<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 19 Jun 2026 22:57:24 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Evi icra yoluyla satışa çıkınca bankada silahla ateş açan şüpheli tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/evi-icra-yoluyla-satisa-cikinca-bankada-silahla-ates-acan-supheli-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/evi-icra-yoluyla-satisa-cikinca-bankada-silahla-ates-acan-supheli-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak'ta evi, borcu nedeniyle haczedilen ve tabancayla banka içinde yere ateş eden B. H., tutuklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Olay, dün Terakki Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’ndeki banka şubesinde meydana geldi. İddiaya göre; alüminyum fabrikası sahibi B. H.’nun borcu nedeniyle evi haczedilip icra yoluyla satışa çıkarıldı.</p>

<p>B. H., banka şubesine gelerek görevlilerle tartışmaya başladı. H., belinden çıkardığı tabancayla yere ateş etti. Banka çalışanları silah sesiyle dışarı kaçarken, ihbarla adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şüpheli, kendisine müdahale eden polis ekiplerine teslim oldu. Banka şubesi tedbir amacıyla bir süre kapatıldı. Ekipler, şubede inceleme yaptı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan H., bugün Zonguldak Adliyesi’ne getirildi ve çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/evi-icra-yoluyla-satisa-cikinca-bankada-silahla-ates-acan-supheli-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 18:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/adsiz-134.jpg" type="image/jpeg" length="93649"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukat İhsan Yavuz Ballık hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukat-ihsan-yavuz-ballik-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukat-ihsan-yavuz-ballik-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kastamonu Barosu'nun önceki Başkanlarında Avukat İhsan Yavuz Ballık, 99 yaşında hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kastamonu Barosu önceki dönem başkanlarından Avukat İhsan Yavuz Ballık, 99 yaşında hayata gözlerini yumdu.</p>

<p>Ballık’ın vefatı Kastamonu’da derin üzüntüye neden olurken, Kastamonu Barosundan da başsağlığı mesajı geldi.</p>

<p>Baro tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Baromuzun önceki başkanlarından, Türkiye Barolar Birliği Kurucu Başkanlarından, meslek yaşamı boyunca hukukun üstünlüğü, savunma hakkı ve meslek onuru için büyük emekler vermiş değerli meslektaşımız Av. İhsan Yavuz Ballık'ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.</p>

<p>Avukatlık mesleğine ve hukuk camiasına önemli katkılar sunan kıymetli büyüğümüze Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına, meslektaşlarımıza ve Kastamonu halkına sabır ve başsağlığı diliyoruz.</p>

<p>Merhumun mekânı cennet, makamı âli olsun.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ACI KAYBIMIZ</strong></p>

<p>Türkiye Barolar Birliği'nden paylaşılan taziye mesajında; "Kastamonu Barosu’nun önceki Başkanlarından değerli meslektaşımız Av. İhsan Yavuz Ballık’ın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.</p>

<p>Meslek üstadımıza Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, Kastamonu Barosu’na ve meslek camiamıza başsağlığı dileriz." denildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukat-ihsan-yavuz-ballik-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 17:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/ihsan-yavuz-ballik.jpg" type="image/jpeg" length="90575"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adliyede polise talimat veren 'sahte savcı' tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/adliyede-polise-talimat-veren-sahte-savci-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/adliyede-polise-talimat-veren-sahte-savci-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’da kendisini 'savcı yardımcısı' ve 'stajyer savcı' olarak tanıtan M.A.'nın, polisin dikkatiyle savcı adayı olmadığı ortaya çıktı. Üzerinde başka bir kişiye ait hakim-savcı adayı kimlik kartı bulunan ve polise talimat verdiği de tespit edilen M.A., 'Hırsızlık' suçundan tutuklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Adliyesi'nde görev yaptığı izlenimi vererek kendisini 'savcı yardımcısı' ve 'stajyer savcı' olarak tanıtan M.A. isimli kadın, son birkaç gün içerisinde birden fazla kez polis merkezine gidip, personele talimat verdi. M.A., polis memurları hakkında şikayette bulunmak için kimlik ve görev bilgileri talep etti.</p>

<p>Polis merkezi görevlileri, davranışlarından şüphelenerek M.A.’dan kimliğini ibraz etmesini istedi. M.A., 'stajyer savcı' olarak görev yaptığını söyledi. Bunun üzerine polis merkezi amirliği tarafından araştırma başlatıldı. Durum, görevli Cumhuriyet savcısına bildirildi. Savcılığın talimatıyla yapılan incelemede, şüphelinin savcı yardımcısı veya stajyer savcı olmadığı belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HUKUK FAKÜLTESİNDEN AYRILMIŞ</strong></p>

<p>Araştırmada M.A.’nın 2000 doğumlu olduğu, Diyarbakır nüfusuna kayıtlı bulunduğu ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1’inci sınıftan ayrıldığı tespit edildi. Üzerinde yapılan kontrolde ise erkek arkadaşı olduğunu beyan ettiği M.E. adına düzenlenmiş hakim-savcı adayı kimlik kartı ele geçirildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheli, ‘Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle hırsızlık’ suçundan tutuklama talebiyle Ankara 4’üncü Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlikteki sorgusunda suçlamaları reddeden M.A., "Ben hırsızlık amacıyla yapmadım. Ben kimliği böyle bir hususta kullanmadım. Kimlik sahibi şahısla görüşmediğim için de kimliğini vermedim. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmamı talep ederim" dedi.</p>

<p><strong>KAÇMA ŞÜPHESİ</strong></p>

<p>Dosyayı inceleyen hakimlik tarafından kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğu, suç için öngörülen cezanın alt ve üst sınırı dikkate alındığında kaçma ihtimalinin mevcut olduğu ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağına hükmetti. Şüpheli M.A.'nın ‘Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle hırsızlık' suçundan tutuklanmasına karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/adliyede-polise-talimat-veren-sahte-savci-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/6a353a47a07152e4fb6f3c50.webp" type="image/jpeg" length="96021"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şikayet Hakkı Ne Zaman İftira Suçuna Dönüşür?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sikayet-hakki-ne-zaman-iftira-sucuna-donusur-11</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sikayet-hakki-ne-zaman-iftira-sucuna-donusur-11" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Bu yazı dizisinde, şikayet hakkı ile iftira suçu arasındaki ayrım iki bölüm halinde incelenecektir. İlk bölümde suçun unsurları ile ihbar ve şikayet yoluyla işlenişi, ikinci bölümde ise hak arama hürriyeti ile savunma hakkının sınırları, failin bilgisi ve isnat amacı ele alınacaktır.</i></p>

<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p>Yetkili makamlara başvurup bir fiilin araştırılmasını istemek, hak arama hürriyetinin tanıdığı bir imkandır. Ne var ki aynı başvuru, gerçeğe aykırı bir isnatla bir kimseyi şüpheli, sanık veya disiplin soruşturmasına tabi kişi durumuna sokmanın da yolu olabilir. Bir başvurunun anayasal hakkın kullanımı kapsamında mı kaldığı, yoksa iftira suçunu mu oluşturduğu kimi zaman birbirine karışabilmektedir.</p>

<p>Yetkili makamlara yapılan ihbar ve şikayetler, Anayasa’da güvence altına alınan başvuru hakkının kullanım biçimleri arasındadır. Kişi, elindeki bilgi ve delillere dayanarak başvurur ve iddiasının doğruluğu yapılacak inceleme sonunda belirlenir. İftira suçunun oluşumu için failin, bir kimsenin işlemediğini bildiği hukuka aykırı bir fiili, hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla isnat etmesi gerekir. Başvurunun hukuki niteliği belirlenirken isnadın içeriği, taraflar arasındaki ilişki, başvuru sahibinin olay hakkındaki bilgi düzeyi ve somut olayın koşulları dikkate alınmalıdır. Çalışmamızda hak arama hürriyetinin nerede sona erdiğini ve iftira suçunun kanuni unsurlarının hangi durumda gerçekleştiğini yüksek yargı kararları ışığında ele alacağız.</p>

<p><strong>II. İftira Suçunun Unsurları</strong></p>

<p><strong>İftira suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Dördüncü Kısmının İkinci Bölümünde, adliyeye karşı suçlar arasında 267. maddede düzenlenmiştir.</strong> Suç, failin, bir kimsenin işlemediğini bildiği hukuka aykırı fiili, o kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla isnat etmesine dayanmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir kimseye işlemediği bir fiilin yüklenmesi, onun şeref ve saygınlığını, mesleki itibarını, hukuki güvenliğini ve masumiyet karinesini doğrudan zedelemektedir. Kişi, gerçeğe aykırı bu isnat sebebiyle şüpheli, sanık veya disiplin soruşturmasına tabi kişi konumuna getirilebilmektedir. İhbar veya şikayet üzerine adli ve idari makamların harekete geçirilmesi ise gerçeğe uygun bilgiye dayanarak işlem yürütme ve karar verme işlevini tehlikeye düşürmektedir. İftira suçuyla hem isnadın yöneltildiği kişi hem de kamu makamlarının gerçeğe uygun biçimde işlem yapması korunmaktadır. İftira suçunun Türk Ceza Kanunu’nda adliyeye karşı suçlar arasında düzenlenmiş olması, suçla korunan hukuki değerin mağdurun şeref ve saygınlığının yanı sıra adli ve idari makamların doğru bilgiye dayanarak işlemesini ve adalet hizmetlerinin düzenli yürütülmesini de kapsadığını göstermektedir. Gerçeğe aykırı bir isnatla bir kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılması veya idari yaptırım uygulanması, adli ve idari makamların yetkisinin yanıltıcı bir başvuru üzerinden işletilmesine yol açmaktadır. İftira suçu bu yönüyle, failin bir kimsenin işlemediğini bildiği hukuka aykırı bir fiili o kişiye isnat etmesi ile adli veya idari makamların bu isnat üzerine harekete geçirilmesini aynı eylem içinde bir araya getirmektedir.</p>

<p><strong>Bir kimseye hukuka aykırı bir fiilin isnat edilmesi, iftira suçunun maddi unsurunu oluşturmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesine göre bu isnadın, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunularak ya da basın ve yayın yoluyla gerçekleştirilmesi gerekir.</strong> İsnadın, mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veya idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamaya elverişli nitelik taşıması aranmaktadır. Kanun koyucu, isnadın konusunu ceza hukuku anlamında suç oluşturan fiillerle sınırlı tutmamış ve maddede “hukuka aykırı fiil” ifadesine yer vermiştir. Bu kapsamda, mağdura isnat edilen fiilin Türk Ceza Kanunu’nda veya ceza hükmü içeren başka bir kanunda suç olarak düzenlenmesinden ziyade hukuka aykırılık niteliği taşıması esas alınmaktadır. Disiplin cezası, idari para cezası, meslekten çıkarma, ruhsatın iptali veya başka bir idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiiller de iftira suçunun konusunu oluşturabilir. Bir kamu görevlisine görevini kötüye kullandığı, mesleki yükümlülüklerini ihlal ettiği, görev alanındaki kişilerin haklarını çiğnediği veya disiplin cezasını gerektiren bir davranışta bulunduğu yönünde gerçeğe aykırı isnatta bulunulması da bu kapsamdadır. Yüklenen fiilin suç oluşturduğu ileri sürülüyorsa ihbar veya şikayet Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluk makamlarına, idari veya disiplin yaptırımı gerektirdiği ileri sürülüyorsa başvuru yetkili idari makama yapılabilir. Yüksek yargı kararlarında da Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde yer alan hukuka aykırı fiil kavramının ceza soruşturması ve kovuşturmasının yanında disiplin soruşturmasına veya idari yaptırıma konu olabilecek fiil isnatlarını da kapsadığı kabul edilmektedir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20251956-e-20258071-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 27.10.2025 tarihli, 2025/1956 E., 2025/8071 K. sayılı kararı</a>nda,</strong> imam hatip olarak görev yapan şikayetçinin cami bahçesindeki ağaçları izinsiz kestiği ve cami için alınan ses cihazını demirbaş listesine kaydetmediği yönündeki şüphelinin şikayeti üzerine verilen disiplin cezasının idare mahkemesince iptal edilmesinin ardından iftira suçundan yürütülen soruşturmada, şikayete konu idari soruşturma evrakları yerine başka bir disiplin soruşturmasına ait belgeler esas alınarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ilgili idari soruşturma dosyası temin edilerek şüphelinin hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek soruşturmanın genişletilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi kanun yararına bozulmuştur.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202419973-e-20247737-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 16.10.2024 tarihli, 2024/19973 E., 2024/7737 K. sayılı kararı</a>nda, </strong>sanığın oğluna okul değiştirme yaptırımı uygulanması üzerine BİMER’e gönderdiği dilekçede kaymakam olan katılanın öğrenci davranışlarını değerlendirme mevzuatına aykırı hareket ettiğini, silahlı terör örgütünün mensubu olduğunu ve kendisinin oğlundan intikam almak amacıyla görevini kötüye kullandığını ileri sürdüğü, dilekçenin yetkili makamlara gönderilmesinin ardından 4483 sayılı Kanun uyarınca işleme konulmamasına karar verildiği olayda, sanığın savunmasında isnatları oğluna uygulanan disiplin yaptırımının oluşturduğu kızgınlıkla yönelttiğini beyan etmesi de dikkate alınarak, katılanın işlemediğini bildiği hukuka aykırı fiilleri hakkında soruşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla isnat etmesinin iftira suçunu oluşturduğu belirtilerek mahkumiyet hükmü onanmıştır.</p>

<p><strong>İftira suçunun oluşabilmesi için hukuka aykırı fiil isnadının belirli veya belirlenebilir bir kişiye yönelmesi ve bu kişiye somut bir hukuka aykırı fiilin yüklenmesi aranır. </strong>İftira suçunun maddi unsuru, başvurunun içeriğinden mağdura hangi davranışın yüklendiğinin ve bu davranış sebebiyle mağdur hakkında hangi soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım sürecinin başlatılmasının amaçlandığının anlaşılabilmesini gerektirmektedir. Somut bir hukuka aykırı fiil isnadı içermeyen genel hoşnutsuzluk açıklamaları, soyut değer yargıları ve ağır sözler, iftira suçunun kapsamı dışında kalır. Yüklenen hukuka aykırı fiilin, isnadın içeriği ve yöneltildiği makam itibarıyla mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamaya elverişli olması gerekir. Yargıtay, isnadın belirli veya belirlenebilir bir kişiye yönelmesi, mağdura somut bir hukuka aykırı fiil yüklenmesi ve soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım süreci başlatmaya elverişliliği, başvurunun bütünü, kullanılan ifadeler ve hakkında işlem yapılması istenen kişinin başvuru içeriğinden belirlenebilmesi esas alınarak değerlendirilmektedir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20221860-e-20244419-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22.05.2024 tarihli, 2022/1860 E., 2024/4419 K. sayılı kararı</a>nda, </strong>şüphelinin aralarında husumet bulunan kamu görevlisi şikayetçi hakkında BİMER’e sunduğu dilekçede “bu şahıs sanırım pedofili de, çünkü küçük çocuklarla çok fazla ilgilenip temasa geçiyor, bazı esnaf arkadaşlar da bunun farkına varmış” şeklinde beyanda bulunarak şikayetçiye çocuklara yönelik hukuka aykırı fiiller isnat ettiği olayda, ifadelerin hakaret kapsamında değerlendirilmesi yönündeki kanun yararına bozma isteminden farklı olarak, yetkili makama yapılan başvuruyla şikayetçi hakkında soruşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamaya elverişli somut fiil isnadı niteliği taşıdığı ve iftira suçunu oluşturabileceği belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın reddi kanun yararına bozulmuştur.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-2024385-e-20243643-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 30.04.2024 tarihli, 2024/385 E., 2024/3643 K. sayılı kararı</a>nda,</strong> sanığın eşine ait motosikleti satış bedelinin bir kısmı ödenmeden mağdura haricen devrettiği, kalan bedelin ödenmemesi ve mağdura uzun süre ulaşamaması üzerine motosikletin mağdurun elinde bulunduğunu ve herhangi bir hırsızlık olayının gerçekleşmediğini bildiği halde plaka bilgisini de bildirerek motosikletin çalındığı yönünde şikayette bulunduğu olayda, ihbarda mağdurun adı belirtilmemiş olsa da plaka üzerinden motosikleti elinde bulunduran kişinin belirlenebilir olması nedeniyle eylemin faili belirli olmayan suç uydurma kapsamında kalmayıp mağdura işlemediğini bildiği hırsızlık fiilini isnat etmek suretiyle iftira suçunu oluşturduğu belirtilerek bozma üzerine verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202424934-e-20253159-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21.04.2025 tarihli, 2024/24934 E., 2025/3159 K. sayılı kararı</a>nda,</strong> sanığın farklı tarihlerde köy kahvehanesinde sigara içildiği ve kumar oynandığı, mağdurun kendisini tehdit ettiği, müştekinin kendisine silahla ateş ettiği ve belirtilen araçta esrar içildiği yönünde ihbarlarda bulunduğu, kolluk tarafından yapılan araştırmalarda bu olayların gerçekleşmediğinin belirlenmesi karşısında, sanığın işlenmediğini bildiği fiilleri haklarında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla belirli kişilere isnat etmesinin suç uydurma yerine iftira suçunu oluşturduğu, farklı mağdurlara yönelik eylemler nedeniyle mağdur sayısınca mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının eksik cezaya neden olduğu, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bu hususun bozma nedeni yapılamayacağı belirtilerek iftira suçundan verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.</p>

<p><strong>III. İftira Suçunun İhbar ve Şikayet Yoluyla İşlenişi</strong></p>

<p>İftira suçunun temel şekli, failin, bir kimsenin işlemediğini bildiği hukuka aykırı bir fiili, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veya idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla o kişiye isnat etmesiyle oluşur. İsnadın yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunularak ya da basın ve yayın yoluyla gerçekleştirilmesi, suçun kanunda düzenlenen işleniş şekillerini oluşturur. İsnat üzerine soruşturma veya kovuşturma başlatılması, kamu davası açılması, koruma tedbiri uygulanması ya da adli veya idari yaptırıma karar verilmesi suçun temel şeklinin oluşması bakımından aranmaz. İftira, bu yönüyle tehlike suçudur. Yetkili makamın başvuruyu reddetmesi, işlem yapılmasına yer olmadığına karar vermesi veya başlatılan incelemenin mağdur lehine sonuçlanması, suçun tamamlanmasından sonraki aşamaya ilişkindir. Bu kararlar, isnadın doğruluğu ile failin başvuru anındaki bilgi ve amacının belirlenmesinde dikkate alınmaktadır. Şöyle ki hukuka aykırı olduğu ileri sürülen fiilin yetkili makama bildirilmesi ihbar niteliğindedir. İhbarda bulunan kişinin fiilden zarar görmesi aranmamaktadır. Suç işlendiği iddiası Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına, idari ya da disiplin yaptırımı gerektirdiği ileri sürülen fiiller ise görevli idari makama bildirilebilir. Şikayet, şikayet hakkına sahip kişinin yetkili makamdan belirli bir fiil hakkında soruşturma veya işlem yapılmasını istemesidir. Diğer kanuni unsurların da bulunması kaydıyla, başvuruda belirli veya belirlenebilir bir kişiye hukuka aykırı fiil yüklenmesi ve bu kişi hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım sürecinin başlatılmasının istenmesi halinde şikayet, iftira suçunun işleniş yollarından birini oluşturur. Ceza muhakemesi hukukunda şikayet, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar bakımından bir muhakeme şartıdır. Şikayet hakkı, yetkili kimse tarafından kanunda öngörülen süre içinde kullanılmalıdır. Bu süre içinde şikayette bulunulmaması halinde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Şikayetten vazgeçme ise kanunda aksi yazılı olmadıkça ve sanığın kabulü halinde davayı düşürür. Ezcümle, isnat üzerine soruşturma yürütülmesi ve soruşturmanın mağdur lehine sonuçlanması, temel suçun oluşması bakımından ayrıca bir sonuç şartı niteliği taşımamakta, soruşturma dosyasında ulaşılan tespitler failin isnat sırasındaki bilgisi ve amacı yönünden değerlendirilmektedir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202421044-e-20247794-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 17.10.2024 tarihli, 2024/21044 E., 2024/7794 K. sayılı kararın</a>da, </strong>sanığın aralarında husumet bulunan abisi olan katılanın bir avukat ve dönemin emniyet müdürlerinden biri aracılığıyla sınav sorularını temin ederek polis olduğu yönünde CİMER’e ihbarda bulunması üzerine katılan hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütülerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği olayda, sanığın katılanın isnat edilen fiili işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı fiil isnat etmesinin anayasal şikayet hakkı kapsamında kalmayıp TCK m.267/1’de düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu belirtilerek beraat hükmünün kaldırılması suretiyle verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202416975-e-20244435-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22.05.2024 tarihli, 2024/16975 E., 2024/4435 K. sayılı kararı</a>nda,</strong> sanığın aralarındaki davalardan kaynaklanan husumet nedeniyle kardeşi olan katılanın terör örgütü üyesi olduğu yönünde Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ve ifade vermek suretiyle ihbarda bulunduğu, bu ihbar üzerine katılan hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütülerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği olayda, sanığın katılanın isnat edilen suçu işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla yetkili makama hukuka aykırı fiil isnat ettiği ve iftira kastıyla gerçekleştirdiği eylemin TCK m.267/1 kapsamında iftira suçunu oluşturduğu belirtilerek beraat hükmünün bozulması üzerine verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ozer-alisan-ekren" title="Av. Özer Alişan EKREN"><img alt="Av. Özer Alişan EKREN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/06/ozer-alisan-ekren-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ozer-alisan-ekren" title="Av. Özer Alişan EKREN">Av. Özer Alişan EKREN</a></strong></h4>

<p><i>Bir sonraki yazıda, hak arama hürriyeti ile savunma hakkının sınırları, failin bilgisi ve isnat amacı ele alınacaktır.</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sikayet-hakki-ne-zaman-iftira-sucuna-donusur-11</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/themis-jjdkfa1aa.jpg" type="image/jpeg" length="39329"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2022/1860 E., 2024/4419 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20221860-e-20244419-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20221860-e-20244419-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 22.05.2024 tarihli, 2022/1860 E., 2024/4419 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/1860 E., 2024/4419 K.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği<br />
SAYISI : 2018/5450 Değişik İş<br />
SUÇ : İftira<br />
İNCELEME KONUSU<br />
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması</p>

<p>Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 09.07.2018 tarihli ve 2018/28083 Soruşturma, 2018/15900 Karar sayılı kararı ile şikayetçinin iddiaları ile ilgili iftira suçundan şüpheli ... hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı şikayetçi tarafından yapılan itiraza ilişkin Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 04.09.2018 tarihli ve 2018/5450 Değişik iş sayılı kararının kesin olarak verildiği belirlenmiştir.</p>

<p>Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.04.2022 tarihli ve 2021/23313 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2022 tarihli ve KYB-2022/56007 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. İSTEM</strong></p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2022 tarihli ve KYB-2022/56007 sayılı kanun yararına bozma isteminin;</p>

<p>“Dosya kapsamına göre, müşteki suç duyurusu dilekçesinde, Devlet Memurları Kanununa tâbi olarak çalışan kamu personeli olduğunu, şüphelinin, şahsî bir husumetinden dolayı Başbakanlık İletişim Merkezine göndermiş olduğu 08/01/2018 tarihli ve 1800048593 sayılı başvurusu ile iftirada bulunduğunu iddia ederek şikayetçi olması üzerine Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma neticesinde, soyut iddia dışında, şüphelinin yüklenen suçu işlediğini gösterir dava açmaya yeterli kanıt ve emare bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;</p>

<p>Şüphelinin Başbakanlık İletişim Merkezine (BİMER) göndermiş olduğu 08/01/2018 tarihli ve 1800048593 sayılı başvuru metninde " ... bu şahıs sanırım pedofilide, çünkü küçük çocuklarla çok fazla ilgilenip temasa geçiyor. bazı esnaf arkadaşlarda bunun farkına varmış ... " ifadelerini kullanmasının hakaret suçunun yasal unsurlarını oluşturduğu,</p>

<p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin "Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir." şeklindeki,</p>

<p>Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 01/06/2016 tarihli ve 2015/8976 esas, 2016/7036 sayılı ilâmında, " ... Sanığın ... katılana yönelik “..çocuklardan uzak dur, sübyancı diye adın çıkar" .. hakaret ve tehdit suçlarından mahkûmiyeti yerine oluşa ve dosya kapsamına uygun olmayan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, bozmayı gerektirmiş ... 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ... " şeklindeki açıklamaları nazara alındığında, şüpheli hakkında hakaret suçundan soruşturma yapılması gerektiği hususu gözetilmeden itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ”<br />
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>II. GEREKÇE</strong></p>

