<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 29 Apr 2026 12:12:11 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANMA - KUSURUN HATALI BELİRLENMESİ - MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bosanma-kusurun-hatali-belirlenmesi-maddi-ve-manevi-tazminat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bosanma-kusurun-hatali-belirlenmesi-maddi-ve-manevi-tazminat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kabul Edilen ve Gerçekleşen Kusurlu Davranışlara Göre Evlilik Birliğinin Sarsılmasına Sebebiyet Veren Olaylarda Erkeğin Ağır Kadının Az Kusurlu Olduğunun Kabulü Gerektiği - Mahkemece Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları Tazminata Esas Olan Fiilin Ağırlığı İle 4721 SK 4. Maddesiyle 6098 Sayılı TBK 50. ve 51. Maddelerinde Düzenlenen "Hakkaniyet Kuralları" da Dikkate Alınarak Davalı-Karşı Davacı Kadın Yararına Uygun Miktarda Maddî ve Manevî Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.<br />
YARGITAY<br />
2. HUKUK DAİRESİ<br />
E. 2024/10521<br />
K. 2025/7055<br />
T. 10.9.2025</strong></p>

<p><strong>BOŞANMA</strong> ( Kabul Edilen ve Gerçekleşen Kusurlu Davranışlara Göre Evlilik Birliğinin Sarsılmasına Sebebiyet Veren Olaylarda Erkeğin Ağır Kadının Az Kusurlu Olduğunun Kabulü Gerektiği - Mahkemece Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları Tazminata Esas Olan Fiilin Ağırlığı İle 4721 SK 4. Maddesiyle 6098 Sayılı TBK 50. ve 51. Maddelerinde Düzenlenen "Hakkaniyet Kuralları" da Dikkate Alınarak Davalı-Karşı Davacı Kadın Yararına Uygun Miktarda Maddî ve Manevî Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği )</p>

<p><strong>KUSURUN HATALI BELİRLENMESİ</strong> ( Tarafların Evlilik Birliğinin Sarsılmasında Eşit Kusurlu Oldukları Yönündeki Değerlendirmenin Dosya Kapsamına Aykırı Olduğu/Erkeğin Kadına Göre Daha Ağır Kusurlu Olduğunun Kabulü Gerektiği )</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT</strong> ( Kadının Ağır veya Eşit Kusurlu Olmadığı Durumda Tazminat Talebinin Reddinin Hatalı Olduğu/Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları ile Hakkaniyet Kuralları Gözetilerek Kadın Yarına Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği )</p>

<p>4721/m.174</p>

<p>6098/m.50</p>

<p><strong>ÖZET: </strong>1-Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar birliğin sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken, hatalı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>2-4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı- karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği ve erkeğin gerçekleşen kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 Sayılı Kanun'un 4. maddesiyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. ve 51. maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı- karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu isteğin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>DAVA : </strong>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadının davasının kabulü, velayet, reddedilen tazminat talepleri, tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, reddedilen tazminat talepleri, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>KARAR : </strong>1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine göre davacı- davalı erkek vekilinin tüm, davalı -davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.İlk Derece Mahkemesince taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda birliğin sarsılmasına sebep olan olaylarda kadının tam kusurlu olduğu belirtilerek kadının davasının reddine, erkeğin davsının ise kabulüyle tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin "ayrılık döneminde çocukları arayıp sormadığı, ihtiyaçları ile ilgilenmediği, çocukları görmeye gelmediği, kadının ailesine rencide edici sözler söylediği", kadının ise erkeğe "hakaret ettiği" vakıalarının sabit olduğu, gerçekleşen bu kusurlu davranışlara göre ise tarafların birliğin sarsılmasında eşit kusurlu oldukları kabul edilerek istinaf başvurusu kısmen kabul edilmiş, kabul edilen yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden kısmen esas hakkında hüküm tesis edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar birliğin sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>3.4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı- karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği ve erkeğin gerçekleşen kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 Sayılı Kanun'un 4. maddesiyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. ve 51. maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı- karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde isteğin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ : </strong>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve kadının reddedilen maddî ve manevî tazminat talebi yönlerinden kadın yararına BOZULMASINA</p>

<p>2.Davacı- davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 Sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'ye yükletilmesine,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ..'ya iadesine</p>

<p>Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">kazanci.com</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bosanma-kusurun-hatali-belirlenmesi-maddi-ve-manevi-tazminat</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/yargi/yargiitay404-1.jpg" type="image/jpeg" length="95987"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Garame İpoteği: Hukuki Niteliği, Kurulumu ve İcra Sürecinde Ortaya Çıkan Sorunlar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/garame-ipotegi-hukuki-niteligi-kurulumu-ve-icra-surecinde-ortaya-cikan-sorunlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/garame-ipotegi-hukuki-niteligi-kurulumu-ve-icra-surecinde-ortaya-cikan-sorunlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İpotek, taşınmazın teminat gösterilmesi suretiyle alacağın güvence altına alınmasını sağlayan en temel ayni teminatlardan biridir. Klasik ipotek sisteminde alacaklılar arasında öncelik sırası esastır; alacağın tahsili, derece ve sıra kuralları çerçevesinde gerçekleştirilir. Bununla birlikte uygulamada, birden fazla alacaklının aynı taşınmaz üzerinde eşit derecede teminat altına alınmak istendiği durumlarda, farklı bir yapı olan garame ipoteği gündeme gelmektedir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Garame ipoteği, birden fazla alacaklının aynı taşınmaz üzerinde aynı derece ve aynı şartlarla ipotek hakkı tesis ettikleri ve satış bedelinden alacakları oranında paylaştıkları bir teminat modelidir. Bu yönüyle garame ipoteği, klasik öncelik sisteminin istisnasını oluşturmakta; alacaklılar arasında öncelik değil, eşitlik esasına dayanan bir paylaşım öngörmektedir.</p>

<p>Bu yapının temel amacı, özellikle finansman ilişkilerinde birden fazla alacaklının aynı teminattan birlikte yararlanabilmesini sağlamak ve alacaklılar arasında denge kurmaktır. Ancak bu eşitlik ilkesi, uygulamada her zaman öngörülebilir sonuçlar doğurmamakta; özellikle icra aşamasında çeşitli uyuşmazlıklara zemin hazırlayabilmektedir.</p>

<p>Garame ipoteğinin kurulumu, tarafların açık iradesine bağlıdır. Tapu sicilinde ipoteğin tesisine ilişkin kayıtlarda, alacaklıların aynı derece içinde ve garame esasına göre teminat altına alındığının açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Aksi halde ipoteğin klasik derece sistemine tabi olduğu kabul edilir.</p>

<p>Uygulamada karşılaşılan sorunların önemli bir kısmı, ipoteğin kuruluş aşamasında ortaya çıkmaktadır. Garame iradesinin açıkça ortaya konulmaması veya tapu kaydının bu hususu tereddüde yer bırakmayacak şekilde yansıtmaması, icra aşamasında alacaklılar arasında ciddi ihtilaflara yol açabilmektedir.</p>

<p>Garame ipoteğinin en kritik yansıması, taşınmazın paraya çevrilmesi sürecinde görülmektedir. İcra takibi sonucunda satıştan elde edilen bedel, alacaklılar arasında öncelik sırasına göre değil, alacak miktarları oranında paylaştırılmaktadır.</p>

<p>Yargıtay da aynı derecede yer alan ipotek alacaklıları arasında satış bedelinin paylaştırılmasına ilişkin uyuşmazlıklarda garame ilkesinin uygulanması gerektiğini istikrarlı şekilde kabul etmektedir. Yüksek Mahkeme, aynı derecede ipotek hakkına sahip alacaklılar arasında öncelik ilişkisi kurulamayacağını ve paylaştırmanın oran esasına göre yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.</p>

<p>Bununla birlikte uygulamada icra müdürlükleri nezdinde yapılan paylaştırmalarda farklı hesaplama yöntemlerine rastlanabilmekte; bu durum sıra cetveline itiraz davalarının artmasına neden olmaktadır. Özellikle alacak kalemlerinin kapsamı ve fer’ilerin paylaşıma dahil edilmesi konuları tartışmalıdır.</p>

<p>Kanaatimce garame ipoteği, alacaklılar arasında eşitliği sağlamayı amaçlamakla birlikte, uygulamada bu eşitliğin sağlanabilmesi büyük ölçüde sözleşme ve tapu kurgusunun açıklığına bağlıdır. Kuruluş aşamasındaki belirsizlikler, icra aşamasında çözülemeyen uyuşmazlıklara dönüşmektedir.</p>

<p>İpotek kaldırma süreci bakımından da garame ipoteği özellik arz etmektedir. Alacaklılardan birinin alacağının sona ermesi halinde ipoteğin kısmen kaldırılması gündeme gelebilmekte; bu durumda diğer alacaklıların haklarının nasıl etkileneceği önem kazanmaktadır.</p>

<p>Sonuç olarak garame ipoteği, doğru kurgulandığında önemli bir teminat aracı olmakla birlikte, uygulamada dikkatli düzenlenmediği takdirde ciddi uyuşmazlıklara yol açabilecek niteliktedir. Bu nedenle kuruluş aşamasında açık düzenleme yapılması ve icra sürecine ilişkin ihtimallerin önceden öngörülmesi büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/filiz-sutcigil.jpg" rel="nofollow" title="Filiz Sutcigil"><img alt="Filiz Sutcigil" height="202" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/filiz-sutcigil.jpg" width="200" /></a></p>

<p><strong>Av. Filiz Sütçigil</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/leasing-sat-geri-kirala-islemleri-gercekten-bir-kiralama-mi-hukuki-niteligi-ve-uygulama-riskleri" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9"><strong>&gt;&gt; Leasing (Sat-Geri Kirala) İşlemleri Gerçekten Bir Kiralama mı? Hukuki Niteliği ve Uygulama Riskleri</strong></span></a></p>

<h2 itemprop="description"></h2></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/garame-ipotegi-hukuki-niteligi-kurulumu-ve-icra-surecinde-ortaya-cikan-sorunlar</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/10/terazi/business-and-law-course-banner.jpg" type="image/jpeg" length="58472"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Muhakemesinde Omission Bias: Yapılmayanın Görünmezliği ve Savunmanın İhmal Edileni Sahneye Taşıma Görevi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasi-perspektifinden-ceza-muhakemesinde-omission-bias-yapilmayanin-gorunmezligi-ve-savunmanin-ihmal-edileni-sahneye-tasima-gorevi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasi-perspektifinden-ceza-muhakemesinde-omission-bias-yapilmayanin-gorunmezligi-ve-savunmanin-ihmal-edileni-sahneye-tasima-gorevi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hibrit Kopuş Savunması Perspektifinden Ceza Muhakemesinde Omission Bias: Yapılmayanın Görünmezliği ve Savunmanın İhmal Edileni Sahneye Taşıma Görevi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde hakikat arayışı yalnızca dosyada mevcut olan deliller, beyanlar, tutanaklar ve raporlar üzerinden kurulmaz. Aynı zamanda dosyada yer almayan, araştırılmayan, toplanmayan, tartışılmayan ve gerekçede cevaplanmayan unsurlar da yargısal kanaatin oluşumunda belirleyici rol oynar. Ancak ceza yargılaması pratiğinde yapılan işlemler çoğu zaman görünür hale gelirken, yapılmayan işlemler nötr bir boşluk gibi algılanır. İşte <i>omission bias</i>, yani ihmal yanlılığı, bu noktada ceza muhakemesi bakımından kritik bir bilişsel ve usulî sorun olarak karşımıza çıkar.</p>

<p>Omission bias, insan zihninin aktif eylemlerden doğan sonuçları daha kolay fark etmesine, buna karşılık eylemsizlikten, ihmalden veya araştırma eksikliğinden doğan sonuçları daha az görünür ve daha az sorumlu kabul etmesine dayanır. Ceza muhakemesinde bu yanlılık; toplanmayan delilin eksiklik olarak değil yokluk olarak görülmesi, dinlenmeyen tanığın dosyaya etkisinin fark edilmemesi, araştırılmayan alternatif fail ihtimalinin görünmez kalması, lehe delillerin tartışılmamasının sıradan bir usul tercihi gibi algılanması ve gerekçede cevaplanmayan savunma argümanlarının hüküm üzerindeki etkisinin silinmesi biçiminde ortaya çıkar.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bu bağlamda savunmayı yalnızca dosyada mevcut delillere cevap veren bir faaliyet olarak değil, dosyanın sustuklarını görünür kılan stratejik bir müdahale biçimi olarak konumlandırır. Savunmanın görevi, yalnızca “dosyada ne var?” sorusunu değil, aynı zamanda “dosyada ne yok, neden yok ve bu yokluk kimin aleyhine sonuç doğuruyor?” sorusunu sormaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>I. Giriş: Ceza Muhakemesinde Görünmeyen Eksiklik Sorunu</strong></p>

<p>Ceza muhakemesi çoğu zaman dosyada bulunanlar üzerinden konuşur. İddianame vardır, kolluk tutanağı vardır, müşteki beyanı vardır, bilirkişi raporu vardır, HTS kaydı vardır, kamera görüntüsü vardır, mütalaa vardır. Mahkeme de doğal olarak önüne konulan bu materyal üzerinden kanaat oluşturmaya yönelir.</p>

<p>Fakat ceza muhakemesinin en kritik sorularından biri bazen dosyada bulunanlara değil, bulunmayanlara ilişkindir.</p>

<p>Hangi kamera kaydı alınmadı?<br />
Hangi tanık dinlenmedi?<br />
Hangi HTS verisi çözümlenmedi?<br />
Hangi baz istasyonu analizi yapılmadı?<br />
Hangi parmak izi araştırılmadı?<br />
Hangi alternatif fail ihtimali hiç sorgulanmadı?<br />
Hangi lehe delil iddianamede yer bulmadı?<br />
Hangi savunma argümanı gerekçeli kararda cevaplanmadı?</p>

<p>Bu sorular çoğu zaman dosyanın kenarında kalır. Çünkü yargılama pratiği görünür olanı sever. Yazılmış olan, okunmuş olan, tutanağa geçmiş olan, rapora bağlanmış olan, mütalaaya girmiş olan unsur daha güçlü görünür. Buna karşılık yapılmamış işlem, toplanmamış delil ve sorulmamış soru çoğu zaman görünmez kalır.</p>

<p>İşte <i>omission bias</i> tam da bu görünmezlik alanında işler. İnsan zihni aktif bir eylemden doğan sonucu daha kolay fark eder; fakat yapılmayan bir işlemden doğan sonucu aynı güçle algılamaz. Oysa ceza muhakemesinde yapılmayan şeyler de hüküm doğurur. Hatta bazen yapılan işlemlerden daha belirleyici hale gelir.</p>

<p>Bir delilin toplanmaması yalnızca dosyada eksiklik yaratmaz; aynı zamanda dosyada tek taraflı bir görünürlük düzeni kurar. Bir tanığın dinlenmemesi sadece bir beyanın yokluğu değildir; bazen mevcut beyanların karşılıksız kalmasıdır. Bir savunma argümanının gerekçede cevaplanmaması yalnızca yazım eksikliği değildir; savunmanın muhakeme içindeki etkisinin silinmesidir.</p>

<p>Bu nedenle ceza muhakemesinde “yokluk” hiçbir zaman bütünüyle nötr değildir. Dosyada olmayan şey, bazen dosyada olan şeyin olduğundan daha güçlü görünmesine neden olur. Toplanmayan lehe delil, mevcut aleyhe delilin tartışmasızlaşmasına yol açabilir. Dinlenmeyen tanık, dinlenen tanığın beyanını tek hakikat gibi gösterebilir. Araştırılmayan alternatif ihtimal, iddia makamının olay örgüsünü zorunlu tek açıklama haline getirebilir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bakımından bu alan son derece önemlidir. Çünkü savunmanın görevi yalnızca iddianın görünen kısmına cevap vermek değildir. Savunma, dosyanın görünmeyen mimarisini de açığa çıkarmalıdır. Dosya yalnızca içerdiği belgelerle değil, dışarıda bıraktığı ihtimallerle de hüküm kurar.</p>

<p>Bu nedenle omission bias karşısında savunmanın temel sorusu şudur:</p>

<p><strong>Bu dosyada yapılmayan ne, toplanmayan ne, sorulmayan ne, tartışılmayan ne ve bu ihmal kimin aleyhine kanaat üretmektedir?</strong></p>

<p><strong>II. Omission Bias Nedir?</strong></p>

<p>Omission bias, genel anlamıyla insanların aktif eylemlerden doğan zararları, ihmallerden veya eylemsizlikten doğan zararlara göre daha ağır, daha görünür ve daha sorumlu kabul etme eğilimidir. Başka bir ifadeyle, yapılan bir şeyin sonucu daha kolay fark edilir; yapılmayan bir şeyin sonucu ise çoğu zaman doğal akış, kader, eksiklik, unutkanlık veya önemsiz ayrıntı gibi algılanır.</p>

<p>Bu yanlılık gündelik hayatta da sık görülür. Bir kişi yanlış bir karar verdiğinde bu kararın sonucu kolayca ona bağlanır. Fakat hiç karar vermediğinde veya gerekli müdahaleyi yapmadığında doğan sonuç aynı açıklıkla görülmez. Oysa bazen hareketsizlik de en az eylem kadar sonuç doğurur.</p>

<p>Ceza muhakemesinde omission bias daha ciddi bir sorun haline gelir. Çünkü burada ihmal edilen şey sıradan bir ayrıntı değil, kişinin özgürlüğünü, lekelenmeme hakkını, adil yargılanma hakkını ve mahkemenin maddi gerçeğe ulaşma imkânını etkileyen bir unsurdur.</p>

<p>Bir soruşturma makamı delil topladığında dosyada görünür bir faaliyet oluşur. Fakat toplamadığı deliller görünmez kalır. Kolluk bir tutanak düzenlediğinde bu tutanak dosyada güçlü bir metne dönüşür. Fakat tutanağa alınmayan ayrıntılar, sorulmayan sorular ve gidilmeyen ihtimaller çoğu zaman tartışma dışı kalır. Mahkeme bir tanığı dinlediğinde o tanık beyanı dosyaya girer. Fakat dinlenmeyen tanığın ne söyleyebileceği çoğu zaman “varsayım” gibi görülür.</p>

<p>Bu noktada savunma, omission bias’ın doğurduğu en temel tehlikeyi görmelidir: <strong>Dosyada bulunmayan şey, sanki hiç var olmamış gibi kabul edilir.</strong> Oysa ceza muhakemesinde bulunmayan her şeyin neden bulunmadığı da tartışma konusudur.</p>

<p>Bir kamera kaydı gerçekten yok mudur, yoksa zamanında istenmediği için mi silinmiştir?<br />
Bir tanık gerçekten önemsiz midir, yoksa dinlenmediği için mi önemsiz görünmektedir?<br />
Bir bilirkişi incelemesi gerçekten gereksiz midir, yoksa yapılmadığı için mi dosya tek yönlü kalmıştır?<br />
Bir alternatif fail ihtimali gerçekten zayıf mıdır, yoksa hiç araştırılmadığı için mi zayıf görünmektedir?</p>

<p>Bu sorular, savunmanın omission bias karşısındaki temel çalışma alanını oluşturur. Çünkü ihmalin görünmezliği, çoğu zaman iddianın görünür gücünü artırır.</p>

