<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 04 Apr 2026 01:17:34 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FİNANSAL YENİDEN YAPILANDIRMA SÖZLEŞMELERİ KAPSAMINDA İCRA DAİRELERİNCE UYGULANAN HARÇ MUAFİYETLERİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/finansal-yeniden-yapilandirma-sozlesmeleri-kapsaminda-icra-dairelerince-uygulanan-harc-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/finansal-yeniden-yapilandirma-sozlesmeleri-kapsaminda-icra-dairelerince-uygulanan-harc-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA DERİNLEMESİNE BİR İNCELEME]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özet:</strong> Bu makalede, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. maddesi kapsamında akdedilen Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri (FYYS) uyarınca icra dairelerinde yapılan işlemlerdeki harç muafiyetleri, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin güncel kararları çerçevesinde uygulayıcı gözüyle incelenmektedir. İcra müdürü perspektifiyle kaleme alınan çalışmada, teori ile uygulama arasındaki köprü kurularak, tahsil harcı, cezaevi harcı ve İİK m. 150/c şerhinin fekki gibi konulardaki yargısal yaklaşımlar her bir karar özelinde detaylı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada, harç muafiyetlerinin sınırları, sözleşmenin nispiliği ilkesi ve icra müdürünün inceleme yetkisi gibi temel hukuki müesseseler, somut uyuşmazlıklar üzerinden tartışılmıştır.</p>

<p><strong>1. Giriş ve Kavramsal Çerçeve</strong></p>

<p>İcra ve İflas Hukuku uygulamasında, alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin sağlanması kadar, devletin harç gelirlerinin korunması da icra müdürlüklerinin temel görevleri arasındadır. İcra daireleri, cebri icra yetkisini kullanırken bir yandan alacaklının hakkına kavuşmasını temin etmekte, diğer yandan da devletin mali haklarını gözetmekle yükümlüdür. Ancak kanun koyucu, ekonomik istikrarı sağlamak, finansal darboğazdaki işletmeleri kurtarmak ve ticari hayatın devamlılığını güvence altına almak amacıyla zaman zaman çeşitli harç muafiyetleri ihdas etmektedir. Bu muafiyetlerin en önemlilerinden biri de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. maddesi ile getirilen düzenlemedir.</p>

<p>Uygulamada icra müdürlükleri ile taraflar arasında sıklıkla ihtilafa neden olan bu muafiyetin kapsamı, Yargıtay kararları ile şekillenmektedir. Zira kanun metnindeki soyut ifadelerin, somut icra takiplerine nasıl yansıyacağı, hangi işlemlerin muafiyet kapsamında değerlendirileceği ve hangi durumlarda harç tahsilinin zorunlu olduğu hususları, ancak yüksek mahkeme içtihatları ile netlik kazanabilmektedir.</p>

<p>Bu çalışmada, sadece Yargıtay kararları tarafımca veri seti olarak kullanılmış olup, hiçbir dış kaynağa başvurulmamıştır. Amacımız, icra dairelerinde her gün karşılaştığımız bu spesifik sorunu, yüksek mahkeme içtihatları ışığında, uygulayıcı gözüyle irdelemektir. Makale, uzun yıllar icra uygulamacısı olarak kazandığım deneyim ve gözlemler sonucu elde ettiğim mesleki formasyon sonucu olarak bilgi amaçlı kaleme alınmıştır.</p>

<p><strong>2. Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri ve Harç Muafiyetinin Yasal Dayanağı</strong></p>

<p>5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na eklenen Geçici 32. madde uyarınca, bu madde kapsamında yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan müstesnadır. Bu düzenleme, finansal sıkıntı içindeki şirketlerin borçlarının yeniden yapılandırılarak ekonomiye kazandırılmasını teşvik etmeyi amaçlamaktadır.</p>

<p>Ancak, harç muafiyetleri istisnai nitelikte olduğundan, dar yorumlanmaları esastır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış içtihatlarına göre, bu muafiyetin uygulanabilmesi için işlemin bizzat <strong>Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (FYYS) kapsamında yapılması</strong> şarttır. Yani, icra dairesinde talep edilen işlemin, sözleşmenin ifası için zorunlu ve sözleşmede açıkça öngörülmüş bir işlem olması gerekmektedir. Aksi takdirde, sırf taraflar arasında bir FYYS bulunması, o icra dosyasındaki tüm işlemleri harçtan muaf kılmaz.</p>

<p><strong>3. Yargıtay Kararları Işığında Detaylı Analiz ve Uygulama Pratikleri</strong></p>

<p>Bu bölümde, incelememize esas teşkil eden altı adet Yargıtay kararı tek tek ele alınacak, olay örgüsü, yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi safhaları ile Yargıtay’ın nihai değerlendirmesi derinlemesine irdelenecektir. Her bir karar, icra müdürlüğü pratiği açısından ne anlama geldiği ve hangi derslerin çıkarılması gerektiği yönüyle tahlil edilecektir.</p>

<p><strong>3.1. Kanunların Zaman Bakımından Uygulanması: <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20248197-e-20253197-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. HD, 15.04.2025, E. 2024/8197, K. 2025/3197 Sayılı Kararı</a>nın Analizi</strong></p>

<p><strong>Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu:</strong> İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan ilamlı icra takibinde, şikayetçi borçlular (E*** C<strong><i>, *</i></strong> **<strong><i>, **</i></strong> C<strong><i>, **</i></strong>İnşaat A.Ş., **** Turizm A.Ş., N*** Turizm A.Ş.) icra mahkemesine başvurarak, ipotekli taşınmazlar üzerindeki İİK’nın 150/c maddesi uyarınca konulan şerhin harçsız olarak kaldırılmasını talep etmişlerdir. İcra müdürlüğünce bu talep reddedilmiş ve harç tahsili gerektiği yönünde işlem tesis edilmiştir.</p>

<p><strong>Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı:</strong> İlk derece mahkemesi, icra müdürlüğünün işlemini yerinde bularak şikayetin reddine karar vermiştir. Karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi de borçluların istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Derece mahkemelerinin bu yaklaşımı, muafiyet hükümlerinin dar yorumlanması ilkesine dayanmakla birlikte, somut olayın özelliklerini ve kanunun zaman bakımından uygulanması kurallarını göz ardı etmiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi:</strong> Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi ve Geçici 13. maddesi hükümleri çerçevesinde incelemiştir. Kararda, alacaklı …………. Bankası A.Ş.’nin Geçici 13. madde kapsamında nitelikleri belirtilen bankalardan olduğu tespit edilmiştir. Daha da önemlisi, ipotek alacağının dayanağı olan genel kredi sözleşmelerinin 1996 ve 1997 tarihli, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin ise 02.05.2003 tarihli olduğu görülmüştür.</p>

<p>Yargıtay, bu sözleşmelerin 26.12.2003 tarihinden önce doğmuş olması nedeniyle, 140. maddedeki muafiyet hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna vararak, derece mahkemelerinin kararlarını bozmuştur.</p>

<p><strong>Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri:</strong> Bu karar, <strong>kanunların zaman bakımından uygulanması</strong> açısından son derece kritiktir. İcra müdürü olarak önümüze gelen bir FYYS’de, sadece sözleşmenin varlığına değil, aynı zamanda alacağın doğum tarihine ve sözleşmenin akdedildiği tarihe de dikkat etmemiz gerektiği ortaya çıkmaktadır. Yargıtay, yerel mahkemenin ve BAM’ın şekli yaklaşımını bozarak, kanunun lafzına ve ruhuna uygun bir yorum yapmıştır.</p>

<p>Bir icra uygulayıcısı olarak bu kararı değerlendirdiğimizde, icra müdürlerinin önüne gelen belgeleri sadece güncel mevzuat ışığında değil, işlemin tesis edildiği veya alacağın doğduğu tarihteki mevzuat ışığında da incelemesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durum, icra müdürlerine ciddi bir hukuki inceleme yükümlülüğü getirmektedir. Karar, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri açısından son derece isabetlidir.</p>

<p><strong>3.2. Muafiyetin Sınırları (Cezaevi Harcı vs.Tahsil Harcı): <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20245173-e-202410823-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. HD, 19.12.2024, E. 2024/5173, K. 2024/10823 Sayılı Kararı</a>nın Analizi</strong></p>

<p><strong>Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu:</strong> Borçlu *** Tüketim Malları A.Ş., alacaklı *** A.Ş. tarafından başlatılan takipte, ihale konusu taşınmazların tesciline ilişkin işlemlerin FYYS kapsamında yer alması nedeniyle 5411 sayılı Kanun’un Geçici 32. maddesi uyarınca tahsil ve cezaevi harcı ile tellaliye masrafından müstesna tutulmasını talep etmiştir. İcra müdürlüğü bu talebi reddetmiştir.</p>

<p><strong>Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı:</strong> İlk derece mahkemesi, şikayete konu işlemin FYYS kapsamında olmadığı gerekçesiyle şikayeti reddetmiştir. BAM ise, sözleşmede taşınmazların ada ve parsel numaralarının belirtilmediği ve sözleşmenin ihaleden sonra yapıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi:</strong> Yargıtay, 17.09.2021 tarihli FYYS’yi incelemiş ve sözleşmenin ilgili maddelerinde ihaleye konu taşınmaz hisselerine (Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, *** Ada, *** Parsel) açıkça yer verildiğini tespit etmiştir. BAM’ın “ada parsel belirtilmemiş” gerekçesi bu yönüyle çürütülmüştür.</p>

<p>Ancak Yargıtay, Geçici 32. maddedeki muafiyetin sınırlarını net bir şekilde çizmiştir: <strong>Finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamındaki işlemler sadece cezaevi harcından muaftır.</strong> Tahsil harcı ve tellaliye ücreti yönünden muafiyet bulunmamaktadır. Bu nedenle, şikayetin sadece cezaevi harcı yönünden kabulü, diğer harçlar yönünden reddi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.</p>

<p><strong>Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri:</strong> Bu karar, icra dairelerindeki en büyük kafa karışıklıklarından birini gidermektedir. Taraflar genellikle “FYYS var, hiçbir harç ödemeyiz” mantığıyla hareket etmektedir. Oysa kanun koyucu, muafiyetin sınırlarını belirlemiştir. İcra müdürü olarak, harç muafiyetlerini dar yorumlama yükümlülüğümüz bulunmaktadır.</p>

<p>Yargıtay’ın bu kararı, devletin tahsil harcı ve tellaliye alacağını koruyan, son derece isabetli bir yaklaşımdır. İcra müdürlükleri, FYYS sunulduğunda otomatik olarak tüm harçları sıfırlamak yerine, hangi harcın kanun kapsamında muaf tutulduğunu tek tek değerlendirmelidir. Bu karar, uygulamaya net bir yön vermesi açısından bir mihenk taşı niteliğindedir.</p>

<p><strong>3.3. Sözleşmenin Nispiliği ve Taraf Ehliyeti: <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20243753-e-20248783-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. HD, 21.10.2024, E. 2024/3753, K. 2024/8783 Sayılı Kararı</a>nın Analizi</strong></p>

<p><strong>Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu:</strong> Borçlular *** Otomotiv A.Ş., *** *** Otomotiv A.Ş. ve *** *** Sigorta A.Ş., ipotekli taşınmazın FYYS kapsamında olması nedeniyle İİK m. 150/c şerhinin harçsız kaldırılmasını ve ödenen 908.000,00 TL tahsil harcının iadesini talep etmişlerdir.</p>

<p><strong>Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı:</strong> İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu kabul ederek şikayetin kabulüne karar vermiştir. BAM, sözleşmenin varlığını yeterli görerek tüm borçlular yönünden muafiyeti uygulamıştır.</p>

<p><strong>Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi:</strong> Yargıtay, 12.03.2021 tarihli FYYS’yi incelemiş ve şikayete konu taşınmazın sözleşme kapsamında yer aldığını, sözleşmeye göre taşınmazın alacaklı bankaya takyidattan ari olarak devredilmesi gerektiğini tespit etmiştir. Bu nedenle, 150/c şerhinin kaldırılması işleminin sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğu ve <strong>tahsil harcı alınmaksızın kaldırılması gerektiği</strong> belirtilmiştir.</p>

<p>Ancak Yargıtay çok önemli bir ayrım yapmıştır: Şikayetçi borçlulardan *** *** Sigorta A.Ş., FYYS’nin tarafı olmadığından bu muafiyetten faydalanamaz. Bu nedenle, bu borçlu yönünden istinaf başvurusunun reddi gerektiği belirtilmiştir.</p>

<p><strong>Karşı Oy Yazısı:</strong> Üye *** <strong><i>, </i></strong> *** Sigorta A.Ş.’nin takip talebinde borçlu olarak yer almasına rağmen, ipotek veren konumunda olmadığını ve yapılandırma sözleşmesinde yer almamasının sonuca etkisi bulunmadığını belirterek çoğunluk görüşüne katılmamıştır.</p>

<p><strong>Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri:</strong> Bu karar, sözleşmenin nispiliği ilkesinin icra hukukundaki yansımasıdır. İcra müdürü, önüne gelen FYYS’de sadece taşınmazın yer alıp almadığına değil, talepte bulunan borçlunun bizzat o sözleşmenin tarafı olup olmadığına da bakmak zorundadır.</p>

<p>Karşı oy yazısındaki gerekçeler de dikkate değer olmakla birlikte, çoğunluğun şekli ve dar yorumu, harç hukukunun doğasına daha uygundur. Zira harç muafiyeti, kanunla tanınan istisnai bir haktır ve kıyas yoluyla genişletilemez. Sözleşmeye imza atmayan bir tüzel kişinin, sırf aynı şirketler grubunda yer aldığı veya aynı takip dosyasında borçlu sıfatı taşıdığı için bu muafiyetten yararlandırılması, kanunun amacını aşan bir yorum olacaktır.</p>

<p><strong>3.4. Tahsil Harcının Sorumlusu:<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20244231-e-20248002-k-sayili-karari" rel="dofollow"> Yargıtay 12. HD, 02.10.2024, E. 2024/4231, K. 2024/8002 Sayılı Kararı</a>nın Analizi</strong></p>

<p><strong>Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu:</strong> Borçlular (*** *** <strong><i>, </i></strong> ***Enerji Ltd.Şti., ****** Geri Dönüşüm Ltd.Şti., **** Denizcilik Ltd.Şti.), FYYS kapsamında haczedilen taşınmazlardan birindeki haczin harçsız olarak kaldırılmasını talep etmiş, icra müdürlüğü talebi reddetmiştir.</p>

<p><strong>Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı:</strong> İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu kabul ederek icra müdürlüğü işlemini iptal etmiştir. BAM, dosyanın FYYS kapsamında kaldığı gerekçesiyle tüm işlemlerin harçtan muaf olduğu gibi geniş bir yoruma gitmiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi:</strong> Yargıtay, harç hukukunun temel prensiplerine atıf yapmıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesi ve İİK’nın 15. maddesi gereğince tahsil harcının sorumlusunun daima borçlu olduğu vurgulanmıştır. Kararda, 5411 sayılı Kanunun Geçici 32. maddesinde belirtilen muafiyetin, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamadığı açıkça ifade edilmiştir.</p>

<p>Ayrıca, taraflar arasındaki FYYS’nin 22. maddesinde de harçlardan borçluların sorumlu olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir. Yargıtay, Harçlar Kanunu m. 123/son hükmünün de bu olayda uygulanamayacağını belirterek BAM kararını bozmuştur.</p>

<p><strong>Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri:</strong> Bu karar, icra müdürlüklerinin elini en çok güçlendiren kararlardan biridir. Yargıtay, <strong>tahsil harcının sorumlusunun borçlu olduğu</strong> kuralından taviz vermemiştir. FYYS’nin varlığı, borçluyu tahsil harcı yükümlülüğünden kurtarmaz.</p>

<p>İcra müdürü olarak, haczin fekki taleplerinde, alacağın tahsil edilip edilmediğini ve tahsil harcının ödenip ödenmediğini titizlikle kontrol etmeliyiz. Bu karar, “harçsız işlem yapılamaz” kuralının istisnalarının ne kadar dar olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. BAM’ın genişletici yorumunun Yargıtay’dan dönmesi, uygulamanın yeknesaklığı açısından elzemdir.</p>

<p><strong>3.5. Torba Talepler ve İlliyet Bağı: <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20232201-e-20239402-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. HD, 28.12.2023, E. 2023/2201, K. 2023/9402 Sayılı Kararı</a>nın Analizi</strong></p>

<p><strong>Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu:</strong> Alacaklı *** Bank A.Ş., FYYS kapsamında icra dosyasında uygulanan tüm hacizlerin harçsız kaldırılmasını talep etmiş, icra müdürlüğü tahsil harcı yatırılması şartıyla talebi kabul etmiştir.</p>

<p><strong>Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı:</strong> İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu kısmen kabul ederek, sözleşmeye ekli listedeki taşınmazlara konulan hacizlerin harçsız kaldırılmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi:</strong> Yargıtay, 15.02.2021 tarihli FYYS’yi incelemiş ve sözleşmede şikayete konu icra takibine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığını tespit etmiştir. BAM’ın harçsız kaldırılmasına karar verdiği taşınmazların, şikayete konu icra dosyasında hacizli olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay, harç istisnalarının <strong>sadece FYYS uyarınca yapılan işlemlerle sınırlı olduğunu</strong> vurgulayarak BAM kararını bozmuştur.</p>

<p><strong>Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri:</strong> Bu karar, uygulamada sıkça karşılaştığımız “torba taleplerin” reddedilmesi gerektiğini göstermektedir. Alacaklılar bazen bir FYYS’yi sunarak, o sözleşmeyle ilgisi olmayan diğer icra dosyalarındaki hacizlerin de harçsız fekkini talep etmektedirler.</p>

<p>İcra müdürü, sözleşme metni ile icra dosyasındaki hacizleri tek tek eşleştirmek zorundadır. Sözleşmede yer almayan bir taşınmazın veya sözleşmeyle ilgisi olmayan bir icra dosyasındaki haczin, sırf taraflar arasında bir FYYS var diye harçsız kaldırılması mümkün değildir. Yargıtay’ın bu kararı, icra müdürünün inceleme yetkisinin ve yükümlülüğünün ne kadar detaylı olması gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p><strong>3.6. Sözleşmenin İfası İçin Zorunlu İşlemler: <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-202212342-e-20234090-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. HD, 08.06.2023, E. 2022/12342, K. 2023/4090 Sayılı Kararı</a>nın Analizi</strong></p>

<p><strong>Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu:</strong> Alacaklı ******** Bankası A.Ş., borçlu H*** **** Ltd.Şti. aleyhine yürüttüğü takipte, FYYS gereğince taşınmaz kaydındaki 150/c şerhinin harçsız kaldırılmasını talep etmiş, icra müdürlüğü harç alınmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı:</strong> İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu kabul ederek şerhin harçsız kaldırılmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi:</strong> Yargıtay, şikayete konu taşınmazın 15.02.2021 tarihli FYYS kapsamında yer aldığını ve sözleşmeye göre taşınmazın alacaklı bankaya takyidattan ari olarak devredilmesi gerektiğini tespit etmiştir. Bu nedenle, 150/c şerhinin kaldırılması işleminin sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğu ve harçsız kaldırılması gerektiği yönündeki BAM kararını onamıştır.</p>

<p><strong>Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri:</strong> Bu karar, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20243753-e-20248783-k-sayili-karari" rel="dofollow">2024/3753 Esas sayılı karar</a>la paralellik arz etmektedir. Taşınmazın sözleşme kapsamında devri öngörülmüşse, 150/c şerhinin fekki işlemi, sözleşmenin ifası için zorunlu bir işlemdir ve bu nedenle harçtan muaftır. İcra müdürü, sözleşmenin amacına ulaşmasını engelleyecek şekilde, sözleşmede açıkça öngörülen bir devir işlemi için şerhin fekkini harca tabi tutmamalıdır. Bu, kanunun amacına uygun, ticari hayatı kolaylaştıran isabetli bir yaklaşımdır.</p>

<p><strong>4. İcra Müdürü Perspektifinden Genel Değerlendirme</strong></p>

<p>Yukarıda detaylı olarak analiz edilen Yargıtay kararları ışığında, Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri kapsamında icra dairelerince uygulanacak harç muafiyetlerine ilişkin şu temel sonuçlara ve ilkelere ulaşılmaktadır:</p>

<p><strong>1. Muafiyetin Sınırları ve Dar Yorum İlkesi:</strong> 5411 sayılı Kanun’un Geçici 32. maddesi ile getirilen muafiyet mutlak ve sınırsız değildir. Harç muafiyetleri istisnai nitelikte olduğundan, kıyas yoluyla genişletilemezler. Muafiyet, sadece FYYS kapsamında açıkça öngörülen işlemler için geçerlidir. İcra müdürü, önüne gelen her FYYS’yi bir “harçsızlık belgesi” olarak görmemeli, talep edilen işlemin sözleşmenin ifası için zorunlu olup olmadığını irdelemelidir.</p>

<p><strong>2. Cezaevi Harcı vs. Tahsil Harcı Ayrımı:</strong> FYYS kapsamındaki işlemler cezaevi harcından muaftır. Ancak, tahsil harcı ve tellaliye ücreti yönünden genel bir muafiyet bulunmamaktadır. Tahsil harcının sorumlusu kural olarak borçludur ve alacağın tahsili halinde bu harcın ödenmesi zorunludur. Yargıtay’ın bu konudaki net tavrı, devletin mali haklarının korunması açısından hayati öneme sahiptir.</p>

<p><strong>3.</strong> <strong>İİK m. 150/c Şerhinin Fekki:</strong> Taşınmazın FYYS kapsamında alacaklıya devri öngörülmüşse, bu devrin sağlanabilmesi için tapudaki 150/c şerhinin fekki işlemi sözleşmesel bir zorunluluktur. Bu durumda, şerhin fekki işleminden tahsil harcı alınmamalıdır. Zira aksi bir uygulama, sözleşmenin ifasını imkansız hale getirecek ve kanunun amacını boşa çıkaracaktır.</p>

<p><strong>4.</strong> <strong>Sözleşmenin Nispiliği ve Taraf Ehliyeti:</strong> Harç muafiyetinden faydalanabilmek için, talepte bulunan kişinin bizzat FYYS’nin tarafı olması şarttır. Sözleşmede imzası bulunmayan borçlular, aynı takip dosyasında yer alsalar dahi bu muafiyetten yararlanamazlar. Bu kural, hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>5.</strong> <strong>İcra Müdürünün İnceleme Yükümlülüğü ve Sorumluluğu:</strong> İcra müdürleri, önlerine gelen FYYS’leri şekli bir incelemeye tabi tutmakla yetinmemeli, sözleşmenin içeriğini, taraflarını ve muafiyet talep edilen işlemin sözleşmeyle illiyet bağını titizlikle araştırmalıdır. “Torba talepler” reddedilmeli, her bir haciz veya şerh fekki talebi, sözleşme metni ile eşleştirilerek karara bağlanmalıdır.</p>

<p>Bir icra uygulayıcısı olarak kanaatim odur ki; kanun koyucunun finansal sistemi rahatlatmak amacıyla getirdiği bu istisnai hükümler, icra dairelerinde devletin harç kaybına yol açacak şekilde geniş yorumlanmamalıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin, muafiyetin sınırlarını çizen, sözleşme ile işlem arasındaki illiyet bağını arayan ve harç hukukunun temel prensiplerinden taviz vermeyen yaklaşımı, hem hukukun genel ilkelerine hem de icra iflas hukukunun ruhuna son derece uygundur.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemelerinin önüne gelen uyuşmazlıklarda ,ilk derece mahkemelerinin ve icra müdürlüklerinin bu konudaki tereddütlerini giderecek, Yargıtay içtihatları ile uyumlu, gerekçeli ve yol gösterici kararlar tesis etmesi çok yerinde olacağı kanaatindeyim. Uygulamanın yeknesaklığı, ancak bu şekilde sağlanabilir.</p>

<p><strong>5. Sonuç ve Öneriler</strong></p>

<p>Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri, ekonomik kriz dönemlerinde işletmelerin can simidi işlevi görmektedir. Ancak bu sözleşmelerin icra dairelerindeki yansımaları, harç muafiyetleri bağlamında ciddi hukuki tartışmaları beraberinde getirmektedir.</p>

<p>İncelediğimiz Yargıtay kararları, bu tartışmalara ışık tutmakta ve uygulayıcılara net bir yol haritası sunmaktadır. İcra müdürlüklerinin, talepleri değerlendirirken sözleşmenin kapsamını, taraflarını ve talep edilen işlemin niteliğini bir bütün olarak ele alması gerekmektedir.</p>

<p>Öneri olarak; icra müdürlüklerinde görev yapan personelin, harç muafiyetleri ve FYYS’ler konusunda düzenli alanında uzman olan kişiler tarafından hizmet içi eğitimlere tabi tutulması, Yargıtay’ın güncel içtihatlarının yakından takip edilmesi ve “harçsız işlem” taleplerinde daha titiz bir inceleme yapılması elzemdir. Ayrıca, kanun koyucunun, uygulamada tereddüt yaratan hususları giderecek daha net ve sarih yasal düzenlemeler yapması, ihtilafların azalmasına katkı sağlayacaktır. Faydalı olması dilek ve temennilerimle...</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/atilla-gundogan" title="Atilla GÜNDOĞAN"><img alt="Atilla GÜNDOĞAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/01/atilla-gundogan-1.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/atilla-gundogan" title="Atilla GÜNDOĞAN">Atilla GÜNDOĞAN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynakça</strong></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20248197-e-20253197-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[1] Yargıtay 12. HD, 15.04.2025, E. 2024/8197, K. 2025/3197.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20245173-e-202410823-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2] Yargıtay 12. HD, 19.12.2024, E. 2024/5173, K. 2024/10823.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20243753-e-20248783-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[3] Yargıtay 12. HD, 21.10.2024, E. 2024/3753, K. 2024/8783.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20244231-e-20248002-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[4] Yargıtay 12. HD, 02.10.2024, E. 2024/4231, K. 2024/8002.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20232201-e-20239402-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[5] Yargıtay 12. HD, 28.12.2023, E. 2023/2201, K. 2023/9402.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-202212342-e-20234090-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[6] Yargıtay 12. HD, 08.06.2023, E. 2022/12342, K. 2023/4090.</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/finansal-yeniden-yapilandirma-sozlesmeleri-kapsaminda-icra-dairelerince-uygulanan-harc-1</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/icra-dosyasad1adaaasadf1assaasdd.jpg" type="image/jpeg" length="91718"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/12342 E., 2023/4090 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-202212342-e-20234090-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-202212342-e-20234090-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 08.06.2023 tarihli, 2022/12342 E., 2023/4090 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2022/12342 E., 2023/4090 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi<br />
HÜKÜM/KARAR : Kaldırma/Yeniden Hüküm<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. İcra Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2021/452 E., 2021/500 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki icra memur muamelesini şikayetten olayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın şikayetçi alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile İcra Müdürlüğü’nün 30.06.2021 tarihli kararının iptaline borçlu adına kayıtlı ....., ili ......, ilçesi ......, Mahallesi 27754 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki İİK’nin 150/c maddesi uyarınca konulan şerhin harçsız olarak kaldırılmasına, karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. ŞİKAYET</strong><br />
Şikayetçi alacaklı şikayet dilekçesinde; Alacaklı T.C. ... A.Ş. tarafından borçlu H.A.S. Dorse...Ltd. Şti. aleyhine örnek 6 icra emri ile takip başlatıldığını, diğer alacaklı bankalarla 15.02.2021 tarihinde finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi imzalandığını, icra dairesinden taşınmazın kaydında bulunan 150/c şerhinin kaldırılmasının talep edildiğini, icra müdürlüğünce bu talebin haricen tahsil talebi gibi değerlendirilerek harç alınmasına karar verildiğini, harçlardan muaf olduğunu, bu nedenle ......, Genel İcra Müdürlüğü'nün 2020/237709 Esas sayılı icra dosyasından 30.06.2021 tarihli memur kararının iptaline, 21.06.2021 tarihli talebimiz doğrultusunda borçlu adına kayıtlı ....., İli, ....., İlçesi, ....., Mah. 27754 Ada, 17 Parsel taşınmaz üzerindeki 150 C şerhinin finansal yerinden yapılandırma sözleşmesi gereğince harç alınmaksızın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı ... cevap dilekçesinde; maliyeye husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek şikayetin reddini istemiştir.</p>

<p>Davalı borçlu cevap dilekçesinde; icra müdürlüğünün 150/c şerhinin harçlı olarak kaldırılmasına ilişkin kararın kaldırılmasını istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip alacaklısı ... tarafından davacı borçlu hakkında ipotekli takip yapıldığı, dosyamıza ibraz edilen finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi incelendiğinde borçlunun diğer borçlularla birlikte tüm finansal kuruluşlara olan borçlarının yapılandırıldığı, yapılandırmanın sözleşmenin 6.maddesi ile şarta bağlandığı, sözleşmede mevcut takiplerin yürürlükte kalacağı ve takiplerde satış istememe sürelerinin geçmemesi için satış talep edilebileceğine yönelik düzenleme bulunduğu görüldüğü, 5411 sayılı yasanın 32. maddesinde yapılan düzenleme ile sözleşmeler kapsamında yapılan işlemlerin harçtan müstesna olduğu belirtildiği, ancak şikayete konu sözleşmenin bu kapsamda olmadığı dolayısıyla harçtan muafiyet durumu olmadığı, taşınmazdaki 150/c şerhinin kaldırılması için tahsil harcı kesilmesi yönündeki memur işlemi yerinde olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Şikayetçi alacaklı istinaf dilekçesinde; finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında bir işlemin yapıldığı, bu işlemin Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi uyarınca tahsil harcından istisna olduğunu, emsal olaylarda mahkemeler tarafından şikayetin kabulüne karar verildiğini, Kanun ile getirilen istisnanın taraf bazlı değil işlem bazlı olduğunu, sözleşmede şikayete konu taşınmazın takyidatsız olarak devrinin yapılacağı, tapu kaydındaki şerh tüm takyidatların kaldırılacağının yazılı olduğunu, ayrıca İİK’nin 150/c şerhinin kaldırılması talebinin haricen tahsile karine teşkil etmediğini ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve şikayetin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5441 sayılı Bankacılık Kanunu’na ekli 19.07.2019 tarihinde yürürlüğe giren geçici madde 32’ye göre u madde kapsamında yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 02.07.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (Yargı harcı dahil) iki yılı süreyle muaf olduğu, 15.02.2021 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi şikayet eden alacaklı bankanın aralarında bulunduğu bankalar ile karşı taraf borçlunun aralarında bulunduğu kişi ve kuruluşlar arasında belirtilen yasal düzenlemeye istinaden düzenlenmiş olup şikayete konu 27754 ada 17 parsel sayılı taşınmaz sözleşme kapsamında yer aldığı, Sözleşmenin (6.2.) maddesine göre bu taşınmazın şikayet eden bankaya takyidattan ari olarak veya sadece birinci derecede ipotek takyidatlı olacak şekilde devredilmesi gerektiği, bu taşınmazın 24/08/2021 tarihinde şikayet eden bankaya borçlu tarafından satış suretiyle devredildiği, bu durumda taşınmaz üzerindeki İİK’nin 150/c maddesi uyarınca konulan şerhin kaldırılması işlemi, sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğu, bu şerhin tahsil harcı alınmaksızın kaldırılması gerektiği gerekçesi ile alacaklının istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile İcra Müdürlüğü’nün 30.06.2021 tarihli kararının iptaline borçlu adına kayıtlı Antalya ili Döşemealtı ilçesi Çıplaklı Mahallesi 27754 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki İİK’nin 150/c maddesi uyarınca konulan şerhin harçsız olarak kaldırılmasına, hükmedilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı ... temyiz dilekçesinde; dava hasımsız olarak açılmış, davanın konusu harç olduğundan İlk Derece Mahkemesince Maliye Hazinesi resen taraf olarak eklendiğini, ancak idareye işbu davada husumet yöneltilemeyeceğini, zira harçlardan sorumlu ve harçları tahsil eden birim Gelir İdaresi Başkanlığı Vergi Dairesi Başkanlıkları olduğunu, davaya konu sözleşmenin 5411 Sayılı Kanunun geçici 32. Maddesinin kapsamına girmediğini, takibe konu ipotek miktarı üzerinden tahsil harcı alınmasının yasaya uygun olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık; tahsil harcı alınmasına ilişkin icra müdürlüğü işleminin iptali istemine yönelik şikayet niteliğindedir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
İİK md. 16, Bankacılık Kanunu'nun geçici 32. maddesi, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 23. maddesi</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
Şikayete konu taşınmazın 15.02.2021 tarihinde taraflar arasında imzalanan finansal yapılandırma sözleşmesi kapsamında yer aldığının anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Harç alınmasına yer olmadığına,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-202212342-e-20234090-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/yargi/yargitay-1643800.jpg" type="image/jpeg" length="45164"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2023/2201 E., 2023/9402 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20232201-e-20239402-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20232201-e-20239402-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 28.12.2023 tarihli, 2023/2201 E., 2023/9402 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/2201 E., 2023/9402 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı 3.kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alacaklı banka tarafından borçlular hakkında genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinin kesinleşmesi üzerine borçluların araçları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına haciz konulduğu, alacaklı tarafından icra müdürlüğüne yapılan başvuru ile, Bankacılık Kanunu’nun 32. maddesi gereğince taraflar arasında imzalanan finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında icra dosyasında uygulanan tüm hacizlerin harçsız kaldırılmasının istendiği, icra müdürlüğünün 02.06.2021 tarihli kararı ile, harcın sorumlusunun borçlu olduğu belirtilerek, takip talebindeki alacak miktarı olan 6.578.024,60 TL’nin %4,55’i oranında haricen tahsil harcının yatırılması halinde hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, alacaklının icra mahkemesine başvurusunda, söz konusu 02.06.2021 tarihli icra müdürlüğü kararının iptali ile hacizlerin harç alınmaksızın kaldırılmasını talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin reddine hükmedildiği, kararın alacaklı banka tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle; şikayetin kısmen kabulüne, icra müdürlüğünün 02.06.2021 tarihli kararının iptaline ve borçlular adına kayıtlı alacaklının haczin kaldırılması talebine ekli EK 2 listedeki taşınmazlara konulan hacizlerin harçsız olarak kaldırılmasına karar verildiği, kararın 3. kişi Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından temyiz edildiği görülmüştür.</p>

<p>Harçlar Kanunu'nun 23. maddesine göre harcın sorumlusu alacaklı olup, şikayet dilekçesi ekinde sunulan 15.02.2021 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi incelendiğinde; borçlu şirketlerin sözleşmede yazılı finansal kuruluşlara olan borçlarının toplandığı ve bir ödeme planına bağlanarak yapılandırıldığı, söz konusu sözleşmede işbu icra takibine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı, sözleşmenin 6.3’üncü maddesinde, borçlulara ait üzerinde ipotek bulunmayan alacaklı bankalara hacizli EK 2 listede yer alan hacizli taşınmazlar üzerindeki hacizlerin, alacaklı bankalar tarafından bila bedel kaldırılacağının düzenlendiği, ancak bu listede yer alan taşınmazlara yönelik olarak şikayete konu icra dosyasında uygulanan bir haciz bulunmadığı görülmüştür.</p>

