<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 07 Aug 2026 13:43:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2025/751 E., 2025/7469 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-2025751-e-20257469-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-2025751-e-20257469-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 01.07.2025 tarihli, 2025/751 E., 2025/7469 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/751 E., 2025/7469 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2024/2272 E., 2024/2443 K.<br />
SUÇ : Uyuşturucu madde ithal etme<br />
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması</p>

<p>Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.</p>

<p>B. ...Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,</p>

<p>2. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,</p>

<p>3. Eksik inceleme yapıldığına,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece gerekli araştırmaların yapıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, ...Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesi kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye Dr. ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ...Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,<br />
01.07.2025 tarihinde karar verildi.</p>

<p><br />
<strong>(Karşı Oy)</strong></p>

<p><strong>K A R Ş I O Y G E R E K Ç E S İ</strong></p>

<p>08.08.2022 tarihli Arama, Olay tespit, Yakalama ve Muhafaza Altına Alma Tutanağına göre, aynı gün saat 11:15'te şoförü olduğu tırla Türkiye'ye giriş yapmak üzere, Kapıkule Gümrük Sahasına gelen sanığın aracının dorsesinin altında şase demirleri arasına yerleştirilmiş çok sayıda paket olduğunun araç altı gözetim sisteminde görülmesi üzerine gerçekleştirilen detaylı arama neticesinde, dorse altında 6 paket halinde 18,614 gr esrarın ele geçirildiği olayda; yapılan yargılama sonucunda sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçunu işlediğinden bahisle mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;</p>

<p>Olay tutanağı ve dosyada mevcut diğer belgeler incelendiğinde, Kapıkule Gümrük Giriş Kapısında yapılan işlemler sırasında sanığın aracında yapılan arama neticesinde uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, görevlilerin müdahalesi nedeniyle sanığın aracında bulunan uyuşturucu maddeyi gümrükten geçiremediği, dolayısıyla sanığın işlediği kabul edilen uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunun tamamlanmadığı ve teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır.<br />
Doktrinde ithal, “uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin maddeten, Türkiye’nin siyasi sınırlarının her hangi bir yerinden sokulması” (........./.......’ten aktaran: ......., Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara 2020, s. 63) olarak tanımlanmakla birlikte, gümrük (sınır) kapılarının bulunduğu yerlerde uyuşturucu maddenin Türkiye’ye sokulabilmesi için gümrük kontrol noktasından herhangi bir şekilde geçirilmesi gereklidir. Gümrük kontrolünün amaçlarından biri kaçak veya yasak eşyanın ülkeye girişinin önlenmesi olup, gümrük işlemleri sırasında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin polis ya da gümrük görevlisi gibi yetkililer tarafından yakalanması halinde, maddenin ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, ithal suçunun tamamlandığından söz edilemez. Zira uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme, esas itibarıyla maddenin ülkeye sokulduktan sonra satılması, satışa arz edilmesi ya da başkalarına verilmesi gibi kullanmak amacı dışındaki eylemlerin icrasına yönelik olarak işlenen bir suç olup, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük işlemleri sırasında yakalanması halinde, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya ithal suçunun icrasına başlayan failin elinde olmayan nedenlerle, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulmasına engel olunarak ithal suçunun tamamlanması ve aynı zamanda maddenin ülke içinde satışı, satışa arz edilmesi ve başkalarına verilmesi gibi tasarruflarda bulunulması önlenmektedir.<br />
Yukarıda açıklanan görüş doktrinde de bir kısım yazarlar tarafından benimsenmektedir. Örneğin İltaş, “Gümrük kapısı olan yerler bakımından suça konu olan ve saklanan/bildirilmeyen maddenin gümrük işlemleri sırasında yetkililer tarafından yakalanması halinde failin tamamlanmış ithal suçundan dolayı değil de ithal suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılması gerektiği” görüşündedir (Yiğit İltaş, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 192). Savaş/Mollamahmutoğlu’na göre de, “İthal suçu: maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yabancı ülkeden yurda gümrükte saklanarak veya beyan edilmiyerek sokulması ile tamamlanır. Fail gümrükte işlemler sırasında yakalanmış ise suç tamamlanmamıştır. Eylem … teşebbüs derecesinde kalmıştır.” (Vural Savaş-Sadık Mollamahmutoğlu, Türk Ceza Kanununun Yorumu, 3. Cilt, Seçkin Yayınevi, Ankara 1999, s. 3609-3610).</p>

<p>Öte yandan, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinin yirmibirinci fıkrasında yer alan ve kaçak eşya ithal etme fiillerini de kapsayan, "Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır." hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın "Göçmen kaçakçılığı" başlıklı 79. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesindeki, yasal olmayan yollardan yabancıların ülkeye sokulması fiilini de içeren, "Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur." şeklindeki hüküm; kanun koyucu tarafından, kaçak eşya veya insanların ülkeye sokulurken ele geçirilmesi ya da yakalanması halinde eylemin "teşebbüs aşamasında" kaldığının kabul edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla, Dairemizin yerleşik kararlarında, uyuşturucu madde ithal etme suçunun neticesi harekete bitişik suç olması nedeniyle bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı görüşü benimsenmekte ise de; TCK'nın 188. maddesinin birinci fıkrasında, uyuşturucu madde ithal etme suçu bakımından, eylem teşebbüs aşamasında kalsa dahi tamamlanmış gibi cezaya hükmolunacağına dair bir hükme yer verilmemiş olması, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulurken ele geçirilmesi durumunda, teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Somut olayda, sanığın Türkiye’ye giriş yaparken aracında bulunan uyuşturucu maddeler gümrük işlemleri sırasında, şüphe üzerine görevliler tarafından yapılan aramada ele geçirilmiştir. Dolayısıyla, görevlilerce uyuşturucu maddenin gümrükten geçirilmesine ve ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, sanık elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunu, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamış ve işlediği suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. Böyle bir durumda suçun tamamlanmış olduğunun kabul edilmesi; yurt dışından getirdiği uyuşturucu maddeyi gümrük kontrolünden herhangi bir şekilde geçiren kişilerle, görevlilerin kontrolünü aşamaması nedeniyle maddeyi gümrükten geçiremeyen kişilerin aynı hukuki statüye tabi tutulması anlamına geleceği gibi; gümrük görevlilerinin resmi vazifelerini icra ederken yaptıkları uyuşturucu maddeyi ele geçirme işlemine, gereken hukuki değerin verilmemesi sonucuna da yol açacaktır.</p>

<p>Bu itibarla, sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçu teşebbüs aşamasında kaldığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 188/1. maddesi uyarınca tayin edilen cezadan aynı Kanun'un 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanığın eylemi tamamlanmış suç olarak kabul edilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır.</p>

<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanık hakkında ...Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesince verilen hükmün bozulmasına karar verilmesi yerine, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin çoğunluk kararına iştirak etmiyorum. 01.07.2025<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-2025751-e-20257469-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4.jpg" type="image/jpeg" length="67349"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 2018/1174 E., 2019/2072 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-20181174-e-20192072-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-20181174-e-20192072-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 03.04.2019 tarihli, 2018/1174 E., 2019/2072 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>20. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2018/1174 E., 2019/2072 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARLA<br />
İLGİLİ BİLGİLER<br />
Mahkeme : İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi</p>

<p><br />
Temyiz incelemesi, sanıklar ... ve ... müdafilerinin süresindeki istekleri nedeniyle sanıklar ... ve ... hakkında duruşmalı olarak yapılmıştır.<br />
Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen hüküm sanık ... ve sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.</p>

<p><strong>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:</strong></p>

<p>... sayılı CMK’nın 288. ve 294.maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, temyiz dilekçesinde;</p>

<p>Sanık ... müdafiinin; “sanığın uyuşturucu madde kullandığını, yurtdışında daha ucuz olması nedeniyle Fas’tan kullanmak için uyuşturucu madde satın aldığını, uyuşturucu maddeyi ithal etme veya satmak için bulundurma kastının bulunmadığını, mahkeme kararı olmadan yapılan arama ve yakalama işleminin hukuka aykırı olduğunu, sanıkların Ülkemize giriş yapmadan, pasaport kontrolünden geçmeden, gümrüklü sahaya girmeden uçağın kapısında, körükte yakalandıklarını, sanığın henüz yurda giriş yapmadan evvel , etkin pişmanlık çerçevesinde kendi beyanı ile uyuşturucu madde yuttuğunu kolluk kuvvetlerine bildirdiğini, sanığın yurda giriş yapmadan önce, “etkin pişmanlık göstermek suretiyle vücudunda uyuşturucu madde bulunduğunu emniyet yetkililerine bildirmesi nedeniyle, sanığın eyleminin uyuşturucu madde ithal etme suçunu ve TCK 188/3. maddesinde yer alan uyuşturucu madde ticaretini yapma suçunu oluşturmayacağını, suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmediğini, kendi kullanım ihtiyacı için yurtdışından uyuşturucu madde yutarak, ülkeye getiren sanığın üzerinden çıkan uyuşturucu madde miktarının kullanım sınırları içinde kaldığını, mahkemece sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulması ve 188/5 hükmü uyarınca cezanın yarı oranında arttırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sanığın eyleminin olsa olsa TCK’nın 191/1. maddesi uyarınca, “kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturabileceğini, aksi kanaat halinde ise; sanık hakkında TCK’nın 188/3. maddesi uyarınca ceza tayin edilmesi, TCK’nın 192. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğini, eylemin uyuşturucu madde ithal etme olarak kabulü halinde ise, hakkında TCK 188/1. maddesi uyarınca alt sınırdan ceza tayin edilmesi, TCK’nın 35. ve 192. maddelerinin uygulanması gerektiğini”,</p>

<p>Sanık ... müdafiinin; “sanığın yurtdışında daha ucuz olması nedeniyle kullanmak için Fas’tan uyuşturucu madde satın alarak getirdiğini, daha gümrük kapısından ve sınırdan içeri girmeden samimi bir şekilde midesinde uyuşturucu madde bulunduğunu, işbu uyuşturucu maddeleri kullanmak amacıyla yanında getirdiğini emniyet yetkililerine beyan ettiğini, yurda giriş yapmadan önce, “etkin pişmanlık göstermek suretiyle vücudunda uyuşturucu madde bulunduğunu emniyet yetkililerine bildirmesi nedeniyle, TCK’nın 188/1. maddesi uyarınca, uyuşturucu madde ithal etme suçunun oluşmadığını, tüm sanıkların hiyerarşik bir ilişki içinde birlikte hareket ettiklerine dair somut delil bulunmadığı halde, TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca cezanın arttırılmasının kanuna aykırı olduğunu, aksi kabul edilse dahi; pasaport kontrol ve gümrük muayenesinden geçilmemiş olması nedeniyle, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını, TCK’nın 35. ve TCK’nın 192. maddeleri uyarınca cezadan indirim yapılmamasının ve kanuna ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu”</p>

<p>Sanık ... müdafiinin; “Suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmediğini, uyuşturucu madde ithali suçunun pasaport işlemlerinin tamamlanıp Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra sübuta ereceğini, gümrük memurlarına beyanda bulunduğu sırada uyuşturucu maddeyi gizlemesi ile tamamlanacağını, uyuşturucu maddenin beyandan önce yakalanması halinde ise somut olaya göre bulundurma suçunun oluşacağını, yapılan arama, yakalama işleminin usulsüz ve hukuka aykırı olduğunu, hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını,kendi kullanım ihtiyacı için yurtdışından uyuşturucu madde yutarak, ülkeye getiren sanığın üzerinden çıkan uyuşturucu madde miktarının kullanım için makul kabul edilebilecek bir seviyede olduğunu, sanık hakkında TCK’nın 188/1. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde ithali suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulması ve 188/5 hükmü uyarınca cezanın yarı oranında arttırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu”</p>

<p>Sanık ... müdafiinin; “Yakalanan esrar maddesinin kişisel kullanım sınırlarında kaldığını, fiziki ve teknik takibin yakalamadan önce başlamasına rağmen uyuşturucu madde ticaretine ilişkin hiçbir delile ulaşılamadığını, mahkeme kararı olmadan yapılan arama ve yakalamanın usule uygun olmadığını, sanıkların Ülkemiz topraklarına ayak basmadan yakalanmaları nedeniyle uyuşturucu madde miktarının kişisel kullanımı aşmaması durumunda ithal suçunun değil, uyuşturucu madde bulundurma suçunun oluşacağını, sanığın diğer sanıklar ..., ......’de ele geçirilen uyuşturucu maddelerle bir ilgisinin olmadığını, ithal suçunun unsurunun oluşmaması nedeniyle, nakletme suçu açısından değerlendirme yapılması, TCK’nın 37, 38 ve 39 maddeleri açısından da değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini”,</p>

<p>Sanık ... müdafiinin; “atılı suçun maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşmadığını ortada bir örgüt yoksa, uyuşturucu madde ithalinden de bahsetmenin mümkün olmadığını, sanığın suç işlediğine dair, iddianın dışında hiç bir delil bulunmadığını, sindirim sisteminde uyuşturucu madde bulunan sanıkların bu eylemleri ile Murat’ın hiçbir ilgisi olmadığını, cezada şahsilik prensibine aykırı hareket edilerek işlemediği bir suç sebebiyle sanık ...’a ceza verildiğini, suçu kabul etmemekle birlikte aksi düşünülse bile, suçun asli faili olduğunun kabul edilemeyeceğini, belki, feri fail, yardım eden konumunda olduğunun düşünülebileceğini, sanık hakkında lehine olan yasa hükümlerinin uygulanmadığını, TCK’nın 188/5. maddesinin varlığından söz edilemeyeceğini, sanığın suçsuz olduğunu, evinde ve üzerinde yapılan aramalarda herhangi bir suç unsurunun ele geçmediğini”,</p>

<p>Sanık ... müdafilerinin; “sanığın uyuşturucu madde ithalatına ilişkin olarak tek bir telefon konuşması, sms, mail, whatsapp üzerinden konuşma veya yazışmanın bulunmadığını, hasta dayısının yanında hastanede refakatçi kaldığını bilen arkadaşı ...’in ricası üzerine geçerken ...’in evinin ziline bastığını, ...’ın tek fiilinin bu olduğunu, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma suçlarından ayrı ayrı beraat etmelerine rağmen mahkemece, birbirinden bağımsız olarak değerlendirilmesi gereken sanıkların suçu birlikte işlediklerinin kabul edildiğini,sanıklar ......’ın pasaport kontrol noktasından önce ülkeye sınırdan giriş yapılmadığı gümrüksüz sahada midelerinde uyuşturucu madde olduğunu beyan ettiklerini, bu nedenle uyuşturucu madde ithal etme suçunun unsurlarının oluşmadığını, kullanmak için uyuşturucu maddeyi yutarak getiren diğer sanıkların eyleminin uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağını” ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının hukuka aykırı olduğunu belirtmeleri karşısında, temyiz istemlerinin CMK’nın 294/2. maddesi kapsamında olduğu ve hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;</p>

<p>1-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki temyiz istemlerinin incelenmesinde;</p>

<p>Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükme ilişkin “istinaf başvurularının esastan reddine” ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık ... ile sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz isteklerinin CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, hükmolunan ceza ve tutuklulukta geçen süreye göre sanıklar hakkındaki salıverilme istemlerinin reddine,</p>

<p>2-Sanık ... hakkındaki temyiz isteminin incelenmesinde;</p>

<p>Dosya içindeki iletişim tespit çözüm tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ...’ın, uyuşturucu madde getirmek üzere Fas ülkesine gidecek olan kurye sanıklar ... ve ...’nın temin edilmesi, Fas ülkesine gitmek üzere uçağa yetişmeleri konusunda yardımcı olması ve bu amaçla telefon görüşmeleri yapması şeklindeki eyleminin diğer sanıkların eylemine TCK’nın 37. maddesi kapsamında iştirak olarak kabul edilemeyeceği, TCK'nın 39/2 maddesi uyarınca "suçun işlenmesine yardım eden" konumunda bulunduğu ve hakkında TCK'nın 39/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, TCK'nın 37. maddesi uyarınca "fiili birlikte gerçekleştiren" konumunda olduğu kabul edilerek, yazılı şekilde fazla ceza verilmesi,</p>

<p>Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz itirazları ile duruşmadaki sözlü savunmaları bu nedenle yerinde olduğundan CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; hükmolunan ceza ve bozmanın niteliğine göre sanığın salıverilmesi isteminin reddine, 7165 sayılı Kanun’un 8.maddesi ile değişik CMK’nın 304/1.fıkrası uyarınca dosyanın İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'ne, karardan bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, 03.04.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TEFHİM TUTANAĞI: 03.04.2019 tarihinde verilen bu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı Türkan Koçer'in katılımıyla ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii Av. ...'ın yüzüne karşı ve sanık ... müdafii Av. Halen Sultanoğlu'nun yokluğunda, 11.04.2019 tarihinde, açık olarak okundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-20181174-e-20192072-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi.jpg" type="image/jpeg" length="43561"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2016/2112 E., 2020/979 E. ve 2021/17326 E. sayılı kararları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20162112-e-2020979-e-ve-202117326-e-sayili-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20162112-e-2020979-e-ve-202117326-e-sayili-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 28.06.2016 tarihli, 2016/2112 E., 2016/2045 K. sayılı kararı, Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 21.01.2021 tarihli, 2020/979 E., 2021/833 K. sayılı kararı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 06.07.2023 tarihli, 2021/17326 E., 2023/6251 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>10. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/2112 E., 2016/2045 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><br />
Suç : Uyuşturucu madde ithal etme<br />
Suç Tarihi : 15/02/2015<br />
Hüküm : Değişen suç niteliğine göre "uyuşturucu madde ticareti<br />
yapma" suçundan mahkûmiyet<br />
Temyiz Edenler : 1- Sanık müdafii<br />
2- Cumhuriyet savcısı (sanık aleyhine)</p>

<p>Dosya incelendi.</p>

<p><strong>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :</strong></p>

<p>Sanık müdafiinin hükmü temyiz etmesinden sonra, sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumundan gönderdiği 30.05.2016 tarihli dilekçesindeki “cezamı kabul ediyorum, dosyamı kapatmak istiyorum” şeklindeki talebiyle temyiz isteğinden vazgeçtiği anlaşıldığından; sanık hakkındaki hüküm Cumhuriyet savcısının temyizine hasren incelenmiştir.</p>

<p>Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;</p>

<p>1- Olay tutanağı içeriğine, pasaport kayıtlarına, dosyadaki diğer belge ve bilgilere göre; sanığın suç konusu uyuşturucu maddeyi Güney Afrika'dan Türkiye'ye ithal ettiğinin sabit olduğu, uyuşturucu madde ithal etme suçunun uyuşturucu maddenin ülke sınırlarından içeri sokulması ile tamamlandığı, uyuşturucu madde ithal etme suçu neticesi harekete bitişik bir suç olup hareketleri bölümlere ayırmak mümkün bulunmadığından bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı gözetilmeden suçun niteliği yanlış belirlenerek ''uyuşturucu madde ticareti yapma'' suçundan hüküm kurulması,</p>

<p>2- Hükümden önce 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,</p>

<p>Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 28.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br />
 </p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2020/979 E., 2021/833 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Mahkeme : İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi<br />
Suç : Uyuşturucu madde ithal etme</p>

<p>Hükümler : 1- Değişen suç vasfına göre ''uyuşturucu madde ticareti yapma'' suçundan<br />
mahkûmiyet:</p>

<p>Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 26/12/2018 tarih, 2018/390 esas ve 2018/522 sayılı kararı</p>

<p>2- İstinaf başvurusunun esastan reddi: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 02/05/2019 tarih, 2019/301 esas ve 2019/1185 sayılı kararı</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre incelendi.</p>

<p><strong>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:</strong></p>

<p>5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz isteminin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,</p>

<p>14.06.2018 tarihli Olay, Yakalama ve Cumhuriyet Savcısı Görüşme Tutanağı içeriği ve tüm dosya kapsamına göre; suç tarihinde TK-1940 sefer sayılı Brüksel uçağından inen ve dış hatlar geliş katı pasaport kontuarından pasaport işlemlerini yaptırarak Türkiye'ye giriş yapan ve midesinde kokain olduğu tespit edilen sanığın eyleminin ''uyuşturucu madde ithal etme'' suçunu oluşturduğu gözetilmeden, transit yolcu olduğundan bahisle eylemin vasfında yanılgıya düşülerek ''uyuşturucu madde ticareti yapma'' suçundan hüküm kurulması,</p>

<p>Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 307. maddesinin 4. fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, tutuklama koşullarında değişiklik olmaması ve tutuklama tarihine göre sanık hakkındaki salıverilme isteğinin reddine,</p>

<p>28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi'ne; kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, 21/01/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2021/17326 E., 2023/6251 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2021/1586 E., 2021/1806 K.<br />
SUÇ : Uyuşturucu madde ithal etme<br />
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.04.2021 tarihli ve 2021/31 Esas, 2021/196 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 26 yıl 3 ay hapis ve 75.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.</p>

<p>B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2021/1586 Esas, 2021/1806 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,</p>

<p>2. Teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğine,</p>

<p>3. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>Temyizin kapsamına göre;</p>

<p>A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü<br />
19.12.2020 tarihinde Panama - İstanbul seferini yapan Türk Havayollarına ait TK800 sefer sayılı uçağa yönelik risk analizinde 21K numaralı koltukta oturduğu tespit edilen Lübnan pasaportlu sanıktan şüphelenilerek, uçağın ineceği körükte gerekli önlemler alındıktan sonra pasaport kontrolüne geçildiği, yapılan pasaport kontrolünde sanığın üst araması ve beraberinde bulunan eşyalara yönelik yapılan incelemede yanında getirdiği 4 adet ahşap tepsi cinsi eşyanın içerisinde uyuşturucu maddelerden kokain olduğu düşünülen toz cinsi eşyanın tespit edildiği, gerek sanık ile beraberinde bulunan eşyalara, gerekse<br />
chut altında bulunan valizine yönelik detaylı kontrollerin yapılması amacıyla sanığın pasaport noktasından geçirilerek yurda girişinin sağlandığı ve İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Geliş Salonunda bulunan Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Bölge Amirliğine getirildiği, burada yapılan detaylı kontrollerde, 4 adet ahşap tepsi cinsi eşya içerisinde gizlenmiş vaziyette net ağırlığı 3.282,967 gr kokain ele geçirildiği olayda; sanığın savunması, olay tutanağı, uzmanlık raporu, ele geçen maddenin miktarı, niteliği ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın uyuşturucu maddeleri Türkiye'ye sokmak suretiyle uyuşturucu madde ithal etme suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine, suçtan meydana gelen zararın ağırlığı, suç konusu maddelerin miktarı nazara alınarak sanığın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık her ne kadar savunmasında etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini belirterek bir kısım şahısların ismini vermiş ise de, bu şahısların yurt dışında bulunmaları ve açık kimlik bilgilerinin tespitinin mümkün olmaması nedeniyle bu yönde bir değerlendirme yapılamadığı belirtilmiştir.</p>

<p>B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, suç konusu uyuşturucu maddenin miktarına bağlı olarak 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile aynı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütlere göre; temel hapis ve adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi yerinde ise de, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerekirken eksik ceza tayin edilmesi hususunda hükme yapılan eleştiri dışında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>Kollukça düzenlenen Risk Analizi, Arama ve Olay Tutanağına göre, sanığın riskli görülmesi üzerine uçaktan iniş körüğünde gerekli önlemler alındıktan sonra pasaport kontrolü sırasında sanığın yanında getirdiği 4 adet ahşap eşyada uyuşturucu madde olduğu değerlendirilen maddeye rastlandığı, detaylı arama yapılması amacıyla gümrük amirliğine getirilen sanığın elindeki ahşap eşyaların içinde kokain ele geçirildiği olayda; Lübnan uyruklu sanığın aşamalardaki savunmasında, suça konu uyuşturucu maddeleri Ekvator ülkesinden teslim aldığını ve İstanbul üzerinden aktarma ile Lübnan ülkesine götüreceğini beyan etmesi karşısında, sanığın İstanbul aktarmalı olarak Lübnan'a gidip gitmeyeceği hususunda uçak biletlerinin de araştırılarak sanığın fiilinin transit geçiş niteliğinde olup olmadığı belirlendikten sonra eyleminin uyuşturucu madde ithal etme suçunu mu yoksa uyuşturucu madde nakletme suçunu mu oluşturduğunun tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2021/1586 Esas, 2021/1806 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,</p>

<p>Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>06.07.2023 tarihinde karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20162112-e-2020979-e-ve-202117326-e-sayili-kararlari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/yargi/yargitaysay.jpg" type="image/jpeg" length="10296"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-ceza-dairesinin-201513850-e-20156201-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-ceza-dairesinin-201513850-e-20156201-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 17.09.2015 tarihli, 2015/13850 E., 2015/6201 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>9. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2015/13850 E., 2015/6201 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahkemesi : Ağır Ceza<br />
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma<br />
Hüküm : TCK'nın 188/3-4, 62, 52, 53/1-2-3, 63, 54 maddeleri uyarınca mahkumiyet ve müsadere</p>

<p>Dosya incelenerek gereği düşünüldü:<br />
Kolombiya uyruklu sanığın, suç konusu uyuşturucu maddeyi Arjantin'den temin edip Türkiye üzerinden Çin'e götürmek isterken Atatürk Hava Limanı dış hatlar gidiş katı transit alanda yakalandığı anlaşıldığından, transit geçiş niteliğindeki eyleminin, ithale teşebbüs değil, sadece uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eylemin "ithale teşebbüs" ve "uyuşturucu madde nakletme" suçlarını oluşturduğundan bahisle TCK'nın 44. maddesi gereğince uyuşturucu madde nakletme suçundan hüküm kurulması, belirlenen cezaya göre sonuca etkili görülmemiştir.</p>

<p>Yapılan yargılama sonunda aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışılıp, sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde yukarıda açıklanan husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-ceza-dairesinin-201513850-e-20156201-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aa.jpeg" type="image/jpeg" length="95836"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2016/961 E., 2016/5310 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-2016961-e-20165310-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-2016961-e-20165310-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 27.10.2016 tarihli, 2016/961 E., 2016/5310 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>20. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2016/961 E., 2016/5310 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Mahkeme : ... 6. Ağır Ceza Mahkemesi<br />
Suç : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme<br />
Hüküm : Mahkûmiyet</p>

<p>Dosya incelendi.</p>

<p><strong>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :</strong></p>

<p>Sanık müdafilerinin, duruşma isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1, 1412 sayılı CMUK'nın 318 ve CMK'nın 299. maddeleri uyarınca, yasal süresinden sonra yapılması nedeni ile reddine karar verilerek, duruşmasız inceleme yapılmıştır.</p>

<p>Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;</p>

<p>1-Olay tutanağı içeriğine, pasaport ve bilet kayıtlarına, dosyadaki diğer belge ve bilgilere göre; sanığın, 02/05/2015 tarihinde ... ülkesi ... kentinden gelen ve 21:39 'da ...... Havalimanına inen uçak içinde bulunduğu, buradan ... / ...'ya 23:10'da hareket eden uçağa ait gidiş bileti olduğu halde, anılan Sao Paolo'dan gelen uçak içerisinde rahatsızlanarak bir kısmı el bagajında bulunan ve bir kısmı da sonrasında hastanede sindirim sisteminde kapsül şeklinde belirlenen, suç konusu uyuşturucu maddeler ile yakalandığı, yakalanan uyuşturucu maddeleri Türkiye'de bırakacağına veya başkasına vereceğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı, transit geçiş niteliğindeki eyleminin ithal değil, uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu gözetilmeden; 5237 sayılı TCK'nun 188/3. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği halde, ithal suçundan aynı Kanun'un 188/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması,</p>

<p>2-Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,</p>

<p>Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, tutuklu kalınan süreye, bozma sebebine, tutuklama koşullarında bir değişiklik bulunmamasına göre sanık hakkındaki tahliye talebinin reddine, 27.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-2016961-e-20165310-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-aaf.jpg" type="image/jpeg" length="45463"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2009/11909 E., 2009/19481 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-200911909-e-200919481-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-200911909-e-200919481-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 17.12.2009 tarihli, 2009/11909 E., 2009/19481 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2009/11909 E., 2009/19481 K.</strong></p>

<p><strong>UYUŞTURUCU MADDE İTHAL ETMEK<br />
UYUŞTURUCU MADDE NAKLETMEK<br />
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 188 ]</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uyuşturucu madde ithal etmek suçundan sanıklar Ahmad ve Mansaur hakkında İSTANBUL 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu, 17.02.2009 tarihli 2007/373 esas, 2009/24 karar ile mahkûmiyet kararı verildiği; hükmün sanıkların müdafii tarafından temyiz edildiği; sanıkların müdafii tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının talep edildiği; Dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının hükmün bozulmasını isteyen tebliğnamesi ekinde 17.07.2009 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya duruşmalı olarak incelendi.</p>

<p>Gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p>Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıkların müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının ve duruşmadaki sözlü savunmalarının reddine; ancak:</p>

<p>1- İran uyruklu sanıkların kullandıkları tır aracına yükledikleri uyuşturucuyu yasal yükleri ile birlikte Türkiye'den zorunlu olarak geçip Almanya'ya götürmek isterlerken Pendik Ro-Ro liman sahasında yapılan kontrolde yaka-landıkları, suça konu uyuşturucunun ülkemizde bırakılacağına dair bir kanıt bulunmadığı, uyuşturucunun Türkiye'den transit olarak geçirilmekte olduğu anlaşıldığından; sanıkların eylemlerinin uyuşturucu madde nakletmek suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı gerekçe ile uyuşturucu madde ithal etmek suçundan hüküm kurulması,</p>

<p>2- CMK'nın 324/5. maddesi uyarınca Türkçe bilmeyen sanıklar için tayin edilen tercüman ücreti devlet hazinesinden karşılanacağından yargılama gideri olarak gösterilen tercüman ücretinin sanıklara yükletilemeyeceğinin gözetil-memesi,</p>

<p>Yasaya aykırı olduğundan, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları ve duruşmadaki sözlü savunmaları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi (BOZULMASINA), suçun niteliği ile tutuklu kalınan süre göz önüne alınarak sanıklar hakkındaki tahliye isteğinin reddine, 17.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-200911909-e-200919481-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-baa.jpg" type="image/jpeg" length="96480"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kişi veya Mesleklere Dair Cumhuriyetin İlanından Günümüze: KANUNLARDAKİ ÖZEL DÜZENLEMELER]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kisi-veya-mesleklere-dair-cumhuriyetin-ilanindan-gunumuze-kanunlardaki-ozel-duzenlemeler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kisi-veya-mesleklere-dair-cumhuriyetin-ilanindan-gunumuze-kanunlardaki-ozel-duzenlemeler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çalışmanın Özeti ve amacı:</strong> Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar kişi, meslek veya kurumlarla ilgili olarak mevzuatımızda yer alan hem esas hem de usule dair istisnai düzenlemeler sıralanarak kısaca açıklanmıştır. Bu çerçevede usul hukuku açısından meslek, kişi veya makam olarak Cumhurbaşkanı, milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Uyuşmazlık Mahkemesi başkan ve üyeleri, Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeleri, vali, kaymakam, hakim, cumhuriyet savcıları, avukatlar, askerler, üst dereceli kolluk amirleri, mit mensupları, memur ve diğer kamu görevlileri, noterler, gazeteciler, TRT görevlileri hakkındaki yasal düzenleme ayrı ayrı gösterilmiştir. Yine ceza ve esas yönlerinden özel-istisnai düzenlemeler olarak kamu görevlisine-memura hakaret, görevi yaptırmamak için direnme, işkence, kasten yaralama, kasten öldürme, kamu görevlisinin-sağlık mesleği mensubunun suçu bildirmemesi, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, mala zarar verme, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçu ve diğer suçlar ile ilgili düzenlemelere ilişkin ilgili kısım ele alınmıştır.</p>

<p>Halen yürürlükte bulunan mevzuatımızda genel normun yanında önemine binaen kişi, meslek veya kurumlara özel olarak düzenlenen normların gösterilmesi, başka bir deyişle geçmiştin günümüze şimdiki mevzuatta kişinin sıfatı veya bir kısım meslekler itibariyle ayrık-özel-istisnai durumlara bakacağız.</p>

<p>Genel düzenlemeden ayrılan veya genel olarak vatandaşa uygulanan düzenlemeden ayrı bir şekilde kamu görevlilerini güvenceye bağlayan, daha fazla korumaya alan farklı-istisnai düzenlemeler var mıdır? Kamu görevlilerine karşı işlenen eylemleri farklı olarak hükme bağlayan veya kamu görevlilerinin işlediği ancak farklı-özel bir yaptırıma bağlanan yasa maddeleri yok mu? Hatta kamu görevlileri-meslekler arasında bile konumları-nitelikleri gözetilerk ayrık düzenlemeler yapılmış mıdır? Bu soruların cevapları mevcut mevzuatımız itibariyle aşağıda ele alınmıştır. Halen yürürlükte olan ve neredeyse cumhuriyet döneminden süregelen yasal hükümlere göre aynı eylemi işleyen ya da kendilerine karşı aynı eylem işlenen kamu görevlileri yönünden ayrı (istisnai) düzenlemeler vardır. Yani vatandaşa uygulanan düzenlemelerden azımsanmayacak sayıda hem esas hem de usul hukukunda farklı uygulamalar olduğunu aşağıdaki örneklerde göreceğiz:</p>

<p><strong>a)</strong> <strong>Cumhurbaşkanına hakaret suçu yönünden eski ve yeni düzenlemeler</strong>: Halen yürürlükte olan TCK, 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı kanun olup 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni TCK’nın “Cumhurbaşkanına hakaret” başlığını taşıyan 299. maddesine baktığımızda, Cumhurbaşkanına hakaret eden kişinin bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı, bu suçun aleni olarak işlenmesi hâlinde verilecek cezanın altıda biri oranında artırılacağı, eylem nedeniyle kovuşturma yapılmasının Adalet Bakanının iznine bağlı olduğunu görüyoruz. Suçun, cumhurbaşkanının görevinin devamı sırasında işlenmesi gerekir ancak görevden kaynaklanması şart değildir. İzin olmadan cumhuriyet savcıları ihbar-şikayet üzerine veya doğrudan soruşturmaya geçebilirler. Bu çerçevede koruma tedbirleri olarak ifade alma, arama, yakalama, gözaltı, tutuklama gibi soruşturma işlemlerini yürütebilirler. Soruşturma tamamlandıktan sonra kamu davasının açılabilmesi yani kovuşturma aşamasına geçilebilmesi, mahkemede yargılama sürecinin başlanabilmesi için Adalet Bakanının izin vermesi zorunlu unsurdur. Bu izin bir muhakeme şartı olduğundan izin olmadan iddianame düzenlenemez ve kamu davası açılamaz. Uygulamada bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğü aracılığıyla kovuşturma izni istenmektedir. Cumhuriyet savcısı yaptığı soruşturma sonucunda kamu davasının açılmasını gerektirir derecede delil olmadığı kanaatinde ise kovuşturmaya yer oladığına dair (takipsizlik) kararı verebililir. Buna karşılık dava açmak isterse kovuşturma izini alması gerekir. Aksi halde, yani izin alınmadan kamu davası açıldığında iddianamenin iadesi mümkün olabilecektir. (CMK’nın 174/1-d. maddesi) İddianamenin iadesi hususu gözden kaçsa bile kovuşturma aşamasında, CMK’nın 223/8. maddesi gereğince izin şartının henüz gerçekleşmediğinin anlaşılması halinde bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilecektir. Her nasılsa bu işlemler dikkatten kaçmış ise bu sefer de istinaf veya temyiz aşamasında 280/1-f, 289 ve 302. maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilecektir. Daha önceki TCK, 01.03.1926 tarihinde yürürlüğe giren ve Cumhurbaşkanına hakaret yönünden 05.01.1961 tarih ve 235 sayılı Yasanın 2. maddesiyle değişiklik yapılan, 01.06.2005 tarihine kadar yürürlükte kalan mülga 765 sayılı kanundur. 5237 sayılı TCK’da yapılan düzenleme, aslında<strong> </strong>765 sayılı TCK'nın 158. maddesindeki düzenlemenin tekrarı gibidir. Kişi, üç seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası ile cezalandırılırdı. Suçun, basın yoluyla işlenmesi halinde ceza üçte birden yarıya kadar artırılırdı. Eğer eylem gıyapta işlenmiş ise fail, bir seneden üç seneye kadar hapis ile cezalandırıldı. Cezanın temel alt sınırı daha önce üç yıl iken yeni düzenleme ile bir yıla indirilmiştir. Ayrıca kişi yönünden kısmi de olsa güvence sayılabilen kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlanmıştır. Halen yürürlükte bulunan yeni TCK'da "Cumhurbaşkanı" sıfatı dikkate alınarak sadece iki maddelik düzenleme yapılmıştır: Cumhurbaşkanına hakarete dair 299 ve Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırıya dair 310. maddeleri. Buna karşılık (mülga) 765 sayılı TCK'da ise "Cumhurbaşkanı" (Reisicumhur) sıfatı dikkate alınarak üç maddelik düzenleme vardı: Cumhurbaşkanına suikaste-teşebbüse 156, fiili saldırıya 157, hakaret ve sövmeye dair 158. maddeleri. Kısaca, eski TCK'daki üç maddelik içerik, neredeyse aynı şekilde, yeni TCK'da iki maddeyle düzenlenmiştir. Suçların unsuruna ilişkin yasa koyucunun iradesi ve eylemin yaptırıma bağlanması bakımından Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana değişen bir husus yok gibidir. Buna karşılık son düzenlemede ceza miktarı itibariyle kısmi ve önemli bir indirime gidilmiştir.</p>

<p><strong>b)</strong> <strong>Usul hukukuna dair özel (istisnai) düzenlemeler:</strong> Aşağıdaki örneklerde suçların soruşturulması veya kovuşturulmasının genel hali ile suçun memur veya bir kısım meslek mensubu tarafından işlenmesi durumundaki istisnai düzenlemeler gösterilmiştir. Başka bir anlatımla, genel durum itibariyle özel ve farklı usul kurallarının uygulandığı haller ele alınmıştır.</p>

<p><strong>1)</strong> <strong>Milletvekilleriyle ilgili düzenleme: </strong>Anayasanın 83. maddesindeki yasama dokunulmazlığının yanında ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar hariç seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Yine CMK’nın 161/9. maddesine göre seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.</p>

<p><strong>2) Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Uyuşmazlık Mahkemesi başkan ve üyeleri ile ilgili düzenleme: </strong>Anayasa Mahkemesi başkan ve üyelerinin görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçları, kişisel suçları ve disiplin eylemleri için soruşturma açılması Genel Kurulun kararına bağlıdır. Ancak, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde, soruşturma genel hükümlere göre yürütülür. (6216 sayılı Kanun’un 16. maddesi) Yargıtay birinci başkanı, birinci başkanvekilleri, daire başkanları, üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet başsavcıvekilinin görevleriyle ilgili veya kişisel suçlarından dolayı haklarında soruşturma yapılabilmesi Birinci Başkanlık Kurulunun kararına bağlıdır. Ancak, ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinin hazırlık ve ilk soruşturması genel hükümlere tabidir. (2797 sayılı Yargıtay Kanunu 46. maddesi) Danıştay başkanı, başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyelerin görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işlemiş bulundukları suçlardan dolayı, Danıştay başkanının seçeceği bir daire başkanı ile iki üyeden oluşan bir kurul tarafından ilk soruşturma yapılır. Danıştay başkanı hakkında soruşturma, kendisinin katılmayacağı Başkanlık Kurulunca seçilecek bir daire başkanı ile iki üyeden oluşan bir kurul tarafından yürütülür. (2575 sayılı Danıştay Kanunu 76. maddesi) Sayıştay Başkanı, daire başkanları ve üyelerden birinin görevleri sebebiyle işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı Sayıştay Genel Kurulunca seçilecek üç daire başkanı ve iki üyeden kurulu bir heyet tarafından ön inceleme yapılarak hazırlanacak rapor ile sair evrak soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine esas alınmak üzere Daireler Kuruluna verilir. Bu Kurulun soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararı kendiliğinden ve soruşturma izni verilmesine ilişkin katılanların üçte iki çoğunluğu ile verilen karar, itiraz üzerine Genel Kurulca incelenir. İtiraz süresi kararın tebliği tarihinden itibaren onbeş gündür. Genel Kurulun soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararı kesindir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin karar katılanların üçte iki çoğunluğu ile alınır. Soruşturma izni verilmesine ilişkin verilen kesin karar üzerine dosya Anayasa Mahkemesine tevdi olunur. Bunların görevleri ile ilgisi bulunmayan şahsi bir suç işlemeleri halinde yapılacak kovuşturmada Yargıtay üyelerinin şahsi suçlarının kovuşturmasına ilişkin hükümler uygulanır. (6085 sayılı Sayıştay Kanunu 66. maddesi) <strong>2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin</strong><strong> </strong><strong>Kuruluş ve İşleyişi Hakkındaki Kanun’da başkan ve üyelerin işledikleri iddia edilen suçlarla ilgili bir düzenleme yer almamıştır. Aynı kanunun 2. maddesine göre Uyuşmazlık Mahkemesi’nin başkan ve üyeleri Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay tarafından seçildiğine ve bu sıfatları devam ettiğine göre tabi oldukları yasaları uyarınca işlem yapılabilecektir.</strong></p>