<p><strong>III. Ceza Muhakemesinde Omission Bias’ın Beş Görünümü</strong></p>

<p><strong>1. Toplanmayan Delilin Yokluk Değil, İhmal Olarak Görülmemesi</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, toplanmayan delilin yok sayılmasıdır. Dosyada bir kamera kaydı yoksa, çoğu zaman sanki o kamera hiç olmamış gibi davranılır. HTS analizi yapılmamışsa, sanki bu analiz dosyaya katkı sunmayacakmış gibi kabul edilir. Parmak izi, DNA, dijital materyal veya baz verisi araştırılmamışsa, sanki bunlar zaten önemsizmiş gibi değerlendirme yapılabilir.</p>

<p>Oysa delilin dosyada bulunmaması ile delilin gerçekte mevcut olmaması aynı şey değildir. Delil, zamanında istenmediği için kaybolmuş olabilir. Gerekli teknik inceleme yapılmadığı için dosyaya girmemiş olabilir. Soruşturma makamı yalnızca iddiayı destekleyen delillere yoğunlaştığı için lehe ihtimaller dışarıda bırakılmış olabilir.</p>

<p>Bu noktada omission bias şöyle işler: Toplanmamış delil, dosyanın dışında kaldığı için zihinsel olarak da etkisizleşir. Mahkeme önüne gelen dosyada ne varsa onunla düşünür; olmayan delilin neden olmadığı üzerinde yeterince durmayabilir. Böylece soruşturma eksikliği, zamanla delil yokluğu gibi görünmeye başlar.</p>

<p>Bu savunma açısından çok tehlikelidir. Çünkü aleyhe deliller dosyada somut biçimde görünürken, lehe olabilecek fakat toplanmamış deliller soyut talep gibi algılanır. İddia makamının eksik araştırması, sanığın aleyhine delil zayıflığı olarak değil, savunmanın ispatlanmamış iddiası olarak görülebilir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması burada şu ayrımı ısrarla kurmalıdır:</p>

<p><strong>Delilin dosyada bulunmaması, o delilin önemsiz olduğunu değil; çoğu zaman araştırma faaliyetinin eksik kaldığını gösterir.</strong></p>

<p>Savunma, toplanmayan delili soyut biçimde istemekle yetinmemelidir. O delilin dosya içindeki işlevini, hangi ihtimali aydınlatacağını, mevcut kanaati nasıl test edeceğini ve yokluğunun neden sanık aleyhine sonuç doğurduğunu göstermelidir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Sayın Mahkeme, olay yerinde kamera bulunup bulunmadığı araştırılmamış; varsa görüntülerin muhafazası için zamanında işlem yapılmamıştır. Bu eksiklik, yalnızca dosyanın teknik bir boşluğu değildir. Çünkü iddia anlatısının olayın başlangıç anına ilişkin kısmı, yalnızca müşteki beyanına dayanmaktadır. Kamera kaydının toplanmamış olması, bu beyanın doğrulanma veya çürütülme imkânını ortadan kaldırmıştır. Bu ihmalin sanık aleyhine yorumlanması mümkün değildir.”</p>

<p>Bu ifade, toplanmayan delili görünür hale getirir. Savunma, “kamera kaydı yok” demekle kalmaz; “kamera kaydının yokluğu nasıl oluştu ve bu yokluk kimin aleyhine kullanılamaz?” sorusunu mahkemenin önüne koyar.</p>

<p><strong>2. Dinlenmeyen Tanığın Dosya Kanaatine Etkisinin Fark Edilmemesi</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde tanık beyanları çoğu zaman dosyanın seyrini belirler. Ancak yalnızca dinlenen tanıklar değil, dinlenmeyen tanıklar da dosyanın kaderini etkiler. Çünkü bir tanığın dinlenmemesi, dosyadaki mevcut beyanların karşılıksız kalmasına neden olabilir.</p>

<p>Bir olayda yalnızca müşteki tarafın tanıkları dinlenmiş, sanık lehine bilgi verebilecek kişiler dinlenmemiş olabilir. Olay yerinde bulunan bağımsız kişiler araştırılmamış olabilir. Kolluk aşamasında ismi geçen fakat sonradan dosyaya çağrılmayan kişiler bulunabilir. Sanığın bildirdiği tanıklar “sonuca etkili olmayacağı” gerekçesiyle reddedilmiş olabilir.</p>

<p>Burada omission bias şöyle çalışır: Dinlenen tanığın beyanı dosyada somut bir metindir. Dinlenmeyen tanığın beyanı ise varsayımsal görünür. Mahkeme, dosyada mevcut olan beyanı daha gerçek, daha somut ve daha değerlendirilebilir kabul eder. Dinlenmeyen tanığın dosyaya ne katabileceği ise belirsiz görüldüğü için çoğu zaman önemsenmez.</p>

<p>Oysa bu yaklaşım, savunma hakkı bakımından ciddi bir sorun doğurur. Çünkü savunmanın tanığı dinlenmeden, mahkeme onun gerçekten önemsiz olup olmadığını bilemez. Bir tanığın beyanının hükme etkili olmayacağı, çoğu zaman ancak o tanık dinlendikten sonra anlaşılabilir. Önceden “sonuca etkili olmaz” demek, bazen savunmanın delil üretme hakkını zihinsel bir kestirmeyle sınırlamak anlamına gelir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması burada dinlenmeyen tanığı yalnızca “tanık listesi” olarak değil, dosyadaki eksik anlatı parçası olarak sunmalıdır. Savunma, tanığın hangi olay kesitini açıklayacağını, mevcut beyanlarla hangi noktada çelişki veya tamamlayıcılık kuracağını, neden dosyanın sonucuna etkili olabileceğini somutlaştırmalıdır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Tanık Ahmet’in dinlenmesi, savunmanın soyut bir talebi değildir. Bu tanık olayın yalnızca sonrasına değil, olaydan önce taraflar arasında geçen konuşmaya da vakıftır. Dosyada mevcut müşteki beyanı olayın başlangıç sebebini tek yönlü açıklamaktadır. Bu tanık dinlenmeden, olayın başlangıç bağlamı eksik kalacaktır.”</p>

<p>Bu tür bir müdahale, omission bias’ın etkisini azaltır. Çünkü dinlenmeyen tanık artık soyut bir isim değil, dosyanın eksik kalan sahnesini tamamlayacak bir unsur olarak görünür hale gelir.</p>

<p><strong>3. Araştırılmayan Alternatif Fail veya Alternatif Olay Örgüsünün Görünmez Kalması</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde iddianame çoğu zaman belirli bir olay örgüsü kurar. Bu örgü içinde fail, mağdur, hareket, zaman, yer, kast ve sonuç belirli bir düzene yerleştirilir. Ancak bir olay örgüsünün kurulmuş olması, onun tek mümkün açıklama olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Bazı dosyalarda alternatif fail ihtimali hiç araştırılmamış olabilir. Bazı dosyalarda olayın başka bir şekilde gerçekleşmiş olabileceği ihtimali göz ardı edilmiş olabilir. Bazı dosyalarda sanık aleyhine kurulan anlatı, diğer ihtimaller dışlandığı için değil, yalnızca onlar hiç araştırılmadığı için güçlü görünür.</p>

<p>Omission bias burada çok tehlikeli çalışır. Araştırılmayan alternatif ihtimal, zamanla gerçek dışı veya önemsiz gibi görünmeye başlar. Oysa alternatif ihtimalin zayıf olması ile hiç araştırılmamış olması aynı şey değildir. Araştırılmamış bir ihtimalin zayıf olduğu söylenemez; çünkü onun zayıflığı da ancak araştırmayla ortaya konulabilir.</p>

<p>Özellikle maddi delilin sınırlı olduğu, beyanların çelişkili olduğu, olay yerinin kalabalık olduğu, dijital izlerin eksik incelendiği veya suçun zaman aralığının belirsiz olduğu dosyalarda alternatif fail ve alternatif olay örgüsü ihtimalleri büyük önem taşır.</p>

<p>Savunmanın burada yapması gereken şey, “başkası yapmış olabilir” gibi soyut bir iddia ortaya atmak değildir. Bu, çoğu zaman mahkeme nezdinde zayıf kalır. Hibrit Kopuş Savunması, alternatif ihtimali dosyanın içinden üretmelidir. Yani mevcut delillerdeki boşlukları, çelişkileri, zaman uyumsuzluklarını, teknik eksiklikleri ve araştırılmayan kişileri göstererek alternatif ihtimali somutlaştırmalıdır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Savunma, soyut biçimde alternatif fail iddiasında bulunmamaktadır. Ancak dosyada olay saatinde aynı bölgede bulunduğu tespit edilen kişilerin araştırılmadığı, kamera güzergâhının tamamının incelenmediği ve müşteki beyanında geçen üçüncü kişinin kimliğinin belirlenmediği görülmektedir. Bu eksiklikler giderilmeden, isnadın sanık üzerinde kesinleştiği kabul edilemez.”</p>

<p>Bu cümle, alternatif fail ihtimalini spekülasyon olmaktan çıkarıp soruşturma eksikliği düzeyine taşır. Böylece yapılmayan araştırma görünür hale gelir.</p>

<p><strong>4. Lehe Delilin Tartışılmamasının Usul Hatası Değil, Dosya Tercihi Gibi Görülmesi</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde lehe delillerin toplanması ve tartışılması, savunma hakkının merkezinde yer alır. Ancak uygulamada kimi zaman lehe deliller dosyanın kenarında kalır. İddianame aleyhe deliller etrafında kurulur; mütalaa bu çerçeveyi devam ettirir; mahkeme de kararında ağırlıklı olarak aleyhe unsurları tartışır. Lehe deliller ise ya hiç değerlendirilmez ya da genel ifadelerle geçiştirilir.</p>

<p>Omission bias burada şu şekilde işler: Lehe delilin tartışılmaması aktif bir hata gibi algılanmaz. Mahkeme, “dosyada mahkûmiyete yeterli delil var” diyerek lehe delillerin ayrıntılı tartışılmamasını önemsiz görebilir. Oysa ceza muhakemesinde mesele yalnızca aleyhe delillerin varlığı değildir. Lehe delillerin bu aleyhe delilleri nasıl zayıflattığı da tartışılmalıdır.</p>

<p>Bir sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilirken, savunmanın ileri sürdüğü lehe ihtimallerin neden kabul edilmediği açıklanmalıdır. Aksi halde gerekçe, yalnızca mahkûmiyeti destekleyen unsurların sıralandığı tek taraflı bir metne dönüşür. Bu da vicdani kanaatin gerçekten tüm dosya üzerinden mi, yoksa yalnızca seçilmiş deliller üzerinden mi kurulduğu sorusunu doğurur.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması burada lehe delilin sadece varlığını değil, tartışılmamasının yarattığı usulî sakatlığı vurgulamalıdır. Savunma, lehe delilin hükme etkisini görünür hale getirmeli ve mahkemeyi bu delile cevap vermeye zorlamalıdır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Savunma tarafından sunulan mesaj kayıtları, olayın tehdit olarak değil, karşılıklı tartışma bağlamında geliştiğini göstermektedir. Bu kayıtlar değerlendirilmeden yalnızca müşteki beyanına dayanılması, dosyadaki lehe delilin tartışma dışı bırakılması sonucunu doğuracaktır.”</p>

<p>Bu tür bir müdahale, mahkemenin lehe delili görmezden gelmesini zorlaştırır. Çünkü savunma, lehe delili hüküm açısından belirleyici bir tartışma noktasına dönüştürmüştür.</p>

<p><strong>5. Gerekçede Cevaplanmayan Savunmanın Hüküm Üzerindeki Etkisinin Silinmesi</strong></p>

<p>Omission bias’ın en ağır görünümlerinden biri gerekçeli kararda ortaya çıkar. Savunma yargılama boyunca çok sayıda argüman ileri sürebilir. Delil çelişkilerini gösterebilir, tanık beyanlarını tartışabilir, bilirkişi raporuna itiraz edebilir, hukuki vasıflandırmaya karşı çıkabilir, alternatif olay örgüsü sunabilir. Fakat mahkeme kararında bu argümanlara açıkça cevap verilmezse, savunmanın yargılama içindeki varlığı karar metninde silikleşir.</p>

<p>Bu durum, yalnızca yazım tekniği sorunu değildir. Çünkü gerekçe, hükmün denetlenebilirliğini sağlar. Mahkeme savunmanın temel itirazlarını neden reddettiğini açıklamadığında, hem taraflar kararın neden verildiğini anlayamaz hem de üst mahkeme sağlıklı denetim yapamaz.</p>

<p>Omission bias burada şöyle işler: Cevaplanmayan savunma argümanı, sanki önemsizmiş gibi görünür. Kararda yer almayan husus, kararın dışında kalır. Böylece savunmanın yargılama boyunca kurduğu itiraz hattı, hüküm metninde yok olur. Bu yokluk çoğu zaman mahkemenin aktif bir tercihi gibi değil, kararın doğal sadeleşmesi gibi algılanır.</p>

<p>Oysa bazı savunma argümanlarının cevaplanmaması, hükmün merkezini etkiler. Örneğin sanığın olay yerinde bulunmadığına ilişkin teknik veri tartışılmamışsa, kastın oluşmadığına dair savunma değerlendirilmemişse, hukuka aykırı delil itirazına cevap verilmemişse, alternatif fail ihtimali gerekçede dışlanmamışsa, kararın ikna ediciliği ve denetlenebilirliği zayıflar.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bu nedenle yalnızca duruşma sırasında değil, hüküm sonrası aşamada da omission bias’a karşı çalışır. İstinaf ve temyiz dilekçelerinde savunmanın cevaplanmayan argümanları sistematik biçimde gösterilmelidir.</p>

<p>Şu tarz bir başlık kullanılabilir:</p>

<p><strong>“Mahkeme Kararında Cevaplanmayan Esaslı Savunma Noktaları”</strong></p>

<p>Altında her savunma argümanı ayrı ayrı gösterilebilir:</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Kamera kaydının olay başlangıcını göstermediği itirazı cevaplanmamıştır.</li>
 <li>Tanık beyanları arasındaki çelişki tartışılmamıştır.</li>
 <li>Sanık lehine HTS verisinin isnatla bağdaşmadığı değerlendirilmemiştir.</li>
 <li>Hukuki vasıflandırmaya ilişkin savunma gerekçede karşılanmamıştır.</li>
 <li>Lehe delillerin neden hükme esas alınmadığı açıklanmamıştır.</li>
</ol>

<p>Bu yöntem, gerekçedeki ihmalin görünmez kalmasını engeller. Savunma, mahkemenin sustuğu noktaları üst yargı önünde yeniden konuşturur.</p>

<p><strong>IV. Dosyanın Sessiz Alanları: Savunmanın Asıl Çalışma Zemini</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde dosyanın sessiz alanları vardır. Bunlar ilk bakışta görülmez. Bazen klasörün arasında kaybolur, bazen tutanağa hiç girmez, bazen duruşmada sorulmaz, bazen mütalaada yok sayılır, bazen gerekçede cevaplanmaz. Fakat bu sessiz alanlar, dosyanın gerçek anlamını değiştirebilir.</p>

<p>Savunmanın en önemli görevlerinden biri bu sessiz alanları tespit etmektir. Çünkü iddia makamı çoğu zaman kendi anlatısını kuran delilleri görünür hale getirir. Savunma ise bu anlatının dışında bırakılanları, gölgede kalanları ve araştırılmayanları sahneye taşır.</p>

<p>Bu nedenle savunma stratejisinde şu sorular mutlaka sorulmalıdır:</p>

<p>Dosyanın en güçlü görünen delili hangi eksiklik nedeniyle güçlü görünüyor?<br />
Hangi delil toplanmış olsaydı mevcut kanaat değişebilirdi?<br />
Hangi tanık dinlenmediği için tek taraflı anlatı oluştu?<br />
Hangi teknik inceleme yapılmadığı için iddia kolaylaştı?<br />
Hangi lehe husus mütalaada hiç karşılanmadı?<br />
Hangi savunma argümanı gerekçede suskunlukla geçiştirildi?</p>

<p>Bu sorular, savunmanın klasik delil tartışmasını aşan daha derin bir alana geçmesini sağlar. Çünkü savunma artık yalnızca dosyadaki metinlerle değil, dosyanın boşluklarıyla da çalışmaktadır.</p>

<p>Burada önemli bir nokta vardır: Savunma her eksikliği aynı yoğunlukta büyütmemelidir. Her yapılmayan işlem hükme etkili değildir. Her dinlenmeyen tanık dosyanın kaderini değiştirmez. Her toplanmayan delil mahkûmiyeti sakatlamaz. Bu nedenle Hibrit Kopuş Savunması, eksiklikleri stratejik öneme göre ayırmalıdır.</p>

<p>Üç tür eksiklik vardır:</p>

<p><strong>Birinci tür eksiklik:</strong> Dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek esaslı eksiklikler.<br />
Örneğin olay yerindeki kamera kaydının alınmaması, alternatif fail ihtimalinin araştırılmaması, sanığın olay yerinde olmadığını gösterebilecek HTS verisinin incelenmemesi.</p>

<p><strong>İkinci tür eksiklik:</strong> Dosyanın bağlamını değiştirebilecek tamamlayıcı eksiklikler.<br />
Örneğin olay öncesi konuşmaların araştırılmaması, taraflar arasındaki önceki ilişkinin eksik bırakılması, tanıkların yalnızca olay sonrasına ilişkin dinlenmesi.</p>

<p><strong>Üçüncü tür eksiklik:</strong> Teknik veya usulî görünse de üst yargı denetimi bakımından önem taşıyan eksiklikler.<br />
Örneğin savunma taleplerinin gerekçesiz reddi, lehe delil taleplerinin tutanağa eksik geçirilmesi, delil tartışmasının sınırlanması.</p>

<p>Savunma bu ayrımı yaptığında, mahkeme nezdinde daha güçlü görünür. Çünkü her şeyi aynı anda ve aynı ağırlıkta söyleyen savunma, bazen asıl önemli noktayı zayıflatır. Hibrit Kopuş Savunması’nın gücü, eksikliği yalnızca bulmasında değil, onun stratejik ağırlığını doğru belirlemesindedir.</p>

<p><strong>V. Omission Bias Karşısında Hibrit Kopuş Savunmasının Müdahale Dereceleri</strong></p>

<p><strong>1. Birinci Derece: Eksikliği Nazikçe İşaretleme</strong></p>

<p>Bazı dosyalarda mahkeme delil toplamaya açıktır. Henüz kanaat sertleşmemiştir. Savunmanın talepleri dinlenmektedir. Böyle durumlarda savunma eksikliği çatışmacı bir dille değil, tamamlayıcı bir dille sunabilir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Sayın Mahkeme, dosyanın daha sağlıklı değerlendirilebilmesi için olay yerindeki kamera kayıtlarının araştırılmasını talep ediyoruz.”</p>

<p>Bu dil uyumludur. Mahkemeyi suçlamaz. Eksikliği “adil ve tam değerlendirme” ihtiyacı üzerinden kurar. Birinci derece savunma özellikle yargılamanın erken aşamalarında işlevseldir.</p>

<p>Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Nazik dil, belirsiz dil olmamalıdır. Savunma talebinin neye hizmet ettiği açıkça gösterilmelidir. “Tanıklarımız dinlensin” demek yerine, “tanık şu hususu açıklayacaktır” denmelidir. “Kamera kayıtları istensin” demek yerine, “kamera kaydı olayın başlangıç anını gösterecektir” denmelidir.</p>

