<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 15 Apr 2026 18:28:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Ali Rıza Çınar vefat etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ali-riza-cinar-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ali-riza-cinar-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Onursal Üyesi Prof. Dr. Ali Rıza Çınar, hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yargıtay Onursal Üyesi Prof. Dr. Ali Rıza Çınar hayatını kaybetti.</p>

<p>Çınar'ın Cenaze töreni 16 Nisan Perşembe günü, öğle namazını müteakip Şakirin Camii’nde yapılacak. Cenazenin Karacaahmet Mezarlığı’nda defninden sonra duası Karacaahmet Cemevi’nde yapılacak.</p>

<p>Türk ceza hukukuna ve yargısına kıymetli katkıları olan Prof. Dr. Ali Rıza Çınar’a rahmet, ailesine ve hukuk camiasına başsağlığı dileriz.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>ALİ RIZA ÇINAR</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Ali Rıza ÇINAR, Yargıç, Cumhuriyet Savcısı, Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ve Yargıtay Üyesi olarak uzun yıllar görev yaptı.</p>

<p>Aynı zamanda Ufuk Üniversitesinde, Türkiye Adalet Akademisinde ve Polis Akademisinde öğretim üyesi olarak dersler verdi. Federal Almanya’daki Max-Planck Enstitüsü ile Marmara Üniversitesi Ceza Hukuku ve Kriminoloji Araştırma ve İnceleme Merkezi tarafından ortaklaşa yürütülen “Türkiye’de Ceza Davalarının Etkinliği” konulu bilimsel araştırmanın Türkiye ve Almanya Max-Planck Enstitüsündeki çalışmalarına katıldı. Almış olduğu burslarla Trier Üniversitesinde, Frankfurt Goethe Institut ve Max-Planck-Institut für ausländisches und internationales Strafrecht in FREIBURG - ALMANYA’da bilimsel araştırma ve inceleme yapmıştır. Birçok bilimsel komisyonda üye olarak çalıştı.</p>

<p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu tasarılarının hazırlanmasında ve TBMM Adalet Komisyonundaki görüşmelerinde komisyon üyesi olarak görev yaptı. Alanında çok sayıda makale ve bildiri yayımladı. Kitapları: “Konut Dokunulmazlığını İhlal Suçları”, “Tehdit Suçu”, “Türk Ceza Hukukunda Cezalar”, “Ceza Yargılamasında Temyiz Yolu”, “Türk ve Alman Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf”, “Yaptırımı (cezayı) ve Sonuçlarını Ağırlaştıramama Kuralı”, "Çocuk Ceza Hukuku". Adalet Bakanlığında 1993 - 1996 yılları arasında Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünde Genel Müdür Yardımcısı olarak idari görevde bulundu. Yargıtay üyesi olarak görev yaparken, kendi isteği ile 2014 yılında emekli olarak, MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Profesör olarak göreve başladı.</p>

<p>2014 - 2018 yılları arasında MEF Üniversitesi Senato Üyeliği ve Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölüm Başkanlığı görevinde bulundu. 2018-2022 yılları arasında MEF Üniversitesi Yönetim Kurulu Üyeliği görevinde bulundu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ali-riza-cinar-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 16:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/ali-riza-cinar.jpg" type="image/jpeg" length="77101"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu'nun 2023/178 E., 2023/420 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023178-e-2023420-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023178-e-2023420-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.09.2023 tarihli, 2023/178 E., 2023/420 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2023/178 E., 2023/420 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>YARGITAY DAİRESİ: 7. Ceza Dairesi<br />
MAHKEMESİ:Asliye Ceza<br />
SAYISI : 1813-377</p>

<p><br />
<strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong><br />
Kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan sanık ...'nin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 04.03.2014 tarihli ve 951-260 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 15.10.2020 tarih ve 34992-12882 sayı ile; "Olay günü sanığa ait çantada 500 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirilen olayda, suça konu eşyanın miktar itibariyle ticari mahiyette olduğu gözetilmeksizin atılı suçtan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Yerel Mahkeme ise 14.02.2022 tarih ve 1813-377 sayı ile bozmaya direnerek sanığın ilk hüküm gibi beraatine karar vermiştir.</p>

<p>Direnme kararına konu bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2022 tarihli ve 86462 sayılı red istekli tebliğnamesiyle dosya 6763 sayılı Kanun'un 36.maddesi ile değişik CMK'nın 307.maddesi uyarınca Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarihli ve 196 sayılı kararı ile kararına direnilen Yargıtay 19. Ceza Dairesinin kapatılmasına ve tüm işlerinin devredilmesine karar verilen Yargıtay 7. Ceza Dairesine gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 07.02.2023 tarih ve 13115-1155 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK KONUSU</strong></p>

<p>Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p><strong>IV. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>İncelenen dosya kapsamından;</p>

<p>Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2013/1144 değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden 23.08.2013 tarihinde kolluk görevlilerince uygulama noktasında durdurulan yolcu otobüsündeki sanığa ait çantada 50 karton MM marka kaçak sigaranın ele geçirildiği,</p>

<p>26.09.2013 tarihli kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasına göre, ele geçirilen sigaraların CİF değerinin 500 TL, gümrük vergilerinin 2.387,58 TL ve gümrüklenmiş değerinin 2.887,58 TL olduğunun bildirildiği,</p>

<p>30.10.2013 tarihli bilirkişi raporunda; sanıktan ele geçirilen sigaraların üzerinde TAPDK yazılı, özel yapım bandrol, Türkçe ibare ve uygunluk belgesinin bulunmadığının, bu hâliyle sigaraların gümrük kaçağı olduğunun belirtildiği,</p>

<p>Anlaşılmaktadır.<br />
Sanık aşamalarda; aile ziyareti için gittiği Batman'da ele geçirilen sigaraların ucuza satıldığını görünce kişisel ihtiyacı için satın aldığını, İstanbul’a dönerken yakalandığını, ticari bir amacının olmadığını savunmuştur.</p>

<p><strong>V. GEREKÇE</strong></p>

<p>A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar</p>

<p>Uyuşmazlığın çözümünde isabetli bir hukuki sonuca varılabilmesi için öncelikle kaçakçılık suçlarına ilişkin mevzuat ve bu mevzuatta yapılan değişiklikler üzerinde durulmalıdır.</p>

<p>5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan "Kaçakçılık suçları" başlıklı 3. maddesinin on sekizinci fıkrası; "Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri üreten, yurda sokan, ticarî amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 89. maddesi ile;</p>

<p>"Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri;</p>

<p>a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,</p>

<p>b) Satışa arz eden veya satan,</p>

<p>c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, tütün mamullerinin etil alkol, metanol ve alkollü içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur." biçiminde değiştirilmiş, 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin onuncu fıkrası ise "Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz." biçiminde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>Karar tarihinden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61 ve 62. maddeleriyle 5607 sayılı Kanun’da değişiklikler yapılmıştır.</p>

<p>5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 22. fıkrasına 7242 sayılı Kanun’un 61. maddesiyle; “Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadar indirilir.” cümlesi eklenmiştir.</p>

<p>5607 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 2. fıkrası ise; “Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği takdirde, hakkında, bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz.” şeklinde iken 7242 sayılı Kanun’un 61. maddesiyle;</p>

<p>“Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine;</p>

<p>a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında,</p>

<p>b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında,<br />
indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır.” biçiminde değiştirilmiş ve aynı maddeye “İkinci fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde uygulanmaz. hükmünü içeren 3. fıkra eklenmiştir.</p>

<p>15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren son değişikliklerle; suça konu eşyanın değerinin hafif veya pek hafif olması hâlinde cezalardan indirim yapılması, 5607 sayılı Kanun’un 5. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün kovuşturma evresinde de uygulanabilmesi, etkin pişmanlık hükümlerinin soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilmesi, soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılması öngörülmüştür.</p>

<p>Ticari amaç birçok kaçakçılık suçunda aranan manevi unsur olup öğretide bu konuda;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Ticari amaç maddi menfaat elde etmek amacıdır. Ticaret maddi kazanç için yapılan faaliyettir. Failin amacı kazanç dışında amaç ise maddi unsuru eksik kalacaktır." (Erdener Yurtcan, Yeni Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Şerhi, Beta Yayınları, İstanbul, 2007, s.21); "Bu suç düzenlemesinde kast, özel kasttır. Bu nedenle, bu suç düzenlemesi ancak özel kastla işlenebilir. Bu özel kast, faildeki ticari amacı ifade eder. Failin, suç teşkil eden seçimlik hareketleri, ticari amaçla (saikle) işlemesi gerekir. Eğer, failde ticari amaç bulunmuyorsa, bu suç oluşmayacaktır. Bu nedenle, bu seçimlik hareketin kişisel kullanımlar için yapılması bu suçu oluşturmayacaktır." (Mustafa Özen, 5607 sayılı Kaçakçılık Kanununda Düzenlenen Suçlar, Adalet Yayınevi, 1.Bası, Ankara, 2015, s.98); "Ticari amaç olması için, belli bir uğraşın sonunda maddi bir menfaat gereklidir. Kazanç dışında başka bir amaç varsa belirtilen suç oluşmayacaktır. Örneğin, fail acıyarak yardım etmek veya korumak amacıyla belirtilen fiilleri işlerse bu takdirde koşulları çerçevesinde iştirak iradesi araştırılacaktır. Kişisel kullanım veya tüketim çerçevesinde yapılanlar suç kapsamında değerlendirilmemektedir." (Dilara Şahin, 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunundaki İthalat Kaçakçılığı Suçları ve Kabahatler, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2011, s.68); "Kendisinin kişisel kullanım ve tüketimi için kaçak eşyanın satın alınması, saklanması, taşınması hareketleri kasten işlense dahi bu suç oluşmayacaktır." (Selçuk Bütün, 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Kapsamında Gümrük Kaçakçılığı Suçları, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, 2008, s.70) şeklinde görüşler ileri sürülmüştür.<br />
Ticari kelimesinin sözcük anlamı; "ticaretle ilgili, ticarete ilişkin"dir. Ticaret ise "ürün, mal vb. alım satımı, kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği, alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr" anlamlarına gelmektedir (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, 11. Bası, Ankara, 2011, s. 2354-2355). Bu bakımdan ticari amacın, kazanç elde etmek amacı olarak tanımlanması mümkündür. Ticari amaç çoğunlukla bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten tacirler tarafından güdülen bir amaçtır. Ancak ticari amacın, tacir sıfatıyla mutlak bir bağlantısı bulunmamaktadır. Zira tacir sıfatını taşıyan gerçek kişilerin tüm eylem ve işlemleri ticari değildir. Aynı şekilde tacir olmayan kişilerin de ticari maksatla hareket etmesi mümkündür. Ticari amaç, kazanç elde etmek için satmak amacıyla almakla da sınırlı değildir. Kişinin kendi şahsi ihtiyaçları dışında belirli bir meslek veya ticari faaliyetin icrası kapsamında maliyet unsuru olarak yahut alacak-borç ilişkilerinde kullanmak üzere yaptığı alımların da ticari amaçla yapıldığı kabul edilmelidir.</p>

<p>Tüm bu nedenlerle failin ticari amaçla hareket edip etmediği, ekonomik ve sosyal durumu, suça konu eşyanın cinsi, nevi, kullanım yeri, zamanı, miktarı, değeri, bulundurma ve ele geçiriliş biçimi gibi hususlar gözetilerek her olayın özelliğine göre değerlendirilip belirlenmelidir.</p>

<p>Diğer taraftan, ceza hukukunda genel kural, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanunun uygulanmasıdır. Sonradan yürürlüğe giren bir kanunun, yürürlük tarihinden önce işlenen suçlara tatbik edilebilmesi, ancak lehe sonuçlar doğurması durumunda mümkündür. Önceki ve sonraki kanunlara göre hükmedilecek cezalar ve güvenlik tedbirleri aynı ise suç tarihinden sonra yürürlüğe giren kanunun uygulanmasına imkân bulunmamaktadır.</p>

<p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasındaki; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” düzenlenme ile ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin ileriye etkili olma prensibinin istisnasını oluşturan failin lehine olan kanunun geçmişe etkili olması, geçmişe etkili uygulama veya geçmişe yürürlük ilkesine yer verilmiştir.</p>

<p>Değişen ceza mevzuatı karşısında dahi hâlen geçerliliğini koruyan 23.02.1938 tarihli ve 23–9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; “Suçun işlendiği zamanın yasası ile sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin farklı olması hâlinde, her iki yasanın birbirine karıştırılmadan, ayrı ayrı somut olaya uygulanıp, her iki yasaya göre hükmedilecek cezalar belirlendikten sonra, sonucuna göre lehte olanı uygulanmalı” hususlarına yer verilerek lehe kanunun tespitinde başvurulacak yöntem belirtilmiştir.</p>

<p>Öğretide de anılan İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilke benimsenerek, uygulanma olanağı bulunan tüm kanunların leh ve aleyhteki hükümleri birlikte ayrı ayrı ele alınarak somut olaya göre sonuçlarının karşılaştırılması gerekeceği ve sonunda fail bakımından daha lehe sonuç veren kanunun belirlenip hükmün buna göre verileceği görüşleri ileri sürülmüştür (S. Dönmezer–S. Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, c. 1, 11. Bası, s. 167; S. Dönmezer, Genel Ceza Hukuku Dersleri, s. 64; M. Emin Artuk-Ahmet Gökcen–M. Emin Alşahin–Kerim Çakır, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 13. Bası, s. 209).</p>

<p>B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme</p>

<p>Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2013/1144 değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden uygulama noktasında durdurulan yolcu otobüsündeki sanığa ait çantada 50 karton MM marka kaçak sigaranın ele geçirildiği olayda; sanık aşamalarda kaçak sigaraları kendi ihtiyacı için aldığını, ticari bir amacının olmadığını savunmuş ise de ele geçirilen kaçak sigaraların miktar itibarıyla ticari mahiyette olması hususu göz önünde bulundurulduğunda, sanığın suç işlemek kastıyla hareket etmediğine ve ticari amacının bulunmadığına dair suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilemeyeceği ve sanığa atılı suçun sabit olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Sanığa atılı suçun sabit olduğu sonucuna ulaşılmakla; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61 ve 62. maddeleriyle 5607 sayılı Kanun’un 3 ve 5. maddelerinde lehe değişiklikler yapılması karşısında, Yerel Mahkemece TCK'nın 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun’la değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.</p>

<p>Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün; sanığa atılı 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesine muhalefet suçunun sabit olduğu gözetilmeden beraatine karar verilmesi ve 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61 ve 62. maddeleriyle 5607 sayılı Kanun’un 3 ve 5. maddelerinde lehe değişiklikler yapılması karşısında, Yerel Mahkemece TCK'nın 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı yasayla değişik 3/18. maddesi ile 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmelidir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2022 tarihli ve 1813-377 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığa atılı 5607 sayılı Yasa'nın 3/18. maddesine muhalefet suçunun sabit olduğu gözetilmeden beraatine karar verilmesi ile 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 61 ve 62. maddeleriyle 5607 sayılı Kanun’un 3 ve 5. maddelerinde lehe değişiklikler yapılması karşısında, Yerel Mahkemece TCK'nın 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun'la değişik 3/18. maddesi ile 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması isabetsizliklerinden BOZULMASINA,</p>

<p>2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.09.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023178-e-2023420-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/02/yargi/yargitay-556dfgv.jpg" type="image/jpeg" length="39802"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[5607 SAYILI KAÇAKÇILIK KANUNU'NA GÖRE KİŞİSEL KULLANIM ve KİŞİSEL KULLANIM MİKTARLARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/5607-sayili-kacakcilik-kanununa-gore-kisisel-kullanim-ve-kisisel-kullanim-miktarlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/5607-sayili-kacakcilik-kanununa-gore-kisisel-kullanim-ve-kisisel-kullanim-miktarlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Av. Bekir KARAGÜLLE</strong></p>

<p><strong>Av. Cengiz OTACI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>I - KİŞİSEL KULLANIM/TİCARİ AMAÇ </strong></p>

<p>5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu, suçun ticari amaçla işlenmesi gerektiğini pek çok maddede belirtmiştir (md 35, 311, 312, 313, 318, 320 vs). Bu durum, ticari amaç taşımayan fiillerin ayırt edilmesini zorunlu kıldığından, kişisel kullanım ve bağlı olarak kişisel kullanım sınırı kavramlarını doğurmuştur.</p>

<p></p>

<p>Ticari amaç birçok kaçakçılık suçunda aranan manevi unsur olup öğretide bu konuda;</p>

<p>Ticari amaç maddi menfaat elde etmek amacıdır. Ticaret maddi kazanç için yapılan faaliyettir. Failin amacı kazanç dışında amaç ise maddi unsuru eksik kalacaktır. (Erdener Yurtcan, Yeni Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Şerhi, Beta Yayınları, İstanbul, 2007, s.21); Bu suç düzenlemesinde kast, özel kasttır. Bu nedenle, bu suç düzenlemesi ancak özel kastla işlenebilir. Bu özel kast, faildeki ticari amacı ifade eder. Failin, suç teşkil eden seçimlik hareketleri, ticari amaçla (saikle) işlemesi gerekir. Eğer, failde ticari amaç bulunmuyorsa, bu suç oluşmayacaktır. Bu nedenle, bu seçimlik hareketin kişisel kullanımlar için yapılması bu suçu oluşturmayacaktır. (Mustafa Özen, 5607 sayılı Kaçakçılık Kanununda Düzenlenen Suçlar, Adalet Yayınevi, 1.Bası, Ankara, 2015, s.98); Ticari amaç olması için, belli bir uğraşın sonunda maddi bir menfaat gereklidir. Kazanç dışında başka bir amaç varsa belirtilen suç oluşmayacaktır. Örneğin, fail acıyarak yardım etmek veya korumak amacıyla belirtilen fiilleri işlerse bu takdirde koşulları çerçevesinde iştirak iradesi araştırılacaktır. Kişisel kullanım veya tüketim çerçevesinde yapılanlar suç kapsamında değerlendirilmemektedir. (Dilara Şahin, 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunundaki İthalat Kaçakçılığı Suçları ve Kabahatler, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2011, s.68); Kendisinin kişisel kullanım ve tüketimi için kaçak eşyanın satın alınması, saklanması, taşınması hareketleri kasten işlense dahi bu suç oluşmayacaktır. (Selçuk Bütün, 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Kapsamında Gümrük Kaçakçılığı Suçları, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, 2008, s.70) şeklinde görüşler ileri sürülmüştür.</p>

<p>Ticari kelimesinin sözcük anlamı; ticaretle ilgili, ticarete ilişkindir. Ticaret ise ürün, mal vb. alım satımı, kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği, alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr anlamlarına gelmektedir (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, 11. Bası, Ankara, 2011, s. 2354-2355). Bu bakımdan ticari amacın, kazanç elde etmek amacı olarak tanımlanması mümkündür. Ticari amaç çoğunlukla bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten tacirler tarafından güdülen bir amaçtır. Ancak ticari amacın, tacir sıfatıyla mutlak bir bağlantısı bulunmamaktadır. Zira tacir sıfatını taşıyan gerçek kişilerin tüm eylem ve işlemleri ticari değildir. Aynı şekilde tacir olmayan kişilerin de ticari maksatla hareket etmesi mümkündür. Ticari amaç, kazanç elde etmek için satmak amacıyla almakla da sınırlı değildir. Kişinin kendi şahsi ihtiyaçları dışında belirli bir meslek veya ticari faaliyetin icrası kapsamında maliyet unsuru olarak yahut alacak-borç ilişkilerinde kullanmak üzere yaptığı alımların da ticari amaçla yapıldığı kabul edilmelidir.</p>

<p>Tüm bu nedenlerle <u>failin ticari amaçla hareket edip etmediği</u>, ekonomik ve sosyal durumu, suça konu eşyanın cinsi, nevi, kullanım yeri, zamanı, miktarı, değeri, bulundurma ve ele geçiriliş biçimi gibi hususlar gözetilerek her olayın özelliğine göre değerlendirilip belirlenmelidir.</p>

<p>…</p>

<p>Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20131144 değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden uygulama noktasında durdurulan yolcu otobüsündeki sanığa ait çantada 50 karton MM marka kaçak sigaranın ele geçirildiği olayda; sanık aşamalarda kaçak sigaraları kendi ihtiyacı için aldığını, ticari bir amacının olmadığını savunmuş ise de ele geçirilen kaçak sigaraların miktar itibarıyla ticari mahiyette olması hususu göz önünde bulundurulduğunda, sanığın suç işlemek kastıyla hareket etmediğine ve ticari amacının bulunmadığına dair suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilemeyeceği ve sanığa atılı suçun sabit olduğu kabul edilmelidir. <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2023178-e-2023420-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">CGK 12.09.2023, 7-178-420</span></a> (Aynı ilkelerin ifade edildiği diğer kararlar için Bk CGK 28.06.2022, 7-208/492; CGK, 30.03.2022, 7-476/220; CGK, 11.11.2021, 7-390/555); CGK, 02.07.2020, 7-207/337)</strong></p>

<p></p>

<p>Ticari amaç birçok kaçakçılık suçunda aranan bir manevi unsur olup öğretide bu konuda; Ticari amaç maddi menfaat elde etmek amacıdır. Ticaret maddi kazanç için yapılan faaliyettir. Failin amacı kazanç dışında amaç ise maddi unsuru eksik kalacaktır Bu suç düzenlemesinde kast, özel kasttır. Bu nedenle, bu suç düzenlemesi ancak özel kastla işlenebilir. Bu özel kast, faildeki ticari amacı ifade eder. Failin, suç teşkil eden seçimlik hareketleri, ticari amaçla (saikle) işlemesi gerekir. Eğer, failde ticari amaç bulunmuyorsa, bu suç oluşmayacaktır. Bu nedenle, bu seçimlik hareketin kişisel kullanımlar için yapılması bu suçu oluşturmayacaktır. … (Beraat) <strong>İstanbul BAM 31. CD, 25.04.2023, 11481645 </strong></p>

<p></p>

<p>Kişisel kullanım; suç olduğu iddia olunan eşyanın satın alınmasında, satışa arz edilmesinde, satılmasında, taşınmasında, saklanmasında, üretiminde, bulundurulmasında, nakledilmesinde (md 35, 311, 312, 313 vs) ticari amaç bulunmayan, kişinin kullanımına tahsis edilmiş, kişinin kullanımına yetecek kadar olan eşyayı ifade eder.</p>

<p>Kişisel kullanım sınırı, belirli sayıdaki eşyanın, ticari amacın varlığı ispatlanamadığı durumda, bulundurulmasının, taşınmasının, saklanmasının, üretilmesinin Kaçakçılık Kanunu’na göre suç olmayacağı anlamına gelir. İdari yaptırım ya da diğer kanunlara göre suç olma hali saklıdır.</p>

<p>Kişisel kullanım ile ticari amacı ayırt etmek için yargı kararlarında kimi ölçütlerden bahsedilmektedir. Sanığın eşyayı satması, satışa arz etmesi, eşyanın yakalandığı yer (bakkal, büfe, market, sınır hattı, cep telefonu dükkanı) itibariyle satışa arz ettiği (tezgaha konulması gibi), edeceği karinesi; yakalanma şekli ve zamanı; eşyanın durumu (tezgahta, tablada satışa arz edilmiş olması, gıda/mal satım dağıtım aracında ele geçmesi); sanığın durumu (mesleği, geliri, eşyayı kullanacak aile bireyi sayısı, Kaçakçılık suçundan adli sicil kaydı olması); kaçak eşyaya makul olarak sahip olan/olabilecek sanık sayısı (eşyanın sanık sayısına bölünmesi ile kişi başına düşen miktar); kaçak eşyanın karma üründen oluşması halinde ürünlerin cinsi, sayısı, çeşidi; ihbar, istihbarat, fiziki takip, teknik takip, iletişimin denetlenmesi; ikrar; tanık beyanı vs önemlidir.</p>

<p>Kişisel kullanım sınırları, Yargı kararlarıyla belirlenmiştir. İdare de kimi durumlarda (bk aşağıda yolcu beraberindeki eşya) muafiyete tabi eşyaları ve miktarlarını belirleyebilir. İdarenin belirlediği miktarlar, gümrük vergileri ve idari yaptırım açısından önemlidir.</p>

<p>İthali kanun gereği yasak olan eşyanın ülkeye sokulması (md 3/7) ya da ihracı kanun gereği yasak olan eşyanın ülkeden çıkartılmasında (md 3/8) Kaçakçılık Kanunu açısından “kişisel kullanım miktarı” ölçütü uygulanmaz.</p>

<p></p>

<p>Horoz dövüştürülmek suretiyle kumar oynandığı yönünde yapılan ihbar üzerine sanığa ait metruk tarzdaki iş yerinde kolluk kuvvetlerince yapılan aramalar sırasında, çay ocağı tezgahında 29 paket gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiği olayda; sanığa ait bahse konu yerde sigara satışı yapıldığı yönünde bir ihbarın bulunmadığı, herhangi bir kişiye satış yapıldığına dair bir delil elde edilmediği ve ele geçirilen sigaraların kişisel kullanım sınırında kaldığı gözetilerek... <strong>7. CD, 07.05.2025, 202210685 E, 20256594 K (NOT beraat kararı onanmıştır)</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, kolluk kuvvetleri ve Vergi Denetim Müdürlüğü görevlileri ile birlikte ... isimli iş yerinde yapılan bandrol denetiminde toplam 17 şişe gümrük kaçağı içki ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; tekel bayii olan iş yerinin raflarında satışa hazır ve görünür vaziyette bulunan alkollü içkiler barkod okuma cihazı ile kontrol edildiğinde bandrolsüz 17 şişe alkollü içki bulunması ve iş yerinin noterden alınan vekâletname ile sanık ... tarafından işletildiğinin anlaşılması karşısında, içkilerin yakalandığı yer, sanığın yaptığı iş ve ele geçen içkilerin yakalanış biçimi itibarıyla, denetim sırasında iş yerinde bulunan ve tutanağı imzalayan sanığın suça konu içkileri ticari iş yerinde ticari amaçla bulundurduğu gözetilerek kaçakçılık suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya kapsamına uymayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi, <strong>7. CD, 24.04.2024, 2021/2368 E, 2024/4250 K</strong></p>

<p></p>

<p>Tüm dosya kapsamının incelenmesinde sanık ...'in işlettiği İ.... kıraathanesi isimli işyerinde bandrolsüz kaçak içki satışı yapıldığına dair bimer aracılığıyla gelen ihbar üzerine, usulüne uygun olarak yapılan arama sonucunda ocak bölümünde tezgahın altında suça konu toplam 7 şişe kaçak alkollü içki ele geçirildiği, sanığın savunmasında yakalanan içkilerden 2 litrelik içkinin tanık ...'a, geri kalanların kendisine ait olduğunu, içki fiyatlarındaki artış nedeniyle söz konusu içkileri tır şoförlerinden içmek amacıyla satın aldığını beyan ettiği anlaşılmış ise de ele geçirilen içkilerin bulunduğu yer, yakalanış şekli, ticari iş yerinde yakalanmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, ticari kasıtla söz konusu eşyaları bulundurduğu sabit olan sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, <strong>7. CD, 07.12.2022, 2022/9457 E, 20221/7875 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanığa ait ... bar isimli işyerinde bir tanesinin bir kısmı içilmiş toplam 20 adet sahte bandrollü gümrük kaçağı içki ele geçirildiği, sanık ele geçirilen içkileri başkasından satın aldığını belirtmişse de, içkileri satın aldığına ilişkin herhangi bir fatura ibraz etmediği gibi ele geçirilen içkileri müşterilerin içki istemesi halinde satacağını savunmasında beyan etmesi ve ticari amaçla bulundurduğu da nazara alındığında sanığın mahkumiyeti yerine, yetersiz ve yasal olmayacak şekilde beraatine karar verilmesi, <strong>7. CD, 16.06.2019, 2019/5062 E, 2019/38815 K</strong></p>

<p></p>

<p>sanık tarafından işletilen P... Tobacco isimli iş yerinde 09102021 tarihinde yapılan aramada, üzerinde Captain Black ibaresi bulunan 14 adet 42,5 gramlık tütün ile üzerinde Amber Leaf ibaresi bulunan 7 adet 50 gramlık tütün, üzerinde BS Tabacco ibaresi bulunan 20 adet 250 gramlık nargile tütünü ve üzerinde Heets ibaresi bulunan 35 paket elektronik sigara tütününün ele geçirilerek el konulduğu, ... Sonuç olarak sanığın, suça konu bandrolsüz nargile tütünleri ile yurt dışı üretimli (yurt dışı menşeli) kaçak kıyılmış tütün mamullerini ve yurt dışında üretilen kaçak ve bandrolsüz elektronik sigara için paket sigaraları bu özelliklerini bilerek ticari amaçla satın almak ve işyerinde satışa arz etmek suretiyle üzerine atılı suçu işlediği<strong>, İzmir BAM 11. CD, 01.10.2024, 2024/325 E 2024/1696 K</strong></p>

<p></p>

<p><strong>II - KİŞİSEL KULLANIM SINIRI </strong></p>

<p>Kişisel kullanım sınırı, eşyanın sayı, adet, hacim olarak belirli bir miktarın altında olması halinde, ticari amaçla bulundurulmadığı, üretilmediği, taşınmadığı, depolanmadığı dolayısıyla da kaçakçılık suçunun konusu olmadığı karinesidir. Karinenin aksi, yani ticari amacın varlığı ispat edilebilir. İspat yükü Cumhuriyet savcısına aittir. Karinenin aksi ispat edilirse, kişisel kullanım sınırında olsa dahi, eşya kaçakçılık suçunun konusunu ve delilini oluşturur.</p>

<p><strong>1) TÜTÜN İÇEREN KLASİK SİGARA</strong></p>

<p>Klasik tütün içeren <strong>sigarada kişisel kullanım <u>sınırı 200 pakettir</u></strong>.</p>

<p></p>

<p>.... aracında bulunan toplam 162 paket kaçak sigarayı rızasıyla kolluk görevlilerine teslim ettiği olayda .... kaldı ki sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi ve Dairemiz uygulamalarına göre ele geçirilen sigaraların kişisel kullanım sınırları içinde kalması karşısında, eşyanın ele geçiriliş şekli ve yakalanan eşya miktarına nazaran sanığın savunmasının aksine suça konu sigaraları ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil de elde edilemediği anlaşıldığından, sanık ...'in 25.08.2015 tarihli eylem yönünden beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 03.12.2025, 2025/5877 E, 2025/15063 K</strong></p>

<p></p>

<p>28.03.2013 tarihinde kargo aktarım merkezinde yapılan aramada, sanığa ait toplam <u>10 karton Prestige marka kaçak sigara</u> ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın aşamalardaki savunmalarında, ticari kastının bulunmadığını beyan etmesi ve Dairemiz uygulamalarına göre ele geçirilen sigaraların kişisel kullanım sınırları içinde kalması karşısında, eşyanın ele geçiriliş şekli ve yakalanan eşya miktarına nazaran sanığın savunmasının aksine suça konu sigaraları <u>ticari amaçla gönderdiğine ilişkin cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği</u> gözetilerek, 28.03.2013 tarihli suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, <strong>7. CD, 03.12.2025, 20221/194 E, 2025/15075 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, suç tarihinde kolluk görevlileri tarafından oluşturulan uygulama noktasında ... plakalı yolcu otobüsünün durdurulduğu, önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, sanık ...'a ait poşet içerisinde <u>toplam 21 karton</u> gümrük kaçağı ve bandrolsüz sigaranın ele geçirildiği olayda; sanık ... aşamalarda suça konu sigaraları içmek ve hediye etmek için aldığını savunmuş ise de, sigaraların miktar itibarıyla ticari mahiyette olduğu ve <u>kişisel kullanım miktarının üzerinde bulunduğu</u> gözetilerek, sanık ...'ın ticari amaçla kaçak sigara bulundurduğunun kabulü ile mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya kapsamına uymayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 23.10.2025, 2021/28825 E, 2025/13145 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanığın yolcu olarak bulunduğu otobüste yapılan aramada sanığa ait valizden <u>280 paket kaçak sigaranın </u>ele geçirildiği olayda, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre ele geçen sigaraların ticari miktar ve mahiyette olduğu ve <u>kişisel kullanım miktarının üzerinde bulunduğu</u> gözetilerek sanığın mahkûmiyeti yerine, içmek için aldığı şeklindeki suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilerek yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, <strong>7. CD, 17.06.2025, 2022/2793 E, 2025/9141 K</strong></p>

<p></p>

<p>Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre miktar itibarıyla kişisel kullanım sınırları içinde kaldığı anlaşılan <u>ele geçen 20 karton (200 paket) sigara miktarı</u>, sanığın sigaraları ticari amaçlı olarak değil içmek için tüketim amaçlı bulundurduğuna dair beyanı, savunmasının aksine ele geçen sigaraları <u>ticari amaçla bulundurduğuna dair mahkûmiyetine yeter</u>, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği dikkate alındığında, yapılan yargılamaya delil durumuna göre katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. <strong>7. CD, 14.10.2024, 2021/4286 E, 2024/8677 K.</strong></p>

<p></p>

<p>Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, sanığa ait poşetten <u>200 paket kaçak sigaranın ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda,</u> sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasında sigaraları hediye etmek için aldığını beyan etmesi, ele geçen <u>sigaraların miktar itibarıyla kişisel kullanım kapsamında kalması nedeniyle</u> beraat kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. <strong>7. CD, 25.04.2024, 2023/732 E, 2024/4316 K</strong></p>

<p></p>

<p>sanık hakkında her ne kadar 1280 paket sigara ele geçirildiğinden bahisle kamu davası açılmış ise de, tüm dosya kapsamı, ... varakası, olay tutanağı, tutarlı sanık beyanı bir bütün halinde incelendiğinde <u>sanıktan ele geçirilen sigara miktarının 200 paket olduğu, bu miktarın kişisel kullanım sınırları dahilinde kaldığ</u>ı, sanığın bahse konu sigaraları satışa arz ettiği yönünde somut delilin bulunmadığı anlaşılmakla, beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. <strong>7. CD, 25.12.2023, 2023/6173 E, 2023/11700 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanıktan ele geçen <u>120 paket sigaranın, Dairemizce kişisel kullanım sınırı kabul edilen 200 paket sigarayı geçmemesi</u>, dosya kapsamında sanığın savunmasının aksine dava konusu sigaraları ticari amaçla bulundurduğuna dair başkaca delil de bulunmaması karşısında, Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde görülmüş, <strong>7. CD, 06.11.2023, 2021/5354 E. , 2023/9703 K.</strong></p>

<p></p>

<p><strong>2) DİSTİLE ALKOLLÜ İÇKİ</strong></p>

<p>Distile alkollü içki, en basit ifadeyle, fermente olmuş alkollü içkinin damıtılmasıyla oluşan, % 97 saflık oranına ulaşabilen içkidir. Distile alkollü içkide, yumurta likörü hariç alkol miktarı +20 ºC’de hacmen en az %15 tir (Bk Türk gıda kodeksi, distile alkolü içkiler tebliği). Rakı, rom, viski, kanyak, brendi gibi içkiler distile alkollü içkidir.</p>

<p>Aşağıda ifade edileceği üzere 350 litreye kadar fermente alkollü içki imal edilebilir. Ancak distile alkollü içkilerin miktarına bakılmaksızın izinsiz üretilmesi yasaktır.</p>

<p><strong>Distile alkollü içkide kişisel kullanım sınırı <u>20 şişedir/20 litredir</u></strong>.</p>

<p>Distile alkollü içki üretimi için gerekli yasal izinleri almadan fabrika, tesis veya imalathane kurmak, 4733 sayılı Yasanın 8/1. maddesinde ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Distile alkollü içki üretiminde, üretim şekli, kullanılan teçhizat, üretim kapasitesi, kullanılan aletler vs dikkate alındığında 4733 sayılı Kanun'un 8/1 maddesi kapsamında ise bu düzenlemeye göre ceza verilir. Üretim, 4733 sayılı Kanun'un 8/1 maddesi kapsamında değilse, üretilmiş miktar kişisel kullanım sınırının üzerindeyse 5607 SK, 3/18 maddeden ceza verilir.</p>

