<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 29 Jul 2026 01:49:27 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kıymetli Maden Standartları ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2023/1)’de Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kiymetli-maden-standartlari-ve-rafinerileri-hakkinda-teblig-teblig-no-20231de-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kiymetli-maden-standartlari-ve-rafinerileri-hakkinda-teblig-teblig-no-20231de-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıymetli Maden Standartları ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2023/1)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2026/1), 29 Temmuz 2026 Tarihli ve 33324 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>KIYMETLİ MADEN STANDARTLARI VE RAFİNERİLERİ HAKKINDA TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2023/1)’DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/1)</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 23/2/2023 tarihli ve 32113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kıymetli Maden Standartları ve Rafinerileri Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2023/1)’in 6 ncı maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“(2) Birebir fiziki karşılığı Darphane veya Borsa nezdinde saklanan belirli bir saflık derecesinde ve ağırlıkta işlenmemiş kıymetli madenin, Borsa üyeleri arasında transferine imkân sağlayan, dağıtık defter teknolojisi altyapısına sahip bir sistem üzerinden 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında sermaye piyasası aracı veya sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlayan kripto varlık ya da platformlarda işlem gören kripto varlık olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlık niteliğindeki dijital kıymetli madene 6362 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren merkezi takas kuruluşları tarafından dönüştürülmesi ve bunların Borsada işlem görmesi için Bakanlığın uygun görüşünün alınması zorunludur.</p>

<p>(3) İkinci fıkranın uygulanmasına ve kayıtların tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın uygun görüşü alınarak Borsa tarafından yapılacak düzenlemelerle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Tebliğe aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Kıymetli maden takip sistemi</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla, geçici 1 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında Bakanlığa başvuruda bulunan ve başvuru değerlendirme süreci devam eden Türkiye’de yerleşik tüzel kişilerin 17 nci madde uyarınca KMTS kapsamında üretim yapması zorunludur.</p>

<p>(2) Birinci fıkra uyarınca KMTS kapsamında üretim yapması zorunlu olan rafineriler tarafından bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren 1 ay içerisinde KMTS kayıt işlemleri için Darphaneye başvurması zorunludur.</p>

<p>(3) Birinci fıkra uyarınca KMTS kapsamında üretim yapması zorunlu olan rafinerilerce, KMTS kayıt işlemlerinin Darphane tarafından onaylanmasını müteakip 1 ay içerisinde, KMTS kayıt tarihinden önce üretilen ve satışı gerçekleştirilmemiş standart işlenmemiş kıymetli madenler ve basılı kıymetli madenlerin 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında KMTS’ye kaydının yapılması zorunludur.</p>

<p>Geçiş hükümleri</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 3- (1) Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla gayri maddi varlık niteliğindeki dijital kıymetli madenlere dönüştürülmüş olan varlıkların Borsada işlem görmesi için Bakanlığın uygun görüşü aranır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kiymetli-maden-standartlari-ve-rafinerileri-hakkinda-teblig-teblig-no-20231de-degisiklik</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/hazine-ve-maliye-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="91011"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FUTBOL MENAJERİ HİÇBİR İŞLEM YAPMADAN ÜCRETE HAK KAZANABİLİR Mİ?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/futbol-menajeri-hicbir-islem-yapmadan-ucrete-hak-kazanabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/futbol-menajeri-hicbir-islem-yapmadan-ucrete-hak-kazanabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Münhasırlık Kaydı, Futbolcunun Bağımsız Sözleşme Yapma Hakkı ve Erken Fesih]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Profesyonel futbol sektöründe menajerler; futbolcuların kulüplerle temas kurması, sözleşme görüşmelerinin yürütülmesi, transfer seçeneklerinin değerlendirilmesi ve kariyer planlamasının yapılması bakımından önemli bir işlev üstlenmektedir. Bununla birlikte menajerlik sözleşmelerinin uygulamada çoğunlukla münhasır şekilde düzenlenmesi, menajerin fiilî katkısı bulunmayan işlemlerden de ücret talep edip edemeyeceği sorununu ortaya çıkarmaktadır.</p>

<p>Uyuşmazlık özellikle, menajerin sözleşme süresi boyunca herhangi bir kulüple görüşmediği, futbolcuya teklif getirmediği veya sözleşme müzakeresine katılmadığı; buna karşılık futbolcunun kendi imkânlarıyla bir kulüp bularak profesyonel futbolcu sözleşmesi imzaladığı hâllerde belirginleşmektedir. Bu durumda menajer, yalnızca yürürlükteki münhasır menajerlik sözleşmesine dayanarak futbolcunun elde ettiği gelir üzerinden komisyon, cezai şart veya tazminat talep edebilecek midir?</p>

<p>Bu sorunun yalnızca sözleşmeye bağlılık ilkesi üzerinden cevaplandırılması mümkün değildir. Menajerin hangi hizmetleri üstlendiği, ücretin hangi edimin karşılığı olarak kararlaştırıldığı, bu edimlerin fiilen yerine getirilip getirilmediği ve menajerin faaliyetleri ile futbolcunun imzaladığı sözleşme arasında uygun bir illiyet bağı bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Ayrıca menajerin hizmet ücreti ile münhasırlığın ihlalinden veya sözleşmenin haklı neden olmaksızın sona erdirilmesinden kaynaklanabilecek cezai şart ve tazminat talepleri birbirinden ayrılmalıdır. Hizmet ücreti, kural olarak yerine getirilmiş bir edimin karşılığıdır. Tazminat ise sözleşmeye aykırılık nedeniyle meydana gelen ve ayrıca ispatlanması gereken zararın giderilmesine yöneliktir.</p>

<p>Bu çalışmada futbol menajerinin fiilî katkısı bulunmayan işlemlerden ücret talep edip edemeyeceği; 5894 sayılı Kanun, TFF Futbol Menajerleri Talimatı, Türk Borçlar Kanunu hükümleri ile TFF Tahkim Kurulu ve CAS kararları çerçevesinde incelenecektir. Özellikle futbolcunun kendi adına hareket etmesi ile münhasır menajerini devre dışı bırakarak başka bir menajerden hizmet alması arasındaki hukuki farklılık üzerinde durulacaktır.</p>

<p><strong>I. FUTBOL MENAJERLİĞİ SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ ÇERÇEVESİ</strong></p>

<p>Futbol menajerliği ilişkisi, 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un Ek 2. maddesi ile Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Menajerleri Talimatı’nda özel olarak düzenlenmiştir.</p>

<p>5894 sayılı Kanun’a göre futbolcu ile menajer arasında imzalanacak sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde yapılması ve en fazla iki yıl süreli olması zorunludur. Menajerlik sözleşmesinde menajerlik faaliyetinin kapsamı, bundan kaynaklanan ücret, ödeme koşulları, menajerin edimleri ve fesih hükümleri açıkça gösterilmelidir.[1]</p>

<p>TFF Futbol Menajerleri Talimatı da sözleşmede menajerlik faaliyetinin kapsamı, ücret, ödeme koşulları, menajerin edimleri ve sözleşmenin sona ermesine ilişkin hükümlerin bulunmasını zorunlu tutmaktadır.[2]</p>

<p>Bu düzenlemeler, menajere yalnızca genel ve içeriği belirsiz bir temsil yetkisi verilmesinin yeterli olmadığını göstermektedir. Menajerin hangi hizmetleri vermeyi üstlendiği ve futbolcunun hangi hizmet karşılığında ücret ödeyeceği belirlenebilir olmalıdır.</p>

<p>Dolayısıyla menajerin ücret talebi incelenirken ilk soru yalnızca sözleşmenin yürürlükte olup olmadığı değil, talep edilen ücretin sözleşmede hangi hizmetin karşılığı olarak düzenlendiğidir.</p>

<p>Sözleşmenin bulunması menajerlik ilişkisinin hukuki temelini oluşturur. Ancak sözleşmenin varlığı, kararlaştırılan hizmetlerin yerine getirildiğini kendiliğinden göstermez. Kural olarak ücretin doğumu için sözleşmede tanımlanan ve ücrete bağlanan hizmetin ifa edilmiş olması gerekir.</p>

<p><strong>II. MENAJERLİK SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ ÜCRETİN ŞARTLARINI ETKİLER</strong></p>

<p>Futbol menajerliği sözleşmesinin her durumda yalnızca simsarlık, vekâlet veya hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Sözleşmenin hukuki niteliği, menajerin üstlendiği somut edimlere göre belirlenmelidir.</p>

<p>Menajer yalnızca futbolcunun bir kulüple profesyonel sözleşme kurmasına aracılık etmeyi üstlenmişse ilişki, Türk Borçlar Kanunu’nun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen simsarlık sözleşmesine yaklaşır.</p>

<p>Simsarlık sözleşmesinde simsar, taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânını hazırlamayı veya sözleşmenin kurulmasına aracılık etmeyi üstlenir. TBK m.521 uyarınca simsar, kural olarak ancak faaliyeti sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır.[3]</p>

<p>Bu ücret modelinde yalnızca futbolcunun bir kulüple sözleşme imzalaması yeterli değildir. Menajerin faaliyeti ile kurulan sözleşme arasında uygun bir illiyet bağı bulunmalıdır. Kulüp, futbolcuya menajerden tamamen bağımsız şekilde ulaşmış ve menajer sözleşmenin kurulmasına hiçbir katkı sunmamışsa aracılık faaliyetine dayalı başarı ücretinin koşulları oluşmaz.</p>

<p>Buna karşılık menajerlik sözleşmesi yalnızca transfer aracılığından ibaret olmayabilir. Menajer; kariyer planlaması, futbolcunun kulüplere tanıtılması, gelen tekliflerin değerlendirilmesi, sözleşme müzakeresi, iletişim yönetimi veya sürekli danışmanlık gibi farklı edimler üstlenebilir.</p>

<p>Bu durumda sözleşme, vekâlet ve sürekli iş görme unsurları da taşıyabilir. Menajerin ücrete hak kazanması da yalnızca transferin gerçekleşip gerçekleşmediğine göre değil, ücretin bağlı bulunduğu somut edime göre belirlenir.</p>

<p>Örneğin ücret yalnızca profesyonel futbolcu sözleşmesinin kurulmasına bağlı bir komisyon olarak düzenlenmişse menajerin transfer sürecine katkısı aranır. Buna karşılık sözleşmede transferden bağımsız ve sürekli bir danışmanlık hizmeti açıkça tanımlanmışsa, transfer gerçekleşmese bile gerçekten ifa edilen danışmanlık hizmetinin karşılığı doğabilir.</p>

<p>Ancak “danışmanlık ücreti” başlığının kullanılması tek başına ücret hakkı yaratmaz. Menajerin hangi danışmanlık hizmetlerini verdiğini gösterebilmesi gerekir. Ayrıca TFF’ye bildirilen sözleşmenin dışında, taraflara veya üçüncü kişilere doğrudan ya da dolaylı menfaat sağlayan görünüşteki ek işlemler aracılığıyla kanuni ücret sınırlamalarının ve bildirim yükümlülüklerinin dolanılması mümkün değildir.[4]</p>

<p>Bu nedenle her uyuşmazlıkta ücretin adı değil, hangi edimin karşılığı olduğu ve bu edimin yerine getirilip getirilmediği araştırılmalıdır.</p>

<p><strong>III. MENAJERİN HİZMET ÜCRETİNE HAK KAZANMASININ ŞARTLARI</strong></p>

<p><strong>A. Hizmetin sözleşmede önceden belirlenmiş olması</strong></p>

<p>TFF Futbol Menajerleri Talimatı’na göre menajer, yalnızca ücretin menajerlik sözleşmesinde önceden belirtilen hizmetlere karşılık gelmesi ve menajerlik hizmetinin ifa edildiği tarihte sözleşmenin yürürlükte bulunması hâlinde ücrete hak kazanabilir.[5]</p>

<p>Buna göre menajerin talep ettiği bedelin hangi hizmetin karşılığı olduğu sözleşmeden anlaşılmalıdır.</p>

<p>“Futbolcu, sözleşme süresince imzaladığı bütün sözleşmelerden menajere belirli bir oranda ücret öder.” şeklindeki bir hüküm, menajerin hangi faaliyeti üstlendiğini tek başına açıklamaz. Böyle bir düzenlemenin geçerliliği ve kapsamı değerlendirilirken sözleşmenin bütünü, menajerin edimleri ve Talimat’ın emredici hükümleri birlikte ele alınmalıdır.</p>

<p>Menajerin yükümlülükleri belirsiz bırakılırken futbolcunun ücret ve cezai şart borçlarının ayrıntılı ve ağır şekilde düzenlenmesi, sözleşmesel dengeyi de tartışmalı hâle getirir. Özellikle menajer tarafından önceden hazırlanarak futbolcuya sunulan standart sözleşmelerde TBK m.20-25 hükümleri uyarınca genel işlem koşulları denetimi gündeme gelebilir.</p>

<p><strong>B. Kararlaştırılan hizmetin fiilen yerine getirilmiş olması</strong></p>

<p>Talimat, ücret hakkını sözleşmede önceden belirtilen hizmetlere ve bu hizmetlerin ifasına bağlamaktadır.</p>

<p>Bu nedenle menajerlik sözleşmesinin noterlikçe düzenlenmiş olması, menajerin ücret talep edebilmesi için gerekli olsa da tek başına yeterli değildir. Menajer, talebine dayanak olan hizmeti yerine getirdiğini de ortaya koymalıdır.</p>

<p>Bununla birlikte “hizmet” kavramı yalnızca sözleşmenin imzalandığı anda masada bulunmak şeklinde dar yorumlanmamalıdır. Menajerin futbolcuyu kulübe önermesi, ilk teması kurması, görüntü ve performans verilerini göndermesi, kulübün ilgilenmesini sağlaması veya görüşmeleri başlatması da sözleşmenin kurulmasına katkı sağlayabilir.</p>

<p>Belirleyici olan, yapılan faaliyetin niteliği ve sonradan kurulan profesyonel futbolcu sözleşmesi üzerindeki etkisidir.</p>

<p>Menajerin tek bir e-posta göndermiş olması her durumda yeterli olmayacağı gibi, nihai imzada yer almaması da her durumda ücret hakkını ortadan kaldırmaz. Menajer görüşmeleri başlatmış ve futbolcu daha sonra menajeri devre dışı bırakarak aynı süreci sonuçlandırmışsa, menajerin faaliyeti ile kurulan sözleşme arasındaki bağlantı devam ediyor olabilir.</p>

<p>Buna karşılık futbolcunun kulübü kendi imkânlarıyla bulduğu, kulübün futbolcuya bağımsız olarak ulaştığı ve menajerin bu ilişkiye herhangi bir katkı sunmadığı ispatlanırsa başarı komisyonunun maddi temeli bulunmaz.</p>

<p><strong>C. Faaliyet ile kurulan sözleşme arasında illiyet bağının bulunması</strong></p>

<p>Ücretin transferin veya profesyonel futbolcu sözleşmesinin gerçekleşmesine bağlandığı durumlarda menajerin faaliyeti ile sözleşmenin kurulması arasında uygun illiyet bağı aranmalıdır.</p>

<p>Bu bağ yalnızca kronolojik bir ilişki değildir. Menajerin sözleşme süresince herhangi bir kulüple görüşmüş olması, futbolcunun daha sonra tamamen başka bir kulüple bağımsız şekilde imzaladığı sözleşmeden ücret alması için yeterli olmaz.</p>

<p>Menajerin faaliyeti, en azından kurulan sözleşmenin ortaya çıkmasına etkili olmalıdır.</p>

<p>İlliyet bağı bulunmadığında hizmet ücreti talep edilemez. Ancak bu sonuç, futbolcunun başka bir sözleşmesel yükümlülüğü ihlal etmesi hâlinde menajerin hiçbir talepte bulunamayacağı anlamına gelmez. Başka bir menajerle çalışma yasağının ihlal edilmesi veya sözleşmenin haklı neden olmaksızın feshedilmesi, hizmet ücretinden ayrı olarak sözleşmeye aykırılık ve zarar hükümlerini gündeme getirebilir.</p>

<p><strong>IV. MÜNHASIRLIK KAYDININ SINIRLARI</strong></p>

<p>Münhasırlık kaydı, futbolcunun belirli bir süre içerisinde aynı hizmet alanında başka bir menajeri yetkilendirmemesini amaçlar. Fakat münhasırlık ile futbolcunun kendi adına hareket etme hakkı birbirinden ayrılmalıdır.</p>

<p>TFF Futbol Menajerleri Talimatı, temsil edilen kişinin bir menajerin aracılığı olmadan sözleşme müzakeresinde bulunabileceğini ve işlemi sonuçlandırabileceğini açıkça kabul etmektedir.[6]</p>

<p>Talimat ayrıca; futbolcunun menajerin katılımı olmaksızın bağımsız şekilde sözleşme müzakere etme ve akdetme yetkisini sınırlayan veya futbolcunun bağımsız hareket etmesi hâlinde cezai şart, tazminat ya da benzeri bir ödeme yapmasını öngören sözleşme hükümlerini geçersiz saymaktadır.[7]</p>

<p>Bu düzenleme karşısında münhasırlığın iki farklı görünümü ayrıştırılmalıdır.</p>

<p><strong>A. Futbolcunun kendi başına hareket etmesi</strong></p>

<p>Futbolcu; mevcut kulübüyle olan profesyonel sözleşmesinden, koruma döneminden ve transfer mevzuatından kaynaklanan sınırlamalar saklı kalmak üzere, başka bir menajerden hizmet almaksızın kendi adına müzakere yürütebilir ve sözleşme imzalayabilir.</p>

<p>Başka bir ifadeyle TFF Futbol Menajerleri Talimatı, futbolcuya mevcut sözleşmesini veya transfer kurallarını ihlal etme yetkisi vermemekte; yalnızca sözleşme müzakerelerinde menajer kullanma zorunluluğu bulunmadığını kabul etmektedir.</p>

<p>Futbolcunun bu hakkını yasaklayan veya futbolcunun sırf bağımsız işlem yapması nedeniyle menajere ücret, cezai şart ya da tazminat ödemesini öngören hükümler geçersizdir.</p>

<p>Dolayısıyla menajerin hiçbir katkısı bulunmayan ve futbolcunun kendi imkânlarıyla kurduğu sözleşmeden yalnızca münhasırlık kaydına dayanılarak otomatik komisyon talep edilmesi mümkün değildir.</p>

<p>Sözleşmede bu ödemenin “hizmet ücreti”, “cezai şart”, “götürü tazminat” veya başka bir adla düzenlenmesi sonucu değiştirmez. Hukuki nitelendirmede hükme verilen isim değil, hükmün işlevi esas alınır.</p>

<p>Bir düzenleme gerçekte futbolcunun kendi adına işlem yapma hakkını ekonomik yaptırıma bağlamakta ise Talimat m.7/11 kapsamındaki geçersizlik denetimine tabi olur.</p>

<p><strong>B. Futbolcunun başka bir menajeri devreye sokması</strong></p>

<p>Futbolcunun kendi başına hareket etmesi ile başka bir menajerden hizmet alması aynı değildir.</p>

<p>Geçerli bir münhasır menajerlik sözleşmesine rağmen başka bir menajerin yetkilendirilmesi, sözleşmeye aykırılık oluşturabilir. Böyle bir durumda ilk menajer; geçerli bir cezai şart düzenlemesi bulunuyorsa bunun şartlarının oluştuğunu, cezai şart bulunmuyorsa sözleşmeye aykırılık nedeniyle somut bir zarara uğradığını veya kendi faaliyetinin kurulan sözleşmeye etkili olduğunu ileri sürüyorsa illiyet bağını ispatlamalıdır.</p>

<p>Ancak başka bir menajerin kullanılmış olması dahi ilk menajere otomatik olarak yeni sözleşmenin bütün komisyonunu kazandırmaz. Hizmet ücreti ile münhasırlığın ihlalinden doğan yaptırım birbirinden ayrılmalıdır.</p>

<p>Talep edilen bedel; sözleşmenin ekonomik yapısı, menajerin gerçekleştirdiği faaliyetler, futbolcunun davranışı ve TBK m.179-182’deki ceza koşuluna ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirebilir.[8]</p>

<p><strong>V. SÖZLEŞMENİN ERKEN FESHİ VE TAZMİNAT</strong></p>

<p>TFF Futbol Menajerleri Talimatı’na göre menajerlik sözleşmesi haklı sebebin varlığı hâlinde derhâl feshedilebilir. Haklı sebep olmaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, diğer tarafın zararını tazmin etmekle yükümlüdür.[9]</p>

<p>Haklı sebep, sözleşmenin sürdürülmesinin dürüstlük kuralı ve iyiniyet ilkesi çerçevesinde taraftan makul şekilde beklenemeyeceği durumlarda ortaya çıkar.</p>

<p>Menajerin futbolcuya uygun bir kulüp bulamaması tek başına haklı fesih sebebi sayılmamalıdır. Menajer, sözleşmede açıkça sonuç taahhüdünde bulunmadıkça transferin gerçekleşmesini garanti etmez. Piyasa koşulları, futbolcunun performansı, yaşı ve kulüplerin sportif tercihleri menajerin kontrolü dışında olabilir.</p>

<p>Buna karşılık menajerin sözleşmede açıkça üstlendiği edimleri uzun süre yerine getirmemesi, futbolcuyla iletişim kurmaması, hiçbir kulüple temas sağlamaması veya kendisinden beklenen özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal etmesi haklı sebep oluşturabilir.</p>

<p>Burada menajerin istenen sonucu sağlayamaması ile hiçbir faaliyet göstermemesi birbirinden ayrılmalıdır. Sonuç gerçekleşmemiş olsa bile menajer özenli ve sürekli bir faaliyet yürütmüş olabilir. Tersine, sözleşmenin kâğıt üzerinde yürürlükte bulunması menajerin kendi edimlerini yerine getirdiğini göstermez.</p>

<p>Futbolcu sözleşmeyi haklı sebep olmaksızın süresinden önce sona erdirirse menajer zararının giderilmesini talep edebilir. Ancak bu talep, sözleşmenin kalan döneminde gerçekleşme ihtimali bulunan bütün varsayımsal transfer komisyonlarının kazanılmış ücret olarak kabul edilmesi sonucunu doğurmaz.</p>

<p>Menajer zararını ve sözleşmeye aykırılık ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispatlamalıdır. Devam eden ve sonuçlanmaya yaklaşmış somut bir kulüp görüşmesinin fesih nedeniyle kesilmesi ile ortada hiçbir görüşme yokken gelecekte transfer yapılabileceği varsayımı aynı değildir.</p>

<p>Yoksun kalınan kârın hesaplanmasında TBK m.50-51 uyarınca olayların olağan akışı, kazancın gerçekleşme ihtimali ve somut olayın özellikleri değerlendirilmelidir. Belirsiz, uzak ve spekülatif kazanç ihtimalleri tam ücret tutarında tazminata dönüştürülemez.[10]</p>

<p><strong>VI. SÖZLEŞME SONA ERDİKTEN SONRA ÜCRET DEVAM EDEBİLİR Mİ?</strong></p>

<p>Menajerlik sözleşmesinin sona ermesi, daha önce usulüne uygun olarak kazanılmış bütün ücret haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.</p>

<p>TFF Futbol Menajerleri Talimatı’na göre futbolcu ile kulüp arasındaki sözleşme, menajerlik sözleşmesinden daha uzun süreliyse; futbolcunun açıkça kabul etmesi ve bunun menajerlik sözleşmesinde yer alması şartıyla menajerlik sözleşmesi sona erdikten sonra da hizmet ücreti ödenebilir.[11]</p>

<p>Burada sona erme sonrasında ödenen ücret, menajerin sözleşme bittikten sonra hiçbir hizmet vermeden yeni bir hak kazanması değildir. Ücret, menajerlik sözleşmesi yürürlükteyken verilen hizmet ve müzakere edilen profesyonel futbolcu sözleşmesi nedeniyle doğmuştur; yalnızca ödeme dönemi sonraya uzanmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle sona erme sonrası ücret ile menajerin hiç katılmadığı yeni bir transferden ücret istemesi birbirine karıştırılmamalıdır.</p>

<p>Talimat ayrıca bazı durumlarda menajerin, müzakeresine katıldığı sözleşmeden kaynaklanan henüz vadesi gelmemiş ücretini alma hakkını kaybedeceğini düzenlemektedir.[12] Bu hükümler, ücret hakkının yalnızca menajerlik sözleşmesinin yürürlükte bulunmasına değil; hangi sözleşmenin müzakere edildiğine, futbolcuya fiilen ödeme yapılıp yapılmadığına ve Talimat’ta belirtilen diğer koşullara bağlı olduğunu göstermektedir.</p>

<p><strong>VII. İSPAT YÜKÜ VE DELİLLER</strong></p>

<p>Menajerin ücret talep ettiği uyuşmazlıkta noterlikçe düzenlenen menajerlik sözleşmesini sunması başlangıç noktasıdır; fakat tek başına yeterli değildir.</p>

<p>Menajer kural olarak; geçerli ve yürürlükte bulunan menajerlik sözleşmesini, ücretin hangi hizmet karşılığında kararlaştırıldığını, bu hizmeti fiilen yerine getirdiğini, başarıya bağlı ücrette faaliyetinin kurulan sözleşmeye etkisini ve talep edilen ücretin miktarı ile hesaplama yöntemini ispatlamalıdır.[13]</p>

<p>Kulüplere gönderilen e-postalar, mesajlaşmalar, futbolcu tanıtım dosyaları, kulüp yetkilileriyle yapılan görüşmeler, hazırlanan sözleşme taslakları, toplantı kayıtları ve transfer belgeleri menajerin faaliyetini gösterebilir.</p>

<p>Menajerin adının profesyonel futbolcu sözleşmesinde bulunması önemli bir delildir. Bununla birlikte tek başına kesin sonuç doğurmaz. Adın bulunması fiilî katkının varlığına, bulunmaması ise katkının yokluğuna dair diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Futbolcu sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğini ileri sürüyorsa, bu iddiasının dayanağı olan vakıaları ispatlamalıdır. Cevapsız bırakılan yazışmalar, uzun süre devam eden faaliyetsizlik, yerine getirilmeyen açık yükümlülükler ve yapılan bildirimler bu bakımdan önem taşır.</p>

<p>Futbolcunun kulübü kendi imkânlarıyla bulduğunu ileri sürmesi hâlinde ise kulübün futbolcuya nasıl ulaştığı, görüşmeleri kimin yürüttüğü ve başka bir menajerin sürece katılıp katılmadığı belirlenmelidir.</p>

<p><strong>VIII. TFF VE CAS KARARLARI IŞIĞINDA MÜNHASIRLIK</strong></p>

<p><strong>A. TFF Tahkim Kurulunun 2022/433 sayılı kararı</strong></p>

<p>TFF Tahkim Kurulunun E.2022/307, K.2022/433 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta menajer, yürürlükte bulunan münhasır menajerlik sözleşmesine rağmen futbolcunun kendisini devre dışı bırakarak başka bir kulübe transfer olduğunu ve bu nedenle menajerlik ücretine hak kazandığını ileri sürmüştür.</p>

<p>Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun menajerin talebini reddeden kararı, Tahkim Kurulu tarafından onanmıştır.[14]</p>

<p>Kararın sonucu, somut olayda münhasırlık iddiasının tek başına transfer geliri üzerinden tam komisyon talebinin kabulü için yeterli görülmediğini göstermektedir.</p>

<p>Bununla birlikte karar, münhasırlığın hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı şeklinde yorumlanmamalıdır. Geçerli bir cezai şart veya somut zarar talebi bulunuyorsa bunlar, hizmet ücretinden bağımsız olarak ayrıca değerlendirilir.</p>

<p><strong>B. TFF Tahkim Kurulunun 2022/434 sayılı kararı</strong></p>

<p>TFF Tahkim Kurulunun E.2022/310, K.2022/434 sayılı kararında ise sözleşmede standart münhasırlık kaydının ötesine geçen özel bir hüküm bulunmaktadır. Sözleşmede menajerin, futbolcunun imzaladığı ancak menajerin müzakerelerine katılmadığı veya imza sırasında bulunmadığı sözleşmelerden de ücret alacağı düzenlenmiştir.</p>

<p>Tahkim Kurulu, menajerlik ücret alacağı yönünden Uyuşmazlık Çözüm Kurulu kararını kaldırarak menajer lehine ücret alacağına hükmetmiş; futbolcunun cezai şarta ilişkin itirazını ise reddetmiştir.[15]</p>

<p>Bu karar ile 2022/433 sayılı karar aynı hukuki sonucun örnekleri değildir. İlk kararda salt münhasırlık iddiası menajerin talebinin kabulü için yeterli olmamış; ikinci kararda ise menajerin katılmadığı işlemleri de açıkça kapsayan özel sözleşme hükmü belirleyici olmuştur.</p>

<p>Ancak her iki karar da yürürlükteki Haziran 2025 tarihli TFF Futbol Menajerleri Talimatı’ndan önce verilmiştir. Güncel Talimat, futbolcunun menajerin katılımı olmaksızın bağımsız sözleşme yapma hakkını sınırlayan veya bu hakkın kullanılması hâlinde cezai şart, tazminat ve benzeri ödeme öngören hükümleri açıkça geçersiz saymaktadır.</p>

<p>Bu nedenle 2022/434 sayılı karardaki sözleşme serbestisi yaklaşımının, güncel Talimat’ın m.7/10-11 hükümleri dikkate alınmaksızın bugünkü uyuşmazlıklara aynen uygulanması mümkün değildir.</p>

<p><strong>C. CAS 2017/A/5374 sayılı kararı</strong></p>

<p>CAS 2017/A/5374 sayılı uyuşmazlıkta futbolcu ile menajer arasındaki sözleşme, menajere dünya çapındaki transfer faaliyetlerinde münhasır yetki vermekte; futbolcunun başka kişilerin veya kendisinin yardımıyla sözleşme imzalamasını sınırlandırmakta ve ihlal hâlinde yüzde on beş oranında ödeme öngörmekteydi.</p>

<p>Futbolcu, menajerin katılımı bulunmadan bir kulüple sözleşme imzalamıştır.</p>

<p>CAS, genel kural olarak menajerin faaliyetinin futbolcu sözleşmesinin kurulmasına nedensel katkı sağlaması gerektiğini; menajerin katılmadığı bir işlem nedeniyle komisyon talep edebilmesi için ise bu sonucu öngören hükmün açık ve tereddütsüz olması gerektiğini kabul etmiştir.</p>

<p>CAS ayrıca futbolcunun kendi adına hareket etmesinin bütünüyle yasaklanamayacağını ve hiçbir futbolcunun menajer kullanmaya zorlanamayacağını belirtmiştir. Bununla birlikte somut sözleşmedeki mali yaptırımı, sözleşmeye bağlılık ilkesi çerçevesinde uygulamıştır.[16]</p>

<p>Kararda talep edilen bedelin hesabı bakımından da önemli bir sınır çizilmiştir. CAS, menajerin alacağını futbolcunun sözleşmede yazılı bütün varsayımsal geliri üzerinden değil, futbolcunun fiilen elde ettiği gelir üzerinden değerlendirmiştir. Futbolcunun gerçekte kazanmadığı tutarlar üzerinden komisyon ödemesinin ölçüsüz sonuç doğuracağı kabul edilmiştir.</p>

<p>CAS kararı eski FIFA düzenlemeleri, İsviçre hukuku ve somut sözleşme hükümleri çerçevesinde verilmiştir. Güncel TFF Talimatı ise futbolcunun bağımsız sözleşme yapmasını mali yaptırıma bağlayan hükümleri açıkça geçersiz saymaktadır.</p>

<p>Bu nedenle CAS kararındaki sonuç, Türkiye’de güncel Talimat kapsamındaki ulusal bir uyuşmazlığa doğrudan aktarılamaz. Kararın bugünkü önemi daha çok şu iki ayrımı göstermesidir: Olağan münhasırlık kaydı ile menajerin katılmadığı işlemleri açıkça kapsayan özel hüküm aynı değildir. Ayrıca menajerin sözleşmeye dayalı talebi kabul edilse bile hesaplama, futbolcunun fiilen elde ettiği gelir ve somut olayın ekonomik gerçekliği göz ardı edilerek yapılamaz.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Futbol menajerliği sözleşmesinin yürürlükte bulunması, menajere futbolcunun sözleşme süresindeki bütün mesleki kazançları üzerinde koşulsuz bir ücret hakkı vermez.</p>

<p>Menajerin hizmet ücretine hak kazanabilmesi için öncelikle ücretin sözleşmede hangi hizmetin karşılığı olarak kararlaştırıldığı belirlenmeli ve bu hizmetin fiilen yerine getirildiği ortaya konulmalıdır.</p>

<p>Ücret, profesyonel futbolcu sözleşmesinin kurulmasına veya transfere bağlı bir başarı komisyonu olarak düzenlenmişse, menajerin faaliyeti ile sözleşmenin kurulması arasında uygun bir illiyet bağı aranmalıdır. Menajer herhangi bir kulüple görüşmemiş, müzakereye katılmamış ve sözleşmenin kurulmasına katkı sunmamışsa kural olarak başarı ücretine hak kazanamaz.</p>

<p>Transferden bağımsız danışmanlık veya sürekli temsil hizmeti sözleşmede açıkça tanımlanmış ve fiilen yerine getirilmişse, transfer gerçekleşmese bile bu hizmetlerin karşılığı doğabilir. Ancak hizmetlerin yalnızca “danışmanlık” olarak adlandırılması yeterli değildir.</p>

<p>Münhasırlık kaydı da futbolcunun kendi adına hareket etme hakkı ile başka bir menajerden hizmet alması bakımından farklı sonuç doğurur.</p>

<p>Futbolcu, mevcut sözleşmesi ve transfer mevzuatından kaynaklanan sınırlamalara uymak koşuluyla, başka bir menajer kullanmaksızın kendi adına müzakere yapabilir. Bu hakkı sınırlayan veya futbolcunun bağımsız işlem yapması nedeniyle ücret, cezai şart ya da tazminat öngören hükümler güncel TFF Talimatı uyarınca geçersizdir.</p>

<p>Buna karşılık futbolcunun münhasır sözleşmeye rağmen başka bir menajeri yetkilendirmesi sözleşmeye aykırılık oluşturabilir. Böyle bir durumda ilk menajerin talebi otomatik komisyon değil; somut olayın şartlarına göre faaliyet karşılığı ücret, geçerli cezai şart veya ispatlanan zarar olabilir.</p>

<p>Menajerin ücret alacağı ile sözleşmenin haklı neden olmaksızın sona erdirilmesinden doğan tazminat da birbirinden ayrılmalıdır. Haksız fesih hâlinde menajer somut ve ispatlanabilir zararını isteyebilir; ancak gerçekleşmesi belirsiz gelecekteki bütün transfer komisyonlarını kazanılmış alacak gibi talep edemez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonuç olarak münhasırlık, hizmet ücretinin yerine geçmez. Futbolcunun kendi başına kurduğu ve menajerin hiçbir katkı sunmadığı sözleşme, menajere otomatik komisyon kazandırmaz. Başka bir menajerin devreye sokulması veya sözleşmenin haklı neden olmaksızın feshi ise ücret hakkından farklı olarak sözleşmeye aykırılık, ceza koşulu ve zarar hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-umut-yildizeli" title="Av. Melih Umut YILDIZELİ"><img alt="Av. Melih Umut YILDIZELİ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/08/melih-umut-yildizeli.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-umut-yildizeli" title="Av. Melih Umut YILDIZELİ">Av. Melih Umut YILDIZELİ</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>DİPNOTLAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">[1] 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, Ek m.2/2-3.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[2] Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Menajerleri Talimatı, Haziran 2025, m.7/7.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[3] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.520-521.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[4] 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, Ek m.2/8.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[5] Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Menajerleri Talimatı, m.9/5.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[6] Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Menajerleri Talimatı, m.7/10.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[7] Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Menajerleri Talimatı, m.7/11.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[8] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.179-182.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[9] Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Menajerleri Talimatı, m.7/12.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[10] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.50-51.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[11] Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Menajerleri Talimatı, m.9/5.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[12] Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Menajerleri Talimatı, m.9/12.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[13] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.521; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.190.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[14] Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, E.2022/307, K.2022/433, T.11.11.2022.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[15] Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, E.2022/310, K.2022/434, T.11.11.2022.</span></p>

<p><span style="color:#999999">[16] Court of Arbitration for Sport, CAS 2017/A/5374, Jaroslaw Kolakowski v. Daniel Quintana Sosa, T.10.04.2018.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/futbol-menajeri-hicbir-islem-yapmadan-ucrete-hak-kazanabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/futbol-menajer.jpg" type="image/jpeg" length="15545"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ücretli Karayollarında Yabancı Plakalı Araçlara Ait Geçiş Ücretleri ve İdari Para Cezaları ile Cezaların Tahsiline İlişkin Yönetmelik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ucretli-karayollarinda-yabanci-plakali-araclara-ait-gecis-ucretleri-ve-idari-para-cezalari-ile-cezalarin-tahsiline-iliskin-yonetmelik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ucretli-karayollarinda-yabanci-plakali-araclara-ait-gecis-ucretleri-ve-idari-para-cezalari-ile-cezalarin-tahsiline-iliskin-yonetmelik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ücretli Karayollarında Yabancı Plakalı Araçlara Ait Geçiş Ücretleri ve İdari Para Cezaları ile Cezaların Tahsiline İlişkin Yönetmelik, 29 Temmuz 2026 Tarihli ve 33324 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>ÜCRETLİ KARAYOLLARINDA YABANCI PLAKALI ARAÇLARA AİT GEÇİŞ ÜCRETLERİ VE İDARİ PARA CEZALARI İLE CEZALARIN TAHSİLİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı, ücretli karayollarında yabancı plakalı araçlara ait geçiş ücretleri ve idari para cezaları ile cezaların tahsiline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 25/6/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanunun 30 uncu maddesinin sekizinci ve onuncu fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Bakiye: Abonesi olduğu geçiş ücreti toplama sistemi ile ilişkilendirilmiş hesabında bulunan nakit para veya krediyi,</p>

<p>b) Ceza: 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun, 28/5/1988 tarihli ve 3465 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Dışındaki Kuruluşların Erişme Kontrollü Karayolu (Otoyol) Yapımı, Bakımı ve İşletilmesi ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun, 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan yabancı plakalı araçlarla ilgili olarak işletici şirket tarafından 6001 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin beşinci ve yedinci fıkralarına göre verilen parasal yükümlülüğü,</p>

<p>c) Etiket: Ücretli karayollarını kullanan araçlarda usulüne uygun olarak bulundurulması zorunlu olan ve geçiş ücreti toplama sistemleri ile uyumlu aktif veya pasif elektronik cihazı,</p>

<p>ç) Geçiş ücreti: Ücretli karayolunu kullanmanın karşılığı olarak Geçiş Ücretleri Tarifesine göre kullanıcı tarafından ödenmesi gereken ücreti,</p>

<p>d) Geçiş ücreti toplama sistemleri: Ücretli karayollarında geçiş ücreti toplama amacıyla kurulan Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) ve benzeri sistemleri,</p>

<p>e) Geçiş ücretleri tarifesi: Karayolları Genel Müdürlüğünün teklifi üzerine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının onayı ile tespit edilen geçiş ücretleri tarifesi ile 4046, 3465, 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarının sözleşmelerine göre belirlenen geçiş ücretleri tarifelerini,</p>

<p>f) Hesap: Kullanıcının geçiş ücretini ödeyebilmek için geçiş ücreti toplama sistemlerinin işletilmesi ile ilgili bankacılık hizmeti veren kurum ve kuruluşlarda araç ruhsat bilgileri ile açtırmış olduğu ve geçiş ücreti toplama sistemleriyle ilişkilendirilmiş hesabı,</p>

<p>g) İdari para cezası: 6001 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci ve yedinci fıkralarında kabahat sayılan ve karşılığında idari yaptırım öngörülmüş olan fiiller nedeniyle yabancı plakalı araçlarla ilgili olarak verilen parasal yükümlülüğü,</p>

<p>ğ) İhlalli geçiş: Hâlihazırda hizmet vermekte olan herhangi bir ücret toplama sisteminin abonesi olmaksızın veya abonesi olup yeterli bakiyesi olmayan ya da geçiş ücretini ödemeyen kullanıcının ücretli yol kesiminden yaptığı geçişi,</p>

<p>h) KGM: Karayolları Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>ı) Muhasebe birimi: KGM tarafından işletilen ücretli otoyol ve erişme kontrolünün uygulandığı karayollarına ilişkin ücret ve idari para cezalarının ödenmesi açısından gümrük idarelerinin muhasebe hizmetlerinin yürütüldüğü muhasebe birimleri ile KGM’nin muhasebe hizmetlerini yürüten muhasebe birimlerini; özel otoyol işleticilerince işletilen ücretli otoyol ve erişme kontrolünün uygulandığı karayollarına ilişkin ücret ve cezaların ödenmesi açısından ise gümrük idarelerinin muhasebe hizmetlerinin yürütüldüğü muhasebe birimlerini,</p>

<p>i) Ödeme kanalları: KGM tarafından işletilen ücretli otoyol ve erişme kontrolünün uygulandığı karayollarına ilişkin ücret ve idari para cezalarının ödenebildiği Hazine ve Maliye Bakanlığı (Muhasebat Genel Müdürlüğü), Gelir İdaresi Başkanlığı, KGM ve PTT A.Ş. tarafından sunulan tahsilat kanallarını; özel otoyol işleticilerince işletilen otoyol ve erişme kontrolünün uygulandığı karayollarına ilişkin ücret ve cezaların ödenebildiği özel otoyol işleticileri ve PTT A.Ş.’nin belirlediği tahsilat kanallarını,</p>

<p>j) Ücretli karayolu: Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğunda işletilen veya 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrollü karayollarında geçiş ücreti uygulanan karayolu kesimlerini ve büyük sanat yapılarını,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Genel Hükümler</p>

<p><strong>Geçiş ücreti</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Yabancı plakalı araçlar, ücretli karayolundan geçiş yapmaları halinde, Geçiş Ücretleri Tarifesine göre usulüne uygun olarak geçiş ücreti ödemek zorundadır.</p>

<p><strong>Abonelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Yabancı plakalı araç sürücüsünün, geçiş ücretini ödemek için geçiş ücreti toplama sistemlerinden herhangi birinin abonesi olması ve kullanılabilir durumda yeterli bakiyeye sahip etiket bulundurması esastır. Kullanıcı, etiketin sağlam ve çalışır durumda olmasından, araç ön camına uygun bir şekilde yapıştırılmasından ve araç plakalarının temiz ve okunaklı olmasından sorumludur.</p>

<p>(2) HGS hesapları ülke içerisindeki PTT şubeleri, PTT acenteleri ve PTT ile anlaşmalı bankalar ve üye işyerleri üzerinden açılır ve HGS etiketi araç sahibine teslim edilir.</p>

<p><strong>İdari para cezası ve ceza</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen yabancı plakalı araçlara 6001 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci ve yedinci fıkralarına göre KGM tarafından, giriş-çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücretine ilave olarak, bu geçiş ücretinin dört katı tutarında idari para cezası verilir ve idari yaptırım kararı düzenlendiği tarihte tebliğ edilmiş sayılır. Ancak, ödemesiz geçiş tarihini izleyen 15 (on beş) gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlerden idari para cezası tahsil edilmez. Ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş günü takip eden otuz gün içinde, geçiş ücreti ile birlikte geçiş ücretinin bir katının idari para cezası olarak ödenmesi halinde idari para cezası bir kat verilmiş sayılır ve bu ceza için ayrıca tebligat yapılmaz. Bu takdirde idari para cezasından 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan indirim hükmü uygulanmaz. Ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beşinci günden sonra ise geçiş ücreti ödemeden giriş-çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte dört katı tutarında idari para cezası tahsil edilir.</p>

<p>(2) 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerine, 6001 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin beşinci ve yedinci fıkralarına göre işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş-çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza verilir ve düzenlendiği tarihte tebliğ edilmiş sayılır. Ancak, ödemesiz geçiş tarihini izleyen 15 (on beş) gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlerden ceza tahsil edilmez. Ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş günü takip eden otuz gün içinde geçiş ücretini ödeyenlerden, ödemekle yükümlü oldukları geçiş ücreti ile birlikte bu ücretin bir katı ceza tahsil edilir. Ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beşinci günden sonra ise geçiş ücreti ödemeden giriş-çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte dört katı tutarında ceza tahsil edilir.</p>

<p><strong>Giriş-çıkış şeritleri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Kullanıcı, abonesi olduğu geçiş ücreti toplama sistemine ait giriş ve çıkış şeritlerini kurallarına uygun olarak kullanmak zorundadır. Şayet kullanıcının geçiş yaptığı ücretli karayolunda aynı şeritte birden çok ücret toplama sistemi mevcutsa bu kural uygulanmaz.</p>

<p><strong>Çıkış izni</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Sürücüsünün Türk vatandaşı olup olmadığına bakılmaksızın yabancı plakalı araçlara uygulanacak geçiş ücretleri ile idari para cezaları ve cezalar tebligat şartı aranmaksızın sürücüsü bilgilendirilmek suretiyle tahsil edilir. Otoyol ücret toplama istasyonlarında geçiş ücretini ödemeden geçiş yapan yabancı plakalı araçların geçiş ücreti ve idari para cezaları ile cezaların tahsilatının öncelikli olarak ülke içindeki ödeme kanallarından gerçekleştirilmesi esastır. Buralarda ödeme ve ceza tahsilatı gerçekleştirilemeyen ve ülkeyi terk etmek üzere sınır kapılarına gelen yabancı plakalı araçların geçiş ücreti ve idari para cezaları ile cezalarının plakaya bağlı olarak KGM sistemleri üzerinden esas alınan bilgiler dahilinde Hazine ve Maliye Bakanlığı (Muhasebat Genel Müdürlüğü) sistemi aracılığıyla Ticaret Bakanlığı sisteminde elektronik ortamda görüntülenmesi halinde, borçların tahsili gerçekleşmeden aracın yurt dışına çıkışına gümrük idaresince izin verilmez. Gümrük kapılarında yabancı plakalı araçla ilgili geçiş ücretleri ile idari para cezaları ve cezalar banka/kredi kartlarıyla veya gümrük idarelerinin muhasebe hizmetlerinin yürütüldüğü muhasebe birimlerinin vezneleri ile sınırlı olmak üzere nakit olarak ödenebilir.</p>

<p><strong>Bakiye</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Yabancı plakalı araçların halen kullanımda olan ücret toplama sistemlerine abone olarak, açtıracakları hesaplar üzerinden geçiş ücretlerini ödemeleri esastır. Bu hesaplarda geçiş ücretlerini karşılayacak tutarda bakiye bulundurmak araç sahipleri veya sürücülerin sorumluluğundadır.</p>

<p><strong>Veri paylaşımı</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yabancı plakalı araçlarca ücret ödemeden yapılan geçişlere ait bilgilerin, aracın ülkeyi terkine izin vermemek üzere KGM tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı (Muhasebat Genel Müdürlüğü) sisteminde veya Hazine ve Maliye Bakanlığı (Muhasebat Genel Müdürlüğü) sistemi aracılığıyla Ticaret Bakanlığı sisteminde plaka bazında görüntülenmesi sağlanır. Ücret toplama sistemlerine ait verilerin plaka bazında iletilmesine yönelik gerekli altyapı ve düzenleme KGM tarafından yapılır. KGM tarafından işletilen ücretli otoyol ve erişme kontrolünün uygulandığı karayollarına ait ücret ve idari para cezalarına ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı (Muhasebat Genel Müdürlüğü) sisteminde oluşan tahsilat bilgileri KGM tarafından elektronik ortamda sorgulanır. İşletici şirket tarafından işletilen otoyol ve erişme kontrolünün uygulandığı karayollarına ait geçiş ücretlerine dair muhasebe birimleri veznelerince yapılan tahsilata ilişkin bilgiler, Hazine ve Maliye Bakanlığı (Muhasebat Genel Müdürlüğü) sistemi üzerinden KGM’ye, gümrük kapılarında banka/kredi kartı ile yapılan tahsilat bilgileri Ticaret Bakanlığı sistemi üzerinden Hazine ve Maliye Bakanlığına (Muhasebat Genel Müdürlüğü) ve KGM’ye bildirilir.</p>

<p><strong>Tahsilat</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) KGM tarafından işletilen geçişi ücretli otoyol ve erişme kontrolünün uygulandığı karayollarını kullanan yabancı plakalı araçların ödemesiz geçişlerine ilişkin geçiş ücretleri, ödeme kanalları aracılığıyla tahsil edilir. Tahsil edilen idari para cezaları genel bütçeye gelir kaydedilir. Geçiş ücreti ise KGM’ye aktarılır.</p>