<p>1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen iftira suçunun oluşabilmesi için, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekmektedir.</p>

<p>2. İnceleme konusu uyuşmazlıkta, şüpheli ...'in BİMER aracılığıyla göndermiş olduğu 08.01.2018 tarihli şikayet dilekçesinde "...beni tehdit eden bu şahıs sanırım pedofili de çünkü küçük çocuklarla çok fazla ilgilenip temasa geçiyor. Bazı esnaf arkadaşlar da bunun farkına varmış. Dün akşam eşimi darp etti. Eşim Savcılığa suç duyurusunda bulundu..." şeklinde beyanda bulunması üzerine durumdan haberdar olan müştekinin, şüpheliden şikayetçi olduğu, şüpheli ile müşteki Muhammed Akif Buğday arasında husumet bulunduğu, şüphelinin eşi ile müşteki arasında soruşturma dosyalarının olduğu hususları dikkate alınarak şüpheli hakkında iftira suçundan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, şüpheli tarafından BİMER aracılığıyla gönderilen şikayet dilekçesinde yer alan "...bu şahıs sanırım pedofili de çünkü küçük çocuklarla çok fazla ilgilenip temasa geçiyor. Bazı esnaf arkadaşlar da bunun farkına varmış.." şeklindeki ibarelerin iftira suçunu oluşturacağı gözetilmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.</p>

<p><strong>III. KARAR</strong></p>

<p>1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,</p>

<p>2. Bakırköy 5. Sulh Ceza Mahkemesinin, 04.09.2018 tarihli ve 2018/5450 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,</p>

<p>5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2024 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20221860-e-20244419-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/yargi-tay-yeni1222010kkaa.jpg" type="image/jpeg" length="45734"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/385 E., 2024/3643 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-2024385-e-20243643-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-2024385-e-20243643-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 30.04.2024 tarihli, 2024/385 E., 2024/3643 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2024/385 E., 2024/3643 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/3 E., 2023/539 K.<br />
SUÇ : İftira<br />
HÜKÜM : Mahkûmiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1.Akçakale Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında suç uydurma suçundan dava açılmıştır.</p>

<p>2.Akçakale 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.12.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında suç uydurma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.</p>

<p>3.Akçakale 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.12.2015 tarihli kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10.11.2022 tarihli kararı ile suç vasfının iftira suçu olması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>4.Akçakale 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.09.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong><br />
Sanığın temyiz isteği, suç işleme kastı olmadığı, suçu işlediğine dair herhangi bir delil olmadığı, yasaya aykırı karar verildiği ve benzeri nedenlere ilişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong><br />
Dava konusu olay, sanığın eşine ait motorbisikleti olay tarihinden önce gayri resmi olarak devrettiği mağdur İbrahim'in devir bedelinin kalan kısmını ödememesi ve şahsa uzun süre ulaşamaması üzerine motorbisikletin çalındığından bahisle şikayetçi olduğu, sanığın böylece işlenmediği bildiği suçu işlenmiş gibi ihbar ederek suç uydurma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong><br />
Gerekçeli karar başlığında suç adının iftira yerine suç uydurma olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi yazım hatası kabul edilmiştir.<br />
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre daha önce gayri resmi olarak İbrahim'e devir ettiği ancak devir parasının bir kısmını alamadığı motorbisikletin plakasını bildirerek hırsızlık olayı olmadığını bildiği halde çalındığından bahisle şikayetçi olması ve bildirdiği plaka ile elinde bulunduran şahsın tespitinin mümkün olması karşısında sanığın iftira suçunu işlediği anlaşılmakla yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong><br />
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Akçakale 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.09.2023 tarihli kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2024 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-2024385-e-20243643-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/03/yargi/yargitayjkf2.jpg" type="image/jpeg" length="62894"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/24934 E., 2025/3159 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202424934-e-20253159-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202424934-e-20253159-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 21.04.2025 tarihli, 2024/24934 E., 2025/3159 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/24934 E., 2025/3159 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>BOZMA ÜZERİN<br />
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/136 Esas, 2024/346 Karar<br />
MAĞDURLAR : ..., ...<br />
MÜŞTEKİ : ...<br />
SUÇ : İftira<br />
HÜKÜM : Mahkumiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek Onama</p>

<p>Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. Yargıtay Bozma İlâmı<br />
Demre Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2023 tarihli ve 2018/342 Esas, 2023/365 Karar sayılı kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10.01.2024 tarihli ve 2023/3458 Esas, 2024/124 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267/1. maddesinde tanımlanan suçu oluşturması karşısında suç vasfında yanılgıya düşülerek sanığın suç uydurma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>B. Yargıtay Bozma İlâmından Sonraki Yargılama Süreci<br />
Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, Demre Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2024 tarihli ve 2024/136 Esas, 2024/346 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Kanun'un 267/1, 43/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, kazanılmış hakkı saklı tutularak cezasının 1 ay 7 gün hapis cezası olarak infazına karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>II. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Sanığın ve Müdafiinin Temyiz İstemleri<br />
Sanığın, üzerine atılı suçu işlemediğine, delil yetersizliğine, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Gerekçeli karar başlığında suçun "iftira" yerine "suç uydurma" olarak belirtilmesi ile suç tarihinde "03.03.2015" tarihinin gösterilmemesi mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hatalar olarak görülmüştür.</p>

<p>Sanık hakkında mağdur sayısınca mahkumiyet hükümleri kurulması gerekirken, yazılı şekilde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.</p>

<p>Dava dosyası kapsamına göre, sanığın, 21.01.2015 tarihinde ...Köy'ünde tanık Y.G.'nin işlettiği kahvehanede sigara içildiğini, 08.02.2015 tarihinde burada kumar oynandığını, mağdur ... isimli şahsın kendisini tehdit ettiğini, müşteki ...'ın kendisine silahla ateş ettiğini, 03.03.2015 tarihinde 07 ** 779 plakalı araç içinde esrar içildiğini ihbar ettiği ancak kolluk tarafından alınan ihbarlar üzerine yapılan araştırmalarda bahse konu olayların gerçekleşmediğinin tespit edildiği böylece üzerine atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olarak;</p>

<p>Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, mağdurların ve tanıkların alınan beyanlarına, ihbar tutanaklarına, olay ve araştırma tutanaklarına göre, sanığın yetkili makamlara muhtelif tarihlerde şikayette bulunarak işlenmediğini bildiği halde, soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla şikayette bulunduğu kişilere hukuka aykırı birer fiil isnat etmesi şeklindeki kabulün isabetli olduğu anlaşılmakla, sanığın ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.</p>

<p><strong>III. KARAR</strong><br />
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Demre Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.07.2024 tarihli ve 2024/136 Esas, 2024/346 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanığın ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202424934-e-20253159-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/g-d-t-gue-x-m-a-i2-y-q.jpg" type="image/jpeg" length="75537"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/21044 E., 2024/7794 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202421044-e-20247794-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202421044-e-20247794-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 17.10.2024 tarihli, 2024/21044 E., 2024/7794 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/21044 E., 2024/7794 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2024/216 E., 2024/411 K.<br />
SUÇ : İftira<br />
HÜKÜM : Mahkumiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p><br />
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25.12.2020 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında iftira suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.</p>

<p>2. Ankara 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.</p>

<p>3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin, duruşma açılmaksızın, 16.05.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hüküm bozularak sanık hakkında iftira suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.</p>

<p>4.Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21.12.2023 tarihli ilamıyla sanık hakkında verilen beraat kararının hatalı olup atılı suçun oluşacağı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>5.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin duruşmalı yaptığı inceleme sonunda, 07.03.2024 tarih 2024/216 Esas, 2024/411 Karar sayılı kararı ile sanığın atılı suçtan 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanık müdafinin temyiz istemi özetle;</p>

<p>1.Sanığın Anayasal şikayet hakkını kullandığına,</p>

<p>2.Eksik inceleme yapıldığına,</p>

<p>3.Kesin ve somut delil bulunmadığına, ilişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong><br />
Dava konusu olay, sanığın husumetli olduğu abisi olan katılan hakkında Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) dilekçe yazıp, "...... efendioğlu isimli avukat aracılığı ile o dönemki emniyet müdürlerinden ... bozkurt aracılığı ile soruları temin ederek polis olmuştur..." şeklinde iddiada bulunması üzerine, katılan hakkında soruşturma yürütülerek silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, sanığın bu şekilde gerçek olmadığını bildiği halde, katılan hakkında soruşturma açılmasını sağlamak suretiyle atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.</p>

<p>2. Somut olayda, sanığın aralarında husumet bulunan abisi katılana yönelik olarak CİMER aracılığıyla katılanla ilgili yapmış olduğu "...... efendioğlu isimli avukat aracılığı ile o dönemki emniyet müdürlerinden ... Bozkurt aracılığı ile soruları temin ederek polis olmuştur..." şeklindeki ihbarı neticesinde katılan hakkında ''Silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan soruşturma yapılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla, sanığın, işlemediğini bildiği halde, katılan hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak için, anılan şekilde ihbarda bulunduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.</p>

<p>3. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong><br />
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin, 07.03.2024 tarihli ve 2024/216 Esas, 2024/411 Karar sayılı kararında sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 50. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2024 tarihinde karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202421044-e-20247794-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/10/yargi/yargitay-1643.jpg" type="image/jpeg" length="28106"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/16975 E., 2024/4435 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202416975-e-20244435-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202416975-e-20244435-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 22.05.2024 tarihli, 2024/16975 E., 2024/4435 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/16975 E., 2024/4435 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2023/1003 E., 2023/1590 K.<br />
SUÇ : İftira<br />
HÜKÜM : Mahkumiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1. Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 06.08.2018 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında iftira suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.</p>

<p>2. Konya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>3. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.10.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, sanık hakkında iftira suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.</p>

<p>4. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 08.06.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>5. Yargıtay bozma ilamı üzerine yapılan yargılamada; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 06.12.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong><br />
Sanık müdafinin temyiz isteği, sanığın iftira kastıyla hareket etmediğine, suçun unsurlarının gerçekleşmediğine ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong><br />
Temyizin kapsamına göre,<br />
Dava konusu olay; sanığın, aralarındaki mevcut davalar sebebiyle husumet bulunan kardeşi katılan ... hakkında terör örgütü üyesi olduğu yönünde Cumhuriyet başsavcılığına yapmış olduğu başvuru ile asılsız isnatlarda bulunmak suretiyle iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;<br />
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği kabul edilerek, sanık hakkında iftira suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.</p>

<p>B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;<br />
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, katılan vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek yapılan yargılama neticesinde, sanığın beraatine karar verilmiş, ilgili kararın katılan vekilince temyiz edilmesi üzerine, karar Yargıtay tarafından bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, sanık hakkında iftira suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong><br />
Sanık tarafından Cumhuriyet başsavcılığına sunulan 17.08.2016 tarihli dilekçe, aynı tarihli savcılık ifadesi, katılanın aşamalardaki beyanları, 05.02.2018 tarihli katılan hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendiriliğinde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesinin sanığın atılı suçu işlediğine dair kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş ve kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong><br />
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 06.12.2023 tarihli ve 2023/1003 Esas, 2023/1590 sayılı Kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p><br />
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 14. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2024 tarihinde karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202416975-e-20244435-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/yargi-tay-yeni122201.jpg" type="image/jpeg" length="68347"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/19973 E., 2024/7737 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202419973-e-20247737-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202419973-e-20247737-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 16.10.2024 tarihli, 2024/19973 E., 2024/7737 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/19973 E., 2024/7737 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/643 E., 2024/116 K.<br />
SUÇ : İftira<br />
HÜKÜM : Mahkûmiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1. Elmadağ Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2016 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ( 5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.</p>

<p>2. Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.</p>

<p>3. Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararının, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22.03.2023 tarihli kararıyla, sanık hakkında ... ceza belirlenirken alt sınırdan fazla uzaklaşılarak üst sınıra yakın ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>4. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2024 tarihli kararıyla, sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanık müdafiinin temyiz isteği;<br />
Sanık hakkında kurulan hükümde ... ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna, eksik araştırma ile karar verildiğine ilişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>1. Dava konusu olay, sanığın, oğlunun aldığı disiplin cezası üzerine, BİMER üzerinden yazdığı şikayet dilekçesinde katılanın, öğrenci davranışlarını değerlendirme yönetmeliğinde uyulması gereken kuralları ihlal ettiğini, FETÖ silahlı terör örgütünün bir bireyi olduğunu, kendisinin ise AK Parti taraftarı olduğundan katılanın intikam aldığını bu nedenle görevini kötüye kullandığını ileri sürerek hukuka aykırı bir fiil isnat ettiğine ilişkindir.</p>

<p>2. Sanığın BİMER üzerinden yaptığı şikayet üzerine, gerekli inceleme ve araştırma için yetkili makamlara dilekçe gereği için gönderilmiş; Ankara Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğü'nün 21.05.2015 tarihli ve 17556 sayılı Olur'u ile 4483 sayılı Kanun uyarınca şikayet dilekçesinin işleme konulmamasına karar verildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>3. Dosya kapsamında, İlçe Öğrenci Davranışlarını Değerlendirme Kurulu Kararı mevcuttur.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.</p>

<p>2. Sanığın, olay tarihinde kaymakam olan katılana, görevini kötüye kullanma suçunu isnat ettiği, ancak alınan savunmasında, oğluna yönelik yapılan disiplin soruşturması neticesinde okul değiştirme yaptırımının uygulanması nedeniyle olayın verdiği kızgınlıkla suç isnadında bulunduğunu ifade ettiği bu nedenle atılı suçun sabit olduğu anlaşılmıştır.</p>

<p>3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2024 tarihli ve 2023/643 Esas, 2024/116 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2024 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202419973-e-20247737-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/yargi/yargitay-65437cf350acca5d8c7c48ac-1.jpg" type="image/jpeg" length="71483"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2025/1956 E., 2025/8071 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20251956-e-20258071-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20251956-e-20258071-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 27.10.2025 tarihli, 2025/1956 E., 2025/8071 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/1956 E., 2025/8071 K.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hâkimliği<br />
SAYISI : 2022/1477 D.İş<br />
SUÇ : İftira<br />
İNCELEME KONUSU<br />
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın reddi<br />
KANUN YARARINA<br />
BOZMA YOLUNA<br />
BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması</p>

<p>...Cumhuriyet Başsavcılığının 01.04.2022 tarihli kararı ile şüpheli hakkında iftira suçundan, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması ve şüphelinin suçu işlemediğinin sabit olması nedenleriyle kovuşturmaya yer olmadığı kararının verildiği, bu karara şikayetçinin itirazı üzerine Manavgat 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.10.2022 tarihli kararı ile kovuşturmaya yer olmadığı kararının usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek itirazın reddine kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir.<br />
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 27.01.2025 tarihli ve 2024/28825 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2025 tarihli ve KYB-2025/13230 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. İSTEM</strong></p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;</p>

<p>“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,<br />
Dosya kapsamına göre, müştekinin imam hatip olarak görev yapmakta olduğu ... ili ...ilçesi...caminin avlusunda yer alan ve şüphelinin olay tarihinden önce vefat eden babasının diktiği ağaçları kestiği ve yine şüphelinin babasının camiiye hayır amaçlı aldığı ses cihazının da demirbaş listesinde bulundurmadığından bahisle yaptığı şikayet sonucunda müşteki hakkında verilen disiplin cezasının kaldırılması nedeniyle şüphelinin kendisine iftira attığından bahisle soruşturma işlemlerine başlanılmasına rağmen, şikayet konusu ile ilgili olmayan müşteki hakkındaki bir başka disiplin cezasına dair dosyanın incelenerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla, şikayet konusuna dair ilgili belgelerin temin edilerek sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”</p>

<p>Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE</strong></p>

<p>1. Şikayetçinin ...Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmak üzere ... Kaymakamlığına verdiği 23.12.2021 tarihli dilekçesinde, 26.03.20 13... .03.2021 tarihleri arasında ...ilçesi...Mahallesi... Camiinde imam hatip olarak görev yaptığını, şüphelinin hakkındaki şikayeti nedeniyle idari soruşturma ile tayininin çıkartılıp uyarı cezasının verildiğini, bu cezanın iptali için dava açtığını ve idare mahkemesince işlemin iptaline karar verildiğini, tarafına isnat ettiği suçlamaların asılsız olduğu ortaya çıktığından bu şahıs hakkında işlem yapılması gerektiğini beyanla şikayetçi olduğu belirlenmiştir.</p>

<p>2. Dosyada mevcut... 2. İdare Mahkemesinin 29.11.2021 tarihli ve 2021/562 Esas, 2021/1052 Karar sayılı kararında,</p>

<p>a) Davacı olan şikayetçinin,... Valiliği İl Müftülüğünün 31.03.2021 tarih ve 1194913 sayılı işleminin usul ve kanuna aykırı olduğu, garez ve özel maksatlarla dava konusu disiplin cezasının verildiği, görevini layıkıyla yerine getirdiği ileri sürülerek iptalini talep ettiği,</p>

<p>b) Şikayetçi hakkındaki iddiaların, "Antalya ili, ...ilçesi,...Mahallesi... Camiinde imam hatip olarak görev yaparken cami bahçesinde bulunan çam ağaçlarının kalın dallarını, bir çam ağacını da kökünden, 4-6 Yaş Kur'an Kursunun yanındaki zeytin ağacının büyük dalını kendi odun ihtiyacını karşılamak için kimseden izin almadan kestiği, rahmetli...hakkında "benimle uğraştı geberdi gitti" dediği ve adı geçen tarafından 1700 dolar karşılığında cami için alınan seyyar ses cihazını cami demirbaş eşyasına kaydetmediği, haftada 1 veya 2 vakit izinsiz ve mazeretsiz namaza gelmediği, lojman caminin karşısında olmasına rağmen şiddetli yağışı bahane ederek namazlara gelmediği, 2013 yılından önce devamlı cami cemaati 6-7 iken şuan 1-2 kişiye düştüğü ve "cemaatin gelip gelmemesi umurumda değil zorla mı getireceğim" diyerek cami cemaatini dağıttığı" şeklinde olduğu,</p>

<p>c) Sonuç olarak yapılan değerlendirmede, "soruşturma raporunda şikayetçiye yöneltilen "... tarafından 1700 dolar karşılığında cami için alınan seyyar ses cihazını cami demirbaş eşyasına kaydetmediği" ve "2 adet çam ağacının dallarının kesilmesi ve zeytin ağaçlarının kesilmesi" iddialarının sübut bulduğunun belirtildiği, soruşturma raporunda ayrıca birinci iddia yönünden şikayetçinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-a maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, bir derece hafif cezası uygulanarak cezanın uygulanmamasının uygun olacağının belirtildiği, ikinci iddia yönünden ise 657 sayılı Kanun'un 125/A-a maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, ... 2 adet çam ağacının dallarının kesilmesi ile ilgili olarak, davacının 6831 sayılı Kanun'a muhalif davrandığından bahisle dava konusu disiplin cezasıyla cezalandırılmış ise de, davacının dallarını budadığı çam ağaçlarının 6831 sayılı Orman Kanunu'nda belirtilen orman alanlarında kalmadığı, dolayısıyla davacının Orman Kanununa muhalif hareket ettiğinden söz edilemeyeceğinden davacının bu fiil yönüyle disiplin cezası ile cezalandırılamayacağı; zeytin ağaçlarının kesilmesi ile ilgili olarak da, zeytin ağaçlarının kesildiğinin davacı tarafından kabul edilmediği, ifadesi alınan tanıkların bir kısmının anılan zeytin ağaçlarının davacı tarafından kesildiğini, bir kısmının da davacı tarafından kesilmediğini beyan etmesi karşısında bahsi geçen zeytin ağaçlarının davacı tarafından kesilip kesilmediğinin anlaşılamadığı, dolayısıyla zeytin ağaçlarının davacı tarafından kesildiğinin şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulamadığı anlaşıldığından, sübut bulmayan eylemler nedeniyle davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-a maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı" belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ve bu karar 07.04.2022 tarihinde kesinleşmiştir.</p>

<p>3. ...Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, ...Kaymakamlığından şikayetçi hakkında idari soruşturmaya ilişkin evrakların gönderilmesi istenmiş, ...Kaymakamlığı İlçe Müftülüğünün 30.12.2020 tarihli üst yazı ekinde gönderilen inceleme raporu ve diğer belgelerin, şikayetçi hakkında farklı bir idari soruşturmaya ait olduğu belirlenmiştir.</p>

<p>4. ...Cumhuriyet Başsavcılığının 01.04.2022 tarihli kararı ile "Müşteki hakkında yürütülen idari soruşturmanın "Müşteki ...'nın Kuran kursu öğreticisi ...un lojmanının balkonuna merdiven yardımıyla çıktığı, ...a hakaret ettiği, Cami cemaatini dağıttığı, ezanı merkezi sistemden okuttuğu, görev mahallindeki diğer imam hatiplerle iş ilişkilerinin iyi olmadığı" iddiaları ile ilgili olduğunun tespit edildiği, müşteki hakkında idari soruşturma yapılması için ...un ...İlçe Müftülüğüne başvurduğunun tespit edildiği, dosya kapsamında Anayasal hak olan şikayet hakkının kullanıldığı, Türk Ceza Kanunu 267.maddesinde düzenlenen İftira suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, şüphelinin üzerine atılı suçu işlemediğinin sabit olduğu" belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, şikayetçinin itirazı üzerine Manavgat 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.10.2022 tarihli kararı ile kovuşturmaya yer olmadığı kararının usul ve kanına uygun olduğu belirtilerek itirazın reddine kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir.</p>

<p>5. 5271 sayılı Kanun'un inceleme konusu ile ilgili hükümleri;<br />
“Madde 160 - (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.</p>

<p>(2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.<br />
Madde 170 - (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.</p>

<p>(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.<br />
Madde 172 - (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.</p>

<p>Madde 173 - (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.</p>

<p>(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.</p>

<p>(3) Sulh Ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.</p>

<p>(4) Sulh Ceza Hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.</p>

<p>(5) Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz."<br />
Şeklinde düzenlemeler içermektedir.</p>

<p>6. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde;... ili ...ilçesi,...Mahallesi... Camiinde imam hatip olarak görev yaparken cami bahçesinde bulunan çam ağaçlarının kalın dallarını, bir çam ağacını da kökünden, 4-6 yaş Kur'an Kursunun yanındaki zeytin ağacının büyük dalını kendi odun ihtiyacını karşılamak için kimseden izin almadan kestiği,...tarafından 1700 dolar karşılığında cami için alınan seyyar ses cihazını cami demirbaş eşyasına kaydetmediği iddialarına ilişkin olarak yürütülen idari soruşturma sonucu verilen disiplin cezasının... 2. İdare Mahkemesinin 29.11.2021 tarihli ve 2021/562 Esas, 2021/1052 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verildiği ve şikayetçinin, şüpheli tarafından kendisine yöneltilen iddiaların asılsız olduğunu beyanla şikayetçi olduğu, ...Cumhuriyet Başsavcılığınca iftira suçundan yürütülen soruşturmada talep üzerine ...Kaymakamlığı İlçe Müftülüğünün 30.12.2020 tarihli üst yazı ekinde gönderilen inceleme raporu ve diğer belgelerin, şikayetçi hakkında farklı bir idari soruşturmaya ait olduğu halde, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın soruşturma konusu ile ilgili olmayan bu evraklara dayanılarak verildiği anlaşılmakla, şikayetçinin şikayetine konu iddialar ile ilgili yürütülen idari soruşturmaya ait evrakların ilgili kurumdan temin edilerek şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine anılan hususta soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.</p>

<p><strong>III. KARAR</strong></p>

<p>1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,</p>

<p>2. Manavgat 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28.10.2022 tarihli ve 2022/1477 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,</p>

<p>5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.10.2025 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20251956-e-20258071-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/yargi/yargitay-1643800.jpg" type="image/jpeg" length="99437"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TBB ve Barolar Avukat Zekeriya Polat davasının karar duruşmasına katıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tbb-ve-barolar-avukat-zekeriya-polat-davasinin-karar-durusmasina-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tbb-ve-barolar-avukat-zekeriya-polat-davasinin-karar-durusmasina-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, çok sayıda Baro başkanı ve temsilcisiyle birlikte, 7 Ocak 2026 tarihinde Yalova’da görev yaptığı SGK binasında uğradığı hain saldırı sonucu hayatını kaybeden Yalova Barosu mensubu meslektaşımız Av. Zekeriya Polat’a ilişkin davanın karar duruşmasına katıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığı duruşmanın ardından, Yalova Adliyesi önünde TBB Başkanı, Yalova Barosu Başkanı Av. Elif Turnacı Çavuş, çok sayıda Baro başkan ve temsilcisi, Av. Zekeriya Polat’ın ailesi ve meslektaşların katılımıyla ortak bir basın açıklaması gerçekleştirildi.</p>

