<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 03 Jul 2026 00:38:12 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ozel-teknelerin-donatimi-ve-ozel-tekneleri-kullanacak-kisilerin-yeterlikleri-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ozel-teknelerin-donatimi-ve-ozel-tekneleri-kullanacak-kisilerin-yeterlikleri-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 03 Temmuz 2026 Tarihli ve 33299 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>ÖZEL TEKNELERİN DONATIMI VE ÖZEL TEKNELERİ KULLANACAK KİŞİLERİN YETERLİKLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>17/1/2026 tarihli ve 33140 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ADB 10” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya gemici yeterlik belgesi” ibaresi eklenmiş, sekizinci fıkrasında yer alan “yarış sınıfı tekneleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile Gençlik ve Spor Bakanlığınca tescil edilmiş spor kulübü ve federasyonların envanterinde kayıtlı olup da münhasıran spor faaliyetleri için kullanılan gemi, deniz ve içsu araçlarını” ibaresi eklenmiş ve dokuzuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(9) Sekizinci fıkrada belirtilen deniz araçları hariç olmak üzere özel tekne ve yatlar, EK-2’de yer alan teçhizat listesine göre donatılır.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “özel tekneler” ibaresi “ticari yatlar” şeklinde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “0,25 mg/ml” ibaresi “0,25 mg/L” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin EK-2’si ekteki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik 17/7/2026 tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ulaştırma ve Altyapı Bakanı yürütür.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-165.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ozel-teknelerin-donatimi-ve-ozel-tekneleri-kullanacak-kisilerin-yeterlikleri-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/resmi/ulastirma-ve-altyapi-bakanligin.jpg" type="image/jpeg" length="56613"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/25-27)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202625-27</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202625-27" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/25) ile İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/27), 03 Temmuz 2026 Tarihli ve 33299 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/25)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı, yerli üretici Petkim Petrokimya Holding A.Ş. tarafından yapılan başvuruya istinaden Almanya Federal Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri menşeli 3904.10.00.00.19 gümrük tarife istatistik pozisyonu altında yer alan “yalnız süspansiyon tipi polivinil klorür” ürününün ithalatına yönelik yürürlükte bulunan dampinge karşı kesin önleme ilişkin olarak bir nihai gözden geçirme soruşturması açılması ve açılan soruşturmanın usul ve esaslarının belirlenmesidir.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Tebliğ, 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun, 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Karar ve 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Tebliğde geçen;</p>

<p>a) ABD: Amerika Birleşik Devletleri’ni,</p>

<p>b) Almanya: Almanya Federal Cumhuriyeti’ni,</p>

<p>c) Bakanlık: Ticaret Bakanlığını,</p>

<p>ç) CIF: Masraflar, sigorta ve navlun dâhil teslimi,</p>

<p>d) EBYS: Elektronik Belge Yönetim Sistemini,</p>

<p>e) Genel Müdürlük: Bakanlık İthalat Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>f) GTİP: Gümrük tarife istatistik pozisyonunu,</p>

<p>g) KEP: Kayıtlı elektronik posta adresini,</p>

<p>ğ) NGGS: Nihai gözden geçirme soruşturmasını,</p>

<p>h) TGTC: İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelini,</p>

<p>ı) Yönetmelik: 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliği,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p><strong>Soruşturma konusu ürün</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Soruşturma konusu ürün, ABD ve Almanya menşeli 3904.10.00.00.19 GTİP’i altında yer alan “yalnız süspansiyon tipi polivinil klorür” (PVC-S) tanımlı üründür.</p>

<p>(2) Bahse konu GTİP yalnızca bilgi amaçlı verilmiş olup bağlayıcı mahiyette değildir.</p>

<p>(3) Soruşturma konusu ürünün TGTC’de yer alan tarife pozisyonlarında ve/veya eşya tanımlarında yapılacak değişiklikler, bu Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.</p>

<p><strong>Başvurunun temsil niteliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Başvuru aşamasında sunulan delillerden, Yönetmeliğin 18 inci maddesi çerçevesinde yerli üretim dalını temsil niteliğini haiz olduğu anlaşılan yerli üretici Petkim Petrokimya Holding A.Ş. tarafından yapılan başvurunun Yönetmeliğin 20 nci maddesi uyarınca yerli üretim dalı adına yapıldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda, söz konusu firma bu Tebliğin ilgili bölümlerinde “yerli üretim dalı” olarak anılacaktır.</p>

<p><strong>Mevcut önlem</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) 3904.10.00.00.19 GTİP’i altında sınıflandırılan soruşturma konusu ürüne yönelik, 6/2/2003 tarihli ve 25016 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2003/2) ile Almanya, Belçika, İtalya, İsrail ve Romanya için 25-45 ABD doları/ton arasında firma bazında değişen oranlarda; ABD, Finlandiya, Hollanda, Macaristan ve Yunanistan için 45 ABD doları/ton oranında dampinge karşı önlem yürürlüğe konulmuştur.</p>

<p>(2) 1/2/2008 tarihli ve 26774 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008/7) ile yalnızca ABD, Almanya, İtalya ve Romanya’ya yönelik olarak NGGS başlatılmış olup diğer ülkelere uygulanan önlemler yürürlükten kaldırılmıştır. 25/6/2009 tarihli ve 27269 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2009/18) ile ABD, Almanya, İtalya ve Romanya’ya yönelik uygulanan dampinge karşı önlemlerin devamına karar verilmiştir.</p>

<p>(3) İtalya ve Romanya menşeli başvuru konusu ürün ithalatına yönelik dampinge karşı önlemler 25/6/2014 tarihinde sona ermiştir. 10/7/2015 tarihli ve 29412 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2015/24) ile mevcut önlemlerin ABD için CIF bedelin %18,81’i ve Almanya için CIF bedelin %16,44’ü olarak değiştirilerek uygulanmasına devam edilmiştir.</p>

<p>(4) 14/7/2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2021/29) ile ABD ve Almanya menşeli “yalnız süspansiyon tipi polivinil klorür” (PVC-S) ürününe yönelik tamamlanan son NGGS sonucunda ise dampinge karşı önlemlerin değiştirilerek her iki ülke için CIF bedelin %7,93’ü oranında uygulanmaya devam edilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>Gerekçe</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Yönetmeliğin 35 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce, 6/2/2026 tarihli ve 33160 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2026/4) ile mevcut önlemlerin yürürlükte kalma sürelerinin sona ereceği ilan edilmiştir. İlgili ürünün yerli üreticileri tarafından mevzuatta öngörülen süreler içinde, önlemin sona ermesinin damping ve zararın devam etmesine veya yeniden meydana gelmesine yol açacağı iddiasını içeren yeterli delillerle desteklenmiş bir başvuru ile NGGS açılması talebinde bulunabilecekleri duyurulmuştur.</p>

<p>(2) Mezkûr ilanı müteakip yerli üretim dalı tarafından iletilen başvurunun incelenmesi neticesinde, uygulanan dampinge karşı önlemin yürürlükten kalkması halinde dampingin ve zararın devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu ve bir NGGS açılmasını haklı kılacak bilgi, belge ve delillerin mevcut olduğu anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>Karar ve işlemler</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Yapılan inceleme sonucunda, bir NGGS açılabilmesi için yeterli bilgi, belge ve delillerin bulunduğu anlaşıldığından, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu Kararı ile ABD ve Almanya menşeli 3904.10.00.00.19 GTİP’i altında yer alan “yalnız süspansiyon tipi polivinil klorür” (PVC-S) tanımlı ürüne yönelik olarak Yönetmeliğin 35 inci maddesi çerçevesinde bir NGGS açılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>İlgili taraflara soruşturma açılışının bildirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Yönetmeliğin 23 üncü maddesi uyarınca, soruşturma konusu ürünün ihracatçısı, yabancı üreticisi, ithalatçısı, üye çoğunluğu bunlardan oluşan meslek kuruluşları, ihracatçı ülke hükümeti, benzer malın Türkiye’deki üreticisi, üye çoğunluğu benzer malın Türkiye’deki üreticilerinden oluşan meslek kuruluşları ilgili taraflar olarak kabul edilir. Ancak, 11 inci maddede belirtilen süreler içinde soru formlarını cevaplamak veya görüşlerini sunmak suretiyle kendilerini yetkili mercie bildirenler soruşturmada ilgili taraf olarak dikkate alınır.</p>

<p>(2) Soruşturma açılmasını müteakip, soruşturma konusu ülkelerde yerleşik bilinen üretici/ihracatçılara, soruşturmaya konu ülkenin Ankara’daki büyükelçilikleri ile başvuruda belirtilen ve Bakanlıkça tespit edilen soruşturmaya konu ürünün bilinen ithalatçılarına soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimde bulunulur.</p>

<p>(3) Bildirimde, soruşturma açılış Tebliği, başvurunun gizli olmayan özeti ve soru formlarına erişim hususunda bilgiye yer verilir.</p>

<p>(4) Bildirim gönderilemeyen veya kendilerine bildirim ulaşmayan diğer ilgili taraflar, soruşturma ile ilgili bilgilere Bakanlığın “<u>https://www.ticaret.gov.tr/ithalat</u>” uzantılı internet sitesinden sırasıyla “Ticaret Politikası Savunma Araçları”, “Damping ve Sübvansiyon”, “Soruşturmalar” sekmelerini takip ederek soruşturmaya dair ilgili başlıktan erişebilir.</p>

<p><strong>Yetkili merci, ilgili tarafların görüş ve cevaplarının sunulması</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Soruşturma, aşağıda iletişim bilgileri yer alan Genel Müdürlük tarafından yürütülür.</p>

<p>T.C. Ticaret Bakanlığı</p>

<p>İthalat Genel Müdürlüğü</p>

<p>Damping ve Sübvansiyon Dairesi</p>

<p>Adres: Söğütözü Mah. Nizami Gencevi Caddesi No:63/1 06530 Çankaya/ANKARA</p>

<p>Tel: +90 312 204 75 00</p>

<p>(2) Soruşturmada “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlar”, soru formlarına cevapları ile resmî görüşlerini kendilerine ait KEP adreslerinden Bakanlığın aşağıda yer alan KEP adresine gönderir.</p>

<p>KEP Adresi: <u>ticaretbakanligi@hs01.kep.tr</u></p>

<p>(3) Soruşturmada “yurt dışında yerleşik firma, kurum ve kuruluşlar”, soru formlarına cevapları ile resmî görüşlerini yazılı olarak, soru formu cevaplarına ve resmî görüşlerine ilişkin ekleri ise yalnızca elektronik ortamda (CD/USB ile) Bakanlığın posta adresine gönderir. Soru formu cevapları, resmî görüşler ve bunların ekleri ayrıca aşağıda yer alan EBYS e-posta adresine gönderilir.</p>

<p>EBYS e-posta adresi: <u>ithebys@ticaret.gov.tr</u></p>

<p>(4) Soruşturma kapsamında yurt dışında yerleşik firma, kurum ya da kuruluşların soru formu cevaplarını bir yasal temsilci vasıtasıyla Bakanlığa iletmeleri durumunda, ilgili firma, kurum ya da kuruluşların anılan yasal temsilci adına resmî bir vekâletname (yetki belgesi) düzenlemesi gerekir. Düzenlenecek vekâletnamenin soru formu cevaplarını ileten yurt dışında yerleşik firma, kurum ya da kuruluşun imza yetkilisi tarafından imzalanmış olması; Türkçe veya İngilizce tercümesinin sunulması, Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesine uygun olarak “apostil tasdik şerhi” taşıması, apostil tasdik şerhi bulunmaması halinde o ülkedeki Türk Konsolosluğunun tasdikini içermesi gerekir.</p>

<p>(5) Soruşturmaya ilişkin yazılı ve sözlü iletişim Türkçe yapılır. Soru formuna yanıtlar hariç olmak üzere, Türkçe dışında bir dilde sunulan hiçbir bilgi, belge, görüş ve talep dikkate alınmaz.</p>

<p>(6) İlgili taraflarca soru formuna verilen cevaplar, soruşturmayla ilgili sunulan diğer bilgi, belge, görüş ve destekleyici deliller aksi belirtilmedikçe yazılı olarak sunulur. Yazılı sunumlarda ilgili tarafların isim ve unvanı, adres bilgileri, elektronik posta adresi, telefon numaraları belirtilir. “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler” tarafından yazılı sunumlarda kendilerine ait KEP adresleri de belirtilir.</p>

<p>(7) İlgili taraflar, soru formunda istenilen bilgiler haricinde soruşturmayla ilgili olduğu düşünülen diğer bilgi, belge ve görüşlerini, destekleyici deliller ile birlikte Genel Müdürlüğe yazılı olarak 11 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde sunabilir.</p>

<p>(8) Soruşturma süresince Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde gizlilik kaydıyla verilen her türlü bilgi, belge ve görüşün gizli olmayan bir özeti sunulur. Gizli olmayan özet, esas bilginin makul ölçüde anlaşılmasına olanak sağlayacak ayrıntıda olur. İlgili taraflar, istisnai hallerde bu bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olduklarını belirtebilir. Bu gibi istisnai durumlarda, bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olmasının nedenlerinin belirtilmesi gerekir.</p>

<p><strong>Süreler</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen bildirimin gönderildiği bütün ilgili taraflar için soru formunu cevaplandırma süresi, soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimin gönderildiği tarihten itibaren posta süresi dâhil 37 gündür.</p>

<p>(2) 9 uncu maddenin dördüncü fıkrasında yer alan bildirimin gönderilemediği ilgili taraflar soru formuna ilişkin cevaplarını ve soruşturma ile ilgili görüşlerini bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren başlayacak 37 günlük süre içerisinde sunar.</p>

<p>(3) Soruşturmanın sonucundan etkilenebileceklerini iddia eden 9 uncu maddenin birinci fıkrası dışında kalan diğer yerli ve yabancı taraflar görüşlerini bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren soruşturmanın akışını etkilemeyecek şekilde soruşturma süreci içerisinde sunabilir.</p>

<p><strong>İş birliğine gelinmemesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Yönetmeliğin 26 ncı maddesi hükmü çerçevesinde, ilgili taraflardan birinin verilen süreler dâhilinde ve istenilen biçimde gerekli bilgi ve belgeleri sağlamaması ya da bu bilgi ve belgelere erişimi reddetmesi veya soruşturmayı engellediğinin anlaşılması veya yanlış ya da yanıltıcı bilgi vermesi hallerinde söz konusu taraf iş birliğine gelmemiş sayılır. Bu gibi hallerde soruşturma kapsamındaki geçici veya nihai belirlemeler, olumlu ya da olumsuz şekilde, mevcut verilere göre yapılabilir.</p>

<p>(2) İlgili tarafların iş birliğine gelmemesi veya kısmen iş birliğine gelmesi halinde bahse konu taraf için soruşturmanın sonucu iş birliğine gelinmesine nazaran daha az avantajlı olabilir.</p>

<p><strong>Meri önlemin uygulanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Yönetmeliğin 35 inci maddesi uyarınca, meri önlem soruşturma sonuçlanıncaya kadar yürürlükte kalmaya devam eder.</p>

<p><strong>Soruşturmanın başlangıç tarihi</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Soruşturma, bu Tebliğin yayımı tarihinde başlamış kabul edilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p>

<p>---</p>

<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/27)</strong></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı, yerli üretici Marcegaglia TR Paslanmaz Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılan ve Borşen Boru Sanayi ve Ticaret A.Ş., YC INOX TR Çelik A.Ş., Nikel Paslanmaz Çelik San. Tic. A.Ş., Kaya Çelik İnşaat ve Pazarlama San. Tic. Ltd. Şti., Erk Boru Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Sts Paslanmaz Boru Üretim Paz. San. ve Tic. A.Ş. firmaları tarafından desteklenen başvuruya istinaden Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti menşeli 7306.40.20.90.00 ve 7306.40.80.90.00 gümrük tarife istatistik pozisyonları altında yer alan “diğerleri” ile 7306.61.10.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonu altında yer alan “paslanmaz çelikten olanlar” ürünlerine yönelik yürürlükte bulunan dampinge karşı kesin önleme ilişkin olarak nihai gözden geçirme soruşturması açılması ve açılan soruşturmanın usul ve esaslarının belirlenmesidir.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Tebliğ, 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun, 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Karar ve 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Tebliğde geçen;</p>

<p>a) Bakanlık: Ticaret Bakanlığını,</p>

<p>b) CIF: Masraflar, sigorta ve navlun dâhil teslimi,</p>

<p>c) EBYS: Elektronik belge yönetim sistemini,</p>

<p>ç) Genel Müdürlük: Bakanlık İthalat Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>d) GTİP: Gümrük tarife istatistik pozisyonunu,</p>

<p>e) KEP: Kayıtlı elektronik posta adresini,</p>

<p>f) NGGS: Nihai gözden geçirme soruşturmasını,</p>

<p>g) TGTC: İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelini,</p>

<p>ğ) Vietnam: Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’ni,</p>

<p>h) Yönetmelik: 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliği,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p><strong>Soruşturma konusu ürün</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Soruşturma konusu ürün, Vietnam menşeli 7306.40.20.90.00 ve 7306.40.80.90.00 GTİP’leri altında yer alan “diğerleri” ile 7306.61.10.00.00 GTİP’i altında yer alan “paslanmaz çelikten olanlar”dır.</p>

<p>(2) Bahse konu GTİP’ler yalnızca bilgi amaçlı verilmiş olup bağlayıcı mahiyette değildir.</p>

<p>(3) Soruşturma konusu ürünün TGTC’de yer alan tarife pozisyonunda ve/veya eşya tanımında yapılacak değişiklikler, bu Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.</p>

<p><strong>Başvurunun temsil niteliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Başvuru aşamasında sunulan delillerden, Yönetmeliğin 18 inci maddesi çerçevesinde yerli üretim dalını temsil niteliğini haiz olduğu anlaşılan yerli üretici Marcegaglia TR Paslanmaz Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılan başvurunun Yönetmeliğin 20 nci maddesi uyarınca yerli üretim dalı adına yapıldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda, söz konusu firma bu Tebliğin ilgili bölümlerinde “yerli üretim dalı” olarak anılacaktır.</p>

<p><strong>Mevcut önlem</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) 10/7/2021 tarihli ve 31537 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2021/38) çerçevesinde Vietnam menşeli 7306.40.20.90.00 ve 7306.40.80.90.00 GTİP’leri altında yer alan “diğerleri” ile 7306.61.10.00.00 GTİP’i altında yer alan “paslanmaz çelikten olanlar” ithalatına yönelik olarak CIF bedelin %19,64’ü ile %25’i arasında firma bazında değişen oranlarda dampinge karşı önlemler yürürlüğe konulmuştur.</p>

<p><strong>Gerekçe</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Yönetmeliğin 35 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce 6/2/2026 tarihli ve 33160 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2026/4) vasıtasıyla mevcut önlemin yürürlükten kalkacağı ve ilgili ürünün yerli üretici veya üreticilerinin mevzuatta öngörülen sürelerde yeterli delillerle desteklenmiş bir başvuru ile NGGS açılması talebinde bulunabilecekleri duyurulmuştur.</p>

<p>(2) Mezkûr ilanı müteakip yerli üretim dalı tarafından iletilen başvurunun incelenmesi neticesinde, uygulanan dampinge karşı önlemin yürürlükten kalkması halinde dampingin ve zararın devam etmesi veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğuna ilişkin olarak bir NGGS açılmasını haklı kılacak bilgi, belge ve delillerin mevcut olduğu anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>Karar ve işlemler</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Yapılan inceleme sonucunda, bir NGGS açılabilmesi için yeterli bilgi, belge ve delillerin bulunduğu anlaşıldığından, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu Kararı ile Vietnam menşeli 7306.40.20.90.00 ve 7306.40.80.90.00 GTİP’leri altında yer alan “diğerleri” ile 7306.61.10.00.00 GTİP’i altında yer alan “paslanmaz çelikten olanlar” ürününe yönelik olarak Yönetmeliğin 35 inci maddesi çerçevesinde bir NGGS açılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>Piyasa ekonomisi değerlendirmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Vietnam’da yerleşik soruşturmaya tabi üretici veya üreticilerin soruşturma konusu ürünün üretiminde ve satışında Yönetmeliğin ek 1 inci maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde piyasa ekonomisi koşullarının geçerli olduğunu 12 nci maddede belirtilen süreler içinde yeterli deliller ile ispat etmesi durumunda bu üretici veya üreticiler için normal değerin tespitinde Yönetmeliğin 5 inci maddesi, aksi takdirde Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümleri uygulanır. Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümlerinin tatbiki halinde adı geçen ülke için piyasa ekonomisi uygulayan emsal ülke olarak Türkiye’nin seçilmesi öngörülür.</p>

<p><strong>İlgili taraflara soruşturma açılışının bildirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yönetmeliğin 23 üncü maddesi uyarınca, soruşturma konusu malın ihracatçısı, yabancı üreticisi, ithalatçısı, üye çoğunluğu bunlardan oluşan meslek kuruluşları, ihracatçı ülke hükümeti, benzer malın Türkiye’deki üreticisi, üye çoğunluğu benzer malın Türkiye’deki üreticilerinden oluşan meslek kuruluşları ilgili taraflar olarak kabul edilir. Ancak, 12 nci maddede belirtilen süreler içinde soru formlarını cevaplamak veya görüşlerini sunmak suretiyle kendilerini yetkili mercie bildirenler soruşturmada ilgili taraf olarak dikkate alınır.</p>

<p>(2) Soruşturma açılmasını müteakip, soruşturma konusu ülkede yerleşik bilinen üretici/ihracatçılara, soruşturma konusu ülkenin Ankara’daki Büyükelçiliği ile başvuruda belirtilen ve Bakanlıkça tespit edilen soruşturma konusu ürünün bilinen ithalatçılarına soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimde bulunulur.</p>

<p>(3) Bildirimde, soruşturma açılış Tebliği, başvurunun gizli olmayan özeti ve soru formlarına erişim hususunda bilgiye yer verilir.</p>

