<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 21 Aug 2026 14:34:09 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıbbi Farmakoloji Uzmanlarına Uygulanan HAKUK Eşitsizliği Üzerine]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tibbi-farmakoloji-uzmanlarina-uygulanan-hakuk-esitsizligi-uzerine</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tibbi-farmakoloji-uzmanlarina-uygulanan-hakuk-esitsizligi-uzerine" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p>1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun Ek-1 ve Ek-3 nolu tablolarına göre ülkemizde tasnif edilmiş 43 tıpta uzmanlık ana dalı ve 46 yan dal bulunmaktadır. Bu uzmanlıklardan 3 ana dal (anatomi, fizyoloji ve tıbbi farmakoloji) ve 1 yan dal (sosyal pediatri) HAKUK cetvelinde yer almadığı için ilgili uzmanların aleyhine olacak şekilde ek ödeme eşitsizliği ortaya çıkmaktadır. Bu yazıda tıbbi farmakoloji uzmanları özelinde uygulamanın neden adil olmadığı ve Anayasa md. 10 hükmü ile korunan eşitlik ilkesine aykırılığı izah edilecektir.</p>

<p><strong>II. </strong><strong>Hizmet Alanı - Kadro Unvan Katsayıları (HAKUK) Nedir?</strong></p>

<p>Hizmet Alanı - Kadro Unvan Katsayıları, Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan hekimlerin ve diğer sağlık personellerinin çalıştıkları kurum, uzmanlıklarının çeşidi ve bulundukları kadro gibi değişkenlere göre aldıkları ek ödeme katsayısını düzenleyen cetveldir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/saglik-bakanligi-ek-odeme-yonetmeligi-1" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">06.08.2024 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği</span></a></strong>nin 15. maddesine göre HAKUK cetvelini hazırlama yetkisi Sağlık Bakanlığındadır.</p>

<p>En son 01.07.2024 tarihinde yürürlüğe giren HAKUK cetveline bakıldığında cetvelin kendi içinde birçok çelişki barındırdığı görülmektedir. Sözgelimi genel olarak ana dal uzman kadroları için belirlenen katsayı 3, yan dal uzman kadroları için belirlenen katsayı ise 3.3 iken; 8 yan dal yine 3 katsayısı üzerinden ek ödeme almaktadır. (İlgili yan dallar: Çevre Sağlığı, Epidemiyoloji, İş ve Meslek Hastalıkları, Temel İmmünoloji, Tıbbi Mikoloji, Tıbbi Parazitoloji, Tıbbi Viroloji ve şartlı olarak Histoloji-Embriyoloji) Bu yan dalların katsayısının düşük tutulmasında resmi olarak hiçbir nesnel gerekçe gösterilmemiştir.</p>

<p>Öte yandan yukarıda izah edildiği gibi katsayısı düşük tutulan yan dalların yanında, HAKUK cetvelinde hiçbir şekilde yer verilmeyen Tıbbi Farmakoloji uzmanlarının mağduriyeti daha da büyüktür. Zira ilgili uzmanlar çoğunlukta tıbbi hizmet vermesine rağmen, tıbbi puanı bulunmayan birimlerde çalışan tabipler için belirlenen 1.2 katsayısı üzerinden ek ödeme almaktadırlar.</p>

<p>Hekimlerin toplam gelirinde temel maaş (çıplak maaş) sabit kalırken; gelir değişkenliği teşvik ek ödemesi üzerinden gerçekleşir. HAKUK, bu teşvik ödemesinin hesaplanmasında doğrudan çarpan görevi görür:</p>

<p>Mesai İçi Hizmet Puanı = Ham Puan x Hizmet Verimlilik Katsayısı x HAKUK x Bireysel Hedef Katsayısı</p>

<p>Görülmektedir ki, HAKUK katsayısı alınan ödeme için tek belirleyici faktör olmamakla birlikte yine de önemli bir yer tutmaktadır.</p>

<p><strong>III. </strong><strong>Devlet Hastanelerinde Çalışan Tıbbi Farmakoloji Uzmanlarının Alan İçi Faaliyette Bulunduğuna Dair</strong></p>

<p>Belirtildiği gibi Tıbbi Farmakoloji uzmanlığı, 1219 Sayılı Yasa’nın ekinde yer alan tabloda özel olarak tasnif edilmiş ve yine Tıpta Uzmanlık Kurulu (TUK) tarafından kabul edilen, esasında tıbbi değeri diğer uzmanlıklardan daha düşük olmayan bir alandır. İlgili uzmanlar, tıpkı diğer uzman doktorlar gibi TUS’a girip gerekli puanı aldıktan sonra ihtisas sürelerini tamamlayarak tez aşamasından geçip unvanlarını almaktadırlar.</p>

<p>Ayrıca, tıbbi farmakoloji uzmanları devlet hastanelerinde uzmanlık alanına ilişkin birimde çalışmaktayken buna rağmen verilen hizmetin alan dışı birimlerle eşdeğer tutulması da ayrı bir tutarsızlıktır.</p>

<p>HAKUK belirlenirken en önemli kriterlerden biri ilgili hekimin tıbbi puanı olan birimde çalışıp çalışmadığıdır. Ancak uygulamada devlet hastanelerinde çalışan tıbbi farmakoloji uzmanları konsültasyon gibi doğrudan tıbbi hizmetlerde çalışmalarına rağmen, HAKUK cetvelinde yer almadıkları için katsayı eşitsizliğine maruz kalmaktadırlar.</p>

<p>Bu meselenin çözümünde, uygulamada ortaya çıkan bir kavram karmaşasının giderilmesi gerekmektedir. Bu konuda da iki farklı eksen karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>Bir faaliyetin uzmanlık alanıyla ilişkisini değerlendirmede başlıca ölçütlerden biri, Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenen uzmanlık eğitimi müfredatı ile fiilen yürütülen mesleki faaliyetin niteliğidir. “Alan içi” tanımlamasında ödeme kalemi bulunup bulunmadığına bakılmaması gerekmektedir.</p>

<p>Öte yandan bir hekimin yaptığı işin faturalandırılabilir / puanlanabilir olup olmadığını belirleyen husus ise Sağlık Bakanlığının belirlediği SUT / HAKUK gibi idari – mali tarife araçlarının hangi hizmetler için oluşturulduğudur. Bu belirleme ise çoğunlukla idarenin bütçe, tarihsel birikim ve hangi branşın bunu talep ettiği gibi tercihlere göre şekillenmektedir.</p>

<p>Bu iki eksen birbirini belirlemez. Bir hizmete puan / kod atanmamış olması, o hizmetin var olmadığı ya da ilgili branşın görev tanımı dışında kaldığı anlamına gelmez, sadece idarenin henüz o kalemi tarifeye eklememiş olduğu anlamına gelir.</p>

<p>Bu ayrımı yaptıktan sonra devlet hastanelerinde çalışan tıbbi farmakoloji uzmanlarının yaptığı hizmetin neden alan içi olarak sayılması gerektiğini yapılan işin reel örnekleriyle somutlaştırmakta fayda var. Şöyle ki:</p>

<p>Devlet hastanelerinde görev yapan Tıbbi Farmakoloji uzmanları doğrudan klinik karar destek ve konsültasyon mekanizmasında yer almaktadır. Bu kapsamda; terapötik ilaç düzey izlemi (TDM), kişiselleştirilmiş farmakokinetik / biyoyararlanım danışmanlığı, klinik ilaç-ilaç ve ilaç-hastalık (tanı) etkileşim analizleri, polifarmasisi ve çoklu morbiditesi olan hastalarda farmasötik dilemma analizleri, advers etki yönetimi ile farmakoterapi ilişkili hastane protokollerinin (akılcı antibiyotik, onkolojik tedaviler, TPN vb.) geliştirilmesi gibi doğrudan tanı ve tedaviye yön veren tıbbi hizmetler icra edilmektedir.</p>

<p>Her ne kadar tıbbi farmakoloji uzmanlarının birkaç istisna hariç hiçbir vakada primer hekim olarak çalışmadığı belirtilse de; önemli olan husus, fiili olarak yapılan mesleki faaliyetlerin alınan ihtisas eğitiminin müfredatıyla uyumlu olup olmadığıdır. Yukarıda belirtilen faaliyetlerin tamamı tıbbi farmakoloji uzmanlık eğitiminin çekirdek müfredatında işlenen hususlardır. Başka bir deyişle ilgili uzmanlar, aldıkları eğitimle uyumlu bir işte çalışmaktadırlar.</p>

<p>Dolayısıyla devlet hastanelerinde çalışan tıbbi farmakoloji uzmanlarının verdiği hizmetin doğrudan hasta ve tedavi süreçlerine yansıdığı ve bu haliyle yapılan işin tıbbi puanı bulunmayan tıbbi ve idari ünitelerdeki sair görevlerle bağdaştırılmasının mümkün olmadığı söylenebilir.</p>

<p>Özetle, devlet hastanelerinde çalışan tıbbi farmakoloji uzmanları alan içi mesleki faaliyette bulunmaktadırlar ve HAKUK’ları da buna göre belirlenmelidir.</p>

<p><strong>IV. </strong><strong>İdarenin Tutumu</strong></p>

<p>Yukarıda izah edildiği üzere tıbbi farmakoloji uzmanlarının HAKUK konusunda diğer hekimlerle eşit haklardan yararlanması gerekmektedir. Peki bu taleple yapılan idari başvurularda idare nasıl bir tutum sergilemektedir?</p>

<p>Bazı tıbbi farmakoloji uzmanları tarafından Sağlık Bakanlığına başvuru yapılarak HAKUK’un 3 olarak belirlenmesi talep edilmekteyse de, Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğünün 240505902 sayılı görüş yazısı doğrultusunda talep reddedilmekte ve <i>“Tıbbi işlemler puanı bulunmayan tıbbi ve idari ünitelerde, sağlık tesislerine entegre 112 acil sağlık istasyonlarında çalışan tabip, diş tabibi, uzman tabip ve uzman diş tabibi ile branşı için HAKUK belirlenmemiş uzman tabipler ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar”</i> için belirlenen 1.2 HAKUK’unun esas alınması gerektiği belirtilmektedir.</p>

<p>HAKUK cetvelinde yer alan <i>“branşı için HAKUK belirlenmemiş uzman tabipler”</i> ibaresi de aslında idarenin tercihinin kasti olduğunu göstermektedir. Ancak bu durum için somut ve kabul edilebilir hiçbir gerekçe sunulmamaktadır.</p>

<p><strong>V. </strong><strong>2022 Tarihli Yönetmelik ve 2024 Tarihli Yönetmeliğin Yaklaşım Farkı</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığının bir önceki mülga Ek Ödeme Yönetmeliği 12.08.2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve yönetmeliğin ekinde HAKUK cetveli yer almaktadır. Bu HAKUK cetvelinde de tıbbi farmakoloji uzmanları ayrıca listelenmemiştir. Ancak 01.10.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe giren değişiklikle anılan cetvele dipnot olarak <i>“Branşı için HAKUK belirlenmemiş uzman tabiplerin, sağlık tesislerinde uzmanlık branşı ile ilgili tıbbi hizmet sunum alanlarında fiilen görev yapmaları halinde ilgili branşın HAKUK’u 3 olarak uygulanır” </i>kuralı getirilmiştir.</p>

<p>Görülmektedir ki mülga yönetmelik, HAKUK’ta listelenmemiş olsa bile ilgili uzmanın tıbbi hizmet vermesi halinde katsayı eşitliği getirmiştir. Ancak mülga yönetmelik zamanında dahi tıbbi farmakoloji uzmanlarının verdikleri hizmetin tıbbi hizmet olup olmadığı tartışması nedeniyle çoğunlukla yine 1.2 katsayı uygulaması devam etmiştir.</p>

<p>Yürürlükte olan HAKUK cetveli ise 01.07.2024 tarihinden beri uygulanmakta olup 2022 düzenlemesindeki dipnot yeni düzenlemede korunmamıştır. Bu nedenle tıbbi farmakoloji uzmanlarının verdikleri hizmetin tıbbi hizmet olarak nitelendirilmesi gerektiğini ispat etmeleri halinde dahi katsayılarını 3’e çıkarmaları, yönetmeliğin lafzi olarak yorumlanması halinde mümkün değildir. Bu durumda HAKUK cetvelinin ilgili kısmının hukuka aykırılığı ileri sürülecekse, ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlem niteliği nedeniyle doğrudan Danıştay nezdinde iptal davası açılması gündeme gelecektir.</p>

<p><strong>VI. </strong><strong>Ne Yapılabilir?</strong></p>

<p>Belirtildiği gibi HAKUK cetvelindeki fiili durumun somut ve bilimsel hiçbir nedeni bulunmamaktadır. Ayrıca 2022 düzenlemesinde bulunan ve yukarıda yer verilen lehe hüküm gerekçesiz olarak 2024 düzenlemesinde korunmamıştır. Mer'i yönetmeliğin katı ve lafzi yorumu halinde, bireysel işleme karşı idare mahkemesi nezdinde açılacak iptal davası aleyhe sonuçlanabilir. Nitekim şu anda bilinen emsal lehe içtihatlar da 2022 yönetmeliğine göre karara çıkmıştır. Dolayısıyla öncelikle, ilgili yönetmelik kapsamında çıkartılan HAKUK cetvelinin iptali gerekmektedir.</p>

<p>Bu durumda, HAKUK’un kendisi için de diğer uzman hekimler gibi 3 olarak uygulanmasını isteyen tıbbi farmakoloji uzmanlarının öncelikle 2577 Sayılı Yasa’nın md. 11 hükmü kapsamında idareye talep dilekçesi vermeleri gerekmektedir.</p>

<p>Verilen dilekçede 60 gün geçmişe dönük olarak oluşan ödeme farkları da istenebilir. Geçmişe dönük ödemelere ilişkin tartışmanın detayları aşağıda izah edilecektir.</p>

<p>İdare tarafından verilen zımni ret veya ret kararı sonrası, 2575 Sayılı Danıştay Kanunu md. 24/1-c ve 2577 Sayılı İdari Yargılama Usül Kanunu md. 39/2-a hükümlerine göre ilgili yönetmelik dayanak gösterilerek oluşturulan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlem niteliğinde olan HAKUK cetveline ve bireysel işleme karşı doğrudan Danıştay nezdinde ilk derece sıfatıyla dava açılabilir.</p>

<p>HAKUK cetvelinin bu haliyle eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve tıbbi hizmetlerin aksamasına neden olacak bir adaletsizlik içerdiği söylenebilir. Danıştay tarafından yapılacak incelemede uygulamanın bilimsel ve nesnel gerekçesinin olup olmadığının yanında eşitlik unsuru da incelenecektir. Özellikle 2022 yönetmeliğindeki lehe hükmün, 2024 yılındaki yönetmelikte korunmaması nedeniyle iptal kararı verilmesi oldukça muhtemel ve gereklidir.</p>

<p>Aynı konuda birden fazla hekimin idari başvuru ve devamında Danıştay nezdinde iptal davası açmasında bir sakınca yoktur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>VII. </strong><strong>Her Uzmanın Ayrı Dava Açmasına Gerek Var Mı?</strong></p>

<p>Yukarıda da izah edildiği üzere genel düzenleyici işlem niteliğinde olan HAKUK cetvelinin iptali halinde, iptal kararından itibaren bütün uzmanlar kararın lehe sonuçlarından yararlanacaktır. Ancak yine de her uzman için ayrı dava açmanın birkaç yönden faydası bulunabilir.</p>

<p>Açılacak davada sadece genel düzenleyici işlemin değil bireysel işlemin de iptali talep edilecektir. Yukarıda belirtildiği üzere; bizzat dava açan hekimler için idari başvurudan 60 gün öncesinden başlayarak dava sonucunda çıkacak karara kadar mali haklar birikmeye devam edecektir. Kendisi dava açmayı tercih etmeyerek genel düzenleyici işlemin iptalini bekleyen uzmanlar ise ancak iptal kararından itibaren ek ödemelerini alabilirler.</p>

<p>Dolayısıyla her uzmanın dava açması şart olmamakla birlikte mali hakların birikmesi yönüyle ayrı ayrı dava açılması tercih edilebilir.</p>

<p><strong>VIII. </strong><strong>Geçmişe Dönük Ek Ödeme Farkları Talep Edilebilir Mi?</strong></p>

<p>Kural olarak her maaş ödemesi ayrı bir idari işlem sayılır. Bu nedenle idari başvuru esnasında en fazla 60 gün (idari dava süresi) geriye dönük ek ödeme talep edilebilir. İdari başvurunun reddi halinde açılacak davadan sonra ise davanın lehe sonuçlanması halinde arada geçen süredeki mali haklar zaten korunacaktır. Dolayısıyla idari başvurudan önceki 60 günden başlayarak davanın lehe sonuçlanması halinde arada geçen sürede mali hakların birikmesi açısından her uzman için ayrı dava açmakta fayda bulunmaktadır.</p>

<p><strong>IX. </strong><strong> Netice</strong></p>

<p>Devlet hastanelerinde çalışan tıbbi farmakoloji uzmanlarına uygulanan HAKUK eşitsizliğinin somut ve bilimsel hiçbir gerekçesi bulunmadığı gibi 2022 yönetmeliğindeki kazanımların 2024 düzenlemesinde korunmaması da ayrıca bir hukuka aykırılık nedenidir. İlgili uzmanların haklarını araması halinde lehe sonuç çıkması oldukça muhtemeldir. Bu konuda özellikle sendikalara büyük görev düşmektedir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/enes-malik-kilic.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/enes-malik-kilic.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Enes Malik KILIÇ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tibbi-farmakoloji-uzmanlarina-uygulanan-hakuk-esitsizligi-uzerine</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/terazi/doktor-sagliks.jpg" type="image/jpeg" length="92194"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MOTOSİKLET KAZALARINDA SÜREKLİ MALULİYET VE ÖLÜM TAZMİNATLARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/motosiklet-kazalarinda-surekli-maluliyet-ve-olum-tazminatlari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/motosiklet-kazalarinda-surekli-maluliyet-ve-olum-tazminatlari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MOTOSİKLET KAZALARINDA SÜREKLİ MALULİYET VE ÖLÜM TAZMİNATLARI:</strong></p>

<p><strong>Rapor Standardı, Kask İndiriminin İlliyet Sınırı ve Poliçe Limiti Sorunları Üzerine Güncel İçtihat İncelemesi</strong></p>

<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Motosiklet kullanımının hızla yaygınlaşması, motosiklet kazalarından doğan bedensel zarar uyuşmazlıklarını sigorta hukuku pratiğinin en yoğun alanlarından biri hâline getirmiştir. Motosiklet kazalarının karakteristik özelliği, maddi hasarın görece sınırlı kalmasına karşın bedensel zararların ağır, kalıcı ve sıklıkla ölümcül olmasıdır; bu da uyuşmazlıkların ağırlık merkezini sürekli iş göremezlik (maluliyet) ve destekten yoksun kalma tazminatlarına kaydırmaktadır. Bu çalışmada; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025-2026 dönemine ait on beşe yakın güncel kararı ekseninde, motosiklet kazalarına özgü üç sorun alanı incelenmektedir: maluliyet raporunun standardı ve raporlar arası çelişkinin giderilmesi rejimi; koruyucu kask kullanılmamasına bağlı müterafik kusur indiriminin yaralanmalı ve ölümlü dosyalardaki illiyet sınırı; zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) teminat limitinin yapısı ve limit ötesi sorumluluk zinciri.</p>

<p><strong>I. MALULİYET RAPORUNUN STANDARDI</strong></p>

<p><strong>A. Doğru Yönetmelik Şartı</strong></p>

<p>Bedensel zarara dayalı tazminat uyuşmazlıklarında zararın kapsamı, maluliyetin varlığı ve oranı üzerinden belirlenir. Yerleşik içtihat, raporun kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre düzenlenmesini şart koşar: 11.10.2008 öncesi kazalarda Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, ara dönemlerde sırasıyla Çalışma Gücü Kaybı Yönetmeliği, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ve Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği, 20.02.2019 sonrasında ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (EİEDY) uygulanır. Daire, 03.01.2020 tarihli bir kazada mülga Çalışma Gücü Kaybı Yönetmeliği'ne göre düzenlenmiş üniversite raporuna dayanan hükmü salt bu nedenle bozmuş; ortopedi ve travmatoloji uzmanının da bulunduğu heyetten, yaralının bizzat muayenesiyle EİEDY'ye uygun yeni rapor alınmasını istemiştir<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202516140-e-20261618-k-sayili-karari" rel="dofollow"> (16.02.2026, 2025/16140 E., 2026/1618 K.).</a></p>

<p><strong>B. İlliyet, Süreklilik ve Ölçüt-Kılavuz Uyumu</strong></p>

<p>Doğru yönetmeliğe atıf tek başına yeterli değildir; raporun içeriği de denetime elverişli olmalıdır. Daire, 01.04.2026 tarihli kararında, EİEDY'ye uygun düzenlenmiş bir üniversite raporuna dayanılarak hükmedilen 1.000.000,00 TL tutarındaki sürekli iş göremezlik tazminatını; raporun travma sonrası stres bozukluğu arızasının kaza ile illiyetini değerlendirmemesi ve arızanın sürekli olup olmadığını belirlememesi nedeniyle bozmuştur <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202412756-e-20263543-k-sayili-karari" rel="dofollow">(2024/12756 E., 2026/3543 K.)</a></strong>. Aynı titizlik, yönetmelik ekindeki cetvel ve kılavuz ölçütleri bakımından da aranmaktadır: hipertrofik skar/keloid maluliyetinde kılavuzun aradığı 'vücut yüzeyinin en az yüzde birini kaplama' şartı değerlendirilmeden oran belirleyen ve yaralı muayene edilmeden düzenlenen rapor, yönetmelik şartlarını taşımaz <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259085-e-202411097-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">(17.02.2026, 2024/11097 E., 2026/1735 K.).</a></p>

<p><strong>C. Raporlar Arası Çelişkinin Giderilmesi Rejimi</strong></p>

<p>Motosiklet dosyalarında taraflarca sunulan raporların farklı oranlar içermesi olağandır. Dairenin 2026 içtihadına göre; aynı yönetmeliği uygulayan raporlar farklı sonuçlara ulaşmışsa, karar merciinin çelişkili raporlardan birine neden itibar ettiğini gerekçelendirmesi veya çelişkiyi giderecek üçüncü bir rapor alması zorunludur; üçüncü rapor, önceki raporun alındığı üniversite dışındaki bir üniversitenin adli tıp anabilim dalından, yaralının bizzat muayenesiyle ve dosyadaki tüm raporlar irdelenerek alınmalıdır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259085-e-202411097-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">(26.02.2026, 2025/9085 E., 2026/2276 K.</a>; aynı yönde <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259085-e-202411097-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">2026/1735</a>). Usulüne uygun tek rapora dayanan hükümler ise sigortacı itirazlarına rağmen onanmaktadır: 500.000,00 TL tutarındaki İtiraz Hakem Heyeti hükmünün onanması bu çizginin örneğidir (12.02.2026, 2024/8181 E., 2026/1545 K.).</p>

<p>Uygulayıcılar bakımından sonuç nettir: motosiklet kazalarında sıklıkla bir arada görülen ortopedik, estetik (skar) ve psikiyatrik arızaların her biri için ayrı ayrı illiyet ve süreklilik değerlendirmesi içermeyen raporlar, tutar ne olursa olsun hükme esas alınamamakta; yargılamayı yıllarca uzatan bozma sebepleri üretmektedir.</p>

<p><strong>II. KASK KULLANILMAMASI: MÜTERAFİK KUSUR İNDİRİMİNİN İLLİYET SINIRI</strong></p>

<p><strong>A. Normatif Temel ve İlkeler</strong></p>

<p>Koruyucu kask yükümlülüğünün dayanağı 2918 sayılı KTK m. 78 ile Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 150 ve eki cetveldir: motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücüler koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcular ise koruma başlığı takmak zorundadır. İndirimin maddi hukuk temeli TBK m. 52'deki müterafik kusurdur ve Daire, bu savunmanın teknik anlamda bir def'i olmadığını, ileri sürülmese dahi resen gözetileceğini istikrarla vurgulamaktadır. Yerleşik indirim oranı %20'dir.</p>

<p><strong>B. Yaralanmalı Dosyalarda İlliyet Denetimi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İndirimin uygulanabilmesi için kasksızlık ile zarar arasında illiyet bulunmalıdır. Baş, yüz ve çene bölgesi yaralanmalarında indirim uygulanır: kask kullanımının belirsiz olduğu bir dosyada dahi çene kırığı ve diş kaybından hareketle %20 indirim benimsenmiş <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023968-e-20262053-k-sayili-karari" rel="dofollow">(24.02.2026, 2023/968 E., 2026/2053 K.)</a>; yüzdeki yara nedbesine dayalı maluliyette de aynı sonuca varılmıştır (20.10.2025, 2024/9473 E., 2025/14357 K.). Buna karşılık maluliyet, kaskın koruma alanı dışındaki omuz ve dirsek yaralanmasından kaynaklanıyorsa indirim yapılamaz; Daire bu gerekçeyle yapılan indirimi bozmuştur <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20248759-e-20261591-k-sayili-karari" rel="dofollow">(16.02.2026, 2024/8759 E., 2026/1591 K.).</a></p>

<p><strong>C. Ölümlü Dosyalarda İlliyet: Otopsi Ekseni</strong></p>

<p>İlliyet denetiminin en belirgin uygulaması, destekten yoksun kalma dosyalarında otopsi ve ölü muayene bulguları üzerinden yapılmaktadır. Daire; ölü muayene tutanağında baş ve boyun bölgesinde lezyon saptanmayan, ölümün ekstremite yaralanması ve iç kanamadan kaynaklandığı belirlenen dosyada yapılan kask indirimini davacılar lehine bozmuş (03.07.2025, 2025/2577 E., 2025/11270 K.); ölüm nedenleri arasında beyin kanamasının bulunduğu dosyada ise indirim yapılmamasını davalı lehine bozarak %20 indirimi zorunlu görmüştür (22.04.2025, 2025/4149 E., 2025/6400 K.). Kafatası yaralanması sonrası beş ay yoğun bakımda kalarak vefat eden destek bakımından, 'ölüm nedeni belirlenemedi' gerekçesiyle indirimin reddi de isabetsiz bulunmuştur (16.01.2025, 2023/2453 E., 2025/825 K.). Yükümlülük yolcuları da kapsadığından, motosiklette kasksız seyahat eden yolcu desteğin beyin kanaması sonucu ölümünde aynı indirim uygulanır (07.04.2025, 2023/12435 E., 2025/5232 K.).</p>

<p><strong>D. Değerlendirme</strong></p>

<p>Kanaatimizce illiyet ekseni isabetlidir: müterafik kusur indirimi bir cezalandırma aracı değil, zararın doğumuna veya artmasına katkının karşılığıdır; kaskın önleyemeyeceği bir zarara kasksızlık sonucu bağlamak indirimi olgusal temelinden koparır. Bununla birlikte iki nokta eleştiriye açıktır. İlk olarak, kask kullanımının belirsiz olduğu hâllerde yaralanma bölgesinden kasksızlığın çıkarsanması, ispat yükünü fiilen zarar görene kaydırmaktadır; kanaatimizce kasksızlık olgusunun ispatı, indirimden yararlanacak olan sigortacıya ait olmalıdır. İkinci olarak, %20'lik oranın her somut olayda sabit uygulanması, TBK m. 52'nin hâkime tanıdığı takdir alanını daraltmaktadır; karma yaralanma tablolarında (hem baş hem ekstremite) maluliyetin arıza bazında ayrıştırıldığı raporlar üzerinden kalem bazlı indirim, kanunun amacına daha uygundur.</p>

<p><strong>III. POLİÇE LİMİTİNİN YAPISI VE LİMİT ÖTESİ SORUMLULUK</strong></p>

<p>2022 ve sonrası kazalarda ZMSS'de bedensel zararlar için kişi başına teminat limiti 1.000.000,00 TL'dir. Daire, 11.02.2026 tarihli kararında; bedensel zarar teminatı ile sağlık/tedavi giderleri teminatının birbirinden bağımsız iki ayrı kloz olduğunu, birinin tüketilmesinin sigortacının diğer klozdan sorumluluğunu sona erdirmeyeceğini vurgulamıştır (2024/11832 E., 2026/1390 K.). TBK m. 54 ekseninde sürekli ve geçici iş göremezlik zararları bedensel zarar klozundan; sürekli/geçici bakıcı giderleri ile tedavi giderleri ise tedavi klozundan karşılanır — bu eşleştirme, limitin zorlandığı ağır maluliyet dosyalarında tazminatın gerçek tavanını belirler. Yolcu sıfatıyla yaralananlar bakımından geçici bakıcı gideri, Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanmayan tedavi giderleri ve maluliyet raporu ücretinin de talep edilebilir kalemler olduğu, Dairenin 10.02.2026 tarihli kararında görülmektedir (2023/2879 E., 2026/1311 K.).</p>