<p></p>

<p>Olay tarihinde sanıkların ikametinde kaçak içki üreterek satışa arz ettikleri yönündeki istihbari bilgi üzerine söz konusu yerde usulüne uygun yapılan aramada, <u>21 litre (rakı) alkollü içki, alkol yapımında kullanılan kazan ve tencere, boş bidon ve şişelerin ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda</u>, sanık ... aşamalarda değişmeyen savunmalarında alkol bağımlısı olduğunu, rakıyı içmek amacıyla ürettiğini ticari amacının olmadığını beyan etmesi, diğer sanık ... 'ın değişmeyen savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmesi, <u>Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre ele geçen eşyanın da miktar itibarıyla kişisel kullanım kapsamında kalması</u> ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların kaçak içkileri ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraaatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 16.10.2025, 2021/27763 E, 2025/12987 K</strong></p>

<p></p>

<p>Suç tarihinde önleme araması kararı uyarınca sanığın yolcu olarak bulunduğu otobüste yapılan aramada sanığa ait poşet içerisinden <u>20 adet 35 cl bandrolsüz ve kaçak içki ele geçirilmiş</u> ve sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. .... Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde; <u>sanıktan ele geçen alkollü içkilerin miktarı, </u>ele geçiriliş şekli, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında söz konusu içkileri içmek ve amcasının düğününe gelenlere ikram etmek için aldığını söylemesi hususları bir arada değerlendirildiğinde, <u>sanığın savunmasının aksine atılı suçu işlediği yönünde mahkûmiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir</u>. <strong>7. CD, 05.06.2024, 2023/10951 E, 2024/6251 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay günü sanık ...'un sevk ve idaresindeki araç durdurularak yapılan aramada sanık ... tarafından sanık ...'a Muğla iline gönderilmek üzere teslim edilen koli içerisinden <u>16 şişe (100 cc) kaçak içki ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda</u>; sanık ...'un aşamalarda değişmeyen savunmasında içkileri amcasına hediye olarak gönderilmek üzere sanık ...'a verdiğini, diğer sanığın da kolilerde kaçak içki olduğunu bilmediğini beyan etmesi, <u>ele geçen içkilerin miktar itibarıyla kişisel kullanım kapsamında kalması</u>, içkilerin ele geçiriliş şekli itibarıyla satışa arz edildiğine ya da sanıkların ticari gaye taşıdığına dair herhangi bir delil bulunmaması nedeniyle sanıklar hakkındaki beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. <strong>7. CD, 19.12.2023, 2020/5333 E, 2023/11361 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tarihinde sanığın ikametinde <u>kaçak içki imalatı yapıldığı</u> ihbarıyla usulüne uygun olarak yapılan aramada 5 adet 50lt’lik ve 20 adet 19 lt’lik bidonlarda toplamda 610 lt ürün , 2 adet 1 lt’lik, 5 adet 70cc’lik, 8 adet 35 cc’lik ... Rakı şişesinde rakı ile içki üretiminde kullanılan filitrasyon sistemi, karbon ve çakıl taşı torbası, 3 ayaklı tüplü ocak, aktif pronül karbon maddesi, 2 adet plastik hava kilidinin ele geçirildiği, 610 lt olan meyve şıralarından alınan numunelerin analiz raporunda %15,42 ve %14,97 oranında alkol elde edilebileceğinin belirlendiği, ele geçen rakıların analiz raporunun ise Türk Gıda Kodeksi Distile Alkollü İçkiler Tebliğndeki rakı için verilen metil alkol değerlerine uygun olduğu ve sanık savunmasının bu yönüyle ele geçen rakılar ile uyumlu olduğu anlaşılmakla, ele geçen 610 lt ürünün bakımından olayın oluş şekli , tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, <u>eylemin 4733 sayılı Yasanın 81. maddesinde düzenlenen alkollü içki üretmek üzere fabrika, tesis veya imalathane kurmak suçu için gereken yeterlilikte olmadığı</u> cihetle, sanığa ek savunma hakkı tanınarak 6545 sayılı Yasa ile değişik <u>5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi gereğince mahkumiyeti yerine </u>yazılı şekilde karar verilmesi, <strong>7. CD, 12.04.2022, 2020/4100 E, 2022/7390 K.</strong></p>

<p></p>

<p>15.04.2008 gün ve 26848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 15.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5752 sayılı kanun ile değişik 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında; Ticari amaç olmaksızın, kendi ürettiği ürünleri kullanarak elli kilogramı aşmayan sarmalık kıyılmış tütün elde eden veya üçyüzelli litreyi aşmayan fermente alkollü içki imal edenler haricinde, Kurumdan tesis kurma ve faaliyet izni almadan; tütün işleyenler veya tütün mamulleri, etil alkol, metanol ya da alkollü içki üretmek üzere fabrika, tesis veya imalathane kuran ve işletenler bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin günden onbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. şeklinde düzenleme bulunduğu, buna göre; anılan hükümde yer alan üçyüzelli litreyi aşmayan fermente alkollü içki imal edenler haricinde ifadesi uyarınca, Tütün Alkol Piyasası Düzenleme Kurumundan izin alınmadan ticari amaç olmaksızın kendi ürettiği ve fermente alkollü içki olması koşuluyla 350 litreye kadar üretim yapılabilmesi mümkün olup, distile alkollü içkilerin miktarına bakılmaksızın izinsiz üretilmesi mümkün değildir.</p>

<p>07.07.2006 tarihli ve 26221 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren bira tebliği ile 04.02.2009 tarihli ve 27131 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren şarap tebliğine göre, genel anlamda fermente alkollü içkiler; tarımsal kökenli hammaddelerin spontan veya kültür mayasıyla fermantasyonu sonucunda üretilen, distilasyon işlemi uygulanmamış, bira, şarap vb. gibi alkollü içkiler şeklinde tanımlanmışken; 16.03.2005 tarihli ve 25757 sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Distile Alkollü İçkiler Tebliğine göre distile alkollü içkiler ise; kendine özgü organoleptik karakteri olan ve alkol miktarı -20 C`de hacmen %15'den fazla olan, aroma katılmış veya katılmamış doğal fermantasyon ürünlerinin doğrudan distilasyonu ile veya aroma maddeleri ve tatlandırıcıların katılması ile üretilen, veya bir distile alkollü içkinin; bir veya birden fazla distile alkollü içki ile, tarımsal kökenli etil alkol, tarımsal kökenli distilat veya brendiler ile, bir veya birden fazla alkollü içki ile bir veya birden fazla içecek ile, karıştırılmasından elde edilen içkiler şeklinde tanımlanmakta olup, başlıca distile alkollü içkiler rakı, viski, kanyak, votka ve benzerleridir.</p>

<p><u>Rakı üretiminde fermantasyon (mayalama) işleminden sonra ayrıca damıtma (distile) işlemi yapıldığından, dava konusu rakı fermente alkollü içki olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından</u> sanıkların mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, <strong>7. CD, 27.12.2013, 2012/23585 E, 2013/4853 K (Aynı yönde 7. CD29.05.2013, 2013/976 E, 2013/11525 K, 7. CD, 08.10.2012, 2009/9470 E, 2012/25012 K)</strong></p>

<p></p>

<p>Sanık hakkında yapılan ihbar üzerine, saat 21.30 sıralarında aracının bagajında <u>23 şişe</u> içki ile yakalandığı nazara alınarak, olayın oluş ve sanığın yakalanış biçimi, zamanı, içkilerin miktarı ve tüm dosya kapsamına göre sanığın <u>ticari mahiyetteki kaçak içkiyi bulundurma suçundan mahkumiyeti yerine </u>yazılı şekilde hüküm kurulması, <strong>7. CD, 07.06.2012, 2009/9279 E, 2012/19267 K</strong></p>

<p></p>

<p><u>Rakı üretiminde fermentasyon (mayalama) işleminden sonra ayrıca damıtma (distile) işlemi yapıldığından, dava konusu rakının fermente alkollü içki olarak nitelendirilemeyeceği,</u> oluşa ve dosya kapsamına göre de, 18.08.2008 tarihli tutanak ve İl Tarım Müdürlüğü tutanaklarından sanığın, evinde kazan ve kurulu düzenek ile boğma rakı olarak tabir edilen alkollü içki üretimi yaptığı anlaşılmakla üzerine atılı 4733 sayılı yasaya muhalefet suçunu işlediği gözetilerek mahkumiyetine karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, <strong>7. CD, 01.04.2013, 2012/5817 E, 2013/7610 K</strong></p>

<p></p>

<p>sanığın alınan savunmalarında geçmişte tır şoförlüğü yaptığını, çalıştığı firmada Bulgaristan'dan alınan etil alkolleri İzmit'teki fabrikaya teslim ettiklerini, etil alkolleri Bulgaristan'dan aldıkları sırada kendisine 2 adet numune teslim edildiğini, evinde bulunan etil alkollerin bu numuneler olduğunu, yine evinde ele geçen 20 adet alkollü içkinin ise her yurt dışına giriş çıkışta birer tane aldığını beyan etmesi, yurt dışında tır şoförlüğü yaptığı dönemde etil alkol taşımacılığı yaptığına dair belgeyi dosyaya delil olarak sunması ile Yargıtay 7. Ceza Dairesi' nin benzer dosyalardaki uygulamalarına göre ele geçen <u>20 şişe kaçak içkinin kişisel kullanım kapsamında kalması</u> hep birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, <strong>Sakarya BAM 5 CD, 30.11.2022, 3514/3692 </strong></p>

<p></p>

<p><strong>3) FERMENTE ALKOLLÜ İÇKİ</strong></p>

<p>Fermente alkollü içki, en basit ifadeyle, şeker ve mayanın uygun şartlarda birleşmesiyle oluşan alkollü içkidir. Şarap ve bira, en yaygın fermente içkidir. Fermente alkollü içkide alkol oranı, distile içkiye göre daha düşüktür. Örneğin şarapta hacmen gerçek alkol miktarı en az % 9, toplam alkol miktarı en fazla %15 olmalıdır (Bk 07.07.2006, 26221, RG, Türk gıda kodeksi bira tebliği, 04.02.2009, 27131, RG, Türk gıda kodeksi şarap tebliği, vs)</p>

<p>4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un 81 maddesi şu şekildedir; Ticari amaç olmaksızın, kendi ürettiği ürünleri kullanarak şahsi tüketimi için <strong><u>elli kilogramı aşmayan sarmalık kıyılmış tütün</u></strong> elde eden veya <strong><u>üçyüzelli litreyi aşmayan fermente alkollü içki</u></strong> imal edenler haricinde,..... Bu düzenlemeye göre şahsi tüketimi için üçyüzelli litreyi aşmayan fermente alkollü içki imal edilebilir. Dolayısıyla <strong><u>fermente alkollü içkide kişisel kullanım 350 litredir. </u></strong></p>

<p></p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi tarafından <u>1285 şişe toplamda 889,5 litre kaçak içki yönünden sanıklar hakkında kişisel kullanım sınırında kaldığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiş ise de</u>, suçta kullanılan boş şişeler, etiketler, çelik ve plastik tanklar, mantar tıpaları, dolum aparatı, mantar basma aparatı, metal kazan ve not kağıtlarının değerlendirmeye alınmamasına, ele geçen eşyaların kaçak olduğu hususuna bilirkişi raporu ile tespit edildiğine ve mahkemece bu raporun hükme esas alındığına, sanıkların içkilerin kendisine ait olduklarını beyan ederek ikrarda bulunmalarına, içkiler ve içkilerin yanında ele geçen düzenekler dikkate alındığında mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken beraatlerine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gözetilerek sanıkların üst sınırdan cezalandırılmaları gerektiğine, eşyaların müsaderesine, bakanlık lehine vekalet ücretine karar verilmesi talebine ilişkindir.</p>

<p>....</p>

<p>Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, ele geçirilen fermente içki miktarının<u>, Yasanın belirlediği kişisel kullanım sınırının altında olması,</u> kolluğa yapılan isimsiz ihbar dışında, sanıkların ürettikleri fermente içkilerin satışını yaptıklarına, satış için bulundurduklarına dair cezalandırılmaları için yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından tüm sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan yine ele geçen eşyaların niteliği ve olayın oluş şekli nazara alındığında, 4733 sayılı Kanun'un 81. maddesinde belirtilen alkollü içki üretmek üzere fabrika, tesis veya imalathane kurmak için gereken yeterlilikte olmadığı gözetilmeksizin ve bu nedenle suçun yasal unsurları oluşmadığından sanık ... hakkında 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılan Gümrük İdaresi vekili ve katılan ... vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. <strong>7. CD, 21.10.2025, 2025/5505 E, 2025/12855 K. (NOT, BAM, mahkumiyet kararlarını kaldırıp beraat kararı vermişti. Kararda sanık sayısı da etkili olmuştur.)</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; kolluk görevlilerince yürütülen çalışmalar kapsamında Yeşiloba Mahallesi Sarıkaya deresi mevkiinde makilik ağaçlar arasına gizlenmiş vaziyette sanık ... ait olduğu tespit olunan 5 adet 1'er tonluk plastik tankların içerisinden <u>1.500 kilogram civarında şarap</u> olduğu değerlendirilen sıvı ürün, hortum ve huni ele geçirildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>...</p>

<p>Yine suça konu ürüne ilişkin 09.01.2018 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre alkol oranının %12,83 olduğu, ...'dan alınan ''Perakende-Toptan Alkollü İçki Satış Belgesine'' sahip bir işletmeden alınan fatura ya da irsaliye ibraz edilmediği, şarap üretmek için gerekli ''Tesis Kurma İzin Başvurusu ve Deneme Üretimi'' işlemlerinin yapılmadığı, yöre halkınca kurma olarak adlandırılan klasik yollarla üzümden şarap yapılması şeklinde üretildiği, yasal sınır olan 350 litrenin üzerinde ürün ele geçirildiği ve 5607 sayılı Kanun'a aykırı olarak kaçak alkollü içki olarak değerlendirildiği bildirilmiştir.</p>

<p>...</p>

<p>B. Bölge Adliye Mahkemesi Kabulü</p>

<p>... suça konu eşyanın miktarı, tanık Naciye'nin sanığın satmak amacıyla suça konu şarabı imal ettiğine dair beyanı ve tüm dosya <u>kapsamından sanığın ticari amaçla bandrolsüz içki ürettiğinin anlaşıldığı</u>, her ne kadar sanık sirke yapmak amacıyla hareket ettiğini savunmuş ise de ele geçen ürünün alkollü içki olduğunun anlaşılması karşısında sanığın savunmasına itibar edilemeyeceği anlaşıldığından sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat hükmü kaldırılarak, sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>IV. GEREKÇE</p>

<p>...tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu, ... <strong>7. CD, 05.04.2023, 2022/11573 E, 2023/3348 K </strong></p>

<p></p>

<p><strong>4) AKARYAKIT</strong></p>

<p><strong>Akaryakıtta kişisel kullanım <u>sınırı 90 litredir</u></strong>. Akaryakıtın kişisel kullanım sınırında kalması için, ticari faaliyette (tır, kamyon gibi ticari nitelikli araç) kullanılmaması ya da kullanılacak olmaması gerekir.</p>

<p></p>

<p>Tüm ülke çapında uygulamada birlik sağlanması açısından, Dairemizin yabancı menşeli sigaralar ile ilgili kişisel kullanım miktarı 20 karton olarak kabul edilmiş iken, <u>motorin ile ilgili olarak da kişisel kullanım miktarı 90 litre olarak benimsenmiştir</u>. Ancak bu miktarlar ile bağlı olmaksızın, ilgilide ele geçen yabancı menşeli eşyaları satma amacı ile bulundurulduğunun sabit olması karşısında da miktara bakılmaksızın 5607 sayılı Yasa kapsamında eylemin sübutuna ilişkin değerlendirme yapılmaktadır. <strong>7. CD, 06.11.2025, 2025/3136 E, 2025/13472 K (Karşıoy yazısı)</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun sevk ve idaresindeki traktörün deposunda <u>30 litre ulusal marker seviyesi geçersiz akaryakıtın ele geçtiği olayda</u>; suça sürüklenen çocuğun sevk ve idaresindeki traktör ile 1. derece askeri yasak bölgede bulunan tarlasına <u>zirai faaliyette bulunmak amacıyla</u> nöbetçi askerlerden izin aldığının olay tutanağından anlaşılması, suça sürüklenen çocuğun savunmasında atılı suçlamayı kabul etmemesi, traktör vasıflı aracın deposunda ele geçen yakıt miktarının <u>kişisel kullanım kapsamında kalması</u> karşısında, suça sürüklenen çocuğun kaçak akaryakıtı ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 30.04.2024, 2024/1636 E, 2024/4558 K</strong></p>

<p></p>

<p>Suç tarihinde sanığın sevk ve idaresindeki aracın Nahçivan'dan Türkiye'ye giriş yaptıktan sonra ... Sahasında bulunan yolcu muayene peronlarında muayene işlemleri sırasında yapılan kontrol neticesinde araçta yakıt deposundan bağımsız demir saçtan yapılmış zula niteğinde bir bölüm bulunduğu tespit edilmiş ve yine aracın muhtelif yerlerinde şişeler içerisinde <u>20 litre motorin cinsi akaryakıt ele geçirilmiştir.</u> .... Sanığın aşamalardaki savunmalarında, suça konu akaryakıtı kullanmak için bulundurduğunu beyan etmesi ve ele geçirilen eşyanın <u>kişisel kullanım sınırları içinde kalması</u> karşısında, eşyaların ele geçiriliş şekli ve yakalanan eşya miktarına nazaran sanığın savunmasının aksine suça konu eşyayı ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek, müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 22.02.2024, 2021/1011 E, 2024/1795 K.</strong></p>

<p></p>

<p>16.08.2014 tarihinde Kıyıgören Hudut Karakolu sorumluluk bölgesinde, ANTP36C3 paftasında 16 - 17 numaralı hudut kazıkları arasında, siyasi sınıra 10 metre mesafede, 1 inci derece askeri yasak bölgede devriye görevi sırasında Asi Nehri kenarında sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı traktörde yapılan kontrollerde; motor kısmına gizlenmiş plastik bidondan yapılma serum diye tabir edilen tertibin tespit edildiği, deposunda 60 litre ve traktörün ön tarafına gizlenmiş 4 adet 5 litrelik bidonlarda 20 litre olmak üzere<u>, toplamda 80 litre kaçak akaryakıtın ele geçirildiği</u> anlaşılmıştır..... Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, suça konu kaçak akaryakıtın yakalanış şekli, <u>sanığın çiftçilik yaptığını, suça konu eşyayı kullanmak amacıyla aldığını, ticaretini yapmadığını savunması ve yakalanan eşya miktarına nazaran</u> savunmasının aksine ele geçen akaryakıtı ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. <strong>7. CD, 22.02.2023, 2022/11508 E, 2023/1462 K</strong></p>

<p></p>

<p>Cumhuriyet savcısından alınan arama kararına istinaden sanığın <u>sevk ve idaresindeki otobüste</u> yapılan aramada, <u>depoda 90 litre ulusal marker seviyesi geçersiz motorin ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayd</u>a, yapılan aramanın usulüne uygun ve ele geçen <u>motorinin ticari araçta kullanılacağı</u>, bu itibarla sanığın eyleminin sabit olduğu anlaşılmakla sanığın üzerine atılı petrol kaçakçılığı suçundan mahkûmiyeti gerekirken yazılı şekilde beraatine suça konu kaçak motorinin müsaderesi hususunda hüküm kurulmaması hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 21.06.2023, 2022/8295 E, 2023/6430 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı <u>TIR'da yapılan aramada, çekicinin deposunda 90 litre </u>marker seviyesi geçersiz motorinin ele geçirildiği olayda; sanığın aşamalardaki savunmalarında, ele geçen akaryakıtı aracında kullanmak üzere bulundurduğunu beyan etmesi, suçta kullanılan <u>TIR'ın sanık tarafından taşımacılık yapmak üzere devamlı olarak kullanıldığının dosya kapsamından anlaşılması</u> karşısında; suça konu motorinin <u>ticari amaçla satın alındığı</u> ve bulundurulduğu sabit olmakla sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, <strong>7. CD, 01.11.2021, 2019/5488 E, 2021/14721 K</strong></p>

<p></p>

<p>Yol uygulaması esnasında sanığın sevk ve idaresindeki araçta kolluk güçleri tarafından yapılan aramada sanığın orijinal olmayan <u>deposunda 90 litre kaçak akaryakıt ele geçirildiği olayda;</u> sanığın aşamalardaki savunmasında mazotu k<u>işisel ihtiyacı için İran ülkesinden satın alıp gümrükten geçtiğini beyanı etmesi karşısında, dava konusu eşyanın ticari miktar ve mahiyette olmadığı</u> gözetilmeden beraati yerine mahkumiyetine hükmedilmesi, <strong>7. CD, 03.12.2019, 2015/28106 E, 2019/38136 K</strong></p>

<p></p>

<p><strong>5) ELEKTRONİK SİGARA</strong></p>

<p>Elektronik sigaraları, türüne ve özelliğine göre ayrı ayrı incelemek gerekir. Elektronik sigara, tütün içmeyi taklit eden bir cihazdır. Atomizer, güç kaynağı, kartuş/tanktan oluşur. Elektronik sigarada solunan buhardır. Buhar, genellikle nikotin de içerir. Atomizer denilen parça, ısı yayar, nikotin ve aroma da içeren propilen glikol (gıda katkı maddesidir) ve/veya gliserini (şeker alkolü de denir) buharlaştırır ve buhar solunur.</p>

<p>Isıtılmış tütün (HTP ürünüdür. Genellikle yaygın heets markasıyla bilinir), nikotinli buhar içeren yukarıdaki üründen farklıdır. Isıtılmış tütün ürünü olarak adlandırılan ürünler, yaprak tütünü ısıtır ya da modelleri hem katı tütünü hem de e-sıvıyı ısıtır. Bu üründe, tütün bulunur.</p>

<p>Bandrol taşımayan tütün mamülleri, 5607 sayılı Kanun'un 310, 318 maddesine göre suç teşkil eder. 5607 sayılı Kanun, “tütün mamulü” kavramını tanımlamamıştır. 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun'un 2/6. maddesi, “<i>Bu Kanunun uygulanmasında tütün ürünü ibaresi tüttürme, emme, çiğneme ya da buruna çekerek kullanılmak üzere üretilmiş, hammadde olarak tamamen veya kısmen tütün yaprağından imal edilmiş maddeyi ifade eder. Tütün içermeyen ancak tütün mamulünü taklit eder tarzda kullanılan her türlü nargile ve sigara, tütün ürünü kabul edilir”</i> hükmünü içerir.</p>

<p>Isıtılmış tütün, 4207 sayılı Kanun'un 2/6 maddesi tanımına göre içinde tütün bulunduğundan ve ısıtılan tütün solunduğundan tütün mamulü olarak kabul edilmesi gerekir.</p>

<p>25.02.2020 tarih, 31050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla, kısaca elektronik sigara, elektronik nargile, bunların parçaları ve solüsyonlarının ithali yasaklanmıştır.</p>

<p>5607 sayılı Kanun'un 3/7 maddesine göre; ithali kanun gereği yasak olan eşyayı ülkeye sokan kişi, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren suç oluşturmadığı takdirde cezalandırılır. İthali yasak eşyayı, bu özelliğini bilerek satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan veya saklayan kişi de cezalandırılır.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı kararı, kanun olmadığından, elektronik sigara cihaz ve parçaları, 5607 sayılı Kanun'un 3/7 maddesi kapsamında değil, 3/5 maddesi kapsamında kabul edilmektedir. Uygulama bu yöndedir.</p>

<p>4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 55. maddesi, Cumhurbaşkanına yetki verdiğinden, elektronik sigaranın 5607 sayılı Kanun'un 3/7 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunanlar da bulunmaktadır.</p>

<p>Isıtılmış tütün kitisolüsyonu, tütün ürünü olduğu için 5607 sayılı Kanun'un 3/18 yollamasıyla 310 maddesi kapsamındadır.</p>

<p>İçinde ısıtılmış tütün kitisolüsyonu bulunan elektronik sigara hem 5607 sayılı Kanun'un 3/5 hem de 3/18 yollamasıyla 3/10 maddesi kapsamındadır. Bu durumda TCK 44. maddesine göre 5607 sayılı Kanun'un 318 yollamasıyla 3/10 maddesi kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>Toparlayacak olursak; Elektronik sigaranın, parçalarının, solüsyonlarının ithali yasaktır. Uygulamaya göre, ister tek kullanımlık ister likit takılan cinsi olsun, elektronik sigara cihazı, parçaları ve tütün içermeyen solüsyonları, uygulamada 5607 sayılı Kanun'un 3/7 maddesi kapsamında değil, 3/5 maddesi kapsamında kabul edilmektedir. Isıtılmış tütün kitisolüsyonu, tütün ürünü olduğu için 5607 sayılı Kanun'un 3/18 yollamasıyla 3/10 maddesi kapsamındadır. İçinde ısıtılmış tütün kitisolüsyonu bulunan elektronik sigara TCK 44. maddesine göre 5607 sayılı Kanun'un 3/18 yollamasıyla 3/10 maddesi kapsamında değerlendirilir.</p>

<p></p>

<p>30.07.2012, 10.05.2013 ve 06.06.2013 tarihlerinde sanıklara ait iş yerlerinde ele geçen elektronik sigara sıvısının hammadde olarak tamamen veya kısmen tütün mamülü niteliğinde olup olmadığı konusunda uzman bilirkişi raporu alınarak tütün mamülü niteliğinde olması halinde sanıkların eylemlerinin elektronik sigara sıvısı yönünden 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin oncu fıkrası, <u>elektronik sigaralar ile telefonlar yönünden ise 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası kapsamında olacağı ve sanığın eyleminin kül halinde 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi delaleti ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında olacağı</u> gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, <strong>7. CD, 07.11.2024, 2024/6367 E, 2024/9879 K</strong></p>

<p></p>

<p>Türkiye'ye giriş için ... Gümrük Sahasına gelen yolcu otobüsünde yapılan aramada, tavan döşemelerinin içinde ... marka 19 kutu içerisinde ve her kutuda 10 adet olmak üzere toplam 190 adet 30 ML'lik plastik şise içerisinde elektronik sigarada kullanılan sıvı, ... marka 76 kutu içerisinde ve her kutuda 10 adet olmak üzere 760 adet 10 ml'lik plastik şise içerisinde elektronik sigarada kullanılan sıvı, ... marka 6 kutu içerisinde her kutuda 50 tane olmak üzere toplam 300 tane elektronik sigara parçasının ele geçirildiği anlaşılmakla, <u>ele geçen yabancı menşeli likit sigara sıvısının hammadde olarak tamamen veya kısmen tütün mamülü niteliğinde olup olmadığı konusunda uzman bilirkişi raporu alınarak tütün mamülü niteliğinde olması halinde sanığın eyleminin 5607 sayılı Yasanın 3/1, 3/10. maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiği</u> gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi, <strong>7. CD, 28.09.2022, 2021/1529 E, 2022/12875 K</strong></p>

<p></p>

<p>Elektronik sigarada kişisel kullanım sayıları, Yargıtay ve BAM tarafından alınmış prensip kararına dayanmaktadır. Prensip kararı, henüz bir karara net olarak yansıtılmamıştır.</p>

<p><strong>a) Tek kullanımlık elektronik sigaralar (puff sigara);</strong></p>

<p>Tek kullanımlık elektronik sigaralar tütün mamulü olmadığından 5607 sayılı Kanun'un 3/5 maddesine tabidir ve <strong>kişisel kullanım <u>sınırı 20 adettir</u></strong>.</p>

<p><strong>b) Tek kullanımlık olmayan elektronik sigaralar </strong></p>

<p>Tek kullanımlık olmayan, likit takılan elektronik sigaraların tütün içeren likitleri 3/10, 3/18 maddesine tabidir, tütün mamulü olduğundan <strong>kişisel kullanım <u>sınırı 3 adettir</u></strong>.</p>

<p></p>

<p>1.30.07.2012, 10.05.2013 ve 06.06.2013 tarihlerinde sanıklara ait iş yerlerinde ele geçen elektronik sigara sıvısının hammadde olarak tamamen veya kısmen tütün mamulü niteliğinde olup olmadığı konusunda uzman bilirkişi raporu alınarak tütün mamulü niteliğinde olması halinde sanıkların eylemlerinin elektronik sigara sıvısı yönünden 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ononcu fıkrası, elektronik sigaralar ile telefonlar yönünden ise 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası kapsamında olacağı ve sanığın eyleminin kül halinde 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi delaleti ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası kapsamında olacağı gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, <strong>7. CD, 07.11.2024, 2024/6367 E, 2024/9879 K</strong></p>

<p></p>

<p>... yapılan aramada<u>, 8 adet İQOS Kit Tobacco Heating System ibareli elektronik sigara kiti, 1 adet Smok Stick One Plus ibareli elektronik sigara kiti, 2 kutu İQOS Cleaning Stick 30 ibareli elektronik sigara likiti,</u> <u>23 karton Parliament 200 Heat Stick ibareli elektronik sigara likiti ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda</u>; sanığın 25.01.2018 tarihinde esas mahkemesinde alınan savunmasında, suça konu ürünleri kendi kişisel kullanımı için getirdiğini, gümrüğe tabi eşya olduğunu bilmediğini beyan ettiği, tutanak mümzisi tanıkların alınan ifadelerinde de sanığın kırmızı hatta yönelmediğini belirttikleri cihetle, <u>Dairemiz uygulamalarına göre ele geçen eşyaların miktar itibariyle ticari mahiyette olduğu ve kişisel kullanım miktarının üzerinde bulunduğu </u>gözetilerek, sanığın dava konusu kaçak eşyaları ticari amaçla bulundurduğunun kabulü ile mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya kapsamına uymayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi, <strong>7. CD, 07.12.2021, 2021/22940 E, 2021/16622 K </strong></p>

<p></p>

<p>Yurt dışından YY512HH plakalı aracı ile gelen sanığın aracında yapılan aramada yakıt deposunun bulunduğu yere yapılan gizli bölmede <u>5500 paket Heets marka elektronik sigara tütününün</u> ele geçirildiği bu suretle sanığın atılı suçu işlediğinin iddia olunduğu olayda; .... Kabule göre ise; sanık hakkında kurulan hükümde <u>5607 Sayılı Yasanın 3/1 ve 3/10 madde ve fıkraları gereğince</u> 3 yıl hapis ve 7 gün karşılığı adli para cezası yaptırımı belirlendikten sonra ... <strong>İstanbul BAM 14. CD, 02.10.2024, 2024/783 E, 2024/2130 K </strong></p>

<p></p>

<p>rapora göre <u>içeriğinde tütün yaprağı bulunup, 4207 sayılı yasanın 2/6 maddesi gereğince tütün ürünü kabul edilmesi gereken 288 paket Heets marka elektronik sigara tütünü</u> ile Old Horborn ibareli 50 gramlık 75 adet tütün cinsi eşyala ile yakalandığı olayda, sanığın 5607 Sayılı Yasanın 3/1, 3/10, 3/22, TCK 53/1, 544 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı <strong>.... Adana BAM 11. CD, 29.03.2024, 2024/329 E, 2024/804 K</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p>....Winstory marka tütünün suç unsuru olmaması halinde yukarıda anılan elektronik sigara coillerinin suç unsuru olması nedeniyle eylemin 5607 sayılı Kanun'un 35. maddesi kapsamında kalacağı... <strong>Ankara BAM 7. CD, 22.03.2024, 2022/284 E, 2024/362 K</strong></p>

<p></p>

<p><strong>6) ÇAY </strong></p>

<p>Çay, genelde tek başına kaçakçılık konusu olmamaktadır. Yanında sigara, şeker, kahve gibi eşyalar da ele geçirilmektedir. Sadece gümrük kaçağı çayın kişisel kullanım miktarının ne olduğuna dair sigarada olduğu gibi Yargıtay’ın ilke kararı bulunmaktadır. Genellikle kullanılan ölçü, aile bireyi sayısına göre makul tüketim miktarıdır. Aşağıdaki içtihat farklılıklarının nedeni de olayın özelliğinin, savunmanın, kaçak eşyanın yakalanma şeklinin, eşya karmasının çeşitliliğinin, kaçak eşyanın yakalandığı yerin farklılığından kaynaklanmaktadır. 30 kilogram çayın kişisel kullanım sınırının üzerinde olduğu kararlar yanında, 45 kilogram çayın kişisel kullanım sınırında olduğuna dair kararlar da bulunmaktadır. Genel kabul ve uygulama ise 25 kilogram ve aşağısının, kişisel kullanım sınırı olduğu yönündedir.</p>

<p></p>

<p>Sanığın uhdesinde <u>Dairemiz uygulamalarına göre ticari miktar ve mahiyette olan 30 paket kaçak çayın ele geçirilmiş olması, kaçak çayın miktar itibarıyla kişisel kullanım sınırının üzerinde olması</u>, karşısında sanığın kaçak eşyayı, bu özelliğini bilerek ve ticarî amaçla taşıyan kişi olarak 5607 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca mahkûmiyeti yerine kaçak eşyayı yurda gümrük işlemlerine tabi tutmadan getirdiğine dair somut delil bulunmadığı şeklindeki gerekçeyle beraatine karar verilmesi, <strong>7. CD, 17.09.2024, 2022/3389 E, 2024/7086 K</strong></p>

<p></p>

<p>13.09.2012 tarihli olay tutanağına göre, sanığın ikametinde yapılan aramada <u>toplam 13,5 kilogram (15 paket) kaçak çay ele geçirildiği olayda</u>; sanığın aşamalardaki savunmasında çayları kişisel kullanım amaçlı satın aldığını beyan etmesi ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre ele geçen <u>çayın miktar itibarıyla kişisel kullanım kapsamında kalması karşısında</u>, tüm dosya kapsamına göre, sanığın kaçak eşyayı ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde dosya kapsamına uymayan yetersiz gerekçe ile mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 28.05.2024, 2022/3878 E, 2024/5912 K</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Sanığın uhdesinde Dairemiz uygulamalarına göre ticari miktar ve mahiyette olan <u>75 karton kaçak sigara ile 100 paket kaçak çay</u> ele geçirilmiş olması, ele geçen kaçak eşyanın miktar itibarıyla kişisel kullanım sınırının üzerinde olması, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Kanunun bağlayıcılığı" kenar başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; "Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz." şeklindeki düzenleme gereği eylemin suç olduğunun bilinmediğine dair savunmaya itibar edilmesinin mümkün olmaması ve tüm dosya kapsamına göre <u>sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir</u>. <strong>7. CD, 07.05.2024, 2022/16305 E, 2024/5189 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; Irak ülkesinden Türkiye'ye giriş yapmak üzere Habur Gümrük Sahası arama noktasına gelen sanığın valizlerinde şüphe üzerine yapılan aramada toplam<u> 3 adet kaçak cep telefonu, 9 karton gümrük kaçağı sigara, 3.6 kg Mahmood Tea marka ve 12 kg Do Ghazal Tea marka kaçak çay</u> ele geçirilerek muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.</p>

<p>…</p>

<p>Sanığın dava konusu eşyaları gümrük işlemlerine tabi tutmadan yurda getirdiği gerekçesiyle kamu davası açılmış olup, Dairemizin uygulamalarına göre <u>suça konu eşyaların ticari miktar ve mahiyette olmaması, kişisel kullanım miktarı kapsamında kalması</u> karşısında sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 30.04.2024, 2023/10347E, 2024/4557K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde; sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek, kaçakçılık suçu ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürmesi, sanıktan ele geçirilen <u>kaçak eşyanın 20 kilo çay olduğu, diğer miktarlardan sanığın sorumlu tutulamayacağı ve ele geçen eşyanın miktar itibarıyla da kişisel kullanım sınırları içerisinde kaldığı</u> anlaşılmakla, dava konusu sigaraların sanık tarafından ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli, savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, bozma ilâmı ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. <strong>7. CD, 14.03.2024, 2023/20487E, 2024/2943K</strong></p>

<p></p>

<p>jandarmanın önünü kesmesi sonucunda durdurulduğu ve <u>20 kilo kaçak çay ile birlikte diğer şahısların bırakmış olduğu çay ve baharatlarla birlikte toplam 150 kilo kaçak çay ve 120 kilo kaçak baharatın ele geçirilmesi üzerine</u> ...</p>

