<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 22 Jul 2026 19:56:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[12. YARGI PAKETİNDE TOPLUMU İLGİLENDİREN EN ÖNEMLİ 3 KONU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinde-toplumu-ilgilendiren-en-onemli-3-konu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinde-toplumu-ilgilendiren-en-onemli-3-konu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MİRAS HUKUKU</strong></p>

<p>Miras kalan taşınmazlar yönünden bir değişiklik yapılmış ve taşınmazın aile içinde kalmasına yönelik bir düzenlemeye gidilmiş. Burada amaç aile mallarının mümkün olduğunca aile içinde kalmasını sağlamak ve mirasçıların hak kayıplarını önlemektir. Bu ne demek oluyor, önceden size miras kalan bir taşınmazın ihalesine herkes katılabiliyorken yapılan bu değişiklikle, ''taşınmazı miras yoluyla edinmiş olan bütün malikler'', ''miras dışında üçüncü bir kişinin mülkiyet hakkının bulunmaması'' durumlarında bir defaya mahsus olmak üzere ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilebilecek. Şartların birlikte sağlanmış olması durumunda birinci açık artırma bir defaya mahsus olmak üzere mirasçılar arasında yapılacak. Tabi mirasçılar arasında birinci açık artırma da yapılacak olan satış durumunda taşınmazın değerinin %50 sinden değil taşınmaz değerinin tamamından açık artırmaya gidilecek. Bu da mirasçılar arasında olası hak kayıplarını önlemek için taşınmazın değerinde satılması ve herkesin payına düşen hakkını en azından tam anlamıyla almasını sağlamak için yapılmış bir düzenleme diyebiliriz. Ancak şöyle bir durum var ki eğer bu mirasçılar arasındaki satışta en yüksek teklifi veren mirasçı bu teklifi belirlenen sürede yatırmazsa belli yaptırımlara maruz kalmasını da yine bu yargı paketi düzenlemiş. Yani eğer ihaleye gireceksen bu taşınmazı al yada bu iş çocuk oyuncağı değil bunun yaptırımını (taşınmaz değerinin %5 i) öde kardeşim diye bir düzenleme yapılmış diyebiliriz. Eğer oldu da bu taşınmazın mirasçılar arasında satış yoluyla ortaklık giderilemedi bu sefer 2. ihalede herkesin katılması durumu söz konusu olacak ve mirasçılar sonradan biz pişman olduk tekrar katılalım alalım edelim gibi bir durumu söz konusu olmayacak ihaleye parası olan herkes katılabilecek ve bu satış taşınmaz bedelinin %50 sinden başlayacak. Bu durum aslında mirasçılar için çok güzel bir uygulama diyebiliriz, teknik detaylarını mutlaka avukatınıza sorun anlatsın ben herkesin anlayabileceği şekilde yazmaya çalışıyorum.</p>

<p><strong>UZUN YARGILAMA</strong></p>

<p>Yine toplumda herkesin dilinden düşmeyen ''Mahkemeler çok uzun sürüyor'' düşüncesini yıkmaya yönelik ve mahkemelerin hızlı sonuçlanması için bir adım bu pakette atılmış ve hukuk davalarında duruşmalar arasında ki sürenin kural olarak 3 aydan uzun olamayacağı bu yargı paketiyle değişmiş olacak. Ama dikkat ederseniz kural olarak yazıyor yani bu ne demek dostlar istisnaları var demek. İstisnalar dışında hukuk davasında bir sonraki duruşma en fazla 3 ay sonra olacak demek. Tabi burada tüm duruşmalardan sonra her duruşma en fazla 3 ay sonra olur diye mahkemeden sonra avukatınızı arayıp adamı darlamayın niye 5 ay sonraya verdi hani 3 dü siz niye bir şey yapmadınız demediniz falan diyerek sorun çıkarıp avukatlarınızı da üzmeyin niye 3 aydan uzun bir süreye duruşmamızı verdi hakim diyerek hemen tepki de göstermeyin çünkü belli durumlarda hakimler 3 aydan fazla bir zaman dilimine de bir sonraki duruşmasını erteleyebilir bazı durumlarda bu mümkün olmayabilir. Bunun da yine hangi şartlarda olduğunu mutlaka kanun metninin detaylarından bakabilir yada avukatınıza sorabilirsiniz.</p>

<p><strong>IBAN MAĞDURLARI</strong></p>

<p>Gelelim herkesin merak ettiği ve ülkemizde bir çok kişinin mutlaka bir yakının yada bir arkadaşının yada kendisinin başına gelen İBAN kullandırma sonucu ortaya çıkan ve herkesin kamuoyundan ''IBAN MAĞDURU'' diye bildiği durumla ilgili düzenlemeye. Uygulamada iban mağduru olarak adlandırılan kişilerin aslında bir çoğu bu durumdan habersiz, yalnızca banka hesap bilgilerini başkalarına verip kullandırmak suretiyle suçun iştirakçisi yani kıyısından köşesinden de olsa suça bulaşmış olması sebebiyle yargılanan kişilerdir. Bu kişilerde genelde ya maddi durumu çok kötü ve ülke ekonomisindeki sıkıntıların bir hayli fazla olması sebebiyle zor durumda olan öğrenci veya işsiz kalmış belli bir miktar komisyon karşılığında yine bu suça bulaşmış yada sadece arkadaşına ,yakınına , tanıdığına güvendiği için hesap bilgilerini veren ve bu durumdan dolayı da yargılanmış yahut hakkında mahkumiyet kararı verilmiş kişiler. Bu yargı paketinde toplumun büyük kesiminin beklediği bir çok önemli konudan biri olan bu düzenlemeyle ''İBAN KİRALAMA'' veya ''HESAP KULLANDIRMA'' olarak bilinen fiille ilgili olarak , TCK 158 de düzenlemeye gidilmiş ve dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak durumlarında ;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-- banka veya kredi kartının , --banka hesabının , -- ödeme hizmeti sağlayıcısındaki hesabın , --aracı kurum hesabının --kripto varlık hizmetleri yani kripto borsa hesabının -- bu hesapların kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçların başkasına verilmesinden ibaret olan durumlarda ceza yarı oranında indirilecek. Hesabını kullandıran herkes bundan direkt olarak faydalanacak yada lehine mi olacak diye herkesin aklına bu soru geliyor , burada şöyle bir durum var suça iştirak durumunda yalnızca hesabın veya ödeme aracının kullandırılmasıyla sınırlı olması lazım. Yani bu suça karışan kişiler direkt olarak mağdurla iletişime geçip dolandırıcılık planlarını organize etmişse bu suçtan dolayı bir gelir elde etmişse ve hesap kullandırma işiyle sınırlı kalmamışsa o zaman buna uygun olmadığı değerlendirilir. Çünkü burada bu yargı paketinde bu düzenlemenin yapılmasının amacı aslında şu , kanun koyucu suça iştirak edenleri , suçu direkt olarak işleyen kişiyle aynı statüye koymanın bir haksızlık olduğuna kanaat getirmiş ve toplumda bu konuda binlerce dosyanın olmasını göz ardı etmemiş ki bu düzenleme gelmiş. Ama her dosya ayrı ayrı kendi içinde özel olarak değerlendirilmelidir ki dosyanızın ne aşamada olduğu da yine çok önemli . Dosyanızın kesinleşmiş olması ile yargılama aşamasında bulunması farklı hukuki sonuçlar doğurabileceğinden mutlaka avukatınızdan hukuki destek alın. Çünkü her dosyada sanığın dosyaya iştirak biçimi , dosyanın kesinleşme tarihi vb. durumlar farklıdır. Tabi bir de zararın giderilip giderilmediği durumları da yine farklılık göstermektedir. Bu durumda mutlaka her dosya kendi içinde özel olarak değerlendirilmeli ve ona göre bir yol izlenmelidir. Dosyanızın durumuna göre de yeniden yargılama yada uyarlama gibi durumların değerlendirmesini de yine avukatınızla mutlaka yapın ve detaylı güzel hazırlanmış bir dilekçeyle bunları talep edin.</p>

<p>Burada bu İBAN MAGDURLARI özelinde yapılan bu değişiklik toplumun ciddi bir kesimi tarafından istenen ve beklenen bir durumdu, bu durum özelinde ufak da bir eleştiri yapmak istiyorum. Burada ilk kez bu suça karışan kişiler için farklı bir düzenleme getirilebilirdi. Etkin pişmanlık hükümleri genişletilebilirdi. Zararın karşılanma durumu daha farklı düzenlenebilirdi ki zaten bu suça bulaşmış kişilerin özellikle de öğrenci ve işsiz kalmış zorda kalmış kişiler olduğu bir ekonomik durumları kötü olduğu için buna bulaşmış olduğu düşünüldüğünde bir de zararın tamamının karşılanması çok büyük meblağlar için mümkün olmaya bilir diye düşünüyorum.</p>

<p>Komisyon karşılığı hesabını kullandıran bu kişiler için daha farklı bir düzenleme yapılabilirdi. Yani bir defa yada iki defa bu suça karışmış kişilerin durumuyla onlarca defa bunu yapmış kişilerin durumu farklı değerlendirilmeli diye düşünüyorum. Kaldı ki burada banka ve ödeme kuruluşları, kripto para borsaları gibi kurumlara da apayrı bir düzenleme getirilmesi lazım ki bu kadar kolay bu suçun işlenmesine sebep verilmesinin önüne geçilmesine yönelik bir çalışma da eklenebilirdi. Yani dijital bir çağda yapay zeka devrinde yaşıyoruz ve artık hırsızlık ve dolandırıcılık gibi suçların kemal sunal filmleri yada geçmiş yıllardaki gibi işlenmediği net bir şekilde ortadayken ve önümüzdeki 10 15 yıl içinde yaşadığımız dünyada herkesin bildiği şekilde bu suçların işlenmesi imkansız hale gelecek ki bu suçların tamamı dijitalde işleneceği de yine tüm uzmanlar tarafından öngörülüyorken bunlara çok daha önceden bu kadar mağdur ortaya çıkmadan tedbir alınması gerekiyor.</p>

<p>Toplumun beklentisinin devam ettiği diğer konular olan genel af, infaz indirimi, ehliyet affı süresiz nafakanın kaldırılması ve hızlı boşanma yada jet boşanma dediğimiz konular bu pakette yer almadı. İnşallah toplumun sıkıntı yaşadığı diğer tüm konularda da gerekli adımlar atılır.</p>

<p>Biz insan olarak ne yapılsa nasıl bir düzenleme gelse mutlaka bir kulp takarız zaten orası ayrı ama hiç bir konuda %100 doğru adaleti sağlayamasak da %100 e yakın bir adalet için çalışmaya devam etmek lazım diye düşünüyorum.</p>

<p><strong>Av. Melihresül ŞENOĞLU</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinde-toplumu-ilgilendiren-en-onemli-3-konu</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/bankamatik-pa.jpg" type="image/jpeg" length="11484"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[30 yıl sonra gelen beraat! Müebbet hapis cezası alan sanığın masum olduğu anlaşıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/30-yil-sonra-gelen-beraat-muebbet-hapis-cezasi-alan-sanigin-masum-oldugu-anlasildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/30-yil-sonra-gelen-beraat-muebbet-hapis-cezasi-alan-sanigin-masum-oldugu-anlasildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir kan lekesi onu yaklaşık 30 yıl özgürlüğünden etti. Gelişen DNA teknolojisi ve yıllar sonra ortaya çıkan gizli deliller, Elvio Marrero'nun işlemediği bir cinayet nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırıldığını gözler önüne serdi. Masum olduğu anlaşılan Marrero, yaklaşık 30 yıl sonra özgürlüğüne kavuştu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaklaşık 30 yıl önce bir cinayet nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırılan Elvio Marrero'nun davasında, gelişen DNA teknolojisi ve yıllar sonra ortaya çıkan yeni deliller dikkat çekti. Deliller, Marrero'nun mahkumiyetinin yeniden değerlendirilmesine neden oldu.</p>

<p><strong>ADALET GEÇ GELDİ</strong></p>

<p>HaberTürk'ten Mustafa Şeker'in haberine göre; olay, 1994 yılında ABD'nin Massachusetts eyaletine bağlı Greenfield kentinde meydana geldi. Habertürk muhabiri Mustafa Şekeroğlu’nun haberine göre; Pernell Kimplin isimli kişi, evinde elleri bağlanmış ve defalarca bıçaklanarak öldürülmüş halde bulundu.</p>

<p><strong>BAŞ ŞÜPHELİ OLARAK GÖZALTINA ALINDI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uyuşturucu ticareti yaptığı iddia edilen Elvio Marrero, cinayetin baş şüphelisi olarak gözaltına alındı. Marrero, ilk günden itibaren suçlamaları reddederek cinayetin işlendiği tarihte Dominik Cumhuriyeti'nde bulunduğunu, bunu gösteren seyahat kayıtlarının da mevcut olduğunu söyledi.</p>

<p>Ancak bu savunma mahkeme tarafından dikkate alınmadı.</p>

<p><strong>TEK DELİL KAN LEKESİYDİ</strong></p>

<p>Savcılık, davada en güçlü delil olarak Marrero'nun ceketinin kol kısmında bulunan kan lekelerini gösterdi.</p>

<p>Ancak dönemin DNA teknolojisi, bu kanın maktule ait olup olmadığını kesin olarak belirleyebilecek düzeyde değildi. Bu nedenle kanın maktule ait olma ihtimali de bilimsel olarak elenemedi.</p>

<p><strong>SUÇLU BULUNDU</strong></p>

<p>Bunun yanı sıra; güvenilirliği daha sonra tartışmalı hale gelen bazı tanık ifadeleri de dosyaya eklendi. Tüm bu deliller doğrultusunda Marrero, 1996 yılında suçlu bulunarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p><strong>30 YIL BOYUNCA MASUMİYETİNİ SAVUNDU</strong></p>

<p>Cezaevinde geçen 30 yıl boyunca Elvio Marrero, işlemediği bir cinayet nedeniyle hapse atıldığını söylemekten vazgeçmedi.</p>

<p>Dosya, yıllar sonra Boston College Innocence Program tarafından yeniden ele alındı.</p>

<p><strong>DNA HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ</strong></p>

<p>2018 yılında gelişmiş teknolojiyle yapılan yeni DNA incelemeleri, davanın seyrini tamamen değiştirdi. Analizler, savcılığın yıllarca en önemli delil olarak gösterdiği ceket üzerindeki kanın Pernell Kimplin'e ait olmadığını kesin olarak ortaya koydu.</p>

<p>Böylece mahkûmiyet kararının temelini oluşturan en güçlü fiziksel delil tamamen geçersiz hale geldi.</p>

<p><strong>GİZLENEN DELİLLER ORTAYA ÇIKTI</strong></p>

<p>Dosyanın yeniden incelenmesi sırasında çok daha çarpıcı bir ayrıntı da gün yüzüne çıktı.</p>

<p>Soruşturmayı yürüten polislerin, Marrero'nun cinayet sırasında Dominik Cumhuriyeti'nde bulunduğunu doğrulayabilecek uçuş kayıtlarını ve başka yerde olduğunu gösteren önemli delilleri mahkemeden gizlediği belirlendi. Bu gelişme, soruşturmanın tarafsızlığına ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu.</p>

<p><strong>30 YIL SONRA BERAAT ETTİ</strong></p>

<p>Yeni DNA bulguları ve ortaya çıkan gizli delillerin ardından Massachusetts Yüksek Adli Mahkemesi, Ocak 2024'te Elvio Marrero hakkındaki mahkûmiyet kararını bozdu.</p>

<p>Haziran 2026'da görülen davada jüri, Marrero'nun masum olduğuna karar vererek 30 yıl sonra resmen beraatine hükmetti.</p>

<p><strong>ABD’DEKİ KRİTİK DAVALARDAN BİRİ OLDU</strong></p>

<p>ABD’deki Marrero davası, gelişen DNA teknolojisinin adli vakalarda ne kadar kritik bir rol oynadığını ve delillerin eksik ya da kasıtlı olarak gizlenmesinin masum insanların yıllarca özgürlüğünden mahrum kalmasına yol açabileceğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak hukuk tarihindeki yerini aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/30-yil-sonra-gelen-beraat-muebbet-hapis-cezasi-alan-sanigin-masum-oldugu-anlasildi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-174.jpg" type="image/jpeg" length="86384"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 8. Daire'nin 2017/5702 E., 2020/5787 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-8-dairenin-20175702-e-20205787-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-8-dairenin-20175702-e-20205787-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 8. Dairesi'nin 17.12.2020 tarihli, 2017/5702 E., 2020/5787 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
SEKİZİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2017/5702<br />
Karar No : 2020/5787</strong></p>

<p>DAVACI : …<br />
VEKİLİ : Av. …</p>

<p>DAVALI : … Birliği<br />
VEKİLİ : Av. …, Av …</p>

<p><strong>DAVANIN KONUSU :</strong></p>

<p>1- Diş hekimi olan davacı tarafından, idari para cezasına ilişkin Türk Dişhekimleri Birliği Yüksek Disiplin Kurulu'nun … gün ve … sayılı işlemi ile</p>

<p>2- Bireysel işlemin dayanağı olan 20/05/1991 tarih ve 20876 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Diş Hekimleri Birliği ve Diş Hekimleri Odası Disiplin Yönetmeliğinin "Para Cezası" başlıklı 8. maddesinin (a) bendinde yer alan "Reçete kağıtları, el ilanları, promosyon malzemeleri ve benzeri araçlarla reklam yapmak veya sanal ortamlar da dahil olmak üzere her türlü iletişim araçlarında reklam amacına yönelik veya haksız rekabeti sağlayıcı yazılar yazmak, yazdırmak veya açıklamalarda bulunmak; çalıştığı veya ortağı olduğu kuruluş veya şirket aracılığı ile anılan eylemlerin yapılmasını sağlamak veya yapılmasına göz yummak" hükmünün iptali istenilmektedir.</p>

<p><strong>DAVACININ İDDİALARI :</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı'nca 03.02.2015 tarihli ve 29256 sayılı mezkur Yönetmeliğin yayınlanması ile dava konusu Yönetmelik maddesi hükmünün zımnen mülga olduğu, Sağlık Bakanlığı'nın yetkisinde olan tanıtım ve reklam uygulamalarının Sağlık Bakanlığı'nca değerlendirilmesi gerektiğinden Türk Dişhekimleri Odasınca hakkında uygulanan disiplin cezasının hukuka aykırılık oluşturacağı, açılan soruşturma kapsamında dosyada bulunan "Topluluklar sevgi ile kaynaşır, adaletle yaşar, dürüst çalışmakla hayatta kalır" başlıklı yazılı belgenin tamamen mevzuata uygun olarak bilgilendirme amacıyla yayınlandığı, söz konusu eylemler gerçekleştirilmeden evvel Antalya İl Sağlık Müdürlüğü'nden görüş alındığı, bu suretle dava konusu işlemlerin şekil ve sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğundan bahisle iptali istenilmiştir.</p>

<p><strong>DAVALININ SAVUNMASI :</strong></p>

<p>Dişhekimliği mesleğinin icrasında reklam yapmanın yasak olduğu, Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 40. maddesi, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 8 ve 9. maddeleri ve Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 25. maddesinde konuyla ilgili düzenlemelere yer verildiği, özel sağlık kuruluşları ile çalışanlarının her ne şekilde olursa olsun reklam veya propaganda yapmaları ve mesleki rekabet dışındaki bir rekabette bulunmalarının kesin olarak yasaklandığı, dava konusu Yönetmelik hükmü ile ise bu hükümlere aykırı davrananlara para cezası verileceğine ilişkin düzenlemeye yer verilerek yaptırıma bağlandığı, tıbbi deontoloji ve meslek etiğine aykırı davranışları belirleme ve bunların hukuki denetimini yapma yetkisinin 3224 sayılı Kanun ile Türk Dişhekimleri Odalarına verildiği, Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile dişhekimlerinin mesleki faaliyet gösterdikleri sağlık kuruluşlarının faaliyetleri, denetimi gibi hususların usul ve esaslarını düzenlemekte olup, tıbbi deontoloji ve meslek etiği ilkeleri ile ilgili bir düzenleme içermediği, dava konusu Yönetmelik hükmü ile Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliği'nin düzenleme alanları birbirinden farklı olduğundan, dava konusu Yönetmelik hükmünün mülga olduğuna ilişkin iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğu, mesul müdür olan dişhekiminin sağlık kuruluşunda dişhekimliği ile ilgili mevzuat hükümlerine uyulmasını sağlama yükümlülüğünün bulunduğu, yükümlülüğün ihlali halinde sağlık kuruluşunun organı olan dişhekimi mesul müdür hakkında soruşturma açılması ve sonucunda disiplin cezası verilmesinin mesul müdürlük görevinin doğası gereği olduğu, disiplin cezasına konu sözleşme ile bir kısım diş tedavi hizmetlerinden ücret alınmayacağı, bir kısım hizmet ücretlerinin ise indirimli olacağını belirterek tedavi ücretleri üzerinden haksız rekabet oluşturmak suretiyle hasta teminin amaçlandığı, mevzuata aykırı davranışlarının karşılığı olarak verilen disiplin cezası kararı hukuka uygun olduğundan istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.</p>

<p><strong>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …</strong></p>

<p><strong>DÜŞÜNCESİ :</strong> Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>DANIŞTAY SAVCISI : …</strong></p>

<p><strong>DÜŞÜNCESİ : </strong>20/05/1991 tarih ve 20876 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Diş Hekimleri Birliği ve Diş Hekimleri Odası Disiplin Yönetmeliğinin "Para Cezası" başlıklı 8. maddesinin (a) bendi ile bu maddeye dayanılarak diş hekimi olan davacının para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Türk Dişhekimleri Birliği Yüksek Disiplin Kurulu'nun … gün ve … sayılı işleminin; Sağlık Bakanlığı'nın yetkisinde olan tanıtım ve reklam uygulamalarının Sağlık Bakanlığı'nca değerlendirilmesi gerektiği, Türk Dişhekimleri Odasınca hakkında uygulanan disiplin cezasının hukuka aykırılık oluşturacağı, "Topluluklar sevgi ile kaynaşır, adaletle yaşar, dürüst çalışmakla hayatta kalır" başlıklı yazılı belgenin tamamen mevzuata uygun olarak bilgilendirme amacıyla yayınlandığından bahisle iptali istenilmektedir.<br />
Dosyanın incelenmesinden, iptali istenen Yönetmelik hükmünün içerdiği düzenlemede hukuka, hizmet gereklerine, üst normlara aykırılık ve iptali gerektirecek bir husus bulunmadığı gibi davacıya ceza verilmesine konu teşkil eden broşürde yer alan "kendine yapılmayacak tedaviyi başkasına yapmama prensibi ile yola çıkılan süreçte … Diş Klinikleri; teknolojinin, 13 yıllık bilgi birikiminin ışığında gelişmeye, yenilenmeye ve genişlemeye devam ederek hizmet kalitesini gün geçtikçe arttırmaktadır." şeklindeki ibarenin reklam unsuru içerdiği, haksız rekabet niteliği taşıdığı ve belli bir alanda verilen sağlık hizmetinin ticari niteliğe büründürülerek düzenleyici kuralların ihlali sonucunu doğurduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :</strong></p>

<p>Özel … Ağız ve Diş sağlığı Polikliniği'nin … Bankası A.Ş. ile davacının bağlı olduğu Odanın bilgisi olmaksızın anlaşma sağlandığı, muayene ve tedavi ücretleri üzerinden broşürler aracılığıyla reklam yapıldığı ileri sürülmesi üzerine davacı hakkında açılan soruşturma sonucunda; … Diş Hekimleri Odası tarafından, davacının bahse konu eylemleri gerçekleştirdiği kanaatiyle Disiplin Yönetmeliğinin 8/a , 8/c, 8/f, 8/ı, 8/n hükümleri uyarınca muayene ücretinin 50 katı tutarında para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara yapılan itiraz üzerine, davalı Türk Diş Hekimleri Birliği Yüksek Disiplin Kurulu'nun … gün ve … sayılı kararı ile davacının itirazının reddi ile Oda Disiplin Kurulunca verilen disiplin cezasına ilişkin kararın eyleme uyan hükmün Disiplin Yönetmeliğinin 8/a maddesi olarak düzeltilmesine, idari para cezasının ise 2015 yılı muayene ve tedavi ücretinin 10 katı olarak olarak düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı tarafından, Türk Diş Hekimleri Birliği ve Diş Hekimleri Odası Disiplin Yönetmeliğinin "Para Cezası" başlıklı 8. maddesinin (a) bendi ve Türk Dişhekimleri Birliği Yüksek Disiplin Kurulu'nun … gün ve … sayılı işleminin iptali istemi ile dava açılmıştır.</p>