<p>Limitin aşıldığı hâllerde zincir işleten ve sürücüye uzanır: sigortacının poliçe limitiyle sınırlı, işleten ve sürücünün ise zararın tamamından müteselsilen sorumlu tutulduğu hüküm onanmıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20234057-e-20262072-k-sayili-karari" rel="dofollow">(24.02.2026, 2023/4057 E., 2026/2072 K.).</a> Motosiklet kazalarında ağır maluliyet tablolarının sıklığı karşısında, başvuru stratejisinin baştan itibaren sigortacı ve işleten/sürücü eksenli kurulması, hak kaybını önleyen temel tedbirdir.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>2025-2026 içtihadı, motosiklet kazalarından doğan bedensel zarar uyuşmazlıklarında şu ilkeleri belirginleştirmiştir: (i) maluliyet raporu, kaza tarihindeki yönetmeliğe uygunluğun ötesinde, her arıza için illiyet ve süreklilik değerlendirmesi ile kılavuz ölçütlerine uygunluk içermedikçe hükme esas alınamaz; (ii) çelişkili raporlar karşısında tercih gerekçelendirilmeli veya farklı bir üniversiteden, muayene esaslı üçüncü rapor alınmalıdır; (iii) kasksızlığa dayalı müterafik kusur indirimi — sürücü ve yolcu ayrımı olmaksızın — ancak kaskın koruma alanındaki zararlar bakımından mümkündür; ölümlü dosyalarda bu denetim otopsi bulguları üzerinden yapılır ve yerleşik oran %20'dir; (iv) ZMSS'de bedensel zarar ve tedavi klozları bağımsız limitlere sahiptir, limiti aşan zarar işleten ve sürücüden istenir. Motosiklet kullanıcıları ve vekilleri bakımından kaza sonrası ilk aylarda atılan adımlar — özellikle rapor standardına gösterilen özen ve otopsi/ölü muayene belgelerinin eksiksiz temini — tazminatın hem tutarını hem tahsil süresini belirlemektedir.</p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>KAYNAKÇA / KARAR KÜNYELERİ</strong></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202412756-e-20263543-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 01.04.2026, 2024/12756 E., 2026/3543 K. </span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259085-e-202411097-e-sayili-kararlari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 26.02.2026, 2025/9085 E., 2026/2276 K.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023968-e-20262053-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 24.02.2026, 2023/968 E., 2026/2053 K. </span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20234057-e-20262072-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 24.02.2026, 2023/4057 E., 2026/2072 K. </span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259085-e-202411097-e-sayili-kararlari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 17.02.2026, 2024/11097 E., 2026/1735 K. </span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202516140-e-20261618-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 16.02.2026, 2025/16140 E., 2026/1618 K. </span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20248759-e-20261591-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 16.02.2026, 2024/8759 E., 2026/1591 K.</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 12.02.2026, 2024/8181 E., 2026/1545 K. (https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1204201800)</span></p>

<p><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 11.02.2026, 2024/11832 E., 2026/1390 K. (https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1217160600)</span></p>

<p><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 10.02.2026, 2023/2879 E., 2026/1311 K. (https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1209639300)</span></p>

<p><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 20.10.2025, 2024/9473 E., 2025/14357 K. (https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1190025100)</span></p>

<p><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 03.07.2025, 2025/2577 E., 2025/11270 K. (https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1177881400)</span></p>

<p><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 22.04.2025, 2025/4149 E., 2025/6400 K. (https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1171308600)</span></p>

<p><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 07.04.2025, 2023/12435 E., 2025/5232 K. (https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1164603800)</span></p>

<p><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 16.01.2025, 2023/2453 E., 2025/825 K. (https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1176401800)</span></p>

<p><span style="color:#999999">Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG 20.02.2019); 2918 sayılı KTK m. 78, 90 vd.; Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 150 ve eki Cetvel; 6098 sayılı TBK m. 52, 54.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/motosiklet-kazalarinda-surekli-maluliyet-ve-olum-tazminatlari-1</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/terazi/motor-ts-1.jpg" type="image/jpeg" length="60901"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/16140 E., 2026/1618 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202516140-e-20261618-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202516140-e-20261618-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 16.02.2026 tarihli, 2025/16140 E., 2026/1618 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2025/16140 E., 2026/1618 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/1140- 2022/1145</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.01.2020 tarihinde davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın, yaya konumunda olan davacıya çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının bedensel zarara uğradığını açıklamış, bedel artırım dilekçesiyle birlikte 410.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kazada sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne 410.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 14.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın kusur yönünden kabulü ile esastan yapılan inceleme neticesinde davanın kısmen kabulüne, 362.436,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 14.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, bakiye 47.564,00 TL'nin ise reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusur dağılımı hususunda değerlendirme yapabilecek en üst kurum olan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından tanzim edilen raporun göz önünde bulundurulması gerektiğini, kusur oranının %50 olduğu düşünülse dahi, aktuerya bilirkişisi tarafından hesaplanan iş göremezlik tazminatının daha yüksek olacağını, vekalet ücretinin nispi vekalet ücreti olarak hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.</p>

<p>Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun usule uygun yapılmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur oranını kabul etmediklerini, hesap raporunun ve hesaplama tekniğinin hatalı olduğunu belirtmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacıda oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.</p>

<p>1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, başvurunun usule uygun yapılmış olmasına, hükme esas alınan kusur raporunda tespit edilen kusur oranlarının oluşa uygun şekilde belirlenmiş olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi ya da üniversitelerin adli tıp bölüm başkanlıklarının, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.</p>

<p>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.</p>

<p>Somut olayda; hükme esas alınan 18.06.2021 tarihli ... Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilimdalı Başkanlığı raporu; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş, başvuranın maluliyet oranının %21,6 olduğu belirlenmiş ve bu orana göre yapılan aktüer hesap raporu hükme esas alınmıştır. Ancak kaza tarihi olan 03.01.2020 tarihi itibariyle Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup, hükme esas alınan rapor kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmeliğe göre düzenlenmiştir.</p>

<p>Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti ve kaza ile illiyet bağının saptanması için; davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) güncel film ve grafileri çekilerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun içerisinde Ortopedi ve Travmatoloji uzmanının da bulunduğu davacının yerleşim yerine en yakın Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p>3- 6098 sayılı TBK'nin 54/3. maddesi, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan zararları, haksız fiil sorumluluğu kapsamında tazmini gereken zararlar arasında düzenlemiştir. Davacı taraf da bu düzenleme gereği, davaya konu kazadaki yaralanması sebebiyle tazminat isteminde bulunmuş, hakem heyetince benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalar hatalı yapılmış olup rapor karar vermeye elverişli değildir.<br />
Çalışma gücünün kısmen kaybına ilişkin zarar talebi, kişinin tüm yaşamı boyunca katlanacağı, geleceğe yönelik zararının da giderimi amacını taşıyan bir talep olduğundan, kişinin hak kazanacağı tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, çalışma gücü kaybına yol açan kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir.<br />
Hesaplama yapılırken, davacının kaza tarihindeki ve hesap tarihine kadar ki gelirini gösteren belgelerin temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi, belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; işleyecek dönem hesabında ise davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin uygulanması hususlarına dikkat edilmelidir.</p>

<p>Somut olayda; davacı vekili davacının Eylül -Ekim- Kasım 2021 aylarına ait gelirini sunmuş, karara esas alınan tazminat raporunda, kaza tarihi 03.01.2020 olmasına rağmen, davacının 2021 yılına ilişkin sunulan bordrolarının ortalaması alınarak davacının asgari ücretin 1,6 katı gelir elde ettiği kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacının bilinen dönem zararının hesaplamasında kaza tarihi itibariyle aldığı ücretlerin tespit edilerek bilinen dönem sonuna kadar aldığı ücretlerin hesaplamada dikkate alınması gerekirken, sadece Eylül-Ekim-Kasım 2021 aylarına ait gelirinin ortalaması alınarak gelirin belirlenmesi doğru görülmemiştir.</p>

<p>Bu durumda, hakem heyetince yukarıda anlatılan esaslar doğrultusunda davacının kaza tarihindeki geliri ve hesap tarihindeki gelirinin tespiti ile bu veriler kullanılarak tazminat hesabı yapılması yönünde ( davalının usuli kazanılmış korunarak ) bilirkişiden rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,</p>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202516140-e-20261618-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1aa1.jpg" type="image/jpeg" length="82679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/4057 E., 2026/2072 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20234057-e-20262072-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20234057-e-20262072-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 24.02.2026 tarihli, 2023/4057 E., 2026/2072 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/4057 E., 2026/2072 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2022/23 21... /2429 Karar<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2019/5 01... /389 Karar</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.04.2018 tarihinde davacının kullandığı bisiklet ile davalı ...'in sevk ve idaresindeki, davalı ...'ın işleteni olduğu, davalı ... şirketinin de zorunlu mali sorumluluk sigortasını (ZMSS) yaptığı aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, zararın giderilmesi için sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak olumlu yanıt alınamadığını, arabuluculuk sürecinin de olumlu sonuçlanmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile açtığı belirsiz alacak davasında bakıcı gideri, sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı, meslekte kazanç kaybı, ekonomik geleceğindeki sarsılmadan doğan kayıplar için 5.000,00 TL ve tedavi gideri için 500,00 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden ihbar tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Geçici bakıcı gideri talebini 26.363,82 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 11.791,56 TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 802.320,79 TL'ye, tedavi gideri talebini 9.000,00 TL'ye artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, yetkili mahkemede açılmadığını, kazaya karışan aracı kaza tarihinden çok önce 30.06.2017 tarihinde diğer davalı ...'e sattığını, araç kaydının devrini yapmadığını, bu nedenlerle oluşan kaza nedeniyle sorumluluğunun olmadığını, kaza nedeniyle davacının asli kusurlu olduğunu, kazaya karışan davalı ...'in kusursuz olduğunu, kaza tespit tutanağını kabul etmediğini, davacının talep ettiği masrafların bir çoğunun Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılandığını, davacının maluliyet durumunun Adli Tıp Kurumunca (ATK) tespit edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazada müvekkilinin kusursuz olduğunu, tek kusurlunun davacı olduğunu, kaza tespit tutanağındaki kusur durumunun gerçek kusuru yansıtmadığını, davacının maluliyet durumunun ATK tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, SGK ve sigorta şirketinden davacıya yapılan ödeme olup olmadığının da araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin kazaya karışan aracın ZMSS kapsamında sigortacısı olduğunu, müvekkili şirketin faizden dava tarihi itibariyle sorumlu olduğunu, kazaya ilişkin kusur durumunun mahkemece tespit edilmesi gerektiğini, davacının maluliyet durumunun da ATK'dan tespit edilmesi gerektiğini, davacının kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsup edilmesi gerektiğini, SGK tarafından yapılan ödemelerin tespiti ile bu ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 802.320,79 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 11.791,56 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 26.363,82 TL bakıcı gideri, 9.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 849.476,17 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinin sorumluluğu 407.155,38 TL ile sınırlı olmak kayıt ve şartıyla davalı ... yönünden 12.12.2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden 25.04.2018 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat taleplerinin 1.000,00 TL'lik kısmının davalılar ... ve ... yönünden, 442.320,79 TL'lik kısmının davalı ... yönünden reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 60.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 25.04.2018 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli ek kararı ile davalı ... vekilinin, istinaf harç ve giderlerinin muhtıra ile verilen kesin süreye rağmen yatırmaması nedeniyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; davacı vekili ve davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının takdir olunan manevi tazminatın az olduğu, manevi tazminatın 100.000,00 TL üzerinden tam kabulünün gerektiği gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 802.320,79 TL sürekli iş göremezlik tazminatının (davalı ... şirketinin poliçe gereği bedeni zararlarda 360.000,00 TL poliçe limiti bulunduğundan davalı ... şirketinin bu miktarla sınırlı ve davalı ... yönünden 12.12.2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden 25.04.2018 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte, diğer davalıların ise 802.320,79 TL sürekli iş göremezlik tazminatının tamamından sorumlu olmak kaydı ile her 3 davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 11.791,56 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 26.363,82 TL bakıcı gideri, 9.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 47.154,38 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinin sorumluluğunun (davalı ... şirketinin sağlık giderleri teminatı altında 360.000,00 TL teminat limiti ile sorumlu olduğundan) davalı ... yönünden 12.12.2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden 25.04.2018 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, maddi tazminat taleplerinin 1.000,00 TL'lik kısmının davalılar ... ve ... yönünden, 442.320,79 TL'lik kısmının davalı ... yönünden reddine, davacının manevi tazminat davasının kabulüne, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 25.04.2018 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kazanın oluşumunda davalı müvekkilinin kusuru bulunmadığını, kazanın davacının tam kusuru ile gerçekleştiğini, ceza mahkemesinde belirlenen kusur oranının huzurdaki dosya için bağlayıcı olmadığını, kusurun sadece davacı beyanları dikkate alınarak belirlendiğini, kaza tespit tutanağı kabul etmediklerini, büyük tonajlı araçların yanından geçerken diğer araçların dikkatli olması gerektiğini, davacının bunu yapmadığını, maluliyet oranına ilişkin değerlendirmelerin hatalı olduğunu, itiraz ettiklerini, maluliyet oranının ATK tarafından belirlenmemesinin yerinde olmadığını, faturalandırılamayan tedavi giderlerinin afaki belirlendiğini, maluliyet ile kaza arasında illiyet kurulmadığını, taleplerin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, tazminat hesabında muhtemel yaş ve sair bütün hesaplama parametrelerine itiraz ettiklerini, ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunduklarını ancak değerlendirilmediğini, faiz oranı ve başlangıcının hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalı ... şirketinin ZMSS diğer davalıların sürücü ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralanan davacı bisiklet sürücüsünün sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan kayıplar ile manevi tazminat talebine ilişkindir.<br />
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,<br />
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'e yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20234057-e-20262072-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa.jpg" type="image/jpeg" length="33851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/968 E., 2026/2053 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023968-e-20262053-k-sayili-karari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023968-e-20262053-k-sayili-karari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 24.02.2026 tarihli, 2023/968 E., 2026/2053 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2023/968 E., 2026/2053 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/1105 E.- 2022/1105 K.</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I.DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sürücüsü olduğu motosiklet ile olay tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı olan traktörün 20.07.2017 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 41.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla toplam talebini 330.000,00 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; usule uygun olmayan başvuru nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur raporu alınması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, soruşturma aşamasında tarafların uzlaşıp uzlaşmadıklarının tespit edilmesi gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davalının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sunduğu 27.09.2019 tarihli maluliyet raporuna göre davaya konu trafik kazasından dolayı %70 oranında sürekli malul kaldığı, raporun usule ve yasaya uygun olduğu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle başvurunun kabulüne, toplam 330.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin itiraz başvurusunda bulunması üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından 30.10.2020 tarih ve 2020/İHK- 22069 sayılı karar ile itirazın kabulüne, davacı tarafından sunulan 27.09.2019 tarihli maluliyet raporunun mevzuata uygun düzenlenmediği, usule uygun maluliyet raporu ile başvuru yapmanın dava şartı olduğu, iş bu dava şartı eksikliğinin tamamlanabilir nitelikte olmadığı gerekçesiyle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesisine, başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. Bozma Kararı<br />
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 09.02.2022 tarihli 2021/10592 esas ve 2022/2053 karar sayılı kararı ile somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.09.2019 tarihli raporda, 30.03.2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirleme yapıldığı, raporun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olduğu, sunulan rapor usulüne uygun olmasa bile tamamlanabilir dava şartı olduğu gözetilmek suretiyle inceleme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davalı vekilinin anılan yönlere ilişkin itirazlarının kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar<br />
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak bozma ilamı doğrultusunda 27.09.2019 tarihli maluliyet raporunun usule uygun olduğu, kusur oranlarının yerinde olduğu, hesap raporundaki tespitlerin isabetli olduğu gerekçesi ile başvurunun kabulüne, toplam 330.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; usule uygun olmayan başvuru nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur raporu alınması gerektiğini, geçici taleplerden davalının sorumlu olmadığını, rücuya esas ödeme varsa mahsubu gerektiğini, kask nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hesaplamada asgari ücretin hatalı uygulandığını, kabul anlamına gelmemek üzere davalının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davacının sürücüsü olduğu motosiklet ile olay tarihinde davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı traktörün karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralanmasından kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.</p>

<p>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, kusur tespitinin isabetli yapılmış olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden;</p>

<p>a.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78. ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesi ve eki Cetvel uyarınca; bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur.</p>

<p>Somut olayda; davacının motosiklette sürücü olduğu, kaza tespit tutanağına göre kask takıp takmadığının belirsiz olduğu, ancak davacının maluliyete esas teşkil eden yaralanmasının çenesinde kırık, diş kaybı olduğu, dolayısıyla davaya konu kaza nedeniyle davacının yüz bölgesinden yaralandığı dosya kapsamında bulunan evraklar ile sabittir.</p>

<p>Buna göre; davacının kaskının takılı olup olmadığı hususu tespit edilememiş olsa da davaya konu kaza sonucu çenede kırık ve diş kaybı olmak üzere yüz bölgesinden yaralandığı gözetildiğinde, meydana gelen trafik kazasında koruyucu başlık (kask) takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.</p>

<p>b. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17., Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2. maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine, nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2. Yukarıda (2-a) ve (2-b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023968-e-20262053-k-sayili-karari-1</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/yargitay-logo1.jpg" type="image/jpeg" length="33700"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CEZA YARGILAMALARI BAĞLAMINDA YARGI HİZMETLERİNİN ETKİNLİĞİNE DAİR ÖNERİLER]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-yargilamalari-baglaminda-yargi-hizmetlerinin-etkinligine-dair-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-yargilamalari-baglaminda-yargi-hizmetlerinin-etkinligine-dair-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargi-hizmetlerinin-etkinligi-burolari-rehberi-yayimlandi" rel="dofollow">Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarının Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Rehber </a></strong>yayımlanmış ve adalet teşkilatına duyurulmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Naçizane,35 yıla yakın süredir uygulamanın içinde yer alan bir yargı mensubu olarak, özellikle ceza yargılamalarını hızlandıracağına, zaman, emek ve ekonomik yönden tasarruf sağlayacağına inandığım, bir kısmını daha önce de dile getirdiğim önerilerimi paylaşmak isterim;</p>

<p><strong>1-</strong>Öncelikle,mesleğe başladığımız günden itibaren yıllardır söylenen, ancak bir türlü hayata geçirilemeyen “adli kolluk” teşkilatının kurulması, Cumhuriyet Başsavcılıklarına direkt olarak bağlanması, savcılık-adli kolluk ilişkisinin güçlendirilmesi,</p>

<p><strong>2-</strong>Ağır Ceza Merkezi olmayan yer Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından bağlı oldukları yer Ağır Ceza Mahkemelerine fezleke düzenlenmesi uygulamasına son verilerek bu yer Cumhuriyet Başsavcılıklarının doğrudan bağlı oldukları yer Ağır Ceza Mahkemelerine iddianame düzenlemelerinin sağlanması,</p>

<p><strong>3-</strong>İstanbul Anadolu CBS’de başlattığımız ve birçok Cumhuriyet Başsavcılığında başarı ile uygulanan sabit Cumhuriyet savcılarının görev yaptığı “Müracaat İşlemleri ve Nöbet Bürosu” uygulamasının tüm ağır ceza Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından uygulanmasının mecburi hale getirilmesi, böylelikle savcılık-kolluk ilişkisinde yeknesak, tutarlı, isabetli talimatlar verilmesi ile nöbet izinlerinden kaynaklı iş gücü kaybının engellenmesi,</p>

<p><strong>4-</strong>Özellikle bilişim suçlarındaki artış ve bu suçların soruşturulmasındaki güçlük nedeni ile tıpkı zabıt katibi, mübaşir gibi adliyelerde yeterince adli bilişim uzmanı istihdam edilmesi,</p>

<p><strong>5-</strong>Ceza soruşturmaları ile ceza ve hukuk yargılamalarında sıklıkla bilirkişi raporuna ihtiyaç duyulmakla özellikle fizik, grafoloji, ses ve görüntü karşılaştırması, trafik, iş ve meslek kusurları tespiti, akıl hastalığı veya zayıflığı, yaş küçüklüğü, uyuşturucu madde tespiti ve benzeri adli raporların doğrudan Adli Tıp Kurumu ya da Adli Tıp Şubelerinden alınması, bu amaçla Adli Tıp Kurumu ve Şubelerinin uzman ihtiyacı karşılanarak resmi bilirkişilik güçlendirilmek sureti ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerden kaynaklı gecikme ve suistimallerin önüne geçilmesi,</p>

<p><strong>6-</strong>Adres sistemindeki eksiklikler nedeniyle özellikle tebligatların yapılmasında ve tarafların temininde yaşanan zorluklar nedeniyle her Türk vatandaşının sahip olduğu TC kimlik numarasına bağlı mutlak sahip olduğu bir adres bilgisi, yine ülkede yaşayan yabancı uyrukluların tamamı için yabancı kimlik numarası ve buna bağlı mutlak sahip olduğu adres bilgisi bulunması zorunluluğu getirilmesi, bu adreslere yapılacak usulüne uygun tebligatların yeterli sayılması,</p>

<p><strong>7-</strong>E-Tebligat ve UYAP SMS sisteminin kamu spotları ile vatandaşlara tanıtımı yapılarak kullanımının yaygınlaştırılması,</p>

<p><strong>8-</strong>Uygulamada zorla getirme emirlerinin kolluk tarafından fiilen yerine getirilemediği, tebligatla yetinildiği bilinmekle bu hususta İç İşleri Bakanlığı ile koordine edilerek zorla getirme emirlerinin infazının sağlanması,</p>

<p><strong>9-</strong>UYAP ve POLNET arasında entegrasyon kurulduğu bilinmekle tüm Cumhuriyet Başsavcılıklarının bu entegrasyonu gerçekleştirerek, özellikle nöbet hizmetlerindeki gözaltı, arama, el koyma, savcı-kolluk görüşme tutanağı gibi tedbirlerin UYAP-POLNET sisteminden e-imza ile gönderilmesinin sağlanması,</p>

<p><strong>10-</strong>SEGBİS sistemimin yaygın olarak kullanılması nedeniyle özellikle cezaevlerinden bağlantılarda yaşanan güçlük ve sırf bu sebeple yargılamaların uzadığı gözetilerek cezaevlerinde ve adliyelerde yeterince SEGBİS kurulumu yapılarak SEGBİS odalarının artırılması,</p>

<p><strong>11-</strong>Yakalama emri ile aranan sanık ya da sanıkların bulunduğu dosyalarla ilgili mahkemelerince esas ve usule dair tüm işlemler tamamlanmış, sadece yakalama emrinin infazı bekleniyorsa bu dosyalarla ilgili zamanaşımı süresince “yakalama emrinin infazının beklenilmesine” karar verilerek mahsus defterine kaydedilmesi, böylelikle duruşma listesine alınmayarak usuli duruşma talikinden kaynaklı zaman, emek ve ekonomik kaybın önüne geçilmesi,</p>

<p><strong>12-</strong>Özellikle tanıkların duruşmalara katılımlarını teşvik etmek için gidiş-geliş yol giderleri ile o günkü harcırahlarını karşılayacak nispette ödeme yapılması, bu ödemeleri derhal almalarının sağlanması,</p>

<p><strong>13-</strong>Vatandaşlar arasındaki ihtilafların en aza indirgenmesi, gerektiğinde hukuki yardımdan yararlanabilmeleri için tıpkı aile hekimliği gibi aile avukatlığı uygulamasının hayata geçirilmesi, bu uygulamayı teşvik için vatandaşların sigorta yaptırmaları karşılığında belli oranda devlet desteği sağlanması ya da ekonomik gücü olmayan vatandaşların devlet tarafından sigortalanması,</p>

<p><strong>14-</strong>5271 sayılı CMK’nın 86/3 maddesindeki “Ölünün Kimliğini Belirleme ve Adli Muayene” başlığı altında “Bu muayene, Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek yapılır.” şeklindeki düzenlemenin, 5271 sayılı CMK’nın 86/3 maddesinde yapılacak bir değişiklikle “Bu muayene, Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine ve bir hekim görevlendirilerek yapılır.” şeklinde düzenleme yapılmak suretiyle Cumhuriyet savcısının katılımı olmaksızın talimatı ile ölü muayene ve otopsi işlemi yapılarak büyük ölçüde emek, zaman ve ekonomik tasarruf sağlanması,</p>

<p><strong>15-</strong>Ülkemizin her dönem terör örgütleri ile mücadele etmesinin gereği ve gerçeğinden hareketle ülke genelinde terör suçlarını tek elden soruşturacak Cumhuriyet Başsavcılığının kurulması, bunun için Anayasal değişiklik gerekmeksizin, CMK’da yapılacak değişiklikle, örneğin parlementer suçlarını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturduğu gibi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde Terör Suçları Soruşturma Bürosunun bir Cumhuriyet Başsavcı Vekiline bağlanarak, terör suçlarını soruşturmakta tecrübeli, kıdemli, yeterince Cumhuriyet savcısı atayarak, bu Cumhuriyet savcılarının terör örgütlerinin yurt genelinde gerçekleştirdikleri eylemleri -ayrı masalar halinde-soruşturmaları için uzmanlaşmaları, aynı zamanda terör suçları yargılamaları için de Ankara Terör Ağır Ceza Mahkemelerinin görevlendirilmesi, böylece terör suçları ile ilgili soruşturma ve kovuşturmalarda tek başlılık, etkinlik, sürat, isabet ve hukuk güvenliğinin sağlanması,</p>

<p><strong>16-</strong>TCK’nın 220. maddesi kapsamında örgütlü suç soruşturmalarının yürütülmesindeki güçlük ve teşkilatta nisbeten genç meslektaşların bulunduğu gözetilerek CMK’da yapılacak değişiklikle örgütlü suç soruşturmalarının İl Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülmesi,</p>

<p><strong>17-</strong>Ceza adalet teşkilatımızdaki yapılanmada;</p>

<p><strong>a-</strong>5235 sayılı Teşkilat Kanunumuzda 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten öncesinde olduğu gibi 5235 sayılı Teşkilat Kanunumuzun 8. maddesinde tanımlanan ceza mahkemelerinin sulh ceza, asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri (3’lü yapılanma) ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemeleri olarak tanımlanması,</p>

<p><strong>b-</strong>5235 sayılı Teşkilat Kanunumuzda 10. maddede belirtilen “sulh ceza hakimliği”nin “sorgu hakimliği” olarak değiştirilmesi, böylece sulh ceza hakimliğinin ilga edilip sorgu hakimliğinin yeniden ihdası ve bu madde ile sulh ceza hakimliğine verilen görevlerin sorgu hakimliği tarafından yerine getirilmesi, buna bağlı olarak mevcut mevzuatımızdaki “sulh ceza hakimliği” biçimindeki atıfların “sorgu hakimliği” ibaresi olarak değiştirilmesi,</p>

<p><strong>c-</strong>5235 sayılı Teşkilat Kanunumuza eklenecek 10-a maddesi ile “sulh ceza mahkemesinin görevi” başlığı ile sulh ceza mahkemesinin görevinin “Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere üç yıla kadar (üç yıl dahil) hapis cezaları ve bunlara bağlı adli para cezaları ile bağımsız olarak hükmedilecek adli para cezalarına ve güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanması, Ceza Muhakemesi Kanunu 251 çerçevesinde basit yargılama usulüne göre yürütülen dava ve işler sulh ceza mahkemelerinin görevi içindedir.” düzenlemesinin yapılması,</p>

<p><strong>d-</strong>Mevzuat taraması sonrasında özel kanunlarda ve üç yıla kadar (üç yıl dahil) hapis cezaları ve bunlara bağlı adli para cezaları ile bağımsız olarak hükmedilecek adli para cezalarına ve güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin ve Ceza Muhakemesi Kanunu 251. madde çerçevesinde basit yargılama usulüne göre yürütülecek dava ve işlerin de sulh ceza mahkemelerince uygulanması,</p>

<p><strong>e-</strong>5235 sayılı Teşkilat Kanunumuzun 11. maddesinde düzenlenen asliye ceza mahkemesinin görevinin “Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere sorgu hakimliği, sulh ceza mahkemesi ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.” şeklinde düzenlenmesi,</p>

<p><strong>f-</strong>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunumuzun “soruşturmanın sulh ceza hakimi tarafından yapılması” başlıklı 163. maddesinin ilga edilmesi,</p>

<p><strong>g-</strong>5235 sayılı Teşkilat Kanunumuzun 12. maddesinde ağır ceza mahkemesinin görevi alanında yer alan suçlardan resmi belgede sahtecilik (m. 204/2), hileli iflas (m.161) suçlarının çıkarılması,</p>

<p>(Söz konusu değişikliklerle birlikte ceza adalet sistemimizdeki teşkilatın yapılanması daha sağlıklı, etkin ve adil yargılamaya katkı sağlar nitelikte olacaktır. Böylece Anayasamızda 2. maddede yer alan “hukuk devleti” ilkesi güçlendirilerek; eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına saygı gösterip, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup geliştiren, yargı denetiminin etkinliğini sağlayan daha güçlü bir ceza adalet sistemi meydana getirilecektir. Son olarak belirtmemiz gerekir ki, ileri sürdüğümüz çözüm önerileri Anayasamızın 141. maddesinin son cümlesinde yer alan “usul ekonomisi” ilkesinin ceza muhakemesi bakımından gerçekleştirilmesi hususunda fazlasıyla katkı sağlar niteliktedir.)</p>