<p>Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde; sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek, kaçakçılık suçu ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürmesi, <u>sanıktan ele geçirilen kaçak eşyanın 20 kilo çay olduğu, diğer miktarlardan sanığın sorumlu tutulamayacağı ve ele geçen eşyanın miktar itibarıyla da kişisel kullanım sınırları içerisinde kaldığı</u> anlaşılmakla, dava konusu sigaraların sanık tarafından ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli, savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, bozma ilâmı ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. <strong>7. CD, 14.03.2024, 2023/20487 E, 2024/2943 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, yolcu minibüsünde yapılan aramada <u>sanığa ait 31 kg çay ve 20 karton kaçak sigara</u> ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın savunmasında davaya konu çay ve sigaraları kendisi kullanmak ve hediye etmek amaçlı aldığını beyan etmesi ve ele geçen <u>çay ve sigaranın miktar itibariyle kişisel kullanım kapsamında kalması</u> karşısında, tüm dosya kapsamına göre sanığın kaçak çay ve sigaraları ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,<strong> 7. CD, 11/03/2019, 2015/12855 E, 2019/27501 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanıkta ele geçen miktar itibarıyla kişisel kullanım sınırları içinde kaldığı anlaşılan dava konusu çayların <u>10 kg olmasına</u>, dosya kapsamı ve sanığın aşamalardaki savunmalarına göre, ele geçen çayların ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, <strong>7. CD, 20.12.2018, 2018/10142 E, 2018/14538 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağına göre durumundan şüphelenilerek durdurulan sanığın aracının bagaj kısmında poşet içerisinde iki farklı markaya ait <u>35,300 kg gümrük kaçağı çayın ele geçirilmesi</u>, sanığın aşamalardaki suçtan kurtulmaya yönelik beyanları ve <u>çayların miktar itibariyle kişisel kullanım sınırı dışında kalması karşısında</u> sanığın dava konusu çayları yurt dışından getirip getirmediğinin ve dolayısıyla suç vasfının tayini ile, buna göre bir karar verilmesi gerekirken, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanına itibarla yazılı şekilde hüküm kurulması, <strong>7. CD, 22.11.2017, 2015/21435 E, 2017/9774 K</strong></p>

<p><br />
Olay tarihinde sanığın kullanmış olduğu araçta yol kontrolü sırasında yapılan aramada, sanığa ait 130 paket aynı marka sigara ile <u>15 kilo çay</u> ele geçirildiği, sanığın aşamalardaki istikrarlı savunmalarında sigaraları ve çayları kendi ihtiyacı için aldığı beyanı karşısında, davaya konu eşyanın miktarı, ele geçiriliş şekline göre <u>kişisel kullanım amacıyla bulundurulduğu gözetilerek atılı suçtan beraati yerine</u>, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi <strong>7. CD, 05/06/2014, 2013/19771 E, 2014/11327 K</strong></p>

<p></p>

<p>Dava konusu eşyanın miktar itibariyle kişisel kullanım sınırları içinde kalmasına, dosya kapsamı ve sanıkların aşamalardaki savunmalarında ele geçen sigara ve çayı ticari amaç için değil, kişisel kullanım amacıyla satın aldıklarını beyan etmesine göre; sanıkların savunmasının aksine, ele geçen sigara ve çayları ticari amaçla bulundurduklarına ilişkin cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,</p>

<p><strong>KARŞI OY</strong></p>

<p>Sanıkların bulunduğu araçta ele geçen <strong><u>45 kg kaçak çay ve 57 karton bandrolsüz kaçak sigara</u></strong> miktar itibarı ile ticari nitelikte olup şahsi kullanım miktarından fazla olması dikkate alınarak birlikte suçu işleyen sanıkların subüt bulan eylemlerine ilişkin, sayın çoğunluğun beraatlerine karar verilmesi yönündeki bozma kararına katılmıyorum. <strong>7. CD, 25.02.2015, 2014/10312 E, 2015/12475 K</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>7) CEP TELEFONU </strong></p>

<p>Cep telefonunun kişisel kullanım sayısında çay gibi net bir sınır olduğu söylenemez. Yargıtay, sigara ve alkolde olduğu gibi net bir sınır belirlememiştir. En önemli ölçü, telefonun özelliği ve piyasa değeri olmakla birlikte sanığın işi, geliri, kaçak telefonun mevcut telefonunun yerine ikame edilme imkanı, savunmaya göre telefonu makul olarak kullanabilecek kişilerin sanıkla yakınlığı, telefonun yakalanma yeri ve şekli, diğer karma eşyalarla birlikte ele geçirilmesi gibi ticari amacı gösteren olay ve olgulara göre değişmekle birlikte genel kabul ve uygulamalara göre <strong>2-<u>3 adet telefon</u></strong> kişisel kullanım sınırındadır.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>02.12.2008 tarihinde mahkemeden alınan arama kararı ile <u>sanığın iş yerinde</u> yapılan aramada, <u>3 adet klonlanmış cep telefonu</u> ele geçirilmiştir. Buna ilişkin rapor dava dosyasında mevcuttur. Sanık iş yerinde bulunan kaçak cep telefonlarının kaçak olduğunu bilmediğini ifade etmiştir.</p>

<p></p>

<p>…</p>

<p>Suç tarihinde <u>sanık tarafından işletilen iş yerinde</u> dava konusu gümrük kaçağı cep telefonlarının ele geçirilmiş olması nedeniyle, gümrük kaçağı eşyaların bulunduğu yer, <u>yakalanış şekli, ticari iş yerinde yakalanmış olması</u> hususları birlikte değerlendirildiğinde, ticari kasıtla söz konusu eşyayı bulundurduğu ve sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <strong>7. CD, 26.04.2023, 2022/10845 E, 2023/3965 K</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Olay tarihinde sanığın sevk ve idaresinde olan 01 PV... plaka sayılı aracın durumundan şüphelenilmesi üzerine aracın durdurulduğu, araç içerisinde ve bagaj kısmında bulunan çanta ve poşetlerde <u>4 adet kaçak cep telefonu, 55 adet güneş gözlüğü ve 10 adet kol saati</u> ele geçirildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>Sanık bozma öncesinde talimatla alınan savunmasında suça konu telefonları hediye amaçlı aldığını, güneş gözlüğü ve saatleri ise satacağını beyan etmiş, bozma sonrasında alınan savunmasında ise atılı suçlamayı kabul etmediğini, telefonları hediye edeceğini, 90 gün içerisinde 10.590.70 TL'yi hâzineye yatıracak maddi gücü olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>7. CD, 09 .03.2023, 2022/13224 E, 2023/2152 K (NOT: Kaçakçılık suçunun oluştuğu kabul edilmiş, başka nedenlerle bozulmuştur.) </strong></p>

<p></p>

<p>Olay günü sanıklardan A. O..'un aracında <u>7 adet gümrük kaçağı cep telefonu</u> ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, yakalanan eşyaların miktar ve niteliği nazara alındığında ticari mahiyette olduğu ve kişisel kullanım miktarının üzerinde bulunduğu gözetilerek sanıkların atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, <strong>7. CD, 15.12.2021, 2021/3196 E, 2021/17519 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; <u>Habur Gümrük Sahasına gelen sanığın sevk ve idaresindeki tırda yapılan aramada</u> <u>13 karton gümrük kaçağı sigara ile 3 adet cep telefonu</u> ele geçirilen olayda; sanığın alınan savunmalarında suça konu eşyaları Irak'tan hediye ve kişisel kullanım amacıyla getirdiğini beyan etmesi karşısında; <u>ele geçen malzemeler miktar itibariyle kişisel kullanım sınırları içerisinde kaldığından</u> sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, <strong>7. CD, 08.12.2021, 2021/6660 E, 2021/16972 K</strong></p>

<p></p>

<p><u>Müşteki ...'dan sanıktan satın aldığı 1 adet cep telefonunun kaçak olduğunu öğrenerek şikayeti üzerine yapılan soruşturmada</u>; sanığın işhanı girişi koridorda satış yaptığı görülerek sanığa ait sabit dolap içinden ve sanığın üzerinden <u>toplam: 3 adet cep telefonu ele geçirildiği olayda</u>; telefonlarından 1 tanesinin çalıntı diğer 2 sinin ise kaçak olduğunun tespit edildiği, sanık savunmasında, ticari amaçla bulundurmadığını belirtmiş ise de, <u>sanığın müşteki ...'a cep telefonu satışı yaptığını ikrar ettiği,</u> yine sanığın üzerinden ve sabit dolaptan ele geçen 2 adet telefonlarının e<u>le geçirildiği yer itibariyle ticari kasıt bulunmadığı yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği </u>gözetilmeden sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, <strong>7. CD, 13.10.2020, 2016/5286 E, 2020/14521 K</strong></p>

<p></p>

<p>Dosya kapsamı ve toplanan delillere göre; olay tarihinde sanığın işlettiği G… isimli <u>iş yerinde 3 adet cep telefonu ele geçirildiği</u>, sanığın savunmasında cep telefonu satış işiyle uğraştığını, servis dolabında bulunan <u>söz konusu telefonlarda birinin, çok eski ve çalışmadığını, diğer iki telefonu ise müşterilerinin bıraktığını ve program yüklemesi yapacağını beyan ettiği anlaşılmakla</u>, sanığın suça konu telefonları sattığına yönelik cezalandırılması için savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi, <strong>7. CD, 11.09.2019, 2015/21284 E, 2019/34401 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; uluslararası taşımacılık yapan sanığın suç tarihi olan 11.09.213 tarihinde Habur Gümrük Kapısından yurda giriş yaptığı ve kullanmış olduğu araçta yapılan aramada <u>2.400 gr çay, 7 karton sigara, 3 adet battaniye ve <strong>4 adet cep telefondan</strong> ibaret kaçak eşyanın ele geçirildiği olayda</u>; sanığın alınan ifadesinde suça konu eşyaları Irak'tan kişisel kullanım amacıyla getirdiğini savunması karşısında; ele geçen eşyalardan 2,400 gr çay, 7 karton sigara ve 3 adet battaniye kişisel kullanım sınırı içerisinde kaldığındın 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesine göre işlem yapmak üzere eşyaların Gümrük Müdürlüğüne gönderilmesine ve miktar itibariyle ticari nitelik arz eden <u>4 adet cep telefonu için ise 5607 sayılı Kanunun 3/1. maddesi gereğince cezalandırılması yerine</u> oluşa uymayan gerekçelerle sanığın beraatine karar verilmesi, <strong>7. CD, 14.05.2018, 2015/7719 E, 2018/5315 K</strong></p>

<p></p>

<p><strong>8) YOLCU BERABERİNDE GETİRİLEN EŞYA (md 6)</strong></p>

<p>5607 Sayılı Kanun’un 6/4 maddesine göre “<i>Yolcuların, beyanlarına aykırı olarak üzerlerinde, eşyası arasında veya taşıma araçlarında çıkan eşyanın ticarî mahiyette veya ithali veya ihracının yasak olması halinde 3 üncü madde hükümleri uygulanır</i>”.</p>

<p>Kanun’un diğer maddelerinde (md 3/5, 3/11, 3/12, 3/18 vs) “<i>ticari amaç</i>”tan bahsedilirken, maddede “<i>ticari mahiyet</i>”ten bahsedilmektedir. Maddedeki ticari mahiyet ile diğer maddelerdeki ticari amaç aynıdır. Bu durumda kişisel kullanım sınırı, yolcu beraberindeki eşyalar hakkında da uygulanır.</p>

<p>Yolcu beraberindeki hangi eşyaların ve bu eşyaların miktarının ne olduğu çeşitli idari düzenlemelerde belirlenmiştir.</p>

<p>07.10.2009 tarih 27369 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu’nun 2009/15481 sayılı kararında, yolcu beraberinde getirilen eşyalar için kişisel muafiyet sınırları gösterilmiştir. Anılan kararın 3/j) bendinde kişisel eşya, “<i>Gerçek kişinin kendi kullanımına mahsus, gayri ticari nitelikteki eşyayı</i>” şeklinde 3/k bendinde kişisel kullanım, “<i>Dördüncü Kısım hükümlerinin uygulanması açısından, taşıma aracının ilgili kişinin, kendi kişisel amaçlarına yönelik gayri ticari kullanımını, Beşinci Kısım hükümlerinin uygulanması açısından, profesyonel veya ticari nitelikli bir faaliyetle ilgili olmamak koşuluyla ev ve özel hayatın gerekleri ile ilgili ihtiyaçları karşılama amacına yönelik kullanımı</i>” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı maddede yolcu, “<i>ticaret, memuriyet, tahsil, ziyaret, tedavi veya turizm gibi herhangi bir amaçla kısa veya uzun bir süre kalmak üzere, yabancı bir ülkeden karayolu, demiryolu, deniz veya hava yollarından biriyle Türkiye Gümrük Bölgesine gelen yabancı bir ülkede oturan Türkler ve yabancılar ile herhangi bir amaç ile gittikleri yabancı ülkeden kesin veya geçici olarak dönen, Türkiye'de oturan Türkler ve yabancılar ile Türkiye'den aynı amaçlarla ve aynı yollarla yabancı bir ülkeye giden benzeri Türk ve yabancıları</i>”, yolcu beraberi eşya ise “<i>y</i><i>olcunun beraberinde getirdiği, ticari miktar ve mahiyet arz etmeyen eşya</i>” şeklinde tanımlanmıştır.</p>

<p>Bakanlar Kurulu’nun 2009/15481 sayılı kararının 58. maddesine göre karar ekindeki Ek-9’daki listede yer alan kişisel eşyaya muafiyet tanınır. Ek-9’daki listeye göre, örneğin çay için 1 kg, sigara 400 adet, Alkol derecesi % 22’yi geçen alkol ve alkollü içkiler 1 litre, cep telefonu 1 adet olarak belirlenmiştir.</p>

<p>Muafiyet, ek-9’daki listede yer alan eşya için her bir yolcu başına karşılarında belirtilen miktarlarla sınırlıdır (md 60). Tütün ve alkol muafiyeti, 18 yaşından büyük yolcular için uygulanır (md 60). Yolcunun, eşyayı kullanacak kadar yetişkin olması gerekir.</p>

<p>Gümrükler Genel Müdürlüğünün Elektronik Sigara ve Benzeri Eşyanın Yolcu Beraberi Girişi ve Transiti konulu 2020/7 sayılı genelgesi ile yolcu beraberinde getirilecek elektronik sigara sınırı düzenlenmiştir.</p>

<p>Gümrükler Genel Müdürlüğünün Posta-yolcu işlemleri konulu 2011/39 sayılı genelgesinde, çeşitli eşyalar hakkında yapılacak işlemler açıklanmıştır.</p>

<p>Gümrükler Genel Müdürlüğünün Yolcu Beraberi Sahte/Korsan Eşya konulu 2004/27 sayılı genelgesinde, sahte/korsa eşyalar hakkında yapılacak işlemler açıklanmıştır.</p>

<p>Gümrükler Genel Müdürlüğünün Posta ve hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen eşya konulu 2014/7 sayılı genelgesinde, eşyanın hacmi, mahiyeti açıklanmıştır. Örneğin, şahsi tedavide kullanılmak üzere getirilen ilaçlar için gümrük müdürlüğüne belge ibraz edilmesi gerekir. Cep telefonunun muafen serbest dolaşıma sokulabilmesi için, sadece yolcu beraberi kişisel eşya statüsünde olması gerekmektedir. Yolculuk öncesi veya sonrasında gönderilen yolcu beraberi eşya kapsamı dahil olmak üzere, cep telefonunun posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla muafen veya vergileri ödenerek hiçbir surette getirilmesi mümkün değildir. Genelgede, hayvansal ürünler, takviye gıdalar, kozmetik ürünler, elektronik sigara ve her tür kartuşlarla ilgili hükümler de bulunmaktadır.</p>

<p>İdarenin belirlediği muafiyet ile yargı organlarının belirlediği kişisel kullanım sınırı birbirinden farklıdır. Yolcu beraberinde getirilen eşyanın idarenin belirlediği kişisel kullanım (muafiyet) sınırında olması, ticari mahiyette olmaması, ihracının/ithalinin yasak olmaması durumunda, eylem suç/kabahat oluşturmaz. Bahse konu eşyanın, yolcu beraberinde getirilmesine izin verilen idari muafiyet sınırın üzerinde olması halinde 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 235. maddesine göre idari para cezası verilir. Yolcu beraberindeki eşyanın, kişisel kullanım sınırının üzerinde olması halinde ayrıca suç oluşur. Yukarıda ifade ettiğimiz üzere ithali/ihracı kanun gereği yasak olan eşyanın ülkeye sokulması/ülkeden çıkartılması (md 3/7-8) halinde, Kaçakçılık Kanunu açısından yargı kararlarıyla belirlenmiş “kişisel kullanım miktarı” ölçütü uygulanmaz.</p>

<p></p>

<p>1.Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'u 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca eşyayı gümrük rejimine tabi tutulmadan ülkeye soktukları gerekçesiyle cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de; dosya arasında bulunan 30.05.2015 tarihli olay yakalama tutanağında sanık Zıad …'nin çantasında iki adet cep telefonu yakalandığı, sanığın savunmasında diğer sanığı tanımadığını ve telefonlardan bir tanesinin eşinin olduğunu, diğerini kızına hediye etmek için sıfır aldığını beyan ettiği, diğer sanık Anoar …'in de aşamalarda sanığı tanımadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında her iki sanığın fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğini gösterir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı, sanıkların aynı zamanda gümrük kapısına gelmelerinin iştirak iradesi içerisinde hareket ettiklerinin kabulü için yeterli olmayacağı anlaşılmıştır.</p>

<p>2.Bu durumda sanık Zıad …'ninden <u>2 adet cep telefonu</u> ele geçirildiği, cep telefonlarının sanığın çantasında bulunduğu ve herhangi bir gizlemeye yönelik tertibatın olduğuna ilişkin tespitte bulunulmadığı da dikkate alındığında; sanığın beyanlarında <u>telefonları kişisel kullanım maksadıyla bir tanesinin eşine ait olduğu ve diğerini kızına hediye etmek maksadıyla yanında bulundurduğu şeklindeki savunmasının itibar edilebilir nitelikte bulunduğu</u> ve sanığın telefonları ithal etme iradesinin bulunmadığı, <u>yolcu beraberinde getirilen eşya niteliğinde olup kişisel kullanım amacıyla bulundurduğu anlaşılmıştır.</u> Aynı zamanda olay yakalama tutanağında sanığın gümrük kapısı ara bölgesinde yapılan kontrollerde telefonların ele geçirildiği ve sanığa bildirim imkanı tanındığına ilişkin bir tespitinde yapılmadığı göz önüne alındığında sanığın üzerine atılı 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen eşyanın gümrük rejimine tabi tutulmadan ülkeye sokulması suçunun unsurlarının oluşmadığı ve sanık Zıad …. hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulmasında isabet bulunmamıştır.</p>

<p>3.Sanık Anoar … hakkında ise; 15.07.2015 tarihli olay tutanağından sanığın Cilvegözü gümrük sahasına giriş yapmak için Ara Bölge Kapı ve Bagaj x-Rayın bulunduğu alana pasaportu ile geldiği ve yapılan kontrol esnasında sanık Anoar ….'in pantolon paçası ve ceplerinde <u>4 adet cep telefonu, çantasında 4 adet cep telefonu ile 16 adet kulaklık, 17 adet telefon bataryası, 13 adet adaptör ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda</u>; henüz gümrük sahasından geçmeyen sanığa <u>beyanda bulunma imkanının tanınmaması nedeniyle suçun icra hareketlerinin gerçekleşmediği</u> anlaşılmakla, yasal unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 17.10.2023, 4611/8971</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p>1.Olay tarihinde Suriye'den Türkiye'ye geçiş yapmak üzere Cilvegözü Gümrük Kapısına gelen sanığın sürücülüğünü yaptığı otomobilde <u>18 karton kaçak sigaranın</u> ele geçtiği anlaşılmıştır.</p>

<p>…</p>

<p></p>

<p>1.Sanığın dava konusu eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmadan Suriye'den yurda sokmak üzere Cilvegözü Gümrük Kapısına geldiğinde yapılan kontrolde dava konusu eşyayı kaçak olarak yurda getirdiği gerekçesiyle hakkında kamu davası açıldığı olayda, tüm dosya içeriğine göre <u>sanığın belirlenen gümrük kapısından yolcu olarak yurda giriş yaptığı, ele geçen ve yolcu beraberi statüsünde getirilen eşyanın ticari mahiyette bulunmadığı</u> gözetilerek sanığın beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. <strong>7. CD, 28.09.2023, 23630/7513</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p>1. Sanığın suç tarihinde Sarp Gümrük kapısından ülkemize ….98 plakalı araçla giriş yapmak istediği sırada, araç içerisinde yolcu beraberi eşya kapsamında muafiyeti bulunmayan ve gümrük işlemleri için beyanda bulunulmamış, çeşitli miktar ve nevide toplam 89 karton yabancı menşeili sigara ele geçirilerek muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.</p>

<p>…</p>

<p>Sanığın uhdesinde Dairemiz uygulamalarına göre ticari miktar ve mahiyette olan <u>89 karton</u> kaçak sigaranın ele geçirilmiş olması ve sanığın alınan savunmasında atılı suçu ikrar ettiği anlaşılmakla<u>; kaçakçılık suçunun sübuta erdiği</u> belirlenmiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. <strong>7. CD, 20.12.2023, 2021/25502 E, 2023/11399 K</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p>1.Kolluk görevlilerince icra edilen yol uygulaması sırasında sanığın yolcusu bulunduğu 23 LL ... plaka sayılı yolcu minibüste Malatya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2015/2844 Değişik İş sayılı önleme arama kararı ile yapılan aramada sanığa ait 13 adedinin imei numarası klonlu, geri kalanlarının imei numarası ise kayıt dışı olan <u>toplam 45 adet kaçak cep telefonu</u> ele geçirildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>…</p>

<p>1.Yolcu beraberi getirilen cep telefonlarının ticari amaçla satışının mümkün olmaması, ele geçen cep telefonlarının miktar itibarıyla ticari mahiyette olması, sanığın savunmasına göre de <u>ticari amaçla bulundurulmaları nedeniyle sanığın üzerine atılı kaçakçılık suçunun sübuta erdiği</u> anlaşılmış, sanığın bu yöndeki temyiz itirazları reddedilmiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.<strong>7. CD, 12.04.2023, 2019/10316 E, 2023/3611 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağına göre; 11.02.2014 tarihinde Türk Hava Yollarının Esenboğa Havalimanına gelmesinden önce Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimi personellerince yolcu listesi üzerinden yapılan risk analizine ilişkin incelemeler sonucunda sanıklar E.Z ve A.E'dan şüphelenilmesi üzerine sanıkların bagajında yapılan aramada, sanık E. Z’a ait bagajda 3 adet cep telefonu, 5 adet tablet bilgisayar, 12 adet gizli kameralı elektronik cihaz, 1 adet digital fotoğraf makinesi ile sanık A.E'a ait bagajda 11 adet bayan çantası, 21 adet cüzdan, 5 adet cep telefonu ve 1 adet tablet bilgisayar cinsi eşyanın ele geçirildiği olayda; sanıkların hediye amacıyla yurt dışından getirdiğini beyan ettiği <u>dava konusu eşyanın, yolcu beraberinde getirilen muafiyet kapsamı dışında, ticari miktar ve mahiyette bulunduğunun anlaşılması karşısında</u>; tüm dosya kapsamına göre sanıkların atılı suçu işlediği gözetilmeden, mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi, <strong>7. CD, 14/10/2020, 15819/14603</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağına göre; 11.02.2014 tarihinde Türk Hava Yollarının Esenboğa Havalimanına gelmesinden önce Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimi personellerince yolcu listesi üzerinden yapılan risk analizine ilişkin incelemeler sonucunda sanıklar ... ve ...'dan şüphelenilmesi üzerine sanıkların bagajında yapılan aramada, sanık ... a ait bagajda <u>3 adet cep telefonu, 5 adet tablet bilgisayar, 12 adet gizli kameralı elektronik cihaz, 1 adet digital fotoğraf makinesi ile sanık ...'a ait bagajda 11 adet bayan çantası, 21 adet cüzdan, 5 adet cep telefonu ve 1 adet tablet bilgisayar cinsi eşyanın ele geçirildiği</u> olayda; sanıkların hediye amacıyla yurt dışından getirdiğini beyan ettiği <u>dava konusu eşyanın, yolcu beraberinde getirilen muafiyet kapsamı dışında, ticari miktar ve mahiyette bulunduğunun anlaşılması karşısında</u>; tüm dosya kapsamına göre sanıkların atılı suçu işlediği gözetilmeden, mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi, <strong>7. CD, 04.10.2020, 2016/15819 E, 2020/14603 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanığın gümrük kapısından, üzerine sarılı vaziyette 186 paket ve elinde bulunan çantada 254 paket olmak üzere toplam <u>44 karton kaçak sigara</u> ile koşarak kaçmaya çalışırken yakalanması şeklinde gerçekleşen olayda, ele geçirilen kaçak sigara miktarı, olayın oluş şekli ve sanığın aşamalardaki savunmasında işi olmadığından sigara kaçakçılığı yapmak zorunda olduğunu belirtmesi karşısında, sigaraların <u>ticari amaçla bulundurulduğunun kabulü gerekirken</u> yolcu beraberinde getirilen eşya statüsünde olduğu kabul edilerek sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine, ele geçirilen kaçak sigaraların da müsaderesi yerine işlemlerin gümrük mevzuatı çerçevesinde Gümrük İdaresi’nce yerine getirilmesine karar verilmesi, <strong>7. CD, 22/03/2018, 24672/3021</strong></p>

<p></p>

<p>Avrupa Konseyi nezdinde daimi temsilci olarak görev yapan Büyükelçi …'ın emekli olduktan sonra E… Uluslararası Nakliyat şirketi ile Fransanın Strazburg şehrindeki ev eşyalarını taşımak üzere anlaştığı, 26.09.2011 tarihli gümrük giriş beyannamesinde kullanılmış zati ve ev eşyası olarak beyan edilip Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğüne getirildiği, Antrepo Beyannamesi kapsamında eşyanın Ankara'da bulunan E.. Uluslararası Nakliyat Firmasına ait A tipi Gümrüklü Genel Antrepoya alındığı, 1 nolu gümrüklü antrepoda bulunması gereken eşyanın 2 nolu gümrüksüz depoya alındığı ve burada, kullanılmış ev eşyası olarak beyan edilmesine rağmen beyan harici olarak ev eşyasının içerisine gizlenmiş şekilde <u>yabancı menşeili 778 şişe şarap ve 6 şişe şampanyanın ele geçirildiği</u> ve bu şekilde sanığın eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokmaya teşebbüs ettiği,</p>

<p>Yine sanığa ait olup, arkadaşının İstanbul'daki deposunda bulunan ve sanığın talimatı ile E… Uluslararası Nakliyat Firmasınca İstanbul'dan Ankara'ya getirilip E… Uluslararası Nakliyat Firmasına ait 4 nolu gümrüksüz özel depoya konulan bandrolsüz 153 şişe şarabın ele geçirildiği ve bu şekilde sanığın 4733 sayılı Yasaya muhalefet ettiği anlaşılmakla,</p>

<p>Tüm dosya kapsamına göre sanığa atılı <u>5607 sayılı Yasaya muhalefet ve 4733 sayılı Yasaya aykırılık suçlarının ayrı ayrı oluştuğu gözetilmeden</u>, sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, <strong>7. CD, 08/05/2014, 3873/10430</strong></p>

<p></p>

<p>5607 sayılı Kanunun 6. maddesinde yolcu beraberinde getirilen eşyalar düzenlenmiş olup, <u>mesleği şoförlük olan ve mesleğini icrası sırasında</u> sevk ve idaresindeki, A… Turizm Şirketine ait otobüs ile Suriye ülkesinden yurda giriş yapan ve gümrük mevzuatına göre <u>yolcu statüsünde bulunmayan sanığın, yolculara tanınan muafiyet ve istisnalardan yararlanmasının mümkün bulunmadığı</u> dikkate alınarak, yargılamaya devamla hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi, <strong>7. CD, 10.02.2014, 10661/1444</strong></p>

<p></p>

<p>Sanığın dava konusu eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmadan yurda getirdiği gerekçesiyle kamu davası açılmış olup, tüm dosya içeriğine göre sanığın belirlenen gümrük kapısından yolcu olarak yurda giriş yaptığı, <u>ele geçen ve yolcu beraberi statüsünde getirilen eşyanın ticari mahiyette bulunmadığı, ithalinin yasak olmadığının kabul edildiği cihetle</u>, suç ve hüküm tarihinde yürürlükte <u>bulunan 5607 sayılı Yasa'nın 6.maddesi gereğince gümrük idarelerince gümrük vergilerinin alınmasını gerektirir yaptırıma tabi bulunduğu gözetilerek, sanığın beraatine</u> ve suç konusu eşya yönüyle, 5607 sayılı yasanın 6/1-2 madde-fıkrasının uygulanması gerektiği ancak bu madde, hükümden sonra 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı yasanın 66.maddesi ile kaldırılmış ise de; yine 6455 sayılı kanunun 12.maddesi ile değişik 4458 sayılı yasanın 235/3.maddesi gereği işlem yapılmak üzere eşyaların gümrük idaresine teslimine karar verilmesi gerektiğinden yazılı şekilde hüküm kurulması, <strong>7. CD, 15.04.2014, 9839/7938 (Aynı yönde 7. CD, 25/09/2013, 24323/18674; 7. CD, 26.05.2014, 20110/10155</strong>)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Kolluk görevlilerince olayın meydana geliş şekli, sanığın yakalanması ve suça konu eşyaların yakalanmasına ilişkin düzenlenen tutanağa göre; İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği görevlilerinin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında yapılan çalışmalarda dış hatlar yolcu çıkış bölgesinde sanığın gri renkli kabin boy valizi ile gümrük salonunu ve görevlilerini gözetleyerek hızlı adamlarla çıkış yaptığı sırada şüpheli hareketleri üzerine dış hatlar çıkışı sonrasında durdurularak yapılan kimlik kontrolünde sanığın Kıbrıs Lefkoşa'dan geldiği çantasının içerisinde ne olduğu sorulduğunda samimi ikrarda bulunarak çantanın içerisinde çeşitli markalarda Alkol ürünlerinin olduğunu söylediği, yapılan kontrolde 1 adet JB Chenet Merlot ibareli Mor Kapaklı 750 ML, 1 adet JB Chenet Swcet Medium İbareli Kırmızı Kapaklı 750 ML, 1 adet Johnnie Walker Black Label ibareli 1.500 litre, 2 adet Tekirdağ rakısı NO:10 70 CL , 2 adet Tekirdağ Gold rakısı 100 CL, 2 adet Yeni rakı uzun demleme 100 CL, 2 adet yeni Beyler beyi Göbek Rakısı 100 CL olduğunun görüldüğü, konusunda uzman bilirkişiden aldırılan rapora göre toplam <u>11 şişe alkollü içkiden 8 adet rakı cinsi alkollü içkinin yurtiçi üretim olduğu, 2 adet şarap ve 1 adet viski cinsi alkollü içkinin ise yurtdışında fabrikasyon olarak üretilmiş orjinal mamüller olduğu</u>, orjinal içki şişeleri, etiketleri ve orjinal içki içerdiklerinin görüldüğü, üzerlerinde TAPDK ve GİB logolarını taşıyan yasal etiket, hologram,kod,pul,damga veya bandrollerin bulunmadığı belirtilmiştir.</p>

<p><u>Suça konu içkilerin toplam miktarı nazara alındığında Dairemizce de benimsenin Yargıtay 7. Ceza dairesinin yerleşik içtihatlarına göre kişisel kullanım sınırları içerisinde kaldığı</u>, sanığın suça konu içkileri başkasına sattığına dair bir tespitin bulunmaması yine bu yönde sanıktan içki satın aldığını beyan eden bir görgü tanığının da bulunmaması, sanığın aksi ispatlanamayan savunmasına göre <u>suça konu içkilerin kendi kişisel kullanımı için getirdiğini beyan etmesi karşısında sanık hakkında 5607 Sayılı Yasaya Muhalefet suçundan verilen beraat kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı</u>,</p>

<p>Ancak;</p>

<p>1- İlk derece mahkemesince sanık hakkında 4458 sayılı Yasanın 235/3 . Maddesi gereğince idari yaptırım kararı uygulanmış ise de;</p>

<p>4458 Sayılı Yasanın 235/3. Maddesinin "Yolcuların, gümrük mevzuatına göre kişisel ve hediyelik eşya kapsamı dışında olup beyanlarına aykırı olarak üzerlerinde, eşyası arasında veya taşıma araçlarında çıkan ya da başkasına ait olduğu halde kendi eşyasıymış gibi gösterdikleri eşyanın gümrük vergileri iki kat olarak alınır ve eşya sahibine teslim edilir. Gümrük vergileri ödenmediği takdirde, eşya gümrüğe terk edilmiş sayılır." şeklinde düzenlendiği,</p>

<p>Yine 4458 Sayılı Yasanın 232/3. maddesinin ise "3-Bu Kanun uyarınca idari yaptırım kararları gümrük idarelerinin amirleri veya yardımcıları tarafından verilir." şeklinde düzenlendiği,</p>

<p>4458 sayılı Yasının İtirazlar başlıklı 242. maddesinde"</p>

<p>1. Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir.</p>

<p>2. İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir.</p>

<p>3. İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır.</p>

<p>4. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir." hükmüne yer verilmiş olup,</p>

<p>Yukarıda belirtilen yasal düzenleme nazara alındığında <u>sanığın başka bir ülkeden gelirken beraberinde getirdiği kişisel kullanım sınırları içerisinde kalan ancak yolcu beraberi eşya muafiyeti kapsamında kalmayan eşyalar nedeniyle</u> idari yaptırım kararının ancak gümrük idare amirleri veya yardımcıları tarafından verilir şeklindeki amir hükmü karşısında yerel mahkemece sanık hakkında idari yaptırım kararı uygulanması,</p>

<p>2-Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 04.03.2020 tarih ve 2019/9872 E 2020/3314 K sayılı kararında da belirtildiği gibi; sanığın yargılama aşamasında ödediği kamu zararının iade edilemeyeceği halde iadesine hükmolunması,</p>

<p><strong>İstanbul BAM 31. CD, 08/05/2024, 2024/1478 E, 2024/1692 K</strong></p>

<p></p>

<p>17.03.2019 günü Almanya dan gelen uçak ile Türkiye'ye giriş yapmak üzere Adana'da hava alanına gelen sanığın "Gümrüğe tabi eşyam yok" anlamına gelen yeşil hattı geçtikten sonra gümrük görevlilerince şüphe üzerine durdurularak beraberinde getirdiği bavulda X-ray cihazında yapılan kontrolde şüpheli yoğunluk tespiti üzerine yapılan aramada ithalatında Kanundan kaynaklanan bir yasak bulunmayan, ticari amaca yönelik eşya olduğu gibi ticari miktar ve mahiyette 30.795 TL CİF değeri, 42.096,40 TL gümrüklenmiş değeri bulunan <u>toplamda 183 adet diş hekimliği sarf ve demirbaş eşyası ele geçirilmiştir</u>.</p>

<p>Sanık aşamalarda alınan savunmalarında özetle eşyanın mesleği nedeniyle katıldığı fuarda promosyon amacıyla ücretsiz dağıtılan ürünler olduğunu, gümrüğe tabi olduğunu bilmediğinden beyanda bulunmadığını savunmuştur.</p>

<p>Olayın oluş şekline göre; <u>sanığa ait olduğu anlaşılan kaçak eşyanın doğrudan ticari amaca yönelik eşya olması yanında bir kısmının ticari miktarda olduğu gibi beyanlarına göre de ticari kastla hareket ettiği</u> sabit olan sanığın atılı kaçakçılık suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi<strong>; Adana BAM 17. CD, 16.06.2023, 2023/1405 E, 2024/1142 K</strong></p>

<p></p>

<p>Suç tarihinde Türkiye’ye giriş yapmak üzere sürücülüğünü yaptığı … 465 plakalı motorsiklet ile İpsala Gümrük Sahasına gelen sanığın yapılan pasaport, polis ve tescil işlemlerinin gerçekleşmesine müteakip yapılan sözlü mülakatta, görevli memurlara "aracında yasak ve kaçak eşya veya madde bulunmadığını" beyan etmesi üzerine İpsala Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ve İpsala Gümrük Müdürlüğü personellerince müştereken yapılan kontrollerde araç bagaj kısmında bulunan çantalar aralarında <u>6 lt Ouzo marka rakı, 4 lt Red Label marka viski, 4 lt Yeni Rakı, 1 lt Patron marka tekila, 200 adet 30 gr George Karelıas And Sons marka tütün ile 2 karton George Karelıas And Sons marka sigara olmak üzere toplamda 15 lt çeşitli markalarda içki, 200 adet 30 gr George Karelıas And Sons marka tütün ile 2 karton George Karelıas And Sons marka sigara ele geçirildiği</u>, düzenlenen bilirkişi raporuna göre; ele geçirilen eşyaların yabancı menşeli ve bandrolsüz oldukları, <u>yolcu beraberi yurtdışından getirilebilecek eşya miktarının üzerinde olduğu, ticari mahiyet arz ettiği</u>,<strong> İstanbul BAM 32. CD, 08/10/2024, 2024/2245 E, 2024/3140 K</strong></p>

