha önce uzun, pahalı, yıpratıcı, aşağılayıcı veya sonuçsuz bir dava yaşamışsa, sonrasında haklı olduğu hâlde yeni bir hukuki yola başvurmaktan kaçınabilir. “Mahkemeyle uğraşamam”, “Bir daha o sürece giremem”, “Haklı olsam bile değmez”, “Dava açarsam daha çok yıpranırım” gibi cümleler, çoğu zaman yalnızca pratik bir tercih değil, dava travmasının ürettiği kaçınma refleksidir.</p>

<p>Bu kaçınma, hak arama özgürlüğü bakımından ciddi bir sorundur. Çünkü hukuk düzeni kişiye teorik olarak dava açma hakkı tanımış olabilir; fakat kişi psikolojik olarak o hakkı kullanamayacak hâle gelmişse, hak arama özgürlüğü kâğıt üzerinde kalır. Litigafobi bu yönüyle yalnızca bireysel bir korku değildir. Yargı sistemine ilişkin deneyimlerin kişi üzerinde bıraktığı tortudur. Kişi karşı taraftan değil, bizzat sürecin kendisinden korkmaya başlar: Tebligattan, duruşma salonundan, bilirkişi raporundan, hâkim karşısında konuşmaktan, karşı tarafın iddialarından, masraflardan, yıllarca beklemekten ve sonunda anlaşılmamış olmaktan.</p>

<p><strong>VI. Dava Travması ile Litigafobi Arasındaki Döngü</strong></p>

<p>Dava travması ile litigafobi arasında dairesel bir ilişki vardır. Önce kişi bir haksızlık yaşar. Bu haksızlığı gidermek için dava sürecine girer. Dava süreci kötü yönetilir, uzar, kişiyi yorar, onu dinlemez veya ona anlaşılmadığı duygusunu verir. Bunun sonucunda dava travması ortaya çıkar. Dava travması zamanla litigafobiye dönüşür. Kişi artık yeni bir haksızlık yaşadığında bile dava açmaktan kaçınır. Böylece haksızlık içselleştirilir, hak arama davranışı zayıflar ve kişi kendi adalet talebinden geri çekilir.</p>

<p>Bu döngü şöyle özetlenebilir:</p>

<p><strong>Haksızlık → dava → dava travması → litigafobi → hak aramadan kaçınma → haksızlığın içselleştirilmesi</strong></p>

<p>Ancak bunun tersine çevrilmiş, onarıcı bir modeli de mümkündür:</p>

<p><strong>Haksızlık → doğru hukuki rehberlik → gerçekçi süreç yönetimi → dinlenme ve tanınma → dava korkusunun azalması → hak arama kapasitesinin güçlenmesi</strong></p>

<p>İşte bu ikinci ihtimal, avukatlık mesleğinin ve yargı etiğinin önemini gösterir. Çünkü dava süreci kendiliğinden onarıcı olmaz. Onarıcı olabilmesi için insanın dinlendiği, sürecin açıklandığı, beklentilerin gerçekçi kurulduğu, belirsizliğin azaltıldığı ve kişinin özne olarak korunduğu bir hukuk pratiğine ihtiyaç vardır.</p>

<p><strong>VII. Terapötik ve Anti-Terapötik Yargılama: Dava Travmasının Yargısal Mekaniği</strong></p>

<p>Dava travması kavramı, yargılamanın insan üzerindeki psikolojik etkisini görünür kılar. Ancak bu etki tek yönlü değildir. Yargılama kimi zaman kişiyi daha fazla yaralayan anti-terapötik bir sürece; kimi zaman ise kişiye tanınma, anlamlandırma ve onarım imkânı sunan terapötik bir deneyime dönüşebilir. Burada “terapötik” sözcüğü, mahkemenin terapi yaptığı anlamına gelmez. Yargıç terapist değildir; avukat terapist değildir; duruşma salonu da terapi odası değildir. Fakat yargılama sürecinin insan üzerinde iyileştirici veya yaralayıcı etkileri vardır. Bu nedenle her yargılama, farkında olsun ya da olmasın, tarafların ruhsal dünyasında bir iz bırakır.</p>

<p>Anti-terapötik yargılama, kişinin hak arama sürecinde yeniden yaralanmasına yol açan yargılama biçimidir. Bu tür yargılamada taraf dinlenmez, sözü kesilir, acısı teknik kalıplara hapsedilir, iddiası ciddiye alınmaz, duruşma mekanik biçimde yürütülür, tutanak eksik tutulur, karar gerekçesiz bırakılır ve süreç belirsizlik içinde uzar. Böyle bir yargılama, yalnızca uyuşmazlığı çözmekte gecikmez; aynı zamanda kişinin adalete olan güvenini de zedeler.</p>

<p>Terapötik yargılama ise kişinin mutlaka davayı kazanması anlamına gelmez. Kişi kaybedebilir; talebi reddedilebilir; mahkûmiyet, beraat, tazminat ya da ret kararı verilebilir. Fakat buna rağmen kişi sürecin sonunda şunu hissedebilir: “Ben dinlendim. İddiam ciddiye alındı. Deliller tartışıldı. Kararın gerekçesi bana açıklandı. Süreç bana karşı kör, sağır ve hoyrat değildi.”</p>

<p>Bu duygu, hukuk bakımından küçümsenemez. Çünkü yargılamanın meşruiyeti yalnızca kararın sonucundan değil, kararın üretildiği sürecin taraflar tarafından nasıl deneyimlendiğinden de beslenir.</p>

<p><strong>VIII. Anti-Terapötik Yargılama Biçimleri</strong></p>

<p>Anti-terapötik yargılama birkaç temel görünüm altında ortaya çıkar. İlk görünüm, <strong>dinlemeyen yargılama</strong>dır. Tarafın, sanığın, mağdurun veya tanığın konuşmasına usulen izin verilir; fakat söz gerçekten işitilmez. Kişi konuşur ama yargısal dikkat dosyaya, ön kabule veya hazır kanaate kilitlenmiştir. Bu durumda dinlenilme hakkı şeklen vardır; fakat yargısal dikkat bakımından eksiktir.</p>

<p>İkinci görünüm, <strong>küçültücü dil kullanan yargılama</strong>dır. Mahkeme dili bazen farkında olmadan kişiyi çocuklaştırır, azarlar, küçümser veya ahlaken mahkûm eder. Özellikle kırılgan taraflarda bu dil dava travmasını derinleştirir. İnsan yalnızca kararın sonucuyla değil, kendisine nasıl hitap edildiğiyle de yaralanır.</p>

<p>Üçüncü görünüm, <strong>belirsizliği büyüten yargılama</strong>dır. Ertelenen duruşmalar, açıklanmayan ara kararlar, bekletilen raporlar, gerekçesiz işlemler ve öngörülemeyen usulî gelişmeler kişide kontrol kaybı duygusunu artırır. Yargılama uzadıkça, dava hayatın bir parçası olmaktan çıkar; hayat davanın etrafında dönmeye başlar.</p>

<p>Dördüncü görünüm, <strong>tutanağa yansımayan yargılama</strong>dır. Kişi duruşmada bir şey söylemiştir; fakat bu söz tutanağa geçmemiştir. Bu durumda yalnızca söz değil, kişinin yargısal varlığı da silinmiş olur. Tutanak krizi bu nedenle sadece teknik değil, aynı zamanda psikolojik bir krizdir. İnsan, söylediğinin kayda geçmediği yerde, varlığının da kayda geçmediğini hisseder.</p>

<p>Beşinci görünüm, <strong>gerekçesiz yargılama</strong>dır. Gerekçesiz veya yetersiz gerekçeli karar, kişiye yalnızca “kaybettin” demez; aynı zamanda “neden kaybettiğini bilmeye değmezsin” duygusu da verebilir. Bu, dava travmasının en ağır biçimlerinden biridir. Çünkü insan kararın sonucunu kabullenmekte zorlanabilir; fakat anlaşılır bir gerekçe hiç değilse ona muhatap alındığı duygusunu verir.</p>

<p><strong>IX. Terapötik Yargılama: Tanınma, Gerekçe ve Usulî Saygı</strong></p>

<p>Terapötik yargılama, yargılamanın tedavi faaliyetine dönüşmesi değildir. Terapötik yargılama, insanın yargılama sürecinde özne olarak görülmesi, sözünün ciddiye alınması, delillerin gerçekten tartışılması, kararın anlaşılır gerekçeyle kurulması ve sürecin onur kırıcı olmayan bir dille yürütülmesidir. Bu tür yargılamada kişi mutlaka kazanmaz. Ancak kaybetse bile, sürecin kendisini yok saymadığını hisseder. Hukukun onarıcı etkisi de çoğu zaman buradan doğar. İnsan bazen sonucu değil, kendisine nasıl davranıldığını daha uzun süre hatırlar.</p>