<p>(4) Bildirim gönderilemeyen veya kendilerine bildirim ulaşmayan diğer ilgili taraflar, soruşturma ile ilgili bilgilere Bakanlığın “https://www.ticaret.gov.tr/ithalat” uzantılı internet sitesinden sırasıyla “Ticaret Politikası Savunma Araçları”, “Damping ve Sübvansiyon”, “Soruşturmalar” sekmelerini takip ederek soruşturmaya dair ilgili başlıktan erişebilir.</p>

<p><strong>Yetkili merci, ilgili tarafların görüş ve cevaplarını sunmaları</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Soruşturma, aşağıda iletişim bilgileri yer alan Genel Müdürlük tarafından yürütülür.</p>

<p>T.C. Ticaret Bakanlığı</p>

<p>İthalat Genel Müdürlüğü</p>

<p>Damping ve Sübvansiyon Dairesi</p>

<p>Adres: Söğütözü Mah. Nizami Gencevi Caddesi No:63/1 06530 Çankaya/ANKARA</p>

<p>Tel: +90 312 204 75 00</p>

<p>(2) Soruşturmada “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlar”, soru formlarına cevapları ile resmî görüşlerini kendilerine ait KEP adreslerinden Bakanlığın aşağıda yer alan KEP adresine gönderir.</p>

<p>KEP adresi: <u>ticaretbakanligi@hs01.kep.tr</u></p>

<p>(3) Soruşturmada “yurt dışında yerleşik firma, kurum ve kuruluşlar”, soru formlarına cevapları ile resmî görüşlerini yazılı olarak, soru formu cevaplarına ve resmî görüşlerine ilişkin ekleri ise yalnızca elektronik ortamda (CD/USB ile) Bakanlığın posta adresine gönderir. Soru formu cevapları, resmî görüşler ve bunların ekleri ayrıca aşağıda yer alan e-posta adresine gönderilir.</p>

<p>EBYS e-posta adresi: <u>ithebys@ticaret.gov.tr</u></p>

<p>(4) Soruşturma kapsamında yurt dışında yerleşik firma, kurum ya da kuruluşların soru formu cevaplarını bir yasal temsilci vasıtasıyla Bakanlığa iletmeleri durumunda, ilgili firma, kurum ya da kuruluşların anılan yasal temsilci adına resmî bir vekaletname (yetki belgesi) düzenlemesi gerekir. Düzenlenecek vekaletnamenin soru formu cevaplarını ileten yurt dışında yerleşik firma, kurum ya da kuruluşun imza yetkilisi tarafından imzalanmış olması; Türkçe veya İngilizce tercümesinin sunulması, Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesine uygun olarak “apostil tasdik şerhi” taşıması, apostil tasdik şerhi bulunmaması halinde o ülkedeki Türk Konsolosluğunun tasdikini içermesi gerekir.</p>

<p>(5) Soruşturmaya ilişkin yazılı ve sözlü iletişim Türkçe yapılır. Soru formuna yanıtlar hariç olmak üzere, Türkçe dışında bir dilde sunulan hiçbir bilgi, belge, görüş ve talep dikkate alınmaz.</p>

<p>(6) İlgili taraflarca soru formuna verilen cevaplar, soruşturmayla ilgili sunulan diğer bilgi, belge, görüş ve destekleyici deliller aksi belirtilmedikçe yazılı olarak sunulur. Yazılı sunumlarda ilgili tarafların isim ve unvanı, adres bilgileri, elektronik posta adresi, telefon numaraları belirtilir. “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler” tarafından yazılı sunumlarda kendilerine ait KEP adresleri de belirtilir.</p>

<p>(7) İlgili taraflar, soru formunda istenilen bilgiler haricinde soruşturmayla ilgili olduğu düşünülen diğer bilgi, belge ve görüşlerini, destekleyici deliller ile birlikte Genel Müdürlüğe yazılı olarak 12 nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde sunabilir.</p>

<p>(8) Soruşturma süresince Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde gizlilik kaydıyla verilen her türlü bilgi, belge ve görüşün gizli olmayan bir özeti sunulur. Gizli olmayan özet, esas bilginin makul ölçüde anlaşılmasına olanak sağlayacak ayrıntıda olur. İlgili taraflar, istisnai hallerde bu bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olduklarını belirtebilir. Bu gibi istisnai durumlarda, bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olmasının nedenlerinin belirtilmesi gerekir.</p>

<p><strong>Süreler</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen bildirimin gönderildiği bütün ilgili taraflar için soru formunu cevaplama süresi, soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimin gönderildiği tarihten itibaren posta süresi dâhil 37 gündür.</p>

<p>(2) 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasında yer alan bildirimin gönderilemediği ilgili taraflar soru formuna ilişkin cevaplarını ve soruşturma ile ilgili görüşlerini bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren başlayacak 37 günlük süre içerisinde sunar.</p>

<p>(3) Soruşturmanın sonucundan etkilenebileceklerini iddia eden ve 10 uncu maddenin birinci fıkrası dışında kalan diğer yerli ve yabancı taraflar görüşlerini bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren soruşturmanın akışını etkilemeyecek şekilde soruşturma süreci içerisinde sunabilir.</p>

<p><strong>İş birliğine gelinmemesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Yönetmeliğin 26 ncı maddesi hükmü çerçevesinde, ilgili taraflardan birinin verilen süreler dâhilinde ve istenilen biçimde gerekli bilgi ve belgeleri sağlamaması ya da bu bilgi ve belgelere erişimi reddetmesi veya soruşturmayı engellediğinin anlaşılması veya yanlış ya da yanıltıcı bilgi vermesi hallerinde söz konusu taraf iş birliğine gelmemiş sayılır. Bu gibi hallerde soruşturma kapsamındaki geçici veya nihai belirlemeler, olumlu ya da olumsuz şekilde, mevcut verilere göre yapılabilir.</p>

<p>(2) İlgili tarafların iş birliğine gelmemesi veya kısmen iş birliğine gelmesi halinde bahse konu taraf için soruşturmanın sonucu iş birliğine gelinmesine nazaran daha az avantajlı olabilir.</p>

<p><strong>Meri önlemin uygulanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Yönetmeliğin 35 inci maddesi uyarınca, meri önlem soruşturma sonuçlanıncaya kadar yürürlükte kalmaya devam eder.</p>

<p><strong>Soruşturmanın başlangıç tarihi</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Soruşturma, bu Tebliğin yayımı tarihinde başlamış kabul edilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202625-27</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="24488"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arı Zehrinin Toplanmasına İlişkin Yönetmelik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ari-zehrinin-toplanmasina-iliskin-yonetmelik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ari-zehrinin-toplanmasina-iliskin-yonetmelik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arı Zehrinin Toplanmasına İlişkin Yönetmelik, 03 Temmuz 2026 Tarihli ve 33299 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>ARI ZEHRİNİN TOPLANMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; arı zehri işletmelerinin, sözleşmeli üretim kapsamında, arı zehri üreticilerinden tekniğine uygun, izlenebilir ve denetimli şekilde ham arı zehri temin etmelerini sağlamaktır.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik; bal arılarından ham arı zehri toplanmasına ilişkin usul ve esasları kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 6 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar ve kısaltmalar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) AKS: Arıcılık Kayıt Sistemini,</p>

<p>b) Arı zehri: <i>Apis mellifera</i> türü bal arılarının zehir salgı bezlerinde üretilen ve zehir keselerinde depolanan protein ve peptid ağırlıklı doğal bir dış salgı ürününü,</p>

<p>c) Arı zehri toplama aparatı: Arıların sokma davranışını tetikleyerek arıların keselerinde bulunan zehrin arıya ve koloniye zarar vermeden salgılanmasına ve toplanmasına elverişli aparatı,</p>

<p>ç) Arı Zehri Toplama Sertifikası: Bakanlıkça düzenlenen Arı Zehri Toplama Eğitim programlarına katılarak başarılı olan arıcılara verilen sertifikayı,</p>

<p>d) Arı zehri üreticisi: Arı zehri işletmesine bağlı ya da sözleşme yapmış ve Arı Zehri Toplama Sertifikası almış AKS’ye kayıtlı arı yetiştiricisini,</p>

<p>e) Arı zehri işletmesi: Bakanlıktan arı zehri toplama/işleme izni alan işletme, müessese veya merkez birliğini,</p>

<p>f) Arılık: Üretim faaliyetinde kullanılan arılı kovan ve ekipmanların bulunduğu açık ya da kapalı tesis/alanları,</p>

<p>g) Bakanlık: Tarım ve Orman Bakanlığını,</p>

<p>ğ) Birlik: Merkez birliği tarafından arı zehri üreticisi ile sözleşme yapma yetkisi verilen, 5996 sayılı Kanun ve 29/6/2004 tarihli ve 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu ile kurulmuş arıcı örgütlerini,</p>

<p>h) Ekotip: Coğrafik bölgelerin geçiş kısımlarına doğal olarak uyum sağlamış arı genotipini,</p>

<p>ı) HAYGEM: Hayvancılık Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>i) Irk: Orijinini sınırları belli bir coğrafik bölgeden alan, ortak morfolojik, genetik, davranış ve fizyolojik özelliklere sahip alt türü,</p>

<p>j) Koloni: Yumurtlayan ana arısı bulunan, 3-4 çerçevesi açık ve kapalı yavrulu alana sahip en az 7-8 arılı çerçevede koloni faaliyetlerinin sürdürüldüğü arı ailesini,</p>

<p>k) Merkez birliği: Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği ve Bal Üreticileri Merkez Birliğini,</p>

<p>l) Müessese: Bünyesinde arıcılık birimi bulunan üniversite, araştırma enstitüleri ve Kafkas Arısı Üretim, Eğitim ve Gen Merkezi Müdürlüğünü,</p>

<p>m) Sözleşmeli üretim: Üretici ve alıcı arasında karşılıklı menfaat esaslarına dayalı olarak yazılı akitlerle yürütülen tarımsal üretim şeklini,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Arı Zehrinin Toplanmasına İlişkin Usul ve Esaslar</p>

<p><strong>Arı zehri toplama aparatı ve özellikleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Arı zehri toplama aparatının aşağıda belirtilen nitelikleri taşıması zorunludur:</p>

<p>a) Arı zehri aparatı ve kazıma aleti zehrin fiziksel ve biyokimyasal yapısını olumsuz yönde etkilemeyecek malzemeden imal edilir.</p>

<p>b) Aparatın telleri üzerinde 12-30 volt arası gerilim, 50-1000 Hz arası sinyal frekansı, 2-3 saniye titreşim süresi ve 3-6 saniye duraklama süresi bulunur. Kullanılan aparatların, yüksek gerilim ve sinyal frekansları içermesi nedeniyle, arıların doğal yaşam süreçlerine zarar vermeyecek ve ölümlerine neden olmayacak nitelikte olması gerekir.</p>

<p>c) Aparatın cam levhası üzerinde, aralıkları 0,5 cm, kalınlıkları 0,5-1,5 mm olan teller, zehrin özelliklerini etkilemeyecek arıya zarar vermeyecek alaşımlardan yapılır.</p>

<p><strong>Arı zehrinin toplanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Arı zehrinin toplanması aşağıda belirtilen yöntemlere göre yapılır:</p>

<p>a) Arıların elektrik yüklü tel ile temasları sonucu zehir bıraktıkları cam plakalar, güneş ışığına maruz bırakılmadan taşınır. Cam yüzeyden arı zehrinin kazınması işlemi, hijyenik şartlarda, kapalı hava akımının olmadığı ve doğrudan güneş ışığı almayan ortamda gerçekleştirilir.</p>

<p>b) Arılıkta, olası alerjik reaksiyona karşı gerekli ilaçlar ile temiz su bulundurulur.</p>

<p>c) Arı zehri toplama sırasında, zehirde kalıntıya neden olabilecek körük veya repellent etkili duman çıkaran herhangi bir destek malzemesi kullanılamaz.</p>

<p>ç) Arı zehri toplama aparatının, kazıma işleminin yapılacağı yere nakli sırasında kullanılacak kaplar; çapraz kontaminasyonu önleyecek özellikte, dayanıklı ve kolay temizlenebilir nitelikte olmak zorundadır.</p>

<p>d) Cam plakalar ve tellerin sterilizasyon işleminin etüvde 160-180 °C’de 2 saat süreyle gerçekleştirilmesi ve steril kutularda saklanması gerekir. Bunun mümkün olmaması durumunda, temizlik amacıyla arı zehri toplama cam plakaları kaynar su ile dikkatlice yıkanıp durulanır ve açık havada kurutulur. Sterilizasyon amacıyla ise cam plakalar ve teller %70’lik izopropil alkol ile silinip kurumaya bırakılır.</p>

<p>e) Zehir kazıma aleti jileti paslanmaz çelikten ve tek kullanımlık olmak zorundadır.</p>

<p>(2) Arı zehrinin toplanmasında aşağıda belirtilen hususlara uyulur:</p>

<p>a) Arı zehrine koruma amaçlı hiçbir katkı maddesi karıştırılamaz.</p>

<p>b) Zehir toplama aparatı kovandan çıkarıldıktan sonra 30 dakika içerisinde cam levhalardan zehir kazıma işlemine başlanır.</p>

<p>c) Toplanan arı zehri, gıdaya uygun kalıntı bırakmayacak amber renkli, tek kullanımlık, hava ve nem geçirgenliği olmayan vida kapaklı şişelere konur; üzerinde işletme numarası, toplama tarihi ile "Bal Arısı Zehri" ibaresini içeren etiket bulunur. Zehir, soğuk zincir koşullarında (-18 °C) muhafaza edilir.</p>

<p>ç) Kalıntı ve kontaminasyon riskini minimize etmek ve apiterapiye uygun arı zehri için filtreli cihaz ile toplama yapılır.</p>

<p>d) Filtreli cihazlarda kullanılacak olan filtre materyali medikal plastikten üretilir.</p>

<p>(3) Arı zehri toplama tekniğine ilişkin hususlar şunlardır:</p>

<p>a) Arı zehrinin; arı dışkısı, toz, polen, bal ile diğer kovan içi ve çevresel bileşenlerle bulaşmasını en aza indirmek amacıyla kovan içi cihazların kullanılması veya tablaların kovan içine doğru uygun şekilde konumlandırılması gibi yöntemler uygulanır. Kontaminasyonun önlenmesi amacıyla filtreli cihazlar kullanılır.</p>

<p>b) Koloni sağlığı ve devamlılığının korunması amacıyla arı zehri toplama işlemi, aynı kovandan 7 günden daha kısa aralıklarla yapılamaz.</p>

<p>c) Zehir toplama aparatı kovanda 15-20 dakikadan fazla bulundurulmaz. Zehir toplama işlemi sabah erken saatlerde, öğleden sonra veya akşam gerçekleştirilir.</p>

<p>(4) Arı zehri toplayacak kişinin uyması gereken kurallar şunlardır:</p>

<p>a) Arı zehrinin solunmaması, göze ve çıplak tene temas ettirilmemesi esastır.</p>

<p>b) Tıbbi gözlük, maske, cerrahi eldiven, bone, önlük gibi kişisel koruyucu donanımların kullanılması zorunludur.</p>

<p><strong>Arı zehri toplama izinli arılıkta aranacak şartlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Arı zehri toplama izinli arılık ve kolonilerde aşağıdaki şartlar aranır:</p>

<p>a) Arılıklar, zirai mücadele yapılan tarımsal alanlardan en az 200 metre uzaklıkta bulunur.</p>

<p>b) Toplama işlemi, arı popülasyonu güçlü kolonilerde yürütülür.</p>

<p>c) Arı zehri toplama döneminde sadece polen ikame besleme yapılır. Şeker şurubuyla besleme yapılmaz.</p>

<p>ç) Arı sağlığını korumak amacıyla hastalık ve zararlılarla mücadelede kalıntı bırakacak sistemik etkili ilaçların kullanımı yasaktır. Kullanılması durumunda arı zehri toplanmasına başlamadan en az 15 gün öncesinde ilaçlamanın kesilmesi gerekir.</p>

<p>d) Arı zehri üretimine uygun arı ırkı veya ekotipine sahip arılar kullanılır.</p>

<p><strong>Arı zehri toplama eğitimi ve sertifikası</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Uygulamalı arı zehri toplama eğitimi aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:</p>

<p>a) Arı zehri toplama eğitimi programına katılmak isteyen arıcının, arı zehri işletmesi ile sözleşme yapması zorunludur.</p>

<p>b) Arı zehri işletmesi ile sözleşme yapan birlik üyesi arıcı, birlikleri aracılığı ile ya da doğrudan merkez birliğine dilekçe ile başvuruda bulunur.</p>

<p>c) Merkez birliği, en az iki gün süreli eğitim programını, kurs yerini ve başvuru yapanlardan en fazla 25 kursiyeri belirler.</p>

<p>ç) Arı zehri eğitim programında uygulamalı eğitime, iş sağlığı ve güvenliği konularına yer verilir. Eğitim süresince kursiyerlere temel ilk yardım eğitimi verilerek alerjik reaksiyonlara karşı bilinçlendirilmeleri sağlanır.</p>

<p>d) Merkez birliği, eğitimci olarak görevlendirmek üzere üniversitelerden, konusunda uzman kişi veya müesseselerden yararlanır.</p>

<p>e) Merkez birliği; eğiticilerin bilgilerini, kurs yerini, katılımcı listesini ve ders programını içeren eğitim programını, eğitim izni almak üzere Bakanlığa gönderir.</p>

<p>f) Bakanlık, uygun görülen arı zehri toplama eğitimi programlarını onaylar.</p>

<p>g) Eğitim ile ilgili bilgiler HAYGEM/merkez birliği aracılığı ile katılımcılara bildirilir.</p>

<p>ğ) Eğitim giderleri ve sertifika ücretleri kursiyerlere aittir.</p>

<p>h) Kursiyerlerin başarı ve eğitim devam çizelgesi eğitici tarafından onaylanarak HAYGEM’e gönderilir.</p>

<p>ı) Bakanlık, eğitim sonucunda başarılı olan ve Bakanlık Merkez Döner Sermaye hesabına ücretini yatıran kursiyere, Arı Zehri Toplama Sertifikası verir.</p>

<p>i) Gerek görülmesi durumunda Bakanlık arı zehri eğitimi yapar/yaptırır.</p>

<p><strong>Arı zehri toplamada yükümlülükler</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Arı zehri toplama sürecinde arı zehri üreticisi ve arı zehri işletmesinin sorumlulukları şunlardır:</p>

<p>a) Arı zehri işletmesi ile sözleşmesi bulunmayan arı zehri üreticileri, Arı Zehri Toplama Sertifikasına sahip olsalar dahi arı zehri toplayamazlar.</p>

<p>b) Arı zehri işletmesi, toplanan arı zehrinin soğuk zincirde muhafazası için gerekli tedbirleri almak zorundadır.</p>

<p>c) Arı zehri üretim miktarı dönemsel olarak arı zehri üreticisi tarafından AKS’de kayıt altına alınır.</p>

<p>ç) Arı zehri üreticisi, gen kaynaklarının korunması amacıyla, ülkemiz arı ırkı veya ekotipi arılardan arı zehri toplar.</p>

<p>d) Arı zehri toplama aşamasında, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında yer alan tedbirler arı zehri üreticisi ve arı zehri işletmesi tarafından alınır.</p>

<p>e) Arı zehri toplama ve üretim sürecinde ortaya çıkacak olumsuzluklardan arı zehri işletmesi sorumludur.</p>

<p><strong>İşletme gereklilikleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) 4 üncü ve 5 inci maddelerde belirtilen faaliyetler, 24/12/2011 tarihli ve 28152 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İnsan Tüketimi Amacıyla Kullanılmayan Hayvansal Yan Ürünler Yönetmeliği hükümlerine uygun olan ve kayıt altına alınmış arı zehri işletmelerinde yürütülür. Bu işletmelerden elde edilen arı zehri gıda sanayiinde kullanılamaz.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Denetim</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Bakanlık, gerekli gördüğü hallerde arı zehri üreticisi ve arı zehri işletmesini denetler. Bakanlık tarafından yapılacak denetimlerde gerekli kolaylık sağlanır.</p>