<p><strong>h-</strong>Cumhuriyet savcılarının Ağır Ceza ve Asliye Ceza Mahkemelerinde iddia makamını temsil etmeleri, Sulh Ceza Mahkemelerine katılmamaları düzenlemesi getirilmeli,</p>

<p>(Böylelikle, Asliye Ceza Mahkemelerinin görevine giren birçok iş Sulh Ceza Mahkemelerince yerine getirileceğinden sayıları azalan Asliye Ceza Mahkemeleri gözetildiğinde çok sayıda Cumhuriyet savcısı tasarrufu sağlanacak, sayıları artan Cumhuriyet savcıları daha etkin ve süratli soruşturmalar yürüteceklerdir.)</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/03/onder-yaman-1.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/03/onder-yaman-1.jpg" /></a></p>

<p><strong>Önder YAMAN<br />
Bakırköy Cumhuriyet Savcısı</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-yargilamalari-baglaminda-yargi-hizmetlerinin-etkinligine-dair-oneriler</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/terazi/tokmak-kitaplks.jpg" type="image/jpeg" length="42623"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/9085 E., 2024/11097 E. sayılı kararları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259085-e-202411097-e-sayili-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259085-e-202411097-e-sayili-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26.02.2026 tarihli, 2025/9085 E., 2026/2276 K. sayılı kararı ve 17.02.2026 tarihli, 2024/11097 E., 2026/1735 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/9085 E., 2026/2276 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong><br />
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/163 D.İş, 2023/133 K.</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 19.12.2019 tarihinde davacı idaresindeki araç ile davalı ... şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik ve 1.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru şartının eksik olduğunu, ceza dosyasının celbi ile kararın bekletici mesele yapılmasını, geçici bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, müterafik kusurun indirilmesi gerektiğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, faizin yasal olabileceğini, davacı lehine 1/5 oranında vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 540,38 TL bakıcı gideri bedelinin 10.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak başvuru sahibine verilmesine, fazlaya ilişkin bakıcı gideri talebinin reddine, başvuru sahibinin 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile trafik kazası ile başvuranda meydana gelen yaralanmanın sekelsiz şekilde iyileştiği ve bilirkişi heyetinin başvuranın sürekli sakatlık oranına yol açan bir arızasının bulunmadığına ve sürekli maluliyet oranının %0 olduğuna dair tespitlerinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalı tarafın itirazlarının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davacı vekili temyiz dilekçesinde; başvuranın maluliyetini gösterir adli kurul raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirme Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, başvuranın fiziki muayenesi yapılarak ve Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından düzenlendiğini, buna karşılık bilirkişi heyetinin başvuranı bizzat görmeden tıbbi evraklar üzerinden hazırladığı raporun esas alınarak sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.</p>

<p>Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvuru şartının eksik olduğunu, maluliyet raporunun uygun olmadığını, geçici bakıcı giderinin teminat kapsamı dışında olduğunu, başvurana SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, geçici bakıcı gideri yönünden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacı lehine 1/5 oranında vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebine ilişkindir.</p>

<p>1- Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.</p>

<p>Dosyanın incelemesinde; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak davacı tarafından ibraz edilen ... ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 13.01.2022 tarihli raporda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan değerlendirmesinde davacıdaki maluliyet oranının %15 olarak belirlendiği; Uyuşmazlık Hakem Heyetince davalı itirazlarını karşılamak üzere bir adli tıp uzmanı ve 1 nöroloji uzmanından oluşan heyetten rapor alınmasına karar verilmiş olup alınan bilirkişi raporunda davacının sürekli iş göremezliği bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Her iki rapor arasında çelişki bulunduğu açıktır. Ancak, Uyuşmazlık Hakem Heyetince bu raporlardan ikincisine itibar edilerek hüküm kurulmuş; İtiraz Hakem Heyetince de trafik kazası ile başvuranda meydana gelen yaralanmanın sekelsiz şekilde iyileştiği ve bilirkişi heyetinin başvuranın sürekli sakatlık oranına yol açan bir arızasının bulunmadığına ve sürekli maluliyet oranının %0 olduğuna dair tespitlerinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacının itirazının reddine karar verilmiştir. Yargılama makamlarınca çelişkili raporlardan birine neden itibar edildiği, diğer raporun neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya her iki rapor arasındaki çelişkiyi gideren üçüncü bir rapor alınmalıdır.</p>

<p>Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince, davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin (mübrez raporun alındığı üniversite dışındaki ) Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak davacının bizzat muayenesi yapılarak dosyada mevcut tüm raporlardaki tespitler de irdelenmek suretiyle maluliyete ilişkin çelişkiyi giderecek ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,</p>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/11097 E., 2026/1735 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/1019 D. İş, 2024/1016 K.</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ZMSS poliçesi ile sigortaladığı aracın, davacının yolcusu olduğu araca çarpması ile 13.02.2023 tarihinde yaralamalı iki taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapıldığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 240.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 750,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 240.750,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, kaza nedeniyle davacıda maluliyet oluşmadığını, müvekkilinin poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, temerrüt tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini, davacıya kaza nedeniyle SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıda kaza nedeniyle maluliyet oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça sunulan maluliyet raporunun usulüne uygun olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacının itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sundukları raporun usulüne uygun olduğunu ve hükme esas alınması gerektiğini, aksi kanaat halinde müvekkilinin muayene edilmesi suretiyle rapor alınması gerektiğini belirtmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının yolcusu olduğu araca çarpması suretiyle meydana gelen iki taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.</p>

<p>Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.</p>

<p>Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br />
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 18.09.2023 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, raporun düzenlendiği yönetmelikte isabetsizlik olmadığı, ancak anılan raporda davacıda kaza nedeniyle meydana gelen hipertrofik skar ve keloid nedeniyle %5 oranında maluliyetin tespit edildiği, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzunda yer alan “Deri-hipertrofik skar ve keloid" bölümünde bu husus nedeniyle maluliyet oranı belirlenirken skar izinin vücut yüzeyinin %1-9’unu kaplaması şartı bulunduğu, anılan raporda ise bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın maluliyetin tespit edildiği, raporun bu nedenle yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmadığı anlaşılmıştır.</p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan ve bir adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen raporda, davacıda kazadan kaynaklanan maluliyet oluşmadığı kabul edilmiştir.<br />
Davacı tarafça sunulan ve yine Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan her iki raporda, 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ile ekindeki cetvelleri kullanmış ve raporlarında davaya konu kaza nedeniyle oluşan yaralanmalar aynı şekilde tespit edilmiş olmasına rağmen yaralanmaların neden olduğu arazların sonuçları farklı olarak değerlendirilmiş ve dolayısı ile maluliyet oranları farklı olarak belirlenmiş ve bu nedenle raporlar arasında çelişki oluşmuştur. Diğer yandan, hakem heyeti kararına esas alınan raporun davacının muayenesi yapılmadan düzenlendiği dikkate alındığında, anılan raporun yönetmelikteki şartları taşımadığı ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinin zorunlu olduğu açıktır.</p>

<p>İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına dikkat edilerek davacının dava konusu olay nedeniyle tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek ve davacının da muayene edilmesi suretiyle davacı tarafın maluliyet raporu aldığı üniversite haricindeki başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden içerisinde davacının yaralanmasına uygun olarak belirlenen uzman doktorların bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran ve raporlar arasındaki çelişkiyi giderir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259085-e-202411097-e-sayili-kararlari</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1a.jpg" type="image/jpeg" length="12473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/12756 E., 2026/3543 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202412756-e-20263543-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202412756-e-20263543-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 01.04.2026 tarihli, 2024/12756 E., 2026/3543 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/12756 E., 2026/3543 K.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/... E., 2024/... K.</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın, davacının yolcusu olduğu araçla çarpışmasıyla oluşan 04.07.2022 tarihli trafik kazası sonucunda davacının yaralanarak malul kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle taleplerini 1.000.000,00 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının teminat limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğunu, maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediğini, hatır taşıması indirimi ile müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, hesaplanmanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.8 teknik faiz yöntemine göre yapılması gerektiğini, beşte bir oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının meydana gelen kaza nedeni ile yaralanarak malul kaldığı, davalı şirketin sigortalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı olması nedeni ile işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlendiği ve sorumluluğu bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 1.000.000,00 TL tazminatın 05.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>V. TEMYİZ</p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ile teknik faiz yöntemine göre yapılması gerektiğini<br />
ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanarak malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.</p>

<p>Somut olayda dosya kapsamında, davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak usulüne uygun şekilde alınmış rapor bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 27.11.2023 tarihli raporu ile davacının maluliyet oranı % 26 olarak belirlenmiş ve Uyuşmazlık Hakem Heyetince %26 oranı hükme esas alınarak karar verilmiştir. ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 27.11.2023 tarihli raporu kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmişse de davacının travma sonrası stres bozukluğu arızası da olmasına rağmen rahatsızlığının dava konusu trafik kazası ile illiyeti değerlendirilmeden, sürekli olup olmadığı , sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği belirlenmeksizin düzenlenmiş olduğundan bu rapor karar vermeye elverişli değildir.</p>

<p>Buna göre, İtiraz Hakem Heyetince kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, içerisinde ruh ve sinir hastalıkları uzmanın da bulunduğu heyetten usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde, davacının muayenesi yapılarak, dava konusu kaza ile illiyetli, travma sonrası stres bozukluğu tanısını kaza öncesinde de alıp almadığı araştırılarak, tüm tedavi belgeleri ve süreci incelenmek sureti ile davacının sürekli maluliyet oranı bulunup bulunmadığının ve sürekli maluliyeti bulunuyorsa maluliyet oranının belirlenmesi amacıyla dosya içerisinde yer alan maluliyet raporunun düzenlendiği ... hastanesinden farklı en yakın ... hastanesinden yeni bir rapor alınarak (ve temyiz edenin sıfatına göre usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) sonuca göre bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,<br />
01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202412756-e-20263543-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/yargi/yargitay7mghj74.jpg" type="image/jpeg" length="70312"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/zorunlu-deprem-sigortasi-genel-sartlarinda-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/zorunlu-deprem-sigortasi-genel-sartlarinda-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar, 21 Ağustos 2026 Tarihli ve 33347 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ZORUNLU DEPREM SİGORTASI GENEL ŞARTLARINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR GENEL ŞARTLAR</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 13/5/2011 tarihli ve 27933 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarının C.4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“C.4- Menfaat Sahibinin Değişmesi</p>

<p>Sözleşme süresi içinde, satış ve muadili işlemler sebebiyle sigorta konusu taşınmazın menfaat sahibinin değişmesi hâlinde, tapudaki tescil tarihi itibarıyla sözleşme sona erer. Sigorta ettiren veya önceki menfaat sahibinin başvurusu üzerine işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir. Tapu müdürlükleri veya işlemi yapmaya yetkili idareler tarafından, menfaat değişikliği için sonraki menfaat sahibine ait bir Zorunlu Deprem Sigortası sözleşmesi olup olmadığı kontrol edilir.</p>

<p>Bunlar dışındaki hâllerde ise, sözleşme sonraki menfaat sahibi ile devam eder; sonraki menfaat sahibi, değişikliği, sözleşmenin varlığını öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde sözleşmeye aracılık eden sigorta şirketine bildirir. İlgili şirket veya acentesi, bildirimin alınmasından itibaren 24 saat içinde, menfaat değişikliği zeyli içeren poliçeyi sonraki menfaat sahibine vermekle yükümlüdür.</p>

<p>Bu maddenin uygulanması sırasında doğacak tereddütleri ve uygulamaya ilişkin aksaklıkları gidermeye, uygulama birliğini sağlayacak gerekli düzenlemeleri yapmaya, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Bu Genel Şartlar yayımı tarihinden on beş gün sonra yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Genel Şartlar hükümlerini Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/zorunlu-deprem-sigortasi-genel-sartlarinda-degisiklik</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="69121"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/30)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202630</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202630" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/30), 21 Ağustos 2026 Tarihli ve 33347 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/30)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı, “Bosch Home Comfort Malaysia Sdn. Bhd.” ünvanlı firma tarafından yapılan başvuruya ilişkin olarak gerçekleştirilen inceleme neticesinde, 28/2/2009 tarihli ve 27155 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2009/6) kapsamında Malezya’da yerleşik ilişkili olduğu “Hitachi Air Conditioning Products (M) Sdn. Bhd.” ünvanlı firmanın yararlandığı muafiyetin kendisi için değerlendirilmesine yönelik olarak kısmi ara gözden geçirme soruşturması açılması ve açılan soruşturmanın usul ve esaslarının belirlenmesidir.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Tebliğ, 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun, 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Karar ve 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Tebliğde geçen;</p>

<p>a) Bakanlık: Ticaret Bakanlığını,</p>

<p>b) CIF: Masraflar, sigorta ve navlun dâhil teslimi,</p>

<p>c) ÇHC: Çin Halk Cumhuriyeti’ni,</p>

<p>ç) Endonezya: Endonezya Cumhuriyeti’ni,</p>

<p>d) Filipinler: Filipinler Cumhuriyeti’ni,</p>

<p>e) Genel Müdürlük: Bakanlık İthalat Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>f) GTİP: Gümrük tarife istatistik pozisyonunu,</p>

<p>g) GTP: Gümrük tarife pozisyonunu,</p>

<p>ğ) Kanun: 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanunu,</p>

<p>h) Karar: 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kararı,</p>

<p>ı) KEP: Kayıtlı elektronik posta adresini,</p>

<p>i) Pakistan: Pakistan İslam Cumhuriyeti’ni,</p>

<p>j) TGTC: İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelini,</p>

<p>k) Vietnam: Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’ni,</p>

<p>l) Yönetmelik: 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliği,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p><strong>Soruşturma konusu eşya</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Soruşturma konusu eşya, 23/5/2024 tarihli ve 32554 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2024/15) kapsamındaki 8415.10.90.00.11 ile 8415.10.90.00.19 GTİP’leri altında yer alan “yalnız duvar tipi split klimalar”, 8415.90.00.90.09 GTİP’i altında yer alan “yalnız duvar tipi split klimaların dış üniteleri (değişken soğutucu debili split klima sistemleri dış ünitesi hariç)” ve 8415.90.00.90.12 GTİP’i altında yer alan “yalnız duvar tipi split klimaların iç üniteleri”dir.</p>

<p>(2) Önleme tabi ürünün TGTC’de yer alan tarife pozisyonunda ve/veya eşya tanımında yapılacak değişiklikler bu Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.</p>

<p><strong>Yürürlükte bulunan önlemler</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) 26/7/2006 tarihli ve 26240 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2006/20) ile ÇHC menşeli “yalnız duvar tipi split klimalar”, “yalnız duvar tipi split klimaların dış üniteleri (değişken soğutucu debili split klima sistemleri dış ünitesi hariç)” ile “yalnız duvar tipi split klimaların iç üniteleri” ithalatına yönelik CIF bedelin %25’i oranında dampinge karşı önlem yürürlüğe konulmuştur.</p>

<p>(2) ÇHC menşeli inceleme konusu eşya ithalatında yürürlükte bulunan dampinge karşı önlem, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2009/6) ile Malezya menşeli/çıkışlı ithalata teşmil edilmiştir. Soruşturma neticesinde, “Panasonic HA Air Conditioning (M) Sdn. Bhd.”, “O.Y.L. Manufacturing Company Sdn. Bhd.” ve “Hitachi Air Conditioning Products (M) Sdn. Bhd.” ünvanlı firmalar söz konusu önlemden muaf tutulmuştur.</p>

<p>(3) ÇHC menşeli inceleme konusu eşya ithalatında yürürlükte bulunan dampinge karşı önlem, 4/1/2011 tarihli ve 27805 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2011/3) uyarınca Vietnam, Endonezya, Filipinler ve Pakistan menşeli/çıkışlı ithalata teşmil edilmiştir.</p>

<p>(4) İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2024/15) ile tamamlanan son nihai gözden geçirme soruşturması sonucunda mevcut önlemin devamına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>Başvuru ve inceleme</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) “Bosch Home Comfort Malaysia Sdn. Bhd.” ünvanlı firma tarafından, Yönetmeliğin 34 üncü maddesi çerçevesinde, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2009/6) ile Malezya’da mukim ilişkili olduğu “Hitachi Air Conditioning Products (M) Sdn. Bhd.” ünvanlı firma için tanınan muafiyetin kendisi için değerlendirilmesine yönelik kısmi ara gözden geçirme soruşturması açılması yönünde başvurusuna yönelik inceleme başlatılmıştır.</p>

<p>(2) Kısmi ara gözden geçirme soruşturması açılmasına ilişkin bulgular Kanun, Karar ve Yönetmelik hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiştir.</p>

<p><strong>Gerekçe</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Yönetmeliğin ara gözden geçirme soruşturması başlıklı 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kesin önlemin yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl geçmiş olması kaydıyla, önleme konu malın ihracatçısı, ithalatçısı veya yerli üreticisinin başvurusu üzerine veya re’sen önlemin gözden geçirilmesi için ara gözden geçirme soruşturması açılabilir. Bu kapsamda yapılacak başvuruların gözden geçirmeyi haklı kılacak delilleri içermesi gerekmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca; bu soruşturma esnasında, damping veya sübvansiyon ve zararla ilgili koşulların önemli ölçüde değişip değişmediği veya yürürlükte bulunan önlemin daha önce belirlenmiş olan zararı giderme konusundaki hedefe ulaşıp ulaşmadığı hususları incelenir.</p>

<p>(2) Yapılan incelemede 2009-2026 (1-6) dönemi itibarıyla Malezya’da mukim “Bosch Home Comfort Malaysia Sdn. Bhd.” nin Türkiye’ye ihracatının bulunmadığı görülmektedir.</p>

<p>(3)“Bosch Home Comfort Malaysia Sdn. Bhd.” firmasının daha evvel yapılan başvurusunda “Hitachi Air Conditioning Products (M) Sdn. Bhd”nin İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2009/6) kapsamında yararlandığı muafiyetin ünvan değişikliği gerekçesiyle kendi firması için devam etmesi talebi İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu Kararı ile uygun bulunmamıştır.</p>

<p>(4) İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2009/6) kapsamında Malezya menşeli/çıkışlı önleme konu eşya ithalatında yürürlükte bulunan mevcut önlemin uygulanmasına esas teşkil eden koşulların muafiyetten faydalanan “Hitachi Air Conditioning Products (M) Sdn. Bhd.” bakımından önemli ölçüde değiştiği; “Bosch Home Comfort Malaysia Sdn. Bhd.” firması ve sunulan deliller uyarınca ilişkili olduğu ve halihazırda muafiyetin değerlendirilmesi için kısmi ara gözden geçirme soruşturması açılması için haklı delillerin bulunduğu anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>Karar ve işlemler</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Yönetmeliğin 34 üncü maddesi çerçevesinde, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulunca, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2009/6) ile Malezya menşeli/çıkışlı 8415.10.90.00.11 ile 8415.10.90.00.19 GTİP’leri altında yer alan “yalnız duvar tipi split klimalar”, 8415.90.00.90.09 GTİP’i altında yer alan “yalnız duvar tipi split klimaların dış üniteleri (değişken soğutucu debili split klima sistemleri dış ünitesi hariç)” ve 8415.90.00.90.12 GTİP’i altında yer alan “yalnız duvar tipi split klimaların iç üniteleri” ithalatında uygulanan önlem kapsamında ilişkili olduğu “Hitachi Air Conditioning Products (M) Sdn. Bhd.” için tanınan muafiyetin “Bosch Home Comfort Malaysia Sdn. Bhd.” için değerlendirilmesine yönelik olarak kısmi ara gözden geçirme soruşturması açılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>(2) Soruşturma, Genel Müdürlük tarafından yürütülecektir.</p>

<p><strong>Soru formları ve bilgilerin toplanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Soruşturma için gerekli bilgilerin temini amacıyla, söz konusu eşyanın bilinen ithalatçıları ile “Bosch Home Comfort Malaysia Sdn. Bhd.” firmasına ve Malezya’nın Ankara’daki büyükelçiliğine soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimde bulunulur. Bildirimde soruşturmanın açılış tebliği ve soru formlarına erişim hususlarında bilgiye yer verilir.</p>

<p>(2) Bildirim gönderilemeyen veya kendilerine bildirim ulaşmayan diğer ilgili taraflar, soruşturma ile ilgili bilgilere Bakanlığın https://www.ticaret.gov.tr/ithalat uzantılı internet sitesinden sırasıyla “Ticaret Politikası Savunma Araçları”, “İzleme ve Önlemlerin Etkisiz Kılınması”, “Soruşturmalar” sekmelerini takip ederek erişebilir.</p>

<p>(3) Soruşturmaya ilişkin yazılı ve sözlü iletişim Türkçe yapılır. Soru formuna yanıtlar hariç olmak üzere, Türkçe dışında bir dilde sunulan hiçbir bilgi, belge, görüş ve talep dikkate alınmaz.</p>

<p>(4) Soruşturma kapsamında yurt dışında yerleşik firma, kurum ya da kuruluşların soru formu cevaplarını bir yasal temsilci vasıtasıyla Bakanlığa iletmeleri durumunda, ilgili firma, kurum ya da kuruluşların anılan yasal temsilci adına resmî bir vekâletname (yetki belgesi) düzenlemesi gerekir. Düzenlenecek vekâletnamenin soru formu cevaplarını ileten yurt dışında yerleşik firma, kurum ya da kuruluşun imza yetkilisi tarafından imzalanmış olması; Türkçe veya İngilizce tercümesinin sunulması, Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesine uygun olarak “apostil tasdik şerhi” taşıması, apostil tasdik şerhi bulunmaması halinde o ülkedeki Türk Konsolosluğunun tasdikini içermesi gerekir.</p>

<p><strong>Süreler</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Soru formunu cevaplandırma süresi, soruşturma açılmasına dair bildirimin gönderildiği tarihten itibaren posta süresi dâhil 37 gündür. 9 uncu maddede belirtilen, bildirimin ve soru formlarının gönderilmediği ilgili taraflar ise, bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren işleyecek 37 günlük süre ile bağlıdır.</p>

<p>(2) Soru formunda istenilen bilgilerin haricinde, soruşturmayla ilgili olduğu düşünülen diğer bilgi, belge ve görüşlerin dikkate alınabilmesi için, bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren en geç 37 gün içinde Genel Müdürlüğe yazılı olarak ulaştırılması gerekir.</p>

<p>(3) Soruşturmanın sonucundan etkilenebileceklerini iddia eden diğer ilgili tarafların da (yerli üreticiler, ilgili meslek kuruluşları, tüketici dernekleri, üretim dalındaki işçi veya işveren sendikaları ve benzeri) görüşleri ile konuya ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren soruşturmanın akışını etkilemeyecek şekilde soruşturma süreci içerisinde yazılı olarak Genel Müdürlüğe bildirmeleri gerekir.</p>

<p><strong>İş birliğine gelinmemesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Yönetmeliğin 26 ncı maddesinde belirtildiği üzere, taraflardan birinin belirtilen süreler içinde gerekli bilgiyi sağlamaması veya yanlış bilgi vermesi ya da bilgi vermeyi reddetmesi veya soruşturmayı engellediğinin anlaşılması halinde soruşturmaya ilişkin karar, olumlu veya olumsuz, mevcut verilere göre alınır.</p>

<p><strong>Yetkili merci ve adresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Soruşturma ile ilgili bilgi ve belgeler ile görüşlerin aşağıda belirtilen yetkili merciye iletilmesi gerekir:</p>

<p>T.C. Ticaret Bakanlığı</p>

<p>İthalat Genel Müdürlüğü</p>

<p>İthalat Politikalarını İzleme ve Değerlendirme Dairesi</p>

<p>Adres: Söğütözü Mahallesi Nizami Gencevi Caddesi No: 63/1 06530 Çankaya/ANKARA</p>

<p>Tel: +90 312 204 9294</p>

<p><u>www.ticaret.gov.tr</u></p>

<p>(2) Soruşturmada “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler,” soru formlarına cevapları ile soruşturma ile ilgili görüşlerini, kendilerine ait KEP adreslerinden Bakanlığın aşağıda yer alan KEP adresine ve e-posta adresine gönderir.</p>

<p>KEP Adresi: <u>ticaretbakanligi</u><u>@hs01.kep.tr</u></p>

<p>E-posta Adresi: <u>oeksorusturma</u><u>@ticaret.gov.tr</u></p>

<p>(3) Soruşturmada “yurt dışında yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler,” soru formlarına cevapları ile soruşturma ile ilgili görüşlerini Bakanlığın yukarıda yer alan posta ve e-posta adreslerine gönderir.</p>

<p><strong>Soruşturma başlangıç tarihi</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Soruşturma, bu Tebliğin yayımı tarihinde başlamış kabul edilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202630</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="68006"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarına Eklenen Karşıt İnceleme Tutanaklarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Tebliğ (Sıra No: 1)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 2)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yeminli-mali-musavirlik-tasdik-raporlarina-eklenen-karsit-inceleme-tutanaklarinin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yeminli-mali-musavirlik-tasdik-raporlarina-eklenen-karsit-inceleme-tutanaklarinin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarına Eklenen Karşıt İnceleme Tutanaklarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Tebliğ (Sıra No: 1)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 2), 21 Ağustos 2026 Tarihli ve 33347 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:</strong></p>

<p><strong>YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK TASDİK RAPORLARINA EKLENEN KARŞIT İNCELEME TUTANAKLARININ ELEKTRONİK ORTAMDA GÖNDERİLMESİ HAKKINDA TEBLİĞ (SIRA NO: 1)’DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SIRA NO: 2)</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 1- </strong>24/12/2025 tarihli ve 33117 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarına Eklenen Karşıt İnceleme Tutanaklarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Tebliğ (Sıra No: 1)’in 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “1/7/2026” ibaresi “1/1/2027” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Bu Tebliğ 1/7/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yeminli-mali-musavirlik-tasdik-raporlarina-eklenen-karsit-inceleme-tutanaklarinin</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/hazine-ve-maliye-bakanligia.jpg" type="image/jpeg" length="14449"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fon Getirisi Hesaplama Tahmin Olmaktan Çıkıyor: VKM Finans'tan Pratik Bir Araç]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/fon-getirisi-hesaplama-tahmin-olmaktan-cikiyor-vkm-finanstan-pratik-bir-arac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/fon-getirisi-hesaplama-tahmin-olmaktan-cikiyor-vkm-finanstan-pratik-bir-arac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yatırım fonları, profesyonel yönetim ve riskin dağıtılması avantajıyla bireysel yatırımcının en çok başvurduğu araçlardan biri. Ancak fonun performansını takip etmek, çoğu kişi için hâlâ hesap makinesiyle uğraşmak ya da kabaca tahmin yürütmek anlamına geliyor. Ekonomi ve finans yayıncılığı yapan VKM Finans, bu ihtiyaca yönelik geliştirdiği çevrimiçi hesaplama aracını kullanıma açtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<h2><a name="_6l2cnstybah2"></a><strong>Yatırımın Nereye Gittiğini Görmek</strong></h2>

<p>Bir fonun kazandırıp kazandırmadığı sorusunun yanıtı, yatırılan tutarın vade sonunda ne kadara ulaştığında saklı. Fon birim pay değeri her iş günü güncellendiği için, kısa vadeli hareketlerle uzun vadeli eğilimi birbirine karıştırmak kolay. Sağlıklı bir <strong>fon getirisi hesaplama</strong> yaklaşımı, tam da bu nedenle süreyi ve getiri oranını aynı denklemde değerlendirmeyi gerektiriyor. Aksi hâlde bir haftalık dalgalanma, aylar süren bir eğilimden daha belirleyici görünebiliyor.</p>

<h2><a name="_5fepkq7vow2d"></a><strong>Beş Alan, Dört Sonuç</strong></h2>

<p>Araç, kullanıcıdan formül bilgisi ya da tablo kurma becerisi beklemiyor. Doldurulması gereken alanlar şunlar: fon türü, yatırım tutarı, günlük getiri oranı, yatırım süresi ve süre birimi. "Hesapla" butonuna basıldığında ekranda dört sonuç beliriyor: yatırım tutarı, brüt getiri, toplam değer ve getiri oranı.</p>

<p>Fon türü menüsünde likit fon, kira sertifikası fonu, hisse senedi fonu, tahvil ve bono fonu, karma fon, altın fonu ile döviz fonu seçenekleri yer alıyor. Süre birimi ise gün, ay veya yıl olarak seçilebiliyor; böylece bir haftalık park süresi de üç yıllık bir birikim planı da aynı ekranda ölçülebiliyor. Aracı denemek isteyenler<a href="https://vkmfinans.com/fon-getiri-hesaplama-araci/" rel="nofollow"> </a><a href="https://vkmfinans.com/fon-getiri-hesaplama-araci/" rel="vkmfinans.com/fon-getiri-hesaplama-araci/">fon getirisi hesaplama</a> sayfası üzerinden doğrudan sonuç alabiliyor.</p>