<p><strong>ESAS YÖNÜNDEN</strong></p>

<p>İlgili Mevzuat</p>

<p>Anayasanın, "Yönetmelikler", başlıklı 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği, "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları", başlıklı 135. maddesinde de; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleri olduğu, hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair kanunun 24. maddesinde, mesleklerini uygulayan hekimlerin, hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtisaslarını bildiren ilanlar terkibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmalarının ve aynı kanunun 40. maddesinde ise diş hekimlerinin diğer suretlerle reklam ve saire yapmalarının yasak olduğu kurala bağlanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tıbbi Deontoloji Tüzüğünün 8. maddesinde; tabiplik ve diş tabipliği mesleklerine ve tedavi müesseselerine, ticari bir veçhe verilemeyeceği, tabip ve diş tabibinin yapacağı yayınlarda tababet mesleğinin şerefini üstün tutmaya mecbur olduğu, her ne suretle olursa olsun, yazılarında kendi reklamını yapamayacağı, tabip ve diş tabibinin, gazetelerde ve diğer neşir vasıtalarında, reklam mahiyetinde teşekkür ilanları yazdıramayacağı; 9. maddesinde, tabip ve diş tabibinin, gazete ve sair neşir vasıtaları ile yapacağı ilanlarda ve reçete kağıtlarında, ancak ad ve soyadı ile adresini, Tababet İhtisas Nizamnamesine göre kabul edilmiş olan ihtisas şubesini, akademik unvanını ve muayene gün ve saatlerini yazabileceği; 39. maddesinde, tabip ve diş tabibinin meslektaşlarının hastalarını elde etmeye matuf hareket ve teşebbüslerde bulunamayacağı hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>Öte yandan, 3224 sayılı Türk Dişhekimleri Birliği Kanununun "Disiplin Cezaları" başlığını taşıyan 44. maddesinde, dişhekimlerine verilebilecek disiplin cezaları tek tek sayılarak,disiplin cezalarını gerektiren fiiller ve bu fiillere uygulanacak disiplin cezalarındaki yöntem ve usullerin Birlikçe düzenlenecek bir yönetmelikle gösterileceği hükme bağlanmış olup, bu hükme dayanılarak çıkarılan Türk Dişhekimleri Birliği ve Dişhekimleri Odalarının Disiplin Yönetmeliğinin "Para Cezası" başlıklı 8. maddesi;</p>

<p>(a) "Reçete kağıtları, el ilanları, promosyon malzemeleri ve benzeri araçlarla reklam yapmak veya sanal ortamlar da dahil olmak üzere her türlü iletişim araçlarında reklam amacına yönelik veya haksız rekabeti sağlayıcı yazılar yazmak, yazdırmak veya açıklamalarda bulunmak; çalıştığı veya ortağı olduğu kuruluş veya şirket aracılığı ile anılan eylemlerin yapılmasını sağlamak veya yapılmasına göz yummak, ... c) Meslek uygulamasında herhangi bir şekilde haksız kazanç sağlamaya yönelik davranışlarda bulunmak, ...f) (Değişik:RG-22/10/2013-28799) Muayene veya tedavi ücreti üzerinden reklam yahut propaganda yapmak,... ı) Kendisine hasta sağlaması için aracı kullanmak veya herhangi bir kişi veya kuruma bu nedenle çıkar sağlamak,</p>

<p>...n) Kurum ve kuruluş çalışanlarının ağız diş sağlığı muayene ve tedavilerinin yapılmasına yönelik olarak ilgili kurum ve kuruluşlarla Oda bilgisi ve onayı dışında sözleşme yapmak.<br />
" hükümlerine haizdir.</p>

<p>Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 11. maddesinde de, hekimin mesleğini icra ederken reklam yapamayacağı, ticari reklamlara araç olamayacağı, çalışmalarına ticari bir görünüm veremeyeceği, insanları yanıltıcı, paniğe düşürücü, yanlış yönlendirici, meslektaşları arasında haksız rekabete yol açıcı davranışlarda bulunamayacağı, hekimin yayın araçlarıyla yapacağı duyurularda varsa Tababet Uzmanlık Tüzüğüne göre kabul edilmiş olan uzmanlık alanını, çalışma gün ve saatlerini bildirilebileceği öngörülmüştür.</p>

<p>Hukuki Değerlendirme</p>

<p>Dava konusu Yönetmelik Kuralının İncelenmesi</p>

<p>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde meslek mensuplarının meslek ahlakına uygun davranmasını sağlayarak kamunun sağlık hizmetlerini düzenli ve düzgün olarak almasını temin etmek ve bu esnada da mesleki düzen ve geleneklere uygun hareket edilmesini sağlamak Türk Diş Hekimleri Birliği ve Birliğe bağlı odaların görevidir.</p>

<p>Dairemizin 24/11/2004 tarih, E:2003/5850, K:2004/4461 sayılı kararı ile birçok yargısal içtihadın da ''Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları; Anayasa'da ve kanunlarında gösterilen amaçlarını gerçekleştirmek için meslektaşlar arasında dayanışmayı sağlayıcı itimat duygusunu geliştirici, haksız rekabeti önleyici, meslek onur ve bekasını koruyucu ve halkın mesleğe ve meslek mensuplarına karşı güvenini oluşturacak mesleki ahlak ve disiplinine ilişkin kuralları belirlemek ve buna uyulmasını sağlamak için yaptırım uygulama yetkisine'' sahip oldukları belirtilmiştir.</p>

<p>Bu itibarla, Türk Dişhekimleri Birliği ve Dişhekimleri Odalarının Disiplin Yönetmeliğinin iptali istenilen 8/a maddesinin; dayanağı Yasa maddesi ve hekimlerin reklâm yapmasının ve bu reklâmdan yararlanarak rekabet oluşturmasının yasak olduğunu belirleyen ilgili diğer Yasa ve Tüzük kurallarına aykırılık taşımadığı sonucuna varılmaktadır.</p>

<p>Bireysel İşlemin İncelenmesi</p>

<p>Davacıya para cezası verilmesine konu teşkil eden ve dosya içinde yer alan broşürün incelenmesinden; söz konusu broşürde yer alan "... Kurucumuz Diş Hekimi ...'in kendine yapılmayacak tedaviyi başkasına yapmama prensibi ile yola çıktığı bu süreçte, ... Diş Klinikleri teknolojinin, 13 yıllık tecrübe ve bilgi birikiminin ışığında gelişmeye, yenilenmeye ve genişlemeye devam ederek hizmet kalitesinin gün geçtikçe artırmaktadır... " ifadeler reklam unsuru içermekte olup, belli bir alanda verilen sağlık hizmetinin ticari bir niteliğe büründürülerek talep oluşturmaya yönelik olduğu, dolayısıyla alıntısı yapılan Yasal ve düzenleyici kuralların ihlali sonucunu doğurduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle, dava konusu Yönetmelik maddesinde ve bu Yönetmelik uyarınca davacının para cezası ile cezalandırılmasına dair tesis olunan dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Davanın REDDİNE,</p>

<p>2. Dava ret ile sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen başvuru harcı, karar harcı, vekalet harcı ve posta gideri ile birlikte ortaya çıkan …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,</p>

<p>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,</p>

<p>4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,</p>

<p>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,<br />
17/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-8-dairenin-20175702-e-20205787-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/yargi/danistay7.jpg" type="image/jpeg" length="78553"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRKİYE'DE DİŞ HEKİMLİĞİ MESLEĞİNE YÖNELİK REKLAM YASAĞI: HUKUKİ ÇERÇEVE VE UYGULAMA]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turkiyede-dis-hekimligi-meslegine-yonelik-reklam-yasagi-hukuki-cerceve-ve-uygulama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turkiyede-dis-hekimligi-meslegine-yonelik-reklam-yasagi-hukuki-cerceve-ve-uygulama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p>Diş hekimliği, insan sağlığını doğrudan ilgilendiren bir kamu hizmeti niteliği taşıması nedeniyle, klasik ticari faaliyetlerden farklı bir hukuki rejime tabidir. Bu rejimin en belirgin unsurlarından biri, hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının reklam yapmasının yasaklanmış olmasıdır. Sağlık hizmetinin ticari bir metaya dönüştürülmesini önlemek, hastaların yanıltılmasının önüne geçmek ve meslek mensupları arasında haksız rekabetin doğmasını engellemek amacıyla getirilen bu yasak, Türk hukukunda köklü bir geçmişe sahiptir.</p>

<p>Zaman zaman kamuoyunda sağlıkta reklam yasağının yeni bir düzenleme olduğu yönünde bir algı bulunsa da, <strong>mevzuatımızda sağlık alanında reklama hiçbir zaman izin verilmemiştir</strong>. Yasak; kanun, tüzük ve yönetmelik düzeyinde birçok normda tekrar edilmiş, ayrıca yerleşik yargı içtihatları ile de teyit edilmiştir. Aşağıda önce yasağın hukuki dayanakları, ardından izin verilen bilgilendirme ile yasak reklam arasındaki sınır, yaptırımlar ve somut bir Reklam Kurulu kararı ele alınacaktır.</p>

<p><strong>II. Reklam Yasağının Hukuki Dayanakları</strong></p>

<p><strong>1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun</strong> reklam yasağının temel taşıdır. Kanun'un 24 ve 40. maddeleri uyarınca hekimler ve diş hekimleri; yalnızca muayene yerini, çalışma saatlerini ve uzmanlık alanlarını bildiren ilanlar verebilir. Bunun dışında her türlü reklam ve tanıtım açıkça yasaklanmıştır.</p>

<p><strong>3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu</strong>, meslek onurunu ve halkın mesleğe güvenini korumayı Birliğe ve bölge odalarına görev olarak vermiştir. Kanun'un 45. maddesi ile bu doğrultuda düzenleme yapma ve denetim yetkisi tanınmıştır. Buna paralel olarak, tabipler bakımından <strong>6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu</strong> da benzer bir çerçeve öngörür.</p>

<p>Reklam yasağı yalnızca meslek mevzuatıyla sınırlı değildir. <strong>6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun</strong> ve buna dayanan <strong>Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği</strong>, aldatıcı ve haksız reklamları yasaklamakta; sağlık alanındaki hukuka aykırı tanıtımlar bakımından Reklam Kurulu'na idari yaptırım uygulama yetkisi vermektedir. Ayrıca <strong>Tıbbi Deontoloji Tüzüğü</strong> (m. 8, 9, 39), <strong>Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik</strong> ve <strong>5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun</strong> da konuyla ilgili tamamlayıcı hükümler içerir.</p>

<p>29 Temmuz 2023 tarihinde yürürlüğe giren <strong>Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik</strong>, tanıtım ile reklam arasındaki sınırı yeniden çizmiş; hekim, diş hekimi, sağlık kuruluşları ve sağlık turizmi aracı kuruluşlarını kapsam altına almıştır. Ancak bu Yönetmelik yeni bir yasak getirmemekte, var olan yasağı güncel iletişim ortamlarına uyarlayarak teyit etmektedir. Yönetmelikle, tanıtımın reklam niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirmek üzere illerde <strong>Sağlıkta Bilgilendirme ve Tanıtım Faaliyetleri İl Değerlendirme Komisyonu</strong> kurulması öngörülmüştür.</p>

<p><strong>III. İzin Verilen Bilgilendirme ile Yasak Reklam Arasındaki Sınır</strong></p>

<p>Mevzuat, hastanın doğru sağlık hizmetine ulaşmasını sağlayan bilgilendirme ile talep yaratmaya yönelik reklamı birbirinden ayırır. İzin verilen bilgilendirme; hekimin ad ve soyadı, mesleki ve akademik unvanı, muayenehane ya da kuruluşun adı, adresi, iletişim bilgileri, hasta kabul edilen uzmanlık dalları ile çalışma saatlerini kapsar. Sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikteki bilimsel içerikler de belirli koşullarla paylaşılabilir.</p>

<p>Buna karşılık, <strong>aşağıdaki uygulamalar reklam sayılır ve yasaktır</strong>: tedavi öncesi–sonrası (“önce/sonra”) görsellerinin paylaşılması; indirim, kampanya, taksit veya fiyat duyuruları; hasta yorumları ve teşekkür ilanlarının tanıtım amaçlı kullanımı; “en iyi”, “uzman kadro”, “ileri teknoloji” gibi üstünlük ve talep yaratıcı ifadeler; sosyal medya ve internet üzerinden yönlendirme ile hasta simsarlığı/aracılık faaliyetleri. Ölçüt, tanıtımın “belli bir alandaki sağlık hizmetini ticari bir niteliğe büründürerek talep oluşturmaya yönelik olup olmadığıdır.”</p>

<p><strong>IV. Yaptırımlar</strong></p>

<p>Reklam yasağının ihlali, birbirinden bağımsız iki ayrı yaptırım mekanizmasını harekete geçirebilir. <strong>Disiplin yaptırımları</strong> bakımından, Türk Diş Hekimleri Birliği ve Diş Hekimleri Odaları Disiplin Yönetmeliği uyarınca; ilk ihlalde yazılı uyarıdan başlayarak, muayene ücretinin katları tutarında para cezasına ve tekrarı halinde meslekten geçici men cezasına kadar giden yaptırımlar uygulanabilir. <strong>İdari para cezaları</strong> bakımından ise Reklam Kurulu, 6502 sayılı Kanun kapsamında hukuka aykırı reklamın durdurulmasına ve idari para cezasına hükmedebilir.</p>

<p><strong>V. Somut Örnek: Reklam Kurulu Kararı</strong></p>

<p>Reklam Kurulu'nun 08.01.2021 tarihli kararı, konunun uygulamada nasıl somutlaştığını göstermesi bakımından öğreticidir. Karara konu olayda; bir kişinin Facebook, Instagram ve Google gibi platformlar ile internet sitesi üzerinden diş hekimliği hizmetlerine ilişkin tanıtım yaptığı ve anlaşmalı hekim/kuruluşlar için randevu oluşturarak aracılık faaliyetinde bulunduğu tespit edilmiştir. Tanıtımlarda “uzman kadromuz ile hizmetinizdeyiz”, “güncel teknoloji ve kaliteli malzemeler” gibi ifadelere ve hastaların <strong>tedavi öncesi–sonrası görüntülerine</strong> yer verildiği belirlenmiştir.</p>

<p>Kurul, söz konusu tanıtımların mevzuatta izin verilen bilgilendirme sınırlarını aştığını; sağlık hizmetine ticari bir görünüm veren, talep yaratıcı ve diğer sağlık kuruluşları aleyhine haksız rekabete yol açıcı nitelikte olduğunu değerlendirmiştir. Ayrıca internet sitesi aracılığıyla yürütülen aracılık faaliyetinin tüketicileri yanıltıcı ve bilgi eksikliklerini istismar edici olduğu sonucuna varılmıştır. Karar gerekçesinde şu mevzuat hükümlerine aykırılık tespit edilmiştir:</p>

<p><i>6023 s. Türk Tabipleri Birliği Kanunu m. 64; 3224 s. Türk Dişhekimleri Birliği Kanunu m. 45; 1219 s. Kanun m. 1 ve 40; Tıbbi Deontoloji Tüzüğü m. 8, 9, 39; Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik m. 25; Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği m. 5/ğ, 5/h, 7 ve 32; 6502 s. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 61.</i></p>

<p>Bu tespitler doğrultusunda Kurul, reklam veren hakkında 6502 sayılı Kanun'un 63 ve 77/13. maddeleri uyarınca <strong>104.781-TL idari para cezası</strong> ile söz konusu reklamların <strong>durdurulması</strong> cezasına hükmetmiştir.</p>

<p>Bu idari kararı, yargısal içtihat da desteklemektedir. <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-8-dairenin-20175702-e-20205787-k-sayili-karari" rel="dofollow">Danıştay 8. Dairesi'nin 17.12.2020 tarihli ve E. 2017/5702, K. 2020/5787 sayılı kararı</a>nda</strong>; broşür ve benzeri araçlarla reklam yapan bir diş hekimine verilen disiplin para cezasının dayanağı olan Disiplin Yönetmeliği hükmünün, hekimlerin reklam yapmasını ve bu yolla rekabet oluşturmasını yasaklayan üst normlara aykırılık taşımadığı; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bu alanda yaptırım uygulama yetkisine sahip olduğu vurgulanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>VI. Sonuç ve Değerlendirme</strong></p>

<p>Türk hukukunda diş hekimliği mesleğine yönelik reklam yasağı, tek bir düzenlemeye değil, birbirini tamamlayan çok katmanlı bir mevzuata ve yerleşik içtihada dayanır. Yasağın özü; sağlık hizmetinin ticarileştirilmesini, hastaların yanıltılmasını ve meslek mensupları arasında haksız rekabeti önlemektir. Hekim ve kuruluşlar yalnızca kimlik, adres, uzmanlık ve çalışma saatleri gibi bilgilendirici içerikleri paylaşabilir; öncesi-sonrası görselleri, kampanya duyuruları, üstünlük iddiaları ve aracılık faaliyetleri yasak kapsamındadır.</p>

<p>İncelenen Reklam Kurulu kararı ve Danıştay içtihadı, yasağın kağıt üzerinde kalmadığını; hem idari para cezası hem de disiplin yaptırımı biçiminde etkin şekilde uygulandığını göstermektedir. Özellikle sosyal medya ve internet tabanlı tanıtımların yaygınlaşmasıyla birlikte, hekimlerin mevcut web sitelerini ve sosyal medya hesaplarını yürürlükteki mevzuata uygun hale getirmeleri, olası ağır yaptırımlardan kaçınmak açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/emre-guler.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/emre-guler.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Emre GÜLER</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turkiyede-dis-hekimligi-meslegine-yonelik-reklam-yasagi-hukuki-cerceve-ve-uygulama</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/dis-hekim-saglik.jpg" type="image/jpeg" length="97203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['TANIK OLARAK DİNLENDİĞİ AN' DA HUSUMETLİ DEĞİLSE HUSUMETLİ TANIKTAN SÖZ EDİLEMEZ VE BEYANININ MAHKEMECE DİKKATE ALINMASI GEREKİR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tanik-olarak-dinlendigi-an-da-husumetli-degilse-husumetli-taniktan-soz-edilemez-ve-beyaninin-mahkemece-dikkate-alinmasi-gerekir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tanik-olarak-dinlendigi-an-da-husumetli-degilse-husumetli-taniktan-soz-edilemez-ve-beyaninin-mahkemece-dikkate-alinmasi-gerekir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ</strong></p>

<p><strong>8. HUKUK DAİRESİ</strong></p>

<p><strong>Esas Numarası: 2023/940</strong></p>

<p><strong>Karar Numarası: 2026/995</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi: 30.04.2026</strong></p>

<p><strong>İŞÇİLİK ALACAKLARI</strong></p>

<p><strong>TANIK DELİLİ</strong></p>

<p><strong>HUSUMETLİ TANIK</strong></p>

<p><strong>ÖZETİ: </strong>Dava bir kısım işçilik alacaklarının tahsili talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde, davacının 24 saatlik çalışma sisteminde 25 saat mesai yaptığı değerlendirilerek davacı lehine fazla mesai ücreti alacağı hesap edildiği görülmüş olup, söz konusu hesaplama hatalıdır. Mahkemece yapılması gereken iş, hesap bilirkişisinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli hesap raporu aldırılmak suretiyle, tanık beyanına göre "24 saat çalışma-24 saat dinlenme" şeklinde geçen çalışmalarda vardiya döngüsünün 2 haftalık zaman diliminde tamamlandığının ve 24 saatlik çalışmalarda işçinin ancak 14 saat çalışabileceğinin kabulü ile, davacının fazla mesai ücreti alacağının yeniden hesaplanmasından ibarettir.</p>

<p>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda gereği görüşülüp düşünüldü</p>

<p><strong>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini, işçilik ücretlerinin ödenmediğini belirtilerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı Sağlık Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının terör propagandası yaptığını tespit edildiğini, bu nedenle iş akdinin yüklenici firma tarafından haklı şekilde fesih edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı .... Özel Güvenlik Şirketi cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iş akdinin terör örgütleri ile bağlantısından dolayı üst işveren olan Sağlık Bakanlığı'nın talebi doğrultusunda feshedildiğini, talep ettiği yıllık izin, fazla çalışma, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili. ulusal bayram ve genel tatil ile asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:</strong></p>

<p>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dosya kapsamı ve toplanan delillere dayanılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile yıllık izin alacağı hüküm altına alınmış, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile asgari geçim indirimi alacaklarına ilişkin taleplerin ise reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>İSTİNAF SEBEPLERİ:</strong></p>

<p>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında verilen HAGB kararının mahkûmiyet hükmü gibi değerlendirilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca denetim süresinin dolmasıyla kamu davasının düştüğünü, bunun yanında fazla çalışma, genel tatil, hafta tatili ve asgari geçim indirimi alacaklarının, tanık beyanları yeterince değerlendirilmeden ve soyut gerekçelerle reddedildiğini, yalnızca tanıkların davalı ile husumetli olmalarının beyanlarını geçersiz kılmayacağını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>GEREKÇE:</strong></p>

<p>Dava bir kısım işçilik alacaklarının tahsili talebine ilişkindir.</p>

<p>Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.</p>

<p>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak, kamu düzenine aykırı bir yön bulunup bulunmadığı hususu ise resen gözetilerek yapılmıştır.</p>

<p>Taraflar arasında davacının ödenmemiş fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.</p>

<p>Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışma yapıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, taraf tanıklarının beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.</p>

<p>İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.</p>

<p>İmzalı ücret bordrolarında anılan çalışmaların karşılığının ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yapıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin çalışmasının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.</p>

<p>İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, işçinin yapılan tahakkukun ayrıntılarını görme ve değerlendirme imkanı bulunmadığından, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir (Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 12/03/2019 tarihli ve 2016/8198 esas, 2019/5782 karar sayılı; 27/02/2018 tarihli ve 2017/10866 esas, 2018/5007 karar sayılı ilamları). Fakat bu durumda, banka aracılığıyla yapılan ödemelerin, hak kazanılan alacak miktarından mahsup edilmesi gereklidir.</p>

<p>Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan ya da işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte diğer delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar diğer delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2024/8355 Esas, 2024/12811 Karar ve 01/10/2024 Tarihli emsal kararı)</p>

<p>Yukarıda fazla çalışmanın ispatı konusunda anlatılan ilkeler, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmaların ispatı açısından da geçerlidir.</p>

<p>Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin 24 saat çalışıp 24 saat dinlenme şeklinde vardiyalı bir şekilde çalıştığını bu çalışmalarını hafta sonu ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde hastanenin yer değiştirme tarihi olan 15/10/2015 tarihine kadar devam ettiğini, hastanenin yer değişiminden sonra çalışma saatlerinin 07:00 ile 20:00 saatleri arasında olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.</p>

<p>Somut olayda; toplanan delillere ve dinlenen tanık beyanlarına göre mahkemece tanıkların aynı davalıya karşı açılmış davaları bulunması nedeniyle ispatlanamayan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; tanık ....'ın Bismil 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı 2021/241 Esas sayılı davanın dava tarihi 05.05.2021 tarihi olduğu, eldeki davada tanığın beyanının 04.02.2021 tarihli celsede alındığı anlaşılmakla; tanığın beyanının alındığı tarih itibarıyla husumetinin bulunmadığı, buna göre tanık 'ın beyanının dikkate alınması gerekirken husumetli olduğu gerekçesiyle beyanlarına itibar edilmemesi hatalıdır. Buna göre mahkemece yapılacak iş; tanık ...'ın beyanının yeniden alınarak davacının ileri sürdüğü hastanenin yer değiştirme tarihinden önce ve sonra çalışma saatlerinde değişiklik olup olmadığı varsa hastanenin yer değiştirme tarihinden önce ve sonra davacının hangi saatler arasında çalıştığı, hafta tatilinde ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıp çalışmadığı detaylı sorularak çalışma koşulları netleştirilmeli, gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının fazla mesai, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Diğer yandan; işyerinde 24 saat çalışma 24 saat dinlenme şeklinde gerçekleşen çalışma sisteminde, işçi birinci hafta 4 gün, ikinci hafta ise 3 gün çalışmakta, iki haftada bir bu düzen tekrar başa dönmektedir. Çalışma süresinin 24 saat olması durumunda işçinin ancak 14 saat çalışabileceği Yargıtay yerleşik uygulaması gereği kabul edilmektedir.</p>