<p>7186 sayılı ve 17.07.2019 tarihli Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 17. maddesi ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na eklenen geçici 32. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca; bu maddeye göre yapılan Çerçeve Anlaşmaları ve bu Anlaşmalar kapsamında düzenlenen Sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'na göre alınan harçlardan (yargı harcı dahil) ve düzenlenecek kâğıtlar (Çerçeve Anlaşmaları ve Sözleşmeler dahil) 01.07.1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na göre alınan damga vergisinden müstesnadır.</p>

<p>Söz konusu düzenleme ile getirilen harç istisnaları, Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi uyarınca yapılan işlemlerle sınırlı olup, Bölge Adliye Mahkemesince FYYS’ne ekli EK 2 listede yer alan taşınmazlara konulan hacizlerin harçsız olarak kaldırılmasına karar verilmesi, bu hacizlerin şikayete konu icra takibi ile ilgisi olmaması nedeniyle isabetsizdir.</p>

<p>Hal böyle olunca; şikayete konu icra takibinde uygulanan hacizlerin FYYS kapsamında olmaması, Bölge Adliye Mahkemesince harçsız kaldırılmasına karar verilen taşınmazlara ilişkin olarak da takip dosyasında uygulanan bir haciz bulunmaması nedeniyle alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda yazılı nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 07.12.2022 tarih ve 2021/3977 E. - 2022/2806 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20232201-e-20239402-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/10/yargi/yargitay-1643.jpg" type="image/jpeg" length="39959"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/4231 E., 2024/8002 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20244231-e-20248002-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20244231-e-20248002-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 02.10.2024 tarihli, 2024/4231 E., 2024/8002 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/4231 E., 2024/8002 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalılardan Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p>Borçluların icra mahkemesine başvurusunda; alacaklı banka ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na eklenen Geçici 32. madde kapsamında finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşme kapsamında takip dosyasında haczedilen taşınmazlardan biri olan Manavgat İlçesi, ... Mahallesi, 588 ada 1 parseldeki haczin harçsız olarak kaldırılmasının talep edildiğini, ancak icra müdürlüğünce taleplerinin harç yatırılması gerektiği belirtilerek reddedildiğini, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında yapılan işlemlerin yargı harçlarından muaf olduğunu ileri sürerek icra müdürlüğü kararının iptalin talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin reddine karar verildiği, borçlular tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, takip dosyasının finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında kaldığı ve dosya kapsamında yapılan işlemlerin harçtan muaf olduğu gerekçesi ile borçluların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, icra müdürlüğünün 09.12.2022 tarihli işleminin iptaline karar verildiği görülmüştür.<br />
Öncelikle belirtilmelidir ki; harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı paradır. Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi, İcra Hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir.</p>

<p>492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesine göre, tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilir.</p>

<p>İcra ve İflas Kanunu’nun 15. maddesi ise, kanunda tersine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, bunların neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunacağını öngörmektedir.</p>

<p>Harçlar Kanunu’nun 32. maddesine göre, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf ödeyebilir ve ödenen bu para sonuçta ayrıca bir isteğe gerek olmaksızın hükümde nazara alınır.</p>

<p>Değinilen bu kanun hükümlerine göre, tahsil harcının sorumlusu daima borçludur (İcra ve İflas Kanunu, md.15). Bu harcın, Kanun (492 sayılı Harçlar Kanunu, md. 28/b) gereği icra dairesince alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilmesi, sorumlusunun borçlu olduğu yönündeki düzenleme bakımından sonuca etkili değildir; borçlunun söz konusu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Borçlunun borcu, yatırılan paradan kesilerek ödenen tahsil harcı kadar devam edeceğinden, alacaklının kesilen harç miktarı kadar takibe devam ... vardır. Yani, alacaklı, gerçekte borçlunun sorumluluğu altında bulunan ve ancak yatırılan paradan kesilen tahsil harcını borçludan alma hakkına sahiptir. Zaten alacağın tamamı karşılanana kadar tahsilata devam edilir.</p>

<p>Bu düzenlemelere paralel olarak; Hukuk Genel Kurulu'nun 22.09.2004 tarih ve E:2004/12-491 K:2004/413 sayılı kararında da, paranın tahsili anında Devletin harçla ilgili kaybını önlemek ve Harçlar Kanunu’nun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere, tahsil harcının, alacaklıya ödeme yapıldığı sırada alacaklıdan alınacağı belirtilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Harçlar Kanunu'nun 123/son maddesi gereğince konunun değerlendirilmesine gelince;</p>

<p>492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 123/son maddesinde; “Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev’i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil) bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır.” hükmü yer almaktadır.<br />
Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2010 tarih ve 2008/81-2010/8 sayılı kararının gerekçesinde, 492 sayılı Harçlar Kanun’un 123. maddesinin son fıkrası ile harçtan istisna tutulan işlemlerin fıkrada belirtilen kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemler olup, yasa koyucunun, finansman sıkıntısı çeken bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumların, müşterilerine kullandırmak amacıyla sendikasyon kredisi gibi büyük miktarlı kredilere kendi portföylerinde yer vererek yurt içi veya yurt dışı kredi kuruluşlarından finansman desteği alabilmelerini kolaylaştırmak ve kredi maliyetlerini azaltmak amacıyla bu nitelikteki kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemlerden harç alınmayacağını öngörmüş olup, maddede yer alan istisnanın, bankaların kendi öz kaynaklarından veya diğer kredi kurumlarından temin ettikleri, kredileri genel kredi sözleşmesi ile gerçek veya tüzel kişilere teminatlı veya teminatsız olarak kullandırmalarının bu yasa kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.</p>

<p>Açıklanan ve yeni oluşan bu durum karşısında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesinde yer alan istisnanın, bankalar ve yurtdışı kredi kuruluşlarının kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarının tahsili amacıyla icra dairelerinde yapacakları işlemler hakkında uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır(Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2010 tarih ve 2010/12-443 Esas sayılı kararı).</p>

<p>Diğer yandan; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu eklenen Geçici 32. maddesinin yedinci fıkrasına göre “Bu maddeye göre yapılan Çerçeve Anlaşmaları ve bu Anlaşmalar kapsamında düzenlenen Sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca; a) Yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (yargı harcı dahil) ve düzenlenecek kâğıtlar (Çerçeve Anlaşmaları ve Sözleşmeler dahil) 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre alınan damga vergisinden, … müstesnadır.” hükmü yer almaktadır.</p>

<p>Görüldüğü üzere, 5411 sayılı Kanunun Geçici 32. maddesinde belirtilen muafiyet, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamamaktadır.</p>

<p>Somut olayda, harcın talep edildiği dosya, icra takip dosyası olup, tahsil harcı istisna kapsamında değildir ve ayrıca taraflar arasındaki finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin 22. maddesinde de harçlardan borçluların sorumlu olduğu belirtilmiş olup yukarıdaki gerekçe ile şikayetin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong><br />
Gelir İdaresi’nin temyiz itirazlarının kabulü ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 21.03.2024 tarih ve 2023/1150 E. - 2024/723 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20244231-e-20248002-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/yargi/yargitay-65437cf350acca5d8c7c48ac-1.jpg" type="image/jpeg" length="46679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/3753 E., 2024/8783 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20243753-e-20248783-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20243753-e-20248783-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2024 tarihli, 2024/3753 E., 2024/8783 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/3753 E., 2024/8783 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkikinin ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p>Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;<br />
Borçlular tarafından aleyhlerine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinde ipotekli taşınmaz alacaklı banka ile yapılan finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında olduğundan Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi uyarınca tahsil harcından istisna olduğundan bahisle taşınmaz üzerindeki 150/c şerhinin harçsız olarak kaldırılması talebinin reddine dair icra müdürlüğü işleminin iptali ile ödenen 908.000,00 TL tahsil harcının iadesi istemiyle icra mahkemesine başvurulduğu, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin reddine karar verildiği, kararın borçlular tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararı kaldırılarak, şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>5441 sayılı Bankacılık Kanunu’na ekli 19.07.2019 tarihinde yürürlüğe giren geçici madde 32’ye göre, bu madde kapsamında yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 02.07.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (Yargı harcı dahil) iki yılı süreyle müstesnadır. Bu iki yıllık süre, 14.07.2021 tarihli ve 4299 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla iki yıl uzatılmıştır.<br />
Somut olayda, 12.03.2021 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi şikayet eden borçlulardan ... ... Otomotiv İnş.San. ve Tic.A.Ş. ile ... Oto. San. ve Tic.A.Ş.'nin aralarında bulunduğu kuruluşlar ile karşı taraf alacaklı bankanın aralarında bulunduğu bankalar arasında belirtilen yasal düzenlemeye istinaden düzenlenmiş olup, şikayete konu Ankara ili Yenimahalle ilçesi Ormançiftliği mahallesi 43308 ada 2 parselde kayıtlı taşınmaz sözleşmenin (6.1.8) maddesi-Tablo 5’te belirtilmekle sözleşme kapsamında yer aldığı, sözleşmenin (6.1.8) maddesine göre bu taşınmazın davalı bankaya davalı banka lehine tesis edilen ipotekten başka takyidattan ari olarak devredilmesi gerektiği, bu taşınmazın 29.12.2021 tarihinde davalı bankaya borçlu tarafından satış suretiyle devredildiği de anlaşılmaktadır. Bu durumda taşınmaz</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>üzerindeki İİK’nın 150/c maddesi uyarınca konulan şerhin kaldırılması işlemi, sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğundan, bu şerhin tahsil harcı alınmaksızın kaldırılması gerekmektedir. Bölge Adliye Mahkemesince finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin tarafı olan şikayetçiler ... ... Otomotiv İnş.San. ve Tic.A.Ş. ile ... Oto.San. ve Tic.A.Ş. yönünden şikayetin kabulüne karar verilmesi yerinde ise de, şikayetçi borçlu ... ... Sigorta Aracılık Hiz.A.Ş. 12.03.2021 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin tarafı olmadığından 5441 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesinden faydalanamaz. O halde Bölge Adliye Mahkemesince şikayetçi borçlu ... ... Sigorta Aracılık Hiz.A.Ş. yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.</p>

<p><strong>SONUÇ :</strong></p>

<p>Maliye Hazinesinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 01.03.2024 tarih ve 2023/1074 E., 2024/646 K. sayılı kararının, yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.</p>

<p>Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı;<br />
Alacaklı banka tarafından borçlular ..., ... ile ... aleyhinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibini 06.08.2019'da başlattığı, ... kendisinin ve diğer borçlu şirketlerine kullandığı ve kullanacağı kredilerin teminatı olarak sahibi bulunduğu 43308 Ada, 2 Parsel ve kayıtlı bulunan tarla vasfındaki taşınmazı 40 Milyar Türk Lirası limitli alacaklı banka lehine ipotek tesis ettiği, alacaklı bankanın her üç borçlu şirkete ayrı ayrı hesap kat ihtarları çektiği, ... ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Anonim Şirketine çekilen kat ihtarı borcu 149.909,00 TL olup, bu alacağın takip talebine konu edilmediği, takip talebinde diğer iki borçlu şirket borçlarının toplamı olarak 170.945,347 Türk Lirası ve ayrıca 657.333 TL nevi teminat mektubu riskinden kaynaklı alacağın tahsiline istendiği görülmektedir.</p>

<p>Şikayetçi borçlular alacaklı banka ile finansal yeniden yapılandırma sözleşmesini 12.3.2021 tarihinde imzaladıklarını, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu geçici 32. maddesi uyarınca sözleşmede belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlar (Yargı Harcı Dahil) müstesna olduğundan takibe konu taşınmaz kaydına konulan 150/c şerhinin kaldırılmasına ilişkin işlemlerinde istisna kapsamında kaldığını bu nedenle icra müdürlüğüne harçsız 150/c şerhi fekki talebinin reddine, takip çıkışı 40 Milyar Türk Lirası üzerinden %2,27 harç yatırılması halinde talep gibi işlem yapılmasına ilişkin kararın iptalini talep etmişlerdir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile 06.10.2022 tarihli memurluk işleminin kaldırılmasına karar verilmiş olup karar gerekçesinde takibe konu ipotekli taşınmazın sözleşme kapsamında yer aldığı, sözleşmenin(6.1-8) maddesine göre bu taşınmazın davalı bankaya takyidattan ari olarak devredilmesi gerektiği, nitekim bu taşınmaz 29.12.2021 tarihinde davalı bankaya borçlu tarafından satış sureti ile devredildiği, buna göre taşınmaz üzerindeki İİK 150/c şerhin kaldırılması işlemi sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğundan bu şerhin tahsil harcı alınmaksızın kaldırılması gerektiği gerekçesine yer verilmiştir.</p>

<p>Her ne kadar takip talebinde takip borçluları arasında ... de yer almış ise de bu borçluya çıkarılan 26.6.2018 tarih 8618 yevmiye nolu İzmir 15. Noterliği ihtarında yazılı borç miktarı olan 149.909 Türk Lirasına takip talebinde yer verilmediği anılan şirketin banka lehine ipotek veren konumunda da olmadığı görülmektedir.<br />
Şu hale göre; ...'nin yapılandırma sözleşmesinde yer almamasının sonuca etkisi bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesinin şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün taşınmaz üzerindeki 150/c şerhinin fekki için takip çıkışı 40 Milyar Türk Lirası üzerinden tahsil harcı alınmasına yönelik icra müdürlüğü kararının kaldırılması kararı isabetli olup bu kararın onanması görüşünde olduğumdan çoğunluğun şikayetçi borçlu ... yönünden istinaf başvurusunun esastan reddi kararına katılamıyorum. 21.10.2024</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20243753-e-20248783-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/g-d-t-gue-x-m-a-i2-y-q.jpg" type="image/jpeg" length="84239"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/5173 E., 2024/10823 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20245173-e-202410823-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20245173-e-202410823-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2024 tarihli, 2024/5173 E., 2024/10823 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/5173 E., 2024/10823 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :<br />
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; alacaklının, ihale konusu taşınmazların tesciline ilişkin işlemlerin, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında yer alması nedeniyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi uyarınca tahsil ve cezaevi harcı ile tellaliye masrafından müstesna olduğu dikkate alınarak yapılması talebinin reddine ilişkin icra müdürlüğü kararının kaldırılmasını talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince anılan düzenlemede yer alan istisnaların finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında yapılan işlemler için söz konusu olduğu, şikayete konu işlemin bu kapsamda olmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinde taşınmazların ada ve parsel numaralarının belirtilmediği, sözleşmenin ihaleden ve ihalenin kesinleşmesinden sonra yapıldığı gerekçeleri ile borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmektedir.</p>

<p>7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na eklenen ve 19.07.2019 tarihinde yürürlüğe giren geçici 32. maddeye göre, bu madde kapsamında yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 02.07.1964 tarihli 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (Yargı harcı dahil) iki yılı süreyle müstesnadır. Bu iki yıllık süre, 14.07.2021 tarihli ve 4299 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla iki yıl uzatılmıştır.</p>

<p>Somut olayda, alacaklı tarafından başlatılan ipotekli takipte, borçluya ait 24 adet taşınmaz hissesinin 06.11.2020 tarihli ihalede alacağa mahsuben alacaklıya ihale edildiği, ihalenin 14.04.2021 tarihinde kesinleştiği, borçlu ile alacaklının da aralarında bulunduğu bankalar arasında imzalanan 17.09.2021 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeye istinaden düzenlendiği, ihaleye konu taşınmaz hisselerine sözleşmenin (6.1.2.4, 6.1.2.6 ve 6.1.2.7) maddelerinde; “ Ankara İli, Yenimahalle<br />
İlçesi, Ergazi İmar Mahalle/Mevki, ...Ada, .., Parsel sayılı, 14.281,00 Yüz Ölçümlü taşınmaz, 24 adet bağımsız bölümden oluşan bina, Batıpark Ticaret Merkezi Binası (Batıpark Avm)’de yer alan bağımsız bölümlerin borçluya ait olan 1/2 hissesi ” şeklinde, ada-parsel numarası, adres bilgileri ile ihale bedeli belirtilmek suretiyle açıkça yer verildiği, yine sözleşmenin (6.1.2.4) maddesinde hisselerin tescili işlemlerinin tamamlanması için ödenmesi gerekecek tahsil harcı, ceza evi harcı, masraf vs. ödemelere yönelik düzenlemelerin bulunduğu görülmüş olup hisselerin tesciline ilişkin işlemlerin anılan finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin kapsamında olduğu anlaşılmıştır.</p>

<p>Harç yükümlülüğü, harç muafiyet ve istisnaları kanun ile açık bir şekilde düzenlenir. Bu yasal zorunluluk karşısında mahkemece, 5411 Bankacılık Kanunu'nun geçici 32. maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamındaki işlemlerin sadece cezaevi harcından muaf olduğu dikkate alınarak, şikayetin kısmen kabulü ile icra müdürlüğünün 18/10/2021 tarihli kararının cezaevi harcı alınması yönünden kaldırılmasına, istemin tahsil harcı ve tellaliye ücreti yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde şikayetin tümden reddi yönünde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetsizdir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong></p>

<p>Borçlunun temyiz isteminin kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 18/12/2023 tarih ve 2022/1268 E. - 2023/2068 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA),</p>

<p>Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 15/02/2022 tarih ve 2022/32 E. - 2022/128 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20245173-e-202410823-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="46019"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/8197 E., 2025/3197 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20248197-e-20253197-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20248197-e-20253197-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 15.04.2025 tarihli, 2024/8197 E., 2025/3197 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/8197 E., 2025/3197 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :</p>

<p>İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan ilamlı icra takibinde, şikayetçi borçlular icra mahkemesine başvurularında, icra müdürlüğünden ipotekli taşınmaz/taşınmazlar üzerindeki İİK'nın 150/C maddesi uyarınca konulan şerhin harçsız olarak kaldırılmasının talep edildiğini, icra müdürlüğünce talebin reddine yönelik işlem tesis edildiğini, icra memurluğu işleminin iptaline karar verilmesini istediği, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği, karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince borçluların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Fon ve faaliyet izni kaldırılan bankalara ilişkin malî istisnalar” başlığını taşıyan 140. maddesinde; Fon’un her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olup, borçlu tarafından ödenmesi gereken tahsil harcı dahil her türlü vergi, resim, harç ve masrafların, Fon alacağından mahsup edilemeyeceği düzenlenmiştir.</p>

<p>Aynı Kanunun Geçici 13. maddesinde ise; “Sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda... 26.12.2003 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları, kabul kredileri ve avaller, taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı aynî hak tesisine ilişkin sözleşmeden ... hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan arî hakları aleyhine olmamak üzere Fon alacaklarının tahsiline ilişkin 123, 134, 136, 137, 138, 140, 142 ve 165 inci madde hükümleri, tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması dahil bankalarınca uygulanır” hükmü yer almaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Madde hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi, alacaklı banka yönünden 26.12.2003 tarihinden önce kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş alacakların tahsiline ilişkin olarak yapılacak icra takiplerinde uygulanabilecektir.<br />
Somut olayda, alacaklı T.C ... Bankası A.Ş.'nin 5411 Sayılı Kanun'un geçici 13. maddesi kapsamında nitelikleri belirtilen bankalardan olduğu, şikayetçi borçlu şirket hakkında başlatılan icra takibine ilişkin ipotek alacağının dayanağı olan dosya içerisinde mevcut genel kredi sözleşmelerinin, 23/08/1996, 04.12.1997 tarihli olduğu, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin 02.05.2003 tarihli olduğu ve 26/12/2003 tarihinden önce doğmuş oldukları görülmektedir.</p>

<p>O halde mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.</p>

<p><strong>SONUÇ :</strong></p>

<p>Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi'nin 03.10.2024 tarih ve 2024/3 E. - 2024/1372K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,</p>

<p>Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 04.10.2023 tarih, 2023/387 E. - 2023/1185K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,</p>

<p>dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20248197-e-20253197-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/02/yargi/yargitay-556dfgv.jpg" type="image/jpeg" length="33004"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasi-hakkinda-yonetmelik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasi-hakkinda-yonetmelik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik, 04 Nisan 2026 Tarihli ve 33214 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TARIM ARAZİLERİNİN KORUNMASI VE KULLANILMASI HAKKINDA YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümler</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı; 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda öngörülen toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, geliştirilmesi, zorunlu hallerde amaç dışı kullanımına izin verilmesi, toprağın korunması, toprak koruma projelerinin hazırlanması ve uygulanması, toprak koruma kurulunun teşekkülü, görevleri, çalışma kuralları ile çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak arazilerin planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemektir.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik;</p>

<p>a) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu, 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında olan alanlar ile 5403 sayılı Kanunda belirtilen tarım dışı alanlar, onaylı köy/kırsal yerleşik alanı ve civarı ile yerleşik alanlar, imar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler hariç olmak üzere ilgili mevzuata uygun onaylı planlı alanlar, planın yürürlükte olması şartıyla, onaylı bir plana bağlı olarak arsa vasfı kazanmış parseller, ilk tesis kadastrosuyla tarım dışı vasıfla tanımlanmış veya arsa vasfı kazanmış yerler dışında kalan tarım arazilerini,</p>

<p>b) 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun kapsamında olan alanları, 3573 sayılı Kanunda bulunmayan hükümler yönünden,</p>

<p>kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 7 nci, 12 nci, 13 üncü, 14 üncü, 21 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Aile: Karı-koca ve birlikte oturan reşit olmayan çocuklardan meydana gelen müesseseyi,</p>

<p>b) Arazi etüdü: Toprağın, çeşitli kullanımlar karşısındaki davranışlarını, potansiyel kullanımı ve sınırlandırmalarını belirlemek ve sınıflandırmak amacıyla; ulusal ve uluslararası sınıflandırma sistemleri dikkate alınarak morfolojik, fiziksel, kimyasal, biyolojik ve minerolojik özelliklerinin tespiti, haritalanması ve raporlanması için yapılan çalışmalar bütününü,</p>

<p>c) Bağ evi: Tarımsal faaliyetin yapılması için ihtiyaç duyulan ve tarımsal üretimi artırıcı etkisi olan, doğal yapıyı bozmayacak şekilde inşa edilen yapıyı,</p>

<p>ç) Bakanlık: Tarım ve Orman Bakanlığını,</p>

<p>d) Genel Müdürlük: Tarım Reformu Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>e) İl müdürlüğü: İl tarım ve orman müdürlüğünü,</p>

<p>f) İl müdürü: İl tarım ve orman müdürünü,</p>

<p>g) İlçe müdürlüğü: İlçe tarım ve orman müdürlüğünü,</p>

<p>ğ) Kamu yararı kararı: Bakanlıklarca yatırım programına alınmış yatırımlar veya insan, toplum ve çevre ilişkilerinde dengeyi bozucu nitelikte olmayan, ekonomik, ekolojik ve toplumsal kayıplar bakımından toplum aleyhine sonuçlar doğurmayan, kişiler ve toplum yararı birlikte gözetilerek faaliyet konusu ile ilgili Bakanlık tarafından alınan kararı,</p>

<p>h) Kanun: 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununu,</p>

<p>ı) Kırsal mahalle: Büyükşehir sınırları içinde yer alan ancak sosyo-ekonomik yapısı, kent merkezine olan uzaklığı, mevcut yapılaşma durumu ve belediye hizmetlerine erişebilirliği gibi hususlar çerçevesinde kırsal yerleşim özelliği taşıdığı tespit edilen mahalleyi,</p>

<p>i) Kurul: Toprak koruma kurulunu,</p>

<p>j) Mandıra: Büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılan yerlerde işletme içi veya dışında sadece süt sağım ve soğutma yapılan tesisleri,</p>

<p>k) Sera: İklime bağlı çevre koşullarının kısmen ya da tamamen kontrol altına alınarak, içerisinde kültür bitkileri ile bunların tohum, fide ve fidanlarının üretilmesi, yetiştirilmesi, uygun bir bitki gelişimi için ideal koşulların oluşturulması ve yıl boyunca üretim yapılması amaçlanan, kısmen ya da tamamen ışık geçirebilen bir malzeme ile kaplı, temel betonuna veya toprağa sabitlenmiş iskelet sistemi ile bağlantı elemanlarından oluşan, içinde hareket edilebilen yüksek sistemli ve teknolojinin kullanılabildiği kapalı ortam bitkisel üretim ünitelerini,</p>

<p>l) Tarım Arazileri Değerlendirme ve Bilgilendirme Sistemi (TAD Portal): Tarımsal amaçlı ve tarım dışı amaçlı kullanılmak istenen arazilerin izinlendirme sürecinde; arazi ve toprak etüdü, değerlendirme, sorgulama ve arşivleme işlemlerinin yönetimini tek bir merkezden sağlayan otomasyon ve veri tabanı sistemini,</p>

<p>m) Tarımsal amaçlı entegre tesis: Bakanlık tarafından tarımsal amaçlı olduğu kabul edilen yapıların dışında, tarımsal üretimden elde edilen ürünlerin birincil üretim aşamasından sonra, ürünlerin fiziksel ve/veya kimyasal işleme tabi tutulacağı tesisleri,</p>

<p>n) Tarımsal arazi kullanım bütünlüğü: Tarım dışı kullanım taleplerinde, tarım dışı kullanım talep edilen arazinin; planlı alana, karayoluna, köy/mahalle (kadastral yol hariç) yoluna veya tarım dışı alana sınırdaş olmamasını,</p>

<p>o) Un değirmeni: Sanayi niteliği taşımayan, geleneksel yöntemlerle tarım ürünlerinin ezilerek un elde edildiği yapıyı,</p>

<p>ö) Vaziyet planı: Projede yer alan inşaat alanı içerisindeki bütün varlıkların gösterildiği koordinatlı haritayı,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Arazi Kullanım Taleplerinin Yapılması ve Arazi Kullanım Esasları</p>

<p><strong>Tarımsal amaçlı yapılar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Tarımsal amaçlı yapılar; toprak koruma ve sulamaya yönelik altyapı tesisleri, entegre nitelikte olmayan hayvancılık ve su ürünleri üretim ve muhafaza tesisleri ile zorunlu olarak tesis edilmesi gerekli olan müştemilatı, mandıra, üreticinin bitkisel üretime bağlı olarak elde ettiği ürünü için ihtiyaç duyacağı yeterli boyut ve hacimde depolar, un değirmeni, tarım alet ve makinelerinin muhafazasında kullanılan sundurma ve çiftlik atölyeleri, seralar, tarımsal işletmede üretilen ürünün özelliği itibarıyla hasattan sonra iki saat içinde işlenmediği takdirde ürünün kalite ve besin değeri kaybolması söz konusu ise bu ürünlerin işlenmesi için kurulan tesisler ile Bakanlık tarafından tarımsal amaçlı olduğu kabul edilen entegre nitelikte olmayan diğer tesislerdir.</p>

<p>(2) Bakanlık tarafından tarımsal amaçlı olduğu kabul edilen entegre nitelikte olmayan diğer tesisler kapsamında; ipek böcekçiliği üretim alanı, at üretimi veya yetiştiriciliği yapılan hara, deve kuşu üretim tesisi, üreticinin bitkisel üretimden elde ettiği ürünü için ihtiyaç duyduğu tarımsal amaçlı depo, solucan ve solucan gübresi üretim tesisi, yumru köklü bitkilerin yıkama tesisi, ilçe sınırları içinde üretilen hububat, çeltik, ceviz ve ayçiçeği ürünleri kurutma tesisi, islim ünitesi, muz sarartma ünitesi, hayvan içme suyu göleti, ürün işleme tesisleri hariç olmak üzere Ar-Ge konusunda yetkili olan kamu kurumuna sunulacak proje kapsamında tarımsal Ar-Ge olduğu belirtilen tesisler, fide ve fidan üretim tesisleri, tarımsal amaçlı teleferik, bağ evi, sahipsiz hayvan barınakları, tarımsal amaçlı yapının müştemilatı olarak çatı güneş enerjisi santrali (GES) ile sulama amaçlı GES tarımsal amaçlı yapı olarak kabul edilir.</p>

<p>(3) Birinci ve ikinci fıkralarda yer almayan ve tarımsal üretime katkı sunacağı değerlendirilen tesisler de Bakanlık tarafından tarımsal amaçlı yapı olarak kabul edilebilir.</p>

<p>(4) Tarımsal amaçlı yapılarda, tarımsal arazi kullanım bütünlüğü aranmaz.</p>

<p>(5) Tarımsal amaçlı yapı taleplerinin değerlendirilmesinde Ek-1’deki kriterler esas alınır.</p>

<p>(6) Tarımsal amaçlı yapılarda izinlendirilen yapının, projesine uygun yapılması gerektiği tarımsal amaç dışında kullanılmaması, kamulaştırma dışında ifraz edilmemesi, arsaya dönüştürülmemesi ve amaç dışı kullanımının tespit edilmesi durumunda iznin iptal edileceği izinlendirme yazısında belirtilir, bu durum izinlendirilen vaziyet planı ile birlikte ruhsat merciine bildirilir.</p>

<p>(7) Tarımsal amaçlı yapı taleplerinde; talep sahibi tarafından Ek-7’de yer alan noter onaylı taahhütname, Ek-16’da yer alan proje teknik raporu, Ek-14’te yer alan tarımsal amaçlı GES taleplerinde noter onaylı taahhütname, Ek-17’de yer alan muvafakatname il müdürlüklerine gönderilir. Hayvancılık tesisi değerlendirmelerinde Ek-13’te yer alan hayvansal gübre depo kapasitesi hesaplama tablosu kullanılır.</p>

<p><strong>Tarım arazilerinin amaç dışı kullanım talebi</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Nazım imar, uygulama imar, ilave imar ve revizyon imar planları ile köy yerleşik alanı ve civarı, kırsal yerleşik alan ve kırsal yerleşme alanı gibi birden çok kişiyi ilgilendiren ve birden çok fonksiyonu içeren planlara yönelik çalışmalara başlanmadan önce, planlamayı yapacak kamu kurum/kuruluşları ve/veya plan yapma yetkisine sahip kamu kurum/kuruluşlarınca yetkilendirilen plan müellifleri tarafından, TAD Portal kullanılarak il müdürlüklerine başvurulur.</p>

<p>(2) Gerçek veya tüzel kişiler tarafından, tarım arazilerinin tarımsal veya tarım dışı amaçlı kullanım talepleri için, arazinin belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde olması durumunda belediyelere, belediye ve mücavir alan sınırları dışında olması durumunda ise il özel idarelerine veya diğer plan yapma yetkisine sahip kuruluşlara başvurulur. Bu başvurular ilgili kuruluşlar tarafından TAD Portal kullanılarak il müdürlüğüne intikal ettirilir.</p>

<p>(3) İl özel idaresi ile belediye başkanlıkları yetki alanındakiler hariç olmak üzere, petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, madencilik faaliyetleri, yenilenebilir enerji yatırımları, elektrik iletim hatları ve plan zorunluluğu olmayan yatırımlar için gerçek veya tüzel kişiler tarafından yapılacak amaç dışı kullanım talepleri, TAD Portal üzerinden il müdürlüğüne intikal ettirilir. İrtifak alanlarının TAD Portala girişinin yapılması zorunlu değildir.</p>

<p>(4) Tarımsal veya tarım dışı amaçlı yapı başvuruları, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilen plan müellifi gerçek ve tüzel kişiler tarafından il müdürlüğüne yapılabilir.</p>

<p>(5) Başvuruyu yapan gerçek ve tüzel kişilerin yetki belgelerini başvuru dosyaları ile birlikte sunması zorunludur.</p>

<p>(6) Tarım arazilerinin amaç dışı kullanım taleplerinde, sulama ve/veya toplulaştırma projeleri ile içme-kullanma suyu havzası yönünden sakınca bulunup bulunmadığı konusunda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), il özel idaresi, belediye başkanlıkları görüşü, başvurunun yapıldığı idare veya başvuruyu yapan gerçek veya tüzel kişiler tarafından il müdürlüğüne iletilir.</p>

<p><strong>Arazi etüt raporlarının hazırlanması ve sınıflandırılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Tarım arazilerinin sınıflandırılması, amaç dışı kullanımın önlenmesi amacıyla Ek-2’de yer alan standartlara uygun olarak yapılır.</p>

<p>(2) Etüt raporları; Bakanlığın hizmet içi eğitiminden geçmiş en az iki ziraat mühendisi tarafından, Ek-3’teki formata uygun olarak arazinin sınıfı, kullanım şekilleri, diğer tarımsal özellikleri ile çevre arazilerle ilişkisi, veri tabanı ve mahallinde yapılan inceleme sonucunda TAD Portal üzerinden hazırlanır. Arazi etüt raporunda, birbirleri ile çelişkili ifadelere yer verilmez.</p>

<p>(3) Etüt raporunda, alternatif alan değerlendirmesi için tarımsal potansiyeli düşük alanlar belirlenir ve bu alanlar harita üzerinde gösterilir, tarımsal kullanım bütünlüğü aranan faaliyetler için tarımsal kullanım bütünlüğü 3 üncü maddenin birinci fıkrasının (n) bendinde yer alan tanımdaki kriterler gözetilerek değerlendirilir, toprak koruma projesine ihtiyaç olup olmadığı açık olarak belirtilir, ihtiyaç duyulması halinde projede hangi tedbirlere yer verilmesi gerektiği, ihtiyaç duyulmaması halinde neden ihtiyaç duyulmadığı açıklanır. Etüt raporları ilgili şube müdürünce kontrol edilerek il müdürü tarafından onaylanır.</p>

<p>(4) Tarımsal kullanım bütünlüğünün bozulmaması için; mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve dikili tarım arazileri içerisinde, büyüklüğü 2 hektardan küçük olan lokal marjinal tarım arazileri, içerisinde bulunduğu sınıfla aynı kabul edilir. Marjinal tarım arazisi içerisinde kalmış veya sınırında tarım arazisi bulunmayan 2 hektardan küçük mutlak tarım arazileri veya özel ürün arazileri ile 0,5 hektardan küçük dikili tarım arazileri ve 0,3 hektardan küçük sera arazileri marjinal tarım arazisi olarak kabul edilir.</p>

<p>(5) Başvuru yapılan alanın, Hazineye ait taşınmazlar ile tescil harici alanlardan olması halinde; 4342 sayılı Kanun kapsamında görüş alındıktan sonra arazi incelemesi yapılarak Kanunun 3 üncü maddesinin (i) bendinde sayılan arazilerden olmaması durumunda, Ek-2’de yer alan standartlar esas alınarak arazi sınıfı belirlenir ve işlemlere devam edilir.</p>