<h2><a name="_aw48emzdu3v9"></a><strong>Sonucun Brüt Olduğunu Bilerek Okumak</strong></h2>

<p>Aracın verdiği rakam brüt getiri; yani stopaj kesintisi dâhil değil. Bu ayrımı bilmek önemli, çünkü Türkiye'de yatırım fonlarından elde edilen kazançlar üzerinden stopaj uygulanıyor ve oran fon türüne göre değişebiliyor. Ekrandaki tutarı cebe girecek net rakam sanmak, kazancı olduğundan yüksek görmeye yol açabiliyor. Doğru okuma şu: araç size sermayenin brüt olarak nereye ulaştığını gösteriyor, vergi tarafını ayrıca hesaba katmanız gerekiyor.</p>

<p>Benzer şekilde araç, girilen orana göre bir projeksiyon üretiyor. Geçmiş performans gelecek getirinin garantisi olmadığından, çıkan rakam bir taahhüt değil senaryo olarak değerlendirilmeli.</p>

<h2><a name="_wonj2xi72kjy"></a><strong>Günlük Oranın Süreye Yayılması</strong></h2>

<p>Aracın oran alanının günlük bazda tanımlanmış olması, likit fon ve para piyasası fonlarıyla çalışanlar için pratik bir tercih. Bu fonlarda kazanç her iş günü küçük dilimler hâlinde birikiyor ve tek başına bakıldığında önemsiz görünen bir oran, süreye yayıldığında belirgin bir tutara dönüşüyor.</p>

<p>Buradaki asıl mesele, günlük getirinin süreye nasıl yayıldığı. Kazanç her dönem yeniden yatırıma döndüğünde, aynı oran düz toplandığında ulaşacağı noktadan daha yüksek bir sonuç veriyor ve bu fark vade uzadıkça belirginleşiyor. Ondalık basamaklarla ifade edilen bir oranın aylar sonunda ne anlama geldiğini kafadan kestirmek güç; hesabı yaptırmak bu nedenle tahmin yürütmekten daha güvenilir. Düzenli bir <strong>günlük fon getirisi hesaplama</strong> alışkanlığı, bu farkı görünür kılıyor.</p>

<p>Aynı mantık ters yönde de işliyor. Kısa vadede önemsiz görünen bir oran farkının uzun vadede yarattığı ayrışmayı görmek, iki fon arasında tercih yaparken belirleyici olabiliyor.</p>

<h2><a name="_xk17ge06wtn"></a><strong>Fon Türleri Arasında Karşılaştırma</strong></h2>

<p>Araçtaki fon türü seçimi, farklı risk profillerini aynı ekranda değerlendirmeyi kolaylaştırıyor. Likit fonlar düşük dalgalanma ve kısa vadeli park imkânı sunarken, hisse senedi fonları daha yüksek getiri potansiyeliyle birlikte daha yüksek risk taşıyor. Altın ve döviz fonları kur hareketlerine, tahvil ve bono fonları ise faiz kararlarına duyarlı seyrediyor.</p>

<p>Farklı türler için ayrı ayrı hesaplama yapıp sonuçları yan yana koymak, portföy dağılımına karar verirken somut bir zemin sağlıyor. Böylece tercih, kulaktan dolma bilgi yerine rakamlara dayanıyor.</p>

<h2><a name="_91bpem3426sz"></a><strong>Kimler İçin Faydalı?</strong></h2>

<p>Araç birkaç farklı ihtiyaca yanıt veriyor:</p>

<p>● <strong>Nakdini kısa süreliğine park edenler</strong> için birkaç günlük veya haftalık getirinin karşılığını görme imkânı.</p>

<p>● <strong>Düzenli birikim yapanlar</strong> için farklı vadelerin sonuca etkisini ölçme fırsatı.</p>

<p>● <strong>Fon türleri arasında kararsız kalanlar</strong> için senaryoları ortak ölçekte karşılaştırma kolaylığı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>● <strong>Yeni başlayanlar</strong> için getiri oranı kavramını somut tutarlarla anlamanın pratik yolu.</p>

<p>Oran ya da süre değiştirilip hesaplama yenilendiğinde farklı senaryolar art arda test edilebiliyor. Bu da kararın duygusal değil, veriye dayalı biçimde alınmasını kolaylaştırıyor.</p>

<h2><a name="_d3vw4zv1xrgm"></a><strong>Kısa Vade ile Uzun Vadeyi Ayırmak</strong></h2>

<p>Fon takibinde sık yapılan hatalardan biri, birkaç günlük hareketi kalıcı bir eğilim sanmak. Hisse senedi ağırlıklı fonlarda günlük getiri negatife de dönebiliyor; bu tek başına stratejinin yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Kısa vadeli bir <strong>günlük fon getirisi hesaplama</strong> çıktısı nabzı ölçmeye yarıyor, uzun vadeli hedefi yeniden kurmaya değil. Aynı hesabı ay ve yıl birimiyle tekrarlamak, iki farklı zaman ölçeğini birbirinden ayırmayı sağlıyor.</p>

<p>Fon birim pay değerlerinin yalnızca iş günlerinde güncellendiğini de hatırlamakta fayda var. Hafta sonu ve resmi tatillerde borsa kapalı olduğu için fiyat değişmiyor; bu da takvim günü ile işlem günü arasında fark yaratıyor. Kısa vadeli<a href="https://vkmfinans.com/fon-getiri-hesaplama-araci/" rel="nofollow"> </a><a href="https://vkmfinans.com/fon-getiri-hesaplama-araci/" rel="dofollow">günlük fon getirisi hesaplama</a> yaparken süreyi bu ayrımı gözeterek girmek, sonucun gerçeğe daha yakın çıkmasını sağlıyor.</p>

<h2><a name="_oskojjfut4g1"></a><strong>VKM Finans'ın Hesaplama Araçları</strong></h2>

<p>Söz konusu araç, VKM Finans'ın hazırladığı çevrimiçi hesaplama araçlarından yalnızca biri. Site bünyesinde ihtiyaç kredisi, konut kredisi, mevduat faizi, bileşik faiz ve hisse kâr/zarar hesaplamaları da bulunuyor. Böylece kullanıcılar birikim ve borçlanma tarafındaki kararlarını tek bir çatı altında değerlendirebiliyor. Platform ayrıca döviz kurları, altın fiyatları, canlı borsa verileri ve güncel ekonomi haberleriyle finansal takip ihtiyacını karşılıyor.</p>

<h2><a name="_rkmkrqvzm86b"></a><strong>Ölçmeden Yönetmek Zor</strong></h2>

<p>Portföy yönetiminin temeli, kazancın nereden geldiğini bilmekten geçiyor. Hangi fonun ne kadar katkı sağladığı ölçülmediğinde, başarılı bir tercih ile şansın payı birbirine karışıyor. Bu nedenle düzenli <strong>fon getirisi hesaplama</strong>, yalnızca bir matematik işlemi değil; bir takip disiplini olarak da işlev görüyor.</p>

<p>Farklı fon türü, oran ve vade kombinasyonlarını denemek isteyenler araca masaüstü ve mobil cihazlardan erişebiliyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><a href="https://vkmfinans.com/fon-getiri-hesaplama-araci/" rel="dofollow">https://vkmfinans.com/fon-getiri-hesaplama-araci/</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/fon-getirisi-hesaplama-tahmin-olmaktan-cikiyor-vkm-finanstan-pratik-bir-arac</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/images/haberler/no_headline.jpg" type="image/jpeg" length="13407"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Disiplin Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turkiye-cumhuriyet-merkez-bankasi-disiplin-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turkiye-cumhuriyet-merkez-bankasi-disiplin-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Disiplin Yönetmeliği, 21 Ağustos 2026 Tarihli ve 33347 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından:</strong></p>

<p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI DİSİPLİN YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Banka personelinin disiplin amirleri ile bunların yetki ve sorumluluklarını, Disiplin Kurulunun kuruluşu, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü ile Disiplin Kurulu üyelerinin yetki ve sorumluluklarını ve disiplin işlemlerine ilişkin diğer hususları belirlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununa göre görev yapan personel ile sözleşmeli personel hakkında uygulanır.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 68/B maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Banka: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını,</p>

<p>b) Banka personeli: 1211 sayılı Kanunun 32 nci maddesi kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında görev yapan personeli,</p>

<p>c) Başkanlık: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığını,</p>

<p>ç) Kanun: 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununu,</p>

<p>d) Sözleşmeli personel: Banka kadroları emsal alınmak suretiyle tam zamanlı ve süreli olarak çalıştırılanları,</p>

<p>e) Şube: Bankanın şubelerini,</p>

<p>f) Yönetim Komitesi: Bankanın Yönetim Komitesini,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Disiplin Amirleri, Disiplin Kurulu ve Yüksek Disiplin Kurulu</p>

<p><strong>Disiplin amirleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki disiplin amirleri, Ek-1 sayılı Cetvelde gösterilmiştir.</p>

<p>(2) Disiplin amiri olarak tespit edilen ünvanlara ait kadrolara görevlendirilenler veya bu görevleri vekaleten yürütenler, görevi yürüttükleri sürece disiplin amirliği yetki ve yükümlülüğünü haizdir.</p>

<p>(3) Maiyetinden biri ile ilgili disiplin cezası gerektirebilecek nitelikte bir fiil veya hali öğrenen disiplin amiri, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğramamasını teminen bu durumu gecikmeksizin İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdür.</p>

<p><strong>Disiplin Kurulunun oluşumu ve çalışma usulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Disiplin Kurulu, Başkan veya Başkan tarafından görevlendirilecek bir başkan yardımcısının başkanlığında, Hukuk Genel Müdürü, İnsan Kaynakları Genel Müdürü ve Yönetim Komitesinin üç yıl için belirleyeceği iki üye olmak üzere toplam beş üyeden oluşur. Yönetim Komitesince belirlenen üyeler görev süreleri dolduktan sonra yeniden görevlendirilebilirler.</p>

<p>(2) Disiplin Kurulu, Kanunda düzenlenen disiplin cezaları ile disiplin cezalarına itiraz hallerinde Yüksek Disiplin Kurulunun tekrar incelenmek üzere gönderdiği dosyaları görüşmek üzere toplanır.</p>

<p>(3) Disiplin Kurulunun başkan ve üyeleri; kendisine, aralarındaki evlilik bağı kalksa bile eşine, üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve kayın hısımlarına, evlatlık ilişkisi içinde bulunduklarına, disiplin amiri oldukları Banka personeline, mağduru ya da tanığı bulundukları fiil ve hallere ilişkin Kurul toplantılarına katılamazlar. Bu sebeple üye sayısının toplantı yeter sayısının altına düşmesi halinde, Yönetim Komitesi tarafından yeteri kadar üye görevlendirilebilir.</p>

<p>(4) Disiplin Kurulu, en az üç üyenin katılımıyla toplanır. Kararlar oy çokluğu ile alınır. Oylamada çekimser oy kullanılamaz. Oyların eşitliği halinde, Kurul başkanının kullandığı oy yönünde çoğunluk sağlanmış sayılır.</p>

<p>(5) Karar, gerekçeli olarak karara karşı başvuru yolları ve süreleri ile oy birliği veya oy çokluğu ile alındığı da belirtilmek suretiyle raportör tarafından yazılır ve başkan ile üyeler tarafından imzalanır. Kararda karşı oy kullananların görüşlerine de yer verilir.</p>

<p>(6) Disiplin soruşturmasını yürüten denetim elemanı, Disiplin Kuruluna davet edilerek bilgi ve görüşlerine başvurulabilir.</p>

<p>(7) Disiplin Kurulunun raportörlük görevini ve sekretarya işlerini İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü yapar.</p>

<p><strong>Yüksek Disiplin Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Banka personelini atamaya yetkili organ Disiplin Kurulu tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazları Yüksek Disiplin Kurulu sıfatıyla görüşerek karara bağlar.</p>

<p>(2) Yüksek Disiplin Kurulunun başkan ve üyeleri; kendisine, aralarındaki evlilik bağı kalksa bile eşine, üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve kayın hısımlarına veya hakkındaki Disiplin Kurulu kararına katıldıkları Banka personeline, mağduru ya da tanığı bulundukları fiil ve hallere ilişkin Kurul toplantılarına katılamazlar.</p>

<p>(3) Disiplin soruşturmasını yürüten denetim elemanı, Yüksek Disiplin Kuruluna davet edilerek bilgi ve görüşlerine başvurulabilir.</p>

<p>(4) Yüksek Disiplin Kurulunun raportörlük görevini ve sekretarya işlerini İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü yapar.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Disiplin İşlemleri</p>

<p><strong>Disiplin işlemlerinin yürütülmesi </strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Disiplin soruşturması, Başkanlık Makamının Onayı ile başlatılır.</p>

<p>(2) Disiplin soruşturması açılmasına ilişkin Başkanlık Makamı Onayı Denetim Genel Müdürlüğüne iletilir.</p>

<p>(3) Düzenlenen disiplin soruşturması raporunun İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğüne havale edilmesini takip eden bir ay içinde ilgililerden alınacak savunma ve gerekli diğer belgeleri içerir dosya Disiplin Kuruluna tevdi edilir.</p>

<p>(4) Disiplin Kurulu tarafından verilen kararlar ile işe son verme cezası için atamaya yetkili organın onayına ilişkin kararlar, verildikleri tarihi izleyen yedi gün içinde ilgililere tebliğ edilir.</p>

<p>(5) İtiraz başvuruları ve gerekli diğer belgeleri içerir dosya, itiraz başvurularının ulaşmasını takip eden on beş gün içinde Yüksek Disiplin Kuruluna tevdi edilir. Yüksek Disiplin Kurulu, dosyanın kendisine tevdiinden itibaren otuz gün içerisinde itirazın reddi ya da dosyanın tekrar incelenmek üzere Disiplin Kuruluna gönderilmesi kararı verebilir. Yüksek Disiplin Kurulunun dosyanın tekrar incelenmek üzere Disiplin Kuruluna gönderilmesine karar vermesi halinde, dosya bu kararla birlikte on beş gün içinde Disiplin Kuruluna tevdi edilir. Dosya kendisine gönderilen Disiplin Kurulu otuz gün içerisinde cezanın hafifletilmesine ya da kaldırılmasına karar verebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar bu kararların verildiği tarihi izleyen yedi gün içinde ilgililere tebliğ edilir. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.</p>

<p>(6) Disiplin cezaları ilgililerin özlük dosyasına işlenir.</p>

<p><strong>Savunma</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Banka personeli hakkında, savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.</p>

<p>(2) Savunma; Banka personeli hakkındaki iddialar, bu iddiaların dayandığı deliller, isnat edilen fiil veya hallerin hukuki nitelendirmesi ve Kanunun 68/A maddesinde sayılan fiil veya hallerden hangisinin kapsamına girdiği belirtilerek istenir.</p>

<p>(3) Savunma istemine ilişkin yazıda, süresi içinde kabul edilebilir bir özre dayanmaksızın savunma yapılmaması halinde, savunma hakkından vazgeçilmiş sayılacağı belirtilir.</p>

<p>(4) Banka personeli, Kanunda belirtilen süre içinde savunmasını yapar.</p>

<p><strong>İşleme konulmayacak ihbar ve şikayetler</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Banka personeli hakkında;</p>

<p>a) Belirli bir konuyu içermeyen veya somut delile dayanmayan,</p>

<p>b) Başvuru sahibinin adı, soyadı, imzası ve adresi bulunmayan,</p>

<p>c) Daha önceden şikayet konusu yapılıp sonuçlanan hususlarda yeni delil içermeyen,</p>

<p>ç) Akıl hastalığı sebebiyle vesayet altına alınanlar veya henüz vesayet altına alınmamış olmakla birlikte bu hastalığa duçar oldukları sağlık kurulu raporu ile belirlenenlerce verilmiş olan,</p>

<p>ihbar ve şikayetler işleme konulmaz.</p>

<p>(2) Birinci fıkranın (b) bendinde yazılı şartları taşımayan ihbar ve şikayetlerin somut delillere dayanması durumunda, konu hakkında disiplin soruşturmasına başlanabilir.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 1211 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) 27/7/2017 tarihli ve 30136 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Disiplin Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı yürütür.</p>

<p></p>

<p><strong>Ek-1</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="2" valign="top" width="628">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI DİSİPLİN AMİRLERİ CETVELİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="326">
   <p><strong>Ünvan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="302">
   <p><strong>Disiplin Amiri</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="326">
   <p>Genel Müdür (Başkana bağlı)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="302">
   <p>Başkan</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="326">
   <p>Genel Müdür (Başkan Yardımcısına bağlı)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="302">
   <p>Başkan Yardımcısı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="326">
   <p>Şube Müdürü</p>
   </td>
   <td valign="top" width="302">
   <p>Başkan Yardımcısı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="326">
   <p>Banka Personeli (Genel Müdüre bağlı)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top" width="302">
   <p>Genel Müdür</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="326">
   <p>Banka Personeli (Şube Müdürüne bağlı)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="302">
   <p>Şube Müdürü</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turkiye-cumhuriyet-merkez-bankasi-disiplin-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/merkez-ban.jpg" type="image/jpeg" length="68885"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Formula 1 Takvim Takibi İçin Doğru Adres: VKM Spor Yarış Takvimi Sayfası]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/formula-1-takvim-takibi-icin-dogru-adres-vkm-spor-yaris-takvimi-sayfasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/formula-1-takvim-takibi-icin-dogru-adres-vkm-spor-yaris-takvimi-sayfasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Formula 1, sezon boyunca beş kıtaya yayılan yapısıyla takip etmesi en çok planlama gerektiren spor branşlarından biri. Bir hafta sonu Avrupa'da öğleden sonra başlayan yarış, iki hafta sonra Uzak Doğu'da sabahın erken saatlerine, ardından Amerika kıtasında gece yarısına kayabiliyor. Türkiye'den izleyen bir taraftar için asıl mesele hangi pistte yarışıldığından çok, o yarışın Türkiye saatiyle kaçta başlayacağı. VKM Spor'un Yarış Takvimi sayfası tam olarak bu ihtiyaca odaklanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<h2><a name="_n5oukanovxee"></a><strong>Formula 1 Takvim Sayfası Neden Bu Kadar Önemli?</strong></h2>

<p>Diğer spor branşlarında maç saatleri genellikle belirli aralıklara oturur; Formula 1'de ise böyle bir standart yok. Sezon takviminin coğrafi dağılımı nedeniyle yarış saatleri hafta hafta değişiyor ve resmi kaynakların çoğu programı yerel saat üzerinden yayınlıyor. Bu da Türkiye'deki izleyici için her yarış öncesinde ayrı bir saat hesabı anlamına geliyor.</p>

<p>VKM Spor'un<a href="https://vkmspor.com/kategori/motor-sporlari/formula-1-f1/yaris-takvimi/" rel="nofollow"> </a><a href="https://vkmspor.com/kategori/motor-sporlari/formula-1-f1/yaris-takvimi/" rel="dofollow"><strong>formula 1 takvim</strong></a> sayfası, yarış programlarını doğrudan Türkiye saatiyle (TSİ) veriyor. Örneğin sezonun 11. yarışı olan Macaristan Grand Prix'sinin 4,3 kilometrelik Hungaroring Pisti'ndeki başlangıç saati, sayfada TSİ 16.00 olarak paylaşıldı. Bu küçük gibi görünen ayrıntı, hafta sonu planını yarışa göre kuran bir izleyici için en kritik bilgi.</p>

<p>Sayfanın bir başka faydası da bütünlük sunması. Tek tek yarış duyurularını farklı kaynaklardan aramak yerine, sezonun akışını tek bir başlık altında izleyebiliyorsunuz. Formula 1 takvim bilgisini düzenli takip etmek, hangi hafta yarış olduğunu, hangi hafta aranın verildiğini ve sezonun hangi aşamasında bulunulduğunu takip etmeyi kolaylaştırıyor.</p>

<h2><a name="_hzn1uv9ucddv"></a><strong>Yarış Hafta Sonunu Baştan Sona Planlamak</strong></h2>

<p>Formula 1'de hafta sonu tek bir yarıştan ibaret değil. Serbest antrenman seansları, sıralama turları, bazı etaplarda sprint yarışı ve sprint sıralaması derken üç güne yayılan bir program söz konusu. Şampiyonluk mücadelesini yakından izleyenler için sıralama turları çoğu zaman yarışın kendisi kadar belirleyici; çünkü özellikle geçişin zor olduğu pistlerde cumartesi günkü performans, pazar gününün sonucunu büyük ölçüde şekillendiriyor.</p>

<p>Sprint formatının uygulandığı hafta sonlarında ise program tamamen değişiyor; tek serbest antrenmanın ardından cumartesi günü puan getiren ayrı bir yarış koşuluyor. Hangi etabın bu formatta düzenlendiğini önceden bilmek, hafta sonu planı yapan izleyici için doğrudan pratik bir kazanç.</p>

<p>Yarış takvimi sayfası, pistin adı, uzunluğu ve etabın sezon içindeki sırası gibi bilgileri de içerdiği için her hafta sonuna hazırlıklı girmenizi sağlıyor. Formula 1 takvim takibi yapan bir okuyucu, yalnızca "yarış ne zaman" sorusunun değil, "bu pistte neye dikkat etmeli" sorusunun da yanıtını bulabiliyor.</p>

<h2><a name="_dj5rf9k8zi0t"></a><strong>Takvim ve Şampiyona Tablosu Birlikte Anlam Kazanıyor</strong></h2>

<p>Bir yarışın önemi, çoğu zaman şampiyona tablosundaki duruma göre değişiyor. Sezonun ortasında liderin farkı 45 puansa, o hafta sonu alınacak sonuç bambaşka bir anlam taşıyor. VKM Spor'un yarış takvimi içeriklerinde bu bağlam da veriliyor: Macaristan Grand Prix'si öncesinde pilotlar sıralamasında 204 puanla lider konumdaki Kimi Antonelli'nin en yakın rakibine 45 puan fark attığı bilgisi, yarış duyurusunun ayrılmaz bir parçası olarak sunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Takvimi puan durumuyla birlikte okumak, sezonun gidişatını anlamanın en pratik yolu. Kaç yarış kaldığı, hangi pistlerin hangi takımın karakterine daha uygun olduğu ve şampiyonluk yarışının matematiksel olarak nerede durduğu ancak bu ikisi bir arada değerlendirildiğinde net biçimde görülebiliyor. Formula 1 takvim sayfasını sezon boyunca düzenli ziyaret eden bir okuyucu, tek tek yarış sonuçlarının ötesinde bütünlüklü bir tablo görebiliyor.</p>

<h2><a name="_45x2h5arncza"></a><strong>Lisanslı Veri ve Şeffaf Kaynak Anlayışı</strong></h2>

<p>İnternette yarış saati ve sonuç yayınlayan çok sayıda kaynak var; ancak bunların önemli bir kısmı verisini nereden aldığını belirtmiyor. Yanlış bir başlangıç saati, sezonun en kritik yarışını kaçırmak anlamına gelebiliyor. VKM Spor bu konuda şeffaf bir yol izliyor: haber içerikleri İhlas Haber Ajansı (İHA) tarafından, sayısal spor verileri, skorlar ve takvimler ise Broadage tarafından lisanslı olarak sağlanıyor.</p>

<p>Bu şeffaflık, sayfada okuduğunuz her bilginin doğrulanabilir bir kaynağa dayandığı anlamına geliyor. Takvim değişikliklerinin, hava koşulları nedeniyle ertelenen seansların ya da program güncellemelerinin sık yaşandığı bir branşta bu güvenilirlik doğrudan kullanıcı deneyimine yansıyor.</p>

<h2><a name="_3wej5nhw62u8"></a><strong>Mobil Uyumlu Yapı ve Site İçi Geçişler</strong></h2>

<p>Yarış saatlerinin çoğu, izleyicinin evde bilgisayar başında olmadığı zaman dilimlerine denk geliyor. Bu nedenle takvim bilgisinin telefondan hızlıca görülebilmesi büyük önem taşıyor. VKM Spor'un sayfaları mobil ekranlar düşünülerek tasarlandığı için içerikler yatay kaydırma gerektirmeden okunabiliyor ve sayfa hızlı açılıyor.</p>

<p>Üst menüden Motor Sporları ana kategorisine, oradan Formula 1 bölümünün tamamına geçiş yapmak da mümkün. Böylece yalnızca yarış saatlerini değil, sezon boyunca yaşanan pilot değişikliklerini, teknik gelişmeleri ve yarış sonrası değerlendirmeleri de aynı çatı altında takip edebiliyorsunuz. Aynı menü üzerinden futboldan basketbola, tenisten voleybola diğer branşlara geçmek de tek tıkla mümkün; bu da tek sekmeden tüm spor gündemini izlemek isteyen kullanıcılar için pratik bir avantaj sağlıyor.</p>

<h2><a name="_a0dqc862slgf"></a><strong>Türkiye'de Artan Formula 1 İlgisi</strong></h2>

<p>Son yıllarda Formula 1, Türkiye'de belirgin bir izleyici artışı yakaladı. Yayın erişiminin genişlemesi, belgesel içeriklerin popülerleşmesi ve genç pilot kuşağının sporun tonunu değiştirmesi bu ilginin başlıca nedenleri arasında. Ancak yeni takipçilerin karşılaştığı ilk engel neredeyse her zaman aynı: sezonun nasıl ilerlediğini, hangi hafta sonu yarış olduğunu ve saatlerin nasıl değiştiğini anlamak.</p>

<p>Türkçe hazırlanmış, TSİ üzerinden verilmiş ve düzenli güncellenen bir kaynak bu noktada işi ciddi biçimde kolaylaştırıyor. Sporu yeni takip etmeye başlayanlar için sade bir giriş noktası, uzun süredir izleyenler içinse hızlı bir referans işlevi görüyor.</p>

<h2><a name="_qze8xvscgo85"></a><strong>Sonuç</strong></h2>

<p>Formula 1'i takip etmek, tek bir yarışın sonucunu öğrenmekten çok daha kapsamlı bir iş. VKM Spor'un Yarış Takvimi sayfası; etap programlarını Türkiye saatiyle sunarak, pist ve sezon bilgilerini şampiyona tablosuyla birlikte vererek ve lisanslı verilerle beslenen içerikler yayınlayarak bu ihtiyaca doğrudan yanıt veriyor. Sezonun hiçbir yarışını kaçırmak istemeyen herkes için pratik ve güvenilir bir başlangıç noktası sunuyor.</p>

<p></p>

<p><a href="https://vkmspor.com/kategori/motor-sporlari/formula-1-f1/yaris-takvimi/" rel="dofollow">https://vkmspor.com/kategori/motor-sporlari/formula-1-f1/yaris-takvimi/</a></p></p>]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/formula-1-takvim-takibi-icin-dogru-adres-vkm-spor-yaris-takvimi-sayfasi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/images/haberler/no_headline.jpg" type="image/jpeg" length="85932"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Durumunda İnternet İçeriğinin Erişime Engellenmesi ve Kaldırılması]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-durumunda-internet-iceriginin-erisime-engellenmesi-ve-kaldirilmasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-durumunda-internet-iceriginin-erisime-engellenmesi-ve-kaldirilmasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>A) İnternet Ortamında Özel Hayat Alanının Boyutu</strong></p>

<p>Özel hayat alanı kavramı, en başta kişinin yalnız kendisinin yahut kendi inisiyatifiyle belirli kişilerin bilgisi dahilindeki hayatını nitelemektedir. Ancak bu kavram, yalnızca bir evin yahut odanın içinde dışarıya kapalı gerçekleşen hayatı kapsamaz. Dolayısıyla, Yargıtay’ın da <i>‘‘Özel hayat kavramının; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamı’’</i><a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> şeklinde açıkladığı bu kavramın alanı oldukça genişleyebilmektedir.</p>

<p>Bilinmesi gerekir ki özel hayatın gizliliğine dair hakkın koruma alanı, ünlüler ya da siyasetçiler gibi kamuya mal olmuş kişiler için daha dardır. Dolayısıyla kamuyu ilgilendiren durumlarda üstün kamusal yarar, özel hayatın gizliliğine dair hakka baskın tutulabilmektedir.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a> Ancak burada da kamuya mal olmuş kişilerin özel hayat alanına dair internet içeriklerinin bilinmesinde kamusal bir yarar yoksa, özel hayatın gizliliğine dair hakkın ihlal edilmiş olacağı açıktır<a href="https://www.hukukihaber.net/basin-yoluyla-kisilik-haklarina-saldiri-sebebiyle-manevi-tazminat" rel="dofollow">.[3]</a></p>