<p>(2) 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarını kullanan yabancı plakalı araçların ödemesiz geçişlerine ilişkin geçiş ücretleri ve cezaları, çıkış yapmak üzere gümrüklere gelmeden önce ödenmemesi halinde tebligat şartı aranmaksızın sürücüsü bilgilendirilmek suretiyle gümrük kapılarında yetkili birimlerce tahsil edilir. Tahsil edilen tutarların yüzde altmışı hizmet payı olarak genel bütçeye gelir kaydedilir, yüzde kırkı ise ilgili işleticiye aktarılmak üzere tahsilatı izleyen ayın sonuna kadar KGM’ye aktarılır. KGM’ye aktarılan tutar, takip eden yedi iş günü içinde ilgili işleticilerin hesabına aktarılır.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) 17/2/2017 tarihli ve 29982 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ücretli Karayollarında Yabancı Plakalı Araçlara Ait Geçiş Ücretleri ve İdari Para Cezalarının Tahsiline İlişkin Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Ulaştırma ve Altyapı Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ucretli-karayollarinda-yabanci-plakali-araclara-ait-gecis-ucretleri-ve-idari-para-cezalari-ile-cezalarin-tahsiline-iliskin-yonetmelik</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/resmi/ulastirma-ve-altyapi-bakanligin.jpg" type="image/jpeg" length="79377"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rekabet İhlallerinin Tespitinde Yapay Zekâ Çıktısının Delil Değeri: Rekabet Hukuku Açısından Bir Değerlendirme]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/rekabet-ihlallerinin-tespitinde-yapay-zeka-ciktisinin-delil-degeri-rekabet-hukuku-acisindan-bir-degerlendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rekabet-ihlallerinin-tespitinde-yapay-zeka-ciktisinin-delil-degeri-rekabet-hukuku-acisindan-bir-degerlendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Rekabet hukukundaki ön araştırma ve soruşturma süreçleri, niteliği gereği teşebbüsler üzerinde telafisi güç ve ağır sonuçlar doğurur. Rekabet Kurumu’nun bir teşebbüs hakkında soruşturma açtığının kamuoyuna yansıması; şirketlerin ticari itibarını zedeler, iş ortaklıklarını riske atar ve borsa değerini düşürür. Bunun yanı sıra teşebbüslerin savunma hazırlamak, devasa iktisadi raporlar sunmak ve hukuki danışmanlık almak için harcadığı zaman ve finansal kaynaklar da sürecin getirdiği ek yüklerdir.</p>

<p>Bu durum, idarenin takdir yetkisini kullanırken ölçülülük ilkesine azami özen göstermesini zorunlu kılmaktadır.</p>

<p>Yapay zeka algoritmaları, rekabet ihlallerinin tespitinde; maliyet yapısı, ham madde tedarik zorlukları veya kapasite yetersizliği gibi pazara özgü objektif iktisadi sebepleri ve birçok parametreyi hukuki bir değerlendirmeye tabi tutamayabilir.</p>

<p>Özellikle kamu ihalelerine ilişkin büyük veri setlerinin algoritmalar aracılığıyla analiz edildiği bir sistemde <a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a>; belirli teşebbüslerin teklif davranışları bakımından benzer örüntüler taşıdığı tespit edilebilir. Ancak algoritmanın "şüpheli" olarak sınıflandırdığı bu tür benzerlikler, tek başına teşebbüsler arasında hukuka aykırı bir koordinasyon bulunduğunu göstermeyebilir.</p>

<p>Algoritmik sistemler, kendilerine sunulan veriler arasındaki istatistiksel ilişkileri tespit eder. Örneğin: "A şirketi ile B şirketi %90 oranında benzer davranış deseni çiziyor = ihlal şüphesi."</p>

<p>Ancak bu benzerliklerin arkasındaki ekonomik gerekçeleri, piyasa koşullarını ve teşebbüslerin gerçek iradelerini tek başına değerlendiremez.</p>

<p>Nitekim algoritmanın "benzer desenler" veya "şüpheli örüntüler" olarak nitelendirdiği durum, gerçekte piyasa aktörlerinin tamamen bağımsız ve rasyonel iktisadi kararlarının bir sonucu olan paralellik olabilir. Şüpheye dayalı bu paralelliği doğrudan bir "uyumlu eylem" veya "gizli anlaşma" kabul etmek, serbest piyasa mantığıyla ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un amacıyla bağdaşmaz.</p>

<p>Rekabet Kurulu da uygulamasında, yalnızca paralel davranışların uyumlu eylemin varlığı için yeterli olmadığını; teşebbüsler arasındaki bağlantıyı ortaya koyan ek delillerin bulunması gerektiğini kabul etmektedir.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a></p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Yapay zeka çıktıları, "tek başına" rekabet ihlalinin tespitinde kesin delil olarak kabul edilmemelidir. Yapay zeka yalnızca veri odaklı bir korelasyon (ilişki) sunar; bu durum arkasında hukuka aykırı bir anlaşma olduğunu tek başına göstermez. Aksi ispat yükü teşebbüse yüklenmeden önce idarenin, teşebbüsler arasındaki irtibatı/anlaşmayı sadece yapay zeka algoritmalarıyla değil, pazara özgü ekonomik ve rasyonel gerçeklere de dayanarak somut olgularla ortaya koyması gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenlerle yapay zeka çıktıları, ancak başka maddi olgularla desteklenmesi gereken yardımcı bir emare niteliğinde değerlendirilmelidir. Diğer taraftan idarenin, değerlendirme veya karar süreçlerinde algoritmik analizlere dayanması hâlinde, silahların eşitliği ilkesi gereği algoritmanın hangi parametreleri ve değerlendirme kriterlerini dikkate aldığını teşebbüse açıkça sunması gerekir. Aksi bir tutum, teşebbüsün etkili savunma hakkını kullanmasını güçleştirecek ve hukuki güvenlik ilkesi bakımından sorun doğuracaktır.</p>

<p>Netice itibarıyla, Rekabet Kurumu’nun algoritmik korelasyonları doğrudan; rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan "teşebbüsler arası anlaşma" veya "uyumlu eylem" sayarak hareket etmesi, idari yargı denetiminde kararların "eksik inceleme" ve "hukuki güvenlik ilkesinin ihlali" gerekçeleriyle iptal edilmesine yol açabilecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Emir SEZER</strong></p>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> https://www.aa.com.tr/tr/gundem/kamu-ihalelerine-yapay-zekayla-rekabet-denetimi/4010195</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> Rekabet Kurulu’nun 14.01.2016 tarih ve 16-02/44-14 sayılı Karar’ı.</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/rekabet-ihlallerinin-tespitinde-yapay-zeka-ciktisinin-delil-degeri-rekabet-hukuku-acisindan-bir-degerlendirme</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 18:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/kisisel-bilgis4.jpg" type="image/jpeg" length="28924"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Sahte hakim'den pişkin savunma: Hakimliğe özendim!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sahte-hakimden-piskin-savunma-hakimlige-ozendim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sahte-hakimden-piskin-savunma-hakimlige-ozendim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Silivri'de kendisini hakim olarak tanıtan Kubilay A. ve ona yardım eden 2 şüpheli tutuklandı. Adresinde hakim cübbesi, 1 milyon euroluk senet ve altın ele geçirilen A.'un ifadesinde "Yalan üzerine kurulu bir hayatım var, hakimliğe özendim" dediği öğrenildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Jandarma Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ekiplerinin 24 Temmuz 2026'da düzenlediği operasyonda, kendisini hakim olarak tanıttığı öne sürülen Kubilay A.'un da aralarında bulunduğu şüpheliler gözaltına alındı.</p>

<p>Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 1 adet hakim cübbesi, 1 milyon euro değerinde senet, 285 gram külçe altın, döviz, borç protokolleri ve dijital materyaller ele geçirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soruşturma dosyasına göre A.'un, günlük yaşamında da kendisini "Adalet Bakanlığı'nda hakim" olarak tanıttığı iddia edildi. Oturduğu mahallede bina önündeki park alanını, "Arabama bomba konulabilir, araç kamera açısında olmalı" gerekçesiyle kullandığı ve bu nedenle çevre sakinlerinin tepkisini çektiği, yaklaşık 5 yıl önce de CİMER'e şikayet edildiği öne sürüldü.</p>

<p>Silivri Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen şüphelilerden Kubilay A. suçunu kabul ederken, hakim cübbesini temin ettiği iddia edilen A. B. ile avukat H. A. suçlamaları reddederek kandırıldıklarını savundu.</p>

<p>Mahkeme, kuvvetli suç şüphesi bulunması ve delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması gerekçesiyle üç şüphelinin de tutuklanmasına karar verdi.</p>

<p><strong>İFADESİ ORTAYA ÇIKTI</strong></p>

<p>Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Kubilay A.'un "Sosyal medyada kendimi hakim olarak tanıttım. Yalan üzerine kurmuş olduğum bir hayatım var, hakimliğe özendim" dediği öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sahte-hakimden-piskin-savunma-hakimlige-ozendim</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 14:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/untitled-1-17.jpg" type="image/jpeg" length="46239"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KVKK'nın Kamu Tüzel Kişiliğini Haiz Veri Sorumluları Tarafından Kişisel Verilerin İnternet Ortamında Paylaşılmasına İlişkin İlke Kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kvkknin-kamu-tuzel-kisiligini-haiz-veri-sorumlulari-tarafindan-kisisel-verilerin-internet-ortaminda-paylasilmasina-iliskin-ilke-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kvkknin-kamu-tuzel-kisiligini-haiz-veri-sorumlulari-tarafindan-kisisel-verilerin-internet-ortaminda-paylasilmasina-iliskin-ilke-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu Tüzel Kişiliğini Haiz Veri Sorumluları Tarafından Kişisel Verilerin İnternet Ortamında Paylaşılması Hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun İlke Kararına İlişkin Duyurusu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>Kamu Tüzel Kişiliğini Haiz Veri Sorumluları Tarafından Kişisel Verilerin İnternet Ortamında Paylaşılması Hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 01/07/2026 Tarihli Ve 2026/1301 Sayılı İlke Kararına İlişkin Kamuoyu Duyurusu</strong></h3>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumuna (<strong>Kurum</strong>) iletilen çeşitli şikâyet ve ihbarlarda, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğini haiz belediyeler, üniversiteler ve benzeri kuruluşlar tarafından yürütülen hizmetler kapsamında kişisel verilerin internet ortamında paylaşıldığı, bu paylaşımların ise 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (<strong>6698 sayılı</strong> <strong>Kanun</strong>) bakımından hukuka aykırılık teşkil edebildiği yönünde iddialar yer almaktadır.</p>

<p>Söz konusu ihbar ve şikayetlerin Kişisel Verileri Koruma Kurulu (<strong>Kurul</strong>) tarafından incelenmesi sonucunda; kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğini haiz diğer veri sorumlularının (belediyeler, il özel idareleri, üniversiteler vb.) internet ortamında gerçekleştirdiği kişisel veri paylaşımlarına ilişkin çeşitli tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bu kapsamda, bahse konu kişisel veri işleme faaliyetlerinin Kanun’a uygun şekilde yürütülebilmesini teminen kamuoyunun ve ilgili tarafların bilgilendirilmesine ihtiyaç duyulmuştur.</p>

<p>Bilindiği üzere, kişisel verilerin işlenmesi; kişisel verilerin ilk elde edilmesinden başlayarak imha edilmesine kadar geçen süreçte kişisel veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi kapsayan geniş bir kavramdır. Bu doğrultuda kişisel veri içeren belgelerin internet ortamında yayımlanması; kişisel verilerin açıklanması ve üçüncü kişiler tarafından erişilebilir hale getirilmesi sonucunu doğurduğundan, Kanun kapsamında bir kişisel veri işleme faaliyeti olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p>Kurul tarafından yapılan incelemelerde, kamu tüzel kişiliğini haiz veri sorumlularının internet sitelerinde yayımladıkları çeşitli belgelerde; ad ve soyadı, anne ve baba adı, yaş, T.C. kimlik numarası, adres, cep telefonu numarası, doğum yeri, meslek, uzmanlık alanı, görev yeri, unvan/statü, hizmet yılı, sicil numarası, çalışılan birim, askerlik durumu, öğrenim bilgisi, taşınmazlara ilişkin ada/parsel bilgileri, sınav başvuru numarası, KPSS puanı, kabul veya ret bilgisi, başarı durumu, mezun olunan okul bilgisi, doğru-yanlış-net sayıları, başvuru yapılan pozisyon, aday ve öğrenci numarası, sınava katılmama veya kabul edilmeme nedeni, asil-yedek bilgisi, eksik evrak bilgisi, eski hükümlü olma durumu ve benzeri birçok kişisel veriye yer verildiği tespit edilmiştir.</p>

<p>Kurul, kamu tüzel kişiliğini haiz veri sorumluları tarafından internet ortamında gerçekleştirilen kişisel veri paylaşım faaliyetlerinin 6698 sayılı Kanun ve ilgili ikincil mevzuata uygun şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulamış olup bu kapsamda uyumun sağlanabilmesini teminen;</p>

<p>- İnternet ortamında kişisel veri paylaşımının, Kanun’un 5’inci maddesinde; özel nitelikli kişisel veriler bakımından ise 6’ncı maddesinde düzenlenen geçerli bir kişisel veri işleme şartına dayanması gerektiği,</p>

<p>- Geçerli bir işleme şartının bulunmadığı hallerde kişisel verilerin internet ortamında paylaşılmaması gerektiği,</p>

<p>- Kişisel veri paylaşımının geçerli bir işleme şartına dayanmasının tek başına yeterli olmadığı, veri sorumlularının Kanun’un 4’üncü maddesinde düzenlenen Genel İlkelere de uygun hareket etmesinin zorunlu olduğu,</p>

<p>- Özellikle <strong>“amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma”</strong> ilkesi kapsamında, amacın gerçekleşmesi için gerekli asgari düzeyde kişisel verinin paylaşılması; gerekli olmayan kişisel verilere internet ortamında yer verilmemesi ve bu doğrultuda maskeleme, anonimleştirme ve benzeri tedbirlerin uygulanmasının önem arz ettiği,</p>

<p><strong>- “İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme”</strong> ilkesi gereğince, kişisel veri içeren paylaşımların yayında kalma sürelerinin belirlenmesi ve bu sürelerin sonunda gerekli kaldırma, silme, yok etme veya anonim hale getirme işlemlerinin tesis edilmesi gerektiği,</p>

<p>- İnternet ortamında paylaşılacak kişisel verilere ilişkin Kanun’un 10’uncu maddesi kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiği ve aydınlatmanın yapıldığının ispat yükünün ise veri sorumlusuna ait olduğu,</p>

<p>- Kanun’un 12’nci maddesi uyarınca kişisel verilerin güvenliğinin sağlanmasına yönelik gerekli idari ve teknik tedbirlerin alınması gerektiği; internet ortamında gerçekleştirilen kişisel veri paylaşımlarının, verilerin daha sınırlı ortamlarda paylaşılmasına kıyasla daha yüksek veri güvenliği riski taşıdığı ve veri sorumluları tarafından idari ve teknik tedbirler belirlenirken bu durumun gözetilmesi gerektiği,</p>

<p>- Halihazırda internet ortamında yayımlanmakta olan kişisel veri içeren içeriklerin veri sorumluları tarafından ivedilikle gözden geçirilmesi; geçerli bir işleme şartına dayanmayan veya Kanun’un genel ilkelerine uygun olmayan paylaşımların internet ortamından kaldırılması ya da gerekli maskeleme ve benzeri işlemlerin yapılması, kişisel verilerin işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde ise imha süreçlerinin işletilmesi gerektiği,</p>

<p>- Sınav sonuçları, kura sonuçları ve benzeri duyurularda, somut olayın niteliğine göre hareket edilmesi gerekmekle birlikte mümkün olduğu ölçüde yalnızca ilgili kişilerin kendi sonuçlarına erişebileceği güvenli yöntemlerin tercih edilmesinin uygun olacağı; bu kapsamda e-Devlet platformları veya çift faktörlü kimlik doğrulama yöntemlerinin kullanıldığı platformların tercih edilmesinin uygun olacağı,</p>

<p>- Veri sorumluları bünyesinde, internet siteleri ve sosyal medya platformların kullanılmasından sorumlu çalışanlar başta olmak üzere tüm çalışanların kişisel verilerin korunmasına ilişkin bilgi ve farkındalık düzeylerinin artırılması amacıyla eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerinin düzenli olarak yürütülmesi gerektiği,</p>

<p>- Söz konusu yükümlülüklere uyulmadığının tespiti halinde, somut olayın özellikleri dikkate alınarak gerekli incelemenin yapılacağı ve 6698 sayılı Kanun’un 18’inci maddesi uyarınca ilgili veri sorumluları hakkında idari işlem tesis edileceği</p>

<p>hususlarında kamuoyunun bilgilendirilmesine ve bu kapsamda 6698 sayılı Kanun’un 15’inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca İlke Kararı alınmasına Kurul tarafından karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>

<h3><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/20260728-6.pdf" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9"><strong>&gt;&gt; Kamu Tüzel Kişiliğini Haiz Veri Sorumluları Tarafından Kişisel Verilerin İnternet Ortamında Paylaşılması Hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 01/07/2026 Tarihli Ve 2026/1301 Sayılı İlke Kararı için TIKLAYINIZ</strong></span></a></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KAMU HUKUKU, KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kvkknin-kamu-tuzel-kisiligini-haiz-veri-sorumlulari-tarafindan-kisisel-verilerin-internet-ortaminda-paylasilmasina-iliskin-ilke-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/kvkk-mu.jpg" type="image/jpeg" length="30672"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 2. Daire'nin 2020/1262 E., 2025/6408 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-2-dairenin-20201262-e-20256408-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-2-dairenin-20201262-e-20256408-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 2. Daire'nin 31/12/2025 tarihli, 2020/1262 E., 2025/6408 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>DANIŞTAY</strong></p>

<p><strong>İKİNCİ DAİRE</strong></p>

<p><strong>Esas No: 2020/1262</strong></p>

<p><strong>Karar No: 2025/6408</strong></p>

<p><br />
<strong>DAVANIN KONUSU:</strong></p>

<p>Davacı tarafından, Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığının 13/03/2020 günlü, 667310 sayılı ''Kıta Kaynağından Kara Havacılık Sınıfına Pilot Adayı Seçimi'' konulu emrinin ekinde yer alan Başvuru Şartları ve Nitelik Belgesi Düzenleme Esaslarının ''Başvuruda Aranan Şartlar'' başlıklı bölümünün (c) alt bendinde yer alan ''Başvuru tarihinden önce Uçak/Helikopter Pilot Subay Kursuna tefrik edilip kurstan başarısız olmamak (olumsuz)'' cümlesinin iptali istemiyle dava açılmıştır.</p>

<p><br />
<strong>DAVACININ İDDİALARI:</strong></p>

<p>2010 yılı Eylül ayında başladığı Helikopter Pilot Subay Temel kursundan uçuş safhası esnasında elenerek piyade sınıfına geçiş yaptığı,</p>

<p>2016 yılında yayımlanan 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 6. maddesi ile 926 sayılı Kanun'a eklenen Ek Geçici 93. madde kapsamında yeniden pilotaj eğitimine başvuru hakkı kazandığı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anılan KHK gereği ilk kez 2017 yılı Şubat ayında açılan pilot adayı seçimlerine başvuruda bulunmasına ve bu kapsamda 2018 yılı sonuna kadar belirli dönemlerde kursa alım yapılmasına rağmen bu süre zarfında kursa çağrılmadığı,</p>

<p>2019 yılı Şubat ayında yeniden pilot adayı seçimi için başvuruların alındığı, ancak kayıtlı dil notu olmadığından başvuruda bulunamadığı,</p>

<p>2019 yılında açılan başvuruda daha önce kursa tefrik edilip başarısız olmamak şartı aranmadığı için daha önce kursa tefrik edilip başarısız olan ve halen pilot subay temel kursuna devam eden personelin bulunduğu,</p>

<p>16/03/2020 tarihinde açılan başvuruda dil şartını sağlamış olmasına rağmen, bu kez davaya konu düzenleme nedeniyle başvuruda bulunamadığı,</p>

<p>Anılan düzenlemenin Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu,</p>

<p>Daha önceki yıllarda yapılan alımlarda bu şarta yer verilmediği için haklı beklenti içerisine girdiği,</p>

<p>Dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.</p>

<p><br />
<strong>DAVALININ SAVUNMASI:</strong></p>

<p>Pilot adayı başvuru ve seçim faaliyetlerinin, KKY 202-6 (A) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sınıflandırma ve Sınıflandırma Kurulları Yönergesi ve bu Yönerge doğrultusunda yayımlanan Uygulama Emri kapsamında yürütüldüğü,</p>

<p>Yönergenin 11. maddesinde "Kara havacılık sınıfına personel seçimi yapılacak dönem için yayımlanacak olan uygulama emrinde belirtilen ilave şartları taşımak" düzenlemesine yer verildiği,</p>

<p>Davacının 2017 yılı Kara Havacılık Sınıfına geçiş başvurusunda bulunduğu, ancak YDS/e-YDS'den İngilizce dilinde 60 ve yukarısında not almış olmak şartını taşımaması nedeniyle kurslara tefrik edilmediği,</p>

<p>Emsal gösterilen kişilerin başvurularının ilgili dönemde yayımlanan uygulama emrine uygun olduğu,</p>

<p>Daha önceki dönemlerde yayımlanan uygulama emirlerinde yer verilmemesine rağmen dava konusu uygulama emrinde ''Başvuru tarihinden önce Uçak/Helikopter Pilot Subay Kursuna tefrik edilip kurstan başarısız olmamak (olumsuz)'' şartının düzenlendiği,</p>

<p>Davacının 2010 yılı Eylül ayında başladığı Helikopter Pilot Subay Temel Kursundan uçuş safhası esnasında elenmesi sebebiyle anılan şartı taşımadığı ve bu nedenle kursa tefrik işleminin yapılmadığı,</p>

<p>Yönergeye istinaden çıkarılan uygulama emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.</p>

<p><br />
<strong>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ:</strong></p>

<p>Dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><br />
<strong>DANIŞTAY SAVCISI DÜŞÜNCESİ:</strong></p>

<p>Dava, Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın 13/03/2020 günlü, 667310 sayılı ''Kıta Kaynağından Kara Havacılık Sınıfına Pilot Adayı Seçimi'' konulu emrinin ekinde yer alan Başvuru Şartları ve Nitelik Belgesi Düzenleme Esaslarının ''Başvuruda Aranan Şartlar'' başlıklı bölümünün (c) alt bendinde yer alan ''Başvuru tarihinden önce Uçak/Helikopter Pilot Subay Kursuna tefrik edilip kurstan başarısız olmamak (olumsuz)'' cümlesinin iptali istemiyle açılmıştır.</p>

<p>17/08/2016 tarihinde yayımlanan 671 sayılı KHK'nın 6. maddesi ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa eklenen Ek Geçici 93. maddede, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce herhangi bir nedenle uçuştan ayrılan subaylar, bir yıl içinde başvuruda bulunmaları ve uçuş için gerekli şartları sağlamaları kaydıyla ilgili Kuvvet Komutanlığınca yeniden pilotaj eğitimine alınabilirler. (Ek cümle: 20/11/2017-KHK-696/24 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/20 md.) Bunlardan pilotaj eğitiminde başarılı olanların 30 Ağustos 2016 tarihine kadar subaylıkta geçirdikleri sürelerin yarısı, beş yılı geçmemek üzere uçuş hizmet süresinden sayılır. Pilotaj eğitiminde başarılı olanların yükümlülük süresi, bu eğitime başlama tarihinden itibaren onbeş yıldır. Pilotaj eğitiminde başarısız olanların bu eğitimde geçirdikleri süre, yükümlülük süresine dahil edilir." hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>KKY 202-6 (A) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sınıflandırma ve Sınıflandırma Kurulları Yönergesinin 11. maddesinde, "Kara havacılık sınıfına personel seçimi yapılacak dönem için yayımlanacak olan uygulama emrinde belirtilen ilave şartları taşımak" kuralı yer almıştır.</p>

<p>Bu doğrultuda yayımlanan Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın 13/03/2020 günlü, 667310 sayılı ''Kıta Kaynağından Kara Havacılık Sınıfına Pilot Adayı Seçimi'' konulu Uygulama emrinin ekinde yer alan Başvuru Şartları ve Nitelik Belgesi Düzenleme Esaslarının ''Başvuruda Aranan Şartlar'' başlıklı bölümünün (c) alt bendinde ''Başvuru tarihinden önce Uçak/Helikopter Pilot Subay Kursuna tefrik edilip kurstan başarısız olmamak (olumsuz)'' şartına yer verilmiştir.</p>

<p>Dosyanın incelenmesinden, davacının, 2010 yılı Eylül ayında başladığı Helikopter Pilot Subay Temel kursundan uçuş safhası esnasında elenerek piyade sınıfına geçiş yaptığı,2016 yılında yayımlanan 671 sayılı KHK'nın 6. maddesi ile 926 sayılı Kanuna eklenen Ek Geçici 93. madde kapsamında yeniden pilotaj eğitimine başvuru hakkı kazandığı, anılan KHK gereği ilk kez 2017 yılı Şubat ayında açılan pilot adayı seçimlerine başvuruda bulunmasına ve bu kapsamda kursa alımlar 2018 yılı sonuna kadar belirli dönemler içerisinde gruplar halinde devam etmesine rağmen bu süre zarfında kursa çağrılmadığı, 2019 yılı Şubat ayında yeniden pilot adayı seçimi için başvuruların alındığı, ancak kayıtlı dil notu olmadığından başvuruda bulunamadığı,2019 yılında açılan başvuruda daha önce kursa tefrik edilip başarısız olmamak şartı aranmadığı için daha önce kursa tefrik edilip başarısız olan ve halen pilot subay temel kursuna devam eden personelin bulunduğu,16/03/2020 tarihinde açılan başvuruda dil şartını sağlamış olmasına rağmen, bu kez davaya konu düzenleme nedeniyle başvuruda bulunamadığı, anılan düzenlemenin Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu, daha önceki yıllarda yapılan alımlarda bu şarta yer verilmediği için haklı beklenti içerisine girdiği, dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı iddialarıyla bakılan iş bu davayı açtığı, davalı idarenin ,Pilot adayı başvuru ve seçim faaliyetlerinin KKY 202-6 (A) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sınıflandırma ve Sınıflandırma Kurulları Yönergesi ve bu Yönerge doğrultusunda yayımlanan Uygulama Emri kapsamında yürütüldüğü, Yönergenin 11. maddesinde "Kara havacılık sınıfına personel seçimi yapılacak dönem için yayımlanacak olan uygulama emrinde belirtilen ilave şartları taşımak" düzenlemesine yer verildiği, davacının 2017 yılı Kara Havacılık Sınıfına geçiş başvurusunda bulunduğu, ancak YDS/e-YDS'den İngilizce dilinde 60 ve yukarısında not almış olmak şartını taşımaması nedeniyle kurslara tefrik edilmediği, emsal gösterilen kişilerin başvurularının ilgili dönemde yayımlanan uygulama emrine uygun olduğu, daha önceki dönemlerde yayımlanan uygulama emirlerinde yer verilmemesine rağmen dava konusu uygulama emrinde ''Başvuru tarihinden önce Uçak/Helikopter Pilot Subay Kursuna tefrik edilip kurstan başarısız olmamak (olumsuz)'' şartının düzenlendiği, davacının 2010 yılı Eylül ayında başladığı Helikopter Pilot Subay Temel Kursundan uçuş safhası esnasında elenmesi sebebiyle anılan şartı taşımadığı ve bu nedenle kursa tefrik işleminin yapılmadığı, Yönergeye istinaden çıkarılan uygulama emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı savında bulunduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>1982 Anayasası'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." düzenlemesi yer almaktadır.</p>

<p>Anayasa'nın 10. maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesi, birbiriyle aynı hukuki durumda olanlara veya olması gerekenlere ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin görünümlerinden biri de düzenli idare ilkesidir. Düzenli idare ilkesi; idarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları tüzük, yönetmelik gibi idari metinlerle objektif bir şekilde düzenlemesi ve sürekli uygulamalar ile hukuki istikrarı tesis ederek buna uymasıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarında eşitlik ilkesi aynı durumda bulunanlar için haklarda ve ödevlerde, yararlarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve sorumluluklarda, fırsatlarda ve hizmetlerde eşit davranma zorunluluğu olarak ifade edilmiştir.</p>

<p>Kamu idareleri, yetkileri çerçevesinde düzenleyici tasarruflarla getirdikleri hukuk kurallarını, kamu hizmetinin gerekleri, gereksinimleri gibi nedenlerle ve konuluşundaki yönteme uyularak Anayasa ve yasalara uygun düşmek kaydıyla her zaman değiştirilebilirler ve kaldırabilirler. Bu değişme ve kaldırmalarda doğan yeni durumun, aynı statü içindeki herkese uygulanması Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesinin gereğidir.</p>

<p>Uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafından, Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın 13/03/2020 günlü, 667310 sayılı ''Kıta Kaynağından Kara Havacılık Sınıfına Pilot Adayı Seçimi'' konulu Uygulama emrinin ekinde yer alan Başvuru Şartları ve Nitelik Belgesi Düzenleme Esaslarının ''Başvuruda Aranan Şartlar'' başlıklı bölümünün (c) alt bendinde ''Başvuru tarihinden önce Uçak/Helikopter Pilot Subay Kursuna tefrik edilip kurstan başarısız olmamak (olumsuz)'' şartının iptali istenildiği, ancak bu şartın anılan düzenlemenin dayanağı olan 17/08/2016 tarihinde yayımlanan 671 sayılı KHK'nın 6. maddesi ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa eklenen Ek Geçici 93. Maddesi sonrası yayımlanan hiçbir emirde yer almaz iken, hiçbir gerekçe ( gerekliliğin ve zorunluluğun) gösterilmeksizin dava konusu emirde anılan olumsuz şarta yer verildiği görülmüştür.</p>

<p>Bu durumda, gerekçe göstermeksizin tesis edilen dava konusu işlemin ayrıca eşitlik ilkesine de aykırılık tesis ettiğinden iptali gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><br />
<strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:</p>

<p><br />
<strong>İNCELEME VE GEREKÇE:</strong></p>

<p><strong>MADDİ OLAY :</strong></p>

<p>Davacının, Kara Havacılık sınıfının pilot ihtiyacını karşılamak maksadıyla Kara Havacılık Okulu Komutanlığında 2020 yılında açılacak Uçak/Helikopter Pilot Subay Temel Kursuna katılmak için yaptığı başvurunun, Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığının 13/03/2020 günlü, 667310 sayılı ''Kıta Kaynağından Kara Havacılık Sınıfına Pilot Adayı Seçimi'' konulu emrinin ekinde yer alan Başvuru Şartları ve Nitelik Belgesi Düzenleme Esaslarının ''Başvuruda Aranan Şartlar'' başlıklı bölümünün (c) alt bendinde yer alan ''Başvuru tarihinden önce Uçak/Helikopter Pilot Subay Kursuna tefrik edilip kurstan başarısız olmamak (olumsuz)'' şartını taşımadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine görülmekte olan dava açılmıştır.</p>

<p><br />
<strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p>

<p>926 Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 22. maddesinde, sınıflandırma, ilk ve yeniden sınıflandırma olmak üzere ikiye ayrılmış "Sınıflandırma kurulları ve sınıflandırma yönetmeliği" başlıklı 25. maddesinde de, "İlk sınıflandırma ve yeniden sınıflandırma, sınıflandırma kurulları tarafından yapılır. Sınıflandırma kurullarının kuruluşları, çalışma usulleri, kararlarını nasıl alacakları, kurul üyelerinin nitelikleri ve sınıflandırmanın ne zaman ve nasıl yapılacağına ait hususlar sınıflandırma yönetmeliğinde gösterilir." hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>23/05/1968 günlü, 12906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri Subay Sınıflandırma Yönetmeliği'nin, 01/06/2012 günlü, 28310 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 13. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan halinde; "Subay sınıflandırma faaliyeti, işlemleri, vasıtaları ve sınıflandırmanın ne şekilde yapılacağına dair teferruatlı hususlar bu Yönetmelik esaslarına göre Milli Savunma Bakanlığınca, Kuvvet Komutanlıklarınca ve Jandarma Genel Komutanlığınca, hazırlanacak yönergelerde gösterilir. Bu yönergeler şunlardır:</p>

<p>a. Sınıflandırma ve sınıflandırma kurulları yönergesi,</p>

<p>...</p>

<p>Yukarıda belirtilen yönergelerin hazırlanıp yürürlüğe konulmasından Milli Savunma Bakanlığı, ilgili Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı sorumludurlar." düzenlemesi yer almıştır.</p>

<p>KKY 202-6 (A) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sınıflandırma ve Sınıflandırma Kurulları Yönergesi'nin Kara Havacılık sınıfına başvuracak personelde aranacak şartları düzenleyen 11. maddesinde, "Kara havacılık sınıfına personel seçimi yapılacak dönem için yayımlanacak olan uygulama emrinde belirtilen ilave şartları taşımak" kuralı düzenlenmiştir.</p>

<p>Bu doğrultuda yayımlanan Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığının 13/03/2020 günlü, 667310 sayılı ''Kıta Kaynağından Kara Havacılık Sınıfına Pilot Adayı Seçimi'' konulu Uygulama Emrinin ekinde yer alan Başvuru Şartları ve Nitelik Belgesi Düzenleme Esaslarının ''Başvuruda Aranan Şartlar'' başlıklı bölümünün (c) alt bendinde ''Başvuru tarihinden önce Uçak/Helikopter Pilot Subay Temel Kursuna tefrik edilip kurstan başarısız olmamak (olumsuz)'' şartına yer verilmiştir.</p>

<p>17/08/2016 tarihinde yayımlanan 671 sayılı KHK'nın 6. maddesi ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na eklenen Ek Geçici 93. maddede ise, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce herhangi bir nedenle uçuştan ayrılan subaylar, bir yıl içinde başvuruda bulunmaları ve uçuş için gerekli şartları sağlamaları kaydıyla ilgili Kuvvet Komutanlığınca yeniden pilotaj eğitimine alınabilirler. (Ek cümle: 20/11/2017-KHK-696/24 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/20 md.) Bunlardan pilotaj eğitiminde başarılı olanların 30 Ağustos 2016 tarihine kadar subaylıkta geçirdikleri sürelerin yarısı, beş yılı geçmemek üzere uçuş hizmet süresinden sayılır. Pilotaj eğitiminde başarılı olanların yükümlülük süresi, bu eğitime başlama tarihinden itibaren onbeş yıldır. Pilotaj eğitiminde başarısız olanların bu eğitimde geçirdikleri süre, yükümlülük süresine dahil edilir." hükmü yer almaktadır.</p>

<p><br />
<strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yaptığı düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınması gerekli kılan ortak değerdir.</p>

<p><br />
Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin yönetmelik dışında, yönerge, tebliğ, genelge gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabilmektedir. Ancak bu düzenlemeler arasında "normlar hiyerarşisi" olarak adlandırılan bir ilişki bulunmaktadır.</p>

<p><br />
Normlar hiyerarşisi kuramına göre hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmeleri mümkün değildir. Bu kuramın en belirgin özelliklerinden biri de, bir düzenlemenin hiyerarşik sıralamada daha altta bulunan bir düzenleme ile değiştirilememesi ve kaldırılamamasıdır. Bu kapsamda idarelerce hazırlanan düzenleyici nitelikteki idari işlemlerin üst hukuk normlarına uygun olması gerekmektedir.</p>

<p><br />
Uyuşmazlıkta, Türk Silahlı Kuvvetlerinde yerine getirilen askeri hizmetin özelliği gereği birçok sınıf bulunduğu, kara havacılık sınıfının da bunlardan biri olduğu, her sınıfın gerektirdiği bedeni, zihni ve teknik kabiliyetlerde farklılıklar olabileceği, dolayısıyla sınıflandırma işlemlerine esas olmak üzere her sınıf için aranacak nitelik ve özelliklerin de birbirinden farklı olduğu, sınıfın özelliğine göre sınıflandırılacak personelde aranacak şartların yönetmelik ile önceden düzenlenmesinin zorluğu dikkate alınarak ilk ve yeniden sınıflandırma işlemlerinin nasıl yapılacağına ilişkin ayrıntılı hususların yönerge ile düzenlenmesine imkan verildiği, iptali istenen Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığının 13/03/2020 günlü, 667310 sayılı ''Kıta Kaynağından Kara Havacılık Sınıfına Pilot Adayı Seçimi'' konulu emrinin ekinde bulunan, Başvuru Şartları ve Nitelik Belgesi Düzenleme Esaslarının ''Başvuruda Aranan Şartlar'' başlıklı bölümünün (c) alt bendinde yer alan, ''Başvuru tarihinden önce Uçak/Helikopter Pilot Subay Temel Kursuna tefrik edilip kurstan başarısız olmamak (olumsuz)'' şartının ne ilgili Yönetmelikte ne de yönetmeliğin verdiği yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulan KKY 202-6 (A) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sınıflandırma ve Sınıflandırma Kurulları Yönergesinde yer aldığı, bu bağlamda, üst hukuk normlarında yer almayan bir koşulun alt düzenleyici işlem olan dava konusu Emir ile getirilmesinin normlar hiyerarşisine ve hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.</p>

<p><br />
<strong>KARAR SONUCU:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığının 13/03/2020 günlü, 667310 sayılı ''Kıta Kaynağından Kara Havacılık Sınıfına Pilot Adayı Seçimi'' konulu emrinin ekinde bulunan, Başvuru Şartları ve Nitelik Belgesi Düzenleme Esaslarının ''Başvuruda Aranan Şartlar'' başlıklı bölümünün (c) alt bendinde yer alan, ''Başvuru tarihinden önce Uçak/Helikopter Pilot Subay Temel Kursuna tefrik edilip kurstan başarısız olmamak (olumsuz)'' düzenlemesinin İPTALİNE;</p>

<p>2. Aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama giderinin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta ücretinden artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,</p>

<p>3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 31/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.</p>

<p><br />
<strong>(X) KARŞI OY :</strong></p>

<p>926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile ilgili yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, sınıflandırma ve personel seçimine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi hususunda idareye düzenleme yapma yetkisi tanındığı açıktır.</p>

<p>Anılan Kanun ve Yönetmelik hükümleri, sınıflandırma işlemlerinin çerçevesini belirlemekle birlikte, askeri hizmetin özelliği ve ihtiyaçları doğrultusunda uygulamaya ilişkin ayrıntıların idarece düzenlenmesine engel teşkil etmemektedir. Nitekim askeri hizmet; disiplin, hiyerarşi, fiziki ve zihni yeterlilik ile yüksek teknik beceri gerektiren kendine özgü bir kamu hizmetidir. Özellikle kara havacılık sınıfı gibi yüksek risk ve uzmanlık gerektiren bir alanda personel seçiminde, daha önce pilotaj eğitimine tabi tutulmuş ve başarısız olmuş personelin durumunun değerlendirilmesi, hizmet gerekleri ve kamu yararı ile doğrudan bağlantılıdır.</p>

<p>Bu bağlamda dava konusu şartın, kanunla çizilen çerçeveyi genişletici veya daraltıcı mahiyette yeni bir hak ya da yasak ihdas etmediği; bilakis mevcut düzenlemelerin uygulanmasına yönelik, hizmetin etkinliği ve güvenliği amacıyla getirilen tamamlayıcı bir kriter niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>İdarenin, kamu hizmetinin gerekleri doğrultusunda personel seçimine ilişkin kriterleri belirlerken takdir yetkisine sahip olduğu; bu takdir yetkisinin açık bir hukuka aykırılık bulunmadıkça yargı yerince yerindelik denetimine tabi tutulamayacağı idare hukukunun yerleşik ilkelerindendir.</p>

<p>Bu itibarla, dava konusu düzenlemenin üst normlara aykırı olmadığı, askeri hizmetin niteliği ve kamu yararı gözetilerek idarenin takdir yetkisi çerçevesinde tesis edildiği sonucuna varıldığından, davanın reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-2-dairenin-20201262-e-20256408-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/yargi/danistaysa.jpg" type="image/jpeg" length="43300"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maltepe Üniversitesi Ön Lisans-Lisans Eğitim Öğretim Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/maltepe-universitesi-on-lisans-lisans-egitim-ogretim-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/maltepe-universitesi-on-lisans-lisans-egitim-ogretim-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maltepe Üniversitesi Ön Lisans-Lisans Eğitim Öğretim Yönetmeliği, 28 Temmuz 2026 Tarihli ve 33323 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Maltepe Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖN LİSANS-LİSANS EĞİTİM ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Tıp Fakültesi dışında kalan Maltepe Üniversitesinin ön lisans ve lisans programlarına kabul ve kayıt ile ön lisans ve lisans eğitim-öğretimi, sınavlar, kayıt dondurma, mezuniyet, diploma ve ayrılma işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; Tıp Fakültesi dışında kalan ön lisans/lisans bölümlerindeki/programlarındaki kabul, kayıt, devam işlemleriyle, eğitim-öğretim, staj, sınav, başarı değerlendirmeleri ve mezuniyete ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 ile 44 üncü maddelerine ve 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununun ek 44 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Akademik birim: Maltepe Üniversitesinin fakültelerini, yüksekokullarını, konservatuvarını, meslek yüksekokulunu,</p>

<p>b) AKTS: İş yüküne dayalı Avrupa Kredi Transfer Sistemini,</p>

<p>c) DGS: Dikey Geçiş Sınavını,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ç) Fakülte: Tıp Fakültesi hariç Üniversitenin diğer fakültelerini,</p>

<p>d) GANO: Genel Ağırlıklı Not Ortalamasını,</p>

<p>e) İlgili kurul: Fakültelerde fakülte kurulunu, yüksekokullarda yüksekokul kurulunu, konservatuvarda konservatuvar kurulunu,</p>

<p>f) İlgili yönetim kurulu: Fakültelerde fakülte yönetim kurulunu, yüksekokullarda yüksekokul yönetim kurulunu, konservatuvarda konservatuvar yönetim kurulunu,</p>

<p>g) Konservatuvar: Maltepe Üniversitesi Konservatuvarını,</p>

<p>ğ) Muafiyet/intibak komisyonu: Yatay geçiş ya da dikey geçiş yoluyla Üniversiteye gelen ya da daha önce birden fazla yükseköğretim kurumunda öğrenim görmüş olan öğrencilerin ders muafiyetlerini ve/veya intibaklarını ilgili bölüm/program düzeyinde değerlendirmek üzere dekanlık/müdürlük tarafından görevlendirilen komisyonu,</p>

<p>h) Meslek Yüksekokulu: İki yıllık Maltepe Üniversitesi Meslek Yüksekokulunu,</p>

<p>ı) MÜBİS: Maltepe Üniversitesi Bilişim Sistemini,</p>

<p>i) Mütevelli Heyeti: Maltepe Üniversitesi Mütevelli Heyetini,</p>

<p>j) Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı: Öğrencilerle ilgili tüm işlemlerin yasa, yönetmelik ve genel mevzuat çerçevesinde yapılmasından sorumlu idari birimi,</p>

<p>k) Öğretim elemanı: Yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim üyelerini, öğretim görevlilerini ve araştırma görevlilerini,</p>

<p>l) ÖSYM: Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezini,</p>

<p>m) Rektör: Maltepe Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>n) Senato: Maltepe Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>o) Üniversite Yönetim Kurulu: Maltepe Üniversitesi Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ö) Üniversite: Maltepe Üniversitesini,</p>

<p>p) YANO: Yarıyıl Ağırlıklı Not Ortalamasını,</p>

<p>r) YÖK: Yükseköğretim Kurulunu,</p>

<p>s) Yüksekokul: Hemşirelik Yüksekokulunu, Sağlık Bilimleri Yüksekokulunu, Yabancı Diller Yüksekokulu gibi dört yıllık ve bir yıllık yüksekokullarını,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Eğitim-Öğretime İlişkin Esaslar</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim ücreti</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Üniversitede eğitim-öğretim ücrete tabidir. Kısmi indirimli olarak öğrenim gören öğrenciler, indirim oranı dışında kalan tutarda eğitim-öğretim ücreti öder. Burs ve indirimler, zorunlu yabancı dil hazırlık öğrenimi için bir yılı; ön lisans programlarında öğrenim süresi olan iki yılı, lisans programlarında ise dört yılı kapsar. Dikey geçiş veya yatay geçiş ile kayıt yaptıran öğrenciler için burs/indirim süresi, öğrencilerin ilgili programa intibak ettirildikleri sınıf esas alınarak belirlenir. İndirimlerin kapsamı, devam koşulları ve dağıtımı gibi konularda, Üniversitenin yetkili organlarınca alınan kararlar uygulanır.</p>

<p>(2) Eğitim-öğretim ücreti Mütevelli Heyeti tarafından her akademik yılın sonunda bir sonraki akademik yılda uygulanmak üzere belirlenir ve ilan edilen ödeme süresi içinde ödenmesi zorunludur. Yabancı Diller Yüksekokulunun yürüttüğü İngilizce hazırlık programlarına isteğe bağlı olarak devam eden öğrenciler, kayıt yaptırdıkları programlarda burslu/indirimli olsalar da ücret öderler.</p>

<p>(3) Eğitim-öğretim ücretini ilan edilen süre içinde ödemeyen öğrenciler; kayıt yaptıramaz, kayıt yenileyemez, derslere yazılamaz, sınavlara giremez, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve diploma alamazlar.</p>

<p>(4) 16 ncı maddede belirtilen öğrenim süresinde mezun olamayan öğrencilerin, mezun olabilmeleri için kendilerine tanınan ek sürelerde yazılacakları derslere ve sınavlara ilişkin eğitim-öğretim ücreti, derslerin kredisi göz önünde tutularak belirlenir.</p>

<p>(5) Başvurusu kabul edilen öğrencilerden, çift anadal ve/veya yandal programına kayıt yaptırdığı tarihten itibaren 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde belirlenen öğrenim süresi içinde bu programları tamamlayamayanlar, kalan dersleri için ilgili yarıyılda belirlenen kredi ücretini öderler.</p>

<p>(6) Yaz öğretiminde açılacak derslerin kredi ücreti, Mütevelli Heyeti tarafından belirlenir. Bu ücret, ilan edilen süre içinde ödenir.</p>

<p>(7) Öğrenciler, 17 nci maddeye göre kayıt dondurma hakkına sahiptir. Kayıt donduran veya izinli sayılan öğrencilerin ödeyeceği eğitim-öğretim ücreti her yıl Mütevelli Heyeti tarafından belirlenir.</p>

<p>(8) Özel yetenek sınavlarına girmek için başvuracak adaylar, Mütevelli Heyeti tarafından belirlenmiş ön kayıt ücretini ödemek koşuluyla bu sınavlara kabul edilir.</p>

<p><strong>Öğrenim ücreti muafiyeti ve burslar</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Üniversiteye girişte veya eğitime devam ederken sağlanacak öğrenim ücreti muafiyet bursları ve diğer bursların kapsam, koşul ve sürelerine ilişkin usul ve esaslar YÖK’ün ve Mütevelli Heyetinin almış olduğu ilgili kararlar doğrultusunda yürütülür.</p>

<p><strong>Kontenjanlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) İlgili yönetim kurulu, bölüm veya programlarına kabul etmeyi planladığı öğrenci sayılarını, dikey ve yatay geçişle kabul edileceklerin kontenjanlarını her eğitim-öğretim yılında Senatoya önerir. Yatay geçiş kontenjanı için verilmiş olan karar dışındaki Senato ve Mütevelli Heyeti kararı YÖK’e iletilir. Bu kararların YÖK tarafından onaylanması veya değiştirilerek onaylanması durumunda, Üniversiteye kabul edilecek öğrenci sayısı kesinleşir.</p>

<p>(2) Üniversitenin kabul edeceği öğrenciler, ÖSYM tarafından yapılan Yükseköğretim Kurumlarına Giriş Sınavlarında aldıkları puana bağlı olarak Üniversitenin ön lisans/lisans bölümlerinden/programlarından birini tercih etmeleri sonucu ÖSYM tarafından Üniversiteye yerleştirilir.</p>

<p>(3) Meslek yüksekokulu ve açık öğretim ön lisans programları mezunları ÖSYM’nin yaptığı DGS’de yeterli puanı almaları ve Üniversitenin lisans bölümlerinden/programlarından birini tercih etmeleri durumunda ÖSYM tarafından Üniversiteye yerleştirilir.</p>

