<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 05 Sep 2026 19:32:29 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Karadeniz Bölgesi Genişletilmiş Baro Başkanları Toplantısı Kastamonu'da gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/karadeniz-bolgesi-genisletilmis-baro-baskanlari-toplantisi-kastamonuda-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/karadeniz-bolgesi-genisletilmis-baro-baskanlari-toplantisi-kastamonuda-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Bölgesi Genişletilmiş Baro Başkanları Toplantısı, Kastamonu Barosu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Bölge barolarının yanı sıra Yozgat, Kırşehir, Çankırı ve Bilecik Barolarının da katıldığı toplantıda, avukatlık mesleğinin güncel sorunları, yargının işleyişine ilişkin başlıklar ve çözüm önerileri değerlendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplantıya Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. R. Erinç Sağkan ile TBB Yönetim Kurulu Üyesi Av. Melih Yardımcı katıldı.</p>

<p>Baroların farklı illerde karşı karşıya kaldığı mesleki sorunların ve uygulamadaki ihtiyaçların doğrudan paylaşılmasına imkân sağlayan toplantıda; bölgesel deneyimlerin ortaklaştırılması, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve barolar ile Türkiye Barolar Birliği arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi üzerinde duruldu.</p>

<p><strong>SAĞKAN: “BU TOPLANTILARDAN ÇIKAN SONUÇLARI ETKİN ŞEKİLDE TAKİP EDİYORUZ”</strong></p>

<p>Toplantıda konuşan TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, bölgesel baro başkanları toplantılarının mesleğin ve meslektaşların sorunlarının ele alınmasının yanı sıra Türkiye’de hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi bakımından da önemli bir istişare zemini oluşturduğunu vurguladı.</p>

<p>Sağkan, <strong>“</strong>Biz, bu toplantıların mesleğimiz, meslektaşlarımız ve Türkiye’de hukukun üstünlüğü bakımından çok kıymetli olduğu inancındayız.” diyerek, baroların sahadaki deneyimlerinden hareketle ortaya koyduğu görüş ve önerilerin TBB’nin çalışmalarına önemli katkı sunduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Toplantılarda sunulan değerlendirmelerin yalnızca tespit düzeyinde bırakılmadığını belirten Sağkan, <strong>“</strong>Bu toplantılardan çıkan sonuçları da Türkiye Barolar Birliği olarak etkin şekilde takip ediyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kastamonu’nun Millî Mücadele dönemindeki yerine de değinen Sağkan, toplantının gerçekleştirilmesine sağladığı katkı ve ev sahipliği dolayısıyla Kastamonu Barosu Başkanı Av. Özgür Demir ile Yönetim Kurulu üyelerine ve baro çalışanlarına teşekkür etti.</p>

<p>Toplantı, baro başkanlarının avukatlık mesleğinin ve yargının güncel gündemine ilişkin değerlendirmelerini, sahada karşılaşılan sorunları ve çözüm önerilerini paylaşmalarının ardından tamamlandı.</p>

<p><strong>MESLEKTE 50 YILA VEFA</strong></p>

<p>Program kapsamında, avukatlık mesleğinde 50 yılı geride bırakan Av. İsmet Yeni ve Av. Şükrü Tuncel’e, mesleğe yarım asır boyunca verdikleri emek ve katkılar dolayısıyla 50. Yıl Plaketleri takdim edildi.</p>

<p>Plaket takdimiyle, mesleğe uzun yıllar emek veren avukatların deneyim ve birikimlerinin mesleki hafızanın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması bakımından taşıdığı değere vurgu yapıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_1_5092026153325.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_2_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_3_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_4_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_5_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_6_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_7_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_8_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_9_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_10_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_11_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_12_5092026153330.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_13_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_14_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/karadeniz-bolgesi-genisletilmis-baro-baskanlari-toplantisi-kastamonuda-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/adsiz-196.jpg" type="image/jpeg" length="53935"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/1083 E., 2024/4577 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20231083-e-20244577-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20231083-e-20244577-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.06.2024 tarihli, 2023/1083 E., 2024/4577 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>11. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/1083 E., 2024/4577 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI :2022/163 Esas, 2022/2294 Karar<br />
HÜKÜM :Esastan ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ :Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI :2019/583 E., 2021/219 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, diğer yedi ortağın şirketi ... Group isimli bir şirkete devretmeyi planladıklarını, 10.10.2019 tarihinde ana sözleşmenin şirket hisselerinin üçüncü şahıslara devrinin oy birliği şartına bağlı olmasına yönelik 15 inci maddesinin davacının yokluğunda diğer ortaklar tarafından tadil edildiğini ve hisselerin devrinde devir serbestisi düzenlenmesinin kabul edildiğini, 14.11.2019 günlü genel kurul kararında ise ... Group adına yapılan hisse devir işlemine ve bu şirket yetkilisinin yönetim kurulunda yer almasına yönelik karara muhalefet şerhi koydurduklarını, iptalini talep ettikleri genel kurulların ilkinde hisse devrinde aranan oy birliği şartının değiştirildiğini, diğerinde ise hisse devir işlemlerinin yapılan değişikliğe bağlı olarak tamamlandığını, bu nedenle de her iki genel kurul kararlarının birbirini etkileyecek durumda olması nedeniyle iptal davasını tek dava olarak açtıklarını, 10.10.2019 tarihli genel kurul çağrısının usulüne uygun yapılmadığını ve davacının katılmasının engellendiğini, davalı şirketin tüm paydaşlar arasında yapılmış olan sadakat protokolü üzerinde uzlaşma sağlanarak kurulduğunu, şirketin kurulmasından sonra ortaklık protokolü olarak adlandırıldığını ve ortakların tamamının bu protokole sadık kalacaklarının imzaları ile deklare edildiğini, 10.10.2019 günlü genel kurulda yapılan esas sözleşme değişikliğinin şirketin başka bir şirket tarafından devralınması, şirketin bağımsızlığını ve adeta varlığını yitirmesi sonucunu doğuran bir karar olduğunu, yapılan değişikliğin hissedarların menfaatine olmadığını, davacı haricindeki ortakların aynı zamanda hekim olup diş hekimi sıfatıyla da hizmet verdiklerini ve çalışmalarına göre ücret aldıklarını, ortaklık sıfatı ile de kar payı aldıklarını, şirketin ... Group bünyesine katılması ile birlikte aylık cirodan %7 gibi yüksek bir meblağın franchise bedeli olarak ödenmek zorunda kalınacağını, bu haliyle ortaklık payları karşılığında alınacak kar payının da azalacağını, 14.11.2019 tarihli genel kurul çağrısının da usulüne uygun yapılmadığını, 2 nolu karar ile hisse devrine ilişkin kararın oy çokluğuyla kabul edildiğini, 3 nolu karar ile de ... Group yetkilisi ...'nin yönetim kuruluna seçilmesinin oy çokluğuyla kabul edildiğini, şirkete dışarıdan yeni bir şirketin dahil olmasının ve doğrudan yönetim kuruluna seçilmesine dair alınan bu kararların müktesep hak yaratan ortaklık protokolü uyarınca oy birliği ile alınması gerektiğini, alınan kararların şirket ve hissedarlar menfaatine olmadığını ve kabul edilemez sonuçlar doğurduğunu ileri sürerek, 10.10.2019 ve 14.11.2019 tarihli genel kurullarda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kurulların usulüne uygun bir şekilde yapıldığını, şirketin sıkıntılı bir sırada bazı ortakların şirketten ayrılmalarının gündeme gelmesi sonucunda kalan ortakların ayrılacak ortakların paylarını ödeyebilecek ekonomik durumlarının olmaması nedeniyle şirkete dışarıdan ortak alma sürecine girildiğini, bu kapsamda öncelikle şirket esas sözleşmesinin hisse devrini düzenleyen maddesinin değiştirildiğini, 10.10.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının ilanının Ticaret Sicili Gazetesinde yapıldığını, davacının bu toplantıya katılmadığını, belirtilen genel kurulda esas sözleşmenin hisse devri başlıklı 15 inci maddesinin değiştirilerek şirkete dışarıdan ortak alınmasının önünün açıldığını, böylece hisselerini devredip şirketten ayrılmak isteyen ortakların hisselerinin ... Grup tarafından devralındığını, devirler sonucunda yeni yönetim kurulunun belirlenmesi ve hisse devirlerinin görüşülmesi için genel kurulun tekrar 14.11.2019 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısına çağrıldığını, toplantı çağrısının usulüne uygun olarak yapıldığını ve davacı vekilinin toplantıya katılarak olumsuz oy kullandığını, davacının genel kurulların iptal edilmesi gerektiği yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, şirketin 350.000,00 TL sermaye ile kurulmasına rağmen bu aşamadan sonra 1.000.000,00 TL kredi kullandığını, bunların tükenmesi üzerine sermayesini 850.000,00 TL'ye çıkardığını, bu sermayenin de bitmesi sonucunda ortaklardan 960.000,00 TL borç alındığını, şirketin devamı için çalışan ortakların hiçbir zaman hakedişlerini tam olarak alamadıklarını, şirketin kredilerini geri ödemek için kredi kullandığını, sarf malzemelerini aldığı diş depolarına ve diş protez laboratuvarlarına ödemelerini gecikmeli olarak yaptığını, şirketin davacının iddia ettiği gibi kar etmediğini zarar ettiğini, ... Grup ile yapılan ortaklık sonrasında şirketin tasfiyeye girmesinin önlendiğini ve şirketin devamlılığının sağlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.10.2019 tarihli genel kurul kararının çağrısının usulsüz olmasına rağmen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, etki kuralı gereğince bunun sonuca etkili olmaması, ana sözleşme değişikliğinin kanunda belirlenen nisaplara uygun olarak değiştirilmesi nedeniyle usulüne uygun olduğu, 14.11.2019 günlü genel kurul kararında ana sözleşmeye ve kanuna aykırı olmadığı gerekçesi ile<br />
davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda belirtilen görüşün aksine her iki genel kurulda alınan kararların, taraflar arasında imzalanan ortaklık protokolüne açıkça aykırı olduğunu, yapılan bu değişikliğin dürüstlük kuralı ile izah edilmesinin mümkün olmadığını, iptalini talep ettikleri genel kurullarda alınan kararların kanuna, ortaklık protokolüne ve dürüstlük kuralına aykırı olarak ADEN şirketinin adı, ticari kimliği, işletme ve yönetim modeli dâhil olmak üzere tüm geçmişi sıfırlanmak suretiyle ... GROUP bünyesine aktarıldığı açıkken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesinde "Kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır." hükmüne yer verildiği, eldeki uyuşmazlıkta, 10.10.2019 tarihli olağanüstü genel kurulun 2 nci gündem maddesi ile şirket ana sözleşmesinin 15 inci maddesinin değiştirildiği, hazirun cetveline göre toplantıya davacı dışındaki tüm ortakların katıldığı, 3400 paydan 3026'sının toplantıda temsil edildiği ve kararın toplantıya katılanların oy birliği ile toplam sermayeye göre ise oy çokluğu ile alındığı, bu durumda nisaplar yönünden iptal sebebinin bulunmadığı; 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin ikinci fıkrasında "Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin" iptal davası açabileceğinin hüküm altına alındığı, dolayısıyla çağrının usulsüzlüğünün iptal nedeni olarak kabul edilmesi için sonuca etkili olması gerektiği, eldeki uyuşmazlıkta ise çağrının usulüne uygun olması halinde, davacının olumsuz oyu nisaplara etki etmeyeceği, 14.11.2019 tarihli genel kurulun 2 nci gündem maddesinde bir kısım şirket ortaklarının paylarının devrinin görüşülüp karara bağlandığı, 3 üncü gündem maddesinde şirket yönetim kurulu üyelerinin seçildiği, davacının, çağrının usulsüzlüğüne ilişkin istinaf isteminin, çağrısız yapılan bu genel kurula hazirun cetveline göre davacı (vekili vasıtasıyla) dahil tüm ortakların katılması, toplantıya itiraz edenin bulunmaması nedeni ile anılan Kanun'un 416 ncı maddesindeki koşullarının sağlandığı, anonim şirketlerde payların 6102 sayılı Kanun'un 476 ncı ve devamı maddelerinde düzenlendiği, 484 üncü maddesine göre pay senetlerinin hamiline ve nama yazılı olduğu, hamiline yazılı pay senetlerinin zilyetliğin devri ile mümkün bulunduğu, nama yazılı pay senetlerinin kanunda ve esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe bir sınırlamaya tabi olmaksızın devredileceği (489 uncu ve 490 ncı maddeleri), eldeki uyuşmazlıkta, payların senede bağlanmadığı ve noter sözleşmesi ile devredildiği görülmekte olup, payların devrinde şekle aykırı bir husus olmadığının anlaşıldığı, davacı yanca pay devirlerinin "Ortaklık Protokolü" isimli sözleşme uyarınca geçerli olmadığının ileri sürüldüğü, davacının iddia ettiği sözleşmenin, doktrinde ve uygulamada "pay sahipleri sözleşmesi" olarak adlandırıldığı, bu sözleşmenin ana sözleşmeye eklenip ana sözleşme hükmü haline getirilmediği müddetçe şirket ortaklarına göre 3. kişi konumunda olan şirketi bağlamayacağı, şirket genel kurulu eliyle pay sahipleri sözleşmesinin aksine karar alabileceği (Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarih, 2019/4971 E., 2020/2971 K., 11.10.2016 tarih, 2016/1275 E., 2016/8000 K. sayılı ilamları), davacının sunduğu "Ortaklık Protokolü" isimli sözleşmenin ana sözleşmenin hükmü haline getirilmediği, ancak bu protokolün 4 üncü maddesinde belirtilen hisse devrine ilişkin hükmün ana sözleşmenin 15 inci maddesinde düzenlendiğinin görüldüğü, ancak ortaklardan ayrı bir tüzel kişiliği olan şirketin ana sözleşmedeki bu hükmü ana sözleşme ve kanundaki nisaplarla her zaman değiştirebileceği, şirket genel kurulunun da 10.10.2019 tarihli toplantısında ana sözleşmenin 15 inci maddesinin değiştirilmesine karar verdiği, bu kararının ana sözleşmenin nisaplara ilişkin 10 uncu ve 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen nisaplara uygun alındığı, bu itibarla dava konusu her iki genel kurul kararının ana sözleşmeye ve kanuna aykırı olmadığı, kaldı ki davacının, 06.03.2019 tarihli genel kurulun 9 uncu maddesi ile davacının da şirket ortaklığından ayrılma talebini şirkete ilettiği gözetildiğinde, davalı şirketin ana sözleşmenin hisse devri hükmünün değiştirilmesine ilişkin 10.10.2019 tarihli genel kurul kararı ile pay devrinin onaylanmasına ve yeni yönetim kurulu seçimine ilişkin 14.11.2019 tarihli genel kurul kararlarının dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, tüm bu açıklamalara göre; davacının ileri sürdüğü iddialar ile genel kurulların çağrı işlemleri, toplantı tutanağı ve karar nisapları dikkate alındığından genel kurulların butlanla malul olmadığı ve iptal nedeninin bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeple;<br />
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20231083-e-20244577-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-1.jpg" type="image/jpeg" length="42754"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/1275 E., 2016/8000 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2016 tarihli, 2016/1275 E., 2016/8000 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>11. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2016/1275 E., 2016/8000 K.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ</p>

<p>Taraflar arasında görülen davada ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/03/2015 tarih ve 2014/408-2015/169 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/10/2016 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ile Av. ... ve davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br />
Davacı vekili, %25'lik pay oranına sahip müvekkili ile %75'lik pay oranına sahip ... S.A. tarafından davalı şirketin kurulduğunu, müvekkili ile diğer ortak arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli sözleşme uyarınca ilk üç aydan sonra müvekkilinin müdürlük görevini diğer ortak yetkilisi ve temsilcisi ... ile müvekkilinin birlikte .... şirketini ilzam ve temsil etmeleri hususunda anlaştıklarını, ancak 10.04.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısında iyi niyet kurallarına ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak müvekkilinin müdürlük görevine son verildiğini ve davalı şirketin müdürlüğüne tek başına temsile yetkili olarak on yıllığına ...'un seçildiğini, ayrıca söz konusu olağan genel kurul toplantısında karar nisabının ... adına oy kullanan vekilin vekâletnamesinde usuli eksiklikler sebebiyle toplantıda oy kullanma yetkisine elverişli olmadığından sağlanamadığını ileri sürerek, 10/04/2013 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısında karar yeter sayısı sağlanmadan alınan kararın yokluğunun tespitini, yokluğun tespiti istemlerinin reddilmesi halinde ise kanuna ve özellikle de dürüstlük kuralına aykırı olarak alınan kararın iptalini talep ve dava etmiştir.</p>

<p>Davalı vekili, ...'nin verdiği vekaletnamenin mevzuata uygun olduğunu, ortaklar arasında imzalanan sözleşmenin pay sahipleri sözleşmesi olduğunu, pay sahipleri sözleşmesinin sözleşmeye taraf olmayan şirketi, şirket organlarını ve taraf olmayan diğer ortakları bağlamayacağını, dolayısıyla da müvekkili şirketin taraf olmadığı bir sözleşme nedeniyle genel kurulda aldığı kararın iptal edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı diğer ortak vekilinin 10/04/2013 tarihli genel kurul toplantısına usulüne uygun vekaletnameyle katıldığı, ortaklar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli sözleşmenin sadece tarafı olan ortakları bağlayacağı, şirket tüzel kişiliği bakımından bağlayıcı olmadığı, her ne kadar alınan karar taraflar arasındaki sözleşme hükmüne aykırı ise de, şirket organı olan genel kurulda alınan kararların geçerliliği bakımından ortaklar arasındaki harici sözleşmenin değil, şirket sözleşmesinin esas alınması gerektiği, ortaklar arasındaki sözleşme hükmünün çoğunluk ilkesini bertaraf edici nitelikte olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/hukukihaber-yazi-08-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="25461"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/4971 E., 2020/2971 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 tarihli, 2019/4971 E., 2020/2971 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>11. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2019/4971 E., 2020/2971 K.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ</p>

<p>Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/02/2017 tarih ve 2014/873 E.- 2017/95 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/09/2019 tarih ve 2018/1344 E.- 2019/1028 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:</p>