<p>Bir mağdur açısından terapötik yargılama, yaşadığı olayın adının konulmasıdır. Bir sanık açısından terapötik yargılama, peşinen mahkûm edilmeden savunmasının dinlenmesidir. Bir davalı açısından terapötik yargılama, yalnızca iddiaların nesnesi değil, kendi anlatısının öznesi olarak görülmesidir. Bir tanık açısından terapötik yargılama, baskı altında bırakılmadan ve aşağılanmadan konuşabilmesidir. Bu nedenle terapötik yargılama, yalnızca psikolojik bir iyi niyet değil, aynı zamanda yargısal meşruiyet meselesidir. Dinleyen, gerekçelendiren, tutanağa alan, açıklayan ve tarafları özne olarak gören yargılama, adalet duygusunu güçlendirir. Buna karşılık aceleci, küçültücü, gerekçesiz, dosya merkezli ve ilgisiz yargılama, karar doğru olsa bile adalet deneyimini zedeler.</p>

<p><strong>X. Dava Travması Sadece Mağdura Ait Değildir</strong></p>

<p>Bu meselede dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: Dava travmasını yalnızca mağdurun psikolojisi üzerinden düşünmek eksik olur. Elbette mağdur, müşteki veya davacı bakımından dava süreci ağır bir yük doğurabilir. Ancak sanık, davalı veya haksız yere suçlanan kişi bakımından da dava travması son derece gerçektir.</p>

<p>Bir kişi yıllarca sanık sıfatı taşıyabilir. Beraat etse bile sosyal çevresinde, iş hayatında, ailesinde ve kendi iç dünyasında yargılanmış olmanın izini taşıyabilir. Hukuken beraat eden kişi, psikolojik olarak aynı hızla beraat edemeyebilir. Karar onu aklar; fakat süreç onu yormuş, tüketmiş ve itibar olarak zedelemiş olabilir.</p>

<p>Aynı şekilde boşanma davalarında taraflar, yalnızca hukuki taleplerle değil, kişiliklerine yönelen ağır ithamlarla karşılaşabilir. İş davalarında işçi, yıllarca emeğinin değersizleştirildiğini hissedebilir. Ticari davalarda taraflar yalnızca para değil, güven ve itibar kaybı yaşar. Ceza davalarında ise isnadın kendisi bile başlı başına bir psikolojik yük oluşturabilir.</p>

<p>Bu nedenle dava travması, “mağdur psikolojisi” başlığına sıkıştırılamaz. Daha geniş bir kavramdır: <strong>Yargılama sürecine maruz kalan insanın psikolojik yaralanmasıdır.</strong></p>

<p><strong>XI. Avukat-Müvekkil İlişkisinde Dava Travması</strong></p>

<p>Dava travması, avukat-müvekkil ilişkisini doğrudan etkiler. Müvekkilin bazı davranışları çoğu zaman yalnızca “zor müvekkil” davranışı olarak görülür. Oysa bu davranışların arkasında dava sürecinin yarattığı psikolojik dalgalanma olabilir.</p>

<p>Müvekkil sürekli arayabilir. Çünkü belirsizlik onu yormaktadır. Aynı soruyu defalarca sorabilir. Çünkü duyduğu cevaba değil, güven duygusuna ihtiyaç duymaktadır. Avukatın araştırma için zamana ihtiyaç duymasını bilgisizlik olarak algılayabilir. Çünkü kendi kaygısı, beklemeyi tahammül edilmez hâle getirmiştir. Duruşma ertelendiğinde avukata öfkelenebilir. Çünkü sistemin yarattığı çaresizliği en yakınındaki hukuk temsilcisine yöneltmektedir. Karşı tarafın her dilekçesini büyük bir saldırı gibi algılayabilir. Çünkü dava artık onun için yalnızca bir uyuşmazlık değil, benlik savunması hâline gelmiştir.</p>

<p>Bu nedenle avukatın, müvekkilin davranışlarını yalnızca karakter meselesi olarak değil, dava travmasının belirtileri olarak da okuyabilmesi gerekir. Bu, avukatın terapist gibi davranması anlamına gelmez. Fakat avukat, dava sürecinin psikolojik etkilerini gözetmeden sağlıklı bir temsil ilişkisi kuramaz.</p>

<p><strong>XII. Savunmanın Terapötik İşlevi</strong></p>

<p>Savunma yalnızca hukuki iddia üretmez; aynı zamanda kişinin yargılama içindeki özne konumunu korur. Avukat, müvekkilin sesinin kaybolmasını, acısının teknik dil içinde buharlaşmasını ve iddiasının dosya konforu içinde görünmezleşmesini engellemeye çalışır. Bu anlamda savunmanın terapötik bir işlevi vardır. Fakat bu işlev psikolojik tedavi anlamında değil; kişinin hukuk karşısında özne olarak korunması anlamındadır.</p>

<p>Avukatın terapötik savunma işlevi birkaç alanda görünür. Avukat, müvekkilin yaşadığı olayı dağınık bir acı olmaktan çıkarıp hukuki anlatıya dönüştürür. Bu dönüşüm, yalnızca teknik bir tercüme değildir. Acının hukuken anlamlı, delille desteklenebilir ve mahkemenin anlayabileceği bir forma sokulmasıdır.</p>

<p>Avukat, müvekkile süreci açıklar ve belirsizliği azaltır. Belirsizlik, dava travmasının en güçlü kaynaklarından biridir. Müvekkil neyin neden olduğunu, hangi ihtimallerin bulunduğunu, hangi işlemin ne anlama geldiğini bildikçe kontrol duygusu kısmen geri gelir.</p>

<p>Avukat, duruşmada sözün kaybolmasını önler. Müvekkilin beyanı eksik geçirilirse, soru engellenirse, delil tartışılmadan geçilirse, avukat yalnızca usulî bir hak kullanmaz; aynı zamanda müvekkilin yargılama içindeki varlığını korur.</p>

<p>Avukat, eksik tutanağa müdahale eder. Çünkü tutanak, duruşmanın hafızasıdır. Tutanakta olmayan söz, çoğu zaman üst denetimde de yok hükmündedir. Bu nedenle tutanak hassasiyeti yalnızca teknik bir refleks değil, aynı zamanda müvekkilin yargısal görünürlüğünü koruma çabasıdır.</p>

<p>Avukat, müvekkilin öfkesini usulî ve stratejik bir dile çevirir. Ham öfke mahkemede çoğu zaman zarar verir; fakat doğru dönüştürülmüş itiraz, kayıt ve hukuki gerekçe savunmanın etkisini artırır. Bu nedenle savunma, dava travmasının yargılama içinde büyümesini engelleyen hukuki ve insanî bir tampon işlevi görür.</p>

<p><strong>XIII. Anti-Terapötik Savunma Riski</strong></p>

<p>Ancak burada dürüst bir mesleki yüzleşme de gerekir: Savunma da bazen anti-terapötik olabilir. Avukat müvekkili dinlemezse, süreci açıklamazsa, boş vaatlerde bulunursa, müvekkilin acısını yalnızca dosya malzemesi gibi görürse, her şeyi kazanma-kaybetme ikiliğine sıkıştırırsa, duruşmada müvekkilin sözünü korumazsa, dava uzadıkça iletişimi koparırsa, müvekkilin korkusunu “abartı” diye küçümserse savunma da yaralayıcı bir pratiğe dönüşebilir.</p>

<p>Kötü savunma, müvekkilin çaresizlik duygusunu artırır. Müvekkil bu kez yalnızca mahkeme tarafından değil, kendi temsilcisi tarafından da anlaşılmadığını hisseder. Bu, dava travmasını derinleştiren ağır bir deneyimdir.</p>

<p>Bu nedenle travma bilgili avukatlık, müvekkilin her duygusuna teslim olmak değildir. Aksine mesleki sınırları koruyarak, ama insanî dikkati de kaybetmeden yürütülen bir temsil pratiğidir. Avukat ne terapisttir ne sıradan bir dosya teknisyenidir. Avukat, hukuki temsilin içinde insan psikolojisini görebilen meslek kişisidir.</p>

<p><strong>XIV. Travma Bilgili Avukatlık</strong></p>

<p>Travma bilgili avukatlık, avukatın psikolog ya da psikiyatrist rolüne girmesi değildir. Avukatın görevi terapi yapmak değildir. Ancak avukat, dava sürecinin insan üzerindeki etkilerini bilmeli; müvekkilin kaygısını, öfkesini, suskunluğunu, aşırı kontrol ihtiyacını veya kaçınma davranışını hukuki temsilin parçası olarak doğru okuyabilmelidir.</p>

<p>Travma bilgili avukatlık şu unsurları içerir: Birincisi, süreci açık anlatmak. Müvekkil neyin ne zaman olacağını, hangi ihtimallerin bulunduğunu, hangi belirsizliklerin normal olduğunu bilmelidir. Bilinmeyen şey, korkuyu büyütür.</p>

<p>İkincisi, beklentiyi gerçekçi kurmak. Avukat, müvekkile ne boş umut vermeli ne de onu gereksiz biçimde çaresiz hissettirmelidir. Gerçekçi umut, dava travmasına karşı en önemli koruyucu unsurlardan biridir.</p>

<p>Üçüncüsü, müvekkilin anlatısını hukuki dile çevirirken onu değersizleştirmemek. Her acı dilekçeye aynen yazılamaz; fakat her acı hukuken görünmez de kılınmamalıdır.</p>