<p>(4) Belli sanat dallarında üstün yeteneği olan adaylar, YÖK’ün belirlediği esaslara göre Üniversitenin ilgili birimlerince yapılan özel yetenek sınavını başarmaları durumunda Üniversiteye yerleştirilir.</p>

<p>(5) Yatay geçiş kontenjanları, 24/4/2010 tarihli ve 27561 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yandal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre belirlenir.</p>

<p>(6) Yabancı dilde eğitim-öğretim yapan üniversitelerin hazırlık sınıflarından başarısızlık nedeniyle kaydı silinmiş öğrenciler için kontenjan belirlenmez. Ancak, bunlardan yükseköğretim yerleştirme puanına sahip olan ve ÖSYM tarafından değerlendirilerek Üniversiteye kayıtlarının yapılması için bildirilenler, ilgili bölümlere/programlara kabul edilir.</p>

<p><strong>Kayıtlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı, ön lisans/lisans bölümlerine/programlarına veya yüksekokul programlarına kayıt olmaya hak kazanan öğrencilerin kayıt işlemlerini yaptırabilecekleri süreci gösteren tarih aralığını, kayıt-kabul koşullarını ve kayıt için istenecek gerekli belgeleri belirler. Kayıt için adaylardan istenen belgelerin aslı veya Üniversite tarafından onaylı örneği kabul edilir. Kesin kayıtta adayın bizzat bulunması gerekmekte olup, (elektronik kayıt hariç), kayda gelemeyen reşit adayların kesin kayıtları ancak noter onaylı vekili; 18 yaşından küçükler için ise, veli veya vasinin bizzat bulunması veya vekâletnameyle yetki verilmiş vekil aracılığıyla yapılır. Posta ile kayıt yapılmaz. Kayıt için istenen belgelerin onaysız sureti veya fotokopisi kabul edilmez. Belgeler eksik ise kayıt yapılmaz. Belirtilen tarihler arasında kaydını yaptırmayan aday herhangi bir hak iddia edemez. Üniversite, gerçeğe aykırı beyanda bulunarak kayıt yaptıran adaylar hakkında gerekli yasal işlemleri yapmaya yetkilidir.</p>

<p>(2) Kayıtlarla ilgili her türlü bilgi ve tarihlere ilişkin duyurular, Üniversitenin internet sayfasında yayımlanır.</p>

<p>(3) Özel yetenek sınavı sonucu öğrenci alan bölümlere/programlara belirtilen gün ve saatte kesin kaydını yaptırmayan aday öğrenciler kayıt haklarını kaybeder ve yerlerine yedek adaylar alınır.</p>

<p>(4) Kayıt sırasında verilen belgelerin yanlış veya sahte olduğunun belirlenmesi durumunda ilgili öğrencinin kaydı geçersiz sayılır. Üniversite, gerçeğe aykırı beyanda bulunarak kayıt yaptıran adaylar hakkında gerekli yasal işlemleri yapmaya yetkilidir.</p>

<p><strong>Yatay geçiş</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Yatay geçişle ilgili işlemler, Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yandal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre yapılır.</p>

<p><strong>Dikey geçiş</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Ön lisans mezunlarının Üniversitenin lisans bölümlerine/programlarına kabul edilebilmeleri için, her yıl açılan DGS’ye girmeleri ve dikey geçiş için yeterli puanı almaları zorunludur. Bu koşulları yerine getirenlerden Üniversiteyi tercih edenler ÖSYM tarafından lisans programlarına yerleştirilir.</p>

<p>(2) Lisans öğrenimine başlama hakkı elde eden ve kaydolan öğrencilerin alması gereken dersler, daha önceki ön lisans eğitimi-öğretimi sırasında almış oldukları derslerden ilgili yönetim kurulunun eş değer kabul ettiklerine muafiyet verilerek belirlenir. Türkçe bölümlere/programlara dikey geçişle gelen öğrenciler istekleri doğrultusunda ücretini ödemek koşuluyla yabancı dil hazırlık sınıfına devam edebilirler. Yabancı dille öğretim yapılan programlarda ve zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı bulunan programlarda öğrencilerin lisans programına başlayabilmeleri için Üniversitenin yapacağı yabancı dil muafiyet sınavında başarılı olmaları veya yabancı dil hazırlık sınıfına devam ederek başarılı olmaları gerekir. Yabancı dil hazırlık sınıfında ve lisans eğitim-öğretimi sırasında öğrencilere ilgili mevzuat hükümleri uygulanır. Öğretim dili en az % 30 yabancı dil veya tamamen yabancı dil olan programların yabancı dil hazırlık sınıfında başarısız olan öğrenciler, talepleri durumunda 23/3/2016 tarihli ve 29662 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Yabancı Dil Öğretimi ve Yabancı Dille Öğretim Yapılmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümleri çerçevesinde Türkçe eğitim yapan yükseköğretim programlarına ÖSYM tarafından yerleştirilebilir. Dikey geçiş yapan öğrenciler 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesindeki hükümlere göre öğrenimlerine devam ederler.</p>

<p><strong>Bölümler arası/programlar arası yatay geçiş</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Bölümler arası/programlar arası yatay geçiş, kontenjanlarının belirlenmesinde Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yandal ile Kurumlar Arasında Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uygulanır.</p>

<p>(2) Bölümler arası/programlar arası yatay geçiş kontenjanının dolmaması durumunda başvuru yapan öğrencilere uygulanacak ölçütler Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(3) Başvurular, yatay geçiş yapılacak bölüm veya programın yürütülmesinden sorumlu kurullar tarafından değerlendirilir ve ilgili yönetim kurulunda karara bağlanır.</p>

<p>(4) Bölümler arası/programlar arası yatay geçişleri kesinleşen öğrencilerin önceki bölümlerine/programlarına dönme başvuruları YÖK’ün ilgili mevzuat hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p><strong>Özel öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Özel öğrenciler, Üniversitenin akademik birimlerinde açılan bazı derslere dışarıdan katılmalarına izin verilen öğrencilerdir.</p>

<p>(2) Özel öğrenci kabulü, YÖK’ün konuya ilişkin kararı doğrultusunda yapılır.</p>

<p>(3) Özel öğrenci olmak amacıyla Üniversiteye başvuranlar, başka bir üniversitenin kayıtlı öğrencisi olduklarını kanıtlamak zorundadır. Üniversite öğrencisi olmayanlar özel öğrenci olmak için başvuramaz.</p>

<p>(4) Üniversitenin bir başka üniversitenin öğrencisini özel öğrenci olarak kabul edebilmesi için, bu durumun iki üniversitenin ilgili kurullarında onaylanması şarttır.</p>

<p>(5) Özel öğrencilere, aldıkları ders ya da derslere ilişkin kredilerini, devam ve başarı durumlarını gösteren öğrenim belgesi (transkript) verilir.</p>

<p>(6) Özel öğrencilerin yararlanabileceği öğrencilik hakları, YÖK’ün ilgili hükümleri doğrultusunda Üniversite tarafından uygulanır.</p>

<p>(7) Üniversiteden özel öğrenci statüsünde ders almak isteyen adayların ilgili yıla ilişkin belirlenen kredi ücreti üzerinden hesaplanan tutarı Üniversitenin internet sayfasında duyurulan tarih aralığında ödemeleri gerekmektedir.</p>

<p><strong>Yarıyıl sistemi ve akademik takvim</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Akademik takvim, fakültelerin, yüksekokulların ve konservatuvarın özellikleri dikkate alınarak Senato tarafından belirlenir. Bu takvim en geç yeni eğitim-öğretim yılının başlama tarihinden bir ay önce ilan edilir.</p>

<p>(2) Bir eğitim-öğretim yılı güz ve bahar olmak üzere, her biri on dört hafta süren iki yarıyıldan oluşur. Yarıyıl sonu sınav günleri bu sürenin dışındadır. Senato gerekli gördüğü hallerde yarıyıl sürelerini uzatabilir ya da kısaltabilir. Gerekli hallerde ilgili yönetim kurulu kararıyla bazı dersler ve/veya sınavlar cumartesi günleri yapılabilir.</p>

<p>(3) Senato, YÖK’ün izniyle yaz öğretimi yapılmasına karar verebilir. Yaz öğretiminin esasları Senato tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Öğretim dili ve hazırlık sınıfı programı</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Üniversitenin öğretim dili bazı bölümlerde/programlarda Türkçe, bazılarında İngilizcedir.</p>

<p>(2) Öğrencilerin yabancı dil bilgi ve yeteneklerini geliştirmek amacıyla hazırlık sınıfı programı uygulanır.</p>

<p>(3) Öğrenciler kayıt oldukları dönemden başlayarak ve ara vermeden güz/bahar yarıyılında ve bu yarıyılları takip eden yaz öğretimi döneminde, süreli hazırlık sınıfına devam etmek ve başarmak zorundadır.</p>

<p>(4) Hazırlık sınıfında yabancı dil İngilizcedir. Ancak, Senatonun kararı ve Mütevelli Heyeti onayıyla diğer yabancı dillerde de öğretim yapılabilir.</p>

<p>(5) Yabancı dil ile öğretim yapacak bölümlere kabul edilen öğrencilere uygulanacak yabancı dil hazırlık sınıfı programı ayrıca belirlenir. Bu öğrenciler, özel program için tanımlanan yeterlik sınavlarını başardıklarında lisans eğitimine başlayabilir. Başarısız öğrenciler hazırlık sınıfını en fazla iki yıl tekrar ederler. Yerleştirildikleri yükseköğretim programının zorunlu hazırlık sınıfına devam etmelerine rağmen hazırlık sınıfını başarıyla tamamlayamadığı için ilişiği kesilen öğrencilerin, başvurmaları halinde Üniversitenin Türkçe öğretim yapılan eş değer programının birinci sınıfına yerleştirilme işlemleri, ÖSYM tarafından yapılır. Zorunlu yabancı dil hazırlık sınıflarında başarısız olan öğrencilerin Türkçe öğretim yapan yükseköğretim programlarına yerleştirilme işlemleri ÖSYM kılavuzu çerçevesinde yürütülür.</p>

<p>(6) Hazırlık sınıfı yabancı dil öğretimi programı, Senato tarafından belirlenen esaslara göre yürütülür.</p>

<p>(7) Öğretim dili Türkçe olan programlara kaydolan öğrenciler, talepte bulunmaları halinde hazırlık sınıfına devam edebilirler. İsteğe bağlı hazırlık sınıfı programı öğrenim süresine dahil edilmez. İsteğe bağlı hazırlık sınıfına kayıt olan ancak programı başarıyla tamamlayamayan öğrenciler, sonrasında kazandıkları bölümlere/programlara devam edebilirler. Öğrenim ücreti muafiyeti ve burslar isteğe bağlı hazırlık sınıfı programı dışındadır.</p>

<p><strong>Yabancı dil derslerinden muafiyet</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Kayıt işlemlerini tamamlayan öğrenciler, yabancı dil derslerinden belirlenen muafiyet esaslarına göre yabancı dil yeterlik sınavına alınırlar. Öğrencilerin, Senato tarafından eş değerli olduğu kabul edilmiş ulusal veya uluslararası yabancı dil sınavlarının herhangi birinden eş değer başarı puanını aldıklarını gösteren veya bir başka üniversitenin hazırlık sınıfı yabancı dil derslerini başarmış olduğunu gösteren belgeye haiz olması durumunda, internet sayfasında belirtilen tarih aralığında muafiyet için başvurabilirler. Öğrenciler bu başvurunun kabulü durumunda hazırlık programından muaf tutulurlar.</p>

<p>(2) Yabancı dil yeterlik sınavında başarılı olanlar yerleştirildikleri ön lisans/lisans bölümlerinin/programlarının birinci yarıyıl derslerine başlarlar.</p>

<p>(3) Yabancı dil yeterlik sınavında başarılı olamayanlar hazırlık sınıfı programına kaydolurlar.</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Üniversitenin Tıp Fakültesi dışında kalan lisans bölümlerinde/programlarında normal öğretim süresi dört yıldır (sekiz yarıyıl). Lisans bölümlerinin/programlarının birinci yarıyılına kayıtlı öğrenciler bu yarıyıla başladıkları tarihten itibaren en çok yedinci yılın (on dördüncü yarıyılın) sonuna kadar ders planlarındaki dersleri almak ve başarmak zorundadırlar. Lisans bölümlerindeki/programlarındaki dersleri yedi yıl içinde başarıyla tamamlayamayan öğrenciler, 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi hükümleri kapsamında aldıkları derslerin kredilerine göre öğrenim ücretini ödemek koşuluyla kayıt yaptırabilirler. Bu durumdaki öğrenciler, ders ve sınavlara katılmayla ilgili haklar dışında diğer öğrenci haklarından yararlanamazlar.</p>

<p>(2) Meslek Yüksekokulunda sürdürülen ön lisans programlarında öğretim süresi iki yıldır (dört yarıyıl). Meslek Yüksekokulu programlarının birinci yarıyılına kayıtlı öğrenciler bu yarıyıla başladıkları tarihten itibaren en çok dördüncü yılın sonuna kadar ders planlarındaki dersleri almak ve başarmak zorundadırlar. Ön lisans programlarındaki dersleri dört yıl içinde başarıyla tamamlayamayan öğrenciler, 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi hükümleri kapsamında aldıkları derslerin kredilerine göre öğrenim ücretini ödemek koşuluyla kayıt yaptırabilirler. Bu durumdaki öğrenciler, ders ve sınavlara katılmayla ilgili haklar dışında diğer öğrencilik haklarından yararlanamazlar.</p>

<p>(3) Hazırlık programı öğrenimi yukarıda belirtilen sürelerin hesaplanmasında hesaba katılmaz.</p>

<p><strong>Kayıt dondurma ve izinli sayılma</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Sağlık sorunları, askerlik görevi, doğal afetler gibi geçerli mazeretleri olan ve bu durumlarını kanıtlayan belgeleri ilgili kurullara sunan öğrencilerin mazeretlerinin kabul edilmesi halinde, lisans bölümlerinin öğrencileri birinci ve dördüncü yarıyılları arasında en çok iki yarıyıl, beşinci ve sekizinci yarıyılları arasında da en çok iki yarıyıl süreyle kayıt dondurabilir.</p>

<p>(2) Meslek Yüksekokulu programlarının öğrencilerinin kayıt dondurma hakları birinci fıkrada gösterilen sürenin yarısı kadardır.</p>

<p>(3) Öğrenim ve eğitimlerine katkıda bulunacak Üniversite dışı burs, staj ve araştırma imkânlarının doğması durumunda, ilgili kurulların kararı ve Rektörün onayıyla öğrencilere bir defaya mahsus olmak üzere bir yıla kadar izin verilebilir.</p>

<p>(4) Sağlık sorunları, askerlik görevi, doğal afetler gibi zorunlu nedenler dışında kayıt dondurmak veya izinli sayılmak isteyen öğrencilerin başvurularının işleme alınabilmesi için öğrencinin Üniversiteye kaydını yaptırmış veya yenilemiş olması ve başvurusunu en geç ilgili yarıyılın derslerinin başlamasını izleyen dördüncü haftanın son iş gününe kadar yapmış olması şarttır. Mütevelli Heyeti bu öğrencilerin ödeyecekleri eğitim-öğretim ücretini her akademik yıl için belirler. Eğitim programlarına indirimli olarak yerleştirilen öğrencilerin kayıt dondurmaları veya izinli sayılmaları halinde ödeyecekleri eğitim-öğretim ücreti aldıkları indirim oranına göre belirlenir.</p>

<p>(5) Hazırlık sınıfı öğrencileri, programın süreli olması nedeniyle, güz yarıyılında ve eğitim-öğretim yılının tamamını kapsayacak şekilde, derslerin başlamasını izleyen dördüncü haftanın son iş gününe kadar kayıt dondurma talebinde bulunabilirler. Ancak dördüncü fıkrada belirtilen zorunlu sebeplerden dolayı bahar yarıyılında kayıt dondurmak zorunda kalan öğrenciler, güz yarıyılı ortalamaları ne olursa olsun, başarısız sayılırlar.</p>

<p>(6) Kayıt dondurma ve izinli sayılmada geçen süreler, 16 ncı maddede belirtilen azami öğrenim süresine dahil değildir.</p>

<p><strong>Öğretim programları, kredili sistem ve dersler</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Fakülte, yüksekokul ve konservatuvar öğretim programları ilgili kurullar tarafından her yıl, en geç Mayıs ayı sonuna kadar hazırlanır ve Senato tarafından onaylanarak izleyen ilk akademik yılda uygulanır.</p>

<p>(2) Üniversitenin bütün bölümlerinde/programlarında kredili sistem uygulanır.</p>

<p>(3) Herhangi bir yarıyılda öğretim programında o yarıyıl için tanımlanmış kredi yükü kadar, bu kredi yükü ortalama kredi yükünden az ise ortalama kredi yükü kadar ders alınabilir. Her akademik yılın kredi toplamı en az 60 AKTS olarak belirlenir.</p>

<p>(4) Dersler, zorunlu ve seçmeli dersler olmak üzere iki grupta toplanır. Öğrencilerin her yarıyıl/yıl alacağı zorunlu ve seçmeli dersler öğretim programında gösterilir. Mezuniyet için gereken seçmeli ders sayısı, seçmeli derslerin hangi yarıyıl/yıllarda okutulacağı ve yapılması gereken uygulamalar öğretim programlarında açıkça belirtilir. 2547 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen derslerin öğretim programlarında bulunması zorunludur. Seçmeli dersler niteliklerine göre Üniversite seçmeli ve alan seçmeli olarak gruplandırılır. Üniversite seçmeli grubundaki dersler, diğer bölümler/programlar tarafından açılan, ilgili bölümün/programın zorunlu dersleriyle alan seçmeli grubundaki derslerinin dışında kalan derslerdir. Alan seçmeli kümesindeki dersler, bölüm/program tarafından açılabileceği gibi, başka bölümlerin/programların öğretim programlarında bulunan ve ilgili bölümle/programla aynı alana yönelik olmak üzere açılan dersleri de içerebilir. Seçmeli dersler, ilgili kurullar tarafından bölümlerin/programların özellikleri göz önünde tutularak belirlenir. Bir bölümün/programın Üniversite ve alan seçmeli ders kümelerinde ortak ders bulunamaz. Öğrenciler seçmek istedikleri seçmeli derslerini danışmanlarının onayıyla belirleyerek kayıt yaptırabilirler. Ancak Meslek Yüksekokulu öğrencileri lisans öğretim programlarından ders seçemezler.</p>

<p>(5) Öğretim programlarında eğer varsa, ön koşullu dersler belirlenir. Ön koşullu bir dersi alabilmek için öğretim programlarına göre önceki yarıyıllarda alınması zorunlu olan bir veya daha çok dersin başarılmış olması gerekir. Hangi dersin veya derslerin ön koşul olduğu ilgili kurulun önerisi ve Senatonun onayıyla belirlenir.</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim koordinatörlüğü ve akademik danışmanlık</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Öğretim programlarının hazırlanmasına, haftalık ders programlarının tasarlanmasına ve eğitim-öğretime ilişkin konularda bölümler arası/programlar arası ilişkilerin yürütülmesine yardımcı olmak üzere, fakülte dekanı/yüksekokul/konservatuvar müdürü tarafından bir öğretim üyesi, eğitim-öğretim koordinatörü olarak atanır.</p>

<p>(2) Fakültelerde ilgili bölüm başkanlarının, yüksekokullarda yüksekokul müdürlerinin, konservatuvarda konservatuvar müdürünün önerdiği öğretim elemanları ilgili kurullar tarafından akademik danışman olarak görevlendirilir. Akademik danışmanlar, öğrencilerin akademik işlemlerinin çözümüne eğitim-öğretim süresi içinde yardımcı olmak, öğrencilerin devam ve başarı durumlarını izlemek, öğrencilere derslere kaydolma, dersi bırakma, dersten çekilme, ders ekleme işlemlerinde rehberlik yapar. Her öğrenci için bir akademik danışman atanır.</p>

<p>(3) Akademik danışmanlık görevinin etkin bir biçimde ve aksatılmadan yürütülmesi, öğrencinin eğitim-öğretim süresi içinde akademik ve idari olarak izlenmesi ve kontrolünün sağlanması amacıyla her öğrencinin durumu MÜBİS’te kayıt altına alınır.</p>

<p>(4) Bölüm/program başkanları akademik danışmanların bu görevleriyle ilgili tutumlarını gözlemek ve denetlemek; fakülte dekanları ve yüksekokul müdürleriyle konservatuvar müdürü de ilgili akademik danışmanı değerlendirmek zorundadır.</p>

<p><strong>Derse kaydolmak ve dersi bırakmak</strong></p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>(1) Öğrenciler, bir sonraki yarıyılda almak istedikleri dersleri MÜBİS’i kullanarak akademik takvimde belirtilen tarihlerde seçerler; akademik danışmanlarının onayı ve 18 inci, 22 nci ve 41 inci maddelerdeki esaslar çerçevesinde derslere kaydolurlar.</p>

<p>(2) Bir öğrenci kaydolduğu bir dersi, akademik takvimde belirtilen tarihlerde akademik danışmanının onayıyla bırakabilir ve bir başka derse kaydolabilir.</p>

<p>(3) Öğrenciler birinci ve ikinci yarıyıllarda öğretim programında yer alan bütün derslere kaydolmak zorundadır. Öğrenciler, bu yarıyıllardaki dersleri bırakamaz.</p>

<p>(4) Öğretim programında yer alan bir dersi tanımlandığı yarıyılda almayan öğrenciler, o dersi açıldığı ilk yarıyılda almak zorundadır.</p>

<p><strong>Dersten çekilme</strong></p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>(1) Öğrenciler kaydoldukları bir dersten akademik danışmanlarının ve dersten sorumlu öğretim elemanının onayıyla çekilebilir. Öğrencilerin dersten çekilmelerinde aşağıdaki esaslar uygulanır:</p>

<p>a) Dersten çekilme başvurusu yarıyılın ilk sekiz haftası içinde yapılır.</p>

<p>b) Öğrenciler ilk iki yarıyılın dersleri dışındaki derslerden çekilebilir.</p>

<p>c) Öğrenciler başarısızlık nedeniyle tekrarlanan zorunlu derslerden çekilemez.</p>

<p>ç) Öğrenciler daha önce başarılı oldukları ve not ortalamasını yükseltmek amacıyla tekrarladıkları ilk iki yarıyılın derslerinden çekilebilir.</p>

<p>d) Öğrenciler bir yarıyılda en çok iki dersten çekilebilir.</p>

<p>e) Eğitim-öğretim süresi içinde lisans öğrencileri en çok altı, ön lisans öğrencileri en çok iki dersten çekilebilirler.</p>

<p>f) Öğrenciler çekildikleri ders yerine, aynı yarıyılda bir başka derse kaydolamazlar.</p>

<p><strong>Yarıyıl kredi yükü</strong></p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>(1) Yarıyıl kredi yükü, bir öğrencinin herhangi bir yarıyılda kaydolduğu derslerin kredi toplamıdır.</p>

<p>(2) Üçüncü yarıyıldan itibaren yarıyıl kredi yükü, GANO’su en az 2,50 olanlar için 2 kredi; en az 3,00 olanlar için 4 kredi; en az 3,50 olanlar için 6 kredi olacak şekilde MÜBİS tarafından otomatik olarak artırılır.</p>

<p>(3) İzlenen öğretim programının son yarıyılında tanımlı tüm dersleri aldığında mezun olabilecek duruma gelmiş, varsa stajını başarıyla tamamlamış öğrenciler, ders saatlerinin çakışmaması koşuluyla, o yarıyılda alabilecekleri kredi yüküne ek olarak iki derse daha kaydolabilirler.</p>

<p><strong>Derslere devam zorunluluğu</strong></p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>(1) Üniversitede derslere devam zorunludur. Öğrencilerin derslerin teorik saatlerinin toplamının en az %70’ine, uygulama ve laboratuvar saatlerinin toplamının en az %80’ine devam etmeleri zorunludur.</p>

<p>(2) Derslere devam durumu dersin öğretim elemanınca yapılan yoklamalarla belirlenir. Yoklama sonucu, öğretim elemanı tarafından MÜBİS’e haftalık olarak işlenir.</p>

<p>(3) Sağlık raporu alan öğrenciler de dahil olmak üzere; bir dersin teori, uygulama ve laboratuvar saatlerine ilişkin devamsızlık sınırlarını aşan öğrenciler ilgili derse devam etmemiş sayılır, bu dersin sınavlarına alınmaz ve bu dersten başarısız kabul edilir.</p>

<p>(4) MÜBİS’ten yapılan devam takibi, denetimi farklı yöntemlerle yapılan derslerde, ilgili kurul ve Senato onayıyla kaldırılabilir. Bu derslerin saatleri öğrencinin kaydolduğu diğer derslerin saatleriyle çakışabilir.</p>

<p>(5) Bir dersten (ilgili akademik birim kurullarının belirlediği ve Senatonun onayladığı ders/proje/uygulama ve benzeri hariç) (FF) ile başarısız olan öğrencilerin, ders tekrarında derse devam zorunluluğu aranmaz; derse devam zorunluluğu aranmayan öğrenciler yarıyıl içinde yapılan tüm ölçme ve değerlendirme faaliyetlerinden sorumludurlar. Ancak devamsızlık nedeniyle dersten başarısız olan öğrenciler için, tekrarlanan derse devam zorunludur.</p>

<p><strong>Ders tekrarı</strong></p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>(1) Bir dersten (F), (BZ), (DZ) notlarından birini alarak başarısız olan sınamalı öğrenciler o dersi açıldığı ilk yarıyılda almak zorundadır.</p>

<p>(2) Not ortalamalarını yükseltmek isteyen öğrenciler, daha önce aldıkları dersler arasından seçtikleri derslere yeniden kaydolarak bu dersleri tekrar edebilirler. Ders tekrarında (ilgili akademik birim kurullarının belirlediği ve Senatonun onayladığı ders/proje/uygulama ve benzeri hariç) devam zorunluluğu aranmaz.</p>

<p>(3) Sınamalı öğrenciler, istemeleri halinde daha önce (DD) ve (DC) aldıkları dersleri tekrar edebilirler, 46 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü saklı olup öğrencinin Üniversite eğitimini tamamlayabilmesi için, GANO’nun en az 2,00 olması gerekir. Tekrarlanan derslerde ön koşul aranmaz.</p>

<p>(4) Tekrarlanan derslerde, önceki başarı notu ne olursa olsun, alınan son not geçerlidir.</p>

<p><strong>Stajlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>(1) Zorunlu stajlara ilişkin usul ve esaslar, ilgili kurullar tarafından belirlenir.</p>

<p>(2) Bütün derslerini almış ve başarılı olmuş olsalar bile, stajlarını tamamlamamış olan öğrenciler, stajlarını tamamlayana kadar mezun olamazlar.</p>

<p><strong>Ek sınavlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>(1) 16 ncı maddede belirtilen normal eğitim-öğretim süresi içinde, bölümün/programın öğretim programında gösterilmiş derslere kaydolmuş, derse devam koşullarını yerine getirmiş ve mezuniyet aşamasına gelmiş öğrencilerden, proje, tasarım stüdyosu, atölye dersleri gibi öğretim programlarında ağırlıklı olarak uygulamadan oluşan dersler hariç, varsa stajını başarıyla tamamlamış, en çok iki dersi kalanlara süre kayıplarını önlemek amacıyla güz ve bahar yarıyılı başında ek sınav açılır.</p>

<p>(2) Girmiş oldukları tüm sınavlardan geçer not aldıkları halde bu Yönetmelikte belirlenmiş başarı ortalamalarını, herhangi bir nedenle sağlayamamış olan mezuniyet aşamasındaki öğrencilere, not ortalamalarını yükseltmek üzere seçtikleri dersleri tekrar hakkı verilir.</p>

<p><strong>Yandal</strong><strong> ve çift anadal programları</strong></p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) Yandal ve çift anadal programları, Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yandal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre yapılır.</p>

<p><strong>Yaz eğitim-öğretimi</strong></p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>(1) Yaz eğitim-öğretimi, YÖK’ün güncel kararları doğrultusunda güz ve bahar yarıyılları dışında kalan yaz ayları içinde başlatılan ve tamamlanan ek eğitim-öğretim dönemidir.</p>

<p>(2) Hazırlık sınıfı programı dışındaki bölümlerde/programlarda yaz öğretimi, fakültelerin, yüksekokulların ve konservatuvarın açılmasını önerdikleri derslerle ilgili Senato kararı doğrultusunda başlatılır ve bu program ilgili mevzuata göre yürütülür.</p>

<p><strong>Öğrenci değişim programları</strong></p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>(1) Üniversite, YÖK mevzuatının uygun gördüğü ikili anlaşmalarla, yurt içinde veya yurt dışında faaliyet gösteren yükseköğretim kurumları ile öğrenci değişim programları oluşturarak uygulayabilir.</p>

<p>(2) Öğrenci değişim programı kapsamında başka bir üniversitede en az bir yarıyıl öğrenim görecek öğrencilerin seçimi, ilgili bölümün/programın yetkili kurulları tarafından yapılır. Öğrencinin akademik işlemlerinin takibi bölüm/program başkanlığı tarafından atanan akademik danışmanının/koordinatörün sorumluluğunda yapılır. Bu öğrencilerin idari işlemleri ilgili birimlerce yürütülür.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Sınavlar ve Başarı Değerlendirme</p>

<p><strong>Öğretim elemanının sorumluluğu</strong></p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>(1) Öğretim elemanları derslerine kaydolan öğrencilerin derse devamlarını, derse katkı ve ilgilerini, yarıyıl içi çalışmalarını, sınav sonuçlarını izlemek ve değerlendirmekle yükümlüdür.</p>

<p>(2) Öğretim elemanı dersin izlencesini (syllabus), başarı notunu oluşturan bileşenleri (ara sınav, kısa sınav, proje, ödev, yarıyıl sonu sınavı, sunum, seminer ve benzeri), bunların ağırlıklarını, bu Yönetmeliğin ve ilgili kurulun tanımladığı çerçeve içinde, ders seçim haftası öncesinde MÜBİS’e işlemekle yükümlüdür.</p>

<p><strong>Ara sınavlar, ara sınav yerine sayılan çalışmalar, kısa sınavlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>(1) Ara sınavlar, sınav tarihleri ve sınanacak bilgi konularının önceden duyurulduğu sınavlardır. Ara sınavların sayısı ve zamanı, öğrencilere, bu Yönetmelikte belirtilen sürece göre tanımlanıp duyurulur. Ara sınavlar, o ders için haftalık ders programında gösterilmiş saatler içinde yapılır.</p>

<p>(2) Ara sınava veya benzeri çalışmaya katılmamış öğrenciler mazeretlerini, beş iş günü içerisinde ilgili birime iletmekle yükümlüdür. İlgili birimin yönetim kurullarınca mazeret başvuruları değerlendirilir ve uygulanacak işlem dersin öğretim elemanına bildirilir.</p>

<p>(3) Ara sınav veya diğer çalışmaların başarı notuna katkısı bu Yönetmelikte belirtilen usule göre tanımlanır.</p>

<p><strong>Yarıyıl sonu sınavları</strong></p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>(1) Yarıyıl sonu sınavları, öğrencinin o derse ilişkin bilgisinin ölçüldüğü sınavlardır. Bu sınavın başarı notuna etkisi bu Yönetmelikte belirtilen usule göre tanımlanıp duyurulur.</p>

<p>(2) Yarıyıl sonu sınavlarının başlangıç ve bitiş tarihleri akademik takvimde belirtilir.</p>

<p>(3) Yarıyıl sonu sınavına girmeyen öğrenciler bütünleme sınavına girebilirler.</p>

<p><strong>Ders başarı notu ve işaretler</strong></p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>(1) Bir dersin başarı notu, ara sınav notları ile varsa diğer yarıyıl içi çalışmalarındaki notlar ve yarıyıl sonu veya bütünleme sınavında alınan notların ağırlıklı ortalamasına göre hesaplanır.</p>

<p>(2) Bir dersten başarılı sayılmak için, (DD) koşullu başarı notunun rakamsal eş değerinin en az 45 (kırk beş) olması zorunludur.</p>

<p>(3) Yarıyıl içi değerlendirme notlarına bakılmaksızın bir dersin yarıyıl sonu/bütünleme sınavına katılmayan öğrencinin ilgili derse ait başarı notu (FF) olarak belirlenir.</p>

<p>(4) Yarıyıl sonu başarı notu hesaplanırken kullanılan yarıyıl içi etkinliklerin toplam katkı oranı ilgili öğretim elemanı tarafından belirlenir ve ders izlencesinde belirtilir.</p>

<p>(5) Bu şekilde hesaplanan başarı notları, öğretim elemanlarının takdiriyle harfli başarı notuna dönüştürülür. Başarı notları ve bunların katsayısal değerleri aşağıda gösterilmiştir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="93">
   <p>Harf</p>
   </td>
   <td valign="top" width="141">
   <p>Başarı Notu</p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>Yarıyıl Sonu</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="93">
   <p><u>Notu</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="141">
   <p><u>Katsayı Değeri</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p><u>Rakamsal Eş Değeri</u></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="93">
   <p>AA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="141">
   <p>4,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>87-100</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="93">
   <p>BA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="141">
   <p>3,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>80-86</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="93">
   <p>BB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="141">
   <p>3,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>73-79</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="93">
   <p>CB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="141">
   <p>2,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>66-72</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="93">
   <p>CC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="141">
   <p>2,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>59-65</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="93">
   <p>DC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="141">
   <p>1,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>52-58</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="93">
   <p>DD</p>
   </td>
   <td valign="top" width="141">
   <p>1,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>45-51</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="93">
   <p>FF</p>
   </td>
   <td valign="top" width="141">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>0-44</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="93">
   <p>DZ</p>
   </td>
   <td valign="top" width="141">
   <p>Devamsız</p>
   </td>
   <td valign="top" width="143">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>(6) Derse devam yükümlülüklerini yerine getirmeyen öğrencilere (DZ) notu verilir; bu notu alan öğrenciler dersi tekrar ettiklerinde devam yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır.</p>

<p>(7) MÜBİS’te tanımlanmış not karnesinde yer alan herhangi bir değerlendirmeye katılmamış öğrencilere (-1) notu işlenir.</p>

<p>(8) (AA), (BA), (BB), (CB) ve (CC) notları dersin başarıldığını; (DC) ve (DD) notları ise, bu Yönetmelikte belirlenmiş ağırlıklı not ortalamasına bağlı başarı koşullarının sağlanmış olması durumunda, bu dersin başarılmış olduğunu gösterir. (FF) notu dersten başarısız, (DZ) notu devamsızlık nedeniyle başarısız olan öğrenciler için uygulanır.</p>

<p>(9) Derslerin özel durumlarını belirtmek için kullanılabilecek işaretler şunlardır:</p>

<p>a) BI (başarılı): Kredisiz veya not ortalamalarına katılmayan bir dersten başarılı.</p>

<p>b) BZ (başarısız): Kredisiz veya not ortalamasına katılmayan bir dersten başarısız.</p>

<p>c) ÇK (çekilmiş): Öğrenci dersten çekilmiş.</p>

<p>ç) DE: Öğrenci derse devam ediyor.</p>

<p>d) DZ (devamsız): Öğrenci devam koşulunu yerine getirmedi. Devamsızlık işareti not ortalamalarının hesaplanmasında (FF) notu olarak işlem görür.</p>

<p>e) EK (eksik): Bir eksiklik nedeniyle başarı değerlendirilemedi.</p>

<p>f) M (muaf): Bu Yönetmeliğe göre muaf edilmiş.</p>

<p>g) T (transfer): Öğrenci değişim programlarına katılan öğrencilerin diğer yükseköğretim kurumlarından, bölümler arası/programlar arası yatay geçişle kabul edilen öğrencilerin önceki bölümlerinden getirdikleri eş değer dersler.</p>

<p>ğ) + : Başarısız ders tekrarlanacak.</p>

<p>h) * : Başarısızlık nedeniyle tekrar edilen ders.</p>

<p><strong>Eksik işaret uygulaması</strong></p>

<p><strong>MADDE 34- </strong>(1) Uygulama kredisi olan derslerde, öğrencinin sınav döneminden iki hafta öncesinde başvurması halinde, öğretim elemanınca durumu değerlendirilerek başarı notu yerine (EK) verilebilir. Öğretim elemanı ve/veya jüri, öğrencinin çalışmasını ve başarı durumunu dikkate alarak, eksik işaretini bir sonraki yarıyılın ders ekleme-bırakma dönemi sonuna kadar değiştirebilir. Bu süre sonunda değişmeyen (EK) notu, (FF) notuna dönüşür.</p>

<p>(2) (EK) notu verilebilmesi için öğrenci, yarıyıl sonu sınav tarihinden itibaren en geç beş iş günü içerisinde mazeretini, belgeleriyle birlikte ilgili birime iletir. İlgili akademik birimin yönetim kurulu tarafından durum değerlendirilir. İlgili birimin yönetim kurulu kararı doğrultusunda dersin öğretim elemanı (EK) notunu bir sonraki yarıyılın ders ekleme-bırakma dönemi sonuna kadar değiştirebilir. Bu süre sonunda değişmeyen (EK) notu (FF) notuna dönüşür.</p>

<p>(3) Proje derslerinde/uygulama kredisi olan derslerde, öğrencinin sınav döneminden iki hafta öncesinde başvurması üzerine, öğretim elemanınca durumu değerlendirilerek başarı notu yerine (EK) notu verebilir. Öğretim elemanı ve/veya jüri, öğrencinin çalışmasını ve başarı durumunu dikkate alarak, eksik işaretini bir sonraki yarıyılın ders ekleme-bırakma dönemi sonuna kadar değiştirebilir. Bu süre sonunda değişmeyen (EK) notu (FF) notuna dönüşür.</p>

<p>(4) Proje derslerinin/uygulama kredisi olan derslerin dışında kalan dersler için, yarıyıl sonu sınavına katılamayan ve mazereti ilgili akademik birimin yönetim kurulu tarafından kabul edilen öğrencilere de başarı notu yerine (EK) notu verilebilir. Bu durumda olanlara (EK) notu verilebilmesi için öğrencinin yarıyıl sonu sınav tarihinden itibaren en geç beş iş günü içerisinde mazeretini, belgeleriyle birlikte ilgili birime iletir. İlgili akademik birimin yönetim kurulu tarafından durum değerlendirilir. İlgili birimin yönetim kurulu kararı doğrultusunda dersin öğretim elemanı (EK) notunu bir sonraki yarıyılın ders ekleme-bırakma dönemi sonuna kadar değiştirebilir. Bu süre sonunda değişmeyen (EK) notu (FF) notuna dönüşür.</p>

<p><strong>Muaf ve transfer işareti uygulaması</strong></p>

<p><strong>MADDE 35- </strong>(1) Daha önce herhangi bir yükseköğretim kurumuna devam etmiş veya mezun olmuş öğrencilerden, yükseköğretime giriş sınavıyla yeniden Üniversiteye yerleştirilenlerle, Üniversiteye yatay veya dikey geçiş yoluyla kabul edilen öğrencilerin önceki kurumlarından getirdikleri başarı durumlarını gösteren öğrenim belgesi (transkript), ilgili fakülte/yüksekokul/konservatuvar muafiyet/intibak komisyonu tarafından değerlendirilir. Bu değerlendirmeler sonunda eş değerlikleri ilgili yönetim kurulu tarafından kabul edilen dersler için muafiyet hakkı tanınır. Daha önce birden fazla yükseköğretim kurumunda öğrenim görmüş olan bir öğrencinin, en son öğrenim gördüğü kurum tarafından transfer edilen derslerin Üniversiteye transfer edilmesini istemesi halinde, ilgili dersleri ilk kez aldığı yükseköğretim kurumunun ders içerikleri ve transkripti esas alınarak transfer işlemi yapılır. Başka bir yükseköğretim kurumu tarafından yapılan transfer işlemi değerlendirilmeye alınmaz.</p>

<p>(2) Muafiyet hakkı tanınmış derslerle transfer edilen derslerden alınmış başarı notları, not ortalamalarının hesabında işleme katılır.</p>

<p><strong>Tekrar işareti uygulaması</strong></p>

<p><strong>MADDE 36- </strong>(1) Derslerden (FF) notu alarak başarısız olan öğrencilerle dersten çekilme izni almış (ÇK) notlu öğrenciler ve kredisiz veya not ortalamasına katılmayan derslerden başarısız olmuş (BZ) notlu öğrenciler, bu dersleri ilk açıldığı dönemde tekrarlamak zorundadır. Bu dersler seçmeli bir ders veya ders planlarından çıkarılmış bir ders ise, öğrenciler bu ders yerine ilgili kurullar tarafından kabul edilmiş uygun derslere kaydolur. Bu uygulamada, 24 üncü madde hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Başarı notu dönüşüm tablosu</strong></p>

<p><strong>MADDE 37- </strong>(1) Yatay geçiş ve benzeri durumlarda Üniversitede uygulanacak, diğer üniversite veya kurumlara verilecek ve onlardan alınacak belgelerde başarı notlarının karşılığı olarak 33 üncü madde hükümleri dikkate alınır.</p>

<p><strong>Not ortalamaları ve hesaplanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 38- </strong>(1) Öğrencilerin başarısı YANO ve GANO’ları hesaplanarak izlenir.</p>

<p>(2) YANO, bir öğrencinin bir yarıyılda kaydolduğu derslerdeki başarı notlarının ağırlıklı ortalamasıdır.</p>

<p>(3) GANO, bir öğrencinin ortalama hesaplama tarihine kadar geçen yarıyıllarda kaydolduğu tüm derslerdeki başarı notlarının ağırlıklı ortalamasıdır.</p>

<p>(4) Ağırlıklı not ortalamasının hesabında önce her ders için, o dersin kredisi ile öğrencinin o dersten aldığı başarı notunun sayısal eş değeri çarpılır ve o dersin ağırlığı tespit edilir. Daha sonra ders ağırlıkları toplanır, YANO ve GANO toplam ağırlıkları ayrı ayrı belirlenir.</p>

<p>(5) Ortalamaların hesabında öğrencinin kaydolduğu kredili derslerden, 33 üncü maddeye göre alınmış başarı notları ve sayısal eş değerleri göz önünde bulundurulur. GANO hesabına tekrar edilen derslerden alınmış son başarı notu katılır.</p>

<p><strong>Başarılı öğrenciler</strong></p>

<p><strong>MADDE 39- </strong>(1) GANO’su en az 2,00 olan öğrenciler başarılı sayılır.</p>

<p>(2) Öğrenimlerini yarıyıl kaybı olmadan ve disiplin cezası almadan, 3,00 ile 3,49 arası GANO ile tamamlayan öğrenciler onur; 3,50 ve daha yüksek GANO ile tamamlayan öğrenciler yüksek onur derecesiyle mezun olurlar ve diplomalarında bu durum belirtilir. Ayrıca bir belge verilmez.</p>

<p><strong>Sınamalı öğrenciler</strong></p>

<p><strong>MADDE 40- </strong>(1) Lisans düzeyinde dördüncü yarıyıl; ön lisans düzeyinde ikinci yarıyıl sonundan başlayarak herhangi bir yarıyıl sonunda GANO’su 2,00’nin altında olan öğrenciler sınamalı öğrenci sayılır. Bu durum DGS ile gelen öğrenciler için Üniversiteye kaydoldukları ikinci yarıyılın sonunda başlar.</p>

<p><strong>Sınav sonuçlarının ve başarı notunun duyurulması</strong></p>

<p><strong>MADDE 41- </strong>(1) Bütün ölçme ve değerlendirme sonuçları, dersin öğretim elemanı tarafından MÜBİS aracılığıyla duyurulur.</p>

<p>(2) Öğretim elemanı yarıyıl başarı notlarını yarıyıl sonu sınavını izleyen beş iş günü içinde MÜBİS’te değerlendirip, kesinleştirmek zorundadır.</p>

<p>(3) Başarı notları MÜBİS’te ilan edilir.</p>

<p><strong>Sınav sonuçlarına itiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 42- </strong>(1) Öğrenciler, 42 nci maddede sayılan sınavların sonuçlarına, sonucun ilanını takip eden beş iş günü içinde, ilgili fakülte dekanlığı, yüksekokul müdürlüğü, konservatuvar müdürlüğü aracılığıyla itiraz edebilirler.</p>

<p>(2) Dekan veya müdür sınav kâğıdının incelenmesi için, biri sınavı yapan öğretim elemanı olmak üzere ilgili öğretim elemanları arasından üç kişilik bir komisyon kurar. Notların jüri veya komite şeklinde birden çok öğretim elemanı tarafından verildiği durumlarda, oluşturulacak komisyonun bir üyesi dersin yürütücüleri arasından, diğer ikisi yakın alanlardaki öğretim elemanları arasından belirlenir.</p>

<p>(3) Komisyon, en çok beş iş günü içinde itirazı sonuçlandırır ve raporunu dekanlığa/müdürlüğe sunar.</p>

<p>(4) Komisyon raporu fakülte/yüksekokul/konservatuvar yönetim kurulu toplantısında görüşülerek karara bağlanır.</p>

<p><strong>Mezuniyet projesi dersleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 43- </strong>(1) Mezuniyet projesi dersleri, lisans düzeyi için ilgili öğretim programının toplam kredisinin %70’ini tamamlamış öğrencilere; ön lisans düzeyi için ilgili öğretim programının %35’ini tamamlamış öğrencilere verilir.</p>

<p>(2) Mezuniyet projesi derslerine ilişkin esaslar ilgili kurullar tarafından belirlenir ve Senato tarafından onaylanır.</p>

<p><strong>Mezuniyet ve diploma</strong></p>

<p><strong>MADDE 44- </strong>(1) Kaydoldukları dersleri başarıyla tamamlamış, bu Yönetmelikte gösterilmiş staj ve mezuniyet projesi gibi çalışmaları başarıyla bitirmiş, mezuniyet için gerekli kredi koşullarını sağlamış ve GANO’su en az 2,00 olan öğrenciler mezuniyet hakkı elde ederler.</p>

<p>(2) Lisans programı mezunlarına lisans diploması, ön lisans programı mezunlarına ön lisans diploması verilir.</p>

<p>(3) Diplomada, öğrencinin hangi programdan mezun olduğu belirtilir.</p>

<p>(4) Onur veya yüksek onur dereceleri diplomada belirtilir. Lisans diplomasında ilgili birimin dekan veya müdürünün ve Rektörün imzaları, ön lisans diplomasında meslek yüksekokulu müdürünün ve Rektörün imzaları bulunur.</p>

<p>(5) Mezun olan öğrencinin durumunu açıklayan uluslararası standartlarda diploma eki hazırlanır.</p>

<p>(6) Lisans öğrenimini tamamlamayan veya tamamlayamayan öğrencilerin ön lisans diploması almaları veya meslek yüksekokuluna intibak ettirilmeleri YÖK’ün güncel mevzuat hükümlerine göre yapılır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Uluslararası öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 45- </strong>(1) Uluslararası öğrencilerin Üniversite öğrencisi olarak kabul edilebilmelerinde YÖK’ün ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Öğrenci kimlik kartı</strong></p>

<p><strong>MADDE 46- </strong>(1) Üniversiteye kesin kayıt yaptıran öğrencilere öğrenci kimlik kartı verilir.</p>

<p><strong>Disiplin işlemleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 47- </strong>(1) Öğrencilerin disiplin iş ve işlemleri, 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p><strong>İlişik kesme</strong></p>

<p><strong>MADDE 48- </strong>(1) Yükseköğretim kurumundan çıkarılma cezası alan öğrencilerin Üniversiteyle ilişiği kesilir.</p>

<p>(2) Öğrencilerin Üniversiteyle ilişiğinin kesilmesiyle ilgili diğer haller aşağıda belirtilmiştir:</p>

<p>a) Öğrencinin kendi isteğiyle kaydını sildirmesi durumunda Üniversiteyle ilişiği kesilir. İlişik kesme işleminde öğrencinin bizzat kendisinin bulunması gerekmektedir. Kendisi gelemiyorsa, ilişik kesme işlemi, reşit olanlar için noter/yetkili kurum onaylı vekâletnameyle; 18 yaşından küçükler için ise, veli ya da vasisinin bulunmasıyla veya noterden/yetkili kurumdan alınmış vekâletnameyle yetki verilmiş vekili aracılığıyla yapılır.</p>

