<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 18 Jun 2026 18:53:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EDİMİN İFASINA FESAT KARIŞTIRMA SUÇUNDA “İHALE” ŞARTI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/edimin-ifasina-fesat-karistirma-sucunda-ihale-sarti-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/edimin-ifasina-fesat-karistirma-sucunda-ihale-sarti-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p><strong>Bu yazımızda; </strong>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Edimin ifasına fesat karıştırma” başlıklı 236. maddesinde düzenlenen suçu açıkladıktan sonra, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin ilgili kararı ışığında değerlendirmelerimize yer vererek, edimin ifasına fesat karıştırma suçunda “ihale” kavramına değineceğiz. Bir başka ifadeyle; edimin ifasına fesat karıştırma suçunun gerçekleşebilmesi için, ihale yapılması şart mı, bir ihale türü olmayan doğrudan temin usulü ile kamu idaresinin veya iştirakinin mal veya hizmet teminine konu olan edimin ifasının ayıplı veya eksik olması halinde, edimin ifasına fesat karıştırma suçu oluşur mu, bu suçun oluşması için ayıbın nitelikli olması zorunlu mu?</p>

<p><strong>Edimin ifasına fesat karıştırma suçu;</strong> TCK’nın 236. maddesinde, TCK m.235’de yer alan ihaleye fesat karıştırma suçundan bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.</p>

<p>Maddenin 1. fıkrasında, <strong>kamu kurum veya kuruluşlarına</strong>, <strong>kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına</strong>, <strong>bunların iştiraki ile kurulmuş şirketlere</strong> ve <strong>bunların bünyesinde faaliyet gösteren vakıflar</strong> ile <strong>kamu yararına çalışan derneklere</strong> ya da <strong>kooperatiflere</strong> karşı taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat karıştırılması fiili suç olarak düzenlenmiştir.</p>

<p>TCK m.236/1’de yer alan edimin ifasına fesat karıştırma suçunun tanımına bakıldığında; “hile” şartından bahsedilmediği, fakat <i>“taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat karıştıran kişi” </i>ibaresine yer verildiği, buna göre “fesat” kavramının hile, bozma ve karıştırma anlamına geldiği, yani kanun koyucunun suçun adında da kullandığı “fesat” kavramından hareketle, bir edimin ayıbının veya eksikliğinin suç sayılabilmesi için, mal veya hizmet şeklinde ortaya çıkabilen edimin ifasına hile karıştırılmasının arandığı, aksi halde “suçta ve cezada kanunilik” prensibi gereğince, sırf edimin eksik, kalitesiz, geç veya hatalı yerine getirilmesi, edimin ifasına fesat karıştırma suçunun oluşmasında yeterli görülmeyecek, konu hukuki ihtilaf kapsamında değerlendirilecektir. Kanun koyucu; TCK m.236/1’de “fesat” kavramına yer verdikten sonra, hemen maddenin 2. fıkrasında beş bent halinde fesadın, yani hilenin neler olduğunu ve hangi seçimlik hareketlerin gerçekleşmesi halinde, edimin ifasına fesat karıştırma suçunun oluşacağını saymış, yani edimin ifasına fesat karıştırma suçunun serbest hareketle işlenemeyeceğini, sınırlı seçimlik hareketlerden en az birisinin icrası suretiyle işlenebileceğini ortaya koymuştur.</p>

<p>Maddenin 2. fıkrasında <strong><i>“hileli olarak yapılması halinde”</i></strong><i> </i>denilerek, hile yapmak suretiyle edimin ifasına nasıl fesat karıştırılacağına dair seçimlik hareketler beş başlıkta sayılmış olup, bunlar;</p>

<p><i>“<strong>a)</strong> <strong>İhale kararında veya sözleşmede</strong> evsafı belirtilen maldan başka bir malın teslim veya kabul edilmesi.</i></p>

<p><strong><i>b)</i></strong><i> <strong>İhale kararında veya sözleşmede</strong> belirtilen miktardan eksik malın teslim veya kabul edilmesi.</i></p>

<p><strong><i>c)</i></strong><i> Edimin <strong>ihale kararında veya sözleşmede</strong> belirtilen sürede ifa edilmemesine rağmen, süresinde ifa edilmiş gibi kabul edilmesi.</i></p>

<p><strong><i>d)</i></strong><i> <strong>Yapım ihalelerinde</strong> eserin veya kullanılan malzemenin şartname veya sözleşmesinde belirlenen şartlara, miktar veya niteliklere uygun olmamasına rağmen kabul edilmesi.</i></p>

<p><strong><i>e)</i></strong><i> Hizmet niteliğindeki edimin, <strong>ihale kararında veya sözleşmede</strong> belirtilen şartlara göre verilmemesine veya eksik verilmesine rağmen verilmiş gibi kabul edilmesi.”</i></p>

<p>Olarak sıralanmıştır.</p>

<p><strong>Maddenin 3. fıkrasında;</strong> edimin ifasına fesat karıştırma suçu nedeniyle menfaat temin eden görevli kişilerin, ayrıca bu nedenle gerçek içtima hükümlerine göre cezalandırılacağına yer verilmiştir. Bu durumda; kamu görevlileri hakkında rüşvet alma, irtikap, haksız mal edinme veya görevden kaynaklanan yetkinin kötüye kullanılması suçları öne çıkacak, TCK m.44’de düzenlenen fikri içtima uygulanmayacak ve cezanın ağırlığına bakılmaksızın haksız edinilen menfaat nedeniyle işlenen suçtan da kamu görevlisinin cezalandırılması yoluna gidilecektir.</p>

<p><strong>II. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin Kararı</strong></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20215557-e-20242716-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 12.03.2024 tarihli, 2021/5557 E. ve 2024/2716 K. sayılı kararı</a>nda;</strong></p>

<p>Hile olmaksızın, malın veya hizmetin ayıplı veya eksik ifasının sözkonusu olduğu durumlarda, madde metninde sayılan seçimlik hareketlerin <i>“hileli olarak yapılması”</i> gerektiğinden bahisle, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin gereği olarak edimin ifasına fesat karıştırma suçunun oluşmayacağı,</p>

<p>Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda, mal veya hizmetin salt ayıplı veya eksik ifa edilmesi bu suçu oluşturmaz. Suçun oluşabilmesi için; ayıplı veya eksik ifanın hileli hareketlerle gizlenmesi, yani bunun için özel bir gayret sarf edilmesi ve sözleşmenin tarafı olup da mal veya hizmetin alıcısı konumunda olanın da zarar görmesi gerekir.</p>

<p>Suçun oluşabilmesi için; malın veya hizmetin, ayıplı veya eksik ifa edilmiş olmasının tek başına yeterli olmayacağı, ayrıca hileli hareketlerle gizlenmeye çalışılmış olmasının gerektiği,</p>

<p>Zarar, suçun bir unsuru olarak kabul edilmemişse de;<strong> </strong>28633 sayılı ve 30.04.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un değişiklik önergesinde yer alan, <i>“Yapılan teselsül doğrultusunda çerçeve 11’inci maddeden sonra gelmek üzere, ihaleye fesat karıştırma suçları bakımından suçta ve cezada ölçülülük ilkesine aykırı olarak ceza miktarı tayin edildiği ve <strong>özellikle suç dolayısıyla ilgili kamu kurumu veya kuruluşunun herhangi bir zarara uğramaması</strong> veya <strong>ihaleye fesat karıştıran kişinin, kendisine veya başka kişilere menfaat sağlamaması durumunda ceza adaletinin sağlanması için</strong> ceza yaptırımlarında indirim sağlanması amacıyla değişiklik öngören çerçeve 12’nci madde ihdas edilmiştir. Diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.” </i>gerekçe gösterilerek, “zarar” unsurunun kabul edildiği,</p>

<p>Açıklanmıştır.</p>

<p><strong>Somut olayın; </strong>Şirketin ortağı ve çalışanı olan sanıklar tarafından, yurt dışından şirket adına fotokopi makinesi ithal edilmesine rağmen, beyannamelerde, ithal edilen ürünleri ahşap stand olarak göstermek suretiyle kaçakçılık yapıldığı ihbarı üzerine soruşturmanın başlatılması,</p>

<p>İlgili Halk Eğitim Merkezi ve Hastane tarafından ihale usulü ile değil, doğrudan temin yöntemi ile yapılan alımlarda; sözkonusu kaçak fotokopi makinelerinin teslim edilmesi şeklinde gerçekleştiği belirtilmiştir.</p>

<p><strong>Daire tarafından; </strong>kaçak olduğu iddia edilen fotokopi makineleri ile ilgili olarak 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefetten açılan kamu davasının akıbetinin araştırılmasının gerektiği, ilgili Halk Eğitim Merkezi ve Hastaneye teslimi yapılan fotokopi makinelerinin ise, kaçak olarak ithal edilen makinelerden olup olmadığının tespit edilmesinin gerektiği,</p>

<p>Fotokopi makinelerinin ihale şartnamelerine uygunluğuna dair inceleme yaptırıldıktan sonra, bahse konu makinelerden dolayı kamu kurumunun zarar uğrayıp uğramadığı da araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulmasının gerektiği,</p>

<p>Gerekçelerine yer verilerek, eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle hüküm kurulması sonucunda bozma yönünde karar verilmiştir.</p>

<p><strong>Kararda yer alan karşıoyda;</strong></p>

<p><strong>Doktrinde ağırlıklı görüşün;</strong> yalnızca ihale kararı sonrasında yapılan sözleşmelerin, madde metninde yer alan <i>“sözleşme” </i>terimi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, ihale ile alım usulü olmayan “doğrudan temin” yoluna başvurulmasından sonra yapılan sözleşmelerin ise bu kapsamda değerlendirilemeyeceğinden bahisle, sözkonusu sözleşmeler ile idarenin yaptığı diğer sözleşmeler gereğince taahhüt edilen edimin yerine getirilmesinde hileli hareketlerde bulunulmasının, edimin ifasına fesat karıştırma suçunun kapsamında değerlendirilemeyeceği olduğu,</p>

<p>Suçun oluşabilmesi için TCK m.236/1’de sayılan, <i>“Kamu kurum veya kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bunların iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler ya da kooperatiflere” </i>karşı taahhüt altına girilen bir ihalenin var olmasının gerektiği,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Madde metninde de;<i> “sözleşmede” </i>ifadesinin, <i>“ihale kararında” </i>kararında kavramından sonra yer almasının, kanun koyucunun; “sözleşme” kavramından, ihale sonucunda imzalanan sözleşmeyi kastettiği,</p>

<p><strong>Sonuç olarak; </strong>ihalenin olmadığı yerde, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi uyarınca, TCK m.236’da düzenlenen edimin ifasına fesat karıştırma suçunun da oluşamayacağı hususlarına yer verilmekle, taahhüt altına girilen edimin ihaleye dayalı olmasının yasal zorunluluk olduğu ve alımların doğrudan temin usulü ile yapıldığı,</p>

<p>Hususlarının belirtildiği, bozma kararına katılmakla birlikte, sayın Üye tarafından farklı gerekçenin ortaya koyulduğu görülmektedir.</p>

<p><strong>III. Değerlendirme</strong></p>

<p><strong>Değerlendirmelerimize geçmeden önce;</strong> 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhale Süreci” başlıklı İkinci Kısımının, “İhale Usulleri ve Uygulaması” başlıklı Birinci Bölümünde düzenlenen m.18, m.19, m.20 ve m.21 hükümlerine, Yargıtay kararlarına ve Ticaret Bakanlığı’nın doğrudan temin usulünü açıklayan raporunun ilgili kısımlarına yer vermek isteriz.</p>

<p><strong>4734 sayılı Kanunun “Uygulanacak ihale usulleri” başlıklı 18. maddesinde; </strong>19. maddesinde düzenlenen açık ihale usulüne, 20. maddesinde düzenlenen belli istekliler arasında ihale usulüne ve 21. maddesinde düzenlenen pazarlık usulü ihalelere yer verildiği,</p>

<p>Kanun metninde daha önce yer alsa da, 25200 sayılı ve 15.08.2003 tarihli Resmi Gazete ile yürürlüğe giren 4964 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 12. maddesi ile madde metninden “doğrudan temin” usulünün çıkartıldığı,</p>

<p>İhale usulleri arasında sayılan usullerin düzenlendiği 19, 20 ile 21. maddelerin <i>“ihale” </i>kelimesi üzerinden düzenlendiği görülmesine rağmen, “Doğrudan temin” başlıklı 22. maddede “ihale” kelimesinin yalnızca zorunluluğun bulunmadığı bir halden bahsedilirken geçtiği,</p>

<p>Kanundan da anlaşıldığı üzere; doğrudan temin usulünün bir ihale yöntemi sayılamayacağı ve bu yolla gerçekleştirilen usulde, diğer usullerdeki gibi ihaleden bahsedilemeyeceği görülmektedir.</p>

<p><strong>Nitekim <a href="http://hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20233765-e-202312724-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin; 28.12.2023 tarihli, 2023/3765 E. ve 2023/12724 K. sayılı kararı</a>, </strong><i>“Dairemizin birçok ilamında da belirtildiği üzere <strong>doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması”</strong></i><strong>, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-202111133-e-20259626-k-sayili-karari" rel="dofollow">24.09.2025 tarihli, 2021/11133 E. ve 2025/9626 K. sayılı kararı,</a> </strong><i>“(…) <strong>doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması</strong> nedeniyle ihaleye fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı” </i>ve<strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20211838-e-2026885-k-sayili-karari" rel="dofollow"> 22.01.2026 tarihli, 2021/1838 E. ve 2026/885 K. sayılı kararı,</a> </strong><i>“(…) <strong>doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması”</strong></i> gerekçelerini içermekte, dolayısıyla doğrudan teminin hukuki niteliği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>Ticaret Bakanlığı İç Denetim Birimi Başkanlığı’nın Aralık 2022 tarihli “100 Soruda Doğrudan Temin” raporunun 27. sahifesinde;</strong> <i>“(…) doğrudan teminde, Kanun’un ihale usulleri için öngördüğü kuralların uygulanma zorunluluğu bulunmamakla birlikte”</i>, <i>“İhale kapsamı alımlar için 4734 sayılı Kanun ve alt düzey mevzuatta, idarelerce uygulanabilecek tip şartname, tip sözleşme, standart form gibi dokümanlar öngörülmüştür. Bu dokümanların doğrudan temin yönteminde kullanılması zorunlu değildir.”</i>, <strong><i>“Doğrudan temin bir alım yöntemi olması nedeniyle, Kanun’un 4’üncü maddesindeki ‘ihale’ tanımına uygun değildir.”</i></strong><i> </i>ve <strong><i>“Doğrudan temin Kanun’da bir ihale usulü olarak düzenlenmediği için, Kanun’un ihale usulleri için öngördüğü kurallara uymak mecburiyeti yoktur.”</i></strong><i> </i>açıklamalarına yer verildiği görülmektedir.</p>

<p><strong>Bu durumda;</strong></p>

<p>TCK m.236’da sayılan müesseseler dışında kalan bir birim tarafından açılan ihale varsa veya Kanunda sayılan birimlerden olmakla birlikte, ortada bir ihale yoksa veya ihale olup da bu ihaleyi açan, örneğin belediye iştiraki ile kurulan bir şirketin yapım ihalesi ise, bu durumlarda sonraki tasarruflarla ihale konusu edimin ifasına fesat karıştırıldığı iddiasının dikkate alınmayacağı<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a>,</p>

<p>Edimin ifasına fesat karıştırma suçu; sadece TCK m.236/2’de düzenlenen seçimlik hareketlerin yapılması ile oluşacağından ve TCK m.236/2’nin her bir bendinde “ihale” kelimesine yer verildiğinden, ortada bir ihale olmaksızın “edimin ifasına fesat karıştırma” suçunun oluşamayacağı<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a>,</p>

<p>Doğrudan temin usulünün bir ihale usulü olmadığı anlaşılmakla, doğrudan temin usulünün uygulandığı bir olayda edimin ifasına fesat karıştırma suçundan cezalandırmanın; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.7, Anayasa m.38 ve TCK m.2 ile güvence altına alınmış olan “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine aykırı olacağı,</p>

<p>Görülmektedir.</p>

<p><strong>Yukarıda yer verdiğimiz Yargıtay kararı bakımından;</strong> somut olayda yer alan satın alma usulünün “doğrudan temin” olduğu, bu yöntemin 4734 sayılı Kanunda “ihale” tanımına uyan bir usul olmadığı, ihale sayılmayan bir usulün ise, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi gereğince TCK m.236’da düzenlenen edimin ifasına fesat karıştırma suçuna konu olamayacağı, “zarar” kavramının suçun unsuru olarak kabul edildiği görüşe karşı ise; TCK m.236’nın “zarar” unsurundan değil, taahhüt altına girilen mal veya hizmetin ifasına fesat karıştırılmasından bahsettiği, suçun oluşması için edimin ifasına fesat karıştırılmasının yeterli olduğu, maddi zararın somut olarak gerçekleşmediği veya sonradan giderildiği fiillerin daha az ceza öngörülerek düzenlenmesi gerektiği düşünülebilir.</p>

<p><strong>IV. Sonuç</strong></p>

<p>Ceza Hukukunda <strong>“suçta ve cezada kanunilik” </strong>prensibinin esas olduğu, bu prensibin terkinin mümkün olmadığı, istisnasının da bulunmadığı,</p>

<p>Bir fiilin suç sayılabilmesi ve cezası için <strong>“kanuni tanım”</strong> şartının arandığı, suç olarak tanımlanmayan bir fiilden dolayı kimsenin suçlanamayacağı ve cezalandırılamayacağı, suçun işlendiği sırada geçerli olan cezadan daha ağırının da uygulanamayacağı,</p>

<p><strong>Kıyas</strong> veya kıyasa varan genişletici yorum yaparak, suç ve ceza koymanın da mümkün olmadığı,</p>

<p>İzahtan varestedir.</p>

<p>Ceza kanunlarında suçu ve cezayı tanımlayan ve bağlayıcı olanın hüküm metni olduğu, başlığın ve gerekçenin bağlayıcı olmadığı, ancak bir bütünde edimin ifasında yaşanan sorunların suça konu olabilmesi için “fesat” veya “hile” şartının suçun maddi unsuru bakımından gerçekleşmesinin gerektiği,</p>

<p>TCK m.236/1’de “ihale” kavramına yer verilmeden ve “ihale konusu edimin ifasına fesat karıştıran” denilmeden, sadece “edimin ifasına fesat karıştıran” ibaresine yer verildiği, bundan çıkan sonucun ise, ihale konusu olsun veya olmasın kamu kurum veya kuruluşları ile 1. fıkrada sayılan yerlere karşı taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat olarak kabul edildiği, ancak bu kabulün hatalı olduğu, çünkü 2. fıkrada “fesat” veya “hile” için sayılan sebeplerden en az birisinin varlığı halinde, edimin ifasına fesat karıştırıldığı neticesine varılabileceği,</p>

<p>Toplam beş bent halinde sayılan seçimlik fiillerin her birisinde “ihale” kavramına yer verildiği, dolayısıyla maddenin başlığına ve gerekçesine bakılmaksızın, suçun ihaleye konu edimin ifasına fesat karıştırma olduğu, bunun başka bir şekilde kabul edilemeyeceği, çünkü kanun koyucunun maddenin 2. fıkrasında yer vererek, 1. fıkrada tanımlanan suçun maddi unsurunun kayıtladığı ve “ihale” şartına bağladığı, ayrıca m.236/2’nin beş bendinde de geçen <i>ihale kararında veya sözleşmede</i> ibaresinden anlaşılması gerekenin ihale şartnamesi veya yapılan ihale sonucunda taraflar arasında imzalanan ihaleye bağlı sözleşme olduğunda tartışmaya mahal bulunmadığı,</p>

<p>Her ne kadar TCK m.236’da bağımsız bir suç tipi olarak edimin ifasına fesat karıştırma düzenlense de, maddenin lafzından ve içeriğinden ihaleye konu olan edimin anlaşılması gerektiği, dolayısıyla ihale konusu olmayan edimin ifasında yaşanan hukuka aykırılıklar ile hileli hareketlerin “suçta ve cezada kanunilik” prensibi kapsamında TCK m.236’ya göre değerlendirilemeyeceği,</p>

<p>Bu nedenlerle; bir ihale usulü olmayan doğrudan temin yöntemi ile kamuya yapılan mal ve hizmet alımlarında yaşanan usulsüzlüklerin edimin ifasına fesat karıştırma suçu kapsamında değil, yine “kanunilik” ilkesi çerçevesinde dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma gibi malvarlığına karşı işlenen suçların unsurları dikkate alınarak değerlendirilmesinin uygun olacağı,</p>

<p>Dikkate alınmalıdır.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Stj. Av. Dündar Can Yorgun</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">--------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> Ersan Şen, Ertekin Aksüt, Uygulamada İhaleye Fesat Karıştırma Suçları, 4. Baskı, Ankara, 2014, s.289.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> Ibid</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/edimin-ifasina-fesat-karistirma-sucunda-ihale-sarti-1</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/terazi/llm.jpg" type="image/jpeg" length="90700"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2021/1838 E., 2026/885 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20211838-e-2026885-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20211838-e-2026885-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 22.01.2026 tarihli, 2021/1838 E., 2026/885 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>5. Ceza Dairesi </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2021/1838 E., 2026/885 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2014/493 Esas, 2016/436 Karar<br />
SUÇLAR : Tüm sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma, sanık ... hakkında ayrıca icrai davranışla görevi kötüye kullanma<br />
HÜKÜM : Beraat<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;<br />
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile .... Devlet Hastanesi bünyesinde gerçekleşen ihalelere yönelik ihaleye fesat karıştırma, sanık ... hakkında ayrıca görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Orman Genel Müdürlüğünün katılma ve hükümleri temyiz hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, Hazine vekilinin temyiz dilekçesi başlığında sanık ...'ın ismine yer vermediği de gözetilerek, başvurusunun kapsamına göre incelemenin adı geçen sanık dışındaki diğer sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçunda verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:</p>

<p>Servergazi Devlet Hastanesi tarafından 29.04.2013 tarihinde doğrudan temin yöntemi ile yapılan taşıma hizmet alımı işine yönelik ihaleye fesat karıştırma suçundan kamu davası açılmış ise de doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması nedeniyle ihaleye fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı, bu nedenle kamu görevlisi olmayan sanıklara yönelik isnatların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 40/2. maddesi uyarınca özgü suç olan ve aynı Kanun'un 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna iştirak olarak değerlendirilmesi gerektiği keza .... Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından açık ihale usulü ve pazarlık usulü ile yapılan ihalelerde, ihalelerin yaklaşık maliyetlerin altında ve en uygun teklifi veren istekliler üzerine bırakılmış olmaları karşısında kurum zararı bulunmadığı nazara alındığında, sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde suç tarihlerinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı Kanun'un 6459 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle değişik 235/3-b maddesi kapsamında düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturabileceği, söz konusu suçların belirtilen maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 04.12.20 14... .07.2015 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20211838-e-2026885-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3a.jpg" type="image/jpeg" length="97780"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2021/11133 E., 2025/9626 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-202111133-e-20259626-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-202111133-e-20259626-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 24.09.2025 tarihli, 2021/11133 E., 2025/9626 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>5. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2021/11133 E., 2025/9626 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2020/354 Esas, 2021/105 Karar<br />
SUÇ : İhaleye fesat karıştırma<br />
HÜKÜM : Beraat<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;</p>

<p>Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre ... tarafından yapılan 08.05.2009 tarihli ihale ile ... tarafından 06.05.2009-10.06.2009 tarihleri arasında doğrudan teminle yapılan alımlara yönelik ihaleye fesat karıştırma suçundan doğrudan zarar görmeyen Milli Savunma Bakanlığının katılma ve temyiz hakkının olmadığı anlaşıldığından, vekilinin anılan ihale ve alımlara ilişkin ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 17... ile 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddelerine göre ... İstanbul Tedarik Bölge Başkanlığı tarafından 25.03.2009 tarihinde yapılan ihaleyle alakalı sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan ve 11.12.2019 tarihli katılma talebi karara bağlanmayan Milli Savunma Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, aynı Kanun'un 237/2. madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanılarak hakkında anılan sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davasına katılan olarak KABULÜNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılanlardan Hazine vekilinin tüm hükümlere, ... vekilinin ise ... İstanbul Tedarik Bölge Başkanlığı tarafından 25.03.2009 tarihinde yapılan ihaleyle alakalı sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:</p>