<p>Sağkan, burada yaptığı konuşmada, 17 Nisan’da gerçekleştirilen ilk duruşmadan sonra yargısal süreci sonuna kadar takip edeceklerini ifade ettiklerini hatırlatarak, dosyadaki eksikliklerin giderildiğini, bu çerçevede sanığın akli dengesinin yerinde ve cezai ehliyetinin tam olduğuna dair Adli Tıp Kurumu raporunun dosyaya girdiğini hatırlattı.</p>

<p>“Bu duruşmada Cumhuriyet Savcılığı mütalaasını tekrarladı. Mahkeme tarafından da şahıs hiçbir indirim maddesi uygulanmaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve ruhsatsız silahtan dolayı ayrıca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırıldı” diyen Sağkan, üst mahkemede de yargı sürecini etkin şekilde takip edeceklerini kaydetti.</p>

<p>Sağkan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Tabii ki adaletin yerine gelmesi vicdanları bir nebze olsun rahatlatıyor. Ancak Zekeriya'nın değerli eşinin, ailesinin acısı maalesef ki dinmiyor ve dinmeyecek.</p>

<p>Buradan, son dönemde artarak devam eden avukata dönük şiddet olaylarının önlenmesi için Meclis’e, Meclis’te grubu bulunan siyasi partilere yaptığımız çağrıyı tekrar ifade etmek istiyoruz.</p>

<p>Avukat yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı temsil eder. Avukat müvekkiliyle ya da yaptığı işle özdeşleştirilemez. Yargının üç sacayağından bağımsız savunmayı temsil eden avukata dönük şiddet vakaları bireysel vakalar olarak, ferdi olaylar olarak kabul edilemez. Yurttaşın savunma hakkına dönük bu saldırılar yargısal faaliyete dönük saldırılar olarak kabul edilmek zorundadır ve istenirse etkin önlemler alınabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle biz tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, o Meclis çatısı altında bulunan özellikle hukukçu milletvekillerine, avukata dönük şiddet olaylarının son bulması için sunduğumuz önerilerin ivedi olarak hayata geçmesi yönündeki çağrımızı yineliyor; Zekeriya'nın ailesinin yanında sonuna kadar yer alacağımızın buradan tekrar altını çiziyor; süreçte destek veren, başta Yalova Barosu Başkanımız Av. Elif Turnacı Çavuş olmak üzere tüm baro başkanlarıma, tüm meslektaşlarımıza, Yalova halkına ve siz kıymetli basın mensuplarına teşekkürlerimi sunuyorum.”</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/LQPiXog-m4o?si=SBarYK2pyOio_bbY" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tbb-ve-barolar-avukat-zekeriya-polat-davasinin-karar-durusmasina-katildi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/adsiz-133.jpg" type="image/jpeg" length="65146"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/1070 E., 2018/15646 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20161070-e-201815646-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20161070-e-201815646-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 17.12.2018 tarihli, 2016/1070 E., 2018/15646 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/1070 E., 2018/15646 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Taraflar arasında görülen davada;<br />
Davacılar, mirasbırakan babaları ...’un ölümünden 7-8 yıl öncesinden beri ... .... .larında tıkanıklık gibi hastalıkları olduğunu son yıllarda da hafıza kaybı yaşadığını davalı oğulları ... .... . ve ...’ un bu durumdan faydalanmak suretiyle muris adına kayıtlı... .... .daki paraları aldıklarını, murisin davalı gelini ...’a emaneten verdiği paraların da malvarlığına geri dönmediğini, ileri sürüp öncelikle miras payları oranında davalılardan tahsilini, murisin ... .... . sağlığı yerinde olduğu kanaati oluşur ise saklı payları ihlal edildiğinden tenkise karar verilmesini istemişlerdir..</p>

<p>Davalılar, murisin akıl sağlığının yerinde olduğunu, davalı oğulları tarafından para çekildiği hususunun davacı tarafça ispat edilemediğini, çekilmiş olsa dahi geride murisin pek çok gayrimenkul bıraktığını, saklı paylarının ihlal edilmediği gibi davaya konu miktarın murisin özgürce tasarruf edebileceği kısmın çok altında olduğunu, belirterek davanın reddinin savunmuşlardır.</p>

<p>Mahkemece, davalılar ... ve ... yönünden sübut bulmadığından davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.</p>

<p><strong>-KARAR-</strong></p>

<p>Dava, mirasta iade, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.</p>

<p>Toplanan delillerden, tüm dosya içeriğinden mirasbırakanın ... .... .... .... .sında 87.606,44TL parasının olduğu 17.10.2002 tarihinde mirasbırakanın hesabının kapatıldığı ve bu paranın davalı ... hesabına aktarıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Her ne kadar... .... . kayıtlarının ele geçirilememesi üzerine davalıya yemin teklif edilmiş, davalı da yemini eda etmiş ise de, bilahare... .... . kayıtları ile mirasbırakanın hesabındaki paranın davalının hesabına geçirildiği sabit olmuştur. Bu durumda yemine değer verilemeyeceği açıktır. ./..</p>

<p>Bilindiği üzere; TMK’nın 669. maddesinde ‘yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlar arası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>Somut olayda davalı mirasçı değildir. Dolayısıyla 669. maddenin uygulama yeri yoktur.</p>

<p>Hemen belirtilmelidir ki, TMK 637 ve devamı maddelerinde miras sebebiyle istihkak davası düzenlenmiştir.</p>

<p>Ne var ki; mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadığı gibi tenkis yönünden de bir inceleme yapılmamıştır.</p>

<p>Hal böyle olunca; öncelikle iddianın miras sebebiyle istihkak bakımından incelenmesi bunun koşullarının oluşmadığı saptanır ise tenkis yönünden inceleme yapılması gerekirken değinilen hususları içermeyen biçimde yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.</p>

<p>Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20161070-e-201815646-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/02/yargi/yargitay-556dfgv.jpg" type="image/jpeg" length="37747"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2016/615 E., 2018/5557 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-2016615-e-20185557-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-2016615-e-20185557-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 12.09.2018 tarihli, 2016/615 E., 2018/5557 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>14. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/615 E., 2018/5557 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.04.2014 gününde verilen dilekçe ile miras alacağından kaynaklı istihkak talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.02.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>_ K A R A R _</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davacılar vekili; tarafların ortak murisleri ... Efe mirasçıları olduklarını, ancak davalılar tarafından çıkarttırılan mirasçılık belgesinde davacıların mirasçı olarak gösterilmediğini, davacıların bu mirasçılık belgesini iptal ettirerek yeni bir mirasçılık belgesi aldıklarını, davalıların muris ...'nin paylarının bulunduğu; 1186 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelini tahsil ettiklerini, 216 parsel sayılı taşınmazı da dava dışı 3. Kişiye sattıklarını, mirasçılık belgesine göre davacıların paylarına isabet eden miktarın 216 parsel sayılı taşınmaz için 78.000 TL, 1186 parsel için ise şimdilik 500 TL, toplam 78.500 TL'nin davalılardan tahsili ile payları oranında davacılara verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalılardan ... davaya cevap vermemiş, diğer davalılar zamanaşımının dolduğu, davanın reddi gerektiğine dair savunmada bulunmuşlardır.</p>

<p>Mahkemece ... yönünden dosya tefrik edilerek dava konusu 1186 parsel ile ilgili davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, dava konusu 216 parsel yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Hükmü davacılar vekili temyizetmiştir.</p>

<p>1-Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir. Bu davada hakim mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer. (TMK m.637/1)</p>

<p>Terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa, açılan dava adi istihkak davasıdır. TMK 639 maddesinde yazılı zamanaşımı süresinin adi istihkak davasında uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Mal mevcut olduğu sürece zamanaşımı yoktur.</p>

<p>Davacılar mirasbırakanın ilk eşinden olan altsoyu, davalılar ise murisin ikinci eşinden altsoyudur. Davalılar davada davacı tarafın mirasçılık sıfatına itiraz etmemiştir. Tarafların mirasçılık sıfatları üzerinden uyuşmazlık bulunmadığından miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemez. Bu durumda davacıların 1186 parsel sayılı taşınmazdaki kamulaştırma bedelinden kaynaklanan talepleri bakımından; mirasçılar arasındaki adi istihkakta zamanaşımı söz konusu olmayacağından mahkemece davanın esası hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile zamanaşımdan dolayı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.</p>

<p>2- Dosya içerisinde yer alan 15.07.2003 tarih, 2003/328-733 E-K sayılı mirasçılık belgesine göre davacıların da muris ... Efe mirasçıları oldukları halde mirasçılık sıfatları ketmedilerek davalılar tarafından 216 parsel sayılı taşınmazın 26.05.2009 tarihli resmi senet ile 107.000,00 TL bedelle ... adlı kişiye satışı yapılmıştır. Davacıların miras payının ketmedildiği anlaşıldığından mahkemece, davacıların miras payları oranında tazminata karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tapusunun muris ... adına kayıtlı olmadığı, davalılar murisi ... adına kayıtlı bulunduğu, davacıların dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davalarının reddine karar verilmiştir. Ne var ki ...'nin, ... Efe'nin eşi olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden de ...'nin, eşi Fehmi'den sonra vefat ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu 216 parsel sayılı taşınmazda ...'nin de payı bulunduğu, dolayısıyla bu pay üzerinde davacıların da miras hissesi bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.09.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-2016615-e-20185557-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1a.jpg" type="image/jpeg" length="98085"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/14890 E., 2016/5928 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201514890-e-20165928-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201514890-e-20165928-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 16.05.2016 tarihli, 2015/14890 E., 2016/5928 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>14. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2015/14890 E., 2016/5928 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.12.2012 gününde verilen dilekçe ile miras sebebiyle istihkak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 07.01.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>_ K A R A R _</strong></p>

<p>Davacı, muris ...'ün 15.10.2011 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefat etmeden önce 15.04.2009 tarihinde davalı ...'ın nezaretinde ... hesabındaki 49.280 TL parasını çektiği ve davalıya borç olarak verdiğini, davalının parayı geri ödemediğini bu nedenle murisin davalıdan 49.280 TL alacağı olduğunun hükmen tespitini istemiştir.<br />
Davalı, murisin teyzesi olduğunu, annesine bankaya giderken yanında olmasını istediğini, annesinin kendisinden ...'ye götürmesini istemesi üzerine annesini ...'ye götürdüğünü, teyzesi ile birlikte bankaya gittiğini, teyzesinin yanında bankadan parayı çektiğini, daha sonra ...'de kalmak istemediğini, annesi ile ...'ta kalmak istediğini, bu nedenle kendilerini ...'a otobüsle gönderdiğini, iki yaşlı kadının emanetle ...'a gelmekten korkmaları nedeniyle parayı kendi hesabına yatırdığını, ...'a geldikten sonra kendi hesabından parayı çekerek teyzesine verdiğini, muris teyzesinden herhangi bir para almadığını bu nedenle davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Dava, miras sebebiyle istihkak istemine ilişkindir.</p>

<p>4721 sayılı TMK'nın 637. maddesine göre, yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.</p>

<p>Somut olaya gelince, davacı muris ...'e ait 49.280 TL'nin muris tarafından bankadan çekilerek davalı ...'a verdiğini, davalı ...'ın murise ait bu parayı murise ve muris öldükten sonra da mirasçılarına iade etmediğini iddia etmiştir. Davalı 23.01.2012 tarihli cevap dilekçesinde, belirtilen paranın kendisine ait banka hesabına yatırdığını kabul etmiş ancak daha sonra murise iade ettiğini savunmuştur.</p>

<p>Davalı muristen dava konusu parayı aldığını kabul ettiğinden, geri verdiğini ispat yükü altındadır. İspat yükünün yer değiştirdiği nazara alınarak davalının muristen almış olduğu parayı iade ettiğine ilişkin savunması ve bu husustaki delilleri değerlendirilmek suretiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 16.05.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201514890-e-20165928-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="38206"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/12241 E., 2016/3097 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201512241-e-20163097-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201512241-e-20163097-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2016 tarihli, 2015/12241 E., 2016/3097 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>14. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2015/12241 E., 2016/3097 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 23.09.2009 gününde verilen dilekçe ile istihkak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02.12.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>_ K A R A R _</strong></p>

<p>Dava, istihkak istemine ilişkindir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davacılar vekili, muris...'in 19.08.1985 tarihinde vefat ettiğini, murisin 1975 yılında.... Konut Yapı Kooperatifine üye olduğunu, davalının murisin vefatından 5 yıl sonra murisin yerine kooperatife üyeliğe kabul edildiğini, davalının terekedeki bu malı kardeşlerine haber vermeden kötüniyetle iktisap ettiğini bu nedenle terekeye ait payın terekeye iadesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p>Davalı vekili, 15 yıl boyunca kooperatif üyelik aidatının müvekkili tarafından ödendiğini, davacıların kooperatif üyeliğinden haberdar olduklarını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Miras açılınca, mirasçılar onun tamamına sahip olurlar, kanunda açıkça yazılı haller müstesna olmak üzere, müteveffanın alacakları ve bilcümle hakları ve zilyed bulunduğu malları, mirasçılarına intikal eder (743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 539). Mirasçı birden ziyade ise, terekedeki haklar ve borçlar taksime kadar müşa kalır. Tereke mirasçıların mülkü olup, mukavele veya kanun ile muayyen temsil ve idare hakları mahfuz kalmak üzere mirasçılar, bunda müştereken tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin talebi üzerine hakim, taksimin icrasına kadar miras şirketine bir mümessil tayin edebilir (TKM m. 581).</p>

<p>Terekeye veya bir kısmına vazıyed edenlere karşı kanuni veya mansup mirasçı sıfatı ile üstün bir hakka sahip olduğunu iddia eden kimse, miras sebebi ile istihkak davasında bulunabilir. Hakim davacının talebi üzerine hakkının muhafazası için iktiza eden tedbirleri ittihaz eyler. Bu tedbirler, teminat itası veya tapu kaydine şerh verilmesi gibi şeylerdir (TKM m. 577).</p>

<p>1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 14. maddesi "Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer.</p>

<p>Anasözleşmede gösterilecek şartlarla ölen ortağın mirasçılarının kooperatifte ortak olarak kalmaları sağlanabilir.</p>

<p>(Değişik: 06.10.1988 - 3476/3 md.) Ortaklık devredilebilir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder." şeklindedir.</p>

<p>Terekeye veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa açılan dava adi istihkak davası olarak adlandırılmaktadır. Adi istihkak davasında miras sebebiyle istihkak davasından farklı olarak mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmadığı gibi mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlık da mevcut değildir. Mirasçıların istihkak davası açması her zaman imkan dahilindedir.</p>

<p>Somut olayda; davacılar yasal mirasçı olduklarından ve mirasçılık sıfatlarına yönelik bir itiraz bulunmadığından 743 sayılı TKM'nin 577. maddesinde belirtilen hükümlerinin bu davada uygulanması mümkün değildir. Mirasçıların üstün hak iddiası bulunmadığından dava (adi) istihkak istemine ilişkindir.</p>

<p>Muris.... 19.08.1985 tarihinde vefat etmiş, davalı mirasçı ... ise .... Geliştirme Kooperatifine Yönetim Kurulunun 10.08.1990 tarihli ve 60 sayılı kararı ile ortaklığa kabul olunmuştur. Bu itibarla mahkemece, gerekirse kooperatif kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle ...'in kooperatife üye olduğu tarihten vefat tarihine kadar yaptığı ödemeler ile davalı (mirasçı) ...'in kooperatif üyeliğine kabul sebebi ve dayanakları ile kooperatife yaptığı ödemeler tespit edilerek kooperatif tarafından tahsis edilen villanın dava tarihindeki rayiç bedeline oranlanmak suretiyle terekeye iade edilmesi gereken tereke malı olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Mahkemece belirtilen hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201512241-e-20163097-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/yargitay-logo1.jpg" type="image/jpeg" length="71200"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVASI (TMK 637-639)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/miras-sebebiyle-istihkak-davasi-tmk-637-639-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/miras-sebebiyle-istihkak-davasi-tmk-637-639-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1. Genel Olarak</strong></p>

<p>Mirasçıların mirasçılık sıfatlarından doğan dava, miras sebebiyle istihkak<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> davası<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->dır. TMK’nın 637/1. maddesine göre, “kanuni veya atanmış mirasçı<!--[if supportFields]><span style='font-size:12.0pt;
line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span style='mso-element:
field-begin'></span> XE &quot;Atanmış Mirasçı&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->, terekeyi veya bazı tereke<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Tereke&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.” Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, miras sebebiyle istihkak davası, kanuni mirasçı ile atanmış mirasçı ve hatta belirli mal vasiyeti<!--[if supportFields]><span style='font-size:12.0pt;
line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span style='mso-element:
field-begin'></span> XE &quot;Belirli Mal Vasiyeti&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> lehtarı tarafından tereke mallarına gerek iyiniyetle gerek kötüniyetle mirasçı olarak el koymuş olan şahıslara karşı açılan davadır.</p>

<p>Davacı, tereke üzerinde sahip olduğu hakka dayanır. TMK’nın 637/2. maddesine göre, “Bu davada hâkim, mirasçılık sıfatı<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Mirasçılık Sıfatı&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->yla ilgili uyuşmazlıkları da çözer.” Terekeye veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunması şarttır. Yoksa yani üstün hak iddiasında bulunmuyorsa açılan dava TMK’nın 683. maddesinde düzenlenen adi istihkak davasıdır ve mahkemece adi istihkak davası olarak nitelendirilmelidir. Yargıtay’a göre; bir davanın miras sebebiyle istihkak davası sayılması için verasette uyuşmazlık bulunması gerekir. Mirasçılar, miras sebebiyle istihkak davası ile terekedeki bir mal veya hakkın iade edilmesini isteyebilecekleri gibi; adi istihkak davasını da açabilirler. Miras sebebiyle istihkak davasında mirasçılık sıfatı ön koşuldur ve bu nedenle bir tarafın mirasçı olduğu tereke mallarının iadesiyle ilgili olarak mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde tek bir dava şeklinde açılabilir. Külli bir davadır.</p>

<p>Bu dava, mirasçı olmadıkları halde, mirasçı zannıyla mirasbırakana ait malvarlığına el koyan kişilere karşı veya terekeye ait bir malı elinde bulunduran kişilere karşı açılır. Bu dava ile mirasçı, terekeye dâhil mal ve hakları tek tek istemek yerine tümünü isteyebilir. Mirasçıların istihkak davası açması her zaman imkân dâhilindedir. Amaç mülkiyet hakkına dayanarak malikin, dolaysız zilyetliğine kavuşmaktır. Mülkiyetin tespiti ile malın geri verilmesi istenir.</p>

<p>Dava, terekeyi veya bazı tereke<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Tereke&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> mallarını elinde bulunduran ancak, mirasçılıktan doğan üstün hakkı ileri süremeyen her kişiye karşı açılabilir. Kısaca miras sebebiyle istihkak davası, zilyet olmayan mirasçı tarafından üstün mirasçılık sıfatı olmayan mirasçı zilyede karşı açılır. Ancak, zilyetliği için özel bir nedene dayanan ve bunu ispat eden kişilere karşı miras sebebiyle istihkak<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> davası<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> açılamaz. Örneğin, şeyin mirasbırakan ile aralarındaki kira<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Kira&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> sözleşmesi<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Kira Sözleşmesi&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> ile kendisine teslim edildiğini ileri sürüp, ispatlayabilir.</p>

<p>Miras sebebiyle istihkak<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> davası<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> bir ayni davadır. Davacının mirasçılık sıfatı<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Mirasçılık Sıfatı&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> dolayısıyla tereke<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Tereke&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> üzerinde haiz olduğu hakka aykırı hareket eden herkese karşı ileri sürülebilir.</p>

<p>Eda davası<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Eda Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> olup, terekeye dâhil şeylerin davacıya iadesine ilişkin bir edayı içerir. Yoksa mirasçılık sıfatının tespitine ilişkin bir dava değildir. Dava sonucunda, alacakların temliki, taşınırlarda zilyetliğin iadesi, taşınmazlarda tapu sicili<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Tapu Sicili&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->nin düzeltilmesi gibi kararlar verilebilir.</p>

<p>Mülkiyet hakkına dayalı adi istihkak davalarında süre koşulu bulunmazken, miras sebebiyle istihkak davalarında TMK’nın 639. maddesi ile üç çeşit zamanaşımı<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Zamanaşımı&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> süresi öngörülmüştür. TMK’nın 639/1. maddesine göre, “Miras sebebiyle istihkak<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> davası<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Tereke&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” İyiniyetli zilyede karşı; bir ve on yıllık zamanaşımı<!--[if supportFields]><span style='font-size:12.0pt;
line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span style='mso-element:
field-begin'></span> XE &quot;Zamanaşımı&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> süresi öngörülmüştür. Kötüniyetli zilyede karşı ise yirmi yıllık zamanaşımı<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Zamanaşımı&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> süresi öngörülmüştür. TMK’nın 639/2. maddesine göre, “İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır.” Ayrıca iyiniyetli kişinin zamanaşımı süresini bertaraf edilmemesi için TMK’nın 638/2. maddesine göre, miras sebebiyle istihkak<!--[if supportFields]><span style='font-size:12.0pt;line-height:
110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span style='mso-element:field-begin'></span>
XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> davası<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->nda, davalı kazandırıcı zamanaşımıyla malı iktisap ettiğini ileri süremez. Bu süre de yasal mirasçı için mirasın açılmasından, atanmış mirasçı için ise vasiyetnamenin açılmasından itibaren başlar.</p>

<p>Miras sebebiyle istihkak davasında ispat yükü, TMK’nın 6 maddesinde düzenlenen genel kural gereği, kural olarak davacıda olup, yasal veya atanmış mirasçı olduğunu, mirasçılık sebebiyle üstün hak sahibi olduğunu, dava konusu malların terekeye ait olduğunu ve davalının haksız zilyet olduğunu ispatlamalıdır. Davalı ise, karşı ispat olarak üstün hakkını veya dava sürelerinin kaçırıldığını, sınırlı ayni hakka veya şahsi hakka dayalı özel bir nedenle mala sahip olduğunu iddia ediyorsa bu hakkını ispatlayabilir.</p>

<p>“<i>...Somut olayda davalı mirasçı değildir. Dolayısıyla 669. maddenin uygulama yeri yoktur. Hemen belirtilmelidir ki, TMK 637 ve devamı maddelerinde miras sebebiyle istihkak</i><!--[if supportFields]><span style='font-size:12.0pt;
line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span style='mso-element:
field-begin'></span> XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--><i> davası</i><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--><i> düzenlenmiştir. Ne var ki; mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadığı gibi tenkis yönünden de bir inceleme yapılmamıştır.</i></p>

<p><i>Hal böyle olunca; öncelikle iddianın miras sebebiyle istihkak</i><!--[if supportFields]><span style='font-size:12.0pt;
line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span style='mso-element:
field-begin'></span> XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--><i> bakımından incelenmesi bunun koşullarının oluşmadığı saptanır ise tenkis yönünden inceleme yapılması gerekirken...</i>”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20161070-e-201815646-k-sayili-karari" rel="dofollow">[1]</a></p>

<p><i>“…Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir. Bu davada hâkim mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer. (TMK m.637/1)</i></p>

<p><i>Terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa, açılan dava adi istihkak davasıdır. TMK 639 maddesinde yazılı zamanaşımı süresinin adi istihkak davasında uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Mal mevcut olduğu sürece zamanaşımı yoktur.</i></p>

<p><i>Davacılar mirasbırakanın ilk eşinden olan altsoyu, davalılar ise murisin ikinci eşinden altsoyudur. Davalılar davada davacı tarafın mirasçılık sıfatına itiraz etmemiştir. Tarafların mirasçılık sıfatları üzerinden uyuşmazlık bulunmadığından miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemez. Bu durumda davacıların 1186 parsel sayılı taşınmazdaki kamulaştırma bedelinden kaynaklanan talepleri bakımından; mirasçılar arasındaki adi istihkakta zamanaşımı söz konusu olmayacağından mahkemece davanın esası hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile zamanaşımından dolayı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-2016615-e-20185557-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>[2]</strong></a></i></p>