<p>b) Öğrencinin kayıt sırasında sahte belge verdiğinin anlaşılması halinde Üniversiteyle ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Sahte belge vermesi sebebiyle ilişiği kesilen öğrenci mezun olmuş olsa da aldığı diploma, mezuniyet ve benzeri belgeleri iptal edilir ve hakkında ilgili mevzuat hükümlerine göre işlem başlatılır.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 49- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 50- </strong>(1) 14/7/2010 tarihli ve 27641 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maltepe Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim ve Öğretim ve Sınav Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Geçiş hükümleri</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte aktif öğrenci olup 51 inci madde ile yürürlükten kaldırılan yönetmeliğe göre önceden planlanmış öğrenim faaliyetleri devam eden öğrencilerin, söz konusu süreçlerine mülga yönetmelik hükümleri uyarınca devam olunur.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 51- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 52- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Maltepe Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/maltepe-universitesi-on-lisans-lisans-egitim-ogretim-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="24177"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/milli-egitim-bakanligi-okul-oncesi-egitim-ve-ilkogretim-kurumlari-yonetmeliginde-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/milli-egitim-bakanligi-okul-oncesi-egitim-ve-ilkogretim-kurumlari-yonetmeliginde-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 28 Temmuz 2026 Tarihli ve 33323 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Millî Eğitim Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM VE İLKÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 26/7/2014 tarihli ve 29072 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d), (m) ve (n) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“d) Ders etkinliklerine katılım: Öğrencilerin, sınıf veya okul içinde zihinsel, sosyal-duygusal ve fiziksel açıdan çok yönlü gelişimini sağlayan ve öğrencilerin performansını değerlendirmeye imkân veren çalışmaları,”</p>

<p>“m) Proje: Öğrencilerin grup hâlinde veya bireysel olarak bir alan veya konuda inceleme, araştırma ve yorum yapma, görüş geliştirme, yeni bilgilere ulaşma, mevcut bilgilerden yararlanarak özgün ve farklı düşünce üretme, anlamlı öğrenmeyi sağlama ve sorgulamaya dayalı bir yapı kurmaları amacıyla ders öğretmeni rehberliğinde öğrenme-öğretme uygulamaları kapsamında yapacakları çalışmaları,</p>

<p>n) Uygulama sınıfı: Çocuk gelişimi ve eğitimi alanı/programı bulunan ortaöğretim kurumlarında eylül ayı sonu itibarıyla 36-68 aylık çocukların eğitiminin yapıldığı uygulama birimini,”</p>

<p>“ö) Bütüncül gelişim: Öğrencilerin bireysel, zihinsel, sosyal-duygusal, fiziksel ve ahlaki gelişimini,</p>

<p>p) Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi: Millî ve manevi değerlerimizin oluşturduğu çerçevede genel insani değerler de gözetilerek eylemlerden değerlere, değerlerden erdemli insana nihayetinde “Huzurlu Aile ve Toplum” ile “Yaşanabilir Çevrede Huzurlu İnsana” ulaşmayı hedefleyen yapıyı,</p>

<p>r) e-Kayıt: Adrese dayalı kayıt sistemini,</p>

<p>s) Kayıt alanı: Okulun öğrenci alacağı adresleri gösteren kayıt alanını,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiş, ikinci fıkrasına “imza karşılığı” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya bilgi ve iletişim araçlarıyla” ibaresi eklenmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“c) Okul öncesi eğitim kurumları ile ilkokul birinci sınıfa kayıt yaptıran öğrencilerin okul ortamına, öğretmenlerine ve arkadaşlarına alışmalarını sağlamak; öğrenci velilerinin ise ebeveyn programı çerçevesinde çocuğun eğitim sorumluluğuna bütüncül bir yaklaşımla dahil olması ve okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla ders yılının başlangıcından önceki hafta içinde Bakanlıkça belirlenen takvim ve program çerçevesinde uyum eğitimi programı uygulanır.”</p>

<p>“(3) Haftalık ders programı hazırlanırken bayrak törenleri dikkate alınarak beden eğitimi ve oyun, beden eğitimi ve spor ile müzik derslerinin haftanın ilk ve son iş gününe konulmasına özen gösterilir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğe 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Seçmeli derslerin seçimi</p>

<p>MADDE 5/A- (1) Ortaokullarda ve imam-hatip ortaokullarında, Bakanlıkça belirlenen haftalık ders çizelgelerinde yer alan seçmeli dersler okutulur.</p>

<p>(2) Bir sonraki eğitim ve öğretim yılında okutulacak seçmeli derslerin seçimi ve buna yönelik açıklamalar, ocak-şubat aylarında okul müdürlüğünce öğrencilere duyurulur.</p>

<p>(3) Seçmeli derslerin seçimi, okulun imkânlarına bağlı olarak veli, sınıf rehber öğretmeni ve okul rehberlik öğretmeninin bilgisi dâhilinde öğrenci tarafından ocak-şubat aylarında yapılır, okul müdürlüğünce e-Okul sistemine işlenir ve kitap ihtiyaç sayısı, Kitap Seçim Modülüne girilir. Grup oluşturulamadığı için açılamayan dersler, okul yönetimince ilan edilir. Bu dersleri seçen öğrenciler, tercihleri doğrultusunda açılan seçmeli derslere yönlendirilir. Süresi içerisinde seçmeli ders seçimi yapmayan öğrencilerin dersleri okul yönetimince belirlenir.</p>

<p>(4) 5 inci sınıfa yeni başlayan öğrencilerin seçmeli ders seçimleri ile seçilen derslerde değişiklik yapılmasına ilişkin işlemler, ders yılının ilk haftasında yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Rehberlik hizmetleri, sosyal etkinlikler ve okul-çevre ilişkileri</p>

<p>MADDE 9- (1) Anaokulları ile ilkokul, ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında; öğrencinin bütüncül gelişimini esas alan rehberlik hizmetlerini yürütmek amacıyla rehberlik servisi oluşturulur. Rehberlik hizmetleri ve sosyal etkinlikler, ilgili mevzuat hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p>(2) Eğitim ve öğretim faaliyetlerinde okul, aile ve çevreyle iş birliği yapılır.</p>

<p>(3) Okul yöneticileri tarafından okul faaliyetleri öğretmen, öğrenci ve veliye tanıtılır.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Komisyon tarafından fırsat eşitliği, kamu kaynaklarının etkin kullanımı, okulların fiziki kapasitesi, ulaşım imkânları ile okullar arası sınıf mevcutlarının dengeli dağılımı göz önünde bulundurularak öğrenci alınacak kayıt alanları belirlenir ve e-Okul sisteminin ilgili bölümüne işlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, beşinci ve altıncı fıkralarına sırasıyla aşağıdaki bentler eklenmiş, yedinci fıkrasında yer alan “Ortaokul ve imam-hatip ortaokuluna kayıt” ibaresi “Ortaokul, imam-hatip ortaokulu ve farklı program uygulayan ortaokullara kayıt” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkranın (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumlarında yeni kayıtlar, temmuz ayında başlar. Kayıt işlemi, 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu hükümlerine göre oluşturulan ulusal adres veri tabanındaki yerleşim yeri adres bilgileri esas alınarak, e-Okul sistemi üzerinden yapılır. İhtiyaç duyulması halinde adres doğrulaması yapmak amacıyla kayıt işlemleri sırasında veliden su, elektrik veya doğalgaz kullanımına ait fatura istenebilir. Adres doğrulamasına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlıkça belirlenir.”</p>

<p>“(3) Yabancı uyruklu olup İçişleri Bakanlığınca verilen belge ile kimlik numarası edinen çocukların kayıtları, kimlik belgesinde bulunan bilgilere ve ulusal adres veri tabanındaki yerleşim yeri adres bilgilerine göre yapılır. Türk vatandaşlığına kabul işlemleri devam eden çocukların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası edinmelerinin ardından e-Okul sisteminde kimlik numarası güncellenir.</p>

<p>(4) Şehit, harp malûlü, muharip gazi çocukları ile rehberlik ve araştırma merkezi raporuyla yönlendirilen bilim ve sanat merkezine kayıtlı olanlar dışındaki özel eğitime ihtiyacı olan çocuklar, yerleşim yeri adresine uyumlu okula kaydedilir ve akabinde bu çocukların durumlarının belgelendirilmesi şartıyla ulusal adres veri tabanındaki adreslerine bakılmaksızın istedikleri okula nakli yapılır. Bilim ve sanat merkezine kayıtlı olanların ise istemeleri hâlinde devam ettikleri bilim ve sanat merkezinin kayıt alanında yer alan okula nakli yapılır.”</p>

<p>“ğ) Resmî anaokulu bulunmayan ilçelerde, 36-68 aylık çocuklar aynı ana sınıfına kaydedilebilir. Bir grup oluşturabilecek kadar 36-44 aylık çocuk bulunması durumunda ise yeni ana sınıfı şubesi açılabilir.”</p>

<p>“e) Farklı program uygulayan ilkokullara kayıt işlemleri ile varsa alan seçimine ilişkin usul ve esaslar, Bakanlıkça belirlenir.”</p>

<p>“c) Ortaokula kaydı yapılan öğrencilerin şubeleri kura yöntemi ile e-Okul sistemi üzerinden Bakanlıkça belirlenir. Şube değişikliği, velinin yazılı talebi üzerine rehberlik servisinin hazırlayacağı gerekçeli görüş raporu alınarak okul yönetimince o ders yılı içinde bir defaya mahsus olmak üzere yapılabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci, beşinci, sekizinci ve dokuzuncu fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(2) Nakiller, e-Okul sisteminde sınıf atlatma sürecinin tamamlanmasını takip eden ilk iş günü başlar ve dönem sonuna 15 iş günü kalıncaya kadar devam eder. Ancak doğal afet, sağlık ve ailenin iller arasındaki adres değişikliği gibi nedenlerde bu süre aranmaz.”</p>

<p>“(5) Şehit, harp malûlü ve muharip gazi çocukları, millî sporcu olan çocuklar, bilim ve sanat merkezine kayıtlı olanlar dışındaki özel eğitime ihtiyacı olan çocuklar ile 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamındaki çocukların nakilleri, durumlarının belgelendirilmesi şartıyla kontenjan şartı aranmadan ve ulusal adres veri tabanındaki adreslerine bakılmaksızın istedikleri okula yapılır. Bilim ve sanat merkezine kayıtlı olanların ise istemeleri halinde devam ettikleri bilim ve sanat merkezinin kayıt alanında yer alan okula nakli yapılır.”</p>

<p>“(8) Yeni okul açılması, kayıt alanının değiştirilmesi veya velinin adres değişikliği yapması sebebiyle farklı okullara devam etmek zorunda kalan kardeşlerin nakilleri, velinin isteği doğrultusunda kardeşlerden birinin kayıtlı olduğu aynı tür ve kademedeki sınavsız girilen okula yapılır.</p>

<p>(9) Öğrencinin; anne ve babasının her ikisinin ya da yasal sorumluluğunu üstlenen kişinin çalışması, anne/babadan birinin hayatta olmaması hâlinde nakli, belgelendirilmesi şartıyla anne veya baba ya da yasal sorumluluğunu üstlenen kişinin çalıştığı adresin kayıt alanındaki okula yapılır.”</p>

<p>“(16) Öğrencinin; ağır engelli raporu bulunan/hastanede uzun süreli yatış kararıyla tedavi süreci devam eden annesinin, babasının, yasal sorumluluğunu üstlenen kişinin veya kardeşinin bulunması hâlinde nakli, belgelendirilmesi şartıyla tedavi görülen sağlık kurumunun bulunduğu veya geçici süreyle kaldığı adresin kayıt alanındaki okula yapılır.</p>

<p>(17) Yerleşim yeri adres bilgileri esas alınarak öğrenci kaydı yapılan ilköğretim kurumlarının dışındaki okul öncesi ve ilköğretim kurumlarına nakil başvurusu yapan öğrencilerden ilgili okulların kayıt kabul ve nakil şartlarını taşımayan öğrencilerin nakil başvuruları, okul yönetimince e-Okul sistemi üzerinden iptal edilir/reddedilir.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “çocuklar ile özel yetenekli” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve üçüncü fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“e) Özürsüz devamsızlığı 5, 10 ve 15 güne ulaşan öğrencilerin durumları veliye posta, bilgi ve iletişim araçlarıyla veya kısa mesaj yolu ile bildirilir. Ayrıca kontrol kayıtlı sürekli tedaviyi ya da organ naklini gerektiren hastalığı bulunanlar, tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler ve sosyal hizmet, emniyet ve asayiş birimlerinin resmî raporları doğrultusunda koruma ve bakım altına alınan öğrenciler için devamsızlığın 30 uncu gününde de tebligat yapılır ve öğrencinin okula devamının sağlanması istenir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“b) Bilgi ve becerilerin ölçülmesi ve değerlendirilmesi sürecinde ilgili dersin öğretim programında belirtilen öğrenme çıktıları esas alınarak ölçme ve değerlendirme yapılır.”</p>

<p>“2025-2026 eğitim ve öğretim yılından itibaren kademeli olarak beşinci sınıflardan başlamak üzere bütüncül eğitim yaklaşımı doğrultusunda hazırlanan Gelişim Raporu karne ile birlikte verilir.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında öğrencilere ders yılında istedikleri ders veya derslerden bireysel ya da grup çalışması şeklinde öğretmen rehberliği ile en az bir proje hazırlatılır. Projeler hazırlatıldığı dönemde değerlendirilir. Proje teslim etmeyen öğrencinin proje puanı sıfır olarak değerlendirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “e-posta” ibaresi “bilgi ve iletişim araçlarıyla” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 30 uncu maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Beceri Edinim Raporu veya Gelişim Raporu; okul öncesi eğitim kurumlarında Okul Öncesi Eğitim Programı doğrultusunda çocuğa yönelik hazırlanır, e-Okul sistemine işlenir ve her dönemin sonunda raporun bir örneği veliye verilir.”</p>

<p>“a) İlkokullarda, 2024-2025 eğitim ve öğretim yılından itibaren birinci sınıflardan başlayacak şekilde kademeli olarak her dönem sonunda öğretmen görüşünü içeren, öğrencilerin devam durumunu, gelişim düzeylerini ve sosyal-duygusal gelişim becerilerini gösteren Gelişim Raporu hazırlanır. Gelişim Raporu elektronik imza ile imzalanabilir, e-Rapor olarak düzenlenir ve öğrenciye/veliye verilir.</p>

<p>b) Ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında 2025-2026 eğitim ve öğretim yılından itibaren beşinci sınıflardan başlayacak şekilde kademeli olarak her dönem sonunda karne ile birlikte öğretmen görüşünü içeren öğrencilerin devam durumunu, gelişim düzeylerini ve sosyal-duygusal gelişim becerilerini gösteren Gelişim Raporu hazırlanır. Gelişim Raporu elektronik imza ile imzalanabilir, e-Rapor olarak düzenlenir ve öğrenciye/veliye verilir.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkranın (b) bendine “20 gün” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve üzeri” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>“a) Öğrencilerin başarı ve gelişim düzeyleri, derslerdeki ve sosyal etkinlik çalışmalarındaki ilgi ve yeteneği de dikkate alınarak bütüncül olarak değerlendirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “imza karşılığı ilgililere” ibaresi “ilgililere yazılı olarak imza karşılığında ve/veya bilgi ve iletişim araçlarıyla” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkranın (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“c) Kurul toplantılarında belirtilen görüşler ve alınan kararlar, kurulca seçilen yazman tarafından tutanak altına alınır ve imzalanır. Kararlar oy çokluğuyla alınır. Eşitlik hâlinde kurul başkanının katıldığı görüş kabul edilir. Alınan kararlar uygulanmak üzere toplantıya katılamayanlar da dâhil yönetici ve öğretmenler tarafından imzalanarak tutanak altına alınır ve dosyasında saklanır.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(4) Zümre öğretmenler kurulunda; öğretim programı, öğrencilerin öğretim programlarının gerektirdiği Erdem-Değer-Eylem Çerçevesinde edinecekleri değerler, okuryazarlık becerileri, sosyal-duygusal öğrenme becerileri, program dışı etkinlikler, okul temelli planlama kapsamında yapılacak çalışmalar, farklılaştırılmış öğretim, ders planlarının düzenlenmesi, öğretim yöntem ve teknikleri, ölçme değerlendirme araçları, öğrencilerin başarı ve gelişim düzeyi, okulun fiziki mekânlarının ve ders araç gereçlerinin kullanımı gibi hususlar görüşülerek okulun çevre imkânları analiz edilir ve iş birliği yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Aynı Yönetmeliğin 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “karar defterine yazılır” ibaresi “kararlar tutanak altına alınır ve dosyalanır” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Aynı Yönetmeliğin 37 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>Aynı Yönetmeliğin 38 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumlarında görevli yönetici ve öğretmenler; eylül ayının ilk iş gününden derslerin başlangıç tarihine, derslerin kesimi tarihinden temmuz ayının ilk iş gününe kadar geçen süreler ile ara tatillerde mesleki çalışma yaparlar. Bakanlıkça uygun görülmesi halinde bu çalışmalar uzaktan eğitim şeklinde de yapılabilir. Bu çalışmalarda;</p>

<p>a) Yönetici ve öğretmenlerin; genel kültür, özel alan ve öğretmenlik meslek bilgisi konularında, bilgilerini arttırıcı faaliyetler,</p>

<p>b) Yeni beceriler kazandırmaya, eğitim ve öğretimde karşılaşılan problemlere çözüm yolları bulmaya, öğrencinin ve çevrenin ihtiyaçlarına göre plan ve programlar hazırlamaya yönelik faaliyetler,</p>

<p>c) Öğretim programları, mevzuat ve uygulamalarla ilgili inceleme ve değerlendirmeler,</p>

<p>yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>Aynı Yönetmeliğin 39 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Okul müdürü, Bakanlık tarafından kabul edilen eğitim ve öğretim programlarının uygulanmasını denetler, söz konusu eğitim ve öğretim programlarında belirtilen esaslara göre öğrencilerin bedensel, zihinsel, sosyal-duygusal ve ahlaki bakımdan gelişimine yönelik çalışmalar yapar ve bu çalışmaların uygulanmasına yönelik tedbirler alır.”</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>Aynı Yönetmeliğin 42 nci maddesinde yer alan “sınıf öğretmenlerinden” ibaresi “görev yapan öğretmenlerden” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>Aynı Yönetmeliğin 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına “planlamak ve uygulamak,” ibaresinden sonra gelmek üzere “öğrencilere rehberlik ederek bilgi, beceri ve değerleri kazandırmak,” ibaresi eklenmiş, üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve yedinci fıkrasına “önceden yazı ile” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve/veya bilgi ve iletişim araçlarıyla” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>“Ancak Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve farklı program uygulayan ilkokullarda alan dersleri okulun alan öğretmenlerince okutulur.”</p>

<p>“(4) İlkokullarda Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve farklı program uygulayan ilkokullarda alan dersleri, alan öğretmenlerince okutulduğunda sınıf öğretmenleri bu ders saatlerinde yönetimce verilen eğitim ve öğretim görevlerini yapar.”</p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>Aynı Yönetmeliğin 44 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(14) Taşıma merkezi okullarda görevli öğretmenler, 11/9/2014 tarihli ve 29116 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim Yönetmeliği kapsamında verilen nöbet görevlerini de yapar.”</p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>Aynı Yönetmeliğin 52 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Öğrencilerden;</p>

<p>a) Millî, manevi, ahlaki ve insani değerlere bağlı, vatansever, doğru sözlü, dürüst ve güvenilir olmaları,</p>

<p>b) Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozan bölücü, ayrıştırıcı, yıkıcı, siyasi amaçlı etkinliklere katılmamaları, siyasi amaçlı sembol kullanmamaları, bunlarla ilgili amblem, afiş, rozet ve benzerlerini taşımamaları, bulundurmamaları ve dağıtmamaları, siyasi amaçlı davranışlarla okulun huzurunu bozmamaları,</p>

<p>c) Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı kalmaları, millî birlik ve beraberliği zedeleyici tutum ve davranışlardan uzak durmaları,</p>

<p>ç) Türkçeyi bilinçli, doğru, etkili ve üretken bir şekilde kullanmaları,</p>

<p>d) Tasarruf bilincine sahip olmaları, kamuya ait eşyaları özenle kullanmaları,</p>

<p>e) Şefkatli, merhametli, iyiliksever, yardımsever, saygılı, sabırlı olmaları, empati kurmaları ve akran nezaketine önem vermeleri,</p>

<p>f) Tutum ve davranışlarında samimi, ilkeli ve tutarlı olmaları,</p>

<p>g) Bireysel ve toplumsal faydayı gözeterek davranışlarının sorumluluğunu üstlenmeleri,</p>

<p>ğ) Sorgulayan, eleştirel ve analitik düşünen bir yaklaşımla problem çözme ve karar verme becerisine sahip olmaları,</p>

<p>h) Bilgiye ulaşmak amacıyla sistemli bir şekilde araştırma yapmaları,</p>

<p>ı) Okul hayatı ve kişisel hayatında disiplinli olmaları, başarılı olmak için etkili çalışmaları, zamanı verimli kullanmaları, azimli, kararlı ve öğrenmeye istekli olmaları,</p>

<p>i) Okula ve derslere düzenli devam etmeleri,</p>

<p>j) Gelişim odaklı, hedefleri olan, özgüveni ve iletişim becerisi yüksek bireyler olmaları,</p>

<p>k) Fiziksel ve zihinsel olarak aktif olmaları, beden ve ruh sağlıklarını korumaları, temizlik ve sağlıklı yaşam gibi konuları gözeterek güvenli bir eğitim ortamının oluşmasına katkı sağlamaları,</p>

<p>l) Dijital okuma yazma becerilerini geliştirirken mahremiyetin korunmasına dikkat etmeleri ve teknolojiyi bilinçli, güvenli, yararlı ve etkin kullanmaları,</p>

<p>m) Kitap okuma alışkanlığını kazanmaları,</p>

<p>n) Bağımlılıktan kaçınan ve bağımlılıkla mücadele eden bireyler olmaları,</p>

<p>o) Okulda düzenlenen sosyal, sportif ve kültürel etkinliklere katılmaları,</p>

<p>ö) Çevreye karşı duyarlı olmaları, çevresindeki doğal varlığı ve tarihî mirası tanımaları, sanat eserlerini bilmeleri ve korumaları,</p>

<p>p) Trafik kurallarına uymaları ve davranışlarıyla örnek olmaları,</p>

<p>r) Hukuka ve insan haklarına saygılı olmaları ve bunlara uygun davranış göstermeleri,</p>

<p>s) Temel hakları çerçevesinde görüşlerini ifade edebilmeleri; kişisel haklarını koruma ve savunma konusunda sorumluluk bilincine sahip olmaları,</p>

<p>beklenir.”</p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>Aynı Yönetmeliğin 53 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) 20 gün ve üzeri özürsüz devamsızlık yapan öğrencilerden şube öğretmenler kurulu kararı ile sınıf geçenlere teşekkür ve takdir belgesi verilmez.”</p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>Aynı Yönetmeliğin 54 üncü maddesinin ikinci fıkrasına “caydırıcı olması,” ibaresinden sonra gelmek üzere “okul ve” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>Aynı Yönetmeliğin 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.</p>

<p>“16) Bilişim araçlarını okul yönetimince belirlenen usul ve esaslara aykırı şekilde kullanmak.”</p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>Aynı Yönetmeliğin 59 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “karar defterine kayıt edilir” ibaresi “tutanak altına alınarak dosyalanır” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>Aynı Yönetmeliğin 60 ıncı maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin beşinci fıkrasında yer alan “karar defterinin” ibaresi “tutulan tutanakların dosyalanarak” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Öğrenci davranışlarını değerlendirme kuruluna sevk edilen öğrenci ile tanıkların ifadeleri, kurul başkanı tarafından rehberlik öğretmeni eşliğinde, rehberlik öğretmeninin bulunmaması durumunda ise bir öğretmen eşliğinde alınır ve tutanak tutulur.”</p>

<p>“(3) Kararlar, öğrenci davranışlarını değerlendirme kurulu karar örneği EK-10’a uygun şekilde yazılır, tutanak altına alınarak dosyalanır. Kararda, yaptırım takdirinde esas alınan hususlar özetlenir. Dayanılan yönetmelik maddeleri belirtilir ve karar, karara katılan üyeler tarafından imzalanır. Karara katılmayan üye veya üyeler gerekçelerini yazarak imza ederler.”</p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>Aynı Yönetmeliğin 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Ayrıca, e-Devlet üzerinden Öğrenci Belgesi alınabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>Aynı Yönetmeliğin 78 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(8) Okul yönetimince başta özel hayatın gizliliği olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öğrencilere ait kişisel verilerin işlenmesine ilişkin iş ve işlemler, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yürütülür.</p>

<p>(9) Öğrencilerin korunması kapsamında yönetici ve öğretmenlerce, okul aile birliği ve ilgili kurum ve kuruluşlarla da iş birliği yapılarak gerekli tedbirler alınır. Bu tedbirler kapsamında okul öğrenci davranışlarını değerlendirme kurulu tarafından;</p>

<p>a) Okulun ve öğrencilerin güvenliğini tehdit edecek hususlara yönelik alınan ihbar, şikâyet ve gerekli görülen hâllerde, önceden tedbir almak, olumsuz öğrenci davranışlarının fiil ve suça dönüşmesini engellemek,</p>

<p>b) Eğitim ortamları, eğitim personeli ve öğrencilerin güvenliğini sağlamak; öğrencileri her türlü olumsuz ve zararlı davranışlardan korumak,</p>

<p>amacıyla okul, pansiyon ve eklentileri ayrıca sıra, masa, dolap ve gerekli görülen diğer yerler aranır. Tedbir amaçlı bu arama ve inceleme işleri öğrencinin kişilik ve onurunu rencide etmeden, müdür yardımcıları ile okul öğrenci davranışlarını değerlendirme kurulu üyeleri ve görevlendirilen diğer öğretmenler tarafından yapılır.</p>

<p>(10) Dokuzuncu fıkra kapsamında yapılan aramanın gerekçesine, arama yapılan yerlere ve bulunan malzemelere ilişkin iki nüsha tutanak hazırlanır. Tutanaklar; ilgililerce imzalanır, okul müdürünce onaylanarak okul müdürü ile okul öğrenci davranışlarını değerlendirme kurulu tarafından muhafaza edilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(11) Öğrenci velisinin okul idaresi veya öğretmenler ile öğrenci hakkındaki görüşme talebi okulun resmî internet sayfasında yer alan okul randevu sistemi üzerinden alınacak randevu ile gerçekleştirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>Aynı Yönetmeliğin 82 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 82- (1) Okul öncesi eğitim çağ nüfusu az olduğu için şube açılamayan yerleşim yerleri ile çağ nüfusunun yoğun, fiziki şartların yetersiz olduğu yerleşim yerlerindeki çocukların okul öncesi eğitime erişimini sağlamak için esnek saat ve zamanlı eğitime erişim modelleri; evde okul öncesi eğitim, geçici köy ana sınıfı, mevsimlik tarım işçisi ile göçer ve yarı göçer ailelerin çocukları için erişim modeli, mobil ana sınıfı, taşıma merkezinde ana sınıfı ve yaz eğitimi uygulanabilir, gezici öğretmen görevlendirilebilir. Yaz aylarında yapılan eğitime bir sonraki eğitim ve öğretim yılında ilkokula başlayacak çocuklar öncelikli olmak üzere okul öncesi eğitimden yararlanamamış çocuklar kaydedilir. Eğitime erişim modelleri ile ilgili usul ve esaslar Yönerge ile belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>Aynı Yönetmeliğin 85 inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(4) Millî ve manevi bilincin gelişimini desteklemek amacıyla millî bayramlar, belirli gün ve haftalar ile dönemlerde dersliklerde süsleme yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>Aynı Yönetmeliğin 88 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Öğrencilerin; sanatsal yeteneklerini yansıtan ve estetik duyarlılığı destekleyici çalışmaları ile bayram törenleri ve kutlama günlerine ait fotoğraflar, okul koridorları ve diğer uygun alanlardaki panolarda sergilenir.”</p>

<p><strong>MADDE 34- </strong>Aynı Yönetmeliğin 90 ıncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) İlköğretim kurumlarında, öğrencilerin gezip oynamaları, düzenli spor ve egzersiz faaliyetlerinde bulunmaları için çevre imkânlarından yararlanılarak; kum havuzu, voleybol, basketbol sahaları gibi yerler ile asılma, tırmanma, denge, atlama ve geleneksel çocuk oyunları gibi faaliyetlere uygun araçlar sağlanır.”</p>

<p><strong>MADDE 35- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 36- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/milli-egitim-bakanligi-okul-oncesi-egitim-ve-ilkogretim-kurumlari-yonetmeliginde-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/resmi/milli-egi.jpg" type="image/jpeg" length="77542"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Yapay Zeka ile Üretilmiştir” Etiketi Her Reklamı Hukuka Uygun Hale Getirir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yapay-zeka-ile-uretilmistir-etiketi-her-reklami-hukuka-uygun-hale-getirir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yapay-zeka-ile-uretilmistir-etiketi-her-reklami-hukuka-uygun-hale-getirir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1 Ağustos 2026’da başlayacak yeni dönemde dijital ikizler, sanal influencer’lar, hedefli reklamcılık ve KVKK bakımından markaları bekleyen riskler</strong></p>

<p>Sosyal medyada gezinirken tanınmış bir oyuncunun yeni çıkan bir sağlık ürününü tavsiye ettiği videoyla karşılaştığınızı düşünün. Oyuncunun görüntüsü, sesi ve mimikleri gerçeğinden ayırt edilemiyor. Üstelik ürünle ilgili son derece ikna edici bir “kişisel deneyim” anlatıyor.</p>

<p>Ancak gerçekte bu kişi ürünü hiç kullanmadı, marka ile herhangi bir reklam sözleşmesi yapmadı ve videonun hazırlanmasından haberdar bile değil. Videonun altında ise küçük bir açıklama bulunuyor:</p>

<p><strong>“Bu içerik yapay zeka ile üretilmiştir.”</strong></p>

<p>Peki bu açıklama, reklamı hukuka uygun hale getirir mi?</p>

<p><strong>Her zaman hayır.</strong></p>

<p>Çünkü yapay zeka kullanıldığının açıklanması, yalnızca belirli bir şeffaflık yükümlülüğünün yerine getirilmesini sağlayabilir. Reklamın doğru, dürüst ve tüketiciyi yanıltmayacak nitelikte olması; gerçek kişilerin yüz ve seslerinin hukuka uygun kullanılması; kişisel verilerin geçerli bir işleme şartına dayanması ve hedefli reklamcılık süreçlerinin KVKK’ya uygun yürütülmesi ayrıca incelenmelidir. Başka bir ifadeyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yapay zeka etiketi, reklamın doğruluk belgesi veya hukuka uygunluk ruhsatı değildir.</strong></p>

<p><strong>Yeni düzenleme ne getiriyor?</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/ticari-reklam-ve-haksiz-ticari-uygulamalar-yonetmeliginde-degisiklik-1" rel="dofollow">Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği</a>’nde yapılan değişiklik, 1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Düzenlemeler 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. Değişiklikle yapay zeka kullanılarak oluşturulan reklamların yanında hedefli reklamcılık ve çocuklara yönelik profilleme konusunda da yeni kurallar getirildi.</p>

<p>Yeni dönemde, reklamlarda yapay zeka teknolojileri kullanılarak gerçek insandan ayırt edilmesi güç dijital karakterlere yer verilmesi halinde bu durumun <strong>açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir biçimde belirtilmesi</strong> gerekecek.</p>

<p>Bununla birlikte gerçek bir kişinin yapay zeka teknolojileri kullanılarak oluşturulan dijital kopyasının, bir mal veya hizmeti bizzat deneyimlediği ya da tavsiye ettiği yönünde gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturulması yasaklanıyor.</p>

<p>Bu iki düzenleme arasındaki fark kritik önemdedir:</p>

<p>- Birinci durumda, yapay zeka kullanımının açıklanmasına ilişkin bir <strong>şeffaflık yükümlülüğü</strong> bulunmaktadır.</p>

<p>- İkinci durumda ise belirli nitelikteki reklam için doğrudan bir <strong>yasak</strong> söz konusudur.</p>

<p>Dolayısıyla yasak kapsamındaki bir içeriğin altına “yapay zeka ile üretilmiştir” yazılması, reklamı hukuka uygun hale getirmeyecektir.</p>

<p><strong>Yapay zeka etiketi neyi çözer, neyi çözmez?</strong></p>

<p>Bir reklamın yapay zeka ile oluşturulduğunun açıklanması, tüketicinin karşısındaki kişi veya görüntünün gerçek olmadığını anlamasına yardımcı olabilir. Ancak bu açıklama, reklamda yer alan bütün iddiaların doğru olduğunu göstermez.</p>

<p>6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre ticari reklamların kişilik haklarına uygun, doğru ve dürüst olması esastır. Tüketiciyi aldatan veya tüketicinin bilgi ve tecrübe eksikliğini istismar eden reklamlar yapılamaz. Ayrıca reklam veren, reklamda ileri sürdüğü iddiaların doğruluğunu ispatlamakla yükümlüdür.</p>

<p>Bu nedenle etiket kullanılmış olsa bile reklam;</p>

<p>-ürünün etkisini abartıyorsa,</p>

<p>-gerçekte bulunmayan bir kullanıcı deneyimi yaratıyorsa,</p>

<p>-kanıtlanamayan sağlık veya performans vaatleri içeriyorsa,</p>

<p>-bir kişinin ürünü kullandığı veya onayladığı yönünde gerçeğe aykırı izlenim oluşturuyorsa,</p>

<p>-tüketicinin ekonomik davranışını yanıltıcı bilgilerle etkiliyorsa</p>

<p>hukuka aykırı olmaya devam edebilir. <strong>Şeffaflık, gerçeğe aykırı bir tavsiyeyi meşrulaştırmaz.</strong></p>

<p><strong>Sanal influencer ile gerçek kişinin dijital kopyası aynı şey değil</strong></p>

<p>“Sanal influencer”, “dijital ikiz” ve “deepfake” gibi ifadeler uygulamada yaygın biçimde kullanılsa da bunların tamamı yeni reklam düzenlemesinde ayrıca tanımlanmış kanuni kavramlar değildir. Düzenlemenin kullandığı esas ifadeler, insandan ayırt edilemeyen “dijital karakter” ile gerçek kişinin yapay zeka kullanılarak oluşturulan “dijital kopyasıdır.” Bu ayrım uygulamada farklı sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>Örnek 1: Tamamen kurgusal bir sanal influencer</strong></p>

<p>Gerçek bir kişiye dayanmayan, tamamıyla yapay zeka ile oluşturulmuş sanal bir karakterin kozmetik ürünü tanıttığını düşünelim.</p>

<p>Karakter gerçek bir insandan ayırt edilemiyorsa yapay zeka ile oluşturulduğunun açıkça belirtilmesi gerekir. Ancak karakterin sanal olması, reklamın bütün iddialarını kendiliğinden hukuka uygun hale getirmez.</p>

<p>Sanal karakterin “Bu ürünü üç haftadır kullanıyorum ve cildimdeki bütün lekeler kayboldu” demesi, gerçekte yaşanmış bir kişisel deneyime dayanmadığı için tüketiciyi yanıltma riski taşıyabilir. Ürünün etkisine ilişkin nesnel iddiaların da reklam veren tarafından ispatlanabilir olması gerekir.</p>

<p>Karakterin oluşturulmasında gerçek bir kişiye ait veri kullanılmamışsa, karakterin kendisi yönünden kişisel veri işleme faaliyeti bulunmayabilir. Ancak reklamın kimlere gösterileceği davranışsal verilerle belirleniyorsa izleyiciler bakımından ayrı bir KVKK değerlendirmesi yapılmalıdır.</p>

<p><strong>Örnek 2: Bir ünlünün dijital kopyası</strong></p>

<p>Bir oyuncunun yüzü ve sesi yapay zeka ile taklit edilerek oyuncu, gerçekte hiç kullanmadığı bir ürünü tavsiye ediyormuş gibi gösterilirse sonuç farklıdır.</p>

<p>Yeni düzenleme, gerçek kişinin dijital kopyasının gerçeğe aykırı biçimde bir ürünü deneyimlediği veya tavsiye ettiği izlenimini veren reklamları yasaklamaktadır. Böyle bir içerikte “yapay zeka ile üretilmiştir” açıklamasının bulunması yasağı ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Üstelik sorun yalnızca reklam hukukuyla sınırlı değildir. Kişinin yüzü, sesi ve görüntüsü kişisel veri ve kişilik hakkı kapsamında ayrıca korunabilir. Kullanımın kapsamına göre kişinin izni, taraflar arasındaki sözleşme, lisans hükümleri, kullanım süresi ve mecrası ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu noktada markanın, yapay zeka aracının teknik olarak böyle bir video üretebilmesine güvenmesi yeterli değildir. Teknik olarak üretilebilen her içerik hukuken kullanılabilir değildir.</p>

<p><strong>Reklam mevzuatına uygunluk neden KVKK’ya uygunluk anlamına gelmez?</strong></p>

<p>Reklamın üzerinde “yapay zeka ile üretilmiştir” açıklamasının bulunması, kişisel verilerin hukuka uygun biçimde işlendiği anlamına gelmez.</p>

<p>KVKK bakımından öncelikle her veri işleme faaliyeti ayrı ayrı tespit edilmelidir. Bir kişinin görüntüsünün yapay zeka aracına yüklenmesi, sesinin kopyalanması, oluşturulan çıktının saklanması, hedef kitlelerin belirlenmesi ve kullanıcı verilerinin model geliştirme amacıyla kullanılması birbirinden farklı veri işleme faaliyetleri oluşturabilir.</p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumunun Üretken Yapay Zeka ve Kişisel Verilerin Korunması Rehberi’nde; kullanıcı tarafından girilen kişisel verilerin modelin çalıştırılması, modelin geliştirilmesi, kişiselleştirme yapılması ve çıktıların model geliştirme amacıyla kullanılması süreçlerinin ayrı işleme faaliyetleri olarak değerlendirilebileceği belirtilmektedir. Her faaliyet için uygun hukuki şartın ayrıca belirlenmesi gerekir.</p>

<p>Bu nedenle bir çalışanın veya influencer’ın görüntüsünün reklamı hazırlamak amacıyla kullanılması için hukuki dayanak bulunması, aynı verilerin yapay zeka sağlayıcısı tarafından kendi modelini geliştirmek amacıyla kullanılmasını otomatik olarak hukuka uygun hale getirmez.</p>

<p>Aynı şekilde açık rıza da her veri işleme faaliyeti için başvurulması gereken tek hukuki dayanak değildir. KVKK’nın 5 ve 6’ncı maddelerinde yer alan işleme şartlarından hangisinin uygulanabileceği, her faaliyet bakımından somut olarak değerlendirilmelidir. İşleme başka bir hukuki sebebe dayanıyorsa gereksiz veya yanıltıcı şekilde açık rıza alınması doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Bununla birlikte hangi işleme şartına dayanılırsa dayanılsın aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>Her yüz veya ses kaydı biyometrik veri midir?</strong></p>

<p>Hayır.</p>

<p>Bir fotoğrafın, video görüntüsünün veya ses kaydının kişisel veri olması ile biyometrik veri sayılması aynı şey değildir. Bir verinin biyometrik veri olarak değerlendirilmesinde, kişinin benzersiz biçimde tanımlanmasına veya kimliğinin doğrulanmasına imkan veren özel bir teknik işleme tabi tutulup tutulmadığı önem taşır.</p>

<p>KVKK Kurulu da fotoğrafların doğrudan biyometrik veri kabul edilemeyeceğini; gerçek kişinin benzersiz biçimde tanımlanmasını veya doğrulanmasını sağlayan belirli bir teknik yöntemle işlendiğinde biyometrik veri niteliğinin gündeme geleceğini belirtmektedir.</p>

<p>Dolayısıyla bir deepfake reklam hazırlanırken yüz veya ses verisi işlenmesi kişisel veri değerlendirmesini gündeme getirir. Ancak bunun ayrıca biyometrik veri sayılıp sayılmayacağı kullanılan teknik yöntem, işleme amacı ve tanımlama veya doğrulama fonksiyonu dikkate alınarak belirlenmelidir.</p>

<p><strong>Hedefli reklamcılıkta görünmeyen veri işleme faaliyetleri</strong></p>

<p>Tüketicinin gördüğü reklam, çoğu zaman veri işleme zincirinin yalnızca son aşamasıdır.</p>

<p>Reklamın arka planında;</p>

<p>- ziyaret edilen internet sayfaları,</p>

<p>- tıklanan ürünler,</p>

<p>- geçmiş satın alma tercihleri,</p>

<p>- yaklaşık konum bilgisi,</p>

<p>- cihaz ve çerez tanımlayıcıları,</p>

<p>- sosyal medya etkileşimleri,</p>

<p>- oluşturulan ilgi alanı ve kullanıcı profilleri</p>

<p>işlenmiş olabilir.</p>

<p>Yeni düzenlemeye göre reklam verenlerin, hedefli reklamın hangi kriterlere göre tüketiciye gösterildiğine ve bu kriterlerin nasıl değiştirilebileceğine ilişkin doğrudan ve kolay erişilebilir bilgi sunması gerekiyor. Ayrıca çocuk olduğu bilinen veya çocuk olması makul olarak beklenen kişilere, kişisel verilere dayalı profilleme yöntemiyle hedefli reklam yapılması yasaklanıyor.</p>

<p>Ancak tüketiciye “Bu reklamı son aramalarınız nedeniyle görüyorsunuz” açıklamasının yapılması, KVKK kapsamındaki bütün yükümlülüklerin yerine getirildiği anlamına gelmez.</p>

<p><strong>Tüketici hukuku reklamın neden ve nasıl gösterildiği konusunda şeffaflık isterken, KVKK bu sonuca ulaşmak için hangi kişisel verilerin, hangi amaçla ve hangi hukuki sebeple işlendiğini sorgular.</strong></p>

<p>Özellikle hedefleme ve reklam çerezlerinde, gerekli seçeneklerin sunulmadan toplu biçimde rıza alınması hukuka uygun kabul edilmeyebilir. KVKK Kurulu, hedefleme ve reklam çerezleri bakımından kullanıcılara çerez türlerine göre seçim imkanı tanınması ve açık rızanın “opt-in” yöntemiyle alınması gerektiğini belirten kararlar vermiştir.</p>

<p>Kullanıcıların sağlık, din, siyasi düşünce veya benzeri hassas alanlara ilişkin davranışlarından profiller çıkarılıyorsa, işlenen veya üretilen verilerin niteliğine göre özel nitelikli kişisel veri hükümlerinin de ayrıca değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>Marka, ajans, platform ve yapay zeka sağlayıcısından hangisi sorumlu?</strong></p>

<p>“İçeriği ajans hazırladı” veya “videoyu yapay zeka üretti” şeklindeki açıklamalar markayı kendiliğinden sorumluluktan kurtarmaz.</p>

<p>6502 sayılı Kanun; reklam verenleri, reklam ajanslarını ve mecra kuruluşlarını reklam hükümlerine uymakla yükümlü tutmaktadır. Reklamdaki iddiaların doğruluğunu ispat yükümlülüğü ise reklam verene aittir.</p>

<p>KVKK bakımından roller, sözleşmede taraflara verilen unvanlara göre değil; kişisel verilerin neden ve nasıl işleneceğine fiilen kimin karar verdiğine göre belirlenir. Bir yapay zeka sağlayıcısının sözleşmede yalnızca “hizmet sağlayıcı” veya “veri işleyen” olarak tanımlanması tek başına yeterli değildir. Sağlayıcının verileri kendi modelini geliştirmek için kullanması gibi durumlarda rolünün ayrıca incelenmesi gerekir.</p>

<p>Yurt dışında yerleşik bir yapay zeka veya reklam teknolojisi sağlayıcısına kişisel veri aktarılması halinde KVKK’nın 9’uncu maddesindeki yurt dışına aktarım rejimine uyulmalıdır. Yeterlilik kararı, uygun güvenceler ve yalnızca arızi hallerde uygulanabilecek istisnalar ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Türkiye’deki şirketlerin yabancı yapay zeka hizmet sağlayıcılarını kullanması da bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Dolayısıyla sorumluluk yapay zekaya değil; sistemi seçen, veriyi yükleyen, içeriği onaylayan, hedef kitleyi belirleyen ve reklamı yayımlayan gerçek veya tüzel kişilere aittir.</p>

<p><strong>Yapay Zeka Reklamı Yayımlanmadan Önce Kontrol Listesi</strong></p>

<p><strong>1. Reklam yüzünü sınıflandırın:</strong> İçerikte gerçek kişi, tamamen kurgusal karakter veya gerçek kişinin dijital kopyası mı kullanılıyor?</p>

<p><strong>2. Yapay zeka kullanımını belirleyin:</strong> Yapay zeka yalnızca teknik düzenleme amacıyla mı kullanıldı, yoksa tüketicinin ekonomik davranışını etkileyebilecek bir içerik mi üretildi?</p>

<p><strong>3. Açıklama yükümlülüğünü değerlendirin:</strong> Dijital karakter gerçek insandan ayırt edilemiyorsa açıklamanın açık, anlaşılır ve kolay fark edilir olduğundan emin olun.</p>

<p><strong>4. Sahte deneyim yaratmayın:</strong> Gerçek kişinin kullanmadığı veya tavsiye etmediği bir ürünü kullanmış ya da tavsiye etmiş gibi gösteren içerikleri yayımlamayın.</p>

<p><strong>5. Reklam iddialarını doğrulayın:</strong> Ürün performansı, sağlık etkisi, kullanıcı deneyimi ve karşılaştırmalı iddialar için yayımdan önce kanıt dosyası oluşturun.</p>

<p><strong>6. Görüntü ve ses izinlerini belgeleyin:</strong> İznin süre, mecra, coğrafya, yapay zeka ile dönüştürme, yeniden kullanım ve reklam kampanyası kapsamlarını içerip içermediğini kontrol edin.</p>

<p><strong>7. Veri işleme haritası çıkarın:</strong> Yüz, ses, görüntü, konum, cihaz, çerez ve davranış verilerinin hangi amaçlarla ve hangi hukuki sebeple işlendiğini ayrı ayrı belirleyin.</p>

<p><strong>8. Yapay zeka sağlayıcısını inceleyin:</strong> Verilerin model eğitiminde kullanılıp kullanılmadığını, saklama süresini, alt hizmet sağlayıcıları, güvenlik önlemlerini ve sunucuların bulunduğu ülkeleri araştırın.</p>

<p><strong>9. Sözleşmeleri güncelleyin:</strong> KVKK rolleri, veri güvenliği, yurt dışına aktarım, fikrî haklar, kişilik hakları, alt yükleniciler, ihlal bildirimi, denetim ve tazmin hükümlerini açıkça düzenleyin.</p>

<p><strong>10. Çocuklara yönelik tedbir alın:</strong> Profilleme temelli reklamların çocuklara gösterilmesini önleyecek yaş tespiti, hedef kitle dışlama ve kampanya kontrol mekanizmaları kurun.</p>

<p><strong>Sonuç: Etiket başlangıçtır, hukuki incelemenin sonu değil</strong></p>

<p>Yapay zeka ile oluşturulan reklamlar kategorik olarak yasak değildir. Tamamen kurgusal sanal karakterler, doğru açıklamalar ve gerçeğe uygun reklam iddialarıyla kullanılabilir.</p>

<p>Ancak “yapay zeka ile üretilmiştir” etiketi;</p>

<p>- yanlış ürün iddialarını,</p>

<p>- sahte kullanıcı deneyimlerini,</p>

<p>- izinsiz yüz ve ses kullanımını,</p>

<p>- hukuka aykırı profillemeyi,</p>

<p>- geçersiz açık rıza süreçlerini,</p>

<p>- çocuklara yönelik hedefli reklamları,</p>

<p>- hukuka aykırı yurt dışına veri aktarımını</p>

<p>meşru hale getirmez.</p>

<p>Yeni dönemde reklam uyumu, yalnızca reklamın üzerine eklenecek bir etiketten ibaret olmayacaktır. Pazarlama ekiplerinin, reklam ajanslarının, hukukçuların, KVKK danışmanlarının ve bilgi güvenliği birimlerinin kampanya yayımlanmadan önce birlikte hareket etmesi gerekecektir.</p>

<p>Çünkü yapay zeka, reklamı üretebilir; ancak reklamın hukuka uygunluğuna ilişkin sorumluluğu üstlenemez.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fatma-tokat" title="Av. Fatma TOKAT"><img alt="Av. Fatma TOKAT" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/fatma-tokat.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fatma-tokat" title="Av. Fatma TOKAT">Av. Fatma TOKAT</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yapay-zeka-ile-uretilmistir-etiketi-her-reklami-hukuka-uygun-hale-getirir-mi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 21:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/yapay-zeka-reklam.jpg" type="image/jpeg" length="22736"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hakim ve Savcı Yardımcısı denizde boğularak hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hakim-ve-savci-yardimcisi-denizde-bogularak-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hakim-ve-savci-yardimcisi-denizde-bogularak-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri'de hakim ve savcı yardımcısı olarak görev yapan Yusuf Aslan, Şile'de serinlemek için girdiği denizde boğularak hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kayseri'de savcı ve hakim yardımcılığı görevini yürüten Yusuf Aslan, İstanbul Şile'de serinlemek için girdiği denizde boğularak hayatını kaybetti.</p>

