<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 04 Aug 2026 22:34:33 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Değiştirilmiş/Change Araç ve Gümrük İşlemlerine Tabi Tutmadan Ülkeye Eşya Sokma Suçu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/degistirilmischange-arac-ve-gumruk-islemlerine-tabi-tutmadan-ulkeye-esya-sokma-sucu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/degistirilmischange-arac-ve-gumruk-islemlerine-tabi-tutmadan-ulkeye-esya-sokma-sucu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İç piyasada üretilen ürünlerin, daha kaliteli veya ucuz ithal ürünlere karşı korunması ihtiyacı karşısında, gümrük işlemlerinin ve gümrükten geçen ürünlerin vergilerinin sıkı şekilde takibi gerekir. Yerli sermayenin desteklenmesi, döviz çıkışının azaltılması, cari açığın kontrol altına alınması gibi iktisadi sebeplerle; ithal ürünlere yüksek vergiler koyulmakta, bu durum ise sahtecilik ve kaçakçılık fiillerinde artışa yol açmaktadır.</p>

<p>Gümrük ve özel tüketim vergilerinin çok yüksek olması nedeniyle; yabancı menşeli lüks otomobillerin, yasal olmayan yöntemlerle ülkeye sokulduğu ve bu ticaretten meşru olmayan kazanç elde edildiği, ülke ekonomisinin ve vatandaşlarımızın zarar gördüğü de bilinen bir gerçektir.</p>

<p>Ceza kanunlarına rağmen; yabancı menşeli lüks otomobiller, ya tamamen kaçak yollarla ya da gümrük mevzuatında düzenlenen muafiyetlerden faydalanılarak yurda sokulmakta, sonrasında ise sahte işlemlerle sisteme dahil edilip, satılmak suretiyle büyük kazançlar elde edilmektedir.</p>

<p><strong>1. Aracın Motor ve Şasi Numaralarının Değiştirilmesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu hususta en çok kullanılan yöntemlerden birisi; “<strong>change</strong>”, yani aracın motor ve şasi numaralarının değiştirilmesi işlemidir. Şasi numarası, aracın gövdesine işlenen; motor numarası ise, aracın motor bloğunda bulunan ve aracın tanımlanmasını sağlayan benzersiz bir kimlik numarasıdır. Her aracın tanımlanmasını sağlayan bir şasi numarası ile bir motor numarası bulunur ve bu numaralar araçların tescil işlemlerinde kullanılır. Hurda veya ağır hasarlı araçların şasi veya motor numaraları; gümrük mevzuatına aykırı yol ve yöntemlerle yurda sokulan araçların gövde ve motor bloğuna işlenerek “change” işlemi gerçekleştirilmekte, bu sayede hurda veya ağır hasarlı aracın yerini, kaçak olarak yurda sokulmuş araç almakta ve piyasaya sürülmektedir. Bir başka ifadeyle; araç kaçak yolla yurda getirilmekte ve sonra motoru ile şasi numaralarında değişiklik yapılarak, kaçak değil de yasal yoldan gelmiş gibi trafiğe sokulmaktadır. Fail bu şekilde; esasen gümrük vergisi ve ÖTV’si ödenmemiş veya başka şekilde gösterilmek suretiyle çok az ödenmiş aracı kaçak yolla sokmakta, ardından kaçak yolla gelen aracın motoru ile şasi numaralarında yapılan değişiklikle, gerçekte kaçak yolla yurda girmiş araca yasal statü kazandırmaktadır.</p>

<p>“Change” araçların gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın yurda sokulması halinde, ilk olarak karşımıza 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu çıkar. Bu Kanunun “Kaçakçılık suçları” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında; <i>“Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.”</i> hükmüne yer verilerek, bir eşyanın gümrük mevzuatına göre yapılması gereken işlemleri yerine getirilmeden yurda sokulması fiili yaptırım altına alınmıştır. Gümrük işlemi; gümrük idareleri tarafından, mevzuat gereğince yapılması gereken her türlü işlemi kapsar.</p>

<p><strong>5607 sayılı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesi, suçun en temel halini düzenlemekte olup; </strong>gümrük işlemleri yerine getirilmeden, eşyanın gümrük kapılarından sokulması halinde suçun basit hali, eşyanın gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde ise ikinci cümlesi gereğince ağırlaştırıcı hali uygulama alanı bulacaktır.</p>

<p><strong>Maddenin 2. fıkrasında ise; </strong>eşyanın, aldatıcı işlem ve davranışlarla, gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokulması durumunda daha ağır yaptırıma tabi tutulacağı düzenlenmiştir.</p>

<p>Gümrük ve kaçakçılık suçları, niteliği itibariyle genellikle birden fazla kişinin iştiraki ile veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenebilmektedir. <strong>5607 sayılı Kanunun “Nitelikli haller” başlıklı 4. maddesinde; </strong>bu suçların bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek cezanın iki kat artırılacağı, örgütsel yapı olmaksızın, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde yarı oranında artırılacağı, kaçakçılık fiillerini önlemek, izlemek, araştırmak ve soruşturmakla görevli kişiler tarafından veya meslek ve sanatın sağladığı kolaylıklardan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde yine yarı oranında artırılacağı hüküm altına alınmıştır. Maddenin 5. fıkrasında ise; bu suçların belgede sahtecilik yapılarak işlenmesi halinde, sahtecilik suçundan da ayrıca cezaya hükmolunacağı düzenlenmiş olup, gerçek içtima hükümlerinin uygulanacağına yer verilmiştir.</p>

<p>Yukarıda değindiğimiz Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerinin yanı sıra; “change” aracın, durumdan habersiz alıcıya satılması suretiyle haksız kazanç elde edilmesi halinde bu fiiller, somut olayın özelliklerine göre dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturabilir.</p>

<p>“Change/değiştirme” işlemine tabi tutulan aracın satışı ile haksız kazanç elde edilmesi fiilinde; mağdur alıcının, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırılmasından sebeple nitelikli dolandırıcılık suçu oluşacaktır. Nitekim Yargıtay’ın kabulü de bu yöndedir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-15-ceza-dairesinin-20211938-e-20214889-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 22.04.2021 tarihli, 2021/1938 E. ve 2021/4889 K. sayılı kararı</a>nda;</strong> sanığın, katılana sözkonusu “change” aracı satarak haksız yarar sağladığının, bu suretle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, suça konu araca ilişkin trafik tescil belgesinin başka bir araca ait şasi numarasına göre düzenlenmiş olması ve bu aracın kamu kurumu niteliğinde olan Trafik Tescil Müdürlüğünün maddi varlığı olan araca ait trafik tescil belgesi kullanılmak suretiyle noterde satıldığının anlaşılması karşısında, sanığa isnat edilen fiilin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun m.158/1-d’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu ile m.204/1’de yer alan resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturacağı belirtilmiştir.</p>

<p>Yeri gelmişken belirtmeliyiz ki; TCK m.158/3 uyarınca verilecek ceza, dolandırıcılık suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise bir kat arttırılacaktır.</p>

<p>“Change” aracı satın aldığı ortaya çıkan alıcının; yukarıda belirtilen fiillere, yani sahteciliğe ve aracın yurda kaçak yollarla sokulmasına iştirak ettiği iddiaları sonucunda ceza davaları ile muhatap olabileceği de ayrıca değerlendirilmelidir. Yargılama; beraatla sonuçlansa dahi, aracın müsaderesine hükmedileceğinden, kaçak yolla yurda giren aracın müsaderesi yoluna gidilmekle, alıcının iyiniyeti korunmayacak, kaçak malın iadesi alıcıya yapılmayacak ve maddi zarar ortaya çıkacaktır.</p>

<p>Satın aldığı aracın “change” araç olduğunu bilmeyen iyiniyetli alıcının, gerçekleşen zararı tazminat davası açmak suretiyle ilgililerden talep edebileceği tartışmasızdır. Bunun yanında; şartları ve sorumlu tutulacakları şekilde kusurları varsa, satış işlemini gerçekleştiren noterin ve araç üzerinde inceleme yapmış olan eksperin de hukuki sorumluğuna dayanılarak zararın giderilmesinin istenilmesi mümkündür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereğince; ayıptan sorumlulukta “kusursuz sorumluluk” ilkesi esas alındığından, bilmeden satın aldığı “change” aracı başkasına satan kişi de zararı gidermekle yükümlüdür.</p>

<p>“Change” araç satışı nedeniyle zararın giderilmesi için idareye karşı da tazminat davası açılabilir. Trafik tescil ve kayıt işlemlerinin tutulması ve değiştirilmesi idarenin görev ve sorumluluğunda olduğundan, araçların tescil ve kayıt işlemlerinin hatalı bir şekilde tutulmasının idarenin hizmet kusuru kapsamında görülmesi gerekir. Bu durumda idare, kusuru nedeniyle oluşan zararları karşılamalıdır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-15-dairesinin-20131608-e-20171575-k-sayili-karari" rel="dofollow">Danıştay 15. Dairesi’nin 05.04.2017 tarihli, 2013/1608 E. ve 2017/1575 K. sayılı kararı</a>nda; </strong>trafik tescil işlemlerinin ülke genelinde yapılmasından, motorlu araçların kayıtlarının tutulmasından ve bu kayıtlarla ilgili her türlü değişikliğin izlenmesinden davalı idarenin sorumlu olması nedeniyle, davacının, aracı tescil kayıtlarına güvenerek satın alması, aracın ilk tescilinin sahte belgelerle yapıldığının belirlenmesi ve bu suretle trafik kayıt ve tescil hizmetinin gereği gibi yürütülmemesi sonucu meydana gelen zararın, hizmetin kusurlu işlemesi nedeniyle ortaya çıktığı belirtilmiş, idarenin zararı tazmin etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.</p>

<p><strong>2. Aracın Parçalarının Kaçak Olması</strong></p>

<p>Özellikle lüks otomobillerde motor ve şasi numaraları değiştirilmek suretiyle işlenen sahtecilik ve kaçakçılık suçlarının yanında, son zamanlarda motor ve şasi numaralarına dokunulmayıp, otomobilin veya cipin gövdesi ve aksesuarı olarak tanımlanabilecek eşyanın kaçak yolla yurda sokularak, motor ve şasi numarası aynı tutulan otomobillerde değişikliğe gidildiği, bir anlamda motor ve şasi numarası, aracın iskeleti aynı tutularak korunduğu, fakat bunun dışında her yerinde veya bir kısım parçalarda değişiklik yapılan araçta, motor ve şasi numaraları üzerinden değişiklik yapılarak değil, kaçak yolla getirilen parçalar araca monte edilerek, bir anlamda araç kimliğinin korunduğu, fakat bunun dışında aracın kapısı, kaputu, direksiyonu, farları ve/veya diğer her türlü parçasının yurt dışından kaçak yolla getirildiği, ancak seri numaralarında değişiklik yapılmayarak, araca monte edildiği, aracın orijinal üzerinde yapılan kontrolde, araca sonradan eklenen veya takılan parçaların seri numaraları ile aracın orijinalinin parçalarının birbirini tutmadığı, aracın yaşadığı eskimeden veya trafik kazasından dolayı parça değişikliğine gidildiğinin söylendiği, fakat yapılan incelemelerde aracın yeni olduğu, kazalı araç olmadığı, kazalı araç olsa bile üzerine takılan parçaların yurda usule uygun ithalat yoluyla değil, kaçak yolla getirilen parçaların monte edilmesinden kaynaklandığı, suçu işleyenin aracın parçasını kaçak yolla, yani gümrük vergisi ve ÖTV ödememek suretiyle menfaat sağladığı görülmektedir.</p>

<p>Bu durumda; motor ve şasi numaralarında değişiklik yapılmadığı için klasik anlamda “change” araçtan söz etmek mümkün olmasa da, gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın veya gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokulan parçaların araca monte edilmesi halinde, bu parçalar yönünden 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerinin uygulanması gündeme gelecektir. Kaçak olarak yurda sokulan her bir parça <i>eşya</i> niteliğini koruduğundan; bunların ithalat rejimine aykırı şekilde yurda sokulması veya bu eşyanın ticari amaçla bulundurulması, taşınması, satılması veya devredilmesi, somut olayın özelliklerine göre 5607 sayılı Kanun m.3 kapsamında ceza sorumluluğuna sebep olabilecektir.</p>

<p>Bunun yanında; araca takılan parçaların yasal ithalat yoluyla temin edildiğine ilişkin sahte belge düzenlenmesi, sahte faturaların kullanılması veya resmi kayıtların gerçeğe aykırı şekilde değiştirilmesi halinde, belgede sahtecilik suçları da ayrıca gündeme gelecek olup, 5607 sayılı Kanun m.4/5 uyarınca gerçek içtima hükümleri uygulanacaktır.</p>

<p>Bu şekilde oluşturulan aracın; orijinal olduğu veya tüm parçalarının hukuka uygun şekilde ithal edildiği yönünde alıcıya tanıtılarak satılması halinde ise, satıcının kastının kapsamına göre dolandırıcılık suçundan sorumluluğu doğabilecektir.</p>

<p><strong>Motor ve şasi numarasında değişiklik yapılmayıp, kaçak ürünlerle parça değişimi yapılması durumunda müsaderenin nasıl uygulanacağı ile ilgili olarak; TCK m54/5’de yer alan </strong><i>“Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.” </i>hükmü gereğince, her somut olayda, kaçak parçanın araca zarar vermeden ayrılmasının mümkün olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Kaçak parça sayısının çok fazla olması veya araca ve işlevine zarar verilmeden çıkarılması mümkün olmaması hallerinde, aracın tümü ile müsadere edilmesine karar verilmesi gündeme gelebilecektir.<strong> Nitekim <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-20155502-e-20184250-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 16.04.2018 tarihli, 2015/5502 E. ve 2018/4250 K. sayılı kararı</a>nda; </strong><i>“TCK’nın 54/5. maddesi gereğince suça konu kaçak aracın tümüne zarar verilmeksizin ayrılması mümkün görülmediğinden aracın tamamı yerine arka kısım iskeletinin müsaderesine karar verilmesi Yasaya aykırı”</i> denilerek, <i>“hükümden suça konu kaçak aracın arka kısım iskeletinin müsaderesine ilişkin bölümün çıkarılması, yerine ‘suça konu ... plakalı 1991 model BMW 3.25 marka otomobilin 5067 sayılı Kanunun 13/1. maddesi delaletiyle TCK.nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine’ ifadesinin eklenmesi”</i> şeklinde düzelterek onama kararı verilmiştir.</p>

<p><strong>Sonuç olarak;</strong> gerek klasik anlamda “change” yöntemiyle oluşturulan araçlar ve gerekse motor ve şasi numaraları korunmak suretiyle kaçak parçalar kullanılarak meydana getirilen araçlar bakımından, sahtecilik, dolandırıcılık ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m.3 kapsamında kaçakçılık suçlarından ceza sorumluluğu doğabilecektir. Bu tür fiillerin etkin şekilde soruşturulması ve yaptırıma bağlanması; vergi kayıplarının önlenmesi, kayıt dışı ekonominin azaltılması, dürüst ticaretin korunması ve tüketicilerin mağduriyetlerinin engellenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Taner Akıncı</strong></p>

<p><strong>Av. Beyza Başer Berkün</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/degistirilmischange-arac-ve-gumruk-islemlerine-tabi-tutmadan-ulkeye-esya-sokma-sucu-1</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 18:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yazar/ersan-sen-arac-chenge.jpg" type="image/jpeg" length="65418"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 15. Dairesi'nin 2013/1608 E., 2017/1575 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-15-dairesinin-20131608-e-20171575-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-15-dairesinin-20131608-e-20171575-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 15. Dairesi'nin 05.04.2017 tarihli, 2013/1608 E., 2017/1575 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONBEŞİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2013/1608<br />
Karar No : 2017/1575</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Temyiz Eden (Davalı) :<br />
Vekili :<br />
Karşı Taraf (Davacı) :<br />
Vekili :</p>

<p>İstemin Özeti : Davacının 06.08.2007 tarihinde noter satış sözleşmesiyle satın aldığı ve idarece adına tescili yapılan .... plakalı aracın, idarece yapılan inceleme sonucunda, Samsun İl Trafik Şube Müdürlüğü'nde .... plaka sayısıyla yapılan ilk tescili sırasında sahte belgeler kullanıldığı, aracın çalıntı olduğu ve change yapılmak suretiyle tescil edildiğinin tespit edilmesinin ardından el konulması üzerine, idarenin kusurlu olarak işlettiği trafik tescil ve kayıt hizmeti nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 35.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan dava sonucunda, ..... İdare Mahkemesi'nce; olayda trafiğe ilk tescili Samsun İl Trafik Şube Müdürlüğü'nde .... plaka sayısıyla yapılan aracın davacı tarafından 06.08.2007 tarihli noter satış sözleşmesiyle satın alındığı ve davacı adına ... plaka sayısıyla tescilinin yapıldığı, söz konusu araca trafiğe ilk girişinin sahte belgelerle yapıldığından ve change olabileceğinden bahisle 07.01.2008 tarihinde el konulduğu ve aynı tarihli el koyma tutanağının düzenlendiği, yapılan inceleme neticesinde aracın çalıntı ve change olduğunun anlaşıldığı, bunun üzerine söz konusu aracın kendisinden çalınan kişiye teslim edildiği, trafik tescil işlemlerinin ülke genelinde yapılmasından, motorlu araçların kayıtlarının tutulmasından ve bu kayıtlarla ilgili her türlü değişikliğin izlenmesinden davalı idarenin sorumlu olduğu, davacının aracı ikinci el olarak idarece hatalı olarak tutulan tescil kayıtlarına güvenerek satın aldığı, bu durumda aracın ilk tescilinin sahte belgelerle Samsun İl Trafik Şube Müdürlüğü'nde yapıldığının açıkça belirlenmesi nedeniyle trafik kayıt ve tescil hizmetinin gereği gibi yürütülmemesi sonucu meydana gelen zararın, hizmetin kusurlu işlemesi nedeniyle ortaya çıktığı ve idare tarafından tazmin edilmesi gerektiğinden, davanın kısmen kabulü ile aracın el koyma tarihi olan 07.01.2008 tarihi itibariyle ikinci el satış değeri olan 30.000,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin ise reddi yolunda verilen kararın, davalı idare tarafından kabule ilişkin kısmının, hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p>Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.</p>

<p>Danıştay Tetkik Hâkimi :<br />
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü:<br />
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "kararın bozulması" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasında; temyiz incelemesi sonucu Danıştayın; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı kuralına yer verilmiştir.</p>

<p>Dosyadaki belgeler ile temyiz dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, temyiz istemine konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bozulmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>Öte yandan; davacı tarafından araç satışı nedeniyle kendisine karşı hukuki sorumluluğu bulunan kişilere karşı adli yargı merciilerinde dava açıldığı ve bu davalarda zararının bir kısmının veya tamamının tazmin edildiği tespit edilirse, idarece bu hususun dikkate alınacağı açıktır.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddine,... İdare Mahkemesi'nin .... tarih ve E:....; K:.... sayılı kararının kabule ilişkin kısmının ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. maddesinin 1. fıkrası ve 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-15-dairesinin-20131608-e-20171575-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 18:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/yargi/danistay7.jpg" type="image/jpeg" length="99829"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2015/5502 E., 2018/4250 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-20155502-e-20184250-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-20155502-e-20184250-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 16.04.2018 tarihli, 2015/5502 E., 2018/4250 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>7. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2015/5502 E., 2018/4250 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet<br />
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme, müsadere</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;</p>

<p>TCK.nun 54/5. maddesi gereğince suça konu kaçak aracın tümüne zarar verilmeksizin ayrılması mümkün görülmediğinden aracın tamamı yerine arka kısım iskeletinin müsaderesine karar verilmesi,</p>

<p>Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden ve bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca, hükümden suça konu kaçak aracın arka kısım iskeletinin müsaderesine ilişkin bölümün çıkarılması, yerine "suça konu ... plakalı 1991 model BMW 3.25 marka otomobilin 5067 sayılı Kanunun 13/1. maddesi delaletiyle TCK.nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine" ifadesinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.04.2018 günü oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-20155502-e-20184250-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 18:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-binas.jpg" type="image/jpeg" length="55650"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2021/1938 E., 2021/4889 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-15-ceza-dairesinin-20211938-e-20214889-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-15-ceza-dairesinin-20211938-e-20214889-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 22.04.2021 tarihli, 2021/1938 E., 2021/4889 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>(Kapatılan)15. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2021/1938 E., 2021/4889 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi</p>

<p>SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik</p>

<p>HÜKÜM : a)Dolandırıcılık suçundan; TCK'nın 157/1, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet</p>

<p>b)Resmi belgede sahtecilik suçundan; TCK'nın 204/1 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü;</p>

<p>Sanığın, sigorta şirketinden ağır hasarlı olarak aldığı aracı çalıntı başka araçlardan aldığı şasi numarası ile motor beynini bu araca monte etmek suretiyle change araç haline getirdiği, olay tarihinde oto pazarında katılana söz konusu change aracı satarak haksız yarar sağladığı, bu suretle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;</p>

<p>Suça konu araca ilişkin trafik tescil belgesinin çalıntı başka bir araca ait şasi numarasına göre düzenlenmiş olması ve bu aracın kamu kurumu niteliğinde olan Trafik Tescil Müdürlüğü'nün maddi varlığı olan söz konusu trafik tescil belgesi kullanılarak noterde satıldığının anlaşılması karşısında, sanığa isnat edilen eylemin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-d ve 204/1 maddelerinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturup oluşturmadığına ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılama devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,</p>

<p>Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 22/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-15-ceza-dairesinin-20211938-e-20214889-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 18:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-af.jpg" type="image/jpeg" length="90802"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/43836 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202143836-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202143836-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 23/12/2025 tarihli ve 2021/43836 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>K.</strong> <strong>P.</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/43836)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 23/12/2025</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Rıdvan DEMİR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p>

<p>1. Başvuru, mahpusun tutulduğu ceza infaz kurumunun fiziki koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>2. Başvurucu, başka bir ceza infaz kurumundan 20/6/2017 tarihinden denetimli serbestlikle salıverildiği 25/1/2022 tarihine kadar Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) barındırılmıştır.</p>

<p>3. Başvurucu, tutulduğu odada kalanların sayısının çokluğu ile sağlık ve hijyen koşullarının uygun olmadığı şikâyetiyle infaz hâkimliğine başvurmuştur. Kocaeli İnfaz Hâkimliği (Hâkimlik); İnfaz Kurumunda kapasitenin üzerinde hükümlü/tutuklu barındırıldığı, nakil talebinde bulunularak kurum yoğunluğunun azaltılmasının sağlandığı ancak yeni tutuklamalar nedeniyle mevcudun artış gösterdiği, ayrıca İnfaz Kurumundaki tüm koğuşlarda mevcut olan kalabalığa bağlı olarak yatak düzeni, hijyen ve barınma hususlarında başvurucuya veya başka birine özgü bir uygulama olmadığı, tüm hükümlü/tutukluların aynı uygulamaya tabi tutulduğu gerekçesiyle başvurucunun talebini reddetmiştir.</p>

<p>4. Başvurucunun Hâkimlik kararına itirazı, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince kesin olarak reddedilmiştir.</p>

<p>5. Başvurucu, nihai kararı 28/7/2021 tarihinde öğrendikten sonra 9/8/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>6. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>7. Anayasa Mahkemesi, İnfaz Kurumundan başvurucunun tutulduğu sürece ilişkin ayrıntılı bilgi talep etmiştir. İnfaz Kurumu ve Adalet Bakanlığının (Bakanlık) gönderdiği yazılı cevaplara göre;</p>

<p>- Başvurucu, resmî kapasitesi 16 kişi olan B-4, C-6, ve A-8 No.lu koğuşlarda kalmıştır. Bu koğuşların yatakhane bölümü 43,92 m²dir. Yatakhanede iki katlı sekiz ranza vardır. Tüm odalarda hükümlü/tutuklu sayısı kadar yatak ve ranza bulunmakta olup tüm hükümlü/tutuklular kendilerine ait yataktan 24 saat esasına göre faydalanabilmektedir. Hükümlü/tutukluların istifade ettiği tüm yataklar 90x190 cm ölçüsündedir. Odalarda mahpusların özel eşyalarını ve kıyafetlerini muhafaza edebilecekleri dolaplar vardır.</p>

<p>- Koğuşlar iki katlı olup alt katta kapısı ayrı 2,6 m² büyüklüğünde lavabolar bölümü, kapısı ayrı 1,4 m² büyüklüğünde tuvalet, kapısı ayrı 1,4 m² büyüklüğünde duş, 32 m² büyüklüğünde ortak kullanım alanı (televizyon izleme, sohbet ve yeme içme), 34 m² büyüklüğünde havalandırma bahçesi, üst katta ise 43,92 m² büyüklüğünde yatakhane bölümü bulunmaktadır.</p>

<p>- Başvurucu B-4 No.lu odada en fazla 28 kişiyle, C-6 No.lu odada en fazla 28 kişiyle, A-8 No.lu odada en fazla 33 kişiyle barındırılmıştır. B-4, C-6, A-8 No.lu odalarının kapasiteleri 16 kişi olup bu odalar 115,32 m²dir. Bireysel başvuru tarihi olan 9/8/2021 tarihinde A-8 No.lu 16 kişilik odada 34 kişi barındırılmakta olup kişi başı kullanım alanı 3,39 m²dir.</p>

<p>- Koğuşların alt kat ortak kullanım alanında bir tarafı sabit, bir tarafı açılır olmak üzere 100x120 cm ölçülerinde iki, üst kat yatakhane kısmında bir tarafı sabit, bir tarafı açılır olmak üzere 100x125 cm ölçülerinde dört pencere vardır. Koğuşlarda 5,456 m² büyüklüğünde merdiven boşluğu bulunmaktadır.</p>

<p>- Koğuştan bağımsız olmayıp 34 m² büyüklüğünde olan bir havalandırma bahçesi vardır. Tutuklu ve hükümlüler gün ışığı ile açılıp hava kararınca kapatılan havalandırma bahçesinden bu süre içinde kesintisiz olarak faydalanabilmektedir.</p>

<p>- Odalara bir kişi için 200 lt soğuk ve 50 lt sıcak su verilmektedir.</p>

<p>- Koğuşlarda meydana gelebilecek koku ve akma gibi durumlar ile bakım ya da onarım gerektiren durumlara teknik servis personeli tarafından ivedilikle müdahale edilmekte, ayrıca mahkûmların bu yöndeki taleplerine de aynı titizlikle yanıt verilmektedir.</p>

