<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 13 Apr 2026 01:41:11 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YILLIK ÜCRETLİ İZİN HAKKI: ANAYASA, KANUN VE YÖNETMELİK ÇERÇEVESİNDE GENEL BİR DEĞERLENDİRME]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yillik-ucretli-izin-hakki-anayasa-kanun-ve-yonetmelik-cercevesinde-genel-bir-degerlendirme-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yillik-ucretli-izin-hakki-anayasa-kanun-ve-yonetmelik-cercevesinde-genel-bir-degerlendirme-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşçinin yıllık ücretli izin hakkı, Türk iş hukukunun en çok konuşulan ama bir o kadar da yanlış bilinen kurumlarından biridir. Yanlış bilgi yalnızca işçi tarafından gelmez; işverenin yanılgıları da en az onunkiler kadar yaygındır, bazen işverene pahalıya da patlayabilmektedir. Kimi işverenler bu hakkı bir lütuf gibi sunarken, kimi işçiler ise kullanmadığı izinleri sözleşme döneminde nakde çevirtebileceğini sanır. Her iki tutum da hukuki gerçeklikten kopuktur.</p>

<p>Bu yazıda yalnızca genel çerçeveyi, hakkın ne zaman ve nasıl doğduğunu, kimleri kapsadığını ve izin sürelerinin nasıl belirlendiğini ele alınacaktır.</p>

<p><strong>I. Anayasal Zemin: Madde 50 ve ‘‘Vazgeçilemezlik’’ İlkesi</strong></p>

<p>1982 Anayasası'nın<i> ‘‘Çalışma şartları ve dinlenme hakkı’’ </i>alt başlıklı 50. maddesinin üçüncü fıkrası şu şekildedir: <i>"Dinlenmek, çalışanların hakkıdır."</i> Ardından dördüncü fıkra devreye girer: <i>"Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir."</i> Bu iki fıkra birbirinden ayrı okunamaz. Birincisi hakkın varlığını, ikincisi ise bu hakkın yalnızca kanun güvencesiyle şekilleneceğini ortaya koyar. Yönetmelikle daraltılamaz, genelgeyle kısıtlanamaz, idari yazıyla ertelenemez. Kısıtlama ancak kanun yoluyla ve Anayasa'nın 13. maddesi çerçevesinde mümkündür.</p>

<p>Peki bu anayasal konumlanmanın pratik yansıması nedir? İşçinin kendi rızasıyla bile bu haktan feragat etmesi geçersizdir. Sözleşmeye <i>‘‘işçi yıllık iznini talep etmeyecektir.’’</i> hükmü konulsa bile o hüküm hükümsüzdür; varlığından söz edilemez. Yargıtay da bu yönde yerleşik bir tutum sergilemektedir: yıllık ücretli izin, iş sözleşmesi devam ederken ücrete dönüşmez ve tarafların rızasına bırakılmış bir tercih değil, kanunun işçiye tanıdığı emredici bir korumadır. Anayasa'nın 50. maddesi sadece bir ilke normu değildir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 53. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan <i>"Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez"</i> ifadesi, bu anayasal güvencenin kanun düzeyindeki doğrudan yansımasıdır. Uygulamada ne kadar çok görmezden gelinirse gelinsin, hukuki gerçeklik değişmez.</p>

<p><strong>II. 4857 Sayılı İş Kanunu Kapsamında Genel Çerçeve</strong></p>

<p><strong>A. Kapsam: Hangi İşçi, Hangi İşyeri?</strong></p>

<p>4857 sayılı Kanun'un 53. maddesi, yıllık ücretli izni iş kanunu kapsamındaki bütün işçileri kapsayacak biçimde düzenlemiştir. Ne var ki hemen aynı maddede önemli bir istisna öngörülmüştür: <i>"Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz."</i> Buradaki ölçüt, mevsimlik ya da kampanya işinin işyerinin niteliğiyle bağlantılıdır; yani işçinin değil, yürütülen işin mevsimlik karakteri belirleyicidir.</p>

<p>Kısmi süreli çalışan işçiler ile çağrı üzerine iş sözleşmesiyle çalışan işçiler bu haktan tam süreli çalışanlarla eşit koşullarda yararlanır. Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'nin 13. maddesi bu eşitliği açıkça güvence altına almakta, kısmi süreli çalışanlar ve çağrı üzerine iş sözleşmesiyle çalışan işçiler ile tam süreli çalışanlar arasında izin süresi veya izin ücreti bakımından herhangi bir ayrım yapılmasını yasaklamaktadır. Geçici iş ilişkisiyle çalışanlar için ise yönetmelik hükümleri, geçici iş sözleşmesinde aksi öngörülmediği sürece uygulanır.</p>

<p><strong>B. Hakkı Kazanmak: Bir Yıllık Süre Koşulu ve İncelikleri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrası belirleyici eşiği şu şekilde çizmiştir: <i>"İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir."</i> Deneme süresinin açıkça sayılması rastlantı değildir. Kanun koyucu, deneme dönemini sanki ayrı bir statüymüş gibi dışarıda tutabilecek yorumların önünü baştan kapatmıştır.</p>

<p>Aynı işverene ait birden fazla işyerinde çalışılmış olması hâlinde, bu işyerlerinde geçen süreler toplanarak bir yıllık eşik hesaplanır. Yani bir işçi aynı işverenin A şubesinde altı ay, B şubesinde de altı ay çalışmışsa izne hak kazanmış demektir; bu sürelerin ardışık ya da kesintili olması sonucu değiştirmez. Kanun'un 54. maddesi de bunu açıklamaktadır.</p>

<p>Peki iş sözleşmesinin türü bu hesabı etkiler mi? Hayır. Belirli süreli ya da belirsiz süreli sözleşme ayrımının yıllık izin hakkının doğumu üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Sözleşme belirliyse ve bir yılı doldurursa, o işçi de aynı güvenceden yararlanır.</p>

<p><strong>C. Çalışılmış Sayılan Haller: Madde 55'in Gerçek Önemi</strong></p>

<p>Uygulamada en çok ihmal edilen hükümlerden biri 55. maddedir. Bu madde, fiilen çalışılmamış olsa da yıllık ücretli izin hakkının hesabında <i>çalışılmış</i> sayılacak süreleri belirler. Bu liste, işçinin korunma ihtiyacının en belirgin olduğu hâllere karşılık gelir:</p>

<p>— İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle işe devam edilemeyen günler (ancak 25/I-b kapsamı dışındaki kısım),</p>

<p>— Kadın işçilerin 74. madde uyarınca doğum öncesi ve sonrasında çalıştırılmadıkları süreler,</p>

<p>— Muvazzaf askerlik dışındaki ödevler nedeniyle işe gidilemeyen günler (yılda 90 güne kadar),</p>

<p>— Zorlayıcı sebepler yüzünden işin aralıksız bir haftadan uzun süre durması hâlinde bu sürenin ilk on beş günü,(Burada işçinin yeniden işe başlaması şartı mevcuttur.)</p>

<p>— Kanun'un 66. maddesi kapsamındaki çalışma süresinden sayılan zamanlar,</p>

<p>— Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri,</p>

<p>— İlgili mevzuat uyarınca, radyoloji çalışanlarına pazar gününe ilaveten haftalık mesai süresi içinde bir yarım günlük dinlenme süresi,</p>

<p>— Arabuluculuk ve kanunda sayılan kurulların toplantılarına katılım ile sendika temsilciliği ve işçi kuruluşlarının toplantılarına katılım,</p>

<p>— İşverenin verdiği ücretli izinler ile kısa çalışma halleri.</p>

<p>Bu listeye dahil edilmeyen ve uygulamada zaman zaman tartışma yaratan konu ise uzun süreli ücretsiz izinlerdir. Kanun bu süreleri 55. madde kapsamına almadığından, iş sözleşmesi devam etse bile uzun süreli ücretsiz izinde geçen zamanlar kural olarak kıdem hesabına katılmaz. Yargıtay'ın bu noktadaki tutumu da bu yönde istikrar kazanmıştır.</p>

<p><strong>D. İzin Süreleri: Kıdeme Göre Kademelendirme ve Özel Haller</strong></p>

<p>4857 sayılı Kanun'un 53. maddesi, hak edilen yıllık izin süresini işçinin aynı işyerinde ya da aynı işverendeki toplam kıdemine göre belirlemiş ve asgari süreleri kesin biçimde çizmiştir:</p>

<p>— 1 yıldan 5 yıla kadar (beş yıl dahil): en az 14 gün,</p>

<p>— 5 yıldan fazla, 15 yıldan az: en az 20 gün,</p>

<p>— 15 yıl ve daha fazla: en az 26 gün.</p>

<p>Bu eşikler, Kanun'un emredici hükmünden kaynaklanır; azaltılamaz. Artırılmaları ise iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle mümkündür. Uygulamada çoğunlukla toplu iş sözleşmelerinin bu süreleri belirgin biçimde artırdığı görülmektedir. Fakat bu artışın yokluğunda dahi işveren, Kanun'da öngörülen asgari süreleri kullandırmak zorundadır; bu bir tercih değil, hukuki yükümlülüktür.</p>

<p>Kanun ayrıca iki özel güvenceye daha yer vermiştir. Birincisi yaşa dayalı güvence: onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere, kıdemleri ne olursa olsun en az yirmi gün izin verilmesi zorunludur. Dolayısıyla kıdemi henüz bir yılı aşan genç bir işçi ya da elli yaşına gelmiş bir çalışan, genel tablodaki 14 günlük eşiğe takılmadan doğrudan 20 gün hak kazanır. İkincisi yer altı güvencesi: maden ve benzeri yer altı işlerinde çalışan işçilerin izin süreleri kıdeme bakılmaksızın dörder gün artırılarak uygulanır. Bu artış, ağır ve tehlikeli çalışma koşullarının işçi bünyesinde bıraktığı yükün dolaylı bir kabulüdür.</p>

<p>Yine borçlar kanunu 422. madde ‘‘<i>İşveren, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yılda en az iki hafta ve onsekiz yaşından küçük işçiler ile elli yaşından büyük işçilere de en az üç hafta ücretli yıllık izin vermekle yükümlüdür.’’</i> şeklinde düzenlenmiş olup onsekiz yaşından küçük işçiler ile elli yaşından büyük işçilere yönelik lehe bir düzenleme olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>III. Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği: Kanunun Uygulamaya Taşınması</strong></p>

<p>4857 sayılı Kanun'un 60. maddesi, yıllık ücretli izinlerin kullandırılması, izin kurulunun oluşturulması ve izin defterinin tutulmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyecek bir yönetmelik çıkarılmasını öngörmüştür. Bu yetkiye dayanılarak hazırlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği, 3 Mart 2004 tarihli ve 25381 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.</p>

<p>Yönetmeliğin 5. maddesi, işverene izin dönemini belirleme yetkisi tanımaktadır; ancak bu yetki sınırsız değildir. İşveren, izin kuruluna ya da işçi temsilcisine danışmak ve belirlenen dönemi işyerinde ilan etmek zorundadır. Keyfi bir saptama yapılması, Kanun'a ve yönetmeliğe aykırılık oluşturur.</p>

<p>Toplu izin konusu ise 10. maddede ele alınmıştır. İşveren, Nisan başı ile Ekim sonu arasındaki dönemde tüm işçilerini ya da bir bölümünü kapsayan toplu izin uygulayabilir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı vardır: toplu izin kapsamı, henüz yıllık izin hakkı kazanmamış işçileri de içerebilir; ancak bu işçiler ilerleyen dönemlerde hak kazandıklarında, önceki toplu izin genel kurallara göre hesaplamalara yansıtılır.</p>

<p>İzin süresinin bölünmesi meselesi, uygulamada sık karıştırılan başka bir konudur. Kanun'un 56. maddesi ve Yönetmelik'in 6. maddesi uyarınca yıllık izin işveren tarafından bölünemez; öngörülen süreler içinde sürekli biçimde kullandırılmak zorundadır. Bununla birlikte taraflar anlaşırsa bölünmüş kullanım mümkündür; ancak bölümlerden en az birinin on günden aşağı olmaması şartı burada zorunlu alt sınırı oluşturur. Bölünmüş kullanım, işverenin tek taraflı kararıyla değil, ancak işçiyle karşılıklı mutabakata varılmasıyla gerçekleşebilir.</p>

<p>Yönetmeliğin bir diğer önemli düzenlemesi, yıl içinde verilen diğer izinlerin yıllık izne mahsup edilemeyeceğidir. İşveren, işçiye hastalık izni, ücretli özel izin ya da ücretsiz izin vermiş olsa da bunlar yıllık izin hakkından düşülemez. İki farklı hakkın birbirinin yerine geçirilmesi, hem Kanun'a hem de Yönetmelik'e aykırıdır.</p>

<p>Son olarak, izin kayıt defteri tutma yükümlülüğüne değinmek gerekir. Yönetmelik'in 20. maddesi, işverenlere her işçinin kullandığı izin sürelerini gösterir bir kayıt belgesi düzenleme ve saklama yükümlülüğü getirmektedir. Bu belge, olası iş uyuşmazlıklarında ispat yükünü doğrudan etkiler. Kayıt düzeni olmayan işverenin izni kullandırdığını kanıtlaması güçleşir; bu güçlük, çoğu zaman işçi lehine sonuçlanır.</p>

<p>Yönetmelik yine birçok konuyu detaylandırmış olmakla birlikte hepsine değinmek bu yazının hacmini aşacaktır.</p>

<p><strong>IV. Sonuç Yerine:</strong></p>

<p>Yıllık ücretli izin, Anayasa'dan Kanun'a, Kanun'dan Yönetmelik'e uzanan sağlam bir hukuki zemine oturmaktadır. Ancak bu zemin, işçinin hakkını fiilen bilmediği ya da talep edemediği koşullarda işlevini yitirir. Hakkın bilinci olmadan koruma olmaz. Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, hakkın tanınmaması değil; kullandırılmaması, eksik kullandırılması ya da başka izinlerle karıştırılmasıdır. İzni hiç kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren ya da işveren vekili, 4857 sayılı Kanun'un 103. maddesi uyarınca idari yaptırımla karşılaşabilir; bu yaptırım, izni kullandırılmayan her işçi için ayrı ayrı uygulanır.</p>

<p></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-lokman-cetin" title="Av. Lokman ÇETİN"><img alt="Av. Lokman ÇETİN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/02/lokman-cetin-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-lokman-cetin" title="Av. Lokman ÇETİN">Av. Lokman ÇETİN</a></strong></h4>

<p></p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Başvurulan Mevzuat</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">— Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 13, m. 50 (RG: 9.11.1982 / S. 17863 Mükerrer)</span></p>

<p><span style="color:#999999">— 4857 Sayılı İş Kanunu, m. 53, 54, 55, 56, 57, 59, 60, 103 (RG: 10.6.2003 / S. 25134)</span></p>

<p><span style="color:#999999">— Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği, m. 5, 6, 9, 10, 11, 12, 13, 20 (RG: 3.3.2004 / S. 25381)</span></p>

<p><span style="color:#999999">— Türk Borçlar Kanunu, m. 422 vd. (RG: 4.2.2011 / S. 27836)</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yillik-ucretli-izin-hakki-anayasa-kanun-ve-yonetmelik-cercevesinde-genel-bir-degerlendirme-1</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/10/isci-insaat-hukuku.jpg" type="image/jpeg" length="38619"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/559 E., 2020/2465 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-2020559-e-20202465-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-2020559-e-20202465-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2020 tarihli, 2020/559 E., 2020/2465 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2020/559 E., 2020/2465 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ</p>

<p><br />
Taraflar arasındaki davacı hakkında uygulanan uyarılma ve cezai şart bedellerinin tahsili yönündeki işlemin iptali, yargılama sırasında kesinti yoluyla tahsilat yapılması halinde bedelin istirdadı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>Y A R G I T A Y K A R A R I</strong></p>

<p>Davacı; kendisinin eczacı olduğunu, davalı kurum tarafından 2012 yılı protokolünün 5.3.10 maddesinin ve 2009 yılı ... Protokolünün 6.3.3, 6.3.10 maddelerinin ihlal edildiği gerekçesiyle aleyhinde uyarılma ve cezai işlem uygulandığını ancak ihlal sonucu doğuracak bir fiilinin olmadığını, işleme konu ilaçların hastaların kullanması gereken ilaçlar olduğu ve hastalar veya yakınları tarafından teslim alındığını, ayrıca 2012 protokolünün 6.17. maddesi gereğince bir reçete ile ilgili birden fazla usulsüz fiil olması halinde cezai şartın en yüksek olanının uygulanacağı belirtilmesine rağmen aleyhinde birden fazla cezai şart uygulandığını, zeyilname ile sözleşmenin 11.3.6 maddesinde öngörülen hüküm gereğince, bir fatura dönemindeki işlemlerle ilgili uygulanacak cezai şart toplamının ilgili fatura döneminden önceki son bir yıl içerisinde kuruma Medula üzerinden iletilen toplam tahakkuk tutarına göre hesaplanacak aylık ortalama tutarın %5 ‘ini geçemeyeceğini ileri sürerek, kurum işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı kuruma cezai şart bedeli toplamı 184.722,40 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine ve cezai şartın ödenmesine ilişkin işlemin iptaline, yargılama sürecinde cezai şartın hak edişlerinden kesilmesi halinde, bedelin iadesine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Davalı; Özel Anadolu ... Tıp Merkezine hiç gitmemiş hak sahibi sigortalılara sağlık hizmeti sunulmadığı halde adlarına sahte reçete düzenlendiğini ve reçetede belirtilen ilaçların eczaneden karşılandığını, ilaçların hastalara teslim edilmediğini, teslim edilirken eksik teslim edildiğini, hastayı görmeden hastanın bilgisi dışında eczanenin yönlendirmesi ile düzenlenen reçetelerin sahte reçete olarak değerlendirildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.</p>

<p>Mahkemece; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı hakkında 2009 yılı ... Protokolünün 6.3.3, 6.3.10 ve 2012 yılı ... Protokolünün 5.3.10 maddeleri uyarınca yapılan davalı kurum işleminin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, Kahramanmaraş Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Sosyal Güvenlik Merkez Müdürülüğünün 08/07/2013 tarih ve 83770546/11283276 sayılı işlemine istinaden davacıya uygulanan 12/02/2014 tarih ve 83770546/2/437272 sayılı işlemin iptaline, davacıların kesintiler yönünden istirdat davası açmakta muhtariyetine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>Dava; davalı Kurum tarafından 2012 yılı ... Protokolünün 5.3.10. maddesi ve 2009 yılı ... protokolünün 6.3.3, 6.3.10 maddeleri uyarınca davacı hakkında uygulanan uyarılma ve cezai şart bedellerinin tahsili yönündeki işlemin iptali, yargılama sırasında kesinti yoluyla tahsilat yapılması halinde bedelin istirdadı istemine ilişkindir. Davaya konu işlemin dayanağının Kurum müfettişlerince hazırlanan inceleme raporu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı, Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiş; Mahkemece, alınan 03/08/2015 havale tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda; davalı kurum tarafından tesis edilen cezai işlemin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Ne var ki, cezai işlemin düzenlenmesine esas teşkil eden idarece düzenlenmiş soruşturma raporu sonrasında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu, bu kapsamda karar tarihi itibariyle Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen bir soruşturma bulunduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>Ceza Mahkemesi kararlarının, Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen TBK'nın 74.maddesinde; hakimin, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı bulunmadığı, aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da, hukuk hakimini bağlamadığı düzenlenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.</p>

<p>Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir. Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz.</p>

<p>Maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.</p>

<p>Beraat kararının tespit ettiği vakıa bakımından kesin delil teşkil edebilmesi için, beraat kararında o vakıanın mevcut olup olmadığının delillerle kesin biçimde tespit edilmiş olması gerekir.</p>

<p>Buna göre hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır.</p>

<p>Ayrıca hukukumuzda koğuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen özel bir hüküm bulunmamakta ise de; maddi olayın ne şekilde meydana geldiği, eylemin hukuka aykırılığı ve eylem ile meydana gelen sonuç arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı noktalarını kesin olarak delillerle ortaya koyan kararların mahkemeyi bağlayacağını söylemekte bir sakınca bulunmamaktadır. Zira, koğuşturmaya yer olmadığına dair kararlar da tıpkı ceza yargılaması neticesinde verilen kararlar gibi taraf delilleri ile bağlı olmaksızın re’sen yapılan araştırma neticesinde edinilen kanaate göre verilen kararlar olup, kesinleşen maddi olguların hukuk yargılamasına etkisi bakımından aralarında bir farklılık bulunmamaktadır. O halde; yukarıda ceza mahkemesi kararlarının hukuk yargılaması bakımından bağlayıcılığına ilişkin açıklamalar koğuşturmaya yer olmadığı kararları bakımından da geçerlidir.</p>

<p>Somut uyuşmazlıkta; dosya kapsamında davacı aleyhinde dava konusu idari işleme konu olayla ilgili ceza soruşturması başlatıldığı, ancak sonucunun ne olduğunun ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. Oysa davacı eczacının, kurumu zarara uğratmak kastıyla hareket edip etmediği, bir başka ifadeyle hakkında uygulanan cezai şartın unsurlarının oluşup oluşmadığı ceza soruşturması sonucunda saptanabilecektir. Bu nedenle aleyhinde işlem yapılacak kişi hakkında başlatılan bir ceza soruşturması veya açılan bir ceza davası var ise sonucunun beklenmesi gerekir. Mahkemece, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden soruşturma dosyasının sonucu beklenerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, soruşturma dosyasının sonucu beklenmemesi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.</p>

<p>Kabule göre ise;</p>

<p>Mahkemece; alınan 03/08/2015 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davalı kurumun davacı aleyhinde tesis ettiği 2009 ve 2012 protokolü ilgili hükümlerine göre; yazılı uyarılma ve cezai şart işlemlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>6100 sayılı HMK'nın 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.<br />
HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır.</p>

<p>Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.</p>

<p>Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.</p>

<p>Somut uyuşmazlıkta; mahkemece farklı bilirkişilerden iki rapor alınmıştır. Mahkemece gerekçesi açıklanmaksızın atıfla birbirinin aksi yönde görüş içeren raporlardan sonuncusuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Oysa dosyadaki bilirkişi raporları çelişkili oldukları gibi, davacı aleyhinde başlatılan ceza soruşturması sonucu dosyaya kazandırılmadan hazırlandıklarından eksiktirler. Dava konusu kurum işleminin dayanağı olan müfettiş inceleme raporu hasta ve yakınlarına ait ifadeler, hasta kayıtları ve reçete dökümü medula ekran dökümü şekilndeki belgelerin CD olarak dosyaya sunulduğu ancak her iki bilirkişi raporunda da ayrıntılı şekilde mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmedikleri, ilk alınan bilirkişi raporunun mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi bakımında da yetersiz olduğu anlaşılmıştır.</p>

<p>O halde mahkemece yapılması gereken; tereddüde yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun bir ek rapor yahut yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak, varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, ilk rapor ile çelişen ve yetersiz olan bilirkişi raporu benimsenerek ve ikinci raporun benimsenme sebebi dahi açıklanmaksızın sadece bilirkişi raporuna atıfla yazılı şekilde karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nın 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-2020559-e-20202465-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa.jpg" type="image/jpeg" length="55875"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/17-50 E., 2011/231 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-201117-50-e-2011231-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-201117-50-e-2011231-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.04.2011 tarihli, 2011/17-50 E., 2011/231 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2011/17-50 E., 2011/231 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Kayseri 2.Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
TARİHİ : 24.11.2009<br />
NUMARASI : 2009/400 E- 2009/429 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 2.Asliye Hukuk Mahkemesince maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat yönünden ise kısmen kabulüne dair verilen 11.09.2008 gün ve 2006/192 E., 2008/402 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar M.. M..ve K. A... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 21.04.2009 gün ve 2009/76-2580 sayılı ilamı ile;</p>

<p>(“...Davacı vekili, davalıların işleteni-sürücüsü, trafik ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda müvekkilinin daimi maluliyete uğrayacak şekilde yaralandığını ileri sürerek, ıslah dilekçesi ile 82.699,09 YTL maddi ve 15.000,00 YTL manevi tazminatın davalılardan sigorta şirketleri maddi tazminattan sorumlu olmak üzere müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p>Davalı M..M..vekili, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını ve talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br />
Davalı K. A... Sigorta A.Ş vekili, müvekkilinin temerrüdü söz konusu olmadığını, poliçe limiti ile sorumlu olacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br />
Davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş vekili, davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, kaza sonucunda davacının Adli Tıp Kurumu raporuna göre % 34,2 oranında daimi maluliyete uğradığının anlaşıldığı gerekçesi ile, bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulüne, 82.699,09 YTL maddi tazminatın davalılardan sigorta şirketleri poliçe limiti ile sorumlu olacak şekilde kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile ve 12.000,00 YTL manevi tazminatın davalı M.. M..’ten kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı M.. M..vekili ve davalı K. A... Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat tazmini istemine ilişkindir.<br />
BK.nun 53.maddesine göre; ceza mahkemesi tarafından belirlenen kusur oranı hukuk mahkemesi için bağlayıcı değildir. Bu nedenle mahkemece, ceza dosyasındaki maddi olgular da değerlendirilmek suretiyle, İTÜ ya da Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek trafik konusunda uzman bilirkişi heyetinden kusur durumunun belirlenmesi için ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesinleşmemiş ceza mahkemesi ilamının dayanağı olan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.</p>

<p>Bozma neden ve şekline göre, davalı M.. M... vekilinin, maddi ve manevi tazminata ve faiz başlangıç tarihine ilişkin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.</p>

<p>2-Davalı K.A... Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarına gelince;<br />
Kabule göre de:</p>

<p>a-Davalı kazaya neden olan aracın, zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır. TTK'nun 1299/1.maddesi yollamasıyla aynı kanunun 1292/1, 2918 sayılı KTK'nun 98/1, 99/1.maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları’nın B-2-b.maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Bu nedenle mahkemece, öncelikle davalı sigorta şirketine ihbar yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, ihbar yapılmış ise, hükmedilen maddi tazminattan sigorta poliçe limiti olan 40.000 YTL’nin belirlenecek temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi, dava açılmadan önce ihbar yapılmamış ise, dava dilekçesi ile talep edilen tazminat yönünden dava tarihinden, poliçe limitinin bakiye kısmı yönünden ise ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken anılan düzenleme gözardı edilerek, kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.</p>

<p>b-Ayrıca, sigorta genel şartlarının B.2 maddesi 5.fıkrası uyarınca, hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı yargılama giderleri ile avukatlık ücretini sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödemekle yükümlüdür. Mahkemece anılan düzenleme dikkate alınmadan davalı sigorta şirketinin diğer davalılar aleyhine hükmolunan yargılama gideri ve vekalet ücreti miktarı ile müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi de doğru görülmemiştir.</p>

<p>c-Yine davalı sigorta şirketi aleyhine manevi tazminata hükmedilmediği halde, yargılama ve harç giderlerinin tamamından diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulması da isabetli değildir...”)<br />
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ EDENLER: Davalılar M.. M.. ve K. A.. Sigorta A.Ş. vekili</p>

<p>HUKUK GENEL KURULU KARARI</p>

<p>Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü;<br />
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.</p>

<p>Mahkemenin; “Ceza dosyasında bulunan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi’nce düzenlenen rapora göre, davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun anlaşıldığı” gerekçesiyle maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne dair verdiği karar; hem davalı M.. M... hem de K. A.. Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Özel Dairece her davalının temyiz istemi ayrı başlık altında incelenerek yukarıya başlık bölümüne aynen alındığı üzere iki ayrı bent halinde açıklanan nedenlerle hüküm bozulmuştur.</p>

<p>Yerel mahkemece bozma ilamının (1) nolu bendi yönünden hüküm bozulmuş; (2) nolu kabule göre açıklaması ile başlayan bendine ise uyulmuştur.<br />
Hükmü davalı ... vekili direnme kararı yönünden, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ise uyulduğu ifade edilen kısım yönünden ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.</p>

<p>1-Davalı M.. M...vekilinin bozma ilamının (1) nolu bendinde yer alan bozma nedenine karşı verilen direnme kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde:<br />
Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık; mahkemece ceza dosyasındaki kusur raporu esas alınarak kusur oranının tespit yönteminin yerinde olup olmadığı ve yeniden bilirkişi raporu alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.<br />
Öncelikle, Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, eş söyleyişle;ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmasında yarar vardır:</p>

<p>Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda Borçlar Kanunu’nun 53.maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.</p>

<p>Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını; öngörmesi esasına dayanmaktadır.</p>

<p>818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun “Ceza Hukuku İle Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53.maddesinde: “ Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmü yer almaktadır.</p>

<p>Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.<br />
Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hallerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip, karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hakimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 gün ve 2004/11-115 E.2004/108 K; 12.5.2004 gün ve 2004/4-290 E, 289 K; 14.12.2005 gün ve 2005/10-680 E, 733 K sayılı ilamları).</p>

<p>Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Y.HGK.10.1.975 gün ve 1971/T-406 E. 1975/1 K. sayılı ilamı; Y.HGK.23.1.1985 gün ve 1983/10-372 E.ve 1985/21 K.sayılı ilamları ve yukarıda yer alan ilamları).</p>

<p>Bundan ayrı, hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinde görülmekte olan bir ceza davasının sonuçlanmasını bekletici sorun yapması halinde, ceza mahkemesinin bu konuda vereceği kararı peşinen kabul etmiş olacağından, bekletici sorun yapılan ceza davası hakkında verilen karar, hukuk davasında kesin delil teşkil eder (Prof.Dr.B.. K.. Hukuk Muhakemeleri Usulü 6.Baskı 2001, cilt:V, s:5153).</p>

<p>Bilindiği gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki, açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşuludur. Özellikle bir ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptaması, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturur. Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli bir konumda olmasıdır.</p>

<p>Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, Borçlar Yasasının 53.maddesi bir engel oluşturmaz (Y.HGK.16.9.1981 gün 1979/1-131 E. ve 1981/587 K. sayılı ilamı, M..Ç..., Hukuk Davalarında Kesin Hüküm. 1965 s.22 vd.).</p>

<p>Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir(Y.HGK.11.10.1989 gün ve 1989/11-373-472 sayılı ilamı).</p>

<p>Ceza mahkemesinde bir tarafın kusurlu olduğu maddi vakıa olarak kabul edilmişse, artık hukuk mahkemesinde o kişinin kusursuz olduğuna hükmedilemez. Ne var ki, hukuk hakiminin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak kusur oranını incelemesi olanaklıdır. Bu iki durumun birbirinden iyi ayırt edilmesi gerekir.<br />
Görüldüğü üzere, hukuk mahkemesi az yukarıda bağlayıcılık yönü belirtilen ayrık durumlar dışında ceza mahkemesi kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.</p>

<p>Bu noktada, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağladığı hallerde, kesin delilin etkisi nedeniyle, ceza mahkemesi kararında dayanılmış olan bilirkişi raporunun hukuk mahkemesini bağlayacağı; buna karşılık, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağlamadığı hallerde, ceza mahkemesinde alınmış olan bilirkişi raporunun, hukuk mahkemesini bağlamayacağı, eş deyişle hukuk mahkemesinin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği, kuşku ve duraksamaya yer olmaksızın kabul edilmektedir (Prof.Dr.B.. K.. Hukuk Muhakemeleri Usulü 6.Baskı 2001, cilt:V, s:5154-5155).</p>

<p>Özellikle tarafların, iddia ve savunmalarını ispat için, mahkemeden bilirkişi incelemesi yapılmasını istemeleri halinde; hukuk hakiminin, uyuşmazlığı kendi tespit ve takdirine, “Medeni Hukuk” alanı kurallarına göre çözümlemesi gerekir.</p>

<p>Tüm açıklamalar ışığında somut durum değerlendirildiğinde;</p>

<p>Davacının içerisinde bulunduğu dava dışı İbrahim Kaçmaz'ın sevk ve idaresindeki aracın, 22.01.2004 tarihinde, davalılardan M...M...in sevk ve idaresindeki araçla çarpıştığı, davalının bu kaza nedeniyle Kayseri 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/174 Esas sayılı dosyasıyla yargılandığı, M.. M..'in kullandığı aracın davalılardan K.A.. Sigorta A.Ş tarafından zorunlu trafik sigortası yapıldığı, davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş tarafından da kasko sigortalı olduğu, kaza nedeniyle davacının yaralanması üzerine eldeki davanın açıldığı dosya kapsamıyla belirgindir.Kesinleşmeyen Kayseri 4.Asliye Ceza Mahkemesinin kararında, davalı M. M..’in kırmızı ışıkta geçerek kazanın oluşumunda tam kusurlu kabul eden Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi raporu esas alınarak mahkûmiyetine karar verilmiş; ceza mahkemesinde görülmekte olan davanın sonucu, eldeki hukuk davası için bekletici sorun yapılmamıştır.</p>

<p>Esasen davacı, davalılardan M..M..’in kırmızı ışıkta geçtiğini, davalı M.. M.. ise, kırmızı ışıkta geçenin davacının içinde bulunduğu araç olduğunu iddia etmişler; mahkemece de ceza dosyasında dinlenen tanık beyanları dikkate alınarak davalı M.. M..’in kırmızı ışıkta geçtiği kabul edilerek, kırmızı ışıkta geçme olgusu bu şekilde kabul edildikten sonra, yine anılan Ceza Mahkemesince alınan Adli Tıp Kurumu raporu dikkate alınarak davalı ... tam kusurlu kabul edilmiş ve dava bu deliller ile sonuçlandırılmıştır. Davalı M.. M.. hem ceza dosyasında, hem de görülmekte olan davada kırmızı ışıkta kendisinin geçtiği olgusuna ve alınan kusur raporlarına karşı çıkmıştır.</p>

<p>Hukuk hâkimi, ceza mahkemesi kararı, kusur durumu ve bu dosyada alınan kusur bilirkişi raporları ile bağlı değil ise de, ceza mahkemesi kararındaki maddi olgular ile bağlıdır.</p>

<p>Kırmızı ışıkta geçme olgusu uyuşmazlığın temelini oluşturduğundan, öncelikle bu olgunun tespit edilmesi ve çözümlenmesi gerekmektedir.</p>

<p>Bu durumda mahkemece, ceza mahkemesinin kesinleşmemiş mahkumiyet kararı, bu karara esas alınan bilirkişi raporu ve diğer delillere dayanılarak hüküm verilemeyeceği göz önüne alınarak; öncelikle ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenilmesi, bundan sonra maddi olguların nasıl gerçekleştiğinin saptanması ,tarafların talepleri de gözetilerek uyuşmazlığın “Medeni Hukuk” kurallarına göre çözümlenmesi gerekir.</p>

<p>O halde yerel mahkemece, aynı yönlere işaret eden Özel Daire bozma kararına uyularak; ceza davasının sonucunun beklenmesi, davalılardan M. M..’e izafe edilen kusur oranının tespit edilen maddi olgular çerçevesinde uzman bilirkişi aracılığı ile ayrıca tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.</p>

<p>Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.</p>

<p>2-Davalı K. A... Sigorta A.Ş. vekilinin Özel Daire bozma ilamının (2) .bendinde yer alan “Kabule göre” başlığı altında yapılan eleştirilere uyulmasına ilişkin karara yönelik temyizine gelince;</p>

<p>Hemen belirtmelidir ki, bozma ilamlarında “ kabule göre de” veya “kaldı ki” gibi söz dizinleriyle başlayan, bozma sebebine göre inceleme sırası gelmemekle birlikte sadece mahkemenin hükmündeki hatanın varlığına işaret eden, hükmü o yönden eleştiren, mahkemenin aynı hataya düşmemesi için ona bir tavsiye ve yol gösterme amacına yönelik bulunan ifade ve açıklamalar; usul hukuku anlamında “bozma” niteliği taşımamaktadır. Dolayısıyla, yerel mahkemelerin, bozma ilamında yer alan bu tür ifade ve açıklamalara ilişkin direnme ya da uyma kararı veremeyecekleri belirgindir. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 6.3.1996 gün ve 1995/14-966 E.,1996/124 K. sayılı ; 28.02.2007 gün ve 2007/2-91 E., 2007/85 K. sayılı kararları ).</p>

<p>Mahkemece, bozma ilamının (2) nolu bendinde yer alan ve “kabule göre” açıklamasıyla başlayan, tavsiye niteliğinde bulunan açıklamaları bozma nedeni gibi kabul edilerek uyulmuş ve bu karar temyize konu edilmişse de; usuli anlamda bozma niteliği taşımayan bu hususlara uyulması da olanaklı olmadığından; davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>S O N U Ç : </strong></p>

<p>1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan M.. M.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen ilave nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre bu davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine,</p>

<p>2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle ortada yasal anlamda bir bozma ve uyma kararı bulunmadığından, hukuki varlık taşımayan bu karara karşı davalı K. A.. Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,</p>

<p>27.04.2011 oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-201117-50-e-2011231-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1aa1.jpg" type="image/jpeg" length="66406"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargı Yetkisinin Devredilmezliği ve Bilirkişilik Kurumunun Sınırları - Danıştay İDDK Kararı Işığında Güncel Bir Değerlendirme]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargi-yetkisinin-devredilmezligi-ve-bilirkisilik-kurumunun-sinirlari-danistay-iddk-karari-isiginda-guncel-bir-degerlendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargi-yetkisinin-devredilmezligi-ve-bilirkisilik-kurumunun-sinirlari-danistay-iddk-karari-isiginda-guncel-bir-degerlendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Günümüz yargılama pratiğinde, mahkemelerin çözümü teknik, bilimsel veya özel uzmanlık bilgisi gerektiren uyuşmazlıklarda bilirkişi incelemesine başvurmasını yalnızca pratik bir kolaylık olarak görmek mümkün değildir. Doğru ve sağlıklı bir yargılama yapılabilmesi için, çözümü uzmanlık gerektiren teknik konularda bilirkişiye başvurulması çoğu zaman bir zorunluluktur. Zira hâkimin sahip olduğu bilgi ve yetkinlik, esas itibarıyla hukuki değerlendirme ve normların somut olaya uygulanması alanına ilişkindir; buna karşılık mühendislik, tıp, finans, sigorta veya benzeri teknik alanlara ilişkin maddi vakıaların tam ve doğru biçimde ortaya konulması, uzmanlık gerektiren bir bilgi birikimini zorunlu kılmaktadır.</p>

<p>Diğer yandan, bilirkişinin bu fonksiyonu, yargı yetkisinin özüne dokunmayacak şekilde sınırlandırılmıştır. Nitekim yargı yetkisi, Anayasa gereği bizzat ve münhasıran hâkim tarafından kullanılmalı; bilirkişi, hâkimin yerine geçerek hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapma yetkisini üstlenmemelidir.</p>

<p>Bu çerçevede, Türk hukuk sisteminde son yılların en yoğun tartışma alanlarından birini, “bilirkişilerin kusur değerlendirmesi yapıp yapamayacağı” sorunu oluşturmaktadır. Özellikle trafik kazaları, iş kazaları ve teknik inceleme gerektiren diğer uyuşmazlıklarda bilirkişilerin raporlarında kusur oranı belirlemesi, “asli kusur”, “tali kusur” gibi nitelendirmelerde bulunması, teknik kanaat ile hukuki değerlendirme arasındaki sınırın nerede başlayıp nerede sona erdiği sorusunu gündeme getirmiştir. Bu tartışmayı yalnızca uygulamaya ilişkin bir yöntem meselesi olarak görmek doğru değildir; çok daha derin bir boyutu olan, aynı zamanda yargı yetkisinin devredilmezliği, hâkimin rolü ve bilirkişilik kurumunun işlevi bakımından temel ilkeleri doğrudan ilgilendiren yapısal bir sorun olarak değerlendirmek gerekir.</p>

<p>Söz konusu tartışma, <a href="https://www.hukukihaber.net/bilirkisi-hakimin-yetkisinde-olan-kusurluluk-oranini-belirleyemez" rel="dofollow">Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 07/01/2026 tarihli kararı</a>yla yeni bir boyut kazanmış ve önemli ölçüde açık ve belirgin bir çerçeveye kavuşturulmuştur. DİDDK’nın kararıyla birlikte, bilirkişinin kusur değerlendirmesi yapıp yapamayacağı meselesi, yalnızca doktrinsel bir tartışma olmaktan çıkarak, bağlayıcı yargısal içtihat düzleminde yeniden ele alınmıştır.</p>

<p>Bu makalede, idari yargıda bilirkişilik müessesesinin teorik temelleri ortaya konulacak; ardından söz konusu <a href="https://www.hukukihaber.net/bilirkisi-hakimin-yetkisinde-olan-kusurluluk-oranini-belirleyemez" rel="dofollow">DİDDK kararı</a> ayrıntılı biçimde analiz edilerek, bilirkişinin görev alanı ile yargı yetkisinin sınırları arasındaki hassas denge değerlendirilecektir.</p>

<p><strong>1. </strong><strong>Teorik Çerçeve: Bilirkişiliğin Hukuki Mahiyeti ve Temel İlkeler</strong></p>

<p>Bilirkişilik kurumu, Türk hukukunda 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) ilgili hükümlerinde düzenlenmiştir. Bu yönüyle bilirkişilik, farklı yargı kollarında ortak ilkelere dayanan, çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren uyuşmazlıklarda mahkemeye yardımcı olan bir ispat aracıdır. Nitekim 6754 sayılı Kanun’un 2. maddesinde bilirkişi, <i>“çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi”</i> olarak tanımlanmıştır. Aynı doğrultuda HMK’nın 266. maddesinde, <i>“Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir”</i> hükmüne yer verilmiştir. Benzer şekilde CMK’nın 63. maddesinde de, <i>“Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına ... karar verilebilir”</i> düzenlemesi ile ceza yargılamasında da aynı ilkenin benimsendiği görülmektedir.</p>

<p>İdari yargılama usulünde bilirkişilik kurumu ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (İYUK) ayrıntılı şekilde düzenlenmemiş; bunun yerine genel bir yollama sistemi tercih edilmiştir. Nitekim İYUK’un 31. maddesinde, <i>“Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda, ... bilirkişi ... gibi hususlarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır” </i>denilmek suretiyle, bilirkişiliğe ilişkin usul ve esasların HMK hükümleri çerçevesinde uygulanacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu yönüyle idari yargıda bilirkişilik, HMK sistemine tabi olmakla birlikte, re’sen araştırma ilkesi gibi idari yargıya özgü ilkelerle birlikte şekillenen kendine has bir uygulama alanına sahiptir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilirkişilik kurumunun hukuki mahiyeti, onun bir “yardımcı ispat aracı” olmasında kendini gösterir. HMK’nın 282. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, <i>“Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.”</i> Bu düzenleme, bilirkişi raporunun mahkemeyi bağlayan bir delil olmadığını; nihai değerlendirmenin ve kararın hâkime ait olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p>Bilirkişiliğin sınırlarının ise doğrudan doğruya Anayasa’dan kaynaklandığı açıktır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesinde, <i>“Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır”</i> hükmüne yer verilmiştir. Bu anayasal düzenleme, yargı yetkisinin münhasıran mahkemelere ait olduğunu ve devredilemeyeceğini ortaya koymakta; dolayısıyla bilirkişinin, yargı yetkisini kullanır şekilde hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunmasının kabul edilemeyeceğini açıkça göstermektedir.</p>

<p>Bu anayasal ilkenin kanun düzeyindeki en belirgin yansıması ise HMK’nın 266. maddesinde görülmektedir. Söz konusu hükümde, <i>“Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz” </i>denilmek suretiyle, bilirkişiliğin sınırları açık ve kesin bir biçimde çizilmiştir.</p>

<p>Diğer taraftan HMK’nın 279. maddesinde de, <i>“Bilirkişi, raporunda ... çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz”</i> hükmüne yer verilerek, bilirkişinin hukuki değerlendirme yapmasının açıkça yasaklandığı görülmektedir.</p>

<p><strong>2. </strong><strong>Uyuşmazlık Konusu: Bilirkişilik Rehber İlkeleri Madde 27</strong></p>

<p>Adalet Bakanlığı Bilirkişilik Daire Başkanlığı, 07/09/2020 tarihinde yayımladığı <i>"Bilirkişilerin Uyacağı Rehber İlkeler ve Bilirkişi Raporlarında Bulunması Gereken Standartlar"</i> ile bilirkişilerin rapor yazım standartlarını belirlemiştir. Tartışmanın odağını oluşturan ve iptali talep edilen 27. madde şu düzenlemeyi içermektedir:</p>

<p><i>“Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmeyle mümkündür ve sadece hâkimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hâkimin yetkisinde olan, kusurluluk konusunda (asli/tali kusurlu, kusursuz, yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hâkimin yerine geçmeyi ifade eder.”</i></p>

<p><strong>3. </strong><strong>Danıştay Onuncu Dairesi’nin İptal Gerekçesi</strong></p>

<p>Danıştay 10. Dairesi uyuşmazlığı ilk derece mahkemesi sıfatıyla incelemiş ve bu düzenlemenin kanuna aykırı olduğu sonucuna varmıştır. Daire’ye göre bilirkişinin teknik bilgisini somut olaya uygulayarak bir kanaat bildirmesi, bilirkişilik kurumundan beklenen faydanın bir gereğidir.</p>

<p>Daire, kararında Anayasa’dan başlayarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun ilgili maddelerine kapsamlı atıflar yapmıştır. Daire, öncelikle bilirkişiliğin anayasal ve yasal sınırlarını çizmiştir. Kararda, bilirkişiye başvurulmasının Anayasa'nın 9. maddesinde yer alan yargı yetkisinin bir parçası olduğu, ancak bu yetkinin devri anlamına gelmemesi gerektiği vurgulanmıştır.</p>

<p>Daire, 6100 ve 6754 sayılı Kanunların lafzını, amacını ve gerekçesini birlikte değerlendirerek, kusur tespitinin bilirkişinin teknik bilgisini somut olaya uygulaması olduğunu savunmuştur. Kararda şu ifadelerle bu durum açıklanmıştır:</p>

<p><i>“...bilirkişinin hukuk bilimi dışındaki özel ve teknik bilgisini mahkemece yöneltilen sorular çerçevesinde somut olaya uygulaması suretiyle ulaştığı sonucu ifade eden 'kusurluluk (asli/tali kusurlu, kusursuz, yüzdelik kusur oranı)' tespitinin, bilirkişiye 6100 ve 6754 sayılı Kanunlar ile verilip ilgili mahkemece dosya bazında tevdi edilen görev tanımı ve yetki sınırları dahilinde kaldığı...”.</i></p>

<p>Daire'ye göre, bilirkişinin kusura dair görüş belirtmesinin yasaklanması, yargılamanın amacına zarar verecektir:</p>

<p><i>“...aksi durumda bilirkişilik kurumundan beklenen faydanın sağlanmasına, yani uyuşmazlığın çözümüne etki eden özel ve teknik bilgiye tam olarak ulaşıldığından bahsedilmesine olanak bulunmadığı...”.</i></p>

<p>Daire, bilirkişinin "hukuki nitelendirme yapma yasağı" ile "vardığı kanaati açıklama yetkisi" arasında net bir ayrım yapmıştır. Bilirkişinin vardığı teknik sonuçları aktarmasının yasak kapsamına girmediğini ve <i>“...bilirkişinin, hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamamasının, sahip olduğu özel ve teknik bilgiyi somut uyuşmazlığa uygulayarak vardığı kanaati ortaya koyamayacağı anlamına gelmediği...”</i>ni belirtmiştir.</p>

<p>Daire ayrıca, bilirkişinin kusur tespiti yapmasının yargı yetkisini gasp etmediğini, çünkü son sözün her zaman hâkimde olduğunu vurgulamıştır. HMK'nın 282. maddesine dayanarak bilirkişi raporlarının bir "delil" niteliğinde olduğunu, ancak bağlayıcı olmadığını belirtmiştir.</p>

<p>Danıştay 10. Dairesi, kapsamlı bir kanun incelemesi ile konuyu ele alıp, kanun koyucunun bilirkişiye "oy ve görüş bildirme" görevi verdiğini (HMK m. 266, 269), kusur tespitinin de bu "görüş"ün doğal bir parçası olduğunu ve hâkimin bu raporu zaten serbestçe değerlendirebileceği için yargı yetkisinin devrinden söz edilemeyeceğini savunarak ilgili düzenlemeyi iptal etmiştir.</p>

<p><strong>4. </strong><strong>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun (DİDDK) Analizi</strong></p>

<p>Adalet Bakanlığı'nın temyizi üzerine dosyayı inceleyen DİDDK, <a href="https://www.hukukihaber.net/bilirkisi-hakimin-yetkisinde-olan-kusurluluk-oranini-belirleyemez" rel="dofollow">Onuncu Dairenin kararı</a>nı bozarak kusur tespiti yasağını hukuka uygun bulmuştur. Kurulun kararı, kusur kavramının "teknik" değil "normatif" olduğu doktrinine dayanmaktadır.</p>

<p><strong>A. </strong><strong>Kusurun Normatif Niteliği</strong></p>

<p>DİDDK, kusur belirlemenin bir matematik işlemi değil, hukuk normunun olaya uygulanması süreci olduğunu vurgulamıştır. Kararda aynen şu tespit yapılmıştır:</p>