<p>..... Üniversitesi Rektörlüğünce 06.05.2009-10.06.2009 tarihleri arasında doğrudan temin yöntemi ile yapılan 9 adet yemek alım işine yönelik ihaleye fesat karıştırma suçundan kamu davaları açılmış ise de doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması nedeniyle ihaleye fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı, bu nedenle kamu görevlilerinin eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu, kamu görevlisi olmayan sanıklara yönelik isnatların ise aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça iştirak olarak değerlendirilmesi gerektiği keza ... ve ... İstanbul Tedarik Bölge Başkanlığı tarafından açık ihale usulü ile yapılan ihalelerde dava konusu ihalelerin yaklaşık maliyetlerin altında ve en uygun teklifi veren istekliler üzerine bırakılmış olmaları karşısında ihaleler nedeniyle oluşan kurum zararı bulunmadığı nazara alındığında; sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 6459 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle değişik 235/3-b maddesi kapsamında düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturabileceği, söz konusu suçların belirtilen maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 12.04.20 11... .05.2011 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-202111133-e-20259626-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4.jpg" type="image/jpeg" length="75584"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2023/3765 E., 2023/12724 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20233765-e-202312724-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20233765-e-202312724-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 28.12.2023 tarihli, 2023/3765 E., 2023/12724 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>5. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/3765 E., 2023/12724 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2011/375 Esas, 2015/164 Karar<br />
SUÇLAR : İhaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma<br />
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama, bozma<br />
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme</p>

<p>Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2011/375 Esas, 2015/164 sayılı Kararının sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile katılanlar Hazine ve ... vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:</p>

<p>Sanıklardan ..., ..., ... ve ... müdafii olan Av. ...'in 02.06.2015 havale tarihli süre tutum dilekçesiyle ..., ... ve ... hakkında verilen beraat kararlarını da temyiz ettiği ancak 03.09.2015 tarihli dilekçe ile beraat hükümlerine yönelik temyiz talebinden feragat ettiği belirlenmiş olup adı geçen avukatın temyizinin ... hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteği ile sınırlı olarak incelenmesine karar verilmiştir.</p>

<p>Sanık ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükmünün sanık müdafiine tefhim edilerek açıklandığı, verilen temyiz dilekçesi üzerindeki havale tarihinin 03.06.2015 olduğu ancak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) evrak işlem kütüğündeki kayıtlara göre dilekçenin 02.06.2015 tarihinde oluşturularak onaylandığı anlaşıldığından adı geçen sanık müdafiinin beraat eden sanık aleyhine yargılama giderine hükmedildiğinden bahisle kararın bozulması talebini içeren temyizinin süresinde olduğu kabul edilmiştir.</p>

<p>Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle iddianamede sanık ... tarafından kiralanan hastane büfesinin işletilmesi sırasında gerçekleştirilen bir kısım usulsüzlükler (hijyen şartlarına uyulmaması, faturaların zamanında ödenmemesi, sigortasız işçi çalıştırılması, işletmede sigara satılması vb.) ile sözleşmede belirlenen kapalı alandan daha fazlasını bedelsiz olarak kullanmak ve sanıklardan hastane başhekimi ...'ın da bu hususlara kayıtsız kalmak suretiyle kamu zararına sebebiyet vermek şeklindeki isnatlar yönünden sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında suçtan zarar görenin Milli Emlak Müdürlüğü olduğu nazara alındığında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Sağlık Bakanlığının katılma ve bu isnatlara ilişkin verilen hükümleri temyiz hakkı olmadığı, usulsüz biçimde kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilmesinin de hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.</p>

<p>Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesince temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince yukarıda belirtilen husus dışında temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1.Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.10.2011 tarihli ve 2009/11700 Soruşturma, 2011/3929 Esas, 2011/222 numaralı İddianamesiyle özetle;</p>

<p>A.70. Yıl Tarsus Devlet Hastanesi tarafından farklı tarihlerde ve konularda gerçekleştirilen toplam 21 ihalenin 18'inin ... firması, 3'ünün ise bu firma ile bağlantılı Bilmer firması tarafından yaklaşık maliyetin hemen altında tekliflerle kazanıldığı, bu hususun gizli kalması gereken yaklaşık maliyetin firmalara bildirildiğini gösterdiği isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>B. 26.11.2007 tarihli ve 2007/156719 kayıt numaralı "Temizlik, Yemek ve Hasta Karşılama" konulu açık ihale usulü ile yapılan ihalede; benzer iş niteliği taşımayan işlerin bir arada ihale edildiği, idari şartnamede rekabeti engelleyici hükümlere yer verildiği, ihaleye yönelik bir kısım firmalar tarafından yapılan itirazların gerçekte ... tarafından düzenlenen raporla reddedildiği halde şeklen bu konuda gerekli bilgi ve tecrübeye de sahip olmayan ...'ın itirazları değerlendirmek için gerekli incelemeyi yapmakla görevlendirilerek bu şahıs tarafından inceleme raporu düzenlenmiş gibi imzası alınıp değerlendirildiği ve ... tarafından onaylandığı isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>C.26.11.2007 tarihli ve 2007/156719 kayıt numaralı ihale üzerinde bırakılan ... firmasının teknik şartnameye göre yemek hizmeti alımına ilişkin; hizmet alımı sırasında mutfakta 1 diyetisyen veya gıda mühendisi çalıştırma zorunluluğuna uymadığı halde kabul işleminin gerçekleştirildiği ve firmaya ödeme yapıldığı isnadıyla sanıklar ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>D.26.11.2007 tarihli ve 2007/156719 kayıt numaralı ihale üzerinde bırakılan ... firmasının, 11.07.2008-31.07.2008 tarihleri arasında fiili sayımda belirlenen öğün sayıları üzerinde dağıtım yapmış gibi kabulle firmaya fazla ödeme yapılması isnadıyla sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>E.09.08.2007 tarihli "Bilgisayarlı Radyoloji Sistemi" konulu ihale üzerine bırakılan ... firmasının teknik şartnamede PACS sistemi kurulmasını sağlamakla da yükümlü olduğu ve söz konusu sistemin hastaneye kurulmadığı halde bu konuda adı geçen firmaya her ay düzenli ödeme yapıldığı isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>F.08.03.2006 tarihli ve 2006/18329 kayıt numaralı "HBYS Otomasyon Programı Alımı" konulu ihalede; ihalenin açık ihale usulü ile gerçekleştirilmesi gerekirken daha sonraki tarihlerde aynı firmadan ilgili hizmetleri doğrudan temin usulü ile almak amacıyla pazarlık usulü ile gerçekleştirildiği, bu hususun rekabeti engelleyici mahiyette olduğu, teknik şartnamenin bakanlık genelgelerine aykırılık teşkil ettiği isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>G.12.06.2006 tarihli "5 Kişi ile HBYS Otomasyon Yazılım Bakım Onarım ve VHKİ Hizmet Alımı" konulu doğrudan temin usulü ile gerçekleştirilen alımda yaklaşık maliyetin muvazaalı ve yüksek tespit edildiği ve gizliliğin ihlal edildiği isnadıyla sanıklar ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>H.10.07.2007 tarihli "8 Kişi ile HBYS Otomasyon Alt Yapı ve Donanım Bakım Onarım Hizmet Alımı" konulu doğrudan temin usulü ile gerçekleştirilen alımda konunun hastane ihtiyacına yönelik olmayıp istihdama yönelik olduğu ve bu nedenle bakanlık genelgesine aykırı bulunduğu ayrıca 08.03.2006 tarihli ve 2006/18329 kayıt numaralı ihale gerekçe gösterilerek doğrudan temin yoluna gidilmesinin katılımı engellediği isnadıyla sanıklar ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>I.04.01.2008 tarihli "HBYS Otomasyon Programı İşletim ve Bakım Destek Hizmeti" konulu doğrudan temin usulü ile gerçekleştirilen alımda yaklaşık maliyetin muvazaalı ve yüksek belirlendiği, yazılıma dair olan bu hususun bakanlık genelgesi dikkate alınarak aynı konuda veri kaydına ilişkin açık ihale usulü ile yapılan 20.11.2007 tarihli ihalede tek tedarikçiden alınması gerekliliğine uyulmayarak ayrı ayrı temini yoluna gidilip rekabetin engellendiği isnadıyla sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>J.14.07.2006 tarihli "55 Operatör, 5 Bilgisayar Teknisyeni ile HBYS Otomasyon Veri Giriş ve Donanım Bakım Onarım Hizmet Alımı" konulu ihaleyi kazanan Persys firmasının idare ile sözleşme imzaladıktan sonra mali acziyet sebebiyle sözleşmeyi ... firmasına devrinin 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'na aykırı olduğu isnadıyla sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>K.27.11.2006 tarihli ve 2006/154061 kayıt numaralı açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "65 Kişi ile HBYS Otomasyon Veri Girişi Hizmeti" konulu ihalede; ihaleye katılan firmalardan Kardelen firmasının en uygun teklifi verdiği ve katılımcılar için aranan İSO belgesinin veri girişini de kapsadığı halde buna dair ibarenin belgede yer almadığı gerekçe gösterilerek komisyon kararıyla ihale dışı bırakılmasının ihaleyi ... firması üzerine bırakmak için kasıtlı olarak yapıldığı, Kamu İhale Kurumuna yapılan itiraz üzerine sözleşme imzalanmayarak hizmet alımının zaruri olduğundan bahisle aynı konuda pazarlık usulü ile yapılan 3 ayrı ihaleye Kardelen firmasının çağrılmamasının ve adı geçen kurum tarafından iddiaya konu ihalenin itiraz sonrası iptal edilmesinin bu hususu desteklediği böylece ihaleye katılma yeterliğine sahip olan firmanın ihaleye katılımının engellendiği isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>L.20.11.2007 tarihli ve 2007/155710 kayıt numaralı açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "80 Kişi ile HBYS Otomasyon Veri Girişi Hizmeti" konulu ihalenin yaklaşık maliyet bilgisi gizliliğinin ihlal edildiği, veri kaydına dair olan bu hususun bakanlık genelgesi dikkate alınarak aynı konuda yazılıma ilişkin 04.01.2008 tarihinde "HBYS Otomasyon Programı İşletim ve Bakım Destek Hizmeti" konulu doğrudan temin usulü ile gerçekleştirilen alımla tek tedarikçiden alınması gerekliliğine uyulmayarak ayrı ayrı temini yoluna gidilip rekabetin engellendiği, teknik şartnamede gerçekleştirilen değişikliklerin ilan edilmediği, ihaleye yönelik bir kısım firmalar tarafından yapılan itirazların gerçekte ... tarafından düzenlenen raporla reddedildiği halde şeklen bu konuda gerekli bilgi ve tecrübeye de sahip olmayan ...'ın itirazları değerlendirmek için gerekli incelemeyi yapmakla görevlendirilerek bu şahıs tarafından inceleme raporu düzenlenmiş gibi imzası alınıp değerlendirildiği ve ... tarafından onaylandığı isnadıyla sanıklar ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>M.30.01.2007 tarihinde herhangi bir ihale veya alım usulüne uyulmaksızın lüzum raporu üzerine oluşturulan alım komisyonu tarafından ... firmasından temin edilen 77 kalem "Hastanenin HBYS Alt Yapısı 2. Aşama ve Güvenlik Kamera Sistemleri İşi" konulu ve bedeli banka promosyon parasından ödenen alımın yüksek fiyatla gerçekleştirildiği isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>N.30.01.2007 tarihinde herhangi bir ihale veya alım usulüne uyulmaksızın lüzum raporu üzerine oluşturulan alım komisyonu tarafından ... firmasından temin edilen 77 kalem "Hastanenin HBYS Alt Yapısı 2. Aşama ve Güvenlik Kamera Sistemleri İşi" konulu alıma ilişkin firmadan fatura temin edilmeden ödeme yapılarak vergi kaybına sebep olunması isnadıyla sanıklar ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma,</p>

<p>O.19.03.2008 tarihli ve 2008/27329 kayıt numaralı pazarlık usulü ile gerçekleştirilen "3 kalem PACS sistemi alımı" ihalesinde yaklaşık maliyetin muvazaalı ve yüksek belirlendiği isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... (...) ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>P.19.03.2008 tarihli ve 2008/27329 kayıt numaralı pazarlık usulü ile gerçekleştirilen "3 kalem PACS sistemi alımı" ihalesinde eksik ve çalışmayan sistem teslim edilmesine rağmen kabul işlemlerinin yapılması isnadıyla sanıklar ..., ..., ... (Tümay), ..., ... ve ... (...) ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>R.Hastane binasının deprem güçlendirme projesi kapsamında gerçekleştirilen aynı nitelikteki işlerinin 3 ayrı doğrudan temin yöntemi ve 2 ayrı pazarlık usulü ihale ile gerçekleştirilerek kısımlara bölünmesi, bu kapsamda; hastane H4 bloku için tek ihale ile yapılması gereken işlerin doğrudan temin sınırı içerisinde kalmasının sağlanarak 3 ayrı kısma bölünmesi, 21.06.2007 tarihli pazarlık usulü yapılan ihalede hastanenin tüm alanının 30.000 m2 olmasına karşın 33.000 m2 üzerinden ihaleye çıkılması ve bu alana daha önce doğrudan temin yöntemi ile gerçekleştirilen 4.000 m2'lik H4 blokunun da ilave edilmesi, tüm bu işlemlerin, işlerin ... firmasına gördürülmek maksadıyla gerçekleştirilmesi, bu doğrultuda pazarlık usulü yapılan ihalelere ... firması ile bağlantılı şirketlerin çağrılması isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>S.23.07.2008 tarihli ve 2008/90733 kayıt numaralı pazarlık usulü ile gerçekleştirilen "Yapım ve Malzeme Alım İşi" ihalesine konu işin ihale yapılmadan önce fiilen Mega firmasına yaptırıldığı ve yapım sonrası ihale evrakının düzenlendiği isnadıyla sanıklar ..., ... ve Medeni Fidan hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>T.Bakım, onarım ve benzeri nitelikteki işlerin Mega firması tarafından gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla kısımlara bölünmesi ve bu kapsamda doğrudan temin sınırına düşürülmesi, böylece rekabetin engellenmesi isnadına yönelik sanıklar ... ve Medeni Fidan hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma,</p>

<p>U.Doğrudan temin ve pazarlık usulü ile Mega firmasına gördürülen işlerde her zaman firmanın yaklaşık maliyetin altında fiyat teklifinde bulunmasının ve aynı firmaların teklif vermeye çağrılmasının ihale ile yapılması gereken işlerin firmaya gördürüldükten sonra usulü tamamlama amacıyla formaliteden ibaret işlemler olduğunu gösterdiği isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>V.Doğrudan temin usulü ile sanayi tipi tuz alımları isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>Y.Kiraya verilen hastane büfesinin işletilmesi sırasında gerçekleştirilen bir kısım usulsüzlükler (hijyen şartlarına uyulmaması, faturaların zamanında ödenmemesi, sigortasız işçi çalıştırılması, işletmede sigara satılması vb.) ile sözleşmede belirlenen kapalı alandan daha fazlasını bedelsiz olarak kullanma isnadıyla sanıklar ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma,</p>

<p>Suçlarından kamu davası açılmıştır.</p>

<p>2.Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2011/375 Esas, 2015/164 sayılı Kararı ile;</p>

<p>A.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...) ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında üzerlerine atılı ihaleye fesat karıştırma suçundan beraatlerine,<br />
B.Sanık ... hakkında 20.11.2007 tarihli ve 2007/155710 kayıt numaralı açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "80 Kişi ile HBYS Otomasyon Veri Girişi Hizmeti" konulu ihalenin yaklaşık maliyet bilgisi gizliliğinin ihlal edildiği, veri kaydına dair olan bu hususun bakanlık genelgesi dikkate alınarak aynı konuda yazılıma ilişkin 04.01.2008 tarihinde "HBYS Otomasyon Programı İşletim ve Bakım Destek Hizmeti" konulu doğrudan temin usulü ile gerçekleştirilen alımla tek tedarikçiden alınması gerekliliğine uyulmayarak ayrı ayrı temini yoluna gidilip rekabetin engellendiği, teknik şartnamede gerçekleştirilen değişikliklerin ilan edilmediği, ihaleye yönelik bir kısım firmalar tarafından yapılan itirazların gerçekte ... tarafından düzenlenen raporla reddedildiği halde şeklen bu konuda gerekli bilgi ve tecrübeye de sahip olmayan ...'ın itirazları değerlendirmek için gerekli incelemeyi yapmakla görevlendirilerek bu şahıs tarafından inceleme raporu düzenlenmiş gibi imzası alınıp değerlendirildiği ve ... tarafından onaylandığı isnadı ile sanıklar ... ve ... hakkında hastane binasının deprem güçlendirme projesi kapsamında gerçekleştirilen aynı nitelikteki işlerinin 3 ayrı doğrudan temin yöntemi ve 2 ayrı pazarlık usulü ihale ile gerçekleştirilerek kısımlara bölünmesi, bu kapsamda; hastane H4 bloku için tek ihale ile yapılması gereken işlerin doğrudan temin sınırı içerisinde kalmasının sağlanarak 3 ayrı kısma bölünmesi, 21.06.2007 tarihli pazarlık usulü yapılan ihalede hastanenin tüm alanının 30.000 m2 olmasına karşın 33.000 m2 üzerinden ihaleye çıkılması ve bu alana daha önce doğrudan temin yöntemi ile gerçekleştirilen 4.000 m2'lik H4 blokunun da ilave edilmesi, tüm bu işlemlerin, işlerin ... firmasına gördürülmek maksadıyla gerçekleştirilmesi, bu doğrultuda pazarlık usulü yapılan ihalelere ... firması ile bağlantılı şirketlerin çağrılması isnadı dışında kalan diğer isnatlar yönünden sanıklar ... ve ... hakkında üzerlerine atılı ihaleye fesat karıştırma suçundan beraatlerine,</p>

<p>C.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan açılan kamu davalarında sanıkların ihaleye fesat karıştırma suçundan beraatlerine,</p>

<p>D.Sanık ... hakkında 20.11.2007 tarihli ve 2007/155710 kayıt numaralı açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "80 Kişi ile HBYS Otomasyon Veri Girişi Hizmeti" konulu ihalenin yaklaşık maliyet bilgisi gizliliğinin ihlal edildiği, veri kaydına dair olan bu hususun bakanlık genelgesi dikkate alınarak aynı konuda yazılıma ilişkin 04.01.2008 tarihinde "HBYS Otomasyon Programı İşletim ve Bakım Destek Hizmeti" konulu doğrudan temin usulü ile gerçekleştirilen alımla tek tedarikçiden alınması gerekliliğine uyulmayarak ayrı ayrı temini yoluna gidilip rekabetin engellendiği, teknik şartnamede gerçekleştirilen değişikliklerin ilan edilmediği, ihaleye yönelik bir kısım firmalar tarafından yapılan itirazların gerçekte ... tarafından düzenlenen raporla reddedildiği halde şeklen bu konuda gerekli bilgi ve tecrübeye de sahip olmayan ...'ın itirazları değerlendirmek için gerekli incelemeyi yapmakla görevlendirilerek bu şahıs tarafından inceleme raporu düzenlenmiş gibi imzası alınıp değerlendirildiği ve ... tarafından onaylandığı isnadına ilişkin ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davasında bu suçtan, hastane binasının deprem güçlendirme projesi kapsamında gerçekleştirilen aynı nitelikteki işlerinin 3 ayrı doğrudan temin yöntemi ve 2 ayrı pazarlık usulü ihale ile gerçekleştirilerek kısımlara bölünmesi, bu kapsamda; hastane H4 bloku için tek ihale ile yapılması gereken işlerin doğrudan temin sınırı içerisinde kalmasının sağlanarak 3 ayrı kısma bölünmesi, 21.06.2007 tarihli pazarlık usulü yapılan ihalede hastanenin tüm alanının 30.000 m2 olmasına karşın 33.000 m2 üzerinden ihaleye çıkılması ve bu alana daha önce doğrudan temin yöntemi ile gerçekleştirilen 4.000 m2'lik H4 blokunun da ilave edilmesi, tüm bu işlemlerin, işlerin ... firmasına gördürülmek maksadıyla gerçekleştirilmesi, bu doğrultuda pazarlık usulü yapılan ihalelere ... firması ile bağlantılı şirketlerin çağrılması isnadına ilişkin ihaleye fesat karıştırma ve kiraya verilen hastane büfesinin işletilmesi sırasında gerçekleştirilen bir kısım usulsüzlükler (hijyen şartlarına uyulmaması, faturaların zamanında ödenmemesi, sigortasız işçi çalıştırılması, işletmede sigara satılması vb.) ile sözleşmede belirlenen kapalı alandan daha fazlasını bedelsiz olarak kullanma isnadına ilişkin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarında eylemlerinin zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle bu suçtan ayrı ayrı mahkumiyetine,</p>

<p>E.Sanık ... hakkında hastane binasının deprem güçlendirme projesi kapsamında gerçekleştirilen aynı nitelikteki işlerinin 3 ayrı doğrudan temin yöntemi ve 2 ayrı pazarlık usulü ihale ile gerçekleştirilerek kısımlara bölünmesi, bu kapsamda; hastane H4 bloku için tek ihale ile yapılması gereken işlerin doğrudan temin sınırı içerisinde kalmasının sağlanarak 3 ayrı kısma bölünmesi, 21.06.2007 tarihli pazarlık usulü yapılan ihalede hastanenin tüm alanının 30.000 m2 olmasına karşın 33.000 m2 üzerinden ihaleye çıkılması ve bu alana daha önce doğrudan temin yöntemi ile gerçekleştirilen 4.000 m2'lik H4 blokunun da ilave edilmesi, tüm bu işlemlerin, işlerin ... firmasına gördürülmek maksadıyla gerçekleştirilmesi, bu doğrultuda pazarlık usulü yapılan ihalelere ... firması ile bağlantılı şirketlerin çağrılması isnadına ilişkin ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davasında eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle bu suçtan mahkumiyetine,</p>

<p>F.Sanık ... hakkında üzerine atılı icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine,<br />
Karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>1.Katılan ... vekilinin temyiz isteği; beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkumiyetine karar verilen sanıklar için belirlenen cezaların daha fazla olması gerektiğine,</p>

<p>2.Katılan Hazine vekilinin temyiz isteği; tüm sanıkların atılı suçlardan cezalandırılması yoluna gidilmesi gerekirken yeterli inceleme yapılmadan beraat kararları verilmesi ile mahkumiyetine karar verilen sanıklar için uygulanan cezada indirim sebeplerinin hukuka aykırı olduğuna, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere,</p>

<p>3.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, mahkumiyet kararı verilen suçların yasal unsurlarının oluşmadığına, dosya kapsamında mahkumiyeti gerektirir somut ve kesin delil bulunmadığına, bir kısım isnatlar yönünden sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine karşın aynı koşulları taşıyan ve mahkumiyete esas alınan isnatlar yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,</p>

<p>4.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; güçlendirme projesi yapılacak alanın hesaplanması sırasında bir kısım sebeplerle çatı alanlarının da bu hesaba dahil edilmesine karar verildiğinden toplam alanın 33.000 m2 olarak belirlenmesi yoluna gidildiğine, bu konunun hastane müdür yardımcısı olan ... tarafından katılan bakanlık ile görüşülmesinden sonra tespit edilip evrak üzerindeki rakamın 30.000 m2 iken 33.000 m2 olarak düzeltilip paraflandığına, dolayısıyla sanığın suç işleme kastı bulunmadığına, sanığa verilen hapis cezasının ertelenme imkanı varken bu hususta mahkemece bir değerlendirme yapılmadığına, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>5.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği ise; sanık hakkında beraat kararı verilmiş olmasına karşın kısa kararda aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğuna,<br />
İlişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>70. Yıl Tarsus Devlet Hastanesi tarafından gerçekleştirilen birçok ihalenin ... firması üzerine bırakıldığı, 8 yıldır söz konusu firmanın hastane hizmet alım ihalelerini kazandığı, 26.11.2007 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin şartnamesinin firma yetkilisinin kardeşi ile hastane görevlileri tarafından firmanın lehine olacak şekilde düzenlendiği, bu kapsamda firmaya haksız kazanç sağlandığı gibi iddialar içeren isimsiz ve imzasız ihbar mektubu üzerine adı geçen hastanede idari soruşturma işlemlerine başlanılmıştır.</p>

<p>Yapılan incelemeler sonucunda ... Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 09.10.2009 tarihli ve 78/11 sayılı raporla belirlenen usulsüzlüklere ve suç teşkil ettiği düşünülen eylemlere ilişkin suç duyurusunda bulunulmuştur.</p>

<p>Savcılık makamı tarafından suç duyurusuna konu eylemler yönünden bilirkişi raporları temin edilmiş ve sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma suçlarından kamu davaları açılmıştır.</p>

<p>Mahkemece yapılan yargılama sırasında da iddianamede yer alan her bir isnadı irdeler mahiyette bilirkişi heyet raporu temini yoluna gidilmiş ve sonuç olarak beraat ve mahkumiyet kararları verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>A.29.10.2018 tarihli tebliğnamede her ne kadar sanıklardan ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davaları yönünden de hüküm kurulmadığı belirtilmiş ise de; kısa karar ile hükmün gerekçe kısmı birlikte değerlendirildiğinde, kısa kararda adı geçen sanığa ilişkin ölüm nedeniyle düşürülme hükmü kurulurken suç isminin sevk maddesi olarak gösterilen icrai davranışla görevi kötüye kullanma yerine ihmali davranışla görevi kötüye kullanma şeklinde belirtilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edildiğinden bu yöndeki düşünceye iştirak edilmemiştir.</p>