<p><strong>Yaptırımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında, 5996 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi hükümlerine göre yaptırım uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ari-zehrinin-toplanmasina-iliskin-yonetmelik</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/resmi/tarim-ve-orman-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="39950"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Bilgi Yönetim Sistemleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/saglik-bilgi-yonetim-sistemleri-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/saglik-bilgi-yonetim-sistemleri-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilgi Yönetim Sistemleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 03 Temmuz 2026 Tarihli ve 33299 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sağlık Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>SAĞLIK BİLGİ YÖNETİM SİSTEMLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>25/8/2022 tarihli ve 31934 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bilgi Yönetim Sistemleri Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç), (r), (s) ve (ş) bentleri yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış, aynı maddenin yedinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “üçüncü” ibaresi “birinci” şeklinde ve “bir yıl süre verilir” ibaresi “gereken süre Genel Müdürlük tarafından ilan edilir” şeklinde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ve KTS’ye yeniden kaydedilmek için yaptığı başvuru bir yıl süreyle kabul edilmez” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(7) KTS’den kaydı silinen SBYS hizmet sağlayıcısının yeniden kayıt başvurusu, kayıt silme tarihinden itibaren bir yıl süreyle işleme alınmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “4734 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/saglik-bilgi-yonetim-sistemleri-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/resmi/saglik-bakanligindan.jpg" type="image/jpeg" length="59632"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Bağlı Kuruluşları Hizmet Birimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/saglik-bakanligi-bagli-kuruluslari-hizmet-birimlerinin-gorevleri-ile-calisma-usul-ve-esaslari-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/saglik-bakanligi-bagli-kuruluslari-hizmet-birimlerinin-gorevleri-ile-calisma-usul-ve-esaslari-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Bağlı Kuruluşları Hizmet Birimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 03 Temmuz 2026 Tarihli ve 33299 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sağlık Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>SAĞLIK BAKANLIĞI BAĞLI KURULUŞLARI HİZMET BİRİMLERİNİN GÖREVLERİ İLE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 22/12/2017 tarihli ve 30278 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Bağlı Kuruluşları Hizmet Birimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde yer alan “11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 36 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına” ibaresi “4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 511 inci ve 654 üncü maddelerine” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 25 inci maddesinin ikinci fıkrası” ibaresi “1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 371 inci maddesinin ikinci fıkrası” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “İlaç ve Eczacılık Başkan Yardımcılığı:” ibaresi “İlaç ve Biyolojik Ürünler Başkan Yardımcılığı:” şeklinde değiştirilmiş, aynı bendin (1), (3), (6) ve (9) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı bendin (4), (5) ve (8) numaralı alt bentleri yürürlükten kaldırılmış, aynı fıkranın (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (c) bendinde yer alan “Ekonomik Değerlendirmeler ve Laboratuvar Hizmetleri Başkan Yardımcılığı:” ibaresi “Eczacılık ve Piyasa Yönetimi Başkan Yardımcılığı:” şeklinde değiştirilmiş, aynı bendin (1), (5) ve (8) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı bendin (4) ve (11) numaralı alt bentleri yürürlükten kaldırılmış, aynı bende (12) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bentler eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiş, aynı fıkranın (ç) bendinin (3) numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmış, aynı bendin (5) ve (8) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı bende (12) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bentler eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiş, aynı fıkranın (d) bendinde yer alan “Destek Hizmetleri ve Bilgi Yönetimi Başkan Yardımcılığı:” ibaresi “Analiz ve Destek Hizmetleri Başkan Yardımcılığı:” şeklinde değiştirilmiş, aynı bendin (10) ve (11) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı bendin (12) ve (13) numaralı alt bentleri yürürlükten kaldırılmış, aynı bende (13) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bentler eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“1) İlaçlar, ilaç üretiminde kullanılan etkin ve yardımcı maddeler, geleneksel bitkisel tıbbî ürünler, homeopatik tıbbî ürünler, kenevirden elde edilen sağlık ve destek ürünleri, tıbbi bitki çayları, aromaterapötik ürünler ve özel tıbbî amaçlı gıdalar hakkında düzenleme çalışmalarını yapmak, bu ürünlerin etkililik, kalite ve güvenlilik verileri doğrultusunda başvuru, izin ve ruhsat işlemlerini yürütmek.”</p>

<p>“3) Kök hücre, organ doku nakli ve geleneksel tamamlayıcı tıp uygulamaları hariç olmak üzere tedavi yöntemleri ve beşeri tıbbi ürünler ile sağlık beyanlı ürünlerin, tıbbi cihazların ve kozmetik ürünlerin, kenevirden elde edilen ürünlerin klinik araştırmaları ile özel tıbbi amaçlı gıdaların kullanım amacına ilişkin çalışmalar ve gıda ve takviye edici gıdaların sağlık beyanı kullanımına ilişkin çalışmalar ile ilgili işlemleri yürütmek.”</p>

<p>“6) Somatik hücre tedavisi tıbbi ürünü, gen tedavisi tıbbi ürünü, doku mühendisliği ürünü ve/veya kombine ileri tedavi tıbbi ürünü sınıfına giren ileri tedavi tıbbi ürünleri ile doku ve hücre ürünleriyle ilgili düzenleme yapmak ve bu ürünlerin etkililik, kalite ve güvenlilik verileri doğrultusunda izin işlemleri ile ruhsat başvurusuna ilişkin ön değerlendirme süreci ve ruhsatlandırma işlemlerini yürütmek.”</p>

<p>“9) Farmasötik Ürün Sertifikası, Serbest Satış Sertifikası ve Sağlık&amp;Serbest Satış Sertifikası düzenlemek.”</p>

<p>“b) Tıbbi Cihaz ve Kozmetik Ürünler Başkan Yardımcılığı:</p>

<p>1) Tıbbi cihazlar, kozmetik ürünler ve insan vücuduna doğrudan temas eden biyosidal ürünler hakkında düzenleme yapmak, strateji ve proje geliştirmek ve bu ürün gruplarına ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.</p>

<p>2) Tıbbi cihazların kullanım güvenliği kapsamında teknik servis faaliyetleri ile test, kontrol, kalibrasyon, kalite kontrol ve kalite uygunluk işlemlerine ilişkin kuralları belirlemek, ürünün Tıbbi Cihaz Yönetmelikleri kapsamında olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapmak, tıbbi cihazların risk sınıfını belirlemek ve ilgili iş ve işlemleri yürütmek.</p>

<p>3) Tıbbi cihaz alanında faaliyet gösteren kişi, kurum ve kuruluşları yetkilendirmek ve ilgili iş ve işlemleri yürütmek.</p>

<p>4) Tıbbi cihazların kayıt, bildirim, takip ve izlenebilirlikleri ile ilgili düzenleme yapmak ve ilgili iş ve işlemleri yürütmek.</p>

<p>5) Tıbbi cihaz alanında faaliyet gösteren uygunluk değerlendirme kuruluşları ile ilgili düzenleme yapmak ve uygunluk değerlendirme kuruluşlarına ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.</p>

<p>6) Tıbbi cihaz alanında faaliyet gösteren onaylanmış kuruluşlar ile ilgili düzenleme yapmak, bunları yetkilendirmek ve onaylanmış kuruluşlar ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek.</p>

<p>7) Kozmetik ürünlerin bildirimlerine ve kayıtlarına ilişkin düzenleme yapmak ve ilgili iş ve işlemleri yürütmek.</p>

<p>8) İnsan vücuduna doğrudan temas eden biyosidal ürünlerin ruhsatlandırılması ve ruhsatlı ürünlerin güncellenmesi ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek.</p>

<p>9) Tıbbi cihaz, kozmetik ürün ve insan vücuduna doğrudan temas eden biyosidal ürünler ile ilgili belge düzenlenmesine ilişkin değerlendirme yapmak ve ilgili iş ve işlemleri yürütmek.</p>

<p>10) Tıbbi cihaz satış, tanıtım ve reklam faaliyetleri ile ilgili düzenleme yapmak, bu faaliyetlere yönelik inceleme ve denetim süreçlerinin takibini sağlamak ve ilgili iş ve işlemleri yürütmek.</p>

<p>11) Avrupa Birliği mevzuatını takip etmek, uyumlaştırma çalışmalarını yapmak ve bunlara ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.</p>

<p>12) Tıbbi cihazların sağlık teknolojilerini değerlendirmek.</p>

<p>13) Tıbbi cihaz, kozmetik ürün ve insan vücuduna doğrudan temas eden biyosidal ürün sektörlerine yönelik piyasa araştırmaları yapmak.</p>

<p>14) Kurum Başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“1) İlaçların sağlık teknolojilerini değerlendirmek.”</p>

<p>“5) Kurumun görev alanına giren beşeri tıbbi ürünlerin, geleneksel bitkisel tıbbî ürünlerin, homeopatik tıbbî ürünlerin, kenevirden elde edilen sağlık ve destek ürünleri, tıbbi bitki çaylarının, aromaterapötik ürünlerin ve özel tıbbi amaçlı gıdaların tanıtımı ile ilgili mevzuat çalışmalarını yapmak ve bu ürünlerin tanıtımına ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.”</p>

<p>“8) İlaca yönelik piyasa araştırmaları yapmak.”</p>

<p>“13) Beşeri tıbbi ürünler ile Kurumun görev alanına giren diğer ürünlerin öncelik değerlendirme süreci ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek ve sürecin takibini sağlamak.</p>

<p>14) Eczanelerle ilgili düzenleme çalışmalarını yapmak ve doğabilecek ihtilafların çözümüne yönelik usulleri belirlemek.</p>

<p>15) Ecza depoları hakkında düzenleme çalışmalarını yapmak, ecza depolarının ruhsatlandırılması ile ilgili işlemleri yürütmek ve ecza depoları ile ilgili il sağlık müdürlüklerince yürütülecek denetimlerle ilgili koordinasyonu sağlamak.</p>

<p>16) Beşeri tıbbi ürünler ile beşeri tıbbi ürün üretiminde kullanılan ilaç hammaddelerinin ithalatına ilişkin iş ve işlemleri yürütmek, bu ürünlerin ihracat izleme faaliyetini yürütmek.</p>

<p>17) Ulusal ve uluslararası kontrole tâbi maddeler ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek.</p>

<p>18) Avrupa Birliği müktesebatına uyuma ilişkin iş ve işlemleri yürütmek ve görüş bildirmek.</p>

<p>19) Uluslararası ilişkiler ve işlemlerle ilgili kurum içi ve dışı iletişimi ve koordinasyonu sağlamak.”</p>

<p>“5) Sahte ve kaçak ilaç veya tıbbi ürünlere ilişkin işlemleri yürütmek.”</p>

<p>“8) Kurumun görev alanına giren ürünlerin piyasa gözetim ve denetimlerini yapmak, sürekli gözetim faaliyeti yürütmek.”</p>

<p>“13) Kurumun görevi alanına giren konularda risk değerlendirmesi, risk analizi yapmak, risk değerlendirmesi, risk denetimleri yapmak.</p>

<p>14) Denetimlere ileri teknoloji ve yenilikçi dijital yöntemleri entegre etmek.”</p>

<p>“10) Kurumun sayısallaşma ve dijital dönüşüm süreçlerini yürütmek; veri analizi, raporlama ve istatistiksel çalışmalar yapmak.</p>

<p>11) Kurumun bilgi teknolojileri altyapısının planlanması, kurulması, geliştirilmesi, işletilmesi ve yönetilmesine ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.”</p>

<p>“14) İleri bilgi teknolojileri ve yenilikçi dijital çözümlere yönelik araştırma, geliştirme ve uygulama ve yönetim faaliyetlerini yürütmek.</p>

<p>15) Kurumsal yazılım ve dijital çözümlerin standartlaştırma ve uyum süreçleri çerçevesinde yönetilmesini sağlamak; doğru veri oluşumunu temin etmek ve kaynakların etkin kullanımını sağlamak.</p>

<p>16) Ulusal ve uluslararası işbirlikleri kapsamında sistemler arası uyumlaştırma, entegrasyon, veri paylaşımı ve iletişim alt yapısının geliştirilmesini sağlamak, bilişim projeleri geliştirmek, yönetmek.</p>

<p>17) Yurt dışı görevlendirmelerine dair işlemleri yürütmek.</p>

<p>18) Kurumun görev alanına giren ürünlerin analizlerini ve tıbbi cihaz kalite kontrol testlerini yapmak, yaptırmak.</p>

<p>19) Türk Farmakopesini hazırlamak.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/saglik-bakanligi-bagli-kuruluslari-hizmet-birimlerinin-gorevleri-ile-calisma-usul-ve-esaslari-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/resmi/saglik-bajk.jpg" type="image/jpeg" length="77993"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/milli-egitim-bakanligi-ortaogretim-kurumlari-yonetmeliginde-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/milli-egitim-bakanligi-ortaogretim-kurumlari-yonetmeliginde-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 03 Temmuz 2026 Tarihli ve 33299 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Millî Eğitim Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>7/9/2013 tarihli ve 28758 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin 20/B maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, üçüncü fıkrasının (a) bendi ve altıncı fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(1) Okul/program/alanın merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul kapsamına alınma ve mevcut okul/program/alanın izleme sürecinde; akademik başarı, gerçekleştirilen proje ve program dışı faaliyetler, alınan sertifika, tescil ve belgeler, ulusal ve uluslararası yarışmalara katılım ve elde edilen başarılar, paydaşlarla yürütülen iş birliği çalışmaları değerlendirilir.</p>

<p>(2) Merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul teklifleri ve onay süreci aşağıdaki şekilde yürütülür:</p>

<p>a) Başvurular ocak ayı içerisinde il/ilçe millî eğitim müdürlüklerine yapılır.</p>

<p>b) Merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul il değerlendirme komisyonu tarafından Bakanlıkça hazırlanan kılavuza göre değerlendirme yapılır.</p>

<p>c) Merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul il değerlendirme komisyonu, okullara ilişkin değerlendirmesini şubat ayı sonuna kadar merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul il teklif komisyonuna sunar. Değerlendirme raporları ve ekleri talep edilmesi hâlinde Bakanlığa gönderilmek üzere il millî eğitim müdürlüklerinde muhafaza edilir.</p>

<p>ç) Aday okullar, merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul il teklif komisyonu tarafından değerlendirilir ve komisyon, değerlendirmesini mart ayının sonuna kadar Bakanlığın ilgili birimine gönderir.</p>

<p>d) Aday okulun bağlı bulunduğu genel müdürlükçe oluşturulan merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul Bakanlık tespit komisyonu, aday okullara dair mütalaalarını nisan ayının sonuna kadar tamamlar ve tekliflerini Bakan onayına sunar. Onaylanan okullar en geç mayıs ayı sonuna kadar ilgili valiliğe bildirilir.</p>

<p>e) Fen lisesi ve sosyal bilimler lisesi olarak açılacak okullar, bu maddede belirlenen usule tabi olmaksızın Ortaöğretim Genel Müdürlüğünün teklifi ve Bakan onayı ile merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul kapsamına alınır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>f) Meslekî ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı okullardaki alan/dal/program türlerinden merkezi sınav puanıyla öğrenci alacaklar, Meslekî ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğünün teklifi ve Bakan onayı ile merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul kapsamına alınır.</p>

<p>g) Program çeşitliliğine dayalı eğitim faaliyetleri yürüten Anadolu imam hatip liselerinden merkezi sınav puanıyla öğrenci alacaklar, Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün teklifi ve Bakan onayı ile merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul kapsamına alınır.”</p>

<p>“a) Merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul il değerlendirme komisyonu; valilik onayıyla il millî eğitim müdürünün görevlendireceği, okulun bağlı bulunduğu birimi temsilen bir il müdür yardımcısı veya şube müdürü ile iki eğitim müfettişinden oluşur. Komisyon, aday okulları Bakanlıkça hazırlanan kılavuzda yer alan ölçütlere göre inceleyerek değerlendirme raporunu hazırlar.”</p>

<p>“b) İzleme ve değerlendirme faaliyetleri; Bakanlıkça hazırlanan kılavuzdaki ölçütler esas alınarak ilgili genel müdürlüğün izleme ve değerlendirme daire başkanlığı koordinesinde, il millî eğitim müdürlüklerinde kurulan merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul il teklif komisyonu ile eş güdüm içerisinde yürütülür.”</p>

<p>“(7) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan kılavuzla belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 69 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(7) Ülkemizdeki resmî ortaöğretim okullarından mezun olan yabancı uyruklu öğrencilere talepleri halinde bu maddeye göre düzenlenen diplomanın yanında; Türkçe ve yabancı dilde düzenlenen Anadolu lisesi diploması da verilebilir. Düzenlenecek ikinci diplomaya ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin EK-6’sı yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/milli-egitim-bakanligi-ortaogretim-kurumlari-yonetmeliginde-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/resmi/milli-egi.jpg" type="image/jpeg" length="49534"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/karayollari-trafik-yonetmeliginde-degisiklik-0307</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/karayollari-trafik-yonetmeliginde-degisiklik-0307" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 03 Temmuz 2026 Tarihli ve 33299 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İçişleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıklarından:</strong></p>

<p><strong>KARAYOLLARI TRAFİK YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine aşağıdaki alt bentler eklenmiştir.</p>

<p>“26) Görüntü Cihazı: Sürücünün izleme ve kullanma sahasında kalan ve aracın hareketi sırasında; televizyon veya video yayını izlenen cihazdır.</p>

<p>27) Sürücü Görüş Alanı: Sürücü koltuğu dikey ve en yüksek sürüş konumunda iken sürücünün; ön cam, ön yan camlar ile dış aynalar aracılığıyla yolu, trafiği ve çevresini doğrudan veya dolaylı olarak görebildiği alandır.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 63 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Sürücü görüş alanı içerisinde kalan aksesuar ve eşyaların; sürücünün karayolunu, yaya/araç hareketlerini, trafik işaret levhalarını/cihazlarını ve yer işaretlemelerini görmesini engelleyecek şekilde bulundurulması yasaktır. Aracın üretimindeki donanımlar saklı kalmak üzere sürücünün görüş alanında, direksiyon simidinin veya gösterge panelinin en üst seviyesinden itibaren beş santimetreyi aşmayacak yükseltiler ile ön cama monte edilen araç kamerası ve telefon tutucu istisna kapsamında değerlendirilir ve görüşü engelleyici unsur olarak kabul edilmez.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 144 üncü maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bentler eklenmiş ve diğer bent buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“b) Araçtaki ses cihazlarını, sesi araçtan dışarıya taşacak ve kamunun rahat ve huzurunu bozacak şekilde kullanmak yasaktır. Bu bent hükümlerine uymayanlara Kanunun 72 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlem yapılır.</p>

<p>c) Sürücülerin seyir halinde iken izleme ve kullanma sahası içinde kalan görüntü cihazlarında video veya televizyon yayını izlemeleri yasaktır. Bu bent hükümlerine uymayanlara Kanunun 72 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında işlem yapılır. Sürüş, park veya navigasyon yardımı amacıyla kullanılan cihazlar, araç içi ve dışını gösteren kamera ve kayıt cihazı ile aracın kontrolü ve sistem ayarlarına ilişkin cihazların sayılan bu amaçlarla kullanımı birinci cümle kapsamında değerlendirilmez.</p>

<p>ç) Araç üreticisi tarafından belirlenen alanlar saklı kalmak üzere araçlarda ilave hoparlör, amplifikatör, subwoofer ve benzeri ses sistemlerinin bulundurulması veya kullanılması yasaktır. Araçların bagaj kısmında ilave bir adet maksimum 45 Hz subwoofer ile bir adet maksimum 300 watt amplifikatör bulundurulabilir. İlave sistemlerin belirlenen standartlara aykırı veya bagajda birden fazla bulunması veya sesin araçtan dışarı taşarak kamunun rahat ve huzurunu bozacak şekilde kullanıldığının tespiti halinde Kanunun 72 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında işlem yapılır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğe ekli 2 sayılı Cetvelin “Görüntü cihazları” satırı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="161">
   <p>Bireysel sesli ve görüntülü cihaz</p>

   <p></p>
   </td>
   <td width="443">
   <p>Ticari amaçla yolcu taşımacılığı yapılan M2 ve M3 sınıfı araçlarda şoförlerin izleyemeyeceği şekilde olmak şartıyla, koltuklara, koltuk önündeki ayırma duvarlarına, mutfak ünitesine veya yolcuya yakın herhangi bir yerde bireysel sesli ve görüntülü cihaz bulundurulabilir. Ancak, bireysel sesli ve görüntülü cihaz şoförler tarafından yönetilemez.</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanları birlikte yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/karayollari-trafik-yonetmeliginde-degisiklik-0307</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/07/arac-tar.jpg" type="image/jpeg" length="35782"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM Başkanı Özkaya'dan genç hukukçulara: Kolay olanı değil, doğru olanı tercih edin]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkayadan-genc-hukukculara-kolay-olani-degil-dogru-olani-tercih-edin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkayadan-genc-hukukculara-kolay-olani-degil-dogru-olani-tercih-edin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezuniyet Töreni’nde yaptığı konuşmada "Dürüst olun, adaletli olun, iyiliğin ve erdemin sembolü olmaya çalışın. Emekle kazanmanın, alın terinin ve helal lokmanın değerini hiçbir zaman küçümsemeyin. Hayat size zaman zaman kolay olanla doğru olan arasında bir tercih sunacaktır. Her daim, kolay olanı değil, doğru olanı tercih etme cesareti gösterin" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezuniyet Töreni’nde yaptığı konuşmada hakikati aramayan bilginin, vicdanla buluşmayan hukukun ve insan onurunu merkeze almayan adalet anlayışının kalıcı bir güven inşa etmesinin mümkün olmadığını belirterek “İnanıyorum ki sizler; bilgiyle vicdanı, özgür düşünceyle sorumluluk duygusunu bir arada taşıyan hukukçular olarak ülkemizin hukuk sistemine önemli katkılar sunacaksınız.” dedi.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinin 2025-2026 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’ne katıldı. Törende konuşan Başkan Kadir Özkaya, üniversitelerin yalnızca meslek sahibi bireyler yetiştiren kurumlar olmadığını, bu kurumların aynı zamanda düşünen, sorgulayan, araştıran ve topluma yön veren insanların yetiştiği ilim ve irfan merkezleri olduğunu ifade etti. Bir ülkenin geleceğinin yetiştirdiği insanın niteliğiyle şekillendiğini vurgulayan Başkan Özkaya, güçlü eğitim kurumlarının, nitelikli bilim insanlarının ve özgür düşünce ortamlarının medeniyetlerin yükselişindeki belirleyici rolüne işaret etti.</p>