<p><strong>Acı haberi Bakan Akın Gürlek paylaştı</strong></p>

<p>Yusuf Aslan'ın acı haberini Adalet Bakanı Akın Gürlek verdi. Gürlek sosyal medya hesabından acı haberi paylaşırken şu ifadeleri kullandı; "Kayseri'de Hakim ve Savcı Yardımcısı olarak görev yapan kıymetli meslektaşımız Yusuf Aslan'ın, Şile'de meydana gelen elim hadise sonucu hayatını kaybettiğini derin bir üzüntüyle öğrendim. Merhuma Yüce Allah'tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve yargı camiamıza sabır ve başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet, makamı ali olsun." dedi.</p>

<p><strong>Cenaze namazını kardeşi kıldırdı</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul Şile'de Şuayipli Mahallesi Çivi Ağzı mevkisinde denize giren Yusuf Aslan kayboldu. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen Şile Sahil Güvenlik Karakol Komutanlığı ekipleri, yapılan arama çalışmasıyla Yusuf Aslan'ın cansız bedenine ulaştı. Kayseri'de Hakim ve Savcı Yardımcısı olarak görev yapan Yusuf Aslan'ın cenazesi Adli Tıp Kurumu'ndaki işlemlerinin ardından yakınları tarafından teslim alındı.</p>

<p>Cenazesi Kayseri'ye getirilen Yusuf Aslan için Kocasinan ilçesi Sancaktepe Mahallesi'nde cenaze namazı kılındı. Cenazeye Kayseri Cumhuriyet Başsavcısı Habib Korkmaz, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Başkanı Dursun Büyükbaş, BAM Başsavcı Vekili Tahir Apaydın, Adalet Komisyonu Başkanı Hacı Mustafa Yazıcı, İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın ile hakim-savcılar ve birlikte hakim-savcı yardımcılığı yaptığı arkadaşları ile yakınları katıldı. Cenazeye Adalet Bakanı Akın Gürlek de çelenk gönderdi.</p>

<p>Aslan'ın tabutuna kardeşi Abdulkadir tarafından cübbesi örtüldü. Hafız olduğu öğrenilen Abdulkadir Aslan, ağabeyi Yusuf Aslan'ın cenaze namazını kıldırdı. Aslan namazının ardından Erkilet Bülbülpınarı Mezarlığı'nda toprağa verildi.</p>

<p>Yusuf Aslan'ın Kayseri Barosu'nda 2022 yılında avukatlık ruhsatı aldığı, birkaç yıl avukatlık yaptıktan sonra da 1 yıl önce yedek subay olarak askerlik görevini tamamladığı, ardından girdiği sınavda kamu avukatlığı ve hakim-savcı yardımcılığını kazandığı, Aslan'ın tercihini hakim-savcılıktan yana kullanıp 4 ay önce de Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinde hakim-savcı yardımcısı olarak göreve başladığı bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hakim-ve-savci-yardimcisi-denizde-bogularak-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/untitled-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="24828"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YARGITAY’DAN TAŞINMAZIN TESLİM TARİHİNDEN 4 YIL SONRA AÇILAN 'SU SIZINTISI DAVASI'YLA İLGİLİ ÖNEMLİ KARAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitaydan-tasinmazin-teslim-tarihinden-4-yil-sonra-acilan-su-sizintisi-davasiyla-ilgili-onemli-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitaydan-tasinmazin-teslim-tarihinden-4-yil-sonra-acilan-su-sizintisi-davasiyla-ilgili-onemli-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6502 sayılı Kanuna göre ihbar sürelerinin bulunmamasına, taşınmazın teslim tarihi itibarıyla davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmasına, ayıpların meydana gelmesinde davalının kusuru dikkate alındığında zararın tazmini gerektiğinin anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2025/4963 E., 2026/2792 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2025/260 E., 2025/827 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Tüketici Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/321 E., 2024/299 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli, davacı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>Belli edilen günde gelen davacı asil ... ve vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ... ve Avukat ...'ın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili; müvekkili ile davalılar arasında akdedilen 27.11.2017 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile ... Evleri C Blok 4. Kat 38 Nolu bağımsız bölümün satışı konusunda anlaşıldığını, davacının taşınmazı teslim aldıktan sonra zemin ve duvarlarında su sızıntıları ve kaçakları olması sebebiyle zarar meydana geldiğini, bu zararın tespiti için üç adet delil tespiti yapıldığını, toplamda 704.560,00 TL imalat tutarı belirlendiğini, yıkım ve tadilat sürecinde konutu kullanamadığını, tadilat süresince 5,5 aylık dönem için 39.000,00 TL kira bedeli ödendiğini, eşyaların bir depoya yerleştirilmesi suretiyle 4 ay için toplam 8.000,00 TL depo kira bedeli ödendiğini, çocuğunu servise verdiğini ve 4 aylık servis bedeli olarak 1.250,00 TL ödeme yaptığını, tüm bu zararlarına karşılık olarak davalılar hakkında ... İcra Müdürlüğünün 2022/43059 E. sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borca itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın kötüniyetli olarak yapıldığını belirterek; itirazın iptaline, %20 icra inkar inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalılar vekili; davalıların davaya konu icra dosyasında taraf olmadığını, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, müvekillerinin yokluğunda yapılan delil tespitinin ve tebliğ edilmeyen bilirkişi raporlarının delil olarak kabul edilemeyeceğini, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, dava konusu bağımsız bölümün eksiksiz olarak teslim edildiğini, iddia edilen hasarın teslim tarihinden sonra davacı tarafından projeye aykırı olarak yapılan eklentiler nedeniyle oluştuğunu, teslim tarihinden 4 yıl geçtikten sonra ayıp ihbarında bulunulmasının kötüniyet göstergesi olduğunu savunarak, davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında akdedilen (27.11.2017 tarihli) sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı Kanun) hükümlerine göre, ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı, meydana gelen zararda davacı tarafından dava konusu taşınmazda yaptırmış olduğu pergola ve cam balkon sisteminin etkisi olduğundan bahisle %10 kusurlu olduğu, davalıların (%90 kusurlu) taşınmazdaki ayıpları sebebiyle toplam imalat bedelinin 704.586,00TL olduğu, dosya içerisinde bulunan faturalara göre 52.750,00 TL'nin tazmininin talep edilebileceği, kusur oranlarına göre davanın kısmen kabulüne, icra takip dosyasında davalı borçluların itirazının kısmen iptaline, takibin 686.854,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle davacının icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararının neticesi itibarı ile usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacı ve davalılar vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>1. Davalılar vekilleri; bilirkişi raporlarının usule ve tekniğe aykırı şekilde düzenlendiği, bilirkişilerce fiziki inceleme yapılmadığı, müvekkillerine kusur atfedilemeyeceğini, proje kapsamında yerden ısıtma sistemi bulunmadığını, taşınmazdaki ayıbın davacının projeye aykırı uygulamaları ve imara aykırı eklentileri sonucunda oluştuğunu, bilirkişi raporunda yer alan alacak kalemlerinin büyük bir kısmının davacının kendi beyanlarına dayanarak eklendiğini, iddia edilen ayıplar bulunsa dahi, bu ayıplarla alacağın ilişkilendirilemeyeceğini, ihbar yükümlülüğüne uyulmadığını, bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunduğunu, tanık beyanlarının eksik değerlendirildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>2. Davacı vekili, müvekkiline %10 kusur izafe edilemeyeceğini, icra inkar tazminatının kabulü gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık, satın alınan taşınmazdaki ayıplar sebebiyle uğranılan zararın tazmini için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br />
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle satın alınan taşınmazda ayıpların bulunduğunun tespit edilmesine, 6502 sayılı Kanuna göre ihbar sürelerinin bulunmamasına, taşınmazın teslim tarihi itibarıyla davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmasına, ayıpların meydana gelmesinde davalının kusuru dikkate alındığında zararın tazmini gerektiğinin anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,</p>

<p>Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine,</p>

<p>40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitaydan-tasinmazin-teslim-tarihinden-4-yil-sonra-acilan-su-sizintisi-davasiyla-ilgili-onemli-karar</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 20:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4a.jpg" type="image/jpeg" length="97391"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çevre Adaletine Erişimi Artırmaya Yönelik Hibe Programı Teklif Çağrısı Yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cevre-adaletine-erisimi-artirmaya-yonelik-hibe-programi-teklif-cagrisi-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cevre-adaletine-erisimi-artirmaya-yonelik-hibe-programi-teklif-cagrisi-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği’nin ana faydalanıcısı olduğu, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyinin ortak programı olan “Türkiye’de Adalete Erişim Alanında Sivil Toplumun Katılımının ve Kapasitesinin Desteklenmesi” kapsamında yürütülen “Göç ve Çevresel Adalet Bağlamında İnsan Haklarının Geliştirilmesi” Projesi çerçevesinde, sivil toplum kuruluşlarına yönelik hibe programı teklif çağrısı yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hibe programıyla; çevresel bozulma, kirlilik ve iklimle bağlantılı zorluklar dâhil olmak üzere çevresel zarardan etkilenen bireyler ve topluluklar için- bilgilendirme, hukuki yardım ve başvuru yolları dâhil olmak üzere- çevre adaletine erişimi artırmak ve çevre hakları ile mevcut koruma mekanizmalarına yönelik farkındalığı yükseltmek amaçlanıyor.</p>

<p>Çağrı kapsamında başvuru sahibi olabilecek kuruluşların, Türkiye’de kayıtlı ve faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları olması gerekiyor. Sunulacak projelerin çevresel adalete odaklanması, hukuki bilgilendirme ve hukuki danışmanlık faaliyetleri içermesi ve ilgili baro veya barolarla iş birliği içinde geliştirilmesi bekleniyor.</p>

<p>Başvuru dosyasına, proje kapsamında kurulacak iş birliğini belgeleyen ilgili baro veya barolara ait bir iş birliği mektubunun eklenmesi zorunlu tutuluyor.</p>

<p>Bu çerçevede baroların; projelerin ihtiyaç analizi, hedef grupların belirlenmesi, hukuki hizmetlerin kapsamının oluşturulması, avukatların ve ilgili baro birimlerinin sürece dâhil edilmesi, yönlendirme mekanizmalarının kurulması ve proje faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması aşamalarında etkin rol üstlenmesi önem taşıyor.</p>

<p>Çevresel adalet alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının, proje fikirlerini başvuru sürecinin erken aşamalarında ilgili barolarla paylaşmaları ve projelerini baroların ilgili merkezleri, adli yardım büroları ile ilgili kurul, merkez ve komisyonlarının kurumsal deneyiminden yararlanarak geliştirmeleri öneriliyor.</p>

<p>Çağrıda, projenin pilot illeri olan Amasya, Manisa, Çanakkale, Şırnak, Sinop ve Konya’da uygulanması planlanan proje teklifleri özellikle teşvik edilmekle birlikte çağrı Türkiye genelindeki uygun sivil toplum kuruluşlarının başvurusuna açık bulunuyor.</p>

<p>Desteklenecek projelerin uygulama süresinin 6 ila 12 ay arasında olması ve program kapsamında en fazla 10 projeye mali destek sağlanması öngörülüyor.</p>

<p>Başvuruların İngilizce olarak hazırlanarak en geç <strong>1 Ekim 2026 tarihinde Türkiye saatiyle 16.00’ya kadar</strong> Avrupa Konseyine elektronik ortamda iletilmesi gerekiyor. Yalnızca Türkçe olarak sunulan veya eksik hazırlanan başvurular değerlendirmeye alınmayacak.</p>

<p>Hibe kuralları, başvuru süreci ve başvuru belgelerine ilişkin çevrim içi bilgilendirme toplantısı <strong>29 Temmuz 2026 tarihinde saat 15.30’da</strong> gerçekleştirilecek. Çağrıya ilişkin sorular ise en geç <strong>17 Eylül 2026 tarihinde saat 16.00’ya kadar</strong> Avrupa Konseyine iletilebilecek.</p>

<p>İlgili sivil toplum kuruluşlarının, proje tekliflerini barolarla gerçek ve etkin bir iş birliği içinde geliştirmeleri; görev, yetki ve sorumluluk dağılımını açık biçimde belirlemeleri ve iş birliğini yalnızca destek mektubu alınmasıyla sınırlı tutmamaları önemle tavsiye edilmektedir.</p>

<p><img alt="Teklif Çağrısı - Türkiye'de Çevre Adaletine Erişimi Artırmaya Yönelik hibe programı" src="https://www.coe.int/documents/9558393/300710771/environment+banner.png/07282fbd-f1dc-7f47-b182-70530586c217?t=1784811848495" /></p>

<p></p>

<h2><span style="color:#c0392b"><strong>Teklif Çağrısı - Türkiye'de Çevre Adaletine Erişimi Artırmaya Yönelik hibe programı</strong></span></h2>

<p>Türkiye Barolar Birliği'nin ana yararlanıcısı olduğu Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi’nin ortak programı “Türkiye’de Adalete Erişim Alanında Sivil Toplumun Katılımının ve Kapasitesinin Desteklenmesi” kapsamında yürütülen “Göç ve Çevresel Adalet Bağlamında İnsan Haklarının Geliştirilmesi” projesi çerçevesinde, <strong>Türkiye’de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına (STK) yönelik bir hibe çağrısı başlatılmıştır.</strong></p>

<p>Bu çağrı; çevresel bozulma, kirlilik ve iklimle bağlantılı zorluklar dâhil olmak üzere çevresel zarardan etkilenen bireyler ve topluluklar için - bilgilendirme, hukuki yardım ve başvuru yolları dâhil olmak üzere - çevre adaletine erişimi artırmayı ve çevre hakları ile mevcut koruma mekanizmalarına yönelik farkındalığı yükseltmeyi amaçlayan maksimum 10 (on) hibe projesini desteklemeyi hedeflemektedir. Önerilen projelerin süresi altı aydan bir yıla kadar olmalıdır.</p>

<p>Söz konusu hibe projeleri, Türkiye'de kayıtlı ve faaliyet gösteren ulusal ve yerel sivil toplum kuruluşları (STK'lar) tarafından uygulanacaktır. Bölgelerde çalışan ve projenin pilot illeri olan <strong>Amasya, Manisa, Çanakkale, Şırnak, Sinop ve Konya'daki</strong> çevresel zorluklardan etkilenen bireyleri ve/veya toplulukları, özellikle de kırılgan durumlarda bulunan kişileri hedefleyen kuruluşlar avantaj olarak değerlendirilecektir.</p>

<p>Hibe faydalanıcıları, tahsis edilen fonların yönetiminden sorumlu olmaya devam edecektir.</p>

<p>Proje teklifleri ortak programın çıktıları ile Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi’nin bu alandaki çalışmalarına değer katmalıdır.</p>

<p><strong>Sunulması gereken belgeler</strong></p>

<ul>
 <li>Doldurulmuş ve imzalanmış <strong>Başvuru Formu (Ek I)</strong>;</li>
 <li><strong>Taslak</strong> <strong>bütçe (Ek II </strong>de<strong> </strong>sağlanan örnek kullanılarak<strong>);</strong></li>
 <li>STK’nın yönetim kurulu ve üst düzey yöneticilerinin listesi;</li>
 <li>Diğer destekleyici belgeler (İngilizce olarak):
 <ul>
  <li>Sivil toplum kuruluşunun/kuruluşlarının çevresel bozulma, kirlilik ve iklimle bağlantılı zorluklar dâhil olmak üzere çevresel zarardan etkilenen bireyler ve topluluklar için bilgilendirmeyi, hukuki yardımı ve etkili başvuru yollarını kolaylaştırmaya, aynı zamanda çevre hakları ile mevcut koruma mekanizmalarına yönelik farkındalığı artırmaya yönelik temel faaliyetlerinin açıklaması; bilhassa Türkiye'de daha önce uygulanan projelerin/eylemlerin bütçe, süre, amaç ve içeriğine ilişkin bilgileri de barındıran bir listesi – en fazla 3 (üç) sayfa, A4 boyutunda;</li>
  <li>Sivil toplum kuruluşu olarak resmi kayıt belgesi veya benzer bir kayıt belgesi;</li>
  <li>Kuruluş(lar)ın tüzüğünün veya eşdeğerinin bir kopyası;</li>
  <li>Önerilen hibe projesinin uygulanması ve raporlanması süreçlerinde görev alacak daimi ve geçici personelin özgeçmişleri;</li>
  <li>Temsilcinin başvuru sahibi adına işlem yapabileceğine yönelik yetkilendirme belgesi;</li>
  <li>Başvuru sahibi STK’nın bir banka hesabı olduğunu gösteren belge;</li>
  <li>İlgili Yerel Baro ile niyet/işbirliği mektubu;</li>
  <li>İlgili belediye ile niyet/işbirliği mektubu (zorunlu olmamakla birlikte, bir avantaj olarak değerlendirilecektir);</li>
  <li>Son 4 (dört) yıla ait gelir ve gider hakkında finansal detayları içerir halde işletme hesabı kayıtları;</li>
 </ul>
 </li>
</ul>

<p><strong><u>Hibe başvuruları İngilizce olarak yapılmalıdır;</u></strong><strong> </strong>sivil toplum kuruluşu kayıt belgesi veya benzeri bir sicil belgesi, başvuru sahibinin bir banka hesabı olduğunu gösterir belge ve son 4 yıla ait işletme hesabı kayıtları” Türkçe olarak sunulabilir.</p>

<p><strong>Eksik başvurular dikkate alınmayacaktır.</strong></p>

<p><strong>Tüm hibe faydalanıcıları</strong> <strong>tarafından doldurulmuş ve imzalanmış</strong> başvuru formu, destekleyici belgelerle birlikte elektronik ortamda (Word ve/veya PDF) aşağıdaki e-posta adresine gönderilmelidir: ankara.office@coe.int E-postaların konu satırında şu referans yer almalıdır: <strong>CSF/GRANTS/CSO/Environment.</strong></p>

<p>Başvuruların <strong>01 Ekim 2026 (Türkiye Saati ile 23:59, GMT+03)</strong> tarihinden önce ulaşmış olması gerekmektedir. <u>Yukarıda belirtilen tarihten sonra ulaşan başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır.</u></p>

<p>Hibe başvuru belgelerinin doğru bir şekilde hazırlanması ve sunulmasına yönelik rehberlik de dâhil olmak üzere, Avrupa Konseyi’nin hibe kuralları ve prosedürleri hakkında <a name="_Hlk235193728"><strong><u>29 Temmuz 2026 tarihinde saat 15:30’da (Türkiye </u></strong></a><strong><u>saatiyle çevrim içi bir seminer</u></strong> düzenlenecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eğitimin gündemini ve katılmak için ilgili bağlantıyı aşağıda bulabilirsiniz:</p>

<p><a href="https://rm.coe.int/gundem-avrupa-konseyinin-hibe-kurallar-29-temmuz-2026-15-30/48802cb87b" rel="nofollow">Gündem</a></p>

<p><a href="https://coe-int.zoom.us/j/69515382439?pwd=vfSfOaraQN0LzukKLFXbaHU9tFMYwx.1" rel="nofollow">https://coe-int.zoom.us/j/69515382439?pwd=vfSfOaraQN0LzukKLFXbaHU9tFMYwx.1</a></p>

<p>Webinar ID: 695 1538 2439</p>

<p>Şifre: 743523</p>

<p>Bu teklif çağrısına ilişkin sorular, <strong>17 Eylül 2026, saat 23:59'a (Türkiye Saati, GMT+03)</strong> kadar İngilizce veya Türkçe olarak iletilebilir. Sorular, konu satırında<strong> QUESTIONS-CSF/GRANTS/CSO/Environment </strong>referansı belirtilerek yalnızca ankara.office@coe.int adresine gönderilmelidir.</p>

<p>Bu süre içerisinde gönderilen sorulara verilen yanıtlar, proje çağrısıyla aynı sayfada, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi'nin internet sitesinde yayınlanacaktır.</p>

<p><strong>Planlanan zaman çizelgesi</strong></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Aşamalar</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Planlanan tarih</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Çağrının yayınlanması</p>
   </td>
   <td>
   <p>23.07.2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Başvurular için son teslim tarihi</p>
   </td>
   <td>
   <p>01.10.2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Başvurucuların değerlendirme sonuçları hakkında bilgilendirilmesi</p>
   </td>
   <td>
   <p>23.11.2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Hibe sözleşmelerinin imzalanması</p>
   </td>
   <td>
   <p>15.12.2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Uygulama dönemi</p>
   </td>
   <td>
   <p>01.01.2027 - 31.12.2027</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><a name="_Hlk165281500">Teklif çağrısına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:</a></p>

<p><a href="https://rm.coe.int/environment-g8-1a-call-for-proposals-for-eu-funds-csos-environment-ck-/48802cad6f" rel="nofollow">Teklif çağrısı</a></p>

<p>Lütfen teklif çağrısı belgesinde ve aşağıda listelenen belgelerde belirtilen gereklilikleri dikkatlice okuyunuz:</p>

<p><a href="https://rm.coe.int/appendix-i-environment-g8-2a-application-form/native/48802cacdd" rel="nofollow">Ek I – Başvuru formu</a></p>

<p><a href="https://rm.coe.int/appendix-ii-g17-2-c-estimated-budget/48802cacde" rel="nofollow">Ek II –Bütçe Şablonu</a></p>

<p><a href="https://rm.coe.int/appendix-iii-g17-2a-example-eng-grant-agreement/native/48802cad6e" rel="nofollow">Ek III – Hibe Sözleşmesi Şablonu (yalnızca bilgi amaçlı)</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cevre-adaletine-erisimi-artirmaya-yonelik-hibe-programi-teklif-cagrisi-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 20:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/baro/t-b-b.jpg" type="image/jpeg" length="55531"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MUHDESATIN AİDİYETİNİN TESPİTİ DAVASI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/muhdesatin-aidiyetinin-tespiti-davasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/muhdesatin-aidiyetinin-tespiti-davasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Taşınmaz mülkiyetine ilişkin uyuşmazlıklar uygulamada çoğu zaman yalnızca arsanın mülkiyetinden ibaret değildir. Taşınmaz üzerinde bulunan bina, depo, kuyu, sera, müştemilat veya dikili ağaçlar gibi kalıcı nitelikteki unsurlar da taraflar arasında önemli uyuşmazlıklara neden olmaktadır. Özellikle ortaklığın giderilmesi davaları, kamulaştırma işlemleri ve kentsel dönüşüm uygulamaları sırasında taşınmaz üzerinde bulunan yapıların hangi kişi tarafından meydana getirildiğinin belirlenmesi, satış veya tazminat bedelinin doğru şekilde dağıtılabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Türk Medeni Kanunu, taşınmaz üzerindeki kalıcı yapıların ve bitkilerin, kural olarak taşınmazın bütünleyici parçası olduğunu kabul etmektedir. Bu nedenle taşınmazın mülkiyetine sahip olan kişi aynı zamanda bu bütünleyici parçaların da maliki sayılır. Ancak uygulamada çeşitli sebeplerle taşınmaz malikinden farklı bir kişi tarafından meydana getirilen yapıların veya dikili ağaçların bulunduğu durumlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. İşte bu noktada <i>"muhdesatın aidiyetinin tespiti davası"</i> gündeme gelmektedir.</p>

<p>Bu dava ile amaçlanan husus, taşınmaz üzerindeki muhdesatın kimin tarafından meydana getirildiğinin mahkeme kararıyla belirlenmesidir. Dolayısıyla dava sonucunda taşınmazın mülkiyeti el değiştirmemekte, yalnızca belirli bir yapının veya dikili unsurun kime ait olduğu tespit edilmektedir. Bu yönüyle dava, ayni hak tesis eden veya mülkiyet nakline yol açan bir dava olmayıp, yalnızca mevcut hukuki durumun açıklığa kavuşturulmasına hizmet eden özel nitelikli bir tespit davasıdır.</p>

<p><strong>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davaları, özellikle ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davalarında satış bedelinin paylaşımı bakımından büyük önem taşımaktadır.</strong> Aynı şekilde kamulaştırma işlemlerinde yapı bedelinin hangi kişiye ödeneceğinin belirlenmesi ile 6306 sayılı Kanun kapsamında yürütülen kentsel dönüşüm uygulamalarında hak sahipliğinin doğru şekilde tespit edilmesi bakımından da uygulamada önemli işlev görmektedir.</p>

<p><strong>I. Muhdesat Kavramı</strong></p>

<p><i>"Muhdesat"</i> kavramı, taşınmaz üzerinde sonradan meydana getirilen ve taşınmazla sürekli şekilde bütünleşen yapı ve tesisleri ifade etmektedir. Hukuk uygulamasında muhdesat denildiğinde yalnızca bina anlaşılmamakta; taşınmazın ekonomik değerini artıran ve kalıcı nitelik taşıyan bütünleyici parçalar da bu kapsamda değerlendirilmektedir.</p>

<p>Bu çerçevede;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>konut,</li>
 <li>işyeri,</li>
 <li>depo,</li>
 <li>müştemilat,</li>
 <li>ahır,</li>
 <li>kuyu,</li>
 <li>istinat duvarı,</li>
 <li>sera,</li>
 <li>havuz,</li>
 <li>sulama tesisleri,</li>
 <li>bağ ve bahçe şeklinde dikilmiş meyve ağaçları,</li>
 <li>zeytinlik,</li>
 <li>fındıklık,</li>
 <li>cevizlik gibi kalıcı bitkiler</li>
</ul>

<p>muhdesat olarak kabul edilmektedir.</p>

<p>Buna karşılık <strong>taşınmazdan zarar verilmeden ayrılması mümkün olan ve sürekli kalma amacı taşımayan unsurlar muhdesat niteliğinde değildir.</strong> Örneğin kolaylıkla sökülebilen prefabrik yapılar, taşınabilir konteynerler, mobil evler veya geçici kullanım amacıyla yerleştirilen yapılar çoğu durumda bütünleyici parça sayılmadığından muhdesat kapsamında değerlendirilmez.</p>

<p>Muhdesatın en önemli özelliği, <strong>taşınmazla ekonomik ve fiziksel bütünlük oluşturmasıdır.</strong> Yapının yalnızca arsa üzerinde bulunması yeterli olmayıp, sürekli kullanım amacıyla meydana getirilmiş olması ve taşınmazın değerine katkı sağlaması gerekir.</p>

<p><strong>II. Muhdesatın Hukuki Niteliği</strong></p>

<p>Türk Medeni Kanunu'nun eşya hukukuna ilişkin temel ilkeleri uyarınca, bir şeye malik olan kişi onun bütünleyici parçalarının da malikidir. Arazi mülkiyeti, yasal sınırlamalar saklı kalmak kaydıyla taşınmaz üzerindeki kalıcı yapıları, bitkileri ve kaynakları da kapsamaktadır.</p>

<p>Bu ilkenin doğal sonucu olarak, taşınmaz üzerindeki muhdesatın bağımsız bir mülkiyet hakkına konu olması mümkün değildir. Başka bir ifadeyle bina ile arsa birbirinden ayrı mülkiyet konusu yapılamaz. Muhdesatın hukuki kaderi kural olarak üzerinde bulunduğu taşınmazın kaderini takip eder.</p>

<p>Bu nedenle muhdesat üzerinde taşınmazdan bağımsız ayrı bir ayni hak bulunduğundan söz edilemez. Muhdesat sahibinin hakkı, bağımsız mülkiyet hakkı değil; belirli koşulların varlığı hâlinde korunabilen şahsi nitelikte bir hukuki menfaattir.</p>

<p>Nitekim uygulamada en çok karşılaşılan durumlardan biri, paydaşlardan birinin kendi imkânlarıyla taşınmaz üzerine bina inşa etmesidir. Böyle bir durumda yapı teknik anlamda o kişi tarafından meydana getirilmiş olsa bile, hukuken taşınmazın bütünleyici parçası hâline gelir. Bunun sonucu olarak bina üzerinde bağımsız mülkiyet hakkı doğmaz. Ancak ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma sırasında yapının ekonomik değerinin doğru kişiye aktarılabilmesi amacıyla muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılabilmektedir.</p>

<p>Dolayısıyla bu dava, taşınmaz mülkiyetinden ayrı yeni bir hak yaratmamakta; yalnızca belirli hukuki işlemler sırasında yapı değerinin hangi kişiye ait olduğunun belirlenmesini sağlamaktadır.</p>

<p><strong>III. Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasının Amacı</strong></p>

<p>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının temel amacı, taşınmaz üzerinde bulunan kalıcı yapı veya dikili unsurların kim tarafından meydana getirildiğinin mahkeme kararıyla belirlenmesidir.</p>

<p>Davanın sonunda verilen hüküm, mülkiyet nakline yol açmaz. Mahkeme yalnızca mevcut hukuki durumu tespit eder. Bu nedenle verilen karar, eda hükmü niteliğinde olmayıp tespit hükmüdür.</p>

<p>Tespit kararının en önemli sonucu, ileride yürütülecek ortaklığın giderilmesi, kamulaştırma veya benzeri işlemlerde yapı değerinin doğru kişiye ödenmesini sağlamasıdır. Özellikle satış yoluyla ortaklığın giderilmesi davalarında taşınmaz satışından elde edilen bedelin ne kadarının arsa değerine, ne kadarının muhdesata ait olduğunun belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Bu dava aynı zamanda ileride açılabilecek alacak davalarına veya bedel paylaşımına ilişkin uyuşmazlıklara da hukuki zemin hazırlamaktadır.</p>

<p><strong>IV. Hukuki Yarar Şartı</strong></p>

<p>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, her zaman açılabilen genel nitelikte bir dava değildir. Tespit davalarının temel şartlarından biri olan güncel ve korunmaya değer hukuki yararın mevcut olması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle davacının yalnızca<i> "yapıyı ben yaptım" </i>şeklindeki soyut iddiası tek başına dava açılması için yeterli kabul edilmez.</p>

<p><strong>V. Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasının Açılabilme Şartları</strong></p>

<p>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, her taşınmaz bakımından açılabilecek genel nitelikli bir dava değildir. Bu dava, yalnızca davacının korunmaya değer ve güncel bir hukuki yararının bulunduğu istisnai durumlarda kabul edilmektedir. Çünkü davanın amacı, soyut bir hukuki ilişkinin açıklığa kavuşturulması değil; devam eden veya başlaması kesin olan bir hukuki süreçte muhdesatın hangi kişiye ait olduğunun belirlenmesidir.</p>

<p>Bu nedenle dava açılmadan önce muhdesatın aidiyetinin belirlenmesini gerekli kılan somut bir hukuki uyuşmazlığın mevcut olması gerekir. En sık karşılaşılan hukuki yarar sebepleri şunlardır;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasının devam ediyor olması,</li>
 <li>Kamulaştırma işlemi nedeniyle yapı bedelinin hak sahibine ödenecek olması,</li>
 <li>6306 sayılı Kanun kapsamında yürütülen kentsel dönüşüm uygulamalarında hak sahipliği ve bedel paylaşımının belirlenmesi,</li>
 <li>Muhdesatın ekonomik değerinin hangi kişiye ait olduğunun belirlenmesini gerektiren benzeri hukuki süreçlerin bulunması.</li>
</ul>

<p>Bu hâller dışında yalnızca ileride çıkabilecek muhtemel uyuşmazlıklar düşünülerek açılan davalarda hukuki yarar şartı gerçekleşmediğinden dava usulden reddedilir.</p>

<p>Özellikle uygulamada paydaşlardan biri tarafından yıllar önce yapılan bir bina nedeniyle, herhangi bir ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma süreci bulunmaksızın yalnızca "ileride sorun yaşamamak" amacıyla dava açıldığı görülmektedir. Ancak bu tür davalarda hukuki yarar şartı gerçekleşmediğinden mahkemeler esas incelemesine geçmeden davayı reddetmektedir.</p>

<p><strong>VI. Davanın Tarafları</strong></p>

<p>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında taraf teşkili, davanın en önemli unsurlarından biridir. Yanlış hasım gösterilmesi, davanın reddine veya eksik taraf nedeniyle yargılamanın uzamasına yol açabilmektedir.</p>

<p>Davacı, muhdesatın kendisi tarafından meydana getirildiğini veya kendisine ait olduğunu ileri süren kişidir. Bu kişi çoğu zaman taşınmazın paydaşlarından biri olmakla birlikte, bazı durumlarda mirasçı veya muhdesadı meydana getiren kişi de olabilir.</p>

<p>Davalılar ise muhdesadın davacıya ait olduğunu kabul etmeyen taşınmaz malikleri veya paydaşlarıdır.</p>

<p>Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus bulunmaktadır. Eğer tapu maliklerinden biri muhdesadın davacı tarafından yapıldığını açıkça kabul ediyorsa, artık bu kişi yönünden dava açılmasına hukuki ihtiyaç bulunmamaktadır. Çünkü uyuşmazlık yalnızca muhdesadın aidiyetini kabul etmeyen kişiler arasında mevcuttur.</p>

<p>Buna karşılık muhdesadın davacıya ait olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapmayan veya sessiz kalan tapu maliklerinin de davaya dahil edilmesi gerekir. Zira açık kabul bulunmayan her malik bakımından hukuki uyuşmazlık devam etmektedir.</p>

<p>Bu nedenle uygulamada davanın;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>muhdesadın davacıya ait olduğunu açıkça reddeden,</li>
 <li>bu konuda herhangi bir beyanda bulunmayan,</li>
 <li>aidiyet konusunda ihtilaf yaratan</li>
</ul>

<p>bütün tapu maliklerine karşı açılması gerekmektedir.</p>

<p><strong>VII. Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></p>

<p>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.</p>

<p>Dava konusu taşınmazın niteliği, tarafların tacir olup olmaması veya uyuşmazlığın ekonomik değeri görev kurallarını değiştirmez. Kanunda aksine özel bir düzenleme bulunmadığından görevli mahkeme genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir.</p>

<p>Yetki bakımından ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.</p>

<p>Bu kuralın temel nedeni, uyuşmazlığın doğrudan taşınmazın hukuki durumuyla ilgili olmasıdır. Mahkemenin gerektiğinde keşif yapabilmesi, bilirkişi incelemesi gerçekleştirebilmesi ve taşınmazı yerinde inceleyebilmesi açısından taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili kabul edilmiştir.</p>

<p>Dolayısıyla tarafların anlaşmasıyla başka bir mahkemenin yetkili hâle getirilmesi mümkün değildir.</p>

<p><strong>VIII. İspat Yükü ve Deliller</strong></p>

<p>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davalarında genel ispat kuralları uygulanmaktadır.</p>

<p>Davacı, muhdesadın kendisi tarafından meydana getirildiğini veya ekonomik olarak kendisine ait olduğunu ispat etmek zorundadır. Başka bir ifadeyle, ispat yükü davacı üzerindedir.</p>

<p>Mahkeme, iddiaların doğruluğunu değerlendirirken tek bir delille bağlı değildir. Uyuşmazlığın özelliğine göre her türlü hukuka uygun delilden yararlanılabilir.</p>

<p>Bu kapsamda en sık başvurulan deliller şunlardır,</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Tapu kayıtları,</li>
 <li>Kadastro belgeleri,</li>
 <li>Belediye ve yapı ruhsatı kayıtları,</li>
 <li>Yapı kullanma izin belgeleri,</li>
 <li>Mimari projeler,</li>
 <li>İnşaat sözleşmeleri,</li>
 <li>Fatura ve ödeme belgeleri,</li>
 <li>Elektrik, su ve doğal gaz abonelik kayıtları,</li>
 <li>Vergi kayıtları,</li>
 <li>Eski tarihli fotoğraflar,</li>
 <li>Uydu görüntüleri,</li>
 <li>Bilirkişi raporları,</li>
 <li>Tanık beyanları.</li>
</ul>

<p>Özellikle uzun yıllar önce inşa edilen yapılarda yazılı belge bulunmaması sık rastlanan bir durumdur. Böyle hâllerde tanık anlatımları, yapı yaşına ilişkin bilirkişi incelemeleri ve diğer dolaylı deliller birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmaktadır.</p>

<p>Mahkeme, gerektiğinde keşif yaparak yapının niteliğini, ekonomik değerini ve inşa tarihini teknik bilirkişiler aracılığıyla tespit ettirebilir.</p>

<p><strong>IX. Ruhsatsız Yapılar Bakımından Muhdesatın Durumu</strong></p>

<p>Uygulamada önemli tartışmalardan biri de ruhsatsız veya imar mevzuatına aykırı yapıların muhdesat sayılıp sayılamayacağıdır.</p>

<p>Bir yapının ruhsatsız olması tek başına onun muhdesat niteliğini ortadan kaldırmaz. Eğer yapı taşınmazla sürekli şekilde bütünleşmiş ve bütünleyici parça niteliği kazanmışsa teknik anlamda muhdesat olarak kabul edilir.</p>

<p>Ancak bu durum, yapının hukuken tam anlamıyla korunacağı anlamına gelmez.</p>

<p>İmar mevzuatına aykırı yapıların;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>tescil edilmesi,</li>
 <li>ruhsatlandırılması,</li>
 <li>ekonomik değerinin belirlenmesi,</li>
 <li>hukuki koruma kapsamı</li>
</ul>

<p>imar hukukunun emredici hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmektedir.</p>

<p>Dolayısıyla muhdesat niteliğinin kabul edilmesi ile imar hukukundan kaynaklanan yaptırımlar birbirinden farklı hukuki meselelerdir.</p>

<p><strong>X. Tespit Kararının Hukuki Sonuçları</strong></p>

<p>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında verilen karar, yalnızca mevcut hukuki durumu belirleyen bir tespit hükmüdür.</p>

<p><strong>Bu kararın sonucunda;</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>taşınmazın mülkiyeti değişmez,</strong></li>
 <li><strong>tapu kaydında değişiklik yapılmaz,</strong></li>
 <li><strong>bağımsız ayni hak kurulmaz,</strong></li>
 <li><strong>muhdesat üzerinde ayrı bir mülkiyet oluşturulmaz.</strong></li>
</ul>

<p><strong>Kararın en önemli etkisi, ileride yapılacak satış, kamulaştırma veya bedel paylaşımında muhdesat değerinin hangi kişiye ait olacağının belirlenmesini sağlamasıdır.</strong></p>

<p><strong>Bu nedenle verilen ilam, klasik anlamda eda hükmü niteliğinde değildir. Karar, hukuki ilişkinin varlığını tespit eden açıklayıcı bir hüküm olup sonraki işlemlere esas teşkil eder.</strong></p>

<p>Nitekim bu sebeple muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin kararların icra kabiliyeti bulunmamakta; hüküm esas itibarıyla yalnızca hukuki durumun belirlenmesine hizmet etmektedir.</p>

<p><strong>XI. Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasının Ortaklığın Giderilmesi Davası ile İlişkisi</strong></p>

<p>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davalarının uygulamada en fazla gündeme geldiği alan, ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarıdır. Paylı veya elbirliği mülkiyetine konu bir taşınmaz üzerinde bulunan bina, tesis ya da dikili ağaçların belirli bir paydaş tarafından meydana getirildiği iddia edildiğinde, satış bedelinin adil şekilde paylaştırılabilmesi için öncelikle bu muhdesatın aidiyetinin belirlenmesi gerekir.</p>

<p>Türk Medeni Kanunu uyarınca muhdesat, taşınmazın bütünleyici parçası olduğundan satış sırasında arsa ile birlikte satılır. Dolayısıyla muhdesadın bağımsız olarak satılması veya taşınmazdan ayrılarak mülkiyetinin devredilmesi mümkün değildir.</p>

<p><strong>Ancak muhdesadın belirli bir paydaş tarafından meydana getirildiği hususu tapu kayıtlarında şerhle gösterilmişse veya bütün paydaşlar bu konuda uyuşuyorsa, satıştan elde edilen bedelin paylaşımında muhdesadın ekonomik değeri ayrıca dikkate alınır.</strong></p>

<p><strong>Bu durumda bilirkişi tarafından öncelikle;</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>arsanın değeri,</strong></li>
 <li><strong>muhdesadın değeri,</strong></li>
</ul>

<p><strong>ayrı ayrı belirlenir.</strong> Daha sonra bu iki değer toplanarak taşınmazın toplam değeri hesaplanır ve muhdesadın toplam değer içerisindeki yüzdesi tespit edilir.</p>

<p>Satış tamamlandıktan sonra elde edilen bedel, belirlenen oran esas alınarak paylaştırılır. <strong>Böylece muhdesadın ekonomik değerine karşılık gelen kısım, muhdesat sahibi paydaşa bırakılır; geri kalan bölüm ise paydaşlara tapudaki payları oranında dağıtılır.</strong></p>

<p>Bu yöntem, hem taşınmazın bütünlüğünü korumakta hem de muhdesadı meydana getiren kişinin ekonomik katkısının karşılıksız kalmasını önlemektedir.</p>

<p><strong>XII. Kamulaştırma ve Kentsel Dönüşüm Uygulamalarında Muhdesatın Önemi</strong></p>

<p>Muhdesatın aidiyetinin belirlenmesi yalnızca ortaklığın giderilmesi davalarında değil, kamulaştırma ve kentsel dönüşüm uygulamalarında da önemli sonuçlar doğurmaktadır.</p>

<p>Kamulaştırma işlemlerinde idare tarafından ödenecek bedel yalnızca arsanın değerinden ibaret değildir. Taşınmaz üzerinde bulunan yapıların, tesislerin veya dikili bitkilerin ekonomik değeri de kamulaştırma bedeline dâhil edilir.</p>

<p>Şayet muhdesadın arsa malikinden farklı bir kişi tarafından meydana getirildiği hukuken tespit edilmişse, yapıya ilişkin bedelin doğru hak sahibine ödenebilmesi bakımından muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin mahkeme kararı büyük önem taşır.</p>

<p>Benzer şekilde, 6306 sayılı Kanun kapsamında yürütülen kentsel dönüşüm uygulamalarında bağımsız bölümlerin paylaşımı, hak sahipliği ve bedel hesaplamaları bakımından da muhdesadın kime ait olduğunun belirlenmesi uygulamada birçok uyuşmazlığın çözümünü kolaylaştırmaktadır.</p>

<p><strong>XIII. Harç, Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücreti</strong></p>

<p>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davalarında harçlandırma, taşınmazın tamamı üzerinden değil yalnızca muhdesadın ekonomik değeri esas alınarak yapılmaktadır.</p>

<p><strong>Başka bir ifadeyle arsanın değeri dava konusuna dâhil değildir. Müddeabih, yalnızca dava konusu edilen muhdesadın değerinden ibarettir.</strong></p>

<p><strong>Bu nedenle;</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>başvurma harcı,</strong></li>
 <li><strong>nispi karar ve ilam harcı,</strong></li>
 <li><strong>yargılama giderleri,</strong></li>
 <li><strong>vekâlet ücreti,</strong></li>
</ul>

<p><strong>hesaplanırken zemin bedeli dikkate alınmaz.</strong></p>

<p>Ortaklığın giderilmesi davalarında olduğu gibi burada da muhdesadın ekonomik değerinin doğru şekilde belirlenmesi önem taşımaktadır. Gerek bilirkişi ücretleri gerekse hüküm altına alınacak yargılama giderleri bu değer esas alınarak hesaplanmaktadır.</p>

<p>Yargılama sonunda hükmedilecek vekâlet ücretinin belirlenmesinde de dava konusu edilen ve harcı tamamlanan muhdesat değeri esas alınmaktadır.</p>

<p><strong>XIV. Kararın İcra Kabiliyeti ve Kesinleşmesi</strong></p>

<p>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında verilen hüküm, eda hükmü niteliğinde değildir. Mahkeme yalnızca mevcut hukuki durumu belirlemektedir.</p>

<p>Bu nedenle kararın doğrudan cebri icra yoluyla yerine getirilmesi mümkün değildir.</p>

<p>Verilen ilam;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>herhangi bir taşınmazın devrine,</li>
 <li>tapu kaydının değiştirilmesine,</li>
 <li>muhdesadın teslimine,</li>
 <li>mülkiyet nakline,</li>
</ul>

<p>ilişkin sonuç doğurmaz.</p>

<p>Kararın temel fonksiyonu, daha sonra yürütülecek ortaklığın giderilmesi, kamulaştırma veya benzeri işlemlerde muhdesadın hangi kişiye ait olduğunun hukuken belirlenmesini sağlamaktır.</p>

<p>Bu nedenle karar kesinleşmeden ilama bağlı yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de icraya konu edilmesi mümkün değildir. Çünkü bu alacaklar, esas hükmün fer'i niteliğindedir.</p>

<p><strong>XV. Yargıtay Uygulamasının Genel Esasları</strong></p>

<p>Yargıtay'ın yerleşik içtihatları incelendiğinde muhdesatın aidiyetinin tespiti davalarında bazı temel ilkelerin istikrarlı şekilde benimsendiği görülmektedir.</p>

<p>Bunların başlıcaları şunlardır,</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Muhdesat, taşınmazdan bağımsız bir ayni hak oluşturmaz.</li>
 <li>Taşınmazın bütünleyici parçası olan muhdesadın mülkiyeti kural olarak arsa malikine aittir.</li>
 <li>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davaları yalnızca hukuki yararın bulunduğu hâllerde açılabilir.</li>
 <li>Ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma süreci bulunmaksızın soyut tespit talebi dinlenemez.</li>
 <li>Dava, muhdesadın aidiyetini kabul etmeyen tüm tapu maliklerine yöneltilmelidir.</li>
 <li>Muhdesadı davacıya ait olduğunu açıkça kabul eden kişiler hakkında dava açılamaz.</li>
 <li>İspat yükü davacı üzerindedir.</li>
 <li>Tespit kararı mülkiyet oluşturmaz; yalnızca mevcut hukuki durumu belirler.</li>
 <li>Muhdesadın ekonomik değeri, arsa değerinden ayrı hesaplanarak satış bedeline yansıtılır.</li>
 <li>Harç ve vekâlet ücretleri yalnızca muhdesadın dava konusu edilen değeri üzerinden hesaplanır.</li>
</ul>

<p>Bu ilkeler, uygulamada ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde mahkemeler tarafından büyük ölçüde benimsenmektedir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, Türk eşya hukukunda istisnai nitelikteki tespit davalarından biridir. Davanın temel amacı, taşınmaz üzerinde bulunan bina, tesis veya dikili bitkiler gibi bütünleyici parçaların hangi kişi tarafından meydana getirildiğinin hukuken belirlenmesidir.</p>

<p>Bu dava ile taşınmazın mülkiyetinde herhangi bir değişiklik meydana gelmez. Mahkeme, yalnızca muhdesadın aidiyetini tespit ederek ileride gerçekleştirilecek ortaklığın giderilmesi, kamulaştırma veya kentsel dönüşüm işlemlerinde ekonomik değerin doğru kişiye aktarılmasını sağlar.</p>

<p>Davanın açılabilmesi için güncel hukuki yararın bulunması zorunludur. Devam eden bir ortaklığın giderilmesi davası, kamulaştırma işlemi veya benzeri hukuki süreç bulunmaksızın yalnızca soyut tespit istemiyle dava açılması mümkün değildir. Ayrıca davanın, muhdesadın aidiyetini kabul etmeyen tüm tapu maliklerine yöneltilmesi; ispat yükünün davacı tarafından yerine getirilmesi ve muhdesadın ekonomik değerinin teknik bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerekir.</p>

<p>Sonuç olarak muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, taşınmaz mülkiyetinden bağımsız yeni bir hak yaratmamakla birlikte, özellikle satış bedelinin paylaşılması ve hak sahipliğinin belirlenmesi bakımından uygulamada önemli bir işlev üstlenmektedir. Yargıtay içtihatları doğrultusunda şekillenen bu dava türü, hem mülkiyet hakkının korunmasına hem de paydaşlar arasında hakkaniyete uygun bir ekonomik paylaşımın sağlanmasına hizmet etmektedir. Bu nedenle dava şartlarının, taraf teşkilinin ve hukuki yarar unsurunun her somut olay bakımından titizlikle değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-elif-coskun" title="Av. Elif COŞKUN"><img alt="Av. Elif COŞKUN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/04/elif-coskun.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-elif-coskun" title="Av. Elif COŞKUN">Av. Elif COŞKUN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/muhdesatin-aidiyetinin-tespiti-davasi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 20:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/06/terazi/bina-ev-dlsss-sozles-kiras.jpg" type="image/jpeg" length="71750"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2023/16650 E., 2024/968 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-202316650-e-2024968-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-202316650-e-2024968-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 23.01.2024 tarihli, 2023/16650 E., 2024/968 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/16650 E., 2024/968 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2016/398 E., ve 2019/561 K.<br />
SUÇ : Tehdit<br />
KARAR : Mahkûmiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması</p>