<p><strong>2. İkinci Derece: Eksikliği Tutanaklaştırma</strong></p>

<p>Mahkeme savunmanın delil talebini geçiştiriyor, eksikliği önemsiz görüyor veya talebi gerekçesiz reddediyorsa, savunma ikinci dereceye geçmelidir. Bu aşamada amaç, eksikliği duruşma tutanağına açık ve denetlenebilir biçimde geçirmektir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Savunma olarak, olay yerindeki kamera kayıtlarının celbini talep ettiğimizi; bu kayıtların olayın başlangıç anını ve tarafların konumunu gösterebilecek nitelikte olduğunu; talebimizin reddi halinde bunun savunma hakkı bakımından eksiklik oluşturacağına ilişkin beyanımızın zapta geçirilmesini talep ederiz.”</p>

<p>Bu cümle, omission bias’a karşı çok değerlidir. Çünkü yapılmayan işlemi görünür hale getirir. Artık eksiklik yalnızca dosyanın dışında kalan bir boşluk değildir; tutanakta kayda bağlanmış bir savunma meselesidir.</p>

<p>Tutanaklaştırma, Hibrit Kopuş Savunması’nın en önemli mikro müdahale araçlarından biridir. Çünkü ceza muhakemesinde birçok ihmal, tutanağa girmediği için üst yargı önünde görünmez hale gelir. Savunma, ihmali görünür kılmak istiyorsa önce kayıt altına almalıdır.</p>

<p><strong>3. Üçüncü Derece: Delil Tartışmasını Zorunlu Kılma</strong></p>

<p>Bazı durumlarda eksiklik yalnızca talep düzeyinde bırakılmamalıdır. Savunma, mahkemeyi delil tartışmasına zorlamalıdır. Özellikle aleyhe delil güçlü görünüyorsa ve lehe delil toplanmamışsa, savunma bu dengesizliği açıkça tartışmalıdır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Bu dosyada müşteki beyanı mahkûmiyet için merkezî delil olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu beyanı test edebilecek kamera kaydı araştırılmamış, olay yerinde bulunan bağımsız tanıklar dinlenmemiş ve teknik veriler dosyaya getirtilmemiştir. Test edilmemiş bir beyanın, araştırılmamış lehe ihtimaller aleyhine kesin delil gibi kabul edilmesi mümkün değildir.”</p>

<p>Bu artık daha açık bir müdahaledir. Savunma, sadece eksik delil istememekte; mevcut delilin neden bu eksiklikler nedeniyle zayıf olduğunu göstermektedir.</p>

<p>Üçüncü derece müdahale, özellikle mahkemenin dosyada mevcut aleyhe delile aşırı ağırlık verdiği durumlarda kullanılmalıdır. Çünkü omission bias çoğu zaman aleyhe delilin olduğundan güçlü görünmesine neden olur. Savunma bu görünürlüğü dengelemek zorundadır.</p>

<p><strong>4. Dördüncü Derece: Adil Yargılanma ve Silahların Eşitliği İtirazı</strong></p>

<p>Eğer mahkeme savunmanın esaslı delil taleplerini sürekli reddediyor, lehe delilleri tartışmıyor, gerekçe göstermiyor veya savunmanın dosyayı dengeleme imkânını fiilen sınırlıyorsa, mesele artık basit delil eksikliği olmaktan çıkar. Adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği sorunu haline gelir.</p>

<p>Bu aşamada savunma daha net bir normatif çerçeve kurmalıdır:</p>

<p>“Savunmanın olayın aydınlatılması bakımından zorunlu gördüğü delil taleplerinin gerekçesiz reddedilmesi, yargılamanın yalnızca iddia makamı tarafından görünür kılınan deliller üzerinden yürütülmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu durum silahların eşitliği ve etkili savunma hakkı bakımından ciddi sakınca yaratmaktadır.”</p>

<p>Bu ifade, eksikliği bireysel bir talep olmaktan çıkarır; yargılamanın adilliği sorununa dönüştürür. Dördüncü derece kopuşun amacı mahkemeyle kavga etmek değil, yargılamanın normatif sınırlarını hatırlatmaktır.</p>

<p>Bu aşamada savunma özellikle şu hususları tutanağa geçirmelidir:</p>

<p>Delil talebinin konusu,<br />
Delilin hangi vakıayı aydınlatacağı,<br />
Talebin neden esaslı olduğu,<br />
Reddin hangi savunma hakkı sonucunu doğurduğu,<br />
Bu hususun üst yargı denetimine taşınacağı.</p>

<p>Böylece ihmal görünmez kalmaz. Savunma, yapılmayan işlemi yargılamanın meşruiyet sorununa bağlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>5. Beşinci Derece: Sistematik Eksiklik Üzerinden Meşruiyet Tartışması</strong></p>

<p>Bazı dosyalarda omission bias münferit bir eksiklik olarak değil, yargılamanın bütününe yayılan sistematik bir sorun olarak karşımıza çıkar. Soruşturma yalnızca aleyhe delilleri toplamış olabilir. Lehe delil talepleri sürekli reddedilmiş olabilir. Tanık dinletme hakkı fiilen sınırlanmış olabilir. Teknik incelemeler yapılmamış olabilir. Mahkeme kararında savunmanın temel argümanları cevaplanmamış olabilir.</p>

<p>Bu durumda savunma, artık tek tek eksiklikleri değil, yargılamanın genel yapısını tartışmaya açmalıdır. Çünkü sorun yalnızca “şu delil eksik” değildir; sorun, yargılamanın iddia merkezli, tek yönlü ve savunmayı etkisizleştiren bir yapıya dönüşmesidir.</p>

<p>Beşinci derece müdahale dikkatli kullanılmalıdır. Her eksiklik sistem kırılması değildir. Fakat eksiklikler bir araya gelerek savunmanın etkili katılımını ortadan kaldırıyorsa, savunma bunu açıkça ortaya koymalıdır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Bu yargılama sürecinde savunmanın bildirdiği esaslı deliller toplanmamış, lehe tanıklar dinlenmemiş, teknik inceleme talepleri karşılanmamış ve mevcut aleyhe delillerin güvenilirliğini test edecek imkânlar sağlanmamıştır. Bu haliyle yargılama, maddi gerçeği tüm yönleriyle araştıran bir süreç olmaktan uzaklaşmış; iddia makamı tarafından kurulan anlatının doğrulanması biçimine dönüşmüştür.”</p>

<p>Bu sert bir ifadedir. Ama bazı dosyalarda gerekli olabilir. Hibrit Kopuş Savunması’nın beşinci derecesi, yargılamanın artık olağan savunma araçlarıyla dengelenemediği durumlarda devreye girer.</p>

<p><strong>VI. Omission Bias’a Karşı Savunmanın Kullanabileceği Hazır Müdahale Cümleleri</strong></p>

<p>Savunma pratiği bakımından aşağıdaki cümleler, omission bias’a karşı kullanılabilecek stratejik kalıplar olarak değerlendirilebilir:</p>

<p>“Dosyada bu delilin bulunmaması, delilin önemsiz olduğunu değil, araştırma faaliyetinin eksik kaldığını göstermektedir.”</p>

<p>“Toplanmayan delilin yokluğu, sanık aleyhine yorumlanamaz.”</p>

<p>“Savunmanın talep ettiği delil, soyut bir araştırma talebi değil, iddia anlatısını test edecek esaslı bir delildir.”</p>

<p>“Dinlenmeyen tanığın beyanının sonuca etkili olmayacağı, tanık dinlenmeden peşinen kabul edilemez.”</p>

<p>“Bu dosyada mevcut aleyhe delil, araştırılmayan lehe ihtimaller nedeniyle olduğundan daha güçlü görünmektedir.”</p>

<p>“Alternatif fail ihtimali soyut bir varsayım olarak değil, dosyada araştırılmamış somut boşluklar üzerinden ileri sürülmektedir.”</p>

<p>“Lehe deliller tartışılmadan yalnızca aleyhe delillerin sıralanması, vicdani kanaatin bütün dosya üzerinden değil, seçilmiş deliller üzerinden kurulduğu izlenimini doğuracaktır.”</p>

<p>“Savunmanın esaslı itirazlarına gerekçeli kararda cevap verilmemesi, hükmün denetlenebilirliğini zayıflatmaktadır.”</p>

<p>“Dosyanın ne içerdiği kadar, neyi dışarıda bıraktığı da yargısal kanaat bakımından önemlidir.”</p>

<p>“Savunmanın talebi, eksik bırakılan ihtimalin yargılamanın konusu haline getirilmesidir.”</p>

<p>Bu cümlelerin ortak yönü şudur: Yapılmayan işlemi görünür kılar. İhmali sessiz bir boşluk olmaktan çıkarıp, hukuki tartışmanın merkezine taşır.</p>

<p><strong>VII. Sonuç: Savunma, Dosyanın Sustuklarını Konuşturma Sanatıdır</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde omission bias, yapılmayanın görünmezliği sorunudur. Toplanmayan delil, dinlenmeyen tanık, araştırılmayan ihtimal, tartışılmayan lehe unsur ve cevaplanmayan savunma argümanı; çoğu zaman yargılamanın kenarında kalır. Fakat bu kenarda kalış, masum değildir. Çünkü dosya yalnızca içerdiği delillerle değil, dışarıda bıraktığı ihtimallerle de kanaat üretir.</p>

<p>Bu nedenle savunmanın görevi yalnızca dosyadaki aleyhe delillere cevap vermek değildir. Savunma, dosyanın sessiz alanlarını açığa çıkarmalıdır. Hangi delilin toplanmadığını, hangi tanığın dinlenmediğini, hangi ihtimalin araştırılmadığını, hangi lehe argümanın tartışılmadığını ve hangi savunma noktasının gerekçede cevapsız bırakıldığını göstermelidir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bu bağlamda savunmayı aktif bir görünürleştirme faaliyeti olarak kurar. Savunma, ihmal edileni sahneye taşır. Dosyanın sustuklarını konuşturur. Yok sayılan ihtimalleri hukuki tartışmanın konusu haline getirir. Böylece yargılamayı yalnızca mevcut delillerin okunması olmaktan çıkarıp, mevcut olmayan ama araştırılması gereken delillerin de sorgulandığı gerçek bir muhakeme alanına dönüştürür.</p>

<p>Ceza muhakemesinde bazen en belirleyici delil dosyada bulunan değil, dosyada neden bulunmadığı açıklanamayan delildir. Bazen en önemli tanık dinlenen değil, neden dinlenmediği gerekçelendirilemeyen tanıktır. Bazen hükmün en zayıf noktası, yazılan gerekçede değil, cevaplanmayan savunma argümanındadır.</p>

<p>Bu nedenle omission bias karşısında savunmanın temel cümlesi şudur:</p>

<p><strong>Dosyanın sessizliği, hakikatin yokluğu değil; çoğu zaman araştırmanın eksikliğidir.</strong></p>

<p>Ve Hibrit Kopuş Savunması’nın bu alandaki en güçlü ilkesi şöyle formüle edilebilir:</p>

<p><strong>Savunma, yalnızca dosyada görünenle mücadele etmez; dosyada görünmez bırakılanı da yargılamanın merkezine taşır.</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN"><img alt="Av. Fahrettin KAYHAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Fahrettin-KAYHAN.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN">Av. Fahrettin KAYHAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasi-perspektifinden-ceza-muhakemesinde-omission-bias-yapilmayanin-gorunmezligi-ve-savunmanin-ihmal-edileni-sahneye-tasima-gorevi-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/terazi/themis-kitap-efkm.jpg" type="image/jpeg" length="30348"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İŞYERİNDE KENDİSİNE TALİMAT VEREN BAŞKA BİR YÖNETİCİNİN BULUNMADIĞI BANKA MÜDÜRÜNÜN FAZLA ÇALIŞMA ALACAĞI TALEBİNİN REDDİ GEREKMEKTE OLUP BU DURUMDA KARŞI TARAF LEHİNE VEKÂLET ÜCRETİNE HÜKMEDİLECEKTİR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/isyerinde-kendisine-talimat-veren-baska-bir-yoneticinin-bulunmadigi-banka-mudurunun-fazla</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/isyerinde-kendisine-talimat-veren-baska-bir-yoneticinin-bulunmadigi-banka-mudurunun-fazla" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Somut uyuşmazlıkta; davacıların işyerinde banka müdürü olarak çalıştıkları ve aynı yerde davacılara talimat veren başka bir yöneticinin de bulunmadığı sabittir. Mahkemelerce fazla çalışma alacaklarının reddi yerinde ise de bu sonuç, içtihat değişikliğinden kaynaklanmamaktadır. Hâl böyle olunca ispat edilemeyen fazla çalışma alacağının reddi hâlinde, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıktır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>YARGITAY</strong></p>

<p><strong>9. HUKUK DAİRESİ</strong></p>

<p><strong>Esas Numarası: 2025/7997</strong></p>

<p><strong>Karar Numarası: 2025/8076</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi: 20.10.2025</strong></p>

<p><strong>FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ TALEBİ</strong></p>

<p><strong>VEKÂLET ÜCRETİ</strong></p>

<p><strong>ÖZETİ: </strong>Somut uyuşmazlıkta; davacıların işyerinde banka müdürü olarak çalıştıkları ve aynı yerde davacılara talimat veren başka bir yöneticinin de bulunmadığı sabittir. Mahkemelerce fazla çalışma alacaklarının reddi yerinde ise de bu sonuç, içtihat değişikliğinden kaynaklanmamaktadır. Hâl böyle olunca ispat edilemeyen fazla çalışma alacağının reddi hâlinde, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıktır.</p>

<p><strong>I. BAŞVURU</strong></p>

<p>Başvurucu vekili dilekçesinde; Yargıtay 9. Hukuk Dairesince Eylül 2020 tarihi itibarıyla işçilik alacakları ile ilgili olarak köklü içtihat değişikliğine gidildiğini, işyerinde şube müdürü olarak çalışan işçilerin fazla çalışma alacağı talebiyle açtıkları davalarda içtihat değişikliği nedeniyle ret kararları verilip davalı lehine vekâlet ücretine hükmedildiğini, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu bu konuda ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2023/743 Esas, 2025/968 Karar sayılı kararında; davacının fazla çalışma alacağı reddedilmesine rağmen davalı lehine vekâlet ücretine hükmedildiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesinin 05.03.2025 tarihli ve 2024/1987 Esas, 2025/190 Karar sayılı dosyasında da fazla çalışma alacağının reddine karar verildiği, davalı lehine verilen vekâlet ücretinin ise 08.05.2025 tarihli tavzih kararı ile kaldırıldığını, her iki Daire kararı arasında uyuşmazlık bulunduğunu belirterek uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI</strong></p>

<p>... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 19.09.2025 tarihli ve 2025/24 Esas, 2025/24 Karar sayılı kararı ile; uyuşmazlığın giderilmesi talebinin kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2023/743 Esas, 2025/968 Karar sayılı dosyası ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesinin 05.03.2025 tarihli ve 2024/1987 Esas, 2025/190 Karar sayılı kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu, uyuşmazlığın ... Bölge Adliyesi Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki kararı benimsenerek giderilmesi için 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35/3.maddesi uyarınca Yargıtay 9. Hukuk Dairesine başvurulmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR</strong></p>

<p>A. ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 Tarihli ve 2023/7 43... /968 Karar Sayılı Kararı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararları ile; davacının davalı işyerinde 10.04.2006 tarihinden itibaren şube müdürü olarak çalıştığı, son olarak ... Şubesi müdürü olarak görev yaptığı, bu sebeple bulunduğu yerde en üst düzey yönetici sıfatıyla çalıştığının ve yetki alanı gereğince çalışma düzenini kendisinin belirleyebilecek konumda olduğunun anlaşılmasına göre davacının fazla çalışma ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen kabul kararının hatalı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış ve davalı lehine reddedilen alacaktan dolayı vekâlet ücreti takdir edilerek yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı vekili tarafından tavzih talebinde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ek karar ile gerekçeli kararının tashihini ve tavzihini gerektirir aykırılık veya maddi hatta bulunmadığı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi ilâmları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararı öncesinde de Yargıtay ve ilk derece mahkemelerinde şube müdürlerinin fazla çalışma alacağı talebiyle açılan davaların kabulü ve reddine dair kararların bulunduğu, davacının bulunduğu yerde en üst düzey yönetici sıfatıyla çalışmış olduğu, yetki alanı gereğince çalışma düzenini kendisi belirleyebilecek konumda bulunduğu, fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği, fazla çalışma ücreti alacağı talebinin reddinden kaynaklı davacı aleyhine vekâlet ücreti takdir edilmesinde aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle talep reddedilmiştir.</p>

<p>B. ... Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesinin 03.05.20 25... /19 87... /190 Karar Sayılı Kararı</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararları ile; davacının davalı bankada şube müdürü olduğu, Bu konuda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi Kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2023/6171 Esas, 2023/4908 Karar sayılı ilâmı dikkate alındığında, davacının zamanaşımına rastlamayan dönemde davalı Bankada şube müdürü olarak görev yapması sebebiyle bulunduğu yerde en üst düzey yönetici sıfatıyla çalışmış olduğu, yetki alanı gereğince çalışma düzenini kendisinin belirleyebilecek konumda olduğu, fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiş, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilerek davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı vekili tarafından tavzih talep edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının kurulan hükmün tamamlanmasına ilişkin talebi Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi ilâmları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2023/6171 Esas, 2023/4908 Karar sayılı ilâmı doğrultusunda yerinde bulunmasa da; somut davada fazla çalışma ücreti yönünden verilen kararın aynı zamanda Yargıtay ve Dairenin değişen uygulamasından kaynaklandığı, bu nedenle kararının (7) numaralı bendindeki davalı lehine hükmedilen 30.000,00 TL'nin kaldırılması gerektiği, dava açıldığı tarihte Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2023/6171 Esas, 2023/4908 Karar sayılı ilâmı henüz ortada bulunmadığından davalı lehine vekâlet ücretine hükmolunmayacağı gerekçeleriyle davalı lehine hükmedilen vekâlet ücreti kaldırılarak tavzih talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>Uyuşmazlık, işyerinde üst düzey yönetici olarak çalışan işçinin fazla çalışma alacağı konusunda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin içtihat değişikliğinin bulunup bulunmadığı ve talebin reddi nedeniyle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği konularındadır.</p>

<p>1.Uyuşmazlığın esasına yönelik değerlendirmeden önce, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesine dayanan taleplerle ilgili olarak dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine karar verdiği sırada, uyuşmazlığın hangi daire görüşü doğrultusunda veya ne şekilde giderilmesi gerektiğine yönelik görüş bildirip bildiremeyeceği ele alınmalıdır. İlgili hükümde, uyuşmazlığın giderilmesinin gerekçeli olarak istenmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun kendi aralarında toplanacakları ve kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini isteyecekleri düzenlenmiştir. Kanun'daki "kendi görüşleri" ifadesinden anlaşılması gereken husus, Başkanlar Kurulunun Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığı yönündeki görüşüdür. Uyuşmazlığın giderilmesinin gerekip gerekmediği veya hângi daire kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği yönündeki karar, Yargıtay ilgili hukuk dairesince verilir. Keza ilgili daire uyuşmazlığı mutlaka uyuşmazlık konusu daire kararları çerçevesinde ele alıp gidermek zorunda değildir. Gerektiği takdirde uyuşmazlığın, bölge adliye mahkemesi kararlarında belirtilen gerekçelerden farklı gerekçe ile de giderebilir. Başkanlar Kurulunun uyuşmazlığın hangi bölge adliye mahkemesinin kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği konusunda bir görüş ortaya koyması, ilgili yasal düzenlemeye aykırı olduğu gibi yargısal bir faaliyette bulunulması anlamına geleceğinden yerinde de değildir. Somut olayda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunca daire kararları arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile yetinilmesi gerekirken, uyuşmazlığın hangi daire görüşü doğrultusunda giderilmesi gerektiğinin belirtilmesi isabetsiz olup eleştirilmiştir.</p>