<p>Dördüncüsü, müvekkili sürece hazırlamak. Duruşmada ne olacağı, karşı tarafın ne söyleyebileceği, hâkimin nasıl sorular sorabileceği, hangi sözlerin hukuken önemli olduğu anlatılmalıdır. Hazırlıksızlık travmayı artırır; hazırlık ise kontrol duygusunu güçlendirir.</p>

<p>Beşincisi, sınır koymak. Travma bilgili avukatlık, müvekkilin her kaygısına sınırsız şekilde teslim olmak değildir. Aksine sağlıklı, açık ve profesyonel sınırlar kurarak müvekkilin kaygısını yönetilebilir bir zemine çekmektir.</p>

<p>Burada temel cümle şudur: <strong>Travma bilgili avukatlık, müvekkilin acısını hukuki stratejiye dönüştürürken onu yeniden yaralamamayı da mesleki sorumluluğun parçası sayan avukatlık anlayışıdır.</strong></p>

<p><strong>XV. Avukat–Psikiyatr İşbirliği: Travma Bilgili Savunmanın Klinik Sınırı</strong></p>

<p>Dava travması, her zaman klinik düzeyde bir ruhsal bozukluk anlamına gelmez. Her dava stresi psikiyatrik bir tablo değildir. Davaya taraf olan kişinin kaygılanması, öfkelenmesi, uykusunun bozulması, belirsizlik karşısında huzursuzluk yaşaması çoğu zaman anlaşılabilir insanî tepkilerdir. Ancak bazı durumlarda dava süreci, kişinin ruhsal dayanıklılığını aşan bir yoğunluğa ulaşabilir.</p>

<p>Müvekkil sürekli panik hâlindeyse, uyuyamıyor, işlevselliğini kaybediyor, takıntılı biçimde dosyaya kilitleniyor, dava dışındaki hayatını sürdüremiyor, yoğun çaresizlik yaşıyor, gerçeklikle bağını zayıflatan yorumlar yapıyor, kendisine veya başkasına zarar verme düşüncelerinden söz ediyorsa artık mesele yalnızca avukatlık ilişkisi içinde yönetilebilecek bir kaygı değildir. Bu noktada avukatın görevi teşhis koymak değil, sınırı fark etmektir.</p>

<p>Avukat psikiyatr değildir; psikiyatr da avukat değildir. Fakat dava travmasının ağırlaştığı vakalarda bu iki mesleğin temas etmesi gerekebilir. Bu temas, müvekkilin hem hukuki hem de ruhsal bütünlüğünün korunması bakımından önemlidir.</p>

<p>Avukatın burada üstlenmesi gereken rol üçlüdür. Birincisi, <strong>gözlem rolüdür.</strong> Avukat, müvekkilin dava sürecinde olağan stresin ötesine geçen ruhsal zorlanmalar yaşadığını fark edebilir. Bu fark ediş tanı koymak anlamına gelmez; yalnızca bir risk işaretinin görülmesidir.</p>

<p>İkincisi, <strong>yönlendirme rolüdür.</strong> Avukat, uygun bir dille müvekkile profesyonel psikiyatrik veya psikolojik destek almasının yararlı olabileceğini söyleyebilir. Bu öneri, “siz hastasınız” anlamına gelecek biçimde değil; “bu süreç insanı çok yıpratabilir, bu yükü uzman desteğiyle taşımak daha sağlıklı olabilir” diliyle kurulmalıdır.</p>

<p>Üçüncüsü, <strong>hukuki stratejiyle uyumlaştırma rolüdür.</strong> Müvekkilin ruhsal durumu, bazı dosyalarda doğrudan hukuki önem taşıyabilir. Ceza yargılamasında kusur yeteneği, algılama ve irade yeteneği, ifade güvenilirliği, mağdurun travmatik etkilenmesi, tanığın beyan kapasitesi, tutukluluğun ruhsal etkileri; boşanma ve velayet dosyalarında aile içi şiddet, çocukların ruhsal etkilenmesi, ebeveynlik kapasitesi; iş hukuku dosyalarında mobbingin ruhsal etkileri, tükenmişlik, depresyon ve anksiyete; tazminat davalarında ise manevi zarar ve yaşam kalitesindeki bozulma gibi başlıklarda psikiyatrik değerlendirme hukuki tartışmanın parçası hâline gelebilir.</p>

<p>Ancak burada son derece hassas bir sınır vardır. Psikiyatrik bilgi, savunmanın veya iddianın araçsal malzemesine indirgenmemelidir. Kişinin ruhsal durumu, yalnızca davada avantaj sağlamak için kullanılan bir etikete dönüştürülürse bu kez hukuk, travmayı anlamak yerine onu istismar etmiş olur.</p>

<p>Bu nedenle avukat–psikiyatr işbirliği şu ilkelere dayanmalıdır:</p>

<p><strong>Açık rıza.</strong> Müvekkilin bilgisi ve onayı olmadan ruhsal durumuna ilişkin değerlendirme alınmamalıdır. <strong>Gizlilik.</strong> Avukatlık sırrı ve tıbbi gizlilik ayrı ayrı korunmalıdır. <strong>Rol sınırı.</strong> Avukat tanı koymamalı; psikiyatr hukuki stratejiyi avukatın yerine kurmamalıdır. <strong>İnsan onuru.</strong> Müvekkilin ruhsal durumu onu küçültmek, değersizleştirmek veya iradesizleştirmek için kullanılmamalıdır. <strong>Hukuki gereklilik.</strong> Psikiyatrik değerlendirme gerçekten dosyayla ilgili olduğunda talep edilmelidir; her duygusal zorlanma tıbbi rapora dönüştürülmemelidir. <strong>Etiketleme riskinden kaçınma.</strong> “Paranoyak”, “histrionik”, “borderline”, “obsesif”, “psikopat” gibi gündelik ve damgalayıcı etiketler avukatlık dilinden uzak tutulmalıdır. Avukatın görevi kişiyi teşhis etmek değil, hukuki ilişkiyi sağlıklı yönetmektir.</p>

<p>Bu işbirliği özellikle dava travması ve litigafobi bakımından önemlidir. Çünkü bazı kişiler dava sürecinden o kadar örselenmiştir ki artık hak arama davranışı felce uğramıştır. Böyle bir durumda avukatın yalnızca “dava açalım” veya “açmayalım” demesi yeterli değildir. Kişinin dava korkusunun hukuki riskten mi, önceki travmatik deneyimden mi, ağır anksiyeteden mi, depresif çökkünlükten mi, yoksa gerçekçi bir tehlike algısından mı kaynaklandığı ayırt edilmelidir. Bu ayrım, gerektiğinde ruh sağlığı uzmanının katkısıyla daha sağlıklı yapılabilir.</p>

<p>Avukatlık pratiği bakımından temel ölçü şudur: Avukat, müvekkilin ruhsal durumunu görmezden gelmemeli; fakat onu psikiyatrik bir nesneye de dönüştürmemelidir. Müvekkil önce insandır, sonra davanın tarafıdır.</p>

<p>Dava travmasının ağırlaştığı yerde avukatın mesleki olgunluğu, psikiyatr rolüne soyunmasında değil; kendi sınırını bilerek müvekkili doğru uzmana yönlendirmesinde ve hukuki temsil ile ruhsal destek arasındaki etik dengeyi korumasında ortaya çıkar.</p>

<p><strong>XVI. Hibrit Kopuş Savunması Bağlamında Dava Travması</strong></p>

<p>Dava travması, savunma stratejisi bakımından da önemlidir. Özellikle ceza yargılamasında savunmanın görevi yalnızca maddi gerçeğe ilişkin iddia üretmek değildir; aynı zamanda yargılamanın anti-terapötik etkilerini fark etmek ve gerektiğinde bunlara müdahale etmektir. Bu noktada Hibrit Kopuş Savunması kavramı işlevsel bir çerçeve sunar. Savunma, yargılamanın seyrine göre uyum ile kopuş arasında dereceli bir müdahale dili kurar. Mahkeme dinliyorsa, delilleri tartışıyorsa, söz hakkını tanıyorsa ve süreci usule uygun yürütüyorsa savunma daha uyumlu bir hatta ilerleyebilir. Fakat yargılama anti-terapötik bir yöne kayıyorsa, savunmanın müdahale derecesi artabilir.</p>

<p>Müvekkilin sözü kesiliyorsa, savunma söz hakkını korumalıdır. Beyan tutanağa eksik geçiriliyorsa, savunma tutanağı kilitlemeye çalışmalıdır. Deliller tartışılmadan hükme gidiliyorsa, savunma CMK’nın delillerin tartışılmasına ilişkin hükümlerini işletmelidir. Mahkeme dili onur kırıcı hâle geliyorsa, savunma ölçülü ama açık bir itiraz dili geliştirmelidir. Gerekçe üretilmiyor, ara kararlar açıklanmıyor, yargılama dosya konforuna sıkışıyorsa, savunma üst denetime yönelik kayıt oluşturmalıdır.</p>