<p>Davacı vekili, davalı Şirketin 10/09/2014 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmış olup müvekkilinin toplantıya katılmadığını, toplantıda Şirketin sermayesinin 13.000.000,00 TL iken 21.000.000,00 TL'ye arttırıldığını, genel kurul toplantısının pay sahibi olan müvekkiline geç bildirilmiş olup çağrının usulüne uygun yapılmadığını, iadeli taahhütle bildirim yapılması gerekirken taahhütlü olarak genel kurulun bildirildiğini, genel kurulun Şirket internet adresinde ilan edilmediğini, genel kurul toplantısında 23/09/2008 tarihli protokolün 3.B maddesi gereği ERES'e teminat olarak verilen 13.200 adet hisseye ait oy hakkı artı-M/Zeynel BAL'ın önerisi doğrultusunda kullanılması gerekmekte iken bunun yapılmadığını ve protokole aykırı davranıldığını, genel kurul toplantısına denetçilerin katılması zorunlu olup toplantı tutanağından denetçilerin hazır bulunmadığını, tüm hissedarlar arasında 23/09/2008 tarihinde yapılan sözleşme ile hüküm altına alınan hususların taraflar için bağlayıcı nitelikte olduğunu, şirketin ana sözleşmesine ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olan 3 numaralı kararın iptalinin gerektiğini belirterek davanın kabulü ile 10/09/2014 tarihinde gerçekleşen davalı - Şirket olağan genel kurulunda alınan 3 numaralı kararın iptalini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı vekili, genel kurulun toplantıya çağrılması ile ilgili olarak öncelikle davacı bakımından etki kuralı gereğince; dava şartı gerçekleşmediğini, davacının genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu, bir başka deyişle "karar" ile "aykırılık" arasındaki "illiyet bağını" da ispat etmekle yükümlü olduğunu, yeni getirilen hükümle davacının genel kurul toplantısında alınan kararlara etki edebilecek pay miktarına sahip olması gerektiğini, davacının pay miktarı dikkate alındığından 10/09/2014 tarihli olağan genel kurulda alınan kararlara muhalif kalsa da etki edemeyeceğini, şirketin bağımsız denetim kapsamında bir şirket olmadığını, genel kurulda denetçi bulunmasına gerek olmadığı ve internet sitesi kurma mecburiyetinin de bulunmadığını, alınan kararla sermaye artırımı gereksizliği yada küçük sermayedarları zarara uğratmak amacından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 13.000.000,00 TL olan davalı şirket sermayesinin 35,00 TL'sine sahip olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 446. maddesi gereğince; genel kurul toplantısına katılmayan ortakların genel kurulda alınan kararların iptalini isteyebilmek için söz konusu aykırılığın genel kurul kararın alınmasını etkilediğini kanıtlaması gerektiği, davalı şirketin bağımsız denetime tabi olmadığı, bu nedenle internet sitesi kurma zorunluluğunun da bulunmadığı, dava konusu genel kurulun toplantı gününden iki hafta önce Ticaret Sicil Gazetesinde usulüne uygun olarak yayınlandığı, daha önceki genel kurul toplantılarında olduğu gibi dava konusu genel kurulun da taahhütlü mektupla davacıya bildirildiği, davacı vekilinin ileri sürdüğü 23/09/2008 tarihli pay sahipleri sözleşmesinin taraflar için bağlayıcı olduğu ve uyulması gerektiğine ilişkin iddiasının, pay sözleşme hükümlerinin şirket ana sözleşmesi olarak tespit edilmemişse üçüncü kişileri ve şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, pay sahipleri sözleşmesindeki ERES'e teminat verilen hisseye ait oy hakkının kullanımına ilişkin şirket ana sözleşmesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, sermaye arttırımından yasa ve iyi niyet kurallarına aykırı herhangi bir durumun da söz konusu olmadığı, 10/09/2014 tarihli davalı şirketin olağanüstü ortaklar kurulunda alınan şirket sermayesinin arttırılmasına ilişkin kararın şirket ana sözleşmesi, yasa ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı kanısına varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı şirketin bağımsız denetime tabi şirketler arasında yer almadığından bağımsız denetime tabi olmadığı gibi internet sitesi kurma zorunluluğu da bulunmadığı, dava konusu yapılan genel kurulun toplantı gününden iki hafta önce Ticaret Sicil Gazetesinde usulüne uygun olarak yayınlandığı, daha önceki genel kurul toplantılarında yapıldığı üzere dava konusu genel kurulunda taahhütlü mektupla davacıya bildirildiği, çağrının usulüne uygun olduğu, davacı vekilinin iptal sebebi olarak ileri sürdüğü 23/09/2008 tarihli Pay Sahipleri Sözleşmesi'nin tarafları için bağlayıcı olduğu ve uyulması gerektiğine yönelik iddiasının pay sahipleri sözleşmesinin şirket ana sözleşmesi olarak tespit edilmemesi halinde 3.kişilere ve şirketlere karşı ileri sürülemeyeceği, davacı tarafça bu yönde aksini kanıtlar şekilde delil sunulmadığı gibi pay sahipleri sözleşmesindeki teminata verilen hisseye ait oy hakkının kullanımına ilişkin şirket ana sözleşmesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, sermaye artırımın yasa, esas sözleşme, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı herhangi bir yönünün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br />
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davacıya yapılan tebligatın usulüne uygun yapılmış olduğunun saptanmış olmasına, davacının toplantıya katılıp alınan kararlara olumsuz oy verdiği ve muhalefetini tutanağa geçirtmediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aaa.jpeg" type="image/jpeg" length="94090"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[START-UP’LARA YATIRIMDA GELECEKTE PAY EDİNME ARACI OLARAK SAFE SÖZLEŞMELERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE SONUÇLARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/start-uplara-yatirimda-gelecekte-pay-edinme-araci-olarak-safe-sozlesmelerinin-hukuki-niteligi-ve-sonuclari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/start-uplara-yatirimda-gelecekte-pay-edinme-araci-olarak-safe-sozlesmelerinin-hukuki-niteligi-ve-sonuclari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Erken aşamadaki girişim şirketlerinde yatırım tarihindeki şirket değerinin sağlıklı biçimde belirlenmesi çoğu zaman güçtür. Bu nedenle yatırım tutarının derhâl şirkete aktarılması, pay ediniminin ve değerlemenin ise sonraki yatırım turuna bırakılması uygulamada tercih edilebilmektedir. Simple Agreement for Future Equity (SAFE), yatırımcının sağladığı fon karşılığında belirli bir olayın gerçekleşmesi üzerine pay edinmesini öngören sözleşme modeli olarak tanımlanabilir. Model, Y Combinator<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> tarafından dönüştürülebilir borçlanma araçlarına alternatif olarak geliştirilmiş, faiz ve vade içermeyen kısa metni sebebiyle girişim yatırımlarında yaygınlaşmıştır.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a></p>

<p>SAFE, Türk hukukunda kanunla düzenlenmiş bir sözleşme tipi değildir. SAFE’nin bu atipik durumu, sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğu anlamına gelmez. Hukuki sorun, tarafların gelecekte pay edinimine ilişkin bir borç ilişkisi kurup kuramayacağından çok, bu borcun Türk Ticaret Kanunu'nun sermaye artırımı, pay taahhüdü, rüçhan hakkı ve şirket organlarının devredilemez yetkilerine ilişkin hükümleri çerçevesinde nasıl ifa edileceğidir. Amerikan hukukuna göre hazırlanmış standart metindeki otomatik dönüşüm kaydı, Türk anonim şirketinde gerekli korporatif işlemleri tek başına ikame etmez.</p>

<p><strong>SAFE SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ</strong></p>

<p>SAFE'in tarafları bakımından asli edimler, yatırımcının kararlaştırılan tutarı şirkete aktarması ve şirket ile sözleşmeye katılan diğer kişilerin tetikleyici olay gerçekleştiğinde yatırımcının pay edinmesini sağlayacak işlemleri yerine getirmesidir. Standart SAFE, kural olarak anaparanın belirli bir vadede iadesini ve faiz ödenmesini öngörmez. Bu sebeple klasik kredi sözleşmesinden ayrılır. İmza tarihinde pay sahipliği doğurmadığından, pay edinme veya iştirak taahhüdünün tamamlanmış hâli olarak da nitelendirilemez. Sözleşmenin hukuki niteliği, içeriğine göre belirlenmek kaydıyla, gelecekte pay edinimini amaçlayan atipik bir yatırım sözleşmesi olarak açıklanabilir.</p>

<p>Türk Borçlar Kanunu'nun 26'ncı maddesi sözleşme özgürlüğünü kabul etmekte; 27'nci maddesi ise emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı yahut konusu imkânsız sözleşmelerin kesin hükümsüz olduğunu düzenlemektedir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a></p>

<p>“Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.” (TBK m. 26)</p>

<p>Bu hükümler uyarınca SAFE'in atipik nitelikte olması geçerliliğine engel teşkil etmez. Ancak sözleşmenin borçlandırıcı etkisi ile pay sahipliğini doğuracak şirketler hukuku işlemleri birbirinden ayrılmalıdır. Şirketin ileride yeni pay çıkaracağına ilişkin taahhüdü, yetkili organın sermaye artırımı kararının yerine geçmez. Aynı şekilde kurucuların belirli yönde oy kullanma taahhüdü, henüz alınmamış bir genel kurul kararını mevcut hâle getirmez. Pay sahipleri sözleşmeleri bakımından öğretide kabul edilen nispi etki, SAFE hükümleri yönünden de geçerlidir; sözleşme taraflarını bağlayan kayıtlar, emredici şirketler hukuku hükümlerini bertaraf edemez.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a></p>

<p><strong>SERMAYE ARTIRIMI YOLUYLA PAY EDİNİMİ</strong></p>

<p>Yatırımcının yeni çıkarılacak payları edinmesi kararlaştırılmışsa, esas sermaye sisteminde genel kurulun; kayıtlı sermaye sisteminde ise esas sözleşmeyle yetkilendirilmiş yönetim kurulunun sermaye artırımı kararı alması gerekir. Sermaye taahhüdü, esas sözleşme değişikliği, gerekli rapor ve beyanların düzenlenmesi ile tescil dâhil olmak üzere kanunda öngörülen işlemler tamamlanmadan yalnızca SAFE bedelinin şirkete ödenmiş olması pay sahipliği sonucunu doğurmaz. Bu nedenle sözleşmede şirketin ve kurucu pay sahiplerinin yalnızca genel bir dönüşüm borcu değil, sermaye artırımının icrası için gerekli her bir işlemi gerçekleştirme yükümlülüğü de düzenlenmelidir.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a></p>

<p>Dönüşüm bedelinin belirlenmesinde TTK'nın itibari değerin korunmasına ilişkin emredici hükmü gözetilmelidir. Değerleme tavanı veya indirim oranı yatırımcı lehine daha düşük bir pay edinme bedeli ortaya çıkarsa dahi, yeni paylar itibari değerinin altında çıkarılamaz.</p>

<p>“İtibarî değerinden aşağı bedelle pay çıkarılamaz. Payların itibarî değerinden yüksek bir bedelle çıkarılabilmeleri için esas sözleşmede hüküm veya genel kurul kararı bulunmalıdır..” (TTK m. 347)<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title=""><strong>[6]</strong></a></p>

<p>Bu sınırlama sebebiyle dönüşüm formülünde payın itibari değeri taban olarak alınmalı, itibari değeri aşan kısmın emisyon primi niteliği ve muhasebeleştirilme biçimi açıkça gösterilmelidir. Yatırımın yabancı para üzerinden yapılması hâlinde uygulanacak kur, kurun tespit tarihi ve küsuratlı pay hesabının sonucu da sözleşmede belirlenmelidir. Aksi hâlde ekonomik mutabakat, ifa aşamasında belirli veya belirlenebilir bir pay adedine dönüştürülemeyebilir. Türk parasının kıymetini koruma mevzuatı uyarınca, Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdettikleri ve 32 Sayılı Karar’ın 4’üncü maddesinin (g) bendinde sayılan sözleşmelerde, Bakanlıkça belirlenen istisnalar dışında, sözleşme bedeli ve diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz. Keza, SAFE sözleşmesinin her iki tarafının Türkiye’de yerleşik olması, yatırım bedelinin zorunlu olarak Türk lirası cinsinden belirlenmesini tek başına gerektirmez. SAFE’in anılan sınırlamaya tabi olup olmadığı, sözleşmenin hukuki niteliği ve öngörülen pay edinme yöntemi esas alınarak belirlenmelidir. Bununla birlikte, yatırım tutarının sermaye artırımı yoluyla paya dönüştürülmesi hâlinde, Türk lirası cinsinden belirlenen sermaye ve payların itibarî değeri gözetilmeli, dönüşümde uygulanacak döviz kuru, kurun tespit tarihi ve hesaplama yöntemi sözleşmede açıkça düzenlenmelidir.</p>

<p>Yeni payların SAFE yatırımcısına tahsisi, mevcut pay sahiplerinin rüçhan haklarının sınırlandırılmasını veya kaldırılmasını gerektirebilir. TTK m. 461/2 uyarınca bu yöndeki karar ancak haklı sebeplerin bulunması ve kanunda öngörülen ağırlaştırılmış nisabın sağlanmasıyla alınabilir. Düzenleme ayrıca herhangi bir kişinin haklı görülmeyecek şekilde yararlandırılmasını veya kayba uğratılmasını yasaklamaktadır.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a></p>

<p>“Genel kurulun, sermayenin artırımına ilişkin kararı ile pay sahibinin rüçhan hakkı, ancak haklı sebepler bulunduğu takdirde ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir..” (TTK m. 461/2 birinci cümle)</p>

<p>Şirketin erken aşama finansman ihtiyacı somut olayın şartlarına göre haklı sebep oluşturabilir. Bununla birlikte finansman ihtiyacının varlığı, rüçhan hakkının her türlü sınırlandırılmasını kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. Yönetim kurulu raporunda finansman ihtiyacı, yatırım tutarı, dönüşüm fiyatı ve mevcut pay sahiplerinde meydana gelecek seyrelme somut verilerle açıklanmalıdır. Değerleme tavanı ile indirim oranının şirket menfaati bakımından gerekçelendirilememesi, sermaye artırımı kararının eşit işlem ve dürüstlük kuralları yönünden tartışılmasına yol açabilir.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">[8]</a></p>

<p><strong>ŞARTA BAĞLI SERMAYE ARTIRIMININ UYGULANABİLİRLİĞİ</strong></p>

<p>TTK m. 463 ve devamında düzenlenen şarta bağlı sermaye artırımı, pay ediniminin belirli bir hakkın kullanılmasına bağlanmasına imkân verir. Kanun, yeni çıkarılan tahviller veya benzeri borçlanma araçları nedeniyle şirketten ya da topluluk şirketlerinden alacaklı olanlara ve çalışanlara değiştirme veya alım hakkı tanınmasını öngörmektedir. Hak kullanıldığı ve sermaye borcu takas veya ödeme yoluyla yerine getirildiği ölçüde sermaye artar.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">[9]</a></p>

<p>Standart SAFE'in faiz, vade ve geri ödeme borcu içermemesi, bu sözleşmenin her durumda “tahvil veya benzeri borçlanma aracı” sayılmasını güçleştirir. Bu sebeple şarta bağlı sermaye artırımı hükümlerinin SAFE'e doğrudan uygulanacağı varsayımı ihtiyatla ele alınmalıdır. Bu yöntem tercih edilecekse esas sözleşmede kanunun aradığı dayanak oluşturulmalı, şartlı artırılan sermaye için öngörülen üst sınır gözetilmeli ve yatırımcının hakkı kanunun aradığı açıklıkta belirlenmelidir. Somut işlemde bu koşullar sağlanamıyorsa, tetikleyici olay üzerine olağan sermaye artırımı yapılması veya kuruculara ait mevcut payların devri alternatifleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Mevcut pay devri, yatırım tutarının şirkete girmesi ile payın kurucudan iktisap edilmesi arasındaki ekonomik ve vergisel sonuçlar dikkate alınarak yapılandırılmalıdır.</p>

<p><strong>YARGITAY KARARLARININ SAFE SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİ</strong></p>

<p>Kamuya açık kaynaklarda SAFE sözleşmesine özgü yerleşik bir Yargıtay içtihadına rastlanmamaktadır. Buna karşılık pay sahipleri sözleşmelerine ilişkin kararlar, SAFE'in borçlandırıcı etkisinin sınırlarını değerlendirmek bakımından önem taşır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11.10.2016 tarihli kararında:</p>

<p><i>“Ortaklar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli sözleşmenin sadece tarafı olan ortakları bağlayacağı, şirket tüzel kişiliği bakımından bağlayıcı olmadığı, her ne kadar alınan karar taraflar arasındaki sözleşme hükmüne aykırı ise de, şirket organı olan genel kurulda alınan kararların geçerliliği bakımından ortaklar arasındaki harici sözleşmenin değil, şirket sözleşmesinin esas alınması gerektiği, ortaklar arasındaki sözleşme hükmünün çoğunluk ilkesini bertaraf edici nitelikte olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir</i><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari" rel="dofollow">[10]</a><i>”</i></p>

<p>Aynı Daire, 17.06.2020 tarihli ve sermaye artırımına ilişkin kararında, esas sözleşme hükmü hâline getirilmemiş pay sahipleri sözleşmesinin şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği yönündeki yaklaşımını sürdürmüştür.<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari" rel="dofollow">[11]</a></p>

<p>Dairenin 03.06.2024 tarihli kararında da esas sözleşmeye yansıtılmamış ortaklık protokolünün şirketi bağlamayacağı ve genel kurulun protokol hükümlerinden farklı yönde karar alabileceği belirtilmiş, 2016 ve 2020 tarihli kararlara açıkça atıf yapılmıştır<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20231083-e-20244577-k-sayili-karari" rel="dofollow">.[12]</a> Karara göre:</p>

<p>“Eldeki uyuşmazlıkta, payların senede bağlanmadığı ve noter sözleşmesi ile devredildiği görülmekte olup, payların devrinde şekle aykırı bir husus olmadığının anlaşıldığı, davacı yanca pay devirlerinin "Ortaklık Protokolü" isimli sözleşme uyarınca geçerli olmadığının ileri sürüldüğü, davacının iddia ettiği sözleşmenin, doktrinde ve uygulamada "pay sahipleri sözleşmesi" olarak</p>