<p>2.Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin başvurunun dayanağı özetle üst düzey yöneticilerin fazla çalışma ücretleri konusunda içtihat değişikliği olup olmadığı, içtihat değişikliği mevcut ise önceki içtihada güvenerek dava açanlar aleyhine vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceği noktasındadır. Bu çerçevede öncelikle değerlendirilmesi gereken husus, başvuru konusu dosyalar bakımından içtihat değişikliği bulunup bulunmadığıdır.</p>

<p>Dairemizin yerleşik uygulamasına göre işyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması hâlinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. Üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.</p>

<p>Bu noktada belirtmek gerekir ki belirli bir ünvanda çalışan kişinin sırf bu ünvan nedeniyle peşinen üst düzey yönetici olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bunun için her somut olay bakımından yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre ayrı ayrı değerlendirme yapılarak sonuca gidilmelidir.</p>

<p>Daha önce Dairemizin 04.04.2023 tarihli ve 2023/6171 Esas, 2023/4908 Karar sayılı ilâmı ile ... Bölge Adliye Mahkemelerinin ilgili Daireleri arasındaki uyuşmazlığın "...Dosya içeriklerine göre davacıların davalı Bankalarda şube müdürü olarak görev yapmaları sebebiyle bulunduğu yerde en üst düzey yönetici sıfatıyla çalışmış oldukları, yetki alanı gereğince çalışma düzenlerini kendilerinin belirleyebilecek konumda oldukları anlaşılmakla; fazla çalışma ücreti talep edemeyeceklerinin kabulü gerekmektedir." şeklindeki gerekçeyle "davacının üst düzey yönetici olması nedeniyle fazla çalışma alacağına hak kazanamayacağı yönündeki ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesinin 15.09.2022 tarihli ve 2019/549 Esas, 2022/1372 Karar sayılı kararı doğrultusunda giderilmesine," karar verilmiştir. Somut uyuşmazlığa özgü olan söz konusu karar, Dairemizin üst düzey yöneticilerin fazla çalışma ücreti talep edemeyecekleri yönündeki yerleşik uygulamasına uygun olup bir içtihat değişikliği şeklinde de değerlendirilemez.</p>

<p>Bu açıklamalara göre başvuru konusu kararlar değerlendirildiğinde; somut uyuşmazlıkta; davacıların işyerinde banka müdürü olarak çalıştıkları ve aynı yerde davacılara talimat veren başka bir yöneticinin de bulunmadığı sabittir. Mahkemelerce fazla çalışma alacaklarının reddi yerinde ise de bu sonuç, içtihat değişikliğinden kaynaklanmamaktadır. Hâl böyle olunca ispat edilemeyen fazla çalışma alacağının reddi hâlinde, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıktır.</p>

<p>Dairemizce ... Bölge Adliye Mahkemesinin farklı dairelerinin kararları arasındaki uyuşmazlığın, ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2023/743 Esas, 2025/968 Karar sayılı ilâmı doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>1. ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından iletilen işyerinde üst düzey yönetici olarak görev yapan işçilerin fazla çalışma alacağının reddi hâlinde davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği yönündeki uyuşmazlığın; ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2023/743 Esas, 2025/968 Karar sayılı ilâmı doğrultusunda giderilmesine;</p>

<p>2. Dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,</p>

<p>3. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,</p>

<p>20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">legalbank.net</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/isyerinde-kendisine-talimat-veren-baska-bir-yoneticinin-bulunmadigi-banka-mudurunun-fazla</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/yargitadyayd1.jpg" type="image/jpeg" length="27565"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emlak satışında yeni dönem! Tapuda elden ödeme dönemi bitti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/emlak-satisinda-yeni-donem-tapuda-elden-odeme-donemi-bitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/emlak-satisinda-yeni-donem-tapuda-elden-odeme-donemi-bitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemeye göre, taşınmaz alım satımında ödemelerin bankalar ve yetkili finans kuruluşları aracılığıyla oluşturulan "ödeme sistemi" üzerinden yapılması zorunlu hale getirildi. Bu sistemin kullanımı 1 Temmuz 2026 tarihine kadar zorunlu değil. Ancak bu tarihten sonra zorunlu hale gelecek. Bakanlığın ise bu tarihi üç aya kadar uzatma yetkisi bulunuyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hazine Bakanlığı tarafından hazırlanan "Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlandı. Yönetmelikleri birlikte gayrimenkul ticaretinde ilişkin kurallarda düzenleme yapıldı.</p>

<p>Düzenlemeye göre, emlak alım-satım işlemlerine ödemenin bir kısmı ya da tamamı bankalar ve Bankacılık Kanunu kapsamında faaliyet gösteren finansal kuruluşlar tarafından oluşturulan "ödeme sistemi" üzerinden yapılacak.</p>

<p>Düzenlemeye göre, taşınmaz satış bedelinin bir kısmının veya tamamının bankalar ya da finansman ve tasarruf finansman şirketleri tarafından kredilendirilmesi halinde, kredi tutarı dışındaki geri kalan ödeme bu sistem üzerinden yapılacak.</p>

<p><strong>HİZMET BEDELİ ALINACAK</strong></p>

<p>Bu kapsamda, satış işlemlerinde krediyle karşılanmayan tutarların güvenli ve kayıtlı bir şekilde aktarılması zorunlu hale getirilecek.</p>

<p>Ayrıca bu sistemi kullananlardan bir hizmet bedeli alınacak ve bu bedel satıcıya aktarılan tutardan düşülecek.</p>

<p>Bakanlığın açıkladığı yönetmelikle, söz konusu ödeme sisteminin usul ve esasları ile birlikte bu sürecin takibi ve teknik sorunların çözümü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirleneceği ifade edildi.</p>

<p>Düzenlemeyle işletme adresi, ticaret unvanı veya faaliyet konusuna ilişkin değişikliklerin belirli süreler içinde bildirilmesi zorunlu hale getirilirken, değişikliklerde yetki belgesinin de yenilenmesinin gerekli olacağı belirtildi.</p>

<p>Bu sistemin kullanımı 1 Temmuz 2026 tarihine kadar zorunlu değil. Ancak bu tarihten sonra zorunlu hale gelecek. Bakanlığın ise bu tarihi üç aya kadar uzatma yetkisi bulunuyor.</p>

<p>Bu yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girecek ve hükümlerini Ticaret Bakanı yürütecek.</p>

<p>---</p>

<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TAŞINMAZ TİCARETİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>5/6/2018 tarihli ve 30442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi ve “yükümlülükleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “ödeme sisteminin kurulması, işletilmesi ve taşınmaz satışında ödeme sisteminin gerçek ve tüzel kişiler tarafından kullanılmasına ilişkin usul ve esasları,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıda şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi</p>

<p>MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir.</p>

<p>(2) Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.</p>

<p>(3) İşletme adresinin değişmesi nedeniyle yetki belgesinin tadili veya ticaret ünvanının veya işletme adının değişmesi nedeniyle yetki belgesinin yenilenmesi durumunda, yetki belgesinin tadil edildiği veya yenilendiği tarihten itibaren on gün içinde, o işletmenin sözleşmeli işletmelerinin yetki belgeleri de herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın tadil edilir veya yenilenir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Ödeme sistemi</p>

<p>EK MADDE 1- (1) İşletmelerin ve diğer gerçek veya tüzel kişilerin taşınmaz satışlarında ödemenin bir kısmının veya tamamının nakit, havale, elektronik fon transferi veya Bakanlıkça belirlenen diğer ödeme yöntemleriyle yapılması halinde taşınmaz satış bedeli, taşınmaz mülkiyeti ile satış bedelinin eş zamanlı el değiştirmesini sağlayacak şekilde oluşturulan ödeme sistemi üzerinden ödenir.</p>

<p>(2) Taşınmaz satış bedelinin bir kısmının veya tamamının 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka veya 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanununda tanımlanan finansman ve tasarruf finansman şirketleri tarafından kredilendirilmesi halinde kredi tutarı haricindeki ödemeler için ödeme sistemi kullanılır.</p>

<p>(3) Ödeme sistemi üzerinden yapılan her işlemde kullanım bedeli alınır. Kullanım bedeli satıcıya aktarılan taşınmaz satış bedelinden mahsup edilir.</p>

<p>(4) Ödeme sistemine ilişkin her türlü iş ve işlemin takibi, teknik sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ilgili birim temsilcilerinden oluşan bir komisyon oluşturulur.</p>

<p>(5) Ödeme sisteminin kurulmasına ve işletilmesine, sisteme dahil olmayacak taşınmaz satışlarına, verilen hizmetler karşılığında alınacak kullanım bedeli ile bu bedelin paylaşımına ve dördüncü fıkrada belirtilen komisyonun kuruluşuna, çalışmasına, görev ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlık tarafından belirlenir ve Bakanlığın resmî internet sayfasında duyurulur.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“(10) 1/7/2026 tarihine kadar yapılacak taşınmaz satışlarında ek 1 inci maddede belirtilen ödeme sisteminin kullanılması zorunlu değildir. Bakanlık bu tarihi üç aya kadar uzatmaya yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/emlak-satisinda-yeni-donem-tapuda-elden-odeme-donemi-bitti</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/tapu-anahtarkapak-100718.jpg" type="image/jpeg" length="65689"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM, bireysel başvuruda 'yapay zeka'yı devreye alıyor]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-bireysel-basvuruda-yapay-zekayi-devreye-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-bireysel-basvuruda-yapay-zekayi-devreye-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, hâkim ve savcılara, “Cesur, doğru olun. Hâkim ve savcıların üzerinde kul hakkı olmamalıdır” uyarısında bulunurken “Eylül itibarıyla bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamasında yapay zekâyı devreye almayı hedefliyoruz” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa Mahkemesi 64. Kuruluş Yıldönümü ve Ant İçme Töreni’ne katıldı. Törende yeni üye Şaban Kazdal yemin ederken cübbesi AYM Başkanı Kadir Özkaya tarafından giydirildi. Özkaya, törende yaptığı konuşmada özetle şöyle dedi.</p>

<p><strong>ADALETLİ OLMAK ÖMRÜ UZATIR</strong></p>

<p>“AYM, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan ve hukukun üstünlüğünü somutlaştıran bir teminat makamıdır. Bir insan uzun ömürlü olmak isterse adaletli olsun. Devletlerde de durum aynıdır. Adaletli olmak ömrü uzatır. Hâkim ve savcılar daima cesur olmalıdırlar, doğru olmalıdırlar. Hiçbir zaman beklenti ve kaygılarının etkisiyle doğruluktan sapmamalıdırlar. Oturdukları makamda daima doğru karar vermek için oturduklarını unutmamalıdırlar. Bunun asli görevleri olduğunu hiç hatırdan çıkarmamalıdırlar. Tanıklarla, avukatlarla ya da görev gereği diyalog kurdukları kişilerle ilişkilerinde sabırlı, nazik ve vakur olmalıdırlar. İşyükü ve zaman baskısı ya da başka bir nedenle yargılama süreçlerinde usul hatası yapmamalıdırlar. Hiçbir zaman bulanık bir mantıkla hareket etmemelidirler. Asla akılcılıktan uzak bir muhakeme yürütme yöntemi kullanmamalıdırlar. Adaletin tesisinde hamasete, husumete, kindarlığa, kayırmacılığa ve hatta duygusallığa yer olmadığını asla unutmamalıdırlar.</p>

<p><strong>KUL HAKKI İBADETLE AFFOLMAZ</strong></p>

<p>Kul hakkı ile Allah’ın huzuruna gitmekten daha korkunç bir şey olmadığını hiç hatırdan çıkarmamalıdırlar. Kimseyi aldatmamalı, kimseye de aldanmamalıdırlar. Bu bağlamda hâkim ve savcılar gösterişten, riyadan, haramdan, yalandan şiddetle kaçınmalıdırlar. Üzerlerinde kul hakkı olmamalıdır. Kul hakkı çok önemlidir, ibadetle affolmaz. Dolayısıyla bir gram helalin yıllarca peşinden koşmalı, meccanen bir ton haram gelecek olsa ona sırtını çevirmelidirler. Unutmayalım ki haram kazancı Cenabıallah düzgün bir yere sarf ettirmez. Ayrıca şunu da bilelim ki midede haram lokma olursa ne takva ne de fetva kurtarır. Haram yiyen insanların gönül gözleri gerçeği göremez. Zira bir ağızda, midede haram lokma olduğu sürece o ağzın, o midenin sahibinin basireti her tarafa kapalıdır. Haram ile abat olanın sonu berbat olur.</p>

<p><strong>AHİRETTE HESABI ÇOK DAHA GÜÇ</strong></p>

<p>Kıymetli hâkim ve savcı kardeşlerim; "Haram helal ver Allah’ım. Yiyemezsem al Allah’ım. Aciz kuluna ver Allah’ım. Yarın öte yanda hesabını sor Allah’ım. Ateş topuzu ile kafama vur Allah’ım" anlayış ve tercihi ile bazıları her şeyi dünyada istiyor; hem hesabını ahirete bırakarak hem de ahirette sorulacak hesabı hafife alarak. Oysa bir şekilde bu dünyada kurtarmış olmak, ahiret hesabının da kurtarıldığı anlamına gelmez. Unutmayalım ve inanalım ki ahiretin hesabı çok daha güç ve çetin olacaktır.”</p>

<p><strong>YAPAY ZEKÂNIN SONUÇLARI</strong></p>

<p>Özkaya, bireysel başvuru sisteminin kabulünden bu yana 700 bini aşkın başvuru yapıldığını, başvuruları karşılama oranının yüzde 111’e ulaştığını söyledi: “Eylül itibarıyla bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamasında yapay zekâyı devreye almayı hedefliyoruz. Yapay zekânın ürettiği sonuçlara hiçbir şekilde hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yapay zekâdan raportörlerimiz yalnızca hazırlık aşamasında faydalanacak; nihai hukuki değerlendirme ve karar her zaman olduğu gibi insan aklına ve vicdanına ait olacaktır.”</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, artan iş yüküne rağmen başvuruların etkin ve makul sürede sonuçlandırılabilmesi amacıyla çeşitli tedbirler alınmaya devam edildiğini, yargı süreçlerinde teknolojinin daha etkin kullanımı, yapay zekâ destekli analiz imkânlarının geliştirilmesi, dijital başvuru sistemlerinin güçlendirilmesi ve başvuruların daha hızlı işlenmesine yönelik uygulamalara ağırlık verildiğini söyledi.</p>

<p>2026 yılı Eylül ayı itibarıyla bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamasında yapay zekânın devreye alınmasının hedeflendiğini açıklayan Başkan Kadir Özkaya, “Yapay zekânın ürettiği sonuçlara hiçbir şekilde hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yapay zekâdan raportörlerimiz, yalnızca hazırlık aşamasında faydalanacak; nihai hukuki değerlendirme ve karar, her zaman olduğu gibi insan aklına ve vicdanına ait olacaktır.” dedi.<img alt="Adsız-125" height="553" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-125.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="999" /></p>

<p>Özkaya, İsrail’i de eleştirerek “Adil olmazsan, hak ile olmazsan, dünyada ne kadar güçlü olursan ol, gücün ne kadar büyük olursa olsun Cenabıallah’ın yanında bir sinek kadar bile olamazsın. Ancak gerçek hak ile olursan, adalet üzere olursan dünyadaki en süper güç bile senin yanında sinek kadar olur” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ERDOĞAN AYM’DE ANT İÇME TÖRENİNE KATILDI</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin 64’üncü kuruluş yıldönümü ve yeni üye Şaban Kazdal’ın ant içme törenine katıldı. Törende Kazdal’ın ant içmesinin ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, cübbesini giydirdi. Erdoğan, yeni Anayasa Mahkemesi üyesi Kazdal’ı tebrik etti. Kazdal’ın çocukları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elini öptü. (Oya Armutçu / Hürriyet)</p>

<p><img alt="Adsız-124" height="496" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-124.jpg" width="900" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-bireysel-basvuruda-yapay-zekayi-devreye-aliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aym77af.jpg" type="image/jpeg" length="15748"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Gıda Kodeksi Bitki Adı ile Anılan Yağlar Tebliği (Tebliğ No: 2012/29)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turk-gida-kodeksi-bitki-adi-ile-anilan-yaglar-tebligi-teblig-no-201229nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turk-gida-kodeksi-bitki-adi-ile-anilan-yaglar-tebligi-teblig-no-201229nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Gıda Kodeksi Bitki Adı ile Anılan Yağlar Tebliği (Tebliğ No: 2012/29)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2026/14), 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TÜRK GIDA KODEKSİ BİTKİ ADI İLE ANILAN YAĞLAR TEBLİĞİ (TEBLİĞ NO: 2012/29)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/14)</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 12/4/2012 tarihli ve 28262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Bitki Adı ile Anılan Yağlar Tebliği (Tebliğ No: 2012/29)’nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine” ibaresi “19/2/2020 tarihli ve 31044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Tebliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliğinde” ibaresi “13/10/2023 tarihli ve 32338 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Tebliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliğinde” ibaresi “5/11/2023 tarihli ve 32360 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Tebliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’nde” ibaresi “27/9/2021 tarihli ve 31611 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Tebliğin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliğinde” ibaresi “13/2/2025 tarihli ve 32812 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Tebliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeler Yönetmeliğinde” ibaresi “5/4/2018 tarihli ve 30382 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemelere Dair Yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Tebliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliğinde” ibaresi “26/1/2017 tarihli ve 29960 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Tebliğin 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Gıda, Tarım ve Hayvancılık” ibaresi “Tarım ve Orman” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Tebliğin EK-1’inde yer alan Bitkisel Yağların Gaz Likit Kromatografi ile Tespit Edilen Yağ Asitleri Kompozisyonu (Toplam yağ asitleri yüzdesi olarak) tablosundaki ayçiçek yağı (yüksek oleik asitli) sütununun palmitoleik C16:1 satırında yer alan “TED-0,1” ibaresi “TED-0,2” şeklinde, aynı sütunun stearik C18:0 satırında yer alan “2,9-6,2” ibaresi “1,9-6,2” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Tebliğin Ek-2’sinde yer alan Diğer Kalite Kriterleri tablosundaki “Peroksit Sayısı” ibaresi “Peroksit Değeri” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Tebliğin Ek-4’ünde yer alan Bitkisel Yağların Sterol Kompozisyonu (Toplam sterol yüzdesi olarak) tablosundaki fındık yağı satırının delta-5-avenasterol sütununda yer alan “1,0-5,1” ibaresi “1,0-7,0” şeklinde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turk-gida-kodeksi-bitki-adi-ile-anilan-yaglar-tebligi-teblig-no-201229nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/tarim-ve-orman-bakanligin.jpg" type="image/jpeg" length="57493"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/elektrik-piyasasi-lisans-yonetmeliginde-degisiklik-4</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/elektrik-piyasasi-lisans-yonetmeliginde-degisiklik-4" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>ELEKTRİK PİYASASI LİSANS YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 2/11/2013 tarihli ve 28809 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 5 inci maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“(4) Üçüncü fıkra kapsamında yapılacak işlemlerde Kurul kararı ile belirlenen yükümlülüklerin süresi içerisinde yerine getirilmemesi halinde, eskisinin devamı mahiyetinde yeni lisans verilmesi uygun bulunan tüzel kişiye Kanunun 16 ncı maddesinde öngörülen yaptırımlar uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Önlisans veya lisans sahibi tüzel kişilerin ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranması veya Kurul kararı ile belirlenen yükümlülüklerini süresi içerisinde yerine getirmemesi durumunda, söz konusu aykırılık için ilgili mevzuatta ayrıca bir düzenlemeye yer verilmemiş olması halinde, fiilin niteliğine göre Kanunun 16 ncı maddesinde öngörülen yaptırımlar uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(15) Görevli tedarik şirketleri dışındaki tedarik lisansı sahibi tüzel kişiler, şirket ünvanında dağıtım lisansı sahibi şirketlerin bölge adına yer veremez ve dağıtım şirketleri ile aynı marka ve logoyu kullanamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 34/A maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(7) Toplayıcı lisansı sahibi tüzel kişiler, şirket ünvanında dağıtım lisansı sahibi şirketlerin bölge adına yer veremez ve dağıtım şirketleri ile aynı marka ve logoyu kullanamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 43 üncü maddesinin on altı, on yedi, yirmi bir ve yirmi ikinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.</p>