<p>- İnfaz Kurumunda sabah ve akşam olmak üzere iki kez rutin olarak sayım yapılmaktadır.</p>

<p>- Başvurucunun kurumda barındırıldığı süre boyunca Kampüs Semt Hastanesi başta olmak üzere psikiyatri ve dahiliye gibi birçok birimde tedavisi sağlanmış ve başvurucu, sıklıkla tedaviye çıkarılmıştır.</p>

<p>- Başvurucu, bağlama ve İngilizce kurslarına katılma yönünde talepte bulunmuş ve bağlama eğitimi ile İngilizce A-1, A-2 kurslarına katılmıştır.</p>

<p>8. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun hangi koğuşta, kaç kişiyle, ne kadar süre barındırıldığına ilişkin olarak İnfaz Kurumundan bilgi istemiştir. İnfaz Kurumunun sunduğu tablo, kararın ekinde bulunmaktadır. Bu tablodaki verilere göre Anayasa Mahkemesince hazırlanan, başvurucuya tahsis edilen kişisel alan ve süresini gösteren tablo aşağıda gösterilmiştir. Banyo ve tuvalet kısımları ile havalandırma bahçesinin yüzey alanları hesaplamaya dâhil edilmemiş ve toplam 75,92 m² üzerinden hesaplama yapılmıştır. Öte yandan başvurucunun üç kişilik odalarda kaldığı dönemlerde kişisel alanı 5 m²nin altına hiç düşmediğinden hesaplama yalnızca 16 kişilik odalarda kaldığı dönemler için yapılmıştır. Kişisel alanın 2 ile 3 m² ve 3 ile 4 m² arasında bulunduğu dönemler değerlendirme için yeterli veri sunduğundan kişisel alanın 4 m²'nin üzerinde olduğu dönemler de hesaplamaya dâhil edilmemiştir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Kişi Sayısı</p>
   </td>
   <td>
   <p>Tarih Aralığı</p>
   </td>
   <td>
   <p>Toplam Süre (Gün)</p>
   </td>
   <td>
   <p>Kişisel Alan (m²)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>33</p>
   </td>
   <td>
   <p>28/7/2021-9/8/2021</p>
   </td>
   <td>
   <p>12</p>
   </td>
   <td>
   <p>2,30 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>28</p>
   </td>
   <td>
   <p>20/6/2017-7/7/2017</p>

   <p>9/8/2017-8/9/2017</p>

   <p>4/2/2021-9/2/2021</p>

   <p>1/6/2021-20/6/2021</p>
   </td>
   <td>
   <p>17</p>

   <p>30</p>

   <p>5</p>

   <p>19</p>

   <p>Toplam = 71</p>
   </td>
   <td>
   <p>2,71 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>27</p>
   </td>
   <td>
   <p>10/9/2017-3/12/2017</p>

   <p>15/10/2017-6/11/2017</p>

   <p>26/1/2021-3/2/2021</p>

   <p>4/2/2021-9/2/2021</p>

   <p>18/3/2021-29/4/2021</p>

   <p>10/2/2021-12/2/2021</p>

   <p>27/2/2021-17/3/2021</p>

   <p>21/6/2021-30/6/2021</p>

   <p>2/5/2018-28/5/2018</p>
   </td>
   <td>
   <p>54</p>

   <p>22</p>

   <p>8</p>

   <p>5</p>

   <p>42</p>

   <p>2</p>

   <p>18</p>

   <p>9</p>

   <p>23</p>

   <p>Toplam = 183</p>
   </td>
   <td>
   <p>2,81 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>26</p>
   </td>
   <td>
   <p>8/7/2017-8/8/2017</p>

   <p>4/12/2017-14/12/2017</p>

   <p>18/12/2020-28/12/2020</p>

   <p>27/5/2021-31/5/2021</p>

   <p>27/4/2018-1/5/2018</p>

   <p>29/5/2018-11/7/2018</p>
   </td>
   <td>
   <p>31</p>

   <p>10</p>

   <p>10</p>

   <p>4</p>

   <p>4</p>

   <p>43</p>

   <p>Toplam = 102</p>
   </td>
   <td>
   <p>2,92 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>25</p>
   </td>
   <td>
   <p>29/12/2020-20/1/2021</p>

   <p>15/12/2017-19/12/2017</p>

   <p>23/2/2021-26/2/2021</p>

   <p>29/7/2021-9/8/2021</p>

   <p>4/4/2018-26/4/2018</p>

   <p>12/7/2018-16/7/2018</p>

   <p>5/4/2019-26/6/2019</p>

   <p>18/12/2019-1/2/2020</p>

   <p>12/3/2020-17/4/2020</p>

   <p>29/9/2020-23/10/2020</p>
   </td>
   <td>
   <p>22</p>

   <p>4</p>

   <p>3</p>

   <p>11</p>

   <p>22</p>

   <p>4</p>

   <p>82</p>

   <p>45</p>

   <p>36</p>

   <p>24</p>

   <p>Toplam = 253</p>
   </td>
   <td>
   <p>3,03 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>24</p>
   </td>
   <td>
   <p>7/5/2021-16/5/2021</p>

   <p>9/11/2021-1/12/2021</p>

   <p>28/2/2018-7/3/2018</p>

   <p>2/4/2018-3/4/2018</p>

   <p>17/7/2018-19/7/2018</p>

   <p>10/8/2021-3/9/2021</p>

   <p>22/10/2021-24/10/2021</p>

   <p>27/9/2019-10/10/2019</p>

   <p>3/2/2020-13/2/2020</p>

   <p>18/4/2020-11/5/2020</p>

   <p>24/10/2020-9/11/2020</p>
   </td>
   <td>
   <p>9</p>

   <p>22</p>

   <p>7</p>

   <p>1</p>

   <p>2</p>

   <p>24</p>

   <p>2</p>

   <p>14</p>

   <p>10</p>

   <p>23</p>

   <p>16</p>

   <p>Toplam = 130</p>
   </td>
   <td>
   <p>3,16 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>23</p>
   </td>
   <td>
   <p>29/12/2017-4/1/2018</p>

   <p>8/3/2018-9/3/2018</p>

   <p>27/3/2018-1/4/2018</p>

   <p>20/7/2018-26/7/2018</p>

   <p>11/9/2019-17/12/2019</p>

   <p>14/2/2020-11/3/2020</p>

   <p>12/5/2020-3/6/2020</p>

   <p>12/6/2020-28/9/2020</p>

   <p>10/11/2020-17/12/2020</p>

   <p>2/7/2021-6/7/2021</p>

   <p>6/9/2021-29/9/2021</p>

   <p>2/12/2021-6/12/2021</p>
   </td>
   <td>
   <p>6</p>

   <p>1</p>

   <p>5</p>

   <p>6</p>

   <p>97</p>

   <p>26</p>

   <p>22</p>

   <p>108</p>

   <p>37</p>

   <p>4</p>

   <p>23</p>

   <p>4</p>

   <p>Toplam = 339</p>
   </td>
   <td>
   <p>3,30 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>22</p>
   </td>
   <td>
   <p>5/1/2018-16/1/2018</p>

   <p>10/3/2018-26/3/2018</p>

   <p>27/7/2018-14/9/2018</p>

   <p>4/6/2020-11/6/2020</p>

   <p>30/9/2021-3/10/2021</p>

   <p>13/10/2021-17/10/2021</p>

   <p>30/4/2021-5/5/2021</p>

   <p>7/12/2021-14/12/2021</p>
   </td>
   <td>
   <p>11</p>

   <p>16</p>

   <p>49</p>

   <p>7</p>

   <p>4</p>

   <p>4</p>

   <p>5</p>

   <p>7</p>

   <p>Toplam = 103</p>
   </td>
   <td>
   <p>3,45 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>21</p>
   </td>
   <td>
   <p>17/1/2018-22/2/2018</p>

   <p>21/9/2018-2/10/2018</p>

   <p>21/2/2019-27/2/2019</p>

   <p>25/3/2019-3/4/2019</p>

   <p>8/7/2021-27/7/2021</p>

   <p>4/10/2021-12/10/2021</p>
   </td>
   <td>
   <p>36</p>

   <p>11</p>

   <p>6</p>

   <p>9</p>

   <p>19</p>

   <p>8</p>

   <p>Toplam = 89</p>
   </td>
   <td>
   <p>3,61 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>20</p>
   </td>
   <td>
   <p>23/2/2018-26/2/2018</p>

   <p>3/10/2018-7/10/2018</p>

   <p>28/2/2019-24/3/2019</p>

   <p>16/12/2021-4/1/2022</p>

   <p>24/1/2022-25/1/2022</p>
   </td>
   <td>
   <p>3</p>

   <p>4</p>

   <p>24</p>

   <p>19</p>

   <p>1</p>

   <p>Toplam = 51</p>
   </td>
   <td>
   <p>3,79 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>19</p>
   </td>
   <td>
   <p>8/10/2018-13/12/2018</p>

   <p>15/2/2019-19/2/2019</p>

   <p>21/5/2021-23/5/2021</p>

   <p>5/1/2022-7/1/2022</p>
   </td>
   <td>
   <p>66</p>

   <p>4</p>

   <p>2</p>

   <p>2</p>

   <p>Toplam = 74</p>
   </td>
   <td>
   <p>3,99 m²</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME </strong></p>

<p>9. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.</p>

<p>10. Başvurucu, barındırıldığı koğuşun çok kalabalık olması nedeniyle asgari yaşam ve hijyen koşullarının sağlanamadığını ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde; hükümlü/tutuklu sayısının artış gösterdiği zamanlarda kurumun fiziki şartlarında geçici olarak yer sıkıntıların yaşanabildiği ancak bu sıkıntıların en kısa sürede giderilmek için önlemlerin alındığı belirtilerek başvurunun kabul edilebilirliği ve şikâyetin esası bakımından Anayasa'nın, mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının yapılacak tespit ve değerlendirmelerde dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>11. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.</p>

<p>12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>13. Değerlendirme başvurucunun tutulma koşulları -sahip olduğu kişisel yaşam alanı- gözetilerek iki başlık altında yapılacaktır:</p>

<p><strong>1. Başvurucunun 3 m²den Daha Az Kişisel Yaşam Alanına Sahip Olduğu Dönem Yönünden</strong></p>

<p>14. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa'nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere<i> işkence</i> ve<i> eziyet</i> yapılması, kişilerin<i> insan haysiyetiyle bağdaşmayan</i> bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa'nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır (<i>Cezmi Demir ve diğerleri </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjRhNjE2ZjUyLTViOTEtOTAyOS05OGM1LTBkNDk1MDRmYjI4YQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2013/293</a>, 17/7/2014, § 80;<i> Ali Rıza Özer ve diğerleri</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmQzMzdjMmU0LTZkZDYtMDViOS02MDQwLWRjN2I0NDhlM2YwMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2013/3924</a>, 6/1/2015, §§ 72, 74; <i>K.K. </i>[GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmY1ZDcyYmVlLTZlN2MtNWJhNS1jZTYxLTQ5YTBkNTYxMzg3ZQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2020/34532</a>, 29/5/2024, § 26).</p>

<p>15. Anılan yasak kapsamında kalan hususlar, ceza infaz kurumlarında farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimsel hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir (<i>Turan Günana </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmNiODg2OTY5LTQxODQtZGQ3Ni0yZWFlLTdhNmJkYmEzYTQxYQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2013/3550</a>, 19/11/2014, § 37).</p>

<p>16. Anayasa'nın 17. maddesi, tutuklu ve hükümlülerin tutulma koşullarının da insan onuruna yakışır bir şekilde olmasını koruma altına alır. Bu nedenle tutuklu ve hükümlüler özgürlükten mahrum kalmalarının doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntı veya eziyet çekecekleri bir duruma sokulmamalıdır. Ayrıca bu kişilerin sağlık ve esenlikleri yeterli bir şekilde güvence altına alınmalı, bu kişilere ihtiyaç duydukları tıbbi yardım sağlanmalıdır (<i>Turan Günana</i>, § 39).</p>

<p>17. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarının bahsi geçen asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığı konusunda yapılacak değerlendirmede tutulma süresi, açık havada egzersiz yapma olanakları, koşulların neden olduğu fiziksel ve psikolojik etkiler, bazı durumlarda mahpusun yaşı, cinsiyeti, sağlığı ve davanın tüm koşulları gibi birçok faktörün önemli rol oynadığı belirtilmelidir. Bunlarla birlikte tutulma koşullarının kötü muamele oluşturup oluşturmadığı belirlenirken kişisel alan faktörünün temel bir unsur olarak dikkate alınması gerektiği vurgulanmalıdır (<i>Cengiz Yetgin</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjQ3MWJhZGQwLTM2YTQtODdiZS1mY2ZjLTMyYWFhYWI3MmYyOA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2019/39068</a>, 14/6/2023, § 58; geri gönderme merkezindeki tutulma koşulları yönünden yapılan benzer değerlendirme için bkz. <i>K.A.</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjBiNjY4MmQ0LThiMTMtN2I5Ni0wNDk3LWQ4OGVmYTRiOTE5Yw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2014/13044</a>, 11/11/2015, § 93).</p>

<p>18. Ceza infaz kurumlarındaki aşırı kalabalıklaşma ve buna bağlı oluşan kişisel alan eksikliğine ilişkin şikâyetlerin incelenmesinde dikkate alınacak temel ilkeler <i>Levent Cantekin</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmYxYzdhYWNkLWY0NTItMjY2NS1hMjY1LTNjZTZkMzlmZjgwMA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2019/34408</a>, 9/10/2024, §§ 33, 34) kararında ortaya konmuştur. Sözü edilen ilkelere göre tutuklu ve hükümlülerin tutulduğu çok kişilik koğuşlarda kişi başına düşen yüzey alanı en az 3 m² olmalıdır. Mahpus başına düşen yüzey alanının hesabında banyo ve tuvalet gibi sıhhi tesis bölümü ile havalandırma bahçesi yaşam alanına dâhil edilmese de mobilyaların kapladığı alan dâhil edilir. Çok kişilik koğuşlarda mahpus başına düşen yüzey alanı 3m²den az ise ya da her tutuklu ve hükümlünün ayrı bir uyku yeri yoksa veya koğuşun genel yüzeyi tutuklu ve hükümlülerin mobilyalar arasında serbestçe hareket etmesine izin vermiyorsa tutulma koşullarının kötü muamele yasağını ihlal ettiği yönünde<i> güçlü bir karine</i> oluşur. Bu karine ancak üç unsurun bir arada bulunması durumunda ortadan kaldırılabilir. İlk unsur asgari kişisel alanın 3 m²nin altına düşmesinin<i> kısa süreli</i>, <i>küçük çaplı</i> ve<i> ara sıra</i> olmasıdır. İkinci unsur bu tür azalmaların koğuş dışı yeterli dolaşım özgürlüğü ve yeterli koğuş dışı etkinliklerle desteklenmesidir. Son unsur tutuklu ve hükümlünün genel olarak uygun nitelikte olan ve tutulma koşullarını ağırlaştırıcı başka bir unsur taşımayan bir ceza infaz kurumunda tutulmasıdır.</p>

<p>19. Mahpusların 3 m² ile 4 m² arasında kişisel alana sahip olduğu hâllerde alan faktörü, tutulma koşullarının yeterliliğinin değerlendirilmesinde önemlidir ve bu durumun uygunsuz tutulma koşullarının diğer yönleriyle birleşmesi hâlinde kötü muamele yasağı ihlal edilmiş olur. Mahpusların daha fazla kişisel alana sahip olmaları nedeniyle kişisel alan sorununa ilişkin herhangi bir sorunun ortaya çıkmadığı durumlarda ise tutulma koşullarının yeterliliği konusunda tutulma koşullarının diğer yönleri değerlendirilmelidir. Tutulma koşullarının diğer yönleri arasında temel sıhhi ve hijyen gereklerine uygunluk, tuvalet ve banyonun mahrem kullanılması, açık hava egzersizine, doğal ışık veya havaya erişim, havalandırma ve ısıtma sistemlerinin yeterliliği yer alır. Belirtilen koşullar altında tutulmanın süresi de dikkate alınmalıdır (<i>Levent Cantekin</i>, § 35).</p>

<p>20. Somut olayda başvurucunun kişisel alanının 2 ile 3 m² arasında bulunduğu süre toplamda 368 gündür (hesaplamanın yer aldığı tablo için bkz. § 8). Başvurucunun anılan yüzey alanına sahip olduğu dönemler bazen kesintisiz olarak 30, 31, 42, 43 hatta 54 gün sürmüştür. Bu durumda ortada kötü muamele yasağının ihlal edildiği konusunda <i>güçlü bir karine</i> bulunmaktadır (bkz. § 18). Kişisel alanın 3 m²nin altına düşmesinin toplamda 368 gün sürmesi nedeniyle <i>kısa süreli</i>,<i> küçük çaplı</i> ve<i> ara sıra </i>olmadığına kanaat getirilmiştir. Bu nedenle meydana gelen alan azalmalarının -tutulma koşullarının ayrı ayrı ve başvurucu üzerindeki toplu etkileri de hesaba katılarak- Anayasa'nın 17. maddesi anlamında kötü muamele yasağı olarak nitelendirilmesi için gerekli olan ağırlık seviyesine ulaştığı sonucuna varılmıştır. Güçlü karinenin ortadan kalkması için aranan ilk unsurun sağlanmadığı anlaşıldığından asgari kişisel alandaki azalmaların koğuş dışı yeterli dolaşım özgürlüğü ve yeterli koğuş dışı etkinliklerle desteklenmesine, başvurucunun genel olarak uygun nitelikte olan ve tutulma koşullarını ağırlaştırıcı başka bir unsur taşımayan bir ceza infaz kurumunda tutuluyor olmasına ilişkin iki unsurun değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.</p>

<p>21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>2. Başvurucunun 3 m² İle 4 m² Arasında Kişisel Yaşam Alanına Sahip Olduğu Dönem Yönünden</strong></p>

<p>22. Başvurucunun toplam 1.039 gün süreyle 3 m² ile 4 m² arasında kişisel alanda barındırıldığı tespit edilmiştir (bkz. § 8). Anayasa Mahkemesi mahpusların asgari kişisel alana sahip olduğu hâllerde kötü muamele yasağı kapsamında bir değerlendirme yaparken kişisel yaşam alanı büyüklüğünün asgari standardı karşılamasının her zaman tek başına yeterli olmadığını, tutulma koşullarının diğer yönlerinin yeterliliğinin de incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu durumda alan faktörü asgari standardı karşılasa da açık hava egzersizine, doğal ışığa veya havaya erişim, havalandırmanın mevcudiyeti, ısıtma düzenlemelerinin yeterliliği, tuvaleti özel olarak kullanma, temel sıhhi ve hijyen gerekliliklerine uygunluk gibi diğer unsurların eksikliğiyle birleştiğinde 17. maddenin ihlal edildiğine karar verilebilecektir (bkz. § 19). Bu nedenle başvurucunun alan faktörü dışındaki tutulma koşulları incelenmelidir.</p>

<p>23. Başvurucu, düzenli biçimde muhafaza edebileceği ayrı bir yatak ile yatağı temiz tutmak için gerekli sıklıkta değiştirebileceği ayrı ve uygun bir yatak takımı sağlanmadığını ileri sürmemiştir. Başvurucunun yataksız bir zeminde veya yatağında başka mahpuslarla aynı anda uyumak zorunda kaldığı da saptanamamıştır. Başvurucunun kaldığı odaların sıhhi tesislerinin odalardan bir kapıyla ayrıldığı, başvurucunun her gün hem soğuk hem de sıcak suya erişebildiği tespit edilmiştir. Ayrıca odaların ve sıhhi tesislerin temizliği, mevcut tuvalet ve lavabo sayısı, mahpusların bunları kullanmak için harcadıkları zamanın yetersiz olduğu tespit edilmemiştir. Odaların havalandırma bahçesine açılan bir kapısı, her birimin havalandırma ve ışık sağlayan birden fazla penceresi olduğu da görülmüştür. Bu nedenle temizlik, havalandırma ve aydınlatma dâhil genel koşulların tutulma koşullarının standartlarına göre yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.</p>

<p>24. Netice itibarıyla tutulma koşullarının fiziksel ve ruhsal etkileri ayrı ayrı ve başvurucu üzerindeki toplu etkisi hesaba katılarak değerlendirildiğinde başvurucunun 3 m² ile 4 m² arasında kişisel yaşam alanına sahip olduğu dönemdeki tutulma koşullarının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebilmesi için aranan asgari ağırlık eşiğine ulaşmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III. GİDERİM </strong></p>

<p>26. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 700.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>27. Başvurucunun İnfaz Kurumundan denetimli serbestlikle salıverildiği anlaşıldığından ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.</p>

<p>28. Öte yandan ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya net 125.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM </strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,</p>

<p>B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>C. 1. Başvurucunun 3 m²den daha az kişisel yaşam alanına sahip olduğu dönem yönünden Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>2. Başvurucunun 3 m² ile 4 m² arasında kişisel yaşam alanına sahip olduğu dönem yönünden Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,</p>

<p>D. Başvurucuya net 125.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,</p>

<p>E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin bilgi için Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (E.2021/5874, K.2021/6800), Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesine (2021/1286 D.İş) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202143836-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/yargi/anayasa-m4s.jpg" type="image/jpeg" length="42125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/46044 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202146044-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202146044-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 23/12/2025 tarihli ve 2021/46044 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>F.</strong> <strong>K. </strong><strong>BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/46044)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 23/12/2025</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Rıdvan DEMİR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p>

<p>1. Başvuru, mahpusun tutulduğu ceza infaz kurumunun fiziki koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>2. Başvurucu, başka bir ceza infaz kurumundan naklen geldiği 2/12/2016 tarihinden tahliye edildiği 24/10/2023 tarihine kadar Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) barındırılmıştır.</p>

<p>3. Başvurucu, tutulduğu odada kalanların sayısının çokluğu ile sağlık ve hijyen koşullarının uygun olmadığı şikâyetiyle infaz hâkimliğine başvurmuştur. Kocaeli İnfaz Hâkimliği (Hâkimlik), İnfaz Kurumunda kapasitenin üzerinde hükümlü/tutuklu barındırıldığı, nakil talebinde bulunularak kurum yoğunluğunun azaltılmasının sağlandığı ancak yeni tutuklamalar nedeniyle mevcudun sürekli artış gösterdiği, ayrıca İnfaz Kurumundaki tüm koğuşlarda mevcut olan kalabalığa bağlı olarak yatak düzeni, hijyen ve barınma hususlarında başvurucuya veya başka birine özgü bir uygulama olmadığı, tüm hükümlü/tutukluların aynı uygulamaya tabi tutulduğu gerekçesiyle başvurucunun talebini reddetmiştir.</p>

<p>4. Başvurucunun Hâkimlik kararına itirazı Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince kesin olarak reddedilmiştir.</p>

<p>5. Başvurucu, nihai kararı 24/7/2021 tarihinde öğrendikten sonra 16/8/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>6. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>7. Anayasa Mahkemesi, İnfaz Kurumundan başvurucunun tutulduğu sürece ilişkin ayrıntılı bilgi talep etmiştir. İnfaz Kurumu ve Adalet Bakanlığının (Bakanlık) gönderdiği yazılı cevaplara göre;</p>

<p>- Başvurucu, resmî kapasitesi 16 kişi olan C-5, C-4, A-8, B-4 ve A-18 No.lu koğuşlarda, resmî kapasitesi 3 kişilik olan A-26 No.lu koğuşta kalmıştır. Tüm odalarda hükümlü/tutuklu sayısı kadar yatak ve ranza bulunmakta olup hükümlü/tutuklular kendilerine ait yataktan 24 saat esasına göre faydalanabilmektedir. Hükümlü/tutukluların istifade ettiği tüm yataklar 90x190 cm ölçüsündedir. Tüm odalarda mahkûmların özel eşyalarını ve kıyafetlerini muhafaza edebilecekleri dolaplar vardır.</p>

<p>- Koğuşlar iki katlı olup koğuşlarda alt katta kapısı ayrı 2,6 m² büyüklüğünde lavabolar bölümü, kapısı ayrı 1,4 m² büyüklüğünde tuvalet ile kapısı ayrı 1,4 m² büyüklüğünde duş, 32 m² büyüklüğünde ortak kullanım alanı (televizyon izleme, sohbet ve yeme içme), 34 m² büyüklüğünde havalandırma bahçesi, üst katta ise 43,92 m² büyüklüğünde yatakhane bölümü bulunmaktadır.</p>

<p>- Başvurucu 2/12/2016 tarihinde tutuklanarak İnfaz Kurumuna alındığı ve burada barındırıldığı süre içinde 2/12/2016-18/12/2020 tarihleri arasında resmî kapasitesi 16 olan B-4 No.lu odada, 18/12/2020-18/3/2021 tarihleri arasında resmî kapasitesi 16 olan C-5 No.lu odada, 18/3/2021-26/5/2021 tarihleri arasında resmî kapasitesi 16 olan C-4 No.lu odada, 26/5/2021-2/7/2021 tarihleri arasında resmî kapasitesi 16 olan A-8 No.lu odada, 2/7/2021-26/1/2022 tarihleri arasında resmî kapasitesi 3 olan A-26 No.lu odada, 26/1/2022-5/12/2022 tarihleri arasında resmî kapasitesi 16 olan A-8 No.lu odada, 5/12/2022-8/12/2022 tarihleri arasında resmî kapasitesi 16 olan A-18 No.lu odada barıldırılmıştır. 8/12/2022 tarihinden beri de resmî kapasitesi 16 olan A-8 No.lu odada barındırılmaktadır.</p>

<p>- 16 kişilik odalar iki katlı olup alt katta kapısı ayrı, 2,6 m² büyüklüğünde lavabolar bölümü, kapısı ayrı 1,4 m² büyüklüğünde tuvalet ile kapısı ayrı 1,4 m² büyüklüğünde duş, 32 m² büyüklüğünde (lavobolar, duş ve tuvalet ile merdiven boşluğu dâhil) ortak kullanım alanı, 34 m² büyüklüğünde havalandırma bahçesi, üst katta ise 43,92 m² büyüklüğünde (merdiven boşluğu dâhil) yatakhane bölümü bulunmaktadır. 16 kişilik odalar toplam 115,32 m²den oluşmaktadır. Merdiven boşluğu ise 5,45 m²dir. 16 kişilik odaların alt ve üst katlarında havalandırma penceresi vardır.</p>