<p>adlandırıldığı, bu sözleşmenin ana sözleşmeye eklenip ana sözleşme hükmü haline getirilmediği müddetçe şirket ortaklarına göre 3. kişi konumunda olan şirketi bağlamayacağı, şirket genel kurulu eliyle pay sahipleri sözleşmesinin aksine karar alabileceği (<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarih, 2019/4971 E., 2020/2971 K.</a>, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari" rel="dofollow">11.10.2016 tarih, 2016/1275 E., 2016/8000 K. sayılı ilamları</a>), davacının sunduğu "Ortaklık Protokolü" isimli sözleşmenin ana sözleşmenin hükmü haline getirilmediği, ancak bu protokolün 4 üncü maddesinde belirtilen hisse devrine ilişkin hükmün ana sözleşmenin 15 inci maddesinde düzenlendiğinin görüldüğü, ancak ortaklardan ayrı bir tüzel kişiliği olan şirketin ana sözleşmedeki bu hükmü ana sözleşme ve kanundaki nisaplarla her zaman değiştirebileceği, şirket genel kurulunun da 10.10.2019 tarihli toplantısında ana sözleşmenin 15 inci maddesinin değiştirilmesine karar verdiği, bu kararının ana sözleşmenin nisaplara ilişkin 10 uncu ve 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen nisaplara uygun alındığı, bu itibarla dava konusu her iki genel kurul kararının ana sözleşmeye ve kanuna aykırı olmadığı, kaldı ki davacının, 06.03.2019 tarihli genel kurulun 9 uncu maddesi ile davacının da şirket ortaklığından ayrılma talebini şirkete ilettiği gözetildiğinde, davalı şirketin ana sözleşmenin hisse devri hükmünün değiştirilmesine ilişkin 10.10.2019 tarihli genel kurul kararı ile pay devrinin onaylanmasına ve yeni yönetim kurulu seçimine ilişkin 14.11.2019 tarihli genel kurul kararlarının dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, tüm bu açıklamalara göre; davacının ileri sürdüğü iddialar ile genel kurulların çağrı işlemleri, toplantı tutanağı ve karar nisapları dikkate alındığından genel kurulların butlanla malul olmadığı ve iptal nedeninin bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir”.</p>

<p>Bu kararların SAFE bakımından sonucu, sözleşmesel taahhüdün organ kararından bağımsız değerlendirilmesidir. SAFE'e aykırı bir genel kurul veya yönetim kurulu kararı, sırf sözleşmeye aykırılık sebebiyle kendiliğinden hükümsüz hâle gelmez. Sözleşmeye aykırılık, şartları varsa aynen ifa, tazminat veya cezai şart gibi borçlar hukuku yaptırımlarını gündeme getirir. Bununla birlikte sermaye artırımı kararının kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığı ayrıca ileri sürülebilir. Yargıtay kararlarını inceleyen güncel öğretide, finansman ihtiyacının gerçekliği, artırım miktarı, seçilen finansman yönteminin amaca uygunluğu ve azınlık paylarında meydana gelen seyrelmenin yargısal denetimde dikkate alındığı belirtilmektedir.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13" title="">[13]</a></p>

<p><strong>SÖZLEŞMENİN HAZIRLANMASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR</strong></p>

<p>Türk hukukuna tabi bir SAFE hazırlanırken şirketin yanı sıra, dönüşüm için alınacak organ kararlarında etkili olacak kurucu pay sahiplerinin de uygun kapsamda sözleşmeye taraf edilmesi veya ayrıca oy taahhüdünde bulunması değerlendirilmelidir. Yatırım tutarı, tetikleyici olay, değerleme tavanı, indirim oranı, dönüşüm kuru, itibari değer tabanı, emisyon primi ve yatırımcıya tahsis edilecek pay adedinin hesaplama yöntemi tereddüde yer bırakmayacak şekilde kaleme alınmalıdır. Sermaye artırımı kararı, rüçhan haklarının sınırlandırılması, iştirak taahhüdü, esas sözleşme değişikliği ve tescil için uygulanabilir süreler öngörülmelidir. Kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunun sermaye artırma, primli pay çıkarma ve rüçhan hakkını sınırlandırma yetkisinin esas sözleşmede mevcut olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.<a href="#_ftn14" name="_ftnref14" title="">[14]</a></p>

<p>Nitelikli finansman turunun gerçekleşmemesi ihtimali de sözleşmede karşılanmalıdır. Bu çerçevede bekleme süresinin sonu, tasfiye veya şirket satışında uygulanacak hükümler, yatırımcının bilgi alma imkânı, en çok gözetilen yatırımcı kaydı, temerrüt ve sona erme sebepleri açıkça düzenlenmelidir. Birden fazla SAFE imzalanması hâlinde sözleşmelerin birbirleriyle ilişkisi ve sonraki yatırım turunda doğuracağı toplam seyrelme önceden hesaplanmalıdır. Vade içermeyen bir SAFE'in yatırımcıyı belirsiz süreyle sözleşme ilişkisi içinde bırakmaması için, belirli bir tarihten sonra kullanılabilecek sona erme veya alternatif ifa mekanizmasına yer verilmesi uygun olur.<a href="#_ftn15" name="_ftnref15" title="">[15]</a></p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>SAFE, Türk hukukunda kanunen yasaklanmış veya niteliği gereği kesin hükümsüz sayılması gereken bir sözleşme değildir. Bununla birlikte sözleşmenin geçerli kurulması, yatırımcının payı kendiliğinden iktisap ettiği anlamına gelmez. Pay sahipliği, TTK'nın sermaye artırımı, organ yetkisi, rüçhan hakkı, itibari değer ve tescile ilişkin hükümlerinin gerektirdiği işlemlerin tamamlanmasıyla doğar. Bu itibarla, SAFE metninde ekonomik koşulların yanında, dönüşümün şirketler hukuku bakımından hangi işlem sırasıyla gerçekleştirileceği ve bu işlemlerin yerine getirilmemesinin sonuçları da düzenlenmelidir. Salt yabancı bir standart metnin tercüme edilerek kullanılması yerine, somut şirketin sermaye sistemi, esas sözleşmesi ve pay sahipliği yapısı dikkate alınarak Türk hukukuna özgü bir sözleşme kurulması uyuşmazlık riskini azaltacaktır kanaatindeyiz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mehmet-talha-isik" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Mehmet Talha IŞIK"><img alt="Av. Mehmet Talha IŞIK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/09/mehmet-talha-isik-2.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mehmet-talha-isik" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Mehmet Talha IŞIK">Av. Mehmet Talha IŞIK</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> Y Combinator (YC), erken aşamadaki teknoloji girişimlerine yatırım yapan ve hızlandırma programları yürüten ABD merkezli bir girişim sermayesi kuruluşudur. SAFE sözleşme modelini 2013 yılında geliştirmiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999">Y Combinator, <i>Post-Money SAFE User Guide</i>, 2023, s. 3 (https://www.ycombinator.com/assets/ycdc/Website%20User%20Guide%20Feb%202023%20-%20final-28acf9a3b938e643cc270b7da514194d5c271359be25b631b025605673fa9f95.pdf); Seren Deniz Yanık, "Girişim Şirketlerinin Sermaye İhtiyaçlarını Karşılamak İçin Kullandıkları Fon Mekanizmaları<i>", Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi</i>, Sayı 2, 2021, s. 363-365 (https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2328479).</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999">11.01.2011 Tarih ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 26-27 (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf).</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999">Muhammed Sulu, "Pay Sahipleri Sözleşmelerinden Kaynaklanan Uyuşmazlıkların Çözümünde Arabuluculuk ve Tahkim", <i>Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi</i>, Cilt 8, Sayı 2, 2022, s. 511-513 (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2169245).</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999">13.01.2011 Tarih ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 456, 459 (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6102.pdf).</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999">13.01.2011 Tarih ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 347 (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6102.pdf).</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999">13.01.2011 Tarih ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 461 (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6102.pdf); Fahri Özsungur, "Rüçhan Hakkının Kullanılmaması ve Sermaye Artırımında Pay Taahhütlerinin Kısmen Yerine Getirilmesi Sorunu", <i>Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi</i>, Cilt 4, Sayı 2, 2014, s. 148-150 (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/701508).</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">[8]</span></a><span style="color:#999999">Selen Serder Yılmaz, "TTK'da Anonim Şirketlerde Sermaye Artırımına İlişkin Genel Hükümler ve Kayıtlı Sermaye Sisteminde Dış Kaynaklardan Sermaye Artırımı<i>", Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi</i>, Cilt VIII, Sayı 1, 2013, s. 223-224 (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4286250).</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">[9]</span></a><span style="color:#999999">13.01.2011 Tarih ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 463-465 (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6102.pdf); Yılmaz, <i>op. cit</i>., s. 191-193.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[10]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11.10.2016 Tarih ve E.2016/1275, K.2016/8000 Sayılı Karar</span></a><span style="color:#999999"><i>: 23/09/2008 tarihli Pay Sahipleri Sözleşmesi'nin tarafları için bağlayıcı olduğu ve uyulması gerektiğine yönelik iddiasının pay sahipleri sözleşmesinin şirket ana sözleşmesi olarak tespit edilmemesi halinde 3.kişilere ve şirketlere karşı ileri sürülemeyeceği, davacı tarafça bu yönde aksini kanıtlar şekilde delil sunulmadığı gibi pay sahipleri sözleşmesindeki teminata verilen hisseye ait oy hakkının kullanımına ilişkin şirket ana sözleşmesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, sermaye artırımın yasa, esas sözleşme, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı herhangi bir</i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>yönünün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</i></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[11]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 17.06.2020 Tarih ve E.2019/4971, K.2020/2971 Sayılı Karar</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20231083-e-20244577-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[12]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20231083-e-20244577-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03.06.2024 Tarih ve E.2023/1083, K.2024/4577 Sayılı Karar</span></a><span style="color:#999999"> </span></p>

<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13" title=""><span style="color:#999999">[13]</span></a><span style="color:#999999">Destina Kantik / Mehmet Helvacı, "Yargıtay Kararları Işığında Anonim Şirketlerde Dürüstlük Kuralına Aykırı Sermaye Artırımı Kararlarının İptali", <i>İstanbul Hukuk Mecmuası</i>, Cilt 84, Sayı 1, 2026, s. 84-85 (https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/6115887).</span></p>

<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14" title=""><span style="color:#999999">[14]</span></a><span style="color:#999999">13.01.2011 Tarih ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 460/4-5 (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6102.pdf); Selen Serder Yılmaz, op. cit., s. 223-224.</span></p>

<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15" title=""><span style="color:#999999">[15]</span></a><span style="color:#999999">Yanık<i>, op. cit</i>., s. 364-365.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/start-uplara-yatirimda-gelecekte-pay-edinme-araci-olarak-safe-sozlesmelerinin-hukuki-niteligi-ve-sonuclari-1</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/terazi/emekli-calisan.jpg" type="image/jpeg" length="31612"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uygulamada Tutuklama Tedbiri ile İlgili Yaşananlar Sorunlar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/uygulamada-tutuklama-tedbiri-ile-ilgili-yasananlar-sorunlar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/uygulamada-tutuklama-tedbiri-ile-ilgili-yasananlar-sorunlar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1-</strong> Tutuklamanın ön şartı olarak; katalog suçlar bakımından muhakkak, diğer suçlar bakımından tutuklama nedenlerinden birisi de olmak kaydıyla, şüphelinin veya sanığın suçu işlediğine dair kuvvetli şüpheyi gösteren somut delillerin,</p>

<p><strong>2-</strong> Katalogda yer almayan suçlar bakımından, adaletten kaçmaya ilişkin somut olguların veya delil karartmaya ilişkin somut delillerin,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>3-</strong> Yalnızca kuvvetli suç şüphesinin yeterli olduğu, ayrıca bir tutuklama nedenin aranmadığı katalog suçların varlığı ile ilgili delillerin ve somut gerekçenin,</p>

<p><strong>4- </strong>“Ölçülülük” ve “evleviyet” ilkeleri gereğince, adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kaldığına ve “son çare” niteliği taşıyan tutuklama tedbirinin neden uygulandığına dair sebeplerin,</p>

<p>Her bir şüpheli veya sanık bakımından bireyselleştirilerek; ilk tutukluluk kararlarında, özellikle de tutukluluğun devamı veya uzatılması kararlarında gösterilmesi gerektiği halde gösterilmeyerek, yetersiz gerekçe ile karar verilmesi olarak sıralanabilir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="noopener" target="_blank" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN"><img alt="Prof. Dr. Ersan ŞEN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_1778u8tYyuYY1Yu77.81y0yuuoUY81ouuuai5yu2uu7uYYuouuuauY9u79uuuaYYuyY_1.jpg" width="96" /></a></strong></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="noopener" target="_blank" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN">Prof. Dr. Ersan ŞEN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/uygulamada-tutuklama-tedbiri-ile-ilgili-yasananlar-sorunlar-1</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/terazi/tokmak-kelepce-adli-kontrol-nedir-780x470.jpg" type="image/jpeg" length="26446"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vergi hukuku duayeni Prof. Dr. Veysi Seviğ hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/vergi-hukuku-duayeni-prof-dr-veysi-sevig-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/vergi-hukuku-duayeni-prof-dr-veysi-sevig-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vergi hukuku uzmanı ve akademisyen Prof. Dr. Veysi Seviğ, 87 yaşında vefat etti. 30 yılı aşkın süredir aralıksız şekilde kaleme aldığı yazılarıyla iş dünyasını, mali müşavirleri ve okurlarını vergi mevzuatı konusunda aydınlatan Seviğ'in vefatı, ekonomi ve akademi camiasında derin üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1939 yılında dünyaya gelen Veysi Seviğ, kariyerine devlet bürokrasisinde başlayarak vergi ve maliye alanında kritik görevler üstlendi. Uzun yıllar Maliye Bakanlığı bünyesinde Baş Hesap Uzmanı olarak görev yapan Seviğ, Türkiye'nin finansal yapılanmasında önemli sorumluluklar aldı. Türkiye'nin Londra Büyükelçiliği Ekonomi Ataşeliği nezdinde yürüttüğü uluslararası çalışmaların yanı sıra, Devlet Planlama Teşkilatı'nda (DPT) 5 Yıllık Kalkınma Planları'nın hazırlanmasında alt komisyonlarda aktif görev aldı.</p>

<p>Devlet tecrübesini yönetim kademelerine de taşıyan Seviğ; Milli Güvenlik Konseyi döneminde vergi kanunları konusunda danışmanlık yaptı, Tansu Çiller hükümeti döneminde ise Başbakanlık Danışmanlığı görevinde bulundu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesindeki çeşitli komisyonlarda da yer alarak reel sektör ile kamu arasındaki köprülerin kurulmasına katkı sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>30 yıl aralıksız vergi hukuku köşesi yazdı</strong></p>

<p>Bürokrasi ve kamu görevlerinin ardından akademik hayata adım atan Prof. Dr. Veysi Seviğ, Anadolu Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi'nde uzun yıllar öğretim üyesi olarak ders verdi; binlerce öğrenci ve çok sayıda akademisyen yetiştirdi. İlerleyen yıllarda İstanbul Ticaret Odası'nda (İTO) Başkan Danışmanlığı görevini üstlenerek iş dünyasının vergi ve mevzuat sorunlarına çözümler üretti.</p>

<p>Mali literatüre de yön veren Seviğ, hesap uzmanları tarafından yayınlanan ve alanının köklü yayınlarından biri olan Vergi Dünyası dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Basın dünyasındaki yarım asırlık yolculuğunda ise tam 30 yıl boyunca aralıksız her gün vergi hukuku ve finansal yönetim alanında yazdığı makalelerle okurlarına rehberlik etti. Ekonomi Gazetesi'nde köşe yazılarını sürdüren Seviğ, arkasında devasa bir yazılı külliyat bıraktı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/vergi-hukuku-duayeni-prof-dr-veysi-sevig-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/veysi-sevig.webp" type="image/jpeg" length="18712"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YASA DIŞI PANELLERDEN TEMİN EDİLEN VERİLER MUTLAK HUKUKA AYKIRI DELİL NİTELİĞİNDEDİR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yasa-disi-panellerden-temin-edilen-veriler-mutlak-hukuka-aykiri-delil-niteligindedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yasa-disi-panellerden-temin-edilen-veriler-mutlak-hukuka-aykiri-delil-niteligindedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hukuk Devletinde Adalet, Yasa Dışı Yöntemlerle Temin Edilen Deliller Üzerine Bina Edilemez]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>4 Eylül 2026</strong> tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş çaplı bir soruşturma kapsamında; aralarında vekalet ilişkisi dahi bulunmayan vatandaşların kişisel verilerini yasa dışı panellerden çekerek <i>"Hakkınızda icra takibi var, uzlaşma dosyanız son aşamada"</i> şeklindeki asılsız beyanlarla menfaat temin etmeye çalışan <strong>31 avukat hakkında gözaltı kararı verildi</strong>. Soruşturma kapsamında <strong>39 hukuk bürosunda</strong> eş zamanlı arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu çalışmada; öncelikle 'panel' olarak nitelendirilen illegal yapıların tanımı ve kapsamı ele alınacak, ardından avukatların bu yasa dışı platformlara başvurma amaçları ile söz konusu verilerin hukuk mahkemelerindeki delil değeri hukuki açıdan incelenecektir.</p>

<p><strong>PANEL OLARAK ADLANDIRILAN YAPILARIN ANLAMI</strong></p>

<p>"Panel" olarak tabir edilen yapılar; siber saldırılar veya veri sızıntıları neticesinde hukuka aykırı biçimde ele geçirilen kişisel verilerin konsolide edilerek, tek bir kullanıcı arayüzü üzerinden sorgulanabilir hale getirildiği illegal yazılımlardır.</p>

<p>Bu platformlar; bir kişinin ad, soyad veya T.C. kimlik numarasından yola çıkarak; güncel ikametgah, soybağı, mülkiyet kayıtları, SGK dökümleri ve aktif GSM numaraları gibi geniş bir kişisel ve özel nitelikli veri havuzuna saniyeler içinde erişim imkanı sunmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AVUKATLAR YASA DIŞI BU PANELLERİ HANGİ AMAÇLARLA KULLANIYOR?</strong></p>

<p>Yürütülen soruşturmalar ve kolluk kuvvetlerinin tespitleri; avukatların, resmi kanallardan yürütülmesi bürokratik süreçler nedeniyle zaman alan işleri hızlandırmak amacıyla bu panellere başvurduğunu göstermektedir.</p>

<p>Avukatların bu illegal sistemleri özellikle şu amaçlarla kullandığı belirlenmiştir:</p>

<p>· <strong>İcra-İflas Hukuku ve Borçlu Tespiti:</strong> Borçluların ve borçlu yakınlarının güncel iletişim bilgilerine, adreslerine ve mal varlıklarına ulaşarak tahsilat süreçlerini hızlandırmak.</p>

<p>· <strong>Dava Öncesi Stratejik İstihbarat:</strong> Özellikle boşanma, miras veya yüksek meblağlı tazminat davalarından önce; karşı tarafın gizlediği tapu, araç veya şirket ortaklığı gibi mal varlıklarının illegal yollardan raporlanarak dava stratejisi oluşturulması.</p>