<p>Gençlerin yalnızca bir fakülteden mezun olmadıklarını, aynı zamanda adaletin tecellisine katkı sunacak onurlu bir mesleğin ilk adımını attıklarını belirten Başkan Özkaya, “Hukuk eğitimi birçok alandan farklı olarak yalnızca bilgi edinmeyi değil güçlü bir muhakeme yeteneği geliştirmeyi gerekli kılar. Sizler yarının hukukçuları olarak toplumun devlete olan güvenini daha da güçlendirecek, hukuka duyulan saygıyı pekiştirecek, adaletin tesisini sağlayacak kişilersiniz. Mesleğin icrasında sürekli kendinizi geliştirmenin, hukuka bağlılığın ve sorumluluk bilinciyle hareket etmenin gerekliliğini bir an bile aklınızdan çıkarmayın. Görevinizin yalnızca davaları sonuçlandırmak olmadığını; toplumsal barışın, huzurun ve güvenin teminatı olduğunu da unutmayın.” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Özkaya, her kararın topluma güven ve istikrar sunması gerektiğini kaydederek adalet terazisini doğru tutabilmek için yalnızca kanun bilgisinin yeterli olmadığını, vicdan hassasiyeti ile ahlaki müktesebatın da hukuk mesleğinin ayrılmaz unsurları olduğunu vurguladı. Başkan Özkaya, “Hakikati aramayan bilginin, vicdanla buluşmayan hukukun ve insan onurunu merkeze almayan adalet anlayışının kalıcı bir güven inşa etmesi mümkün değildir. İnanıyorum ki sizler; bilgiyle vicdanı, özgür düşünceyle sorumluluk duygusunu bir arada taşıyan hukukçular olarak ülkemizin hukuk sistemine önemli katkılar sunacaksınız.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Konuşmasının devamında sürekli öğrenmenin ve kendini geliştirmenin önemine işaret eden Başkan Özkaya, şunları söyledi: “Çok okuyun. Okuduğunuz eserler yalnızca bilginizi değil düşünce dünyanızı ve muhakeme gücünüzü de geliştirsin. Yabancı dil öğrenmeye önem verin. Yabancı dil bilmek farklı düşünce dünyalarına, bilimsel kaynaklara ve yeni ufuklara kapı aralar. Hangi mesleği seçerseniz seçin yalnızca kendiniz için değil aileniz, toplumunuz ve ülkeniz için de değer üretmeye çalışın. Daima adalet ve vicdan dolu kalpleriniz olsun. Dürüst olun, adaletli olun, iyiliğin ve erdemin sembolü olmaya çalışın. Emekle kazanmanın, alın terinin ve helal lokmanın değerini hiçbir zaman küçümsemeyin. Hayat size zaman zaman kolay olanla doğru olan arasında bir tercih sunacaktır. Her daim, kolay olanı değil, doğru olanı tercih etme cesareti gösterin. Bilgiden ve bilimden daima en üst düzeyde yararlanma gayreti içinde olun. İnsanı gerçekten değerli kılan; dürüstlüğü, çalışkanlığı, adalet duygusu ve insan onuruna duyduğu saygıdır. Hayatınız boyunca gösterişten, haksızlıktan ve kolay yoldan kazanma arzusundan uzak durun.”</p>

<p>Adaletin, hayatın üzerinde yürüdüğü temel olduğunu, bu temelin sağlamlığı ve sarsılmazlığının her şeyden daha öncelikli ve önemli olduğunu vurgulayan Başkan Özkaya, “Elbette adalet yalnızca hukukçuların meselesi değildir. Ama hukukçular açısından daha özel ve daha büyük bir anlam ifade etmektedir. Bu nedenle ne olursa olsun hiçbir zaman ve zeminde asla adaletten ayrılmayın. Çünkü adaletin zayıfladığı yerde güven azalır, güvenin azaldığı yerde ise toplumsal huzur ve istikrar zarar görür.” dedi.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya; anayasal hakların korunmasına yönelik her samimi çabanın, hukuk devletinin güçlenmesine ve adalet idealinin daha sağlam temeller üzerinde yükselmesine katkı sağlayacağına, gençlerin de bu çabanın başarılı birer paydaşı olacağına olan inancını dile getirerek mezun olan öğrencilere meslek hayatlarında başarılar diledi.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/1-26.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/yfzlitgz/2.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/yo1nvv24/3.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/t1rmtmb4/4.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/zcznxvcz/5.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/liwn4cjy/6.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkayadan-genc-hukukculara-kolay-olani-degil-dogru-olani-tercih-edin</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 23:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-164.jpg" type="image/jpeg" length="95341"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM Başkanı Özkaya, Çin Halk Cumhuriyeti Zhejiang Eyaleti Yüksek Halk Mahkemesi heyetini kabul etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-cin-halk-cumhuriyeti-zhejiang-eyaleti-yuksek-halk-mahkemesi-heyetini-kabul-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-cin-halk-cumhuriyeti-zhejiang-eyaleti-yuksek-halk-mahkemesi-heyetini-kabul-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun daveti üzerine Türkiye’ye çalışma ziyareti gerçekleştiren Çin Halk Cumhuriyeti Zhejiang Eyaleti Yüksek Halk Mahkemesi Başkan Yardımcısı Jiang Weiyu ve beraberindeki heyeti kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Görüşmede, iki ülke yargı kurumları arasındaki karşılıklı diyaloğun ve tecrübe paylaşımının geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca yargı alanında güçlendirilecek iş birliğinin iki ülkenin hukuk sistemine önemli kazanımlar sağlayacağı vurgulandı.</p>

<p>Bunun yanı sıra yargı hizmetlerinde dijital dönüşüm sürecine ve yapay zekâ teknolojilerinin yargı alanındaki kullanımına yönelik güncel gelişmeler de ele alındı. Yargı alanında yapay zekâ teknolojilerinin kullanımının giderek yaygınlaşmasıyla birlikte yüksek yargı kurumları arasındaki tecrübe paylaşımının önem kazandığı dikkat çekildi. Bu kapsamda dijital dönüşüm sürecinde edinilen deneyimlerin yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılmasına sağlayabileceği katkılar değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kabulde; Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Basri Bağcı, Genel Sekreter Murat Azaklı, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreter Yardımcısı Müjgan Karyağdı ve diğer yetkililer yer aldı.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/unknyuvd/1.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/j3gbebzv/2.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-cin-halk-cumhuriyeti-zhejiang-eyaleti-yuksek-halk-mahkemesi-heyetini-kabul-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/2-17.jpg" type="image/jpeg" length="44320"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu ve Divan Heyeti üyeleri seçildi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-birinci-baskanlik-kurulu-ve-divan-heyeti-uyeleri-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-birinci-baskanlik-kurulu-ve-divan-heyeti-uyeleri-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen seçimlerde Birinci Başkanlık Kurulu ile Divan Heyeti’nin yeni üyeleri belirlendi. Seçimlerde 5. Ceza Dairesi Başkanı Yaşar Şimşek, 9. Hukuk Dairesi Başkanı Seracettin Göktaş ve 3. Ceza Dairesi Başkanı Mustafa Kurtaran Birinci Başkanlık Kurulu’na seçilirken, Memet Boran ve Erdoğan İshakoğlu da Divan Heyeti Asıl Üyesi oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nda yüksek mahkemenin yönetim organlarını belirlemek amacıyla yapılan Birinci Başkanlık Kurulu ve Divan Heyeti seçimleri tamamlandı. Yargıtay üyelerinin yoğun katılım gösterdiği seçimlerde yeni dönemde görev yapacak isimler belli oldu.</p>

<p><strong>BİRİNCİ BAŞKANLIK KURULU ÜYELERİ BELİRLENDİ</strong></p>

<p>Yargıtay’ın idari işleyişinde önemli görevler üstlenen Birinci Başkanlık Kurulu için yapılan seçimlerde, 5. Ceza Dairesi Başkanı Yaşar Şimşek, 9. Hukuk Dairesi Başkanı Seracettin Göktaş ve 3. Ceza Dairesi Başkanı Mustafa Kurtaran üyeliğe seçildi.</p>

<p>Seçim sonuçlarına göre Yaşar Şimşek 178 oy, Seracettin Göktaş 165 oy ve Mustafa Kurtaran 166 oy alarak kurulda görev yapmaya hak kazandı.</p>

<p><strong>DİVAN HEYETİ’NDE DE YENİ İSİMLER</strong></p>

<p>Yargıtay Büyük Genel Kurulu çalışmalarının yürütülmesinde görev alan Divan Heyeti için yapılan seçimlerde ise 5. Hukuk Dairesi Üyesi Memet Boran ile 7. Ceza Dairesi Üyesi Erdoğan İshakoğlu asıl üyeliğe seçildi.</p>

<p>Memet Boran 172 oy alırken, Erdoğan İshakoğlu 165 oyla Divan Heyeti’nde görev almaya hak kazandı.</p>

<p><strong>313 ÜYE OY KULLANDI</strong></p>

<p>Seçimlere toplam 313 Yargıtay üyesi katıldı. Yapılan sayımda 5 oyun geçersiz olduğu belirlenirken, seçimler yüksek katılım oranıyla tamamlandı.</p>

<p>Yargıtay kulislerinde seçim sonuçlarının yüksek mahkemenin önümüzdeki dönemdeki idari yapılanması açısından önemli bir gösterge olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>YARGITAY YÖNETİMİNDE KRİTİK GÖREVLER ÜSTLENECEKLER</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birinci Başkanlık Kurulu, Yargıtay’ın daireler arasındaki iş bölümü, idari işleyiş ve kurumsal karar süreçlerinde önemli yetkilere sahip bulunuyor. Divan Heyeti ise Büyük Genel Kurul toplantılarının yürütülmesi ve seçim süreçlerinde görev üstleniyor.</p>

<p>Tamamlanan seçimlerle birlikte Yargıtay’ın yeni yönetim kadrosu da şekillenmiş oldu. (Sontv)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-birinci-baskanlik-kurulu-ve-divan-heyeti-uyeleri-secildi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/yargi/yargitay7mghj74.jpg" type="image/jpeg" length="32204"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Elbistan Kadastro Mahkemesi 'sıfır dosya' hedefine ulaştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/elbistan-kadastro-mahkemesi-sifir-dosya-hedefine-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/elbistan-kadastro-mahkemesi-sifir-dosya-hedefine-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 1. Daire Başkanı Turan Kuloğlu, Elbistan Kadastro Mahkemesinin, "Sıfır Kadastro Dosyası" hedefine ulaşarak önemli bir başarıya daha imza attığını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kuloğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı;</i></p>

<p><strong>BEKLEYEN DOSYA KALMADI</strong></p>

<p>"1973 yılında açılan ve 53 yıldır devam eden son kadastro uyuşmazlığının da karara bağlanmasıyla birlikte mahkemede bekleyen kadastro dosyası kalmadı.</p>

<p>Bu sonuç; Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğümüzün koordinasyonunda yürütülen çalışmaların, Hâkimler ve Savcılar Kurulumuzun yargının yönetimi ve organizasyonunu güçlendirmeye yönelik uygulamalarının ve en önemlisi hâkimlerimizin, Cumhuriyet savcılarımızın, yazı işleri personelimizin ve adalet teşkilatımızın özverili emeğinin ortak ürünüdür.</p>

<p>Uzun yıllardır çözülemeyen uyuşmazlıkların karara bağlanması; sadece dosyaların kapanması değil, vatandaşlarımızın Anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkına kavuşması ve adalete olan güvenin güçlenmesi anlamına gelmektedir.</p>

<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulumuzun yargının yönetimi ve organizasyonunu güçlendiren yaklaşımı doğrultusunda, gecikmeye neden olan süreçleri yerinde tespit eden, çözüm odaklı ve sürdürülebilir uygulamalarla daha etkin, verimli ve öngörülebilir bir adalet sistemi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ÖZVERİLİ ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ</strong></p>

<p>Bu başarıda, Elbistan Kadastro Mahkemesi Hâkimimizin kararlı ve özverili çalışmasının önemli bir payı bulunmaktadır. Aynı zamanda Cumhuriyet başsavcılığımızı, Cumhuriyet savcılarımızı, yazı işleri müdürlerimizi, zabıt kâtiplerimizi, mübaşirlerimizi ve adalet teşkilatımızın tüm mensuplarını emekleri ve fedakârlıkları dolayısıyla gönülden tebrik ediyor, her birine teşekkür ediyorum. Adalet, ancak ortak emekle güç kazanır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/elbistan-kadastro-mahkemesi-sifir-dosya-hedefine-ulasti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 18:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/elbistan-adliye.jpg" type="image/jpeg" length="79100"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GÜMRÜK KANUNUNDA YETKİ KAVRAMINA İLİŞKİN USULİ EKSİKLİKLER]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gumruk-kanununda-yetki-kavramina-iliskin-usuli-eksiklikler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gumruk-kanununda-yetki-kavramina-iliskin-usuli-eksiklikler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Genel olarak usul hukukunda bir uyuşmazlığa hangi yargı düzeninde hangi mahkemenin bakacağı (hukuk/ceza mahkemeleri mi yoksa idare mahkemeleri mi ya da vergi mahkemeleri mi) “görev”; hangi coğrafi bölgedeki (yerdeki) mahkemenin bakacağı ise “yetki” kavramları ile ilişkilidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun (İYUK) 32 nci maddesinde<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> genel yetki kuralları belirlenmiştir. Bu maddeye göre yetkili idare mahkemesinin İYUK ya da diğer Kanunlarda belirtilmediği hallerde yetkili mahkeme, dava konusu olan idari işlemi yapan idari birimin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Ayrıca yetki kuralları kamu düzenindendir, bir diğer ifadeyle taraflar kendi aralarında anlaşma yaparak başka bir yerdeki mahkemeyi yetkili mahkeme olarak belirleyemezler.</p>

<p>Yine İYUK 37/b fıkrasına göre<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a>; Gümrük Kanunu’na göre alınması gereken vergilere ilişkin işlemlerde vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren idari birimin bulunduğu yerdeki vergi mahkemeleri yetkilidir.</p>

<p>Cahit YERCİ’nin “Gümrük Hukuku ve Davaları” isimli kitabında yer alan, idari yargılamaya konu olmuş bir örnekteki<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a> yetki kuralına ilişkin sorun bu makalenin konusunu oluşturmaktadır. Kitaptaki örnek ve Danıştay 7. Daire E.:2018/3056 K:2021/4347 sayılı ve 01/11/2021 tarihli Karar konusu olay; Kapıkule TIR Gümrük Müdürlüğü’nden ülkeye girişi yapılan eşyanın Halkalı Gümrük Müdürlüğü tarafından antrepoya alınması, daha sonra mahrece iadesi amacıyla Halkalı Gümrük Müdürlüğünce yeni bir TIR karnesi düzenlenmesi, Kapıkule TIR Gümrük Müdürlüğü tarafından da TIR karnesi konusu eşyanın araç içinde bulunmadığının tespit edilerek durumun Halkalı Gümrük Müdürlüğüne iletilmesi ve Halkalı Müdürlüğünce (Gümrük Kanunu 183 ncü maddeye istinaden) gümrük ile diğer vergilerin istenilmesi ile ilgilidir. İlk derece Mahkemesi, “<i>ithal edilen eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine giriş işlemlerini gerçekleştirerek anılan rejime tabi tutan idarenin Kapıkule TIR Gümrük Müdürlüğü olması nedeniyle söz konusu eşyayla ilgili olarak işlem tesis edilmesine anılan Müdürlüğün yetkili olduğu eşyanın serbest dolaşıma giriş rejimi işlemlerinin yapılması amacıyla sevk edildiği Halkalı Gümrük Müdürlüğünce işlem tesis edilmesinde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı</i>..” gerekçesiyle idari işlemin iptaline karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi ile Danıştay da kararlarında söz konusu ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğuna hükmedilmiştir<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yazımız konusu örneğimizde, TIR Karnesi kapsamı eşyanın araçta bulunmadığını tespit eden ve Halkalı Gümrük Müdürlüğünü bilgilendiren idare Kapıkule TIR Gümrük Müdürlüğüdür. Gümrük Kanunu 183. Madde hükümleri uyarınca gümrük ile diğer vergilere dair işlemleri başlatan idare ise Halkalı Gümrük Müdürlüğüdür.</p>

<p>4458 sayılı Gümrük Kanununda yer alan tanımlara göre ülkeye girişte Kapıkule TIR Gümrük İdaresi “giriş” gümrük idaresi, eşyanın antrepo rejimine tabi tutulduğu Halkalı Gümrük Müdürlüğü ise “ithalat” gümrük idaresidir<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a>. Eşya, Halkalı tarafından gümrükçe onaylanmış rejimlerden birisi olan antrepo rejimine tabi tutulmuştur. Örneğimizdeki mahrece iade işlemlerinde ise ihracat gümrük idaresi Halkalı, çıkış Gümrük idaresi ise Kapıkule gümrük idaresidir. Olayda, kontrolleri yapan idare Kapıkule TIR, vergilere dair işlemleri başlatan idare ise Halkalı Gümrük Müdürlüğüdür.</p>

<p>Gümrük Kanunu 183 ncü maddede gümrük vergilerinden sorumluluğun doğması halinde bu vergilerin tahsil edilmesine ilişkin işlemlerin hangi yerdeki gümrük idaresince yerine getirileceği hususunda bir hüküm bulunmamaktadır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu husus Gümrük Kanununun bir eksikliğidir. Ancak yine de farklı bir açıdan bakarsak, Gümrük Kanununda hüküm bulunmamakla birlikte kısıtlama da bulunmamaktadır. Yani, Halkalı Gümrük İdaresinin vergilerin tahsiline dair işlemleri başlatmasının hukuka aykırı olduğu, bu konuda yetkisi olmadığı hususunda da bir hüküm bulunmamaktadır. İYUK 37/b de göz önüne alındığında, vergiyi tarh ve tahakkuk ettiren idarenin Halkalı olduğu anlaşılmaktadır, Kapıkule’nin eksikliğin farkına varması ve Halkalı’yı uyarması vergi tahsil işlemlerinin başlaması kapsamında değerlendirilmemelidir; Kapıkule’nin yaptığı bilgilendirme faaliyetleri hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığından idari işlem olarak nitelendirilemez. Bilakis vergilerin tahsilat işlemlerini başlatan idare Halkalı Gümrük İdaresidir. Diğer taraftan, mahrece iade işlemleri kapsamında transit rejimini başlatan idare de Halkalı Gümrük Müdürlüğüdür<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a>.</p>

<p>Diğer taraftan mahrece iade işlemleri için eşyanın Halkalıdan Kapıkule’ye varana dek transit rejimi kapsamında olacaktır. Transit rejimi işlemleri de Halkalı Gümrük Müdürlüğünde başlamıştır. İYUK 32, 37 hükümleri uyarınca da yetkili mahkemenin Halkalı Gümrük İdaresinin bulunduğu yargı çevresindeki mahkemeler olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>Görüldüğü üzere, gümrük işlemleri karmaşık bir yapıya sahiptir. Ceza/tahsil işlemleri için yetkili gümrük idarelerinin Gümrük Kanununda (bu karmaşık süreci kolaylaştıracak şekilde) detaylı belirlenmesi amacıyla düzenleme yapılması, yetki konusundaki belirsizliklerin önüne geçilmesi anlamında faydalı olacaktır. Gümrük Kanununda bu tür usule dair hükümlerin yer almamasının eksiklik olduğu görüşünü<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a> biz de isabetli buluyoruz.</p>

<p>Kısaca, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine/Bölgesinden getirilmesine/çıkartılmasına ilişkin ceza/tahsilat işlemlerinin, “ithalat”, “giriş” ya da “çıkış” veya “ihracat”<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">[8]</a> gümrük idarelerinden hangisince yerine getirileceğinin her bir rejim için bu kuralların ayrı ayrı belirtilmesiyle yargılama sürecindeki belirsizlikler ortadan kalkacak yargılama sürecinin de gereksiz uzamasının önüne geçilmiş olacaktır. Ayrıca, İYUK 32/1 hükmü de özel kanunlarda yetkili idare mahkemelerinin belirlenmesine cevaz vermektedir<a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">[9]</a>. Dolayısıyla, Gümrük Kanununda yetkili gümrük idareleri yanında hangi bölgedeki mahkemelerinin de söz konusu işlemlerde yetkili olduğu belirlenebilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-murat-tam" title="Av. Murat TAM"><img alt="Av. Murat TAM" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/02/murat-tam.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-murat-tam" title="Av. Murat TAM">Av. Murat TAM</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong><u>KAYNAKÇA</u></strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">Yerci, Cahit; “Gümrük Hukuku ve Davaları”, 4. Basım, Seçkin Yayınları,2023, Ankara,</span></p>

<p><span style="color:#999999">------------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> <strong><i>İdari davalarda genel yetki: </i></strong></span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong><i>Madde 32 – </i></strong><i>1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir.</i></span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> <strong><i>Vergi uyuşmazlıklarında yetki:</i></strong><i> </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong><i>Madde 37 – </i></strong><i>Bu Kanununa göre vergi uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme: </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>a) Uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, zam ve cezaları kesen, </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>b) <strong>(Ek: 10/6/1994-4001/17 md.) </strong>Gümrük Kanunu’na göre alınması gereken vergilerle Vergi Usul Kanunu gereğince şikayet yoluyla vergi düzeltme taleplerinin reddine ilişkin işlemlerde; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>c) Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Kanunun uygulanmasında, ödeme emrini düzenleyen, </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>d) Diğer uyuşmazlıklarda dava konusu işlemi yapan, </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>Dairenin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir.</i></span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> Yerci, Cahit; “Gümrük Hukuku ve Davaları”, 4. Basım, Seçkin Yayınları,2023, Ankara, s:81-82</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> Benzer bir kararında (2025/3468 E. , 2025/3944 K. T. 27/11/2025) Danıştay 7. Dairesi dava konusu işlemi yapan davalı idarenin Derince Gümrük Müdürlüğü olduğu, uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanunu'nun 37. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ihtilaf konusu vergiyi tahakkuk ettirmeye yetkili olan gümrük müdürlüğünün bulunduğu yerdeki idari yargı merciince çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın görüm ve çözümünde, Kocaeli Vergi Mahkemesinin yetkili mahkeme olarak belirlenmesine hükmetmiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> Gümrük Kanununa göre “İthalat gümrük idaresi” deyimi, Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşyanın risk analizine dayalı kontrolleri de dâhil olmak üzere gümrükçe onaylanmış bir işlem ve kullanıma tabi tutulmasına ilişkin işlemlerinin yerine getirildiği gümrük idaresini ifade eder.</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999"> Yerci, s.82</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999"> Yerci, s. 82</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">[8]</span></a><span style="color:#999999"> “<strong>İthalat gümrük idaresi</strong>” deyimi, Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşyanın risk analizine dayalı kontrolleri de dâhil olmak üzere gümrükçe onaylanmış bir işlem ve kullanıma tabi tutulmasına ilişkin işlemlerinin yerine getirildiği gümrük idaresini;</span></p>

<p><span style="color:#999999">“<strong>Giriş gümrük idaresi</strong>” deyimi, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine getirildiği ve risk analizine dayalı giriş kontrolüne tabi tutularak geciktirilmeksizin sevk işlemlerinin yapıldığı gümrük idaresini;</span></p>