<p>İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2016/398 Esas, 2019/561 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106 ıncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci fıkrasının birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 22.10.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.</p>

<p>Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca, 12.04.2023 tarihli ve 94660652-105-34-5407-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2023 tarihli ve 2023/46333 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>I. İSTEM</strong><br />
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2023 tarihli ve KYB-2023/46333 sayılı kanun yararına bozma isteminin;<br />
"Dosya kapsamına göre, her ne kadar müştekiye soruşturma aşamasında 19/03/2016 tarihinde kolluk tarafından uzlaşma teklif edilmiş ve teklif müşteki tarafından kabul edilmediğinden uzlaşma sağlanamamış ise de, 19/03/2016 tarihi itibariyle tehdit suçunun uzlaşma kapsamında olmadığı, uzlaşma teklifinin hukukî sonuç doğurmayacağı, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1. cümlede yer alan tehdit suçunun, 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince uzlaşma kapsamına alındığı, yine aynı Kanun'un "Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254. maddesinin; "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." şeklindeki düzenleme uyarınca uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiştir."<br />
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>II. GEREKÇE</strong><br />
İnceleme konusu olayda; her ne kadar müştekiye soruşturma aşamasında 19.03.2016 tarihinde kolluk tarafından uzlaşma teklif edilmiş ve teklif müşteki tarafından kabul edilmediğinden uzlaşma sağlanamamış ise de, 19.03.2016 tarihi itibariyle tehdit suçunun uzlaşma kapsamında olmadığı, uzlaşma teklifinin hukukî sonuç doğurmayacağı, hükümlünün üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan tehdit suçunun, 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince uzlaşma kapsamına alındığı, yine aynı Kanun'un "Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254 üncü maddesinin; "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca, uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği dikkate alınmadan karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.</p>

<p><strong>III. KARAR</strong><br />
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,</p>

<p>2. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2016/398 Esas, 2019/561 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,</p>

<p>5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,</p>

<p>23.01.2024 tarihinde karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-202316650-e-2024968-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="68868"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2026/2373 E., 2026/6247 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-ceza-dairesinin-20262373-e-20266247-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-ceza-dairesinin-20262373-e-20266247-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 08.04.2026 tarihli, 2026/2373 E., 2026/6247 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>2. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2026/2373 E., 2026/6247 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2020/436 E., 2021/2187 K.<br />
SUÇ : Hırsızlık<br />
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddine<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek kararın onanması, onama</p>

<p>I. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen ek kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 296/2. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 296/2. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:</p>

<p>Yoklukta verilip, sanık müdafii Av. ...'e 14.11.2021 tarihinde tebliğ edilen, Dairemizin 24.09.2025 tarihli noksan ikmali kararı üzerine ise sanığa 19.11.2025 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen kararı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 291/1. maddesinde belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 11.12.2025 tarihinde temyiz eden sanık müdafii Av. ...'in temyiz isteminin Bölge Adliye Mahkemesince reddine karar verildiği belirlenmekle; temyiz isteminin reddine dair 15.12.2025 tarihli ve 2020/436 Esas, 2021/2187 Karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 296/2. maddesi uyarınca reddiyle, Tebliğname'ye uygun olarak temyiz isteminin reddine dair ek kararın ONANMASINA,</p>

<p>II. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden</p>

<p>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 08.11.2021 tarihli, 2020/436 Esas, 2021/2187 Karar sayılı kararının sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;</p>

<p>Ankara 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2020 tarihli ve 2018/646 Esas, 2020/43 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün, sanık ve müdafii tarafından istinaf edildiği, İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmeksizin yalnızca sanık müdafiinin istemi incelenerek esastan ret kararı verildiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2023 tarihli ve 2023/3-205 Esas, 2023/542 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; Bölge Adliye Mahkemesince bu talep değerlendirilmeden karar verilmesinin hükmün kanun yolu incelemesi bakımından bütünlüğünü bozması, ilk derece mahkemesince verilen bir kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi denetiminden geçmiş olmasının, söz konusu kararın olay tespiti bakımından hatasız olduğu konusunda kesin bir güvence oluşturmaması, Yargıtayın görevi olan hukuksal denetimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi için somut olayın objektif bir bakış açısıyla, hukuksal açıdan duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş ve delil değerlendirmesinin hatasız şekilde gerçekleştirilmesine bağlı olması, sanık hakkında kurulan hükmün bir bütün teşkil etmesi ve herhangi bir noktadan kanun yoluna gidilmesi veya bozulması hâlinde diğer noktalarının kesinleşmesinin, diğer bir deyişle kısmi kesinleşmenin mümkün olmaması, sanık ve müdafii aynı hükme karşı istinaf yoluna başvurmuş olmalarına rağmen sadece müdafinin talebi üzerine verilen kararın usulüne uygun olarak istinaf yolu incelemesinin sonuçlandırılmış olduğunu göstermemesi, verilen bu karar hukuk aleminde varlığını sürdürürken bu kez sanığın istinaf talebi ayrıca değerlendirilerek aynı hüküm hakkında yeni bir istinaf kararı verilememesi, sanık hakkındaki hükme dair daha önce istinaf merciince karar verilmiş olması hâlinde merciin bu hükmü yeniden incelemesinin ancak daha önce verilmiş kararın bozularak ortadan kaldırılması hâliyle sınırlı bulunması hususları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilmeksizin yalnızca sanık müdafiinin istemi incelenerek esastan ret kararı verilmesi nedeniyle sanık ve müdafiinin istinaf talepleri birlikte değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,</p>

<p>Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 304/2. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-ceza-dairesinin-20262373-e-20266247-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/yargitaya-640x360.jpg" type="image/jpeg" length="57106"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu'nun 2023/613 E., 2026/276 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023613-e-2026276-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023613-e-2026276-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29.04.2026 tarihli, 2023/613 E., 2026/276 K. sayılı kararı;]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2023/613 E., 2026/276 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>KARARI VEREN<br />
YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi<br />
MAHKEMESİ :Ağır Ceza<br />
SAYISI : 65-172</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>Sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda eylemin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle İstanbul 90. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11.05.2015 tarihli ve 267-367 sayılı görevsizlik kararı üzerine yargılamaya devam eden İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin 02.09.2015 tarihli ve 224-218 sayılı hükmün, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 31.01.2019 tarih ve 8798-1823 sayı ile eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Bozmanın gereğini yerine getiren İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 29.09.2020 tarih ve 81-226 sayı ile önceki gibi sanığın mahkûmiyetine ilişkin hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın devredildiği Yargıtay 1. Ceza Dairesince 19.01.2022 tarih ve 69-354 sayı ile; "...Sanığın kastının yoğunluğu, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak TCK'nın 61. ve 3. maddeleri gereğince hakkaniyete uygun ve sonuca etkili şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Bozma ilamına uyan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 24.03.2022 tarih ve 65-172 sayı ile sanığın müsnet suçtan TCK’nın 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 29, 62, 53, 54... . maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba dair verilen hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 29.03.2023 tarih, 12890-1436 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Daire Üyesi ...; "...Sanığın elverişli vasıta olan bıçakla, mağdurun göğüs sol kısmına dört kez vurduğu, beşinci darbeyi de yine göğüs bölümüne hedeflediği sırada savurma nedeniyle bıçağın mağdurun sol kol üst kısmına denk geldiği, göğüsteki mevcut yaralanmalardan en az birinin mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu, olay yerinde bulunanların araya girmesiyle sanığın eylemini tamamlayamadığı, kastının öldürmeye yönelik olduğu," görüşüyle karşı oy kullanmıştır.</p>

<p><strong>II. İTİRAZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.05.2023 tarih ve 68979 sayı ile; "...Suçta kullanılan bıçağın elverişliliği, darbe sayısı, hedef alınan vücut bölgesi, yaraların sayısı ve niteliği ile engel hâl nedeniyle eylemine devam edemeyen sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu oluşturduğu," düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.</p>

<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.12.2023 tarih, 4370-7565 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI ve KONUSU</strong></p>

<p>Mağdur hakkında sanığa yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten yaralama suçundan verilen adli para cezası ile sanık hakkında hakaret suçundan verilen kamu davasının düşürülmesi kararları temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.</p>

<p>Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu mu yoksa teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p><strong>IV. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>İncelenen dosya içeriğinden;</p>

<p>20.03.2015 tarihinde saat 17.00 sıralarında bıçakla yaralama olayı meydana geldiği ve yaralanan şahsın Sarıyer Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığı yönünde ihbarda bulunulması üzerine soruşturmaya başlandığı, kolluk görevlileri tarafından hastanede şifahi olarak dinlenen mağdurun; işten çıkıp evine döndüğü sırada öncesinden tanımadığı sanığı bir kadına cinsel organını gösterirken gördüğünü, müdahale etmek istediğinde sanığın küfrederek üzerine yürüdüğünü, oradan uzaklaşıp evine yöneldiğini, peşinden gelen sanığın cebinden çıkarttığı bıçak ile sol kol altına üç kez vurduğunu beyan ettiği,</p>

<p>Sarıyer Devlet Hastanesince tanzim edilen 20.03.2015 tarihli raporda; mağdurun sol torakal bölgesinde 3x2, 2x2, 3x2 cm ebatlarında üç adet derine inen bıçak izi ile sol kolunda 4x2 cm'lik yüzeysel kesi (sıyrık) mevcut olduğunun bildirildiği,</p>

<p>Mağdurun aynı tarihte sevk edildiği Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen rapora göre; sol hemitoraks 4. interkostal aralıkta 2 cm; aynı bölgede meme üstünde 2 cm ve sol koltuk altına doğru 5. interkostal aralıkta sütüre edilmiş delici kesici alet yaralanmaları tespit edildiği, solunum seslerinin sol bölgede azalması nedeniyle toraks tüpü takılan mağdurun izlem amacıyla yoğun bakımına yatışının yapıldığı,</p>

<p>İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 25.03.2015 tarihli raporunda; mağdurda mevcut göğüse nafiz kesici delici alet yaralanmasının, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olup etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığının belirtildiği,</p>

<p>Mağdurun 09.03.2020 tarihinde Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunda yapılan muayenesi ve önceki grafilerin değerlendirilmesi neticesinde; vücudunda sol arka aksiller hatta iki adet, sol ön aksiller hatta bir adet, sol meme altında bir adet, sol kol arka yüzde bir adet olmak üzere toplamda beş adet delici kesici alet yaralanması tarif edildiği, sol göğüs ön ve yan duvarında tanımlanan üç adet delici kesici alet yaralanmasının trajeleri ayrıntılı olarak belirtilmemekle birlikte en az birinin toraksa nafiz olup pnömotoraksa neden olduğu cihetle bu yaralanmanın, mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu ve etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelik taşımadığı, vücudunda tanımlanan diğer tüm lezyonların ise ayrı ayrı ve birlikte hayati tehlikeye sebep olmadıkları, etkilerinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde bulunduklarının bildirildiği,</p>

<p>Anlaşılmaktadır.</p>

<p>Mağdur aşamalarda; olay günü alkollü olduğunu tahmin ettiği sanığın kendisine yönelik taşkın hareketler sergilediğini, yakınlarda bulunan bir arkadaşının araya girerek kendilerini ayırdığını, sanığın uzaklaşacağı sırada yanındaki eşine küfrettiğini, bu nedenle peşinden gidip yakaladığı sanığa, "Küfrederek niye kaçıyorsun?" diye bağırdığını, akabinde kavgaya tutuştuklarını, sanığın kendisine bıçak çektiğini, bunun üzerine kendisinin de bahçıvan olduğu için üzerinde taşıdığı makası sanığa doğrulttuğunu,</p>

<p>Tanık ...; eşi olan mağdurun aracı evin önüne park ettiği sırada pencereden bakmakta olduğunu, bu esnada sanığın bağırarak sokağa girdiğini, eşine ve kendisine sinkaflı küfürler ettiğini, eşinin sanığa gitmesini söylediğini, sanığın da eşinin üzerine yürüyüp yakasına yapıştığını, devamında boğuşarak görüş alanından çıktıklarını, bıçaklanma anını görmediğini,</p>

<p>Tanık ...; kardeşi olan sanık ile yolda tartıştıkları sırada mağdurun yanlarına gelerek "Hop birader, ne oluyor?" diye sorduğunu, kardeşinin de "Ablama söyledim, sana bir şey demedim, senlik bir şey yok." şeklinde cevap verdiğini, mağdurun; "Yaran mı var senin?" deyip kardeşine küfrettiğini, kardeşinin de karşılık verdiğini, yoldan geçmekte olan bir şahsın kolundan tutarak kardeşini oradan götürdüğünü, kendisinin de olay yerinden ayrıldığını, sonra gelişen olayı görmediğini,</p>

<p>Tanık ... ... soruşturmada; ikametinin önünde bulunduğu esnada bağırış sesleri üzerine baktığında mağduru elinde yaklaşık 20 cm uzunluğundaki bahçıvan makası ile sanığa saldırırken gördüğünü, ancak makasın sanığa denk gelmediğini, sanığın da bağırarak karşılık verdiğini, bununla birlikte sanığın elinde bıçak görmediğini, ahlaka aykırı bir davranışına da şahit olmadığını, yanlarına giderek onları ayırmaya çalıştığını, sanığın kolunu tuttuğunda eline kan bulaştığını, ancak kimin yaralandığını bilmediğini,</p>

<p>Mahkemede önceki beyanından farklı olarak; makasın 30 cm kadar olduğunu, üstte taşınacak ya da cebe sığacak boyutta olmadığını,</p>

<p>Beyan etmişlerdir.</p>

<p>Sanık; olay tarihinde ablası ile bir sebepten yolda tartıştıkları sırada mağdurun yanlarına gelerek "Hayırdır, birader!" dediğini, kendisinin de ablasıyla tartıştığını söylemesi üzerine mağdurun "Yaran kime, kimle konuşuyorsun lan!" şeklinde karşılık verip ağız münakaşası yaptıklarını, ablasının ve yoldan geçmekte olan bir şahsın araya girdiğini, daha sonra sakinleşip oradan uzaklaştığını, ablasının da olay yerinden ayrıldığını, 500 metre kadar gittikten sonra mağdurun elinde makas ile arkasından gelmekte olduğunu gördüğünü, mağdur üzerine doğru gelince kendisini korumak amacıyla balıkçı olduğu için yanında bulundurduğu çakıyı çıkarıp mağdura bir kez salladığını savunmuştur.</p>

<p><strong>V. GEREKÇE</strong></p>

<p>A. Uyuşmazlık Konusuyla İlgili Mevzuat ve Açıklamalar<br />
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.02.2025 tarihli ve 613-43, 17.09.2025 tarihli ve 23-3 33... .02.2024 tarihli ve 116-84 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında da vurgulandığı üzere;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kasten yaralama suçu ile teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçu arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayandığından, sanığın kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun belirlenmesi gerekmektedir.</p>

<p>TCK'nın 21/1. maddesine göre; suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak tayin edilmelidir. Bu cümleden olarak bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde, fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır.<br />
Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.</p>

<p>B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki Nitelendirme<br />
Mağdurun öncesinden tanımadığı sanığı bir kadın ile yolda tartışırken gördüğü, olaya müdahale etmek istemesi üzerine başlayan kavga ortamında sanık ve mağdurun karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri, devamında mağdurun sanığa makas ile vurmak istediği ancak isabet ettiremediği, bunun üzerine sanığın cebinde bulunan bıçağı çıkararak mağdura salladığı, mağdurun sol arka aksiller hatta iki, sol ön aksiller hatta bir adet, sol meme altında bir adet olmak üzere toplamda dört bıçak darbesiyle yaralandığı, mevcut yaralanmalardan en az birinin pnömotoraksa neden olup mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu hususunda Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında uyuşmazlık ve bu kabulde dosya kapsamı itibarıyla da herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br />
Mağdurun şifahen ilk dinlenmesinde sanığın bir bayana cinsel tacizde bulunması üzerine olaya müdahale etmek istediği yönündeki beyanı tanık ... tarafından doğrulanmadığı gibi tanık ... da sanığın ahlaka aykırı bir hareket sergilemediğini belirtmiştir. Kaldı ki mağdur ilerleyen aşamalarda bu beyanını tekrar etmeyip bu kez sanığın kendisine ve yanında bulunan eşine küfretmesi nedeniyle kavga ettiklerini ileri sürmüştür. Mağdurun bu anlatımı da tanıklar ... ve ...’ın beyanları ile bertaraf edilmiştir. Bu vaziyete göre mağdurun, ablası olan tanık ... ile tartıştığını gördüğü sanığa ne olduğunu sorduğu, sanığın kardeşiyle konuştuğunu, onu ilgilendiren bir durum olmadığını söylemesi üzerine karşılıklı olarak münakaşa etmeye başladıkları, tanık ... ve yoldan geçen bir şahsın araya girip sanığı oradan uzaklaştırdığı saptanmıştır. Daha sonra mağdur üstte taşınmayacak ebatta olduğu belirtilen bahçıvan makasını alarak sanığın peşinden gitmiş ve tanık ...’ın beyanı uyarınca makası sanığa bir kez sallamıştır. Buna mukabil sanık da cebinde bulunan bıçağı çıkarıp sanığa karşılık vermiştir. Hastane raporlarında mağdurda üç adet yaralanmadan bahsedilmesine karşın Adli Tıp Kurumunca grafilerin değerlendirilmesinde mağdurun dört ayrı yerinden bıçaklandığı, beşinci yaralanmanın ise yüzeysel nitelikte olduğu raporlanmıştır. Mevcut yaralanmaların göğüs ön ve yan duvarlarında bulunması sebebiyle en az birinin toraksa nafiz olduğu ve mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu belirtilmekle birlikte aynı ve önceki rapor muhteviyatlarında yaraların derinliğine ilişkin ölçüme dayalı bir tespit yapılmamıştır. Şu hâlde sanığın doğrudan hayati bölgeleri hedef alarak öldürmeye elverişli olduğunda kuşku bulunmayan bıçağı, tek bir darbe ile daha derine saplama imkânı olmasına rağmen böyle bir tercihte bulunmayıp ve fakat makasla yeniden saldırma ihtimali olan mağduru uzaklaştırmak amacıyla birkaç kez daha salladığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Birbirlerini tanımayan taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumet bulunmaması, sanığın hareketli kavga ortamında hedef seçme imkânına sahip olmaması, birden fazla hamleyi isabet gözeterek ika ettiğine dair delil de bulunmaması, mağdurun peşinden gelerek makas savurması nedeniyle kendisini korumak amacıyla bıçağını kullandığını ileri süren sanığın savunmasının aksinin ispat edilememesi, araya başkalarının girmesinden sonra da bir şekilde fırsatını bulup eylemini devam ettirmemiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, öldürme kastı ile hareket ettiği ortaya konamayan sanığın eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,</p>

<p>2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023613-e-2026276-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/yargi/yargitayd4ss.jpg" type="image/jpeg" length="17095"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2020/16065 E., 2024/16505 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202016065-e-202416505-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202016065-e-202416505-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 14.03.2024 tarihli, 2020/16065 E., 2024/16505 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2020/16065 E., 2024/16505 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2020/17 E., 2020/79 K.<br />
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma<br />
HÜKÜM : Mahkûmiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama</p>

<p>Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>A. Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2014 tarihli ve 2013/121 Esas, 2014/23 Karar sayılı kararı ile<br />
sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 35 inci, 62 nci, 52 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.</p>

<p>B. Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 10.12.2019 tarihli ve 2016/2666 Esas, 2019/7081 Karar sayılı kararı ile;"; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Sanığın, İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçu şeklindeki eyleminin 188/3. maddesinde düzenlenen "uyuşturucu madde ticareti yapma" ve TCK'nın 297. maddesinin 1. fıkrasında tanımlanan "infaz kurumuna uyuşturucu madde sokma" suçlarını oluşturacağı, TCK'nın 297. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen fikri içtima kuralları gereğince, bu iki suçtan daha ağır sonuç doğuran TCK'nın 188/3. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde ticareti yapma suçu gereğince temel ceza belirlenip aynı Kanun'un 297/1. maddesinin 2. cümlesine göre 1/2 oranında artırılması gerekirken eksik ceza tayin edilmesi, 2- Kabule göre de; sanığın eylemi tamamlanmış olduğu halde, teşebbüs hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edilmesi," nedenleriyle bozulmasına, aleyhe temyiz bulunmadığından ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>C. Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 297 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca belirlenen (6 yıl 3 ay hapis ve 5 gün adli para cezası) cezanın, aleyhe temyiz bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son cümlesi uyarınca, sonuç ceza itibari ile sanığın kazanılmış hakkı korunarak, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 40,00 TL adli para cezası olarak infaz edilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanığın temyiz sebepleri özetle; sebebe dayanmadan temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>1. 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi itibarıyla sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafii tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, hüküm tarihinde, 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayinini gerektirdiği gözetilmeden, kendisini vekil ile temsil ettirmeyen sanığa, zorunlu müdafi tayin edilmeden savunmasının alınması suretiyle yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,</p>

<p>2. Hak yoksunluklarına karar verilirken, hükümden sonra yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'la 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde yapılan değişikliğin gözetilmesinde zorunluluk bulunması,</p>

<p>3. Adli emanette kayıtlı uyuşturucu maddenin, 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine, aynı maddenin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca müsaderesine karar verilmesi,</p>

<p>Nedenleri ile hüküm hukuka aykırı görülmüştür.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>14.03.2024 tarihinde karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202016065-e-202416505-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/yargi-tay-yeni12220100.jpg" type="image/jpeg" length="91434"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin bu haftaki Genel Kurul gündemi belli oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-genel-kurul-gundemi-belli-oldu-2807</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-genel-kurul-gundemi-belli-oldu-2807" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin bu haftaki (28 Temmuz 2026) Genel Kurul gündemi belli oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<h1>28 Temmuz 2026 - Genel Kurul Gündemi</h1>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlan Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Toplantı Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Sonuç Tarihi</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>21.7.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>28.7.2026</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="6" rowspan="1">
   <p><strong>1-Siyasi Parti Mali Denetim</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sıra No</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Esas Sayısı</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Konusu</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>İnceleme Evresi</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Türü</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sonuç</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>1</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2021/19 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Doğru Partisi 2020 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>2</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/35 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Doğru Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>3</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2022/3 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Türk Birliği Partisi 2021 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>4</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2022/14 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Emek Partisi 2021 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>5</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2022/15 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Cihan Partisi 2021 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>6</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2022/53 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Kadın Partisi 2021 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>7</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2022/102 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Milliyetçi Cumhuriyet Partisi 2021 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>8</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2023/18 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Halkın Kurtuluş Partisi 2022 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>9</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2023/23 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Milli Parti 2022 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>10</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/61 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Milli Parti 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>11</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2023/42 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Hak ve Adalet Partisi 2022 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>12</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2023/55 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Bağımsız Türkiye Partisi 2022 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>13</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/51 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Bağımsız Türkiye Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>14</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2023/67 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Saadet Partisi 2022 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>15</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/6 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Toplumcu Kurtuluş Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>16</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/8 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Yeni Türkiye Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>17</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/13 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Ata Parti 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>18</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/15 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Ebedi Nizam Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>19</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/18 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Merkez Sağ Parti 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>20</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/36 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Yüce Diriliş Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>21</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/40 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Birleşik Devrimci Parti 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>22</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/48 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Merkez Parti 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>23</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/53 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Demokratik Sol Parti 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>24</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/56 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Adalet ve Kalkınma Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>25</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/57 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Milliyetçi Hareket Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>26</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/60 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Milli Yol Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>27</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/62 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Sevgi ve Saygı Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>28</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/63 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Liberal Parti 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>29</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/66 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Demokrasi ve Atılım Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>30</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/82 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Çoğulcu Demokrasi Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>31</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/90 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Milli Mücadele Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>32</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/103 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Kızılelma Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>33</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2023/82 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Bağımsız Cumhuriyet Partisi 2022 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>34</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/102 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Bağımsız Cumhuriyet Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>35</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2023/35 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Sosyalist Cumhuriyet Partisi 2022 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>36</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2024/38 (SPMD)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Milliyetçi Türkiye Partisi 2023 yılı kesin hesabı</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>SPMD</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="6" rowspan="1">
   <p><strong>2-Norm Denetimi</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sıra No</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Esas Sayısı</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Konusu</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>İnceleme Evresi</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Türü</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sonuç</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>1</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/185<br />
   İstanbul 19. İş Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 81. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinin 4/12/2025 tarihli ve 7566 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle yürürlükten kaldırılmasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>2</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/186<br />
   Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun;<br />
   A. 18/2/1965 tarihli ve 538 sayılı Kanun’un 63. maddesiyle değiştirilen 134. maddesinin 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…ihale tarihinden itibaren…</i>” ibaresinin,<br />
   B. 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değiştirilen 365. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “<i>…yahut süresi geçmiş bir şikâyete…</i>” ibaresinin,<br />
   iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>3</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/187<br />
   Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>25/8/2011 tarihli ve 652 sayılı Özel Barınma Hizmeti Veren Kurumlar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 43. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>4</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/188</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>7/5/2026 tarihli ve 7579 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı hükümlerinin iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İptal Davası</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>5</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/189<br />
   Alanya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’na 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle eklenen geçici 1. maddenin (2) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>6</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/190<br />
   Ankara 7. İdare Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 148. maddesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>7</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/88<br />
   Yalova 7. Asliye Ceza Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilen (3) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>8</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/200<br />
   Danıştay Onuncu Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 8/K maddesine 23/3/2023 tarihli ve 7442 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle eklenen ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraların iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>9</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/238<br />
   Karaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun;<br />
   A. 31/1/2007 tarihli ve 5578 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilen 8. maddesinin,<br />
   B. 30/4/2014 tarihli ve 6537 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen 8/A maddesinin,<br />
   iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>10</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/254<br />
   Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na 30/4/2014 tarihli ve 6537 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen 8/B maddesine 28/10/2020 tarihli ve 7255 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>11</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/22<br />
   Danıştay Altıncı Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine 4/7/2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle eklenen on dördüncü fıkranın iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>12</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/64<br />
   Danıştay Onüçüncü Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’na 8/4/2022 tarihli ve 7394 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle eklenen geçici 9. maddenin (3) numaralı fıkrasında yer alan “<i>…sahiplerinden ve/veya…</i>” ve “<i>…ya da sahiplerinin…</i>” ibarelerinin iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1"></td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-genel-kurul-gundemi-belli-oldu-2807</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-177.jpg" type="image/jpeg" length="47326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DOLANDIRICILIK SUÇUNDA HESAP VE ÖDEME ARACI KULLANDIRMAYA ÖZGÜ İNDİRİM NORMU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-hesap-ve-odeme-araci-kullandirmaya-ozgu-indirim-normu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-hesap-ve-odeme-araci-kullandirmaya-ozgu-indirim-normu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>CEZA HUKUKU • SUÇ VE YAPTIRIM TEORİSİ İNCELEMESİ</strong></p>

<p><strong>DOLANDIRICILIK SUÇUNDA HESAP VE ÖDEME ARACI </strong><strong>KULLANDIRMAYA ÖZGÜ İNDİRİM NORMU: TCK m.158/4</strong></p>

<p><strong><i>Normun hukuki niteliği, iştirak dogmatiği, yaptırım hesabı ve zaman bakımından uygulama</i></strong></p>

<p><strong><a name="mevzuat-durumu">MEVZUAT DURUMU</a></strong></p>

<p>Bu çalışma, 7589 sayılı Kanun’un 16 Temmuz 2026’da TBMM Genel Kurulunca kabul edilen nihai metni esas alınarak hazırlanmıştır. 26 Temmuz 2026 itibarıyla TBMM Kanun Bilgileri sayfasında Resmî Gazete tarihi ve sayısı yer almamaktadır. Bu nedenle makalede, TCK m.158/4 bakımından “eklenmesi kabul edilen” ve “öngörülen” ifadeleri kullanılmıştır. Kanunun 13. maddesi ile Geçici Madde 1’in altıncı ve yedinci fıkraları, Kanunun 26. maddesi uyarınca yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a></p>

<p><strong><a name="öz">ÖZ</a></strong></p>

<p>7589 sayılı Kanun’la TCK m.158’e eklenmesi kabul edilen dördüncü fıkra, dolandırıcılık suçuna iştiraki belirli ödeme araçlarının veya hesap erişimini sağlayan bilgi ve araçların başkasına verilmesiyle sınırlı kalan kişiler bakımından cezada yarı oranında zorunlu indirim öngörmektedir. Düzenleme ne bir af ne de bağımsız bir suç tipidir. Bununla birlikte normun daha az cezayı gerektiren nitelikli hâl mi, yoksa cezayı azaltan şahsi sebep mi olduğu tartışmalıdır. Bu nitelendirme; bağlılık kuralı, sirayet ve sonuç cezanın belirlenme sırası bakımından önem taşır.</p>

<p>Çalışma üç ana iddiayı tartışmaktadır. Birincisi, normun uygulanabilmesi için aranan “haksız menfaat sağlamak amacı” ibaresinin bağımsız bir saik unsuru sayılması hâlinde olası kastla bağdaşması güçleşir; ancak bu sonuç, olası kastla dolandırıcılığa iştirak sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İkincisi, uygulamada yerleşen otomatik müşterek faillik kabulü, işlevsel hâkimiyetin hilenin icrası üzerinde değil hesabın kullanımı üzerinde aranması sorununa dayanmaktadır ve yeni fıkra bu kabulün yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Üçüncüsü, TCK m.39 ile TCK m.158/4’ün birlikte uygulanabileceği savunulabilir; bununla birlikte özel norm ve aynı olgunun iki kez değerlendirilmesi itirazı ile yasama sürecinde açıklanan amaç, aksi görüşü de güçlü kılmaktadır.</p>

<p>Çalışmada ayrıca, tek bir hesap kullandırma fiiliyle birden fazla mağdura zarar verilmesi hâlinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilirliği, adli para cezasında esas alınacak menfaatin kapsamı ve sonuç cezanın hükmün açıklanmasının geri bırakılması eşiği karşısındaki durumu incelenmektedir.</p>

<p><strong><a name="abstract">ABSTRACT</a></strong></p>

<p>Article 158(4) of the Turkish Criminal Code, as adopted by Parliament under Law No. 7589 but not yet published in the Official Gazette as of 26 July 2026, provides a mandatory one-half reduction where participation in fraud is limited to handing over specified payment instruments or the information and tools enabling the use of an account. The provision is neither an amnesty nor an autonomous offence. Whether it constitutes a privileged form of the offence or a personal ground for mitigation remains open to debate; that classification affects accessoriness, transferability and the sequence of sentence determination.</p>

<p>The article discusses three principal claims. First, if the requirement of acting “for the purpose of obtaining an unlawful benefit” is treated as an autonomous special-intent element, its compatibility with dolus eventualis becomes doubtful; this does not, however, automatically exclude participation in fraud with dolus eventualis. Second, the practice of treating account holders as co-perpetrators rests on locating functional control over the use of the account rather than over the execution of the deception, and the provision requires that practice to be reconsidered. Third, cumulative application of articles 39 and 158(4) may be defended, while the legislative purpose, the lex specialis argument and the prohibition of double consideration support the opposite view. The article further examines successive-offence rules, the basis of the judicial fine, and the resulting sentence’s position relative to the threshold for deferral of the announcement of the verdict.</p>

<p><strong><a name="X18609d3b91909ae0f92d1cb3d855f575ea1b6e3">§ 1. SORUNUN ORTAYA KONULMASI VE ÇALIŞMANIN TEZİ</a></strong></p>

<p><strong><a name="i-uygulamanın-ürettiği-sorun">I. Uygulamanın ürettiği sorun</a></strong></p>

<p>Bilişim sistemleri ve bankacılık altyapısı üzerinden işlenen dolandırıcılık suçlarında para, çoğu kez hileli davranışı gerçekleştiren kişinin hesabına değil, üçüncü kişiler adına açılmış banka, elektronik para veya kripto varlık hesaplarına yönlendirilmektedir. Uygulamada “hesapçı” ya da “para katırı” olarak anılan bu kişiler, bazı dosyalarda suç planının bilinçli bir halkası, bazı dosyalarda ise hesabının hangi amaçla kullanılacağını bilmeyen bir araç konumundadır. Hesap kullandırmanın dolandırıcılık, aklama, yasa dışı bahis ve diğer malvarlığı suçlarıyla kesişen yapısı, güncel Türk öğretisinde ayrıntılı biçimde incelenmiştir.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a></p>

<p>Ceza hukukunun burada karşılaştığı güçlük, banka kaydındaki görünür hesap sahibi ile hileli sürecin işlevsel failini birbirinden ayırabilmektir. Uygulamanın bu güçlüğe verdiği cevap, uzun süre iki yönlü bir basitleştirme olmuştur: hesabına para gelen kişi çoğu kez dolandırıcılığın müşterek faili sayılmış, iştirak biçimi ayrıca gerekçelendirilmemiş ve savunmalar hayatın olağan akışına aykırılık formülüyle karşılanmıştır. Bu basitleştirme, kişisel ceza sorumluluğunu fiilen hesap sahipliğine bağlayan bir sonuç doğurmuştur.</p>

<p><strong><a name="ii-normun-getirdiği-ve-getirmediği">II. Normun getirdiği ve getirmediği</a></strong></p>

<p>7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK m.158’e eklenmesi kabul edilen dördüncü fıkra, bu güçlüğün yalnızca cezanın miktarına ilişkin bir bölümüne cevap vermektedir. Hüküm şu şekildedir:</p>

<p><i>“Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”</i></p>

<p>Norm, hesap sahibinin kastını varsaymamakta, failin kim olduğunu yeniden tanımlamamakta ve ispat standardını düşürmemektedir. Aksine, indirimin kurulabilmesi için önce kasten iştirak edilmiş bir dolandırıcılık suçunun varlığı ortaya konulmalıdır. Bu yönüyle düzenleme, uygulamadaki asıl sorunu çözmemekte; yalnızca çözülmüş varsayıldığında devreye giren bir sonuç kuralı getirmektedir.</p>

<p><strong><a name="iii-normun-ürettiği-yeni-sorunlar">III. Normun ürettiği yeni sorunlar</a></strong></p>

<p>Buna karşılık hüküm, kendisi bakımından bir dizi dogmatik sorun üretmektedir. Bu çalışma bunlardan altısını ele almaktadır.</p>

<p>Birincisi, normun hukuki niteliğidir. Cezayı azaltan sebep şahsi midir, objektif midir? Bu sorunun cevabı, hükmün bağlılık kuralı karşısındaki konumunu ve diğer iştirakçilere sirayet edip etmeyeceğini belirler.</p>

<p>İkincisi, hükümde yer alan “haksız bir menfaat sağlamak amacıyla” ibaresinin niteliğidir. Bu ibare özel bir saik unsuru ise, olası kastla hareket eden hesap sahibi bakımından hükmün uygulanması mümkün olmayacaktır.</p>

<p>Üçüncüsü, katkının zamanıdır. Dolandırıcılık bir zarar suçudur ve mağdurun malvarlığında eksilme meydana geldiğinde tamamlanır. Suçun tamamlanmasından sonraki davranışlar iştirak oluşturmadığından, hesaba gelen paranın çekilmesi veya aktarılması bakımından iştirak ile aklama arasındaki sınır ayrıca belirlenmelidir.</p>

<p>Dördüncüsü, iştirak biçiminin belirlenmesidir. Hesap kullandıran kişi müşterek fail midir, yardım eden midir? Uygulamadaki baskın kabul, işlevsel hâkimiyeti hesabın kullanımında aramaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beşincisi, TCK m.39’daki yardım etme indirimi ile yeni fıkranın birlikte uygulanıp uygulanamayacağıdır. Bu, çalışmanın merkezî iddiasıdır.</p>

<p>Altıncısı, sonuç cezanın belirlenmesidir. m.158/3’teki artırım nedenleri, zincirleme suç hükümleri, etkin pişmanlık ve adli para cezasının alt sınırı birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo, kamuoyundaki “cezalar yarıya iniyor” önermesinden önemli ölçüde farklıdır.</p>

<p><strong><a name="iv-çalışmanın-tezi">IV. Çalışmanın tezi</a></strong></p>

<p>Çalışmanın temel tezi üç kademelidir.</p>

<p>Kast ve saik yoksa indirim değil beraat. Kast varsa iştirak biçimi bağımsız olarak ve gerekçeli biçimde belirlenmeli; hesabın para akışındaki merkezî konumundan hareketle müşterek faillik kurulmamalıdır. İştirak biçimi belirlendikten sonra, kanuni indirim nedenleri kendi ölçütleri uyarınca ayrı ayrı uygulanmalıdır.</p>

<p>Bu üç kademe birbirine karıştırıldığında ortaya iki zıt sakınca çıkar. Bir yandan salt hesap sahipliğinden mahkûmiyet kurulup yeni indirim telafi aracı olarak kullanılabilir; diğer yandan organizasyonda aktif rol alan kişiler katkılarını yalnızca hesap verme olarak sunabilir. İlk sakınca masumiyet karinesini, ikincisi maddi gerçeği zedeler. Çözüm, indirim normuna geniş veya dar bir etiket yapıştırmak değil; kastı, saiki, katkının zamanını, iştirak biçimini ve katkının sınırını ayrı ayrı gerekçelendirmektir.</p>

<p><strong><a name="X91c6a797b68ca97c07c6b217956f868538ca676">§ 2. NORMUN HUKUKİ NİTELİĞİ VE SİSTEMDEKİ YERİ</a></strong></p>

<p><strong><a name="i-bağımsız-bir-suç-tipi-değildir">I. Bağımsız bir suç tipi değildir</a></strong></p>

<p>TCK m.158/4, Kanun teklifinin ilk metninde yer almamış; TBMM Adalet Komisyonundaki görüşmeler sırasında önergeyle metne eklenmiştir. Komisyon görüşmelerinde, hesaba veya ödeme aracına erişim sağlayan kişinin fiilindeki daha düşük haksızlık içeriğinin cezaya yansıtılması gerektiği ifade edilmiştir. Aynı görüşmelerde, hesap kullandırmayı taksirli biçimiyle de cezalandıran bağımsız bir suç modeli önerilmiş; bu model kabul edilmemiştir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a></p>

<p>Yasama sürecinin bu seyri iki dogmatik sonuç doğurur. Birincisi, düzenleme yeni bir suç tipi değil, dolandırıcılığa iştirak bakımından cezayı azaltan özel bir normdur. İkincisi ve daha önemlisi, kanun koyucu özensiz hesap kullandırmayı cezalandıran bir taksir hükmü ihdas etmemiştir. TCK m.22/1 uyarınca taksirle işlenen fiiller ancak kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılabildiğinden, dolandırıcılığın taksirli şekli bulunmamaktadır.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a> Reddedilen önerge, bu sistematik sonucu teyit etmektedir. Hesabını dikkatsizce kullandıran kişi, yalnızca bu özensizlik nedeniyle dolandırıcılıktan cezalandırılamaz.</p>

<p><strong><a name="X90ed6480eb7c60896cee0b4c3b4785680dc5786">II. Hukuki nitelik: şahsi indirim sebebi mi, daha az cezayı gerektiren nitelikli hâl mi?</a></strong></p>

<p>Normun hangi tür ceza azaltıcı sebep olduğu, uygulamada doğuracağı sonuçlar bakımından belirleyicidir. İlk bakışta iki nitelendirme mümkündür.</p>

<p>Birinci görüşe göre hüküm, daha az cezayı gerektiren suç tipine bağlı bir nitelikli hâldir. Düzenlemenin TCK m.158’in içinde, nitelikli dolandırıcılığa ilişkin artırım nedenlerinin hemen ardından yer alması; “verilecek ceza” ibaresini kullanması ve belirli bir hareket biçimini objektif olarak tarif etmesi bu görüşü destekler. Bu kabulde indirim, TCK m.61/4 aşamasında nitelikli hâllerin uygulanması sırasında dikkate alınır.</p>

<p>İkinci görüşe göre ise hüküm, faile bağlı şahsi bir indirim sebebidir. Çünkü norm, dolandırıcılık fiilinin bütünü yerine belirli bir iştirakçinin katkısının kapsamına ve o kişinin haksız menfaat sağlama amacına odaklanmaktadır. Bu kabulde indirim diğer suç ortaklarına sirayet etmez ve TCK m.61/5’teki şahsi nedenler aşamasında uygulanır.</p>

<p>TCK m.40/1 uyarınca suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir; suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a></p>

<p>Öğretide ve madde gerekçesinde, cezayı hafifleten veya ortadan kaldıran kişisel nedenlerin ancak ilgili suç ortağı bakımından hukuki sonuç doğuracağı kabul edilmektedir.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a></p>

<p>Kanaatimizce şahsi indirim sebebi nitelendirmesi daha güçlüdür. Bunun üç dayanağı vardır. Birincisi, hüküm fiilin haksızlık içeriğini bütün iştirakçiler bakımından değil, yalnızca belirli bir iştirakçinin katkısının kapsamını esas almaktadır. İkincisi, “iştirakin … sınırlı olması” ibaresi, değerlendirmenin suç bakımından değil kişi bakımından yapılacağını göstermektedir. Üçüncüsü, hükümde aranan haksız menfaat amacı kişiye özgü sübjektif bir unsurdur.</p>

<p>Ne var ki bu sonuç tartışmasız değildir. Hükmün madde içindeki konumu ve belirli bir hareket tipini esas alması, nitelikli hâl görüşünü önemsiz kılmaz. İçtihat oluşuncaya kadar mahkemelerin benimsedikleri nitelendirmeyi açıkça göstermeleri gerekir. Zira bu tercih yalnızca teorik değildir; ceza hesabındaki uygulama sırasını ve diğer iştirakçiler bakımından sirayet tartışmasını etkiler.</p>

<p>Bu nitelemenin üç sonucu vardır.</p>

<p>İlk olarak indirim, diğer iştirakçilere sirayet etmez. Aynı dosyada hesabını kullandıran sanık hakkında m.158/4 uygulanması, hileyi gerçekleştiren veya organizasyonu yöneten sanıkların cezasını etkilemez. Bu husus, çok sanıklı dosyalarda kararın gerekçesinde ayrıca gösterilmelidir.</p>

<p>İkinci olarak, aynı dosyada birden fazla kişinin hesabını kullandırmış olması hâlinde, her biri bakımından şartlar ayrı ayrı değerlendirilir. Bir hesap sahibinin katkısının verme fiilini aşması, diğerinin indirimden yararlanmasına engel değildir.</p>

<p>Üçüncü olarak, şahsi nitelik indirimin uygulanmasını iştirak biçiminden bağımsız kılmaz. Bağlılık kuralı, iştirakçinin kendi kusuruna göre cezalandırılmasını öngördüğünden, iştirak biçiminin belirlenmesi zorunluluğu ortadan kalkmaz.</p>

<p><strong><a name="iii-af-niteliğinde-değildir">III. Af niteliğinde değildir</a></strong></p>

<p>Düzenleme, Anayasa ve ceza hukuku anlamında genel ya da özel af niteliğinde değildir. Suçu ve mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz; belirli koşulları taşıyan bir iştirakçi bakımından sonuç cezanın hesabına etki eder. Hüküm kesinleşmiş olsa dahi yeni normun uygulanması için uyarlama kararı, yenilenmiş ceza hesabı ve infaz statüsünün ayrıca belirlenmesi gerekir. Cezanın yarıya inmesi, her dosyada derhâl tahliye sonucunu doğurmaz; mahsup, koşullu salıverilme, tekerrür, içtima ve başka ilamların varlığı ayrıca değerlendirilir.</p>

<p><strong><a name="iv-maddedeki-konumu-ve-norm-çevresi">IV. Maddedeki konumu ve norm çevresi</a></strong></p>

<p>Hükmün TCK m.158 içindeki konumu tesadüfi değildir. Dördüncü fıkra, artırım nedenlerini düzenleyen üçüncü fıkranın hemen ardından gelmekte ve etkin pişmanlığı düzenleyen m.168 ile birlikte çalışmaktadır. Sonuç cezanın belirlenmesinde bu üç hüküm ile iştirak hükümleri arasındaki sıra, TCK m.61 uyarınca kurulur ve çalışmanın yedinci bölümünde ayrıca incelenmektedir.</p>

<p>Normun dışında kalan alan da belirlenmelidir. Hüküm, metin itibarıyla TCK m.157’deki basit dolandırıcılık ile m.158’deki bütün nitelikli hâlleri kapsar; yalnızca m.158/1-f ile sınırlı değildir. Buna karşılık banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK m.245), suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (TCK m.282), suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (TCK m.165) ve yasa dışı bahis mevzuatına aykırılık suçlarından kurulan mahkûmiyetlere doğrudan uygulanamaz. Uygulamada kullanılan “IBAN dosyası” adlandırması yasal bir suç kategorisi değil, birbirinden farklı suç tiplerini barındırabilen pratik bir etikettir.</p>

<p><strong><a name="Xe9020570fe8c299463ffd6165a0edc69e3f8c61">§ 3. UYGULAMA ÖN ŞARTI: DOLANDIRICILIĞA KASTEN İŞTİRAKİN VARLIĞI</a></strong></p>

<p><strong><a name="i-ön-koşulun-niteliği">I. Ön koşulun niteliği</a></strong></p>

<p>Hüküm açıkça TCK m.157 ve m.158’de yer alan suçlara iştiraki konu alır. Bu sebeple normun uygulanabilmesi için tamamlanmış ya da en azından teşebbüs aşamasına varmış bir dolandırıcılık suçu ile bu suça bağlanan bir iştirak iradesi bulunmalıdır. TCK m.40/3 uyarınca suça iştirakten sorumluluk için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerektiğinden, hile hiç icra edilmemişse hesabın verilmiş olması tek başına cezalandırılabilir bir katkı oluşturmaz.</p>

<p>Suçun sırf bilişim sistemi veya banka aracı kullanılarak işlenmesi, hesap sahibini kendiliğinden iştirakçi yapmaz. İştirak sorumluluğu, TCK m.37–40 çerçevesinde ortak suç işleme kararı, azmettirme veya yardım etme şartlarıyla ayrıca kurulmalıdır.</p>

<p><strong><a name="ii-manevi-unsur-kast">II. Manevi unsur: kast</a></strong></p>

<p>TCK m.20 uyarınca ceza sorumluluğu şahsidir; m.21/1 uyarınca suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.</p>

<p>Hesap kullandırma bakımından kastın konusu, hesabın veya ödeme aracının bir dolandırıcılık suçunda kullanılacağı olgusudur. Kişinin hesabının kime verildiğini bilmesi yeterli değildir; verilen aracın hangi amaçla kullanılacağını bilmesi ve bunu istemesi gerekir. Bu ayrım, uygulamada çoğu kez gözden kaçmaktadır.</p>

<p><strong><a name="X8430a967a809d9b262d18eeef1c5679c8aefa4c">III. Özel saik unsuru ve olası kast sorunu</a></strong></p>

<p>Yeni fıkra, kasta ek olarak “kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacı” aramaktadır. Bu ibarenin niteliği tartışmalıdır ve iki farklı okumaya açıktır.</p>

<p><strong>Birinci okuma: bağımsız bir saik unsuru değildir.</strong> Bu görüşe göre TCK m.157 zaten “kendisine veya başkasına yarar sağlamak” unsurunu içermektedir. Dolayısıyla m.158/4’teki amaç ibaresi, iştirakçi bakımından suçun yapısında hâlihazırda bulunan unsurun tekrarıdır ve ayrı bir sübjektif şart getirmez. Bu okumanın sonucu, ibarenin ispat bakımından kastın ispatına eklenen bağımsız bir yük doğurmaması ve olası kastı dışlamamasıdır.</p>

<p><strong>İkinci okuma: kastın ötesinde özel bir saik unsurudur.</strong> Kanaatimizce bu okuma daha isabetlidir. Kanun koyucu, hükmü m.157’ye atıf yapmakla yetinmemiş, iştirakçi bakımından amacı ayrıca vurgulamıştır. Ceza normlarında gereksiz tekrar varsayımından kaçınılması gerektiğinden, ibareye bağımsız bir anlam verilmesi yerinde olur.</p>

<p>Bununla birlikte bu tercihin kesin olmadığı ve içtihatla açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilmelidir. Aşağıdaki iki sonuç, ikinci okumanın kabulü hâlinde doğar.</p>