<p><strong>3) Hakimler ve Savcılar Kurulu Üyeleri ile ilgili düzenleme</strong>: Üyeler hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalar, 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun 36, 37, 38 ve 39. Maddelerinde belirtilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p><strong>4) Vali, kaymakam ve üst dereceli kolluk amirleri ile ilgili düzenleme: </strong>5271 sayılı CMK'ya göre, Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır. Oysa aynı eylemi vali veya kaymakamlar işlerse doğrudan doğruya soruşturma açılamaz. Hakklarında 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Yetkili makamdan soruşturma izni alınması gerekir. Yine aynı eylemi en üst dereceli kolluk amirleri (örneğin ilçe jandarma komutanı, ilçe emniyet müdürü) işlerse, doğrudan soruşturma açılamaz, hakkında hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır. (CMK'nın 161/5. maddesi) İl veya ilçede görevli Cumhuriyet savcısı, kamu görevlilerinin görevden dolayı işledikleri suçları haricinde kalan kişisel suçları nedeniyle genel hükümlere göre doğrudan soruşturma yapar ancak vali ve kaymakamların kişisel suç bile olsa ağır cezayı gerektiren suçüstü hâllerinde, bu Kanunun (5271 sayılı CMK) hükümleri uygulanmak koşuluyla, vali ve kaymakamların kişisel suçlarından dolayı haklarında genel hükümlere göre soruşturma yapılması kaymakamların mensup oldukları il ve valilerin bulundukları ile en yakın il Cumhuriyet başsavcısına aittir. Bu suçlarda kovuşturma yapmaya, soruşturmanın yapıldığı yerin görevli mahkemesi yetkilidir. (CMK'nın 161/5,6. maddesi)<strong> </strong></p>

<p><strong>5)</strong> <strong>Hakim ve cumhuriyet savcıları ile ilgili düzenleme:</strong> Haklarındaki soruşturma ve kovuşturma özel usule tabidir. 2802 sayılı yasanın 88. maddesine göre, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlleri dışında suç işlediği ileri sürülen hakim ve savcılar yakalanamaz, üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya çekilemez. Ancak, durum Adalet Bakanlığına derhal bildirilir. Buna aykırı hareket eden kolluk kuvvetleri amir ve memurları hakkında yetkili Cumhuriyet savcılığı tarafından genel hükümlere göre doğrudan doğruya soruşturma ve kovuşturma yapılır. Aynı kanunun 93. maddesine göre hâkim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcısı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki hakim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcısı ve ağır ceza mahkemesine aittir.</p>

<p><strong>6) Avukatlar ile ilgili düzenleme: </strong>Haklarındaki görevden kaynaklı soruşturma-kovuşturma özel usule tabidir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na göre, ağır ceza ahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz. Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. İşledikleri iddia edilen suç nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararlarının niteliğine bakılmaksızın temyiz yolu açıktır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. (1136 sayılı Yasanın 58 ve 59. maddeleri)</p>

<p><strong>7) Askerler ile ilgili düzenleme: Asker</strong> kişilerin işledikleri askerî suçların soruşturulması yasada belirtilen sıralı komutanların vereceği izne tabidir. Ancak, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yürütülür. Subay ve astsubayların şüpheli sıfatıyla ifadesi bizzat cumhuriyet savcısı tarafından alınır. General ve amiraller hakkındaki soruşturma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili tarafından yapılır. Genelkurmay Başkanı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları hakkında askerî suçlardan dolayı soruşturma yapılması Cumhurbaşkanının iznine bağlıdır. Soruşturma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılır. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yürütülür. (7329 sayılı Yasanın 4, 5 ve 6. Maddeleri ile değişik 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu Ek 14, 15 ve 16. Maddeleri) Askeri mahkemelerin faaliyette olduğu zamanda da benzer hüküm olarak mülga 353 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin talimatıyla soruşturma açılabiliyordu.</p>

<p><strong>8) Mit mensupları ile ilgili </strong><strong>düzenleme:</strong> Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır. Örnek olarak, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyan suçu işlediği iddia edilen bir vali veya profesör hakkında doğrudan soruşturma açılabilir, tutuklanabilir ancak aynı suçu işlediği iddia edilen Mit mensubu hakkında aynı işlem yasal olarak yapılamaz.. (CMK'nın 161/8. maddesi)</p>

<p><strong>9) Memur ve diğer kamu görevlileri ile ilgili düzenleme: </strong>Yukarıda belirtilen özel düzenlemelerin yanında ikinci özel düzenleme sayılabilen ayrı bir kanun daha vardır. Cumhuriyet savcıları, adli görevden doğan suç ile ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve kanunun hariç tuttuğu (Anayasal düzene karşı suçlar, rüşvet, irtikap, zimmet, ihaleye fesat gibi suçlar) hariç olmak üzere 4483 sayılı yasa hükümleri uyarınca doğrudan soruşturma yapamaz. Bu kanunun kapsamı son derece geniştir. Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar kapsar. Bu kapsama kimler dâhildir? İl veya ilçede görevli, bölge düzeyinde teşkilatlanan kurum ve kuruluşlarda görev yapan memurlar, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı, Cumhurbaşkanına veya Cumhurbaşkanlığına bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşlar ve bakanlıkların merkez ve bağlı veya ilgili kuruluşlarında görev yapan memur ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde görevli memurlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri ve yardımcıları, büyükşehir belediye başkanları, il, ilçe ve belde belediye başkanları; büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri, köy ve mahalle muhtarları ve diğer kamu görevlileri dahildir. (4483 sayılı yasanın 4. maddesi)</p>

<p><strong>10) Noterler ile ilgili düzenleme</strong>: Adalet Bakanlığı, bir noter hakkında soruşturma yapılmasını gerektiren hallerde, soruşturmayı adalet müfettişlerine veya Cumhuriyet savcılarına yaptırır. Adalet müfettişliği ve Cumhuriyet savcılıklarına herhangi bir şikayet yapılır veya bu merciler, noterin yolsuz bir işleminden haberdar olurlarsa, derhal gerekli soruşturmayı yaparak düzenleyecekleri evrakı Bakanlığa gönderirler. Kovuşturma Adalet Bakanlığının iznine tabidir. (1512 sayılı Noterlik Kanunu 124. maddesi)</p>

<p><strong>11) </strong><strong>Gazeteciler ile ilgili düzenleme: </strong>Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının bir muhakeme şartı olarak, günlük süreli yayınlar yönünden dört ay, diğer basılmış eserler yönünden altı ay içinde açılması zorunludur. Bu süreler geçtikten sonra iddianame düzenlenemez, kamu davası açılamaz. Bu suçlara ilişkin davalar acele işlerden sayılır. (5187 sayılı Basın Kanunu 26 ve 27. Maddeleri)</p>

<p><strong>12) TRT görevlileri ile ilgili düzenleme: </strong>Bu madde kapsamına giren suçlardan ve haksız fiillerden dolayı yayının yapıldığı tarihten başlayarak altmış gün içinde açılmayan davalar dinlenmez. (2954 sayılı Kanun’un 28. maddesi)</p>

<p><strong>13) Yüksek Öğretim Kurumları ile ilgili düzenleme: </strong>Yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretim kurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanlarının ve bu kuruluş ve kurumların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlarının görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri ileri sürülen suçlar hakkında yetkili makamlarca inceleme başlatılabilir, inceleme sonucunda soruşturma açılmasına karar verilmesi ya da doğrudan soruşturma başlatılması ile ilgili özel düzenlemeye gidilmiştir. (2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Disiplin ve Ceza İşleri hakkındaki 53. maddesi)</p>

<p><strong>14) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama ile ilgili düzenleme:</strong> TCK’nın 301. Maddesine göre, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama suçundan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.</p>

<p><strong>b)</strong> <strong>Cezai yönden ve esas olarak özel (istisnai) düzenlemeler: </strong>Aşağıdaki örneklerde yer alan eylemlerde suçun genel hali ile bu suçun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi veya kamu görevlisi tarafından suçun işlenmesi halindeki istisnai durumlar ele alınmıştır. Başka bir anlatımla genele göre farklı (daha çok ya da aha az) ceza verileceği haller gösterilmiştir.</p>

<p><strong>1) Kamu görevlisine-memura hakaret suçu ile ilgili düzenleme: </strong>Hakaret suçu genel olarak 5237 sayılı TCK’nın 125. maddesinde yer alır. Buna göre bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Hakaret suçunun; kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Başka bir deyişle hakaret suçunun alt ceza sınırı üç ay hapis veya 1800,00 ile 14600,00 TL arasında adli para cezası iken bu suçun memurun görevi nedeniyle işlenmesi halinde ise cezanın alt sınırı üç ay hapis yerine bir yıl hapisten aşağı olamaz. Genel hakaret suçu şikayete bağlı iken memura yönelik hakaret ise şikayete bağlı değildir. (TCK’nın 125, 131, 52, 61/9. maddeleri)</p>

<p><strong>2) Görevi yaptırmamak için direnme suçu ile ilgili düzenleme:</strong> Vatandaşın bir nüfus müdürüne karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullandığını düşünelim. Bu vatandaş, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Aynı vatandaşın, duruşma yapan bir hakime karşı bu suçu işlemesi halihde, bu suç yargı görevi yapan kişilere karşı işlendiğinden, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Burada, hakim, savcı, avukatlar, görevlerinin niteliği ve önemi gözetilerek diğer kamu görevlilerine göre daha fazla korunmuştur. Başka bir deyişle, kamu görevlileriyle ilgili düzenlemelerle yetinilmeyerek yargı görevini yapanlara daha fazla koruma sağlayan ve daha ağır yaptırımlar içeren ayrı bir düzenleme yapılmıştır. (TCK'nın 6/1-d, 265/1. maddeleri)</p>

<p><strong>3) İşkence suçu ile</strong><strong> ilgili düzenleme:</strong> İşkence suçu genel olarak 5237 sayılı TCK’nın 94. maddesine göre bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu suçun; avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla işlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Görüldüğü gibi eylem avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi nedeniyle işlenirse cezanın alt sınırı beş yıl artırılmıştır.</p>

<p><strong>4) Kasten yaralama suçu ile</strong><strong> ilgili düzenleme:</strong> TCK’nın 86. maddesine göre başkasını basit nitelikte kasten yaralayan kişi şikayet üzerine bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suç kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi hâlinde ise hem şikayet aranmaz hem de verilecek ceza yarı oranında artırılır.</p>

<p><strong>5) Kasten öldürme suçu ile ilgili düzenleme: </strong>TCK’nın 81. maddesine göre bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Eğer kasten öldürme kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenirse, bu ceza artırılarak kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.</p>

<p><strong>6) Kamu görevlisinin-sağlık mesleği mensubunun suçu bildirmemesi ile ilgili düzenleme: </strong>TCK’nın 279. maddesine göre kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu, adlî kolluk görevini yapan (polis, jandarma gibi) kişi tarafından işlenmesi hâlinde ise verilecek ceza yarı oranında artırılır. Buna karşılık TCK’nın 280. maddesine göre görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü üzere aynı eylem kolluk görevlileri için artırımı düzenlemişken sağlık mesleği mensupları için diğer kamu görevlilerine göre daha az cezayı getirmiştir.</p>

<p><strong>7) Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu ile ilgili düzenleme:</strong> TCK’nın 281. maddesine göre bu suç altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırken suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.</p>

<p><strong>8) Mala zarar verme suçu ile ilgili düzenleme: </strong>TCK’nın 151. maddesine göre başkasının malına zarar verme suçunda mağdurun şikâyeti üzerine fail dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. 152. maddesine göre ise sona ermiş olsa bile görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak bu suçun işlenmesi hâlinde fail hakkında ceza genele göre artırılarak bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.</p>

<p><strong>9) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama ile ilgili düzenleme:</strong> TCK’nın 301. Maddesine göre, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi de aynı şekilde cezalandırılır.</p>

<p>Aşağıdaki suçlarda da benzer düzenlemeleri görmek mümkündür:</p>

<p><strong>10) Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama</strong> (TCK’nın 282. maddesindeki) suçunun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. <strong>Suçluyu kayırma</strong> (TCK’nın 283. maddesindeki) suçunun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. <strong>Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirememe</strong> (TCK’nın 284. maddesindeki) suçlarının kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. <strong>Soruşturmanın gizliliğinin ihlali</strong> (TCK’nın 285. maddesindeki) suçunun kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde ceza yarısına kadar artırılır. <strong>Kasten yaralama</strong> (TCK’nın 86. maddesindeki) suçunun kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır. <strong>Haberleşmenin gizliliğini ihlal</strong> (TCK’nın 132. maddesindeki), <strong>kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması</strong> (TCK’nın 133. maddesindeki), <strong>özel hayatın gizliliğini ihlal</strong> (TCK’nın 134. maddesindeki), <strong>kişisel verilerin kaydedilmesi</strong> (TCK’nın 135. maddesindeki), <strong>verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme </strong>(TCK’nın 136. maddesindeki) suçların kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. <strong>Resmi belgede sahtecilik</strong> (TCK’nın 204. maddesindeki) suçunun görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi, normalde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması yerine üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. <strong>Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek</strong> (TCK’nın 205. maddesindeki) suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. <strong>Nüfuz ticareti</strong> (TCK’nın 255. maddesindeki) suçu işleyen kişinin kamu görevlisi olması halinde verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır. <strong>Cinsel saldırı</strong> (TCK’nın 102. maddesindeki), çocukların<strong> cinsel istismarı</strong> (TCK’nın 103. maddesindeki) ve <strong>cinsel taciz</strong> (TCK’nın 105. maddesindeki) suçların kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde verilen cezalar yarı oranında artırılır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisi-asim-ekren" title="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN"><img alt="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/03/asim-ekren.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisi-asim-ekren" title="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN">Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN</a></strong></h4>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#999999"><strong>Yararlanılan Kaynaklar:</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">1) İstanbul Anadolu Adliyesi Dergisi, Sayı 22, Ocak 2023, s.28-37</span></p>

<p><span style="color:#999999">2) Yalan Haber Dezenformasyon-Sansür Yasası ile İfade-Basın Özgürlüğü Uygulamaları, Filiz Kitabevi, 2023, s.284-300</span></p>

<p><span style="color:#999999">3)</span> <a href="https://www.hukukihaber.net/gecmisten-gunumuze-cumhurbaskanina-hakaret-sucu-ile-kisi-veya-mesleklere-dair-yasalardaki-ozel-duzenlemeler" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">https://www.hukukihaber.net/gecmisten-gunumuze-cumhurbaskanina-hakaret-sucu-ile-kisi-veya-mesleklere-dair-yasalardaki-ozel-duzenlemeler</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kisi-veya-mesleklere-dair-cumhuriyetin-ilanindan-gunumuze-kanunlardaki-ozel-duzenlemeler-1</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/03/terazi/teradmz.jpg" type="image/jpeg" length="45583"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2024/7541 E., 2025/392 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20247541-e-2025392-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20247541-e-2025392-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 13.01.2025 tarihli, 2024/7541 E., 2025/392 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/7541 E., 2025/392 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2024/1491 E., 2024/1534 K.<br />
SUÇ : Uyuşturucu madde ithal etme<br />
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması</p>

<p>Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.</p>

<p>B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,</p>

<p>2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,</p>

<p>3. Eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına,</p>

<p>4. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,</p>

<p>5. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,</p>

<p>6. Sanık hakkında gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine,</p>

<p>7. Eksik inceleme yapıldığına,</p>

<p>8. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>Suç konusu uyuşturucu maddenin miktarına bağlı olarak önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 3. maddesindeki orantılılık ilkesi ile aynı Kanun'un 61. maddesindeki ölçütlere göre; temel hapis ve adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayin edilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ve 5237 sayılı TCK'nın 188/4-a maddesinin uygulanmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>13.01.2025 tarihinde karar verildi.</p>

<p><strong>KARŞI OY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>22.02.2023 tarihli Araştırma, Yakalama ve Muhafaza altına alma tutanağına göre, Kapıkule gümrük sahası Tır giriş X-ray yolunda tespit edilen şüpheli paketlerde narkotik dedektör köpekleri vasıtasıyla yapılan arama ve kontrollerde köpeklerin söz konusu paketlere tepki vermesi üzerine daralı 4162 gram cannabinoidin ele geçirildiği olayda; yapılan yargılama sonucunda sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan dolayı mahkûmiyetine karar verilmiştir.</p>

<p>Olay tutanağı ve dosyada mevcut diğer belgeler incelendiğinde, Kapıkule Gümrük Giriş Kapısında yapılan işlemler sırasında sanığın aracının şüpheli görülerek X-ray taramasına sevk edilmesi üzerine sanığın X-ray yolunda bıraktığı paketlerde yapılan arama neticesinde uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, görevlilerin müdahalesi nedeniyle sanığın aracında bulunan uyuşturucu maddeyi gümrükten geçiremediği, dolayısıyla sanığın işlediği kabul edilen uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunun tamamlanmadığı ve teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Doktrinde ithal, “uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin maddeten, Türkiye’nin siyasi sınırlarının herhangi bir yerinden sokulması” (Erman/Özek’ten aktaran: Birsen Elmas, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara 2020, s. 63) olarak tanımlanmakla birlikte, gümrük (sınır) kapılarının bulunduğu yerlerde uyuşturucu maddenin Türkiye’ye sokulabilmesi için gümrük kontrol noktasından herhangi bir şekilde geçirilmesi gereklidir. Gümrük kontrolünün amaçlarından biri kaçak veya yasak eşyanın ülkeye girişinin önlenmesi olup, gümrük işlemleri sırasında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin polis ya da gümrük görevlisi gibi yetkililer tarafından yakalanması halinde, maddenin ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, ithal suçunun tamamlandığından söz edilemez. Zira uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme, esas itibarıyla maddenin ülkeye sokulduktan sonra satılması, satışa arz edilmesi ya da başkalarına verilmesi gibi kullanmak amacı dışındaki eylemlerin icrasına yönelik olarak işlenen bir suç olup, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük işlemleri sırasında yakalanması halinde, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya ithal suçunun icrasına başlayan failin elinde olmayan nedenlerle, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulmasına engel olunarak ithal suçunun tamamlanması ve aynı zamanda maddenin ülke içinde satışı, satışa arz edilmesi ve başkalarına verilmesi gibi tasarruflarda bulunulması önlenmektedir.</p>

<p>Yukarıda açıklanan görüş doktrinde de bir kısım yazarlar tarafından benimsenmektedir. Örneğin İltaş, “Gümrük kapısı olan yerler bakımından suça konu olan ve saklanan/bildirilmeyen maddenin gümrük işlemleri sırasında yetkililer tarafından yakalanması halinde failin tamamlanmış ithal suçundan dolayı değil de ithal suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılması gerektiği” görüşündedir (Yiğit İltaş, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 192). Savaş/Mollamahmutoğlu’na göre de, “İthal suçu: maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yabancı ülkeden yurda gümrükte saklanarak veya beyan edilmiyerek sokulması ile tamamlanır. Fail gümrükte işlemler sırasında yakalanmış ise suç tamamlanmamıştır. Eylem … teşebbüs derecesinde kalmıştır.” (Vural Savaş - Sadık Mollamahmutoğlu, Türk Ceza Kanununun Yorumu, 3. Cilt, Seçkin Yayınevi, Ankara 1999, s. 3609-3610).</p>

<p>Öte yandan, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinin yirmibirinci fıkrasında yer alan ve kaçak eşya ithal etme fiillerini de kapsayan, "Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır." hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın "Göçmen kaçakçılığı" başlıklı 79. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesindeki, yasal olmayan yollardan yabancıların ülkeye sokulması fiilini de içeren, "Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur." şeklindeki hüküm; kanun koyucu tarafından, kaçak eşya veya insanların ülkeye sokulurken ele geçirilmesi ya da yakalanması halinde eylemin "teşebbüs aşamasında" kaldığının kabul edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla, Dairemizin yerleşik kararlarında, uyuşturucu madde ithal etme suçunun neticesi harekete bitişik suç olması nedeniyle bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı görüşü benimsenmekte ise de; 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin birinci fıkrasında, uyuşturucu madde ithal etme suçu bakımından, eylem teşebbüs aşamasında kalsa dahi tamamlanmış gibi cezaya hükmolunacağına dair bir hükme yer verilmemiş olması, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulurken ele geçirilmesi durumunda, teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Somut olayda, sanığın Türkiye’ye giriş yaptığı aracın X-ray taramasına sevk edilmesi üzerine gümrük sahası tır giriş X-ray yoluna suça konu maddeleri attığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, görevlilerce uyuşturucu maddenin gümrükten geçirilmesine ve ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, sanık elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunu, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamış ve işlediği suç teşebbüs aşamasında kalmıştır.</p>

<p>Böyle bir durumda suçun tamamlanmış olduğunun kabul edilmesi; yurt dışından getirdiği uyuşturucu maddeyi gümrük kontrolünden herhangi bir şekilde geçiren kişilerle, görevlilerin kontrolünü aşamaması nedeniyle maddeyi gümrükten geçiremeyen kişilerin aynı hukuki statüye tabi tutulması anlamına geleceği gibi; gümrük görevlilerinin resmi vazifelerini icra ederken yaptıkları uyuşturucu maddeyi ele geçirme işlemine, gereken hukuki değerin verilmemesi sonucuna da yol açacaktır.</p>

<p>Bu itibarla, sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçu teşebbüs aşamasında kaldığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tayin edilen cezadan aynı Kanun'un 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanığın eylemi tamamlanmış suç olarak kabul edilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanık hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince verilen hükmün bozulmasına karar verilmesi yerine, temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin çoğunluk kararına iştirak etmiyorum. 13.01.2025</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20247541-e-2025392-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-s.jpg" type="image/jpeg" length="45402"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu'nun 2015/500 E., 2019/365 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2015500-e-2019365-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2015500-e-2019365-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.05.2019 tarihli, 2015/500 E., 2019/365 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2015/500 E., 2019/365 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Kararı Veren<br />
Yargıtay Dairesi : 10. Ceza Dairesi<br />
Mahkemesi :Ağır Ceza<br />
Sayısı : 208-82</p>

<p>Uyuşturucu madde ithal etme suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı TCK'nın 188/1-4, 62, 52/2-4, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 22 yıl 6 ay hapis ve 375.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.04.2013 tarihli ve 208-82 sayılı resen de temyize tabi olan hükmün, sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 13.11.2014 tarih ve 7082-12641 sayı ile;<br />
"...<br />
C) Sanık ... hakkında 'uyuşturucu madde ithal etme' suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:<br />
Sanığın, diğer sanıkların uyuşturucu madde ithal etme eylemine iştirak ettiğine ilişkin, savunmasının aksine, somut olayla örtüşmeyen ve içeriği tam olarak belirlenemeyen telefon görüşmeleri dışında kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş,</p>

<p>Daire Üyeleri ... ile B. Özyürek; “28.03.2009-11.06.2009 tarihleri arasında sanık ...'ın diğer sanık ...ile 42 kez, hakkındaki davanın tefrikine karar verilen diğer sanık ... ... ile 18 kez telefonla görüştüğü, tape içeriklerinden ve diğer sanık ...'ın 17.01.2011 tarihli dilekçesi ekindeki bu görüşmelere ilişkin beyanlarından sanık ...'ın diğer sanıkların eylemlerine katıldığı, sanığın da içinde yer aldığı organizasyon tarafından İran'dan getirilen eroinlerin Türkiye üzerinden Hollanda'ya gönderildiği; organizasyonda önemli rol üstlenen ve hakkındaki mahkûmiyet kararı onanarak kesinleşen diğer sanık ... ...'ın yeğeni olan sanık ...'ın suç konusu eroinlerin temininde görev aldığı gibi İran-Türkiye-Hollanda arasındaki uyuşturucu para trafığini de bizzat yönettiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Suç konusu eroinin Türkiye'de 15.06.2009 tarihinde ele geçirildiği, sanık ...'ın diğer sanık ...ile son görüşme tarihi ise 11.06.2009 dur. Bu aradaki dört günlük sürede sanık ...'ın telefon görüşmesinin bulunmaması, gizliliğin esas olduğu uyuşturucu madde suçlarında en son ele geçirilen eroinle irtibatının kesildiği anlamına gelmemelidir. Daha önceki tarihlerde de daha uzun süren aralıklarla sanığın telefon görüşmesi yapmadığı tespit edilmiştir.</p>

<p>Sanık son telefon görüşmesinde açıkça bu organizasyondan çıktığını, işbirliğini sona erdirdiğini belirtmemiştir. Ayrıca tape içeriklerinden, sanık ...'ın dinlenemeyen başka telefonlarla da görüşme yaptığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Sanıkla ilgili iletişim tespit tutanaklarını değerlendiren mahkemenin sübuta ilişkin uygulamasında isabetsizlik bulunmadığından sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi düşüncesinde olduğumuzdan; sanığın beraatine ve salıverilmesine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz” düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır.</p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 08.01.2015 tarih ve 280005 sayı ile;<br />
"Kolluk görevlileri 31.03.2009 tarihinde sanık ...'ın amcası olan diğer sanık ...hakkında İran'dan yüklü bir şekilde uyuşturucu madde getireceği yönünde istihbarat bilgisi alması üzerine 31.03.2009 tarihinden itibaren yasal olarak usulüne uygun kararlara dayanarak teknik takiple adı geçenin telefonları dinlemeye alınmış ve yapılan takipte uyuşturucu madde ticareti suçuna delil olabilecek şüpheli görüşmeler yaptığı saptanan sanık ... ile birlikte diğer sanıklar ..., ... ..., ... ... ve açık kimlikleri tespit edilmeyen... ve Sait isimli şahıslar hakkında alınan mahkeme kararlarına dayanılarak telefonları dinlemeye alınmıştır.<br />
Yapılan teknik ve fiziki takip ve istihbarat bilgileri doğrultusunda sanık ...ve diğer sanıkların iştirak halinde İran'dan temin ettiği, suça konu uyuşturucu madde 15.06.2006 tarihinde İran'dan Ağrı Gürbulak sınır kapısı vasıtasıyla sanık ... kullandığı Tır aracının ülkemize giriş yaptığı tespit edilerek aynı gün Adana'da durdurularak yapılan aramada toplam 463538 gram miktarındaki eroin kuru fasulye yükü arasına gizlenmiş vaziyette ele geçirilmiştir.<br />
Sanık ...'ın 28.03.2009 ile 11.06.2009 tarihleri arasında diğer sanıklar ...ile 42 kez, sanık ... ... ile 18 kez telefon görüşmeleri yapmıştır. Sanık ... ...'nin ve sanık ...'in mahkemede görüşme içeriklerinin sanık Cüneyt ile ortak restoran açılmasına ya da borç alarak alınan 10 bin Euronun gönderilmesine ilişkin olduğu belirtilmiş ise de, sanıkların beyanları birbiriyle tamamen örtüşmediği gibi tape içeriklerini hiçbir şekilde ortak restoran açılmasına ya da bir kez borç para gönderilmesine ilişkin olmayıp zaman aralığı, görüşme şekli ve gizliliğe riayet edilme çabaları dikkate alındığında dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde uyuşturucu madde ticareti sevk ve idaresine ilişkin görüşmeler olarak kabul edilmesi ve sanık ...ile... ...'ın diğer sanık Cüneyt ile ortak olarak mahkum olan diğer sanıklarla birlikte bu organizasyon içinde değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Ayrıca, diğer sanıklardan ... sanık ...'ın bu organizasyondaki konumunu daha önce dosyadaki delillerden anlaşılan bu durumu dosyada mevcut 17.01.2011 tarihli dilekçesinde açıklamıştır. Sanık ... hakkında soruşturma başlamasından sonra yakalanamaması üzerine yakalama emri infaz edildiğinde kendi savunmasında bir başka uyuşturucu madde ticareti suçundan hakkında soruşturma yapılarak tutuklandığını belirtmesi ve durumun UYAP kayıtlarından da anlaşılması dikkat çekicidir.<br />
Sonuç olarak sanık ...'ın bu organizasyonda yer alan sanık ...ve diğer sanıkların İran'dan uyuşturucu madde ithal etme suçuna iştirak ettiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.</p>

<p>CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 16.02.2015 tarih, 670-8716 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
CEZA GENEL KURULU KARARI</strong></p>

<p>Sanıklar ... ..., ..., ... ..., ... ve ... ... hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kovuşturma evresinde ayırma kararı verilmiş; sanıklar ... Yüce ile ... Gökçe hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan beraat hükümleri temyiz edilmeksizin; sanıklar..., ... ... ve ... ... hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan beraat, sanıklar ... ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile... plakalı çekici ve ... plakalı yarı römorkun müsaderesine ilişkin hükümler Özel Dairece onanmak suretiyle, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan beraat hükmü ise Özel Dairece düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.</p>

<p>Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı uyuşturucu madde ithal etme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.<br />
İncelenen dosya kapsamından;</p>

<p>İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince uyuşturucu madde ticareti yapan şahıslara yönelik yapılan istihbarat çalışmalarında, ... numaralı GSM hattını kullanan ... ... isimli şahsın örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yaptığı, bağlantılı olduğu bir gruptan temin edeceği yüklü miktardaki uyuşturucu maddeyi Hollanda’ya nakledip burada açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen ... isimli bir şahsa teslim edeceği bilgisinin elde edildiği, bunun üzerine adı geçenin irtibatlı olduğu diğer şahısların tespit edilebilmesi ve uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2009/312 sayılı soruşturmanın başlatıldığı, bu kapsamda inceleme dışı sanık ...’in kullandığı söz konusu GSM hattı hakkında 30.10.2008 ve 23.01.2009 tarihlerinde CMK'nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması için mahkemeden kararlar alındığı, yürütülen teknik takip çalışmaları sırasında inceleme dışı sanık ...’in, uluslararası düzeydeki uyuşturucu madde ticareti organizasyonu içinde yer alan inceleme dışı sanık ...ile irtibatlı olduğu değerlendirilerek, inceleme dışı sanık ...’in kullandığı ... numaralı GSM hattı hakkında 13.03.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması için mahkemeden karar alındığı, devam eden teknik takip çalışmalarında inceleme dışı sanık ...’in birden fazla GSM hattı kullandığının tespit edilip söz konusu bu hatlar hakkında da dinleme kararlarının alındığı, teknik takip altında bulunan inceleme dışı sanık ...’in, sanık ... ile uyuşturucu madde ticareti ile ilgili görüşmeler yaptığının değerlendirilmesi üzerine, sanık ...'ın kullandığı ... numaralı GSM hattı hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 08.04.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının alındığı, devam eden teknik takip çalışmaları sırasında sanık ...’ın kullandığı ...numaralı GSM hattı hakkında 18.04.2009, ... numaralı GSM hattı hakkında 30.04.2009, ... numaralı GSM hattı hakkında 10.05.2009, 00316 ... numaralı hat hakkında 13.05.2009, 00316 ..., 00316 ... ve... numaralı hatlar hakkında 18.05.2009, ... ve... numaralı GSM hatları hakkında 06.06.2009, ... numaralı hat hakkında ise 12.06.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarının alındığı, yürütülen iletişimin tespiti çalışmaları kapsamında örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yaptıkları ve aynı organizasyon içinde oldukları değerlendirilen inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ..., ..., ... ..., ..., ... ..., ... ... ve ... ... ile açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemediğinden soruşturma evresinde dosyası ayrılan İran’lı... ... hakkında da iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararları alınarak teknik takip çalışmalarına devam edildiği,</p>

<p>İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince ise 04.06.2009 tarih ve 312 sayı ile sanık ..., inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında, adı geçenlerin kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin izlenebilmesi, ses veya görüntü kayıtlarının alınabilmesi amacıyla CMK’nın 140. maddesi gereğince teknik araçlarla izleme kararı verildiği,<br />
Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığınca; Almanya, Hollanda ve Romanya resmi makamlarından, Hollanda’da yaşayan... ... ... isimli şahsın Almanya ve Hollanda’daki uyuşturucu sevkiyatlarını organize ettiği, adı geçenin Romanya’da bulunan ... isimli şahıs ile irtibatlı olduğu, ...’ın da Türkiye ve Romanya üzerinden... ... ... adına Almanya’ya uyuşturucu madde naklini gerçekleştirdiği, Halis ... ...’un Türkiye’de ikamet eden ...ve... isimli şahıslar ile irtibatlı olduğu, 11.06.2008 tarihinde Hollanda’nın Tilburg şehrinde 460,50 kilogram eroin ele geçirildiği, olayla ilgili olarak... ... ... ve ...’ın yakalandıkları bilgisinin elde edildiği, görevlilerce konu hakkında yapılan araştırmada ... isimli şahsın yurt dışına nakledilecek uyuşturucu maddenin temini için 25.05.2008 ile 08.06.2008 tarihleri arasında Türkiye’de bulunduğunun ve bu süre zarfında ...isimli şahıs ile görüştüğünün tespit edildiği, bunun üzerine ...ve...’un irtibatlı olduğu diğer şahısların tespit edilebilmesi ve Türkiye üzerinden yurt dışına nakledilebilecek uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi amacıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2009/119 sayılı soruşturmanın başlatıldığı, bu kapsamda ...ve...’un kullandığı GSM hatları hakkında 13.02.2009 tarihinde CMK'nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması için mahkemeden karar alındığı, gerçekleştirilen teknik takip çalışmaları sırasında...’un, Hilmi Dinç isimli şahıs ile adı geçenin de inceleme dışı sanık ... ile irtibatlı olduğu değerlendirilerek inceleme dışı sanık ...'in kullandığı 0538 418 69 14 numaralı GSM hattı hakkında 25.03.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması için mahkemeden karar alındığı, teknik takip altında bulunan inceleme dışı sanık ... ile irtibatlı olduğu değerlendirilen inceleme dışı sanık ...’in kullandığı ... numaralı GSM hattı hakkında 09.04.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması için mahkemeden karar alındığı, yürütülen iletişimin tespiti çalışmaları sırasında inceleme dışı sanık ...’in, sanık ... ile uyuşturucu madde ticareti ile ilgili görüşmeler yaptığının değerlendirilmesi üzerine, sanık ...'ın kullandığı ... numaralı GSM hat hakkında da Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince 10.04.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının verildiği, devam eden teknik takip çalışmaları kapsamında sanık ...’ın kullandığı ... numaralı GSM hattı hakkında 28.04.2009, 00316 ... numaralı hattı hakkında 15.05.2009, ... numaralı GSM hattı hakkında 18.05.2009, 00316 ..., ... ve ... numaralı hatlar hakkında 20.05.2009, ... numaralı GSM hattı hakkında 08.06.2009, ... numaralı hattı hakkında ise 12.06.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarının alındığı, yürütülen 2009/119 sayılı soruşturma kapsamında uluslararası düzeyde uyuşturucu madde ticareti yaptıkları ve aynı organizasyon içinde bulundukları değerlendirilen inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ..., ... ... ve ... ... ile açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemediğinden soruşturma evresinde dosyası ayrılan İran’lı... ... hakkında da iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararları alınarak çalışmalara devam edildiği,</p>

<p>15.06.2009 tarihli olay tespit yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına göre; Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliği görevlilerince 04.06.2009 tarihinde saat 17.00 sıralarında muhbir ile yapılan görüşmede; Mersin’de faaliyet gösteren Özkonak adlı şirkette şoför olarak çalışan ve...numaralı GSM hattını kullanan ... isimli şahsın, söz konusu şirkete ait TIR ile Kazakistan’a gittiği ve Türkiye’ye dönüşte eroin getireceği bilgisinin elde edildiği, görevlilerce konu hakkında yapılan araştırmada...numaralı GSM hattının ... ve Hasine oğlu, 1972 doğumlu (TC ...) ... adına kayıtlı bulunduğu, adı geçenin MERNİS adresinin Üçkonak Mahallesi, ... Akdeniz/Mersin olduğu, ... ve ... seri numaralı pasaportlarla Türkiye’den çıkış ve giriş yaptığına dair kayıtların bulunduğu, en son 15.05.2009 tarihinde Ağrı-Gürbulak Karahudut sınır kapısından çıkış yaptığının tespit edildiği, aynı muhbir ile 15.06.2009 tarihinde saat 08.00 sıralarında yapılan görüşmede ise; sürücülüğünü ... isimli şahsın yaptığı... – ... plaka sayılı Daf marka TIR ile Türkiye’ye giriş yaptığı, uyuşturucunun Mersin ilinde faaliyet gösteren Viyan Nakliyat adlı şirketin sahibi... isimli şahsa ait olduğu, bahsi geçen bu şahsın da uyuşturucu maddeyi Hollanda’da bulunan Trabzon’lu... isimli şahsa göndereceği bilgisinin elde edildiği, bunun üzerine görevlilerce KOM Daire Başkanlığına bilgi verilip, söz konusu aracın tespiti ve uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi amacıyla 15.06.2009 tarihinde Adana ili giriş ve çıkışlarında gerekli tertibatlar alınarak çalışmalara başlanıldığı, aynı gün saat 19.00 sıralarında... – ... plaka sayılı TIR'ın otoban yolu üzerindeki Mola Tesislerine girdiğinin görüldüğü, araca yaklaşan görevlilerce yapılan kimlik kontrolünde şoför koltuğunda oturan şahsın inceleme dışı sanık ..., sağ ön koltukta oturan şahsın ise inceleme dışı sanık ... Yüce olduğunun tespit edildiği, sorulduğunda inceleme dışı sanık ...’in, Kırgızistan’dan geldiğini ve aracın yasal yükünün kuru fasulye olduğunu söylediği, narkotik köpeği eşliğinde araç kontrol edildiğinde köpeğin araca tepki vermesi üzerine Adana Gümrük Müdürlüğü görevlilerine araçtaki yasal yüke ilişkin mühür açtırılarak Adana 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.05.2009 tarihli ve 1326 sayılı önleme araması kararı uyarınca araçta yapılan aramada; ... plaka sayılı dorsede, yasal yük olan kuru fasulyelerin bulunduğu teliz torbaların arasına gizlenmiş ve daralı ağırlığı 480 kilogram olan toplam 871 paket hâlindeki eroinin ele geçirildiği, yasal yüke ilişkin irsaliye incelendiğinde 920 adet çuvalda toplam 23.000 kilogram beyaz kuru fasulye bulunduğunun anlaşıldığı, inceleme dışı sanıklar ... ve ...’in üst aramalarında ise herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı,</p>

<p>Suç konusu uyuşturucu maddenin 15.06.2009 tarihinde Adana’da ele geçirilmesi ve sanık ... ile inceleme dışı sanıkların uyuşturucu maddeyle irtibatlarının bulunduğunun değerlendirilmesi üzerine, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ... ile inceleme dışı sanıklar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2009/312 sayılı soruşturma dosyasında 22.06.2009 tarihinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2009/119 sayılı soruşturma dosyasında ise 08.07.2009 tarihinde yetkisizlik kararları verilerek, söz konusu soruşturma dosyalarının Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,</p>

<p>Sanık ...’ın yakalanması ve ikametinde delil elde edilmesi amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı arama emrine istinaden 16.06.2009 tarihinde adı geçenin ikametinde annesi ... ...’ın huzurunda yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, ... ...’ın, sanık ...’ın yurt dışında olduğunu söylediği, tüm aramalara rağmen kendisine ulaşılamayan sanık ... hakkında Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.12.2009 tarihli ve 895 sayılı kararı uyarınca yakalama emri düzenlendiği, 03.03.2010 tarihinde İstanbul’da yakalanıp başka bir uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2010 tarihli ve 9 sayılı kararı gereğince tutuklandığı anlaşılan sanık ...’ın, suç konusu uyuşturucu maddeye ilişkin olarak Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince 04.06.2010 tarihinde yapılan sorgusu üzerine aynı tarihte tutuklandığı,</p>

<p>Adana 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.05.2009 tarihli ve 1326 sayılı önleme araması kararının olay tarihini ve yerini kapsadığı,<br />
Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 18.09.2009 tarihli uzmanlık raporuna göre; ele geçirilen toplam 463.598 gram ağırlığındaki maddenin net 301.338,7 gram eroin içerdiği,</p>

<p>Adana Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğünce düzenlenen 25.06.2009 ve 01.07.2009 tarihli vücut izi raporlarına göre; suç konusu eroinin ele geçirildiği toplam (871) paket üzerinde yapılan incelemede, koli bantlarının dış yüzeylerinden beş, yapışkan iç yüzeylerinden ise otuz beş olmak üzere toplam kırk adet vücut izinin tespit edildiği, bu izlerden on tanesinin mukayeseye elverişli olmadığı, otuz adet izin ise inceleme dışı sanıklar ... ile ...’in parmak izleri ile benzerlik göstermediği, mukayese elverişli izlerin arşiv araştırmasının yapılabilmesi için AFİS veri tabanına kayıt edildiği,<br />
... – ... plaka sayılı aracın, inceleme dışı sanık...’ın sahibi olduğu Viyan Lojistik ve Uluslararası Nakliyat Petrol Gıda Tekstil Ürünleri İthalat ve İhracat Sanayi Limited Şirketi adına kayıtlı bulunduğu, söz konusu aracın taşıdığı yasal yükün Kırgızistan’dan satın alındığı, alıcısının ise Mersin’de ticareti faaliyette bulunan Armada Gıda Limited Şirketi olduğu,</p>