<p><span style="color:#999999">“<strong>İhracat gümrük idaresi”</strong> deyimi, Türkiye Gümrük Bölgesini terk edecek eşyanın risk analizine dayalı kontrolleri de dâhil olmak üzere gümrükçe onaylanmış bir işlem ve kullanıma tabi tutulmasına ilişkin işlemlerinin yerine getirildiği gümrük idaresini;</span></p>

<p><span style="color:#999999">“<strong>Çıkış gümrük idaresi</strong>” deyimi, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesini terk etmeden önce sunulmasının gerekli olduğu ve çıkış işlemlerinin tamamlanması ile ilgili gümrük kontrolleri ve risk analizine dayalı kontrollere tabi tutulduğu gümrük idaresini;</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">[9]</span></a><span style="color:#999999"> Örneğin, İYUK 33/1 gereğince Kamu görevlilerinin atanması ve nakilleri ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlilerinin yeni veya eski görev yeri idare mahkemesidir. Diğer taraftan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu 37 md hükmüne göre, kamulaştırma işlemlerinden doğan tüm anlaşmazlıkların adli yargıda çözümlenmesi gerekenleri, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü ile görülür.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gumruk-kanununda-yetki-kavramina-iliskin-usuli-eksiklikler-1</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/terazi/terad1.jpg" type="image/jpeg" length="40994"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/2851 E., 2016/3143 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20152851-e-20163143-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20152851-e-20163143-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 29.02.2016 tarihli, 2015/2851 E., 2016/3143 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>12. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2015/2851 E., 2016/3143 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat<br />
Hüküm : Davanın reddi</p>

<p>Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;<br />
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;</p>

<p>Davacı vekili 14.02.2014 tarihli dilekçeleri ile müvekkili olan davacı hakkında 2009 yılında başlayan kovuşturmanın devam ettiğini ve davacının (sanığın) 5 yıldır tutuklu olarak yargılandığını uzun süren yargılama ve tutukluluk halinin yasa ve mevzuat ihlali olduğunu, tutuklamanın bir tedbir olması kuralının ihlal edildiğini, başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan tutuklama tedbirinin uzun süre devam ettiğini, maktu ve esasa etkili olmayan gerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğünü ve davacının manevi kayba uğradığı gerekçeleriyle CMK’nın 141/1-a-d maddeleri gereğince 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>Makul sürede yargılamanın yapılıp yapılmadığı ve tutukluluk süresinin uzun olduğu gerekçesi ile yasa ve mevzuat ihlali yapıldığına ilişkin iddia yönünden konuyla ilgili uluslararası ve ulusal normlar esas alınarak yapılan incelemede;</p>

<p>Konuya yürürlükteki hukuk normları açısından bakıldığında, 5271 sayılı CMK’nın 100. maddesinde tutuklama nedenleri, 101. maddesinde tutuklama kararı ile ilgili usul ve koşullar, 102. maddesinde ise, tutuklulukta geçecek azami süreler ve uzatma süreleri ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Tutuklamaya ilişkin 5271 sayılı sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin 1 inci fıkrasında;</p>

<p>"1)Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez, hükmü ile tutuklama kararındaki ölçüt belirtilmiştir. 2 nci fıkrasında ise, tutuklama nedeni olarak öngörülen temel esaslar sayılmış, 3 üncü fıkrasında da "katolog halinde sayılan bir takım suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeninin var sayılabileceği belirtilmiş, 4 üncü fıkrasında ise tutuklama yasağına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un tutuklama kararı başlıklı 101. maddesinde; "(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir. (5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir." hükmü ile kararın verilme yöntemi ile kararın gerekçesinde bulunması gereken hususlar ayrıntılı olarak belirtilmiş, tutuklulukta geçecek azami süreler ise 102. maddede (1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. (3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir" şeklinde ayrıntılı olarak düzenlenmiş, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından maddede yazılı süreler 5320 sayılı Yasanın 5739 sayılı Yasa ile değiştirilen 12. maddesi uyarınca 31.12.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aynı Kanun'un 108. maddesinde ise, "(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100’ üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.</p>

<p>(2)...</p>

<p>(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir" şeklinde tutukluluk halinin gözden geçirilmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Anılan normatif düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, genel görevli mahkemeler açısından tutuklulukta geçecek azami süreler ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde bir yıl, ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren işlerde iki yıl, uzatma süresi ise üç yıldır. Tutukluluk süresinden kural olarak iki yıllık temel süre anlaşılmalıdır. Zira uzatma süresine ayrıca "zorunlu hallerde" denilmek suretiyle ek koşul getirilmiştir. Bu nedenle de ‘uzatma süresi daha sıkı şartlara bağlanmıştır. Burada üzerinde durulması gereken husus, uzatma süresine zorunluluk bulundukça başvurulması ve temel tutukluluk süresi dolduktan sonra verilecek uzatma kararlarında gösterilecek gerekçenin ilk tutuklama kararından daha kuvvetli suç şüphesinin ve suçun işlendiği şüphesinin bulunduğunun ortaya konulması yönünden daha açıklayıcı nedenlere ve bu nedenleri haklı gösteren farklı hukuki gerekçelere dayanılmasını gerekli kılmaktadır. Buradan çıkarılacak sonuç ise, her dava dosyası ve olayın özelliği nazara alınmakla birlikte, beş yıllık azami tutukluluk süresinin mutlak uygulanmasının beklenmeyeceğidir.</p>

<p>Dolayısıyla uzatma süreleri de dahil olmak üzere, tutukluluk süreleri Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde bir yıl altı ay, Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise beş yılı aşamayacak, bu süre dolduğunda, yargılama makamları başkaca hiçbir değerlendirme yapmadan tutukluluğa son vereceklerdir. Bu kapsamda 102. maddedeki sürelerin dolması halinde artık bir tutuklama yasağı söz konusu olacağından, yargılama makamlarınca tutuklama kararı verilemeyeceği gibi tutukluluğun devamına da karar verilemeyecektir. Ayrıca Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren suçlarda toplam tutukluluk süresinin mutlak olarak beş yıl kabul edilmesi halinde gerek kanuni düzenleme ve uygulama gerekse AİHM’nin kararları birlikte gözetildiğinde ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (Sözleşme) 5. maddesinin 3. fıkrasının ihlali sonucunu doğuracağı da açıktır. Aynı bağlamda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90/5 maddesindeki "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” şeklindeki düzenleme uyarınca uluslararası antlaşmaların hükümleri ile iç hukukun çatışması ve antlaşma hükmünün lehe olması halinde iç hukuk kuralı uygulanamayacaktır.</p>

<p>İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi (AİHS): Madde 5- (1.) Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.(...)</p>

<p>c) Bir suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması; (...) (3.) Bu maddenin l. (c) fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir." Son (5) fıkrada da, "Bu madde hükümlerine aykırı olarak yapılmış bir yakalama ve tutulu kalma işleminin mağduru olan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır." hükmüne yer verilmiş,</p>

<p>Anayasanın 19. maddesinde de sözleşme hükmüne benzer şekilde; herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir. Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir, hükmüne yer verilmek suretiyle kişi özgürlüğünün sınırlanması açısından aynı koruma ve güvence sağlanmıştır.</p>

<p>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinde ise "Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir, hükmü ile makul sürede hakkaniyete uygun yargılama ilkesine yer verilmiş, adil yargılanma hakkının kapsam ve amacı, davada taraf olanların, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle, uğrayacakları maddi ve manevi elem ve sıkıntılardan korunmaları ile adaletin etkin şekilde sağlanması ve hukuka olan inanç ve güvenin korunmasıdır. Yine Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasına göre: ''Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrasında: Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargıya bir görev olarak yüklenmiştir. Makul süre incelemesinde yapılan yargılamaya ilişkin maddi vakıalar ve ispat araçları veya uygulanacak hukuk kurallarının karmaşık olması; tarafların yargılama sürecindeki tutumları, yargılama sürecinin uzamasındaki etkileri ve haklarını kullanırken gereken dikkat ve özeni gösterip göstermedikleri; yargı makamları yanında dava süreciyle ilgili kamu otoritesi kullanan tüm devlet organlarına atfedilebilir yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden kaynaklanan bir gecikme olup olmadığı ve yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilip gösterilmediği; somut olayda davacı için hukuki korumanın bir an önce gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın niteliği ve niceliğine ilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda tazminat isteminin haklı olup olmadığı irdelemesini yapacak olan mahkemenin temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunup bulunmadığının tespitidir. Konuya ilişkin AİHM ve Anayasa Mahkemesi'nin yargılama süresinin makul olup olmadığını her olayın kendine özgü koşullarını ve özellikle davanın karmaşık olup olmadığı, başvurucunun yargılama süresince gösterdiği tavır ve davranışlar, kamu otoritelerinin ve özellikle de yargılama organlarının tutumları, davanın başvurucu açısından taşıdığı önem ve eğer söz konusu yargılama bir ceza yargılaması ise başvurucunun tutuklu olup olmadığı gibi ölçütleri dikkate alarak değerlendirdiğini kararlarında belirtmektedirler.</p>

<p>Aynı şekilde tutuklamanın uzun sürmesi nedeniyle açılacak tazminat davalarında dayanak mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulunun aranmayacağı da dikkate alınarak bu çerçevede, dosya kapsamı itibariyle 02.10.2009 tarihinde tutuklanan ve dosyaya fotokopisi sunulan ve dosya içerisine alınan bir kısım kararlara göre tutukluluk hali farklı tarihlerde uzatılan sanık (davacı) hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/l-a-d maddeleri gereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin, makul sürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve dolayısıyla davacının manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi açısından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamı incelenerek, soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin incelenmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasının celp edilip soruşturma ve kovuşturma kapsamı ayrıntılı olarak incelenip bu hususa ilişkin ayrıntılı dosya inceleme tutanağı da düzenlenerek, özellikle davacı (sanık) hakkında düzenlenmiş olan yakalama, gözaltı ve ifade tutanakları, tutuklama kararı, tüm tutuklama inceleme tutanakları, tutuklama ve tahliye müzekkereleri ile iddianameler başta olmak üzere ilgili bütün karar, tutanak ve belgelerin eksiksiz ve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri de dosya içine alınarak yargılamaya konu olayın, savcılık ve mahkemece yapılan işlemlerin kapsamı ve niteliği ile soruşturma aşamasından itibaren yargılama süreci boyunca geçirilen tüm safhalar belirlenip göz önünde bulundurularak, davacının taleplerinin incelenmesi ve yukarıda bahsedilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 19/son maddesi “Hürriyeti kısıtlanan kişilerin en kısa zamanda bırakılmasının" sağlanmasını öngördüğü gibi yine Anayasa'nın 90/son maddesine göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalardan olan ve uygulama önceliği olan, İnsan Hakları Sözleşmesinin 5/3. maddesindeki “Yakalanan veya tutuk durumda bulunan herkes hemen bir hakim veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkarılır” düzenlemeleri ile birlikte 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141/1-d maddesine göre, “Kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen” kişilere de tazminat verilmesini öngördüğünden, somut olayda beş yıllık azami tutukluluk süresinin dolup dolmadığı da nazara alınarak tutukluluğun yasal dayanağının kalıp kalmadığı irdelenerek, tutukluluk hali ve yargılama süreci yönünden makul sürenin aşıldığı iddiasının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi,</p>

<p>Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20152851-e-20163143-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1.jpg" type="image/jpeg" length="69428"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/40469 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202140469-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202140469-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 11/6/2024 tarihli ve 2021/40469 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>F.A. BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/40469)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p>Karar Tarihi: 11/6/2024</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Tuğçe TAKCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Av. Ebru DEMİRTEPE</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p><strong>A.</strong> <strong>Bireysel Başvuru Öncesi Süreç</strong></p>

<p>2. 10/7/2021 tarihinde Van'daki bir otobüs durağında PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasını içeren broşür bulunduğuna dair ihbar yapılmıştır. Sonrasında<i> "</i>[O.Y.]<i> futbol turnuvası, örgütlü gençlik ile özgür geleceğe, takımını kur, harekete geç" </i>ibareli broşürler bulunması ve broşürün alt kısmında iletişim bilgisi olarak verilen GSM hattının başvurucu tarafından kullanıldığının tespit edilmesi üzerine başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Van Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır.</p>

<p>3. Başvurucu 13/8/2021 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu; kolluktaki ifadesinde, Halkların Demokratik Partisi (HDP) parti meclis üyesi olduğunu, daha önceden terör suçlarından dolayı 5-6 defa gözaltına aldığını ve 14 ay ceza infaz kurumunda kaldığını, HDP Genel Merkezinin yönlendirmesiyle gençlik meclisi tarafından tiyatro, folklor ve halı saha turnuvalarının düzenlendiğini söylemiştir. Başvurucu ayrıca Komalen Ciwan ve Devrimci Gençlik Hareketi ile bir irtibatının bulunmadığını, futbol turnuvası için halı saha organizasyonlarını sağladığını, ayrıca turnuvanın reklamı için broşür dağıtıp afiş astığını, O.Y.nin HDP Gençlik Meclisinin eski çalışanı olduğunu ve ölmesi nedeniyle turnuvanın onun adına düzenlendiğini, turnuvanın O.Y. adına düzenlenmesi talimatının HDP Genel Merkezinden geldiğini, terör örgütü adına eylem ve faaliyetlerde bulunmadığını beyan etmiştir.</p>

<p>4. Başvurucu, Van 3. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) tarafından müsnet suçtan 16/8/2021 tarihinde tutuklanmıştır. Sorgusunda başvurucu; turnuvanın HDP Van il merkezi tarafından organize edildiğini, broşürdeki numaranın kendisine ait olmadığını, sadece HDP Gençlik Merkezine üye olduğunu ve futbol turnuvasında takımların eşleşmesiyle ilgilendiğini, broşürlerin Genel Merkez tarafından bastırıldığını belirtmiştir. Hâkimlik tutuklama gerekçesinde "<i>kollukça tanzim edilen tüm tutanaklar, hep birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, şüpheli</i>[n]<i>in üzerine atılı suçun... katalog suçlardan olması sebebiyle bir tutuklama nedeninin varsayıldığı, yargılama sonunda şüpheli... hakkında mahkumiyet hükmü tesis edilmesi halinde verilmesi muhtemel cezaya göre tutuklama tedbirinin ölçülü olacağı kanaatine varıl</i>[dığı]<i>...</i> " ifadelerine yer vermiştir.</p>

<p>5. Başvurucunun tutuklama kararına itirazı öncelikle Hâkimlik tarafından 25/8/2021 tarihinde incelenmiştir. Hâkimlik, itiraz sebeplerini yerinde görmeyerek dosyayı ilgili Hâkimliğe göndermiştir. Başvurucunun itirazını inceleyen<i> </i>Van 1. Sulh Ceza Hâkimliği 31/8/2021 tarihinde Hâkimliğin değindiği aynı gerekçelerle itirazın reddine karar vermiştir.</p>

<p>6. Ret kararı başvurucuya 8/9/2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu 13/9/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Bireysel Başvuru Sonrası Süreç</strong></p>

<p>7. Bireysel başvuru sonrasında Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede, Başsavcılık tarafından düzenlenen 2/11/2021 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. İddianamede "<i>... afişlerin bulunması üzerine... kolluk kuvvetince yapılan açık kaynak araştırmalarında söz konusu broşürlerin </i>[Ç.T.]<i> ve </i>[R.V.]<i> isimli şahıslar tarafından dağıtıldığı, suça konu broşürün alt kısmında iletişim bilgisi verilen 05... nolu GSM numarasının iltisaklı kurumlar ile yapılan koordineli çalışmalar neticesinde F.A.isimli şahıs tarafından kullanıldığı ve söz konusu futbol turnuvasını F. A. isimli şahsın organize ettiğinin değerlendirildiği, broşürlerin üzerinde resmi ve adı bulunan</i> [O.Y.]<i> isimli şahsın HDP Gençlik Meclisi üyesi olduğu, terör örgütünün kırsal alanına katılım yapmış biri olduğu, PKK/KCK terör örgütünün güdümünde yayın organı olan 'Nuçe Ciwan' isimli internet sitesinde yapılan haberler ile bahse konu ... turnuvasının sahiplenildiği, 'HDPvangençlikmeclisi' isimli twitter kullanıcısı tarafından yapılan paylaşımlarla bahse konu broşürlerin dağıtımının ve turnuvaya davet edilmenin kendilerince sahiplenildiği, ilgi sayılı mahkeme kararınca HDP Gençlik Meclisi isimli oluşumun ... PKK/KCK terör örgütünün güdümünde hareket ederek terör örgütünün propagandasını yaptıkları, ...<strong> </strong>F.A.'ın<strong> </strong>ilgili mahkeme kararı doğrultusunda ikametinde arama yapıldığı, ... herhangi bir suç unsurunun tespit edilemediği, ... dosya kapsamında bulunan ve farklı illerde örgüt üyeliğinden yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen tanık beyanlarından, dijital materyallerden ve mevcut delillerden, HDP Gençlik yapılanmasının KCK kapsamında faaliyet yürüten YDGH (Yurtseven Devrim ve Gençlik Hareketi)'nin Silahlı Terör Örgütü PKK'nın illegal faaliyetlerine legal görünüm kazanmaya çalıştığının açıkça anlaşıldığı, ...yukarıda açıklandığı üzere HDP Gençlik Meclisi oluşumunun kırsala eleman temin eden, sözde şehir gerillacılığını hedefe geçirmeyi hedefleyen ve örgütün parçası olan bir yapılanma olduğu, şüphelilerin de bu yapılanma içinde faaliyet yürüttüğüne dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut delillerin mevcut olduğu, şüpheliler hakkında daha önce adli işlem yapılmış olmasına rağmen eylemlerine devam ettikleri, şüphelilerin yukarıda belirtilen eylemleri nedeniyle üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işledikleri..."</i> bilgilerine yer verilmiştir.</p>

<p>8. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi 11/11/2021 tarihli tensip kararıyla başvurucunun tahliyesine, hakkında yurt dışına çıkmama ve kolluk birimine giderek imza atma şeklinde adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına karar vermiştir.</p>

<p>9. Yargılama dosyası Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkında silahlı terör örgütü üyeliği isnadıyla yürütülen bağlantılı diğer yargılamayla birleştirilmiştir. Söz konusu yargılamaya esas iddianamede; başvurucunun müsnet suçtan 2/12/2020 tarihinde tutuklandığı, HDP Gençlik Meclisi içinde yer aldığı, aramalarda elde edilen dijital materyallerin incelemesinde PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasının yapıldığı değerlendirilen müziklerin, videoların bulunduğu, iletişimin tespiti tedbiri sırasında bazı şahıslarla terör örgütü propagandası sayılabilecek pankartları yapma hazırlığında olduklarının tespit edildiği bilgilerine yer verilmiştir. Başvurucu bu yargılama sırasında, isnat edilen suçla ilgili mevcut delil durumu, kaçma şüphesini uyandıracak somut olguların bulunmaması, bu aşamadan sonra delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme hususunda kuvvetli şüphe oluşturacak herhangi bir davranışının olmaması, tutuklu kaldığı süre gözetilerek bu aşamada adli kontrol tedbirinin yeterli olacağı kanaatine ulaşılması gerekçesiyle 30/4/2021 tarihinde tahliye edilmiş; hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve en yakın kolluk birimine imza atma yükümlülüğü şeklindeki adli kontrol tedbirine hükmedilmiştir.</p>

<p>10. Anılan dosya, Van 7. Ağır Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkında silahlı terör örgütü üyeliği isnadıyla yürütülen bağlantılı bir başka dosyayla birleştirilmiştir. Bu yargılamaya esas iddianamede başvurucunun A.Ö.nün fotoğrafının bulunduğu iki pankart ile "<i>15 Şubat Komplosunu Lanetliyoruz</i>" ibaresinin yazılı olduğu bir adet pankartı asmaya çalışırken yakalanıp kaçtığı, <i>twitter.com/WanHDP</i> sosyal medya adresinde duyurulan A.Ö.ye destek amaçlı yapılan açlık grevine ilişkin açıklamada yer aldığı, PKK/KCK silahlı terör örgütünü simgeleyen bezi bağlayarak gökyüzüne balon bıraktığı, gençlik yapılanmasına yönelik PKK/KCK terör örgütü propagandası içeren bir film gösterimine katıldığı, evindeki aramada ele geçen CD'de PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandası amacıyla hazırlanmış şarkıların tespit edildiği,<i> Facebook </i>hesabından 2016 tarihinde "<i>PKK halktır, halk burada</i>" şeklinde yorum yaptığı, 2017 tarihinde "<i>Sizce gerçek özgürlük nedir bir insana özgürlüğüm diyecek kadar sevmek mümkün müdür. Gerçek özgürlüğün aslında hiç kimseye bağlı olmama gerçeği ya da özgürlüğü o kadar isterken bi kadına bile bile mahkum olmak (gerillama)</i>" yazısını, yine "<i>Yüreğini, kimliğini ve siyasi birliğini kazanan bir halk için tanklar, toplar, bir hiçtir gerilla</i>" yazısını yazarak paylaştığı bilgilerine yer verilmiştir. Bu soruşturma kapsamında 26/4/2019 tarihinde müsnet suçtan tutuklanan başvurucu, yargılama sırasında 18/12/2019 tarihinde atılı suçun vasıf ve mahiyeti, tutuklulukta geçen süre, mevcut delil durumu, beklenen delillere başvurucunun müdahale edemeyeceği ve kaçma şüphesini uyandıracak somut delillerin bulunmadığı gerekçesiyle tahliye edilmiş; hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve en yakın kolluk birimine imza atma yükümlülüğü şeklindeki adli kontrol tedbirine hükmedilmiştir. Başvurucu hakkındaki yargılama derdesttir.</p>