<p>· <strong>Hasar Danışmanlığı ve Kurumsal Haksız Rekabet:</strong> Trafik veya iş kazaları sonrasında mağdurların ya da vefat edenlerin yakınlarının iletişim bilgilerine saniyeler içinde erişilerek, diğer meslektaşlardan önce vekaletname toplama (haksız aracılık) faaliyeti yürütülmesi.</p>

<p><strong>SÖZ KONUSU VERİLERİN HUKUK MAHKEMELERİNDEKİ DELİL DEĞERİ</strong></p>

<p>Medeni usul hukukunun temel gayesi maddi gerçeğe ulaşmak olmakla birlikte, bu amaca her ne pahasına olursa olsun ulaşılamaz. Hukuk devleti ilkesi, yargılamanın dürüst ve adil bir usul çerçevesinde yürütülmesini; bireylerin anayasal güvence altındaki temel hak ve özgürlüklerinin yargı organları veya taraflarca çiğnenmemesini emreder.</p>

<p>Anayasa’nın 20. maddesinin 3. fıkrası, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını temel bir anayasal hak olarak teminat altına almıştır. Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrasında yer alan "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez" hükmü ise herhangi bir ayrım gözetmeksizin tüm yargılama süreçleri için bağlayıcı üst norm niteliğindedir.</p>

<p>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189. maddesinin 2. Fıkrasına göre, "hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz". Kanun koyucu bu düzenleme ile hakime herhangi bir takdir yetkisi tanımamış; elde ediliş biçimi hukuka aykırı olan delilin doğrudan dışlanmasını emretmiştir.</p>

<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre, bir delilin mahkemece kabul edilebilmesi için o delilin hukuka aykırı yollarla elde edilmemiş ve kurgusal olarak "yaratılmamış" olması zorunludur (<a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20131183-e-2014960-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yrg HGK, E.2013/1183, K.2014/960</a>; <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-hukuk-genel-kurulunun-20112-703-e-201270-k-sayili-karari" rel="dofollow">HGK, E.2011/703, K.2012/70</a>).</p>

<p>Bireylerin gizli kalması gereken iletişim, adres ve aile bağlarının gayriresmi yollarla taranması Türk Medeni Kanunu m. 24 ve Anayasa m. 20'deki kişilik haklarına ağır bir saldırıdır. Zor kullanılarak veya şifre kırılarak elde edilen dijital veriler nasıl mutlak hukuka aykırı sayılıyorsa (<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-2024101-e-20247537-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yrg 2. HD, E.2024/101, K.2024/7537)</a>, illegal panellerden çekilen kayıtlar da aynı hukuki akıbete tabidir.</p>

<p>Hukuka aykırı delillerin yargılama dışı bırakılması, tarafların tasarruf yetkisine veya ileri sürme şartına bağlı bir "nisbi itiraz" sebebi değildir. Kamu düzenine ilişkin olan delil yasakları, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen (kendiliğinden) gözetilmek zorundadır.</p>

<p>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin istikrarlı kararlarında vurgulandığı üzere, delilin her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi halinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi gerekir.<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-201222755-e-20132-k-sayili-karari" rel="dofollow"> (Yrg. 3. E.2012/22755, K.2013/2)</a>. Bu nedenle, borçlunun veya davalının panel verisine açıkça itiraz etmemiş olması, zımnen kabul etmesi ya da süresinde cevap vermemesi bu veriye meşruiyet kazandırmaz. Hâkim, delil listesinde sunulan veya dosyaya sunulan adres/GSM/malvarlığı bilgisinin yasa dışı panel çıktısı olduğunu tespit ettiği anda bu</p>

<p>İcra takip süreçlerinde alacaklı vekillerinin borçluya veya borçlunun yakınlarına ulaşmak amacıyla harici panellerden sorgulama yapması, sıklıkla "yargısal faaliyet istisnası" (KVKK m. 28/1-d) arkasına sığınılarak savunulmakla birlikte, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin kararları</a> dikkate alındığında bu yaklaşımın yanlış olduğunu açıktır.<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari" rel="dofollow"> (E.2022/8195, K.2023/832;</a> <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">E.2022/9859, K.2023/2649;</a> <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">E.2022/11539, K.2023/3731</a>). KVKK m. 28/1-d hükmü yalnızca mahkemelerin ve icra organlarının kanunun çizdiği sınırlar içerisindeki resmi işlemlerine özgüdür; alacaklı veya vekiline üçüncü kişilerin verilerini gayriresmi yollarla tarama hakkı vermez.</p>

<p><strong>HUKUKA AYKIRI DELİLİN HÜKME ETKİSİ VE "ZEHİRLENEN AĞACIN MEYVESİ" DENGESİ</strong></p>

<p>Hukuka aykırı bir ilk delilden (ağaç) türetilen diğer tüm ikincil deliller (meyveler) de kural olarak geçersiz sayılır. İlk işlem hukuka aykırı (zehirli) olduğu için o yoldan elde edilen sonraki deliller de hukuka aykırı (zehirli) kabul edilir ve yargılamada kullanılamaz.</p>

<p>Ancak burada ikili bir ayrım yapmayı da unutmamak gerekir.</p>

<p>Davanın Yalnızca Yasak Delile Dayanması:</p>

<p>İddia veya vakıa, örneğin borç ilişkisi yalnızca illegal panelden elde edilen verilerle ispatlanmaya çalışılmış ve dosyada başkaca yasal delil bulunmuyorsa; hukuka aykırı delil dışlandığında dava ispatlanamamış sayılarak reddedilmelidir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-2024101-e-20247537-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yrg 2. HD, E.2024/101, K.2024/7537)</a></p>

<p>Dosyada Bağımsız Hukuka Uygun Delillerin Bulunması:</p>

<p>İlk derece mahkemesi karar gerekçesinde hukuka aykırı elde edilen veriye dayanmış olsa dahi; dosyada aynı vakıayı ispata yeterli resmi kayıtlar, tanık beyanları veya yasal belgeler mevcutsa, hukuka aykırı deliller kararın geçerliliğine etki etmez <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20193321-e-20206569-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yrg 1. HD, E.2019/3321, K.2020/6569)</a>.</p>

<p><strong>SONUÇ VE DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>Hukuk devletinde adalet, yasa dışı yöntemlerle temin edilen deliller üzerine bina edilemez.</p>

<p>Yasa dışı paneller, sızıntı veri tabanları veya kaynağı belirsiz sorgu motorları üzerinden elde edilen her türlü kişisel veri (adres, iletişim, tapu, aile bağı vb.); Anayasa m. 38/6 ve HMK m. 189/2 gereğince mutlak hukuka aykırı delil niteliğindedir.</p>

<p>Yargılamayı yürüten hâkim, tarafların itirazına bakılmaksızın bu verileri re'sen dosyadan dışlamak ve ispata esas almamak zorundadır. Bu tür verileri dosyaya sunan avukat veya taraf yönünden ise hem TCK m. 136 kapsamında cezai sorumluluk hem de Avukatlık Kanunu m. 34/135 ve KVKK m. 12/18 uyarınca disiplin ve idari yaptırım süreçleri gündeme gelecektir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" rel="nofollow" title="Rauf Karasu"><img alt="Rauf Karasu" height="480" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" width="861" /></a></p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf Karasu</strong></p>

<p><strong>Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yasa-disi-panellerden-temin-edilen-veriler-mutlak-hukuka-aykiri-delil-niteligindedir</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/kisisel-veri-bilgisaray-ters.jpg" type="image/jpeg" length="28485"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/8195 E., 2022/9859 E. ve 2022/11539 E. sayılı kararları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 14.02.2023 tarihli, 2022/8195 E., 2023/832 K. sayılı kararı, 13.04.2023 tarihli, 2022/9859 E., 2023/2649 K. sayılı kararı ve 25.05.2023 tarihli, 2022/11539 E., 2023/3731 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2022/8195 E., 2023/832 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi</p>

<p><br />
Taraflar arasındaki şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetçilerin şikayetlerinin kabulüne ,icra takip dosyasında 09.04.2021 tarihli kararının kaldırılmasına ve iptaline, bu karara bağlı olarak ... İlçesi ... Mahallesi 363 Ada 2 Parsel Sayılı ... adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacılar vekili dava dilekçesinde; icra dosyasına taraf olmayan 3. kişiler hakkında yapılan nüfus kayıt ve tapu kaydı araştırmasının kişisel verilerin açıkça ihlali niteliğinde olduğunu belirterek 09.04.2021 tarihli İcra Müdürlüğü kararı ve bu karar doğrultusunda oluşturulan tüm işlemlerinin iptalini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalının cevap dilekçesinde; davacıların şikayet yoluna başvurdukları işlem hukuken uygun olup; kişisel verilerin ihlalini oluşturmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra dosyasının tarafı olmayan üçüncü kişiye ait, 6698 sayılı Yasa'nın 3/1-d maddesi kapsamında kişisel veri niteliğinde bulunan nüfus ve tapu kaydının icra müdürlüğünden celbinin istenemeyeceği, 6698 sayılı Kanun'un 28/1-d maddesindeki yargısal organlara tanınan istisnanın ancak uyuşmazlığın tarafları açısından geçerli olabileceği, Anayasa'nın 20/3 maddesine göre aynı zamanda temel haklardan olan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının, 6698 sayılı Yasa'nın 28/1-d maddesinin geniş yorumlanması ile daraltılamayacağı, kanunda kısıtlı olarak öngörülen kişisel verilere ulaşma imkanının birden fazla yolla sağlanması halinde, verilere kimlerin ulaştığının denetiminin zorlaşacağı nazara alındığında icra müdürlüğü kararı usul ve Yasa'ya aykırı olduğu anlaşıldığından icra memurluğunun 09.04.2021 tarihli kararının iptali ile 363 Ada 2 Parsel sayılı ... adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Davalı vekili; icra dairesinin işleminin hukuka uygun olduğunu, taleplerinin dosyanın infazına yönelik olup, icra dairesininde dosyanın infazında gerekli delili toplama yetkisine sahip olduğunu, İİK'nın 8/a maddesinin 6. fıkrası gereğince sorgulamanın mümkün olduğunu, yapılan işlemin borçlulardan ... ile ilgili mal varlığı tespitine ilişkin olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müdürlük kararıyla da sabit olduğu üzere borçluların anneleri ve babalarına ait nüfus kayıtları sorgulandığı ve miras payları üzerine haciz konulduğu, borçlu dışında kalan kişilerin nüfus kayıtlarının sorgulanması ve bu sorgulama neticesinde işlem yapılmasının Anayasa'nın 20. maddesine aykırı sayıldığı, yerel mahkemenin taleple ilgili hukuki tanı ve gerekçesi yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili; istinaf sebeplerini tekrarla şikayetin reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, İcra Müdürlüğünün 09.04.2021 tarihli işleminin iptali ve bu karar doğrultusundaki hacizlerin iptali talebini içeren şikayete ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
1. İİK'nın 16. madde, İİK'nın 8/a maddesi, Anayasa'nın 20. maddesi.</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>14.02.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.<br />
(M)</p>

<p><br />
İHÖ/MBÇ</p>

<p><br />
Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı :</p>

<p>Alacaklı vekilinin talebi üzerine borçlunun anne babasının ölü olup olmadığının sorgulanması ve talep doğrultusunda işlem yapılmasına karar verildiği, bu karar doğrultusunda borçlunun babasına ait taşınmazın üzerine ihtiyati haciz konulduğu, bu işlemin borçlu vekilince şikayet edilmesi üzerine, şikayet icra mahkemesince kabul edilerek haczin kaldırıldığı karara gerekçe olarak 6098 Sayılı Kanun'un 3/1-d maddesi belirtildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>İİK'nın 94. maddesi gereğince mirasçıların, murislerinden kendilerine intikal edecek hisseleri haczedilebilir. Türk Miras Hukuku'nda geçerli külli halefiyet kuralına göre gerçek kişinin ölümü üzerine ölen kişinin hak ve borçları mirasçılara geçer. Alacaklının, borçlunun murisinin malvarlığını sorgulama hakkı olmadığından icra müdürlüğünden bu sorgulamayı yapması ve sorgulama sonucu bulunacak mal üzerine haciz konması talep edilebilir. İcra müdürünün bu işlemi kişisel verilerin ihlaline yol açmaz. Alacaklının alacağına kavuşması, borçlunun mal kaçırmaması için icra müdürü bu talebi kabul etmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak icra mahkemesi kararının bozulması görüşünde olduğumdan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.14.02.2023</p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/9859 E., 2023/2649 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi<br />
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesi</p>

<p>İcra memur muamelesine şikayetten dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. ŞİKAYET</strong><br />
Alacaklı icra mahkemesine başvurusunda; borçlunun pasif taşınmaz kayıtlarının sorgulanarak dosyaya kaydedilmesine dair talebinin reddine ilişkin 04.11.2021 tarihli icra müdürlüğü işleminin iptalini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Şikayetçi alacaklı tarafından icra mahkemesine yapılan başvuru hasımsız olduğundan herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra dosyasının tarafı olmayan üçüncü kişiye ait 6698 Sayılı Yasa'nın 3/1-d maddesi kapsamında kişisel veri niteliğinde bulunan tapu kaydı ve satış sözleşmelerinin icra müdürlüğünce istenmesi mümkün olmadığı, aynı Yasa'nın 28/1-d maddesindeki yargısal organlara tanınan istisnanın, ancak uyuşmazlığın tarafları açısından geçerli olabileceği, T.C. Anayasası'nın 20/3. maddesine göre aynı zamanda temel haklardan olan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, 6698 Sayılı Yasa'nın 28/1-d maddesinin geniş yorumlanması ile daraltılamayacağı, takip alacaklılarının ileride açabilecekleri muhtemel davaların malzemelerinin toplanması ödevinin icra müdürlüğüne ait olmadığı, mülkiyet hakkının korunması amacıyla açılacak bir davanın taraflarını tespit edebilmek için 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2/3. maddesine göre avukat yazılı başvuru ile tapu sicilinde inceleme yapabileceği, alacaklının hukuki yararının, üçüncü şahısların Anayasa ile korunan özel hayatın gizliliğine ilişkin temel hakkından üstün tutulmasının mümkün olmadığı, somut olayda, borçlular adına pasif taşınmaz kayıtlarının tespiti ile sorgulaması yapılan taşınmazların resmi senet ve ilgili evraklarının getirtilmesinin istendiği dikkate alındığında, icra müdürünün şikayete konu kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçeleriyle şikayetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuran<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Alacaklı, talep ettikleri bilgilerin icra dosyasının tarafı olmayan 3. kişiler ile ilgili olmayıp bizzat borçlunun yaptığı işlemlere ilişkin olduğunu, istenilen bilgilerin tapu kütüğünde yer alan aleni bilgiler olduğunu, borçlunun yaptığı işlemlerin hangi tapu müdürlüğünde yapıldığını tespit etmek ve her tapu müdürlüğünden ayrı ayrı sorgulama yapmanın avukata gereğinden fazla külfet yükleyeceğini, Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesi dikkate alındığında müdürlük kararının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlunun pasif mal varlığının sorgulanmasında ulaşılacak bilgiler hali hazırdaki malike ait bilgiler de yer alacağından anayasal güvenceye bağlanan kişisel verilerin korunması düzenlemesine aykırı olduğu, icra müdürlüğünün açılacak davaya delil toplamak görevinin bulunmadığı gibi icra müdürlüğüne böyle bir yükümlülüğün getirilmesinin de mümkün olmadığı, aksi durumun kabulünün kişisel verilerin korunması kuralının ihlali sonucunu doğuracağı gerekçesiyle alacaklı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuran<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Alacaklı, istinaf dilekçesi içeriğini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, borçlu adına kayıtlı pasif taşınmaz bilgilerinin sorgulanması yönündeki alacaklı talebinin reddine dair icra müdürü işleminin iptaline ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 3/1-d ve 28/1-d maddeleri, İcra İflas Kanunu'nun 8/a,16. 17, 18, 78. maddesi,</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Temyizen incelenen karar, davacının iddia ve savunmasına, dayandığı belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,</p>

<p><br />
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/11539 E., 2023/3731 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2022/1253 E., 2022/1279 K.<br />
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/305 E., 2022/312 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki icra memur muamelesini şikayet nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. ŞİKAYET</strong><br />
Alacaklı icra mahkemesine başvurusunda; borçlunun vukuatlı nüfus kaydının sorgulanarak sisteme kaydının yapılması ve vefat eden anne/babası var ise bunlara ilişkin taşınmazların sorgulanması ile borçluya intikal edecek hisseleri üzerine haciz konulması, yine bunların taşınır/taşınmaz mal varlıklarının sorgusunun yapılarak banka hesaplarının bulunması halinde bu hesaplara 89/1'e ilişkin haciz ihbarnamesinin gönderilmesine dair icra müdürlüğünden talepte bulunduklarını, icra müdürlüğünce hukuka aykırı olarak taleplerinin reddine karar verildiğini belirterek icra müdürlüğü işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Şikayetçi alacaklı tarafından icra mahkemesine yapılan başvuru hasımsız olduğundan herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu dışında olan ve borçlunun anne ile babanın nüfus kaydının alınarak ölü olup olmadıklarının, ölmüş iseler dosyaya taraf olarak kaydedilip mal varlığı sorgusunun yapılmasının mümkün olmadığı, zira bu kişilerin halihazırda icra dosyasının tarafı olmayıp 3. kişi konumunda bulunduğu, nüfus kaydı ve diğer bir kısım sorgulamanın ancak hakkında takip kesinleşen borçlulara yönelik yapılabileceği, 3. kişilere yönelik bu tür sorgulamaların yapılamayacağı, bu durumun icra müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında da olmadığı ancak alacaklı tarafça borçlunun anne ve babasının ölmüş olduğu kesin olarak bildirilir ve taşınmaz bilgileri sunulur ise bir kısım işlemin yapılabileceği, davacı tarafça borçlunun anne babasının kesin olarak öldüğünün bildirilmediği ve buna ilişkin gerekli belgelerin sunulmadığı, bundan dolayı bu kişilerin 3. kişi sıfatına haiz olduğu ve bu kişilere yönelik sorgulama yapılamayacağı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Alacaklı istinaf dilekçesinde; borçlunun müteveffa anne/babasının vefattan sonra kişisel hakkı olamayacağından, mal varlığının mirasçılarına geçmiş olacağını, borçluya intikal eden malvarlığından dolayı talepleri doğrultusunda mal varlığı sorgusu yapma görev ve yükümlülüğünün icra müdürlüğüne ait olduğunu, taraflarınca müteveffaya ait taşınmaz ya da taşınır olup olmadığını tespit etme olanağının bulunmadığını, icra müdürlüğünün sorgulama yapmayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu mal varlığının mirasçıların el birliği ile mülkiyeti haline geldiğini ve malikin borçlu olduğundan müteveffanın mal varlığı sorgusu yapılması taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, şikayetçi alacaklı tarafın şikayet konusu yaptığı müdürlük ret kararına ilişkin yukarıda açıklanan talebinin takip borçlusunun murisleri de olsalar icra takibi ile ilgisi olmayan borçlunun babası hakkında mal varlığı sorgulamasının yapılmasının Anayasadaki temel hak ve özgürlüklere aykırı olduğu gibi, 24.03.2016 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununda "Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi" şeklinde tanımlanan ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 135-139. maddelerinde de koruma altına alınan kişisel verilerin korunması kanuna aykırılık teşkil edeceği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Alacaklı temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesini tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, icra müdürü işleminin iptaline ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 3/1-d ve 28/1-d maddeleri, İcra İflas Kanunu'nun 8/a,16. 17, 18, 78. maddesi,</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
Şikayetçinin, İİK'nın 94. maddesi gereğince veraset ilamı almak için icra müdürlüğüne yapacağı yetki talebi ile sonuca gitmesinin mümkün olduğunun anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Harç alınmasına yer olmadığına,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>25.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.</p>