<p><strong>Birinci sonuç: saik ayrıca ispatlanmalıdır.</strong> Amaç unsuru, kastın ispatıyla birlikte gerçekleşmiş sayılmaz. Kişinin hesabının suçta kullanılacağını bilmesi, aynı zamanda haksız menfaat sağlamayı amaçladığı anlamına gelmez. Bu amaç, hesap sahibinin mutlaka komisyon almasını gerektirmez; menfaatin asıl faile veya üçüncü kişiye sağlanması da yeterlidir. Ancak amaç unsurunun varlığı varsayımla değil delille ortaya konulmalıdır.</p>

<p><strong>İkinci sonuç: olası kastla bağdaşmaz.</strong> Özel saikle işlenen suçlarda olası kastın mümkün olup olmadığı öğretide tartışmalıdır. Bir görüşe göre olası kast, bu tür suçlarda kural olarak mümkün değildir. Zira TCK m.21/2 anlamında olası kast, neticeyi öngörmekle birlikte kabullenmeyi ifade eder; oysa saik, iradenin belirli bir sonuca yönelmesini gerektirir.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a> Bu görüş benimsendiğinde TCK m.158/4 bakımından pratik olarak önemli bir sonuç doğar.</p>

<p>Hesabının dolandırıcılıkta kullanılabileceğini öngören, fakat bunu amaçlamayan kişi bakımından tablo şu şekildedir. Böyle bir kişi, dolandırıcılığa olası kastla iştirak etmiş sayılabilir. Buna karşılık m.158/4’ün aradığı haksız menfaat amacı gerçekleşmediğinden, indirim normu lafzen uygulanamaz. Ortaya, katkısı hem derece hem kusur bakımından daha hafif olan kişinin indirimden yararlanamaması gibi sistematik bakımdan savunulamaz bir sonuç çıkar.</p>

<p>Bu sonuca iki çözüm önerilebilir. Birinci çözüm, yukarıda anılan birinci okumayı benimseyerek amaç ibaresini bağımsız bir saik saymamak ve olası kastla hareket eden kişiye de m.158/4’ü uygulamaktır. Bu çözüm sonuca daha kolay ulaşır; ancak ibareye anlam vermemek sakıncasını taşır. İkinci çözüm, olası kast hâlinde TCK m.21/2’nin kendi indirim hükmünün uygulanmasıdır. Anılan hüküm, ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis dışındaki suçlarda temel cezanın üçte birden yarısına kadar indirilmesini öngörür. Böylece hesabının kullanılabileceğini yalnızca öngören kişi, m.158/4’ten değil m.21/2’den yararlanır.</p>

<p>Hangi çözüm benimsenirse benimsensin, savunma bakımından sonuç şudur: olası kast nitelendirmesi, TCK m.21/2’deki kanuni indirim nedeniyle sonuç cezayı doğrudan etkiler. Mahkeme, hukuki nitelendirmeyi ve lehe hükmü resen uygulamakla yükümlüdür; bununla birlikte maddi olguların ve alternatif hukuki nitelendirmenin savunmada açıkça gösterilmesi, gerekçeli karar ve kanun yolu denetimi bakımından önem taşır. İçtihat oluşana kadar amaç ibaresine ilişkin iki yorumun da tartışılması yerinde olur.</p>

<p><strong><a name="Xae89b86f7ef1358d03c107208ddec9fa4edb287">IV. Katkının zamanı: suçun tamamlanma anı sorunu</a></strong></p>

<p>Dolandırıcılık, mağdurun malvarlığında zarar meydana geldiği anda tamamlanan bir zarar suçudur. TCK m.40/1 uyarınca iştirakten sorumluluk için suçun icrasına katkı gerektiğinden, suçun tamamlanmasından sonraki davranışlar kural olarak iştirak oluşturmaz. Bu kural, hesap kullandırma dosyalarında yeterince tartışılmamaktadır.</p>

<p>Ayrım şu şekilde kurulmalıdır.</p>

<p><strong>Hesabın verilmesi.</strong> Bu fiil, hilenin icrasından önce gerçekleştiğinden ve paranın yönlendirileceği yeri sağladığından, suçun icrasına yönelik bir katkıdır. İştirak bakımından değerlendirilmesi isabetlidir.</p>

<p><strong>Paranın çekilmesi veya aktarılması.</strong> Bu davranışlar, çoğu olayda para hesaba geçtikten ve mağdur zararı gerçekleştikten sonra ortaya çıkar. Ancak yalnızca kronolojik olarak sonradan gerçekleşmeleri, bunları kendiliğinden ayrı bir suç hâline getirmez. Önceden vaat edilmiş veya ortak planın parçası olan çekim ve transfer, dolandırıcılığa yardımın başlangıçtan kararlaştırılmış devamı olabilir. Önceden kararlaştırılmamış sonraki davranış ise tamamlanmış dolandırıcılığa geçmişe etkili biçimde iştirak doğurmaz; önceki kastın delili olabilir veya şartları varsa başka bir suç kapsamında değerlendirilebilir.</p>

<p>Uygulamada bu davranışlar çoğu kez, katkının verme fiilini aştığı ve dolayısıyla m.158/4’ün uygulanmayacağı sonucuna dayanak yapılmaktadır. Kanaatimizce bu yaklaşım eksiktir. Doğru soru, davranışın verme fiilini aşıp aşmadığı değil, öncelikle dolandırıcılığın icrası kapsamında kalıp kalmadığıdır. Şu ayrım yapılmalıdır.</p>

<p>Sanık, hesabı vermeden önce paranın çekilip faile teslim edileceği konusunda anlaşmışsa, çekme fiili baştan kurulan planın parçasıdır ve iştirak kapsamında değerlendirilir. Bu hâlde katkı verme fiilini aşar ve m.158/4 uygulanmaz.</p>

<p>Buna karşılık sanık yalnızca hesabını vermiş, para geldikten sonra önceden kararlaştırılmamış yeni bir iradi kararla çekim yapmışsa, bu davranış tamamlanmış suça ilişkindir. Dolandırıcılığa iştirak bakımından katkı yine verme fiiliyle sınırlı kalabilir ve m.158/4 uygulanabilir; çekme fiili ise kendi unsurları içinde ayrıca değerlendirilir.</p>

<p>Bu noktada TCK m.165 ve m.282 otomatik sonuç olarak gösterilemez. TCK m.165, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesini öncül suçun işlenişine iştirak etmeme şartına bağladığından, dolandırıcılığa iştirak ettiği kabul edilen kişi hakkında aynı malvarlığı değeri yönünden uygulanamaz. TCK m.282 bakımından da suç gelirinin kaynağını gizleme veya meşru görünüm kazandırma amacına elverişli ayrıca bir davranış aranır; basit çekim veya teslim, tek başına aklama suçunun oluştuğunu göstermez. Kişi öncül dolandırıcılığa hiç iştirak etmemişse TCK m.165; suç gelirini gizleme veya meşrulaştırmaya yönelik ek işlemler varsa TCK m.282 somut unsurlarıyla tartışılabilir.</p>

<p>Bu ayrımın pratik önemi büyüktür. Birinci ihtimalde sonraki hareket, dolandırıcılığa iştirak katkısının kapsamını belirler. İkinci ihtimalde ise dolandırıcılığa iştirak bakımından geçmişe etkili sonuç kurulamaz; ayrı suç ihtimali ancak o suçun bütün unsurları gösterilerek değerlendirilebilir.</p>

<p><strong><a name="Xa8ac7aece13efbce1484896dae94dc34238c031">§ 4. MADDİ KONU VE HAREKET</a></strong></p>

<p><strong><a name="X3ffe81246ed578bf8e798df1379e7130a26c906">I. Kanunda sayılan ödeme araçları, bilgiler ve erişim araçları</a></strong></p>

<p>Fıkranın ilk grubu, kendisine veya başkasına ait “banka veya kredi kartı gibi ödeme araçları”dır. “Gibi” sözcüğü, benzer işlev gören ödeme araçlarının da kapsama alınabileceğini gösterir. Ancak ceza hukukunda kıyas yasağı sebebiyle kapsam, ödeme işlevi ve kanuni tanım üzerinden öngörülebilir sınırlar içinde belirlenmelidir.</p>

<p>İkinci grup, banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi ya da araçlardır. İnternet ve mobil bankacılık şifresi, tek kullanımlık doğrulama kodu, SIM kart, kayıtlı telefon, cihaz, özel anahtar veya benzeri erişim unsurları somut olayın özelliğine göre bu grupta değerlendirilebilir.</p>

<p>Kanun, “zorunlu bilgiler veya araçlar” ifadesini tanımlamamıştır. Bankacılık ve ödeme teknolojilerinin hızla değişmesi karşısında araçların tek tek sayılmaması anlaşılabilir; ancak ceza normunun öngörülebilirliği, kavramın işlevsel ve dar yorumunu gerektirir. Ölçüt, bilginin veya aracın somut hesap üzerinde tasarrufu ya da hesabın suç planı içinde kullanılmasını fiilen mümkün kılmasıdır.</p>

<p>Bu noktada gündelik dildeki adlandırma ile kanun metni arasındaki fark önem taşır. Kanun, sırf IBAN numarasının paylaşılmasını müstakil biçimde saymamaktadır. Bir görüşe göre IBAN, çoğu durumda hesaba para gönderilmesini sağlayan adresleme bilgisidir; hesabın yönetimini tek başına sağlamadığından “hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi” sayılmaz. Karşı görüşe göre ise hesabın suç gelirinin kabulünde kullanılabilmesi için alıcıya bildirilmesi zorunlu olan IBAN, normun işlevsel amacı bakımından bu kapsama girebilir. Ceza hukukunda kıyas yasağı ve belirlilik ilkesi gözetildiğinde, sıradan ticari ilişkide paylaşılan IBAN, dekont veya hesap adı; suç kastı, haksız menfaat amacı ve somut suç planındaki işlev gösterilmeden kapsam içine alınmamalıdır.</p>

<p>Kavramın sınırları, finansal mevzuattaki tanımlarla birlikte belirlenmelidir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu banka ve mevduat hesaplarına; 5464 sayılı Kanun kart ve kartlı ödeme sistemlerine; 6493 sayılı Kanun ödeme hesabı, ödeme hizmeti ve elektronik paraya; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ise aracı kurumlar ile kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin kurumsal çerçeveyi verir. Bu mevzuat, TCK m.158/4’ün kapsamını genişletmek için değil, kanunda kullanılan teknik kavramları öngörülebilir biçimde açıklamak için yardımcı norm olarak kullanılabilir.</p>

<p>Kripto varlıklar bakımından da iki yapı ayrılmalıdır. Kişinin kendi özel anahtarlarıyla yönettiği gözetimsiz kişisel cüzdan, bir “kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdinde bulunan hesap” değildir. Buna karşılık bir kripto varlık hizmet sağlayıcısında açılan müşteri hesabı ve bu hesaba erişimi sağlayan kimlik doğrulama bilgileri, fıkranın lafzına daha doğrudan girer. Kişisel cüzdan anahtarı ise “ödeme aracı” veya “hesabın kullanılmasını sağlayan araç” kavramları üzerinden ancak kanunilik ilkesiyle bağdaşan dar bir yorum çerçevesinde değerlendirilebilir.</p>

<p><strong><a name="X7c0bf0ca37c51322f4cbd52fcb21ecd9b7bc81e">II. “Başkasına vermek” ve katkının bununla sınırlı kalması</a></strong></p>

<p>Normun ayırt edici şartı, iştirakin verme fiiliyle sınırlı olmasıdır. Sınırlılık hem niceliksel hem niteliksel bir değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Kişinin kartı, telefonu, şifreyi veya hesabın kullanımını sağlayan aracı devretmesi ve ardından suçun icrasına başka bir katkı sunmaması, hükmün tipik uygulama alanıdır. Buna karşılık mağdurla temas kurmak, hileli senaryoyu üretmek, sahte ilan veya hesap açmak, işlem anında doğrulama kodlarını yönetmek, mağdura güven vermek veya yeni hesap sahipleri temin etmek sınırlılık şartını ortadan kaldırabilir.</p>

<p>Bununla birlikte her ek hareket otomatik olarak kapsam dışına çıkarma sonucu doğurmamalıdır. Hesabın devri için zorunlu teknik işlemler, başlı başına dolandırıcılığın icrasına ek katkı sayılmayabilir. Değerlendirme, hareketin görünüşüne değil suç planındaki işlevine göre yapılmalıdır. Paranın çekilmesi bakımından ise, yukarıda üçüncü bölümde açıklanan tamamlanma anı ayrımı esas alınmalıdır.</p>

<p><strong><a name="X2935da3cd45e2463ee20d731529ed83c2828282">§ 5. İŞTİRAK DOGMATİĞİ: FAİLLİK Mİ, ŞERİKLİK Mİ?</a></strong></p>

<p><strong><a name="Xae07639c25c1f025228dc012ad6afb7eb7c5f48">I. Ölçüt: işlevsel hâkimiyet nerede aranmalıdır</a></strong></p>

<p>TCK m.37 müşterek faillik için suçun kanuni tanımındaki fiilin birlikte gerçekleştirilmesini ve icra üzerinde işlevsel hâkimiyeti; TCK m.39 ise suçun işlenmesini kolaylaştıran maddi veya manevi yardımı esas alır.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">[8]</a></p>

<p>Uygulamada ve mesleki yazında, hesap veya erişim aracını kullandıran kişinin kural olarak müşterek fail sayıldığı bir çizgi bulunmaktadır. Bu görüşe göre hesabın suçta kullanılması yoluyla fiil üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmakta, bu sebeple kişi yardım eden değil müşterek fail sıfatıyla sorumlu olmakta ve TCK m.39 uygulanmamaktadır.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">[9]</a> Buna karşılık Yargıtay, salt hesap kullandırmanın kastı göstermediği ve beraat gerektiği olaylara<a href="#_ftn10" name="_ftnref10" title="">[10]</a> ve hesap sahibinin ancak yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulduğu olaylara da karar vermiştir.<a href="#_ftn11" name="_ftnref11" title="">[11]</a> İçtihat, yeni fıkranın kabulünden önce de tek yönlü değildir.</p>

<p><strong><a name="ii-baskın-kabulün-eleştirisi">II. Baskın kabulün eleştirisi</a></strong></p>

<p>Kanaatimizce baskın uygulamanın dayanağı dogmatik bakımdan tartışmaya açıktır. Eleştiri üç kademede kurulabilir.</p>

<p><strong>Birinci kademe: hâkimiyetin konusu.</strong> Müşterek faillik için aranan hâkimiyet, suçun kanuni tanımındaki fiil üzerinde bulunmalıdır. Dolandırıcılığın tipik hareketi hileli davranışlarla aldatmadır. Hesabın veya erişim aracının sağlanması, kural olarak hilenin icrasına değil, hile tamamlandıktan sonra menfaatin aktarılmasına ilişkin bir katkıdır. Hesap sahibi, mağdurun iradesini sakatlayan süreç üzerinde hiçbir hâkimiyete sahip değildir; hileyi ne kurar, ne yürütür, ne de durdurabilir.</p>

<p><strong>İkinci kademe: ölçütün nedenselliğe indirgenmesi.</strong> Hesabın para akışındaki merkezî konumundan hareketle işlevsel hâkimiyet kurulduğu kabul edilirse, TCK m.37’nin aradığı ölçüt nedensellik katkısına indirgenmiş olur. Bu ise müşterek faillik ile yardım etme arasındaki sınırı fiilen ortadan kaldırır. Zira yardım etme de tanımı gereği suçun işlenmesini kolaylaştıran, yani nedensel katkı sunan bir davranıştır. Nedensel katkıyı hâkimiyet sayan bir ölçüt, TCK m.39’u uygulama alanından tümüyle çıkarır.</p>

<p><strong>Üçüncü kademe: menfaat unsurunun yeri.</strong> Baskın görüş, menfaat elde edilmesini müşterek failliğin göstergesi saymaktadır. Oysa menfaat, iştirak biçiminin değil kastın ve saikin ispatına ilişkin bir olgudur. Yardım eden de yardımı karşılığında menfaat elde edebilir; bu, onu fail yapmaz. Menfaatin varlığı ile hâkimiyetin varlığı farklı sorulardır.</p>

<p><strong><a name="iii-yeni-fıkranın-bu-tartışmaya-etkisi">III. Yeni fıkranın bu tartışmaya etkisi</a></strong></p>

<p>TCK m.158/4’ün kabulü, bu tartışmayı yeniden açmaktadır. Kanun koyucu ilk kez, katkısı belirli araç veya bilgilerin verilmesiyle sınırlı kalan iştirakçiyi ayrı bir kategori olarak tanımıştır. Bir normun sınırlı katkı kategorisi kurması, mahkemelerin her hesap sahibini gerekçesiz biçimde icra üzerinde hâkimiyet sahibi saymasıyla bağdaşmaz.</p>

<p>Bununla birlikte metinde “yardım etme” yerine daha genel olan “iştirak” kavramı tercih edilmiştir. Bu tercih nedeniyle hükmün yalnızca TCK m.39 kapsamındaki yardım edenlere özgülenip özgülenemeyeceği tartışmalıdır. Müşterek fail sayılan kişinin somut katkısının kanunda sayılan verme fiiliyle sınırlı olduğu istisnai durumda hükmün lafzen uygulanabileceği savunulabilir. Buna karşılık azmettirme, başkasında suç işleme kararını doğurmaya yönelik manevi etkiyi gerektirdiğinden, azmettirenin katkısının salt hesap veya erişim aracı verme fiiliyle sınırlı kalması kural olarak mümkün değildir. Yeni fıkra, iştirak biçiminin belirlenmesini gereksiz kılmaz; tam tersine gerekçelendirilmesini zorunlu hâle getirir.</p>

<p><strong><a name="X218270b70b530c6528c440642ae9e43dc42dd1c">§ 6. TCK m.39 İLE TCK m.158/4’ÜN BİRLİKTE UYGULANMASI SORUNU</a></strong></p>

<p><strong><a name="i-sorunun-sınırı">I. Sorunun sınırı</a></strong></p>

<p>Düzenlemenin en tartışmalı dogmatik sorunu, yardım etme indirimi ile yeni fıkranın birlikte uygulanıp uygulanamayacağıdır. Sorun yalnızca yardım eden olarak nitelendirilen iştirakçi bakımından doğar; müşterek fail ve azmettiren zaten TCK m.39 indiriminden yararlanamayacağından, onlar yönünden birleşme meselesi gündeme gelmez.</p>

<p><strong><a name="ii-karşı-görüş">II. Karşı görüş</a></strong></p>

<p>Bir yaklaşıma göre iki indirimin birleşmesi mükerrer değerlendirme yaratır. Bu görüşün gerekçesi güçlüdür ve şu şekilde kurulabilir. TCK m.39’un dayanağı, yardım edenin katkısının fail hareketine göre daha düşük haksızlık içermesidir. TCK m.158/4’ün komisyon görüşmelerinde dile getirilen gerekçesi de, hesabına veya ödeme aracına erişim sağlayan kişinin fiilindeki daha düşük haksızlık içeriğidir. Öyleyse “kişi yalnızca hesabını vermiş, başka katkı sunmamıştır” olgusu bir kez TCK m.39, bir kez de TCK m.158/4 kapsamında değerlendirilerek aynı azalmış haksızlık iki kez cezadan düşülmüş olur. Özel norm, genel iştirak indirimini tükettiğinden yalnızca TCK m.158/4 uygulanmalıdır.</p>

<p><strong><a name="iii-yasama-amacı-ve-özel-norm-itirazı">III. Yasama amacı ve özel norm itirazı</a></strong></p>

<p>Karşı görüş, özellikle yasama görüşmeleriyle desteklenmektedir. Adalet Bakanlığı temsilcisi, hesap kullandırmanın dogmatik olarak “fer’î faillik” ve yardım etme niteliğinde olmasına rağmen uygulamada asli maddi faillik kabul edilerek tam ceza verilmesinden doğan ölçüsüzlüğün giderilmek istendiğini açıklamıştır.<a href="#_ftn12" name="_ftnref12" title="">[12]</a> Teklif sahibi de hesap kullandıranların fer’î fail olarak değerlendirilmesini amaçladıklarını belirtmiştir. Bu açıklamalar, m.158/4’ün m.39’a eklenen ikinci bir indirimden çok, uygulamada yardım eden sayılmayan hesap sahipleri için dolandırıcılığa özgü düzeltici bir norm olarak tasarlandığı görüşünü güçlendirir.</p>

<p>Bununla birlikte yasama açıklamaları norm metninin yerini tutmaz. Kabul edilen metinde “yardım eden” değil “iştirak” kavramı kullanılmış ve TCK m.39’un ayrıca uygulanmasını engelleyen açık bir tüketme hükmüne yer verilmemiştir. Bu nedenle özel norm itirazı güçlü olmakla birlikte, birlikte uygulama ihtimalini metin düzeyinde kesin olarak ortadan kaldırmaz.</p>

<p><strong><a name="X4de36cbd9e373e3223a7bcf1cfb5e611bb343ce">IV. İki normun ölçtüğü olgular aynı değildir</a></strong></p>

<p>Mükerrer değerlendirme yasağı, aynı olgunun iki kez dikkate alınmasını yasaklar; birlikte gerçekleşen farklı ölçütlerin ayrı ayrı uygulanmasını değil.</p>

<p>TCK m.39 kişinin suça katılım derecesini ölçer. Ölçütü, icra hareketleri üzerinde işlevsel hâkimiyetin bulunmamasıdır ve suç tipinden bağımsız olarak her suçta işler. TCK m.158/4 ise katkının konusunu ve sınırını ölçer. Ölçütü, katkının kanunda sayılan verme fiiliyle sınırlı kalmasıdır ve yalnızca dolandırıcılık suçlarına özgüdür.</p>

<p>İki ölçütün soyut kapsamı tamamen örtüşmez. Hileli senaryoyu kurgulayan fakat icra üzerinde hâkimiyet kurmayan kişi yardım eden olabilir; ancak katkısı verme fiiliyle sınırlı olmadığından TCK m.158/4 uygulanmaz. Öte yandan hesap sağlama dışında suçun icrası üzerinde işlevsel hâkimiyet kuran kişi müşterek fail olabilir; bu kişinin katkısı da artık salt verme fiiliyle sınırlı sayılamaz. Dolayısıyla iki normun ölçütleri kavramsal olarak farklı olsa da tipik hesap kullandırma olayında her ikisi aynı “sınırlı katkı” olgusuna dayanabilir. Mükerrer değerlendirme itirazının asıl ağırlığı burada ortaya çıkar.</p>

<p><strong><a name="Xad4446d56af05b8e9a0a0739b8fc5d3ce9527a7">V. Kanunilik, lehe yorum ve ihtiyatlı sonuç</a></strong></p>

<p>Birlikte uygulama lehindeki en güçlü dayanak, metinde TCK m.39’u dışlayan açık bir hükmün bulunmamasıdır. Sanık aleyhine sonuç doğuran bir tüketme kuralının yalnızca amaçsal yorumla kurulması, kanunilik ve öngörülebilirlik bakımından itiraza açıktır. Buna karşılık özel norm ilişkisi her zaman açık bir dışlama cümlesi gerektirmez; normların konusu, amacı ve sistem içindeki işlevi üzerinden de kurulabilir. Dolayısıyla sorun “lehe yorum her durumda iki indirimi gerektirir” önermesiyle çözülemez.</p>

<p><strong><a name="X0d168f606a73876a3c206e4c16fd4110af8aec2">VI. TCK m.61 sistematiği birleşmeye elverişlidir</a></strong></p>

<p>TCK m.61/5, sonuç cezanın belirlenmesinde iştirak ile cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi nedenleri ayrı aşamalar olarak sıralar. TCK m.158/4 şahsi indirim sebebi sayılırsa, TCK m.39 iştirak aşamasında; m.158/4 ise şahsi nedenler aşamasında uygulanır. Norm daha az cezayı gerektiren nitelikli hâl sayılırsa m.61/4 aşamasına yerleşir. Farklı sırada uygulanmaları, matematiksel olarak iki indirimin birleşmesine elverişli bir teknik yapı sunar; ancak bu durum mükerrer değerlendirme itirazını tek başına ortadan kaldırmaz.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13" title="">[13]</a></p>

<p><strong><a name="vii-sonuç-ve-sınır">VII. Sonuç ve sınır</a></strong></p>

<p>Sonuç olarak, kanun metninde açık bir dışlama bulunmadığından TCK m.39’un unsurları bağımsız biçimde gerçekleştiğinde iki indirimin birlikte uygulanabileceği savunulabilir. Bununla birlikte yasama amacı, özel norm ilişkisi ve aynı sınırlı katkının iki kez değerlendirilmesi itirazı nedeniyle aksi görüş de güçlüdür. Konu, nitelikli içtihatla açıklığa kavuşuncaya kadar kesin bir pozitif hukuk sonucu gibi değil, gerekçeleri ve karşı gerekçeleri bulunan bir yorum sorunu olarak sunulmalıdır.</p>

<p>Uygulama bakımından değişmeyen sonuç şudur: mahkeme, sanığın iştirak biçimini gerekçeli olarak belirlemeli; yardım eden sıfatı varsa TCK m.39’u uygulamalı ve m.158/4’ün ayrıca uygulanıp uygulanmayacağına yukarıdaki iki görüşü tartışarak karar vermelidir. Yeni fıkra bulunduğu gerekçesiyle iştirak biçimi değerlendirmesinin atlanması veya müşterek faillik vasfının gerekçesiz kabulü, indirim normunu sanık aleyhine bir nitelendirme aracına dönüştürür.</p>

<p><strong><a name="X7b9219e933059ce2477639ce55bf3c58fb826f4">§ 7. YAPTIRIM TEORİSİ: SONUÇ CEZANIN BELİRLENMESİ</a></strong></p>

<p><strong><a name="i-tck-m61-uyarınca-kademelenme">I. TCK m.61 uyarınca kademelenme</a></strong></p>

<p>Yeni fıkranın uygulanmasında en sık yapılan hata, indirimin sonuç ceza üzerinden doğrudan işletilmesidir. Oysa TCK m.61 cezanın belirlenmesini sıkı bir kademelenmeye bağlar.</p>

<p>Temel ceza, m.61/1’deki ölçütlere göre alt ve üst sınır arasında belirlenir. Nitelikli hâllerin bulunması hâlinde m.61/4 uyarınca temel cezada önce artırma, sonra indirme yapılır. Ardından m.61/5’teki sıra işletilir: teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler sırasıyla uygulanır.<a href="#_ftn14" name="_ftnref14" title="">[14]</a></p>

<p>Ceza hesabı düz bir “yarıya indirme” işlemi değildir. Önce TCK m.61/1 uyarınca temel ceza belirlenir. Olası kast kabul edilmişse TCK m.61/2 gereğince m.21/2 indirimi bu aşamadan hemen sonra uygulanır. Ardından m.61/4 uyarınca suçun nitelikli hâllerine ilişkin artırma ve indirmeler işletilir. TCK m.158/4 daha az cezayı gerektiren nitelikli hâl sayılırsa bu aşamada; şahsi indirim sebebi sayılırsa m.61/5’in ilerleyen aşamasında uygulanacaktır.</p>

<p>Sonraki sıra TCK m.61/5 uyarınca teşebbüs, iştirak ve zincirleme suç hükümleridir. Yardım etme nedeniyle TCK m.39 uygulanırken, indirim sonucunda verilecek cezanın sekiz yılı geçemeyeceğine ilişkin üst sınır ayrıca gözetilir. Daha sonra varsa haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim gerektiren şahsi sebepler; son olarak TCK m.62’deki takdiri indirim uygulanır. TCK m.168 etkin pişmanlık hükmü de niteliğine uygun biçimde şahsi nedenler aşamasında değerlendirilir.</p>

<p>Bu sıralama m.39 ile m.158/4’ün birlikte uygulanmasına teknik olarak imkân verir; fakat altıncı bölümde açıklanan özel norm ve mükerrer değerlendirme tartışmasını tek başına çözmez.</p>

<p><strong><a name="ii-tck-m1583teki-artırım-nedenleri">II. TCK m.158/3’teki artırım nedenleri</a></strong></p>

<p>Yeni fıkra, artırım nedenlerini düzenleyen üçüncü fıkranın hemen ardından gelmektedir. Anılan fıkra uyarınca, m.157 ve m.158’deki suçların üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde bir kat artırılır.<a href="#_ftn15" name="_ftnref15" title="">[15]</a> Hesap kullandırma dosyalarının tipik görünümü çok sanıklı olduğundan, indirim tartışılan hemen her dosyada bu artırım da gündeme gelir.</p>

<p>Buradan doğan asıl sorun, katkısı yalnızca verme fiiliyle sınırlı kalan kişinin “üç veya daha fazla kişi” sayısına dahil edilip edilmeyeceğidir. Bu sorunun cevabı yalnızca katkının sınırlı olmasına göre verilemez. Belirleyici olan, kişinin TCK m.37 anlamında müşterek fail mi, yoksa TCK m.38 veya m.39 anlamında şerik mi olduğudur. Baskın görüşe göre yardım eden ve azmettiren, “birlikte işleme” sayısına katılmaz; gerçek müşterek fail ise katkısının ağırlığından bağımsız olarak sayıya dahil edilir. Karşı görüş, artırımın suçun işlenmesine katılan kişi sayısını esas aldığını savunabilir. Mahkeme, hangi görüşü benimsediğini ve sanığın iştirak statüsünü gerekçelendirmeden salt hesap sayısından hareketle m.158/3 artırımına gidemez.</p>

<p>Örgüt bendinin uygulandığı dosyalarda ise bir kat artırım devreye gireceğinden, m.158/4’ün yarı oranındaki indirimi bu artırımı ancak kısmen dengeler. Kamuoyunda dolaşan “cezalar yarıya iniyor” önermesi, örgüt kabulü bulunan dosyalarda gerçeği yansıtmamaktadır.</p>

<p><strong><a name="Xe4805b3d6803cd126bf3b86ad1ea5d256c2b1bb">III. Zincirleme suç sorunu: tek verme fiili, çok sayıda mağdur</a></strong></p>

<p>Uygulamada en ağır sonuçları doğuran fakat en az tartışılan sorun budur. Bir hesap, kural olarak tek bir mağdura karşı kullanılmakla kalmaz; aynı hesaba haftalar boyunca farklı mağdurlardan para gönderilir. Bu durumda hesabını kullandıran kişi hakkında, farklı yerlerde açılmış çok sayıda dosyada ayrı ayrı mahkûmiyet kurulmakta ve cezalar toplanmaktadır.</p>

<p>Soru şudur: hesabını bir kez veren kişi bakımından kaç suç vardır?</p>

<p>TCK m.43/2 uyarınca, aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi hâlinde de zincirleme suç hükümleri uygulanır ve tek bir cezaya hükmedilerek bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.<a href="#_ftn16" name="_ftnref16" title="">[16]</a></p>

<p>Kanaatimizce hesap kullandırma bakımından bu hükmün uygulanabilirliği ciddi biçimde tartışılmalıdır. Gerekçe şudur: iştirakçinin fiili, mağdur sayısı kadar tekrarlanmamıştır. Kişi hesabını bir kez vermiştir. Sonraki her mağdur, asıl failin ayrı hileli davranışının sonucudur; iştirakçinin katkısı ise tek ve bölünmez bir fiildir. İştirakçinin fiil sayısı, asıl failin fiil sayısına göre değil kendi hareketine göre belirlenmelidir.</p>

<p>Karşı görüş güçlüdür ve iki dayanağa sahiptir. Birincisi, TCK m.43/2 “aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi”ni aramaktadır. Buradaki tek fiil ölçütü, suçun işlenmesindeki fiile ilişkindir; dolandırıcılıklar ise farklı zamanlarda, farklı mağdurlara karşı, asıl failin ayrı ayrı hileli davranışlarıyla işlenmiştir. İştirakçinin fiilinin tek olması, suçların tek fiille işlendiği anlamına gelmez. İkincisi, bağlılık kuralı gereği iştirakçinin sorumluluğu her bir asıl suça ayrı ayrı bağlanır; buradan gerçek içtima sonucu çıkar.</p>

<p>Bu itiraz karşılanmadan tez savunulamaz. Karşılık şu olabilir: TCK m.43 fiil sayısını esas alan bir hükümdür ve fiilin kime ait olduğu sorusu, sorumluluğu değerlendirilen kişiye göre cevaplanır. Yardım edenin fiili tek ise, onun bakımından tek fiil vardır. Aksi kabul, iştirakçinin ceza sorumluluğunu kendi hareketinden bağımsızlaştırır ve asıl failin kaç kez suç işlediğine bağlar.</p>

<p>Bu görüş, hesap kullandırma fiillerinde iştirakçinin tek davranışı ile mağdur sayısı arasındaki ilişkiyi inceleyen güncel öğretide de savunulmuştur.<a href="#_ftn17" name="_ftnref17" title="">[17]</a> Buna karşılık Adalet Bakanlığı temsilcisi, komisyon görüşmelerinde dolandırıcılık suçlarının mağdur sayısınca oluşmaya devam edeceğini ve yeni indirimin her hüküm bakımından ayrı uygulanacağını belirtmiştir.<a href="#_ftn18" name="_ftnref18" title="">[18]</a> Yasama sürecindeki bu açıklama bağlayıcı değildir; ancak karşı görüşün güçlü dayanaklarından biridir. Yerleşik içtihat henüz bulunmadığından aşağıdaki değerlendirme, mevcut hukukun tartışmasız tespiti değil gerekçeli bir içtima önerisi olarak sunulmaktadır.</p>

<p>Ayrım şu şekilde kurulmalıdır. Kişi hesabını bir kez vermiş ve süreç boyunca başka bir katkı sunmamışsa, tek fiil bulunduğundan m.43/2’nin uygulanması isabetlidir. Buna karşılık kişi hesabına erişimi tekrar tekrar yenilemiş, yeni şifreler iletmiş veya kapanan hesabın yerine yenisini açmışsa, birden fazla fiil vardır ve zincirleme suç bakımından m.43/1’deki değişik zamanlarda işleme ölçütü ile gerçek içtima arasındaki sınır ayrıca değerlendirilir.</p>

<p>Bu sorunun pratik ağırlığı büyüktür. Aynı hesaba ilişkin yirmi ayrı dosyada yirmi ayrı mahkûmiyet ile tek bir mahkûmiyet ve dörtte bir ile dörtte üç arasında artırım arasındaki fark, çoğu dosyada yeni indirim hükmünün sağladığı faydadan kat kat büyüktür. Ayrı ayrı hükümler kurulduğunda TCK m.61/7’deki otuz yıllık sınır tek hüküm bakımından işlediğinden, çok sayıda ilamın infazında bu sınır koruyucu bir işlev de görmez.<a href="#_ftn19" name="_ftnref19" title="">[19]</a> Savunmanın bu talebi ayrıca ileri sürmesi ve dosyaların birleştirilmesini istemesi uygulamada önemlidir. Bununla birlikte içtima hükümleri hukuki nitelendirme alanına girdiğinden mahkemece resen uygulanır. Aynı hesaba ilişkin dağınık dosyaların tespiti, bağlantının gösterilmesi ve mümkün olan aşamada birleştirme talep edilmesi, çelişkili hükümleri önlemek bakımından savunmanın temel görevlerinden biridir.</p>

<p><strong><a name="iv-etkin-pişmanlıkla-birlikte-uygulama">IV. Etkin pişmanlıkla birlikte uygulama</a></strong></p>

<p>TCK m.158/4 ile etkin pişmanlık farklı hukuki nedenlere dayanır. Birincisi katkının sınırlılığına, ikincisi zararın giderilmesine bağlıdır. Bu nedenle ikisinin birlikte uygulanmasına engel yoktur.</p>

<p>TCK m.168 uyarınca mağdurun zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderilirse, kovuşturma başlamadan önce cezanın üçte ikisine kadar, kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce cezanın yarısına kadar indirim yapılır. Kısmi geri verme veya tazminde indirim, mağdurun rızası koşuluna bağlıdır.<a href="#_ftn20" name="_ftnref20" title="">[20]</a></p>

<p>Etkin pişmanlık, salt ödeme işlemine indirgenemez. TCK m.168, failin “bizzat pişmanlık göstererek” aynen geri verme veya tazmin suretiyle zararı gidermesini arar. Bu nedenle ödemenin kaynağı kadar sanığın iradesiyle bağlantısı da araştırılmalıdır. Yakın veya üçüncü kişi tarafından yapılan ödeme, sanığın bilgisi, istemi veya sonradan açık benimsemesiyle gerçekleşmişse pişmanlığın dışa vurumu sayılabilir; sanıktan tamamen bağımsız ödeme ise tek başına bu koşulu karşılamaz.</p>

<p>Bir suç ortağının yaptığı tam ödemenin diğer sanıklar bakımından sonucu da otomatik değildir. Mağdur zararı objektif olarak ortadan kalkmış olsa bile her sanığın pişmanlık iradesi şahsen değerlendirilmelidir. Zarar banka, sigortacı veya başka bir fail tarafından karşılanmışsa mağdurun doğrudan kaybının giderilmesi ile halefiyet veya rücu alacağı birbirinden ayrılmalı; etkin pişmanlık koşullarının hangi zarar gören bakımından gerçekleştiği gerekçelendirilmelidir.</p>

<p>Kovuşturmanın başlangıcı iddianamenin düzenlendiği tarih değil, iddianamenin kabul edildiği tarihtir. Maddedeki oranlar “kadar” ibaresi taşıdığından üst sınırdır; azami oranın uygulanması zorunlu değildir. Kısmi geri verme veya tazminde mağdurun rızası aranır. “Tam giderim” hesabında suçun doğrudan doğurduğu malvarlığı eksilmesi esas alınmalı; anapara, iade edilen tutarlar ve doğrudan masraflar somut olarak belirlenmeli, faiz ile dolaylı zararların kapsama dahil edilip edilmeyeceği içtihat ve olayın özelliği gözetilerek ayrıca gerekçelendirilmelidir.</p>

<p>Son olarak, zararın giderilmesi savunma hakkının kullanılmasıdır ve tek başına kastın veya suçun ikrarı sayılamaz. Mahkeme, ödeme olgusunu diğer delillerden bağımsız biçimde mahkûmiyet karinesine dönüştürmemelidir. Yeni fıkra ile m.168/2’nin birlikte uygulanması hâlinde sonuç cezanın uyarlama öncesindeki cezanın dörtte birine kadar inebileceği öğretide belirtilmektedir.<a href="#_ftn21" name="_ftnref21" title="">[21]</a></p>

<p><strong><a name="X49d123cca4a7f295647b8b049d480578d06cc00">V. Adli para cezası ve menfaatin kapsamı sorunu</a></strong></p>

<p>TCK m.158/1’de ceza üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Maddenin son cümlesi uyarınca (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.<a href="#_ftn22" name="_ftnref22" title="">[22]</a></p>

<p>Bu alt sınır kuralı, hesap kullandıran bakımından tartışılmamış bir sorun doğurur: “suçtan elde edilen menfaat” kavramı, kimin elde ettiği menfaati ifade eder?</p>

<p>İki yorum mümkündür. Birinci yoruma göre kavram, suçtan elde edilen toplam menfaati yani mağdurlardan alınan tüm tutarı ifade eder. Bu yorumda, kendisine yalnızca komisyon kalan hesap sahibi, hesaba giren toplam tutarın iki katı kadar adli para cezasıyla karşılaşır. İkinci yoruma göre kavram, sanığın fiilen elde ettiği menfaati ifade eder.</p>

<p>Kanaatimizce ikinci yorum isabetlidir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ve kusur ilkesi, yaptırımın kişinin kendi kusuru ve elde ettiği menfaatle orantılı olmasını gerektirir. Aksi yorum, hesap sahibini asıl failden ağır bir mali yaptırımla karşı karşıya bırakabilir; zira asıl fail çoğu kez tespit edilemezken hesap sahibi tespit edilebilir durumdadır. Ayrıca m.158/4 ile kanun koyucunun bu kişi bakımından benimsediği hafifletici yaklaşım, adli para cezasında tersine çevrilmemelidir.</p>

<p>Bu tartışmanın hapis cezasındaki indirimden daha büyük pratik sonuç doğurabileceği gözden kaçırılmamalıdır.</p>

<p><strong><a name="vi-uygulamalı-örnek">VI. Uygulamalı örnek</a></strong></p>

<p>Aşağıdaki örnek, bütün aşamaları birlikte göstermek amacıyla varsayımsaldır. Üç müşterek failin bilişim sistemi aracılığıyla dolandırıcılığa teşebbüs ettiği; sanığın ise mobil bankacılık erişimini haksız menfaat amacıyla sağlayarak yardım ettiği, katkısının verme fiiliyle sınırlı kaldığı, aynı suç işleme kararı kapsamında zincirleme suç hükümlerinin dörtte bir yerine üçte bir oranında uygulandığı ve zararın kovuşturma başladıktan sonra fakat hükümden önce tamamen giderildiği kabul edilmiştir.</p>

<p><strong>Hapis cezası hesabı.</strong> TCK m.158/1-f uyarınca temel ceza 8 yıl olarak belirlenir. Suç üç veya daha fazla müşterek fail tarafından birlikte işlendiği için TCK m.158/3 uyarınca yarı artırım yapılır ve ceza 12 yıla çıkar. Teşebbüs nedeniyle TCK m.35 uyarınca dörtte bir indirimle 9 yıl kalır. Sanık yardım eden olduğundan TCK m.39/2 uyarınca yarı indirim yapılır ve ceza 4 yıl 6 aya iner; bu miktar m.39’daki sekiz yıllık üst sınırın altındadır. TCK m.43 uyarınca üçte bir artırım yapıldığında ceza 6 yıl olur.</p>

<p>TCK m.39 ile m.158/4’ün birlikte uygulanabileceği görüşü benimsenirse, m.158/4 uyarınca yarı indirimle ceza 3 yıla iner. TCK m.168/2 uyarınca yarı oranında etkin pişmanlık indirimi uygulanırsa 1 yıl 6 ay; TCK m.62 uyarınca altıda bir takdiri indirim uygulanırsa sonuç ceza 1 yıl 3 ay olur.</p>

<p>Özel norm görüşü benimsenip TCK m.39’un ayrıca uygulanmayacağı kabul edilirse; teşebbüs sonrasındaki 9 yıl üzerinden zincirleme suç artırımı ile 12 yıla, m.158/4 indirimiyle 6 yıla, m.168/2 indirimiyle 3 yıla ve m.62 indirimiyle 2 yıl 6 aya ulaşılır. Böylece m.39–m.158/4 tartışmasının aynı olayda sonuç cezayı 1 yıl 3 aydan 2 yıl 6 aya çıkarabildiği görülür.</p>

<p><strong>Adli para cezası hesabı.</strong> Başlangıçta 2.400 gün adli para cezası belirlendiği varsayılırsa aynı artırım ve indirimler, TCK m.61/8 uyarınca para miktarı üzerinden değil gün sayısı üzerinden işletilir: 2.400 gün; m.158/3 ile 3.600 güne, teşebbüs indirimiyle 2.700 güne, m.39 indirimiyle 1.350 güne, zincirleme suç artırımıyla 1.800 güne, m.158/4 indirimiyle 900 güne, m.168/2 indirimiyle 450 güne ve m.62 indirimiyle 375 güne dönüşür. Son para miktarı, sonuç gün sayısının TCK m.52 uyarınca belirlenen bir günlük karşılıkla çarpılmasıyla bulunur. TCK m.158’in suçtan elde edilen menfaatin iki katına ilişkin özel alt sınırı da ayrıca denetlenmelidir. Bu denetimde toplam suç geliri ile sanığın fiilen elde ettiği menfaatin hangisinin esas alınacağı, yukarıda açıklanan tartışma çerçevesinde gerekçelendirilmelidir.</p>

<p>Oransal işlemlerin bir kısmı matematiksel olarak yer değiştirse de TCK m.61’deki kanuni sıra, hükmün denetlenebilirliği ve özel üst-alt sınırların doğru uygulanması bakımından bağlayıcıdır.</p>

<p><strong><a name="vii-sonuç-cezanın-hukuki-sonuçları">VII. Sonuç cezanın hukuki sonuçları</a></strong></p>

<p>Yeni indirimin en önemli pratik sonuçlarından biri, sonuç cezanın belirli eşiklerin altına inmesiyle ortaya çıkar.</p>

<p>TCK m.158/1-f’de hapis cezasının alt sınırı dört yıl olduğundan, bu bentten kurulan mahkûmiyetlerde hükmün açıklanmasının geri bırakılması için aranan iki yıllık üst sınır kural olarak aşılmaktaydı. Bu sebeple hesap kullandırma dosyalarında bu kurum fiilen gündeme gelmiyordu.</p>

<p>TCK m.158/4’ün öngördüğü zorunlu yarı indirim, şartları varsa m.39, m.43, m.21/2 ve m.168 ile birlikte uygulandığında sonuç cezayı iki yılın altına indirebilmektedir. Yukarıdaki sayısal hesap bunun somut örneğidir. Bu durumda üç ayrı imkân gündeme gelir: CMK m.231 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması, TCK m.51 uyarınca hapis cezasının ertelenmesi ve TCK m.50 uyarınca kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi.</p>

<p>Bu noktada 7589 sayılı Kanun’un kendi içindeki bağlantı önem taşır. Anayasa Mahkemesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen CMK m.231/5–14 hükümlerini iptal etmiş ve yürürlük tarihini ertelemişti; aynı Kanunla söz konusu hükümler yeniden düzenlenmiş ve hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması şartı korunmuştur.<a href="#_ftn23" name="_ftnref23" title="">[23]</a> Dolayısıyla aynı kanunda, bir yandan sonuç cezayı düşüren indirim normu, diğer yandan bu düşüşün kapısını açtığı kurumun yeni hükümleri kabul edilmiştir.</p>

<p>Bununla birlikte hiçbir sonuç kendiliğinden doğmaz. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi ile sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması şartları ayrıca aranır. Erteleme ve seçenek yaptırımlar bakımından da kanuni koşullar ayrıca değerlendirilir.</p>

<p><strong><a name="X86150e31744da03522d797d3d294acb1a2b9bfa">§ 8. MUHAKEME HUKUKU BOYUTU: KAST VE SAİKİN İSPATI</a></strong></p>

<p><strong><a name="i-banka-kaydının-delil-değeri">I. Banka kaydının delil değeri</a></strong></p>

<p>Hesap kullandırma dosyalarında ispat sorunu, maddi ceza hukukundaki nitelendirme sorunundan ayrı ele alınmalıdır. Bu ayrım, uygulamada sıklıkla yapılmamakta ve nitelendirme ile ispat iç içe geçmektedir.</p>

<p>Banka kayıtları, hesabın kime ait olduğunu ve para hareketini gösterir. Bu kayıtlar güvenilir belgelerdir; ancak gösterdikleri olgu hesap sahipliği ve para hareketidir, kast veya saik değildir. CMK m.217 uyarınca hâkim, kararını ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillere dayandırarak ve vicdani kanaatiyle serbestçe takdir ederek verir. Kayıt, bu takdirin konusunu oluşturan bir başlangıç verisidir; sonucu değil.</p>

<p>Bu nedenle “hesap senin adına, o hâlde kastın vardır” biçimindeki çıkarım, delil değerlendirmesi değil karine kurmadır. Ceza muhakemesinde sanık aleyhine karine kurulamaz.</p>

<p><strong><a name="Xc4f531609289be854232baa9f2644861a9ec99c">II. Kast ve saik bakımından incelenmesi gereken delil grupları</a></strong></p>

<p>Kast ve saikin ispatı bakımından şu delil grupları ayrı ayrı toplanmalı ve değerlendirilmelidir.</p>

<p>İlk grup, hesap sahibi ile asıl fail arasındaki iletişimdir. Mesajlaşma içerikleri, sesli görüşme kayıtları ve iletişim sıklığı, hesabın hangi bilgiyle devredildiğini gösterebilir.</p>

<p>İkinci grup, menfaat akışıdır. Hesap sahibine komisyon, ücret veya başka bir karşılık ödenip ödenmediği, ödemenin miktarı ve düzenliliği hem kast hem saik bakımından belirleyicidir.</p>

<p>Üçüncü grup, işlem davranışıdır. Hesap açılış zamanı, para giriş ve çıkışlarının hızı, gişe veya ATM görüntüleri, IP ve cihaz kayıtları ile hesabın normal kullanım örüntüsünden sapma.</p>

<p>Dördüncü grup, kişinin durumudur. Yaş, eğitim, dijital okuryazarlık, işsizlik veya ekonomik zorunluluk, bilişsel durumu ve daha önce benzer bir olaya karışıp karışmadığı.</p>