<p>“<i>...Somut olaya gelince, davacı muris Şehri...’e ait 49.280 TL’nin muris tarafından bankadan çekilerek davalı Salih...’a verdiğini, davalı Salih...’ın murise ait bu parayı murise ve muris öldükten sonra da mirasçılarına iade etmediğini iddia etmiştir. Davalı 23.01.2012 tarihli cevap dilekçesinde, belirtilen paranın kendisine ait banka hesabına yatırdığını kabul etmiş ancak daha sonra murise iade ettiğini savunmuştur.</i></p>

<p><i>Davalı muristen dava konusu parayı aldığını kabul ettiğinden, geri verdiğini ispat yükü</i><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İspat Yükü&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--><i> altındadır. İspat yükü</i><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İspat Yükü&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--><i>nün yer değiştirdiği nazara alınarak davalının muristen almış olduğu parayı iade ettiğine ilişkin savunması ve bu husustaki delilleri değerlendirilmek suretiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken...</i>”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201514890-e-20165928-k-sayili-karari" rel="dofollow">[3]</a></p>

<p><i>“…Terekeye veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa açılan dava adi istihkak davası olarak adlandırılmaktadır. Adi istihkak davasında miras sebebiyle istihkak davasından farklı olarak mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmadığı gibi mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlık da mevcut değildir. Mirasçıların istihkak davası açması her zaman imkân dahilindedir.</i></p>

<p><i>Somut olayda; davacılar yasal mirasçı olduklarından ve mirasçılık sıfatlarına yönelik bir itiraz bulunmadığından 743 Sayılı TKM'nin 577. maddesinde belirtilen hükümlerinin bu davada uygulanması mümkün değildir. Mirasçıların üstün hak iddiası bulunmadığından dava (adi) istihkak istemine ilişkindir…”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201512241-e-20163097-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>[4]</strong></a></i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2. Davanın Tarafları</strong></p>

<p><strong>2.1. Davacı</strong></p>

<p>TMK’nın 637/1 maddesine göre davacı, kanuni veya atanmış bir mirasçı olmalı ve sırf bu sıfatına dayanmalıdır. Yasal ve atanmış mirasçı dışındaki kişiler, örneğin vasiyet alacaklısı, miras payı alan üçüncü kişiler, şahsi hak sahipleri, mirası resmen idare edenler, vasiyeti tenfiz memurları bu davayı açamazlar. Ancak ön mirasçı kendi mirasçılık hakkına dayanarak miras sebebiyle istihkak davası açabileceği gibi, ön mirasçı bu davayı açmazsa artmirasçının mirasçılık sıfatı doğacağından bu davayı açabilir. Yine miras Devlete kaldığında Devlet de bu davayı açabilir. Eğer birden fazla mirasçı varsa ve miras ortaklığı devam etmekteyse elbirliği hak sahipliği geçerli olacağından bunlar üçüncü şahıslara karşı miras sebebiyle istihkak davasını mecburi dava arkadaşlığı nedeniyle ya birlikte veya tereke temsilcileri aracılığı ile açabilirler.</p>

<p><strong>2.2. Davalı</strong></p>

<p>Davalı ise, tereke malını ele geçiren, mülkiyet, kira, ariyet gibi bir takım özel nedenlerle tamamıyla veya bir kısmı ile elinde bulunduran ve mirasçılıktan doğan üstün hakkı ileri süremeyen her üçüncü kişi<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Üçüncü Kişi&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> olabilir.</p>

<p><strong>3. Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></p>

<p>HMK’nın 2/1. maddesine göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Görevli Mahkeme&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Asliye Hukuk Mahkemesi&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->dir.”</p>

<p>Yetkili mahkeme ise TMK’nın 576. maddesine göre, mirasbırakanın son yerleşim yeri<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Mirasbırakanın Son Yerleşim
Yeri&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span style='font-size:
12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> mahkemesi<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Mirasbırakanın Son Yerleşim
Yeri Mahkemesi&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->dir.</p>

<p>HMK’nın 11/1. maddesine göre, bu yetki kuralı kesin yetki<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Kesin Yetki&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> kuralı olup, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Taraflar bu yetki kuralının aksine bir yetki sözleşmesi<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Yetki Sözleşmesi&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> yapamayacakları gibi, mirasbırakanın son yerleşim yeri<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Mirasbırakanın Son Yerleşim
Yeri&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span style='font-size:
12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> mahkemesi<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Mirasbırakanın Son Yerleşim
Yeri Mahkemesi&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> yanında ilave yetki kuralı koyamazlar.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aydin-tekdogan" title="Av. Aydın TEKDOĞAN"><img alt="Av. Aydın TEKDOĞAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/12/aydin-tekdogan-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aydin-tekdogan" title="Av. Aydın TEKDOĞAN">Av. Aydın TEKDOĞAN</a></strong></h4>

<p><strong>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi Emekli Başkanı</strong></p>

<p><span style="color:#999999">------------</span></p>

<p><span style="color:#999999">* Ayrıntılı bilgi için: Tekdoğan A., Miras İş ve İşlemleri ile Miras Davaları, 2. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ocak 2026, 1608 Sayfa.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20161070-e-201815646-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20161070-e-201815646-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2016/1070 K. 2018/15646 T. 17.12.2018</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-2016615-e-20185557-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-2016615-e-20185557-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2016/615 K. 2018/5557 T. 12.9.2018</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201514890-e-20165928-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201514890-e-20165928-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/14890 K. 2016/5928 T. 16.05.2016</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201512241-e-20163097-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201512241-e-20163097-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/12241 K. 2016/3097 T. 10.3.2016</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/miras-sebebiyle-istihkak-davasi-tmk-637-639-1</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/teradhak.jpg" type="image/jpeg" length="57878"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[5 ilde sokak çetelerine operasyon: 3'ü avukat 32 gözaltı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/5-ilde-sokak-cetelerine-operasyon-3u-avukat-32-gozalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/5-ilde-sokak-cetelerine-operasyon-3u-avukat-32-gozalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, önde gelen sokak çetelerinden birine yönelik İstanbul, Muş, Diyarbakır, Erzurum ve Tekirdağ'da eş zamanlı düzenlenen operasyonda; aralarında 3 avukatın da bulunduğu 32 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Sokak çeteleri, organize suç örgütleri ve milletimizin huzurunu hedef alan tüm suç yapılanmalarıyla mücadelemiz tavizsiz bir kararlılıkla sürmektedir. İçişleri Bakanlığımız ile tam bir eşgüdüm ve koordinasyon içerisinde hareket ediyor; şehirlerimizin huzuruna ve gençlerimizin geleceğine kasteden hiçbir yapıya asla göz açtırmıyoruz. Bu sabah İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde; önde gelen sokak çetelerinden birine yönelik İstanbul, Muş, Diyarbakır, Erzurum ve Tekirdağ illerimizde eş zamanlı operasyonlar düzenlenmiş, aralarında 3 avukatın da bulunduğu 32 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır" dedi.</p>

<p><strong>'CEZALARIN ARTIRILMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALARIMIZ SÜRÜYOR'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Gürlek, "Bu vesileyle şunu açıkça ifade etmek isterim; Suç örgütleri ve çeteler, evlatlarımızı kendi karanlıklarına çekerken 'nasıl olsa yaşınız küçük, ceza almazsınız' diyerek kirli bir dezenformasyon kampanyası yürütmektedir. Cezaların daha da artırılmasına yönelik çalışmalarımız devam etmekle birlikte; çocukların örgüt üyeliği, kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı saldırı ve yağma gibi nitelikli suçlara bulaştırılması halinde mevcut hukuk düzenimiz ağır yaptırımlar öngörmektedir. Çocuklarımızı suç örgütlerinin ağına düşürmeye çalışan, sokaklarımızın güvenliğini tehdit eden ve vatandaşlarımızı korkutarak haksız menfaat temin eden bu yapılara yönelik süpürme operasyonlarımız kökleri kazınana dek kararlılıkla devam edecektir. Soruşturmayı titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, operasyonu başarıyla icra eden İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze ve süreçte emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/5-ilde-sokak-cetelerine-operasyon-3u-avukat-32-gozalti</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/06/gozalti-1515a772bf8fed1642353.webp" type="image/jpeg" length="94857"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2022/76824 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202276824-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202276824-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 2/4/2026 tarihli ve 2022/76824 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>GENEL KURUL</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>E.</strong> <strong>B.</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2022/76824)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 2/4/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 19/6/2026- 33285</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>GENEL KURUL </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkanvekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkanvekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>

   <p>Recai AKYEL</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Tolga BAŞBOZKURT</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN KONUSU </strong></p>

<p>1. Başvuru, dernek üyeliği dolayısıyla terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan verilen mahkûmiyet hükmü nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p><strong>II. BAŞVURU SÜRECİ </strong></p>

<p>2. Başvuru 21/7/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>

<p>3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>4. İkinci Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından incelenmesine karar vermiştir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>5. Başvuruya konu Batı (Rojava) Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Dernek) 2014 yılında kurulmuş olup 22/11/2016 tarihli ve 29896 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 31/10/2016 tarihli ve 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (OHAL KHK) ile terör örgütleriyle veya Millî Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı ya da irtibatı veya bunlara aidiyeti olduğu değerlendirilerek kapatılmıştır. Başvurucu, başvuruya konu olaylar yaşandığında İzmir'de Dernekte sayman olarak görev yapmaktadır.</p>

<p><strong>A. Başvurucu Hakkındaki 5/10/2016 Tarihli Olaya İlişkin Soruşturma</strong></p>

<p>6. Kolluk güçleri tarafından Dernek organizasyonunda Edremit ve Ayvalık ilçesinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından seçim irtibat bürosu olarak kullanılan ve depo işlevi gören yerlerde biriktirilen zeytinlerin önce İzmir'e, sonra da Suriye'nin kuzey bölgesindeki PKK/KCK silahlı terör örgütünün uzantısı olan YPG/PYD kamplarına götürüleceği konusunda istihbari bilgi alınması üzerine Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda 5/10/2016 tarihinde üç şüpheli şahıs depodan kamyona zeytin yüklerken suçüstü yakalanarak gözaltına alınmıştır. Zeytinlere Başsavcılık tarafından usulüne uygun şekilde el konulmuştur.</p>

<p>7. Zeytinler yüklenirken yakalanan M.E.A. kollukta alınan ifadesinde Dernek üyesi olduğunu, toplanan yardımların nerelere gittiğini bilmediğini ancak yardımların Diyarbakır'a götürüldüğünü ve oradaki görevliler tarafından dağıtıldığını belirtmiştir. Devamında olay günü Edremit HDP ilçe binası ve Ayvalık Seçim Bürosundan zeytinleri teslim alarak İzmir'e götürmesi gerektiğini başvurucunun söylediğini ve gittiği yerlerde irtibat kuracağı kişilerin ismini de yine başvurucunun verdiğini, zeytinlerin nakliyesi için M.A. ile belli bir meblağ karşılığı anlaştığını ifade etmiştir.</p>

<p>8. Kolluk tarafından alınan ifadesinde M.A., M.E.A. ile zeytinlerin İzmir'e nakledilmesi için anlaştığını ancak makbuz kesmediğini belirtmiştir. Yakalanan diğer şüpheli İ.K. ise ifadesinde Dernekten tanımadığı bir şahsın arayarak Ayvalık'ta toplanan zeytinleri Mardin'de bulunan, Suriye'nin kuzeyinden gelen ve çadırlarda kalan mültecilere göndereceklerini, bu nedenle yardımcı olmasını istediğini, bunun üzerine M.E.A.nın kendisiyle irtibata geçtiğini beyan etmiştir.</p>

<p>9. Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığı üç şüphelinin 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet ettiği gerekçesiyle haklarında fezleke düzenleyerek dosyayı Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.</p>

<p>10. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı değerlendirme sonucunda söz konusu soruşturmayla bağlantısı olduğu için başvurucunun gözaltına alınmasına karar vermiştir. 21/12/2016 tarihinde gözaltına alınan başvurucunun ifadesine başvurulmuştur. Başvurucu; ifadesinde Dernekte sayman olarak görev yaptığını, Derneğin 2016 yılının Kasım ayında kapatıldığını, Suriye'deki iç savaş nedeniyle mağduriyetler yaşandığını, bu doğrultuda Dernek faaliyetleri kapsamında mültecilere yardımda bulunduklarını beyan etmiştir. Ayrıca olay günü ele geçirilen zeytinlerin aslında Diyarbakır'daki Dernek Genel Merkezine gönderildiğini ve oradan dağıtımının yapılacağını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir.</p>

<p>11. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı 26/12/2016 tarihinde başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması talebinde bulunmuşsa da Balıkesir Sulh Ceza Hâkimliği tutukluluk talebini reddederek başvurucunun adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir.</p>

<p>12. Başvurucuyla birlikte diğer üç kişi hakkında Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2017 tarihinde iddianame tanzim etmiştir. Başsavcılık, başvurucunun terör örgütüne üye olma, 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'na muhalefet etme suçlarından cezalandırılmasını talep etmiştir. Başsavcılık; iddianamede genel merkezi Diyarbakır'da olan Derneğin PKK silahlı terör örgütüyle irtibatı olduğunu, terör amaçları doğrultusunda hareket ettiğini, Derneğin yardım toplama izni olmayıp 677 sayılı OHAL KHK'sıyla kapatıldığını belirtmiştir.</p>

<p><strong>B. Başvurucu Hakkındaki 11/11/2016 Tarihli Olaya İlişkin Soruşturma</strong></p>

<p>13. PKK silahlı terör örgütüne yardım malzemesi gönderildiğine yönelik olarak kolluk güçlerine gelen ihbar üzerine 11/11/2016 tarihinde Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında M.K.nın şoförlüğünü yaptığı kamyon durdurulmuş, yapılan arama sonucunda on ton gıda malzemesine el konulmuştur. M.K. söz konusu malzemeleri İzmir'de başvurucudan teslim aldığını, Diyarbakır'a götürdüğünü, söz konusu malzemelerin kime gittiğini bilmediğini ancak ilgililerin Diyarbakır'daki Suriyelilere dağıtılacağını söylediklerini belirtmiştir.</p>

<p>14. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı, Manisa ve çevresindeki PKK silahlı terör örgütünün gençlik yapılanması ve terör örgütüyle irtibatı nedeniyle kapatılan Derneğin faaliyetleri hakkında yürüttüğü kapsamlı soruşturmaya 11/11/2016 tarihli olayı da dâhil etmiş ve başvurucunun 15/2/2017 tarihinde gözaltına alınmasına karar vermiştir.</p>

<p>15. Başvurucu 23/2/2017 tarihinde kollukta alınan ifadesinde Derneğe yardım toplama hususunda daha öncede gözaltına alındığını ancak serbest bırakıldığını, Derneğin yasal olduğunu, insani duygularla Dernek faaliyetleri kapsamında çalıştığını, M.K.yı nakliyeci olması nedeniyle tanıdığını, yakalanan yardım malzemelerinin göç mağdurları için Diyarbakır'a gönderildiğini, söz konusu yardımların PKK silahlı terör örgütüne gidip gitmediğini bilmediğini beyan etmiştir.</p>

<p>16. Başvurucunun yapılan üst aramasında ele geçirilen telefonuna usulüne uygun şekilde el konulmuştur. Bu doğrultuda telefonunda yapılan incelemede PKK silahlı terör örgütünü öven ve yücelten nitelikte bir müzik parçası tespit edilmiş; tespit neticesinde şarkı içeriğinde ''<i>Her zaman çalışırım, gerillayım ben, Adım Cudi'dedir, sesim Gabar'dadır, Ben Zilan'ın annesiyim, ben gerillayım." </i>şeklinde ifadelerin yer aldığı belirtilmiştir.</p>

<p>17. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının talebi doğrultusunda 28/2/2017 tarihinde terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir.</p>

<p>18. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucuyla birlikte 137 kişi hakkında 25/8/2017 tarihinde iddianame tanzim etmiş; başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. İddianamede; başvurucunun PKK/KCK silahlı terör örgütünün şehir yapılanmasında üye olarak faaliyet gösterdiği, terör örgütünün silahlı güçlerine gönderilmek üzere toplanan yardım malzemelerini organize ettiği ve nakil araçları temin ettiği belirtilmiştir.</p>

<p><strong>C. Başvurucu Hakkındaki Kovuşturma</strong></p>

<p>19. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının 26/12/2016 tarihli iddianamesinin kabulüne karar veren Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucuyla birlikte diğer üç kişinin yargılamasına başlamıştır. Mahkemenin 22/3/2017 tarihli ilk celsesinde başvurucunun savunmasına başvurulmuştur. Başvurucu 5/10/2016 tarihli olaya ilişkin soruşturma aşamasında yaptığı benzer savunmaları yapmıştır. Savunmasında ek olarak Derneğin İzmir şubesi olarak yardım toplama yetkisi olmadığını ancak 23/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu uyarınca bağış kabul edilebileceğini, bu doğrultuda da HDP ilçe teşkilatından gönderilen zeytinler için bağış makbuzu kesileceğini ancak zeytinler İzmir'e ulaşmadığı için bu makbuzun kesilemediğini belirtmiştir.</p>

<p>20. Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 8/9/2017 tarihinde Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 25/8/2017 tarihli iddianamesinin kabulüne karar vermiştir.</p>

<p>21. Mahkemenin 14/12/2017 tarihli celsesinde 11/11/2016 tarihinde el konulan eşyaları taşıyan M.K.nın savunması alınmıştır. M.K. savunmasında el konulan malzemelerin Diyarbakır'a götürülmesi için başvurucuyla para karşılığında anlaştığını, irsaliyenin de Dernek adına kesildiğini, Diyarbakır'da bir depoya teslim etmesinin istendiğini ve orada kendisini karşılayacak olan kişinin de isminin kendisine verildiğini, iki ay önce de aynı yere eşya götürdüğünü, depoya malzemeleri indirdikten sonra oraya gelen yaşlı birine ismi yazılmak suretiyle ihtiyacı doğrultusunda bulgur vs. gıda ve erzak kolilerinin verildiğini gördüğünü belirtmiştir.</p>

<p>22. Mahkemenin 15/12/2017 tarihli celsesinde başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu; savunmasında gözaltına alınana kadar Menemen Devlet Hastanesinde radyoloji teknikeri olarak çalıştığını ancak KHK'yla görevinden ihraç edildiğini belirtmiştir. Başvurucu hastanede çalıştığı dönemde Suriye'den gelen göç mağdurlarına acıması nedeniyle Derneğe üye olduğunu, zamanla da Dernekte sayman olarak görev aldığını ifade etmiştir. Derneğin PKK silahlı terör örgütüyle bir bağlantısı olmadığını söyleyen başvurucu, Dernekten terör örgütlerine yardım aktarıldığına dair cezai bir soruşturma yapılmadığını, aynı dosyada birlikte yargılandığı M.K.yı Dernek faaliyetleri kapsamındaki malzemeleri Diyarbakır'a taşıması vasıtasıyla tanıdığını, toplanan malzemelerin bağış makbuzuyla ve bağışlanan malzemelerin de tutanakla teslim alındığını, irsaliyenin Dernek Genel Merkezi adına düzenlendiğini, yapılan tüm işlemlerin resmî olduğunu, malzemelerin dağıtım yerlerinin de Derneğin internet sitesinde ilan edildiğini söylemiştir. Ayrıca; Dernek Genel Merkezinin terör örgütüne yardım ettiğine dair herhangi bir dava bulunmadığını, Derneğin sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde değil yurdun diğer yerlerinde de faaliyet gösterdiğini, telefonunda tespit edilen Kürtçe şarkının örgütsel niteliği olmadığını, kaldı ki söz konusu telefonun kendisine değil kuzenine ait olduğunu belirtmiştir.</p>

<p>23. Mahkeme 20/12/2017 tarihli celsesinde başvurucunun tahliyesine karar vererek adli kontrol altına alınmasına hükmetmiştir.</p>

<p>24. Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden yargılamada ise 8/1/2018 tarihinde başvurucu yönünden dosyada tefrik kararı verilmiş ve tefrik edilen dosyanın aradaki bağlantı nedeniyle başvurucu hakkında benzer suçtan Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden yargılamayla birleştirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>25. Birleşen dosya üzerinden yaptığı yargılama sonucunda Mahkeme 28/9/2018 tarihinde, başvurucunun eylemlerinin terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğu değerlendirmesiyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetmiştir.</p>

<p>26. Başvurucu, mahkeme kararından sonra istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 5/12/2019 tarihinde verdiği kararla başvurucuyla birlikte yargılanan 22 kişi hakkındaki hükmü bozmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, kararında farklı eylemlere sahip sanıkların usul ekonomisi gereğince ayrı ayrı yargılanması gerektiğini, 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin ilk derece mahkemesi tarafından düzeltilebileceğini belirtmiş; yargılama sırasındaki bazı usuli eksikliklere dikkat çekmiştir.</p>

<p>27. Bunun üzerine Mahkeme, başvurucunun dosyasını tefrik etmiş ve başvurucu hakkındaki dosyayı yeniden ele almıştır. Bu doğrultuda yaptığı değerlendirme sonucunda Mahkeme 5/3/2020 tarihinde başvurucunun terör örgütüne yardım etme suçundan 1 yıl 13 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme kararında yer alan gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"DELİLLER: </i></p>

<p><i>... </i></p>

<p><i>10) Sanığın ikametgahında yapılan arama sonucu ele geçirilen örgütsel döküman ve materyallere ilişkin 15.02.2017 tarihli arama el koyma tutanağı, </i></p>

<p><i>11) Balıkesir C. Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada sanığın ikametgahında yapılan arama sonucu ele geçirilen örgütsel döküman ve materyallere ilişkin 21.12.2016 tarihli arama el koyma, yakalama tutanağı, </i></p>

<p><i>12) Sanığın telefonunda yapılan inceleme sonucu 'her zaman çalışırım, gerillayım ben adım Cudi'dir, Sesim Gabar'dır ben Zilan'ın annesiyim, ben gerillayım' isimli PKK/KCK terör örgütü ve örgüt militanlarını övücü sahiplenici, örgütsel içerikli müzik parçasının tespit edildiğine ilişkin 26.02.2017 tarihli imaj DVD'si İnceleme ve Tespit Tutanağı, </i></p>

<p><i>13) Rojova Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin 23.07.2016 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 677 sayılı KHK ile kapatılan dernekler arasında olduğuna, derneğin Diyarbakır ili merkezli olduğuna ilişkin Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 10.12.2016 tarihli araştırma raporu, </i></p>

<p><i>14) Mahkememizin bu dosyası ile birleştirilen Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/19 esas sayılı dosyasına sunulan Batı Rojova Yardımlaşma Derneği ile ilgili 26.02.2017 tarihli MASAK raporu, </i></p>

<p><i>15) Mahkememizin bu dosyası ile birleştirilen Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/19 esas sayılı dosyasına sunulan Batı Rojava Yardımlaşma Derneğine ilişkin Emniyet tarafından düzenlenen Açık Kaynak Araştırma ve Tespit Tutanağı, </i></p>

<p><i>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: </i></p>

<p><i>Sanığın İzmir Alsancak'ta bulunan terör örgütü ile iltisaklı olduğundan bahisle 22.11.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı KHK ile kapatılan Rojova Derneğine 2015 yılı Mayıs ayı civarında üye olduğu, Rojova derneğinin haziran ayında yapılan genel kurulu sonucu derneğin yönetimine seçilerek saymanlık görevini yerine getirdiği, </i></p>

<p><i>Sanıkla ilgili Balıkesir C. Başsavcılığınca Terör Örgütüne Üye Olmak ve Terörizmin Finansmamının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet suçlarından TCK 314-2, 6485 sayılı yasanın 4/1 sevk maddeleri ile bahisle Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinde yapılıp bitirilen yargılama sonucu 18.01.2018 tarih 2018/10-1 esas karar sayılı ilamı ile mahkememiz dosyası ile mahkemelerinde sanık E. B. hakkında görülmekte olan dava dosyası arasında fiili ve hukuki irtibat bulnduğundan bahisle kamu davalarının mahkememiz dosyası üzerinde birleştirilmesine karar verildiği tespit edilmiştir, </i></p>

<p><i>Batı Rojova Derneğine ilişkin yapılan araştırma sonucu bu derneğin PKK/KCK silahlı terör örgütüyle iltisaklı olduğuna dair emniyet araştırma tutanağı ve eklerinin Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi dosyasına celp olunduğu tespit edilmiştir. </i></p>

<p><i>Manisa 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.02.2017 tarih 2017/600 D. İş sayılı kararı ile sanığın imajı alınan </i>[H.]<i> marka cep telefonu üzerinde yapılan imaj DVD'si incelemesi sonucunda 'koma s B ra gerilame' isimli müzik klasöre içeriğinde Kürtçe söylenmiş 'her zaman çalışırım gerillayım ben adım Cudi'dedir, sesim Gabar'dadır, ben Zilan'ın annesiyim, ben gerillayım' isimli PKK/KCK terör örgütü militanlarını, gerillaları övücü, sahiplenici örgütsel içerikli müzik parçası olduğunun görüldüğü, </i></p>