<p></p>

<p>Anılan mevzuat hükümleri ve idarenin cevabi yazıları çerçevesinde dosya kapsamında Türkiye'ye giriş yapmak üzere Habur Gümrük Kara Sınır kapısına gelen sanığın yapılan üst aramada Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre kişisel kullanım miktarının üstünde olan 13 adet cep telefonu ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda oluşa ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğu ve ilk derece mahkemesince sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, <strong>Diyarbakır BAM 5. CD, 26/09/2024, 2023/844 E, 2024/2794 K</strong></p>

<p></p>

<p><strong>III – BİRDEN FAZLA ÇEŞİT (KARMA) EŞYADA KİŞİSEL KULLANIM </strong></p>

<p>Karma eşyadan kastımız, alkollü içki, tütün, akaryakıt, boş makaron, tütün doldurulmuş makaron, telefon, çay, şeker ya da diğer kaçak eşyaların bir kaç tanesinin karma olarak ele geçirilmesidir.</p>

<p>Bu konuda uygulamada yerleşmiş bir kural/ilke olmadığı, olayın özelliklerine, eşyaların cinsine, sayısına, eşyaların birbirleriyle tür, cins olarak yakınlığına, yakalanma şekline, yakalandığı yere, sanığın işine, kişiliğine göre uygulama yapıldığı söylenebilir. Çelişkili ya da çelişkili görünen kararların nedeni budur. Uygulama dikkate aşındığında karma eşya hakkında, genelleme yapılarak şunlar söylenebilir;</p>

<p>a) Karma eşyalardan bir tanesi kişisel kullanım sınırının üzerinde, diğer eşyalar kişisel kullanım sınırı altında olsa bile, Yargıtay, bir eşya açısından suçun oluşması nedeniyle diğer eşyalar açısından kastın bölünemeyeceğini, dolayısıyla tüm eşyaların suçun oluştuğunu kabul etmektedir. Bu durumda tüm eşyalar kaçakçılık suçunun konusu kabul edilir. Uygulama bu yöndedir. Örneğin 18 karton (180 adet) sigara ve 1400 litre akaryakıt yakalanan olayda, sigara kişisel kullanım sınırında ancak akaryakıt 90 litrelik kişisel kullanım sınırını aştığı için, kastın bölünmezliği gereğince her iki eşya da kaçakçılık suçuna dahildir (7. CD, 06.11.2025, 2025/3136 E, 2025/13472 K)</p>

<p>b) Karma eşya sayısında, karma eşya çeşidi azsa, her bir eşya kişisel kullanım sınırı altında ve her bir eşya sayıca az ise, tamamı kişisel kullanım kapsamında kabul edilir. Uygulama bu yöndedir.</p>

<p>c) Karma eşyalardan biri ya da bir kaçı Kaçakçılık Kanunu kapsamında suç, biri ya da bir kaçı idari para cezası gerektiren eşya ise, kasıt, idari para gerektiren eşya değerlendirmeye alınmaksızın diğer eşyalara göre belirlenir.</p>

<p>d) Karma eşyalardan biri kişisel kullanım sınırında ancak sayıca sınıra yakınsa, diğer eşyalarla birlikte değerlendirildiğinde kaçakçılık izlenimi veriyorsa ticari amacın varlığı kabul edilir.</p>

<p>e) Yargıtay'ın, karma eşya listesinin gıda maddesi ağırlıklı olması halinde nispeten daha toleranslı davrandığı söylenebilir.</p>

<p></p>

<p>Sanıktan, toplam 20 adet kaçak cep telefonu ve 17 karton kaçak sigara ele geçirildiği olayda; ele geçen kaçak cep telefonlarının ticari miktar ve mahiyette olduğu gözetilerek, kaçakçılık eyleminde ele geçen kaçak eşyaların ayrı ayrı bölünemeyeceği ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 441. maddesindeki İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. hükmü gereği, Tebliğname'deki görüşe iştirak edilmemiştir. <strong>7. CD, 05.11.2025, 2024/2499 E, 2025/13334 K</strong></p>

<p></p>

<p>sanığın ikâmetinde yapılan aramada siyah poşette toplam 4 karton kaçak sigara; iş yerinde yapılan aramada ise, açık vaziyette cam bölmeli tezgâhta hakkında idari yaptırım uygulanan 38.5 kg sarmalık kıyılmış tütün ele geçirilen olayda, sanığın ikâmetinde yapılan aramada ele geçen 4 karton kaçak sigarayı içmek için aldığını beyan etmesi ve Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarına göre, ele geçen sigaranın miktar itibarıyla kişisel kullanım kapsamında kalması karşısında, tüm dosya kapsamına göre, sanığın kaçak sigaraları ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği de gözetilerek beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 16.06.2025, 2024/8033 E, 2025/9354 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, Araklı Sulh Ceza Hâkimliğinin 30.10.2017 tarihli ve 2017424 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden 07.11.2017 tarihinde ... Turizm Şirketine ait yolcu otobüsünde yapılan aramada; sanık ...’ya ait çantada toplam 35 litre alkollü içki ve 15 karton gümrük kaçağı sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın aşamalarda alınan savunmalarında, suç tarihinden önce arkadaşları olan tanıklar ..., ..., ... ve eşi ile birlikte Rize'ye gittiklerini, Rize'de kaldıkları sırada Gürcistan'a da geçtiklerini, Gürcistan'dan ucuz olduğu için alkol ve sigara aldıklarını, arkadaşlarının uçakla Isparta'ya döndüklerini, kendisinin uçak korkusu olduğu için otobüsle Isparta'ya dönerken çantasındaki suça konu içki ve sigaralarla yakalandığına yönelik ifadesi ile beyanlarına başvurulan tanıkların ele geçen sigara ve içkileri birlikte kullanmak amacıyla aldıklarına dair sanığın beyanını doğrular nitelikteki beyanları göz önünde bulundurularak, suça konu kaçak içki ve sigaraların hepsinin sanığa ait olduğu ve kişisel kullanım dışında satın aldığına dair mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanığın beraatine karar verilmiş ise de, sanığın yanındaki çantada ele geçen 35 litre alkollü içki ve 15 karton sigaranın dairemiz uygulamalarına göre birlikte değerlendirileceğinden, bu itibarla kişisel kullanım miktarının üzerinde olduğu, öte yandan ele geçen eşyayı sanık ile birlikte kullanacaklarına dair beyanda bulunan tanıkların, olay yerinde sanık ile birlikte bulunmadıkları hususları bir arada değerlendirildiğinde; sanığın kişisel kullanım miktarı üzerindeki eşyayı nakletmek suretiyle kaçakçılık suçunu işlediği anlaşılmakla, dava konusu kaçak eşyanın ticari amaçla bulundurulduğunun kabulü ile sanığın mahkûmiyeti yerine dosya kapsamına ve oluşa uymayan gerekçelerle beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 14.05.2025, 2023/4640 E, 2025/7095 K</strong></p>

<p></p>

<p>Rutin kontroller esnasında, sanığın sevk ve idaresindeki araçta önleme araması kararına istinaden yapılan arama sonucu farklı markalara ait 42 kg kaçak çay, 200 paket kaçak makaron ve 344 çakmağın ele geçirildiği anlaşılmıştır. <strong>7. CD, 03.12.2024, 2023/9277 E, 2024/10773 K (Suçun sübut ve vasfı kabul edilmiş BYU uygulanması gerektiği yönünden bozulmuştur)</strong></p>

<p></p>

<p>Sanığa ait kutularda 100 paket kaçak sigara ile 5 adet 1'er litrelik alkollü içki ele geçirilmiş olması ve sanığın beyanı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kişisel kullanım miktarı içinde kalan kaçak sigara ve içkileri ticari kastla bulundurduğuna ilişkin mahkûmiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından; beraat hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <strong>7. CD, 16.05.2024, 2024/2948 E, 2024/5566 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; Irak ülkesinden Türkiye'ye giriş yapmak üzere Habur Gümrük Sahası arama noktasına gelen sanığın valizlerinde şüphe üzerine yapılan aramada toplam 3 adet kaçak cep telefonu, 9 karton gümrük kaçağı sigara, 3.6 kg ... marka ve 12 kg ... marka kaçak çay ele geçirilerek muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.</p>

<p>...</p>

<p>Sanığın dava konusu eşyaları gümrük işlemlerine tabi tutmadan yurda getirdiği gerekçesiyle kamu davası açılmış olup, Dairemizin uygulamalarına göre suça konu eşyaların ticari miktar ve mahiyette olmaması, kişisel kullanım miktarı kapsamında kalması karşısında sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 30.04.2024, 2023/10347 E, 2024/4557 K</strong></p>

<p></p>

<p>Suç tarihinde, sanığın sevk ve idaresinde bulunan, Türkiye'ye giriş yapmak üzere İpsala Gümrük sahasına gelen ... plakalı otobüste yapılan arama ve kontrollerde, beyan harici, 7 şişe (2 lt lik) ... marka içki, 3 şişe (0,7 lt lik) ... marka içki, 6 şişe (0,2 lt lik) ... marka içki, yabancı ülke bandrolü bulunmayan 14 karton (140 paket) ... marka sigara, 2 karton (20 paket) ... marka sigara ile 4 karton (40 paket) ... marka sigara olmak üzere, (Toplam 16 şişe içki ve 20 karton kaçak sigara) muhtelif cins ve miktarda alkollü içki ve sigara ele geçirildiği, sanığın alınan savunmasında otobüste bulunan içki ve sigaraların kendisine ait olduğunu beyan ettiği iddiasıyla, sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.</p>

<p>Sanık savunmalarında, düğününde kullanmak için içki ve sigaraları getirdiğini, ticari amacının olmadığını, suçlamaları kabul etmediğini ve beraatini istediğini beyan etmiştir.</p>

<p>Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre miktar itibarıyla kişisel kullanım sınırları içinde kaldığı anlaşılan dava konusu toplam 20 karton (200 paket) kaçak sigara ve 16 şişe alkollü içkinin miktarına göre sanığın, içki ve sigaraları ticari amaçla bulundurduğuna dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği dikkate alındığında, tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. <strong>7. CD, 02.04.2024, 2023/6783 E, 2024/3555 K</strong></p>

<p></p>

<p>Suç tarihinde arama kararına istinaden sanığın ikametinde yapılan aramada 668 paket kaçak sigara ve 2 paket kaçak çay ele geçirildiği anlaşılmıştır.</p>

<p></p>

<p>...</p>

<p>Olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın savunmaları, ele geçirilen kaçak sigaraların kişisel kullanım miktarı üzerin de ticari miktar ve mahiyette olması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın ticari kasıtla söz konusu eşyayı bulundurduğu ve eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 12.03.2024, 2021/1623 E, 2024/2653 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tarihinde Habur Sınır Kapısı'ndan ülkeye giriş yapmak için gelen sanığın valizinde yapılan aramada 14 karton kaçak sigara, 14,4 kg ağırlığında kaçak çay ile 3 adet kaçak cep telefonu ele geçirilmiştir. Sanık tüm aşamalarda ele geçen kaçak eşyaları ticari bir amaçla almadığını beyan etmiştir.</p>

<p>Sanıktan ele geçirilen 14 karton sigara ile 8 çocuklu ailesi için alınan 14,4 kg çay ve 3 adet telefonun miktar itibarıyla kişisel kullanım sınırında kaldığı ve ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği kanaatiyle, bozma ilâmı ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. <strong>7. CD, 22.02.2024, 2023/7298 E, 2024/1808 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağına göre, 13.10.2015 tarihinde Irak ülkesinden Türkiye'ye giriş yapmak üzere Habur Gümrük kapısına gelen ve saha arama noktasında bulunan … 0770 plaklı araçta yolcu olarak bulunan sanık ...'un Gümrük Müdürlüğü personelince yapılan üst ve eşya aramasında <u>8 karton (80 paket) Davidoff marka bandrolsüz sigara, 12 paket 250 gram Nakhla Tobacco nargile tütünü, 18 paket Alwozah Tea marka çay, 50 adet kırılmaz cam ekran koruyucu ve 5 adet cep telefonu ele geçirilmiş</u> olup sanıktan rızasıyla teslim alınmıştır.</p>

<p>…</p>

<p>Sanık hakkında ele geçirilen <u>8 karton sigara ve 12 paket nargile tütünü bakımından eşyaların kişisel kullanım sınırı içerisinde kaldığı ve suç oluşturmadığı, ele geçirilen çay, kırılmaz cam ekran koruyucuları ve cep telefonu bakımından ise sanığın eşyaları ticari amaçla bulundurduğu gerekçesi ile 5607 sayılı Kanun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de</u>; dosya arasında bulunan yakalama tutanağına göre sigara ve nargile tütünlerinin diğer eşyalarla birlikte ele geçirildiği, sanığın soruşturma aşamasında ele geçirilen eşyaların kendisine ait olduğunu ve satmak amacıyla bulundurduğunu beyan ettiği ve kovuşturma aşamasında eşyaların kendisine ait olduğunu ikrar ettiği, <u>ele geçirilen eşyalar bakımından sanığın kastının bir bütün olması nedeniyle kaçak sigara ve nargile tütünü bakımından eylemin bölünmesi, hukuka aykırı bulunmuştur</u>. <strong>7. CD, 17.10.2023, 2021/4592 E, 2023/9234 K</strong></p>

<p></p>

<p>13.04.2010 tarihli olay tutanağına göre, sanığın sürücüsü bulunduğu araç ile yurda giriş yapmak üzere Öncüpınar gümrük sahasına geldiğinde araçta yapılan aramada toplam 17 kg kaçak çay ile 24 paket kaçak ve bandrolsüz sigara ele geçirildiği olayda; sanığın aşamalardaki savunmasında sigaraları ve çayları kişisel kullanım amaçlı satın aldığını beyan etmesi ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre ele geçen sigara ve çayın miktar itibariyle kişisel kullanım kapsamında kalması karşısında, tüm dosya kapsamına göre, sanığın kaçak eşyayı ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde dosya kapsamına uymayan yetersiz gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi, <strong>7. CD, 05.12.2023, 2022/2866 E, 2023/10680 K</strong></p>

<p></p>

<p>Dava konusu olayda ele geçen 200 paket kaçak sigara ve 98 kutu makaronun Daire uygulamalarımıza göre ticari miktarda olması karşısında atılı suçun sübuta erdiği anlaşılmış olup hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. <strong>7. CD, 29.11.2023, 2021/23549 E, 2023/10549 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağına göre, 12.07.2012 tarihinde sanığın sevk ve idaresindeki 21 TG ... plakalı araçla Irak'... Türkiye'ye giriş yapmak üzere Habur 2. Hudut Bölük Komutanlığı arama noktasına geldiği ve araçta Habur Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü görevlilerince yapılan incelemede, aracın alt kısmında bulunan boşluklara gizlenmiş 29 karton kaçak sigara ve koltukların altında 8 paket 400 gramlık çay ele geçirildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>...</p>

<p>IV. GEREKÇE</p>

<p>Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, Irak'... Türkiye'ye giriş yapmak üzere Habur 2. Hudut Bölük Komutanlığı arama noktasına gelen sanığın sevk ve idaresindeki araçta Habur Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü görevlilerince yapılan incelemede 29 karton kaçak sigara ve 8 paket 400 gramlık çay ele geçirildiği olayda, sanığın aşamalardaki savunmasında bu eşyaları kullanacağına dair beyanda bulunduğu görülmekle, mahkemece kurulan beraat kararında, kaçak olan sigaraların müsaderesine karar verilmesinde, kaçak çayların kişisel kullanım sınırında kalması nedeniyle sanığa iadesinde.... dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamış, <strong>7. CD, 22.05.2023, 2022/13055 E, 2023/5019 K (beraat kararı onandı)</strong></p>

<p></p>

<p>Sanığın idaresindeki araçta 17 karton kaçak sigara ve 5 kg kaçak çay ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın savunmalarında ticari amacı olmadığını beyan etmesi, ele geçen eşyanın da miktar itibarıyla kişisel kullanım kapsamında kalması karşısında, sanığın kaçak sigaraları ve çayı ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından; katılan vekillerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri temyiz itirazları yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır. <strong>7. CD, 27.04.2023, 2023/3220 E, 2023/4005 K (Not beraat kararı onandı)</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, suç tarihinde saat 16.40 sıralarında hudut karakolu sorumluluk sahasında 8 numaralı hudut taşının 740 metre batısında, 2. derece askeri yasak bölgede, Suriye istikametinden Türkiye istikametine geçmeye çalışan sanığın fark edilmesi üzerine Dur ikazında bulunulduğu, sanığın ikaza uyarak teslim olduğu, olay yerinde yapılan aramada, içinde 15 kg olan 1 bidon yeşil zeytin, içinde 15 litre olan 1 bidon zeytinyağı, 1 paketi 1 kg olan 30 paket pirinç, içinde 10 kg olan 1 kutu çay, 1 paketi 250 gram olan 8 paket çay, 25 kg şeker ve 1 adet kıyma makinesi ele geçirildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>...</p>

<p>Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre ele geçirilen eşyaların kişisel kullanım sınırları içinde kalması karşısında, eşyanın ele geçiriliş şekli ve yakalanan eşya miktarına nazaran sanığın savunmasının aksine, suça konu eşyaları ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin, cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinin anlaşılması nedeniyle, sanık hakkında beraat hükmü kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. <strong>7. CD, 03.04.2023, 2020/3780 E, 2023/3126 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sınır Kapısı çıkışında şüphelinin 08 ... 160 plakalı aracında yapılan aramada 150 paket kaçak sigara ile 3 bidon içerisinde toplam 90 litre kaçak motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık savunmalarında sigara ve motorini kendi kullanımı için aldığını, ticari kastının bulunmadığını beyan ederek, suçlamayı kabul etmemiştir. <strong>7. CD, 22.03.2023, 2019/9675 E, 2023/2953 K (NOT; Daire, arama kararı olmamasından hükmü bozmuş, eşyaların kişisel kullanım sınırında kaldığından bahsetmemiştir.)</strong></p>

<p></p>

<p>önleyici arama kararına istinaden yapılan aramada, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç içerisinde üzerlerinde yabancı ibarelerin yazdığı toplam <u>350 kg. toz şeker ve 18 kilo çay</u> ele geçirilmiştir.</p>

<p>...</p>

<p>tüm dosya kapsamına göre, sanıktan ele geçen gümrük kaçağı çay ve toz şekerin miktar itibariyle ticari mahiyette olduğu ve kişisel kullanım miktarının üzerinde bulunduğu gözetilerek, sanığın suça konu kaçak çay ve toz şekeri ticari amaçla bulundurduğunun kabul edilmesi nedeniyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. <strong>7. CD, 25.01.2023, 2022/14433 E, 2023/885 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tarihinde sanığın kullandığı araçta yapılan aramada <u>170 paket sigara, 3 kg 200 gram çay ve 181 paket 18 gramlık toz kahve ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda</u>, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında dava konusu eşyaları ailesinin ve kendi kişisel kullanımı amacıyla aldığını beyan etmesi ve ele geçen <u>kaçak eşyaların miktar itibarıyla kişisel kullanım sınırlarında kaldığının anlaşılması karşısında</u>, dava konusu sigara, çay ve kahvenin sanık tarafından ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli, savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, <strong>7. CD, 15.09.2021, 2019/3794 E, 2021/9887 K </strong></p>

<p></p>

<p>Olay günü şüphe üzerine durdurulan suça sürüklenen çocuk ...'nun elindeki poşette yapılan aramada <u>185 paket sigara, 8 adet 900 gramlık paketler içerisinde ....marka çay ele geçirildiği</u>, suça sürüklenen çocuğun aşamalardaki savunmalarında suça konu kaçak çay ve sigaraları içmek için aldığını, ticari amacının olmadığını beyan etmesi ve <u>ele geçen eşyanın da miktar itibarıyla kişisel kullanım kapsamında kalması karşısında</u> ve tüm dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuğun kaçak çay ve sigaraları ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine; mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek <u>beraati yerine eylemin bölünerek yazılı şekilde çaylar yönünden beraatine, sigaralar yönünden ise mahkumiyetine karar verilmesi</u>, <strong>7. CD, 22.12.2021, 2021/3269 E, 2021/17892 K</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p>yapılan aramada, 8 adet ... ibareli elektronik sigara kiti, 1 adet ... ibareli elektronik sigara kiti, 2 kutu ... 30 ibareli elektronik sigara likiti, 23 karton ... 200 ... ibareli elektronik sigara likiti ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın 25.01.2018 tarihinde esas mahkemesinde alınan savunmasında, suça konu ürünleri kendi kişisel kullanımı için getirdiğini, gümrüğe tabi eşya olduğunu bilmediğini beyan ettiği, tutanak mümzisi tanıkların alınan ifadelerinde de sanığın kırmızı hatta yönelmediğini belirttikleri cihetle, Dairemiz uygulamalarına göre ele geçen eşyaların miktar itibariyle ticari mahiyette olduğu ve kişisel kullanım miktarının üzerinde bulunduğu gözetilerek, <strong>7. CD, 07.12.2021, 2021/22940 E, 2021/16622 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanıklardan ...'in sevk ve idaresindeki, diğer sanıkların yolcusu bulunduğu TIR'da kaçak 9 karton sigara, 10 kg şeker ve 4 paket çay ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanıkların ticari amaçlarının olmadığını beyan etmeleri ve ele geçen eşyaların da miktar itibarıyla kişisel kullanım kapsamında kalması karşısında ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların dava konusu kaçak eşyaları ticari maksatla bulundurduklarına ilişkin mahkûmiyetlerine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi <strong>7. CD, 28.09.2021, 2019/4627 E, 2021/11142 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanık ...'nin şoförlüğünü yaptığı araçta 90 litre motorin ile 400 paket kaçak sigaranın ele geçirildiği olayda, sanıkların ele geçen eşyaları ...'dan aldıklarını savunmaları karşısında suça konu eşyaları yurt dışından getirip getirmediklerinin tespit edilebilmesi için Gümrük İdaresinden sanıkların olay tarihi ve kısa süre öncesinde ...'dan yurda giriş-çıkış yaptıklarının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında, sanıkların muafiyet kapsamında getirdiklerini beyan ettikleri motorini başka bir ticari araçta kullanamayacakları ve 400 paket kaçak sigaranın ticari miktarda olduğu gözetilerek sanık ... hakkında tüm eylemleri için 5607 sayılı Yasanın 31. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken sanığın beraatine hükmedilmesi, <strong>7. CD, 11.10.2021, 2021/22198 E, 2021/15864 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tarihinde sanığın kullandığı araçta yapılan aramada 170 paket sigara, 3 kg 200 gram çay ve 181 paket 18 gramlık toz kahve ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında dava konusu eşyaları ailesinin ve kendi kişisel kullanımı amacıyla aldığını beyan etmesi ve ele geçen kaçak eşyaların miktar itibarıyla kişisel kullanım sınırlarında kaldığının anlaşılması karşısında, dava konusu sigara, çay ve kahvenin sanık tarafından ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli, savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi <strong>7. CD, 15.09.2021, 2019/3794 E, 2021/9887 K</strong></p>

<p></p>

<p>.... Onanmasına 7. CD, 10.02.2020, 20166199 E, 20202155 K (Not 04.03.2010 tarihli Araç Arama ve Tespit Tutanağına göre, sanığın üstünde ve aracında yapılan aramada, gizlenmiş olarak toplam 114 paket sigara ve 18 kg dökme çayın ele geçirildiği olayda, mahkumiyet kararı onanmıştır)</p>

<p></p>

<p>Sanığın dava konusu eşyayı yurt dışından hediye olarak getirdiğini savunması karşısında sanıkta ele geçen dava konusu 50 gramlık 80 adet pipo tütünü ile 20 adet içkinin yolcu beraberi statüsünde olup olmadığı ve ne suretle ticari mahiyette olduğu tartışılıp belirlenmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, <strong>7. CD, 09.03.2015, 2014/14339 E, 2015/11967 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanığın kullanmakta olduğu araçta yapılan aramada 110 paket kent marka, 40 adet tosconella marka (2 paket), 350 adet (yaklaşık 17 paket) heets marka sigara ve 17 adet likit elektronik sigara ele geçmesi olayına ilişkin olarak Dairemizce yapılan yargılama neticesinde sanığın ele geçen ürünleri ticari maksatla bulundurduğuna dair herhangi bir delil elde edilememiş olması ve ele geçen ürünlerin miktarı nazara alındığında, Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından, katılan Ticaret Bakanlığı vekili ile Kemer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularında ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla, <strong>Antalya BAM 13. CD, 18.04.2024, 2023/943 E, 2024/681 K (NOT sanığın beraatine karar verilmiştir.)</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>IV- KİŞİSEL KULLANIMIN BELİRLENMESİNDE SANIK SAYISI </strong></p>

<p>Kişisel kullanımda, makul olarak eşyanın sahibi olabilecek birden fazla sanık olması durumunda, eşyanın sayı, hacim, miktar olarak her bir sanığa isabet eden kısmı dikkate alınır. Örneğin, 400 paket sigara yakalanan olayda, sanık, sigaraları babasıyla içtiğini söyler, babası da kabul ederse, kişi başına düşen miktar, kişisel kullanım sınırındadır. Aynı olayda baba, savunmayı kabul etmezse ya da sanık, sigaraların yarısının 12 yaşındaki komşusunun oğluna ait olduğunu söylerse, savunma kabul edilmeyebilir.</p>

<p>600 litre fermente alkollü içkiyi 2 sanık birlikte yapmış ve fermentasyon sonrası paylaşarak kullanacaksa kişi başına 300 litre düşeceğinden, fermente alkol, kişisel kullanım sınırında kalır.</p>

<p>Yukarıda ifade ettiğimiz üzere, yolcu beraberinde getirilen eşya açısından muafiyet, her bir yolcu başına karşılarında belirtilen miktarlarla sınırlıdır. Tütün ve alkol muafiyeti, 18 yaşından büyük yolcular için uygulanır (md 60).</p>

<p></p>

<p>Olayın oluş biçimi, sanığın ve inceleme dışı sanık ...'in aşamalardaki ele geçen eşyayı <u>iki kişi birlikte kişisel kullanım amacıyla bulundurdukları</u> şeklindeki savunmaları, eşyanın ticari miktar ve mahiyette olmaması, ticari amaca yönelik delil bulunmaması ve tüm dosya kapsamına göre, sanık hakkında beraat kararı verilmesi yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 04.06.2025, 2025/1213 E, 2025/9151 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, Araklı Sulh Ceza Hâkimliğinin 30.10.2017 tarihli ve 2017424 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden 07.11.2017 tarihinde ... Turizm Şirketine ait yolcu otobüsünde yapılan aramada; sanık ...’ya ait çantada toplam 35 litre alkollü içki ve 15 karton gümrük kaçağı sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın aşamalarda alınan savunmalarında, suç tarihinden önce arkadaşları olan tanıklar ..., ..., ... ve eşi ile birlikte Rize'ye gittiklerini, Rize'de kaldıkları sırada Gürcistan'a da geçtiklerini, Gürcistan'dan ucuz olduğu için alkol ve sigara aldıklarını, arkadaşlarının uçakla Isparta'ya döndüklerini, kendisinin uçak korkusu olduğu için otobüsle Isparta'ya dönerken çantasındaki suça konu içki ve sigaralarla yakalandığına yönelik ifadesi ile beyanlarına başvurulan tanıkların ele geçen sigara ve içkileri birlikte kullanmak amacıyla aldıklarına dair sanığın beyanını doğrular nitelikteki beyanları göz önünde bulundurularak, suça konu kaçak içki ve sigaraların hepsinin sanığa ait olduğu ve kişisel kullanım dışında satın aldığına dair mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanığın beraatine karar verilmiş ise de, sanığın yanındaki çantada ele geçen <u>35 litre alkollü içki ve 15 karton sigaranın dairemiz uygulamalarına göre birlikte değerlendirileceğinden, bu itibarla kişisel kullanım miktarının üzerinde olduğu, öte yandan ele geçen eşyayı sanık ile birlikte kullanacaklarına dair beyanda bulunan tanıkların, olay yerinde sanık ile birlikte bulunmadıkları hususları bir arada değerlendirildiğinde; sanığın kişisel kullanım miktarı üzerindeki eşyayı nakletmek suretiyle kaçakçılık suçunu işlediği anlaşılmakla</u>, dava konusu kaçak eşyanın ticari amaçla bulundurulduğunun kabulü ile sanığın mahkûmiyeti yerine dosya kapsamına ve oluşa uymayan gerekçelerle beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 14.05.2025, 2023/4640 E, 2025/7095 K</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p>1.İhbar üzerine, Fethiye-Rodos seferi yapan ve limanda bağlı bulunan tekneden malen sorumlu adına kayıtlı otomobile sanıklar ... ile ... tarafından eşya taşındığının görülmesi üzerine, arama kararına dayalı araçta yapılan aramada; aracın arka koltuğunda ve bagaj kısmında valiz ile poşetler içeresindeki toplam 39 paket kaçak sigara, toplam 23 litre kaçak alkollü içki, 122 kutu konserve, 2 adet damla sakızı, 19 adet salata sosu, 12 adet marmelat, 10 paket 100 Gr.lık çay, 1 adet parfüm cinsi kaçak eşya ele geçirilmiştir.</p>

<p>…</p>

<p>1.<strong><u>Sanıklar</u></strong> ... ile ... tarafından limandaki tekneden otomobile eşya taşıdıkları sırada araçta yapılan aramada toplam 39 paket kaçak sigara, 23 litre kaçak alkollü içki, 122 kutu konserve, 2 adet damla sakızı, 19 adet salata sosu, 12 adet marmelat, 10 paket çay, 1 adet parfüm cinsi kaçak eşyanın ele geçirildiği olayda; <u>sanıkların </u>aşamalardaki ifade ve savunmalarında ele geçen kaçak eşyaları kişisel kullanım ve hediye amaçlı aldıklarını beyan ettikleri anlaşılmakla, kaçak eşyanın miktarı ve ele geçirilme şekli de gözetilerek, sanıkların savunmalarının aksine, atılı suçu işlediklerine dair cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraatleri yerine mahkûmiyetlerine kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. <strong>7. CD, 28.03.2023, 2019/10538 E, 2023/2899 K</strong></p>

<p></p>

<p>21.03.2011 tarihli olay tutanağına göre, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık Abdulkadir ... ile temyiz incelemesi yapılan sanık ...’ın içinde bulundukları araçta yapılan aramada, aracın muhtelif yerlerinde <u>10 kg. şeker, 5,4 kg çay, 8 lt motor yağı, 2 şişe alkollü içki ile toplam <strong>385 paket</strong> kaçak ve bandrolsüz sigara </u>ele geçirildiği olayda; <strong><u>sanıkların</u></strong> aşamalarda değişmeyen savunmalarında dava konusu eşyayı kişisel kullanım ve hediye amaçlı Suriye ülkesinden satın aldıklarını beyan etmeleri, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre ele geçen <u>eşyanın miktar itibariyle kişisel kullanım kapsamında kalması</u> karşısında ve tüm dosya kapsamına göre, sanık ...’ın kaçak eşyaları ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde dosya kapsamına uymayan yetersiz gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi, <strong>7. CD, 21.06.2021, 2019/1382 E, 2021/8313 K</strong></p>

<p></p>

<p>Olay günü sanıkların içinde bulunduğu yolcu otobüsünün durdurularak yapılan aramada, aracın bagaj kısmında iki çuval ve iki çanta içinde toplam <u>25,65 kg. çayın</u> ele geçtiği olayda, sanıkların savunmalarında üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek çayları hediye etmek amacıyla aldıklarını beyan etmeleri, <u>sanıkların çayları paylaştıklarında miktar itibariyle kişisel kullanım kapsamında kalması karşısında</u> ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların kaçak çayları ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, <strong>7. CD, 08.05.2019, 2015/16086 E, 2019/31323 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanıkların birlikte bulundukları araçta, 324 paket kaçak sigara, 5.400 gram kaçak çay ve 48 adet 330 ml’lik kaçak viski ele geçirildiği cihetle her ne kadar sanık ... kaçak eşyaları diğer sanıkla birlikte satın aldığını, <u>kaçak eşyaların her ikisine ait ortak eşyalar olduğunu kabul etmemişse de dinlenen tanık beyanı, olayın oluş şekli, savunmalar ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanıkların ele geçen eşyaları kullanım amacıyla bölüşerek satın aldıkları anlaşıldığından</u>, bu haliyle de eşyaların kişisel kullanım miktarı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden, beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, <strong>7. CD, 29.03.2018, 2015/5961 E, 2018/3639 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanıklar ... ve ...'ın içinde bulunduğu araçta, diğer sanıklar ..., ... ve ... olduğu halde, kolluk ekiplerince yapılan kontrolde 59 karton bandrolsüz sigara ile 41,50 kg çayın ele geçirildiği olayda; <u>sanık ...'nın 22 karton kaçak sigara ile 9 kg çayın kendisine ait olduğunu beyan etmesi, kalan 37 karton sigara ile 32,50 kg çayı diğer sanıkların 6-7 karton sigara ve 5-6 kg. çay olarak sahiplenmeleri ve sanıklar ... ile ...'ın aşamalardaki savunmalarında sigaralar ile çayları kişisel ihtiyaçları için bulundurduklarını savunmaları karşısında</u>, yakalanan eşya miktarına nazaran sanıkların savunmasının aksine somut bir kanıtta bulunmaması nedeniyle dava konusu eşyanın ticari miktar ve mahiyette olmadığı, kişisel kullanım sınırları içerisinde kaldığı gözetilmeden sanıkların beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, <strong>7. CD, 05.02.2018, 2015/4256 E, 2018/1101 K</strong></p>

<p></p>

<p>Sanıklar Ş.. K.., V.. K.., M.. K.., H.. K.. ve F.. K..'ın içinde bulunduğu araçta yapılan aramada, davaya konu eşyaların ele geçmesi, sanıkların aşamalarda alınan beyanlarında, ele geçen sigara ve çayları paylaşarak sahiplenmeleri ve kişisel ihtiyaç için aldıkları savunmaları ve sanıkların kendi nam ve hesabına aldıkları sigara ve çay miktarının kişisel kullanım sınırında kalması ve dosya kapsamına göre de <u>sanıkların ayrı adreslerde oturup birlikte yaşamadıkları her sanığın kendi kişisel ihtiyacı olabileceği, buna karşılık davaya konu eşyaları ticari amaçla bulundurduklarına ilişkin bir delil de elde edilememesi karşısında, savunmaların aksine atılı suçu işlediklerine dair cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden</u> beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, <strong>7. CD, 27.11.2014, 2013/22815 E, 2014/19954 K</strong></p>

<p><strong>Av. Bekir KARAGÜLLE</strong></p>

<p><strong>Av. Cengiz OTACI</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/5607-sayili-kacakcilik-kanununa-gore-kisisel-kullanim-ve-kisisel-kullanim-miktarlari</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 15:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/teradhak.jpg" type="image/jpeg" length="50335"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsa Payı Karşılığı / Kat Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmelerinde Nama İfaya İzin Davası]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/arsa-payi-karsiligi-kat-karsiligi-insaat-yapim-sozlesmelerinde-nama-ifaya-izin-davasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/arsa-payi-karsiligi-kat-karsiligi-insaat-yapim-sozlesmelerinde-nama-ifaya-izin-davasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sözleşmeden kaynaklanan edimlerini süresi içerisinde ifa etmeyerek temerrüde düşen yüklenicinin işi tamamlama olasılığı zayıf ise, iş sahibi, aynen ifayı değil; nama ifa yolunu seçebilir. Eksik kalan işin yüklenicinin nam ve hesabına, iş sahibinin bizzat veya başka yükleniciye tamamlattırılmasına “nama ifa” denir. İş sahibi nama ifa yolunu seçtiğinde, ifada ısrar ettiği anlamı çıkar. Nama ifada yüklenicinin inşaatı tamamlama ediminin bir kısmı, belirlenecek miktarda paraya dönüşmekte, iş sahibi açısından ise, ifa beklentisi aynı kalmaktadır.</p>