<p><i>“Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmeyle mümkündür ve sadece hâkimin yetkisindedir.”,.</i></p>

<p>Bu yaklaşımı, hem özel hukuk hem de ceza hukuku ilkeleriyle desteklemiştir. <a href="https://www.hukukihaber.net/bilirkisi-hakimin-yetkisinde-olan-kusurluluk-oranini-belirleyemez" rel="dofollow">DİDDK kararı</a>nda, Türk Ceza Kanunu’nun 22. maddesinin gerekçesine atıf yaparak<i>; “taksirden dolayı kusurluluğun matematiksel olarak ifadesi mümkün değildir. Ancak, normatif değerlendirmeyle hâkim tarafından belirlenen kusurluluk göz önünde bulundurulmak suretiyle, suçun cezasında belli bir oranda indirim yapılabilir”</i> demiştir.</p>

<p><strong>B. </strong><strong>Teknik Bilgi ve Hukuki Değerlendirme Ayrımı</strong></p>

<p>Kurul, bilirkişinin görevinin sadece "teknik ihlalleri" saptamak olduğunu, bu ihlallerden "kusur" sonucu çıkarmanın hâkime ait olduğunu belirtmiş ve <i>“...bilirkişinin yapacağı inceleme, işin tekniği ile sınırlı olmalıdır. Bunun dışında, bilirkişi tarafından münhasıran hâkimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamalıdır. Aksi yöndeki tutum, bilirkişilik görevinin sınırını aşmayı ve hâkimin yerine geçmeyi ifade edeceğini”</i><strong> </strong>belirtmiştir.</p>

<p>Örneğin, bir ameliyat hatasında bilirkişinin, müdahalenin tıp tekniğine uygun olup olmadığını tespit etmesi gerektiğini ancak hekimin "asli kusurlu" olup olmadığına karar verecek olan makamın yargı merci olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur.</p>

<p><strong>5. </strong><strong>Mevzuat ve İçtihat Işığında Değerlendirme</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/bilirkisi-hakimin-yetkisinde-olan-kusurluluk-oranini-belirleyemez" rel="dofollow">DİDDK kararının</a>, HMK’nın 279/4 maddesi ve 6754 sayılı Kanun’un 3/2 maddesindeki <i>“Bilirkişi... hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz”</i> emredici hükmünün bir yansımasıdır diyebiliriz.</p>

<p>Keza Yargıtay içtihatlarında da, kusur tespitinin nihai olarak hâkime ait olduğu yönünde istikrarlı bir yaklaşım benimsemektedir. Her ne kadar teknik inceleme gerektiren hallerde bilirkişiden rapor alınması zorunlu ise de, bu raporun bağlayıcı olmadığı ve kusur oranının belirlenmesinin yargısal bir değerlendirme olduğu kabul edilmektedir. Nitekim <a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-201117-50-e-2011231-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.04.2011 tarih, E.2011/17-50, K.2011/231 sayılı kararın</a>da<i>, “hukuk hâkiminin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak kusur oranını incelemesinin mümkün olduğu”</i> açıkça belirtilerek, kusur değerlendirmesinin hâkime ait olduğu vurgulanmıştır.</p>

<p>Benzer şekilde Yargıtay uygulamasında, bilirkişi raporlarının hâkimi bağlamadığı ve hâkimin raporu serbestçe değerlendireceği yönündeki ilke sürekli olarak tekrar edilmektedir. Nitekim <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-2020559-e-20202465-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2020/559 E., 2020/2465 K. sayılı kararı</a>nda, <i>“bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz; hâkim, raporu serbestçe takdir eder”</i> denilmek suretiyle bu husus açıkça ifade edilmiştir.</p>

<p>Öte yandan Yargıtay’ın özellikle trafik ve tazminat hukukuna ilişkin kararlarında, kusur oranının belirlenmesine ilişkin değerlendirmelerin teknik bir hesaplama faaliyeti olarak değil, hukuki nitelendirme kapsamında ele alınması gerektiği belirtilmektedir. Bu çerçevede, “kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur” yönündeki tespit, Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımını yansıtan temel bir ilke haline gelmiştir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun bu kararının, bilirkişilik kurumunun sınırlarının yeniden belirlenmesi bakımından önemli bir dönüm noktası niteliği taşıdığını söylemek mümkündür. Kararda, bilirkişiliğin “teknik bilgi sunma” fonksiyonu özellikle vurgulanmış; bu çerçevede bilirkişinin, yargı yetkisinin kullanım alanına giren hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerden kaçınması gerektiği açık bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu kapsamda, kusur isnadı ve kusur oranına ilişkin nihai değerlendirmenin de münhasıran hâkime ait olduğu hususu açıkça ifade edilmiştir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/bilirkisi-hakimin-yetkisinde-olan-kusurluluk-oranini-belirleyemez" rel="dofollow">DİDDK’nın kararı</a>nda, bilirkişi raporlarında “asli kusurlu”, “tali kusurlu”, “kusursuz” ya da belirli oranlarda kusur isnadı içeren değerlendirmelerin, artık bilirkişinin görev sınırlarını aşan ve hukuki nitelendirme yasağını ihlal eden işlemler olarak değerlendirilmesi gerektiği ortaya konulmuştur. Keza, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan “hukuki değerlendirme yasağı”, bu kararla birlikte uygulamada daha somut ve yaptırıma bağlanabilir bir içerik kazanmıştır.</p>

<p>Kararın dikkat çekici yönlerinden biri de, bu ilkenin soyut bir sınır çizimiyle sınırlı kalmayıp, uygulamadaki karşılığının da açıkça ortaya konulmuş olmasıdır. Nitekim kararın “Maddi Olay” kısmında, kusur durumuna göre rapor düzenleyerek hukuki nitelendirme yaptığı ileri sürülen bir bilirkişi hakkında, “Bilirkişilik Kanunu’nun 3. maddesinin 2. fıkrasına ve 13. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendine aykırılık teşkil edecek şekilde hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunduğu” gerekçesiyle disiplin süreci işletildiği ve anılan Kanun’un 13. maddesi uyarınca uyarma yaptırımı uygulandığı açıkça ifade edilmiştir. Bu durum, söz konusu sınırın yalnızca teorik bir çerçeve değil, aynı zamanda doğrudan yaptırıma bağlanmış bir norm haline geldiğini göstermektedir.</p>

<p>Bu itibarla, bilirkişinin görev alanını aşarak hâkimin yerine geçecek şekilde kusur isnadı ve hukuki değerlendirmelerde bulunması, somut olayın niteliğine göre “uyarma”, “geçici olarak listeden çıkarma” veya “sicilden tamamen çıkarılma” gibi ağır disiplin yaptırımlarını gündeme getirebilecek bir ihlal olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>Belirtilmesi gereken önemli bir husus ise, DİDDK’nın kararın etkisini yalnızca idari yargılama alanı ile sınırlı görmek doğru bir değerlendirme olmayacaktır. Zira DİDDK’nın değerlendirmesi, 2577 sayılı İYUK’a özgü bir düzenlemeye değil; doğrudan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nda yer alan genel ilkelere dayanmaktadır. Bu yönüyle karar, bilirkişinin hukuki nitelendirme yapamayacağı ve görev sınırlarını aşması hâlinde disiplin yaptırımları ile karşılaşabileceği yönündeki yaklaşımı, tüm yargı kolları bakımından geçerli olabilecek bir çerçevede ortaya koymaktadır.</p>

<p>Nitekim bilirkişilik kurumu, hukuk, idare ve ceza yargılamasında ortak ilkelere tabi olup; özellikle “hukuki değerlendirme yasağı” ve “yargı yetkisinin devredilemezliği” ilkeleri, yargılamanın türüne göre değişmeyen temel esaslar arasında yer almaktadır. Bu nedenle <a href="https://www.hukukihaber.net/bilirkisi-hakimin-yetkisinde-olan-kusurluluk-oranini-belirleyemez" rel="dofollow">DİDDK kararı</a>, her ne kadar idari yargı uyuşmazlığı üzerinden verilmiş olsa da, ortaya koyduğu ilkeler itibarıyla bilirkişilik kurumuna ilişkin genel bir sınır çizmekte ve tüm yargılamalar bakımından yol gösterici bir içtihat niteliği taşımaktadır.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2024/04/ayfer-bayer1.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2024/04/ayfer-bayer1.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Ayfer BAYER</strong></p>

<p><span style="color:#ecf0f1">---</span></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/bilirkisi-hakimin-yetkisinde-olan-kusurluluk-oranini-belirleyemez" rel="dofollow">&gt;&gt; BİLİRKİŞİ, HÂKİMİN YETKİSİNDE OLAN KUSURLULUK ORANINI BELİRLEYEMEZ</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargi-yetkisinin-devredilmezligi-ve-bilirkisilik-kurumunun-sinirlari-danistay-iddk-karari-isiginda-guncel-bir-degerlendirme</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/terazi/terazi-bilgisayars-kadin.jpg" type="image/jpeg" length="93045"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kripto Piyasalarında "Üçgen Dolandırıcılık" Tuzağı ve Dijital Ayak İzinizin Hukuki Önemi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kripto-piyasalarinda-ucgen-dolandiricilik-tuzagi-ve-dijital-ayak-izinizin-hukuki-onemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kripto-piyasalarinda-ucgen-dolandiricilik-tuzagi-ve-dijital-ayak-izinizin-hukuki-onemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dijital finans ekosisteminin hızla büyümesi, ticari işlemlere büyük kolaylıklar sağlarken maalesef siber faillerin dijital anonimliği kötüye kullandığı yeni istismar yöntemlerini de doğurmaktadır. Son dönemde sıklıkla karşılaşılan ve kamuoyunda "sazan sarmalı" veya "üçgen dolandırıcılık" olarak bilinen yöntem, tamamen yasal sınırlar içinde P2P (Kişiden Kişiye) kripto para alım-satımı yapan masum vatandaşları haksız yere ağır ceza tehdidiyle karşı karşıya bırakabilmektedir. Bu eylemlerde temel kurgu; dolandırıcıların, ağlarına düşürdükleri mağdurların ödemelerini doğrudan iyiniyetli kripto para satıcılarının banka hesaplarına yönlendirmesi üzerine inşa edilmektedir. Hatta failler, adli takibi zorlaştırmak ve zaman kazanmak amacıyla bu yasadışı transferleri çok sayıda masum kullanıcıya bölerek, şüpheyi geniş bir alana yaymayı hedefleyebilmektedir. Burada hukuk sisteminin ve finansal ekosistemin asıl odaklanması gereken husus, suçun işleniş yöntemlerinden ziyade; bu sarmalın hukuki ve sistemsel olarak nasıl kırılabileceği ve iyiniyetli üçüncü kişilerin nasıl korunabileceğidir. Bu noktada, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının algoritmalarına büyük iş düşmekte; şüpheli işlem kalıplarının ivedilikle denetim birimlerine bildirilmesi ve önleyici tedbirlerin sistem bazında hızla alınması gerekmektedir.</p>

<p>Bu kurgunun en yıkıcı tarafı, ticari faaliyetlerini tamamen yasal çerçevede yürüten iyiniyetli vatandaşların, olağan hayat akışları içerisinde hiç beklemedikleri bir adli süreçle ve "nitelikli dolandırıcılık" gibi ağır bir suçlamayla muhatap olmalarıdır. Oysa ceza adalet sistemi peşinen cezalandırmayı hedefleyen bir yapı değil; masumiyet karinesini gözeterek maddi gerçeği arayan bir mekanizmadır. Ticari hayatın olağan akışı ve ceza hukukunun prensipleri de bu noktada son derece nettir: Dolandırıcılık suçu işleyen bir şahsın, elde ettiği bu haksız gelirle gidip bir kuyumcudan altın alması o kuyumcuyu nasıl fail yapmıyorsa ve kuyumcunun bu paranın kaynağını bilme yükümlülüğü yoksa; kripto platformunda yasal varlığını satan kişinin de hesabına gelen havalenin suç geliri olup olmadığını bilmesi fiilen imkânsızdır. Sırf asıl failler suç gelirini yasal bir ilan üzerinden aklamaya çalıştı diye, sistem üzerinden sadece sattığı varlığın bedelini alan iyiniyetli üçüncü kişiyi fail olarak nitelendirmek hukuka açıkça aykırıdır. Ancak olası bir soruşturmada adli makamlar ilk etapta doğrudan banka dekontlarına odaklanabildiği için, arka planda işleyen yasal ticareti ve "kastın yokluğunu" ispatlamak tamamen bireylerin alacağı önlemlere ve bırakacakları dijital izlere bağlı olmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüm bu hukuki risklerden korunmak, adaletin tecellisini beklemeden proaktif davranmak ve siber faillerin kurduğu bu sistemi boşa çıkarmak adına bireysel güvenlik tedbirlerinin eksiksiz uygulanması yegâne yoldur. IBAN numaranızı bir kişiye verirken onun platformda doğrulanmış, güvenilir bir kullanıcı olduğundan kesinlikle emin olunmalı ve şüpheli durumlarda işlem derhal reddedilmelidir. Unutulmamalıdır ki, dijital dünyada gerçekleştirilen her işlem ve veri transferi, lehinize kullanabileceğiniz silinmez bir "dijital ayak izi" oluşturur. <strong>Bu nedenle, sistemsel olarak bu tuzağa düşmemenin ve dolandırıcıların kurgusunu anında çökertmenin en kesin kuralı şudur: İşlem sırasındaki referans numarasını veya platform sipariş numarasını, banka havalesinin "Açıklama" bölümüne mutlaka yazın ve karşı taraftan da o parayı gönderirken bu kodu yazmasını zorunlu tutulması gerekmektedir.</strong> <strong>Herhangi bir adli soruşturmada, açıklama kısmına işlenmiş tek bir referans numarası, o ödemenin bir dolandırıcılık eylemine değil, meşru bir ticari işleme ait olduğunu kanıtlayacak ve haksız suçlamalara karşı en aşılmaz hukuki kalkanınız olacaktır.</strong></p>

<p></p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yunus-utku-oranca.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yunus-utku-oranca.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Yunus Utku ORANCA</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kripto-piyasalarinda-ucgen-dolandiricilik-tuzagi-ve-dijital-ayak-izinizin-hukuki-onemi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/bitcoin-kripto-para-tokmak47.jpg" type="image/jpeg" length="26648"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞ ÇEK YAPRAĞININ KAYBOLMASI VEYA ÇALINMASI HALİNDE HUKUKİ DURUM VE YARGITAY UYGULAMASI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bos-cek-yapraginin-kaybolmasi-veya-calinmasi-halinde-hukuki-durum-ve-yargitay-uygulamasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bos-cek-yapraginin-kaybolmasi-veya-calinmasi-halinde-hukuki-durum-ve-yargitay-uygulamasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ticari hayatta ödeme aracı olarak en yaygın kullanılan kıymetli evraklardan biri olan çekin, henüz doldurulmadan (boş haldeyken) rıza dışında elden çıkması, düzenleyen (keşideci) açısından ciddi hukuki riskler barındırmaktadır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve çek hukukunun teknik detayları, bu durumda izlenecek yolu belirlemektedir.</p>

<p>Bir çekin iptaline karar verilebilmesi için öncelikle, gerçek bir çekin zayi edilmesi gerekir. Bu kapsamda, hesap sahibinin imzaladığı lüzumlu unsurları sonradan üçüncü kişiler tarafından doldurulabilecek çek yaprağının da iptaline karar verilebilmelidir. Zira, sadece imzalandıktan sonra zayi edilen çek yaprağının doldurulmasıyla gerçek bir çek ortaya çıkma ihtimali söz konusu olacaktır. Böyle bir durumda, muhatap banka ve iyi niyetli üçüncü kişilerin zarara uğrama tehlikesi ortaya çıkacaktır. Keşidecinin de, böyle bir çekin ödenmesi halinde kendi kusuru ile yarattığı hukuki görünüşten sorumlu olması gerekir. Bu durumda, lüzumlu unsurları tam olmasa bile keşideci tarafından imzalandıktan sonra zayi edilen çeklerin iptal edilmesine imkan tanınması uygun olacaktır Ancak boş çek yaprakları için ise bu durum daha farklı bir hal alacaktır.</p>

<p>Doktrin ve yargı kararları, imzalı/tedavüle çıkmış çekler ile henüz imzalanmamış ‘boş’ çek yaprakları arasında keskin bir ayrım yapmaktadır. Aşağıda izah edeceğimiz üzere de henüz imzalanmamış, sadece banka tarafından bastırılmış imzasız boş çek yapraklarının zayi olması durumunda TTK’daki iptal hükümlerinin uygulanıp, uygulanmayacağına değinilecek ve ‘kıymetli evrak’ vasfı şartları değerlendirilecektir.</p>

<p><strong>1. Çekin "Kıymetli Evrak" Niteliği ve Zorunlu Unsurlar</strong></p>

<p>Bir belgenin "çek" vasfı kazanabilmesi ve kanunen korunabilmesi için TTK Madde 708 uyarınca belirli unsurları taşıması gerekir:</p>

<p>· "Çek" kelimesi,</p>

<p>· Kaydı şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havale emri,</p>

<p>· Ödeyecek bankanın (muhatabın) ismi,</p>

<p>· Banka tarafından verilen seri numarası ve karekod,</p>

<p>· Keşide günü ve <strong>düzenleyenin imzası</strong>.</p>

<p><strong>Önemli Not:</strong> İmzasız ve boş bir çek yaprağı, hukuk tekniği açısından henüz bir "kambiyo senedi" niteliğinde değildir. Bu durum, açılacak davaların türünü ve sonucunu doğrudan etkilemektedir.</p>

<p><strong>2. Boş Çek İçin İptal Davası Açılabilir mi?</strong></p>

<p>Hukuk sistemimizde kıymetli evrakın iptali davası açma hakkı, kural olarak <strong>hamile</strong> (elinde bulundurana) veya <strong>lehtara</strong> tanınmıştır. Keşidecinin (çekin sahibi/düzenleyen) kendi yazdığı veya yazacağı çek için iptal davası açma yetkisi bulunmamaktadır.</p>

<p>· <strong>Usulden Red:</strong> Uygulamada keşideciler, ispat kolaylığı olması adına boş çek yaprakları için iptal davası açsalar da, Yargıtay bu davaların "aktif husumet yokluğu" veya "belgenin kambiyo senedi vasfı taşımaması" nedeniyle usulden reddine karar vermektedir.</p>

<p>· <strong>Boş Kağıt Niteliği:</strong> Henüz imzalanmamış bir çek yaprağı, hukuken bir "kağıt" parçasıdır. Bu nedenle, kanunda düzenlenen kıymetli evrak iptali prosedürüne konu edilemez. Zira, lüzumlu unsurları tamamlanmış olsa dahi çek hesabı sahibi tarafından imzalanmayan bir senet olduğundan gerçek veya gerçek olması ihtimali olan çek ortada yoktur. Mahkemenin iptal kararı verebilmesi için hesap sahibinin kusuru ile gerçek çek olduğuna dair yaratılmış veya yaratılması ihtimali olan hukuki görünüş bulunması gerekir. Hesap sahibinin imzası bulunmayan boş çek yapraklarının iptaline karar verilmesi, maddi olarak doğmamış kambiyo senedi yerine geçen bir kararın ihdası olur ki hukuken savunulması mümkün değildir.</p>

<p><strong>3. Kaybolma Halinde Atılması Gereken İlk Adımlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boş çek yapraklarının kaybedilmesi halinde yetkisiz kişilerin bunları imzalamaları suretiyle şeklen de olsa ortaya sahte bir çek çıkabilecektir. Böyle bir durumda, sahte çekin ibrazı halinde muhatap banka bu çeki ödeme riski ile karşı karşıya kalacaktır. Boş çek yapraklarının ziyaı halinde, mülga TTK m. 711/III gereğince keşideciye tanınan geçici önleyici tedbir mahiyetindeki ödemeden men kararı ile iptal davası, çekin ibraz edilmesinden önceki süreçte kullanılacak bir yöntem iken, Yargıtay kararlarında belirtilen menfi tespit davası sahte çekin ibraz edilmesinden sonraki bir süreçte açılabilecek olan davadır. Bu nedenle, menfi tespit davası açılması sahte çekin ibraz edilmesinden önce geçici önleyici tedbir alınmasını sağlamaktan uzaktır. Bu durum, muhatap banka ile hesap sahibinin menfaatlerini korumasız bırakmaktadır.</p>

<p>Boş çek yapraklarının çalınması veya kaybolması durumunda, keşidecinin hukuki sorumluluktan kaçınmak için gecikmeksizin şu adımları atması önerilir:</p>

<p>1. <strong>Bankaya İhbar:</strong> İlgili banka şubesine vakit kaybetmeden bilgi verilmelidir.</p>

<p>2. <strong>Noter İhtarnamesi:</strong> İspat kolaylığı ve resmiyet açısından ilgili bankaya noter aracılığıyla bir ihtar çekilerek çeklerin rıza dışı elden çıktığı bildirilmelidir. İlgili bankaya çek hesabının kapatılması talep edilmesi gerektiği ciddi bir önem teşkil etmektedir.</p>

<p>3. <strong>Suç Duyurusunda Bulunulması: </strong>Çek, hukuken resmi belge sayıldığı için eğer çek; tamamen rıza dışı doldurulmuşsa, imza taklit edilmişse, yetkisiz kişi tarafından düzenlenmişse TCK m.204 gündeme gelecek ve suçun gerçekleşme şartları hasıl olmuş ise resmi belgede sahtecilik suçu vücut bulacaktır.<strong> </strong></p>

<p><strong>4. Çekin Kötü Niyetli Kişilerce Doldurulması ve Takibe Konulması</strong></p>

<p>Eğer boş çeki ele geçiren kötü niyetli bir üçüncü kişi, çeki doldurup imzalar ve tedavüle sokarsa (icra takibi başlatırsa), keşidecinin başvurabileceği yollar şunlardır:</p>

<p>· <strong>Menfi Tespit Davası:</strong> İcra İflas Kanunu Madde 72 uyarınca, borçlu olunmadığının tespiti ve sahtecilikten doğan durumun menfi tespit davası ile borçlu olunmadığı yönünde dava açılması gerekecektir.</p>

<p>· <strong>İmza İtirazı:</strong> Eğer imza keşideciye ait değilse, icra takibine karşı "imza itirazında" bulunulabilir. Bu şekilde boş çek yaprağında bulunan imzanın sahte olup, olmadığı yönünde tespitin yapılmasıyla bir çözüme kavuşabileceğini belirtmek isteriz.</p>

<p><strong>5. Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirme</strong></p>

<p>Yargıtay bir kararında yer alan emsal karara göre; bir araçtan çalınan 44 adet boş çek yaprağı için açılan iptal davasında mahkeme şu sonuca varmıştır:</p>

<p>"Boş çek yaprağının kambiyo senedi niteliğinde olmadığı ve iptalinin istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir."</p>

<p>Bununla birlikte başka bir kararında; ‘Hesap sahibinin zayi nedeniyle iptal davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı, boş çek yapraklarının üçüncü kişiler tarafından doldurulması ihtimaline karşı da borçlu olmadığının belirlenmesi amacıyla bir menfi tespit davası açabileceği’ sonucuna varmıştır. ((<i>11. HD, 25.10.1993, E. 519/ K. 6809; 11. HD, 29.05.2006, E. 2005/5775, K. 2006/6299; 11. HD, 12.07.2010, E. 2009/2193, K. 2010/8233; 19. HD, 24.01.2008, E.)</i></p>

<p>Yargıtay bu kararları onamış ve boş çeklerin rıza dışında elden çıkmasının tespitine yönelik taleplerin, kambiyo hukuku çerçevesinde "iptal davası" konusu yapılamayacağını tescillemiştir.</p>

<p><strong>Sonuç olarak;</strong></p>

<p>Kanun koyucu hamiline de düzenlenebilen çekin bankaya ibrazında derhal ödenmesi konusunda bir mecburiyet bulunmaktadır. Hesapta para olmasına rağmen ödeme yapılmayan veya ödemekle zorunlu olan tutarı ödemeyen banka görevlisine hapis cezası sorumluluğu getirilmiştir (Çekk m. 7/5). Bu zorlayıcı hükümler, sahte çeklerin ödenmesi riskini artırmaktadır. Diğer riski ise, çeklerin takas sistemi ile tahsilidir. Bu nedenle, çalınmış ya da sahte imzalı çeklerin muhatap bankalar tarafından ödenmesi, uygulamada çok rastlanan rizikodur (Bu konuda bkz. Karayalçın, 1970, s. 299; İnan, Riziko 1981, s. 21; Öztan, 1997, 1116; Kendigelen, 2007, s. 254). Zayi edilen boş çek yapraklarının kullanılması ile ortaya çıkan sahte çekin iyi niyetli müktesibe ödenmesinde bankanın kusursuz sorumluluğu söz konusu olacaktır (TTK m. 812). Ancak, bankanın zararın tümünden sorumlu tutulabilmesi için hesap sahibinin göstermekle yükümlü olduğu özen borcunun bir gereği olarak boş çek yapraklarını zayi ettiğini derhal bankaya bildirmesi gerekir. Bu itibarla, boş çek yapraklarının kullanılmasıyla ortaya çıkan sahte çeklerin ödenmesinden doğan zararların tümüne bankaların katlanması, bankaları müşkül durumda bırakabilir. Bankanın, hata ile ödediği çek bedelini sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak iyi niyetli hamilden talep edilebileceği düşünülebilir. Ancak, böyle bir ihtimalde iyi niyetli hamilin sebepsiz zenginleşmesinden de söz edilemeyecektir (BK m. 61). Ayrıca, muhatabın sahte çeki ödemekle yapmış olduğu hatalı işlem nedeniyle keşideci ve diğer çek borçlularına karşı rücu hakkını da yitirecektir. Bu itibarla, çek hesabı sahibinin kusuruna rağmen muhatap bankanın hatalı işleminden kaynaklanan zararın tek başına yüklenmesi de doğru olmayacaktır. Böyle bir durumda, mahkemeler, sahte çekin ödenmesinden doğan zararı, BK m. 114/II’nin yaptığı atıf gereğince, kusuru oranında çek hesabı sahibine de yüklemektedir (11. HD, 23.06.2011, E. 2009/14253, K. 2011/7629). Ayrıca, bu durum iktisadi yönden de çek hesabı sahibinin menfaatlerine zarar vermektedir.</p>

<p>Boş çek yaprağının kaybolması, çekin henüz bir borç ikrarı içermemesi nedeniyle doğrudan bir borç doğurmaz; ancak sahtecilik yoluyla doldurulması durumunda ciddi yargılama süreçlerine yol açar. Bu durumda izlenecek en güvenli yol, bankaya resmi bildirim yükümlülüğünü yerine getirmek, ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunmak ve olası bir icra takibinde imza itirazı ile menfi tespit yollarını kullanmak olacaktır</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-onur-erhan-duva" title="Av. Onur Erhan DUVA"><img alt="Av. Onur Erhan DUVA" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/03/onur-erhan-duva.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-onur-erhan-duva" title="Av. Onur Erhan DUVA">Av. Onur Erhan DUVA</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bos-cek-yapraginin-kaybolmasi-veya-calinmasi-halinde-hukuki-durum-ve-yargitay-uygulamasi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/cek-imza.jpg" type="image/jpeg" length="54709"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6306 Sayılı Kanun Kapsamında Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde Kritik Hususlar ve Hukuki Perspektif]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/6306-sayili-kanun-kapsaminda-arsa-payi-karsiligi-insaat-sozlesmelerinde-kritik-hususlar-ve-hukuki-perspektif-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/6306-sayili-kanun-kapsaminda-arsa-payi-karsiligi-insaat-sozlesmelerinde-kritik-hususlar-ve-hukuki-perspektif-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Türkiye’nin deprem kuşağında yer alması ve mevcut yapı stokunun büyük bir kısmının güvenli olmaması, kentsel dönüşüm sürecini bir tercihten ziyade zorunluluk haline getirmiştir. Bu sürecin en temel hukuki dayanağı olan <strong>6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun</strong>, mülkiyet hakkı ile yaşam hakkı arasında hassas bir denge kurmaktadır. Kentsel dönüşüm uygulamalarında en sık tercih edilen yöntem ise, mülkiyet sahiplerinin (arsa paydaşlarının) arsa paylarını bir yükleniciye devretmeyi, yüklenicinin ise bunun karşılığında bağımsız bölüm inşa etmeyi taahhüt ettiği "Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri" dir.</p>

<p>Ancak 6306 sayılı Kanun’un kendine özgü (sui generis) yapısı, genel hükümlere (Türk Borçlar Kanunu) göre düzenlenen sözleşmelere nazaran çok daha teknik ve riskli süreçler barındırmaktadır. Bu makalede, güncel yasal değişiklikler ışığında, kentsel dönüşüm sürecinde tarafların dikkat etmesi gereken kritik hususlar incelenecektir.</p>

<p><strong>1. Karar Alma Süreci ve Yeni "Salt Çoğunluk" Dönemi</strong></p>

<p>6306 sayılı Kanun’da 9 Kasım 2023 tarihinde yapılan en radikal değişikliklerden biri karar yeter sayısı ile ilgilidir. Daha önce "2/3 çoğunluk" ile alınan kararlar, sürecin tıkanmaması adına artık <strong>paydaşların payları oranında salt çoğunluğu (yüzde 50 + 1)</strong> ile alınabilmektedir.</p>

<p><strong>- Dikkat Edilmesi Gereken Husus:</strong> Sözleşme akdedilirken bu çoğunluğun usulüne uygun sağlandığından emin olunmalıdır. Karara katılmayan azınlığın paylarının satışı süreci, sözleşmenin ifa takvimini doğrudan etkilemektedir. Salt çoğunlukla alınan kararın, azınlıkta kalan maliklere noter vasıtasıyla usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ve teklife katılmaları için 15 günlük süre verilmesi, sözleşmenin geçerliliği ve ileride açılacak iptal davalarının önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir.</p>

<p><strong>2. Sözleşmenin Şekil Şartı ve Noter Onayı</strong></p>

<p>Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri, içinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı devri unsurlarını barındırdığı için Türk Medeni Kanunu ve Noterlik Kanunu uyarınca <strong>"düzenleme şeklinde" noter huzurunda</strong> yapılmak zorundadır. Adi yazılı şekilde veya sadece imzaların notere onaylatılması suretiyle yapılan sözleşmeler hukuken geçersizdir.</p>

<p>Kentsel dönüşüm özelinde, tapu kütüğüne "6306 sayılı Kanun uyarınca riskli yapıdır" şerhi işlendikten sonra yapılacak tüm işlemlerin harç ve vergi muafiyetlerinden yararlanabilmesi için sözleşmenin bu maddeye atıf yapması gerekmektedir.</p>

<p><strong>3. Teknik Şartname</strong></p>

<p>Sözleşmenin eki niteliğinde olan teknik şartname, binanın kalitesini, kullanılacak malzemelerin markalarını, asansörden dış cephe yalıtımına kadar tüm detayları belirler. Uygulamada en çok dava konusu olan "eksik ve kusurlu işler" (ayıp), genellikle muğlak hazırlanan teknik şartnamelerden kaynaklanmaktadır.</p>

<p><strong>- Öneri:</strong> Teknik şartnamede "veya muadili" gibi esnek ifadelerden kaçınılmalı; kullanılacak malzemelerin sınıfı (örneğin C35/45 beton sınıfı gibi) ve markaları net bir şekilde belirtilmelidir. Ayrıca, ortak alanların (otopark, sığınak, sosyal alanlar) m2 bazında detayları ve teslim standartları şartnamede yer almalıdır.</p>

<p><strong>4. Teslim Süresi, Mücbir Sebepler ve Gecikme Tazminatı</strong></p>

<p>Kentsel dönüşümde süreci en çok etkileyen dışsal faktör idari izinlerdir (ruhsat süreçleri). Sözleşmede teslim süresi belirlenirken "ruhsat tarihinden itibaren" mi yoksa "sözleşme tarihinden itibaren" mi olduğu açıkça yazılmalıdır.</p>

<p><strong>- Gecikme Tazminatı (Kira Tazminatı):</strong> Yüklenicinin temerrüde düşmesi halinde maliklere ödeyeceği aylık kira tazminatı miktarı, piyasa rayiçlerinin altında kalmayacak şekilde güncellenebilir formüllerle (örneğin TÜFE oranı) belirlenmelidir.</p>

<p><strong>- Cezai Şart:</strong> Sadece kira tazminatı yeterli olmayabilir; yükleniciyi zamanında teslime zorlamak adına "maktu bir cezai şart" maddesi eklenmesi maliklerin lehinedir.</p>

<p><strong>5. Sözleşmenin Feshi ve 6/A Maddesi Kapsamında Tahliye</strong></p>

<p>6306 sayılı Kanun, sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiği veya yüklenicinin işi durdurduğu durumlarda "sözleşmenin feshi" sürecini genel hükümlere göre kolaylaştırmıştır.</p>

<p><strong>- İdari Fesih:</strong> Yapım işine belirli bir süre başlanamaması veya işin durması halinde, maliklerin başvurusu üzerine Başkanlık tarafından sözleşmenin feshi yoluna gidilebilmektedir.</p>

<p><strong>- Tahliye Süreci:</strong> Kanunun 6/A maddesi uyarınca, riskli yapıların tahliyesi için verilen sürelerin dolmasıyla birlikte idarece doğrudan tahliye ve yıkım işlemleri yapılabilmektedir. Sözleşmede, bu tahliye sürecinde maliklerin taşınma ve kira yardımı haklarının yüklenici tarafından mı yoksa devlet tarafından mı sübvanse edileceği netleştirilmelidir.</p>

<p><strong>6. Finansal Güvenceler: Teminat Mektubu ve İpotek</strong></p>

<p>Yüklenicinin inşaatı yarım bırakma riskine karşı en etkili koruma mekanizması <strong>"Kat Karşılığı Teminat Mektubu"</strong> veya "İnşaat Teminat İpoteği"dir.</p>

<p><strong>- Kademeli Tapu Devri:</strong> Maliklerin arsa paylarının tamamını işin başında devretmemesi, inşaatın ilerleme seviyesine göre (su basmanı seviyesi, kaba inşaat bitimi, iskan alımı vb.) kademeli olarak tapu devri yapılması, en güvenli yöntemdir. Şayet tapu devri en başta yapılacaksa, yükleniciye devredilen paylar üzerine mutlaka arsa sahipleri lehine "İnşaat Teminat İpoteği" tesis edilmelidir.</p>

<p><strong>7. Vergi, Harç Muafiyetleri ve Masraflar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6306 sayılı Kanun kapsamında yapılan sözleşmelerde; noter harçları, tapu harçları, damga vergisi ve belediyelerce alınan bazı harçlardan muafiyet söz konusudur. Ancak bu muafiyetlerin kapsamı "ilk satış" ve "dönüşüm aşaması" ile sınırlıdır. Sözleşmede; belediye ruhsat harçları, İSKİ katılım payları, otopark harçları gibi "kimin ödeyeceği" belirtilmeyen kalemlerin yükleniciye ait olduğu açıkça yazılmalıdır. Aksi takdirde, bu masraflar paylaşım aşamasında ciddi birer ihtilaf noktasına dönüşmektedir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>6306 sayılı Kanun çatısı altında akdedilen Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri, sadece basit bir inşaat yapım işi değil, aynı zamanda mülkiyetin kaderini belirleyen bir ortaklık protokolüdür. Kasım 2023 değişiklikleri ile hızlanan kentsel dönüşüm sürecinde, "salt çoğunluk" ile hareket ederken azınlık haklarının korunması, teknik şartnamenin titizlikle hazırlanması ve yüklenicinin finansal yeterliliğinin teminatlar ile güvence altına alınması elzemdir.</p>

<p>Gayrimenkul sahiplerinin ve hukukçuların, kanunun sunduğu hızlı çözüm mekanizmalarını kullanırken, aynı zamanda Yargıtay içtihatlarını ve güncel yönetmelikleri de göz önünde bulundurarak sözleşme metinlerini hazırlamaları, sürecin yargı koridorlarında değil, şantiyelerde tamamlanmasını sağlayacaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-yusuf-samil-turen" title="Av. Yusuf Şamil TÜREN"><img alt="Av. Yusuf Şamil TÜREN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/12/yusuf-samil-turen1.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-yusuf-samil-turen" title="Av. Yusuf Şamil TÜREN">Av. Yusuf Şamil TÜREN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/6306-sayili-kanun-kapsaminda-arsa-payi-karsiligi-insaat-sozlesmelerinde-kritik-hususlar-ve-hukuki-perspektif-1</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/07/terazi/insaat-tokmak-ev-binas.jpg" type="image/jpeg" length="42513"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yalova Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yalova-universitesi-surekli-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yalova-universitesi-surekli-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalova Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, 13 Nisan 2026 Tarihli ve 33223 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Yalova Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>YALOVA ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Yalova Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinin amacına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; Yalova Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinin amacına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>b) Merkez (YÜSEM): Yalova Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>c) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>ç) Rektör: Yalova Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>d) Senato: Yalova Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>e) Üniversite: Yalova Üniversitesini,</p>

<p>f) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Amacı ve Faaliyet Alanları</p>

<p><strong>Merkezin amacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Merkezin amacı; örgün, uzaktan ve karma olmak üzere ön lisans, lisans ve yüksek lisans programları dışında verilecek tüm eğitim programlarını açmak; ilgili standartlara uygun olarak ulusal ve uluslararası alanlarda her türlü belgelendirme yapmak; TS EN ISO/IEC 17024 ve uluslararası ilgili standartlara uygun olarak personel belgelendirmesi yapmak, danışmanlık hizmeti vermek, seminerler, konferanslar, kongreler, çalıştaylar, alan araştırmaları, sınav organizasyonları, her türlü eserin yayını ve ulusal düzeyde Avrupa Birliği normlarına uyum sağlamak amacıyla meslek standartları geliştirmeye yönelik çalışmaları düzenlemek ve Üniversitenin kamu, özel sektör ve uluslararası kuruluşlarla iş birliğini geliştirmesini sağlamaktır.</p>

<p><strong>Merkezin faaliyet alanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Merkezin faaliyet alanları şunlardır:</p>

<p>a) Bilimsel bilgiyi yetişkinler ve kurumlarla paylaşarak, kuramsal bilgiyi uygulama ile bütünleştirerek toplum yararına sunmak ve bu süreçleri geliştirerek bireysel ve toplumsal sorunların çözümüne katkıda bulunmak.</p>

<p>b) Kamu, özel sektör ve uluslararası kuruluş ve kişilere ihtiyaç duydukları her türlü alanda, ulusal ve uluslararası düzeyde eğitim programları, kurslar, seminerler, konferanslar planlamak, düzenlemek veya düzenletmek.</p>

<p>c) Rektörlüğe bağlı bölümlerde bu amaçla yürütülen her türlü etkinliğin koordinasyonunu sağlamak.</p>

<p>ç) Öğrencilerin yanı sıra, sanayi ve hizmet kuruluşlarının çalışanlarına yönelik olarak, eğitim programları veya danışmanlık sunmak veya sunulmasına aracılık etmek.</p>

<p>d) Bölümler ve bağlantılı olduğu diğer programlarda mezuniyet sonrası öğrencilerin yetişmesini sağlamak.</p>

<p>e) İlgili mevzuat hükümleri kapsamında bölümlere destek olacak alanlarda yapılacak sertifika programları ile öğrencileri çoklu becerilerle donatmak.</p>

<p>f) İlgili mevzuat hükümleri çerçevesinde amaçları doğrultusundaki tüm etkinliklerini, yaşam boyu öğrenme, meslek içi eğitim, kurumlara eğitim, sertifika programları, önceden programlanmış seminerler, çeşitli kesimlere yönelik konferanslar gibi yollarla gerçekleştirmek.</p>

<p>g) Üniversite sonrası farklı bilgi alanlarında kendilerini geliştirmek isteyen gençlere yeni eğitim programları sunmak.</p>

<p>ğ) Görsel, işitsel, uzaktan veya doğrudan eğitim modelleriyle daha geniş kesimlere eğitim verilmesini sağlamak; bu amaçla yurt içi, yurt dışı kuruluşlarla iş birliği yapmak.</p>

<p>h) Üst seviyede bilgi ve becerilere sahip, yurt içi ve yurt dışında istihdam imkânı bulabilecek vasıflı elemanlar yetiştirmek, tam donanımlı insan gücünü yetiştirmek için gerekli çalışmaları yapmak.</p>

<p>ı) Hayat boyu öğrenme çerçevesinde eğitim programları düzenlemek, eğitim imkânı bulamamış kişilere kendini geliştirme ve yenileme ortamı sağlamak.</p>

<p>i) Gönüllülük esasına uygun çalışma alanlarında görev alabilecek bireyleri yetiştirerek bu alandaki çalışmaları teşvik etmek.</p>

<p>j) Engelli bireylerin hayatını kolaylaştıracak ve onları topluma kazandıracak etkinlikler düzenlemek.</p>

<p>k) Faaliyet alanları ile ilgili olarak ilgili taraflarla görüşmeler yapmak, projeler hazırlamak.</p>

<p>l) Merkezin amaçları doğrultusunda ilgili mevzuat hükümlerine göre şubeler açmak.</p>

<p>m) Yurt içi ve yurt dışındaki üniversiteler ile Merkezin amaçlarına uygun iş birliği yapmak.</p>

<p>n) Faaliyet alanları ile ilgili her türlü danışmanlık hizmeti vermek veya almak.</p>

<p>o) Genel katılıma açık dersler ve ilgiye dayalı kurslar düzenlemek.</p>

<p>ö) İnternet veya karma eğitim yoluyla her yaş ve gruplara yönelik elektronik eğitim programları sunmak.</p>

<p>p) Ulusal ve uluslararası seminerler, konferanslar, kongreler, çalıştaylar ve alan araştırmalarını organize etmek veya ettirmek.</p>

<p>r) Ara eleman yetiştirmeye yönelik kurslar açmak veya her tür yöntemle eğitim hizmeti sunmak.</p>

<p>s) İlgili mevzuat hükümleri uyarınca Üniversitede iş yeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı ve iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitimleri her tür yöntemle düzenlemek, eğitime katılanlara eğitim katılım belgesi düzenlemek, yayın hazırlamak ve danışmanlık yapmak.</p>

<p>ş) Ulusal ve uluslararası belgelendirme sertifikasyonu eğitimlerini her tür yöntemle düzenlemek, sınavlar yapmak, belge, sertifika ve katılım belgesi vermek.</p>

<p>t) ISO 17024 şartlarına, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından öngörülen akreditasyon gerekliliklerine ve Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından belirlenen esaslarla uyumlu olarak ulusal ve uluslararası personel belgelendirme sertifikasyonu eğitimleri düzenlemek, sınavlar yapmak, belge, sertifika ve katılım belgesi vermek.</p>

<p>u) Ulusal ve uluslararası her türlü eserin süreli-süresiz basım ve yayınını her türlü yöntem ile yapmak veya yaptırmak, gerektiğinde kitaplık ve arşiv oluşturmak.</p>

<p>ü) İhtiyaç duyulan her konuda ve her yaş grubuna cevap verebilecek eğitici, ruh ve beden sağlığını geliştirecek, katılımcı bir toplum yapısının oluşumuna katkı sağlayacak programlar geliştirmek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>v) Ulusal düzeyde Avrupa Birliği normlarına uyum sağlamak amacıyla meslek standartları geliştirmeye yönelik çalışmaları gerçekleştirmek.</p>

<p>y) Gerek görüldüğü durumlarda Bologna sürecine uyumlu, Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS) temelli kredi sistemine uygun olarak ilgili mevzuat hükümleri kapsamında eğitim, sertifika ve benzeri programları gerçekleştirmek, ilgili programın tamamlanmasına yönelik önceden kazanılmış yeterlilikleri tanımak.</p>

<p>z) Yurt içi ve yurt dışındaki üniversite, eğitim, belgelendirme, basın-yayın, danışmanlık ve diğer kurum ve kuruluşlarla iş birliği yaparak, ortak veya onlar adına eğitim, proje, danışmanlık, sempozyum, kongre, çalıştay ve benzeri her türlü organizasyonu gerçekleştirmek veya gerçekleştirilmesine aracılık etmek.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Yönetim Organları ve Görevleri</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Müdür; Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin tam zamanlı öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıl süre ile görevlendirilir. Süresi biten Müdür aynı usulle yeniden görevlendirilebilir. Müdürün kesintisiz altı aydan fazla görevi başında bulunamaması durumunda yeni bir Müdür görevlendirilir.</p>

<p>(2) Müdüre çalışmalarında yardımcı olmak üzere Yönetim Kurulu üyeleri arasından bir kişi Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için müdür yardımcısı olarak görevlendirilir. Müdür, görevi başında bulunmadığı durumlarda yardımcısını vekil olarak bırakır.</p>

<p><strong>Müdürün görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Müdürün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezi temsil etmek.</p>

<p>b) Merkezin amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik faaliyetler planlamak ve yürütmek.</p>

<p>c) Yönetim Kuruluna ve Danışma Kuruluna başkanlık etmek.</p>

<p>ç) Yönetim Kurulunun gündemini belirlemek ve alınan kararları uygulamak.</p>

<p>d) Merkez bünyesindeki birimler arasında koordinasyon ve denetimi sağlamak.</p>

<p>e) Merkezin amaçları çerçevesinde ulusal ve uluslararası kuruluşlarla iletişim kurmak ve çalışmalar yapmak.</p>

<p>f) Merkez ve Merkeze bağlı birimlerin yıllık faaliyet raporunu hazırlayarak Rektörlüğe sunmak.</p>

<p>g) Merkezin yıllık bütçesini hazırlayarak Yönetim Kurulunun onayına sunmak.</p>

<p>ğ) Merkezin, amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik yeni birimler kurmak.</p>

<p>h) Merkezin faaliyet alanları ile ilgili olarak taraflarla görüşmeler yapmak, projeler hazırlamak ya da hazırlatmak ve buna ilişkin diğer faaliyetleri yerine getirmek.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yönetim Kurulu; Müdürün başkanlığında, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin tam zamanlı öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen dört üye olmak üzere toplam beş üyeden oluşur.</p>

<p>(2) Görev süresi biten üye yeniden görevlendirilebilir. Görev süresinin bitiminden önce ayrılan ya da altı aydan daha fazla Üniversite dışında görevlendirilenlerin yerine, kalan süreyi tamamlamak üzere yeni üye görevlendirilir.</p>

<p>(3) Yönetim Kurulu, yılda en az bir kez olmak üzere Müdürün çağrısı üzerine toplanır. Yönetim Kurulu salt çoğunlukla toplanır ve kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır. Oyların eşitliği halinde Müdürün oyu yönünde çoğunluk sağlanmış kabul edilir.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin çalışma programını hazırlaması ve yürütülmesinde, ihtiyaçlar doğrultusunda yapılan hazırlıkların Rektörlüğe sunulmasında Müdüre yardımcı olmak.</p>

<p>b) Merkez bünyesinde proje ve araştırma gruplarını oluşturması ve çalışmalarında Müdüre yardımcı olmak.</p>

<p>c) Kurs, staj, sertifika ve benzeri programlarda görevlendirilecek, Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili konularda iş birliği yapılacak Üniversite birimleri, ulusal ve uluslararası kişi, kurum ve kuruluşlarla iş birliğine yönelik esasların tespitinde Müdüre yardımcı olmak.</p>

<p>ç) Merkezin yıllık faaliyet raporunu görüşerek karara bağlamak.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Danışma Kurulu; Müdürün başkanlığında, Üniversitenin ya da diğer üniversitelerin öğretim elemanları ile Merkezle ilgili konularda faaliyet gösteren özel ya da istekleri halinde kamu kuruluşlarında görev yapan uzman kişiler arasından, Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen en fazla on beş üyeden oluşur. Süresi biten üye yeniden görevlendirilebilir.</p>

<p>(2) Danışma Kurulu; yılda bir kez ve bunun dışında gerektiğinde Müdürün çağrısı üzerine toplanır.</p>

<p><strong>Danışma Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Danışma Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkez tarafından yürütülen çalışmaların etkinliğinin ve verimliliğinin arttırılması için Müdüre değerlendirmelerini aktarmak.</p>

<p>b) Merkezin amacı doğrultusunda görüş ve önerilerini Müdüre sunmak.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Personel ihtiyacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı, 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından görevlendirilen personel tarafından karşılanır.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) 30/7/2009 tarihli ve 27304 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yalova Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Yalova Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yalova-universitesi-surekli-egitim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="53812"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Okan Üniversitesi Sanat ve Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-okan-universitesi-sanat-ve-tasarim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-okan-universitesi-sanat-ve-tasarim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Okan Üniversitesi Sanat ve Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, 13 Nisan 2026 Tarihli ve 33223 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul Okan Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>İSTANBUL OKAN ÜNİVERSİTESİ SANAT VE TASARIM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; İstanbul Okan Üniversitesi Sanat ve Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezinin amacına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; İstanbul Okan Üniversitesi Sanat ve Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezinin amacına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>b) Merkez: İstanbul Okan Üniversitesi Sanat ve Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>c) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>ç) Rektör: İstanbul Okan Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>d) Senato: İstanbul Okan Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>e) Üniversite: İstanbul Okan Üniversitesini,</p>