<p>B. 26.11.2007 tarihli ve 2007/156719 kayıt numaralı "Temizlik, Yemek ve Hasta Karşılama" konulu açık ihale usulü ile yapılan ihalede; benzer iş niteliği taşımayan işlerin bir arada ihale edildiği, idari şartnamede rekabeti engelleyici hükümlere yer verildiği, ihaleye yönelik bir kısım firmalar tarafından yapılan itirazların gerçekte ... tarafından düzenlenen raporla reddedildiği halde şeklen bu konuda gerekli bilgi ve tecrübeye de sahip olmayan ...'ın itirazları değerlendirmek için gerekli incelemeyi yapmakla görevlendirilerek bu şahıs tarafından inceleme raporu düzenlenmiş gibi imzası alınıp değerlendirildiği ve ... tarafından onaylandığı isnadına yönelik sanık ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>26.11.2007 tarihli ve 2007/156719 kayıt numaralı ihale üzerinde bırakılan ... firmasının teknik şartnameye göre yemek hizmeti alımına ilişkin; hizmet alımı sırasında mutfakta 1 diyetisyen veya gıda mühendisi çalıştırma zorunluluğuna uymadığı halde kabul işleminin gerçekleştirildiği ve firmaya ödeme yapıldığı isnadına yönelik sanıklar ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>26.11.2007 tarihli ve 2007/156719 kayıt numaralı ihale üzerinde bırakılan ... firmasının, 11.07.2008-31.07.2008 tarihleri arasında fiili sayımda belirlenen öğün sayıları üzerinde dağıtım yapmış gibi kabulle firmaya fazla ödeme yapılması isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,<br />
09.08.2007 tarihli "Bilgisayarlı Radyoloji Sistemi" konulu ihale üzerine bırakılan ... firmasının teknik şartnamede PACS sistemi kurulmasını sağlamakla da yükümlü olduğu ve söz konusu sistemin hastaneye kurulmadığı halde bu konuda adı geçen firmaya her ay düzenli ödeme yapıldığı isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>14.07.2006 tarihli "55 Operatör, 5 Bilgisayar Teknisyeni ile HBYS Otomasyon Veri Giriş ve Donanım Bakım Onarım Hizmet Alımı" konulu ihaleyi kazanan Persys firmasının idare ile sözleşme imzaladıktan sonra mali acziyet sebebiyle sözleşmeyi ... firmasına devrinin 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'na aykırı olduğu isnadına yönelik sanıklar ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>30.01.2007 tarihinde herhangi bir ihale veya alım usulüne uyulmaksızın lüzum raporu üzerine oluşturulan alım komisyonu tarafından ... firmasından temin edilen 77 kalem "Hastanenin HBYS Alt Yapısı 2. Aşama ve Güvenlik Kamera Sistemleri İşi" konulu alıma ilişkin firmadan fatura temin edilmeden ödeme yapılarak vergi kaybına sebep olunması isnadına yönelik sanıklar ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma,</p>

<p>19.03.2008 tarihli ve 2008/27329 kayıt numaralı pazarlık usulü ile gerçekleştirilen "3 kalem PACS sistemi alımı" ihalesinde eksik ve çalışmayan sistem teslim edilmesine rağmen kabul işlemlerinin yapılması isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ... (Tümay), ..., ... ve ... (...) ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,<br />
Bakım, onarım ve benzeri nitelikteki işlerin Mega firması tarafından gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla kısımlara bölünmesi ve bu kapsamda doğrudan temin sınırına düşürülmesi, böylece rekabetin engellenmesi isnadına yönelik sanıklar ... ve Medeni Fidan hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma,<br />
Suçlarından açılan kamu davalarına ilişkin kararın gerekçe kısmında değerlendirme yapılmasına karşın herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşıldığından değinilen isnatlar yönünden adı geçen sanıklar hakkında atılı suçlardan zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.<br />
C.Dosya kapsamında yer alan tüm belgeler, sanık savunmaları ve bunlar ile uyumlu kovuşturma aşamasında temin edilen bilirkişi heyet raporları nazara alındığında;<br />
Mahkemece; 27.11.2006 tarihli ve 2006/154061 kayıt numaralı açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "65 Kişi ile HBYS Otomasyon Veri Girişi Hizmeti" konulu ihalede; ihaleye katılan firmalardan Kardelen firmasının en uygun teklifi verdiği ve katılımcılar için aranan İSO belgesinin veri girişini de kapsadığı halde buna dair ibarenin belgede yer almadığı gerekçe gösterilerek komisyon kararıyla ihale dışı bırakılmasının ihaleyi ... firması üzerine bırakmak için kasıtlı olarak yapıldığı, Kamu İhale Kurumuna yapılan itiraz üzerine sözleşme imzalanmayarak hizmet alımının zaruri olduğundan bahisle aynı konuda pazarlık usulü ile yapılan 3 ayrı ihaleye Kardelen firmasının çağrılmamasının ve adı geçen kurum tarafından iddiaya konu ihalenin itiraz sonrası iptal edilmesinin bu hususu desteklediği, böylece ihaleye katılma yeterliğine sahip olan firmanın ihaleye katılımının engellendiği isnadına yönelik "kriterleri belirlenemeyen bir konuda değerlendirme yapılması da mümkün olmadığından atılı suçun unsurlarının oluşmadığı" şeklindeki beraat gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.</p>

<p>D.Yukarıda hukuki süreç bölümünün birinci fıkrasının (A), (B), (F) ve (L) bentlerinde belirtilen isnatlara ilişkin ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davaları yönünden zarar isnadı olmadığı gibi bu yönde bir tespitte de bulunulmamıştır.</p>

<p>(R) bendinde yer alan hastane binasının deprem güçlendirme projesi kapsamında gerçekleştirilen aynı nitelikteki işlerinin 3 ayrı doğrudan temin yöntemi ve 2 ayrı pazarlık usulü ihale ile gerçekleştirilerek kısımlara bölünmesi, bu kapsamda; hastane H4 bloku için tek ihale ile yapılması gereken işlerin doğrudan temin sınırı içerisinde kalmasının sağlanarak 3 ayrı kısma bölünmesi, 21.06.2007 tarihli pazarlık usulü ile yapılan ihalede hastanenin tüm alanının 30.000 m2 olmasına karşın 33.000 m2 üzerinden ihaleye çıkılması ve bu alana daha önce doğrudan temin yöntemi ile gerçekleştirilen 4.000 m2'lik H4 blokunun da ilave edilmesi, tüm bu işlemlerin, işlerin ... firmasına gördürülmek maksadıyla gerçekleştirilmesi, bu doğrultuda pazarlık usulü yapılan ihalelere ... firması ile bağlantılı şirketlerin çağrılması isnadına yönelik eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu şeklindeki mahkeme vasıflandırmasının isabetli olduğu kabul edilmiştir.</p>

<p>İhaleye fesat karıştırma suçunun konusunu 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun (4734 sayılı Kanun) 18 inci maddesinde belirtilen mahiyetteki ihaleler oluşturmaktadır. Bu kapsamda herhangi bir ihale işlemi gerçekleştirilmeden yapılan alımlar yönünden suçun konusu bulunmadığından ihaleye fesat karıştırma suçunun oluştuğundan da bahsedilemeyecektir. Diğer yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda (5237 sayılı Kanun) 235 inci maddesinde ihaleye fesat karıştırma halleri yasa koyucu tarafından tahdidi olarak sayılmıştır. Maddede sayılan seçimlik hareketlerin genişletilmesinin 5237 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceğinde bir kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla sırf yaklaşık maliyetin yüksek belirlenmesi, şartnamelerde rekabeti engelleyici mahiyette hükümlere yer verilmesi, ihalenin gerçekleştirilmesi gereken usulden farklı bir usulle yapılması gibi fiiller başlı başına ihaleye fesat karıştırma suçunun oluşumu için yeterli olmayacaktır. Bunların yanında Dairemizin birçok ilamında da belirtildiği üzere doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması nedeniyle bu usulle gerçekleştirilen alımlarda ve ihaleye konu işin daha önceden icra edilip akabinde mevzuata uygunluğun sağlanması ile ödeme yapılabilmesi için gerçekte ihale yapılmadığı halde yapılmış gibi evrak düzenlenmesi hallerinde ortada gerçek bir ihalenin bulunmamasından dolayı ihaleye fesat karıştırma suçunun unsurları oluşmayacaktır.</p>

<p>Bu açıklamalar ışığında sanıklara isnat edilen eylemler değerlendirildiğinde; zincirleme suçlarda suç tarihinin son eylemin gerçekleştirildiği tarih olduğu hususu da gözetilerek hukuki süreç bölümünün (A), (B), (F) ve (L) bentlerinde belirtilen isnatların sübutu halinde suç tarihlerinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6459 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 235 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendindeki, (G), (H), (I), (M), (O), (S), (U) ve (V) bentlerinde belirtilen isnatların sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrasındaki, sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında sadece (A) bendinde belirtilen isnat yönünden kamu davası açılmış olması ve suç tarihleri nazara alındığında isnatların sübutu halinde lehe olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 366 ncı maddesindeki suçları oluşturacağı, bu eylemler ile isnat edilen ve sübutu kabul edilip doğru biçimde vasıflandırması yapılan eylemler yönünden anılan Kanunların belirtilen maddeleri uyarınca belirlenecek cezaların üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık, 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.</p>

<p>Sonuç olarak; hüküm kurulmadığı bildirilen iddialar dışındaki (A), (B), (F), (G), (H), (I), (L), (M), (O), (R), (S), (U), (V) ve (Y) bentlerinde belirtilen isnatlara ilişkin sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden suç tarihleri ile hükümlerin kurulduğu tarih arasında, diğer sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...) ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden ise suç tarihlerinden, temyiz incelemesi tarihine kadar, belirtilen olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.<br />
Bu haliyle sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla beraat hükümleri kurulduğu görülmüştür.</p>

<p>E.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan açılan kamu davalarında sanıkların ihaleye fesat karıştırma suçundan beraatlerine karar verilmek suretiyle çelişkiye neden olunması hukuka aykırı bulunmuştur.</p>

<p>Sanıklardan ...'in 31.05.2012 tarihinde hükümden önce öldüğü anlaşılmasına rağmen hakkında düşme kararı verilmesi yerine beraat hükmü tesis edildiği, keza ...'nun ise 31.07.2017 tarihinde hükümden sonra öldüğü Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşıldığından, bu hususlar mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince bir karar verilmesi lüzumu adı geçen sanıklar hakkında verilen hükümlerin bozulmasını gerektirmiştir.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle ... vekilinin iddianamede "... tarafından kiralanan hastane büfesinin işletilmesi sırasında gerçekleştirilen bir kısım usulsüzlükler (hijyen şartlarına uyulmaması, faturaların zamanında ödenmemesi, sigortasız işçi çalıştırılması, işletmede sigara satılması vb.) ile sözleşmede belirlenen kapalı alandan daha fazlasını bedelsiz olarak kullanmak ve hastane başhekimi ...'ın da bu hususlara kayıtsız kalmak suretiyle kamu zararına sebebiyet vermek" şeklindeki isnatlar yönünden sanıklar ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,</p>

<p>2.Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2011/375 Esas, 2015/164 sayılı Kararında katılanlar Hazine ve ... vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden adı geçen katılanlar vekillerinin temyiz sebeplerinin reddiyle 27.11.2006 tarihli ve 2006/154061 kayıt numaralı açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "65 Kişi ile HBYS Otomasyon Veri Girişi Hizmeti" konulu ihalede; ihaleye katılan firmalardan Kardelen firmasının en uygun teklifi verdiği ve katılımcılar için aranan İSO belgesinin veri girişini de kapsadığı halde buna dair ibarenin belgede yer almadığı gerekçe gösterilerek komisyon kararıyla ihale dışı bırakılmasının ihaleyi ... firması üzerine bırakmak için kasıtlı olarak yapıldığı, Kamu İhale Kurumuna yapılan itiraz üzerine sözleşme imzalanmayarak hizmet alımının zaruri olduğundan bahisle aynı konuda pazarlık usulü ile yapılan 3 ayrı ihaleye Kardelen firmasının çağrılmamasının ve adı geçen kurum tarafından iddiaya konu ihalenin itiraz sonrası iptal edilmesinin bu hususu desteklediği, böylece ihaleye katılma yeterliğine sahip olan firmanın ihaleye katılımının engellendiği isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükümlerinin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,</p>

<p>3.Gerekçe bölümünün (D) bendinde açıklanan nedenlerle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2011/375 Esas, 2015/164 sayılı Kararına yönelik sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile katılanlar Hazine ve ... vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, karar bölümünün ikinci bendindeki onama kararına konu ve hüküm kurulmayan isnatlar dışında kalan diğer iddialar yönünden sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...) ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ...,<br />
, ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen beraat, sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat ve mahkumiyet ile sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı, ek Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,</p>

<p>4. Gerekçe bölümünün (E) bendinde açıklanan nedenlerle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2011/375 Esas, 2015/164 sayılı Kararına yönelik katılanlar Hazine ve ... vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sanıklar ..., ..., ..., ... ile ... hakkında verilen ve sair yönleri incelenmeyen beraat hükümlerinin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>28.12.2023 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20233765-e-202312724-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4asaa.jpg" type="image/jpeg" length="11503"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2021/5557 E., 2024/2716 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20215557-e-20242716-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20215557-e-20242716-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 12.03.2024 tarihli, 2021/5557 E., 2024/2716 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>5. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2021/5557 E., 2024/2716 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2010/480 Esas, 2013/475 Karar<br />
SUÇ : Edimin ifasına fesat karıştırma<br />
HÜKÜM : Beraat<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama<br />
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma</p>

<p>Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:<br />
5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre edimin ifasına fesat karıştırma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Milli Eğitim Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkrası gereğince başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek yapılan incelemede;</p>

<p>Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun ihaleye fesat karıştırma suçundan bağımsız bir suç tipi olarak 5237 sayılı TCK’nın 236. maddesinde düzenlendiği, hile olmaksızın mal veya hizmetin ayıplı veya eksik ifasının söz konusu olduğu durumlarda, mal veya hizmetin salt ayıplı veya eksik ifa edilmiş olmasının edimin ifasına fesat karıştırma suçunu oluşturmayacağı, suçun oluşabilmesi için ayıplı veya eksik ifanın ayrıca hileli hareketlerle gizlenmeye çalışılmış olması, sözleşmenin tarafı olup da mal veya hizmetin alıcısı konumundaki tarafın da zarar görmesinin de gerektiği, maddedeki suç tanımında zarar unsur olarak açıkça belirtilmemiş olmakla birlikte, 6459 sayılı Yasa'ya ilişkin değişiklik önergesinin gerekçesinde de ihaleye fesat karıştırma suçunun ... şekline ilişkin ceza ile TCK’nın 236. maddesinde düzenlenen ve bir zarar suçu niteliği taşıyan edimin ifasına fesat karıştırma suçunun cezası arasındaki uyumsuzluğu gidermek amacıyla 235. maddenin birinci fıkrasındaki cezaların alt ve üst sınırlarında değişiklik yapıldığının ifade edilmesi karşısında, zararın suçun unsuru olarak kabul edilmesinin zorunlu olduğu,</p>

<p>... Elektronik Ofis Sistemleri Ltd. Şti'nin ortağı ve çalışanı olan sanıklar tarafından, yurt dışından şirket adına fotokopi makinesi ithal edildiği halde beyannamelerde ahşap stand göstermek suretiyle kaçakçılık yapıldığı ihbarı üzerine başlatılan soruşturmada, ..., .... Halk Eğitim Merkezi ve Edirne Devlet Hastanesi tarafından doğrudan temin yöntemiyle yapılan alımlarda söz konusu kaçak fotokopi makinelerinden teslim edilmek suretiyle edimin ifasına fesat karıştırdıkları iddia edilen somut olayda; öncelikle kaçak olduğu iddia olunan makinelerle ilgili olarak sanıklar haklarında 5607 sayılı Yasa'ya muhalefet suçundan açılan kamu davasının akıbetinin araştırılarak, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı ile ..., ... Halk Eğitim Merkezi ve Edirne Devlet Hastanesi'ne teslimi yapılan fotokopi makinelerinin söz konusu davada kaçak olarak ithal edilen makinelerden olup olmadığı tespit edilip, bahse konu makinelerin ihale şartnamelerine uygunluğuna dair inceleme de yaptırıldıktan sonra edime konu mallar sebebiyle kurumun zarara uğrayıp uğramadığı da araştırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini yerine eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hükümler kurulması,</p>

<p>Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 12.03.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.</p>

<p><strong>KARŞI OY</strong></p>

<p>Madde metninde yer alan sözleşme teriminin, ihale kararına dayalı olarak yapılan sözleşmeyi mi, yoksa idareye karşı belli bir edimde bulunma yükümlülüğü altına girilen tüm sözleşmeleri mi kapsadığı hususunun değerlendirilmesi suçun konusu bağlamında oluşumu açısından önem arz etmektedir.<br />
Öğretide bir kısım görüşe göre herhangi bir ihale usulü takip edilmeksizin piyasadan sağlanan mal veya hizmet edimleri de suçun konusunu oluşturabilmektedir. (Özgenç, İzzet. İhale Sürecinde İşlenen Suçlar, 4. Baskı, Ankara 2013, s.115-116 Dipnot 84, Altıparmak, ..., Türk Ceza Kanunu’nda İhaleye İlişkin Suçlar, Seçkin 2012, s.138, Arslan, Çetin/Töngür, ... .... Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, TAAD 2013/14, s.234, Ünal, Nurdoğan/..., .../..., Mesut. İhale ve Sözleşme Yönetiminde Kamu Görevlilerinin Cezai-İdari-Mali Sorumlulukları, Ankara 2015, s.148)</p>

<p>Öğretide ağırlıklı görüşe göre ise; ihale kararı sonrası yapılan sözleşmeler bu kapsamda değerlendirilecek, ihale ile alım usulü olmayan doğrudan temin yoluna başvurulmasından sonra yapılan sözleşmeler ile idarenin yaptığı diğer sözleşmeler gereğince taahhüt edilen edimin yerine getirilmesinde hileli hareketlerde bulunulması, TCK’nın 236. maddesinde düzenlenen edimin ifasına fesat karıştırma suçu kapsamında değerlendirilmeyecektir. (Gökcan, ... .../Artuç, .... Türk Ceza Kanunu Şerhi, Adalet Yayınevi, VI. Cilt, Ankara 2021, s. 7927 vd.; Akbulut, Berrin. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, Ceza Hukuku Dergisi, Ağustos 2009, sh. 50, Demir, Nazlı Hilal, Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, Fasikül, Nisan 2013, Sayı: 41, s.25, Eker Kazancı, Behiye. İhaleye Fesat Karıştırma ve Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçları, 2. Baskı Ankara 2011, s.216, Şen, Ersan/Aksüt Ertekin, Uygulamada İhaleye Fesat Karıştırma Suçları, 4. Baskı, Ankara 2014, s. 289)<br />
O halde bu suçun oluşabilmesi için olmazsa olmaz şart, maddenin birinci fıkrasında gösterilen tüzel kişilere karşı taahhüt altına girilen bir ihalenin var olmasıdır. (Dülger, ... Volkan. Ekonomik Suçlar Bağlamında İhale Sürecine ve Sözleşmesine İlişkin Suçların Değerlendirilmesi, Uğur Alacakaptan’a ..., İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2008, sh. 231)</p>

<p>Bunun gerekçesi olarak, madde metninde, “ihale kararında veya sözleşmesinde” ibaresi kullanılmayarak, “ihale kararında veya sözleşmede” ifadesinin tercih edilmesi gösterilebilir. Madde de, “ihale kararında” kavramından sonra, “sözleşmede” ifadesinin yer alması, bu ifade ile sözleşmenin ihale sonucunda imzalanan sözleşme olması gerekliliğini vurgulamıştır. (Demir, Nazlı Hilal, Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, Fasikül, Nisan 2013, Sayı: 41, s.25)</p>

<p>Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun ihaleye fesat karıştırma suçundan hemen sonra düzenlenmesi bu suçların birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olduğu ve ortak özelliklerinin ihale yolsuzluklarını engellemek olması nedeniyle, ihalenin olmadığı yerde edimin ifasına fesat karıştırmanın mümkün olmadığı ifade edilmektedir. (Yaşin, .... İhale İstisnası Kamu Satın Alımlarında Edimin İfasına Fesat Karıştırılması Mümkün müdür?, Mali Kılavuz, 2007/97, s. 99, Akbulut, Berrin. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, Ceza Hukuku Dergisi, Ağustos 2009, sh. 50)</p>

<p>İhale sonrasında sözleşmenin yapılması kural olmakla beraber, belirtmek gerekir ki, ihale sonrasında sözleşmenin yapılmadığı bazı istisnai durumlar bulunmaktadır. Buna örnek olarak, Kamu İhale Kanunu madde 21'de belirtilen pazarlık usulü ile yapılan ihaleler gösterilebilir. Yine, Devlet İhale Kanunu madde 51'de belirtilen bazı işlerin pazarlık usulüyle yapılabileceği ve bu işler ile ilgili olarak şartname düzenlenmesi, tahmini bedel tespiti, teminat alınması ve sözleşme yapılmasının zorunlu olmadığı düzenlenmiştir. Bu nedenle madde metninde, “ihale kararında veya sözleşmesinde” ibaresi kullanılmayarak, “ihale kararında veya sözleşmede” ifadesinin tercih edilmesinin bilinçli bir tercih olduğunu kabul etmek gerekir. Birinci fıkrada taahhüt altına girilen edim tabiri kullanıldıktan sonra suçun oluşumunu bağlı hareketli olarak gösteren ikinci fıkranın beş bendinde de ihale tabirinin kullanılmış olması, taahhüt altına girilen edimin ihaleye dayalı olmasını zorunlu kılmaktadır. (Demir, Nazlı Hilal, Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, s. 25, Kaplan, ..., Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, İHFM Füsun Sokullu-Akıncıya ..., Cilt 2, 2013, s.713 Dipnot 19) (aynı şekilde doğrudan temin kapsamında alımı yapılacak olan malın teslimi veya hizmetin ya da yapım işinin tamamlanmasının belli bir süreyi gerektirmesi durumunda alımın bir sözleşmeye bağlanması zorunlu olup bir defada yapılacak alımlarda sözleşme yapılması idarenin takdirindedir. Bu halde idareler, sözleşme yapmayabilirler. Doğanyiğit, .... Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, 15. Baskı, s.566)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İhale sonrasında sözleşmenin yapılmadığı bazı istisnai durumlar bulunması, bir kısım halde ise sözleşme yapılmasının idarenin takdirinde olması, takdire bağlı olarak yapılacak sözleşme ile suçun oluştuğunun kabul edilmesinin mümkün olmaması, birinci fıkrada taahhüt altına girilen edim tabiri kullanıldıktan sonra suçun oluşumunu bağlı hareketli olarak gösteren ikinci fıkranın beş bendinde de ihale tabirinin kullanılmış olması nedeniyle taahhüt altına girilen edimin ihaleye dayalı olması yasal zorunluluktur. Alımların doğrudan temin usulüyle yapılmış olması karşısında gerekçesi yerinde olmamakla birlikte sonucu itibarıyla doğru olduğundan hükümlerin onanması kanaatiyle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20215557-e-20242716-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-baa.jpg" type="image/jpeg" length="24748"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dilekçesinde yapay zekanın 'uydurma' künyelerini kullanan avukata soruşturma!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dilekcesinde-yapay-zekanin-uydurma-kunyelerini-kullanan-avukata-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dilekcesinde-yapay-zekanin-uydurma-kunyelerini-kullanan-avukata-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’da bir avukat, dilekçesini güçlendirmek için yapay zekadan yardım alınca kendisini savcılık ve baro soruşturmasının ortasında buldu. Yapay zekanın gerçek Yargıtay kararlarına uydurma esas ve karar numaraları eklediğinin duruşmada fark edilmesi üzerine mahkeme suç duyurusunda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde bir davanın seyri sırasında hazırlanan savunma dilekçesi, yapay zeka teknolojilerinin hukuk dünyasındaki sınırlarını ve doğurabileceği riskleri gözler önüne serdi. Deneyimli bir avukatın, metni güçlendirmek adına yapay zekadan yararlanarak eklediği Yargıtay kararlarının dosya künyelerinin uydurma çıkması, avukat hakkında hem savcılık hem de baro tarafından soruşturma açılmasına neden oldu. Karşı tarafın uyarısıyla fark edilen bu teknik hata üzerine mahkemenin aynı gün başlattığı soruşturmalar, hukuk çevrelerinde de "savunma hakkına baskı" tartışması yarattı.</p>