<p>Nama ifaya izin davasının hukuki dayanağı 6098 s. Türk Borçlar Kanununun 113. Maddesidir. İşbu madde ile yapma borcu borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir; her türlü giderim hakkı saklıdır denilmek suretiyle nama ifa ve ifaya izin verilmesi düzenlemiştir.<strong><a href="https://www.hukukihaber.net/arsa-payi-karsiligi-insaat-sozlesmesinde-eksik-ve-ayipli-islerin-bedeli-ve-nama-ifa" rel="dofollow"> (Yargıtay 6. H.D. 2023/1150 Esas, 2024/2797 K. 19.09.2024 K.T.)</a></strong></p>

<p>“<strong>Madde 113</strong> - Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir; her türlü giderim isteme hakkı saklıdır.</p>

<p>Yapmama borcuna aykırı davranan borçlu, bu aykırı davranışının doğurduğu zararı gidermekle yükümlüdür.</p>

<p>Alacaklı, ayrıca borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya bu konuda masrafı borçluya ait olmak üzere kendisinin yetkili kılınmasını isteyebilir.”</p>

<p>Örneğin kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicilerin inşaatı kararlaştırılan sürede bitirmediği veya bağımsız bölümlerde ve ortak yerlerde bir takım eksik ve kusurlu imalâtın bulunduğu ve bu suretle yüklenicinin temerrüde düştüğü durumlarda, hak sahipleri; giderleri yüklenici müteahhide ait olmak üzere inşaatın kalan kısmının tamamlanması için izin verilmesini mahkemeden talep edebilir. Ayrıca nama ifaya izin talepli davalarda arsa sahibi kendisine ait bağımsız bölümlerdeki eksik ve kusurlu işler ile ortak alanlardaki eksik ve kusurlu işlerin kendisi tarafından yaptırılması şeklinde nama ifaya izin ve bunların giderimi için avans niteliğindeki eksik iş bedelinin tahsiline karar verilmesini de talep etmelidir.</p>

<p>Taleple bağlılık ilkesi gereği, yürütülecek olan nama ifa faaliyetinin finansman ihtiyacı için mutlaka eksik iş bedeli talep edilmeli ve karşı tarafın payına denk düşen taşınmazların satışı için de izin alınmalıdır. Örneğin arsa sahiplerinin müteahhide karşı açacağı nama ifa davasında eksik işlere dair masrafların müteahhitten alınması talep edilebileceği gibi, bu masrafların karşılanması amacıyla müteahhide düşen bağımsız bölümlerin satışı için izin de izin alınabilmektedir. Ancak bu noktada taleple bağlılık ilkesinin mevcut olduğu unutulmamalıdır, dolayısıyla davacı, bu talebini dava dilekçesinde ileri sürmek zorundadır. Bu nedenle arsa sahipleri, nama ifaya izin talebiyle birlikte müteahhide düşecek olan bağımsız bölümlerin satışı için izin verilmesini talep etmelidir.</p>

<p><strong>Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2020/196 Esas ve 2020/3053 Karar sayılı ilamında</strong>; davacı davasında sözleşmeden doğan edimlerin zamanında ve gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan zararların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ve davacıya inşaatı bizzat ya da bir başka ehil yüklenici vasıtasıyla tamamlanması için izin verilmesine karar verilmesini talep etmiştir ancak davacının nama ifa masraflarını karşılamak üzere yükleniciye ait olan ya da bırakılan bağımsız bölüm ya da arsa payının satışına izin ve yetki verilmesine dair bir talebinin bulunmaması sebebiyle mahkemece sadece eksik bırakılan bölümlerle ilgili giderim bedelinin tahsiline karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her ne kadar uygulamada sıklıkla arsa sahiplerinin nama ifaya izin talebinde bulunması gündeme gelse de yüklenici müteahhitlerin de bu yola başvurması mümkündür. Örneğin gerekli işlemlerin yapılması için müteahhide verilmiş olan vekaletnameye ilişkin azilname düzenlenmiş olması halinde müteahhit de nama ifaya izin talep edebilecektir.</p>

<p><strong>Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2006/853 Esas ve 2006/2236 Karar sayılı ilamında;</strong> taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin feshi konusunda açılmış bir dava verilmiş bir karar bulunmadığı, bu sözleşme halen geçerli ve yürürlükte olduğu, davalı arsa sahibi de azilden sonra ihtara rağmen sözleşmenin ifası için gerekli işlemleri yapmadığı ve bunları yapmak için gerekli yetkileri ihtiva eden vekâletnameyi düzenleyip vermekten kaçındığından, bölge adliye mahkemesince geçerli olup feshedilmeyen arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi gereği arsa sahibinin yapmak zorunda olup yapmaktan kaçındığı akdin ifası için gerekli işlemlerin nelerden ibaret olduğunu araştırıp bunları arsa sahibi adına yapmak üzere TBK 113. maddesi gereğince davacıya yetki verilmesi gerekirken, sözleşmenin feshedilmediği gözden kaçırılarak ifa olanağını ortadan kaldıracak şekilde davanın reddinin doğru olmadığına karar vermiştir. Benzer nitelikteki Yargıtay kararları ile örnekleri çoğaltmak mümkündür.</p>

<p>Yukarıda yer alan Yargıtay Kararında görüleceği üzere nama ifaya izin davasına konu olan mevcut sözleşmenin feshedilmemiş olması gerektiği kesinlikle gözden kaçırılmamalıdır. Ancak, mevcut sözleşmenin feshiyle birlikte terditli olarak feshin mümkün olmaması halinde nama ifaya izin de talep edilebilir.</p>

<p>Sonuç olarak 6098 s. Türk Borçlar Kanununun 113. maddesi uyarınca yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini nama ifaya izin talebi ile mahkemeden isteyebilir. Taleple bağlılık ilkesi uyarınca açılacak davada yalnızca ifaya izin talebiyle yetinilmemesi; borçlunun finansal durumunun ve tahsil kabiliyetinin de gözetilmesi önem taşır. Bu kapsamda, özellikle borçluya ait bağımsız bölümlerin satış yetkisinin devrinin de talep edilmesi, alacağın güvence altına alınması bakımından güçlü ve pratik bir hukuki yol sunmaktadır. Böylece alacaklı, sadece hakkını elde etmekle kalmayıp, bu hakkın fiilen tahsilini de teminat altına almış olacaktır.</p>

<p><strong>Av. Kuban Pelin BOLAT</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/arsa-payi-karsiligi-kat-karsiligi-insaat-yapim-sozlesmelerinde-nama-ifaya-izin-davasi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/terazi/tokmak-ev-bina-sozles.jpg" type="image/jpeg" length="51374"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HUKUKUN EVRENSEL İLKE VE ESASLARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukukun-evrensel-ilke-ve-esaslari-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukukun-evrensel-ilke-ve-esaslari-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sürekli yenileyip geliştirdiğimiz hukukun evrensel ilke ve esasları aşağıda 27 başlık altında topladık. Hukukun evrensel ilke ve esasları; demokratik hukuk toplumlarının vazgeçilemez ve devredilemez değerleri olup, herkes tarafından bilinmesi gereken kanunun ve uygulamanın temel kaynaklarıdır. Bu ilke ve esaslar, insanlık tarihinin yüzyıllara yayılan çekişmeleri, kavgaları ve savaşları neticesinde 20. yüzyılın sonlarına doğru netleşmiş ve birçok uluslararası sözleşme ile anayasada yerini bulmuştur. Hukukun evrensel ilke ve esasları arasında altlık üstlük ilişkisi olmayıp, birbirine eşittir ve hepsi aynı önemi haizdir.</p>

<p>Ancak bu ilke ve esasların güvence altına aldığı hak ve hürriyetler; birbirlerine karşı veya kamu ve birey yararları dengesinin kurulmasında sınırlamalara tabi tutulabilirler. Bu sınırlamalar keyfi olamaz. <strong>“Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13’e göre; </strong><i>“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz”.</i></p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti, hukuk kurallarını bu ilke ve esaslar ışığında düzenleyip uygulamak zorundadır. Aşağıda, hukukun evrensel ilke ve esaslarının neler olduğuna ve kısa tanımlarına yer vereceğiz. Sosyal düzeni kuran, kişi hak ve hürriyetleri ile sistemi koruyan hukuk kuralları, bu ilke ve esaslara göre düzenlenip uygulanmalıdır.</p>

<p>Hukukun evrensel ilke ve esasları, normlar hiyerarşisinin tepesindedir. Normlar hiyerarşisine göre sıralama; anayasa, bağlayıcı uluslararası sözleşmeler, kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, tüzük, yönetmelik ve diğer alt düzenleyici tasarruflardır. Alt sırada bulunan norm, üst normun uygulayıcısı olup, ona aykırı olamaz. Tüm bu normların üstünde, aşağıda yer vereceğimiz hukukun evrensel ilke ve esasları yer alır. Ancak Anayasada buna ilişkin bir hüküm bulunmadığını da belirtmek isteriz.</p>

<p><strong>Aşağıda, 27 başlıkta topladığımız hukukun evrensel ilke ve esasları hakkında kısa açıklamalara yer verilmiştir.</strong></p>

<p><strong>1- Hukuk Devleti: </strong>Hukuk kurallarına önce kendisi uyan, keyfi yetki kullanımına izin vermeyen, işlem ve eylemlerini hukukilik denetimine tabi tutulmasını engellemeyen devlettir. Hukuk devletinde “normlar hiyerarşisi” geçerlidir. Alt sırada bulunan norm, üst norma aykırı olmamalı ve üst normu gözardı ederek uygulanmamalıdır.</p>

<p><strong>2- Kuvvetler Ayrılığı: </strong>Yasama, yürütme ve idare ile yargı yetkileri olarak adlandırılan ve millete ait olan kamu kudretinin bir elde toplanmayıp, “demokratik hukuk devleti” ilkesine uygun bir şekilde kamu kudreti kullanıcıları arasında paylaştırılmasıdır. Esas olan, bir kuvvetin diğerinin yetki alanına müdahale etmemesidir. Halkın seçtiği temsilcilerden oluşan yasama organı hukukun evrensel ilke ve esasları ışığında kanunları çıkarır, yürütme organı ve idare bunları uygular, millet adına karar veren yargı organı da kanunları esas alarak hukukilik denetimi yapar ve uyuşmazlıkları çözer. Demokratik hukuk toplumları, “kuvvetler ayrılığı” ilkesinden hareketle yönetim sistemini oluşturur. Anayasa ile kurulu düzenin temeli, “kuvvetler ayrılığı” ilkesine dayandırılmalıdır.</p>

<p><strong>3- Yargı Birliği: </strong>İnsanlar arasında senin mahkemen-benim mahkemem, senin hakimin-benim hakimim, senin savcın-benim savcım anlayışına hizmet etmeyecek şekilde, herkes için aynı usul ve esaslarla yargılama yapan mahkemelerin aynı çatı altında toplanmasıdır. “Yargı birliği” ilkesi, “eşitlik” ilkesinin bir sonucudur.</p>

<p><strong>4- Tabii (Doğal) Mahkeme ve Hakim Güvencesi:</strong> Herkes, işlem veya eylem tarihinde tabi olduğu (görevli ve yetkili) mahkeme ve hakim huzurunda yargılanma hakkına sahiptir. Bu ilkenin bir alt derecesi kanuni mahkeme/hakim güvencesidir ki, bugün Anayasa m.37’de öngörülen bu ilke ile kanunla sonradan mahkeme ve hakimlerin değiştirilebilmesi mümkündür. İdeal olan ise, tabii mahkeme/hakim güvencesidir.</p>

<p><strong>5- Eşitlik: </strong>Tüm insanlar her bakımından eşittir. Herkes; dil, ırk, köken, cinsiyet, cinsellik, yaş, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep, dine ve inanca ilişkin görüş farkı gözetilmeksizin hukuk önünde ve hak aramada eşittir. Herkes, hukuk güvenliği hakkına sahiptir ve bu haktan eşit yararlanır. Hukuki statüden kaynaklanan farklı uygulamalar, ancak zorunlu hallerde ve somut durumda duyulan ihtiyaçlarla sınırlı olarak yasa ile öngörülebilir. Anayasa m.10/2’e göre, kadınlar ve erkekler eşit haklara sahip olduğundan, bu eşitliğin hayata geçirilmesi amacıyla alınacak tedbirler “eşitlik” ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Anayasa m.10/3’e göre ise; çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gazileri için alınacak tedbirler de “eşitlik” ilkesine aykırı sayılmaz.</p>

<p><strong>6- Laiklik: </strong>Devletin, toplumun ve bireylerin bağlı olacağı hukuk kuralları, bir veya birkaç dinin kural ve esaslarına bağlı kalınarak düzenlenemez. Sosyal düzen kurallarından olan hukuk kuralları; din veya ahlak kurallarından etkilense de, her bir insanın hangi din veya ahlak anlayışına bağlı olduğu gözetilmeksizin ve tüm insanları kapsayacak şekilde düzenlenir.</p>

<p><strong>7- Sözleşme Özgürlüğü ve Güvenliği: </strong>Herkes; özgür iradesi ile dilediği sözleşmeyi imzalayıp, bu sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesini bekleme hakkına sahiptir. Hiç kimse, sözleşmeden kaynaklanan borcunu ifa etmediği gerekçesiyle hapsedilemez.</p>

<p><strong>8- Hak Arama Hürriyeti:</strong> Herkes, meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle bağımsız ve tarafsız yargı önünde iddia ve savunma ile dürüst yargılanma hakkına sahiptir. Hak arama hürriyeti kısıtlanamaz.</p>

<p><strong>9- Dürüstlük ve İyiniyet:</strong> Hak sahibinin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi gerekir. Bir hakkın kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Hakların kazanılmasında ve hukuki bir sonucun gerçekleşmesinde iyiniyet esastır. Kişi; kendisinden beklenen dikkat ve özeni gösterdiği halde, hakkın kazanılmasını veya hukuki sonucun gerçekleşmesini engelleyen durumu bilmemeli ve bilmesi de gerekmemelidir. Bu durumda kişinin iyiniyeti korunur.</p>

<p><strong>10- Müktesep (Kazanılmış) Hak: </strong>Bireyin hukuka uygun şekilde kazandığı hakkı elinden alınamaz. Bir hakkın kullanılması için gerekli olan şartlar kaybedilmedikçe, hak sahibinin bu hakkı kullanımı engellenemez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>11- Bir Suçtan İki Yargılama Yapılmaz/Ceza Verilemez: </strong>Herkes, bir suçtan, ancak bir defa yargılanabilir ve bir defa cezalandırılabilir. Bir insan, yargılandığı suçtan keyfi olarak tekrar yargılanıp cezalandırılamaz.</p>

<p><strong>12- Suçta ve Cezada Kanunilik: </strong>Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Suç ve ceza ancak kanunla koyulur. Kanunlar, prensip olarak ileri doğru uygulanır. Ceza kanunları, ancak lehe olduğunda geçmişe etkili uygulanır.</p>

<p><strong>13- Kusur Sorumluluğu: </strong>Kusursuz suç ve ceza olmaz. Fiilde kusurun yokluğu, suç ve cezayı kaldırır.</p>

<p><strong>14- Sorumluluğun Şahsiliği: </strong>Herkes kendi işlem ve eyleminden sorumludur. Başkalarının işlem ve eyleminden sorumluluğu mümkün kılacak kolektif ceza sorumluluğu kabul edilemez.</p>

<p><strong>15- Cezanın Bireyselleştirilmesi: </strong>Kanunla belirlenen bir cezanın somut olaya ve kişiye uygulanabilmesi için dayanak ve sınırları kanunlarda yer alan cezanın bireyselleştirilmesi yetkisi hakime verilir.</p>

<p><strong>16- Dürüst/Adil Yargılanma ve Savunma Hakkı: </strong>Herkes, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinde öngörülen hakları çerçevesinde yargılanma hakkına sahiptir. Kişi; iddiaları bilip anladığı dilde öğrenme, bağımsız ve tarafsız yargılanma hakkına sahip olduğu mahkeme huzuruna çıkarak savunma yapıp, makul sürede yargılanma hakkına sahiptir. Sanığın yokluğunda kovuşturma yapılamaz ve ceza verilemez.</p>

<p><strong>17- Masumiyet (Suçsuzluk) Karinesi: </strong>Hiç kimse, suçluluğu mahkemenin kesinleşmiş hükmü ile sabit oluncaya kadar suçlu ilan edilemez ve mahkum edilemez. Bu hak kanunlarla korunmalı, basın ve kamuoyu da bu hakka saygı göstermelidir.</p>

<p><strong>18- Hukuk Güvenliği Hakkı: </strong>Herkes kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahiptir. Hiç kimse; demokratik hukuk devletinde, korku ve endişe ile yaşamaya mahkum edilip, yargı makamlarına başvurmanın sonuçsuz kalacağı algısına maruz bırakılamayacağı gibi, keyfi şekilde yakalanamaz, gözaltına alınamaz, tutulamaz, tutuklanamaz, hürriyetinden mahrum bırakılamaz ve cezalandırılamaz.</p>

<p><strong>19- Yargı Bağımsızlığı: </strong>Hiçbir organ, makam, mercii veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında hakimlere veya mahkemelere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz, bu tür bir yetkinin kullanılmasına izin veren yasal düzenleme de yürürlüğe koyulamaz.</p>

<p><strong>20- Hakim Tarafsızlığı:</strong> Bağımsız hakim, dışa karşı etkiden uzak ve kendisi bakımından da objektif hareket etmelidir. Hakimin tarafsızlığı; bir iddiaya ve savunmaya önyargısız bakabilmesini, baskı altında bırakılmamasını, dışarıdan etkilenmemesini, kendi iç dünyasında yansız hareket edebilmesini ve dış görünüşünü kapsar. Hakim, hem objektif ve hem de sübjektif tarafsızlığa sahip olmalıdır. Hakimin davanın bir tarafı ile ilişkisi, objektif tarafsızlığına gölge düşürebilir. Hakim sübjektif açıdan kendisinin tarafsız görebilir, ancak kendisinin veya bir yakınının davanın taraflarından birisi ile olan ilişkisi veya husumeti, objektif tarafsızlığına zarar verir.</p>

<p><strong>21- İddia Edenin İspat Külfeti: </strong>Herkes, iddiasını hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilen delillerle kanıtlamak zorundadır. İddia peşinen doğru kabul edilip, aksinin ispatının aleyhinde iddia olunan tarafa yüklenemez.</p>

<p><strong>22- Yargı Kararlarının Gerekçeli Olması (Gerekçeli Karar Hakkı): </strong>Tüm yargı kararları somut gerekçelere dayalı olarak yazılmalıdır. Somut olayın özelliklerinden uzak, kanun hükmünün soyut tekrarı ile basmakalıp sözlerden oluşan kararların gerekçeli olduğu söylenemez.</p>

<p><strong>23- Borçların Nispiliği: </strong>Prensip olarak her borç sahibini bağlar. Bir borcun yerine getirilmemesinden dolayı borç sahibinin herhangi bir yakını sorumlu tutulamaz.</p>

<p><strong>24- Ceza Kanununu Bilmemek Mazeret Sayılmaz: </strong>Herkesin, usule uygun olarak yürürlüğe giren ceza kanunlarını bildiği kabul edilir. Hiç kimse; Cumhurbaşkanı tarafından imzalanıp, Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren ceza kanununu bilmediğini iddia edemez.</p>

<p><strong>25- Şüpheden Sanık Yararlanır: </strong>Ceza yargılamasında “itham sistemi” kabul edilmiştir. Suç işlediği iddiası ile yargılana kişi hakkında mahkumiyet kararının verilebilmesi için, iddiaya konu suçu işlediğinin şüpheyi tümü ile yenecek şekilde yüzde yüz ispatlanması gerekir. Suça konu eylemi sanığın işlediği sabit olmadığı takdirde, ya suçu işlemediği veya işlediği hususunda şüphe yenilemediği gerekçesiyle beraat kararı verilmelidir.</p>

<p><strong>26- Mülkiyet Hakkı: </strong>Anayasa m.35 ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 1. Ek Protokolü’nün 1. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet ve miras haklarına göre; herkesin mülkiyet hakkına saygı gösterilmesini isteme hakkının olduğu, kamu yararı ile ilgili yasal dayanaklı zorunlu sebepler bulunmadıkça, kimsenin mülkiyet ve miras haklarının kısıtlanamayacağı tartışmasızdır. Mülkiyet hakkı, beraberinde miras ve zilyetlik (kullanma) haklarını da kapsar. Mülkiyet hakkı; kişinin eşya mülkiyetine sahip olma ve mal sahipliği, malı kullanma ve miras yoluyla mal edinme haklarını güvence altına almıştır.</p>

<p><strong>27- İfade Hürriyeti: </strong>Herkes; düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla açıklama ve yayma hakkına sahiptir. İfade hürriyeti; basın, bilim ve sanat hürriyetlerini de kapsar. Demokratik hukuk toplumlarının vazgeçilmez unsuru olan ifade hürriyeti; her türlü baskıya ve zorlamaya karşı korunmalı, bireyin kendi başına veya toplu olarak ifade hürriyetini kullanma yolları açık tutulmalıdır. Mali veya idari takip yöntemleri, soruşturmalar ve kovuşturmalar yoluyla bireyler baskı altına alınmamalı, düşüncelerini açıklamaktan ve yaymaktan alıkoyulmamalıdır. Ceza davası öncesinde başlayan bir soruşturma, bu sırada uygulanan yakalama, gözaltına alma, arama, elkoyma, adli kontrol veya tutuklama tedbirlerinin tatbiki de, kişinin ifade ve basın hürriyetini kullanmasını kısıtlayıp baskı altına alabilir. İfade hürriyetinin haksız şekilde baskı altına alınıp kısıtlanmasına yol açan bu yönteme, “chilling effect”, “soğutucu/caydırıcı etki” denilmektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN"><img alt="Prof. Dr. Ersan ŞEN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_1778u8tYyuYY1Yu77.81y0yuuoUY81ouuuai5yu2uu7uYYuouuuauY9u79uuuaYYuyY_1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN">Prof. Dr. Ersan ŞEN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukukun-evrensel-ilke-ve-esaslari-2</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/terazi-avrupa-venedik.jpg" type="image/jpeg" length="85507"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukukun-ustunlugu-ersan-sen-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukukun-ustunlugu-ersan-sen-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hukukun üstünlüğü nedir?</strong> <strong>Kimisine göre;</strong> toplumsal hayatın ve hukuk düzeninin olmazsa olmazı, ekonominin, adil gelir dağılımının, istikrarın, huzurun, hukuk devletinin, hatta demokrasinin temel taşıdır. <strong>Kimisine göre ise; </strong>hukukun üstünlüğü ile ekonominin gelişmişliğinin bir ilgisi yoktur ki, bunun en çarpıcı örneğinin Çin Halk Cumhuriyeti olduğu söylenir. Çin Halk Cumhuriyeti’nde geçerli olan hukuk düzenini ve yatırım için gereken sermaye gücüne sağlanan hukuk güvenliğini ortaya koymadan yapılacak değerlendirmeler ile salt hukukun üstünlüğü ile refah düzeyinin tüm topluma yayılmasını birbirine karıştıran tartışmalar hatalı ve yetersiz olacaktır.</p>

<p><strong>Nitekim hukukun üstünlüğü tartışmasında;</strong> Avrupa Birliği’ne üye ülkeler ile Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti bakımından mukayeseler sürekli yapılmaktadır. Hatta kimileri; “hukukun üstünlüğü” kavramını bir aldatmaca görürler ve “üstünlerin hukuku” veya “hukukun görünür üstünlüğü” nitelendirmesinde bulunurlar ki, bu görüşe göre ilk okunuşta göze ve kulağa hoş gelen “hukukun üstünlüğü” esasında kamu otoritesine ve dolayısıyla toplum üzerinde hakimiyet sahiplerinin sürekli gündemde tuttuğu, fakat asıl amacına ve fonksiyonuna ve amacına ulaşılamayan bir kavramdır.</p>

<p><strong>Burada iktisat teorilerinden de bahsedip hukuk ile ekonominin ilişkisini tartışacak değiliz. Sonuçta;</strong> hukukun üstünlüğü toplum, bireyler, temel hak hürriyetler için olmazsa olmazdır. Hukukun üstünlüğü; herkesin hukuka bağlı olması ve her şeyin, hukukun evrensel ilke ve esaslarına göre oluşturulmuş hukuk düzenine göre işlemesi demektir.</p>

<p><strong>Hukukun üstünlüğünün temel taşları;</strong> hukukun evrensel ilke ve esaslarına göre çıkarılan kanunlar ile kanunların, hem hukukiliğini denetleyen ve hem de kanunları ihtilaflara uygulayan bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir. Hukukun üstünlüğünde; “normlar hiyerarşisi” prensibi ve mahkemelerce verilen kararların gereklerinin geciktirilmeksizin yerine getirilmesi esastır. Tüm bunlar hukukun üstünlüğünün şekli yanları olup; kağıt üzerinde kalmayarak, sahada uygulandıkları ölçüde hukukun üstünlüğünün esası kendisini gösterir, gerçek varlığını ispatlar.</p>

<p><strong>“Hukukun üstünlüğü” kavramı ile ilgili bu rahatsız edici girişten sonra, temel hak ve hürriyetler üzerinden bu kavramla ilgili bir değerlendirme ve hukuka bağlılığın ne derece önemli olduğuna ilişkin açıklama yapacağız.</strong></p>

<p><strong>Demokratik hukuk devletlerinin en can yakıcı konularından üçü; ifade hürriyeti, mülkiyet hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıdır.</strong> Bu temel hak ve hürriyetler “özgürlük güvenlik” denkleminde tartışılmaktan daha uzak ve daha mühimdir. “Nefes almak” ile her üç temel hak ve hürriyeti birbirinden ayrı ve birlikte eşdeğer görebiliriz. “Hukuk güvenliği hakkı” denilen ve ilk bakışta çok büyük ve anlamlı gözüken kavramın içi; herkes bakımından saydığımız bu temel hak ve hürriyetler ile istikrarlı biçimde doldurulmadıkça, en mühimi de hukuk düzeni tarafından korunup kollanmadıkça, “hukukun üstünlüğü” tesis edilemez.</p>

<p><strong>Hukukun üstünlüğünün iki temel kaidesi bulunmaktadır;</strong> bunlardan ilki, bilinen sayısı 27 olan hukukun evrensel ilke ve esaslarını gözeten hukuk kurallarına sahip olmak ve ikinci ise, bu kuralların bu 27 ilke ve esasa göre uygulanmasını sağlamaktır<strong><a href="https://www.hukukihaber.net/hukukun-evrensel-ilke-ve-esaslari-1" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">[1]</span></a></strong>. Bu iki kaideye ne kadar yaklaşılırsa hukukun üstünlüğü güçlenir ve ne kadar uzaklaşılırsa da kanun devleti veya görünür hukuk devleti veya daha sert bir ortamda, yani özgürlüklerin nerede ise güvenliğe terk edildiği, şekli kanunların olduğu, uygulamanın yeterli güvenceyi veremediği, hissettiremediği bir anlayış hakimiyet kazanır.</p>

<p>Hukuk, kanun ve polis devleti anlayışlarından da <i>berrak </i>olanların tespiti gerekir.</p>

<p><strong>Önce polis devletine bakalım;</strong> hukuk devletinde kural ve uygulama hukukun 27 ilke ve esası üzerinden giderken, polis devleti tavrını net bir şekilde çizerek, hukukun evrensel ilke ve esasları ile hukukun üstünlüğünden uzaklaştığını veya koptuğunu ilan eder. “Polis devleti” dediğimiz anlayış; hukuk düzeni bakımından en tehlikelisi olabilir, fakat burada neyin ne olduğunu toplum ve bireyler görüp anlarlar. Keyfilik ve kaidelerden uzaklaşılması bakımından polis devleti en istenmeyendir. Dünya üzerinde bulunan hemen hiçbir devlet; “polis devleti” anlayışıyla hareket edip, toplum düzenini tesis ettiğini söylemez. Polis devletinin varlığı, o toplumun ve devletin benimsediği rejim ve hukuk düzeni ile alakalıdır.</p>

<p>Kanaatimizce; bundan daha önemlisi, “kanun devleti” ve “görünür hukuk devleti” anlayışlarıdır.</p>

<p><strong>Kanun devletinde;</strong> “yok kanun yap kanun” anlayışı öne çıkar, hukukun evrensel ilke ve esasları değil, kamu otoritesinin ihtiyaçları ve ne yapmak istediği konusunda lazım olan kanunların, alınacak kararlara ve yapılacaklara hukuki dayanak olması hedeflenir. “Kanun devleti” kavramında yer alan “kanun” esas itibariyle aldatıcıdır, sanki hukuk düzeninin tesisi için gerekli olan kanunların varlığı, hukukun üstünlüğünün ve herkes için varlığının belgesi zannedilebilir, ama öyle değildir.</p>

<p>“Kanun devleti” anlayışında “kanun”, yalnızca kamu otoritesinin ne yapmak istediğiyle şekillenir. Bu sistemde de kanun koyucu vardır; ama kamu yararı, birey yararı, temel hak ve hürriyetler arasında denge sağlanması amacıyla kanun çıkarmaz. Kamu otoritesinin yapmak istediklerine göre kanunların lafzı ve ruhu şekillenir, buna “şekli kanunculuk” da denilebilir.</p>

<p>“Kanun devleti” anlayışı kendisini daha ziyade “kuvvetler birliği” sisteminde gösterir. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin sert veya yumuşak, yani biçimsel olarak ayrı, fakat oluşumda birleşmiş görünümlü üç kuvvet birliğine dönüştüğü durumlarda “kanun devleti” belirginleşir. Üç kuvvet; bazen yasamada, bazen yürütmede ve bazen de yargıda birleşebilir veya bunlardan birisi diğerlerinin veya ikisi diğerinin üzerinde tahakküm kurabilir ki, üç kuvvet arasında sağlanması ve korunması gereken denge bozulur veya kaybolmaya yüz tutar. İşte bu kuvvetlerin bir veya iki elde birleşmesi, beraberinde kamu otoritesinin ihtiyacına uygun düşen kanunları çıkarma amacını görünür kılar. Kanun devletinde, herkese eşit mesafede duran kanun çıkarma ve uygulama niyeti bulunmaz.</p>

<p><strong>Görünür hukuk devletinde ise;</strong> devletin bağlı olduğu sistemde ve anayasasında “hukuk devleti” olduğu yazılıdır. Devletin rejimi ve yönetim sistemi “kuvvetler ayrılığı” ilkesine göre şekillenir. Ancak kuvvetler ayrılığını sağlayan, koruyan ve ayakta tutan kurallarda olması gereken güvencelerde oluşan boşluklar, eksik veya hatalı hususlar, ister istemez “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin vadettiği dengeyi bozar. Görünürde hukukun 27 ilke ve esası kabul edilmiştir, varlıklarını sürdürürler, hatta kanunların birçoğunda bu ilke ve esaslar dikkate alınır, aksayan, yani anayasaya aykırı çıkarılan kanunlar yönünden hukukilik denetimi de yürürlüktedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görünür hukuk devletinin en sıkıntılı yanı kendisini kanunların uygulanmasında gösterir. Temel hak ve hürriyetleri koruyan anayasa ve kanunlar ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasını anayasaya göre yapan kanunların tatbiki sırasında yaşanan sorunlar; yeknesaklıktan, en önemlisi de hukukun evrensel ilke ve esaslarından uzaklaşan karar ve esasların hukukilik denetiminin hızlı ve etkin gerçekleştirilememesi, “özgürlük güvenlik” denkleminde kamu otoritesi lehine dengenin bozulması, bireye sağlanan usuli güvencelerin karşılanmaması, hukuk güvenliği hakkına olan toplumsal inancın algı ve hatta olgu düzeyinde erozyona uğraması, “kanunilik”, “suçsuzluk/masumiyet” karinesi gibi ilke ve esaslarda yaşanan sıkıntılar, “hukukun üstünlüğü” gayesinin ciddi şekilde zarara uğramasına yol açabilir. Toplum ve hukuk düzeni bakımından, “hukuk devleti” ilkesini zedeleyen uygulamalardan kaçınılmalı, hataların teamüle veya sistemik hale dönüşmesinin önüne geçilmelidir.</p>

<p><strong>İdeal hukuk düzeninin ne olduğu ve ne olması gerektiği hep tartışılmıştır, kanaatimizce daha da tartışılacaktır.</strong> O halde bu tartışmada doğru olan nedir, tartışmadan uzaklaşmadan “kuvvetler ayrılığı” ilkesi ve onun doğal bir sonucu olan hukukun üstünlüğünü tesis edip koruyabilmektedir. Hukukun üstünlüğünün zayıflaması veya terki hukuk düzeni için kabulü mümkün olmayan zararlara yol açabilir, bunlardan en tehlikelisi; insanların yürürlükte olan kanunlardan ve bunların sağladığı usuli güvencelerden medet ummayıp da, yaşadıkları sorunların çözümünün hukuktan ve yargıdan geçmediğine olan bir algıya kapılmalarıdır.</p>

<p><strong>Bu nedenle;</strong> hukukun üstünlüğü sıralamasında kaçıncı sırada yer alınıp alınmadığı ve bu sıralamaların objektifliği tartışmalarından ziyade, gerek yürürlükte olan hukuk kurallarının iyiliği ve gerekse bunların uygulanmasından insanların hukuka duyduğu güven ve topluma yansımaları çok önemlidir.</p>

<p><strong>Temel hak ve hürriyetlerin temel koruyucu ilkesi “kanunilik” olarak gösterilir. </strong>Gerçekten de temel hak ve hürriyetlere getirilen sınırlamaların; hukukun evrensel ilke ve esaslarına uygun olması ve dayanağını kanunlardan alması zorunludur. Ancak sadece kanunların varlığı yetmez. Elbette kanunlar, hukukun evrensel ilke ve esaslarına uygun çıkarılmak kaydıyla hukuk devletinde hukukun üstünlüğünün tesisinin garantilerinden birisidir, ama yalnız başına bu garanti yeterli değildir. Örneğin, bir fiili suç sayan ve karşılığında ceza gösteren kanunun nasıl uygulandığına bakılmalıdır. Suç olarak tanımlanan fiili, kıyas veya kıyasa varan genişletici yorumla suç saymak ne kadar hatalı ise; kanunun suç saydığı fiilden dolayı ceza sorumluluğunun işletilmemesi, cezanın infaz edilmemesi ve toplumda cezasızlık algısına yol açılması hatalıdır. İkinci ve daha önemli garanti; kanunların, hukukun evrensel ilke ve esaslarına göre uygulanmasıdır. Hukuk devletinin özü olan “hukukun üstünlüğü” ilkesinde, keyfiliğin ve sonuçsuzluğun yeri yoktur.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN"><img alt="Prof. Dr. Ersan ŞEN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_1778u8tYyuYY1Yu77.81y0yuuoUY81ouuuai5yu2uu7uYYuouuuauY9u79uuuaYYuyY_1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN">Prof. Dr. Ersan ŞEN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukukun-evrensel-ilke-ve-esaslari-1" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[1] </span></a><span style="color:#999999"><strong>Bkz.</strong> </span><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/hukukun-evrensel-ilke-ve-esaslari-1" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/hukukun-evrensel-ilke-ve-esaslari-1</span></a><span style="color:#999999">.</span></strong><span style="color:#999999"> Bu yazımızda, 27 başlıkta topladığımız hukukun evrensel ilke ve esasları hakkında açıklamalara yer verilmiştir.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukukun-ustunlugu-ersan-sen-1</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/terazi.jpg" type="image/jpeg" length="62790"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2025/2958 E., 2026/118 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20252958-e-2026118-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20252958-e-2026118-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 14.01.2026 tarihli, 2025/2958 E., 2026/118 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/2958 E., 2026/118 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2019/111 E., 2025/350 K.</p>