<p>11. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve yargılama giderlerini ödemekten geçici olarak muaf tutulmasına, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>II.</strong> <strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>12. Başvurucu; futbol turnuvasının kendisinin üye olduğu siyasi parti tarafından düzenlenmesinin suç oluşturmayacağını, kuvvetli suç şüphesi bulunmadığını, tutuklanması sırasında kaçmasına ya da delilleri karartmasına yönelik bir değerlendirme yapılmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı görüşünde; başvurucunun tahliye olması nedeniyle tazminat davası yolunu tüketerek bireysel başvuruda bulunması gerekip gerekmediğinin başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinde gözetilmesi gerektiği, iddianın esası bakımından yapılacak incelemede ise kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu ve başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan suça ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığı dikkate alındığında adli kontrolün yetersiz kalacağının belirtildiğinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>13. Başvuru; otobüs durağında PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasını içeren ve terör örgütü üyesi olduğu değerlendirilen O.Y. adına düzenlenen futbol turnuvasıyla ilgili broşürün alt kısmında başvurucunun iletişim bilgisine ulaşılması sonucu yapılan araştırmada başvurucunun terör örgütüyle irtibatı bulunduğu şüphesiyle tutuklanmasının hukuka aykırı olduğu iddiasına ilişkindir.</p>

<p>14. Başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.</p>

<p>15. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre tutuklama tedbirinin uygulandığı yargılama neticesinde verilen kararının kesinleşmiş olması hâlinde başvurucunun tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiasına yönelik olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında tazminat davası açabileceği kabul edildiğinden (<i>Reşat Ertan,</i> B. No: 2013/5700, 15/4/2015, § 26; <i>Ömer Köse</i>, B. No: 2014/12036, 16/11/2016, § 34; <i>Eyyüp Güneş</i> [GK], B. No: 2017/28308, 21/10/2021, § 88; <i>Murat Ağırel ve diğerleri</i> [GK], B. No: 2020/11655, 7/4/2022, §§ 23-26) somut olayda başvurucu hakkındaki hüküm henüz kesinleşmemiş olmakla, başvuru yollarının tüketildiği sonucuna varılan ve açıkça dayanaktan yoksun olmayıp kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>16. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, PKK/KCK silahlı terör örgütünün üyesi olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.</p>

<p>17. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın<i> ön şartı</i> olan suçun işlendiğine dair<i> kuvvetli belirti</i> bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>18. Başvurucu; PKK/KCK silahlı terör örgütünün yayın organlarında düzenlenen futbol turnuvasının sahiplenildiği, başvurucunun HDP gençlik yapılanması üyesi olduğu, HDP Gençlik Meclisinin PKK/KCK terör örgütünün güdümünde hareket ettiği gibi bilgilere dayalı olarak<i> </i>terör örgütü üyeliği isnadıyla tutuklanmıştır. Belirtilen bu hususların tutuklama tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir.</p>

<p>19. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön şartı yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>20. Tutuklama kararında tutuklama tedbirinin meşru bir amacı bakımından sadece isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamındaki katalog suçlardan olması hususuna değinilmiştir. Bir suçun katalog suç olması öncelikle tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığını tespit etmeye engel oluşturmamaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrası tutuklama nedeninin varsayılabilmesine imkân tanısa da tutuklama nedeninin olmaması yönündeki tespiti geçersiz kılmaya imkân tanımamaktadır (<i>M.O.A.</i>, B. No: 2020/8074, 18/1/2023, § 20). Kanunun tutuklama nedenlerine ilişkin bir karine öngörmesi durumunda bile kişi özgürlüğüne müdahaleyi gerektiren somut olguların varlığının ikna edici biçimde ortaya konması gerekir (<i>Engin Demir</i> [GK], B. No: 2013/2947, 17/12/2015, § 66). Bu itibarla başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirine ilişkin kararda başvurucunun kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğuna dair<i> ilgili ve yeterli</i> gerekçenin ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.</p>

<p>21. Başvurucunun tutuklanmasına esas olan terör örgütü üyeliği isnadına dair yargılama başvurucu hakkında başka eylemleri nedeniyle yine terör örgütü üyeliğinden yürütülen diğer iki yargılama ile sırasıyla birleştirilmiştir (bkz. §§ 9, 10). Bu yargılamalar kapsamında 2/12/2020 tarihinde tutuklanan başvurucu; Van 4. Ağır Ceza Mahkemesince kaçma şüphesini uyandıracak somut olguların bulunmaması, bu aşamadan sonra delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme hususunda kuvvetli şüphe oluşturacak herhangi bir davranışının olmaması gerekçesiyle hakkında adli kontrol tedbirine hükmedilerek 30/4/2021 tarihinde tahliye edilmiştir (bkz. § 9). Benzer şekilde 26/4/2019 tarihinde tutuklanan başvurucu, Van 7. Ağır Ceza Mahkemesince 18/12/2019 tarihinde beklenen delillere başvurucunun müdahale edemeyeceği ve kaçma şüphesini uyandıracak somut delillerin bulunmadığı gerekçesiyle hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edilmiştir (bkz. § 10).</p>

<p>22. Bu durumda bireysel başvuruya konu edilen 16/8/2021 tarihli tutuklama tedbirinden önceki tarihler olan 18/12/2019 ve 30/4/2021'de başvurucunun benzer eylemleri nedeniyle terör örgütü üyeliği suçundan tahliyesine ve hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildiği de gözetildiğinde, tutuklama kararında başvurucunun kaçma şüphesi bulunup bulunmadığına dair bir gerekçenin bulunmaması bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Yine, silahlı terör örgütü üyeliğinden hakkında yürütülen diğer iki yargılamada gelinen aşamada delilleri yok etme gizleme veya değiştirmesine dair bir şüphe bulunmadığı belirtilen başvurucunun bireysel başvuruya konu ettiği tutuklama tedbirine esas teşkil eden delilin futbol turnuvasına ilişkin bir broşür olup bu delilin değiştirilmesi ya da karartılması ihtimalinin bulunmadığı dikkate alınarak bu tutuklama nedenine ilişkin olarak da tutuklama kararında hiçbir gerekçe bulunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirine ilişkin kararda yer alan açıklamaların başvurucunun kaçma şüphesinin ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğunu ve buna dair somut olgular olduğunu ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya koyduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedenle tutuklama tedbirinin hukuki olmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>23. Varılan bu sonuç karşısında tedbirin ölçülülüğü yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.</p>

<p>24. Açıklanan gerekçelerle tutuklama tedbirinin meşru bir amacının varlığına dair olgular yeterli dayanaklarla ortaya konulmadan başvurucu hakkında bu tedbirin uygulanmasının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.</p>

<p>25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>GİDERİM</strong></p>

<p>26. Başvurucu; ihlalin tespitini, yeniden yargılama yapılmasını ve 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>27. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde yer almaktadır.</p>

<p>28. Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bu itibarla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbiri sona ermiştir. Dolayısıyla ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Diğer taraftan yalnızca kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğinin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya talebiyle bağlı olarak net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>IV.</strong> <strong>HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>B. Anayasa’nın 19. maddesi üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,</p>

<p>D. 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p>E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE<strong> </strong>11/6/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202140469-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/yargi/aym-js.jpg" type="image/jpeg" length="87511"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUTUKLAMA DEĞİL ÖZGÜRLÜK ESASTIR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tutuklama-degil-ozgurluk-esastir-genc-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tutuklama-degil-ozgurluk-esastir-genc-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ceza muhakemesi hukukumuzda tutuklama; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100 ila 108. maddeleri arasında düzenlenen ve bir cezalandırma yöntemi olmayan, istisnai durumlarda geçici olarak delillerin karartılmasını, şüpheli veya sanığın kaçmasını önleme gibi nedenlerle başvurulması gereken bir koruma tedbiridir. Hukukumuzda esas olan tutuklama değil hürriyettir.</p>

<p>Uygulamacıların tutuklama isteminde bulunurken ve tutuklama kararı verirken yasa koyucunun iradesine uygun bir şekilde hareket etmesi, istem ve kararlarında tutuklamanın neden gerekli olduğuna ilişkin somut gerekçeler ortaya koyması, aslolanın hürriyet ve tutuksuz yargılanma olduğunu ve tutuklamanın son çare olduğunu bilerek hareket etmesi, sırf şüpheli ya da sanığı cezalandırmak için bu tedbire başvurulmaması gerektiğini içselleştirmesi, herkesin hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilinceye kadar masum olduğu bilincinde olması gerektiği kanaatindeyiz.</p>

<p>Yazımızın başında tutuklamaya ilişkin yasal düzenlemelerden bahsetmekte fayda görmekteyiz. Yasa koyucu istisnai bir tedbir olan tutuklamanın şartlarını yasada açıkça ortaya koymuştur. Tutuklama nedenleri 5271 sayılı CMK’nin 100.maddesinde düzenlenmiştir.</p>

<p><strong>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100.maddesine göre tutuklamanın şartları şu şekildedir:</strong></p>

<p>1-) Kuvvetli suç şüphesinin olduğunu gösteren somut delillerin bulunması tutuklama koruma tedbirine başvurulabilmesi için ilk koşuldur. Ancak hiç şüphesiz suç işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması tek başına tutuklama koruma tedbirine başvurulması yeterli olmayacaktır <strong>(CMK m.100/1-ilk cümle).</strong></p>

<p>2-) Tutuklama koruma tedbirine başvurulabilmesi için somut delillerle desteklenen kuvvetli suç şüphesi mevcut olsa dahi ayrıca kanunda açıkça sayılan tutuklama nedenlerinden birinin somut olayda mevcut olması gerekmektedir. Yasada açıkça sayılan ve bir tutuklama nedeninin varsayılabileceği durumlar şunlardır:</p>

<p>a) Şüpheli veya sanığın kaçması veya saklanması <strong>(CMK m.100/2-a)</strong></p>

<p><strong>b) </strong>Şüpheli veya sanığın kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların varlığı <strong>(CMK m.100/2-a)</strong></p>

<p>c) Şüpheli veya sanığın davranışlarının; delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması <strong>(CMK m. 100/-b)</strong></p>

<p>d) Ceza Muhakemesi Kanunu m.100/3/a-k arasında sayılan suçların (kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı gibi) işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı (kanun koyucu burada hangi suçların varlığı halinde tutuklama nedeni olacağını suçları tek tek saymak suretiyle belirtmiştir)</p>

<p>Yukarıda belirttiğimiz bu dört nedenden birinin varlığı halinde ve kuvvetli suç şüphesinin olduğunu gösteren somut delillerin bulunması halinde, tutuklama yasağı durumu söz konusu değilse ve tutuklama koruma tedbirine başvurmanın ölçülü olduğu değerlendiriliyorsa tutuklama koruma tedbirine başvurulabilecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Nitekim CMK m.100/1-son cümleye göre;</strong> İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemeyecektir.</p>

<p>Yine sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemeyecektir <strong>(CMK m.100/4).</strong></p>

<p>Yukarıda tutuklamanın şartlarına ilişkin yaptığımız bu açıklamalardan sonra esasen yazımızın başlığından da anlaşılacağı üzere tutuklamanın son çare olması hususuna ilişkin açıklamalarda bulunmakta fayda görmekteyiz.</p>

<p>Yasada geçen açık ifadelerden de anlaşılacağı üzere; kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı söz konusu olması tek başına tutuklama koruma tedbirine başvurulmasına yetmemektedir. Yasa koyucu somut delillerle desteklenen kuvvetli suç şüphesinin yanında yasada sayılan tutuklama nedenlerinden (delillerin karartılması tehlikesi, kaçma şüphesi, CMK m.100/3’de sayılan suçların işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı) birinin olması ve işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olması durumda (tutuklamada orantılılık/ölçülülük ilkesi) ve tutuklama yasağı söz konusu değilse (CMK m.100/4) tutuklama koruma tedbirine başvurulabileceğini belirtmektedir. Buradan anlaşılması gereken en önemli husus; kuvvetli suç şüphesi+ tutuklama nedenlerinden birinin varlığı söz konusu olsa dahi tutuklama kararı verilmesini zorunlu tutmamış, tutuklama kararı verilebileceğini belirtmiştir.</p>

<p>Söz konusu bu düzenlemeler; tutuklamanın bir koruma tedbiri olduğunu ve istisnai bir müessese olduğunu, tutuklamanın son çare olduğunu açıkça göstermektedir.</p>

<p>Bunun yanında cumhuriyet savcısı tutuklama talebinde bulunurken mutlaka gerekçe göstermeli ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere isteminde yer vermelidir <strong>(CMK m.100/1).</strong> Ancak uygulamada; genellikle tutuklama istemlerinin söz konusu yasa hükümlerine uygun olmadığını, adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlerin somutlaştırılmadığını, yasada geçen ifadelerin genel-geçer bir şekilde kullanılarak tutuklama isteminde bulunulduğunu görmekteyiz.</p>

<p>Ancak kanun; tutuklama istemlerinin gerekçeli olması gerektiğini ve tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda da; kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmesini emretmektedir.</p>

<p>Yani tutuklama istemlerinde ve tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda kanundaki tabirlerin genel-geçer şekilde kullanılarak sonuca gidilmesi kanaatimizce hukuki bir gerekçe sayılamayacaktır. Gerekçesiz istemler ve kararlar kanuna aykırı olduğu gibi hiç şüphesiz tutuklamanın son çare olması ilkesine, adil yargılanma hakkına, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına da aykırı olacaktır.</p>

<p>Yargıtay birçok kararında tutuklama nedenlerinin somut gerekçelerle ortaya konulması gerektiğini vurgulamaktadır. <strong>Örneğin<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20152851-e-20163143-k-sayili-karari" rel="dofollow"> Yargıtay 12.CD 29.02.2016 tarih, 2015/2851 Esas-2016/3143 Karar sayılı kararı</a>nda;</strong> <i>"...Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir..."</i> diyerek kanun maddesine atıfta bulunmuştur.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi'de; tutuklama ile ilgili kararlarda kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğuna dair ilgili ve yeterli gerekçenin ortaya konulması gerektiğini hatta CMK m.100/3'de belirtilen suçlarda dahi tutuklama nedenlerinin varlığının somutlaştırılması gerektiğini kararlarında vurgulamakta ve bu yönde olmayan kararlara karşı yapılan bireysel başvurularda hak ihlali kararları vermektedir.</p>

<p><strong>Örneğin;<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202140469-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> Anayasa Mahkemesi’nin 11.06.2024 tarihli ve </a></strong><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202140469-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">2021/40469 başvuru numaralı kararı </a>bu yöndedir: </strong><i>“…Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön şartı yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. </i></p>

<p><i>Tutuklama kararında tutuklama tedbirinin meşru bir amacı bakımından sadece isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamındaki katalog suçlardan olması hususuna değinilmiştir. Bir suçun katalog suç olması öncelikle tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığını tespit etmeye engel oluşturmamaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrası tutuklama nedeninin varsayılabilmesine imkân tanısa da tutuklama nedeninin olmaması yönündeki tespiti geçersiz kılmaya imkân tanımamaktadır (Mehmet Onur Artar, B. No: 2020/8074, 18/1/2023, § 20). Kanunun tutuklama nedenlerine ilişkin bir karine öngörmesi durumunda bile kişi özgürlüğüne müdahaleyi gerektiren somut olguların varlığının ikna edici biçimde ortaya konması gerekir (Engin Demir [GK], B. No: 2013/2947, 17/12/2015, § 66). Bu itibarla başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirine ilişkin kararda başvurucunun kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğuna dair ilgili ve yeterli gerekçenin ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.</i></p>

<p><i>Başvurucunun tutuklanmasına esas olan terör örgütü üyeliği isnadına dair yargılama başvurucu hakkında başka eylemleri nedeniyle yine terör örgütü üyeliğinden yürütülen diğer iki yargılama ile sırasıyla birleştirilmiştir (bkz. §§ 9, 10). Bu yargılamalar kapsamında 2/12/2020 tarihinde tutuklanan başvurucu; Van 4. Ağır Ceza Mahkemesince kaçma şüphesini uyandıracak somut olguların bulunmaması, bu aşamadan sonra delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme hususunda kuvvetli şüphe oluşturacak herhangi bir davranışının olmaması gerekçesiyle hakkında adli kontrol tedbirine hükmedilerek 30/4/2021 tarihinde tahliye edilmiştir (bkz. § 9). Benzer şekilde 26/4/2019 tarihinde tutuklanan başvurucu, Van 7. Ağır Ceza Mahkemesince 18/12/2019 tarihinde beklenen delillere başvurucunun müdahale edemeyeceği ve kaçma şüphesini uyandıracak somut delillerin bulunmadığı gerekçesiyle hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edilmiştir (bkz. § 10).</i></p>

<p><i>Bu durumda bireysel başvuruya konu edilen 16/8/2021 tarihli tutuklama tedbirinden önceki tarihler olan 18/12/2019 ve 30/4/2021'de başvurucunun benzer eylemleri nedeniyle terör örgütü üyeliği suçundan tahliyesine ve hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildiği de gözetildiğinde, tutuklama kararında başvurucunun kaçma şüphesi bulunup bulunmadığına dair bir gerekçenin bulunmaması bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Yine, silahlı terör örgütü üyeliğinden hakkında yürütülen diğer iki yargılamada gelinen aşamada delilleri yok etme gizleme veya değiştirmesine dair bir şüphe bulunmadığı belirtilen başvurucunun bireysel başvuruya konu ettiği tutuklama tedbirine esas teşkil eden delilin futbol turnuvasına ilişkin bir broşür olup bu delilin değiştirilmesi ya da karartılması ihtimalinin bulunmadığı dikkate alınarak bu tutuklama nedenine ilişkin olarak da tutuklama kararında hiçbir gerekçe bulunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirine ilişkin kararda yer alan açıklamaların başvurucunun kaçma şüphesinin ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğunu ve buna dair somut olgular olduğunu ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya koyduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedenle tutuklama tedbirinin hukuki olmadığı sonucuna varılmıştır.</i></p>

<p><i>Varılan bu sonuç karşısında tedbirin ölçülülüğü yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Açıklanan gerekçelerle tutuklama tedbirinin meşru bir amacının varlığına dair olgular yeterli dayanaklarla ortaya konulmadan başvurucu hakkında bu tedbirin uygulanmasının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır…”.</i></p>

<p>Ayrıca uygulamada karşılaşılan bir diğer husus ise delillerin henüz toplanmadığı gerekçesiyle tutuklama koruma tedbirine başvurulduğudur. Ancak yasa koyucu delillerin toplanmamasını tutuklama nedenleri arasında saymamıştır. Anayasa mahkemesi delillerin henüz toplanmadığı gerekçesiyle tutuklama kararı verilemeyeceğini kararlarında vurgulamaktadır.</p>

<p>Örneğin<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202128682-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> </a><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202128682-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi’nin 08.01.2025 tarihli ve 2021/28682 başvuru numaralı kararı</a> bu yöndedir: </strong><i>“…Sulh Ceza Hâkimliğinin adli kontrol tedbirine ilişkin kararı tutuklama sebepleri olan şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın delilleri yok etme, gizleme veya değiştirmesi, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunması hususlarına dair bir gerekçe içermemektedir. Kararda sadece delillerin tam olarak toplanamadığından bahsedilmiştir. Ancak bu husus bir tutuklama nedeni değildir…”.</i></p>

<p>Sonuç olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda ve Ceza Muhakemesi Hukukunda kişi hürriyetinin esas olduğu asıldır. Tutuklamanın istisnai bir koruma tedbiri olduğu ve aslolanın tutuksuz yargılanma olduğu hem kanunun emredici hükümlerinden hem Anayasa Mahkemesi kararlarından açıkça anlaşılmaktadır. Bu sebeple; tutuklama koruma tedbirinin gayesine uygun olarak şayet şüpheli ya da sanık hakkında somut delillerle desteklenen kuvvetli suç şüphesi var ise ve şüpheli ya da sanığın kaçma şüphesi olduğu somut olgularla gerekçeli bir şekilde ortaya konulabiliyorsa ya da şüpheli ya da sanığın davranışlarından delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, hususlarında kuvvetli şüphe oluşuyorsa ve bu davranışlar somut olarak ortaya konulabiliyorsa tutuklama koruma tedbirine başvurulabilmelidir. Ayrıca tutuklama istemlerinde ve tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Tutuklama istemlerinde ve tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda gerekçesiz bir şekilde sadece kanundaki ifadelere yer verilerek özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi Anayasa’nın <strong>“Kişi Hürriyeti ve Güvenliği”</strong> başlıklı 19.maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin <strong>“Özgürlük ve Güvenlik Hakkı”</strong> başlıklı 5.maddesine, CMK 100 vd. hükümlerine aykırı olacağı gibi şüpheli ya da sanık açısından da telafisi güç ağır sonuçlar ortaya çıkarabilecektir.</p>

<p>Yazımıza son verirken bir kez daha; tutuklamanın son çare olduğunu, aslolanın tutuksuz yargılanma ve özgürlük olduğunu, son çare olan tutuklamanın ilk tercihe dönüşmemesi gerektiğini, keyfi uygulamalarla ve kişiyi cezalandırmak maksadıyla gerekçesiz ve somut olgularla desteklenmeyen tutuklama kararları verilmemesi gerektiğini hukuk adına vurguluyoruz.</p>

<p>John Locke’nin ifade ettiği gibi <strong>“</strong><strong><i>Hukukun amacı, özgürlüğü ortadan kaldırmak veya kısıtlamak değil, korumak ve genişletmektir".</i></strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-hamit-genc" title="Av. Hamit GENÇ"><img alt="Av. Hamit GENÇ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Hamit-Genc.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-hamit-genc" title="Av. Hamit GENÇ">Av. Hamit GENÇ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tutuklama-degil-ozgurluk-esastir-genc-1</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/tutuklu-kelepce.jpg" type="image/jpeg" length="85374"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öğrenci affını içeren kanun teklifi Meclis'e sunuldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ogrenci-affini-iceren-kanun-teklifi-meclise-sunuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ogrenci-affini-iceren-kanun-teklifi-meclise-sunuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti, öğrenci affına ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çok sayıda öğrencinin beklediği adım atıldı. Öğrenci affı bugün TBMM Başkanlığı'na sunuldu.</p>