<p>(6) Talep konusu arazinin doğal durumunun tamamının kazı, dolgu veya yapılaşma ile bozulması durumunda arazi etüdü, toprak ve topoğrafik özellikleri benzer olan komşu araziden ve Bakanlık veri tabanında yer alan etüt haritalarından yararlanılarak yapılır.</p>

<p>(7) Dekarında en az Ek-4’te yer alan tabloda cinsi ve sayısı yazılı ağaç, fidan veya kök bulunan çok yıllık ağaç, ağaççık ve çalı formunda bitkilerin bulunduğu yerler dikili tarım arazisi olarak kabul edilir. Yerel plantasyonlarda uzman kurum görüşü alınarak dikili normu belirlenebilir. Lavanta, korunga, yonca, çilek gibi otsu çok yıllık bitkiler dikili kabul edilmez.</p>

<p>(8) Ek-4’te yer alan tabloda belirtilen zeytin ağacı sayısı yalnızca arazinin dikili tarım arazisi tespiti için belirlenen sayıyı ifade eder ve 3573 sayılı Kanun kapsamındaki zeytinlik alanların belirlenmesinde dikkate alınmaz.</p>

<p>(9) İl veya ilçe müdürlüklerine başvuru yapılarak tapu kütüğünde dikili tarım arazisi vasfı kazanan araziler ile Bakanlık birimleri tarafından sınıfı dikili tarım arazisi olarak tespit edilen arazinin ağaç, ağaççık ve çalı türlerinin ekonomik ömrü tamamlanmadan toprak, topoğrafik özellikler, verim, doğal afet, hastalık veya diğer mücbir sebepler dışında beş yıl süre ile sınıfı değiştirilemez.</p>

<p>(10) Maden sahaları ve/veya güneş enerjisi santrali kurulacak alanın sınırları, koordinatları ile beraber TAD Portal girişi yapılarak, arazinin başvuru sahibine ait olmaması halinde arazi sahibi ile illiyet bağını gösteren belge alınarak arazinin sınıf tespiti yapılır.</p>

<p><strong>Arazi etüt raporlarının değerlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Arazi incelemesi sonucu hazırlanan arazi etüt raporlarında; tarımsal arazi kullanım bütünlüğünün bozulduğunun tespit edilmesi durumunda, talep reddedilir ve Kurul gündemine alınmaz.</p>

<p>(2) Arazi toplulaştırma projesi bulunan alanlarda yapılan amaç dışı arazi kullanım taleplerinde, projenin başlamış ve devam ediyor olması halinde tapuya tescil işlemi tamamlanıncaya kadar proje açısından sakınca bulunup bulunmadığı konusunda ilgili kurum veya birim görüşü alınır. Görüşün olumsuz olması durumunda, etüt raporu düzenlenmeksizin, talep valilik tarafından reddedilir ve Kurul gündemine alınmaz.</p>

<p>(3) Tarım dışı amaçla kullanımı talepleri, planlı alanda alternatif alan bulunmaması, tarımsal kullanım bütünlüğünün bozulmaması, toplulaştırma projesi açısından ve/veya içme-kullanma suyu havzaları yönünden sakınca bulunmaması şartıyla Kurul gündemine alınır.</p>

<p>(4) Arazinin sulu/kuru değerlendirilmesinde, DSİ, il özel idaresi veya büyükşehir belediye başkanlığı ile tesisi işleten kurum/kuruluş/birlik/kooperatiften talep alanının fiilen sulanıp sulanmadığı sorulur.</p>

<p>(5) Tarım dışı alanlar arazi etüt raporu ile belirlenir. Bu alanlar için, ihtiyaç duyulması halinde toprak koruma projesi hazırlattırılarak Kanunun 13 üncü ve 14 üncü maddeleri kapsamında yapılacak işlem olmadığı ilgilisine doğrudan valilikçe bildirilir. Tarım dışı alanların sınırları çizilip TAD Portala işlenir.</p>

<p>(6) Maden sahası ve/veya güneş enerjisi santrali amaçlı arazi sınıf tespiti başvuruları için yapılan işlem yalnızca sınıf tespitidir. İlgili mevzuat kapsamında alınması gereken izinleri içermez. Arazi etüdü yapılan alanda madenin bulunması ve/veya güneş enerjisi santrali kurulması halinde, ilgili mevzuatı kapsamında izin alınması zorunludur. Sınıf tespitleri yapılan arazi ile ilgili ruhsat işlemlerine esas kurum görüşü verilirken belirlenen bu sınıf esas alınarak işlem tesis edilir.</p>

<p>(7) Güneş enerjisi santrali kurulacak alanın arazi sınıfının kuru marjinal tarım arazisi olması zorunlu olup, bu sınıf dışındaki arazilerdeki talepler hiçbir şekilde Kurul gündemine alınmaz. Hibrit santrallerde ana santrale ek olarak yapılacak güneş enerjisi santrali için izinlendirilecek alanın da kuru marjinal tarım arazisi olması zorunludur.</p>

<p>(8) Tarımsal amaçlı yapıların müştemilatı olan güneş enerji santrali talepleri ve sulama amaçlı güneş enerji santrali talepleri Ek-15’te yer alan güneş enerji santrali değerlendirme tablosu göz önüne alınarak değerlendirilir.</p>

<p><strong>Kamu yararı kararı</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu veya Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi tarafından elektrik piyasasında üretim ve dağıtım faaliyetleri yatırımları için kamulaştırma işlemleri yapılmak üzere 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 19 uncu maddesi kapsamında alınan kamu yararı kararı yerine geçen kararları, Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>(2) Bakanlık görev alanına giren tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinde kamu yararı kararı alınabilmesi için; il müdürlüğünün ilgili şube müdürlüğü tarafından Ek-5’te yer alan formata uygun olarak, kamu yararı kararı teknik raporu hazırlanır.</p>

<p>(3) Bakanlığın görev alanına giren, tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinde; etüt raporu, Kurulun uygun görüşü ve il müdürlüğü tarafından hazırlanacak kamu yararı kararı teknik raporu ile birlikte talep dosyası Bakanlığa gönderilir ve yapılan değerlendirme sonucu uygun görülmesi halinde kamu yararı kararı Bakanlıkça alınabilir.</p>

<p><strong>Alternatif alan ve tarımsal arazi kullanım bütünlüğü değerlendirmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Tarım arazileri, Kanunda belirtilen istisnalar hariç olmak üzere, arazi kullanım plânlarında belirtilen amaçları dışında kullanılamaz. Arazi kullanım planlaması yapılan alanlarda amaç dışı kullanımlara ayrılan yerler bulunması halinde, bu alanlar alternatif alan olarak değerlendirilir. Arazi kullanım planları, tüm fiziki planlamalara altlık oluşturması nedeniyle, onaylanmış arazi kullanım planlarında gösterilen arazi kullanım şekillerine uyulması ve diğer planlamaların buna göre yönlendirilmesi zorunludur.</p>

<p>(2) Arazi etüt raporunda tespit edilen alternatif alanların, talep edilen amaç doğrultusunda kullanılıp kullanılamayacağına veya bu alanların planlamaya uygun olup olamayacağına, planlama ihtiyaçları, arazinin tarımsal sınıflaması yanında deprem, taşkın, heyelan ve benzeri riskler ile kamu güvenliği, plan bütünlüğü, talep sahibi gerçek ve tüzel kişilerin planlayıcı kuruluşlardan alacağı belge veya talep sahibinin gerekçeleri de dikkate alınmak suretiyle Kurul tarafından değerlendirilerek karar verilir.</p>

<p>(3) Tarım dışı amaçlı arazi kullanım taleplerinde, alternatif alan kapsamında talebin, planlı alanlardan ve/veya köy yerleşik alanlarından karşılanıp karşılanamayacağı ve tarımsal potansiyeli daha düşük alanlardan karşılanıp karşılanamayacağı hususlarının araştırılması zorunludur. Alternatif alan araştırması, talebin yapıldığı köy veya kırsal mahalle idari sınırları içerisinde yapılır. İlçe merkezleri için yapılan başvurularda, başvurunun yapıldığı ilçe belediye başkanlığının yetki alanı sınırları içinde, büyükşehir olmayan illerde ise il belediye başkanlığı ve/veya il özel idaresinin yetki alanı içinde yapılır.</p>

<p>(4) Doğada bulunduğu yerlerin sınırlı olmasından dolayı alternatif alanının bulunmaması nedeniyle, 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun 2 nci maddesinde sayılan I inci grup madenler haricindeki madenler, 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu kapsamındaki jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile 30/5/2013 tarihli ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu kapsamındaki petrollerin arama ve çıkarılması faaliyetleri için alternatif alan ve tarımsal arazi kullanım bütünlüğü bulunmadığı kabul edilir.</p>

<p>(5) Özellikleri ve kurulabilecekleri alanlar göz önüne alınarak, yenilenebilir enerji santralleri ve bunlara ait depolama tesisleri, yol, trafo, kök, şalt merkezi, iletim hattı tesisleri ile faaliyetin yerinde yapılma zorunluluğu bulunması nedeniyle enerji nakil hatları ile bu yatırımlara ait trafo, kök, şalt merkezi, iletim hattı tesisleri, su deposu, arıtma tesisi, içme suyu hattı talepleri için alternatif alan ve tarımsal arazi kullanım bütünlüğü bulunmadığı kabul edilir. Bu amaçla izinlendirilen alana sınır olan arazilerin tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinde, tarımsal kullanım bütünlüğü değerlendirmesi yapılırken bu tesislerin varlığı dikkate alınmaz.</p>

<p>(6) Büyük ova koruma alanlarında yapılan tarım dışı amaçla kullanım başvurularında büyük ova koruma alanı dışında kalan alanlar alternatif alan sayılır. Tarım dışı amaçlı arazi kullanım talebinin büyük ova koruma alanı dışından karşılanamaması durumunda, alternatif alanlar öncelikle büyük ova sınırları içerisinde tarımsal üretim potansiyeli düşük alanlardan karşılanır.</p>

<p>(7) Tarımsal amaçlı yapılarda, talebin öncelikle ova sınırları dışındaki yatırımcıya ait arazilerden ve aynı ilçe sınırları içerinde kalan tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerinden karşılanması esastır. Alternatif alan araştırmasında hisseli parseller değerlendirmeye alınmaz.</p>

<p>(8) Teknik gerekçelerle alternatif alan bulunmadığının belirtilmesi halinde bu teknik gerekçelerin açıklanması zorunludur.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Toprak Koruma Kurulunun Teşekkülü, Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları</p>

<p><strong>Toprak koruma kurulunun teşekkülü</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Toprak koruma kurulu her ilde valinin başkanlığında;</p>

<p>a) Başkan yardımcılığı görevini de yürütmek üzere il müdürü,</p>

<p>b) Hazine ve Maliye Bakanlığının ildeki üst düzey temsilcisi,</p>

<p>c) İlde plân yapma yetki alanına göre; kamu kurum ve kuruluşlarından bir, büyükşehir olan illerde büyükşehir belediye başkanlığı, diğer illerde mücavir alan sınırı içerisinde il belediye başkanlığı, mücavir alan sınırı dışında ise il özel idare temsilciliğin bir ve üniversitelerin ilgili bölümlerinden bir üye olmak üzere toplam üç üye,</p>

<p>ç) Plânlama ve/veya toprak koruma konularında ulusal ölçekte faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarından birinin ildeki temsilcisi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) veya Türkiye Ziraat Odaları Birliği temsilcisi, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İl Koordinasyon Kurulu veya Ziraat Mühendisleri Odası temsilcisi olmak üzere sivil toplum kuruluşlarından vali tarafından belirlenecek toplam üç üye,</p>

<p>olmak üzere Ek-6’da yer alan listeye uygun en az dokuz üyeden oluşur.</p>

<p>(2) Kurulun gündeminde bulunan araziler özel kanunlarla koruma altına alınmış alanlar ve DSİ ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının proje alanı ilân edilen yerlerinden ise bu alanlarda uygulama yapan birimin yetkili temsilcisi de Kurula dâhil edilir.</p>

<p>(3) Kurulun sekretarya hizmetleri il müdürlüğü tarafından yürütülür.</p>

<p><strong>Toprak koruma kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Kurulun görevleri aşağıda belirtilmiştir:</p>

<p>a) Tarım arazilerinin korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanılmasına yönelik inceleme, değerlendirme ve izleme yapmak, ortaya çıkan olumsuzlukları belirlemek, toprağı korumak ve toprakla ilgili sorunları giderici önlemleri almak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak için görüş oluşturmak.</p>

<p>b) Arazi kullanımını gerektiren tüm girişimleri yönlendirmek, arazi özelliklerinin iyileştirilmesi, muhafaza ve geri kazanımına yönelik projeleri incelemek, uygun bulunması halinde onaylamak ve uygulanmasını takip etmek.</p>

<p>c) Toprak koruma önlemlerinin yerine getirilmesi sürecini yerel ölçekte izlemek, değerlendirmek ve çözümleyici öneriler geliştirmek, hazırlanacak tarımsal amaçlı plan ve projeler ile arazi kullanım plânları doğrultusunda, yerel ölçekli yıllık iş programları için görüş oluşturmak ve uygulamaya konulmasının takibini yapmak.</p>

<p>ç) Ülkesel, bölgesel veya yerel ölçekli plânlar arasındaki uyumu denetlemek.</p>

<p>d) Tarım arazilerinin kullanılması ile ilgili talepleri değerlendirmek, görüş oluşturmak ve ilgililerine aktarmak.</p>

<p>e) Gündeminde bulunan konularla ilgili ihtiyaç duyulması halinde yerinde inceleme yaparak karar oluşturmak.</p>

<p>f) Kanun kapsamında verilen diğer görevleri yapmak.</p>

<p><strong>Toprak koruma kurulunun çalışma usul ve esasları</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Toprak koruma kurulu aşağıdaki esaslar çerçevesinde çalışmalarını yürütür:</p>

<p>a) Kurul, Kanunda verilen görevleri yerine getirmek ve görüşülecek konu olması halinde kurul başkanınca belirlenen gündemi görüşmek üzere, ayda en az bir kez olağan, ihtiyaç duyulması halinde bir veya daha fazla olağanüstü toplanır. Kurulun gündeminde görüşülecek konu olmaması halinde Kurul toplanmaz, bu durum sekretarya tarafından karar defterine işlenir ve il müdürü tarafından onaylanır.</p>

<p>b) Kurul üyeleri; olağan toplantılarda, toplantıya çağrılmadan en az üç gün önce sekretarya tarafından gündem hakkında bilgilendirilir.</p>

<p>c) Kurulun üye tam sayısı ile toplanması esastır, ancak zorunluluk halinde en az altı üye ile toplanabilir. Kurul gündemindeki konular hakkındaki görüşün olumlu sayılması için, en az altı üyenin olumlu yönde oy kullanması gerekir.</p>

<p>ç) Toplantıda alınan kararlar, karar defterine işlenir veya elektronik ortamda hazırlanarak çıktısı alınır, alınan çıktı kurul defterine yapıştırılarak imzalanır ve muhafaza edilir.</p>

<p>d) Kurul kararlarında üyelerin temsil ettikleri kurumlar belirtilir ve toplantıya katılamayan üye için katılmadı ibaresi konulur, oy çokluğu ile alınan kararlarda, varsa karşı görüşlerin gerekçeleri/şerhleri belirtilir.</p>

<p>e) Kurulun kararlarına yapılan itirazlar sonucu Bakanlık tarafından yapılan incelemeye dayalı hazırlanan rapor veya talebi destekleyici nitelikte yeni bilgi ve belgenin sunulması halinde, kararlar Kurul tarafından yeniden değerlendirilir.</p>

<p>f) Tarım dışı amaçlı kullanım talebi, toplulaştırma projelerinin veya etüt raporunda çevre tarım arazilerindeki tarımsal kullanım bütünlüğünü bozacak durumda olması halinde Kurul gündemine alınmaz ve valilik tarafından doğrudan reddedilir.</p>

<p>g) Etüt raporunda tespit edilen alternatif alanlar Kurul tarafından değerlendirilir, alternatif olup olamayacağı gerekçesi açıklanarak karara bağlanır.</p>

<p>ğ) Büyük ova koruma alanı dışındaki tarımsal amaçlı yapılar ile arazi etüt raporunda tarımsal kullanım bütünlüğünü ve arazi toplulaştırma projesi bütünlüğünü bozmadığı tespit edilen kuru marjinal tarım arazileri için gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılan tarım dışı amaçlı kullanım talepleri Kurul gündemine alınmaz, valilikler tarafından değerlendirilerek sonuçlandırılır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Tarım Arazilerinin Tarımsal veya Tarım Dışı Amaçlarla Kullanım</p>

<p>Esasları ile Toprak Koruma Projelerinin Hazırlanması</p>

<p><strong>Arazi kullanımının esası</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Tarım arazilerini kullananlar, toprağın ekolojik, bitkisel üretim, sosyo-ekonomik ve endüstriyel işlevlerinin tamamen, kısmen veya geçici olarak bozulmaması amacıyla Kanun ve ilgili mevzuatın öngördüğü tedbirleri almakla yükümlüdür.</p>

<p>(2) Planlayıcı kuruluşlar tarafından yapılan/yaptırılan nazım ve uygulama imar planlarında; tarımsal niteliği korunacak alan (TNKA) olarak ayrılan yerler izin alınmaksızın tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz, bu alanlarda hiçbir parsele arsa vasfı kazandırılamaz, ifraz edilemez, yol geçirilemez, düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılamaz ve plan değişikliğine gidilmesi durumunda Bakanlıktan izin alınması zorunludur. Bu hususlara uyulmaması halinde, Kanunun 21 inci maddesi hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinin değerlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Büyük ova koruma alanı dışındaki tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinde; mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri, sulu tarım arazileri alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;</p>

<p>a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,</p>

<p>b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,</p>

<p>c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,</p>

<p>ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,</p>

<p>d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plan ve yatırımlar,</p>

<p>e) Kamu yararı gözetilerek yol, altyapı ve üstyapı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,</p>

<p>f) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 6446 sayılı Kanun uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımlar,</p>

<p>g) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları için bu arazilerin amaç dışı kullanım talepleri,</p>

<p>için hazırlanacak/hazırlattırılacak toprak koruma projesine uyulması kaydıyla Bakanlık tarafından izin verilebilir. Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.</p>

<p>(2) Tarımsal amaçlı yapılarla ilgili başvurular, il müdürlüğü tarafından incelenir ve bu tesislerin tarımsal amaçlı yapılardan olması ve hazırlanacak/hazırlattırılacak toprak koruma projesine uyulması şartı ile arazi niteliklerine ve sınıfına bakılmaksızın ve alternatif alan ve tarımsal kullanım bütünlüğü aranmaksızın projede öngörülen miktarda alana valilikçe izin verilebilir.</p>

<p>(3) Arazi sınıfı kuru marjinal olan tarım arazisi için; kamu kurumları tarafından yapılan nazım, uygulama, revizyon ve ilave imar planı, köy yerleşik alanı ve civarı, kırsal yerleşik alan ve kırsal yerleşme plan talepleri ve kamu yatırımı talepleri, Kurul görüşünün uygun olması halinde, kamu yararı kararı alınmaksızın değerlendirilmek üzere Bakanlığa iletilir. Gerçek veya tüzel kişilerin münferit taleplerinde ise, çevre arazilerdeki tarımsal kullanım bütünlüğünün bozulmaması ve hazırlanacak/hazırlattırılacak toprak koruma projesine uyulması şartıyla toprak koruma kurulunda görüşülmeksizin valilikler tarafından tarım dışı amaçla kullanım izni verilebilir.</p>

<p>(4) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Bu durum izinlendirme yazısında belirtilir.</p>

<p>(5) Jeotermal ve doğal mineralli su kuyuları ile içme veya sulama suyu arama faaliyetleri için; Kurulun uygun görmesi, toprak koruma projesine uyulması kaydıyla valilik tarafından bir yıla kadar geçici süre ile izin verilebilir. Bu süre gerekçeli talep doğrultusunda en fazla bir yıla kadar daha uzatılabilir. Arama sonucu kaynak bulunmaması durumunda arazinin eski haline getirilmesi için geri dönüşüm projesi hazırlatılır ve arazinin eski haline getirileceğine ve çevresinde yapılan tarımsal üretime olabilecek zararların tazmin edileceğine dair noter onaylı taahhütname alınır. Arama sonucu bulunan jeotermal kaynak ve doğal mineralli su kuyuları ile içme veya sulama suyu kuyuları için işletmeye geçilmesi halinde izinlendirme işlemleri bu madde kapsamında değerlendirilir.</p>

<p><strong>Büyük ovalarda tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Büyük ova koruma alanı olarak belirlenen alanlarda bulunan tarım arazileri hiçbir surette amacı dışında kullanılamaz. Ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla;</p>

<p>a) Tarımsal amaçlı yapılar,</p>

<p>b) Bakanlık ve talebin ilgili olduğu bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler,</p>

<p>için kullanımlara Bakanlıkça izin verilebilir.</p>

<p>(2) 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuatına uygun gerekli izinler alındıktan sonra imar planı yapılarak onaylanan ve halen yürürlükte bulunan planlı alanlar ile il idare kurulları tarafından onaylanan köy yerleşik alanı sınırları içinde kalan yerler ve büyük ova koruma alanlarının ilanından önce Kanun kapsamında izin alınmış, diğer kurumlar tarafından işlemleri devam eden talepler bu madde kapsamında değerlendirilmez.</p>

<p>(3) İlgili idaresince imar planı kapsamında talep edilmiş, tarım dışı amaçlı kullanım izni verilmiş ancak plan onaylanmadan, büyük ova koruma alanları içinde kalan araziler ile ilgili yapılacak yeni talepler, birinci fıkra kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>(4) Büyük ova koruma alanlarının ilanından önce işlemleri başlamış, ancak izin işlemleri sonuçlanmamış tüm talepler birinci fıkra kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>(5) Amaç dışı kullanımı talep edilen arazinin, bir kısmının büyük ova koruma alanı içinde kalması halinde, her iki alan ayrı ayrı değerlendirilir ve ova dışında kalan alanın tüm arazi talebini karşılaması durumunda ova içinde kalan alanın alternatifi kabul edilir, arazi talebi ova dışında kalan kısımca karşılanamaması durumunda ova içinde kalan alanın en az etkileneceği şekilde işlem yapılır.</p>

<p>(6) Birden çok ilin idari sınırlarını kapsayan başvurularda, illerin kurulları tarafından talep ayrı ayrı değerlendirilerek Bakanlıkça sonuçlandırılır.</p>

<p>(7) Amaç dışı kullanım talebinin ilgili olduğu bakanlığın, yapılacak olan faaliyetle ilgili almış olduğu kamu yararı kararının Bakanlığa ulaşmasından sonra Bakanlığın aynı doğrultuda kamu yararı kararı vermesi halinde ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış sayılır.</p>

<p>(8) 3213 sayılı Kanun, 5686 sayılı Kanun ile 6491 sayılı Kanun kapsamındaki tabii kaynak arama faaliyetleri için; Kurulun uygun görmesi, toprak koruma projesine uyulması kaydıyla Bakanlık tarafından izin verilebilir. Arama sonucu kaynak bulunamaması durumunda arazinin eski haline getirilmesi için geri dönüşüm projesi hazırlatılır ve arazinin eski haline getirileceğine ve çevresinde yapılan tarımsal üretime olabilecek zararların tazmin edileceğine dair noter onaylı taahhütname alınır. Arama sonucu bulunan kaynak için işletmeye geçilmesi halinde izinlendirme işlemleri bu madde kapsamında değerlendirilir.</p>

<p><strong>Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlı kullanımı ile ilgili genel hükümler</strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Büyük ova koruma alanı içinde veya dışındaki tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinde;</p>

<p>a) Zeminde tarımsal faaliyetlerin devamına izin verilen, arazinin üst kullanımı ile ilgili; sabit tesisler hariç olmak üzere iletim hattı güzergâhında kalan araziler, tarım dışı amaçla izinlendirilmez.</p>

<p>b) 3213 sayılı Kanun, 5686 sayılı Kanun ile 6491 sayılı Kanun kapsamındaki tabii kaynakları arayanlar ve işletenler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde il müdürlüğü gözetiminde eski vasfına getirmeye yönelik Ek-8’de yer alan formata uygun taahhütname vermekle yükümlüdürler.</p>

<p>c) Çevre düzeni planlarına dayalı olarak, tarım dışı amaçlı kullanım izni verilmez. Bu plan taleplerinde, planlamalara altlık oluşturmak üzere, veri tabanında yer alan onaylanmış arazi kullanım planlaması (AKUP) haritası sayısal olarak bildirilir.</p>

<p>ç) 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun yürürlüğe girmesinden önce onaylanan 1/25000 ölçekli çevre düzeni planlarının tarım dışı amaçlı kullanım izni bulunmadığından, bu planların nazım imar planı olarak onaylanması durumunda, bu plan içinde kalan alanlar için tarım dışı amaçlı kullanım izni alınması zorunludur.</p>

<p>(2) Arazi kullanımına ilişkin verilen izinler, iznin ilgili kuruma/kişiye tebliğinden itibaren iki yıl içerisinde; sera, bağ evi, maden ocağı, enerji nakil hattı gibi plan ve ruhsat zorunluluğu olmayanların onay işlemlerinin tamamlanmaması, tarım dışı amaçlı kullanımlarda planların onaylanmaması, tarımsal amaçlı izinlerde ise ruhsata bağlanmaması durumunda geçersiz kabul edilir. Bu alanlar için yeniden izin talep edilmesi durumunda, talep içeriğinin değişmemesi şartıyla, kurul görüşü alınması gereken taleplerde işlemlere kurul aşamasından devam edilir, kamu yararı kararı alınmış ise geçerli kabul edilir. Ancak arazinin yerinde kontrolü yapılarak yapılaşma, kazı veya dolgu ile doğal durumunun bozulduğunun tespiti halinde Kanunun 21 inci maddesindeki işlemler yürütülür.</p>

<p>(3) Yapılan başvurular ile ilgili eksik bilgi ve belgelerden; kamu kurumlarından alınacak belgeler altı ay içinde, diğer belgeler üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanmayan başvurular değerlendirmeye alınmaz ve ilgilisine iade edilir. Eksik belge tamamlandıktan sonra, mevzuatta meydana gelen değişiklikler de dikkate alınarak işlemlere kaldığı yerden devam edilir.</p>

<p><strong>Toprak koruma projelerinin hazırlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Toprak koruma projeleri; toprağın, bulunduğu yerde doğal fonksiyonlarını sürdürebilmesinin sağlanması amacıyla korunması esası ile hazırlanır.</p>

<p>(2) Zorunlu olarak kazı veya dolgu gerektiren herhangi bir arazi kullanım faaliyeti sonucu veya yapılan faaliyete bağlı olarak çevresinde bulunan tarım arazilerinin toprak yapısının bozulması, drenajın engellenmesi ve buna bağlı olarak tuzlanma, alkalileşme, erozyon, heyelan ve benzeri nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulması halinde; araziyi kullananlar tarafından, 18/12/1991 tarihli ve 91/2526 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Ziraat Mühendislerinin Görev ve Yetkilerine İlişkin Tüzüğün yetki verdiği veya toprak koruma projesi hazırlama konusunda sertiﬁka almış en az bir ziraat mühendisi sorumluluğunda ilgili mühendislerce Ek-9’daki dispozisyona uygun olarak toprak koruma projesi hazırlanır, valilikçe uygun görülmesi halinde onaylanır ve uygulattırılır.</p>

<p>(3) Arazi etüdü sonucu hazırlanacak raporlarda; toprak koruma projesine ihtiyaç olup olmadığına karar verilir ve ihtiyaç olması halinde, projenin uygulanacağı alanın yeri, yapılacak tarım dışı faaliyetin niteliği, bu faaliyetten dolayı çevre arazilerde meydana gelecek muhtemel toprak kayıpları ve arazi bozulmaları ile bu olumsuzlukları giderecek tedbirlere yer verilir, projeler bu tedbirleri içerecek şekilde hazırlattırılır.</p>

<p>(4) Toprak koruma projeleri valilik veya Bakanlıkça, talebin uygun görülmesinden sonra talep sahibi tarafından hazırlanır veya hazırlattırılır.</p>

<p>(5) Sürdürülebilir toprak yönetimi kapsamında hazırlanacak olan projeler sekileme, çevirme, koruma duvarı veya bandı, bitkilendirme, arıtma, drenaj gibi imalat, inşaat ve diğer arazi bozulması ve toprak kayıplarını engelleyen fiziksel ve/veya kültürel tedbirleri içerir.</p>

<p>(6) Toprak koruma projelerinin hazırlatılmaması, yetersizliği veya zamanında gerekli tadilatların yapılmaması sonucu arazi tahribi veya toprak kayıpları olması halinde meydana gelecek zararlardan; proje hazırlanmasına gerek olmadığına karar verenler, proje hazırlanmış ise projeyi hazırlayan ve onaylayanlar sorumludur.</p>

<p>(7) Heyelan, sel ve rüzgâr gibi doğal olaylar sonucu meydana gelen toprak kayıplarını önlemek için valilikler toprak koruma projelerini hazırlatır, uygulamasını yapar veya yaptırır. Birden fazla ili ilgilendiren havza düzeyinde yapılacak toprak koruma projelerinin hazırlanması Bakanlık koordinasyonunda ilgili valilikler tarafından yapılır ve yürütülür.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>İtiraz, Etüdün Ücretlendirilmesi, Denetim ve İdari Yaptırımlar</p>

<p><strong>İtiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Bu Yönetmelik kapsamında verilen kararlara veya etüt raporu ile tespit edilen sınıflara bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtirazlar, kararın valilik tarafından tebliğ tarihini izleyen bir yıl içerisinde Bakanlığa iletilmek üzere valiliklere yapılır. Bakanlık, itirazları inceleyerek karara bağlar. Bu karar itiraz bakımından kesin olup gereği için valiliğe gönderilir.</p>

<p>(2) İtiraz sonucunda Bakanlıkça verilen olumsuz karar ile ilgili, olumsuzluk sebebini ortadan kaldıracak gerekçeli rapor veya kamu kurumlarından alınan belge sunulması durumunda, Bakanlıkça karara konu işlemler yeniden inceleme konusu yapılabilir.</p>

<p>(3) Bakanlık tarafından yapılan değerlendirmede uygun görüş verilmeyen talepler ile ilgili, gerekçeli rapor veya kamu kurumlarından alınan belge sunulması durumunda, uygun görülmeyen talepler yeniden değerlendirilerek görüş oluşturulabilir.</p>

<p><strong>Etüt ve incelemenin ücretlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Tarım arazilerinde sınıf tespiti ve/veya tarımsal amaçlı yapılar ve tarım dışı amaçlı kullanım izinleri kapsamında yapılacak etütler için, Bakanlıkça yılda bir kez olmak üzere tespit edilecek ücret genel bütçeye gelir kaydedilir.</p>

<p>(2) İtirazların yerinde incelenmesi için yatırılacak ücret, birinci fıkrada belirlenen ücretin iki katı olarak genel bütçeye gelir kaydedilir.</p>

<p><strong>Denetim</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Kanunun ve bu Yönetmeliğin uygulanmasında denetim görevini Bakanlık, valilikler veya kurullar yapar ya da yaptırır. Kanunda ve bu Yönetmelikte yer alan projeler ve izinlerle ilgili denetimler, verilen iznin onay işlemlerinin tamamlandığı, ruhsata bağlandığı veya planın onaylandığı tarihi takip eden yılın sonunda başlar ve ikinci yılın sonunda tamamlanarak sonucundan Bakanlık ve kurullara bilgi verilir.</p>

<p>(2) Uygulamada etüt, sınıflama, analiz gibi toprak ve arazi ile ilgili teknik konularda denetim görevini Bakanlık yapar veya yaptırır.</p>

<p>(3) Kurul üyesi kurum veya kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşları tespit ettikleri arazi bozulmaları ve toprak kayıpları ile ilgili faaliyetler hakkında valiliklere ihbarda bulunabilir. Valilikler konuyu inceler, sonucunu en geç bir ay içerisinde Bakanlığa ve ihbarı yapana bildirir.</p>

<p>(4) Yapılan denetimler, şikayetler ve resen yapılan kontroller sonucu aykırılık tespit edilmesi halinde; en geç yedi gün içinde, Bakanlığın veya valiliğin talebi üzerine, tapu müdürlüğüne yapılacak yazılı bildirim üzerine taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine “5403 sayılı Kanunun amacı dışında kullanılmıştır.” şeklinde belirtme yapılır. Aykırılığın giderildiğine dair Bakanlık veya valilik tarafından tapu müdürlüğüne bildirim yapılmadan beyanlar hanesindeki belirtme terkin edilmez.</p>

<p>(5) Tarımsal veya tarım dışı amaçlı kullanımların izinlendirme işlemi sonuçları ve verilen bu izinlerin sektörel dağılımı Ek-10’daki tablolara işlenerek, mart, haziran, eylül ve aralık ayları sonunda olmak üzere üçer aylık dönemler şeklinde, her dönemi takip eden ayın ilk on günü içerisinde Bakanlığa gönderilir.</p>

<p><strong>İdari yaptırımlar </strong></p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlar hakkında Kanunun 21 inci maddesine göre idari yaptırım uygulanır.</p>

<p>(2) İdari para cezası kabahatin işlendiği tarih esas alınarak uygulanır.</p>

<p>(3) Kabahatin işlenme zamanının belirlenememesi halinde, tespit tarihi esas alınarak işlem tesis edilir.</p>

<p><strong>Tarım arazilerinin amacı dışında kullanılmasına ve toprak koruma projelerine uyulmamasına ilişkin cezalar ve yükümlülükler</strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Tarımsal amaçlı yapılarda ve tarım dışı arazi kullanımlarında izin alınması ve toprak koruma projelerine uyulması zorunludur.</p>

<p>(2) Tarımsal amaçlı yapılara ve tarım dışı arazi kullanımına izinsiz başlanılması veya alınan izne uygun kullanılmaması halinde;</p>

<p>a) Yapı inşaat halinde ise valilik işi tamamen durdurur, yapılan iş tamamlanmış ise kullanımına izin verilmez.</p>

<p>b) Valilikçe arazi sahibine veya araziyi bozana Kanunun 21 inci maddesindeki idari para cezaları uygulanır.</p>

<p>c) İdarî para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içinde başvurularak Kanunun 13 üncü veya 14 üncü maddelerindeki izinlerin alınması şartıyla işin tamamlanmasına, bitmiş ise kullanımına izin verilebilir. Başvuru yapmayanlara veya izin talepleri uygun görülmeyenlere, izinsiz bütün yapılarını yıkması ve araziyi tarımsal üretime uygun hale getirmesi için iki ay süre verilir. Verilen süre içinde izinsiz yapıların yıkılmadığı ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmediğinin tespit edilmesi durumunda; valilikçe faaliyet durdurulur ve Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinde belirtilen idarî para cezası üç katı olarak uygulanır.</p>