<p>Kısa Dalga'dan Gülseven Özkan'ın haberine göre; Hakkında soruşturma başlatılan avukat E.Ç., yaptığı açıklamada, Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davada sunulan dilekçenin karşı taraf avukatının duruşma sırasında kullandığı ifadeler nedeniyle hazırlandığını anlattı. E.Ç., mahkemeden yalnızca ilgili avukatın meslek etiği açısından uyarılmasını talep ettiklerini dile getirdi.</p>

<p><strong>“Dilekçenin içeriği değişmedi, içtihat eklenmiş”</strong></p>

<p>E.Ç., dilekçenin hazırlanma sürecini şöyle anlattı:</p>

<p>“Üç avukat birlikte çalışıyorduk ancak dilekçedeki imza bana aitti. Hazırladığımız metnin içeriğini değiştirmedik. Yalnızca dilekçeyi içtihatlarla desteklemek amacıyla yapay zekadan yararlandık. Yapay zeka, mevcut Yargıtay kararlarını ekledi, ancak bu kararlara ait künyeleri yanlış yazdı. Künye dosyanın esas ve karar numarasını içeriyor. Yapay zeka bu konuda ekleme yapmış.”</p>

<p>Avukat E.Ç.’ye göre, sorun kararların içeriğinde değil, kararların esas ve karar numaralarında ortaya çıktı. Yapay zeka üç farklı Yargıtay kararı göstermiş gibi görünse de sonradan yapılan incelemede bunların aynı kararın farklı ve hatalı künyelerle sunulmuş versiyonları olduğunu iddia etti. E. Ç., “Kararlar tamamen uydurma değildi. İçerikleri mevcut olan Yargıtay kararlarıydı. Ancak daire numaraları ve karar künyeleri yanlış yazılmıştı. İçerik doğruydu, numaralar yanlıştı” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Suçlamanın merkezinde karşı avukatın asılsız iddiası var”</strong></p>

<p>E.Ç., söz konusu dilekçenin ortaya çıkış nedeninin karşı taraf avukatının mahkeme sürecindeki açıklamaları olduğunu söyledi. Karşı tarafın bilirkişi raporlarının kendi lehine sonuç vermemesi üzerine müvekkilleri ve avukatları hakkında ağır ithamlarda bulunduğunu iddia eden E.Ç., şöyle konuştu:</p>

<p>“Karşı taraf bilirkişilerin ve avukatların rüşvet aldığını ileri sürdü. Somut bir iddia ortaya koymadan kesin ifadeler kullandı. Biz de bunun avukatlık meslek etiğiyle bağdaşmadığını belirterek mahkemeden gerekli uyarının yapılmasını istedik. Aslında beklediğimiz şey bir özürdü. Bu konu dilekçenin içeriğiydi. Başka bir konu yaratılmak suretiyle örtülü başka bir saldırı yapıldı.”</p>

<p><strong>“Duruşmada fark edildi, aynı gün suç duyurusu yapıldı”</strong></p>

<p>E.Ç.’nin ifadesine göre, hatalı künyeler duruşma sırasında karşı taraf avukatının dikkat çekmesiyle ortaya çıktı. E. Ç., “Duruşmada bunların uydurma kararlar olduğu söylendi. Açıkçası ben de o anda şaşırdım. Kararların farklı kaynaklardan alındığını düşündüğüm için inceleme yapıp beyanda bulunacağımı söyledim. Ancak aynı gün mahkeme hem Ankara Barosu’na hem de savcılığa soruşturma yazısı gönderdi” dedi.</p>

<p>Avukat E. Ç., mahkemenin kararında “dilekçede belirtilen Yargıtay kararlarının UYAP üzerinden yapılan incelemede belirtilen şekliyle bulunamadığını, numaraların gelişigüzel yazılmış izlenimi verdiği belirtilerek ilgili avukat hakkında Türk Ceza Kanunu kapsamında işlem yapılmasının” istendiği dile getirdi.</p>

<p><strong>“Hangi suçla itham edildiğimi söyleyemediler”</strong></p>

<p>Soruşturma sürecinin en önemli yönünün isnat edilen suçun açıkça belirtilmemesi olduğunu iddia eden E.Ç., savcılık ifadesinde ilk olarak bunu sorduğunu dile getirdi. Avukat, “Normalde bir suç duyurusunda hangi suçtan işlem yapıldığı yazılır. Hakaret denir, iftira denir, rüşvet denir. Burada böyle bir tanımlama yoktu. Savcıya ilk sorduğum soru hangi suçla itham ediliyorum oldu. İfade tutanağında isnat edilen suçun ne olduğu belirtilmedi” diye konuştu. Savunmasında yapay zekanın yanlış yönlendirmesi sonucu ortaya çıkan bir hata bulunduğu yönünde ifade verdiğini anlatan E.Ç., kasıt unsuru olmadan suçtan söz edilemeyeceğini vurguladı. “Ortada sehven yapılmış bir hata var. Kasıt yok. Zaten hangi suçun işlendiği de açıklanabilmiş değil” dedi.</p>

<p><strong>“Yapay zeka kolaylığını keşke kullanmasaydım”</strong></p>

<p>Yaşananlardan sonra yapay zeka kullanımına ilişkin eleştirilerde bulunan E.Ç., mesleki anlamda önemli bir deneyim kazandığını ifade etti. “Bugün dönüp baktığımda keşke o kolaylıktan yararlanmasaydım diyorum. Meslektaşlarım arasında da şaka konusu oldum. 25 yıllık meslek hayatımda ilk kez hem savcılık hem de baro aşamasında bir soruşturmayla karşı karşıya kaldım” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Avukat Hakları Grubu: “Bu süreç savunma faaliyetinin cezalandırılmasıdır”</strong></p>

<p>Avukat Hakları Grubu Ankara Genel Koordinatörü Emrah Altunoğlu ise, yaşananları yalnızca bir yapay zeka tartışması olarak değil, avukatlık faaliyetlerine yönelik bir baskı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Mesleki dayanışma amacıyla E.Ç.’nin yanında olduklarını belirten Altunoğlu, savunma hakkının özgürce kullanılabilmesi gerektiğini vurguladı. Altunoğlu, “Avukatlar kendilerini özgür biçimde ifade edebilmeli. Savunma faaliyetinin sınırları geniş tutulmalı. Aksi halde yurttaşların adil yargılanma hakkı zarar görür. Bu tür soruşturmalar savunma faaliyetini baskı altına alma sonucunu doğurur” dedi.</p>

<p><strong>“BM Havana kuralları açık”</strong></p>

<p>Altunoğlu, uluslararası hukuk açısından da soruşturmanın sorunlu olduğunu iddia etti. Birleşmiş Milletler’in (BM) avukatların rolüne ilişkin temel ilkelerine atıfta bulunan Altunoğlu, avukatların yürüttükleri dava ve duruşmalardaki faaliyetleri nedeniyle idari ya da cezai soruşturmalara maruz bırakılmaması gerektiğini savundu. “Havana Kuralları’nın ilgili hükümleri son derece açık. Avukatlar yürüttükleri dava kapsamındaki söz ve faaliyetleri nedeniyle baskı altına alınmamalı. Türkiye açısından da uluslararası hukuk kurallarının uygulanması anayasal bir yükümlülük” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Ortada kasıt, kusur yok”</strong></p>

<p>Altunoğlu, olayda avukatın kasıtlı hareket ettiğine ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını söyledi. Altunoğlu, “Meslektaşımızın burada bırakın kastını kusur atfedilebilecek bir durumunun dahi bulunmadığını düşünüyoruz. Bir dilekçedeki teknik hata gerekçe gösterilerek soruşturma yürütülüyor. Bu kabul edilemez” sözleriyle soruşturma kararına karşı çıktı. Hakimin tutumunu da eleştiren Altunoğlu, soruşturma kararının yargısal bir değerlendirmeden çok kişisel bir memnuniyetsizliğin sonucu gibi göründüğünü savundu.</p>

<p><strong>“Yapay zeka hukuk alanında da kullanılacak”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Altunoğlu, olayın yapay zeka teknolojilerinin hukuk alanında kullanımına yönelik yeni tartışmaları da gündeme getirdiğini söyledi. Yapay zeka kaynaklı hataların yalnızca avukatları değil, doğrudan yurttaşların haklarını etkileyebileceğini belirten Altunoğlu, hukuk alanında bu teknolojilerin kullanımına ilişkin daha net düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Altunoğlu, “Hukukla ilgili yanlış bir yönlendirme insanların hayatını etkileyebilir. Bu nedenle yapay zekanın hukuk alanındaki kullanımına ilişkin sınırların ve denetim mekanizmalarının tartışılması gerekiyor” dedi.</p>

<p><strong>“Hukuki hata ceza soruşturmasının konusu yapılamaz”</strong></p>

<p>Altunoğlu, hukuki değerlendirmelerin ceza tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının yargı sisteminin işleyişini olumsuz etkileyeceğini savundu.</p>

<p>Altunoğlu, “Savcıların hazırladığı iddianameler sonucunda beraat kararları çıkabiliyor. Hakimlerin verdiği kararlar üst mahkemeler tarafından bozulabiliyor. Bu durum savcıları ya da hakimleri cezai soruşturmanın konusu yapmıyor. Aynı yaklaşım avukatlar için de geçerli olmalı. Hukuki değerlendirmelerin doğruluğunu yargı makamları denetler, bunların ceza soruşturmasına dönüştürülmesi savunma mesleğini baskı altına alır” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dilekcesinde-yapay-zekanin-uydurma-kunyelerini-kullanan-avukata-sorusturma</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/baro/yapay-avukat21.jpg" type="image/jpeg" length="99763"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arabuluculuk Odasında Mahkeme Gölgesi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/arabuluculuk-odasinda-mahkeme-golgesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/arabuluculuk-odasinda-mahkeme-golgesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p><i>Türkiye’de arabuluculuk, mahkemeye alternatif bir müzakere alanı olarak kurgulandı; fakat dava şartı, süre, yetki, vekâletname ve tutanak güvenliği kaygıları içinde giderek kendi özgün karakterini kaybetme riski taşıyor.</i></p>

<p><strong>Arabuluculuk Odasında Mahkeme Gölgesi</strong></p>

<p>Arabuluculuk, Türkiye’de mahkeme koridorlarının dışında daha sakin, daha esnek ve daha insani bir çözüm imkânı olarak anlatıldı. Taraflar yalnızca haklı-haksız ekseninde değil; ihtiyaçlar, menfaatler, ilişkiler, ticari gerçeklikler ve gelecekteki çözüm ihtimalleri üzerinden konuşacaktı.</p>

<p>Fakat yıllar içinde arabuluculuk, hukukçuların dönüştürdüğü bir alan olmaktan çok, hukukçu reflekslerinin dönüştürdüğü bir alana benzemeye başladı.</p>

<p>Bugün birçok dosyada arabuluculuk, gerçek bir müzakere sürecinden çok, dava açılabilmesi için geçilmesi gereken kontrollü bir usul igibi işliyor. Başvuru doğru mu? Süre başladı mı? Taraf teşkili tamam mı? Vekâletnamede özel yetki var mı? İlk toplantıya katılmamanın sonucu ne olacak? Son tutanağa hangi ifade yazılmalı?</p>

<p>Bunların hiçbiri önemsiz değildir. Aksine, sürecin hukuki güvenliği bakımından gereklidir. Ama sorun tam da burada başlıyor: Tutanak güvenliği, arabuluculuğun asgari şartıdır; iyi arabuluculuk değildir.</p>

<p>Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun arabuluculuk tanımı bile odağına sürecte yerine getirilecek usul işlemlerini değil; sistematik tekniklerle tarafları bir araya getirmeyi, müzakereyi kolaylaştırmayı, birbirlerini anlamalarını ve kendi çözümlerini üretmelerini koyar. Yani arabuluculuğun odağında belge değil, temas vardır; tutanak değil, müzakere vardır.</p>

<p>Ne var ki dava şartı arabuluculuk alanı genişledikçe bu refleks giderek zayıfladı. İş uyuşmazlıklarıyla başlayan, ticari uyuşmazlıklar ve tüketici uyuşmazlıklarıyla genişleyen, kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarla gündelik hayatın daha geniş alanlarına yayılan dava şartı arabuluculuk modeli, kurumu nicelik olarak büyüttü. Fakat her büyüme nitelik artışı anlamına gelmez.</p>

<p>Taraflar çoğu zaman çözüm aramak için değil, dava açabilmek için gerekli son tutanağı almak üzere sürece geliyor. Arabulucu da dosyayı gerçek bir müzakere alanı olarak değil, ileride usul tartışmasına yol açmayacak bir işlem olarak yönetmeye başlıyor. Böylece arabuluculuk, mahkemeye alternatif olmaktan çıkıp mahkemeye giriş kapısındaki turnikeye dönüşme riskiyle karşı karşıya kalıyor.</p>

<p>Bu durumun temel sebebi, hukukçu refleksidir.</p>

<p>Hukukçu zihni doğal olarak haklılık, ispat, talep, savunma, zamanaşımı, görev, yetki ve dava şartı kavramlarıyla çalışır. Bu refleks yargılama için gereklidir; avukatlık için de hâkimlik için de vazgeçilmezdir. Fakat arabuluculuk başka bir zihinsel eşik ve çalışma disiplini gerektirir.</p>

<p>Arabulucu zihni şu soruları da sorabilmelidir: Taraflar gerçekten ne istiyor? Talep edilen şey ile ihtiyaç duyulan şey aynı mı? Uyuşmazlığın görünen konusu para ama alttaki mesele güven kaybı olabilir mi? Bir işçi yalnızca alacağını mı istiyor, yoksa görülmeyi ve haksızlığa uğradığının kabul edilmesini mi bekliyor? Bir tacir davayı kazanmak kadar ticari ilişkiyi sürdürmeyi de önemsiyor olabilir mi?</p>

<p>Bu sorulara arabulucunun mevzuat ve usul bilgisi değil, arabuluculuk bilgi ve becerileri yanıt verir.</p>

<p>Bu nedenle arabuluculukta en tehlikeli yanılgılardan biri şudur: “Hukukunu biliyorum; demek ki arabuluculuğu biliyorum.”</p>

<p>Hayır: hukuku bilmek arabuluculuk için zorunludur, fakat arabuluculuğu bilmek demek değildir.</p>

<p>Arabulucu elbette hukuk bilmelidir. Uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olup olmadığını, dava şartı kapsamını, temsil yetkisini, gizlilik ilkesini ve anlaşma belgesinin sonuçlarını bilmelidir. Sürecin hukuki sınırları çizilmeden sağlıklı bir arabuluculuk yapılamaz.</p>

<p>Fakat bunları bilmek, yalnızca zemini netleştirir. Arabulucunun asıl ustalığı, o zemin üzerinde taraflara konuşabilecekleri güvenli alanı açabilmektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün uygulamada bu alan çoğu zaman geçiştiriliyor. Arabulucu, tarafların ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak yerine tutanağın ileride tartışılıp tartışılmayacağını düşünmek zorunda kalıyor. Avukat, haklı olarak müvekkilinin usuli ve maddi haklarını korumaya odaklanıyor. Taraflar ise çoğu zaman sürecin ne olduğunu tam anlamadan, “anlaşma varılamadı” yazılı bir belgeyle arabulucunun bürosundan ayrılıyor.</p>

<p>Bu durumda şu soru akla geliyor: Bir süreç hukuken doğru işletilmiş olabilir; ama gerçekten arabuluculuk yapılmış mıdır?</p>

<p>Arabulucu hâkim değildir. Ön inceleme görevlisi değildir. Taraflara kimin haklı olduğunu söyleyen bir gölge yargıç değildir. Arabulucunun varlık sebebi, mahkemenin yapacağını daha hızlı yapmak değil; mahkemenin yapamayacağı şeyi mümkün kılmaktır.</p>

<p>Mahkeme geçmişe bakar; arabuluculuk taraflara geleceği de konuşturur.</p>

<p>Mahkeme talep sonucuyla bağlıdır; arabuluculukta taraflar ihtiyaçlarını ifade etme ve gerektiğinde taleplerini değiştirme fırsatı bulur.</p>

<p>Mahkeme hüküm kurar; arabuluculuk tarafların kendi çözümlerini bulmalarına alan açar.</p>

<p>Bu fark ortadan kalktığında, arabuluculuk yargılamanın ucuz ve hızlı bir versiyonuna dönüşür. Oysa kurumun dünyadaki ve Türkiye’deki amacı bu değildir.</p>

<p>Aynı sorun uzmanlık alanlarında da görülüyor. İş, ticaret, tüketici, kira, sigorta, inşaat, banka-finans gibi alanlarda uzmanlık elbette gereklidir. Ancak uzman arabulucu, “ihtisas mahkemesi hâkimi gibi” davranan kişi değildir. Uzmanlık, uyuşmazlığın yalnızca hukuki değil; sektörel, ekonomik, psikolojik ve ilişkisel boyutlarını da okuyabilmek için anlamlıdır.</p>

<p>Bir iş uyuşmazlığında yalnızca bordroya bakmak yetmez; iş ilişkisinin neden sona erdiğini de duymak gerekir. Bir ticari uyuşmazlıkta yalnızca faturayı görmek yetmez; tarafların piyasadaki itibar ve güven ilişkisini de anlamak gerekir. Bir kira uyuşmazlığında yalnızca emredici hükümlere dikkat etmek yetmez; barınma kaygısı ile mülkiyet hakkı arasındaki çekişmeyi de fark etmek gerekir.</p>

<p>Uzmanlık, arabuluculuğu hukukun sınırlarına hapsetmemeli; hukuki zemini koruyarak müzakere kalitesini yükseltmelidir.</p>

<p>Bugün arabuluculuk uygulamasında sayılar sıkça konuşuluyor: Kaç başvuru yapıldı, kaç dosya anlaşmayla sonuçlandı, yargının iş yükü ne kadar azaldı? Bunlar önemli verilerdir. Ancak arabuluculuğun başarısını yalnızca anlaşma oranlarına indirgemek tehlikelidir.</p>

<p>Çünkü her anlaşma adil değildir. Her son tutanak, gerçek bir müzakerenin ürünü değildir. Her kapanan dosya, gerçekten çözülmüş bir uyuşmazlık anlamına gelmez.</p>

<p>Daha önemli sorular vardır: Taraflar gerçekten konuştu mu? Güçsüz taraf baskı altında mı kaldı? Anlaşma sürdürülebilir mi? Taraflar neye imza attığını anladı mı? Arabulucu, tarafsızlığı ve eşitliği etkin biçimde koruyabildi mi?</p>

<p>Bu sorular sorulmadığında, arabuluculuk uygulaması dosya kapatma istatistiğine dönüşür. Oysa çözüm, yalnızca dosyanın kapanması değildir.</p>

<p>Elbette çözüm, arabuluculuğu usulsüz ve denetimsiz bırakmak değildir. Usul güvenliği gerekir. Tutanak önemlidir. Dava şartı dikkat ister. Vekâlet, süre, yetki, imza ve anlaşma belgesi hafife alınamaz. Hukuki güvenliği olmayan bir arabuluculuk, taraflar için yeni ihtilaflar üretir.</p>

<p>Fakat bütün bunlar arabuluculuğun kabuğudur. Bu yolun özü, tarafların birbirini duyabilmesinde; menfaatlerin görünür hâle gelmesinde, mahkeme kararının sağlayamayacağı esneklikte çözümler üretilebilmesindedir.</p>

<p>Avukatların rolü de bu çerçevede yeniden düşünülmelidir. Arabuluculukta avukat, yalnızca dava ihtimaline hazırlanan kişi değildir. Aynı zamanda müvekkili için iyi bir anlaşmanın hukuki, ekonomik ve stratejik değerini ölçebilen profesyoneldir. Arabuluculukta avukatlık, hak kaybını önleme işlevinin yanında çözüm mimarlığı işlevini de içermelidir.</p>

<p>Arabuluculuk hukuksuz olmaz; ama yalnızca hukukla da olmaz.</p>

<p>Bugün arabuluculuğa en büyük zararı, onu bilmeyenlerden çok, yalnızca hukukunu bilip arabuluculuğu da bildiğini zannedenler veriyor olabilir.</p>

<p>Arabuluculuk, dava açmadan önce alınacak belgenin üretildiği yer değildir.</p>

<p>Mahkemenin küçük bir provası değildir.</p>

<p>Tutanakla tamamlanan bir usul oyunu değildir.</p>

<p><strong>Arabuluculuk, tarafların kendi sözünü söyleyebildiği, kendi çözümünü ve kendi geleceğini tasarlayabildiği ölçüde arabuluculuktur.</strong></p>

<p></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" title="Av. Şamil DEMİR"><img alt="Av. Şamil DEMİR" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/09/samil-demir.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" title="Av. Şamil DEMİR">Av. Şamil DEMİR</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/arabuluculuk-odasinda-mahkeme-golgesi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/terazi/arabuluculuk-durusma.jpg" type="image/jpeg" length="76395"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM ve TBB arasında mutabakat zaptı imzalandı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-ve-tbb-arasinda-mutabakat-zapti-imzalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-ve-tbb-arasinda-mutabakat-zapti-imzalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından ortak finanse edilen, Avrupa Konseyi tarafından yürütülen ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin nihai yararlanıcısı olduğu “Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi” Ortak Projesi kapsamında, Anayasa Mahkemesi ile Türkiye Barolar Birliği arasında kurumsal iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan Mutabakat Zaptı imzalandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi’nde gerçekleştirilen imza töreninde Mutabakat Zaptı, Anayasa Mahkemesi adına Genel Sekreter Murat Azaklı, Türkiye Barolar Birliği adına ise Başkan Yardımcısı Av. Ercan Demir tarafından imzalandı.</p>

<p>Mutabakat Zaptı ile Anayasa Mahkemesinin temel haklar alanındaki kararlarının etkili şekilde uygulanmasına katkı sağlanması, Anayasa Mahkemesi içtihadının avukatlar ve stajyer avukatlar arasında daha geniş şekilde yaygınlaştırılması ve iki kurum arasında sürdürülebilir bir iş birliği mekanizmasının oluşturulması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda ortak eğitim faaliyetleri, karar özetlerinin paylaşılması, tematik uzman toplantıları ve içtihat forumları gibi çalışmalar yürütülecektir.</p>

<p>Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasıyla birlikte, Türkiye Barolar Birliği Öğrenme Yönetim Sistemi (LMS) üzerinden hazırlanan “Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru” çevrim içi eğitim programı da avukat ve stajyer avukatların kullanımına açılmıştır. Anayasa Mahkemesi ve Türkiye Barolar Birliği uzmanlarının katkılarıyla hazırlanan eğitim programı, bireysel başvuru mekanizmasına ilişkin temel kavramlar, kabul edilebilirlik kriterleri ve güncel içtihatlar hakkında kapsamlı bilgi sunmaktadır.</p>

<p>İmza töreninin ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Türkiye Barolar Birliği heyetini kabul etti. Görüşmede bireysel başvuru sisteminin gelişimi, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması, temel hakların korunmasında savunmanın rolü ve Türkiye’de anayasal yargının güncel meseleleri hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.</p>

<p>Toplantıda ayrıca, Anayasa Mahkemesi ile Türkiye Barolar Birliği arasında geliştirilen iş birliğinin önümüzdeki dönemde de güçlendirilerek sürdürülmesinin önemi vurgulandı.</p>

<p>Mutabakat Zaptı, proje süresince oluşturulan iş birliği zemininin kalıcı ve kurumsal bir yapıya kavuşturulmasını amaçlamakta olup, avukatların Anayasa Mahkemesi içtihadına erişiminin kolaylaştırılmasına ve bireysel başvuru mekanizmasının daha etkin işlemesine katkı sağlayacaktır.</p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_1_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_2_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_3_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_4_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_5_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_6_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_7_18062026145314.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_8_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-ve-tbb-arasinda-mutabakat-zapti-imzalandi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/86535-1-18062026145314.jpeg" type="image/jpeg" length="68811"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/1490 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20211490-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20211490-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 9/12/2025 tarihli ve 2021/1490 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>BİRİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>H.K.</strong> <strong>VE</strong> <strong>DİĞERLERİ</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/1490)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 9/12/2025</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>BİRİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>GİZLİLİK TALEBİ KABUL</strong></p>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Tuğba YILDIZ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>H.K. ve diğerleri</p>

   <p>[bkz. ekli listenin (C) sütunu]</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekilleri</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>bkz. ekli tablonun (E) sütunu</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p>

<p>1. Başvuru, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından hükmedilen tazminatın yetersiz olması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>

<p>2. Başvurucular, yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.</p>

<p>3. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'la kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvurmaları gerektiğinden birleştirilen başvuruların tamamını kabul edilemez bulmuştur.</p>