<p>Bu anlamda Hibrit Kopuş Savunması, yalnızca bir duruşma stratejisi değil; aynı zamanda anti-terapötik yargılamaya karşı koruyucu bir savunma dramaturjisi olarak da okunabilir. Savunma, yargılama içindeki yaralanma riskini görür; buna göre sessiz kalır, mikro müdahale eder, açık itiraz geliştirir veya daha sert bir kopuş hattına geçer.</p>

<p>Burada ölçü önemlidir. Her yaralayıcı etki sert bir çatışmayı gerektirmez. Bazen doğru zamanda yapılan kısa bir tutanak müdahalesi, bazen mahkemeden gerekçeli ara karar talebi, bazen delilin tartışılmasını istemek, bazen de müvekkilin sözünün tamamlanmasını sağlamak yeterlidir. Savunmanın ustalığı, anti-terapötik etkiyi fark etmek kadar, buna hangi derecede müdahale edeceğini de bilmektir.</p>

<p><strong>XVII. Hak Arama Özgürlüğünün Psikolojik Boyutu</strong></p>

<p>Hak arama özgürlüğü genellikle anayasal ve usulî bir hak olarak ele alınır. Kişinin mahkemeye erişebilmesi, dava açabilmesi, savunma yapabilmesi, delil sunabilmesi ve kararın denetlenmesini isteyebilmesi bu hakkın temel unsurlarıdır. Ancak hak arama özgürlüğünün bir de psikolojik boyutu vardır. İnsan, dava açma hakkına sahip olabilir; fakat dava sürecinden o kadar korkuyor olabilir ki bu hakkı fiilen kullanamaz. İşte litigafobi burada hak arama özgürlüğünün görünmeyen engellerinden biri hâline gelir.</p>

<p>Bu nedenle adalete erişim yalnızca adliye binasının kapısının açık olması değildir. Adalete erişim, insanın o kapıdan içeri girebilecek ruhsal dayanıklılığa, bilgiye, güvene ve rehberliğe sahip olmasıdır. Bir hukuk düzeni, kişiye “dava açabilirsin” demekle yetinemez. Aynı zamanda şu soruyu da sormalıdır: <strong>Bu dava süreci, insanı gereksiz yere yaralamadan yürütülebiliyor mu?</strong> Bu soru, yargı etiğinin de avukatlık etiğinin de merkezinde yer almalıdır. Çünkü hukukun amacı yalnızca uyuşmazlığı bitirmek değildir; uyuşmazlığı çözerken insanı tüketmemektir.</p>

<p><strong>XVIII. Sonuç: Dava, Yarayı Açabilir de Onarabilir de</strong></p>

<p>Dava, insanın adalet arayışının kurumsal biçimidir. Fakat her kurumsal biçim gibi dava da çift yönlüdür. Bir yandan haksızlığı görünür kılabilir, zararı telafi edebilir, suçun adını koyabilir, kişiye tanınma ve onarım imkânı sunabilir. Diğer yandan kötü yönetildiğinde, uzadığında, insanı dinlemediğinde, teknik dile hapsedildiğinde ve belirsizliği büyüttüğünde yeni bir travma alanına dönüşebilir.</p>

<p>Dava travması, hukuk sisteminin çoğu zaman görmezden geldiği insanî bedeli ifade eder. Litigafobi ise bu bedelin gelecekteki hak arama davranışını felç eden korkuya dönüşmüş hâlidir. Terapötik ve anti-terapötik yargılama ayrımı, bu bedelin nasıl üretildiğini veya nasıl azaltılabileceğini gösterir. Dinleyen, gerekçelendiren, tutanağa alan, açıklayan ve tarafları özne olarak gören yargılama onarıcıdır. Buna karşılık aceleci, küçültücü, gerekçesiz, dosya merkezli ve ilgisiz yargılama yaralayıcıdır.</p>

<p>Savunma ise bu noktada yalnızca teknik bir temsil faaliyeti değildir. Avukat, müvekkilin sesini yargılama içinde koruyan, acısını hukuki dile çeviren, belirsizliği azaltan, sözün kaybolmasını önleyen ve gerektiğinde anti-terapötik yargılama pratiklerine karşı müdahale eden meslek kişisidir. Ancak avukatın bu rolü sınırsız değildir. Dava travmasının klinik düzeye yaklaştığı yerde avukatın görevi psikiyatr rolüne girmek değil, bu sınırı fark etmek ve müvekkili doğru uzmana yönlendirmektir. Avukat–psikiyatr işbirliği, tam da bu nedenle travma bilgili savunmanın tamamlayıcı unsurudur. Hukuki temsil ile ruhsal destek arasındaki etik sınır korunduğunda, müvekkil ne yalnızca dosya nesnesine indirgenir ne de psikiyatrik etiketlerin gölgesinde görünmez hâle gelir.</p>

<p>Bu nedenle çağdaş avukatlık pratiği, yalnızca hukuki bilgiye değil, yargılama psikolojisine de ihtiyaç duyar. Avukat, müvekkilin davasını takip ederken onun dava sürecindeki kırılganlığını da görmelidir. Müvekkilin korkusunu küçümsememeli; fakat bu korkunun hak arama iradesini tamamen esir almasına da izin vermemelidir.</p>

<p>Yargı ise yalnızca karar veren bir mekanizma değildir. Aynı zamanda insanı dinleyen, tanıyan, usul içinde koruyan ve gerekçeyle muhatap alan bir kamusal alandır. Hukukun gerçek başarısı yalnızca hüküm kurmasında değil, hükme giden yolda insanı gereksiz yere yeniden yaralamamasında yatar.</p>

<p>Sonuç olarak dava, bazen yaranın yeniden açıldığı yerdir; bazen de yaranın nihayet adının konulduğu yer. Hukukun ve avukatlığın görevi, hak arama sürecini yeni bir travmaya değil, mümkün olduğunca onarıcı bir adalet deneyimine dönüştürmektir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN"><img alt="Av. Fahrettin KAYHAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/fahrettin-kayhan.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN">Av. Fahrettin KAYHAN</a></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dava-travmasi-hak-arama-surecinin-yaralayici-ve-onarici-yuzu-1</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/durusmassa.jpg" type="image/jpeg" length="37537"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/18)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202618</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202618" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/18), 21 Mayıs 2026 Tarihli ve 33260 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/18)</strong></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Tebliğin amacı, yerli üretici Magma Mekatronik Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılan ve Alnal Elektromekanik San. ve Tic. A.Ş., Gedik Kaynak Sanayi ve Ticaret A.Ş., Zenweld Kaynak ve Kesme Ekipmanları A.Ş., Kolarc Makine İmalat San. ve Tic. A.Ş., Işık Kaynak Makine San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Nuriş Teknoloji Makine Sanayi Tic. A.Ş. tarafından desteklenen başvuruya istinaden Çin Halk Cumhuriyeti menşeli 8515.39 gümrük tarife pozisyonu altında kayıtlı “yalnız aksesuarları hariç net 13 kg ve altındaki kaynak makineleri” ürününün ithalatına yönelik yürürlükte bulunan dampinge karşı kesin önleme ilişkin olarak nihai gözden geçirme soruşturması açılması ve açılan soruşturmanın usul ve esaslarının belirlenmesidir.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Tebliğ, 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun, 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Karar ve 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Tebliğde geçen;</p>

<p>a) Bakanlık: Ticaret Bakanlığını,</p>

<p>b) ÇHC: Çin Halk Cumhuriyetini,</p>

<p>c) EBYS: Elektronik belge yönetim sistemini,</p>

<p>ç) Genel Müdürlük: Bakanlık İthalat Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>d) GTP: Gümrük tarife pozisyonunu,</p>

<p>e) KEP: Kayıtlı elektronik posta adresini,</p>

<p>f) NGGS: Nihai gözden geçirme soruşturmasını,</p>

<p>g) TGTC: İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelini,</p>

<p>ğ) Yönetmelik: 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliği,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p><strong>Soruşturma konusu ürün</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Soruşturma konusu ürün, ÇHC menşeli 8515.39 GTP’i altında kayıtlı “yalnız aksesuarları hariç net 13 kg ve altındaki kaynak makineleri”dir.</p>

<p>(2) Bahse konu GTP yalnızca bilgi amaçlı verilmiş olup bağlayıcı mahiyette değildir.</p>

<p>(3) Soruşturma konusu ürünün TGTC’de yer alan tarife pozisyonunda ve/veya eşya tanımında yapılacak değişiklikler, bu Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.</p>

<p><strong>Başvurunun temsil niteliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Başvuru aşamasında sunulan delillerden, Yönetmeliğin 18 inci maddesi çerçevesinde yerli üretim dalını temsil niteliğini haiz olduğu anlaşılan yerli üretici Magma Mekatronik Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılan başvurunun Yönetmeliğin 20 nci maddesi uyarınca yerli üretim dalı adına yapıldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda, söz konusu firmalar bu Tebliğin ilgili bölümlerinde “yerli üretim dalı” olarak anılacaktır.</p>

<p><strong>Mevcut önlem</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) 16/9/2015 tarihli ve 29477 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (2015/44) ile ÇHC menşeli 8515.39 GTP’i altında yer alan “yalnız aksesuarları hariç net 13 kg ve altındaki kaynak makineleri” ithalatına yönelik olarak 29 ABD doları/adet ila 154 ABD doları/adet arasında firma bazında değişen tutarlarda dampinge karşı kesin önlem yürürlüğe konulmuştur.</p>