<p>Bozmaya uyan Mahkemece verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacılar vekili; davacıya ait taşınmazın davalıya restoran ve kafe olarak kullanılmak üzere 15.10.2010 başlangıç tarihli ve 3+2 yıl süreli sözleşme ile kiraya verildiğini, ilk yıl kira bedelinin brüt 3.125,00 TL olarak belirlendiğini, takip eden yıllarda kira bedelinin bir önceki yılın TEFE-TÜFE ortalaması oranında arttırılmasının kararlaştırıldığını, zaman içinde meydana gelen ekonomik değişimler, çevredeki kira bedelleri ve taşınmaz değerlerini etkileyen önemli değişiklikler ve taşınmazın bulunduğu çevrenin içkili yer bölgesine dahil edilmesi sonucunda çevredeki kira bedellerinin önemli ölçüde yükseldiğini, ödenmekte olan kira bedelinin emsallerinin çok altında kaldığını ileri sürerek; ödenmekte olan net 3.800,00 TL kira bedelinin 15.10.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere net 8.000,00 TL olarak belirlenmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili; 15.10.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesi kapsamında sözleşme bitim tarihinden itibaren 3 yıl geçmeden hak ve nesafet ilkeleri gözetilerek kira bedelinin tespit edilemeyeceğini, endeks uygulamasına göre kira bedelinin arttırılabileceğini, müvekkilinin her yıl TÜFE ve ÜFE oranına göre artış yaptığını, kiralananın içkili olarak işletmek üzere kiralandığını ancak içki ruhsatının geç alınabildiğini, harabe durumdaki kiralanana 200.000,00 TL'den fazla masraf yapıldığını, taşınmazın 80 m²lik kısmın kapalı alan geri kalan kısmın bahçe olduğunu ve bahçe kısmının yazın 2 ay kullanılabildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. MAHKEME KARARI</strong></p>

<p>Mahkemece verilen 21.05.2015 tarihli kararla; davanın kısmen kabulü ile taşınmazın aylık brüt kira bedelinin 15.10.2013 tarihi itibari ile net 5.000,00 TL olarak tespitine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.</p>

<p><strong>IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>1.Dairenin 30.10.2018 tarihli ilamıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda uyarlama koşullarının oluşup oluşmadığının yeteri kadar irdelenmediği, dava konusu taşınmaza benzer kira sözleşmeleri ve emsal araştırılması yapılmadan ve kira bedelinin tespiti davasındaki usul ve esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğu, Mahkemece uyarlama davasına ilişkin ilke ve esaslar gözetilerek kiralananın niteliği, kullanma alanı, konumu, bölgede kira parasını da etkileyecek normalin üstündeki imar ve ticari gelişmeler gibi değişiklikler, emsal kira paraları, vergi ve amortisman giderlerindeki artışlar araştırılıp, değerlendirilerek, sonuçta işlem temelinin çöktüğü, sözleşmedeki çıkar dengesinin katlanılamayacak derecede davacılar aleyhine bozulduğunun benimsenmesi halinde kiracının ne miktar kira parasından sorumlu olacağının, taraflarca sunulan veya bilirkişilerce resen tespit edilen emsal kira sözleşmeleri de dikkate alınarak ve emsallerde de keşif yapılarak belirlenmesi, böylece sözleşmedeki kira parasını, tarafların amacına uygun objektif iyiniyet, hak ve nesafet kurallarının elverdiği ölçü ve düzeyde, brüt olarak kira bedelinin uyarlanması, aksi halde ise davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle, karar bozulmuştur.</p>

<p>2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;<br />
dava tarihi itibariyle beş yıllık süre dolmamış ise de, kiralananın da içinde bulunduğu bölgenin 09.12.2011 tarihli belediye meclisi kararı ile içkili yer bölgesine dahil edildiği, davalının başvurusu üzerine davacıya içkili lokanta olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlendiği, bu hususun kirayı etkileyen büyük çapta değişiklik ve özel neden olarak kabul edilmesi gerektiğinden davanın kısmen kabulü ile 15.10.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık kira bedelinin net 5.000,00 TL ( brüt 6.250,00 TL) olarak tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.</p>

<p><strong>VI. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>1. Davacı vekili, emsal kira sözleşmesinin bilirkişi raporunda dikkate alınmadığını, 17.09.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda aylık net 9.000,00 TL kira bedeli olması gerektiği belirtilmesine rağmen daha azına hükmedildiğini, emsallerin çok daha altında belirlenen bedelin kabul edilebilir olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.</p>

<p>2. Davalı vekili; kira bedelinin tespiti olarak açılan davada koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, uyarlama hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğunu, taşınmazın bulunduğu bölgenin içkili yer bölgesine dahil edilmesinin kira bedelini etkileyen büyük çapta değişiklik ve özel neden olarak kabul edilemeyeceğini, davanın uyarlama davası olarak nitelendirilmesi halinde dahi gerekli koşulların oluşmadığını, taşınmazın ilk kira tarihinde emsallerine göre yüksek bir bedelle kiralandığını ve yüksek oranlarda artırım yapılarak kira bedeli ödendiğini, kira bedelinin her yıl enflasyon oranının iki katı kadar artırılarak ödendiğinin Mahkemece dikkate alınmadığını, tespit edilen kira bedelinin fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.</p>

<p>B. Gerekçe ve Değerlendirme</p>

<p>1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve bozmaya uyulmakla usuli kazanılmış hak oluşturan hususlara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.</p>

<p>2. Davalının temyizi yönünden;<br />
Somut olayda; her ne kadar Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun uyarlama davasındaki usul ve esaslara göre düzenlenmediği, Mahkemece de gerekçelendirmenin kira bedelinin tespiti yönünde yapıldığı, uyarlama koşullarının bulunup bulunmadığının ayrıntılı olarak değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Buna göre Mahkemece; uyulan bozma ilamında açıklanan sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin kural ve yöntemler ışığında, kiralananın niteliği, kullanım alanı, konumu, bölgede kira parasını da etkileyecek normalin üstündeki imar ve ticari gelişmeler gibi değişiklikler, emsal kira paraları, vergi ve amortisman giderlerindeki artışlar gibi hususlarda bilirkişi raporu alınması ve sonrasında bu rapor ile dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, uyarlama koşullarının oluşup oluşmadığının denetime elverişli şekilde belirlenmesi, uyarlama koşullarının oluştuğu sonucuna varılması halinde kiracının ne miktar kira parasından sorumlu olacağının tespit edilmesi, uyarlama koşullarının oluşmadığı sonucuna varılması halinde ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin açıklanan kural ve yöntemler gözetilmeden eksik inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle,</p>

<p>1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,</p>

<p>2.Davalı vekili tarafından Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,</p>

<p>1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20252958-e-2026118-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1.jpg" type="image/jpeg" length="85226"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026’da Avukatlar İçin Kira Giderlerini Düşürmenin Yasal Yolları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/2026da-avukatlar-icin-kira-giderlerini-dusurmenin-yasal-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/2026da-avukatlar-icin-kira-giderlerini-dusurmenin-yasal-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 itibarıyla hukuk alanında çalışan birçok profesyonel için kira giderleri, bütçe yönetiminin en hassas kalemlerinden biri hâline gelmiştir. Türkiye Barolar Birliği verilerine göre 31.12.2025 itibarıyla Türkiye’de kayıtlı avukat sayısı 206.678’e ulaşmıştır. Bu yoğunluk, özellikle büyük şehirlerde ofis talebini arttırmakta ve merkezi konumlar üzerindeki mali baskıyı büyütmektedir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kira baskısının büyümesi aslında tesadüf de değildir. TÜİK tarafından yayımlanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine göre Mart 2026’da aylık enflasyon %1,94, yıllık enflasyon ise %30,87 olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönem için 12 aylık TÜFE ortalamasına dayalı kira artış oranı Nisan 2026’da %32,82 seviyesine çıkmıştır. Bu oran, işyeri kiralarında da maliyet planlamasını doğrudan etkilemektedir.</p>

<h3><strong>Geleneksel Ofis Modelinin Gizli Maliyetleri</strong></h3>

<p>Avukatlar açısından, bir mekan kiralamak artık en önemli ihtiyacı karşılamış olmak anlamına gelmiyor. Asıl değerlendirilmesi gereken konu, toplam ofis maliyetinin uzun vadede gerçekten karşılanabilir olup olmadığıdır. Çünkü klasik kiralama modelinde maliyet yalnızca aylık kira bedelinden oluşmaz. Depozito, aidat, internet, elektrik, su, temizlik, ofis ekipmanları, mobilya, sekreterya ihtiyacı ve toplantı alanı kullanımı gibi birçok ek kalem zaman içinde toplam maliyeti ciddi ölçüde artırır. Üstelik bu giderlerin bir bölümü başlangıçta açıkça görünse de, bir bölümü kullanım sürecinde ortaya çıktığı için ilk bakışta fark edilmez. Bu da ofis kiralanırken hesaplanan bütçe ile fiilen katlanılan maliyet arasında önemli bir fark oluşmasına yol açar.</p>

<p>Özellikle tek başına çalışan ya da gününün büyük kısmını adliye, noter, icra dairesi ve müvekkil görüşmeleri arasında geçiren hukuk profesyonelleri açısından, sürekli olarak kullanılmayan bir ofis alanına düzenli ödeme yapılması verimlilik sorunu yaratabilir. Bu nedenle görünen kira bedeline odaklanmak yerine, maliyetleri ofisin tüm operasyonel yüküyle birlikte değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.</p>

<h3><strong>Modern Ofis Çözümleri: Toplam Maliyet Yönetimi</strong></h3>

<p>Tam bu noktada sektörel ihtiyaçlar düşünülerek kurgulanmış <strong><a href="https://www.jokerofis.com/avukatlara-ozel-ofis/?utm_source=hukukihaber&amp;utm_medium=blog&amp;utm_campaign=avukat&amp;utm_id=1&amp;utm_term=sanal" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">Avukatlara yönelik ofis çözümleri</span></a><span style="color:#2980b9"><u> </u></span></strong>yalnızca metrekare kiralamayı değil, toplam kullanım maliyetini kontrol altında tutmayı sağlar. Gününün önemli bölümünü adliyede, noterlerde, icra dairelerinde veya müvekkil görüşmelerinde geçiren bir hukuk profesyoneli için büyük ve tam zamanlı bir ofis her zaman verimli değildir. Bu nedenle uygun ofis seçimi yapılırken yalnızca aylık kira bedeline değil, gerçek kullanım ihtiyacına da bakılmalıdır.</p>

<p>Ayrıca maliyetin yönetilebilir olması için gider kalemlerinin dağınık yapısı da dikkate alınmalıdır. Kira, aidat ve hizmet giderlerinin birbirinden kopuk ilerlemesi, bütçe takibini zorlaştırmaktadır. Bu yüzden kira giderlerini yasal olarak düşürmek isteyen hukuk profesyonelleri için ilk adım, toplam maliyeti tek tek kalemler hâlinde görmek ve gerçekten ihtiyaç duyulan ofis modelini belirlemektir.</p>

<h3><strong>Sanal ve Hazır Ofis Modelleri: Esneklik ve Kurumsal İmaj</strong></h3>

<p>Bu aşamada sanal ofis ve hazır ofis modelleri, hukuk profesyonelleri için maliyet ve operasyon yönetiminde daha işlevsel çözümler sunmaktadır. Fiziksel ofis kullanımının her gün gerekli olmadığı durumlarda sanal ofis, yasal adres, sekreterya, posta ve kargo yönetimi gibi ihtiyaçları karşılayarak kurumsal görünümün korunmasına yardımcı olur. Daha düzenli ofis kullanımı gereken durumlarda ise hazır ofis, kullanıma hazır çalışma alanı ve tek noktadan yönetilen hizmet yapısıyla daha kontrollü bir seçenek hâline gelir. Böylece hem dağınık gider kalemleri azaltılabilir hem de ofis maliyetleri daha verimli şekilde yönetilebilir.</p>

<p>Düzenli bir çalışma alanına ihtiyaç duyan, müvekkil görüşmelerini ofiste yürütmeyi tercih eden veya daha kurumsal bir yapı kurmak isteyen hukuk profesyonelleri için hazır ofis modeli daha güçlü bir seçenek sunmaktadır. Kullanıma<span style="color:#2980b9"> </span><strong><a href="https://www.jokerofis.com/hazir-ofis/?utm_source=hukukihaber&amp;utm_medium=blog&amp;utm_campaign=avukat&amp;utm_id=1&amp;utm_term=hazir" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">hazır ofislerde</span></a> </strong>hızlıca çalışmaya başlanabilmesi, elektrik, internet, temizlik, aidat gibi giderlerin ve birçok hizmetin tek fatura altında toplanması önemli bir kolaylık sağlamaktadır. Ayrıca esnek sözleşme yapısı, ihtiyaç arttığında ek alan kullanımı, yasal adres, yüksek hızlı internet, güvenlik ve merkezi konum gibi avantajlar da hazır ofisi maliyet ve operasyon açısından daha avantajlı bir çözüm hâline getirmektedir.</p>

<p>Bu nedenle sanal ofis ve hazır ofis modelleri, yalnızca kira giderlerini yasal olarak düşürmek açısından değil; aynı zamanda dağınık gider kalemlerini sadeleştirmek, operasyonel yükü azaltmak ve merkezi konumlar içinde daha dengeli bir mali yapı kurmak açısından da değerlendirilebilecek çözümler arasında yer almaktadır. Özellikle hukuk alanında çalışan ve maliyet kadar profesyonel görünümü de korumak isteyen kişiler için bu modeller, klasik kiralamaya kıyasla daha planlı ve daha verimli bir yapı sunabilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>İhtiyaca Uygun, Esnek ve Verimli Çözümler</strong></h3>

<p>Sonuç olarak; 2026’da avukatlar için doğru yaklaşım, yalnızca düşük kira ödenecek bir ofis aramak değildir. Önemli olan, ihtiyaçla uyumlu, esnek ve verimli bir model seçmektir.</p>

<p>Joker Ofis’in sunduğu sanal ofis, hazır ofis, coworking ve kurumsal ofis seçenekleri; bu yeni dönemde maliyetleri optimize etme, operasyonel yükü azaltma ve profesyonel imajlarını koruma fırsatı sağlamaktadır.</p>

<p><u>Joker Ofis, <strong><a href="https://www.jokerofis.com/iletisim?utm_source=hukukihaber&amp;utm_medium=blog&amp;utm_campaign=avukat&amp;utm_id=1&amp;utm_term=iletisim%20https://www.jokerofis.com/avukatlara-ozel-ofis/?utm_source=hukukihaber&amp;utm_medium=blog&amp;utm_campaign=avukat&amp;utm_id=1&amp;utm_term=sanal" rel="dofollow">Avukatlar için özel ofis çözümleri arayan, uygun ofis isteyen ve merkezi konumlar içinde profesyonel görünümünü korumak isteyen <span style="color:#3498db">hukuk profesyonelleri için değerlendirilebilir alternatifler sunmaktadır.</span></a></strong></u></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/2026da-avukatlar-icin-kira-giderlerini-dusurmenin-yasal-yollari</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/joker-ofis-blog-1280-720-1.jpg" type="image/jpeg" length="51191"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Devriye Görevi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/carsi-ve-mahalle-bekcilerinin-devriye-gorevi-cmbk-m-61-a-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/carsi-ve-mahalle-bekcilerinin-devriye-gorevi-cmbk-m-61-a-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çarşı ve mahalle bekçilerinin temel görevlerinden birisi de devriyedir. Devriye görevi, bir kavram olarak mevzuatta tanımlanmış değildir. Devriye usulünü açıklayan hükümlere bakıldığında devriye görevinin, "belirlenmiş bir bölgede kamu düzenini korumak, suç işlenmesini önlemek ve işlenmiş suçlarla ilgili görevleri amacıyla üniformalı ve teçhizatlı en az iki görevli tarafından yerine getirilen düzenli dolaşma faaliyeti" olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>Devriye görevi, sıradan bir dolaşma faaliyeti değildir. Bu faaliyetle suç işlenmeden önce caydırıcılık sağlanarak muhtemel olayların engellemesi, kritik tesislerin koruması, suç yoğun bölgelerin kontrol altına alınması, yardıma muhtaç kişilere destek olunması, işlenmiş suçlarda hızlıca olaya müdahale edilmesi, şüphelilerin yakalanması ve delillerin koruma altına alınması amaçlanmaktadır.</p>

<p>Devriye görevinin yerine getirileceği yere "Devriye Bölgesi" denilmektedir. Devriye bölgesi içerisinde kontrol edilmesi gereken yerler, devriye görevlileri veya sorumlu amirler tarafından belirlenebilir. Bu yerlere gidilirken takip edilecek yola "Devriye Güzergahı" denilmektedir. Devriye güzergahı belirlenmişse bu bir planlı devriyedir. Devriye görevliyle ilgili bir ayrım da devriyenin yaya veya araçlı olup olmadığıdır. Devriye görevlileri, yürüyerek görevini ifa ediyorsa "yaya devriye", motorlu taşıtları kullanıyorsa "araçlı devriye" olarak adlandırılmaktadır.</p>

<p>7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nda <strong>"</strong><i>Önleyici ve koruyucu görev ve yetkiler</i>" başlıklı m.6’da<strong> </strong>"<i>(1) Çarşı ve mahalle bekçileri; a) Görev saatleri içinde görevlendirildikleri bölgede devriye hizmeti yürütmek, … ile görevli ve yetkilidir</i>" hükmü bulunmaktadır. Kanunun uygulanmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Çalışma Usul ve Esaslar ile Kıyafetlerine Dair Yönetmelik m. 12’de düzenlenen devriye görevi, 09 Nisan 2026 tarihinde değiştirilmiştir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="321">
   <p><strong>Maddenin Eski Hali</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="321">
   <p><strong>Maddenin Yeni Hali</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="321">
   <p><strong>Devriye usulü</strong></p>

   <p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Çarşı ve mahalle bekçileri görevlendirildikleri bölgede devriye hizmetini yürütmeye mecburdurlar. Sıralı amirlerinin izni olmadıkça herhangi bir sebep ve bahane ile devriye hizmetine ara verilemez.</p>

   <p>(2) Görev süresince bağlı bulundukları birim ile ne şekilde temas ve irtibat kuracakları yetkili amir tarafından tespit edilir.</p>

   <p>(3) Devriyeler en az iki kişiden oluşur. Kıdemli olan devriyenin amiridir, sağda yürür.</p>

   <p>(4) Tabancalar kılıflarında bulunur. Yalnız tehlikeli anlarda ele alınır.</p>

   <p>(5) Görev esnasında yürüyüş ağır adımlarla yapılır, dönemeçlerde köşe başlarında durularak etraf gözetilip incelenir. Yürüyüşlerde ani dönüşler yapılarak gözetlenip gözetlenmediği veya izlenip izlenmediği kontrol edilir. Zaman zaman suç işlenmesini önleme maksadıyla tek düdük çalınır.</p>

   <p>(6) Bölge sınırlarında karşılaşan çarşı ve mahalle bekçileri birbirlerine olaylara ait bilgileri aktarırlar ve gecikmeksizin devriye görevine devam ederler.</p>

   <p>(7) Çarşı ve mahalle bekçileri, görevlendirildikleri bölgelerdeki mahalle, cadde ve sokakları, meydan, park, bahçe, mesire yeri gibi yerler ile sağlık hizmeti veren yerleri, önemli bina ve tesisleri, kamu kurum ve kuruluşları, umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ve emniyet ve asayiş bakımından önemli olan diğer yerleri öğrenmeye mecburdurlar.</p>

   <p>(8) Çarşı ve mahalle bekçileri, yapılacak kontrolün ardından, görevin icra edileceği bölgenin mesafesi göz önüne alınarak gerektiğinde görevlendirildikleri bölgelere bırakılabilir ve görev sona erdiğinde geri alınabilir.</p>
   </td>
   <td valign="top" width="321">
   <p><strong>Devriye usulü</strong></p>

   <p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Çarşı ve mahalle bekçilerinin yaya devriye görevleri sırasında uyulması gereken kurallar aşağıda belirtilmiştir:</p>

   <p>a) Sıralı amirlerinin izni olmadıkça herhangi bir sebep ve bahane ile devriye hizmetine ara verilemez.</p>

   <p>b) Görev süresince bağlı bulundukları birim ile ne şekilde temas ve irtibat kuracakları yetkili amir tarafından tespit edilir.</p>

   <p>c) Devriyeler en az iki kişiden oluşur. Kıdemli olan devriyenin amiridir, sağda yürür.</p>

   <p>ç) Tabancalar kılıflarında bulunur. Yalnız tehlikeli anlarda ele alınır.</p>

   <p>d) Görev esnasında yürüyüş ağır adımlarla yapılır, dönemeçlerde köşe başlarında durularak etraf gözetilip incelenir. Yürüyüşlerde ani dönüşler yapılarak gözetlenip gözetlenmediği veya izlenip izlenmediği kontrol edilir. Zaman zaman suç işlenmesini önleme maksadıyla tek düdük çalınır.</p>

   <p>e) Bölge sınırlarında karşılaşan çarşı ve mahalle bekçileri birbirlerine olaylara ait bilgileri aktarırlar ve gecikmeksizin devriye görevine devam ederler.</p>

   <p>f) Çarşı ve mahalle bekçileri, yapılacak kontrolün ardından, görevin icra edileceği bölgenin mesafesi göz önüne alınarak gerektiğinde görevlendirildikleri bölgelere bırakılabilir ve görev sona erdiğinde geri alınabilir.</p>

   <p><strong>(2) Çarşı ve mahalle bekçilerinin araçla devriye görevleri genel kolluk nezaretinde yerine getirilir. Bu durumda mevzuatla genel kolluk kuvvetlerine tevdi edilen görevlerde genel kolluk kuvvetlerine yardımcı olurlar.</strong></p>

   <p>(3) Çarşı ve mahalle bekçileri, görevlendirildikleri bölgelerdeki mahalle, cadde ve sokakları, meydan, park, bahçe, mesire yeri gibi yerler ile sağlık hizmeti veren yerleri, önemli bina ve tesisleri, kamu kurum ve kuruluşları, umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ve emniyet ve asayiş bakımından önemli olan diğer yerleri öğrenmeye mecburdurlar.</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Yönetmelikteki maddeler incelendiğinde devriye görevinin süreklilik ve disiplin içinde yerine getirilmesi için sıralı amirlerinin izni olmadıkça herhangi bir sebep ve bahane ile devriye hizmetine ara verilmesi yasaklanmıştır. Görevlilerin takibi, sıralı amirlerdedir. Güvenlik zafiyeti oluşmaması için devriye personeli, kendi inisiyatifiyle görevi terk edemez. Personelin ihtiyaç veya zorunlu hallerde mutlaka amirine bilgi vermesi gerekir. Nitekim görevlilerin, görev süresince bağlı bulundukları birim ile ne şekilde temas ve irtibat kuracakları yetkili amir tarafından tespit edilir. Devriye personelinin birimiyle kuracağı temasın yöntemi, haberleşme disiplini sağlar. Uygulamada yaygın olarak telsiz veya telefon yoluyla haberleşme sağlandığı gözlemlenmektedir. Haberleşme; personelin görev başında olup olmadığını kontrol etmek, bir olay meydana geldiğinde acil müdahale koordinasyonu sağlamak ve haberleşmede bilgi güvenliği sağlamak için önemlidir.</p>

<p>Devriye görevleri ekip olarak yerine getirilir. Devriyeler en az iki kişiden oluşur. Kıdemli olan devriyenin amiridir, sağda yürür. En az iki kişi olma kuralı, bir olay anında personelin birbirini koruması ve müdahale esnasında saldırıya uğrama ve hata yapma riskini azaltmak içindir. Resmi protokolde "sağ" taraf genellikle üstün veya kıdemlinin yeri olduğu için kıdemli olan sağda yürümektedir.</p>

<p>Devriye görevi öncesinde teçhizat kontrolü önemlidir. Telsiz, kelepçe, kelepçe anahtarı, cop, biber gazı, fener gibi resmi teçhizat kontrol edilerek bunların doğru olarak teçhizat kemerinde olduğu kontrol edilmelidir. Özellikle zati demirbaş silahın temizliğine ve mekanizmanın doğru çalışıp çalışmadığına bakılır. Şarjörlerin tam dolu olduğu ve yedek şarjörün bulunup bulunmadığı teyit edilir. Devriye görevi esnasında silahın kılıfında olması, personelin profesyonel duruşunu gösterir ve muhataplar üzerinde caydırıcı bir görüntü oluşturur. Ayrıca belirtmek gerekir ki teçhizat kemerlerindeki kılıflar, silahın bir başkası tarafından kapılmasını engelleyen güvenlik kilitlerine sahiptir. Böylece devriye personelinin yakın temas veya boğuşma anında silahını kaptırma riski azalmış olur.</p>

<p>Çarşı ve mahalle bekçileri, silah taşıma ve kullanma yetkisine sahiptir. Direnme veya saldırı olmadıkça tabancalar kılıflarında bulunur. Yalnız tehlikeli anlarda ele alınır. Gereksiz yere elinde silahla dolaşan bir devriye, hem üniformanın ciddiyetine yakışmayan bir davranış sergilemiş olur hem de etraftaki kişileri panikletir. Tehlike anında ise kanuna uygun olarak silahı kullanmak gerekir. Özellikle bıçaklı şahıslara yaklaşırken güvenlik mesafesi korunmalı, bir görevli silahlı müdahale için daima hazır olmalıdır. Yalnızca kaçan bir şüphelinin kaçışını önlemek veya yalnızca hareket halindeki araçları durdurmak için ateşli silah kullanmaktan "zorunlu olmadıkça" kaçınılmalıdır.</p>

<p>Görev esnasında yürüyüş ağır adımlarla yapılır. Hızlı yürümek detayların kaçmasına neden olur. Ağır yürüyüş, şüpheli hareketleri fark etmeyi sağlar ve personelin fiziksel olarak çabuk yorulmasını engeller. Yürüyüşlerde ani dönüşler yapılarak gözetlenip gözetlenmediği veya izlenip izlenmediği kontrol edilir. Devriye personeli her zaman hedef olabilir. Arkadan takip edilip edilmediğini anlamak ve arkada kalan bölgedeki hareketliliği denetlemek için bu yöntem kullanılır. Zaman zaman suç işlenmesini önleme maksadıyla tek düdük çalınır. Bu düdük sesi, bir yönüyle güven mesajıdır. Suç işlemeye niyetli kişiler üzerinde psikolojik baskı kurar ve bölge sakinlerine güven verir. Birden fazla veya sürekli düdük sesi genellikle imdat anlamına gelirken tek düdük ise rutin denetim işaretidir.</p>

<p>Güvenlik hizmetlerinde etkinliği artırmanın bir yolu da bilgi paylaşımıdır. Her görevli, işle ilgili edindiği bilgileri sıralı amirleri ve diğer görevlilerle koordine amacıyla paylaşmalıdır. Bu noktada belirtmek gerekir ki bölge sınırlarında karşılaşan çarşı ve mahalle bekçileri birbirlerine olaylara ait bilgileri aktarırlar ve gecikmeksizin devriye görevine devam ederler. Bu bilgi aktarımı sayesinde bir bölgeden diğerine geçme ihtimali olan şüpheli şahıslar, araçlar veya o geceye özgü suçlar (hırsızlık ihbarı, kavga, toplanma vb.) durumlar hakkında birbirlerini güncellerler. Eğer bir bölgede takip edilen bir durum varsa, komşu bölgedeki bekçinin de buna göre önlem alması veya destek olması sağlanır. Uzun süreli sohbetler her iki bölgede de güvenlik zafiyeti yaratabileceğinden bu görüşmeler makul bir süre içinde tamamlanmalıdır.</p>

<p>Çarşı ve mahalle bekçileri, yapılacak kontrolün ardından, görevin icra edileceği bölgenin mesafesi göz önüne alınarak gerektiğinde görevlendirildikleri bölgelere bırakılabilir ve görev sona erdiğinde geri alınabilir. Çarşı ve mahalle bekçilerinin görev bölgeleri geniş veya polis merkezinden uzak olabilir. Yürüyerek gitmek zaman kaybına ve personelin fiziksel olarak yorulmasına neden olur. Araçla bırakılma, personelin zinde bir şekilde göreve başlamasını sağlar. Tüm bölgelere bekçilerin eş zamanlı ve hızlı bir şekilde intikal ettirilmesi, görevlilerin kısa sürede işe başlamasına yardımcı olur. Görev sonu geri alımlar, aynı zamanda personelin tuttuğu raporların birime güvenli bir şekilde ulaştırılmasını sağlar.</p>

<p>Bir çarşı ve mahalle bekçisinin görev yaptığı yeri, tabiri caizse avucunun içi gibi bilmesi, hem suçla mücadelede hem de acil durumlarda hayati önem taşır. Görev bölgesini tanıyan görünür ve hareket kabiliyeti yüksek olan devriye personeli, suç işlemeye niyetlenenlerin suç işleme cesaretinin kırılmasına ve yakalanma korkusuna kapılmasına neden olur. Bir ihbar geldiğinde veya bir ses duyulduğunda, kestirme yolları, sokak giriş-çıkışlarını ve kör noktaları bilmek, olay yerine en kısa sürede ulaşmayı sağlar. Hangi parkın akşamları uyuşturucu veya kavga riski taşıdığını, hangi kamu binasının daha hassas olduğunu bilmek, devriye güzergahını bu risklere göre belirlemesine imkan verir. Özellikle yoğun şikayet edilen bölgeleri sıkı kontrol etmek, birçok olumsuz olayı engelleyebilir. Çarşı ve mahalle bekçisi, sadece coğrafi yapıyı değil, o bölgenin sosyal dokusunu ve suç profilini de öğrenmelidir.</p>

<p>Devriye görevi esnasında çarşı ve mahalle bekçileri, kanunla kendilerine verilen diğer görevleri yerine getirebilir ve yetkileri kullanabilir. Örneğin durdurma ve kimlik sorma yapabilir (ÇMBK m. 7) ve adli görevleri yerine getirebilir (ÇMBK m. 8). Yardıma muhtaç kişilere veya kaza mağdurları gibi kişilere yardım edebilir. Dolayısıyla çarşı ve mahalle bekçisi için devriye görevi, işin omurgasıdır.</p>

<p>Son olarak değinmek gerekir ki yapılan değişiklikte maddenin içeriğinin büyük oranda aynı kaldığı, maddenin numaralandırmasında değişikliğe gidildiği, eski halinde fıkra olarak düzenlenen hükümlerin bent olarak düzenlendiği görülmektedir. En önemli değişiklik ise maddenin ikinci fıkrasına eklenen "<strong><i>(2) Çarşı ve mahalle bekçilerinin araçla devriye görevleri genel kolluk nezaretinde yerine getirilir. Bu durumda mevzuatla genel kolluk kuvvetlerine tevdi edilen görevlerde genel kolluk kuvvetlerine yardımcı olurlar"</i></strong> hükmüdür. Böylece çarşı ve mahalle bekçilerinin genel kolluk nezaretinde <strong>araçla devriye</strong> yapmalarına ve bu görevlerde kolluğa yardımcı olabilmesine hukuki dayanak oluşturulmuştur.</p>

<p>Sonuç olarak çarşı ve mahalle bekçilerine devriye görevleriyle ilgili olarak şu 10 altın kuralı hatırlatmakta fayda vardır.</p>

<p><strong>1. Görev Alanını Tanı</strong>: Sorumlu olduğun bölgenin her köşesini, kör noktalarını, giriş-çıkışlarını ve kritik noktalarını ezbere bil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2. Daima Hazırlıklı Ol</strong>: Telsiz, fener, düdük, kelepçe gibi ekipmanlarının tam ve çalışır durumda olduğundan emin ol.</p>

<p><strong>3. Farkındalığını Yüksek Tut:</strong> Çevrendeki olağan dışı sesleri, kokuları veya şüpheli hareketleri fark etmek için duyularını açık tut; rutine alışmak en büyük düşmanındır.</p>

<p><strong>4. İletişim Kanallarını Açık Tut:</strong> Merkeze veya ekip arkadaşlarına düzenli durum raporu ver, bir olay anında yardım istemekten çekinme.</p>

<p><strong>5. Yetkilerini Bil:</strong> Durdurma, kimlik sorma ve zor kullanma yetkilerinin yasal çerçevesini iyi öğren.</p>

<p><strong>6. Profesyonel Davran:</strong> Vatandaşla veya şüpheliyle iletişimde nazik ama mesafeli ol, kişisel duyguları işine karıştırma ve provokasyonlara gelme.</p>

<p><strong>7. Kendi Güvenliğine Öncelik Ver</strong>: Şüpheli bir duruma müdahale etmeden önce kendi güvenliğini sağla ve asla gereksiz risklere girme.</p>

<p><strong>8. Raporlama</strong>: Gördüğün her türlü olumsuzluğu veya şüpheli durumu detaylıca not al ve ilgili kişilere/kurumlara bildir.</p>

<p><strong>9. İlk Yardım Bilgisi:</strong> Yangın, kaza veya yaralanma durumlarında yapılacak ilk müdahale adımlarına hakim ol.</p>

<p><strong>10. Kişisel Gelişim:</strong> Mevzuat değişikliklerini takip et, silah-teçhizat bilgisi ve savunma teknikleri gibi mesleki becerilerini sürekli güncel tut.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/doc-dr-enver-kasli" title="Doç. Dr. Enver KAŞLI"><img alt="Doç. Dr. Enver KAŞLI" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/05/enver-kasli.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/doc-dr-enver-kasli" title="Doç. Dr. Enver KAŞLI">Doç. Dr. Enver KAŞLI</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/carsi-ve-mahalle-bekcilerinin-devriye-gorevi-cmbk-m-61-a-1</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/06/bekcia40.jpg" type="image/jpeg" length="94294"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Avukatlarımıza maddi anlamda dokunmak istiyoruz!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-avukatlarimiza-maddi-anlamda-dokunmak-istiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-avukatlarimiza-maddi-anlamda-dokunmak-istiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Özellikle avukatlarımızın son zamanlarda yaşadığı sorunları çok iyi biliyoruz. Düzenleyeceğimiz paketlerde hem hukuk yargılamasını hızlandırmak istiyoruz, hem de bir anlamda avukatlarımıza maddi anlamda dokunmak istiyoruz” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Gürlek, Türk Hukuk Enstitüsü heyetini Bakanlık'ta kabul etti. Türk Hukuk Enstitüsü'nün kökleri, tarihi ve gelenekleri olan bir kurum olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, “İnşallah biz de beraber çalışacağız. Sizin fikirleriniz, çalışma planlarınız bizim için önemli. Biliyorsunuz şu an yargıda bir reform stratejisi bir reform hamlesi yaptık. Özellikle yargının sorunlarına ilişkin, yargının hızlandırılmasına ilişkin bir kısım önemli adımlar daha atmayı düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘AVUKATLARIMIZA BİZ YARDIMCI OLMAK İSTİYORUZ’</strong></p>

<p>Avukatların son zamanlarda yaşadıkları sorunları çok iyi bildiklerini vurgulayan Bakan Gürlek, şunları söyledi:</p>

<p>“Biz adalet ailesiyiz. Bu adalet ailesinde 209 bin avukatımız, 212 bin hakim, savcı ve adliye personelimiz var. Burada hep birlikte bir çalışma yapmamız gerekiyor. Özellikle avukatlarımızın son zamanlarda yaşadığı sorunları çok iyi biliyoruz. Düzenleyeceğimiz paketlerde hem hukuk yargılamasını hızlandırmak istiyoruz, hem de bir anlamda avukatlarımıza maddi anlamda dokunmak istiyoruz.”</p>

<p><strong>‘HUKUK MESLEĞİ GİRİŞ SINAVINDA KALİTE ARTTI’</strong></p>

<p>Hukuk mesleğine giriş sınavlarının kalitesinin arttığını dile getiren Bakan Gürlek, “Biliyorsunuz hukuk mesleklerine giriş sınavı yapıldı. Biraz zor bir sınav. Evet barajları da yüksek ama bu kesinlikle bu mesleğin nitelikli ve elit bir meslek haline gelmesi gerektiriyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘AVUKATLARIMIZIN SORUNLARINI BİLİYORUZ’</strong></p>

<p>Hukuk fakültelerine giriş başarı sıralamasının 125 binden 100 bine çekildiğini belirten Bakan Gürlek, bu rakamı daha da düşürmek istediklerini ifade etti. Avukatlık mesleğinin elit bir meslek olduğuna vurgu yapan Bakan Gürlek, .savunma makamının kutsal olduğunu ifade ederek, “Burada zaten üç tane sacayağı birlikte işlerse yargıda başarı sağlanır. Burada elbette avukatlarımızın sorunlarını biliyoruz. Uygulamadaki mahkeme kalemlerinde çektiği sorunları da biliyoruz.” dedi.</p>