<p>Somut olayda, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde, davacının 24 saatlik çalışma sisteminde 25 saat mesai yaptığı değerlendirilerek davacı lehine fazla mesai ücreti alacağı hesap edildiği görülmüş olup, söz konusu hesaplama hatalıdır.</p>

<p>Mahkemece yapılması gereken iş, hesap bilirkişisinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli hesap raporu aldırılmak suretiyle, tanık beyanına göre "24 saat çalışma-24 saat dinlenme" şeklinde geçen çalışmalarda vardiya döngüsünün 2 haftalık zaman diliminde tamamlandığının ve 24 saatlik çalışmalarda işçinin ancak 14 saat çalışabileceğinin kabulü ile, davacının fazla mesai ücreti alacağının yeniden hesaplanmasından ibarettir.</p>

<p>Anılan sebeplerle, sair yönler incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, gerekli araştırma ve değerlendirmenin yapılması suretiyle davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.</p>

<p><strong>HÜKÜM:</strong> Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:</p>

<p>1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ilgiliye iadesine,</p>

<p>3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine,</p>

<p>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,</p>

<p>5-Kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,</p>

<p>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanun'un 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, 30/04/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>

<p>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/05/2026</p>

<p><span style="color:#999999">legalbank.net</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tanik-olarak-dinlendigi-an-da-husumetli-degilse-husumetli-taniktan-soz-edilemez-ve-beyaninin-mahkemece-dikkate-alinmasi-gerekir</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/yargi/diyarbakir-bolge-adliye-mahkemesi-1.jpg" type="image/jpeg" length="35937"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[22 ilde FETÖ operasyonu: 51 tutuklama]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/22-ilde-feto-operasyonu-51-tutuklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/22-ilde-feto-operasyonu-51-tutuklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, 22 ilde FETÖ'ye yönelik operasyonlarda 128 şüphelinin yakalandığını, 51'inin tutuklandığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakanlığın sanal medya hesabından yapılan açıklamaya göre; Jandarma Genel Komutanlığı TEM Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde düzenlenen operasyonlarda 128 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 51'i tutuklandı. 14'ü hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Şüphelilerin; terör örgütünün güncel yapılanması içerisinde faaliyet yürüttükleri, örgüt içerisinde sorumlu kişilerle irtibatta bulundukları, terör örgütüyle iltisaklı sözde yardım kuruluşlarına finans sağladıkları, sanal medya hesapları üzerinden terör örgütü propagandası yaptıkları tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/22-ilde-feto-operasyonu-51-tutuklama</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/09/gozaltinsa.jpg" type="image/jpeg" length="45617"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[VESAYET ALTINDAKİ KİŞİNİN MALLARININ SATIŞI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/vesayet-altindaki-kisinin-mallarinin-satisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/vesayet-altindaki-kisinin-mallarinin-satisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vesayet, velayetten yararlanamayan küçükler ile kanunda belirtilen kısıtlılık sebeplerinden dolayı, kendini ve malvarlığını yönetme ehliyetinden yoksun olan ergin kişilerin ihtiyaç duydukları bakım, gözetim, hukukî koruma ve temsil edilme imkânlarını sağlamak amacıyla devlet tarafından oluşturulan bir kurumdur. Vesayet kurumu ile vesayet altına alınan kişinin; vasisi tarafından yasal olarak temsil edilebilmesi, bakımını, eğitimini, hak ve menfaatlerinin korunmasını mümkün olabildiğince zarara uğramadan sağlayabilmesi amaçlanmaktadır. Vesayet sisteminin temel amaçlarından biri de vesayet altına alınan kişinin malvarlığının korunmasıdır.</p>

<p>Bir kişi hakkında kısıtlama kararı verilebilmesi için TMK 405-408’de belirtilen sebeplerden en az biri olmalıdır. Kısıtlı kişiler, Türk Medeni Kanunu 405. Maddesi gereği malvarlıklarının yönetimi konusunda karar alma hakları ellerinden alınmış olan kişilerdir.</p>

<p>TMK 403. maddesine göre, vasi vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür.</p>

<p>Kısıtlı kişilerin mallarının yönetimi vasi tarafından yapılır. Vasi, kısıtlı malları üzerinde sadece kısıtlı yararına tasarrufta bulunabilir. Kanun, vasiye kısıtlının malları üzerinde istediği gibi tasarruf hakkı vermez. Vasi, kısıtlılık kararı veren makamdan izin talebinde bulunur, makam izin kararı verirse, kısıtlı kişinin malları üzerinde işlem yapabilir. Vasi, tasarrufun kısıtlı yararına olduğunu Sulh Hukuk Mahkemesine ispat etmek zorundadır.</p>

<p>Vasi, bu malları TMK’da belirlenen sıkı kurallar çerçevesinde yönetir. Vesayet altındaki bir bireyin taşınmaz varlıklarının veya bu varlıklar üzerindeki paylarının satışı, TMK ve ilgili mevzuat uyarınca sıkı usul ve kurallara bağlanmış olup, özel bir süreç şeklinde gerçekleşir. Bu süreçte kısıtlının hak ve menfaatlerinin korunması amaçlanır.</p>

<p>Vesayet organları; TMK 396. maddesinde, vesayet daireleri, vasi ve kayyım olarak belirtilmiştir. Vesayet daireleri, kamu vesayeti ve özel vesayetten oluşur. Kamu vesayeti, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi ve bu makamın, vesayetle ilgili aldığı kararları denetleyen, denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesinden oluşur.</p>

<p>Kısıtlı kişinin malları üzerinde tasarrufta bulunmak isteyen vasi, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’ne, bu mallar üzerinde nasıl bir tasarrufta bulunmak istediğini, gerekçelerini ve bu tasarrufun kısıtlıya ne gibi fayda sağlayacağını bir dava dilekçesi ile belirtmelidir. Bu dilekçede satışın gerekçesi, kısıtlının bu satıştan elde edeceği menfaati, taşınmaza ilişkin bilgiler detaylı bir şekilde belirtilmelidir. Bu dava dilekçesine; vasi atama kararı, kısıtlıya ait taşınmazın tapu kaydı, satışın gerekçesini destekleyen belgeler (Örneğin kısıtlının sağlık raporları, borç belgeleri vb), dava bir avukat aracılığı ile takip ediliyorsa, vekaletname eklenmelidir. Sulh Hukuk Mahkemesi, sunulan belgeleri ve vasinin talebini, gerekçeleriyle ve fiili durumla birlikte inceleyip değerlendirerek, tasarrufta bulunulabilecek miktarı belirlemek için kısıtlının malları üzerinde kıymet değerlemesi yaparak kararı buna göre verir. Vesayet makamı satışına izin verdiği malların taşınır- taşınmaz fark etmeksizin, bilirkişi tarafından kıymetini belirler ve satışın bu bedelin altında olmaması sağlanır. Mahkeme, kısıtlının sürece katılmasına özen gösterir. Zihinsel engeli bile olsa kısıtlının görüşünün alınması büyük önem arz eder. Konuyla ilgili bilirkişi görevlendirir. Satışı talep edilen taşınmazın yerinde bilirkişi keşfi yapılır ve taşınmazın değeri tespit edilir. Bu durum raporla ilgili mahkemeye sunulur. Bu rapor mahkeme kararında önemli bir rol oynar. Mahkeme gerekli görürse, vasinin ve diğer ilgililerin görüşlerini da alabilir. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, mahkemenin satış izni verebilmesi için satışın kısıtlının menfaatine olduğunun somut delillerle, açık ve kesin olarak ortaya konulması şarttır. Vesayet makamı, kısıtlı vasisinin taleplerini yerinde görür, talebin kısıtlının yararına olacağına, somut delillerle birlikte kanaat getirirse, talebi kısmen ya da tamamen kabul ederek bir karar verir.</p>

<p>Denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesi, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararlarını inceleyerek, menfaat unsurunun gereğince gözetilip gözetilmediğini kontrol eder. Vesayet makamının vermiş olduğu satışa izin kararı, Denetim Makamının onama kararı ile kesinlik kazanır ve kısıtlının mallarının mahkemenin belirlemiş olduğu oranda ve usulde satışının önü açılır. Satış işlemi, Vesayet Makamının görevlendireceği satış memuru aracılığı ile vasinin hazır olması durumunda gerçekleşir.</p>

<p>Menfaat unsuru gözetilmeden verilen satış izni, üst mahkeme tarafından bozulmakta; özellikle bilirkişi raporu olmadan verilen satış kararları Yargıtay tarafından geçersiz sayılmaktadır. Mahkeme satış kararı verirse, satışın hangi yöntemle yapılacağını açıkça belirtir. Türk Medeni Kanunu’na göre asıl olan satış yöntemleri, açık artırma ve pazarlık usulüyle satış olarak belirtilir. Açık artırma yoluyla satışta ilanlar, Basın İlan Kurumu aracılığıyla yerel gazetelerde, mahkeme panosunda ve gerektiğinde internet ortamında yayınlanır. İlanın usulsüz olması ihalenin fesih sebeplerindendir. Satış süreci, belirli kurallar çerçevesinde gerçekleşir. Satış izni kararı kesinleşmeden tapu devri yapılamaz.</p>

<p>Satış işlemi tamamlandıktan ve satış bedeli tahsil edildikten sonra, bu bedel kısıtlı adına açılmış olan özel bir banka hesabına, vasi tarafından yatırılır. Vasi, satıştan elde edilen gelirin nasıl kullanılacağını, bir raporla, vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür. Paranın, kısıtlının ihtiyaçları ve menfaati doğrultusunda, mahkeme bilgisi ve onayı dahilinde kullanılması esastır. Doğrudan vasinin tasarrufuna bırakılamayan bu hesaplar vesayet şerhi ile açılır. Türk Medeni Kanunu 462/8. Maddesi uyarınca, kısıtlının malvarlığının nemalandırılması esastır. Para, vadeli hesapta tutulur veya devlet tahvili, hazine bonosu gibi güvenli yatırım araçlarınca değerlendirilir. Mahkeme, vasinin bu yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini her yıl denetler.</p>

<p>Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre satış yalnızca mevcut borçların ödenmesi amacıyla yapılmaz. Kısıtlıya daha yüksek fayda sağlayacak yatırımlar için de satış işlemi talebinde bulunulabilir. Örneğin düşük gelir getiren bir taşınmaz satılarak, kira getirisi yüksek bir daireye veya düzenli faiz getirisi olan bir mevduat hesabına dönüştürülebilir. Tüm bunların yanında, satış bedelinden, kısıtlının bakım, sağlık, eğitim, barınma gibi temel ihtiyaçları için yapılacak harcamalar da mahkemeden izin alınmasıyla gerçekleştirilebilir. Hayatın olağan akışında istisnai hallerle karşılaşılabilir. Kısıtlının hayati tehlike oluşturan bir hastalığı varsa, mahkeme en kısa sürede izin verebilir. Örneğin acil ameliyat, yoğun bakım giderleri ödemesi vb masrafların karşılanması için satış bedelinden ödeme yapılmasını ivedilikle onaylayabilir.</p>

<p>Vesayet altındaki kişi ile ilgili olarak Türk Medenî Kanunu’nda yer alan hükümlerin benimsediği amaç, kanun gereği koruma altında olan bu kişinin, kişisel menfaatlerin zarar görmeden muhafaza edilmesini sağlamak ve bu kişinin malvarlığının değer kaybetmesini önlemektir. Medenî Kanun’daki düzenlemeler ve Yargıtay kararları, malvarlığının yönetimi konusunda gerçekleştirilecek tüm işlemlerde, öncelikle vesayet altındaki kişinin <u>menfaatlerinin </u>göz önünde bulundurulması gerekliliğine işaret etmektedir. <u>Vesayet altındaki kişiye ait olan taşınır ve taşınmazların satışının ancak onun menfaatinin gerektirdiği hallerde yapılabilmesi</u> mümkündür.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/03/sinem-sadik.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/03/sinem-sadik.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Sinem SADIK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/vesayet-altindaki-kisinin-mallarinin-satisi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/tokmak-kitaps.jpg" type="image/jpeg" length="38560"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dijital Ekonomide Veri Gizliliği ve İş Dünyası İçin Güvenli İletişim Çözümleri]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dijital-ekonomide-veri-gizliligi-ve-is-dunyasi-icin-guvenli-iletisim-cozumleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dijital-ekonomide-veri-gizliligi-ve-is-dunyasi-icin-guvenli-iletisim-cozumleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Günümüz dijital ekonomisinde ve iş dünyasında veri gizliliği en kritik konulardan biri haline geldi. Şirketler, uluslararası ticaret yapan profesyoneller ve finansal piyasalarda işlem yapan kullanıcılar için güvenli kimlik doğrulama süreçleri büyük önem taşıyor. Siber güvenlik tehditlerinin arttığı bu dönemde, kişisel veya kurumsal verileri korumak adına alternatif iletişim çözümleri aranıyor.</p>

<p>Çoğu dijital platform ve finansal servis, kullanıcı güvenliğini sağlamak için iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) sistemlerini zorunlu tutuyor. Ancak kullanıcılar kendi kişisel telefon numaralarını her platformda paylaşmak istemiyor. Bu noktada alternatif çözümler devreye giriyor. Fakat geleneksel VoIP (İnternet Üzerinden Ses İletişimi) tabanlı numaralar artık birçok güvenlik filtresine takılıyor. Katı güvenlik algoritmaları VoIP numaralarını kolayca tespit edip engelliyor, bu da hesapların kapanmasına veya erişim sorunlarına yol açıyor.</p>

<p>Bu sorunu çözmek için geliştirilen <a href="https://hero-sms.com/?utm_source=SMI&amp;utm_medium=hukukihaber&amp;utm_campaign=22072026&amp;utm_content=state" rel="nofollow">HeroSMS</a>, gerçek SIM kart altyapısı ile dikkat çekiyor. Klasik sanal numara sağlayıcılarının aksine, bu sistem üzerinden alınan numaralar gerçek mobil operatör hatlarına aittir, VoIP değildir. Bu teknolojik fark, yüksek güvenlik gereksinimleri olan platformlarda ve global iletişim ağlarında kesintisiz işlem yapılmasını sağlıyor.</p>

<p>Özellikle çoklu hesap yönetimi yapan pazarlama ajansları, veri analistleri ve uluslararası müşteri destek ekipleri için SMS onay süreçlerinin hızlı ve güvenilir olması şarttır. Sunulan gelişmiş API desteği sayesinde bu süreçleri tamamen otomatik hale getirme imkanı bulunuyor. Geliştiriciler, kendi yazılımlarına entegre ettikleri bu API ile binlerce doğrulama işlemini saniyeler içinde sorunsuz bir şekilde yönetebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İş dünyasında operasyonel maliyetleri düşürmek ve aynı zamanda veri gizliliğini en üst düzeyde tutmak isteyen kurumlar için doğru sanal numara altyapısını seçmek stratejik bir hamledir. Rekabetin yoğun olduğu dijital pazarlarda, iletişim hatlarının kesintisiz ve güvenli çalışması, doğrudan müşteri memnuniyetine ve iş sürekliliğine yansır. Gelişmiş altyapılar, hem bireysel gizliliğini korumak isteyen kullanıcılara hem de büyük ölçekli operasyonlar yürüten şirketlere modern ve güvenilir bir alternatif sunarak dijital kimlik doğrulama standartlarını yeniden belirliyor.</p></p>]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dijital-ekonomide-veri-gizliligi-ve-is-dunyasi-icin-guvenli-iletisim-cozumleri</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/images/haberler/no_headline.jpg" type="image/jpeg" length="75036"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tekirdag-namik-kemal-universitesi-veteriner-fakultesi-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tekirdag-namik-kemal-universitesi-veteriner-fakultesi-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği, 22 Temmuz 2026 Tarihli ve 33317 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1</strong><strong>-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesinde uygulanan kayıt, eğitim-öğretim ve sınavlara ilişkin genel esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesinde uygulanan kayıt, eğitim-öğretim ve sınavlara ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü, 44 üncü ve 46 ncı maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS): Öğrencilerin yurt içinde ve yurt dışında aldıkları ve başarılı oldukları ders kredilerinin ve notlarının bir yükseköğretim kurumundan diğerine transferini sağlayan sistemi,</p>

<p>b) Dekanlık: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanlığını,</p>

<p>c) Ders kredisi: Bir ulusal kredi, bir yarıyıl içinde haftada verilen bir saat teorik dersi veya iki saat uygulamayı (laboratuvar, klinik ve benzeri çalışmaları) ifade eden ölçü birimini,</p>

<p>ç) Fakülte: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesini,</p>

<p>d) Fakülte Kurulu: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Fakülte Kurulunu,</p>

<p>e) Fakülte Yönetim Kurulu: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Fakülte Yönetim Kurulunu,</p>

<p>f) GANO: Genel ağırlıklı not ortalamasını,</p>

<p>g) Rektör: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>ğ) Üniversite: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesini,</p>

<p>h) Veteriner Hekimliği Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitimi: Veteriner Fakültesinde beşinci eğitim-öğretim yılının ikinci yarıyılında (onuncu yarıyılında) uygulanan programı,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Öğrenci Kabul ve Kayıt İşlemleri, Yatay ve Dikey Geçişler</p>

<p><strong>Öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Öğrencilerin Fakülteye kabulleri için aşağıdaki koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir:</p>

<p>a) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından ilgili mevzuat hükümlerine göre Fakülteye yerleştirilmiş olmak.</p>

<p>b) Yatay geçişlerde ilgili mevzuat kapsamında ve ilan edilen gerekli koşulları yerine getirmek.</p>

<p>c) Dikey geçişlerde ilgili mevzuat kapsamında ve ilan edilen gerekli koşulları yerine getirmek.</p>

<p>ç) Yabancı uyruklu öğrenci kabulü için mevzuat kapsamında ve ilan edilen gerekli koşulları taşımak.</p>

<p><strong>Kayıt işlemleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki yükseköğretim programına öğrenci kayıt işlemleri, ÖSYM tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde yapılır. Kayıt yenileme ve ders seçme işlemleri, akademik takvimde belirlenen tarihlerde, öğrenci ve akademik danışmanın iş birliği ve onayı ile yapılır.</p>

<p>(2) Üniversiteye girmeye hak kazanan öğrencilerin kayıt işlemleri, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen günlerde Dekanlık tarafından yürütülür. Aksi hallerde, 17/9/2011 tarihli ve 28057 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliği hükümleri esas alınır. Kayıt işlemlerini akademik takvimde belirlenen tarihlerde yapmayan öğrencilerin mazeretleri, Fakülte Yönetim Kurulunda görüşülür, haklı ve geçerli bir mazereti olmadan zamanında başvurmayan, istenilen belgeleri tamamlamayan öğrenciler kayıt hakkını kaybeder.</p>

<p><strong>Yatay geçişler</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Fakülteye, diğer üniversitelerden yatay geçiş yapmak isteyen öğrencilerin yatay geçişleri 24/4/2010 tarihli ve 27561 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik ve ilgili yönerge hükümlerine göre yürütülür. Bu öğrencilerin eğitim programlarına intibakları, Fakülte Eğitim Öğretim komisyonunda görüşülür ve Fakülte Yönetim Kurulu tarafından yapılır.</p>

<p><strong>Dikey geçişler</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Önlisans programı mezunlarının, Fakülte lisans programına kabul ve kayıt işlemleri, 19/2/2002 tarihli ve 24676 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Meslek Yüksekokulları ve Açıköğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Devamları Hakkında Yönetmelik ve ilgili yönerge hükümlerine göre yürütülür. Bu öğrencilerin eğitim programlarına intibakları, Fakülte Eğitim Öğretim komisyonunda görüşülür ve Fakülte Yönetim Kurulu tarafından onaylanır.</p>

<p><strong>Kayıt yenileme</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Fakülte öğrencileri, Üniversite akademik takviminde ilan edilen tarihlerde, her yarıyıl kayıtlarını yenilemek zorundadır. Akademik takvimde belirlenen süre içinde (kayıt haftası ve ders ekle/çıkar haftası) kaydını yenilemeyen öğrenciler, geçerli mazeretlerini beyan ettikleri ders kayıt dilekçeleriyle ders ekleme-çıkarma haftası sonuna kadar Dekanlığa başvuruda bulunurlar. Haklı ve geçerli mazeretleri Fakülte Yönetim Kurulu tarafından uygun görülmesi durumunda, ders kaydı akademik danışman ve öğrenci işleri tarafından yapılır.</p>

<p>(2) Öğrencilerin ilgili mevzuat hükümleri kapsamında belirlenen öğrenci katkı payı/öğrenim ücretini yatırmaları öğrencilerin öğrenci bilgi sisteminden seçtikleri dersler akademik danışmanları tarafından onaylanması ile kayıt yenileme süreci tamamlanır. Öğrenciler kayıt yenileme işlemlerinin tümünden sorumludur. Öğrencinin geç kayıt yaptırması sebebiyle geçen süre devamsızlıktan sayılır.</p>

<p>(3) Öğrenci, kayıt sırasında, alt sınıf/dönemlerden almak zorunda olduğu dersler öncelikli olmak kaydıyla ve kayıt yaptıkları ilgili yarıyıla ait dersleri kapsayacak şekilde, haftada 45 AKTS’lik üst sınırı aşmamak şartı ile müfredattaki derslerden almak istediklerini seçer.</p>

<p>(4) Öğrencinin ders seçiminde, önceki yarıyıllarda devamsız ve/veya başarısız olduğu dersler ile hiç almadığı derslere öncelik vermesi zorunludur. Öğrencinin ilk defa aldığı derslerle devam zorunluluğu olduğu derslerin haftalık ders programında ders saatlerinin çakışma durumunu kontrol etmesi gerekir. Öğrenci, çakışma olduğu durumlarda öncelikle alttan aldığı dersleri tercih etmek zorundadır.</p>

<p>(5) Öğrenci ders kaydı, öğrenci ders seçimi onayı ve akademik danışmanın onayı ile tamamlanır. Akademik danışman tarafından, öğrenci müfredat karnesi incelenerek ders kayıtlarında öğrencinin seçmesi gereken dersler kontrol edilir. Öğrenci, her dönem için 2 AKTS seçmeli ders olacak şekilde toplamda en az 30 AKTS en fazla 45 AKTS’lik ders alır.</p>

<p><strong>İntibak ve muafiyetler</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Herhangi bir yükseköğretim kurumuna kayıtlı iken ÖSYM’nin yaptığı sınava girerek Fakülteye kaydını yaptıran öğrencilerin öğrenimlerine devam etmelerinde ve ders intibaklarının yapılmasında aşağıdaki esaslar uygulanır:</p>

<p>a) Kayıt yaptıran öğrenciler, daha önce kayıtlı oldukları yükseköğretim kurumundan aldığı ve başarılı oldukları derslerden muaf olmak için talepte bulunabilirler. Bunun için kayıt tarihinden sonraki 10 (on) iş günü içinde, bir defaya mahsus olmak üzere muafiyet dilekçesi ve durumlarını gösterir belgelerin onaylı suretleri ile Dekanlığa başvururlar. Muafiyet talebi Fakülte Eğitim Öğretim komisyonunda görüşülür ve Fakülte Yönetim Kurulu tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.</p>

<p>b) Dersleri eşdeğer saydırmada başarı notu, ilgili yönerge hükümlerine göre düzenlenir.</p>

<p>c) Fakülte Yönetim Kurulunda intibakları kabul edilen öğrenciler ders intibaklarına, intibakların kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren beş iş günü içinde Dekanlığa yazılı olarak itirazda bulunabilirler. Başvuru süresi içerisinde yapılmayan itirazlar dikkate alınmaz.</p>

<p>ç) Kayıt yaptıran öğrenciler, daha önce kayıtlı oldukları yükseköğretim kurumundan aldığı, devamını aldığı ve başarısız oldukları derslerden muaf olmak için talepte bulunabilirler. Muafiyet talebi, dersi veren ilgili anabilim dalı görüşü dikkate alınarak Fakülte Eğitim Öğretim komisyonunda görüşülür ve Fakülte Yönetim Kurulu tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.</p>