<p>(2) 22/5/2021 tarihli ve 31488 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2021/19) ile sonuçlandırılan birinci NGGS ile 8515.39 GTP’i altında yer alan “yalnız aksesuarları hariç net 13 kg ve altındaki kaynak makineleri” ithalatına yönelik olarak 29 ABD doları/adet ila 154 ABD doları/adet arasında firma bazında değişen tutarlarda uygulanan dampinge karşı kesin önlem aynı şekilde uygulanmaya devam etmiştir.</p>

<p><strong>Gerekçe </strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Yönetmeliğin 35 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce 16/7/2025 tarihli ve 32957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2025/15) vasıtasıyla mevcut önlemin yürürlükten kalkacağı ve ilgili ürünün yerli üretici veya üreticilerinin mevzuatta öngörülen sürelerde yeterli delillerle desteklenmiş bir başvuru ile NGGS açılması talebinde bulunabilecekleri duyurulmuştur.</p>

<p>(2) Mezkûr ilanı müteakip yerli üretim dalı tarafından iletilen başvurunun incelenmesi neticesinde, uygulanan dampinge karşı önlemin yürürlükten kalkması halinde dampingin ve zararın devam etmesi veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğuna ilişkin olarak bir NGGS açılmasını haklı kılacak bilgi, belge ve delillerin mevcut olduğu anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>Karar ve işlemler</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Yapılan inceleme sonucunda, bir NGGS açılabilmesi için yeterli bilgi, belge ve delillerin bulunduğu anlaşıldığından, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu Kararı ile ÇHC menşeli 8515.39 GTP’i altında sınıflandırılan “diğerleri (yalnız aksesuarları hariç net 13 kg ve altındaki kaynak makineleri)” ithalatına yönelik olarak Yönetmeliğin 35 inci maddesi çerçevesinde bir NGGS açılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>Piyasa ekonomisi değerlendirmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) ÇHC’de yerleşik soruşturmaya tabi üretici veya üreticilerin soruşturma konusu ürünün üretiminde ve satışında Yönetmeliğin ek 1 inci maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde piyasa ekonomisi koşullarının geçerli olduğunu 12 nci maddede belirtilen süreler içinde yeterli deliller ile ispat etmesi durumunda bu üretici veya üreticiler için normal değerin tespitinde Yönetmeliğin 5 inci maddesi, aksi takdirde Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümleri uygulanır. Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümlerinin tatbiki halinde adı geçen ülke için piyasa ekonomisi uygulayan emsal ülke olarak Türkiye’nin seçilmesi öngörülür.</p>

<p><strong>İlgili taraflara soruşturma açılışının bildirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Yönetmeliğin 23 üncü maddesi uyarınca, soruşturma konusu malın ihracatçısı, yabancı üreticisi, ithalatçısı, üye çoğunluğu bunlardan oluşan meslek kuruluşları, ihracatçı ülke hükümeti, benzer malın Türkiye’deki üreticisi, üye çoğunluğu benzer malın Türkiye’deki üreticilerinden oluşan meslek kuruluşları ilgili taraflar olarak kabul edilir. Ancak, 12 nci maddede belirtilen süreler içinde soru formlarını cevaplamak veya görüşlerini sunmak suretiyle kendilerini yetkili mercie bildirenler soruşturmada ilgili taraf olarak dikkate alınır.</p>

<p>(2) Soruşturma açılmasını müteakip, soruşturma konusu ülkede yerleşik bilinen üretici/ihracatçılara, soruşturma konusu ülkenin Ankara’daki Büyükelçiliği ile başvuruda belirtilen ve Bakanlıkça tespit edilen soruşturma konusu ürünün bilinen ithalatçılarına soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimde bulunulur.</p>

<p>(3) Bildirimde, soruşturma açılış Tebliği, başvurunun gizli olmayan özeti ve soru formlarına erişim hususunda bilgiye yer verilir.</p>

<p>(4) Bildirim gönderilemeyen veya kendilerine bildirim ulaşmayan diğer ilgili taraflar, soruşturma ile ilgili bilgilere Bakanlığın “https://www.ticaret.gov.tr/ithalat” uzantılı internet sitesinden sırasıyla “Ticaret Politikası Savunma Araçları”, “Damping ve Sübvansiyon”, “Soruşturmalar” sekmelerini takip ederek soruşturmaya dair ilgili başlıktan erişebilir.</p>

<p><strong>Yetkili merci, ilgili tarafların görüş ve cevaplarını sunmaları</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Soruşturma, aşağıda iletişim bilgileri yer alan Genel Müdürlük tarafından yürütülür.</p>

<p>T.C. Ticaret Bakanlığı</p>

<p>İthalat Genel Müdürlüğü</p>

<p>Damping ve Sübvansiyon Dairesi</p>

<p>Adres: Söğütözü Mah. Nizami Gencevi Caddesi No:63/1 06530 Çankaya/ANKARA</p>

<p>Tel: +90 312 204 75 00</p>

<p>(2) Soruşturmada “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlar”, soru formlarına cevapları ile resmî görüşlerini kendilerine ait KEP adreslerinden Bakanlığın aşağıda yer alan KEP adresine gönderir.</p>

<p>KEP adresi: <u>ticaretbakanligi</u><u>@hs01.kep.tr</u></p>

<p>(3) Soruşturmada “yurt dışında yerleşik firma, kurum ve kuruluşlar”, soru formlarına cevapları ile resmî görüşlerini yazılı olarak, soru formu cevaplarına ve resmî görüşlerine ilişkin ekleri ise yalnızca elektronik ortamda (CD/USB ile) Bakanlığın posta adresine gönderir. Soru formu cevapları, resmî görüşler ve bunların ekleri ayrıca aşağıda yer alan e-posta adresine gönderilir.</p>

<p>EBYS e-posta adresi: <u>ithebys</u><u>@ticaret.gov.tr</u></p>

<p>(4) Soruşturma kapsamında yurt dışında yerleşik firma, kurum ya da kuruluşların soru formu cevaplarını bir yasal temsilci vasıtasıyla Bakanlığa iletmeleri durumunda, ilgili firma, kurum ya da kuruluşların anılan yasal temsilci adına resmî bir vekaletname (yetki belgesi) düzenlemesi gerekmektedir. Düzenlenecek vekaletnamenin soru formu cevaplarını ileten yurt dışında yerleşik firma, kurum ya da kuruluşun imza yetkilisi tarafından imzalanmış olması; Türkçe veya İngilizce tercümesinin sunulması, Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesine uygun olarak “apostil tasdik şerhi” taşıması, apostil tasdik şerhi bulunmaması halinde o ülkedeki Türk Konsolosluğunun tasdikini içermesi gerekmektedir.</p>

<p>(5) Soruşturmaya ilişkin yazılı ve sözlü iletişim Türkçe yapılır. Soru formuna yanıtlar hariç olmak üzere, Türkçe dışında bir dilde sunulan hiçbir bilgi, belge, görüş ve talep dikkate alınmaz.</p>

<p>(6) İlgili taraflarca soru formuna verilen cevaplar, soruşturmayla ilgili sunulan diğer bilgi, belge, görüş ve destekleyici deliller aksi belirtilmedikçe yazılı olarak sunulur. Yazılı sunumlarda ilgili tarafların isim ve ünvanı, adres bilgileri, elektronik posta adresi, telefon numaraları belirtilir. “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler” tarafından yazılı sunumlarda kendilerine ait KEP adresleri de belirtilir.</p>

<p>(7) İlgili taraflar, soru formunda istenilen bilgiler haricinde soruşturmayla ilgili olduğu düşünülen diğer bilgi, belge ve görüşlerini, destekleyici deliller ile birlikte Genel Müdürlüğe yazılı olarak 12 nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde sunabilir.</p>

<p>(8) Soruşturma süresince Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde gizlilik kaydıyla verilen her türlü bilgi, belge ve görüşün gizli olmayan bir özeti sunulur. Gizli olmayan özet, esas bilginin makul ölçüde anlaşılmasına olanak sağlayacak ayrıntıda olur. İlgili taraflar, istisnai hallerde bu bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olduklarını belirtebilir. Bu gibi istisnai durumlarda, bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olmasının nedenlerinin belirtilmesi gerekir.</p>

<p><strong>Süreler</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen bildirimin gönderildiği bütün ilgili taraflar için soru formunu cevaplama süresi, soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimin gönderildiği tarihten itibaren posta süresi dâhil 37 gündür.</p>

<p>(2) 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasında yer alan bildirimin gönderilemediği ilgili taraflar soru formuna ilişkin cevaplarını ve soruşturma ile ilgili görüşlerini bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren başlayacak 37 günlük süre içerisinde sunar.</p>

<p>(3) Soruşturmanın sonucundan etkilenebileceklerini iddia eden ve 10 uncu maddenin birinci fıkrası dışında kalan diğer yerli ve yabancı taraflar görüşlerini bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren soruşturmanın akışını etkilemeyecek şekilde soruşturma süreci içerisinde sunabilir.</p>