<p>f) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Amacı ve Faaliyet Alanları</p>

<p><strong>Merkezin amacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Merkezin amacı; sanat, tasarım ve mimarlık alanlarında disiplinler arası akademik ve uygulamalı çalışmaları destekleyerek ulusal ve uluslararası ölçekte proje ve iş birliklerine öncülük etmektir.</p>

<p><strong>Merkezin faaliyet alanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Merkezin faaliyet alanları şunlardır:</p>

<p>a) Sanat, tasarım ve mimarlık alanlarında çok disiplinli araştırmalar yapmak ve desteklemek.</p>

<p>b) Öğrenci ve akademisyenlerin yaratıcı projelerini geliştirme ve prototipleme süreçlerini yürütmek.</p>

<p>c) Tasarım ve üretim atölyeleri, laboratuvarlar ile sergi ve konferans salonlarını kullanarak akademik ve uygulamalı faaliyetler organize etmek.</p>

<p>ç) Ulusal ve uluslararası kurumlar ile iş birliği yaparak projeler geliştirmek ve fon desteği sağlamak.</p>

<p>d) Genç tasarımcıların sektöre adaptasyonunu kolaylaştırmak ve Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) ile iş birlikleri kurmak.</p>

<p>e) Sanat, tasarım ve mimarlık kültürünü toplumun geniş kesimlerine ulaştırmak ve farkındalık yaratmak.</p>

<p>f) İstanbul Okan Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesine tahsis edilen ofis, atölye ve laboratuvar alanları, sergi salonları, konferans salonları ve teknolojik amaçlı alanların eğitim, araştırma, üretim, sergi ve etkinlik gibi çeşitli amaçlara yönelik kullanılmasını sağlamak ve bu alanların kullanım, güvenlik, bakım ve ekipman yönetimini planlamak ve uygulamak.</p>

<p>g) Ulusal ve uluslararası destek fonlarına resmi başvurular yapmak ve sağlanan fonlar kapsamında projelerin yürütülmesini sağlamak ile bu projelerde kaynakların kullanımını, şeffaf raporlama ve sürekli izleme süreçlerine tabi tutmak.</p>

<p>ğ) Bilgi paylaşımını ve kültürel gelişimi teşvik eden, öğrencilerin teorik bilgilerini pratik uygulamalar ile pekiştirmelerini sağlayan seminer, çalıştay, konferans ve sergileri düzenli olarak organize etmek.</p>

<p>h) İnovasyon ve sürdürülebilirlik ilkelerini esas alarak, sanayi kuruluşları, yerel yönetimler, diğer üniversiteler ve uluslararası kurumlar ile ortak tasarım projeleri geliştirmek.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Yönetim Organları ve Görevleri</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Müdür, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin aylıklı ve devamlı statüdeki öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilir. Görev süresi sona eren Müdür aynı usulle yeniden görevlendirilebilir. Müdür, görevlendirildiği usul ile Rektör tarafından görevden alınabilir.</p>

<p>(2) Müdüre çalışmalarında yardımcı olmak üzere, Yönetim Kurulu üyelerinin arasından bir kişi müdür yardımcısı olarak Rektör tarafından görevlendirilir. Müdürün görevi başında bulunmadığı zamanlarda kendisine müdür yardımcısı vekâlet eder.</p>

<p>(3) Müdürün, kesintisiz altı aydan fazla bir süre için görevi başında bulunamaması durumunda yerine aynı usulle yeni bir Müdür Rektör tarafından görevlendirilir.</p>

<p><strong>Müdürün görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Müdürün görevleri şunlardır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>a) Merkezi temsil ve Yönetim Kuruluna başkanlık etmek.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu kararlarını bu Yönetmelik çerçevesinde uygulamak.</p>

<p>c) Merkezin idari işlerini yürütmek, gerekli eşgüdüm ve denetimi sağlamak, yazışmaları yapmak.</p>

<p>ç) Yönetim Kurulunun hazırladığı yıllık faaliyet raporunu Rektörlüğe sunmak.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yönetim Kurulu; Müdürün başkanlığında, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen dört üye olmak üzere beş kişiden oluşur. Görev süreleri dolan üyeler yeniden görevlendirilebilir. Görev süresi bitmeden ayrılan veya altı aydan fazla Üniversite dışında görevlendirilen üyelerin yerine kalan süreyi doldurmak üzere yeni üyeler aynı usulle görevlendirilir.</p>

<p>(2) Yönetim Kurulu, Müdürün çağrısı üzerine ayda en az bir kez veya gerekli olduğunda daha sık olarak salt çoğunlukla toplanır ve kararlar katılanların oy çokluğu ile alınır.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin çalışma programını hazırlamak ve yürütmek.</p>

<p>b) Merkezin yıllık faaliyet raporunu hazırlamak.</p>

<p>c) Merkezin bünyesinde kurulacak bilimsel çalışma gruplarında görevlendirilecek öğretim elemanlarının seçimini yapmak ve görevlendirilmeleri için Rektörün onayına sunmak.</p>

<p>ç) Sanat, tasarım, uygulama ve araştırma projelerine katkıları değerlendirmek.</p>

<p>d) Üniversite dışı ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar ile iş birliği esaslarını belirlemek, protokol taslaklarını hazırlamak ve Rektörlüğe sunmak.</p>

<p>e) Merkezde görevlendirilecek idari ve teknik personelin seçimini yaparak Rektörün onayına sunmak.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu ve görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Danışma Kurulu; Müdürün başkanlığında, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan uzman kişiler arasından üç yıllık süre için Rektör tarafından görevlendirilen en fazla on kişiden oluşur. Görev süresi dolan üye aynı usulle yeniden görevlendirilebilir.</p>

<p>(2) Merkez ile sanayi kuruluşları, yerel yönetimler, diğer üniversiteler ve uluslararası kurumlar ile ilişkileri sağlayacak Danışma Kurulu, yılda en az bir kez Müdürün çağrısı üzerine toplanarak, Merkezin çalışmaları ile ilgili değerlendirmeler yapar ve önerilerde bulunur.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Personel ihtiyacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca Rektör tarafından görevlendirilen personel tarafından karşılanır.</p>

<p><strong>Harcama yetkilisi</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Merkezin harcama yetkilisi Mütevelli Heyet Başkanıdır. Başkan yetkisini gerekli gördüğü ölçüde Rektöre veya Müdüre devredebilir.</p>

<p><strong>Ekipman ve demirbaşlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Merkez tarafından yürütülen çalışmalar ve araştırmalar kapsamında alınan her türlü alet, donanım ve demirbaşlar Merkez hizmetlerinin kullanımına tahsis edilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini İstanbul Okan Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-okan-universitesi-sanat-ve-tasarim-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="36781"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/akdeniz-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/akdeniz-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği, 13 Nisan 2026 Tarihli ve 33223 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Akdeniz Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı, Akdeniz Üniversitesine bağlı enstitüler tarafından yürütülen lisansüstü eğitim ve öğretim ile sınavlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, Akdeniz Üniversitesine bağlı enstitülerde yürütülen lisansüstü programlara öğrenci kabul, kayıt, bu programlarda yürütülecek eğitim ve öğretim ile araştırma, uygulama ve sınavlara ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü ve 44 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) AKTS: Avrupa Kredi Transfer Sistemini,</p>

<p>b) ALES: Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>c) Ana bilim/ana sanat dalı: İlgili enstitüde lisansüstü programı bulunan ana bilim/ana sanat dalını,</p>

<p>ç) Ana bilim/ana sanat dalı başkanı: İlgili enstitüde lisansüstü programı bulunan ana bilim/ana sanat dalı başkanını,</p>

<p>d) Ana bilim/ana sanat dalı kurulu: Tek bilim veya sanat dalı bulunan ana bilim/ana sanat dallarında ana bilim/ana sanat dalı başkanının başkanlığında o ana bilim/ana sanat dalındaki tüm öğretim üyeleri ile öğretim görevlilerinden, birden fazla bilim/sanat dalı bulunan ana bilim/ana sanat dallarında ise ana bilim/ana sanat dalı başkanının başkanlığında başkan yardımcıları ile bilim/sanat dalı başkanlarından oluşan kurulu,</p>

<p>e) Bilim/sanat dalı: Ana bilim/ana sanat dalında lisansüstü programı olan bilim/sanat dalını,</p>

<p>f) Bilim/sanat dalı başkanı: Ana bilim/ana sanat dalında lisansüstü programı bulunan bilim/sanat dalı başkanını,</p>

<p>g) Bilimsel hazırlık: Lisansüstü programlara kabul edilen öğrencilerin gerektiğinde eksikliklerini gidermek için en çok iki yarıyıl süren tamamlama eğitimini,</p>

<p>ğ) Danışman: Lisansüstü bir programa kayıtlı öğrencilere, akademik çalışmalarda rehberlik etmek üzere atanan öğretim üyesini,</p>

<p>h) Doktora yeterlik komitesi: Yeterlik sınavlarını düzenlemek ve yürütmek üzere ilgili ana bilim dalı öğretim üyelerinden oluşan komiteyi,</p>

<p>ı) Dönem projesi: Tezsiz yüksek lisans eğitimi sırasında araştırılan ve/veya incelenen bilimsel bir konunun, araştırma raporu biçiminde sunulmuş şeklini,</p>

<p>i) DUS: Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>j) Enstitü: Akdeniz Üniversitesinde lisansüstü eğitim veren ilgili enstitüyü/enstitüleri,</p>

<p>k) Enstitü kurulu: İlgili enstitü müdürünün başkanlığında, müdür yardımcıları ile enstitü ana bilim/ana sanat dalı başkanlarından oluşan kurulu,</p>

<p>l) Enstitü yönetim kurulu: İlgili enstitü müdürünün başkanlığında, müdür yardımcıları ile enstitü kurulu tarafından üç yıl için seçilen üç öğretim üyesinden oluşan kurulu,</p>

<p>m) Genel ağırlıklı not ortalaması (GANO): Öğrencilerin almış oldukları tüm derslerden hesaplanan ağırlıklı not ortalamasını,</p>

<p>n) İntihal: Başkalarının fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermeyi,</p>

<p>o) Kredi: Bir ders saati teorik ders veya iki ders saati uygulama karşılığı bir kredi olan ulusal kredi sistemini,</p>

<p>ö) Lisans derecesi ile doktora: Yüksek lisans ile doktora programlarının birleştirildiği ve kesintisiz eğitimin sürdürüldüğü lisansüstü programını,</p>

<p>p) Lisansüstü program: Tezli yüksek lisans, tezsiz yüksek lisans, doktora, lisans derecesi ile doktora, sanatta yeterlik unvanlarına yönelik belirli sayıda, belirli içerikte zorunlu ve seçmeli dersler ile doktora yeterlik/sanatta yeterlik sınavı, tez, dönem projesi ve uygulamalarını,</p>

<p>r) Müfredat: Bir programı bitirmek ya da bir alanda uzmanlaşmak için okunması gereken ders ve konuları kapsayan programı,</p>

<p>s) Öğrenci: Lisansüstü eğitim yapmak üzere enstitüde eğitim-öğretim faaliyetlerine katılan kişiyi,</p>

<p>ş) Rektör: Akdeniz Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>t) Rektörlük: Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğünü,</p>

<p>u) Seminer: Lisansüstü öğrencilerin bilimsel bir konunun incelenip irdelenmesine dayanan sözlü sunum ve yazılı metin çalışmasını,</p>

<p>ü) Senato: Akdeniz Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>v) Tez: Lisansüstü eğitimin amacına yönelik hazırlanan bilimsel/sanatsal bir çalışmayı ve tez yazım kurallarına göre oluşturulmuş yazılı bir dokümanı,</p>

<p>y) Tez izleme komitesi: Doktora öğrencisinin tez önerisini değerlendirmek ve tez çalışmalarına rehberlik etmekle oluşturulan komiteyi,</p>

<p>z) TUS: Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>aa) Uluslararası öğrenci: Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunmayan öğrencileri,</p>

<p>bb) Üniversite: Akdeniz Üniversitesini,</p>

<p>cc) Yabancı dil sınavı: Merkezi yabancı dil sınavı veya ÖSYM Başkanlığı tarafından eş değerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarını,</p>

<p>çç) Yarıyıl: Senato tarafından kabul edilen bir akademik takvim yarıyılını,</p>

<p>dd) Yetenek sınavı: Ana sanat dallarına kabul edilecek öğrenciler için düzenlenen sınavı,</p>

<p>ee) YÖK: Yükseköğretim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Programların Açılması, Kontenjanların Belirlenmesi ve İlanı</p>

<p><strong>Programların açılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Programların açılması veya değişiklik önerileri, bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunun talebi, enstitü kurulunun olumlu görüşü, Senatonun kararı ve YÖK’ün onayı ile gerçekleşir.</p>

<p>(2) Program açma teklifleri; YÖK’ün belirlediği esaslar çerçevesinde, yeni açılacak programda yarıyıllar itibarıyla okutulacak dersler, kredileri, zorunlu veya seçmeli statüleri, içerikleri ve dersleri verecek öğretim elemanlarının öz geçmişleri ve yayın listeleri ile birlikte yapılır.</p>

<p>(3) Bir enstitüdeki disiplinler arası programların açılması teklifi programda görev alacak öğretim üyeleri tarafından birden fazla enstitüyü ilgilendiren disiplinler arası programların açılması teklifi ise ilgili enstitü müdürleri tarafından birlikte yapılır. Bu programların açılması enstitü kurullarının olumlu görüşü, Senato kararları ve YÖK’ün onayı ile gerçekleşir.</p>

<p>(4) Açılan programlar enstitü ana bilim/ana sanat dalları ile aynı adları taşır. Ancak, Rektörlüğün önerisi ve YÖK’ün kararı ile bir enstitü ana bilim/ana sanat dalında, o enstitü ana bilim/ana sanat dalından farklı bir ad taşıyan lisansüstü program açılabileceği gibi disiplinler arası lisansüstü programlar da açılabilir. Aynı usulle yurt içindeki ve yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarıyla ortak lisansüstü eğitim ve öğretim programları da açılabilir.</p>

<p><strong>Kontenjanların belirlenmesi ve ilanı</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Enstitülerdeki lisansüstü programlara öğrenci alınıp alınmaması, alınacak öğrenci sayısı ve aranan şartlar, bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi üzerine enstitü yönetim kurulunun kararı ve Senatonun onayı ile belirlenir.</p>

<p>(2) Öğrenci kabul edilecek lisansüstü programların adları, kontenjanları, son başvuru tarihi, sınav tarihleri ile başvuru ve sınavlara ilişkin diğer bilgiler Rektörlük tarafından her yıl akademik takvimde belirtilen başvuru tarihinden en az on beş gün önce ilan edilir.</p>

<p>(3) Üniversitede öğrenim gördükleri lisans programından ilk 3 (üç) derece ile mezuniyetlerini tamamlayan adaylar kontenjan dışı lisansüstü programlara başvurabilir. Başvuru ve kayıtlar ile ilgili hususlar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(4) Kontenjanların belirlenmesi Senato tarafından kabul edilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Programlara Başvuru, Eş Değerlikler, Kesin Kayıt ve</p>

<p>Öğrenci Kabulüne İlişkin Esaslar</p>

<p><strong>Başvuruda ortak hükümler</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Lisansüstü programlara başvuruda aranan ortak hükümler şunlardır:</p>

<p>a) Adayların, ilgili bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulu tarafından önerilen ve enstitü yönetim kurulunca onaylanan bir bilim/sanat dalında lisans ve/veya yüksek lisans derecesine sahip olmaları ya da mezuniyet aşamasında olmaları gerekir.</p>

<p>b) Lisansüstü programlara başvuru yapacak adayların Senato tarafından belirlenen ALES standart puanına sahip olmaları gerekir. Ancak, konservatuvar programları ve güzel sanatlar fakültelerinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarında ALES puanı aranmaz. Güzel sanatlar enstitüsündeki çok disiplinli ve disiplinler arası ana sanat/ana bilim dallarına öğrenci kabulünde özel yetenek sınavı dışında öğrenci kabul edilen programlarda ise en az 55 ALES sözel puan şartı aranır.</p>

<p>c) Lisansüstü programlarda; tezli yüksek lisans programı için yabancı dil sınavının puan kriteri, ana bilim dalı kurulunun önerisi doğrultusunda enstitü yönetim kurulunun teklifi üzerine Senatonun onayı ile belirlenir. Doktora/sanatta yeterlik programları için en az 55 yabancı dil puanına sahip olma şartı aranır. Doktora/sanatta yeterlik programına giriş için kullanılan yabancı dil sınavlarında asgari taban puan değerleri ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi doğrultusunda enstitü yönetim kurulunun teklifi üzerine Senatonun onayı ile arttırılabilir.</p>

<p>ç) Başvurularda, YÖK tarafından ALES taban puanına karşılık gösterilen GMAT veya GRE, ÖSYM tarafından yabancı dil sınavı yerine eş değerliği kabul edilen ulusal ya da uluslararası bir sınavdan eş değer bir sınav sonucu da kabul edilir.</p>

<p>d) Sanatta yeterlik çalışmasına başvuracak adaylar için, güzel sanatlar fakülteleri ve konservatuvar mezunları ile diğer fakültelerin eş değer programlarından mezun olanlar haricinde başvuran adaylardan ALES sözel puanı aranır.</p>

<p>e) Lisansüstü programlara başvuru koşullarını sağlayan adaylar, akademik takvimde belirtilen süre içinde, Senato tarafından belirlenen belgelerle birlikte lisansüstü eğitim yapmak istedikleri programa çevrimiçi başvuru yaparlar.</p>

<p><strong>Yatay geçiş yoluyla öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Üniversitenin lisansüstü programlarına, Üniversite içindeki başka bir enstitü ana bilim/ana sanat dalında veya başka bir yükseköğretim kurumunun lisansüstü programında bilimsel hazırlık dışında en az bir yarıyılı tamamlamış ve alınan tüm dersleri başarmış olmak, öğrenim gördüğü programdaki not ortalaması 100 üzerinden en az 80 ya da 4 üzerinden en az 3,00 veya eş değeri bir puana sahip olmak kaydıyla yatay geçiş yoluyla öğrenci kabul edilebilir. Yatay geçiş yoluyla başvuru ve öğrenci kabulüne ilişkin diğer hükümler Senato tarafından kabul edilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p>(2) Tezsiz yüksek lisans programına devam edenler, Senato tarafından tezli yüksek lisans programı için belirlenmiş olan asgari şartları yerine getirmek kaydıyla, tezli yüksek lisans programına geçiş yapabilirler. Bu durumda tezsiz yüksek lisans programında alınan dersler enstitü yönetim kurulu kararıyla tezli yüksek lisans programındaki derslerin yerine sayılabilir.</p>

<p><strong>Eş değerlikler</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Üniversitenin lisansüstü programlarına başvuruda aranan ALES ve yabancı dil sınav puanları yerine geçecek puanlar aşağıdaki hususlar dikkate alınarak değerlendirilir:</p>

<p>a) YÖK tarafından ALES eş değerliliği kabul edilen sınavlardan alınan belgeler ALES belgesi yerine geçerli sayılır.</p>

<p>b) Adayların Avrupa ortak dil kriterlerine göre Türkçe yeterlik düzeyleri aşağıdaki tabloya göre değerlendirilir:</p>

<p><u>Türkçe Dil Yeterlik Düzeyleri</u> <u>Açıklamalar</u></p>

<p>C2 Eğitim-Öğretime başlar</p>

<p>C1 Eğitim-Öğretime başlar</p>

<p>B2 Türkçe öğretim programına katılır</p>

<p>B1 Türkçe öğretim programına katılır</p>

<p>A2 Türkçe öğretim programına katılır</p>

<p>A1 Türkçe öğretim programına katılır</p>

<p>c) YÖK tarafından burslu olarak yerleştirilen uluslararası öğrencilerden; Türkçe yeterlik belgesine (C2 ve C1 seviyesi) sahip olan adaylar öğrenimine başlar. Türkçe yeterlik belgesine (B2, B1, A2 ve A1 seviyesi) sahip olmayan adaylara, kayıt yaptırdıktan sonra yeterlik için öğrenime ara izni verilir. Bu durumda olan adaylar, Üniversitede uluslararası öğrencilere yönelik düzenlenen Türkçe öğretim programına katılır. Bir sonraki sınav döneminde yapılacak olan Türkçe yeterlik sınavı sonucuna göre başarılı olan adaylar öğrenime başlar. Türkçe yeterlik sınavı sonucunda başarısız olan adaylar kendi imkânlarıyla öğrenimlerine devam edebilirler. Bu durumda öğrenimlerine devam etmek isteyen adaylara Türkçe yeterliklerini sağlamaları için bir yıl ek süre verilir. Bu süre sonunda da Türkçe yeterliği sağlayamayanların enstitüyle ilişiği kesilir.</p>

<p>ç) YÖK tarafından kabul edilen merkezî yabancı dil sınavları ile ÖSYM tarafından eş değerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından ilgili programın başvuru koşullarında ilan edilen yabancı dil puan ya da muadili bir puan alınması zorunlu olup, bu asgari puanların girilecek programların özelliklerine göre gerekirse yükseltilmesine Senatonun onayı ile karar verilir.</p>

<p><strong>Uluslararası adayların kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Uluslararası adaylar ile lisans eğitiminin tamamını yurt dışında tamamlayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı adayların lisansüstü eğitim programlarına kabul koşulları ve öğrenci kontenjanları, ilgili bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi, enstitü yönetim kurulunun kararı ve Senatonun onayı ile belirlenir.</p>

<p><strong>Başvuruların değerlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Enstitü yönetim kurulu, yüksek lisans ve doktora/sanatta yeterlik başvurularını değerlendirmek, yazılı olarak yapılacak bilimsel değerlendirme ve/veya mülakat sınavı yapmak için, bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunca önerilen öğretim üyeleri arasından en az üç asıl, iki yedek üye olmak üzere bir sınav jürisi oluşturur.</p>

<p>(2) Başvuruların değerlendirilmesinde ALES puanına ek olarak lisans, yüksek lisans not ortalaması, yabancı dil, yazılı ve/veya mülakat sınavının yapılıp yapılamayacağı ve değerlendirme ağırlıkları ile diğer hususlar, Senato tarafından kabul edilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p><strong>Kesin kayıt</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Lisansüstü öğrencilik hakkı kazanan adayların, akademik takvimde belirtilen tarihlerde Senato tarafından belirlenen belgeleri teslim ederek kesin kayıtlarını yaptırmaları gerekir. Süresi içerisinde kesin kayıt yaptırmayan adaylar kayıt hakkından vazgeçmiş sayılır. Başvuru ve kayıt için istenen belgelerin aslı veya Üniversite tarafından onaylı örneği kabul edilir. Eksik veya yeterli olmayan belgelerle kayıt yapılmaz. Askerlik durumu ve adli sicil kaydına ilişkin olarak ise adayın beyanına dayanılarak işlem yapılır. Kayıt sırasında öğrencinin yazılı olarak beyan ettiği adres, tebligat adresidir.</p>

<p>(2) Lisansüstü programlara çevrimiçi başvuru yapıp kesin kayıt hakkı kazananlardan belgelerin asılları istenir.</p>

<p>(3) Kayıt için sahte veya tahrif edilmiş belge kullanan veya giriş sınavlarında sahtecilik yaptığı belirlenen adayların kayıt işlemleri iptal edilir ve gerekli kanuni işlem yapılır.</p>

<p>(4) Tezsiz yüksek lisans programları hariç, aynı anda birden fazla lisansüstü programa kayıt yaptırılamaz ve devam edilemez.</p>

<p><strong>Bilimsel hazırlık</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Lisansüstü eğitime kabul edilen, lisans veya yüksek lisans eğitimlerini başvurdukları yüksek lisans veya doktora/sanatta yeterlik programından farklı alanlarda almış olan adaylara; eksikliklerini gidermek amacıyla bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile bilimsel hazırlık uygulanabilir.</p>

<p>(2) Bilimsel hazırlık ile ilgili devam, süre, sınavlar, dersler, kayıt silme ve diğer hususlar Senato tarafından kabul edilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p><strong>Özel öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Bir yüksek lisans, doktora ya da sanatta yeterlik programına kayıtlı olan öğrenciler, kayıtlı olduğu enstitünün onayı ile danışmanlık, uzmanlık alan dersi ve seminer dersleri hariç açılan derslere dersin sorumlusunun görüşü, başvuru yaptığı ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile başvuru yaptığı lisansüstü programa özel öğrenci olarak kabul edilebilir. Bu statüdeki öğrenciler bir yarıyılda en çok iki ders alabilirler. Bu öğrenciler tam zamanlı öğrenciler gibi izledikleri derslerin bütün koşullarına uymak ve derslerin bütün gereklerini yerine getirmek zorundadırlar.</p>

<p>(2) Tam zamanlı öğrencisi bulunmayan derslere özel öğrenci kabul edilemez.</p>

<p>(3) Özel öğrencilik süresi iki yarıyılı geçemez.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Eğitim ve Öğretime İlişkin Esaslar</p>

<p><strong>Dersler</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Lisansüstü programın ders aşamasındaki toplam kredi miktarının yarısını geçmemek kaydıyla zorunlu dersleri kapsayan müfredat programı belirlenir. Bunun dışında seçmeli ve uygulamalı derslerle seminerlere ağırlık verilir. Bir lisansüstü programın müfredatında yer alacak zorunlu ve seçmeli dersler, her yıl mayıs ayı sonuna kadar bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi, enstitü kurulunun kararı ve Senatonun onayı ile belirlenir.</p>

<p>(2) Lisansüstü düzeydeki dersler doktora veya eş değeri lisansüstü eğitim mezunu öğretim elemanları tarafından verilir. Lisansüstü düzeydeki derslerden hangilerinin 2547 sayılı Kanunun ek 46 ncı maddesi uyarınca görevlendirilen araştırmacılar tarafından verileceği, enstitü ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının önerisi üzerine enstitü yönetim kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p>(3) Lisansüstü düzeydeki dersler her bir yıl için güz ve bahar dönemi olmak üzere iki dönemde okutulur. Her dönemde okutulan derslerin toplamları en az 30 AKTS olmak zorundadır. Derslerin dönemleri eğitim-öğretim yılı başında belirlenir ve değiştirilemez.</p>

<p>(4) Bilimsel araştırma teknikleri ile araştırma ve yayın etiği konularını içeren en az bir dersin lisansüstü eğitim sırasında verilmesi zorunludur.</p>

<p>(5) Bir yarıyılda hangi lisansüstü derslerin açılacağı ve bu derslerin doktora veya eş değeri lisansüstü eğitim mezunu hangi öğretim elemanları tarafından verileceği, bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi, enstitü yönetim kurulunun onayı ile belirlenir. Öğretim elemanlarının ders açması ile ilgili hususlar Senato tarafından kabul edilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p>(6) Öğrenciler lisansüstü eğitim-öğretime başladıkları yılın müfredatına tabidir.</p>

<p>(7) Bir sonraki eğitim-öğretim yılına ait akademik takvim, enstitü kurulunun önerisi doğrultusunda Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(8) Enstitü yönetim kurulu tarafından uygun görülen hallerde Rektör onayıyla cumartesi ve/veya pazar günleri ders ve/veya sınav yapılabilir.</p>

<p><strong>Danışman ataması</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Her öğrenci için danışmanlık yapmak üzere bir öğretim üyesi en geç birinci yarıyılın sonuna kadar belirlenir. Danışman atanıncaya kadar öğrencinin danışmanlığı ana bilim/ana sanat dalı başkanı tarafından yürütülür. Danışman, bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi ve enstitü yönetim kurulunun kararıyla atanır. Diş hekimliği, eczacılık, tıp ve veteriner fakülteleri ana bilim dalları hariç sanatta yeterlik/doktora danışman ataması için öğretim üyesinin en az dört yarıyıl lisans veya iki yarıyıl tezli yüksek lisans programında ders vermiş ve en az bir yüksek lisans tezi yönetmiş olması gerekir.</p>

<p>(2) Danışmanlar, ilgili bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalının öğretim üyesi veya diğer birimlerde görev yapan ilgili bilim alanının öğretim üyelerinden atanır. 2547 sayılı Kanunun ek 46 ncı maddesi kapsamında kısmi zamanlı olarak Üniversitede görevlendirilen en az doktora derecesine sahip araştırmacılar da tez danışmanı olarak atanabilir. Ancak bu kişilerin danışman olarak görevlendirilebilmesi için öğrencinin talebi, ilgili araştırmacının yazılı muvafakati ve enstitü yönetim kurulunun kararı şarttır. Üniversitede, belirlenen niteliklere sahip öğretim üyesi bulunmaması halinde Senatonun belirlediği ilkeler çerçevesinde enstitü yönetim kurulu tarafından başka bir yükseköğretim kurumundan öğretim üyesi danışman olarak seçilebilir. Sanatta yeterlik ve tezsiz yüksek lisans programlarında Senato tarafından belirlenen niteliklere sahip doktora/sanatta yeterlik dereceli bir öğretim görevlisi de atanabilir. Ortak yürütülen programlar için ise diğer yükseköğretim kurumundan da danışman atanabilir.</p>

<p>(3) Gerekli hallerde öğrenci ve/veya mevcut danışmanın talebi, bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunun gerekçeli önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile danışman değişikliği yapılabilir.</p>

<p>(4) Diş hekimliği, eczacılık, tıp ve veteriner fakülteleri ana bilim dalları hariç doktora/sanatta yeterlik programlarında öğretim üyelerinin tez yönetebilmesi için, başarı ile tamamlanmış en az bir yüksek lisans tezi yönetmiş olması gerekir.</p>

<p>(5) Tez çalışması için birden fazla tez danışmanı gerektiğinde, ilgili bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile ikinci tez danışmanı atanabilir. İkinci tez danışmanı, Üniversite kadrosu dışından da en az doktora/sanatta yeterlik derecesine sahip kişilerden olabilir.</p>

<p>(6) Danışman, enstitü yönetim kurulunca atandığı tarihten itibaren her yarıyıl danışmanı olduğu öğrenciler için uzmanlık alan dersini açar.</p>

<p>(7) Yüksek lisans ve doktora/sanatta yeterlik programlarında öğretim üyesi başına düşen tez danışmanlığı üst sınırı 14’tür. Ancak, bu sınırın düşürülmesine veya sadece Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı ve 2547 sayılı Kanunun 35 inci maddesi kapsamında görevlendirilenler, yabancı uyruklu öğrenciler, lisansüstü programdan ilişiğini kestirmediği için programa kayıtlı gözüken ancak ilgili dönemde kayıt yenilemeyen öğrenciler ile af kanunundan yararlanarak geri dönenleri gerekçe göstererek %50 artırılmasına enstitü kurulunun önerisi ve Senatonun onayı ile karar verilir. Bir öğrenciye tezi için birden fazla danışman atanması durumunda, iki adet ortak danışmanlığı olan öğretim üyesi, bir adet danışmanlığa sahip sayılır. Halihazırda üzerinde 14’ten fazla danışmanlık bulunan öğretim üyeleri, söz konusu sayı, belirlenen üst sınırın altına düşene kadar yeni danışmanlık alamaz.</p>

<p>(8) Danışmanlık yapabilecek öğretim üyelerine ve öğrenci kontenjanlarına ilişkin diğer hususlar, ana bilim/ana sanat dallarının özellikleri de dikkate alınarak enstitü kurulunun önerisi ve Senatonun onayı ile belirlenir.</p>

<p><strong>Kayıt yenileme ve ders kaydı</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Lisansüstü programlarda kayıt yenileme ve ders kaydı ile ilgili esaslar Senato tarafından kabul edilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p><strong>Ders ekleme ve bırakma</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Ders ekleme ve bırakma işlemleri, akademik takvimde belirlenen süre içerisinde öğrenci tarafından danışman onayı ile yapılır.</p>

<p><strong>Öğrenime ara izni</strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Öğrencilerin mazeretleri nedeniyle öğrenime ara izin işlemleri, izinli sayılmaları ile ilgili işlemler Senato tarafından kabul edilen usul ve esaslar çerçevesinde yürütülür.</p>

<p><strong>Derslerde başarının değerlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Lisansüstü derslerin başarı değerlendirmesinde; öğrencilerin yarıyıl içinde yaptıkları çalışmalar ve/veya yarıyıl sonu/yarıyıl sonu ikinci sınavı ile birlikte, değerlendirilme şekli her yarıyıl başında dersin sorumlu öğretim elemanı tarafından öğrenci bilgi sistemi üzerinden öğrencilere duyurulur. Lisansüstü programlarda öğrencilerin başarı düzeyleri, devam durumları, sınavlar ile ilgili esaslar Senato tarafından kabul edilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p>(2) Öğrenciler, enstitü yönetim kurulu kararı ile GANO’larını yükseltmek amacıyla başarılı oldukları dersleri tekrarlayabilir. Bu durumda alınan son not geçerlidir.</p>

<p>(3) Lisansüstü dersler için başarı notunun hesaplanmasında mutlak değerlendirme yöntemi esas alınır. Puanlar, enstitüye teslim edilip kesinleştikten sonra, aşağıdaki tabloda belirtilen değerler dikkate alınarak harf notuna çevrilir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="4" valign="top" width="473">
   <p><strong>Yüksek Lisans/Doktora/Sanatta Yeterlik</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="136">
   <p><u>Puanlar</u></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="97">
   <p><u>Notlar</u></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="136">
   <p>4’lük not/</p>

   <p><u>Başarı katsayısı</u></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="104">
   <p><u>Açıklama</u></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="136">
   <p>90-100</p>
   </td>
   <td valign="top" width="97">
   <p>AA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="136">
   <p>4,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="136">
   <p>85-89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="97">
   <p>BA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="136">
   <p>3,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="136">
   <p>80-84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="97">
   <p>BB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="136">
   <p>3,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="136">
   <p>75-79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="97">
   <p>CB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="136">
   <p>2,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="136">
   <p>70-74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="97">
   <p>CC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="136">
   <p>2,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="136">
   <p>00-69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="97">
   <p>FF</p>
   </td>
   <td valign="top" width="136">
   <p>0,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="136">
   <p>Devamsız</p>
   </td>
   <td valign="top" width="97">
   <p>FE</p>
   </td>
   <td valign="top" width="136">
   <p>0,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>(4) Başarı notu; yıl/yarıyıl içi ölçme araçlarından elde edilen puanlar ve yıl/yarıyıl sonu sınavı, yıl/yarıyıl sonu ikinci sınavından alınan başarı puanından hesaplanır. Bu hesaplamada, öğrencinin her bir değerlendirme aracından aldığı puan, ilgili değerlendirme aracının başarı notuna katkı oranı (ağırlığı) ile çarpılarak, sonuçların toplanmasıyla elde edilir ve hesaplama sonucu tamsayıya yuvarlanır. Yuvarlama işlemi, virgülden sonraki ilk hane, beşten küçükse birler basamağı değiştirilmeden; beş veya beşten büyükse, birler basamağı bir artırılacak şekilde yapılır.</p>

<p><strong>Sınav sonuçlarına itiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>(1) Öğrenciler, sınav sonuçlarının açıklanmasından, en geç beş iş günü içerisinde ana bilim/ana sanat dalına yazılı olarak itirazda bulunabilir. Ana bilim/ana sanat dalı başkanlığı, dersin sorumlu öğretim elemanının/elemanlarının görüşünü alarak sınav evraklarında ve sınav not çizelgelerinde maddi hata incelemesi yapılmasını sağlar. Maddi hata tespit edilmesi halinde ana bilim/ana sanat dalı başkanlığı tarafından enstitüye bildirilir, enstitü yönetim kurulu kararıyla hata düzeltilir. İtirazların en fazla on iş günü içerisinde sonuçlandırılması gerekir.</p>

<p><strong>Akademik başarı not ortalaması</strong></p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>(1) Bir öğrencinin bir dersten aldığı ağırlıklı puanı, dersin AKTS kredisi ile başarı notu katsayısının çarpımı sonucunda bulunur. Öğrencinin bir yarıyılda aldığı uzmanlık alan dersi, danışmanlık, seminer, tez ve dönem projesi hariç tüm derslerin, ağırlıklı puanlarının toplamı AKTS kredileri toplamına bölünerek dönem not ortalaması hesaplanır. Elde edilen ortalama, virgülden sonra iki basamak yürütülür; virgülden sonraki üçüncü hane, beşten küçükse virgülden sonraki ikinci hane değiştirilmeden; virgülden sonraki üçüncü hane beş veya beşten büyükse, virgülden sonraki ikinci hane bir artırılacak şekilde yapılır.</p>

<p>(2) GANO, dönem not ortalamasının hesaplanmasındaki yol izlenerek öğrencinin lisansüstü programa kabul edilmesinden itibaren almış olduğu derslerin tümü dikkate alınarak hesaplanır. Tekrar edilen derslerden alınan en son not geçerlidir.</p>

<p>(3) Bütün notlar transkript belgesinde gösterilir. Öğrencilerin GANO’ları transkript belgelerine ve diplomalarına 4’lük sisteme göre yazılır. Ayrıca transkript belgelerine GANO’ların Üniversite tarafından belirlenen 100’lük sistemdeki karşılığı da bilgi amaçlı eklenir.</p>

<p><strong>Kayıt silme</strong></p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>(1) Öğrencinin kayıt silme için ilişik kesme işlemlerini tamamlayarak yazılı başvuruda bulunması durumunda enstitü tarafından ilişiği kesilir.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tezli Yüksek Lisans Programı</p>

<p><strong>Amaç ve esaslar</strong></p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>(1) Tezli yüksek lisans programının amacı; öğrencinin bilimsel araştırma yöntemlerini kullanarak, bilgilere erişme, bilgiyi derleme, yorumlama ve değerlendirme yeteneğini kazanmasını sağlamaktır. Tezli yüksek lisans programına ilişkin esaslar şunlardır:</p>

<p>a) Tezli yüksek lisans programı, 21 ulusal krediden az olmamak koşuluyla en az 7 adet ders ile seminer dersi, uzmanlık alan dersi, danışmanlık ve tez çalışması/sanat eseri raporundan oluşur. Tezli yüksek lisans programı, bir eğitim-öğretim dönemi 60 AKTS kredisinden az olmamak koşuluyla, tüm derslerin toplamının en az 120 AKTS olması gerekir.</p>

<p>b) Yüksek lisans öğrencisinin alacağı derslerin en çok iki tanesi, lisans öğrenimi sırasında alınmamış olması koşuluyla, lisans derslerinden seçilebilir.</p>

<p>c) Dersler; öğrencinin talebi, danışmanın önerisi, ana bilim/ana sanat dalı başkanının olumlu görüşü ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile diğer enstitülerin müfredat derslerinden de seçilebilir.</p>

<p>ç) Enstitü kurulu, disiplinler arası nitelikte zorunlu veya seçmeli, birbirini tamamlayan dersler açılmasına karar verebilir.</p>

<p>d) Her öğrenci, danışmanı tarafından açılan uzmanlık alanı dersini almakla yükümlüdür.</p>

<p>e) Öğrenci, danışmanın önereceği çalışma alanı ile ilgili en az bir semineri en geç dördüncü yarıyılın başına kadar almak zorundadır. Seminer çalışması dinleyicilere açık olarak yapılır ve değerlendirme formu enstitüye sunulur. Öğrenci, seminer konusunu aldığı dönemin başında en geç akademik takvimde belirlenen ders bırakma ve ders ekleme süresi (ekle-çıkar) içerisinde danışmanın onayı ile ana bilim dalı başkanlığınca enstitüye bildirir.</p>

<p>f) Sanat alanında yapılan yüksek lisans çalışmalarının eserleri kapsayan tez ve sanatsal çalışmayı içermesi gerekir.</p>

<p>g) Tezli yüksek lisans programında öğrenci danışmanıyla beraber tez konusunu en geç ikinci yarıyılın sonuna kadar belirler, en geç üçüncü yarıyıl başından itibaren tez çalışmasına başlar ve her yarıyıl tez çalışmasına kayıt yaptırılması zorunludur.</p>

<p>ğ) Seminer dersi ve tez çalışması kredisiz olup başarılı/yeterli veya başarısız/yetersiz olarak değerlendirilir.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>(1) Tezli yüksek lisans programının süresi; kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın dört yarıyıl olup program en çok altı yarıyılda tamamlanır. Ancak Üniversiteden ilişiği kesildikten sonra aynı programa tekrar kayıt yaptırıp, daha önce alıp başarmış olduğu dersler ile birlikte geldiği ilk yarıyılın sonunda izlediği programın ders yükünü ve kredisini tamamlayan öğrenci en erken ikinci yarıyılın sonunda programı tamamlayabilir.</p>

<p>(2) Dört yarıyıl sonunda öğretim planında yer alan kredili derslerini ve seminer dersini başarıyla tamamlayamayan, azami süreler içerisinde tez çalışmasında başarısız olan veya tez savunmasına girmeyen veya bu süreler içerisinde Senatonun öngördüğü başarı koşullarını/ölçütlerini yerine getiremeyen öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Tezini dört yarıyılın sonunda başarı ile tamamlayamayanlar, ilgili döneme ait öğrenci katkı payı veya öğrenim ücretlerini ödemek koşulu ile öğrenimlerine devam etmek için kayıt yaptırabilir. Altıncı yarıyılının sonunda tezini enstitüye teslim etmeyen öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Tez önerisi</strong></p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>(1) Tez önerisi; danışmanın denetiminde öğrenci tarafından hazırlanır, bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunda değerlendirilir ve en geç ikinci yarıyılın sonuna kadar enstitüye teslim edilir.</p>

<p>(2) Tez önerisinin enstitü tarafından oluşturulan forma uygun olarak hazırlanması gerekir.</p>

<p>(3) Tez konusu enstitü yönetim kurulunun onayı ile kesinleşir.</p>

<p>(4) Tez konusunda ve tez başlığında yapılması istenen tüm değişiklikler, danışmanın gerekçeli görüşü, bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile yapılır.</p>

<p><strong>Tez savunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) Öğrencinin savunma sınavına girebilmesi için danışmanı tarafından alınan intihal yazılım programı raporu ile birlikte tez çalışması aşamasında elde ettiği sonuçları, Senato tarafından belirlenen enstitünün tez yazım kurallarına uygunluğuna ilişkin danışmanın yazılı görüşünü ve tezin ciltlenmemiş bir nüshasını ana bilim/ana sanat dalı başkanlığı aracılığıyla akademik takvimde belirtilen sürede enstitüye teslim etmesi gerekir.</p>

<p>(2) Yüksek lisans tez jüri önerisi, ilgili danışmanın görüşü, bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi ile enstitüye bildirilir. Enstitü yönetim kurulu kararı ile tez jürisi ve tez savunma sınavı ve/veya eser sergileme tarihi, yeri ve saati belirlenir. Enstitü yönetim kurulunun karar tarihinden itibaren bir ay içerisinde tez savunma sınavının ve/veya eser sergilemenin yapılması ve tamamlanması gerekir.</p>

<p>(3) Yüksek lisans tez jürisi; öğrencinin danışmanı ve en az biri Üniversite dışından olmak üzere en az üç veya beş asıl ve iki yedek öğretim üyesinden oluşur. Yedek üyelerden biri de Üniversite dışından belirlenir. Jürinin üç kişiden oluşması durumunda ikinci danışman jüri üyesi olamaz.</p>

<p>(4) Yüksek lisans tezinin tez savunma sınavı ve sonuçlandırılması ile ilgili hususlar Senato tarafından kabul edilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p><strong>Tezin teslimi, mezuniyet ve diploma</strong></p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>(1) Tez savunma sınavında başarılı olmak ve Senato tarafından belirlenen mezuniyet için gerekli diğer koşulları da sağlamak kaydıyla, yüksek lisans tezinin ciltlenmiş en az üç kopyasını, elektronik ortamda yazılmış kopyasını ve/veya bir adet eserle birlikte diğer belgeleri tez savunma sınavına giriş tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili enstitüye teslim eden ve tezi şekil yönünden uygun bulunan yüksek lisans öğrencisine tezli yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p>(2) Enstitü yönetim kurulu talep halinde teslim süresini en fazla bir ay daha uzatabilir. Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci, koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azami süresinin dolması halinde enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Tezli yüksek lisans diploması üzerinde öğrencinin izlemiş olduğu enstitü ana bilim/ana sanat dalındaki programın onaylanmış adı bulunur. Mezuniyet tarihi tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalı nüshasının teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(4) Tezin tesliminden itibaren üç ay içinde yüksek lisans tezinin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere enstitü tarafından YÖK Başkanlığına gönderilir.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Tezsiz Yüksek Lisans Programı</p>

<p><strong>Amaç ve esaslar</strong></p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>(1) Tezsiz yüksek lisans programının amacı, öğrenciye meslekî konularda derin bilgi kazandırmak ve mevcut bilginin uygulamada nasıl kullanılacağını göstermektir.</p>

<p>(2) Tezsiz yüksek lisans programı, toplam 30 ulusal krediden az olmamak koşuluyla en az 10 ders ile bir dönem projesinden oluşur. Bu derslerin toplamının en az 90 AKTS olması gerekir.</p>

<p>(3) Eğitim-öğretim için gerekli koşulları sağlamak şartıyla uzaktan eğitim tezsiz yüksek lisans programı açılabilir. Bu programda yürütülecek eğitim-öğretim faaliyetleri YÖK tarafından belirlenen ilgili usul ve esaslara ve Senato kararlarına göre yürütülür.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>(1) Tezsiz yüksek lisans programını tamamlama süresi; kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın üç yarıyıldır. Bu sürenin sonunda başarısız olan veya programı tamamlayamayan öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir. Ancak Üniversiteden ilişiği kesildikten sonra aynı programa tekrar kayıt yaptırıp daha önce alıp başarmış olduğu dersler ile birlikte izlediği programın ders yükünü ve kredisini tamamlayan öğrenci en erken birinci yarıyılın sonunda programı tamamlayabilir.</p>

<p><strong>Dönem projesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>(1) Tezsiz yüksek lisans programında dönem projesi en erken üçüncü yarıyılın başında alınabilir. Ancak Üniversiteden ilişiği kesildikten sonra aynı programa tekrar kayıt yaptırıp daha önce alıp başarmış olduğu dersler ile birlikte geldiği ilk yarıyılın sonunda izlediği programın ders yükünü ve kredisini tamamlayan öğrenci en erken birinci yarıyılın başında dönem projesini alabilir.</p>

<p>(2) Dönem projesinin kapsamı ve koşulları; danışmanın önerisi, bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı başkanının görüşü ve enstitü yönetim kurulunun kararı ile belirlenir. Dönem projesi dersi kredisiz olup başarılı/yeterli veya başarısız/yetersiz olarak değerlendirilir.</p>

<p>(3) Dönem projesi, ilgili ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile en az üç asıl ve iki yedek öğretim üyesinden oluşan dönem projesi komisyonu tarafından değerlendirilerek; dönem projesi başarı formu ile birlikte nihai karar enstitüye bildirilir.</p>

<p>(4) Öğrencinin dönem projesini aldığı yarıyılda, dönem projesine kayıt yaptırması dönem projesi konusunu aldığı dönem başında belirlemesi, enstitünün hazırlamış olduğu yazım kılavuzuna göre yarıyıl sonunda yazılı bir rapor oluşturması ve yeterli sayıda kopyasını ana bilim/ana sanat dalı aracılığıyla enstitüye vermesi gerekir. Dönem projesinin yürütülmesinden danışman öğretim elemanı sorumludur.</p>

<p><strong>Mezuniyet ve diploma</strong></p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>(1) Kredili derslerini ve dönem projesini başarıyla tamamlayan ve enstitü tarafından istenen diğer belgeleri enstitüye teslim eden öğrenci, enstitü yönetim kurulu kararı ile mezun kabul edilir ve diploma almaya hak kazanır.</p>

<p>(2) Tezsiz yüksek lisans diploması üzerinde öğrencinin izlemiş olduğu enstitü ana bilim/ana sanat dalındaki programın onaylanmış adı bulunur.</p>

<p>YEDİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Doktora Programı</p>

<p><strong>Amaç ve esaslar</strong></p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>(1) Doktora programının amacı; öğrenciye bağımsız araştırma yapma, bilimsel problemleri, verileri geniş ve derin bir bakış açısı ile irdeleyerek yorum yapma, analiz etme ve yeni sentezlere ulaşmak için gerekli becerileri kazandırmaktır.</p>

<p>(2) Doktora çalışması sonunda hazırlanacak tezin; bilime yenilik getirme, yeni bir bilimsel yöntem geliştirme ve bilinen bir yöntemi yeni bir alana uygulama niteliklerinden en az birini yerine getirmesi gerekir.</p>