<p>ç) İzinsiz bütün yapıların yıkılması ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi gerektiği belediyelere veya il özel idarelerine bildirilir. İlgili belediye veya il özel idaresi, bir ay içinde yıkımı yapar veya yaptırır, arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesini sağlar. Yapılan masraflar Bakanlıkça karşılanır.</p>

<p>(3) Toprak koruma projelerine aykırı hareket edilmesi halinde;</p>

<p>a) Kanunun 21 inci maddesindeki idari para cezaları uygulanır ve projeye uygunluk sağlanması için azami iki ay süre verilir.</p>

<p>b) Verilen iki aylık sürenin sonunda aykırı kullanımların devam etmesi durumunda; valilikçe faaliyet durdurulur, verilen kullanım izni iptal edilir ve Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde belirtilen idarî para cezası üç katı olarak uygulanır.</p>

<p>c) İzinsiz bütün yapıların yıkılması ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi gerektiği belediyelere veya il özel idarelerine bildirilir. İlgili belediye veya il özel idaresi bir ay içinde yıkımı yapar veya yaptırır, arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesini sağlar. Yapılan masraflar Bakanlıkça karşılanır.</p>

<p>(4) Bakanlık birimleri, arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi için yapılan yıkım ve temizleme masraflarını, sorumlulardan genel hükümlere göre tahsil eder.</p>

<p>(5) Hakkında yıkım kararı alınmış olmasına rağmen bir ay içinde belediye veya il özel idarelerince yıkılmayan yapılar, Bakanlıkça yıkılabilir veya yıktırılabilir. Arazi tarımsal üretime uygun hale getirilir. Masraflara ait fatura/faturalar ödenmek üzere yıkımı yapmayan belediye veya il özel idaresine gönderilir. Yıkım ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilme masrafları %100 fazlası ile ilgili belediye veya il özel idaresinden tahsil edilir. Bu şekilde tahsil edilememesi halinde ilgisine göre Hazine ve Maliye Bakanlığı veya İller Bankası Anonim Şirketi tarafından belediye veya il özel idaresinin 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun gereğince aktarılan paylarından kesilerek, genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere takip eden ayın sonuna kadar Bakanlık merkez muhasebe birimi hesabına aktarılır.</p>

<p>(6) Yıkım işlemleri, 13/10/2021 tarihli ve 31627 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre gerçekleştirilir.</p>

<p>(7) Tarım arazilerini, tescili mümkün olmayan fiili hisseler oluşturarak arazinin hisselere tekabül ettiği kabul edilen kısımlarının zilyetliğini, bir özel hukuk tüzel kişisinin faaliyeti kapsamında bu tüzel kişiyle üyelik veya ortaklık ilişkisi kurarak devretmek veya bu işlere aracılık etmek suretiyle arazinin bütünlüğünün bozulmasına ve amacı dışında kullanılmasına sebebiyet verenler hakkında Kanunun 21 inci maddesi uyarınca ilgili Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Ayrıca bu tüzel kişi hakkında, arazinin sınıfına göre Kanunun 21 inci maddesi uyarınca idari para cezası uygulanır.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Yetki ve sorumluluk</strong></p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> (1) Bu Yönetmelikte yazılı olan idarî para cezaları mahallî mülkî amir tarafından Ek-11, Ek-12’de yer alan tutanağa uygun olarak verilir.</p>

<p>(2) Kanunun 19 uncu, 20 nci ve 21 inci maddelerinin uygulanmasında kusurlu bulunan sorumlular hakkında, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kamu görevlilerine yönelik hükümleri uyarınca cezalandırılmaları amacıyla ilgili Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(3) Bu Yönetmelik kapsamında ihtiyaç duyulan hallerde tapu kütüğünün beyanlar hanesine belirtme yapılmasına, Bakanlık yetkilidir.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) 9/12/2017 tarihli ve 30265 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/04/20260404-2-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasi-hakkinda-yonetmelik</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/resmi/tarim-ve-orman-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="36466"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/arazi-kullanim-planlamasi-uygulama-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/arazi-kullanim-planlamasi-uygulama-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği, 04 Nisan 2026 Tarihli ve 33214 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>ARAZİ KULLANIM PLANLAMASI UYGULAMA YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı; toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, toprak etüt, haritalama ve sınıflama yapılması, tarımsal üretim gücü yüksek büyük ovaların ve erozyona duyarlı alanların belirlenmesi, tarımsal amaçlı plan ve projelerin hazırlanması ve uygulanması ile ülkesel ve bölgesel plânlamalara temel oluşturan ve diğer fizikî/mekânsal plânlamalara veri teşkil eden çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda toprağın niteliği, arazinin yeteneği ve diğer arazi özellikleri gözetilerek uygun arazi kullanım şekillerini içeren arazi kullanım planlarının hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik; toprakların ve arazi kullanımlarının bilimsel esaslara uygun olarak sınıflandırılması, toprak ve su potansiyeli ile arazi özelliklerinin belirlenmesi, arazi kullanım planlarının yapılmasına ilişkin ilke ve kuralların açıklanması, kullanılacak yetkilerin tanımlanması, arazi kullanım taleplerinin belirlenerek uygun arazi kullanım biçimlerinin saptanması ve planlama sürecine dair görev, yetki ve sorumluluklara ilişkin usul ve esasları kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 7 nci, 10 uncu, 11 inci, 14 üncü, 15 inci, 20 nci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar ve kısaltmalar </strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Alternatif alan: Arazi kullanım planlarında tarım dışı amaçlı kullanımlar için ayrılan alanları,</p>

<p>b) Arazi kullanım kabiliyet sınıflaması (AKK): Arazi ve toprakların sahip oldukları morfolojik, fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mineralojik özelliklerine bağlı olarak arazi ve toprakların doğal ve/veya kültür bitkilerini yetiştirmedeki yeteneklerine göre sınıflandırılmasını,</p>

<p>c) Arazi kullanım planı (AKUP): Her ölçekte planlamaya temel oluşturmak üzere, toprağın ve diğer çevresel kaynakların bozulmasını önlemek için ekolojik, toplumsal ve ekonomik şartlar gözetilerek sürdürülebilirlik ilkesine uygun, farklı arazi kullanım şekillerini oluşturmaya yönelik toprak potansiyelinin belirlenip, su miktar ve kalitesini de göz önüne alarak sistematik olarak değerlendirilmesini ve birbirleri ile olan ilişkilerini ortaya koyan 1/25000 ve/veya 1/5000 ölçekli arazi kullanım planlarını,</p>

<p>ç) Arazi kullanım şekilleri: Arazinin hâlihazır kuru tarım, sulu tarım, dikili tarım, mera, orman, yerleşim yeri ve diğer kullanım şekillerini,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>d) Arazi örtüsü: Arazinin biyolojik veya fiziksel öğelerle kaplanmış halini,</p>

<p>e) Arazi sınıflaması: Arazilerin çeşitli amaçlarla kullanılmaya uygunluk derecelerini saptamak için yapılan sınıflamayı,</p>

<p>f) Bakanlık: Tarım ve Orman Bakanlığını,</p>

<p>g) BTG: Büyük Toprak Grubunu,</p>

<p>ğ) Dikili tarım arazisi: Mutlak ve özel ürün arazileri dışında kalan ve üzerinde yöre ekolojisine uygun çok yıllık ağaç, ağaççık ve çalı formundaki bitkilerin tarımı yapılan, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan arazileri,</p>

<p>h) Genel Müdürlük: Tarım Reformu Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>ı) Haritalama ünitesi: Arazideki toprak serisine ait fazlarının önceden belirlenmiş olan haritalama lejantına göre seçilen sembollerle gösterilen, seçilen özellikler yönünden homojenlik gösteren ve arazi çalışması sonucunda belirlenmiş ve kesinleşmiş sınırlarla ayırt edilmiş olan arazi parçasını ve bu arazi parçasını toprak haritası üzerinde temsil eden kapalı alanı,</p>

<p>i) İl müdürlüğü: İl tarım ve orman müdürlüğünü,</p>

<p>j) Kanun: 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununu,</p>

<p>k) Kurul: Toprak koruma kurulunu,</p>

<p>l) Marjinal tarım arazisi: Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve dikili tarım arazileri dışında kalan, toprak ve topoğrafik sınırlamalar nedeniyle üzerinde sadece geleneksel toprak işlemeli tarımın yapıldığı arazileri,</p>

<p>m) Mutlak tarım arazisi: Bitkisel üretimde; toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin kombinasyonu, yöre ortalamasında ürün alınabilmesi için sınırlayıcı olmayan, topoğrafik sınırlamaları olmayan veya çok az olan, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan, hâlihazır tarımsal üretimde kullanılan veya bu amaçla kullanıma elverişli olan arazileri,</p>

<p>n) Özel ürün arazisi: Mutlak tarım arazileri dışında kalan, toprak ve topoğrafik sınırlamaları nedeniyle yöreye adapte olmuş bitki türlerinin tamamının tarımının yapılamadığı, ancak özel bitkisel ürünlerin yetiştiriciliği ile su ürünleri yetiştiriciliğinin ve avcılığının yapılabildiği, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan arazileri,</p>

<p>o Planlama alanı: AKUP yapılan ilin idari sınırlarını,</p>

<p>ö) Profil ve horizon: Farklı toprak serilerini temsil için litolojik kesikliğe sahip sığ alanlarda ana kayaya, diğer alanlarda ise en fazla 2 m derinliğe kadar, en az 1x2 m genişliklerde dikey olarak açılan çukur profili, yüzeyden itibaren profil derinliği boyunca farklı morfolojik ve morfo-genetik özelliklere sahip olan yatay tabakalar/katmanlar ise horizonu,</p>

<p>p) Sera-örtü altı tarım arazisi: İklim ve diğer dış etkilerin olumsuzluklarının giderilmesi veya azaltılması için cam, naylon veya benzeri malzeme kullanılarak oluşturulan örtüler altında tarım yapılan arazileri,</p>

<p>r) Sonda: Toprak serilerini temsil eden haritalama ünitesi sınırlarının tespit edilip kesinleştirilmesi, haritalama ünitesi içerisindeki toprağın seri ve faz özelliklerinin belirlenmesi için; arazide toprakçı burgusu kullanılarak, ilgili seri ve fazlarını birlikte tanımlayabilecek profil derinliğine kadar yapılan çalışmayı,</p>

<p>s) Sulu tarım arazisi: Tarımı yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı arazileri,</p>

<p>ş) Tarım arazisi: Toprak, topoğrafya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup, hâlihazırda tarımsal üretim yapılan veya yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazileri,</p>

<p>t) Tarım arazileri sınıfları: Toprak ve diğer arazi özellikleri incelenerek, tarım arazilerinin ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri Bakanlık tarafından belirlenen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri, Ek-1’de yer alan AKK sınıfına göre I., II., III. ve IV. sınıf arazileri, entansif ve korumalı tarım teknikleri ile özel ürünlerin üretiminin yapılmasına uygun özellikleri olan VI. ve VII. sınıf arazileri, fiziksel ve/veya kimyasal ıslaha gereksinimi olan tarımsal potansiyeli yüksek V. sınıf arazileri,</p>

<p>u) Tarımsal arazi kullanım türleri: Tarım arazilerinin var olan veya potansiyel olarak varlığı kabul edilen veya edilebilecek tarımsal amaçlı kullanım şekillerini,</p>

<p>ü) Tarımsal Ar-Ge alanı: Biyoçeşitlilik, bitkisel ve hayvansal genetik kaynakları, ıslah denemeleri ve diğer tarımsal Ar-Ge çalışmalarında kullanılan alanı,</p>

<p>v) TNKA: Tarımsal niteliği korunacak alanı,</p>

<p>y) Toprak: Mineral ve organik maddelerin parçalanarak ayrışması sonucu oluşan, yeryüzünü ince bir tabaka halinde kaplayan, canlı ve doğal kaynağı,</p>

<p>z) Toprak analizleri: Belirli bir toprak numunesinin veya toprak serilerini temsil etmek üzere açılmış olan profillerdeki her bir horizondan alınmış bozulmuş ve/veya bozulmamış toprak örnekleri ile sonda örneklerinin laboratuvarlarda, toprak serisinin tanım ve özelliklerinin kesinleştirilmesine, Kanuna göre arazi sınıflandırılmasına, toprak derecelemesine, taksonomik sınıflamasına ve AKK sınıflamasına esas olacak şekilde uluslararası geçerliliği olan ve Bakanlık tarafından kabul edilmiş olan yöntemlerle fiziksel ve/veya kimyasal ve/veya biyolojik ve/veya mineralojik ve/veya mikromorfolojik özelliklerinin belirlenmesi ve toprak numunesinin temsil ettiği arazinin mikro ve makro besin maddeleri miktarlarının bulunması için yapılan analizleri,</p>

<p>aa) Toprak etüdü: Toprakların çeşitli kullanımlar karşısındaki davranışlarını, potansiyel kullanımı ve sınırlandırmalarını belirlemek ve sınıflandırmak amacıyla; ulusal ve uluslararası sınıflandırma sistemleri dikkate alınarak morfolojik, fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mineralojik özelliklerinin tespiti, haritalanması ve raporlanması için yapılan çalışmalar bütününü,</p>

<p>bb) Toprak etüt mühendisi: Kanunun 7 nci maddesi kapsamında toprak etüt ve haritalama konusunda eğitim almış ve daha önce toprak seri veya toprak endeks sınıflama çalışmalarına katılmış, ziraat fakültelerinin toprak bölümünden ve/veya toprak bilimi ve bitki besleme bölümünden lisans eğitimi alarak mezun olan ziraat mühendisi veya Toprak Anabilim dalında toprak etüt ve haritalama alanında yüksek lisans ve/veya doktora eğitimini tamamlamış ziraat mühendisini,</p>

<p>cc) Toprak etüt raporu: Arazide sınıflama, derecelendirme veya planlama gibi her türlü arazi ve toprak değerlendirmesi için yapılan arazi ve toprak etütleri sonrası hazırlanan rapor, harita, profil tanımlama kartları, analiz tabloları gibi belgeleri de içeren raporu,</p>

<p>çç) Toprak haritası: Arazi sınıflaması yapıldıktan sonra üzerine sınıflamanın işlendiği haritayı,</p>

<p>dd) Toprak seri komisyonu: Ülke genelinde toprak serilerini belirlemek üzere oluşturulan komisyonu,</p>

<p>ee) Toprak serisi: Üst toprağın doğal hali bozulmamış topraklarda yüzeydeki horizon, işlenmiş topraklarda ise toprak işleme aletleriyle karıştırılan yaklaşık ilk 0-20 cm kalınlığındaki horizonun tekstürü hariç, tüm profilleri benzer genetik horizonlara sahip, benzer ana materyalden oluşmuş doğal toprak sınıflandırma sistemlerinin en alt kategorisini oluşturan toprak gruplarını,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Toprak ve Arazi Varlığının Belirlenmesi, Toprak Etüt ve Haritalama Çalışmaları</p>

<p><strong>Toprak ve arazi varlığının belirlenmesi </strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Toprak ve arazi varlığının belirlenmesi amacı ile Bakanlık toprak koruma ve kullanmaya yönelik olarak arazi ve toprakla ilgili sınıflamaları ve haritaları yapar veya yaptırır.</p>

<p>(2) Ülke genelinde yapılacak toprak ve arazi varlığının belirlenmesi çalışmalarında; 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu, 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu ve diğer özel kanunlar kapsamında bulunan araziler ile 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununa göre onaylı imar planı bulunan arazilere ilişkin bilgi ve veriler, ilgili mevzuatına uygun köy yerleşik alanı ve civarı, yerleşik alan, kırsal yerleşik alan ile civarı ve köy yerleşim planı bulunan yerler ilgili kurum, kuruluş ve yerel yönetimlerden toplanır. Tarım arazileri, belirlenen kriterlere uygun olarak toprak ve arazi bilgilerini içerecek şekilde köy/mahalle, belde, ilçe, il, ülke bazında sıralı olarak tespit edilir ve veri tabanı oluşturulur.</p>

<p>(3) Toprak etüt, haritalama ve sınıflama çalışmaları, toprak etüt mühendisi tarafından, ilgili mevzuat ve standartlara uygun olarak yapılır.</p>

<p>(4) Toprak etüt, haritalama ve sınıflama çalışmaları; ön hazırlık, arazi çalışması, laboratuvar analizleri ve büro çalışması aşamalarından oluşur.</p>

<p>(5) Ülke kaynaklarının sürdürülebilir, biyolojik çeşitlilikle uyumlu, verimli ve ekonomik kullanılması, mükerrer çalışmaların önlenmesi, bilgilerin tek elde toplanması için; toprak sınıflaması sonucu hazırlanan bütün harita ve raporlar, ülke genelinde Genel Müdürlükçe onaylanır.</p>

<p>(6) Toprak serileri, ülke genelinde toprak serileri komisyonu tarafından karara bağlanır. Toprak serileri komisyonu teşkili ve çalışma esasları Genel Müdürlükçe belirlenir.</p>

<p>(7) Toprak etüt ve sınıflama çalışmalarında üretilen veriler tarım arazileri değerlendirme ve bilgilendirme sistemine yüklenir.</p>

<p><strong>İtirazlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Genel Müdürlük tarafından onaylanmış toprak etüt ve sınıflama çalışmalarına yapılacak itiraz ve değişiklik talepleri Genel Müdürlükçe değerlendirilir ve karara bağlanır.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Arazi Kullanım Planlarının Yapılmasına İlişkin Usul ve Esaslar</p>

<p><strong>Arazi kullanım planlarının aşamaları, yetki ve sorumluluklar </strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Arazi kullanım planları; veri toplama ve analiz çalışmaları, AKUP, açıklama raporu ve plan hükümlerinin hazırlanması, AKUP’un kontrolü ve onaylanması aşamalarından oluşur.</p>

<p>(2) Veri toplama ve analiz çalışmaları, AKUP, açıklama raporu ve plan hükümlerinin hazırlanması veya hazırlattırılması, onaylanması çalışmaları Bakanlıkça, AKUP’un kontrolü ise valiliklerce ve/veya Bakanlıkça yapılır. Bakanlık, arazi kullanım plânlarının hazırlanması yetkisini kendi koordinasyonunda olmak üzere, ihtiyaca göre valiliklere devredebilir.</p>

<p><strong>Veri toplama ve analiz çalışmaları ile arazi kullanım planları, açıklama raporu ve plan hükümlerinin hazırlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Arazi kullanım planları hazırlanırken; ülkesel, bölgesel ve yerel planlamalara temel oluşturan ve diğer fizikî/mekânsal planlamalara veri teşkil eden; toprak, iklim, topoğrafya, fizyografya, su potansiyeli ile ihtiyaç duyulan diğer veriler esas alınır. Çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda toprağın niteliği, arazinin yeteneği ve diğer arazi özellikleri gözetilerek arazi kullanım şekilleri belirlenir.</p>

<p>(2) 1/25000 ölçekli AKUP hazırlanırken öncelikle planlama alanında aşağıda belirtilen çalışmalar yapılır:</p>

<p>a) Planlama alanının konumu, coğrafi, demografik yapısı ve arazi örtüsü ile ilgili veriler temin edilir.</p>

<p>b) Planlama alanında yer alan kamu kurum/kuruluşlarının planlanan/yürütülen projelerine ait veriler temin edilerek, Kanunun amacı göz önünde bulundurularak değerlendirilir.</p>

<p>(3) 1/5000 ölçekli AKUP hazırlanırken öncelikle planlama alanında aşağıda belirtilen çalışmalar yapılır:</p>

<p>a) Planlama alanının konumu, coğrafi, sosyal, demografik ve ekonomik yapısı ile buna benzer veriler temin edilir.</p>

<p>b) Planlama alanında yer alan tüm gerçek ve tüzel kişilikler ile kamu kurum/kuruluşları saptanır, görüş ve önerileri alınarak Kanunun amacı göz önünde bulundurularak değerlendirilir.</p>

<p>c) Planlama alanındaki tarım arazileri üzerine diğer sektörlerin baskısı ve buna benzer sorunlar belirlenir.</p>

<p>(4) Toprak verisi olarak; 1/25000 ölçekli AKUP için BTG ile arazi örtüsü verileri ve 1/5000 ölçekli AKUP için ise detaylı toprak etüt verileri ile tapu-kadastro parsel verileri kullanılır.</p>

<p>(5) AKUP, açıklama raporu ve plan hükümlerinin hazırlanması işlemleri tarım arazileri önem sınıflamasının yapılması, alternatif alanların belirlenmesi ve değerlendirilmesi çalışmalarından oluşur. AKUP çalışmalarında planlama alanı içinde bulunan araziler; tarım alanları, tarım dışı alanlar ve kapsam dışı alanlar olmak üzere Ek-2’de yer alan AKUP değerlendirme tablosundaki gibi aşağıdaki üç ana gruba ayrılır:</p>

<p>a) Tarım alanları; toprak ve arazi verileri ile yıllık ortalama yağış verilerinden yararlanılarak kanun hükümlerine uygun olarak tarım arazileri önem sınıflaması kriterlerine göre mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak belirlenir. Toprak verileri ile sulanan alanlara ait veriler değerlendirilerek tarım arazileri sulu veya kuru olarak sınıflandırılır. Tarım alanları olarak belirlenen her bir kullanım için plan hükümleri hazırlanır. 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun kapsamında kalan alanlar tarım dışı amaçla kullanım yönünden kapsam dışı, ancak diğer planlamalarda dikili tarım arazisi olarak değerlendirilir.</p>

<p>b) Kapsam dışı alanlar; Kanunun kapsamı dışında kalan ve ilgili mevzuatınca yönetilen alanları kapsar. Ayrıca, ilgili mevzuat kapsamında yapılıp, onaylanmış 1/1000 ve 1/5000 ölçekli uygulama, nazım imar planları ve plan içerisinde yer alan tarımsal niteliği korunacak alanlar hariç halen yürürlükte bulunan planlar ile 6831 sayılı Kanun, 4342 sayılı Kanun, 9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ve diğer özel kanunlarla koruma altına alınmış alanlar kapsam dışı alanlardır. Kapsam dışı alanlar; mera alanı, orman alanı, özel kanunlarla belirlenen/korunan alan, yapılaşma alanı, maden-ocak alanı, yol ve bunun gibi alanlardan oluşur. Kapsam dışı alanlar olarak belirlenen her bir kullanım için plan hükümleri hazırlanır. Planlama çalışmasında ihtiyaç halinde farklı kullanımlar eklenebilir.</p>

<p>c) Tarım dışı alanlar; tarım alanı ve kapsam dışı alanlar haricindeki alanlardır. %50’den fazla çıplak kayalık alan, %10-50 çıplak alan, tescil harici alan, ırmak-ırmak yatağı, baraj-göl-gölet, kıyı-sahil-sahil kumulları, sulak alan, daimî karla kaplı alanlar ve bunun gibi alanlardan oluşur. Tarım dışı alanlar olarak belirlenen her bir kullanım için plan hükümleri hazırlanır. Planlama çalışmasında ihtiyaç halinde farklı kullanımlar eklenebilir.</p>

<p>(6) Toprak kaynaklarının korunarak verimli kullanılması ile sektörel gelişmenin birlikte sürdürülebilmesi için tarım dışı kullanım taleplerinin yönlendirilmesi amacıyla planlama alanında tarım dışı alanlar içinden alternatif alanlar belirlenir. Alternatif alanlar belirlenirken, önem sınıflamasında arazinin sınıfı ile birlikte tarımsal üretim potansiyeli ve tarımsal arazi kullanım bütünlüğü içindeki konumu dikkate alınır, bu alanlarda jeolojik/çevresel/afete duyarlılık ve bunun gibi faktörler açısından değerlendirme ilgili kurumlarca yapılır.</p>

<p>(7) Tarım dışı amaçlı kullanımlarda öncelikle planlı alanlar içinde talebe uygun boş alanlar, planlı alanlarda uygun ve yeterli alanın bulunamaması durumunda ise tarım dışı alanlar alternatif alan olarak Ek-2’de yer alan tabloya uygun şekilde değerlendirilir. Tarım dışı alanların da yetersiz olması halinde tarımsal üretim potansiyeli ve tarımsal arazi kullanım bütünlüğü içindeki konumu dikkate alınarak kuru marjinal tarım arazileri alternatif alan olarak değerlendirilir.</p>

<p>(8) AKUP raporu ve plan hükümleri aşağıda başlıkları verilen hususları içerecek şekilde hazırlanır:</p>

<p>a) 1/25000 ölçekli AKUP’ta AKUP haritası, tarım alanları, tarım dışı alanlar ve kapsam dışı alanlarla ilgili plan hükümleri yer alır.</p>

<p>b) 1/5000 ölçekli AKUP’ta planlama alanının konumu, coğrafi, sosyal, demografik ve ekonomik yapısı ile benzer genel tanıtıcı veriler, sorun analizi (verimli tarım arazileri üzerine diğer sektörlerin baskısı ve benzer sorunlar), AKUP haritası, tarım alanları, tarım dışı alanlar ve kapsam dışı alanlarla ilgili plan hükümleri yer alır.</p>

<p>(9) Tarım arazileri ve alternatif alanlar; 1/25000 ölçekli AKUP ile istikşafi olarak saptanır, 1/5000 ölçekli AKUP ile de belirlenir.</p>

<p><strong>Arazi kullanım planı kontrolü ve onayı</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) 1/25000 ölçekli AKUP çalışmalarının kontrol işlemleri, il müdürlükleri tarafından yapılır. Kontrol çalışmaları tamamlanan AKUP’lar Bakanlık tarafından değerlendirilir.</p>

<p>(2) 1/5000 ölçekli AKUP çalışmalarının kontrol işlemleri büro ve/veya arazi çalışmaları ile il müdürlükleri ve/veya Bakanlık tarafından yapılır/yaptırılır. Kontrol çalışmaları tamamlanan AKUP’lar Bakanlık tarafından değerlendirilir.</p>

<p>(3) Yapılan veya yaptırılan planlar, Bakanlık tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girer. Arazi kullanım talebinde bulunacak kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel gerçek kişiler, bu planla yönlendirilir ve bu plana uymakla yükümlüdür.</p>

<p>(4) Tarım arazileri Kanunda belirtilen istisnalar dışında, arazi kullanım planlarında belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz.</p>

<p><strong>Plan ve raporların revize edilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Planların onay aşamasından sonra, zaman içerisinde oluşabilecek değişiklikler dikkate alınarak, raporda, haritada ve plan hükümlerinde gerekli düzenlemeler yapılabilir.</p>

<p><strong>Tarımsal amaçlı arazi kullanım plan ve projelerinin hazırlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Tarım arazisi olarak belirlenen alanlar için hazırlanacak tarımsal amaçlı arazi kullanım plan ve projelerinde (TAKUP); toprağın derinliği, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri ile eğimi, konumu gibi arazi faktörleri, iklim şartları, su kaynakları, sosyal veriler, ekonomik veriler, kadastral veriler ile yapılan ve/veya yapılacak tarımsal faaliyetlerin özellikleri göz önüne alınarak, toprak kaybı ve arazi bozulmasına neden olmayacak şekilde nasıl kullanılması gerektiğine ilişkin bilgilere yer verilir.</p>

<p>(2) Bakanlıkça belirlenen tarımsal arazi kullanım türlerine ilişkin talepleri değerlendirmek için, çalışma alanındaki toprak ve arazilerin nitelikleri tespit edilir. Değerlendirmeye alınması öngörülen tarımsal arazi kullanım türleri tanımlanarak arazi ve toprak istekleri belirlenir. Tespit edilen toprak ve arazilerin nitelikleri ile tarımsal arazi kullanım türlerinin istekleri karşılaştırma işlemi yapılarak değerlendirmeye alınır. Bu işlem sonucunda, kalkınma stratejileri, kalkınma planları, ekonomik ve sosyal analizler gibi diğer hususlar da dikkate alınarak arazinin hangi tarımsal arazi kullanım türleri için uygun olduğu tespit edilir.</p>

<p>(3) Toprak işleme, sulama, münavebe şekilleri, anızın değerlendirilmesi, girdi kullanımları, verimlilik, ürün ve üretim planlamasının usulüne uygun yapılmasını ortaya koyan bir planlama veya spesifik olarak yapılacak sulama projeleri ile birlikte, sekileme, çevirme duvarı gibi arazi iyileştirme ve toprak korumaya yönelik projeler en az bir ziraat mühendisi sorumluluğunda çiftçilerin ve arazi sahiplerinin görüşleri alınarak, valiliklerce hazırlanır veya hazırlattırılır. Hazırlanan projeler, ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden kurulların uygun görmesi halinde, valilikçe onanır ve uygulanır.</p>

<p>(4) Plan veya projenin uygulanacağı arazilerin büyüklüğü ve sınırlarının tespitinde; toprak özellikleri, topoğrafya, kullanım şekli yönünden benzer özelliklere sahip ve doğal olaylar ve kullanımlar karşısında benzer özellikler gösteren alanlar belirlenerek kayıt altına alınır ve veri tabanı oluşturulur.</p>

<p>(5) Araziyi kullananlar tarafından hazırlanan veya hazırlatılan, arazi özelliklerinin iyileştirilmesi, muhafazası ve geri kazanımına yönelik projeler, tarımsal amaçlı projeler kapsamında değerlendirilir. Bu projeler, 18/12/1991 tarihli ve 91/2526 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Ziraat Mühendislerinin Görev ve Yetkilerine İlişkin Tüzüğün yetki verdiği mühendislerce hazırlanır. Hazırlanan projeler kurul tarafından değerlendirilerek uygulanıp uygulanmayacağına karar verilir, takibi ve denetimi il müdürlükleri tarafından yapılır. Bu projelerin uygulanacağı alanda diğer kamu kurum ve kuruluşlarının mevzuatını kapsayan bir hususun olması durumunda, bu kuruluşların uygun görüşü alınır.</p>

<p>(6) Tarım dışı alanlarda ve marjinal tarım arazilerinde; sahiplerince arazi özelliklerinin iyileştirilmesi ve geri kazanımına yönelik projeler, ıslah amaçlı hazırlanan projeler olarak değerlendirilir. Islah amaçlı projeler, yetkilendirilmiş ziraat mühendislerince hazırlanır, kurul tarafından değerlendirilerek uygun görülenler onaylanmak üzere Bakanlığa gönderilir. Bakanlık tarafından onaylanan projelerin uygulanıp uygulanmadığının takibi ve denetimi il müdürlükleri tarafından yapılır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Büyük Ovalar ile Erozyona Duyarlı Alanların Belirlenmesi ve Korunması</p>

<p><strong>Büyük ovaların belirlenmesi </strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca, tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar; o ildeki Kurulun, birden fazla ili ilgilendiren ovalarda ise ilgili kurulların görüşü alınarak Cumhurbaşkanı Kararı ile büyük ova koruma alanı olarak belirlenir.</p>

<p>(2) Büyük ova koruma alanının belirlenmesinde, ovada bulunan tarım arazisinin alan büyüklüğünün yanı sıra tarımsal üretim potansiyeli, ülke ve bölge tarımındaki önemi ile erozyon, çoraklaşma, kirlenme ve amaç dışı kullanım gibi tehditlerin olumsuz etkileri nedeniyle arazi bozulma risklerinin yüksek olması hususları dikkate alınır.</p>

<p><strong>Büyük ovalarda tarımsal arazi kullanımı ve uygulamalar </strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Büyük ovalardaki koruma ve geliştirme amaçlı tarımsal altyapı projeleri ve tarımsal arazi kullanım planları, kurul veya kurulların görüşleri dikkate alınarak, Bakanlık veya valilikler tarafından öncelikle hazırlanır/hazırlattırılır. Bu ovalarda, ilgili bakanlıkların plan ve projeleri Bakanlığa bildirilir ve diğer ilgili projelerle bütünlüğü sağlanarak uygulanır.</p>

<p>(2) Büyük ova koruma alanı ilan edilen ve ova sınırları içinde kalan parsellerin, tapu kütüğü sayfalarının beyanlar hanesine büyük ova alanına girdiğine dair şerh konulması valilikler tarafından ilgili tapu müdürlüklerinden talep edilir.</p>

<p>(3) Büyük ova koruma alanında kalan yerlerde 4342 sayılı Kanun, 6831 sayılı Kanun, 3573 sayılı Kanun, 22/3/1971 tarihli ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu, 2873 sayılı Kanun ve diğer özel kanunların kapsamında olan yerler ilgili mevzuatınca değerlendirilir.</p>

<p>(4) Büyük ovaların korunması, geliştirilmesi ve çiftçilerin desteklenmesi için Bakanlık gerekli tedbirleri alabilir.</p>

<p><strong>Erozyona duyarlı alanların belirlenmesi ve korunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Doğal ve yapay olaylar sonucu toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulup bozulmadığının veya bozulma ihtimali olup olmadığının tespiti çalışmaları Bakanlık veya il müdürlükleri tarafından yapılır. Yapılan tespit çalışmalarının araziye uygunluğunun kontrolleri, ilgili il müdürlüklerince yapılır. Kontrol çalışmaları tamamlanan doğal ve yapay olaylar sonucu toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulduğu veya bozulma ihtimalinin bulunduğu belirlenen alanlar Bakanlığa gönderilir.</p>

<p>(2) Bakanlığa gönderilen alanlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek uygun bulunması halinde, Kanunun 15 inci maddesine göre Cumhurbaşkanı Kararı ile erozyona duyarlı alan olarak belirlenebilir.</p>

<p>(3) Havzanın tamamı göz önünde bulundurularak arazi bozulması ve toprak kayıplarını önleyici her türlü fiziki ve kültürel tedbirler alınır. Yürütülen tedbirlerle, hazırlanacak olan projelerin uyumunun sağlanması için, belirlenen alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarla planlama ve uygulama aşamalarında iş birliği yapılır. İlgili kurum veya kuruluşlar faaliyet alanları ile ilgili planlama ve projelerin teknik yönden uyumlu olmasını, ödenek ve zaman planlamasını ortaklaşa yapar veya yaptırırlar. Uygulamalar, Bakanlığın koordinasyonunda ilgili kurum veya kuruluşlar tarafından yapılır.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Arazi kullanım planlarına uyum</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Özel kanunlarla belirlenen veya belirlenecek alanlarda, ilgili kanun hükümleri saklı kalmak kaydı ile arazi kullanım plânlarında yer verilen kullanım şekilleri, ilgili kanunlar kapsamında sorumlu bakanlık veya kuruluşlar tarafından değerlendirilir.</p>

<p>(2) Tarım arazileri, Kanunda belirtilen istisnalar hariç olmak üzere, AKUP’ta belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz. İzinlendirmelerde AKUP ve plan hükümlerine uyulur.</p>

<p><strong>Yükümlülükler ve yaptırımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Arazi kullanım planlarına veya tarımsal amaçlı arazi kullanım plân ve projelerine uyulması zorunludur.</p>

<p>(2) Arazi kullanım planlarına aykırı kullanımlarda veya tarımsal amaçlı arazi kullanım plân veya projelere aykırı hareket edilmesi halinde Kanunun 20 nci maddesi uyarınca işlem yapılır.</p>