<p>Özel hayatın gizliliğini ihlal, sosyal medya içerikleri üzerinden yapılabileceği gibi bir haber içeriğinden de kaynaklanabilir. Pornografik bir içerik olabileceği<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a> gibi özel bir anın fotoğrafının sosyal medyada paylaşılmasından ve hatta bilahare silinmemesinden bile kaynaklanabilir. Örnek bir olayda, özel bir ana dair fotoğrafın tarafların rızasıyla aleni olmayan bir sosyal medya hesabında paylaşılması ve daha sonra tarafların arası bozulup diğerinin fotoğrafın silinmesini istemesine rağmen silinmemesi durumunda, ilgili paylaşımın özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğine karar verilmiştir.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a></p>

<p><strong>B) Erişimin Engellenmesinde Siber Güvenlik Başkanlığı’na Başvuru İmkanı ve Sulh Ceza Hakimliği Süreci</strong></p>

<p>5651 s. Kanun’un 9/A maddesi, özel hayatın gizliliğine dair ihlallerde ivedi bir koruma yolu olarak mağdurların BTK’ya doğrudan başvuru imkanını getirmişti. Bilahare bu başvuruların yapılacağı muhatap, 2026 yılında Siber Güvenlik Başkanlığı olarak değiştirilmiştir. Sorun şudur ki maddede yalnızca erişimin engellenmesi düzenlenmiş, içerik/URL tabanlı erişim engeli tatbik edilemediği<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a> veya VPN ve benzeri vasıtalarla engel aşıldığı zaman sorunu esastan çözecek olan içeriğin kaldırılmasına dair bir karara yer verilmemiştir.</p>

<p>BTK görevliyken, başvurular E-Devlet üzerinden yapılabiliyordu. Mevcut portal halen açık durumdadır ve başvurular yapılabilmektedir. Bu başvuruların SGB’na gönderilmesi söz konusu olabilir. Ayrıca SGB’nın bir ihbar kabul servisi <i>‘https://siberguvenlik.gov.tr/ihbar’</i> mevcuttur. Başvurular, pekala yazılı dilekçe ile de yapılabilir.</p>

<p>SGB başkanı, başvuruyu inceleyip kabul yönünde bir idari karar verdiğinde, bunun gereğinin yapılması ve içeriğin erişime engellenmesi için durumu Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne bildirecektir. Bu yöndeki idari kararlara karşı idari yargıya başvurulabileceği kanaatimdeyim. <i>(Zira idari işlem kuramı çerçevesinde ortada icrai ve bağımsız bir idari işlem bulunmaktadır. SGB başkanının kararı ile ESB doğrudan engelleme yapmak zorundadır. Başkanın kararının yerine getirilmesi herhangi bir ek imza/karara bağlı değildir. İkinci olarak, Anayasa md. 125 gereğince doğrudan Anayasa’da düzenlenen istisnalar dışında idari işlemler yargı yolu dışında bırakılamaz.)</i></p>

<p>Mağdurlar SGB’na başvurduktan sonra 24 saat içinde, aynı başvuruyu sulh ceza hakimliğine iletmek zorundadır. Hakimlik başvuruyu değerlendirip özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğine karar verecek ve kararını doğrudan SGB’na iletecektir. Başvuru yapılmaması veya hakimliğin olumsuz bir karar vermesi durumunda, başkanın engelleme kararı kendiliğinden kalkacaktır. Kanunda açıkça belirtildiği üzere sulh ceza hakimliği kararına karşı CMK hükümleri uyarınca itiraz kanun yoluna gidilmesi mümkündür.</p>

<p>5651 s. Kanun md. 9/A’nın 8. fıkrasında, ‘gecikmede sakınca’ bulunması durumunda SGB başkanının, ESB’yi aracı kılmadan doğrudan erişim engeli kararı vererek, kararın gereğini erişim sağlayıcılara tatbik ettirmesine dair bir düzenleme mevcuttur. İnternet ortamının doğası, özünde gecikmede sakıncayı barındırmaktadır. Dolayısıyla bu düzenlemenin problemli olduğunu belirtmek gerekir. Burada gecikmede sakıncanın neye göre belirleneceği belli değildir. Basit-ağır ihlal değerlendirilmesi yapılabilir ise de basit biçimde özel hayatın gizliliğini ihlal eden bir içerik de dakikalar içerisinde yüzbinlerce kişiye ulaşabilir, tekrar tekrar paylaşılabilir ve dolayısıyla pekala gecikmede sakınca doğurabilir. Ne şekilde olacağı belli olmasa da gecikmede sakınca tespiti üzerine başkan bir karar verecek ve kararı 24 saat içerisinde sulh ceza hakimliği onayına doğrudan sunulacaktır.</p>

<p>Belirtmek gerekir ki kanunun 9. maddesinin iptal gerekçeleri göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa Mahkemesi’nin yorumu karşısında 9/A maddesinin de sorunlu olduğu ortadadır. Öncelikle bu maddenin koruma alanı belirsizdir. Öyle ki Anayasa md. 20’nin başlığı özel hayatın gizliliği olmakla birlikte, 2010 yılında yapılan değişiklikle birlikte bu madde içerisine kişisel verilere dair hak da eklenmiştir. 5651 s. Kanun md. 9/A’da yalnızca ‘özel hayatın gizliliğini ihlal’ kavramı kullanılmaktadır ve dolayısıyla maddenin kapsamına kişisel verilerin girip girmediği şüphelidir. Anayasa md. 13 ve hukuk devletinin temel esasları gereğince, bir hakkın sınırlandırılmasına yönelik düzenlemelerde daima dar yorum yapılması gerektiği için madde 9/A’nın lafzında kişisel veriler açıkça zikredilmediğinden, ilgili maddenin kişisel verileri kapsamaması gerektiği söylenebilir.</p>

<p><strong>C) Erişimin Engellenmesi ve İçeriğin Kaldırılması İçin Asliye Hukuk Mahkemesine Başvuru İmkanı</strong></p>

<p>5651 s. Kanun md. 9/A, yalnızca erişimin engellenmesini düzenlemiştir. Erişim engelleri ise yalnızca erişim sağlayıcının hizmet verdiği alanı kapsadığı ve VPN vb. yollarla kolayca aşılabildiği için özünde nihai çözüm değildir. Hak ihlalinin önüne tamamen geçebilmek ve içeriğin internet ortamından kaldırılmasını sağlamak amacıyla TMK hükümlerine göre asliye hukuk mahkemesinde kişilik hakkını koruyucu davaların açılması gerekmektedir. Öyleyse evvela özel hayatın gizliliğini ihlal durumunda, içeriğin kaldırılması için asliye hukukta dava açmak gerekmektedir.</p>

<p>İkinci olarak 5651 s. Kanun’a dayanarak yapılan başvurulardan bir sonuç alınamamışsa, erişimin engellenmesi talebiyle de asliye hukukta dava açılması mümkündür. 5651 s. Kanun’da düzenlenen hususlarda hukuk mahkemelerinin yetkili olmadığı yönünde içtihatlar mevcut olsa da<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a> Anayasa Mahkemesi’nin de belirttiği üzere adil yargılanma hakkının bir bileşeni olan çelişmeli yargılanma hakkı gereğince, kişilerin ayrıca çelişmeli hukuk yargısında da erişim engeli talepli davalar açması mümkündür<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201419685-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">.[8]</a></p>

<p></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-alp-oztekin" title="Av. Alp ÖZTEKİN"><img alt="Av. Alp ÖZTEKİN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/07/alp-oztekin-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-alp-oztekin" title="Av. Alp ÖZTEKİN">Av. Alp ÖZTEKİN</a></strong></h4>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">------------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> 12. CD 2013/14391 E. 2014/4498 K.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> AİHM, Hannover v. Germany</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/basin-yoluyla-kisilik-haklarina-saldiri-sebebiyle-manevi-tazminat" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/basin-yoluyla-kisilik-haklarina-saldiri-sebebiyle-manevi-tazminat" rel="dofollow"><span style="color:#999999">4. HD 2016/3324 E. 2018/274 K.</span></a></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> 12. CD 2014/12673 E. 2015/4274 K.</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> 12. CD 2017/150 E. 2017/6231 K.</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999"> 5651 s. Kanun md. 9/A’nın 4. fıkrasında, engellemenin yalnızca içerik/URL tabanlı yapılabileceği belirtilmiştir. Her nedense düzenlemenin 7. fıkrası, erişim engeline konu içerik kaldırılmış ise erişim engelinin kendiliğinden kalkacağını düzenlemektedir. Fakat aynı maddenin 4. fıkrasında zaten engellemenin ancak içerik tabanlı yapılabileceği zikredilmiştir. Yani içerik kaldırıldığı zaman zaten ortada erişim engeline konu bir URL adresi kalmayacaktır.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999"> 19. CD 2017/3289 E. 2018/1063 K.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201419685-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[8] AYM, C.K Başvurusu, Başvuru no: 2014/19685</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-durumunda-internet-iceriginin-erisime-engellenmesi-ve-kaldirilmasi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/internet-erisim-engelleme-yayin-yasak.jpg" type="image/jpeg" length="49500"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YARGI HİZMETLERİNİN ETKİNLİĞİ BAĞLAMINDA İCRA TEŞKİLATINDA MESLEKİ YETERLİLİK]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargi-hizmetlerinin-etkinligi-baglaminda-icra-teskilatinda-mesleki-yeterlilik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargi-hizmetlerinin-etkinligi-baglaminda-icra-teskilatinda-mesleki-yeterlilik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İcra ve iflas daireleri tarafından gerçekleştirilen eylem ve işlemlerin, hukuk devleti ilkesinin kamusal bir görünümü ve yargısal faaliyetin devamı niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Zira mahkemeler tarafından verilen kararların hukuk düzeni içerisinde gerçek bir karşılık bulabilmesi, bu kararların doğru, eksiksiz ve zamanında infaz edilmesine bağlıdır.</p>

<p>Bu yönüyle icra ve iflas müdürlükleri yalnızca alacağın tahsil edildiği idari birimler olarak kabul edilemez. İcra müdürlükleri; hukuk mahkemelerince verilen kararlarının infaz edildiği, borçlunun malvarlığına doğrudan müdahalede bulunulduğu, alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin gözetildiği, üçüncü kişilerin mülkiyet iddialarının takip hukukuna yansımasının belirlendiği ve mülkiyet hakkı başta olmak üzere birçok temel hak ve özgürlüğün sınırlandırılabildiği önemli bir kamusal görev alanıdır.</p>

<p>Nitekim daha önce kaleme aldığımız <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/icra-mudurunun-takdir-yetkisi-ve-siniri" rel="dofollow">“İcra Müdürü’nün Takdir Yetkisi ve Sınırı” </a></strong>başlıklı çalışmada da ifade edildiği üzere, icra müdürünün takdir yetkisinin kanun hükmünün önüne geçirilmesi, uygulama birliğini ortadan kaldırmakta; aynı konuda farklı icra daireleri, hatta kimi zaman aynı karar verici tarafından birbirinden tamamen farklı kararların verilmesine neden olabilmektedir.</p>

<p>Bu nedenle tartışılması gereken husus yalnızca icra müdürlerinin sahip olduğu takdir yetkisinin kapsamı değildir. İcra müdürü ve icra müdür yardımcılarının göreve hangi eğitim ve mesleki yeterlilikle başladıkları, atama sonrasında ne kadar süreyle uygulamalı eğitime tabi tutuldukları ve görev devam ederken değişen mevzuat ile içtihatlar karşısında nasıl desteklendikleri değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>İCRA PERSONELİ SAYISI ARTTI; MESLEKİ EĞİTİM AYNI ÖLÇÜDE GELİŞTİ Mİ?</strong></p>

<p>Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan Adalet İstatistikleri esas alındığında, icra müdürü ve icra müdür yardımcısı sayısının 2016 yılında 2.672 iken 2025 yılında 4.657’ye yükseldiği görülmektedir. Buna göre dokuz yıllık dönemde icra müdürü ve icra müdür yardımcısı sayısı 1.985 kişi artmış; sayısal büyüme yaklaşık yüzde 74 olarak gerçekleşmiştir.</p>

<p>Yine ilk defa 2020 yılında ayrı bir kadro ve istihdam yapısına kavuşan icra kâtibi sayısı 3.822 iken, 2025 yılı itibarıyla 5.294 icra kâtibi istihdam edilmektedir. Bu alandaki sayısal artış ise 1.472 kişi ve yaklaşık yüzde 38,5 oranındadır.</p>

<p>Personel sayısındaki değişimin, aynı dönemde icra hukuk mahkemelerine yansıyan şikâyet dosyaları ve yıl içinde işlem gören icra dosyalarının hacmiyle birlikte değerlendirilmesi, icra teşkilatının niceliksel büyümesini daha sağlıklı biçimde ortaya koymaktadır.</p>

<p><strong>Tablo 1. İcra Hukuk Mahkemelerindeki Şikâyet Dosyaları, İcra Personeli ve İşlem Gören İcra Dosyaları (2016–2025)</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/174461173dfaa-12.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></strong></p>

<p><i>Kaynak: T.C. Adalet Bakanlığı, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, Adalet İstatistikleri (2016–2025), </i>Adalet İstatistikleri Yayın Arşivi</p>

<p>Resmî veriler, 2016–2025 döneminde şikâyet türündeki icra hukuk mahkemesi dosyalarının 58.145’ten 80.078’e yükseldiğini; başka bir ifadeyle yaklaşık yüzde 37,7 oranında arttığını göstermektedir. Aynı dönemde yıl içinde işlem gören icra dosyası sayısı 25,225 milyondan 33,034 milyona çıkarak yaklaşık yüzde 31 oranında artmış; icra müdürü ve müdür yardımcısı sayısındaki artış ise yaklaşık yüzde 74 olarak gerçekleşmiştir.</p>

<p>Bununla birlikte verilerin yıllar itibarıyla doğrusal bir seyir izlemediği görülmektedir. Şikâyet dosyası sayısı 2022 yılında 91.373 ile işlem gören icra dosyası sayısı ise 2023 yılında 36,847 milyon ile dönemin en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bununla birlikte milyonlarca dosyanın işlem gördüğü ve her yıl on binlerce şikâyet başvurusunun incelendiği bir sistemde, personel artışının meslek öncesi eğitim, uygulamalı yetiştirme, rotasyon ve sürekli hizmet içi eğitimle desteklenmesinin zorunlu olduğunu somut biçimde ortaya koymaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İCRA MÜDÜRÜNÜN TAKDİR YETKİSİ SINIRSIZ BİR YORUM YETKİSİ DEĞİLDİR</strong></p>

<p>İcra müdürünün önüne gelen her talebi hiçbir inceleme yapmadan kabul etmesi beklenemeyeceği gibi, kanunda bulunmayan gerekçeler oluşturarak talebi reddetmesi de düşünülemez.</p>

<p>Takdir yetkisi; kanunun açıkça düzenlemediği, uygulayıcıya somut olayın özelliklerini değerlendirme imkânı tanıdığı alanlarda kullanılabilir. Bununla birlikte bu yetki hiçbir şekilde keyfî bir karar verme özgürlüğü anlamına gelmez.</p>

<p>İcra müdürü tarafından verilen kararın; İcra ve İflas Kanunu’na, takip yolunun niteliğine, Anayasa’da düzenlenen ölçülülük ilkesine, alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesine, işlemin amacı ve somut olayın özelliklerine uygun olması gerekir.</p>

<p>İcra müdürü, kendisini kanun koyucu yerine koyarak kanunda bulunmayan şartlar meydana getiremez. Kanunun açık hükmünü kişisel hukuk anlayışı doğrultusunda daraltamaz veya genişletemez. Kanunun çözümünü mahkemeye bıraktığı bir uyuşmazlığı kendisi sonuçlandıramaz.</p>

<p>İcra ve iflas müdürlüklerince yapılan işlemlere karşı İİK m.16 kapsamında şikâyet yolunun kabul edilmiş olması da müdürlük kararlarının yargı denetimine tabi olduğunu ve takdir yetkisinin hukuk kurallarıyla sınırlandırıldığını göstermektedir.</p>

<p>Bu bakımdan asıl sorun, icra müdürüne takdir yetkisi tanınmış olması değil; bu yetkinin hangi hâllerde, ne ölçüde ve hangi gerekçelerle kullanılacağının uygulamada yeterince bilinmemesidir.</p>

<p><strong>İCRA DOSYALARINDA DEVİR YÜKÜ VE ELDEN ÇIKARILMA SÜRESİ</strong></p>

<p>Adalet Bakanlığının 2025 yılı verileri, iş yükünün yalnızca yıl içinde işlem gören dosya sayısıyla değil, gelecek yıla devreden dosya stoku ve bu stokun elden çıkarılma süresiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. 2025 yılında icra dairelerinde 33.034.679 gelen dosyaya karşılık 8.959.318 dosya sonuçlandırılmış, 24.075.361 dosya gelecek yıla devretmiştir.</p>

<p><strong>Şekil 1. İcra Dosyalarında Gelen, Çıkan ve Gelecek Yıla Devreden Dosyalar ile Devreden Dosyaların Elden Çıkarılma Süresi</strong></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/174461173dfaaa.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><i>Kaynak: T.C. Adalet Bakanlığı, Adalet İstatistikleri 2025, Tablo 61 (İcra ve İflas Daireleri Dosya Sayıları) ve Tablo 18 (Devreden Dosyaların Elden Çıkarılma Süresi).</i></p>

<p>2016 yılında 18.054.213 olan gelecek yıla devreden icra dosyası sayısının 2025 yılında 24.075.361’e ulaşması, dokuz yıllık dönemde 6.021.148 dosyalık ve yaklaşık yüzde 33,4 oranında artışa işaret etmektedir. Öte yandan devreden dosyaların elden çıkarılma süresi 2024 yılında 992 gün iken 2025 yılında yüzde 2 artarak 1.012 güne yükselmiştir. Resmî istatistiklere göre 2025 yılında adalet sisteminin evreleri arasında en uzun elden çıkarılma süresi icra ve iflas dairelerinde gerçekleşmiştir.</p>

<p>Bu göstergeler, gecikmenin nedenini veya tek tek müdürlük kararlarının hukuki niteliğini kendiliğinden açıklamaz. Bununla birlikte devreden dosya stokunun büyüklüğü ve elden çıkarılma süresinin uzunluğu; personel planlaması, iş dağılımı, süreç standardizasyonu, meslek öncesi uygulamalı eğitim ve sürekli hizmet içi eğitimin birlikte ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Takip talebinin incelenmesi, haciz, satış, sıra cetveli, dosya hesabı ve ilamlı icra gibi alanlarda kararların zamanında ve hukuka uygun biçimde verilmesi, dosyaların gereksiz şekilde sistemde kalmasının önlenmesi bakımından da önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>YARGI HİZMETLERİNİN ETKİNLİĞİ BÜROLARI İLE İCRA TEŞKİLATININ KESİŞEN YÖNLERİ</strong></p>

<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından hazırlanan <a href="https://www.hukukihaber.net/yargi-hizmetlerinin-etkinligi-burolari-rehberi-yayimlandi" rel="dofollow">Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarının Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Rehber</a>, doğrudan icra ve iflas dairelerinin işleyişini düzenleyen bir metin değildir. Rehberin kurduğu yapı, mahkemeler ve Cumhuriyet başsavcılıkları bakımından yargı hizmetlerinin etkinliğini artırmayı ve makul sürede yargılanma hakkını güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Ancak mahkeme kararlarının fiilen sonuç doğurmasını sağlayan cebrî icra aşamasındaki gecikmeler ve uygulama farklılıkları, aynı etkinlik hedefinin icra teşkilatı yönünden de ayrıca ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.</p>

<p><strong>HSK REHBERİNDEN - KURUMSAL AMAÇ (s. 2)</strong></p>

<p>“Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarının temel amacı; yargılama ve soruşturma süreçlerindeki idari ve organizasyondan kaynaklanan gecikmeleri tespit etmek, bu süreçlerin etkinliğini artırmak ve esas itibarıyla sorunlara mahallinde çözüm üretmektir.”</p>

<p>Rehberde benimsenen bu yaklaşım, icra hizmetleri bakımından yalnızca personel sayısına odaklanmanın yeterli olmadığını teyit etmektedir. Nitekim 2025 yılında icra dairelerinde 24.075.361 dosyanın gelecek yıla devretmesi ve devreden dosyaların elden çıkarılma süresinin 1.012 güne ulaşması; iş akışlarının, görev dağılımının, karar ve işlem bekleme sürelerinin, bürolar arası koordinasyonun ve personelin mesleki yeterliliğinin birlikte değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.</p>

<p><strong>HSK REHBERİNİN ÖNGÖRDÜĞÜ ARAÇLAR - ÖZET (s. 3-4, 6-7)</strong></p>

<p>Rehber; objektif ölçütlere dayalı sayısal veriler üzerinden etkinlik ve verimlilik analizi yapılmasını, ortalama görülme ve dosya bekleme süreleri ile hedef sürelere uyumun izlenmesini, uzun süren dosyalardaki yapısal ve uygulama kaynaklı sorunların erken aşamada belirlenmesini, UYAP kayıtları ve istatistikî verilerden yararlanılmasını ve alınan tedbirlerin etkisinin düzenli olarak takip edilmesini öngörmektedir.</p>

<p>Bu araçların icra teşkilatına uyarlanması hâlinde değerlendirme yalnızca toplam dosya veya personel sayısıyla sınırlı kalmamalıdır. Takip talebinin incelenmesi, ödeme ve icra emrinin düzenlenmesi, haciz ve istihkak işlemleri, satışa hazırlık, sıra cetveli, dosya borcu hesabı ve ilamlı icra gibi aşamalarda taleplerin ne kadar sürede sonuçlandırıldığı; hangi müdürlük kararlarının şikâyet üzerine kaldırıldığı ve hangi konularda tekrarlanan hata kümelerinin oluştuğu anonimleştirilmiş ve toplulaştırılmış veriler üzerinden izlenmelidir. Böylece iş yükünden kaynaklanan gecikme ile bilgi veya uygulama eksikliğinden doğan gecikme birbirinden ayrılmalıdır.</p>

<p><strong>HSK REHBERİNDEN - MESLEKİ EĞİTİM VE İHTİSASLAŞMA (s. 4)</strong></p>

<p>Rehber, uygulamaların ve içtihatların düzenli biçimde izlenmesini; teknik ve mesleki konularda personelin eğitim ihtiyacı duyduğu alanların belirlenmesini ve ihtisaslaşmaya ilişkin ihtiyaçların raporlanmasını da yargı hizmetlerinin etkinliğini artıran araçlar arasında göstermektedir.</p>

<p>Bu tespit, icra müdürleri yönünden önerilen uzun süreli meslek öncesi eğitim, uygulamalı yeterlilik sınavı, zorunlu büro rotasyonu ve sürekli hizmet içi eğitim modelini kurumsal bakımdan desteklemektedir. Eğitim programlarının içeriği soyut ve değişmez bir müfredata değil; icra mahkemelerince kaldırılan müdürlük kararlarının konularına, tekrarlanan şikâyet sebeplerine, işlem bekleme sürelerine ve uygulamada en çok tereddüt yaşanan alanlara göre düzenli olarak güncellenmelidir. Hukuk fakültelerinin nitelikli öğretim üyeleri ile tecrübeli icra müdürlerinin katkısı da bu veri temelli eğitim döngüsünün ayrılmaz bir parçası olmalıdır.</p>

<p><strong>HSK REHBERİNDEN - YETKİ SINIRI (s. 3, 6)</strong></p>

<p>Rehber, büro faaliyetlerinin yargılama ve soruşturma süreçlerinin içeriğine müdahale edilmeksizin yürütüleceğini; bu faaliyetlerin teftiş, denetim, araştırma, inceleme veya soruşturma niteliği taşımadığını özellikle vurgulamaktadır.</p>

<p>Aynı sınır icra teşkilatı bakımından geliştirilecek etkinlik modelinde de korunmalıdır. Etkinlik ve verimlilik izlemesi, icra müdürünün somut dosyadaki kararının yerine geçmemeli; İİK m.16 kapsamındaki şikâyet denetimine alternatif bir başvuru yolu oluşturmamalıdır. Mevcut Rehber de icra müdürlüğü işlemlerine karşı yeni bir kanun yolu veya doğrudan denetim yetkisi ihdas etmemektedir. Ancak kurumsal izlemenin görevi; tek tek dosyalarda hukuki sonuç doğuran karar vermek değil, gecikme ve hata örüntülerini toplulaştırılmış veriler üzerinden görünür kılmak, ihtiyaç duyulan idari tedbirleri ve eğitim alanlarını belirlemek olmalıdır.</p>

<p>Bu çerçevede yargı hizmetlerinin etkinliğini arttırabilmek adına Adalet Bakanlığı bünyesinde icra ve iflas dairelerine özgü bir “İcra Hizmetlerinin Etkinliği ve Mesleki Gelişimi İzleme Modeli” oluşturulması gerekmektedir. Model; dosya ve talep bekleme sürelerini izlemeli, satış ve ilamlı icra başta olmak üzere gecikmeye açık süreçler için ölçülebilir hedefler belirlemeli, uygulama farklılıklarını raporlamalı, personel ve ihtisaslaşma ihtiyacını somut verilerle ortaya koymalı ve elde edilen sonuçları hizmet içi eğitim programlarına aktarmalıdır. Böyle bir yapı, yargısal denetimin yerine geçmeden uygulama birliği ile hesap verebilirliği güçlendirecektir.</p>

<p>İcra teşkilatında görev yapan personel sayısının artırılması, artan iş yükünün karşılanması bakımından kuşkusuz önemlidir. Ancak personel sayısındaki artışın tek başına icra hizmetlerinin daha nitelikli, daha hızlı ve hukuka daha uygun şekilde yerine getirildiği anlamına gelmeyeceği açıktır.</p>

<p>İcra ve iflas dairelerinde asıl ihtiyaç, yalnızca daha fazla sayıda personelin görevlendirilmesi değil; görev ve yetkisinin sınırlarını bilen, verdiği kararın borçlu, alacaklı ve üçüncü kişiler üzerindeki sonuçlarını öngörebilen, kanun hükümleri ile yüksek yargı içtihatlarını birlikte değerlendirebilen nitelikli uygulayıcıların yetiştirilmesidir.</p>

<p>İcra müdürünün verdiği yanlış bir kararın yalnızca dosya içerisinde kalan basit bir memur işlemi olmadığı gözden kaçırılmamalıdır. Hatalı bir müdürlük kararı nedeniyle ticari işletmenin banka hesapları bloke edilebilir, borçlu olmadığı hâlde üçüncü kişinin malı muhafaza altına alınabilir, kıymetli bir taşınmazın satışı geciktirilebilir, mahkeme ilamının infazı fiilen imkânsız hâle getirilebilir veya taraflar gereksiz yere icra mahkemesinde şikâyet yoluna başvurmak zorunda bırakılabilir. Dolayısıyla personel sayısındaki artış, meslek öncesi ve meslek içi eğitimle desteklenmediği sürece uygulamadaki hukuki sorunların ortadan kaldırılması bakımından yeterli olmaz.</p>

<p><strong>PİLOT İCRA MODELİNİN YETKİN PERSONEL YETİŞTİRME BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>

<p>Yeni icra dairesi modelinde birden fazla icra dairesi tek çatı altında birleştirilmiş; işlemlerin esas, haciz, satış, mali işlemler, danışma ve arşiv gibi uzmanlaşmış alt bürolar eliyle yürütülmesi benimsenmiştir. Adalet Bakanlığı, bu modelle işlerin hızlandırılmasını, uygulama birliğinin sağlanmasını ve hukuki hataların azaltılmasını amaçlamaktadır.</p>

<p>İş bölümü ve uzmanlaşma, yoğun dosya sayısının yönetilmesi ve işlemlerin belirli standartlar içinde yürütülmesi bakımından önemli faydalar sağlayabilir. Ancak bu modelin hizmetin hızlı yürütülmesi bakımından sağladığı yarar ile yetkin icra personeli yetiştirme kapasitesi birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bir icra kâtibi veya müdür yardımcısının uzun yıllar yalnızca esas, haciz, satış ya da mali işlemler bürosunda görevlendirilmesi, kişinin takip dosyasını başlangıcından paraların paylaştırılmasına kadar bütün aşamalarıyla öğrenmesini güçleştirmektedir. Yalnızca takip açılışı yapan personel satış ve sıra cetveli uygulamasından; yalnızca haciz taleplerini değerlendiren personel ise dosya hesabı, tahsilat ve harç işlemlerinden uzak kalabilmektedir.</p>

<p>Bu şekilde gerçekleştirilen dar görev uzmanlaşması, belirli bir işlemin hızlı yapılmasını sağlayabilirse de icra ve iflas hukukuna bütüncül biçimde hâkim, dosyanın her aşamasında karar verebilecek yetkin bir icra müdürü veya müdür yardımcısı yetiştirmeye elverişli olmamaktadır.</p>

<p>Nitekim Adalet Bakanlığının devam projesine ilişkin açıklamasında da küçük ve orta ölçekli mahaller için tasarlanan modelin yoğun iş yüküne sahip büyük mahallerde başarı ihtimalinin düşük olduğunun değerlendirilerek farklı bir yapılanmaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir. <a href="https://iidb.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/icra-dairelerinin-etkinliginin-arttirilmasi-devam-projesi-faz-ii" rel="nofollow">Faz II projesi</a>, modelin uygulamanın ihtiyaçlarına göre sürekli gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir.</p>