<p>Sanık ...'ın güncel adli sicil kaydı ile UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; Osman Ceylan, Türkan Ceylan, Nihat Karan ve Tülay Şenel ile inceleme dışı sanık ... ... ve sanık ... hakkında 02.03.2010 tarihinde işlenen uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 22.03.2010 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 09.12.2011 tarihli ve 85-204 sayılı karar ile sanık ...'ın TCK'nın 188/3-4, 62, 52/2-4, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesince 04.06.2013 tarih ve 3899-5110 sayı ile hükmün onanmasına karar verildiği, bu dosyada yapılan yargılama sırasında sanık ...'ın mahkemedeki savunmasında da doğruladığı 05.03.2010 tarihli Cumhuriyet savcılığı ifadesinde; İranlı... ... isimli kişiyi amcası ... ...'ın bacanağı olması nedeniyle tanıdığını, bu kişinin İran'dan kendisine tespih ve hediyelik eşya, çay, pirinç gibi malzemeler getirdiğini söylediği,<br />
Sanık ...'a ve adı geçen sanığın irtibatlı olduğu diğer inceleme dışı sanıklara ait bir kısım iletişim tespit tutanaklarına göre;<br />
06.05.2009 tarihinde saat 15.01’de inceleme dışı sanık ... ile sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Biliyor musun o benimle konuşuyordu, diyordu ki ona da bir şeyler veresiniz, dedim tabi ki adama bir şeyler veririz, onun değil ki, onun olsaydı derdik, o payını ben şey etmiyorum, sen payını şey et, bilmiyorum biz üç kişiyiz,<br />
...: Tamam biz üç kişiyiz ama gerekir ki, dayıya da bir şeyler verelim,<br />
... ...: Dayı zaten, o bir şey değildir, onun düşüncesi biz üç kişi fazlayız, yani benimkiler bana ait, seninkiler sana ait olsun,<br />
...: Tamam bizde eğer dayıdan alırsak 11’i ona verelim,<br />
... ...: Ne dersin,<br />
...: Ben derim ki akıllı ol, sen bir şey dememişsin, biz burada kısacağız, sen orada artıracaksın, biz beraberiz, başka bir yolu yok, dayı neydi sen mi söyledin, dayı da olsun bir şeyler,<br />
... ...: Ben bir şey demedim, onun bir şeyi yok, ondan da ona demiş ki, bize de bir şeyler vermesi gerekir, ben de dedim ki haklıdır, biz öyle yapamayız, tek değiliz ki üç kişiyiz<br />
...: Kim diyor üç kişiyiz<br />
... ...: Ben diyorum<br />
...: Biz üç kişi değiliz, düzenimiz iyiydi, kim bozdu<br />
... ...: O bozdu neden böyle yapıyor<br />
...: Sen hata etme bana bırak, neyin hesabını yapıyor, beş yüz vermiş, sen ne diyon yetmiş senin, dört yüzde diğerlerinin, ben ararım,<br />
... ...: Kaç aldın, bize kaç verdin,<br />
...: Biz razıyız, o daha razı değil,<br />
... ...: Deki sen ne karıştırıyorsun, yetmiş beş kazanacağız,<br />
...: Dört yüz diğerlerinde öyle olur mu, sen bırak ben arayım sana dönerim”,<br />
06.05.2009 tarihinde saat 21.25’de inceleme dışı sanık ... ile sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Ben o diğeri ile konuştum,<br />
...: Ne oldu,<br />
... ...: Sana söyleyeyim, ama bizim gözümüz parada değil, aslında onlar şey yapıyor, bende şey yapmıyorum, yeter ki iş olsun dedim, dedi ki tamam,<br />
...: Gözüm üstüne”,<br />
09.05.2009 tarihinde saat 20.59’da inceleme dışı sanık ... ile sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Sıkıntı yok değil mi,<br />
...: Sen onunla konuştun mu,<br />
... ...: Evet,<br />
...: Bir şey göndermiş mi,<br />
... ...: Tamam işte dedi, gönderirim falan, üç kere ben aradım, biraz rahat bırakın işim var, bitireyim sizi ararım dedi, tamam dedim,<br />
...: İyi”,<br />
09.05.2009 tarihinde saat 21.04’de inceleme dışı sanık ... ile sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Alo, yeni konuştum, O beni aradı, tamam dedi, 200 banknot,<br />
...: Vermiş yani,<br />
... ...: 140 ayrı, 60 ayrı, 200<br />
...: İyi”,<br />
10.05.2009 tarihinde saat 19.41’de inceleme dışı sanık ... ile sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Sen ne yapıyorsun, ne zaman gideceksin,<br />
...: 3, 4 güne kadar gideceğim,<br />
... ...: Sana bir şey demiştik ya, bu tarafta var mı<br />
...: Yok o değil, diğeri<br />
... ...: Söyle neydi<br />
...: Gelecekti<br />
... ...: Bu gün mü, sabah bana şey yap, o söyleyecek sana<br />
...: Tamam<br />
... ...: Tamam ben yarın sabah seni arayacağım”,<br />
11.05.2009 tarihinde saat 23.40’da sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Bir sıkıntı yok değil mi,<br />
...: Yok, koşturuyorum ora bura, eve geldim, sen ne yaptın<br />
... ...: İnşallah perşembe oluyor, belki cumaya geliyorum, ararım ben seni<br />
...: Hadi görüşürüz<br />
... ...: Tamam”,<br />
12.05.2009 tarihinde saat 00.52’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ne yaptın görüşe bildin mi, ne zaman geliyorsun<br />
... ...: Görüşemedim, Perşembe veya Cuma günü geliyorum<br />
...: O ne yapıyor, ne yaptınız,<br />
... ...: Bugün görüşemedik, bakalım bir şeyler yapacağım, sen ne yaptın bir şeyler verdin mi ,<br />
...: Bugün veremedim bir şey,<br />
... ...: Yarın inşallah,<br />
...: Sen şişkoyla görüşüyor musun,<br />
... ...: Görüşüyorum, 3, 4 gün yok burada”,<br />
12.05.2009 tarihinde saat 15.11’de sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Sen hiç diğeriyle görüştün mü,<br />
...: Görüşmedim,<br />
... ...: Sana söyleyeyim mi dedi, ödeme yapma, dün akşam yapmadı, bu gün yapacak, ben yine onu arayacağım,<br />
...: Sen gidersen daha iyi olur, sen gidersin şey yaparsın, bir hesap kitap yaparsın<br />
... ...: Yine yaparız,<br />
...: Sen neyle gideceksin, neyle alacaksın<br />
... ...: Bana şeyle gönderecek, iki de, ben şimdi de gittim<br />
...: Ne dedi,<br />
... ...: Dediler ki, muhakkak sen gideceksin, yeni atölye, o sana gelsin, bende dedim ki, tamam Cumartesi, Pazara kadar senin biletini de ayarladım,<br />
...: Ben seni gittiğimde ararım,<br />
... ...: Sen ne zaman gideceksin,<br />
...: Ben boş olmadan hayatta gidemem, Cumaya kadar anca”,<br />
12.05.2009 tarihinde saat 23.52’de sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Dayıya ben söyledim, diyor bizi sabah şafakta arasın,<br />
... ...: Tamam,<br />
...: Evet sen söyle, sabah şafakta arasın,<br />
... ...: Tamam, ben şimdi dışarı çıkacağım, arayacağım”,<br />
13.05.2009 tarihinde saat 12.43’de sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Dayı, biraz kızdım ona, çağıracağım, kulaklarını çekeceğim dedi,<br />
... ...: Adam, bekle sabret işimizi halledelim ondan sonra dedi, Cuma, Cumartesi biletimi keseceğim,<br />
...: Cuma günü biraz bize gönderseydi iki bin lira,<br />
... ...: Ben diyorum, yanımda hiç yok diyor,<br />
...: İki bin gönderemiyor mu<br />
... ...: Pazartesi, Salıya kadar sabret, ben gidim, ben göndereceğim,<br />
...: Sen gidince kesin gönder,<br />
... ...: Göndereceğim, dedim ki bana iki gönder, Cuma bana bankadan gönder, yanımda tane bile yok dedi, bugün belki üç yüz bin veririm diyor”,<br />
13.05.2009 tarihinde saat 18.18’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Ne yaptın, bir şeyler yaptın mı bugün,<br />
...: Yapacağım birazdan,<br />
... ...: Ben şimdi gidiyorum, uçaktayım artık kapalı olur, ben indiğimde yine ararım,<br />
...: Sen Cumartesi mi burada oluyorsun,<br />
... ...: Ben bugün yokum, yarın yokum, Cuma yanlarına gideceğim, nedir, ne değildir bileceğim, ya Cumartesi ya da Pazar”,<br />
13.05.2009 tarihinde saat 23.35’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Evrak vereceğim, adam geliyor şimdi, söyleyeyim adama,<br />
... ...: Ben şimdi ararım,<br />
...: Hemen ara, adam gelmek üzere,<br />
... ...: Tamam ne verecekti, ne kadar<br />
...: Seksen Euro<br />
... ...: Tamam, ararım şimdi”,<br />
13.05.2009 tarihinde saat 23.41’de sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Sen onu gör de, söyle ona cevap versin, çocuk gelmiş oraya 80 bin Lirayı, o eşyayı verecek, arıyormuş cevap vermiyormuş, sen haber ver, daha fazla var diyor,<br />
...: Tamam”,<br />
13.05.2009 tarihinde saat 23.58’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Gördün mü, aradılar mı seni,<br />
...: Ben verdim, kimse aramadı, ben şişkoyu aradım, şişkoya ben veriyorum dedim,<br />
... ...: Bende görüştüm de, nasıl aramadı seni,<br />
...: Ben ona dedim, problem yok”,<br />
13.05.2009 tarihinde saat 23.59’da sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Ne yapıyorsun, ne ediyorsun, ne satıyorsun, benim haberim olsun dedim ona,<br />
...: İyi etmişsin, ben arıyorum cevap vermiyor,<br />
... ...: Bir şey verdiniz mi, vermediniz mi, sana bağlıyım,<br />
...: Kalanı vermişler mi, sen onu soraydın,<br />
... ...: Yok dedi, vermemiş, bak ben ne varsa satarım dedim, hiçbir şey vermemişler, verdikleri zaman sende de, getirsinler,<br />
...: Tamam”,<br />
14.05.2009 tarihinde saat 18.16’da sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Adana’dayım, uçağı bekliyorum,<br />
...: ...’e veriyorum, konuş,<br />
...: Yeğen ne yapıyorsun, her şeyi dedi bana, yalnız o öyle değil, benimle karşılaşınca ben söylerim,<br />
... ...: Senin karşına geldi mi sen söyleyeceksin, o büyük, sen vereceksin bana gönderecek,<br />
...: Tamam,<br />
... ...: Bir kaç güne kadar belki o büyük gelir oraya, sen onla gönderirsin,<br />
...: Tamam”,<br />
15.05.2009 tarihinde saat 14.21’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Bugün bir şey gönder, yarına biletimi alayım, iki Lira, o çocuğun adına gönder, Alper Şen,<br />
...: Yollayamam, yok mu sende iki Lira<br />
... ...: Buradan da bir Lira alacağım edecek üç Lira, ancak üç Lirayla gelirim<br />
...: O zaman bizim ufaklığı ara, o yapar mı bilmiyorum,<br />
... ...: Yeğenine söyle yapsın,<br />
...: Al kendin söyle, yeğenime veriyorum, abi nasılsın,<br />
... ...: Sağol, bugün bir şey gönderebilir misin senin adına, çünkü acil yarın geleceğim, gelmek için bir şey yok,<br />
...: Başka birisinin üstüne yapabilsem, bir bakim,<br />
... ...: Halletmeye çalış, göndereceğin ismi de söyleyeyim, geçen göndermiştin ya bir çocuğa, Alper Şen”,<br />
15.05.2009 tarihinde saat 15.15’de sanık ...'ın, Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ...'a gönderdiği mesajın;<br />
“... ...: 08.01.1982 uskudar doğumlu, Alper Şen”,<br />
15.05.2009 tarihinde saat 15.15’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Yeğen halletti mi, gönderdi mi,<br />
...: Gönderiyor,<br />
... ...: Şimdi bizimki geldi, birazdan seni arar”,<br />
15.05.2009 tarihinde saat 16.47’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Biletimi kestim, yarın, şimdi ayrıldık, arayacak seni o<br />
...: Yarın kaçta, ben mi gelip alacağım,<br />
... ...: Tabi sen gelip alacaksın, Milano’ya gideceğim üç buçukta, yeğen ne yaptı,<br />
...: Hallediyor, ben sana bir şey söyleyeyim mi, o kendi ismine yapamaz, bir kere yaptı bir kere daha yaparsa kontrol altına geçer, anladın mı nereden buluyor bu kadar yaşındaki çocuk”,<br />
15.05.2009 tarihinde saat 20.45’de sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Bugün bana 2 bin ayarlayacaksın,<br />
...: Tamam,<br />
... ...: Hepsini bil, ona gör yarın gideceğim, hazırlıklı gideyim,<br />
...: Kaç verecek,<br />
... ...: Bizimki ayrı, herkes biliyor biliyor musun,<br />
...: Ben biliyorum, ne düşüyor hesap et,<br />
... ...: Hesaplarım ben oraya gidince, ne ettik, ne verdik, hepsini bil”,<br />
15.05.2009 tarihinde saat 23.59’da sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Diğer akşam seni yarın akşam ararım, bir emrin var mı,<br />
...: Abiye söyledin mi ben gidiyorum,<br />
... ...: Söyledim”,<br />
16.05.2009 tarihinde saat 01.01’de Hollanda ülkesinde olan sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Bunlar yarın evrakta getirecekler, benim ufaklığı göndersem nasıl olur,<br />
... ...: Ufaklık alsın evrakları,<br />
...: Yüzüne gözüne karıştırır,<br />
... ...: Sen gelmeye çalış,<br />
...: Ha ben, ha ufaklık fark etmez, ben sana haber vereceğim birazdan”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 12.35’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Sen söyleyemez misin üç dört bin Avro, beş bin o arkadaşın ismine gönder, üç dört bin para,<br />
... ...: Üç dört bin, şimdi iki üç tane çocuk var, şimdi kullanamaz,<br />
...: Arkadaşının ismine gönderdin mi,<br />
... ...: Evet,<br />
...: Yine onun adına gönder, telefonunu ver, ben onu arayayım, oda oradan bana göndersin buraya,<br />
... ...: Bakayım, bir çocuk varsa iki bin göndersin,<br />
...: Siz, üç bin dört bin, ismi üzerine,<br />
... ...: Herkes çalışıyor, kimse elini taşın altına koymuyor çalışanlar devletten korkuyor, bir iki defa gönderdi çocuk, zor ikna edebildim,<br />
...: Sen bize bugün deseydin, gönderseydi akşama geç olur,<br />
... ...: Çocuk ikna olursa göndersin,<br />
...: İyi tamam şey oldu mu, ondan hariç,<br />
... ...: Seni tehdit eder,<br />
...: Ben söyleyeceğim, sana söylememişse, sana ne dedi, dedi ki altı milyar,<br />
... ...: Yok altı buçuk seksen altı, ben sırtımı ona dayayacağım, ağa da beni tanıyor, hesabımızı, hepsini yap,<br />
...: Deki, hesabı kapatsın, yedi bin beş yüzümü nereden alıyorsa haftaya kadar halletsin,<br />
... ...: Ben dayıya diyeceğim ki, artık o muhatap olacak, telefonlarda konuşacak orayla, dayıya söyleyeceğim, bizden fazla kimse bir şey vermez, ben orada gördüm, orada hepsi öyle, iki üç tane var, bir aile için çalışıyorlar biz vermesek,<br />
...: Tamam ben konuştum mu seni yine ararım”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 13.05’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Sen onunla konuştun mu,<br />
... ...: O diğeri şimdi geliyor, beraber konuşacağız,<br />
...: Nasıl öyle söylemiş, sen bir konuş deki, o diğerinin parasını bakalım ne diyecek sana,<br />
... ...: Konuştuk mu sonra seni ararım”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 14.07’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ben dedim, o şeyin gönder iki bin,<br />
... ...: Yanımızda bir kuruş yok, çocuk parasız geldi, olursa zaten ben sana haber veririm,<br />
...: Senin arkadaşının ismi üzerine sen göndermiştin ya, onun adına gönder, telefonunu ver, ben onu ararım, oda bana gönderir,<br />
... ...: Tamam<br />
...: Sen iki üç bin gönderseydin,<br />
... ...: Tamam ben şey yapacağım, ben şimdi ikiden fazla gönderemem,<br />
...: İkiden fazla gönderemez misin,<br />
... ...: Yok, ikiden fazla gönderemem”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 22.36’da Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Bir numara vereceğim sana sıfır, ikisini onu yaz, üç rakam oldu, iki ondan sonra iki sıfır (...),<br />
...: İki ondan sonra iki sıfır<br />
... ...: Kaç tane oldu altı tane oldu<br />
...: Evet altı oldu<br />
... ...: Seksen dört, elli bir<br />
...: Seksen dört elli bir<br />
... ...: Evet biz telefonunu kaybettik, biz elli yedi verdik çocuğa, elli yedi,<br />
...: Elli yedi, siz numara aldınız mı,<br />
... ...: Evet, biz irtibat halindeyiz, biz telefon açtık, ama biz dayıya ulaşamıyoruz,<br />
...: Tamam ben bakarım şimdi,<br />
... ...:Tamam bu numarayı dayıya ver, deki bizi bu numaradan arasın, yarın gelirse sana göndereceğiz, iki bin, eğer yarın bugün şey oldu, biz cebimizden verdik, biz söz vermiştik, tamamladık,<br />
...: Siz ne kadar verdiniz,<br />
... ...: Elli yedi verdik,<br />
...: Tamam<br />
... ...: Şimdi biz elli yedi çocuğa verdik, onu da sana vereceğiz”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 22.52’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Sen söyledin mi,<br />
...: Cevap vermiyor bana, nerede bu,<br />
... ...: Verdi, verdi çocuğa,<br />
...: Ben arıyorum,<br />
... ...: Tamam, ondan sonra haber ver bana,<br />
...: Tamam,<br />
... ...: Biz verdik, verdik elli yedi”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 23.18’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ulaşamadım, arıyorum bakmıyor,<br />
... ...: Başka yerde arkadaşı, başka yerde adam gitti, kimsenin haberi yok, söylemişti ama yine ne olur ne olmaz, bilmiyorum nerede, acilen kim olursa, söyle bir haberimiz olsun, diğer arkadaşı, sen ne yap ulaş, dayıdan hariç o eskisi,<br />
...: Tamam<br />
... ...: Söyle, acil biz verdik adam gitti,<br />
...: Tamam”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 23.40’de inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Gördün mü, arkadaşını abi,<br />
...: Gördüm,<br />
...: Bizim kardeş senin aramanı istemiş, bizim çocuklara ulaşmış, demin bahsettiğimiz kardeşimiz, telefon açacaktın ya, haber bekliyordun ya,<br />
...: Şey mi,<br />
...: Memo,<br />
...: ...mu tamam arayım,<br />
...: Ara”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 23.41’de inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Telefonunu hiç açmıyorsun, bu şey aradı akşam, bizim Haso, senin aradığın telefonu kaybetmişler, başka şey verdi bana, birde orada şey görmüşler, 57 Lira vermişler,<br />
...: Öyle mi, ulan bu telefonu niye kaybediyor bu çocuk,<br />
...: 57 vermiş, az önce haberin olsun, birde ben geç gideceğim, bu amca oğlunun işi bitsin ondan sonra gidiyim oraya,<br />
...: Tamam sen ona göre söyledin değil mi, hacı abiye bize şey yapacak,<br />
...: Yarın, bu bizimki gitti o tarafa, ben gene bir şey verdim ona, numara, oradan beni arayacaklar, sonra ben giderim,<br />
...: Söyle, şey yapsın daha dediğinin ikisine çıksın, iki olsun, iki buçuğuna çıksın, üçüne çıksın, yani o imkânı var,<br />
...: İmkanı var, ne diyecektim bu şey için sıkıntı yok değil mi bizim için söz verdi ya, yoğurtçu bize söz verdi ya, bu mazot için,<br />
...: Bir sıkıntı yok her şey yolunda”,<br />
26.05.2009 tarihinde saat 00.07’de inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: 003165 (...),<br />
...: 03165,<br />
...: 200, 8451,<br />
...: Tamam, 6520,<br />
...: Evet 08,<br />
...: 08451,<br />
...: Evet,<br />
...: Tamam,<br />
...: Oldu hadi,<br />
...: Zaten bir saate kadar arayacak, öyle söyledi,<br />
...:Ben şimdi onu bir arayayım söyleyeyim”,<br />
26.05.2009 tarihinde saat 00.22’de Hollanda’da bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ben söyledim,<br />
... ...: Sen numarayı da verdin mi,<br />
...: Evet verdim,<br />
... ...: Tamam”,<br />
26.05.2009 tarihinde saat 14.15’de inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ne yaptın, bize bir şey gönderecek misin bu amca oğulları için,<br />
...: Göndereceğim, şimdi bekliyorum, daha okeyini vermediler, göndereceğim oraya<br />
...: İyi tamam inşallah verirler,<br />
...: Genci de bekliyorum, genç diyor, para dedim, ne yapacağım parayı kardeşim, karşıya göndereceğim dedim ya sporcu, sporcu,<br />
...: Yok, ona verme, bunu yaz burada, yük mük almışlar, bizim memlekette, bizim burada borcu var, ona vereceğim biraz,<br />
...: Tamam, kime göndereyim, sana mı gönderim oraya mı,<br />
...: Buraya gönder, biraz borcu var, verim gerisini de ben oraya göndereceğim,<br />
...: İstersen oraya gönder,<br />
...: Biraz o amcaoğlu, biraz ona bırakacağım, buradakine, öbürü de zaten kendisinin, yarısı da onundur,<br />
...: Tamam, kurt ne yapıyor orada, daha gelmemiş mi yanına çocukların,<br />
...: Ben sana dün ne dedim,<br />
...: Ne diyormuş peki kurt, konuşmuyorlar mı,<br />
...: Konuşuyorlar demiş, otuz üç saat sonra geleceğim ben, anlamadım bu otuz üç saat nereden çıktı,<br />
...: Bu nasıl iş, otuz üç saat<br />
...: Şimdi birazdan arayayım, tekrar sana haber verim”,<br />
26.05.2009 tarihinde saat 17.08’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Ben bu gün sana bir şey gönderecektim,<br />
...: İki bin,<br />
... ...: İki üç banknot, dışarıya da çıkmadım, bir yere de gitmedim, çocuk gelip bize getirecek, yarın sana gönderirim, bin, iki bin gönderirim,<br />
...: 57 mi verdin<br />
... ...: Biz 57 bin verdik<br />
...: Bu gün vermedin,<br />
... ...: Akşam gelecek”,<br />
26.05.2009 tarihinde saat 21.15’de İran ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... ile Türkiye’de bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Amca ne yapıyorsun,<br />
...: Mamo diyor, hani kaç tümen verecek bana, ona söyleyeceğim çünkü,<br />
...: Biz 500 milyon, belki 550 milyon yapabildik,<br />
...: Tamam,<br />
...: 500 milyon, belki 550 milyon, abi bana dedi şimdi, hesapla 400 bin verecek, bana 400 bin, şimdi hesapladım 530 falan yapıyor,<br />
...: Tamam,<br />
...: Hesapla, Mamo da düz 600 falan yapsın,<br />
...: Tamam”,<br />
26.05.2009 tarihinde saat 21.18’de inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Az önce beni aradı amca, para konusunda sıkıntı yok, sen rahat ol dedim, şimdi ben ona, bize 500 bin, 600 bin yap dedim,<br />
...: Ona 250 verecek dedik ya, daha fazla vereceğiz ona,<br />
...: 600 bin yap dedim, sen ne verebilirsin para olarak dedi, bende arkadaşım, ortağım var,<br />
...: Göndeririz, sen hele bir yanına geç veririz,<br />
...: Tamam, haberin olsun, şey konusunda rahat ol,<br />
...: Bizim, 150 daha verecek biliyorsun, öbürü beriki derken, 650 falan çıkaracağım, hemen hemen 650 hepsini oraya verme,<br />
...: Tamam<br />
...: Ne kadar alabiliyor, yani diğer şeylerde lazımdır biliyorsun,<br />
...: Ben onun hesabını yapıyorum,<br />
...: Hesabını güzel,<br />
...: Ben onu çıkaracağım, ona göre diyeceğim, sana bunu vereyim, yapacağım onun hesabını,<br />
...: Şu anda elimizle, gencin vereceği ile beraber işte 400 olur, 450 olur, 500 olur, biraz harcayalım sağa sola, o şeyi söyledim ben, o dediğin yere, 50 verecekler,<br />
...: Tamam oda geç oldu, oradan şey gelmeyince artık yarına kaldı,<br />
...: Amca oğlu da şey ederse, haber et olur mu,<br />
...: Haber vereceğim, bu gün ben seni arayacaktım,<br />
...: Sen merak etme, sen gider gitmez, hemen oradan, buradan çakarım”,<br />
27.05.2009 tarihinde saat 14.19’da Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ne yaptın, bize harçlık göndermedin mi,<br />
... ...: Sana harçlık, bir kuruş cebimizde yok, geçen akşam saat bire kadar çocuğu bekledik gelmedi, bugünde telefonuna cevap vermiyor, bir kuruş ayarlayamadık, on dakikada bir bizi arıyor, siz bir şey gönderecektiniz, biz çocuğu bekliyoruz, çocuk mesaj göndermiş, cumaya kadar çocuk yüklü bir şey getirirse, biz hesabını yapsaydık çocuk gelecek yanımıza,<br />
...: Sen ne zaman geleceksin,<br />
... ...: Pazara inşallah biletim, sen gelmiyor musun bu taraflara,<br />
...: Ben belki giderim o tarafa, Pazar, Pazartesi ben mecbur görüp döneceğim,<br />
... ...: Tamam, belki o diğeri de,<br />
...: Evet, oda dedi ben geleceğim”,<br />
27.05.2009 tarihinde saat 18.36’da inceleme dışı sanık ... ile İran ülkesinde bulunan... ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ben bu parayı bilmem nereden borç almışım, sende o arada para istedin, ben sana on beş milyon yolladım, git al, git senin devamlı aldığın ismi neydi,<br />
...: Tamam”,<br />
27.05.2009 tarihinde saat 22.01’de inceleme dışı sanık ... ile İran ülkesinde bulunan... ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Sen öbür paranı aldın mı,<br />
...: Yarın alacağım, ben 1200 milyon vermiştim,<br />
...: Tamam onu ayrı hesapla, ben sana ayrı vereceğim, senin önceki hesabın kapandı, bu yeni olan,<br />
...: Tamam, evde oturma, ben demişem 150 koli bir yerdeydi, 70 kolide öncekiydi,<br />
...: Tamam”,<br />
28.05.2009 tarihinde saat 18.19’da inceleme dışı sanık ... ile İran ülkesinde bulunan... ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Bunlar 47 milyon,<br />
...: Kaç,<br />
...: 47 milyon,<br />
...: Tamam, ıslak mı değil mi,<br />
...: Daha konuşmadım, konuşayım sana söylerim, kaldırırım,<br />
...: Kaldır”,<br />
30.05.2009 tarihinde saat 22.50’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Nasıl gidiyor,<br />
... ...: İyidir, veriyor yeni atölye,<br />
...: İyi, bir şey verdi mi,<br />
... ...: Bu gün 130, dün 150, bu akşam bakalım ne olacak,<br />
...: Sen gelecek misin, gelmeyecek misin,<br />
... ...: Öbür akşam, zaten Salı günü de oda geliyor, biz konuşalım, dayı biz bir şey yaparız, ya da biz konuşuruz, ben de dedim benim de kâğıdım düzenlensin, ben geleyim, 10 gün sonra döneyim,<br />
...: Tamam, ben de belki diğer tarafa gideceğim, belki yarın giderim,<br />
... ...: Sen gelmiyor musun,<br />
...: Ben Pazartesi gelirim,<br />
... ...: Salı, Çarşamba gel bir gün söyle,<br />
...: Salı ben kesin gelirim,<br />
... ...: Salı birlikte gideriz, 24 para kaldı,<br />
...: Tamam”,<br />
30.05.2009 tarihinde saat 22.54’de inceleme dışı sanık ... ile İran ülkesinde bulunan... ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Sen geldin mi yoksa,<br />
...: Hacı yarın geliyor, direk onun yanına gidiyor, eğer tamam derse ben geliyorum,<br />
...: Tamam seni arayacağım, eğer şey olursa kapıya gelip seni alayım,<br />
...: Eğer gelirsem, kapıya gelip seni arayacağım”,<br />
31.05.2009 tarihinde saat 13.15’de inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: ...kardeşim ne diyor,<br />
...: ...’le bir şey görüşmedim,<br />
...: Aramadı mı,<br />
...: Yok aramadı,<br />
...: Bugün araması lazımdı, Pazartesi o geçti, oraya geçtiler onlar,<br />
...: O yüzdendir,<br />
...: Bana, Pazartesi şey yaparız diye söyledi, hele kalsın,<br />
...: Tamam”,<br />
31.05.2009 tarihinde saat 18.08’de İran ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... ile Türkiye’de bulunan ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Bu numaradan ulaşabilirsiniz, ben ararım seni abi,<br />
...: Ne zaman geleceksin, özledik, ne zaman arayacaksın,<br />
...: İşim biter bitmez ararım”,<br />
02.06.2009 tarihinde saat 19.09’da inceleme dışı sanık ... ile İran ülkesinde bulunan... ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: 12 bin dolar almışım, benim hakkım o kadardır, sen söylemedin bana diyor gelsin Tebrize ,<br />
...: Bana diyordu gel Tebrize, bende gelebilirsen gel bu tarafa,<br />
...: Ben geleyim, biz o tarafı hal edelim, biz oraya bir şey götürelim, sen biliyorsun bir kilo götürüp orada verelim,<br />
...: Götürüp nerede verelim,<br />
...: Ben gelince sana söylerim, telefonda,<br />
...: Ben kardeşime paradan bahsettim”,<br />
02.06.2009 tarihinde saat 23:15’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Param yok,<br />
... ...: Gelmiyor musun,<br />
...: Geleceğim de bir yerden evrak bekliyorum,<br />
... ...: Gelmeden önce buradan beni ara, ben seni ararım dışarıdan, beni haberdar et, ne oluyor, ne bitiyor, ben fazla seni aramak istemiyorum,<br />
...: Sen kesinlikle geleceksin, ben gelmesem de her halükarda geleceksin,<br />
... ...: Tabi canım, senin bunların yanına gelme durumun yok muydu,<br />
...: Durumum varda, neyse öbüründen görüşürüz, ben arabayla gelmeyeceğim zaten<br />
... ...: Buradan ulaş bana, bu numaradan beni ara ya da beni ara de”,<br />
03.06.2009 tarihinde saat 10.44 ve 10.47’de inceleme dışı sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki mesajlaşmanın;<br />
“...: He arkadaşı aradın mı,<br />
...: Aradım cevap vermiyor,<br />
...: Mesaj at sana geri döner”,<br />
03.06.2009 tarihinde saat 12:03’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Beni aramışsın, günaydın,<br />
...: Ararım, yolladım tamam,<br />
... ...: Tamam gelir inşallah, açık demi,<br />
...: Açmadım daha,<br />
... ...: Aç, bekleyeceğiz, inşallah akşama kadar arayacaklar kesin”,<br />
03.06.2009 tarihinde saat 12.18’de inceleme dışı sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Günaydın arkadaşı aradım, sabahleyin aradım, 12 buçukta görüşeceğiz,<br />
...: Tamam, bu gün bir güzellik daha yap, mutlu et bizi,<br />
...: Yapacağım dayı, sen ne dedin 10 liramı vereceğim,<br />
...: He 10 lira vereceksin”,<br />
04.06.2009 tarihinde saat 19.48’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Bizim şişko aradı, onun yanına gidiyorum, şimdi diyor ki ben oradan geldim, gel vapurdan görüşelim, tamam dedim, onla görüştükten sonra bizimki aradı, dokuz on gibi gel, senle bir şey konuşalım, tamam dedim,<br />
...: Ben yine ararım gece seni,<br />
... ...: Tamam”,<br />
05.06.2009 tarihinde saat 01.20’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Görüştün mü şişkoyla,<br />
... ...: Görüştüm,<br />
...: Ne diyor ne anlatıyor yine,<br />
... ...: Ben ayarladım, sana gelince anlatırım, başımın etini yiyor,<br />
...: O bizim başımızı sıkıntıya sokacak,<br />
... ...: Yo, sen merak etme gelince senin de hoşuna gidecek,<br />
...: Senin de hoşuna gittiyse,<br />
... ...: Benim hoşuma gitti, susuyor, sus dedim sadece, sen yarın biliyorsun demi, abi kaçta,<br />
...: Açık ha şeyler,<br />
... ...: Tamam, bekle bir sıkıntı yok”,<br />
07.06.2009 tarihinde saat 19.30’da inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Sen dedin mi, aramızda yeğenimiz var,<br />
...: Söyledim, yeğenim, abimin oğlu,<br />
...: He söyle, sonra senin başın belaya girmesin, sen bana biraz yolla, o diğeri hiçbir şey vermedi,<br />
...: O verecek, bende sana vereceğim, o diğeri de sana verecek, benim ben yeni konuştum,<br />
...: Tamam, Cuma bizi arar, Cumartesi arar, biz gidelim,<br />
...: Seçimleri Cuma günümü,<br />
...: Evet, oda kapıya gelmeye korkuyor, Cumartesinden sonra biz gideriz<br />
...: İyi”,<br />
11.06.2009 tarihinde saat 21.45’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki mesajlaşmanın;<br />
“ ...: Kontör alıp arayacağım”,<br />
11.06.2009 tarihinde saat 22.28’de inceleme dışı sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ve inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Şimdi bana diyor, dayı bana diyor on bin Lira hepsi içindedir, içinde on bin Liradır, yani en son onu demiş, sana on verecek, bizim oradaki ortak kabul etmiyor diyor, zaten azdır, bakim ne diyor,<br />
...: Alo,<br />
...: Alo, Mamo, baksana ben buna da söyledim, ben oraya geldiğimde bahsettim, ben dedim ki, bak ona ben diyemem dedim, onla biz beraber, ben ona çık diyemem ki dedim, işte böyle ben onun hakkını vermek zorundayım dedim, benim iki tane ortağım var dedim, o sizden olsa siz üç, biz üç, fiyatlar olmaz dedim, nasıl yapacağız dayı dedim, adam başı yüz yetmiş beş tane gül dedi, bir şey yapın artık birbirinize dedi,<br />
...: Dinle,<br />
...: Orada ... dedi ki, kardeşim benim bu işten haberim yok, geçen ... üzgündü, ben bir şeyler sezdim, ...'le konuştum, o küçüklük buradaymış, onun yeğeni senin oradaymış dedi, evet doğru dedim, ... abi, biliyor musun, benim niye haberim olmuyor, o ne iş, ben istemiyorum dedi,<br />
...: Ben niye söylemedim biliyorsun, o günü hatırlarsan ilk sen geldiğinde buraya, gittik yemek yedik ya, bu bizim ufaklıkta senin o gelen çocukla beraber oteldeydi ya, biz gelsin adam dedik, birden bire şey oldu, ben dedim şimdi anlatırsam böyle bir şey yok diyecek bizimkinden dolayı biliyorsun,<br />
...: Kesin öyle olacaktı,<br />
...: Onun için ben söyleyemedim, şimdi ben öyle söyleseydim kesinlikle bu iş olmayacaktı,<br />
...: Bak dayı dedi ki, ben ufaklığı seviyorum, iyi çocuktur dedi, öbürü dedi ki, yok abi olmaz o zaman bu iş dedi, niye dedi, benim onun öbürü ile bir meselem oldu, senin ismini kullandı, onun için affettim, bize yapılan bir hata var bu olayda, istemiyorum dedi, o zaman kusura bakma kardeşim dedi bana, ben, abi ne yapıyım, siz söyleyin öyle yapalım, olmaz ki dedim,<br />
...: Ona diyeceksin ki, abi tamam onunda bazı bağlantıları vardı, biz beraber bir yaptık, onunda şey bağlantıları var,<br />
...: Ama öbürü istemedi,<br />
...: Ona şöyle de, ben ona yarın diyecem ki, senin yeğenin hakkını istemiş dedi, nedir, sen bana anlatsana, hayırdır sen niye bana demedin dedim, abi şimdi yeğenim orada bunla ne yapıyorsa dedi, ilgilendirmez yani, o hakkını istiyor, o bizim muhatabımız değil bir kere, şimdi kalkıp öyle desen işi bozacak, ben biliyorum,<br />
...: Dayı bana, biz beraberiz, ...zaten bizimle dedi, öbürü yok mu, şey yok mu, onu biz senin için aldık, ama bu gelenleri olmaz, biz bundan alıyoruz dedi kaç liraysa beraberiz, anlıyorsun oradan hatalar oldu bazı, Metoyla,<br />
...: Anladım<br />
...: Gittik konuştuk bunun abisiyle, oturduk, masaya Meto da geldi, biraz tartıştık abisiyle,<br />
...: Durum çok karışacak,<br />
...: Ben diyorum ki, ben arada kaldım, bilmiyorum dedim, o dedi ki, ... olmaz diyor, ... ben istemiyorum diyor, yani onlarda istemeyince,<br />
...: Demişsin ki, o gelmiş hakkını istiyor, sen demeyeceksin hakkını iste,<br />
...: Hakkını demedim,<br />
...: Sen, istesen de istemesen de, o benle beraber, sen bir kere benim muhatabım değilsin diyeceksin,<br />
...: ...adam diyor ki, biz on bin Lira verdiysek, beş yüz lira bize tamam mı, ben beş yüzü üç kişiyle mi bölüşeceğim dedim, ben öbürüne hakkını vermezsem o isteyecek dedim, ortağız, biz onlarla beraberiz dedim, ... ya nasıl olur, ben istemiyorum, niye haberim olmaz dedi, sonra öbürü de kalktı hani onun abisinde dedi, yok dedim,<br />
...: Ben sana dedim ki, abi yeğenin beni aradı, onunla berabermiş, bununda bağlantıları varmış, beraber şey yapmışlar, o bizi alakadar etmez, senin ortağın...’dır, ... onlarla ne paylaşıyorsa, ...’la onunun sorunu tamam mı, Haso kime veriyorsa kime yapıyorsa bizi ilgilendirmez diyeceğim,<br />
...: Dayı dedi ki, ben bugün aradım, ben dayıya ne oldu dedim, ... şey yapacak, biz görüştük ...’le dedi”,<br />
11.06.2009 tarihinde saat 23.21’de inceleme dışı sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Ben dedim, yarın sen konuş, biz birbirimizle konuşalım, benimde seninde kontörümüz bitmesin,<br />
...: Tamam iyi sen deme biz gidiceğiz,<br />
... ...: Tamam sen yarın onlarla konuş, bakalım ne olacak,<br />
...: Tamam<br />
... ...: Yarın beni ara”,<br />
13.06.2009 tarihinde saat 17.42’de inceleme dışı sanık ... ile İran ülkesinde bulunan... ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Bizim kırk yedi tane de içinde,<br />
...: Evet, oda üzerinde,<br />
...: Oda içinde,<br />
...: Evet, oda aynı,<br />
...: O, birbirinin aynısı değil herhalde,<br />
...: Yok, o kırk yedi tanede şey yok,<br />
...: O diğeri, on milyon iki yüz milyon nasıl,<br />
...: Yok o değil,<br />
...: Yüz elli yedi tane de,<br />
...: Yok oda şeyli,<br />
...: Nasıl değil,<br />
...: Evet,<br />
...: Tamam”,</p>