<p><strong>Kayıt dondurma, mazeret ve izinli sayılma</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Kaydını dondurmak isteyen öğrencinin, haklı ve geçerli mazeretini bildirmesi ve belgelemesi halinde, Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile bir defada en çok iki yarıyıl ve öğrenim süresi boyunca toplam olarak en çok dört yarıyıl kayıt dondurabilirler. Kayıt dondurulan süre azami öğrenim süresinden sayılmaz. Ancak, sağlık sorunu ve tedavi sürecinin devam etmesi nedeniyle kayıt dondurma talebinde bulunan öğrenciler ile hükümlü öğrencilerin mazeretlerinin Fakülte Yönetim Kurulu tarafından uygun görülmesi hâlinde, azami öğrenim süresinden sayılmamak üzere öğrencilere dört yarıyılı aşan sürelerle kayıt dondurma kararı verilebilir. Haklı ve geçerli mazerete ilişkin hususlar şunlardır:</p>

<p>a) Üniversite hastanesinden veya diğer sağlık kuruluşlarından alınan sağlık raporlarıyla belgelenmiş bulunan sağlıkla ilgili mazeretinin olması.</p>

<p>b) Mahallin en büyük mülki amirince verilecek bir belge ile belgelenmiş olması koşuluyla, doğal afetler nedeniyle öğrencinin öğrenimine ara vermek zorunda kalması.</p>

<p>c) Öğrencinin; anne, baba, kardeş, eş veya çocuğunun ölümü ya da bunlardan birinin ağır hastalığı halinde bakacak başka bir kimsenin bulunmaması nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kalması.</p>

<p>ç) Belgelendirmek kaydıyla ekonomik nedenlerle öğrenimine devam edememesi.</p>

<p>d) Tutukluluk hali.</p>

<p>e) Tecil hakkını kaybetmesi veya tecilinin kaldırılması suretiyle askere alınması.</p>

<p>f) İlgili yönetim kurulunca kabul edilen diğer mazeretlerin ortaya çıkması.</p>

<p>(2) Türkiye’yi veya Üniversiteyi temsil amacıyla Dekanlık tarafından resmi izinli olarak bilimsel, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere ve yarışmalara katılan öğrenciler, Yönetim Kurulunca derslerden ve ara sınavlardan izinli sayılır ve bu süreler devamsızlık olarak değerlendirilmez.</p>

<p>(3) Öğrencilere, öğrenim ve eğitimlerine katkıda bulunacak burslu veya burssuz yurt içi/yurt dışı eğitim, staj, araştırma, bilgi-görgü arttırma gibi imkânların doğması halinde, Yönetim Kurulu kararı ile her seferinde en fazla bir yıla kadar izin verilebilir. Ancak bu izin süresi azami yasal öğrenim süresine dâhildir ve bu konudaki başvuruların, kayıt yenileme süresinin sonuna kadar yapılması gerekir. Bu haklardan yararlanmak isteyen öğrenciler, her defasında kayıt yenilemek zorundadırlar. Belirtilen imkânlardan yararlanan öğrencilerin elde edecekleri eğitim-öğretim kazanımları, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.</p>

<p>(4) Raporla belirlenmiş çeşitli sağlık sorunları nedeniyle tüm öğrenim süresi içinde devamsızlığı bir yılı aşan öğrenciler, öğrenimlerine devam edebileceklerine dair yeni bir sağlık kurulu raporu getirdikleri takdirde öğrenimlerine kaldıkları yerden devam ederler ve rapor süreleri azami öğrenim süresinden sayılmaz.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Eğitim-Öğretimle İlgili Esaslar</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim türü</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Fakültede eğitim-öğretim örgün biçimde yapılır.</p>

<p>(2) Fakültede isteğe bağlı olarak Yabancı Dil Hazırlık sınıfında öğrenim görebilirler. Yabancı dil hazırlık sınıfında ve lisans eğitim-öğretimi sırasında öğrenciler ile ilgili hususlar Senato tarafından belirlenen esaslara göre belirlenir.</p>

<p>(3) Fakülte Kurulunun teklifi ve Senatonun kararı ile yaz okulu ve eğitim kursları açılabilir.</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim dönemi</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Fakültede eğitim ve öğretim dönemleri yarıyıl esasına göre düzenlenir ve eğitim-öğretim süresi bir yılda güz ve bahar olmak üzere iki yarıyıldan oluşur. Her bir yarıyıl en az 14 haftadan oluşur. Dersler, Fakülte Kurulu Kararı ve Senato onayı ile yıllık olarak da düzenlenebilir.</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Fakültede eğitim-öğretim süresi yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, beş yıl, azami sekiz yıldır. Onuncu yarıyıl Veteriner Hekimliği Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitimine ayrılır.</p>

<p>(2) Bu sürenin hesaplanmasında, öğrencilerin Fakülte Yönetim Kurulundan kabul edilen mazeretleri nedeniyle kayıt dondurulan süreler dikkate alınmaz. Üniversiteden uzaklaştırma cezası alan öğrencilerin, bu süreleri öğrenim süresinden sayılır.</p>

<p>(3) Azami eğitim-öğretim süresi içerisinde mezun olamayan öğrenciler için 2547 sayılı Kanunun 44 üncü ve 46 ncı maddelerinde belirtilen hükümler uygulanır. İlgili maddelerde belirtilen ek sınavlardan alınan notlar, ara sınavlar dikkate alınmadan değerlendirilir.</p>

<p>(4) Yaz öğretimine başka bir yükseköğretim kurumunda devam etmek isteyen öğrencilerin, dersi alacağı yükseköğretim kurumuna gitmeden önce alacakları dersin denkliği konusunda Fakülte Yönetim Kurulunun olumlu görüşü alınarak değerlendirme yapılır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Ders Türleri, Ders Programları, Staj ve Öğrencilerin Ders Yükü</p>

<p><strong>Ders türleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Fakülte eğitim-öğretim programında zorunlu dersler, ortak zorunlu dersler, seçmeli dersler, seminer, staj, uygulama, klinik ve laboratuvar çalışmaları yer alabilir. Fakülte Kurulu, haftalık ders programı içinde verilen teorik dersler, uygulamalı dersler, klinik uygulamalar ve laboratuvar çalışmaları üzerinde düzenlemeler yapabilir ve yaz stajları planlayabilir. Ders türleri şunlardır:</p>

<p>a) Zorunlu dersler: Öğrencinin almakla yükümlü olduğu derslerdir. Anabilim dalları ve bölüm başkanlığının önerisi ve Fakülte Kurulunun onayı ile belirlenen dersler ve Veteriner Hekimliği Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitimi dersleridir.</p>

<p>b) Seçmeli dersler: Öğrencinin zorunlu dersler dışında, alan içinden ve alan dışından isteği doğrultusunda aldığı ders/derslerdir. Öğrenci bu dersi/dersleri, kayıtlı olduğu programdaki "seçmeli ders" adı ile açılmış derslerden seçebileceği gibi, başka programların "seçmeli" veya "zorunlu" dersleri arasından da seçebilir. Her dönemde açılacak seçmeli dersler ve öğrenci kontenjanları Fakülte Kurulu kararı ile belirlenir.</p>

<p>c) Ortak zorunlu dersler: 2547 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde belirtilen Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi, Türk Dili, yabancı dil dersleridir. Bunların kayıt işlemleri, hangi sınıflarda okutulacağı, öğrencilerin bu derslere devamı, sınavları, başarı durumlarının tespiti ve muafiyet konularında Senatonun kararları doğrultusunda işlem yapılır.</p>

<p>ç) Ön koşullu dersler: Alınabilmesi için bazı ders veya derslerin başarılması zorunlu olan derslerdir. Ön koşullu dersler ve koşulları, bu dersleri veren anabilim dalı tarafından gerekçeleri belirtilerek Fakülte Kuruluna önerilir ve bu Kurulun onayından sonra ve Senatonun onayı ile kesinleşir. Müfredatta yer alan önkoşul niteliğindeki dersler başarılmadıkça bu dersler alınamaz.</p>

<p>d) Gerekli durumlarda Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile sınavlar, milli ve dini bayramlar dışında cumartesi ve pazar günleri de yapılabilir.</p>

<p>e) Sınav sonuçları, sınav tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde ilgili öğretim elemanınca üniversite not giriş sistemine (otomasyon) girilir ve ilan edilir.</p>

<p><strong>Veteriner Hekimliği Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitimi </strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitimi onuncu yarıyılda uygulanır. Veteriner Hekimliği İntörn Eğitimi multidisipliner olup tümü tek ders kabul edilir.</p>

<p>(2) Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitiminin yürütülmesi için düzenlenen esaslar; Dekanlık tarafından görevlendirilen Fakülte Olgunlaşma Komisyonu ile Eğitim Öğretim Komisyonu tarafından hazırlanır, Fakülte Kurulu ve Senato tarafından onaylanarak yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Staj</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Veteriner Fakültesi öğrencilerinin yapacakları stajın esasları ilgili yönerge hükümleri çerçevesinde belirlenir. Staj yönergesi, Dekanlık tarafından görevlendirilen Eğitim-Öğretim Komisyonu tarafından hazırlanır, Fakülte Kurulu ve Senato tarafından onaylanarak yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Derslerin kredi değeri</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Fakültede okutulan haftalık bir saatlik teorik ders veya iki saat uygulama, laboratuvar, klinik ve benzeri çalışmalar bir ulusal krediye eşdeğerdir.</p>

<p>(2) Derslerin AKTS’ye karşılık gelen kredi değerleri, Fakülte Kurulunca karara bağlanır ve Senato tarafından kabul edildikten sonra yürürlüğe girer. Fakültede beş yıllık eğitim-öğretim boyunca verilen derslerin toplam kredi değerinin en az 300 AKTS olması gerekir.</p>

<p><strong>Derslere devamın belirlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Öğrencilerin derslere ve uygulamalara devamı ile öğretim elemanlarınca uygun görülen çalışmalara ve sınavlara katılmaları zorunludur. Teorik derslerde %70, uygulamalı derslerde %80 devam zorunluluğu vardır. Derslerden bir kez devam alan öğrenciler için, o dersten/derslerden başarısız olması durumunda devam şartı aranmaz.</p>

<p><strong>Ders alma</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Ders alma ile ilgili esaslar şunlardır:</p>

<p>a) Öğrenci, yarıyıl başında öncelikle alt sınıflarda hiç almadığı, devamsız ve/veya başarısız olduğu dersleri almak kaydıyla, ön koşullu dersler hariç, kayıt yaptırdığı yarıyıl derslerinden de alır. Öğrenci, kayıt yaptırdığı yarıyıldan alacağı derslerin sayısına, alt sınıflardan başarısız ve devam etmek zorunda olduğu dersler ve ders programını dikkate alarak akademik danışmanı ile birlikte karar verir.</p>

<p>b) Müfredat programındaki her yarıyılda ders yükünün 30 AKTS olması gerekir. Öğrenciler, ikinci sınıftan itibaren yarıyıldaki ders yüküne ilave olarak en fazla 45 AKTS kadar ders alabilir. Fakülteye yatay/dikey geçiş yaparak kayıt yaptıran öğrencilerin intibaklarına uygun olacak şekilde almakla yükümlü oldukları derslerden seçim yapmak kaydıyla en az 30 AKTS’lik ders seçim şartı aranmaz.</p>

<p>c) Öğrenciler, her yarıyılda toplam en az 2 AKTS yükü seçmeli ders alır. Yeni kayıt yaptıran öğrenciler, birinci sınıfın ikinci yarıyılında, seçmeli ders olarak seçimlik ders havuzundan seçmeli bir ders almak zorundadır. Yatay/dikey geçiş yaparak Fakülteye kayıt yaptıran öğrenciler, kayıt yaptırdıkları dönem itibarıyla ilk bahar yarıyılında seçmeli ders olarak seçimlik ders havuzundan seçmeli bir ders alırlar.</p>

<p>ç) Ders kaydında, öğrencinin devamını almadığı derslerin seçimini, haftalık ders programı dikkate alınarak, ders saatleri çakışmayacak şekilde, akademik danışman ile birlikte belirler.</p>

<p>d) Fakültenin müfredat programında yer alan birinci ve ikinci sınıfın zorunlu derslerinden başarılı olamayan öğrenciler, yedinci ve daha üst yarıyıllardan ders alamaz. Bu durumdaki öğrenciler, öncelikle birinci, ikinci ve üçüncü sınıf derslerini seçerek kaydını tamamlar.</p>

<p>e) Öğrenci, alt sınıflardaki tüm derslerden başarılı olması ve GANO’su en az 3.00 olması şartı ile varsa derslere ait ön koşulları sağlamak ve ortak zorunlu dersler hariç toplam 45 AKTS’yi aşmamak şartıyla, ders saatleri çakışmayacak şekilde bir üst sınıftaki derslerden de alabilir. Üst sınıftan ders alma üçüncü yarıyıl/ikinci sınıftan itibaren başlar.</p>

<p>f) Kayıt dondurma ve uzaklaştırma nedeniyle dönem kaybeden veya ders kaydı yaptırmayan öğrenciler, öğrenimlerine kaldıkları yarıyıldan devam ederler ve bir üst yarıyıldan/yıldan ders alamazlar.</p>

<p>g) Aldığı herhangi bir seçmeli dersten başarısız olan öğrenci bu dersi tekrar alabilir veya bu ders yerine en az eşdeğer krediyi sağlayacak şekilde ve dersin devamını almak şartıyla farklı seçmeli ders tercih etme hakkına sahiptir.</p>

<p>ğ) Öğrenciler, yurt içi diğer yükseköğretim kurumları ile denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilmiş olan yurt dışındaki diğer yükseköğretim kurumlarından, Dekanlıktan önceden izin almak koşuluyla ders alabilirler. Diğer üniversitelerden alınan derslerin kredileri ve notları, bu Yönetmeliğe ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre değerlendirilir.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Sınav, Değerlendirme Esasları ve Diplomalar</p>

<p><strong>Sınav türleri, uygulanması ve değerlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> (1) Sınavlar; ara (vize), yarıyıl sonu (final), bütünleme, mazeret, tek ders ve ek sınavlardan ibarettir. Genel not ortalamasına katılan derslerden başarısız olan öğrencilere dönem sonunda bir bütünleme sınav hakkı verilir. Sınavlar; yazılı, sözlü, yazılı-sözlü ve/veya uygulamalı yapılabilir. Sınavların hangi şekilde yapılacağına, ilgili anabilim dalı/dallarının görüşü alınarak Fakülte Kurulu karar verir. Bu sınavların yapılacağı yer ve tarihler Dekanlık tarafından belirlenir ve sınavlardan en az on beş gün önce ilân edilir. Öğrenciler sınava ilân edilen gün, saat ve yerde girmek, kimlik belgeleri ile istenebilecek diğer belgeleri yanlarında bulundurmak zorundadırlar.</p>

<p><strong>Ara sınavlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Ara sınav tarih ve yerleri Dekanlık tarafından ilân edilir.</p>

<p>(2) Her ders için bir yarıyılda en az bir ara sınav yapılmak koşuluyla ara sınavların sayı, kapsam, biçim ve değerlendirme özellikleri anabilim dalı/dallarının görüşü alınarak Fakülte Kurulu kararı ile belirlenir.</p>

<p>(3) Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitiminde yer alan derslerin ara sınavları yapılmaz.</p>

<p>(4) Ders programında aynı yarıyılda olan derslerin ortak zorunlu dersler hariç aynı günde en fazla iki tanesinin ara sınavı yapılabilir.</p>

<p>(5) Ödev, proje, küçük sınavlar, gezi ve gözlem çalışmaları, klinik ve laboratuvarda yapılan uygulama/deneysel çalışmalar gibi eğitim-öğretim etkinlikleri de ara sınavın katkısı oranına dahil edilerek değerlendirme ölçütü olarak kullanılabilir.</p>

<p><strong>Yarıyıl sonu sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> (1) Bir dersin yarıyıl sonu sınavı (final sınavı), o dersin tamamlandığı yarıyıl sonunda, Dekanlık tarafından ilân edilen yer ve tarihte yapılır. Yarıyıl sınavından başarısız olunan dersler için bir bütünleme sınav hakkı verilir.</p>

<p>(2) Uygulamalı derslerin sınavları pratik olarak yapılabilir.</p>

<p>(3) Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitiminde yer alan derslerin sınavlarına ilişkin esaslar Fakülte Kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Bütünleme sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) Dersin yarıyıl sonu sınavına girme hakkı kazanıp da girmeyen veya sınava girip de başarısız olan öğrencilere bütünleme sınav hakkı verilir.</p>

<p>(2) Yarıyıl sonu sınavları ile bütünleme sınavları arasındaki süre 5 (beş) iş gününden az olamaz. Bütünleme sınav tarih ve yerleri Dekanlık tarafından ilan edilir.</p>

<p><strong>Mazeret sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> (1) Mazeret sınav hakkı, mazereti nedeniyle ara sınavlara giremeyen öğrencilere tanınır. Yarıyıl sonu sınavı, bütünleme sınavı, tek ders sınavı, ek sınav ve sınırsız sınavlar için mazeret sınav hakkı verilmez. Ancak, Türkiye’yi veya Üniversiteyi temsil amacıyla ulusal ve uluslararası bilimsel, sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere katılan öğrenciler için giremedikleri yarıyıl sonu ve bütünleme sınavları için Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile mazeret sınavı açılabilir. Bu sınavların hangi tarihte yapılacağı Fakülte Yönetim Kurulunca belirlenir ve ilgililere duyurulur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(2) Haklı ve geçerli bir mazereti nedeniyle ara sınava katılamayan öğrenciler, mazeretinin bitiminden itibaren 5 (beş) işgünü içerisinde mazeret belgesiyle birlikte Dekanlığa yazılı başvuruda bulunur.</p>

<p>(3) Ara sınavlara girme hakkı olduğu halde bu sınavlara girmeyen ve daha sonra girmek için başvuruda bulunan öğrencilerden mazeretleri Fakülte Yönetim Kurulu tarafından haklı ve geçerli kabul edilenler, ara sınav haklarını aynı yarıyıl içinde, Dekanlık tarafından tespit ve ilân edilen gün, yer ve saatte kullanırlar. Mazeret sınavları için ikinci bir mazeret sınav hakkı verilmez.</p>

<p>(4) Öğrenciler sağlıkla ilgili mazeretlerini, sağlık kurumlarından alacakları sağlık raporu ile belgelemek zorundadırlar. Sağlık raporu nedeniyle öğrencinin girmediği her ders saati devamsızlık hakkından düşürülür. Rapor süresince öğrenci sınavlara giremez, girmişse sınavı geçersiz sayılır.</p>

<p><strong>Tek ders sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> (1) Altıncı yarıyıl/üçüncü sınıf sonunda Fakülte müfredatında yer alan ilk dört yarıyıl (birinci ve ikinci sınıf) derslerinden sadece bir dersten başarısız olan ve dersin devamını almış olan öğrenciler ile mezuniyet durumunda olup sadece bir dersten başarısız olan ve dersin devamını almış olan öğrencilere dersin dönemine bakılmaksızın bir sonraki dönem başlamadan önce bir sınav hakkı verilir ve bu sınavda alınan not ara sınavlar dikkate alınmadan değerlendirilir.</p>

<p>(2) Tek ders sınavına girmek isteyen öğrenciler, her eğitim-öğretim yılının sonunda bütünleme sınav haftasından sonraki hafta Fakülte öğrenci işlerine dilekçe ile başvuru yaparak talepte bulunurlar. Fakülte Eğitim-Öğretim Komisyonu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda sınava girecek öğrenciler, açılacak dersler, sınav tarihi ve sorumlu öğretim üyesi bilgisi, Fakülte Yönetim Kurulu tarafından onaylanarak ilan edilir.</p>

<p><strong>Sınav evrakının saklanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 27-</strong> (1) Öğretim elemanları, sınav sonuçlarıyla birlikte sınav soruları, cevapları, yoklama listesi ve cevap anahtarını kapsayan sınav evrakını ilgili dönem sınavlarının bitiminden itibaren 30 gün içinde imza karşılığında öğrenci işleri bürosuna tutanakla teslim ederler. Sınav evrakları, sınav tarihinden itibaren en az iki yıl saklanır.</p>

<p><strong>Sınav notuna itiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 28-</strong> (1) Öğrenci, sınav sonuçlarının ilanından itibaren 5 (beş) iş günü içerisinde Dekanlığa dilekçeyle başvurarak sınav kâğıdının maddi hata ya da hatalı soru yönünden yeniden incelenmesini isteyebilir. Dekanlık, itiraza konu sınav evrakını, sınavı yapan öğretim elemanına incelettirir ve maddi hata varsa düzeltilir. İtiraz sonucunun en geç yedi gün içerisinde sonuçlandırılıp ilgili öğrenciye bildirilmesi zorunludur.</p>

<p>(2) Öğrencinin itirazının devamı halinde; Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile sorumlu öğretim elemanının da dâhil olduğu ilgili alandaki öğretim elemanlarından oluşan en az üç kişilik bir komisyonda cevap anahtarıyla ve/veya diğer sınav kâğıtları ve dokümanları ile karşılaştırmalı olarak yeniden inceleme yapılabilir. Not değişiklikleri, Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile kesinleşir.</p>

<p>(3) Öğrenci bilgi sisteminde açıklanan başarı notları ile ilişkili herhangi bir maddi hatanın yapılmış olduğunun öğretim elemanı tarafından fark edilmesi durumunda ise, ilgili öğretim elemanı bağlı bulunduğu bölüm başkanlığına başvurarak not düzeltme talebinde bulunur. Bu talep, ilgili bölüm başkanlığınca değerlendirilir; uygun görülen not değişikliği veya düzeltmeler Fakülte Yönetim Kurulunda görüşülüp karara bağlanır.</p>

<p>(4) Ara sınav notu değişikliği dönem sonu sınavları başlayıncaya kadar, dönem sonu sınavı notu değişikliği bütünleme sınavları başlayıncaya kadar, bütünleme sınavı notu değişikliği ise en geç bir sonraki dönemin ders kaydı başlama tarihine kadar Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile yapılabilir.</p>

<p><strong>Ders başarı notu</strong></p>

<p><strong>MADDE 29-</strong> (1) Bir dersin yarıyıl sonu veya varsa bütünleme sınavından sonra öğrencinin başarılı sayılabilmesi için, ara sınav/sınavlar not ortalamasının %40’ı ile yarıyıl sonu veya bütünleme sınav notunun %60’ının toplamı dikkate alınarak başarı notu hesaplanır. Bir dersten başarılı olmak için yarıyıl sonu veya varsa bütünleme sınav sonucunun 100 üzerinden en az 50 olması ve başarı notunun 100 üzerinden en az 60 olması zorunludur ve harf notu olarak verilir.</p>

<p>(2) Uygulaması olan derslerin sınavları teorik ve/veya pratik olarak yapılabilir. Uygulama sınavından alınan notun ara sınav, final ve bütünleme sınavı notuna katkı oranı ilgili anabilim dalı tarafından belirlenir.</p>

<p>(3) Derslerden alınan notların değerlendirmesi aşağıdaki tabloya göre yapılır. Aynı puana sahip öğrencilere farklı harf notu verilemez. Bir öğrenciye verilen harf notu, kendisinden daha düşük bir puana sahip öğrencilerin harf notundan düşük olamaz.</p>

<p>(4) Yüzlük sisteme göre hesaplanan başarı notlarının dörtlük ve harfli sisteme göre karşılıkları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p><u>Puan</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p><u>Harf Notu</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p><u>Katsayı</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p><u>Başarı Durumu</u></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>90-100</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>AA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>4,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>80-89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>BA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>3,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>70-79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>BB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>3,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>65-69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>CB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>2,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>60-64</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>CC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>2,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>50-59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>DD</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>1,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>30-49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>FD</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>1,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>0-29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>FF</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>0,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Ağırlıklı not ve genel ağırlıklı not ortalaması</strong></p>

<p><strong>MADDE 30-</strong> (1) Bir dersin ulusal kredisi ile o dersten alınan notun katsayısının çarpımı o dersin ağırlıklı notudur.</p>