<p>- Üç kişilik odalar iki katlı olup alt katta kapısı ayrı, 3,01 m² büyüklüğünde tuvalet ve duş, 23,32 m² büyüklüğünde (lavobolar, duş ve tuvalet ile merdiven boşluğu dâhil) genel kullanım alanı, 25 m² genişliğinde havalandırma bahçesi, üst katta ise 32 m² büyüklüğünde yatakhane bölümü bulunmaktadır. Üç kişilik odalar toplam 83,33 m²den oluşmaktadır. Merdiven boşluğu 5,79 m²dir. Üç kişilik odaların alt ve üst katlarında havalandırma penceresi vardır.</p>

<p>- Koğuşların alt kat ortak kullanım alanında bir tarafı sabit, bir tarafı açılır olmak üzere 100 x120 cm ölçülerinde 2, üst kat yatakhane kısmında bir tarafı sabit, bir tarafı açılır olmak üzere 100x125 cm ölçülerinde dört pencere bulunmaktadır.</p>

<p>- Tüm odalarda hükümlü/tutukluların kullanımlarına sunulmuş, alt kattaki ortak yaşam alanından bağımsız ve kapısı ayrı olan 16 kişilik odalarda 34 m², 3 kişilik odalarda 25 m² büyüklüğünde havalandırma bahçesi bulunmaktadır ve bu bölümü havanın aydınlaması ile kararması arasındaki sürede hükümlü/tutuklular kullanabilmektedir.</p>

<p>- Kurumdaki tüm odalara 7/24 kesintisiz soğuk su, ayrıca her gün 06.00-09.00, 12.00-14.00 ve 18.00-22.00 saatleri arasında herhangi bir kota olmaksızın sıcak su sağlanmaktadır.</p>

<p>- Koğuşlarda meydana gelebilecek koku ve akma gibi durumlar ile bakım ya da onarım gerektiren durumlara teknik servis personeli tarafından ivedilikle müdahale edilmekte, ayrıca mahkûmların bu yöndeki taleplerine aynı titizlikle yanıt verilmektedir.</p>

<p>8. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun hangi koğuşta, kaç kişi ile ne kadar süre barındırıldığına ilişkin olarak İnfaz Kurumundan bilgi istemiştir. İnfaz Kurumunun sunduğu tablo, kararın ekinde yer almaktadır. Tablodaki verilere göre Anayasa Mahkemesince hazırlanan, başvurucuya tahsis edilen kişisel alan ve süresini gösteren tablo aşağıda gösterilmiştir. Banyo ve tuvalet kısımları ile havalandırma bahçesinin alanları hesaplamaya dâhil edilmemiş ve toplam 75,92 m² üzerinden hesaplama yapılmıştır.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Kişi Sayısı</p>
   </td>
   <td>
   <p>Tarih Aralığı</p>
   </td>
   <td>
   <p>Toplam Süre (Gün)</p>
   </td>
   <td>
   <p>Kişisel Alan (m²)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>30</p>
   </td>
   <td>
   <p>18/12/2020-18/3/2021</p>
   </td>
   <td>
   <p>90</p>
   </td>
   <td>
   <p>2,53 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>29</p>
   </td>
   <td>
   <p>2/12/2016-14/3/2017</p>
   </td>
   <td>
   <p>84</p>
   </td>
   <td>
   <p>2,61 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>28</p>
   </td>
   <td>
   <p>13/3/2021-2/7/2021</p>
   </td>
   <td>
   <p>112</p>
   </td>
   <td>
   <p>2,71 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>22</p>
   </td>
   <td>
   <p>26/1/2022-5/12/2022</p>
   </td>
   <td>
   <p>312</p>
   </td>
   <td>
   <p>3,45 m²</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>19</p>
   </td>
   <td>
   <p>8/12/2022-24/10/2023</p>
   </td>
   <td>
   <p>320</p>
   </td>
   <td>
   <p>3,99 m²</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME </strong></p>

<p>9. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.</p>

<p>10. Başvurucu; barındırıldığı koğuşun çok kalabalık olması nedeniyle asgari yaşam ve hijyen koşullarının sağlanamadığını, ranza yetersizliği sebebiyle ortak kullanım alanına yatak sererek uyumak zorunda kaldığını, bazı zamanlarda nöbetleşe uyuduklarını, tuvalet ve banyonun yetersiz olduğunu ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde; hükümlü/tutuklu sayısının artış gösterdiği zamanlarda Kurumda geçici olarak yer sıkıntıların yaşanabildiği ancak bu sıkıntıların en kısa sürede giderilebilmesi için önlemlerin alındığı belirtilerek kabul edilebilirlik ve esas bakımından yapılacak değerlendirmede Anayasa'nın, mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>11. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.</p>

<p>12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>13. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa'nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere<i> işkence</i> ve<i> eziyet</i> yapılması, kişilerin<i> insan haysiyetiyle bağdaşmayan</i> bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa'nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır (<i>Cezmi Demir ve diğerleri </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjRhNjE2ZjUyLTViOTEtOTAyOS05OGM1LTBkNDk1MDRmYjI4YQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2013/293</a>, 17/7/2014, § 80;<i> Ali Rıza Özer ve diğerleri</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmQzMzdjMmU0LTZkZDYtMDViOS02MDQwLWRjN2I0NDhlM2YwMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2013/3924</a>, 6/1/2015, §§ 72, 74; <i>K.K. </i>[GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmY1ZDcyYmVlLTZlN2MtNWJhNS1jZTYxLTQ5YTBkNTYxMzg3ZQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2020/34532</a>, 29/5/2024, § 26).</p>

<p>14. Anılan yasak kapsamında kalan hususlar, ceza infaz kurumlarında farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimsel hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir (<i>Turan Günana </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmNiODg2OTY5LTQxODQtZGQ3Ni0yZWFlLTdhNmJkYmEzYTQxYQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2013/3550</a>, 19/11/2014, § 37).</p>

<p>15. Anayasa'nın 17. maddesi, tutuklu ve hükümlülerin tutulma koşullarının da insan onuruna yakışır bir şekilde olmasını koruma altına alır. Bu nedenle tutuklu ve hükümlüler özgürlükten mahrum kalmalarının doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntı veya eziyet çekecekleri bir duruma sokulmamalıdır. Ayrıca bu kişilerin sağlık ve esenlikleri yeterli bir şekilde güvence altına alınmalı, bu kişilere ihtiyaç duydukları tıbbi yardım sağlanmalıdır (<i>Turan Günana</i>, § 39).</p>

<p>16. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarının bahsi geçen asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığı konusunda yapılacak değerlendirmede tutulma süresi, açık havada egzersiz yapma olanakları, koşulların neden olduğu fiziksel ve psikolojik etkiler, bazı durumlarda mahpusun yaşı, cinsiyeti, sağlığı ve davanın tüm koşulları gibi birçok faktörün önemli rol oynadığı belirtilmelidir. Bunlarla birlikte tutulma koşullarının kötü muamele oluşturup oluşturmadığı belirlenirken kişisel alan faktörünün temel bir unsur olarak dikkate alınması gerektiği vurgulanmalıdır (<i>Cengiz Yetgin</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjQ3MWJhZGQwLTM2YTQtODdiZS1mY2ZjLTMyYWFhYWI3MmYyOA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2019/39068</a>, 14/6/2023, § 58; geri gönderme merkezindeki tutulma koşulları yönünden yapılan benzer değerlendirme için bkz. <i>K.A.</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjBiNjY4MmQ0LThiMTMtN2I5Ni0wNDk3LWQ4OGVmYTRiOTE5Yw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2014/13044</a>, 11/11/2015, § 93).</p>

<p>17. Ceza infaz kurumlarındaki aşırı kalabalıklaşma ve buna bağlı oluşan kişisel alan eksikliğine ilişkin şikâyetlerin incelenmesinde dikkate alınacak temel ilkeler <i>Levent Cantekin</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmYxYzdhYWNkLWY0NTItMjY2NS1hMjY1LTNjZTZkMzlmZjgwMA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="nofollow" target="_blank">2019/34408</a>, 9/10/2024, §§ 33, 34) kararında ortaya konmuştur. Sözü edilen ilkelere göre tutuklu ve hükümlülerin tutulduğu çok kişilik koğuşlarda kişi başına düşen yüzey alanı en az 3 m² olmalıdır. Mahpus başına düşen yüzey alanının hesabında banyo ve tuvalet gibi sıhhi tesis bölümü ile havalandırma bahçesi yaşam alanına dâhil edilmese de mobilyaların kapladığı alan dâhil edilir. Çok kişilik koğuşlarda mahpus başına düşen yüzey alanı 3m²den az ise ya da her tutuklu ve hükümlünün ayrı bir uyku yeri yoksa veya koğuşun genel yüzeyi tutuklu ve hükümlülerin mobilyalar arasında serbestçe hareket etmesine izin vermiyorsa tutulma koşullarının kötü muamele yasağını ihlal ettiği yönünde<i> güçlü bir karine</i> oluşur. Bu karine ancak üç unsurun bir arada bulunması durumunda ortadan kaldırılabilir. İlk unsur asgari kişisel alanın 3 m²nin altına düşmesinin<i> kısa süreli</i>, <i>küçük çaplı</i> ve<i> ara sıra</i> olmasıdır. İkinci unsur bu tür azalmaların koğuş dışı yeterli dolaşım özgürlüğü ve yeterli koğuş dışı etkinliklerle desteklenmesidir. Son unsur tutuklu ve hükümlünün genel olarak uygun nitelikte olan ve tutulma koşullarını ağırlaştırıcı başka bir unsur taşımayan bir ceza infaz kurumunda tutulmasıdır.</p>

<p>18. Mahpusların 3 m² ile 4 m² arasında kişisel alana sahip olduğu hâllerde alan faktörü, tutulma koşullarının yeterliliğinin değerlendirilmesinde önemlidir ve bu durumun uygunsuz tutulma koşullarının diğer yönleriyle birleşmesi hâlinde kötü muamele yasağı ihlal edilmiş olur. Mahpusların daha fazla kişisel alana sahip olmaları nedeniyle kişisel alan sorununa ilişkin herhangi bir sorunun ortaya çıkmadığı durumlarda ise tutulma koşullarının yeterliliği konusunda tutulma koşullarının diğer yönleri değerlendirilmelidir. Tutulma koşullarının diğer yönleri arasında temel sıhhi ve hijyen gereklerine uygunluk, tuvalet ve banyonun mahrem kullanılması, açık hava egzersizine, doğal ışık veya havaya erişim, havalandırma ve ısıtma sistemlerinin yeterliliği yer alır. Belirtilen koşullar altında tutulmanın süresi de dikkate alınmalıdır (<i>Levent Cantekin</i>, § 35).</p>

<p>19. Her mahpusa düzenli biçimde muhafaza edeceği ayrı bir yatak ile yatağını temiz tutması için gerekli sıklıkta değiştirebileceği ayrı ve uygun bir yatak takımı sağlanmalıdır. Bu bakımdan mahpusun bir yatağı aynı anda başka mahpuslarla birlikte kullanmak veya nöbetleşe olarak paylaşmak veya yataksız zeminde uyumak zorunda bırakılmasının kabul edilemez olduğu değerlendirilmektedir (<i>Cengiz Yetgin</i>, § 62).</p>

<p>20. Başvurucu sadece kalabalık odada tutulmayla ilgili hususlardan şikâyet ettiğinden başvurucunun tutulma koşulları sahip olduğu kişisel yaşam alanı gözetilerek iki başlık altında incelenecektir.</p>

<p><strong>1. Başvurucunun 3 m²den Daha Az Kişisel Yaşam Alanına Sahip Olduğu Dönem Yönünden </strong></p>

<p>21. Somut olayda başvurucu kesintisiz olarak 90 gün boyunca 2,53 m², 84 gün boyunca 2,61 m², 112 gün boyunca 2,71 m² yüzey alanına sahip olabilmiştir. Dolayısıyla kişi başına düşen yüzey alanının 3 m²nin altına düşmesi kısa süreli olmamıştır. Bu nedenle meydana gelen alan azalmalarının -tutulma koşullarının ayrı ayrı ve başvurucu üzerindeki toplu etkileri de hesaba katılarak- Anayasa'nın 17. maddesi anlamında kötü muamele olarak nitelendirilmesi için gerekli olan ağırlık seviyesine ulaştığı sonucuna varılmıştır. Güçlü karinenin ortadan kalkması için aranan ilk unsurun sağlanmadığı anlaşıldığından asgari kişisel alandaki azalmaların koğuş dışı yeterli dolaşım özgürlüğü ve yeterli koğuş dışı etkinliklerle desteklenmesine, başvurucunun genel olarak uygun nitelikte bulunan ve tutulma koşullarını ağırlaştırıcı başka bir unsur taşımayan bir ceza infaz kurumunda tutuluyor olmasına ilişkin diğer iki unsurun değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.</p>

<p>22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>2. Başvurucunun 3 m² İle 4 m² Arasında Kişisel Yaşam Alanına Sahip Olduğu Dönem Yönünden </strong></p>

<p>23. Başvurucunun toplam 632 gün süreyle 3 m² ile 4 m² arasında kişisel alanda barındırıldığı tespit edilmiştir (bkz. § 8). Konuyla ilgili ilke (bkz. § 18) uyarınca tutulma koşullarının diğer yönlerinin yeterliliğinin incelenmesi gerekir.</p>

<p>24. Başvurucu, koğuş kalabalıklığı sebebiyle ranzada yatamadığından yakınsa da her zaman kendisine ait bir yatağa sahip olmuş ve bu yataktan 24 saat süreyle yararlanabilmiştir.</p>

<p>25. Başvurucunun kaldığı odaların sıhhi tesislerinin odalardan bir kapıyla ayrıldığı, başvurucunun her gün hem soğuk hem sıcak suya erişebildiği tespit edilmiştir. Ayrıca odaların ve sıhhi tesislerin temizliği, tuvalet ve lavabo sayısı, mahpusların bunları kullanmak için harcadıkları zamanın yetersiz olduğu tespit edilmemiştir. Odaların havalandırma bahçesine açılan bir kapısı, her bir birimin havalandırma ve ışık sağlayan birden fazla penceresi olduğu da anlaşılmıştır. Bu nedenle temizlik, havalandırma ve aydınlatma dâhil genel koşulların tutulma koşullarının standartlarına göre yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.</p>

<p>26. Netice itibarıyla tutulma koşullarının fiziksel ve ruhsal etkileri ayrı ayrı ve başvurucu üzerindeki toplu etkisi hesaba katılarak değerlendirildiğinde başvurucunun 3 m² ile 4 m² arasında kişisel yaşam alanına sahip olduğu dönemdeki tutulma koşullarının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebilmesi için aranan asgari ağırlık eşiğine ulaşmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III. GİDERİM </strong></p>

<p>28. Başvurucu, ihlalin tespiti ile tür ve miktar belirtmeksizin tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>29. Başvurucunun ceza infaz kurumundan tahliye edildiği anlaşıldığından ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.</p>

<p>30. Öte yandan ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya net 115.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>IV. HÜKÜM </strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,</p>

<p>B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>C. 1. Başvurucunun 3 m²den daha az kişisel yaşam alanına sahip olduğu dönem yönünden Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>2. Başvurucunun 3 m² ile 4 m² arasında kişisel yaşam alanına sahip olduğu dönem yönünden Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,</p>

<p>D. Başvurucuya net 115.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,</p>

<p>E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin bilgi için Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (E.2021/5767, K.2021/6835), Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesine (2021/1285 D.İş) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202146044-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/04/yargi/ayms4f.jpg" type="image/jpeg" length="84527"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2024/69117 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202469117-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202469117-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 3/3/2026 tarihli ve 2024/69117 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>MESUT YAŞAR</strong> <strong>VE</strong> <strong>DİĞERLERİ</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2024/69117)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 3/3/2026</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>GİZLİLİK TALEBİ KABUL</strong></p>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Furkan Samet ESER</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekilleri</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>[bkz. ekli listenin (D) sütunu]</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda, başkaca temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiaları da bulunmaktadır.</p>

<p>2. Komisyon ekli listenin (B) sütununda yer alan başvuruların 2024/69117 numaralı başvuru ile birleştirilmesine, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME </strong></p>

<p>3. Talepte bulunan ve ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>A</strong><strong>. Gerekçeli Karar Hakkının</strong><strong> İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>4. Başvurucular, başta ByLock programının örgütsel iletişimi sağlamak amacıyla kullanıldığına dair yargılama makamları tarafından mahkûmiyet kararına dayanak alınan delillere ve yapılan değerlendirmelere karşılık davanın esasına etkili olacak şekilde ileri sürdükleri itirazların karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>5. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvuruda öncelikle kabul edilebilirlik şartlarının karşılanıp karşılanmadığının incelenmesi, esasa ilişkin olarak ise Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucuların bir kısmı, Bakanlık görüşüne karşı formdaki iddialarını tekrarlamıştır.</p>

<p>6. Anayasa Mahkemesi <i>Ali Bayram İskender</i> (GK], B. No: 2020/31370, 25/9/2025) kararında, başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespitin terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak kabul edildiği somut olayda kişilerin <i>örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının </i>belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların yerine getirilmediği kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiasının kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğu ancak yargı makamları tarafından bu iddia hakkında somut bir değerlendirme yapılmadığı, bu eksikliğin kanun yolu incelemeleri sırasında da telafi edilmediği kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesi bu nedenle başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığını değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır (<i>Ali Bayram İskender</i>, §§ 47-58).</p>

<p>7. Neticede başvurucuların ByLock uygulamasını kullandıklarına ilişkin tespiti içeren deliller terör örgütü üyeliği suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararlarında belirleyici delil olarak değerlendirilmekle birlikte bu kullanımın <i>gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla gerçekleştirildiğinin</i> ortaya konulmadığı, dolayısıyla <i>Ali Bayram İskender</i> kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır.</p>

<p>8. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>9. Başvurucuların bir kısmı, yargılandıkları ceza davalarının uzun zamandır devam etmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>10. Başvurucuların iddialarının <i>Veysi Ado</i> ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) ve<i> Ahmet Kartalkuş</i> ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024, §§ 25-42) kararları doğrultusunda <i>başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>C. Diğer İhlal İddiaları</strong></p>

<p>11. Başvuruculardan bir kısmı, adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer bazı güvencelerin yanı sıra birçok Anayasal hakkının ihlal edildiğini de ileri sürmüştür. Bireysel başvuruya konu olay ve olgular, başvurucuların ihlal iddiaları ve başvuruya konu temel şikâyetlere ilişkin yukarıda yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde bir kısım başvurucunun Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanında yer alan temel haklara ilişkin diğer şikâyetlerinin <i>kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>12. Öte yandan başvurucuların bir kısmı, ByLock verilerini içeren dijital materyallerin mahkeme huzuruna getirtilmemesi ve bu veriler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, terör örgütüne üye olma suçuyla ilgili olarak yapılan yargısal yorumların öngörülebilir olmaması ve suç oluşturmayan bazı eylemlerin mahkûmiyete esas alınması nedeniyle de suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>13. Anayasa Mahkemesi <i>Ali Bayram İskender</i> kararında varılan sonuç ve uygun görülen giderime göre suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetler hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır (<i>Ali Bayram İskender</i>, §§ 60, 61). Mevcut başvuruda da varılan sonuç ve uygun görülen giderime göre başvurucuların benzer ihlal iddiaları yönünden <i>Ali Bayram İskender</i> kararından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddia hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir incelenme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III. GİDERİM </strong></p>

<p>14. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>15. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2) </i>[1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>16. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p>17. Başvurucular maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadıklarından maddi tazminat talebinin, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM </strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,</p>

<p>B. Kamuya açık belgelerde talepte bulunan başvurucuların kimliklerinin gizli tutulması taleplerinin KABULÜNE,</p>

<p>C. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın<i> başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>3. Diğer ihlal iddialarının <i>kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>D. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>E. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (E) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>G. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,</p>

<p>H. Vekille temsil edilen başvuruculara ekli listenin (F) sütununda belirtilen vekâlet ücretleri ile ekli listenin (G) sütununda belirtilen harçların listede gösterildiği şekliyle ÖDENMESİNE,</p>

<p>I. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>J. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202469117-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 17:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/aym-aiz.jpg" type="image/jpeg" length="73244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2023/68916 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202368916-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202368916-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 3/3/2026 tarihli ve 2023/68916 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>O.D. </strong><strong>VE</strong> <strong>DİĞERLERİ</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2023/68916)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 3/3/2026</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>GİZLİLİK TALEBİ KABUL</strong></p>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Zehra GAYRETLİ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>

   <p>[bkz. ekli listenin (C) sütunu]</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekilleri</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>[bkz. ekli listenin (F) sütunu]</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p>

<p>1. Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda, başkaca temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiaları da bulunmaktadır.</p>

<p>2. Komisyon ekli listenin (B) sütununda yer alan başvuruların 2023/68916 numaralı başvuru ile birleştirilmesine, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME </strong></p>

<p>3. Talepte bulunan ve ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>A</strong><strong>. Gerekçeli Karar Hakkının</strong><strong> İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>4. Başvurucular, başta ByLock programının örgütsel iletişimi sağlamak amacıyla kullanıldığına dair yargılama makamları tarafından mahkûmiyet kararına dayanak alınan delillere ve yapılan değerlendirmelere karşılık davanın esasına etkili olacak şekilde ileri sürdükleri itirazların karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>5. Mevcut başvuruda yargı makamları tarafından başvurucular hakkındaki ByLock tespitlerinin -ByLock verilerini içeren dijital materyallerin çözümlenmesi üzerine- user-ID numarası ve buna bağlı alt verilere ilişkin düzenlenen byLock tespit ve değerlendirme tutanakları yerine yalnızca ByLock sorgu sonucu raporuna veya Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan getirtilen CGNAT kayıtlarına dayandırıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>6. Buna karşın Yargıtay içtihadı uyarınca kişinin ByLock kullanıcısı olduğunun tespiti açısından -somut olayda da olduğu gibi- sadece CGNAT kayıtları yeterli delil olarak kabul edilmemektedir [birçok karar arasından bkz. Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 30/6/2021 tarihli ve E.2020/2018, K.2021/4527; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 4/10/2022 tarihli ve E.2021/18943, K.2022/5428 sayılı kararları] (benzer yönde bkz. <i>Mehmet Ayko</i> [1. B.], B. No: 2019/41322, 7/1/2025, § 20;<i> Atakan Yıldırım </i>[2. B.], B. No: 2021/8629, 14/1/2025, § 29;<i> Uğur Özçiftçi</i> [1. B.], B. No: 2021/43521, 15/1/2025, § 20).</p>

<p>7. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi <i>Ali Bayram İskender</i> (GK], B. No: 2020/31370, 25/9/2025) kararında, başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespitin terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak kabul edildiği somut olayda kişilerin <i>örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının </i>belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların yerine getirilmediği kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiasının kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğu ancak yargı makamları tarafından bu iddia hakkında somut bir değerlendirme yapılmadığı, bu eksikliğin kanun yolu incelemeleri sırasında da telafi edilmediği kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesi bu nedenle başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığını değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır (<i>Ali Bayram İskender</i>, §§ 47-58).</p>

<p>8. Neticede başvurucuların ByLock uygulamasını kullandıklarına ilişkin tespiti içeren deliller terör örgütü üyeliği suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararlarında belirleyici delil olarak değerlendirilmekle birlikte bu kullanımın <i>gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla gerçekleştirildiğinin</i> ortaya konulmadığı, dolayısıyla <i>Ali Bayram İskender</i> kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır.</p>

<p>9. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>10. Başvurucuların bir kısmı, yargılandıkları ceza davalarının uzun zamandır devam etmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>11. Başvurucuların iddialarının <i>Veysi Ado</i> ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) ve<i> Ahmet Kartalkuş</i> ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024, §§ 25-42) kararları doğrultusunda <i>başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>C. Diğer İhlal İddiaları</strong></p>

<p>12. Başvuruculardan bir kısmı, adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer bazı güvencelerin yanı sıra birçok Anayasal hakkının ihlal edildiğini de ileri sürmüştür. Bireysel başvuruya konu olay ve olgular, başvurucuların ihlal iddiaları ve başvuruya konu temel şikâyetlere ilişkin yukarıda yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde bir kısım başvurucunun Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanında yer alan temel haklara ilişkin diğer şikâyetlerinin <i>kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>13. Öte yandan başvuruculardan bir kısmı, terör örgütü üyeliği suçuyla ilgili olarak yapılan yargısal yorumların öngörülebilir olmaması ve suç oluşturmayan bazı eylemlerin mahkûmiyete esas alınması nedeniyle de suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>14. Anayasa Mahkemesi <i>Ali Bayram İskender</i> kararında varılan sonuç ve uygun görülen giderime göre suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetler hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir incelenme yapılmasına gerek bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır (<i>Ali Bayram İskender</i>, §§ 60, 61). Mevcut başvuruda da varılan sonuç ve uygun görülen giderime göre başvurucuların benzer ihlal iddiaları yönünden <i>Ali Bayram İskender</i> kararından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddia hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir incelenme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III. GİDERİM </strong></p>

<p>15. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>16. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2) </i>[1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>17. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p>18. Başvurucular maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadıklarından maddi tazminat talebinin, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM </strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,</p>

<p>B. Kamuya açık belgelerde talepte bulunan başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,</p>

<p>C. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın<i> başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>3. Diğer ihlal iddialarının <i>kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>D. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>E. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (D) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>G. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,</p>

<p>H. Vekille temsil edilen başvuruculara ekli listenin (G) sütununda belirtilen vekâlet ücretleri ile ekli listenin (E) sütununda belirtilen harçların listede gösterildiği şekliyle ÖDENMESİNE,</p>

<p>I. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>J. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202368916-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 17:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/yargi/anayadadl4.jpg" type="image/jpeg" length="51280"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2023/50524 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202350524-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202350524-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 3/3/2026 tarihli ve 2023/50524 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>M. K.</strong> <strong>VE</strong> <strong>DİĞERLERİ</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2023/50524)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 3/3/2026</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>GİZLİLİK TALEBİ KABUL</strong></p>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Leyla Nur ODUNCU</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekilleri</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>[bkz. ekli listenin (E) sütunu]</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p>

<p>1. Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda, başkaca temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiaları da bulunmaktadır.</p>

<p>2. Komisyon ekli listenin (B) sütununda yer alan başvuruların 2023/50524 numaralı başvuru ile birleştirilmesine, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME </strong></p>