<p>4. Bunun üzerine başvurucular, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin hak ettikleri tazminatlarının yasal faiziyle ödenmesi istemiyle muhtelif tarihlerde Tazminat Komisyonuna başvurmuştur. Tazminat Komisyonu, değişik tarihlerde verdiği kararlarda başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir. Tazminat Komisyonu, başvuruculara ayrı ayrı farklı miktarlarda tazminat ödenmesine karar vermiştir.</p>

<p>5. Başvurucular, karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesine (Bölge İdare Mahkemesi) itirazda bulunmuştur. Başvurucular, itiraz dilekçesinde komisyonca takdir edilen tazminat tutarının Anayasa Mahkemesine yapılan emsal başvurular yönünden hükmedilen tazminat miktarıyla kıyaslandığında çok düşük olduğunu iddia etmiştir.</p>

<p>6. Bölge İdare Mahkemesi, başvurucuların itirazının reddine hükmetmiştir. Bölge İdare Mahkemesi, karar gerekçesinde ödenmesine karar verilen tazminat miktarının davanın konusu, uyuşmazlığın niteliği ve şikâyete konu edilen yargılamanın süresi gözönünde bulundurulmak suretiyle makul sürenin aşımıyla orantılı olarak belirlendiği ve bu nedenle hakkaniyete ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM içtihatlarına uygun olduğunu belirtmiştir.</p>

<p>7. Başvurucular, nihai hükümleri öğrendikten sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>8. Başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>9. Ekli listenin (D) sütununda adli yardım talebinde bulunduğu belirtilen başvurucuların ödeme gücünden yoksun oldukları anlaşıldığından adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.</p>

<p>10. Başvurucular, Anayasa Mahkemesinde bireysel başvuru aşamasında geçen sürenin de makul süre hesaplamasına dâhil edilmesi gerektiğini ve tazminat komisyonunca lehe vekâlet ücretine hükmedilmediğini iddia etmiştir. Başvurucular, ayrıca komisyonca takdir edilen tazminat tutarının Anayasa Mahkemesine yapılan emsal başvurular yönünden hükmedilen tazminat miktarıyla kıyaslandığında çok düşük olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>11. Somut olayda temel mesele, başvurucuların taraf oldukları davaların makul sürede tamamlanmaması olduğundan başvuruya konu şikâyetlerin makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.</p>

<p>12. Makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddiasıyla 31/7/2018 tarihine kadar Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular yönünden bir kanun yolu oluşturulmuş olup eldeki hukuk ve ceza yargılamalarına ilişkin başvurularda inceleme söz konusu kanun yolu olan Tazminat Komisyonu kararları ve bu karara karşı itirazı inceleyen Bölge İdare Mahkemesi kararlarına ilişkin olacaktır.</p>

<p>13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>14. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir (<i>Y.T.</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjZiN2QzNDEwLWFiOWQtNDA1Ny03YTEyLTZiZmYwNGNiYzllYw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2016/22418</a>, 30/5/2019, § 47; <i>Murat Haliç </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjUyY2RkNDQ1LWQzNmUtM2NhMy04ZWM0LTI0MDExNWNlN2FkZQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2017/24356</a>, 8/7/2020, § 44).</p>

<p>15. Öte yandan şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının olması, ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanmasının bir gereğidir. Buna göre kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı yollarının mevzuatta yer alması yalnız başına yeterli olmayıp bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Söz konusu yola başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddiaların bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (<i>İlhan Gökhan </i>[2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmY2ZTBiZWZmLTM3MGUtNDdiZC0wZDYwLTcyMTdjMDJiNGQwMw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2017/27957</a>, 9/9/2020, §§ 47, 49).</p>

<p>16. Anayasa Mahkemesi içtihadında ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih, sürenin sona erdiği tarih olarak ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği; yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (<i>B.E.</i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjY4OTEzMGU4LWVmMjktZTU5Mi1mYmI5LTI4YzM0MmI5M2I5MA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2012/625</a>, 9/1/2014, § 34).</p>

<p>17. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarda ise yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (<i>Güher Ergun ve diğerleri</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjJmMjU1MjljLTM3N2QtMDA1OS1jOTM2LThkYjJkYzgyNTlhNA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2012/13</a>, 2/7/2013, §§ 50, 52).</p>

<p>18. Ayrıca ceza ve medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (<i>Güher Ergun ve diğerleri,</i> §§ 41, 45; <i>B.E.</i>, § 29).</p>

<p>19. Somut olayda anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar ile davanın niteliği ve uyuşmazlığın türü dikkate alındığında başvurucuların da taraf olduğu söz konusu cezai ve hukuki uyuşmazlıklara ilişkin yargılama sürelerinin makul olmadığı tartışmasızdır. Nitekim Tazminat Komisyonu da yargılama süresinin makul olmadığı tespitinde bulunmuştur. Başvuruya konu mesele, yargılama süresine göre belirlenen tazminat miktarının anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlara göre giderim sağlayıp sağlamadığı ile ilgilidir.</p>

<p>20. Somut olayda Tazminat Komisyonu tarafından yargılama süresine ilişkin olarak belirlenen tazminat miktarlarının makul sürenin aşımıyla orantılı olarak belirlenmediği, tazminat miktarının yetersiz olduğu, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihadına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır (benzer değerlendirme için bkz. <i>Haluk Ercan ve Mürsel Ünlü</i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmFkMTFkOGU0LWQ0ZjMtZTc2OS01MGMwLWZlMTQyNzE4YjZlMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/6129</a>, 17/6/2020; <i>Burhan Çiçek</i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjllMjkyNzY5LTc2NDItZTA3Ni1jYjI5LWFlNjRjZWE4ODMwNw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2019/18325</a>, 21/7/2020).</p>

<p>21. Uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı, yargılamanın süresi gözönünde bulundurulduğunda makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilen başvurucular için Tazminat Komisyonunca öngörülen tazminat miktarının yeterli giderim sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu ihlalin giderilmesi için ihdas edilen başvuru yolu olan Tazminat Komisyonunca hükmedilen tazminatın yetersiz olması suretiyle makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.</p>

<p>22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>23. Başvurucuların makul sürede yargılanma hakkı yönünden varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre diğer ihlal iddialarının ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III. GİDERİM </strong></p>

<p>24. Başvurucular, ihlalin tespiti ve tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>25. Başvuruda tespit edilen makul sürede yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjcxYTU0Nzc3LTdiNjAtYzdhYi1mNzVjLWMwZmJmM2Y2NjUyMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/8875</a>, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2)</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmY1NTk2NGNmLTFjNjctMmU2Yy01ZDA2LTg5ZGJiYTc3YTE2Yw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2016/12506</a>, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmMyNjlmZWU2LTM5YzUtYmU5ZC0wNWJjLTkyNzhlZTliOTUwYQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/32949</a>, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>26. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM </strong></p>

<p>A. Adli yardım talebinde bulunan ekli listenin (D) sütununda belirtilen başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,</p>

<p>B. Kamuya açık belgelerde başvuruculardan kimliğinin gizli tutulması talebinde bulunanların talebinin KABULÜNE,</p>

<p>C. Makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>D. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>E. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere ekli listenin (H) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>G. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,</p>

<p>H. Ekli listenin (D) sütununda belirtilen harç ve (F) sütununda belirtilen vekâlet ücretinin listede gösterildiği şekliyle başvuruculara ÖDENMESİNE,</p>

<p>İ. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>J. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>K. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20211490-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/yargi/anayadadl4.jpg" type="image/jpeg" length="64978"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2014/13828 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-201413828-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201413828-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 12/9/2018 tarihli ve 2014/13828 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="4" style="color:#010000">TÜRKİYE CUMHURİYETİ</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="5" style="color:#010000">ANAYASA MAHKEMESİ</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">İKİNCİ BÖLÜM</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">KARAR</span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">FERAT YÜKSEL BAŞVURUSU</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">(Başvuru Numarası: 2014/13828)</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Karar Tarihi: 12/9/2018</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">R.G. Tarih ve Sayı: 19/10/2018 - 30570</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">İKİNCİ BÖLÜM</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">KARAR</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Başkan</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">:</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Engin YILDIRIM</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Üyeler</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">:</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Celal Mümtaz AKINCI</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Muammer TOPAL</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Rıdvan GÜLEÇ</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Recai AKYEL</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Raportör Yrd.</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">:</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Zehra GAYRETLİ</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Başvurucu</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">:</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Ferat</span><span style="color:#010000"> YÜKSEL</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Vekili</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">:</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Av. Nezahat PAŞA</span></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">I.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>BAŞVURUNUN KONUSU</strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">1. Başvuru, yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. </span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">II.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>BAŞVURU SÜRECİ</strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">2. Başvuru 21/8/2014 tarihinde yapılmıştır.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">4. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">5. Komisyonca makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilmezlik kararı verilerek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">III.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>OLAY VE OLGULAR </strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">8. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla 21/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">9. Bireysel başvuru sonrasında 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">10. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeyle yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Komisyon) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">IV.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>İLGİLİ HUKUK</strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">11. 6384 sayılı Kanun'un "<i>Kapsam</i>" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:</span></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">"Bu Kanun;</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı,</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği,</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış başvuruları kapsar." </span></i></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">12. 6384 sayılı Kanun'un "<i>Komisyon ve çalışma esasları</i>" kenar başlıklı 4. maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:</span></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">"(1) Bu Kanun kapsamında yapılacak müracaatlar hakkında karar vermek üzere Bakanlığın merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişi ile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak bir kişiden oluşan toplam beş kişilik bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı bu üyeler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilir. </span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">3) Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir."</span></i></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">13. 6384 sayılı Kanun'un<i> </i>"<i>Müracaat hakkında karar ve karara itiraz</i>"<i> </i>kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir: </span></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">"(1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içinde karar vermek zorundadır.</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verir.</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezse işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeye ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan müstesnadır."</span></i><span style="color:#010000"> </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">14. 6384 sayılı Kanun'un "<i>Anayasa Mahkemesinde bulunan bazı bireysel başvurular</i> <i>hakkında Komisyona müracaat</i>"<i> </i>kenar başlıklı geçici 2. maddesi şöyledir:</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">"</span><i><span size="2" style="color:#010000">GEÇİCİ MADDE 2- (Ek:25/7/2018-7145/20 md.) (1) Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında olup, münhasıran bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvurular, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Komisyon tarafından incelenir.</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">(2) Komisyona müracaat, müracaat edenin kimlik bilgileri ile Anayasa Mahkemesine başvuru tarihi ve numarasını içeren imzalı bir dilekçeyle yapılır. Dilekçeye, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruya ilişkin form, kabul edilemezlik kararı ve bu kararın tebliğine dair belge ile ihlal iddiasına ilişkin diğer bilgi ve belgeler eklenir.</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">(3) Müracaat evrakındaki eksikliğin giderilmesi için müracaat edene otuz günü geçmemek üzere süre verilir. Bu süre içinde, geçerli bir mazereti olmaksızın eksikliğin tamamlanmaması hâlinde müracaat reddedilir. </span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">(4) Bu madde uyarınca Komisyona gelen müracaatlar bakımından 7 nci maddenin birinci fıkrasındaki dokuz aylık süre, on altı ay olarak uygulanır. "</span></i></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">V.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>İNCELEME VE GEREKÇE</strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">15. Mahkemenin 12/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">A.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>Başvurucunun İddiaları </strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">16. Başvurucu, bireysel başvuru konusu yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin ortadan kaldırılması ve tazminat taleplerinde bulunmuştur.</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">B.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>Değerlendirme </strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">17. 6384 sayılı Kanun'a göre kurulan Komisyon, aynı Kanun'un 2. maddesi uyarınca ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da icra edilmediği iddialarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvuruları incelemekle görevlidir. Bu Kanun, makul sürede yargılama yapılmaması ile mahkeme kararlarının icra edilmemesi iddialarıyla 23/3/2013 tarihinden önce AİHM'e yapılmış olan başvurular hakkında uygulanmaktadır.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">18. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2. maddeye göre benzer iddialarla Anayasa Mahkemesine yapılan ve münhasıran bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvuruların da Komisyon tarafından incelenerek karara bağlanması öngörülmüştür. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">19. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi şöyledir:</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">"</span><i><span size="2" style="color:#010000">Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."</span></i></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "<i>Bireysel başvuru hakkı" </i>kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">"</span><i><span size="2" style="color:#010000">İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."</span></i></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">21. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (<i>Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, </i>B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16). </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">22. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir başvuru yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (<i>Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,</i> § 17).</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">23. Başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği, ilke olarak Anayasa Mahkemesine başvurunun yapıldığı tarihteki duruma bakılarak değerlendirilir. Ancak Anayasa Mahkemesi bazı durumlarda bireysel başvuru yapıldıktan sonra oluşturulan yeni başvuru yollarının tüketilmesi gerektiğine de karar verebilir. Özellikle belli bir konudaki yapısal ve sistemik sorunlara çözüm bulmak amacıyla sonradan oluşturulmuş bir yol söz konusu ise ikincillik ilkesi, o konudaki temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddialarının -bu yol vasıtasıyla- öncelikle idari ve yargısal makamlarca değerlendirilmesine imkân tanınmasını gerekli kılabilir (<i>Sait Orçan, </i>B. No: 2016/ 29085, 19/7/2017, § 35). </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">24. Her hâlükârda bir başvuru yolunun tüketilmesinin gerekli olması için ulaşılabilir olması, ihlal iddiaları yönünden makul bir başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlaması gerekir. Belli bir başvuru yolunun soyut olarak belirtilen nitelikleri haiz olması yeterli değildir. Bu yolun uygulamada da anılan nitelikleri haiz olması ya da en azından haiz olmadığının kanıtlanmamış olması gerekir. Bununla birlikte soyut olarak makul bir başarı sunma kapasitesi bulunan bir yolun uygulamada başarıya ulaşmayacağına dair şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini haklı kılmaz. Özellikle sonradan oluşturulan ve henüz uygulaması olmayan bir başvuru yolunun bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir (Sait Orçan, § 36). </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">25. Dolayısıyla bireysel başvuru yapıldıktan sonra yeni bir başvuru yolunun oluşturulması hâlinde Anayasa Mahkemesinin görevi söz konusu başvuru yolunun düzenleniş şekli itibarıyla ulaşılabilir olup olmadığını, ihlal iddiaları yönünden makul bir başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama niteliğini haiz olup olmadığını değerlendirmektir (<i>Sait </i>O<i>rçan</i><i>, </i>§ 37). </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">26. Somut olayda 6384 sayılı Kanun'da, yargılama sürelerinin uzunluğu ve aynı zamanda yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi konularında Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruların Komisyon tarafından değerlendirilerek karara bağlanmasında izlenecek yol belirlenmiştir. Sonradan açılan bu başvuru yolunun ulaşılabilirlik açısından ve başarı şansı sunma, yeterli giderim sağlama kapasitesi yönünden ayrı ayrı ve sırayla incelenmesi gerekir.</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">1.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>Ulaşılabilir Olma</strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">27. Komisyona başvurular, başvuranın kimlik bilgilerini ve Anayasa Mahkemesine yapılan başvurunun tarih ile numarasını içeren bir dilekçeyle doğrudan yapılabilir (bkz. § 14). Komisyona başvurulması için başvuranlardan masraf talep edilmesine yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır. Diğer yandan 6384 sayılı Kanun, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde Komisyona başvurma imkânı da tanımaktadır. Dolayısıyla sonradan oluşturulan bu başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve kişilere makul bir süre içinde doğrudan başvuru imkânı tanıyarak başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu sonucuna varılmıştır. </span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">2. Başarı Şansı Sunma Kapasitesine Sahip Olma</span></strong></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">28. Komisyon, makul sürede yargılama yapılmaması ile mahkeme kararlarının icra edilmemesi iddialarıyla 23/3/2013 tarihinden önce AİHM'e yapılmış olan başvuruları incelemekle görevlidir. Bu görevine ek olarak Komisyon, benzer iddialarla 31/7/2018 tarihinden önce Anayasa Mahkemesine yapılmış olan bireysel başvuruları da karara bağlamakla görevlendirilmiştir. Dolayısıyla Komisyonun başvuru konusu işlemi inceleme hususunda yetkili olduğu anlaşılmaktadır. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">29. Komisyon, incelemelerini dosya üzerinden yapacak ve inceleme sonunda başvurunun reddine veya kabulüne karar verecektir. Komisyon, görev alanıyla ilgili her türlü bilgi ve belgeyi ilgililerden talep edebilir. Başvurucuların Komisyona bilgi/belge sunmasına da bir engel bulunmamaktadır. Komisyon; şikâyet konusu yargılamanın makul süre içinde bitirilmediğini veya mahkeme kararlarının geç yahut eksik icra edildiğini ya da hiç icra edilmediğini tespit ederse bu konuda AİHM'in içtihadına uygun ve gerekçeli bir karar vermek, tazminata hükmetmek zorundadır. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">30. Komisyonun yapısı önceden kanun ile belirlenmiştir. Komisyon beş üyeden oluşmakta olup üyelerin dördü yargı mensubu kişiler arasından seçilir.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">31. Komisyon kararlarına karşı yargı yolu açıktır. Başvurucular, Komisyon kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesinde dava açarak yargı yoluyla da haklarını arayabilir. Komisyon kararları yargı denetimine açık olduğundan anılan kararlara karşı yargı yoluna başvurulduğunda Anayasa'nın 36. maddesi gereği başvuruculara adil yargılanma hakkının tüm güvencelerinin sağlanması gerekir. Bu bağlamda yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir mahkemece, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı olmayacak şekilde hakkaniyete uygun yürütülmesi ve makul sürede sonuçlandırılması anayasal zorunluluktur. Yargılamanın adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerine uygun yürütülmesi gerektiğinden ve aksine bir düzenleme de bulunmadığından yargılamada potansiyel olarak başvurucuların dosyaya erişmelerine, davaya etkili şekilde katılmalarına, delillerini sunma ve inceletme fırsatına sahip olmalarına engel bir durum bulunmamaktadır. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">32. Komisyonun başvuru konusu işlemi incelemeye, başvuruyu kabul ederek icra edilebilir bir karar verebilmeye, bilgi/belgelere ulaşmaya ve bunları incelemeye yetkili olması, başvurucunun Komisyona bilgi ve belge sunmalarına engel bir durumun bulunmaması, Komisyonun yapısının Kanun ile önceden belirlenmiş olması, özellikle Komisyon kararlarına karşı yargı yolunun açık olması, bu kapsamda adil yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin yargılama sırasında sağlanmasının Anayasa'nın 36. maddesi gereği zorunluluk arz etmesi ve Kanun ile bu konuda sınırlama getirilmemiş olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde söz konusu başvuru yolunun düzenleniş şekli itibarıyla başvurucunun ihlal iddiaları yönünden makul bir başarı şansı sunma kapasitesine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">3. Yeterli Giderim Sağlama Kapasitesine Sahip Olma</span></strong></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">33. Komisyon, şikâyet konusu yargılamanın makul süre içinde bitirilmediğini veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiğini ya da icra edilmediğini tespit ettiği takdirde gerekçeli bir karar vermek ve tazminata hükmetmek zorundadır. Komisyon tarafından ödenmesine hükmedilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde ilgili Bakanlık tarafından ödenmek zorundadır. Ödemeye ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan müstesna tutulmuştur. Komisyonun kararlarına karşı itiraz kanun yoluna müracaat imkânı da tanınmıştır. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">34. Sonuç olarak söz konusu başvuru yolunun tazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama kapasitesine de sahip olduğukanaatine ulaşılmıştır.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">35. Başvurucunun ihlal iddiaları dikkate alındığında ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görünen (Komisyona) başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun <i>ikincil niteliği</i> ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun <i>başvuru yollarının tüketilmemiş olması </i>nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">VI.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>HÜKÜM</strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Açıklanan gerekçelerle; </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">A. Başvurunun <i>başvuru yollarının tüketilmemesi </i>nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 12/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-201413828-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymaasasf.jpg" type="image/jpeg" length="40427"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ANAYASA MAHKEMESİ'NİN GÖSTERDİĞİ YOL ETKİSİZ KALIRSA?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-gosterdigi-yol-etkisiz-kalirsa-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-gosterdigi-yol-etkisiz-kalirsa-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Etkili Başvuru Hakkı Ve Tazminat Komisyonu Kararları]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Bir kişi düşünelim. Hakkında ceza davası açılıyor. Yıllarca sanık sıfatıyla yargılanıyor. Duruşmalar yapılıyor, kararlar veriliyor, dosya istinafa gidiyor. Aradan altı yılı aşkın bir süre geçiyor. Sonunda yargılama bitiyor.</p>

<p>Kişi, bu kadar uzun süren bir ceza yargılamasının makul olmadığını düşünerek Anayasa Mahkemesi'ne başvuruyor. Ancak Anayasa Mahkemesi ona şunu söylüyor: "Önce başka bir hukuk yolunu tüketmelisiniz."</p>

<p>Bunun üzerine başvurucu gösterilen yolu izliyor. Kanunun öngördüğü başvuru formunu dolduruyor. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtiyor ve açıkça manevi tazminat talebinde bulunuyor. Aradan bir süre daha geçiyor. Bu kez Tazminat Komisyonu karar veriyor.</p>

<p>Kararda ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Komisyon, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını kabul ediyor. Başka bir ifadeyle hakkın ihlal edildiğini tespit ediyor. Ancak aynı kararda başvurucunun tazminat talebi bulunmadığını belirterek herhangi bir tazminata hükmetmiyor. Oysa başvuru formunda açıkça manevi tazminat talebi yer alıyor.</p>

<p>Daha da ilginci, bu açık çelişkiye karşı yapılan itiraz da reddediliyor. Peki bir hukuk yolunun varlığı tek başına o yolu "etkili" hale getirir mi? Dosyada açıkça bulunan bir talebin yok sayılması yalnızca basit bir maddi hata olarak mı değerlendirilmelidir? Yoksa bu durum, etkili başvuru hakkı, gerekçeli karar hakkı ve mahkemeye erişim hakkı bakımından anayasal düzeyde bir ihlale mi işaret etmektedir? Son dönemde verilen Anayasa Mahkemesi kararları ışığında bu soruların cevabı, ilk bakışta göründüğünden çok daha önemlidir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi uzun süredir makul sürede yargılanma hakkı bakımından Tazminat Komisyonu yolunu etkili bir başvuru yolu olarak kabul etmektedir. <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201413828-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">2014/13828 başvuru numaralı ve 12/09/2018 tarihli Ferat Yüksel kararı</a>nda</strong>, 6384 sayılı Kanun kapsamında oluşturulan mekanizmanın bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Ancak bir başvuru yolunun yalnızca kanunda düzenlenmiş olması onun etkili olduğu anlamına gelmez. Nitekim<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20211490-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> Anayasa Mahkemesi </a><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20211490-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">2021/1490 başvuru numaralı ve 09/12/2025 tarihli H.K. ve Diğerleri Kararı</a>nda </strong>bu hususu açık biçimde vurgulamıştır:</p>

<p><i>"14. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği <strong>makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması</strong> olarak tanımlanabilir <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201622418-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">(Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019</a>, § 47; Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).</i></p>

<p><i>15. Öte yandan şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının olması, ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanmasının bir gereğidir. <strong>Buna göre kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı yollarının mevzuatta yer alması yalnız başına yeterli olmayıp bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir.</strong> Söz konusu yola başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddiaların bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (İlhan Gökhan [2. B.], B. No: 2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49).</i></p>

<p><i>21. Uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı, yargılamanın süresi gözönünde bulundurulduğunda makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilen başvurucular için Tazminat Komisyonunca öngörülen tazminat miktarının yeterli giderim sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır. <strong>Bu ihlalin giderilmesi için ihdas edilen başvuru yolu olan Tazminat Komisyonunca hükmedilen tazminatın yetersiz olması suretiyle makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.</strong></i></p>

<p><strong><i><u>22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir."</u> </i></strong></p>

<p>Kararda Anayasa Mahkemesi, Komisyon tarafından hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedeniyle etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.<strong><i> </i></strong></p>

<p>Somut olayda ise durum bundan daha ağırdır çünkü başvurucuya düşük miktarda tazminat verilmesi değil, dosyada mevcut olan tazminat talebinin tamamen yok sayılması söz konusudur. Başka bir ifadeyle başvurucuya yetersiz giderim dahi sağlanmamış, hiçbir giderim sağlanmamıştır.</p>

<p>Bu nedenle etkili başvuru hakkının ihlali yönündeki tartışma yalnızca tazminat miktarıyla ilgili olmayıp, başvuru yolunun fiilen işlevsiz hale gelip gelmediği noktasında yoğunlaşmaktadır. Benzer şekilde <strong>2022/100416 başvuru numaralı ve <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2022100837-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">27/10/2022 tarihli Veysi Ado kararı</a>nda</strong> da Anayasa Mahkemesi, Tazminat Komisyonunun belirlediği giderimin Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi standartlarına uygun olması gerektiğini vurgulamıştır:</p>