<p><strong>Tereddütlerin giderilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Bakanlık; bu Yönetmeliğin uygulanması ile ilgili tereddütleri gidermeye, uygulamayı düzenlemeye ve bu Yönetmeliğin uygulanmasını sağlamak üzere alt düzenleyici işlemler yapmaya yetkilidir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/04/20260404-1-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/arazi-kullanim-planlamasi-uygulama-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/resmi/tarim-ve-orman-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="71844"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli emanetten silah çalan katip hakkında istenen ceza belli oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/adli-emanetten-silah-calan-katip-hakkinda-istenen-ceza-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/adli-emanetten-silah-calan-katip-hakkinda-istenen-ceza-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Adalar Adliyesi’nde adli emanetten silah çaldığı iddia edilen zabıt katibi U. E.hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede, şüpheli U. E.’in 'zimmet' suçundan 6 yıl 3 aydan 21 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Olay, 10 Ekim 2025 tarihinde Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı’na ait Suç Eşyası ve Emanet Deposu’nda yapılan rutin denetimde ortaya çıktı. Denetimlerde depoda bulunan 12 adet silahın kayıp olduğu belirlendi. Bunun üzerine silahların İstanbul Bölge Polis Kriminal Laboratuvarı’nda incelemede olup olmadığı araştırıldı. Yapılan incelemelerde kayıp silahlardan 3’ünün yeniden incelemeye alındığı tespit edildi. Bu silahlardan ikisinin, 2 Ekim 2023 tarihinde Emanet İşlemleri Bürosu’nda görevli zabıt katibi U. E. üzerinden temin edildiği, bir diğerinin ise başka bir soruşturma kapsamında başka bir şüphelinin evinde ele geçirildiği öğrenildi.</p>

<p>Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, zabıt katibi U.E. görev yaptığı dönemde sorumluluğu altındaki silahları usulsüz şekilde emanet dışına çıkardığı iddiasıyla 26 Kasım’da gözaltına alındı, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'İNTİHAR EDECEKTİM'</strong></p>

<p>Savcılık ifadesinde suçunu itiraf eden katip, "2023 yılında maddi olarak zor bir dönemden geçiyordum, eşimle sorunlarım vardı. Emanet memurluğundan iki kez silah aldım, bu silahları intihar etmek için kullanacaktım ama cesaret edemedim. Daha sonra bu silahları Kartal sahilinde yakalattım" dedi. Diğer kayıp silahlarla ilgisinin olmadığını ifade etti.</p>

<p>İddianamede, depo incelemelerinde şüphelinin bir silahı daha emanete aldığına ilişkin ıslak imzasının bulunduğu, bu durumla birlikte toplam silah sayısının 13’e çıktığı, ancak 10 silahın halen bulunamadığı kaydedildi.</p>

<p><strong>‘6 YIL 3 AYDAN 21 YILA’ KADAR HAPİS TALEBİ</strong></p>

<p>İddianamede, şüpheli U.E.’in 'zimmet' suçundan 6 yıl 3 aydan 21 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/adli-emanetten-silah-calan-katip-hakkinda-istenen-ceza-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/adalet-adliye.jpg" type="image/jpeg" length="89098"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2023/7824 E., 2023/8434 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20237824-e-20238434-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20237824-e-20238434-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 05.10.2023 tarihli, 2023/7824 E. ve 2023/8434 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/7824 E., 2023/8434 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi</p>

<p><br />
... 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2021 tarihli ve 2021/507 değişik iş sayılı kararı ile; hükümlü hakkında, uyuşturucu madde ithal etme suçundan uyarlama yargılaması talebi üzerine verilen "karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin karara itirazın "reddine" kesin olarak karar verilmiştir.</p>

<p>Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.03.2023 tarihli ve 2022/10301 sayılı evrakı ile kanun yararına<br />
bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/32661 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. İSTEM</strong></p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/32661 sayılı kanun yararına bozma isteminin;</p>

<p>" Sanığın uyuşturucu ve uyarıcı madde ithal etme ve kaçakçılık suçundan dolayı İran Urumiye İlçe Yargısı İslam İnkilap Mahkemesi tarafından 25 yıl hapis ve 1.500.000.000 Riyal para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek kesinleşen ve infaz aşamasına geçilen cezasının infazının 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu uyarınca devralındığı somut olayda hükümlü müdafii tarafından yabancı mahkemede verilen mahkumiyet kararının Türk yargı sistemine uyarlanması talebi hakkında, ... 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2021 tarihli kararı ile mahkumiyetin esasına ilişkin talepler ile uyarlama talebi hakkında karar verme yetkisinin mahkumiyet hükmünü veren İran adli makamlarına ait olduğundan bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; anılan Kanun'un infazın devralınması başlıklı 26 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "İnfazın devrine ilişkin talep, Türk hukukuna göre uyarlama kararı verilmesi için ... ağır ceza mahkemesine gönderilir. Mahkemece on beş gün içinde, yabancı devlette verilen mahkûmiyet kararında sübutu kabul edilen fiile, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza tayin olunur. Bu suretle belirlenen ceza, yabancı mahkeme kararında tayin edilmiş ceza süresini geçemez. Uyarlama kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Ağır ceza mahkemesi koruma tedbirleri hakkında da karar vermeye yetkilidir." şeklindeki düzenleme uyarınca, mahkemesince hükümlü müdafii tarafından yapılan uyarlama talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."</p>

<p>Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>II. GEREKÇE</strong></p>

<p>A. Türk vatandaşı olan hükümlü ...'ın, uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme ve kaçakçılık suçundan İran Urumiye İlçe Yargısı İslam İnkilap Mahkemesinin 03.07.2019 tarihli ve 9809974421100320 sayılı kararıyla 25 yıl hapis ve 1.500.000.000 Riyal para cezasına mahkûm edildiği,</p>

<p>B. İran'da cezası infaz edilmekte olan hükümlünün talebi üzerine, Adalet Bakanlığınca, "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması" ve 6706 sayılı "Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu"nun (6706 sayılı Kanun) 30 ve 31 inci maddeleri gereğince uygulanacak müteakip işlemlere esas olmak üzere, aynı Kanun’un 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre bakiye hürriyeti bağlayıcı cezasının Türkiye'de infazına karar verildiği,</p>

<p>C. Hükümlü Türkiye'ye nakli gerçekleştikten sonra, hükümlü müdafiinin 04.11.2021 havale tarihli dilekçesiyle ... Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesinden, "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması"nın 57 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 6706 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi uyarınca uyarlama yargılaması yapılmasını talep ettiği, ... 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2021 tarihli ve 2021/624 değişik iş sayılı kararı ile, "6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunun 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası "Mahkûmiyetin esasına taalluk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir; verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir" hükmü de göz önünde bulundurularak anılan hüküm gereğince; hükmün esasına yapılacak itirazların İran adli makamları nezdinde yapılması gerektiği" gerekçesiyle uyarlama talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği,</p>

<p>D. Hükümlü müdafiinin karara itiraz etmesi üzerine, itirazı inceleyen mercii ... 37. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.11.2021 tarihli ve 2021/507 değişik iş sayılı kararı ile, "6706 sayılı Kanun'un 31/22 maddesinde hüküm devleti tarafından hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararının, herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmadan Türk kanunlarına göre infaz edileceği, aynı maddenin 3 üncü fıkrasında da mahkûmiyetin esasına ilişkin talepleri değerlendirme yetkisinin hüküm devletine ait olduğu öngörülmüş bulunmaktadır." şeklindeki gerekçeyle "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği,</p>

<p>Anlaşılmıştır.</p>

<p>E. 05.05.2016 tarihli ve 29703 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6706 sayılı Kanun ile cezaî konularda uluslarası adlî iş birliğinin usul ve esasları düzenlenmiştir. Uluslararası adlî iş birliği; cezaî konularda bir devletin adlî mercilerinin diğer bir devletin adlî mercileri adına yerine getirdiği işlemleri, ifade etmekte olup Kanun'da "adlî yardımlaşma", "iade", "soruşturma veya kovuşturmanın devri", "infazın devri" ve "hükümlü nakli" olmak üzere beş ayrı adlî iş birliği yöntemine yer verilmiştir.</p>

<p><br />
6706 sayılı Kanun'un beşinci bölümünde "İnfazın Devri" düzenlenmiş olup yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararlarının infazının devralınması, Kanun'un 26 ncı maddesindeki usûle göre yapılacaktır.</p>

<p>"Madde 26- (1) Yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararları aşağıdaki koşulların birlikte bulunması hâlinde Türkiye’de infaz edilebilir:</p>

<p>a) Hükümlünün Türkiye’de bulunması.</p>

<p>b) Mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması.</p>

<p>c) Mahkûmiyet kararına konu fiilin Türk hukukuna göre suç teşkil etmesi ve zamanaşımına uğramamış olması.</p>

<p>ç) Hürriyeti bağlayıcı cezalar için, merkezî makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hürriyeti bağlayıcı cezasının bulunması.</p>

<p>d) Aynı suçtan dolayı Türkiye’de soruşturma veya kovuşturma yapılmamış olması.</p>

<p>(2) İnfazın devri talebinde bulunulması hâlinde, yabancı devlet makamlarından;</p>

<p>a) Mahkûmiyet kararının onaylı sureti,</p>

<p>b) Hükme esas alınan kanun maddelerinin metni,</p>

<p>c) İnfazı gereken bakiye cezayı gösteren belge,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ç) Talebin değerlendirilmesi için gerekli görülebilecek diğer bilgi ve belgeler,</p>

<p>d) Gerekli görüldüğü takdirde bu fıkrada belirtilen belgelerin tercümeleri,</p>

<p>talep edilir.</p>

<p>(3) Devir koşullarının bulunmadığının tespit edilmesi veya devrin Türkiye’nin millî güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde, devir talebi Merkezî Makam tarafından reddedilir.</p>

<p><br />
(4) İnfazın devrine ilişkin talep alınmadan önce mahkûmiyete konu suç, ceza miktarı ve şahsın kaçma şüphesi dikkate alınarak, yabancı devletin istemi ve Merkezî Makamın olumlu görüşü üzerine 14 üncü madde uyarınca koruma tedbirlerine karar verilebilir.</p>

<p>(5) İnfazın devrine ilişkin talep, Türk hukukuna göre uyarlama kararı verilmesi için ... ağır ceza mahkemesine gönderilir. Mahkemece on beş gün içinde, yabancı devlette verilen mahkûmiyet kararında sübutu kabul edilen fiile, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza tayin olunur. Bu suretle belirlenen ceza, yabancı mahkeme kararında tayin edilmiş ceza süresini geçemez. Uyarlama kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Ağır ceza mahkemesi koruma tedbirleri hakkında da karar vermeye yetkilidir.</p>

<p>(6) Uyarlama kararı, talep eden devlet makamlarına bildirilmek üzere Merkezî Makama gönderilir."</p>

<p>şeklindedir.</p>

<p>6706 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde ise "Türkiye'de İnfaz" düzenlenmiş olup madde şu şekildedir:</p>

<p>"(1) Yabancı devletin infazı devretmesi üzerine durum, uyarlama kararını veren mahkemeye bildirilir. Mahkeme infaza başlanılması için kararı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mahkeme ayrıca kararı Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirir.</p>

<p>(2) Ağır ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir.</p>

<p>(3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir, verilen kararlar ağır ceza mahkemesince yeniden uyarlanır.</p>

<p>(4) İnfaz sırasında, hükmün verildiği devlette veya Türkiye’de genel veya özel af kabul edilmesi ya da suç ve cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten bir sebebin ortaya çıkması hâlinde hükümlünün hukukî durumu, uyarlama kararını veren ağır ceza mahkemesince karara bağlanır."</p>

<p>6706 sayılı Kanun'un "Hükümlü Nakli" başlıklı altıncı bölümünde yer alan 30 uncu maddesi "Türkiye'ye Hükümlü Nakli" ne ilişkin düzenlemeleri içermektedir.</p>

<p><br />
"(1) Yabancı devlet mahkemeleri tarafından hakkında mahkûmiyet kararı verilen ve ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü, aşağıdaki koşulların birlikte bulunması hâlinde cezanın infazı amacıyla Türkiye’ye nakledilebilir:</p>

<p>a) Hükümlünün Türk vatandaşı olması veya Türkiye ile güçlü sosyal bağlarının bulunması</p>

<p>b) Hükümlünün veya kanunî temsilcisinin rıza göstermesi</p>

<p>c) Mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması</p>

<p>ç) Mahkûmiyet kararına konu fiilin Türk hukukuna göre suç teşkil etmesi</p>

<p>d) Merkezî makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça, talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hapis cezasının bulunması</p>

<p>(2) Hükümlü, kanunî temsilcisi veya yakını tarafından Türkiye’ye nakil talebinde bulunulması hâlinde, yabancı devlet makamlarından;</p>

<p>a) Mahkûmiyet kararının onaylı sureti,</p>

<p>b) Hükme esas alınan kanun maddelerinin metni,</p>

<p>c) Hükümlünün veya kanunî temsilcisinin nakle rıza gösterdiğine dair belge,</p>

<p>ç) İnfazı gereken cezayı gösteren belge,</p>

<p>d) Gerekli görüldüğü takdirde, hükümlünün sağlık durumunu gösteren tıbbî raporlar ile hastalığı varsa tedavisine ilişkin tavsiyeleri içeren belgeler,</p>

<p>e) Gerekli görüldüğü takdirde bu fıkrada belirtilen belgelerin tercümeleri,</p>

<p>talep edilir.</p>

<p>(3) Nakil koşullarının bulunmadığının, naklin, hükümlünün sosyal rehabilitasyonuna katkı sağlamayacağının, ceza adaletinin amaçlarına hizmet etmeyeceğinin veya Türkiye’nin millî güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde, nakil talebi Merkezî Makam tarafından reddedilebilir.</p>

<p>(4) Hükümlülerin nakline Adalet Bakanı karar verir."</p>

<p>6706 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde "Türkiye'de İnfaz" usûlüne yer verilmiştir. Buna göre;</p>

<p>"(1) Hükümlünün nakline karar verilmesi üzerine, ceza infaz kurumlarında kalacağı süre hükümlüye ve yabancı makamlara bildirilir. Yabancı devlet ile hükümlünün, nakli kabul etmesi üzerine, hükümlü Türkiye’ye getirilir. Hükümlü, nakil dosyası ile birlikte Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir. Cumhuriyet başsavcılığı, infazına başlanan karara ilişkin bilgileri Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirir.</p>

<p>(2) Hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir.</p>

<p>(3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir; verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir.</p>

<p>(4) İnfaz sırasında, hükmün verildiği devlette veya Türkiye’de genel veya özel af kabul edilmesi ya da suç veya cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten bir sebebin ortaya çıkması hâlinde hükümlünün hukukî durumu hakkında bulunduğu yer ağır ceza mahkemesince karar verilir."</p>

<p>Öte yandan, 03 Şubat 2010 tarihinde düzenlenen "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî İşbirliği Anlaşması" nın 51 inci ve devamı maddelerinde "Hükümlülerin Nakli" usulü yer almaktadır. Buna göre ;</p>

<p>"Madde 52</p>

<p>Diğer Âkit Taraf ülkesinde kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla hürriyeti bağlayıcı bir cezaya hükümlülüğüne karar verilen Âkit Taraflardan birisinin vatandaşı, Âkit Taraflardan birinin talebi ve diğer Âkit Tarafın kabulü üzerine ve işbu Anlaşmada öngörülen şartlar çerçevesinde cezasının yerine getirilmesi için vatandaşı bulunduğu Âkit Taraf ülkesine nakil edilecektir.</p>

<p><br />
Madde 53</p>

<p>52. maddede öngörülen prosedürün başlatılması amacıyla, hükümlü, hükümlü temsilcisi veya yakınları Âkit Taraflardan birinin yetkili makamlarına müracaat edebilirler. Hüküm Devletinin yetkili makamları, böyle bir müracaatta bulunabileceği konusunda hükümlüye bilgi vereceklerdir.</p>

<p>Madde 54</p>

<p>Hükümlünün nakli ancak, Hüküm Devletinde mahkûmiyetine neden olan fiil İnfaz Devletinin ceza mevzuatı açısından da bir suç teşkil etmesi halinde yapılacaktır.</p>

<p>Madde 55</p>

<p>1) Hükümlünün nakli ancak rızasıyla yapılabilecektir.</p>

<p>2) Hükümlü rızasını geçerli olarak beyan edecek durumda bulunmamakta ise, yasal temsilcisinin muvafakati alınacaktır.</p>

<p>3) Hüküm Devleti, bu maddenin 1. fıkrasında bahsedilen rızanın, herhangi bir zorlama olmaksızın özgürce ve sonuçları bilinerek verildiğinden emin olmalıdır.</p>

<p>4) İnfaz Devletinin, Hüküm Devleti tarafından bildirilen hükümlünün rızasını ve bu rızanın şartlarını, kendi konsolosluk görevlisi veya Hüküm Devleti ile anlaştığı diğer bir makam aracılığıyla öğrenme hakkı vardır.</p>

<p>Madde 56</p>

<p>1) İnfaz Devleti, hükümlünün naklini kabul edip etmediğini en kısa süre içerisinde Hüküm Devletine bildirecektir.</p>

<p>2) Hüküm Devleti, bu anlaşma gereğince, nakil istemiyle ilgili olarak İnfaz Devleti tarafından veya kendi tarafından yapılan girişimleri ve ayrıca konuyla ilgili her iki devlet tarafından alınan kararları yazılı olarak hükümlüye bildirecektir.</p>

<p>3) İnfaz Devleti, hükmün infazıyla ilgili aşağıdaki bilgileri Hüküm Devletine gönderecektir:</p>

<p>a) Hükümlü, İnfaz Devletinde mahkûmiyet süresini tamamlamadan firar ederse,</p>

<p>b) Hüküm Devleti, hükümlünün durumu hakkında özel bir rapor isterse.</p>

<p>Madde 57</p>

<p>1) Âkit Taraflar nakil üzerinde mutabık kaldıkları takdirde, İnfaz Devletinin yetkili makamları, nakle ilişkin kararda yeralan cezanın niteliği ve süresi ile bağlı olacaktır.</p>

<p>2) Cezanın niteliği veya süresi İnfaz Devletinin mevzuatı ile bağdaşmamakta veya bu Devletin mevzuatı gerektirmekte ise, İnfaz Devletinin yetkili makamı bu cezayı, aynı nitelikteki suçlar için kendi kanununda öngörülen cezaya dönüştürebilecektir. Bu ceza, mümkün olduğu ölçüde, niteliği itibariyle Hüküm Devleti kararında verilen cezaya uygun olacaktır. Dönüştürülen ceza, niteliği ve süresi yönünden Hüküm Devletinde verilen cezadan ağır olamayacağı gibi İnfaz Devleti kanununda aynı nitelikte bir suç için öngörülen azami miktarı da geçmeyecektir.</p>

<p>3) İnfaz Devletinin yetkili makamı, Hüküm Devletinde kabul edilen olayların sübutu ile bağlı kalacak ve hürriyeti bağlayıcı bir ceza yerine başka nitelikte bir ceza ikame edemeyecektir.</p>

<p>Madde 58</p>

<p>Âkit Taraflar nakil üzerinde mutabık kaldıkları takdirde, Âkit Tarafların yetkili makamları mümkün olan en kısa süre içinde hükümlünün naklinin yerini, tarihini ve şartlarını tespit edeceklerdir. Hükümlünün nakli Hüküm Devletinin ülkesinde gerçekleşecektir.</p>

<p>Madde 59</p>

<p>1) Şartla tahliye dahil cezanın infazı, İnfaz Devleti mevzuatına tabi olacaktır.</p>

<p>2) Genel af, Hüküm Devleti veya İnfaz Devleti mevzuatına göre uygulanacaktır.</p>

<p>3) Özel af, İnfaz Devletinin mevzuatına göre uygulanacaktır.</p>

<p><br />
4) İnfaz Devletine nakil olunan hükümlü hakkında ittihaz edilen mahkumiyet kararının yeniden tetkiki için yapılacak herhangi bir başvuruda yalnızca Hüküm Devleti mahkemesi karar verme yetkisine haiz olacaktır."</p>

<p>Tüm bu düzenlemeler çerçevesinde somut olay incelendiğinde;</p>

<p>Hükümlünün, İran'da işlediği "uyuşturucu öncül maddelerin kaçakçılığına katılım" suçundan dolayı İran Urumiye İlçe Yargısı İslam İnkilap Mahkemesi tarafından 25 yıl hapis ve 1.500.000.000 Riyal para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek kesinleşen cezasının infazına, tutuklanma tarihi olan 07.11.2018 tarihinde İran Devletinde başlandığı, Adalet Bakanlığınca, "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması" ve 6706 sayılı Kanun'un 30 ve 31 inci maddeleri gereğince uygulanacak müteakip işlemlere esas olmak üzere, aynı Kanun’un 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre bakiye hürriyeti bağlayıcı cezasının ülkemizde infazına karar verildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>İnfazın devri ile hükümlü nakli birbirinden farklı adlî iş birliği yöntemleri olup 6706 sayılı Kanun'un gerekçesinde belirtildiği üzere; "infazın devri"nin temelinde, devletlerin yabancı ülke mahkemelerinin kararlarına ulusal mahkemelerin kararları gibi değer tanımaları düşüncesi bulunmaktadır. Anılan Kanun'un, infazın devri koşullarının belirlendiği 26 ncı maddesinin ilk fıkrası uyarınca, bu adlî iş birliği yönteminin uygulanabilmesi için öncelikle hükümlünün Türkiye'de bulunması zorunludur. "Hükümlü nakli" ise; hükümlünün mahkûmiyet kararının verildiği ülkede infazına başlanılan hürriyeti bağlayıcı cezasının bakiye kısmının, diğer bir ülkede infazı için her iki devletin anlaşması ve hükümlünün rızası çerçevesinde talep edilen devletin ülkesine gönderilmesi sürecini ifade etmektedir. 6706 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde, Türkiye'ye yapılan hükümlü nakli işlemlerinin hangi şartlara ve usule göre yerine getirileceği belirlenmiştir.</p>

<p>Hükümlünün bakiye hürriyeti bağlayıcı cezasının infazı amacıyla Türkiye'ye nakil talebine istinaden, Adalet Bakanlığınca, 6706 sayılı Kanun'un "Türkiye'ye Hükümlü Nakli" başlıklı 30 uncu maddesi uygulanarak bakiye cezanın Türkiye'de infazına karar verilmiştir. Kanun yararına bozma talebinde bahsi geçen, anılan Kanun'un "İnfazın Devralınması" başlıklı 26 ncı maddesinde, infazın devralınması için aranan koşullardan biri "hükümlünün Türkiye'de bulunması" olup hükümlü talep tarihinde Türkiye'de bulunmadığından, somut olayda uygulanması kâbil olmayan 26 ncı madde tatbik edilmemiş ve hükümlü hakkında herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmamıştır.</p>

<p>Kanun yararına bozma istemine ilişkin olayda, hükümlünün talebi infazın devrine değil hükümlü nakline ilişkin olduğundan, uygulanacak kurallar da 6706 sayılı Kanun'un "hükmlü nakli"ne dair hükümleridir. 6706 sayılı Kanun'un "Türkiye'de İnfaz" başlıklı 31 inci maddesinin ikinci ve üçüncü bentlerinde "2) Hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir. 3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir; verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir." hükmü yer almaktadır.</p>

<p>Anılan Kanun'un 31 inci maddesinin gerekçesinde; "Maddeyle, Türkiye'ye nakline karar verilen hükümlünün cezasının infazına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasında, nakline karar verilen hükümlünün, ceza infaz kurumunda geçireceği sürenin kendisine ve yabancı devlete bildirilmesi zorunluluğu getirilmektedir. Uygulamada, yabancı devlet, hükümlünün ceza infaz kurumunda geçireceği süreyi yetersiz bulup, nakle muvafakat vermeyebilmektedir. Nakil işlemlerinin devam edebilmesi için, sözkonusu bildirimin yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bildirim yapıldıktan sonra, yabancı devletin nakli kabul etmesi üzerine, hükümlü Türkiye'ye getirilerek, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şekilde infaza devam edilmek üzere, nakil dosyası ile birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilecektir. Hükümlüyü teslim alan Cumhuriyet başsavcılığı, infazına başlanan karara ilişkin bilgileri Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve istatistik genel Müdürlüğüne bildirmek zorunda olup, bu düzenlemeyle nakli gerçekleşen hükümlüye ait kayıtların sağlıklı bir şekilde tutulması ve takibi amaçlanmaktadır. maddenin ikinci fıkrasında, hükümlü hakkında yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkumiyet kararının, herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmadan Türk kanunlarına göre infaz edileceği düzenlenmektedir. Düzenleme yapılırken, Hükümlülerin Nakline dair Sözleşmenin "İnfaz devamı" başlıklı 10 uncu maddesindeki ilkeler benimsenmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasıyla, mahkumiyetin esasına ilişkin talepleri değerlendirme yetkisinin, Hükümlülerin Nakline Dair Sözleşmeye uyumlu olarak , mahkumiyet kararını veren yabancı devlet mahkemesine aidiyeti benimsenmektedir. Bir başka deyişle, Türk mahkemelerinin mahkûmiyetin esasına ilişkin talepleri değerlendirme yetkisi bulunmamaktadır. Maddenin dördüncü fıkrasında, naklin gerçekleşmesinden sonra bakiye cezanın infazı sırasında, gerek yabancı devlette, gerekse Türkiye'de cezanın veya cezaya konu olan suçun genel af, özel af veya cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten nedenlerle değişmesi halinde hükümlünün bu durumdan istifade edip etmeyeceği hususunun bulunduğu yer ağır ceza mahkemesince karara bağlanacağı hüküm altına alınmaktadır." açıklamasına yer verilmiştir.</p>

<p>"Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî İşbirliği Anlaşması"nın 57inci maddesinin birinci fıkrasında, "Âkit Taraflar nakil üzerinde mutabık kaldıkları takdirde, İnfaz Devletinin yetkili makamları, nakle ilişkin kararda yer alan cezanın niteliği ve süresi ile</p>

<p>bağlı olacaktır." denilmekte, ikinci fıkrasında ise; "Cezanın niteliği veya süresi İnfaz Devletinin mevzuatı ile bağdaşmamakta veya bu Devletin mevzuatı gerektirmekte ise, İnfaz Devletinin yetkili makamı bu cezayı, aynı nitelikteki suçlar için kendi kanununda öngörülen cezaya dönüştürebilecektir. Bu ceza, mümkün olduğu ölçüde, niteliği itibariyle Hüküm Devleti kararında verilen cezaya uygun olacaktır. Dönüştürülen ceza, niteliği ve süresi yönünden Hüküm Devletinde verilen cezadan ağır olamayacağı gibi İnfaz Devleti kanununda aynı nitelikte bir suç için öngörülen azami miktarı da geçmeyecektir." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, ikinci fıkradaki düzenleme Hüküm Devleti kararında öngörülen cezanın İnfaz Devleti kanununda öngörülen cezaya dönüştürülmesine ilişkin bir zorunluluk içermemekte olup bu hususta İnfaz Devletinin iç mevzuatına atıf yapmaktadır. Talep ve nakil tarihlerinde yürürlükte bulunan 6706 sayılı Kanun'da, hükümlü nakline uyarlama kararı alınması gerektiğine dair bir hüküm mevcut değildir. Söz konusu Kanun'un 31 inci maddesinin gerekçesinde de; maddenin ikinci fıkrasında, hükümlü hakkında yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararının, herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmadan Türk kanunlarına göre infaz edileceği, bu düzenleme yapılırken, Hükümlülerin Nakline Dair Sözleşmenin "infazın devamı" başlıklı 10 uncu maddesindeki ilkelerin (yani Hüküm Devleti tarafından belirlenen şekilde hükmün niteliği ve süresi ile bağlı olma prensiplerinin) benimsendiği açıkça belirtilmiştir. Kaldı ki İran devleti de bu şartlarla hükümlünün Türkiye'ye nakline izin vermiştir.</p>

<p>Eklemek gerekir ki hükümlü nakli; yabancı devlet mahkemelerince haklarında mahkûmiyet kararı verilip kesinleşen hükümlülerin, hürriyeti bağlayıcı cezalarını kendi sosyal çevrelerinde çekmeleri suretiyle sosyal rehabilitasyonlarını sağlamak amacını taşımakta olup, hükmolunan cezaların hafifletilmesi amacına yönelik olarak kabul edilmiş bir müessese değildir.</p>

<p>Diğer taraftan, hükümlü müdafiinin yabancı devlet mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının "Türk yargı sistemine uyarlanması" talebi mahkûmiyetin esasına ilişkin olmayıp bu hususta Hüküm Devletinin bir karar verme yetkisi bulunmamaktadır.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle, her ne kadar, hükümlü müdafii tarafından yabancı mahkemece verilen mahkûmiyet kararının Türk yargı sistemine uyarlanması talebi hakkında, ... 36. Ağır Ceza Mahkemesince "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî İşbirliği Anlaşması"nın 57 nci maddesinin ikinci fıkrasında İnfaz Devletinin iç mevzuatına atıf yapıldığı, 6706 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararının Türk kanunlarına göre infaz olunacağı, söz konusu Kanun'un hükümlü nakli işlemlerinde uyarlama yargılaması yapılmasına imkân vermediği gerekçesiyle "talebin reddine" karar</p>

<p>verilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün esasına yapılacak itirazların İran adli makamları nezdinde yapılması gerektiği" gerekçesiyle talep hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi yerinde değil ise de, ... 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2021 tarihli ve 2021/624 değişik iş sayılı "karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin kararına yönelik itirazın "reddine" dair verilen Merci kararı sonuç olarak, Kanun'a uygun olup kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>III. KARAR</strong></p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,</p>

<p>Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>05.10.2023 tarihinde karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20237824-e-20238434-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="76657"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6706 SAYILI KANUN UYARINCA İNFAZIN DEVRİ VE HÜKÜMLÜ NAKLİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/6706-sayili-kanun-uyarinca-infazin-devri-ve-hukumlu-nakli-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/6706-sayili-kanun-uyarinca-infazin-devri-ve-hukumlu-nakli-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Bu yazımızda;</strong> 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu’nda düzenlenen <i>infazın devri</i> ve <i>hükümlü nakli</i> müesseselerini anlatacak, bu müesseselerin uygulanma şartlarına yer vereceğiz.</p>

<p><strong>Cezai konularda uluslararası adli iş birliğinin usul ve esaslarını düzenleyen ve yabancı devletlerle cezai konularda yapılacak adli iş birliğini kapsayan 6706 sayılı Kanunun 26 ila 29. maddelerinde hüküm altına alınan infazın devrine göre;</strong> yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkumiyet kararlarının, hükümlünün Türkiye’de bulunması, mahkumiyet kararının kesinleşmiş olması, mahkumiyet kararına konu fiilin Türk Hukukuna göre suç teşkil etmesi ve zamanaşımına uğramamış olması, hürriyeti bağlayıcı cezalar için, merkezi makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hürriyeti bağlayıcı cezasının bulunması ve aynı suçtan dolayı Türkiye’de soruşturma veya kovuşturma yapılmamış olması koşullarının birlikte bulunması halinde, yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkumiyet kararları Türkiye’de infaz edilebilecektir (m.26/1).</p>

<p>İnfazın devrine ilişkin talep, Türk Hukukuna göre uyarlama kararı verilmesi için Ankara Ağır Ceza Mahkemesine gönderilir. Mahkemece 15 gün içinde, yabancı devlette verilen mahkumiyet kararında sübutu kabul edilen fiile, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza tayin olunur. Bu şekilde belirlenen ceza, yabancı mahkeme kararında tayin edilmiş ceza süresini geçemez. Uyarlama kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. İtirazın reddi halinde karar kesinleşeceğinden, bu karara karşı yalnızca Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru ve Adalet Bakanlığı’na da kanun yararına bozma talebinde bulunulabilir. Ağır Ceza Mahkemesi, koruma tedbirleri hakkında da karar vermeye yetkilidir (m.26/5).</p>

<p>Yabancı devletin infazı devretmesi üzerine durum, uyarlama kararını veren mahkemeye bildirilir. Ağır Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilmekle; mahkumiyetin esasını ilgilendiren talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir, verilen kararlar Ağır Ceza Mahkemesince yeniden uyarlanır (m.27/1-3).</p>

<p><strong>6706 sayılı Kanun m.30 gerekçesine göre infaz devrinin temelinde,</strong> ülkelerin yabancı ülke mahkemelerinin kararlarına ulusal mahkemelerin kararları gibi değer tanımaları düşüncesi bulunmaktadır.</p>

<p><strong>6706 sayılı Kanunun 30 ila 33. maddelerinde düzenlenen hükümlü nakline göre ise; </strong>yabancı devlet mahkemeleri tarafından hakkında mahkumiyet kararı verilen ve ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü, hükümlünün Türk vatandaşı olması veya Türkiye ile güçlü sosyal bağlarının bulunması, hükümlünün veya kanuni temsilcisinin rıza göstermesi, mahkumiyet kararının kesinleşmiş olması, mahkumiyet kararına konu fiilin Türk Hukukuna göre suç teşkil etmesi ve merkezi makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça, talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hapis cezasının bulunması koşullarının birlikte bulunması halinde, cezanın infazı amacıyla Türkiye’ye nakledilebilir (m.30/1). Hükümlülerin nakline Adalet Bakanı karar verir (m.30/4).</p>

<p>Hükümlünün nakline karar verilmesi üzerine, ceza infaz kurumlarında kalacağı süre hükümlüye ve yabancı makamlara bildirilir. Yabancı devlet ile hükümlünün nakli kabul etmesi üzerine, hükümlü Türkiye’ye getirilir. Hükümlü, nakil dosyası ile birlikte Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir. Hükümlü hakkında verilen mahkumiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir. Mahkumiyetin esasını ilgilendiren talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir, verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir (m.31/1-3).</p>

<p><strong>6706 sayılı Kanun m.30 gerekçesine göre hükümlünün naklinde temel amaç; </strong>sınır aşan sosyal nüfus hareketlerinin önemli ölçüde fazlalaşması, uluslararası ticari ilişkilerin yoğunlaşması, çifte vatandaşlık uygulamalarının ve yabancı evliliklerin artması gibi gerçekler gözetilerek, sosyal rehabilitasyon ve iktisadi faydanın sınırlarının genişletilmesidir. Kanun m.30/3’de de; nakil koşullarının bulunmadığının, naklin, hükümlünün sosyal rehabilitasyonuna katkı sağlamayacağının, ceza adaletinin amaçlarına hizmet etmeyeceğinin veya Türkiye’nin milli güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması halinde, nakil talebinin Adalet Bakanlığı tarafından reddedilebileceği hüküm altına alınmıştır.</p>