<p>(3) Doktora programı; tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilen öğrenciler için toplam 21 ulusal kredilik en az 7 ders, dört yıllık lisans derecesi ile kabul edilen öğrenciler için en az 42 ulusal kredilik 14 ders, seminer, uzmanlık alan dersi, danışmanlık, diğer öğrenim etkinlikleri, yeterlik sınavı, tez önerisi ve tez çalışmasından oluşur. Bu durumda toplam AKTS kredilerinin; bir eğitim-öğretim dönemi 60 AKTS’den az olmamak koşuluyla tezli yüksek lisans dereceli öğrenciler için en az 240 AKTS, dört yıllık lisans dereceli öğrenciler için ise en az 300 AKTS olması gerekir.</p>

<p>(4) Lisans dersleri ders yüküne ve doktora kredisine sayılmaz.</p>

<p>(5) Öğrenci en az iki seminer dersi almak zorundadır. Danışmanın önereceği çalışma alanı ile ilgili seminer konusunu aldığı dönem başında bildirmek koşulu ile ana bilim dalı başkanlığınca enstitüye bildirilir. Seminer çalışması dinleyicilere açık olarak yapılır ve değerlendirme formu enstitüye sunulur.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 34- </strong>(1) Doktora programını tamamlama süresi; tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın sekiz yarıyıl olup azami tamamlama süresi on iki yarıyıl; lisans derecesi ile kabul edilenler için on yarıyıl olup azami tamamlama süresi on dört yarıyıldır. Ancak Üniversiteden ilişiği kesildikten sonra aynı programa tekrar kayıt yaptırıp, daha önce alıp başarmış olduğu dersler ile birlikte geldiği ilk yarıyılın sonunda izlediği programın ders yükünü ve kredisini tamamlayan ve programın diğer yükümlülüklerini yerine getirip tez aşamasından başlayan öğrenci en erken dört yarıyılda programı tamamlayabilir.</p>

<p>(2) Doktora programı, ders aşaması ve tez aşaması olmak üzere iki aşamada gerçekleşir. Ancak;</p>

<p>a) Doktora programı için gerekli kredili dersleri ve iki semineri başarıyla tamamlamanın azami süresi tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için dört yarıyıl, lisans derecesi ile kabul edilenler için altı yarıyıldır. Bu süre içinde kredili derslerini ve iki semineri başarıyla tamamlayamayan öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>b) Kredili derslerini ve iki semineri başarıyla bitiren, yeterlik sınavında başarılı bulunan ve tez önerisi kabul edilen, ancak tez çalışmasını tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için on iki, lisans derecesi ile kabul edilenler için on dört yarıyıl sonuna kadar tamamlayamayan öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>c) Lisans derecesi ile doktora programına başvurmuş öğrencilerden; kredili derslerini ve/veya azami süresi içinde tez çalışmasını tamamlayamayanlara, doktora tezinde başarılı olamayanlara, aynı programın tezsiz yüksek lisans programının açık olması durumunda, tezsiz yüksek lisans için gerekli kredi yükü, proje ve benzeri diğer şartları yerine getirmiş olmaları kaydıyla talepleri halinde tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p>(3) Doktora programını belirtilen süre içinde tamamlayabilmek için tez önerisi kabulünden sonra en az üç tez izleme komitesi toplantısında başarılı olunması gerekir.</p>

<p><strong>Doktora yeterlik sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 35- </strong>(1) Doktora yeterlik sınavı; öğrencinin bilimsel düşünme, bilimsel yöntemleri özümseme, bağımsız bir araştırmayı yürütebilme yeterliğine yönelik temel ve doktora çalışmasıyla ilgili konularda kapsamlı bilgiye ve sentez gücüne sahip olup olmadığının sınanmasını amaçlar.</p>

<p>(2) Doktora yeterlik sınavına ilişkin esaslar şunlardır:</p>

<p>a) Yeterlik sınavları, yılda en fazla iki kez akademik takvimde belirtilen tarihler arasında yapılır. Sınavın tarih ve saati ana bilim dalı tarafından enstitüye bildirilir. Enstitü yönetim kurulunun gerekli görmesi halinde sınav tarihi ve yeri değiştirilebilir.</p>

<p>b) Enstitüye tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilen öğrencilerin derslerini tamamladıktan sonra en geç beşinci, dört yıllık lisans derecesi ile kabul edilen öğrencilerin derslerini tamamladıktan sonra en geç yedinci yarıyılın sonuna kadar yeterlik sınavına girmeleri gerekir. Üniversiteden ilişiği kesildikten sonra aynı programa tekrar kayıt yaptırıp, daha önce alıp başarmış olduğu dersler ile birlikte geldiği ilk yarıyılın sonunda izlediği programın ders yükünü ve kredisini tamamlayan öğrenci en erken birinci yarıyılın sonunda doktora yeterlik sınavına girebilir.</p>

<p>c) Yeterlik sınavları; bilim dalı ve/veya ana bilim dalı kurulunun önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile beş asıl, iki yedek öğretim üyesinden oluşan doktora yeterlik komitesi tarafından düzenlenir ve yürütülür. Yeterlik sınav komitesi iki yılda bir yenilenir. Eski üyeler tekrar seçilebilir.</p>

<p>ç) Yeterlik sınav komitesi, farklı alanlardaki sınavları hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek amacıyla yeterlik sınav jürileri kurar. Yeterlik sınav jürisi, yeterlik sınav komitesince ve enstitü yönetim kurulunca kabul edilen; en az ikisi Üniversite dışından olmak üzere, danışman dâhil beş asıl ve en az biri Üniversite dışından olmak üzere iki yedek öğretim üyesinden oluşur. Sınav jürisinin yapısı ve sınavların uygulanması ile değerlendirilmesi hususları Senato tarafından kabul edilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p><strong>Tez izleme komitesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 36- </strong>(1) Yeterlik sınavında başarılı bulunan öğrenci, danışmanın görüşü, bilim dalı ve/veya ana bilim dalı kurulunun önerisi doğrultusunda ana bilim dalı başkanlığınca enstitüye bildirilir ve enstitü yönetim kurulu onayı ile bir ay içinde bir tez izleme komitesi oluşturulur.</p>

<p>(2) Tez izleme komitesi üç öğretim üyesinden oluşur. Komitede danışmandan başka bilim dalı ve/veya ana bilim dalı içinden ve ana bilim dalı dışından veya Üniversite dışından birer üye yer alır. Üyelerin belirlenmesinde, özellikle disiplinler arası nitelikteki tez çalışmalarında, ilgili disiplinin öğretim üyelerinin yer almasına dikkat edilir. Eğer varsa, ikinci tez danışmanı da komite toplantılarına katılabilir, ancak tez izleme komitesi üyesi olamaz.</p>

<p>(3) Tez izleme komitesinin kurulmasından sonraki dönemlerde, danışmanın ve bilim dalı ve/veya ana bilim dalı kurulunun gerekçeli önerisi, ana bilim dalı başkanlığı aracılığıyla enstitüye bildirilir ve enstitü yönetim kurulu onayı ile üyelerde değişiklik yapılabilir.</p>

<p><strong>Tez önerisi savunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 37- </strong>(1) Yeterlik sınavını başarıyla tamamlayan öğrenci, yeterlik sınavı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde yapacağı araştırmanın amacını, yöntemini ve çalışma planını kapsayan tez önerisini tez izleme komitesinin önünde sözlü olarak savunur.</p>

<p>(2) Öğrenci, tez önerisiyle ilgili yazılı bir raporu sözlü savunma sınavı tarihinden en az on beş gün önce tez izleme komitesi üyelerine sunar. Yeterlik sınavı tarihinden itibaren en geç altı ay içerisinde tez önerisi savunmasına giremeyen öğrenci başarısız sayılır. Tez önerisi savunması dinleyicilere açık olarak yapılır ve dinleyiciler de izleme komitesinin izni ile tez önerisine katkıda bulunabilir. Tez izleme komitesi, öğrencinin sunduğu tez önerisinin kabul, düzeltme veya reddine salt çoğunlukla karar verir. Düzeltme için bir ay süre verilir. Bu süre sonunda kabul veya ret yönünde salt çoğunlukla verilen karar, bilim dalı ve/veya ana bilim dalı başkanlığınca işlemin bitişini izleyen üç gün, video konferans yöntemi ile yapılan tez izlemelerde ise on gün içinde enstitüye tutanakla bildirilir. Tez önerisi savunmasına geçerli bir mazereti olmaksızın birinci fıkrada belirtilen sürede girmeyen öğrenci başarısız sayılarak tez önerisi reddedilir.</p>

<p>(3) Tez önerisi reddedilen öğrenci, yeni bir danışman ve/veya yeni bir tez konusu seçme hakkına sahiptir. Bu durumda yeni bir tez izleme komitesi atanabilir. Programa aynı danışmanla devam etmek isteyen öğrenci üç ay içinde; danışman ve tez konusunu değiştiren öğrenci ise, altı ay içinde tekrar tez önerisi savunma sınavına alınır. Tez önerisi, bu savunmada da reddedilen veya geçerli bir mazereti olmaksızın belirtilen sürede tez önerisi savunmasına katılmayan öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Tez önerisi kabul edilen öğrenci için tez izleme komitesi, ocak-haziran ve temmuz-aralık ayları arasında güz ve bahar akademik yarıyılları içinde birer kez olmak üzere yılda iki kez toplanır. Öğrenci, toplantı tarihinden en az bir ay önce komite üyelerine yazılı bir rapor sunar. Bu raporda, o ana kadar yapılan çalışmaların özeti ve bir sonraki dönemde yapılacak çalışma planı belirtilir. Öğrencinin tez çalışması, komite üyelerince başarılı veya başarısız olarak belirlenir. Bu karar, ana bilim dalı başkanlığınca toplantı tarihini izleyen üç gün, video konferans yöntemi ile yapılan tez izlemelerde ise on gün içinde enstitüye bir tutanakla bildirilir. Komite tarafından tez çalışması, üst üste iki kez veya aralıklı olarak üç kez başarısız bulunan veya mazeretsiz olarak tez izleme komitelerine katılmayan öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Doktora tezinin sonuçlandırılması ve tez savunma jürisi</strong></p>

<p><strong>MADDE 38- </strong>(1) Doktora tezinin hazırlanması, savunulması, sonuçlandırılması, tez savunma jürisinin oluşumu ve karar alması ile ilgili hususlar Senato tarafından kabul edilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p><strong>Mezuniyet ve diploma</strong></p>

<p><strong>MADDE 39- </strong>(1) Tez çalışmasını başarıyla tamamlayan öğrenci tezinin yeterli sayıda ciltlenmiş, elektronik ortamda yazılmış kopyasını danışmanına teslim eder. Danışman, tezin yazım kurallarına uygunluğu yönünden yazılı olarak belirttiği görüşü ile tezin nüshalarını ana bilim/bilim dalı başkanlığı aracılığıyla ilgili enstitüye gönderir.</p>

<p>(2) Tez savunmasında başarılı olmak ve Senato tarafından belirlenen mezuniyet için gerekli diğer koşulları da sağlamak kaydıyla doktora tezinin ciltlenmiş en az üç kopyasını tez savunma sınavına giriş tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili enstitüye teslim eden ve tezi şekil yönünden uygun bulunan öğrenci, doktora diploması almaya hak kazanır. Enstitü yönetim kurulu başvuru üzerine teslim süresini en fazla bir ay daha uzatabilir. Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azami süresinin dolması halinde enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Doktora diploması üzerinde öğrencinin izlemiş olduğu enstitü ana bilim dalındaki programın YÖK tarafından onaylanmış adı bulunur. Mezuniyet tarihi tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalı nüshasının teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(4) İlgili enstitü tarafından tezin tesliminden itibaren üç ay içinde doktora tezinin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere YÖK Başkanlığına gönderilir.</p>

<p>SEKİZİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Sanatta Yeterlik Programı</p>

<p><strong>Amaç ve esaslar</strong></p>

<p><strong>MADDE 40- </strong>(1) Sanatta yeterlik programının amacı; özgün bir sanat eserinin ortaya konulmasını, müzik ve sahne sanatlarında ise üstün bir uygulama ve yaratıcılığı amaçlayan doktora eş değeri bir programdır.</p>

<p>(2) Sanatta yeterlik programı tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için toplam yirmi bir krediden ve bir eğitim-öğretim dönemi 60 AKTS’den az olmamak koşuluyla en az yedi ders, uygulamalar ile tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalar olmak üzere en az 240 AKTS kredisinden oluşur. Lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için de en az kırk iki kredilik on dört ders, uygulamalar ile tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalar olmak üzere en az 300 AKTS kredisinden oluşur.</p>

<p>(3) Sanatta yeterlik tezinin, yapılan çalışmaları anlatan bir belge ve sanatsal çalışmayı içermesi gerekir.</p>

<p>(4) Sanatta yeterlik programında diğer çalışmalara ek olarak enstitü yönetim kurulunun onayladığı uygulamalar, sergi, proje, resital, konser, temsil ve benzeri çalışmalar yer alır.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 41- </strong>(1) Sanatta yeterlik programını tamamlama süresi, yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın sekiz yarıyıl olup azami tamamlama süresi on iki yarıyıl, lisans derecesi ile kabul edilenler için on yarıyıl olup azami tamamlama süresi on dört yarıyıldır.</p>

<p>(2) Sanatta yeterlik programı için gerekli kredili dersleri başarıyla tamamlamanın azami süresi tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için dört yarıyıl, lisans derecesi ile kabul edilenler için altı yarıyıldır. Bu süre içinde kredili derslerini başarıyla tamamlayamayan öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Kredili derslerini ve uygulamalarını başarı ile bitiren, ancak tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalarını birinci fıkrada belirtilen azami on iki yarıyıl veya on dört yarıyıl sonuna kadar tamamlayamayan öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Lisans derecesi ile sanatta yeterlik programına başvurmuş öğrencilerden gerekli kredi yükü, proje ve benzeri diğer şartları yerine getirmiş olmaları kaydıyla sanatta yeterlik tezinde başarılı olamayanlara; aynı programın tezsiz yüksek lisans programının açık olması durumunda ve talepte bulunması halinde, tezsiz yüksek lisans için gerekli kredi yükü, proje ve benzeri diğer şartları yerine getirmiş olmaları kaydıyla tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p><strong>Sanatta yeterlik çalışmasının sonuçlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 42- </strong>(1) Sanatta yeterlik çalışmasının hazırlanması ve sonuçlandırılması ile ilgili hususlar Senato tarafından kabul edilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p><strong>Mezuniyet ve diploma</strong></p>

<p><strong>MADDE 43- </strong>(1) Sanatta yeterlik çalışmasında başarılı olan öğrenciye, diğer koşulları da sağlamak kaydıyla YÖK tarafından onaylanan sanat dalının özelliğine göre alanı belirleyen bir diploma verilir. Mezuniyet tarihi tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalı nüshasının teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(2) Tez savunmasında başarılı olmak ve Senato tarafından belirlenen mezuniyet için gerekli diğer koşulları da sağlamak kaydıyla sanatta yeterlik tezinin ciltlenmiş en az üç kopyasını tez savunma sınavına giriş tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili enstitüye teslim eden ve tezi şekil yönünden uygun bulunan öğrenci sanatta yeterlik diploması almaya hak kazanır. Enstitü yönetim kurulu başvuru üzerine teslim süresini en fazla bir ay daha uzatabilir. Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azami süresinin dolması halinde enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) İlgili enstitü tarafından tezin tesliminden itibaren üç ay içinde sanatta yeterlik tezinin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere YÖK Başkanlığına gönderilir.</p>

<p>DOKUZUNCU BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Ortak programlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 44- </strong>(1) Yurt içindeki ve yurt dışındaki yükseköğretim kurumları ve diğer kuruluşlarla iş birliği tesis edilerek yürütülecek lisansüstü ortak eğitim-öğretim programlarının işleyişinde; 6/10/2016 tarihli ve 29849 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarının Yurt Dışı Yükseköğretim Kurumlarıyla Ortak Eğitim Öğretim Programlarına Dair Yönetmelik, 22/2/2007 tarihli ve 26442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarının Yurtiçindeki Yükseköğretim Kurumlarıyla Ortak Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Programları Tesisi Hakkında Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuat hükümleri ile bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.</p>

<p>(2) Bu tür programlarda Üniversite dışından alınacak dersler için müfredat, bilim/sanat dalı ve/veya ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi, enstitü kurulunun kararı ve Senatonun onayıyla belirlenir.</p>

<p><strong>Tebligat</strong></p>

<p><strong>MADDE 45- </strong>(1) Öğrencilere yapılacak her türlü tebligat kayıtları sırasında enstitüye bildirdikleri adrese yapılır. Yanlış veya eksik adres bildiren veya adres değişikliklerini enstitüye bildirmeyen öğrencilerin, enstitüde bulunan adresine tebligat yapılması hâlinde kendilerine tebligat yapılmış kabul edilir.</p>

<p><strong>Disiplin</strong></p>

<p><strong>MADDE 46- </strong>(1) Lisansüstü program öğrencilerinin disiplinle ilgili iş ve işlemleri, 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan hâller</strong></p>

<p><strong>MADDE 47- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâllerde; 2547 sayılı Kanun, 20/4/2016 tarihli ve 29690 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği, 3/3/1983 tarihli ve 17976 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Lisansüstü Eğitim-Öğretim Enstitülerinin Teşkilat ve İşleyiş Yönetmeliği ile YÖK kararları uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 48- </strong>(1) 2/9/2016 tarihli ve 29819 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Akdeniz Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 49- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 50- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Akdeniz Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/akdeniz-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="13164"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["İnsan Hakları Bağlamında İdari Yargının Güncel Sorunları" konulu sempozyum gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/insan-haklari-baglaminda-idari-yarginin-guncel-sorunlari-konulu-sempozyum-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/insan-haklari-baglaminda-idari-yarginin-guncel-sorunlari-konulu-sempozyum-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) İdare ve Vergi Hukuku Komisyonu tarafından düzenlenen “İnsan Hakları Bağlamında İdari Yargının Güncel Sorunları” başlıklı sempozyum, 11-12 Nisan 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İdari yargının insan haklarıyla olan ilişkisi ve güncel sorunlarının ele alındığı sempozyumun açılış konuşmasını, TBB İdare ve Vergi Hukuku Komisyonu Üyesi Av. Ahmet Ertan Yılmaztekin yaptı. İdari yargının bir devletin hukuk devleti sıfatını ne ölçüde hak ettiğinin en somut aynası olduğunu kaydeden Yılmaztekin, idari yargının işlevinin yalnızca uyuşmazlıkları çözmekten ibaret olmadığına dikkat çekerek, “Aynı zamanda idarenin hukuka bağlılığını teminat altına alan asli bir denetim mekanizmasıdır. Böylelikle idari yargı, hem hukuk devleti ilkesinin somutlaşmasını sağlar hem de idarenin kudretini hukukun sınırları içinde tutar” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yılmaztekin, “Hukuk güvenliğinin olmadığı bir yerde ne idari istikrardan ne de toplumsal barıştan söz edilebilir. Çıkış yolu ise elbette insan hakları eksenli bir yargılamadır” şeklinde konuştu.</p>

<p>Beş oturumdan oluşan sempozyumda, idari yargıda kurumsal değişimin insan haklarına etkisi, idari yargıda muhakemenin insan haklarını korumanın mı yoksa sınırlandırmanın mı aracı olduğu, sulh ceza hâkimlikleri bağlamında idari yargının daralan alanı, idari yargıda haklar rejimi ile güncel kararlarda maddi hukuk yaklaşımları ve insan hakları içtihadının idari yargıya yansımaları geniş bir perspektifle ele alındı.</p>

<p>Sempozyumda oturum başkanlıklarını; Av. Kemal Vuraldoğan, Av. Dr. İnci Solak Akman, Av. Ziynet Özçelik, Av. Dr. Kerem Altıparmak ve Doç. Dr. Dinçer Demirkent yaptı.</p>

<p>Sempozyumda, Dr. Öğr. Üyesi Abbas Kılıç, Prof. Dr. Ali Ulusoy, Hâkim Emine Aktepe, Doç. Dr. M. Ayhan Tekinsoy, Doç. Dr. K. Burak Öztürk, Av. Semra Demir, Prof. Dr. Zeynel T. Kangal, Av. Çağlar Çağlayan, Dr. Ilgın Özkaya Özlüer, Doç. Dr. Berke Özenç, Doç. Dr. Elvin Evrim Dalkılıç, Hâkim Suna Türkoğlu, Dr. Evren Altay, Doç. Dr. Ulaş Karan ve Dr. Öğr. Üyesi Zülfiye Yılmaz’ın yanı sıra oturum başkanları da konuşmacı olarak yer aldı.</p>

<p>Sempozyum, soru-cevap bölümünün ardından, Sonuç Bildirgesi’nin TBB Başkan Danışmanı Av. Dr. Kasım Akbaş tarafından okunmasıyla tamamladı.</p>

<p></p>

<p><strong>İnsan Hakları Bağlamında İdari Yargının Güncel Sorunları Sempozyumu</strong><br />
<strong>11–12 Nisan 2026, Ankara</strong></p>

<p><strong>Sonuç Bildirgesi</strong></p>

<p>Türkiye Barolar Birliği İdare ve Vergi Hukuku Komisyonu tarafından düzenlenen “İdari Yargının Güncel Sorunları” sempozyumunda, idari yargının gelişimi ve bugün içinde bulunduğu koşullar tüm yönleriyle değerlendirilmiş, kurumsal, yapısal ve konjonktürel sorunları ele alınmıştır. İki gün süren toplantıda sunulan tebliğler, genel olarak yargı sisteminde, özel olarak ise idari yargıda yaşanan sorunların yapısal hâle gelmeden müdahale edilmesi gereken meseleler olduğunu ortaya koymuştur.</p>

<p>İdari yargının kurumsal yapısında son yıllarda gerçekleşen dönüşümler insan hakları üzerinde çok boyutlu sonuçlar yaratmaktadır. Özellikle 2010 sonrası anayasa değişiklikleri ile Hâkimler ve Savcılar Kurulunun yapısında meydana gelen değişimlerin yargı bağımsızlığına ve tarafsızlığına olumsuz yansımaları olmuştur. Danıştayda gerçekleştirilen yapısal dönüşümlerle içtihat birliği ve yargısal etkinliği aşındırılmıştır. Bölge idare mahkemelerinin kurulmasıyla birlikte idari yargıda iş yükünün dağılımı, kararların öngörülebilirliği ve hak arama özgürlüğü açısından da çeşitli sonuçlar ortaya çıkmıştır. Oysa yargı alanındaki kurumsal reformların yargının insan hakları standartlarıyla uyumunun güçlendirilmesine yönelmesi esas olmalıdır.</p>

<p>İdari Yargıda "muhakeme"nin insan haklarının korunmasının mı sınırlandırılmasının mı aracı hâline geldiği sorusu giderek daha fazla ağırlık kazanmaktadır. Bu anlamda re’sen araştırma ilkesinin, sebep ikamesi ve idarenin yerine geçme yasağının önem kazandığı görülmektedir. Bu hususlar, yargılama faaliyetini doğrudan etkileyerek yargılama yetkisinin kullanımında sistematik sorun alanları yaratmaktadır. Barış için Akademisyenler bildirisi imzacılarının dosyalarını da içermek üzere, olağanüstü hâl kapsamındaki davalarda idari yargıda insan hakları açısından yaşanan sorunların hem normatif düzenlemelerden hem de bu düzenlemelerle birlikte yargılama ilkelerinin yorumlanma ve uygulanma biçiminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Sulh Ceza Mahkemeleri, 2005’e kadar sınırlı alanlarda idari yaptırımlara itiraz mercii iken, Kabahatler Kanunu ile genel görevli hale gelmiş; 2014’te kaldırılarak yerlerine Sulh Ceza Hakimlikleri kurulmuştur. Ancak özü itibarıyla bir idari işlem olan idari yaptırımların tek bir hâkim tarafından yeterli hukukilik denetimine tabi tutulamaması, denetimin yüzeyselleşmesine yol açmıştır. Ayrıca bu hâkimliklerin ceza tedbirleri ve erişim engellemeleri yoluyla adil yargılanma, ifade ve haber alma özgürlüklerini zedelediği; kararlarına etkili itiraz yolu bulunmamasının da adil yargılanma hakkını sistematik olarak ihlal ettiği görülmektedir.</p>

<p>İdari yargılama pratiklerinin akademik özgürlük ve basın özgürlüğü özelinde ifade özgürlüğü üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Öte yandan, Kartalkaya Davası örneğinde görüldüğü üzere, kamu ajanlarının sorumluluğunun belirlenmesinde, dolayısıyla adalete erişim hakkının sağlanmasında da idari yargı önemli bir işlev kazanmış durumdadır. İdari yargı yerlerinin sadakat kavramını, anayasaya sadakat yerine siyasi iktidara sadakat anlamına gelebilecek şekilde yorumlamaları, ifade özgürlüğünün önünde engel oluşturmaktadır. Danıştayın son dönemde RTÜK kararlarını demokratik toplumda zorunluluk ölçütü çerçevesinde değerlendirdiği görülmektedir. Nihayet, kamu ajanlarının sorumluluğunun belirlenmesinde özellikle üst düzey kamu görevlilerinin soruşturulmasına izin verilmemesi ceza hukuku açısından sorumluluk süreçlerinin işletilememesine sebep olmaktadır.</p>

<p>Anayasal düzen açısından, yüksek yargı kararlarının uygulanmamasının söz konusu bile yapılamaması gerekir. Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları bağlayıcıdır. Ayrıca bireysel başvuru kararlarının objektif etkisi de göz önüne alınmalıdır. Keza Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyup uymamak da bir tercihe bırakılamaz. AYM ve AİHM kararlarının uygulanma yükümlülüğü tartışma konusu yapılmamalıdır. Aksi bir durum, kuvvetler ayrılığı ilkesini fiilen ortadan kaldıran bir sonuç doğurmaktadır.</p>

<p>Bu çerçevede, idari yargının insan haklarının güvencesi olma işlevini yeniden ve etkin biçimde yerine getirebilmesi için; yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını güçlendiren kurumsal düzenlemelerin hayata geçirilmesi, yargılama ilkelerinin insan hakları odaklı yorumlanması ve uygulanması, etkili başvuru yollarının tesis edilmesi zorunludur. İdari yargının, bireyin hak ve özgürlüklerini koruyan bir denge ve denetim mekanizması olarak işlev görmesi; Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması, ifade özgürlüğü başta olmak üzere temel haklara yönelik müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk denetimine tabi tutulması ile mümkündür. Sempozyumda yapılan değerlendirmeler ışığında, idari yargının mevcut sorunlarının giderilmesi yönünde ortak bir irade ortaya konulmuş; hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve insan haklarının etkin korunması için gerekli adımların ivedilikle atılması gerektiği vurgulanmıştır.</p>

<p></p>

<p><i>Haber ile ilgili Görseller</i></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_1_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_2_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_3_12042026165649.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_4_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_5_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_6_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_7_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_8_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_9_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_10_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_11_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_12_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_13_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_14_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_15_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_16_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_17_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_18_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_19_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_20_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_21_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_22_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_23_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_24_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_25_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260412__insan_haklari_bagla/86400_26_12042026165649.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/insan-haklari-baglaminda-idari-yarginin-guncel-sorunlari-konulu-sempozyum-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/86400-1-12042026165649.jpeg" type="image/jpeg" length="93873"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HUKUK PANDEMİSİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-pandemisi-kuresel-duzenin-normatif-cokusu-uzerine-bir-inceleme-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-pandemisi-kuresel-duzenin-normatif-cokusu-uzerine-bir-inceleme-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel Düzenin Normatif Çöküşü Üzerine Bir İnceleme]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pandemi kavramı, klasik anlamda tıbbi bir olguyu ifade etse de, zamanla daha geniş bir anlam evrenine taşınarak küresel ölçekte yaygınlaşan bozulma ve krizleri tanımlamak için de kullanılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda “hukuk pandemisi” kavramsallaştırması, hukukun evrensel ölçekte aşınmasını, normatif gücünü yitirmesini ve yerini giderek güç, zorbalık ve keyfiliğe bırakmasını ifade etmek için oldukça yerinde bir metafor sunmaktadır.</p>

<p>Hukuk pandemisini, hukuki normların bağlayıcılığını sistematik biçimde yitirdiği ve bu durumun bireysel, ulusal ve uluslararası düzlemlerde eş zamanlı olarak yaygınlaştığı normatif çöküş süreci olarak tanımlayabiliriz.</p>

<p><strong>Hukukun Evrensel Gerileyişi</strong></p>

<p>21. yüzyılın ortalarına doğru ilerlerken, uluslararası sistemde hukukun bağlayıcılığına duyulan inancın ciddi biçimde zedelendiği gözlemlenmektedir. Bir zamanlar devletler arası ilişkileri düzenleyen, savaşları sınırlayan ve barışı tesis etmeyi amaçlayan uluslararası hukuk, bugün büyük ölçüde göz ardı edilen, hatta çoğu durumda işlevsizleşmiş bir normlar bütünü haline gelmiştir.</p>

<p>Bu durum yalnızca küresel düzeyde değil; aynı zamanda ülkesel ve bireysel düzlemlerde de kendini göstermektedir. Hukukun aşınması, belki de önce bireysel ve toplumsal düzeyde başlamış; zamanla devlet yapıları üzerinden uluslararası sisteme sirayet ederek bugünkü görünümünü almıştır. Artık normlardan ziyade, neredeyse tamamen güç dengelerinin belirleyici olduğu bir düzenden söz etmek mümkündür.</p>

<p><strong>Normlar Hiyerarşisinin Çöküşü</strong></p>

<p>Hukuku bir normlar sistemi ve hiyerarşisi olarak ele alan Hans Kelsen’in yaklaşımı, bu yeni gerçeklik karşısında ciddi biçimde sorgulanmaktadır. Kelsen’e göre hukuk, en üst normdan (Grundnorm) başlayarak aşağıya doğru sistematik bir yapı arz eder. Ancak bugün bu hiyerarşinin fiilen işlemediği, normların uygulanabilirliğinin güç odaklarının iradesine bağlı hale geldiği görülmektedir.</p>

<p>Diğer yandan Lon L. Fuller’in “hukukun iç ahlakı” teorisi de mevcut durumu açıklamak açısından önemli bir perspektif sunmaktadır. Fuller’e göre hukuk, yalnızca kurallar bütünü değil; aynı zamanda belirli ahlaki ilkeleri içermesi gereken bir sistemdir. Bu ilkelerin (genellik, açıklık, tutarlılık, uygulanabilirlik vb.) ihlali, hukukun içten çökmesine yol açar. Günümüzde yaşanan tam da budur: hukukun iç ahlakı bozulmuş, sistem kendi kendini sürdüremez hale gelmiştir.</p>

<p><strong>Tarihsel Süreklilik ve Kaçınılmazlık</strong></p>

<p>Tarihsel süreç incelendiğinde, zaman zaman bireysel, toplumsal ve küresel ölçekte büyük kırılmaların yaşandığı ve bu kırılmaların çoğu zaman önlenemediği görülür. Üstelik bu süreçlerin içinde yaşayan insanlar, çoğu zaman bu tarihsel tanıklığın farkında bile değildir.</p>

<p>Bireysel düzeyde herkesin kendi hayatında deneyimlediği çaresizlik anları, bu durumun mikro ölçekteki yansımalarıdır. Ülkesel düzeyde ise Osmanlı Devleti’nin Balkan Savaşları’ndaki geri çekilişi veya Afrika ve Orta Doğu’daki kayıpları, hukuki ve siyasi düzenin nasıl çözülebildiğine dair çarpıcı örnekler sunar. Küresel ölçekte ise dünya savaşları ve atom bombasının kullanımı, insanlığın hukuki ve ahlaki sınırlarının nasıl aşılabildiğini göstermektedir.</p>

<p><strong>Günümüz Krizleri ve Hukuksuzluk</strong></p>

<p>Günümüzde yaşanan çatışmalar, özellikle Amerika–İsrail ile İran arasındaki gerilim bağlamında değerlendirildiğinde, uluslararası hukukun neredeyse tamamen devre dışı bırakıldığı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Bu tür çatışmalarda hukuki normlar ya yok sayılmakta ya da araçsallaştırılmaktadır. Dolayısıyla barış ve uzlaşma umutları giderek zayıflamakta, hatta çoğu durumda anlamsızlaşmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kritik Eşik ve Kaçınılmaz Boşalma</strong></p>

<p>İçinde bulunduğumuz gezegen, insanlık için yalnızca bir yaşam alanı değil; aynı zamanda adalet ve düzen arayışının sahnesidir. Ancak hukuksuzluk ve adaletsizlik yükünün giderek artması, bu sistemin taşıma kapasitesini zorlamaktadır. Bir anlamda, dünyanın “istihap haddi” dolmuş; bu birikmiş yükün boşaltılması kaçınılmaz hale gelmiştir.</p>

<p>Bu noktada yaşanacak kırılma, yalnızca hukuki değil; aynı zamanda ahlaki, siyasi ve toplumsal bir dönüşümü de beraberinde getirebilir. Bu dönüşümün nasıl gerçekleşeceği ve insanlığın bu süreçten nasıl çıkacağı ise belirsizliğini korumaktadır.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>“Hukuk pandemisi” kavramı, günümüz dünyasında hukukun maruz kaldığı sistematik erozyonu anlamak için güçlü bir analitik çerçeve sunmaktadır. Hans Kelsen’in normatif düzen anlayışı ile Lon L. Fuller’in hukukun iç ahlakına dayalı yaklaşımı arasında sıkışan modern hukuk sistemi, bugün derin ve çok katmanlı bir kriz yaşamaktadır. Bu kriz, yalnızca hukukun değil; aynı zamanda insanlığın ortak değerlerinin, adalet anlayışının ve birlikte yaşama iradesinin de ciddi bir sınavdan geçtiğini göstermektedir.</p>

<p>Belki de içinde bulunduğumuz bu süreç, yeni bir hukuki ve ahlaki düzenin doğum sancısıdır. Ancak bu sancının süresi, derinliği ve doğuracağı sonuçlar henüz belirsizliğini korumaktadır.</p>

<p>Bu karanlık ve belirsiz tabloya rağmen, hukuka inananlar açısından en büyük ümit ve temenni; yeniden hukuk ve adaletin hüküm ferma olacağı bir dünya düzenine kavuşmanın, çok uzun zamanlara ve ağır bedellere mal olmadan gerçekleşmesidir. Zira insanlık, tarihsel tecrübeleriyle defalarca göstermiştir ki, adaletin tamamen ortadan kalktığı bir düzen sürdürülebilir değildir ve her çöküş, aynı zamanda yeni bir inşa imkânını da içinde taşır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN"><img alt="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/12/seyithan-deliduman.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN">Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-pandemisi-kuresel-duzenin-normatif-cokusu-uzerine-bir-inceleme-1</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 13:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/terazi/terazi-toksm-56a7972f5f9b58b7d0ebf58d.jpg" type="image/jpeg" length="21821"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HIZLI VE ETKİLİ YARGI BAKIMINDAN İSTİNAF CEZA UYGULAMALARI (2)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hizli-ve-etkili-yargi-bakimindan-istinaf-ceza-uygulamalari-2-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hizli-ve-etkili-yargi-bakimindan-istinaf-ceza-uygulamalari-2-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş ve Özet</strong></p>

<p>Aynı başlığı taşıyan yazının <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/hizli-ve-etkili-yargi-bakimindan-istinaf-ceza-uygulamalari-1" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">birinci bölüm</span></a></strong>ünde belirtildiği için tekrar edilmemiştir.</p>

<p><strong>İlgili Sorun ve Çözüm Önerileri</strong></p>

<p><strong>A) İstinafta Dosya Birikimi ve Bunun Azaltılması</strong></p>

<p><strong>a-Sorun: <i>İlk (ön) incelemenin ivedilikle yapılmaması, basit bir ön inceleme sonucu mahalline kısa zamanda iade edilebilecek dosyaların uzun sayılabilecek süre inceleme sırasını beklemesi, hem ilk hem de esas incelemenin birlikte veya ilk incelemenin esas hakkında karar verme sırasında ya da kısa bir süre öncesinde yapılması:</i></strong><i> </i>Yasada ön incelemeye dair düzenleme olmakla (CMK. 279. Md) ve iki incelemenin birleştirilerek yapılmasına ilişkin düzenleme olmamakla beraber, uygulamada dosya istinaf ceza dairesine gelince, çoğunlukla inceleme sırasına alınıyor. Ön incelemeden hemen sonra ise esas inceleme-kovuşturma (ikinci) aşamasına geçiliyor. Başka bir deyişle her iki inceleme birleştirilerek ve peş peşe yapılıyor. Bu durum, basit bir ön inceleme sonucunda ve daha kısa sürede mahalline gönderilebilecek olan dosyaların daha uzun süre beklemesine, kesinleştirme ve infazının yapılmamasına neden olabiliyor.</p>

<p><strong>1.Öneri: <i>Dosyanın daireye gelmesinden sonra olabilecek en kısa zamanda ilk-ön incelemesinin yapılması</i></strong> yararlı olacaktır. Bu şekilde olası yetkisizlik kararı veya istinaf başvurusunun reddi kararı verilmesi gereken dosyalar çok daha erken bir zamanda karara bağlanabilir. Karar verilen dosya ilgili yerlere hemen veya daha erken gönderilebileceğinden dairede fazla beklememiş olacağı gibi ilk derece mahkemesince daha erken kesinleştirilip infaza gönderilebilecektir. Ceza dairesine gelen dosyanın, olabildiğince erken bir sürede ön incelemesi yapıldığında, varsa ilgili daireye görevsizlik ya da ilgili yer istinaf ceza dairesine yetkisizlik kararı verildiğinde dosya yetkili-görevli dairesine daha erken gidecektir. İstinaf süresi kaçırılmış veya istinaf hakkına sahip olmayanlar istinaf etmişse ya da ilk derece mahkemesi kararı yasal olarak kesin ise dosya dairede sıraya girmeden veya fazla beklemeden mahalline iade edilmiş olacaktır. Aksi uygulama halinde dosyanın dairede esası incelenmeyeceği için adeta fazladan beklemesine ve bunun sonucunda olası serzenişlere neden olabilecektir.</p>

<p><strong>2.Öneri: <i>İlk (ön) inceleme biriminin kurulması ve bu birimlerde münhasıran ön incelemeyle görevli hâkimlerin olması</i></strong><i>,</i> bir-iki aylık süre içinde dosyanın ön incelemesinin bu birimde yapılması, varsa tebligat, belge ile sair basit eksikliklerinin bu birim tarafından tamamlatılması, sırf bu nedenlerle dosyanın ilk derece mahkemesine-mahalline iade edilmemesi, istinaf süresinin kaçırılması, talep edenin başvuru hakkının olmaması, verilen kararın yasal olarak kesin olması gibi nedenlerle ilk inceleme sonucunda istinaf başvurusunun reddini gerektiren yani istinaf koşulları oluşmayan çok sayıdaki dosyanın istinaf taleplerinin bu birimde ret edilmesi, ret kararına itiraz halinde dosyanın görevli dairesine gönderilmesi, dairenin iki hafta içinde ret kararına yapılan itirazı karara bağlaması daha isabetli olabilecektir. Zira bir dosyanın, CMK’nın 279. maddesine göre ön incelemesi, kapsamı ne olursa olsun dakikalar içinde veya çok kısa zamanda yapılabilir. Bu şekilde istinaflara gelen yaklaşık 1/5 oranındaki dosya fazla beklemeden hızlı bir ön inceleme sonunda ilk derece mahkemesine gönderilebilecektir. Böylece dosyaların çok daha erken bir zamanda kesinleşmesi, infaza gönderilmesi ve eğer karar olağan itiraza tabi ise yetkili itiraz makamına gitmesi sağlanabilecektir. Ayrıca sehven başka ceza dairesine gidip yıl ile ifade edilebilecek süreyle bekledikten sonra görevsizlik (gönderme) kararıyla dosyanın dairesine gitmesi ve burada tekrar inceleme sırasını beklemesi de önlenmiş olacaktır.</p>

<p><strong>3.Öneri:</strong> Her bölge adliye mahkemesinde <strong><i>ön inceleme bürosunun kurulması </i></strong>veya bu birimde ilk (ön) incelemenin yapılmasına alternatif olarak her ceza dairesinde münhasıran bu işle ve örneğin bir aylık süre gibi belli kısa bir zaman dilimi içinde <strong>ön inceleme yapmakla görevli (nöbetçi) hakim </strong>ya da üye hakimin olması da değerlendirilebilir. Bununla birlikte ön inceleme biriminin<strong> Cumhuriyet başsavcılığı nezdinde de oluşturulup oluşturulmayacağı,</strong> başvurunun ret edilmesi ve ret kararına itiraz edilmesi halinde ise dosyanın görevli dairesine gönderilmesi, dairenin iki hafta içinde ret kararına yapılan itirazı karara bağlaması yöntemi de tartışılabilir.</p>

<p><strong>b-Sorun: İstinafta dosya tevzi biriminin olmayışı:</strong> Dosyanın bölge adliye mahkemesinde tevzi edilmesine ilişkin CMK’nın 278. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak bölge adliye mahkemelerinde dosya tevzi birimi henüz kurulmamıştır. Uygulamada dosya, soruşturmadaki sevk-karardaki yasa maddelerine göre ilk derece mahkemesinden doğrudan ceza dairesine gidiyor. Bu nedenle önemli sayıdaki dosya ilgisiz, işbölümüne göre görevsiz daireye gidebiliyor. Bu durum, öncelikle ceza daireleri arasında daha fazla ve önlenebilir görevsizlik-yetkisizlik kararlarına neden olabiliyor. Kimi zaman, bir yılı aşkın süre sonra yetkisiz-görevsiz dairede bulunan dosya, yetkisizlik-görevsizlik kararıyla ilgili (asıl) dairesine gittiğinde, buraya da yeni gittiği için ayrıca-tekrar inceleme sırasına girebiliyor. Bu durum gecikme ve olası serzeniş veya mağduriyetlere neden olabiliyor.</p>

<p><strong>1.Öneri: <i>Her istinafta bir dosya tevzi biriminin kurulması</i></strong> ve bu birimce daireler arasındaki güncel iş bölümüne göre dosyanın ilgili daireye gönderilmesinin sağlanması. Bu şekilde dosya daha kısa sürede ilgili daireye gidecek ve inceleme sırasına girebilecektir.</p>

<p><strong>2.Öneri:</strong> Alternatif olarak, ilk derece mahkemesi yazı işleri müdürlerinin görevleri arasına istinafa gidilecek dosyaları güncel iş bölümüne göre<strong> <i>dosyanın ilgili ceza dairesine gönderilmesi ve bunun Uyaptan seçilebilmesi imkanı</i> </strong>eklenebilir. Böylece yazı işleri müdürleri, görev bilinciyle daha dikkatli bir şekilde dosyanın gideceği ceza dairesini sistemden tam olarak seçebilecektir. Bu şekilde dosyaların daireler arasında gidiş geliş sirkülasyonu azalacaktır.</p>

<p><strong>c-Sorun: <i>Kararın doğru ve istinaftan bu şekilde geçileceğine tam kanaat getirilse bile her ne olursa olsun, mutlaka istinafa başvurma anlayışı</i>:</strong> Taraflar, verilen kararın doğru olduğunu, yasa ve uygulamanın net olarak öyle olduğunu, istinaf veya temyize gidilse bile sonucun değişmeyeceğini neredeyse kesin olarak ön gördükleri halde, gerek kararın kesinleşmesinin önüne geçilmesi, gerek avukatlı ve özellikle kamu kurumlarının müdahil oldukları dosyalarda sorumluluk doğabileceği endişesi ve sair nedenlerle çok sayıda dosya istinafa gelebiliyor. Bu sorunda kamu kurumu hukukçularının kurum menfaati ile kanun yoluna gidilmediğinde sorumluluk olabileceği anlayışı önemli etkendir. Avukatların kanun yoluna gitmemesinden kaynaklı kimi kararlar nedeniyle Yargıtay’ın ihmal olduğu şeklindeki kararların da bunda etkisi olduğu görülmektedir. <strong>Orman, gümrük ve kaçakçılık, kültür ve tabii varlıkları, bankacılık gibi suçlar</strong>dan kamu davasına katılan kurumlar veya merkezi ile yerel kamu kurumlarının yasa gereği katılan oldukları veya suçtan doğrudan zarar gördükleri hallerde en basitinden eylemin açıkça zaman aşımına uğraması, HAGB süresi içinde suç işlenmemesi-tedbire aykırı hareket edilmemesi gibi nedenlerle verilen düşme kararları bile matbu dilekçelerle istinaf edilmektedir. İş birikimi yanında bu dosyaların posta gideri bile ciddi rakamları tutabilmektedir.</p>

<p><strong>Öneri:</strong> <strong><i>Meselenin</i></strong> farklı yönlerden<strong> <i>tartışılması, gereksiz işlem, emek, maliyet ve birikimin önüne geçilmesi </i></strong>yararlı olabilecektir.</p>

<p><strong>B) HAGB Kararının Düşürülmesi Uygulaması</strong></p>

<p><strong>Sorun: </strong>Bilindiği üzere<strong> </strong>sanık, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemezse ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranırsa, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesine karar verilir. Yargıtay, bu düşme kararının duruşma açılarak ek kararla verilmesi gerektiği görüşündedir. Her ne kadar bu ek kararın sanık tarafından temyizinde hukuki yarar bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar veriyor ise de gerek katılan gerekse de sanık duruşma sonucunda verilen bu kararı istinaf edebiliyor. Nitekim bu yönden istinafa gelen kararlar da vardır. Böyle bir uygulamanın pratik bir yararı olmadığı gibi işlerin yoğunluğuna neden olabiliyor. Buradaki yasal dayanak, CMK'nın 231/10. maddesidir. Gerçi duruşma açılmasının zorunluluğu madde fıkrasında açıkça belirtmemiş ise de "düşme" kararı, CMK’nın 223. maddesinde hüküm olarak ifade edilmiş ve hükmün de duruşma sonucunda verileceği düzenlendiği için böyle bir sonuç çıkıyor. Yasaya göre hareket etme yönüyle Yargıtay kararları doğru olabilir ama kimi mahkemeler yeniden esasa kayıt bile yaparak, yeni kayıt olmazsa bile tensip, tebligat, duruşma, karar, kanun yolu gibi sonuçları itibariyle bu durum iş yoğunluğuna da haliyle yansıyor.</p>

<p><strong>Öneri:</strong> Yukarıda tarif edilen şekilde uygulama yapılmaması mağduriyet veya farklı bir hukuki duruma neden olmadığından yasal düzenleme ile denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmezse ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranılırsa ek karara bile gerek kalmadan adli sicil gibi <strong><i>süre bitimi otomatik olarak sistemden düşürülmesi</i></strong> tartışılabilir.</p>

<p><strong>C) Daire Sayısı-İkiz Daire Uygulaması</strong></p>

<p><i><strong>a-Sorun: İkiz daire uygulaması,</strong></i> özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde gerek kuruluşta gerekse de ihtiyaç üzerine daire sayısı artırılırken “ikiz daireler” kurulmuştur. İkiz dairelerin iş bölümüne göre baktıkları konular aynıdır. İsmi “ikiz daire” olmakla birlikte, örneğin İstanbul’da ikiz daire mahiyetinde aynı suç-dava türlerine bakan üçten fazla ayrı ceza dairesi vardır. İkiz daireler arasında doğal olarak yoruma bağlı farklı uygulamalara rast gelmek mümkündür. <strong>Örneğin</strong>, seri halde açılan <strong>çek, orman suçları, kaçakçılık, kabahatten kaynaklanan veya kabahat </strong>olduğu anlaşılan davalar farklı dairelere tevzi olabiliyor. Bunun sonucu olarak da tarafları, konusu, istinaf nedeni aynı olan ve farklı dairelere düşen dosyalarda birbirleriyle açıkça çelişen kararlar çıkabiliyor. İkiz daire sayısı artıkça dairelere göre görüşler de farklılaşabiliyor. Böyle durumlarda bu dairelerin sayısı, bakılan işlerin türü gibi nedenlerle daha üretken ve verimli olarak çalışmaları zor olduğu gibi dairelerin uyumlu, ilk derece mahkemelerine yol göstericiliğin sağlanmasında güçlük yaşanabiliyor. Ayrıca dairenin görev alanı geniş mevzuatı kapsadığı için başkan ve üyelerin kendilerini geliştirmeleri de zor olabiliyor. Hatta verilen kararın, hukuki yorum farklılığı nedeniyle “hangi daireye düştüğü şansı” gibi değerlendirmelere bile neden olabiliyor.</p>

<p><strong>Öneri: <i>Çoklu ikiz dairelerin iş bölümüne göre görev alanının daraltılması</i></strong> için işlerin dairelere bölünmesi yararlı olabilecektir. <strong>Örneğin</strong>, İstanbul’daki mevcut dört-beş ikiz daireler arasında çek, orman, bankacılık, icra ve iflas suçları, kaçakçılık, basın yayın, spor, kabahat, kültür ve tabii varlıklar, askeri ceza, diğer özel ceza yasaları kapsamındaki işlerin daireler arasında bölüştürülmesi halinde farklı kararların çıkması önlenebileceği gibi yetki alanındaki ilk derece mahkemelerine daha yol gösterici ve içtihat geliştirici kararlar verilebilecektir.</p>