<p>“Tedarik veya toplayıcı lisansı sahibi şirketlerin ünvan ayrıştırması</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 47- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 34 üncü maddenin on beşinci fıkrası veya 34/A maddesinin yedinci fıkrası kapsamına aykırılıkları bulunan tüzel kişiler, durumlarını 31/12/2026 tarihine kadar söz konusu mevzuat hükümlerine uygun hale getirmekle yükümlüdürler.</p>

<p>Lisans alma bedeli ve lisans tadil bedelinin artırımlı uygulanmasının iptali</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 48- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilgili mevzuat çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmemiş olan tüzel kişiler hakkında, 43 üncü maddenin bu maddeyi ihdas eden Yönetmelik ile mülga edilen fıkraları kapsamında işlem tesis edilmeyenler için, 27 nci maddenin birinci fıkrası çerçevesinde işlem tesis edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/elektrik-piyasasi-lisans-yonetmeliginde-degisiklik-4</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="44303"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TAŞINMAZ TİCARETİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>5/6/2018 tarihli ve 30442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi ve “yükümlülükleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “ödeme sisteminin kurulması, işletilmesi ve taşınmaz satışında ödeme sisteminin gerçek ve tüzel kişiler tarafından kullanılmasına ilişkin usul ve esasları,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıda şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi</p>

<p>MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir.</p>

<p>(2) Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.</p>

<p>(3) İşletme adresinin değişmesi nedeniyle yetki belgesinin tadili veya ticaret ünvanının veya işletme adının değişmesi nedeniyle yetki belgesinin yenilenmesi durumunda, yetki belgesinin tadil edildiği veya yenilendiği tarihten itibaren on gün içinde, o işletmenin sözleşmeli işletmelerinin yetki belgeleri de herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın tadil edilir veya yenilenir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Ödeme sistemi</p>

<p>EK MADDE 1- (1) İşletmelerin ve diğer gerçek veya tüzel kişilerin taşınmaz satışlarında ödemenin bir kısmının veya tamamının nakit, havale, elektronik fon transferi veya Bakanlıkça belirlenen diğer ödeme yöntemleriyle yapılması halinde taşınmaz satış bedeli, taşınmaz mülkiyeti ile satış bedelinin eş zamanlı el değiştirmesini sağlayacak şekilde oluşturulan ödeme sistemi üzerinden ödenir.</p>

<p>(2) Taşınmaz satış bedelinin bir kısmının veya tamamının 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka veya 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanununda tanımlanan finansman ve tasarruf finansman şirketleri tarafından kredilendirilmesi halinde kredi tutarı haricindeki ödemeler için ödeme sistemi kullanılır.</p>

<p>(3) Ödeme sistemi üzerinden yapılan her işlemde kullanım bedeli alınır. Kullanım bedeli satıcıya aktarılan taşınmaz satış bedelinden mahsup edilir.</p>

<p>(4) Ödeme sistemine ilişkin her türlü iş ve işlemin takibi, teknik sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ilgili birim temsilcilerinden oluşan bir komisyon oluşturulur.</p>

<p>(5) Ödeme sisteminin kurulmasına ve işletilmesine, sisteme dahil olmayacak taşınmaz satışlarına, verilen hizmetler karşılığında alınacak kullanım bedeli ile bu bedelin paylaşımına ve dördüncü fıkrada belirtilen komisyonun kuruluşuna, çalışmasına, görev ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlık tarafından belirlenir ve Bakanlığın resmî internet sayfasında duyurulur.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(10) 1/7/2026 tarihine kadar yapılacak taşınmaz satışlarında ek 1 inci maddede belirtilen ödeme sisteminin kullanılması zorunlu değildir. Bakanlık bu tarihi üç aya kadar uzatmaya yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/ticaret-bakanligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="25136"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/motorlu-kara-tasitlarinin-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/motorlu-kara-tasitlarinin-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>MOTORLU KARA TAŞITLARININ TİCARETİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 1- </strong>27/8/2024 tarihli ve 32645 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “lise” ibaresi “ilköğretim” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi</p>

<p>MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir. Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren otuz gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/motorlu-kara-tasitlarinin-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="53213"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>KUYUM TİCARETİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>14/4/2021 tarihli ve 31454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıda şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi</p>

<p>MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir.</p>

<p>(2) Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="35721"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı Hazine ve Maliye Uzmanlığı Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hazine-ve-maliye-bakanligi-hazine-ve-maliye-uzmanligi-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hazine-ve-maliye-bakanligi-hazine-ve-maliye-uzmanligi-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı Hazine ve Maliye Uzmanlığı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HAZİNE VE MALİYE UZMANLIĞI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 25/1/2020 tarihli ve 31019 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hazine ve Maliye Bakanlığı Hazine ve Maliye Uzmanlığı Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“d) Fiili hizmet süresi: Aylıksız izin ile toplamı üç ayı aşan hastalık ve refakat izinleri hariç, Hazine ve Maliye Uzmanlığı ve/veya Hazine ve Maliye Uzman Yardımcılığında geçen süreyi,”</p>

<p>“ı) Yabancı Dil Sınavı (YDS/e-YDS): ÖSYM tarafından yapılan Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavını/Elektronik Yabancı Dil Sınavını,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(4) Giriş sınavı, Bakanlıkça yapılır. Ancak giriş sınavının yazılı ve sözlü olarak iki aşamalı düzenlenmesi halinde sınavın yazılı bölümü ÖSYM veya bu konuda uzmanlaşmış diğer kamu kurum ve kuruluşlarına da yaptırılabilir.</p>

<p>(5) Giriş sınavının yazılı bölümünün başka bir kuruma yaptırılması halinde, sınava ilişkin hususlar protokol ile belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “ile diğer fakültelerin” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı fıkranın (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“ç) Bakanlıkça gerekli görüldüğü takdirde, son başvuru tarihi itibarıyla son beş yıl içinde giriş sınavı ilanında belirtilen yabancı dillerin birinden YDS/e-YDS’den en az (C) seviyesinde veya dil yeterliği bakımından bunlara denkliği ÖSYM tarafından kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan belgeye sahip olmak.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Giriş sınavı, şekli Bakanlıkça belirlenen formata uygun olarak Resmî Gazete ile e-Devlet portalı, Cumhurbaşkanınca belirlenen kurumun internet sitesi ile Bakanlık resmî internet sitesinde sınav tarihinden en az otuz gün önce en az bir defa ilan edilmek suretiyle duyurulur.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 7- (1) Giriş sınavına başvuru, elektronik ortamda yapılır. Bakanlık, duyuruda belirtilmesi kaydıyla başvuruları şahsen veya posta yoluyla da alabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) Atamaya esas belgelerini süresi içerisinde teslim etmeyenler, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda sayılanlar ile ataması yapılıp göreve başladıktan sonra çeşitli nedenlerle görevinden ayrılanların yerine, giriş sınav sonuçlarının Bakanlık resmî internet sitesinde duyurulmasından itibaren müteakip sınav tarihine kadar en geç bir yıl içerisinde başarı sırasına göre yedek listede yer alan adaylar arasından atama yapılabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 21- (1) Uzman yardımcılığı dönemi en az üç yıldır.</p>

<p>(2) Uzman yardımcıları; uzmanlığın gerektirdiği bilgi, beceri ve nitelikleri kazanmaları amacıyla birimlerin görüşü alınmak suretiyle Genel Müdürlük tarafından hazırlanan ve Bakanlık onayı ile yürürlüğe konulan plan dahilinde aşağıdaki konularda mesleki eğitime tabi tutulur:</p>

<p>a) Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı teşkilat yapısı.</p>

<p>b) Bakanlığın teşkilat yapısı ve görevleri.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>c) Bakanlığın görev alanına giren konulara ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat.</p>

<p>ç) Yazışma, rapor yazma, bilimsel araştırma ve inceleme teknikleri ile mevzuat hazırlama.</p>

<p>d) Yetenek ve yetkinliklerini artırmaya yönelik kişisel gelişim.</p>

<p>e) Genel Müdürlük tarafından belirlenen diğer konular.</p>

<p>(3) Uzman yardımcıları, görevli oldukları birimin görev alanına giren konularda ilgili birimce ayrıca eğitime tabi tutulabilir.</p>

<p>(4) Uzman yardımcıları, yetişme döneminde;</p>

<p>a) Teze yönelik çalışmaları yürütür.</p>

<p>b) Yabancı dil bilgisinin geliştirilmesi amacıyla kurslardan yararlandırılabilir.</p>

<p>c) Diğer birimlerde ya da taşra teşkilatında staja tabi tutulabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Tez jürisi; Bakanlık onayı ile uzman yardımcısının görev yaptığı birim amirinin veya yardımcısının başkanlığında; uzman yardımcısının görev yaptığı birimden veya Bakanlığın diğer birimlerinden en az Daire Başkanı düzeyinde iki veya daha fazla üye ile uzman yardımcılığı dahil en az on yıl hizmeti bulunan Hazine ve Maliye Uzmanları arasından seçilecek başkan dahil en az beş asıl ve üç yedek üyeden oluşturulur.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 24 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 24- (1) Uzman yardımcıları aşağıdaki şartları taşıması halinde yeterlik sınavına girmeye hak kazanır:</p>

<p>a) Fiili hizmet süresinin en az üç yıl olması.</p>

<p>b) Tezlerinin başarılı kabul edilmesi.</p>

<p>(2) Yeterlik sınavına girmeye hak kazananların sınavı en geç altı ay içinde yapılır.</p>

<p>(3) Yeterlik sınavına girmeye hak kazandığı halde geçerli mazeretine istinaden sınava giremeyenler, mazeretlerinin sona ermesini müteakip altı ay içerisinde Genel Müdürlükçe belirlenecek bir tarihte sınava alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(6) Sınav sonuçları, Genel Müdürlükçe Bakanlık resmî internet sitesinde duyurulur. Adaylara, ayrıca tebligat yapılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 28 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yeterlik sınavından” ibaresi “yeterlik sınavı sonucunun ilanından” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 29- (1) Yeterlik sınavında başarılı olanların uzman kadrolarına atanabilmeleri, YDS’den asgari (C) düzeyinde veya dil yeterliği bakımından buna denkliği ÖSYM tarafından kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan başka bir belgeye yeterlik sınavı sonucunun ilanından itibaren en geç iki yıllık fiili hizmet süresi içinde sahip olma şartına bağlıdır.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 35- (1) Uzman ünvanını kazandıktan sonra görevlerinden çeşitli sebeplerle ayrılanlardan yeniden atanmak isteyenler, ilgili mevzuatındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, kadro ve ihtiyaç durumuna göre Bakanlıkça uygun görülmesi halinde uzmanlığa yeniden atanabilirler.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Engellilerin sınavı</p>

<p>EK MADDE 1- (1) Bu Yönetmelik uyarınca düzenlenen sınavlar, engellilerin engellilik durumuna göre gerekli tedbirler alınmak suretiyle düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Geçiş hükmü</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen giriş sınavı sonucunda başarılı olanların, uzman yardımcılığına atanması bu maddenin yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre gerçekleştirilir.</p>

<p>(2) Birinci fıkra kapsamına girenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Hazine ve Maliye Uzman Yardımcısı kadrolarında bulunanların yeterlik sınavları, uzmanlığa atanmaları ile diğer iş ve işlemleri, hizmet süresinin hesaplanması ile yeterlik sınav sonucunun ilanına ilişkin hükümler hariç olmak üzere, bu maddenin yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre gerçekleştirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hazine-ve-maliye-bakanligi-hazine-ve-maliye-uzmanligi-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/hazine-ve-maliye-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="88691"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu binasına 1 Mayıs pankartı asıldı: 'Halkın ekmeğidir adalet']]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosu-binasina-1-mayis-pankarti-asildi-halkin-ekmegidir-adalet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosu-binasina-1-mayis-pankarti-asildi-halkin-ekmegidir-adalet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu, 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesinde Baronun Beyoğlu'nda bulunan merkez binasına üzerinde “Halkın ekmeğidir adalet” yazılı dev parkart asıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, yönetim kurulu üyeleri ve baro çalışanlarıyla birlikte Baronun Beyoğlu'nda bulunan merkez binasına üzerinde “Halkın ekmeğidir adalet” yazılı dev parkartı sloganlar eşliğinde astı.</p>

<p>Pankartın asılmasının ardından baro binası önünde toplanan grup, hep birlikte 1 Mayıs sloganı attı. Etkinlikte birlik ve dayanışma mesajları öne çıkarken, “adalet” kavramının emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.</p>

<p>Baro yönetimi; 1 Mayıs öncesinde verdikleri bu mesajla, adaletin yalnızca hukukçuların değil, tüm halkın “ekmeği” olduğu gerçeğine dikkat çekmeyi amaçladıklarını ifade etti.</p>

<p><strong>1 MAYIS'TA KADIKÖY'E ÇAĞRI</strong></p>

<p>İstanbul Barosu ayrıca bütün meslektaşlarını 1 Mayıs’ta Kadıköy mitinge, İstanbul Barosu kortejine katılmaya çağırdı.</p>

<p><strong>BARO YÖNETİMİ VE ÇALIŞANLARINDAN ORTAK MESAJ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pankartın asılmasının ardından baro binası önünde toplanan grup, hep birlikte 1 Mayıs sloganları attı. Etkinlikte birlik ve dayanışma mesajları öne çıkarken, “adalet” kavramının emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>İSTANBUL’UN KALBİNDEN TOPLUMA ÇAĞRI </strong><strong>“ADALET SADECE HUKUKÇULARIN DEĞİL, HERKESİN EKMEĞİ”</strong></p>

<p>Baro yönetimi; İstanbul’un kalbi sayılan Şişhane’de 1 Mayıs öncesinde verdikleri bu mesajla, adaletin yalnızca hukukçuların değil, tüm halkın “ekmeği” olduğu gerçeğine dikkat çekmeyi amaçladıklarını ifade etti.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/mJtxIQY73fQ?si=6jQnyjJRxMICdifL" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p><img alt="Ab9Bcbcd 2457 42B3 B677 8D620246D51B" height="768" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/ab9bcbcd-2457-42b3-b677-8d620246d51b.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="512" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosu-binasina-1-mayis-pankarti-asildi-halkin-ekmegidir-adalet</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 22:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/42da9f4c-92a9-47be-b409-48dfe6c8d29c.webp" type="image/jpeg" length="94666"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anayasa Mahkemesinde 64. Kuruluş Yıldönümü ve Andiçme Töreni Düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinde-64-kurulus-yildonumu-ve-andicme-toreni-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinde-64-kurulus-yildonumu-ve-andicme-toreni-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 64. kuruluş yıldönümü ve andiçme töreninde yaptığı konuşmada “Mahkememiz, ‘Türk Milleti adına’ verdiği kararlarla yalnızca hukuki uyuşmazlıkları çözmekle kalmamakta; aynı zamanda adalet ve hakkaniyet ilkelerini gözeterek ulusal ve uluslararası insan hakları standartlarını birlikte değerlendiren bütüncül bir yaklaşımı hayata geçirmektedir.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesinin 64. Kuruluş Yıldönümü ve Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Şaban Kazdal’ın Andiçme Töreni Yüce Divan Salonu’nda düzenlendi. Törene; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yüksek yargı organlarının başkanları, bakanlar ve diğer davetliler katıldı.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya törende yaptığı konuşmada, kuruluş yıldönümlerinin Anayasa Mahkemesinin tarihsel birikimini ve anayasal düzen içindeki yerini değerlendirme fırsatı sunduğunu, andiçme törenlerinin ise kurumsal sürekliliğinin bir göstergesi olarak anayasal düzene ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılığı teyit etme imkânı sunduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi Hukukun Üstünlüğünü Somutlaştıran Bir Teminat Makamıdır</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesinin kuruluşunun hukuk devleti ilkesinin soyut bir ideal olmaktan çıkarılarak kurumsal bir teminata kavuşturulmasının tarihsel ifadesi olduğunu belirten Başkan Kadir Özkaya, “Mahkememiz, sadece normların denetlendiği bir yargı kurumu olmanın ötesinde; anayasal düzenin istikrarını sağlayan, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan ve hukukun üstünlüğünü somutlaştıran bir teminat makamıdır.” dedi.</p>

<p>Kurumsal hafızanın anayasa yargısının en önemli dayanaklarından biri olduğunu ifade eden Başkan Kadir Özkaya, Yüksek Mahkemeyi güçlü kılan unsurun yalnızca anayasal yetkiler değil; zaman içerisinde oluşan içtihat birikimi, yerleşik ilkeler ve anayasal yorum geleneği olduğunu söyledi. Başkan Özkaya ayrıca Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlarla yalnızca uyuşmazlıkları çözmediğini, aynı zamanda anayasal değerleri yorumlayan ve gelecek kuşaklara aktaran bir kurum hâline geldiğini belirtti.</p>

<p><strong>Hukuk Kuralları, Ancak Adaleti Sağlıyorsa Anlam Kazanmaktadır</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca hukuki bir kavram olmadığını, bir medeniyetin varlık sebebini, yönünü ve istikbalini belirleyen kurucu bir ilke de olduğunu aktaran Başkan Kadir Özkaya, “Bu düşünsel miras bize, adaletin yalnızca bir hukuk enstrümanı değil aynı zamanda toplumsal düzenin ve insan onurunun vazgeçilmez temeli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” dedi. Hukuk kurallarının ancak adaleti sağlıyorsa anlam kazandığını söyleyen Başkan Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin anayasal ilkelerin yaşatılmasını sağlayan, hukuki istikrarı güçlendiren ve toplumsal güven duygusunu pekiştiren temel kurumlardan biri olduğunu dile getirdi.</p>