<p>Beşinci grup, savunmanın tutarlılığıdır. Hesabın nasıl devredildiğine ilişkin anlatının kayıtlarla, tanık beyanlarıyla ve zaman çizelgesiyle uyumu.</p>

<p>Bu delillerin hiçbiri soyut bir kontrol listesi biçiminde kullanılmamalıdır. Örneğin işsizlik tek başına kastı göstermez; ancak yüksek tutarlı düzenli komisyon ödemeleri ile birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanır.</p>

<p><strong><a name="iii-i̇spat-yükü-ve-şüphe">III. İspat yükü ve şüphe</a></strong></p>

<p>CMK m.223 uyarınca yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâlinde beraat kararı verilir. Anayasa m.38 uyarınca suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Bu ilkelerin somut sonucu şudur: hesabının kullanılacağını bildiğinin ve haksız menfaat amacı taşıdığının ispatı iddia makamına aittir. Sanıktan bilmediğini ispat etmesi beklenemez.</p>

<p>Uygulamada bu ilkeye aykırı bir eğilim gözlenmektedir. Delil gruplarının çoğu kez toplanmadığı, kararların suçun iştirak iradesiyle işlendiğini belirtmekle yetindiği; sanıkların hesaplarının kullanıldığı yönündeki savunmalarının ayrıca değerlendirilmediği veya yalnızca hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu gerekçesiyle reddedildiği görülmektedir.<a href="#_ftn24" name="_ftnref24" title="">[24]</a></p>

<p><strong><a name="Xea08dfd79ab204e681176748db69cafafe28dfb">IV. Gerekçeli karar yükümlülüğü ve yeni fıkranın etkisi</a></strong></p>

<p>Yeni fıkranın uygulanacağı dosyalarda gerekçe eksikliği doğrudan sonuç doğurur. Uyarlama yargılamasında mahkeme, ilk hükmün gerekçesine bakarak sanığın katkısının verme fiiliyle sınırlı olup olmadığını belirlemek durumundadır. İlk hükümde iştirak biçimi gerekçelendirilmemiş ve katkının kapsamı gösterilmemişse, bu belirlemeyi yapmak mümkün olmaz.</p>

<p>Bu nedenle yeni fıkra, geçmişe yönelik olarak gerekçeli karar hakkının pratik önemini artırmaktadır. Kararlarında iştirak biçimini ve katkının sınırını göstermeyen mahkemeler, uyarlama aşamasında maddi gerçeği yeniden ortaya koymak zorunda kalacaktır. Anayasa Mahkemesi de, sanığın savunmasının esasına ilişkin iddialarının karşılanmaması hâlinde gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini kabul etmektedir.<a href="#_ftn25" name="_ftnref25" title="">[25]</a></p>

<p>Bundan sonra kurulacak hükümlerde şu üç hususun gerekçede ayrıca gösterilmesi gerekir: sanığın kastının ve haksız menfaat saikinin hangi delillere dayandığı; iştirak biçiminin hangi ölçütle belirlendiği; katkının verme fiiliyle sınırlı olup olmadığı ve bu sonuca hangi olgulardan varıldığı.</p>

<p><strong><a name="X4e9bc258da759925834ac33b5a8945de00ff3e9">§ 9. ZAMAN BAKIMINDAN UYGULAMA VE GEÇİŞ HÜKÜMLERİ</a></strong></p>

<p><strong><a name="i-lehe-kanunun-geçmişe-etkisi">I. Lehe kanunun geçmişe etkisi</a></strong></p>

<p>TCK m.7/2 uyarınca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. TCK m.158/4 cezayı azaltan bir hüküm olduğundan lehe kanundur ve geçmişe etkilidir.</p>

<p>Lehe kanun karşılaştırması soyut biçimde madde metinleri üzerinden değil, somut olayda ortaya çıkacak sonuç ceza üzerinden yapılır. Bu nedenle karşılaştırma, iştirak biçimi, zincirleme suç, artırım nedenleri, etkin pişmanlık ve takdiri indirim birlikte hesaplanarak yapılmalıdır.</p>

<p><strong><a name="ii-dosyanın-aşamasına-göre-usul">II. Dosyanın aşamasına göre usul</a></strong></p>

<p>Uygulama, dosyanın bulunduğu aşamaya göre farklılaşır.</p>

<p>Soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kast ve saik için yeterli şüphe bulunup bulunmadığını ve katkının somut içeriğini araştırır; yeterli şüphe yoksa kovuşturmaya yer olmadığı kararı, varsa katkıyı somutlaştıran bir iddianame gündeme gelir. İlk derece yargılamasında mahkeme önce beraat ihtimalini, sonra iştirak biçimini, içtima hükümlerini, m.158/4’ü ve etkin pişmanlığı kanuni sırayla değerlendirir.</p>

<p>Dosya istinaftaysa Geçici Madde 1/6 uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, m.158/4’ün uygulanacağı dosyada bozma kararı vererek dosyayı ilk derece mahkemesine gönderir. Dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaysa geliş usulüne uygun biçimde ilk derece mahkemesine gönderilir. Yargıtay ceza dairesindeki dosyalarda ise TCK m.7/2 uyarınca lehe kanun resen gözetilir. Hüküm kesinleşmişse, hükmü veren mahkemece uyarlama ve yeni ceza hesabı yapılır; şartları varsa Geçici Madde 1/7’deki özel etkin pişmanlık imkânı ayrıca değerlendirilir.</p>

<p><strong><a name="Xf67100577d71794964c0f0623d5e77dc14614f8">III. Geçici Madde 1/6: kanun yolu incelemesindeki dosyalar</a></strong></p>

<p>Geçici Madde 1/6, m.157 veya m.158 uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup dosyası bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı incelemesinde bulunanlar bakımından özel bir usul öngörmektedir. Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri, yeni fıkranın uygulanması için hükmü bozarak dosyayı ilk derece mahkemesine gönderir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise hükmü veren mahkemeye iade edilir.</p>

<p>Fıkranın metninde Yargıtay ceza dairelerinde bulunan dosyalar bakımından açık bir düzenleme yer almamaktadır. Bu boşluk, lehe kanun ilkesini bertaraf edecek şekilde yorumlanamaz. Öğretide de, açık hüküm bulunmamasına rağmen dosyanın bozma kararıyla ilk derece mahkemesine, şartları oluştuğu takdirde bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerektiği savunulmaktadır.<a href="#_ftn26" name="_ftnref26" title="">[26]</a> Kanaatimizce isabetli olan da bu çözümdür; zira TCK m.7/2 doğrudan uygulanabilir bir hükümdür ve uygulanması için ayrı bir geçiş normuna ihtiyaç bulunmaz.</p>

<p><strong><a name="X8474f7c515f1460f7294e7765aeddadfa47bba6">IV. Geçici Madde 1/7: infaz aşamasındaki hükümlüler</a></strong></p>

<p>Geçici Madde 1/7, cezası kesinleşmiş ve infaz aşamasında bulunan hükümlüler bakımından etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma imkânı tanımaktadır. Bu imkân bakımından dört noktanın altı çizilmelidir.</p>

<p>Birincisi, altı aylık süre Resmî Gazete tarihinden değil, mahkemenin hükümlüye yaptığı ihtar tarihinden başlar. Bu ayrım, sürenin hesaplanmasında en sık yapılan hatadır.</p>

<p>İkincisi, zarar tamamen giderilmedikçe bu gerekçeyle infaz durdurulmaz. Kısmi ödeme, kural olarak infazın durdurulması sonucunu doğurmaz.</p>

<p>Üçüncüsü, kanun metni taksitle ödeme imkânı öngörmemektedir. Komisyon görüşmelerinde, aynı kişi hakkında çok sayıda dosya ve yüksek zarar bulunması hâlinde tam ödemenin güçlüğü açıkça gündeme getirilmiş; ancak nihai hüküm taksit olanağı içermemiştir.<a href="#_ftn27" name="_ftnref27" title="">[27]</a></p>

<p>Dördüncüsü, uyarlama kararı tahliye kararı değildir. Yeni ceza hesabından sonra mahsup, koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve varsa diğer ilamlar birlikte değerlendirilir.</p>

<p><strong><a name="v-uyarlama-yargılamasının-yöntemi">V. Uyarlama yargılamasının yöntemi</a></strong></p>

<p>Kesinleşmiş hükümlerde temel usul, 5275 sayılı Kanun m.98–101 çerçevesinde hükmü veren mahkemenin lehe kanun nedeniyle yeniden ceza belirlemesidir. 5252 sayılı Kanun m.9/3’teki bütüncül karşılaştırma ilkesi de yol göstericidir: eski ve yeni hükümlerin ilgili olaya bütün olarak uygulanmasıyla ortaya çıkan sonuçlar karşılaştırılmalı, karma bir üçüncü kanun yaratılmamalıdır.</p>

<p>Uyarlama yargılaması kural olarak kesinleşmiş hükümde sabit kabul edilen maddi vakıayı yeniden yargılama yolu değildir. Ancak eski hüküm, sanığın katkısının salt hesap veya erişim aracı vermekle sınırlı olup olmadığını hiç belirlememişse, yeni normun uygulanması dosya üzerinden salt aritmetik işlemle çözülemez. Böyle bir durumda çelişmeli yargılama ve savunma hakkı gözetilmeli; sanık ve müdafiin diyecekleri alınmalı, gerekirse duruşma açılmalı ve kesin hükmün sınırları aşılmadan mevcut dosyadaki deliller üzerinden katkının kapsamı belirlenmelidir. Yeni delil toplanması, kesinleşmiş mahkûmiyetin maddi temelini baştan kurmak için değil, yeni indirim normunun aradığı ve önceki hükümde değerlendirilmeyen sınırlılık koşulunu açıklığa kavuşturmak için zorunlu olduğu ölçüde gündeme gelebilir. Bu sınır, içtihatla netleştirilmelidir.</p>

<p>Kanun yolundaki çok sanıklı dosyalarda lehe bozma nedeninin, hükmü temyiz etmeyen sanıklara CMK m.306 uyarınca sirayet edip etmeyeceği ayrıca incelenmelidir. Sirayet, ancak bozma nedeni diğer sanığa kişisel olmayan biçimde uygulanabiliyorsa mümkündür; m.158/4 ise katkının sınırına ve kişisel amaca bağlı olduğundan otomatik sirayet sonucu doğurmaz. Her sanığın şartları ayrıca belirlenmelidir.</p>

<p>HAGB dosyalarında açıklanması geri bırakılan hükmün hukuki sonuç doğurmaması ile hüküm içindeki ceza hesabı birbirinden ayrılmalıdır. Hüküm açıklanacaksa karar tarihinde yürürlükte bulunan lehe kanun resen gözetilmelidir. Mevcut HAGB kararının yalnızca uyarlama yoluyla değiştirilip değiştirilemeyeceği, kararın kesinleşme ve denetim durumu ile yeni CMK m.231 hükümleri gözetilerek somut dosyada değerlendirilmelidir.</p>

<p>Cezası tamamen infaz edilenler bakımından da uyarlamanın hukuki yararı sona ermiş sayılmaz. Yeni sonuç ceza; adli sicil kaydı, tekerrür, haklardan yoksunluk ve sonraki mahkûmiyetlere bağlanan sonuçları etkileyebilir. Bu nedenle infazın tamamlanmış olması, lehe kanun incelemesini kendiliğinden konusuz bırakmaz.</p>

<p><strong><a name="Xd2e7bbc184d023b3efe76b26cf1ddb0aea40a9e">VI. Geçiş hükümlerinin çözemediği sorunlar</a></strong></p>

<p>Geçiş rejimi üç noktada eksiktir.</p>

<p>Birincisi, kesinleşmiş çok sayıda dosyanın birlikte ele alınması bakımından bir usul öngörülmemiştir. Aynı hesaba ilişkin farklı yerlerdeki dosyaların uyarlama aşamasında birleştirilmesi, zincirleme suç tartışması bakımından zorunlu olmasına rağmen düzenlenmemiştir.</p>

<p>İkincisi, zararın tespiti bakımından ölçüt getirilmemiştir. Hesaba giren toplam tutar ile mağdurun fiilen uğradığı zarar arasındaki farkın nasıl belirleneceği belirsizdir.</p>

<p>Üçüncüsü, taksit imkânının bulunmaması, yüksek zararlı dosyalarda yedinci fıkradaki imkânı fiilen kullanılamaz kılmaktadır. Ödeme gücü bulunmayan hükümlü bakımından hüküm, teorik bir olanaktan öteye geçmemektedir.</p>

<p><strong><a name="X44350e4af08935f96bea033cd79151763d0f9d9">§ 10. KARŞILAŞTIRMALI ÇERÇEVE VE KRİMİNAL POLİTİKA DEĞERLENDİRMESİ</a></strong></p>

<p><strong><a name="X2c9875f7b4ebad4a06ae211cb762c9ec1b9a677">I. Karşılaştırmalı çerçeveye ilişkin kısa not</a></strong></p>

<p>Hesap kullandırma, Türk hukukuna özgü bir sorun değildir. Uluslararası literatürde “money mule” olarak adlandırılan bu olgu, sınır aşan dolandırıcılık organizasyonlarının ortak yöntemidir ve mali eylem görev gücü ile Avrupa kolluk işbirliği kuruluşlarının raporlarında düzenli olarak ele alınmaktadır. FATF, siber destekli dolandırıcılıkta aday veya emanet hesaplar ile money mule ağlarının suç geliri hareketinin baştan itibaren parçası hâline geldiğini; Europol ise tespit edilen money mule işlemlerinin çok büyük bölümünün siber suçlarla bağlantılı olduğunu belirtmektedir.<a href="#_ftn28" name="_ftnref28" title="">[28]</a></p>

<p>Karşılaştırmalı hukukta, ayrıntıları ülkeye göre değişmekle birlikte, iki şematik model gözlenmektedir. Birinci modelde hesap kullandırma, esas suça iştirak kuralları içinde değerlendirilir; sorumluluğun derecesi genel iştirak hükümleriyle belirlenir. İkinci modelde fiil, aklama mevzuatı veya bağımsız bir suç tipi üzerinden ele alınır ve taksirli ya da ihmali biçimleri de cezalandırılabilir.</p>

<p>Türk kanun koyucusu, Adalet Komisyonunda sunulan bağımsız suç önergesini reddederek birinci modelde kalmayı tercih etmiştir. Bu tercih, çalışma boyunca savunulan yaklaşımı destekler: fiil, iştirak dogmatiği içinde ve kusur ilkesine bağlı olarak çözülmelidir. Ayrıca ikinci modelin benimsenmemesi, özensiz hesap kullandırmanın cezalandırılamayacağı sonucunu teyit eder.</p>

<p>Bu notun sınırı belirtilmelidir. Çalışma bir karşılaştırmalı hukuk incelemesi olmayıp, yalnızca Türk hukukundaki tercihi konumlandırmak amacıyla bu çerçeveye değinmektedir. Yabancı hukuk düzenlerinin ayrıntılı incelenmesi ayrı bir çalışmanın konusudur.</p>

<p><strong><a name="ii-düzenlemenin-olgusal-zemini">II. Düzenlemenin olgusal zemini</a></strong></p>

<p>Yeni fıkra, kriminal politika bakımından anlaşılabilir bir ihtiyaca cevap vermektedir. Bilişim yoluyla işlenen dolandırıcılıkta suç organizasyonları, tespit riskini hesap sahiplerine devretmektedir. Asıl faillerin yurtdışında veya kimliği belirsiz biçimde kalabildiği bu yapıda, ceza yargılamasının fiilen ulaşabildiği kişi çoğu kez yalnızca hesap sahibidir.</p>

<p>Bu durumun sonucu, ceza tehdidinin ağırlığının kusurla ters orantılı biçimde dağılmasıdır. Organizasyonu kuran kişi yargılanmazken, karşılığında az bir menfaat elde eden hesap sahibi nitelikli dolandırıcılığın tam cezasıyla karşılaşmaktadır. Kanun koyucunun sınırlı katkıyı ayrı bir kategori olarak tanıması, bu dengesizliğe verilen bir cevaptır ve isabetlidir.</p>

<p><strong><a name="iii-düzenlemenin-taşıdığı-riskler">III. Düzenlemenin taşıdığı riskler</a></strong></p>

<p>Buna karşılık düzenleme iki risk taşımaktadır.</p>

<p>Birinci risk, indirimin nitelendirme baskısını azaltmasıdır. Mahkemeler, cezanın yarıya indiği bir dosyada iştirak biçimini titizlikle belirlemek yönündeki gerekliliği daha az hissedebilir. Bu durumda yeni fıkra, kastın ve iştirak biçiminin gerekçelendirilmemesini telafi eden bir araca dönüşür. Böyle bir gelişme, kusur ilkesini normun kendisinden bağımsız biçimde zedeler.</p>

<p>İkinci risk, sınırlılık şartının savunma stratejisine dönüşmesidir. Organizasyonda aktif rol alan kişiler, katkılarını yalnızca hesap verme olarak sunmayı deneyebilir. Bu riskin karşılığı, delil toplamanın niteliğini artırmaktır; normu daraltmak değil.</p>

<p><strong><a name="iv-öneriler">IV. Öneriler</a></strong></p>

<p>Kanaatimizce üç yönde iyileştirme gereklidir.</p>

<p><strong>Yargı uygulaması bakımından.</strong> Hesap kullandırma dosyalarında iştirak biçiminin gerekçelendirilmesi zorunluluğu içtihatla açıkça vurgulanmalıdır. Müşterek faillik kabulünün, hesabın para akışındaki konumundan değil icra üzerindeki hâkimiyetten çıkarılması gerektiği bir Yargıtay kararında ilkesel olarak ortaya konulmalıdır.</p>

<p><strong>Yasama bakımından.</strong> Üç noktada düzenleme gereklidir. Birincisi, kesinleşmiş çok sayıda dosyanın uyarlama aşamasında birleştirilmesine ilişkin usul kuralı. İkincisi, yedinci fıkradaki ödeme imkânı bakımından taksit olanağı. Üçüncüsü, adli para cezasında esas alınacak menfaatin sanığın fiilen elde ettiği menfaat olduğunun açıklığa kavuşturulması.</p>

<p><strong>Suç önleme bakımından.</strong> Ceza normu, hesap kullandırmanın önlenmesinde tek başına yeterli değildir. Hesap açılışında kimlik doğrulama, olağandışı para hareketlerinin gerçek zamanlı izlenmesi ve özellikle genç yaş gruplarına yönelik bilgilendirme, ceza tehdidinden daha etkili araçlardır. Ceza hukukunun son çare niteliği, bu alanda özellikle gözetilmelidir.</p>

<p><strong><a name="Xe7f8576ddc74da7da1aa70a5815789e948bde31">§ 11. SONUÇLAR</a></strong></p>

<p><strong>1.</strong> TCK m.158/4 af değildir, bağımsız bir suç tipi değildir ve ispat standardını düşürmez. Hükmün daha az cezayı gerektiren nitelikli hâl mi, yoksa şahsi indirim sebebi mi olduğu tartışmalıdır. Kanaatimizce şahsi sebep görüşü daha güçlüdür; ancak hükmün madde içindeki yeri ve hareket tipini esas alan yapısı karşı görüşün açıkça tartışılmasını gerektirir.</p>

<p><strong>2.</strong> Hüküm yalnızca m.158/1-f’ye değil, şartları oluştuğunda m.157 ve m.158’deki diğer dolandırıcılık biçimlerine de uygulanır. Buna karşılık m.245, m.282 ve m.165’ten kurulan mahkûmiyetlere doğrudan uygulanamaz. Uygulamadaki “IBAN dosyası” adlandırması yasal bir kategori değildir.</p>

<p><strong>3.</strong> Dolandırıcılığın taksirli şekli bulunmadığından salt özensizlik mahkûmiyet için yeterli değildir. Salt hesap sahipliği, hesaba para gelmesi veya asıl faille tanışıklık kastı ispatlamaz. Kast yoksa tartışılması gereken indirim değil, kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararıdır.</p>

<p><strong>4.</strong> Hükümdeki “haksız menfaat sağlamak amacı” ibaresinin bağımsız bir saik unsuru olup olmadığı tartışmalıdır. Kanaatimizce bu ibare özel bir saiktir ve ayrıca ispatlanmalıdır; bu kabul benimsendiğinde unsur olası kastla bağdaşmayacağından, hesabının kullanılabileceğini yalnızca öngören kişi bakımından m.158/4 uygulanamaz. Böyle bir hâlde TCK m.21/2’nin kendi indirim hükmü mahkemece resen gözetilmelidir. Bu sonuç, olası kastla dolandırıcılığa iştirak ihtimalini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Aksi görüş benimsendiğinde ise m.158/4 olası kast hâlinde de uygulanır. Her iki yorumun da savunmada açıkça tartışılması, gerekçeli karar ve kanun yolu denetimi bakımından yerinde olur.</p>

<p><strong>5.</strong> Dolandırıcılık bir zarar suçu olduğundan, suçun tamamlanmasından sonraki davranışlar kural olarak iştirak oluşturmaz. Paranın çekilmesi, önceden kurulan planın parçası ise iştirak kapsamındadır ve sınırlılık şartını ortadan kaldırır; aksi hâlde tamamlanmış suça ilişkin ayrı bir fiildir. Bu ikinci durumda TCK m.165 ancak öncül suça iştirak yoksa; TCK m.282 ise gizleme veya meşrulaştırmaya yönelik ek unsurlar varsa tartışılabilir. Basit çekim veya teslim tek başına aklama oluşturmaz.</p>

<p><strong>6.</strong> Hesap kullandıranın kural olarak müşterek fail sayıldığı uygulama dogmatik bakımdan hatalıdır. Müşterek faillik için aranan hâkimiyet, hesabın kullanımı üzerinde değil hilenin icrası üzerinde bulunmalıdır. Aksi ölçüt, işlevsel hâkimiyeti nedensellik katkısına indirger ve TCK m.39’u uygulama alanından çıkarır. Menfaat elde edilmesi ise iştirak biçiminin değil kastın ve saikin ispatına ilişkin bir olgudur.</p>

<p><strong>7.</strong> Somut olayda yardım etme şartları ayrıca gerçekleşmişse TCK m.39 ile m.158/4’ün birlikte uygulanabileceği savunulabilir. Ancak yasama amacı, özel norm ilişkisi ve aynı sınırlı katkının iki kez değerlendirilmesi itirazı aksi görüşü de güçlü kılar. Mesele, içtihatla açıklığa kavuşuncaya kadar kesin sonuç değil, iki yönlü bir yorum sorunu olarak ele alınmalıdır.</p>

<p><strong>8.</strong> Tek bir verme fiiliyle birden fazla mağdura zarar verilmesi hâlinde TCK m.43/2’nin uygulanabilirliği tartışılmalıdır. Kanaatimizce iştirakçinin fiil sayısı, asıl failin fiil sayısına göre değil kendi hareketine göre belirlenebilir. Buna karşılık yasama görüşmelerinde suçların mağdur sayısınca oluşmaya devam edeceği açıklanmıştır. Bu nedenle görüş, mevcut hukukun tartışmasız tespiti değil, öğretide karşılığı bulunan bir içtima önerisidir.</p>

<p><strong>9.</strong> TCK m.158/3’teki artırım nedenleri indirimden önce uygulanır. Üç kişilik sayıya dahil edilme, katkının sınırlılığından çok kişinin müşterek fail veya şerik olmasına göre belirlenmelidir. Yardım eden ve azmettirenin sayıya katılmayacağı görüşü güçlüdür; müşterek fail ise katkısının ağırlığından bağımsız olarak dikkate alınır. Örgüt kabulü bulunan dosyalarda bir kat artırım devreye girdiğinden, “cezalar yarıya iniyor” önermesi bu dosyalarda gerçeği yansıtmaz.</p>

<p><strong>10.</strong> Adli para cezasının alt sınırında esas alınacak menfaatin toplam suç geliri mi, yoksa sanığın fiilen elde ettiği menfaat mi olduğu açık değildir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ve orantılılık nedeniyle ikinci yorum savunulabilir; karşı görüş ve m.158’in lafzı kararda ayrıca tartışılmalıdır.</p>

<p><strong>11.</strong> Zincirin sonunda ortaya çıkan sonuç ceza, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve seçenek yaptırımlar bakımından aranan eşiklerin altına inebilir. Bu imkânlar kendiliğinden doğmaz; her kurumun kanuni şartları ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>12.</strong> Geçici Madde 1/6 kanun yolu incelemesindeki dosyalar için özel usul öngörür; Yargıtay ceza dairesindeki dosyalar bakımından açık hüküm bulunmaması, TCK m.7/2’nin doğrudan uygulanmasına engel değildir. Geçici Madde 1/7’deki altı aylık süre Resmî Gazete tarihinden değil mahkemenin ihtarından başlar. Kesinleşmiş hükümlerde uyarlama, yalnızca aritmetik işlem değil; önceki hükümde katkının sınırı belirlenmemişse savunma hakkını koruyan gerekçeli bir yargısal inceleme olmalıdır.</p>

<p><strong>13.</strong> Hiçbir indirim veya tahliye otomatik değildir. Doğru sonuç; suç tarihi, kast, saik, katkının zamanı, iştirak biçimi, katkının sınırı, fiil sayısı, ödeme zamanı, dosyanın aşaması ve diğer ilamlar birlikte incelenerek verilebilir.</p>

<p>Sonuç olarak yeni düzenleme, “hesabın kim adına olduğu” sorusunu değil, “kişinin dolandırıcılık planını bilerek ve haksız menfaat amacıyla hangi somut katkıyı sunduğu” sorusunu merkeze almalıdır. Ceza hukukunun kusura dayalı yapısı korunduğu ölçüde TCK m.158/4, hem sınırlı katkıya orantılı ceza verilmesini hem de gerçek faillerle hesap sahipleri arasındaki ayrımın daha isabetli kurulmasını sağlayabilir. Bu yapı korunmadığında ise norm, gerekçesiz nitelendirmeleri meşrulaştıran bir araca dönüşme riski taşır.</p>

<p><strong><a name="ek-uygulama-şemasi">EK: UYGULAMA ŞEMASI</a></strong></p>

<p>Aşağıdaki şema, hesap kullandırma dosyalarında izlenmesi gereken sorgu sırasını göstermektedir. Her basamak, önceki basamak olumlu yanıtlanmadıkça işletilmez.</p>

<p><strong>Basamak 1 — Dolandırıcılık suçu var mı?</strong> Tamamlanmış veya en azından teşebbüs aşamasına varmış bir m.157 / m.158 suçu bulunmuyorsa iştirak sorumluluğu doğmaz (m.40/3).</p>

<p><strong>Basamak 2 — Kast var mı?</strong> Hesabın dolandırıcılıkta kullanılacağı biliniyor ve isteniyor mu? Hayır ise: KYOK veya beraat. Taksir yeterli değildir (m.22/1).</p>

<p><strong>Basamak 3 — Kastın türü nedir?</strong> Doğrudan kast mı, olası kast mı (m.21/2)? Olası kast hâlinde m.21/2 indirimi resen uygulanır; Basamak 4’teki amaç unsuruyla bağdaşma sorunu ayrıca tartışılır.</p>

<p><strong>Basamak 4 — Haksız menfaat saiki var mı?</strong> Kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlama amacı ayrıca ispatlanmış mı? Hayır ise m.158/4 uygulanmaz.</p>

<p><strong>Basamak 5 — Katkı ne zaman gerçekleşti?</strong> Verme fiili icradan önce mi? Paranın çekilmesi önceden kurulan planın parçası mı, tamamlanmış suça ilişkin sonraki bir fiil mi?</p>

<p><strong>Basamak 6 — İştirak biçimi nedir?</strong> İcra üzerinde işlevsel hâkimiyet var mı? Varsa müşterek faillik (m.37); yoksa yardım etme (m.39/2). Hâkimiyet, hesabın kullanımında değil hilenin icrasında aranır.</p>

<p><strong>Basamak 7 — Katkı verme fiiliyle sınırlı mı?</strong> Mağdurla temas, hileli içerik üretimi, doğrulama yönetimi, yeni hesap temini gibi ek katkılar var mı?</p>

<p><strong>Basamak 8 — Kaç fiil var?</strong> Tek verme fiili ile çok sayıda mağdur mu? m.43/2 tartışılmalı. Erişim tekrar tekrar yenilenmiş mi? Gerçek içtima değerlendirilir.</p>

<p><strong>Basamak 9 — Sonuç ceza hesabı.</strong> m.61/1 → varsa m.21/2 → nitelikli hâller ve m.158/3 → m.35 → m.39 → m.43 → m.158/4’ün kabul edilen hukuki niteliğine göre uygun aşama → m.168 → m.62. TCK m.39’un sekiz yıllık üst sınırı ile adli para cezasında gün üzerinden hesap kuralı ayrıca gözetilir.</p>

<p><strong>Basamak 10 — Sonuç cezanın hukuki sonuçları.</strong> CMK m.231, TCK m.51 ve TCK m.50 bakımından eşikler ve kanuni şartlar ayrıca değerlendirilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-serdar-tosun" title="Av. Serdar TOSUN"><img alt="Av. Serdar TOSUN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Serdar-TOSUN.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-serdar-tosun" title="Av. Serdar TOSUN">Av. Serdar TOSUN</a></strong></h4>

<p><strong><a name="kaynakça"><span style="color:#999999">KAYNAKÇA</span></a></strong></p>

<p><strong><a name="i-mevzuat"><span style="color:#999999">I. Mevzuat</span></a></strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.38 ve m.141.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (RG: 12.10.2004, S. 25611), özellikle m.2, 7, 20–22, 35, 37–40, 43, 50, 51, 61, 62, 157–158, 165 ve 168.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (RG: 17.12.2004, S. 25673), özellikle m.2, 175, 217, 223, 230 ve 231.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (RG: 29.12.2004, S. 25685), m.98 ve 101.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (RG: 01.11.2005, S. 25983 mükerrer).</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu (RG: 01.03.2006, S. 26095), m.15, 16 ve 37.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun (RG: 27.06.2013, S. 28690).</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (RG: 30.12.2012, S. 28513), özellikle aracı kurumlar ve kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin hükümler.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, m.9.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (TBMM Genel Kurulunca kabul tarihi: 16.07.2026).</span></p>

<p><strong><a name="ii-yasama-belgeleri"><span style="color:#999999">II. Yasama Belgeleri</span></a></strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> TBMM, Adalet Komisyonu Tutanak Dergisi, 28. Dönem, 4. Yasama Yılı, 24.06.2026 tarihli toplantı.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> TBMM, 2/3737 esas numaralı Kanun Teklifi ve 280 sıra sayılı Komisyon Raporu.</span></p>

<p><strong><a name="iii-i̇çtihat"><span style="color:#999999">III. İçtihat</span></a></strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/makul-surede-yargilanma-hakki-ceza-davasinda-makul-surenin-asilmasi-453470" rel="dofollow"><span style="color:#999999"><strong>•</strong> Anayasa Mahkemesi, Recep Varol ve diğerleri, B. No: 2014/5985.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-hagb-kurumunu-duzenleyen-kurala-iliskin-iptal-davasi-ve-itiraz-basvurusu-hakkinda-karar" rel="dofollow"><span style="color:#999999"><strong>•</strong> Anayasa Mahkemesi, 10.07.2025 tarih, 2024/98 E., 2025/149 K.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/saniklarin-diger-sanigin-istegi-uzerine-ucuncu-kisilere-ait-hesap-bilgileri-ile-banka-kartlarini-temin-etmesi-ve-hesaplara-yatan-paralari-cekerek-diger-saniga-vermesi-durumunda-saniklar-musterek-fail-olarak-cezalandirilirlar" rel="dofollow"><span style="color:#999999"><strong>•</strong> Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 04.06.2024 tarih, 2021/16966 E., 2024/7470 K.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-15-ceza-dairesinin-201736376-e-20189968-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999"><strong>•</strong> Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 24.12.2018 tarih, 2017/36376 E., 2018/9968 K.</span></a></p>

<p><strong><a name="iv-öğreti"><span style="color:#999999">IV. Öğreti</span></a></strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> AKBULUT, Berrin: Ceza Hukuku Genel Hükümler, 6. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2019.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> BOZBAYINDIR, Ali Emrah: Olası Kast Kavramı ve Sınırları, Adalet Yayınevi, Ankara 2018.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> BULUT, İlhan: “Banka Hesaplarının Kullandırılması ve Ceza Sorumluluğu”, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 14, S. 2, 2024, s. 719–756, DOI: 10.54704/akdhfd.1556442.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> CENTEL, Nur / ZAFER, Hamide: Ceza Muhakemesi Hukuku, 20. Baskı, Beta Yayınevi, İstanbul 2024.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> ÇAKIR, Kerim: Suça İştirakte Müşterek Faillik, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2024.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> ÇELEN, Ömer: Bir İştirak Şekli Olarak Yardım Etme, Adalet Yayınevi, Ankara 2020.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> EKİCİ ŞAHİN, Meral: “İştirak Hâlinde İşlenen Suçlarda Suça Etki Eden Nedenlerin Şeriklere Sirayeti”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 64, S. 3, 2015, s. 637–686.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> EVİK, Vesile Sonay: Suça İştirakte Yardım Edenin Ceza Sorumluluğu, Adalet Yayınevi, İstanbul 2010.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> HAKERİ, Hakan: Ceza Hukuku Genel Hükümler, 22. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2019.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> KANTARCI, Nurullah: “Banka Hesabının Kullandırılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçuna İştirak”, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 8, S. 2, 2025, s. 497–539.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> KOCA, Mahmut / ÜZÜLMEZ, İlhan: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2025.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> KOCA, Mahmut / ÜZÜLMEZ, İlhan: Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 10. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2024.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> ÖZBEK, Veli Özer / DOĞAN, Koray / BACAKSIZ, Pınar: Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 19. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2024.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> ÖZGENÇ, İzzet: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 20. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2024.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> ŞEN, Ersan / KÖROĞLU, Anıl / AKSÜT, Ertekin: “</span><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-olarak-bilinen-7589-sayili-kanunun-bazi-hukumleri" rel="dofollow"><span style="color:#999999">12. Yargı Paketi Olarak Bilinen 7589 Sayılı Kanunun Bazı Hükümleri</span></a><span style="color:#999999">”, Hukuki Haber, 18.07.2026, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-olarak-bilinen-7589-sayili-kanunun-bazi-hukumleri" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> (erişim: 25.07.2026).</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> ŞİMŞEK, Bedirhan: “</span><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinde-dolandiricilik-ve-nitelikli-dolandiricilik-suclarina-iliskin-duzenlemelerin-infaz-goren-dosyalara-etkisi-bakimindan-degerlendirme" rel="dofollow"><span style="color:#999999">12. Yargı Paketinde Dolandırıcılık ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçlarına İlişkin Düzenlemelerin İnfaz Gören Dosyalara Etkisi Bakımından Değerlendirme</span></a><span style="color:#999999">”, Hukuki Haber, 19.07.2026, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinde-dolandiricilik-ve-nitelikli-dolandiricilik-suclarina-iliskin-duzenlemelerin-infaz-goren-dosyalara-etkisi-bakimindan-degerlendirme" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> (erişim: 25.07.2026).</span></p>

<p><strong><a name="v-elektronik-kaynaklar"><span style="color:#999999">V. Elektronik Kaynaklar</span></a></strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> Mevzuat Bilgi Sistemi, https://www.mevzuat.gov.tr</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası, https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> Türkiye Büyük Millet Meclisi, https://www.tbmm.gov.tr</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> FATF: Cyber-Enabled Fraud: Digitalisation and Money Laundering, Terrorist Financing and Proliferation Financing Risks, Paris, Şubat 2026.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>•</strong> Europol: “Money Muling”, Public Awareness and Prevention Guide, https://www.europol.europa.eu/operations-services-and-innovation/public-awareness-and-prevention-guides/money-muling</span></p>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> TBMM, 7589 sayılı Kanun Bilgileri ve kabul edilen nihai kanun metni. Nihai metinde TCK m.158/4 Madde 13’te; kanun yolu ve infaz hükümleri Geçici Madde 1’in sırasıyla altıncı ve yedinci fıkralarında; yürürlük ise Madde 26’da düzenlenmiştir. 26.07.2026 itibarıyla TBMM Kanun Bilgileri sayfasındaki Resmî Gazete tarihi ve sayısı alanları boştur.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> BULUT, İlhan: “Banka Hesaplarının Kullandırılması ve Ceza Sorumluluğu”, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 14, S. 2, 2024, s. 719–756; KANTARCI, a.g.m., s. 497–539.</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> TBMM Adalet Komisyonu Tutanak Dergisi, 24.06.2026 tarihli toplantı. Görüşmelerde TCK m.158/4 önergesi ile birlikte, hesap kullandırmayı taksirli biçimiyle de cezalandıran bağımsız bir suç tipi ihdas eden alternatif bir önerge sunulmuş; bu öneri kabul edilmemiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.20, m.21 ve m.22. Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır. Dolandırıcılık suçunun taksirli şekli bulunmamaktadır.</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.40/1: “Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.” Üçüncü fıkra uyarınca iştirakten sorumluluk için suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir. Ayrıntılı değerlendirme için bkz. ÖZGENÇ, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, iştirak bölümü; KOCA/ÜZÜLMEZ, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, iştirak bölümü.</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. TCK m.40 madde gerekçesi ve öğreti. Cezayı hafifleten veya ortadan kaldıran kişisel nedenler, ancak ilgili suç ortağı bakımından hukuki sonuç doğurur. Bu kabul, TCK m.158/4’ün şahsi indirim sebebi olarak nitelendirilmesi hâlinde diğer iştirakçilere sirayet etmeyeceği sonucunu destekler.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999"> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.21/2. Özel saikle işlenen suçlarda olası kastın mümkün olup olmadığı öğretide tartışmalıdır. Baskın görüş, saikin iradenin belirli bir sonuca yönelmesini gerektirdiği gerekçesiyle olası kastla bağdaşmadığı yönündedir. Bkz. ÖZGENÇ, a.g.e., manevi unsur bölümü; KOCA/ÜZÜLMEZ, a.g.e., kast bölümü; HAKERİ, Ceza Hukuku Genel Hükümler, kast bölümü. Bu çalışmada savunulan sonuç, anılan baskın görüşün TCK m.158/4’e uygulanmasından çıkarılmıştır.</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">[8]</span></a><span style="color:#999999"> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.37 ve m.39. Müşterek faillik için suçun kanuni tanımındaki fiilin birlikte gerçekleştirilmesi ve icra üzerinde işlevsel hâkimiyet aranır.</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">[9]</span></a><span style="color:#999999"> Bu yaklaşım, hesap veya ödeme aracının kullandırılması hâlinde fiil üzerinde birlikte hâkimiyet kurulduğu, bu sebeple yardım etme hükümlerinin uygulanamayacağı ve kişinin müşterek fail sıfatıyla sorumlu olacağı esasına dayanır. Uygulamadaki yansıması için izleyen notta anılan karara bakınız. Görüş, metinde belirtilen gerekçelerle tartışmaya açıktır.</span></p>

<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10" title=""><span style="color:#999999">[10]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/saniklarin-diger-sanigin-istegi-uzerine-ucuncu-kisilere-ait-hesap-bilgileri-ile-banka-kartlarini-temin-etmesi-ve-hesaplara-yatan-paralari-cekerek-diger-saniga-vermesi-durumunda-saniklar-musterek-fail-olarak-cezalandirilirlar" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 04.06.2024 tarih, 2021/16966 E., 2024/7470 K. Karar</span></a><span style="color:#999999">da, hesabını arkadaşına güvenerek kullandıran ve menfaat elde ettiği kanıtlanamayan sanığın suç kastıyla hareket ettiğine ilişkin mahkûmiyete yeter kesin delil bulunmadığı değerlendirilmiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11" title=""><span style="color:#999999">[11]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-15-ceza-dairesinin-201736376-e-20189968-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 24.12.2018 tarih, 2017/36376 E., 2018/9968 K. Karar</span></a><span style="color:#999999">da, baştan beri diğer sanıklarla eylem birliği belirlenemeyen kişinin hesap numaralarını kullandırmak suretiyle yardım eden sıfatıyla cezalandırılması isabetli bulunmuştur.</span></p>

<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12" title=""><span style="color:#999999">[12]</span></a><span style="color:#999999"> TBMM Adalet Komisyonu Tutanak Dergisi, 24.06.2026 tarihli toplantı, s. 87–88. Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürü, fiilin “fer’î faillik” ve yardım etme niteliğinde olması gerekirken uygulamada asli maddi faillik kabul edildiğini; düzenlemenin ölçülülük amacıyla getirildiğini belirtmiştir. Aynı açıklamada dolandırıcılık suçlarının mağdur sayısınca oluşmaya devam edeceği ifade edilmiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13" title=""><span style="color:#999999">[13]</span></a><span style="color:#999999"> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.61/5: “Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.”</span></p>

<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14" title=""><span style="color:#999999">[14]</span></a><span style="color:#999999"> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.61. Maddenin dördüncü fıkrası uyarınca birden fazla nitelikli hâlin gerçekleşmesi durumunda temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır; beşinci fıkrasındaki sıralama ise sonuç cezanın belirlenmesinde bağlayıcıdır. Takdiri indirim nedenleri de beşinci fıkranın son halkasında yer alır. Sekizinci fıkra uyarınca adli para cezası hesaplanırken artırma ve indirimler gün üzerinden yapılır.</span></p>

<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15" title=""><span style="color:#999999">[15]</span></a><span style="color:#999999"> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.158/3.</span></p>

<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16" title=""><span style="color:#999999">[16]</span></a><span style="color:#999999"> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.43. Birinci fıkra, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesini; ikinci fıkra ise aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesini kapsar. Tek bir iştirak fiiliyle birden fazla asıl suça katkı sunulması hâlinde fiil sayısının nasıl belirleneceği öğretide tartışmalıdır ve bu konuda yerleşik içtihat bulunmamaktadır.</span></p>

<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17" title=""><span style="color:#999999">[17]</span></a><span style="color:#999999"> KANTARCI, Nurullah: “Banka Hesabının Kullandırılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçuna İştirak”, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 8, S. 2, 2025, s. 530–531. Yazar, tek hesap verme fiiliyle birden fazla suça katkı hâlinde şerikin fiil tekliğini esas alan görüşü savunmakta ve aynı neviden fikrî içtima sonucuna ulaşmaktadır.</span></p>

<p><a href="#_ftnref18" name="_ftn18" title=""><span style="color:#999999">[18]</span></a><span style="color:#999999"> TBMM Adalet Komisyonu Tutanak Dergisi, 24.06.2026 tarihli toplantı, s. 87–88. Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürü, fiilin “fer’î faillik” ve yardım etme niteliğinde olması gerekirken uygulamada asli maddi faillik kabul edildiğini; düzenlemenin ölçülülük amacıyla getirildiğini belirtmiştir. Aynı açıklamada dolandırıcılık suçlarının mağdur sayısınca oluşmaya devam edeceği ifade edilmiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref19" name="_ftn19" title=""><span style="color:#999999">[19]</span></a><span style="color:#999999"> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.61/7. Süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı bu madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza otuz yıldan fazla olamaz. Sınır, her bir hüküm bakımından ayrı ayrı işler.</span></p>

<p><a href="#_ftnref20" name="_ftn20" title=""><span style="color:#999999">[20]</span></a><span style="color:#999999"> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.168. Kovuşturmanın başlangıcı bakımından iddianamenin kabulü tarihi esas alınır (CMK m.175).</span></p>

<p><a href="#_ftnref21" name="_ftn21" title=""><span style="color:#999999">[21]</span></a><span style="color:#999999"> ŞİMŞEK, a.g.m. Yazar, hesabını kullandırdığı kabul edilen hükümlü bakımından m.158/4 ile m.168/2’nin birlikte uygulanması hâlinde sonuç cezanın uyarlama öncesindeki cezanın dörtte birine kadar inebileceğini belirtmektedir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref22" name="_ftn22" title=""><span style="color:#999999">[22]</span></a><span style="color:#999999"> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.158/1 ve son cümlesi. Basit dolandırıcılıkta ceza m.157 uyarınca bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Kabul edilen 7589 sayılı Kanun metni, TCK m.158/1’deki temel ceza miktarlarını değiştirmemektedir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref23" name="_ftn23" title=""><span style="color:#999999">[23]</span></a><span style="color:#999999"> 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231. </span><a href="https://www.hukukihaber.net/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-hagb-kurumunu-duzenleyen-kurala-iliskin-iptal-davasi-ve-itiraz-basvurusu-hakkinda-karar" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Anayasa Mahkemesi 10.07.2025 tarih, 2024/98 E., 2025/149 K. sayılı kararı</span></a><span style="color:#999999">yla CMK m.231/5–14 hükümlerini iptal etmiş ve yürürlük tarihini ertelemiştir. 7589 sayılı Kanunla anılan fıkralar yeniden düzenlenmiştir. Ayrıca bkz. TCK m.50 ve m.51.</span></p>

<p><a href="#_ftnref24" name="_ftn24" title=""><span style="color:#999999">[24]</span></a><span style="color:#999999"> Uygulamadaki bu eğilim ve uyarlama yargılamasına etkisi hakkında bkz. ŞİMŞEK, Bedirhan: </span><a href="http://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinde-dolandiricilik-ve-nitelikli-dolandiricilik-suclarina-iliskin-duzenlemelerin-infaz-goren-dosyalara-etkisi-bakimindan-degerlendirme" rel="dofollow"><span style="color:#999999">“12. Yargı Paketinde Dolandırıcılık ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçlarına İlişkin Düzenlemelerin İnfaz Gören Dosyalara Etkisi Bakımından Değerlendirme”</span></a><span style="color:#999999">, </span><a href="http://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinde-dolandiricilik-ve-nitelikli-dolandiricilik-suclarina-iliskin-duzenlemelerin-infaz-goren-dosyalara-etkisi-bakimindan-degerlendirme" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Hukuki Haber,</span></a><span style="color:#999999"> 19.07.2026.</span></p>

<p><a href="#_ftnref25" name="_ftn25" title=""><span style="color:#999999">[25]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/makul-surede-yargilanma-hakki-ceza-davasinda-makul-surenin-asilmasi-453470" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Anayasa Mahkemesi, Recep Varol ve diğerleri, B. No: 2014/5985.</span></a><span style="color:#999999"> Ayrıca bkz. Anayasa m.141/3 ve CMK m.230.</span></p>

<p><a href="#_ftnref26" name="_ftn26" title=""><span style="color:#999999">[26]</span></a><span style="color:#999999"> ŞEN, Ersan / KÖROĞLU, Anıl / AKSÜT, Ertekin:</span><a href="http://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-olarak-bilinen-7589-sayili-kanunun-bazi-hukumleri" rel="dofollow"><span style="color:#999999"> “12. Yargı Paketi Olarak Bilinen 7589 Sayılı Kanunun Bazı Hükümleri”</span></a><span style="color:#999999">, </span><a href="http://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-olarak-bilinen-7589-sayili-kanunun-bazi-hukumleri" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Hukuki Haber,</span></a><span style="color:#999999"> 18.07.2026. Yazarlar, Yargıtay ceza dairelerindeki dosyalar bakımından açık hüküm bulunmamasının boşluk oluşturmadığı; dosyanın bozma kararıyla ilk derece mahkemesine veya şartları oluştuğu durumda bölge adliye mahkemesine gönderileceği görüşündedir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref27" name="_ftn27" title=""><span style="color:#999999">[27]</span></a><span style="color:#999999"> TBMM Adalet Komisyonu Tutanak Dergisi, 24.06.2026 tarihli toplantı. Görüşmelerde, aynı kişi hakkında çok sayıda dosya ve yüksek zarar bulunması hâlinde tam ödemenin güçlüğü ile infazın durması sorunları gündeme getirilmiş; nihai hüküm taksit olanağı içermemiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref28" name="_ftn28" title=""><span style="color:#999999">[28]</span></a><span style="color:#999999"> FATF, Cyber-Enabled Fraud: Digitalisation and Money Laundering, Terrorist Financing and Proliferation Financing Risks, Şubat 2026, s. 3–5; Europol, “Money Muling”, Public Awareness and Prevention Guide.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-hesap-ve-odeme-araci-kullandirmaya-ozgu-indirim-normu-1</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/teradhak.jpg" type="image/jpeg" length="92879"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Hak Kaybına Neden Olan En Büyük Hatalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BjdDJh1aHnQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="99888"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="14708"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62541"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76229"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="16572"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="96352"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="45886"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="36326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25383"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83478"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="79603"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="15274"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="87005"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="10406"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="70635"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="13565"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="64851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="64203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="32239"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="10955"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