<p>Şeklinde olduğu,</p>

<p>Anlaşılmaktadır.</p>

<p>Soruşturma evresinde susma hakkını kullanan inceleme dışı sanık ...kovuşturma evresindeki 16.06.2010 tarihli savunmasında; akrabası olan inceleme dışı sanık ..., kayınpederi olan inceleme dışı sanık... ve yeğeni olan sanık ...’ın suç konusu uyuşturucu madde ile herhangi bir ilgileri ya da olaya iştiraklarının söz konusu olmadığını, yaklaşık sekiz yıl önce tanıştığı inceleme dışı sanık ... ile ortak restoran açmaya karar verdiklerini, ilgilenmesi için sanık ...’ı da bu işe yönlendirdiğini, inceleme dışı sanık ...’in, restoran işi için kendisine 10.000 Avro gönderdiğini, bunun haricinde bir para göndermediğini, söz konusu paranın uyuşturucu madde ticaretiyle ilgili olmadığını, inceleme dışı sanık ...’ten herhangi bir alacağının bulunmadığını, inceleme dışı sanık ...’nun İran’dan Türkiye’ye uyuşturucu madde nakledileceğini, yardımcı olması hâlinde kendisine ve eroini temin edecek İran’daki şahsa kilogram başına 100 Avro verileceğini söylemesi üzerine teklifini kabul edip İran’a gittiğini, burada soy ismini tam telaffuz edemediği... isimli şahsa inceleme dışı sanık ...’in teklifini ilettiğini, İran’lı...’nin de teklifi kabul etmesi üzerine İran’ın değişik yerlerinden parti parti hâlinde suç konusu uyuşturucu maddelerin temin edildiğini, toplanan uyuşturucu maddeyi İran’lı...’nin depoladığını, kendisinin uyuşturucu maddenin nakledilmesi safhasında yer almadığını, yalnızca uyuşturucu maddenin İran’lı... tarafından alınmasına, depolanmasına ve Türkiye’ye nakliyesini gerçekleştirecek inceleme dışı sanık...’e teslim edilmesine aracılık ettiğini, inceleme dışı sanık... ile ...’ın inceleme dışı sanık ... ile birlikte hareket ettiklerini, inceleme dışı sanıklar... ile ...’ın suç konusu uyuşturucu maddenin temini ve naklinde organizatör olarak yer aldıklarını, inceleme dışı sanık...’ı yaklaşık iki buçuk yıl önce inceleme dışı sanık ... aracılığıyla tanıdığını, suç konusu uyuşturucu maddeye ilişkin olarak inceleme dışı sanık... ile birkaç defa yüz yüze görüştüklerini, bu görüşmelerin birisinde inceleme dışı sanık...’ın, inceleme dışı sanık ...’ı da yanında getirdiğini, inceleme dışı sanık...’ın deşifre olmamak için "sporcu" ve "aşkım" lakaplarını kullandığını, uyuşturucu maddenin Türkiye’ye getirilmesinden sonra nereye nakledileceği konusunda bir bilgisinin bulunmadığını, 26.04.2011 tarihli savunmasında; ele geçirilen uyuşturucu maddenin iki yüz altmış dört kilogramının inceleme dışı sanıklar... ile ...’na, iki yüz kilogramının ise iletişimin tespiti tutanaklarında “Ağa” lakabıyla anılan... adlı kişiye ait olduğunu, sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’in ele geçirilen eroin ile bir ilgisinin bulunmadığını,<br />
İnceleme dışı sanık ...16.06.2010 havale tarihli dilekçesinde ise; sanık ...’ın ele geçirilen suç konusu eroin ile bir ilgisinin ya da uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna iştirakinin bulunmadığını, sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinin akrabalık ilişkisinden kaynaklanan güncel görüşmeler olduğunu, uyuşturucu madde ticaretine ilişkin olmadığını, inceleme dışı sanık ...’ten, Belçika’da fizyoterapi için bulunan sanık ...’ın yanına müsait olduğunda gidip görüşmesini rica ettiğini, inceleme dışı sanık ... ile Türkiye’de restoran açmaya karar verdiklerini, bu işin finansmanını inceleme dışı sanığın sağlayacağını, bu amaçla adı geçen inceleme dışı sanığın 10.000 Avro gönderdiğini, bunun haricinde başka para göndermemesi nedeniyle restoran işinin gerçekleşmediğini,</p>

<p>Soruşturma evresinde savunması alınamayan inceleme dışı sanık ... ... kovuşturma evresinde; sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’i akrabaları oldukları için tanıdığını, diğer inceleme dışı sanıkları ise tanımadığını, akrabaları bulunduğu için zaman zaman İran’a gittiğini, iki defa da inceleme dışı sanık ... ile İran’a gittiğini, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinin, mali durumunun kötü olması nedeniyle adı geçenden talep ettiği paralara ilişkin olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini,</p>

<p>İnceleme dışı sanık... Soydaş kovuşturma evresinde; inceleme dışı sanıklar ... ve ... dışında diğer inceleme dışı sanıklar ile sanık ...’ı tanımadığını, inceleme dışı sanık ...’in kendisi aleyhindeki beyanlarını kabul etmediğini, adı geçenin cezadan kurtulmak için kendisine iftira attığını,</p>

<p>İnceleme dışı sanık ... 17.01.2011 tarihli dilekçesinde ise özetle; atılı suçlamayı kabul etmediğini, tüm işlerin inceleme dışı sanık ... ve ailesi etrafında döndüğünü, inceleme dışı sanık ...’in ailesini temize çıkartmaya ve ... soyadını olayın dışında tutmaya çalıştığını, aslında tüm iletişimin tespiti tutanaklarının ... ailesi fertleri ile İran ve Hollanda bağlantıları arasında olduğunu, inceleme dışı sanık ...’in kayınpederi olan inceleme dışı sanık... ile diğer aile bireylerinin topyekün bu işi yaptıklarını, ancak inceleme dışı sanık ...’in olayı kendisinin üzerine yıkmaya çalıştığını, dilekçesine bazı telefon görüşmelerine ilişkin tutanakları eklediğini,</p>

<p>İfade etmişlerdir.</p>

<p>Diğer inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...; sanık ...’ı tanımadıklarını belirtmişler, adı geçen sanık hakkında herhangi bir beyanda bulunmamışlardır.</p>

<p>Soruşturma evresinde savunması alınamayan sanık ... kovuşturma evresinde 04.06.2010 tarihli oturumda; İstanbul’da başka bir uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan tutuklandığını, bu dosyadaki suçlamayı kabul etmediğini, inceleme dışı sanık ...’in amcası olduğunu, inceleme dışı sanık ...’i inceleme dışı sanık ... vasıtasıyla tanıdığını, diğer inceleme dışı sanıkları ise tanımadığını, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinin adı geçenin Hollanda’daki bir alacağına ilişkin olduğunu, Belçika’da terapi eğitimi aldığı sırada inceleme dışı sanık ...’in arayıp boş bir vaktinde Hollanda’daki alacağını araştırmasını ve sormasını istediğini, Hollanda’ya gittiğinde turizmci olduğunu söyleyen inceleme dışı sanık ... ile tanıştığını, Hollanda’ya gidemediği zamanlarda ise inceleme dışı sanık ...’in Belçika’ya yanına geldiğini, inceleme dışı sanık ...’ın inceleme dışı sanık ...’in yeğeni olduğunu, inceleme dışı sanık ...’in gelemediği zamanlarda yanına gelen inceleme dışı sanık ...’ın, amcasının alacağına ilişkin ödemeler yaptığını, inceleme dışı sanık ...’in, inceleme dışı sanık ...’ten olan alacağının neden kaynaklandığını bilmediğini, kendisine yalnızca restoran açacağını söylediğini, yaptığı diğer telefon görüşmelerinin ise inceleme dışı sanık ...’ten istediği paralara ilişkin olduğunu, paraya ihtiyacı olduğu zaman inceleme dışı sanık ...’i aradığını, uyuşturucu gelirinin paylaşımına ilişkin hiçbir telefon görüşmesi yapmadığını, inceleme dışı sanık ...’in ne işle uğraştığını bilmediğini, adı geçenle İstanbul’a geldiği zamanlarda görüştüğünü, 26.04.2011 tarihli oturumda ise; kendisinin yalnızca inceleme dışı sanık ... ile telefonla görüştüğünü, inceleme dışı sanık ...’in alacağına ilişkin olarak inceleme dışı sanık ... ile herhangi bir alışveriş yapmadığını, inceleme dışı sanık ...’in inceleme dışı sanık ...’ten alacağı olup olmadığını bilmediğini, adı geçen inceleme dışı sanıkların Türkiye’de ortaklaşa bir restoran açacaklarını, yaptığı telefon görüşmelerinin inceleme dışı sanık ...’in söz konusu restoran için göndereceği paraları getirmesine ilişkin olduğunu, restorana ne kadar para gerektiği konusunda bir bilgisinin olmadığını, inceleme dışı sanık ... ile bir ya da iki kez buluştuğunu savunmuştur.</p>

<p>5237 sayılı TCK'nın “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin suç ve karar tarihininde yürürlükte bulunan 1 ve 4. fıkraları;<br />
“(1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır (4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.” biçiminde olup, madde gerekçesinde de vurgulandığı gibi buna göre maddenin birinci fıkrasında uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç edilmesi suç olarak düzenlenmiştir. Uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yurt dışından ülke içine sokulması durumunda 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin ithali suçu oluşacaktır. Uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin, gümrük kapısından ya da gümrük kapısı dışındaki kara, deniz ve hava sınırlarının herhangi bir yerinden ülkeye geçirilmesinin bir önemi olmayıp, yurt dışından Türkiye siyasi sınırlarından girmesi suçun oluşması için yeterlidir.</p>

<p>Dördüncü fıkraya göre ise, uyuşturucu maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması birinci fıkrada tanımlanan suçun konu bakımından nitelikli unsurunu oluşturmakta ve bu fıkraya göre verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirmektedir.</p>

<p>Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;<br />
İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince uyuşturucu madde ticareti yapan şahıslara yönelik yapılan istihbarat çalışmalarında elde edilen bilgiler neticesinde, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/312 sayılı, yine Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığınca Almanya, Hollanda ve Romanya resmi makamlarından alınan bilgilere istinaden, Türkiye üzerinden yurt dışına nakledilebilecek uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi amacıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/119 sayılı dosyasında soruşturmalara başlanıldığı, bu soruşturmalar kapsamda uluslararası düzeydeki uyuşturucu madde ticareti organizasyonu içinde yer aldıkları değerlendirilen sanık ve inceleme dışı sanıklar hakkında CMK'nın 135. maddesi uyarınca iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarının alındığı, yürütülen soruşturmalarda; iletişimin tespiti tutanakları içeriklerinden, uyuşturucu madde ticareti organizasyonu içinde yer alan inceleme dışı sanık ...’in, sanık ... ile uyuşturucu madde ticareti ile ilgili görüşmeler yaptığının değerlendirilmesi üzerine, sanık ...'ın kullandığı GSM hatları hakkında mahkemelerden iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarının alındığı, İstanbul ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülmekte olan soruşturmalardan ayrı olarak; Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliği görevlilerinin 04.06.2009 tarihinde saat 17.00 sıralarında muhbir ile yaptıkları görüşmede; Mersin’de faaliyet gösteren Özkonak adlı şirkette şoför olarak çalışan inceleme dışı sanık ...'in, şirkete ait TIR ile Kazakistan’a gittiği ve Türkiye’ye dönüşte eroin getireceği bilgisini öğrendikleri, görevlilerin konu hakkında yaptıkları araştırmada adı geçenin en son 15.05.2009 tarihinde Ağrı-Gürbulak Karahudut sınır kapısından çıkış yaptığını tespit ettikleri, aynı muhbir ile 15.06.2009 tarihinde saat 08.00 sıralarında yaptıkları görüşmede ise; sürücülüğünü inceleme dışı sanık ...'in yaptığı... – ... plaka sayılı TIR'ın Türkiye’ye giriş yaptığı, uyuşturucunun Mersin ilinde faaliyet gösteren Viyan Nakliyat adlı şirketin sahibi inceleme dışı sanık ...'a ait olduğu, uyuşturucu maddenin Hollanda’da bulunan Trabzon’lu... isimli şahsa gönderileceği bilgisini edindikleri, bunun üzerine söz konusu aracın tespiti ve uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi amacıyla 15.06.2009 tarihinde Adana ili giriş ve çıkışlarında gerekli tertibatlar alınarak çalışmalara başlanıldığı, aynı gün saat 19.00 sıralarında bahsi geçen TIR'ın otoban yolu üzerindeki Mola Tesislerine girdiğinin görüldüğü, araca yaklaşan görevlilerce yapılan kimlik kontrolünde şoförün inceleme dışı sanık ..., sağ ön koltukta oturan şahsın ise inceleme dışı sanık ... Yüce olduğunun tespit edildiği, sorulduğunda inceleme dışı sanık ...’in, Kırgızistan’dan geldiğini ve aracın yasal yükünün kuru fasulye olduğunu söylediği, yapılan kontrolde narkotik köpeğinin araca tepki vermesi üzerine Adana 2. Sulh Ceza Mahkemesinin önleme araması kararı uyarınca yapılan aramalarda; ... plaka sayılı dorsede aracın yasal yükü olan kuru fasulyelerin bulunduğu teliz torbaların arasına gizlenmiş şekilde toplam 871 paket hâlindeki suç konusu eroinin ele geçirildiği, ele geçirilen uyuşturucu madde ile sanık ... ve inceleme dışı sanıkların irtibatları bulunduğunun değerlendirilmesi üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2009/312 sayılı soruşturma dosyasında 22.06.2009, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2009/119 sayılı soruşturma dosyasında ise 08.07.2009 tarihinde yetkisizlik kararları verilerek, söz konusu soruşturma dosyalarının Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği olayda;</p>

<p>Sanık ... kovuşturma evresinde 04.06.2010 tarihli oturumda; atılı suçlamayı kabul etmediğini, inceleme dışı sanıklardan ... ile ...'i tanıdığını, diğer inceleme dışı sanıkları tanımadığını, inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile yaptığı telefon görüşmelerinin uyuşturucu madde ticaretine ve bu ticaretten elde edilen gelirin paylaşımına ilişkin olmadığını, bir kısım telefon görüşmelerinin inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'ten olan alacağına, diğer görüşmelerinin ise inceleme dışı sanık ...'ten istediği paralara ilişkin olduğunu, inceleme dışı sanık ...'in alacağının neden kaynaklandığını bilmediğini, bu alacağın inceleme dışı sanık ... tarafından ödenmesine ilişkin bazen ...'in, bazen de adı geçenin yeğeni olan inceleme dışı sanık ...'ın gelip ödemeler yaptığını söylemesine karşın, 26.04.2011 tarihli oturumda; inceleme dışı sanık ...'in, inceleme dışı sanık ...'ten alacağı olup olmadığını bilmediğini, inceleme dışı sanık ... ile herhangi bir alış veriş yapmadığını, telefon görüşmelerinde geçen para konusunun inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in Türkiye'de açacakları restoranın parasına ilişkin olduğunu beyan ederek çelişkili savunmalarda bulunması, inceleme dışı sanık ...'in 16.06.2010 tarihli savunmasında, inceleme dışı sanık ... ile aralarında bir alacak ilişkisi bulunmadığını, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinin adı geçenle birlikte açmayı planladıkları restorana ve bu iş için gönderilen 10.000 Avroya ilişkin olduğunu, söz konusu miktar haricinde başkaca bir para gönderilmediğini söyleyerek sanık ...'ın, yaptığı bir kısım telefon görüşmelerinin inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'ten olan alacağına ilişkin olduğuna yönelik savunmasını doğrulamaması, sanık ...'ın 04.06.2010 tarihli oturumunda bahsetmediği telefon görüşmelerinde geçen paraların inceleme dışı sanıklar ... ile ...'in Türkiye'de açmayı planladıkları restoran işine ilişkin olduğuna yönelik 26.04.2011 tarihli beyanlarının, inceleme dışı sanık ...'in 16.06.2010 tarihli savunmasından sonra olması nedeniyle sanık ...'ı suç ve cezadan kurtarmaya yönelik olarak aralarında amca yeğen ilişkisi bulunan inceleme dışı sanık ... ile sanık ...’ın birlikte gerçekleştirdikleri bir stratejinin ürünü olması, dosya kapsamı ve iletişimin tespiti tutanakları içeriklerinden suç konusu eroinin İran'dan temin edilmesini, İran’da depolanmasını ve Türkiye'ye nakleden inceleme dışı sanıklar... ve ...'e teslim edilmesini sağlayan İranlı... ...'yi tanımadığını beyan eden sanık ...’ın, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan inceleme dışı sanık ... ile birlikte yargılandığı ve mahkûmiyetine karar verildiği İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2011 tarihli ve 85-204 sayılı dosyasındaki savunmasında, İran’lı... ... isimli şahsı, amcası ... ...'ın bacanağı olması nedeniyle tanıdığını söylemesi, sanık ...'ın, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Sen payını şey et, biz üç kişiyiz, dayıya da bir şeyler verelim, biz burada kısacağız, sen orada artıracaksın, biz beraberiz, başka bir yolu yok, bizim gözümüz parada değil, yeter ki iş olsun dedim, sıkıntı yok değil mi, bir şey göndermiş mi, o beni aradı, tamam dedi, 200 banknot, 140 ayrı, 60 ayrı, 200, ne zaman gideceksin, 3-4 güne kadar gideceğim, sana bir şey demiştik ya, bu tarafta var mı, ödeme yapma, dün akşam yapmadı, bu gün yapacak, ben yine onu arayacağım, bir hesap kitap yaparsın, ben seni gittiğimde ararım, boş olmadan hayatta gidemem, dayıya ben söyledim, diyor bizi sabah şafakta arasın, Cuma günü biraz bize gönderseydi iki bin lira, Pazartesi, Salıya kadar sabret, ben gidim, ben göndereceğim, sen gidince kesin gönder, bugün belki üç yüz bin veririm diyor, çocuk gelmiş oraya 80 bin lirayı, o eşyayı verecek, arıyormuş cevap vermiyormuş, sen haber ver, daha fazla var diyor, ne yapıyorsun, ne ediyorsun, ne satıyorsun, benim haberim olsun dedim ona, ben arıyorum cevap vermiyor, bir şey verdiniz mi, vermediniz mi, sana bağlıyım, kalanı vermişler mi, sen onu soraydın, vermemiş, bak ben ne varsa satarım dedim, bugün bana 2 bin ayarlayacaksın, tamam, hazırlıklı gideyim, ne düşüyor hesap et, hesaplarım ben oraya gidince, ne ettik, ne verdik, hepsini bil, üç dört bin Avro, beş bin o arkadaşın ismine gönder, yine onun adına gönder, telefonunu ver, ben onu arayayım, oda oradan bana göndersin buraya, herkes çalışıyor, kimse elini taşın altına koymuyor çalışanlar devletten korkuyor, bir iki defa gönderdi çocuk, zor ikna edebildim, ben sırtımı ona dayayacağım, ağa da beni tanıyor, hesabımızı, hepsini yap, hesabı kapatsın, yedi bin beş yüzümü nereden alıyorsa haftaya kadar halletsin, dayıya söyleyeceğim, bizden fazla kimse bir şey vermez, ben orada gördüm, orada hepsi öyle, iki üç tane var, bir aile için çalışıyorlar biz vermesek, ben şimdi ikiden fazla gönderemem, bir numara vereceğim sana ..., evet biz telefonunu kaybettik, sen numarayı da verdin mi, evet verdim, biz elli yedi verdik çocuğa, elli yedi, siz numara aldınız mı, evet, biz irtibat halindeyiz, biz telefon açtık, ama biz dayıya ulaşamıyoruz, tamam ben bakarım şimdi, bu numarayı dayıya ver, bizi bu numaradan arasın, yarın gelirse sana göndereceğiz, iki bin, eğer yarın bugün şey oldu, biz cebimizden verdik, tamamladık, siz ne kadar verdiniz, biz elli yedi çocuğa verdik, onu da sana vereceğiz, sen söyledin mi, cevap vermiyor bana, ulaşamadım, arıyorum bakmıyor, söyle acil biz verdik adam gitti, ben bu gün sana bir şey gönderecektim, iki üç banknot, çocuk gelip bize getirecek, yarın sana gönderirim, bin, iki bin gönderirim, 57 mi verdin, biz 57 bin verdik, ne yaptın, bize harçlık göndermedin mi, bir kuruş ayarlayamadık, nasıl gidiyor, iyidir, veriyor yeni atölye, bir şey verdi mi, bugün 130, dün 150, bu akşam bakalım ne olacak, sen gelecek misin, biz konuşalım, dayı biz bir şey yaparız, ben de belki diğer tarafa gideceğim, belki yarın giderim, salı birlikte gideriz, 24 para kaldı, on dakikada bir bizi arıyor, siz bir şey gönderecektiniz, biz çocuğu bekliyoruz, çocuk mesaj göndermiş, Cumaya kadar çocuk yüklü bir şey getirirse, biz hesabını yapsaydık çocuk gelecek yanımıza, sen ne zaman geleceksin, pazara inşallah, sen gelmiyor musun bu taraflara, ben belki giderim o tarafa, sen yarın onlarla konuş, bakalım ne olacak”,<br />
Sanık ...'ın, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Bir sıkıntı yok değil mi, Cumaya geliyorum, ararım ben seni, ne zaman geliyorsun, ne yaptınız, bugün görüşemedik, bakalım bir şeyler yapacağım, sen ne yaptın, bir şeyler verdin mi, bugün veremedim bir şey, sen şişkoyla görüşüyor musun, 3-4 gün yok burada, bir şeyler yaptın mı bugün, yapacağım birazdan, ben şimdi gidiyorum, uçaktayım, indiğimde yine ararım, Cuma yanlarına gideceğim, nedir, ne değildir bileceğim, evrak vereceğim, adam geliyor şimdi, tamam ne verecekti, ne kadar, seksen Avro, ben şişkoyu aradım, şişkoya ben veriyorum dedim, ben ona dedim, problem yok, bugün bir şey gönder, yarına biletimi alayım, iki lira, o çocuğun adına gönder, yollayamam, yok mu sende, yeğen halletti mi, gönderdi mi, gönderiyor, şimdi bizimki geldi, birazdan seni arar, biletimi kestim, yeğen ne yaptı, hallediyor, ben sana bir şey söyleyeyim mi, o kendi ismine yapamaz, bir kere yaptı bir kere daha yaparsa kontrol altına geçer, anladın mı nereden buluyor bu kadar yaşındaki çocuk, bunlar yarın evrakta getirecekler, benim ufaklığı göndersem nasıl olur, ufaklık alsın evrakları, yüzüne gözüne karıştırır, sen gelmeye çalış, ha ben, ha ufaklık fark etmez, ben sana haber vereceğim birazdan, geleceğim de bir yerden evrak bekliyorum, beni haberdar et, ne oluyor, ne bitiyor, ben fazla seni aramak istemiyorum, neyse öbüründen görüşürüz, buradan ulaş bana, bu numaradan beni ara, beni aramışsın, aç bekleyeceğiz, inşallah akşama kadar arayacaklar kesin, bizim şişko aradı, onun yanına gidiyorum, şimdi diyor ki ben oradan geldim, gel vapurdan görüşelim, tamam dedim, onla görüştükten sonra bizimki aradı, dokuz on gibi gel, senle bir şey konuşalım, tamam dedim, ben yine ararım gece seni, görüştün mü şişkoyla, görüştüm, ben ayarladım, sana gelince anlatırım, başımın etini yiyor, o bizim başımızı sıkıntıya sokacak, sen merak etme gelince senin de hoşuna gidecek, tamam, bekle bir sıkıntı yok”,</p>

<p>Sanık ..., inceleme dışı sanık ... ve inceleme dışı sanık ... arasında 11.06.2009 tarihinde gerçekleşen telefon görüşmesinde geçen “...Dayı bana diyor on bin Lira hepsi içindedir, sana on verecek, bizim oradaki ortak kabul etmiyor diyor, zaten azdır, Mamo, baksana ben buna da söyledim, ben oraya geldiğimde bahsettim, onla biz beraber, ben ona çık diyemem ki, ben onun hakkını vermek zorundayım dedim, benim iki tane ortağım var dedim, o sizden olsa siz üç, biz üç, fiyatlar olmaz dedim, nasıl yapacağız dayı dedim, adam başı yüz yetmiş beş tane gül dedi, bir şey yapın artık birbirinize dedi, ... abi, biliyor musun, benim niye haberim olmuyor, o ne iş, ben istemiyorum dedi, dayı dedi ki, ben ufaklığı seviyorum, iyi çocuktur dedi, öbürü dedi ki, yok abi olmaz o zaman bu iş dedi, niye dedi, benim onun öbürü ile bir meselem oldu, senin ismini kullandı, onun için affettim, bize yapılan bir hata var bu olayda, istemiyorum dedi, ona diyeceksin ki, abi tamam onunda bazı bağlantıları vardı, biz beraber bir yaptık, onunda şey bağlantıları var, ama öbürü istemedi, ona şöyle de, ben ona yarın diyecem ki, senin yeğenin hakkını istemiş dedi, nedir, sen bana anlatsana, hayırdır sen niye bana demedin dedim, abi şimdi yeğenim orada bunla ne yapıyorsa dedi, ilgilendirmez yani, o hakkını istiyor, o bizim muhatabımız değil bir kere, şimdi kalkıp öyle desen işi bozacak, dayı bana, biz beraberiz, ...zaten bizimle dedi, öbürü yok mu, şey yok mu, onu biz senin için aldık, ama bu gelenleri olmaz, biz bundan alıyoruz dedi kaç liraysa beraberiz, anlıyorsun oradan hatalar oldu bazı, sen, istesen de istemesen de, o benle beraber, sen bir kere benim muhatabım değilsin diyeceksin, ortağız, biz onlarla beraberiz dedim, ben sana dedim ki, abi yeğenin beni aradı, onunla berabermiş, bununda bağlantıları varmış, beraber şey yapmışlar, o bizi alakadar etmez, senin ortağın...’dır, ... onlarla ne paylaşıyorsa, ...’la onunun sorunu tamam mı, Haso kime veriyorsa kime yapıyorsa bizi ilgilendirmez diyeceğim...”,</p>

<p>Sanık ...'ın, inceleme dışı sanık ... ile 14.05.2009 tarihinde yaptığı telefon görüşmesinde geçen “...Yeğen ne yapıyorsun, her şeyi dedi bana, yalnız o öyle değil, benimle karşılaşınca ben söylerim, sen vereceksin bana gönderecek, tamam, bir kaç güne kadar belki o büyük gelir oraya, sen onla gönderirsin”,</p>

<p>İnceleme dışı sanık ...’nun, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Gördün mü, arkadaşını abi, gördüm, bizim kardeş senin aramanı istemiş, bizim çocuklara ulaşmış, demin bahsettiğimiz kardeşimiz, telefon açacaktın ya, haber bekliyordun ya, Memo, ...mu tamam arayım, ara, ...kardeşim ne diyor, ...’le bir şey görüşmedim, bugün araması lazımdı, Pazartesi o geçti, oraya geçtiler onlar, bana, Pazartesi şey yaparız diye söyledi, hele kalsın”,</p>

<p>İnceleme dışı sanık ...’nun, inceleme dışı sanık ...’e gönderdiği mesajda ve adı geçen inceleme dışı sanık ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...He arkadaşı aradın mı, aradım cevap vermiyor, mesaj at sana geri döner, günaydın arkadaşı aradım, sabahleyin aradım, 12 buçukta görüşeceğiz”,</p>

<p>İnceleme dışı sanık ...’in, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Bu şey aradı akşam, bizim Haso, senin aradığın telefonu kaybetmişler, başka şey verdi bana, birde orada şey görmüşler, 57 Lira vermişler, öyle mi, ulan bu telefonu niye kaybediyor bu çocuk, 57 vermiş, az önce haberin olsun, birde ben geç gideceğim, bu amca oğlunun işi bitsin ondan sonra gidiyim oraya, tamam sen ona göre söyledin değil mi, hacı abiye bize şey yapacak, yarın, bu bizimki gitti o tarafa, ben gene bir şey verdim ona, numara, oradan beni arayacaklar, sonra ben giderim, söyle, şey yapsın daha dediğinin ikisine çıksın, iki olsun, iki buçuğuna çıksın, üçüne çıksın, yani o imkânı var, bir sıkıntı yok her şey yolunda, ..., zaten bir saate kadar arayacak, öyle söyledi, ben şimdi onu bir arayayım söyleyeyim, ne yaptın, bize bir şey gönderecek misin bu amca oğulları için, göndereceğim, şimdi bekliyorum, daha okeyini vermediler, kime göndereyim, sana mı gönderim oraya mı, buraya gönder, şimdi birazdan arayayım, tekrar sana haber verim, az önce beni aradı amca, para konusunda sıkıntı yok, sen rahat ol dedim, şimdi ben ona, bize 500 bin, 600 bin yap dedim, sen ne verebilirsin para olarak dedi, bende arkadaşım, ortağım var, göndeririz, sen hele bir yanına geç veririz, haberin olsun, şey konusunda rahat ol, 650 falan çıkaracağım, hemen hemen 650 hepsini oraya verme, ne kadar alabiliyor, yani diğer şeylerde lazımdır biliyorsun, ben onun hesabını yapıyorum, ben onu çıkaracağım, ona göre diyeceğim, sana bunu vereyim, yapacağım onun hesabını, şu anda elimizle, gencin vereceği ile beraber işte 400 olur, 450 olur, 500 olur, biraz harcayalım sağa sola, o şeyi söyledim ben, o dediğin yere, 50 verecekler, amca oğlu da şey ederse, haber et olur mu, haber vereceğim, bu gün ben seni arayacaktım, sen merak etme, sen gider gitmez, hemen oradan, buradan çakarım”,</p>

<p>İnceleme dışı sanık ...’in, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Bu numaradan ulaşabilirsiniz, ben ararım seni abi, ne zaman geleceksin, özledik, ne zaman arayacaksın, işim biter bitmez ararım”,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnceleme dışı sanık ...’in, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Amca ne yapıyorsun, Mamo diyor, hani kaç tümen verecek bana, ona söyleyeceğim çünkü, biz 500 milyon, belki 550 milyon yapabildik, abi bana dedi şimdi, hesapla 400 bin verecek, bana 400 bin, şimdi hesapladım 530 falan yapıyor, hesapla, Mamo da düz 600 falan yapsın, tamam, sen dedin mi, aramızda yeğenimiz var, söyledim, yeğenim, abimin oğlu, he söyle, sonra senin başın belaya girmesin, sen bana biraz yolla, o diğeri hiçbir şey vermedi, o verecek, bende sana vereceğim, o diğeri de sana verecek, Cumartesinden sonra biz gideriz”,<br />
İnceleme dışı sanık ...’in, İran ülkesinde bulunan ve açık kimlik bilgileri tespit edilememesi nedeniyle soruşturma evresinde hakkında ayırma kararı verilen... ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Ben sana on beş milyon yolladım, git al, git senin devamlı aldığın ismi neydi, sen öbür paranı aldın mı, yarın alacağım, ben 1200 milyon vermiştim, onu ayrı hesapla, ben sana ayrı vereceğim, senin önceki hesabın kapandı, bu yeni olan, ben demişim 150 koli bir yerdeydi, 70 kolide öncekiydi, bunlar 47 milyon, tamam, ıslak mı değil mi, daha konuşmadım, konuşayım sana söylerim, sen geldin mi, eğer tamam derse ben geliyorum, 12 bin dolar almışım, benim hakkım o kadardır, ben geleyim, biz o tarafı hal edelim, biz oraya bir şey götürelim, sen biliyorsun bir kilo götürüp orada verelim, ben gelince sana söylerim, telefonda, bizim kırk yedi tane de içinde, evet, oda içinde, o birbirinin aynısı değil herhalde, yok, o kırk yedi tanede şey yok, o diğeri, on milyon iki yüz milyon nasıl, yüz elli yedi tane de”,</p>

<p>Tüm bu görüşmeler birlikte değerlendirildiğinde; iletişimin tespiti tutanakları içeriklerinden, sanık ...'ın haklarında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararları alınan GSM hatları dışında tespit edilemeyen başka GSM hatlarını da kullandığının, “Dayı” olarak hitap edilen şahsın inceleme dışı sanık ..., “Şişko” olarak hitap edilen şahsın ise inceleme dışı sanık ...olduğunun anlaşıldığı, sanık ...'ın, İran ülkesinden temin edilecek olan uyuşturucu maddenin Türkiye üzerinden Hollanda ülkesine nakledilmesine ilişkin organizasyon içerisinde yer aldığı, bu kapsamda sanığın temin edilecek olan suç konusu eroinin satın alınmasında kullanılan paranın temini ve pazarlanması amacıyla yurt dışına gidip burada bulunan bağlantıları ile görüşmeler yaptığı, satın alınacak olan eroinin parasının teminine ve organizasyon içerisinde yer alan diğer kişilerin paylarına ilişkin inceleme dışı sanık ... ile sürekli irtibat hâlinde olduğu, yaşanan gelişmelerden adı geçene bilgi verdiği, inceleme dışı sanık ...'in de uyuşturucu maddenin temininin ne aşamada olduğuna ilişkin sanık ... ile görüşmeler gerçekleştirdiği, bu amaçla İran ülkesine giden ve burada suç konusu eroini temin eden İranlı... ... ile görüşen inceleme dışı sanık ...’in, suç konusu eroinin Türkiye'ye sokulması ve yurt dışına gönderilmesine ilişkin olarak aynı organizasyon içinde etkin şekilde rol alan inceleme dışı sanık ... ile görüşmeler gerçekleştirdiği, ardından bu görüşmeler ve sürecin gelişimi hakkında sanık ...'ı haberdar ettiği, aynı şekilde sanık ... ile yaptığı görüşmelerle ilgili olarak da inceleme dışı sanık ...'nu bilgilendirdiği, sanık ...'ın inceleme dışı sanık ... ile irtibatı sağladıkları telefon numarasını kaybetmesi nedeniyle adı geçen inceleme dışı sanığa ulaşamaması üzerine, inceleme dışı sanık ...'ten, inceleme dışı sanık ...'yla bağlantıya geçebilmeleri için Hollanda ülkesine ait olan ... numaralı telefonu vermesini istediği, inceleme dışı sanık ...'in de söz konusu numarayı inceleme dışı sanık ...'na ilettiği, sanık ... ve inceleme dışı sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... arasında gerçekleşen ve akraba olan sanık ve inceleme dışı sanıkların suç konusu uyuşturucu maddenin temininde birlikte hareket ettiklerini açık şekilde gösteren “Biz üç kişiyiz, aramızda yeğenimiz var” şeklinde görüşmelerin bulunduğu, uyuşturucu maddenin satın alınmasında kullanılacak olan paranın sanık ... tarafından temin edilip, Türkiye'de bulunan ve İran ülkesine giderek İran'lı... ... ile görüşen inceleme dışı sanık ...'e gönderildiği, bu paranın suç konusu eroinin satın alınmasında kullanıldığı, bu şekilde temin edilen uyuşturucu maddenin inceleme dışı sanık...'ın sahibi olduğu şirkete kayıtlı TIR’ın yasal yükleri arasına inceleme dışı sanıklar... ve ... tarafından yerleştirilip Türkiye'ye sokulmasının sağlandığı, suç konusu eroinin ülke içinde nakledildiği sırada 15.06.2009 tarihinde Adana ilinde ele geçirildiği, inceleme dışı sanık ...'in kovuşturma evresindeki savunmalarında suç konusu eroin ile olan ilişkisini açık şekilde ikrar ettiği anlaşıldığından; sanık ...'ın; uyuşturucu madde ithal etme suçundan haklarındaki mahkûmiyet hükümlerinin Özel Dairece onanmasına karar verilen inceleme dışı sanıklar ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle atılı suçu işlediğinin kabulü gerekmektedir.</p>

<p>Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,</p>

<p>2- Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.11.2014 tarihli ve 7082-12641 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,</p>

<p>3- Dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 02.05.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2015500-e-2019365-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-binas.jpg" type="image/jpeg" length="38445"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu’nun 2021/432 E., 2022/348 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2021432-e-2022348-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2021432-e-2022348-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2022 tarihli, 2021/432 E., 2022/348 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2021/432 E., 2022/348 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Kararı Veren<br />
Yargıtay Dairesi : 10. Ceza Dairesi<br />
Mahkemesi :Ceza Dairesi<br />
Sayısı : 821-1211</p>

<p>Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...'ın, TCK’nın 188/1, 62, 52/2-4, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl 6 ay hapis ve 33.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin ... 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.02.2018 tarihli ve 316-24 sayılı resen de istinafa tabi olan bu hükmün Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafisi tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince 25.05.2018 tarih ve 821-1211 sayı ile “İstinaf başvurularının esastan reddine”, bu kararın da sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesince 15.01.2019 tarih ve 5164-336 sayı ile “Temyiz istemlerinin esastan reddine” karar verilmiştir.<br />
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 13.09.2021 tarih ve 2021/93819 sayı ile;</p>

<p>"...19.09.2017 tarihinde ... Uluslararası Kargo İşletme Merkezinde, göndericisi UAB Litvanya, alıcısı ... (Hotel Gezi Bosporos) mete cad. 34. Taksim ... olan gönderiye narkotik köpeklerin tepki vermesi üzerine, kargo açılmış, içerisinde 4 plastik şişede, toplam 2.75. ml ağırlığında, magic cleaner isimli, şeffaf sıvı maddeler ele geçmiştir. Sonrasında 25.9.2019 günü İsrail’in Telaviv şehrinden, uçakla Türkiye ...’a giriş yapan, sanığa Gezi Bosporos otelde, saat 20.30 da kargo teslim edilmiştir.<br />
... Kriminal Polis Müdürlüğünün raporuna göre, ele geçen plastik şişelerdeki şeffaf renkli sıvı maddenin, uyuşturucu maddelerden GBL (Gamma-Butyrolactone) etken maddesini içerdiği, 4.7.2016 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile 2313 sayılı yasa hükümlerine tabii tutulduğu anlaşılmıştır.</p>

<p>Sanık, 1977 doğumlu, dosya içeriğine göre sabıkasız, hem Fransa hem de Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı, çok seyahat eden bir kişidir. Sanık beyanlarında, keyif verici bu maddeyi kullandığını, 2 mililitre miktarında kullandığında 1 saat etkilediğini, günde 10 kez kullandığını, değerinin ucuz olduğunu, Litvanya’dan sipariş verdiğini, artsaydı atacağını belirtmiştir.</p>

<p>İçerisinde uyuşturucu madde bulunan sıvılar, uluslararası e ticaret sitesinden, kredi kartı kullanılarak, kargo ödemeli 8.8.2017 tarihinde sipariş verilmiştir. Sanık kendi adını ve kredi kartını kullanmış, önceden kaldığı ...’daki otel adını teslim yeri olarak göstermiştir. 217 euro ücret ödemiştir. Müşterilerinin memnuniyeti için otel görevlileri kargo ücretini 25.9.2017 günü saat 11.00 de ödemişler ve müşterilerine aynı gün saat 20.30 kargoyu teslim etmişlerdir.</p>

<p>Plastik şişedeki sıvılar temizleme maddesi olarak satılmıştır. 2.5 ml sipariş verilmiş, 4 plastik şişede toplam 2.75 ml teslim edilmiştir. ... Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğü uzmanlık raporuna göre sıvı madde uyuşturucu maddelerden GBL etken maddesini ihtiva etmektedir. Ülkemizde 4.7.2016 tarihinde yasaklanmıştır.<br />
Uyuşturucu maddenin sanık tarafından sipariş verildiği sabittir. Sorun, uyuşturucu madde, ticaret için mi ithal edilmiştir, yoksa kişisel kullanım için mi satın alınmıştır?</p>

<p>Maddenin ticaret, yani kazanç amacıyla ithal edildiğine, yani sanığın maddeyi bir başkasına verme, satma isteğinde olduğuna dair, dosyada bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Ayrıca bu hususta zabıtaya yansımış bir ihbarda bulunmamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ele geçen maddenin toplam miktarı 2.75 ml dir. Sıvılar uyuşturucu GBL etken maddesini ihtiva etmektedir. Sanık kullandığını belirtmekte, fazla kalırsa atacağını bildirmektedir. Önceden de sanığın sipariş verdiği gözlenmiştir. Maddenin değeri ucuzdur. Sanık açıkça kendi adını ve kredi kartını kullanarak sipariş vermiş, otelde kargoyu teslim almıştır.</p>

<p>Bu açıklamalar karşısında; sıvı maddenin miktarı ve ele geçiriliş şekli de dikkate alınıp, maddenin tamamının uyuşturucu veya uyarıcı madde olup olmadığının ve toplam miktarın kişisel kullanım sınırları içerisinde kalıp kalmadığının araştırılması gerektiği, bu konuda uzman raporu alınıp, sonrasında suç vasfı dahil değerlendirme yapılması icap ettiği düşünülmüş, eksik inceleme ile karar kurulduğu kanaatiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.</p>

<p>CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesince 27.10.2021 tarih ve 16087-10822 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
CEZA GENEL KURULU KARARI</strong></p>

<p>Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin "uyuşturucu madde ithal etme" suçunu mu yoksa "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu mu oluşturduğunun, bu bağlamda suç niteliğinin tespiti bakımından eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p>Test kiti tespit, olay, savcılık görüşme ve talimat alma, muhafaza altına alma ve gözaltı tesliğ tutanağına göre;<br />
19.09.2017 tarihi saat 09.00 sularında Uluslararası Kargo İşleme Merkezinde (UKİM) ... Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğüne bağlı Narkotik Grubu Personelleri ve UKİM'de görevli muayene memurlarınca yapılan rutin kontroller esnasında tespit edilen "Gönderici Bölümünde: UAB Grafo cnemija Vilkpedes g. 8-16 Vilnius LT-03151 Vilniaus m. Sav. LİTVANYA, Alıcı Bölümünde: Fabiano (hotel Gezi Bosporus) Azouly mete cd 34 taksim 1 34437 ..." yazılı 35 x 25 x 12 ebatında, brüt ağırlığı 3564 gram olan CG021316455LT barkod numaralı gönderiye narkotik dedektör köpeklerinden Baron ve Aika'nın ayrı ayrı tepki vermeleri üzerine şüpheli görülen posta gönderisinin oluşturulan heyet huzurunda açıldığı ve içerisinde;</p>

<p>2 adet üzerinde magic cleaner ibaresi bulunan şeffaf renkli sıvı maddelerin yer aldığı 1 lt plastik şişe,<br />
1 adet üzerinde magic cleaner ibaresi bulunan şeffaf renkli sıvı maddelerin yer aldığı 500 lt plastik şişe,<br />
1 adet üzerinde magic cleaner ibaresi bulunan şeffaf renkli sıvı maddelerin yer aldığı 250 lt plastik şişe bulunduğunun tespit edildiği,<br />
Şişeler içerisinde yer alan şeffaf renkli sıvı maddelerin Thermo Scientific Gemini marka ve model uyuşturucu test cihazina tabi tutulduğu, cihazın 04.07.2016 tarih ve 2016/9019 sayılı kararname ile 2313 sayılı kanun kapsamında yasaklı maddeler liste ekinde yer alan "Gamma-Butyrolactone" (gamma-Bütirolaktan) sonucunu verdiği,</p>