<p><i>Sanığın deliller ve olaylar kısmında anlatıldığı üzere 22.11.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı KHK ile kapatılan Rojova Derneğine 2015 yılı Mayıs ayı civarında üye olduğu, Rojova derneğinin haziran ayında yapılan genel kurulu sonucu derneğin yönetimine seçilerek saymanlık görevini yerine getirdiği, derneğin yardım toplama faaliyetlerinde aktif olarak yer aldığı, Batı Rojova Derneği adına toplanan yardımların sanık </i>[M.K.]<i> vasıtası ile Diyarbakır iline nakledilmesi hususunda aktif rol üstlendiği, bu şekilde örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği anlaşılmakla; </i></p>

<p><i>Sanığın sabit görülen suçtan dolayı eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddesi yollaması ile 314/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına TCK 220/7 maddesi gereğince cezasından indirim yapılmasına, sanığın eylemi örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediği anlaşılmakla, 3713 sayılı yasanın 5. Maddesi gereğince cezasında arttırım yapılmasına, sanığa verilen hapis cezasının miktarı göz önüne alınarak hakkında CMK 231/5 TCK 50 ve 51 maddelerinin uygulamasının yasal olarak mümkün olmadığının..."</i></p>

<p>28. Başvurucu, mahkeme kararına karşı yeniden istinaf kanun yoluna başvurmuşsa da Bölge Adliye Mahkemesi 21/10/2020 tarihinde başvurucunun istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir.</p>

<p>29. Başvurucu, bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay tarafından 18/5/2022 tarihinde yapılan değerlendirme sonucunda başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p>30. Başvurucu, nihai kararı 23/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra süresi içinde 21/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>IV. İLGİLİ HUKUK </strong></p>

<p><strong>A. Ulusal Hukuk </strong></p>

<p><strong>1. İlgili Mevzuat</strong></p>

<p>31. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun <i>"Terör tanımı" </i>başlıklı 1. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."</i></p>

<p>32. 3713 sayılı Kanun'un <i>"</i><i>Terör suçları</i><i>"</i> başlıklı 3. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır." </i></p>

<p>33. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:</p>

<p>"<i>Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.</i>"</p>

<p>34. 5237 sayılı Kanun'un 220. maddesinin (7) numaralı fıkrasının atıf yaptığı terör örgütüne üye olma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un "<i>Silâhlı örgüt</i>" başlıklı 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>"Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir." </i></p>

<p><strong>2. Yargıtay Kararları </strong></p>

<p>35. Terör örgütüne yardım etme suçunun oluşumuna ilişkin genel açıklamalar ve hangi eylemlerin suçun unsuru kabul edildiği veya edilmediğine yönelik detaylı birçok Yargıtay kararı için bkz. <i>Hanifi Yaliçli </i>[GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjcxNmQ0MzA5LWRmMTAtNDc3OC0xOTZhLTc5ZDgzYzk2MTNhNw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/5224</a>, 10/6/2021, §§ 35-38.</p>

<p><strong>B. Uluslararası Hukuk</strong></p>

<p>36. Uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları için bkz. <i>Hanifi Yaliçli, </i>§§ 39-47; <i>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjliOTdjM2EzLTc2YTUtMTQzMi1lMmJkLThlZGJkZjI2NDk2ZA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/920</a>, 25/5/2017, §§ 30, 31.</p>

<p><strong>V. İNCELEME VE GEREKÇE </strong></p>

<p>37. Anayasa Mahkemesinin 2/4/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü </strong></p>

<p>38. Başvurucu, dernek üyeliğinden dolayı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûm edilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, örgütlenme özgürlüğünün, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, Anayasa Mahkemesinin <i>Ahmet Urhan</i> ([1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjYzZmQ2NGU4LWNjNmItYjJjOC00MmRjLTMzY2RjNmU3OTU5Mw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/13961</a>, 9/10/2019) kararını emsal göstererek yasal olarak kurulan bir derneğe üye olmanın terör örgütüne yardım etme suçunun delili olarak kabul edilemeyeceğini, mahkûmiyet kararına delil olarak gösterilen eylemlerin bir temel hak kullanımı kapsamında olduğunu belirtmiştir.</p>

<p>39. Bakanlık görüşünde öncelikle başvuruda kabul edilebilirlik şartlarının karşılanıp karşılanmadığının incelenmesi gerektiği, kabul edilebilirlik şartlarının karşılandığının değerlendirilmesi hâlinde Anayasa Mahkemesince daha önce verilen kararlarda da belirtildiği üzere başvurucunun şikâyetinin esası bakımından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p><strong>B</strong><strong>. Değerlendirme </strong></p>

<p>40. Somut olayda yargı mercileri; başvurucunun mahkûmiyetinde PKK/KCK silahlı terör örgütüyle irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Dernekte sayman olarak görev yapmasına, Dernek üzerinden yapılan yardımlarda aktif rol oynamasına ve telefonunda terör örgütü mensuplarını övücü ve yüceltici nitelikte müzik parçası bulunmasına dayanmıştır.</p>

<p>41. Eldeki başvuruda çözümlenmesi gereken öncelikli mesele, PKK/KCK silahlı terör örgütüne yardım etme suçuna vücut verdiği kabul edilen fiilleri işlediği sırada başvurucunun bu fiiller nedeniyle cezai yönden sorumluluk altında kalabileceğini makul olarak öngörebilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesidir. Hiç şüphesiz başvurucunun mahkûmiyetine esas alınan fiilleri işlediği sırada, yardım ettiği yapının terör örgütünün bir parçası olduğunu bildiği ortaya konulduğu takdirde başvurucunun söz konusu fiillerden dolayı cezai yönden bir sorumluluk altına sokulabileceğini öngördüğü kabul edilecektir.</p>

<p>42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun fiilleri işlediği sırada cezai yönden sorumluluk altına sokulabileceğini makul olarak öngöremediği yönündeki şikâyetlerinin suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.</p>

<p>43. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınan ''<i>Suç ve cezalara ilişkin esaslar</i>'' başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>''Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.''</i></p>

<p><strong>1</strong><strong>. Kabul Edilebilirlik Yönünden </strong></p>

<p>44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.</p>

<p><strong>2. Esas Yönünden </strong></p>

<p><strong>a</strong><strong>. Genel İlkeler</strong></p>

<p>45. Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerle ilgili bölümlerinde kanunla düzenleme ilkesine pek çok maddede ayrı ayrı yer verildiği gibi 13. maddede ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkelerde de sınırlamaların ancak kanunla yapılabileceği kurala bağlanmıştır. Anayasa’nın suç ve cezaları düzenleyen 38. maddesinde de suçta ve cezada kanunilik ilkesi özel olarak güvence altına alınmıştır (<i>Karlis A.Ş.</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmUxYzk4YjYwLTVhNTAtNzU0NC01ZjIzLTIxMDI5ZTcyY2ZlMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2013/849</a>, 15/4/2014; § 31).</p>

<p>46. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi hukuk devletinin kurucu unsurlarındandır. Kanunilik ilkesinin genel olarak bütün hak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra suç ve cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlamı ve önemi olup bu kapsamda kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayı keyfî şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte, buna ek olarak suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili şekilde uygulanması sağlanmaktadır (<i>Karlis A.Ş.</i>, § 32; <i>Adnan Şen</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjVhMGU5YjgwLTgyOGQtYmU3Zi1kODY0LTYwMjczNjNhZmJlNA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/8903</a>, 15/4/2021, § 104; <i>Hasan Sarıcı</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjdhODhiZDY1LTNhM2YtZjlmOC0wNDFkLWY3NTAwMDViZGQ5OQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/37695</a>, 9/10/2024, § 46).</p>

<p>47. Bununla birlikte ne kadar açık ve anlaşılır şekilde düzenlenirse düzenlensin suç ve ceza öngören kurallar yargı organlarının yorumuna ihtiyaç duyabilir. Ancak yargı organlarınca yapılacak yorumun kuralın özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gerekir (<i>Mehmet Emin Karamehmet ve diğerleri </i>[2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjE4YWI3NzcxLTZmZWUtMGQxMC03ZTA4LTU2MTEzNGEzMjUwNg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2017/4902</a>, 28/1/2020, § 47). Özellikle terör suçları bakımından terörün veya terörizmin herkes tarafından kabul edilen evrensel bir tanımının bulunmadığı da gözardı edilmemelidir. Ancak bu durum, terör suçlarının kovuşturulması ve cezalandırılması söz konusu olduğunda Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamındaki güvencelerin sağlanmasına engel olacak şekilde yorumlanmamalıdır. Yargı organları, terör suçları da dâhil olmak üzere tüm suçlar bakımından suça veya cezaya ilişkin olguları değerlendirirken ve özellikle fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediğini belirlerken suçta ve cezada kanunilik ilkesini anlamsız kılacak şekilde öngörülemez bir yaklaşımda bulunmamalıdır (<i>Adnan Şen,</i> § 107).</p>

<p><strong>b.</strong><strong> Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme Suçuna İlişkin Değerlendirmeler</strong></p>

<p>48. 5237 sayılı Kanun'un 220. maddesinin (7) numaralı fıkrasında yer alan suç örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçu "<i>bir kimsenin, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olacak şekilde kurulmuş ve kendisinin üye olmadığı örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmesi</i>" şeklinde tanımlanmıştır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere suç örgütüne veya terör örgütüne yardım etme suçunda failin fiili, kanuni düzenlemede nitelikleri belirlenmiş bir suç örgütünün amacını gerçekleştirmesine katkı sağladığı için cezalandırılmaktadır. Bu itibarla bu suçun failinin faaliyetinin mutlaka örgüt tarafından gerçekleştirilen suçlara katılma şeklinde olması gerekmez.</p>

<p>49. Kanun koyucu, örgüte yardım etme suçunun hangi hareketlerle gerçekleştirilebileceğine ilişkin bir açıklamaya yer vermemiş veya yardım suçunu oluşturması muhtemel eylemleri tek tek saymamış, genel ve soyut bir düzenleme getirmiştir (<i>Hanifi Yaliçli,</i> § 83). Yargıtay içtihatlarında bir davranışın ancak örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etmesi hâlinde örgüte yardım olarak nitelendirilebileceği ifade edilmiştir. Başka bir deyişle Yargıtay, serbest hareketli bir suç olan örgüte yardım etme suçunun işlendiğini kabul etmek için örgütün hareketlerini kolaylaştıran, etkinliğini artıran, etki alanının genişlemesini veya varlığını devam ettirmesini sağlamaya yönelik eylemlerin (davranışların, icra hareketlerinin) netice olarak <i>terör</i> <i>örgütünün amacını gerçekleştirmeye hizmet ettiğinin belirlenmesi</i> şartını aramaktadır. Dolayısıyla uygulamada örgütün mevcudiyetini koruması, büyümesi, güçlenmesi, örgütsel amaçları gerçekleştirmesi için maddi ya da manevi bir katkıda bulunmuş ise failin örgüte yardım ettiği kabul edilmektedir (<i>Hanifi Yaliçli</i>, § 97).</p>

<p>50. Örgüte yardım etme suçu, failin yardım ettiği üye veya örgüt henüz bir suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür. Çünkü Anayasa Mahkemesinin suç örgütüne üye olma suçu bağlamında ifade ettiği gibi birden fazla kişinin suç işlemek için organize olması ve böyle bir organizasyona destek sağlanması toplum için daha açık ve yakın bir tehdit oluşturur. Özellikle günümüzde terörizmin gerek ulusal gerek uluslararası alanda ulaştığı düzey gözönüne alındığında bu tehdit oldukça somut hâle gelmektedir (<i>Metin Birdal</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjQ5YmQzYjM4LTkwNWYtZjc4NC0zYjU5LTBmZDUzZjMwN2IzYw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/15440</a>, 22/5/2019, § 61).</p>

<p>51. Anayasa Mahkemesi <i>Hanifi Yaliçli</i> kararında, temel hak ve özgürlükler kapsamında kalan birtakım eylemlerin terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûmiyet hükmüne esas alınmasını incelemiş; özellikle terör örgütüne yardım etme suçunun yapısına ve bu suç bağlamında yarışan değerler arasında denge kurulmasına dair ayrıntılı açıklamalar yapmıştır (<i>Hanifi Yaliçli, </i>§§ 67-121).</p>

<p>52. Anayasa Mahkemesi yukarıda yer verilen değerlendirmeler ve <i>Hanifi Yaliçli</i> kararında bir kişinin terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûm edilebilmesi için <i>terör</i> <i>örgütünün amacını gerçekleştirmeye hizmet ettiğinin belirlenmesi </i>şeklinde eldeki başvurunun çözümlenmesinde de önemli olan bazı değerlendirmelerde bulunmuştur. Her ne kadar gerçekleştirilecek olan bu hizmetin neler olduğu kanunda ayrı ayrı sayılmamışsa da terör örgütünün mevcudiyetini koruması, büyümesi, güçlenmesi, örgütsel amaçları gerçekleştirmesi için maddi ya da manevi katkıda bulunmasına yönelik eylemler bu suçun oluşmasında yeterli kabul edilmektedir. Dolayısıyla kişinin yasa dışı bir örgüte, örgütün bu özelliğini ve hareketinin örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etme neticesini doğuracağını bilerek ve isteyerek yardım ettiğinin yeterli bir gerekçe ile ispat edilmesi şarttır. Örgüte yardım suçunda iddia makamınca ortaya konulan maddi olayların gerçekleşip gerçekleşmediğinin yanı sıra suçun unsurlarının, nedensellik bağının, failin kusur yeteneğinin, kastının ve failin hareketlerinin hangi surette örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etme neticesini doğurduğunun gösterilmesi gerekir (<i>Hanifi Yaliçli, </i>§ 117).</p>

<p><strong>c. Başvurucunun Cezalandırılmasında Delil Olarak Kabul Edilen Faaliyetlerinin Değerlendirilmesi </strong></p>

<p>53. Başvurucunun yardım ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasına neden olan PKK, yaklaşık kırk yıldır yurdun Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yoğun olmak üzere ülkenin tümünde pek çok sivil vatandaş ile güvenlik gücünün ölümüne sebep olmuş şiddet eylemlerinin faili bir terör örgütüdür (<i>Metin Birdal</i>, § 74).</p>

<p>54. Somut olayda başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararında başvurucunun 677 sayılı OHAL KHK'sı ile PKK silahlı terör örgütü irtibatı nedeniyle kapatılan Derneğe üye olduğu, 2015 yılının Haziran ayından Derneğin kapatılmasına kadarki süreçte ise sayman olarak görev üstlendiği, Derneğin yardım toplama faaliyetlerinde aktif olarak görev aldığı ve örgütün silahlı güçlerine yardım malzemesi gönderilmesinde organizatör olarak görev aldığı, başvurucunun telefonunda PKK silahlı terör örgütü mensuplarını övücü nitelikte müzik parçası tespit edildiği belirtilmiştir. Mahkeme bu olgular ışığında başvurucunun terör örgütüne yardım etme suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar vermiş; karar, kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir.</p>

<p>55. Öncelikle Mahkemenin mahkûmiyet kararında dikkate alınan eylemleri yer, zaman, bağlam ya da kişinin bu eylemlerdeki rolü gibi kriterlerin hiçbiri yönünden <i>ilgili</i> ve <i>yeterli</i> bir gerekçe ile değerlendirmediği, sadece söz konusu olguları sıralayarak sonuca vardığı anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle Mahkemenin gerekçesi, delillere dayalı olguların makul seviyede analizine dayandırılmamıştır (<i>Ramazan Topuz</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjFhODljMGE3LWNjYzctYzlkZi02ZjYyLWI0MjJhYmI3ZjdjMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/37949</a>, 19/11/2024, § 31). Bu noktada belirtmek gerekir ki başvurucunun telefonunda tespit edilen ve ''<i>Her zaman çalışırım, gerillayım ben, Adım Cudi'dedir, sesim Gabar'dadır, Ben Zilan'ın annesiyim, ben gerillayım.</i>'' şeklinde içeriği olan müzik parçasının varlığının terör örgütüne nasıl bir yardım veya katkı sağladığı anlaşılamamıştır. Her ne kadar kanun koyucu tarafından hangi eylemlerin bu suçu oluşturacağı açısından kanun lafzında bir sayım yapılmamışsa da Yargıtay içtihadında terör örgütünün amaçlarını gerçekleştirmesine katkı sağlayan her türlü eylemin bu suçu oluşturabileceği kabul edilmektedir. Ancak mevcut başvuruda başvurucunun telefonunda bulunan ve terörü övücü nitelikte görülebilecek ses dosyasının terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçuna nasıl vücut verebileceği konusunda Mahkemenin herhangi bir açıklamada bulunmadığı görülmüştür.</p>

<p>56. Diğer yandan mahkûmiyet hükmünde başvurucunun Dernek yönetiminde sayman olarak görev aldığı ve Derneğin faaliyetlerine aktif olarak katıldığı vurgulanarak başvurucunun farklı tarihlerde ele geçirilen çeşitli malzemeleri terör örgütüne yardım amacıyla gönderme eylemini organize ettiği belirtilmiştir. Öncelikle başvurucu, Dernekte üstlendiği görev gereğince toplanan birtakım malzemelerin Derneğin merkezinin de bulunduğu Diyarbakır'a sevkini organize ettiğini kabul etmektedir. Bununla birlikte başvurucu, bu malzemelerin terör örgütüne gönderilmediğini, ihtiyaç sahiplerine dağıtıldığını savunmakta; nitekim tüm işlemlerin resmî prosedüre uygun olarak belgelendirildiğini, yardım malzemelerinin tutanak karşılığı teslim alındığını, malzemelerin Diyarbakır'a gönderildiğini gösteren sevk irsaliyesinin bulunduğunu, bu belgelerin de savunmasını desteklediğini ileri sürmektedir. Yargılama kapsamında ifadesine başvurulan M.K.nın da başvurucunun savunmasını doğrular şekilde beyanda bulunduğu görülmektedir. Bu durumda Mahkemenin öncelikle başvurucunun yaptığı savunma ile buna dair sunduğu belgelerin geçerli olup olmadığını ortaya koyması, ikinci ve daha önemli olarak ise söz konusu malzemelerin terör örgütüne gönderildiğinin ve başvurucunun bunu bildiğinin makul deliller ve bunlarla uyumlu bir izahla ispatlanabilmesi gerekir. Aksi hâlde eylemin terör örgütüne yardım etme suçuna vücut verdiğinin gerekçelendirilebildiğinden bahsetmek mümkün değildir.</p>

<p>57. Bu doğrultuda Mahkeme gerekçesine bakıldığında başvurucunun Derneğe üye olup saymanlık görevi üstlenmesinin ve farklı tarihlerde Diyarbakır'a malzeme gönderilmesini organize etmesinin terör örgütüne yardım etme suçu yönünden cezalandırılması için yeterli kabul edildiği görülmüştür. Bununla birlikte kararda söz konusu Derneğin PKK terör örgütü ile olan organik ilişkisine dair bir açıklamaya yer verilmemiş, sadece Derneğin anılan terör örgütüyle iltisaklı olması nedeniyle OHAL KHK'sı ile kapatıldığından bahsedilmiştir. Şu hâlde başvurucunun organize ettiği malzeme gönderme eylemlerinin nasıl PKK terör örgütüne yardım amacıyla yapıldığı, başvurucunun bu eylemleri söz konusu suça vücut verecek şekilde bilerek ve isteyerek nasıl icra ettiği mahkûmiyet gerekçesinden anlaşılamamaktadır. Bu durumda Mahkeme, herhangi bir gerekçe sunmaksızın başvurucunun dernek üyesi olmasını ve Dernekte saymanlık görevi üstlenmesini, PKK'nın nihai amacını bildiği ve bu amaca ulaşmasına katkı sağladığı sonucuyla mahkûmiyetine dayanak yapmıştır. Oysa PKK'yla iltisaklı olduğuna sonradan karar verilen sendika, dernek ve diğer yasal örgütleri kurmaları, bunlara üye olmaları veya yönetim ve denetim kurullarında yer almaları tek başına kişilerin bu yasal örgütlerin terörle bağlantılarını bildiği şeklinde değerlendirilemez (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçu yönünden dernek üyeliği delili açısından yapılan benzer açıklamalar için bkz. <i>Ramazan Topuz,</i> § 33). Bununla beraber kişiler kendi istedikleri şekilde dernek kurmakta veya bir derneğe üye olmakta özgürdür. Anayasa'nın 33. maddesinde herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahip olduğu gibi hiç kimsenin bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamayacağı da ifade edilmiştir (<i>Hint Aseel Hayvanları Koruma ve Geliştirme Derneği ve Hikmet Neğuç </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmZmM2MzNjcwLWM3MTktMzgzYi04NzI1LTcxMTI5YTlkNjIyOA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/4711</a>, 22/2/2017; <i>Bilal Celalettin Şaşmaz </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjVkOGZjNDQwLTY1N2EtNGI4MC0wMWNiLWQwZTBhYzA4ZTc2ZA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2019/20791</a>, 18/10/2022, § 58).</p>

<p>58. Öte yandan olayların yaşandığı tarihte Derneğin yasal olduğu yargı mercileri tarafından kabul edilse de Derneğin PKK silahlı terör örgütüyle irtibatlı olduğu ve örgüte yardım ettiği kabul edilmiştir. Bu yargıya varırken Mahkeme, Balıkesir İl Emniyet Genel Müdürlüğünün 10/12/2016 tarihli araştırma raporuna, 26/2/2017 tarihli mali suçları araştırma raporuna, Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğünün açık kaynak araştırma ve tespit tutanağına dayandığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar Mahkeme deliller kısmında bu dokümanları saymışsa da kararında Derneğin PKK silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket ettiğine yönelik tespitlerinde bu dokümanlarla bağlantı kurmamış ve açıklama yoluna da gitmemiştir. Dahası başvurucunun söz konusu Derneğin PKK silahlı terör örgütüyle bağlantısı olduğunu bilecek bir konumda olduğuna, amaçlarını benimsediğine ve bu amaçlar doğrultusunda hareket ettiğine yönelik herhangi bir açıklamada da bulunmamıştır.</p>

<p><strong>d. Başvurunun Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi Yönünden Değerlendirilmesi</strong></p>

<p>59. Ceza verme yetkisinin keyfî ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi kanunilik ilkesinin katı şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Bu kapsamda yargı organlarınca yapılacak yorumun ceza normlarının özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gerekir. Yargı organları, terör suçları da dâhil olmak üzere tüm suçlar bakımından suça veya cezaya ilişkin olguları değerlendirirken, özellikle fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediğini belirlerken suçta ve cezada kanunilik ilkesini anlamsız kılacak şekilde öngörülemez bir yaklaşımda bulunmamalıdır (<i>Mehmet Emin Karamehmet ve diğerleri,</i> § 47; <i>Adnan Şen</i>, § 107; <i>Hasan Sarıcı</i>, § 48). Bu kapsamda, somut olayda değerlendirilmesi gereken, terör örgütüne yardım etme suçunun kapsamının öngörülemez şekilde sanığın aleyhine olarak genişletici bir yoruma tabi tutulup tutulmadığıdır (terör örgütü üyeliği suçu bakımından benzer değerlendirmeler için bkz. <i>Ahmet Aslan</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjA5OTY2NDFhLWUzOTctM2IzYS0zOWU4LTUyZTM2M2VkODUyZQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2021/23949</a>, 6/10/2022, § 68; <i>Hasan Sarıcı</i>, § 48). Bu nedenle, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin denetlenmesinde normun mevcut deliller çerçevesinde somut olaya uygulanış biçiminin yasal düzenlemeyle bağdaşmaz ve öngörülemez bir sonuca yol açıp açmadığı incelenmelidir (<i>Hasan Sarıcı</i>, § 48).</p>