<p><strong>İş birliğine gelinmemesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Yönetmeliğin 26 ncı maddesi hükmü çerçevesinde, ilgili taraflardan birinin verilen süreler dâhilinde ve istenilen biçimde gerekli bilgi ve belgeleri sağlamaması ya da bu bilgi ve belgelere erişimi reddetmesi veya soruşturmayı engellediğinin anlaşılması veya yanlış ya da yanıltıcı bilgi vermesi hallerinde söz konusu taraf iş birliğine gelmemiş sayılır. Bu gibi hallerde soruşturma kapsamındaki geçici veya nihai belirlemeler, olumlu ya da olumsuz şekilde, mevcut verilere göre yapılabilir.</p>

<p>(2) İlgili tarafların iş birliğine gelmemesi veya kısmen iş birliğine gelmesi halinde bahse konu taraf için soruşturmanın sonucu iş birliğine gelinmesine nazaran daha az avantajlı olabilir.</p>

<p><strong>Meri önlemin uygulanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Yönetmeliğin 35 inci maddesi uyarınca, meri önlem soruşturma sonuçlanıncaya kadar yürürlükte kalmaya devam eder.</p>

<p><strong>Soruşturmanın başlangıç tarihi</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Soruşturma, bu Tebliğin yayımı tarihinde başlamış kabul edilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202618</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="47294"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEVLETİN GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN BELGELER]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/devletin-guvenligine-iliskin-belgeler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/devletin-guvenligine-iliskin-belgeler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>“Devletin güvenliğine ilişkin belgeler” başlıklı madde 326: </strong><i>“(1) Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen veya tamamen yok eden, tahrip eden veya bunlar üzerinde sahtecilik yapan veya geçici de olsa, bunları tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanan, hileyle alan veya çalan kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir</i>.</p>

<p><i>(2) Yukarıdaki yazılı fiiller, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeye koymuş ise müebbet hapis cezası verilir”</i>.</p>

<p><strong>Madde gerekçesine göre; </strong><i>“Madde, Türkiye ile savaş halinde bulunan düşman bir devletten herhangi bir akademik derece veya şeref, unvan, nişan ve sair fahri rütbe veya bunlara ait maaş almayı veya başka yararlar kabul etmeyi ihanet sayan bir görüşten hareketle bunları alan veya kabul edenleri cezalandırmaktadır”</i>.</p>

<p>Devletin güvenliği, “devlet” denilen ve kamu kudretini kullanma yetkisine sahip kılınıp, ülkenin benimsediği yönetim sistemini koruyup kollayan, kişi hak ve hürriyetlerini gözeten, kendisini hukukla bağlı kabul eden kamu tüzel kişiliğinin somut tehlikelerle karşı karşıya bırakılmaması anlamını taşır. Bunun için de, devletin güvenliğine iç veya dış siyasal yararların, yani izlediği yol ve yöntemlerden elde ettiği ve elde etmeyi düşündüğü ülke yararlarını koruyan belgelerin yok edilmesi veya ortadan kaldırılması, tahrip edilmesi, bunlar üzerinde sahtecilik yapılması veya başka amaçlarla kullanılması veya bulundukları yerden alınması suç sayılmıştır.</p>

<p>Devletin güvenliğine ilişkin belgelerin kötüye kullanılması bir soyut tehlike suçudur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.326/2’de, bu suçun somut tehlike hali düzenlenmiştir. Devletin güvenliğine ilişkin belgelere zarar verilmesi, bu belgelerin tahsis edildiği yerden başka yerde kullanılması veya bulundukları yerden izinsiz alınması fiilleri, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş etkinliğini veya askeri hareketlerin tehlikeye düşürmüş, yani somut tehlikeye yol açmışsa, fail hakkında müebbet hapis ceza uygulanacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Failin, Devletin güvenliğine ilişkin belgelerin zilyedi olması, yani bu belgeleri elinde tutması veya güvenliğinden sorumlu olması, TCK m.326’da tanımlanan suçun işlenmesine engel değildir. Esas itibariyle 326. madde, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri elinde veya bilgisinde bulunduran veya bu belgelere ulaşabilecek konumda olan kişilerin ceza sorumluluğunu düzenlemiştir.</p>

<p>326. madde, bir vatana ihanet suçu tipidir. Devletin güvenliği ve dolayısıyla Ülke ve Milletin güvenliğini ilgilendiren her türlü belgenin güvenliğinin sağlanıp korunması bu belgelerin zarar görmemesi, başka yerde kullanılmaması ve yetkisi olmayan kişilerce bulundukları yerlerden alınmaması gerekir.</p>

<p>Örneğin; fotokopi çekilmesi, tercüme edilmesi veya tasdik edilmesi amacıyla yerinden çıkarılan, fakat TCK m.326’da tanımlanan icra hareketlerinden birisine konu edilen veya yetkisi olmadığı halde belgeyi bulunduğu yerden alan, bir arama sırasında rastladığı bu yönde bir belgeyi alıp tahrip veya tahrif eden veya başka amaçla kullanan veya yetkili olmadığı bir soruşturmaya müdahil olup 326. madde kapsamına giren belgeyi gizlice veya izinsiz elde eden failin ceza sorumluluğu doğacaktır. Devletin güvenliğine ilişkin belgelerin bulundukları yerden veya kişiden hile ile alma veya çalma da, suçun seçimlik hareketleri arasında sayılmıştır. 326. maddede tanımlanan suçun, Devletin güvenliğine ilişkin belgeler konusunda yetkili olan kişiler ile yetkisiz kişilerin iştiraki ile işlenmesi mümkündür.</p>

<p>Devletin güvenliğine ilişkin belgelere karşı suç, seçimlik hareketli suçlardan olup, TCK m.326’da tanımlanan icra hareketlerinden birisi vasıtasıyla işlenebilir. Suçun manevi unsuru genel kast olup, failin suçun hareket ve neticesine yönelik bilme ve isteme iradesi yeterlidir. Bu suç teşebbüse elverişli olup, yasal tanımda yer alan icra hareketlerinden birisinin tamamlanmaya çalışıldığı sırada, failin elinde olmayan sebeplerle suçun yarıda kalması mümkün olabilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN"><img alt="Prof. Dr. Ersan ŞEN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_1778u8tYyuYY1Yu77.81y0yuuoUY81ouuuai5yu2uu7uYYuouuuauY9u79uuuaYYuyY_1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN">Prof. Dr. Ersan ŞEN</a></strong></h4>

<p></p>

<p>(Bu makale, sayın <a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow">Prof. Dr. Ersan ŞEN </a>tarafından <a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow">www.hukukihaber.net</a> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/devletin-guvenligine-iliskin-belgeler-1</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 19:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/terazi/study-law-school-italy-890213.jpeg" type="image/jpeg" length="75087"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'YE BİREYSEL BAŞVURU İLE AYM'NİN KARARI SONRASINDA YENİDEN YARGILAMAYA BAŞLANDIĞI TARİHLER ARASINDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ İŞLEMEMEKTEDİR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymye-bireysel-basvuru-ile-aymnin-karari-sonrasinda-yeniden-yargilamaya-baslandigi-tarihler-arasinda-zamanasimi-suresi-islememektedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymye-bireysel-basvuru-ile-aymnin-karari-sonrasinda-yeniden-yargilamaya-baslandigi-tarihler-arasinda-zamanasimi-suresi-islememektedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyuşmazlık, dava konusu kıdem ve ihbar tazminatının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır. İhlal kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince işçinin iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği kabul edilerek ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alınmak suretiyle ıslah ile artırılan miktarların zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı dava dilekçesinde talep edilen miktarlar yönünden hüküm altına alınmıştır...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>YARGITAY</strong></p>

<p><strong>9. HUKUK DAİRESİ</strong></p>

<p><strong>Esas Numarası: 2025/6650</strong></p>

<p><strong>Karar Numarası: 2025/9689</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi: 09.12.2025</strong></p>

<p><strong>KIDEM VE İHBAR TAZMİNATINDA ZAMANAŞIMI</strong></p>

<p><strong>ISLAHA KARŞI ZAMANAŞIMI DEFİ</strong></p>

<p><strong>BİREYSEL BAŞVURU</strong></p>

<p><strong>Özeti:</strong> Uyuşmazlık, dava konusu kıdem ve ihbar tazminatının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır. İhlal kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince işçinin iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği kabul edilerek ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alınmak suretiyle ıslah ile artırılan miktarların zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı dava dilekçesinde talep edilen miktarlar yönünden hüküm altına alınmıştır. İstinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Bu karar sonrasında işçinin dava konusu tazminat taleplerini dava yoluyla talep etme imkânı bulunmamaktadır. Oysa işçi tarafından yapılan bireysel başvuru üzerine yapılan inceleme sonrasında Anayasa Mahkemesince hak ihlaline karar verilmiştir. Zamanaşımı, harekete geçememek, istemde bulunamamak durumunda bulunan kimsenin aleyhine işlemez. Bu nedenle işçinin bireysel başvurusu ile Anayasaya Mahkemesinin kararı sonrasında yeniden yargılamaya başlandığı tarihler arasında zamanaşımı süresinin işlemediğinin kabulü gerekmektedir. Buna göre işçi tarafından ihlal kararı sonrasında yapılan yargılamada dava konusu tazminatların miktarı, 09.01.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile artırılmış olup işçinin iş sözleşmesinin fesih tarihi, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi, arabuluculuk sürecinde geçen ve Covid 19 salgını döneminde duran süreler ile ıslah tarihi dikkate alındığında davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakta olup kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin ıslah dilekçesinde artırılan miktarlar üzerinden hüküm altına alınması gerekmektedir.</p>