<p>Konu ile ilgili bilgi verip talimat almak amacıyla ... Cumhuriyet savcısının 19.09.2017 tarihinde saat 10.00 sularında aranarak bilgi verildikten sonra "Söz konusu eşyanın teslimat zincirinin bozulmadan görevli memurlar uyarılıp PTT görevlilerine refakat edilerek alıcının adresine gönderilmesi ve alıcının teslim almasına müteakip ilgili savcılıktan talimat alınması" talimatının alındığı,</p>

<p>Alınan talimat gereği posta gönderisinin, alıcı adresine teslim edilmek üzere dağıtımdan sorumlu olan Beyoğlu Kargo Dağıtım Merkezine sistem üzerinden sevkinin sağlandığı, buradan PTT görevlisi ve ona refakat eden personel eşliğinde alıcı adresi olan Mete Caddesi No: 34 Beyoğlu/... adresinde bulunan Gezi Hotel Bosphorus'a gelindiği, otelin resepsiyon bölümünde çalışan ...'ın "Söz konusu gönderinin sahibinin 05.09.2017 günü otelde kaldığını, otele tekrar 05.10.2017 tarihinde rezervasyonu olduğunu" söylemesi üzerine bahse konu otele gönderi ile ilgili olarak ihbar kağıdı bırakıldığı,<br />
Gelişen durumla ilgili olarak Beyoğlu Nöbetçi Cumhuriyet Savcısının 19.09.2017 tarih saat 13.30 sularında aranarak bilgi verilerek talimatları sorulduğunda; "Şahsın gönderiyi teslim alması için makul süre beklenilmesi, şüpheli şahsın gönderiyi teslim almasına müteakip tekrar talimat alınması" talimatı alındığı,<br />
Alınan talimata istinaden posta gönderisinin şüpheli şahsın girişimde bulunmasının beklenilmesi amacıyla PTT Beyoğlu Posta Dağıtım Merkezine getirildiği, PTT yetkilileri ve çalışanlarına konunun önemi anlatılıp ilgililer uyarılıp gerekli önlemler alınarak Beyoğlu Posta Dağıtım Merkezinin kapanış saati olan 17.00'a kadar beklenildiği, bu sürede herhangi bir şahsın girişimde bulunmaması üzerine posta gönderisinin 245397 sicil numaralı Meryem Alp isimli PTT veznedarı, 237648 sicil numaralı PTT şefi ... ve 215430 sicil numaralı müdür vekili ...'a teslim edilerek yapılan işlemlere ilişkin 19.09.2017 tarihli tutanak tanzim edilmiştir.<br />
25.09.2017 tarihi saat 09.30 sularında Gezi Hotel Bosphorus çalışanı olduğunu söyleyen ...’ın, otel görevlilerine kendisini PTT görevlisi olarak tanıtan ve iletişim numarasını bırakan görevli personeli telefonla arayarak: "Şahsın pasaport ve kimlik fotokopisi bende, şahıs bu eşyaları düğün hediyesi olarak kullanacak, gümrük açısından sıkıntı olmadığını gösterir bir evrakta var, kendisi şu an dışarıda, onun adına ben alabilir miyim" diyerek gönderinin kendisine teslim edilip edilemeyeceğini sorması üzerine konu hakkında bilgi verilip talimatları alınmak üzere 25.09.2017 tarih saat 10.30 sularında ... Nöbetçi Cumhuriyet savcısının aranarak "Bahse konu gönderiyi otelde çalışan şahsa teslim ettikten sonra asıl alıcı şahsa ulaşılmaya çalışılması, ulaşılması hâlinde tekrar talimat alınması" talimatına müteakip saat 11.00 sularında PTT Beyoğlu Posta Dağıtım Merkezine gelindiği, buradan PTT görevlisi ve ona refakat eden personel eşliğinde alıcı adresi olan Mete Caddesi No: 34 Beyoglu/... adresinde bulunan Gezi Hotel Bosphorus'a gelindiği, otelin resepsiyonunda görevli ...’a gönderiden bahsedildiği, gönderiyi almak istediğini söylemesi ve gönderi reklamasyonuna isim-soy isim TC kimlik numarası yazarak gönderiyi teslim almasına müteakip görevlilerce geliş nedenlerinin anlatıldığı, adı geçenin yapılan ön görüşmede "Bana attığı e-mail dökümünde göreceğiniz üzere kendisi pasaport ve gümrük evrakını göndermiştir. Kendisi e-mailde düğün eşyası olduğunu söylemiştir. Ben müşterinin dışarıda olduğunu söyledim. Müşterinin gelip alabileceğini düşündüm. Gönderiyi müşteri memnuniyeti odaklı hareketimden dolayı ve kargo ücreti de düşük olduğundan teslim aldım." şeklinde beyanda bulunduğu,</p>

<p>Yapılan araştırmalarda ... isimli şahsın 16.05.2017 tarihinde 466558109 numaralı ABD pasaportu ile Türkiye'den çıkmak istediği ancak bu işlemin iptal olduğunun, şahsın bu işlemden bir dakika sonra 04RE96740 numaralı Fransa pasaportu ile çıkış yaptığının, ayrıca şahsın 09.09.2017 tarihinde Türkiye'ye gelerek 12.09.2017 tarihinde Türkiye'den çıkış yaptığının tespit edildiği,</p>

<p>Konu hakkında bilgi verip talimat almak üzere Cumhuriyet savcısının 25.09.2017 tarihi saat 14.00 sularında aranarak bilgi verilmesi üzerine "Şüpheli posta kolisine el koyma kararı alıncaya kadar muhafaza altına alınması ve mahkemeden el koyma kararı talep edilerek analiz için ... Kriminal Polis Laboratuvarına gönderilmesi, ... isimli şahsın şüpheli olarak ifadesinin alınması ve tekrar talimat almak üzere aranması" talimatının alındığı,</p>

<p>Alınan talimat gereği ...'ın şüpheli ifadesinin alınmaya başlanıldığı, bu sırada Gezi Bosphorus isimli otelden "söz konusu şüpheli gönderi için ... isimli şahıs tarafından arandıklarını ve kendilerine söz konusu şüpheli gönderi hakkında sorular sorulduğunu ve gönderiyi 'Harun' isimli bir şahsın almaya gelebileceğini ifade ettiği" bilgisinin geldiği, söz konusu gelişmenin Cumhuriyet savcısına saat 16.00 sularında iletilerek talimatları sorulduğunda; ''Gözetim altında bulunan ... ile beraber Hotel Gezi Bosphorus da beklenilmesi, herhangi bir şahsın gönderiyi teslim almak için gelmesi durumunda şahsın kontrol altına alınarak talimat alınması" talimatının alındığı,</p>

<p>Alınan talimat gereği ... ile beraber Hotel Gezi Bosphorus oteline gelin görevlilerin beklemeye başladıkları, 25.09.2017 tarihi saat 20.30 sularında otelin resepsiyonuna gelen isminin ... olduğunu belirten şahsın gönderiyi almak istediğini söyleyerek teslim almasına müteakip şahsın görevlilerce kontrol altına alındığı, yapılan kimlik kontrolü ve araştırma sonucunda 04RE96740 Fransız Pasaport numarasına sahip olduğunun, Tel Aviv'den gelerek 25.09.2017 tarihi saat 18.49 sularında Türkiye'ye giriş yaptığının tespit edildiği,</p>

<p>Cumhuriyet savcısına 25.09.2017 tarihi saat 21.45 sıralarında bilgi verilmesi sonrasında "Şahsın gözaltına alınarak şüpheli olarak ifadesinin tespitinin ardından mevcutlu olarak savcılığa getirilmesi, şüpheli olarak ifadesi alınan ...'ın serbest bırakılması" talimatları alındığı ve yine talimat gereği posta gönderisine el konulduğu,</p>

<p>... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 09.10.2017 tarihli raporunda; ağırlığı 3250 gram gelen magic cleaner ibareli 4 adet plastik şişede şeffaf renkli sıvı maddenin uyuşturucu maddelerden GBL (Gamma-Butyrolactone) etken maddesi ihtiva ettiğinin bildirildiği,<br />
GBL ismi ile bilinen Gamma-Butyrolactone maddenin Bakanlar Kurulunun 04.07.2016 tarihli ve 2016/9019 sayılı kararı ile 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi tutulduğu ve söz konusu kararın 03.08.2016 tarihli ve 29790 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığı,<br />
Dosyaya sunulan kayıtlarına göre; 04.09.2017 tarihinde 08-09.10.2017 ve 27.07.2017 tarihinde 05-08.10.2017 tarihleri için Gezi Hotel Bosphorus otelinde ... adına yaptırılan rezervasyonların 22.09.2017 tarihinde iptal edilmiş olduğu, 05.09.2017 tarihinde 11-12.09.2017 tarihleri için ... adına rezervasyon yaptırıldığı ve adı geçenin bu tarihte otelde kaldığı, yine 22.09.2017 tarihinde 05-09.10.2017 tarihleri için Vault Karakoy The House Hotelinde ... adına rezervasyon yaptırılmış olduğu,</p>

<p>... ile ... arasında gerçekleşen e-mail kayıtlarına göre;<br />
...'ın ...'a 22.09.2017 tarihi saat 3.53 itibarıyla gönderilen e-mail mesajının: “Bunun için teşekkür ederim ama bu bir arkadaşımın düğün hediyesiydi. Önümüzdeki hafta bir gün paketimi almaya gelecektim damadın bir arkadaşı bunu taşımamı istedi, neden benim adıma resepsiyonu imzalamadın anlamıyorum diye sordu. İkincisi, ilaçlarım soğuk bir yerde muhafaza edilemediği için (resepsiyondan verdiğim paketleri dondurmasını istedim ve donduramadılar. Sadece buzdolabına koydular) 800 $ değerinde ilacımı kaybettim. Hakkında gerçekten üzgün. Lütfen yöneticinizin benimle iletişime geçmesini sağlayın.”,<br />
...'ın ...'a 22.09.2017 tarihi saat 15.25 itibarıyla gönderilen e-mail mesajının: “Sayın Azoulay, rezervasyonunuzu iptal ettiğinizi şimdi fark ettim. Kargonuz ile ilgili olarak tarafınıza ulaşıyorum, kargo firmasının iletişim bilgileri elimizde mevcut, dilerseniz sizinle paylaşabilirim çünkü 05.10'da tekrar otele getireceklerdir. Saygılarımla.”,<br />
...'ın ...'a 24.09.2017 tarihi saat 10.11 itibarıyla gönderdiği e-mail mesajının: “Sayın Fabien, paket teslimatı ile ilgili. Kargo şirketi kamu müşavirliği şirketi olan PTT idi ve güvenlik nedeniyle kimliği görmeden paketi veremeyeceğini ancak yarın arayıp bu paketi almaya çalışacağımı söylediler. İlaçlarınız konusunda kesinlikle haklısınız maalesef bunun sebebi bizim iletişimsizlik misafir isteklerinde daha dikkatli olmak için ekiple zaten görüştüm, ancak ben Bunun sizin için bir anlam ifade etmeyebileceğini bilin çünkü o zaten oldu. Lütfen ne yaptığımızı tavsiye edin bu konuda yapabilir.”,<br />
...'ın ...'a 25.09.2017 tarihi saat 10.15 itibarıyla gönderilen e-mail mesajının: “Tekrar merhaba. Sadece kontrol et ve gör. Beni haberdar et lütfen. Teşekkürler.”,<br />
Şeklinde oldukları,</p>

<p>Dosyaya sunulan Arpanu Turizm’in ilgilisine hitaben verdiği yazıda; ... isimli kişiye 09.09.2017 tarihinde saç ekim muayene randevusu verildiği, bahsi geçen tarihte muayenesinin gerçekleştirildiği, operasyon randevu tarihi olarak 06.10.2017 gününün verildiği, fakat adı geçenin bahsi geçen operasyon randevusuna gelmediğinin belirtildiği,</p>

<p>Sanık müdafisi tarafından internet sitesi üzerinden satın alınan ürüne ilişkin olarak “uzman mütalaası” şeklinde dosyaya sunulan Yard. Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen 17.10.2017 tarihli raporda; www.magic-cleaner.com isimli web sitesinin bir e-ticaret sitesi olduğu, kullanıcı adı ve şifre ile giriş yapılabildiği, sanık müdafisi tarafından verilen kullanıcı adı (fabi1977) ve şifre (nickel10014) ile giriş yapıldığında “Hi, Fabiano (hotel Gezi Bospours) Azoulay” ibaresinin çıktığı, sistemdeki verileri incelendiğinde adres olarak “Mete Cd. 34 Taksim/Beyoğlu-...” bilgisinin görüldüğü, site üzerinden daha önce verilen sipariş bilgileri incelendiğinde “06.06.2017 tarihinde, 2,5 lt, 217,64 avro bedeli ile ve 28.08.2017 tarihinde, 2,5 lt, 224,85 avro bedel ile sihirli temizleyici siparişi verilmiş olduğunun tespit edildiği, ürünlerin satış koşullarına ilişkin olarak yapılan açıklamalar bölümünde hangi ülkelere bu maddenin satışının/gönderiminin kısıtlı olduğu hususuna ilişkin olarak 'Ülke sınırlamaları-Lütfen siparişden önce okuyun' ibaresi altında “Polonya, Litvanya, Hollanda, Kanada, ABD” ülkelerine yer verildiği, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde sakıncalı maddelerin hangi ülkelerde yasak olduğunun alıcı değil e-ticaret sitesi hizmet sağlayıcısı tarafından bilinerek bu konuda alıcının bilgilendirilmesi gerektiği, söz konusu web sitesinde yer verilen ve bu maddenin gönderilemediği ülkeler arasında Türkiye’nin yer almadığı, ...’ın kendi adına açtığı hesap üzerinden, şahsi banka hesaplarından ödeme yapmak suretiyle, yaklaşık 3 ay ara ile iki defa magic-cleaner (GBL 99,99 %) BASF 2,5 lt siparişi verdiğinin tespit edildiği,<br />
Anlaşılmaktadır.</p>

<p>Tanık ...; söz konusu gönderinin çalıştığı otelde kalmakta olan ... isimli müşterilerine ait olduğunu, 11.09.2017 tarihinde otellerine gelen adı geçenin ilaçlarını soğutmak için kullandığı jel şeklindeki paketi buzluğa koymaları için verdiğini, ancak otel çalışanının buzluk kısmına değil normal soğutucu bölümüne koyması nedeni ile jelin donmamış olduğunu, bu nedenle şahsın ilaçlarının zarar gördüğünden bahisle kendilerinden zararının tazminini istediğini, bunu sözlü ve e-mail ile de bildirdiğini, otele giriş yaptığı gün resepsiyondaki arkadaşı Caner Aydıncık’a bir paket beklediğini söyleyen ve bilgi alması için PTT'yi arattırıp gönderisinin neden geciktiğini öğrenmek isteyen müşterinin haklarında şikâyetçi olmaması ve olumsuz yazılar yazmaması için tarafına gönderdiği e-maillerdeki ricası üzerine ve müşteri memnuniyetini sağlamak adına, kargo ücreti de düşük olduğu için parasını ödeyerek gönderisini teslim aldığını, e-maillerin dökümlerinden de anlaşılacağı üzere pasaport ve gümrük evraklarının olduğunu, kendisine gönderiye ilişkin 'düğün eşyası' olduğunun söylendiğini, gönderinin nereden geldiğini veya içinde ne olduğunu bilmediğini, ...'ın kendisi ile görüştüğünde gönderiyi otelden almak için 'Harun' isimli bir şahsın geleceğini söylediğini, bu şahsın soyadı ve telefon bilgisini kendisinden istediğinde ise bilgilerini bilmediğini ve e-mail atacağını söylediğini, müşterileri olması dışında şüpheli şahısla ve gönderi içerisinden çıkan madde ile hiçbir ilgisinin olmadığını,</p>

<p>Tanık Caner Aydıncık; ...'ı çalıştığı otelde konaklayan müşteri olması nedeniyle tanıdığını, otelde kaldığı dönemde bir gün odasından arayıp beklediği bir kargosu olduğunu söyleyerek kargo takip numarasını kendisine verip gönderinin nerede olduğunu sorgulamasını istediğini, bunun üzerine PTT'yi telefon ile aradığını ve kargonun gümrükte olduğunu öğrendiğini ve bunu kendisine ilettiğini, kargo içerisinde ne olduğunu ise bilmediğini,</p>

<p>İfade etmişlerdir.</p>

<p>Sanık; Hem Fransız hem de ABD vatandaşı olduğunu ve ABD’de yaşadığını, Türkiye'ye saç nakli için eylül ayında geldiğini ve bu iş için iki ay kadar kalmayı planladığını, uyuşturucu maddeleri internet üzerinden 217 dolara Litvanya'dan sipariş ettiğini, internet sitesinde bu maddenin gönderilemeyeceği belirtilen beş ülke arasında Türkiye’nin olmadığını, bu nedenle keyif verici, tazeleyici bir madde olarak kullandığı bu maddeyi 2 lt olarak sipariş verip Türkiye'de olduğu için gönderiyi kaldığı otele yönlendirdiğini, 2 lt üzerinde gelen miktarın kampanya hediyesi olarak firma tarafından gönderildiğini, bu maddenin kullandıktan sonra bir saat kadar etkisinin sürdüğünü, 2 mg olarak kullandığını, günde ortalama 10 defa bu maddeden aldığını, kaldığı otel görevlilerine kargodan adıma düğün malzemeleri geleceğini ve bunun takibinin yapılmasını söylediğini, Türkiye’den aldığım bir GSM hattı bulunmadığını, ABD’de kullandığı +1 646 229 66 51 numaralı GSM hattını kullandığını, bu maddenin Türkiye'ye sokulmasının ve ülkede kullanılmasının yasak olduğunu bilmediğini, uyuşturucu madde ithal etme gibi bir kastının olmadığını savunmuştur.</p>

<p>TCK'nın “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin suç ve karar tarihininde yürürlükte bulunan 1. fıkrası;<br />
“Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır ” şeklindedir.</p>

<p>Uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç edilmesi suç olarak düzenlenmiştir. Uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yurt dışından ülke içine sokulması durumunda 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçlardan “uyuşturucu madde ithal etme” suçu oluşacaktır. Uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin, gümrük kapısından ya da gümrük kapısı dışındaki kara, deniz ve hava sınırlarının herhangi bir yerinden ülkeye geçirilmesinin bir önemi olmayıp yurt dışından Türkiye siyasi sınırlarından girmesi suçun oluşması için yeterlidir.</p>

<p>Aynı Kanun'un “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak” başlıklı suç tarihinde yürürlükte bulunan 191/1. maddesi ise; “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ” şeklinde düzenlenmiş olup kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da kullanmak fiilleri suç olarak tanımlanmıştır.</p>

<p>Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu yoksa uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın amacıdır. Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 tarihli ve 107-136 ile 06.03.2012 tarihli ve 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.</p>

<p>Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir.<br />
İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya iş yerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucunun ev veya iş yerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, samanlık gibi bir yere gizlenmesi kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler hâlinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.</p>

<p>Üçüncü kriter de bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları hâlinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.</p>

<p>Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;<br />
19.09.2017 tarihi saat 09.00 sularında, ... Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğüne bağlı Narkotik Grubu Personelleri ve görevli muayene memurlarınca yapılan rutin kontroller esnasında tespit edilen "Alıcı Bölümünde: Fabiano (hotel Gezi Bosporus) Azouly mete cd 34 taksim 1 34437 ..." yazılı, brüt ağırlığı 3564 gram gelen gönderiye narkotik dedektör köpeklerinin tepki vermeleri üzerine, posta gönderisinin oluşturulan heyet huzurunda açılarak yapılan incelemede; gönderi içerisinde 2 adet üzerinde magic cleaner ibaresi bulunan şeffaf renkli sıvı maddelerin yer aldığı 1 lt plastik şişe, 1 adet üzerinde magic cleaner ibaresi bulunan şeffaf renkli sıvı maddelerin yer aldığı 500 lt plastik şişe, 1 adet üzerinde magic cleaner ibaresi bulunan şeffaf renkli sıvı maddelerin yer aldığı 250 lt plastik şişe bulunduğunun tespit edildiği, şişeler içerisinde yer alan şeffaf renkli sıvı maddelerin uyuşturucu test cihazı ile yapılan kontrolünde "Gamma-Butyrolactone" etken maddesi içerdiğinin belirlendiği, Cumhuriyet savcısının "Söz konusu eşyanın teslimat zincirinin bozulmadan görevli memurlar uyarılıp PTT görevlilerine refakat edilerek alıcının adresine gönderilmesi ve alıcının teslim almasına müteakip ilgili savcılıktan talimat alınması" talimatının alındığı, posta gönderisi ile birlikte Mete Caddesi, No: 34 Beyoğlu/... adresinde bulunan Gezi Hotel Bosphorus'a gelen görevlilerin, gönderinin sahibinin 05.09.2017 günü otelde kaldığını, otele tekrar 05.10.2017 tarihinde rezervasyonu olduğunu öğrendikleri, adı geçen otele gönderi ile ilgili olarak ihbar kağıdı bırakıldığı ve posta gönderisinin şüpheli şahsın girişimde bulunmasının beklenilmesi amacıyla PTT Beyoğlu Posta Dağıtım Merkezine getirildiği, PTT yetkilileri ve çalışanlarına konunun önemi anlatılıp ilgililer uyarılıp gerekli önlemler alınarak Beyoğlu Posta Dağıtım Merkezinin kapanış saati olan 17.00'a kadar beklenildiği, bu sürede herhangi bir şahsın girişimde bulunmaması üzerine posta gönderisinin PTT görevlilerine teslim edilerek yapılan işlemlere ilişkin 19.09.2017 tarihli tutanak tanzim edildiği, 25.09.2017 tarihi saat 09.30 sularında Gezi Hotel Bosphorus çalışanı olduğunu söyleyen ...’ın, otel görevlilerine kendisini PTT görevlisi olarak tanıtan ve iletişim numarasını bırakan görevli personeli telefonla arayarak: "Şahsın pasaport ve kimlik fotokopisi bende, şahıs bu eşyaları düğün hediyesi olarak kullanacak, gümrük açısından sıkıntı olmadığını gösterir bir evrakta var, kendisi şu an dışarıda, onun adına ben alabilir miyim" diyerek gönderinin kendisine teslim edilip edilemeyeceğini sorması üzerine durumun hakkında bilgi verilen Cumhuriyet savcısının "Bahse konu gönderiyi otelde çalışan şahsa teslim ettikten sonra asıl alıcı şahsa ulaşılmaya çalışılması, ulaşılması hâlinde tekrar talimat alınması" talimatına müteakip saat 11.00 sularında PTT görevlisi ve ona refakat eden personel eşliğinde alıcı adresi olan Mete Caddesi, No: 34 Beyoglu/... adresinde bulunan Gezi Hotel Bosphorus'a gelindiği, otelin resepsiyonunda görevli ...’ın gönderiyi teslim almasına müteakip görevlilerce geliş nedenlerinin şahsa anlatıldığı, ...’ın yapılan ön görüşmede "Gönderinin ... isimli müşterilerine ait olduğunu ve müşteri memnuniyeti odaklı hareket etmesinden dolayı ve kargo ücreti de düşük olduğundan teslim aldığını" beyan ettiği, yapılan araştırmalarda ... isimli şahsın ABD ve Fransız pasaportlarına sahip olduğunun ve 09.09.2017 tarihinde Türkiye'ye gelerek 12.09.2017 tarihinde Türkiye'den çıkış yaptığının tespit edildiği, Cumhuriyet savcısının talimatları doğrultusunda ... isimli şahsın şüpheli olarak ifadesinin alındığı sırada Gezi Bosphorus isimli otelden "söz konusu şüpheli gönderi için ... isimli şahıs tarafından arandıklarını ve kendilerine söz konusu şüpheli gönderi hakkında sorular sorulduğunu ve gönderiyi 'Harun' isimli bir şahsın almaya gelebileceğini ifade ettiği" bilgisinin geldiği, ... ile beraber Hotel Gezi Bosphorus oteline gelin görevlilerin beklemeye başladıkları, 25.09.2017 tarihi saat 20.30 sularında otelin resepsiyonuna gelen isminin ... olduğunu belirten şahsın gönderiyi almak istediğini söyleyerek teslim almasına müteakip şahsın görevlilerce yakalandığı, yapılan kimlik kontrolü ve araştırma sonucunda 04RE96740 Fransız Pasaport numarasına sahip olduğunun, Tel Aviv'den gelerek 25.09.2017 tarihi saat 18.49 sularında Türkiye'ye giriş yaptığının tespit edildiği olayda;</p>

<p>Suça konu uyuşturucu maddenin 2 adet bir litrelik, 1 adet bir litrelik, 1 adet beş yüz mililitrelik ve 1 adet 250 mililitrelik olmak üzere toplam brüt ağırlığı 3 kilogram 564 gram gelen plastik şişeler içerisinde ele geçirilmesi, ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü raporu ve emanet makbuzuna göre net sıvı madde miktarının 3 kilogram 250 gram (3,250 lt) olması ile sanığın bu maddeyi mevcut hâliyle her bir dozu 2 miligram olacak şekilde günde 10 defa kullandığını ve yaklaşık bir saat etkisi altında kaldığını söylemesi, ele geçen madde miktarının yanı sıra bu beyan da gözetildiğinde suç konusu uyuşturucu maddenin kişisel kullanım sınırının çok üzerinde kaldığının, yine internet sitesi üzerinden daha önce verdiği sipariş bilgileri itibariyle sanığın 06.06.2017 tarihinde, ayrı üründen 2,5 litre satın aldığının ve iki ay yirmi iki gün sonra tekrardan suç konusu ele geçen ürünü sipariş ettiğinin, günlük kullanılan doz miktarı dikkate alındığında kişisel kullanım dışında bir amaçla söz konusu uyuşturucu maddeyi temin ettiğinin anlaşılması, sanığın suç konusu maddeyi teslim almak için suç tarihinde Tel Aviv’den (İsrail) ülkeye giriş yaptığının ve açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre bu maddenin giriş yaptığı ülkede de yasaklı maddeler arasında yer alması, gönderinin geldiğini öğrenmesi üzerine görüştüğü otel görevlilerine kargo içeriğinden bahsetmeyerek “düğün hediyesi” olduğunu söylemesi, suç konusu maddenin siparişinin verildiği internet sitesinde bu maddenin gönderilemeyeceği ülkeler arasında sanığın da vatandaşlığının bulunduğu ABD’nin de yer alıyor olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; ele geçen madde miktarı ve mevcut hâliyle kullanım şekli dikkate alındığında suç vasfının belirlenmesine yönelik bir araştırıma yapılmasına gerek bulunmadığının, kişisel kullanım miktarının çok üzerinde ve ticaret amacıyla uyuşturucu madde ithal edildiğinin, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılan savunmalarına itibar edilemeyeceğinin, ilk derece mahkemesinin sözlülük, doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkeleri uyarınca elde edilen delilleri vicdani kanaatleri ile serbestçe takdir etme yetkisi ve bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin istinaf yoluna başvurulması üzerine yaptığı denetim kapsamında, sanığın eyleminin sübutu ve nitelendirilmesine dair ulaştıkları bu sonucun hukuk kurallarına, akla, mantığa, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel görüşlere aykırı da olmadığının kabulü gerekmektedir.</p>

<p>Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir.</p>

<p><strong>SONUÇ : </strong>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE,</p>

<p>2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 17.05.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2021432-e-2022348-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-af.jpg" type="image/jpeg" length="19295"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2021/19186 E., 2023/9147 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202119186-e-20239147-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202119186-e-20239147-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 30.10.2023 tarihli, 2021/19186 E., 2023/9147 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi 2021/19186 E. , 2023/9147 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T U T U K L U</strong></p>

<p><br />
İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma<br />
HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması</p>

<p><br />
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.</p>

<p>Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I.HUKUKİ SÜREÇ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>A. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.05.2021 tarihli ve 2021/197 Esas, 2021/192 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 17 yıl 6 ay hapis ve 125.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.</p>

<p>B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 29.09.2021 tarihli ve 2021/2194 Esas, 2021/2479 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi gerektiğine ve buna yönelik ilk derece mahkemesince gerekçe gösterilmediğine ilişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>Temyizin kapsamına göre;</p>

<p>A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü<br />
03.04.2021 günü İstanbul Havalimanı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü personellerince yapılan risk analizi sonucunda, Sao Paulo (Brezilya)’dan İstanbul’a buradan da transit olarak Johannesburg’a giden uçakta bulunan sanık ... Olıva'nın şüpheli olarak değerlendirildiği, sistem üzerinden yapılan sorgulamalarda sanığın 1 adet toplam 17 kg bagajı olduğunun tespit edildiği, uçağın İstanbul Havalimanına inmesine müteakip sanığa ait bagajın X-Ray marifetiyle yapılan kontrolleri esnasında, bagajda şüpheli yoğunluk tespit edilmesi üzerine, bagajın sanığın huzurunda açıldığı, sanığın bagajı içerisinde bulunan siyah ve yeşil renkli 2 adet dağcı sırt çantasının sırt kısmında zulalanmış şekilde 59*32 boyutlarında dışı beyaz renkli ambalaj kağıdı ile sarılı preslenmiş vaziyette daralı ağırlığı 3.060 gram, 60*33 boyutlarında dışı beyaz renkli ambalaj kağıdı ile sarılı preslenmiş vaziyette daralı ağırlığı 3.140 gram olmak üzere toplamda daralı ağırlığı 6.200 gram kokain maddesi ele geçirilen olayda, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmasına, suça konu maddenin kokain olduğu anlaşıldığından cezasında yarı oranında artırım yapılmasına, sanığın Brezilya'dan temin ettiği uyuşturucu maddeler ile İstanbul'dan Johannesburg'a hareket edecek olan transit yolcu olup, bu uyuşturucu maddeyi Türkiye'de bırakacağına dair delil bulunmadığından, eyleminin tamamlandığı hali ile ticari maksatla uyuşturucu madde nakletme suçu olduğu, ithal suçunun oluşmadığı kanaatine varılarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.</p>

<p>B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü<br />
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkındaki hükmün 7. bendinin hükümden çıkartılarak yerine, "Sanık hakkında kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına" ibaresinin yazılması suretiyle hukuka aykırılık düzeltilerek İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, temel cezanın alt sınır aşılarak belirlenmesine ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hükmün gerekçesinin 5271 sayılı Kanun'un aradığı şartları taşıdığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 29.09.2021 tarihli ve 2021/2194 Esas, 2021/2479 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan<br />
temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>30.10.2023 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202119186-e-20239147-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-af.jpg" type="image/jpeg" length="55717"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uyuşturucu veya Uyarıcı Maddenin Ülkeden Transit Geçişi Durumunda Failin Ceza Sorumluluğu ile İthalin Oluşma Anı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/uyusturucu-veya-uyarici-maddenin-ulkeden-transit-gecisi-durumunda-failin-ceza-sorumlulugu-ile-ithalin-olusma-ani-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/uyusturucu-veya-uyarici-maddenin-ulkeden-transit-gecisi-durumunda-failin-ceza-sorumlulugu-ile-ithalin-olusma-ani-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Bu yazımızda;</strong> uyuşturucu veya uyarıcı maddenin yabancı bir ülkeden başka bir yabancı ülkeye götürülürken Türkiye’nin transit geçildiği durumda failin ceza sorumluluğu, yurt dışından yasak madde getirilmesi halinde 5237 sayılı TCK m.188/1’in veya m.188/3’ün hangi seçimlik hareketinden hangi durumlarda bahsedileceği ve ithal fiilinin teşebbüse elverişli olup olmadığı konuları işlenecektir.</p>

<p>· <strong>Yargıtay’ın müstakar kararları; uyuşturucu veya uyarıcı maddenin yabancı bir ülkeden başka bir yabancı ülkeye götürülürken Türkiye’nin transit geçilmesi durumunda fiilin, TCK m.188/3 <i>uyuşturucu veya uyarıcı madde nakletme</i> kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönündedir.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kararlarında Yargıtay’ın; failin uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri sırf ülkeye getireceğine dair delil bulunmaması durumunda, şüpheyi sanık lehine değerlendirmek suretiyle TCK m.188/3’ün tatbiki yönünde karar verdiği de anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-200911909-e-200919481-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 17.12.2009 tarihli, 2009/11909 E., 2009/19481 K. sayılı kararı</a>na göre; </strong><i>“İran uyruklu sanıkların kullandıkları tır aracına yükledikleri uyuşturucuyu yasal yükleri ile birlikte Türkiye'den zorunlu olarak geçip Almanya'ya götürmek isterlerken Pendik Ro-Ro liman sahasında yapılan kontrolde yakalandıkları, suça konu uyuşturucunun ülkemizde bırakılacağına dair bir kanıt bulunmadığı, uyuşturucunun Türkiye'den transit olarak geçirilmekte olduğu anlaşıldığından; sanıkların eylemlerinin uyuşturucu madde nakletmek suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı gerekçe ile uyuşturucu madde ithal etmek suçundan hüküm kurulması” </i>hukuka aykırıdır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202119186-e-20239147-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30.10.2023 tarihli, 2021/19186 E., 2023/9147 K. sayılı kararı</a>na konu olayda da;</strong> İlk Derece Mahkemesinin, <i>“(…) sanığın Brezilya’dan temin ettiği uyuşturucu maddeler ile İstanbul'dan Johannesburg'a hareket edecek olan transit yolcu olup, bu uyuşturucu maddeyi Türkiye'de bırakacağına dair delil bulunmadığından, eyleminin tamamlandığı hali ile ticari maksatla uyuşturucu madde nakletme suçu olduğu, ithal suçunun oluşmadığı kanaatine varılarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına” </i>dair hüküm, hukuka uygun bulunmuştur<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a>.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-2016961-e-20165310-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 27.10.2016 tarihli, 2016/961 E., 2016/5310 K. sayılı kararı</a>na göre de; </strong><i>“Olay tutanağı içeriğine, pasaport ve bilet kayıtlarına, dosyadaki diğer belge ve bilgilere göre; sanığın, 02/05/2015 tarihinde ... ülkesi ... kentinden gelen ve 21:39 'da ...... Havalimanına inen uçak içinde bulunduğu, buradan ... / ...'ya 23:10'da hareket eden uçağa ait gidiş bileti olduğu halde, anılan Sao Paolo’dan gelen uçak içerisinde rahatsızlanarak bir kısmı el bagajında bulunan ve bir kısmı da sonrasında hastanede sindirim sisteminde kapsül şeklinde belirlenen, suç konusu uyuşturucu maddeler ile yakalandığı, yakalanan uyuşturucu maddeleri Türkiye’de bırakacağına veya başkasına vereceğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı, transit geçiş niteliğindeki eyleminin ithal değil, uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu gözetilmeden; 5237 sayılı TCK’nın 188/3. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği halde, ithal suçundan aynı Kanun'un 188/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması”<strong> </strong></i>bozma nedenidir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-ceza-dairesinin-201513850-e-20156201-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 17.09.2015 tarihli, 2015/13850 E., 2015/6201 K. sayılı kararı</a>na göre ise; </strong><i>“Kolombiya uyruklu sanığın, suç konusu uyuşturucu maddeyi Arjantin'den temin edip Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Hava Limanı dış hatlar gidiş katı transit alanda yakalandığı anlaşıldığından, transit geçiş niteliğindeki eyleminin, ithale teşebbüs değil, sadece uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eylemin ‘ithale teşebbüs’ ve ‘uyuşturucu madde nakletme’ suçlarını oluşturduğundan bahisle TCK'nın 44. maddesi gereğince uyuşturucu madde nakletme suçundan hüküm kurulması, belirlenen cezaya göre sonuca etkili görülmemiştir”.</i></p>

<p>17.09.2015 tarihli bu kararında Yargıtay 9. Ceza Dairesi; bir fiille birden fazla suçun oluştuğundan bahisle TCK m.44 uyarınca <i>fikri içtima </i>müessesesinin tatbikini değil, somut olayda sadece tek suçun unsurlarının oluşması nedeniyle uyuşturucu madde nakletmenin uygulanması gerektiğine işaret etmiş, yukarıda değindiğimiz Yargıtay kararları ile aynı doğrultuda kanaate varmıştır.</p>

<p><strong>Yukarıda yer verdiğimiz kararlara göre önemli olan; </strong>failin Türkiye’den bir başka ülkeye yasak maddeleri götürüp götürmeyeceği olup, bu konuda deliller failin Türkiye’den başka bir ülkeye geçiş yapmayacağını veya sadece Türkiye’ye giriş yapacağını gösteriyorsa, bu durumda TCK m.188/1 uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ithali gündeme gelecektir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20162112-e-2020979-e-ve-202117326-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 28.06.2016 tarihli, 2016/2112 E., 2016/2045 K. sayılı kararı</a>nda;</strong> <i>“Sanığın suç konusu uyuşturucu maddeyi Güney Afrika’dan Türkiye’ye ithal ettiğinin sabit olduğu, uyuşturucu madde ithal etme suçunun uyuşturucu maddenin ülke sınırlarından içeri sokulması ile tamamlandığı, uyuşturucu madde ithal etme suçu neticesi harekete bitişik bir suç olup hareketleri bölümlere ayırmak mümkün bulunmadığından bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı gözetilmeden suçun niteliği yanlış belirlenerek uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulması”</i> bozma nedeni sayılmıştır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20162112-e-2020979-e-ve-202117326-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 21.01.2021 tarihli, 2020/979 E, 2021/833 K. sayılı kararı</a>na göre de; </strong><i>“(…) suç tarihinde TK-1940 sefer sayılı Brüksel uçağından inen ve dış hatlar geliş katı pasaport kontuarından pasaport işlemlerini yaptırarak Türkiye'ye giriş yapan ve midesinde kokain olduğu tespit edilen sanığın eyleminin ‘uyuşturucu madde ithal etme’ suçunu oluşturduğu gözetilmeden, transit yolcu olduğundan bahisle eylemin vasfında yanılgıya düşülerek ‘uyuşturucu madde ticareti yapma’ suçundan hüküm kurulması” </i>hukuka aykırıdır.</p>

<p>Yargıtay’ın bunun yanında; şahsın transit yolcu olup olmadığı ile ilgili gerekli araştırma yapılmaksızın ithalden verilen mahkumiyet kararlarını bozduğu da görülmektedir<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20162112-e-2020979-e-ve-202117326-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">[2].</a></p>

<p><strong>Özetle Yargıtay;</strong> transit geçişi TCK m.188/3, Ülkeye, bir başka yere uğranmaksızın girişi ise TCK m.188/1 kapsamında değerlendirmektedir.</p>

<p>· <strong>Burada bir diğer hukuki sorun; uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük sahasında yakalanması durumunda hangi hükmün uygulanacağı olup, TCK m.35 uyarınca teşebbüs hükümlerinin tatbik edilip edilmeyeceği, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ithalinin teşebbüse elverişli olup olmadığı ve hangi durumda ithalden bahsedileceği soruları önem arz etmektedir.</strong></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2021432-e-2022348-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2022 tarihli, 2021/432 E., 2022/348 K.</a> ve <a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2015500-e-2019365-k-sayili-karari" rel="dofollow">02.05.2019 tarihli, 2015/500 E., 2019/365 K. sayılı kararları</a>na göre; </strong><i>“Uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin, gümrük kapısından ya da gümrük kapısı dışındaki kara, deniz ve hava sınırlarının herhangi bir yerinden ülkeye geçirilmesinin bir önemi olmayıp, yurt dışından Türkiye siyasi sınırlarından girmesi suçun oluşması için yeterlidir”.</i></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-20181174-e-20192072-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 03.04.2019 tarihli, 2018/1174 E., 2019/2072 K. sayılı kararı</a>nda;</strong> sanık müdafiinin pasaport kontrol ve gümrük muayenesinden geçilmeden yasak maddenin elde edildiğine ve ithalin, pasaport işlemlerinin tamamlanıp Türkiye’ye giriş yapıldıktan sonra, gümrük memurlarına beyanda bulunulduğu sırada uyuşturucu maddenin gizlenmesi ile sübuta ereceğine yönelik savunmaları kabul edilmemiş ve ithal suçunun oluştuğuna kanaat getirilmiştir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20247541-e-2025392-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 10. Ceza Dairesi de; 13.01.2025 tarihli, 2024/7541 E., 2025/392 K. sayılı kararı</a>nda; </strong>uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ithali fiilinin teşebbüse elverişli olmadığına kanaat getirmiş<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a>, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu kabul etmiştir.</p>

<p><strong>Bu karar oy çokluğu ile verilmiş, karara ayrıntılı karşı oy yazılmıştır. Karşı oya göre; </strong><i>“Somut olayda, sanığın Türkiye’ye giriş yaptığı aracın X-ray taramasına sevk edilmesi üzerine gümrük sahası tır giriş X-ray yoluna suça konu maddeleri attığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, görevlilerce uyuşturucu maddenin gümrükten geçirilmesine ve ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, sanık elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunu, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamış ve işlediği suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. Böyle bir durumda suçun tamamlanmış olduğunun kabul edilmesi; yurt dışından getirdiği uyuşturucu maddeyi gümrük kontrolünden herhangi bir şekilde geçiren kişilerle, görevlilerin kontrolünü aşamaması nedeniyle maddeyi gümrükten geçiremeyen kişilerin aynı hukuki statüye tabi tutulması anlamına geleceği gibi; gümrük görevlilerinin resmi vazifelerini icra ederken yaptıkları uyuşturucu maddeyi ele geçirme işlemine, gereken hukuki değerin verilmemesi sonucuna da yol açacaktır. Bu itibarla, sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçu teşebbüs aşamasında kaldığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tayin edilen cezadan aynı Kanun'un 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanığın eylemi tamamlanmış suç olarak kabul edilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-2025751-e-20257469-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>[4]</strong>.</a></i></p>