<p>60. Başvuru konusu olayda yargı mercileri; başvurucunun o tarihte yasal olan ancak daha sonra terör örgütüyle iltisaklı olduğunun değerlendirilmesi nedeniyle kapatılmış bir derneğe üye olmasını, dernekte aktif rol oynayarak faaliyette bulunmasını ve telefonunda terör örgütünü övücü nitelikte müzik parçası bulundurmasını terör örgütüne yardım suçu kapsamında değerlendirmiştir. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere yargı mercilerince başvurucunun mahkûmiyetine esas alınan olgular ile başvurucunun terör örgütüne yardım etme veya katkı sağlama bilinciyle hareket ettiğini, terör örgütünün amaçlarını benimseyerek ona hizmette bulunduğunu gösterir şekilde organik bir bağ kurulamamıştır. Dolayısıyla başvurucunun, mahkûmiyetine esas alınan fiillerinin kendisini cezai yönden sorumluluk altına sokacağını makul olarak öngörebildiğinin gösterilememiş olması karşısında Mahkemenin başvurucunun filleriyle ilgili yorumlarının terör örgütüne yardım etme suçuna ilişkin kuralın özüyle çeliştiği kanaatine ulaşılmaktadır. Bu hâliyle mahkûmiyet kararının varsayımsal sonuçlara dayandırıldığı yönünde bir izlenim uyanmaktadır. Sonuç olarak başvurucunun bu şekilde terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûm edilmesi anılan suçun başvurucunun aleyhine öngörülemez biçimde genişletici bir yoruma tabi tutulması ile mümkün olmuştur. Ortaya çıkan bu sonuç, Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrası ile bağdaşmamaktadır.</p>

<p>61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûmiyeti nedeniyle Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>62. Başvurucu, dernek üyeliği ve üstlendiği saymanlık görevinin mahkûmiyetine esas alınması nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün de ihlal edildiğini iddia etmiştir. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin mahkûmiyet kararlarına esas alınması, bireysel başvuru kapsamındaki çeşitli hak ve özgürlükler üzerinde caydırıcı etki doğurabilir. Bu durum Anayasa Mahkemesinin ilgi alanındadır (toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bağlamında bkz. <i>Metin Birdal</i>, § 48; örgütlenme özgürlüğü bağlamında bkz. <i>Hakan Yılmazöz </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjE4ZThmMzAyLTMyOTYtNzQzZS1kNmIxLWM0NzgyMWRlODQyMg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2017/37725</a>, 3/6/2020, § 25; <i>Tüncay Yıldız ve diğerleri </i>[2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjViN2Q0NjgyLWVhOGYtMzI4Zi05M2VmLTQ1ODExZmQzNzA3Mg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/12717</a>, 8/1/2020, § 31; din ve vicdan özgürlüğü bağlamında bkz. <i>Mehmet Bozhan </i>[2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjA1ZDdiOTQ2LWNjODQtODQ0Zi1lZjZjLTBkYmIzNmE1OTRmMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/2797</a>, 23/10/2019, § 51; toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile birlikte ifade özgürlüğü bağlamında bkz. <i>Uğur</i> <i>Ahmet Yaşar </i>[2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjkyY2FhZWFmLTUzOGQtOGE3NS01ZWE3LTJkYWJkMmIxOGVmMg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/11842</a>, 2/6/2020, § 33; <i>Candar Şafak Dönmez</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmFmODJkYWIxLWVlODItNzhiZi03ZmQ0LTBiNWI2MjA5M2JkOQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2015/15672</a>, 5/11/2020, § 78).</p>

<p>63. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi somut olaya benzer başvurularda çözümlenmesi gereken öncelikli meseleyi, terör örgütüne üye olma veya terör örgütüne yardım etme suçlarına dayanak alınan fiilleri işlediği sırada cezai yönden bir sorumluluk altına sokulabileceğini makul olarak öngörebilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi şeklinde kabul etmiştir (<i>Ramazan Topuz</i>, § 45; <i>Bilal Celalettin Şaşmaz</i>, § 40). Bu doğrultuda, eldeki başvuruda örgütlenme özgürlüğü kapsamında bir inceleme yapılmasına -suçta ve cezada kanunilik ilkesi yönünden yapılan tespitler ve varılan sonuç- gözönüne alınarak gerek görülmemiştir.</p>

<p>Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.</p>

<p><strong>V</strong><strong>I</strong><strong>. </strong><strong>GİDERİM </strong></p>

<p>64. Başvurucu ihlalin tespit edilmesi ve herhangi bir miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.</p>

<p>65. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjcxYTU0Nzc3LTdiNjAtYzdhYi1mNzVjLWMwZmJmM2Y2NjUyMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/8875</a>, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2)</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmY1NTk2NGNmLTFjNjctMmU2Yy01ZDA2LTg5ZGJiYTc3YTE2Yw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2016/12506</a>, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmMyNjlmZWU2LTM5YzUtYmU5ZC0wNWJjLTkyNzhlZTliOTUwYQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/32949</a>, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>66. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>VII. HÜKÜM </strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>B. Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>C. Başvurucunun diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>D. Kararın bir örneğinin, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2019/631, K.2020/109) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>E. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,</p>

<p>F. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p>G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/4/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p>​</p>

<p>​</p>

<p>​</p>

<p><strong>KARŞIOY </strong></p>

<p>Başvurucu, dernek üyeliği nedeniyle terör örgütüne yardım etme suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüş, Mahkememiz çoğunluğu tarafından başvurucunun, Anayasanın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği kabul edilmiştir. Aşağıda belirttiğim nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.</p>

<p>2014 yılında kurulan Batı (Rojava) Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, 22.11.2016 tarihli ve 29896 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 677 sayılı OHAL Kararnamesi ile devletin milli güvenliğine aykırı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek kapatılmıştır. Başvurucu olayların yaşandığı tarihte Dernek’te sayman olarak görev yapmaktadır. Başsavcılık tarafından düzenlenen iddianamede genel merkezi Diyarbakır’da olan Derneğin, PKK silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu ve terör amaçları doğrultusunda hareket ettiği, Derneğin yardım toplama izninin olmadığı ve 677 sayılı KHK ile kapatıldığı belirtilmiştir.</p>

<p>Yerel mahkeme gerekçeli kararında, başvurucunun derneğin yardım toplama faaliyetinde ve toplanan yardımların Diyarbakır iline nakli hususunda aktif görev aldığı, cep telefonunda terör örgütünü övücü, örgütsel içerikli müzik parçasının bulunduğunu belirtmiştir. Yargılamayı yapan Mahkemesi tüm dosya kapsamını nazara alarak, hukuk kurallarını nasıl uyguladığını ve yorumladığını, ayrıca takdir yetkisini gerekçelendirerek hüküm kurmuştur. Yerel Mahkemenin kararı istinaf ve temyiz kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir.</p>

<p>6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinde, bireysel başvurunun ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabileceği belirtilmiş olup, aynı Kanun’un 48. maddesinde, bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila 47. maddelerde öngörülen şartların taşınması gerektiği düzenlenmiştir. Yine, Kanun’un 48. maddesinde, Anayasa Mahkemesinin, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebileceği düzenlenmiştir. Buna göre, somut olayda başvurucunun bireysel başvurusunda yer alan iddiaları kanun yolu şikâyeti niteliğini haiz olup, bireysel başvuruda bu hususların değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle açıkça dayanaktan yoksun olan başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Yine Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi yargılamayı yapan derece mahkemelerinin görevidir. Anayasa Mahkemesinin görevi ise, derece mahkemelerinin yorumlarının açıkça keyfi veya bariz takdir hatası içerecek nitelikte olup olmadığını incelemektir. Yerel mahkeme somut olay bağlamında delilleri değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuştur. Yerel mahkemenin kararı gerekçeli olup, hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de mevcut değildir.</p>

<p>Bu nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td width="100%">
      <p>Üye</p>

      <p>Ömer ÇINAR</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202276824-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/yargi/anayasa-m4s.jpg" type="image/jpeg" length="16823"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2019/6030 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20196030-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20196030-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 24/2/2026 tarihli ve 2019/6030 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>GENEL KURUL</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>R.</strong> <strong>Ç.</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2019/6030)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 24/2/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 19/6/2026- 33285</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>GENEL KURUL </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkanvekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkanvekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Recai AKYEL</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Hüseyin Özgür SEVİMLİ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN KONUSU </strong></p>

<p>1. Başvuru, terör örgütü üyeliği suçundan verilen mahkûmiyet kararında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda başkaca temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiaları da bulunmaktadır.</p>

<p><strong>II. BAŞVURU SÜRECİ</strong></p>

<p>2. Başvuru 18/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>

<p>3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>4. Birinci Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından incelenmesine karar vermiştir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR </strong></p>

<p>5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:</p>

<p>6. Ergani Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında bireysel başvuru konusu olayların geçtiği tarihte lise öğretmeni olarak görev yapmakta olan başvurucunun da bulunduğu kişiler hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye oldukları şüphesiyle soruşturma başlatmıştır. Soruşturma kapsamında kolluk tarafından yapılan araştırmalar sonucunda başvurucunun kendi adına kayıtlı GSM hattı üzerinden ByLock programını kullandığına, Asya Katılım Bankası Anonim Şirketinde (Bank Asya) hesabı bulunup bu Bankanın çeşitli şubelerinde bankacılık işlemleri gerçekleştirdiğine, anılan örgütle irtibatı nedeniyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına (AKTİF EĞİTİM-SEN) üye ve sendikanın Ergani ilçe temsilcisi olduğuna dair tespitlerde bulunulmuştur.</p>

<p>7. Başvurucu; soruşturma evresinde alınan ifadelerinde AKTİF EĞİTİM-SEN'e memurların haklarını koruduğunu düşündüğü için herhangi bir yönlendirme olmadan üye olduğunu ancak bu Sendikanın hiçbir faaliyetine katılmadığını, Bank Asyayı faizsiz bankacılık nedeniyle tercih ettiğini, bu Bankadaki hesabını uzun süredir aktif olarak kullanmadığını, terör örgütüyle hiçbir bağlantısı olmadığını savunmuştur.</p>

<p>8. Soruşturmanın tamamlanması üzerine Ergani Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği fezleke doğrultusunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucu hakkında iddianame düzenlemiştir. Başsavcılık; iddianamede başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespit başta olmak üzere Bank Asya hesap hareketlerine, AKTİF EĞİTİM-SEN üyeliğine ve anılan örgütle irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten uzaklaştırılmasına dayanarak terör örgütüne üye olma suçunu işlediğini ileri sürmüştür.</p>

<p>9. Başvurucu hakkındaki yargılama Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmüştür. Mahkeme, duruşma hazırlığı işlemlerine dair 17/3/2017 tarihinde düzenlediği Tensip Tutanağı'nda -diğerlerinin yanı sıra- başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespite esas olan verilerin Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünden (KOM), GSM hattının kullanıldığı mobil cihazlara ait IMEI bilgilerinin de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) getirtilmesine karar vermiştir. BTK'dan gönderilen cevap yazısında hattın takılı olduğu mobil cihazların IMEI numaraları Mahkemeye bildirilmiştir.</p>

<p>10. Başvurucu; yargılamanın 23/6/2017 tarihli ilk celsesinde önceki savunmalarına ek olarak AKTİF EĞİTİM-SEN'in Ergani temsilciliği görevini yürütmediğini, ByLock tespiti yapılan GSM hattını kendisinin kullandığını ancak ByLock programından haberdar olmadığını ve bu programı kullanmadığını söylemiştir.</p>

<p>11. Celse arasında Mahkeme, başvurucunun kullandığı GSM hattına tanımlanan internet protokol (IP) numaraları ile ByLock programına ait IP numaraları arasındaki bağlantılara ilişkin CGNAT (HIS) kayıtlarının BTK'dan gönderilmesini kararlaştırmış; BTK anılan IP numaraları arasında yapılan bağlantılara dair CGNAT kayıtlarını dosyaya sunmuştur. Diğer yandan KOM, başvurucuyla ilişkilendirilen<i> 477264</i> user-ID numarasına ait ve bu numaraya bağlı olarak çözümlenen alt verileri içeren 16/6/2017 tarihli ByLock tespit ve değerlendirme tutanağını Mahkemeye göndermiştir. ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre söz konusu user-ID numarası ve bu numaraya bağlı olarak oluşturulan alt veriler şöyledir:</p>

<p>i. <i>"Kullanıcı Profil Bilgileri"</i> başlıklı kısımda bu user-ID'ye bağlı oluşturulan kullanıcı adı <i>"rmzn2143"</i>, şifre <i>"2340Er" </i>ve son çevrim içi olduğu tarihi "<i>19/2/2016"</i> dır.</p>

<p>ii. 477264 user-ID numarası başvurucu adına kayıtlı GSM hattı üzerinden kullanılmıştır. Tespit edilebilen ilk log tarihi <i>9/12/2015'</i>tir. Bu user-ID üzerinden aktif olarak yazışma/arama yapılmış, e-posta alınıp gönderilmiştir.</p>

<p>iii. Söz konusu user-ID numarasını arkadaş listesine (roster kayıtları) ekleyen ve gerçek kullanıcıların tespit edildiği belirtilen diğer ByLock kullanıcıları bu user-ID numarasına "<i>rmzn2143"</i> ve <i>"erganili Ramazan"</i> isimlerini vermiştir. Bu user-ID numarasının kendi roster kayıtlarına eklediği diğer user-ID numaralarının bazılarının da kullanıcıları tespit edilmiştir. Roster kayıtları içinde 352588 user-ID numarasını kullandığı belirlenen kişi G.Ç.dir.</p>

<p>iv. 477264 user-ID numarasının gerçek kullanıcıları tespit edilen/edilemeyen başka kişiler tarafından kurulan birden fazla gruba da üye olduğu, anılan gruplara katılan başka user-ID numaralarının bir kısmının da kimler tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir.</p>

<p>v. 477264 user-ID numaralı kullanıcı ile gerçek kimlik bilgileri tespit edilen/edilemeyen diğer ByLock user-ID numaraları arasında gerçekleşen aramalara dair kayıtlarla bu user-ID numarası ile ByLock kullanıldığı sırada oluşan IP bağlantılarına (log kayıtları) dair tablolar vardır.</p>

<p>12. Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü, anılan örgüte üye oldukları iddiasıyla haklarında ayrı soruşturma yürütülen F.D.nin 29/6/2017, H.Do.nun da 13/8/2017 tarihinde kollukta müdafilerinin de hazır bulunmasıyla ve şüpheli sıfatıyla alınan ifadelerine dair tutanaklarla kendilerine gösterilen fotoğraflar üzerinden yaptırılan teşhis işlemine dair tutanakları başvurucuyla ilgisi bulunduğundan bahisle celse arasında Mahkemeye göndermiştir. İfade ve teşhis tutanaklarına göre;</p>

<p>i. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan eden F.D. başvurucuyu örgüt içinde <i>Ergani ilçe abisi</i> olarak bildiğini, başvurucu hakkında başka bilgisi olmadığını beyan etmiştir.</p>

<p>ii. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan eden H.Do. 97084 user-ID numarası üzerinden ByLock programını kullandığını kabul etmiş; bu user-ID numarasına ait olup ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında yer alan veriler kendisine okunduğunda kendi kullandığı user-ID numarasının roster kayıtlarında yer alan 477264 user-ID numarasını başvurucunun kullandığını ve onun örgüt içinde<i>"Ergani ilçe abisi" </i>olduğunu söylemiştir.</p>

<p>iii. F.D. ve H.Do. kendilerine gösterilen fotoğraflar arasından başvurucuyu teşhis etmiştir.</p>

<p>13. Celse arasında dosyaya sunulan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtları ile F.D. ve H.Do.ya ait ifade tutanakları yargılamanın 25/10/2017 tarihli celsesinde başvurucuya okunmuştur. Başvurucu; ByLock programını kullanmadığına dair savunmasını tekrar ettikten sonra kendisiyle ilişkilendirilen 477264 user-ID numarasına dair roster kayıtlarında adı geçen G.Ç. ile kardeş olduklarını, bu kayıtlarda yer alan diğer kişilerin yanı sıra F.D. ile H.Do.yu tanımadığını, bu kişilerin suçlayıcı beyanlarını da kabul etmediğini belirtmiştir.</p>

<p>14. Yargılamanın 29/11/2017 tarihli son celsesinde başvurucu müdafii, H.Do.nun tanık olarak ifadesinin alınmasını talep etmiş; Mahkeme ise dosyanın geldiği aşama itibarıyla bu talebi reddetmiştir. Yargılama sonucunda Mahkeme, başvurucunun terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sonucuna ulaşmış; atılı suçtan başvurucu hakkında 7 yıl 6 ay hapis cezası vermiştir. Mahkûmiyet gerekçesi şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>DELİLLER : </i></p>

<p><i>1- İddia ve Sanığın Savunması: </i></p>

<p><i>2- </i><i>Bylock </i><i>Sorgu Tasnif Tutanakları: </i></p>

<p><i>Sanık R. Ç.'a ait olan </i> ... <i> İMEİ numaralı telefona takılı </i>...<i> numaralı GSM hattı ile uygulamaya, BTK'dan alınan cevabi yazısından da anlaşıldığı üzere Litvanya'da bulunan server bilgisayarına 04/03/2016 tarihine kadar ByLock sistemine giriş yaptığı tespit edilmiştir. </i></p>

<p><i>Kullanıcı ID numarası: 477264 Kullanıcı adı: 'rmzn2143' Şifre: '2340Er' olup, </i><i>Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı içerikleri incelendiğinde sanığa ait olan 477264 İd numarasını ekleyen şahısların sanığa 'mzn2143', 'erganili Ramazan' şeklinde isim verdiği ve kendi bylok listelerine bu şekil eklediği anlaşılmıştır. </i></p>

<p><i>3- </i><i>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 24/08/2017 tarih ve 29234571-401-01-01-2017.502315 sayılı cevabi yazısı ve ekinde bulunan CD, </i></p>

<p><i>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'dan alınan cevabi yazıya ekli CD içerisinde bulunan </i><i>HTS kayıtları incelendiğinde sanığın hem Bylock programının bulunduğu server bilgisayarına bağlantısına ilişkin olarak hem de telefon görüşmelerine ve data kullanımına ilişkin olarak baz istasyon kaydı verdiği anlaşılmıştır. </i></p>

<p><i>4- Nüfus ve Adli Sicil Kayıtları: </i></p>

<p><i>5- Dosya İçerisinde Bulunan Sair Belge ve Tutanaklar </i></p>

<p><i>... </i></p>

<p><i>Sanık FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetici/üyelerinin kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan ağ özelliğini bilerek (kasten), sisteme ancak şifre ile girilebilen dönemde bir çok kez kullandığı anlaşılmıştır. </i></p>

<p><i>... </i></p>

<p><i>Sanığın dahil olduğu örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğu, zira 15 Temmuz darbe girişiminde açıkça bu hususun alenileştiği, ancak daha önce de örgütün kendisine ait unsurları silah kullanma konusunda yönlendirdiğinin bilinen bir gerçek olduğu, kamu oyunda bilindiği üzere MİT tırlarının durdurulması olayında örgütün silahlı güçlerini kullandığı, bu yapının içerisinde yer alan sanığın yapılan toplantılarda sıkça dile getirildiği üzere örgütün sahip olduğu asker ve polis gücünü bildiği, bu gücün gerektiğinde silah kullanabileceğini de öngördüğü, özellikle MİT tırlarının durdurulması olayından sonra bu hususun yani örgütün silah kullanma konusundaki tavrının iyice açığa çıktığı, sanığın buna rağmen bu örgütün içerisinde yer aldığı, dolayısıyla dahil olduğu örgütün silahlı terör örgütü olduğunun anlaşılması verilecek olan cezalarda 3713 Sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca yapılacak olan 1/2 oranındaki arttırımın hukuki gerekçesi olmuştur. </i></p>

<p><i>Sanık; her ne kadar yukarıda bahsedildiği şekilde savunma yapıp, bylock kullanmadığını, FETÖ ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını belirterek suçlamayı kabul etmemişse de; </i></p>

<p><i>Yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim sisteminine bu özelliğini bilerek dahil olan ve bu sistemi bir çok kez kullanan, 15 Temmuz darbe girişimine kadar sözde meşruiyetini toplum nezdinde dini zemini, kamu otoritesi nezdinde ise hukuki zemini istismar ederek sağlayagelen örgütün, talimat ve haberleşmesinin tam bir örgütsel gizlilik ve kripto yöntemine dayanması ve tanık beyanı, arama, yakalama, el koyma tutanakları, Bylock sorgu tasnif tutanakları, BTİK'dan gelen sanığın kullandığını beyan ettiği </i>[...]<i> numaralı hatta ve hattın takılı olduğu cihazların bylock programının servis edildiği server bağlantısına ve hts kayıtlarına ilişkin cevabi yazılar hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmasına itibar edilememiş ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiştir. </i></p>

<p><i>Sanığın yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve örgütteki konumu itibariyle bu oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğu, sanığın örgüte bilinçli olarak katıldığı ve katılma sürecinden sonra eylemlerini sürdürdüğü, özellikle örgütün silahlı unsurlarının olduğunu bildiği, buna rağmen bu örgüte katılım gösterdiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlenmesi için şahsın illaki silah kullanmasının gerekmediği, örgütün silahlı örgüt olduğunu bilmesinin yeterli olduğu, sanığın da irtibat içerisinde kalarak bu hususları bildiği halde örgüte katılım gösterdiği, böylelikle üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek TCK'nın 314/2. maddesi, 3713 Sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca cezalandırılmasına, ancak verilen cezada sanığın yapmakta olduğu kamu görevinin niteliği ve örgütteki konumu, terör örgütünün haberleşme aracı olan Bylock programının sanık tarafından yoğun bir şekilde kullanmış olması göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılmasına </i>[karar verilmiştir.]<i>"</i></p>

<p>15. Başvurucu; ByLock programını örgütsel veya başka bir amaçla kullanmadığına, F.D. ile H.Do.nun Mahkeme huzuruna getirtilerek tanık sıfatıyla ifadelerinin alınması gerektiğine dair itirazlarını dile getirerek mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi (Daire) 3/4/2018 tarihli kararı ile başvurucunun istinaf talebini esastan reddetmiştir.</p>

<p>16. Başvurucu; diğerlerinin yanı sıra ByLock programını kullanmadığını, bu delilin güvenirlik açısından şüpheli olduğunu, F.D. ile H.Do.nun mahkeme huzurunda ve tanık sıfatıyla ifadelerinin alınması gerektiğini, içinde yer aldığı iddia edilen yapılanmanın terör örgütü olduğunu bildiğine dair değerlendirmelerin varsayımdan ibaret olduğunu, soruşturma evresinde gizlilik kararı alınması nedeniyle hakkındaki suçlamaya esas olan delillere ulaşamadığını ve bu delillere yönelik itirazlarını etkili şekilde ileri süremediğini, tutuklu kaldığı süreçte müdafii ile görüşmelerinin kısıtlandığını ileri sürerek Daire kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuş; (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesi 28/11/2018 tarihinde Daire kararını onamıştır.</p>

<p><strong>IV. İLGİLİ HUKUK </strong></p>

<p><strong>A. Ulusal Hukuk </strong></p>

<p><strong>1. Kanun Hükümleri </strong></p>

<p>17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun <i>"S</i><i>ilâhlı örgüt"</i> başlıklı 314. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. </i></p>

<p><i>(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. </i></p>

<p><i>..." </i></p>

<p>18. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun <i>"Terör tanımı"</i> başlıklı 1. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."</i></p>

<p>19. 3713 sayılı Kanun'un <i>"</i><i>Terör suçlusu</i><i>"</i> başlıklı 2. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur. </i></p>

<p><i>Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır."</i></p>

<p><strong>2. Yargıtay Kararları</strong></p>

<p>20. (Kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 25/6/2020 tarihli ve E.2019/11650, K.2020/3039 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"S</i><i>omut dosyada sanık </i>[S.nin]<i> kullandığını kabul ettiği </i>[...]<i> ID numaralı Bylock’ta sadece diğer sanık </i>[Ö.nün]<i> ekli olması ve yazışma içeriklerinin örgütsel nitelikte olmadığının anlaşılmasına rağmen hatalı değerlendirmeyle sanığın, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının kabul edilerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi</i> [kanuna aykırıdır.]"</p>

<p>21. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 30/9/2024 tarihli ve E.2022/3864, K.2024/11879 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesinin Ferhat Kara başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjkyYjkzMDM3LTc0ZjYtOWJkOS0xMDU5LWQ1MWVlNTYxOTIxYw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/15231</a> başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte,</i> <i>savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından 105485 User ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak görünen şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları ile </i><i>sanığın eşi </i>[H.A.nın]<i> yargılandığı d</i><i>ava dosyasının, yine iddianamede bir kısım beyanlarına yer verilen, kovuşturma aşamasında tanık sıfatı ile dinlenilen </i>[T.U.nun]<i> hazırlık aşaması ifade ve teşhis tutanaklarının getirtilip incelenerek, </i>[T.U.nun] b<i>eyanında geçen </i>[A.]<i> isimli kişinin sanık olup olmadığının da tespit edilerek, temyiz aşamasında geldiği anlaşılan Siirt Cumhuriyet Başsavcılığının </i>[...]<i> soruşturma numaralı dosyası içerisinde yer alan bilgi, belgelerin ve eşi ile adının geçtiği veri inceleme raporunun 5271 sayılı</i><i> CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılması, ilgili şahısların usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmelerinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken</i><i> eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.</i><i>"</i></p>