<p><i>"48. Tazminat Komisyonunun Anayasa Mahkemesinin <strong>benzer başvurularda verdiği tazminat miktarlarına uygun olarak tazminat miktarı belirlemesi gerektiği</strong> ve Tazminat Komisyonu kararından sonra yargısal başvuru yollarının bulunduğu dikkate alınmalıdır. Tazminat Komisyonu ve devamında yargısal yolların tüketilmesinden sonra Anayasa Mahkemesine başvuru yapılabileceği ve Tazminat Komisyonu tarafından verilen <strong>tazminatın başvurucu açısından yeterli giderim sağlayıp sağlamadığının değerlendirileceği gözönünde tutulmalıdır."</strong></i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin etkili kabul ettiği bir yolun, başvurucunun açık talebini görmezden gelerek hiçbir giderim sağlamaması halinde etkililiğini koruduğunu söylemek güçleşmektedir.</p>

<p>Uyuşmazlığın bir diğer boyutu ise gerekçeli karar hakkıdır. Yargı mercilerinin her iddiaya ayrı ayrı cevap vermesi zorunlu değildir. Ancak davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanması gerekir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi'nin <strong>2013/6354 başvuru numaralı ve <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20137800-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">23/03/2016 tarihli Sencer Başat ve Diğerleri kararı</a>nda</strong> bu ilke ayrıntılı biçimde ortaya konulmuştur:</p>

<p><i>“35. Mahkemelerin bu yükümlülüğü, <strong>yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya, karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz (bkz. B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).</strong> Bu nedenle, bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Bununla birlikte muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması halinde, <strong>davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir.”</strong></i></p>

<p>Tazminat Komisyonu önündeki bir başvuruda tazminat talebinin varlığı veya yokluğu, kararın sonucunu doğrudan belirleyen bir husustur. Bu nedenle dosyada açıkça yer alan bir talebin hiçbir değerlendirme yapılmaksızın yok kabul edilmesi, yalnızca maddi hata olarak değerlendirilemez. Aynı zamanda gerekçeli karar hakkı bakımından da ciddi bir sorun ortaya çıkarır.</p>

<p>Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de <strong>34553/97 başvuru numaralı ve 21/03/2000 tarihli Dulaurans v. France</strong> kararında mahkemelerin tarafların iddia ve delillerini etkili biçimde inceleme yükümlülüğüne dikkat çekmiştir. Kararda, dosyada mevcut bulunan bir unsurun yok sayılmasının adil yargılanma ilkesiyle bağdaşmayacağı kabul edilmiştir.</p>

<p>Sorun yalnızca gerekçe eksikliğiyle de sınırlı değildir. Dosyada açıkça mevcut olan bir talebin bulunmadığının kabul edilmesi, bireysel başvuru hukukunda sıkça karşılaşılan "bariz takdir hatası" ve "açık keyfilik" tartışmasını da gündeme getirmektedir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi <strong>2018/5939 başvuru numaralı ve 14/10/2020 tarihli Rasim Numan Myymyun Başvurusunda</strong> şu tespitte bulunmuştur:</p>

<p><i>"53. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. <strong>Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42)."</strong></i></p>

<p>Gerçekten de bir mahkemenin veya idari yargı merciinin, dosya içerisinde açıkça bulunan bir talebi hiç mevcut değilmiş gibi değerlendirmesi, artık yalnızca hukuk kurallarının yorumlanması kapsamında değerlendirilebilecek bir mesele olmaktan çıkmaktadır. Bu tür durumlarda karar ile dosya içeriği arasındaki çelişki objektif olarak görülebilir hale gelmektedir.</p>

<p>Sonuç olarak makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle oluşturulan Tazminat Komisyonu mekanizmasının varlığı tek başına yeterli değildir. Bu mekanizmanın etkili kabul edilebilmesi için başvurucuların taleplerinin gerçekten incelenmesi, esaslı iddialarının karşılanması ve uygun giderim sağlanması gerekir.</p>

<p>Dosyada açıkça mevcut olan bir tazminat talebinin "talep yok" gerekçesiyle reddedilmesi; yalnızca bir maddi hata olarak değil, etkili başvuru hakkı, gerekçeli karar hakkı ve açık keyfilik yasağı bakımından birlikte değerlendirilmesi gereken anayasal bir sorun niteliği taşımaktadır. Aksi halde bireylerin Anayasa Mahkemesi tarafından yönlendirildiği hukuk yollarının teoride mevcut, pratikte ise sonuçsuz mekanizmalara dönüşmesi kaçınılmaz hale gelecektir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-umut-ozer" title="Av. Umut ÖZER"><img alt="Av. Umut ÖZER" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/04/umut-ozer-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-umut-ozer" title="Av. Umut ÖZER">Av. Umut ÖZER</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-gosterdigi-yol-etkisiz-kalirsa-1</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/09/yargi/anayasa-ms1.jpg" type="image/jpeg" length="18471"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YARGITAYIN YERLEŞMEYE BAŞLAYAN İÇTİHATLARI KAPSAMINDA ÖNALIM HAKKININ KULLANIMINDA RAYİÇ BEDELİN BELİRLENMESİNDE ESAS ALINACAK TARİH]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitayin-yerlesmeye-baslayan-ictihatlari-kapsaminda-onalim-hakkinin-kullaniminda-rayic-bedelin-belirlenmesinde-esas-alinacak-tarih-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitayin-yerlesmeye-baslayan-ictihatlari-kapsaminda-onalim-hakkinin-kullaniminda-rayic-bedelin-belirlenmesinde-esas-alinacak-tarih-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Paylı mülkiyette yasal önalım hakkı, paydaşlar arasındaki mülkiyet dengesini koruyan ve yabancı kişilerin ortaklığa girmesini sınırlandıran önemli bir kurumdur. 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 734. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda önalım bedelinin belirlenme usulü köklü biçimde değiştirilmiştir. Artık önalım hakkı, tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden değil, hakim tarafından belirlenecek rayiç bedel üzerinden kullanılacaktır. Ancak kanun koyucu rayiç bedelin hangi tarihe göre belirleneceği hususunda açık bir düzenleme yapmamıştır. Bu çalışmada yeni yasal düzenleme, geçiş hükümleri ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirilerek söz konusu hukuki boşluğun nasıl doldurulduğu incelenmektedir.</p>

<p>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 732. maddesi uyarınca paylı mülkiyette paydaşlardan birinin taşınmaz üzerindeki payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara yasal önalım hakkı tanınmıştır. Bu hak, paydaşların birbirlerini tanımaları, taşınmazın küçük parçalara bölünmesinin önlenmesi ve payların mümkün olduğunca mevcut paydaşlarda toplanması amacıyla kabul edilmiş kanundan doğan bir yenilik doğurucu haktır.</p>

<p>Önalım hakkı yalnızca gerçek satış işlemlerinde kullanılabilir. Bağışlama, trampa, cebri satış, fiili taksim veya miras hukukuna ilişkin amaçların baskın olduğu görünüşte satış işlemlerinde önalım hakkı doğmaz.</p>

<p><strong>1-Sayılı Kanun Öncesindeki Hukuki Durum</strong></p>

<p>25.12.2025 tarihinden önce yürürlükte bulunan sistemde önalım hakkını kullanan paydaş; Tapuda gösterilen satış bedelini, Alıcı tarafından ödenen tapu harç ve masraflarını mahkemenin belirlediği süre içerisinde depo etmekle yükümlüydü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sistem özellikle satış bedelinin tapuda gerçek değerinin altında gösterildiği uygulamalarda ciddi hakkaniyet sorunları doğurmaktaydı. Gerçek piyasa değeri milyonlarca lira olan bir taşınmaz payının çok düşük resmi bedeller üzerinden önalım yoluyla kazanılması, alıcının mülkiyet hakkını ölçüsüz şekilde sınırlandıran sonuçlar doğurmaktaydı.</p>

<p><strong>2-7571 Sayılı Kanun ile Getirilen Değişiklik</strong></p>

<p>TMK’nın 734/2. maddesi tamamen değiştirilmiştir;</p>

<p><strong>"</strong><i>Dava konusu payın rayiç bedeli hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenir. Ön alım hakkı sahibi, belirlenen rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini nemalandırmak üzere hâkim tarafından belirlenen yere verilen kesin süre içinde nakden yatırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, verilen kesin süre içinde yerine getirilmezse ön alım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilemez. Yatırılan bedel, hükmün kesinleşmesi üzerine nemalarıyla birlikte ilgilisine ödenir.</i><strong>" </strong></p>

<p>Böylece önalım bedelinin belirlenmesinde tapu satış bedeli sistemi terk edilmiş, bunun yerine objektif piyasa değerini esas alan rayiç bedel sistemi kabul edilmiştir.</p>

<p><strong>3- Rayiç Bedelin Hangi Tarihe Göre Belirleneceği Sorunu</strong></p>

<p>Kanun değişikliği önalım bedelinin rayiç değer üzerinden belirleneceğini düzenlemiş olmakla birlikte, bu rayiç değerin hangi tarih esas alınarak tespit edileceği konusunda herhangi bir hüküm içermemektedir.</p>

<p>Kanun metninde bu konuda açık düzenleme bulunmadığından çözüm, kanunun amacı ve geçiş hükümleri dikkate alınarak Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiştir.</p>

<p><strong>4- Geçiş Hükümleri ve Derdest Davalara Etkisi</strong></p>

<p>7571 sayılı Kanun ile 4721 sayılı Kanun'a eklenen geçici 1. maddesinin 2. fıkrası; "<i>Bu maddeyi ihdas eden <strong>Kanunla 4721 sayılı Kanunun 734. maddesinde yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar hakkında da uygulanır"</strong></i><strong> </strong>hükmünü içermekte olup yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar hakkında da uygulanacağı açıkça hüküm altına alınmıştır.</p>

<p><strong>Dolayısıyla;</strong><strong> 25.12.2025 tarihinden önce açılmış ancak henüz kesinleşmemiş davalarda da yeni rayiç bedel sistemi uygulanacaktır.</strong></p>

<p>Bu düzenleme, kanun koyucunun gerçek piyasa değerinin esas alınmasını kamu düzenine yakın nitelikte gördüğünü ortaya koymaktadır.</p>

<p><strong>5-Yargıtay’ın Benimsediği Esas</strong></p>

<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararlarında ortak olarak şu ilke benimsenmiştir:</p>

<p><strong>A) 25.12.2025 tarihinden sonra açılan davalar bakımından;</strong></p>

<p>Önalım hakkına konu payın dava tarihindeki rayiç değeri esas alınmalıdır. Bunun nedeni, önalım hakkının dava açılmasıyla kullanılabilir hale gelmesi ve “gecikmeksizin belirlenecek rayiç bedel” ifadesinin dava tarihindeki ekonomik gerçekliği yansıtmasıdır.</p>

<p><strong>B) 25.12.2025 tarihinden önce açılmış derdest davalar bakımından;</strong></p>

<p>Rayiç değer, kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 25.12.2025 tarihi itibarıyla belirlenmelidir.</p>

<p><i>7571 sayılı Kanun ile TMK'nın 734/2. hükmünde yapılan değişiklikle önalım bedelinin, önalım hakkına konu payın hâkim tarafından belirlenecek rayiç bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerinden ibaret olduğu hüküm altına alınmış ve önalım hakkı sahibine bu bedelin nemalandırılmak üzere hâkim tarafından belirlenen yere mahkemece verilecek kesin süre içinde nakden yatırılması yükümlülüğü getirilmiştir. Bununla birlikte; 7571 sayılı Kanun ile TMK'ya eklenen geçici 1. maddenin 2. fıkrasında, TMK'nın 734/2. maddesi hükmünde yapılan bu değişikliğin<u>, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda da uygulanacağı öngörüldüğünden,</u> Mahkemece, yukarıda açıklanan Kanun değişiklikleri ve dosyadaki deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir</i>.(<strong>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/7-216E. 2026/195K.)</strong></p>

<p><i>Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;İlk Derece Mahkemesince 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile TMK'nin 734. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce yürürlükte bulunan kanun hükümleri uyarınca ön alım bedeli olarak tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcıya düşen tapu masrafları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmişse de, anılan değişiklikten önce açılan temyize konu davada, değişiklik doğrultusunda ön alım hakkı sahibi davacının bedele ilişkin yükümlülüğünün ön alım hakkına konu payın <strong>değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihteki</strong> rayiç değeri ile resmi senette alıcıya düşen tapu giderleri olduğu sonucuna varıldığından, Ön alım hakkına konu payın rayiç değerinin, tarafların bu konudaki delilleri toplanarak, mahallinde yapılacak keşif ve taşınmazın vasfına uygun bilirkişi heyeti marifetiyle 25.12.2025 tarihi itibariyle tespit edilmesi, bu şekilde belirlenecek ön alım bedelinin daha önce depo edilen ve nemalandırılan bedelden fazla olması hâlinde daha önce depo edilen ve nemalandırılan toplam bedel ön alım bedelinden mahsup edilerek, bakiye bedelin nemalandırılmak üzere aynı hesaba depo ettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir<strong>. </strong></i><strong>(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/132E. 2026/1633K.)</strong></p>

<p><strong>6- Önceden Depo Edilen Bedelin Durumu</strong></p>

<p>Değişiklikten önce davacı tarafından satış bedeli üzerinden yatırılmış depo bulunması halinde;</p>

<p>daha önce yatırılan ve nemalandırılan tutar,yeni belirlenen rayiç bedelden mahsup edilir.</p>

<p>Eksik kalan miktarın mahkemenin vereceği kesin süre içinde yatırılması gerekir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde davanın usulden reddedilmesi gerekir.</p>

<p><i>Mahkemece, 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile TMK'nın 734. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce yürürlükte bulunan kanun hükümleri uyarınca ön alım bedeli olarak tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcıya düşen tapu masrafları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmişse de, anılan değişiklikten önce açılan temyize konu davada, değişiklik doğrultusunda ön alım hakkı sahibi davacının bedele ilişkin yükümlülüğünün ön alım hakkına konu payın değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihteki rayiç değeri ile resmi senette alıcıya düşen tapu giderleri olduğu sonucuna varıldığından, ön alım hakkına konu payın rayiç değerinin, tarafların bu konudaki delilleri toplanarak, mahallinde yapılacak keşif ve taşınmazın vasfına uygun bilirkişi heyeti marifetiyle 25.12.2025 tarihi itibariyle tespit edilmesi, bu şekilde belirlenecek ön alım bedelinin <strong>daha önce depo edilen ve nemalandırılan bedelden fazla olması hâlinde daha önce depo edilen ve nemalandırılan toplam bedel ön alım bedelinden mahsup edilerek, bakiye bedelin nemalandırılmak üzere aynı hesaba depo ettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi</strong> için hükmün bozulması gerekmiştir.<strong> . (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4141E. 2026/1685K.)</strong></i></p>

<p><strong>Özetlemek gerekirse</strong>; 7571 sayılı Kanun ile önalım hukukunda önemli değişiklik gerçekleştirilmiştir. Tapuda gösterilen ve çoğu zaman gerçek ekonomik değeri yansıtmayan satış bedeli yerine rayiç değerin esas alınması, mülkiyet hakkının korunması ve hakkaniyet ilkesi bakımından isabetli bir düzenleme olmuştur. Bununla birlikte kanun koyucunun rayiç bedelin hangi tarihe göre belirleneceğini açıkça düzenlememesi uygulamada tereddütlere yol açmıştır. Yargıtay’ın yerleşmeye başlayan içtihatları doğrultusunda yeni açılan davalarda dava tarihi, yürürlükten önce açılmış derdest davalarda ise 25.12.2025 tarihin esas alınması gerektiğini kabul etmiştir. Bu yaklaşım, hem geçiş hükümlerinin amacıyla hem de hukuk güvenliği, ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleriyle uyumludur.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aynur-oguz-ekmekci" title="Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi"><img alt="Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/03/aynur-oguz-ekmekci.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aynur-oguz-ekmekci" title="Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi">Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitayin-yerlesmeye-baslayan-ictihatlari-kapsaminda-onalim-hakkinin-kullaniminda-rayic-bedelin-belirlenmesinde-esas-alinacak-tarih-1</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/thems-kitapsa.jpg" type="image/jpeg" length="28127"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gumruk-uzlasma-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gumruk-uzlasma-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 18 Haziran 2026 Tarihli ve 33284 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>GÜMRÜK UZLAŞMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>27/8/2011 tarihli ve 28038 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “3.000.000.-” ibareleri “7.000.000.-” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Başvurulara ilişkin geçiş hükümleri</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 4- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan başvurulara, başvurunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gumruk-uzlasma-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="29232"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gumruksuz-satis-magazalari-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gumruksuz-satis-magazalari-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 18 Haziran 2026 Tarihli ve 33284 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>GÜMRÜKSÜZ SATIŞ MAĞAZALARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>8/8/2017 tarihli ve 30148 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“d) Gemilere satış mağazası: Türk boğazlarından transit geçen veya yurt dışına sefer yapmak üzere mağazanın denetimi altında faaliyet gösterdiği gümrük müdürlüğüne bağlı limanlardan hareket eden Türk veya yabancı bayraklı gemilere kumanya olarak satış yapmak üzere açılan ve özel antrepo sayılan yerleri,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “Yeminli Mali Müşavir” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya Serbest Muhasebeci Mali Müşavir” ibaresi eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Mağazanın bulunduğu limandan” ibaresi “Mağazanın denetimi altında faaliyet gösterdiği gümrük müdürlüğüne bağlı limanlardan” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “boş şişesi gümrük idaresine ibraz edilemeyen her bir parfüm” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve kozmetik ürün” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gumruksuz-satis-magazalari-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="70072"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sinema-filmlerinin-degerlendirilmesi-ve-siniflandirilmasina-iliskin-usul-ve-esaslar-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sinema-filmlerinin-degerlendirilmesi-ve-siniflandirilmasina-iliskin-usul-ve-esaslar-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 18 Haziran 2026 Tarihli ve 33284 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>SİNEMA FİLMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SINIFLANDIRILMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>22/10/2019 tarihli ve 30926 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiş, üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“ı) Film özel bileti: Film yapımcısı ile diğer gerçek veya tüzel kişiler arasında yapılan sözleşmeler çerçevesinde ilgili film için satılan bilettir.”</p>

<p>“(3) İndirimli bilet türlerinden;</p>

<p>a) Belirli yaş üzeri, kamu meslek grubu, halk günü ve öğrenci bileti; sinema salonu işletmecileri tarafından belirlenen tam bilet fiyatının %40’ına kadar indirim uygulanarak,</p>

<p>b) Engelli bileti, şehit yakınları ve gazi bileti, sabah seansı bileti, kurum bileti ve izleyici özel bileti; sinema salonu işletmecileri tarafından belirlenen tam bilet fiyatının %50’sine kadar indirim uygulanarak,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>c) İnternet bileti; sinema salonu işletmecileri tarafından belirlenen tam bilet fiyatı üzerinden yapılan diğer indirimlere ek olarak %10’una kadar indirim uygulanarak,</p>

<p>ç) Film özel bileti; sinema salonu işletmecileri tarafından belirlenen tam bilet fiyatı üzerinden %70’i aşmayan oranda indirim uygulanarak sabit bir fiyattan,</p>

<p>satılabilir. İndirim oranları ve sabit fiyatlar, sinema salonu işletmecisi ile filmin yapımcısı veya dağıtımcısı arasında yapılacak sözleşme ile belirlenir.”</p>

<p>“(8) Bu maddenin ikinci fıkrasının (ı) bendi kapsamındaki biletlerin bilgileri, Bakanlığın belirleyeceği sinema salonu işletmecisi derneklerinin ve yapımcı meslek birliklerinin yetkilendireceği gerçek veya tüzel kişiler tarafından sağlanan altyapı üzerinden Bakanlığa bildirilir.</p>

<p>(9) Bu maddenin ikinci fıkrasının (ğ) ve (ı) bentlerinde yer alan bilet türleri için yapılacak indirimler ülke genelinde faaliyet gösteren ve katılım sağlayan sinema salonu işletmelerinde geçerli olacak şekilde uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Bu Yönetmelik hükümlerini Kültür ve Turizm Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sinema-filmlerinin-degerlendirilmesi-ve-siniflandirilmasina-iliskin-usul-ve-esaslar-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="19980"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sinema-sektorunun-desteklenmesi-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sinema-sektorunun-desteklenmesi-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 18 Haziran 2026 Tarihli ve 33284 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>SİNEMA SEKTÖRÜNÜN DESTEKLENMESİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>15/10/2019 tarihli ve 30919 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 8- (1) Yapım öncesi destekler şunlardır:</p>

<p>a) Senaryo ve diyalog yazımı desteği: Uzun metrajlı kurgu film senaryosu yazımı için senaryo ve diyalog yazarına verilen destektir.</p>

<p>b) Proje geliştirme desteği: Çekimlerine henüz başlanmamış uzun metraj sinema filmlerinin çekim aşamasına kadar yapılan her türlü araştırma ve geliştirme faaliyeti için yapımcıya verilen destektir.</p>

<p>(2) Yapım destekleri şunlardır:</p>

<p>a) Animasyon film yapım desteği: Süresi otuz dakikanın altında olan, ağırlıklı olarak canlandırma tekniğinin kullanıldığı, sinema sanatına özgü dil, teknik ve yöntemlerle oluşturulan iki veya üç boyutlu filmler için verilen destektir.</p>

<p>b) Belgesel film yapım desteği: Bilimsel, güncel, tarihî, doğal ve benzeri olgu veya düşüncenin sinema sanatına özgü dil ve yöntemler ile araştırıldığı, anlatıldığı ve kurgulandığı filmler için verilen destektir.</p>

<p>c) Kısa film yapım desteği: Süresi otuz dakikanın altında olan filmler için verilen destektir.</p>

<p>ç) İlk uzun metrajlı kurgu film yapım desteği: Uzun metrajlı kurgu filmin yapım öncesi hazırlık aşamasından, gösteriminin yapılabileceği hale getirilmesine kadar geçen herhangi bir aşamasının desteklenmesi amacıyla ilk uzun metrajlı kurgu filmini gerçekleştirecek olan yönetmene ya da yönetmenlere veya bu özelliği haiz yönetmen veya yönetmenlerin yer aldığı projeyle başvuru yapması şartıyla en az bir uzun metrajlı sinema filmi gerçekleştirmiş olan yapımcıya verilen destektir.</p>

<p>d) Uzun metrajlı sinema film yapım desteği: Uzun metrajlı sinema filmlerinin yapım öncesi hazırlık aşamasından, gösteriminin yapılabileceği hale getirilmesine kadar geçen herhangi bir aşamasının desteklenmesi amacıyla yapımcıya verilen destektir.</p>

<p>e) Ortak yapım desteği: Ülkemizin taraf olduğu ikili veya çok taraflı ortak yapım anlaşmaları ile içinde ortak yapıma ilişkin hükümler bulunan diğer uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ortak yapım olarak kabul edilen ve yerli yapımcının küçük ortak olduğu uzun metrajlı sinema filminin yapım öncesi hazırlık aşamasından, gösteriminin yapılabileceği hale getirilmesine kadar geçen herhangi bir aşamasının desteklenmesi amacıyla yerli ortak yapımcıya verilen destektir.</p>

<p>f) Yabancı film yapım desteği: Bir kısmı ya da tamamı Türkiye’de çekilecek yabancı uzun metrajlı kurgu film, belgesel film ve dizi filmler için çekim başlangıcından gösteriminin yapılabilir hale getirilmesine kadar geçen aşamalarının desteklenmesi amacıyla ülke içinde harcanan ve Bakanlıkça kabul edilen tutarın %30’unu aşmamak üzere yerli ortak yapımcıya ya da hizmet sağlayan yerli yapımcıya verilen destektir.</p>

<p>(3) Yapım sonrası destekler şunlardır:</p>

<p>a) Çekim sonrası desteği: Bakanlıktan destek almamış, çekimleri tamamlanmış sinema filmlerinin görüntü, ses ve benzeri işlemleri için filmin yapımcısına verilen destektir.</p>

<p>b) Dağıtım ve tanıtım desteği: Sinema filminin yurt dışı veya Bakanlıktan destek almamış sinema filminin yurt içi tanıtım, dağıtım ve gösterim aşamalarının desteklenmesi amacıyla filmin yapımcısına verilen destektir.</p>

<p>c) Dizi film desteği: Yurt dışında yayınlanan ve ülkemizin tanıtımına katkı sağlayan yerli dizi film bölümleri için; yurtdışında işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkını elinde bulunduran gerçek veya tüzel kişilere verilen destektir.</p>