<p><i><strong>b-Sorun: Daire sayısı ve istinaf dairelerinin Yargıtay daireleriyle uyumlu</strong></i><strong><i>luğu yoktur.</i></strong><strong> </strong>Farklı yer bölge adliye mahkemesi nezdinde bulunan daireler farklı suçlara bakabilmektedir. <strong>Örneğin,</strong> Adana ve Diyarbakır’daki (2) veya (4) nolu ceza daireleri (x), (y) ve (z) kapsamındaki suçlara bakarken, İstanbul’da farklı nolu daireler bu suçlara bakabilmektedir. Mahkemenin kurulduğu yerin iş yoğunluğuna bağlı olarak daire kurulduğu için doğal olarak böyle bir sonuç çıkabilmektedir.</p>

<p><strong>Öneri:</strong> Yasa yollarında denetimin kolaylaştırılması, daha da etkinleştirilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması bakımından tüm bölge adliye mahkemelerinde <strong><i>Yargıtay’ın daire sayısı ve görevleriyle paralel </i></strong>dairelerin oluşturulmasının tartışılması faydalı olabilecektir. Bir yerde istinaf kurulacaksa Yargıtay daireleri ile uyumlu sayı kadar daire ile kurulmalıdır. Örneğin, tüm yerlerdeki (3) nolu ceza dairesinin aynı suçlara bakması. Bunun tüm hukukçular arasında da bu şekilde bilinmesi. İşlerin fazla olduğu bölge adliye mahkemelerinde, ana daire içinde yeteri kadar heyetin oluşturulması, daire başkanının mevcut olan dairenin uyumlu, düzenli çalışmasının sağlanması veya diğer yetkisinin daire içindeki heyetler ve heyet başkanları üzerinde de olması düzenlenebilir. Böyle bir uygulama, dairelerin daha etkin, verimli, tutarlı, ilk derece mahkemelerine yol gösterici olabilecektir. Her bölge adliye mahkemesi ceza daire sayısı Yargıtay’ın aynı suçlara bakan ceza dairesiyle uyumlu olacaktır.</p>

<p><strong>Yukarıdaki Sorunlar İtibariyle Sonuç Olarak,</strong></p>

<p>Belirtilen uygulamaların, daha hızlı ve etkin yargılama bakımından tüm yönleriyle tartışılması yararlı olabilecektir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisi-asim-ekren" title="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN"><img alt="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/03/asim-ekren.jpg" width="96" /></a></strong></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisi-asim-ekren" title="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN">Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN</a></strong></h4>

<h3><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/hizli-ve-etkili-yargi-bakimindan-istinaf-ceza-uygulamalari-1" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">&gt;&gt; HIZLI VE ETKİLİ YARGI BAKIMINDAN İSTİNAF CEZA UYGULAMALARI (1)</span></a></strong></h3>

<p><span style="color:#999999"><strong>Alıntı yapılan kaynak:</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">Uygulamada İstinaf Ceza El Kitabı, İstanbul, Filiz Kitabevi, 7.Baskı, 2026</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hizli-ve-etkili-yargi-bakimindan-istinaf-ceza-uygulamalari-2-1</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/themis-jjdkfa1aa.jpg" type="image/jpeg" length="32211"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir adliye soygunu vakası da Ankara Adliyesi'nde]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bir-adliye-soygunu-vakasi-da-ankara-adliyesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bir-adliye-soygunu-vakasi-da-ankara-adliyesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir adliye soygunu vakasının da Ankara Adliyesi’nde yaşandığı ortaya çıktı. Zabıt kâtibinin kolluk tarafından kendisine fiziken teslim edilen 31 farklı dosyadan 518 bin 220 TL, 350 dolar ve 60 sterlini zimmetine geçirdiği tespit edildi. Soygunu şüpheli zabıt kâtibinin babası ihbar etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bartın Adliyesi’nde zabıt kâtibi olarak görev yapan O.Ç. (28), 2024 yılında Ankara Adliyesi’ne tayin oldu ve Kaçakçılık ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nda görev yapmaya başladı. Ancak genç zabıt kâtibi, son günlerde durgunlaşmış, ailesinden uzaklaşarak içine kapanmaya başladı. Bu durumdan şüphelenen babası, 4 Ocak günü oğluyla bir araya gelerek, oğlundaki değişimi anlamaya çalıştı.</p>

<p>Görüşme sırasında O.Ç., babasına, “Baba ben bir hata yaptım” diyerek, yaptıklarını anlattı. O.Ç., “Dosyalara gelen emanet paraları kullanıp daha sonra yerine koymak üzere aldığını, işin içinden çıkamadığını belirterek, bu paraları yerine koymak için kendisinden yardım istedi. Baba, oğluyla birlikte, 6 Ocak günü Ankara Adliyesi’ne gelerek, yazıişleri müdürü ile görüştü. Yapılan görüşmenin ardından O.Ç. hakkında ihbarda bulunuldu. Savcılık, adliye çalışanı hakkında soruşturma başlattı.</p>

<p><strong>‘ÇANTAYA KOYARAK ÇIKARTIYORDUM’</strong></p>

<p>Şüpheli olarak ifadesi alınan O.Ç., adliyedeki görevinin, soruşturmalar kapsamında kolluk tarafından kendisine teslim edilen paraları, Adli Emanet Bürosu’nda görevli personelle, bankaya götürerek yatırmak olduğunu anlatarak, “Ankara Adliyesi’nde göreve başladığımda kredi kartı borcum epey fazlaydı, Ankara’ya geldikten sonra da borçlarımı ödeyemez oldum. Görev yaptığım yerde bize getirilen adli emanet paralarını kullanabileceğim aklıma geldi, bu paraları sanal bahis sitelerinde kullanarak borçlarımı ödeyebileceğimi düşünmüştüm ancak aldığım paraları sanal bahiste de kaybettim. Kolluk tarafından bize verilen soruşturma dosyalarına konu emanet paralarını kimse görmeden çantaya koyarak adliyeden çıkarıyordum. Bazen ATM’den banka hesabıma yatırıyordum, bazen de nakit olarak kullanıyordum” dedi.</p>

<p><strong>31 DOSYADAN BİNLERCE LİRA ALDI</strong></p>

<p>Başlatılan soruşturma kapsamında O.Ç., tutuklanarak cezaevinde konuldu. Yaklaşık 3 ay tutuklu kaldıktan sonra ev hapsi şartıyla tahliye edilen O.Ç. hakkında savcılık, ‘zincirleme şekilde zimmet’ suçundan Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açtı. Hazırlanan iddianamede şüpheli zabıt katibinin 31 farklı dosyadan farklı zamanda toplamda 518 bin 220 TL, 350 dolar, 60 sterlin aldığı tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kolluğun getirdiği paraların şüpheli tarafından kendi hesaplarına aktarıldığı, şüphelinin atılı suçlamayı ikrar ettiği ve kamu zararını gidermek istediğini beyan ettiği belirtilen iddianamede, “Şüphelinin farklı tarihlerde yukarıda sıralanan soruşturma dosyalarından ve toplamda 501 bin 220 TL, 350 dolar ve 60 sterlin parayı zimmetine geçirdiği ve kamu zararına neden olduğu, şüpheli müdafine söz konusu kamu zararını gidermek üzere tebligat yapıldığı, söz konusu kamu zararının giderildiği, böylece şüphelinin soruşturma aşamasında zincirleme şekilde işlemiş olduğu zimmet suçuna ilişkin kamu zararını gidermek suretiyle etkin pişmanlıkta bulunduğu anlaşılmaktadır” ifadelerine yer verildi. (Mesut Hasan Benli / Hürriyet)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bir-adliye-soygunu-vakasi-da-ankara-adliyesinde</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/ankara-adliyesi.webp" type="image/jpeg" length="61236"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ondokuz-mayis-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ondokuz-mayis-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği, 12 Nisan 2026 Tarihli ve 33222 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ondokuz Mayıs Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Ondokuz Mayıs Üniversitesine bağlı enstitüler tarafından yürütülen lisansüstü eğitim ve öğretim faaliyetleri ile sınavlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, Ondokuz Mayıs Üniversitesine bağlı enstitülerde yürütülen lisansüstü eğitim ve öğretim programlarına ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü ve 44 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) AKTS: Avrupa Kredi Transfer Sistemini,</p>

<p>b) ALES: Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>c) Ana bilim/ana sanat dalı: Ondokuz Mayıs Üniversitesine bağlı eğitim-öğretim hizmeti veren enstitülerin ilgili ana bilim/ana sanat dalını,</p>

<p>ç) Ana bilim/ana sanat dalı akademik kurulu: İlgili ana bilim/ana sanat dalında bulunan tüm öğretim üyelerinden oluşan kurulu,</p>

<p>d) Ana bilim/ana sanat dalı kurulu: İlgili ana bilim/ana sanat dalı başkanı ve bilim dalı başkanlarından oluşan kurulu,</p>

<p>e) Araştırmacı: Uluslararası tanınırlığı olan yabancı yükseköğretim kurumlarında veya Ar-Ge merkezlerinde, kamu kurum ve kuruluşları ile bağlı veya ilgili birimlerin araştırma merkezi ve enstitülerinde ya da teknoloji geliştirme bölgelerinde, araştırma altyapılarında, özel sektör ar-ge merkezleri yahut laboratuvarlarında fiilen çalışan doktora derecesine sahip Türk veya yabancı uyruklu nitelikli araştırmacıyı,</p>

<p>f) Danışman: Enstitüde kayıtlı öğrenciye rehberlik eden öğretim üyesini veya doçent ünvanına sahip öğretim elemanını,</p>

<p>g) Doktora yeterlik komitesi: İlgili ana bilim dalı kurulunun görüşü alınarak ana bilim dalı başkanlığınca önerilen ve enstitü yönetim kurulunca onaylanan beş kişilik komiteyi,</p>

<p>ğ) Dönem: Eğitim-öğretim yılının her bir yarıyılını,</p>

<p>h) Dönem Projesi: Tezsiz yüksek lisans eğitimi sırasında bilimsel ölçülere uygun olarak araştırma ve/veya inceleme yoluyla gerçekleştirilen ve bilimsel rapor ölçülerine uygun biçimde hazırlanan çalışmayı,</p>

<p>ı) Enstitü: Ondokuz Mayıs Üniversitesine bağlı lisansüstü enstitüleri,</p>

<p>i) Enstitü Kurulu: Müdür, müdür yardımcıları ve enstitü ana bilim ve/veya ana sanat dalı başkanlarından oluşan kurulu,</p>

<p>j) Enstitü yönetim kurulu: İlgili enstitünün müdürü başkanlığında, müdür yardımcıları ve enstitü kurulu tarafından üç yıl için seçilen üç öğretim üyesinden oluşan kurulu,</p>

<p>k) İkinci danışman: Lisansüstü program öğrencisinin tez/sanatta yeterlik çalışmasının gerektirdiği durumlarda birinci danışman tarafından önerilen ve enstitü yönetim kurulunca atanan yükseköğretim kurumunda görevli öğretim üyesini, doçent ünvanına sahip öğretim elemanını ya da doktora derecesine sahip olan araştırmacıları,</p>

<p>l) Eşdeğer diploma programı: İsimleri aynı olan veya enstitü yönetim kurulu tarafından içeriklerinin en az %80’inin aynı olduğu tespit edilen diploma programlarını,</p>

<p>m) İntihal: Başkalarının fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermeyi,</p>

<p>n) Lisansüstü ders: Enstitü ana bilim/ana sanat dallarının lisansüstü programlarında yer alan dersleri,</p>

<p>o) Müdür: Ondokuz Mayıs Üniversitesinin ilgili enstitü müdürünü,</p>

<p>ö) ÖSYM: Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezini,</p>

<p>p) Rektör: Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>r) Seminer: Uzmanlık ve bilgi gerektiren bir konunun bilimsel olarak incelenmesine dayanan, sözlü sunularak değerlendirilen yazılı bir metinden oluşan çalışmayı,</p>

<p>s) Senato: Ondokuz Mayıs Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>ş) Tez: Tezli yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik eğitiminin amacına yönelik olarak hazırlanan bilimsel çalışmayı,</p>

<p>t) Tez izleme komitesi: Doktora/sanatta yeterlik öğrencisinin tez çalışmalarına rehberlik etmek ve yönlendirmek üzere, biri tez danışmanı olmak üzere en az üç öğretim üyesinden oluşan komiteyi,</p>

<p>u) TUS: Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>ü) Üniversite: Ondokuz Mayıs Üniversitesini,</p>

<p>v) Yeterlik Aşaması: Doktora/sanatta yeterlik sınavına hazırlık aşamasında kredisiz olarak alınan ve başarılı/başarısız şeklinde değerlendirilen çalışmayı,</p>

<p>y) Yeterlik sınavı: Doktora/sanatta yeterlik öğrencisinin temel konular ve doktora/sanatta yeterlik çalışmasıyla ilgili konularda derinliğine bilgi sahibi olup olmadığının ölçülmesine yönelik sınavı,</p>

<p>z) YÖK: Yükseköğretim Kurulunu,</p>

<p>aa) Yönetim Kurulu: Ondokuz Mayıs Üniversitesi Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Lisansüstü Eğitim-Öğretimle İlgili Genel Esaslar</p>

<p><strong>Lisansüstü programların açılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Lisansüstü programlar, 3/3/1983 tarihli ve 17976 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Lisans Üstü Eğitim Öğretim Enstitülerinin Teşkilât ve İşleyiş Yönetmeliğinin 4 üncü, 5 inci ve 7 nci maddelerinde belirtilen esaslara göre açılır.</p>

<p>(2) Tezli yüksek lisans programı ikinci öğretim programı olarak yürütülebilir. Tezsiz yüksek lisans programları; birinci öğretim, ikinci öğretim ve uzaktan eğitim yöntemleri ile yürütülebilir.</p>

<p>(3) Doktora programları ikinci öğretim programı olarak açılamaz.</p>

<p>(4) Enstitülerde Rektörün önerisi üzerine YÖK kararıyla, lisansüstü eğitim ve öğretim yapmak üzere yurt içi ve yurt dışı ortak lisansüstü programları açılabilir. Bunların yurt içi ile ilgili ortak programları, 22/2/2007 tarihli ve 26442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarının Yurtiçindeki Yükseköğretim Kurumlarıyla Ortak Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Programları Tesisi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p><strong>Derslerin ve ders sorumlularının belirlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Öğretim planına ilk kez tanımlanacak, değişiklik yapılacak veya kaldırılacak dersler, ilgili ana bilim/ana sanat dalı akademik kurulunun görüşü üzerine ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının teklifi, enstitü kurulunun kararı ve Senatonun onayıyla belirlenir.</p>

<p>(2) Bir yarıyılda hangi lisansüstü derslerin açılacağı ve bu derslerin hangi öğretim elemanı tarafından verileceği, ana bilim/ana sanat dalı akademik kurulunun görüşü alınarak, ana bilim/ana sanat dalları başkanlarının önerileri üzerine enstitü yönetim kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p>(3) Tezli yüksek lisans ve doktora/sanatta yeterlik programlarındaki öğrenciler için danışmanın atandığı tarihi izleyen yarıyıl başından itibaren uzmanlık alan dersi açılabilir. Uzmanlık alan dersi, açılma ve yürütülme ilkeleri Senato tarafından onaylanan yönergede tanımlanan ve enstitü yönetim kurulunca uygulanan, ilgili ana bilim/ana sanat dalında öğrencinin gereksinimini karşılamak üzere veya tezine yönelik olarak seçilen konularda yıl boyunca devam eden kuramsal derstir. Her öğrenci, tez danışmanı tarafından açılan uzmanlık alan dersini almak zorundadır. Uzmanlık alan dersi kredisiz olup başarılı/başarısız olarak değerlendirilir.</p>

<p>(4) Lisansüstü dersler, Senato tarafından çıkarılan yönergede yer alan ders verme kriterlerini yerine getiren doktora veya eş değer lisansüstü eğitim mezunu öğretim elemanları ile 2547 sayılı Kanunun ek 46 ncı maddesi uyarınca görevlendirilen araştırmacılar tarafından verilebilir. Bir yarıyılda aynı ders için birden fazla öğretim elemanının görevlendirilmesi durumunda, ders akademik takvimdeki hafta sayısı veya haftalık ders saati dikkate alınarak ders için görevlendirilen öğretim elemanları arasında bölünerek verilir.</p>

<p><strong>Ana bilim/ana sanat dalı başkanının görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Ana bilim/ana sanat dalı başkanı, lisansüstü düzeydeki eğitim-öğretim ve araştırmaların ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesinden sorumludur.</p>

<p><strong>Öğretim dili</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Enstitüde öğretim, Türkçe, Türkçe ve yabancı dil birlikte veya yabancı bir dilde yapılabilir. Ana bilim/ana sanat dalında program dilinin belirlenmesi, ana bilim/ana sanat dalı akademik kurulunun görüşü alındıktan sonra ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının teklifi, enstitü kurulunun önerisi ve Senato kararı ile gerçekleştirilir.</p>

<p><strong>Kontenjan tespiti ve ilanı</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Tezsiz ve tezli yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik programlarına alınacak alan içi veya alan dışı uluslararası öğrenci kontenjanları ana bilim/ana sanat dalı akademik kurulunun görüşü alınarak ana bilim/ana sanat dalı başkanlığınca enstitüye teklif edilmesi üzerine enstitü kurulunun önerisi ve Senato kararı ile kesinleşir.</p>

<p>(2) Lisansüstü program kontenjanları, YÖK tarafından belirlenen lisansüstü programlarda görev alabilecek öğretim üyesi sayısı ve mevcut öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı dikkate alınarak, tezli yüksek lisans ve doktora programları için öğretim üyesi başına düşen tez danışmanlığı en fazla 14, tezsiz yüksek lisans programları için ise tezli yüksek lisans ve doktora programları hariç en fazla 16 öğrenci düşecek şekilde belirlenir. YÖK ile yapılan protokol dâhilinde ve Üniversite sanayi iş birliği çerçevesinde yürütülen lisansüstü programlar için bu kontenjan %50’ye kadar artırılabilir. Öğrenci kabul edilecek lisansüstü programların adları, başvuru koşulları, son başvuru tarihi, istenilen belgeler ve diğer hususlar yapılacak ilanla duyurulur.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Lisansüstü Programlara Başvuru, Öğrenci Kabulü ve Kayıt Esasları</p>

<p><strong>Başvuru şartları</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Lisansüstü programlara başvurular, ilanda belirtilen başvuru süresi içinde ve istenen belgelerle birlikte enstitü müdürlüğüne yapılır. Başvuru şartlarına uygun olmayan veya eksik belge ile yapılan müracaatlar kabul edilmez. Başvurularda istenen belgelerin aslı veya onaylı örneği kabul edilir.</p>

<p>(2) Yüksek lisans programına başvurabilmek için adayların bir lisans diplomasına veya geçici mezuniyet belgesine sahip olmaları gerekir. Lisans diploması yurt dışından alınmış ise YÖK tarafından denkliği kabul edilmiş olma şartı aranır.</p>

<p>(3) Doktora programına başvurabilmek için adayların bir lisans veya tezli yüksek lisans diplomasına veya Sağlık Bakanlığınca düzenlenen esaslara göre bir laboratuvar dalında kazanılan uzmanlık yetkisine sahip olmaları gerekir.</p>

<p>(4) Hazırlık sınıfları hariç, en az on yarıyıl süreli lisans eğitimi veren programlardan mezun olanlar, yüksek lisans derecesine sahip sayılır.</p>

<p>(5) Sanatta yeterlik programlarına başvurabilmek için adayların, bir lisans veya yüksek lisans diplomasına sahip olmaları gerekir.</p>

<p>(6) Lisansüstü programlara başvuracak adayların;</p>

<p>a) Tezli yüksek lisans programları için en az 55 ALES puanına,</p>

<p>b) Doktora programları için yüksek lisans yapmış olanlar ile hazırlık sınıfları hariç en az on yarıyıl süreli fakülte diplomasına sahip olanların en az 60 ALES puanına; hazırlık sınıfları hariç on yarıyıldan daha kısa süreli lisans diplomasıyla başvuracakların ise en az 80 ALES puanına ve en az 80 veya muadili lisans mezuniyet not ortalamasına,</p>

<p>c) Tezsiz yüksek lisans diplomasına sahip olup lisans derecesi ile bütünleşik doktora programına başvuracakların en az 70 ALES puanına ve en az 80 veya muadili lisans mezuniyet not ortalamasına,</p>

<p>ç) Konservatuvar programları ile güzel sanatlar fakültelerinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının enstitü ana sanat ve ana bilim dallarına öğrenci kabulünde ALES puanı aranmaz ve bu programlar dışındaki mezunların en az 55 ALES puanına,</p>

<p>d) Sanatta yeterlik programına başvuracak adaylardan lisans mezunu olanların 4 üzerinden en az 3 veya 100 üzerinden en az 80 lisans mezuniyet not ortalamasına,</p>

<p>sahip olmaları gerekir.</p>

<p>(7) Temel tıp bilimlerinde doktora programlarına başvurabilmek için tıp fakültesi mezunlarının en az 55 temel tıp puanına veya en az 70 sayısal ALES puanına, diğer fakülte veya yüksekokul mezunlarının ise 75 yüksek lisans mezuniyet notuna sahip olmaları ve ALES sayısal kısmından en az 70 puan almış olmaları gerekir. Üniversitelerarası Kurul tarafından ALES’e eş değer sayılan sınavların puanı, en az 70 ALES puanına eş değer olması hâlinde kabul edilir. Temel tıp puanı, TUS’un temel tıp bilimleri I. bölümünden elde edilen standart puanın 0,7, temel tıp bilimleri II. bölümünden elde edilen standart puanın 0,3 ile çarpılarak toplanması ile elde edilir.</p>

<p>(8) Doktora/sanatta yeterlik/tıpta uzmanlık/diş hekimliğinde uzmanlık/veteriner hekimliğinde uzmanlık/eczacılıkta uzmanlık mezunlarının yüksek lisans veya doktora programlarına başvurularında ALES şartı aranmaz ve bu adayların değerlendirme işlemleri için Senato tarafından mezun olunan lisansüstü programa girişteki puan türü veya uzmanlık alanı dikkate alınmaksızın 55’ten düşük 75’ten fazla olmamak üzere bir ALES puanı belirlenir ve ilgili programın şartlarında ilan edilir. İlan edilen puan, puan türüne bakılmaksızın ALES puanı olarak hesaplamalara dâhil edilir. Bu adayların daha önceden aldıkları puan türü veya doktora/sanatta yeterlik/uzmanlık alanından farklı bir alanda başvuruları kabul edilebilir.</p>

<p>(9) Eğitim dili yabancı dil olan veya bilim alanı yabancı dil ile ilgili olan lisansüstü programlara başvuracak adayların;</p>

<p>a) Eğitim dili, yabancı dil olan tezsiz/tezli yüksek lisans veya doktora/sanatta yeterlik programlarına başvuracak adaylardan programın dilinde YÖK tarafından kabul edilen merkezî yabancı dil sınavları ile eş değerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından en az 65 puan veya ÖSYM tarafından eş değerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından muadili bir puan,</p>

<p>b) Bilim alanı yabancı dil ile ilgili olan tezli yüksek lisans programlarına başvuracak adayların YÖK tarafından kabul edilen merkezî yabancı dil sınavları ile eş değerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından en az 65 puan, ÖSYM tarafından eş değerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından muadili bir puan veya program dili dışındaki bir yabancı dilden 55 puan,</p>

<p>almaları zorunludur. Lisans veya yüksek lisans öğrenimlerini, öğrenim görecekleri yabancı dilde eğitim yapan bir bölümde tamamlayanlarda bu şart aranmaz.</p>

<p>(10) Doktora/sanatta yeterlik programlarına öğrenci kabulünde;</p>

<p>a) Ana dilleri dışında YÖK tarafından kabul edilen merkezî yabancı dil sınavları ile eş değerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından en az 55 puan veya ÖSYM tarafından eş değerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından muadili bir puan alınması zorunludur.</p>

<p>b) Bilim alanı yabancı dil ile ilgili olan adayların öğrenim görecekleri yabancı dilden YÖK tarafından kabul edilen merkezî yabancı dil sınavları ile eş değerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından en az 80 veya bunun dışındaki bir yabancı dilden 55 puan ya da ÖSYM tarafından eş değerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından muadili bir puan alınması zorunludur.</p>

<p>c) Konservatuvar programları ile güzel sanatlar fakültelerinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının enstitülerdeki ana sanat ve ana bilim dallarındaki öğretim dili Türkçe olan programlarına başvurularda devlet hastanesi veya devlet üniversitesi hastanesinden alınmış sağlık raporu ile belgelenmesi şartıyla;</p>

<p>1) Düzeltilmemiş engeli en az %70 veya düzeltilmiş engeli en az %40 ve üzeri olan işitme engelli adaylarda,</p>

<p>2) Engel düzeyi %50 ve üzeri olmak üzere zihin yetersizliği bulunan engelli adaylarda,</p>

<p>3) Engel düzeyi %40 ve üzeri yaygın gelişimsel bozukluk (otizm spektrum bozukluğu/çocukluk otizmi/atipik otizm, rett sendromu, asperger sendromu) tanısı bulunan engelli adaylarda,</p>

<p>yabancı dil puanı aranmaz. Bu adaylar yabancı dil taban puanı şartını sağlamış sayılır.</p>

<p>(11) Lisansüstü programlara öğrenci kabulünde aranacak ALES puan türü, ilgili ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının önerisiyle enstitü kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p>(12) Lisansüstü programlara hangi alanlardan başvurulabileceği, ilgili ana bilim/ana sanat dalı akademik kurulunun önerisi, ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının teklifi, enstitü kurulunun önerisi ve Senato kararıyla belirlenir.</p>

<p>(13) Yabancı uyruklu adaylarla lisans eğitiminin tamamını yurt dışında tamamlayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı adayların uluslararası öğrenci olarak lisansüstü programlara kabulüne ilişkin usul ve esaslar, Senato tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Başvurular, enstitü yönetim kurulu tarafından aşağıdaki esaslara göre değerlendirilir ve ilan edilen kontenjanlar dikkate alınarak başarılı adaylar belirlenir:</p>

<p>a) Lisansüstü programlara öğrenci kabulünde yapılacak değerlendirmede adayların not ortalamaları 100’lük puan sistemine göre değerlendirilir. Mezuniyet not ortalamalarının dönüşüm hesabında adayın mezun olduğu yükseköğretim kurumundan alacağı onaylı transkript esas alınır. Bu belgeye sahip olmayan adaylar için YÖK Başkanlığının dönüşüm tablosu kullanılır.</p>

<p>b) Tezli yüksek lisans programlarına öğrenci kabulünde başarı notu, ALES puanının %50’si, lisans not ortalamasının %30’u ve giriş sınavının %20’si alınarak hesaplanır. Toplam puanın en az 60 olması gerekir. Giriş sınavından 50 puanın altında alan adaylar başarısız kabul edilir. Puan eşitliği durumunda ALES puanı yüksek olan aday tercih edilir.</p>

<p>c) Tezli yüksek lisans programlarında konservatuvar programları ile güzel sanatlar fakültelerinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden enstitü ana sanat ve ana bilim dallarına öğrenci kabulünde başarı notu; lisans not ortalamasının %50’si ve yetenek sınavı sonucunun %50’si alınarak hesaplanır. Toplam puanın en az 60 olması gerekir. Yetenek sınavından 50 puanın altında alan adaylar, başarısız kabul edilir.</p>

<p>ç) Doktora programlarına öğrenci kabulündeki değerlendirmede başarı notu; ALES puanının %50’si, lisans not ortalamasının %25’i ve sözlü veya yazılı giriş sınavı sonucunun %25’i alınarak hesaplanır. Bu toplamın en az 65 olması gerekir. Bu taban puanın üstündeki adaylar, en yüksek puandan itibaren sıralanarak ilan edilen kontenjanlara göre ilgili programlara yerleştirilir. Giriş sınavından 50 puanın altında alan adaylar, başarısız kabul edilir. Puan eşitliği durumunda ALES puanı yüksek olan aday tercih edilir.</p>

<p>d) Sanatta yeterlik programına lisans veya yüksek lisans derecesi ile başvuracak adayların başarı notu; lisans not ortalamasının %30’u, yabancı dil puanının %20’si ve yetenek sınavı sonucunun %50’si alınarak hesaplanır. Bu toplamın en az 65 olması gerekir. Yetenek sınavından 50 puanın altında alan adaylar, başarısız kabul edilir.</p>

<p>e) Tezsiz yüksek lisans programlarına başvuran adaylarda sıralama, lisans mezuniyet not ortalamaları dikkate alınarak yapılır. Puan eşitliği durumunda yaşı küçük olan aday kabul edilir.</p>

<p>(2) Tezli yüksek lisans ve doktora/sanatta yeterlik sözlü ve/veya yazılı giriş sınavı jürileri için enstitü yönetim kurulu, ilgili ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önereceği beş öğretim üyesi arasından üç asıl ve iki yedek üye belirler.</p>

<p>(3) Jüriler ilanda belirtilen tarih, saat ve yerde toplanır. Zorunlu hâller dışında değerlendirme ve seçme işlemleri aynı gün içinde tamamlanır. Jüri üyeleri tarafından imzalanmış liste, tutanak ve adaylara ait başvuru evrakı; ilgili ana bilim/ana sanat dalı başkanlığı tarafından enstitü müdürlüğüne sunulur. Enstitü tarafından belirlenen esaslar ve kontenjanlar dikkate alınarak liste hâlinde sıralanan adaylar, en yüksek puandan itibaren kontenjanın 3 katı kadar ilan edilir.</p>

<p><strong>Bilimsel hazırlık programına öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Yüksek lisans ve doktora programlarına kabul edilen öğrencilere, lisans veya yüksek lisans derecesini kabul edildikleri lisansüstü programından farklı alanlarda tamamlayanlar ile lisans veya yüksek lisans derecesini kabul edildikleri lisansüstü programı ile aynı alanda olduğu hâlde farklı üniversitede tamamlayanlara eksikliklerini gidermek amacıyla bilimsel hazırlık programı uygulanabilir.</p>

<p>(2) Bilimsel hazırlık programı; en az 12, en fazla 24 ulusal kredilik ders yükünden oluşur.</p>

<p>(3) Bilimsel hazırlık programında alınması zorunlu dersler, ilgili lisansüstü programını tamamlamak için gerekli görülen derslerin yerine geçmez. Bununla birlikte bilimsel hazırlık programındaki bir öğrenci, bilimsel hazırlık derslerinin yanı sıra ilgili enstitü ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile lisansüstü programa yönelik dersler de alabilir.</p>

<p>(4) Bilimsel hazırlık programında geçirilecek süre, en çok iki yarıyıldır. Yaz öğretimi, bu süreye dâhil edilmez. Bu süre, yarıyıl izinleri dışında uzatılamaz ve süre sonunda başarılı olamayan öğrencinin program ile ilişiği kesilir. Bu programda geçirilen süre, yüksek lisans veya doktora programı sürelerine dâhil edilmez.</p>

<p>(5) Bilimsel hazırlık programına kabul edilen öğrencilerin lisans programından aldıkları dersler için 29/1/2023 tarihli ve 32088 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliği hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Özel öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Yüksek lisans, doktora ya da sanatta yeterlik programına kayıtlı olan öğrenciler, kayıtlı oldukları yükseköğretim kurumunun ilgili ana bilim/ana sanat dalının uygun görüşü ve enstitü yönetim kurulu onayıyla özel öğrenci olarak kabul edilebilirler.</p>

<p>(2) Özel öğrenci statüsündeki öğrencilerin başarı durumlarının değerlendirilmesinde 18 inci ve 23 üncü maddeler uygulanır. Özel öğrenci statüsündeki öğrenciler, aldıkları dersleri daha sonraki dönemlerde kredili dersler olarak saydırabilirler. Özel öğrenciler, kredi/saat başına enstitü yönetim kurulu tarafından belirlenen ve Üniversite yönetim kurulunca onaylanan katkı payını öderler.</p>

<p>(3) Özel öğrenciler, asıl öğrenciler gibi, Üniversiteye karşı yükümlülüklerini yerine getirmek, aldıkları derslerle ilgili bütün koşullara ve diğer hükümlere uymak zorundadırlar.</p>

<p><strong>Yatay geçiş yoluyla öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Eşdeğer diploma programlarına yatay geçiş yoluyla kabul edilme koşulları şunlardır:</p>

<p>a) İlgili üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü içindeki başka bir enstitü ana bilim/ana sanat dalında veya başka bir yükseköğretim kurumunun lisansüstü programında en az bir yarıyılı tamamlamış, en az üç ders almış ve başarmış olmak.</p>

<p>b) Üniversitenin lisansüstü programlarına öğrenci kabul koşullarını sağlamış olmak.</p>

<p>c) Not ortalaması tezli ve tezsiz yüksek lisansta en az 70, doktora ve sanatta yeterlikte ise en az 80 olmak.</p>

<p>ç) Yatay geçiş başvurusunu; tezsiz yüksek lisans programlarında birinci yarıyıl, tezli yüksek lisans programlarında en geç üçüncü yarıyıl, doktora/sanatta yeterlik programlarında en geç beşinci yarıyıl sonuna kadar yapmış olmak.</p>

<p>(2) Yatay geçişler, eş değer eğitim veren yurt içi ve YÖK tarafından tanınan yurt dışı lisansüstü programları arasında yapılır. İlgili ana bilim/ana sanat dalı her yarıyıl sonunda bir sonraki yarıyılda kabul edebilecekleri yatay geçiş öğrenci kontenjanlarını, enstitü müdürlüğüne bildirir. Kontenjanlar enstitü kurulunda görüşülerek Senatoya sunulur.</p>

<p>(3) Adaylar yatay geçişle ilgili müracaatlarını ilanda belirtilen başvuru süresi içinde ve istenen belgelerle birlikte enstitü müdürlüğüne yaparlar.</p>

<p>(4) Lisansüstü programlara yatay geçiş yoluyla öğrenci kabulündeki değerlendirmede, ALES puanının %50’si ve lisans not ortalamasının %50’si alınarak toplanır. Adaylar, en yüksek puandan itibaren sıralanarak ilan edilen kontenjanlara göre ilgili programlara yerleştirilir. Puan eşitliği durumunda ALES puanı yüksek olan aday tercih edilir. Tezsiz yüksek lisans programlarına yatay geçiş yoluyla öğrenci kabulündeki değerlendirmede, lisans not ortalaması esas alınarak sıralama yapılır. Eşitlik durumunda, kayıtlı olduğu programda aldığı derslerin not ortalaması yüksek olan aday tercih edilir. Uluslararası öğrencilerin yatay geçiş yoluyla öğrenci kabulündeki değerlendirmede, kayıtlı olduğu lisansüstü programdaki not ortalaması esas alınarak sıralama yapılır.</p>

<p>(5) Öğrencinin intibak/muafiyet işlemleri ana bilim/ana sanat dalı intibak/muafiyet komisyonu tarafından düzenlenir ve ana bilim/ana sanat dalı başkanlığınca enstitüye teklif edilir. Enstitü yönetim kurulunca onaylanarak ilgili yarıyıl/yıla intibakı yapılır.</p>

<p>(6) Üniversite araştırma görevlisi kadrosunda olup diğer üniversitelerde yüksek lisans veya doktora/sanatta programında kayıtlı öğrenciler birinci fıkranın (ç) bendindeki şart aranmaksızın belirlenen genel kontenjan dışında değerlendirilir.</p>

<p><strong>Lisansüstü programlara kayıt</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Lisansüstü programlara kabul edilen öğrencilerin listesi, enstitü yönetim kurulu kararı ile kesinleşir ve enstitü müdürlüğü tarafından duyurulur. Enstitü yönetim kurulu, tezli programlar için ilan edilen kontenjan sayısının iki katına kadar yedek aday belirler.</p>

<p>(2) Yedek adayların kayıt işlemlerine akademik takvimde belirlenen sürelerde devam edilebilir. Eksik belge ile kesin kayıt yapılmaz. Kayıtlarda istenen belgelerin aslı veya onaylı örneği kabul edilir. Askerlik durumu ve adli sicil kaydına ilişkin olarak ise adayın beyanına dayanılarak işlem yapılır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Kayıt Yenileme, Öğrenci Katkı Payı ve Öğrenim Ücreti,</p>

<p>Dersler, Sınavlar ve Değerlendirme Esasları</p>

<p><strong>Kayıt yenileme, öğrenci katkı payı ve öğrenim ücreti</strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Lisansüstü öğrenciler, her yarıyılın başında akademik takvimde belirtilen süre içinde kayıtlarını yenilemekle yükümlüdür. Ders onayları birinci ders döneminde ana bilim/ana sanat dalı başkanlığınca, diğer dönemlerde ise enstitü yönetim kurulunca atanan danışman tarafından yapılır. Kendi mali imkânları ile lisansüstü eğitim yapmak üzere kayıt yaptıran uluslararası öğrenciler ile bu Yönetmelikle belirlenen normal öğrenim süresini dolduran öğrenciler, örgün öğrenim tezsiz yüksek lisans, uzaktan eğitim tezsiz yüksek lisans ve özel öğrenci statüsünde olanlar; kayıt yenilemek için katkı payı/öğrenim ücretini ödemek zorundadırlar. Akademik takvimde belirlenen süre içinde ders kaydını yaptırmayan ya da kaydını yeniletmeyen öğrenci, o yarıyıl öğrencilik haklarından yararlanamazlar. Bu şekilde kaybedilen yarıyıl, öğrenim süresinden sayılır. Süresi içinde kaydını yeniletemeyen öğrencilerin, devamsızlık sınırını aşmamak koşuluyla mazeretlerinin haklı ve geçerli olduğu enstitü yönetim kurulunca kabul edilmesi durumunda kayıtları yenilenebilir.</p>

<p>(2) Katkı payı/öğrenim ücreti, Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenen esaslara göre alınır. Her ne sebeple olursa olsun tezsiz yüksek lisans programlarının açılamaması durumları hariç alınan katkı payı/öğrenim ücreti iade edilmez.</p>

<p><strong>Danışman atanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Tezli/tezsiz yüksek lisans, doktora/sanatta yeterlik çalışmalarına danışman, Senato tarafından çıkarılan yönergede tanımlanan danışman atama kriterlerine sahip öğretim üyeleri veya doçent ünvanına sahip öğretim elemanları arasından öğrencinin talebi, ana bilim/ana sanat dalı kurulunun görüşü, ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu kararı ile atanır. Tezsiz yüksek lisans programlarında dönem projesinin yürütülmesinde, doktora derecesi olan öğretim görevlileri de danışman olarak atanabilir.</p>

<p>(2) Üniversite kadrosunda ilgili yönergede belirlenen niteliklere sahip yeterince öğretim üyesi bulunmaması hâlinde enstitü yönetim kurulu tarafından başka bir yükseköğretim kurumundan da öğretim üyesi danışman olarak atanabilir.</p>

<p>(3) Diş hekimliği, eczacılık, tıp ve veteriner fakülteleri ana bilim dalları hariç, doktora programlarında öğretim üyelerinin tez yönetebilmeleri için başarıyla tamamlanmış en az bir yüksek lisans tezi yönetmiş olmaları gerekir. Senato bu konuda ilave kriterler belirleyebilir.</p>

<p>(4) Tez danışmanı ataması, öğrencinin de talebi alınarak, yüksek lisans öğrencileri için birinci yarıyılın, doktora ve sanatta yeterlik öğrencileri için ikinci yarıyılın sonuna kadar yapılır. Bu süreler içinde danışman ataması talebinde bulunmayan öğrenciler için Senato tarafından çıkarılan yönergede tanımlanan niteliklere sahip öğretim üyeleri arasından ana bilim/ana sanat dalı kurulunun görüşü, ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun kararıyla danışman ataması yapılır.</p>

<p>(5) Tez çalışması niteliğinin birden fazla tez danışmanı gerektirdiği durumlarda, birinci danışmanın gerekçeli raporu, ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun kararı ile ikinci tez danışmanı atanabilir. 2547 sayılı Kanunun ek 46 ncı maddesi kapsamında kısmi zamanlı olarak görevlendirilen en az doktora derecesine sahip araştırmacılar da tez danışmanı olarak seçilebilir; ancak bunların danışman olarak görevlendirilebilmesi için öğrencinin talebi, ilgili araştırmacının yazılı muvafakatı, ana bilim/ana sanat dalı kurulunun görüşü, ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun kararı şarttır.</p>

<p>(6) Gerekli hâllerde öğrencinin başvurusu ve/veya tez danışmanının talebi, ana bilim/ana sanat dalı kurulunun görüşü, ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının önerisi, enstitü yönetim kurulunun kararıyla tez danışmanı değişikliği yapılabilir.</p>

<p>(7) Danışman öğretim üyesinin altı aydan uzun süreli yurt dışında görevlendirilmesi durumunda yeni bir tez danışmanı atanır.</p>

<p><strong>Ders ekleme ve bırakma</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Lisansüstü öğrenciler, yarıyıl başlarında akademik takvimde belirtilen tarihler arasında ders kaydı yaptırmak zorundadırlar.</p>

<p>(2) Yarıyıl başında danışmanın görüşü doğrultusunda alacağı dersleri seçip ders kaydı yaptıran öğrenciler, akademik takvimde belirtilen ders ekleme ve bırakma günlerinde danışmanın görüşü doğrultusunda ders değişikliği, ders ekleme ve ders bırakma işlemleri yapabilir.</p>

<p>(3) Lisansüstü öğrenciler, öğrenim süresince almakla yükümlü oldukları toplam ders kredisinin en fazla %50’sini aynı öğretim üyesinden alabilir. Öğretim üyesi sayısı dikkate alınarak ilgili enstitü kurulu kararı ile bu oran azaltılabilir.</p>

<p>(4) Tezli yüksek lisans veya doktora/sanatta yeterlik programlarında bilimsel araştırma teknikleri ile araştırma ve yayın etiği konularını içeren en az bir dersin lisansüstü eğitim sırasında alınması zorunludur.</p>

<p><strong>Ders saydırma</strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Bir öğrencinin özel öğrenci statüsünde aldığı lisansüstü dersler dâhil, son beş yıl içinde yurt içi/yurt dışı yükseköğretim kurumlarından almış olduğu lisansüstü dersler; danışmanın görüşü, ana bilim/ana sanat dalının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun kararıyla öğrencinin kayıtlı olduğu programa transfer edilebilir.</p>

<p>(2) Lisansüstü öğrencilerin kredi transferi yaptıracakları derslerin kredileri toplamı, öğrenim gördükleri programda tamamlamak zorunda oldukları asgari kredinin yarısını geçemez.</p>

<p>(3) Öğretim üyesi yetiştirme programı kapsamında ya da yatay geçişle gelen öğrencilerden Yüksek lisans veya doktora/sanatta yeterlik programlarında kredili derslerini ve seminerini başarıyla tamamlamış olanlardan ikinci fıkradaki şart aranmaz. Gerekli hâllerde bu durumdaki öğrenciye ilgili ana bilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi ve enstitü yönetim kurulunun kararıyla toplam kredi miktarının üçte birini geçmemek şartıyla fazladan ders veya dersler aldırılabilir.</p>

<p><strong>Devam zorunluluğu</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Örgün lisansüstü öğretimde teorik ve uygulamalı derslere devam zorunludur. Teorik ve uygulamalı derslerin %20'sinden fazlasına devam etmeyen öğrenci, o ders ya da derslerin yarıyıl sonu genel sınavlarına alınmaz ve öğrenciye FD notu verilir.</p>

<p><strong>Ders tekrarı</strong></p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> (1) Lisansüstü öğrenci, başarısız olduğu dersleri tekrar alarak başarmak zorundadır. Devam koşulunun yerine getirilmediği tekrar derslerine devam etmek esastır. Devam mecburiyeti olmayan öğrenciler ise yarıyıl içi değerlendirmelerine katılmak zorundadır. Eğitim programının özelliği gerektirdiğinde, ana bilim/ana sanat dallarının devam koşulunu sağlayıp başarısız olmuş öğrencilerin derse devam etmelerini istemeleri hâlinde bu uygulama enstitü kurulunun kararı ile gerçekleştirilir.</p>

<p>(2) Başarısız olunan dersin zorunlu dersler hariç, takip eden yarıyılda açılmaması veya programdan kaldırılmış olması hâlinde danışmanın önerisi ve ilgili ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının uygun görüşü ile bu dersin yerine başka bir ders alınabilir.</p>

<p><strong>Yarıyıl içi değerlendirme ve yarıyıl sonu sınavları</strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Yarıyıl içi değerlendirme ve yarıyıl sonu sınavları aşağıdaki gibidir:</p>

<p>a) Yarıyıl içi değerlendirme, dersin özelliğine göre sorumlu öğretim elemanının belirleyeceği sınav, uygulama, laboratuvar, proje, ödev, arazi çalışması, öğrenci ürün dosyası gibi yöntemlerden biri/birkaçı kullanılarak yapılan değerlendirmedir. Uzaktan eğitim tezsiz yüksek lisans programlarında yarıyıl içi değerlendirmenin yöntemi Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>b) Bir dersin yarıyıl sonu sınavı, o dersin tamamlandığı yarıyıl sonunda yapılır. Derse devam koşulunu yerine getiren öğrenci, belirlenen gün ve saatte o dersin yarıyıl sonu sınavına girmek zorundadır.</p>

<p>c) Bütünleme sınavı, yarıyıl/yıl sonu sınavına mazeretli veya mazeretsiz girmeyen öğrencilerle, bu sınavlara girip de başarısız olan öğrencilerin girdiği sınavdır. Bütünleme sınavı yapılıp yapılmaması, ilgili enstitü kurulunun kararı ve Senatonun onayı ile belirlenir.</p>

<p>ç) Mazeret sınavı: Mazeretleri ilgili enstitü yönetim kurulunca haklı ve geçerli kabul edilen lisansüstü öğrenciler, bütünlemesine de giremedikleri yarıyıl sonu sınav hakkını o dersin açıldığı ilk sınav döneminde kullanırlar. Bu derslerin başarı notunun hesaplanmasında mazeretli olunan yarıyılın ara sınav puanları esas alınır. Mazeretleri ilgili enstitü yönetim kurulunca haklı ve geçerli kabul edilen lisansüstü öğrenciler, giremedikleri ara sınav hakkını aynı yarıyıl içinde kullanırlar. Mazeret sınavlarına giremeyen öğrenciye yeni bir mazeret sınavı hakkı verilmez.</p>

<p>d) Tek ders sınavı, tezsiz yüksek lisans programında dönem projesinde başarılı olmuş; ancak tamamlaması gereken derslerin yalnız birinden başarısız olan öğrencilere verilen sınav hakkıdır.</p>

<p><strong>Ders değerlendirme esasları</strong></p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>(1) Bir dersteki başarı durumu, ders başarı notu ile belirlenir. Ders başarı notu, öğrencinin yarıyıl içindeki sınavlar, uygulamalı çalışmalar, ödevler gibi çalışmalarda gösterdiği başarı ve yarıyıl sonu sınavının birlikte değerlendirilmesi ile elde edilir. Yarıyıl içi değerlendirmenin %40’ı ve yarıyıl sonu sınav notunun da %60’ı toplanmak suretiyle öğrencinin başarı notu hesaplanır. Hesaplama sonucu çıkan sayı 0,5 ve bu değerin üzerinde ise tam sayıya yükseltilir. Yarıyıl içi değerlendirme ve yarıyıl sonu sınavlarının başarı notuna katkı oranları ana bilim/ana sanat dalı teklifi, enstitü kurulunun kararı ve Senato onayı ile değiştirilebilir. Bir dersten başarılı sayılabilmek için yarıyıl/yıl sonu veya bütünleme sınav notunun en az 60 olması gerekir. Bütünleme sınavı yapılmayan ve öğrenci başarısına yarıyıl içi değerlendirme puanının etkisinin fazla olduğu birimlerde derslerden başarılı sayılmak için yarıyıl/yıl sonu sınavından asgari bir not alma koşulu aranmaz.</p>

<p>(2) Uzaktan eğitim öğrencilerinin başarı notu, yarıyıl içi değerlendirmenin %15’i ile yılsonu/bütünleme sınavında alınan notun %85’inin toplamıdır.</p>

<p>(3) Bir dersten başarılı olabilmek için ders notunun yüksek lisansta en az CB, doktorada en az BB olması gerekir. Bilimsel hazırlık geçme notu ise CC’dir. Notların değerlendirilmesinde aşağıdaki tablo esas alınır:</p>