<p>(2) GANO, öğrencinin fakültenin eğitim-öğretim döneminin başlamasından itibaren aldığı bütün derslerin ağırlıklı notlarının toplamının aynı derslerin ulusal kredilerinin toplamına bölünmesi ile elde edilir. GANO hesaplamasında öğrencinin tekrar ettiği derslerden aldığı son notu dikkate alınır. GANO her yarıyıl sonunda yeniden hesaplanır.</p>

<p>(3) Öğrencinin mezun olmaya hak kazandığı tarih itibarı ile genel ağırlıklı not ortalaması mezuniyet not ortalamasıdır.</p>

<p><strong>Sınavlarda kopya</strong></p>

<p><strong>MADDE 31-</strong> (1) Sınavlarda kopya çekenler, kopyaya teşebbüs edenler veya yardım edenler ile sınav evrakının incelenmesi sırasında kopya çektiği veya yardım ettiği anlaşılan öğrenciler sınavdan sıfır (0) almış sayılır ve haklarında 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre işlem yapılır.</p>

<p><strong>Mezuniyet ve diploma</strong></p>

<p><strong>MADDE 32-</strong> (1) Diplomaların şekli ve üzerinde yer alacak bilgiler Rektörlük tarafından düzenlenir. Diplomalar Rektör ve Dekan tarafından imzalanır ve Rektörlük tarafından soğuk damga ile mühürlenir.</p>

<p>(2) Diplomalar hazırlanıncaya kadar talep eden öğrencilere, diplomasını alırken iade etmek üzere geçici mezuniyet belgesi verilebilir.</p>

<p>(3) Mezuniyet ve diploma ile ilgili hususlarda, ilgili mevzuat hükümleri ve Senato kararları uygulanır.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 33-</strong> (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 2547 sayılı Kanun, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 34-</strong> (1) 10/9/2014 tarihli ve 29115 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Geçiş hükmü</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) 2026-2027 eğitim-öğretim yılından önce kayıt yaptıran öğrencilere 20 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendi uygulanmaz.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 35-</strong> (1) Bu Yönetmelik 2026-2027 eğitim-öğretim yılı başında yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 36-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tekirdag-namik-kemal-universitesi-veteriner-fakultesi-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/resmi-g2.jpg" type="image/jpeg" length="91303"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HUKUK TERCİH LİSTESİ YAPMADAN ÖNCE MUTLAKA BİLİNMESİ VE DİKKATE ALINMASI GEREKEN 7 (YEDİ) ÖNEMLİ GERÇEK]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-tercih-listesi-yapmadan-once-mutlaka-bilinmesi-ve-dikkate-alinmasi-gereken-7-yedi-onemli-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-tercih-listesi-yapmadan-once-mutlaka-bilinmesi-ve-dikkate-alinmasi-gereken-7-yedi-onemli-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1) İstikrarlı Sınav Başarısı:</strong> Sınav başarısı yüksek bir fakülteyi seçmek, geleceğinizi doğrudan güvenceye almaktır. Hukuk fakültesinden mezun olmak artık avukatlık stajına başlamak veya hakimlik sınavına girmek için tek başına yeterli değil. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) artık aşılması zorunlu, çok ciddi bir merkezi baraj sınavıdır.</p>

<p>HMGS (Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı) ve hakimlik sınavlarında sadece bir-iki yıl değil, istikrarlı olarak her yıl dereceye giren fakülteleri seçmelisiniz ki akademik eğitimin kalitesinden emin olabilesiniz ve geleceğinizi şansa bırakmadan, bu zorlu kariyer barajlarını ilk hakkınızda başarıyla aşarak hayalinizdeki mesleğe doğrudan adım atabilesiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2) Ezberci Değil Analitik Eğitim:</strong> Sadece kanun maddelerini ezberleten değil; onları tartışan, analiz eden ve somut olay adaletinin nasıl gerçekleştirileceğini öğreten bir fakülte tercih etmelisiniz.</p>

<p><strong>3) Doğa ile İç İçe Kampüs Yaşamı:</strong> Doğa ile iç içe, geniş kampüslere sahip fakülteleri seçmelisiniz ki yeşillikler içinde, stresten uzak ve tamamen eğitime odaklanmış bir öğrencilik hayatınız olsun.</p>

<p><strong>4) Büyük Şehir Avantajı:</strong> Büyük şehirlerde yer alan bir fakülteyi tercih etmelisiniz; böylece metropollerin sunduğu sektörel, kültürel ve mesleki avantajlardan en üst düzeyde yararlanabilirsiniz.</p>

<p><strong>5) Zengin Akademik Kadro:</strong> Alanında uzman, nitelikli ve zengin bir akademik kadroya sahip fakülteleri listenizin üst sıralarına taşımalısınız. Çünkü hukukun derinliklerini sadece kitaplardan değil, ömrünü bu mesleğe adamış, literatüre yön vermiş yurt dışı eğitim almış veya orada araştırmalar yapmış isimlerden öğrenmek vizyonunuzu tamamen değiştirecektir.</p>

<p><strong>6) Disiplinler Arası Alan Üstünlüğü:</strong> Disiplinler arası alanlarda anabilim dalları bulunan fakülteleri tercih etmelisiniz ki geleneksel kalıpların dışına çıkarak, bilişim, enerji, fikri mülkiyet, tahkim veya uluslararası ticaret gibi parlayan alanlarda uzmanlaşabilir ve mezuniyet sonrasında rakiplerinize net bir fark atabilirsiniz.</p>

<p><strong>7) Küresel Dil Yetkinliği:</strong> Mesleki geleceğiniz için yabancı dilinizi geliştirme imkanı sunan fakültelere yönelmelisiniz ki mesleğinizi sadece yerel düzeyde değil, dünya genelinde icra etme şansına sahip olabilesiniz.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" rel="nofollow" title="Rauf Karasu"><img alt="Rauf Karasu" height="480" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" width="861" /></a></p>

<p></p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf Karasu </strong></p>

<p><strong>Hacettepe Üniversitesi Senato Üyesi </strong></p>

<p><strong>Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-tercih-listesi-yapmadan-once-mutlaka-bilinmesi-ve-dikkate-alinmasi-gereken-7-yedi-onemli-gercek</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 21:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/hukuk-fakultesei-4.jpg" type="image/jpeg" length="22361"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026 Hukuk fakültesi taban puanları ve başarı sıralamaları: Hukuk fakülteleri hangi puanlar ile alıyor?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/2026-hukuk-fakultesi-taban-puanlari-ve-basari-siralamalari-hukuk-fakulteleri-hangi-puanlar-ile-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/2026-hukuk-fakultesi-taban-puanlari-ve-basari-siralamalari-hukuk-fakulteleri-hangi-puanlar-ile-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YKS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte eşit ağırlık (EA) grubunun en çok merak ettiği alanların başında gelen Hukuk Fakültesi için YÖK Atlas verileri ve güncel başarı sıralamaları şekillendi. İşte, vakıf ve devlet üniversitelerinin taban puanları ve kontenjanları...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milyonlarca adayın ter döktüğü YKS maratonunun sonuçlanmasıyla birlikte, tercih kılavuzunun en kritik ayağını oluşturan hukuk fakülteleri için rekabet resmi olarak başladı. Eşit ağırlık puan türünün en gözde alanı olan hukukta, başarı sıralamaları ve taban puanları adayların en çok incelediği verilerin başında geliyor. YÖK Atlas ve güncel veriler ışığında, Türkiye'nin önde gelen hukuk fakültelerinin taban puanları ve başarı sıralamaları...</p>

<p><strong>EN YÜKSEK SIRALAMALI HUKUK FAKÜLTELERİ</strong></p>

<p>Hukuk fakültelerinde burslu ve devlet statüsündeki köklü kurumlar her yıl olduğu gibi yine en yüksek başarı sıralamalarına ev sahipliği yapıyor. Özellikle ilk binden öğrenci alan prestijli programlar, adayların en kıyasıya rekabet ettiği alanlar arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>1.</strong> Koç Üniversitesi (Burslu) - 25 - 510,78</p>

<p><strong>2. </strong>Bilkent Üniversitesi (Burslu) - 24 - 504,01</p>

<p><strong>3. </strong>Galatasaray Üniversitesi (Fransızca) - 36 - 502,12</p>

<p><strong>4. </strong>TOBB ETÜ (Burslu) - 17 - 494,12</p>

<p><strong>5.</strong> Özyeğin Üniversitesi (Burslu) - 16 - 478,65</p>

<p><strong>6.</strong> İbn Haldun Üniversitesi (Burslu) - 12 - 475,30</p>

<p><strong>7.</strong> İstanbul Bilgi Üniversitesi (Burslu) - 15 - 468,40</p>

<p><strong>8. </strong>Yeditepe Üniversitesi (Burslu) - 14 - 462,10</p>

<p><strong>9.</strong> Bahçeşehir Üniversitesi (Burslu) - 16 - 459,20</p>

<p><strong>10.</strong> Ankara Üniversitesi - 300 - 455,40</p>

<p><strong>11.</strong> İstanbul Üniversitesi - 400 - 450,15</p>

<p><strong>12. </strong>Türk-Alman Üniversitesi (Hukuk) - 70 - 448,90</p>

<p><strong>13. </strong>Başkent Üniversitesi (Burslu) - 20 - 445,10</p>

<p><strong>14. </strong>Marmara Üniversitesi - 250 - 442,80</p>

<p><strong>15.</strong> İstanbul Medipol Üniversitesi (Burslu) - 15 - 440,20</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>16. </strong>Hacettepe Üniversitesi - 170 - 438,20</p>

<p><strong>17. </strong>Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi - 200 - 425,10</p>

<p><strong>18. </strong>Dokuz Eylül Üniversitesi - 220 - 418,50</p>

<p><strong>19.</strong> Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi - 100 - 412,30</p>

<p><strong>20.</strong> Akdeniz Üniversitesi - 180 - 405,60</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/2026-hukuk-fakultesi-taban-puanlari-ve-basari-siralamalari-hukuk-fakulteleri-hangi-puanlar-ile-aliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/08/hukuk-fak.jpg" type="image/jpeg" length="80941"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/5671 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20215671-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20215671-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 23/12/2025 tarihli ve 2021/5671 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>AYTEN</strong> <strong>DEMİRİ</strong> <strong>VE</strong> <strong>DİĞERLERİ</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/5671)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 23/12/2025</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Yüksel GÜNARSLAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>1. Ayten DEMİRİ</p>

   <p>2. Emine OKYAY</p>

   <p>3. Fatma GÜDÜK</p>

   <p>4. Gülten EFE</p>

   <p>5. Hasan OKYAY</p>

   <p>6. Hüseyin OKYAY</p>

   <p>7. Mehmet OKYAY</p>

   <p>8. Naciye İRİ</p>

   <p>9. Nurten TÜLEGEN</p>

   <p>10. Suphi OKYAY</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Av. Tahsin KOÇ</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p>

<p>1. Başvuru; kamu makamları tarafından öngörülebilir ve önlenebilir nitelikte olduğu ileri sürülen terör saldırısı sonucu meydana gelen ölümden kaynaklanan zararların tazmini talebiyle açılan davada olayın idarenin kusuruyla meydana geldiğine ilişkin iddiaların değerlendirilmemesi nedeniyle yaşam hakkının, davanın süre aşımı gerekçesiyle kısmen reddi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>

<p>2. Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11/5/2013 tarihinde biri belediye binası önünde, diğeri postane binasının yakınlarında olmak üzere bomba yüklü iki aracın infilak ettirilmesi suretiyle terör saldırısı gerçekleştirilmiştir. Saldırı sonucu 51 kişi yaşamını yitirmiş, 222 kişi yaralanmıştır. Başvurucular Mehmet Okyay ve Emine Okyay’ın oğlu, diğer başvurucuların kardeşi olan A.O. da terör saldırısı nedeniyle hayatını kaybetmiştir.</p>

<p>3. Başvurucu Mehmet Okyay'ın 22/5/2013 tarihinde Hatay Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) yaptığı başvuru üzerine 25/6/2013 tarihinde sulhname imzalanmış, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca 25.842,95 TL tutarında maddi tazminat A.O.nun mirasçılarına ödenmiştir.</p>

<p><strong>A. Olaya İlişkin Olarak Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Açılan Kamu Davası</strong></p>

<p>4. Yaşanan terör saldırısıyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından düzenlenen 2/4/2014 tarihli ön inceleme raporunda Hatay Emniyet Müdürlüğüne olay öncesi konuyla ilgili olarak çok sayıda ihbar geldiği, istihbarat birimlerinin araç plakası, şahıs isimleri gibi bilgileri de belirtmek suretiyle Hatay emniyetine bilgi verdiği, patlamanın meydana gelmesinde önlem almayan emniyet birimlerinin hizmet kusuru olduğu, ilgililer hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiği belirtilmiştir.</p>

<p>5. İlgili emniyet görevlileri ile mülki idare amirleri hakkında Hatay Valiliği tarafından soruşturma izni verilmesi üzerine Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 30/12/2014 tarihinde görevi kötüye kullanma suçundan iddianame düzenlemiş ve iddianamenin kabulü ile Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde 19/1/2015 tarihinde kamu davası açılmıştır. Başsavcılığın 7/1/2016 tarihinde aynı suça ilişkin olarak hazırladığı ikinci iddianamenin kabulüyle açılan kamu davası ilk ceza davası ile birleştirilerek görülmüştür.</p>

<p>6. İşbu bireysel başvuru yapıldığında derdest olan kamu davası, inceleme devam ederken neticelenmiştir. Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 1/6/2021 tarihli kararıyla, dönemin Hatay İl Emniyet Müdürü R.K., Hatay İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Müdürlüğü (TEM) Şube Müdürü N.E. ve Reyhanlı İlçe Emniyet Müdürü M.B.nin neticeten 8 ay 10 gün hapis cezası ile tecziyelerine ancak hükmedilen cezaların ertelenmesine karar verilmiştir. Kararda, gelen bir telefon ihbarı üzerine Millî İstihbarat Teşkilatınca (MİT) hazırlanan ve bombalama eyleminin yapılacağı patlayıcı yüklü iki araç ile ilgili marka, renk ve plaka gibi somut bilgiler içeren 10/5/2013 tarihli ve 2013/32 sayılı eylem ihbarı notunun Hatay İl Emniyet Müdürlüğüne teslim edilmesine ve evrakın nöbetçi memur tarafından taranarak ilgili birimi olan TEM Şubesi ve İlçe Emniyet Müdürlüklerine POL-NET olarak isimlendirilen bilişim sistemi üzerinden gönderilmesine rağmen bu istihbari bilgiye emniyet görevlilerinin yeterli ilgiyi göstermediği ve eyleme karşı yeterli tedbir almadığı ifade edilmiştir. Ayrıca bu patlama olayı öncesinde 23/10/2012 tarihinden itibaren İl Emniyet Müdürlüğüne MİT tarafından bombalı eylemler ve eylemi gerçekleştirecek şahıslar ile iltisaklarını içeren birçok istihbari bilgi iletildiği ancak bu bilgilerin yeterince değerlendirilmediği kabul edilmiştir. Anılan mahkûmiyet hükümleri istinaf incelemesinden geçerek 7/11/2022 tarihinde kesinleşmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>B. Başvurucuların Olaya İlişkin Olarak Açtığı Tam Yargı Davası</strong></p>

<p>7. Başvurucular 24/4/2014 tarihinde İçişleri Bakanlığına sundukları dilekçe ile ölüm nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararların ödenmesi için talepte bulunmuştur. Talebin 4/6/2014 tarihli işlemle reddi üzerine 21/7/2014 tarihinde 5233 sayılı Kanun hükümleri kapsamında idare ile imzalanan sulhnamenin iptali ile maddi ve manevi zararlarının ödenmesi talepleriyle tam yargı davası açılmıştır. Dava dilekçesinde, sulhnamenin gabin koşullarında imzalandığı, patlamanın ve ölümlerin yaşanmasında idarenin kusuru olduğu, istihbarat bilgisi bulunmasına rağmen önlem alınmadığı ileri sürülmüş ve dava açma süresine ilişkin açıklama yapılarak 5233 sayılı Kanun'dan ayrı olarak kusur sorumluluğu temelinde dava açıldığı vurgulanmıştır. Ayrıca dilekçenin deliller kısmında sulhnameye ilişkin Hatay Valiliği dosyası, maddi zarara yönelik alınacak bilirkişi raporu ve Hatay Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen ceza yargılamasına dair dava dosyası belirtilmiştir.</p>

<p>8. Hatay İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) patlamaya ilişkin yürütülen ceza yargılamasındaki bilgi ve belgeler başta olmak üzere dava dilekçesinde belirtilen delilleri toplamadan davayı neticelendirmiştir. İdare Mahkemesi 3/4/2015 tarihli kararında ilk olarak olayın bir terör eylemi olduğunun anlaşılması (idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığının tespit edilmesi) karşısında, uyuşmazlığın maddi tazminat istemleri bakımından özel kanun olan 5233 sayılı Kanun kapsamında, manevi tazminat istemleri bakımından ise sosyal risk ilkesi kapsamında çözümleneceğini belirtmiştir. İdare Mahkemesi bu değerlendirme kapsamında;</p>

<p>i. Manevi tazminat istemini İçişleri Bakanlığı yönünden sosyal risk ilkesi uyarınca kabul ederek toplam 240.000 TL manevi tazminatın başvuruculara ödenmesine,</p>

<p>ii. Maddi tazminat talebinin Komisyon tarafından incelenerek karara bağlanması nedeniyle İçişleri Bakanlığı yönünden bu kısmı aşan maddi tazminat isteminin ödenmesinin 5233 sayılı Kanun uyarınca mümkün olmaması nedeniyle reddine,</p>

<p>iii. Sulhnamenin imzalandığı 25/6/2013 tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde veya aynı süre içinde idareye başvurulup dava açılması gerekirken bu süreler geçirildikten sonra açılan davanın sulhnamenin iptali ve Hatay Valiliğinden talep edilen maddi tazminat (destekten yoksun kalma tazminatı ile defin giderleri) isteminin reddine,</p>

<p>iv. 5233 sayılı Kanun'un manevi zararları kapsamaması nedeniyle manevi tazminat talebinin Hatay Valiliği yönünden reddine karar vermiştir.</p>

<p>9. Başvurucular ve İçişleri Bakanlığı karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucular; temyiz dilekçelerinde patlamanın meydana gelmesinde hizmet kusuru olduğunu, uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun uyarınca sosyal risk ilkesi esas alınarak değil 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereğince hizmet kusuru değerlendirmesi yapılarak çözülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurucular, sulhnamenin gabin koşullarında imzalandığı yönündeki iddialarının gerekçeli kararda değerlendirilmediğini iddia etmiştir.</p>

<p>10. Danıştay Onuncu (Daire) ve Onbeşinci Dairelerinden oluşan müşterek Kurul temyiz incelemesi neticesinde İdare Mahkemesi kararının bozulmasına 14/11/2018 tarihinde karar vermiştir. Müşterek Kurul, anılan kararda öncelikle eylemlerin gerçekleşmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğunun yine idarenin kendi müfettişince hazırlanan ön inceleme raporu, Hatay Valiliği İl İdare Kurulunun soruşturma izni verilmesine ilişkin kararı, Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianameler ve açılan ceza davası ile ortaya konulduğunu, bu nedenle söz konusu patlamalara istinaden açılan dava kapsamında ileri sürülen maddi ve manevi tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında değil idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedeni olan hizmet kusuru ilkesi gereğince karşılanması gerektiğini açıklamıştır. Müşterek Kurul, gerekçesinde ayrıca patlamaların meydana geldiği veya sulhnamenin imzalandığı tarihler itibarıyla olayda hizmet kusuru bulunduğu ve davalı idarelerin faaliyeti ile olay arasında nedensellik bağının var olduğu hususları net olarak bilinmediğinden 5233 sayılı Kanun'a göre sulhname imzalanarak ödeme yapılmasının hizmet kusuru nedeniyle genel ilkelere göre tazminat ödenmesine engel oluşturmayacağına işaret etmiştir.</p>

<p>11. Davalı idareler, müşterek Kurul kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunmuştur. 10/4/2019 ve 11/4/2019 tarihli karar düzeltme dilekçelerinde başvurucuların maddi zararlarının 5233 sayılı Kanun çerçevesinde sulhname imzalanmasını takiben ödendiği, olay nedeniyle bazı kamu görevlileri hakkında açılan ceza yargılamasının devam ettiği, idarenin hizmet kusurunu ortaya koyan kesin bir yargı kararı bulunmadığı ileri sürülmüştür.</p>

<p>12. Daire 19/10/2020 tarihinde yaptığı inceleme neticesinde karar düzeltme taleplerinin kabulüne, 14/11/2018 tarihli kararın kaldırılmasına ve İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiş; söz konusu kararda İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğuna ilişkin genel nitelikte bir açıklamaya yer vererek 14/11/2018 tarihli müşterek Kurul kararında belirtilen gerekçeler ve başvurucuların hizmet kusurunun varlığına ilişkin ileri sürdüğü iddialar yönünden bir değerlendirme yapmamıştır.</p>

<p>13. Başvurucular, nihai kararı 12/2/2021 tarihinde öğrendikten sonra 18/2/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>14. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p><strong>A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>15. Başvurucular; özetle (i) gerçekleşen terör eylemine dair riskten haberdar olan kamu makamlarının saldırıyı önlemek adına gerekli önlemleri almaması nedeniyle yaşam hakkının, (ii) olaya ilişkin hazırlanan teftiş raporu ile bir kısım kamu görevlisi hakkında yürütülen ceza soruşturması kapsamında yapılan tespitlerin idarenin ağır hizmet kusurunu ortaya koymasına rağmen İdare Mahkemesinin uyuşmazlığı sosyal risk kapsamında ele alması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, (iii) yasal şartları oluşmadığı hâlde karar düzeltme taleplerinin kabulü ile kanunilik ilkesinin, (iv) benzer olaylara ilişkin olarak verilen farklı yargısal kararlar nedeniyle hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak değerlendirmede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.</p>

<p>17. Başvurucuların bütün şikâyetleri esas olarak öngörülebilir nitelikte olan terör saldırısının idarenin kusuru nedeniyle engellenemediği ve açtıkları tam yargı davasında da aksi yöndeki olgulara rağmen herhangi bir açıklama yapılmadan idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna ulaşıldığına yöneliktir. Dolayısıyla başvurucular, yaşam hakkının usul boyutu yanında devletin kusuru nedeniyle gerçekleşen terör saldırısı sonucu yakınlarını kaybettiklerinden yaşam hakkının koruma yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutunun da ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ne var ki bu iddia hakkında değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak nitelikteki kanıt, Anayasa Mahkemesinin elinde bulunmamaktadır. Bu nedenle yaşam hakkı kapsamında yapılacak inceleme yaşam hakkının usul boyutuyla sınırlı olacaktır (benzer değerlendirmeler için bkz.<i> Hasan Kılıç</i> [2. B.], B. No: 2018/22085, 27/1/2021; <i>İbrahim Kanbal</i> [2. B.], B. No: 2019/6690, 16/3/2022;<i> Bülent Köreği</i> [1. B.], B. No: 2021/21941, 11/6/2024 ve <i>Veysel Sevmez </i>[2. B.], B. No: 2021/5650, 8/1/2025).</p>

<p>18. Anayasa Mahkemesi<i> Hasan Kılıç</i> başvurusunda, yapılan yargılama sonucunda sosyal risk uyarınca başvurucu lehine hükmedilen tazminat bakımından yaptığı değerlendirmede yargılamada yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiği yönünde bir tespitte bulunmaması ve idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca olaydan sorumlu olduğunun kabul edilmesi nedeniyle başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalkmadığı sonucuna ulaşmıştır (aynı kararda bkz. §§ 41-43). Somut başvuru bakımından da bu değerlendirmeden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Ayrıca başka herhangi bir kabul edilemezlik nedeni tespit edilmeyen eldeki başvuruda açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>19. Yaşam hakkı kapsamındaki sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılan tazminat talepli davalarda makul derecede ivedilik ve özen şartının yerine getirilmesi gerekir (<i>Perihan Uçar ve diğerleri</i> [2. B.], B. No: 2013/5860, 1/12/2015, § 52) ancak yargı mercilerinin özenli inceleme yapma yükümlülükleri, yaşam hakkı ile ilgili her davada mutlaka mağdurlar lehine sonuca varılmasını garanti etmez (<i>Aysun Okumuş ve Aytekin Okumuş</i> [1. B.], B. No: 2013/4086, 20/4/2016, § 73).</p>