<p><strong>Doktrinde de baskın görüş Yargıtay’la uyumlu olmakla birlikte; karşı görüşe göre, </strong>uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etmek suçu kural olarak failin gümrük görevlilerine beyanda bulunması ve bu sırada yasak maddeyi gizlemesi ile tamamlanacak olup, madde beyandan önce ele geçirilmişse ithal suçu teşebbüs aşamasında kalacaktır<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a>.</p>

<p><strong>Görüleceği üzere Yargıtay konuyu şu şekilde kabul etmiştir; </strong>uyuşturucu veya uyarıcı<strong> </strong>maddenin gümrük sahasına girmesiyle, yani Türk hava sahasına girmesiyle TCK m.8 uyarınca <i>mülkilik</i> ilkesi geçerli olur ve ithal oluşur<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a>. 4458 sayılı Gümrük Kanunu m.2 de buna işaret etmektedir.</p>

<p>Bununla birlikte transit geçiş varsa, yani Türkiye’ye sokmayıp başka bir ülkeye götürecekse, bu hususun belgelenmesi durumunda TCK m.188/3 uyarınca nakletme gündeme gelir. Yargıtay burada fiili ithal, yani ülkeye sokma değil, bir yerden başka bir yere götürme olarak yorumlamakta ve fazla ceza verilmesinin önüne bu şekilde geçmeye çalışmaktadır.</p>

<p>Bu durumda fiilin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı veya yabancı tarafından “yabancı ülkede” işlenmesinden de bahsedilemeyeceğinden, TCK m.13’ün tatbiki gündeme gelmemekte, suçun TCK m.8 uyarınca Türkiye’de işlendiğinin kabulü ile TCK m.188/1-3’le ilgili değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle; havaalanı transit bölgeleri ve serbest bölgeler TCK m.8 uyarınca Türk egemenlik alanı kapsamında kabul edildiğinden, bu alanlarda işlenen suçlar bakımından Türk yargı yetkisi tamdır.</p>

<p>Ancak TCK m.188/3’ün lafzından da anlaşılacağı üzere TCK m.188/3’den bahsedebilmek için yasak maddenin ülke içinde bir yerden bir yere götürme hali gerekmekle; her ne kadar <i>mülkilik</i> ilkesi gereğince yasak maddenin gümrükte, yani ülke içinde bir yerden bir yere götürüldüğü kabul edilip, TCK m.188/3’ün tatbik edilmesi gerektiği düşünülse bile, yurt dışından geldiği ve ithal için pasaporttan geçmesi zorunluluğu olmadığı değerlendirilen yasak maddenin ithal yerine ülke içinde ticaret suçuna konu edilmesi de tenakuz teşkil etmektedir.</p>

<p><strong>Ayrıca;</strong> her ne kadar <i>mülkilik</i> prensibinden yola çıkılsa da, maddenin geldiği ve transit geçiş sonrası vardığı yerlerde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretinin suç olarak kabul edilmemesi durumda, failin hukuka aykırılık bilinci olmadığı için sırf transit geçişin varlığından hareketle ceza sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmamalıdır.</p>

<p>Tartışma konumuzda failin pasaporttan geçmeyip, ülke içine tam olarak girmeyen uyuşturucu veya uyarıcı madde ile ilgili olarak, failin kastı değerlendirilmek suretiyle, her ne kadar kanuni tanıma uymasa da, TCK m.188/3 ile az ceza verilmesinin sağlandığı anlaşılmaktadır ki, bu durum TCK m.188’de, daha önce yazılarımıza da konu ettiğimiz başkaca örneklerde de kendisini göstermektedir.</p>

<p>Uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarında; örneğin uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ticari kast olmaksızın bir başkasına verilmesi, maddenin birlikte kullanılması, yurt dışından kişisel kullanım için madde getirilmesi, etkin pişmanlık müessesesinden hüküm verilene kadar yararlanılabilmesi gibi hususlar hep uygulamayla veya madde gerekçesiyle çözülmeye çalışılmakta, <i>kanunilik</i> prensibine aykırı değerlendirmelerle, birçok durumda yeknesak olmayan ve kanuni tarife de uymayan kararlar verilmektedir.</p>

<p>Bu yazımıza konu olayda da; TCK m.188/3’ün tanımına uymayan bir fiilden dolayı uyuşturucu veya uyarıcı maddenin naklinden dolayı ceza sorumluluğuna gidildiği anlaşılmakla, bu konuda yasal düzenlemeye gidilmesi isabetli olacaktır.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Ertekin Aksüt</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> Benzer yönde onama kararları için Yargıtay 10. CD, 07.11.2023, 2022/4825 E., 2023/9542 K.; 20.06.2023, 2021/17507 E., 2023/5781 K.; Yargıtay 8. CD, 02.06.2026, 2026/5623 E., 2026/7437 K.; 01.07.2025, 2024/4535 E., 2025/5468 K.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20162112-e-2020979-e-ve-202117326-e-sayili-kararlari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> </span><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20162112-e-2020979-e-ve-202117326-e-sayili-kararlari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 06.07.2023 tarihli, 2021/17326 E., 2023/6251 K. sayılı kararı</span></a><span style="color:#999999">na göre;</span></strong><span style="color:#999999"> <i>“Lübnan uyruklu sanığın aşamalardaki savunmasında, suça konu uyuşturucu maddeleri Ekvator ülkesinden teslim aldığını ve İstanbul üzerinden aktarma ile Lübnan ülkesine götüreceğini beyan etmesi karşısında, sanığın İstanbul aktarmalı olarak Lübnan'a gidip gitmeyeceği hususunda uçak biletlerinin de araştırılarak sanığın fiilinin transit geçiş niteliğinde olup olmadığı belirlendikten sonra eyleminin uyuşturucu madde ithal etme suçunu mu yoksa uyuşturucu madde nakletme suçunu mu oluşturduğunun tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur”.</i></span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> Dairenin yukarıda yer verdiğimiz 28.06.2016 tarihli, 2016/2112 E., 2016/2045 K. sayılı kararı da aynı yöndedir.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-2025751-e-20257469-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> Aynı yönde karar ve karşı oy için</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-2025751-e-20257469-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999"> Yargıtay 10. CD, 01.07.2025, 2025/751 E., 2025/7469 K.</span></a></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> Hasan Tahsin Gökcan, Mustafa Artuç, Çetin Akkaya, Ahmet Buğra Aktuç, 3. Baskı, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi, Cilt IV, Ankara, 2026, s.6791.</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999"><sup><sup>[6]</sup></sup></span></a><span style="color:#999999"> <strong>4458 sayılı Gümrük Kanunu m.2:</strong> <i>“Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesi, Türkiye Cumhuriyeti topraklarını kapsar. Türkiye kara suları, iç suları ve hava sahası gümrük bölgesine dahildir. Bu Kanunda geçen Türkiye Gümrük Bölgesi ve Gümrük Bölgesi kavramları Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesini ifade eder”.</i></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/uyusturucu-veya-uyarici-maddenin-ulkeden-transit-gecisi-durumunda-failin-ceza-sorumlulugu-ile-ithalin-olusma-ani-1</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/yazar/ersan-sen-yazdi-tesad.jpg" type="image/jpeg" length="69264"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2025/6915 E., 2025/15181 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-20256915-e-202515181-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-20256915-e-202515181-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2025 tarihli, 2025/6915 E., 2025/15181 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>5. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/6915 E., 2025/15181 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2023/3579 Esas, 2025/673 Karar<br />
KARAR : Esastan ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Sulh Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2021/1485 Esas, 2023/817 Karar</p>

<p>Taraflar arasındaki arsa paylarının düzeltilmesi davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; arsa paylarının iptaline ve düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
1.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; söz konusu taşınmazın kamulaştırmaya tabi tutulduğunu, değer tespitinin yapıldığını, takdir olunan bedellerin depo edildiğini, Bursa 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/439 Esas sayılı dosyası ile bedel tespiti ve tescil davası açıldığını, davacının taşınmazları ile ilgili iddialarını bu dosyada ileri sürmesi gerektiğini, her bağımsız bölüm için değer tespiti yapılacağından davacının hukuku yararının bulunmadığını, davaya konu binanın 1966 yılında yapıldığını, o tarihte çarşı niteliği taşınmayan bölgede zemin katların daha değersiz olduğunu; ancak arsa paylarının eşit olarak belirlendiğini, bağımsız bölümde sonradan meydana gelen değer artışının arsa payını etkilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davaya dayanak olarak gösterdiği Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/379 Esas sayılı dosyasında alınan 3 farklı raporda kamulaştırmaya konu taşınmazların arsa payları ve değerlerinin detaylı incelemeler sonucu tespit edildiğini, aynı bina içerisinde bulunan taşınmazların konumu hususunda birbirlerinden farklı olacakları veya değerlerinin farklı olacağı varsayımının yanlış olduğunu, arsa paylarının taşınmazların alanları dikkate alınarak belirlendiğini, davacının iddia ve taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>3.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa paylarının kat maliklerine eşit olarak dağıtıldığı için ana taşınmazın tüm giderlerinin eşit olarak paylaştırıldığını, davacının yaklaşık 30 yıldır maliki olduğu ana taşınmazda yapılmış olan ortak giderleri diğer maliklerle eşit olarak katılması hususunun dava şartı olan iyi niyet olgusundan uzak olduğunu, arsa payının düzeltilmesi davasının açılabilmesi için ana taşınmazın kat irtifakı ya da kat mülkiyeti statüsünü koruması gerektiğini; ancak dava konusu ana taşınmazın yıkılmış durumda olduğunu, ana taşınmaz yıkılmış olduğundan davanın konusuz kaldığını, taşınmazın şerefiye değerinin tartışılmasının anlamsız olduğunu, davanın bir sonuçlanabilmesi için bilirkişi raporu alınması gerektiğini ancak yıkılmış bina üzerinde keşif yapılamayacağını beyan etmiştir.</p>

<p>4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taşınmazı satın alırken arsa paylı olduğunu bilerek satın aldığını, yıkım kararı verildikten sonra arsa paylarının düzeltilmesi talebinin iyi niyetli olmadığını, yargılama konusunun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, arsa paylarının düzeltilmesi için taşınmazda kat mülkiyeti veya kat irtifakının kurulmuş olması gerektiğini, davaya konu taşınmazın yıkılmış durumda olduğunu, davanın konusunun olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><br />
5.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; arsa payı düzeltilmesi davasının tespit davası olduğunu, ana yapının kat irtifakı veya kat mülkiyeti statüsünü koruduğu sürece açılabileceğini, davaya konu binanın tamamen boşaltılıp yıkıldıktan sonra davanın açıldığını, davacının hukuki yararının bulunmadığını, arsa paylarının düzenlenebilmesi için uzman bilirkişilerce bağımsız bölümler incelenerek arsa payları arasında orantısızlık olup olmadığının araştırılması gerektiğini ancak dava konusu taşınmazın yıkıldığını, davacının dava açmakta iyi niyetli olmadığını, davacının uzun yıllar boyunca ana taşınmazın bakım, tamir ve korunması için diğer maliklerden daha az ücret öderken arsa payına itiraz etmediğini beyan etmiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bursa ili, ..., ... mahallesi 60 02... parsel sayılı taşınmazda bulunan 13... nolu bağımsız bölümlerin müvekkili şirket adına kayıtlı olduğunu, kamulaştırma davasında alınan bilirkişi raporunda taşınmaz bedeli belirlendiğini, bağımsız bölümlerin tamamında arsa payının eşit kabul edildiğini ve buna göre dağılım yapıldığını, müvekkil adına kayıtlı bağımsız bölümler ticari nitelikte olup binanın zemin katında bulunan dükkanlar olduğunu, konut olan diğer bağımsız bölümlerle aynı nitelikte olmadığını, arsa payının ve değerinin belirlenmesinde; taşınmazın bulunuğu konum, taşınmazın ve bağımsız bölümlerin niteliği aynı zamanda da bağımsız bölümlere ait arsa payının taşınmazda mevcut olan diğer arsa payları ile aynı nitelikte olmadığı hususlarının gözetilmesi gerektiğini, bu hususlara dikkat edilmeksizin belirlenen ve tespit edilen arsa paylarının iptali gerektiğini, delilleri arasında keşif de bulunduğunu fakat mahkemece, davanın görülme sürecinde keşif delilini belirtmesine karşın keşif yapılmadığını ve bu şekilde hüküm verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; dava konusu taşınmazda kat mülkiyetinin kurulmasına esas alınan belgelerin dosya arasına getirtildiği, davacı tarafça bağımsız bölümün kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulduğu tarihteki değerlerine etkili olabilecek unsurlara göre kat mülkiyetinin kurulduğu tarih itibarıyla bir hata yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, arsa paylarının tespiti ile tapu siciline tescili istemine ilişkindir.</p>

<p>2. Değerlendirme<br />
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-20256915-e-202515181-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-aaf.jpg" type="image/jpeg" length="81227"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2025/2631 E., 2025/7777 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-20252631-e-20257777-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-20252631-e-20257777-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2025 tarihli, 2025/2631 E., 2025/7777 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>5. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/2631 E., 2025/7777 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2021/1575 Esas, 2024/2318 Karar<br />
DAVA TARİHİ : 23.02.2015<br />
KARAR : Esastan ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2015/170 Esas, 2021/363 Karar</p>

<p>Taraflar arasındaki bağımsız bölümlere özgülenen arsa paylarının düzeltilerek tapuya tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davacı ve davalı ... vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... vekillerince temyiz edilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince 26.12.2024 tarihli ek karar ile temyiz karar ve temyiz yoluna başvuru harcının muhtıraya rağmen tamamlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.<br />
Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmemiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><br />
<strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın bodrum, zemin, 5 normal kat olmak üzere 20 bağımsız bölümden oluştuğunu, 04.09.1990 tarihinde kat irtifakı tesis edildiğini, kat irtifakı tesis edilirken paylarının bağımsız bölümlerin değeriyle orantılı olması gerektiği hâlde, binanın en üst katındaki daire ile en alt kattaki daireler ve binanın ön ile arka cephesindeki dairelerin değerlerinin birbirinden çok farklı olmasına rağmen bu bağımsız bölümlere birbirine çok yakın kat irtifakı paylarının verildiğini, dava konusu bina yıkılmış ise de arsa paylarının bir defaya mahsus olarak düzeltilmesine imkan verdiğini, müvekkilinin bağımsız bölümleri 29.11.2004 tarihinde satın aldığını, kat irtifakı tesisini talep eden bağımsız bölüm malikleri arasında müvekkilinin yer almadığını beyan ederek tapudaki kat irtifakı paylarının düzeltilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava sırasında Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/2316 Esas sayılı dosyasında taşınmazla ilgili paylı mülkiyete dönüştürüldüğüne ilişkin beyanda bulunulduğu ve belirtilen mahkeme kararının dosya arasına alındığı, dava konusu İstanbul ili, ...ilçesi, ...Mahallesi 12431 parsel sayılı taşınmazda kat irtifakının terkin edildiği ve taşınmazın paylı mülkiyete dönüştürüldüğüne dair karar verildiği ve kararın 17.02.2020 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, ayrıca arsa paylarının düzeltilmesi davasının Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 2007/9977 Esas, 2008/2372 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi ana yapının kat irtifakı veya kat mülkiyeti statüsünü koruduğu sürece açılabileceği, ana yapının 1999 depreminde tamamen yıkıldığı, kat irtifakının da Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/2316 Esas sayılı dosyasıyla terkin edildiği, bu haliyle kat irtifakı sona eren ve paylı mülkiyete dönen taşınmazda arsa paylarından söz edilemeyeceği gibi arsa paylarının düzeltilmesine yönelik karar verilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava ikame edildiği tarihte dava konusu taşınmazda kat irtifakı devam etmekte olup dava koşulları gerçekleşmiş bulunduğunu, müvekkiline ait iş yeri vasfındaki taşınmaz, deprem sonucu binanın yıkılması nedeniyle sadece arsadaki ihtiva ettiği belirli bir pay oranına dönüştüğünü, müvekkili taşınmazı satın aldığı tarihte daire sahiplerinden daha fazla bir bedel ödemesine rağmen ve daha değerli bir taşınmaza sahipken deprem sonrası daire sahipleri ile aynı pay oranına ve aynı değerdeki bir paya sahip olduğunu, bu sebeple müvekkilin payı, dükkan olması nedeniyle satın alındığı tarihteki değeri, pay değeri, kaybolup gittiğini, dava 2015 yılında ikame edilmiş olup, henüz o tarihte kat irtifakı devam etmekte olup, arsa paylarının düzeltilmesi koşulları mevcut olduğunu, bu noktada mahkemenin dosyada yargılamaya devam ederek arsa paylarını tespit ederek karar vermesi gerekirken hatalı olarak kat irtifakının bozulduğu iddiasına dayanarak dosyada karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.</p>

<p>2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerinde bulunan ana yapı, mahkeme kararında da belirtilmiş olduğu üzere 1999 depreminde yıkılmış olsa da dava tarihinde kat irtifakı bulunduğunun sabit olduğunu, bu sebeple karar tarihindeki mevcut duruma göre değil, dava tarihindeki duruma göre değerlendirme yapılmasının isabetli olacağını, Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1316 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklemesi gerektiğini, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilemesini talep etmiştir.</p>

<p><br />
C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı anlaşıldığından davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık,bağımsız bölümlere özgülenen arsa paylarının düzeltilerek tapuya tescili istemine ilişkindir.</p>

<p>2. Değerlendirme<br />
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia, savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
Davalı ... vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,<br />
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br />
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-20252631-e-20257777-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-1.jpg" type="image/jpeg" length="79687"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BİNA YIKILDI DİYE ARSA PAYI DAVASI BİTMEZ: HUKUK GENEL KURULU'NDAN KENTSEL DÖNÜŞÜME AYAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bina-yikildi-diye-arsa-payi-davasi-bitmez-hukuk-genel-kurulundan-kentsel-donusume-ayar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bina-yikildi-diye-arsa-payi-davasi-bitmez-hukuk-genel-kurulundan-kentsel-donusume-ayar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. GİRİŞ</strong></p>

<p>Kentsel dönüşüm görüşmelerinin yapıldığı bir apartman toplantısına oturduğunuzda, tartışmanın er ya da geç aynı yere geldiğini görürsünüz: kim, yeni binadan ne kadar alacak. Cevabı çoğu zaman kimsenin okumadığı bir sayı belirler — tapudaki arsa payı. Elli yıl önce, çoğu kez bir mühendisin binayı kaç daireye bölmüşse arsayı da o kadar eşit parçaya ayırmasıyla oluşmuş bir sayı.</p>

<p>Zemin kattaki dükkânla çatı katındaki dairenin aynı payı taşıması, bina ayakta dururken kimsenin uykusunu kaçırmaz. Aidat farkı birkaç yüz liradır, insanlar idare eder. Yıkım kararı çıktığı anda ise o birkaç yüz liralık fark, milyonluk bir bağımsız bölüm farkına dönüşür.</p>

<p>İşte tam bu noktada eski bir usul sorusu tekrar hayat buluyor: arsa paylarının düzeltilmesi davası devam ederken bina yıkılırsa, dava ne olur?<a href="https://www.hukukihaber.net/bina-yikilsa-bile-kat-malikleri-arsa-uzerinde-paylari-oraninda-ortak-mulkiyet-ile-malik-olmaya-devam-eder" rel="dofollow"> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.09.2025 tarihli ve <strong>E.2023/648, K.2025/512</strong> sayılı kararı</a>nda bu soruyu oy çokluğuyla yanıtladı. Verilen yanıt, dönüşüm sürecindeki pek çok dosyanın kaderini değiştirecek nitelikte.</p>

<p><strong>II. İZMİR'DE BEŞ DAİRELİK BİR BİNA VE 2/10'LUK EŞİTLİK</strong></p>

<p>Uyuşmazlığın konusu, İzmir'in Konak ilçesinde bulunan beş katlı, beş daireli bir apartman. Kat irtifakı kurulurken binanın tamamı on paya bölünmüş ve her daireye 2/10 arsa payı verilmiş. Yani dairelerin konumu, büyüklüğü, cephesi, manzarası hiç hesaba katılmamış; sadece daire sayısına bölünmüş.</p>

<p>Üçüncü kattaki bağımsız bölümün malikleri, kendi dairelerinin diğerlerinden büyük olmasına rağmen düşük pay aldıklarını ileri sürerek arsa paylarının yeniden belirlenmesini istemişler. Mahkeme keşif yapmış, bilirkişi incelemesi yaptırmış ve 11.10.2018 tarihli kararıyla davayı kabul etmiş.</p>

<p>İlk derece mahkemesinin gerekçesi, bu tür dosyalarda nelerin tartışıldığını iyi gösteriyor. Kat irtifakı kurulurken dairelerin alanları, konumları, değerleri, mimari özellikleri, ulaşım imkânları, ısı, ışık, güneş, rüzgâr ve cephe durumları hiç dikkate alınmamış; paylaşım sadece sayı hesabına göre yapılmıştı. Bilirkişi incelemesinde zemin kat dairenin ortak arka bahçeyi kullanması ve arkada istinat duvarına bakması, çatı katındaki dairenin ise terasları kullanmakla birlikte üzerinde kiremit çatı bulunmaması ve iklim koşullarından daha çok etkilenmesi gibi ayrıntılar tek tek tartışılmış.</p>

<p>Davalı taraf da boş durmamış. Savunmada, yarım asırdır hiçbir kat malikinin böyle bir dava açmadığı, elli yıl öncesinin fiilî durumunun bilirkişi eliyle net biçimde saptanmasının mümkün olmadığı ve çatı katının aslında diğer dairelerden daha iyi körfez manzarasına sahip olduğu ileri sürülmüş. Bu itirazların hiçbiri yabancı değil; arsa payı dosyalarının neredeyse tamamında aynı üç argümanla karşılaşılır.</p>

<p>Ortaya çıkan tablo, bu davaların neden bu kadar sert geçtiğini tek başına anlatıyor: eşit dağıtılan 2/10'luk paylar, zemin kat için 9/44, ara katlar için 10/44, çatı katı için ise 5/44 olarak yeniden belirlenmiş. Çatı katındaki malik, kâğıt üzerinde payının neredeyse yarısını kaybetmiş.</p>

<p>Karar istinafa taşındı. Ve dosya istinaf incelemesindeyken bina 21.08.2020 tarihinde yıkıldı. Parselde riskli yapı şerhi zaten 20.12.2017'den beri duruyordu.</p>

<p><strong>III. "DAVA KONUSUZ KALDI" DİYEN İSTİNAF, DİRENEN İSTİNAF</strong></p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi, binanın yıkılmasıyla birlikte Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 47 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kat mülkiyetinin kendiliğinden sona erdiğini, dolayısıyla ortada düzeltilecek bir arsa payı kalmadığını kabul etti. İlk derece kararını kaldırdı ve davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/bina-yikilsa-bile-kat-malikleri-arsa-uzerinde-paylari-oraninda-ortak-mulkiyet-ile-malik-olmaya-devam-eder" rel="dofollow">Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bu kararı 17.01.2022 tarihli ve E.2021/13839, K.2022/141 sayılı kararı</a>yla bozdu. Daireye göre bina yıkılmıştı ama tarafların iradesiyle yeni arsa payları belirlenip yeniden kat irtifakı ya da kat mülkiyeti kurulmamıştı; davacının hukuki yararı sürüyordu.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi direndi. Direnme gerekçesinde dikkat çekici bir pratik kaygı vardı: yıkılmış bir taşınmazda yeni binanın nasıl yapılacağı, kat irtifakının nasıl düzenleneceği zaten paydaşların kendi aralarındaki ve yüklenici ile yaptıkları anlaşmaya bağlıydı; aksinin kabulü, afet riski altındaki alanlarda dönüşüm sürecini uzatırdı.</p>

<p>Bu kaygı, hafife alınacak bir kaygı değil. Nitekim aynı görüş Hukuk Genel Kurulu görüşmelerinde de dile getirilmiş, ancak Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.</p>

<p><strong>IV. ARSA PAYI NEDEN "SADECE BİR SAYI" DEĞİL</strong></p>

<p>Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası, kat mülkiyetinin ve kat irtifakının, bağımsız bölümlerin "konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değerleri ile oranlı olarak" tahsis edilen arsa payının gösterilmesiyle kurulacağını söyler. Aynı fıkra, payların değerle orantılı tahsis edilmediği hâllerde her kat malikine mahkemeye başvurma hakkı tanır.</p>

<p>Fıkranın çoğu zaman atlanan üçüncü cümlesi ise davanın sınırını çizer: tahsis edilen arsa payı, "o bölümlerin değerinde sonradan meydana gelen çoğalma veya azalma sebebiyle değiştirilemez." Yani bu dava, dairenizin bugünkü değerini tartışma davası değildir; kat irtifakının ya da kat mülkiyetinin kurulduğu tarihte yapılmış bir hatanın düzeltilmesi davasıdır.</p>

<p>Hukuk Genel Kurulu kararında da hatırlatıldığı üzere arsa payı, kat mülkiyeti düzeninin kılcal damarlarına işlemiş bir ölçüdür: yönetim giderlerine katılmada, ortak yerlerdeki mülkiyet oranında, kamulaştırma bedelinin bağımsız bölümlere dağıtılmasında hep bu oran esas alınır.</p>

<p>Kentsel dönüşümde ise arsa payının ağırlığı bambaşka bir boyuta taşınır. 6306 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası, üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş kat irtifakı veya kat mülkiyetinin ilgililerin muvafakati aranmaksızın tapu müdürlüğünce resen terkin edileceğini ve taşınmazın "malikleri adına payları oranında" tescil edileceğini düzenler. Aynı fıkra uyarınca, yıkım sonrası uygulamalara ilişkin kararlar da hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile alınır.</p>

<p>Cümlenin sonucu açıktır. Elli yıl önce hatalı yazılmış arsa payı, yıkımla birlikte kaybolmaz; arsadaki hissenize dönüşür. Yeni binadan alacağınız bağımsız bölümün büyüklüğünü de, dönüşüm kararlarındaki oy ağırlığınızı da o hisse belirler.</p>

<p><strong>V. HUKUK GENEL KURULU'NUN ÇİZGİSİ</strong></p>

<p>Hukuk Genel Kurulu, işe konusuz kalmanın genel ölçütünü hatırlatarak başladı. Karara göre, dava sırasında meydana gelen bir olay nedeniyle davanın konusuz kalmış sayılabilmesi için "artık her iki tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hiç bir hukuki yararının kalmamış olması gerekir."</p>

<p>Somut olayda bu şart gerçekleşmemişti. Kurul çoğunluğunun gerekçesi şu şekildedir:</p>

<p>"yargılama sırasında dava konusu ana taşınmaz yıkılmış ancak taraf iradeleri ile yeniden arsa payları belirlenmek sureti ile kat irtifakı ya da kat mülkiyeti tesis edilmemiştir. Kaldı ki üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazda kat malikleri arsa payı oranında ortak mülkiyet esaslarına göre malik olacaklarından davacının hâlen dava açmakta hukuki yararının devam ettiği ve davanın konusuz kalmadığının kabul edilmesi gerekmektedir."</p>

<p>Bu iki cümlede iki ayrı düşünce var ve ikisini birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>Birincisi, tarafların yeni arsa paylarını belirleyip yeniden kat irtifakı kurmamış olmaları. İkincisi, yıkımla arsa hâline gelen taşınmazda malikliğin yine eski arsa payı oranında sürmesi. Kanaatimizce ağırlık ikinci gerekçededir; çünkü birincisi olayın tesadüfi bir özelliğidir, ikincisi ise 6306 sayılı Kanun'un kurduğu sistemin doğrudan sonucudur. Yıkım, hatalı payı silmiyor; onu bir sonraki aşamaya taşıyor. Dolayısıyla hukuki yararın sona erdiğinden söz edilemez.</p>

<p>Direnme kararındaki "dönüşüm uzar" kaygısına gelince. Bu kaygı gerçek, ancak yanlış yere yöneltilmiş. Süreci uzatan şey, hatalı payın mahkemede tartışılması değil, hatalı payın hiç tartışılamadan yeni binaya taşınmasıdır. Payını haksız bulan malikin dönüşüm masasında anlaşmaya yanaşmaması, çoğu dosyada gecikmenin asıl sebebidir.</p>

<p><strong>VI. UYGULAMADA NE DEĞİŞİYOR</strong></p>

<p>Karar, bir davanın ayakta kalmasını sağladı; kazanılmasını değil. Aradaki farkı gözden kaçırmamak gerekiyor.</p>

<p><strong>Zamanlama artık kritik.</strong> Hukuk Genel Kurulu'nun korumaya aldığı durum, binanın fiilen yıkılmış olmasıdır. Kat irtifakının tapuda resen terkin edilip taşınmazın paylı mülkiyete dönüştüğü ve bu durumun kesinleştiği hâller ayrı değerlendirilebiliyor. Nitekim <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-20252631-e-20257777-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 20.05.2025 tarihli ve E.2025/2631, K.2025/7777 sayılı kararı</a>na konu dosyada, ana yapı 1999 depreminde yıkıldıktan sonra kat irtifakı mahkeme kararıyla terkin edilerek taşınmaz paylı mülkiyete çevrilmiş; kat irtifakı sona eren taşınmazda arsa paylarının düzeltilmesine karar verilemeyeceği gerekçesiyle verilen ret kararı onanmıştır. Aradaki ayrım incedir ama sonucu belirler: fiilî yıkım başka, hukuken payların yeniden kurulması başkadır. Bu nedenle riskli yapı şerhi konulan bir binada arsa payı itirazı düşünülüyorsa, davayı yıkım ve terkin trafiği başlamadan açmak gerekir.</p>

<p><strong>Davanın ayakta kalması ispat yükünü hafifletmiyor.</strong> <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-20256915-e-202515181-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 25.11.2025 tarihli ve E.2025/6915, K.2025/15181 sayılı kararı</a>na konu dosyada davacı, zemin kattaki dükkânlarının konutlarla eşit paya bağlanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş; ancak kat mülkiyetinin kurulduğu tarih itibarıyla bir hata yapıldığı ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi onanmıştır. Bugünkü rayiç farkını göstermek yeterli değildir. Dosyaya konulması gereken şey, kuruluş tarihindeki konum, kat, cephe, alan ve kullanım amacı farklarıdır. Yıkılmış bir binada bunu ortaya koymak, ayakta duran binaya göre çok daha zordur; eski projeler, yapı kullanma izin belgeleri, fotoğraflar ve kroki kayıtları bu dosyalarda keşfin yerini tutan tek delil hâline gelir.</p>

<p><strong>Dava, daireyi satın alanın da meselesi.</strong> İncelediğimiz dosyada ilk derece kararının verilmesinden dört gün sonra iki bağımsız bölüm el değiştirmiş, istinaf yoluna da bu yeni malikler başvurmuştur. Arsa payı davası, bağımsız bölümün mülkiyetiyle birlikte taşınan bir yüktür. Riskli yapı şerhi bulunan bir binada daire alırken tapu kaydına bakmak yetmez; o parselde derdest bir arsa payı davası olup olmadığı da sorulmalıdır. Aksi hâlde alıcı, ödediği bedelin karşılığını yeni binada bulamayabilir.</p>

<p><strong>Yıkım öncesi delil tespiti, artık lüks değil.</strong> Riskli yapı şerhi konulmuş bir binada arsa payı tartışması varsa, bina yıkılmadan önce delil tespiti yaptırmak dosyanın en değerli yatırımıdır. Hukuk Genel Kurulu davanın önünü açtı; o davada ne anlatacağınızı ise yıkımdan önce topladığınız belgeler belirleyecek.</p>

<p><strong>VII. SONUÇ</strong></p>

<p>Hukuk Genel Kurulu'nun 10.09.2025 tarihli kararı, dönüşüm hukukunda sessizce büyüyen bir sorunu görünür kıldı. Yıkım, tapudaki hatayı temizleyen bir olay değildir. 6306 sayılı Kanun'un resen terkin ve payları oranında tescil mekanizması, elli yıl önce yapılmış bir dağıtım hatasını yeni binaya taşır.</p>

<p>Karar bu nedenle isabetlidir. Kat malikinin, arsa hâline gelen taşınmazdaki payını tartışmakta hukuki yararı vardır ve bu yarar, binanın fiilen ortadan kalkmasıyla sona ermez.</p>

<p>Uygulamacı açısından çıkarılacak ders ise daha yalın. Arsa payı itirazı, dönüşüm masasına oturulduğunda hatırlanacak bir konu değildir. Riskli yapı şerhi tapuya işlendiği anda gündeme alınmalı, delilleri bina ayaktayken toplanmalı ve dava, payların hukuken yeniden kurulmasından önce açılmalıdır. Aksi hâlde elde kalan tek şey, haklı olduğunu bilip ispat edemeyen bir malik olur.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mete-celik" title="Av. Mete ÇELİK"><img alt="Av. Mete ÇELİK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/07/mete-celik.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mete-celik" title="Av. Mete ÇELİK">Av. Mete ÇELİK</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Yararlanılan Kaynaklar</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">· 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, m. 3, m. 16, m. 20, m. 47</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, m. 6</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 371, m. 373</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/bina-yikilsa-bile-kat-malikleri-arsa-uzerinde-paylari-oraninda-ortak-mulkiyet-ile-malik-olmaya-devam-eder" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2023/648, K.2025/512, T.10.09.2025</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/bina-yikilsa-bile-kat-malikleri-arsa-uzerinde-paylari-oraninda-ortak-mulkiyet-ile-malik-olmaya-devam-eder" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2021/13839, K.2022/141, T.17.01.2022</span></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-20252631-e-20257777-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2025/2631, K.2025/7777, T.20.05.2025</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-20256915-e-202515181-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2025/6915, K.2025/15181, T.25.11.2025</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bina-yikildi-diye-arsa-payi-davasi-bitmez-hukuk-genel-kurulundan-kentsel-donusume-ayar-1</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/terazi/kentsel-donusum-1a.jpg" type="image/jpeg" length="53965"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2026/10 E., 2026/111 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202610-e-2026111-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202610-e-2026111-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 13/5/2026 tarihli, 2026/10 esas - 2026/111 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESI KARARI</strong></p>

<p><strong>Esas Sayısı</strong> <strong>:</strong> <strong>202</strong><strong>6</strong><strong>/</strong><strong>10</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı</strong> <strong>: 202</strong><strong>6</strong><strong>/</strong><strong>111</strong></p>

<p><strong>Karar</strong> <strong>Tarihi</strong> <strong>:</strong> <strong>13/5/</strong><strong>202</strong><strong>6</strong></p>

<p><strong>R.G.</strong> <strong>Tarih -</strong> <strong>Sayı : 7/8/2026-33333</strong></p>

<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN</strong><strong>LAR</strong><strong>:</strong> 1. Osmaniye 13. Asliye Ceza Mahkemesi (E.2026/10)</p>

<p>2. İstanbul Anadolu 90. Asliye Ceza Mahkemesi (E.2026/12)</p>

<p>3. Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesi (E.2026/20)</p>

<p><strong>İTİRAZ</strong><strong>LARIN</strong> <strong>KONUSU:</strong> 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;</p>

<p><strong>A.</strong> 12. maddesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…nitelikli dolandırıcılık (m. 158</i><i>),…</i>” ibaresinin madde metninden çıkarılmasının,</p>

<p><strong>B.</strong> 13. maddesiyle 5235 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin,</p>

<p>Anayasa’nın 2., 10., 36. ve 37. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…nitelikli dolandırıcılık (m. 158</i><i>),…</i>” ibaresinin madde metninden çıkarılmasının yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talepleridir.</p>

<p><strong>OLAY</strong><strong>:</strong> Nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan davalarda itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptalleri için başvurmuştur.</p>

<p><strong>I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ</strong></p>

<p><strong>1.</strong> Kanun’un 12. maddesiyle 5235 sayılı Kanun’un itiraz konusu ibarenin madde metninden çıkarıldığı 12. maddesi şöyledir:</p>

<p>“<i>Ağır ceza mahkemesinin görevi</i></p>

<p><i>Madde 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.)</i></p>

<p><i>Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2),</i> <i><strong><u>nitelikli dolandırıcılık (m. 158),</u></strong></i> <i>hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve</i> <i>işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır</i><i><strong>.</strong></i>”</p>

<p><strong>2.</strong> Kanun’un 13. maddesiyle 5235 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. madde şöyledir:</p>

<p>“<i><strong><u>Geçici Madde 7</u></strong></i><i><strong>-</strong></i> <i>(Ek:24/12/2025-7571/13 md.)</i></p>

<p><i><strong><u>Bu</u></strong></i> <i><strong><u>maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan davalarda veya istinaf ya da temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarda nitelikli dolandırıcılık (m. 158) suçlarına bakan mahkemenin görevinin bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştiği gerekçesiyle görevsizlik veya bozma kararı verilemez. Bu davalara kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki göreve ilişkin kurallara göre bakılmaya devam olunur.</u></strong></i>”</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>İLK İNCELEME</strong></p>

<p><strong>A.</strong> <strong>E.2026/10 Sayılı Başvuru Yönünden</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 12/2/2026 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>E.2026/12 Sayılı Başvuru Yönünden</strong></p>

<p>2. Anılan İçtüzük hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 12/2/2026 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.</p>

<p>3. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte kurallardır.</p>

<p>4. İtiraz başvurusunda bulunan Mahkeme 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…nitelikli dolandırıcılık (m. 158</i><i>),…</i>” ibaresinin madde metninden çıkarılmasının ve anılan Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin iptallerini talep etmiştir.</p>

<p>5. İtiraz konusu ibarenin ağır ceza mahkemelerinin görevinin düzenlendiği madde metninden çıkarılması suretiyle ağır ceza mahkemelerinin nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin yargılama görevinin sona erdiği, genel görevli mahkeme niteliğinde olan asliye ceza mahkemesinin bu suçtan açılan davalara bakmakla görevli hâle geldiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>6. Öte yandan Kanun’un itiraz konusu geçici 7. maddesiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarına dair kovuşturma dosyaları bakımından bir geçiş hükmü öngörülmüştür. Bu bağlamda itiraz konusu maddede nitelikli dolandırıcılık suçlarıyla ilgili olarak ilk derece mahkemesi önünde ya da istinaf veya temyiz incelemesinde bulunan dosyalar yönünden görevsizlik veya bozma kararı verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.</p>

<p>7. İtiraz konusu maddenin nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan ve ağır ceza mahkemelerinde görülen davalarla bu suçlara ilişkin olarak ağır ceza mahkemelerince verilen ve istinaf veya temyiz mercilerinde kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalara yönelik düzenleme içerdiği açıktır. Dolayısıyla söz konusu kuralın asliye ceza mahkemeleri tarafından uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu itibarla itiraz konusu maddeye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.</p>

<p>8. Açıklanan nedenlerle 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;</p>

<p><strong>A.</strong> 12. maddesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “<i>…nitelikli dolandırıcılık (m. 158</i><i>),…</i>” ibaresinin madde metninden çıkarılmasının esasının incelenmesine,</p>

<p><strong>B.</strong> 13. maddesiyle 5235 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu maddeye yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,</p>

<p>OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>C.</strong> <strong>E.2026/20 Sayılı Başvuru Yönünden</strong></p>

<p>9. İçtüzük hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 12/2/2026 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. BİRLEŞTİRME KARAR</strong><strong>LAR</strong><strong>I</strong></p>

<p><strong>A.</strong> <strong>E.2026/12 Sayılı Başvuru Yönünden</strong></p>

<p>10. 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12. maddesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…nitelikli dolandırıcılık (m. 158),…</i>” ibaresinin madde metninden çıkarılmasının iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2026/12 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2026/10 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2026/10 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 12/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>E.2026/20 Sayılı Başvuru Yönünden</strong></p>

<p>11. 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12. maddesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…nitelikli dolandırıcılık (m. 158),…</i>” ibaresinin madde metninden çıkarılmasının iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2026/20 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2026/10 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2026/10 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 12/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>I</strong><strong>V</strong><strong>.</strong> <strong>ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>12. Başvuru kararları ve ekleri, Raportör Ömer MENCİK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A</strong><strong>.</strong> <strong>Anlam ve Kapsam</strong></p>

<p>13. 5235 sayılı Kanun’da adlî yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.</p>

<p>14. Anılan Kanun’un 2. maddesinde adlî yargı ilk derece mahkemelerinin, hukuk ve ceza mahkemeleri olduğu öngörülmüştür. Kanun’un 8. maddesinde ceza mahkemelerinin, asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinden oluştuğu belirtilmiştir. 11. maddede asliye ceza mahkemelerinin, 12. maddede ise ağır ceza mahkemelerinin görevi düzenlenmiştir.</p>

<p>15. 11. maddede kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla asliye ceza mahkemelerinin genel görevli mahkeme olarak düzenlendiği, görevleri özel olarak düzenlenen sulh ceza hâkimliği ile ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere bakacakları anlaşılmaktadır.</p>

<p>16. 12. maddenin önceki hâlinde nitelikli dolandırıcılık suçları da ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu suçlar arasında sayılmış iken itiraz konusu kuralla “<i>…nitelikli dolandırıcılık (m. 158</i><i>),…</i>” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. Bu itibarla anılan suçlara ilişkin davalar yönünden ağır ceza mahkemelerinin görevine son verilmiş olup bu davalar 11. madde uyarınca asliye ceza mahkemelerinin görev alanına dâhil olmuştur.</p>