<p>22. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 31/10/2024 tarihli ve E.2022/7769, K.2024/12947 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"S</i><i>avunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi, </i></p>

<p><i>UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak sonucunda var ise bu araştırma kapsamında elde edilecek tüm delillerin CMK'nın </i><i>217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunması, sanığı</i><i>n söz konusu delillere ilişki beyanlarının alınması, var ise beyanda bulunan şahısların duruşmada tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, tespit edilen tüm delillerin karar yerinde tartışılması lüzumu</i><i>... </i>[bozmayı gerektirmiştir.]<i>"</i></p>

<p>23. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 19/11/2024 tarihli ve E.2022/6917, K.2024/14300 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında </i><i>roster</i><i> kayıtlarında ismi geçen şahısların kimlik bilgilerinin tespitine çalışılarak, bu suçtan sanık olup olmadıklarının, dosya sanığı ile ilgili beyanlarda bulunup bulunmadıklarının araştırılması ve var ise </i><i>dosyalarının</i><i> celp edilip incelenmesi ile tanık olarak duruşmaya çağrılıp dinlenilmeleri</i><i> sağlanarak</i> <i>5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi</i><i> uyarınca sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken</i><i> eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, </i></p>

<p><i>2- Temyiz aşamasında dosyaya gelen; Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporunda sanığın 'SAYV' olarak derecelendirildiği anlaşılmakla bahse konu raporda</i> [zümre başkanı H. ve öğretmen K.]<i> olarak kayıtlı olan şahısların</i><i> açık kimlik bilgilerinin tespiti ile haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılarak, soruşturma yürütüldüğünün tespit edilmesi durumunda söz konusu dosyaların getirtilip incelenmesi ve mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmelerinin sağlanılması ile</i> <i>UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığının araştırılması,</i><i> tespit edilmesi halinde</i><i> bu şahısların</i><i> usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri sağlanarak</i> <i>5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi</i><i> uyarınca sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken</i><i> eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, </i></p>

<p><i>3- </i><i>Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve talimat ile dinlenen tanık </i>[T.G.nin]<i> doğrudan aleni duruşmada sanıkların huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanunun 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasanın 36. maddeleri ile teminat altına alınan 'iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek' hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden;</i><i> tanığın dinlenilmesi için belirlenen günün sanık ve müdafine bildirilmeden, sanığın tanığı sorgulama hakkının engellenmesi suretiyle CMK 180/1 ve 181/1 maddelerindeki emredici hükümlere riayet edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde </i><i>CMK’nın 181/1 ve 210 uncu maddelerine muhalefet edilmesi</i> <i>... </i>[bozmayı gerektirmiştir.]<i>"</i></p>

<p>24. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 10/3/2025 tarihli ve E.2022/28880, K.2025/7321 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında,</i><i> sanığa ait ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında herhangi bir örgütsel içerik tespit edilemediği, ekli kişi olarak sadece bir hesap bulunduğu, programın okul dersleri konusunda haberleşmek için yurtdışında olduğu tespit edilen </i>[S.P.]<i> isimli kişinin kurduğu ve örgütsel amaçla kullanmadığı yönündeki savunmasının aksi ispatlanamayan, dosya içerisinde bunun </i><i>dışında bir delil bulunmayan sanığın, mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmaması karşısında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması... </i>[bozmayı gerektirmiştir.]<i>" </i></p>

<p>25. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17/3/2025 tarihli ve E.2022/15071, K.2025/8640 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında eşi </i>[M.E.]<i> dışında başka örgüt mensubu ekli bulunmayan ve herhangi örgütsel içerikli yazışma içeriği tespit edilemeyen, su</i><i>ç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı olmayan, kendi savunmasında da örgütsel herhangi bir sohbete katılmadığını ve örgüt içinde yer almadığını savunan, </i><i>UYAP'ta</i><i> oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında hakkında herhangi bir beyan yahut ifade bulunmayan sanığın </i><i>beraati</i><i> yerine mahkumiyetine karar verilmesi</i><i> ... </i>[bozmayı gerektirmiştir.]<i>" </i></p>

<p>26. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 21/4/2025 tarihli ve E.2022/19300, K.2025/12161 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında başka örgüt mensubu ekli bulunmayan ve herhangi örgütsel içerikli yazışma içeriği tespit edilemeyen, su</i><i>ç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı olmayan, kendi savunmasında da örgütsel herhangi bir sohbete katılmadığını ve örgüt içinde yer almadığını savunan, </i><i>UYAP'ta</i><i> oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında hakkında herhangi bir beyan yahut ifade bulunmayan sanığın </i><i>beraati</i><i> yerine mahkumiyetine karar verilmesi...</i> [bozmayı gerektirmiştir.]<i>"</i></p>

<p>27. ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında örgütsel içerik tespit edilemeyen kullanıcılar yönünden -somut olayın özelliğine göre- yapılması gerekli görülen araştırma ve inceleme işlemlerine ilişkin benzer yöndeki birçok karar arasından Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 30/10/2024 tarihli ve E.2022/6887, K.2024/12706; 31/10/2024 tarihli ve E.2022/13560, K.2024/12904; 4/11/2024 tarihli ve E.2022/8312, K.2024/13516; 5/11/2024 tarihli ve E.2022/8457, K.2024/13588; 25/11/2024 tarihli ve E.2024/17021, K.2024/15092; 28/11/2024 tarihli ve E.2022/15419, K.2024/15834; 6/1/2025 tarihli ve E.2022/28134, K.2025/427; 21/1/2025 tarihli ve E.2021/11306, K.2025/1891; 21/5/2025 tarihli ve E.2025/542, K.2025/15312 sayılı kararlarına bakılabilir.</p>

<p>28. (Kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/9/2017 tarihli ve E.2017/1823, K.2017/4870 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Dairemizin 24.04.2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilk derece kararında ve 14.07.2017 tarih 2017/1443 - 4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u yoğun biçimde kullandığı, yazışma içerikleri incelendiğinde örgüt içerisinde para toplamak ve toplantılar yapmak gibi faaliyetlerde bulunduğu, örgütsel gizlilik adına ayrıca Kakao isimli programı da kullandığı belirlenerek örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu kabul edilen sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA </i>[karar verildi.]<i>"</i></p>

<p>29. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 19/11/2024 tarihli ve E.2022/7236, K.2024/14303 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>ByLock kullanıcısı olduğu kesin delillerle tespit edilen, kod adı kullanan sanık hakkında; aşamalarda beyanları alınan tanıkların, FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde polis okulu öğrencisi abiliği yaparak sohbet toplantıları düzenlediğine ve örgüt içerisinde aktif faaliyet yürüttüğüne ilişkin ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; </i></p>

<p><i>... </i>[S]<i>anık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA... </i>[karar verildi.]<i>"</i></p>

<p>30. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 12/2/2025 tarihli ve E.2024/20610, K.2025/3943 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında yer alan sanığın gerçekleştirdiği örgütsel içerikteki mesajlaşmalar ve usulüne uygun olarak dinlenen tanıkların beyanları nazara alındığında; </i></p>

<p><i>...</i> [S]<i>anık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA </i>[karar verildi.]<i>"</i></p>

<p>31. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 21/4/2025 tarihli ve E.2023/1682, K.2025/11598 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, örgütsel içerikler bulunan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ve hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA... </i>[karar verildi.]<i>"</i></p>

<p>32. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13/5/2025 tarihli ve E.2022/21314, K.2025/14216 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>ByLock kullanıcısı olduğu dosyada yer alan ve örgütsel içerikler bulunduran ByLock tespit değerlendirme tutanağıyla tespit edilen sanığın faaliyetleri ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla; ... sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA... </i>[karar verildi.]<i>"</i></p>

<p>33. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 20/5/2025 tarihli ve E.2022/23340, K.2025/14964 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>Örgütün iletişim programı olan ByLock'ta örgütsel içerikli yazışmalar yaptığı görülen sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair kabulde ve verilen hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.</i><i>"</i></p>

<p>34. ByLock programının örgütsel iletişimin sağlanması amacıyla kullanıldığının mesaj içerikleri itibarıyla tespit edilmesi durumunda bu hususun terör örgütü üyeliği açısından belirleyici delil olarak değerlendirilmesine ilişkin birçok karar arasından Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 20/5/2025 tarihli ve E.2022/22009, K.2025/14978 sayılı ile 23/6/2025 tarihli ve E.2022/14013, K.2025/18271 sayılı kararlarına bakılabilir.</p>

<p><strong>B. Uluslararası Hukuk </strong></p>

<p><strong>1. Sözleşme Hükümleri </strong></p>

<p>35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan … bir mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…" </i></p>

<p><strong>2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı </strong></p>

<p>36. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan yapılan yargılama sonucunda ByLock programının kullanımına, örgütle bağlantılı sendika ile derneğe üye olunmasına ve Bank Asya hesap hareketlerine dayanılarak verilip kesinleşen mahkûmiyet kararı üzerine yapılan başvuruda verdiği <i>Yalçınkaya/Türkiye</i> ([BD], B. No: 15669/20, 26/9/2023) kararında belirleyici olarak ByLock delilinin kullanılmasını suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkı kapsamında ele almıştır.</p>

<p>37. AİHM, karara konu davada başvurucu hakkında mesaj veya e-posta yoluyla yapılan bir iletişimin belirlenemediği ByLock tespitinin mahkûmiyet kararı yönünden belirleyici delil olarak kabul edildiği sonucuna ulaşmıştır. Bu kabule göre ByLock deliline ilişkin olarak anılan kararda suçta ve cezada kanunilik ilkesi yönünden yaptığı değerlendirmelerde AİHM;</p>

<p>i. Başvurucunun terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyetinin 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrasına dayandığını belirtmiş, bu yasal çerçevenin bir kimsenin -gerektiğinde uygun hukuki danışmanlık alarak- hangi eylemlerin kendisini cezai olarak sorumlu kılacağını bilmesini sağlamak için yeterli hassasiyetle formüle edildiğini vurgulamıştır. Buna göre asıl meselenin iç hukukun gereklilikleri de gözönüne alındığında mahkûmiyetin yeterince öngörülebilir olup olmadığı olduğunu belirtmiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 245, 249, 254).</p>

<p>ii. Bu kapsamda mahkemelerin ilgili kanuna uymamasının veya belirli bir davada bu kanunu makul olmayan bir şekilde yorumlamasının ve uygulamasının da Sözleşme’nin 7. maddesinin ihlaline yol açabileceğine dikkati çekmiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§ 256).</p>

<p>iii. Ulusal hukuka göre terör örgütüne üye olma suçunun belirli bir kasıtla işlendiğini, Yargıtay kararlarında da terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyetin ancak sanığın faaliyetlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğuna dayalı olarak silahlı örgütle organik bağının tespit edilmesi, örgütün hiyerarşik yapısı içinde bilerek ve isteyerek hareket ettiğinin ve örgütün amaçlarını benimsediğinin ortaya konması hâlinde söz konusu olabileceğini açıklığa kavuşturduğunu belirtmiştir. Ayrıca Yargıtayın suçun manevi unsurunu <i>doğrudan kasıt ve suç işleme amacı veya hedefi</i> olarak belirlediğini, dolayısıyla bir örgüte katılan kişinin örgütün suç işleyen veya suç işlemeyi amaçlayan bir örgüt olduğunu bilmesi ve bu amacın gerçekleşmesi için özel bir niyeti olması gerektiğini ifade etmiştir. Terör örgütüne üye olma suçunun oluşması için örgütün faaliyetleriyle bağlantılı olarak ve örgütün amaçlarını gerçekleştirmek için fiilî bir suçun işlenmesi gerekmese de kişinin yine de örgütün fiilî varlığına veya güçlenmesine maddi ya da manevi somut bir katkıda bulunmuş olması gerektiğini vurgulamıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 247-249).</p>

<p>iv. ByLock'un sıradan bir ticari mesajlaşma uygulaması olmadığını ve kullanımının <i>prima facie </i>(ilk görünüşte) olarak FETÖ/PDY ile bir tür bağlantıya işaret edebileceğini kabul etmiştir. Bununla birlikte 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamında cezalandırılan fiilin iddia edildiği gibi sadece bir suç şebekesiyle bağlantı olmayıp kanunda belirtilen kurucu (maddi ve manevi) unsurlar temelinde tespit edildiği ölçüde <i>silahlı bir terör örgütüne üyelik</i> olduğunu belirtmiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 259, 260).</p>

<p>v. Somut olaya ilişkin olarak başvurucunun mahkûmiyetinin ByLock uygulamasını kullandığı iddiasından kaynaklandığını, ulusal mahkemelerin başvurucunun sendika ve dernek üyeliği ile Bank Asyadaki hesabına atıfta bulunmasına rağmen ilgili suçun tüm kurucu unsurlarının başvurucunun ByLock kullanmasına dayandığını, bunun terör örgütü üyeliğini ve özellikle de kişisel cezai sorumluluğunun tesis edilmesini sağlayan gerekli manevi bağı kurmak için tek başına yeterli kabul edildiğini belirtmiştir. ByLock kullanımına ilişkin tespitin delil değerinin ötesinde Yargıtay tarafından yorumlandığı şekliyle suçun maddi ve manevi unsurlarının varlığına ilişkin bireyselleştirilmiş bir tespitin yerini aldığı ve böylece 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrasının gerekliliklerini yerine getirmediği ve konuyu 7. maddenin alanına soktuğu kanaatine varmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§ 262).</p>

<p>vi. Bu bağlamda ilgili ulusal mahkemelerin kararlarında ByLock kullanımının başvurucunun FETÖ/PDY’nin cebir ve şiddet kullanarak terörist amaçlar taşıdığını bildiği sonucunu nasıl doğurduğuna, FETÖ/PDY’nin iradesine boyun eğdiğine, amaçlarını gerçekleştirmek için özel bir niyeti olduğuna ve hiyerarşisinin bir parçası olarak faaliyetlerine katıldığına veya ulusal hukukun gerektirdiği şekilde örgütün fiilî varlığına ya da güçlenmesine maddi veyahut manevi katkı sağladığına ilişkin anlamlı bir açıklama yapmadığına işaret etmiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§ 262).</p>

<p>vii. Ulusal mahkemelerin 5237 sayılı Kanun ile 3713 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerini geniş yorumlamak suretiyle ByLock kullanımının terör örgütü üyeliği anlamına geldiğini tespit ettiğini belirtmiştir. Ulusal hukuktaki suçun yasal tanımı kapsamında gerekli olan kastın varlığı tespit edilmeden ByLock kullanıcılarına etkili şekilde objektif sorumluluk yüklendiğini ifade etmiştir. Ulusal mahkemeler tarafından kanunun bu şekilde geniş ve öngörülemez şekilde yorumlanmasının suçun kurucu -özellikle de manevi- unsurlarını bir kenara bırakma ve bu suçu katı bir sorumluluk suçuna dönüştürme ve böylece iç hukukta açıkça belirtilen gerekliliklerden ayrılma etkisi yarattığı sonucuna varmıştır. Bu açıklamalar ışığında suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 271,272).</p>

<p>38. Söz konusu kararda adil yargılanma hakkı yönünden yaptığı değerlendirmelerde ise AİHM;</p>

<p>i. Hayatın her alanında dijitalleşmenin arttığı gözönünde bulundurulduğunda elektronik delillerin ceza yargılamalarında yaygın hâle geldiğini kabul etmiştir. Somut davada daha sonra yapacağı incelemeye halel getirmeksizin bir bireyin bir suç örgütü için özel olarak tasarlanmış ve münhasıran bu örgütün iç haberleşmesinde kullanılan şifreli bir mesajlaşma sistemini kullandığını kanıtlayan elektronik delillere başvurmanın organize suçlarla mücadelede çok önemli olabileceğini vurgulamıştır. Ayrıca elektronik delillerin geleneksel delil türlerinden pek çok açıdan farklı olduğunu, doğası gereği tahrip edilmeye, zarar görmeye, değiştirilmeye veya manipüle edilmeye daha yatkın olması nedeniyle farklı güvenilirlik sorunları ortaya çıkardığını kaydetmiştir. Bu bağlamda ayrıca ceza yargılamalarında test edilmemiş elektronik delillerin kullanılmasının bu tür delillerin toplanmasında uygulanan prosedür ve teknolojinin doğası gereği karmaşık olması dolayısıyla yargı açısından zorluklar içerebileceğini belirterek bu nedenle ulusal hâkimlerin bu delillerin gerçekliğini, doğruluğunu ve bütünlüğünü tespit etme kabiliyetinin azalabileceğini yinelemiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§ 312).</p>

<p>ii. Özellikle şifrelenmiş ve/veya hacim ya da kapsam bakımından çok büyük veriler söz konusu olduğunda elektronik delillerin ele alınmasının kolluk görevlilerini ve adli makamları hem soruşturma hem de kovuşturma evrelerinde ciddi pratik ve usuli zorluklarla karşı karşıya bırakabileceğini belirtmiştir. Bununla birlikte bu unsurların Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamındaki güvencelerin daha katı veya daha yumuşak bir şekilde farklı uygulanmasını gerektirmediğini vurgulamıştır. Usuli ve kurumsal güvenceler ile adil yargılamanın temel ilkeleri ışığında yargılamanın genel olarak hakkaniyete uygun olup olmadığını değerlendirmek durumunda olduğunu belirtmiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 312, 313).</p>

<p>iii. "<i>Delillerin Niteliği</i>" başlığı altında yaptığı inceleme sonucunda ulusal mahkemelerin başvurucu hakkındaki davada CGNAT verilerini tek başına değil ByLock sunucusundan elde edilen veriler ve HTS kayıtları ile birlikte değerlendirdiğini, bu ayrı veri setleri birlikte incelendiğinde verilerin başvurucunun ByLock uygulamasını kullandığını ortaya koyduğu sonucuna vardığını ifade etmiştir. Diğer yandan Millî İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilmesinden adli makamlara teslim edilmesine kadar ByLock verilerinin bütünlüğünü sağlamaya yönelik özel usuli güvencelerin bulunmadığını ve bu durumun da verilerin <i>niteliği</i> konusunda ilk bakışta şüphe uyandırdığını kabul etse de bu verilerin doğruluğunu sorgulamak için yeterli unsurları olmadığı değerlendirmesini yapmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§ 323).</p>

<p>iv. "<i>Başvurucunun Delillere İtiraz Edebilmesi</i>" başlığı altındaki incelemede ise başvurucunun dava dosyasında yer alan tüm ByLock raporlarına erişiminin olmasının bu raporların oluşturulduğu verilere erişim talep etme hakkı veya menfaati olmadığı anlamına gelmediğini belirtmiştir. Söz konusu ByLock verilerinin başvurucu hakkındaki ceza soruşturmasını tetiklediğini, dolayısıyla davada kritik önemi olduğunu, esasen bu verilerin sadece başvurucunun ByLock kullandığı iddiasına ilişkin bireyselleştirilmiş bilgilerin toplanmasına hizmet etmekle kalmadığını, aynı zamanda ByLock'un münhasıran örgütsel bir iletişim aracı olarak nitelendirilmesi için temel oluşturduğunu, böylece doğrudan başvurucunun mahkûmiyetine yol açtığını vurgulamıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 327, 328).</p>

<p>v. ByLock materyalinin potansiyel olarak başvurucunun kendisini aklamasına veya bu materyalin kabul edilebilirliğine, güvenilirliğine, eksiksizliğine veya delil değerine itiraz etmesine olanak tanıyabilecek unsurlar içerdiğinin gözardı edilemeyeceğini vurgulamıştır. ByLock sunucusundan elde edilen ham veriler başvurucuya açıklanmadığı için başvurucunun bu kanıtların bütünlüğünü ve güvenilirliğini ilk elden test edemediğini, bunlara atfedilen anlam ve öneme itiraz edemediğini ifade etmiştir. Bu durumun kural olarak ulusal mahkemelere bu konuları en kapsamlı incelemeye tabi tutma konusunda daha büyük bir sorumluluk yüklediğini ileri sürmüştür. Konuyu yerleşik içtihadı temelinde incelemiş, bu nedenle savunmaya yönelik zorlukların başvurucunun aleyhindeki delillere itiraz etme ve savunmasını etkili ve iddia makamıyla eşit şekilde yürütme fırsatına sahip olmasını sağlayan yeterli usuli güvencelerle dengelenmediği sonucuna varmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 329-331).</p>

<p>vi. Söz konusu kararda ulusal mahkemelerin ByLock’a ait ham verileri başvurucuya vermeme gerekçelerini sunmadıkları gibi başvurucunun verilerin içeriğinin ve bütünlüğünün doğrulanması için bağımsız bir inceleme talebine veya güvenilirliğine ilişkin endişelerine de yanıt vermediklerini açıklamıştır. Ayrıca başvurucuya şifresi çözülen ByLock materyalleri hakkında, özellikle de bu uygulama üzerindeki faaliyetlerinin niteliği ve içeriği hakkında bilgi edinme fırsatı da verilmediğini belirtmiştir. Bu hususun özellikle başvurucunun mahkûmiyetinde bu kanıtların baskın ağırlığı gözönüne alındığında savunma haklarının korunmasında önemli bir adım teşkil ettiğini vurgulamıştır. Bu eksiklikler nedeniyle savunmanın maruz kaldığı zorluğun yerel mahkemelerin ByLock deliline ilişkin inceleme eksiklikleriyle daha da arttığını dile getirmiştir. Mahkemelerin ByLock'un 5237 sayılı Kanun'un 314/2 maddesi anlamında FETÖ/PDY'nin üyesi olmayan biri tarafından kullanılmadığının ve kullanılamayacağının nasıl tespit edildiğini yeterince açıklamadığını ifade etmiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 332-340).</p>

<p>vii. Ulusal mahkemelerin başvurucunun özel ve ilgili taleplerine ve itirazlarına cevap vermemesinin savunma argümanlarına karşı duyarsız kaldıkları ve başvurucunun gerçekten <i>dinlenmediği</i> konusunda meşru bir şüphe uyandırdığını ileri sürmüştür. Usulüne uygun olarak gerekçelendirilmiş kararların adaletin düzgün şekilde yerine getirilmesi açısından taşıdığı önem gözönünde bulundurulduğunda mahkemelerin davanın merkezinde yer alan hayati konulardaki sessizliğinin başvurucunun mahkemelerin tespitlerine ve ceza yargılamasının<i> sadece şekil açısından</i> yürütüldüğüne ilişkin haklı endişelerini de beraberinde getirdiği kanaatine varmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§ 341).</p>

<p>viii. Bu tür elektronik delillerin prensipte terörizm veya diğer organize suçlarla mücadelede çok önemli olabileceğini kabul etmekle birlikte bu delillerin ulusal mahkemeler tarafından adil yargılamanın temel ilkelerini zedeleyecek şekilde kullanılamayacağını vurgulamıştır. Mevcut davadaki eksikliklerin demokratik bir toplumda mahkemelerin kamuoyunda uyandırması gereken güveni sarsıcı ve yargılamanın adilliğini ihlal edici etkilere sahip olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle başvurucu hakkındaki ceza yargılamasının hakkaniyete uygun bir yargılamanın gereklilikleriyle uyuşmadığı değerlendirmesinde bulunmuştur. (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 344-346).</p>

<p>39. AİHM, <i>Yalçınkaya/Türkiye</i> kararında yer verdiği değerlendirmeler doğrultusunda, benzer nitelikteki ByLock tespitleri yönünden <i>Demirhan ve diğerleri/Türkiye</i> (B. No: 1595/20, 22/7/2025) kararında da suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.</p>

<p><strong>V. İNCELEME VE GEREKÇE </strong></p>

<p>40. Anayasa Mahkemesinin 24/2/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p><strong>1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü </strong></p>

<p>41. Başvurucu, başta ByLock programının örgütsel iletişimi sağlamak amacıyla kullanıldığına dair yargılama makamları tarafından mahkûmiyet kararına dayanak alınan delillere ve yapılan değerlendirmelere karşın davanın esasına etkili olarak ileri sürdüğü itirazlarının karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>42. Bakanlık görüşünde, konuya ilişkin yargısal içtihatlara değinilerek ihlal iddialarının anılan içtihatlar ve somut olayın kendine özgü koşulları birlikte ele alınarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p><strong>2. Değerlendirme </strong></p>