<p>3. Talepte bulunan ve ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>A</strong><strong>. Gerekçeli Karar Hakkının</strong><strong> İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>4. Başvurucular, başta ByLock programının örgütsel iletişimi sağlamak amacıyla kullanıldığına dair yargılama makamları tarafından mahkûmiyet kararına dayanak alınan delillere ve yapılan değerlendirmelere karşılık davanın esasına etkili olacak şekilde ileri sürdükleri itirazların karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>5. Anayasa Mahkemesi <i>Ali Bayram İskender</i> (GK], B. No: 2020/31370, 25/9/2025) kararında, başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespitin terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak kabul edildiği somut olayda kişilerin <i>örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının </i>belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların yerine getirilmediği kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiasının kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğu ancak yargı makamları tarafından bu iddia hakkında somut bir değerlendirme yapılmadığı, bu eksikliğin kanun yolu incelemeleri sırasında da telafi edilmediği kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesi bu nedenle başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığını değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır (<i>Ali Bayram İskender</i>, §§ 47-58).</p>

<p>6. Neticede başvurucuların ByLock uygulamasını kullandıklarına ilişkin tespiti içeren deliller terör örgütü üyeliği suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararlarında belirleyici delil olarak değerlendirilmekle birlikte bu kullanımın <i>gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla gerçekleştirildiğinin</i> ortaya konulmadığı, dolayısıyla <i>Ali Bayram İskender</i> kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır.</p>

<p>7. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>8. Başvurucuların bir kısmı, yargılandıkları ceza davalarının uzun zamandır devam etmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>9. Başvurucuların iddialarının <i>Veysi Ado</i> ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) ve<i> Ahmet Kartalkuş</i> ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024, §§ 25-42) kararları doğrultusunda <i>başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>C. Diğer İhlal İddiaları</strong></p>

<p>10. Başvuruculardan bir kısmı, adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer bazı güvencelerin yanı sıra birçok Anayasal hakkının ihlal edildiğini de ileri sürmüştür. Bireysel başvuruya konu olay ve olgular, başvurucuların ihlal iddiaları ve başvuruya konu temel şikâyetlere ilişkin yukarıda yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde bir kısım başvurucunun Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanında yer alan temel haklara ilişkin diğer şikâyetlerinin <i>kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>11. Öte yandan başvurucuların bir kısmı, ByLock verilerini içeren dijital materyallerin mahkeme huzuruna getirtilmemesi ve bu veriler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, terör örgütüne üye olma suçuyla ilgili olarak yapılan yargısal yorumların öngörülebilir olmaması ve suç oluşturmayan bazı eylemlerin mahkûmiyete esas alınması nedeniyle de suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>12. Anayasa Mahkemesi <i>Ali Bayram İskender</i> kararında varılan sonuç ve uygun görülen giderime göre suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetler hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır (<i>Ali Bayram İskender</i>, §§ 60, 61). Mevcut başvuruda da varılan sonuç ve uygun görülen giderime göre başvurucuların benzer ihlal iddiaları yönünden <i>Ali Bayram İskender</i> kararından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddia hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir incelenme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III. GİDERİM </strong></p>

<p>13. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>14. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>M.D.</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>A.A. ve diğerleri (2) </i>[1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>15. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p>16. Başvurucular maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadıklarından maddi tazminat talebinin, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM </strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,</p>

<p>B. Kamuya açık belgelerde talepte bulunan başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,</p>

<p>C. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın<i> başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>3. Diğer ihlal iddialarının <i>kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>D. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>E. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (F) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>G. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,</p>

<p>H. Vekille temsil edilen başvuruculara ekli listenin (H) sütununda belirtilen vekâlet ücretleri ile ekli listenin (G) sütununda belirtilen harçların listede gösterildiği şekliyle ÖDENMESİNE,</p>

<p>I. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>J. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202350524-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymf.jpg" type="image/jpeg" length="13498"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2023/34020 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202334020-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202334020-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 3/3/2026 tarihli ve 2023/34020 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>A.Y.</strong> <strong>VE</strong> <strong>DİĞERLERİ</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2023/34020)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 3/3/2026</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>GİZLİLİK TALEBİ KABUL</strong></p>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Leyla Nur ODUNCU</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekilleri</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>[bkz. ekli listenin (E) sütunu]</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p>

<p>1. Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda, başkaca temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiaları da bulunmaktadır.</p>

<p>2. Komisyon ekli listenin (B) sütununda yer alan başvuruların 2023/34020 numaralı başvuru ile birleştirilmesine, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME </strong></p>

<p>3. Talepte bulunan ve ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>A</strong><strong>. Gerekçeli Karar Hakkının</strong><strong> İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>4. Başvurucular, başta ByLock programının örgütsel iletişimi sağlamak amacıyla kullanıldığına dair yargılama makamları tarafından mahkûmiyet kararına dayanak alınan delillere ve yapılan değerlendirmelere karşılık davanın esasına etkili olacak şekilde ileri sürdükleri itirazların karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>5. Mevcut başvuruda yargı makamları tarafından başvurucular hakkındaki ByLock tespitlerinin -ByLock verilerini içeren dijital materyallerin çözümlenmesi üzerine- user-ID numarası ve buna bağlı alt verilere ilişkin düzenlenen byLock tespit ve değerlendirme tutanakları yerine yalnızca ByLock sorgu sonucu raporuna veya Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan getirtilen CGNAT kayıtlarına dayandırıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>6. Buna karşın Yargıtay içtihadı uyarınca kişinin ByLock kullanıcısı olduğunun tespiti açısından -somut olayda da olduğu gibi- sadece CGNAT kayıtları yeterli delil olarak kabul edilmemektedir [birçok karar arasından bkz. Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 30/6/2021 tarihli ve E.2020/2018, K.2021/4527; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 4/10/2022 tarihli ve E.2021/18943, K.2022/5428 sayılı kararları] (benzer yönde bkz. <i>Mehmet Ayko</i> [1. B.], B. No: 2019/41322, 7/1/2025, § 20;<i> Atakan Yıldırım </i>[2. B.], B. No: 2021/8629, 14/1/2025, § 29;<i> Uğur Özçiftçi</i> [1. B.], B. No: 2021/43521, 15/1/2025, § 20).</p>

<p>7. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi <i>Ali Bayram İskender</i> (GK], B. No: 2020/31370, 25/9/2025) kararında, başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespitin terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak kabul edildiği somut olayda kişilerin <i>örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının </i>belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların yerine getirilmediği kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiasının kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğu ancak yargı makamları tarafından bu iddia hakkında somut bir değerlendirme yapılmadığı, bu eksikliğin kanun yolu incelemeleri sırasında da telafi edilmediği kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesi bu nedenle başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığını değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır (<i>Ali Bayram İskender</i>, §§ 47-58).</p>

<p>8. Neticede başvurucuların ByLock uygulamasını kullandıklarına ilişkin tespiti içeren deliller terör örgütü üyeliği suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararlarında belirleyici delil olarak değerlendirilmekle birlikte bu kullanımın <i>gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla gerçekleştirildiğinin</i> ortaya konulmadığı, dolayısıyla <i>Ali Bayram İskender</i> kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır.</p>

<p>9. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>10. Başvurucuların bir kısmı, yargılandıkları ceza davalarının uzun zamandır devam etmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>11. Başvurucuların iddialarının <i>Veysi Ado</i> ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) ve<i> Ahmet Kartalkuş</i> ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024, §§ 25-42) kararları doğrultusunda <i>başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>C. Diğer İhlal İddiaları</strong></p>

<p>12. Başvuruculardan bir kısmı, adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer bazı güvencelerin yanı sıra birçok Anayasal hakkının ihlal edildiğini de ileri sürmüştür. Bireysel başvuruya konu olay ve olgular, başvurucuların ihlal iddiaları ve başvuruya konu temel şikâyetlere ilişkin yukarıda yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde bir kısım başvurucunun Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanında yer alan temel haklara ilişkin diğer şikâyetlerinin <i>kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>13. Öte yandan başvuruculardan bir kısmı, terör örgütü üyeliği suçuyla ilgili olarak yapılan yargısal yorumların öngörülebilir olmaması ve suç oluşturmayan bazı eylemlerin mahkûmiyete esas alınması nedeniyle de suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>14. Anayasa Mahkemesi <i>Ali Bayram İskender</i> kararında varılan sonuç ve uygun görülen giderime göre suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetler hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir incelenme yapılmasına gerek bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır (<i>Ali Bayram İskender</i>, §§ 60, 61). Mevcut başvuruda da varılan sonuç ve uygun görülen giderime göre başvurucuların benzer ihlal iddiaları yönünden <i>Ali Bayram İskender</i> kararından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddia hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir incelenme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III. GİDERİM </strong></p>

<p>15. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>16. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2) </i>[1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>17. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p>18. Başvurucular maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadıklarından maddi tazminat talebinin, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM </strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,</p>

<p>B. Kamuya açık belgelerde talepte bulunan başvurucuların kimliklerinin gizli tutulması taleplerinin KABULÜNE,</p>

<p>C. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın<i> başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>3. Diğer ihlal iddialarının <i>kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>D. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>E. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (F) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>G. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,</p>

<p>H. Vekille temsil edilen başvuruculara ekli listenin (H) sütununda belirtilen vekâlet ücretleri ile ekli listenin (G) sütununda belirtilen harçların listede gösterildiği şekliyle ÖDENMESİNE,</p>

<p>I. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>J. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202334020-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 17:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymaasasf.jpg" type="image/jpeg" length="17352"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2022/30392 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202230392-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202230392-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 3/3/2026 tarihli ve 2022/30392 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>T.</strong> <strong>K.</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2022/30392)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 3/3/2026</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Merve ARSLANTÜRK</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p>

<p>1. Başvuru; gözaltında fiziksel ve sözlü şiddete maruz kalma, kelepçeli olarak nakledilme ve gözaltında kötü koşullarda tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>2. Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçunu işlediği şüphesiyle hakkında Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) yürütülen soruşturma kapsamında başvurucu 24/8/2016 tarihinde İzmir'in Torbalı ilçesindeki evinde yakalanarak gözaltına alınmış, 5/9/2016 tarihinde de tutuklanmıştır. Başvurucu, Balıkesir Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde (TEM) müdafii eşliğinde verdiği 3/9/2016 tarihli ifadesinde ve sulh ceza hâkimliğinde müdafii eşliğinde yapılan 5/9/2016 tarihli sorgusunda gözaltında kötü muameleye maruz kaldığına, düzenlenen adli muayene raporlarının gerçeği yansıtmadığına veya bu raporları düzenleyen hekimlerin gerçeğe aykırı rapor düzenlediğine ilişkin bir iddiada bulunmamıştır.</p>

<p>3. Başvurucu vekili, Başsavcılığa sunduğu 15/11/2017 tarihli dilekçede başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olduğu iddiasıyla Torbalıdaki evinden gözaltına alındığını, on saat boyunca elleri kelepçeli şekilde oturtularak kendisini Balıkesir'e götürecek polisleri beklediğini, ardından yine kelepçeli olarak Balıkesir'e nakledildiğini, gözaltı sürecinde fiziksel olarak kötü koşullarda tutulduğunu beyan etmiştir. Vekil, şikâyete konu kısmın ise başvurucunun gözaltı süresi içinde mülakat olarak adlandırılan görüşmeler kapsamında sivil giyimli polislerce aynı odada, farklı günlerde üç kez avukatsız olarak sorgulanmasına ilişkin olduğunu belirtmiştir. Bu sorgularda başvurucuya sürekli bağırıldığını, küfredildiğini, hakaret edildiğini, eşi ve çocukları üzerinden cinsel içerikli tehditlerle itirafa zorlandığını, başvurucunun istenen ifadeyi vermemesi üzerine polisler tarafından duvara çarpılarak tokat ve yumruklarla darbedildiğini, oluşan darp izlerini doktorlara bildirdiğini, vücudundaki izleri göstermek istemesine rağmen polislerin buna izin vermediğini, doktorların da başvurucuyu muayene etmeden rapor düzenlediklerini ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucunun gözaltı süresince gözlüğüne erişemediği için ifadesini okuyamadan imzalamak zorunda bırakıldığını, tüm bu süreçte insanlık dışı ve onur kırıcı muameleye maruz kaldığını iddia etmiş, başvurucunun uzun süre şikâyetçi olmamasının sebebini ise korku içinde yaşaması ve ne yapacağını bilememesi olarak açıklamıştır.</p>

<p>4. Şikâyet üzerine Başsavcılıkça başlatılan soruşturma kapsamında ifadesi alınan başvurucu; avukatının şikâyet dilekçesinde de ifade ettiği gibi uzun süre kelepçeli tutulma, bu şekilde nakledilme ve gözaltında kötü koşullarda barındırılma yönündeki anlatımların şikâyet konusu olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu; TEM'de sivil giyimli polislerce avukatı olmaksızın farklı günlerde üç kez aynı odada sorgulandığını, sorgulamada bulunan polislerin isimlerini bilmediğini, birbirlerine <i>"hacı"</i> ve<i> "abi" </i>şeklinde hitap ettiklerini belirterek fiziksel özelliklerini tarif etmiştir. Bu sorgularda eşi ve çocuklarına yönelik cinsel saldırı tehditleriyle konuşmaya zorlandığını, konuşmayınca duvara çarpılarak tokat ve yumrukla darbedildiğini, vücudunda morarmalar olduğunu, isimlerini hatırlamadığı, nezarethanede bulunan diğer kişilerin de olayları gördüğünü, nezarethaneye gelen doktorların kendisini muayene etmeden rapor düzenlediğini, darp izlerini gösterme imkânı tanınmadığını, migren ilacı ile gözlüğünün verilmediğini, uzun süre gözlüksüz kalması nedeniyle gözlerinin rahatsızlandığını, bu nedenle ifade tutanağına ne yazıldığını okuyamadan imza attığını belirtmiştir.</p>

<p>5. Başvurucunun 24/8/2016 tarihli gözaltı giriş raporunda darp ve cebir izi saptanmadığı belirtilmiştir. Bu tarihten 5/9/2016 tarihine kadar her gün için ayrı ayrı düzenlenen adli muayene raporlarında da darp ve cebir izi tespit edilmediği kayıt altına alınmıştır.</p>

<p>6. Başvurucunun gözaltında kaldığı dönemde TEM Şube Müdürlüğünde gözaltında tutulan şüphelilerin ifadelerine başvurulmuştur. İfadeleri alınan bu kişilerden bazıları, polislerin gözaltında tutulan şüphelilerin ifadelerini mülakat adı altında müdafileri hazır edilmeden ayrı ayrı aldıklarını, ifade odasına tek başına alındıkları için içeride ne yaşandığını görmediklerini, başvurucunun ifadeden döndüğünde hırpalanmış ve yorgun göründüğünü, gözle görülür bir yaralanma fark etmediklerini, başvurucunun kendilerine şiddete maruz kaldığını, hakaret ve tehditlere uğradığını anlattığını söylemiştir. Bu kişiler, başvurucunun doktor muayenesine şahit olmadıklarını, uygulamada polisin muayene sırasında yanlarında bulunduğunu, doktorun kendileriyle hiç yalnız kalmadığını belirtmiş; ifadelerine başvurulan bazıları ise başvurucunun kötü muamele iddiaları ile ilgili bilgi sahibi olmadıklarını beyan etmiştir.</p>

<p>7. Başvurucunun gözaltı sürecindeki muayenelerini gerçekleştiren ve bu doğrultuda adli muayene raporlarını düzenleyen hekimlerin ifadelerine başvurulmuştur. Doktorlar, adli muayeneyi yürüttükleri sırada prosedür neyi gerektiriyorsa onu uyguladıklarını, başvurucunun darp veya cebir iddiasında bulunması, kendilerinin de darp ve cebir izi tespit etmeleri hâlinde bu hususları eksiksiz biçimde adli rapora yansıtacaklarını, başvurucunun muayenesinde herhangi bir darp ve cebir izi tespit etmediklerinden raporu buna uygun şekilde düzenlediklerini, görevlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiklerini, başvurucunun iddialarının asılsız olduğunu ifade etmiştir. Başvurucunun gözaltında tutulduğu dönemde TEM Şube Müdürlüğünde görevli bir polis memuru da dinlenmiş, bu kişi başvurucunun iddialarının gerçeği yansıtmadığını söylemiştir.</p>

<p>8. Başsavcılık, gözaltı sürecinde görevli kolluk personeli ile başvurucuyla birlikte gözaltında bulunan kişilerin ifadelerinde kötü muamele iddialarının doğrulanmadığı, başvurucunun anlatımlarını destekleyen, görgüye dayalı olan tanık beyanı ve kamu davası açmaya elverişli somut delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.</p>

<p>9. Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı itirazı Balıkesir 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 7/1/2022 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.</p>

<p>10. Başvurucu, nihai kararı 16/2/2022 tarihinde öğrendikten sonra 2/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>11. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>12. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>A. Gözaltında Fiziksel ve Sözlü Şiddete Maruz Kalma Nedeniyle </strong><strong>Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>13. Başvurucu; gözaltında bulunduğu süre boyunca sürekli hakaret ve ağır tehditlere maruz kaldığını, sorgularda dövüldüğünü, adli işleme ilişkin süreçte aile mahremiyetinin zedelendiğini, kendisinin ve ailesinin cinsel saldırı ve uzun süreli hapisle tehdit edildiğini beyan etmiştir. Önceden hazırlanmış ifadeleri böyle bir baskı altında okumadan imzalamaya zorlandığını, doktorların vücudundaki darp izlerini kayda geçirmeden rapor düzenlediğini ileri sürmüştür. Kendisiyle birlikte nezarethanede kalan kişilerin kimlikleri ve sayısının tam olarak tespit edilmediğini, bu nedenle bu kişilerin tümünün ayrıntılı beyanlarının alındığına dair bilgi bulunmadığını, gözaltında birlikte kaldığı şüphelilerin tamamının ve doktorların dinlenmediğini, sorgu odasında kamera yok ise de nezarethanenin diğer kısımlarında kamera olduğunu, kamera kayıtlarının toplanıp incelenmediğini belirterek kötü muamele iddiaları yönünden etkili bir soruşturma yürütülmediğini iddia etmiştir. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatları ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>14. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa'nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere<i> işkence</i> ve<i> eziyet</i> yapılması, kişilerin <i>insan haysiyetiyle bağdaşmayan</i> bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa'nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (<i>Cezmi Demir ve diğerleri </i>[1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83;<i> Ali Rıza Özer ve diğerleri</i> [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; <i>K.K. </i>[GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).</p>

<p>15. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin, tutumu nedeniyle kendisine karşı güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları, kişi üzerindeki etkisi ne olursa olsun ilke olarak Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eder. Kesin gerekli olduğu hâllerde de güç, aşırıya kaçmadan kullanılmalı ve kişinin tutumuyla orantılı olmalıdır (<i>Ali Rıza Özer ve diğerleri</i>, § 81; <i>K.K.</i>, § 27).</p>

<p>16. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıyla yasaklanan muamelelerin varlığına ilişkin iddialar, uygun delillerle desteklenmelidir. Bu delillerin değerlendirilmesinde ise sözü edilen delillerin iddiayı makul şüphenin ötesinde ispat edip etmediği gözetilmelidir. Bununla birlikte yeterince ciddi, açık ve tutarlı emareler ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karineler de iddianın ispatı için yeterli kanıt teşkil edebilir (<i>K.K.</i>, § 28; bazı değişikliklerle birlikte bkz. <i>Cezmi Demir ve diğerleri</i>, § 95;<i> Ali Rıza Özer ve diğerleri</i>, § 83).</p>

<p>17. Kişinin gözaltı veya tutukluluk gibi devletin kontrolü altında bulunduğu sırada yaralanması hâlinde yetkili makamlar, bu olaya ilişkin tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirmekle yükümlüdür (<i>S.D.</i> [1. B.], B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 90; <i>Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek</i> [1. B.], B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95) zira bu tür olayların gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler çoğunlukla yetkili makamların erişimindedir (<i>Ferit Kurt ve diğerleri</i> [2. B.], B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 74).</p>

<p>18. Anayasa'nın 17. maddesi -<i>"Devletin temel amaç ve görevleri"</i> başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (<i>Tahir Canan</i> [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; <i>Cezmi Demir ve diğerleri</i>, §§ 111, 112, 114-117; <i>Ali Rıza Özer ve diğerleri</i>, §§ 101-103). Ayrıca soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığıyla ilgili bir değerlendirme içermelidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. <i>Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin</i> [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64).</p>

<p>19. Başvurucunun fiziki şiddet, tehdit ve hakarete maruz kaldığını iddia etmesinin akabinde Başsavcılık, konuyla ilgili bir soruşturma başlatmış ve başvurucuyla ilgili belgeleri celbetmiştir. Ayrıca başvurucunun rapor içeriklerine yönelik itirazını nazara alarak genel adli muayene raporlarını düzenleyen doktorların beyanlarını aldırmış, başvurucunun ayrıntılı beyanını almış ve başvurucuyla aynı dönemde nezarethanede tutulan tespit edebildiği kişilerin beyanına başvurmuştur. Başsavcılık, saptayabildiği şüpheli kolluk görevlilerinin beyanlarının alınması için gerekli adımları da atmıştır. Başvurucuyla aynı nezarethanede bulunan bazı kişiler başvurucunun ifadeden döndüğünde yorgun ve hırpalanmış göründüğünü, kendilerine şiddet ve tehditlerden söz ettiğini ancak vücudunda gözle görülür bir yaralanma fark etmediklerini ifade etmiştir. Başvurucu hakkında adli muayene raporları düzenleyen hekimler de gerçeğe aykırı bir rapor düzenlemediklerini beyan etmiştir.</p>

<p>20. Başsavcılık, kamera görüntülerinin temini için çaba göstermemiştir. Ne var ki başvurucu, konuyla ilgili şikâyetini ilk kez şikâyet ettiği olayların üzerinden yaklaşık olarak on beş ay geçtikten sonra yani kamera görüntülerinin olağan saklama sürelerinden uzun zaman sonra dile getirmiştir. Kaldı ki başvurucu, şikâyet ettiği olayların yaşandığı odada kamera bulunmadığını ifade etmiştir. Ayrıca Başsavcılıkça toplanan deliller başvurucunun uğradığını iddia ettiği muamelelerin varlığını makul şüphenin üzerinde ortaya koymamaktadır. Bu sebeple Başsavcılığın, başvurucunun iddialarıyla ilgili etkili bir soruşturma yürüttüğü ve kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine ilişkin iddianın dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.</p>

<p>21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının <i>açıkça dayanaktan yoksun olması</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>B. Nakil Sırasında Kelepçeli Tutulma Nedeniyle </strong><strong>Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>22. Başvurucu, İzmir'den Balıkesir'e elleri arkadan kelepçeli olarak götürüldüğünü belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>23. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (<i>İsmail Buğra İşlek </i>[1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).</p>

<p>24. Anayasa Mahkemesi, sevk ve nakil işlemleri sırasında kelepçe kullanılmasına ilişkin kötü muamele iddialarında yetkili Cumhuriyet başsavcılığına yapılacak suç duyurusu ve devamında yürütülecek ceza yargılamasını bireysel başvurudan önce tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olarak kabul etmektedir (birçok karar arasından bkz. <i>Hüseyin Şenel </i>[2. B.], B. No: 2016/1616, 15/9/2020;<i> Merve Salbars</i> [1. B.], B. No: 2019/36166, 30/3/2023; <i>İbrahim Durgut</i> [1. B.], B. No: 2020/33234, 14/5/2025).</p>

<p>25. İncelenen olayda başvurucunun Başsavcılığa yaptığı şikâyet yalnızca Balıkesir'de gözaltında bulunduğu süre içinde maruz kaldığını iddia ettiği kötü muamelelere ilişkindir. Başvurucu, şikâyetinde kelepçeli olarak uzun süre tutulduğunu ve bu şekilde nakledildiğini belirtmişse de bu hususun şikâyet konusu olmadığını açıkça ifade etmiştir. Dolayısıyla başvurucunun bu iddiası yönünden bireysel başvuruda bulunmadan önce tüketmesi gereken hukuk yoluna başvurmadığı anlaşılmıştır.</p>

<p>26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının <i>başvuru yollarının tüketilmemesi </i>nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>C. Gözaltında Kötü Koşullarda Tutulma Nedeniyle </strong><strong>Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>27. Başvurucu; on iki günlük gözaltı süresi boyunca kalabalık ve sağlıksız nezarethane koşullarında tutulduğunu, yemek ve suyun yetersiz olması nedeniyle zafiyet geçirdiğini, banyo ve hijyen imkânından yoksun bırakıldığını, gözlüğünün ve kronik rahatsızlığına ilişkin ilaçlarının verilmemesi nedeniyle sağlığının olumsuz etkilendiğini belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>28. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (<i>İsmail Buğra İşlek</i>, § 17).</p>

<p>29. Anayasa Mahkemesi gözaltında tutulan kişilerin nezarethanede tutulma koşullarının yetersizliği nedeniyle kötü muameleye maruz kaldığı yönündeki iddialarıyla ilgili olarak temel ilkeleri ortaya koyduğu ve değerlendirmelerde bulunduğu kararında şikâyete konu yetersiz koşullardaki tutma hâli sona ermişse idari yargı yolunda açılacak tam yargı davasını etkili bir yol olarak kabul etmiştir (<i>Nebahat Baysal Gül</i> [2. B.], B. No: 2016/14634, 28/5/2019, §§ 17-31; ayrıca yetersiz miktarda yiyecek ve içecek verilmesi iddiası yönünden bkz. <i>Tuncay Gürsen</i> [1. B.], B. No: 2016/35379, 15/1/2020, §§ 17-24).</p>

<p>30. Eldeki olayda başvurucunun şikâyetine konu nezarethane koşullarındaki tutulma hâli gözaltı süresinin bitmesiyle sona ermiştir. Dosya kapsamına göre başvurucu, bu koşullar nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararların giderilmesi amacıyla idari yargıda tam yargı davası açtığına dair bilgi ve belge sunmamıştır.</p>

<p>31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının <i>başvuru yollarının tüketilmemesi </i>nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III. </strong><strong>HÜKÜM </strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,</p>