<p><strong>Mutlak Değerlendirme</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="126">
   <p>4’lük Başarı Notu</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>Harf Karşılığı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="142">
   <p>100’lük Başarı Notu</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="126">
   <p><strong>4,00</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p><strong>AA</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="142">
   <p><strong>90-100</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="126">
   <p><strong>3,50</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p><strong>BA</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="142">
   <p><strong>80-89</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="126">
   <p><strong>3,00</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p><strong>BB</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="142">
   <p><strong>70-79</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="126">
   <p><strong>2,50</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p><strong>CB</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="142">
   <p><strong>65-69</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="126">
   <p><strong>2,00</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p><strong>CC</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="142">
   <p><strong>60-64</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="126">
   <p><strong>1,00</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p><strong>FF</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="142">
   <p><strong>00-59</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="126">
   <p><strong>0,00</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p><strong>FD</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="142">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="126">
   <p><strong>0,00</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p><strong>FG</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="142">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>(4) Diğer harf değerlendirmelerinin anlamları aşağıda belirtilmiştir:</p>

<p>a) M (Muaf): Öğrencilerin bir başka yükseköğretim kurumundan aldıkları derslerden muaf olmaları durumunda verilir.</p>

<p>b) G (Geçer): Kredisiz derslerde başarılı.</p>

<p>c) K (Kalır): Kredisiz derslerde başarısız.</p>

<p>ç) FF: Derse devam edip sınavına girdiği hâlde başarısız öğrenciler için uygulanır.</p>

<p>d) FD: İlgili dersten devamsız olan öğrencilere uygulanır.</p>

<p>e) FG: İlgili dersin sınavına girmeyen öğrencilere uygulanır.</p>

<p>(5) Başarı ortalaması hesabında öğrencinin G ve M notu aldığı dersler dikkate alınmaz.</p>

<p><strong>Sınav sonuçlarına itiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) Lisansüstü eğitime giriş sınavları hariç; yarıyıl içi, yarıyıl sonu, bütünleme ve diğer sınav sonuçlarına maddi hata itirazları, sınav sonuçlarının öğrenci bilgi sisteminde ilan edilmesini izleyen en geç beş iş günü içinde ilgili ana bilim/ana sanat dalı başkanlıklarına yazılı olarak yapılır. Süresi içinde yapılmayan itirazlar dikkate alınmaz. Değerlendirmede maddi hata görülmesi veya öğretim elemanı tarafından girilmeyen not bildirim/düzeltmesi olması hâlinde akademik takvimle belirlenen not ilan tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde enstitü müdürlüğüne başvurulur. Bu süreler dışında yapılacak başvurular dikkate alınmaz.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Tezsiz Yüksek Lisans Programına İlişkin Esaslar</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> (1) Tezsiz yüksek lisans programının amacı öğrenciye mesleki konularda bilgi kazandıracak mevcut bilginin uygulamada nasıl kullanılacağının gösterilmesidir.</p>

<p>(2) Örgün öğretim tezsiz yüksek lisans programlarına devam hususunda 20 nci madde hükümleri uygulanır.</p>

<p>(3) Uzaktan eğitimle yürütülen tezsiz yüksek lisans programlarının akademik, idari ve mali işlemleri enstitü tarafından, dersler ve sınavlar Ondokuz Mayıs Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yürütülür.</p>

<p>(4) Tezsiz yüksek lisans programı toplam 30 kredi ve 60 AKTS’den az olmamak koşuluyla en az 10 ders ile dönem projesinden oluşur.</p>

<p>(5) Tezsiz yüksek lisans programına devam edenler, ikinci yarıyıl sonunda ALES’ten en az 70 puan almak ve ilgili programda not ortalaması en az 80 olmak koşuluyla ilgili ana bilim/ana sanat dalı akademik kurulunun önerisi ve enstitü yönetim kurulu kararıyla tezli yüksek lisans programına, enstitü kurulunun belirleyeceği kontenjan nispetinde geçiş yapabilirler. Başvuran öğrencilerin sıralaması ALES puanının %50’si ve lisans not ortalamasının %50’si toplanarak elde edilen puana göre yapılır. Bu durumda tezsiz yüksek lisans programında alınan dersler, enstitü yönetim kurulu kararıyla tezli yüksek lisans programındaki derslerin yerine sayılabilir.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> (1) Tezsiz yüksek lisans programını tamamlama süresi, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç, kaydolduğu programa ilişkin derslerin verildiği yarıyıldan başlamak üzere, her yarıyıl için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın en az iki yarıyıl, en çok üç yarıyıldır. Bu sürenin sonunda başarısız olan veya programı tamamlayamayan öğrencinin programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Dönem projesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 27-</strong> (1) Dönem projesi, öğrencinin tezsiz yüksek lisans eğitimi sırasında bilimsel ölçülere uygun olarak araştırma veya inceleme yoluyla gerçekleştirilen ve bilimsel rapor ölçülerine uygun biçimde hazırlanan bir çalışma olup, yüksek lisans ders programında edindiği bilgilerin etkin olarak kullanılmasına yöneliktir.</p>

<p>(2) Danışman, öğrencinin dönem projesi konusunu birinci yarıyılın sonuna kadar ana bilim/ana sanat dalı başkanlığına sunar. Proje konusu, ana bilim/ana sanat dalı kurulu kararıyla kesinleşir.</p>

<p>(3) Dönem projesi dersi kredisiz olup başarılı/başarısız olarak değerlendirilir. Öğrenci, dönem projesinin alındığı yarıyılda dönem projesine kayıt yaptırmak ve yarıyıl sonunda yazılı proje ve/veya rapor vermek zorundadır.</p>

<p>(4) Dönem projesi, derslerle birlikte yürütülebilir.</p>

<p>(5) Dönem projesini tamamlayan öğrenci, raporunu enstitü tez yazım kurallarına uygun şekilde hazırlar. Dönem projesi, intihal yazılım programı raporu alınarak danışman tarafından başarılı/başarısız olarak değerlendirilir. Toplam 30 kredi ve 60 AKTS’den az olmamak koşulu ile derslerinde başarılı olan öğrencinin ana bilim/ana sanat dalı kurulunca değerlendirilerek onaylanan dönem projesi, intihal yazılım programı raporuyla birlikte elektronik ortamda ilgili ana bilim/ana sanat dalı aracılığıyla enstitüye teslim edilir.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Tezli Yüksek Lisans Programına İlişkin Esaslar</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 28-</strong> (1) Tezli yüksek lisans programının amacı, öğrencinin bilimsel araştırma yöntemlerini kullanarak bilgilere erişme, bilgiyi derleme, yorumlama ve değerlendirme yeteneğini kazanmasını sağlamaktır.</p>

<p>(2) Tezli yüksek lisans programını tamamlama koşulu 24 ulusal ve 120 AKTS kredili derslerden başarılı olmaktır. Program en az yedi ders, bir seminer ve tez çalışmasından oluşur. Tezli yüksek lisans programının bir eğitim öğretim yılı 60 AKTS kredisinden az olamaz.</p>

<p>(3) Tezli yüksek lisans öğrencisinin alacağı derslerin en çok ikisi, lisans öğrenimi sırasında alınmamış olması koşuluyla lisans derslerinden de seçilebilir.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 29-</strong> (1) Tezli yüksek lisans programını tamamlama süresi, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç, kayıtlı olunan programa ilişkin derslerin verildiği yarıyıldan başlamak üzere, her yarıyıl için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın dört yarıyıl, azami altı yarıyıldır.</p>

<p><strong>Tez konusunun belirlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>(1) Yüksek lisans tez önerisi danışmanın denetiminde öğrenci tarafından hazırlanır, ana bilim/ana sanat dalı kurulunda değerlendirilir ve en geç ikinci yarıyılın sonuna kadar ana bilim/ana sanat dalı başkanlıkları tarafından enstitüye iletilir. Tez konusu, enstitü yönetim kurulunun onayıyla kesinleşir.</p>

<p>(2) Tez konusu, etik kurul onayı gerektiriyorsa ilgili etik kurul onayı alındıktan sonra enstitü yönetim kuruluna sunulur.</p>

<p><strong>Yüksek lisans tez çalışmasının sonuçlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>(1) Tezli yüksek lisans programındaki bir öğrenci, elde ettiği bulgu ve sonuçları tez yazım kurallarına uygun olarak yazar. Öğrenci, öğretim planındaki tüm yükümlülükleri başarı ile tamamlaması ve Senato tarafından belirlenen diğer koşulları yerine getirmesi durumunda tezini jüri önünde sözlü olarak savunur.</p>

<p>(2) Yüksek lisans tezinin savunmasından önce, düzeltme verilen tezlerde ise düzeltme ile birlikte öğrenci tezini tamamlayarak danışmanına sunar. Danışmanın tezin savunulabilir olduğuna ilişkin görüşü ile birlikte tez elektronik ortamda enstitüye iletilir ve tüm süreç aynı sistem üzerinden takip edilir. Enstitü, söz konusu teze ilişkin intihal yazılım programı raporunu tez ile birlikte jüri üyelerine gönderir. Rapordaki verilerde gerçek bir intihalin tespiti hâlinde gerekçesiyle birlikte karar verilmek üzere tez enstitü yönetim kuruluna gönderilir.</p>

<p>(3) Tez çalışmasını tamamlayan öğrenci, tezini danışmanına teslim eder. Danışman, tezin yazım kurallarına uygunluğu görüşü ile tezi, tez benzerlik raporunu, tez savunma sınavı jürisi önerisi ve tez savunma sınav tarihi önerisini aynı anda ana bilim/ana sanat dalı başkanlığı aracılığıyla enstitüye gönderir. Tezler, enstitü müdürlüğü tarafından jüri üyelerine iletilir.</p>

<p>(4) Yüksek lisans tez jürisi, tez danışmanı ve ilgili enstitü ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu onayı ile atanır. Jüri, biri öğrencinin tez danışmanı, biri kurum dışından olmak üzere üç veya beş asıl ve iki yedek öğretim üyesinden oluşur. Yedek üyelerden biri, uzmanlık alanı ile ilgili Üniversite öğretim üyelerinden, diğeri yine uzmanlık alanı aynı alanda olan başka bir yükseköğretim kurumundan seçilir. Jürinin üç kişiden oluşması durumunda ikinci tez danışmanı jüri üyesi olamaz.</p>

<p>(5) Sınav, ilgili ana bilim/ana sanat dalı başkanlığı tarafından belirlenen ve tarihi en az üç gün önceden ilan edilen gün, yer ve saatte yapılır.</p>

<p><strong>Yüksek lisans tezi savunma sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>(1) Jüri üyeleri, tezin kendilerine teslim edildiği tarihten itibaren beş ila otuz gün içinde toplanarak öğrenciyi tez savunma sınavına alır.</p>

<p>(2) Tez savunma sınavı, tez çalışmasının sunulması ve bunu izleyen soru-cevap bölümünden oluşur. İlgili enstitü yönetim kurulunun aksi yönde gerekçeli bir kararı bulunmadıkça sınav; öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açıktır ve en az 45, en çok 120 dakika sürer.</p>

<p>(3) Savunma sınavına mazereti nedeniyle katılamayan asıl üyeler yerine ilgili ana bilim/ana sanat dalı başkanlığınca yedek üye/üyeler davet edilir. Savunma sınavı, eksik üye ile yapılamaz. İlan edilen günde yapılamayan sınav için durum bir tutanakla tespit edilerek ana bilim/ana sanat dalı tarafından enstitüye bildirilir ve yeni bir sınav tarihi tespit edilerek otuz gün içinde ikinci bir sınav yapılır. İkinci kez toplanamayan jüriler konusunda yapılacak işleme enstitü yönetim kurulu karar verir.</p>

<p>(4) Tez sınavının tamamlanmasından sonra jüri, tez hakkında salt çoğunlukla kabul, ret veya düzeltme kararı verir. Bu karar, enstitü ana bilim/ana sanat dalı başkanlığınca jüri üyelerinin bireysel tez değerlendirme raporlarıyla birlikte tez sınavını izleyen üç iş günü içinde, enstitüye tutanakla iletilir.</p>

<p>(5) Tezi başarısız bulunarak reddedilen öğrencinin programı ile ilişiği kesilir. Talepte bulunması hâlinde ilgili programa intibakı yapılarak ders kredi yükü, dönem projesi ve diğer gereklerini yerine getirmiş olmak kaydıyla öğrenciye tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p>(6) Tezi hakkında düzeltme kararı verilen öğrencinin sınav tarihinden itibaren en geç üç ay içinde düzeltmeleri yaparak tezini aynı jüri önünde yeniden savunması gerekir. Bu savunma sonunda da başarısız bulunarak tezi kabul edilmeyen öğrencinin ilgili programla ilişiği kesilir.</p>

<p>(7) Belirlenen sınav tarihinde mazeretsiz olarak tez savunma sınavına girmeyen öğrencinin durumu başarısız olarak değerlendirilir. Sınavın yapıldığı tarihi takip eden beş iş günü içerisinde öğrenci mazeretini belgelendirdiği ve bu mazereti enstitü yönetim kurulunca kabul edildiği takdirde, mazeret süresinin bitiminden itibaren otuz gün içinde yeniden savunmaya alınır. Mazeretinin belgesini enstitüye sunmayan veya mazereti enstitü yönetim kurulunca haklı ve geçerli kabul edilmeyen öğrencinin programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p>YEDİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Doktora Programına İlişkin Esaslar</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>(1) Doktora; öğrencilerin yeni ve karmaşık fikirleri analiz, sentez ve değerlendirmede uzmanlık gerektiren bilgileri kullanarak özgün sonuçlara ulaşmalarını, alanlarındaki yeni bilgilere sistematik bir biçimde yaklaşabilmelerini ve uzmanlık alanlarıyla ilgili araştırma yöntemlerinde üst düzeyde beceri kazanabilmelerini, bilime yenilik getiren yeni bir bilimsel yöntem geliştirebilmelerini veya bilinen bir yöntemi yeni bir alana uygulayabilmelerini ve bu şekilde yayımlanabilir özgün bir çalışma ortaya koyarak bilime katkıda bulunabilmelerini amaçlayan bir programdır.</p>

<p>(2) Doktora programı; dersler, seminer, yeterlik sınavı, tez önerisi, tez çalışması ve tez savunma sınavından oluşur.</p>

<p>(3) Bir eğitim-öğretim yılı en az 60 AKTS kredisi olan doktora programını tamamlama koşulu;</p>

<p>a) Tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilen öğrenciler için 24 ulusal kredi, 240 AKTS kredisi ve en az yedi,</p>

<p>b) Dört yıllık lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için 42 ulusal kredi, 300 AKTS kredisi ve en az 14,</p>

<p>derstir.</p>

<p>(4) Doktora programına yüksek lisans derecesiyle kabul edilen öğrenciler, derslerin en çok iki tanesini, daha önce almamış olmaları ve bu derslere kayıtlı yüksek lisans öğrencisi bulunması koşuluyla, yüksek lisans programı dersleri arasından da seçebilirler.</p>

<p>(5) Doktora programlarında enstitü ana bilim dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu onayı ile diğer yurt içi/yurt dışı yükseköğretim kurumlarında verilmekte olan derslerden yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için en fazla iki, lisans derecesiyle kabul edilmiş öğrenciler için en fazla dört ders seçilebilir.</p>

<p>(6) Doktora programına lisans derecesiyle kabul edilmiş öğrenciler; danışmanın görüşü, ilgili ana bilim dalının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile mezun oldukları lisans programında almamış olmaları koşuluyla lisans derslerinden ders seçebilirler; ancak alınacak bu lisans dersleri doktora ders yüküne ve kredisine sayılmaz.</p>

<p>(7) Doktora programına lisans derecesiyle kabul edilen öğrenciler, almaları gereken en az 14 dersin, en çok yedisini yüksek lisans programı için açılan dersler arasından seçebilirler.</p>

<p>(8) Doktora programları, yurt içi/yurt dışı müşterek/bütünleşik veya ortak doktora programları şeklinde de düzenlenebilir. Bu programların uygulama yöntem ve ilkeleri, Üniversitenin önerisi üzerine YÖK tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 34- </strong>(1) Doktora programının normal süresi, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç, tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği yarıyıldan başlamak üzere, her yarıyıl için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın sekiz yarıyıl olup azami tamamlama süresi 12 yarıyıldır. Bu süre, lisans derecesi ile kabul edilenler için 10 yarıyıl olup azami tamamlama süresi 14 yarıyıldır.</p>

<p>(2) Kredili derslerini başarıyla tamamlayan öğrenci, takip eden yarıyılda Yeterlik Aşamasını seçer ve aynı dönemde doktora yeterlik sınavına girebilir. Seminer dersi, doktora yeterlik sınavı öncesinde başarılı olarak tamamlanmış olmalıdır. Yeterlik Aşamasının seçildiği dönemde tez dersine kayıt yapılamaz.</p>

<p>(3) Doktora programı için gerekli kredili dersleri başarıyla tamamlamanın azami süresi tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için dört yarıyıl, lisans derecesi ile kabul edilenler için altı yarıyıldır. Bu süre içinde kredili derslerini başarıyla tamamlayamayan öğrencinin programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Kredili derslerini başarıyla bitiren, yeterlik sınavında başarılı bulunan ve tez önerisi kabul edilen; ancak tez çalışmasını birinci fıkrada belirtilen 12 veya 14 yarıyıl sonuna kadar tamamlayamayan öğrencinin programı ile ilişiği kesilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(5) Lisans derecesi ile doktora programına başvurmuş öğrencilerden, kredili derslerini ve/veya azami süresi içinde tez çalışmasını tamamlayamayanlara veya doktora tezinde başarılı olamayanlara talepleri hâlinde ilgili programa intibakı yapılarak gerekli kredi yükü, dönem projesi ve diğer şartları yerine getirmiş olmaları kaydıyla tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p><strong>Doktora yeterlik komitesi ve yeterlik sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 35- </strong>(1) Yeterlik sınavı, derslerini ve seminerini tamamlayan öğrencinin alanındaki temel konular ve kavramlar ile doktora çalışmasıyla ilgili bilimsel araştırma derinliğine sahip olup olmadığının ölçülmesidir.</p>

<p>(2) Yüksek lisans derecesi ile kabul edilen öğrenci en geç beşinci yarıyılın, lisans derecesi ile kabul edilmiş olan öğrenci ise en geç yedinci yarıyılın sonuna kadar yeterlik sınavına girmek zorundadır. Bir öğrenci, en fazla iki kez yeterlik sınavına girer. Belirlenen sınav döneminde yeterlik sınavına girmeyen öğrencinin durumu başarısız olarak değerlendirilir.</p>

<p>(3) Yeterlik sınavı, doktora yeterlik komitesi tarafından düzenlenir ve yürütülür. Komite üyeleri, ana bilim dalı başkanı dâhil beş öğretim üyesinden oluşur ve ana bilim dalı başkanlığınca ana bilim dalı akademik kurulunun görüşü alınarak enstitüye teklif edilir. Komite, enstitü yönetim kurulu kararı ile üç yıl süreyle atanır. Komite, farklı alanlardaki sınavları hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek amacıyla sınav jürileri kurar. Enstitü Yönetim Kurulunca onaylanan sınav jürisi, en az ikisi kurum dışından olmak üzere, danışman dâhil beş öğretim üyesinden oluşur. Danışmanın oy hakkı olup olmadığı hususunda enstitü yönetim kurulu karar verir. Danışmanın oy hakkı olmaması durumunda jüri, altı öğretim üyesinden oluşur. Yeterlik sınavı toplantıları öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(4) Yeterlik sınavı, yazılı ve sözlü olarak yapılır. Yazılı sınavda başarılı olan öğrenci, sözlü sınava alınır. Doktora yeterlik sınav jürisi, sözlü ve yazılı olarak yaptığı her bir sınavdan en az 75 alan öğrenciyi başarılı sayar. Sonuç, ilgili ana bilim dalı başkanlığınca yeterlik sınavını izleyen üç iş günü içinde enstitüye bildirilir.</p>

<p>(5) Yeterlik sınavında başarısız olan öğrenci, başarısız olduğu bölüm veya bölümlerden bir sonraki yarıyılda, zaruri hâller dışında, aynı jüri tarafından tekrar sınava alınır. Bu sınavda da başarısız olan öğrencinin doktora programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(6) Yeterlik sınavı jürisi, yeterlik sınavını başaran bir öğrencinin, ders yükünü tamamlamış olsa bile, toplam kredi miktarının üçte birini geçmemek şartıyla fazladan ders/dersler almasını isteyebilir. Öğrenci, ilgili yeterlik sınavı jürisi kararıyla belirlenecek dersleri başarmak zorundadır.</p>

<p>(7) Lisans derecesi ile doktora programına kabul edilmiş ve en az yedi dersini başarı ile tamamlamış bir öğrenci, aynı alanda bir yüksek lisans programına geçebilir.</p>

<p><strong>Tez konusunun belirlenmesi ve izlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 36- </strong>(1) Yeterlik sınavında başarılı olan öğrencinin en geç bir ay içerisinde;</p>

<p>a) Tez konusu öğrenci ve danışmanı tarafından belirlenir, ana bilim dalı kurul kararı alınarak enstitüye önerilir ve enstitü yönetim kurulu kararıyla kesinleşir.</p>

<p>b) Tez izleme komitesi; danışman görüşü, ana bilim dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu kararı ile oluşturulur.</p>

<p>(2) Tez izleme komitesi üç öğretim üyesinden oluşur. Komitede tez danışmanından başka enstitü ana bilim dalı içinden ve dışından birer üye yer alır. Ana bilim dalı dışından seçilecek komite üyesi başka bir yükseköğretim kurumundan da olabilir. İkinci tez danışmanının atanması durumunda ikinci tez danışmanı dilerse komite toplantılarına katılabilir. Doktora tezi izleme komitesi üyelerinin uzmanlık alanlarının tez konusu ile uyumlu olmasına ve özellikle disiplinler arası tez çalışmalarında ilgili disiplinin öğretim üyelerinin görev almasına dikkat edilir.</p>

<p>(3) Tez izleme komitesinde görev alan öğretim üyesinin altı aydan uzun süreli yurt dışında görevlendirilmesi durumunda öğretim üyesinin talebi, ana bilim dalı önerisi ve enstitü yönetim kurulu kararı ile üyeliği devam edebilir.</p>

<p>(4) Tez izleme komitesinin kurulmasından sonraki yarıyıllarda, enstitü ana bilim dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu onayı ile üyelerde değişiklik yapılabilir.</p>

<p><strong>Tez önerisi savunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 37- </strong>(1) Doktora yeterlik sınavını başarı ile tamamlayan öğrenci, en geç altı ay içinde, yapacağı araştırmanın amacını, yöntemini ve çalışma planını kapsayan tez önerisini tez izleme komitesi önünde sözlü olarak savunur. Öğrenci, tez önerisi ile ilgili yazılı bir raporu, gerekiyorsa ilgili etik kurul onayını alarak, sözlü savunmadan en az on beş gün önce komite üyelerine dağıtır.</p>

<p>(2) Tez izleme komitesi, öğrencinin sunduğu tez önerisinin kabul, düzeltme veya reddedileceğine salt çoğunlukla karar verir. Düzeltme için bir ay süre verilir. Bu süre sonunda kabul veya ret yönünde salt çoğunlukla verilen karar, enstitü ana bilim dalı başkanlığınca işlemin bitişini izleyen üç gün içinde enstitüye tutanakla bildirilir.</p>

<p>(3) Tez önerisi reddedilen öğrenciye yeni bir danışman ile tez izleme komitesi atanabilir ve/veya yeni bir tez konusu belirlenebilir. Tez çalışmasına aynı danışman ve tez izleme komitesi ile devam eden öğrenci, üç ay içinde danışman/tez konusu/tez izleme komitesi değişen öğrenci ise altı ay içinde tekrar tez önerisi savunmasına alınır. Tez önerisi bu savunmada da reddedilen öğrencinin program ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Tez önerisi kabul edilen öğrenci için tez izleme komitesi, ocak-haziran ve temmuz-aralık ayları arasında birer defa olmak üzere yılda iki kez toplanır. İki toplantı arasındaki süre üç aydan az olamaz. Öğrenci, toplantı tarihinden en az otuz gün önce komite üyelerine yazılı bir rapor sunar. Bu raporda o ana kadar yapılan çalışmaların özeti ve bir sonraki dönemde yapılacak çalışma planı belirtilir. Öğrencinin tez çalışması, komite tarafından başarılı/başarısız olarak belirlenir. Komite raporu, ana bilim dalı başkanlığınca toplantı tarihini izleyen üç iş günü içinde enstitü müdürlüğüne gönderilir.</p>

<p>(5) Süresi içerisinde tez önerisi savunmasına girmeyen veya tez çalışması raporunu sunmayan öğrencinin durumu başarısız olarak değerlendirilir. Bu durum danışman tarafından tez izleme komitesi raporu ile ilgili ana bilim dalı başkanlığına sunularak ana bilim dalı başkanlığınca enstitüye iletilir. Tez izleme komitesi tarafından üst üste iki kez veya aralıklı olarak üç kez başarısız bulunan öğrencinin program ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Doktora tez savunma sınav jürisi ve doktora tezinin sonuçlandırılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 38- </strong>(1) Doktora programındaki bir öğrenci, elde ettiği bulguları ve sonuçları enstitü tez yazım kurallarına uygun biçimde yazar. Öğretim planındaki yükümlülükleri yerine getiren öğrenci, Senato tarafından belirlenmiş olan diğer koşulları da yerine getirmesi durumunda tezini jüri önünde sözlü olarak savunur.</p>

<p>(2) Doktora tezinin savunmasından önce, düzeltme kararı verilen tezlerde ise düzeltme ile birlikte öğrenci tezini tamamlayarak danışmanına sunar. Danışmanın tezin savunulabilir olduğuna ilişkin görüşü ile birlikte tez elektronik ortamda enstitüye iletilir ve tüm süreç aynı sistem üzerinden takip edilir. Enstitü, söz konusu teze ilişkin intihal yazılım programı raporunu tez ile birlikte jüri üyelerine gönderir. Rapordaki verilerde gerçek bir intihalin tespiti hâlinde gerekçesiyle birlikte karar verilmek üzere tez enstitü yönetim kuruluna gönderilir.</p>

<p>(3) Öğrencinin tezini savunabilmesi için tez önerisi savunması hariç en az üç tez izleme komitesi raporu sunmuş olması gerekir.</p>

<p>(4) Danışman; tezi, tez benzerlik raporunu, tez savunma sınav jüri önerisi ve tez savunma sınav tarihi önerisini aynı anda ana bilim dalı başkanlığı aracılığıyla enstitüye gönderir. Doktora tez savunma sınav jürisi, enstitü yönetim kurulu onayı ile atanır. Jüri, üçü öğrencinin tez izleme komitesinde yer alan öğretim üyeleri ve en az ikisi kurum dışından olmak üzere danışman dâhil beş asıl ve iki yedek öğretim üyesinden oluşur. Yedek üyelerden biri ilgili ana bilim/ana sanat dalından, diğeri başka bir yükseköğretim kurumundan seçilir. İkinci tez danışmanı oy hakkı olmaksızın jüride yer alabilir. Doktora öğrencisinin kayıtlı olduğu programda olan Üniversite öğretim üyeleri ana bilim dalı içinden sayılır.</p>

<p><strong>Doktora tezi savunma sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 39- </strong>(1) Jüri üyeleri, adayın sunduğu doktora tezini bilimsel ve biçimsel yönden inceleyerek hazırladıkları kişisel tez değerlendirme raporlarını sınav günü enstitü müdürlüğüne gönderilmek üzere ilgili ana bilim dalı başkanlığına teslim eder.</p>

<p>(2) Tez jürisi, tezin kendilerine teslim edildiği tarihten itibaren beş ila otuz gün içinde toplanarak öğrenciyi tez savunma sınavına alır. Sınav, ilgili ana bilim dalı başkanlığı tarafından belirlenen ve tarihi en az üç gün önceden ilan edilen gün, yer ve saatte yapılır. Sınav süresi en az 60, en çok 150 dakika olur. Bu sınava mazereti nedeniyle katılamayan asıl üye/üyeler yerine, ilgili ana bilim dalı başkanlığınca yedek üye/üyeler davet edilir. Jüri toplantıları eksik üyeli yapılmaz. İlan edilen günde yapılamayan jüri toplantısı için durum bir tutanakla tespit edilir ve en geç otuz gün içinde ikinci bir toplantı günü belirlenir. İkinci kez toplanamayan jüri hakkında enstitü yönetim kurulu karar verir.</p>

<p>(3) Savunma sınavı, adayın çalışmasıyla ilgili konularda bilgi, yorumlama ve sentez gücünü değerlendirmeyi amaçlar. Enstitü yönetim kurulunun aksi yönde gerekçeli bir kararı bulunmadıkça, savunma sınavı öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(4) Tez sınavının tamamlanmasından sonra jüri, izleyicilere kapalı olarak tez hakkında salt çoğunlukla kabul, ret veya düzeltme kararı verir.</p>

<p>(5) Tezi kabul edilen öğrenciler, başarılı olarak değerlendirilir. Bu karar, ana bilim dalı başkanlığınca tez sınavını izleyen üç iş günü içinde, enstitüye tutanakla bildirilir.</p>

<p>(6) Tezi hakkında düzeltme kararı verilen öğrenci, en geç altı ay içinde gerekli düzeltmeleri yaparak tezini aynı jüri önünde yeniden savunur. Bu savunmada da başarısız bulunan öğrencinin programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(7) Belirlenen sınav tarihinde mazeretsiz olarak tez savunma sınavına girmeyen öğrencinin durumu başarısız olarak değerlendirilir. Sınavın yapıldığı tarihi takip eden beş iş günü içerisinde öğrenci mazeretini belgelendirdiği ve bu mazereti enstitü yönetim kurulunca kabul edildiği takdirde, mazeret süresinin bitiminden itibaren otuz gün içinde yeniden savunmaya alınır. Mazeretinin belgesini enstitüye sunmayan veya mazereti enstitü yönetim kurulunca haklı ve geçerli kabul edilmeyen öğrencinin programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(8) Lisans derecesi ile doktoraya kabul edilmiş olanlardan tezde başarılı olamayanlar için talepleri hâlinde intibakları enstitü içerisinde tezsiz yüksek lisans programına yapılarak kendilerine tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p>SEKİZİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Sanatta Yeterlik Programına İlişkin Esaslar</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 40- </strong>(1) Sanatta yeterlik çalışması, özgün bir sanat eserinin ortaya konulmasını gerektiren bir uygulama ve/veya bilim ve sanata özgün bir katkı sağlamayı gerektiren kuramsal bir çalışma, müzik ve sahne sanatlarında ise üstün bir uygulama ve yaratıcılığı amaçlayan doktora eş değeri bir yükseköğretim programıdır.</p>

<p>(2) Sanatta yeterlik programı; ders, yeterlik sınavı, tez/çalışma önerisi, tez/çalışma, tez/çalışma savunma sınavından oluşur.</p>

<p>(3) Bir eğitim-öğretim yılı en az 60 AKTS kredisi olan sanatta yeterlik programı;</p>

<p>a) Tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilen öğrenciler için 24 ulusal kredi ve 240 AKTS kredisi gerektirir ve en az yedi ders, uygulamalar, yeterlik sınavı ile tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalardan,</p>

<p>b) Dört yıllık lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için 42 ulusal kredi ve 300 AKTS kredisi gerektirir ve en az on dört ders, uygulamalar, yeterlik sınavı ile tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalardan,</p>

<p>oluşur.</p>

<p>(4) Sanatta yeterlik programına lisans derecesiyle kabul edilen öğrenciler, almaları gereken en az 14 dersin, en çok yedisini yüksek lisans programı için açılan dersler arasından seçebilirler.</p>

<p>(5) Sanatta yeterlik programına lisans derecesiyle kabul edilmiş olan öğrenciler, danışmanın görüşü, ilgili ana sanat dalının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile mezun oldukları lisans programında almamış olmaları koşuluyla lisans derslerinden ders seçebilirler; ancak alınacak bu lisans dersleri, sanatta yeterlik ders yüküne ve kredisine sayılmaz.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 41- </strong>(1) Sanatta yeterlik programını tamamlama süresi, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın sekiz yarıyıl olup azami tamamlama süresi 12 yarıyıl, lisans derecesi ile kabul edilenler için 10 yarıyıl olup azami tamamlama süresi 14 yarıyıldır.</p>

<p>(2) Kredili derslerini başarıyla tamamlayan öğrenci, takip eden yarıyılda Yeterlik Aşamasını seçer ve aynı dönemde yeterlik sınavına girebilir. Seminer dersi, yeterlik sınavı öncesinde başarılı olarak tamamlanmış olmalıdır. Yeterlik Aşamasının seçildiği dönemde tez dersine kayıt yapılamaz.</p>

<p>(3) Sanatta yeterlik programı için gerekli kredili dersleri başarıyla tamamlamanın azami süresi, tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için dört yarıyıl, lisans derecesi ile kabul edilenler için altı yarıyıldır. Bu süre içinde kredili derslerini başarıyla tamamlayamayan öğrencinin program ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Kredili derslerini ve uygulamalarını başarı ile bitiren; ancak tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalarını birinci fıkrada belirtilen 12 yarıyıl veya azami 14 yarıyıl sonuna kadar tamamlayamayan öğrencinin programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(5) Lisans derecesi ile sanatta yeterlik programına başvurmuş olanlardan, gerekli kredi yükü, dönem projesi ve diğer şartları yerine getirmiş olmaları kaydıyla sanatta yeterlik tezinde başarılı olamayan öğrencilere talepleri hâlinde tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p><strong>Sanatta yeterlik programı yeterlik sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 42- </strong>(1) Yüksek lisans derecesi ile kabul edilen öğrenci, en geç beşinci yarıyılın; lisans derecesi ile kabul edilen öğrenci ise en geç yedinci yarıyılın sonuna kadar yeterlik sınavına girmek zorundadır. Bir öğrenci en fazla iki kez yeterlik sınavına girer. Belirlenen sınav döneminde yeterlik sınavına girmeyen öğrencinin durumu başarısız olarak değerlendirilir.</p>

<p>(2) Yeterlik sınavı, sanatta yeterlik programı yeterlik komitesi tarafından düzenlenir ve yürütülür. Komite üyeleri, ana sanat dalı başkanı dâhil beş öğretim üyesinden oluşur ve ana sanat dalı başkanlığınca ana sanat dalı akademik kurulunun görüşü alınarak enstitüye teklif edilir. Komite, enstitü yönetim kurulu kararı ile üç yıl için atanır. Komite, farklı alanlardaki sınavları hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek amacıyla sınav jürileri kurar. Enstitü yönetim kurulunca onaylanan sınav jürisi, en az ikisi kurum dışından olmak üzere, danışman dâhil beş öğretim üyesinden oluşur. Yeterlik sınavı toplantıları; öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(3) Yeterlik sınavı, yazılı ve sözlü/uygulamalı olarak yapılır. Yazılı sınavda başarılı olan öğrenci sözlü/uygulamalı sınava alınır. Yeterlik sınav jürisi, yazılı ve sözlü/uygulamalı olarak yaptığı her bir sınavdan en az 75 alan öğrenciyi başarılı sayar. Sonuç, ilgili ana sanat dalı başkanlığınca yeterlik sınavını izleyen üç iş günü içinde enstitüye bildirilir.</p>

<p>(4) Yeterlik sınavında başarısız olan öğrenci, başarısız olduğu bölüm veya bölümlerden bir sonraki yarıyılda, zaruri hâller dışında aynı jüri tarafından tekrar sınava alınır. Bu sınavda da başarısız olan öğrencinin sanatta yeterlik programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Sanatta yeterlik tez konusu/çalışması belirlenmesi ve izlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 43- </strong>(1) Yeterlik sınavında başarılı olan öğrencinin en geç bir ay içerisinde;</p>

<p>a) Tez konusu, kendisi ve danışmanı tarafından belirlenir, ana sanat dalı kurul kararı alınarak enstitüye önerilir ve enstitü yönetim kurulu kararıyla kesinleşir.</p>

<p>b) Sanatta yeterlik tezi/çalışması izleme komitesinin; danışman görüşü, ana sanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu kararı ile oluşturulur.</p>

<p>(2) Sanatta yeterlik tezi/çalışması izleme komitesi üç öğretim üyesinden oluşur. Komitede tez danışmanından başka enstitü ana sanat dalı içinden ve dışından birer üye yer alır. Ana bilim/ana sanat dalı dışından seçilecek komite üyesi başka bir yükseköğretim kurumundan da olabilir. Sanatta yeterlik tezi/çalışması izleme komitesi üyelerinin uzmanlık alanlarının tez konusu ile uyumlu olmasına ve özellikle disiplinler arası tez çalışmalarında ilgili disiplinin öğretim üyelerinin görev almasına dikkat edilir. İkinci tez danışmanı, komite toplantılarına katılabilir; ancak oy kullanamaz.</p>

<p>(3) Sanatta yeterlik tezi/çalışması izleme komitesinin kurulmasından sonraki dönemlerde danışmanın görüşü, ilgili ana sanat dalı başkanlığının gerekçeli önerisi üzerine ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile komite üyeliklerinde değişiklik yapılabilir.</p>

<p><strong>Sanatta yeterlik tez/çalışma konusu önerisi savunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 44- </strong>(1) Yeterlik sınavını başarı ile tamamlayan öğrenci, en geç altı ay içinde, yapacağı araştırmanın amacını, yöntemini ve çalışma planını kapsayan tez önerisini tez izleme komitesi önünde sözlü olarak savunur. Öğrenci, tez önerisi ile ilgili yazılı bir raporu, gerekiyorsa ilgili etik kurul onayını alarak, sözlü savunmadan en az on beş gün önce komite üyelerine dağıtır.</p>

<p>(2) Sanatta yeterlik tezi/çalışması izleme komitesi, öğrencinin sunduğu tez önerisinin kabul, düzeltme veya reddedileceğine salt çoğunlukla karar verir. Düzeltme için bir ay süre verilir. Bu süre sonunda kabul veya ret yönünde salt çoğunlukla verilen karar, enstitü ana sanat dalı başkanlığınca işlemin bitişini izleyen üç gün içinde enstitüye tutanakla bildirilir.</p>

<p>(3) Sanatta yeterlik tezi/çalışması önerisi savunma sınavında başarısız olan öğrenci, bir sonraki yarıyılda tekrar sınava alınır. Bu sınavda da başarısız olan öğrencinin sanatta yeterlik programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Sanatta yeterlik tezi/çalışması önerisi kabul edilen öğrencinin sanatta yeterlik tezi/çalışması izleme komitesi, öğrenci sanatta yeterlik tezini/çalışmasını tamamlayıncaya kadar, ocak-haziran ve temmuz-aralık ayları arasında birer defa olmak üzere yılda iki kez toplanır. İki toplantı arasındaki süre üç aydan az olamaz. Öğrenci, toplantı tarihinden en az otuz gün önce komite üyelerine yazılı bir rapor sunar ve bu raporu komite toplantısında sözlü olarak savunur. Bu raporda yapılan çalışmaların özeti ve bir sonraki dönemde yapılacak çalışma planı belirtilir. Öğrencinin çalışmaları komite üyelerince başarılı ya da başarısız olarak belirlenir. Komite raporu, ana sanat dalı başkanlığınca toplantı tarihini izleyen üç iş günü içinde enstitü müdürlüğüne gönderilir.</p>

<p>(5) Süresi içerisinde sanatta yeterlik tezi/çalışması önerisini veya sanatta yeterlik tezi/çalışması raporunu sunmayan öğrencinin durumu başarısız olarak değerlendirilir. Bu durum danışman tarafından sanatta yeterlik tezi/çalışması izleme komitesi raporu ile ilgili ana sanat dalı başkanlığına sunularak ana sanat dalı başkanlığınca enstitüye iletilir. Komite tarafından üst üste iki kez veya aralıklı olarak üç kez başarısız bulunan öğrencinin program ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Sanatta yeterlik tezinin/çalışmasının sonuçlandırılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 45- </strong>(1) Sanatta yeterlik çalışmasının savunmasından önce, düzeltme verilen tezlerde ise düzeltme ile birlikte öğrenci tezini/çalışmasını tamamlayarak danışmanına sunar. Danışmanın tezin savunulabilir olduğuna ilişkin görüşü ile birlikte tez elektronik ortamda enstitüye iletilir ve tüm süreç aynı sistem üzerinden takip edilir. Enstitü, söz konusu teze ilişkin intihal yazılım programı raporunu tez ile birlikte jüri üyelerine gönderir. Rapordaki verilerde gerçek bir intihalin tespiti hâlinde gerekçesi ile birlikte karar verilmek üzere tez enstitü yönetim kuruluna gönderilir.</p>

<p>(2) Öğrenci, asıl ve yedek jüri üyelerine sunulmak üzere sanatta yeterlik tezini/çalışmasını enstitüye ulaştırılmak üzere danışmanın tezin yazım kurallarına uygunluğu görüşü ile birlikte, ana sanat dalı başkanlığına teslim eder.</p>

<p>(3) Sanatta yeterlik tezi/çalışması sınav jürisi, danışmanın görüşü, ilgili ana sanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayıyla belirlenir. Jüri, en az ikisi kurum dışından olmak üzere, danışman dâhil beş asıl ve iki yedek üyeden oluşur. Yedek üyelerden birinin başka bir yükseköğretim kurumundan olması gerekir. İkinci tez danışmanı oy hakkı olmaksızın jüride yer alabilir.</p>

<p>(4) Jüri üyeleri, söz konusu tezin/çalışmanın kendilerine teslim edildiği tarihten itibaren beş ila otuz gün içinde toplanarak öğrenciyi sınava alır. Tez/çalışma savunma sınavı, tezin/çalışmanın sunulması ve bunu izleyen soru cevap bölümünden oluşur. İlgili ana sanat dalı başkanlığınca tarihi, saati ve yeri önceden ilan edilen savunma sınavı, enstitü yönetim kurulunun aksi yönde gerekçeli bir kararı bulunmadıkça, izleyicilere açıktır ve en az 60, en çok 150 dakika olur. Bu sınava mazereti nedeniyle katılamayan asıl üye/üyeler yerine, ilgili ana sanat dalı başkanlığınca yedek üye/üyeler davet edilir. Jüri toplantıları eksik üyeli yapılmaz. İlan edilen günde yapılamayan jüri toplantısı için durum bir tutanakla tespit edilir ve en geç otuz gün içinde ikinci bir toplantı günü belirlenir. İkinci kez toplanamayan jüri hakkında enstitü yönetim kurulu karar verir.</p>

<p>(5) Sınavın tamamlanmasından sonra jüri, izleyicilere kapalı olarak tez, sergi, konser, resital, proje, temsil hakkında salt çoğunlukla kabul, ret veya düzeltme/tekrar kararı verir. Bu karar, ilgili ana sanat dalı başkanlığınca sınavı izleyen üç iş günü içinde, enstitüye kişisel jüri raporları ile birlikte tutanakla bildirilir. Sanatta yeterlik tezi/çalışması başarısız bulunarak reddedilen öğrencinin programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(6) Belirlenen sınav tarihinde mazeretsiz olarak tez savunma sınavına girmeyen öğrencinin durumu başarısız olarak değerlendirilir. Sınavın yapıldığı tarihi takip eden beş iş günü içerisinde öğrenci mazeretini belgelendirdiği ve bu mazereti enstitü yönetim kurulunca kabul edildiği takdirde, mazeret süresinin bitiminden itibaren otuz gün içinde yeniden savunmaya alınır. Mazeretinin belgesini enstitüye sunmayan veya mazereti enstitü yönetim kurulunca haklı ve geçerli kabul edilmeyen öğrencinin programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(7) Sanatta yeterlik çalışması, tez, sergi, konser, resital, proje, temsil hakkında ilgili düzeltme kararı verilen öğrenciye en çok altı ay ek süre verilir. Bu süre içinde öğrenci, gerekli düzeltmeleri yaparak ana sanat dalı başkanlığınca enstitüye bildirilen tarih, saat ve yerde sanatta yeterlik tezini/çalışmasını aynı jüri önünde yeniden savunur.</p>

<p>(8) Sanatta yeterlik tezi/çalışması reddedilen veya düzeltme sonrası savunmada reddedilen öğrencinin program ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(9) Lisans derecesi ile sanatta yeterlik programına kabul edilenlerden gerekli kredi yükü, dönem projesi ve diğer şartları yerine getirmiş olmaları kaydıyla sanatta yeterlik tez savunma sınavında başarılı olamayan öğrencilere talepleri hâlinde tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p>DOKUZUNCU BÖLÜM</p>

<p>Mezuniyet ve Diplomaya İlişkin Esaslar</p>

<p><strong>Mezuniyet ve diploma</strong></p>

<p><strong>MADDE 46- </strong>(1) Tez savunmasında başarılı olmak ve diğer koşulları da sağlamak kaydıyla tezini sınava giriş tarihinden itibaren bir ay içinde enstitüye teslim eden ve tezi şekil yönünden uygun bulunan öğrenci, yüksek lisans/doktora/sanatta yeterlik diploması almaya hak kazanır. Enstitü yönetim kurulu, danışmanın başvurusu üzerine teslim süresini en fazla bir ay daha uzatabilir. Yüksek lisans/doktora/sanatta yeterlik diploması alma koşullarını yerine getirmeyen öğrenci koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azami süresinin dolması hâlinde program ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(2) Diploma üzerinde enstitü ana bilim/ana sanat dalındaki programın YÖK tarafından onaylanmış adı bulunur.</p>

<p>(3) Mezuniyet tarihi; yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik öğrencileri için tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalanmış nüshasının enstitüye teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(4) Enstitü tarafından tezin tesliminden itibaren üç ay içinde tezin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere, YÖK Başkanlığına gönderilir.</p>

<p>(5) Mezun olan öğrencilere diploma ile birlikte, talepleri hâlinde tamamlayıcı bir belge olan diploma eki verilir. Diploma ekinde, alınan derecenin düzeyi, içeriği ve kullanım alanları, ulusal eğitim sistemi ve Üniversitenin eğitim ve değerlendirme sistemi gibi bilgilere yer verilir. Diploma ekinin dili İngilizcedir.</p>

<p>ONUNCU BÖLÜM</p>

<p>Mazeretler ve İzinlere İlişkin Esaslar</p>

<p><strong>Mazeretler ve kayıt dondurma</strong></p>

<p><strong>MADDE 47- </strong>(1) Kayıt dondurma başvuruları, ilgili ana bilim/ana sanat dalı başkanlığına yapılır. Danışman ve ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının uygun görüşü alınarak enstitü yönetim kurulu kararıyla kayıt dondurulabilir. Bu süre, bir yarıyıldan az olamaz.</p>

<p>(2) Kayıt donduran öğrenciler derslere devam edemez ve sınavlara giremez.</p>

<p>(3) Kayıt dondurma süresi sona eren öğrenciler, takip eden ders kayıt döneminde kayıtlarını yaptırmak suretiyle öğrenimlerine kaldıkları yerden devam ederler. Kayıt yenilemeyen öğrencilerin yeniden ders kaydı yaptırmaları hâlinde geçen süreler öğrenim sürelerine sayılır. İki yarıyıl üst üste kayıt donduranlar, ilgili süre dolmadan mazeretlerinin ortadan kalkması durumunda, enstitüye yazılı olarak başvurmak koşuluyla, takip eden ders kayıt dönemi başında kayıtlarını yaptırmak suretiyle öğrenimlerine kaldıkları yerden devam ederler.</p>

<p>(4) Tez savunma sınavına girip düzeltme alan öğrencilere sağlık kuruluşlarından alınmış rapor süresi kadar ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu kararı ile izin verilebilir.</p>

<p><strong>Kayıt dondurma gerekçeleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 48- </strong>(1) Aşağıda belirtilen nedenlerin ortaya çıkması ve belgelendirilmesi kaydıyla, ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının uygun görüşü ve enstitü yönetim kurulu kararı ile kayıt dondurulabilir:</p>

<p>a) Öğrencinin kendisine ait tam teşekküllü kamu hastanesinden alınan heyet raporu ile belgelenmiş sağlık sorunu.</p>

<p>b) YÖK kararı ile öğrenime ara verilmesi.</p>

<p>c) Doğal afetler nedeniyle öğrencinin öğrenime ara vermek zorunda olması.</p>

<p>ç) Öğrencinin tecil hakkını kaybetmesi veya tecilinin kaldırılması suretiyle askere alınması.</p>

<p>d) Öğrencinin tutukluluk veya hükümlülük hâli.</p>

<p>e) Öğrencilik sıfatını kaldırmayan veya ihracını gerektirmeyen mahkûmiyet veya tutukluluk hâli.</p>

<p>f) Enstitü yönetim kurulunun haklı ve geçerli kabul edeceği ekonomik, ailevi, yurt dışı görevlendirme veya eğitim gibi diğer nedenler.</p>

<p>(2) Birinci fıkranın (f) bendinde belirtilen nedenler ile kayıt dondurma talepleri ilgili yarıyılın ilk üç haftasının bitimine kadar enstitüye iletilir. Süresi içerisinde usulüne uygun olarak beyan edilmeyen mazeretler kabul edilmez.</p>

<p>(3) Öğrenciler haklı ve geçerli bir mazerete dayanarak ilgili akademik birimin yönetim kurulu kararı ile bir defada en çok iki yarıyıl ve öğrenim süresi boyunca toplam olarak en çok dört yarıyıl kayıt dondurabilirler. Kayıt dondurulan süre azami öğrenim süresinden sayılmaz.</p>