<p>ç) Yerli film gösterim desteği: Bakanlıkça destek sağlanmış yerli veya ortak yapım uzun metrajlı sinema filmlerinin seyirci ile buluşabilmesi amacıyla sinema salonu işletmecisine verilen destektir.”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “başvuru formu ve” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş ve beşinci fıkrasının ikinci cümlesine “Bu fıkra,” ibaresinden sonra gelmek üzere “dizi film desteği ile” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>“(2) Başvuru belgeleri Genel Müdürlükçe incelenir. İnceleme sonucunda tespit edilen eksiklikler başvuru sahibine bildirilir. Bakanlıkça duyurulan tarihlerin bitimi itibarıyla tüm başvuru belgeleri eksiksiz olarak Bakanlığa sunulmamış projeler toplantı gündemine alınmaz.”</p>

<p>“Bu fıkra, dizi film desteği türü için uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, ikinci fıkrasında yer alan “ve en az bir sezon olarak” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, üçüncü ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Destek başvurusunda bulunulan her bir bölümün ilk gösteriminin başvuru tarihinden önce en fazla 3 yıl içerisinde Türkiye’de, kablo, uydu ve karasal ortamlarda yayın yapan televizyon kanallarında gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“(6) Bölüm başına ve toplam destek verilebilecek en yüksek tutar her yıl bütçe imkânları dâhilinde Bakanlıkça belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(3) İlgili mevzuat ve destek sözleşmesinde öngörülen yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi sebebiyle 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yasal takibe konu edilmiş projeler ile destek alanın ödenen destek tutarını iade ettiği projeler için yeniden destek başvurusunda bulunulamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> Bu Yönetmelik hükümlerini Kültür ve Turizm Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sinema-sektorunun-desteklenmesi-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="78904"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kultur-ve-turizm-bakanligi-yayin-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kultur-ve-turizm-bakanligi-yayin-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Yönetmeliği, 18 Haziran 2026 Tarihli ve 33284 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YAYIN YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmelik, Kültür ve Turizm Bakanlığının kuruluş, amaç ve görevleri doğrultusunda yayımlayacağı basılı ve/veya elektronik her türlü yayının seçimini, yayım usullerini; Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının kurulmasını, çalışma esaslarını, görevlerini ve yetkilerini düzenlemek amacıyla hazırlanmıştır.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik; basılı ve/veya elektronik yayınların Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlanmasına ilişkin iş ve işlemleri, bu işlemlerin yapılması için Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde kurulan Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının kuruluş, işleyiş ve çalışma esasları ile görev ve yetkilerini kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 1 inci maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 282 nci ve 292/A maddeleri ile 23/8/2006 tarihli ve 2006/10932 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Bakan: Kültür ve Turizm Bakanını,</p>

<p>b) Bakanlık: Kültür ve Turizm Bakanlığını,</p>

<p>c) Bakanlık diğer hizmet birimleri: Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı hariç 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 279 uncu maddesinde sayılan Kültür ve Turizm Bakanlığı diğer hizmet birimlerini,</p>

<p>ç) Başkan: Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanını,</p>

<p>d) Birimler: Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını,</p>

<p>e) Derleme: Özgün eser üzerindeki haklar saklı kalmak kaydıyla, ansiklopediler ve antolojiler gibi muhtevası seçme ve düzenlemelerden oluşan ve bir düşünce yaratıcılığı sonucu olan eseri,</p>

<p>f) Elektronik yayın: Her türlü bilgisayar, video ve benzeri teknolojik cihazlarda ya da ağlar üzerinden yaymak ve/veya umuma iletmek amacıyla çevrim içi veya çevrim dışı olarak erişime sunulan yayınları,</p>

<p>g) Genel Müdür: Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürünü,</p>

<p>ğ) İşlenme eser: Diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat mahsullerini,</p>

<p>h) Telif eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ile doğrudan meydana getirilen her nevi fikir ve sanat mahsullerini,</p>

<p>ı) Yayımlamak: Kitap, dergi ve benzeri eserlerin basılıp dağıtılmasını ve/veya elektronik olarak umuma iletimini,</p>

<p>i) Yayın: Basılı ve/veya elektronik olarak umuma arz edilen kitap ve dergi gibi eserleri,</p>

<p>j) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları: Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulu ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları, Eserlerin</p>

<p>İncelenmesi ve Değerlendirilmesi</p>

<p><strong>Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının oluşturulması </strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Birimlere yayımlanmak üzere başvurusu yapılan eserler ile birimlerce hazırlanan yayım projelerini değerlendirmek ve karara bağlamak, yayım sürecine ilişkin ilke kararları almak üzere birimlerin teklifi ve Bakan Oluru ile birimler tarafından kendi görev alanlarıyla ilgili Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları oluşturulur ve üyeleri belirlenir.</p>

<p>(2) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları üyeleri, birimlerin görev ve faaliyet alanları ile ilgili Bakanlık dışından uzmanlardan seçilir. Genel Müdür/Başkan ve birimlerin yayımlardan sorumlu daire başkanı kurulun daimî üyesidir. Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları, Bakanlık dışından uzmanlardan seçilen beş üye ile daimî üyeler dahil toplam yedi üyeden oluşur. Genel Müdür/Başkan, Kurula başkanlık eder.</p>

<p>(3) Kurul üyeleri, birimlerin teklifi ve Bakan Oluru ile üç yıl için görevlendirilir. Kurul üyeleri tekrar görevlendirilebilir. Kurulun Bakanlık dışından seçilen üyelerinin herhangi bir nedenle üyeliğinin düşmesi hâlinde yerine yeni üye görevlendirilir. Yeni üye yerine seçildiği üyenin görev süresini tamamlar. Daimî üyelerin asli görevleri sona erdiğinde Kurul üyelikleri de kendiliğinden sona erer.</p>

<p>(4) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları, birimlerin yayımlardan sorumlu daire başkanlığının hazırlayacağı gündem ve takvimle üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır. Kararlarını toplantıya katılan üye sayısının salt çoğunluğu ile alır. Oyların eşitliği hâlinde Kurul Başkanının oyu yönünde karar alınır.</p>

<p>(5) Kurulun sekretarya ve raportörlük görevi, birimlerin yayımlardan sorumlu daire başkanlığınca yürütülür.</p>

<p>(6) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları yılda bir defa ve gerekli görülen hâllerde en fazla üç defa olmak üzere toplanabilir.</p>

<p>(7) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları aşağıdaki kurullardan teşekkül eder:</p>

<p>a) Bakanlığın “Millî kültürümüzün yazılı belgelerini, fikir, sanat ve edebi eserler ile turizm ve tanıtım amaçlı yayınlar hazırlatarak yayımlamak ve yayımlatmak” görevi kapsamında, Bakanlığın yayın projelerini ve Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne yapılan yayın başvurularını değerlendirmek üzere teşkil edilen Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulu.</p>

<p>b) Alevi-Bektaşiliğin tüm yönleriyle, sosyal ve beşerî bilimler bütünlüğü içinde ele alınmasına yönelik Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yayın projelerini ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına yapılan yayın başvurularını değerlendirmek üzere teşkil edilen Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulu.</p>

<p><strong>Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının görev ve yetkileri ile değerlendirilecek eserler </strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının görev ve yetkileri şunlardır:</p>

<p>a) Birimlerin yayın politikalarının oluşturulmasına katkıda bulunmak, yayın sürecine ilişkin ilke kararları almak, millî kültürün yaygınlaştırılması, yükseltilmesi, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik tür ve konularda telif ve işlenme eserlerin yayımlanması konusunda birimlere teklifte bulunmak.</p>

<p>b) Birimlere başvuru yoluyla gelen eserleri inceleyerek veya inceleterek eserlerin yayımlanıp yayımlanmayacağı konusunda görüş bildirmek.</p>

<p>c) Birimlerin yayımlanması planlanan yayın projelerini değerlendirmek, ısmarlama yoluyla eser hazırlatılmasını teklif etmek ve bu eserlerin hazırlanmasında görevlendirilmek üzere yazar, editör, koordinatör, çevirmen, redaktör, fotoğrafçı, çizer ve benzeri isimleri önermek.</p>

<p>ç) Bakanlıkça yayımlanan eserleri inceleyerek bu eserlerin tekrar yayımlanması hususunda görüş bildirmek.</p>

<p>(2) Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulu, Bakanlık diğer hizmet birimlerinin, Bakanlık yayını olarak kendi görev ve yetkilerine ilişkin yayımlamayı planladıkları eserleri inceleyerek eserlerin Bakanlık diğer hizmet birimlerince yayımlanmasının uygunluğu hakkında görüş bildirir.</p>

<p>(3) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının değerlendireceği eserler şunlardır:</p>

<p>a) Millî kültürümüzün yazılı belgelerini, fikir, sanat ve edebi eserler ile turizm ve tanıtım amaçlı yayınlar hazırlatarak yayımlamak ve yayımlatmak görevi kapsamında Bakanlık yayım projeleri.</p>

<p>b) Alevi-Bektaşiliğin tüm yönleriyle, sosyal ve beşerî bilimler bütünlüğü içinde ele alınmasına yönelik Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yayın projeleri.</p>

<p>c) Gerçek ya da tüzel kişiler tarafından Bakanlıkça yayımlanması talebiyle birimlere başvuru yoluyla gönderilen eserler.</p>

<p>ç) Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulunca değerlendirilecek Bakanlık diğer hizmet birimlerinin yayımlamayı planladığı eserler.</p>

<p><strong>İncelemede usul</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının eserleri inceleme usulleri aşağıdaki şekildedir:</p>

<p>a) Yayımlanması talebiyle birimlere gönderilen eserler ile birimlerin yayın projeleri; amaç, konu, yazım yöntem, kural ve usulleri ile birimlerin yayın ilkelerine uygunluk bakımından incelenir.</p>

<p>b) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları, eserleri incelenmek ve yazılı görüş almak üzere konunun özelliğine göre uzmanlarına gönderilmesini teklif edebilir.</p>

<p>c) Eseri inceleyen uzmanın verdiği gerekçeli rapor yeterli görülmez veya birimlerin belirleyeceği süre içinde incelenip birimlere teslim edilmezse eser başka uzmanlara gönderilebilir. Alınan rapor, yayın projeleri değerlendirme kurullarında değerlendirilir ve rapor doğrultusunda eserin yayımlanıp yayımlanmayacağına karar verilir.</p>

<p>(2) Bakanlık diğer hizmet birimleri, Bakanlık yayını olarak kendi görev ve yetkilerine ilişkin yayımlamayı planladıkları eserlerin Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulunca bu Yönetmelik hükümlerine göre incelenmesini talep edebilir. Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulu bu eserleri değerlendirip iadelerine, incelenmesine veya uygun bularak ilgili Bakanlık diğer hizmet birimlerince yayımlanmasına karar verebilir. Eserlerin telif veya baskı giderlerine yönelik her türlü ödemeler talepte bulunan Bakanlık diğer hizmet birimlerinin kendi bütçelerinden karşılanır.</p>

<p><strong>Değerlendirme ilkeleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Eserlerin incelenmesinde, seçiminde, hazırlanmasında ve işlenmesinde göz önünde bulundurulacak temel ilkeler şunlardır:</p>

<p>a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na uygun olması ve kanunlara göre suç oluşturmaması.</p>

<p>b) Atatürk ilke ve inkılaplarının korunması, yaşatılması ve benimsetilmesi prensiplerine aykırı olmaması.</p>

<p>c) Millî birlik ve beraberliği bozucu görüşlere; insanı, aileyi veya toplumun belirli bir kesimini küçük düşürücü bilgi, belge ve yorumlara yer verilmemesi.</p>

<p>ç) Millî kültürümüzü evrensel boyutlara ulaştıracak ve insanlığın ortak değerlerine katkıda bulunacak nitelikte olması, toplumsal yararlılığı ve evrenselliği göz önünde bulundurması.</p>

<p>d) Toplumun çağdaşlaşmasına, demokratikleşmesine, kendisini tanımasına katkı sağlayıcı nitelikte olması.</p>

<p>e) Ülke dışındaki insanlarımızın kültürel kimliklerini korumalarına ve sanatsal gereksinimlerini karşılamalarına destek olucu nitelikte olması.</p>

<p>f) Ortak kültür bağlarımız olan diğer bağımsız Türk Cumhuriyetleri ile ikili kültür alışverişini sağlayıcı ve dostluk bağlarını güçlendirici nitelikte olması.</p>

<p>g) Bakanlığın kuruluş amaç ve görevlerine ilişkin konularda doğru bilgi verici, eğitici, öğretici ve tanıtıcı nitelikte olması.</p>

<p>ğ) Eserlerin dil ve anlatımının açık ve anlaşılır olması.</p>

<p>h) Bilimsel araştırma yazım yöntem, kural ve usullerine göre hazırlanmış olması.</p>

<p>ı) Tarihimizi, bugüne ulaşan kültürel zenginliğimizi işleyici, tanıtıcı, zenginleştirici ve gelecek nesillere taşıyıcı nitelikte olması.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Başvuru ve Yayıma İlişkin Usul ve Esaslar</p>

<p><strong>Başvuru şartları </strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Eserlerin yayımlanması için birimlere başvuruda bulunanlar;</p>

<p>a) Eserlerini muhteva, bilimsel araştırma yazım yöntem, kural ve usullerine uygun; resim, şekil, harita, nota, illüstrasyon bakımından dizgisine ve baskısına başlanabilecek şekilde hazırlayıp basılı veya elektronik ortamda kaydedilmiş olarak birimlere teslim eder.</p>

<p>b) Eserde yer alacak metin, fotoğraf, resim, grafik, tablo, çizelge, şekil, nota, harita ve benzeri materyallerin baskıya uygun boyut, format ve çözünürlükte dizgi programlarına sorunsuz aktarılabilecek elektronik dosyalarını birimlere teslim eder.</p>

<p>c) Yazar, çevirmen, resimleyen, yayına hazırlayan ve benzeri eser sahiplerinin özgeçmişini birimlere teslim eder.</p>

<p>ç) İmzalı başvuru dilekçesini birime teslim etmek veya birimlerin çevrim içi bir yayın yönetim/başvuru sistemi bulunması hâlinde söz konusu sisteme yüklemek zorundadır.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelikte belirlenen başvuru şartlarına uymayan eserler, Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının gündemine alınmaz.</p>

<p>(3) Birimler; başvuru şartlarını veya başvuru için gereken diğer belgeleri, yayımlayacakları eserlerin özelliklerine göre, Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları ilke kararı ile belirleyebilir.</p>

<p>(4) Birimler başvuru şartlarını ve Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları ilke kararlarını kurumsal internet sitelerinde yayımlar.</p>

<p><strong>Birimler tarafından ısmarlama yoluyla eser hazırlatılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Birimler bu Yönetmelik kapsamına giren eserlerin Bakanlık adına hazırlatılmasını sağlamak amacıyla ısmarlama yoluyla eser hazırlamak üzere kişi veya kişileri görevlendirebilir.</p>

<p>(2) Birimler, Bakanlık adına eser hazırlatılması istenen kişi/kişilerin belirtilen süre içinde çalışmayı tamamlayıp birimlere sunmamaları halinde, bu kişi/kişilerden işi geri almak ve başka bir hazırlayıcıya vermek konusunda yetkilidir.</p>

<p><strong>Yayınların hazırlanması </strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarınca yayımlanması uygun görülen eserlerin yayımlanma biçimleri, baskı özellikleri ve baskı sayılarına birimlerce karar verilir.</p>

<p>(2) Yayımlanmasına karar verilen eserlerin yayımlanmasına ilişkin iş ve işlemler, birimlerin yayımlardan sorumlu daire başkanlığı sevk ve idaresinde yürütülür.</p>

<p><strong>Yayım şartları</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarınca yayımlanmasına karar verilen eserlerin hak sahipleri, derleme eserlerde eseri hazırlayan editör/koordinatörleri;</p>

<p>a) Eser üzerinde başka kurum veya kuruluşlar ile kişilerin haklarının bulunmadığına, bu hususta her türlü hukuki sorumluluğu üstlendiklerine dair beyanname ile eser üzerinde başka hak sahipliğinin mevcudiyeti hâlinde 5846 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca diğer eser sahiplerinden gerekli izinleri almış olduklarını gösterir belgeleri,</p>

<p>b) Yayımlanması uygun görülen eserin işleme, çoğaltma, yayma, işaret ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı ile gerektiğinde üçüncü kişilere kullandırılması ve devredilmesi haklarını Bakanlığa devrettiğine dair temliknameyi,</p>

<p>c) Muhtemel maddi hataların düzeltilmesi, ihtiyaç duyulması hâlinde tashih ve redaksiyon yapılması, kapak ve iç sayfa tasarımı, eserin basımına ilişkin fiziksel özelliklerinin ve baskı tekniklerinin belirlenmesi işlerinde birimlerin tasarruf yetkisini kabul ettiklerini belirtir izin belgesini,</p>

<p>Bakanlığa vermekle yükümlüdürler.</p>

<p><strong>Tekrar baskı ve yayım hakkının devri </strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Birimlerce daha önce yayımlanmış bir eserin tekrar baskısının yapılması, mevcut baskısının yüzde doksanının bitmiş olması şartıyla, birimlerin teklifi ve Bakan Oluruna bağlıdır.</p>

<p>(2) Birimlerce ısmarlama yoluyla hazırlatılarak yayımlanan eserlerin, yayım hakkı eserlerin mevcut baskısının yüzde doksanının bitmiş olması şartıyla birimlerin teklifi ve Bakan Oluru ile bir defaya mahsus yayımlanmak üzere devredilebilir.</p>

<p>(3) Başvuru yoluyla alınarak yayımlanan eserlerin yayım hakkı, eserlerin mevcut baskısının yüzde doksanının bitmiş olması şartıyla birimlerin teklifi ve Bakan Oluru ile eser sahibine veya yasal varislerine devredilebilir.</p>

<p>(4) Birimlerce elektronik olarak yayımlanan eserlerin yayım hakkının eser sahibine veya başka birine devredilebilmesi, yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl sonunda eser sahiplerinin isteği üzerine birimlerin teklifi ve Bakan Oluruna bağlıdır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Yayıncı sertifikası</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Birimler ile yayım yapacak Bakanlık diğer hizmet birimleri, 18/4/2005 tarihli ve 25790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Fikir ve Sanat Eserlerinin Tespit Edildiği Materyallerin Dolum, Çoğaltım ve Satışını Yapan veya Yayan İşletmelerin Sertifikalandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği yayıncı sertifikası almakla yükümlüdür.</p>

<p><strong>Ana yayın numarası</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Birimler ile Bakanlık diğer hizmet birimlerince yayımlanmasına karar verilen tüm eserler için Bakanlık yayınlarının külliyatının derlenmesi maksadıyla Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünce bir ana yayın numarası belirlenir.</p>

<p>(2) Birimler ile Bakanlık diğer hizmet birimleri eserlere ana yayın numarası atanmasını Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünden resmî yazı ile talep eder.</p>

<p><strong>Derleme işlemleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Birimler ile Bakanlık diğer hizmet birimleri, yayımladıkları eserlerin derleme nüshalarını, 22/2/2012 tarihli ve 6279 sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu gereği derleme kütüphaneleri ve/veya birimlerine teslim etmekle yükümlüdür.</p>

<p><strong>Toplantı ücreti ve harcırah</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bakanlık dışından kurul toplantılarına katılan üyelere, Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre toplantı ücreti ödenir. Toplantıya başka yerden katılan üyelere 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre yol masrafı ve gündelik verilir.</p>

<p><strong>Telif haklarının belirlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerince yayımlanacak eserlerin telif ve işlenme ücretleri ile bu eserlerin inceleme, redaksiyon, derleme, edisyon ve tashihine ilişkin ücretler; Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hesaplanır ve ödenir.</p>

<p>(2) Bakanlık personelinin asli görevleri gereği yaptığı çalışmalara ilişkin telif ve işlenme ücreti ödenmez. Ancak adı geçen personelin makale, tebliği ve konferansları ile mesai dışında meydana getirdiği eserler bunun dışındadır.</p>

<p><strong>Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının kararını gerektirmeyen durumlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) 17 nci madde uyarınca telif ve işlenme ücreti ödenmeyecek olan yayınlarda yer alacak metinler veya eserler için Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları kararı alınması zorunlu değildir.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>(1) 11/12/2007 tarihli ve 26727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Kültür ve Turizm Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kultur-ve-turizm-bakanligi-yayin-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/resmi/kultur-ve-turizm-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="29118"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ÖDEME EMRİNİN İPTALİ DAVASI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/odeme-emrinin-iptali-davasi-sekeroglu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/odeme-emrinin-iptali-davasi-sekeroglu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SGK tarafından gönderilen ödeme emirlerine karşı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde İş Mahkemelerinde dava açılması mümkündür. Bu ödeme emirlerine karşı açılacak davalarda itirazlar sınırlı olarak yapılmaktadır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şöyle ki;</p>

<p>-Borcun hiç bulunmaması,</p>

<p>-Borcun kısmen veya tamamen ödenmiş olması,</p>

<p>-Borcun zamanaşımına uğramış olması,</p>

<p>-Borcun yanlış kişiye yöneltilmiş olması (örneğin şirket ortağı veya yönetici sorumluluğunun hatalı değerlendirilmesi),</p>

<p>-Ödeme emrinde yer alan tutarın hatalı hesaplanmış olması başlıca itiraz sebeplerini oluşturmaktadır.</p>

<p>SGK'nın gönderdiği ödeme emirlerine karşı dava açarken yetkili mahkemenin tespiti de önem arz etmektedir. Kişiye gönderilen ödeme emirlerinde borcun miktarı ve kaynağı belirtildikten sonra, kişinin nerede dava açması gerektiği belirtilmektedir. Gönderilen ödeme emirlerinde <i>'' 5510 sayılı Kanununun 88'inci maddesi hükmüne göre; Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde alacaklı birimin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. ''</i> demek suretiyle yetkili mahkemenin neresi olduğuna dair borçlu kişiye ihtar yapılmaktadır.</p>

<p>Yetkili mahkemeye dava açıldıktan sonra, mahkeme tarafından SGK'ya yazı yazılarak ödeme emirleri ve tebligat parçaları istenmekte, ayrıca açılan ödeme emrine karşı yapılandırma başvurusunun olup olmadığı hususu sorulmaktadır. Davacı tarafından zamanaşımı itirazı yapılmış ise, mahkeme SGK' dan ödeme emriyle ilgili zamanaşımını kesen veya durduran hususların bildirilmesiyle ilgili gerekli belgelerin gönderilmesini istemektedir.</p>

<p>Davacı taraf, dava dilekçesinde ödeme emrindeki tahsil işlemlerinin dava kesinleşinceye kadar tedbiren durdurulmasını talep etmektedir. Bu durumda mahkemeler, 5510 sayılı Yasa'nın 88/19. Maddesinde düzenlenen; <i>''....Yetkili iş mahkemesine başvurulması alacakların takip ve tahsilini durdurmaz.'' </i>hükmünü gerekçe göstererek ihtiyati tedbir taleplerini reddetmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davacı tarafın ödeme emrinin zamanaşımına uğradığına ilişkin itirazlar da mahkemeler tarafından aşağıda belirttiğimiz kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir;</p>

<p>506 sayılı Yasa'nın 80. maddesinde yer alan prim alacakları, vadesinde ödenmeyen prim alacakları ile ilgili olup Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi iken 506 sayılı Yasa'nın 01.12.1993 Tarih ve 3917 sayılı Yasa ile değiştirilerek 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 80. maddesi ile; <i>"Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 21.07.1953 Tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun hükümlerinin uygulanacağı…" </i>hükme bağlanmıştır.</p>

<p>6183 sayılı Yasa'nın 102. maddesi ise; <i>"Amme alacağı vadesinin rastladığı takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar…"</i> şeklinde düzenlenmiş olduğundan, 08.12.1993 Tarihinden sonra muaccel olan prim alacakları için zamanaşımı süresi de 5 yıla inmiştir. Bu dönemde prim borçlarında zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır.</p>

<p>06.07.2004 Tarih ve 25514 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5198 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasa'nın 80. maddesinde değişiklik yapılmış ve buna göre; <i>"Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 21.07.1953 Tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 51 ve 102. maddeleri hariç, diğer maddelerinin uygulanacağı"</i> kuralı getirilmiştir. Dolayısı ile Kurumun 06.07.2004 Tarihinden sonra muaccel olan prim alacaklarında zamanaşımı süresi Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre yeniden 10 yıla çıkmıştır.</p>

<p>01.10.2008 Tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un 17.04.2008 Tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 93/2 maddesi ile; <i>"Kurumun prim ve diğer alacakları, ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak 10 yıllık zamanaşımına tabidir…"</i> hükmü getirilmiştir.</p>