<p>Pilot sistem, yalnızca işlerin bürolar arasında bölüştürüldüğü bir organizasyon modeli olarak uygulanmamalıdır. Aynı zamanda personelin yetişmesini sağlayacak zorunlu rotasyon sistemi kurulmalıdır. İcra kâtibi ve müdür yardımcıları belirli sürelerle esas, haciz, satış, mali işlemler ve sıra cetveliyle ilgili birimlerde görev yapmalı; bir takip dosyasının bütün aşamalarını öğrenmeden sürekli olarak tek bir büroda çalıştırılmamalıdır.</p>

<p>Rotasyon sonunda her personelin; takip talebini inceleyebilmesi, ödeme ve icra emri düzenleyebilmesi, haciz ve istihkak prosedürünü uygulayabilmesi, satış işlemlerini yürütebilmesi, dosya borcunu hesaplayabilmesi, sıra cetveli hazırlayabilmesi, tahsilat ve harç işlemlerini sonuçlandırabilmesi sağlanmalıdır.</p>

<p>Dolayısıyla pilot icra modelinin uzmanlaşma hedefi korunmakla birlikte, bu uzmanlaşmanın personeli yalnızca tek bir işleme mahkûm eden dar bir görev tanımına dönüşmesi engellenmelidir. Etkin bir icra teşkilatı, yalnızca aynı işlemi hızlı yapan personelle değil; takip hukukunu bütün aşamalarıyla bilen, işlemler arasındaki hukuki bağlantıyı kurabilen ve gerektiğinde farklı birimlerde sorumluluk üstlenebilen nitelikli uygulayıcılarla kurulabilir.</p>

<p>Bu çerçevede öncelikle, mevzuata sonradan dâhil edilen başmüdürlük uygulamasının görev, yetki ve sorumlulukları bakımından yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. İcra dairelerinin kurumsal yapısı içerisinde hangi somut ihtiyacı karşıladığı ve işleyişe ne ölçüde katkı sağladığı açıkça ortaya konulmayan; görevlendirme ölçütleri mesleki deneyim, liyakat ve uygulama başarısıyla yeterince ilişkilendirilmeyen bu düzenleme, işlevsel bir yönetim kademesi oluşturmaktan ziyade belirsiz bir görev alanı meydana getirmektedir. Bu durum, uzun yıllar boyunca nitelikli hizmet sunan icra müdürleri, müdür yardımcıları ve icra kâtiplerinin mesleki motivasyonunu ve kurumsal aidiyetini zedeleyebileceği gibi, rotasyon ve yetkinlik esaslı personel politikasının amaçlarıyla da bağdaşmamaktadır.</p>

<p><strong>İLK ATAMADA EĞİTİM SÜRESİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ </strong></p>

<p>İcra müdürü, müdür yardımcıları ile katiplerinin ilk atamalarından sonra verilen yaklaşık iki haftalık eğitimin, görevin kapsamı ve taşıdığı hukuki sorumluluk karşısında yeterli olmadığı açıktır.</p>

<p>İcra müdüründen göreve başladığı andan itibaren; icra ve iflas hukuku, kambiyo senetleri, şirketler ve ticaret hukuku, borçlar hukuku, tebligat, haciz ve istihkak, konkordato ve iflas, elektronik satış, icra harçları, sıra cetveli, paraların paylaştırılması ve mahkeme kararlarının infazı gibi son derece geniş ve teknik alanlarda yeterli bilgi ve uygulama becerisine sahip olması beklenmektedir.</p>

<p>Bu kadar kapsamlı bir görev alanının iki haftalık yarı teorik eğitimle öğrenilmesi mümkün değildir. Yazılı sınavda başarılı olmak da adayın karmaşık bir icra dosyasını doğru değerlendirebileceğini, uygulanacak prosedürü isabetli biçimde belirleyebileceğini veya tarafların hak ve menfaatleri arasında kanuna uygun bir denge kurabileceğini tek başına göstermemektedir.</p>

<p>Bu nedenle yazılı sınavda başarılı olarak mesleğe kabul edilen icra müdür yardımcısının doğrudan ve tek başına karar verme sorumluluğuyla karşı karşıya bırakılması yerine, Türkiye Adalet Akademisi benzeri kurumsal bir eğitim merkezinde en az altı ay süreyle teorik ve uygulamalı adaylık eğitimine tabi tutulması daha doğru olacaktır. Bu süreçte adaylara yalnızca kanun hükümleri anlatılmamalı; gerçek veya örnek dosyalar üzerinden kambiyo senetlerinin incelenmesi, haciz ve istihkak prosedürü, satış işlemleri, harçların hesaplanması, tebligat, sıra cetveli ve ilamlı takiplerin infazı konularında fiilî eğitim verilmelidir.</p>

<p>Altı aylık eğitim sürecinin sonunda adaylar yeniden yazılı ve uygulamalı bir yeterlilik sınavına alınmalı; mesleğe kesin kabul, yalnızca bu sınavda başarılı olanlar yönünden gerçekleştirilmelidir. İlk değerlendirmede yeterli başarıyı sağlayamayan adaylara belirli bir süre ek eğitim ve ikinci sınav imkânı tanınması; tekrarlanan değerlendirmelerde de gerekli yeterliliği gösteremeyenlerin ise icra müdür yardımcılığı görevine kesin olarak atanmaması düşünülmelidir.</p>

<p>Böyle bir sistemde temel amaç adayları cezalandırmak değil, son derece önemli kamusal yetkiler kullanan kişilerin göreve başlamadan önce gerekli hukuk bilgisine ve uygulama yeterliliğine sahip olduklarını güvence altına almaktır. Bununla birlikte kamu kaynakları kullanılarak uzun süreli ve nitelikli eğitim verilen adayların eğitim sürecine devam etme, sınavlara katılma ve başarı için gerekli özeni gösterme yükümlülükleri de açıkça düzenlenmelidir.</p>

<p>Adaylıktan haklı bir neden bulunmaksızın ayrılan veya kendisine sağlanan ek eğitim ve sınav imkânlarına rağmen gerekli mesleki yeterliliği kazanamayan kişiler yönünden, eğitime başlanırken açıkça bildirilen ve kanunla belirlenen ölçülü koşullar çerçevesinde, kamu tarafından karşılanan eğitim giderlerinin kısmen ya da tamamen geri istenebilmesi değerlendirilebilir. Böylece hem adayların eğitim sürecine daha ciddi ve sorumlu biçimde katılması sağlanabilir hem de kamu kaynaklarının etkin kullanılması bakımından başarı ve liyakat odaklı bir eğitim modeli kurulabilir.</p>

<p><strong>HİZMET İÇİ EĞİTİMLER UYGULAMAYA UYGUN HÂLE GETİRİLMELİ</strong></p>

<p>İcra ve iflas hukuku, kanun değişiklikleri ve yüksek yargı içtihatlarıyla sürekli gelişen bir hukuk alanıdır. Bir icra müdürünün yıllar önce öğrendiği bilgilerle meslek hayatının tamamını sürdürmesi beklenemez.</p>

<p>Bu nedenle hizmet içi eğitimler istisnai ve şekli bir faaliyet olmaktan çıkarılmalı; zorunlu, sürekli ve ölçülebilir bir yapıya kavuşturulmalıdır.</p>

<p>Eğitim programlarına hukuk fakültelerinin medeni usul ve icra-iflas hukuku, ticaret hukuku, borçlar hukuku ve mali hukuk alanlarında uzman öğretim üyeleri davet edilmelidir. Akademik bilgi ile uygulama arasında doğrudan bir bağ kurulmalı; eğitimler yalnızca kanun maddelerinin okunmasından ibaret bırakılmamalıdır.</p>

<p>Bunun yanında, icra müdürlüğü görevinde uzun yıllar çalışmış; haciz, satış, kambiyo senetleri, istihkak, sıra cetveli, konkordato ve iflas uygulamalarında önemli birikim kazanmış gerçek uygulayıcılardan mutlaka yararlanılmalıdır.</p>

<p>Uygulamada karşılaşılan sorunları en iyi bilen kişiler, yıllarca bu dosyalar hakkında karar vermiş olan tecrübeli icra müdürleridir. Bu kişilerin mesleki birikiminin yeni atanan personele aktarılmaması önemli bir kayıptır. Ayrıca icra mahkemeleri tarafından kaldırılan müdürlük kararları belirli aralıklarla incelenmeli; hangi konularda daha fazla hata yapıldığı tespit edilmeli ve hizmet içi eğitimlerin içeriği bu sonuçlara göre hazırlanmalıdır.</p>

<p>Takip talebi, kambiyo senetleri, hacizde istihkak, ipoteğin paraya çevrilmesi, konkordato, iflas, satış, harç, ilamlı icra ve tebligat gibi alanlarda ayrı uzmanlık eğitimleri ve sertifika programları oluşturulması da uygulama birliğine katkı sağlayacaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mustafa-zafer" title="Av. Mustafa ZAFER"><img alt="Av. Mustafa ZAFER" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Mustafa-ZAFER111.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mustafa-zafer" title="Av. Mustafa ZAFER">Av. Mustafa ZAFER</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargi-hizmetlerinin-etkinligi-baglaminda-icra-teskilatinda-mesleki-yeterlilik-1</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/06/terazi/terazdv.jpg" type="image/jpeg" length="93260"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ONANAN CEZA SERİ MUHAKEME İÇİN BOZULDU: CEZA GENEL KURULU'NDAN YARIM CEZAYA GERİYE ETKİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/onanan-ceza-seri-muhakeme-icin-bozuldu-ceza-genel-kurulundan-yarim-cezaya-geriye-etki-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/onanan-ceza-seri-muhakeme-icin-bozuldu-ceza-genel-kurulundan-yarim-cezaya-geriye-etki-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. GİRİŞ</strong></p>

<p>28 Mayıs 2015 günü Samsun'da bir olayın ardından açılan soruşturmada, sanıklardan birinin üzerinde yasak nitelikte bıçak bulunuyor. Aynı iddianameyle üç suç birden yargı önüne geliyor: kamu görevlisine hakaret, görevi yaptırmamak için direnme ve bu bıçak. Yerel mahkeme aynı yıl içinde, 3 Aralık 2015'te hükmünü kuruyor; bıçak suçundan 5 ay hapis ve 400 lira adli para cezası.</p>

<p>Dosya Yargıtay'a çıkıyor ve orada yedi yıl bekliyor. 10 Ekim 2022'de onanıyor. Normal şartlarda hikâye burada biter.</p>

<p>Bitmedi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, onamadan iki ay sonra itiraz yoluna başvurdu; gerekçe, dosyanın Yargıtay'da beklediği yıllarda Anayasa Mahkemesi'nin sessizce değiştirdiği bir kuraldı. Ceza Genel Kurulu 22 Ekim 2025'te oy birliğiyle itirazı kabul etti, onama kararını kaldırdı ve 2015 tarihli hükmü bozdu<a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023172-e-2025426-k-sayili-karari" rel="dofollow"> (<strong>Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2023/172, K.2025/426, T.22.10.2025</strong>).</a></p>

<p><strong>II. SAMSUN 2015: AYNI İDDİANAMEDEKİ ÜÇ SUÇ</strong></p>

<p>Olayın ceza hukuku bakımından sıradan görünen tarafı, on yıl sonra kararı ilginç kılan tarafıyla aynı. Sanık hakkında yasak niteliği haiz bıçak taşımaktan 6136 sayılı Kanun'un 15/1. maddesi uygulandı. Bu fıkra, Kanun'un 4. maddesinde yazılı bıçak ve benzeri aletleri satan, taşıyan veya bulunduranlar için altı aydan bir yıla kadar hapis ve yirmi beş günden az olmamak üzere adli para cezası öngörüyor.</p>

<p>Cezanın miktarı küçük. Ama 6136 sayılı Kanun'un 15. maddesinin ilk üç fıkrası, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesinde sayılan seri muhakeme kataloğunun içinde. Yani bu suç, savcılığın şüpheliye teklif ettiği ve müdafi huzurunda kabul edilmesi hâlinde uygulanan özel usule tabi. O usulün pratik sonucu da şu: savcı temel cezayı belirledikten sonra yarı oranında indirim uygulayarak yaptırımı tespit ediyor.</p>

<p>Bu usul 2015'te yoktu. 7188 sayılı Kanun'la 2019 sonunda getirildi ve 1 Ocak 2020'den itibaren uygulanmaya başlandı. Kanun koyucu, geçmiş dosyaların yeni usulle yeniden ele alınmasını istemediği için Ceza Muhakemesi Kanunu'na bir geçiş hükmü koydu: geçici 5. maddenin (d) bendi, 1 Ocak 2020 itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme ve basit yargılama usullerinin uygulanmayacağını söylüyordu.</p>

<p>Samsun dosyası bu tarifin tam ortasındaydı. Hüküm 2015'te kurulmuştu.</p>

<p><strong>III. GEÇİCİ 5/d ÜÇ AŞAMADA NASIL SÖKÜLDÜ</strong></p>

<p>Bu geçiş hükmünün bugünkü hâline bakan biri, metinde tuhaf bir sadeleşme görür. Sebebi, hükmün tek seferde değil, üç ayrı Anayasa Mahkemesi kararıyla parça parça budanmış olması.</p>

<p>Önce basit yargılama usulü sırasını aldı. <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202016-esas-202033-karar-sayili-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi 25 Haziran 2020 tarihli E.2020/16, K.2020/33 sayılı kararı</a>yla "kovuşturma evresine geçilmiş" ibaresini, <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202081-esas-20214-karar-sayili-karari" rel="dofollow">14 Ocak 2021 tarihli E.2020/81, K.2021/4 sayılı kararı</a>yla da "hükme bağlanmış" ibaresini bu usul yönünden iptal etti. Gerekçe her ikisinde de aynı yerde toplanıyordu: basit yargılamada sonuç ceza dörtte bir oranında indiriliyorsa, kural artık salt bir usul tercihi değildir.</p>

<p>Sıra seri muhakemeye 2022'de geldi. <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-24012022-tarih-ve-202087-e-202244-k-sayili-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi 21 Nisan 2022 tarihli E.2020/87, K.2022/44 sayılı kararı</a>yla aynı bentteki "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibarelerini bu kez seri muhakeme yönünden iptal etti; karar 2 Ağustos 2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. Ceza Genel Kurulu'nun kararında aktarılan gerekçenin kilit cümlesi şu:</p>

<p><i>"...itiraz konusu kural yargılama aşamasında olup henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış, dolayısıyla yeni yargılama usulünün uygulanabileceği dosyalarda ceza miktarı üzerinde fail lehine etkisi olan seri yargılama usulünün belirli bir tarih itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış dosyalarda uygulanmamasını öngörmek suretiyle Anayasa'nın 38. maddesini ihlal etmektedir."</i></p>

<p>Geriye sadece "kesinleşmiş dosyalar" kaldı. Yani bugün geçici 5/d, yalnızca 1 Ocak 2020 itibarıyla hükmü kesinleşmiş dosyalar bakımından ayakta.</p>

<p>Samsun dosyasının kaderini belirleyen ayrıntı da burada. Hüküm 2015'te kurulmuştu ama 1 Ocak 2020 itibarıyla henüz kesinleşmemişti; temyiz incelemesi sürüyordu. Üstelik onama, iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından sonraki bir tarihte, 10 Ekim 2022'de yapılmıştı.</p>

<p><strong>IV. YARIM CEZA, USUL MESELESİ MİDİR</strong></p>

<p>Kararın teorik ağırlığı bu başlıkta. Ceza muhakemesi kurallarında kural derhal uygulanırlıktır; yeni kural, lehe ya da aleyhe olduğuna bakılmaksızın yürürlüğe girdiği andan itibaren yapılacak işlemlere uygulanır ve eski kural zamanında yapılmış işlemleri geçersiz kılmaz. Maddi ceza hukukunda ise Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrası gereği failin lehine olan kanun geçmişe etkili biçimde uygulanır.</p>

<p>İki rejim arasındaki sınır, kuralın hangi kanunda yazdığına bakılarak çizilemiyor. Ceza Genel Kurulu bu ayrımı doğrudan kuruyor:</p>

<p><i>"Seri muhakeme usulünün bir ceza muhakemesi kurumu olduğu açık ise de ceza miktarı üzerinde fail lehine olan etkisi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirdiği tartışmasızdır."</i></p>

<p>Uygulamada bu cümlenin karşılığı somut. Bir kurum, adı ve yeri itibarıyla muhakemeye ait olsa bile, sonuç cezayı doğrudan ve zorunlu olarak aşağı çekiyorsa artık lehe kanun ilkesinin alanına giriyor. Belirleyici olan kurumun etiketi değil, cezaya dokunup dokunmadığı.</p>

<p>Kurul aynı çizgiyi kısa süre önce trafik dosyasında da işlemişti. 16 Şubat 2016 tarihli bir trafik güvenliğini tehlikeye sokma olayında, hüküm 2022'de onanmış, Başsavcılık aynı Anayasa Mahkemesi kararına dayanarak itiraz etmiş ve Ceza Genel Kurulu itirazı kabul ederek onamayı kaldırmıştı <a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023382-e-202514-k-sayili-karari" rel="dofollow">(<strong>Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2023/382, K.2025/14, T.08.01.2025</strong>)</a>. Samsun kararı, on ay sonra aynı ilkeyi 6136 sayılı Kanun kapsamındaki bir suça taşıyor.</p>

<p>Burada üzerinde durulması gereken bir başka nokta, Özel Daire'nin direnci. 4. Ceza Dairesi, Başsavcılık itirazını 6 Şubat 2023'te yerinde görmeyerek dosyayı Genel Kurul'a yolladı; trafik dosyasında da 12. Ceza Dairesi aynı tutumu almıştı. İki farklı daire, aynı gerekçeyle iki kez ikna olmadı. Kanaatimizce bunun sebebi, dairelerin derhal uygulanırlık kuralını tek başına yeterli görmesi ve Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geçmişe yürümeyeceğine ilişkin Anayasa'nın 153. maddesindeki hükmü öne çıkarmasıdır. Genel Kurul'un yaklaşımı ise iptal kararının geçmişe yürütülmesi değil; henüz kesinleşmemiş bir dosyada, iptal sonrası yapılacak usul işleminin iptalle ortaya çıkan hukuka tabi olmasıdır. Fark ince ama sonuç bakımından belirleyici.</p>

<p><strong>V. AYNI MANTIĞIN TERS YÖNÜ: 7331 DARALTMASI</strong></p>

<p>Kararın en öğretici kısmı, mahkemenin aynı ilkeyi ters yönde de işletmiş olması.</p>

<p>Seri muhakeme usulü 2021'de daraltıldı. 7331 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesinin on birinci fıkrasına şu cümle eklendi:</p>

<p><i>"Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz."</i></p>

<p>Samsun dosyasında sanık, bıçak suçunun yanı sıra hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından da mahkûm edilmişti ve bu iki suç seri muhakeme kataloğunda yer almıyor. Bugün işlenmiş bir olayda bu hüküm kapıyı kapatırdı.</p>

<p>Kurul bu sonuca varmadı. Eklenen cümlenin kapsamı daralttığını, dolayısıyla sanık aleyhine sonuç doğurduğunu ve bu niteliğiyle ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceğini kabul etti. Suç 2015'te işlendiğine göre, 2021 tarihli daraltma bu dosyaya işlemez.</p>

<p>Böylece tek bir kararda ilkenin iki yüzü de görünüyor: lehe olan geriye yürüyor, aleyhe olan yürümüyor. Muhakeme kuralı sayılan bir hüküm cezayı etkilediği anda, zaman bakımından uygulanma rejimi de maddi ceza hukukununkine dönüyor.</p>

<p>Bu tespitin bugüne bakan bir uzantısı var. 21 Kasım 2024 tarihli 7533 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle, seri muhakeme kataloğunda yer alan 6136 sayılı Kanun'un 13. maddesine ilişkin ibare "birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları" iken "üçüncü fıkrası" şeklinde değiştirildi; yani 13. maddenin birinci ve beşinci fıkralarındaki suçlar kapsam dışına çıkarıldı. Bu da kapsamı daraltan, dolayısıyla aleyhe bir değişiklik. Ceza Genel Kurulu'nun 7331 için kurduğu mantık aynen geçerliyse, söz konusu değişikliğin yürürlüğünden önce işlenmiş fiiller bakımından eski kataloğun uygulanması gerekir. Elinde bu tarihten önceye ait bir 6136 dosyası bulunan meslektaşın bakması gereken yer burasıdır.</p>

<p><strong>VI. HANGİ DOSYADA BU KAPI AÇIK</strong></p>

<p>Karar, uygulamada üç soruyu peş peşe sormayı gerektiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Birincisi, suç kataloğa giriyor mu.</strong> Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesinin birinci fıkrası tahdidi bir liste veriyor: hakkı olmayan yere tecavüz, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, gürültüye neden olma, parada sahtecilik, mühür bozma, resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, kumar için yer ve imkân sağlama, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması; ayrıca 6136 sayılı Kanun, Orman Kanunu'nun 93/1, 1072 sayılı Kanun'un 2 ve Kooperatifler Kanunu'nun ek 2. maddesindeki belirli suçlar. Liste kıyasa kapalı.</p>

<p><strong>İkincisi, hüküm 1 Ocak 2020 itibarıyla kesinleşmiş miydi.</strong> İptallerden sonra geçici 5/d'nin ayakta kalan tek engeli bu. Kesinleşmemiş dosyada kovuşturmaya geçilmiş veya hüküm kurulmuş olması tek başına engel değil.</p>

<p><strong>Üçüncüsü, aleyhe bir kapsam değişikliği araya girmiş mi ve suç tarihi bu değişiklikten önce mi.</strong> 7331 ve 7533 sayılı Kanunlarla yapılan daraltmalar bu soruya giriyor.</p>

<p>Talebin biçimine de dikkat etmek gerekir. Seri muhakeme usulünün uygulanmasını savcılık teklif eder ve teklifin şüpheli tarafından müdafi huzurunda kabul edilmesi şarttır; müdafi bulunmadan verilen kabul beyanı sonuç doğurmaz. Yargılaması süren bir dosyada doğrudan yapılacak iş, mahkemeden dosyanın bu usul bakımından değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına tevdiini talep etmektir. Mahkemece kurulan hükme karşı itiraz yolu açıktır; ancak itiraz mercii incelemesini 250. maddenin üçüncü ve dokuzuncu fıkralarındaki şartlarla sınırlı yapar.</p>

<p>Usulün kapalı olduğu hâller de var. Yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı hâllerinde uygulanmaz; şüpheliye adresinde ulaşılamaması hâlinde de. Buna karşılık fıkrada yer alan "sağır ve dilsizlik" ibaresi <a href="https://www.hukukihaber.net/sagir-ve-dilsiz-kisiler-hakkinda-seri-muhakeme-ve-basit-yargilama-usullerinin-uygulanmamasini-ongoren-kurallarin-anayasaya-aykiri-oldugu" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi'nin 5 Kasım 2024 tarihli E.2024/66, K.2024/188 sayılı kararı</a>yla iptal edilmiştir; bu grup bakımından artık kanuni bir engel bulunmuyor. Ayrıca suç iştirak hâlinde işlenmişse şüphelilerden birinin kabul etmemesi tüm dosyayı usul dışına çıkarıyor.</p>

<p><strong>VII. SONUÇ</strong></p>

<p>Samsun dosyasında bozma, sanığa doğrudan bir indirim vermiyor. Verdiği şey, hukuki durumunun seri muhakeme bakımından yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu. Dosya mahalline döndüğünde savcılık teklifi yapılacak, sanık müdafi huzurunda kabul ederse mahkeme yarı oranında indirilmiş yaptırım üzerinden hüküm kuracak.</p>

<p>Kararın kalıcı tarafı bu tek dosyanın sonucu değil, kurduğu ölçüt. Bir muhakeme kurumunun sonuç ceza üzerinde zorunlu ve doğrudan bir indirim etkisi varsa, o kurum artık salt derhal uygulanırlık rejimine bırakılamıyor; lehe kanunun geçmişe yürümesi ilkesi devreye giriyor, aleyhe daraltma ise geriye işlemiyor. Ceza Genel Kurulu bu çizgiyi 2025 yılı içinde iki ayrı suç tipinde tekrarladı.</p>

<p>Uygulama açısından çıkarılacak sonuç yalın. Yıllardır Yargıtay'da bekleyen, katalog kapsamındaki bir suça ilişkin ve 1 Ocak 2020 itibarıyla kesinleşmemiş her dosyada bu değerlendirme yapılmalıdır. Onama kararı verilmiş olması da tek başına engel değildir; nitekim bu dosyada Genel Kurul'un kaldırdığı şey, üç yıl önce verilmiş bir onama kararıdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mete-celik" title="Av. Mete ÇELİK"><img alt="Av. Mete ÇELİK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/07/mete-celik.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mete-celik" title="Av. Mete ÇELİK">Av. Mete ÇELİK</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Yararlanılan Kaynaklar</strong></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023172-e-2025426-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">– Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2023/172, K.2025/426, T.22.10.2025</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023382-e-202514-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">– Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2023/382, K.2025/14, T.08.01.2025</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-24012022-tarih-ve-202087-e-202244-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">– Anayasa Mahkemesi, E.2020/87, K.2022/44, T.21.04.2022 </span></a><span style="color:#999999">(RG: 02.08.2022, S.31911)</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202016-esas-202033-karar-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">– Anayasa Mahkemesi, E.2020/16, K.2020/33, T.25.06.2020</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202081-esas-20214-karar-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">– Anayasa Mahkemesi, E.2020/81, K.2021/4, T.14.01.2021</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/sagir-ve-dilsiz-kisiler-hakkinda-seri-muhakeme-ve-basit-yargilama-usullerinin-uygulanmamasini-ongoren-kurallarin-anayasaya-aykiri-oldugu" rel="dofollow"><span style="color:#999999">– Anayasa Mahkemesi, E.2024/66, K.2024/188, T.05.11.2024</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">– 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.250, geçici m.5</span></p>

<p><span style="color:#999999">– 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.7</span></p>

<p><span style="color:#999999">– 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun m.15</span></p>

<p><span style="color:#999999">– 7188 sayılı Kanun m.23, m.31; 7331 sayılı Kanun m.22; 7533 sayılı Kanun m.34</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/onanan-ceza-seri-muhakeme-icin-bozuldu-ceza-genel-kurulundan-yarim-cezaya-geriye-etki-1</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/hukukihaber-yazi-08-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="91251"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu'nun 2023/382 E., 2025/14 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023382-e-202514-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023382-e-202514-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.01.2025 tarihli, 2023/382 E., 2025/14 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2023/382 E., 2025/14 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><br />
İtirazname No : 2023/21831</p>

<p>KARARI VEREN<br />
YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi<br />
MAHKEMESİ :Asliye Ceza<br />
SAYISI : 797-56</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 179/3. maddesi delaletiyle 179/2, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22.04.2016 tarihli ve 184-426 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 13.10.2021 tarih ve 5249-6872 sayı ile; "Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 179. maddesinin 2-3. fıkralarında düzenlenen 'trafik güvenliğini tehlikeye sokma' suçuna ilişkin olduğu, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu için TCK'nın 179. maddesinin 2. fıkrasında temel ceza miktarının 'üç aydan iki yıla kadar hapis cezası' olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan 'basit yargılama usulü' başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; 'Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.' şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan '01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.' şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 16-33 sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 81-4 sayılı iptal kararları ile '...kovuşturma evresine geçilmiş..., ...hükme bağlanmış...' ibarelerinin, aynı bentte yer alan '..basit yargılama usulü...' yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle;</p>

<p>Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; 'mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, 'basit yargılama usulü' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Bozmaya uyan Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sırasında basit yargılama usulünün uygulanmasına yer olmadığına karar verildikten sonra 27.01.2022 tarih ve 797-56 sayı ile, sanığın bir önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar verildiği, bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 15.12.2022 tarih ve 2255-10110 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. İTİRAZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.03.2023 tarih ve 21831 sayı ile; "Sanığın üzerine atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunun CMK'nın 250. maddesine göre seri muhakeme usulü kapsamında yargılamasının yapılması gerektiği, suç tarihinin 16.02.2016 olup 02 Ağustos 2022 tarih, 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 21.04.2022 tarihli ve 87-44 sayılı ilamı ile 7188 Sayılı Kanun'un 31. maddesi ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na eklenen geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan '...01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile ... uygulanmaz...' hükmünün '...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış...' ibaresinin '...seri muhakeme usulü...' yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, Yargıtay 12. CD.'nin 15.12.2022 tarihli ve 2255-10110 sayılı kararının Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra olduğu, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan, seri muhakeme usulünün uygulanmaması nedeniyle, ilk derece mahkemesinin kararının bozulması yerine onanması sureti ile verilen kararı hukuka aykırılık oluşturduğu," düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.</p>

<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 05.07.2023 tarih ve 2829-2427 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK KONUSU</strong></p>