<p>(M)</p>

<p>HK/AK<br />
Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı;<br />
Alacaklı banka, borçlunun vukuatlı nüfus kayıt kaydının sorgulanarak sisteme kaydının yapılması, vefat eden anne veya baba bulunması halinde UYAP'a muris olarak kaydının yapılması, taşınır, taşınmaz mal varlıklarının sorgulanması, bulunması halinde haciz konulması, banka hesaplarının sorgulanması, bulunması halinde 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesi talebinde bulunmuş olup, talebin icra müdürlüğünce reddine kararı verilmesi üzerine ret kararın kaldırılması için icra mahkemesine şikayette bulunmuştur. Borçlunun vefat eden anne ve babasının vefat sonrası kişisel hakkı bulunmayacağı gibi, mal varlığıda mirasçısı olan borçluya geçmiş olur. İcra müdürünün borçlunun murisinin mal varlığı sorgulaması yapma görev ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sorgulamanın Anayasanın 20 maddesinde düzenlenen temel hak ve hürriyete aykırılık oluşturması söz konusu değildir. Borçlu olan mirasçılara, murise ait taşınmaz intikalleri yapılmamış olsa bile elbirliği mülkiyeti haline dönüşen taşınmaz hisseleri üzerine İİK'nın 94 maddesine göre haciz konulabilir. İİK 121 maddesine göre satışı yapılabilir. Bu nedenle şikayetin reddi kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddi kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılamıyorum.25.05.2023<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-bayrak.jpg" type="image/jpeg" length="93588"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2019/3321 E., 2020/6569 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20193321-e-20206569-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20193321-e-20206569-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 09.12.2020 tarihli, 2019/3321 E., 2020/6569 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2019/3321 E., 2020/6569 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ: ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ<br />
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL - TAZMİNAT</p>

<p>Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılardan ... ile aralarında kurulmuş olan borç ilişkisi nedeniyle, 24 ada 13 parsel sayılı taşınmaza ilişkin geniş yetkiler içeren ... 3. Noterliği'nin 27/10/2014 tarihli vekaletnamesi ile Şaban’ı vekil tayin ettiğini, Şaban’ın vekalet görevini kötüye kullanarak gerçek değerinin çok altında bir bedelle çekişmeli taşınmazı diğer davalı ...’a satış yoluyla devrettiğini, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini ileri sürerek çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Davalılardan ..., davacı ile arasında herhangi bir borç ilişkisinin bulunmadığını, davacının çekişmeli taşınmazın satımı için pazarlık aşamasından bedeli almasına kadar her aşamada bulunduğunu, işyerinden izin alamayacağı gerekçesi ile sadece tapudaki devir işlemleri için kendisini yetkilendirdiğini, davacının isteği ile işlemi gerçekleştirdiğini belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalı ... ise, davacı ile yüz yüze görüşerek evin satımı konusunda pazarlık yaptıklarını, davacı ile satım ve bedel konusunda anlaştıklarını, vekaletin ise sadece tapuda devir işlemleri için verildiğini, vekil ile aralarında herhangi bir akrabalık ya da geçmişe dayalı bir arkadaşlık ilişkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı ... vekilince istinafı üzerine, ...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; kayıt malikinin kötüniyetli ya da vekil ile işbirliği içinde hareket ettiğinin ispatlanamadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı hmk'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulüne, davalılardan Mehtap yönünden davanın reddine, taşınmaz bedelinin diğer davalı ...’dan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p>Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi ...’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.</p>

<p><strong>K A R A R</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hukuka aykırı olarak elde edilen konuşma kayıtları gerekçe yapılarak sonuca gidilmesi 6100 sayılı HMK’nın 189/2. maddesi gereğince doğru değil ise de, dosya kapsamındaki sair deliller değerlendirildiğinde verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğuna göre davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 10.00 TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20193321-e-20206569-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-aaf.jpg" type="image/jpeg" length="80301"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2012/22755 E., 2013/2 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-201222755-e-20132-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-201222755-e-20132-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 14.01.2013 tarihli, 2012/22755 E., 2013/2 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2012/22755 E., 2013/2 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :ASLİYE ... MAHKEMESİ</p>

<p>Dava dilekçesinde 25.000.00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı ve davalı tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden taraflardan davacı asil ... ile davalı asil ... geldi. Gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için ....01.2013 gününe bırakılması uygun görüldüğünden, belli günde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Y A R G I T A Y K A R A R I</strong></p>

<p>Davada, birlikte yaşadığı dönemde davalı tarafından kendisine ait çekin rızası hilafına ele geçirilerek tahsil edildiği ileri sürülerek çek bedeli 25.000,00 TL'nin faizi ile tahsili istenilmiştir.</p>

<p>Davalı, davacı ile birlikte emlak komisyonculuğu yaptıklarını, satılan taşınmazlardan hissesine düşen bedelin karşılığında bu çekin verildiğini, çekin iptali ya da ödeme yasağı bulunmadığı nedenleriyle davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur.</p>

<p>Mahkemece, davacı ve davalının ses kaydı dökümüne dayanılarak davacının ....000,00 TL. alacağının bulunduğu gerekçesi ile bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, süresinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.</p>

<p>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının tüm, davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.</p>

<p>Dava, sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı alacak isteminden ibarettir.</p>

<p>Öncelikle, mahkemece, gerekçe olarak dayanılan ses kaydını içeren delilin, hukuken geçerli ve hükme esas alınabilecek bir delil niteliğinde olup olmadığının çözümü gerekmektedir:</p>

<p>6100 sayılı ... Muhakemeleri Kanunu’nun 01.....2011 tarihinde yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin değerlendirilmesi konusunda Medeni Usul Hukukunda açık bir düzenleme bulunmamakta; konu öğretide yer alan bilimsel görüşler ve yargısal uygulama ile şekillenmekteydi.</p>

<p>01.....2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı ... Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat hakkı” başlığını taşıyan 189.maddesinin ....fıkrasında yer alan; “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz” hükmü ile açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin ispat gücü olamayacağı kabul edilmiştir.</p>

<p>Böylece ispat hakkının delillere ilişkin yönünün hukuki çerçevesi çizilmiş; bir davada ileri sürülebilecek her türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması esası getirilmiştir.</p>

<p>Anılan düzenlemeye göre, hukuka aykırı olarak elde edildiği anlaşılan delillerin, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı düzenlenmek suretiyle, yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re’sen göz önüne alınması ve delilin her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi halinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesi benimsenmiştir.</p>

<p>Diğer taraftan, hukuka aykırı elde edilen delillerin değerlendirilmesi konusunda 01.....2011 tarihine kadar Medeni Usul Hukukunda açık bir yasa hükmü olmadığı halde, gerek mülga 1412 sayılı Ceza Yargılamaları Usulü Kanunu (CMUK) ’nda gerekse de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’nda açık düzenleme yapılmış ve “ortaya konulması istenilen delilin, kanuna aykırı olarak elde edilmesi halinde reddolunacağı” düzenlenmiştir.</p>

<p>Uygulamada ise, somut olayın özelliğine göre farklı yaklaşımlar olmakla birlikte temelinde bir delilin hukuka aykırı olarak elde edilmesi ile hukuka aykırı olarak yaratılmasının farklı olarak ele alındığı, hukuka aykırı yaratılan delilin hiçbir şekilde kabul edilmemesine karşın, hukuka aykırı olarak elde edilen delil konusunda olayın özelliğine göre farklı değerlendirmelerde bulunulduğu görülmektedir(bkz.HGK.'nun ....02.2012 tarih 2011/...-703 E.-2012/70 K; yine HGK.’nun 25.09.2002 tarih ve 2002/...-617 E. 2002/648 sayılı Kararı; HGK.’nun 28.05.2003 gün ve 2003/...-374 E- 2003/370 K. sayılı ilamı).</p>

<p>Bir delilin mahkemece kabul edilebilmesi için, gerek öğretide yer alan ağırlıklı görüş, gerekse de ... Genel Kurulu Kararlarında ortaya konulan ölçüt; o delilin usulsüz olarak yaratılmamış olması ve hukuka aykırı biçimde elde edilmemesidir.</p>

<p>Somut olaya gelince; mahkemece, hükme esas alınan ses kaydı davacının rızası dışında oluşturulmuş olup bu durum ceza mahkemesi kararı ile de belirlenmiştir. O halde bu şekilde oluşturulmakla usulsüz olarak yaratılmış bu delilin hükme esas alınması mümkün değildir.</p>

<p>Mahkemece sabit olmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken itibar edilmeyen gerekçeler ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.</p>

<p>Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ... duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 990 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-201222755-e-20132-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1aa1.jpg" type="image/jpeg" length="84422"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2024/101 E., 2024/7537 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-2024101-e-20247537-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-2024101-e-20247537-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 16.10.2024 tarihli, 2024/101 E., 2024/7537 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/101 E., 2024/7537 K.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2022/1706 E., 2023/2885 K.</p>

<p><br />
KARAR : Esastan ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 2. Aile Mahkemesi (Birleşen Isparta 2. Aile Mah. 2020/75 E. - 2020/68 K.)<br />
SAYISI : 2019/494 E., 2021/703 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl boşanma davasının reddine, karşı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1)inci alt bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-davalı kadın tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı-davalı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; erkeğin ailesi ile altlı-üstlü oturduklarını, söz verilmesine rağmen ayrı bir ev tahsisi edilmediğini, özel hayatını ailesi ile paylaştığını, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldığını, kadına zorla cinsel içerikli filmler izlettirip, cinsel ilişkiye zorladığını, kadının ailesinin gelmesine ve onlara gitmesine izin verilmediğini, ilgilenmediğini, küfür ve hakaret ettiğini, eskortluk ve cinsel arkadaş bulma sitelerinde yazışmalar yaptığını, Isparta'ya bayram tatiline gittiklerinde kadına ve ablasına hakaret ettiğini, kadının 1 ay kadar baba evinde kaldıktan sonra evine geri döndüğünü, erkeğin evinin ihtiyaçlarını karşılamadığını, kadının elinden zorla telefonu almaya çalıştığını, kadının aldatma ve benzer duyguları erkeğe yaşatmak için instagramdan gelen konuşma teklifine bile bile cevap verdiğini ve telefonu eşinin görmesi için açık bir vaziyette ortama bıraktığını, erkeğin bunu gördüğünü, telefonu gasp ettiğini iddia ederek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun'un) 166 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, aylık 1.250,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata, çeyiz eşyalarının aynen iadesine mümkün değilse 15.000,00 TL bedelin tahsiline, ziynetlerin aynen iadesine mümkün değilse 47.975,00 TL bedelin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı-davacı erkek vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; kadının cinsel soğukluk yaşadığını ve cinsel ilişkiden kaçındığını, erotik filmleri işe ile birlikte izlediklerini, internet sitesine birlikte girdiklerini, en son kadının başka bir erkekle yazıştığını, kadına şifreyi söylemediğini, kadının şifreyi kırarak bu mesajlara ulaştığını, kadının hakaret ve küfür ettiğini, suçlayıcı davrandığını, tanımadığı erkeklerin profiline yazdıklarını beğendiğini iddia ederek, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocukla kişisel ilişki tesisine, 500.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, her ne kadar davacı- davalı kadın ve davalı- davacı erkek birbirlerine atfen, dava dilekçelerinde bir takım vakıalar ileri sürmüş iseler de gerek taraf tanıklarının beyanlarından gerekse tarafların dilekçelerindeki ve duruşmadaki beyanlarından son olarak fiilen ayrılmadan önceki Ramazan Bayramı için birlikte Isparta'ya kadının ailesinin yanına geldikleri, orada aralarında tartışma yaşandığı bu tartışma üzerine erkeğin Muğla'ya ortak konuta döndüğü, tarafların fiilen bir ay kadar ayrı yaşadıkları sonra erkek ve ailesinin Isparta'ya gelerek kadını alıp Muğla'ya ortak konuta götürdükleri, tarafların 24 gün daha birlikte yaşadıkları, tekrar ortak konuta dönerek ortak aile hayatını tekrar kuran ve bir süre daha birlikte yaşayan tarafların ortak konuta dönmeden önceki döneme ilişkin karşılıklı tüm kusurlu eylemlerini affettikleri veya en azından hoş görmüş sayıldıkları, affedilmiş veya hoş görülmüş eylemlere artık boşanma sebebi olarak dayanılamayacağı, tarafların ortak konuta tekrar döndükten sonra birbirlerine atfen atfen ileri sürdüğü diğer vakıaların (kocanın kadına atfen ileri sürdüğü biraz sonra açıklanacak eylem dışında) ise taraf tanıklarının beyanları ve usulüne uygun olarak dayandıkları hukuka uygun deliller çerçevesinde sabit olmadığı; erkeğin birleşen dosyadaki dava dilekçesinde kadına atfen ileri sürdüğü vakıalardan, başka bir erkekle telefon ve sosyal medya üzerinden mesajlaştığı, görüştüğü vakıasının tanık beyanları çerçevesinde sabit olduğu, tarafların bu olayın ortaya çıkmasından sonra fiilen ayrıldıkları ve tekrar bir araya gelemedikleri, sabit olan kadının güven sarsıcı nitelikteki eylemi nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, kadının tam kusurlu olduğu, erkeğin ispatlanmış bir kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile asıl boşanma davasının reddine, birleşen boşanma davasının kabulü ile evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki tesisine, ortak çocuk için aylık 1.200,00 TL iştirak nafakasına, erkek için 7.500,00 TL maddî ve 7.500,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
1.Davacı- davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; son birleşmeden sonra erkeğin davranışlarında değişme olmadığını, eylemlerine devam ettiğini, kadının ortak konuta affederek dönmediğini, eşine ders vermek amaçlı mesajlaştığını, sadakatsizlik kastının olmadığını belirterek, kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, karşı davanın kabulü yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>2.Davalı-davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; velâyet, kişisel ilişki süreleri ve tazminat miktarları yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1)inci alt bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><br />
<strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- davalı kadın vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı- davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki kanun yolu itirazlarını tekrar ederek, kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, arşı davanın kabulü yönünden temyiz başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, karşılıklı açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak yaşamı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlikte kusurun kimden kaynaklandığı, erkekten kaynaklanan kusurlu bir davranışın ispatlanıp ispatlanmadığı, asıl boşanma davasının reddine, karşı boşanma davasının kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, erkek yararına kabul edilen maddî ve manevî tazminatın yasal koşullarının oluşup oluşmadığı, kabul edilen tazminatlar ve nafaka miktarlarının hakkaniyete ve dosya kapsamına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 323 üncü ve 326 ncı maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 182 nci, 323 üncü, 324 üncü, 327 inci ve 329, 330 uncu maddesi, 336 ncı maddesi.</p>

<p>3.Değerlendirme</p>

<p>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı -davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p><br />
2.Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166 ncı maddesinde yer alan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı karşılıklı boşanma istemine ilişkindir. Taraflar evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda diğer tarafın kusurlarını ispat etmekle mükelleftir. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince, erkeğin birleşen dosyadaki dava dilekçesinde kadına atfen ileri sürdüğü vakıalardan, başka bir erkekle telefon ve sosyal medya üzerinden mesajlaştığı, görüştüğü vakıasının tanık beyanları çerçevesinde sabit olduğu, tarafların bu olayın ortaya çıkmasından sonra fiilen ayrıldıkları ve tekrar bir araya gelemedikleri, bu vakıa dışında tarafların ortak konuta tekrar döndükten sonra birbirlerine atfen ileri sürdükleri diğer vakıaların ise taraf tanıklarının beyanları ve usulüne uygun olarak dayandıkları hukuka uygun deliller çerçevesinde sabit olmadığı, sabit olan kadının güven sarsıcı nitelikteki eylemi nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, kadının tam kusurlu olduğu, erkeğin ispatlanmış bir kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile asıl boşanma davasının reddine, birleşen boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın eklerine karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf başvurusu ayrı ayrı esastan reddedilmiş, hüküm davacı -davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>3.Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, erkeğin delil olarak dosyaya sunmuş olduğu mesajlaşmalara ilişkin, kadının telefonunu zorla alması ve şifre kırmak suretiyle sunulan kayıtların elde ediliş şekli nazara alındığında kadına yüklenen kusura ilişkin vakıanın hukuka uygun delillerle ispatlanamadığı, yazışmaların kadının telefonundan kadının rızası dışında hukuka aykırı yolla elde edildiği anlaşılmaktadır. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz (HMK m. 189/2). Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir (HMK m. 189/4). Kanun'un sözünden ve gerekçedeki açık anlatımdan, yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re'sen göz önüne alınması ve delilin her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi hâlinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesinin benimsendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı-davacı erkek tarafından hukuka uygun olarak elde edilmeyen bu delil hükme esas alınamaz. Öte yandan 4721 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "tarafların her türlü ikrarının hakimi bağlamayacağına" ilişkin kuralın temel amacı eşlerin yasanın öngördüğü kurallara (TMK md. 166/3) uymaksızın anlaşma ile boşanmalarının önlenmesidir. Tarafların boşanma sebebi olarak ileri sürülen maddi olayların varlığını kabul etmeleri bu kuralın kapsamı dışındadır. Taraflarca maddi olayların varlığının kabulü halinde başkaca kanıt aramaya gerek bulunmayabilir. Ancak, maddî olayların boşanmayı gerektirip gerektirmeyeceği konusunu yine hâkim takdir edip değerlendirecektir. Kadının dilekçelerindeki erkeğe, sadakatsizlik kastı olmaksızın ders verme amaçlı olarak instagram üzerinden gelen konuşma teklifini bile bile kabul ettiğine, eşi görecek şekilde telefonu açık vaziyette bırakması ile eşinin gördüğüne dair beyanlarının tek başına güven sarsıcı eylemi ispata elverişli olmadığı, kadının güven sarsıcı nitelikte eylemine ilişkin dinlenen tanık beyanlarının soyut izahlardan ibaret, duyuma ve yoruma dayalı olduğu, kadının kusuruna esas dosya kapsamında başkaca bir delil de bulunmadığı, bu durumda davacı-karşı davalı kadının gerçek anlamıyla güven sarsıcı veya sadakatsiz davranışta bulunduğunun ispatlanamadığı, kadının ispatlanan kusurlu bir davranışı olmadığı gözetilerek, erkeğin boşanma davasının da reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçeyle erkeğin birleşen davasında boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin birleşen boşanma davasının kabulü yönünden kadın yararına ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>2.İlk Derece Mahkemesi kararının erkeğin birleşen boşanma davasının kabulü yönünden kadın yararına BOZULMASINA,</p>