<p>20. Somut olaya konu yargılama sürecinde İdare Mahkemesi başvurucuların talebine rağmen olaya ilişkin yürütülen ceza yargılamasındaki bilgi ve belgeleri temin etmeden karar vermiştir. Anılan kararda (bkz. § 8) -aynen aktarılacak olursa- <i>"dava dosyası incelendiğinde, olayın bir terör eylemi olduğunun anlaşılması (idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığının tespit edilmesi)"</i> ifadelerini kullanmış ancak <i>idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığı</i> yönündeki bu kanaate nasıl ulaştığına dair bir gerekçeye yer vermemiştir. İdare Mahkemesi bu kabulden hareketle uyuşmazlığı, kusur sorumluluğuna ilişkin genel hükümler çerçevesinde değil 5233 sayılı Kanun ve sosyal risk ilkesi kapsamında çözmüştür. Kararın onanmasına yönelik Daire kararında da (bkz. § 12) hizmet kusuruna ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiş -aynen aktarılacak olursa-<i> "k</i><i>ararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler...uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü"</i>ne karar verilerek bozma yönündeki temyiz kararı kaldırılmış ve <i>"...</i><i>ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir."</i> denilerek temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Oysa İdare Mahkemesi kararının bozulmasına yönelik -karar düzeltme yolu ile kaldırılmış olan- Danıştay kararında (bkz. § 10) gerekçelerine de yer verilmek suretiyle meydana gelen patlamalarda hizmet kusurunun bulunduğu belirtilerek maddi ve manevi tazminat isteminin hizmet kusuruna dayanılarak tazminat hukukunun genel ilkelerine göre değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>21. Mülkiye müfettişi tarafından hazırlanan ön inceleme raporundaki tespitler doğrultusunda verilen soruşturma izni üzerine ilgili emniyet personeli hakkında görevi ihmal suçundan kamu davası açılmıştır. İdare Mahkemesi nezdinde açılan tam yargı davasında ne bahsi geçen ceza yargılaması sürecinde elde edilen deliller ne de mülkiye müfettişi inceleme raporu irdelenmiştir. Yürütülen ceza yargılaması neticesinde terör olayında ihmalleri tespit edilen dönemin il emniyet müdürü ile TEM şube müdürü ve ilçe emniyet müdürünün hapis cezası ile tecziyelerine karar verilmiştir (bkz. § 6). Ceza yargılaması neticesinde ulaşılan sonuç; bombalama eyleminin yapılacağı patlayıcı yüklü iki araç ile ilgili marka, renk ve plaka gibi somut bilgileri içeren istihbari bilgiye yeterli önem gösterilmediği ve eyleme karşı yeterli tedbir alınmadığı şeklindedir.</p>

<p>22. Başvurucuların açtığı tam yargı davasında idarenin yaşam hakkını koruyucu tedbirler almamasına yani olayda yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine dayandıkları gözetildiğinde uyuşmazlığın çözümü için gerekli delillerin toplanması ve başvurucuların anılan iddialarının karşılanması gerektiği açıktır. Bu nedenle yargısal makamların Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği dikkat ve özende inceleme yapmadıkları sonucuna varılmıştır.</p>

<p>23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p><strong>1. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>24. Başvurucular, olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusuru olduğunun olay anında bilinmediğini, bu durumun olaya ilişkin yürütülen ceza yargılaması ile ortaya çıktığını, İdare Mahkemesinin bu hususu dikkate almadan maddi tazminat talebini Hatay Valiliği yönünden süre aşımı gerekçesiyle reddettiğini ve aleyhe vekâlet ücretine hükmettiğini beyan ederek adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde; yapılacak değerlendirmede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.</p>

<p>25. Olayın niteliği ve formdaki iddialar doğrultusunda inceleme adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden yapılmıştır.</p>

<p>26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>27. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (<i>Özkan Şen</i> [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).</p>

<p>28. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkili bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukuki ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (<i>Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.</i> [1. B.], B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenle mahkemeler usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten, ayrıca kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmalıdır (<i>Kamil Koç</i> [1. B.], B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65). Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedeniyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (<i>Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. </i>[2. B.], B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 38).</p>

<p>29. Vurgulamak gerekir ki dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen yargılama mercilerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili yargılama mercilerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın şartları ışığında incelemektir (<i>Ahmet Yıldırım</i> [1. B.], B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46).</p>

<p>30. Somut olayda Hatay Valiliğine yöneltilen maddi tazminat talebinin süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin başvurucuların mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının incelenmesi gerekir.</p>

<p>31. İncelenen olaydaki sürece bakıldığında mahkemeye erişim hakkına davanın süre yönünden reddedilmesi suretiyle yapılan müdahalenin kanuni dayanağı olduğu ve sınırlamanın meşru amacı bulunduğu (idari işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre şartı öngörülmesinin en genel ifadeyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amaca hizmet ettiği yönünde ayrıntılı değerlendirme için bkz. <i>Ayşe Yıldırım</i> [1. B.], B. No: 2014/5, 25/10/2017, §§ 54, 55; <i>Fatma Altuner</i> [2. B.], B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49;<i> Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi </i>[1. B.], B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52) anlaşılmıştır.</p>

<p>32. Kanunilik ve meşru amaç şartlarını sağladığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale, ölçülülük ilkesi bakımından da değerlendirilmelidir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. <i>Elverişlilik</i> öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, <i>gereklilik</i> ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,<i> orantılılık</i> ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016;<i> Mehmet Akdoğan ve diğerleri</i> [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).</p>

<p>33. Hak arama özgürlüğünün bağlandığı usul kurallarına uyulmaması nedeniyle uyuşmazlıkların esası hakkında karar verilmemesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin idari istikrarın sağlanması amacının gerçekleştirilmesi bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez. Somut olaydaki müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesi bakımından asıl üzerinde durulması gereken husus ise müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.</p>

<p>34. Eldeki başvuruya konu yargılama sürecinde İdare Mahkemesi, meydana gelen ölüm nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini amacıyla 25/6/2013 tarihinde sulhname imzalandığı ve bu tarihten itibaren mevzuatta belirtilen süreler aşıldıktan sonra yapılan idari başvuru üzerine açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesine yer vererek davayı reddetmiştir. Başvurucular, idarenin kusurlu olduğunu ve emniyet birimlerinin olayda ihmali bulunduğunu ceza davası ile öğrendiklerini belirterek idari başvuru süresinin başlangıç tarihi olarak bu tarihin esas alınmamasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>35. Öte yandan müşterek Kurulun -karar düzeltme yoluyla kaldırılmış olan- kararında (bkz. § 10) patlamaların meydana geldiği veya sulhnamenin imzalandığı tarihler itibarıyla olayda hizmet kusuru olduğu ve davalı idarelerin faaliyeti ile olay arasında nedensellik bağının var olduğu hususları henüz net olarak bilinmediğinden 5233 sayılı Kanun'a göre sulhname imzalanarak ödeme yapılmasının hizmet kusuru nedeniyle genel ilkelere göre tazminat ödenmesine engel oluşturmayacağı belirtilmiştir. Ancak anılan kararın düzeltilmesine ve İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına yönelik Daire kararında (bkz. § 12) bu hususa ilişkin olarak herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği görülmüştür.</p>

<p>36. Anayasa Mahkemesince daha önce benzer nitelikte başvurularda da belirtildiği üzere idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebiyle açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için ortada idari eylem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idari eylem arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken bazen de çok sonra değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir (<i>Leyla Bitik ve diğerleri</i> [2. B.], B. No: 2019/24350, 16/3/2023, § 52).</p>

<p>37. İdariliğin veya meydana gelen zararın ya da aralarındaki illiyet bağının eylemden sonra anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut şartlar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını anlamsız kılıp ölçülülük ilkesini zedeleyebilir. Bu nedenle eylemin idariliğinin veya yol açtığı zararın ya da illiyet bağının eylemden sonra anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin bu tarihlerden sonra başlayacağı kabul edilmektedir (çok sayıda karar arasından bkz.<i> Şeyma Kayaoğlu</i> [2. B.], B. No: 2014/5491, 5/7/2017, § 55).</p>

<p>38. Somut olayda ölümün 11/5/2013 tarihinde meydana gelen terör saldırısı sonucu gerçekleştiği ve sulhnamenin 25/6/2013 tarihinde imzalandığı konularında tereddüt bulunmamaktadır ancak olayda idarenin kusuru olması durumunun İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan inceleme, akabinde gerçekleşen soruşturma izni verilmesi işlemleri ve olayda ihmali/kusuru olduğu düşünülen emniyet görevlileri hakkında 19/1/2015 tarihinde açılan ceza davası ile ortaya çıktığı görülmüştür. Dolayısıyla başvurucuların anılan süreçten önce ölüm olayına sebebiyet veren olguya dair ihmale, eylemsizliğe, dolayısıyla eylemin idariliğine ilişkin bir bilgiye, veriye sahip olmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda başvurucuların yakınlarının ölümüne neden olan terör saldırısında idarenin kusur doğurabilecek eylemsizliğini (önlem almama hâli) ve zararla idari eylemsizlik arasında illiyet bağı olduğunu ölüm olayıyla derhâl öğrendiklerinden söz edilemez (benzer yöndeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi değerlendirmesi için bkz.<i> Kurşun/Türkiye</i>, B. No: 22677/10, 30/10/2018, §§ 101-106).</p>

<p>39. Bu itibarla başvurucuların sulhnamenin imzalandığı 25/6/2013 tarihi esas alınarak uğradıkları zararla ilgili idari başvuru yapmak suretiyle dava açmalarının beklenmesi başvuruculara orantısız bir külfet yüklemektedir.</p>

<p>40. Bu hâle göre İdare Mahkemesinin dava açma süresinin başlangıç tarihine ilişkin yorumunun başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu yorumun başvurucuların mahkemeye erişim hakkını aşırı derecede güçleştirerek neredeyse imkânsız hâle getirdiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle davanın süre aşımından kısmen reddedilmesi suretiyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.</p>

<p>41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>42. Başvurucular, tam yargı davasının uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde; yapılacak değerlendirmede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.</p>

<p>43. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan <i>Veysi Ado</i> ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının <i>başvuru yollarının tüketilmemesi </i>nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III. GİDERİM </strong></p>

<p>45. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile ayrı ayrı 200.000'er TL maddi ve 100.000'er TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>46. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütecekleri yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz.<i> Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60;<i> Aligül Alkaya ve diğerleri (2)</i> [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>47. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p>48. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın <i>başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>B. 1. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının ve mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Hatay İdare Mahkemesine (E.2014/1424, K.2015/873) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,</p>

<p>E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,</p>

<p>F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20215671-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymms.jpg" type="image/jpeg" length="63037"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üçüncü Kişilerden Elde Edilen Verilerle Pazarlama Yapılmasına İlişkin KVKK Duyurusunun Hukuki Analizi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-verilerle-pazarlama-yapilmasina-iliskin-kvkk-duyurusunun-hukuki-analizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-verilerle-pazarlama-yapilmasina-iliskin-kvkk-duyurusunun-hukuki-analizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), yayımladığı <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-kisisel-verilerin-reklam-ve-pazarlama-amacli-kullanilmasina-iliskin-kamuoyu-duyurusu" rel="dofollow"><i>"Üçüncü Kişilerden Elde Edilen Kişisel Verilerin Reklam ve Pazarlama Amaçlı Kullanılmasına İlişkin Kamuoyu Duyurusu"</i></a></strong> ile iş dünyasında ve özellikle çağrı merkezleri bünyesinde sıklıkla uygulanan hatalı bir veri işleme pratiğine doğrudan müdahale etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurum’a ulaşan yoğun ihbar ve şikâyetler doğrultusunda yapılan incelemelerde; "referans", "tavsiye", "marka elçiliği", "tanıdık yönlendirmesi" veya "müşteri önerisi" gibi yöntemlerle üçüncü kişilerden temin edilen iletişim bilgilerinin (telefon numarası, e-posta vb.), ilgili kişilere <strong>aydınlatma yapılmaksızın</strong> ve <strong>açık rızaları alınmaksızın</strong> pazarlama amaçlı arama ve SMS gönderimlerinde kullanıldığı tespit edilmiştir.</p>

<p>Yayımlanan duyuru, bu tür uygulamaların hukuka aykırılıklarını ve veri sorumlularının katı yaptırımlarla karşılaşmamak adına uyması gereken temel ilkeleri netleştirmektedir.</p>

<p><strong>1. Verinin Üçüncü Kişiden Alınmış Olması "Hukuki Sebep" Oluşturmaz</strong></p>

<p>Hukuki doktrin ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyarınca, veri sorumlularının kişisel verileri üçüncü kişilerden elde etmiş olması, söz konusu veriyi reklam ve pazarlama amacıyla işlemek için tek başına geçerli bir hukuki dayanak sunmaz.</p>

<p>Kanun'un 5'inci maddesi uyarınca kişisel veriler kural olarak ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. Bununla birlikte Kanun'da sayılan diğer kişisel veri işleme şartlarının bulunması hâlinde açık rıza aranmaksızın da veri işlenmesi mümkündür. Reklam ve pazarlama faaliyetlerinde uygulanacak hukuki işleme şartının ise her somut olay özelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>2. Dolaylı Veri Elde Etmede Aydınlatma Yükümlülüğünün Zamanlaması</strong></p>

<p>Kişisel verilerin doğrudan ilgili kişiden temin edilmediği senaryolarda uygulanacak usul ve esaslar, <i>Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ</i> kapsamındadır. Duyuruda Kurum, veri sorumlularının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirirken uymak zorunda olduğu zaman aralıklarını yeniden hatırlatmıştır. Buna göre veri sorumlusu;</p>

<p>- Kişisel verilerin elde edilmesinden itibaren <strong>makul bir süre içerisinde</strong>,</p>

<p>- Veriler ilgili kişiyle iletişim kurulması amacıyla kullanılacaksa <strong>ilk iletişim anında</strong>,</p>

<p>- Veriler üçüncü kişilere aktarılacaksa <strong>en geç ilk aktarım esnasında</strong></p>

<p>ilgili kişiyi eksiksiz bir şekilde aydınlatmakla yükümlüdür. Çağrı merkezlerince yapılan pazarlama aramalarında ilgili kişinin aydınlatılmaması veya bir aydınlatma metnine yönlendirilmemesi, Kanun’un 10’uncu maddesinin açık bir ihlalidir.</p>

<p><strong>3. Zımni Rıza Hukuken Geçersizdir: "Aramayı Sonlandırmamak Rıza Sayılamaz"</strong></p>

<p>Uygulamada veri sorumlularının en sık düştüğü yanılgı, ilgili kişinin aramayı dinlemeye devam etmesini, görüşmeyi hemen kapatmamasını, soru sormasını veya gelen SMS’e ret cevabı vermemesini bir "zımni (örtülü) açık rıza" olarak kabul etmeleridir.</p>

<p>KVKK, bu yaklaşımın açık rıza olarak kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. Kanun’un 3’üncü maddesi uyarınca <strong>açık rıza</strong>;</p>

<p>1. Belirli bir konuya ilişkin olma,</p>

<p>2. Bilgilendirmeye dayanma,</p>

<p>3. Özgür iradeyle açıklanma</p>

<p>unsurlarını eş zamanlı taşımak zorundadır. Bu şartları sağlamayan pasif davranışlar, sessiz kalmalar veya eylemsizlikler hukuken geçerli bir açık rıza beyanı olarak değerlendirilemez.</p>

<p><strong>4. Aydınlatma ile Açık Rıza Süreçlerinin Bağımsızlığı</strong></p>

<p>Tebliğ’in 5’inci maddesi uyarınca <strong>aydınlatma yükümlülüğü ile açık rıza alma işlemleri hukuken birbirinden tamamen ayrı iki süreçtir.</strong> Veri sorumlusunun önce aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi (hangi verilerin ne amaçla işleneceğini açıkça aktarması), ardından açık rızayı ayrı ve bağımsız bir irade beyanı olarak talep etmesi gerekmektedir. İlgili kişi aydınlatılmadan alınan rıza hukuken geçerlilik şartlarını taşımamaktadır.</p>

<p><strong>Sonuç ve Yaptırım Riski</strong></p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurulu, yayımladığı bu kamuoyu duyurusu ile pazarlama faaliyetlerinde tavsiye ve referans mekanizmalarını kullanan tüm veri sorumlularına ciddi bir uyarıda bulunmuştur.</p>

<p>İlgili kişilerin hak ihlallerine yol açan, aydınlatmasız ve rızasız yürütülen pazarlama faaliyetlerinin tespiti halinde, Kanun'da öngörülen yükümlülüklere aykırı hareket ettiği tespit edilen veri sorumluları hakkında <strong>6698 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi uyarınca idari yaptırım uygulanabileceği</strong> Kurul tarafından kamuoyuna duyurulmuştur.<strong> </strong>Veri sorumlularının acilen çağrı merkezi senaryolarını, pazarlama metinlerini ve referans sistemlerini bu ilkeler doğrultusunda revize etmeleri gerekmektedir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/06/beyza-gultekin.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/06/beyza-gultekin.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Beyza GÜLTEKİN</strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynak:</strong> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-kisisel-verilerin-reklam-ve-pazarlama-amacli-kullanilmasina-iliskin-kamuoyu-duyurusu" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) - Kişisel Verilerin Reklam ve Pazarlama Amaçlı Kullanılmasına İlişkin Kamuoyu Duyurusu.</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-verilerle-pazarlama-yapilmasina-iliskin-kvkk-duyurusunun-hukuki-analizi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/kisisel-veri-bilgisaray-ters.jpg" type="image/jpeg" length="33899"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[PREGABALİN MADDESİ ÖZELİNDE UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE TİCARETİ YAPMA VEYA SAĞLAMA SUÇU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/pregabalin-maddesi-ozelinde-uyusturucu-ve-uyarici-madde-ticareti-yapma-veya-saglama-sucu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/pregabalin-maddesi-ozelinde-uyusturucu-ve-uyarici-madde-ticareti-yapma-veya-saglama-sucu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1) PREGABALİN MADDESİ NEDİR?</strong></p>

<p>Pregabalin, esas olarak merkezi sinir sistemini etkileyerek aşırı aktifleşmiş sinir hücrelerini sakinleştiren ve antiepileptik (nöbet önleyici) ilaç grubunda yer alan tıbbi bir etkin maddedir. Türkiye'de pregabalin etken maddesini içeren ilaçlar (Lyrica, Regapen, Galara vb.), kötüye kullanım riskinin artması sebebiyle Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) kararıyla 1 Nisan 2019 tarihinden itibaren Yeşil Reçeteye tabi tutulmuştur. Bu tarihten itibaren hukuki niteliği değişen pregabalin maddesi, izinsiz bulundurulduğunda veya ticarete konu edildiğinde doğrudan Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında ağır cezai yaptırımlara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>Temel Kullanım Alanları</strong></p>

<p><strong>- Nöropatik Ağrı:</strong> Diyabet (şeker hastalığı), zona veya omurilik yaralanmalarına bağlı olarak ortaya çıkan kronik sinir hasarı ağrılarının tedavisinde.</p>

<p><strong>- Fibromiyalji:</strong> Yaygın kas ve kemik ağrıları ile karakterize kronik ağrı sendromunun yönetiminde.</p>

<p><strong>- Epilepsi:</strong> Yetişkinlerde beynin belirli bir bölgesinde başlayan parsiyel (kısmi) nöbetlerin tedavisinde diğer ilaçlara ek destek olarak.</p>

<p><strong>- Yaygın Anksiyete Bozukluğu:</strong> Günlük yaşamı olumsuz etkileyen, uzun süreli ve aşırı kaygı durumlarının kontrol altına alınmasında.</p>

<p><strong>Önemli Yan Etkileri</strong></p>

<p>Pregabalin kullanımı merkezi sinir sistemini baskıladığı için kişiden kişiye değişen bazı yan etkilere yol açabilir:</p>

<p><strong>- En Sık Görülenler:</strong> Baş dönmesi, şiddetli uyku hali (sedasyon), sersemlik ve ağız kuruluğu.</p>

<p><strong>- Zihinsel Etkiler:</strong> Konsantrasyon bozukluğu, kafa karışıklığı ve bazı hastalarda intihar düşüncesinde artış.</p>

<p><strong>- Fiziksel Etkiler:</strong> Bulanık görme, çift görme, koordinasyon kaybı, denge sorunları, iştah artışı ve buna bağlı hızlı kilo alımı.</p>

<p><strong>Güvenlik Uyarıları ve Riskler</strong></p>

<p><strong>- Bağımlılık Potansiyeli:</strong> Doktor kontrolü dışında yüksek dozlarda kullanılması hızlı bir şekilde fiziksel ve psikolojik bağımlılığa yol açar.</p>

<p><strong>- Ani Bırakma Tehlikesi:</strong> İlacın aniden kesilmesi; uykusuzluk, baş ağrısı, bulantı, kaygı ve nöbet tetiklenmesi gibi şiddetli yoksunluk belirtilerine neden olur. Doz azaltımı mutlaka hekim gözetiminde yapılmalıdır.</p>

<p><strong>- Etkileşimler:</strong> Alkol, sakinleştiriciler (lorazepam vb.) veya opioid türü güçlü ağrı kesicilerle birlikte tüketilmesi hayati tehlike arz eden solunum baskılanmasına yol açabilir.</p>

<p><strong>- Araç Kullanımı:</strong> Tedavi süresince ciddi dikkat dağınıklığı ve uyku hali yapabileceğinden motorlu araç veya iş makinesi kullanılmamalıdır.</p>

<p><strong>2) </strong><strong>TCK M. 188 UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İMAL VE TİCARETİ SUÇU KAPSAMINDA PREGABALİNİN HUKUKİ DURUMU</strong></p>

<p>Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 188. maddesinde düzenlenen Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, kamu sağlığına karşı işlenen ve en ağır yaptırımlara bağlanan suç tiplerinden biridir. Pregabalin (Lyrica, Regapen vb.) gibi yeşil reçeteli maddelerin ticareti, bu maddenin 6. fıkrası (TCK 188/6) kapsamında özel bir rejimle cezalandırılır.</p>

<p>Pregabalin ve genel olarak uyuşturucu madde ticareti suçunun hukuki boyutları, unsurları ve yargılama süreci şu şekildedir:</p>

<p><strong><u>1. Suçun Seçimlik Hareketleri (Ticareti ve Sağlama Hali)</u></strong></p>

<p>Kanun maddesi tek bir fiili değil, birden fazla hareketi suç saymıştır. Aşağıdaki eylemlerden herhangi birinin yapılması suçun işlenmesi için yeterlidir:</p>

<p><strong>- Satmak veya Satışa Arz Etmek :</strong> Maddenin para veya başka bir menfaat karşılığında devredilmesi ya da satılmak üzere hazırlanması.</p>

<p><strong>- Başkalarına Vermek / Sağlamak (Temin Etmek):</strong> Karşılığında para alınmasa dahi, maddenin bir başkasının kullanımına sunulması, hediye edilmesi veya ikram edilmesi (Arkadaşa "benden olsun" diyerek pregabalin vermek de hukuken temin/ticaret suçudur).</p>

<p><strong>- Sevk Etmek veya Nakletmek :</strong> Maddenin bir yerden başka bir yere taşınması veya gönderilmesi.</p>

<p><strong>- Depolamak veya Satın Almak :</strong> Ticari amaçla toplu halde saklamak veya ticaretini yapmak amacıyla bir başkasından devralmak.</p>

<p><strong><u>2. TCK M. 188/6 Maddesi ve Pregabalin İçin Ceza Miktarı</u></strong></p>

<p>Pregabalin, eroin veya kokain gibi doğrudan klasik uyuşturucu maddelerden değildir; üretimi izne, satışı yeşil reçeteye tabi bir ilaç/tıbbi maddedir. Bu nedenle cezası TCK 188/6 maddesine göre belirlenir:</p>

<p><strong>- Temel Ceza :</strong> Uyuşturucu madde ticaretinin temel cezası 10 yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır.</p>