<p>B. 1. Gözaltında fiziksel ve sözlü şiddete maruz kalma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın <i>açıkça dayanaktan yoksun olması</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>2. Nakil sırasında kelepçeli tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın <i>başvuru yollarının tüketilmemesi </i>nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>3. Gözaltında kötü koşullarda tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın<i> başvuru yollarının tüketilmemesi </i>nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202230392-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 17:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymms.jpg" type="image/jpeg" length="48389"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dolandırıcılık Suçuna Getirilen Ceza İndiriminin “Lehe Kanunun Geriye Yürümesi” Kuralına Göre Değerlendirilmesi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indiriminin-lehe-kanunun-geriye-yurumesi-kuralina-gore-degerlendirilmesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indiriminin-lehe-kanunun-geriye-yurumesi-kuralina-gore-degerlendirilmesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Daha önce kaleme aldığımız “Dolandırıcılık Suçuna Getirilen Ceza İndirimi (TCK m.158/4) başlıklı yazımızda; kamuoyunda <a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">12. Yargı Paketi</a> olarak bilinen, 16.07.2026 kabul tarihli,<strong><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9"> 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</span></a></strong>’un 13. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Nitelikli dolandırıcılık” başlıklı 158. maddesinin 4. fıkrasına getirilen ceza indiriminin kapsamını izah etmiştik. Yine aynı yazımız kapsamında; 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında da bu ceza indiriminin ne şekilde uygulanacağına ilişkin düzenlemelere yer verildiğini belirterek, tüm bu kuralların uygulanması için gerekli olan şartlara da değinmiştik.</p>

<p><strong>Bu kısa değerlendirme yazısında izah etmek istediğimiz husus ise;</strong> 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında, TCK m.158/4’de yer verilen ceza indiriminin uygulanması bakımından, kişilerin “sanık” veya “hükümlü” statüsünde bulunmalarına göre ayırım yapılmasının, Ceza Hukukunda “suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin bir yansımasını teşkil eden ve kanunların zaman bakımından uygulanmasında geçerli olan “lehe kanunun geriye yürümesi” ilkesine aykırılık teşkil edip etmeyeceğidir.</p>

<p>7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında düzenlenen hükümlerden anlaşıldığı üzere kanun koyucu; TCK m.158/4’e getirdiği, dolandırıcılık suçunun işlenmesindeki fiili yalnızca <i>“kart veya hesapların kullanılmasına imkan verme”</i> ile sınırlı olan kişiler bakımından,<strong> dosyalarının kanun yolu aşamasında olması veya hükümlerinin kesinleşip infazına geçilmesi açısından bir fark öngörmüş, dosyası kanun yolunda bulunan, dolayısıyla henüz “sanık” statüsü devam edenler bakımından bozma kararı verilerek, dosyalarının ilk derece mahkemesine gönderilmesini ve “sanık” statüsü devam edenlerin fiillerinin TCK m.158/4’e girdiğinin tespit edilmesi durumunda cezalarının yarı oranında indirilmesi imkanından faydalanabilmeleri için mağdurun zararının giderilmesi şartını getirmemiş olmasına rağmen, dosyası kesinleşip infaz aşamasında bulunanlar bakımından, birebir TCK m.158/4’de yer alan aynı fiilden sorumlu olmalarına rağmen, ceza indiriminden faydalanabilmeleri için 6 ay içerisinde mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin yoluyla gidermelerini zorunlu şart olarak getirmiştir.</strong></p>

<p>Ceza Hukukunda “lehe kanunun geriye yürümesi” ilkesi, ceza kanunlarının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanması ve geçmişe etkili olmaması prensibinin bir istisnasını teşkil etmektedir. Bu ilke uyarınca; Ceza Hukukuna ilişkin yeni düzenleme bir fiili suç olmaktan çıkarmış, cezayı azaltmış veya suçun unsurlarını değiştirmişse, bu halde failin lehine olarak geçmişe etkili şekilde uygulanacaktır, çünkü artık kamu düzeni bakımından failin aleyhine olan eski düzenlemeyi uygulamanın bir anlamı ve faydasının bulunmadığı kabul edilir.</p>

<p>Ceza Hukukunda “lehe kanunun geriye yürümesi” ilkesi dikkate alınarak; 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. ve 7. fıkralarındaki ceza indiriminin uygulanabilmesi bakımından, “sanık” ve “hükümlü” statüsünde bulunanlar bakımından getirilen zararın giderilmesi şartı farkı getirilmesi hususu değerlendirildiğinde iki görüş ortaya koyulabilir.</p>

<p><strong>Bir görüşe göre; </strong>her iki durumda da kişinin işlediği fiil TCK m.158/4 kapsamında <i>“kart veya hesapların kullanılmasına imkan verme” </i>eylemi ile sınırlı olsa dahi, statüleri arasında farklılık olduğundan dolayı, kanun koyucunun “kanunilik” ilkesine riayet ederek, böyle bir farklılık öngörmek suretiyle açıkça bir kanuni düzenleme ile “hükümlüler” bakımından ek bir koşul getirmesinde herhangi bir hukuki sorun olmayacaktır.</p>

<p><strong>Diğer bir görüşe göre ise; </strong>7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında getirilen düzenlemeden faydalanacak kişilerin bizzat aynı fiilden sorumlu olmaları, bunun yanında uygulanacak ceza miktarının da aynı olması nedenleriyle, “hükümlü” sıfatında bulunanlar bakımından ayrıca bir ek koşul olarak <i>“mağdurun zararının giderilmesi” </i>şartının öngörülmesi, Ceza Hukukunda kural olan “lehe kanunun geriye yürümesi” prensibine aykırılık teşkil eder.</p>

<p><strong>Belirtmeliyiz ki; </strong>Anayasa m.38/1’in ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 7/1’in güvencesinde bulunan “lehe kanunun geriye yürümesi” prensibini Ceza Hukukunda hayata geçiren <strong>“Zaman bakımından uygulama” başlıklı TCK m.7/2’de yer alan, </strong><i>“Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” </i>hükmü gereğince, 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 7. fıkrasında “hükümlüler” bakımından ek bir düzenleme getirilmemiş olsa idi, m.158/4 lehe hüküm olduğundan, başka düzenlemeye ihtiyaç duyulmadan mahkumiyeti kesinleşmişler hakkında da uygulanırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aynı fiili işleyenleri, aynı indirim oranından faydalanabilmeleri için, farklı düzenlemeler yoluyla “sanık” veya “hükümlü” statüsüne göre ayırarak, “hükümlüler” bakımından ek koşul getirilmesi, “lehe kanunun geriye yürümesi” prensibine aykırıdır. Kanun koyucu; “hükümlüler” bakımından düzenlediği geçici madde hükmünde daha fazla bir indirim oranı öngörse idi, bu halde ek koşul getirilmesinde hukuki sorun bulunmazdı.</p>

<p><strong>Aynı fiilden sorumlu olanlara aynı oranda ceza indiriminin uygulanabilmesinde; </strong>“sanık” ve “hükümlü” ayırımının yapılması ve “hükümlü” durumunda bulunanlara zararın giderilmesi ek koşulunun getirilmesi, davanın birisinin hızlı görülmesine, diğerinin suç tarihi itibariyle yeni olmasına rağmen ağır işleyiş nedeniyle henüz bitmemesine bağlı olarak aynı hukuki durumda bulunan iki kişiye farklı uygulama yapılması, Anayasa m.38/1 ve TCK m.7/2 uyarınca “lehe kanunun geriye yürümesi” ilkesine aykırılığı gündeme getirir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Cem Serdar</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indiriminin-lehe-kanunun-geriye-yurumesi-kuralina-gore-degerlendirilmesi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/yazar/ersan-sen-yazdi1-te7df.jpg" type="image/jpeg" length="80014"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YATIRIM YOLU İLE KAZANILAN TÜRK VATANDAŞLIĞININ İPTAL EDİLMESİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yatirim-yolu-ile-kazanilan-turk-vatandasliginin-iptal-edilmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yatirim-yolu-ile-kazanilan-turk-vatandasliginin-iptal-edilmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk hukukunda belirli ekonomik kriterleri karşılayan yabancıların istisnai yolla Türk vatandaşlığını kazanabilmesine imkân tanınmıştır. Özellikle 400.000 Amerikan Doları tutarında taşınmaz edinimi, sermaye yatırımı yapılması, istihdam oluşturulması veya ekonomik katkı sağlayan diğer faaliyetlerin gerçekleştirilmesi halinde ilgili yabancı, eşi ve 18 yaşından küçük çocukları Türk Vatandaşlığı kazanmaktadır. Bu yazımızda Türk Vatandaşlığının kazanılma usulleri detaylıca açıklanmayacak olup, Türk Vatandaşlığı kazanıldıktan sonra; özellikle Türk Vatandaşlığı başvuru sürecinde yapılan muvazaalı işlemler nedeniyle Türk Vatandaşlığının iptal edilmesi hususu anlatılacaktır.</p>

<p><strong>TÜRK VATANDAŞLIĞI KAZANMA KARARININ İDARİ İŞLEM NİTELİĞİ</strong></p>

<p>İdare hukuku bakımından idari işlem; idarenin kamu gücü kullanarak, tek taraflı irade açıklamasıyla hukuk düzeninde değişiklik meydana getiren işlemleridir. Vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararlar da bu kapsamda değerlendirilmektedir. Zira yabancının yatırım şartlarını yerine getirmesi, vatandaşlık statüsünü kendiliğinden doğuran bir işlem değildir. Vatandaşlık bağının kurulması, yetkili idari makamın irade açıklaması sonucunda gerçekleşmektedir. 400.000 Amerikan Doları bedel tutarında yatırım yapmak suretiyle Türk Vatandaşlığı kazanma işlemi 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. Maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı kararıyla tesis edilen kurucu idari işlem niteliğindedir.</p>

<p><strong>TÜRK VATANDAŞLIĞI KAZANMA KARARININ DAYANAĞI: TAŞINMAZ YATIRIM TESPİT BELGESİ VE UYGUNLUK BELGESİ</strong></p>

<p>Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasında, vatandaşlık başvurusunun temelini oluşturan husus, yabancı yatırımcının mevzuatta öngörülen yatırım şartlarını yerine getirdiğinin yetkili idari makamlar tarafından tespit edilmesidir. Bu kapsamda yatırım tespit belgesi, (eski adıyla uygunluk belgesi) vatandaşlık kazanma kararının oluşum sürecinde önemli idari belgeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk Vatandaşlığı başvuru sürecinin başlatılabilmesi için, başvurucunun öncelikle 400.000 Amerikan Doları yatırım yaptığının, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesi düzenlenmek suretiyle tespit edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla Türk Vatandaşlığı verilmesine yönelik Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen kararın dayanağı, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından verilen Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesidir. Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesi ise, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilmiş gayrimenkul değerleme uzmanlarının, vatandaşlığa konu taşınmazın değerinin 400.000 USD üzerinde olduğunu yönünde hazırladığı değerleme raporu neticesinde verilir.</p>

<p><strong>TÜRK VATANDAŞLIĞI KARARLARININ İPTAL NEDENLERİ </strong></p>

<p>Vatandaşlık kararının verilmesiyle birlikte kişi, yalnızca ekonomik bir işlem sonucunda geçici bir hak elde etmiş olmaz; hukuken korunan bir vatandaşlık statüsüne sahip olur. Bu nedenle vatandaşlık kararının daha sonra kaldırılması, idare hukuku bakımından özel bir sorun ortaya çıkarmaktadır. Bununla birlikte, son zamanlarda yatırım yolu ile Türk Vatandaşlığı kazanmış olan kişilerin Türk Vatandaşlığı kazanma kararlarının iptal edildiği bilinmektedir.</p>

<p>Öncelikle, Türk Vatandaşlığı kazanmak isteyen yabancı kişilerin Türkiye'de 400.000 Amerikan Doları yatırım yapması ve bu yatırımın Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesiyle tespit edilmesi gerekmektedir. Türk Vatandaşlığına esas olan gayrimenkul, 4 Mart 2024 tarihinden önce satın alınmış ise, gayrimenkul değerleme raporu Sermaye Piyasası Kurulu ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği lisanslı her hangi bir değerleme şirketi tarafından; 4 Mart 2024 tarihinden sonra alınmış ise sadece GEDAŞ Gayrimenkul Değerleme A.Ş. tarafından yapılmaktadır. Türk Vatandaşlığı iptal kararlarına konu olan gerekçe ise, yatırım tespit belgesi düzenlenirken yapıldığı iddia edilen usulsüzlük iddialarıdır.</p>

<p><strong>HİLE VE GERÇEĞE AYKIRI BEYAN İDDİASI</strong></p>

<p>Son zamanlarda verilen Türk Vatandaşlığı iptal kararlarının gerekçesi, başvurucunun Türk Vatandaşlığı kazanımı sürecinde satın aldığı ve Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesine esas olan gayrimenkulün değerleme raporlarının, taşınmazın gerçek değerinden fazla olduğu iddiasıyla verilmektedir.</p>

<p>Taşınmazın bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalarda, ilgili kişi Türk Vatandaşlığı kazanmış olsa da; soruşturma aşamasında yapılan bilirkişi incelemelerinde, taşınmaz yatırım tespit belgesi düzenlendiği tarihte gayrimenkulün satışa esas bedeli yeniden değerlendirilmekte; beyan edilen değer ile bilirkişi tarafından tespit edilen değerin arasında fark olması halinde bilirkişi tarafından düzenlenen değerleme raporuna itibar edilerek ilgili kişilerin Türk Vatandaşlığı iptal edilmektedir.</p>

<p>Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasında hile, özellikle şu şekillerde ortaya çıkabilir:</p>

<p>Gerçekte yapılmayan bir yatırımın yapılmış gibi gösterilmesi,</p>

<p>Gerçek yatırım miktarının mevzuatta öngörülen sınırların altında olmasına rağmen farklı gösterilmesi,</p>

<p>Sahte veya gerçeği yansıtmayan belgelerin sunulması,</p>

<p>Muvazaalı işlemlerle yatırım şartlarının sağlanmış görüntüsü oluşturulması,</p>

<p>İdari makamın değerlendirmesini etkileyecek önemli bilgilerin gizlenmesi.</p>

<p><strong>GERÇEKTE YAPILMAYAN BİR YATIRIMIN YAPILMIŞ GİBİ GÖSTERİLMESİ</strong></p>

<p>Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasında temel unsur, yabancı yatırımcının mevzuatta öngörülen yatırım şartlarını gerçek, geçerli ve hukuka uygun bir şekilde yerine getirmiş olmasıdır. Bu nedenle yalnızca şeklen bir yatırım görüntüsü oluşturulması veya gerçekte mevcut olmayan bir yatırımın yapılmış gibi idari makamlara sunulması, vatandaşlık kararının hukuki dayanağını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.</p>

<p>Gerçekleşmeyen bir yatırımın yapılmış gibi gösterilmesi, idarenin vatandaşlık başvurusuna ilişkin değerlendirme iradesini sakatlayan bir durum olarak ortaya çıkabilir. Çünkü idare, vatandaşlık kararını tesis ederken başvuru sahibinin sunduğu bilgi ve belgelerin gerçeği yansıttığı varsayımına dayanır. Bu durum genellikle, tapu müdürlüğünde satış işlemi olarak gösterilen bir işlemin, aslında ödünç sözleşmesi olduğu yönünde muvazaa olması durumlarında ortaya çıkar. Bu durumda genellikle gayrimenkulü satın alıp Türk Vatandaşlığı kazanan kişi, 3 yıl satmama taahhüdü süresi bittikten sonra ilgili taşınmazı satın aldığı kişiye geri devir etmesi yoluyla tamamlanır. Her ne kadar Türk Vatandaşlığı kazanımına esas olacak bütün bilgi ve belgeler mevcut olsa da; ortada gerçek bir satış işlemi bulunmadığından tespit halinde Türk Vatandaşlığı iptal edilir.</p>

<p><strong>GERÇEK YATIRIM TUTARININ MEVZUATTA ÖNGÖRÜLEN SINIRLARIN ALTINDA OLMASINA RAĞMEN YÜKSEK GÖSTERİLMESİ</strong></p>

<p>Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasında, kanun koyucu tarafından belirlenen yatırım türleri bakımından belirli ekonomik şartların yerine getirilmesi aranmaktadır. Bu şartların en önemlilerinden biri, gerçekleştirilen yatırımın mevzuatta öngörülen asgari tutarı karşılamasıdır. Bu nedenle yatırım miktarının gerçeğe uygun şekilde belirlenmesi, vatandaşlık kazanma kararının hukuka uygunluğu bakımından temel unsurlardan biridir.</p>

<p>Taşınmaz değerleme raporu, bir taşınmazın piyasa değerinin belirlenmesine yönelik teknik nitelikte bir inceleme belgesi olmakla birlikte, vatandaşlık başvurusu bakımından yalnızca ekonomik bir tespit aracı değildir. Aynı zamanda idarenin vatandaşlık kararını tesis ederken dikkate aldığı maddi unsurlardan biridir. Bu nedenle raporda yer alan değer tespitinin gerçeği yansıtması, hukuki güvenilirlik açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Taşınmazın gerçek ekonomik değerinin mevzuatta aranan yatırım sınırının altında olmasına rağmen, değerleme raporunda daha yüksek gösterilmesi hâlinde, idarenin vatandaşlık başvurusunu değerlendirme sürecinin gerçeğe aykırı bir veri üzerinden yürütülmesi söz konusu olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durum özellikle;</p>

<p>taşınmazın piyasa değerinin objektif kriterlere aykırı biçimde yüksek belirlenmesi,</p>

<p>emsal taşınmazların gerçeğe aykırı şekilde seçilmesi,</p>

<p>taşınmazın fiziksel veya hukuki özelliklerinin olduğundan farklı değerlendirilmesi,</p>

<p>gerçek satış bedeli ile raporda belirtilen değer arasında önemli farklılık bulunması,</p>

<p>değerleme sürecinde taraflı veya yanıltıcı bilgilerin kullanılması,</p>

<p>hâllerinde gündeme gelir.</p>

<p>İdare hukuku bakımından burada temel sorun, vatandaşlık kararının dayandığı sebep unsurunun gerçeğe uygun olup olmadığıdır. Zira vatandaşlık kazanma kararı, yatırımcının mevzuatta öngörülen ekonomik şartları sağladığı kabulüne dayanır. Eğer bu kabul gerçeğe aykırı bir bilgiye dayanıyorsa, vatandaşlık işleminin hukuki geçerliliği tartışmalı hâle gelebilir.</p>

<p>Bununla birlikte, yatırım tutarının belirlenmesine ilişkin her farklı değerlendirme veya sonradan ortaya çıkan değer değişiklikleri, tek başına hile veya gerçeğe aykırı beyan olarak kabul edilemez. Hileden söz edilebilmesi için yatırımcının bilerek ve isteyerek gerçek yatırım miktarını gizlemesi ya da idareyi yanıltmaya yönelik bir davranışta bulunması gerekir.</p>

<p><strong>UYGUNLUK BELGESİNİN İPTAL EDİLMESİ </strong></p>

<p>Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması sürecinde uygunluk belgesi, yabancı yatırımcının gerçekleştirdiği yatırımın mevzuatta öngörülen şartları taşıdığını gösteren ve vatandaşlık başvurusunun ön aşamalarından birini oluşturan önemli bir idari belgedir. Bu belge, yatırımın türü, miktarı ve niteliği bakımından vatandaşlık başvurusu yapılabilmesi için gerekli şartların sağlandığını ortaya koymaktadır.</p>

<p>Yukarıda belirtilen ve Türk Vatandaşlığı kazanımı sürecinde idari makamlardan gizlenen önemli bir husus olması halinde, idare tarafından öncelikle Türk Vatandaşlığı kazanımı kararına dayanak oluşturan ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından verilen Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesi iptal edilmektedir. Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesinin iptal edilmesiyle birlikte, Türk Vatandaşlığına dayanak oluşturan idari karar ortadan kalkmaktadır.</p>

<p>Burada önemle belirtmemiz gerekir ki; uygunluk belgesinin iptal edilmesi ile Türk Vatandaşlığının iptal edilmesi farklı idari işlemler olup her iki işleme karşı ayrı ayrı iptal davası açılması gerekmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK VATANDAŞLIĞININ İPTAL EDİLMESİ İLE TÜRK VATANDAŞLIĞI KARARININ GERİ ALINMASI ARASINDAKİ FARK</strong></p>

<p>Türk vatandaşlığının sona erdirilmesi bakımından vatandaşlığın iptal edilmesi ile vatandaşlık kazanma kararının geri alınması kavramları uygulamada birbirine yakın anlamlarda kullanılabilse de, idare hukuku ve vatandaşlık hukuku bakımından farklı hukuki niteliklere sahiptir.</p>

<p>Vatandaşlık kazanma kararının geri alınması, esas itibarıyla vatandaşlık kararının tesis edildiği anda hukuka aykırı bir durumun mevcut olması hâlinde gündeme gelen bir idari işlem hukuku meselesidir. Burada temel tartışma, vatandaşlık kararının hangi şartlar altında ve hangi maddi gerçeklik üzerine kurulduğudur. Başvuru sırasında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması, sahte veya yanıltıcı belgeler sunulması, yatırım şartlarının gerçekte gerçekleşmemesine rağmen gerçekleşmiş gibi gösterilmesi gibi durumlarda, idarenin iradesinin sakatlandığı ve vatandaşlık kazanma kararının hukuki temelinin ortadan kalktığı ileri sürülebilir.</p>

<p>Geri alma işleminde amaç, hukuka aykırı şekilde tesis edilmiş olan vatandaşlık kararının hukuk düzeninden çıkarılmasıdır. Bu nedenle geri alma, vatandaşlık statüsünün verilmesinden ziyade, vatandaşlığı doğuran idari işlemin hukuki geçerliliği üzerine yapılan bir değerlendirmeyi ifade eder.</p>

<p>Buna karşılık Türk vatandaşlığının iptal edilmesi kavramı, daha çok kişinin mevcut vatandaşlık statüsüne yönelik bir sona erdirme sonucunu ifade etmektedir. İptal kavramı, kişinin Türk vatandaşı sıfatının ortadan kaldırılması sonucunu doğuran işlemi ifade etmekle birlikte, hukuki sebebi ve uygulanma yöntemi bakımından vatandaşlık kararının geri alınmasından farklı değerlendirilmelidir.</p>

<p>İdari işlem teorisi bakımından temel ayrım şu şekilde ortaya konulabilir:</p>

<p>Vatandaşlık kararının geri alınması, vatandaşlık kazandıran idari işlemin hukuka aykırılığına dayanır ve işlemin kuruluş aşamasındaki sakatlıkların giderilmesini amaçlar.</p>

<p>Vatandaşlığın iptal edilmesi ise kişinin mevcut vatandaşlık statüsüne yönelik bir sonuç doğuran işlem olarak değerlendirilir ve kanunda öngörülen özel şartların gerçekleşmesine bağlıdır.</p>

<p>Bu nedenle yatırım yoluyla kazanılan Türk vatandaşlığı bakımından öncelikle incelenmesi gereken husus, vatandaşlık kazanma kararının verildiği tarihte hukuka aykırılık bulunup bulunmadığıdır. Eğer vatandaşlık kararı, hile, gerçeğe aykırı beyan veya sahte belgeler nedeniyle sakatlanmışsa, mesele esas itibarıyla vatandaşlık kararının hukuki geçerliliği ve geri alınması kapsamında değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Özellikle gerçekte yapılmayan bir yatırımın yapılmış gibi gösterilmesi, yatırım miktarının mevzuatta öngörülen sınırların üzerinde gösterilmesi, taşınmaz değerleme raporlarının gerçeğe aykırı şekilde düzenlenmesi veya idarenin gerçeğe aykırı beyanlarla yanıltılması hâllerinde, vatandaşlık kararının hukuki temeli tartışmalı hâle gelebilir. Zira idarenin vatandaşlık verme iradesi, gerçek ve hukuka uygun bir yatırımın mevcut olduğu kabulüne dayanmaktadır. Bir sonraki yazımızda, Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alma kararlarına karşı açılacak olan davaların usul ve esaslarını detaylıca izah edilecektir.</p>

<p>Sonuç olarak, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının geri alınması; yalnızca yatırım şartlarının yerine getirilip getirilmediği meselesi değil, aynı zamanda idari işlem teorisi, kazanılmış hak ilkesi, hukuki güvenlik ilkesi ve ölçülülük prensibi çerçevesinde değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir hukuki konudur. Hukuk devleti anlayışı, bir yandan hileli ve gerçeğe aykırı işlemlerle elde edilen vatandaşlık statülerinin korunmamasını, diğer yandan ise hukuka uygun şekilde kazanılmış vatandaşlığın keyfi biçimde ortadan kaldırılmamasını gerektirmektedir. Bu denge, yatırım yoluyla vatandaşlık uygulamasının hukuki güvenilirliği ve sürdürülebilirliği bakımından temel öneme sahiptir.</p>

<p><strong>Av. Batın YILMAZ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yatirim-yolu-ile-kazanilan-turk-vatandasliginin-iptal-edilmesi</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 13:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/pasaport-ev.jpg" type="image/jpeg" length="57654"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Bağ evleri' için büyüklük şartı 5 hektardan 2 hektara düşürüldü]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bag-evleri-icin-buyukluk-sarti-5-hektardan-2-hektara-dusuruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bag-evleri-icin-buyukluk-sarti-5-hektardan-2-hektara-dusuruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarımsal amaçlı yapıların kriterlerinde yapılan değişiklikle, üzerine bağ evi kurulmasına izin verilen tarım arazilerinde aranan asgari büyüklük şartı 5 hektardan 2 hektara indirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı'nın "Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"i Resmi Gazete'de yayımlandı. Düzenlemeyle yönetmeliğin Ek-1'inde yer alan "Tarımsal Amaçlı Yapıların Kriterleri" bölümündeki 6.1 maddesinde bulunan "5 hektar" ibaresi "2 hektar" olarak değiştirildi.</p>

<p>Yapılan değişiklikle birlikte tarımsal amaçlı yapıların inşası için daha önce en az 50 bin metrekare arazi büyüklüğü aranırken, bu sınır 20 bin metrekareye düşürüldü. Böylece daha küçük tarım arazilerine sahip üreticilerin de tarımsal amaçlı yapı izni alabilmesinin önü açılmış oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu değişiklik, son aylarda tarım arazilerinde kaçak bungalov, villa ve hobi bahçesi uygulamalarını engellemek amacıyla getirilen sıkı kurallarda bir değişiklik anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yönetmelikle ayrıca geçiş sürecine ilişkin önemli bir hüküm de getirildi. Buna göre, 4 Nisan 2026'da yürürlüğe giren yönetmelikten önce Bakanlığa yapılan tarımsal amaçlı yapı ve tarım dışı kullanım başvuruları, yürürlükten kaldırılan eski yönetmelik hükümlerine göre değerlendirilmeye devam edecek.</p>