<p>3.Davacı-davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>16.10.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-2024101-e-20247537-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aa.jpeg" type="image/jpeg" length="10293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnternetten ev, araba, eşya satanlar dikkat! Maliye'ye bildirilecek...]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/internetten-ev-araba-esya-satanlar-dikkat-maliyeye-bildirilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/internetten-ev-araba-esya-satanlar-dikkat-maliyeye-bildirilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı, internet üzerindeki kayıtdışı satışları ve vergi kayıplarını engellemek için yeni bir adım attı. Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre; e-ticaret siteleri, sosyal medya platformları ve ilan siteleri, internet üzerinden verilen tüm ev, araba, eşya satış ve kiralama ilanlarını her ay düzenli olarak Maliye’ye bildirecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 538)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 595), 05 Eylül 2026 Tarihli ve 33361 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın hazırladığı yeni vergi düzenlemesi ile birlikte sadece alışveriş siteleri değil; internet, sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden yapılan her türlü alım, satım, kiralama, ilan ve reklam faaliyeti vergi denetimi kapsamına alındı. Düzenleme; e-ticaret sitelerinden sosyal medya devlerine, internet servis sağlayıcılarından ilan sitelerine kadar dijital ortamda imkan sağlayan tüm kurum ve şirketleri kapsıyor.</p>

<p><strong>DİJİTAL PLATFORMLARA VERİ TOPLAMA VE SAKLAMA ZORUNLULUĞU</strong></p>

<p>Yeni düzenleme uyarınca Gelir İdaresi Başkanlığı, internet ortamında yürütülen tüm ticari faaliyetlerin takibi için şirketlere bilgi verme zorunluluğu getirebilecek. Şirketler; iş hacmi, satılan veya kiralanan malın türü, satış tutarları ve ilan detayları gibi verileri belirleme yetkisine sahip olacak.</p>

<p>Ayrıca sosyal medya platformları, e-ticaret siteleri ve internet ortamı sağlayan şirketler; ilan verenlerin ve içerik üretenlerin bilgilerini toplamak, bu bilgileri elektronik ortamda saklamak ve istendiğinde Maliye'ye sunmakla yükümlü tutuldu.</p>

<p><strong>EV, ARABA VEYA HİZMET İLANI VERENLERİN BİLGİLERİ HER AY MALİYE'YE BİLDİRİLECEK</strong></p>

<p>Tebliğde yapılan en önemli değişikliklerden biri de ilan siteleri ve sosyal medya platformlarına getirilen aylık raporlama zorunluluğu oldu. İnternet üzerinden taşınır (araba, eşya vb.), taşınmaz (ev, arsa vb.) veya hizmet satışı/kiralaması için ilan verilmesine imkan sağlayan tüm platformlar, her ay düzenli olarak şu bilgileri Maliye'ye bildirmek zorunda kalacak:</p>

<p>* İlanın yayımlandığı internet sitesi veya web adresi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>* İlanı veren kişilerin veya şirketlerin ad, soyad, unvan, T.C. kimlik numarası veya vergi kimlik numarası gibi kimlik bilgileri,</p>

<p>* Verilen ilanların içeriği, satılan veya kiralanan ürün ve hizmetlere ait detaylar.</p>

<p>---</p>

<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:</strong></p>

<p><strong>VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 538)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SIRA NO: 595)</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/5/2022 tarihli ve 31852 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 538)’nin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “7. Elektronik ticarette vergi güvenliğini sağlamak amacıyla elektronik ortamda ticari faaliyette bulunan gerçek ya da tüzel kişi hizmet sağlayıcılara ve/veya başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişi aracı hizmet sağlayıcılara ticari faaliyetlerine ilişkin bildirim verme yükümlülüğü getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü iş hacmi, sektör, mükellef grupları, alış-satış tutarı, alım satıma konu mal ve hizmet türleri itibarıyla belirlemeye, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına ilişkin bildirime konu bilgilerin aracı hizmet sağlayıcıları tarafından alınması zorunluluğunu getirmeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye,” ibaresi “7. Elektronik ticarette ve internet dâhil olmak üzere her türlü dijital ortamın alım, satım, kiralama, ilan ve reklam gibi iktisadi ve ticari amaçlarla kullanıldığı hallerde vergi güvenliğini sağlamak amacıyla elektronik ortamda iktisadi ve ticari faaliyette bulunan gerçek ya da tüzel kişi hizmet sağlayıcılara, elektronik ticaret hizmet sağlayıcılara, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına ortam sağlayan gerçek ve tüzel kişi aracı hizmet sağlayıcılara, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılara, erişim sağlayıcılara, içerik sağlayıcılara, yer sağlayıcılara ve sosyal ağ sağlayıcılara iktisadi ve ticari faaliyetlerine ilişkin bildirim verme yükümlülüğü getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü iş hacmi, sektör, mükellef grupları, alış-satış tutarı, alım, satım, kiralama, ilan ve reklama konu mal ve hizmet türleri itibarıyla belirlemeye, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına ilişkin bildirime konu bilgiler ile içerik sağlayıcılar tarafından üretilen ya da sağlanan bilgilerin aracı hizmet sağlayıcıları, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcıları, erişim sağlayıcılar, yer sağlayıcılar ve/veya sosyal ağ sağlayıcılar tarafından alınması zorunluluğunu getirmeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye,” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Tebliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sosyal ağ sağlayıcıları ile yer sağlayıcılar” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, aynı fıkranın (b) bendinde yer alan “bilgileri ile işyeri adres bilgilerini,” ibaresi “gibi mükellefiyet tespitine ilişkin bilgileri,” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkranın (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş ve mevcut dördüncü fıkrasında yer alan “üçüncü” ibaresi “dördüncü” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“ç) Hizmet verilenler adına gerçekleştirilen taşınır, taşınmaz, mal ve hizmet satış/kiralama işlemlerine ilişkin ilan bilgilerini,”</p>

<p>“(2) Taşınır ve taşınmazlar ile mal ve hizmetlerin alınması, satılması veya kiralanmasının temin edilmesine yönelik olarak verilen ilanların yayımlanmasına imkân sağlayan yer sağlayıcılar ile sosyal ağ sağlayıcılar takvim yılının birer aylık süreleri içerisinde gerçekleştirmiş oldukları söz konusu işlemlere ilişkin olarak;</p>

<p>a) Verilen hizmetin sağlandığı internet adres veya adreslerini,</p>

<p>b) Hizmet verilen gerçek ya da tüzel kişilere ait ad soyad/unvan, TCKN/YKN/VKN gibi mükellefiyet tespitine ilişkin bilgileri,</p>

<p>c) Hizmet verilenler adına gerçekleştirilen taşınır, taşınmaz, mal ve hizmet satış/kiralama işlemlerine ilişkin ilan bilgilerini,</p>

<p>elektronik ortamda 5 inci maddede açıklanan yöntemle Başkanlık sistemlerine bildirmek zorundadır.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Aynı Tebliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/internetten-ev-araba-esya-satanlar-dikkat-maliyeye-bildirilecek</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/internet-ilanlarinda-yeni-donem.jpg" type="image/jpeg" length="28264"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bazı mahkemelerin yargı çevresi değiştirildi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bazi-mahkemelerin-yargi-cevresi-degistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bazi-mahkemelerin-yargi-cevresi-degistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 03/09/2026 Tarihli ve 1045 Sayılı Kararı, 05 Eylül 2026 Tarihli ve 33361 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.
Karar ile, coğrafi durum ve iş yoğunluğunu dikkate alarak çeşitli mahkemelerin yargı çevrelerinde değişiklik yapıldı. Düzenleme iş, tüketici ve infaz hakimliklerinin yanı sıra bazı ilçelerin adli bağlılıklarını da kapsıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU KARARI</strong></p>

<p><strong>Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığından:</strong></p>

<p><strong>HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU GENEL KURULUNUN KARARI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karar Tarihi: 03.09.2026</p>

<p>Karar No : 1045</p>

<p>5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun hukuk mahkemelerinin yargı çevresi başlıklı 7 nci maddesinde; "Hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin İdari sınırlarıdır. Ancak özel kanunlarla kurulunlar da dahil olmak üzere, hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenebilir. Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir hukuk mahkemesinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, özel kanunlarında yargı çevresi belirtilmemiş olan hukuk mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine. Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir.";</p>

<p>5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun ceza mahkemelerinin yargı çevresi başlıklı 15 inci maddesinde; "Ceza mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlandır. Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırlan içerisindeki il ve ilçenin adı ile anılan sulh veya asliye ceza mahkemelerinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlanna bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir. Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir ceza mahkemesinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, özel kanunlannda yargı çevresi belirtilmemiş olan diğer ceza mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca karar verilir.";</p>

<p>5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 27 nci maddesinde; "(1) Çocuk mahkemelerinin yargı çevresi, kurulduğu il ve İlçenin mülki sınırlarıyla belirlcnir.(2) Çocuk ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlandır. (3) Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine veya değiştirilmesine Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir.";</p>

<p>4675 Sayılı İnfaz Hakimliği Kanununun İnfaz hakimliklerinin kuruluşu ve yetkisi başlıklı 2 nci maddesinde: "Bu Kanunla ve diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek amacıyla her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca infaz hakimliği kurulur... İnfaz hakimliği bulunduğu il veya ilçenin adı ile anılır. İnfaz hakimliğinin yargı çevresi, kurulduğu il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlandır. Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırlan içerisindeki il ve ilçenin adı ile anılan infaz hakimliğinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir. Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir infaz hakimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca karar verilir...";</p>

<p>7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 2 nci maddesinde; "... Bu mahkemelerin yargı çevresi, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenir." hükümleri, yer almaktadır.</p>

<p>Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün, coğrafi durum vc iş yoğunlukları göz önüne alınarak bazı yer adli yargı ilk derece mahkemelerin yargı çevresinin belirlenmesi teklifine ilişkin 28.08.2026 tarihli ve E-43807993-601.01 -389/19914 sayılı, 02.09.2026 tarihli ve E-43807993-601.01-411/20231 sayılı ve 02.09.2026 tarihli ve E-43807993-601.01-410/20230 sayılı yazılan Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca görüşülerek;</p>

<p>A) - Gaziosmanpaşa Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresinin Gaziosmanpaşa Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi,</p>

<p>- Sandıklı İnfaz Hakimliği yargı çevresinin Sandıklı Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi, - Serik İnfaz Hakimliği yargı çevresinin Serik Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi, - Suşehri İnfaz Hakimliği yargı çevresinin Suşehri Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi, - Ortaca İnfaz .Hakimliği yargı çevresinin Ortaca Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi, - Çorum Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Çorum ilinin mülki sınırlan,</p>

<p>- Hatay Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Hatay, Altınözü, Samandağ, Yayladağı, Antakya, Defne, Reyhanlı, Kumlu, Kırıkhan ve Hassa ilçeleri,</p>

<p>- İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin İskenderun, Arsuz, Belen, Dörtyol, Erzin ve Payas ilçeleri,</p>

<p>- Nevşehir Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Nevşehir ilinin mülki sınırlan,</p>

<p>- Van Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Van ilinin mülki sınırlan,</p>

<p>- Çankırı İş Mahkemesi yargı çevresinin Çankırı Asliye Hukuk Mahkemesi yargı çevresi,</p>

<p>- Çarşamba İş Mahkemesi yargı çevresinin Çarşamba Asliye Hukuk Mahkemesi yargı çevresi,</p>

<p>- Gaziosmanpaşa İş Mahkemesi yargı çevresinin Gaziosmanpaşa Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi,</p>

<p>- Kilis İş Mahkemesi yargı çevresinin Kilis Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi,</p>

<p>- Nevşehir Tüketici Mahkemesi yargı çevresinin Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi olarak belirlenmesine,</p>

<p>İşbu kararın 03.09.2026 tarihinden itibaren uygulanmasına,</p>

<p>B) - Gemlik İş Mahkemesi yargı çevresinin Gemlik Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi,</p>

<p>- Kemalpaşa iş Mahkemesi yargı çevresinin Kemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi yargı çevresi,</p>

<p>- Torbalı İş Mahkemesi yargı çevresinin Torbalı Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi,</p>

<p>- Gaziosmanpaşa Tüketici Mahkemesi yargı çevresinin Gaziosmanpaşa Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi,</p>

<p>- Menemen Tüketici Mahkemesi yargı çevresinin Menemen Ağır Ceza Malıkemesi yargı çevresi,</p>

<p>- Torbalı Tüketici Mahkemesi yargı çevresinin Torbalı Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi olarak belirlenmesine,</p>

<p>İşbu kararın ilgili mahkemelerin faaliyete geçtiği tarih itibanyla uygulanmasına,</p>

<p>C) Eceabat ilçesinin coğrafi durumu İle Gelibolu ilçesine ulaşım imkanı göz önüne alınarak Çanakkale Adliyesi yargı çevresinden çıkartılarak Gelibolu Adliyesi yargı çevresine bağlanmasına,</p>

<p>İşbu karann 03.09.2026 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bazi-mahkemelerin-yargi-cevresi-degistirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/yargi/hsk-yeni11.jpg" type="image/jpeg" length="42130"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SÜREKLİ SAKATLIK RAPORUNDA ON İKİ AY KURALI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/surekli-sakatlik-raporunda-on-iki-ay-kurali-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/surekli-sakatlik-raporunda-on-iki-ay-kurali-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'teki Bekleme Şartı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025-2026 Uygulaması]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Trafik kazasına bağlı bedensel zarar davalarında tazminatın belirleyici verisi, sürekli iş göremezlik oranıdır. Bu oranı gösteren sağlık kurulu raporu ise yalnızca bir delil değil, zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yapılacak başvurunun ve Sigorta Tahkim Komisyonu sürecinin ön şartına bağlanmış bir belgedir. Uygulamada zarar görenler, çoğu zaman vekillerinin de teşvikiyle, tedavi biter bitmez rapor almaya yönelmekte; kazadan altı, sekiz, on ay sonra düzenlenen raporlarla başvuru yapılmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2025 yılının son çeyreğinden itibaren verdiği bir dizi kararla bu pratiğe kesin bir sınır çizmiştir: Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in eki cetvellerde öngörülen bir yıllık stabilizasyon süresi dolmadan düzenlenen rapor, sürekli sakatlık yönünden hükme esas alınamaz.</p>

<p>Bu çalışma, söz konusu bekleme şartının normatif dayanağını, Yargıtay'ın kuralı nasıl okuduğunu, erken alınan raporun yargılamadaki usuli sonuçlarını ve zarar gören açısından doğurduğu stratejik riskleri ele almakta; ardından uygulamacıya yönelik bir zamanlama önerisi ile sonuçlanmaktadır. İncelenen kararların tamamı Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Ekim 2025 ile Nisan 2026 arasında verdiği ve Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararlarının temyizi üzerine oluşmuş kararlardır.</p>

<p><strong>I. NORMATİF ÇERÇEVE: SÜRELİ RAPOR, SÜREKLİ RAPOR VE BİR YIL ŞARTI</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/eriskinler-icin-engellilik-degerlendirmesi-hakkinda-yonetmelik" rel="dofollow">20.02.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik</a>, trafik kazasına bağlı fonksiyon kayıplarında düzenlenecek raporu 9. maddesinde ayrıca düzenlemiştir. Maddenin üçüncü fıkrasına göre Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporlarında "tıbbi tedavi ve rehabilitasyon süreci esnasında süreli, tamamlandıktan sonra sürekli/süreli rapor verilmek üzere fonksiyon kayıplarının değerlendirilmesi" yapılır. Yönetmeliğin 11. maddesi ise raporun sürekli veya süreli düzenleneceğini, engel durumunun tedavi ve rehabilitasyonla zaman içinde azalma ihtimali bulunan ve hastalık bulgularının tam olarak görülemediği hâllerde süreli rapor verileceğini, engel durumunun sabit kalması veya artması söz konusu olan hastalıklar için ise sürekli rapor düzenleneceğini hükme bağlar.</p>

<p>Bir yıllık bekleme şartı ise Yönetmeliğin genel hükümlerinde değil, Ek-2 sayılı Engel Oranları Cetveli'nin ilgili bölümlerinde yer alır. Cetvelin "alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları" başlıklı 3. maddesi şu ifadeyi taşır: "Engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir." Omurgaya ait sorunlar bölümünde de benzer bir ölçüt bulunmaktadır: Yargıtay'ın aktarımıyla, hem yaralanma modeli hem de fonksiyonel model bakımından "engelin kalıcı ve stabil olması, son 12 ayda değişiklik olmaması" ve "yetersizliğin en az 1 yıldır devam ediyor olması" aranmaktadır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20249587-e-20262114-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 25.02.2026, E. 2024/9587, K. 2026/2114).</a></p>

<p>Bu düzenleme tekniğinin iki sonucu vardır. Birincisi, bekleme şartı Yönetmeliğin bütün engel alanlarına yayılan genel bir kural değil, cetvelin belirli bölümlerine bağlı özel bir ölçüttür; kas-iskelet sistemi dışındaki bazı fonksiyon kayıplarında aynı ifade bulunmamaktadır. İkincisi, kuralın lafzı kaza tarihine değil, iyileşmenin durduğu ana atıf yapmaktadır: aranan, "son bir senedir" düzelme olmamasıdır. Bu ayrım, aşağıda görüleceği üzere, Yargıtay'ın kuralı uygulama biçiminde kritik bir tartışmaya yol açmaktadır.</p>