<p>“Anayasa Mahkemesi olarak bizler; adaletin devleti ayakta tutan, bireyi güven içinde yaşatan, topluma refah ve gelişme imkânı sağlayan asli dayanak olduğu bilinciyle Anayasa’nın çizdiği sınırlar çerçevesinde görev ve sorumluluklarımızı son derece özverili ve titiz bir çalışmayla yerine getirmeye devam edeceğiz.” diyen Başkan Kadir Özkaya, Mahkemenin çalışmalarını bu anlayışla sürdürdüğünü kaydetti.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin Türk anayasal sistemi içindeki konumunun, bir yargı kurumu olmakla beraber anayasal düzenin sürekliliğini ve bütünlüğünü teminat altına alan oldukça önemli bir fonksiyonu ifade ettiğini aktaran Başkan Kadir Özkaya, Mahkemenin en temel görevinin Anayasa’nın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını fiilen hayata geçirmek olduğunu söyledi.</p>

<p>Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin anayasal düzenin merkezinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin en üst düzeyde korunmasını sağlayan bir güvence mekanizması olarak işlev gördüğünü dile getiren Başkan Kadir Özkaya, “Mahkememiz, ‘Türk Milleti adına’ verdiği kararlarla yalnızca hukuki uyuşmazlıkları çözmekle kalmamakta; aynı zamanda adalet ve hakkaniyet ilkelerini gözeterek ulusal ve uluslararası insan hakları standartlarını birlikte değerlendiren bütüncül bir yaklaşımı hayata geçirmektedir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi, Geleceğin Hukuk Düzenini Şekillendiren Aktif Bir Anayasal Aktör Konumundadır</strong></p>

<p>Bireysel başvurunun kabulünden bugüne kadar 700 binden fazla başvurunun yapıldığını aktaran Başkan Özkaya, 14 yıl boyunca bu başvuruların büyük bir kısmının karara bağlanarak önemli bir içtihat birikimi oluşturulduğunu belirtti. Başkan Özkaya, başvuru yoğunluğunun bir yönüyle bireysel başvuru mekanizmasına duyulan güvenin bir göstergesi olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, artan iş yüküne rağmen başvuruların etkin ve makul sürede sonuçlandırılabilmesi amacıyla çeşitli tedbirler alınmaya devam edildiğini, yargı süreçlerinde teknolojinin daha etkin kullanımı, yapay zekâ destekli analiz imkânlarının geliştirilmesi, dijital başvuru sistemlerinin güçlendirilmesi ve başvuruların daha hızlı işlenmesine yönelik uygulamalara ağırlık verildiğini söyledi.</p>

<p>2026 yılı Eylül ayı itibarıyla bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamasında yapay zekânın devreye alınmasının hedeflendiğini açıklayan Başkan Kadir Özkaya, “Yapay zekânın ürettiği sonuçlara hiçbir şekilde hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yapay zekâdan raportörlerimiz, yalnızca hazırlık aşamasında faydalanacak; nihai hukuki değerlendirme ve karar, her zaman olduğu gibi insan aklına ve vicdanına ait olacaktır.” dedi.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, anayasa yargısının hem sürekliliği hem de değişimi aynı anda bünyesinde barındıran özgün bir kurumsal yapıyı temsil ettiğini belirterek “Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, bugün geçmişin birikimini taşıyan bir kurum olmakla beraber uluslararası etkileşim, dijital dönüşüm ve hak temelli yaklaşımıyla da geleceğin hukuk düzenini şekillendiren aktif bir anayasal aktör konumundadır.” ifadelerini kullanandı.</p>

<p>Hâkimlik ve savcılığın yalnızca hukuki bilgi ve tecrübeyle icra edilebilecek bir görev olmadığını vurgulayan Başkan Kadir Özkaya, bu görevin aynı zamanda güçlü bir ahlaki duruş, derin bir sorumluluk bilinci ve bağımsızlık ile tarafsızlık ilkelerine mutlak sadakat gerektirdiğini ifade etti. Hâkim ve savcıların dışsal etki ve baskı altında kalmadan, tarafsız bir tutumla, pozitif hukuk düzeninin öngördüğü çerçeve içinde, aklı ve bilimi daima başat konumda tutarak, hukuka ve vicdani kanaate göre özgürce karar vermeleri gerektiğini belirten Başkan Kadir Özkaya, adaletin tesisinde hamasete, husumete, kindarlığa ve kayırmacılığa yer olmadığını söyledi.</p>

<p>Gösterişten, riyadan, haramdan ve yalandan şiddetle kaçınılması gerektiğini ifade eden Başkan Kadir Özkaya, “Bir gram helalin yıllarca peşinden koşmalı, meccanen bir ton haram gelecek olsa ona sırtını çevirmelidirler.” dedi. Başkan Kadir Özkaya kul hakkının önemine dikkat çekerek adalet makamında bulunanların hem hukuki hem de ahlaki sorumluluğu birlikte taşıması gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>Mahkememiz, Küresel Ölçekte Etkin Bir Kurumsal Aktör Hâline Gelmiştir</strong></p>

<p>Uluslararası anayasa yargısı camiası ve muadili kurumlarla kurulan güçlü ilişkiler sayesinde Mahkemenin yalnızca ulusal düzeyde değil, küresel ölçekte de etkin bir kurumsal aktör hâline geldiğini aktaran Başkan Kadir Özkaya, uluslararası anayasa yargısı alanında gerçekleştirilen faaliyetlere değinerek şu ifadeleri kullandı: “Anayasa yargısı, günümüzde yalnızca ulusal sınırlar içinde değil evrensel hukuk normları ve uluslararası içtihatlarla da şekillenmektedir. Bu gerçek; hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, bireysel hakları daha etkili korumak ve küresel adaleti tesis etmek için farklı ülkelerin anayasa mahkemeleri ve yüksek yargı organları arasındaki iş birliğini vazgeçilmez kılmaktadır.”</p>

<p><strong>En Güçlü Silah Barıştır, En Güvenli Yaşam Alanı Adaletin Egemen Olduğu Alandır</strong></p>

<p>Dünyanın çok zorlu bir süreçten geçtiğini ifade eden Başkan Kadir Özkaya; savaşlar, ekonomik krizler, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ve uluslararası hukuk ihlallerinin küresel ölçekte ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Özellikle Gazze başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaşanan zulümlere dikkat çeken Başkan Kadir Özkaya, mevcut uluslararası sistemin ve özellikle uluslararası yargı kurumlarının bu sorunları çözmekte yetersiz kaldığını belirtti. Daha adil ve kapsayıcı bir uluslararası düzenin zorunluluk hâline geldiğini, kaydeden Başkan Özkaya, şunları söyledi: “En büyük adaletsizlik savaştır. En güçlü silah barıştır. En güvenli yaşam alanı adaletin egemen olduğu alandır. Barış için de adil, kapsayıcı ve etkin çok taraflı bir sistem inşa etmek tercih değil, çocuklarımıza karşı ortak borcumuzdur. Çocuklarımıza kavgaları değil hakkı, barışı, adaleti ve umudu miras bırakalım.”</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin geçmişten aldığı güçle geleceğe daha sağlam adımlarla ilerleyeceğine inandığını ifade ederek hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri ve insan onurunu esas alan anayasal düzenin güçlenmesine katkı sunmaya devam edeceğini vurguladı.</p>

<p>Başkan Özkaya, Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Şaban Kazdal’ı tebrik ederek kendisine başarılar diledi.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya’nın konuşmasının ardından Şaban Kazdal için andiçme töreni gerçekleştirildi. Öz geçmişi okunan yeni Üye Şaban Kazdal yemin etti. Kazdal’a kisvesi Başkan Kadir Özkaya tarafından giydirildi.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10266/1.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10267/2.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10268/3.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10269/4.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10253/5.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10254/6.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10255/7.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10271/17.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10257/9.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10258/10.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10259/11.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10260/12.jpeg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10260/12.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10261/13.jpg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10261/13.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10262/14.jpg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10262/14.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10263/15.jpeg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10263/15.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10264/16.jpeg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10264/16.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinde-64-kurulus-yildonumu-ve-andicme-toreni-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-124.jpg" type="image/jpeg" length="20936"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul 2 Nolu Barosu'nda 16 avukat ruhsatnamesini aldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-2-nolu-barosunda-16-avukat-ruhsatnamesini-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-2-nolu-barosunda-16-avukat-ruhsatnamesini-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul 2 Nolu Barosu'nda staj dönemlerini başarıyla tamamlayan 16 avukat, and içerek cübbelerini giyip ruhsatnamelerini aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul 2 Nolu Barosu'nda stajını başarıyla tamamlayan ve and içerek cübbelerini giyen 16 genç avukat, avukatlık ruhsatlarını alarak mesleğe adım attı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baro genel merkezinde yapılan törende; Av. Joanna Kuruçaylıoğlu, Av. Ahmet Güler, Av. Necip Taha Gür, Av. Kürşat Emre Kutluk, Av. Zeynep Beyza Özdil Çabuk, Av. Ayşenur Cengiz, Av. Faruk Yalçınkaya, Av. Emre Cebeci, Av. Ömer Faruk Aygün, Av. Hasan Buğrahan Türker, Av. Görkem Zorbaş, Av. Emre Yeniçırak, Av. Muhammed Emin Ünal, Av. Muammer Yıldırım, Av. Seymen Gürtürk, Av. Fatih Karadağ ve Av. Serkan Kaya, ruhsatını aldı.</p>

<p>Baro Başkanı Avukat Yasin Şamlı, "Baro merkezimizde gerçekleşen ruhsat töreninde, mesleğe adım atan meslektaşlarımıza ruhsatlarını takdim etmenin mutluluğunu ve gururunu yaşadık. Her bir meslektaşımızın gözlerindeki heyecan, adalete olan inançları ve savunma mesleğine duydukları bağlılık bizlere umut verdi."</p>

<p>"Avukatlık; yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda hakkın, hukukun ve adaletin sesi olma sorumluluğudur.</p>

<p>Meslektaşlarımızın bu onurlu yolculukta başarıyla ilerleyeceğine yürekten inanıyor; hayatları boyunca adalet, vicdan ve kararlılıkla hareket etmelerini diliyorum.</p>

<p>Genç kardeşlerimize başarılar diliyorum. Baromuz hayat boyu yanlarında olacaktır.</p>

<p>Savunmanın bağımsız gücünü korumaya ve meslek dayanışmasını büyütmeye hep birlikte devam edeceğiz." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-2-nolu-barosunda-16-avukat-ruhsatnamesini-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/h-h-a2-u-i-za4-a-a-s-r1-u.jpg" type="image/jpeg" length="95360"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA TAHRİK SUÇU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1. TCK m.216/1’de Tanımlanan Suç</strong></p>

<p><strong>“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” başlıklı 216. maddenin 1. fıkrasına göre; </strong><i>“Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.</i></p>

<p><strong>Ceza Hukukunun en önemli ilkesinden birisi “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesi ise, ondan da önemlisi “suçta ve cezada kanunilik” ilkesidir.</strong> Bu ilke, özellikle Ceza Hukukunun uzak durmaya çalıştığı fikri suçlar alanı ile ifade hürriyetine yönelik getirilecek kısıtlamalar bakımından oldukça mühimdir. Ceza Hukuku; mümkün olduğu kadar fikri alana ve ifade hürriyetine dönük sınırlamalara girmemeli, korunacak bazı hukuki yararlar yönünden ifade hürriyetini sınırlayan suç ve ceza tanımları yapılması gerekmekte ise, bu tanımlarda suçun unsurları net ortaya koyulmalı, ama bir o kadar da “kanunilik” ilkesinin varlığını uygulamada hissettirmeli, Ceza Hukukunda yasak olan kıyas veya kıyasa varan genişletici yorum yasağı, özellikle suç ve ceza hükümleri tatbik edilirken gözardı edilmemelidir.</p>

<p><strong>Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun oluşabilmesinde;</strong> halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen, yani açıkça (net, kolayca anlaşılabilir ve herkese ulaşabilir biçimde) tahrik etme olarak düzenlenmiş, ancak sırf bu unsurun varlığı failin cezalandırılması için yeterli görülmemiş, ayrıca kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması, hareket ile sonuç arasında illiyet bağının kurulması aranmıştır.</p>

<p><strong>Bu suç;</strong> “somut tehlike” suçu olarak tanımlanmış ve somut tehlike, <i>“kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması”</i> olarak gösterilmiştir, yani somut olayda bu tehlike tespit edilmedikçe esasen suçun maddi unsurunun varlığından bahsedilemez. Bununla birlikte, somut tehlike için aranan şartın bir <i>objektif cezalandırılabilme şartı</i> olduğu kabul edilmektedir.</p>

<p>Fail; halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini (bir bölümü, bir bölgeyi veya ortak özellikleri taşıyan toplumu oluşturan bir topluluğu), diğer bir kesimi (bir bölümü, bir bölgeyi veya ortak özellikleri taşıyan toplumu oluşturan bir topluluğu) aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ederken, bu farklı özellikleri bilmeli ve isteyerek tahrik etmelidir<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title=""><sup><sup>[1]</sup></sup></a>.</p>

<p>Kamu barışını korumayı hedefleyen TCK m.216/1, açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halini aradığı için bir somut tehlike suçu olarak kabul edilir. Soyut tehlikede olan belirsizlik, somut tehlikede henüz zarara dönüşmemiş, ancak <i>belirginleşmiş </i>ve <i>fark edilebilir</i> tehlikenin varlığına işaret eder. Dolayısıyla, kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgularla tespit edilmesi gerekir. Kamu güvenliği; toplumun ve toplumu oluşturan bireylerin can ve mal güvenliğinin korunması, en önemlisi de bu güvenliğin kamu hizmeti olarak Devlet tarafından sağlanmasını ifade eder<a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-asagilama-suclari" rel="dofollow">[2].</a></p>

<p>Burada tahrikin; kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike ortaya çıkarması arandığından, tahrik ile kamu güvenliğinin gerçekten bozulması şart değildir, kamu güvenliğinin bozulması konusunda açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması yeterlidir<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title=""><sup><sup>[3]</sup></sup></a>. Hükümde geçen “açıklık” kavramından, tehlikenin şüpheye yer bırakmayacak ölçüde ortaya çıkması; “yakınlık” kavramından ise, düşünce açıklamasında kullanılan kelimelerin, bir zarara sebebiyet verme olasılığına yakın olma anlaşılmalıdır<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title=""><sup><sup>[4]</sup></sup></a>.</p>

<p>216. madde bir somut tehlike suçudur ve bu tehlikenin varlığının her somut olayda mutlaka ortaya koyulması gerekir. Tahrik amacıyla söylenen sözler ile ortaya çıkan tehlikelilik hali arasında illiyet bağının kurulması, bu sözlerin tahrik amaçlı olduğunun tespit edilmesi ve objektif olarak tehlikelilik halinin oluşmasına elverişli olması gerekir.</p>

<p><i>“Kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması”</i> hali, TCK m.216’nın uygulanması bakımından objektif cezalandırılma şartını oluşturur. Dolayısıyla failin; halkın bir kesimini diğer kesimine karşı TCK m.216/1’de belirtilen konulardan en az birisinden hareketle alenen tahrik ettiği, fakat kamu güvenliği açısından bu tahrikin açık ve yakın bir tehlikeye yol açmadığı durumda suç oluşmayacaktır.</p>

<p><strong>Netice olarak halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunda üç husus önemlidir;</strong></p>

<p><strong>İlki; </strong>halkın bir kesimini diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen (açıkça) tahrik etmek gerekir ki, burada hangi kesimin hangi kesim aleyhine tahrik edildiği tespit edilmeli,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İkincisi,</strong> failde kin ve düşmanlığa alenen tahrik şeklinde tezahür eden genel suç işleme kastı olmalı,</p>

<p><strong>Üçüncü olarak;</strong> objektif cezalandırılabilme şartı bulunmalı, yani kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike ortaya çıkmalıdır.</p>

<p>Bu üç unsur birlikte gerçekleşmedikçe, Türk Ceza Kanunu m.216/1’de tanımlanan halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu oluşmaz<a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-ne-zaman-olusur" rel="dofollow">[5].</a></p>

<p><strong>2. TCK m.216/1’de Geçen “Halkın Bir Kesimi” Ne Demektir?</strong></p>

<p>TCK m.216/1’de <i>halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine </i>ibaresine yer verildiği, bu nedenle suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmasında öncelikle ortada “kanunilik” ilkesine uygun düşecek halkın hükümde belirtilen niteliklerinden en az birisine sahip bir kesimi ile diğer bir kesiminin karşı karşıya getirilmesinin gerektiği,</p>

<p>Bu sebeple, ortada yasal tanıma uygun en az iki kesimin bulunmasının gerektiği,</p>

<p>Failde de icra ettiği fiili ve kastı itibariyle kanuni tanıma uygun iki farklı kesimi kin ve düşmanlığa tahrik etme kastının bulunması gerektiği,</p>

<p>Hükümde geçen aleniyetin maddi unsur içinde değerlendirilip, fıkranın sonunda gösterilen sebebin de bir objektif cezalandırılabilme şartı olarak kabulünün gerektiği,</p>

<p>İfade edilmelidir.</p>

<p><strong>Buna göre;</strong></p>

<p>Halkın hükümde belirtilen bir kesiminin ne olduğunun belirlenmesi gerektiği, bunun emeklilerden veya işçilerden oluşan sosyal bir sınıf olabileceği gibi, ırk, buna bağlı olarak etnik köken, din, mezhep veya bölgesel özelliklerin öne çıkarıldığı coğrafi bölgeler veya bir coğrafi bölgeden gelenlerin halkın bir kesimini oluşturacağı,</p>

<p>Bir siyasi partiye veya sivil toplum örgütüne mensubiyetin doğrudan halkın bir kesimi olarak adlandırılamayacağı, fakat kişilerin üye olarak bulundukları siyasi parti veya sivil toplum örgütünde yer almanın sosyal sınıf veya hükümde belirtilen diğer özelliklerden birisine ilişkin olduğu durumda yine halkın bir kesiminden bahsedileceği,</p>

<p>Ülkede bulunan yabancı kökenlilerin veya yabancıların veya göçmenlerin, bu kapsamda geçici koruma statüsünde bulunanların, “suçta ve cezada kanunilik” prensibi çerçevesinde TCK m.216/1’de yer alan tanıma uygun halkın bir kesimini oluşturup oluşturmayacağının da, bu şahısların sosyal sınıf, ırk ve buna bağlı etnik köken, din, mezhep veya bölgesel ortak özelliklere sahip kişilerden olup olmaması ile netleştirilmesinin gerektiği,</p>

<p>Dolayısıyla; ülkede yasal izinle veya izinsiz bulunan, ancak bulunma şartları ve sebepleri toplumda tartışılan yabancılar üzerinden yapılan eleştirilerin, bu insanlarla ilgili olumsuz değerlendirmelerin, konu bu şahıslara karşı suç oluşturabilecek fiillere, bu fiillere azmettirmeye veya yardıma dönüşmedikçe, TCK m.216/1’de tanımlanan halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik suçunu oluşturmayacağı,</p>