<p>MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi</p>

<p>SAYISI : 2025/1180 E., 2025/1596 K.</p>

<p>İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli İş Mahkemesi</p>

<p>SAYISI : 2024/321 E., 2025/72 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.</p>

<p>Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... duruşmaya geldiler.</p>

<p>Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.</p>

<p>Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait işyerinde 28.09.1998 tarihinde işe başladığını, müvekkilinin son ücretinin brüt 3.370,00 TL olduğunu, müvekkilinin özveriyle işini yaptığını, ancak davalı Şirket tarafından terfi ettirilmediğini, yeni personellerin birkaç yılda terfi ettiğini ve zam aldığını, işyerinde personel kayırmacılığının olduğunu, müvekkilinin bu durum ile ilgili yöneticilerine bu aksaklıkları, haksızlıkları, adaletsizlikleri içeren e-postalar gönderdiğini, müvekkilinin hiçbir cevap ve sonuç alamadığını, bunun üzerine müvekkilinin Yönetim Kurulu üyelerine e-posta gönderdiğini, gönderilen bu e-posta nedeniyle iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini, müvekkilinin Şirket yöneticilerinin şahsına ya da şirketin kurumsal yapısına herhangi bir söz söylemediğini, müvekkilinin seçtiği atasözünün hakaret içermediğini, eleştirel düşüncenin ifade biçimi olduğunu belirterek kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kullanmış olduğu kelimelerin hakaret içerdiğini, davacının yazdığı e-posta içeriğinde ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarını aştığını, kullanılan üslubun ölçülü olması gerektiğini, davacının mevcut e-postasını düzeltme ihtiyacı ile yeni bir e-posta gönderdiğini kabul etmekle ölçüyü kaçırdığını ikrar ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İHLAL KARARINDAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. İlk Derece Mahkemesi Kararı</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 18.10.2018 tarihli kararı ile; davacı tarafından gönderilen e-posta içeriğinin değerlendirilmesinde, her ne kadar diğer cümleler eleştiri kapsamında rahatsız olunan durumun dile getirilmesi olarak değerlendirilebilecek ise de "bokla yapılan sidikle yıkılır derler. ... enerji de işler bok' la yapılıyor sidikle yıkılmaya mahkumdur." ifadesinin eleştiri sınırlarını aştığı, bu ifadenin hakaret içermesi nedeniyle eleştiri sınırının üstünde kalacağı, bu nedenle işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>B. İstinaf</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 18.10.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2021 tarihli kararı ile; davacı tarafından atılan e-posta içeriğinin değerlendirilmesinde, her ne kadar diğer cümleler eleştiri kapsamında rahatsız olunan durumun dile getirilmesi olarak değerlendirilebilecek ise de "bokla yapılan sidikle yıkılır derler. ... enerji de işler bok' la yapılıyor sidikle yıkılmaya mahkumdur." ifadesinin eleştiri sınırlarını aştığı, bu ifadenin hakaret içermesi nedeniyle eleştiri sınırının üstünde kalacağı, bu nedenle işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. ANAYASA MAHKEMESİ KARARI VE İHLAL KARARINDAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. Bireysel Başvuru ve Anayasa Mahkemesi Kararı</p>

<p>Kesin olarak verilen karara karşı davacı tarafın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması üzerine Anayasa Mahkemesinin 17.07.2024 tarihli ve 2021/53760 Başvuru No.lu ve kararı ile; başvurucunun sıralı amirlerine yaşadığı sorunları iletmesine karşın sonuç alamaması nedeniyle haklı fesih nedeni olarak kabul edilen ifadeleri içeren e-postayı gönderdiğini, işverenin başvurucunun kullandığı sözleri kaba ve rahatsız edici bulduğu, bununla birlikte başvurucunun değer yargısı niteliği taşıyan bu ifadeleri kullanmasındaki temel amacın işverenlere yönelik bir hakaret değil uğradığı haksızlıklar hususunda farkındalık yaratmak olduğu ve başvurucunun bunları Kurum işleyişini nitelemek için kullandığı, haklı fesih nedeni olarak kabul edilen bu ifade, içerdiği kelimeler nedeniyle sosyoekonomik olarak daha yüksek seviyelerdeki bazı çevrelerde kaba olarak nitelendirilse dahi bu ifadenin toplumun bir kesimince vahim ve kabul edilemez işleri eleştirmek amacıyla kullanıldığının da bilindiği, ayrıca söz konusu ifadelerin taşıdığı kabalığın on dokuz yıl gibi uzun sayılabilecek bir süre Şirkete emek ve mesaisini harcayan, buna karşın haksızlığa uğradığını düşünen başvurucunun agresif anlatımının bir parçası olduğu, bir iş sözleşmesinin feshinin temel hak ve özgürlüklerin ihlaline neden olmaması için iş ilişkisinin devam ettirilmesini imkânsız kıldığı değerlendirilen ve doğrudan en ağır yaptırıma bağlanmış olan bu sebeplerin işverence ve daha sonra denetleme yapan ilk derece mahkemelerince hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmuş olması gerektiği, buna karşın başvurucunun iş sözleşmesinin sonlandırılmasında ve buna bağlı olarak tazminat talebinin reddedilmesinde feshin son çare olması prensibinin değerlendirilmediği, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25. maddesinin aşırı bir yoruma tâbi tutularak düşünce açıklamalarının dolaylı sınırlandırılmasına dayanak yapıldığı ve derece mahkemelerinin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 26. maddesinde güvence altına alınan ilkelere uygun hareket etmedikleri, bu nedenle başvurucunun Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiş ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>B. İlk Derece Mahkemesi Kararı</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Anayasa'nın 153. maddesinin “Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” hükmünü içerdiği, bu itibarla yapılan incelemede e-posta içeriği incelendiğinde davacının, işverenin kişilere ve topluma yararlı çok sayıda faaliyette bulunduğunu ifade ettikten sonra kendisinin de bir parçası olduğu Kurumun işleyişini eleştirdiği, bu bağlamda kullanılan sözlerin muhataplarının şahsına sarf edilmiş hakaret içerikli ifadeler değil kurumsal işleyişe ilişkin değer yargısı içeren eleştiri mahiyetinde ifadeler olduğu, bu nedenle davacının iş sözleşmesinin haksız feshedildiği ve davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, fesih tarihinin 23.05.2017, dava tarihinin 16.03.2018, ıslah tarihinin ise 09.01.2025 tarihi olduğu, kural olarak fesih tarihi olan 23.05.2017 tarihine 10 yıllık zamanaşımı süresi eklendiğinde 23.05.2027 tarihinde zamanaşımı süresinin sona ereceği, ancak 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun geçici madde 8/2 hükmüne göre, zamanaşımı süresinin 25.10.2017 tarihinden sonraki kısmı 5 yıldan uzun olduğundan 25.10.2022 tarihinin zamanaşımı süresinin sonu olduğu, bu tarihe arabuluculuk sürecinde geçen ve Covid-19 salgını döneminde duran süreler eklendiğinde zamanaşımının tamamlandığı tarihin 08.02.2023 tarihi olduğu, ıslah edilen taleplerin zamanaşımına uğramaması için 08.02.2023 tarihine kadar talep edilmiş olması gerektiği, somut olayda ise ıslah dilekçesinin 09.01.2025 tarihinde sunulduğu, davalı tarafça süresinde ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunulduğu, buna göre dava dilekçesinde talep edilen miktarlarla sınırlı olarak dava konusu tazminatların kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>C. İstinaf</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davacı vekili temyiz dilekçesinde;</p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi kararında tespit edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gerekli işlemlerin yapılması gerektiğini, ihlal kararı sonrasında yeniden yargılama yapıldığını, yeniden yargılamada tahkikata geri dönüldüğüne göre zamanaşımı yönünden de tahkikatın yapıldığı ana dönülmesi gerektiğini,</p>

<p>2. Yapılan yargılamada yeni bir hak ihlaline daha sebep olunmaması gerektiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uyuşmazlık, dava konusu kıdem ve ihbar tazminatının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.</p>

<p>Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu eksik bir borç hâline dönüştürür ve alacağın dava edilebilme özelliğini ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.</p>

<p>Zamanaşımı; bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da yargılamayı yapan hâkim tarafından, yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, kanunda öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur.</p>

<p>Zamanaşımı başlangıcına esas alınan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakkının doğumu işçi açısından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihtir.</p>

<p>Zamanaşımı; harekete geçememek, istemde bulunamamak durumunda bulunan kimsenin aleyhine işlemez.</p>