<p><strong>II. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNİN OKUMASI: KAZA TARİHİNDEN İTİBAREN ON İKİ AY</strong></p>

<p>Daire, kuralı istikrarlı biçimde kaza tarihi ile rapor tarihi arasındaki süreye indirgeyerek uygulamaktadır. Omurgada birden fazla kırık bulunan bir olayda, kazadan yaklaşık on ay sonra düzenlenen ve yüzde 8 sürekli maluliyet bildiren rapora dayanan İtiraz Hakem Heyeti kararı, "kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında ... bir yıllık (12 aylık) süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora ... itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir" gerekçesiyle bozulmuştur <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20245157-e-202514411-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 21.10.2025, E. 2024/5157, K. 2025/14411).</a> Aynı formül alt ekstremite yaralanmalarında da tekrarlanmıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 03.12.2025, E. 2024/10490, K. 2025/16140</a>; Y<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari" rel="dofollow">argıtay 4. HD, 24.02.2026, E. 2025/15302, K. 2026/2059).</a></p>

<p>Ayak bileği ve omuz yaralanması bulunan bir başvuranın kazadan altı ay sonra aldığı rapor için Daire, "bu raporun karara esas alınmaması gerekir ise de karar tarihi itibari ile bir yıllık bekleme süresinin dolduğu gözetilerek usulüne uygun rapor alınması için davacı tarafa süre verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir" demiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2025411-e-202516499-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 10.12.2025, E. 2025/411, K. 2025/16499)</a>. Motosiklet sürücüsünün uyluk ve ayak yaralanmasında kazadan sekiz ay yirmi iki gün sonra alınan rapor da aynı akıbete uğramış; Daire, önceki bozma ilamına atıfla, "yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir" tespitini yinelemiştir<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari" rel="dofollow"> (Yargıtay 4. HD, 24.12.2025, E. 2025/8343, K. 2025/17242).</a></p>

<p>Kararların ortak yönü şudur: Daire, raporun içeriğinde stabilizasyon tespitinin bulunup bulunmadığını ayrıca sorgulamamakta, kaza ile rapor arasında on iki ay geçmemişse raporu bu nedenle yetersiz saymaktadır. Diz kapağındaki menisküs yırtığına bağlı hareket kısıtlılığı olayında kullanılan ifade bunu açıkça göstermektedir: rapor Yönetmelik ve cetvellere göre düzenlenmiş olmakla birlikte, "alt ekstremite özür durumu için yönetmelikteki 1 yıllık süre gözetilmemiş ve bu hususta bir değerlendirme de yapılmamıştır"<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari" rel="dofollow"> (E. 2025/15302, K. 2026/2059).</a></p>

<p>Bununla birlikte Dairenin bir kararında farklı bir formülasyon dikkati çekmektedir. Kurye olarak çalışan bir başvuranın alt ekstremite arazına ilişkin olayda Daire, "davacıda oluşan araza yönelik maluliyet oranının tespitinde iyileşmenin bitmesinden itibaren 12 aylık sürenin geçmediği" ifadesini kullanmıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20248801-e-202516650-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 11.12.2025, E. 2024/8801, K. 2025/16650). </a>Bu ifade, cetvelin lafzına daha yakındır: sürenin başlangıcı kaza değil, iyileşmenin durduğu andır. Kararlar arasındaki bu nüans, kuralın gerçekte iki farklı biçimde okunabildiğini göstermektedir.</p>

<p><strong>III. KURALIN İKİ OKUMASI VE ELEŞTİRİSİ</strong></p>

<p>Cetvelin lafzı, sürekli rapordan önce "iyileşmenin durduğu" ve "son bir senedir" düzelme olmadığının tespitini ister. Bu, tıbbi bir stabilizasyon ölçütüdür ve doğru okunduğunda süre kazadan değil, iyileşme sürecinin tamamlanmasından itibaren işler. Uzun süreli tedavi gerektiren, birden fazla ameliyat geçirilen ya da implant çıkarılması planlanan olaylarda kazadan on iki ay geçmiş olması stabilizasyonun gerçekleştiğini göstermez; tersine, kırığın kaynadığı ve fizik tedavinin tamamlandığı basit olaylarda iyileşme on iki aydan önce durmuş olabilir.</p>

<p>Dairenin kaza tarihini esas alan okuması, bu tıbbi ölçütü uygulanabilir bir usul kuralına dönüştürmektedir. Hakem heyetinin ya da mahkemenin, raporun düzenlendiği tarihte iyileşmenin gerçekten durup durmadığını denetlemesi çoğu zaman mümkün değildir; kaza tarihi ise belgelidir ve tartışmasızdır. Kuralın bu şekilde nesnelleştirilmesi, uygulama birliği ve öngörülebilirlik bakımından savunulabilir. Ancak iki sakıncası vardır. Birincisi, kaza tarihinden on iki ay geçmiş olması, iyileşme hâlen sürüyorsa rapora geçerlilik kazandırmamalıdır; tedavi devam ederken alınan on üçüncü ay raporu, cetvelin aradığı stabilizasyon tespitini içermiyorsa aynı ölçüde sakattır. İkincisi, kaza tarihi karinesi kuralı cetvelin lafzından bağımsızlaştırdığında, bekleme şartının bulunmadığı engel alanlarına da genişletilme riski taşımaktadır. Nitekim omuz ve ayak bileği yaralanmasının birlikte bulunduğu olayda Daire yalnızca alt ekstremite bölümündeki hükme dayanmış, üst ekstremite arazı için ayrı bir değerlendirme yapmamıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2025411-e-202516499-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E. 2025/411, K. 2025/16499).</a></p>

<p>Kanaatimizce doğru okuma, kaza tarihinden on iki ay geçmesini asgari bir eşik olarak kabul etmek, ancak raporda iyileşmenin durduğuna ve son bir yıldır düzelme olmadığına ilişkin açık bir tespit aramaktır. Bu iki unsurun birlikte bulunmadığı rapor, hangi engel alanına ilişkin olursa olsun, sürekli sakatlık yönünden denetime elverişli sayılmamalıdır.</p>

<p><strong>IV. ERKEN RAPORUN USULİ SONUCU: USULDEN RET DEĞİL, EKSİK İNCELEME</strong></p>

<p>Sigortacıların ve bazı hakem heyetlerinin savunması, erken tarihli raporla yapılan başvurunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi anlamında usulüne uygun bir başvuru sayılamayacağı ve tahkim başvurusunun dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği yönündedir. Uyuşmazlık Hakem Heyetinin bu gerekçeyle verdiği bir ret kararı, İtiraz Hakem Heyetince kaldırılmış ve Daire de esasa ilişkin bozma dışında bu yaklaşımı benimsememiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E. 2025/8343, K. 2025/17242)</a>. Daire, başvuruya eklenen raporun usule uygun olmadığı savunmasının bulunduğu hâllerde eksikliğin "her hâlükârda tamamlanabileceğini" başka bir kararında açıkça ifade etmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202411764-e-20262010-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 23.02.2026, E. 2024/11764, K. 2026/2010).</a></p>

<p>Buna göre erken raporun yaptırımı usulden ret değil, eksik incelemedir: hakem heyeti, karar tarihi itibarıyla on iki aylık süre dolmuşsa yeni bir rapor alınması için taraf vekiline süre vermeli veya raporu kendisi aldırmalıdır. Elektrikli bisiklet sürücüsünün sol ayak bileği yaralanmasına ilişkin olayda İtiraz Hakem Heyeti, on iki ay dolmadan alınan rapor nedeniyle sürekli iş göremezlik talebini usulden reddetmiş; Daire, "her ne kadar dosyaya sunulu rapor 12 aylık süre dolmadan tanzim edilmiş ise de İtiraz Hakem Heyeti karar tarihi itibari ile 12 aylık süre de dolmuştur" diyerek yeni rapor alınmak üzere kararı bozmuş, bozmaya uyularak alınan raporla başvuru kabul edilmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514719-e-20264082-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 13.04.2026, E. 2025/14719, K. 2026/4082).</a></p>

<p>Yeni raporun kaynağı da Dairece belirlenmiştir. Omurga yaralanmasında on iki ay dolmadan alınan rapor üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetinin Sigorta Tahkim Komisyonu bilirkişi listesinden adli tıp uzmanı ve ortopedistten oluşan iki kişilik heyetten rapor alma yoluna gitmesi isabetsiz bulunmuş; raporun Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dallarından, başvuranın bizzat muayenesi yapılarak alınması gerektiği vurgulanmıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259595-e-202516644-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 11.12.2025, E. 2025/9595, K. 2025/16644)</a>. Karşı oy yazısında hakem heyetinin HMK m. 266 çerçevesinde kendi seçtiği bilirkişiden muayene şartıyla rapor alabileceği savunulmuşsa da çoğunluk görüşü, raporun yetkili kurumlardan alınması yönündeki yerleşik çizgiyi korumuştur.</p>

<p><strong>V. ERKEN RAPORUN ZARAR GÖREN ALEYHİNE STRATEJİK SONUÇLARI</strong></p>

<p>Erken rapor yalnızca zaman kaybettiren bir usul hatası değildir; zarar görenin talebini kalıcı olarak sınırlayabilen bir tuzaktır. Bunun nedeni, raporun dosyaya girmesiyle birlikte taraf beyanı, kendini bağlama ve usuli kazanılmış hak tartışmalarının başlamasıdır.</p>

<p>Motosiklet sürücüsünün olayında başvuran, kazadan sekiz ay yirmi iki gün sonra alınan yüzde 9 oranlı raporla sigortacıya başvurmuş ve bakiye tazminat talebini bu oran üzerinden kurmuştur. Daire ilk bozma ilamında, "davacı %9 maluliyet oranı ile kendisini bağlamış ve artan maluliyet iddiasında da bulunmamış" olduğunu tespit etmiş; bozma sonrası alınan usulüne uygun raporda oran yüzde 17 çıkmasına rağmen, aleyhe bozma yasağı gereği hesap yüzde 9 üzerinden yapılmış ve bu sonuç Dairece onanmıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E. 2025/8343, K. 2025/17242)</a>. Zarar gören, erken raporun düşük gösterdiği oranı kendi beyanıyla dosyaya taşıdığı için gerçek sakatlığının neredeyse yarısından vazgeçmiş durumdadır.</p>

<p>Buna karşılık, erken rapora dayanan kararın zarar gören lehine olması ve bu nedenle itiraz edilmemesi kazanılmış hak doğurmaz. İtiraz Hakem Heyetinin ara kararıyla usulüne uygun ikinci rapor alındıktan sonra ilk rapordaki yüzde 13 oranına dönülmesini Daire, "verilen karar davacının lehine olmakla davacının bu karara itiraz etmesinde hukuki yarar bulunmadığından ... usulüne uygun olmadığı kabul edilen rapordaki maluliyet oranının esas alınması doğru değildir" gerekçesiyle bozmuş ve ikinci rapordaki yüzde 15,4 oranı üzerinden karar verilmesini istemiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313459-e-20261929-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 19.02.2026, E. 2023/13459, K. 2026/1929)</a>. Omurga kırığı olayında da Uyuşmazlık Hakem Heyetinin, başvuranın kendi sunduğu yüzde 8 oranlı raporla bağlı olduğu yönündeki kabulü Dairece benimsenmemiş, hakemce alınan yüzde 14 oranlı rapor dâhil tüm raporlar irdelenerek yeni rapor alınması istenmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20245157-e-202514411-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E. 2024/5157, K. 2025/14411).</a></p>

<p>Bu kararlar birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şudur: erken raporun oranı, zarar gören tarafından talep temeli olarak benimsendiği ölçüde bağlayıcı hâle gelmekte; oran sonradan yükselse bile aleyhe bozma yasağı ve usuli kazanılmış hak kurumları tazminatın eski orana hapsolmasına yol açabilmektedir. Erken raporla başvurunun maliyeti, yalnızca bir yıl beklemekle karşılaştırıldığında ölçüsüz derecede yüksektir.</p>

<p><strong>VI. BEKLEMENİN MALİYETİ VAR MI? GEÇİCİ KALEMLER VE ZAMANAŞIMI</strong></p>

<p>On iki ayı beklemenin zarar gören açısından gerçek bir maliyeti bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu m. 109 uyarınca zamanaşımı, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl olup, taksirle yaralama suçunun daha uzun ceza zamanaşımına tabi olması nedeniyle uzamış zamanaşımı uygulanır. Temerrüt ve faiz, belgelerin sigortacıya eksiksiz iletilmesine bağlı olduğundan, raporsuz başvuru faiz başlangıcını öne çekmez.</p>

<p>Beklemenin gerekli olmadığı kalemler ise ayrıca ele alınmalıdır. Geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri, tedavi süreciyle ilgili olup sürekli sakatlık oranından bağımsız olarak belirlenir. Elektrikli bisiklet olayında İtiraz Hakem Heyeti, sürekli iş göremezlik talebini erken rapor nedeniyle reddederken geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri taleplerini kabul etmiş; Daire yalnızca sürekli sakatlık yönünden yeni rapor alınmasını istemiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514719-e-20264082-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E. 2025/14719, K. 2026/4082).</a> Motosiklet olayında ise geçici iş göremezlik talebi ayrı bir tahkim başvurusuna konu edilmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E. 2025/8343, K. 2025/17242).</a> Yönetmeliğin 9. maddesinin üçüncü fıkrasındaki süreli rapor imkânı da bu kalemler için işlevseldir: tedavi sürecinde alınan süreli rapor, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını belgeler; sürekli sakatlık ise stabilizasyon sonrasına bırakılır.</p>

<p><strong>VII. UYGULAMACIYA ÖNERİLER</strong></p>

<p>Yukarıdaki içtihat çizgisi, kas-iskelet sistemi yaralanmalarında şu zamanlama disiplinini zorunlu kılmaktadır. Birincisi, sürekli sakatlık raporu kaza tarihinden en az on iki ay geçtikten ve tedavi süreci tamamlandıktan sonra alınmalıdır; planlanmış bir ameliyat ya da implant çıkarma işlemi varsa rapor bu işlemin sonrasına bırakılmalıdır. İkincisi, rapor Adli Tıp Kurumu veya bir üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalından, ilgili branş uzmanının heyette bulunduğu, başvuranın bizzat muayene edildiği ve güncel görüntülemenin yapıldığı bir süreçle düzenlenmeli; Yönetmeliğin 8. maddesindeki biçimsel gerekler yanında, iyileşmenin durduğuna ve son bir yıldır düzelme olmadığına ilişkin tespit ile kaza ve araz arasındaki illiyet bağı raporun metninde açıkça yer almalıdır. Üçüncüsü, sigortacıya başvuru bu rapor elde edildikten sonra yapılmalı; on beş günlük cevap süresi ve tahkim başvurusu buna göre planlanmalıdır. Dördüncüsü, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri kalemleri için beklemeye gerek yoktur; bu kalemler süreli rapor ve tedavi belgeleriyle ayrıca talep edilebilir. Beşincisi ve en önemlisi, hangi nedenle olursa olsun dosyaya girmiş erken tarihli bir rapordaki oran talep temeli olarak benimsenmemeli, başvuru dilekçesinde oranın stabilizasyon sonrası alınacak raporla belirleneceği açıkça kayıt altına alınmalıdır.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in cetvellerindeki stabilizasyon ölçütünü, kaza tarihinden itibaren on iki ay şeklinde nesnel bir bekleme kuralına dönüştürmüştür. Bu okuma cetvelin lafzından bir ölçüde uzaklaşsa da uygulama birliği sağlamakta ve zarar göreni erken raporun tuzaklarından korumaktadır. Erken raporun yaptırımı usulden ret değil, yeni rapor alınmasıdır; ancak erken rapordaki oranın taraf beyanıyla benimsenmesi hâlinde aleyhe bozma yasağı gerçek zararın karşılanmasını engelleyebilmektedir. Bu nedenle sürekli sakatlık raporu için on iki ayı beklemek, zarar görene hiçbir şey kaybettirmeyen, kaybettirmemesi bir yana tazminatın doğru orana göre hesaplanmasını güvence altına alan bir zorunluluktur. De lege ferenda, bekleme şartının cetvelin dağınık bölümlerinden çıkarılarak Yönetmeliğin 9. maddesinde genel bir stabilizasyon kuralı olarak düzenlenmesi ve süreli rapor ile geçici tazminat kalemleri arasındaki ilişkinin Genel Şartlar düzeyinde açıklığa kavuşturulması, hem hakem heyetleri hem de zarar görenler bakımından öngörülebilirliği artıracaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-kucukcankurtaran" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN"><img alt="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/melih-kucukcankurtaran.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-kucukcankurtaran" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN">Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 97, m. 109.</span></p>

<p><span style="color:#999999">6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 115, m. 266 vd.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG 20.02.2019, S. 30692), m. 8, m. 9, m. 11 ve Ek-2 Engel Oranları Cetveli.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, A.5-(c).</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20245157-e-202514411-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 21.10.2025, E. 2024/5157, K. 2025/14411.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 03.12.2025, E. 2024/10490, K. 2025/16140.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2025411-e-202516499-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 10.12.2025, E. 2025/411, K. 2025/16499.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20248801-e-202516650-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 11.12.2025, E. 2024/8801, K. 2025/16650.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259595-e-202516644-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 11.12.2025, E. 2025/9595, K. 2025/16644.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 24.12.2025, E. 2025/8343, K. 2025/17242.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313459-e-20261929-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 19.02.2026, E. 2023/13459, K. 2026/1929.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202411764-e-20262010-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 23.02.2026, E. 2024/11764, K. 2026/2010.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 24.02.2026, E. 2025/15302, K. 2026/2059.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20249587-e-20262114-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 25.02.2026, E. 2024/9587, K. 2026/2114.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514719-e-20264082-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 13.04.2026, E. 2025/14719, K. 2026/4082.</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">Karar metinleri: mevzuat.adalet.gov.tr (UYAP Bilgi Bankası).</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/surekli-sakatlik-raporunda-on-iki-ay-kurali-1</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/terazi/engelli-sakat-hukuk.jpg" type="image/jpeg" length="85873"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/14719 E., 2026/4082 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514719-e-20264082-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514719-e-20264082-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 13.04.2026 tarihli, 2025/14719 E., 2026/4082 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/14719 E., 2026/4082 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2025/... Değişik İş, 2025/904 Karar</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sürücüsü olduğu elektrikli bisiklet ile davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı 21.07.2020 tarihli trafik kazasında davacının yaralandığını, sigorta şirketinin kısmi ödemede bulunduğunu ancak yetersiz olduğunu, bu sebeple belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.900,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL geçici bakıcı gideri, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, talebini 243.042,43 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödeme ile sorumluluklarının kalmadığını, sunulan raporun mevzuata uygun olmadığını, hesaplamanın yeni genel şartlara göre yapılması gerektiğini, faizden sorumlu olmadıklarını, vekalet ücretinin tam verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyeti yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca tespit edilen maluliyet oranının %8 olduğu ve tazminatın buna göre belirlendiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 238.083,88 TL sürekli iş göremezlik, 3.487,05 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.471,50 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 243.042,43 TL maddi tazminatın 08.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. İtiraz Hakem Heyetince maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği belirtilse dahi ilgili yönetmelik hükümlerine uyulmadığı, 12 aylık süre beklenmeden rapor düzenlendiği, sürekli iş göremezlik talebi yönünden usulüne uygun bir rapor bulunmadığı, bu sebeple dava şartının gerçekleşmediği, yönetmelik hükümlerine uygun rapor ibraz edilmediği, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri tazminatı talepleri yönünden davanın kabulünün yerinde olduğu gerekçesiyle davalının itirazının kısmen kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kararının kaldırılmasına ve başvuru hakkında yeniden karar verilmesine, başvuru sahibinin ıslah edilmiş sürekli iş göremezlik tazminatı başvurusunun usulden reddine, başvuru sahibinin ıslah edilmiş 3.487,05 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.471,50 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 4.958,55 TL tazminatın 08.10.2021 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte sigorta kuruluşundan alınarak başvuru sahibine verilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. BOZMA VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. Bozma Kararı</p>