<p>İzahtan varestedir.</p>

<p><strong>3. Suçun Nitelikli Hali</strong></p>

<p>Türk Ceza Kanunu’nun “Ortak hüküm” başlıklı 218. maddesine göre, halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun basın ve yayın yoluyla ve dolayısıyla Türk Ceza Kanunu m.6/1-g uyarınca internet vasıtasıyla işlenmesi halinde, fail hakkında tayin edilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Bunun için, haber verme sınırlarının aşılması ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamasının dışına çıkılması gerekir.</p>

<p>Gerek Anayasanın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26. maddesi ve gerekse 5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Basın özgürlüğü” başlıklı 3. maddesi ile koruma altına alınan haber verme hakkının kapsamını aşmayan ve eleştiri amacı taşıyan ifadeler, TCK m.216/1’de tanımlanan suçu oluşturmaz.</p>

<p><strong>4. Sonuç</strong></p>

<p>Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçunda; fail tarafından yapılan hareketlerin bir objektif cezalandırma şartı olan <i>kamu güvenliği açısından, açık ve yakın bir tehlike </i>oluşturması gerektiği ve failin kesin bir şekilde cezalandırılabilmesi için bu şartın gerçekleştiğinin ortaya koyulması şarttır. Günümüz şartlarında, m.216/1’de aranan objektif cezalandırma şartının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda internet paylaşımlarından ve verilerinden yararlanılabilir.</p>

<p><i>Kamu güvenliği açısından, açık ve yakın bir tehlikenin </i>ortaya çıktığı ve bundan bir kişinin internet üzerinden paylaştığı sözleri dolayısıyla sorumlu olduğu iddia edildiğinde, o yerde <i>kamu güvenliği açısından, açık ve yakın bir tehlikenin </i>oluştuğu tarih veya tarihler arasında failin o ilde internet üzerinden ne kadar arandığı, bunun etkileşiminin ve etkisinin ne kadar olduğu gözönünde bulundurulabilir. Bu veriler, güvenilir olması kaydıyla suçun objektif cezalandırılabilirlik şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinde önem taşıyabilir.</p>

<p><strong>Görüldüğü üzere;</strong> TCK m.216’nın tatbiki oldukça sıkı şartlara bağlanmış, birçok suçta nitelikli hal olarak kabul edilen aleniyet unsurunun burada suçun maddi unsuru olarak aranmasının yanı sıra, kamu güvenliği açısından somut bir tehlikenin varlığı olmaksızın da icra edilen fiillerin cezalandırılamayacağı belirtilmiştir.</p>

<p><strong>TCK m.216/1’de geçen <i>halkın bir kesimi </i>ibaresinin ne anlama geldiği yukarıda açıklanmıştır. Bu kavramla ilgili “suçta ve cezada kanunilik” prensibine bağlı kalmak gerekir.</strong> Karşı karşıya getirilen iki kesimde; hükümde geçen <i>sosyal sınıf, ırk, buna bağlı olarak etnik köken, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip olma </i>hususlarının aranması gerektiği, burada geçen sınıf ve özelliklerin ne anlama geldiğinin her somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilebileceği, fakat hükümde geçen sosyal sınıf ve diğer özelliklerden başka bir özelliğe bağlı olarak yeni bir kesim ihdası yoluna gidilemeyeceği, çünkü kanun koyucunun “kanunilik” ilkesini koruyarak, <i>gibi, ve benzeri, buna benzer şekilde </i>türünde ibarelere hükümde yer vermediği izahtan varestedir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Cem Serdar</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> Aykut Ersan, Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Dönem/Sayı: 2014/111, s.91.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-asagilama-suclari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> Ersan Şen/Mehmet Vedat Ervan, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-asagilama-suclari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik ve Aşağılama Suçları,</span></a><strong><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-asagilama-suclari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-asagilama-suclari</span></a></strong></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> Aykut Ersan, a.g.e., s.82.</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> Hasan Tahsin Gökcan/Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu Şerhi, Adalet Yayınevi, Ankara, 2021, s.7300.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-ne-zaman-olusur" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> Ersan Şen/Erkan Duymaz, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-ne-zaman-olusur" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu Ne Zaman Oluşur?</span></a><strong><span style="color:#999999">, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-ne-zaman-olusur" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-ne-zaman-olusur</span></a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-1</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/terazi/tokmak-kitaplks.jpg" type="image/jpeg" length="61047"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MİRAS PAYININ İHLALİNDE SÜRE NE ZAMAN BAŞLAR?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/miras-payinin-ihlalinde-sure-ne-zaman-baslar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/miras-payinin-ihlalinde-sure-ne-zaman-baslar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tenkis Davalarına İlişkin Güncel Bir İnceleme</strong></p>

<p>Yeni bir olay düşünelim. Bir kişi hayatını kaybediyor. Geride kalan yakınları, doğal olarak onun malvarlığını öğrenmek için araştırma yapıyor. Bankalara gidiyorlar, hesap soruyorlar ve kendilerine “herhangi bir para yok” cevabı veriliyor. Bu nedenle, ortada paylaşılacak kayda değer bir nakit varlık olmadığı düşünülüyor ve konu kapanıyor.</p>

<p>Aradan aylar geçiyor. Günlük hayat devam ederken, tesadüfi bir sohbet sırasında dikkat çekici bir bilgi ortaya çıkıyor: <strong>Vefat eden kişinin geçmişte bir taşınmaz satışı yaptığı ve buradan elde ettiği parayı bankaya yatırmış olabileceği söyleniyor</strong>. Bu bilgi ilk başta bir ihtimal gibi görünse de, şüphe uyandırmaya yetiyor. Bunun üzerine yeniden bankaya başvuruluyor ve detaylı hesap hareketleri talep ediliyor.</p>

<p>Yapılan inceleme ise bambaşka bir tabloyu ortaya çıkarıyor. <strong>Vefat eden kişinin, ölümünden kısa bir süre önce, yüksek miktarda bir parayı tek bir kişiye gönderdiği anlaşılıyor.</strong> Üstelik bu işlemle ilgili herhangi bir açıklama da bulunmuyor.</p>

<p>İşte tam bu noktada bazı kritik sorular gündeme geliyor:</p>

<p>Bu durum ne zaman “<strong>öğrenilmiş</strong>” sayılacaktır?</p>

<p>Dava açmak için öngörülen süre, <strong>ölüm tarihinden mi başlar, yoksa bu işlemin gerçekten fark edildiği andan mı?</strong></p>

<p>Kâğıt üzerinde var olduğu kabul edilen süreler mi esas alınmalıdır, yoksa kişinin fiilen bildiği gerçek durum mu?</p>

<p>Ve en önemlisi, bu konular yeterince araştırılmadan verilen bir karar hukuka uygun kabul edilebilir mi?</p>

<p>Görüldüğü üzere mesele, basit bir süre tartışmasının çok ötesine geçmekte; kişilerin gerçekten neyi ne zaman öğrendiği, bunun nasıl ispat edileceği ve mahkemenin bu süreci ne kadar titizlikle incelediği gibi temel hukuki sorunları da beraberinde getirmektedir.</p>

<p>Öncelikle, hak düşürücü sürenin başlangıcına ilişkin değerlendirme yapılmalıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesi uyarınca tenkis davası açma hakkı, <strong>mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren</strong> işlemeye başlar. Burada esas olan “öğrenme” olgusu olup, bu olgunun somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekir.</p>

<p>Nitekim Yargıtay uygulaması da bu yöndedir.<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20164322-e-2019912-k-sayili-karari" rel="dofollow"> </a><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20164322-e-2019912-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 13.02.2019 tarihli ve 2016/4322 E., 2019/912 K. Sayılı kararı</a>nda</strong> <i>"Hâl böyle olunca; davacının tenkise konu işlemleri öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin hak düşürücü sürenin başlangıcı kabul edilmeyerek, <strong>davalının öğrenme tarihinin daha önce olduğunu savunması durumunda, davalının bu savunmasını ispat zorunluluğunda olduğunda kuşku bulunmamaktadır.</strong> <strong>Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 20.04.1983 gün ve 1980/1-1846-397 sayılı ve HGK'nun 01.06.2011 gün ve 2011/14-281-373 sayılı kararlarında</strong> aynı hususa işaret edilmiştir."</i> denilerek, hak düşürücü sürenin başlangıcında davacının ileri sürdüğü öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği, aksini iddia eden davalının bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu açıkça ifade edilmiştir. Aynı yaklaşım, 14.12.2015 ve 12.04.2018 tarihli kararlarında da tekrar edilerek, murisin ölüm tarihinin her durumda öğrenme tarihi olarak kabul edilemeyeceği; özellikle gizli işlemler bakımından <strong>“fiili öğrenme” esasının </strong>geçerli olduğu vurgulanmıştır.</p>

<p>Bu çerçevede, mirasbırakanın banka işlemleri gibi mirasçılardan gizli yürüttüğü tasarruflarda, öğrenme tarihinin murisin ölüm tarihi veya veraset ilamının alınması tarihi olarak kabulü mümkün değildir. Öğrenme, ancak ilgili işlemin somut verilerle ortaya çıktığı ve mirasçının saklı payının ihlal edildiğini idrak edebildiği anda gerçekleşir.</p>

<p>Yerel mahkemenin ise bu ilkelere aykırı şekilde, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’ndaki dört aylık süreyi kesin bir öğrenme tarihi olarak kabul ettiği görülmektedir. Oysa bu düzenleme kesin nitelikte olmayıp, <strong>yalnızca adi bir karine teşkil eder ve aksinin her zaman ispatı mümkündür</strong>. Bu karinenin mutlak kabulü, hak düşürücü sürenin yanlış belirlenmesine ve davanın esası incelenmeksizin reddine yol açmaktadır.</p>

<p>Öte yandan, hak düşürücü sürenin geçtiğini iddia eden tarafın bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu hususu da göz ardı edilmemelidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. ve Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddeleri uyarınca ispat yükü, iddiasını ileri süren tarafa aittir. <strong>Davalı taraf, mirasçının daha erken bir tarihte bilgi sahibi olduğunu somut delillerle ortaya koyamadığı sürece</strong>, davacının beyan ettiği öğrenme tarihinin esas alınması zorunludur.</p>

<p>Uyuşmazlığın bir diğer boyutu ise eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olmasıdır. Mahkemece, öğrenme tarihinin belirlenmesinde belirleyici nitelikte olan tanık beyanları ve diğer deliller toplanmaksızın karar verilmektedir. Oysa öğrenme tarihi, somut olayda tartışmalı olup, tanık dahil tüm delillerin değerlendirilmesini gerektirmektedir.</p>

<p>Nitekim Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, mahkemenin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında tarafların iddia ve savunmalarını netleştirmesi, delilleri toplaması ve özellikle öğrenme tarihini açıklığa kavuşturması gerekmektedir. Tanık listesi sunulmasına rağmen tanıkların dinlenmemesi ise açıkça hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir. Nitekim <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-201610294-e-20194259-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 01.07.2019 tarihli ve 2016/10294 E., 2019/4259 K. Sayılı kararı</strong></a> <i>"Somut olayda, <strong>davalı yanın tanık deliline dayandığı, tanık isim ve adreslerini 01.07.2014 tarihinde bildirdiği,</strong> mahkemece davalının tanık listesinin süresinde verilmediği belirtilerek anılan tanıkların dinlenmediği, bunun sonucunda davalının eldeki davada savunma hakkının kısıtlandığı ortadadır.</i></p>

<p><i>Hâl böyle olunca; <strong>davalı tarafça bildirilen tanıkların dinlenmeleri yönünde HMK'nın 240. v.d. maddeleri uyarınca işlem yapılması ve davalının ibraz ettiği bağış sözleşmesi de değerlendirilerek, murisin amacının tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekirken,</strong> davalı tanıkları dinlenilmeksizin savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle işin esası bakımından yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir..."</i></p>

<p>Esasa ilişkin olarak değerlendirildiğinde ise, dava konusu para transferinin niteliği önem kazanmaktadır. Murise ait taşınmazın satışından elde edilen bedelin kısa süre içerisinde davalıya aktarılması, işlemin karşılıksız bir kazandırma niteliğinde olduğunu göstermektedir.</p>

<p>Her ne kadar genel hukuk karinesine göre <strong>banka havaleleri bir borcun ifası olarak kabul edilse de, miras hukuku bakımından bu karine mutlak değildir.</strong> Taraflar arasında gerçek bir borç ilişkisinin bulunmaması, transferin yüksek tutarlı olması ve hayatın olağan akışına aykırılık teşkil etmesi, bu karinenin aksinin kabulünü mümkün kılar.</p>

<p>Nitekim Yargıtay kararlarında da, murisin banka hesabından yapılan yüksek tutarlı transferlerde, <strong>davalının borç iddiasını ispat edememesi halinde işlemin bağış olarak değerlendirilmesi gerektiği ve tenkise tabi tutulacağı açıkça ifade edilmektedir.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bununla birlikte, murisin önceki davranışları da değerlendirilmelidir. Murisin geçmişte benzer şekilde malvarlığını devretmeye yönelik işlemler yaptığı ve bu işlemlerin yargı kararlarına konu olduğu anlaşılmaktadır. <strong>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 28.10.2004 tarihli ve 2004/1011 E., 2004/2177 K. Sayılı kararı</strong> <i>“Somut olaya gelince: miras bırakanın tanık beyanlarına göre mal satmaya ihtiyacı bulunmadığı, mal varlığının kendisini geçindirmeye yetecek düzeyde olduğu, davacının işi sebebiyle miras bırakanın yakın çevresinden uzak kaldığı, miras bırakanın davalılardan Mehmet ile birlikte oturduğu ve <strong>1982 yılından 2000 yılına kadar bağış ve satış sözleşmeleri ile birden ziyade taşınmazını terekeden çıkarma iradesini kararlılıkla sürdürdüğü, bedeller arasında açık fark olduğu, böylece miras bırakanın amacının mirasçılardan (terekeden) mal kaçırmak olduğu sonucuna varılmaktadır.</strong>"</i> Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, murisin gerçek iradesinin tespiti bakımından taraflar arasındaki ilişkiler, aile içi ihtilaflar ve işlemlerin sürekliliği büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; miras hukukunda saklı payın korunmasına yönelik davalarda, mirasbırakanın yaptığı tasarrufların niteliğinin doğru tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle karşılıksız kazandırma niteliği taşıyan işlemlerin, saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacına yönelik olup olmadığının somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Sonuç olarak; saklı payın korunmasına yönelik davalarda, hem süre kurallarının hem de maddi hukuka ilişkin değerlendirmelerin titizlikle ele alınması gerekmektedir. Bu çerçevede, mahkemeler tarafından yapılacak incelemenin; fiili öğrenme olgusunu esas alan, tüm delilleri kapsayan ve mirasbırakanın gerçek iradesini ortaya koymaya yönelik bir bütünlük içinde yürütülmesi, hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Aksi yöndeki uygulamalar, hem hukuki güvenliği zedeleyecek hem de benzer uyuşmazlıklarda öngörülebilirliği ortadan kaldıracaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-umut-ozer" title="Av. Umut ÖZER"><img alt="Av. Umut ÖZER" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/04/umut-ozer-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-umut-ozer" title="Av. Umut ÖZER">Av. Umut ÖZER</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/miras-payinin-ihlalinde-sure-ne-zaman-baslar-1</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/themis-kumsad.jpg" type="image/jpeg" length="94026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/10294 E., 2019/4259 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-201610294-e-20194259-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-201610294-e-20194259-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 01/07/2019 tarihli, 2016/10294 E., 2019/4259 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/10294 E., 2019/4259 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ<br />
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL</p>

<p>Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;</p>

<p><strong>-KARAR-</strong></p>

<p>Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.</p>

<p>Davacı, mirasbırakan babası ...’ın 71 ( eski 2791) ve 73 ( eski 2793) parsel sayılı taşınmazlarını davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, temlik işleminin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, murisin akıl zayıflığından istifade eden davalının hileli hareketlerle taşınmazların temlikini sağladığını ileri sürerek davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Asli müdahiller, mirasbırakan babalarının dava konusu taşınmazlarını diğer mirasçıları mirastan yoksun bırakmak amacıyla gizlice üvey anneleri olan davalıya temlik ettiğini ileri sürüp, davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında tesciline karar verilmesini istemişlerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davalı, temlikin gerçek satış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>Mahkemece,‘’davalının alım gücünün bulunmadığı, mirasbırakanın çekişmeli taşınmazları satma ihtiyacı içerisinde olmadığı, satış işleminde öngörülen satış bedellerinin taşınmazların gerçek değerinin çok altında bulunduğu ‘’gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.</p>

<p>Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.</p>

<p>Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.</p>

<p>Öte yandan, yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanması zorunludur. Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Taraflara hukukî dinlenilme hakkı verilmesi anayasal bir haktır. 1982 Anayasası'nın 36. maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukukî dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.</p>

<p>Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 27. maddesinde: "(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir". hükmü düzenlenmiştir.</p>

<p>Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama süjelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gerekir.</p>

<p>Somut olayda, davalı yanın tanık deliline dayandığı, tanık isim ve adreslerini 01.07.2014 tarihinde bildirdiği, mahkemece davalının tanık listesinin süresinde verilmediği belirtilerek anılan tanıkların dinlenmediği, bunun sonucunda davalının eldeki davada savunma hakkının kısıtlandığı ortadadır.</p>

<p>Hâl böyle olunca; davalı tarafça bildirilen tanıkların dinlenmeleri yönünde HMK'nın 240. v.d. maddeleri uyarınca işlem yapılması ve davalının ibraz ettiği bağış sözleşmesi de değerlendirilerek, murisin amacının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekirken, davalı tanıkları dinlenilmeksizin savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle işin esası bakımından yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.</p>

<p>Davalının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01/07/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-201610294-e-20194259-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 18:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/g-d-t-gue-x-m-a-i2-y-q.jpg" type="image/jpeg" length="36985"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/4322 E., 2019/912 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20164322-e-2019912-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20164322-e-2019912-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2019 tarihli, 2016/4322 E., 2019/912 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/4322 E., 2019/912 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ<br />
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS-ECRİMİSİL</p>

<p>Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın süreden reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;</p>

<p><strong>-KARAR-</strong></p>

<p>Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.</p>

<p>Davacılar, mirasbırakan...nin tek erkek evladı olması nedeniyle davalıyı daha fazla koruyup kolladığını, duygu ve düşünceleri ile bu durumu belli ettiğini, paydaşı olduğu 1614 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki payının yarısını 24.10.1972 tarihinde davalıya bağış suretiyle devrettiğini, bu hususun ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/188 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile öğrendiklerini ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline, olmazsa tenkise, değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere 1.000 TL ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.</p>

<p>Davalı, davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>Mahkemece, mirasbırakanın bağış suretiyle yaptığı temlikte muris muvazaası iddiasının dinlenemeyeceği tenkis talebininde TMK'nın 571. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü sürede ileri sürülmediğinden hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Dosya içeriği ve toplanan delillerden, mirasbırakan...’nin 26.02.2013 tarihinde öldüğü, geriye çocukları davacılar ..., ..., davalı ... ile dava dışı .... ve ....’nin mirasçı olarak kaldığı, dava konusu 1614 ada 6 (eski 425 ada 391) parsel sayı 630,30 m2 miktarlı kargir ev ve arsası nitelikli taşınmazın 4/8 payı mirasbırakan ...adına kayıtlı iken 2/8 payını davalı ...’e 24.10.1972 tarihinde bağış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bilindiği üzere; TMK'nın hak düşürücü süreler başlıklı 571. maddesinde; “Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer. Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işleyemeye başlar. Tenkis iddiası, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir” hükmüne yer verilmiş olup, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisindeki düzenlemenin aksine, tenkis davasının bağlı olduğu süreler, zamanaşımı süresi olmaktan çıkarılmış, hak düşürücü süre hâline getirilmiştir. Öte yandan, 4722 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 17.maddesi gereğince, mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın ölümü tarihindeki yürürlükte olan hükümlere göre belirlenecektir. Anılan sürenin hak düşürücü nitelikte olması nedeniyle re’sen gözetilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur.</p>