<p>4857 sayılı Kanun'un "Zamanaşımı süresi" kenar başlıklı ek 3. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:</p>

<p>"İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır.</p>

<p>a) Kıdem tazminatı.</p>

<p>b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.</p>

<p>..."</p>

<p>4857 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi şöyledir:</p>

<p>"Ek 3 üncü madde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra sona eren iş sözleşmelerinden kaynaklanan yıllık izin ücreti ve tazminatlar hakkında uygulanır.</p>

<p>Ek 3 üncü maddede belirtilen yıllık izin ücreti ve tazminatlar için bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri, değişiklikten önceki hükümlere tabi olmaya devam eder. Ancak, zamanaşımı süresinin henüz dolmamış kısmı, ek 3 üncü maddede öngörülen süreden uzun ise, ek 3 üncü maddede öngörülen sürenin geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş olur."</p>

<p>Somut uyuşmazlıkta davacı taraf iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Davacı taraf verilen kararın ifade özgürlüğünün ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi yukarıda belirtilen gerekçe ile Mahkemece verilen kararın davacının ifade özgürlüğünün ihlal ettiği gerekçesi ile ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>İhlal kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği kabul edilerek ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alınmak suretiyle ıslah ile artırılan miktarların zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı dava dilekçesinde talep edilen miktarlar yönünden hüküm altına alınmıştır. Davacı tarafın istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Bu karar sonrasında davacı tarafın dava konusu tazminat taleplerini dava yoluyla talep etme imkânı bulunmamaktadır. Oysa davacı tarafça yapılan bireysel başvuru üzerine yapılan inceleme sonrasında Anayasa Mahkemesince hak ihlaline karar verilmiştir. Zamanaşımı, harekete geçememek, istemde bulunamamak durumunda bulunan kimsenin aleyhine işlemez. Bu nedenle davacının bireysel başvurusu ile Anayasaya Mahkemesinin kararı sonrasında yeniden yargılamaya başlandığı tarihler arasında zamanaşımı süresinin işlemediğinin kabulü gerekmektedir. Buna göre davacı tarafça ihlal kararı sonrasında yapılan yargılamada dava konusu tazminatların miktarı, 09.01.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile artırılmış olup davacının iş sözleşmesinin fesih tarihi, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi, arabuluculuk sürecinde geçen ve Covid 19 salgını döneminde duran süreler ile ıslah tarihi dikkate alındığında davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin zamanaşımına uğramadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin ıslah dilekçesinde artırılan miktarlar üzerinden hüküm altına alınması gerekli iken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,</p>

<p>Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">legalbank.net</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymye-bireysel-basvuru-ile-aymnin-karari-sonrasinda-yeniden-yargilamaya-baslandigi-tarihler-arasinda-zamanasimi-suresi-islememektedir</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargiadtaddsa.jpg" type="image/jpeg" length="43347"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anayasa Mahkemesinde Staj (2026 - Yaz Dönemi)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinde-staj-2026-yaz-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinde-staj-2026-yaz-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, anayasa yargısı alanına ilgi duyan ve bu alanda tecrübe kazanmak isteyen lisans öğrencilerine tam zamanlı staj imkânı tanımaktadır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Staj kapsamında öğrenciler, Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkileri kapsamında Norm Denetimi ile Bireysel Başvuru başta olmak üzere Siyasi Parti Kapatma Davaları ve Siyasi Partilerin Mali Denetimi gibi konularda bilgi edinmekte, farklı birimlerde deneyim kazanarak anayasa yargısına ilişkin bilgi ve becerilerini geliştirme imkânı bulmaktadır.</p>

<p>Stajlarının sonunda başarılı olan öğrencilere sertifika verilmektedir.</p>

<p><strong>Staj Tarihleri</strong></p>

<ol>
 <li>Grup: 15-26 Haziran 2026 (40-55 Kişi)</li>
 <li>Grup: 29 Haziran-10 Temmuz 2026 (40-55 Kişi)</li>
 <li>Grup: 13-24 Temmuz 2026 (40-55 Kişi)</li>
</ol>

<p><strong>Başvuru Şartları</strong></p>

<ul>
 <li>Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak</li>
 <li>Üniversitelerin Hukuk Fakültelerinde öğrenim görüyor olmak</li>
 <li>2025-2026 eğitim-öğretim yılında 4. sınıf öğrencisi olmak</li>
</ul>

<p><strong>Başvuru Belgeleri</strong></p>

<ul>
 <li>Fotoğraflı Özgeçmiş</li>
 <li>Öğrenci Belgesi</li>
 <li>Transkript (Güncel olmalıdır)</li>
 <li>Niyet Mektubu (Anayasa Yargısına ilginiz ve stajdan beklentileriniz)</li>
 <li>Adli Sicil Kaydı Belgesi (e-Devlet üzerinden temin edilebilir)</li>
</ul>

<p><strong>Başvuru Tarihleri</strong></p>

<p>Başvuru şartlarını taşıyan adayların başvurularını 20-25 Mayıs 2026 tarihleri arasında <a href="https://staj.anayasa.gov.tr/" rel="nofollow"><strong>staj.anayasa.gov.tr</strong></a> adresinden yapmaları gerekmektedir.</p>

<p><strong>Sonuçların Açıklanması</strong></p>

<p>Staj Programına kabul edilenler 10 Haziran 2026 tarihinde <a href="https://staj.anayasa.gov.tr/stajsorgulama" rel="noopener" target="_blank"><strong>https://staj.anayasa.gov.tr/stajsorgulama</strong></a> adresinde ilan edilecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><u>NOT:</u></strong> Bu ilanın yayınlandığı tarihten önce yapılmış olan staj başvurularının, burada belirtilen bilgi ve belgeleri de içerir şekilde <a href="https://staj.anayasa.gov.tr/" rel="nofollow"><strong>staj.anayasa.gov.tr</strong></a> web adresi üzerinden yeniden yapılması gerekmektedir.</p>

<p>* Staj programına kabul edilenlerin staj programını kapsayacak şekilde Ferdi Kaza Sigortası yaptırması gerekmektedir. (Staja gelirken bir örneğini getiriniz)</p>

<p>Her öğrenci yalnızca bir defa staj yapabilir ve staj dönemi içerisinde yer alan gruplardan yalnızca birine başvuru yapabilir. İlgili dönem için (örneğin yaz dönemi) staj başvurusu reddedilen öğrenciler, takip eden staj dönemlerinde (örneğin takip eden kış dönemi) başvurularını yineleyebilirler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURU</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinde-staj-2026-yaz-donemi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/aym-staj-20261.jpg" type="image/jpeg" length="47683"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35161"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="82888"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35041"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="93128"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="47439"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25677"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek gündeme ilişkin soruları yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/bsNmtSsrlGc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="41771"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104</strong></p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen salıverilme istemi (tahliye talebi) kurumunu ele alıyoruz. Bu hükümler, tutuklama tedbirine karşı en önemli güvencelerden birini oluşturarak, şüpheli veya sanığın bireysel başvuru hakkını ve mahkeme tarafından tutukluluğun denetlenmesini güvence altına alır.</p>

<p><strong>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Salıverilme istemi nedir ve hangi aşamalarda talep edilebilir?<br />
CMK m.104 ve 105 neyi düzenler?<br />
Tutukluluk hangi makamlarca denetlenir?<br />
Sulh Ceza Hâkimi, mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu süreçte nasıl görev yapar?<br />
Salıverilme istemine ilişkin usul nasıldır ve karar süreleri nelerdir?<br />
Terör veya örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda süre farkı neden vardır?<br />
Tahliye taleplerine itiraz nasıl yapılır?</p>

<p>Bu video, özgürlük hakkının korunması, tutuklama tedbirinin denetimi, itiraz yolları ve adil yargılanma hakkı konularında temel hukuki bilgiler sunmaktadır.<br />
Ayrıca, CMK 104 ve 105 hükümlerinin, bireyin özgürlüğünü koruyan hızlı, denetlenebilir ve hukuka uygun bir sistem oluşturduğunu detaylarıyla açıklamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HyLPmzX8YUg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="34314"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirilmesi Hakkı | CMK 107 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107. maddesi, yani tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi konusunu ele alıyoruz.</p>

<p>Tutuklama kararı verildiğinde yakınlara bilgi verilmesi nasıl olur, kim bilgilendirilir, yabancı uyruklular için süreç nasıl işler? Tüm detayları bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 107 nedir?</p>

<p>Tutuklama kararı alındığında kim bilgilendirilir?</p>

<p>Tutuklu kişi ailesine haber verebilir mi?</p>

<p>Yabancı uyruklu tutuklular için konsolosluk bildirimi nasıl yapılır?</p>

<p>Bu düzenlemenin amacı ve insan haklarıyla bağlantısı nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu düzenleme, hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem de aile bağlarının korunmasını güvence altına alır. Ayrıca yabancı uyruklu tutukluların konsolosluk korumasına erişimini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OtFl4vYXEXo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="99049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="17762"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="71935"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="45072"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="50819"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="50340"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="30542"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="31039"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="58156"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="44887"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="11281"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