<p><strong>E-DURUŞMA İLE DAHA ETKİN YARGISAL SÜREÇLER</strong></p>

<p>Yargısal süreçleri daha etkin ve hızlı hale getiren e-Duruşma uygulamasının özellikle hukuk davalarında önemli ölçüde kullanıldığını belirten Bakan Gürlek, e-Duruşmada da kapsamı genişletmeyi düşündüklerini kaydetti. Bakan Gürlek, 12'inci Yargı Paketi'nde e-duruşma yoluyla ön inceleme duruşmasına katılabilme imkanı getirmeyi planladıklarını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-avukatlarimiza-maddi-anlamda-dokunmak-istiyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/akin-gurlek-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="30277"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DAVANIN KABULÜ İLE BİRLİKTE DAVA SONA ERDİĞİNDEN, KABUL BEYANINDAN SONRA YAPILAN YARGILAMA GİDERLERİNDEN DAVALI SORUMLU TUTULAMAZ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/davanin-kabulu-ile-birlikte-dava-sona-erdiginden-kabul-beyanindan-sonra-yapilan-yargilama-giderlerinden-davali-sorumlu-tutulamaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/davanin-kabulu-ile-birlikte-dava-sona-erdiginden-kabul-beyanindan-sonra-yapilan-yargilama-giderlerinden-davali-sorumlu-tutulamaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Davalının kabul beyanı ön inceleme duruşmasından önce gerçekleştiğinden, hükmedilmesi gereken karar ve ilam harcının 1/3'üne ve vekalet ücretinin 1/2'sine hükmedilmesine karar verilmiştir. Kabul, karşı tarafın ve hakimin kabulüne bağlı olmayan, davayı sona erdiren tek taraflı irade beyanıdır. Davalı ön inceleme duruşmasından önce davayı kabul etmiştir. Kabulle birlikte dava sona erdiğine göre, kabul beyanından sonra yapılan yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulamaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>YARGITAY</strong></p>

<p><strong>1. HUKUK DAİRESİ</strong></p>

<p><strong>Esas Numarası: 2025/3698</strong></p>

<p><strong>Karar Numarası: 2025/4142</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi: 01.10.2025</strong></p>

<p><strong>MURİS MUVAZAASI</strong></p>

<p><strong>DAVAYI KABUL</strong></p>

<p><strong>KABUL BEYANINDAN SONRA YAPILAN YARGILAMA GİDERLERİ</strong></p>

<p><strong>ÖZETİ: </strong>Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi davayı kabulün, davaya son veren taraf işlemi olduğu, hüküm kesinleşinceye kadar davayı kabul etmenin mümkün olduğu, davalının dilekçesiyle Kanun’da belirlenen şekle uygun olarak davayı kabul ettiğini, kabul beyanına istinaden taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptaline ve tapunun davalının miras payı oranında tesciline, bakiye payın ise davalı üzerinde bırakılmasına, tüm dosya kapsamından davalının dava açılmasına sebebiyet verilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmeyerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilerek Harçlar Kanunu'nun ilgili maddesi gereğince, davalının kabul beyanı ön inceleme duruşmasından önce gerçekleştiğinden, hükmedilmesi gereken karar ve ilam harcının 1/3'üne ve vekalet ücretinin 1/2'sine hükmedilmesine karar verilmiştir. Kabul, karşı tarafın ve hakimin kabulüne bağlı olmayan, davayı sona erdiren tek taraflı irade beyanıdır. Davalı ön inceleme duruşmasından önce davayı kabul etmiştir. Kabulle birlikte dava sona erdiğine göre, kabul beyanından sonra yapılan yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulamaz. Bu nedenle Mahkemece keşfen belirlenen değer değil, dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanacak nispi ücreti vekâletin yarısına, Harçlar Kanunu'nun ilgili maddesi gereğince karar ve ilam harcının 1/3'üne hükmedilmesi ve sadece kabul beyanından önceki yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması, kabul beyanından sonraki yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekir.</p>

<p><strong>ÖZETİ:</strong></p>

<p>SAYISI : 2025/565 E., 2025/522 K.</p>

<p>İLK DERECE MAHKEMESİ : Lapseki 1. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p>SAYISI : 2024/252 E., 2025/58 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kök murisi ...ın 05.07.2016 tarihinde ölümü neticesinde, mirasçı olarak geriye eşi ........... çocukları .................................... ve kök muristen önce ölen çocuğu ..................’ın çocukları ......................ın kaldığını, kök muris ..................’ın maliki olduğu, .................ilçesi, ............ köyü, ............. mevkii 1 25... parsel de kayıtlı 2.461,74 m²'lik taşınmaz ve içinde bulunan yazlık evin davalıya muvazaalı olarak devredildiğini haricen öğrendiklerini, mirasçı .................... tarafından Lapseki Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/370 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını ve davada muvazaa iddiasının kabul edildiğini ve kanun yollarından geçerek kararın kesinleştiğini, diğer mirasçılardan ...ın da aynı konuda dava açtığını ve açılan bu davada da muvazaa nedeniyle davanın kabul edilerek kesinleştiğini ve tapuya miras hisseleri oranında tescillerinin yapıldığını, bu arada kök muris ...ın karısı mirasçı ................ın da öldüğünü, ..............ın ölümü neticesinde geriye mirasçı olarak .................... ve kök muristen önce ölen çocuğu ...................’ın çocukları ............'ın ve müvekkili ...................'ın kaldığını, ....................’ın miras hissesi için mirasçılardan ..............................'ın Mahkemenin 2021/ 478 Esas numaralı davasıyla muris muvazaasına dayanılarak tapu iptali - tescil davası açıldığını, davanın muris muvazaası nedeniyle kabul edildiğini ve davacılar adına ... hissesine düşen miras payı üzerinden tapunun iptal edilerek adlarına tapuya tesciline karar verildiğini, bu nedenle davanın kabulü ile ... köyü, ............. mevkii, 1 25... parselde kayıtlı, olan 2.461,74 m²'lik taşınmazda davalı adına olan tapunun 1/8 hissesinin iptaline, taşınmazın 1/8 hissesinin muris ...................’dan olan miras hissesi karşılığı olarak davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili 03.07.2024 tarihli dilekçesinde özetle; davayı kabul ettiklerini, kabul beyanları doğrultusunda dosyanın karara bağlanmasını ve HMK 312/2 uyarınca yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. MAHKEME KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davayı kabulün, davaya son veren taraf işlemi olduğu, hüküm kesinleşinceye kadar davayı kabul etmenin mümkün olduğu, davalının dilekçesiyle HMK 309. maddesinde belirlenen şekle uygun olarak davayı kabul ettiğini, kabul beyanına istinaden taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptaline ve tapunun davalının miras payı oranında tesciline, bakiye payın ise davalı üzerinde bırakılmasına, tüm dosya kapsamından davalının dava açılmasına sebebiyet verilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmeyerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilerek Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince, davalının kabul beyanı ön inceleme duruşmasından önce gerçekleştiğinden, hükmedilmesi gereken karar ve ilam harcının 1/3'üne ve vekalet ücretinin 1/2'sine hükmedilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Nedenleri</p>

<p>Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; HMK’nın 312. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hükme rağmen aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini, 03.07.2024 tarihinde sundukları kabul dilekçesiyle davayı ilk duruşma öncesinde kabul ettiklerini, ayrıca müvekkilinin davanın açılmasına kendi hal ve davranışlarıyla sebebiyet vermediğini, davacının dava öncesi müvekkilini ferağ vermeye davet etseydi bu talebin kabul edileceğini, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, benzer bir dosyada, ferağ vermeye davet edilmeyen ve davayı ilk celseden önce kabul eden davalının yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu olmayacağını karara bağladığını, davayı kabul ettiklerini belirtmelerine rağmen mahkemece keşif yapıldığını ve bilirkişi raporu alındığını, yargılama giderlerinin artmasına sebep olunduğunu, bu nedenle yargılama giderlerinin müvekkiline yükletilmesinin hakkaniyetsiz olacağını, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararında istinaf başvuru nedenlerinin açıkça irdelenmediğini, tatmin edici bir gerekçe bildirilmediğini belirterek kararın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.</p>

<p>Dosyanın incelenmesinden; davanın 50.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, davalının ön inceleme duruşmasından önce 03.07.2024 tarihinde davayı kabul ettiği, sonrasında Mahkemece 15.12.2024 tarihinde keşif icra edilerek çekişme konusu taşınmazın değerinin saptandığı, keşfen saptanan değer üzerinden davacı tarafından tamamlama harcının yatırıldığı anlaşılmıştır.</p>

<p>6100 sayılı HMK’nın 308. maddesi gereğince, kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Aynı maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur. Öte yandan davayı kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur (HMK’nın 311/1). Davalının davayı kabul etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer.</p>

<p>Karar ve ilam harçları ile vekalet ücreti HMK'nın 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden olup, bu giderlerden aynı Kanun'un 326. maddesi uyarınca yargılamada haksız çıkan taraf sorumludur.</p>

<p>HMK'nın 312. maddesi hükmü gereğince, kabul beyanında bulunan taraf davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Davalı, davanın açılmasına kendi hal ve davranışları ile sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmez.</p>

<p>Davanın kabulünde vekalet ücretinin ne şekilde belirleneceği, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi ile "anlaşmazlık davanın konusuz kalması, kabul, feragat, sulh veya her hangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, tarife hükümleri ile belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur..." şeklinde düzenlenmiştir.</p>

<p>Davanın kabulünde harçların ne şekilde belirleneceği ise 492 sayılı Harçlar Kanununun 22. maddesi ile "Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır." şeklinde düzenlenmiştir.</p>

<p>Yukarıda da belirtildiği gibi kabul, karşı tarafın ve hakimin kabulüne bağlı olmayan, davayı sona erdiren tek taraflı irade beyanıdır. Davalı ön inceleme duruşmasından önce davayı kabul etmiştir. Kabulle birlikte dava sona erdiğine göre, kabul beyanından sonra yapılan yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulamaz. Bu nedenle Mahkemece keşfen belirlenen değer değil, dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesi gereğince hesaplanacak nispi ücreti vekâletin yarısına, Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince karar ve ilam harcının 1/3'üne hükmedilmesi ve sadece kabul beyanından önceki yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması, kabul beyanından sonraki yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekirken Mahkemece keşfen saptanan değer üzerinden davalı aleyhine harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin tamamından davalının sorumlu tutulması isabetsizdir.</p>

<p>Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının hüküm fıkrasının 2, 3, ve 4 numaralı bentlerinin tümüyle hükümden çıkarılmasına, hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinden sonra gelmek üzere 2, 3, 4, 5 ve 6. bentler olarak "2- Davalılar ön inceleme duruşmasından önce davayı kabul ettiklerinden Harçlar Kanunu gereğince; dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden alınması gereken 1.138,35 TL ilam harcından, davacının yatırmış olduğu 27.241,92 TL tamamlama harcı ve 853,88 TL peşin harcın mahsubu ile fazla alındığı anlaşılan 26.957,45 TL'nin davacıya iadesine, 3- Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken ve davacıdan mahsup edilen 1.138,35 TL ilam harcı ve 853,88 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4- Davacı tarafından davalının davayı kabul beyan tarihi olan 03.07.2024 tarihine kadar yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 197,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 624,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT' nin 6. maddesi uyarınca tayin ve taktir olunan (30.000,00/2 =) 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6- Davacı tarafından yapılan 3.030,00 TL keşif harcı, 5.820,00 TL bilirkişi ücreti ve 660,00 TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 9.510,00 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına," cümlelerinin eklenmesine</p>

<p>Sonraki numaraların buna göre teselsül ettirilmesine, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>01.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.</p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">legalbank.net</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/davanin-kabulu-ile-birlikte-dava-sona-erdiginden-kabul-beyanindan-sonra-yapilan-yargilama-giderlerinden-davali-sorumlu-tutulamaz</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/yargi/yargitay-65437cf350acca5d8c7c48ac-1.jpg" type="image/jpeg" length="40406"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/31425 E., 2020/15883 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-201631425-e-202015883-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-201631425-e-202015883-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 12/11/2020 tarihli, 2016/31425 E., 2020/15883 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>9. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/31425 E., 2020/15883 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :İş Mahkemesi<br />
DAVA TÜRÜ : ALACAK</p>

<p>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>

<p><strong>Y A R G I T A Y K A R A R I</strong></p>

<p>Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde hafta içi 08.00-18.30 saatleri arasında, cumartesi günleri ise 08.00-14.00 saatleri arasında çalıştığını, genel tatil günlerinde de çalıştığını fakat bu çalışmalarının karşılığı fazla mesai ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini beyanla davacının ödenmeyen fazla mesai, ücret ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili, davacının idari kadroda görevli olduğunu, müvekkili şirkette mesainin 08:00-17:00 saatleri arasında olduğunu, buna yönelik imzalı puantaj kayıtları ve işyeri kayıtları bulunduğunu, işyerinde mevcut idari kadro elemanlarının çok nadir olarak ve kısa zamanlı fazla çalışma yaptıklarını, davacının fazla çalışmanın bulunduğu aylar fazla çalışma ücretinin yasal yollardan ödendiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.</p>

<p>Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Temyiz:<br />
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Gerekçe:</p>

<p>1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.</p>

<p>2-Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.<br />
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.<br />
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.</p>

<p>Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz ise de, işveren aleyhine dava açan kişiler davacı tanığı olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına kural olarak itibar edilmemesi; birbirlerine tanıklık eden kişilerin beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması ile bu tanıkların beyanlarının diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir. (Hukuk Genel Kurulu 2015/22-1595 E., 2016/783 K.)</p>

<p>İşçilerin birbirlerine tanıklık yapmak suretiyle menfaat birliği içine girmeleri hâlinde beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması ve salt beyanları ile sonuca gidilmemesi gerekir. Ancak yan deliller var ise dava açmış olsalar bile tanıkların beyanı diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Somut uyuşmazlıkta, davacının dinletmiş olduğu tanıkların davalı işverene karşı derdest davalarının bulunduğu gerekçesi ile davacının dava konusu fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispat edilemediği kabul edilmiş ise de davacının söz konusu alacakların ispatı noktasında salt tanık beyanlarına dayanmadığı, dosyaya davacının çalışma dönemine dair işyeri servis araçlarının hareket saatlerini gösterir araç takip kayıtlarının sunulduğu, tanık beyanları ile bu kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının haftalık 8 saat fazla mesaisi ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinin bir bölümünde çalıştığı hususlarını ispatladığı anlaşılmış olup yanılgılı değerlendirme ile söz konusu alacakların reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>3-İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca davacının çalıştığı işyerinin faaliyet gösterdiği alanda uzman bir bilirkişiden de görüş alınarak davacının fesih tarihindeki gerçek ücreti saptanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.</p>

<p>Somut olayda, davacı işçi net 1.500,00 TL ücret aldığını iddia etmiş, davalı ise davacının net 1.200,00 TL ücret aldığını savunmuştur. Davacı tanıkları işyerinde ücretin bir kısmının bankaya yatırıldığını, bir kısmının ise elden ödendiğini, davacının net 1.500,00 TL ücret aldığını ifade etmiştir.</p>

<p>Dosyaya sunulan 2015 yılı Şubat ayı işyeri dönem bordrosunda da davacının net 1.500,00 TL ücret aldığının belirtildiği anlaşılmış olup davacının yapmış olduğu iş, kıdemi, tanık beyanları ile işyeri dönem bordrosu birlikte değerlendirildiğinde davacının net 1.500,00 TL ücret aldığı kabulü ile dava konusu son 13 günlük fark ücret alacağına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong></p>

<p>Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12/11/2020 gününde oybirliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-201631425-e-202015883-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1a.jpg" type="image/jpeg" length="37261"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/9902 E., 2025/1687 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20239902-e-20251687-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20239902-e-20251687-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 04.02.2025 tarihli, 2023/9902 E., 2025/1687 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/9902 E., 2025/1687 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/464 Değişik İş - 2023/464 Karar<br />
SAYISI : İHK-2023/32444<br />
SAYISI : K-2023/150214</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.<br />
Belli edilen gün ve saatte duruşmalı temyiz eden davacı vekili Avukat Hayati Samut geldi, davalı adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması içi uygun görülen 04.02.2025 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı olan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası neticesinde davacı motosiklet sürücüsünün yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 23.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 1.000,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 25.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı ve Tramer kayıtları incelendiğinde kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının aksine davacı sürücüsünün asli ve tam kusuru ile kazanın meydana geldiğinin anlaşıldığını, davacı tarafından dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz yöntemi esas alınarak yapılması gerektiğini, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğini, komisyona başvuru tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i kadar olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında davacı motosiklet sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 57/c-2 maddesinde yer alan ''Kavşak kollarının trafik yoğunluğu bakımından farklı oldukları işaretlerle belirlenmemiş ise; Motorlu araçlardan soldaki sağdan gelen araca, geçiş hakkını vermek zorundadırlar'' kuralını ihlal ettiğinin, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise kural ihlalinin bulunmadığının tespit edildiği, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/1624 soruşturma sayılı dosyasında alınan kusur raporunda davacı motosiklet sürücüsünün kusuru ile kazanın meydana geldiğinin tespit edildiği ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmaması nedeniyle takipsizlik kararı verildiği, eldeki dava dosyasında adli trafik bilirkişiden alınan 21.05.2023 tarihli kusur raporunda davacı motosiklet sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 57/c-2 ve 84/h maddesinde yer alan ''Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama'' kuralını ihlal ettiği ve % 100 kusurlu olduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığının belirlendiği, alınan raporun denetime ve hüküm tesisine elverişli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Uyuşmazlık Hakem Heyetince adli trafik bilirkişiden alınan raporda yapılan kusur değerlendirmesinin kaza tespit tutanağı ve kazanın oluş şekline ilişkin yürütülen soruşturmada alınan ifadelerle uyumlu olduğu, başvuru sahibi vekilinin sigortalı aracın hızına ilişkin ileri sürdüğü hususların somut bir bilgiye dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V.TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar</p>

<p>Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyaya sunulan ve ... Öğretim Üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan teknik uzman görüşü başlıklı kusur raporu ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından alınan 21.05.2023 tarihli tek kişilik kusur raporu arasında ciddi çelişkiler ve farklılıklar mevcut olmasına ve Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre raporlar arasındaki çelişkinin ... Makine Fakültesi Öğretim Üyelerinden yada Karayolları Fen Heyeti'nden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak giderilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kazanın meydana geldiği tarihte yolun parke kaplama olmasına karşın asfalt olduğu belirtilmiş olup hız sınırı açısından önem arz eden ve sonuca etkisi bulunun bu hususun eksik inceleme ve maddi yanılgıya dayandığından söz konusu raporun esas alınmasının hatalı olduğunu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kontrolsüz kavşağa yaklaşırken, aracının hızını yeterince azaltmadığı, 30 km/s hız sınırı olan mahalde frensiz şekilde kavşağa girdiği; seyir yönüne göre kendisinin de sağındaki kavşak kolundan gelen araçlar olabileceğini dikkate alarak mutlaka yavaşlaması gerekirken bu kurala uymadığı ve mevcut hızıyla kavşağa girerek kazaya sebep olduğu ve kazanın oluşunda % 25 oranında tali kusurlu olduğu anlaşılmasına karşın kusurunun bulunmadığına dair alınan tek kişilik kusur raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.</p>

<p>B. Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebine ilişkindir.</p>

<p>Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle, oluşa uygun olarak düzenlenen ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu uzman bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranının hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,</p>

<p>Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20239902-e-20251687-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/yargitaya-640x360.jpg" type="image/jpeg" length="73193"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/7278 E., 2025/14294 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20247278-e-202514294-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20247278-e-202514294-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 16.10.2025 tarihli, 2024/7278 E., 2025/14294 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/7278 E., 2025/14294 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/392 E., 2024/393 K.<br />
SAYISI : 2024/İHK-14260<br />
SAYISI : K-2024/62434</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 20.07.2022 tarihli çift taraflı trafik kazasında, motorlu bisiklet sürücüsü olan davacının yaralanıp maluliyetinin oluştuğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 240.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 222,00 TL rapor ücreti olmak üzere 240.222,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 26.03.2024 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 295.241,79 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı tarafa ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, kusuru kabul etmediklerini, ceza dosyası kapsamında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının araştırılması, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması ve davacı lehine 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, avans faizi talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olduğu, davacının %9 oranındaki maluliyeti ile davalının %100 kusuru üzerinden TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre usulünce hesaplama yapıldığı gerekçesiyle davacının itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 295.019,79 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 19.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusuru kabul etmediklerini, davacının gelirinin düşük ücret üzerinden hatalı olarak hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmektedir.</p>

<p>Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, ceza dosyası kapsamında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının araştırılması gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, hükme esas alınan aktüer raporunun denetime elverişli olmadığını, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, faizin doğru belirlenmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmektedir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlemiş bulunmasına, tazminat hesaplama yönteminin doğru olmasına, davacının müterafik kusuru bulunduğu iddiasının ispatlanamamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince:<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.</p>

<p>Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; meydana gelen 20.07.2022 tarihli kaza nedeniyle kolluk görevlileri tarafından kaza tespit tutanağının düzenlendiği, buna göre davacı motorlu bisiklet sürücüsünün, kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmama ve geçiş hakkı olan araçlara geçiş hakkı vermeme nedeniyle kusurlu olduğunun, davalıya sigortalı otomobil sürücüsünün, kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmaması nedeniyle kusurlu bulunduğunun tespit edildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan 25.01.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının kontrolsüz kavşakta yolun solundan gelen sürücü olarak kavşak başına geldiğinde yolun sağından gelen ve ilk geçiş hakkına sahip araç olup olmadığını kontrol etmemesi ve geçiş hakkı vermemesi nedeniyle %75 oranında kusurlu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün de kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmaması nedeniyle %25 oranında kusurlu bulunduğunun tespit edildiği, bununla birlikte 20.03.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 kusuru üzerinden hesaplama yapıldığı, İtiraz Hakem Heyeti kararında da davacının kusursuz olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şu durumda; dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ile Hakem Heyetince kusur yönünden alınan 25.01.2024 tarihli bilirkişi raporu uyumlu bulunmakla tarafların kusur durumları oluşa uygun şekilde tespit edilmiştir. Bununla birlikte, İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi görüşü dikkate alınmaksızın teknik uzmanlık gerektiren konuda davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu kabulüne göre tazminata karar verilmesi doğru bulunmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,</p>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20247278-e-202514294-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="39372"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Elektrikli Skuterlerin Üretimindeki Yerlilik Esasları Hakkında Tebliğ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/elektrikli-skuterlerin-uretimindeki-yerlilik-esaslari-hakkinda-teblig</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/elektrikli-skuterlerin-uretimindeki-yerlilik-esaslari-hakkinda-teblig" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elektrikli Skuterlerin Üretimindeki Yerlilik Esasları Hakkında Tebliğ (SGM-2026/5), 15 Nisan 2026 Tarihli ve 33225 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>ELEKTRİKLİ SKUTERLERİN ÜRETİMİNDEKİ YERLİLİK ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ (SGM-2026/5)</strong></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı, 14/4/2021 tarihli ve 31454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrikli Skuter Yönetmeliği kapsamında yer alan e-skuterlerin üretimindeki yerlilik esaslarının belirlenmesine ve bunların TSE tarafından belgelendirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p>(2) Bu Tebliğ, Elektrikli Skuter Yönetmeliği kapsamında yetki belgesi sahiplerinin hizmet verecekleri 1/7/2026 tarihi itibarıyla U-Net sistemine işlenecek e-skuterlerin yerlilik şartının sağlanabilmesi için gerekli kriterlere ilişkin düzenlemeleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Tebliğ, 14/4/2021 tarihli ve 31454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrikli Skuter Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinin on dördüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Tebliğde geçen;</p>

<p>a) Aksam: E-skuterin çeşitli işlevlerini yerine getiren batarya, şasi, motor, anakart, gömülü yazılım, IoT cihazı ve fren sisteminden oluşan e-skuter bileşenlerini,</p>

<p>b) Anakart: E-skuterin aksamları arasındaki elektronik sinyalleri ve veri akışını yöneten, koordinasyonu ve kontrolü sağlayan entegre devrelerden ve bileşenlerden oluşan elektronik parçayı,</p>

<p>c) Başvuru sahibi: E-skuter üretimini gerçekleştiren gerçek veya tüzel kişiyi,</p>

<p>ç) Batarya: Temel amacı güç sağlamak olan, elektrikli tahrik için elektrik enerjisi sağlayan hücrelerden oluşan ve bir kontrol sistemi ile yazılıma sahip şarj edilebilir enerji depolama sistemini,</p>

<p>d) Elektrikli skuter (e-skuter): Hızı en fazla 25 km/saate ulaşan, tekerlekli, fren mekanizmasına sahip, ayak tahtası ve tutamağı olabilen, dikey bir direksiyon mekanizması içerebilen ve ayakta kullanılan elektrikli taşıtı,</p>

<p>e) E-skuter üretici belgesi: E-skuterlerin bu Tebliğ kapsamında yer alan yerlilik esaslarına göre üretildiğini gösteren ve TSE tarafından verilen belgeyi,</p>

<p>f) Fren sistemi: E-skuterin hızını azaltmak veya durdurmak için kullanılan, mekanik veya elektronik olarak tasarlanan sistemleri,</p>

<p>g) Gömülü yazılım: E-skuterin çeşitli elektrikli ve elektronik sistemlerinin fonksiyonlarını ve performansını kontrol eden ve e-skuterin ana kartına entegre edilmiş ve gerekirse ilave fonksiyonların dahil edilebilmesi için ihtiyaç duyulan yazılım programını,</p>

<p>ğ) IoT cihazı: E-skuterlerin gerçek zamanlı konumu, motor ve batarya durumu gibi bilgilerini merkezi bir sisteme iletmek ve bu sistemden komut almak amacıyla bu sistem ile e-skuter arasında iki yönlü veri akışını sağlayan cihazı,</p>

<p>h) Motor: E-skuterin hareketini sağlayan, elektrik enerjisini mekanik harekete dönüştüren ve bir bütün olarak değerlendirilen aksamı,</p>

<p>ı) Seri/plaka/id numarası: Üretici tarafından her bir e-skuteri birbirinden ayırt edecek şekilde tasarlanmış numarayı,</p>

<p>i) Şasi: E-skutere ait tüm parçaların sabitlendiği ana taşıyıcı yapıyı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>j) TSE: Türk Standardları Enstitüsünü,</p>

<p>k) Yerli malı belgesi: 25/1/2025 tarihli ve 32793 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yerli Malı Tebliği (SGM-2024/10)’ne göre ilgili oda veya borsa tarafından düzenlenen yerli malı belgesini,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>(2) Bu Tebliğde geçen ancak birinci fıkrada tanımlanmayan kavramlar için ilgili mevzuatta yer alan tanımlar geçerlidir.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başvuru ve Belgelendirme</p>

<p><strong>Başvuru</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) E-skuter üretici belgesi başvurusu TSE’ye yapılır.</p>

<p>(2) Başvuru sahibi, e-skuter veya aksamları için yerli malı belgelerini başvuru esnasında TSE’ye sunmak zorundadır.</p>

<p>(3) TSE, başvuru esnasında ilave bilgi ve belge talep edebilir.</p>

<p><strong>Belgelendirme</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) E-skuter üretici belgesi incelemesi, TSE tarafından aşağıda belirtilen 3 grupta yer alan 7 aksam üzerinden yapılır. Bu aksamlar aşağıdaki şekilde gruplandırılır:</p>

<p>a) 1 inci grup: Batarya (hücrenin yerli olması koşuluyla), şasi.</p>

<p>b) 2 nci grup: Motor.</p>

<p>c) 3 üncü grup: Anakart, gömülü yazılım, IoT cihazı, fren sistemi.</p>

<p>(2) E-skuter üretici belgesi düzenlenebilmesi için aşağıdaki koşullar gerekir:</p>

<p>a) 1 inci grupta yer alan aksamlardan birinin yerli olması zorunludur.</p>

<p>b) Ayrıca, aşağıdaki koşullardan birinin sağlanması gerekir:</p>

<p>1) 2 nci grupta yer alan aksamın yerli olması.</p>

<p>2) 3 üncü grupta yer alan aksamlardan en az ikisinin yerli olması.</p>

<p>c) 1 inci grupta yer alan aksamların her ikisinin de yerli olması durumunda 2 nci ve 3 üncü grupta yer alan aksamlarda yerlilik şartı aranmaz.</p>

<p>(3) Aksamların yerliliğinin tespitinde ilgili aksama ilişkin yerli malı belgesi sunulması zorunludur.</p>

<p>(4) Yerli malı belgesine sahip e-skuterler için birinci, ikinci ve üçüncü fıkralardaki koşullar aranmaz.</p>

<p>(5) İnceleme sonucunda uygun görülen başvurular için TSE tarafından e-skuter üretici belgesi düzenlenir.</p>

<p>(6) E-skuter üretici belgesinde yer alacak bilgiler TSE tarafından belirlenir.</p>

<p>(7) Belgelendirme süreci, nihai başvurunun alınmasından itibaren en geç 20 iş günü içerisinde tamamlanır.</p>

<p>(8) Başvuru belgelerinde eksiklik bulunması hâlinde, belgelendirme süreci, eksikliklerin TSE tarafından verilen süre içinde tamamlanarak nihai başvurunun alınmasıyla başlar.</p>

<p>(9) E-skuter üretici belgesinin geçerlilik süresi 1 yıldır.</p>

<p>(10) E-skuter üretici belgesine sahip gerçek veya tüzel kişilerin güncel listesi TSE tarafından internet sitesi aracılığıyla ilan edilir.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>İnceleme ve İtiraz</p>

<p><strong>İnceleme</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) TSE, 5 inci maddede belirtilen hususlara ilişkin olarak başvuru sahibinin üretim yerinde inceleme yapabilir.</p>

<p>(2) İnceleme sonucunda tespit edilen eksikliklerin verilen süre içinde giderilmemesi halinde e-skuter üretici belgesi düzenlenmez veya düzenlenmiş belge iptal edilir.</p>

<p><strong>İtiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Başvuru sahibi, TSE’nin inceleme sonuçlarına veya belgelendirme işlemlerine ilişkin kararlarına, bildirim tarihinden itibaren 15 gün içinde gerekçeleriyle birlikte yazılı veya elektronik ortamda itiraz edebilir.</p>

<p>(2) TSE, itirazı en geç 15 gün içerisinde değerlendirir ve sonucunu başvuru sahibine yazılı veya elektronik ortamda bildirir. İtiraz üzerine verilecek karara karşı TSE’ye tekrar itiraz edilemez.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Sorumluluk</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Başvuru sahibi, sunduğu belgeler ile beyan ettiği bilgilerin doğruluğundan sorumludur.</p>

<p>(2) TSE, re’sen veya şikâyet üzerine e-skuter üretici belgesi düzenlenmesine esas teşkil eden bilgi ve belgelerde gerçeğe aykırılık tespit etmesi durumunda belgeyi iptal eder.</p>

<p>(3) TSE, iptal edilen e-skuter üretici belgelerine ilişkin bilgileri Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bildirir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Bu Tebliğ hükümlerini Sanayi ve Teknoloji Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/elektrikli-skuterlerin-uretimindeki-yerlilik-esaslari-hakkinda-teblig</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 08:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/resmi/sanayi-ve-teknoloji-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="71722"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2025/4148 E., 2026/1798 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20254148-e-20261798-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20254148-e-20261798-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 05.03.2026 tarihli, 2025/4148 E., 2026/1798 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/4148 E., 2026/1798 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2022/1068 E., 2025/354 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2020/384 E., 2022/267 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>- K A R A R -</strong></p>

<p>Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadastro sonucunda, ... ili, ... ilçesi, ... /... köyü çalışma alanında bulunan 1 88... parsel sayılı taşınmaz "hali arazi" niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.</p>

<p>Davacı ...; mülk edinmeye elverişli irsen intikal eden eklemeli zilyetliğe dayalı olarak dava konusu taşınmazın bir bölümü hakkında tapu iptali ve adına tescil isteğinde bulunmuştur.</p>

<p>Davalı Hazine; hak düşürücü süre itirazında bulunmuş, işin esası yönünden ise dava konusu taşınmazın zilyetlikle mülk edinilemeyeceğini, öte yandan davacı yararına kazanım koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 15.121,68 metrekare ve (B) harfi ile gösterilen 3.861,08 metrekare yüz ölçümündeki bölümlerinin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi benimsenmek suretiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.</p>

<p>Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.</p>

<p>Somut olayda; zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin yasal koşulların davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.</p>

<p>Şöyle ki, dosya arasında yer alan jeodezi mühendisi bilirkişi raporlarının ekinde yer alan hava fotoğraflarına ilişkin suretler incelendiğinde, iddiaya konu taşınmaz bölümleri üzerinde zilyetlik emaresine rastlanmadığı gibi bu bölümlerin ayırıcı unsurlarının da bulunmadığı görülmektedir. Ziraat mühendisi bilirkişi raporuna ekli olup taşınmaz başında keşif günü çekilen görüntülerden ise taşınmazın zemininde ekonomik amaca uygun zilyetliğe tesadüf edilmediği, taşınmazın hali arazi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Yukarıda açıklanan verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraat mühendisi ve jeodezi bilirkişinin dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olduğu ve davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinimine ilişkin koşulların oluştuğuna dair kanaate itibar edilmesi mümkün değildir.</p>

<p>Hâl böyle olunca; Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne hükmedilmesi doğru değildir.</p>

<p>Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Temyiz eden davalı Hazine 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20254148-e-20261798-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="21902"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2025/1464 E., 2026/1869 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20251464-e-20261869-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20251464-e-20261869-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2026 tarihli, 2025/1464 E., 2026/1869 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/1464 E., 2026/1869 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong><br />
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2024/1213 E., 2024/1405 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adıyaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2017/189 E., 2021/571 K.</p>

<p>Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.</p>

<p>Davacılar vekili asıl davada; davacılar ..., ..., ..., ... ve diğer davacıların babası ... ile davalıların kardeş olduğunu, tarafların murisi ...'nün 2005 yılında hastalandığını, bu tarihten sonra kızı ...'yi taşınmazlarının satış yetkisini içerir şekilde vekil tayin ettiğini, amacın murisin taşınmazlarını kaçırmak olduğunu, yine davalıların babalarının parasıyla isteğe bağlı olarak SGK primi yatırdıklarını, davalıların çalışmadıklarını, aldıkları ve sattıkları tüm taşınmazların babalarının parasıyla elde edildiğini ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı 26 07... parseldeki 8 numaralı bağımsız bölümün ve davalı ... adına kayıtlı 21 39... parseldeki 8 numaralı bağımsız bölümün terekeye dahil edilmesini talep etmiş; birleştirilen davada davacılar vekili, 33 96... parsel sayılı taşınmazın terekeye dahil edilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili; murisin ölümünden önce uzun yıllar bakıma muhtaç yaşadığını, muvazaa bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murise ait taşınmazların 10 yıllık zaman diliminde peyderpey satıldığı, taşınmazların satış tarihleri ile davalıların aldıkları taşınmazların alış tarihleri arasında bağlantı bulunmadığı, murisin geçirdiği hastalık nedeniyle son 10 yılını çeşitli hastanelerde tedavi görerek geçirdiği, Adıyaman'da oturan ve felçli olan bir hastanın tedavi için ..., ... ve ... illerindeki özel ve devlet hastanelerine gitmesinin tabii olarak masraf gerektirdiği, murisin sattığı taşınmazların gelirlerini tedavisi ve diğer ihtiyaçları için kullandığının dosya kapsamından anlaşıldığı, davalıların satın aldıkları yerlerin parasını muristen aldıkları iddiasının ispatlanmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği belirtilerek davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>- K A R A R -</strong></p>