<p><strong>- İlaç İndirimi :</strong> TCK 188/6 uyarınca, söz konusu madde yeşil reçeteye tabi bir ilaç olduğunda, tayin edilecek ceza yarıya kadar indirilebilir. Ancak mahkemeler somut olayın vahametine, hap sayısına ve sanığın kastına göre bu indirimi uygulamama veya daha az oranda (örneğin 1/3 oranında) uygulama takdirine sahiptir.</p>

<p><strong><u>3. Cezayı Artıran Nitelikli Haller (TCK M. 188/3-4-5)</u></strong></p>

<p>Eğer pregabalin veya uyuşturucu ticareti suçu aşağıdaki şartlarda işlenirse ceza yarı oranında veya daha fazla artırılır:</p>

<p><strong>- Okul ve İbadethane Yakınlığı (TCK M. 188/4-b) :</strong> Satış veya temin eyleminin; okul, yurt, ibadethane, gençlik merkezi veya hastane gibi yerlerin giriş kapısına 200 metreden daha yakın bir mesafede gerçekleşmesi durumunda ceza doğrudan yarı oranında artar (En az 15 yıl hapis).</p>

<p><strong>- Üç veya Daha Fazla Kişi (TCK 188/5) : </strong>Suçun iştirak halinde, yani 3 veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenirse ceza bir kat artar.</p>

<p><strong><u>4. Mahkemenin "Kullanım" ile "Ticaret" Ayrımını Yapma Kriterleri</u></strong></p>

<p>Yargıtay ceza dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, sanığın üzerinden veya evinden pregabalin çıktığında eylemin uyuşturucu ticareti mi yoksa kişisel kullanım (TCK 191) mı olduğunu ayırt etmek için şu kriterlere bakılır:</p>

<p><strong>- Hap Miktarı (Stoklama Sınırı) :</strong> Tıbbi reçeteyle açıklanamayan, bir kişinin makul sürede tüketeceğinin çok üzerinde (örneğin yüzlerce veya binlerce kapsül) pregabalin bulundurulması, doğrudan ticaret kastı olarak kabul edilir.</p>

<p><strong>- Ele Geçirilen Yan Deliller :</strong> Maddelerin küçük kilitli poşetlere bölünmüş olması, hassas terazi bulunması, suçtan elde edildiği değerlendirilen yüksek miktarda nakit para veya uyuşturucu ticaretine ilişkin telefon mesajlaşmaları (WhatsApp, Telegram vb. incelemeleri) suçun ticaret olduğunu kanıtlar.</p>

<p><strong>- Maddenin Saklanma Şekli :</strong> İlacın orijinal eczane kutusunda ve prospektüsüyle bulunması yerine; zulanmış, gizlenmiş veya parça parça paketlenmiş olması ticaret karinesidir.</p>

<p><strong><u>5. Etkin Pişmanlık Hükümleri (TCK M. 192)</u></strong></p>

<p>Bu suçtan yakalanan bir kişi, henüz resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce veya yakalandıktan sonra diğer suç ortaklarını, uyuşturucuyu satın aldığı kişileri veya uyuşturucunun saklandığı yerleri net ve somut bilgilerle ihbar ederse, suçluların yakalanmasını sağlarsa Etkin Pişmanlık hükümlerinden yararlanır. Bu durumda mahkeme cezada dörtte birden yarısına kadar indirim yapabilir, hatta bazı durumlarda ceza tamamen ortadan kalkabilir.</p>

<p><strong>3) </strong><strong>PREGABALİN MADDESİNİN TCK M. 188 BAĞLAMINDA TRANSİT REJİMİNDEKİ DURUMU</strong></p>

<p>Pregabalin etken maddeli ilaçların gümrük hukuku kapsamındaki transit rejimi bağlamındaki durumu; uluslararası eşya taşımacılığı, gümrük denetimleri ve ceza hukukunun kesiştiği, son yıllarda yargıda en çok uyuşmazlık yaratan hassas konulardan biridir.</p>

<p>4458 sayılı Gümrük Kanunu uyarınca "transit rejimi", ithalat vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmayan serbest dolaşımda olmayan eşyanın, Türkiye Gümrük Bölgesi üzerinden bir noktadan diğerine taşınmasını ifade eder. Ancak, söz konusu eşya pregabalin olduğunda durum gümrük vergisi muafiyetinden çıkarak doğrudan Türk Ceza Kanunu (TCK) yaptırımlarına dönüşmektedir.</p>

<p>Pregabalinin transit rejimi bağlamındaki hukuki statüsü ve doğurduğu riskler şöyledir;</p>

<p><strong><u>1. Gümrük Mevzuatı ve Sağlık Bakanlığı Özel İzni</u></strong></p>

<p>Gümrük geçişlerinde sıradan ilaçlar transit rejiminden kolaylıkla faydalanabilirken pregabalin için katı kurallar geçerlidir:</p>

<p><strong>- Özel İzne Tabi Olması :</strong> Pregabalin, Sağlık Bakanlığı'nın "Özel İznine Tabi Maddelerin İthalat Denetimi Tebliği" listelerinde yer almaktadır.</p>

<p><strong>- Beyan Zorunluluğu :</strong> Türkiye toprakları üzerinden transit geçirilecek (örneğin İran'dan gelip Avrupa'ya giden veya Avrupa'dan gelip Ortadoğu'ya transit edilen) yük konteynerlerinde pregabalin bulunuyorsa, bunun gümrük beyannamesinde/tır karnesinde açık, net ve ticari ismine (veya GTİP koduna) uygun şekilde doğru beyan edilmesi zorunludur.</p>

<p><strong><u>2. Beyan Dışı veya Farklı Beyan Edilen Yüklerin Durumu (Zulalama)</u></strong></p>

<p>Transit taşımacılık yapan tır, gemi veya konteynerlerde yapılan aramalarda; beyannamede "tekstil", "oto yedek parça" veya "plastik hammaddesi" yazmasına rağmen gizlenmiş (zulalanmış) vaziyette toplu pregabalin (Lyrica vb.) hapları bulunursa gümrük rejimi ihlal edilmiş sayılır.</p>

<p>- Bu durumda olay sadece bir gümrük mevzuatı ihlali (Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu) olarak kalmaz. Türkiye sınırlarından içeri girildiği andan itibaren "Uyuşturucu Madde İthali" veya "Ülke İçinde Nakli/Sevk Edilmesi" suçu kuralları devreye girer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><u>3. TCK M. 188. Bağlamında Cezai Sorumluluk</u></strong></p>

<p>Transit rejimindeki usulsüzlüklerde, yargılama makamları doğrudan Türk Ceza Kanunu'nun uyuşturucu ticaretine ilişkin maddelerini tatbik eder:</p>

<p><strong>- Suçun Tanımı :</strong> Türkiye sınırlarından yasadışı yollarla sokulan veya transit rejimi arkasına gizlenerek beyan dışı geçirilen pregabalin, TCK Madde 188/6 kapsamında <i>"reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu/uyarıcı madde etkisi doğuran ilaçların ticareti"</i> olarak kabul edilir.</p>

<p><strong>- Uyuşturucu İthali (TCK 188/1) :</strong> Transit taşıma yapan araçta beyan dışı yakalanan maddeler için savcılıklar kimi zaman eylemi "Uyuşturucu madde ithal etme" suçu olarak yorumlayabilmektedir. TCK 188/1 uyarınca ithal suçunun cezası 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezasıdır.</p>

<p><strong>- Nakletme ve Sevk Etme (TCK 188/3) :</strong> Eğer transit taşıma yasal sınırlar içinde başlamış ancak beyandaki usulsüzlük nedeniyle Türkiye içinde yakalanmışsa, eylem uyuşturucu maddeyi "sevk etme veya nakletme" suçu kapsamında da cezalandırılabilir. Bunun temel cezası ise 10 yıldan az olmamak üzere hapistir.</p>

<p><strong>- İlaç İndirimi Faktörü :</strong> TCK 188/6 gereğince pregabalin klasik uyuşturucu (eroin, kokain) olmadığından cezada yarıya kadar indirim imkânı vardır ancak transit rejimini kötüye kullanarak tonlarca veya yüz binlerce kapsül taşıyan uluslararası şebekelerde mahkemeler bu indirimi alt sınırdan uygulayabilir veya hiç uygulamayabilir.</p>

<p><strong><u>4. Transit Taşımada Şoförün ve Nakliye Firmasının Hukuki Durumu</u></strong></p>

<p>Transit rejiminde yaşanan yakalamalarda en büyük hukuki uyuşmazlık "suç kastı" (bilme ve isteme) noktasında toplanır:</p>

<p><strong>- Yargıtay İçtihatları :</strong> Yargıtay, transit taşımacılıkta şoförün veya taşıma şirketinin yükün içeriğini bilip bilmediğini titizlikle inceler. Eğer yük mühürlü bir konteyner ise, gümrük beyannameleri resmi evraklara uygunsa ve şoförün zula denilen gizli bölmelerden haberi olduğuna dair somut delil yoksa (parmak izi, telefon trafiği vb.), şoförün suç kastının olmadığı kabul edilerek beraat kararı verilebilir.</p>

<p><strong>- Kastın Varlığı :</strong> Ancak, gümrük mührünün sökülmüş olması, araçta resmi evrak dışı gizli bölmeler (zulalar) yapılmış olması veya şoförün üzerinde, telefonunda kaçakçılığa yönelik koordinat/mesajlaşma tespit edilmesi durumunda doğrudan fail veya iştirakçi olarak cezalandırılır.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/ismail-karadana.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Av. İsmail KARADANA</strong></p>

<p><strong>Mersin Barosu</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/pregabalin-maddesi-ozelinde-uyusturucu-ve-uyarici-madde-ticareti-yapma-veya-saglama-sucu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/terazi/terazi-mba-after-law-llb.jpg" type="image/jpeg" length="27555"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diş Hekimlerinin Malpraktis Sorumluluğu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dis-hekimlerinin-malpraktis-sorumlulugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dis-hekimlerinin-malpraktis-sorumlulugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diş hekimliği, ağız ve diş sağlığının korunmasından ileri cerrahi müdahalelere uzanan geniş bir alanda, hastanın bedensel bütünlüğüne doğrudan dokunan bir meslektir. Bu yakın temas, hekimin verdiği hizmetin yalnızca tıbbi değil aynı zamanda hukuki bir boyut taşımasına yol açar. “Malpraktis” olarak adlandırılan tıbbi kötü uygulama, hekimin mesleğin gerektirdiği özen ve bilgiden yoksun davranması, deneyimsizliği veya ilgisizliği sonucu hastaya zarar vermesi olarak tanımlanır. Diş hekimliği uygulamasında bu kavram giderek daha fazla gündeme gelmekte; hastaların bilinçlenmesi ve estetik beklentilerin artmasıyla birlikte hukuki uyuşmazlıklar da çoğalmaktadır.</p>

<p><strong>Komplikasyon ile Malpraktis Ayrımı</strong></p>

<p>Hukuki değerlendirmenin başlangıç noktası, istenmeyen sonucun bir komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğunun belirlenmesidir. Komplikasyon, tıbbın kurallarına uygun davranılmasına rağmen ortaya çıkabilen, öngörülebilir ancak her zaman önlenemeyen olumsuz gelişmedir. Örneğin yirmi yaş dişi çekiminde komşu sinire yakınlık nedeniyle gelişen geçici his kaybı, hekim gerekli tedbirleri almışsa komplikasyon kabul edilebilir. Buna karşılık röntgen incelemesi yapılmadan, anatomik yapı gözetilmeden yapılan bir çekim sonucu kalıcı sinir hasarı oluşması malpraktis niteliğindedir. Bu ayrımı belirleyen temel ölçüt, hekimin tıbbi standartlara ve özen yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığıdır.</p>

<p><strong>Sorumluluğun Hukuki Dayanakları ve Türleri</strong></p>

<p>Diş hekiminin sorumluluğu üç ayrı zeminde doğabilir. Hukuki (özel hukuk) sorumluluk, hekim ile hasta arasındaki ilişkiyi temel alır; serbest çalışan hekim bakımından bu ilişki çoğunlukla vekâlet sözleşmesi olarak nitelenir ve hekim, sonucu değil özenli davranmayı taahhüt eder. Ancak protez ve implant gibi belirli işlemlerde ilişkinin eser sözleşmesine yaklaştığı, dolayısıyla belirli bir sonucun borçlanıldığı yönünde görüşler de bulunmaktadır. Bu çerçevede zarar gören hasta maddi ve manevi tazminat talep edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cezai sorumluluk, kusurlu davranışın taksirle yaralama veya ağır hâllerde taksirle öldürme suçunu oluşturması durumunda Türk Ceza Kanunu kapsamında gündeme gelir. İdari ve mesleki (disiplin) sorumluluk ise kamuda görev yapan hekimler ile Diş Hekimleri Odası üyeleri bakımından geçerlidir; meslek kurallarına aykırılık uyarıdan meslekten geçici men edilmeye kadar uzanan yaptırımlara yol açabilir. Bu sorumluluk türleri birbirinden bağımsızdır; aynı olay nedeniyle hekim hem tazminat ödemek hem ceza almak hem de disiplin yaptırımıyla karşılaşmak durumunda kalabilir.</p>

<p><strong>Sorumluluğun Doğması İçin Aranan Koşullar</strong></p>

<p>Tazminat sorumluluğunun kurulabilmesi için kural olarak dört unsurun bir arada bulunması gerekir: hekimin hukuka aykırı bir davranışı, kusuru, hastada meydana gelen bir zarar ve davranış ile zarar arasındaki illiyet (nedensellik) bağı. Diş hekimliğinde sıkça karşılaşılan örnekler arasında yanlış dişin çekilmesi, kanal tedavisinde alet kırılması ve bunun bildirilmemesi, ölçü ve planlama hatasına bağlı implant başarısızlıkları, sterilizasyon eksikliğinden kaynaklanan enfeksiyonlar ile estetik işlemlerde beklenen sonucun sağlanamaması sayılabilir. Bu unsurların ispatı genellikle adli tıp ve bilirkişi incelemeleriyle yapılır.</p>

<p><strong>Aydınlatılmış Onam ve Belgelendirme</strong></p>

<p>Hekimin teknik açıdan kusursuz davranması tek başına yeterli değildir; hastanın yapılacak işlem, alternatifleri, riskleri ve olası sonuçları hakkında anlaşılır biçimde bilgilendirilip rızasının alınması da zorunludur. Aydınlatılmış onamın yazılı olarak ve işleme özgü biçimde alınması, uyuşmazlık hâlinde hekimin en önemli savunma araçlarından biridir. Genel ifadeler içeren matbu formlar çoğu zaman yetersiz bulunmaktadır. Aynı şekilde muayene bulgularının, radyografilerin ve tedavi sürecinin eksiksiz kaydı, hem hasta güvenliği hem de hukuki korunma açısından belirleyicidir; kayıt tutmamak, çoğu yargı kararında hekim aleyhine yorumlanmaktadır.</p>

<p><strong>Korunma ve Risk Yönetimi</strong></p>

<p>Diş hekimleri açısından en etkili korunma yolu, hukuki riski doğmadan önce yönetmektir. Güncel bilimsel standartlara uyum, gerçekçi beklenti yönetimi, özenli kayıt ve onam süreçleri ile hasta ile sağlıklı iletişim, uyuşmazlıkların büyük bölümünü baştan önler. Bunların yanında mesleki sorumluluk (malpraktis) sigortası, oluşabilecek tazminat yükünü devrederek hekimi ekonomik açıdan güvenceye alır. Sonuç olarak diş hekiminin sorumluluğu, yalnızca bir ceza tehdidi olarak değil; mesleğin özen, dürüstlük ve şeffaflık ilkeleriyle icra edilmesini sağlayan bir güvence sistemi olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/emre-guler.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/emre-guler.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Emre GÜLER</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dis-hekimlerinin-malpraktis-sorumlulugu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/09/saglik-dis.jpg" type="image/jpeg" length="50122"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üçüncü Kişilerden Elde Edilen Kişisel Verilerin Reklam ve Pazarlama Amaçlı Kullanılmasına İlişkin Kamuoyu Duyurusu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-kisisel-verilerin-reklam-ve-pazarlama-amacli-kullanilmasina-iliskin-kamuoyu-duyurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-kisisel-verilerin-reklam-ve-pazarlama-amacli-kullanilmasina-iliskin-kamuoyu-duyurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>Üçüncü Kişilerden Elde Edilen Kişisel Verilerin Reklam ve Pazarlama Amaçlı Kullanılmasına İlişkin Kamuoyu Duyurusu</strong></h3>

<p>Kurumumuza, çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren veri sorumlularının mevcut müşterilerinden veya üçüncü kişilerden temin ettikleri iletişim bilgilerini reklam ve pazarlama amacıyla kullandıklarına ilişkin çok sayıda ihbar ve şikâyet ulaşmıştır. Şikayetlerde, ilgili kişilere ait telefon numarası, elektronik posta adresi ve benzeri iletişim bilgilerinin; referans, tavsiye, marka elçiliği, tanıdık yönlendirmesi veya müşteri önerisi gibi yöntemlerle üçüncü kişilerden elde edildiği belirtilerek ilgili kişilere aydınlatma yapılmadan ve açık rızaları alınmadan sesli arama veya kısa mesaj (SMS) yoluyla pazarlama faaliyetinde bulunulduğu belirtilmektedir.</p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından yapılan incelemelerde de, kişisel verilerin üçüncü kişilerden elde edilerek reklam ve pazarlama faaliyetlerinde kullanıldığı görülmüştür. Ancak kişisel verilerin üçüncü kişilerden elde edilmiş olması, veri sorumlularına bu verileri reklam ve pazarlama amacıyla işleme konusunda doğrudan bir hukuki dayanak sağlamamaktadır. Bu nedenle, söz konusu faaliyetlerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda (Kanun düzenlenen kişisel veri işleme şartlarına ve veri sorumlularının yükümlülüklerine uygun şekilde yürütülmesi gerekmektedir.</p>

<p>Bu doğrultuda, üçüncü kişilerden elde edilen iletişim bilgilerinin reklam ve pazarlama amacıyla kullanılması sırasında veri sorumlularının yükümlülüklerine ilişkin farkındalığın artırılması ve hak ihlallerinin önlenmesi amacıyla kamuoyunun bilgilendirilmesine ihtiyaç duyulmuştur.</p>

<p>6698 sayılı Kanun’un amacı, kişisel verilerin işlenmesinde kişilerin temel hak ve özgürlüklerini, özellikle de özel hayatın gizliliğini korumak ve kişisel veri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p>Kanun uyarınca kişisel veriler, kural olarak ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenememektir ancak Kanun’un 5’inci maddesinde sayılan hukuki işleme şartlarından birinin bulunması halinde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın da kişisel veri işlenmesi mümkündür. Bu açıdan reklam ve pazarlama faaliyetleri bakımından kişisel veri işleme şartının her somut olay özelinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.</p>

<p>Öte yandan, Kanun’un 10’uncu maddesi uyarınca veri sorumluları, kişisel verilerin elde edilmesi sırasında ilgili kişileri; veri sorumlusunun kimliği, kişisel verilerin işlenme amacı, işlenen kişisel verilerin aktarılabileceği kişiler ve amaçlar, kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi ile ilgili kişinin Kanun kapsamındaki hakları hakkında bilgilendirmekle yükümlüdür.</p>

<p>Kişisel verilerin doğrudan ilgili kişiden elde edilmediği durumlarda uygulanacak usul ve esaslar, Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’de (Tebliğ) düzenlenmiştir. Buna göre; fiili imkânsızlık veya ilgili kişiye ulaşılamaması nedeniyle kişisel veriler doğrudan ilgili kişiden elde edilemiyorsa, veri sorumluları;</p>

<p>- Kişisel verilerin elde edilmesinden itibaren makul bir süre içerisinde,</p>

<p>- Kişisel veriler ilgili kişiyle iletişim kurulması amacıyla kullanılacaksa ilk iletişim sırasında,</p>

<p>- Kişisel veriler aktarılacaksa en geç ilk aktarım esnasında</p>

<p>ilgili kişiyi aydınlatmakla yükümlüdür.</p>

<p>Buna rağmen uygulamada, üçüncü kişilerden temin edilen iletişim bilgileri kullanılarak çağrı merkezleri aracılığıyla doğrudan pazarlama aramaları yapıldığı; bu aramalarda ilgili kişilere Kanun kapsamında gerekli aydınlatmanın yapılmadığı ve kişilerin herhangi bir aydınlatma metnine de yönlendirilmediği görülmektedir.</p>

<p>Kurumumuza yansıyan uygulamalarda, ilgili kişilerin tanıtımlar hakkında bilgi almaya devam etmesi, görüşmeyi hemen sonlandırmaması, veri sorumlusunun faaliyetlerine ilişkin soru sorması veya SMS yoluyla ret bildiriminde bulunmaması gibi davranışların zaman zaman veri sorumluları tarafından açık rıza olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Ancak Kanun’a göre “açık rıza”, belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanana ve özgür iradeyle açıklanan bir irade beyanıdır. Bu kapsamda belirtilen unsurları taşımayan zımni davranışlar tek başına geçerli bir açık rıza olarak kabul edilememektedir.</p>

<p>İlgili kişinin hangi kişisel verilerinin işleneceği ve bunun sonuçları hakkında yeterli bilgi sahibi olabilmesi için, bilgilendirmenin açık, anlaşılır ve tereddüde yer vermeyecek şekilde yapılması gerekmektedir. Bu bilgilendirme tamamlandıktan sonra, açık rızaya dayanan kişisel veri işleme faaliyetlerinde ilgili kişinin açık rızasının ayrıca alınması zorunludur. Nitekim Tebliğ’in 5’inci maddesinde, açık rızaya dayalı kişisel veri işleme faaliyetlerinde aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi ile açık rıza alınmasının birbirinden ayrı işlemler olduğu açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla veri sorumluları, öncelikle aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeli, ardından gerekli hallerde ilgili kişinin açık rızasını ayrı bir irade açıklamasıyla almalıdır.</p>

<p>Bu çerçevede söz konusu uygulamalar nedeniyle ortaya çıkabilecek hak ihlallerinin önüne geçilebilmesi ve kişisel veri işleme faaliyetlerinin hukuka uygun yürütülebilmesi için;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Kişisel verilerin doğrudan ilgili kişiden temin edilemediği durumlarda, Tebliğ’in 6’ncı maddesi uyarınca aydınlatma yükümlülüğünün süresinde ve usulüne uygun şekilde yerine getirilmesi,</p>

<p>- İlgili kişilerin kişisel verilerinin işlenme süreçleri hakkında açık, anlaşılır ve eksiksiz biçimde bilgilendirilmesi,</p>

<p>- Açık rızaya dayalı kişisel veri işleme faaliyetlerinde; açık rızanın belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanmış olması,</p>

<p>- İlgili kişilerin kampanyayı dinlemeye devam etmesi, görüşmeyi sonlandırmaması, bilgi almak istemesi veya SMS’e ret cevabı vermemesi gibi davranışlarının tek başına geçerli bir açık rıza olarak değerlendirilmemesi,</p>

<p>- Tebliğ hükümleri doğrultusunda, aydınlatma yükümlülüğü ile açık rıza alma süreçlerinin birbirinden bağımsız şekilde yürütülmesi,</p>

<p>- Reklam ve pazarlama faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen tüm kişisel veri işleme süreçlerinde, Kanun ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun hareket edilmesi ve ilgili kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin gözetilmesi</p>

<p>gerekmektedir.</p>

<p>Bu çerçevede, Kanun’da öngörülen yükümlülüklere aykırı hareket ettiği tespit edilen veri sorumluları hakkında 6698 sayılı Kanun’un 18’inci maddesi kapsamında idari yaptırım uygulanabileceği hususu kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURU</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-kisisel-verilerin-reklam-ve-pazarlama-amacli-kullanilmasina-iliskin-kamuoyu-duyurusu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/kvkk-mu.jpg" type="image/jpeg" length="13261"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YKS sonuçları açıklandı: Birinci olan adaylar belli oldu!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yks-sonuclari-aciklandi-birinci-olan-adaylar-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yks-sonuclari-aciklandi-birinci-olan-adaylar-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÖSYM, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarını açıkladı. Yaklaşık 2,5 milyon adayın katıldığı sınavın tercih işlemleri 29 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında yapılacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarını açıkladı.</p>

<p>ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, YKS sonuçlarının "<a href="https://ykssonuc.osym.gov.tr/" rel="nofollow noopener" target="_blank">https://ykssonuc.osym.gov.tr/</a>" internet adresinden erişime açıldığını bildirdi.</p>