<p><strong>İki müessese ile ilgili ayrıntılı açıklamaları içeren <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20237824-e-20238434-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 05.10.2023 tarihli, 2023/7824 E. ve 2023/8434 K. sayılı kararı</a>na göre; </strong><i>“İnfazın devri ile hükümlü nakli birbirinden farklı adlî iş birliği yöntemleri olup 6706 sayılı Kanunun gerekçesinde belirtildiği üzere; ‘infazın devri’nin temelinde, devletlerin yabancı ülke mahkemelerinin kararlarına ulusal mahkemelerin kararları gibi değer tanımaları düşüncesi bulunmaktadır. Anılan Kanunun, infazın devri koşullarının belirlendiği 26 ncı maddesinin ilk fıkrası uyarınca, bu adli iş birliği yönteminin uygulanabilmesi için öncelikle hükümlünün Türkiye’de bulunması zorunludur. ‘Hükümlü nakli’ ise; hükümlünün mahkumiyet kararının verildiği ülkede infazına başlanılan hürriyeti bağlayıcı cezasının bakiye kısmının, diğer bir ülkede infazı için her iki devletin anlaşması ve hükümlünün rızası çerçevesinde talep edilen devletin ülkesine gönderilmesi sürecini ifade etmektedir. 6706 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde, Türkiye’ye yapılan hükümlü nakli işlemlerinin hangi şartlara ve usule göre yerine getirileceği belirlenmiştir.</i></p>

<p><i>Hükümlünün bakiye hürriyeti bağlayıcı cezasının infazı amacıyla Türkiye’ye nakil talebine istinaden, Adalet Bakanlığınca, 6706 sayılı Kanunun ‘Türkiye’ye Hükümlü Nakli’ başlıklı 30 uncu maddesi uygulanarak bakiye cezanın Türkiye’de infazına karar verilmiştir. Kanun yararına bozma talebinde bahsi geçen, anılan Kanunun ‘İnfazın Devralınması’ başlıklı 26 ncı maddesinde, infazın devralınması için aranan koşullardan biri ‘hükümlünün Türkiye’de bulunması’ olup hükümlü talep tarihinde Türkiye'de bulunmadığından, somut olayda uygulanması kabil olmayan 26 ncı madde tatbik edilmemiş ve hükümlü hakkında herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmamıştır.</i></p>

<p><i>Kanun yararına bozma istemine ilişkin olayda, hükümlünün talebi infazın devrine değil hükümlü nakline ilişkin olduğundan, uygulanacak kurallar da 6706 sayılı Kanunun ‘hükümlü nakli’ne dair hükümleridir. 6706 sayılı Kanunun ‘Türkiye’de İnfaz’ başlıklı 31 inci maddesinin ikinci ve üçüncü bentlerinde ‘2) Hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir. 3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir; verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir.’ hükmü yer almaktadır.</i></p>

<p><i>(…) Hükümlü nakli; yabancı devlet mahkemelerince haklarında mahkumiyet kararı verilip kesinleşen hükümlülerin, hürriyeti bağlayıcı cezalarını kendi sosyal çevrelerinde çekmeleri suretiyle sosyal rehabilitasyonlarını sağlamak amacını taşımakta olup, hükmolunan cezaların hafifletilmesi amacına yönelik olarak kabul edilmiş bir müessese değildir. Diğer taraftan, hükümlü müdafiinin yabancı devlet mahkemesince verilen mahkumiyet kararının ‘Türk yargı sistemine uyarlanması’ talebi mahkumiyetin esasına ilişkin olmayıp bu hususta Hüküm Devletinin bir karar verme yetkisi bulunmamaktadır”.</i></p>

<p><strong>Bu açıklamalar ışığında özetle;</strong></p>

<p>· <strong>İnfazın devrinde;</strong> hükümlünün Türkiye’de bulunması zorunlu olup, burada yabancı devlet infaz yetkisini Türkiye’ye devretmektedir. <strong>Hükümlünün naklinde ise; </strong>şahıs<strong> </strong>mahkumiyet kararının verildiği yabancı devletin ceza infaz kurumunda bulunmakta, nakil süreci, hükümlünün cezasının bakiye kısmını çekmek üzere fiziki olarak Türkiye’ye getirilmesini ifade etmektedir.</p>

<p>· <strong>İnfazın devrinde; </strong>hükümlünün rızası bir ön şart olarak aranmamış olup, bu müessesenin temelinde devletlerin yabancı ülke mahkemelerinin kararlarına ulusal mahkemelerinin kararları gibi değer tanımaları ve Türkiye’de bulunan bir kişinin cezasının infazsız kalmaması düşüncesi yatmaktadır. <strong>Hükümlünün naklinde ise, </strong>hükümlünün veya kanuni temsilcisinin rızası zorunlu bir koşuldur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>· <strong>İnfazın devrinde; </strong>Türk Hukukuna göre uyarlama kararı verilmesi için talep Ankara Ağır Ceza Mahkemesine gönderilir, mahkeme bir uyarlama kararı verilir. Mahkeme; yabancı karardaki fiilin Türk Hukukundaki karşılığını belirler ve Türk kanunlarına göre ceza tayin eder. <strong>Hükümlü naklinde ise; </strong>nihai karar Adalet Bakanı tarafından verilir, hükümlü naklinde mahkumiyet kararı herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmadan doğrudan infaz edilir. Bu bakımdan; infazın devrinde uyarlama davası zorunlu olduğundan, Türk Hukuku kuralları dikkate alınarak, varsa hataların giderilmesi ve hukuki nitelendirme itibariyle kararın iç hukuka uygun hale getirilmesi mümkündür.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Ertekin Aksüt</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/6706-sayili-kanun-uyarinca-infazin-devri-ve-hukumlu-nakli-1</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/hapis-ceza-evin-nakil.jpg" type="image/jpeg" length="81554"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU'NUN (KTK) “KARAYOLU DIŞI ÖZEL ALANLAR” BAKIMINDAN UYGULAMA ALANI VE SONUÇLARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/karayollari-trafik-kanununun-ktk-karayolu-disi-ozel-alanlar-bakimindan-uygulama-alani-ve-sonuclari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/karayollari-trafik-kanununun-ktk-karayolu-disi-ozel-alanlar-bakimindan-uygulama-alani-ve-sonuclari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alışveriş merkezi (AVM) otoparkları tartışmanın en görünür örneği olmakla birlikte; havaalanı/terminal otoparkları, otel ve hastane otoparkları, akaryakıt istasyonu sahaları, site içi yollar, fabrika/lojistik tesis iç sahaları, üniversite kampüs yolları, ücretli otoyol/erişme kontrollü yolların kamuya açık kesimleri gibi alanlar da “karayolu” kavramının sınırlarında yer almakta ve uygulamada sıkça uyuşmazlığa konu olmaktadır. Bu uyuşmazlığın merkezinde, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.2’de öngörülen genişletilmiş uygulama alanı (“karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar… park yeri/garaj… karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler…”) ile aynı alanların kimi zaman “özel mülkiyet, kontrollü giriş, güvenlik, ücret” gibi olgular nedeniyle KTK rejimi dışında kalabileceği iddiası yer alır.</p>

<p>Bu yazımızda; KTK m.2’nin sistematiği ve “karayolu gibi sayılan yerler” yaklaşımı, kamuya açıklık ve taşıt trafiği için faydalanılma kriterlerinin somutlaştırılması, içtihat eğilimleri ışığında AVM otoparkı merkezli fakat ondan daha geniş bir özel alan tipolojisi, KTK’nın uygulanmaması iddiasının hangi dar senaryolarda savunulabileceği, uygulanmama sonucunda TBK haksız fiil (TBK m.49) ve otopark işletenin sorumluluğu (TBK m.579) dahil olmak üzere alternatif sorumluluk rejimleri ele alınmaktadır.</p>

<p><strong>GİRİŞ </strong></p>

<p>Özel alanlarda meydana gelen araç kaynaklı zararlar bakımından “Karayolları Trafik Kanunu (KTK) uygulanır mı?” sorusu, ilk bakışta teorik bir nitelendirme tartışması gibi görünse de uygulamada doğrudan sonuca etki eden kritik bir eşik niteliğindedir. Zira bu soruya verilecek cevap, yalnızca hangi normun uygulanacağını değil; aynı zamanda uyuşmazlığın nasıl kurulacağını, nasıl ispat edileceğini ve hangi hukuki strateji ile yürütüleceğini de belirler.</p>

<p>Her şeyden önce, olayın KTK kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, sorumluluğun hukuki niteliğini ve ispat rejimini köklü biçimde değiştirir. KTK’nın uygulanması halinde işletenin sorumluluğu, kanunun kendine özgü sistemi içinde ele alınır; “motorlu aracın işletilmesi” kavramı, illiyet bağı ve kusur tartışmaları bu özel rejim çerçevesinde değerlendirilir. Buna karşılık KTK’nın uygulama alanı dışında kalındığında, uyuşmazlık çoğunlukla Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine tabi olur ve bu durumda kusurun ispatı, özen borcu ve organizasyon kusuru gibi klasik sorumluluk unsurları ön plana çıkar.</p>

<p>Bunun yanında, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamı ve sigortacının sorumluluğu da doğrudan bu ayrımdan etkilenir. KTK’nın uygulanması, sigorta teminatının daha geniş ve sistematik bir çerçevede değerlendirilmesini sağlarken; uygulama dışı bırakılması halinde sigortacılar tarafından teminat dışı itirazlarının daha sık ileri sürüldüğü görülmektedir.</p>

<p>Öte yandan, kusur tespitinin yöntemi bakımından da önemli farklılıklar ortaya çıkar. Her ne kadar otoparklar, site içi yollar veya kampüs alanları gibi yerlerde fiilen trafik kuralları uygulanıyor olsa da KTK’nın uygulanmadığı kabul edildiğinde değerlendirme, trafik kurallarından ziyade genel dikkat ve özen yükümlülüğü eksenine kayar. Bu durum, bilirkişi incelemelerinden mahkemenin takdirine kadar pek çok aşamada farklı sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>Son olarak, görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi ile yargılama stratejisinin kurgulanması da bu tartışmanın doğrudan etkisi altındadır. Sigorta şirketine yöneltilecek talepler, uyuşmazlığın ticari veya tüketici işlemi niteliği, hatta bazı hallerde idarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğu gibi hususlar, KTK’nın uygulanıp uygulanmayacağına bağlı olarak farklı hukuki yolları gündeme getirebilir.</p>

<p>Bu itibarla, özel alanlarda gerçekleşen trafik kazalarında KTK’nın uygulama alanına ilişkin tartışma, salt teorik bir ayrım olmaktan öte; davanın kaderini tayin edebilecek ölçüde pratik ve stratejik bir önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>2. KTK m.2 Kapsamında Uygulama Alanının Kural ve İstisna Üzerinden Genişleyen Yapısı</strong></p>

<p>Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulama alanını belirleyen 2. maddesi, ilk bakışta yalın bir kural ortaya koymakla birlikte, dikkatle incelendiğinde iki katmanlı ve oldukça işlevsel bir sistem kurduğu görülür. Nitekim hüküm, önce genel kuralı ortaya koyar: Kanun, esas itibarıyla karayollarında uygulanır. Bu ifade, kanunun klasik anlamda “trafik hukuku” düzenlemesi olduğunu ve çıkış noktasının karayolu trafiği olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p>Ne var ki kanun koyucu burada durmamış, uygulamada doğabilecek boşlukları öngörerek bu temel kuralı genişleten ikinci bir aşama da öngörmüştür. Gerçekten de aynı maddede yer alan “aksine hüküm yoksa” ibaresiyle başlayan düzenleme, KTK’nın yalnızca karayollarıyla sınırlı olmadığını; belirli şartlar altında karayolu dışındaki alanlarda da uygulanabileceğini açıkça kabul etmektedir.</p>

<p>Bu genişletilmiş uygulama alanı özellikle iki temel ölçüt üzerinden şekillenmektedir: “kamuya açıklık” ve “karayolu taşıt trafiği bakımından fiilî kullanım”. Buna göre, her ne kadar fiziksel olarak karayolu niteliği taşımıyor olsa da; kamuya açık bulunan ve araç trafiğinin fiilen gerçekleştiği park yerleri, garajlar, akaryakıt istasyonları, terminaller ya da benzeri alanlar bakımından da KTK hükümlerinin uygulanması mümkündür. Aynı şekilde, erişme kontrollü ya da ücretli yolların kamuya açık kesimleri ile belirli bağlantıları sağlayan su üzeri ulaşım araçlarının karayolu araçlarına ayrılmış bölümleri de bu kapsamda değerlendirilmektedir.</p>

<p>Bu noktada önemle vurgulamak gerekir ki, kanun koyucu uygulama alanını belirlerken mülkiyet türünü değil, kullanım biçimini esas almıştır. Başka bir ifadeyle, bir yerin tapuda özel mülkiyete tabi olması, tek başına KTK’nın uygulanmasına engel teşkil etmez. Asıl belirleyici olan; o alanın fiilen araç trafiğine açık olup olmadığı ve kamunun kullanımına sunulup sunulmadığıdır.</p>

<p>Dolayısıyla KTK m.2 hükmü, klasik “karayolu” kavramını aşan ve uygulamayı hayatın gerçeklerine yaklaştıran bir yaklaşım benimsemektedir. Bu yaklaşım, özellikle site içleri, alışveriş merkezi otoparkları, özel işletmelere ait açık alanlar gibi sınır durumlarda, hukuki nitelendirmenin yalnızca fiziksel değil aynı zamanda işlevsel bir değerlendirme ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır.</p>

<p><strong>3. “Kamuya Açıklık” ve “Taşıt Trafiği İçin Faydalanma” Ölçütlerinin Somut Olayda Belirlenmesi</strong></p>

<p>KTK m.2’nin genişletilmiş uygulama alanı, iki temel kavram üzerinden somutlaşmaktadır: “kamuya açıklık” ve “karayolu taşıt trafiği için faydalanma”. Ne var ki bu kavramlar, kanunda tanımları açıkça yapılmış teknik terimler olmaktan ziyade, uygulama ve içtihat yoluyla içeriği doldurulan esnek ölçütlerdir. Bu durum, özellikle sınırda kalan uyuşmazlıklarda yorumun belirleyici hale gelmesine neden olmaktadır.</p>

<p>“Kamuya açıklık” kavramı, uygulamada çoğu zaman yüzeysel bir yaklaşımla ele alınmakta ve örneğin girişte bariyer bulunması ya da bir tür kontrol mekanizmasının varlığı, doğrudan kamuya açıklığın yokluğu şeklinde değerlendirilebilmektedir. Oysa bu yaklaşım isabetli değildir. Zira öğretide ve yargı kararlarında ağırlıklı olarak benimsenen görüşe göre kamuya açıklık, mutlak ve sınırsız bir giriş serbestisini değil; fiilen belirli bir genişlikteki kişi çevresinin kullanımına sunulmuş olmayı ifade eder. Bu çerçevede alışveriş merkezleri, havaalanları, hastaneler, oteller gibi yerlerde, her ne kadar belirli kurallar ve sınırlamalar bulunsa da, bu alanların geniş ve belirsiz bir kullanıcı kitlesine hitap etmesi nedeniyle kamuya açık olduğu kabul edilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna karşılık, girişin yalnızca belirli kişilerle sınırlandırıldığı, örneğin önceden belirlenmiş personel listeleri, abonman sistemleri ya da sıkı kimlik kontrolleri ile genel kullanımın fiilen dışlandığı alanlarda kamuya açıklık unsurunun zayıfladığı ya da tamamen ortadan kalktığı söylenebilir. Dolayısıyla burada belirleyici olan, şekli engellerden ziyade fiili erişilebilirliğin kapsamıdır.</p>

<p>Öte yandan, “karayolu taşıt trafiği için faydalanma” ölçütü de en az kamuya açıklık kadar önem taşımaktadır. Kanun her ne kadar park yeri, garaj gibi alanları açıkça saymış olsa da, bu yerlerin otomatik olarak KTK kapsamına girdiğini kabul etmek doğru değildir. Esas olan, söz konusu alanın araç trafiğine ne ölçüde tahsis edildiği ve bu trafiğin nasıl organize edildiğidir.</p>

<p>Nitekim yönlendirme levhalarının bulunduğu, şerit düzeninin oluşturulduğu, giriş-çıkış sirkülasyonunun planlandığı ve araç dolaşımının aktif olduğu alanlar, “taşıt trafiği için faydalanılan yer” olarak kabul edilmeye daha elverişlidir. Buna karşılık, araçların yalnızca park edildiği, hareketin son derece sınırlı olduğu ya da alanın esasen teknik/operasyonel amaçlarla kullanıldığı (örneğin yalnızca forklift veya servis araçlarının dolaştığı kapalı depo alanları gibi) yerlerde bu unsurun varlığı tartışmalı hale gelebilir.</p>

<p>Sonuç olarak, KTK m.2’nin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilirken, kamuya açıklık ve taşıt trafiğine tahsis unsurlarının birlikte ve somut olayın özellikleri ışığında ele alınması gerekir. Bu iki ölçüt, katı ve şekli kriterler olarak değil; fiili kullanımın niteliğini esas alan tamamlayıcı değerlendirme araçları olarak görülmelidir.</p>

<p><strong>4. Özel Alan Tipolojisi: AVM Otoparkı ile Sınırlı Olmayan “Sınır Alanlar” Üzerinden Bir Değerlendirme</strong></p>

<p>KTK m.2’nin öngördüğü genişletilmiş uygulama alanı, yalnızca alışveriş merkezi otoparklarıyla sınırlı bir tartışma değildir. Aksine uygulamada, farklı nitelikteki özel alanlarda meydana gelen kazalar bakımından benzer nitelendirme sorunları ortaya çıkmakta ve bu durum belirli bir tipoloji oluşturmayı gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede aşağıda yer verilen sınıflandırma, her bir alan türü bakımından KTK’nın uygulanmasına ilişkin “tipik eğilimleri” ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte hemen belirtmek gerekir ki, bu kategoriler kesin sonuçlar doğurmaz; nihai değerlendirme her zaman somut olayda fiilî erişim ve kullanım biçimi birlikte dikkate alınarak yapılmalıdır.</p>

<p>Kamuya hizmet sunan büyük ölçekli tesislerin —örneğin alışveriş merkezleri, havaalanları, terminaller ve hastaneler— otopark ve sirkülasyon alanları, KTK’nın uygulanmasına en elverişli örnekler arasında yer almaktadır. Bu tür alanlar genellikle geniş ve belirsiz bir kullanıcı kitlesine açıktır; karayolu ile doğrudan bağlantılıdır; araç trafiği belirli bir düzen içinde organize edilmiştir ve trafik riskleri, nitelik itibarıyla karayoluna oldukça benzer şekilde ortaya çıkar. Bu nedenlerle, yargı kararlarında da sıklıkla görüldüğü üzere, bu alanlarda meydana gelen kazaların KTK kapsamında değerlendirilmesi yönünde güçlü bir eğilim bulunmaktadır.</p>

<p>Buna karşılık apartman ve site içi yollar ile otoparklar, daha hassas bir ayrım gerektiren alanlar olarak karşımıza çıkar. Burada belirleyici olan, alanın fiilen ne ölçüde “kamuya açık” olduğu ve kullanımın ne kadar geniş bir çevreye yayıldığıdır. Nitekim ziyaretçi, kargo, kurye ve taksi girişlerinin serbest olduğu, güvenlik kontrollerinin sembolik düzeyde kaldığı sitelerde kamuya açıklık unsurunun gerçekleştiği kabul edilebilir. Buna karşılık, girişin sıkı şekilde denetlendiği, yalnızca belirli kişi listeleri ile sınırlı tutulduğu ve dışarıdan erişimin ciddi ölçüde kısıtlandığı sitelerde kamuya açıklık tartışmalı hale gelir. Yargıtay’ın bazı kararlarında apartman otoparklarının, karayolu ile bağlantısı ve fiilî kullanım biçimi dikkate alınarak KTK kapsamında değerlendirilebildiği görülmekle birlikte, bu değerlendirme her somut olayda yeniden yapılmaktadır.</p>

<p>Akaryakıt istasyonları, servis alanları ve benzeri yerler ise kanun metninde açıkça sayılmış olması nedeniyle ayrı bir önem taşır. KTK m.2/a hükmü bu alanları doğrudan kapsama dahil ettiğinden, bu tür yerlerde “karayolu dışında kalma” yönündeki savunmalar çoğu durumda zayıf kalmaktadır. Bununla birlikte, örneğin yalnızca belirli bir filoya hizmet veren ve genel kullanıma kapalı olan istasyonlar gibi istisnai durumlarda, kamuya açıklık unsuru yeniden tartışma konusu olabilir.</p>

<p>Buna karşılık fabrika sahaları, liman içleri, lojistik depolar gibi yalnızca yetkili araçların girebildiği ve hareketin büyük ölçüde operasyonel faaliyetlere dayandığı alanlar, KTK’nın uygulanmaması yönündeki iddiaların daha güçlü şekilde ileri sürülebildiği örneklerdir. Zira bu tür alanlarda giriş genellikle sıkı güvenlik tedbirlerine tabidir; alan genel trafiğe tahsis edilmemiştir ve araç hareketleri klasik anlamda trafikten ziyade üretim veya lojistik sürecinin bir parçası niteliğindedir. Bu nedenle bu gibi durumlarda uyuşmazlıkların Türk Borçlar Kanunu’nun genel sorumluluk hükümleri, iş sağlığı ve güvenliği çerçevesinde organizasyon kusuru ya da duruma göre idarenin hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmesi daha olasıdır.</p>

<p>Son olarak, erişme kontrollü veya ücretli karayollarının kamuya açık kesimleri bakımından kanun koyucunun yaklaşımı oldukça açıktır. KTK m.2/b hükmü, bu tür yolları açıkça uygulama alanına dahil etmektedir. Dolayısıyla bu alanların özel işletme modeliyle işletilmesi ya da kullanımın belirli bir ücret karşılığında sağlanması, kamuya açıklık unsurunu ortadan kaldırmaz. Aksine, kanun koyucu bu tür sınırlamaların varlığına rağmen, bu yolların kamuya açık kesimlerinde KTK hükümlerinin uygulanacağını açıkça kabul etmiştir.</p>

<p>Tüm bu örnekler birlikte değerlendirildiğinde, özel alanlarda KTK’nın uygulanıp uygulanmayacağı meselesinin, tek bir ölçüte indirgenemeyecek kadar çok boyutlu olduğu görülmektedir. Bu nedenle tipolojik sınıflandırmalar yol gösterici olmakla birlikte, belirleyici olan her zaman somut olayın kendine özgü koşullarıdır.</p>

<p><i>“... araçların hasarlandığı yer apartmanın otoparkı olup, KTK'nun 2 ve 3. maddelerindeki tanımlara uygun olarak kamuya açık alan ve karayolu ile bağlantısı olduğu için karayolu sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekir...” 17. Hukuk Dairesi 2011/12047 E., 2012/5742 K. </i></p>

<p><i>“a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,<br />
b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,<br />
Bu Kanun hükümleri uygulanır” açıklamasıyla, karayolu tanımına girmediği hâlde genel trafiğin kullanımına açık olan yerlerin “karayolu gibi” kabul edileceği, bu durumlarda da KTK’nın uygulanacağı vurgulanmıştır. “ Hukuk Genel Kurulu 2017/1716 E. , 2021/915 K.</i></p>

<p><strong>5. KTK’nın Uygulanmaması Halinde Başvurulabilecek Sorumluluk Rejimleri ve İspat Stratejisi</strong></p>

<p>Karayolları Trafik Kanunu’nun somut olaya uygulanmaması, çoğu zaman hatalı biçimde “sorumluluğun ortadan kalktığı” şeklinde yorumlanabilmektedir. Oysa bu durum, yalnızca uygulanacak hukuki rejimin değiştiğini ifade eder. Nitekim KTK dışında kalan uyuşmazlıklarda da zarar görenin korunması, Türk Borçlar Kanunu’nun genel ve özel sorumluluk hükümleri aracılığıyla sağlanmaya devam eder.</p>

<p>Bu çerçevede ilk ve en temel başvuru noktası, Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde düzenlenen genel haksız fiil sorumluluğudur. Bu hüküm uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişinin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla KTK’nın uygulanmadığı hallerde, özellikle sürücünün dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları ile işletmecinin organizasyon kusuru daha belirgin hale gelir.</p>

<p>Bununla birlikte, araçların bir otopark, garaj veya vale hizmeti kapsamında işletmeciye bırakıldığı durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 579. maddesi özel bir sorumluluk rejimi öngörmektedir. Bu hüküm, işletenin kendisine bırakılan veya çalışanları tarafından kabul edilen araçların uğrayabileceği zararlar bakımından sorumluluğunu esas alır ve belirli koşullar altında kusursuz sorumluluğa yaklaşan bir yapı ortaya koyar. Ancak burada kritik ayrım, aracın fiilen işletmeciye teslim edilip edilmediği noktasında düğümlenir. Nitekim anahtarın sürücüde kaldığı ve yalnızca “self-park” şeklinde kullanılan alanlarda bu hükmün uygulanması daha sınırlı yorumlanırken; vale hizmeti ya da anahtar teslimi gibi durumlarda işletmecinin sorumluluğu belirgin şekilde ağırlaşır.</p>

<p>Öte yandan, KTK’nın uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin tartışmanın çoğu zaman davanın kaderini belirlediği dikkate alındığında, ispat stratejisinin de bu eksende kurgulanması gerekir. Özellikle “kamuya açıklık” unsurunun varlığı ya da yokluğu, soyut iddialarla değil, somut delillerle ortaya konulmalıdır. Bu noktada yerinde keşif ve kroki çalışmaları, alanın karayolu ile bağlantısını, giriş-çıkış düzenini ve trafik organizasyonunu ortaya koyması bakımından büyük önem taşır. Benzer şekilde kamera kayıtları, plaka tanıma sistemleri ve otopark otomasyon verileri, alanın kimler tarafından ve ne ölçüde kullanıldığını somut biçimde gösterebilir.</p>

<p>Ayrıca işletme içi düzenlemeler, ziyaretçi kabul prosedürleri ve güvenlik uygulamaları da kamuya açıklık değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır. Ücretli kullanım tek başına kamuya açıklığı ortadan kaldırmazken, yalnızca abonman sistemine dayalı ve dışarıdan erişimi fiilen engelleyen yapılar, KTK’nın uygulanmaması yönündeki iddiaları güçlendirebilir. Tanık beyanları da alanın fiili kullanımına ilişkin iddiaların hayatın olağan akışına uygunluğunu test eden tamamlayıcı bir unsur olarak önem taşır.</p>

<p><strong>6. SONUÇ </strong></p>

<p>Sonuç olarak, KTK m.2 hükmü karayolu kavramını mülkiyet esasından ziyade fiili kullanım, kamuya açıklık ve taşıt trafiği ekseninde genişleten bir yaklaşım benimsemektedir. Bu nedenle alışveriş merkezleri, havaalanları veya akaryakıt istasyonları gibi alanlarda KTK’nın uygulanması genel eğilim olmakla birlikte; her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi zorunludur. Özellikle kamuya kapalı, tahsisli ve operasyonel kullanımın ağır bastığı alanlarda KTK’nın uygulanmaması iddiası daha güçlü bir zemine oturabilir. Ancak bu iddianın kabulü, ancak kamuya açıklık ve taşıt trafiğine tahsis unsurlarının somut olayda gerçekleşmediğini ortaya koyan güçlü ve tutarlı bir delil seti ile mümkün olacaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>AV. RIDVAN YILMAZ &amp; AV. ZEYNEP YILDIZ</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/karayollari-trafik-kanununun-ktk-karayolu-disi-ozel-alanlar-bakimindan-uygulama-alani-ve-sonuclari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/otopark-ter.jpg" type="image/jpeg" length="14272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hakimi silahla vuran savcıdan 'Aşk' savunması: 'Aşk çıkrığı olmayan bir kuyuya benzer, ben de çıkamadım']]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hakimi-silahla-vuran-savcidan-ask-savunmasi-ask-cikrigi-olmayan-bir-kuyuya-benzer-ben-de-cikamadim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hakimi-silahla-vuran-savcidan-ask-savunmasi-ask-cikrigi-olmayan-bir-kuyuya-benzer-ben-de-cikamadim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde görevli hakim A. K.’ı silahla yaralayan savcı M. Ç. K.’ın yargılanmasına başlandı. Sanık savcı savunmasında müşteki hakimden özür dilediğini belirterek, “Aşk çıkrığı olmayan bir kuyuya benzer. Ben de çıkamadım. Olayın sıcaklığı ve düştüğü aşk çukurundan çıkamadı o da. Kastım öldürme olsa kafasına tek kurşunla öldürebilirim.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı M..K. (33), İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23’üncü Ceza Dairesi’nde (İstinaf) görevli üye Hâkim A. K.’ı (45), 13 Ocak saat 13.00 sıralarında ziyarete gittiği odasında silahla bir el ateş ederek vurmuştu. Savcı K., ikinci kez ateş etmek istediği sırada ise odada bulunan Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü çaycı Yakup K. tarafından engellenmişti. Hakim K. olaydan yaralı olarak kurtulurken savcı K. hakkında ‘kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs’, ‘cebir ve tehdit kullanmak suretiyle iş yeri dokunulmazlığını ihlal’, ‘silahla ve zincirleme şekilde tehdit’, ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek’ ve ‘ısrarlı takip’ suçlarından, 20 yıl 2 aydan 42 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması talebiyle dava açılmıştı.</p>

<p><strong>“MÜŞTEKİDEN ÖZÜR DİLİYORUM”</strong></p>

<p>İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık savcı M. K., müşteki hakim A.K. ve tarafların avukatları katıldı.</p>

<p>Savunmasını yapması için söz verilen sanık K., hatalarının bedelini ödemeye hazır olduğunu belirterek, “Geldiğimiz noktada bana bunun fazlası ödetilmeye çalışılıyor. Bunun nedeni de Cumhuriyet Savcısı olmam, eyvallah. Sözlerime başlamadan önce de onu da yıpratmak istemiyorum. Müştekiden de burada özür dilemek istiyorum.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“AŞK ÇIKRIĞI OLMAYAN BİR KUYUYA BENZER”</strong></p>

<p>A.K. ile duygusal birliktelik yaşadıklarını anlatan sanık K. savunmasının devamında özetle şunları anlattı:</p>

<p>“Benim müşteki ile evlenme gibi isteğim vardı. Nisan ve Mayıs’ta yaşadığımız hadiseler evlilik kararından beni soğutmuştu. Aşk çıkrığı olmayan bir kuyuya benzer. Ben de çıkamadım. Hamile kalmıştı. Kendisine bebeği aldırma konusunda baskı yapmadım, evlenme teklifinde de bulunmadım. Kürtaj olmasının ardından ciddi bir psikolojik baskı gördüm. O da bana aşık oldu, hamile kaldı sonuçta. Kürtaj olayı ve dairesinde yaşadığı hadiseler nedeniyle bu sorunla ilişkimize yansıdı. Sonraki süreçte müşteki tekrar hamile kaldığını söyledi. Ben orada doğrusu biraz şaşırdım. Burada onu da suçlamak istemiyorum. Olayın sıcaklığı ve düştüğü aşk çukurundan çıkamadı o da.”</p>

<p><strong>“İSTESEM ÖLDÜRÜRDÜM, TAMAMEN BİR AŞK HADİSESİ”</strong></p>

<p>“Bugün burada yalan söylemeyeceğim. O mesajları ben attım. Gitmesini istediğimi söyledim. Kendisi beni tersledi. İkinci gebeliğin de doğru olduğuna ve çocuğun benden olduğuna inanıyorum. Daha sonra aramızda hararetli bir tartışma oldu. Kendisine asla vurmadım. Kendisi bana çok vurdu. Alnıma yumruklar attı. Odaya kahramanımız çaycı girdi. Hakime hanım çaycıya bana saldırıyor deyince çaycı bana müdahale etmeye çalıştı. Hakime hanımla aramıza girdi. Çaycı 30 saniyelik olayda 4-5 tane yalan söylüyor. Müştekinin çantasına doğru yöneldiğini ve bana silah çıkaracağını düşündüm. Tabancayı aşağıya doğrulttum. Tabanca ile ilk atışımı yaptım. İlk atışta vurulmadığına eminim. Kendisi bacağından yararlandı. Çantasına hamle yapmaktan vazgeçmemesi ile silahımın namlusunu yine doğrulttum. Kendisini öldürmek istesem zaten öldürürdüm. Polis memurlarında biraz akıl olsa beni zaten vururlardı. Polis memurlarımız bu konuda çok becerikli değil biliyorsunuz. Asansörde savcı olduğumu söyledim. Bunun üzerine kelepçemi de çıkardılar. Kastım öldürme olsa kafasına tek kurşunla öldürebilirim. Müştekiyi tanıdığımda 29 yaşındaydım. Kadın örgütleri geldilerse hoş gelmişler. İyi ki de gelmişler. Bu kadına karşı işlenmiş bir suç olarak görülmemeli. Tamamen bir aşk hadisesi.”</p>

<p><strong>“SÜREKLİ RAHATSIZ ETTİ”</strong></p>

<p>Beyanda bulunması için söz verilen müşteki hakim A.K. ifadesinde ilişkilerinin bitmesine rağmen sanığın sürekli kendisini rahatsız ettiğini belirterek şunları anlattı: “Kendisini engellememe rağmen bu sefer de iş yerime gelmeye başladı. İlişkimiz içerisinde beni defalarca kez sıkıştırmıştı. En son olarak kendisini engelledim. Telefondan engelleyince odama daha fazla gelmeye başladı. Çok uzun bir süre tedirgindim. Kapımı kilitleyerek çalıştım uzun bir süre. Her yerden engelledim. Sanık banka hesabıma para göndererek açıklamalara yazdığı notlarla benimle iletişime geçmeye başladı. Odamda telefonun fişini çekerek çalışıyordum. Aramalarından dolayı çalışmak mümkün değildi. Sürekli arkamı kolluyordum.”</p>

<p><strong>“ÖFKELENİNCE GÖZÜ HİÇBİR ŞEYİ GÖRMÜYOR”</strong></p>

<p>“Olay günü sanık odama geldi. Baskın yaparak geldi. ‘Gideceksin buradan, bunun sözünü vereceksin bana’ dedi. Masama kadar geldi dayandı. O sırada kalemi aramaya çalıştım. Sanık arkamdan telefonu kapattı. Elimi kolumu tuttu. Kafamı bastırdı. Sanığa güç yetiremedim. Sonra silahı çıkarttı mermiyi ağzına sürdü. Sanığın ateş edeceğini gerçekten düşünmedim. Beni bezdirmeye çalıştığını düşündüm. Çaycı geldi, ‘bana saldırıyor’ dedim çaycıya. Aramıza girdi, sanığı kapıya doğru süpürdü. Çıkmamaya çalıştı sanık, ben hemen kalemi aradım. Güvenliği çağırmalarını istedim. Beni kasığımdan vurdu. İkinci kez ateş etmeye çalıştı, ben masanın altına saklandım. Çaycı sanığın elinden silahı aldı. Ne olup ne bittiğinden sanığın ne işler çevirdiğinden haberim yoktu benim. Tedavim bittikten sonra öğrendim çoğunu. ‘Planlı değil’ falan demesin. Sanığın ne kadar öfkeli bir insan olduğunu biliyorum, öfkelenince gözü hiçbir şeyi görmüyor. Tüm suçlar bakımından sanıktan şikayetçiyim.”</p>