<p><strong>B</strong><strong>.</strong> <strong>İtirazın Gerekçesi</strong></p>

<p>17. Başvuru kararlarında özetle; ağır ceza mahkemelerinin heyet hâlinde çalıştığı, bu nedenle bu mahkemelerde usule ilişkin güvenceler bakımından daha nitelikli kurumsal bir yargılamanın yapıldığı, ayrıca ağır ceza mahkemelerinin nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden uzmanlaştığı, bu itibarla itiraz konusu kuralla yargılama görevinin ağır ceza mahkemelerinden alınarak asliye ceza mahkemelerine verilmesinin kişiyi usule ilişkin güvencelerden yoksun bıraktığı, dolandırıcılık suçunun basit hâli ile nitelikli hâlinin farklı mahkemelerde görülmesinin herhangi bir görev uyuşmazlığına neden olmadığı, ayrıca kuralın yargılamaların uzamasına yol açacağı, kamu yararına yönelik olmadığı, doğal hâkim ilkesini de ihlal ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 36. ve 37. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C.</strong> <strong>Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p>18. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 142. maddesi yönünden de incelenmiştir.</p>

<p>19. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p>20. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi gereğince kanunlar kamu yararı amacıyla çıkarılır. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre kamu yararı genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Kanunun amaç ögesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi için çıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir. Kanunun kamu yararı dışında bir amaçla yalnız özel çıkarlar için veya yalnızca belirli kişilerin yararına olarak çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsa amaç unsuru bakımından Anayasa’ya aykırılık söz konusudur (AYM, E.2025/92, K.2025/127, 3/6/2025, § 16).</p>

<p>21. Anayasa’nın 142. maddesinde de mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>22. Hukuk devletinde suçlara ve ceza yargılamasına ilişkin kurallar -Anayasa’nın konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere- ülkenin sosyal ve kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinimleri gözönüne alınarak saptanacak suç siyasetine göre belirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edileceği konusunda takdir yetkisine sahip olduğu gibi ceza yargılamasına ilişkin kuralları belirleme ve bu çerçevede mahkemelerin kuruluşu, yapısı, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri hakkında da Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapabilir. Bu anlamda bir davaya bakmakla yetkili ve görevli mahkemenin yeniden belirlenmesi yargılama usulünde yapılan bir değişiklik olup anayasal sınırlar dâhilinde yasama organının takdirindedir (AYM, E.2016/144, K.2020/75, 10/12/2020, § 298).</p>

<p>23. İtiraz konusu kuralla nitelikli dolandırıcılık suçu ağır ceza mahkemesinin görev alanından çıkarılarak söz konusu suçla ilgili olarak açılan davaların asliye ceza mahkemelerinde görülmesi hükme bağlanmıştır.</p>

<p>24. Kuralın gerekçesinde kuralla dolandırıcılık suçu ile nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin yargılamaların farklı mahkemelerde yürütülmesi nedeniyle oluşan görev uyuşmazlıklarının önüne geçilmesinin ve asliye ceza mahkemeleri nezdinde uzmanlaşma sağlanmak suretiyle bu suçlara ilişkin yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmasının, böylece bu suçlarla daha etkin mücadele edilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.</p>

<p>25. Yargı teşkilatının görev alanlarının belirlenmesi ve yargılamanın etkinliğini artırmaya yönelik düzenlemelerin yapılması hususunda kanun koyucunun geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Kuralın gerekçesinde de belirtildiği üzere görev uyuşmazlıklarının giderilmesi, yargılamanın daha hızlı ve etkin şekilde yürütülmesi ile yargı mercilerinde uzmanlaşmanın sağlanmasına yönelik düzenlemelerin kamu yararına yönelik olduğu açıktır. Dolayısıyla kuralın Anayasa’nın 142. maddesi kapsamında kanun koyucunun takdir yetkisi içinde öngörüldüğü ve hukuk devleti ilkesiyle çelişen bir yönünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>26. Öte yandan Anayasa’nın “<i>Hak arama hürriyeti</i>” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında “<i>Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.</i>” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hak arama özgürlüğünün en önemli iki ögesini oluşturan iddia ve savunma haklarını kısıtlayacak, bu hakların eksiksiz kullanımını engelleyecek ve adil yargılanmaya engel olacak kanun hükümlerinin Anayasa’nın 36. maddesine aykırılık oluşturacağı açıktır (AYM, E.2016/144, K.2020/75, 10/12/2020, § 305).</p>

<p>27. Anayasa’nın anılan maddesinde güvenceye bağlanan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri de makul sürede yargılanma hakkıdır. Anayasa’nın 141. maddesinin dördüncü fıkrasında da “<i>Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.</i>” denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiştir. Bu hak gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkin çareler oluşturmak zorundadır. Bu bağlamda hukuk sisteminin ve özellikle yargılama usulünün yargılamaların makul süre içinde bitirilmesini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi ile mahkemelerin nicelik ve nitelik bakımından yeterli miktarda insan kaynağı, araç ve gereçlerle donatılması makul sürede yargılanma ilkesinin bir gereğidir (AYM, E.2025/102, K.2025/182, 10/9/2025, § 21).</p>

<p>28. Diğer yandan hak arama özgürlüğü açısından devletin gerçekleştirmesi gereken pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu kapsamda devletin bir yargı teşkilatı kurması gerektiği gibi mahkemelerin bağımsızlığını ve tarafsızlığını, silahların eşitliği, çelişmeli yargılama, aleni yargılama gibi maddi gerçeğe ulaşmak için gerekli usule ilişkin güvenceleri, davaların makul bir sürede ve usul ekonomisini gözeterek sonuçlandırılmasını da sağlaması gerekir (AYM, E.2022/89, K.2022/129, 26/10/2022, § 24).</p>

<p>29. Anayasa’nın davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını öngören 141. maddesi ile Anayasa’nın mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini öngören 142. maddesinin Anayasa’nın 36. maddesiyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır. Anayasa’nın tüm maddeleri aynı etki ve değerde olup aralarında bir üstünlük sıralaması bulunmadığından uygulamada bunlardan birine öncelik tanımak mümkün değildir. Bu nedenle Anayasa’da yer alan aynı konuya ilişkin farklı düzenlemelerin, bunların birlikte uygulanmasını sağlayacak şekilde yorumlanması gerekir (AYM, E.2025/92, K.2025/127, 3/6/2025, § 21).</p>

<p>30. Bu bağlamda benzer nitelikteki suçlara ilişkin yargılamaların farklı mahkemelerde yürütülmesi sebebiyle oluşan görev uyuşmazlıklarının önüne geçilmesi, benzer davaların aynı mahkemede görülerek uzmanlaşmanın sağlanması, bu suretle bu suçlara ilişkin yargılamaların makul sürede sonuçlandırılarak söz konusu suçlarla daha etkin mücadele edilmesi makul sürede yargılanma ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu amaçla alınacak kanuni tedbirlerin yargılama sonucunda işin esasına yönelik olarak adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluşturmaması gerekir (AYM, E.2017/120, K.2018/33, 28/3/2018, § 20; E.2023/60, K.2023/176, 11/10/2023, § 18).</p>

<p>31. Nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin davaların ağır ceza mahkemeleri yerine asliye ceza mahkemelerinde görülmesini öngören kuralın yargılama usulüne ilişkin bazı farklılıklar doğurduğu açıktır. Bununla birlikte söz konusu değişikliğin sanığın savunma haklarını kullanabilmesi, delillerini sunabilmesi ve iddialara karşı beyanda bulunabilmesi bakımından herhangi bir kısıtlama getirdiği söylenemez. Nitekim asliye ceza mahkemelerinde yürütülen yargılamalarda da sanığın savunma hakkını kullanabilmesi, delillerin tartışılması, çelişmeli yargılama ve aleniyet gibi adil yargılanma hakkının temel güvenceleri uygulanmaktadır. Bu nedenle yargılamanın tek hâkim tarafından yürütülmesinin tek başına sanık bakımından daha güvencesiz bir yargılama yapılacağı anlamına geldiği söylenemez.</p>

<p>32. Ayrıca asliye ceza mahkemelerinde nitelikli dolandırıcılık suçlarına ilişkin olarak yürütülen yargılamalarda adil yargılanma hakkının güvencelerine riayet edilmediği yönündeki iddiaların, istinaf ve temyiz kanun yolları kapsamında ileri sürülmesi ve üst dereceli mahkemeler tarafından denetlenmesi mümkündür. Dolayısıyla söz konusu yargılamalarda adil yargılanma hakkının korunmasına yönelik güvencelerin yargılama sürecinin bütününde sağlandığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>33. Bu itibarla nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin davaların asliye ceza mahkemelerinde görülmesini öngören kuralın sanığın savunma haklarını kullanmasına veya adil yargılanma hakkının güvencelerine erişimine engel oluşturmadığı gibi yargılamanın hakkaniyete uygun şekilde yürütülmesi imkânını ortadan kaldırmadığı açıktır. Dolayısıyla kanun koyucunun yargılamada uzmanlaşmanın sağlanarak söz konusu sürecin seri, etkin ve verimli şekilde sürdürülmesi amacıyla takdir yetkisi kapsamında öngördüğü kuralın adil yargılanma hakkıyla bağdaşmayan bir yönünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>34. Kural, suçun işlendiği tarihten sonra yürürlüğe giren ve mahkemelerin görevine ilişkin düzenleme içeren usule ilişkin bir kuraldır. Kuralın yürürlüğe girdiği tarihte henüz kamu davası açılmamış, diğer bir ifadeyle soruşturma aşaması devam eden nitelikli dolandırıcılık suçlarına ilişkin dosyalar bakımından özel bir geçiş hükmü öngörülmemiştir. Bu durum, kuralın yürürlüğe girdiği tarihte soruşturma aşamasında bulunan söz konusu suça ilişkin dosyalar yönünden davaya bakmakla görevli mahkemenin değişmesi sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla kuralın doğal hâkim ilkesi yönünden de incelenmesi gerekir.</p>

<p>35. Anayasa’nın 37. maddesinde “<i>Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. / Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.</i>” denilmektedir.</p>

<p>36. Anayasa’nın anılan maddesinde düzenlenen doğal hâkim ilkesi, yargılama makamlarının suçun işlenmesinden veya çekişmenin meydana gelmesinden sonra kurulmasına ya da yargıcın atanmasına engel oluşturur; sanığın veya davanın taraflarına göre yargıç atanmasına imkân vermez. Söz konusu ilkeyle suçun işlenmesinden sonra çıkarılacak bir kanun ile oluşturulacak mahkeme önüne davanın götürülmesi ve böylece <i>kişiye</i> ya da <i>olaya</i> özgü mahkeme kurulması yasaklanmıştır (AYM, E.2016/144, K.2020/75, 10/12/2020, § 307). Başka bir deyişle anılan ilke sanığa veya davanın taraflarına göre hâkim atanmasını yasaklamaktadır (AYM, E.2014/164, K.2015/12, 14/1/2015).</p>

<p>37. Bununla birlikte doğal hâkim ilkesi, yeni kurulan veya kurulu olan mahkemelerde görev düzenlemesi yapılamayacağı ya da bu mahkemelerin önceden ortaya çıkan uyuşmazlıklara ilişkin olarak hiçbir şekilde yargılama yapamayacakları biçiminde anlaşılamaz. Belirli bir olay, kişi veya toplulukla sınırlı olmamak kaydıyla kurulu bulunan bir mahkemeye bir suçla ilgili görev verilmesi ve bu mahkemenin kurulma veya görevlendirilme tarihinden önce gerçekleşen uyuşmazlıklara bakması doğal hâkim ilkesine aykırılık oluşturmaz (kanuni hâkim güvencesi yönünden benzer değerlendirme için bkz. AYM, E.2022/104, K.2023/28, 16/2/2023, § 36).</p>

<p>38. Kuralla, nitelikli dolandırıcılık suçlarından kaynaklanan davalar bakımından genel olarak görevli mahkemenin belirlendiği, kuralın bir kişiye veya olaya özgü olarak bir suçun işlenmesinden sonra bu suça ilişkin davayı görecek yargı yerini belirlemeyi amaçlamadığı açıktır. Dolayısıyla belirli bir uyuşmazlığın ortaya çıkmasından sonra o uyuşmazlığa özel bir düzenleme yapılmaması ve yürürlüğe girmesinin ardından kapsamına giren tüm davalara uygulanması nedeniyle kuralın doğal hâkim ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2016/144, K.2020/75, 10/12/2020, § 307).</p>

<p>39. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 36., 37. ve 142. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.</p>

<p>Kuralın Anayasa’nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.</p>

<p><strong>V. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ</strong></p>

<p>40. Başvuru kararında özetle, itiraz konusu kuralın uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.</p>

<p>24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12. maddesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…nitelikli dolandırıcılık (m. 158),…</i>” ibaresinin madde metninden çıkarılmasına yönelik iptal talebi 13/5/2026 tarihli ve E.2026/10, K.2026/111 sayılı kararla reddedildiğinden bu ibareye ilişkin yürürlüğün durdurulması talebinin REDDİNE 13/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V</strong><strong>I</strong><strong>. HÜKÜM</strong></p>

<p>24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12. maddesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…nitelikli dolandırıcılık (m. 158),…</i>” ibaresinin madde metninden çıkarılmasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 13/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Başkanvekili</p>

      <p>Basri BAĞCI</p>
      </td>
      <td>
      <p>Başkanvekili</p>

      <p>İrfan FİDAN</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Engin YILDIRIM</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Kenan YAŞAR</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Muhterem İNCE</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Şaban KAZDAL</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202610-e-2026111-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/yargi/aym-n.jpg" type="image/jpeg" length="49831"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2025/260 E., 2026/85 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025260-e-202685-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025260-e-202685-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 16/4/2026 tarihli, 2025/260 esas - 2026/85 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p><strong>Esas Sayısı</strong> <strong>: 2025/260</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı</strong> <strong>: 2026/85</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi</strong> <strong>: 16/4/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.</strong> <strong>Tarih -</strong> <strong>Sayı : 7/8/2026-33333</strong></p>

<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN:</strong> Kahramanmaraş 1. İdare Mahkemesi</p>

<p><strong>İTİRAZIN KONUSU:</strong> 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 7/3/2002 tarihli ve 4751 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilen 29. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin “<i>…</i><i>arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller),…</i>” bölümünün Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 73. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>OLAY:</strong> Ruhsatsız yapı inşa edildiği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.</p>

<p><strong>I.</strong> <strong>İPTALİ İSTENEN</strong> <strong>KANUN HÜKMÜ</strong></p>

<p>Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 29. maddesi şöyledir:</p>

<p>“<i>Vergi değeri:</i></p>

<p><i>Madde 29 – (Değişik: 7/3/2002-4751/2</i> <i>md.</i><i>)</i></p>

<p><i>Vergi değeri;</i></p>

<p><i>a) Arsa ve araziler için, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin hükümlerine göre takdir komisyonlarınca</i> <i><strong><u>arsalar için her mahalle ve arsa</u></strong></i> <i><strong><u>sayılacak</u></strong></i> <i><strong><u>parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller),</u></strong></i> <i>arazide her il veya ilçe için arazinin cinsi (kıraç, taban, sulak) itibarıyla takdir olunan birim değerlere göre,</i></p>

<p><i>b) Binalar için, Maliye ve Bayındırlık ve</i> <i>İskan</i> <i>bakanlıklarınca müştereken tespit ve ilân edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile (a) bendinde belirtilen esaslara göre bulunacak arsa veya arsa payı değeri esas alınarak 31 inci madde uyarınca hazırlanmış bulunan yönetmelik hükümlerinden yararlanılmak suretiyle,</i></p>

<p><i>Hesaplanan bedeldir.</i></p>

<p><i>Vergi değeri, mükellefiyetin başlangıç yılını takip eden yıldan itibaren her yıl, bir önceki yıl vergi değerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca aynı yıl için tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle bulunur</i><i>.</i></p>

<p><i>33 üncü</i> <i>maddeye (8 numaralı fıkra hariç) göre mükellefiyet tesisi gereken hallerde vergi değerinin hesaplanmasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 49 uncu maddesinin</i> <i>(b) fıkrasına göre belirlenen arsa ve arazi birim değerleri, takdir işleminin yapıldığı yılı takip eden ikinci yıldan başlamak suretiyle her yıl, bir önceki yıl birim değerinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca aynı yıl için tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle dikkate alınır.</i></p>

<p><i>(Değişik dördüncü fıkra: 16/6/2009-5904/33</i> <i>md.</i><i>) Vergi değerinin hesabında bin liraya, verginin hesaplanmasında ise bir liraya kadar olan kesirler dikkate alınmaz.</i></p>

<p><i>Cumhurbaşkanı, bu maddede belirtilen artış oranını sıfıra kadar indirmeye (…) yetkilidir. Cumhurbaşkanı bu yetkisini, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 95 inci maddesi uyarınca belirlenen belediye grupları itibarıyla farklı oranlar tespit etmek suretiyle de kullanabilir.</i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p><strong>1.</strong> Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 11/12/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.</p>

<p><strong>2.</strong> Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görev kapsamına giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.</p>

<p><strong>3.</strong> 1319 sayılı Kanun’un 1. ve 12. maddelerinde Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bina vergisine, arsa ve arazilerin arazi vergisine tabi olduğu, anılan Kanun’un 7. ve 17. maddelerinde de bu vergilerin matrahının kanun hükümlerine göre tespit olunan vergi değeri olduğu hüküm altına alınmıştır.</p>

<p><strong>4.</strong> Kanun’un 29. maddesinin birinci fıkrasında ise bina ve arazi vergisinin matrahını oluşturan vergi değerinin nasıl hesaplanacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda söz konusu fıkranın (a) bendinde arsa ve arazi için vergi değerine esas birim değerin nasıl belirleneceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre söz konusu birim değer; takdir komisyonlarınca arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgelere göre takdir olunacaktır. Birim değer, turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olan yerler açısından ilgili valiliklerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller itibarıyla takdir olunabilir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme anılan bendin “<i>…</i><i>arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer</i> <i>bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller</i><i>),…</i>” bölümünün iptalini talep etmiştir.</p>

<p><strong>5.</strong> İtiraz başvurusunda bulunan Mahkemede bakılmakta olan davanın konusunu inşa edilen yapının ruhsatsız olduğu gerekçesiyle 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi gereğince uygulanan idari para cezasının iptali talebi oluşturmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>6.</strong> Anılan Kanun’un “<i>İdari müeyyideler</i>” başlıklı 42. maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinde, bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezasının sorumlu olan yapı sahibine ve yapı müteahhidine verilen para cezalarına ayrıca ilave edileceği öngörülmüştür. Bu itibarla anılan fıkra gereğince uygulanacak idari para cezasının arsa ve arazinin 1319 sayılı Kanun’un 29. maddesine göre belirlenen vergi değeri üzerinden hesaplanacağı anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>7.</strong> Bakılmakta olan davaya konu idari para cezasının mahallede yer alan cadde üzerinde bulunan parsellenmiş arsanın vergi değeri üzerinden hesaplandığı gözetildiğinde kuralda yer alan “<i>…ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için…</i>” ve “<i>…sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller),…</i>” ibarelerinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla anılan ibarelere yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.</p>

<p><strong>1.</strong> Öte yandan kuralda yer alan “<i>…</i><i>cadde</i><i>,</i><i>…</i>” ibaresi bakılmakta olan davada uygulanma imkânı olmayan “<i>…ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için…</i>” ibaresi yönünden de geçerli, ortak kural niteliğindedir. Dolayısıyla bakılmakta olan davanın konusu gözetildiğinde kuralın kalan kısmının esasına ilişkin incelemenin “<i>…arsalar için her mahalle…</i>” ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.</p>

<p><strong>8.</strong> Açıklanan nedenlerle 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 7/3/2002 tarihli ve 4751 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilen 29. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan;</p>

<p><strong>A.</strong> “<i>…ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için…</i>” ve “<i>…sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller</i><i>),…</i>” ibarelerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,</p>

<p><strong>B.</strong> “<i>…</i><i>arsalar için her mahalle</i><i>…</i>” ve “<i>…</i><i>cadde,…</i>” ibarelerinin esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin anılan bentte yer alan “<i>…arsalar için her mahalle…</i>” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,</p>

<p>OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>ESASIN</strong> <strong>İNCELENMESİ</strong></p>

<p><strong>2.</strong> Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Murat ÖZDEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A</strong><strong>.</strong> <strong>Anlam ve Kapsam</strong></p>

<p><strong>3.</strong> 1319 sayılı Kanun’un 29. maddesinde bina ve arazi vergisinin matrahını oluşturan vergi değerinin belirlenmesine ilişkin esaslar düzenlenmiştir.</p>

<p><strong>4.</strong> Anılan maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde vergi değerinin, arsa ve araziler için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin hükümlerine göre takdir komisyonlarınca arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller), arazide her il veya ilçe için arazinin cinsi (kıraç, taban, sulak) itibarıyla takdir olunan birim değerlere göre hesaplanan bedel olduğu belirtilmiştir. Anılan bentte yer alan “<i>…arsalar için her mahalle…</i>” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.</p>

<p><strong>5.</strong> Söz konusu fıkranın (b) bendinde vergi değerinin; binalar için Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca müştereken tespit ve ilân edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile fıkranın (a) bendinde belirtilen esaslara göre bulunacak arsa veya arsa payı değeri esas alınarak 31. madde uyarınca hazırlanan yönetmelik hükümlerinden yararlanılmak suretiyle hesaplanan bedel olduğu hükme bağlanmıştır. Bu kapsamda binaların vergi değerinin hesaplanmasında arsa payı değerinin de dikkate alındığı anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>İtirazın Gerekçesi</strong></p>

<p><strong>6.</strong> Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralın arsa sahiplerinin mülkiyet hakkını sınırladığı, birden fazla cadde ve/veya sokağa bitişik olan yapılar açısından hangi cadde veya sokak için belirlenen m2 birim fiyatları üzerinden emlak vergisinin hesaplanacağına ilişkin olarak kanunda açık bir düzenlemenin bulunmadığı, vergiye ilişkin hususların kanunda açıkça belirlenmesi gerektiği, kanundaki boşluğun yargı içtihatlarıyla doldurulamayacağı, bu durumun vergilerin kanuniliği ve belirlilik ilkeleri ile temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanabileceğine ilişkin ilkeyi ihlal ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p><strong>7.</strong> Anayasa’nın 35. maddesinde “<i>Herkes, mülkiyet ve miras haklarına </i><i>sahiptir./</i><i>Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.</i>” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.</p>

<p><strong>8.</strong> Mülkiyet hakkı ekonomik değer ifade eden ve değeri parayla ölçülebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin kısıtlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına sınırlama teşkil eder (AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, §§ 26, 27; E.2021/128, K.2022/68, 1/6/2022, §§ 17, 18; E.2022/61, K.2022/101, 8/9/2022, § 22).</p>

<p><strong>9.</strong> Vergilendirmenin mülkiyet hakkına yönelik bir sınırlama oluşturduğunda kuşku bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında; vergi ve benzeri yükümlülükler ile sosyal güvenlik prim ve katkılarını belirlemeye, değiştirmeye ve bunların ödenmesini güvence altına almaya yönelik müdahalelerin -taşıdığı amaçlar dikkate alındığında- devletin mülkiyetin kamu yararına kullanımını kontrol veya düzenleme yetkisi kapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2019/100, K.2020/62, 22/10/2020, § 14; <i>Türkiye İş Bankası A.Ş.</i> [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 48; <i>İskenderun Demir ve Çelik A.Ş.</i> [GK], B. No: 2015/941, 25/10/2018, §§ 45, 46; <i>Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş.</i> [1. B.], B. No: 2015/12721, 18/4/2019, §§ 36, 37).</p>

<p><strong>10.</strong> Bu itibarla arsaların vergi matrahını düzenleyen itiraz konusu kural yönünden anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığından kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>11.</strong> Anayasa’nın 13. maddesinde “<i>Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.</i>” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.</p>

<p><strong>12.</strong> Bu kapsamda temel hak ve özgürlükleri sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir (AYM, E.2024/104, K.2024/173, 17/10/2024, § 22).</p>

<p><strong>13.</strong> Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.</p>

<p><strong>14.</strong> Nitekim Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulması, değiştirilmesi veya kaldırılması gerekmektedir. Bu yönüyle verginin kanuniliği ilkesi, devletin vergilendirme yetkisinin genel, soyut, objektif, vergiye ilişkin esaslı unsurlara yer veren ve yasama organı tarafından anayasal usullere uygun olarak çıkartılan kanunlarla kullanılması anlamına gelmektedir. Anılan ilke, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların kanunda yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının kanunla yapılmasını zorunlu kılmaktadır (AYM, E.2009/63, K.2011/66, 14/4/2011; E.2020/11, K.2023/98, 18/5/2023, § 44; E.2024/68, K.2024/167, 24/9/2024, § 24; E.2025/152, K.2025/195, 8/10/2025, § 29).</p>

<p><strong>15.</strong> Kuralın da içinde yer aldığı fıkra, arsalar açısından mahalledeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olan bölgeler açısından birim değerlerin ayrı ayrı belirlenmesini öngörmektedir. Bu kapsamda kuralla arsalar açısından birim değerin tespit edilmesine yönelik olarak genel bir çerçevenin belirlendiği anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>16.</strong> İtiraz konusu kural söz konusu birim değerin tespiti hususunda teknik bir konuyu düzenlemekte olup, kanunda her bir ayrıntıya yer verilmesi mümkün değildir. Bu yönüyle hiç kuşkusuz her düzenlemede olduğu gibi kuralın uygulanmasıyla ilgili olarak bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Bu bağlamda mevcut uyuşmazlıklara ilişkin sorunların her somut olayın özellikleri dikkate alınarak kuralların amacına uygun şekilde yorumlanması suretiyle mahkeme içtihatlarıyla çözülmesi gerekir. Kuralın lafzı ile amacı birlikte yorumlanarak ve idare hukukunun genel kabul görmüş ilkeleri gözönünde bulundurularak çözülebilecek sorunların uygulamaya ilişkin olduğu açıktır. Bu nedenle de kuraldan ziyade kuralın uygulanması ile ilgili olarak ortaya çıkabilecek sorunlar anayasallık denetiminin konusu dışında kalmaktadır (AYM, E.2017/135, K.2019/35, 15/5/2019, § 31; E.2020/82, K.2021/20, 18/3/2021, § 14; E.2021/24, K.2021/79, 4/11/2021, § 9; E.2024/116, K.2025/151, 10/7/2025, § 57).</p>

<p><strong>17.</strong> Bu itibarla mülkiyet hakkına sınırlama getiren kuralda bir belirsizliğin bulunduğu söylenemeyeceğinden kuralın kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>18.</strong> Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir. Kuralın arsalar açısından vergi değerinin, dolayısıyla vergi matrahının doğru bir şekilde belirlenerek mali güce göre vergilendirmenin sağlanması amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda kural meşru bir amaca dayanmaktadır. Ancak kuralın meşru bir amaca yönelik olmasının yanında ölçülü de olması gerekir.</p>

<p><strong>19.</strong> Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan <i>ölçülülük</i> ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. <i>Elverişlilik</i> öngörülen sınırlamanın amaca ulaşmaya elverişli olmasını, <i>gereklilik</i> amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, <i>orantılılık</i> ise hakka getirilen sınırlama ile amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın elverişlilik, gereklilik ve orantılılık alt ilkelerine uygun olması gerekir.</p>

<p><strong>20.</strong> Kuralın da içinde yer aldığı fıkra arsalar açısından vergi değerine esas birim değerin her mahalledeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler için ayrı ayrı belirlenmesini öngördüğünden kural gerçek vergi değerine ulaşılması ve mali güce göre vergilendirmenin sağlanması bakımından elverişlidir. Anayasal ilkelere aykırı olmadığı sürece vergi matrahının hangi ölçütlere göre belirleneceği hususunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunduğundan kuralın gereklilik şartını da sağladığı anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>21.</strong> Söz konusu fıkranın, dolayısıyla kuralın vergilendirmede taşınmazın gerçek değerinin dikkate alınmasını sağladığı açıktır. Ayrıca takdir komisyonlarınca belirlenen birim değerlere karşı vergi mahkemelerinde dava açılması mümkün olduğundan kuralın arsa sahiplerine orantısız bir külfet getirdiği söylenemez. Bu itibarla kuralla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.</p>

<p><strong>22.</strong> Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.</p>

<p>Kuralın Anayasa’nın 2. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 73. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.</p>

<p><strong>IV</strong><strong>. HÜKÜM</strong></p>

<p>29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 7/3/2002 tarihli ve 4751 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilen 29. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “<i>…</i><i>arsalar için her mahalle</i><i>…</i>” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 16/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Başkan</p>

      <p>Kadir ÖZKAYA</p>
      </td>
      <td>
      <p>Başkanvekili</p>

      <p>Basri BAĞCI</p>
      </td>
      <td>
      <p>Başkanvekili</p>

      <p>İrfan FİDAN</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Engin YILDIRIM</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Recai AKYEL</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Kenan YAŞAR</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yılmaz AKÇİL</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Ömer ÇINAR</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Metin KIRATLI</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025260-e-202685-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/yargi/aymdf.jpg" type="image/jpeg" length="91143"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2025/267 E., 2026/86 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025267-e-202686-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025267-e-202686-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 16/4/2026 tarihli, 2025/267 esas - 2026/86 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p><strong>Esas Sayısı</strong> <strong>: 2025/267</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı</strong> <strong>: 2026/86</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi</strong> <strong>: 16/4/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.</strong> <strong>Tarih -</strong> <strong>Sayı : 7/8/2026-33333</strong></p>

<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN:</strong> Ankara 23. İdare Mahkemesi</p>

<p><strong>İTİRAZIN KONUSU:</strong> 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen 45. maddesinin (5) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 2., 13. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>OLAY:</strong> Vazife malullüğü nedeniyle aylık bağlanması talebiyle yapılan başvurunun reddine yönelik işlemin iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.</p>

<p><strong>I.</strong> <strong>İPTALİ İSTENEN</strong> <strong>KANUN HÜKMÜ</strong></p>

<p>Kanun’un 45. maddesinin itiraz konusu (5) numaralı fıkrası şöyledir:</p>

<p>“<i><strong><u>5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir</u></strong></i><i><u>.</u></i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p><strong>1.</strong> Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 25/12/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.</p>

<p><strong>2.</strong> Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görev kapsamına giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.</p>

<p><strong>3.</strong> İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (5) numaralı fıkrasının iptalini talep etmiştir.</p>

<p><strong>4.</strong> İtiraz konusu fıkranın birinci cümlesinde bölge idare mahkemesinin ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş ya da yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği hüküm altına alınmıştır. Fıkranın ikinci cümlesinde ise bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararlarının kesin olduğu öngörülmüştür.</p>

<p><strong>5.</strong> Anılan birinci cümlede bölge idare mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek dosyanın ilgili mahkemeye gönderileceği hâller sayılmıştır. Bakılmakta olan dava ise daha önce verilmiş olan görevsizlik kararının istinaf mercii tarafından kaldırılarak dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesi aşamasındadır. Dolayısıyla itiraz konusu fıkranın istinaf merciince yapılacak incelemenin konusunu ve verilebilecek kararları düzenleyen birinci cümlesinin bakılmakta olan davanın bu aşamasında uygulanma imkânı bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>6.</strong> Açıklanan nedenle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen 45. maddesinin (5) numaralı fıkrasının;</p>

<p><strong>A</strong><strong>.</strong> Birinci cümlesinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu cümleye yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,</p>

<p><strong>B</strong><strong>.</strong> İkinci cümlesinin esasının incelenmesine,</p>

<p>OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>ESASIN</strong> <strong>İNCELENMESİ</strong></p>

<p><strong>1.</strong> Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Murat ÖZDEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A</strong><strong>.</strong> <strong>Anlam ve Kapsam</strong></p>

<p><strong>2.</strong> İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yollarından biri olan <i>istinaf</i><i>,</i><i> </i>2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir.</p>

<p><strong>3.</strong> Söz konusu Kanun’un 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama ile merkezî ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usullerinde ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması mümkün olmayıp bu kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Bununla birlikte konusu otuz bir bin (2026 yılı için elli beş bin) Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup bunlara karşı istinaf yoluna başvurulması mümkün değildir.</p>

<p><strong>4.</strong> İstinaf incelemesi açısından bölge idare mahkemesinin hukuka uygun bulmadığı kararları kaldırarak işin esasını inceleyerek yeniden karar vermesi ilke olmakla birlikte bunun istisnalarına Kanun’un 45. maddesinin (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer verilmiştir. Anılan cümleye göre bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Söz konusu fıkranın itiraz konusu ikinci cümlesinde ise bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verdiği kararların kesin olduğu hüküm altına alınmıştır.</p>

<p><strong>5.</strong> İdari davalarda ilk inceleme aşamasında dikkate alınacak hususlar Kanun’un 14. maddesinde sayılmıştır. Buna göre ilk incelemede dava dilekçesi; görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, Kanun’un dilekçelerin şekil şartlarına ilişkin 3. maddesi ile aynı dilekçeyle dava açılabilecek hâlleri ve bağlantılı davaları düzenleyen 5. maddesine uygun olup olmadığı yönlerinden sırasıyla değerlendirilir.</p>

<p><strong>6.</strong> İlk inceleme sonucunda verilecek kararlar ise 15. maddede düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine, dava ve taraf ehliyetinin bulunmaması, işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmaması ve süre aşımı hâllerinde davanın reddine, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması hâlinde dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine, dilekçenin 3. ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlenmemesi yahut ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış olması durumunda usulüne uygun düzenlenmek veya bizzat ya da bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçenin reddine, idari merci tecavüzü durumunda ise dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verilir.</p>

<p><strong>7.</strong> İdari yargının görevli olduğu konularda davanın görev ve yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, gerçek hasma tebliğ ve dilekçe ret kararları dışında ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı ilgisine göre istinaf ya da temyiz yoluna başvurulabilir.</p>

<p><strong>8.</strong> Bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırdığı ve dosyayı bu mahkemeye gönderdiği durumlarda buna ilişkin kararlar kural gereğince kesindir. Diğer bir ifadeyle bölge idare mahkemesinin bu kararına karşı taraflar kanun yollarına başvuramaz ve ilk derece mahkemesince bu kararlara direnilemez.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>İtirazın Gerekçesi</strong></p>

<p><strong>9.</strong> Başvuru kararında özetle; bölge idare mahkemesinin göreve ilişkin konularda ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı bu mahkemeye gönderdiği kararlara karşı mahkemelerin direnemediği, bu nedenle Uyuşmazlık Mahkemesinin emsal davalarda uyuşmazlığın çözülmesinde adli yargının görevli olduğuna dair kararlarının bulunduğu durumlarda dahi ilk derece mahkemelerinin uyuşmazlığı çözmek durumunda kaldığı, bölge idare mahkemelerinin göreve ilişkin konulardaki kararlarına ilk derece mahkemelerinin direnebilmesi durumunda göreve ilişkin hususların içtihat makamı olan Danıştayın ilgili dairelerince çözülebileceği, bu durumun Danıştayın içtihat makamı olma işlevini de güçlendireceği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p><strong>10.</strong> 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 141. ve 142. maddeleri yönünden de incelenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>7.</strong> Anayasa Mahkemesi 11/10/2023 tarihli ve E.2023/60, K.2023/176 sayılı kararında 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin bölge idare mahkemesinin dosyayı ilk derece mahkemesine göndereceği hâlleri düzenleyen “<i>…</i><i>ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde,…</i>” bölümünü “<i>bölge idare mahkemesinin vereceği kesin kararlar</i>” yönünden incelemiştir.</p>

<p><strong>8.</strong> Anılan kararda Anayasa’nın 142. maddesinin -yargılama sonucunda işin esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluşturmamak kaydıyla- yargılama yöntemini belirlemek hususunda kanun koyucuya takdir yetkisi tanıdığı, bu takdir yetkisi kapsamında kanun koyucunun, maddi ve usule ilişkin eksikliklerin giderilmesi ve işin esasına karar verilmesi için istinaf mercii tarafından dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini öngörebileceği gibi hukuki ve maddi eksikliklerin istinaf mercii tarafından tamamlanarak işin esası hakkında bu merci tarafından karar verilmesini de öngörebileceği vurgulanmıştır (AYM, E.2023/60, K.2023/176, 11/10/2023, § § 18,19).</p>

<p><strong>9.</strong> Kararda kanun koyucunun anılan bölümde sayılan hâlleri diğer usul eksiklikleri ve maddi eksikliklerden farklı ve önemli gördüğü ve bu hâllerin uyuşmazlığın esasına ilişkin kararlara yönelik olmadığı gözetildiğinde kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kalan kuralın, adil yargılanma hakkını ve adalet duygusunu zedeleyen bir yönünün bulunmadığı gibi Anayasa’nın davaların kısa sürede sonuçlandırılmasını öngören 141. ve mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerini düzenleyen 142. maddelerine de aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır (AYM, E.2023/60, K.2023/176, 11/10/2023, § 21).</p>

<p><strong>10.</strong> Ayrıca kararda, istinaf mercii tarafından verilen kararlardan temyize tabi olanların anılan Kanun’un 46. maddesinde düzenlendiği, bu maddede sayılan davalara ilişkin istinaf kararlarının hukuki denetiminin Danıştay tarafından yapıldığı, bunların dışındaki davalarda istinaf mercii tarafından verilen kararların temyiz incelemesine tabi olmadığı ve Kanun’un 45. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre bu kararların kesin olduğu, dolayısıyla 45. maddenin (5) numaralı fıkrası dışındaki hâllerde istinaf mercii tarafından işin esasına ilişkin olarak verilen kararların denetiminin anılan düzenlemelere tabi olduğu belirtilerek, istinaf mercii tarafından yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilebileceği hâlleri düzenleyen kuralın hükmün denetlenmesi hakkıyla ilgisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır (AYM, E.2023/60, K.2023/176, 11/10/2023, §§ 26, 27)</p>

<p><strong>11.</strong> İtiraz konusu kural bakımından da Anayasa Mahkemesinin anılan kararından ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>12.</strong> Kuralda kesin olduğu öngörülen kararlar uyuşmazlığı sona erdirmemekte, dosyanın gönderildiği ilgili mahkemelerce yeniden bir karar verilmektedir. İlk derece mahkemelerinin yeniden verecekleri bu kararlara karşı 45. maddenin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesine göre istinaf, istinafın vereceği kararlara karşı da 46. madde kapsamında -bu maddede sayılan davalarla sınırlı olmak üzere- temyiz kanun yoluna başvurulabilir.</p>

<p><strong>13.</strong> Kuralla kanun yoluna başvurulamayacağı ve direnilemeyeceği öngörülen bölge idare mahkemesi kararlarının uyuşmazlığın esasını sonuçlandırmadığı da gözetildiğinde kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kalan kuralın adil yargılanma hakkını ve adalet duygusunu zedeleyen bir yönü bulunmadığı gibi Anayasa’nın davaların kısa sürede sonuçlandırılmasını öngören 141. ve mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerini düzenleyen 142. maddelerine aykırı bir yönünün de bulunmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için ayrıca bkz. AYM, E.2017/48, K.2017/129, 26/7/2017, §§ 50, 51).</p>

<p><strong>11.</strong> Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 36., 141. ve 142. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.</p>

<p>Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 36., 141. ve 142. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.</p>

<p>Kuralın Anayasa’nın 13. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.</p>

<p><strong>IV</strong><strong>. HÜKÜM</strong></p>

<p>6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen 45. maddesinin (5) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 16/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Başkan</p>

      <p>Kadir ÖZKAYA</p>
      </td>
      <td>
      <p>Başkanvekili</p>

      <p>Basri BAĞCI</p>
      </td>
      <td>
      <p>Başkanvekili</p>

      <p>İrfan FİDAN</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Engin YILDIRIM</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Recai AKYEL</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Kenan YAŞAR</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yılmaz AKÇİL</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Ömer ÇINAR</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Metin KIRATLI</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025267-e-202686-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymaasasf.jpg" type="image/jpeg" length="60338"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2025/265 E., 2026/84 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025265-e-202684-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025265-e-202684-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 16/4/2026 tarihli, 2025/265 esas - 2026/84 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p><strong>Esas Sayısı</strong> <strong>: 2025/</strong><strong>265</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı</strong> <strong>:</strong> <strong>2026/84</strong></p>

<p><strong>Karar</strong> <strong>Tarihi :</strong> <strong>16/4/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.</strong> <strong>Tarih -</strong> <strong>Sayı :</strong> <strong>7/8</strong><strong>/2026-</strong><strong>33333</strong></p>

<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN:</strong> Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi</p>

<p><strong>İTİRAZIN KONUSU:</strong> 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinin Anayasa’nın 2., 20., 35., 38. ve 71. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>OLAY:</strong> Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunulmaması nedeniyle uygulanan disiplin cezasının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.</p>

<p><strong>I.</strong> <strong>İPTALİ İSTENEN</strong> <strong>KANUN HÜK</strong><strong>MÜ</strong></p>

<p>Kanun’un 8. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (5) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p>“<i>(5) Uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller şunlardır:</i></p>

<p><i>a)</i> <i>Oniki</i> <i>ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller;</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i><strong><u>1) Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak.</u></strong></i></p>

<p><i>2) Görev sırasında kişilere veya herhangi bir nedenle kurum binalarına gelen ya da getirilenlere hakaret etmek.</i></p>