<p>---</p>

<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TARIM ARAZİLERİNİN KORUNMASI VE KULLANILMASI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>4/4/2026 tarihli ve 33214 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önceki başvuruların değerlendirilmesi</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlık birimlerine yapılan tarımsal amaçlı yapı ve tarım dışı kullanım amaçlı başvurular, 24 üncü madde ile yürürlükten kaldırılan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik hükümleri kapsamında değerlendirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin Tarımsal Amaçlı Yapıların Kriterleri başlıklı Ek-1’inin 6.1 numaralı maddesinde yer alan “5 hektar” ibaresi “2 hektar” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin Ek-10/B ve Ek-10/Ç’lerinin “Tarımsal Yapılar” başlıklı birinci bölümleri ekteki şekilde ve aynı eklerin “Tarımsal Entegre Tesisleri” başlıklı ikinci bölümlerinin (a) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“a) Jeotermal Kaynaklı Teknolojik Sera Yatırımları”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Yönetmelik 4/4/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/adsiz-179.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bag-evleri-icin-buyukluk-sarti-5-hektardan-2-hektara-dusuruldu</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/bag-evi-tarla.jpg" type="image/jpeg" length="63006"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dijital Reklam Hukukunda Yeni Dönem: Yapay Zekâ, Influencer Reklamları ve Hedefli Reklamcılıkta Yeni Kurallar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dijital-reklam-hukukunda-yeni-donem-yapay-zeka-influencer-reklamlari-ve-hedefli-reklamcilikta-yeni-kurallar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dijital-reklam-hukukunda-yeni-donem-yapay-zeka-influencer-reklamlari-ve-hedefli-reklamcilikta-yeni-kurallar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dijital teknolojiler, ticari hayatın hemen her alanında olduğu gibi reklamcılık sektörünü de köklü biçimde değiştirmiştir. Günümüzde tüketiciler yalnızca televizyon veya basılı medya aracılığıyla değil; sosyal medya platformları, çevrim içi alışveriş siteleri, yapay zekâ teknolojileri ve algoritmalar aracılığıyla sunulan kişiselleştirilmiş reklamlarla da satın alma kararlarını şekillendirmektedir.</p>

<p>Bu dönüşüm, reklam hukukunun da yeni teknolojilere uyum sağlamasını zorunlu hâle getirmiştir.</p>

<p>Nitekim 1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan <a href="https://www.hukukihaber.net/ticari-reklam-ve-haksiz-ticari-uygulamalar-yonetmeliginde-degisiklik-1" rel="dofollow">Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik</a>, 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girmiş ve özellikle dijital reklamcılık bakımından önemli yenilikler getirmiştir.</p>

<p>Söz konusu değişiklikler yalnızca reklam verenleri değil; e-ticaret şirketlerini, dijital pazarlama ajanslarını, sosyal medya içerik üreticilerini ve yapay zekâ teknolojilerinden yararlanan tüm işletmeleri yakından ilgilendirmektedir.</p>

<p><strong>Yapay zekâ teknolojileri reklam hukukunun kapsamına girdi</strong></p>

<p>Yönetmelik değişikliğinin en dikkat çekici yönlerinden biri, yapay zekâ teknolojilerinin reklam faaliyetlerinde kullanımına ilişkin açık düzenlemelere yer verilmesidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna göre reklamlarda yapay zekâ kullanılarak oluşturulan ve gerçek kişiden ayırt edilmesi güç dijital karakterlere yer verilmesi hâlinde, bu durumun tüketici tarafından kolaylıkla anlaşılabilecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Bunun yanında, gerçek bir kişinin yapay zekâ ile oluşturulan dijital kopyasının, gerçekte kullanmadığı veya deneyimlemediği bir ürün ya da hizmeti kullanmış veya tavsiye etmiş izlenimi verecek biçimde reklamlarda kullanılması yasaklanmıştır.</p>

<p>Bu düzenleme, özellikle son yıllarda yaygınlaşan “deepfake” teknolojilerinin reklam amaçlı kötüye kullanılmasının önüne geçmeyi hedeflemektedir.</p>

<p><strong>İndirimli satış reklamlarında şeffaflık güçlendirildi</strong></p>

<p>Tüketicilerin en fazla karşılaştığı sorunlardan biri de gerçeği yansıtmayan indirim kampanyalarıdır.</p>

<p>Yeni düzenleme ile birlikte indirimli satış reklamlarında referans alınacak fiyat değiştirilmiştir.</p>

<p>Artık indirimin başlangıç tarihinden önceki son on gün içerisinde uygulanan en düşük fiyat esas alınacaktır.</p>

<p>Bu düzenleme sayesinde kampanyadan hemen önce fiyat artırılarak tüketicide yüksek oranlı indirim algısı oluşturulmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.</p>

<p>Özellikle e-ticaret sektöründe faaliyet gösteren işletmeler bakımından fiyat kayıtlarının düzenli şekilde tutulması ve gerektiğinde ispat edilebilir olması büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>Influencer reklamlarında şeffaflık dönemi</strong></p>

<p>Sosyal medya içerik üreticileri tarafından yapılan tanıtımlar, günümüzde reklam sektörünün en etkili araçlarından biri hâline gelmiştir.</p>

<p>Ancak tüketicinin kişisel tavsiye ile ticari reklam arasındaki ayrımı her zaman yapabilmesi mümkün değildir.</p>

<p>Bu nedenle Yönetmelik, herhangi bir maddi menfaat, ücretsiz ürün, indirim veya benzeri bir fayda karşılığında yapılan paylaşımlarda reklam niteliğinin açıkça belirtilmesini zorunlu hâle getirmiştir.</p>

<p>Böylece tüketicinin, karşılaştığı içeriğin bağımsız bir kullanıcı deneyimi mi yoksa ticari iletişim mi olduğunu ilk bakışta anlayabilmesi amaçlanmaktadır.</p>

<p><strong>Hedefli reklamcılıkta tüketici lehine yeni güvenceler</strong></p>

<p>Dijital pazarlama faaliyetlerinin önemli bir bölümünü kişiselleştirilmiş reklamlar oluşturmaktadır.</p>

<p>Çevrim içi davranışlar, konum bilgileri, alışveriş geçmişi veya kullanıcı tercihleri dikkate alınarak sunulan hedefli reklamlar, ticari başarıyı artırmakla birlikte kişisel verilerin korunması bakımından da çeşitli tartışmaları beraberinde getirmektedir.</p>

<p>Yeni Yönetmelik ile reklam verenlerin, reklamın hangi kriterler esas alınarak gösterildiği konusunda tüketiciyi bilgilendirmesi zorunlu tutulmuştur.</p>

<p>Ayrıca çocuklara yönelik olarak kişisel verilere dayalı profilleme yöntemleri kullanılarak hedefli reklam yapılmasının yasaklanması, tüketicinin korunması bakımından önemli bir güvence niteliği taşımaktadır.</p>

<p><strong>Uygulamada şirketler nelere dikkat etmeli?</strong></p>

<p>· Yapay zekâ destekli reklam içerikleri hukuki açıdan değerlendirilmeli,</p>

<p>· Influencer iş birlikleri yazılı sözleşmelerle düzenlenmeli,</p>

<p>· Reklam niteliğindeki paylaşımlarda gerekli açıklamalar eksiksiz kullanılmalı,</p>

<p>· İndirim kampanyalarına ilişkin fiyat kayıtları düzenli şekilde muhafaza edilmeli,</p>

<p>· Dijital reklam süreçleri, tüketici hukuku ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat bakımından periyodik olarak denetlenmelidir.</p>

<p>Bu tedbirler, yalnızca idari yaptırımların önlenmesi açısından değil; şirketlerin kurumsal itibarı ve tüketici güveninin korunması bakımından da önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Reklam hukuku, teknolojik gelişmeler karşısında önemli bir dönüşüm sürecine girmiştir.</p>

<p>Yapay zekâ teknolojileri, sosyal medya etkileyicileri ve kişiselleştirilmiş reklam uygulamaları, artık yalnızca pazarlama stratejilerinin değil, aynı zamanda hukuki denetimin de merkezinde yer almaktadır.</p>

<p>1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeler, tüketicinin korunmasını güçlendirirken dijital reklamcılık alanında faaliyet gösteren işletmelere de daha yüksek bir şeffaflık ve özen yükümlülüğü getirmektedir.</p>

<p>Kanaatimizce bu değişiklikler yalnızca yeni reklam kuralları getiren teknik düzenlemeler olarak değerlendirilmemelidir. Aynı zamanda dijital ekonomide güven ortamının güçlendirilmesi, yapay zekâ kullanımının hukuki sınırlarının belirlenmesi ve dürüst ticari uygulamaların teşvik edilmesi bakımından da önemli bir adımı temsil etmektedir.</p>

<p>Önümüzdeki süreçte Reklam Kurulu kararları ve yargı uygulaması, yeni hükümlerin kapsamını daha da belirgin hâle getirecek; dijital reklam hukukunun gelişiminde belirleyici rol oynayacaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-filiz-sutcigil" title="Av. Filiz SÜTÇİGİL"><img alt="Av. Filiz SÜTÇİGİL" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/04/filiz-sutcigil.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-filiz-sutcigil" title="Av. Filiz SÜTÇİGİL">Av. Filiz SÜTÇİGİL</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dijital-reklam-hukukunda-yeni-donem-yapay-zeka-influencer-reklamlari-ve-hedefli-reklamcilikta-yeni-kurallar-1</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/01/influencer-reklam-cep.jpg" type="image/jpeg" length="63011"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/icme-kullanma-suyu-havzalarinin-korunmasina-dair-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/icme-kullanma-suyu-havzalarinin-korunmasina-dair-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik, 04 Ağustos 2026 Tarihli ve 33330 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İÇME-KULLANMA SUYU HAVZALARININ KORUNMASINA DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>28/10/2017 tarihli ve 30224 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ı) ve (s) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (i) bendinde yer alan “ve yeraltı” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, (j) bendinde yer alan “özel hükümleri tanımlayan” ibaresinden sonra gelmek üzere “, bu Yönetmelikte belirlenen ilke ve esaslara uygun bir şekilde hazırlanan” ibaresi eklenmiş, (k), (l) ve (ş) bentleri ile (ff) bendinde yer alan “ailenin diğer gelir kaynakları da göz önünde bulundurularak” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“ı) İçme-kullanma suyu: 17/2/2005 tarihli ve 25730 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilerek kullanılan ya da kullanılması öngörülen yerüstü sularını,”</p>

<p>“s) Maksimum su seviyesi: Doğal göllerde belirlenmiş olması halinde kıyı kenar çizgisini, diğer durumlarda DSİ tarafından belirlenen en yüksek su seviyesini,”</p>

<p>“gg) DSİ: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>ğğ) İdare: Büyükşehir belediyesi olan yerlerde su ve kanalizasyon idarelerini, büyükşehir belediyesi olmayan yerlerde belediyeleri,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç), (d) ve (f) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (g) bendinde yer alan “temin edilen su” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, aynı fıkraya aşağıdaki bent ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“ç) İçme-kullanma suyu havzalarında noktasal ve yayılı kaynaklı kirliliklerin önlenmesine yönelik tedbirlerin ilgili kurumlar tarafından alınması,</p>

<p>d) İçme-kullanma suyu havzalarında teknik açıdan uygun olan ağaçlandırma, erozyon ve sediment taşınımı tedbirlerinin alınması, bu faaliyetlerin orman alanlarında Orman Genel Müdürlüğü tarafından veya koordinasyonunda yürütülmesi,”</p>

<p>“f) İçme-kullanma suyu kaynaklarının korunmasına yönelik denetimlerin idareler ve yetkili kurumlar tarafından öncelikli olarak yapılması,”</p>

<p>“i) İçme-kullanma suyu havzalarındaki koruma alanlarının sınırlarının bilimsel temelli çalışmalara göre belirlenmesi,”</p>

<p>“(2) Havza koruma alanları ile bu alanlara ait koruma hükümleri, kadastro paftalarına işlenir ve tapu sicilinin beyanlar hanesinde belirtilir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, ikinci fıkrasında yer alan “ve yeraltı suyu” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, aynı fıkrada yer alan “uygulanacak hükümler Bakanlıkça belirlenir” ibaresi “bu Yönetmelik hükümleri uygulanır” şeklinde değiştirilmiş, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, altıncı fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş, dokuzuncu fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve on birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) İçme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan yerüstü suyu kaynaklarının korunması amacıyla; ilgili idarenin talebi üzerine, havzanın özellikleri dikkate alınarak bilimsel esaslara dayalı bir çalışma ile içme-kullanma suyu havzası koruma planı hazırlanmasına gerek bulunup bulunmadığı Bakanlıkça değerlendirilir ve karara bağlanır. İdarenin talebi olmaksızın, Bakanlık koruma planı hazırlanmasına karar verebilir; bu alanlarda söz konusu plan, Bakanlık veya İdare tarafından hazırlanır.”</p>

<p>“(5) İçme-kullanma suyu kaynakları için içme-kullanma suyu havzası koruma planı aşağıda belirtilen ilgili idareler tarafından hazırlanır veya hazırlatılır ve Bakanlığa sunulur:</p>

<p>a) Büyükşehir belediyelerine içme-kullanma suyu sağlanan kaynaklar için koruma planları, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idareleri genel müdürlüklerince hazırlanır veya hazırlatılır.</p>

<p>b) Büyükşehir belediyeleri haricindeki yerleşimlere içme-kullanma suyu sağlanan kaynaklar için koruma planları Bakanlık veya Bakanlığın koordinasyonunda ilgili idarece hazırlanır veya hazırlatılır.</p>

<p>c) Aynı yerüstü su kaynağından içme-kullanma suyu temin eden veya etmeyi planlayan birden fazla idare olması halinde koruma planı, Bakanlık veya Bakanlığın koordinasyonunda ilgili idarelerce hazırlanır veya hazırlatılır.</p>

<p>ç) İçme-kullanma suyu amaçlı yeraltı suyu kaynakları için koruma planları, 7/4/2012 tarihli ve 28257 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olarak DSİ tarafından hazırlanır veya hazırlatılır.”</p>

<p>“İçme-kullanma suyu temin edilen su kaynağı havzasının tamamının veya bir kısmının ilgili idarenin mücavir alan sınırları dışında olduğu durumlarda koruma planlarının hazırlanması ve uygulanmasında ilgili havza sınırları içerisinde kalan alanlardan sorumlu valilik, belediye ile su kanalizasyon idaresinin görüşleri alınır.”</p>

<p>“(11) Yürürlükteki içme-kullanma suyu havza koruma planları her tür ve ölçekteki planın hazırlanması ve güncellenmesi aşamasında ilgili planlara aynen işlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(6) İçme-kullanma suyu havzalarındaki faaliyetlere yönelik, ilgili idarelerce iş ve işlemler yürütülürken sırasıyla;</p>

<p>a) Varsa içme-kullanma suyu havza koruma planları,</p>

<p>b) Koruma planı bulunmaması halinde varsa büyükşehir havza koruma yönetmeliği,</p>

<p>c) Büyükşehir havza koruma yönetmeliği bulunmaması halinde ise bu Yönetmelik hükümleri,</p>

<p>esas alınır.</p>

<p>(7) Bakanlık içme-kullanma suyu havzalarının kalite ve miktar açısından korunması ve yapısal faaliyetlerin tespitine yönelik coğrafi bilgi sistemi altlıklı su veri tabanını oluşturur. İdareler ve mevzuatı kapsamında görev ve sorumlulukları bulunan kurum ve kuruluşlar; bu Yönetmelik kapsamında yürüttükleri faaliyetler, havza koruma planlarının uygulanmasının takibine yönelik yapılan denetimler ve tesis edilen idari işlemlere ilişkin bilgileri, ocak ve temmuz aylarında olmak üzere yılda iki kez dijital bilgi sistemine kaydeder. Bakanlık, gerekli gördüğü hâllerde ilave bilgi ve belge talep edebilir.</p>

<p>(8) İçme-kullanma suyu havzalarında yürütülen iş ve işlemler sırasında;</p>

<p>a) Uygulamada farklılık ortaya çıkması,</p>

<p>b) Kurumlar arasında görüş ayrılığı bulunması,</p>

<p>c) Teknik ve bilimsel değerlendirme gerektiren hususlarda tereddüt oluşması,</p>

<p>ç) Bu Yönetmelik ile içme-kullanma suyu havza koruma planlarında açık hüküm bulunmaması,</p>

<p>d) Bu Yönetmelik veya içme-kullanma suyu havza koruma planlarında yer alan hükümler ile faaliyetin niteliğine veya gerçekleştirileceği alana ilişkin mevzuat hükümlerinin uygulanmasında tereddüt, farklılık veya uyuşmazlık bulunması,</p>

<p>hallerinde re’sen veya talep üzerine Tarım ve Orman Bakanı onayıyla konuya ilişkin karar alınarak uygulamaya yönelik işlem tesis edilir. Alınan karar varsa havza koruma planına işlenir. Bakanlık bu fıkra kapsamında bilimsel veya teknik rapor talep edebilir. Bu fıkra kapsamında Bakanlık tarafından görüş verilmesi halinde söz konusu görüş esas alınır.</p>

<p>(9) Koruma alanlarının herhangi biri için öngörülen yasaklama ve kısıtlamalar aksi belirtilmedikçe daha dar koruma alanları için de uygulanır.</p>

<p>(10) İçme-kullanma suyu kaynaklarının kalitesinin ve miktarının korunması ile iyileştirilmesi maksadıyla, bu Yönetmelik kapsamında görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlara yönelik olarak Bakanlık eğitim, uyumlaştırma çalışmaları yapar veya yaptırır.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Su yüzeyi</p>

<p>MADDE 8- (1) Su yüzeyi, içme-kullanma suyu amaçlı yerüstü su kaynaklarının maksimum su seviyesine kadar olan su biriktirme alanını ifade eder.</p>

<p>(2) Su yüzeyinde içme-kullanma suyu temini ile ilişkili teknik yapılar haricinde hiçbir yapı yapılamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(3) Su yüzeyine arıtılsa dahi atıksuların doğrudan deşarjına izin verilmez.</p>

<p>(4) Su yüzeyine doğrudan veya dolaylı olarak her türlü atık ve artıkların atılması, boşaltılması yasaktır.</p>

<p>(5) İçme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan tabii göl, baraj gölü ve göletlerde su ürünleri yetiştiriciliği tesislerine izin verilmez. Ancak, DSİ tarafından ekonomik bölge oluşturulan tabii göl, baraj gölü ve göletlerde, su ürünleri avcılığına ve maksimum su seviyesindeki göl alanı 75.000 hektardan büyük baraj göllerinde asgari su kotundaki göl alanının binde birine kadar alanda su ürünleri yetiştiriciliğine uygulama esasları çerçevesinde Bakanlıkça izin verilebilir. İçme-kullanma suyu alma yapısına 1000 metreden daha yakın olan alanlarda ve bu yapıların bulunduğu koylarda su ürünleri yetiştiriciliği yapılamaz.</p>

<p>(6) Su yüzeyinde yelkenli, kürekli, akümülatör veya elektrik ile çalışan vasıtalara, sallara ve bu kapsamda yapılacak sportif faaliyetlere Bakanlığın uygun görüşü ile izin verilebilir. Akaryakıt ile çalışan kayık, motor ve benzeri araçların ise kullanılmasına izin verilmez. Ancak, su kalitesinin izlenmesi, yöre halkının, güvenlik, toplu taşıma, su ürünleri istihsali gibi gerekli ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, akaryakıt ile çalışacak su araçlarının kullanılmasına, bu amaçla ihtiyaç duyulacak kalıcı yapı niteliği taşımayan sökülüp takılabilir nitelikteki iskele yapılarına içme-kullanma suyu alma yapısına 300 metreden daha yakın olmamak şartıyla Bakanlığın uygun görüşü ile izin verilebilir. Verilecek izinler kapsamında kullanılacak araçlarda oluşabilecek her türlü atıksu ve sintine suyunun arıtıldıktan sonra bile içme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan tabii göl, baraj gölü ve göletlere boşaltılması yasaktır.</p>

<p>(7) Su yüzeyinde yeni yol, köprü, viyadük ve benzeri yapılara izin verilmez.</p>

<p>(8) İçme-kullanma suyu temin edilen baraj göllerinin havzalarında oluşturulacak koruma alanları, memba yönündeki ilk baraj gölünün su toplama havzasında son bulur.</p>

<p>(9) Su yüzeyinde yenilenebilir enerji santralleri dahil olmak üzere hiçbir enerji santrali kurulamaz.</p>

<p>(10) Su yüzeyinde mevcut elektrik enerjisi iletim ve dağıtım hatlarının bakım ve onarım çalışmaları, su kalitesini ve miktarını olumsuz etkilemeyecek şekilde yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş, sekizinci fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmış, on birinci fıkrasında yer alan “5/3/2013 tarihli ve 28578 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mesire Yerleri Yönetmeliği çerçevesinde belirlenmiş mesire yerlerine” ibaresi “28/5/2022 tarihli ve 31849 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Orman Parkları Yönetmeliği çerçevesinde belirlenmiş orman parklarına” şeklinde değiştirilmiş, on beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, on sekizinci fıkrasına “gazlaştırma tesisi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “jeotermal enerji santrali,” ibaresi eklenmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“İçme-kullanma su alma yapısını kullanan birden fazla idare bulunması halinde su tahsis oranları nispetinde kamulaştırma yapılır.”</p>

<p>“(15) Yeni akaryakıt istasyonlarına, gaz dolum istasyonlarına, kara araçları için kullanılacak şarj dolum istasyonlarına ve kimyasal madde depolarına, sıvı ve katı yakıt depolarına izin verilmez. Mevcut akaryakıt istasyonları, şarj dolum istasyonları ve gaz dolum istasyonları TSE’nin ilgili standartlarına uygun hale getirilinceye kadar kapatılır. Standartlara uygun hale getirilen istasyonlarda akaryakıt ve gaz satışı dışında dinlenme tesisi, oto yıkama, bakım, yağ değişimi ve benzeri faaliyetlere izin verilmez. Mevcut akaryakıt istasyonlarında, kirlilik oluşmaması hususunda gerekli önlemlerin alınması koşuluyla şarj dolum istasyonları kurulabilir.”</p>

<p>“(19) 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun ikinci maddesinde tanımlanan 2/B alanlarından mutlak koruma alanı içerisinde kalanlar hak sahiplerine satılamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “sadece Mesire Yerleri Yönetmeliği çerçevesinde belirlenmiş mesire yerlerinde ve” ibaresi “Orman Parkları Yönetmeliği çerçevesinde belirlenmiş orman parklarında ve” şeklinde, “mesire yeri” ibaresi “orman parkı” şeklinde değiştirilmiş, on birinci fıkrasında yer alan “Bakanlık tarafından yetki verilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşunun görüşleri doğrultusunda organik tarım yapılamayacağının teknik olarak raporlandığı durumlarda,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, on altıncı fıkrasına “gazlaştırma tesisi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “jeotermal enerji santrali,” ibaresi eklenmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(17) 6292 sayılı Kanun uyarınca, Hazineye ait tarım arazilerinden kısa mesafeli koruma alanı içerisinde kalanlar hak sahiplerine satılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “Mesire Yerleri Yönetmeliği çerçevesinde belirlenmiş mesire yerlerinde” ibaresi “Orman Parkları Yönetmeliği çerçevesinde belirlenmiş orman parklarında” şeklinde, “mesire yeri” ibaresi “orman parkı” şeklinde değiştirilmiş, on beşinci fıkrasına “şartıyla” ibaresinden sonra gelmek üzere “jeotermal enerji santrali,” ibaresi eklenmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(16) Orta mesafeli koruma alanında Bakanlığın kontrolünde yerleşik halkın zati ihtiyacını karşılamak amacı ile hayvancılık faaliyetlerine izin verilebilir. Bu fıkra kapsamında izin verilen hayvancılık amaçlı yapılardan kaynaklanan hayvansal atıkların sızdırmazlığı sağlanmış depolarda biriktirilerek ilgili mevzuat çerçevesinde bertaraf edilmesi zorunludur.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin on dördüncü fıkrasına birinci cümlesinden önce gelmek üzere aşağıdaki cümle ve aynı fıkraya “şartıyla” ibaresinden sonra gelmek üzere “jeotermal enerji santrali,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>“Uzun mesafeli koruma alanında termik santral, gazlaştırma tesisi, biyogaz tesisi ve biyokütle tesisi kurulmasına izin verilmez.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yeraltı suları için esaslar</p>

<p>MADDE 14- (1) İçme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan yeraltı sularının kalite değerlendirmesi, izlenmesi, korunması ve koruma alanlarının belirlenmesine ilişkin hususlar, 16/12/1960 tarihli ve 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun, Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik, Yüzeysel Sular ve Yeraltı Sularının İzlenmesine Dair Yönetmelik ile İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yürütülür.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “büyükşehir belediyesi ve diğer belediyelerin” ibaresi “büyükşehir belediyeleri, diğer belediyeler ve il özel idarelerinin” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 11 inci maddesinin sekizinci fıkrası, 12 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve sekizinci fıkraları, 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “Çevre ve Şehircilik” ibareleri “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Havza koruma planlarının bu Yönetmeliğe uyumunun sağlanması</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 3- (1) Bakanlık veya idare, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde havza koruma planlarını, Bakanlıkça yapılacak değerlendirme neticesine göre bu Yönetmelik ile belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yeniden düzenler. Bakanlık, söz konusu değerlendirmeye esas olmak üzere idarelerden bilimsel veya teknik rapor hazırlanmasını talep edebilir. Yapılacak düzenlemeler Tarım ve Orman Bakanı onayı ile yürürlüğe konulur.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/icme-kullanma-suyu-havzalarinin-korunmasina-dair-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/tarim-ve-orman-bakanligin.jpg" type="image/jpeg" length="70880"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Jandarma Genel Komutanlığında Görevli Devlet Memurlarının Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/jandarma-genel-komutanliginda-gorevli-devlet-memurlarinin-gorevde-yukselme-ve-unvan-degisikligi-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/jandarma-genel-komutanliginda-gorevli-devlet-memurlarinin-gorevde-yukselme-ve-unvan-degisikligi-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Jandarma Genel Komutanlığında Görevli Devlet Memurlarının Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 04 Ağustos 2026 Tarihli ve 33330 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İçişleri Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞINDA GÖREVLİ DEVLET MEMURLARININ GÖREVDE YÜKSELME VE UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>23/8/2006 tarihli ve 26268 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Jandarma Genel Komutanlığında Görevli Devlet Memurlarının Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına “Kanunu” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi yürürlükten kaldırılmış ve (d), (e), (h) ve (i) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“d) Görevde yükselme: 657 sayılı Kanuna tabi görevlerden bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılan görevlere aynı veya başka hizmet gruplarından yapılacak görevde yükselme niteliğindeki atamaları,</p>