<p>(4) Rahatsızlığı ve tedavi sürecinin devam etmesi nedeniyle kayıt dondurma talebinde bulunan öğrenciler ile hükümlü öğrenciler, mazeretleri enstitü yönetim kurulu tarafından değerlendirilerek dört yarıyıldan fazla kayıt dondurabilirler.</p>

<p><strong>Kayıt silme</strong></p>

<p><strong>MADDE 49- </strong>(1) Yükseköğretim kurumlarından çıkarma cezası almış olanların, sağlık sorunları nedeniyle öğrenime devam edemeyeceği raporla belirlenenlerin, bu Yönetmelikle belirlenen hükümleri yerine getirmeyenlerin ve kendi isteği ile kaydını alanların enstitü ile ilişikleri kesilir.</p>

<p>ON BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Uzaktan eğitim teknolojilerinin kullanıldığı durumlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 50- </strong>(1) Lisansüstü programlarda tez izleme komitesi toplantısı, yeterlik sınavı ve tez/sanatta yeterlik savunma sınavları; kurum içi jüri üyeleri ile öğrencinin yüz yüze, kurum dışı görevlendirilen jüri üyelerinin ise gerekli hâllerde çevrim içi katılımı ile kayıt altına alınmak koşuluyla yapılabilir.</p>

<p>(2) Seminer dersi sunumu, ana bilim/ana sanat dalı başkanlığı tarafından belirlenecek bir yerde öğrenci, danışman ve dinleyicilerin yüz yüze katılımı ile yapılır. Sunum, ana bilim/ana sanat dalı başkanlığının gerekçeli önerisi ve enstitü yönetim kurulu kararı ile kayıt altına alınmak koşuluyla anlık görsel ve işitsel iletişim kurulabilecek şekilde uzaktan eğitim teknolojileri kullanılarak da gerçekleştirilebilir.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan hâller</strong></p>

<p><strong>MADDE 51- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâllerde; 2547 sayılı Kanun, ilgili diğer mevzuat hükümleri ile 20/4/2016 tarihli ve 29690 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği hükümleri ve YÖK kararları uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 52- </strong>(1) 14/6/2021 tarihli ve 31511 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Geçiş hükmü</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) 6/2/2013 tarihinden önce tezsiz yüksek lisans programlarına kayıtlı olan veya mezun olan öğrenciler, doktora programlarına başvurabilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 53- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 54- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ondokuz-mayis-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="93653"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TARIM ARAZİLERİNDE YAPILAŞMADA YENİ DÖNEM]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tarim-arazilerinde-yapilasmada-yeni-donem-4-nisan-2026-tarihli-arazi-kullanim-planlamasi-uygulama-yonetmeligi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tarim-arazilerinde-yapilasmada-yeni-donem-4-nisan-2026-tarihli-arazi-kullanim-planlamasi-uygulama-yonetmeligi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[(4 NİSAN 2026 TARİHLİ “TARIM ARAZİLERİNİN KORUNMASI VE KULLANILMASI HAKKINDA YÖNETMELİK”)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>4 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe giren<strong><a href="http://www.hukukihaber.net/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasi-hakkinda-yonetmelik" rel="dofollow"> Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılmasına İlişkin Yönetmelik, </a></strong>9/12/2017 tarihli ve 30265 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliği yürürlükten kaldırarak bu alandaki düzeni yeniden kurmuştur. Yeni düzenleme ile birlikte, tarım arazilerinde özellikle “<strong>tiny house” kooperatifleri benzeri yapılar üzerinden gerçekleştirilen tarım dışı ve fiilî bölünmeye dayalı kullanım biçimleri açıkça yasaklanmış</strong>, izin sistemine aykırı her türlü kullanım bir yaptırıma bağlanmıştır.</p>

<p>Ayrıca, belediye ya da il özel idaresi tarafından yıkım yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hâlinde yıkım yapma <strong>yetkisinin doğrudan Bakanlığa geçmesi</strong> ve sürecin resen tamamlanması öngörülerek yaptırımın uygulanabilirliği güvence altına alınmıştır. Bu çalışmada, söz konusu <a href="http://www.hukukihaber.net/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasi-hakkinda-yonetmelik" rel="dofollow">Yönetmelik </a>ile tarım arazilerinde yapılaşma ve amacı dışında kullanıma ilişkin getirilen temel kriterler incelenecektir.</p>

<p><strong>İhlalin Tespiti ve İlk Müdahale, Hukuka Uyum İmkânı ve Süreler (m.22)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarım arazilerinde temel ilke: <strong>İzin alınmaksızın yapılaşma mümkün değildir ve arazi amacının dışında kullanılamaz</strong> (m.22/1). Ayrıca verilen izinlerin <strong>içeriğine ve toprak koruma projelerine eksiksiz riayet edilmesi zorunludur</strong>.</p>

<p><strong>1. İlk Müdahale:</strong></p>

<p>Bu ilkeye aykırı bir durumun tespiti hâlinde süreç, <strong>derhâl müdahale</strong> ile başlar:</p>

<p>⁃ Yapı inşaat hâlindeyse <strong>faaliyet tamamen durdurulur</strong>,</p>

<p>⁃ tamamlanmış ise <strong>kullanımına izin verilmez</strong> (m.22/2-a).</p>

<p>⁃ Aynı anda <strong>idarî para cezası uygulanır</strong> (m.22/2-b).</p>

<p><strong>2. Süre Tanınması:</strong></p>

<p>Bununla birlikte düzenleme, sınırlı bir uyum imkânı da tanımaktadır. <strong>İdarî para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içinde gerekli izinlerin alınması hâlinde</strong>, yapı tamamlanabilir veya kullanılabilir duruma getirilebilir (m.22/2-c).</p>

<p><strong>3.</strong> <strong>Aykırılığın Verilen Sürede Giderilmemesinin Sonuçları:</strong></p>

<p>Ancak bu imkânın kullanılmaması veya talebin uygun görülmemesi hâlinde, ilgilisine <strong>iki ay içinde izinsiz yapıların yıkılması ve arazinin yeniden tarımsal üretime uygun hâle getirilmesi yükümlülüğü</strong> yüklenir.</p>

<p>Bu yükümlülüğe de uyulmaması hâlinde yaptırım ağırlaşır:</p>

<p>• <strong>Faaliyet yeniden durdurulur</strong>,</p>

<p>• <strong>İdarî para cezası üç katına çıkarılır</strong> (m.22/2-c).</p>

<p><strong>4. Yıkım:</strong></p>

<p>Süreç bu aşamada artık kişisel tasarruf alanından çıkar. <strong>Yıkım ve eski hâle getirme işlemleri ilgili belediye veya il özel idaresi tarafından bir ay içinde gerçekleştirilir</strong> (m.22/2-ç) ve arazi <strong>zorunlu olarak tarımsal niteliğine döndürülür</strong>.</p>

<p><strong>Toprak Koruma Projesine Aykırılık Halinde Uygulanacak Süreç (m.22/3)</strong></p>

<p>Sadece izinsiz yapılaşmaya değil toprak koruma projelerine de aykırılığın tespitiyle birlikte <strong>idarî para cezası uygulanır</strong> ve ilgilisine <strong>projeye uygunluk sağlanması için azami iki ay süre tanınır</strong> (m.22/3-a).</p>

<p>Bu süre, ihlalin giderilmesi için tanınmış son imkândır. Süre sonunda aykırılığın devam etmesi hâlinde yaptırım ağırlaşır:</p>

<p>⁃ <strong>faaliyet durdurulur</strong>, mevcut ise <strong>kullanım izni iptal edilir</strong> ve</p>

<p>⁃ <strong>idarî para cezası üç katına çıkarılır</strong> (m.22/3-b).</p>

<p>Bu aşamadan sonra süreç, artık zorunlu icra boyutuna geçer. <strong>İzinsiz yapıların yıkılması ve arazinin yeniden tarımsal üretime uygun hâle getirilmesi</strong> ilgili belediye veya il özel idaresine bildirilir; bu idareler <strong>bir ay içinde yıkımı gerçekleştirir ve araziyi eski hâline döndürür</strong> (m.22/3-c). Yapılan işlemlere ilişkin masraflar ise <strong>Bakanlık tarafından karşılanır</strong>.</p>

<p><strong>Yıkım ve Eski Hâle Getirme Masraflarının Tahsili (m.22/4)</strong></p>

<p>Yıkım ve arazinin yeniden tarımsal üretime uygun hâle getirilmesi süreci, yalnızca fiilî müdahale ile sınırlı bırakılmamış; <strong>mali sorumluluk bakımından da doğrudan ilgilisine yüklenmiştir</strong>. Bu kapsamda, Bakanlık birimleri tarafından yapılan <strong>yıkım ve temizleme giderleri</strong>, sorumlulardan <strong>genel hükümlere göre tahsil edilir</strong> (m.22/4).</p>

<p><strong>Yıkımın Yerine Getirilmemesi Hâlinde Bakanlığın Doğrudan Müdahalesi (m.22/5)</strong></p>

<p>Yıkım kararının uygulanmaması ihtimaline karşı Yönetmelik, süreci idarenin inisiyatifine bırakmayan açık bir zorlayıcı mekanizma öngörmüştür. Buna göre, hakkında yıkım kararı bulunmasına rağmen <strong>belediye veya il özel idaresi tarafından bir ay içinde yıkım gerçekleştirilmezse</strong>, Bakanlık doğrudan devreye girerek <strong>yıkımı bizzat yapar veya yaptırır</strong> ve araziyi <strong>tarımsal üretime uygun hâle getirir</strong> (m.22/5).</p>

<p>Bu müdahalenin mali sonuçları da net şekilde düzenlenmiştir. Yapılan yıkım ve eski hâle getirme giderleri, <strong>%100 fazlasıyla ilgili belediye veya il özel idaresinden tahsil edilir</strong>. Bu tutarların doğrudan tahsil edilememesi hâlinde ise alacak, <strong>merkezî bütçe paylarından kesinti yoluyla</strong> tahsil edilerek genel bütçeye gelir kaydedilir.</p>

<p><strong>Tarım Arazilerinin Fiilî Bölünmesi ve Hukuka Aykırı Devirler (m.22/7)</strong></p>

<p>Tarım arazilerinin, <strong>tescili mümkün olmayan fiilî hisselere ayrılması</strong> ve bu hisselere karşılık gelen kısımların zilyetliğinin; bir özel hukuk tüzel kişisi aracılığıyla (Tiny House Kooperatifleri gibi) <strong>üyelik veya ortaklık ilişkisi kurulmak suretiyle devredilmesi</strong> ya da bu işlemlere aracılık edilmesi açıkça yaptırıma bağlanmıştır.</p>

<p>Bu tür işlemlerle arazinin <strong>bütünlüğünün bozulmasına ve amacı dışında kullanılmasına sebebiyet verilmesi hâlinde</strong>, ilgililer hakkında <strong>Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur</strong> ve ayrıca ilgili tüzel kişi hakkında <strong>Kanunun 21 inci maddesi uyarınca idarî para cezası uygulanır</strong> (m.22/7).</p>

<p>Bu hükümle birlikte, yapılaşmayı mümkün kılan fiilî bölünme ve buna dayalı kullanım modeli de doğrudan hedef hâline getirilmiştir.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong></p>

<p>Bu düzenleme, ihlali yaptırım altına alan değil; ihlali ortadan kaldırmayı zorunlu kılan bir tasfiye mekanizması kurmaktadır. Nitekim 2020 yılında İmar Kanunu’nda yapılan değişikliklerle Bakanlığa tanınan yıkım yetkisinin, gerekli kurumsal ve mali altyapı oluşturulmadığından etkin biçimde kullanılamadığı görülmüştür. Bu defa getirilen sistem ise, yalnızca yetki tanımakla sınırlı kalmadığı ölçüde anlam kazanacaktır: Bu alana yeterli kadro ve bütçe ayrılması ve uygulamanın istisnasız şekilde herkese yöneltilmesi hâlinde, bir düzen sağlamasını umabiliriz.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-gokhan-bilgin" title="Av. Gökhan BİLGİN"><img alt="Av. Gökhan BİLGİN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Gokhan_BYLGYN.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-gokhan-bilgin" title="Av. Gökhan BİLGİN">Av. Gökhan BİLGİN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tarim-arazilerinde-yapilasmada-yeni-donem-4-nisan-2026-tarihli-arazi-kullanim-planlamasi-uygulama-yonetmeligi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 19:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/arsa-arazi-tarla-yatirim.jpg" type="image/jpeg" length="20546"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2025/3300 E., 2025/3663 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20253300-e-20253663-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20253300-e-20253663-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 22.04.2025 tarihli, 2025/3300 E., 2025/3663 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>9. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/3300 E., 2025/3663 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :İş Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/160 E., 2025/16 K.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.09.2011 tarihinde davalı işyerinde uzman ortopedi doktoru olarak çalışmaya başladığını, davacının çalıştığı hastanenin davalı ... AŞ'ye (... Şirketi) devredildiğini, ücretinin muvafakati alınmadan tek taraflı düşürülmeye çalışıldığını, buna rıza göstermediğinden iş sözleşmesinin davalı işverence haksız nedenle 30.03.2016 tarihinde feshedildiğini, buna ilişkin Whatsapp yazışma kayıtlarının dosyaya ibraz edildiğini, davacının haftanın 5 günü 08.30-18.00 saatleri, cumartesi günü ise 08.30-17.00 saatleri arasında çalıştığını, haftanın 7 günü de 2'şer saat icapçı olduğunu ve bu nöbetlerde hasta yatışı yapılanların kontrollerinin yapıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, yıllık izin ücreti ve ödenmeyen aylık ücret alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının hiçbir zaman kendi şirketlerinde çalışması olmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen fesih gerekçesi ile müvekkilinin bir bağlantısının olmadığını, dava dilekçesi içeriğinden taleplerin anlaşılmadığını, davalı işyerinin devralınmadığını sadece demirbaşlar ile hastane ruhsatının alındığını, arada devir ilişkisi veya şirketlerin birleşmesi durumu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>2. Davalı ... ... Hastanesi Özel Sağlık Hizmetleri AŞ (... ... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkili Şirketin devredildiği tarih itibarıyla davacının herhangi bir alacağı olmadığını, davacının devir sonrasında diğer davalı ile olan iş sözleşmesini haklı neden göstermeden kendisinin feshettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli kararı ile; davalılar arasında işyeri devri olduğu, işletme ruhsatının devir sözleşmesi, 22.03.2016 tarihli işletmenin devir sözleşmesi ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, 22.03.2016 tarihi itibarıyla devir yapılmış olsa da devreden Çorlu Şifa Şirketinin Nisan ayına kadar sorumluluğunun devam ettiği, bu nedenle ... ... Şirketinin de tüm dönemden sorumlu olduğu, her iki davalının da alacaklardan müştereken müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 21.06.2023 tarihli kararı ile; dosya kapsamı ve 30.03.2016 tarihli "whatsapp" yazışmalarına göre davacının iş sözleşmesinin devamının aleyhine esaslı değişiklik içeren yeni sözleşmeyi imzalaması koşuluna bağlandığı, işverenin sunduğu şartları kabul etmeyen davacının iş sözleşmesini feshetme iradesi olmadığı, davacının geçerli bir istifa iradesi bulunmadığı, ücret ve yıllık izin ücretinin ödendiğinin işverence ispatlanamadığı, davacının fazla çalışma yaptığını ispatladığı, işverenin ise fazla çalışma ücretini ödediğini ispatlayamadığı gerekçeleriyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin 21.06.2023 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece; çalışma koşullarının işveren tarafından uygulanmaması sebebiyle davacı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı anlaşıldığından kıdem tazminatı talebinin kabulü isabetli olmuş ise de, ihbar tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile talebin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının haftanın 3 günü 1,5 saat icap nöbeti tuttuğunun kabulü ile fazla çalışma alacağı hesaplanmış olup ilke doğrultusunda değerlendirme yapıldığında; icap nöbetinde geçen sürenin 1/8'inin çalışma süresinden sayılması gerektiğinin düşünülmemesinin hatalı olduğu ayrıca devreden işveren ... ... Şirketinin yıllık izin ücretinden sorumlu tutulmasının da hatalı olduğu gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyulduğu açıklanarak ihbar tazminatı talebinin reddine karar verildiği, ... ... Şirketi'nin yıllık izin ücretinden sorumlu tutulmadığı ve fazla çalışma ücreti hesaplanırken icap nöbetinde geçen sürenin 1/8'inin çalışma süresinden sayılarak davacının haftada 5 saat fazla çalışma yaptığının tespiti ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>1.Davalı Çorlu Şifa Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;</p>

<p>a. Davacının işten çıkarılmadığından kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,</p>

<p>b. Taleplerin zamanaşımına uğradığını,</p>

<p>c. Davacının ücretinin 7.907,91 TL olduğunu ve bu ücret üzerinden hesaplamaların yapılması gerektiğini,</p>

<p>d. Temmuz 2015-Şubat 2016 yılına ait herhangi bir hak ediş kesmediğinden dolayı davacı tarafın müvekkili Şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını,</p>

<p>e. Müvekkili Şirkette fazla çalışma uygulaması olmadığını,</p>

<p>f. Davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını,</p>

<p>g. Davacının alacaklarına mahsuben çek tanzim edildiğini ve ödemeyi aldığını,</p>

<p>h. Dosyada mevcut bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu ileri sürmüştür.</p>

<p>2.Davalı ... Şirket vekili temyiz dilekçesinde;</p>

<p>a. Fazla çalışma hesabı yapılırken toplam fazla çalışmanın hesaplanıp 8'e bölünmesi gerekirken her bir günlük fazla çalışmanın hesaplanması ve günlük fazla çalışma süresinin 11,25 dakika olarak hesaplanıp sonra 06.04.2004 tarihli ve 25425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği (Fazla Çalışma Yönetmeliği) gereği yarım saate yuvarlanacağı iddia edilerek icap nöbeti fazla çalışma süresinin 1/3'ü olarak fazla çalışmanın hesaplandığını,</p>

<p>b. Hüküm yerinde fesih tarihinin yanlış yazıldığını ve yanlış tarihten itibaren faiz uygulandığını,</p>

<p>c. Diğer davalının yıllık ücretli izin alacağından sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu,</p>

<p>d. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun yok hükmünde olduğunu,</p>

<p>e. Emsal ücret araştırması yapılmaksızın, davacı tarafça ücret miktarının ispatlanmış gibi tespit yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu,</p>

<p>f. İşyeri devri olmadığını ileri sürmüştür.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin feshi ve buna bağlı olarak ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma ücretinin hesaplanması ve işçilik alacaklarından davalıların sorumluluğu hususlarına ilişkindir.</p>

<p>1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 41/3 hükmüne göre; "Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırkbeş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmibeş yükseltilmesiyle ödenir.". Fazla Çalışma Yönetmeliği'nin "Fazla Çalışmada Sınır" kenar başlıklı 5/2 hükmüne göre ise "Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sürelerinin hesabında yarım saatten az olan süreler yarım saat, yarım saati aşan süreler ise bir saat sayılır."</p>

<p>Somut olayda davacının haftanın 3 günü 08.30-19.30 saatleri arası 1 saat ara dinlenme ile, 2 günü 08.30-18.00 saatleri arası 1 saat ara dinlenme ile ve cumartesi günleri de 08.30-15.00 saatleri arasında yarım saat ara dinlenme ile çalıştığı kabul edilmiştir. Buna göre davacının haftanın 3 günü 1,5 saat icap nöbeti tuttuğu kabul edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararı doğrultusunda hesaplama yapıldığı açıklanarak günlük 1,5 saatlik icap nöbetinin 1/8'inin icap nöbetinden sayılması gerektiği, 1,5 saatin 1/8'inin 11,25 dakika olduğu ancak Fazla Çalışma Yönetmeliği gereği küsuratlı sürelerin yarım ve tam saatlere yuvarlanması gerektiğinden icap tutulan günlerde en fazla 30 dakikanın çalışma süresinden sayılması gerektiği gerekçesiyle davacının haftada 3 gün 9 saat olmak üzere 27 saat, icap tutmadığı haftanın 2 günü ise günde 8,5 saat olmak üzere 17 saat çalışabileceği, cumartesi günleri de 6 saat çalışarak toplamda bir haftada 50 saat çalışması olacağı, 45 saatten mahsubu ile davacının haftada 5 saat fazla çalışma alacağı hesaplanmıştır. Ancak İlk Derece Mahkemesince hesaplama yönetiminde hataya düşülmüştür.</p>

<p>Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma süreleri haftalık hesaplanır. Bu nedenle Fazla Çalışma Yönetmeliği'nin 5/2 hükmüne göre, fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sürelerinin hesabında yarım saatten az olan sürelerin yarım saat, yarım saati aşan sürelerin bir saat sayılması (yuvarlama) “haftalık” yapılan hesaplama sonrası bulunan çalışma süresi hakkındadır ( Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 08.06.2020 tarihli ve 2017/15506 Esas, 2020/4971 Karar sayılı kararı; Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi, 05.06.2017 tarihli ve 2017/7886 Esas, 2017/13328 Karar sayılı kararı).</p>

<p>Şu hâlde davacının haftada 3 gün 08.30-18.00 saatleri arası 1 saat ara ile 8,5 saatten 25,5 saat çalışması olduğu, icapta geçen 3 günlük toplam 33,75 dakikanında eklenmesi ile 26 saat 4,15 dakika çalışma yaptığı, icap çalışması olmayan 2 gün yapılan 17 saat çalışma ve cumartesi günü yapılan 6 saat çalışma ile toplam 49 saat 4,15 dakika çalışma yaptığı anlaşılmıştır. Haftalık toplam çalışmanın 45 saatten mahsubu ile 4 saat 4,15 dakika fazla çalışma yapıldığı ve yarım saatten az olan sürenin yarım saate yuvarlanması ile haftalık toplam 4,5 saat fazla çalışma yapıldığı tespit edilerek fazla çalışma alacağının hesaplanması yerine yazılı şekildeki hatalı hesaplama ile haftalık 5 saat fazla çalışma yapıldığının tespiti bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine,</p>

<p>Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20253300-e-20253663-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 17:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/yargidta.jpg" type="image/jpeg" length="92754"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/husamettin-cindoruk-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/husamettin-cindoruk-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk tedavi gördüğü hastanede 92 yaşında hayatını kaybetti. Cindoruk bir süredir hastanede tedavi görüyordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hüsamettin Cindoruk 92 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p>Cindoruk, 25 Aralık 2025 tarihinde, evde oksijen satürasyonunun düşmesi üzerine Koç Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada tedavi altına alınan Cindoruk, yoğun bakım servisine yatırıldı.</p>

<p>Cindoruk'un bugün hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p><strong>TAZİYE MESAJLARI</strong></p>

<p><strong>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu: </strong>Eski TBMM Başkanımız, 17 ve 19'uncu dönem Milletvekilimiz Sayın Ahmet Hüsamettin Cindoruk’un vefat haberini derin bir üzüntüyle aldım. Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.</p>

<p><strong>CHP lideri Özgür Özel:</strong> Türk siyasetinin müstesna ismi, TBMM Başkanlığı ve vekâleten Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunmuş Hüsamettin Cindoruk’un vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. Bir ömrü hukuka, Meclis’in itibarına ve demokratik siyaset geleneğine adayan Sayın Cindoruk; makamların ağırlığını, emaneti taşımasını ve zamanı gelince devretmesini bilen bir devlet adamıydı. Genç yaşta hukukçu olarak başladığı yolculukta, darbe dönemlerinin gölgesine rağmen demokratik meşruiyetten yana duruş sergilemesi, hayatındaki en kıymetli izlerden biri olarak hatırlanacaktır. Mekanı cennet olsun.</p>

<p><strong>Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu: </strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanlarından Sayın Hüsamettin Cindoruk’un vefatını üzüntüyle öğrendim. Bir dönemin, bir neslin hafızası olan Sayın Cindoruk; Türkiye’nin netameli süreçlerinde demokrat duruşuyla, Cumhuriyet’in kazanımlarına ve güçlü bir hukuk devleti idealine adanmış bir ömür yaşadı. Kendisine Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.</p>

<p><strong>Eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu: </strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanı Vekilliği görevlerini yerine getirmiş Sayın Hüsamettin Cindoruk Bey’in vefatını üzüntüyle öğrendim. Kendisine Allah’tan rahmet, acılı ailesine ve sevenlerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Mekânı cennet olsun.</p>

<p><strong>HÜSAMETTİN CİNDORUK KİMDİR?</strong></p>

<p>Türk siyasetinin önemli isimlerinden biri olan Hüsamettin Cindoruk, uzun yıllar merkez sağ siyasette görev almış, avukat ve siyasetçi kimliğiyle öne çıkmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı başta olmak üzere birçok önemli görevde bulunan Cindoruk, özellikle 1980 sonrası siyasi dönemde etkili isimlerden biri olarak dikkat çekmiştir.</p>

<p><strong>Siyaset ve hukuk kariyeri</strong></p>

<p>1933 yılında İzmir’de doğan Hüsamettin Cindoruk, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Genç yaşlarda hukuk alanında çalışmaya başlayan Cindoruk, daha sonra siyasete atılarak Türk siyasetinde aktif rol üstlendi.</p>

<p>Demokrat Parti geleneğine yakın çizgide yer alan Cindoruk, Adalet Partisi, ardından Doğru Yol Partisi (DYP) bünyesinde siyaset yaptı. 1970’li yıllardan itibaren milletvekilliği görevinde bulunan Cindoruk, merkez sağın önde gelen temsilcilerinden biri haline geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TBMM Başkanlığı yaptı</strong></p>

<p>Hüsamettin Cindoruk, siyasi kariyeri boyunca en dikkat çeken görevlerinden birini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak yürüttü. 1991-1995 yılları arasında TBMM Başkanlığı görevinde bulunan Cindoruk, bu dönemde Türk siyasetinde önemli bir konuma sahipti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 1993 yılında vefat etmesinin ardından, anayasal süreç kapsamında kısa bir süre Cumhurbaşkanlığına vekâlet etti. Bu göreviyle Türkiye’de devlet yönetiminde kritik bir dönemde sorumluluk üstlendi.</p>

<p><strong>Demokrat Parti geleneğinin önemli ismi</strong></p>

<p>Cindoruk, Türk siyasetinde özellikle demokrat geleneğin savunucularından biri olarak tanındı. Siyasi yaşamı boyunca parlamenter sistem, hukuk devleti ve demokratik kurumların güçlendirilmesi yönünde açıklamalarıyla gündeme geldi.</p>

<p><strong>Kamuoyundaki yeri</strong></p>

<p>Uzun siyasi yaşamı boyunca farklı dönemlerde aktif siyasetin içinde yer alan Hüsamettin Cindoruk, hem hukukçu kimliği hem de devlet tecrübesiyle tanınan isimlerden biri oldu. Türkiye’nin yakın siyasi tarihine tanıklık eden ve çeşitli kritik süreçlerde görev alan Cindoruk, merkez sağ siyasetin hafızasında önemli bir yer edinmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/husamettin-cindoruk-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/960x540-4.jpg" type="image/jpeg" length="35701"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI IŞIĞINDA KOLLUĞUN ZOR KULLANMA YETKİSİNİN HUKUKİ SINIRLARI: ORANTILILIK İLKESİ, İNSAN HAKLARI YÜKÜMLÜLÜKLERİ VE CEZAİ SORUMLULUK]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-kararlari-isiginda-kollugun-zor-kullanma-yetkisinin-hukuki-sinirlari-orantililik-ilkesi-insan-haklari-yukumlulukleri-ve-cezai-sorumluluk-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-kararlari-isiginda-kollugun-zor-kullanma-yetkisinin-hukuki-sinirlari-orantililik-ilkesi-insan-haklari-yukumlulukleri-ve-cezai-sorumluluk-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Kamu gücünün hukukla sınırlandırılması, hukuk devleti düşüncesinin en temel gereklerindendir. Devletin zor kullanma tekelini elinde bulundurması, bu yetkinin serbestçe kullanılabileceği sonucunu doğurmaz. Tam tersine, zor kullanma alanı hukuk düzeni içinde en sıkı denetimi hak eden kamusal faaliyetlerin başında gelir. Kolluk, kamu düzenini sağlamak, suçları önlemek ve güvenliği temin etmek bakımından devletin sahadaki en görünür yüzüdür. Bu görünürlük aynı zamanda bir sorumluluk yaratır: kolluğun eylemleri, temel hak ve özgürlükler bakımından “istisna” gibi değil, sürekli ve dikkatli bir hukuki kontrol alanı gibi ele alınmalıdır. Çünkü zor kullanma; kişi özgürlüğü, beden bütünlüğü ve insan onuru üzerinde doğrudan etkisi olan, kimi vakalarda ise yaşam hakkına kadar uzanan sonuçlar doğurabilen bir müdahale biçimidir. Bu nedenle konu, yalnız teorik tartışmalarla sınırlı kalmaz; uygulamada karşılaşılan uyuşmazlıkların çözümü açısından da belirgin bir ağırlık taşır.</p>

<p>Kolluğun zor kullanma yetkisi gündeme geldiğinde, yalnızca idare hukukuna dair teknik bir yetki sınırı tartışması yürütmüş olmayız. Bu mesele aynı zamanda ceza hukuku, anayasa hukuku ve insan hakları hukuku bakımından iç içe geçen bir problem alanına açılır. Metnin omurgasını oluşturan soru şudur: Hukuk düzeni kolluğa belirli şartlarda güç kullanma imkânı tanırken, bu yetkinin meşru sınırı nerede başlar ve nerede biter? Burada “yetki normlarının varlığı”na işaret etmek tek başına yeterli değildir. Somut olayın koşulları, kullanılan gücün yoğunluğu, amaç ile araç arasındaki ilişkinin niteliği ve müdahalenin doğurduğu sonuçlar birlikte ele alınmalıdır. Bu incelemede başat ölçüt, orantılılık (ölçülülük) ilkesidir.</p>

<p>Bu çalışma, kolluğun zor kullanma yetkisinin sınırlarını orantılılık ilkesi etrafında tartışır. Temel yaklaşım açıktır: Kolluğa tanınan zor kullanma yetkisi, belirli şartlar gerçekleştiğinde bir hukuka uygunluk zemini sağlayabilir. Buna karşılık güç kullanımı “görevin gerektirdiği ölçü”yü aştığında, ceza hukuku sorumluluğu (TCK m.256 üzerinden TCK m.86–87 rejimi), insan hakları ihlali tartışması (Anayasa m.17/3; AİHS m.3) ve buna bağlı kurumsal sonuçlar birlikte gündeme taşınır.</p>

<p>İzleyen bölümlerde önce zor kullanma yetkisinin normatif dayanağı ele alınacak; ardından bu yetkinin hangi şartlarda hukuka uygun kullanılabileceği, orantılılık değerlendirmesinin pratik içeriği, ceza hukuku sonuçları, insan hakları boyutu, ispat ve delillendirme güçlükleri ile kurumsal meşruiyet ilişkisi, Anayasa Mahkemesinin seçili kararları üzerinden tartışılacaktır.</p>

<h3><strong>I. KOLLUĞUN ZOR KULLANMA YETKİSİNİN NORMATİF VE KURUMSAL TEMELİ</strong></h3>

<p>Kolluğun zor kullanma yetkisi, fiili bir güç gösterisinin hukuki kılıfa büründürülmesinden ibaret değildir. Kanunla tanınmış, koşulları belirlenmiş ve sınırları çizilmiş bir kamu yetkisi söz konusudur. Polis bakımından temel düzenleme PVSK m.16’dır. Bu hüküm, kolluğun “direnişle karşılaşması” halinde “direnci kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde” zor kullanabileceğini söyler. Aynı maddede, zor kullanımının kademeli biçimde artan bir seyir izlemesi gerektiği de açıkça belirtilmiştir: bedeni kuvvet → maddi güç → kanuni şartların varlığı halinde silah.</p>

<p>Yetkinin sınırını somutlaştıran iki unsur özellikle öne çıkar. İlk unsur, müdahalenin görevle bağlantısıdır. Kolluk, soyut bir risk algısıyla veya belirsiz ihtimallerle değil; somut bir direniş, saldırı, kaçma girişimi ya da görevin yerine getirilmesini fiilen engelleyen bir durum karşısında zor kullanabilir. İkinci unsur ise ölçüdür. Kullanılan güç, görevin yerine getirilmesi bakımından gerekli olandan fazla olamaz.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, kolluk güç kullanımını incelerken yalnızca “kanuni dayanak var mı?” sorusuyla yetinmez. Somut olayda müdahalenin gerekliliği ve orantılılığı konusunda kamu makamlarının ikna edici bir açıklama sunmasını da bekler. Bu yaklaşım, zor kullanma yetkisini geniş bir serbestlik alanı olmaktan çıkarır; temel haklarla doğrudan bağlantılı, gerekçelendirilmesi gereken anayasal bir sınırlandırma alanına yerleştirir. Toplumsal olaylara müdahale, yakalama ve gözaltı süreçleri gibi pratikte sık karşılaşılan alanlarda bu denetim çizgisi daha da önem kazanır. Zira orantılılık tartışması yalnız müdahalenin kendisine değil, soruşturma ve muhakeme süreçlerinin nasıl kurulduğuna da temas eder.</p>

<p>Bu noktada AYM kararlarında iki yönlü bir denetim hattı izlenir. Birincisi, olay içinde güç kullanımının gereklilik ve orantılılık testlerinden geçirilmesi; ikincisi ise zor kullanma iddialarının araştırılmasında “etkili soruşturma” standardının sağlanıp sağlanmadığının denetlenmesidir. Metin ilerledikçe bu iki yön, karar örnekleriyle birlikte açılacaktır.</p>

<p><strong>II. ZOR KULLANMA YETKİSİNİN HUKUKA UYGUN KULLANIM ŞARTLARI VE AŞAMALILIK ÖLÇÜTÜ</strong></p>

<p>Zor kullanma yetkisinin hukuka uygun biçimde kullanılabilmesi için, müdahaleyi meşrulaştıran koşulların somut olayda gerçekten gerçekleşmiş olması gerekir. İlk koşul, müdahaleyi gerekli kılan somut bir durumun bulunmasıdır. Bu durum çoğu kez aktif direnç, fiili saldırı, kaçma girişimi veya kamu görevlisinin görevini yapmasını engelleyen davranışlar şeklinde kendini gösterir. Buna karşılık yalnız kolluk görevlisinin “kontrol kurma isteği”, rahatsızlığı ya da öngörüsü, tek başına zor kullanma yetkisini meşrulaştırmaya yetmez.</p>

<p>İkinci koşul, müdahalenin gerçekten gerekli olmasıdır. Aynı sonuca daha hafif bir araçla ulaşmak mümkünse, daha ağır bir müdahaleye başvurulması güç kullanımını meşru görev ifası çizgisinden uzaklaştırır. AYM’nin yaklaşımı da bu iki aşamalı sorgulamayı içerir: Önce “Bu güç kullanımına ihtiyaç var mıydı?” sorusu gündeme gelir. Ardından “İhtiyaç varsa kullanılan güç, olayın niteliğiyle uyumlu ölçüde mi kaldı?” sorusu devreye girer.</p>

<p>Üçüncü koşul, aşamalılık ilkesidir. Aşamalılık, gücün olayın gelişimi, direnişin derecesi ve tehlikenin ağırlığıyla uyumlu biçimde artmasını ifade eder. Müdahalenin en ağır araçla başlamaması; mümkün olan hallerde daha hafif araçların önce değerlendirilmesi ve kullanılan gücün olayın ihtiyacıyla sınırlı kalması bu ilkenin doğal sonucudur. PVSK m.16’daki kademeli araç dizgesi (bedeni kuvvet—maddi güç—silah), ölçülülük değerlendirmesi için pratik bir rehber niteliği de taşır.</p>

<p>AYM’nin “direnme yoksa güç gerekçesi daha sıkı açıklanmalıdır” yönündeki yaklaşımı, <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201822602-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Tayfun Yıldırım kararı</a>nda belirgin biçimde görünür. Bu kararda başvurucu, protesto alanında bulunmasına rağmen eylemci olmadığı ve direnmediği halde darp edilerek gözaltına alındığını; sonrasında yürütülen soruşturmanın etkisiz kaldığını ileri sürmüştür. AYM, direnmediği açık biçimde tespit edilen bir kişide yaralanma oluşmasına rağmen savcılığın güç kullanımının gerekliliği ve orantılılığı konusunda somut bir gerekçe kuramadığını; ayrıca delil toplama sürecinde ciddi eksiklikler bulunduğunu (tanıkların dinlenmemesi, kamera kayıtlarına geç başvurulması, şüpheli kolluk görevlilerinin kimlik tespitinin netleştirilememesi) dikkate alarak hem maddi hem usul boyutta ihlal sonucuna ulaşmıştır. Kararın dikkat çekici yönü şudur: orantılılık incelemesi “genel olaylar” üzerinden değil, başvurucuya özgü somut gerekçeler üzerinden kurulmalıdır.</p>

<p><strong>III. ORANTILILIK İLKESİNİN KOLLUĞUN MÜDAHALESİ ÜZERİNDEKİ SINIRLAYICI İŞLEVİ</strong></p>

<p>Kolluğun zor kullanma yetkisinin hukuki sınırını belirleyen esas ölçüt, orantılılık ilkesidir. Orantılılık, müdahalenin meşru bir amaca yönelmiş olmasını tek başına yeterli görmez; kullanılan araç ile doğan sonuç arasında makul bir denge arar. Bu nedenle “görev gereği” ifadesi, tek başına açıklayıcı bir kalkan oluşturmaz. Müdahalenin yoğunluğu ve doğurduğu sonuç ayrıca tartışılmak zorundadır.</p>

<p>Orantılılık tartışması yürütülürken yalnız olayın başlangıcına bakmak da yeterli değildir. Müdahalenin bütün seyrini görmek gerekir: gücün süresi, yoğunluğu, hangi aşamada arttırıldığı ve hangi aşamada sonlandırıldığı birlikte ele alınmalıdır. Direnişi kırma amacı gerçekleştiği halde kuvvet kullanımının sürmesi, orantılılık sınırının aşıldığına ilişkin güçlü bir işarettir. Böyle bir tabloda kötü muamele yasağı tartışması da kaçınılmaz biçimde gündeme gelir. AYM kararlarında orantılılık vurgusu, özellikle direncin seviyesine uygun araç seçimi ve müdahalenin zamanında sonlandırılması başlıklarında kendini gösterir.</p>

<p>Müdahale sonucunda yaralanma doğmuş ve bu yaralanma soruşturma makamlarınca belirli ölçüde kabul edilmişse, AYM içtihadında açıklama yükünün kamu makamları üzerinde ağırlaştığı anlaşılır<a href="https://www.hukukihaber.net/gozaltina-alinma-sirasinda-ve-karakolda-darbedilmeyle-ilgili-etkili-sorusturma-yurutulmemesi-nedeniyle-eziyet-yasaginin-ihlal-edilmesi-1" rel="dofollow"> (Sadrettin Bilir,</a> § 71). “Yaralanma var” olgusunun ortaya çıkmasıyla birlikte, olayın neden bu şekilde geliştiğini açıklayan somut bir delil ve gerekçe zinciri beklenir. Bu, sırf biçimsel bir beklenti değildir; orantılılık denetiminin sağlıklı yapılabilmesi için zorunlu bir ihtiyaçtır.</p>

<p>İncelenen kararlar bakımından AYM’nin iki farklı karar tipinden söz edilebilir. Birinci tipte müdahale zorunlu ve orantılı kabul edilir. İkinci tipte ise orantılılık tartışması yeterince aydınlatılamadığı için usul boyutta ihlal gündeme gelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Orantılılık yönünden ihlal olmadığına hükmedilen örneklerden biri Adil Güzel ve Mühsin Güzel kararıdır. Bu olayda İran sınır hattında kaçakçılık şüphesiyle yakalama sırasında başvurucuların yaralandığı ileri sürülmüş; soruşturma mercileri olayın saldırı/direniş boyutu ve yakalamanın koşulları içinde güç kullanımını meşru değerlendirmiştir. AYM, suçüstü bağlamını, direniş/saldırı iddiasını ve yakalama koşullarını birlikte ele alarak güç kullanımını gerekli ve orantılı bulabilmiş; soruşturma yönünden de asgari düzeyde araştırmanın yapıldığını kabul ederek kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutlarında ihlal olmadığı sonucuna varmıştır. Bu karar, her yaralanmanın kendiliğinden ihlal sonucuna götürmediğini; özellikle saldırı/direniş bağlamında daha bütünlüklü bir değerlendirme yapılabildiğini göstermesi bakımından önemlidir.</p>

<p>Orantılılığın netice üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini özellikle öne çıkaran kararlardan biri<a href="https://www.hukukihaber.net/sorusturma-veya-kovusturmanin-makul-surede-sonuclandirilmasi-kotu-muamele-yasagina-dair-usuli-yukumlulukler" rel="dofollow"> Elif Aydın Dost kararı</a>dır. Burada kolluk müdahalesi sırasında başvurucunun parmağı kırılmış; derece mahkemesi zor kullanma yetkisinin sınırının aşıldığını kabul etmiş; yargılama sonunda ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir. AYM, bu sonucu yalnız ceza muhakemesi tekniği üzerinden değil, insan hakları hukuku bakımından da ele almıştır. Kemik kırığı gibi ağır bir neticenin bulunduğu durumlarda HAGB uygulanmasının “cezasızlık izlenimi” doğurabileceği, caydırıcılığı zayıflatabileceği ve devletin pozitif yükümlülükleri açısından sorun yaratabileceği vurgulanmıştır. AYM’ye göre etkili soruşturma yükümlülüğü, salt delil toplama faaliyetiyle sınırlı değildir; ihlalin ağırlığıyla uyumlu, gerçek anlamda yaptırım etkisi doğuran bir sonuca ulaşmayı da gerektirir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/sorusturma-veya-kovusturmanin-makul-surede-sonuclandirilmasi-kotu-muamele-yasagina-dair-usuli-yukumlulukler" rel="dofollow">Elif Aydın Dost</a> ve <a href="https://www.hukukihaber.net/gozaltina-alinma-sirasinda-ve-karakolda-darbedilmeyle-ilgili-etkili-sorusturma-yurutulmemesi-nedeniyle-eziyet-yasaginin-ihlal-edilmesi-1" rel="dofollow">Sadrettin Bilir</a> kararları birlikte okunduğunda, AYM’nin caydırıcılık standardını tek bir başlığa indirgemediği anlaşılır.<a href="https://www.hukukihaber.net/sorusturma-veya-kovusturmanin-makul-surede-sonuclandirilmasi-kotu-muamele-yasagina-dair-usuli-yukumlulukler" rel="dofollow"> Elif Aydın Dost</a> çizgisinde, eylem sabit görülmüş olmasına rağmen HAGB gibi kurumların fiilen yaptırımı etkisizleştirmesi, kamu görevlilerinin karıştığı kötü muamele iddialarında caydırıcılığı zayıflatabilir. Sadrettin Bilir çizgisinde ise yaptırımın türünden çok; ağır netice ile güç kullanımının gerekçelendirilmemesi ve olayın maddi gerçeğinin ortaya çıkarılmaması üzerinden hem maddi hem usul boyutta ihlal tartışması gündeme gelir. Bu iki karar bir arada düşünüldüğünde, AYM’nin “cezasızlık/caydırıcılık” standardını hem yargısal sonucun etkisi hem de soruşturmanın niteliği bakımından birlikte aradığı görülür.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/gozaltina-alinma-sirasinda-ve-karakolda-darbedilmeyle-ilgili-etkili-sorusturma-yurutulmemesi-nedeniyle-eziyet-yasaginin-ihlal-edilmesi-1" rel="dofollow">Sadrettin Bilir kararı </a>ayrıca şu ihtimali de ortaya koyar: Olayın bütün ayrıntıları tam olarak aydınlatılamamış olsa bile, başvurucuya atfedilen fiziksel saldırganlık isnadının bulunmaması ve ortaya çıkan yaralanmanın ağırlığı birlikte ele alınarak müdahalenin orantısız olduğu sonucuna varılabilir (<a href="https://www.hukukihaber.net/gozaltina-alinma-sirasinda-ve-karakolda-darbedilmeyle-ilgili-etkili-sorusturma-yurutulmemesi-nedeniyle-eziyet-yasaginin-ihlal-edilmesi-1" rel="dofollow">Sadrettin Bilir</a>, §§ 78–80). Bu yaklaşım, orantılılık denetiminde “netice” ile “açıklama yükü”nün birlikte önem kazandığını gösterir.</p>

<p>Orantılılık tartışmasının yeterince aydınlatılamaması nedeniyle usul boyutta ihlal verilen kararların örnekleri olarak <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201516217-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Burhan Çoban</a> ve<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2014788-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> Süleyman Göksel Yerdut</a> kararları aşağıda ayrıca ele alınacaktır.</p>

<p><strong>IV. ZOR KULLANMA YETKİSİNİN SINIRININ AŞILMASI VE CEZA HUKUKU SONUÇLARI</strong></p>

<p>Zor kullanma yetkisinin sınırlarının aşılması, ceza hukuku bakımından doğrudan sonuç doğurur. TCK m.256, zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin görevi sırasında kişilere karşı görevin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağını düzenler. Bu hüküm, kolluğun kamusal yetkisinin bir “cezasızlık alanı” olmadığını açıkça ortaya koyar. Güç kullanımı sınırı aşarsa, eylem ceza hukuku rejimi içinde değerlendirilir.</p>

<p>Burada meselenin özü, fiilin başlangıçta görev kapsamında ortaya çıkıp çıkmadığıyla sınırlı değildir. Esas mesele, müdahalenin hangi anda “görevin gerektirdiği ölçü” sınırının dışına taşmış olduğudur. Kolluk görevlisinin eylemi başlangıçta hukuka uygun bir müdahale görünümü taşıyabilir. Ne var ki direnişin sona ermesinden sonra güç kullanımının sürdürülmesi, gereksiz yoğunlukta müdahale edilmesi veya kullanılan aracın olayın niteliğine göre açıkça ağır kalması halinde aynı fiil, artık yetkinin kullanımı değil yetkinin aşılması olarak nitelendirilir.</p>

<p>Bu cezai tartışmanın anayasal düzlemle bağlantısı, AYM’nin kötü muamele yasağının maddi boyutunda kullandığı “gerekçe/orantılılık” testidir. AYM, güç kullanımının gerekçesi ve orantılılığı ikna edici biçimde açıklanamazsa maddi boyutta ihlal sonucuna varabilir. Soruşturma delil toplamayı başaramazsa, en azından usul boyutta ihlal tespiti gündeme gelebilir. <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201822602-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Tayfun Yıldırım kararı,</a> bu bağlantıyı pratik düzeyde açık biçimde yansıtır: zorunluluk ve orantılılık değerlendirmesi, kamu makamlarınca somut biçimde ortaya konulmalıdır.</p>

<p><strong>V. KOLLUĞUN MÜDAHALESİNİN İNSAN HAKLARI HUKUKU BAĞLAMINDA DENETİMİ</strong></p>

<p>İnsan hakları hukuku bakımından kötü muamele yasağı (Anayasa m.17/3; AİHS m.3) mutlak niteliktedir; istisnaya kapalıdır. Bununla birlikte kolluk güç kullanımı vakalarında ihlal değerlendirmesi, somut olayın ağırlığı, zorunluluk, orantılılık ve devletin etkili soruşturma yürütme kapasitesi gibi ölçütler üzerinden yapılır.</p>

<p>AYM’nin yaklaşımında iki boyut öne çıkar. Maddi boyut, güç kullanımının zorunlu ve orantılı olup olmadığına ve yaralanmanın makul bir açıklamasının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Usul boyut ise etkili soruşturma yükümlülüğüne yönelir. Delillerin süratle ve derinlikli toplanması, kararların gerekçeli ve somutlaştırılmış olması, fail–eylem bağlantısının kurulması, kamera ve tanık gibi objektif delillere zamanında başvurulması bu boyut altında değerlendirilir.</p>

<p>Uygulamada kolluk müdahalelerinin yoğunlaştığı dönemlerde, teorik sınırlar ile fiili uygulama arasındaki mesafe daha görünür hale gelir. Bu nedenle AYM’nin bu alandaki kararları, sadece “olayda ne oldu?” sorusunu değil, “devlet bu iddiayı nasıl araştırdı?” sorusunu da birlikte ele alır.</p>