<p><strong>MAHKEME BAŞKANI: KİMSENİN ÖZEL HAYATI BİZİ İLGİLENDİRMEZ</strong></p>

<p>Sanık avukatı söz alarak müştekiye A.K.’a sorular yöneltti. Avukat, “Yaşadığı bu ilişkiyi normal görüyor mu hakime hanım? Benim müvekkilimi şantajcı, sapık ilan etti. Normalleştiriyor mu kendisi bu ilişkiyi? Bir hamilelik yaşamışsınız benim müvekkilim istemediği halde bu ikincisi neden?” diye sordu.</p>

<p>Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Aralarındaki özel hayatlarındaki mesele bizi ilgilendirmez, bu bizim dosyamızın konusu değil. Kimse burada hakim-savcı olduğu için mesleğine yönelik yargılanmıyor. Bu şekilde sorular yöneltemezsiniz.” diyerek soruyu reddetti.</p>

<p><strong>“HALA O GÜCÜM VE KUDRETİM VAR”</strong></p>

<p>Daha sonra sanık K. söz alarak, “Benim itibarım zedelenmeye çalışılıyor, buna basın da alet ediliyor. Basına sadece benimle ilgili aleyhe hususlar servis edildi. Ben saplantılı aşık yapıldım, sapık yapıldım. Bunlar yazılmadı, yazdırıldı. Müşteki vekilliği ve basın arasında yapıldı bunlar. Halen daha yıpratılmak isteniyorum. Ben müştekinin hakimlik yapmasını engelleyebilirdim, yaptığı şeyler dolayısıyla. Hala o gücüm ve kudretim var, bunu söyleyeyim. Tutukluluğumun devam etmesine imkan yok bu olayın sadece bir yaralama olduğu anlaşılacak. 44 yaşında bir kadın kendi rızası dışında nasıl hamile kalıyor. İkinci hamilelik neden gerçekleşti bunu sormanız gerekiyor başkanım? 3 aydır tutukluyum, ben Cumhuriyet Savcısıyım, ev hapsiyle yargılanmak bile bana ağır geliyor.” dedi.</p>

<p><span style="color:#999999">Haber: Elif Altın / Hürriyet</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hakimi-silahla-vuran-savcidan-ask-savunmasi-ask-cikrigi-olmayan-bir-kuyuya-benzer-ben-de-cikamadim</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 15:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-121.jpg" type="image/jpeg" length="46276"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/695 E., 2016/522 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2014695-e-2016522-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2014695-e-2016522-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.04.2016 tarihli, 2014/695 E., 2016/522 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2014/695 E., 2016/522 K.</strong></p>

<p><strong>DAVAYA SÜRESİ İÇİNDE CEVAP VERMEYEN DAVALIYA DELİL GÖSTERMESİ İÇİN SÜRE VERİLEMEMESİ<br />
YASAL SÜRE GEÇTİKTEN SONRA DELİL GÖSTERME TALEBİNDE BULUNULMASI<br />
BOŞANMA DAVASI İLE VELAYET NAFAKA VE TAZMİNAT İSTEMİ<br />
CEVAP DİLEKÇESİNİN SUNULMASI<br />
ÖN İNCELEME DURUŞMASI<br />
TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 166<br />
1982 ANAYASASI (2709) Madde 90<br />
1982 ANAYASASI (2709) Madde 141<br />
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 119<br />
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 122<br />
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 127<br />
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 128<br />
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 129<br />
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 140<br />
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 145<br />
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 141</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Taraflar arasındaki “boşanma ve fer’ileri” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Denizli 2. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 19.12.2012 gün ve 2012/455 E., 2012/1020 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.06.2013 gün ve 2013/5480 E., 2013/18157 K. sayılı ilamı ile;<br />
(...Davalı, davaya cevap vermemiş, ön inceleme duruşmasında "boşanmak istemediğini" ifade etmiştir. Mahkemece, ön inceleme duruşması sonucunda "tahkikata geçilmesine" karar verilip, davacının daha önceden göstermiş olduğu delillerin toplanmasına karar verildiği halde, davalıya delil göstermesi ve delillerini sunması için imkan tanınmamış, tahkikat için belirlenen duruşmada davacının gösterdiği deliller toplanıp, sonuca gidilmiştir.</p>

<p>Davalının, davaya cevap vermemiş olması, ön incelemede uyuşmazlık konularının belirlenmesinden sonra bu konulara ilişkin delil gösterme ve sunma hakkını ortadan kaldırmaz. Davaya süresinde cevap vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılır. (HMK.md.128) Durum böyle olmakla birlikte, süresinde davaya cevap vermeyen davalı, diğer tarafın kusurlu olduğuna yönelik bir vakıa ileri süremez ise de, kötüye kullanılmadıkça onun ileri sürdüğü vakıaları çürütmeye yönelik delil bildirebilir. Bu bakımdan davalıya açıklanan çerçevede kanunda belirtilen süre içinde olmak şartıyla delil gösterme hakkı tanınmalıdır. Aksinin kabulü, cevap süresini bir kez kaçırmış veya davaya süresinde cevap vermemiş olan davalıya savunmasını ispat etme hakkını tanımamak olur. Bu ise usul hukukunun vazgeçilmez bir ilkesi olan "hukuki dinlenilme hakkını" (HMK.md.27) ortadan kaldırır. Öyleyse, davalıya yukarıda belirtilen çerçevede delil göstermesi için süre verilmesi, gösterdiği taktirde delillerin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır...)<br />
gerekçesiyle oyçokluğu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.</p>

<p><strong>HUKUK GENEL KURULU KARARI</strong></p>

<p>Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:<br />
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliğinin sarsılması hukuksal sebebine dayalı boşanma davası ile boşanmanın fer’isi niteliğindeki velayet, nafaka ve tazminat istemlerine ilişkindir.</p>

<p>Davacı (kadın) vekili, davalının evlilikleri boyunca müvekkiline hakaret ettiğini, şiddet uyguladığını, yaralama eylemleri nedeniyle iki ayrı ceza davası açıldığını ileri sürerek, tarafların boşanmalarına, çocuğun velayetinin anneye verilmesine, tedbir, iştirak, yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı asil, cevap dilekçesi vermemiştir. Katıldığı ön inceleme duruşmasında, boşanmak istemediğini beyan etmiştir.</p>

<p>Yerel Mahkemece, davalının evlilik birliğinin devamı süresince davacıya şiddet uyguladığı, evinin geçim yükümlülüğünü yerine getirmediği, en son şiddet uygulaması üzerine tarafların ayrı yaşamaya başladıkları, bu haliyle davalının tam kusurlu hareketleri nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle tarafların boşanmalarına ve fer’ilerine karar verilmiştir.<br />
Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuş, yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.<br />
Hükmü temyize davalı vekili getirmiştir.</p>

<p>Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yasal süresinde davaya cevap vermeyen davalının, kötüye kullanılmadıkça davacı tarafın ileri sürdüğü vakıaları çürütmeye yönelik delil bildirip bildiremeyeceği, cevap dilekçesiyle delil bildirmeyen davalıya ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık konusunda delil bildirmesi için süre verilmesinin gerekip gerekmediği, varılacak sonuca göre somut olayda davalıya delil göstermesi için süre verilerek gösterdiği takdirde delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.</p>

<p>Öncelikle, uyuşmazlığa etkili olan hukuk ilkelerinin ve mavzuatın açıklanmasında yarar bulunmaktadır.</p>

<p>Anayasanın 90. maddesinin beşinci fıkra hükmü uyarınca, milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacak olması nedeniyle ilk olarak belirtilmesi gerekir ki; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından bir tanesi de yargılamanın “makul bir süre içinde” bitirilmesi ilkesidir.</p>

<p>Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletlerin yargısal sistemlerini AİHS’nin 6. maddesinde yer alan şartlara göre makul bir sürede yargılama dahil olmak üzere uyacak şekilde düzenlemek ile görevli olduğunu belirtmiştir (AİHM, Zimmerman ve Steiner –İsviçre, 13 Temmuz 1983, 29. paragraf).</p>

<p>Bir davaya taraf olan herkesin karşı taraf karşısında kendisini önemli bir dezavantajlı konumda bırakmayacak şartlarda, iddialarını mahkemeye sunabilmesi için makul bir fırsata sahip olabilmelidir (AİHM, De Haes ve Gijsels-Belçika, 24 Şubat 1997).</p>

<p>Aynı şekilde, tarafların gösterilen tüm delillerden haberdar olması ve görüş bildirebilmesi de adil yargılanma hakkı kapsamında gözetilmesi gereken ilke olarak belirtilmiştir (AİHM, Borgers-Belçika, 30 Ekim 1991).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasanın 141. maddesinde de “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir” denilmek suretiyle davaların makul bir süre içerisinde bitirilmesi gerekliliği açıkça düzenlenmiştir.</p>

<p>Açıklanan bu ilkelere paralel olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’da yargılamanın makul sürede bitirilmesini sağlamak amacıyla düzenlemeler yapılmış ve bu amaca ulaşılabilmesi için önemli bir katkı sağlayan delillerin bildirilme zamanı özel olarak düzenlenmiştir.</p>

<p>Delillerin belirli bir zaman dilimi içinde gösterilip sunulması yargılamayı çabuklaştıracak olmasının yanı sıra, taraflara da gösterilen delillerden haberdar olarak zamanında bunlara karşı delil veya görüş bildirebilme imkânı tanıyacak, böylece uyuşmazlıklar en kısa sürede adilane çözüme kavuşacaktır.</p>

<p>Bu aşamada, 6100 sayılı HMK’nın delillerin ibrazıyla ilgili hükümlerini değerlendirmek gereklidir.</p>

<p>HMK’nın 119/1-(f) hükmü uyarınca, gerek yazılı gerekse basit yargılama usulünde, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin, dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir.<br />
Maddenin gerekçesinde bu gerekliliğin, 6100 sayılı HMK’nda bir yenilik olarak düzenlendiği ifade edilmiştir. Böylece, özellikle ispat konusunda davaların usul ekonomisi ilkesine uygun bir biçimde, makul bir sürede sonuçlanması hedeflenmiştir.</p>

<p>Delillerin bildirilmesi hakkındaki bu düzenleme, Kanunumuzda kabul edilen somutlaştırma yükünün de bir gereğidir (Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, 14. Bası, s. 506).</p>

<p>Dava dilekçesinin davalıya tebliğinde, davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceğinin ihtarının gerektiği HMK’nın 122. maddesinde düzenlendikten sonra aynı süreye “cevap dilekçesini verme süresi” başlıklı 127. maddesinde tekrar yer verilerek “Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır…” şeklinde düzenleme yapılmıştır.</p>

<p>Bu aşamada vurgulamak gerekir ki; HMK’nın 122. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere cevap süresi, Kanun tarafından düzenlenmiş kesin bir süre hâline getirilmiştir.<br />
Bu hakkını kullanmayan, yani süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacaktır (HMK. m.128).<br />
6100 sayılı HMK’nın “Cevap dilekçesinin içeriği” başlığını taşıyan 129. maddenin 1. fıkrasının (e) bendinde savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin cevap dilekçesinde bulunması gerektiği belirtilmiştir.</p>

<p>Tarafların ikinci dilekçelerini verme usulleri de ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup, davacının, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesini; davalının da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesini verebileceği belirlenmiştir (HMK. m. 136).</p>

<p>Hemen belirtilmelidir ki, hem dava dilekçesinde hem de cevap dilekçesinde gösterilen ve tarafın elinde bulunan belgelerin dilekçeye eklenerek mahkemeye sunulması, başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur (HMK. m. 121, 129/2).</p>

<p>Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir (HMK. m.140/5).</p>

<p>Bu madde metninde vurgulanması gereken husus “dilekçelerinde gösterdikleri” ibaresinin kullanılmış olmasıdır.</p>

<p>6100 sayılı HMK’nın 140. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorundadırlar. Şayet taraflar, bu konuda yapmaları gereken işlemleri eksik bırakmışlarsa, tahkikata başlamadan önce, taraflara son kez kısa bir süre verilerek bu eksiklikleri tamamlamaları düşünülmüştür. Taraflar bu şanslarını da doğru kullanamazlarsa, artık tahkikat mevcut delillerle yürütülecek ve tarafların o delile dayanmaktan vazgeçtikleri kabul edilecektir.</p>

<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun sisteminde, ön inceleme duruşmasında tayin edilen kesin süreye uyulmaması, vazgeçme yaptırımına bağlanarak, davayı uzatıcı bu kötüniyetli davranışlar engellenmeye çalışılmıştır. Zira, dilekçelere eklenip sunulmamış, daha sonra ön incelemede ek olarak bildirilen süre içinde de verilmemiş delillere, tahkikat içinde kural olarak (m. 145, c. 1) dayanılamaz. Tahkikatın amacı, kural olarak delil toplamak değil, delilleri incelemek ve değerlendirmektir; aksi halde tahkikat tamamlanamaz ve yargılama uzar. Bu sebeple, 145. maddede belirtilen ve tarafın etki alanı dışında kalan çok özel durumlar dışında, sonradan delil sunulması halinde bu deliller dikkate alınmamalıdır (Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2015, 3. Bası, s. 328, 332).</p>

<p>Dilekçelerin teatisi aşamaları bu şekilde net sürelere bağlı olarak düzenlendikten sonra yasa koyucu, “delil” bildirmenin “süreye” bağlı olduğunu tekrar vurgulayan 145. maddeye yer vermiştir. Anılan hüküm aynen; “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” şeklindedir.</p>

<p>Yukarıda belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere gerek davacı gerekse davalı bakımından delil gösterme ile delil sunma ayrı olarak ele alınmış; dava ve cevap dilekçelerinde iddia edilen vakıaların hangi delillerle ispatlanacağının belirtilmesi zorunluluğundan söz edildikten sonra, eldeki belgelerin dilekçelere eklenmesi, elde bulunmayan belgeler için ise nereden getirtileceği konusunda bilgi verilmesi gerektiği açıkça öngörülmüştür. HMK’nın 140/5. maddesinde de dilekçelerde belirtilen ve fakat henüz sunulmayan belgelerin süresinde sunulmaması halinde uygulanacak yaptırımı açıklamıştır.</p>

<p>Tekrar edilmesinde yarar vardır ki; yasa koyucu, tarafların, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyecek olmalarını emredici bir düzenlemeyle (m.145) benimsedikten sonra, bunun istisnalarını da belirtmiştir. Buna göre, ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilecektir.</p>

<p>Bu aşamada bir diğer istisnai hükmün açıklanması gereklidir. O da “iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141. madde hükmü olup, yasa hükmü; “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.” şeklindedir.</p>

<p>Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir ....şüphesiz bu imkan, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi için söz konusudur. İkişer dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ön inceleme aşamasında, ancak karşı tarafın açık muvafakati (veya ön inceleme duruşmasına taraflardan birisinin mazeretsiz gelmemesi) durumunda iddia veya savunmaların genişletilmesi yahut değiştirilmesi kabul edilmiştir.</p>

<p>Görüldüğü üzere, 6100 sayılı HMK’nın sistematiği içinde; tahkikat aşamasına geçilmezden evvel tarafların uyuşmazlık konularının ve bu uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin en başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu itibarla, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan hususların özetlenmesi gerekirse; AİHS'nin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılamanın etkin ve makul bir süre içinde bitirilmesi için 6100 sayılı HMK’da düzenlemelere yer verilmiş olup, bu bağlamda delil gösterilmesi dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) aşamasına hasredilmiştir. Tarafların, Kanunda belirtilen bu sürelerden sonra delil gösterebilmeleri ancak iki yasa maddesinde belirtilen hallerle sınırlıdır. Onlar da; iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesini düzenleyen 141. madde ile sonradan delil gösterilmesinin hüküm altına alındığı 145. maddedeki durumlardır.</p>

<p>Bu açıklamalar ışında somut olay incelendiğinde; davalının cevap dilekçesi vermediği hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. Dava dilekçesinin usule uygun ihtar içerir şekilde tebliğinden sonra iki haftalık süre içerisinde delillerini bildirmeyen davalının sonradan delil gösterebilmesi için HMK’nın 145. maddesinde belirtilen istisnai hallerin mevcudiyeti de somut olayda ileri sürülmüş değildir. İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesini düzenleyen 141. madde koşulları da oluşmamıştır. Kaldı ki somut olayda davalı, cevap ve delil bildirmek için mehil talebini 18.09.2012 tarihli ön inceleme duruşmasından sonra tahkikat aşamasında 02.11.2012 tarihli duruşmada ileri sürmüştür.</p>

<p>Bu durumda; dava dilekçesinin davalıya 31.05.2012 tarihinde usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinden sonra süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmediğinden savunmanın dayanağı olarak süresinde ileri sürülen bir delil (HMK. m. 129/1-e) bulunmadığından yerel mahkemenin davalıya delil göstermesi için süre vermesine yasal olarak imkân bulunmadığının kabulü gerekir.</p>

<p>Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında bir kısım üyelerce, dava dilekçesindeki talepler arasında müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesi isteminin de bulunduğu, kamu düzenine ilişkin bu talep nedeniyle davalı delillerinin toplanmasına imkân tanınmasının gerektiği ifade edilmiş, bir kısım üyeler tarafından ise; süresinde davaya cevap vermeyen davalının, diğer tarafın kusurlu olduğuna yönelik bir vakıa ileri süremez ise de, kötüye kullanılmadıkça onun ileri sürdüğü vakıaları çürütmeye yönelik delil bildirebileceği, aksinin kabulünün, cevap süresini kaçırmış veya davaya süresinde cevap vermemiş olan davalıya savunmasını ispat etme hakkını tanımamak olacağı, bunun ise hukuki dinlenilme hakkını ortadan kaldıracağı belirtilmiş, bazı üyelerce de; uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında belirlendiği için tarafların delillerini göstermeleri gereken (son) tarihin, dava veya cevap dilekçesi değil, hakimin HMK’nın l40/5. madde hükmü uyarınca taraflara vereceği iki haftalık kesin sürenin son günü olduğu ileri sürülmüş ise de, Kurul çoğunluğunca bu görüşler yukarıda açıklanan gerekçelerle kabul edilmemiştir.</p>

<p>Hal böyle olunca; süresinde cevap dilekçesi vermeyerek delillerini bildirmeyen davalı tarafın yasal süre geçtikten sonra delil bildirme talebinin reddinin gerektiğine ilişkin olarak verilen Yerel Mahkeme direnme kararı yerindedir.</p>

<p>Ne var ki, esasa ilişkin temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden, bu konuda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun bulunduğundan davalı vekilinin işin esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 2. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 20.04.2016 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2014695-e-2016522-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysa.jpg" type="image/jpeg" length="87606"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/144 E., 2021/834 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2017144-e-2021834-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2017144-e-2021834-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarihli, 2017/144 E., 2021/834 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2017/144 E., 2021/834 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p>1. Taraflar arasındaki “rücuen tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mengen Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.</p>

<p>2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>I. YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>Davacı İstemi:</p>

<p>4. Davacı vekili; müvekkili ile dava dışı ... Tur. San. Tic. Ltd. Şti. arasında nakliyat emtia sigorta sözleşmesi yapıldığını, sözleşme gereğince nakliye rizikolarına karşı sigortalanan mandalina emtiasının davalıya ait vasıta ile taşınmakta iken 05.10.2010 tarihinde meydana gelen tek taraflı kaza neticesinde tamamen zayi olduğunu, bu nedenle sigortalısına 23.700TL ödeme yapıldığını, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 23.700TL’nin ödeme tarihi olan 08.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı Cevabı:</p>

<p>5. Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.</p>

<p>Mahkeme Kararı:</p>

<p>6.1. Mengen Asliye Mahkemesinin 21.06.2012 tarihli ve 2011/279 E., 2012/142 K. sayılı kararı ile; davalı yönetimindeki aracın davalının tam kusurlu hareketi ile kaza yaptığı, araçta bulunan mandalina emtiasının tamamen zayi olduğu ve bu nedenle davalının oluşan zarardan sorumlu olması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 23.700TL'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>6.2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.09.2013 tarihli ve 2012/17052 E., 2013/15218 K. sayılı kararı ile; “…1- Dava, nakliyat sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerekmekte olup, asile yapılan tebligat geçersizdir. Somut olayda, 05.06.2012 tarihli bilirkişi raporu, davalı taraf vekiline değil, davalı asil ...'a tebliğ edilmiştir. Bu durumda, bilirkişi raporunun vekile tebliğinin sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.<br />
6.3. Mengen Asliye Mahkemesinin 13.03.2014 tarihli ve 2014/14 E., 2014/89 K. sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak, Yargıtay bozma kararının usulî eksikliğe ilişkin olduğu, söz konusu usulî eksikliğin bilirkişi raporu davalı vekiline tebliğ edilerek giderildiği, esas yönünden inceleme ve bozma yapılmadığından eksper raporunda ve ibranamede belirtilen miktar üzerinden davanın kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle 23.699,60TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p>Özel Daire Bozma Kararı:</p>

<p>7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.11.2014 tarihli ve 2014/11313 E., 2014/18393 K. sayılı kararı ile; “…Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, yazılı gerekçe ile karar verilmiş ise de; bozma ilamında 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının gerektiği, asile yapılan tebligatın geçersiz olduğu, somut olayda 05.06.2012 tarihli bilirkişi raporunun davalı taraf vekiline değil, davalı asil ...'a tebliğ edildiği, bu durumda, bilirkişi raporunun vekile tebliğinin sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliğinin sağlanması ve davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmesi hâlinde gerektiğinde aynı heyetten ek rapor alınması veya başka bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınması ve bu bilirkişi raporunun dosyada mevcut tüm deliller ile birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi iken, Dairemiz bozma ilamına yanlış anlam verilerek, bozmanın usuli eksikliğe ilişkin olduğu gerekçesi ile 05.06.2012 tarihli bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliği ile yetinilmiş, dolayısıyla uyulan bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde davalı vekilinin rapora vaki ciddi itirazlarını karşılayacak şekilde aynı heyetten ek rapor alınması veya başka bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınması, bu bilirkişi raporunun dosyada mevcut tüm deliller ile birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.</p>

<p>Direnme Kararı:</p>

<p>9. Mengen Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.05.2015 tarihli ve 2015/45 E., 2015/78 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelere ek olarak, Yargıtay bozma kararından sonra kusur tespitine dair bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliğ edildiği, ancak davalı vekilinin rapora karşı kusur oranına ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı, itirazın bozma öncesinde ileri sürülmeyen mandalina emtiasının fiyatına ilişkin olduğu, yargılamada hiç savunulmayan yeni ve farklı hususların sonradan ileri sürülmesinin usule aykırı olduğu, zira usul kuralları gereğince tarafların iddia ve savunmalarını belirtilen sürelerde bildirmek zorunda oldukları, mahkemede ileri sürülme imkânı olan bir hususun burada ileri sürülmeyip daha sonra temyizde ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, davalı vekilinin bu talebinin usule aykırı olduğu gibi davacı yönünden oluşan usulî müktesep hakkın da ihlali sonucunu doğuracağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p>Direnme Kararının Temyizi:</p>

<p>10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p><strong>II. UYUŞMAZLIK</strong></p>

<p>11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalının cevap dilekçesi vermemiş olması karşısında kusur oranını tespit eden bilirkişi raporuna, raporun içeriği haricinde itiraz edilerek yeni vakıaların ileri sürülmesinin iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalıp kalmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalı vekilinin itirazlarını karşılayacak şekilde aynı heyetten ek rapor veya başka bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınmasının gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.</p>

<p>III. GEREKÇE</p>

<p>12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin hukukî sonuçları ile iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı hakkında genel olarak bilgi verilmesinde yarar bulunmaktadır.</p>

<p>13. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) davaların en az giderle sonuçlandırılması ve yargılamanın makul sürede bitirilmesini sağlamak amacıyla delillerin bildirileceği zaman düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler aynı zamanda taraflara, karşı tarafın gösterdiği delillerden haberdar olmak suretiyle sunulan delillere karşı delil, iddia veya savunma bildirebilme imkânı tanıyacak, böylece uyuşmazlıklar en kısa sürede adilane çözüme kavuşacaktır.</p>

<p>14. HMK’nin “Dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119/1-e-f maddesine göre; davacı, dava dilekçesinde, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini açıkça göstermek zorundadır. Ayrıca davacının genel ifadelerle delillerini belirtmesi yeterli olmayıp hangi delillere dayandığı da dilekçeden anlaşılmalıdır. Delillerin bildirilmesine ilişkin bu düzenleme, somutlaştırma yükümlülüğünün de bir gereğidir (Pekcanıtez, Hakan: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku C. II, İstanbul, 2017, s. 1139).</p>

<p>15. HMK’nin “Belgelerin birlikte verilmesi” başlıklı 121/1 maddesine göre; dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabî olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur. Ayrıca, aynı Kanun’un “Cevap dilekçesinin içeriği” başlıklı 129/1-d-e maddesine göre; cevap dilekçesinde, davalının savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri ile savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin bildirilmesi gerekir. Bu husus da davalının savunmasını somutlaştırma yükümlülüğünün gereğidir. Davalı da davacı gibi savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları hangi delillerle ispat edeceğini cevap dilekçesine ekleyerek mahkemeye vermeli ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların teminini sağlayıcı açıklamalarda bulunmalıdır (Pekcanıtez, s.1237-1239).</p>

<p>16. HMK’nin “Dava dilekçesinin tebliği” başlıklı 122. maddesine göre; dava dilekçesi mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir ve davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir. Aynı Kanun’un “Cevap dilekçesini verme süresi” başlıklı 127. maddesine göre ise cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.</p>

<p>17. HMK’nin “Süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu” başlıklı 128. maddesine göre; süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Cevap vermemek davalının bilerek cevap vermemesi biçiminde olabileceği gibi, cevap süresinin kaçırılması suretiyle de olabilir. Davayı inkâr etmiş sayılan davalı, daha sonra ikinci cevap dilekçesi veremez. Zira ikinci cevap dilekçesi cevaba cevap dilekçesine karşı verilir. Cevap dilekçesi vermemiş olan davalının sadece inkâr ile yetinmiş olduğu varsayılır ve ön inceleme ile tahkikat aşamasında sadece inkâr çerçevesinde savunma yapabilir ve bu yönde ispat faaliyetinde bulunarak delil gösterebilir (Pekcanıtez, s. 1206). Öte yandan davalının süresinde cevap dilekçesi vermemesi sonucunda davacının da artık cevaba cevap dilekçesi veremeyeceğinin tabii bulunması karşısında, HMK’nin 136. maddesine göre dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanması nedeniyle ön inceleme aşamasına geçilecek ve kanundan kaynaklı istisnai hâller dışında görülmekte olan davaya ilişkin taraflar açısından iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı başlamış olacaktır.</p>

<p>18. HMK’nin “İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141/1 maddesi 28.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki hâliyle; “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında bu yasağın uygulanmaması ile daha uyuşmazlığın en başında, karşı tarafın açıklamasını, iddia ve savunmasını tam olarak görmeden, sağlıklı ve tam bir iddia ve savunma örgüsü kurmanın mümkün ve gerçekçi olmadığı gözetilerek; tarafların dilekçelerinde rahat, doğru ve sağlıklı bir iddia ve savunma bütünü oluşturmalarını sağlamak olduğu gibi, maddi ve hukukî nitelendirmeleri uyuşmazlığı çözecek doğrulukta ortaya koymaları amaçlanmaktadır. Şüphesiz ki bu imkân, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi ile söz konusudur. Bu iki dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ayrıca HMK'nin 141/2 maddesinde, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>19. Bununla birlikte süresinde cevap vermediği için davayı inkâr etmiş sayılan davalının mevcut vakıanın içeriğine dâhil olan bir husus ileri sürmesi veya açıklaması yeni vakıa ileri sürüldüğü anlamına gelmez. Bu itibarla süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalının, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların doğru olmadığını (inkârı) ispat için karşı delil göstermesi mümkündür. Ancak davalı, davayı inkârının karşı delilini göstermek bahanesi ile yeni vakıalar ileri sürerse, bununla savunmasını genişletmiş olur. Bu hâlde mahkeme, davacının iddiasının doğru olmadığını ispat için davalının göstereceği delilleri inceleyip, davacının delilleri ile birlikte değerlendirerek varacağı sonuca göre hüküm vermelidir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü C. II, İstanbul, 2001, s. 1848).</p>

<p>20. Hemen belirtilmesi gerekir ki, savunmayı genişletme ve değiştirme yasağına öncelikle def’iler ve ona ilişkin vakıalar dâhildir. Zira def’i taraflarca ileri sürülmedikçe mahkemece dikkate alınamaz. Buna karşılık itirazlar bakımından bir ayrım yapmak gerekir. Çünkü hâkim itirazları dosya kapsamına dâhil olduğu, dosyadan anlaşıldığı kadarıyla dikkate almak zorundadır. Dava dosyasına girmiş ve dava malzemeleri arasında bulunan itirazların daha sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi değildir. Dava dosyasından anlaşılamayan itiraz sebeplerinin ve bunlara ilişkin vakıaların ileri sürülmesi ise savunmanın genişletilmesi olarak kabul edilecektir.</p>

<p>21. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava dışı ... Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı arasında 23.940 kg mandalina emtiasının taşınması için sözleşme yapıldığı, aynı zamanda bu taşıma nedeniyle davacı ile dava dışı ... Tur. San. Tic. Ltd. Şti. arasında nakliyat emtia sigorta poliçesi düzenlendiği, emtianın davalıya ait vasıta ile taşınmakta iken 05.10.2010 tarihinde meydana gelen tek taraflı kaza neticesinde tamamen zayii olduğu, bu nedenle davacı tarafından sigortalısına mandalina fiyatı 1TL’den hesaplanarak ve muafiyet oranı düşülerek 23.699,60TL ödendiği anlaşılmaktadır. Eldeki davada ise davacı tarafından sigortalısına ödenen tazminat, meydana gelen kazadan tamamen sorumlu olduğu ileri sürülen davalıdan talep edilmektedir.</p>

<p>22. Dava dilekçesi mahkemece davalıya usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen, davalı tarafından cevap dilekçesi verilmemiştir. Bu durumda yukarıda da bahsedildiği üzere davalı HMK’nin 128. maddesi gereğince davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmalıdır. Dolayısıyla davacı vekili tarafından davalının tam kusurlu olduğu ve mandalinanın fiyatının 1TL olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde ileri sürmüş olduğu vakıaların tamamı davalı tarafından inkâr edilmiştir. Başka bir deyişle cevap dilekçesi vermeyen davalının, davacının ileri sürdüğü vakıaları inkâr etmekle mandalinanın fiyatının 1TL olarak kabul edilemeyeceği ve kendisinin tam kusurlu olmadığı yönünde savunma yaptığı kabul edilmelidir. Süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı davacının davasını zımnen kabul etmiş (veya davacının ileri sürdüğü vakıaları zımnen ikrar etmiş) sayılamayacağı için davacının, dava dilekçesinde bildirdiği vakıaları ispat etmesi gerekir; başka bir deyişle ispat yükü davacıya düşer.</p>

<p>23. Mahkemece, davalının cevap dilekçesi vermemekle aynı zamanda mandalinanın 1TL olmasını da inkâr ettiği hususu gözden kaçırılarak sadece kusur tespiti yönünden makine mühendislerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak karar verilmiştir. Oysa davalının mandalinanın fiyatını da inkâr etmiş sayılacağı gözetilerek bu hususta da dosya kapsamında yer alan deliller değerlendirilerek inceleme ve araştırma yapılması gerekmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>24. Ayrıca davalı, cevap dilekçesi vermemekle birlikte ön inceleme duruşmasından itibaren kendisini vekil ile temsil ettirmiştir. Özel Dairenin birinci bozmasından sonra kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporu davalı vekiline tebliğ edilmiş; bunun üzerine davalı vekili tarafından verilen bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde kusur oranına itiraz edilmeyerek sadece mandalinaların bozuk olduğu ve bu hususun gözetilerek bilirkişi raporu hazırlanması gerektiği ileri sürülmüştür. Ne var ki davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürülen bu vakıa, yukarıda bahsedildiği üzere savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. Bu nedenle HMK’nin 141/1 maddesi gereğince davalının bu savunması üzerinde durulması mümkün değildir.</p>

<p>25. Bu itibarla mahkemece, davalının mandalinaların bozuk olduğu yönündeki savunması dikkate alınmadan sadece cevap dilekçesi vermemekle mandalinanın fiyatını da inkâr ettiği de kabul edildiğinden içerisinde ziraat mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.</p>

<p>26. O hâlde direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmektedir.</p>

<p><strong>IV. SONUÇ:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;<br />
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,</p>

<p>İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,</p>

<p>Aynı Kanun’un 440-III/1 maddesi gereğince miktar itibariyle karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 24.06.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2017144-e-2021834-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1aa1.jpg" type="image/jpeg" length="34844"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YARGISAL DİLEKÇELER ÜZERİNE DENEMELER - 4]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargisal-dilekceler-uzerine-denemeler-4</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargisal-dilekceler-uzerine-denemeler-4" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cevap Dilekçesi Sunmayan Davalının Delil Gösterme Hakkına ilişkin son uygulamalar]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) davaya cevap süresi kural olarak iki hafta olarak düzenlenmiştir. Süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayan davalının, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte, cevap dilekçesi sunmayan davalının sonradan delil gösterip gösteremeyeceği hususu uygulamada ve öğretide tartışmalı bir konu olarak varlığını sürdürmektedir.</p>

<p>Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.11.2016, 27.12.2018, 13.06.2019 ve 04.02.2021 tarihli kararlarında süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayan davalının sonradan delil göstermesinin mümkün olmadığı yönünde içtihat oluşturulmuşken, 24.06.2021 tarihli kararla bu yaklaşımın değiştiği yönünde bir izlenim meydana gelmiştir.</p>

<p><strong>I. Cevap Dilekçesi Sunmamanın Hukuki Sonuçları </strong></p>

<p>HMK’nın 127. maddesi uyarınca davalıya, dava dilekçesine cevap vermesi için kural olarak iki haftalık süre tanınmıştır. Bu süre içerisinde cevap dilekçesi sunmayan davalının hukuki durumu ise HMK’nın 128. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayan davalı, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.</p>