<p>43. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." </i></p>

<p>44. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”</i></p>

<p>45. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.</p>

<p><strong>a. Kabul Edilebilirlik Yönünden </strong></p>

<p>46. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.</p>

<p><strong>b. Esas Yönünden </strong></p>

<p><strong>i. Genel İlkeler</strong></p>

<p>47. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. <i>Sencer Başat ve diğerleri </i>[GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmYwODI0MTM0LWNiNTUtYWU2Mi05ODc1LTA2NWQzYTYyZmU5Mg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2013/7800</a>, 18/6/2014, §§ 31, 34).</p>

<p>48. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz.<i> Mehmet Yavuz</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmIxYjQ0YWFlLTRiMWUtZTNmZi0wODE1LTI2NDBlZTBjYzU0Ng&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2013/2995</a>, 20/2/2014, § 51).</p>

<p><strong>ii. İlkelerin Olaya Uygulanması </strong></p>

<p>49. Başvurucu; Bank Asya hesap hareketleri, örgütle iltisaklı sendikaya üye olması ve belirli kurumlarda çalışması nedenleriyle mahkûmiyet kararı verildiğini ileri sürmüş ise de hakkındaki mahkeme kararının içeriği gözönüne alındığında mahkûmiyetin ve temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin başvurucunun CGNAT kayıtları ve ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı doğrultusunda ByLock programı üzerinde <i>477264</i> user-ID numarası alıp bu numaraya bağlı alt veriler oluşturmak suretiyle anılan ağa dâhil olduğuna ve bu programı yoğun olarak kullandığına dair tespitlere dayandığı anlaşılmıştır. Kararda, başvurucunun kullandığı belirtilen ByLock programına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede bu programın FETÖ/PDY'nin haberleşme ağı olduğu ve bu yapılanma tarafından geliştirilip kullanıldığı, programın özellikleri itibarıyla bunu kullananların örgütle bağlantısının bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 14).</p>

<p>50. Anayasa Mahkemesi <i>Ferhat Kara</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjkyYjkzMDM3LTc0ZjYtOWJkOS0xMDU5LWQ1MWVlNTYxOTIxYw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/15231</a>, 4/6/2020) kararında<i> “yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkûmiyete dayanak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini tamamen etkisiz hâle getiren ve açıkça keyfî bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla ByLock'un mahkûmiyette tek veya belirleyici delil olarak kullanılmasına ilişkin iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu”</i>nu değerlendirmiştir (<i>Ferhat Kara, </i>§ 161).</p>

<p>51. Anayasa Mahkemesi, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ve onu destekleyen diğer veriler doğrultusunda ByLock programının kullanıldığına dair tespitin terör örgütü üyesi olma suçu açısından verilen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak değerlendirilmesini <i>Adnan Şen</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjVhMGU5YjgwLTgyOGQtYmU3Zi1kODY0LTYwMjczNjNhZmJlNA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/8903</a>, 15/4/2021) kararında <i>suçta ve cezada kanunilik ilkesi</i> açısından ele almıştır. Bu kararda Anayasa Mahkemesi <i>ByLock programını kullanma</i> şeklinde gerçekleşen faaliyetin örgütsel nitelikte olduğuna, başvurucunun örgüt içi iletişimin sağlanması amacıyla FETÖ/PDY mensuplarının kullanımına sunulan ByLock programını örgütsel amaçla kullandığına, dolayısıyla başvurucunun bu oluşumun suç işlemek amacında olduğunun bilincinde olduğuna dair adli makamlarca yapılan yorumların kanun koyucunun yasak olarak belirlediği fiilin kapsamını suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı olacak şekilde genişletmediğini, örgüt üyeliğine ilişkin kuralın özüyle çelişmediğini ve öngörülebilir olduğunu, atılı suçun unsurları netleştirilirken öngörülebilir ve suçun mahiyetine uygun olma konusunda özen gösterildiğini değerlendirmiş ve ihlal olmadığı sonucuna ulaşmıştır (<i>Adnan Şen</i>, § 121).</p>

<p>52. Bununla birlikte AİHM, Anayasa Mahkemesinin <i>Ferhat Kara </i>ve<i> Adnan Şen</i> kararlarından sonraki süreçte verdiği <i>Yalçınkaya/Türkiye</i> kararında, ulusal mahkemelerin mevzuat hükümlerini geniş ve öngörülemez bir şekilde yorumlayarak ByLock kullanımının terör örgütü üyeliği anlamına geldiğini tespit ettiklerini değerlendirmiş; bu bağlamda ulusal hukuktaki suçun yasal tanımı kapsamında gerekli olan kastın varlığı ayrıca tespit edilmeksizin ByLock programını kullanan kişilere doğrudan ve etkili şekilde objektif sorumluluk yüklendiği kanaatine varmıştır. Dolayısıyla AİHM, bu durumun suçun özellikle de manevi unsurlarının oluşup oluşmadığını değerlendirme gereği duyulmaksızın terör örgütü üyesi olma suçunu katı bir sorumluluk suçuna dönüştürme ve böylece iç hukukta açıkça belirtilen gerekliliklerden ayrılma etkisi yarattığı sonucuna varmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 271, 272).</p>

<p>53. Yargıtay özellikle AİHM'in <i>Yalçınkaya/Türkiye</i> kararından sonraki tarihlerde verdiği kararlarda, örgütsel yazışma içeriği tespit edilemeyen sanıkların ByLock programını örgütsel iletişim amacıyla kullanıp kullanmadıklarının ve örgüt yapılanmasına dâhil olup olmadıklarının hukuki bir kesinlik içinde ortaya konulabilmesi için -somut olayın özelliğine göre ve ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'na yansıyan verilere yönelik olarak- yapılması gerekli görülen araştırma işlemlerini güncel ve istikrarlı içtihatlarında belirlemiştir (bkz. §§ 21-23, 27).</p>

<p>54. Bu çerçevede Yargıtayın anılan kararlarında, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre sanığı arkadaş listesine ekleyen, sanığın kendi listesine eklediği veya irtibatlı olduğu (roster kayıtları) -kimlik bilgileri belirlenebilmiş olan- diğer ByLock kullanıcıları hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığının araştırılması, varsa bu kişilerin sanıkla ilgili aşamalarda verdikleri tüm ifadelerin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca gerekli görülmesi hâlinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde (UYAP) araştırma yapılarak sanık hakkında verilmiş herhangi bir ifade bulunup bulunmadığının da belirlenmesi, varsa bu ifade tutanaklarının onaylı örneklerinin getirilerek duruşmada 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunması, aynı Kanun'un 210. maddesi kapsamında tek veya belirleyici ifade yahut beyan sahiplerinin duruşmada tanık sıfatıyla dinlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği de ifade edilmiştir.</p>

<p>55. Nitekim terör örgütü üyeliği suçu açısından Anayasa Mahkemesi de <i>Ali Bayram İskender</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjQwZjI5M2M1LWZmN2MtNDNiNS1hY2E0LWMyN2ViNjAyNzg3NA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/31370</a>, 25/9/2025) kararında, başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespitin terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak kabul edildiği somut olayda, kişilerin <i>örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının </i>belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların yerine getirilmediği kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi; anılan kararda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiasının kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğu ancak yargı makamları tarafından bu iddia hakkında somut bir değerlendirmede bulunulmadığı, bu eksikliğin kanun yolu incelemeleri sırasında da telafi edilmediği kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu nedenle başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığını değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır (<i>Ali Bayram İskender</i>, §§ 47-58).</p>

<p>56. Somut olayda Mahkemece başvurucunun ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtları doğrultusunda ByLock programını yoğun olarak kullandığı sonucuna ulaşılmışsa da mahkûmiyet kararının yanı sıra Daire ve Yargıtayın kararlarında da ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında yer alan yazışma ve e-posta verilerinin örgütsel nitelikte olup olmadığına, dolayısıyla bu programın örgütsel iletişimi sağlamak amacıyla kullanılıp kullanılmadığına dair herhangi bir değerlendirmede bulunulmamıştır (bkz. §§ 14-16). Öte yandan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağındaki roster kayıtlarında bulunan veya bu user-ID numarasının irtibatlı olduğu belirlenen diğer ByLock kullanıcılarının birçoğunun kimlik bilgileri de tespit edildiği hâlde, Yargıtayın ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nda yer alan verilere ve UYAP araştırmalarına ilişkin uygulamaları dikkate alındığında anılan kararlarda belirtilen araştırmalar da Mahkemece yapılmamıştır (Yargıtayın araştırılması gerektiğini değerlendirdiği hususlar yönünden bkz. §§ 21-23, 27). Nitekim Anayasa Mahkemesi de <i>Ferhat Kara</i> kararında somut olayın kendine özgü koşullarının kişilerin ByLock kullanımına yönelik itirazlarının ayrı ve açık yanıt verilmesini gerektirdiği durumlarda -Yargıtay kararlarında öngörülen- gerekli araştırma ve incelemelerin yapılması gerektiği sonucuna ulaşmıştır (<i>Ferhat Kara, </i>§ 157; gerekçeli karar hakkı yönünden bkz. <i>Yunus Usluer</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmVmNjVjMjFkLTEwYjgtOWY1Ni0wZGJiLTc2ZjNjOGZkYTRhMw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/38137</a>, 10/5/2022; §§ 40-44; <i>Nagehan Özgül</i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmJiNDEyMDg2LWU4YWEtMGU3My1lOGQ5LTNkZGY1YjlkMTcwNg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/38165</a>, 15/6/2022, §§ 45-48; silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden bkz. <i>Esra Saraç Arslan </i>[GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmVjOWM2OGQyLWVkYzItY2RlMi03ODRiLWM1MjZhZmZiZWM1ZA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2019/10514</a>, 28/12/2022, §§ 55-60; <i>Sabri Yılmaz</i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmQxZGM1ZjUwLTlkY2QtNGE1Mi1mY2IyLWM0YWE0ODgwNjc0Mg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/11960</a>, 30/3/2022, § 49; <i>Oğuzhan Aksoy</i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjYzOTdjZGU4LWRiYjItZThlNy04NWQyLWQ1YWFiYzA3MjI4NQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/37293</a>, 13/9/2022, §§ 66-68; <i>Harun Evren</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjMyMzVhYWNkLTFmZmMtMGFmNi1mMmQ3LWQ5MmIyYzc2MzczMw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/17037</a>, 13/4/2022, §§ 40-44; <i>Y.Y. </i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjAyNDRiNDM3LWFiODctODA0OC0xY2U0LWE0YjU5Zjk1NDA1Yg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/22966</a>, 19/10/2022, §§ 36-38).</p>

<p>57. Dolayısıyla mahkûmiyet gerekçesi ile Yargıtayın gelinen aşamadaki güncel uygulamaları dikkate alındığında kişilerin <i>örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının </i>belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların somut olayda yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiası kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğu hâlde Mahkemece bu iddia hakkında somut bir değerlendirmede bulunulmadığı, istinaf ve temyiz incelemesi sırasında da bu eksikliğin telafi edilmediği görülmüştür. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığı anlaşılmıştır.</p>

<p>58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.</p>

<p>59. Başvurucu ayrıca terör örgütüne üye olma suçuyla ilgili olarak yapılan yargısal yorumların öngörülebilir olmaması ve suç oluşturmayan bazı eylemlerin mahkûmiyete esas alınması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, aleyhinde ifade veren tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmemesi nedeniyle de adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuç ve uygun görülen giderime göre suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetler hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığına karar vermek gerekir.</p>

<p><strong>B. </strong><strong>Kamu Görevinden Çıkarılma Nedeniyle Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>60. Başvurucunun kamu görevinden çıkarılması nedeniyle çalışma hakkı kapsamında ileri sürmekle birlikte özel hayata saygı hakkı yönünden incelenen ihlal iddiasına ilişkin olarak aynı konuda daha sonradan yaptığı bireysel başvuruda Birinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından 1/10/2025 tarihli ve 2022/96970 başvuru numaralı kararla başvurunun özel hayata saygı hakkı yönünden diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildiği anlaşıldığından aynı konudaki başvurusunun <i>Mehmet</i> <i>Satıcıoğlu</i> <i>(2)</i> ([1. B.], B. No:<a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmY4Yjg3M2M5LWFmOWUtMWJmMy0yOWIyLWM3ZjE2YmFjOWNlMw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/11339</a>, 14/11/2018) ve <i>Mehmet</i> <i>Murat</i> <i>Dalkuş</i> ([1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjliZjBkOTZmLTg1YzUtNjcwYS05YjNiLTIyMGRmYjk2MzA0YQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2021/29292</a>, 13/2/2024, §§ 8-11) kararları doğrultusunda <i>mükerrer başvuru olması</i> nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>C. Diğer İhlal İddiaları</strong></p>

<p>61. Başvurucunun;</p>

<p>i. Suç isnadına bağlı tutulduğu muhakeme süreci itibarıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının <i>Mehmet</i> <i>Emin</i> <i>Kılıç</i> ([2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmRmNWJmNDJjLTBkNmEtNWM4MC1kZTNiLWZhNWU2OTNmNDhiNA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2013/5267</a>, 7/3/2014, §§ 19-32) ve <i>Mehmet</i> <i>Şimşek</i> ([1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmQxNDkwZDcwLTAwODAtNWEzYy0yODBmLWFiMzYyZTc4YmMzMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/10953</a>, 22/7/2020) kararları doğrultusunda <i>süre aşımı nedeniyle,</i></p>

<p>ii. UYAP kayıtlarına göre Ergani Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/8/2016 tarihli ve 2016/507 D. İş sayılı kararı ile başvurucunun mal varlığına yönelik verilen elkoyma kararının Hâkimliğin 29/12/2016 tarihli ve 2016/971 D. İş sayılı kararı ile kaldırıldığı anlaşıldığından tutuklandıktan sonra mal varlığı değerleri üzerine tedbir konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının <i>Hikmet</i> <i>Balabanoğlu</i> ([2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjI2MjBhNDM3LTNmNzctNWYzNy1iYTNhLTlmZGI1NmE0ZGZiOA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2012/1334</a>, 17/9/2013, § 24) kararı doğrultusunda <i>açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,</i></p>

<p>iii. Ceza infaz kurumunda kaldığı süreçte diğer hükümlülere tanınan telefon ile haberleşme ve görüş haklarından yararlandırılmaması nedeniyle haberleşme hürriyetinin yanı sıra özel hayata ve aile hayatına saygı haklarıyla bağlantılı ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının da ilgili yargısal yollar tüketilmeden bireysel başvuruda bulunulması nedeniyle <i>Süleyman</i> <i>Araç</i> ([2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmQyYzI1Nzg2LTU2NDAtY2IwNS04NjdiLWJlMzc5MjJlNDBmMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2015/7985</a>, 20/9/2018) kararı, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının <i>Veysi Ado</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjUyZjQwYjViLWE0MDAtMTQ5YS1hZmNjLTJiMWVlNjQxYTdjNw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2022/100837</a>, 27/4/2023) ve <i>Ahmet Kartalkuş</i> ([2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjk3OGNkNzc4LTVhMmYtNmNhNC0xZjc3LTQxODE3YjNlYjM4Mw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2019/39635</a>, 19/3/2024, §§ 25-42) kararları doğrultusunda <i>başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, </i></p>

<p>iv. Darbe girişimi sonrasında hâkim ve Cumhuriyet savcıları üzerinde baskı kurulması, ceza infaz kurumunda görevli Cumhuriyet savcısının etkin pişmanlıktan faydalanması hususunda kendisine telkinde bulunması ve Mahkemenin FETÖ/PDY'ye ilişkin davalarda yargılanan kişiler aleyhine ön yargılı davrandığına dair kamuoyunda yoğun bir algı bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, duruşmaların kısa sürmesi, savunmasını rahat ve yeterli şekilde hazırlayıp yapmasının engellenmesi nedeniyle savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının, sonradan kurulan özel mahkemelerde ve olağanüstü hâl sürecinde yargılanması, kendisiyle benzer durumda olan farklı kişilerin FETÖ/PDY'ye ilişkin yargılamadan muaf tutulmaları nedeniyle adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ve muhakeme süreci itibarıyla kendisiyle birlikte ailesinin de yıpratılıp toplumdan dışlanması nedeniyle de özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin temellendirmeksizin soyut şekilde ileri sürdüğü iddialarının <i>Cemal Günsel</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjc0ODJmM2VlLTY0MTItOTllNi0zMjAyLWU5YjUwMGM5YTBiZA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2016/12900</a>, 12/1/2021) kararı doğrultusunda <i>açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,</i></p>

<p>v. Müdafii ile serbestçe görüşmesinin engellenmesi ve görüşme sırasında görevlinin hazır bulundurulması nedeniyle müdafiden yararlanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının <i>Orhan</i> <i>Patarya</i> ([GK] B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmMwZTdhZGRmLTEwZTktY2FkNi01ZWNhLTFmOTFmYjlkY2E1NQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2019/42695</a>, 20/5/2021) kararı, ByLock verilerinin elde edilme usulü yönünden hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının <i>Özlem Yıldırım</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmMwYzhhMzNmLTlhZGEtZTY5ZS1jZGZlLTE5ZTZiNDU5YjNkYg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2022/73725</a>, 28/12/2022, §§ 30-33) kararı doğrultusunda <i>açıkça dayanaktan yoksun olması </i>nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>VI. GİDERİM </strong></p>

<p>62. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>63. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjcxYTU0Nzc3LTdiNjAtYzdhYi1mNzVjLWMwZmJmM2Y2NjUyMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/8875</a>, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2) </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmY1NTk2NGNmLTFjNjctMmU2Yy01ZDA2LTg5ZGJiYTc3YTE2Yw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2016/12506</a>, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmMyNjlmZWU2LTM5YzUtYmU5ZC0wNWJjLTkyNzhlZTliOTUwYQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/32949</a>, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>64. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da -Mahkemece hüküm kurulmadan önce dosyaya sunulan diğer delillerle hükmün kurulmasından sonra başvurucu hakkında dosyaya giren yeni deliller de dâhil olmak üzere- delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p>65. Başvurucu; maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin; ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından da manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>VII. HÜKÜM </strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>2. Kamu görevinden çıkarılma nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia bakımından başvurunun <i>mükerrer başvuru</i> olması nedeniyle REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>3. Diğer ihlal iddialarının <i>kabul edilebilirlik kriterlerini</i> karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>B. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>C. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/275, K.2017/543) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 24/2/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p>​</p>

<p>​</p>

<p>​</p>

<p><strong>KARŞIOY </strong></p>

<p>Başvurucu, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş, Mahkememiz çoğunluğu tarafından, başvurucunun Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği kabul edilmiştir. Aşağıda belirttiğim nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.</p>

<p>Başvurucu olayların gerçekleştiği tarihte öğretmen olarak görev yapmaktadır. Başvurucuya iddianameye konu eylemler ve dosya kapsamı hakkında bilgi verilmiş ve savunması alınmıştır. Dosya kapsamında BTK’ya yazılan müzekkere ile ByLock programını kullanıp kullanmadığı sorulmuş, BTK tarafından CGNAT kayıtları gönderilmiş ve EGM-KOM tarafından başvurucu ile ilişkilendirilen 477… user ID numarasına ait alt verileri içeren ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı dosyaya sunulmuştur. Söz konusu kayıtlara göre 477… user ID numarasının başvurucu adına kayıtlı GSM hattı üzerinden kullanıldığı, tespit edilen ilk log tarihinin 9.12.2015 tarihi olduğu, bu user ID üzerinden aktif olarak yazışma/arama yapıldığı ve e posta alınıp gönderildiği tespit edilmiştir. Diğer ByLock kullanıcılarının başvurucuya “r….2143” ve “Erganili R….” İsmini verdikleri belirtilmiştir.</p>

<p>Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğünde müdafilerinin hazır bulunmasıyla ifadesi alınan ve etkin pişmanlıktan yararlanan F.D., başvurucuyu teşhis etmiş ve örgüt içerisinde “Ergani ilçe abisi” olarak bildiğini beyan etmiştir. Yine etkin pişmanlıktan faydalanan H.Do, başvurucuyu teşhis etmiş, kendi kullandığı user-ID numarasının roster kayıtlarında 477… user-ID numarasını başvurucunun kullandığını ve onun örgüt içinde “Ergani ilçe abisi” olduğunu beyan etmiştir. Emniyet Müdürlüğü bu tutanakları başvurucunun yargılandığı mahkemeye göndermiştir.</p>

<p>Yargılamada başvurucuya esas hakkında mütalaaya savunma imkânı tanınmış ve başvurucunun savunması sonrasında hüküm verilmiştir. Yargılamayı yapan Ağır Ceza Mahkemesi tüm dosya kapsamını nazara alarak, hukuk kurallarını nasıl uyguladığını ve yorumladığını, ayrıca takdir yetkisini gerekçelendirerek hüküm kurmuştur. Yerel Mahkemenin kararı istinaf ve temyiz kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir.</p>

<p>6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinde, bireysel başvurunun ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabileceği belirtilmiş olup, aynı Kanun’un 48. maddesinde, bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila 47. maddelerde öngörülen şartların taşınması gerektiği düzenlenmiştir. Yine, Kanun’un 48. maddesinde, Anayasa Mahkemesinin, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebileceği düzenlenmiştir. Buna göre, somut olayda başvurucunun bireysel başvurusunda yer alan iddiaları kanun yolu şikâyeti niteliğini haiz olup, bireysel başvuruda bu hususların değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle açıkça dayanaktan yoksun olan başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, Aydın Yavuz ve Diğerleri başvurusunda (<i>Başvuru Numarası: 2016/22169, Karar Tarihi: 20/6/2017, R.G. Tarih ve Sayı: 30/6/2017-30110</i>) darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaya ilişkin olarak FETÖ/PDY örgütünün özellikleri hakkında kapsamlı açıklamalara yer vermiştir. Söz konusu kararda Millî Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 20/7/2016 tarihli toplantısında darbe girişiminin değerlendirildiği, FETÖ/PDY’nin başlangıçta özellikle din ve eğitim alanında faaliyet göstererek toplumda meşruiyet kazanmaya çalıştığı, FETÖ/PDY’nin bünyesinde bulunan ışık (talebe) evleri, okullar, yurtlar ve dershaneler aracılığıyla ulaştığı gençleri amaçları doğrultusunda yetiştirdiği ve bu kişilerin yapılanmanın insan kaynağını oluşturduğu, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla milleti ve devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı, yetkili makamlar tarafından yapılan çok sayıda sözlü ve yazılı açıklamada genel olarak, darbe teşebbüsünün Fetullah Gülen'in talimatı ile başlatıldığı ve onun onayladığı plan doğrultusunda TSK içinde yuvalanmış FETÖ/PDY mensupları, örgüt yöneticisi konumundaki kamu görevlileri, siviller ile polis ve jandarma içine sızmış FETÖ/PDY üyeleri tarafından icra edildiği belirtilmiştir. Söz konusu kararda, FETÖ/PDY terör örgütünün ortaya çıkması ve toplumda meşruiyet kazanmasındaki en önemli unsur, eğitim faaliyetleri olarak belirtilmiştir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi’nin aynı kararında (Aydın Yavuz ve Diğerleri Başvurusu), yetkili makamlarca ve soruşturma mercilerince 15 Temmuz darbe teşebbüsünün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'ye ilişkin olarak özellikle son yıllarda yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda bu yapılanmanın özelliklerine ve faaliyetlerine ilişkin birçok tespit ve değerlendirmeye yer verilerek, özetle; FETÖ/PDY'nin yöneticileri ve üyelerinin, faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttüğü ve gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandığı, gizlilik anlayışı, devlet yönetimi bakımından önemli görülen TSK, yargı, emniyet ve mülki idare birimlerinde ayrı bir titizlikle uygulandığı, FETÖ/PDY'nin gerçek amacının devleti ele geçirmek olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Yine Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi yargılamayı yapan derece mahkemelerinin görevidir. Anayasa Mahkemesinin görevi ise, derece mahkemelerinin yorumlarının açıkça keyfi veya bariz takdir hatası içerecek nitelikte olup olmadığını incelemektir. Başvurucu hakkında terör örgütü üyeliğinin sübut bulduğunu kabul eden yerel mahkeme somut olay bağlamında ByLock kullanımını ve diğer delilleri değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuştur. Yerel mahkemenin kararı gerekçeli olup, hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de mevcut değildir.</p>

<p>Bu nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.</p>

<p>Üye</p>

<p>Ömer ÇINAR</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20196030-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymf.jpg" type="image/jpeg" length="46899"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="61349"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="32111"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20733"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="63645"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35561"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="79547"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="82819"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62292"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="65666"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="92350"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="39448"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="73058"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="13286"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="62392"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="67306"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="55967"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="30049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="84967"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="36798"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