<p>Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davaya konu taşınmazların hiçbir zaman muris adına kayıtlı olmaması nedeniyle 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı asıl dava yönünden 116,60 TL bakiye onama harcının; birleştirilen dava yönünden 732,00 TL onama harcının temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20251464-e-20261869-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 21:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/02/yargi/yargitay-556dfgv.jpg" type="image/jpeg" length="34001"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yüzde Kalıcı/Sabit İz Nedeniyle Manevi Tazminat ve Cezai Sorumluluk: Bedensel Bütünlük, Kişilik Hakkı ve “Tatmin” Fonksiyonu Üzerine Doktrin-İçtihat Eksenli Uygulamalı İnceleme]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yuzde-kalicisabit-iz-nedeniyle-manevi-tazminat-ve-cezai-sorumluluk-bedensel-butunluk-kisilik-hakki-ve-tatmin-fonksiyonu-uzerine-doktrin-ictihat-eksenli-uygulamali-inceleme-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yuzde-kalicisabit-iz-nedeniyle-manevi-tazminat-ve-cezai-sorumluluk-bedensel-butunluk-kisilik-hakki-ve-tatmin-fonksiyonu-uzerine-doktrin-ictihat-eksenli-uygulamali-inceleme-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Yüz bölgesinde kalıcı/sabit iz (ceza terminolojisinde çoğu zaman “yüzde sabit iz”, uygulamada “çehrede sabit eser”) meydana getiren haksız fiiller, Türk hukukunda hem özel hukuk (tazminat) hem ceza hukuku bakımından çok katmanlı sonuçlar üretir. Bu çalışma, (i) manevi tazminatın hukuki dayanaklarını TBK m.56 ve TBK m.58 ekseninde, (ii) ceza hukuku bakımından yüz bölgesindeki sabit izin TCK m.87’deki önemini, (iii) ceza yargılaması ile hukuk yargılaması arasındaki “bağlı olmama” ilkesini TBK m.74 ışığında, (iv) delillendirme ve miktar takdirinde “objektif gerekçe” zorunluluğunu Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları temelinde incelemektedir.</p>

<p><strong>1. Giriş: Yüz Neden “Sıradan Bir Uzuv” Değildir?</strong></p>

<p>Yüz, bedensel bütünlüğün bir parçası olmakla birlikte, hukuki değerlendirmede çoğu zaman “sıradan bir bedensel zarar” kategorisine indirgenemeyecek bir görünürlük ve sosyal temsil fonksiyonu taşır. Bu nedenle yüzde kalıcı/sabit iz, yalnız “yaralanma” değildir; kişinin sosyal hayata katılımını, kendini sunuş biçimini, mesleki görünürlüğünü ve psikolojik bütünlüğünü etkileyen bileşik bir zarar türüne dönüşebilir.</p>

<p>Bu bileşiklik, hukuk düzeninde iki ayrı düzlemi aynı maddi vakıa üzerinde karşı karşıya getirir:</p>

<p>(i) <strong>Tazminat hukuku düzlemi</strong>, zararın giderilmesini ve özellikle manevi zarar bakımından tatmin fonksiyonunu öne çıkarır (TBK m.56, m.58) [K1][K2].</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(ii) <strong>Ceza hukuku düzlemi</strong>, fiilin toplumsal kınama ve yaptırım boyutunu ele alır; yüz bölgesinde sabit iz doğması halinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama tartışmalarını tetikler (TCK m.87) [K6].</p>

<p>Bu çalışmanın temel iddiası şudur: Yüzde sabit iz dosyalarında “başarı”, yalnız hukuki nitelendirmeyi doğru yapmakla değil; aynı zamanda sabit iz olgusunu <strong>objektif delillerle</strong>, manevi tazminatın “ceza değil tatmin” niteliğini ise <strong>içtihat formülleriyle</strong> doğru örmekle mümkündür. Nitekim yüksek yargı, manevi tazminatın ceza olmadığı, amacının manevi huzur ve tatmin olduğu, bu nedenle miktarın da bu amaçla orantılı belirlenmesi gerektiği yönünde istikrarlı bir dil kullanmaktadır [İ1][İ2].</p>

<p><strong>2. Hukuki Nitelendirme: Bedensel Bütünlük mü, Kişilik Hakkı mı?</strong></p>

<p><strong>2.1. TBK m.56: Bedensel bütünlüğün zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat</strong></p>

<p>TBK m.56, bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde hâkime, olayın özelliklerini dikkate alarak “uygun bir miktar” manevi tazminata hükmetme yetkisi tanır [K1]. Burada iki sonuç doğar:</p>

<p>1) Manevi tazminatın varlığı, matematik bir formüle değil; somut olayın özelliklerine bağlanmıştır.</p>

<p>2) “Uygun miktar” değerlendirmesi, takdir yetkisi içerir; ancak bu takdir, keyfilik değil <strong>gerekçelendirilmiş ve denetlenebilir</strong> bir değerlendirme olmak zorundadır.</p>

<p>Bu noktada Bölge Adliye Mahkemesi kararları, TBK m.56’nın fonksiyonunu açıkça “manevi huzur duygusu doğurma” olarak tarif etmekte ve “ceza değildir” vurgusunu tekrar etmektedir. İstanbul BAM 40. HD kararında, hükmedilecek paranın özgün niteliği ve takdirin objektif gerekçeyle kurulması gerektiği açık biçimde ifade edilmiştir [İ3]. Aynı yaklaşım İstanbul BAM 9. HD kararlarında da devam etmektedir [İ4].</p>

<p><strong>2.2. TBK m.58 ve TMK m.24-25: Kişilik hakkı boyutu ve karma koruma</strong></p>

<p>Yüzde sabit iz vakalarında sadece bedensel bütünlük zararından değil, aynı zamanda kişilik hakkı ihlalinden de söz etmek mümkündür. TBK m.58, kişilik hakkı zedelenen kimseye manevi tazminat talep hakkı tanır; ayrıca para yerine/yanında başka giderim biçimlerine de imkân verir [K2]. TMK m.24-25 ise kişilik hakkına saldırıların hukuka aykırılığı ve bu saldırılara karşı açılabilecek davaları düzenler [K8][K9].</p>

<p>Bu kombinasyonun pratik önemi şudur:</p>

<p>• TBK m.56 “bedensel zarar” merkezli bir manevi tazminat zemini sağlarken,</p>

<p>• TBK m.58 + TMK m.24-25, olayın “kişilik değerleri” yönünü (saygınlık, sosyal kimlik, görünürlük, özel hayatın etkilenmesi) ayrıca güçlendirebilir.</p>

<p>Doktrinde de TBK m.56 ve TBK m.58’in aynı olayda “tamamlayıcı” nitelikte gündeme gelebileceği; hâkimin hem tazminatın miktarı hem de (TBK m.58/II çerçevesinde) giderim biçimi konusunda takdir yetkisinin bulunduğu vurgulanmaktadır (doktrin notu: TBK m.56–m.58 bağlamında takdir yetkisi tartışmaları).</p>

<p><strong>3. Manevi Tazminatın Amacı: “Ceza Değil – Tatmin ve Telafi”</strong></p>

<p>Uygulamada yüzde sabit iz dosyalarının kritik kırılma noktası, manevi tazminatın fonksiyonunun doğru kurulmasıdır. Yargıtay’ın güncel kararında açıkça belirtildiği üzere, TBK m.56 kapsamında hükmedilecek manevi tazminat:</p>

<p>• adalete uygun olmalı,</p>

<p>• zarar görenin manevi huzurunu sağlayacak nitelikte bulunmalı,</p>

<p>• ceza olmamalı,</p>

<p>• mamelek zararını karşılama amacına yönelmemelidir [İ1].</p>

<p>Bu yaklaşım, aynı zamanda 26.06.1966 tarihli 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gerekçesinde belirtilen “özel hal ve şartlar” mantığına da bağlanmaktadır [İ1]. BAM kararları ise bu formülü, “takdir edilecek miktar tatmin duygusunu sağlayacak kadar olmalıdır” şeklinde tekrar etmekte ve hâkimin karar gerekçesinde objektif ölçütleri göstermesi gerektiğini söylemektedir [İ3][İ4].</p>

<p>Bu çerçevede, yüzde sabit iz vakasında “ceza gibi” bir tutar talep etmek de “sembolik” bir tutara razı olmak da aynı ölçüde risklidir. Doğru strateji, tazminatı <strong>orantılılık + görünürlük + kalıcılık + psikolojik etki + sosyal/mesleki etki</strong> parametrelerine dayandırarak, mahkemenin takdirini denetime elverişli bir haritaya oturtmaktır.</p>

<p><strong>4. “Sabit İz / Çehrede Sabit Eser” Tespiti: Delillendirme ve Adli Tıp</strong></p>

<p><strong>4.1. Sabit iz, ceza dosyası için “netice”, tazminat dosyası için “ağırlık kriteri”dir</strong></p>

<p>Ceza hukukunda yüz bölgesindeki sabit iz, TCK m.87 kapsamında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama değerlendirmesine konu olabilir [K7]. Bu nedenle ceza soruşturma/kovuşturmasında Adli Tıp raporu kilit önemdedir. Özel hukuk bakımından ise sabit iz tespiti, manevi tazminatın varlığından çok “miktarı” üzerinde yoğun etkiler doğurur.</p>

<p>İstanbul BAM 9. HD’nin bir kararında Adli Tıp raporuna dayanılarak, yüz sınırları içindeki yara izlerinin belirli mesafeden ilk bakışta fark edildiği ve “çehrede sabit eser” niteliğinde olduğu belirtilmiştir [İ5]. Bu tür raporlar, tazminat dosyasında şu şekilde işlevselleştirilebilir:</p>

<p>• İzin kalıcılığı ve görünürlüğü “soyut iddia” olmaktan çıkar,</p>

<p>• Manevi zararın ağırlığı için objektif dayanak oluşur,</p>

<p>• Takdirin gerekçelendirilmesi güçlenir (özellikle istinaf/temyiz denetimi açısından).</p>

<p><strong>4.2. Delil stratejisi: ATK raporu tek başına bırakılmamalıdır</strong></p>

<p>Sabit iz raporu güçlüdür; ancak tek başına bırakıldığında “miktar” tartışmasını daraltabilir. Bu nedenle uygulamada şu delil seti önerilir:</p>

<p>1) <strong>Tıbbi evrak seti:</strong> acil servis kayıtları, epikriz, dikiş/cerrahi işlem, kontrol muayeneleri.</p>

<p>2) <strong>Görsel kronoloji:</strong> olay sonrası ilk gün–1 ay–3 ay–6 ay–1 yıl gibi dönemsel fotoğraflar (tarihli, mümkünse doğrulanabilir).</p>

<p>3) <strong>Psikolojik etkilenme belgeleri:</strong> psikiyatri/psikolog görüşmeleri, reçeteler, tanı/izlem notları.</p>

<p>4) <strong>Sosyal/mesleki etki belgeleri:</strong> görünürlük gerektiren işlerde (satış, hizmet, sahne, eğitim) işyeri yazıları, performans düşüşü, görüşme iptali vb.</p>

<p>5) <strong>Tanık anlatıları:</strong> özellikle “ilk bakışta fark edilirlik” ve “sosyal kaçınma” olgusu için.</p>

<p>Bu çerçeve, mahkemenin “olayın özellikleri” değerlendirmesini somutlaştırır (TBK m.56) [K1].</p>

<p><strong>5. Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi: Kriter Seti ve Gerekçelendirme</strong></p>

<p><strong>5.1. İçtihadi kriterler: objektif ölçüt, yeterlilik, makullük</strong></p>

<p>Manevi tazminat miktarı bakımından BAM kararlarında tekrar eden yaklaşım şudur: olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, yaralanmanın derecesi/iyileşme süresi, tarafların ekonomik-sosyal durumu birlikte değerlendirilir ve miktarın “yeterli ve makul” olup olmadığı denetlenir [İ6].</p>

<p>İstanbul BAM 9. HD’nin kararında, TBK m.56 kapsamında takdir edilen manevi tazminatın amaca ve hakkaniyete uygun bulunduğu; değerlendirmede olayın oluşu, kusur, yaralanma derecesi ve tarafların sosyal-ekonomik durumlarının birlikte ele alındığı görülür [İ6]. Bu, uygulama için çok net bir mesajdır: Dosyanın “miktar” bölümünde bu kriterlerin her birine ilişkin somut veri üretilmelidir.</p>

<p><strong>5.2. “Ceza değildir” ilkesi: miktarı sınırlayan ve meşrulaştıran iki yönlü işlev</strong></p>

<p>Yargıtay 10. HD kararı, manevi tazminatın “ceza olmadığı” ve “mamelek zararını karşılama amacı taşımadığı” ilkesini açıkça vurgular [İ1]. İstanbul BAM 40. HD ve İlk Derece kararları da aynı formülü tekrarlar [İ3][İ7]. Bunun iki yönlü bir işlevi vardır:</p>

<p>• Sınırlayıcı işlev: İstenilen miktar, failin cezalandırılması maksadıyla şişirilemez.</p>

<p>• Meşrulaştırıcı işlev: Miktar “az olsun da olsun” anlayışıyla sembolik tutulamaz; tatmin fonksiyonunu yerine getirecek ölçüde olmalıdır.</p>

<p>Bu nedenle makalede “fark yaratan” öneri: Miktarı, cezalandırma retoriğiyle değil; tatmin fonksiyonunu sağlayacak objektif parametrelerle (kalıcılık, görünürlük, yaş, meslek, sosyal çevre, psikolojik etki) savunmaktır.</p>

<p><strong>5.3. Kusur, illiyet ve ceza-hukuk ayrımı</strong></p>

<p>Tazminat sorumluluğunun genel dayanağı TBK m.49’dur [K3]. Ceza dosyasındaki kusur değerlendirmesi, hukuk hâkimini otomatik bağlamaz (TBK m.74) [K5]. Bu “bağlı olmama” ilkesi, özellikle şu iki durumda kritik hale gelir:</p>

<p>• Ceza dosyasında beraat varsa: Hukuk davası yine yürüyebilir; kusur ve illiyet TBK ölçütleriyle yeniden tartışılır [K5].</p>

<p>• Ceza dosyasında mahkûmiyet varsa: Vakıa tespiti bakımından fiilen güçlü bir dayanak oluşur; ancak miktar yine TBK m.56’nın kriterleriyle bağımsız takdir edilir [K1][İ1].</p>

<p><strong>6. Cezai Sorumluluk Boyutu: TCK m.86–87 ve “Yüzde Sabit İz”in Rolü</strong></p>

<p>Yüzde sabit iz olgusunun cezai anlamı, esasen TCK m.86 (kasten yaralama) ve netice sebebiyle ağırlaşmış yaralama hükümleri içinde TCK m.87 ile ilişkilidir [K6][K7]. Makale bakımından kritik nokta şudur:</p>

<p>• Ceza hukukunda “sabit iz”, yaptırımın ağırlaşmasına giden bir netice olarak görülebilir (TCK m.87/1-c) [K7].</p>

<p>• Tazminat hukukunda aynı olgu, manevi tazminat miktarını artırabilen “zararın ağırlığı ve kalıcılığı” kriterine dönüşür (TBK m.56) [K1].</p>

<p>Dolayısıyla yüzde sabit iz, iki hukuk dalında da önemlidir; ancak <strong>amaçları farklıdır</strong>. Ceza hukukunda amaç yaptırım ve genel/özel önlemedir; tazminat hukukunda amaç mağdurda tatmin ve telafidir [İ1][İ2].</p>

<p><strong>7. “Görünürlük Zararı” Tezi: Uygulamada Fark Yaratan Kavramsallaştırma</strong></p>

<p>Yüklediğin metindeki “görünürlük zararı” yaklaşımı, doğru kurulduğunda tazminat hukukunda güçlü bir ikna aracıdır. Bunu daha akademik hale getirmek için kavramsal öneri şu:</p>

<p>1) Yüzde sabit iz, “kamusal alanda taşınan” bir sonuçtur.</p>

<p>2) Kamusal alanda taşınan sonuç, psikolojik etkilenmeyi ve sosyal kaçınmayı artırabilir.</p>

<p>3) Bu artış, manevi tazminatın tatmin fonksiyonu bakımından miktarı etkileyen “olayın özelliği” parametresine somut içerik kazandırır (TBK m.56) [K1].</p>

<p>4) ATK raporunda “ilk bakışta fark edilirlik / sabit eser” gibi tespitler varsa, görünürlük zararının objektif temelini güçlendirir [İ5].</p>

<p>Bu yaklaşım, mahkemenin karar gerekçesinde objektif ölçütleri göstermesi gerektiği yönündeki içtihat diliyle de uyumludur [İ3][İ4].</p>

<p><strong>8. Sonuç: Çift Eksenli Okuma (Tazminat + Ceza) ve Başarı Kriteri</strong></p>

<p>Yüzde kalıcı/sabit iz dosyaları, “tek bir dava türü” mantığıyla değil, iki ekseni birlikte gören bir hukuk tekniğiyle ele alınmalıdır:</p>

<p>• Özel hukuk ekseni: TBK m.49 + TBK m.56 (ve uygun hallerde TBK m.58 + TMK m.24-25) [K3][K1][K2][K8][K9].</p>

<p>• Ceza hukuku ekseni: TCK m.86–87 [K6][K7].</p>

<p>• Kesişim kuralı: Ceza dosyasının sonucu, hukuk hâkimini otomatik bağlamaz (TBK m.74) [K5].</p>

<p>• İçtihadi ölçüt: Manevi tazminat “ceza değildir”, “tatmin” doğurmalıdır; miktar adalete uygun ve olayın özellikleriyle orantılı kurulmalıdır [İ1][İ3][İ4][İ7].</p>

<p>Bu nedenle çalışmanın nihai önerisi şudur: Sabit iz olgusu, yalnız “vardır/yoktur” ikilemiyle değil; görünürlük-kalıcılık-psikolojik etki-sosyal/mesleki etki parametreleriyle <strong>delillendirilmiş</strong> şekilde kurulmalı; manevi tazminat miktarı da içtihatların aradığı objektif gerekçe setine bağlanmalıdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-adem-aras" title="Av. Adem ARAS"><img alt="Av. Adem ARAS" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/05/adem-aras2.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-adem-aras" title="Av. Adem ARAS">Av. Adem ARAS</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yuzde-kalicisabit-iz-nedeniyle-manevi-tazminat-ve-cezai-sorumluluk-bedensel-butunluk-kisilik-hakki-ve-tatmin-fonksiyonu-uzerine-doktrin-ictihat-eksenli-uygulamali-inceleme-1</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/06/terazi/themis-toka.jpg" type="image/jpeg" length="29555"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SOMUT NORM DENETİMİ YOLUYLA ANAYASAYA AYKIRILIK İDDİASI VE İPTAL KARARLARININ YÜRÜRLÜK TARİHİNİN NEDEN OLDUĞU SORUNLAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/somut-norm-denetimi-yoluyla-anayasaya-aykirilik-iddiasi-ve-iptal-kararlarinin-yururluk-tarihinin-neden-oldugu-sorunlar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/somut-norm-denetimi-yoluyla-anayasaya-aykirilik-iddiasi-ve-iptal-kararlarinin-yururluk-tarihinin-neden-oldugu-sorunlar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Görülmekte olan bir davaya bakan mahkeme kendiliğinden veya tarafların talebi üzerine dava ile ilgili uygulanması gereken kanun maddesinin anayasaya aykırı olduğunu düşünürse bu kanun maddesinin anayasa aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvuru yapabilir. Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi olarak tanımlanan bu durum somut norm denetimi olarak bilinmektedir.</p>

<p>Somut norm denetimi yolunun işletilebilmesi için davanın taraflarının da anayasaya aykırılık iddiası ileri sürmeleri mümkündür. Ama başvuruyu taraflar doğrudan yapamazlar. Mahkemenin bu iddiayı ciddi görmesi ve somut norm denetimine müracaat etmesi gerekir. Bir başka ifadeyle somut norm denetimine gerek olup olmadığı ancak davaya bakan mahkemenin takdir ve yorum hakkına bağlıdır. Mahkemenin somut norm denetimi başvurusu yapılması gerektiğine dair başvuruyu reddetmesi davaya devam etmesi anlamına gelir. Yani yürürlükteki kanun maddesine göre bir karar verer. Mahkemenin anayasa aykırılık iddiasını ciddi görmeyerek davaya devam etmesi yani somut norm denetimine başvurmamış olması bir temyiz nedenidir ve bu konuda bu kez temyiz mahkemesi bir karar verir. Eğer temyiz incelemesinde kanun maddesinin anayasaya aykırı olduğu yönünde bir kanaat oluşursa öncelikle somut norm denetimine başvurulması gerektiğine dair bozma kararı verilmelidir.</p>

<p>Mahkemenin kendiliğinden kanun maddesinin anayasaya aykırı olduğunu değerlendirip kanun maddesini uygulamaktan kaçınması mümkün değildir. Mahkemenin kanun maddesini yanlış yorumlaması ile aynı anlama gelmemektedir. Mahkeme somut olayın kanundaki karşılığının Anayasa aykırı olduğunu değerlendirse ve somut norm denetimine başvurmasa dahi kanun maddesini uygulamakla yükümlüdür. Kanun maddesinin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilebilmesi ancak Anayasa Mahkemesinin görev alanına girer.</p>

<p>Kanun maddesinin anayasaya aykırılığı saptandığı takdirde Anayasa Mahkemesinin iptal kararı vermesiyle birlikte yeni bir hukuki durum ortaya çıkmaktadır. Anayasa mahkemesi iptal kararı ile kanun koyucunun yerine geçerek yeni bir kanun maddesi ihdas edemez. Yasama organının fonksiyonunu yerine getiremez. Ayrıca iptal kararının yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde gerekçelendirilmemesi de gerekir. Mahkeme iptal gerekçelerini kendi görev tanımına göre açıklar ama sadece iptal kararı ile yetinir. İptal gerekçeleri kanun koyucu açısından bağlayıcıdır. Yeni düzenlemede bu gerekçelerin dikkate alınması gerekir. <strong>Anayasa, madde 153/2:</strong> “Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.” <strong>Anayasa, m.153/son:</strong> “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.”</p>

<p>Somut norm denetimi yoluyla bir kanun maddesinin Anayasaya aykırı olduğunun iddia edilmesi halinde Anayasa Mahkemesinin 5 aylık bir süre zarfında bu başvuru hakkında bir karar vermesi gerekmektedir. Eğer 5 aylık süre zarfında bir karar verilmezse mahkeme yürürlükteki kanun maddesine göre bir karar verir. Hem başvurunun kısa süre içinde incelenmesi ve karar verilmesi hem de devam eden davaların sürüncemede kalmaması için böyle bir yöntem benimsenmiştir. Anayasa Mahkemesi 5 aylık süre zarfında karar veremezse ve mahkeme yürürlükteki kanun maddesine göre karar vermişse ama karar kesinleşmeden Anayasa Mahkemesi kanun maddesini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmişse bu kez iptal kararı mahkemeyi bağlayacaktır. Bu durumda mahkeme yürürlükteki kanun maddesine göre karar vermemelidir. Eğer dava istinaf veya temyiz incelemesinde ise kanun maddesinin iptal edilmiş olması gözetilerek bir karar verilmelidir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin bir kanun maddesini iptal etmiş olduğu karar Resmi Gazete'de yayınlanır ve bu tarihte yürürlükten kalkmış olur. Ancak Anayasamız özellikle kamu düzeni açısından sakınca oluşma ihtimaline binaen Anayasa Mahkemesinin kararın yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilmesine imkan tanımıştır. Bu tarih iptal kararının Resmi Gazetede yayınladığı günden başlayarak bir yılı geçemez. ( Anayasa, m. 153)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İptal edilmiş olan bir kanun maddesinin ileri bir tarihte yürürlüğe girecek olması bazı hukuki sorunların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Hakimin iptal edildiğini bildiği bir kanun maddesine göre hüküm ihdas etmesi göz göre hatalı bir karar verilmiş olduğunu gösterir. Asıl olan iptal kararının derhal uygulanmasıdır. Ancak Anayasa Mahkemesinin yürürlük tarihini ileri bir tarih olarak belirlemiş olması halinde mahkemenin yürürlükteki kanun maddesine göre karar vermesini gerektiren bir hukuki zemin de bulunmamaktadır. Kanunun yürürlüğünün ertelenmiş olması kamu düzeni açısından sorun oluşmaması ve iptal kararı ile yasama organının yeni bir kanuni düzenleme yapması ihtiyacı doğmuş ise yasama organına bu zeminin sağlanması amaçlarına dayandırılmaktadır.</p>

<p>Anayasamız Anayasa Mahkemesinin 5 aylık süre zarfında iptal kararı vermemesi halinde hakimin yürürlükteki mevzuata göre karar vermesini düzenlemektedir. Bu kural devam eden davaların sırf somut norm denetimi başvurusu var diye sürüncemede kalmaması içindir. Zaten karar kesinleşinceye kadar iptal kararı verilmiş olması halinde bu iptal kararı mahkemeyi bağlayacaktır. Her ne kadar Anayasa’nın 153/3 maddesi iptal edilen kanunun iptal kararının Resmi Gazetede yayınlanması ile birlikte yürürlükten kalkacağını düzenlemiş olsa da göz göre azami 1 yıllık süre zarfında yürürlüğe girecek olan bir karar ile iptal edilen bir kanun maddesinin uygulanmaya devam olunmasını savunmak adil değildir.</p>

<p>İptal kararı henüz yürürlüğe girmemiş olsa dahi iptal kararlarının gerçek ve tüzel kişileri, yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayan fonksiyonu nedeniyle, mahkemenin iptal kararının yürürlüğe girme tarihini beklemesi gerektiği yönündeki görüş doğru kabul edilmelidir. Zira iptal kararı kesin bir karar olup itiraza tabi de değildir. Mahkemenin iptal kararı henüz yürürlüğe girmedi diye iptal edilen kanun maddesine dayanarak bir hüküm kurması doğru olmayacaktır. Danıştay 5. Daire tarafından verilen kararda iptal kararının henüz yürürlüğe girmemiş olduğu hallerde iptal edilen kanun maddesine dayanılarak karar vermenin Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine uygun düşmediğine karar verilmiştir. <strong>(Danıştay 5. Daire, 23.12.1992 Tarih, 92/1219 E., 9203872 K.)</strong></p>

<p>İptal kararı henüz yürürlüğe girmemiş olsa dahi iptal edilen kanun maddesi kararın resmi gazetede yayınlanması ile birlikte hem hukuki hem de siyasi yönden bağlayıcılık vasfını yitirmiş durumdadır. Tabii ki iptal kararına rağmen yasama organının iptal gerekçeleri ile uyumlu yeni bir yasa ihdas etmemesi nedeniyle hukuki bir boşluğun ortaya çıkması durumunda mahkemenin yeni yasal düzenlemeyi beklemesi söz konusu olmayacaktır. Mahkemenin yasama organını hızlı çalışmaya sevk etmesi mümkün olmadığından böyle bir bekleyiş anlamsız da olacaktır. İptal edilen kanun maddesinin içeriğine bağlı olarak farklı yorumlar yapılması da mümkündür. Ancak iptal edilen bir kanun maddesine dayanılarak bir hakkın doğumuna veya ortadan kaldırılmasına neden olacak mahiyette bir karar vermek her şart altında yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olabilecektir. Böyle bir durumda verilen karar bir müddet sonra iptal kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte kanuna aykırı hale gelmiş olabilecektir.</p>

<p>Anayasa’nın 153. Maddesi uyarınca iptal kararları geriye yürümez. İptal kararlarının geriye yürümemesi iptal kararından önce iptal edilen kanun maddesine dayanılarak verilmiş olan kararların sıhhatinin etkilenmeyeceği anlamına gelir. Ancak bunun için kararın kesinleşme tarihinin iptal kararından önce gerçekleşmiş olması gerekir. İptal kararına rağmen hüküm henüz kesinleşmemişse hem yerel mahkeme hem de istinaf ve temyiz mahkemeleri iptal kararına uymakla yükümlüdür. Ayrıca iptal kararları geriye yürümediğinden iptal kararı öncesi oluşan hukuki olguların da hak sahiplerini koruyacağına, sırf kanun maddesi iptal edildi diye bu hukuki durumun yok sayılamayacağına dair kararlara rastlanılmaktadır. <strong>(HGK, 2005/5-288 E. Sayılı kararı)</strong></p>

<p>Ancak iptal kararı ile birlikte ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran veya azaltan bir durumun ortaya çıkması durumunda sanık lehine olan kanun maddesinin uygulanması zorunludur. Anayasa Mahkemesinin ceza sorumluluğunun dayanağı olan kanun maddesini iptal etmesi halinde sanık lehine olan yeni durumdan faydalanacaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-feyzullah-cihangir" title="Av. Feyzullah CİHANGİR"><img alt="Av. Feyzullah CİHANGİR" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Feyzullah-C%C4%B0HANG%C4%B0R.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-feyzullah-cihangir" title="Av. Feyzullah CİHANGİR">Av. Feyzullah CİHANGİR</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/somut-norm-denetimi-yoluyla-anayasaya-aykirilik-iddiasi-ve-iptal-kararlarinin-yururluk-tarihinin-neden-oldugu-sorunlar-1</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 15:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/yargi/anayasa-ma4.jpg" type="image/jpeg" length="51259"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HANEDEN UZAKLAŞTIRMA KARARI VERİLEN BORÇLUYA YAPILAN ÖDEME EMRİ TEBLİĞİ USULSÜZDÜR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/haneden-uzaklastirma-karari-verilen-borcluya-yapilan-odeme-emri-tebligi-usulsuzdur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/haneden-uzaklastirma-karari-verilen-borcluya-yapilan-odeme-emri-tebligi-usulsuzdur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tebliğ tarihi itibariyle borçlu müşterek hane/tebliğ adresinden mahkeme kararı ile 1 ay uzaklaştırıldığından ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu görülmektedir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2021/3540 E., 2021/7663 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :</p>

<p>Genel haciz yoluyla takipte borçlu ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmediğini, tebligat tarihinde hakkında uzaklaştırma kararı bulunduğundan evde olmadığını belirterek gecikmiş itirazının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği, alacaklının istinaf talebinin bölge adliye mahkemesince reddedildiği, alacaklının kararı temyiz ettiği görülmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İİK'nun 65. maddesinde; "Borçlunun kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir. Ancak borçlu maniin kaldığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delilerle birlikte itiraz ve sebeplerinin ve müstenidatını bildirmeye ve müteakip fıkra için yapılacak duruşmaya taalluk eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, geçikmiş itiraz başvurusunda bulunabilmek için her şeyden önce usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş bir tebligat evrakının bulunması gerekir.</p>

<p>7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21/1. maddesinde; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükmü yer almaktadır.</p>

<p>Somut olayda, borçlu örnek 7 takipte gecikmiş itiraz istemiyle icra mahkemesine başvurmuş ise de ... l. Aile Mahkemesi kararıyla borçlu hakkında 15.08.2019 tarihinde uzaklaştırma kararı verildiği, ödeme emrinin ise 27.08.2019 tarihinde, Tebligat Kanunun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği; ancak tebliğ tarihi itibariyle borçlu müşterek hane /tebliğ adresinden mahkeme kararı ile 1 ay uzaklaştırıldığından ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu görülmektedir. Gecikmiş itirazdan söz edilebilmesi için usulüne uygun tebligat gerektiğinden hukuki tavsif hakime ait olup başvuru bu hali ile 7201 sayılı Yasa'nın 32. maddesine dayalı usulsüz tebligat şikayetidir (Hukuk Genel Kurulu'nun 05.06.2001 tarih ve 1991/12-258 esas 1991/344 karar sayılı kararı).</p>

<p>O halde, mahkemece uyuşmazlığın ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğüne ilişkin şikayet kapsamında değerlendirilmesi, şikayetin ıttıla tarihinden itibaren İİK'nun 16/1. maddesinde öngörülen sürede ileri sürülmüş olması halinde kabulü ile ıttıla tarihine göre tebliğ tarihinin düzeltilmesi, şikayetin süresinde olmadığının tespiti halinde ise şikayetin süre nedeniyle reddi gerekir iken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.</p>

<p><strong>SONUÇ : </strong>Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 07/12/2020 tarih ve 2020/409 E. - 2020/2029 K. sayılı istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA, ... İcra Hukuk Mahkemesinin 11/12/2019 tarih ve 2019/16 E, 2019/23 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20/09/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/haneden-uzaklastirma-karari-verilen-borcluya-yapilan-odeme-emri-tebligi-usulsuzdur</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/yargitadyayd1.jpg" type="image/jpeg" length="25953"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44672"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="65512"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="98933"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83460"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek gündeme ilişkin soruları yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/bsNmtSsrlGc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55762"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104</strong></p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen salıverilme istemi (tahliye talebi) kurumunu ele alıyoruz. Bu hükümler, tutuklama tedbirine karşı en önemli güvencelerden birini oluşturarak, şüpheli veya sanığın bireysel başvuru hakkını ve mahkeme tarafından tutukluluğun denetlenmesini güvence altına alır.</p>

<p><strong>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</strong></p>

<p>Salıverilme istemi nedir ve hangi aşamalarda talep edilebilir?<br />
CMK m.104 ve 105 neyi düzenler?<br />
Tutukluluk hangi makamlarca denetlenir?<br />
Sulh Ceza Hâkimi, mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu süreçte nasıl görev yapar?<br />
Salıverilme istemine ilişkin usul nasıldır ve karar süreleri nelerdir?<br />
Terör veya örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda süre farkı neden vardır?<br />
Tahliye taleplerine itiraz nasıl yapılır?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, özgürlük hakkının korunması, tutuklama tedbirinin denetimi, itiraz yolları ve adil yargılanma hakkı konularında temel hukuki bilgiler sunmaktadır.<br />
Ayrıca, CMK 104 ve 105 hükümlerinin, bireyin özgürlüğünü koruyan hızlı, denetlenebilir ve hukuka uygun bir sistem oluşturduğunu detaylarıyla açıklamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HyLPmzX8YUg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="60315"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirilmesi Hakkı | CMK 107 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107. maddesi, yani tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi konusunu ele alıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklama kararı verildiğinde yakınlara bilgi verilmesi nasıl olur, kim bilgilendirilir, yabancı uyruklular için süreç nasıl işler? Tüm detayları bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 107 nedir?</p>

<p>Tutuklama kararı alındığında kim bilgilendirilir?</p>

<p>Tutuklu kişi ailesine haber verebilir mi?</p>

<p>Yabancı uyruklu tutuklular için konsolosluk bildirimi nasıl yapılır?</p>

<p>Bu düzenlemenin amacı ve insan haklarıyla bağlantısı nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem de aile bağlarının korunmasını güvence altına alır. Ayrıca yabancı uyruklu tutukluların konsolosluk korumasına erişimini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OtFl4vYXEXo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="33922"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta İncelenme Süresi, Ne Kadar Süreler İle Değerlendirme Yapılır | CMK108 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi, yani tutukluluk süresinin sınırları konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararı ne kadar süreyle uygulanabilir, hangi hâllerde uzatılabilir, çocuklar ve ağır suçlar açısından durum nasıldır? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 102 nedir?</p>

<p>Tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Hangi suçlarda tutukluluk uzatılabilir?<br />
Katalog suçlar ve terör suçlarında tutukluluk süresi neden uzundur?<br />
18 yaşından küçükler için tutuklama süresi nasıl uygulanır?<br />
Uzatma kararlarında hangi gerekçeler aranır?<br />
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları bu konuda ne diyor?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve masumiyet karinesinin gereği olarak keyfî tutuklulukların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca, katalog suçlar ve terörle mücadele kapsamındaki suçlarda öngörülen uzun tutukluluk sürelerinin, uygulamada ne gibi sorunlara yol açtığı ve AİHM’in bu konuda Türkiye’ye yönelik kararlarında neleri eleştirdiği de detaylı biçimde açıklanmıştır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/3UIwS8bH73w/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="80069"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savcının Tutuklama Kararının Geri Alınmasını İstemesi, CMK Madde 103]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesi, yani Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin yetkileri konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararının kaldırılması nasıl olur, savcı hangi durumlarda şüpheliyi serbest bırakabilir, hâkim ve savcı yetkileri arasındaki fark nedir? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p><strong>CMK 103 nedir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet savcısının serbest bırakma yetkisi hangi durumlarda uygulanır?<br />
Tutuklama kararının kaldırılmasını kim talep edebilir?<br />
Adli kontrol tedbiri nedir ve ne zaman uygulanır?<br />
Savcının serbest bırakma yetkisi hangi aşamada geçerlidir?<br />
Anayasa’nın 19. maddesi bu konuda neyi güvence altına alır?<br />
AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) özgürlük ve güvenlik hakkı ile bu düzenleme arasındaki ilişki nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve tutuklamanın sürekli gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki anayasal ilkenin somut bir yansımasıdır.</p>

<p>Cumhuriyet savcısına tanınan bu yetki, tutukluluğun istisnaî olma niteliğini güçlendirir, keyfî özgürlük kısıtlamalarının önüne geçer ve özgürlük lehine yargısal denetimin etkinleşmesini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/I-GtWxno8mo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69977"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="66036"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="34783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="26929"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="99011"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="25729"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="14033"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="89246"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="66392"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="69638"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="76158"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