<p>Öte yandan HMK’nın 141. maddesi, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra tarafların iddia ve savunmalarını genişletemeyeceğini veya değiştiremeyeceğini düzenlemiştir. Bu hüküm, cevap dilekçesi sunmayan davalının sonradan ileri sürebileceği savunmaların kapsamının belirlenmesi bakımından önemlidir.</p>

<p>Bu noktada temel sorun, cevap dilekçesi sunmayan davalının yalnızca inkâr ile sınırlı kalıp kalmayacağı ve bu inkâr kapsamında delil gösterip gösteremeyeceği hususunda ortaya çıkmaktadır.</p>

<p><strong>II. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2016 Tarih ve sonraki Yaklaşımı </strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2014695-e-2016522-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.04.2016 tarihli, 2014/2-695 E., 2016/522 K. sayılı kararı</a> ile başlayan ve 16.11.2016, 27.12.2018, 13.06.2019 ve 04.02.2021 tarihli kararlarla sürdürülen içtihat doğrultusunda, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayan davalının sonradan delil göstermesinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir.</p>

<p>Bu yaklaşımda, davalının savunma hakkını süresi içerisinde kullanmadığı, sonradan delil göstermesinin savunmanın genişletilmesi yasağını ihlal edeceği ve bu durumun usul ekonomisi ile yargılamanın düzenli yürütülmesi ilkelerine aykırılık teşkil edeceği değerlendirilmiştir.</p>

<p>Bu kararlar, uzun süre uygulamada istikrar kazanmış ve yerel mahkemeler ile bölge adliye mahkemeleri tarafından da benimsenmiştir.</p>

<p><strong>III. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.2021 Tarihli Kararı ve Tartışmalar</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2017144-e-2021834-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.2021 tarihli, 2017/11-144 E., 2021/834 K. sayılı kararı</a> ile önceki içtihatlardan farklı olarak cevap dilekçesi vermeyen davalının inkâr çerçevesinde savunma yapabileceği ve bu doğrultuda delil gösterebileceği kabul edilmiştir.</p>

<p>Kararda, Pekcanıtez’e yapılan atıf doğrultusunda cevap vermemenin bilerek veya sürenin kaçırılması suretiyle gerçekleşebileceği belirtilmiş; cevap dilekçesi sunmayan davalının yalnızca inkâr ile yetindiğinin varsayılması gerektiği ifade edilmiştir. Bu nedenle davalının ön inceleme ve tahkikat aşamalarında inkâr kapsamında savunma yapmasına imkân tanınması gerektiği kabul edilmiştir.</p>

<p>Kararda ayrıca davalının, davacının ileri sürdüğü vakıaların doğru olmadığını ispat etmek amacıyla karşı delil gösterebileceği ifade edilmiştir. Ancak davalının bu kapsamı aşarak yeni vakıalar ileri sürmesi hâlinde savunmanın genişletilmesi yasağının ihlal edilmiş olacağı da açıkça vurgulanmıştır.</p>

<p><strong>IV. Kişisel görüşüm </strong></p>

<p>Uygulamada, özellikle son yıllarda istinaf mahkemeleri ve Yargıtay’ın, yargılamaların uzamasına yönelik eleştiriler nedeniyle usule ilişkin bozma kararlarını sınırlı tuttuğu yönünde bir kanaatin oluştuğu gözlemlenmektedir. Yerel mahkemelerin usule ilişkin bazı hatalarının, işin esasına etkili olmadığı gerekçesiyle göz ardı edildiği ve daha çok maddi uyuşmazlığın çözümüne odaklanıldığı görülmektedir.</p>

<p>Bu bağlamda 24.06.2021 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararının, bir içtihat değişikliği olarak değerlendirilmesi mümkün görünse de, kararın içeriği incelendiğinde tartışma odağının yeni bir delil listesi sunulmasına ilişkin olmadığı, daha çok bilirkişi incelemesi kapsamında değerlendirme yapılmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>Nitekim kararda önceki Hukuk Genel Kurulu kararlarının tartışılmamış olması, savunmanın genişletilmesi yasağına vurgu yapılması ve kararın oybirliği ile alınmış olması da, bir içtihat değişikliğinden ziyade somut olaya özgü bir değerlendirme yapıldığını göstermektedir.</p>

<p>Ayrıca Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve 7. Hukuk Dairesi’nin 2024 ve 2025 yıllarına ait kararlarında, cevap dilekçesi sunmayan tarafın sonradan delil listesi veremeyeceği yönündeki açık değerlendirmelerin devam ettiği görülmektedir. Bu durum da 24.06.2021 tarihli kararın, tam anlamıyla bir içtihat değişikliği olarak kabul edilmemesi gerektiği yönündeki görüşü güçlendirmektedir.</p>

<p>Ancak mahkemelerin usule ilişkin çok ciddi hatalar yaptığı bir ortamda en azından maddi gerçeğin ortaya çıkması anlamında savunmanın genişletilmesi yasağının da korunması suretiyle dava dilekçesinde ileri sürülen her bir vakıanın inkarına yönelik davalı tarafın delil sunması veya gösterdiği delillerin toplanmasına olanak sağlanmasının hem hukuki hemde daha adil olacağını düşünüyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan cevap dilekçesi sunmayan davalının yalnızca inkâr edilmiş sayılması ancak bu inkârın ispatına yönelik delil sunamaması, savunma hakkının fiilen ortadan kalkmasına neden olabilmektedir. Bu durum, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı bakımından da tartışmalı bir sonuç doğurmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle <a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2017144-e-2021834-k-sayili-karari" rel="dofollow">Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.2021 tarihli, 2017/11-144 E., 2021/834 K. sayılı kararı</a> ile benimsediği yaklaşımın, savunma hakkı ile usul ekonomisi arasında denge kurmaya yönelik bir çözüm olarak değerlendirilerek istikrar kazandırılmasının her anlamda doğru olacağı kanaatindeyim.</p>

<p><strong>Hasan ÇAKMAK </strong></p>

<p><strong>Hukukçu</strong></p>

<h3><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargisal-dilekceler-uzerine-denemeler-1" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">&gt;&gt; YARGISAL DİLEKÇELER ÜZERİNE DENEMELER-1</span></a></strong></h3>

<h3><a href="https://www.hukukihaber.net/yargisal-dilekceler-uzerine-denemeler-2" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9"><strong>&gt;&gt; YARGISAL DİLEKÇELER ÜZERİNE DENEMELER-2</strong></span></a></h3>

<h3><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargisal-dilekceler-uzerine-denemeler-3" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">&gt;&gt; YARGISAL DİLEKÇELER ÜZERİNE DENEMELER-3</span></a></strong></h3>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynakça</strong><br />
Kuru, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt II, İstanbul, 2001.<br />
Pekcanıtez, Hakan / Atalay, Oğuz / Özekes, Muhammet, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi.<br />
<a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2014695-e-2016522-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.04.2016, 2014/2-695 E., 2016/522 K.</a><br />
<a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2017144-e-2021834-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.06.2021, 2017/11-144 E., 2021/834 K.</a></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargisal-dilekceler-uzerine-denemeler-4</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/terazi-sozlesmea.jpg" type="image/jpeg" length="51513"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mart ayı kira artış oranı yüzde 32,82 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/mart-ayi-kira-artis-orani-yuzde-3282-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/mart-ayi-kira-artis-orani-yuzde-3282-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mart ayının enflasyon verileri belli oldu, nisan ayında kiracılara uygulanabilecek tavan zam oranı şekillendi. 12 aylık enflasyon ortalamasının baz alındığı tavan zam oranı yüzde 32,82 oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TÜİK, mart ayının enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre; nisanda konut ve iş yerleri için uygulanabilecek tavan zam oranı yüzde 32,82 oldu.</p>

<p>Kirada uygulanabilecek tavan zam oranı, TÜİK'in açıkladığı enflasyon verileriyle birlikte ortaya çıkan 12 aylık enflasyon ortalamasıyla belirleniyor.</p>

<p>2024'ün temmuz ayına kadar 2 yıl boyunca konut kiralarında yüzde 25 zam tavanı uygulanmıştı.</p>

<p></p>

<p><strong>SON 7 AYLIK KİRA ARTIŞ ORANLARI ŞU ŞEKİLDE:</strong></p>

<p>Ağustos 2025: Yüzde 39,62</p>

<p>Eylül 2025: Yüzde 38,36</p>

<p>Ekim 2025: Yüzde 37,15</p>

<p>Kasım 2025: Yüzde 35,91</p>

<p>Aralık 2026: Yüzde 34,88</p>

<p>Ocak 2026: Yüzde 33,98</p>

<p>Şubat 2026: Yüzde 33,39</p>

<p>Mart 2026 TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) – Yİ-ÜFE (Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi) Oranları Türkiye İstatistik Kurumu tarafından belirlendi. Açıklanan verilere göre yeni oranlar aşağıdaki gibidir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="49"></td>
   <td valign="top" width="75"></td>
   <td colspan="2" width="118">
   <p><strong>Önceki Aya Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="121">
   <p><strong>Önceki Yılın Aralık Ayına Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="118">
   <p><strong>Önceki Yılın Aynı Ayına Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="116">
   <p><strong>12 Aylık Ortalamalara Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="49">
   <p><strong>YIL</strong></p>
   </td>
   <td width="75">
   <p><strong>AY</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="60">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="60">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="61">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="60">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="49">
   <p><strong>2026</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="75">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>2,30</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><strong>1,94</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><strong>7,58</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="61">
   <p><strong>10,04</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><strong>28,08</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>30,87</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>25,98</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>32,82</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Türk Borçlar Kanunu’nun 344. Maddesi gereğince; taraflarca bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla belirlenecek olup; Mart 2026 Kira artış oranı %<strong>32,82 </strong>olmuştur.</p>

<p><strong>Kira Artışına Türk Borçlar Kanunu Uyarınca Uygulanan Endeksler (Oranlar)</strong></p>

<p>1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk borçlar kanunu 344. Madde</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"></td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2026 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2027 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2028 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2029 YILI</strong></p>

   <p><strong><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2030 YILI</strong></p>

   <p><strong><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></strong><strong> </strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong>Ocak*</strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">33,98</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Şubat</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">33,39</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Mart</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">32,82</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Nisan</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Mayıs</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Haziran</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Temmuz</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>

   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Ağustos</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>

   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Eylül</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Ekim</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Kasım</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Aralık</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"></td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2021 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2022 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2023 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2024 YILI</strong></p>

   <p><strong><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2025 YILI</strong></p>

   <p><strong><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></strong><strong> </strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong>Ocak*</strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">12,53</td>
   <td valign="bottom" width="107">22,58</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>72,45</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>54,72</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>56,35</p>

   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Şubat</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">12,81</td>
   <td valign="bottom" width="107">25,98</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>71,83</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>55,91</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">53,83</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Mart</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">13,18</td>
   <td valign="bottom" width="107">29,88</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>70,20</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>57,50</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">51,26</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Nisan</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">13,70</td>
   <td valign="bottom" width="107">34,46</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>67,20</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>59,64</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">48,73</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Mayıs</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">14,13</td>
   <td valign="bottom" width="107">39,33</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>63,72</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>62,51</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">45,80</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Haziran</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">14,55</td>
   <td valign="bottom" width="107">44,54 (25,00)***</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>59,95</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>65,07</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">43,23</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Temmuz</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">15,15</td>
   <td valign="bottom" width="107">49,65 (25,00)***</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>57,45</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">65,93</td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>

   <p>41,13</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Ağustos</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">15,78</td>
   <td valign="bottom" width="107">54,69 (25,00)***</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>56,28</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>64,91</p>

   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">39,62</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Eylül</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">16,42</td>
   <td valign="bottom" width="107">59,91 (25,00)***</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>55,30</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">63,47</td>
   <td valign="bottom" width="107">38,36</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Ekim</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">17,09</td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>65,26</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>54,26</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">62,02</td>
   <td valign="bottom" width="107">37,15</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Kasım</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">17,71</td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>70,36</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>53,40</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">60,45</td>
   <td valign="bottom" width="107">35,91</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Aralık</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">19,60</td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>72,31</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>53,86</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">58,51</td>
   <td valign="bottom" width="107">34,88</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2016 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2017 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2018 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS </strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2019 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS** </strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2020 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS** </strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Ocak*</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,50</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>4,96</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,66</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>17,16</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>14,52</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Şubat</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,61</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>5,87</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,50</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>17,93</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>13,94</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,64</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>6,89</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,35</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>18,70</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>13,33</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,47</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>8,01</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,36</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,39</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,66</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Mayıs</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,19</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>9,02</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,80</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,91</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,10</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Haziran</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,91</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>9,98</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>16,57</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,88</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,88</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,77</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>10,94</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>17,41</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,91</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,51</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,51</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,05</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>18,78</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,62</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,27</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Eylül</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,07</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>13,26</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>21,36</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>18,27</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,47</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Ekim</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>3,83</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>14,47</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">23,73</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>16,81</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,74</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Kasım</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>3,93</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>15,38</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">25,52</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,87</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,04</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Aralık</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,30</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>15,82</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">27,01</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,18</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,28</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2015 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2014 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2013 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2012 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2011 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ocak*</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>9,59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>5,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>11,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>8,89</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Şubat</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>6,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>4,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,23</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>6,95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>4,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,36</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>7,36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>7,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,17</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mayıs</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>8,66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,21</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Haziran</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,42</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,43</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,59</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,76</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Eylül</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,92</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>8,65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,03</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ekim</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>7,80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,26</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Kasım</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>4,10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,72</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Aralık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>4,48</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,09</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2010 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2009 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2008 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2007 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2006 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>1,14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>12,81</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,45</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Şubat</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>1,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>12,63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>5,94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,04</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>1,63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,99</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>5,95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,49</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>2,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>11,01</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,09</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mayıs</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>3,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>8,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>7,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,27</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Haziran</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>4,30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>7,34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>8,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,97</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,82</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>8,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>6,49</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Eylül</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>3,22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>11,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>7,77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>7,06</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ekim</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>7,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>2,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>12,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>7,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>7,76</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Kasım</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>1,37</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>12,56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>8,60</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Aralık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>1,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>12,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,34</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2005 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2004 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2003 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2002 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2001 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>14,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>23,61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>45.9</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>66.8</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>48.0</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Şubat</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>14,70</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>21,49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>42.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>72.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>44.5</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>15,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>19,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>39.4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>75.4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>42.1</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>14,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>17,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>37.8</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>75.3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>41.8</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mayıs</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>13,97</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>15,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>36.7</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>73.6</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>42.3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Haziran</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>12,78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>13,73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>35.4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>71.5</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>43.3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>11,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>12,51</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>33.8</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>69.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>44.8</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>10,65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,62</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>32.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>66.3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>46.9</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Eylül</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>9,54</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>30.3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>63.0</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>49.7</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ekim</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>28.5</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>59.0</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>53.2</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Kasım</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,07</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>27.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>54.6</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>57.0</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Aralık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>25.6</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>50.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>61.6</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p>* 26.02.2014 Tarihli ve 6527 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile 5429 sayılı Kanuna eklenen fıkra gereğince “Muhtelif mevzuatta Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE) ve Üretici Fiyat Endeksine (ÜFE) yapılmış olan atıflar, Kurumca hesaplanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksine (Yİ-ÜFE), tarım sektörü TEFE ve ÜFE’ye yapılan atıflar Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksine yapılmış sayılır.</p>

<p>** Özel hüküm bulunmayan durumlar için Türk Borçlar Kanunu’nun 344. Maddesine göre kira artış oranında 12 aylık ortalamaya göre belirlenen TÜFE oranı esas alınır.</p>

<p>*** <strong> </strong>7409 sayılı Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na eklenen Geçici 1. madde uyarınca (11.06.2022 ile 01.07.2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere) konutlarda kira artışına % 25 oranında üst sınır getirilmiştir. 12 aylık TÜFE ortalaması %25'ten daha düşük açıklanmış ise, üst sınır TÜFE'ye göre belirlenecek olup şayet 12 aylık TÜFE ortalaması %25'ten daha yüksek açıklanmış ise, bu durumda %25 oranında artış yapılabilecektir.</p>

<p>**** <strong> </strong>7456 sayılı Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na eklenen Geçici 2. madde uyarınca (02.07.2023 ile 01.07.2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere) konutlarda kira artışına % 25 oranında üst sınır getirilmiştir. 12 aylık TÜFE ortalaması %25'ten daha düşük açıklanmış ise, üst sınır TÜFE'ye göre belirlenecek olup şayet 12 aylık TÜFE ortalaması %25'ten daha yüksek açıklanmış ise, bu durumda %25 oranında artış yapılabilecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/mart-ayi-kira-artis-orani-yuzde-3282-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/kira-par-1691927.webp" type="image/jpeg" length="27562"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Düğün Takıları Kime Aittir? Ziynet Eşyalarında Yeni İçtihat ve İspat Yükünün El Değiştirmesi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dugun-takilari-kime-aittir-ziynet-esyalarinda-yeni-ictihat-ve-ispat-yukunun-el-degistirmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dugun-takilari-kime-aittir-ziynet-esyalarinda-yeni-ictihat-ve-ispat-yukunun-el-degistirmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ziynet Eşyası Nedir ve Hukuki Niteliği Nedir?</strong></p>

<p>Ziynet eşyası; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış, insanlar tarafından takılan süs eşyasıdır. Evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler bu kapsamda değerlendirilmekte; bilezik, kolye, küpe, yüzük, saat ve takı seti gibi eşyalar ziynet olarak kabul edilmektedir. TMK'nın 220. maddesi uyarınca eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya kişisel mal sayılmakta; ziynet eşyaları da kural olarak bu nitelikte değerlendirilmektedir.</p>

<p>Ancak bu nitelendirme, söz konusu eşyanın kime ait olduğu sorusunu tek başına çözememektedir. Düğünde kim tarafından kime takıldığı, taraflar arasında bir anlaşma bulunup bulunmadığı ve yerel örf ile adetin ne yönde olduğu, aidiyetin belirlenmesinde belirleyici rol oynamaktadır.</p>

<p><strong>Yargıtay'ın Değişen İçtihadı</strong></p>

<p>Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu karara kadar ziynet eşyalarını aksine bir anlaşma ya da örf adet kuralı olmadığı sürece tümüyle kadına ait saymaktaydı. Daire, 2024/2402 sayılı kararında bu tutumdan ayrılarak ilkesel nitelikte yeni bir görüş benimsemiştir:</p>

<p><i>"Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır." <strong><a href="http://www.hukukihaber.net/karsilikli-bosanma-davasi-kisisel-mal-ziynet-esyasi-ispat-yuku" rel="dofollow">(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5704, K. 2024/2402, T. 04.04.2024)</a></strong></i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu içtihat değişikliğinin arkasında toplum gerçekliğinden uzak olmayan bir gözlem yatmaktadır. Düğünlerde artık yalnızca kadına özgü ziynet eşyaları değil, ortak bir yaşam kurmak amacıyla her iki eşe de ekonomik değer taşıyan çeşitli şeyler takılmakta ve verilmektedir. Toplumun gelenek ve göreneklerindeki bu değişim eski içtihadın yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmıştır.</p>

<p>Yeni içtihat üç aşamalı bir değerlendirme öngörmektedir:</p>

<p>1. Önce taraflar arasında bir anlaşma aranır.</p>

<p>2. Anlaşma yoksa yerel örf ve adetin varlığı araştırılır.</p>

<p>3. Her ikisi de yoksa takılan veya verilen her şey, takıldığı ya da verildiği eşe ait kabul edilir.</p>

<p>Karşı cinse özgü bir eşya söz konusuysa o cinse verilmiş sayılır; özgülük konusunda çekişme varsa bilirkişi incelemesine gidilir.</p>

<p><strong>İspat Yükünün El Değiştirmesi</strong></p>

<p>Bu kararda dikkat çeken ikinci mesele, ispat yükünün nasıl yer değiştirdiğidir. Ziynet alacağı davalarında olağan olan, kadına özgü ziynet eşyalarının kadının himayesinde bulunmasıdır. Kadın eş, eşyaların elinde olmadığını iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür.</p>

<p>Somut olayda kadın, düğün takılarının erkeğin ailesinde kaldığını ileri sürmüştür. Erkek ise ziynetlerin kadında olduğunu savunmuştur. Ne var ki dosyaya yansıyan mesaj kayıtlarında erkek, kadının altınları istemesi üzerine "söz getireceğim, bıktım artık bu konudan yeter" demiştir. Erkek daha sonra bileziklerin teslim edildiğini beyan etmiş; ancak bunu ispatlayamamıştır. Daire bu noktada şu tespite yer vermiştir:</p>

<p><i>"Bu durumda ispat yükü yer değiştirerek erkeğe geçmiş olup davalı karşı davacı erkek ziynetlerin uhdesinde olmadığını ve kadına iade edildiğini sunulan delillerle ispatlayamamıştır." <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/karsilikli-bosanma-davasi-kisisel-mal-ziynet-esyasi-ispat-yuku" rel="dofollow">(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5704, K. 2024/2402, T. 04.04.2024)</a></strong></i></p>

<p>İspat yükünün yer değiştirmesi, bu tür davalarda sıkça karşılaşılan ama yeterince üzerinde durulmayan bir meseledir. Başlangıçta kadına düşen ispat yükü, karşı tarafın kendi beyan ve davranışlarıyla yarattığı çelişki sonucunda erkeğe geçebilmektedir. Mesaj kayıtları, bu geçişi tetikleyen delil işlevi görmüştür.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Ziynet alacağı davalarında artık tek bir kural geçerli değildir. Aidiyetin belirlenmesinde önce anlaşma, sonra örf ve adet, ardından takılma/verilme olgusu sırasıyla araştırılmalıdır. Bununla birlikte ispat yükü dinamik bir yapı taşımaktadır; başlangıçtaki yük dağılımı, tarafların yargılama sürecindeki tutum ve beyanlarına göre yer değiştirebilmektedir. Bu iki ilkenin birlikte gözetilmemesi, ziynet alacağı davalarında bozma sebebi oluşturmaya devam edecektir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/ziya-celep.png" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/ziya-celep.png" /></a></p>

<p><strong>Av. Ziya CELEP</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dugun-takilari-kime-aittir-ziynet-esyalarinda-yeni-ictihat-ve-ispat-yukunun-el-degistirmesi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/11/altin-taki.jpg" type="image/jpeg" length="36049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EVLİLİKTE ÜÇÜNCÜ KİŞİ: SOSYAL MEDYA]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/evlilikte-ucuncu-kisi-sosyal-medya</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/evlilikte-ucuncu-kisi-sosyal-medya" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sanal hayatta yaşamak yerine, evlilikte evli gibi yaşamak isteyenlere bu yazım…</p>

<p>Günümüz ilişkilerinde sessiz ama güçlü bir “üçüncü kişi” giderek daha fazla yer kaplıyor. Başta sadece eğlenceli bir paylaşım alanıydı, şimdi ise duyguların, beklentilerin ve bazen de hayal kırıklıklarının şekillendiği görünmez bir sahneye dönüştü. Çoğu zaman farkında bile olmadan, eşler arasındaki iletişimi, güveni ve aidiyet duygusunu yok ediyor ve bağımlılıkları da beraberinde getiriyor.</p>

<p>Oysa asıl mesele sosyal medyayı hayatımızdan çıkarmak değil; onu evlilikteki dengeye zarar vermeden yönetebilmek. Çünkü sevgi, hala en güçlü bağ. Ama bu bağın sağlam kalabilmesi için ekran ışığından çok, göz göze gelen bir bakışın sıcaklığına ihtiyaç var.</p>

<p>Başkalarının “mükemmel” görünen hayatlarına bakarken, kendi hayatımızın sade ama gerçek güzelliklerini fark edemez hale geliyoruz. Eşlerin birbirine değil, ekranlardaki yüzlere odaklandığı bir dönemde duygusal bağlar da zayıflıyor ve yok oluyor. Ve sonrasında mı? ”Neden benimle değil de telefonunla vakit geçiriyorsun?” sorusu, artık çağımızın en sık duyulan serzenişlerinden biri haline geliyor.</p>

<p>Ama bu noktada suçlu sadece teknoloji değil. Asıl sorun, sınır koymayı bilmemekte. Bir evliliğin temelinde güven, samimiyet ve iletişim varsa; sosyal medya bu bağı zedelemiyor aksine güçlendirebiliyor. Ama nasıl? Kişi kendini bilirse ve sosyal medyada ne yapıp yapmayacağını, neyin evliliğine zarar verip vermeyeceğini düşünebilir ise birçok şeye yeri geldiğinde sınır koyabilir ise iyi anlamda katkı sunabiliyor. Aksi halde İşin içinden çıkamıyorsanız eşiniz ile oturup sorun her ne ise konuşabilirsiniz.</p>

<p><strong>Peki çözüm ne?</strong></p>

<p>Her şeyden önce şeffaflık ve saygı… Önce kişinin kendine saygısı ve kendine olan dürüstlüğü ve kabullenmek…</p>

<p>Belirli zaman dilimlerinde “ekransız saatler” yaratmak, sadece evliliği değil, ruhsal dengeyi de korur. Birlikte geçirilen zamanın kalitesi emin olun atılan “story” lerden çok daha kıymetlidir. Eskiden kurulan göz teması çok kıymetliydi. Şimdi ise parmaklarımız ekranlarda, gözler bildirimlerde maalesef…</p>

<p>Daha da acısı insanlar artık sosyal medyada farklı, özel yaşantısında farklı bir kişilik çiziyor. Çünkü herkes mutlu sosyal medyada, herkes güzel, herkes yakışıklı, herkes bakımlı… Sonrasında ise kıyaslamalar başlıyor ve yerini karşılıklı suçlamalara bırakıyor. Telefon elinizden düşmediğinde de karşı tarafı hem evhama hem kıskançlığa sürüklüyor. İhanete uğrama düşüncesi çiftler arasındaki doğru iletişimi yok ediyor. O yüzden bir şeyi ölçüsünde bırakmak en güzeli. Kişi o anda bu denli bağımlı olduğunun farkında değil ama en azından eşiniz bu konudaki rahatsızlığını defalarca dile getirmişse lütfen oturup bir düşünün derim. Zaman çok kıymetli ama zamanı gereksiz şeylerle kullanırsak o kıymetli zaman bizi sevdiklerimizden ayırabilir.</p>

<p>Sevgili eşler; elbette kendimize ait kişisel bir alanımız olacak. Elbette kafamızı dinlemek istediğimiz anlar olacak. Ama bu bağımlılık sizin kendi alanınızı da mahvediyor. Şu anda bu yazımı okuyan değerli okuyucular lütfen bu yazdıklarımı bir düşünün. Çünkü gerçekten evlilikte böyle bir durum varsa karşı taraf artık ne sohbet etmek istiyor ne de bir paylaşımda bulunmak istiyor sizinle. Değer yargıları gün geçtikçe bitiyor ve artık eşler yerine insanlar başkalarıyla sohbet etmeye başlıyor. Kişi belli bir zamandan sonra evinde göremediği ilgiyi, sevgiyi, sohbeti sosyal mecralarda arayarak bir evliliğin yıkılmasına zemin hazırlıyor.</p>

<p>O yüzden eğer bu konuda işin içinden çıkamıyorsanız mutlaka bir Uzmandan yardım almanızı öneririm. Çünkü bağımlılıklar ya da kendine sınır koyamama sizi günü sonunda sevdiklerinizden ayırır. Belki bu durumun farkındasınız, bunaldınız bir kaçış yolu arıyorsunuz ama bu yollar bizi her zaman güzel yerlere çıkarmaz. Kendinize biraz öz eleştiri yaparak farkındalık kazanabilir ve değer yargılarınızı gözden geçirebilirsiniz.</p>

<p>Ve unutmayın siz karşınızdaki insana değer vermezseniz karşı taraftan da o değeri göremezsiniz. Saygı ve ilgi bekliyorsak önce kendimiz bu davranışı sergilemeliyiz. Sevmek şüphesiz kıymetli ama sevildiğini hissetmek daha da kıymetli…</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/03/ozden-canbolat.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/03/ozden-canbolat.jpg" /></a></p>

<p><strong>Özden CANBOLAT</strong></p>

<p><strong>Sosyolog</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/evlilikte-ucuncu-kisi-sosyal-medya</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/sosyal-medya-evlilik.jpg" type="image/jpeg" length="61078"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="29901"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81985"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="26927"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="16353"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek gündeme ilişkin soruları yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/bsNmtSsrlGc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="93597"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104</strong></p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen salıverilme istemi (tahliye talebi) kurumunu ele alıyoruz. Bu hükümler, tutuklama tedbirine karşı en önemli güvencelerden birini oluşturarak, şüpheli veya sanığın bireysel başvuru hakkını ve mahkeme tarafından tutukluluğun denetlenmesini güvence altına alır.</p>

<p><strong>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Salıverilme istemi nedir ve hangi aşamalarda talep edilebilir?<br />
CMK m.104 ve 105 neyi düzenler?<br />
Tutukluluk hangi makamlarca denetlenir?<br />
Sulh Ceza Hâkimi, mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu süreçte nasıl görev yapar?<br />
Salıverilme istemine ilişkin usul nasıldır ve karar süreleri nelerdir?<br />
Terör veya örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda süre farkı neden vardır?<br />
Tahliye taleplerine itiraz nasıl yapılır?</p>

<p>Bu video, özgürlük hakkının korunması, tutuklama tedbirinin denetimi, itiraz yolları ve adil yargılanma hakkı konularında temel hukuki bilgiler sunmaktadır.<br />
Ayrıca, CMK 104 ve 105 hükümlerinin, bireyin özgürlüğünü koruyan hızlı, denetlenebilir ve hukuka uygun bir sistem oluşturduğunu detaylarıyla açıklamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HyLPmzX8YUg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="98125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirilmesi Hakkı | CMK 107 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107. maddesi, yani tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi konusunu ele alıyoruz.</p>

<p>Tutuklama kararı verildiğinde yakınlara bilgi verilmesi nasıl olur, kim bilgilendirilir, yabancı uyruklular için süreç nasıl işler? Tüm detayları bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 107 nedir?</p>

<p>Tutuklama kararı alındığında kim bilgilendirilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklu kişi ailesine haber verebilir mi?</p>

<p>Yabancı uyruklu tutuklular için konsolosluk bildirimi nasıl yapılır?</p>

<p>Bu düzenlemenin amacı ve insan haklarıyla bağlantısı nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem de aile bağlarının korunmasını güvence altına alır. Ayrıca yabancı uyruklu tutukluların konsolosluk korumasına erişimini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OtFl4vYXEXo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="28480"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta İncelenme Süresi, Ne Kadar Süreler İle Değerlendirme Yapılır | CMK108 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi, yani tutukluluk süresinin sınırları konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararı ne kadar süreyle uygulanabilir, hangi hâllerde uzatılabilir, çocuklar ve ağır suçlar açısından durum nasıldır? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 102 nedir?</p>

<p>Tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Hangi suçlarda tutukluluk uzatılabilir?<br />
Katalog suçlar ve terör suçlarında tutukluluk süresi neden uzundur?<br />
18 yaşından küçükler için tutuklama süresi nasıl uygulanır?<br />
Uzatma kararlarında hangi gerekçeler aranır?<br />
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları bu konuda ne diyor?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve masumiyet karinesinin gereği olarak keyfî tutuklulukların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Ayrıca, katalog suçlar ve terörle mücadele kapsamındaki suçlarda öngörülen uzun tutukluluk sürelerinin, uygulamada ne gibi sorunlara yol açtığı ve AİHM’in bu konuda Türkiye’ye yönelik kararlarında neleri eleştirdiği de detaylı biçimde açıklanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/3UIwS8bH73w/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87592"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savcının Tutuklama Kararının Geri Alınmasını İstemesi, CMK Madde 103]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesi, yani Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin yetkileri konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararının kaldırılması nasıl olur, savcı hangi durumlarda şüpheliyi serbest bırakabilir, hâkim ve savcı yetkileri arasındaki fark nedir? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p><strong>CMK 103 nedir?</strong></p>

<p>Cumhuriyet savcısının serbest bırakma yetkisi hangi durumlarda uygulanır?<br />
Tutuklama kararının kaldırılmasını kim talep edebilir?<br />
Adli kontrol tedbiri nedir ve ne zaman uygulanır?<br />
Savcının serbest bırakma yetkisi hangi aşamada geçerlidir?<br />
Anayasa’nın 19. maddesi bu konuda neyi güvence altına alır?<br />
AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) özgürlük ve güvenlik hakkı ile bu düzenleme arasındaki ilişki nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve tutuklamanın sürekli gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki anayasal ilkenin somut bir yansımasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet savcısına tanınan bu yetki, tutukluluğun istisnaî olma niteliğini güçlendirir, keyfî özgürlük kısıtlamalarının önüne geçer ve özgürlük lehine yargısal denetimin etkinleşmesini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/I-GtWxno8mo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67024"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutukluluk Süreleri Nelerdir Ve Hangi Suçlarda Hangi Süreyle Uygulanır? CMK 102]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutukluluk-sureleri-nelerdir-ve-hangi-suclarda-hangi-sureyle-uygulanir-cmk-102</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutukluluk-sureleri-nelerdir-ve-hangi-suclarda-hangi-sureyle-uygulanir-cmk-102" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi çerçevesinde tutukluluk sürelerini tüm ayrıntılarıyla ele alıyoruz. Tutuklamanın ne anlama geldiğini, hangi şartlarda uygulanabileceğini, azami süre sınırlarını, katalog suçlarda öngörülen istisnaları ve çocuklar için getirilen özel hükümleri açıklıyoruz. Ayrıca, AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin uzun tutukluluk konusundaki ihlal kararlarını da değerlendiriyoruz.</p>

<p>⚖️ Videoda Yanıt Bulacağınız Sorular</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklama nedir, hangi koşullarda uygulanır?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlarda tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Ağır ceza kapsamındaki suçlarda azami tutukluluk süresi nedir?<br />
Katalog suçlarda neden 5 yıla kadar tutuklama öngörülmektedir?<br />
Terör suçlarında ve toplu suçlarda süreler nasıl belirlenir?<br />
Çocuklar için özel tutukluluk süreleri nasıl hesaplanır?<br />
Tutukluluk uzatma kararları hangi gerekçelerle verilebilir?</p>

<p>AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda tespit ettiği hak ihlalleri nelerdir?</p>

<p>📖 Öne Çıkan Başlıklar</p>

<p>Masumiyet karinesi ve hukuk devleti ilkesi<br />
CMK 102 kapsamında azami süreler<br />
Ağır ceza ve katalog suçlarda farklı uygulamalar<br />
Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda tutuklama<br />
Çocuklara özgü düzenlemeler (15 yaş altı – 18 yaş altı)<br />
Adli kontrol ve alternatif tedbirler<br />
Somut gerekçe şartı ve uzatma kararlarının sınırları<br />
AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutukluluk-sureleri-nelerdir-ve-hangi-suclarda-hangi-sureyle-uygulanir-cmk-102</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 22:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/K4ofKL-dTLQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="78338"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="61934"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="39009"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="87539"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="93693"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="94296"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="68905"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="92037"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="93892"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="72896"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="78736"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