<p>e) Görevde yükselme sınavı: Görevde yükselme suretiyle atanacaklar için yapılacak yazılı ve sözlü sınavı,”</p>

<p>“h) Kurum: Jandarma Genel Komutanlığı karargâhı ile bağlı birlik ve kurumlarını, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığını,”</p>

<p>“i) Unvan değişikliği sınavı: En az ortaöğretim düzeyinde mesleki veya teknik eğitim sonucu ihraz edilen unvanlara ilişkin görevlere atanabilmek için yapılan yazılı ve sözlü sınavı,”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar ve hizmet grupları</p>

<p>MADDE 5- (1) Bu Yönetmelik kapsamında görevde yükselmeye tabi kadrolar aşağıda belirtilmiştir:</p>

<p>a) Yönetim hizmetleri grubu;</p>

<p>1) Şube müdürü, yazı işleri müdürü.</p>

<p>2) Müdür yardımcısı, şube müdür yardımcısı.</p>

<p>b) Araştırma ve planlama hizmetleri grubu;</p>

<p>1) Uzman.</p>

<p>c) Hukuk hizmetleri grubu;</p>

<p>1) Hukuk müşaviri.</p>

<p>ç) İdari hizmetler grubu;</p>

<p>1) Veri hazırlama ve kontrol işletmeni, hesap sorumlusu, memur, güvenlik görevlisi, şoför, muhasebeci, matbaacı, zabıt katibi.</p>

<p>d) Destek hizmetleri grubu;</p>

<p>1) Teknisyen yardımcısı, aşçı, garson, kaloriferci, berber, bahçıvan, kuru temizlemeci, ütücü-kolacı, hademe, ambalaj memuru, fırıncı/hamurkâr, kasap, tahmil tahliye memuru, hizmetli, terzi.</p>

<p>(2) Unvan değişikliğine tabi kadrolar:</p>

<p>a) Avukat, mimar, mühendis, matematikçi, istatistikçi, fizikçi, kimyager, fotoğrafçı, arkeolog, çözümleyici programlayıcı, psikolog, psikolojik danışman, diyetisyen, biolog, eczacı, laborant, hemşire, mütercim, öğretmen, tekniker, teknisyen, teknik ressam, kütüphaneci, sosyolog, grafiker, veteriner hekim, tercüman, fizyoterapist, iç mimar, sağlık teknikeri.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 6- (1) Görevde yükselme niteliğinde yapılacak atamalara ait kadrolarda aşağıdaki genel şartlar aranır:</p>

<p>a) 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanabilme şartlarını taşımak.</p>

<p>b) İlan edilen kadrolar için bu şartı sağlayan personel bulunmaması durumu hariç olmak üzere, kurumda altı ay çalışmış olmak.</p>

<p>c) Görevde yükselme yazılı ve sözlü sınavında başarılı olmak.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6/A maddesinin birinci fıkrasının (d), (e), (f) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (b) bendinde yer alan “şube müdür yardımcısı” ibaresi “müdür yardımcısı ya da şube müdür yardımcısı” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkranın (a) ve (c) bentleri ve aynı maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“d) Uzman kadroları için; fakülte veya en az dört yıllık yükseköğrenim mezunu olmak, asgari altı yıl hizmet süresi bulunmak, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, hesap sorumlusu, memur, güvenlik görevlisi, şoför, muhasebeci, matbaacı, zabıt katibi unvanlarında ayrı ayrı veya birlikte en az dört yıl görev yapmış olmak,</p>

<p>e) Veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadroları için; en az iki yıllık yükseköğretim mezunu olmak, Milli Eğitim Bakanlığınca onaylanmış bilgisayar işletmenliği sertifikasına sahip olmak veya öğrenimi sırasında zorunlu/ortak/seçmeli bilgisayar dersi alarak bu hususu resmî olarak belgelemiş olmak, asgari dört yıl hizmet süresi bulunmak, teknisyen yardımcısı, aşçı, garson, kaloriferci, berber, bahçıvan, kuru temizlemeci, ütücü/kolacı, hademe, ambalaj memuru, fırıncı/hamurkâr, kasap, tahmil tahliye memuru, hizmetli, terzi unvanlarında ayrı ayrı veya birlikte en az iki yıl görev yapmış olmak,</p>

<p>f) Muhasebeci kadroları için; en az iki yıllık yükseköğretim kurumlarının muhasebe ve vergi uygulamaları bölümü ile Yükseköğretim Kurulunca bu bölüme eş değer kabul edilen bölümlerin birinden mezun olmak veya iki yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olup müracaat edilen görev ile ilgili sertifika, kurs belgesi veya bonservisi bulunmak, asgari dört yıl hizmet süresi bulunmak, teknisyen yardımcısı, aşçı, garson, kaloriferci, berber, bahçıvan, kuru temizlemeci, ütücü/kolacı, hademe, ambalaj memuru, fırıncı/hamurkâr, kasap, tahmil tahliye memuru, hizmetli, terzi unvanlarında ayrı ayrı veya birlikte en az iki yıl görev yapmış olmak,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>g) Memur kadroları için; en az ortaöğretim mezunu olmak, asgari dört yıl hizmet süresi bulunmak, teknisyen yardımcısı, aşçı, garson, kaloriferci, berber, bahçıvan, kuru temizlemeci, ütücü/kolacı, hademe, ambalaj memuru, fırıncı/hamurkâr, kasap, tahmil tahliye memuru, hizmetli, terzi unvanlarında ayrı ayrı veya birlikte en az iki yıl görev yapmış olmak,”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 7- (1) Unvan değişikliğine tabi kadrolara atanacaklarda, 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanabilme şartlarını taşımak ve unvan değişikliği yazılı ve sözlü sınavında başarılı olmak şartı aranır. Ayrıca;</p>

<p>a) Mühendis, mimar, psikolog, diyetisyen, biolog, eczacı, veteriner hekim, fizyoterapist, istatistikçi, kimyager, arkeolog, kütüphaneci, sosyolog, grafiker ve iç mimar kadrolarına atanabilmek için, en az dört yıllık eğitim veren yurt içindeki veya bunlara denkliği yetkili makamlar tarafından onaylanmış yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,</p>

<p>b) Avukat kadrosuna atanabilmek için;</p>

<p>1) Yurt içindeki veya bunlara denkliği yetkili makamlar tarafından onaylanmış yurt dışındaki hukuk fakültelerinden mezun olmak,</p>

<p>2) Avukatlık stajını yapmış olmak,</p>

<p>c) Mütercim veya tercüman kadrosuna atanabilmek için;</p>

<p>1) Yurt içindeki veya bunlara denkliği yetkili makamlar tarafından onaylanmış yurt dışındaki fakülte ve dört yıllık yüksekokulların mütercim ve tercümanlık bölümünden mezun olmak,</p>

<p>2) Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavında (YDS) veya Elektronik Yabancı Dil Sınavında (e-YDS) en az (B) seviyesinde puan almış olmak,</p>

<p>ç) Tekniker ve sağlık teknikeri kadrolarına atanabilmek için, en az iki yıl süreli mesleki veya teknik yüksekokulların ilgili bölümlerinden mezun olmak,</p>

<p>d) Laborant, hemşire veya teknisyen kadrolarına atanabilmek için, en az lise veya dengi mesleki veya teknik eğitim veren okulların ilgili bölümlerinden mezun olmak,</p>

<p>gerekir.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik kapsamındaki personelin, en az ortaöğretim düzeyinde mesleki veya teknik eğitim sonucu ihraz edilen unvanlara ilişkin görevlere atanmaları, bu Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yaptırılacak unvan değişikliği sınavı sonunda başarı sıralamasındaki başarı puanlarına göre gerçekleştirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin üçüncü bölümünün başlığı “Duyuru ve Başvuru” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 9- (1) Kurum tarafından ihtiyaç duyulan söz konusu kadroların öncelikle boş olması halinde, mevcut boş kadrolar arasından hizmet gerekleri ve personel planlaması esas alınarak, ihtiyaçlar doğrultusunda Bakan onayı ile belirlenen kadrolara görevde yükselme ve/veya unvan değişikliği sınavı yapılmasına karar verilmesini müteakip;</p>

<p>a) Atama yapılacak kadroların birimi, sınıfı, unvanı, adedi, kadro derecesi, niteliklerine göre başvuru şartları, sınav konu başlıkları ve diğer hususlar yazılı sınav tarihinden en az iki ay önce birlik ve kurumlara duyurulur.</p>

<p>b) Yapılacak duyuru üzerine karargâh, birlik ve kurum amirliklerince duyurulan kadrolar için belirlenen başvuru tarihinin son günü itibarıyla aranan nitelikleri taşıyanların, başvuru şartlarını taşıdığı farklı unvanlı kadrolardan sadece biri için yapacakları başvuruları, dilekçesiyle birlikte duyurudan itibaren on iş günü içinde Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığına gönderilir.</p>

<p>c) Personel Başkanlığınca sınavlara başvuru yapan personelin durumları incelenerek aranan şartları taşıyanlar tespit edilir ve sınavlara katılmaya hak kazananlar kurumun resmî internet veya intranet sitesinde duyurulur. Duyurudan itibaren iki iş günü içinde itirazlar alınarak beş iş günü içinde sonuçlandırılır ve ilgililere yazılı olarak bildirilir. Süresi içinde yapılmayan itirazlar dikkate alınmaz.</p>

<p>ç) Aylıksız izinde bulunanlar da dâhil olmak üzere, ilgili mevzuatı uyarınca verilmesi zorunlu izinleri kullanmakta olan kurum personelinin görevde yükselme ve/veya unvan değişikliği sınavına başvurmaları mümkündür.</p>

<p>(2) Başvuru tarihi itibarıyla aşağıda belirtilen durumda olanlar, görevde yükselme ve/veya unvan değişikliği sınavına başvuruda bulunamazlar:</p>

<p>a) Aday memur olanlar.</p>

<p>b) Görevden uzaklaştırılanlar, tutuklu veya hükümlü bulunanlar.</p>

<p>c) Kurum personeli olmayanlar.</p>

<p>ç) 657 sayılı Kanuna göre memur statüsünde olmayanlar.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 13- (1) Jandarma Genel Komutanlığınca kurumun kadro imkânları ve hizmet ihtiyaçları esas alınmak suretiyle, ihtiyaç duyulan zamanda görevde yükselme ve/veya unvan değişikliği sınavı yapılabilir. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları yazılı ve sözlü sınav olmak üzere iki aşamalı olarak yapılır.</p>

<p>(2) Görevde yükselme ve unvan değişikliği yazılı sınavlarına ilişkin konu başlıkları duyuruda belirtilir.</p>

<p>(3) Görevde yükselme yazılı ve sözlü sınav işlemleri Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Personel Temin Merkezi Komutanlığı tarafından yürütülür. Yazılı sınav Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Personel Temin Merkezi Komutanlığı tarafından yapılabileceği gibi Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına, Millî Eğitim Bakanlığına veya Yükseköğretim Kurumlarından birine de yaptırılabilir. Sözlü sınav, sınav kurulu tarafından icra edilir.</p>

<p>(4) Unvan değişikliği sınavı belirlenecek görev alanları ve atama yapılacak görevin niteliğine ilişkin konularda yaptırılır. Bu sınava katılacaklarda, kurumda veya öğrenim durumları ile ilgisi bulunmayan görevlerde belirli süre hizmet yapmış olma şartı aranmaz.</p>

<p>(5) Unvan değişikliği sınavı yazılı ve sözlü sınav işlemleri Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Personel Temin Merkezi Komutanlığı tarafından yürütülür. Yazılı sınav Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına, Millî Eğitim Bakanlığına veya Yükseköğretim Kurumlarından birine yaptırılır. Sözlü sınav, sınav kurulu tarafından icra edilir.</p>

<p>(6) Yazılı sınavlar, yüz tam puan üzerinden değerlendirilir. Yazılı sınavda en az altmış puan alanlar başarılı sayılır.</p>

<p>(7) Yazılı sınavda kopya çekenler, kopya verenler veya bunlara teşebbüs edenler ile sınav kâğıtlarına belirtici işaret koyanlar sınav salonundan çıkarılır ve düzenlenecek bir tutanakla sınav kâğıtları geçersiz sayılır. Ayrıca bu kişiler hakkında idari işlem ve koşulları var ise adli işlem başlatılır.</p>

<p>(8) Yazılı sınavda, istenilen başarı puanından az olmamak kaydıyla, en yüksek puan alan adaydan başlamak üzere duyurulan kadro sayısının üç katına kadar aday sözlü sınava çağrılır. Son adayla aynı puana sahip olan personelin tamamı sözlü sınava çağrılır.</p>

<p>(9) Sözlü sınavda ilgili personel; sınav kurulunun her bir üyesi tarafından EK-1’de yer alan Sözlü Sınav Değerlendirme Formu esas alınarak yüz tam puan üzerinden değerlendirilir. Her üyenin vermiş olduğu puanların aritmetik ortalaması alınarak personelin sözlü sınav puanı tespit edilir. Sözlü sınavda yüz üzerinden en az yetmiş puan alanlar başarılı sayılır.</p>

<p>(10) Yazılı sınavın yürütülmesine ve itirazlara ilişkin hususlar ile sınav yapılacak yerler, sınav bedeli ve bu bedelin tahsil usulü, sınava girişte uyulacak kurallar, sınav usulü ve sınavla ilgili diğer hususlar hakkında ilgili kurumla protokol tanzim edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Sınav Kurulu, atamaya yetkili amir veya görevlendireceği kişinin (Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Personel Temin Merkezi Komutanı) başkanlığında, atamaya yetkili amir tarafından en az Şube Müdürü olarak görev yapan personel arasından seçilecek Hukuk Hizmetleri Başkanlığından bir, Personel Başkanlığından üç üye olmak üzere toplam beş üyeden teşkil edilir. Aynı usulle yedek üyeler de seçilir.”</p>

<p>“(5) Kurulun sekretarya hizmetleri kurumun Personel Başkanlığınca yürütülür.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 16- (1) Sınav kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Atanılacak görevin niteliğine göre görevde yükselme ve/veya unvan değişikliği yazılı sınav konularının başlıklarını tespit etmek ve yayımlanacak emirde duyurulmasını sağlamak.</p>

<p>b) Sözlü sınavı yapmak.</p>

<p>c) Yazılı ve sözlü sınav sonuçlarını ilgililere duyurmak.</p>

<p>ç) Yazılı ve sözlü sınav sonuçlarına yapılacak itirazların sonuçlandırılmasını sağlamak.</p>

<p>d) Yazılı ve sözlü sınavlara ilişkin diğer işleri yürütmek.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Sınav sonuçlarının açıklanması ve başarı puanı</p>

<p>MADDE 17- (1) Sınav kurulu tarafından yazılı ve sözlü sınav sonuçlarının açıklanması, başarı puanlarının tespit edilmesine yönelik işlemler aşağıda belirtildiği şekilde yürütülür:</p>

<p>a) Yazılı sınav sonuçlarının sınav kuruluna ulaşmasını müteakip beş iş günü içinde sonuçlar, kurumun resmi internet veya intranet sitesinde duyurulur.</p>

<p>b) Yazılı sınav sonuçlarının kesinleşmesini müteakip on beş iş günü içinde sözlü sınava ilişkin yer, zaman ve diğer hususlar, kurumun resmi internet veya intranet sitesinde duyurulur.</p>

<p>c) Sözlü sınavın tamamlanmasını müteakip on beş iş günü içinde sözlü sınav sonuçları, kurumun resmi internet veya intranet sitesinde duyurulur.</p>

<p>ç) Sözlü sınav sonuçlarının kesinleşmesini müteakip, yazılı ve sözlü sınav puanlarının aritmetik ortalaması esas alınmak suretiyle başarı puanları tespit edilir ve on beş iş günü içinde kurumun resmi internet veya intranet sitesinde duyurulur.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Başarı sıralaması</p>

<p>MADDE 18- (1) İlan edilen boş kadro sayısı kadar atama yapılmasında başarı puanı esas alınır.</p>

<p>(2) Başarı puanı üstünlüğü esasına göre sınava dâhil her bir unvan için adayların başarı sıralaması belirlenir ve başarı sıralaması listesi onaylanarak kesinleşmesini müteakip kurumun resmi internet veya intranet sitesinde duyurulur.</p>

<p>(3) Başarı puanlarının eşit olması halinde sırasıyla;</p>

<p>a) Hizmet süresi fazla olana,</p>

<p>b) Daha üst öğrenimi bitirmiş olana,</p>

<p>c) Üst öğrenim mezuniyet notu yüksek olana,</p>

<p>öncelik verilmek suretiyle en yüksek puandan başlamak üzere başarı sıralaması belirlenir.</p>

<p>(4) Sınavda başarılı olmalarına rağmen ilan edilen kadro sayısı nedeniyle ataması yapılamayacak personelden en fazla asıl aday sayısı kadar personel, kurumca ihtiyaç duyulması halinde başarı sıralaması listesinde yedek olarak belirlenebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğe 18 inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Sınav sonuçlarına itiraz</p>

<p>MADDE 18/A- (1) Sınava katılanlar gerekçelerini belirtmek suretiyle yazılı ve sözlü sınav sonuçlarına itiraz edebilirler.</p>

<p>(2) Yazılı sınav sonuçlarına ilişkin itirazlar;</p>

<p>a) Sınavın Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Personel Temin Merkezi Komutanlığı tarafından yapılması durumunda, sınav sonuçlarının ilanından itibaren beş iş günü içinde dilekçe ile kadro/görev birimleri aracılığıyla Personel Başkanlığına yapılır ve sınav kurulu tarafından yirmi gün içinde incelenerek sonucu ilgiliye bildirilir.</p>

<p>b) Sınavın 13 üncü maddede sayılan kurumlardan birine yaptırılması durumunda, sınavı icra eden kurum tarafından duyuruda belirtilen süre içinde yapılır ve incelenerek sonucu ilgiliye bildirilir.</p>

<p>(3) Sözlü sınav sonuçlarına ilişkin itirazlar ise sözlü sınav sonuçlarının duyurulmasını müteakip beş iş günü içinde dilekçe ile kadro/görev birimleri aracılığıyla Personel Başkanlığına yapılır ve sınav kurulu tarafından yirmi gün içinde incelenerek sonucu ilgiliye bildirilir.</p>

<p>(4) Her ne sebeple olursa olsun yazılı ve sözlü sınava ilişkin süresinde ulaşmayan itirazlar, değerlendirmeye alınmaz.</p>

<p>(5) Yazılı sınavların;</p>

<p>a) Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığınca yapılması durumunda hatalı sorulara tekabül eden puanlar eşit şekilde diğer sorulara dağıtılır.</p>

<p>b) 13 üncü maddede sayılan kurumlardan birine yaptırılması durumunda ise hatalı sorular ile ilgili hususlar sınavı yapan kurum ile yapılacak protokol kapsamında yürütülür.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Aynı Yönetmeliğin 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 19- (1) Görevde yükselme ve/veya unvan değişikliği sınavı sonucunda atamalar, başarı sıralaması listesinin kesinleşmesini müteakip üç ay içinde en yüksek puandan başlamak üzere belirlenen başarı sıralamasına göre duyurulan boş kadro sayısı kadar yapılır. Aynı usulle yedekler belirlenir.</p>

<p>(2) Tercih alınması durumunda başarı sıralaması esas alınarak ilgili personelin tercihlerine göre atamaları yapılır. Tercihte bulunmayan personelin atanma hakkından feragat ettiği kabul edilir.</p>

<p>(3) Duyurulan kadrolardan;</p>

<p>a) Atanma şartlarını taşımadıkları için sınavların geçersiz sayılması veya bu sebeple atamaların iptal edilmesi, atanılan göreve geçerli bir mazeret olmaksızın süresi içinde başlanmaması ya da atanma hakkından vazgeçilmesi,</p>

<p>b) Emeklilik, ölüm, memurluktan çekilme veya çıkarılma, başka unvanlı kadrolara ya da başka bir kuruma naklen atanma,</p>

<p>sebepleriyle boş kalan veya boşalanlara başarı sıralamasının kesinleştiği tarihten itibaren altı aylık süreyi aşmamak üzere aynı unvanlı kadro için yapılacak müteakip sınava ilişkin duyuruya kadar, kurumca belirlenmiş olması halinde yedekler arasından başarı sıralamasına göre atama yapılabilir.</p>

<p>(4) Görevde yükselme ve/veya unvan değişikliği sınavına herhangi bir sebeple katılmayanlar ile başarısız olan veya yedeklerden altı ay içindeki müteakip sınava ilişkin duyuruya kadar atanmamış olanlar ya da atanma haklarından herhangi bir sebeple feragat edenler, aynı unvanlı kadrolara yapılacak atamalar için bu Yönetmelikte öngörülen bütün usul ve esaslara tabidir.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine aşağıdaki cümle ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Hukuk müşavirliği kadroları için Kurumda en az on yıl avukat kadrosunda çalışan personelin, geçirileceği sınıf ve unvanın özlük haklarını kabul ederek istekli olması durumunda, Başkan veya Müstakil Daire Başkanı tarafından EK-2’de yer alan formla birlikte Personel Başkanlığına atamasının teklif edilmesi hâlinde, atamaya yetkili amir tarafından değerlendirmeye alınır.”</p>

<p>“(3) Bu Yönetmelik kapsamındaki personelden doktora öğrenimini bitirmiş olanlar, unvan değişikliği sınavına katılmaksızın öğrenimle kazandıkları unvanlara ilişkin kadrolara atanabilirler.”</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Aynı Yönetmeliğin 24 üncü maddesinin birinci fıkrasına “şartı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile alt görev hizmet süresi” ibaresi eklenmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>Aynı Yönetmeliğin EK-1’i ve EK-2’si ekteki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı yürütür.</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260804-2-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/jandarma-genel-komutanliginda-gorevli-devlet-memurlarinin-gorevde-yukselme-ve-unvan-degisikligi-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/icisleri-5.jpg" type="image/jpeg" length="68560"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları ile İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları Hakkında Yönetmelik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yerel-iklim-degisikligi-eylem-planlari-ile-il-iklim-degisikligi-koordinasyon-kurullari-hakkinda-yonetmelik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yerel-iklim-degisikligi-eylem-planlari-ile-il-iklim-degisikligi-koordinasyon-kurullari-hakkinda-yonetmelik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları ile İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları Hakkında Yönetmelik, 04 Ağustos 2026 Tarihli ve 33330 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>YEREL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EYLEM PLANLARI İLE İL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KOORDİNASYON KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Türkiye’nin net sıfır emisyon hedefi, ulusal katkı beyanı ve ilgili planlama araçları dikkate alınarak, iklim değişikliğine uyum sağlanması ve sera gazı emisyonlarının azaltımı amacıyla il ölçeğinde hazırlanacak yerel iklim değişikliği eylem planlarına ilişkin ilkeler, idari ve teknik usul ve esaslar ile il iklim değişikliği koordinasyon kurullarının çalışma usul ve esaslarının belirlenmesidir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; yerel iklim değişikliği eylem planlarının hazırlanması, karara bağlanması, uygulanması, izlenmesi, değerlendirilmesi ve raporlanmasına ilişkin genel ilkeler ile ilgili kurum ve kuruluşların görev, yetki ve sorumluluklarıyla il iklim değişikliği koordinasyon kurullarının çalışma usul ve esaslarını kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 2/7/2025 tarihli ve 7552 sayılı İklim Kanununun 7 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar ve kısaltmalar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Adil geçiş: İklim değişikliğiyle mücadelede ve yeşil büyüme sürecinde; çocuklar, kadınlar, yaşlılar, engelliler gibi süreçten en fazla etkilenebilecek kişiler öncelikli olmak üzere herkesi kapsayacak, istihdam sürecinin uygun tedbirler alınarak yönetildiği ve yeni istihdam alanlarının oluşturulduğu, ekonomik, çevresel ve sosyal kazanımların en üst düzeyde tutulduğu politika ve uygulamaları,</p>

<p>b) Bakanlık: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını,</p>

<p>c) Başkanlık: İklim Değişikliği Başkanlığını,</p>

<p>ç) E-YİDEP: YİDEP’lere ilişkin verinin yüklendiği çevrim içi sistemi,</p>

<p>d) İklim değişikliğine uyum: İklim değişikliğinin mevcut veya olası olumsuz etkilerini önlemeye, muhtemel zararları en aza indirmeye ya da ortaya çıkabilecek fırsatlardan yararlanmaya yönelik süreci,</p>

<p>e) İklim Portal: İklim değişikliği alanında kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve bireyler tarafından gerçekleştirilen çalışmalara ait veri, bilgi, belgelerin tek bir kaynakta toplanarak paydaşların erişimine açıldığı, E-YİDEP dâhil izleme sistemlerini ve karar destek araçlarını içeren çevrim içi portalı,</p>

<p>f) İklim risk değerlendirmesi: İklim değişikliğinin mevcut etkileri ile gelecekteki olası etkilerinin insanlar, ekosistemler ve türler, sosyal ve kültürel varlıklar ile ekonomik sektörler üzerindeki sonuçlarını belirlemek amacıyla yapılan değerlendirmeyi,</p>

<p>g) İl İDKK: İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulunu,</p>

<p>ğ) İl sera gazı envanteri: İl düzeyinde; insan faaliyetleri kaynaklı sera gazı emisyonları ile yutak alanlardaki değişimleri karbondioksit eşdeğeri cinsinden ifade eden, yıllık olarak hazırlanan ve hesaplama detayları ile kapsamı teknik kılavuzla belirlenen envanteri,</p>

<p>h) Karar destek araçları: Yerel düzeyde iklim değişikliğine uyum ve sera gazı emisyonlarının azaltımı eylemlerinin belirlenmesi, uygulanması ve/veya izlenmesi/değerlendirmesine yönelik karar vericileri desteklemek amacıyla oluşturulan uygulamaları,</p>

<p>ı) Planlama araçları: Kurum ve kuruluşlarca hazırlanan ve iklim değişikliği ile mücadeleye doğrudan ya da dolaylı olarak katkı sağlayan plan, program, strateji, eylem planı ve sair politika belgelerini,</p>

<p>i) Sera gazı emisyonlarının azaltımı: Sera gazı emisyonlarının azaltılması ile yutak alanların korunması, artırılması ve iyileştirilmesi faaliyetlerini,</p>