<p>Bu iki boyutun pratik karşılığını göstermek bakımından<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201516217-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> Burhan Çoban</a> ve <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2014788-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Süleyman Göksel Yerdut</a> kararları özellikle öğreticidir.<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201516217-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> Burhan Çoban kararı</a>nda başvurucu, Ankara Adliyesi’nde bir duruşma öncesi/çevresinde yaşanan kargaşa sırasında kamu görevlileri tarafından darbedildiğini; olay yerinin kamera ve tanık imkânına elverişli olmasına rağmen soruşturmanın olayın nasıl gerçekleştiğini ortaya koymadığını ileri sürmüştür. AYM, kamu makamlarının kontrol ve gözetimi altında olması beklenen bir alanda meydana gelen yaralanmada; kamera araştırmasının kapsamı, tanık/delil toplama yeterliliği ve somut fail–somut eylem bağlantısının kurulması gibi noktalarda soruşturmanın derinlikli yürütülmediği kanaatine vararak usul boyutta ihlal tespit etmiştir. Buradaki temel fikir nettir: Olay aydınlatılmadan, orantılılık tartışması sağlıklı biçimde yürütülemez.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2014788-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Süleyman Göksel Yerdut kararı</a>nda ise başvurucu, gözaltı sürecinde kötü muamele gördüğünü ve kolunun kırıldığını ileri sürmüştür. Soruşturmanın tutanaklar ve soyut değerlendirmelerle yürütüldüğü; objektif delillere yeterince yönelmediği iddia edilmiştir. AYM, gözaltı gibi kişinin devletin kontrolü altında bulunduğu bir süreçte meydana gelen ağır bir yaralanmanın nasıl oluştuğunun açıklığa kavuşturulmasını devletin özel bir yükümlülüğü olarak görmüş; kamera kayıtları gibi objektif delillere yönelmemesini ve şüpheli kimlik ile somut eylem tespitinin sağlanmamasını etkili soruşturma yükümlülüğüne aykırı bularak usul boyutta ihlal sonucuna ulaşmıştır. Bu karar, devlet gözetimi altındaki süreçlerde açıklama ve delil toplama yükümlülüğünün daha ağır bir şekilde devreye girdiğini somut biçimde gösterir.</p>

<p>Bu iki karar yan yana konulduğunda ortaya çıkan sonuç açıktır: Kolluk müdahalelerinde maddi boyutta orantılılık değerlendirmesi, çoğu kez usul boyuttaki soruşturmanın kalitesine bağlıdır. Olay aydınlatılamazsa, orantılılık denetimi de ikna edici biçimde yürütülemez.</p>

<p><strong>VI. YAŞAM HAKKI BOYUTU: ÖLÜMCÜL GÜÇ, “MUTLAK ZORUNLULUK” VE SORUŞTURMA</strong></p>

<p>Kolluğun güç kullanımı ölümle sonuçlandığında denetim rejimi daha da sıkılaşır. Bu durumda yalnız kötü muamele yasağı değil, Anayasa m.17 kapsamındaki yaşam hakkının maddi ve usul boyutu da değerlendirmeye dahil olur. AYM, ölümle sonuçlanabilecek güç kullanımında gereklilik ve ölçülülük incelemesini daha yoğun uygular; ayrıca müdahalenin “mutlak zorunluluk” standardını karşılayıp karşılamadığını da araştırır. Yalnızca hukuki dayanak gösterilmesi yeterli değildir. Daha hafif araçlarla sonuca ulaşmak mümkün müydü? Müdahale gerçekten son çare miydi? Kullanılan gücün doğurduğu sonuç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir denge var mıydı? Bu sorular birlikte ele alınır.</p>

<p>AYM’nin yaklaşımı yalnız güç kullanımının kendisiyle sınırlı değildir. Devletin yaşamı koruma yönündeki pozitif yükümlülüğü de bu denklemin içindedir. Bu yükümlülük, kolluk müdahalesinin gerçekleştiği anla sınırlı kalmaz; müdahale sonrası sağlık hizmetine erişim, uygun tıbbi müdahalenin zamanında sağlanması ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması da bu çerçevede ele alınır.</p>

<p>Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri Esma Çelebi kararıdır. Psikiyatrik rahatsızlığı bulunan başvurucu, kolluk ve sağlık görevlilerinin müdahalesi sonrasında yaşamını yitirmiş; yürütülen soruşturmanın niteliği tartışma konusu olmuştur. AYM, yalnız güç kullanımını değil, devletin yaşamı koruma yükümlülüğünü de dikkate alarak; sağlık müdahalesinin zamanında ve uygun biçimde sağlanıp sağlanmadığına ve olayın tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulup kavuşturulmadığına odaklanmıştır. Soruşturmanın olayın gerçek nedenlerini ortaya koyacak derinlikte yürütülmediği değerlendirilerek yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bu karar, kolluk müdahalesini yalnız fiziksel güç kullanımına indirgemeden; kırılgan gruplar bakımından koruma ve uygun müdahale yükümlülüğüyle birlikte düşünmek gerektiğini hatırlatır.</p>

<p>Murat Çakmak kararı da ölümle sonuçlanan veya ölüm riski doğuran güç kullanımına ilişkin denetimin sınırlarını göstermesi bakımından önemlidir. Bu kararda AYM, kolluğun silah kullanımı dahil başvurduğu güç araçlarının ancak mutlak zorunluluk halinde meşru kabul edilebileceğini vurgulamış; müdahalenin kaçınılmazlığı ve ölçülülüğünün somut olayın koşulları içinde ortaya konulması gerektiğini belirtmiştir. Olayın gelişim süreci, kolluğun karşı karşıya kaldığı tehlikenin niteliği ve kullanılan gücün sonuçları birlikte değerlendirilmiş; somut olayda yaşam hakkının maddi ve usul boyutları bakımından ihlal bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte karar, ölümcül güç kullanımının hukuka uygun kabul edilebilmesi için soyut tehlike değerlendirmelerinin yeterli olmayacağını; müdahalenin gerçekten son çare olup olmadığının somut verilerle temellendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyar.</p>

<p>Bu iki karar birlikte ele alındığında, yaşam hakkı boyutunda kolluğun güç kullanımının denetiminin sadece sonuca değil; zorunluluk, araç seçimi, olayın gelişimi ve devletin koruma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği gibi birden fazla unsura dayandığı görülür. Ölüm riski doğuran durumlarda zor kullanma yetkisi tartışması, doğrudan yaşam hakkı güvenceleriyle birlikte ele alınması gereken bir anayasal denetim alanına dönüşür.</p>

<p><strong>VII. İSPAT SORUNU, DELİLLENDİRME VE USULİ GÜVENCELER</strong></p>

<p><strong>Kolluk müdahalelerinde orantısız güç kullanımını ortaya koymak çoğu zaman ciddi ispat güçlükleri doğurur. Olaylar sıklıkla kolluğun kontrolündeki alanlarda gerçekleşir; mağdurun delil üretme kapasitesi sınırlı kalır. Bu nedenle AYM kararlarında bazı delil türleri öne çıkar: kamera kayıtları, tanık beyanları, adli raporlar, teşhis işlemleri, olay yeri inceleme ve kriz anına ilişkin kayıtlar.</strong></p>

<p>Kararlardan çıkan pratik tabloyu kısaca şöyle özetlemek mümkündür:<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201822602-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> Tayfun Yıldırım kararı</a>nda delillerin zamanında ve derinlikli toplanmaması (kamera/tanık/şüpheli tespiti) hem maddi hem usul boyutta ihlale zemin hazırlamıştır. <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201516217-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Burhan Çoban kararı</a>nda olay yeri kamera araştırmasına elverişli olmasına rağmen soruşturmanın delil kapsamının genişletilmemesi usul ihlali sonucunu doğurmuştur. <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2014788-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Süleyman Göksel Yerdut kararı</a>nda ise devlet kontrolündeki bir süreçte ağır yaralanmanın oluşumu açıklığa kavuşturulamadığı için usul boyutta ihlal tespiti yapılmıştır.</p>

<p>Bu nedenle “etkili soruşturma standardı”, yalnız teorik bir ölçüt olarak kalmaz; pratikte bir kontrol listesi gibi de kullanılabilir. Soruşturma süratli olmalı; kamera kayıtlarına gecikmeksizin ulaşılmalıdır. Olayın çekirdeği açıklığa kavuşturulmalıdır: darp nerede gerçekleşti, kimler müdahalede bulundu, müdahale hangi gerekçeyle başladı ve nasıl sona erdi? Gerekçeler genel olay tasviriyle değil, başvurucuya özgü somut verilerle kurulmalıdır. Mümkün olduğu ölçüde soruşturmanın bağımsızlığı sağlanmalı; kovuşturmaya yer olmadığı kararlarında deliller tartışılmalı ve zorunluluk/orantılılık değerlendirmesi görünür hale getirilmelidir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/gozaltina-alinma-sirasinda-ve-karakolda-darbedilmeyle-ilgili-etkili-sorusturma-yurutulmemesi-nedeniyle-eziyet-yasaginin-ihlal-edilmesi-1" rel="dofollow">Sadrettin Bilir kararı,</a> etkili soruşturmanın asgari gereklerini özellikle kamera/çevre görüntüsü araştırması, Adli Tıp/ileri görüntüleme ile yaralanmanın niteliğinin belirlenmesi ve olaya karışan kolluk görevlileri ile tanıkların tespiti/dinlenmesi ekseninde somutlaştırır. Bu adımların atılmaması, soruşturmanın etkililiğiyle bağdaşmaz görülmüş ve usul boyutta ihlal sonucuna gidilmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/gozaltina-alinma-sirasinda-ve-karakolda-darbedilmeyle-ilgili-etkili-sorusturma-yurutulmemesi-nedeniyle-eziyet-yasaginin-ihlal-edilmesi-1" rel="dofollow">(Sadrettin Bilir, </a>§§ 84–88).</p>

<p><strong>VIII. KOLLUĞUN ETİĞİ, KURUMSAL MEŞRUİYET VE HUKUK DEVLETİ GÜVENCESİ</strong></p>

<p>Zor kullanma yetkisi tartışması, yalnız mevzuatın teknik yorumundan ibaret değildir. Ölçüsüz güç kullanımı, bireyin beden bütünlüğüne zarar vermekle kalmaz; toplumun hukuk düzenine duyduğu güveni de aşındırır. Bu nedenle AYM kararlarında öne çıkan ortak mesaj, kolluk yetkisinin bir “cezalandırma aracı” olarak görülmemesi gerektiğidir. Zor kullanma, ancak zorunlu hallerde kamu düzenini sağlamak için başvurulan istisnai bir araç olabilir. Bu aracın kullanımı maddi boyutta ölçülü olmalı; iddia ortaya çıktığında ise devlet, şeffaf ve etkili bir soruşturma ile hesap verebilirliği sağlamalıdır.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Kolluğun zor kullanma yetkisi, kamu düzeninin sağlanması ve kamusal güvenliğin korunması bakımından hukuk düzeni tarafından tanınmış bir müdahale aracıdır. Bununla birlikte, niteliği gereği en yoğun sınırlandırmaya tabi tutulması gereken kamusal güç biçimlerinden biridir. Bu çalışma bakımından ulaşılan sonuç nettir: Zor kullanma yetkisi ancak görevin gerektirdiği ölçü içinde kaldığı sürece hukuka uygunluk zemini oluşturur. Müdahale, direnişi etkisiz hale getirme amacıyla sınırlı kaldığında meşruiyet taşıyabilir; fakat bu sınır aşıldığında artık kamu görevlisinin yetkisini kullanmasından değil, yetkiyi hukuka aykırı biçimde genişletmesinden söz edilir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin bu çalışmada ele alınan kararları, sınırın nasıl çizileceğine ilişkin iki temel ölçüt sunar. Birincisi, maddi boyutta zorunluluk ve orantılılık testinin somutlaştırılmasıdır. İkincisi, usul boyutta etkili soruşturma yükümlülüğünün gerçekten işletilmesidir. <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201822602-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Tayfun Yıldırım kararı</a>nda direnme olmadığı halde yaralanmanın açıklanamaması ve soruşturmadaki eksiklikler hem maddi hem usul boyutta ihlal sonucuna götürmüştür. <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2014788-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Süleyman Göksel Yerdut </a>ve <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201516217-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Burhan Çoban</a> kararları, devlet kontrolündeki süreçlerde yaralanmanın aydınlatılamamasının usul ihlali doğurduğunu göstermiştir. Esma Çelebi kararı, ölüm zincirinin kritik halkaları araştırılmadığında yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilebileceğini ortaya koymuştur. Buna karşılık Adil Güzel ve Mühsin Güzel ile Murat Çakmak kararları, olayın bağlamı ve delil seti yeterli olduğunda güç kullanımı ve soruşturma yönünden ihlal bulunmaması sonucunun da mümkün olabildiğini göstermektedir.</p>

<p>Bu bütün içinde <a href="https://www.hukukihaber.net/gozaltina-alinma-sirasinda-ve-karakolda-darbedilmeyle-ilgili-etkili-sorusturma-yurutulmemesi-nedeniyle-eziyet-yasaginin-ihlal-edilmesi-1" rel="dofollow">Sadrettin Bilir kararı</a> iki yönüyle tamamlayıcı bir yerde durur. İlk olarak, yaralanma olgusunun varlığı ve yaralanmanın belirli ölçüde kabulü halinde, güç kullanımının orantılılığının kamu makamlarınca ikna edici biçimde açıklanması gerektiğini vurgular (<a href="https://www.hukukihaber.net/gozaltina-alinma-sirasinda-ve-karakolda-darbedilmeyle-ilgili-etkili-sorusturma-yurutulmemesi-nedeniyle-eziyet-yasaginin-ihlal-edilmesi-1" rel="dofollow">Sadrettin Bilir,</a> § 71). İkinci olarak, ağır neticenin bulunduğu olaylarda müdahalenin orantılılığı ile soruşturmanın etkililiğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösterir (<a href="https://www.hukukihaber.net/gozaltina-alinma-sirasinda-ve-karakolda-darbedilmeyle-ilgili-etkili-sorusturma-yurutulmemesi-nedeniyle-eziyet-yasaginin-ihlal-edilmesi-1" rel="dofollow">Sadrettin Bilir,</a> §§ 78–80, 84–88).</p>

<p>Bu çalışma boyunca görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin yaklaşımı yalnızca “güç kullanıldı mı?” sorusuna odaklanmakla sınırlı değildir; aynı zamanda bu gücün neden, nasıl ve hangi somut delillerle meşrulaştırıldığı sorusuna da yanıt aramaktadır. Burada asıl belirleyici eşik, soruşturma pratiğinin niteliğidir. Zira olayın yeterince aydınlatılamadığı, kamera kayıtlarına geç başvurulduğu, tanık beyanlarının alınmadığı veya müdahaleye katılan görevlilerin somut biçimde ortaya konulamadığı her dosya, yalnızca bireysel bir hak ihlali iddiasını değil; aynı zamanda kamu gücünün hesap verebilirliğine duyulan güveni de zedelemektedir. Bu risklerin giderilmesi kolluğun işlevini zayıflatmaz; aksine hukuka uygun güç kullanımını güçlendirir ve kurumsal meşruiyeti pekiştirir.</p>

<p>Kanaatimce kolluğun zor kullanma yetkisine ilişkin tartışmanın merkezinde “kolluğa güven” değil, “hukuka güven” yer almalıdır. Zira hukuk devleti, kamu gücünü iyi niyete bırakmakla değil; onu denetlenebilir, ölçülebilir ve gerekçelendirilebilir kılmakla ayakta durur.</p>

<p>Sonuç olarak hukuk devletinin amacı kolluğu işlevsizleştirmek değildir. Amaç, kamusal gücü hukuk içinde tutmaktır. Kolluk müdahalelerinde ölçünün korunması, yalnız bireyin temel haklarının güvence altına alınması açısından değil; devletin meşruiyetinin, ceza adaletinin ve toplumsal güvenin korunması bakımından da zorunludur.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-deniz-turay" title="Av. Deniz TURAY"><img alt="Av. Deniz TURAY" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/03/deniz-turay.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-deniz-turay" title="Av. Deniz TURAY">Av. Deniz TURAY</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-kararlari-isiginda-kollugun-zor-kullanma-yetkisinin-hukuki-sinirlari-orantililik-ilkesi-insan-haklari-yukumlulukleri-ve-cezai-sorumluluk-1</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 17:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/03/yargi/anayasan.jpg" type="image/jpeg" length="98322"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2015/16217 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-201516217-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201516217-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 12/1/2021 tarihli ve 2015/16217 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>BURHAN ÇOBAN BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>(Başvuru Numarası: 2015/16217)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>Karar Tarihi: 12/1/2021</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Hicabi DURSUN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Muammer TOPAL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Sinan ARMAĞAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Burhan ÇOBAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Av. Saliha ŞAHİN DENİZER</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN KONUSU</strong></p>

<p>1. Başvuru, tanıklık yapmak amacıyla duruşma salonu önünde bekleyen başvurucunun çıkan kargaşada kamu görevlileri tarafından hakaret ve tehdide maruz kalıp darbedilmesi olayına ilişkin olarak etkili bir soruşturma yürütülmemesi sebebiyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>BAŞVURU SÜRECİ</strong></p>

<p>2. Başvuru 21/9/2015 tarihinde yapılmıştır.</p>

<p>3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.</p>

<p>4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir. Bakanlık görüşüne karşı başvurucu beyanda bulunmuştur.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:</p>

<p>8. Başvurucu, E.S.nin ölümüyle ilgili olarak yürütülen ceza yargılamasının 23/9/2013 tarihli duruşmasında tanık olarak ifade vermek için Ankara Adalet Sarayındaki (Ankara Adliyesi) duruşma salonunun önünde kalabalık bir grupla beraber beklemeye başlamıştır. E.S. kamuoyunda <i>Gezi Parkı olayları</i> olarak bilinen olaylarda 14/6/2013 tarihinde yaşamını yitirmiştir (söz konusu olayların arka plan bilgisi için bkz.<i> Özge Özgürengin,</i> B. No: 2014/5218, 19/4/2018, § 10).</p>

<p>9. Başvurucuya göre duruşma salonunda yüze yakın sivil giyimli polis bulunmaktadır. Ayrıca Ankara Adliyesinin her tarafını üniformalı ve sivil polisler kuşatmıştır. Başvurucu; bu kişilerin bir kısmının görevi gereği orada bulunduğunu, diğerlerinin ise yargılanmakta olan sanığa destek olmak ve duruşmayı takip etmek amacıyla geldiğini belirtmiştir.</p>

<p>10. Başvurucu; duruşmayı takip eden avukatların itirazları üzerine salonda bulunan sivil giyimli polislerin Mahkeme Heyeti tarafından dışarıya çıkarıldığını, hem bu kişilerin hem de dışarıda bekleyen polislerin salon dışında bulunan tanıklara ve E.S.nin yakınlarına hakaret ve tehditte bulunduğunu beyan etmiştir.</p>

<p>11. Başvurucu, duruşma salonu önünde bekleyen Çevik Kuvvet polisleri ile sivil polislerin başvurucunun da içinde olduğu grubu merdivenlere doğru sürüklediği, bu esnada resmî kıyafetli polislerin cop ve kalkanlarla, sivil polislerin ise tekme ve yumruklarla kendisini darbettiğini belirtmiştir. Bir grup insanın merdivenlere doğru sürüklenirken kendisinin polislerin arasında kaldığını belirten başvurucu; aldığı darbeler sonrasında yerde kaldığını, yerde iken başına, koluna ve bacaklarına da vurulduğunu ifade etmiştir. Devamında başvurucu, bir Çevik Kuvvet polisi tarafından boynundan tutularak merdivenden aşağıya atıldığını söylemiştir.</p>

<p>12. Tanıklık yapacağı davanın ertelenmesi üzerine aynı gün Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine giden başvurucu hakkında sağlık raporu düzenlenmiştir. Kesin adli raporda şu hususlara yer verilmiştir:</p>

<p>"<i>Darp sonucu yaralanarak hastanemiz aciline müracaat eden şahsın yapılan muayenesinde alın solunda ekimoz, sıyrık ve ödem, sol göz medialinde ekimoz ve hiperemi, sol kaş üzerinde ekimoz, sağ ön kolda YDT na bağlı hassasiyet ve sıyrıklar, belin solunda çizik ve sıyrıklar, baş ve sağ dizde ağrı ve hassasiyet ve saptanmış olup, çekilen grafilerde ve kranial CT de patoloji saptanmadı. Sağ ön kola elastik bandaj uygulanmıştır. "</i></p>

<p>13. Raporda, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği ifade edilmiştir.</p>

<p>14. Başvurucu, avukatı aracılığıyla 26/9/2013 tarihinde sunduğu dilekçeyle yaşadığı olayla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) şikâyette bulunmuş; duruşma salonu önünde görevli olan veya destek amacıyla gelen polislerden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu; dilekçesinde duruşma salonu girişinde bulunan güvenlik kamerasının olayları kaydettiğini, bu görüntülerin ham hâllerinin istenmesi gerektiğini, ayrıca tanıklarının baskı altına alınmaması için şimdilik isimlerini bildirmeyeceğini fakat istendiği takdirde bu kişileri dinlenmek üzere hazır edebileceğini belirtmiştir.</p>

<p>15. Savcılık, aynı olayda yaralandığını ileri süren K.A. isimli şikâyetçi hakkındaki soruşturmayı başvurucunun dosyasıyla birleştirmiştir. Savcılık soruşturma kapsamında;</p>

<p>- Duruşma salonu önündeki güvenlik kamerasının kayıtlarını,</p>

<p>- Görevli polis memurlarının olayla ilgili olarak tuttuğu tutanakları, adli işlemlerin -yapıldığı takdirde- soruşturma numarasının tespit edilmesini,</p>

<p>- Görevli polis memurları hakkında idari bir işlem yapılmışsa buna dair belgelerin onaylı birer suretini,</p>

<p>- Duruşma salonu ile bekleme salonunda görevli sivil ve resmî kıyafetli polis memurlarının tespiti ile teşhise elverişli fotoğraflarının gönderilmesini istemiştir.</p>

<p>16. Ankara Emniyet Müdürlüğü cevap yazısında Ankara Adliyesinde gerçekleşen olaylarla ilgili olarak hazırlanan evrakın 2013/14915 sayılı yazıyla Savcılığın Basın Suçları Soruşturma Bürosuna gönderildiğini, görevli polis memurları hakkında başlatılan herhangi bir idari işlem olmadığını belirtmiş; ayrıca yazıya olaylarla ilgili yedi CD eklemiştir.</p>

<p>17. Basın Suçları Soruşturma Bürosuna gönderilen yazı sonrasında Savcılık soruşturma başlatmış ve soruşturma sonucunda kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan başvurucu hakkında iddianame düzenlemiştir. Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada 17/4/2019 tarihinde başvurucunun beraatine karar verilmiştir. Verilen karar istinaf edilmeden kesinleşmiştir.</p>

<p>18. Savcılık soruşturma kapsamında elde ettiği görüntülerin bilirkişi vasıtasıyla çözümünü yaptırmıştır. 10/12/2013 tarihli bilirkişi raporunda başvurucunun iddialarına konu olayların sadece duruşma salonu girişindeki güvenlik kamerası tarafından kayda alındığı belirtilerek görüntülere dair şu tespitler yapılmıştır:</p>

<p>i. Duruşma salonu önündeki kavga saat 10.37'de başlamış, yaklaşık kırk beş saniye sürmüştür.</p>

<p>ii. Başvurucu, kavganın yoğun olarak yaşandığı esnada olay yerinde bulunmadığı gibi başvurucunun başkasına karşı gerçekleştirdiği bir eylem de tespit edilememiştir.</p>

<p>iii. Başvurucu kavganın başlaması sonrasında yaşanan izdiham dolayısıyla koridorun başında bulunan merdivenlere doğru sürüklenmiş, güvenliği sağlamak için orada bulunan Çevik Kuvvetin arasında kalmıştır.</p>

<p>iv. Yaklaşık iki yüz kişinin koridorda beklemesiyle izdiham oluşması, olayların hızlı bir şekilde gelişmesi, saniyede altı karelik görüntü kaydı yapılması ve yakınlaştırma yapıldığında görüntüde meydana gelen dağılma nedeniyle merdiven başına sürüklenerek izdihamda kaybolan başvurucuya vurulup vurulmadığının veya kimler tarafından vurulduğunun tespiti mümkün olmamıştır.</p>

<p>19. Başvurucu avukatı ile beraber 14/5/2014 tarihinde Savcılıkta ifade vermiştir. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"...duruşma salonunun önünde mahkemeye davetli mi yoksa kendiliğinden mi geldiler bilmediğim kalabalık bir grup vardı daha sonra bunların bir kısmının sivil kıyafetli polis memurları olduklarını ve </i>[E.S.nin]<i> vurulmasından sorumlu</i> [A.Ş.nin]<i> ekip arkadaşları olduklarını öğrendim. Sonradan polis olduğunu öğrendiğim bu 20-30 kişilik grup duruşma salonuna izinsiz olarak girdi, daha sonradan öğrendiğim kadarı ile avukatların t[a]lebi ile dışarı çıkarıldılar, ancak bu grup tekrar duruşma salonuna girdi, tekrar dışarı çıktıklarında ortada bir gerginlik ve sebep yokken [d]uruşma salonu önünde bekleyen ben ve diğer tanıklara saldırdılar, polislerin saldırdığı sivil kişilerin tamamının tanık olduğunu zannetmiyorum, içlerinde mahkemeyi seyretmek için gelmiş kişiler ve avukatlar olduğunu biliyorum. Bana ve orada bulunan vatandaşlara, arkadaşlara fiili müdahalede bulunup etkili eylem uygulayarak yaralayan polis memurları sivil olarak gelmiş olan çevik kuvvet polisleriydi. Hiç biri resmi kıyafette değildi. Polis olduklarını ilk duruşmaya girerken silahlarını görevliye teslim etmeleri sırasında gördük ve duyduk. Bunun yanında aynı kişileri bir basın açıklamasında resmi kıyafetli olarak gördüm ve teşhis ettim.</i></p>

<p><i>Ben bu polisler tarafından kat merdiveninden aşağı fırlatıldım, belimden, burnumdan ve başımdan yaralandım bunun yanında bir çok polis memuru ayak ve elleri ile vurdular yere düştüğüm halde vurmaya devam ettiler, polisler beni merdivenden aşağı fırlatınca yaralı bir şekilde alt kata girerek arbededen kurtuldum..."</i></p>

<p>20. Başvurucu aynı zamanda kamera görüntülerine ilişkin bilirkişi raporunu ve CD'leri, kendisine vuran kişileri teşhis etmek amacıyla Savcılıktan talep etmiştir.</p>

<p>21. Başvurucu 8/7/2014 tarihinde yeniden avukatıyla birlikte Savcılıkta ifade vermiş, ayrıca kendisine olay günü Adliye içinde ve çevresinde görevli polislerin de olduğu çok sayıda polis fotoğrafı gösterilmiştir. Gösterilen fotoğrafları inceleyen başvurucu kendisine vuran iki polis memurunu teşhis etmiştir. Başvurucuya göre bu iki polis memuru olay yerine görevli olarak değil duruşmayı izlemek amacıyla gelmiştir. Başvurucu, kendisine vuran üçüncü polis memurunun fotoğrafının olmadığını bildirmiştir.</p>

<p>22. Başvurucunun teşhis ettiği polislerden biri olan M.Ç. 22/7/2014 tarihinde Savcılıkta şüpheli sıfatıyla ifade vermiştir. İfadesinde özetle olay tarihinde Adliye dışında resmî kıyafetli şekilde görev yaptığını, hiçbir şekilde Adliye içine girmediğini, kimseye fiziki bir müdahalesi olmadığını, başvurucuyu tanımadığını, hangi nedenle kendisini teşhis ettiğini bilmediğini belirtmiştir.</p>

<p>23. Teşhis edilen ikinci polis memuru S.Ç. 4/9/2014 tarihinde şüpheli olarak verdiği ifadesinde olay sırasında duruşma salonunun giriş kapısında resmî olarak görevli olduğunu, koridorda yaşanan arbedeye hiçbir şekilde müdahil olmadığını, duruşma salonundaki görev yerini terk etmediğini, salonda bulunan kameranın kayıtları incelenirse durumun anlaşılabileceğini beyan etmiştir.</p>

<p>24. Şüpheliler S.Ç. ve M.Ç.nin ifadeleri sonrasında bu kişilerin duruşma salonu dışında yaşanan olaylar sırasında olay yerinde bulunup bulunmadığına ilişkin yeni bir rapor alınmamıştır.</p>

<p>25. Savcılık yürüttüğü soruşturma neticesinde 12/5/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:</p>

<p><i>"...Olay tarihinde Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi önünde </i>[E.S.]<i> davası olarak bilinen davada müştekilerin şüpheliler tarafından kasten darp edildiklerine, hakaret ve tehditlere maruz kaldıklarına dair müştekilerin soyut iddialarından başka yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği, görevli polis memurlarının davanın görüleceği mahkeme önünde çıkan kavga olayını bastırmak için hareket ettikleri, müştekilerin meydana gelen arbede nedeniyle yaralandıkları, kaldı ki görevli polis memurlarının 2559 sayılı yasanın 16. Maddesine göre meydana gelen olayları bastırmak için orantılı güç kullanma yetkisine sahip oldukları, müştekilerin kati adli raporlarına bakıldığında şüphelilerin orantısız güç kullanmadıkları anlaşıldığından şüpheliler hakkında KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA... </i>[karar verildi.]"</p>

<p>26. Başvurucunun Savcılık kararına itirazı, Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/8/2015 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Anılan karar, başvurucu vekiline 24/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.</p>

<p>27. Başvurucu 21/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p><strong>IV.</strong> <strong>İLGİLİ HUKUK</strong></p>

<p><strong>A.</strong> <strong>Ulusal Hukuk</strong></p>

<p>28. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun "<i>Zor ve silah kullanma</i>"<i> </i>kenar başlıklı 16. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.</i></p>

<p><i>Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir."</i></p>

<p>29. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun <i>"Kasten yaralama"</i> kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</i></p>

<p><i>(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.</i></p>

<p><i>(3) Kasten yaralama suçunun;</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır."</i></p>

<p>30. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun<i> "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi"</i> kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar."</i></p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Uluslararası Hukuk</strong></p>

<p>31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."</i></p>

<p>32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3. maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların en temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yle yasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15. maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbir istisnaya yer vermediği içtihatlarını da hatırlatmıştır (<i>Selmouni/Fransa</i>, B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; <i>Labita/İtalya </i>[BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 119).</p>

<p>33. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunu söylenebilmesi için eylemin <i>minimum ağırlık eşiği</i>ni aşması beklenir (<i>Raninen/Finlandiya</i>, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; <i>Erdoğan Yağız/Türkiye</i>, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-37; <i>Gafgen/Almanya </i>[BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; <i>Costello-Roberts/Birleşik Krallık</i>, B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).</p>

<p>34. AİHM'e göre ceza infaz kurumundaki bir kişi üzerinde fiziksel güce başvurulması -bu kişinin kendi eylemi kesinlikle gerekli kılmadığı sürece- insan onuruna zarar verir ve prensip olarak Sözleşme'nin 3. maddesini ihlal eder<i> </i>(<i>Satık ve diğerleri/Türkiye</i>, B. No: 31866/96, 10/10/2000, § 54).</p>

<p>35. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (<i>Labita/İtalya,</i> § 131; <i>Tepe/Türkiye,</i> B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını gerektirmektedir (M<i>ammadov/Azerbaycan,</i> B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73; <i>Çelik ve İmret/Türkiye,</i> B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).</p>

<p><strong>V.</strong> <strong>İNCELEME VE GEREKÇE</strong></p>

<p>36. Mahkemenin 12/1/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>A.</strong> <strong>Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü</strong></p>

<p>37. Başvurucu; yürütülen soruşturmada gerekli özen ve süratin gösterilmediğini, olaya ilişkin tanıklık yapacak kişilerin dinlenmediğini, sadece kolluk tarafından gönderilen belgelerle yetinilerek başkaca araştırma yapılmadığını, Savcılık tarafından darbedildiği kabul edilmesine rağmen iki yıllık soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini belirterek Anayasa'nın 17. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>38. Bakanlık görüşünde; kolluğun müdahalesinin gerekli olduğu ve müdahalenin başvurucunun içinde bulunduğu grubun kendi davranışlarından kaynaklandığı, başvurucuda oluşan yaraların hafif niteliği de gözönünde bulundurulduğunda zor kullanma yetkisinin aşılmadığına dair Savcılık değerlendirmesinden ayrılmayı gerektiren kuvvetli bir neden olmadığı, olayın hangi koşullar altında meydana geldiğini ortaya koymaya elverişli bir soruşturma yapıldığı, dolayısıyla etkili soruşturma yükümlülüğünün gereklerinin yerine getirildiği belirtilmiştir.</p>

<p>39. Başvurucu, Bakanlık görüşüne ilişkin beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Değerlendirme</strong></p>

<p>40. Anayasa’nın<i> "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"</i> kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>"Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz</i>.<i>"</i></p>

<p>41. Anayasa’nın<i> "Devletin temel amaç ve görevleri "</i> kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>“Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”</i></p>

<p>42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki nitelendirmesini kendisi takdir eder (<i>Tahir Canan</i>, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun iddiaları kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.</p>

<p><strong>1.</strong> <strong>Kabul Edilebilirlik Yönünden</strong></p>

<p><strong>a.</strong> <strong>Hakaret ve Tehdit Edilmeye İlişkin İddia</strong></p>

<p>43. Başvurucu, çıkan kargaşa öncesinde hakaret ve tehdide maruz kaldığını iddia etmektedir.</p>

<p>44. Anayasa Mahkemesi, asgari eşik seviyesini aştığı varsayılan kötü muamele iddialarının makul şüphe kalmayacak şekilde kanıtlanması şartını aramakta ve başvurularda öncelikle bu konudaki kanıtlama sorununu ele almaktadır. Burada kötü muameleye maruz kalması nedeniyle mağdur olduğunu ileri süren kişilerin -ispat külfetinin devlete geçtiği durumlar istisna olmak üzere- kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş olabileceklerini gösteren emare ve delil sunmaları gerektiğini belirtmek gerekir (<i>Beyza Metin,</i> B. No: 2014/19426, 12/12/2018, § 45).</p>

<p>45. Somut olayda başvurucunun hakaret ve tehdit edildiği iddialarına ilişin olarak soruşturma dosyasında soyut beyanlar dışında Anayasa Mahkemesince inceleme yapılmasını gerektirir nitelikte makul bir veri bulunmamaktadır. Başvurucunun somut delillerle desteklenmeyen iddialarının savunulabilir olduğundan söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu iddialarla ilgili bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.</p>

<p>46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin <i>açıkça dayanaktan yoksun olması</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>b.</strong> <strong>Darbedilmeye İlişkin İddia</strong></p>

<p>47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>2.</strong> <strong>Esas Yönünden</strong></p>

<p><strong>a.</strong> <strong>Genel İlkeler</strong></p>

<p>48. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (<i>Cezmi Demir ve diğerleri</i>, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).</p>

<p>49. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “<i>Devletin temel amaç ve görevleri</i>” kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (<i>Tahir Canan</i>, § 25).</p>

<p>50. Ancak etkili bir soruşturmanın başlatılabilmesi için öncelikle kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğün gerekliliğinden bahsedilebilir (<i>C.D.</i>, B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).</p>

<p>51. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (<i>Cezmi Demir ve diğerleri</i>, § 114). Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (<i>Cezmi Demir ve diğerleri</i>, § 116).</p>

<p>52. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek başına soruşturma yapılmamış olması veya yeterli soruşturma yapılmamış olması da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun yetkililer, resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet yapılmadığında bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesin belirtiler olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (<i>Cezmi Demir ve diğerleri</i>, § 116).</p>

<p>53. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması, bunun yanı sıra söz konusu kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (<i>Cemil Danışman</i>, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).</p>

<p>54. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini ifade etmek gerekir.Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (<i>Tahir Canan,</i> § 23).</p>

<p><strong>b.</strong> <strong>İlkelerin Olaya Uygulanması</strong></p>

<p>55. Başvurucu, tanık olarak ifade vermek amacıyla duruşma salonu dışında beklediği sırada polisler tarafından darbedildiğini iddia etmektedir.</p>

<p>56. Anayasa Mahkemesi, asgari eşik seviyesini aştığı varsayılan kötü muamele iddialarının makul şüphe kalmayacak şekilde kanıtlanması şartını aramakta ve başvurularda öncelikle bu konudaki kanıtlama sorununu ele almaktadır (<i>Beyza Metin,</i> § 45).</p>

<p>57. Olay günü başvurucu hakkında düzenlenen adli muayene raporu (bkz. § 12) içeriğinin başvurucunun iddialarını destekler mahiyette olduğu anlaşılmıştır. Doktor raporunun varlığı karşısında başvurucunun iddiasının makul ve güvenilir bir delile dayandığı kabul edilmelidir. Dolayısıyla yargısal makamlar, bu aşamadan sonra başvurucunun maruz kaldığı fiillerin ne şekilde ve -polis memuru olsun ya da olmasın- kim tarafından meydana getirildiği, yaralanma kolluğun müdahalesi sırasında oluşmuş ise bunun gerekli ve orantılı olup olmadığı konusunda makul bir açıklama getirmelidir.</p>

<p>58. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki inceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (<i>Fahriye Erkek ve diğerleri</i>, B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).</p>

<p>59. Savcılık, soruşturma kapsamında duruşma salonu önündeki koridoru kayda alan güvenlik kamerasının görüntüleriyle ilgili olarak bilirkişi raporu almış; başvurucuya bazı polislerin fotoğraflarını göstererek teşhis işlemi yaptırmış; ayrıca teşhis edilen kişilerin şüpheli sıfatıyla ifadesini almıştır. Yürütülen soruşturmada olayın gerçekleşme koşullarını ortaya koymaya yarar en önemli delillerin bunlar olduğu görülmektedir.</p>

<p>60. Görüntülere ilişkin bilirkişi raporunda başvurucunun kalabalık içinde görüldüğü ve izdiham nedeniyle koridordaki merdivenlere doğru sürüklendiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte bu aşamadan sonra başvurunun akıbeti konusunda kamera görüntülerine dayanılarak bir belirleme yapılamamıştır.</p>

<p>61. Olayın meydana geldiği yerin Ankara Adliyesinde bulunan bir ağır ceza mahkemesinin önündeki koridor olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Bunun yanında bu sırada duruşma salonunda ülkenin gündeminde yer alan ve kamuoyunun yakından takip ettiği bir ceza davasının yargılaması yapılmaktadır. Basın mensuplarının, çok sayıda insanın ve sivil toplum örgütünün dikkatle takip ettiği, ayrıca duruşmada dinlenecek fazla sayıda kişi de olduğu gözönünde bulundurulduğunda kamu makamlarının gerekli güvenlik önlemlerini almaları, yaşanması muhtemel sorunlara süratle çözüm olacak tedbirler konusunda hazırlıklı olmaları kendilerinden beklenmelidir. Bunun ötesinde kamu makamları tüm gözlerin odaklandığı bir yargılamada duruşma salonu çevresinde yaşananları tüm açıklığıyla ortaya koyabilecek araçları sağlamalıdır.</p>

<p>62. Somut olayda başvurucu, duruşma salonu koridorlarında yaşanan karışıklık içinde polis memurları tarafından yere düşürülerek darbedildiğini iddia etmiştir. Böyle bir iddia karşısında Savcılığın kamera kayıtları gibi nesnel deliller başta olmak üzere olayı aydınlatmaya yarar -tanıklar dâhil- uygun delilleri toplaması gerekir. Olayın meydana geldiği yerin ve zamanın da buna imkân sağladığı yukarıda izah edilmiştir.</p>

<p>63. Savcılığın olayla ilgili olarak sadece duruşma salonu önündeki güvenlik kamerası üzerinde durduğu görülmektedir. Görüntülere ilişkin bilirkişi raporunda belirtildiği gibi olayın koridordaki merdivenlere taşındığı ve başvurucunun buraya sürüklendiği belirtilmiş iken baştan beri merdivenlere doğru fırlatıldığını dile getiren başvurucunun iddiaları doğrultusunda söz konusu merdivenleri ve alt kattaki koridoru kayda alan güvenlik kamerası olup olmadığı, o sırada görevli olan kamu görevlileri ya da orada bulunan sivil şahıslar tarafından yapılmış bir kayıt bulunup bulunmadığı konusunda Savcılıkça bir araştırma yapılmamıştır.</p>

<p>64. Diğer taraftan başvurucunun teşhis ettiği iki polis memurunun olaylar sırasında orada bulunmadığını savunmasına rağmen dosyaya getirtilen kamera görüntüleri incelenmek suretiyle beyanlarının doğru olup olmadığı konusunda bir rapor alınmış değildir.</p>

<p>65. Savcılık, belirtilen eksiklere rağmen soruşturmanın sonunda öncelikle başvurucunun kamu görevlileri tarafından kasten yaralandığına ilişkin delil bulunmadığını söylemiş; sonrasında başvurucunun yaşanan arbedede yaralandığını kabul etmiştir. Soruşturma dosyasındaki tek kamera görüntüsünde başvurucunun nasıl yaralandığı bilirkişi raporuyla tespit edilememiş iken Savcılığın hangi verilerden hareketle bu sonuca vardığı anlaşılamamıştır. Ayrıca bu kabule -ve başvurucunun kendi kusuruyla yaralandığı belirtilmediğine- göre yaralanmaya ilişkin olarak sorumluluğu olanların bulunup ortaya çıkarılması gerekirken soruşturmanın takipsiz bırakılması hukuken dayanaksız gözükmektedir.</p>

<p>66. Öte yandan kolluğun zor kullanma yetkisi sınırları içinde hareket ettiği dile getirilmesine rağmen başvurucunun direnç gösterdiğine ilişkin bir tespit yapılmış değildir. Dolayısıyla yaralanmanın sebebini polisin yasal zor kullanma yetkisi çerçevesinde açıklamak da mümkün görünmemektedir.</p>

<p>67. Soruşturmada ulaşılan sonuç ve dosyadaki eksiklikler birlikte değerlendirildiğinde Savcılığın alınan tedbirlerle kamu makamlarının kontrol ve gözetimi altında bulunması gereken bir yerde gerçekleşen yaralanmada iddia edilen eylemlere yönelik -olayın aydınlatılması amacıyla- etkili bir soruşturma yürütmediği kanaatine varılmıştır.</p>

<p>68. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>69. Başvurucu; Savcılıktaki ifadesi sırasında kendisini yaralayan polislerin olay sırasında görevli olmadıklarını, kendi istekleriyle duruşmayı izlemek için olay yerine geldiklerini belirtmiştir (bkz. §§ 19, 21). Başvurucunun iddiasının doğruluğu hâlinde devletin negatif yükümlülükleri kapsamında bir sorumluluğu doğduğundan, diğer bir deyişle başvurucunun kamu görevlileri tarafından yaralandığından söz edilemeyecektir. İşaret edilen soruşturmadaki eksiklikler nedeniyle faillerin kişiliği veya hangi saikle hareket ettikleri konusunda olayı aydınlatmaya yeter veri bulunmadığından, dolayısıyla bu aşamada devletin negatif yükümlülükleri kapsamında bir inceleme yapılabileceği konusunda kanaat oluşmadığından kötü muamele yasağının maddi boyutu itibarıyla bir değerlendirme yapılamamıştır.</p>

<p><strong>3.</strong> <strong>6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden</strong></p>

<p>70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…</i></p>

<p><i>(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”</i></p>

<p>71. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 15.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>72. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).</p>

<p>73. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (<i>Mehmet Doğan</i>, §§ 55, 57).</p>

<p>74. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (<i>Mehmet Doğan</i>, §§ 58, 59; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2)</i>, §§ 57-59, 66, 67).</p>

<p>75. Başvuruda, başvurucunun yaralanma iddiasına yönelik etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının usul boyutuyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Kötü muamele yasağının usul boyutuna yönelik ihlalin Cumhuriyet Başsavcılığının işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.</p>

<p>76. Bu durumda kötü muamele yasağının usul boyutuna yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden soruşturma kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir soruşturma yapılmasından ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.</p>

<p>77. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Dolayısıyla<i> eski hâle getirme</i> kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 15.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>78. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.826,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>VI.</strong> <strong>HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. 1. Yaralanma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>2. Hakaret ve tehdide maruz kalındığına ilişkin iddianın <i>açıkça dayanaktan yoksun olması </i>nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usule ilişkin boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule ilişkin boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (İhlal kararı Savcılığın 2013/118105 numaralı soruşturma dosyasıyla ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>D. Başvurucuya net 15.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,</p>

<p>E. 226,90 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.826,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p>F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-201516217-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 16:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/yargi/anayasaf1687165933022.jpeg" type="image/jpeg" length="66902"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="61633"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="18978"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55508"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="33919"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="95421"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek gündeme ilişkin soruları yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/bsNmtSsrlGc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="23689"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104</strong></p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen salıverilme istemi (tahliye talebi) kurumunu ele alıyoruz. Bu hükümler, tutuklama tedbirine karşı en önemli güvencelerden birini oluşturarak, şüpheli veya sanığın bireysel başvuru hakkını ve mahkeme tarafından tutukluluğun denetlenmesini güvence altına alır.</p>

<p><strong>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</strong></p>

<p>Salıverilme istemi nedir ve hangi aşamalarda talep edilebilir?<br />
CMK m.104 ve 105 neyi düzenler?<br />
Tutukluluk hangi makamlarca denetlenir?<br />
Sulh Ceza Hâkimi, mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu süreçte nasıl görev yapar?<br />
Salıverilme istemine ilişkin usul nasıldır ve karar süreleri nelerdir?<br />
Terör veya örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda süre farkı neden vardır?<br />
Tahliye taleplerine itiraz nasıl yapılır?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, özgürlük hakkının korunması, tutuklama tedbirinin denetimi, itiraz yolları ve adil yargılanma hakkı konularında temel hukuki bilgiler sunmaktadır.<br />
Ayrıca, CMK 104 ve 105 hükümlerinin, bireyin özgürlüğünü koruyan hızlı, denetlenebilir ve hukuka uygun bir sistem oluşturduğunu detaylarıyla açıklamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HyLPmzX8YUg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="77952"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirilmesi Hakkı | CMK 107 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107. maddesi, yani tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi konusunu ele alıyoruz.</p>

<p>Tutuklama kararı verildiğinde yakınlara bilgi verilmesi nasıl olur, kim bilgilendirilir, yabancı uyruklular için süreç nasıl işler? Tüm detayları bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 107 nedir?</p>

<p>Tutuklama kararı alındığında kim bilgilendirilir?</p>

<p>Tutuklu kişi ailesine haber verebilir mi?</p>

<p>Yabancı uyruklu tutuklular için konsolosluk bildirimi nasıl yapılır?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu düzenlemenin amacı ve insan haklarıyla bağlantısı nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem de aile bağlarının korunmasını güvence altına alır. Ayrıca yabancı uyruklu tutukluların konsolosluk korumasına erişimini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OtFl4vYXEXo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97676"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta İncelenme Süresi, Ne Kadar Süreler İle Değerlendirme Yapılır | CMK108 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi, yani tutukluluk süresinin sınırları konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararı ne kadar süreyle uygulanabilir, hangi hâllerde uzatılabilir, çocuklar ve ağır suçlar açısından durum nasıldır? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 102 nedir?</p>

<p>Tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Hangi suçlarda tutukluluk uzatılabilir?<br />
Katalog suçlar ve terör suçlarında tutukluluk süresi neden uzundur?<br />
18 yaşından küçükler için tutuklama süresi nasıl uygulanır?<br />
Uzatma kararlarında hangi gerekçeler aranır?<br />
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları bu konuda ne diyor?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve masumiyet karinesinin gereği olarak keyfî tutuklulukların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Ayrıca, katalog suçlar ve terörle mücadele kapsamındaki suçlarda öngörülen uzun tutukluluk sürelerinin, uygulamada ne gibi sorunlara yol açtığı ve AİHM’in bu konuda Türkiye’ye yönelik kararlarında neleri eleştirdiği de detaylı biçimde açıklanmıştır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/3UIwS8bH73w/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10334"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savcının Tutuklama Kararının Geri Alınmasını İstemesi, CMK Madde 103]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesi, yani Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin yetkileri konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararının kaldırılması nasıl olur, savcı hangi durumlarda şüpheliyi serbest bırakabilir, hâkim ve savcı yetkileri arasındaki fark nedir? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>CMK 103 nedir?</strong></p>

<p>Cumhuriyet savcısının serbest bırakma yetkisi hangi durumlarda uygulanır?<br />
Tutuklama kararının kaldırılmasını kim talep edebilir?<br />
Adli kontrol tedbiri nedir ve ne zaman uygulanır?<br />
Savcının serbest bırakma yetkisi hangi aşamada geçerlidir?<br />
Anayasa’nın 19. maddesi bu konuda neyi güvence altına alır?<br />
AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) özgürlük ve güvenlik hakkı ile bu düzenleme arasındaki ilişki nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve tutuklamanın sürekli gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki anayasal ilkenin somut bir yansımasıdır.</p>

<p>Cumhuriyet savcısına tanınan bu yetki, tutukluluğun istisnaî olma niteliğini güçlendirir, keyfî özgürlük kısıtlamalarının önüne geçer ve özgürlük lehine yargısal denetimin etkinleşmesini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/I-GtWxno8mo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="32356"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="17171"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="64415"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="69770"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="57627"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="98111"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="58896"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="41687"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="26474"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="83820"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="57288"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