<p>AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada "Daha önceki aflardan yararlanmayan öğrenciler aftan yararlanacak. Öğrenciler ay içinde başvurabilecek. Öğrencilerin eğitim sürelerini uzatmış oluyoruz; üniversiteyi bitirme sürelerini." dedi.</p>

<p><strong>KİMLER YARARLANACAK?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ön lisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü öğrenim görenlerden 1 Temmuz 2022'den itibaren ilişikleri kesilenler ile kayıt yaptırma hakkı elde edip kayıt yaptırmayanlar, teklifin yasalaşarak yürürlüğe girmesinden 4 ay içinde ilişiklerinin kesildiği veya kayıt hakkı kazandıkları üniversiteye başvuruda bulunmaları şartıyla 2026-2027 eğitim ve öğretim yılında öğrenimlerine başlayacak.</p>

<p>Terör, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ve uyarıcı madde imalatı ve ticaretinden mahkum olanlar, sahte belge dolayısıyla kaydı iptal edilenler, kayıt sırasında sahte belge verenler ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna dair karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı olanlar, düzenleme kapsamı dışında tutulacak.</p>

<p><strong>KANUN TEKLİFİNDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR</strong></p>

<p>Kanun teklifinde yer alan farklı başlıklara da değinen AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, basın toplantısında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>Bir diğer önemli konu; kamuoyu çok tartıştı, biz de kendi aramızda çokça tartıştık. Değerli hocalarım da özellikle başta tıp fakülteleri olmak üzere Anadolu'daki üniversitelerimizde çok kıymetli hocalarımız var. Biz bu değerli hocalarımızın akademik hayatta daha fazla istifade etmek istiyoruz, onların tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz. Bu uygulama aslında var-vardı ama özlük haklarıyla ilgili bazı sıkıntılar vardı. Bu anlamda bu teklifimizle öğretim üyelerimize, emekli olduktan sonra sözleşmeli olarak devam etmek mümkün olabilecek 2 yıl süreyle ve kendilerine de ek ders ücreti, geliştirme ve akademik teşvik ödenekleri de ödeneklerinden diğer çalışanlar gibi, hocalarımız gibi aynı şekilde yararlanma imkanı olacak.</p>

<p>Bir diğer önemli konu üniversitelerimiz, sizler de biliyorsunuz artık teknoloji kampüsleri kuruyorlar. Buralarda teknoloji transfer ofisleri oluşturuluyor. Bunların güçlendirilmesini çok önemsiyoruz ve bu amaçla bilimsel üretimi, bilginin teknolojiye dönüştürülmesini sağlayan hocalarımızın buradan istifade etmesini sağlamak amacıyla bir düzenleme yapıyoruz. Bu buluşların ticarileştirilmesini çok önemsiyoruz ve bu ticarileştirmeden de hem bu bilgiyi üreten, bu teknolojiyi üreten üniversitenin hem de bu teknolojiyi üreten akademik ekibin buradan maddi olarak da istifade etmesini sağlamak üzerine bir maddemiz var.</p>

<p>Bir diğer önemli konu; Türkiye'de pek çok vakıf üniversitemiz var. Bu vakıf üniversitelerimizde tam burslu öğrencilerimizin olması çok önemli. Hem daha fazla gencin yararlanması hem de vakıf üniversitelerinin bir anlamda çıtasının daha yukarıya çıkabilmesi için burada da bir düzenlemeyle, bir vergi düzenlemesiyle birlikte tam burslu eğitim alacak öğrencilerin sayısının üniversitelerde artırılmasını hedefliyoruz.</p>

<p><strong>VAKIF ÜNİVERSİTESİ HASTANELERİ</strong></p>

<p>Bir diğer konu tıp fakültelerinin, bazı vakıf üniversitelerinde tıp fakültelerinin kendilerine ait hastaneleri yok. Bu konuyla ilgili olarak verilen bir süre vardı kendilerine. Bu sürenin sonuna gelmiştik. Bu konuyu da kendi aramızda uzunca tartıştık ve kesinlikle son kez olmak üzere ve bu anlamda adım atan, yani kendisine bir hastane yapmak üzere adım atanların öncelikli olarak hakkını hukukunu korumak üzere bir uzatma süresi veriyoruz kendilerine. Çünkü her bir vakıf üniversitesinin kendi hastanesine kavuşması bu eğitimin sağlıklı verilebilmesi için son derece önemli diye düşünüyoruz.</p>

<p>Tabii bu kanun teklifimizde her zaman olduğu gibi Anayasa Mahkemesi'nin zaman zaman konulara dair iptalleri oluyor. Burada da iptal edilen bazı kanunlar vardı, onlarla ilgili düzenlemeler yapma ihtiyacı duyduk. Bunlardan bir tanesi Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında oluşacak olan idari yaptırımlarla ilgili olarak bu önlemlerin ölçülülük ve orantılılık ilkesine uygun olarak yeniden şekillendirmiş olduk Anayasa Mahkemesi'nin, Mahkememizin kararları doğrultusunda.</p>

<p>Bir diğer önemli konu yan dal uzmanlığında bulunan öğretim üyelerinin ve araştırma görevlilerinin ek ödeme tavanları Sağlık Bakanlığı'nda görev yapan emsalleriyle aynı noktaya getirildi. Bunun ben özellikle yan dal uzmanlığı yapan hekimlerimiz için çok teşvik edici olacağına inanıyorum.</p>

<p>Ayrıca bilimsel ve teknolojik gelişmeye katkı sağlayan, AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla uygulama ve araştırma merkezinde görev yapan öğretim elemanlarına da döner sermayeden yapılması planlanan ücret ödemesiyle alakalı bir planlamayla bir düzenleme yapmış oluyoruz.</p>

<p><strong>ÜNİVERSİTELER FARKLI ÜLKELERDE KAMPÜS AÇABİLECEK</strong></p>

<p>Bir yeni şey daha; Türkiye'de çok başarılı üniversitelerimiz var. Dünyada da listelere giren, son derece iyi uygulamaları olan üniversitelerimiz var. Bu üniversitelerimizin yurt dışında yükseköğretim kurumu bünyesinde hem görevlendirmeleri var öğretim elemanlarımızın. Bunların süresiyle alakalı bir belirleme yapıyoruz, hem de üniversitelerimize farklı ülkelerde kampüs açmayla alakalı bir düzenleme ortaya koyuyoruz.</p>

<p>Yani devlet üniversitelerimiz yurt dışında tesis kurabilecekler ve buralarda da hem bulundukları ülkelerde öğrenci alıp yetiştirebilecekler hem de Türkiye'den üniversite sınavına girerek buradan öğrencilerimiz bu üniversitelerde eğitim hayatlarına devam edebilecekler.</p>

<p><strong>İZİNSİZ EĞİTİME KATI DÜZENLEME</strong></p>

<p>Bir diğer önemli konu değerli arkadaşlarım, izinsiz yabancı yükseköğretim kurumlarının faaliyet yaptığını zaman zaman görüyoruz Türkiye'de. Aslında bir kaçak uygulama tamamıyla. Bu anlamda Türkiye'de izinsiz ve mevzuata aykırı yükseköğretim faaliyeti yürütülmesini ve sahte diploma ve sertifika düzenlenmesinin önüne geçebilmek için son derece katı bir düzenleme yapıyoruz. Bununla ilgili hapis cezası da dahil olmak üzere bu tarz fiilleri cezalandıracak, bunun önüne geçecek ve bir anlamda kamuoyunu yanıltacak, gençleri yanıltacak ortamlara, diploma faaliyetlerine izin vermemek için bir düzenleme yapıyoruz.</p>

<p>Diğer bir konu disiplin soruşturmasında savunma hakkı. Bu da Anayasa Mahkemesi'nin daha evvel iptal ettiği bir düzenlemeydi. Bununla ilgili olarak da hangi prosedür dahilinde disiplin soruşturmalarının öğrenciler için yürütüleceğine dair sarih bir düzenleme ortaya ortaya koyuyoruz. Nasıl tebliğ edilecek, hangi şartlarda yapılacak, bununla alakalı bir düzenleme yapmış oluyoruz."</p>

<p><strong>ASKERLİK DURUMU</strong></p>

<p>Askerlik görevini ifa eden gençlerin de yararlanması için askerlik görevlerinin sona erdiği 2 ay içerisinde onlar da aftan yararlanabilecekler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ogrenci-affini-iceren-kanun-teklifi-meclise-sunuldu</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/meclis-jnjn7.jpg" type="image/jpeg" length="20842"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7584 Sayılı Kanun ile 6831 Sayılı Orman Kanununda Yapılan Değişiklikler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/7584-sayili-kanun-ile-6831-sayili-orman-kanununda-yapilan-degisiklikler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/7584-sayili-kanun-ile-6831-sayili-orman-kanununda-yapilan-degisiklikler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="https://www.hukukihaber.net/toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun">20.06.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununa Ek Madde 22 eklenmiş</a> ve uzun yıllardır tartışma konusu olan bazı orman kadastrosu uyuşmazlıklarına ilişkin önemli düzenlemeler getirilmiştir. Düzenleme, özellikle geçmişte kesinleşmiş orman kadastrosu nedeniyle devlet ormanı sınırları içerisinde bırakılan ancak tapuda gerçek veya tüzel kişiler adına kayıtlı bulunan taşınmazların hukuki durumunu yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır.</p>

<p></p>

<p>Yeni düzenleme kapsamında, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre tamamen veya kısmen devlet ormanı olarak sınırlandırılan ve halen gerçek veya tüzel kişiler adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazlar bakımından, belirli şartların gerçekleşmesi halinde mevcut tapu kayıtlarının bedelsiz olarak geçerli kabul edilmesi ve varsa orman şerhlerinin terkin edilmesi mümkün hale gelmiştir. Bunun yanında, devam eden davalar ile kesinleşmiş ancak henüz tapuda infaz edilmemiş kararlar yönünden de yeni hukuki değerlendirmelerin yapılması gündeme gelebilecektir.</p>

<p></p>

<p>Düzenleme, mülkiyet hakkının korunması bakımından önemli sonuçlar doğurabilecek nitelikte olmakla birlikte, uygulamanın kapsamı, idarenin takdir yetkisinin sınırları ve Anayasa'ya uygunluk tartışmaları bakımından da çeşitli hukuki değerlendirmeleri beraberinde getirmektedir. Ek Madde 22'nin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların ayrıca belirlenmesi öngörülmüş olup, uygulamaya yön verecek ikincil düzenlemelerin ve idari uygulamaların yakından takip edilmesi gerekmektedir.</p>

<p></p>

<p>MADDE 14-</p>

<p>6831 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p><i>“EK MADDE 22- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmenveya tamamen Devlet ormanı olarak sınırlandırılan taşınmazlardan;</i></p>

<p><i>a) Hazine adına kayıtlı olmayan, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre oluşturulup halen gerçek veyatüzel kişiler adına tapuda tescilli olanlar için malikleri, kadastro tespitleri davalı olanlar için ise davaya taraf olangerçek veya tüzel kişiler tarafından idareye başvurulması ve söz konusu başvurunun Orman Genel Müdürlüğünceuygun görülmesi,</i></p>

<p><i>b) Orman Genel Müdürlüğü tarafından resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda gerçek veya tüzelkişiler adına var olan tapu kayıtlarının doğruluğunun tespit edilmesi, hallerinde mevcut tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki varsa ormanşerhleri terkin edilerek söz konusu taşınmazlar hakkında bu Kanun hükümleri uyarınca işlem yapılır.</i></p>

<p><i>Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen ancak tapuda henüz infaz edilmeyenkararlara konu taşınmazlar hakkında taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararları gereğince ödeme yapılmamışolması veya taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararları gereğince ödeme yapılmışsa yapılan toplam ödemeninHazineye geri ödenmesi hallerinde bu madde uyarınca işlem yapılır. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazıngüncel rayiç bedelinden az olamaz.</i></p>

<p><i>Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terkedilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içindeönceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarakherhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geriödenmesi halinde ilgilisine iade edilir.</i></p>

<p><i>Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz.</i></p>

<p><i>İkinci ve üçüncü fıkralar kapsamında kalan taşınmazlardan Orman Genel Müdürlüğünce bildirilen, malikleriveya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulmayan veya mahkeme kararları gereği yapılan toplamödemesi Hazineye geri ödenmeyen üç hektardan küçük taşınmazlar ve alan büyüklüğüne bakılmaksızın taşınmazlararasındaki tescilli/tescilsiz yol, boşluk ve benzeri alanlar, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce değerlendirilebilir.</i></p>

<p><i>Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.</i></p>

<p><i>a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalaraçılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göreişlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarcavazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptalisebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılamagiderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez.</i></p>

<p><i>b) Yapılacak giderler tapu maliklerince Orman Genel Müdürlüğünün hesaplarına hizmet gideri olarak yatırılır.</i></p>

<p><i>c) Mevcut orman izinleri ve yapılan kiralamalar iptal edilmiş sayılır.</i></p>

<p><i>ç) Ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılmış her nevi bina ve tesis bulunan yerler bumadde kapsamında değerlendirilmez.</i></p>

<p><i>d) Rayiç bedeller, 6292 sayılı Kanun kapsamında Milli Emlak Genel Müdürlüğünce hesaplanır.</i></p>

<p><i>e) İade işleminin gerçekleşmesi halinde idarelerden, hiçbir şekilde tazminat ve ecrimisil talep edilemez.</i></p>

<p><i>Bu madde hükümleri;</i></p>

<p><i>a) Sonradan imar uygulaması yapılmış olsa bile, 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı veYabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, mülga 11/6/1945 tarihli ve 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunukapsamında tapuya bağlanmış fakat temlik şartları yerine getirilmemiş, 9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı Kanunkapsamında bedeli ödenerek devletleştirilmiş, mülga 8/2/1937 tarihli ve 3116 sayılı Orman Kanununda mülga24/3/1950 tarihli ve 5653 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeler kapsamında tevzi edilmiş fakat tapuya bağlanmamış,tapu ve kadastro veya imar mevzuatı kapsamında yapılan çalışmalarda uygulama görememiş eski kayıtlı taşınmazlarile 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamındaki taşınmazlarda,</i></p>

<p><i>b) 2634 sayılı Kanun kapsamında sınırları tespit ve ilan edilen kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri,turizm merkezleri, turizm bölgeleri ve turizm alanlarında kalan, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu vemübadele anlaşmaları kapsamında olan yerler ile bu Kanuna göre belirlenmiş özel statülü orman alanları ile ormanrejimine alınan yerlerde bulunan, izin ve irtifak hakkı tesis edildiğinden ifraz edilerek oluşturulan, yanan ormansahalarında bulunan, geometrisi ve arz üzerindeki yeri belli olmayan taşınmazlarda,</i></p>

<p><i>uygulanmaz.</i></p>

<p><i>Bu madde kapsamında yapılan işlemler sonrasında orman kadastro kayıtları güncellenir.</i></p>

<p><i>Bu maddenin uygulanması sonucunda; tapu kayıtları geçerli kabul edilen, ilgililerine iade edilen ve dördüncüfıkra kapsamında Milli Emlak Genel Müdürlüğünce değerlendirilecek taşınmazların alanından az olmamak üzereDevletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar Orman GenelMüdürlüğüne orman tesis etmek veya orman olarak kullanılmak üzere tahsis edilir. </i></p>

<p><i>Bu maddenin uygulanmasından kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukukmahkemesinde görülür.</i></p>

<p><i>Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından görüşalınarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenir.”</i></p>

<p></p>

<p>Öncelikle ifade edelim ki bu fıkranın kapsamına, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih olan 20.06.2026 tarihinden önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmen veya tamamen Devlet ormanı olarak sınırlandırılarak kaydında orman şerhi mevcut olan ve henüz davası açılmamış olan taşınmazlar ile bu nitelikte olmakla birlikte davası devam eden taşınmazların girdiğini söylemek yerinde olacaktır.</p>

<p><br />
 </p>

<p><strong>Ek Madde 22 Kapsamında Tapu Maliklerine Sağlanan İmkanlar</strong></p>

<p></p>

<p>6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek Madde 22 ile birlikte, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosu işlemleri sonucunda devlet ormanı sınırları içerisinde bırakılmış bulunan bazı taşınmazlar bakımından mevcut tapu kayıtlarının korunması öngörülmektedir.</p>

<p></p>

<p>Buna göre;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Taşınmazın gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi adına tapuda kayıtlı olması,</li>
 <li>Orman kadastrosunun kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş bulunması,</li>
 <li>Kanunda belirtilen diğer şartların somut olay bakımından gerçekleşmesi,</li>
</ul>

<p></p>

<p>halinde mevcut tapu kayıtlarının geçerliliğini koruması ve taşınmaz üzerindeki orman şerhlerinin kaldırılması mümkün olabilecektir.</p>

<p></p>

<p>Düzenleme, özellikle geçmişte orman tahdidi içerisinde bırakılması nedeniyle kullanım imkânı önemli ölçüde kısıtlanan taşınmaz sahipleri açısından ciddi bir hukuki kazanım olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p></p>

<p>Bununla birlikte, Ek Madde 22'nin tüm taşınmazlar bakımından otomatik olarak uygulanmayacağı, her taşınmazın hukuki durumunun ayrı ayrı incelenmesi gerektiği unutulmamalıdır. Taşınmazın geçmiş kadastro kayıtları, tapu sicil bilgileri, hava fotoğrafları, amenajman planları ve teknik bilirkişi incelemeleri uygulamada önemini korumaya devam edecektir.</p>

<p><br />
 </p>

<p><strong>Devam Eden Davalara ve Kesinleşmiş Kararlara Etkisi</strong></p>

<p></p>

<p>Kanun değişikliğinin uygulamada en fazla tartışılacak yönlerinden biri, devam eden yargılamalar ile kesinleşmiş mahkeme kararları üzerindeki etkisidir. Özellikle;</p>

<p></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Tapu iptali ve Hazine adına tescil davaları,</li>
 <li>Orman kadastrosuna itiraz davaları,</li>
 <li>Tazminat talepleri,</li>
 <li>Mülkiyet hakkı ihlaline dayalı bireysel başvurular,</li>
</ul>

<p></p>

<p>bakımından yeni düzenlemenin sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Henüz kesin hükümle sonuçlanmamış davalarda yeni düzenlemenin doğrudan uygulanabilmesi mümkündür. Buna karşılık kesinleşmiş yargı kararları yönünden kanunun nasıl uygulanacağı, uygulama yönetmelikleri ve yargısal içtihatlar ile netleşecektir.</p>

<p><br />
 </p>

<p>Özellikle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Anayasa'nın 169. maddesinde düzenlenen ormanların korunmasına ilişkin hükümler arasındaki denge, önümüzdeki süreçte öğretide ve yargı kararlarında önemli tartışmalara konu olmaya devam edecektir.</p>

<p></p>

<p>7584 sayılı Kanun ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek Madde 22, orman kadastrosundan kaynaklanan mülkiyet uyuşmazlıkları bakımından son yılların en önemli yasal düzenlemelerinden birisini oluşturmaktadır. Düzenleme, geçmişte orman sınırları içerisinde bırakılan ve tapuda gerçek veya tüzel kişiler adına kayıtlı bulunan taşınmazlar bakımından yeni hukuki imkanlar sunarken, uygulama alanı ve kapsamı bakımından birçok teknik ve hukuki değerlendirmeyi de beraberinde getirmektedir.</p>

<p></p>

<p>Özellikle devam eden davaların durumu, kesinleşmiş mahkeme kararlarının etkisi, tapu kayıtlarının korunmasına ilişkin şartlar ve idarenin uygulama biçimi, taşınmaz maliklerinin haklarını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre hukuki durumun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi, gerekli başvuruların süresinde yapılması ve yargısal süreçlerin uzman desteği ile takip edilmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle 7584 sayılı Kanun kapsamında ortaya çıkabilecek yeni hukuki imkanların değerlendirilmesi ve olası hak kayıplarının önlenmesi bakımından uzman desteği alınması önem arz etmektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-kerimhan-dal" title="Av. Kerimhan DAL"><img alt="Av. Kerimhan DAL" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/07/kerimhan-dal.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-kerimhan-dal" title="Av. Kerimhan DAL">Av. Kerimhan DAL</a></strong></h4>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/7584-sayili-kanun-ile-6831-sayili-orman-kanununda-yapilan-degisiklikler-1</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/terazi/old-books-in-the-background.jpg" type="image/jpeg" length="59342"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 10. Daire'nin 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-10-dairenin-2022891-e-20243907-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-10-dairenin-2022891-e-20243907-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 10. Daire'nin 14/10/2024 tarihli 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONUNCU DAİRE<br />
Esas No : 2022/891<br />
Karar No : 2024/3907</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adına asaleten, ... ve ... adına velayeten ... (...)<br />
VEKİLLERİ : Av. ...</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Müdürlüğü / ...<br />
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri...</p>

<p>İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ:</strong><br />
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın kaçırılarak bıçaklandığı ve darp edildiği sırada 155 polis imdat hattını arayarak yardım istemesine rağmen hiçbir şey yapılmadığından bahisle meydana gelen ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık ... için 70.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 29.437,73 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, ... için 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 32.170,63 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 16/06/2016 tarih ve E:2016/741, K:2016/3393 sayılı bozma kararına uyularak, davacıların yakını ...'ın yaralı olduğu esnada 155 polis imdat hattını araması üzerine çağrıya cevap veren polis memuru ile aralarında geçen telefon konuşmasında yaralı şahsın ifadelerinin tam anlaşılamadığının ve sorulan surulara cevap veremediğinin, telefonun kapanması üzerine polis memuru tarafından dönüş yapıldığının ancak yine sağlıklı bir görüşme yapılamadığının, bu diyalog sonucu polis memurunun ekiplere anons yapabilmesi için araç plakası, olay yeri ve benzeri somut bir bilgi alamadığının anlaşıldığı, ilgili 155 polis imdat görevlisi polis memuru hakkında açılan disiplin soruşturmasında da bu hususlar dikkate alınarak görevi ihmal suçu işlendiğine dair kanaat oluşmadığı belirtilerek dosyanın disiplin yönünden işlemden kaldırılmasına karar verildiği, üçüncü kişinin eylemi sonucu davacılar yakınının yaşamını yitirdiği olayın meydana gelmesinde davalı idarenin kusurlu bir eyleminin bulunmadığı, olayı engellemek için yürütülmesi gereken güvenlik hizmetinin kötü işletildiğinden de söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava konusu olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülmektedir.</p>