<p>j) Sera gazı emisyonu: Kızıl ötesi radyasyon emen ve yeniden salan, hem tabii ve hem de beşeri kaynaklı olabilen karbondioksit, metan, diazotoksit ve hidroflorokarbonlar, perflorokarbonlar, kükürt hekzaflorür gazlarının ve gaz benzeri diğer atmosfer bileşenlerin salımını,</p>

<p>k) Tehlike haritaları: İklim değişikliğiyle ilişkili olarak günümüzde veya gelecekte ortaya çıkabilecek aşırı hava ve iklim olaylarını gösteren haritaları,</p>

<p>l) Teknik kılavuz: YİDEP’lerin hazırlanmasına, uygulanmasına, izlenmesine ve değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasları içeren ve Başkanlığın resmî internet sitesinde yayımlanan kılavuzu,</p>

<p>m) YİDEP: Yerel iklim değişikliği eylem planını,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Yerel İklim Değişikliği Eylem Planlarına İlişkin Hükümler</p>

<p><strong>Genel hükümler</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) YİDEP, her ilde, il sınırları dâhilinde bütüncül olarak iklim değişikliğine uyum ve sera gazı emisyonlarının azaltımı amacıyla katılımcı, bilimsel ve adil geçiş gereklilikleri gözetilerek hazırlanır.</p>

<p>(2) YİDEP’in hazırlanmasında; ulusal, bölgesel ve il ölçeğindeki ilgili planlama araçları, il ve ilçelerde hazırlanmış olan iklim değişikliğiyle ilişkili iklim risk değerlendirmeleri ve tehlike haritaları dikkate alınır.</p>

<p>(3) YİDEP’lerin hazırlanmasına, uygulanmasına, izlenmesine, değerlendirilmesine ve raporlanmasına ilişkin usul ve esaslar Başkanlık tarafından teknik kılavuzla belirlenir.</p>

<p><strong>Yerel iklim değişikliği eylem planlarının içeriği</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) YİDEP;</p>

<p>a) İlin coğrafi, ekolojik, demografik, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısına, iklim özelliklerine ve iklimle ilişkili kayıp ve zararlarına ilişkin verileri,</p>

<p>b) İlin iklim risk değerlendirmesini, bu doğrultuda belirlenen uyum hedeflerini ve bu hedeflere ulaşmaya yönelik eylemleri,</p>

<p>c) İl sera gazı envanterini, sera gazı emisyonlarının azaltım hedefini ve bu hedefe ulaşmaya yönelik eylemleri,</p>

<p>ç) Belirlenen eylemlerin sorumlu kurum/kuruluşlarını, uygulama dönemini, izleme göstergelerini, bütçesini ve olası finansman kaynaklarını,</p>

<p>içerir.</p>

<p><strong>Yerel iklim değişikliği eylem planlarının hazırlanması ve karara bağlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) YİDEP valinin koordinasyonunda; büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi, diğer illerde il belediyesi ve il özel idaresi tarafından birlikte, ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla hazırlanır veya hazırlatılır.</p>

<p>(2) Taslak YİDEP; uygulama döneminden önceki yılın 1 Ekim tarihine kadar İl İDKK’ye sunulur ve sunulma tarihinden itibaren 1 ay içerisinde İl İDKK tarafından karara bağlanır. Bu süre, İl İDKK tarafından aynı yılın 31 Aralık tarihine kadar gerekli revizyonların yapılması amacıyla uzatılabilir.</p>

<p>(3) Karara bağlanan YİDEP teknik kılavuza göre E-YİDEP’e girilir ve kamuoyu ile paylaşılmak üzere İklim Portal’a yüklenir.</p>

<p>(4) YİDEP her beş yılda bir güncellenir. YİDEP güncellenirken bir önceki YİDEP’e ilişkin değerlendirme ve tavsiyeler dikkate alınır ve aynı usulle hazırlanarak karara bağlanır.</p>

<p><strong>Yerel iklim değişikliği eylem planlarının uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) YİDEP kapsamındaki eylemler öngörülen süreler dâhilinde uygulanması amacıyla sorumlu kurum ve kuruluşlara bildirilir.</p>

<p>(2) Büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi, diğer illerde il belediyesi tarafından YİDEP’in uygulama dönemleri içerisinde;</p>

<p>a) Her yıl iklim risk değerlendirmesine ilişkin bir önceki yıla ait veriler ve bilgiler teknik kılavuza göre toplanarak 30 Haziran tarihine kadar E-YİDEP’e girilir veya girilmesi sağlanır. Veri ve bilgiyi üreten ilgili kurum/kuruluşların gerekçeleri ile talep etmesi halinde bu süre uzatılabilir.</p>

<p>b) Her yıl iki önceki yılın il sera gazı envanteri teknik kılavuza göre hazırlanır ve 30 Haziran tarihine kadar E-YİDEP’e girilir. Veri ve bilgiyi üreten ilgili kurum/kuruluşların gerekçeleri ile talep etmesi halinde bu süre uzatılabilir.</p>

<p>c) Her yıl YİDEP’in bir önceki yıl uygulanmasına ilişkin izleme teknik kılavuza göre yapılarak eylemlerin gerçekleşme durumu ve buna ilişkin izleme sonuçları 30 Haziran tarihine kadar E-YİDEP’e girilir.</p>

<p>(3) İzleme sonuçları İl İDKK tarafından yapılacak toplantıda değerlendirilir ve değerlendirme raporu 31 Ekim tarihine kadar E-YİDEP’e girilir.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Görev, Yetki ve Sorumluluklar</p>

<p><strong>Başkanlığın görev ve yetkileri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Başkanlık;</p>

<p>a) Bu Yönetmelik uyarınca yayımlanacak teknik kılavuzu hazırlar ve günceller.</p>

<p>b) Teknik kılavuzu Başkanlık resmî internet sitesinde yayımlar.</p>

<p>c) İklim Portal’ı kurarak işlemesini sağlar.</p>

<p>ç) İnternet tabanlı bir E-YİDEP sistemi kurarak işlemesini sağlar.</p>

<p>d) YİDEP hazırlama, uygulama, izleme ve değerlendirme süreçlerinde kullanılmak üzere karar destek araçları geliştirir.</p>

<p><strong>İl iklim değişikliği koordinasyon kurulunun yapısı, görev ve yetkileri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) İl İDKK, vali başkanlığında; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, Kültür ve Turizm Bakanlığının, Milli Eğitim Bakanlığının, Sağlık Bakanlığının, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının, Tarım ve Orman Bakanlığının, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün, İller Bankası Anonim Şirketinin, Kalkınma Ajanslarının, varsa Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının, Karayolları Genel Müdürlüğünün, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün, Orman Genel Müdürlüğünün, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının varsa il veya bölge teşkilat müdürleri ile büyükşehirlerde büyükşehir belediye başkanı ve ilçe belediye başkanları, diğer illerde il ve ilçe belediye başkanları, il özel idaresi genel sekreteri, ticaret ve sanayi odaları başkanları ve konusuna göre valinin daveti ile çağrılacak meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin karar alma yetkisini haiz temsilcilerinden oluşur. Bu fıkrada sayılan bakanlıkların il veya bölge teşkilatının bulunmaması halinde, bu bakanlıklar, kendileri ya da bağlı veya ilgili kuruluşları aracılığı ile; birden fazla bağlı ve ilgili kuruluşun bulunması durumunda toplantı gündemine göre konu ile ilgisi olan kuruluş aracılığı ile temsil edilmek üzere vali tarafından davet edilir.</p>

<p>(2) Vali tarafından gerekli görülmesi halinde kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör temsilcileri ile uzman kişiler de toplantılara oy hakkı olmaksızın davet edilir.</p>

<p>(3) İl İDKK’nin birinci fıkrada belirtilen üyelerle toplanması esastır. Üyelerin herhangi birinin toplantıya katılamaması durumunda, üye tarafından yetkilendirilen karar alma yetkisini haiz kişi toplantıya katılır.</p>

<p>(4) İl İDKK’nin sekretaryasını Bakanlığın taşra teşkilatı yürütür.</p>

<p>(5) İl İDKK altında, görev alanına giren konularla ilgili olarak çalışmalarda bulunmak üzere bakanlıkların, kamu kurum ve kuruluşlarının, akademik kurumların, meslek kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının, özel sektör kuruluşlarının ildeki temsilcileri ve konu ile ilgili uzmanların katılımı ile çalışma grupları oluşturulabilir.</p>

<p>(6) Toplantı yeri, tarihi ve gündemi vali tarafından belirlenir ve sekretarya tarafından toplantıdan önce üyelere resmî yazı ile bildirilir. Toplantılar çevrimiçi olarak da gerçekleştirilebilir.</p>

<p>(7) İl İDKK, üye tamsayısının en az üçte iki çoğunluğu ile toplanır. Toplantı kararları açık oylama ile üye tam sayısının en az üçte iki çoğunluğuyla alınır. Kararlara olumsuz oy veren üyeler ve muhalefet şerhleri karar tutanağında belirtilir.</p>

<p>(8) İl İDKK, sunulan YİDEP taslağını değerlendirir ve nihai hale gelen YİDEP’i 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karara bağlar.</p>

<p>(9) İl İDKK, yıllık periyotlarla eylem planlarının gerçekleşme durumunu izlemek ve değerlendirmek üzere yılda en az bir kez toplanır. Eylemlerin uygulanmasındaki sorunlara ilişkin gerekli önlemlerin alınmasını sağlar ya da gerekli yönlendirmeleri yapar. Bir sonraki dönem için hazırlanacak olan YİDEP’e yönelik tavsiyelerde bulunur. Bu değerlendirmelere ilişkin olarak sekretarya tarafından teknik kılavuza göre her yıl değerlendirme raporu hazırlanır, hazırlanan rapor 31 Ekim tarihine kadar E-YİDEP’e girilir ve kamuoyu ile paylaşılmak üzere İklim Portal’a yüklenir.</p>

<p>(10) İl İDKK, YİDEP hazırlık sürecinde YİDEP’in karara bağlanması için yılda en az bir kez toplanır. Toplantı tarihi, toplantıdan en az bir ay önce sekretarya tarafından İl İDKK üyelerine bildirilir.</p>

<p>(11) İl İDKK, ihtiyaç olması halinde iklim değişikliği ile ilişkili farklı gündemle toplanabilir.</p>

<p>(12) Her ilde bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olmayacak şekilde İl İDKK çalışma usulü belirlenebilir.</p>

<p><strong>Valinin görev ve yetkileri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Vali;</p>

<p>a) YİDEP’in büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi, diğer illerde il belediyesi ve il özel idaresi tarafından ve ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde hazırlanması için gereken koordinasyonu sağlar.</p>

<p>b) İl İDKK’ye başkanlık eder ve 10 uncu madde kapsamındaki görevlerini yerine getirir.</p>

<p>c) Karara bağlanan YİDEP kapsamındaki eylemleri öngörülen süreler dâhilinde uygulanması amacıyla sorumlu tüm kurum ve kuruluşlara bildirir.</p>

<p><strong>Büyükşehir belediyesinin görev ve yetkileri</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Büyükşehir belediyesi;</p>

<p>a) Başkanlık tarafından hazırlanan teknik kılavuza uygun olarak, ilçe belediyeleri dâhil tüm ilgili kurum ve kuruluşlarla vali koordinasyonuyla sağlanacak iş birliği içinde, il sınırlarını kapsayan bütüncül bir YİDEP hazırlar veya hazırlatır.</p>

<p>b) Taslak YİDEP’i değerlendirilmek üzere İl İDKK’ye sunar. İl İDKK tarafından eklenmesi, çıkarılması veya değiştirilmesi gereken hususların tespit edilmesi halinde gerekli düzenlemeleri İl İDKK tarafından belirtilen süre içerisinde yapar veya yaptırır. Nihai hale gelen YİDEP’i karara bağlanmak üzere İl İDKK’ye sunar.</p>

<p>c) İl İDKK tarafından karara bağlanan YİDEP’i E-YİDEP’e girer ve kamuoyu ile paylaşılmak üzere İklim Portal’a yükler.</p>

<p>ç) İklim risk değerlendirmesine ilişkin verileri toplayarak E-YİDEP’e girer veya diğer kurum/kuruluşlar tarafından girilmesini sağlar.</p>

<p>d) İki önceki yılın il sera gazı envanterini hazırlayarak E-YİDEP’e girer.</p>

<p>e) YİDEP’in uygulanmasına ilişkin izlemeyi yapar, eylemlerin gerçekleşme durumunu ve buna ilişkin izleme sonuçlarını E-YİDEP’e girer ve İl İDKK’ye sunar.</p>

<p>f) YİDEP’te sorumlu olduğu eylemleri uygular.</p>

<p>g) Planlama, yatırım ve uygulama süreçlerinde, görev ve yetki alanları çerçevesinde YİDEP’te yer alan eylemleri dikkate alır.</p>

<p><strong>İl belediyesi ve il özel idaresinin görev ve yetkileri</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) İl belediyesi;</p>

<p>a) İl özel idaresi ile birlikte, Başkanlık tarafından hazırlanan teknik kılavuza uygun olarak, ilçe belediyeleri dâhil tüm ilgili kurum ve kuruluşlarla vali koordinasyonuyla sağlanacak iş birliği içinde, il sınırlarını kapsayan bütüncül bir YİDEP hazırlar veya hazırlatır.</p>

<p>b) Taslak YİDEP’i değerlendirilmek üzere İl İDKK’ye sunar. İl İDKK tarafından eklenmesi, çıkarılması veya değiştirilmesi gereken hususların tespit edilmesi halinde gerekli düzenlemeleri İl İDKK tarafından belirtilen süre içerisinde yapar veya yaptırır. Nihai hale gelen YİDEP’i karara bağlanmak üzere İl İDKK’ye sunar.</p>

<p>c) İl İDKK tarafından karara bağlanan YİDEP’i E-YİDEP’e girer ve kamuoyu ile paylaşılmak üzere İklim Portal’a yükler.</p>

<p>ç) İklim risk değerlendirmesine ilişkin verileri il özel idaresi ile birlikte toplayarak E-YİDEP’e girer veya diğer kurum/kuruluşlar tarafından girilmesini sağlar.</p>

<p>d) İl sera gazı envanterinde kullanılacak verileri il özel idaresi ile birlikte toplayarak iki önceki yılın il sera gazı envanterini hazırlar ve E-YİDEP’e girer.</p>

<p>e) YİDEP’in uygulanmasına ilişkin izlemeyi yapar, eylemlerin gerçekleşme durumunu ve buna ilişkin izleme sonuçlarını E-YİDEP’e girer ve İl İDKK’ye sunar.</p>

<p>(2) İl Belediyesi ve İl Özel İdaresi;</p>

<p>a) YİDEP’te sorumlu olduğu eylemleri uygular.</p>

<p>b) Planlama, yatırım ve uygulama süreçlerinde, görev ve yetki alanları çerçevesinde YİDEP’te yer alan eylemleri dikkate alır.</p>

<p><strong>Kurum ve kuruluşların görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) İlde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar;</p>

<p>a) Planlama, yatırım ve uygulama süreçlerinde, görev ve yetki alanları çerçevesinde YİDEP’te yer alan eylemleri dikkate alır.</p>

<p>b) Valinin davetiyle YİDEP hazırlık ve ilgili İl İDKK toplantılarına katılır, YİDEP eylemleri belirlenirken eylem önerilerinde bulunur, YİDEP eylemlerine ilişkin olarak görev ve sorumlulukları dâhilinde görüş verir.</p>

<p>c) YİDEP’te sorumlu olduğu eylemleri uygular.</p>

<p>(2) 7552 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, YİDEP’in hazırlanması veya izlenmesi süreçlerinde, ilgili kurum ve kuruluşlar kendilerinden talep edilen belge, bilgi ve veriyi ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde paylaşır, gerektiğinde E-YİDEP’e girer.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Geçici ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Geçiş hükümleri</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) 31/12/2026 tarihine kadar her ilde İl İDKK kurulur.</p>

<p>(2) Yapılacak ilk YİDEP’in 2028-2032 yıllarını kapsaması ve İl İDKK tarafından 31/12/2027 tarihine kadar karara bağlanması gerekir. Gerekli görüldüğü takdirde Bakanlık bu süreyi bir yıla kadar uzatmaya yetkilidir.</p>

<p>(3) Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce il ölçeğinde iklim değişikliği ile ilgili eylem planı bulunan illerde, söz konusu planların bu Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilmesi ve ikinci fıkrada belirtilen süre içerisinde YİDEP’lerin hazırlanması gerekir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yerel-iklim-degisikligi-eylem-planlari-ile-il-iklim-degisikligi-koordinasyon-kurullari-hakkinda-yonetmelik</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakanligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="84116"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yükseköğretim Kalite Kurulu Uzmanlığı Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yuksekogretim-kalite-kurulu-uzmanligi-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yuksekogretim-kalite-kurulu-uzmanligi-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yükseköğretim Kalite Kurulu Uzmanlığı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 04 Ağustos 2026 Tarihli ve 33330 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Yükseköğretim Kalite Kurulundan:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU UZMANLIĞI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 28/11/2023 tarihli ve 32383 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kalite Kurulu Uzmanlığı Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Giriş sınavı, KPSS sonuçlarına göre, Başkanlıkça belirlenen yazılı ve sözlü sınav veya yalnızca sözlü sınav bölümlerinden oluşur. Giriş sınavının yazılı sınavı klasik veya test usulünde yapılabilir.</p>

<p>(3) Yazılı ve sözlü sınavın bir arada yapılması halinde, yazılı sınavda başarılı olamayanlar sözlü sınava alınmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“d) Sözlü sınavı yapmak.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Giriş sınavının; yazılı ve sözlü sınav şeklinde yapılması halinde, yazılı sınava çağrılacak aday sayısı ilan edilen atama yapılacak kadro sayısının yirmi katından, yalnızca sözlü sınav şeklinde yapılması halinde, sözlü sınava çağırılacak aday sayısı ilan edilen atama yapılacak kadro sayısının dört katından fazla olamaz. Son sıradaki adayla eşit KPSS puanı almış adaylar da giriş sınavına çağrılır. Sınav ilanında atama yapılacak kadro sayısının fakülte ve/veya öğrenim dalları itibarıyla ayrı ayrı belirlenmesi durumunda, giriş sınavına çağrılacak aday sayısı da ayrı ayrı hesaplanır.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Giriş sınavında yer alan sınav konularının değerlendirmedeki ağırlıklarına sınav ilanında yer verilir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Yazılı sınavda başarılı sayılabilmek için yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan alınması şarttır.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Giriş sınavının yazılı ve sözlü sınav şeklinde yapılması durumunda, başarı puanı yazılı ve sözlü sınav puanlarının aritmetik ortalaması alınarak tespit edilir. Giriş sınavının sadece sözlü sınav şeklinde yapılması hâlinde, sözlü sınav puanı giriş sınavı başarı puanını teşkil eder.”</p>

<p>“(4) Asıl ve yedek aday listeleri belirlenirken başarı puanı eşit olan adaylardan yazılı ve sözlü sınav yapılması halinde yazılı sınav puanı, yazılı puanlarının da eşit olması veya yalnızca sözlü sınav yapılması halinde KPSS puanı yüksek olan adaya öncelik tanınır.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(2) İtiraz üzerine Komisyon tarafından yapılan inceleme sonucunda verilen kararlar kesin olup, bu kararlara karşı idare nezdinde yeniden itiraz yoluna başvurulamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Yükseköğretim Kalite Kurulu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yuksekogretim-kalite-kurulu-uzmanligi-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="85873"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dolandırıcılık Suçuna Getirilen Ceza İndirimi (TCK m.158/4)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>16.07.2026 kabul tarihli, <a href="http://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</span></a>’un 13. maddesinde yer alan;</strong> <i>“(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.” </i>hükmü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Nitelikli dolandırıcılık” başlıklı 158. maddesine 4. fıkra olarak eklenmiş olup, 31.07.2026 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.</p>

<p>Burada yeni bir suç tipi tanımlamış olup, bu suçun failine basit veya nitelikli dolandırıcılık suçu için öngörülen cezanın yarısının uygulanması öngörülmüş ve bu fiili işleyenin “yardım eden” değil, bu suç yönünden “fail” sayılacağı kabul edilmiştir. Kanun koyucu, banka kartlarını veya banka hesaplarını başkalarına kullandıranlarla ilgili müşterek faillik ve yardım eden tartışmasına da son vermiştir.</p>

<p>Yeni hükmün, yalnızca <strong><i>“kartların veya hesapların başkasına verilmesi fiili ile sınırlı olarak”</i></strong> uygulanabileceği bilinmelidir. Hesabın veya kartların başkasına verilmesi ve bu suretle kullandırılması dışında, ayrıca o hesap veya kart üzerinden dolandırıcılık fiilinin işlenmesi halinde, CMK m.158/4 tatbik edilmez. TCK m.158/4; hesap veya kart kullanılmak suretiyle yapılan dolandırıcılık eylemine iştirak etmeden, <strong><i>“yalnızca kart veya hesapların kullanılmasına imkan verme fiiline” </i></strong>indirim imkanı vermesi sebebiyle, bir tür <i>özel fer’i faillik</i> hükmü sayılabilir.</p>

<p><strong>7598 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. fıkrası; </strong><i>“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.”</i><strong> </strong>hükmünü ihdas ederek, henüz kesinleşmeyen ve indirimin tatbiki için zararın giderilmesinin gerekli olmadığı derdest dosyaları düzenlemiş olup, fail burada TCK m.168’e göre etkin pişmanlıktan faydalanmışsa, zarar gidermenin soruşturma veya kovuşturma evrelerinde olmasına göre cezasında ayrıca indirime gidilir. Tutukluluk varsa, yasal değişikliğin bu duruma etkisi hakim veya mahkeme tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>Kesinleşen dosyalar yönünden kanun koyucu farklı bir düzenleme öngörmüştür. 7598 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 7. fıkrasına göre; </strong><i>“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır”. </i></p>

<p><strong>Bu düzenlemeden anlaşıldığı üzere;</strong> TCK m.158/4’ün yürürlüğe girdiği 31.07.2026 tarihinden önce m.157 veya m.158’den hüküm giymiş olup da haklarında TCK m.168/2 gereğince etkin pişmanlık uygulanmayanlar bakımından, dosyalarına yansıyan somut fiilleri <strong><i>“banka hesabı veya kartın kullandırılması ile sınırlı”</i></strong> olması halinde, hükmü veren mahkemece bu hükümlülere ihtar yapılması zorunlu olacak ve bu ihtardan itibaren 6 ay içerisinde hükümlülerin mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen gidermeleri halinde, haklarında TCK m.168/2 gereği etkin pişmanlık hükümlerinin tatbiki mümkün olacaktır. <strong>İnfazın ertelenmesi veya durdurulması için, mağdurun zararının giderilmesi şartı öngörülmüştür.</strong></p>

<p>Kanun koyucu; TCK m.158/4 yürürlüğe girmeden evvel cezaları kesinleşen, ancak ceza aldıkları dolandırıcılık eyleminin <strong><i>“hesap veya kart kullandırmakla” </i></strong>sınırlı olan hükümlüler yönünden, ancak mağdurun zararının giderilmesi şartıyla TCK m.168/2’de yer alan etkin pişmanlıktan yararlanmak kaydıyla m.158/4’den kaynaklanan ceza indirimini mümkün kılmıştır.</p>

<p>Bunun yanında; 31.07.2026, yani TCK m.158/4’ün yürürlüğe girdiği tarihten sonra gerçekleştirilecek olan eylemler bakımından yargılanan failin, somut dosyadaki eyleminin, <strong>dolandırıcılık eylemlerinin hareketlerine bizzat iştirak etmeksizin, bu fiillerin gerçekleştirilmesi öncesinde yalnızca hesap veya kart kullandırma eylemi </strong>ile sınırlı olması durumunda, TCK m.158/4’ün açık lafzı gereğince, TCK m.168/1 veya m.168/2’deki şartları sağlamaması durumunda dahi, ceza indiriminden faydalanması ve cezasının yarı oranında indirilmesi zorunlu olacaktır. Birden fazla failin aynı banka hesabı veya kredi kartını kullandırmaktan dolayı sorumlu tutulmaları halinde, TCK m.158/4’ün tatbiki bakımından faillerden birisi tarafından yapılan ödeme diğerlerini de kapsayacaktır.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Av. Cem Serdar</strong></p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584-1</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 19:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/10/yazar/ersan-sen-2025-1.jpg" type="image/jpeg" length="45751"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Fiziksel Şiddet Nasıl Ispatlanır ve Boşanma Davasına Etkisi Nedir?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma davalarında şiddet iddiaları, hem hukuki hem de vicdani açıdan en ağır ve en hassas konuların başında gelir. Bu videoda; boşanma davasında fiziksel şiddetin nasıl ispatlandığını, mahkemelerin hangi delillere özellikle önem verdiğini ve şiddetin nafaka, tazminat ve velayet üzerindeki etkilerini tüm yönleriyle ele alıyorum.</p>

<p>Boşanma davalarında fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, tehdit, baskı ve aile içi şiddetin her türü; Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır kusur olarak değerlendirilir. Şiddetin varlığının ispatında en güçlü ve tartışmasız deliller; doktor raporları, Adli Tıp Kurumu raporları ve polis tutanaklarıdır.</p>

<p><strong><i>Videoda özellikle şu başlıklara detaylı şekilde değinilmektedir:</i></strong></p>

<p>Boşanma davasında fiziksel şiddetin hukuki anlamı</p>

<p>Doktor raporlarının ve hastane kayıtlarının delil değeri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adli Tıp Kurumu raporlarının kusur tespitindeki rolü</p>

<p>Polis tutanakları, 155/112 başvuruları ve 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararlarının önemi</p>

<p>Hakimin şiddet iddialarını değerlendirirken dikkate aldığı kriterler</p>

<p>Şiddetin ispatlanmasının nafaka, maddi-manevi tazminat ve velayet üzerindeki etkileri</p>

<p>Şiddet iddialarının somut, resmi ve bilimsel delillerle desteklenmesi, boşanma davalarının seyrini doğrudan etkiler. Özellikle Adli Tıp raporları, acil servis ve adli muayene kayıtları ile polis tutanakları; mahkemeler nezdinde en güçlü ispat araçlarıdır. Bu deliller, şiddetin ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini objektif şekilde ortaya koyar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/_GXN6UozM2Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76083"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Hak Kaybına Neden Olan En Büyük Hatalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BjdDJh1aHnQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="39060"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="78689"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="79393"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10758"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="53270"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="18123"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="52791"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92399"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="81654"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="79763"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="33980"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="14896"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="42204"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="38728"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="63761"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="32447"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="59946"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="85849"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