<p>Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Özel Dairenin onama kararından önce 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 87-44 sayılı kararı ile CMK'ya 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetildiğinde, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçuna ilişkin olarak seri muhakeme usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden tayin edilmesinde zorunluluk bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirmenin Yerel Mahkemece mi yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiğinin belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler<br />
24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile CMK'nın mülga 250. maddesi başlığı ile birlikte;<br />
"Seri muhakeme usulü</p>

<p>(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır:</p>

<p>a) Türk Ceza Kanununda yer alan;</p>

<p>1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),</p>

<p>2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170),</p>

<p>3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra),</p>

<p>4. Gürültüye neden olma (madde 183),</p>

<p>5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),</p>

<p>6. Mühür bozma (madde 203),</p>

<p>7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),</p>

<p>8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),</p>

<p>9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268),<br />
suçları.</p>

<p>b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.</p>

<p>c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç.</p>

<p>d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.</p>

<p>e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.</p>

<p>(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir.</p>

<p>(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır.</p>

<p>(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.</p>

<p>(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.</p>

<p>(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.</p>

<p>(7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez.</p>

<p>(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;</p>

<p>a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,</p>

<p>b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,</p>

<p>c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,</p>

<p>d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,</p>

<p>e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,</p>

<p>f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,</p>

<p>g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,</p>

<p>h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri,<br />
gösterilir.</p>

<p>(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.</p>

<p>(10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.</p>

<p>(11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz.</p>

<p>(12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı ile sağır ve dilsizlik hâllerinde uygulanmaz.</p>

<p>(13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz.</p>

<p>(14) Dokuzuncu fıkra kapsamında Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir.</p>

<p>(15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir." şeklinde yeniden düzenlenmiş, anılan Kanun'un</p>

<p>31. maddesiyle de CMK'ya;</p>

<p>"(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla;<br />
...</p>

<p>c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır.</p>

<p>d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz..." biçiminde geçici 5. madde eklenerek 01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulünün uygulanmaması öngörülmüştür.</p>

<p>14.07.2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle CMK'nın 250. maddesinin dördüncü fıkrasına "temel cezadan" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan" ibaresi, sekizinci fıkrasına "Bu fıkraya aykırı olarak düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231 inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir.", onbirinci fıkrasına ise "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." cümleleri eklenmiş, dokuzuncu fıkrasında yer alan "şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda" ibaresi "şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda" şeklinde, ondördüncü fıkrası ise "Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler." olarak değiştirilmiş ve madde son şeklini almıştır.<br />
Seri muhakeme usulü, CMK'nın 250. maddesinde tahdidi olarak sayılan suçlarla sınırlı olmak üzere belirli şartlarda uygulanabilecek istisnai bir muhakeme yoludur. Bahse konu suçlarla ilgili yürütülen soruşturma evresinin sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmemesi ve anılan maddede yer alan şartların gerçekleştiğinin anlaşılması hâlinde Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri seri muhakeme usulü hakkında şüpheliyi bilgilendirecek, bu usulün uygulanması için Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan teklifin müdafi huzurunda şüpheli tarafından kabul edilmesi hâlinde ise bu usul uygulanacaktır. Dolayısıyla seri muhakeme usulü, belirli uyuşmazlıklarda uygulama girişiminde bulunulması zorunlu olan ve bu nedenle aynı zamanda muhakeme şartı oluşturan, özel bir ceza muhakemesi türüdür (Hakan Karakehya-Asuman İnce Tunçer, "Seri Muhakeme Usulünün Adil Yargılanma Hakkı ve Diğer Bazı Anayasal İlkeler Açısından Değerlendirilmesi," Hacettepe HFD, 11(1) 2021, s.11)</p>

<p>Bu usulün uygulanması durumunda Cumhuriyet savcısı, TCK'nın 61. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve şartları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirledikten sonra seri muhakeme usulünün uygulanmasını görevli mahkemeden talep edecektir. Mahkemece şüpheli müdafi huzurunda dinledikten sonra Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanmasının şüpheliye teklif edildiği, şüphelinin müdafi huzurunda teklifi kabul ettiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere CMK'nın 250. maddesinin dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurulacak aksi hâlde talep reddedilip soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilecektir.</p>

<p>Bu bağlamda seri muhakeme usulünün bir ceza muhakemesi kurumu olduğu açık ise de ceza miktarı üzerinde fail lehine olan etkisi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirdiği tartışmasızdır.</p>

<p>Öte yandan Anayasa Mahkemesince 21.04.2022 tarih ve 87-44 sayı ile;</p>

<p>"30. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında itiraz konusu kuralın bulunduğu bentte yer alan '...kovuşturma evresine geçilmiş...', '...hükme bağlanmış...' ibarelerinin 'basit yargılama usulü yönünden' iptaline karar vermiştir (AYM; E.2020/16, K.2020/33, 25.06.2020, §§ 23-27; E.2020/81, K.2021/4, 14/1/2021, §§ 27</p>

<p>28.). Anılan kararlarda, kesinleşmiş yargı kararıyla sonuçlanmamış yargılamalarda yeni muhakeme usulünün uygulanabilir olduğunun tespiti yapılmıştır. Bununla birlikte basit yargılama usulünün uygulanması durumunda sonuç cezanın sanık lehine indirilmesinin zorunlu olması nedeniyle kural için suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında lehe kanunun geçmişe yürütülmesi ilkesinin geçerli olduğu ifade edilmiştir. Bu bağlamda söz konusu kararlarda belirli bir tarih itibarıyla kovuşturma aşamasında olan veya hükme bağlanmış dosyalarda lehe hükümler içeren basit yargılama usulünün uygulanmasını önleyen kuralın Anayasa’nın 38. maddesiyle bağdaşmadığı tespit edilmiştir.</p>

<p>31. Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında 'Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.' denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiştir. Bu hak gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkin çareler oluşturmak zorundadır. Ancak bu amaçla alınacak kanuni tedbirlerin ve öngörülen çarelerin yargılama sonucunda işin esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluşturmaması gerektiği de tartışmasızdır (AYM, E.2013/4, K.2013/35, 28.02.2013.).</p>

<p>32. İtiraz konusu kural, belirli bir tarih itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş ya da hükme bağlanmış dosyalarda seri muhakeme usulünün uygulanamayacağını öngörmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere Kanun’un 250. maddesinin (4) numaralı fıkrası seri muhakeme usulünün uygulanması sonucunda yaptırımın yarı oranında indirilerek belirlenmesini öngörmektedir. Buna göre itiraz konusu kural yargılama aşamasında olup henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış, dolayısıyla yeni yargılama usulünün uygulanabileceği dosyalarda ceza miktarı üzerinde fail lehine etkisi olan seri yargılama usulünün belirli bir tarih itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış dosyalarda uygulanmamasını öngörmek suretiyle Anayasa’nın 38. maddesini ihlal etmektedir. Kuralın bu niteliği ve yargılama üzerindeki etkisi dikkate alındığında Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve E.2020/16, K.2020/33 ile 14/1/2021 tarihli ve E.2020/81, K.2021/4 sayılı kararlarında ulaştığı sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum söz konusu değildir.</p>

<p>33. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 38. maddesine aykırıdır..." gerekçesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’na 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.</p>

<p>Bu aşamada uyuşmazlığın sağlıklı şekilde çözüme kavuşturulması bakımından, ceza normu ile muhakeme normu farkı, derhal uygulanırlık ilkesi ve Anayasa Mahkemesinin ceza muhakemesi normuna ilişkin olarak verdiği iptal kararlarının geçmişe yürüyüp yürümeyeceği konularına doktrin ve yargı kararları çerçevesinde kısaca değinilmesinde fayda bulunmaktadır.</p>

<p>Bir kuralın ceza muhakemesi hukukuna mı yoksa maddi ceza hukukuna mı dâhil olduğunu anlamak için kuralın hangi yasada yer aldığına bakmak yeterli değildir. Kural olarak suç ve yaptırımları öngören normlar ceza hukuku normları, suç iddiasının araştırılıp ceza verilmesinde izlenecek yöntemi gösteren kurallar ise muhakeme hukuku kurallarıdır. Ceza muhakemesi işlemlerini düzenleyen kuralların büyük bir kısmı sadece usul ilişkisini düzenlerken bir kısmı da usul ilişkisiyle birlikte aynı zamanda ceza ilişkisini de karma olarak düzenlerler. Kural olarak muhakeme kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanma ilkesi geçerlidir. Ancak bu ilkenin, eski ve yeni hal arasında haksızlıklara yol açacağı öngörülüyorsa, en doğru yolun geçiş dönemi için yasayla istisnai hükümler konulması olacağı kabul edilebilir(Nur Centel/Hanife Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Kitabevi, 19. Baskı, İstanbul, 2020, s.61).</p>

<p>Ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını gösteren TCK'nın 7. maddesinde iki önemli ilkeden söz edilebilir; ceza hukuku kuralları yürürlüğe girdiği andan itibaren ileriye etkili olarak uygulanırken yeni suç yaratan veya failin durumunu ağırlaştıran kanunlar geçmişe etkili olmaz; ancak eski ve yeni kanunda failin lehine olan kanun geçmişe etkili sonuç doğurur. Ceza muhakemesi hukukuna ilişkin bir kanun yürürlüğe girdiği zaman ise kural olarak failin lehine veya aleyhine olduğuna bakılmaksızın derhal uygulanır. Muhakeme hukuka dair bu kuralın istisnası; yeni durumda ortaya çıkacak bir takım haksızlıkların önlenmesi için kabul edilen kazanılmış haklardır. Örneğin; eski muhakeme kuralının uygulandığı hâlde usulen belirlenen süre bir hafta iken sonraki durumda bu süre 5 güne indirilmişse ve başvuru hakkı sahibinin eski hâldeki süreye güvenerek başvuru yapmamış ise ortaya çıkan adil olmayan durum nedeniyle kazanılmış haktan bahsetmek mümkün olabilecek, süre 15 güne çıkarılmışsa bu kez henüz kullanılmamış olan başvuru hakkı yeni duruma göre değerlendirilebilecektir (Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayıncılık, 16. Baskı, Ankara, 2021, s.143-149).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesinin bir normun Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle vermiş olduğu iptal kararı, iptal edilen hükmün yürürlükten kaldırılmasının yanı sıra yürürlük sonrasında uygulanmasını da önleyerek tesir eder. Anayasa'nın 153/5. maddesi, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının, kuralın iptal edilmeden önce uygulandığı zamanlara (geçmişe) dokunmayacağını (yürümeyeceğini) hüküm altına almıştır. Muhakeme normları ile muhakeme dışı normların zaman bakımından uygulanması arasında fark vardır. Muhakeme dışı normlar TCK'nın 7. maddesinde düzenlenen yürürlük öncesi uygulanırlık ile yürürlük sonrası uygulanırlık hâllerinde eski yeni kanun karşılaştırması sonucu lehe kanun ilkesine tâbi iken, muhakeme normları için söz konusu olan yürürlük sonrası uygulanırlık ya da derhâl uygulanırlık kuralıdır. Derhâl uygulanırlık kuralının istisnası her ne kadar kazanılmış hak olarak kabul edilse de bu hâlde daima lehe sonuç doğuracak bir durum akla gelmekte, hâlbuki önceden yapılmış bir muhakeme işlemi lehe de olsa aleyhe de olsa geçerli sayılmalı ve yeni kanuna göre tekrarlanmamalıdır (Feridun Yenisey/Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 9. Baskı, Ankara, 2021, s.106-108) .</p>

<p>Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 tarihli ve 1515-102 ile 05.04.2011 tarihli ve 262-35 sayılı kararlarında açıkça belirtildiği üzere; Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş hükümleri nasıl etkileyeceği sorunu, usul kanunlarının zaman bakımından uygulanması ile ilgilidir.<br />
Usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında genel ilke usul işlemlerinin, işlemin yapıldığı sırada yürürlükte bulunan usul kanununa tabi olacağıdır. Bir usul işlemine o sırada yürürlükte bulunan usul kanunu hükümlerinin uygulanmasına derhâl uygulama ilkesi denilmektedir.</p>

<p>Bir usul işlemine sonradan yürürlüğe giren usul kanununun uygulanmasına geçmişe yürüme (makable şümul), yürürlükten kaldırılan eski usul kanunu hükümlerinin, sonraki usul işlemlerine uygulanmasına ise eski kanunun ileriye yürümesi ilkesi olarak adlandırılmaktadır.</p>

<p>Ceza yargılamasında kural, derhâl uygulamadır. O hâlde ceza yargılaması sırasında kanun değişikliği olduğunda yeni kanun uygulanmalıdır. Ancak, bu durum eski usul kanunu zamanında yapılmış işlemlerin geçersiz sayılması sonucunu doğurmaz. Yeni kanunun eski kanuna göre daha mükemmel olduğu görüşünden hareketle, eski kanuna göre yapılmış işlemlerin yenilenmesi kabul edilirse, birçok işlemin yeniden yapılamayacağı gerçeği maddi olarak ortaya çıkar, zira birçok işlemin yeni kanuna göre tekrar yapılma imkânı artık ortadan kalkmış olabilir. Kaldı ki eski kanun zamanında yapılmış işlemlerin yenilenmesi, uyuşmazlıkları tekrar canlandıracak, bundan da kamu düzeni zarar görecektir.</p>

<p>Usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan ve aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça hemen ve derhâl uygulanma ilkesinin sonucu olarak;</p>

<p>a- Usul işlemleri kural olarak yürürlükteki kanuna göre yapılacaktır.</p>

<p>b- Yürürlükte olan kanuna göre yapılmış işlemler, sonradan yürürlüğe giren bir kanun nedeniyle geçerliliğini yitirmeyecektir.</p>

<p>c- Yeni kanunun yürürlüğünden ya da Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra yapılması gereken usul işlemleri ise yeni kanuna ya da iptal kararıyla ortaya çıkan usule tâbi olacaktır.</p>

<p>d- Muhakeme usulüne ilişkin çıkarılan yeni kanunun uygulanmasında, bu kanun veya değişikliğin sanığın lehine ya da aleyhine sonuç doğurmasına bakılmayacaktır.</p>

<p>B. Hukuki Değerlendirme<br />
Seri muhakeme usulünün bir ceza muhakemesi kurumu olduğu açık ise de ceza miktarı üzerinde fail lehine olan etkisi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirmesi, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 87-44 sayılı kararı ile CMK'ya 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün anılan bentte belirtildiği şekilde 01.01.2020 tarihi itibarıyla kesinleşmemiş ve Anayasa Mahkemesinin 02.08.2022 tarihinde yayımlanan iptal kararından sonra Özel Dairece onanmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçuna ilişkin olarak seri muhakeme usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu ve buna ilişkin değerlendirmenin Özel Dairece yapılması gerektiği kabul edilmelidir.<br />
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,</p>

<p>2- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15.12.2022 tarih ve 2255-10110 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,</p>

<p>3- Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli ve 797-56 sayılı hükmünün, seri muhakeme usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle BOZULMASINA,</p>

<p>4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023382-e-202514-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1a.jpg" type="image/jpeg" length="99997"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu'nun 2023/172 E., 2025/426 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023172-e-2025426-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023172-e-2025426-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.10.2025 tarihli, 2023/172 E., 2025/426 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2023/172 E., 2025/426 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><br />
İtirazname No : 2022/151167</p>

<p>KARARI VEREN<br />
YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi<br />
MAHKEMESİ :Asliye Ceza<br />
SAYISI : 574-934</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>Yasak niteliği haiz bıçak taşıma suçundan sanığın 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 15/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2, 53/1 ve 54. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesince 03.12.2015 tarih ve 574-934 sayı ile verilen hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 10.10.2022 tarih ve 16673-19173 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. İTİRAZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.12.2022 tarih ve 151167 sayı ile; "...Sanığa atılı 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 6136 sayılı Kanun’un 15/1. maddesi gereğince kurulan mahkûmiyet hükmünden sonra ancak Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin ilamının tarihinden önce Anayasa Mahkemesinin 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan '...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış...' ibaresinin '...seri muhakeme usulü...' yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, ayrıca 08.07.2021 tarihli 7331 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 250. maddesinin 11. fıkrasına eklenen ek cümle gereğince seri muhakeme usulünün bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanabilmesi mümkün değil ise de, sanık hakkında kurulan diğer mahkûmiyet hükümlerinin niteliğine ve oluşa göre 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun birlikte işlenen suç olarak kabul edilemeyeceği ve suç tarihine göre de 5271 sayılı CMK’nın 250. maddesinin 11. fıkrasının engel oluşturmayacağı," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 06.02.2023 tarih ve 17320-785 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU</strong></p>

<p>İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında yasak niteliği haiz bıçak taşıma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.<br />
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; yasak niteliği haiz bıçak taşıma suçu bakımından sanık hakkında seri muhakeme usulünün uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığının, bu bağlamda seri muhakeme usulünün uygulanmasına ilişkin olarak sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p><strong>IV. OLGU</strong></p>

<p>İncelenen dosya kapsamından;<br />
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca 01.10.2015 tarih ve 8378-7019 sayı ile; sanık ile inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ... hakkında inceleme dışı katılanlar ... ve ...'ya yönelik zincirleme şekilde işlenen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından, sanık hakkında ayrıca yasak niteliği haiz bıçak taşıma suçundan cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı, suç tarihinin ise 28.05.2015 olarak gösterildiği,</p>

<p>Yapılan yargılama sonucunda Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesince 03.12.2015 tarih ve 574-934 sayı ile; sanık ile inceleme dışı sanıkların zincirleme şekilde ve birden fazla kişi ile birlikte işlenen görevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret suçlarından, sanığın ise ayrıca yasak niteliği haiz bıçak taşıma suçundan mahkûmiyetlerine karar verildiği,</p>

<p>Bu hükümlerin, sanık müdafii ile inceleme dışı sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 10.10.2022 tarih ve 16673-19173 sayı ile onanmasına karar verildiği,</p>

<p>Anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>V. GEREKÇE</strong></p>

<p>A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar<br />
Uyuşmazlık konusunun çözümü için öncelikle seri muhakeme usulünün hukuki niteliğine ve ceza hukuku kurallarının zaman bakımından uygulanması müessesine değinilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18.09.2024 tarihli ve 384-248; 08.01.2025 tarihli ve 382-14 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; seri muhakeme usulü 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesi ile CMK'nın mülga 250. maddesinin başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmesi ile sisteme dahil edilmiştir. 14.07.2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 22. maddesi ile de bu usulün kapsamını daraltmaya yönelik olarak CMK'nın 250. maddesinin on birinci fıkrasına "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." cümlesi eklenmiştir. Bu suretle bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde seri muhakeme usulünün uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>Seri muhakeme usulü belirli uyuşmazlıklarda uygulama girişiminde bulunulması zorunlu olan ve bu nedenle de aynı zamanda muhakeme şartı oluşturan özel bir ceza muhakemesi türüdür (Hakan Karakehya-Asuman İnce Tunçer, "Seri Muhakeme Usulünün Adil Yargılanma Hakkı ve Diğer Bazı Anayasal İlkeler Açısından Değerlendirilmesi," Hacettepe HFD, 11(1) 2021, s.11).</p>

<p>Bu usulün uygulanması durumunda Cumhuriyet savcısı, TCK'nın 61. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve şartları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı tespit etmesinin ardından seri muhakeme usulünün uygulanmasını görevli mahkemeden talep edecektir. Mahkemece şüpheli müdafi huzurunda dinledikten sonra Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanmasının şüpheliye teklif edildiği, şüphelinin müdafi huzurunda teklifi kabul ettiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere CMK'nın 250. maddesinin dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurulacak aksi hâlde talep reddedilip soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilecektir.</p>

<p>Bu bağlamda seri muhakeme usulünün bir ceza muhakemesi kurumu olduğu açık ise de ceza miktarı üzerinde fail lehine olan etkisi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirdiği tartışmasızdır.</p>

<p>Bununla birlikte TCK'nın "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinin ikinci fıkrası; "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklinde düzenlenmiş olup bu hükümde ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin "ileriye etkili olma" prensibine ve bu durumun istisnasını oluşturan, "failin lehine olan kanunun geçmişe etkili olması", "geçmişe etkili uygulama" veya "geçmişe yürürlük" ilkesine yer verilmiştir. Bu ilke uyarınca, suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine hükümler içeren kanun, hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Öte yandan, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 87-44 sayılı kararı ile; ceza muhakemesinin ilerleyişine ilişkin aşamalar göz önüne alınarak seri muhakeme usulünün tatbikini sınırlamak amacıyla CMK'ya 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle "1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklinde eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu kararın gerekçesi de "...Kanun’un 250. maddesinin (4) numaralı fıkrası seri muhakeme usulünün uygulanması sonucunda yaptırımın yarı oranında indirilerek belirlenmesini öngörmektedir. Buna göre itiraz konusu kural yargılama aşamasında olup henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış, dolayısıyla yeni yargılama usulünün uygulanabileceği dosyalarda ceza miktarı üzerinde fail lehine etkisi olan seri yargılama usulünün belirli bir tarih itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış dosyalarda uygulanmamasını öngörmek suretiyle Anayasa’nın 38. maddesini ihlal etmektedir." şeklinde açıklanmıştır.</p>

<p>B. Hukuki Değerlendirme<br />
Seri muhakeme usulünün bir ceza muhakemesi kurumu olduğu açık ise de ceza miktarı üzerinde fail lehine olan etkisi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirmesi, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 87-44 sayılı kararı ile CMK'ya 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, sanık hakkında yasak niteliği haiz bıçak taşıma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün anılan bentte belirtildiği şekilde 01.01.2020 tarihi itibarıyla kesinleşmemiş ve Anayasa Mahkemesinin 02.08.2022 tarihinde yayımlanan iptal kararından sonra Özel Dairece onanmış olması ve suç tarihinden sonra 14.07.2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle CMK'nın 250. maddesinin on birinci fıkrasına eklenen "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." şeklindeki düzenlemenin seri muhakeme usulünün kapsamını daraltmaya yönelik olması sebebiyle sanık aleyhine sonuç doğurması, bu nedenle de anılan Kanun'un yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar hakkında uygulanabilecek nitelikte bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde yasak niteliği haiz bıçak taşıma suçu bakımından sanık hakkında seri muhakeme usulünün uygulanma şartlarının oluştuğu, bu bağlamda seri muhakeme usulünün uygulanmasına ilişkin olarak sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu kabul edilmelidir.<br />
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,</p>

<p>2- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 10.10.2022 tarihli ve 16673-19173 sayılı onanma kararının yasak niteliği haiz bıçak taşıma suçu bakımından KALDIRILMASINA,</p>

<p>3- Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesince 03.12.2015 tarih ve 574-934 sayı ile yasak niteliği haiz bıçak taşıma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, seri muhakeme usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle BOZULMASINA,</p>

<p>4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023172-e-2025426-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3a.jpg" type="image/jpeg" length="65530"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/anlasmali-bosanma-davasi-ne-kadar-surer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/anlasmali-bosanma-davasi-ne-kadar-surer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anlaşmalı boşanma davası, eşlerin, evlilik birliğini sona erdirme konusunda, ortak irade göstermesi ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde, anlaşmaya varması hâlinde açılan, dava türüdür.</p>

<p>Nafaka, velayet, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı gibi konular, taraflar arasında, önceden, karara bağlanmış olmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uygulamada, anlaşmalı boşanma davaları, çekişmeli boşanma davalarına kıyasla, oldukça kısa sürede, sonuçlanır.</p>

<p>Genellikle dava açıldıktan sonra, tek celsede, sonuçlanır. Mahkemenin iş yoğunluğuna göre, değişmekle birlikte, anlaşmalı boşanma davası, çoğu zaman birkaç hafta ile, birkaç ay içinde, kesinleşebilir.</p>

<p>Bu tür davalarda, en önemli husus, tarafların, duruşmada, bizzat hazır bulunmaları ve, boşanma iradelerini, hâkim huzurunda, açıkça, beyan etmeleridir.</p>

<p>Hâkim, tarafların iradelerinin serbestçe oluşup oluşmadığını ve yapılan anlaşmanın, hukuka ve özellikle, çocukların üstün yararına, uygun olup olmadığını, denetler.</p>

<p>Anlaşmalı boşanmada, taraflar arasında, velayet konusunda anlaşma varsa, hâkim, çocuğun menfaatine aykırı bir durum, görmediği sürece, bu anlaşmayı, kabul eder.</p>

<p>Nafaka ve tazminat konusunda yapılan düzenlemeler de, hâkim tarafından, makul bulunmalıdır. Aksi hâlde hâkim, anlaşmalı boşanmaya karar vermeyip, davayı, çekişmeli boşanmaya, dönüştürebilir.</p>

<p>Kararın verilmesinden sonra, tarafların, istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması hâlinde, karar, kısa sürede, kesinleşir.</p>

<p>Böylece, anlaşmalı boşanma davası, hem zaman, hem de yıpranma açısından, taraflar için, en hızlı sonuçlanan, boşanma yoludur.</p>

<p>Özetle, anlaşmalı boşanma davası, gerekli şartlar sağlandığında kısa sürede tamamlanan ve tek duruşmada sona eren bir hukuki süreçtir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/anlasmali-bosanma-davasi-ne-kadar-surer</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/__Z3Q8uzTNU/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="45332"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şikayetten Vazgeçme Davayı Düşürür mü? Şikayete Bağlı Suçlarda, Sonuçları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sikayetten-vazgecme-davayi-dusurur-mu-sikayete-bagli-suclarda-sonuclari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sikayetten-vazgecme-davayi-dusurur-mu-sikayete-bagli-suclarda-sonuclari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şikayetten Vazgeçme Davayı Düşürür mü? 