<p><i>…</i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p><strong>1.</strong> Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 25/12/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.</p>

<p><strong>2.</strong> Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görev kapsamına giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.</p>

<p><strong>3.</strong> İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinin iptalini talep etmiştir. Anılan alt bentte söz konusu Kanun kapsamında bulunan kamu görevlileri tarafından belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunulmamasının veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunulmasının on iki ay uzun süreli durdurma disiplin cezasıyla cezalandırılacağı öngörülmüştür.</p>

<p><strong>4.</strong> Bakılmakta olan davanın konusu, belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunulmaması nedeniyle uygulanan disiplin cezasına ilişkindir. Bu itibarla itiraz konusu kuralda yer alan “<i>…</i><i>veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak.</i>” ibaresinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu ibareye yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.</p>

<p><strong>5.</strong> Açıklanan nedenle 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin;</p>

<p><strong>A.</strong> (1) numaralı alt bendinde yer alan “<i>Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak…</i>” ibaresinin esasının incelenmesine,</p>

<p><strong>B.</strong> (1) numaralı alt bendinin kalan kısmının itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu kısma yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,</p>

<p>OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p><strong>6.</strong> Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Muhammed Nuri ÖZGÜR tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A.</strong> <strong>Anlam ve Kapsam</strong></p>

<p><strong>7.</strong> 7068 sayılı Kanun; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik hâllerini ve cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulünü ve ilgili diğer hususları düzenlemektedir.</p>

<p><strong>8.</strong> Anılan Kanun’un 2. maddesine göre Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatında çalışan her sınıftan memurlar, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatlarında görev yapan subay, astsubay, sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erler ile diğer sınıflardaki memurlar Kanun’un kapsamında yer almaktadır.</p>

<p><strong>9.</strong> Kanun’un 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında fiilin niteliğine göre personele verilebilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, aylıktan kesme, kısa süreli durdurma, uzun süreli durdurma, meslekten çıkarma ve devlet memurluğundan çıkarma cezası olarak belirlenmiştir. Anılan fıkranın (d) bendinde uzun süreli durdurmanın personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin on iki, on altı, yirmi veya yirmi dört ay süreyle durdurulması olduğu belirtilmiştir.</p>

<p><strong>10.</strong> 8. maddenin (5) numaralı fıkrasının (a) bendinde ise on iki ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller sayılmıştır. Söz konusu bendin (1) numaralı alt bendinde, belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak fiilinin on iki ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Anılan alt bentte yer alan “<i>Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak…</i>” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.</p>

<p><strong>11.</strong> Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin mal biriminde bulunmasına ilişkin usul ve esaslar 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nda düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 1. maddesinde Kanun’un amacının rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele amacıyla Kanun’da sayılanların mal bildiriminde bulunmalarını, bildirimlerin yenilenmesini, mal edinmelerin denetimi ve haksız mal edinme veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunma hâlinde uygulanacak hükümleri, Kanun’da belirlenen suçlarla bazı suçlardan dolayı kamu görevlileri ve suç ortakları hakkında takip ve muhakeme usulünü düzenlemek olduğu belirtilmiştir.</p>

<p><strong>12.</strong> Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı kuruluş veya alt kuruluşlarda, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara bağlı müessese, bağlı ortaklık ve işletmelerde, özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan ve kamu hizmeti gören kurum ve kuruluşlar ile bunların alt kuruluşlarında veya komisyonlarında aylık, ücret ve ödenek almak suretiyle kamu hizmeti gören memurlar, işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ile yönetim ve denetim kurulu üyeleri mal bildiriminde bulunmak zorundadır.</p>

<p><strong>13.</strong> Mal bildiriminde bulunma zamanını düzenleyen 6. maddenin birinci fıkrasında bu Kanun kapsamındaki göreve atanmada göreve giriş için gerekli belgelerle, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanmalarda atamayı izleyen bir ay içinde, seçimle gelinen görevlerde seçimin kesinleşmesi tarihini izleyen iki ay içinde, mal varlığında önemli bir değişiklik olduğunda bir ay içinde, yönetim ve denetim kurulu üyelikleri ile komisyon üyeliklerine seçim ve atamalarda göreve başlama tarihini izleyen bir ay içinde, görevin sona ermesi hâlinde ayrılma tarihini izleyen bir ay içinde, gazete sahibi gerçek kişiler ile gazete sahibi şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin faaliyete geçme tarihini, sorumlu müdürleri, başyazarları ve fıkra yazarlarının ise bu işe veya görevlerine başlama tarihini izleyen bir ay içinde mal bildirimlerinin verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.</p>

<p><strong>14.</strong> Öte yandan 7. maddenin birinci fıkrasına göre Kanun kapsamındaki görevlere devam edenlerin, sonu (0) ve (5) ile biten yılların en geç şubat ayı sonuna kadar bildirimlerini yenilemeleri ve yetkili merci tarafından yeni bildirimlerin daha önceki bildirimler ile karşılaştırılması gerekmektedir.</p>

<p><strong>15.</strong> 10. maddenin birinci fıkrasında da 6. maddede belirtilen sürelerde mal bildiriminde bulunmayanlara bildirimlerin verileceği merciler tarafından ihtarda bulunulacağı, ihtarın tebliğinden itibaren otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmayan kişiye üç aya kadar hapis cezası verileceği öngörülmüştür.</p>

<p><strong>B</strong><strong>. İtirazın Gerekçesi</strong></p>

<p><strong>16.</strong> Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kural kapsamında disiplin cezası yaptırımına bağlanan mal bildiriminde bulunmama eyleminin belirli, açık ve öngörülebilir olmadığı, teknolojik imkânların gelişmesiyle memur adına kayıtlı mal varlığı bilgisine idarenin kolaylıkla ulaşma imkânı olduğu dikkate alındığında mal bildiriminde bulunmama eylemi için öngörülen on iki ay uzun süreli durdurma cezasının ölçülü olmadığı, yaptığı görevle ilgisinin bulunduğu ortaya konulmaksızın mal alım satımlarını bildirmediği gerekçesiyle memura disiplin cezası verilmesinin özel hayata saygı hakkına ölçüsüz bir sınırlama oluşturduğu, ayrıca söz konusu eylem için 3628 sayılı Kanun’da da adli ceza yaptırımının öngörülmesi nedeniyle bu durumun aynı fiilden dolayı birden fazla yargılamama veya cezalandırmama ilkesiyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 20., 35., 38. ve 71. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C</strong><strong>.</strong> <strong>Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p><strong>17.</strong> 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 36. ve 128. maddeleri yönünden de incelenmiştir.</p>

<p><strong>18.</strong> İtiraz konusu kuralın yer aldığı 7068 sayılı Kanun, olağanüstü hâl kapsamında çıkarılan 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmesi sonucu yürürlüğe girmiştir. Bununla birlikte kural olağanüstü hâl süresiyle sınırlı bir düzenleme öngörmediğinden kurala ilişkin incelemenin Anayasa’nın olağan dönem kuralları yönünden öngördüğü denetim rejimine göre yapılması gerekir.</p>

<p><strong>19.</strong> Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p><strong>20.</strong> Anayasa’nın “<i>IV. Kamu hizmetlerine girme hakkı</i>” kenar başlığı altında yer alan “<i>Mal bildirimi</i>” başlıklı 71. maddesinde “<i>Kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları ve bu bildirimlerin tekrarlanma süreleri kanunla düzenlenir</i><i>.</i>” hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p><strong>21.</strong> Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında da memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin statü haklarını doğrudan etkileyen disiplin işlemlerinin <i>diğer özlük işleri</i> kavramı kapsamına girdiğine kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda disiplin işlemlerine ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması gerekmektedir (AYM, E.2020/72, K.2022/160, 13/12/2022, § 133; E.2020/55, K.2023/228, 28/12/2023, § 60).</p>

<p><strong>22.</strong> Kanuni düzenleme ilkesi, düzenlenen alanda temel ilkelerin kanunla konulmasını ve çerçevenin kanunla çizilmesini ifade etmektedir. Bu bağlamda bir kanun hükmünün, muhataplarının hangi eylemin disiplin suçu oluşturduğunun ve bu eyleme bağlanan yaptırımın ne olduğunun belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek şekilde kaleme alınmış olması kanunilik ilkesinin sağlanması bakımından gereklidir.</p>

<p><strong>23.</strong> Kuralla 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan kamu görevlilerinin belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamaları hâlinde on iki ay uzun süreli durdurma disiplin cezasıyla cezalandırılacakları öngörülmektedir.</p>

<p><strong>24.</strong> Kuralda, mal bildiriminde bulunulması gereken durum ve süreler gösterilmemekle birlikte 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan kamu görevlilerinin 3628 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında genel bütçeli dairelerde kamu hizmeti gören memurlar ve diğer kamu görevlileri oldukları, bu çerçevede anılan Kanun’da mal bildirimi için belirlenen durum ve sürelerin 7068 sayılı Kanun kapsamında görev yapanlar bakımından da geçerli olduğu açıktır.</p>

<p><strong>25.</strong> Memur ve diğer kamu görevlilerinin mal bildirimine ilişkin hususları düzenleyen ve genel kanun niteliğinde olan 3628 sayılı Kanun kapsamında anılan Kanun’da sayılanların mal bildiriminde bulunmaları, bildirimlerin yenilenmesi, mal edinmelerin denetimi, haksız mal edinme veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunma hâlinde uygulanacak hükümler düzenlenmiş; bu kapsamda hangi durumlarda ve ne kadar süre içinde mal bildiriminde bulunulması gerektiği belirlenmiştir.</p>

<p><strong>26.</strong> Bu itibarla kuralda düzenlenen disiplin yaptırımına konu eylemin ve bu eylem için öngörülen yaptırıma ilişkin temel çerçevenin anılan Kanunlarda açık ve net olarak belirlendiği dikkate alındığında kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğu söylenemez. Dolayısıyla kuralla disiplin cezası ile ceza gerektiren fiil ve durumlar konusunda kanuni çerçevenin çizildiği, disiplin suç ve cezaları yönünden kanuni güvencenin sağlandığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p><strong>27.</strong> Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan idari yaptırımlardır (AYM, E.2018/30, K.2018/94, 25/9/2018, § 16; E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 12). Disiplin cezalarının amacı; hizmetin sürekli, düzenli ve etkin bir şekilde sunulmasını ve kurum içi düzene aykırı davranışları yaptırım altına alarak devletin saygınlığının muhafaza edilmesini sağlamaktır. Bu itibarla memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurması sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunan disiplin cezalarının aynı zamanda kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önemi de bulunmaktadır (AYM, E.2022/152, K.2023/66, 5/4/2023, § 36).</p>

<p><strong>28.</strong> Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması amacıyla kanun koyucunun anayasal ilkelere bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin disiplin suçu sayılacağı ve bu eylemlerin hangi disiplin cezasıyla cezalandırılacağını belirleme konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda kamu makamlarının faaliyetin niteliği ve sınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması doğaldır (bazı farklarla birlikte AYM, E.2023/162, K.2024/20, 23/1/2024, § 29; E.2020/53, K.2021/55, 14/7/2021, § 63; E.2018/67, K.2018/110, 6/12/2018, § 8).</p>

<p><strong>29.</strong> Kanun koyucu, takdir yetkisi kapsamındaki bu tür düzenlemeleri yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise <i>elverişlilik</i>, <i>gereklilik</i> ve <i>orantılılık</i> olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. <i>Elverişlilik</i> getirilen kuralın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmek için elverişli olmasını, <i>gereklilik</i> söz konusu amaca daha hafif bir düzenleme ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, <i>orantılılık</i> ise getirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Buna göre bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak istenen amaç arasında ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur.</p>

<p><strong>30.</strong> Kolluk teşkilatı; iç güvenlik hizmeti vermesi sebebiyle silah ve benzeri araçlar kullanma yetkisi olan, idari kolluk faaliyetlerinin yanı sıra adli soruşturma ve kovuşturmalarla ilgili de hassas yetkileri bulunan bir teşkilattır. 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan kolluk görevlilerinin belirlenen durum ve sürelerde mal beyanında bulunmalarını zorunlu kılan kuralla bu kişilerin olağan dışı kazançlarının takip edilmesinin ve görevleriyle bağlantılı olarak nüfuzlarını ve kamu gücünü kullanmak suretiyle haksız kazanç sağlamalarının önüne geçilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Böylece kuralla kamu hizmetlerinin dürüst ve şeffaf bir şekilde ifa edilmesi ile devlete olan güvenin korunması, kamu hizmetlerinin etkin şekilde sürdürülmesi ve bu hizmetlerin saygınlığına zarar verilmesinin engellenmesi sağlanmaktadır.</p>

<p><strong>31.</strong> Kamu hizmetlerinin saygınlığına zarar verilmesini önlemek için ilgili kolluk görevlilerinin mal varlıklarında meydana gelen değişimleri takip etmek amacıyla ilgililere mal bildiriminde bulunma yükümlülüğü getiren ve bu yükümlülük yerine getirilmediğinde disiplin cezası yaptırımı öngören kuralın söz konusu amaca ulaşılmasında elverişli olduğu açıktır.</p>

<p><strong>32.</strong> Kanun koyucunun kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması amacıyla hangi eylemlerin hangi disiplin cezasıyla cezalandırılacağı konusunda takdir yetkisinin bulunduğu gözetildiğinde ulaşılmak istenen amaca daha hafif bir yöntemle ulaşılabileceği söylenemez. Bu bağlamda belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunulmamasını disiplin cezası yaptırımına bağlayan kuralın gerekli olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>33.</strong> Kamu hizmetlerinin dürüst, şeffaf ve etkin bir şekilde sürdürülmesi amacıyla düzenlenen kuralda belirlenen eylem nedeniyle öngörülen cezanın ağırlığı ve niteliği ile bu yöndeki işlemin yargı denetimine tabi olduğu gözetildiğinde kuralın orantılılık alt ilkesi yönünden de ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p><strong>34.</strong> Öte yandan 3628 sayılı Kanun’da aynı eylemin adli suç olarak düzenlenmiş olması nedeniyle kuralın <i>aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama</i> ilkesi yönünden de incelenmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>35.</strong> Anayasa’da <i>aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama (ne</i> <i>bis</i> <i>in idem)</i> ilkesine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesi kişilerin haklarında yürütülen bir ceza yargılaması sürecinin bulunması durumunda aynı fiil nedeniyle tekrar yargılanmamalarını veya cezalandırılmamalarını güvence altına almak suretiyle <i>adil yargılanma hakkı</i> kapsamındaki ceza yargılamaları bakımından hukuki güvenliğin sağlanmasına hizmet etmektedir (bu yöndeki değerlendirme için bkz. <i>Ünal</i> <i>Gökpınar</i> [GK], B. No: 2018/9115, 27/3/2019, § 49).</p>

<p><strong>36.</strong> Bu itibarla aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama ve cezalandırılmama ilkesi <i>adil yargılanma hakkı</i>nın bir unsuru olarak Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınmıştır (<i>Ünal</i> <i>Gökpınar</i>, §§ 49, 50).</p>

<p><strong>37.</strong> Konuya ilişkin uluslararası belgeler de dikkate alınarak aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesi şöyle tarif edilebilir: Hiç kimse, ceza yargılamasında kesin/kesinleşmiş bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği bir fiilden dolayı ceza yargılaması kapsamında yeniden yargılanamaz veya cezalandırılamaz. Bu tarife göre söz konusu ilkeye aykırılık sonucuna varılabilmesi için gerçekleşmesi gereken bazı koşullar vardır. Bu koşullar şunlardır:</p>

<p>- <i>Ceza</i> ile ilgili bir yargılama sürecinin olması</p>

<p>- Bu sürecin kesin/kesinleşmiş mahkûmiyet veya beraat hükmüyle sonuçlanmış olması</p>

<p>- Tekrar (yeniden) <i>ceza</i> ile ilgili bir yargılama sürecinin işletilmesi</p>

<p>- Farklı yargılama süreçlerinin aynı fiile ilişkin olması</p>

<p>- İlkenin istisnalarından birinin olmaması (AYM, E.2019/4, K.2021/78, 4/11/2021, § 27)</p>

<p><strong>38.</strong> Aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesi bakımından gösterilen koşullardan birinci ve üçüncüsünde belirtilen ceza ile ilgili yargılama süreçlerinin her durumda teknik olarak ceza yargılaması hukuku anlamında bir süreç olarak öngörülmüş olması şart olmayıp bu kavram anayasal anlamda özerk bir yoruma tabidir.</p>

<p><strong>39.</strong> Bu kapsamda belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmayan kolluk görevlilerinin on iki ay uzun süreli kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılacağını öngören kuralın disiplin cezalarına ilişkin olduğu ve ceza yargılamasıyla bir ilgisinin bulunmadığı açıktır. Bununla birlikte anayasal anlamda özerk yoruma tabi olan <i>cezayla ilgili yargılama süreçleri</i>nin teknik olarak ceza yargılaması hukuku anlamında bir süreç şeklinde öngörülmesi şartı bulunmadığından söz konusu disiplin cezasının cezai nitelikte olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.</p>

<p><strong>40.</strong> Anayasa Mahkemesi, idari bir yaptırımın cezai nitelikte olup olmadığının tespiti amacıyla üç ayrı ölçüt kullanmaktadır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, bir yaptırımın cezai nitelikte olup olmadığını belirlerken mevzuatta bunların nasıl tanımlandığını, suçun türünü (mahiyetine göre cezalandırma ve caydırma amacı taşıyıp taşımadığı) ve cezanın türü ile ağırlığını dikkate almaktadır. Son iki ölçüt birbirine alternatif olup bir arada bulunmak zorunda değildir. Ancak bu ölçütlerden birinin tek başına sonucu etkilemediği durumlarda her iki ölçütün bir arada olması koşulu aranabilmektedir (AYM, E.2020/97, K.2022/62, 1/6/2022, §§ 20, 21; <i>B.Y.Ç.</i> [2. B.]<i>,</i> B. No: 2013/4554, 15/12/2015, §§ 31, 32; <i>Yavuz Kemal İnan</i> [1. B.], B. No: 2018/26126, 15/6/2021, §§ 45, 46).</p>

<p><strong>41.</strong> Belirtilen son iki ölçüt özellikle disiplin hukuku alanına ait cezalar söz konusu olduğunda önem taşımaktadır. Zira bu ölçütlere göre yapılacak değerlendirme sonucunda mevzuatta suç olarak düzenlenmemiş olan disiplin cezasına konu bazı eylemlerin cezai anlamda suç olarak kabul edilmesi mümkündür. Bu bağlamda bir disiplin cezasının cezai nitelikte olup olmadığının belirlenmesinde disiplin cezasının belirli bir grubu mu yoksa herkesi mi bağladığı, caydırma ve cezalandırma amacı taşıyıp taşımadığı, ilgili suçun ceza hukukunda yer alan suçlarla benzerlik taşıyıp taşımadığı, uygulanan usullerin ceza hukuku alanındaki yargısal usullere benzeyip benzemediği gibi unsurlar dikkate alınabilir (AYM, E.2020/97, K.2022/62, 1/6/2022, § 22; <i>B.Y.Ç.</i>, § 32).</p>

<p><strong>42.</strong> Buna göre cezai anlamda suçun herkes tarafından işlenebilmesi mümkün iken genellikle bir kurumun iç işleyişiyle ilgili olan disiplin suçları, yalnızca belli sıfata sahip kişiler tarafından işlenebildiğinden sadece belli bir grubu bağlar ve bu nedenle cezai anlamda suç niteliği taşımaz. Ayrıca disiplin hukuku çerçevesinde uygulanan yaptırımın -hürriyeti bağlayıcı ceza gibi- ciddi şekilde ağır olması durumunda mevzuatta disiplin suçu olarak düzenlenmiş olmasına rağmen cezai anlamda bir suçun bulunduğu kabul edilebilir (AYM, E.2020/97, K.2022/62, 1/6/2022, § 23; <i>B.Y.Ç.</i>, § 33).</p>

<p><strong>43.</strong> Anılan ilkeler çerçevesinde kuralda öngörülen disiplin cezasının genel kolluğun iç içleyişiyle ilgili olduğu ve disiplin cezasını gerektiren eylemlerin gerçekleştirilmesinin herkes için mümkün olmadığı, bu nedenlerle kurala konu kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının <i>cezai</i> nitelikte olmadığı anlaşılmıştır (benzer değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2020/97, K.2022/62, 1/6/2022, § 24; <i>B.Y.Ç.</i>, § 34). Bu itibarla belirlenen durum ve sürelerde mal beyanında bulunmama eylemi için öngörülen kademe ilerlemesinin durdurulmasına ilişkin disiplin cezası, cezai nitelikte olmadığından kuralın birden fazla yargılanmama veya cezalandırmama ilkesiyle bağdaşmayan bir yönü de bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>44.</strong> Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 36., 71. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.</p>

<p>Kuralın Anayasa’nın 20. ve 38. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2., 36., 71. ve 128. maddeleri bağlamında yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 20. ve 38. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.</p>

<p>Kuralın Anayasa’nın 35. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM</strong></p>

<p>31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “<i>Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak…</i>” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 16/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Başkan</p>

      <p>Kadir ÖZKAYA</p>
      </td>
      <td>
      <p>Başkanvekili</p>

      <p>Basri BAĞCI</p>
      </td>
      <td>
      <p>Başkanvekili</p>

      <p>İrfan FİDAN</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Engin YILDIRIM</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Recai AKYEL</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Kenan YAŞAR</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yılmaz AKÇİL</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Ömer ÇINAR</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Metin KIRATLI</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025265-e-202684-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymmsa.jpg" type="image/jpeg" length="65791"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2022/69350 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202269350-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202269350-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 18/2/2026 tarihli ve 2022/69350 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>K.</strong><strong>B.</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2022/69350)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 18/2/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 7/8/2026 - 33333</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Eren Can BENAKAY</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p>

<p>1. Başvuru, disiplin cezasına yapılan itirazın reddine ilişkin işleme karşı açılan davada tanığın disiplin soruşturması sırasında dinlenilmemesi ve savunmanın gereği gibi alınmadan disiplin cezası verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>2. Başvurucunun Tokat Plevne Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapmaktayken 27/11/2020 tarihinde müdürün odasına gelerek bağırdığı ve müdürü tehdit ettiği iddiaları ile ilgili olarak hakkında 10/12/2020 tarihinde disiplin soruşturması başlatılmıştır. Soruşturma esnasında başvurucunun 21/12/2020 tarihinde ifadesine başvurulmuştur. Soruşturma sonucunda 31/12/2020 tarihli disiplin raporu düzenlenmiş; raporda, başvurucunun eylem tarihinde müdürün odasına gelerek <i>"Bana siz emir veremezsiniz, eğer beni pandemi döneminde okulda isterseniz hiçbir iş eskisi gibi olmaz."</i> diye bağırdığının, <i>"Okulda en büyük problem sensin, müfettiş çağırın elinizden geleni yapın."</i> şeklinde sözler sarf ettiğinin, okul müdürüne karşı olumsuz davranışlarda bulunduğunun tanık beyanları ile doğrulandığı, bu sebeple müdürle gerektiği gibi iletişim kurmakta zorlandığı belirtilmiştir. Raporun sonunda yer alan disiplin değerlendirmesinde başvurucunun eyleminin 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (c) alt bendi uyarınca görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranma kapsamına girmesi nedeniyle kınama cezası ile tecziye edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı açıklanmıştır.</p>

<p>3. Disiplin raporu başvurucuya 7/1/2021 tarihinde tebliğ edilerek başvurucunun savunması istenmiştir. Başvurucu 12/1/2021 tarihinde savunmasını sunmuş; savunmasında, gerçekleştiği iddia edilen olayların tamamının asılsız olduğunu, iftira atıldığını, otuz yıllık memurluk hayatında disiplin cezası almadığı gibi hakkında herhangi bir disiplin soruşturması da açılmadığını, isnat edilen eylemlerin muğlaklık taşıdığını, bu durumu kanıtlayan somut bir tespitin yer almadığını dile getirmiştir. Konuya ilişkin tanıkların tekrar dinlenerek hakkında haksız ve hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen disiplin soruşturmasının sonlandırılması ve disiplin cezası verilmemesi gerektiğini savunmuştur.</p>

<p>4. İl Millî Eğitim Müdürlüğü 19/1/2021 tarihinde başvurucunun görev sırasında hâl ve hareketi ile amire saygısız davranması nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (c) alt bendi ile aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir derece hafif olan uyarma cezası ile tecziyesine karar vermiştir. Anılan karara başvurucu 29/1/2021 tarihinde itiraz etmiş, dilekçesinde özellikle 12/1/2021 tarihli savunmasının dikkatle incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. İl Millî Eğitim Müdürlüğü Disiplin Kurulu 18/2/2021 tarihinde yapılan itirazı reddetmiştir. Söz konusu kararın 26/2/2021 tarihinde tebliği üzerine başvurucu 4/3/2021 tarihinde iptal davası açmış, dava dilekçesinde disiplin cezası ile birlikte başka bir okula atanmasına dair işlemin birlikte iptal edilmesini talep etmiştir.</p>

<p>5. Tokat İdare Mahkemesi (Mahkeme) 12/3/2021 tarihinde 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava konusu her bir işlem için ayrı dilekçelerle yeniden dava açılmak üzere dava dilekçesinin reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararda, başvurucunun disiplin cezasına ilişkin yaptığı itirazın reddine yönelik işlemin iptali ile atama işleminin iptali istemlerinin ayrı ayrı hukuki irdeleme gerektirdiğini, söz konusu işlemlerin aralarında maddi ya da hukuki yönde bağlılık ve sebep-sonuç ilişkisi bulunmamasına rağmen her iki istem için tek dilekçe ile dava açıldığını ifade etmiştir.</p>

<p>6. Başvurucu 27/4/2021 tarihinde davasını yenileyerek uyarma cezasına yaptığı itirazın reddine dair kararın iptalini talep etmiş, dava dilekçesinde disiplin soruşturması sırasında verdiği 12/1/2021 tarihli savunmasındaki hususları tekrar etmiştir.</p>

<p>7. Mahkeme 25/11/2021 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda, disiplin soruşturmasında tespit edilen hususların özetine yer verdikten sonra başvurucunun cezalandırılmasına esas teşkil eden fiili gerçekleştirdiğinin sabit olduğunu, bu fiilin 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (c) alt bendinde düzenlenen <i>"</i><i>görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak"</i> disiplin suçuna karşılık geldiğini, bir alt ceza uygulanmak suretiyle uyarma disiplin cezası ile tecziyesine ilişkin işleme karşı yaptığı itirazın reddine yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca başvurucunun müdürün olaya sonradan şahit olan eşinin tarafsız olamayacağına dair iddiasını da değerlendirmiştir. Tanık C.Ç.nin soruşturma kapsamında alınan ifadesinde odada yüksek sesle konuşulması üzerine müdürün eşinin odaya geldiği ve sonra disiplin cezasına konu olan söylemlerin yüksek ses tonuyla söylendiğini belirttiği kararda yer almıştır. Mahkeme, bu durum müdürün eşinin ifadesi ile tutarlı olduğu gerekçesiyle başvurucunun anılan iddiasının yerinde olmadığı kanaatine ulaşmıştır.</p>

<p>8. Başvurucu, karara karşı 17/1/2022 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde, disiplin soruşturması sırasında verdiği 12/1/2021 tarihli savunmasında belirttiği hususları tekrar etmiştir. Samsun Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi 14/4/2022 tarihinde istinaf başvurusunu kesin olarak reddetmiştir.</p>

<p>9. Başvurucu, nihai kararı 29/4/2022 tarihinde öğrendikten sonra 26/5/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilemez olduğu hususunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>10. Başvurucu, isimlerini belirttiği tanıklar dinlenmeden ve savunma yazısını teslim etmeden önce disiplin soruşturmasının tamamlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda belirttiği hususları biraz daha detaylandırarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini vurgulamıştır.</p>

<p>12. Anayasa'nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi hükümlerine göre adil yargılanma hakkı dava sürecine özgülenmiştir. Dolayısıyla söz konusu hak kapsamındaki güvenceler, esas olarak mahkemedeki yargılama sürecine uygulanmaktadır. Ancak dava öncesi ya da sonrasındaki süreçte yaşanan birtakım ihlal ya da eksiklikler yargılamanın bir bütün olarak adilliğine zarar verebilecek nitelikte ise adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin dava öncesi ya da sonrasındaki süreçler için de uygulanması gerekmektedir. Bu gereklilik adil yargılanma hakkının tam anlamıyla gerçekleştirilebilmesi amacından kaynaklanmaktadır. Örneğin bir suç şüphesi ile yakalanan kişinin polis tarafından sorgulanması aşaması, dava öncesine ilişkin olmakla birlikte adil yargılanma hakkı kapsamındadır. Zira sorgulama sırasında şüpheli kişinin bu hakkın getirdiği güvencelerden yararlanmaksızın verdiği ifadelerin mahkemede delil olarak kullanılması bir bütün olarak muhakemenin adil bir şekilde gerçekleştirilmesini tehlikeye sokabilir. Yine yargı mercileri önünde dava açılmadan önce idari bir başvuru yolunun tüketilmesinin zorunlu olduğu bazı hâllerde adil yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin idari süreç bakımından da uygulanması gerekebilmektedir. Adil yargılanma hakkının davadan önceki ve sonraki aşamalara uygulanması uyuşmazlığa konu olayın ve yargılama sürecinin koşullarına bağlı olup her davada ayrıca incelenmesi gereken bir husustur (<i>Yusuf Gezer</i> [2. B.], B. No: 2013/2103, 14/1/2014, § 24).</p>

<p>13. Buna göre adil yargılanma hakkına dayanan ancak yargılama süreci dışında meydana geldiği ileri sürülen ihlal iddialarına ilişkin başvurular, istisnai durumlar dışında Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (<i>Yusuf Gezer</i>, § 25).</p>

<p>14. Başvurucunun şikâyetlerinden ilki, savunması alınmadan disiplin soruşturmasına dair raporun tamamlanmasıdır. Diğer bir şikâyeti ise ismini verdiği tanıklar dinlenmeden disiplin soruşturmasının sonuçlandırılmasıdır yani başvurucunun tüm şikâyetleri yargılama aşamasından önce gerçekleşen disiplin soruşturması aşamasına ilişkindir. Başka bir deyişle başvurucunun idari yargı mercileri nezdinde gerçekleştirilen yargılama aşamasına ilişkin bir şikâyeti olmadığından olayda adil yargılanma hakkının uygulanmasını gerektirir istisnai bir durum yoktur.</p>

<p>15. Sonuç olarak başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesine dayanan ihlal iddiasının konusu Anayasa'da güvence altına alınan ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışındadır.</p>

<p>16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun <i>konu bakımından yetkisizlik</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Basri BAĞCI ve Kenan YAŞAR bu sonuca katılmamıştır.</p>

<p><strong>III. HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Başvurunun <i>konu bakımından yetkisizlik</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Basri BAĞCI ve Kenan YAŞAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 18/2/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p>​</p>

<p>​</p>

<p>​</p>

<p><strong>KARŞIOY</strong></p>

<p>1. Değerlendirmeye konu edilen dosyada 27/11/2020 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle başvurucu hakkında müfettiş marifetiyle yapılan soruşturma 31/12/2020 tarihinde tamamlanarak aleyhine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin B bendinin (c) alt bendi uyarınca<i> “görev sırasında amire hal ve hareketleri ile saygısız davranmak”</i> eylemi nedeniyle <i>kınama</i> cezasıyla cezalandırılması yönünde talepte bulunulmuştur.</p>

<p>2. Başvurucunun konuya ilişkin savunmasını yapması noktasındaki yazı, muhakkikin tahkikatı sona erdirmesi ve olaya ilişkin kanaatini ihtiva eden raporunu tamamlamasından sonra 7/1/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir.</p>

<p>3. Başvurucu söz konusu savunmasında, aleyhine isnat olunan hadiselerin asılsız olduğunu, otuz yıllık memurluk yaşantısında hakkında herhangi bir disiplin soruşturması açılmadığını, olayın muğlak olduğunu ve on kişilik bir tanık listesi vererek bunların dinlenilmesi gerektiğini dile getirmiştir.</p>

<p>4. İdare başvurucunun tanık dinlenmesi gerektiği yönündeki talebine dair bir işlem yapmaksızın muhakkikin dinlediği tanık beyanlarıyla iktifa edip, geçmiş sicillerinin iyi olması hususunu da gözeterek bir alt ceza olan<i> uyarma</i> cezasıyla başvurucunun tecziyesine karar vermiş ve görev yerini de değiştirmiştir.</p>

<p>5. Yargılama aşamasında başvurucu tarafından savunmasındaki talepler yinelenmesine rağmen savunma tanıklarının dinlenilmesi konusunda bir işlem icra edilmemiştir.</p>

<p>6. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun savunma hakkını düzenleyen 130. maddesi Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği hükmünü amirdir.</p>

<p>7. Uygulamada savunma alma işleminin disiplin cezası verilmesinden önceki bir aşamada yerine getirilmiş olması yeterli görülmektedir.</p>

<p>8. Değerlendirmeye konu edilen olayda disiplin soruşturması devam ederken tahkikatı yapan müfettiş 21/12/2020 tarihinde başvurucunun beyanını almıştır. Müfettişi soruşturmasını tamamlayıp kanaatini belirtmesinden sonra başvurucunun savunması talep edilmiştir. Bu uygulamadan da anlaşılacağı gibi tahkikat sırasında başvurucunun alınan ifadesi kendisine bir disiplin suçu itham edilerek alınan bir savunma mahiyetinde değil olaya ilişkin bilgi edinme vasfında olup bu aşamada başvurucudan kendisini savunmasını beklemek olaya ilişkin savunma tanıklarını sunmasını ummak makul bir beklenti değildir.</p>

<p>9. Yaşanan olayda başvurucu aleyhine itham edilen konu bariz bir hakaret değil amirine karşı hal ve hareketleriyle saygısız davranmak şeklinde tarif edilen ve sübjektif niteliği ağır basan bir suçlamadır. Başvurucunun olay sırasında takındığı tavır ve yüksek sesle konuşması eylemin nitelendirilmesinde önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır.</p>

<p>10. Konunun niteliği gereği eylem öncesinde yaşananların önemsiz olduğunu iddia etmekte mümkün değildir. Zira olaya muhatap olan yöneticilerin süreç içerisindeki hal ve tavırlarının tespit edilmesi de sonuca etki edecek niteliktedir.</p>

<p>11. Gerek disiplin soruşturması ve gerekse yargılama sürecinde başvurucunun bu yöndeki talebinin yeterli gerekçe ile reddedildiğini söylemek mümkün değildir.</p>

<p>12. Diğer taraftan müfettişin tahkikatı bitirdikten sonra savunma talep etmesi savunmayı önemsizleştirmektedir. Bu usul başvurucunun dile getireceği hiçbir hususun tahkikat kapsamında önem ifade etmeyeceği ve oluşan kanaati değiştirmeyeceği anlamına da gelmektedir.</p>

<p>13. Bununla birlikte muhakkikin olaya ilişkin kanaatini oluştururken tüm delilleri etraflıca toplaması büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda hakkında işlem yapılanın konuya dair savunmaları da büyük önem taşımaktadır. Soruşturmacıdan beklenen tavır, hakkında işlem yapılanın ne olursa olsun cezalandırması değil somut verilerin tarafsız bir şekilde ortaya konularak konu hakkında doğru bir sonuca ulaşmasıdır. Bunun için de disiplin tahkikatı sürecinde iddia sahibi ile hakkında işlem yapılan her iki tarafa argümanlarını dile getirme konusunda eşit imkân sağlanmalıdır.</p>

<p>14. Tahkikat sırasında başvurucudan bilgi alınması savunma mahiyetinde olamaz. Zira bu aşamada soruşturma tam olarak olgunlaşmış değildir. Her iki tarafın da sonuçta kusurlu çıkabileceği bir süreç yaşanmaktadır. Bu nedenle başvurucudan bilgi alınmasına rağmen ayrıca savunmasının alınmasına dair bir işlemde yapılmıştır ki bu durum ilk yapılan dinlemenin savunma mahiyetinde olmadığını teyit etmektedir. Kendi aleyhine suç ithamında bulunulmasından sonra başvurucunun dile getireceği hususlar ve ortaya koyacağı deliller sonuca tesir etme potansiyeline sahiptir. Ancak bu işlemin muhakkikin soruşturmasını tamamlamasından sonra yapılması savunma işlemini disiplin tahkikatı sürecinin tamamlanması açısından şeklen yerine getirilmesi gereken gereksiz bir teferruat düzeyine indirgemektedir.</p>

<p>15. Başvuruya konu hadisede, başvurucunun göstermiş olduğu tanıkların dinlenmesinin gereksizliğine karar veren mercii süreci bizzat yürüten ve maddi detaylara daha çok hâkim konumda olan muhakkik değil, başvurucu hakkında disiplin cezasına hükmeden disiplin kurulu olmuştur. Olayı bizzat soruşturan müfettişin konuya dair tanık dinlemenin gerekli olup olmadığı hususunda görüş beyan etmesi uygulanan bu süreç nedeniyle mümkün gözükmemektedir.</p>

<p>16. Adaletli bir sonuç ortaya çıkması için usul adaletinin de sağlanması önemli bir gerekliliktir. Sonucun adaletli olduğuna inanılması adaletli bir usulün uygulanması ile mümkündür.</p>

<p>17. Verilen disiplin cezası yanında başvurucunun görev yerinin de değiştirildiği göz önüne alındığında yapılan işlemlerin başvurucu üzerinde önemli tesirlerinin bulunduğu aşikardır.</p>

<p>18. Süreçte idare mahkemesinin takındığı tavır nedeniyle disiplin cezası verilmesi ve yer değişikliği ile ilgili süreç birbirinden ayrıştırılmış ve başvurucu üzerindeki tesirlerinin tek dosya üzerinden dile getirilme imkânı ortadan kaldırılmıştır. Yer değişikliği uygulaması tamamıyla disiplin cezasının bir sonucu olarak gerçekleşmiş olup bu durum ortada medeni bir hakkın bulunmadığı iddiasını çürütecek niteliktedir.</p>

<p>19. Diğer taraftan dosyanın konusu ile bu haliyle kişisel açıdan arz ettiği önem dikkate alındığında kabul edilebilirlik kriterlerinin bulunmadığını savunmak mümkün değildir.</p>

<p>20. Gerek idari ve gerekse yargılama süreçleri bir bütün halinde gözetildiğinde başvurucunun savunmaya ilişkin argümanlarının göz ardı edildiğini ve bu durumun da kendisini ciddi şekilde dezavantajlı duruma düşürdüğünü değerlendirdiğimizden, başvurunun kabul edilebilir olduğuna ve adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesi çerçevesinde ihlal kararı verilmesi gerektiğini düşündüğümüzden, çoğunluğun başvurunun kabul edilemez olduğuna ilişkin kararına iştirak edilmemiştir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td width="50%">
      <p>Başkan</p>

      <p>Basri BAĞCI</p>
      </td>
      <td width="50%">
      <p>Üye</p>

      <p>Kenan YAŞAR</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202269350-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/yargi/aym-n.jpg" type="image/jpeg" length="30530"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Fiziksel Şiddet Nasıl Ispatlanır ve Boşanma Davasına Etkisi Nedir?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma davalarında şiddet iddiaları, hem hukuki hem de vicdani açıdan en ağır ve en hassas konuların başında gelir. Bu videoda; boşanma davasında fiziksel şiddetin nasıl ispatlandığını, mahkemelerin hangi delillere özellikle önem verdiğini ve şiddetin nafaka, tazminat ve velayet üzerindeki etkilerini tüm yönleriyle ele alıyorum.</p>

<p>Boşanma davalarında fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, tehdit, baskı ve aile içi şiddetin her türü; Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır kusur olarak değerlendirilir. Şiddetin varlığının ispatında en güçlü ve tartışmasız deliller; doktor raporları, Adli Tıp Kurumu raporları ve polis tutanaklarıdır.</p>

<p><strong><i>Videoda özellikle şu başlıklara detaylı şekilde değinilmektedir:</i></strong></p>

<p>Boşanma davasında fiziksel şiddetin hukuki anlamı</p>

<p>Doktor raporlarının ve hastane kayıtlarının delil değeri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adli Tıp Kurumu raporlarının kusur tespitindeki rolü</p>

<p>Polis tutanakları, 155/112 başvuruları ve 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararlarının önemi</p>

<p>Hakimin şiddet iddialarını değerlendirirken dikkate aldığı kriterler</p>

<p>Şiddetin ispatlanmasının nafaka, maddi-manevi tazminat ve velayet üzerindeki etkileri</p>

<p>Şiddet iddialarının somut, resmi ve bilimsel delillerle desteklenmesi, boşanma davalarının seyrini doğrudan etkiler. Özellikle Adli Tıp raporları, acil servis ve adli muayene kayıtları ile polis tutanakları; mahkemeler nezdinde en güçlü ispat araçlarıdır. Bu deliller, şiddetin ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini objektif şekilde ortaya koyar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/_GXN6UozM2Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90433"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Hak Kaybına Neden Olan En Büyük Hatalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BjdDJh1aHnQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97501"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75886"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="40372"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55342"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55371"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62694"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="65625"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="51027"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="57553"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="16994"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="42280"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="88533"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="45981"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="92725"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="66958"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="49035"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="38789"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="67031"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="43244"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