<p>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.</p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE :<br />
MADDİ OLAY :</strong><br />
Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakını ...'ın, 10/01/2013 tarihinde daha öncesinden tanışıklığı bulunan ... isimli kişi ile buluştuğu, ...'a ait araçla ... ili, ... ilçesi, ... köyü yakınlarında bir yere geldikleri, bu sırada alacak meselesinden dolayı tartışmaya başladıkları, bu tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu ...'ın ...'ı bıçakla yaralayıp darp ettikten sonra aracın arka bagaj kısmına koyarak bir süre araçla dolaştırdığı, yaralı halde bulunan davacılar yakını ...'ın araç bagajında iken 155 polis imdat hattını arayarak yardım istediği, bu görüşme esnasında içinde bulunduğu aracın plakasını verdiği, yaralı olduğunu bildirdiği, bu sırada telefonun kapandığı, akabinde 155 polis imdat hattından ...'ın cep telefonunun arandığı, ancak ...'ın ...'ın elindeki cep telefonunu alarak araçtan fırlattığı, yaralı olan ...'ı ıssız alanda bıraktığı ve ...'ın burada vefat ettiği, davacılar tarafından, yakınları ... yaralı halde iken 155 polis imdat hattını arayarak yardım istemesine karşın hiçbir şey yapılmadığından bahisle meydana gelen ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık ... için 70.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 29.437,73 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, ... için 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 32.170,63 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong><br />
Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini, Anayasa'nın 125. maddesi gereğidir.</p>

<p>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.</p>

<p>Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.</p>

<p>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.</p>

<p>İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.</p>

<p>Öte yandan, İl Emniyet Müdürlükleri Acil Çağrı Hizmetleri Yönergesi'nin 1. maddesinde, 'Bu Yönergenin amacı, vatandaşlarımızın acil durumlardaki ihbar ve yardım taleplerini iletebilmeleri için il ve ilçe merkezlerinde tesis edilmiş olan her türlü iletişim ve bilişim araçları vasıtasıyla verilen Acil Çağrı Hizmetlerinin; etkin, hızlı ve verimli yürütülebilmesini sağlamak amacıyla kurulan acil çağrı merkezlerinin yapılanması ile çalışmasına ilişkin usul ve esaslan belirlemektir.' hükmüne; 13. maddesinde, '(1) Çağrı Alma ve Değerlendirme Kısmının çağrı alma işlemlerine ilişkin görevleri şunlardır; a) Gelen çağrıyı cevaplandırmak, b) Çağrı ile ilgili not almak, c) Yarım kalmış çağrılarda geri arama yapmak, ç) Çağrının çağrı durum tablosundaki yerini tespit etmek, d) Talep halinde çağrı yapanı bilgilendirmek, e) Çağrının doğruluğunu tespit etmek, şayet doğruluğu tespit edilemiyorsa gerekçesiyle birlikte kayda geçmek, f) Çağrı yapanın doğru ve sağlıklı bir çağrı yapmasını sağlamak için gerekli yardımda bulunmak, g) Bilgi akışının sürekliliğini sağlamaktır. (2) Çağrı Alma ve Değerlendirme Kısmının çağrı değerlendirme işlemlerine ilişkin görevleri şunlardır, a) Çağrı takibi yapmak, b) Çağrının, çağrı durum tablosundaki yerine göre işlem öncelik sıralaması yapmak, c) Verilecek bilgilerin neler olduğunu belirlemek, ç) Çağrının gizlilik derecesini tespit etmek, d) Çağrının konusuna göre ilgili ya da ilgililerini tespit etmek, e) Çağrı ile ilgili yapılacak işleme karar vermek, f) Çağrının ilgilisi ile irtibata geçerek gerekli bilgilendirmeyi eksiksiz olarak ve zamanında yapmak, g) Gerektiğinde çağrı yapan ile müzakere yapmak, ğ) Çağrının kaydını yapmaktır.' hükmüne; 18. maddesinde, '(1) Acil Çağrı Vasıtalarından Alınan Çağrılarda kısımların yapacağı ortak İşlemler, a) Gelen çağrı, çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden Acil durum kapsamına giriyor ise servis operatörü, olay, eşkal, plaka ve istikamet gibi bilgileri, çağrı yapana yardımcı olmak suretiyle tam olarak almaya çalışacak ve konuyu sevk ve yönetim kısmına süratle bildirerek gereğinin yapılması için işlemi başlatarak, yaptığı işlem ve konunun içeriği ile ilgili sıralı amirleri haberdar edecektir. b) Gelen çağrı; çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden bilgi talebi kapsamına giriyor ise servis operatörü ; bilgi talep edene 155 polis imdat hattının önemini ve bu hattın fazla meşgul edilmemesini hatırlatarak bilgi talebine ilişkin cevap alacak birim irtibat telefonlarını verecektir. c) Gelen çağrı, çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden kasıtlı ve lüzumsuz olarak yapılan yanlış arama kapsamına giriyor ise servis operatörü; 22,23,24 ve 25. maddelerde yer alan işlemleri uygulayacaktır.' hükmüne; 27. maddesinde, 'Çağrının iletilmesi konusunda servis operatörleri, a) Zamana karşı çok duyarlı olacak, almış oldukları çağrıyı mümkün olan en kısa zamanda ilgilisine bildireceklerdir. b) İşlem yapma noktasında kararsız kaldıkları veya tereddüde düştükleri noktalarda ve sıradan olmayan karmaşık olaylarla, başka kurum ve kuruluşlardan yardım istenmesini gerektirecek kadar büyük olayların bildirilmesi durumlarında derhal kısım sorumlularına bilgi vereceklerdir.' hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong><br />
İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ise, bir zararın mevcut olması, bu zararın idari bir işlemden veya eylemden meydana gelmesi ve oluşan zararla idari işlemden veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını ...'ın, ... isimli kişi tarafından 10/01/2013 tarihinde kaçırılarak bıçaklandığı ve darp edildikten sonra bagaja kapatıldığı, bu sırada ...'ın 155 polis imdat hattını arayarak yardım istediği, gerçekleştirilen 2 dakika 52 saniyelik telefon görüşmesinde yaralı olduğunu belirttiği, içinde bulunduğu aracın plakasını verdiği, görüşmeyi gerçekleştiren polis memuru tarafından arayan numaranın görülebilir olduğu, nitekim polis memuru tarafından aramayı yapan numaranın tekrar arandığı, arayan kişinin konuşma esnasında defaatle ölmek üzere olduğunu beyan ettiği, dosyada bulunan 155 polis imdat ihbarı CD çözüm tutanağından anlaşılmakta olup, ...'ın 12/01/2013 tarihinde polis merkezine vermiş olduğu ifadesinde de ...'ın polis memuru ile yapmış olduğu 2 dakika 52 saniyelik telefon görüşmesinde vermiş olduğu plakaya sahip aracın olayda kullanıldığının teyit edildiği görülmektedir.</p>

<p>Buna göre, davacılar yakınının 155 polis imdat hattında bulunan polis memuru ile yaptığı görüşmede; yaralı olduğunun, acil müdahale edilmesi gereken bir durumda bulunduğunun, araç plakasını verdiğinin ve cep telefonu numarasının bilindiği hususları birlikte değerlendirildiğinde 155 polis imdat hattında görevli polis memuru tarafından durumun derhal amirlerine veya ilgili birime bildirilmesi ve buna göre gerekli işlemlerin veya müdahalenin yapılması gerekirken yapılan acil çağrı görüşmesi üzerine amirlerine veya ilgili birime bildirim yapılmadığı dolayısıyla herhangi bir işlemin de yapılmadığı anlaşıldığından dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılmaktadır.</p>

<p>Bu itibarla, uyuşmazlığa konu olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunması sebebiyle davacıların zararlarının karşılanması gerektiği anlaşıldığından davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,</p>

<p>2. Davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,</p>

<p>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-10-dairenin-2022891-e-20243907-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/danistays.jpg" type="image/jpeg" length="40439"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ACİL ÇAĞRI HATTINA YAPILAN İHBARLA İLGİLİ İŞLEM YAPILMAMASI NEDENİYLE İDARENİN SORUMLULUĞU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/acil-cagri-hattina-yapilan-ihbarla-ilgili-islem-yapilmamasi-nedeniyle-idarenin-sorumlulugu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/acil-cagri-hattina-yapilan-ihbarla-ilgili-islem-yapilmamasi-nedeniyle-idarenin-sorumlulugu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Toplum hayatındaki ve teknolojideki değişmeler, yeni kamu hizmetlerine ihtiyaç oluşturduğu gibi mevcut kamu hizmetlerini de dönüştürebilmektedir. Ülkemizde kolluk, sağlık ve itfaiye gibi derhal müdahale gerektiren kamu hizmetlerine hızlı ve kolay erişim geçmişte farklı acil hat numaralarından sağlanırken günümüzde tek numara sistemine geçilmiştir. Polis tarafından kullanılan 155, Jandarma tarafından kullanılan 156, İtfaiye tarafından kullanılan 110 gibi acil çağrı numaraları ile ilgili diğer kurumların (110, 122, 177, 178) acil çağrı numaraları Avrupa’da da kullanılan 112 Acil Servis çağrı numarasında birleştirilmiş olup acil çağrıyla ilgili kurumların koordinasyonunu sağlamak amacıyla tek merkezden yönetim amacıyla 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlükleri kurulmuştur.</p>

<p>Acil çağrı numaralarının tek numarada birleştirilmesi acil durum içinde bulunan kişilerin, farklı kurumlara ait numaraların akılda tutulması ihtiyacını ortadan kaldırdığı gibi yapılan ihbarın kurumu ilgilendirmediğinden dolayı başka kurumlara yönlendirmeyi de önleyerek zaman ve kaynak tasarrufuna katkı sağlayabilmektedir.</p>

<p>Yangın, kaza, yaralanma, suç gibi olaylar yaşandığında zarar görenler acil yardıma ihtiyaç duyabilmektedir. Doğrudan zarar gören kişiler veya acil durumdan haberdar olan üçüncü kişilerin; telefon, mobil uygulama, e-mail ve benzeri yollarla ilgili kamu kurumlarından yardım talep etmesi acil çağrı olarak adlandırılmaktadır. Acil çağrı mevzuatta “kamu düzeni ve güvenliği, kişi sağlığı ve güvenliği, toplum sağlığı, su kaynakları ve sulak alanlar ile doğaya yönelik ani tehditler ve mala yönelik zararları içeren durumlara ilişkin her türlü çağrıyı” ifade etmektedir.</p>

<p>İdare; kamu hizmeti sunarken sınırlı personel, araç ve diğer kaynaklar doğrultusunda hareket edebildiğinden dolayı her an her yerde ambulans, polis, itfaiye gibi araçların ve görevli personelin hazır bulundurulması olağan hayat akışı içinde mümkün değildir. Dolayısıyla acil çağrı, “acil” durumlarda yapılmalıdır. Acil durum, kısıtlı bir süre içinde “derhal” müdahale edilmediği takdirde daha fazla zarar ortaya çıkabilecek durumlardır.</p>

<p>İhbar alan görevliler, büyük bir sorumluluk altındadır, aynı zamanda tüm görüşmeler kayıt altındadır. Bu nedenle 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüklerinde görevli personel kriz yönetme becerilerini geliştirmeli, arayan kişiyle empati yapabilmeli, acil ve acil olmayan çağrılar arasında öncelik belirleyebilmelidir. Özellikle ihbarla ilgili olarak bir işlem yapılmaması, konunun sıralı amirlere ve gerekli birimlere bildirilmemesi durumunda idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğunun doğabileceği ve bu zararın, memura rücu edilebileceği gözden kaçırılmamalıdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-10-dairenin-2022891-e-20243907-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Danıştay 10. Dairesi 2022/891 E., 2024/3907 K. </strong>sayılı kararı</a>na konu olayda;</p>

<p>...MADDİ OLAY :</p>

<p>Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakını ...'ın, 10/01/2013 tarihinde daha öncesinden tanışıklığı bulunan ... isimli kişi ile buluştuğu, ...'a ait araçla ... ili, ... ilçesi, ... köyü yakınlarında bir yere geldikleri, bu sırada alacak meselesinden dolayı tartışmaya başladıkları, bu tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu ...'ın ...'ı bıçakla yaralayıp darp ettikten sonra aracın arka bagaj kısmına koyarak bir süre araçla dolaştırdığı, yaralı halde bulunan davacılar yakını ...'ın araç bagajında iken 155 polis imdat hattını arayarak yardım istediği, bu görüşme esnasında içinde bulunduğu aracın plakasını verdiği, yaralı olduğunu bildirdiği, bu sırada telefonun kapandığı, akabinde 155 polis imdat hattından ...'ın cep telefonunun arandığı, ancak ...'ın ...'ın elindeki cep telefonunu alarak araçtan fırlattığı, yaralı olan ...'ı ıssız alanda bıraktığı ve ...'ın burada vefat ettiği, davacılar tarafından, yakınları ... yaralı halde iken 155 polis imdat hattını arayarak yardım istemesine karşın hiçbir şey yapılmadığından bahisle meydana gelen ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık ... için 70.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 29.437,73 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, ... için 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 32.170,63 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı…</p>

<p>İLGİLİ MEVZUAT:</p>

<p>Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini, Anayasa'nın 125. maddesi gereğidir.</p>

<p>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.</p>

<p>Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.</p>

<p>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.</p>

<p>Öte yandan, İl Emniyet Müdürlükleri Acil Çağrı Hizmetleri Yönergesi'nin 1. maddesinde, 'Bu Yönergenin amacı, vatandaşlarımızın acil durumlardaki ihbar ve yardım taleplerini iletebilmeleri için il ve ilçe merkezlerinde tesis edilmiş olan her türlü iletişim ve bilişim araçları vasıtasıyla verilen Acil Çağrı Hizmetlerinin; etkin, hızlı ve verimli yürütülebilmesini sağlamak amacıyla kurulan acil çağrı merkezlerinin yapılanması ile çalışmasına ilişkin usul ve esaslan belirlemektir.' hükmüne; 13. maddesinde, '(1) Çağrı Alma ve Değerlendirme Kısmının çağrı alma işlemlerine ilişkin görevleri şunlardır; a) Gelen çağrıyı cevaplandırmak, b) Çağrı ile ilgili not almak, c) Yarım kalmış çağrılarda geri arama yapmak, ç) Çağrının çağrı durum tablosundaki yerini tespit etmek, d) Talep halinde çağrı yapanı bilgilendirmek, e) Çağrının doğruluğunu tespit etmek, şayet doğruluğu tespit edilemiyorsa gerekçesiyle birlikte kayda geçmek, f) Çağrı yapanın doğru ve sağlıklı bir çağrı yapmasını sağlamak için gerekli yardımda bulunmak, g) Bilgi akışının sürekliliğini sağlamaktır. (2) Çağrı Alma ve Değerlendirme Kısmının çağrı değerlendirme işlemlerine ilişkin görevleri şunlardır, a) Çağrı takibi yapmak, b) Çağrının, çağrı durum tablosundaki yerine göre işlem öncelik sıralaması yapmak, c) Verilecek bilgilerin neler olduğunu belirlemek, ç) Çağrının gizlilik derecesini tespit etmek, d) Çağrının konusuna göre ilgili ya da ilgililerini tespit etmek, e) Çağrı ile ilgili yapılacak işleme karar vermek, f) Çağrının ilgilisi ile irtibata geçerek gerekli bilgilendirmeyi eksiksiz olarak ve zamanında yapmak, g) Gerektiğinde çağrı yapan ile müzakere yapmak, ğ) Çağrının kaydını yapmaktır.' hükmüne; 18. maddesinde, '(1) Acil Çağrı Vasıtalarından Alınan Çağrılarda kısımların yapacağı ortak İşlemler, a) Gelen çağrı, çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden Acil durum kapsamına giriyor ise servis operatörü, olay, eşkal, plaka ve istikamet gibi bilgileri, çağrı yapana yardımcı olmak suretiyle tam olarak almaya çalışacak ve konuyu sevk ve yönetim kısmına süratle bildirerek gereğinin yapılması için işlemi başlatarak, yaptığı işlem ve konunun içeriği ile ilgili sıralı amirleri haberdar edecektir. b) Gelen çağrı; çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden bilgi talebi kapsamına giriyor ise servis operatörü ; bilgi talep edene 155 polis imdat hattının önemini ve bu hattın fazla meşgul edilmemesini hatırlatarak bilgi talebine ilişkin cevap alacak birim irtibat telefonlarını verecektir. c) Gelen çağrı, çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden kasıtlı ve lüzumsuz olarak yapılan yanlış arama kapsamına giriyor ise servis operatörü; 22,23,24 ve 25. maddelerde yer alan işlemleri uygulayacaktır.' hükmüne; 27. maddesinde, 'Çağrının iletilmesi konusunda servis operatörleri, a) Zamana karşı çok duyarlı olacak, almış oldukları çağrıyı mümkün olan en kısa zamanda ilgilisine bildireceklerdir. b) İşlem yapma noktasında kararsız kaldıkları veya tereddüde düştükleri noktalarda ve sıradan olmayan karmaşık olaylarla, başka kurum ve kuruluşlardan yardım istenmesini gerektirecek kadar büyük olayların bildirilmesi durumlarında derhal kısım sorumlularına bilgi vereceklerdir.' hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ise, bir zararın mevcut olması, bu zararın idari bir işlemden veya eylemden meydana gelmesi ve oluşan zararla idari işlemden veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını ...'ın, ... isimli kişi tarafından 10/01/2013 tarihinde kaçırılarak bıçaklandığı ve darp edildikten sonra bagaja kapatıldığı, bu sırada ...'ın 155 polis imdat hattını arayarak yardım istediği, gerçekleştirilen 2 dakika 52 saniyelik telefon görüşmesinde yaralı olduğunu belirttiği, içinde bulunduğu aracın plakasını verdiği, görüşmeyi gerçekleştiren polis memuru tarafından arayan numaranın görülebilir olduğu, nitekim polis memuru tarafından aramayı yapan numaranın tekrar arandığı, arayan kişinin konuşma esnasında defaatle ölmek üzere olduğunu beyan ettiği, dosyada bulunan 155 polis imdat ihbarı CD çözüm tutanağından anlaşılmakta olup, ...'ın 12/01/2013 tarihinde polis merkezine vermiş olduğu ifadesinde de ...'ın polis memuru ile yapmış olduğu 2 dakika 52 saniyelik telefon görüşmesinde vermiş olduğu plakaya sahip aracın olayda kullanıldığının teyit edildiği görülmektedir.</strong></p>

<p>Buna göre, davacılar yakınının 155 polis imdat hattında bulunan polis memuru ile yaptığı görüşmede; yaralı olduğunun, acil müdahale edilmesi gereken bir durumda bulunduğunun, araç plakasını verdiğinin ve cep telefonu numarasının bilindiği hususları birlikte değerlendirildiğinde <strong>155 polis imdat hattında görevli polis memuru tarafından durumun derhal amirlerine veya ilgili birime bildirilmesi ve buna göre gerekli işlemlerin veya müdahalenin yapılması gerekirken yapılan acil çağrı görüşmesi üzerine amirlerine veya ilgili birime bildirim yapılmadığı dolayısıyla herhangi bir işlemin de yapılmadığı anlaşıldığından dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılmaktadır.</strong></p>

<p>Bu itibarla, uyuşmazlığa konu olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunması sebebiyle davacıların zararlarının karşılanması gerektiği anlaşıldığından.... denilmektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/doc-dr-enver-kasli" title="Doç. Dr. Enver KAŞLI"><img alt="Doç. Dr. Enver KAŞLI" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/05/enver-kasli.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/doc-dr-enver-kasli" title="Doç. Dr. Enver KAŞLI">Doç. Dr. Enver KAŞLI</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/acil-cagri-hattina-yapilan-ihbarla-ilgili-islem-yapilmamasi-nedeniyle-idarenin-sorumlulugu-1</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/terazi/terazi-tele-640009887783.jpg" type="image/jpeg" length="32040"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yediemin otoparkında yangın: 50 motosiklet ve 12 araç yandı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yediemin-otoparkinda-yangin-50-motosiklet-ve-12-arac-yandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yediemin-otoparkinda-yangin-50-motosiklet-ve-12-arac-yandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'in Bornova ilçesinde yediemin otoparkında çıkan yangında, 50 motosiklet ile 12 araç yanarak kullanılamaz hale geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yangın, saat 19.00 sıralarında Doğanlar Mahallesi'ndeki yediemin otoparkında meydana geldi.</p>

<p>Henüz belirlenemeyen sebeple başlayan ve kısa sürede büyüyen alevler, otoparkta bulunan motosiklet ve araçlara sıçradı.</p>

<p>İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu yangın söndürüldü.</p>

<p>Yangında 50 motosiklet ile hafif ticari araç, kamyon ve otomobillerin olduğu 12 araç kullanılamaz hale geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yangının otoparkın yanında bulunan otluk alanda başladığı ve otoparka sıçradığı ileri sürülürken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yediemin-otoparkinda-yangin-50-motosiklet-ve-12-arac-yandi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-162.jpg" type="image/jpeg" length="38858"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97711"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17046"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76745"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75208"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="51312"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55199"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55760"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="27693"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10332"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="52671"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="31528"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="28666"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="62397"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="13167"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="36084"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="92474"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="31608"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="10930"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="86193"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