<p>1. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş Dairenin 17.09.2024 tarih ve 2022/110 78... /7778 Karar sayılı ilamı ile "Somut olayda, kaza tarihi 21.07.2020 olup davacının dosyaya sunduğu ... Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniği'nin 14.06.2021 tanzim tarihli raporunda, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının sol ayak bileği hareket kısıtlılığına bağlı alt eksremite özür oranının %8 olduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından işbu rapora göre belirlenen tazminatın kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafın karara itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince, raporun yönetmelikte belirtilen 12 aylık iyileşme süresi dolmadan tanzim edildiği, bu hali ile sürekli iş göremezlik yönünden hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının kabulü ile sürekli iş göremezlik tazminat talebi yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Söz konusu raporun kaza tarihinden 12 ay geçmeden tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik ve eki cetvellerine göre, alt ekstremite sorunlarında engellilik durumunun kişinin mevcut durumuna göre belirlenmesi gerektiği, kişinin özür durumunun zaman içinde değişebilme ihtimali varsa raporun süreli verilmesi gerektiği, devamlı engelllik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senede düzelme olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Her ne kadar dosyaya sunulu rapor 12 aylık süre dolmadan tanzim edilmiş ise de İtiraz Hakem Heyeti karar tarihi itibari ile 12 aylık süre de dolmuştur.</p>

<p>Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İtiraz Hakem Heyeti karar tarihi itibari ile 12 aylık sürenin dolmuş olması dikkate alınarak Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik eki cetvellerine göre denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. "gerekçeleriyle karar bozulmuştur.</p>

<p>2. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar<br />
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulması sonucunda başvurunun kabulü ile 400.997,88 TL sürekli iş göremezlik,</p>

<p>3.487,05 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.471,50 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 405.956,43 TL maddi tazminatın 08.10.2021 tarihinden itiabaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacının müterafik kusurlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazasında davacı sürücünün yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir.<br />
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VII. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514719-e-20264082-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-2.jpg" type="image/jpeg" length="52324"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/11764 E., 2026/2010 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202411764-e-20262010-k-sayili-karari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202411764-e-20262010-k-sayili-karari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 23.02.2026 tarihli, 2024/11764 E., 2026/2010 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/11764 E., 2026/2010 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/781 D.İş - 2023/797 K</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.08.2018 tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi bulunmayan araç ile davacının içerisinde yolcu konumunda bulunduğu aracın karıştığı trafik kazası neticesinde müvekkilinin malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı Yasanın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.09.2023 tarihli talep arttırım dilekçesiyle talebini 360.000,00 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurudan önce müvekkili kuruma usulüne uygun başvuru yapılmadığını, maluliyet raporunun Yönetmeliğe uygun olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, Komisyona başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ile alınan kusur ve aktüer raporu gözetilerek davanın kabulüne 360.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 17.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Güvence Hesabından alınarak ...'e verilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sunulan maluliyet raporundaki tespitlerin kaza ile illiyet bağı taşıdığı yönünde yeterli bulgu olmadığı, raporun kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediği, sigorta şirketine usulüne uygun düzenlenmiş maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüyle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; trafik kazası sonrası müvekkilinin uzun süre psikiyatri tedavi gördüğünü, ilaç kullandığını, dosyaya sunulan maluliyet raporunda maluliyet oranının %25 oranında ve sürekli olduğunun tespit edildiğini, raporun yönetmeliğe uygun düzenlendiğini belirtmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi bulunmayan aracın yaptığı kaza sonucu davacı yolcunun yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.</p>

<p>Somut olayda, davacı tarafından başvuruda sunulan, kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 15.04.2022 tarihli maluliyet raporunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre sürekli iş göremezlik oranı tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen uyum bozukluğu nedeniyle %25 olarak belirlenmiştir. Ancak anılan raporda özellikle kazadan sonra oluştuğu belirtilen uyum bozukluğu olarak nitelendirilen rahatsızlığın ömür boyu sürüp sürmeyeceği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği ve ömür boyu aynı oranda sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilmemiştir. Dosya kapsamındaki sağlık kurulu raporu hüküm kurmaya bu yönden elverişli değildir.</p>

<p>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.</p>

<p>Dosya kapsamına göre, İtiraz Hakem Heyetince sigortaya usulüne uygun maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan başvurunun usulden reddine karar verilmişse de, 6098 sayılı Kanun'un 51. maddesi gözetilerek, İtiraz Hakem Heyetince; davacının psikiyatrik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı temin edildikten sonra, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve içerisinde psikiyatri uzmanının da bulunduğu davacının yerleşim yerine en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından (dosyadaki raporu düzenleyen hastane dışında) kazadan sonra oluştuğu belirtilen "uyum bozukluğu" olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve davacı bizzat muayene edilmek suretiyle gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202411764-e-20262010-k-sayili-karari-1</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/yargi/yargitay-054.jpg" type="image/jpeg" length="33847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/13459 E., 2026/1929 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313459-e-20261929-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313459-e-20261929-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 19.02.2026 tarihli, 2023/13459 E., 2026/1929 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/13459 E., 2026/1929 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/107 D.İş-107 K.</p>

<p>İtiraz Hakem Heyetince verilen karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.05.2020 tarihinde davalı ... nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp belirsiz alacak davası olarak 15.100,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 277.701,18 TL'ye artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce usulüne başvuru şartının gerçekleşmediğini, sunulan maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davanın kabulüne 277.701,18 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuş, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin itirazlarının kabulüyle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüyle 219.459,89 TL maddi tazminatın 25.03.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sundukları raporun usulüne uygun olduğunu, hatalı maluliyet raporunun esas alınarak karar verildiğini, vekalet ücretinin tam nispi olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediğini, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, hesaplamada hatalı metod kullanıldığını, adli tıp rapor ücretinin teminat dışında kaldığını, faiz ve vekalet ücreti yönünden hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık; davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kaldığını iddia eden davacının uğradığı bedensel zarar nedeni ile tazminat talebine ilişkindir.</p>

<p>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.Davacı vekili, davacının meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan 12.02.2021 tarihli maluliyet raporunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacıda oluşan maluliyet oranının %13 olduğu, aynı raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacıda kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranının %16,45 olduğu belirlenmiştir.</p>

<p>Tazminatın belirlenmesine yönelik alınan raporda %16.5 maluliyet oranına göre davacının zararı 277.701,18 TL olarak belirlenmiş, davacı vekilince de bu miktar üzerinden dava ıslah edilmiş, Hakem Heyetince de anılan tazminat raporu esas alınarak %16.5 maluliyet oranı üzerinden belirlenen tazminat miktarına (277.701,18 TL) karar verilmiş, anılan karara davacı tarafça itiraz edilmemiş, davalı tarafça itiraz edilmiştir.</p>

<p>İtiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince 12.02.2021 tarihli maluliyet raporunun düzenlenmesi için kaza tarihinden itibaren 12 aylık sürenin dolmadığından raporun geçersiz olduğu belirtilerek ara karar ile davacı vekiline usulüne uygun rapor sunması için süre verilmiştir.</p>

<p>Ara karar üzerine davacı tarafça sunulan 20.12.2021 tarihli maluliyet raporunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacıda oluşan maluliyet oranının %15.4 olduğu, aynı raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacıda kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranının %20.2 olduğu belirlenmiş, İtiraz Hakem Heyetince ilk rapordaki oranlara davacı tarafça itiraz edilmediğinden 12.02.2021 tarihli raporda belirlenen %13 maluliyet oranına göre yazılı şekilde karar verilmiştir.<br />
Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.</p>

<p>Davacı tarafça sunulan 12.02.2021 tarihli maluliyet raporunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet oranı %13 belirlenmiş, tazminat raporunda da %16,45 oranı esas alınarak hesaplama yapılmış, Uyuşmazlık Hakem Heyetince de bu oran esas alınarak belirlenen tazminata karar verilmiştir. Verilen karar davacının lehine olmakla davacının bu karara itiraz etmesinde hukuki yarar bulunmadığından 12.02.2021 tarihli maluliyet raporunda belirlenen %13'lük oranın davacının kabulünde olduğu ve davalı lehine kazanılmış hak teşkil etmesinden söz edilemeyeceği gibi usulüne uygun olmadığı kabul edilen rapordaki maluliyet oranının esas alınması doğru değildir.</p>

<p>Buna göre usulüne uygun olarak düzenlenen 20.12.2021 tarihli raporda kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen %15.4 maluliyet oranı üzerinden tazminata karar verilmek üzere İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313459-e-20261929-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aa.jpeg" type="image/jpeg" length="19080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/9595 E., 2025/16644 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259595-e-202516644-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259595-e-202516644-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11.12.2025 tarihli, 2025/9595 E., 2025/16644 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/9595 E., 2025/16644 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/377 D.İş, 2023/377 K.<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : 2023/İHK-29490<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : K-2023/150356</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.04.2022 tarihinde davacının yolcu olduğu araç ile davalı ... şirketine trafik sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek belirsiz alacak olarak 108.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 750,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 108.750,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; yapılan ödemeler sebebi ile bakiye poliçe limitinin 158.694,23 TL olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, sunulu maluliyet raporunun uygun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi heyet raporunda davacının maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, bilirkişi ücretinin ara kararda belirtilen sürede davacı tarafından yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; belirsiz alacak davası olarak açılan davada hükmün kesin olarak verilemeyeceğini, dosyaya sunulan maluliyet raporunun uygun olduğunu buna göre karar verilmesi gerektiğini, aksi kanaat halinde dahi bunun tamamlanabileceğini, ara karar kurularak usule uygun rapor sunulmasının istenilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.</p>

<p>Dosyanın incelemesinde; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak davacı tarafından ibraz edilen ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı 04.11.2022 tarihli raporun kaza tarihinde geçerli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan değerlendirmesinde davacıdaki maluliyet oranının %14 olarak belirlendiği, davacı tarafın omurgaya ait sorunlara ilişkin yaralanması da olup kazanın meydana geldiği tarih ile ibraz edilen sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık sürenin geçmediği; Uyuşmazlık Hakem Heyetince davalı itirazlarını karşılamak üzere Sigorta Tahkim Komisyonu bilirkişi listesine kayıtlı adli tıp uzmanı ve ortopedist iki kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişilerin emek ve mesaisi nazara alınarak takdir edilen ücretin 5 günlük kesin süre içerisinde yatırılmasının davacı tarafa ihtar edildiği, kesin süreye uymamanın ihtaratının yapıldığı, ara kararda belirtilen kesin süre içinde takdir edilen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yeni bir rapor alınması yönünde ara karar oluşturulması isabetli ve yerindedir. Ne var ki, Uyuşmazlık Hakem Heyetince, Sigorta Tahkim Komisyonunun, bilirkişi listesinden seçtiği bilirkişilerden yeniden rapor alınması yoluna gidilmesi isabetsiz olmuştur.</p>

<p>Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince, davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin (mübrez raporun alındığı üniversite dışındaki) Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak davacının bizzat muayenesi yapılarak dosyada mevcut tüm raporlardaki tespitler de irdelenmek suretiyle ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>11.12.2025 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.</p>

<p><strong>KARŞI OY</strong></p>

<p>İtiraz Hakem Heyetince 6100 sayılı HMK'nın 266 vd hükümleri ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesi kapsamında davacının muayene edilmesi koşuluyla maluliyet raporu alınıp sonucuna göre karar verilebileceği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259595-e-202516644-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-b.jpg" type="image/jpeg" length="84195"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/8801 E., 2025/16650 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20248801-e-202516650-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20248801-e-202516650-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11.12.2025 tarihli, 2024/8801 E., 2025/16650 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/8801 E., 2025/16650 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/587 D.İş-583 K.<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : 2024/İHK-33554</p>

<p>İtiraz Hakem Heyetince verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... nezdinde trafik sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp belirsiz alacak davası olarak toplam 150,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru şartının yerine getirilmediğini, sunulan maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüyle toplam 501.312,13 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuş, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazının kabulüyle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine, davalı vekilinin diğer itirazlarının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru şartının yerine getirilmediğini, maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, hesaplamada hatalı metod kullanıldığını, davacının devlet memuru olup olmadığının ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, ceza yargılamasında uzlaşma olup olmadığının araştırılmadığını, hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, vekalet ücreti konusunda hatalı karar verildiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı bedensel zarar tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.</p>

<p>Davaya konu kazanın meydana geldiği 06.06.2022 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p>Davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun incelenmesinde; kurul tarafından 17.04.2023 tarihinde düzenlenen raporda davacının alt ekstremite arazı nedeniyle %23 oranında iş göremez hale geldiği tespit edilmiştir. Rapor karar vermeye elverişli değildir. Davacıda oluşan araza yönelik maluliyet oranının tespitinde iyileşmenin bitmesinden itibaren 12 aylık süresin geçmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.</p>

<p>Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının güncel muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Özür Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde davacının ikametine en yakın yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>3.Dosya kapsamında bulunan belgelerden davacının kaza tarihinde kurye olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Mükerrer ödemenin ve sebepsiz zenginleşmenin önlenmesi amacıyla davacının kaza tarihinde işveren nezdinde çalışıp çalışmadığının, iş veren/Sosyal Güvenlik Kurumunca ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere de İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20248801-e-202516650-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/yargitaya-640x360.jpg" type="image/jpeg" length="70663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karşılıklı Hakaret ve Küfürde Kim Ceza Alır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/IgAapwh3SDg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="16722"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Miras Kalan Evde, Tek Başına Oturan Mirasçı, Diğer Mirasçılara, Kira Öder mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 23:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/heCKYfWcUo0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55374"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ANAYASA 12. MADDE, Kişiliğe Bağlı Dokunulmaz Devredilmez Vazgeçilmez Temel Hak ve Hürriyetler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/80nffuJknF0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="27235"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağ Kalan Eş Tüm Mirası Alabilir mi? Sağ Kalan Eşin Miras Payı Ne Kadardır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel ABA KESİCİ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/NxG_pyEHe2c/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="14499"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çalışmayan Eş Mal Paylaşımından Hak Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/q9zrApwaHn0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="74223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dolandırıldım Paramı Geri Alabilir miyim? Nasıl Bir Yol İzlemeliyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/PwJqSY6b4hQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="73093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçinin Cumartesi Pazar Çalışması Hangi Durumlarda Fazla Çalışma Sayılır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HxbnVnNAD4Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="38039"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçi İşveren Tarafından Fazla Çalışmaya Zorlanabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşveren işçiyi fazla mesaiye zorlayabilir mi, fazla çalışma hangi hallerde hukuka uygundur, hangi durumlarda işçi fazla çalışmayı reddedebilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde fazla çalışma kavramını, zorunlu fazla mesai şartlarını, yazılı onay gerekliliğini, fazla mesai ücretinin nasıl hesaplanacağını ve işçinin haklarını somut örneklerle açıklıyoruz.</p>

<p>İşverenin tek taraflı talimatının sınırlarını, fazla çalışmayı kabul etmemenin sonuçlarını ve fazla mesai alacağının nasıl talep edileceğini öğrenmek için videoyu izleyin.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mHIgpReRC5E/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="70434"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taşeron İşçi Tazminatlarını ve İşçilik Alacaklarını Kimden Alır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Taşeron işçi alacaklarını kimden talep edebilir?</p>

<p>Bu videoda; taşeron işçi ile asıl işveren arasındaki hukuki ilişki, müteselsil sorumluluk ilkesi, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, ücret alacakları ve diğer işçilik alacaklarının hangi şartlarda taşeron firmadan veya asıl işverenden istenebileceği ayrıntılı ve sade bir dille ele alınmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alt işveren–asıl işveren ilişkisinde Yargıtay uygulamaları, muvazaa kavramı, bordro ve SGK kayıtlarının önemi, zamanaşımı süreleri ve dava sürecinde dikkat edilmesi gereken temel hususlar bu videoda açıklanmaktadır.</p>

<p>Taşeron işçilerin hak kaybı yaşamaması için hukuki çerçeve net ve anlaşılır şekilde aktarılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/UIoYSNE_Jz4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15982"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İbraname İmzalayan İşçi Tazminat Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu videoda, işten ayrılırken ibraname imzalayan işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını alıp alamayacağı konusunu tüm hukuki yönleriyle ele aldım.</p>

<p>Uygulamada işverenler tarafından sıkça imzalatılan ibranamelerin hangi şartlarda geçerli sayıldığı, hangi durumlarda işçinin haklarını ortadan kaldırmadığı ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda ibranamenin hukuki sonuçlarını ayrıntılı şekilde anlattım. İbranamenin tarihinin, içeriğinin, ödemenin banka yoluyla yapılıp yapılmadığının ve iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra düzenlenip düzenlenmediğinin işçi alacakları açısından neden hayati önem taşıdığını bu videoda net örneklerle bulabilirsiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve diğer işçilik alacakları bakımından ibranameye rağmen hak kaybı yaşanıp yaşanmayacağı konusunda merak edilen tüm sorular bu yayında cevaplanmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/IqrYkROXq9U/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="63274"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="98295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="14311"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="32029"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="87522"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="86872"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="98258"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="31176"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="15697"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="82611"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="22219"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