Şikayete Bağlı Suçlarda, Sonuçları 

Av. Aysel ABA KESİCİ yazdı...

https://www.hukukihaber.net/sikayetten-vazgecme-davayi-dusurur-mu-sikayete-bagli-suclarda-sonuclari]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen suçların önemli bir bölümü, mağdurun şikayetine bağlı suçlar arasında yer alıyor; <strong>2026 itibarıyla</strong> bu suçlarda mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren <strong>6 aylık şikayet süresi</strong> içinde şikayetini geri çekme hakkına sahip. Peki bu geri çekme adımı, görülmekte olan bir ceza davasını gerçekten sona erdiriyor mu, yoksa yargılama başka bir şekilde devam ediyor mu?</p>

<p>Cevap, suçun türüne, yargılamanın hangi aşamada olduğuna ve sanığın vazgeçmeyi kabul edip etmediğine göre değişiyor. Bu yazıda <strong>şikayetten vazgeçmenin</strong> hukuki sonuçlarını, hangi suçlarda davayı düşürdüğünü ve vazgeçtikten sonra geri dönüşün mümkün olup olmadığını adım adım ele alıyoruz.</p>

<p><strong>Şikayete Bağlı Suçlar Nedir, Resen Kovuşturulan Suçlardan Farkı Ne?</strong></p>

<p>Ceza hukukunda suçlar iki büyük gruba ayrılır: <strong>resen kovuşturulan suçlar</strong> savcılık şikayet olmasa da harekete geçer; <strong>şikayete bağlı suçlarda</strong> ise soruşturmanın başlaması ve devam etmesi mağdurun şikayetine bağlıdır. Basit yaralama, hakaret, konut dokunulmazlığının ihlali gibi suçlar genellikle bu ikinci gruptadır.</p>

<p>Örneğin işyerinde çalışan Mehmet Bey'e bir iş arkadaşı tarafından hakaret edildiğini düşünelim. Mehmet Bey şikayetçi olmazsa savcılık dosyayı kendiliğinden açamaz; şikayet süresi geçtikten sonra bu hak da düşer. Bu noktada <strong>hangi suçun şikayete bağlı olduğunu bilmek</strong>, sürecin başında atılacak adımlar için belirleyicidir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="3"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Özellik</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Şikayete Bağlı Suç</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Resen Kovuşturulan Suç</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Soruşturma başlar mı?</p>
   </td>
   <td>
   <p>Şikayet varsa</p>
   </td>
   <td>
   <p>Şikayet aranmaz</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Vazgeçme etkisi</p>
   </td>
   <td>
   <p>Davayı düşürebilir</p>
   </td>
   <td>
   <p>Etkisi yoktur</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Örnek suçlar</p>
   </td>
   <td>
   <p>Hakaret, basit yaralama, konut dokunulmazlığı</p>
   </td>
   <td>
   <p>Kasten öldürme, uyuşturucu ticareti</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Şikayetten vazgeçme dilekçesi imza altına alınırken</p>

<p><strong>Şikayetten Vazgeçme Nasıl Yapılır? Süreç ve Şekil Şartları</strong></p>

<p>Şikayetten vazgeçme, sözlü değil <strong>yazılı bir dilekçeyle</strong> ve açık, koşulsuz bir irade beyanıyla yapılmalıdır. Dilekçe soruşturma aşamasındaysa savcılığa, kovuşturma aşamasındaysa davanın görüldüğü mahkemeye sunulur.</p>

<p><strong>Vazgeçme Süreci Adım Adım</strong></p>

<p><strong>1.</strong> Vazgeçme iradesini içeren dilekçe hazırlanır.</p>

<p><strong>2.</strong> Dilekçe soruşturma veya kovuşturma makamına sunulur.</p>

<p><strong>3.</strong> Kamu davası açılmışsa sanığın vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulur.</p>

<p><strong>4.</strong> Sanık kabul ederse mahkeme <strong>düşme kararı</strong> verir.</p>

<p>Ayşe Hanım'ın eski komşusu hakkında açtığı tehdit davasını örnek alalım. Kovuşturma aşamasında pişman olup vazgeçmek istediğinde, dilekçesini doğrudan davaya bakan mahkemeye sunması ve <strong>sanığın da bu vazgeçmeyi kabul etmesi</strong> gerekiyor; aksi halde dava kaldığı yerden devam ediyor.</p>

<p><strong>Şikayetten Vazgeçmenin Dava Üzerindeki Etkisi: Düşme mi, Beraat mi?</strong></p>

<p>Burada sık karıştırılan bir nokta var: şikayetten vazgeçme sonucunda çıkan karar <strong>beraat değil, düşme kararıdır</strong>. Beraat, sanığın suçsuz bulunduğu anlamına gelirken düşme kararı, davanın usuli bir sebeple sona erdirildiği anlamına gelir.</p>

<p>Kovuşturma evresinde sanık vazgeçmeyi kabul etmezse, yargılama <strong>normal seyrinde devam eder</strong> ve mahkeme delilleri değerlendirerek beraat veya mahkumiyet kararı verebilir.</p>

<p>Kasten yaralama davasında sanık, mağdurun vazgeçmesini kabul etmeyip yargılamanın devam etmesini isteyebilir. Bu durum genellikle sanığın masumiyetini ispatlamak istemesinden kaynaklanır ve mahkeme süreci normal seyrinde ilerler.</p>

<p><strong>Hangi Suçlarda Şikayetten Vazgeçme Davayı Düşürür?</strong></p>

<p>Şikayetten vazgeçmenin dava düşürücü etkisi <strong>sadece şikayete bağlı suçlarda</strong> geçerlidir. Basit yaralama, hakaret, konut dokunulmazlığının ihlali, güveni kötüye kullanmanın bazı halleri ve ısrarlı takip gibi suçlar bu kapsamda değerlendirilir.</p>

<p>Adliye pratiğinde şikayete bağlı suç dosyalarının önemli bir kısmı, taraflar arasındaki <strong>anlaşma veya vazgeçme yoluyla</strong> soruşturma ya da kovuşturma aşamasında sona eriyor. Bu da tarafları uzun yargılama süreçlerinden koruyan pratik bir yol sunuyor.</p>

<p>Buna karşılık <strong>kasten öldürme, cinsel saldırı, uyuşturucu madde ticareti</strong> gibi resen kovuşturulan suçlarda şikayetten vazgeçmenin herhangi bir etkisi yoktur; mağdur şikayetini geri çekse dahi dava aynı şekilde devam eder. İşyerinde yaşanan basit bir itiş kakış sonucu oluşan hafif yaralanmada mağdur vazgeçerse dava düşebilirken, aynı olayda ağır yaralanma söz konusuysa suç niteliği değişebilir ve resen kovuşturma kapsamına girebilir.</p>

<p><strong>Şikayetten Vazgeçtikten Sonra Geri Dönebilir misiniz?</strong></p>

<p>Şikayetten vazgeçme, <strong>kayıtsız ve şartsız</strong> olmak zorundadır; bir kez yapıldıktan sonra tek taraflı olarak geri alınamaz. Bu nedenle dilekçeyi imzalamadan önce sonuçlarının iyi değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Vazgeçme dilekçesini imzaladıktan bir hafta sonra pişman olan bir mağdurun “fikrimi değiştirdim, davaya devam etmek istiyorum” demesi hukuken mümkün değildir; mahkeme düşme kararını verdikten sonra aynı olay için yeniden dava açılamaz. Bu yüzden vazgeçme kararını vermeden önce bir avukattan görüş almak, ileride telafisi olmayan sonuçların önüne geçebilir.</p>

<p><strong>Uzlaşma ile Şikayetten Vazgeçme Arasındaki Fark</strong></p>

<p>Şikayetten vazgeçme ile <strong>uzlaştırma</strong> sık karıştırılan iki farklı kurumdur. Uzlaştırma kapsamındaki suçlarda dosya, taraflar arasında resmi bir uzlaştırmacı eşliğinde görüşme yapılması için önce uzlaştırma bürosuna gönderilir; taraflar anlaşırsa dava buradan düşer.</p>

<p>Şikayetten vazgeçmede ise böyle bir arabulucu süreç zorunlu değildir, mağdur doğrudan iradesini beyan eder. Örneğin komşular arasındaki bir hakaret olayında taraflar uzlaştırma bürosunda bir araya gelip anlaşabileceği gibi, mağdur süreç başlamadan da doğrudan şikayetinden vazgeçebilir; sonuç davanın düşmesi olsa da izlenen yol farklıdır.</p>

<p>Şikayetten vazgeçme öncesi hukuki danışma önemlidir</p>

<p><strong>Şikayetimden vazgeçtim ama sanık kabul etmedi, ne olur?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kovuşturma aşamasında sanığın onayı olmadan dava düşmez; yargılama normal seyrinde devam eder ve mahkeme mevcut delilleri değerlendirerek kararını verir.</p>

<p><strong>Şikayetten vazgeçme her suçta davayı bitirir mi?</strong></p>

<p>Hayır, sadece kanunda açıkça şikayete bağlı olduğu belirtilen suçlarda etkilidir; resen kovuşturulan suçlarda vazgeçmenin herhangi bir hukuki sonucu yoktur.</p>

<p><strong>Vazgeçme dilekçesi nereye verilir?</strong></p>

<p>Soruşturma aşamasındaysa ilgili savcılığa, kovuşturma aşamasında dava açılmışsa davaya bakan mahkemeye sunulur.</p>

<p>Özetle: <strong>şikayetten vazgeçme</strong> her davayı otomatik olarak düşürmez; suçun türüne, yargılama aşamasına ve sanığın onayına bağlı bir sonuçtur. Kararı vermeden önce hangi suçla karşı karşıya olduğunuzu ve sürecin geri dönüşü olmadığını netleştirmek, ileride pişmanlık yaşamamanız için kritik önem taşır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" title="Av. Aysel ABA KESİCİ"><img alt="Av. Aysel ABA KESİCİ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_177u8YhhhYlhlhjuauhghghhhghjhhhhhhhhjgjggjhhhhhghhghhhhhghghhjujhghhjhhjjhhhgjhjj8.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" title="Av. Aysel ABA KESİCİ">Av. Aysel ABA KESİCİ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sikayetten-vazgecme-davayi-dusurur-mu-sikayete-bagli-suclarda-sonuclari-1</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/terazi/themis-kitap-efkm.jpg" type="image/jpeg" length="76722"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Kardeşlerin Velayeti Bölünebilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-kardeslerin-velayeti-bolunebilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-kardeslerin-velayeti-bolunebilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda boşanma davalarında en çok merak edilen konulardan biri olan kardeşlerin velayeti bölünür mü sorusunu hukuki ve uygulamaya dönük yönleriyle ele alıyorum. Boşanma davasında kural olarak kardeşlerin velayetinin ayrılmaması esastır. Mahkemeler, çocuğun üstün yararı ilkesi gereği kardeşler arasındaki duygusal bağın korunmasını öncelikli kabul eder. Boşanma süreci çocuklar açısından zaten zorlayıcıyken, kardeşlerin birbirinden ayrılması bu süreci daha da ağırlaştırabilir.</p>

<p>Ancak bu kural mutlak değildir. Bazı istisnai durumlarda kardeşlerin velayeti bölünebilir. Videoda; çocuklar arasındaki ciddi yaş farkı, özel sağlık veya bakım ihtiyacı bulunan çocuklar, çocuk ile ebeveyn arasında güçlü ve belirleyici duygusal bağlar, kardeşler arasında ciddi uyumsuzluk veya birlikte yaşamayı imkânsız kılan durumlar gibi hallerde velayetin nasıl değerlendirildiğini ayrıntılı şekilde anlatıyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Velayet kararlarında hâkimin anne ya da babanın taleplerine değil, her bir çocuğun güvenliği, sağlığı ve psikolojik gelişimine odaklandığını; sosyal inceleme raporları, pedagog ve psikolog değerlendirmelerinin neden belirleyici olduğunu bu videoda net şekilde açıklıyorum.</p>

<p>Boşanma davasında velayet, kardeşlerin ayrılması, velayet bölünmesi hangi durumlarda olur, hâkim velayet kararını neye göre verir gibi sık sorulan soruların cevaplarını bu içerikte bulabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-kardeslerin-velayeti-bolunebilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Blw2zak3zvI/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55682"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hakim Boşanma Davasında Hangi Soruları Sorar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/hakim-bosanma-davasinda-hangi-sorulari-sorar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/hakim-bosanma-davasinda-hangi-sorulari-sorar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda boşanma davalarında hâkimin hangi soruları, hangi amaçla yönelttiğini ve bu soruların hukuki anlamını ele aldım. Boşanma yargılamasında hâkim, evlilik birliğinin neden sona erme noktasına geldiğini doğru şekilde anlayabilmek için sistematik ve yönlendirici sorular sorar. Bu soruların amacı tarafları zorlamak değil, ileri sürülen iddiaların gerçekliğini, sürekliliğini ve evlilik birliği üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Çekişmeli veya anlaşmalı boşanma olmasına göre sorular değişebilse de temel çerçeve çoğu dosyada aynıdır.</p>

<p>Hâkim öncelikle evliliğin genel seyrini anlamaya yönelik sorular yöneltir. Evliliğin ne zamandır sorunlu olduğu, ilk ciddi problemlerin ne zaman başladığı, sorunların geçici mi yoksa kalıcı mı hale geldiği ve evliliği kurtarmaya yönelik bir çaba gösterilip gösterilmediği bu aşamada değerlendirilir. Amaç, evlilik birliğinin temelden sarsılıp sarsılmadığını tespit etmektir.</p>

<p>Kusur iddialarının bulunduğu dosyalarda hâkim, bu iddiaları somutlaştırmaya yönelik ayrıntılı sorular sorar. Fiziksel veya psikolojik şiddet, hakaret, tehdit, aldatma, ilgisizlik, eve bakmama ya da aile müdahalesi gibi iddiaların hangi tarihlerde, hangi sıklıkta ve ne şekilde yaşandığı açıklattırılır. Böylece soyut anlatımlar yerine somut olaylara dayalı bir hukuki değerlendirme yapılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuk bulunan dosyalarda ise sorular daha hassas bir noktaya odaklanır. Çocuğun mevcut yaşam düzeni, kiminle yaşadığı, bakım ve ihtiyaçlarının kim tarafından karşılandığı, ebeveynlerle kurduğu bağ ve ruhsal durumu sorgulanır. Bu değerlendirmede esas alınan ölçüt anne veya babanın talebi değil, çocuğun üstün yararıdır.</p>

<p>Nafaka, velayet ve maddi ya da manevi tazminat taleplerinin bulunduğu hallerde hâkim, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını anlamaya yönelik sorular yöneltir. Çalışma durumu, düzenli gelir, yaşam standartları ve giderler bu kapsamda ele alınır. Son aşamada ise hâkim, tarafların boşanma iradelerinin kesin olup olmadığını ve evliliğin fiilen sona erip ermediğini değerlendirir. Tüm bu soruların amacı dosyaya uygun, adil ve hakkaniyete dayalı bir karar verebilmektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/hakim-bosanma-davasinda-hangi-sorulari-sorar</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BcgV0SzllhI/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83300"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında WhatsApp Yazışmalarının Delil Niteliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-whatsapp-yazismalarinin-delil-niteligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-whatsapp-yazismalarinin-delil-niteligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Günümüzde en sık kullanılan iletişim araçlarından biri WhatsApp olduğu için tartışmalar, kırgınlıklar, özür mesajları, duygusal konuşmalar hatta aldatmaya ilişkin izler çoğu zaman bu uygulama üzerinden ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle WhatsApp yazışmaları, boşanma davalarında son yılların en güçlü dijital delilleri arasında yer almaktadır. Ancak her mesajın otomatik olarak delil sayılmadığını ve hukuki sınırlar içinde elde edilmesi gerektiğini özellikle vurgulamak gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>WhatsApp mesajları, hukuka uygun şekilde elde edilmişse mahkeme tarafından delil olarak kabul edilir. Ancak hâkim bu yazışmaları kesin delil olarak değil, takdir yetkisi kapsamında değerlendirir. Mesajların içeriği, tarihlerinin tutarlılığı, olayla bağlantısı ve dosyadaki diğer delillerle uyumu birlikte ele alınır.</p>

<p>Hukuka uygunluk bakımından temel ilke şudur: Kişi, tarafı olduğu yazışmaları delil olarak sunabilir. Kendi telefonunuza gelen, sizin yazdığınız ya da size gönderilen mesajlar hukuka uygundur. Buna karşılık eşin telefonunun şifresini kırarak mesajlara ulaşmak, izinsiz şekilde telefonu ele geçirmek, gizli takip uygulamaları kullanmak hukuka aykırıdır. Bu şekilde elde edilen mesajlar mahkeme tarafından reddedilebildiği gibi ayrıca cezai sorumluluk da doğurabilir.</p>

<p>Ortak kullanılan cihazlarda görülen WhatsApp mesajları ise farklı değerlendirilir. Aynı evde herkesin kullandığı tablet, bilgisayar veya ortak telefon üzerinden görülen yazışmalar çoğu zaman hukuka uygun kabul edilir. Çünkü bu durumda özel hayatın gizliliğine yönelik doğrudan bir ihlal bulunmaz.</p>

<p>WhatsApp yazışmaları boşanma davalarında özellikle aldatma, hakaret, tehdit, ekonomik şiddet, fiziksel şiddet sonrası gönderilen özür mesajları, evi terk ettiğini kabul eden yazışmalar ve çocuğun bakımıyla ilgili tartışmalarda güçlü delil niteliği taşır. Bazen tek bir mesajın bile davanın seyrini tamamen değiştirdiği görülmektedir.</p>

<p>Ekran görüntüleri de delil olarak kabul edilebilir. Ancak tarih ve saat bilgilerinin görünür olması, konuşma bütünlüğünün bozulmamış olması ve mesajların karşı tarafa ait numarayla örtüşmesi gerekir. Hâkim şüphe duyarsa bilirkişi incelemesi yapılabilir, telefon yedekleri ve teknik kayıtlar incelenebilir. Bu nedenle sahte veya manipüle edilmiş ekran görüntüleri genellikle kolayca tespit edilir.</p>

<p>Karşı taraf mesajı inkâr ederse teknik inceleme süreci devreye girer. Bilirkişi, mesajların gönderim kayıtlarını, metadata bilgilerini, zaman damgalarını ve veri bütünlüğünü inceler. Mesajların silinip silinmediği ya da değiştirilip değiştirilmediği kısa sürede ortaya çıkarılabilir.</p>

<p>Tarafı olunmayan, üçüncü kişilere ait özel yazışmaların delil olarak sunulması ise mümkün değildir. Bu durum kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi anlamına gelir ve mahkemeler tarafından kabul edilmez.</p>

<p>Sonuç olarak WhatsApp yazışmaları, boşanma davalarında doğru ve hukuka uygun şekilde kullanıldığında son derece etkili bir delildir. Ancak belirleyici olan yalnızca mesajın içeriği değil, elde ediliş şekli ve olayla açık bağlantısının kurulabilmesidir. Bazı durumlarda tek bir mesaj, bazı durumlarda ise diğer delillerle birlikte davanın yönünü tamamen değiştirebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-whatsapp-yazismalarinin-delil-niteligi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/jVREWCUhxFI/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="33971"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Ekonomik Şiddet Kusur mudur, Nasıl Ispatlanır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-ekonomik-siddet-kusur-mudur-nasil-ispatlanir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-ekonomik-siddet-kusur-mudur-nasil-ispatlanir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Arb. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ekonomik şiddet, eşlerden birinin diğerini maddi yönden baskı altına alması, parasal gücü bir kontrol ve tahakküm aracı olarak kullanması ve ekonomik bağımlılık yaratmasıdır. Çoğu zaman fiziksel şiddet kadar görünür değildir; ancak etkisi son derece derin ve yıkıcıdır. Çalışmaya izin verilmemesi, kazanılan paraya el konulması, eve para bırakılmaması, tüm harcamaların denetlenmesi, temel ihtiyaçların kasıtlı olarak karşılanmaması gibi davranışlar ekonomik şiddetin tipik örnekleri arasında yer alır.</p>

<p>Ekonomik şiddetin ispatında en önemli unsur, bu davranışların süreklilik göstermesi ve hayatın olağan akışına aykırı olmasıdır. Mahkemeler tekil ve geçici durumlar yerine, sistematik bir baskının varlığına odaklanır.</p>

<p>Bu tür şiddetin ispatında en sık başvurulan deliller mesajlaşmalar ve WhatsApp yazışmalarıdır. “Para vermiyorum”, “Çalışmanı istemiyorum”, “Harcadığın her kuruşu bana soracaksın” gibi ifadeler, mahkeme tarafından doğrudan ekonomik baskı olarak değerlendirilir ve güçlü delil niteliği taşır.</p>

<p>Banka kayıtları da ekonomik şiddetin ispatında önemli bir yer tutar. Evin giderlerinin uzun süre karşılanmaması, eşin maaşına el konulması, hesaplara gelen paranın sürekli diğer eş tarafından çekilmesi, kartların alınması ya da borçların tek tarafa yüklenmesi banka hareketleriyle açıkça ortaya konulabilir. Nafakanın ödenmemesi veya paranın tehdit ve baskı aracı olarak kullanılması da dekontlarla desteklendiğinde güçlü delil oluşturur.</p>

<p>Tanık beyanları ekonomik şiddetin ispatında bir diğer önemli unsurdur. Aile bireyleri, komşular, iş arkadaşları veya yakın çevredeki kişiler, ekonomik baskıya tanıklık etmişse mahkemede bu durumu doğrulayabilir. Özellikle “eve para bırakılmıyordu”, “çalışmasına izin verilmiyordu”, “maaşı tamamen elinden alınıyordu” şeklindeki anlatımlar hâkim açısından dikkate alınır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Faturalar, kira ödemeleri, alışveriş fişleri ve karşılanmayan temel ihtiyaçlara ilişkin belgeler de ekonomik şiddetin ispatında kullanılabilir. Bazı durumlarda ekonomik baskı, aileyi aç bırakma boyutuna kadar ulaşabilir ve bu halde hâkim, durumu ağır kusur olarak değerlendirir.</p>

<p>Polis tutanakları ve resmi şikâyet kayıtları da ekonomik şiddetin varlığını gösteren deliller arasında yer alır. Ayrıca yoğun ekonomik baskı nedeniyle yaşanan psikolojik çöküş hallerinde psikolog veya psikiyatri raporları, ekonomik şiddetin etkisini ortaya koymak açısından önemlidir.</p>

<p>Hâkim tüm bu delilleri birlikte değerlendirirken ekonomik şiddetin sistematik olup olmadığına, süreklilik gösterip göstermediğine, tarafın maddi gücüne rağmen aileye katkı sağlayıp sağlamadığına ve paranın bir tahakküm aracı olarak kullanılıp kullanılmadığına bakar. Ekonomik şiddet birçok boşanma kararında ağır kusur olarak kabul edilir ve nafaka, velayet ile maddi ve manevi tazminat kararlarını doğrudan etkiler.</p>

<p>Sonuç olarak ekonomik şiddet; mesajlar, banka kayıtları, tanık beyanları, faturalar, resmi tutanaklar ve sağlık raporlarıyla çok yönlü şekilde ispatlanabilir. Aileye bilerek ekonomik baskı uygulanması ve paranın güç unsuru haline getirilmesi, Türk Medeni Kanunu kapsamında ciddi bir kusur olarak değerlendirilir ve boşanma davasının sonucunu doğrudan etkiler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-ekonomik-siddet-kusur-mudur-nasil-ispatlanir</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/s0HJ8TCblOQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="52133"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Horlama, Dağınıklık, Titizlik Kusur Sayılır mı?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-horlama-daginiklik-titizlik-kusur-sayilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-horlama-daginiklik-titizlik-kusur-sayilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Arb. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda, günlük hayatta basit gibi görünen ancak evlilik birliği içinde zamanla ciddi hukuki sonuçlara yol açabilen davranışların boşanma davalarında kusur sayılıp sayılmayacağını ele alıyoruz. Horlama, dağınıklık, aşırı titizlik, düzen takıntısı, ev işlerini paylaşmamak, eve maddi katkı sunmamak, kişisel alanı ihmal etmek gibi davranışların Türk Medeni Kanunu kapsamında nasıl değerlendirildiğini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Türk Medeni Kanunu’na göre eşler, birlikte yaşama, karşılıklı sadakat, saygı, yardımlaşma ve evlilik birliğinin huzurunu koruma yükümlülüğü altındadır. Bu nedenle tek başına horlama, dağınıklık ya da titizlik her zaman boşanma sebebi veya kusur olarak kabul edilmez. Ancak bu davranışlar uzun süreli bir huzursuzluk yaratıyor, eşin yaşamını zorlaştırıyor, psikolojik baskıya dönüşüyor ve evlilik birliğini temelinden sarsıyorsa, mahkemeler tarafından kusur olarak değerlendirilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Videoda özellikle horlamanın hangi durumlarda tıbbi bir sorun olarak kabul edildiği, ne zaman evlilik birliğini etkileyen bir unsur haline geldiği; dağınıklığın hangi aşamada eşe karşı duyarsızlık ve saygısızlık olarak yorumlanabildiği; aşırı titizlik ve obsesif davranışların psikolojik şiddet boyutuna nasıl ulaşabildiği detaylı şekilde ele alınmaktadır. Ayrıca hâkimin kusur değerlendirmesi yaparken davranışların sıklığına, yoğunluğuna, taraflar üzerindeki etkisine ve evlilik birliği üzerindeki sonuçlarına nasıl baktığı açıklanmaktadır.</p>

<p>Boşanma davalarında önemli olan davranışın adı değil, evlilik birliği üzerindeki etkisidir. Küçük gibi görünen alışkanlıklar zamanla sürekli tartışmaya, saygının kaybolmasına ve evliliğin çekilmez hale gelmesine yol açıyorsa, bu durum hukuki anlamda kusur olarak kabul edilebilir. Videoda kusurun ispatında mesajlaşmaların, tanık beyanlarının, psikolog raporlarının ve diğer delillerin nasıl değerlendirildiğine de yer verilmektedir.</p>

<p>Boşanma davası açmayı düşünenler, çekişmeli boşanma sürecinde kusur kavramını merak edenler ve evlilikte hangi davranışların hukuki sonuç doğurabileceğini öğrenmek isteyenler için bilgilendirici ve yol gösterici bir içeriktir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-horlama-daginiklik-titizlik-kusur-sayilir-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 23:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/UJCdfKREVi0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88046"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANMA DAVASINDA ÇOCUKLAR TANIK OLARAK DİNLENİR Mİ?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-cocuklar-tanik-olarak-dinlenir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-cocuklar-tanik-olarak-dinlenir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Boşanma Davasında Çocuklar Tanık Olarak Dinlenir mi?</strong></p>

<p>Bu videoda, uygulamada en çok merak edilen ve en hassas başlıklardan biri olan boşanma davası sürecinde çocukların tanık olarak dinlenip dinlenemeyeceği konusu ele alınmaktadır. Boşanma davası sırasında çocukların mahkemede tanık yapılmasının neden hukuken uygun görülmediği ve boşanma davası sürecinin çocukların psikolojisi üzerindeki etkileri ayrıntılı şekilde açıklanmaktadır.</p>

<p>Boşanma davası açıldığında, taraflar çoğu zaman çocukların tanık olarak dinlenip dinlenemeyeceğini merak etmektedir. Ancak boşanma davası uygulamasında mahkemeler, çocukların anne veya baba aleyhine tanıklık yapmasını doğru bulmamaktadır. Çünkü boşanma davası içinde çocuğun taraf seçmeye zorlanması, uzun vadeli psikolojik zararlar doğurabilmektedir. Bu nedenle boşanma davası kapsamında çocuklar duruşma salonuna alınmaz ve tanık kürsüsüne çıkarılmaz.</p>

<p>Videoda, boşanma davası sürecinde “çocuğun üstün yararı” ilkesinin neden esas alındığı, çocuğun dava içinde bir delil veya araç haline getirilmesinin neden kabul edilmediği açık bir dille anlatılmaktadır. Boşanma davası sırasında çocukların kolay yönlendirilebilir olması, beyanlarının objektifliğini tartışmalı hale getirdiği için mahkemeler bu konuda son derece hassas davranmaktadır.</p>

<p>Buna rağmen, bazı istisnai durumlarda boşanma davası kapsamında çocuğun görüşüne başvurulabilmektedir. Özellikle boşanma davası sürecinde çocuğun fiziksel şiddete, tehdide, ağır hakaretlere veya istismar şüphesine doğrudan maruz kaldığı hallerde, çocuğun anlattıkları önem kazanabilir. Ancak bu durumlarda bile boşanma davası içinde çocuk tanık olarak dinlenmez. Çocuğun görüşü, pedagog, psikolog veya sosyal hizmet uzmanı eşliğinde alınır ve uzman raporu olarak dosyaya girer.</p>

<p>Velayet davası içeren bir boşanma davası söz konusu olduğunda ise, özellikle on beş yaş ve üzeri çocukların görüşleri alınabilir. Bu görüş, boşanma davasında kusur ispatı amacıyla değil; çocuğun hangi ebeveynle daha güvenli ve sağlıklı bir yaşam süreceğinin belirlenmesi için değerlendirilir. Boşanma davası kapsamında çocuğun eğitimi, sağlığı, sosyal çevresi ve psikolojik durumu esas alınır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda ayrıca, boşanma davası sürecinde çocukların tanık yapılmasının neden travmatik sonuçlar doğurabileceği, yüksek çatışmalı boşanma davası süreçlerinde çocukların nasıl ağır bir baskı altında kaldığı ve mahkemelerin bu nedenle çocukları davanın dışında tutmaya çalıştığı detaylı şekilde açıklanmaktadır.</p>

<p>Sonuç olarak, boşanma davası içinde çocuklar tanık olarak dinlenmez. Boşanma davası sürecinde yalnızca çocuğun doğrudan yaşadığı olaylarda, güvenli bir ortamda ve uzman eşliğinde görüşü alınabilir. Bu görüşler tanıklık değildir; boşanma davası dosyasına giren uzman raporlarıdır. Mahkemelerin temel amacı, boşanma davası sürecinde çocuğun psikolojik ve duygusal bütünlüğünü korumaktır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-cocuklar-tanik-olarak-dinlenir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/3Q2OnFsBZLQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87692"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Fiziksel Şiddet Nasıl Ispatlanır ve Boşanma Davasına Etkisi Nedir?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma davalarında şiddet iddiaları, hem hukuki hem de vicdani açıdan en ağır ve en hassas konuların başında gelir. Bu videoda; boşanma davasında fiziksel şiddetin nasıl ispatlandığını, mahkemelerin hangi delillere özellikle önem verdiğini ve şiddetin nafaka, tazminat ve velayet üzerindeki etkilerini tüm yönleriyle ele alıyorum.</p>

<p>Boşanma davalarında fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, tehdit, baskı ve aile içi şiddetin her türü; Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır kusur olarak değerlendirilir. Şiddetin varlığının ispatında en güçlü ve tartışmasız deliller; doktor raporları, Adli Tıp Kurumu raporları ve polis tutanaklarıdır.</p>

<p><strong><i>Videoda özellikle şu başlıklara detaylı şekilde değinilmektedir:</i></strong></p>

<p>Boşanma davasında fiziksel şiddetin hukuki anlamı</p>

<p>Doktor raporlarının ve hastane kayıtlarının delil değeri</p>

<p>Adli Tıp Kurumu raporlarının kusur tespitindeki rolü</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polis tutanakları, 155/112 başvuruları ve 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararlarının önemi</p>

<p>Hakimin şiddet iddialarını değerlendirirken dikkate aldığı kriterler</p>

<p>Şiddetin ispatlanmasının nafaka, maddi-manevi tazminat ve velayet üzerindeki etkileri</p>

<p>Şiddet iddialarının somut, resmi ve bilimsel delillerle desteklenmesi, boşanma davalarının seyrini doğrudan etkiler. Özellikle Adli Tıp raporları, acil servis ve adli muayene kayıtları ile polis tutanakları; mahkemeler nezdinde en güçlü ispat araçlarıdır. Bu deliller, şiddetin ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini objektif şekilde ortaya koyar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/_GXN6UozM2Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="60394"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Hak Kaybına Neden Olan En Büyük Hatalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BjdDJh1aHnQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44917"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="31370"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="82871"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="64444"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="41457"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="11583"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="76170"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="52236"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="98327"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="56263"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="25754"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="32423"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