<p>Yukarıda belirtilen kanun hükümleri uyarınca SGK tarafından gönderilen ödeme emirlerine karşı 5 yıllık olan zamanaşımı süresi 10 yıla çıkarılmıştır. Davacıya gönderilen ödeme emirlerinde zamanaşımı itirazı değerlendirilirken davacının hangi dönem borcu için tahakkuk oluşturulduğu önem taşımaktadır. Çünkü zamanaşımı süresinin 5 yıllık olduğu dönem için tahakkuk eden bir borç varsa artık davacı için 10 yıllık zamanaşımı süresi değil, 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanarak davacının itirazı değerlendirilecektir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2023/10/nisa-sekeroglu.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2023/10/nisa-sekeroglu.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Nisa ŞEKEROĞLU</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/odeme-emrinin-iptali-davasi-sekeroglu</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/terazi/terazi-themisfd4.jpg" type="image/jpeg" length="51873"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hekimin Sigortası Var Ama Risk Bitmiyor: Malpraktis Davalarındaki Hukuki Gerçeklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hekimin-sigortasi-var-ama-risk-bitmiyor-malpraktis-davalarindaki-hukuki-gerceklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hekimin-sigortasi-var-ama-risk-bitmiyor-malpraktis-davalarindaki-hukuki-gerceklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Sağlık sektöründe uzun yıllar boyunca malpraktis denildiğinde akla ilk gelen soru şuydu:</p>

<p><strong>“Hekim tıbbi müdahalede hata yaptı mı?”</strong></p>

<p>Bugün ise bu soru tek başına yeterli değil. Çünkü modern malpraktis uyuşmazlıklarında mahkemeler artık yalnızca ameliyat tekniğine, komplikasyonun gelişip gelişmediğine veya hekimin tıbbi standarda uygun davranıp davranmadığına bakmıyor. Sürecin tamamı mercek altına alınıyor.</p>

<p>· Hastaya ne anlatıldı?</p>

<p>· Riskler nasıl açıklandı?</p>

<p>· Onam hangi dilde alındı?</p>

<p>· Hasta beklentisi nasıl yönetildi?</p>

<p>· Komplikasyon geliştiğinde süreç nasıl takip edildi?</p>

<p>· Hasta kayıtları eksiksiz tutuldu mu?</p>

<p>· Reklam ve pazarlama dili hastaya bir sonuç garantisi izlenimi verdi mi?</p>

<p>· Sigorta poliçesi gerçekten bu riski karşılıyor mu?</p>

<p>Bu sorular, özellikle estetik cerrahi, diş tedavileri, saç ekimi, obezite cerrahisi ve sağlık turizmi alanlarında giderek daha belirleyici hale geliyor.</p>

<p>Bu nedenle hekimin mesleki mali sorumluluk sigortasının varlığı, tek başına “hukuki güvence” anlamına gelmiyor. Sigorta önemli bir koruma mekanizmasıdır; ancak bu korumanın kapsamı, sınırları, istisnaları ve uygulamadaki etkileri doğru okunmadığında hem hekimler hem hastaneler hem de sağlık turizmi şirketleri ciddi risklerle karşılaşabilir.</p>

<p><strong>Hekimin Mesleki Mali Sorumluluk Sigortası Neyi Korur?</strong></p>

<p>Hekimlerin mesleki mali sorumluluk sigortası, esasen hekimin mesleki faaliyeti sırasında tıbbi kötü uygulama nedeniyle üçüncü kişilere verebileceği zararları belirli limitler dahilinde teminat altına alan bir sorumluluk sigortasıdır. Bu sigortanın temel amacı iki yönlüdür.</p>

<p>-Birinci yönüyle hastayı korur. Çünkü tıbbi kötü uygulama sonucunda zarar gören kişinin tazminata ulaşabilmesi için mali bir güvence yaratır.</p>

<p>-İkinci yönüyle hekimi korur. Çünkü hekim, mesleki faaliyeti nedeniyle yüksek tazminat talepleriyle karşı karşıya kaldığında, poliçe limiti ve şartları dahilinde sigorta korumasından yararlanabilir.</p>

<p>Ancak burada çok kritik bir ayrım vardır:</p>

<p>Sigorta, hekimin bütün hukuki risklerini ortadan kaldırmaz. Yalnızca poliçe kapsamında kalan, genel şartlara uygun, mesleki faaliyetle bağlantılı ve teminat dışı haller arasında sayılmayan zararlar bakımından koruma sağlar. Bu nedenle “sigortam var” düşüncesi, sağlık sektöründe risk yönetimi bakımından eksik ve tehlikeli bir rahatlık yaratabilir.</p>

<p><strong>Tıbbi Hata mı, Komplikasyon mu?</strong></p>

<p>Malpraktis dosyalarının merkezinde çoğu zaman şu ayrım bulunur; ortaya çıkan zarar, hekimin kusurlu müdahalesinden mi kaynaklanmıştır, yoksa tıbbi müdahalenin doğasında bulunan bir komplikasyon mudur?</p>

<p>Komplikasyon, her türlü dikkat ve özene rağmen ortaya çıkabilen, tıbbi müdahalenin izin verilen risk alanında kalan sonuçtur. Buna karşılık malpraktis, hekimin mesleki standartlara aykırı, eksik, hatalı veya özensiz uygulaması nedeniyle zararın doğmasıdır. Fakat uygulamada mesele bu kadar basit değildir. Çünkü bir olay başlangıçta komplikasyon olarak ortaya çıkabilir; ancak komplikasyonun yönetiminde gecikme, yanlış takip, yetersiz bilgilendirme veya gerekli sevkin yapılmaması halinde süreç malpraktise dönüşebilir. Örneğin estetik bir operasyondan sonra enfeksiyon gelişmesi tek başına her zaman malpraktis anlamına gelmeyebilir. Ancak enfeksiyon belirtilerinin zamanında değerlendirilmemesi, hastanın şikayetlerinin ciddiye alınmaması, uygun konsültasyon veya tedavi sürecinin başlatılmaması halinde tartışma artık komplikasyon değil, komplikasyon yönetimi kusuru üzerinden ilerler.</p>

<p>Bu nedenle sağlık kuruluşları açısından asıl risk sadece operasyon anında değil; operasyon öncesi bilgilendirme, operasyon sonrası takip, hasta iletişimi ve kayıt yönetimi aşamalarında da doğmaktadır.</p>

<p><strong>Aydınlatılmış Onam: İmzadan Fazlası</strong></p>

<p>Günümüz malpraktis davalarında en kritik başlıklardan biri aydınlatılmış onamdır. Uygulamada hala birçok sağlık kuruluşu onamı yalnızca “hastaya form imzalatılması” olarak görüyor. Oysa hukuki açıdan onam, sadece imza değildir.</p>

<p>Geçerli bir rızadan söz edebilmek için hastanın yapılacak müdahalenin niteliği, amacı, muhtemel riskleri, komplikasyonları, alternatif tedavi seçenekleri ve müdahalenin olası sonuçları hakkında anlayabileceği şekilde bilgilendirilmiş olması gerekir.</p>

<p>Bu noktada ispat yükü çoğu durumda hekim ve sağlık kuruluşu açısından önem kazanır. Hasta, “bana yeterli bilgi verilmedi” dediğinde, sağlık kuruluşunun yalnızca standart bir form sunması her zaman yeterli olmayabilir.</p>

<p>Özellikle estetik cerrahide bu konu daha hassastır. Çünkü estetik müdahalelerde hastanın beklentisi çoğu zaman yalnızca sağlık değil, görünüm ve memnuniyet sonucuna ilişkindir. Bu nedenle hastaya sadece genel cerrahi risklerin değil, estetik sonucun kişiden kişiye değişebileceği, simetri farkları, iz, revizyon ihtimali, iyileşme süreci, beklenti-gerçeklik farkı gibi hususların da açıkça anlatılması gerekir.</p>

<p>Sağlık turizmi dosyalarında ise bu tabloya bir de dil bariyeri eklenir. Yabancı hastaya Türkçe onam formu imzalatılması, tek başına yeterli güvence sağlamaz. Hastanın hangi dilde bilgilendirildiği, tercümanın kim olduğu, tercümenin profesyonel şekilde yapılıp yapılmadığı, hastanın gerçekten anlayıp anlamadığı ve bu sürecin kayıt altına alınıp alınmadığı dava dosyasında belirleyici hale gelebilir. Bu nedenle sağlık turizminde onam süreci, yalnızca tıbbi bir prosedür değil; aynı zamanda hukuki risk yönetiminin merkezidir.</p>

<p><strong>Sigorta Aydınlatılmış Onam Eksikliğini Her Zaman Kurtarır mı?</strong></p>

<p>Hekimin mesleki mali sorumluluk sigortası, tıbbi kötü uygulamadan kaynaklanan zararları belirli şartlarda teminat altına alır. Aydınlatılmış onam eksikliği de bazı durumlarda tazminat sorumluluğuna yol açabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:</p>

<p>Sigorta, her hukuki eksikliği otomatik olarak karşılayan sınırsız bir güvence değildir.</p>

<p>Eğer uyuşmazlık, hekimin mesleki faaliyeti kapsamında kalan bir tıbbi kötü uygulama olarak değerlendirilirse sigorta koruması gündeme gelebilir. Fakat hukuka veya etik kurallara aykırı faaliyetler, mesleki faaliyet dışındaki işlemler, kasten verilen zararlar, idari para cezaları, cezai şartlar veya poliçe dışı riskler bakımından sigorta koruması sınırlanabilir ya da tamamen ortadan kalkabilir. Özellikle pazarlama diliyle verilen vaatler burada önemli hale gelir.</p>

<p>- “Kesin sonuç alırız.”</p>

<p>- “İz kalmaz.”</p>

<p>- “Yüzde yüz memnun kalırsınız.”</p>

<p>- “Revizyona gerek kalmaz.”</p>

<p>- “Garanti sonuç.”</p>

<p>Bu tür ifadeler, tıbbi bilgilendirme sınırını aşarak sonuç taahhüdü algısı yaratabilir. Böyle bir durumda uyuşmazlık yalnızca tıbbi müdahale kusuru üzerinden değil, aynı zamanda reklam, tüketici hukuku, sözleşmesel vaat ve haksız ticari uygulama ekseninde de tartışılabilir. Sigorta poliçesi ise her zaman bu geniş sorumluluk alanını karşılamayabilir.</p>

<p><strong>Sağlık Turizmi Dosyalarında Sigorta Neden Tek Başına Yeterli Değildir?</strong></p>

<p>Sağlık turizmi, klasik hasta-hekim ilişkisinden daha karmaşık bir yapı içerir. Bu süreçte çoğu zaman yalnızca hekim ve hasta yoktur. Arada sağlık turizmi şirketi, hasta danışmanı, tercüman, çağrı merkezi, sosyal medya ekibi, otel-transfer organizasyonu, klinik koordinatörü ve reklam ajansı da bulunur. Hastanın dava dosyasına sunduğu deliller de artık yalnızca epikriz, ameliyat notu veya onam formundan ibaret değildir. WhatsApp yazışmaları, Instagram reklamları, hasta danışmanı mesajları, öncesi-sonrası görseller, fiyat teklifleri, paket içerikleri, ses kayıtları, tercüman yazışmaları ve hasta memnuniyetine ilişkin vaatler dosyanın önemli delilleri haline gelmektedir. Buradaki temel sorun şudur:</p>

<p>Hekimin mesleki mali sorumluluk sigortası, hekimin mesleki faaliyetine ilişkin riskleri teminat altına alır. Ancak sağlık turizmi şirketinin pazarlama faaliyetleri, hasta yönlendirme süreçleri, reklam vaatleri, tercüman organizasyonu veya satış ekibinin kurduğu cümleler her zaman hekimin sigorta koruması içinde değerlendirilmeyebilir. Bu nedenle sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren yapılar, yalnızca hekimin sigortasına güvenerek hukuki risklerini yönetemez. Kurumsal ölçekte ayrıca şu sorular sorulmalıdır:</p>

<p>· Hasta ile ilk temas kim tarafından kuruluyor?</p>

<p>· Hastaya hangi vaatler veriliyor?</p>

<p>· Tıbbi değerlendirme yapılmadan fiyat veya sonuç beklentisi oluşturuluyor mu?</p>

<p>· Tercüman süreci kayıt altına alınıyor mu?</p>

<p>· Onam formu hastanın dilinde hazırlanıyor mu?</p>

<p>· Sosyal medya reklamları tıbbi gerçeklikle uyumlu mu?</p>

<p>· Komplikasyon gelişirse hasta hangi protokolle takip ediliyor?</p>

<p>· Revizyon talepleri nasıl yönetiliyor?</p>

<p>Bu soruların cevabı yoksa, sigorta poliçesi tek başına kurumu korumaya yetmeyebilir.</p>

<p><strong>Estetik Cerrahide “Sonuç Garantisi” Algısı</strong></p>

<p>Estetik cerrahi ve diş estetiği gibi alanlarda en büyük hukuki risklerden biri, hastada sonuç garantisi algısı yaratılmasıdır. Tıbbi müdahalelerde hekim genel olarak sonucu değil, özenli tıbbi müdahaleyi üstlenir. Ancak estetik müdahalelerde hastanın beklentisi çoğu zaman belirli bir görsel sonuca yöneliktir. Bu nedenle kullanılan dil son derece önemlidir. Bir plastik cerrahın veya kliniğin, hastaya “kişiye göre değişebilir, iyileşme süreci farklılık gösterebilir, revizyon ihtimali doğabilir” şeklinde gerçekçi açıklamalar yapması ile “tam istediğiniz gibi olacak” şeklinde kesin başarı izlenimi yaratması arasında ciddi hukuki fark vardır.</p>

<p>Özellikle sosyal medya reklamlarında kullanılan öncesi-sonrası görseller, “mükemmel sonuç”, “kusursuz burun”, “izsiz operasyon”, “garantili saç ekimi” gibi ifadeler hasta beklentisini yükseltir. Dava aşamasında ise bu ifadeler, yalnızca reklam dili olarak değil, hastaya verilen taahhüt olarak değerlendirilmeye çalışılabilir. Bu noktada sigorta şirketi, uyuşmazlığın tıbbi kötü uygulamadan değil, sonuç taahhüdü, reklam vaadi veya sözleşmesel garanti iddiasından kaynaklandığını ileri sürebilir. Bu da hekimin ve sağlık kuruluşunun sigorta koruması dışında kalan bir mali riskle karşı karşıya kalmasına yol açabilir.</p>

<p><strong>Manevi Tazminat Riski Neden Önemli?</strong></p>

<p>Malpraktis davalarında maddi tazminat kalemleri genellikle tedavi giderleri, revizyon masrafları, iş gücü kaybı veya destekten yoksun kalma gibi somut zararlar üzerinden tartışılır. Ancak estetik cerrahi ve sağlık turizmi dosyalarında manevi tazminat talepleri çoğu zaman dosyanın en önemli bölümünü oluşturur. Çünkü hasta yalnızca parasal kaybını değil; beden bütünlüğünün bozulduğunu, görünümünden rahatsızlık duyduğunu, sosyal hayatının etkilendiğini, psikolojik olarak yıprandığını, başka bir ülkede mağdur edildiğini veya güven ilişkisinin zedelendiğini ileri sürebilir. Bu nedenle manevi tazminat talepleri, özellikle estetik müdahalelerde oldukça yüksek tutarlara ulaşabilir. Burada sigorta açısından dikkat edilmesi gereken husus şudur:</p>

<p>Manevi tazminatın poliçe kapsamında olup olmadığı, poliçe şartları ve ilgili klozlar dikkate alınarak somut olay özelinde değerlendirilmelidir. Her olayda otomatik olarak teminat kapsamında kabul etmek de, kesin olarak teminat dışı saymak da hatalı olur.</p>

<p>Bu nedenle hekimler ve sağlık kuruluşları, poliçelerini yalnızca “zorunlu sigorta var mı?” düzeyinde değil; teminat limitleri, manevi tazminat kapsamı, savunma giderleri, faiz, yargılama giderleri ve istisnalar bakımından düzenli olarak incelemelidir.</p>

<p><strong>Kamu Hekimi ile Özel Sektör Hekimi Açısından Rücu Farkı</strong></p>

<p>Kamu hekimleri ile özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler bakımından sorumluluk rejimi aynı değildir.</p>

<p>Kamu hastanelerinde çalışan hekimler bakımından hasta çoğu durumda doğrudan hekime değil, idareye yönelir. İdare, hizmet kusuru çerçevesinde tazminat ödemek durumunda kalabilir. Daha sonra hekime rücu edilip edilmeyeceği ise ayrı ve özel şartlara bağlıdır. Son yıllarda kamu hekimlerini koruyucu nitelikte düzenlemelerle rücu mekanizması daha sınırlı hale getirilmiştir. Kamu hekimine rücu bakımından Mesleki Sorumluluk Kurulu değerlendirmesi ve belirli şartların varlığı önem taşır.</p>

<p>Özel sektörde ise tablo daha farklıdır. Özel hastane, klinik ve hekim ilişkisinde vekalet sözleşmesi, özen borcu, adam çalıştıranın sorumluluğu, tüketici hukuku, haksız fiil ve sözleşmesel sorumluluk gibi farklı hukuki zeminler birlikte gündeme gelebilir. Bu nedenle özel sağlık kuruluşlarında risk yönetimi daha kurumsal düşünülmelidir. Sadece hekimin poliçesinin varlığı değil; hastanenin sorumluluk sigortaları, kurumsal hasta kabul süreçleri, onam altyapısı, reklam denetimi, doktor-hasta iletişim protokolleri, komplikasyon yönetim prosedürleri, sağlık turizmi sözleşmeleri, tercüman ve danışman kayıtları bir bütün olarak ele alınmalıdır.</p>

<p><strong>Önümüzdeki 5 Yılın En Büyük Hukuki Riskleri</strong></p>

<p>Sağlık sektöründe önümüzdeki dönemin malpraktis davaları, klasik tıbbi hata tartışmasının ötesine geçecektir.</p>

<p>-Birinci büyük risk, dijital deliller olacaktır. WhatsApp yazışmaları, sosyal medya reklamları, hasta danışmanı mesajları ve çevrimiçi yorumlar dava dosyalarında daha fazla kullanılacaktır.</p>

<p>-İkinci risk, sağlık turizmi süreçleridir. Yabancı hastalarla kurulan ilişkilerde dil, onam, beklenti yönetimi ve ülke dışından takip süreçleri daha fazla uyuşmazlık yaratacaktır.</p>

<p>-Üçüncü risk, estetik müdahalelerde sonuç beklentisidir. Hastanın beklentisi doğru yönetilmediğinde, teknik olarak başarılı bir müdahale dahi dava konusu olabilir.</p>

<p>-Dördüncü risk, poliçe limitlerinin yetersizliğidir. Artan tazminat talepleri karşısında mevcut sigorta limitleri bazı dosyalarda yeterli koruma sağlamayabilir.</p>

<p>-Beşinci risk ise kurumsal kayıt eksikliğidir. Sağlık kuruluşları çoğu zaman doğru işlemi yapmış olsalar bile, bunu ispatlayacak kayıt sistemine sahip olmadıkları için zor durumda kalabilir.</p>

<p><strong>Sonuç: Sigorta Bir Koruma Aracıdır, Risk Yönetimi Sistemi Değildir</strong></p>

<p>Hekimin mesleki mali sorumluluk sigortası, sağlık hukukunda vazgeçilmez bir güvence mekanizmasıdır. Ancak bu sigorta, sağlık kuruluşlarının tüm hukuki risklerini ortadan kaldırmaz. Bugünün malpraktis davalarında asıl mesele yalnızca “hekim hata yaptı mı?” sorusu değildir. Sağlık sektöründe yeni hukuki gerçeklik şudur:</p>

<p>Risk artık yalnızca ameliyathanede doğmuyor. Instagram mesajında, WhatsApp yazışmasında, standart onam formunda, eksik tercüme kaydında, gecikmiş kontrolde ve yanlış yönetilmiş hasta beklentisinde doğuyor.</p>

<p>Bu nedenle hekimler, özel hastaneler, estetik klinikleri, diş klinikleri ve sağlık turizmi şirketleri için en doğru yaklaşım, sigortayı bir son çare olarak değil; bütüncül bir risk yönetim sisteminin yalnızca bir parçası olarak görmektir.</p>

<p><strong>Sonuç Olarak 5 Maddelik Risk Özeti:</strong></p>

<p><strong>1. Sigorta varlığı tek başına yeterli değildir.</strong> Poliçe kapsamı, limitler, manevi tazminat, savunma giderleri ve teminat dışı haller düzenli olarak incelenmelidir.</p>

<p><strong>2. Aydınlatılmış onam kurumsal bir süreç haline getirilmelidir.</strong> Standart form değil; işleme özel, hastanın anlayacağı dilde ve ispatlanabilir bilgilendirme sistemi kurulmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>3. Sağlık turizmi süreçleri ayrıca denetlenmelidir.</strong> Tercüman, hasta danışmanı, reklam, fiyat teklifi, WhatsApp yazışması ve yabancı dilde onam süreçleri hukuki kontrol altında olmalıdır.</p>

<p><strong>4. Reklam ve pazarlama dili tıbbi gerçeklikle uyumlu olmalıdır.</strong> Sonuç garantisi algısı yaratan her ifade, ileride tazminat ve sigorta uyuşmazlığı riski doğurabilir.</p>

<p><strong>5. Komplikasyon yönetimi kayıt altına alınmalıdır.</strong> Komplikasyonun kendisi her zaman kusur olmayabilir; ancak geç takip, eksik bilgilendirme ve kayıt yetersizliği malpraktis iddiasını güçlendirebilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fatma-tokat" title="Av. Fatma TOKAT"><img alt="Av. Fatma TOKAT" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/fatma-tokat.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fatma-tokat" title="Av. Fatma TOKAT">Av. Fatma TOKAT</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hekimin-sigortasi-var-ama-risk-bitmiyor-malpraktis-davalarindaki-hukuki-gerceklik-1</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/saglik-doktor-asd.jpg" type="image/jpeg" length="23751"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Duruşma sırasında hayatını kaybeden Savcı Ayhan Uyumaz son yolculuğuna uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/durusma-sirasinda-hayatini-kaybeden-savci-ayhan-uyumaz-son-yolculuguna-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/durusma-sirasinda-hayatini-kaybeden-savci-ayhan-uyumaz-son-yolculuguna-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kocaeli'nin Gebze ilçesinde duruşma sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz (49) için Gebze Adliyesi'nde tören düzenlendi. Evli ve 3 çocuk babası olan Uyumaz'ın cenazesi, törenin ardından defnedilmek üzere Bursa'ya uğurlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kocaeli'nin Gebze ilçesinde duruşma sırasında geçirdiği kalp krizi sonrası yaşamını yitiren Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz (49) için görev yaptığı Gebze Adliyesi'nde tören düzenlendi. Evli ve 3 çocuk babası olan Uyumaz'ın vefatı, adliye camiasında derin üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Dün Gebze Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma sırasında aniden fenalaşan Uyumaz, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>

<p><strong>Adliye Binası Önünde Duygusal Tören</strong></p>

<p>Hayatını kaybeden Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz için adliye binası önünde düzenlenen törende meslektaşları, ailesi ve protokol üyeleri bir araya geldi. Törende duygusal anlar yaşanırken, Uyumaz'ın görev süresi boyunca sergilediği çalışma disiplini ve mesleki duruşu vurgulandı.</p>

<p><strong>Başsavcı Uslu'dan Duygulandıran Mesaj</strong></p>

<p>Törende konuşan Gebze Cumhuriyet Başsavcısı Metin Uslu, Uyumaz'ın görevine bağlılığı ve insanlığıyla örnek bir isim olduğunu belirtti. Uslu, adalet teşkilatının büyük bir aile olduğunu ifade ederek, yaşanan kaybın derin bir boşluk oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Uyumaz'ın meslek hayatı boyunca adalet duygusu, çalışma azmi ve sorumluluk bilinciyle öne çıktığını belirten Uslu, onun hatırasının meslektaşları arasında yaşamaya devam edeceğini dile getirdi.</p>

<p><strong>Cenaze Bursa'ya Uğurlandı</strong></p>

<p>Törende okunan dualar ve alınan helalliklerin ardından Savcı Ayhan Uyumaz'ın cenazesi, defnedilmek üzere Bursa'ya gönderildi. Ailesi, meslektaşları ve sevenleri törende gözyaşlarına hâkim olamadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Törene Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Gebze Cumhuriyet Başsavcısı Metin Uslu, İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, Gebze Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit, belediye yetkilileri ve adliye personeli katıldı.</p>

<p>Merhum Gebze Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz’ın naaşı ikindi namazına müteakip Bursa ili Nilüfer ilçesi 15 Temmuz Şehitler Camii’nden kaldırılıp Osmangazi ilçesinde bulunan Hamitler Mezarlığına defnedilmek üzere dualarla uğurlandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/durusma-sirasinda-hayatini-kaybeden-savci-ayhan-uyumaz-son-yolculuguna-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/aw727414-08-6a32651558c9f.webp" type="image/jpeg" length="66472"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97494"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="64130"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="21402"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76355"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17305"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="42473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="41495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="32746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="82942"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="89483"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="97049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="77112"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="99436"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="50150"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="10639"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="33573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="51771"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="15832"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="59860"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