<h3>TERCİH İŞLEMLERİ 10 AĞUSTOS'TA SONA ERECEK</h3>

<p>Yaklaşık 2,5 milyon adayın başvurduğu sınavın ardından tercih işlemleri 29 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında yapılacak.</p>

<h3>BİRİNCİLER BELLİ OLDU</h3>

<p>ÖSYM Başkanı Ersoy, 2026-YKS'de dereceye giren adayları şu şekilde açıkladı:</p>

<p><i>"Temel Yeterlilik Testi (TYT) birincilerimiz; İlker Uyanıker Yıldız Teknik Üniversitesi Maçka Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi-İstanbul, Abdullah Uslu Eskişehir Fatih Fen Lisesi-Eskişehir, Miraç Koşar, Şanlıurfa Fen Lisesi-Şanlıurfa Doğa Erdemir, Kadıköy Anadolu Lisesi-İstanbul, Şerif Efe Dartar, Kabataş Erkek Lisesi-İstanbul.</i></p>

<p><i>Alan Yeterlilik Testleri (AYT) birincilerimiz; sayısal alanında Şerif Efe Dartar Kabataş Erkek Lisesi-İstanbul, sözel alanında Enes Salahaddin Coşkun Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi-İstanbul, eşit ağırlık alanında Tuğsem Bahar Kabataş Erkek Lisesi-İstanbul.</i></p>

<p><i>Yabancı Dil Testi (YDT) birincilerimiz; Almanca Eylül Uyar Kabataş Erkek Lisesi-İstanbul, Arapça Ammar Moataz Mohamed Ibrahım Mahmoud Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi-İstanbul, Fransızca Sena İlhan Açık Öğretim Lisesi-Denizli, İngilizce Doğa Erdemir Kadıköy Anadolu Lisesi-İstanbul, Rusça Ela Demirel Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesi-İstanbul ."</i></p>

<h3>KADIN ADAYLARIN SINAVA KATILIM ORANI DAHA YÜKSEK</h3>

<p>Sınava başvuran 2 milyon 425 bin 627 adaydan 2 milyon 255 bin 76'sı TYT'ye katılırken, AYT'ye başvuran 1 milyon 627 bin 970 adayın 1 milyon 473 bin 113'ü sınava girdi. YDT'ye başvuran 203 bin 640 adaydan ise 143 bin 270'i sınava katıldı.</p>

<p>Tüm oturumlarda kadın adayların sınava katılım oranının erkek adaylardan daha yüksek olduğu bildirildi.</p>

<p>ÖSYM verilerine göre, TYT'de ortaöğretim son sınıf öğrencilerinin doğru cevap ortalamaları Türkçede 20,5, sosyal bilimlerde 10,2, temel matematikte 6,8 ve fen bilimlerinde 4,3 olarak gerçekleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>TERCİH KILAVUZU YAYIMLANACAK</h3>

<p>Sonuçların açıklanmasıyla birlikte ÖSYM, Yükseköğretim Programları ve Kontenjan Kılavuzu'nu da yayımlayacak. Kılavuzda kontenjanların yanı sıra üniversitelerin geçen yıl hangi taban ve tavan puan aralıklarıyla öğrenci kabul ettiği yer alacak.</p>

<h3>İKİ SORU İPTAL EDİLDİ</h3>

<p>Öte yandan ÖSYM'nin internet sitesinde, 2 sorunun iptal edilerek değerlendirme işlemlerinin yapıldığı bildirilerek, şu açıklamada bulunuldu:</p>

<p><i>"20-21 Haziran 2026 tarihlerinde uygulanan 2026-YKS'nın madde analizleri incelenmiş, cevap anahtarlarının kontrolleri tamamlanmış, itirazlar bilimsel açıdan değerlendirilmiş ve 21 Haziran 2026 tarihinde uygulanan 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri'nin Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 20 numaralı sorunun iptal edilmesine karar verilmiş olup Matematik Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 23 numaralı soru ise yargı kararı gereği iptal edilerek değerlendirme işlemleri yapılmıştır."</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yks-sonuclari-aciklandi-birinci-olan-adaylar-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/osym-duyurular-2.jpg" type="image/jpeg" length="77770"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Araştırma ve Eğitim Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turkiye-yazma-eserler-kurumu-baskanligi-arastirma-ve-egitim-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turkiye-yazma-eserler-kurumu-baskanligi-arastirma-ve-egitim-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Araştırma ve Eğitim Merkezi Yönetmeliği, 21 Temmuz 2026 Tarihli ve 33316 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığından:</strong></p>

<p><strong>TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI ARAŞTIRMA VE EĞİTİM MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç </strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı bünyesinde kurulan Araştırma ve Eğitim Merkezinin kuruluşu, görevleri, organları, çalışma şekli ve yönetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam </strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Araştırma ve Eğitim Merkezinin kuruluşu, görevleri, yönetim organları, çalışma şekli ve yönetimine ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak </strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 724 üncü, 728 inci ve 796 ncı maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar </strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Bakan: Kültür ve Turizm Bakanını,</p>

<p>b) Başkan: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanını,</p>

<p>c) Başkanlık (TÜYEK): Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığını,</p>

<p>ç) Birim: TÜYEK’in merkez ve taşra teşkilatı birimlerini,</p>

<p>d) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>e) İhtisas elemanı: Başkanlık birimlerinde görevli yazma eser uzmanı, restoratör, mütercim, kütüphaneci, biyolog, kimyager ve kitap patologlarını,</p>

<p>f) Merkez: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Araştırma ve Eğitim Merkezini,</p>

<p>g) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>ğ) Program Kurulu: Merkezin Program Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Kuruluşu, Görevleri ve Yönetim Organları</p>

<p><strong>Merkezin kuruluşu, merkezi ve çalışma birimleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Merkez, TÜYEK bünyesinde İstanbul’da kurulmuştur.</p>

<p>(2) Merkez, görev alanına giren konularda eğitim ve araştırma faaliyetlerini yürütür.</p>

<p>(3) Merkez bünyesinde; Başkan onayıyla atölye, laboratuvar, uygulama birimi, dijital eğitim birimi, yayın/iletişim birimi ve benzeri çalışma birimleri oluşturulabilir.</p>

<p><strong>Merkezin görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Merkezin görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Başkanlığın faaliyet alanlarına ilişkin kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, vakıflar, dernekler, özel sektör, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle koordinasyon içerisinde araştırma ve eğitim programları organize etmek.</p>

<p>b) Başkanlık birimlerinin koordinasyonunda, kurumsal veya bireysel uygulamalı eğitim etkinliklerinde bulunmak, yazma eser kültürü, Osmanlı Türkçesi, hat, tezhip, ebru, ciltçilik gibi geleneksel kitap sanatları, yazma eserlerin kataloglanması, restorasyonu, konservasyonu, dijitalleştirilmesi, yapay zekâ uygulamaları ve yayım faaliyetleri ile ilgili sertifikalı veya sertifikasız, ulusal veya uluslararası düzeyde, yüz yüze veya çevrimiçi eğitim programları, seminerler, meslekî gelişim ve uzmanlık kursları düzenlemek.</p>

<p>c) Başkanlığın görev alanına giren konularda, Başkanlık Personel ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığının koordinasyon ve iş birliğinde Kurum personeline yönelik hizmet içi eğitimler düzenlemek, Başkanlığın ilgili birimlerinin ihtiyaçları doğrultusunda her türlü eğitim çalışmalarının organizasyonlarını yapmak.</p>

<p>ç) Başkanlığın faaliyet alanlarında bilgi ve deneyimlerin paylaşılacağı çevrimiçi portal, atölye, forum, yayın serisi gibi platformlar oluşturmak; ulusal, uluslararası ölçekli sempozyum, çalıştay, seminer ve konferans gibi akademik faaliyetleri planlamak, bu faaliyetlerin gerçekleşmesine katkı ve teşvikte bulunmak.</p>

<p>d) Başkanlığın kuruluş amacı doğrultusunda ulusal-uluslararası ölçekli araştırma, geliştirme ve danışmanlık projeleri yürütmek ve yönlendirmek, yapılan araştırmaları desteklemek ve teşvik etmek, ulusal ve uluslararası dış paydaşlarla iş birliğini geliştirerek Başkanlığın görünürlüğünü arttırmak.</p>

<p>e) Başkanlık daire başkanlıkları koordinasyonu ve iş birliğinde ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla müşterek projeler geliştirmek, değişim programları düzenlemek.</p>

<p>f) Başkanlık Yazma ve Nadir Eserler Dairesi Başkanlığı, Çeviri Yayım Dairesi Başkanlığı, Kitap Şifahanesi ve Arşiv Dairesi Başkanlığı ve Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığı ile koordineli olarak, yazma eser kültürü ve çalışmaları, yazma eser kütüphaneleri ve geleneksel kitap sanatları alanında ulusal-uluslararası ölçekli yeni bulgu, düzenleme, proje, neşir ve etkinliklerin periyodik olarak tanıtılacağı dijital ve/veya matbu yayınlar yapmak.</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları </strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Program Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür ve görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Müdür, Başkanın teklifi üzerine Bakan tarafından atanır.</p>

<p>(2) Müdür, Merkezin görevlerinin yürütülmesinden sorumludur.</p>

<p>(3) Müdürün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin planlama, koordinasyon ve idari işlerini yürütmek.</p>

<p>b) Merkez adına her türlü iletişimi ve iş birliğini sağlamak.</p>

<p>c) TÜYEK bünyesinde yürütülecek araştırma ve eğitim faaliyetlerinin yıllık raporunu ve sonraki yıla ait çalışma programını her yıl temmuz ayı itibarıyla hazırlamak ve Başkana sunmak.</p>

<p>ç) Başkan onayı ile Danışma Kurulunu toplantıya çağırmak, Program Kuruluna başkanlık etmek, Başkanın katılmaması halinde Danışma Kuruluna başkanlık etmek ve bu kurullarda alınan kararları, programa uygun olarak uygulamak.</p>

<p>d) Merkez personelini sevk ve idare etmek.</p>

<p>e) Başkan tarafından verilen diğer görevleri yapmak.</p>

<p>(4) Müdür, Program Kurulu ve Danışma Kurulunun doğal üyesidir.</p>

<p><strong>Program Kurulu </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Program Kurulu, Başkan tarafından TÜYEK’te görev yapan yazma eser uzman ve uzman yardımcıları ile uygun görülen diğer ihtisas elemanları arasından görevlendirilen altı üye ile Müdürden oluşur. Program Kurulu çalışmalarını Müdürün başkanlığında yürütür.</p>

<p>(2) Program Kurulu üyeleri iki yıl süre ile görev yapar. Görev süresi sona eren Program Kurulu üyesi aynı usulle yeniden görevlendirilebilir veya görev süresi dolmadan görevden alınabilir. Üyeliğin herhangi bir sebeple boşalması halinde, kalan süreyi tamamlamak üzere aynı usulle yeni üye görevlendirilir.</p>

<p>(3) Program Kurulu, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplantıya katılanların oy çokluğu ile karar alır. Oyların eşitliği halinde Müdürün oyu yönünde çoğunluk sağlanmış olur.</p>

<p><strong>Program Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Program Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin uygulamaları ve gerçekleştireceği faaliyetlere ilişkin görüş ve tekliflerde bulunmak.</p>

<p>b) Merkezin faaliyet programlarına ilişkin her türlü düzenlemenin yapılması ve yıllık raporun hazırlanması hususunda Müdüre yardımcı olmak, bir sonraki döneme ait çalışma programına katkı sunmak.</p>

<p>c) Merkez bünyesinde yürütülmesi kararlaştırılan her türlü araştırma ve eğitim faaliyetine ilişkin katılım şartları, eğitmen ve kursiyer özellikleri, program sonunda verilecek katılım belgesi, kurs bitirme belgesi, sertifika ve benzeri belgeler ile ilgili esaslarda görüş ve önerilerde bulunmak.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu ve görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Danışma Kurulu; Başkan, Müdür ve Başkan tarafından görevlendirilen dokuz üyeden oluşur. Danışma Kuruluna; TÜYEK bünyesinde görev yapan dört kişi; yazma eser, restorasyon, konservasyon, dijitalleştirme teknolojileri ile hat, tezhip, ebru, ciltçilik gibi yazma eserler ile ilgili sanatlar alanında görev yapan kamu veya özel kurum kuruluşlardaki kişiler arasından beş kişi belirlenir. Başkan, Danışma Kuruluna başkanlık eder.</p>

<p>(2) Danışma Kurulu üyeleri iki yıl süre ile görev yapar. Görev süresi sona eren Danışma Kurulu üyesi aynı usulle yeniden görevlendirilebilir veya görev süresi dolmadan görevden alınabilir. Üyeliğin herhangi bir sebeple boşalması halinde, kalan süreyi tamamlamak üzere aynı usulle yeni üye görevlendirilir.</p>

<p>(3) Danışma Kurulu, Merkezin faaliyetlerini gözden geçirerek ilgili konularda gerekli tavsiyelerde bulunur. Merkezin yıllık faaliyet raporunu, çalışma programını, eğitim faaliyetlerini değerlendirir, yapılmış ve halen yürütülen çalışmalar hakkında görüş bildirir, önerilerde bulunur ve bir sonraki çalışma yılına ait programı değerlendirir.</p>

<p>(4) Danışma Kurulu yılda en az iki defa Başkanın başkanlığında üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplantılarda kararlar katılan üyelerin oy çokluğu ile alınır.</p>

<p><strong>Kurulların çalışma usulü, sekretarya ve üyeliğin sona ermesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Program Kurulu ve Danışma Kurulunun sekretarya hizmetleri Merkez tarafından yürütülür; toplantı gündemi Müdür tarafından hazırlanır ve üyelere toplantıdan bir hafta önce bildirilir.</p>

<p>(2) Kurul kararları toplantı tutanağına bağlanır, tutanaklar imza altına alınır ve Merkezde muhafaza edilir.</p>

<p>(3) İhtiyaç halinde kurullar çevrimiçi olarak toplanabilir.</p>

<p>(4) Üyeler; görev süresi dolmadan önce yazılı talep ile çekilebilir. Mazeretsiz şekilde art arda iki toplantıya katılmama, görevin gerektirdiği tarafsızlık/etik ilkelere aykırı davranma gibi hallerde üyelik, Başkan onayıyla sona erdirilebilir.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Yönerge </strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Merkez bünyesinde yürütülmesi kararlaştırılan her türlü araştırma ve eğitim faaliyetiyle ilgili eğitici ve öğreticilerin görevlendirilmesi, kursiyerlerde aranacak şartlar, kursiyerlerin kayıt usulleri, sertifikalandırma, Merkez bünyesinde oluşturulacak çalışma birimlerinin çalışma usul ve esasları ve benzeri hususlar Merkez tarafından çıkarılan yönerge ile belirlenir.</p>

<p><strong>Kişisel veriler, gizlilik ve fikrî mülkiyet </strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Merkezin eğitim ve araştırma faaliyetleri, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili mevzuata uygun şekilde yürütülür, kişisel verilerin saklanması, silinmesi, yok edilmesi ve anonim hale getirilmesinde Başkanlığın kişisel veri saklama ve imha politikası çerçevesinde işlem tesis edilir.</p>

<p>(2) Merkez bünyesinde yürütülen faaliyetlerde fikrî mülkiyet ve veri gizliliğine ilişkin hususlar ilgili mevzuat kapsamında yürütülür.</p>

<p><strong>Demirbaş ve ekipmanlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Merkez bünyesinde yürütülen araştırma-eğitim faaliyetleri ve projeler kapsamında alınan her türlü alet, donanım ve demirbaşlar, Merkezin kullanımına tahsis edilir.</p>

<p><strong>İş birliği projeleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Merkezin faaliyet alanına giren konularla ilgili olarak; diğer kamu veya özel kurum ve kuruluşlarla iş birliği halinde yerel ve ulusal düzeylerde hazırladığı projeler Başkan onayı ile ve uluslararası düzeyde hazırlanan projeler Bakan onayı ile yürürlüğe konulur.</p>

<p><strong>Yürürlük </strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme </strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turkiye-yazma-eserler-kurumu-baskanligi-arastirma-ve-egitim-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="69527"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/maden-isyerlerinde-is-sagligi-ve-guvenligi-yonetmeliginde-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/maden-isyerlerinde-is-sagligi-ve-guvenligi-yonetmeliginde-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 21 Temmuz 2026 Tarihli ve 33316 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>MADEN İŞYERLERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>19/9/2013 tarihli ve 28770 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“t) Ana havalandırma fanı: Yeraltı maden işyerlerinde havalandırmayı sağlamak amacı ile kullanılan ana vantilatör ya da ana aspiratörü,</p>

<p>u) Tali havalandırma fanı: Ana havalandırma akışı ile bağlantısı bulunan hazırlık ve kurtarma çalışmalarının yapıldığı yerlerde kullanılan fanı,</p>

<p>ü) Yedek güç sistemi: Ana elektrik şebekesinden ve diğer dış besleme hatlarından bağımsız olarak çalışan, ana enerjinin kesilmesi halinde bağlı bulunduğu sistemleri besleyebilecek kapasitede tasarlanmış jeneratör veya jeneratör benzeri güç sistemlerini,</p>

<p>v) Yedek havalandırma fanı: Ana havalandırma fanının devre dışı kalması durumunda kullanılan vantilatörü ya da aspiratörü,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin Ek-3’ünün 8.8 inci bendinin birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, 8.11 inci bendinde yer alan “hazırlanan” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı bende aşağıdaki alt bent eklenmiş, 10.7 nci ve 10.13 üncü bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Ana havalandırma fanı ana enerji sistemi dışında yedek güç sistemine de bağlı durumda olur.”</p>

<p>“g) Grizulu maden ocaklarında tali havalandırma fanının arızalanması durumunda tali havalandırma fanının yedeğinin kurulum talimatı ve bu işlemde görevlendirilen çalışanlar,”</p>

<p>“10.7. Tali havalandırma</p>

<p>10.7.1. Tali havalandırma sadece ana havalandırma akışı ile bağlantısı bulunan hazırlık ve kurtarma çalışmalarının yapıldığı yerlerde uygulanır. Tali havalandırmada kısa devreyi önleyecek tedbirler alınır. Tali havalandırmada kullanılan vantüpler antistatik ve alev yürütmez özellikte olur.</p>

<p>10.7.2. Tali havalandırma yapılan bölgedeki fanın devre dışı kalması durumunda, buradaki çalışanlar derhal tahliye edilir. Uygun hava özellikleri ve havalandırma sağlanmadıkça çalışanlar bölgeye ve bu durumdan etkilenebilecek diğer tehlikeli bölgelere sokulmaz.</p>

<p>10.7.3. Tali havalandırma yapılan bölgelerde tali havalandırma fanının yedeği, vantüp bağlantı elemanları (kelepçe, tel vb.) ve kurulum için gerekli diğer teçhizat ile birlikte kuruluma hazır bir şekilde tali havalandırma fanının yanında bulundurulur. Tali havalandırma fanı yedeğinin kurulumu sırasında alınması gerekli tedbirler sağlık ve güvenlik dokümanında belirtilir.”</p>

<p>“10.13 Bütün grizulu ocaklarda, ocağın havalandırmasını sağlayacak güçte ana havalandırma fanı/fanları ve ana havalandırma fanı ile eşdeğer yedek havalandırma fanı/fanları bulundurulur. Ana havalandırma fanının herhangi bir nedenle durması halinde, yedek havalandırma fanının havalandırma sürekliliğini sağlayacak şekilde derhal devreye girmesi sağlanır. Yedek havalandırma fanının havalandırma sürekliliğini sağlayacak şekilde derhal devreye girdiğine ilişkin testler en geç ayda bir yapılır ve kayıt altına alınır. Yapılan testler sırasında alınması gerekli tedbirler sağlık ve güvenlik dokümanında belirtilir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/maden-isyerlerinde-is-sagligi-ve-guvenligi-yonetmeliginde-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="98080"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Turkuaz Kubbenin Altında Yüzyıllardır Süren Buluşma]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turkuaz-kubbenin-altinda-yuzyillardir-suren-bulusma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turkuaz-kubbenin-altinda-yuzyillardir-suren-bulusma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya kent merkezinde yükselen turkuaz kubbe, her yıl dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçileri ağırlamaya devam ediyor. Türkiye'nin en çok ziyaret edilen müzeleri arasında gösterilen mekân, aralık ayında düzenlenen törenlerle birlikte kente yoğun bir hareketlilik kazandırıyor. Bu hareketlilik, konaklamadan ulaşıma kadar şehrin birçok sektörüne yansıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin 1273 yılındaki vefatının ardından türbesinin bulunduğu alan, zaman içinde Anadolu'nun en önemli kültür merkezlerinden biri haline geldi. 1926 yılından bu yana müze olarak hizmet veren yapı, Kubbe-i Hadra adıyla bilinen turkuaz kubbesiyle kentin simgeleri arasında yer alıyor. Müze ve çevresindeki gelişmeler, <strong>Konya yerel haber</strong> gündeminin değişmeyen başlıklarından birini oluşturuyor.</p>

<h2>ARALIK AYINDA KENT HAREKETLENİYOR</h2>

<p>Şeb-i Arus törenleri, her yıl Mevlana'nın vefat yıl dönümü olan 17 Aralık'a uzanan bir takvimle düzenleniyor. "Düğün gecesi" anlamına gelen Şeb-i Arus döneminde kentteki otellerin doluluk oranları yükseliyor, sema gösterilerinin yapıldığı salonlar günler öncesinden doluyor. Yurt içinden ve yurt dışından gelen ziyaretçiler, tören haftasında müze çevresinde uzun kuyruklar oluşturuyor.</p>

<p>Tören dönemi için kente gelmeyi planlayan ziyaretçilerin gündeminde aralık ayındaki <strong>Konya hava durumu</strong> da bulunuyor. Kış aylarında etkili olan soğuk ve zaman zaman görülen kar yağışı, ulaşım planlamasını doğrudan etkiliyor. Kent gündemine ilişkin gelişmeler, <a href="https://www.konyayenigun.com/" rel="dofollow" target="_blank" title="Konya Haber"><strong>Konya Haber</strong></a> başlıkları altında gün boyu güncellenerek vatandaşlarla buluşuyor.</p>

<h2>MÜZEYE İLGİ YIL BOYU SÜRÜYOR</h2>

<p>Mevlana Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerinde Türkiye'nin en çok ziyaret edilen müzeleri sıralamasının üst basamaklarında yer alıyor. Müzenin avlusundaki derviş hücreleri, semahane bölümü ve türbe, Selçuklu ile Osmanlı dönemine ait el yazması eserlerle birlikte ziyarete açık tutuluyor. Ziyaretçi yoğunluğu yalnızca tören dönemiyle sınırlı kalmıyor, yılın on iki ayına yayılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Müze çevresinde yürütülen düzenleme çalışmaları ve kültür etkinlikleri kent basınında geniş yer buluyor. Etkinlik takvimi, ulaşım düzenlemeleri ve ziyaret saatlerine ilişkin duyurular, <a href="https://www.konyayenigun.com/" rel="dofollow" target="_blank" title="Konya Haberleri"><strong>Konya Haberleri</strong></a> sayfalarında düzenli olarak paylaşılıyor. Tarihi kent dokusu ile müzenin bir arada sunduğu atmosfer, Konya'yı kültür turizminde öne çıkaran unsurların başında geliyor.</p>

<p>Kent yönetimi ve turizm işletmeleri, tören dönemine yönelik hazırlıklarını her yıl sonbahar aylarında tamamlıyor. Tur şirketlerinin aralık programlarına Konya'yı eklemesi, şehirdeki kültür turizminin sürekliliğine katkı sağlıyor. Uzun yıllardır kesintisiz düzenlenen törenler, kentin uluslararası tanınırlığını güçlendirmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turkuaz-kubbenin-altinda-yuzyillardir-suren-bulusma</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/konya-haberleri.jpg" type="image/jpeg" length="36824"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Hak Kaybına Neden Olan En Büyük Hatalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BjdDJh1aHnQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92593"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="57244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="93794"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="78872"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="32021"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="23855"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25525"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="89715"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="22405"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="40221"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="66926"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="83783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="77282"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="94194"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="30121"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="63705"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="38699"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="78276"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="83762"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="64879"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