<p>Hemen belirtilmelidir ki, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrenme tarihi, murisin ölüm tarihi olabileceği gibi, somut olayın özelliğine göre murisin ölüm tarihinden sonraki bir tarih de olabilecektir. Bir başka ifadeyle, murisin ölüm tarihinden sonra da davacı mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrenmesinin mümkün olduğu kuşkusuzdur.</p>

<p>Bu durumda, hak düşürücü sürenin hesabında davacının öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin esas alınması gerekir. Davalı tarafın bu tarihten daha önceki bir tarihte davacının saklı payının zedelendiğini öğrendiğini iddia etmesi durumunda bu iddiasını ispat etmek zorundadır.</p>

<p>Somut olayda; mirasbırakan Hüseyin Tekeli 26.03.2013 tarihinde ölmüş olup, buna göre eldeki davada uygulanması gereken yasal düzenleme 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 571. maddesi olacağı açıktır. Davacıların, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/188 Esas sayılı (mirasçılar... ve ... tarafından İsmail’e karşı dava dışı 207, 198, 202 ve 206 parsel sayılı taşınmazlar için muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istekli) dava dosyasında alınan 21.10.2014 tarihli bilirkişi raporu ile temliki öğrendiklerini iddia ederek eldeki davayı açtıkları, davalı ise; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/188 Esas sayılı davanın açıldığı 18.04.2013 tarihinden itibaren davacıların temliki bildikleri ve davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını iddia ederek, davanın reddini savunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.</p>

<p>Hâl böyle olunca; davacının tenkise konu işlemleri öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin hak düşürücü sürenin başlangıcı kabul edilmeyerek, davalının öğrenme tarihinin daha önce olduğunu savunması durumunda, davalının bu savunmasını ispat zorunluluğunda olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 20.04.1983 gün ve 1980/1-1846-397 sayılı ve HGK'nun 01.06.2011 gün ve 2011/14-281-373 sayılı kararlarında aynı hususa işaret edilmiştir.</p>

<p>Hal böyle olunca, davalının öğrenme tarihinin daha önce olduğunu kanıtlaması halinde tenkis talebinin süre yönünden reddine karar verilmesi, davalının aksini kanıtlayamaması halinde ise işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsizdir.<br />
Davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün bu bölümünün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20164322-e-2019912-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="95339"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hibrit Kopuş Savunması Perspektifinden Ceza Muhakemesinde Affect Heuristic]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasi-perspektifinden-ceza-muhakemesinde-affect-heuristic-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasi-perspektifinden-ceza-muhakemesinde-affect-heuristic-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Ceza muhakemesi, normatif düzeyde delil, gerekçe, ispat standardı, masumiyet karinesi ve adil yargılanma ilkeleri üzerine kurulur. Ancak fiilî yargılama pratiği yalnızca rasyonel değerlendirme süreçlerinden ibaret değildir. Ceza dosyaları çoğu zaman öfke, korku, tiksinti, acıma, merhamet, kamuoyu baskısı, mağduriyet algısı ve toplumsal güvenlik kaygısı gibi duygusal yoğunluklar içinde değerlendirilir. Bu nedenle ceza muhakemesinde karar psikolojisini anlamak için yalnızca hukuki normlara değil, duyguların kanaat üretimindeki rolüne de bakmak gerekir.</p>

<p><i>Affect heuristic</i>, yani duygulanım sezgisi, kişinin bir olaya, kişiye veya davranışa ilişkin değerlendirmesini çoğu zaman analitik muhakeme yerine ilk duygusal tepkisi üzerinden kurmasıdır. Bir kişi veya olay olumsuz duygu uyandırıyorsa risk daha yüksek, kusur daha ağır, fail daha tehlikeli ve delil daha güçlü algılanabilir. Buna karşılık olumlu duygu uyandıran kişi veya anlatılar daha güvenilir, daha masum veya daha anlaşılabilir görünebilir.</p>

<p>Ceza muhakemesinde affect heuristic; mağdur anlatısının delil değerini aşan duygusal güç kazanması, sanığın görünüşü ve davranışlarının karakter yargısına dönüşmesi, kamuoyu infialinin hukuki risk gibi algılanması, suç tipinin yarattığı tiksinti veya öfkenin ispat değerlendirmesine sızması ve hâkimin dosyaya ilişkin ilk duygusal konumlanmasının kanaati belirlemesi biçiminde görünür hale gelir. Hibrit Kopuş Savunması, bu yanlılık karşısında savunmayı duyguyu inkâr eden değil, duygunun hukuki ölçütün yerine geçmesini engelleyen stratejik bir müdahale pratiği olarak konumlandırır.</p>

<p><strong>I. Giriş: Ceza Muhakemesinde Duygunun Sessiz İktidarı</strong></p>

<p>Ceza muhakemesi, görünürde hukukî aklın alanıdır. Deliller toplanır, taraflar dinlenir, tanıklar sorgulanır, bilirkişi raporları tartışılır, savcı mütalaasını sunar, savunma cevap verir ve mahkeme vicdani kanaatine göre hüküm kurar. Normatif şema bu kadar berraktır. Fakat duruşma salonunun fiilî gerçekliği bu kadar steril değildir. Ceza yargılaması, insanî acının, öfkenin, korkunun, utancın, toplumsal tepkinin ve güvenlik kaygısının en yoğun biçimde sahneye çıktığı alanlardan biridir. Özellikle şiddet, cinsel suç, çocuk mağduriyeti, aile içi olaylar, örgüt suçları, trafik kazaları, kamu düzenini sarsan eylemler ve medyatik dosyalar, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda duygusal dosyalardır.</p>

<p>Bu dosyalarda mesele çoğu zaman şudur: Duygu, delilin önüne geçer mi? Acı, ispatın yerine geçer mi? Öfke, gerekçenin boşluğunu doldurur mu? Tiksinti, suç vasfını ağırlaştırır mı? Kamuoyu infiali, tutuklama nedeni gibi çalışır mı? Mağdurun anlatısının duygusal gücü, anlatının hukuki testten geçirilmesini zorlaştırır mı? <i>Affect heuristic</i> bu soruların merkezinde yer alır. Çünkü insan zihni, çoğu zaman önce hisseder, sonra gerekçelendirir. Bir olay bize kötü hissettiriyorsa, onun daha riskli, daha haksız, daha tehlikeli ve daha cezalandırılabilir olduğunu düşünebiliriz. Bir kişi bize olumsuz duygu veriyorsa, onun savunmasını daha az inandırıcı bulabiliriz. Bir mağduriyet anlatısı bizi derinden etkiliyorsa, bu anlatının çelişkilerini görmekte zorlanabiliriz.</p>

<p>Ceza muhakemesinde bu çok tehlikelidir. Çünkü ceza yargılaması duygusuz olamaz; fakat yalnızca duygu ile de yürütülemez. Mahkeme elbette insanî acıya kayıtsız kalamaz. Fakat insanî acı, hukuki ispat standardının yerine geçemez. Mağduriyetin yoğunluğu, sanığın suçluluğunu otomatik olarak ispatlamaz. Suç tipinin ağırlığı, somut delilin zayıflığını telafi etmez. Toplumun öfkesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesini askıya almaz.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bu noktada savunmayı soğuk, duygusuz, teknik ve insandan kopuk bir faaliyet olarak görmez. Aksine, savunma duygunun sahnedeki gücünü kabul eder. Ancak bu gücün hukuki ölçütün yerine geçmesine izin vermez. Savunmanın görevi, duyguyu yok etmek değil; duygunun delil gibi çalıştığı anı görünür hale getirmektir. Bu nedenle affect heuristic karşısında savunmanın temel sorusu şudur: <strong>Bu dosyada kanaat gerçekten delillerden mi doğuyor, yoksa deliller duygusal bir ilk tepkinin ardından mı okunuyor?</strong></p>

<p><strong>II. Affect Heuristic Nedir?</strong></p>

<p>Affect heuristic, kişinin karar verirken olaylara ilişkin duygusal izlenimlerini hızlı bir değerlendirme aracı olarak kullanmasıdır. İnsan zihni, her olayda uzun ve analitik bir muhakeme yapmaz. Çoğu zaman olayın bizde uyandırdığı duygu, olay hakkındaki ilk kanaatimizi belirler.</p>

<p>Bir kişi bize güven veriyorsa, onun davranışlarını daha makul yorumlayabiliriz. Bir kişi antipatik görünüyorsa, aynı davranışı daha kötü niyetli algılayabiliriz. Bir olay korku uyandırıyorsa riskini olduğundan yüksek değerlendirebiliriz. Bir suç tipi tiksinti veya öfke doğuruyorsa, somut delillerdeki boşluklara daha az dikkat edebiliriz.</p>

<p>Ceza muhakemesinde affect heuristic’in kritik tarafı şudur: Duygu çoğu zaman kendisini duygu olarak göstermez. Yani kişi “ben bu dosyada öfkelendiğim için böyle düşünüyorum” demez. Daha çok, “dosyanın kapsamı”, “suçun niteliği”, “olayın vahameti”, “sanığın hali”, “mağdurun samimi anlatımı” veya “toplum vicdanı” gibi görünürde rasyonel ifadelerle kanaatini kurar. Elbette bu kavramların hepsi hukuken önemsiz değildir. Suçun niteliği, olayın ağırlığı, mağdurun beyanı, sanığın davranışı ve toplum güvenliği belirli bağlamlarda değerlendirilebilir. Sorun bunların varlığı değil, duygusal yoğunluğun hukuki testin yerine geçmesidir.</p>

<p>Affect heuristic, ceza muhakemesinde üç tehlikeli kaymaya yol açabilir: Birincisi, <strong>duygusal yoğunluk ispat gücü gibi algılanabilir.</strong> Anlatı ne kadar etkileyiciyse, o kadar doğru sanılabilir. İkincisi, <strong>duygusal rahatsızlık risk gibi algılanabilir.</strong> Sanık veya olay rahatsız edici ise, kaçma, delil karartma veya yeniden suç işleme riski daha yüksekmiş gibi düşünülebilir. Üçüncüsü, <strong>duygusal kabul gerekçe gibi çalışabilir.</strong> Mahkeme, aslında delillerin ayrıntılı tartışılması gereken yerde, olayın ağırlığına ve mağduriyetin etkisine dayanarak kanaatini daha kolay kurabilir. Bu nedenle affect heuristic, yalnızca psikolojik bir hata değildir. Ceza muhakemesinde masumiyet karinesi, gerekçeli karar hakkı, delillerin tartışılması ilkesi ve adil yargılanma hakkı bakımından doğrudan sonuç doğurur.</p>

<p><strong>III. Ceza Muhakemesinde Affect Heuristic’in Beş Görünümü</strong></p>

<p><strong>1. Mağdur Anlatısının Delil Değerini Aşan Duygusal Güç Kazanması</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde mağdur anlatısı son derece önemlidir. Mağdurun dinlenmesi, korunması, ikincil örselenmeden uzak tutulması ve beyanının ciddiyetle değerlendirilmesi gerekir. Ancak mağdur anlatısının önemini kabul etmek ile bu anlatıyı hukuki testten muaf tutmak aynı şey değildir. Affect heuristic özellikle mağduriyetin yoğun olduğu dosyalarda çalışır. Mağdurun acısı, anlatının duygusal gücü, yaşanan olayın ağırlığı veya toplumda uyandırdığı tepki, beyanın iç tutarlılığının, dış desteklerinin ve çelişkilerinin yeterince tartışılmasını zorlaştırabilir.</p>

<p>Buradaki tehlike şudur: Mağdurun acısı gerçek olabilir; fakat bu acı, sanığın isnat edilen fiili işlediğini otomatik olarak ispatlamaz. Bir kişinin mağdur olması, olayın sanık tarafından ve iddia edildiği şekilde gerçekleştiğini tek başına göstermez. Ceza muhakemesinde mağduriyet ile fail isnadı arasında hâlâ delil köprüsü kurulmalıdır.</p>

<p>Savunmanın bu alandaki dili son derece dikkatli olmalıdır. Çünkü mağdur anlatısına yönelik kaba, küçümseyici veya saldırgan bir tutum, savunmanın ethosunu zedeler ve mahkemenin duygusal direncini artırır. Hibrit Kopuş Savunması burada duyguyu inkâr etmez; fakat delil standardını geri çağırır.</p>

<p>Savunma şu çizgide kurulmalıdır: “Mağdurun yaşadığı acı ve olayın insanî boyutu tartışma dışıdır. Ancak ceza muhakemesinde mahkûmiyet kararı, yalnızca mağduriyetin ağırlığına değil, isnadın sanık bakımından hukuken ispatlanmasına dayanmalıdır.” Bu cümle, iki şeyi aynı anda yapar: Mağduru incitmez; fakat duygusal anlatının delil yerine geçmesini engeller.</p>

<p><strong>2. Sanığın Görünüşü, Tavrı ve Sosyal Kimliğinin Karakter Yargısına Dönüşmesi</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde sanık yalnız sözleriyle değil, bedeniyle, yüz ifadesiyle, sessizliğiyle, kıyafetiyle, konuşma tarzıyla ve sosyal kimliğiyle de algılanır. Duruşma salonu yalnızca hukuki değil, aynı zamanda dramaturjik bir alandır. Sanığın nasıl oturduğu, hâkime nasıl baktığı, cevap verirken tereddüt edip etmediği, ağlayıp ağlamadığı veya fazla soğukkanlı kalıp kalmadığı bile kanaati etkileyebilir.</p>

<p>Affect heuristic burada sanığın “hoşa gitmeyen” görünümünü suçluluk algısına dönüştürebilir. Sanık öfkeli görünüyorsa saldırgan, soğukkanlı görünüyorsa pişmanlıksız, susuyorsa saklayan, çok konuşuyorsa manipülatif, ağlıyorsa rol yapan, ağlamıyorsa duygusuz kabul edilebilir. Yani sanığın hemen her davranışı, mevcut duygusal çerçeve içinde aleyhe yorumlanabilir. Bu durum özellikle sosyal olarak dışlanmış, yoksul, eğitimsiz, öfkeli, travmatize, iletişim becerisi zayıf veya kendisini ifade etmekte güçlük çeken sanıklar bakımından daha ağır sonuç doğurur. Çünkü mahkeme bazen sanığın dosyadaki fiilini değil, salondaki etkisini yargılamaya başlar.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması burada müvekkili yalnız hukuki olarak değil, dramaturjik olarak da hazırlamalıdır. Müvekkilin kontrolsüz konuşma dürtüsü, gereksiz jestleri, hakime doğrudan çıkışları, mağdur tarafla göz teması, ironik gülümseme, omuz silkme veya öfke patlaması gibi davranışları, affect heuristic’i tetikleyebilir.</p>

<p>Savunmanın görevi iki yönlüdür: Birincisi, müvekkili duruşma sahnesine hazırlamak.<br />
İkincisi, sanığın kişilik izlenimi ile somut fiilin ispatı arasına hukuki mesafe koymak. Savunma gerektiğinde şu çerçeveyi kurmalıdır: “Müvekkilin duruşmadaki heyecanı, öfkesi veya kendisini ifade etme güçlüğü, isnat edilen fiilin sübutuna ilişkin delil olarak değerlendirilemez. Bu yargılamanın konusu müvekkilin duruşma performansı değil, iddianameye konu somut fiilin hukuken ispatlanıp ispatlanmadığıdır.” Bu ifade, karakter yargılamasını fiil yargılamasına geri çeker.</p>

<p><strong>3. Suç Tipinin Yarattığı Öfke veya Tiksintinin İspat Değerlendirmesine Sızması</strong></p>

<p>Bazı suç tipleri doğal olarak güçlü duygusal tepkiler üretir. Çocuklara karşı suçlar, cinsel suçlar, kadına yönelik şiddet, yaşlılara karşı eylemler, hayvanlara eziyet, toplum güvenliğini sarsan suçlar veya kamu vicdanını yaralayan olaylar, yargılama aktörlerinde de güçlü duygular doğurabilir.</p>

<p>Bu duygular insanî olarak anlaşılabilir. Fakat ceza muhakemesi açısından risklidir. Çünkü suç tipinin ağırlığı ile somut ispat gücü birbirine karışabilir. Suç ne kadar ağırsa, sanığın mahkûm edilmesi gerektiği yönündeki duygusal baskı artabilir. Oysa ceza hukukunun temel paradoksu şudur: Suç ne kadar ağırsa, ispat standardı fiilen o kadar dikkatli işletilmelidir. Çünkü hata ihtimalinin sonucu da o kadar ağırdır.</p>

<p>Affect heuristic burada “bu kadar ağır bir olay karşısında beraat verilirse toplum vicdanı yaralanır” gibi bir düşünceyi besleyebilir. Fakat ceza muhakemesinde toplum vicdanı, hukuki ispatın yerine geçemez. Hatta toplum vicdanının gerçekten korunması, masum bir kişinin duygusal baskı altında mahkûm edilmemesini de gerektirir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bu tür dosyalarda çok hassas bir denge kurmalıdır. Savunma, suç tipinin ağırlığını küçümsememeli; fakat bu ağırlığın delil standardını düşürmesine izin vermemelidir.</p>

<p>Savunma dili şöyle kurulabilir: “İsnat edilen suçun ağırlığı tartışmasızdır. Ancak suçun ağırlığı, ispat standardını hafifletmez; aksine mahkemenin delilleri daha titiz, daha dikkatli ve daha gerekçeli değerlendirmesini zorunlu kılar.” Bu cümle affect heuristic’e karşı oldukça güçlüdür. Çünkü duygusal ağırlığı reddetmez; onu daha yüksek muhakeme dikkatine dönüştürür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>4. Kamuoyu İnfialinin Hukuki Risk Gibi Algılanması</strong></p>

<p>Kamuoyu infiali, affect heuristic’in ceza muhakemesindeki en güçlü tetikleyicilerinden biridir. Özellikle sosyal medya çağında bazı dosyalar mahkeme salonuna gelmeden önce toplumun duygusal mahkemesinden geçer. Sanık hakkında etiketler üretilir, olay belirli bir çerçeveye yerleştirilir, mağduriyet anlatısı yayılır, öfke örgütlenir ve yargıdan “beklenen karar” daha yargılama başlamadan ilan edilir.</p>

<p>Bu atmosferde tutuklama, adli kontrol, tahliye ve beraat kararları çok daha zor hale gelir. Çünkü yargısal karar artık yalnızca dosyaya değil, kamuoyunun duygusal tepkisine de temas eder. Mahkeme, hukuken doğru kararı vermekle kamuoyu tepkisini yönetmek arasında görünmez bir baskı hissedebilir.</p>

<p>Affect heuristic burada kamuoyu öfkesini hukuki risk gibi gösterir. Toplumun tepkisi yüksekse sanığın kaçacağı, delilleri karartacağı veya serbest kalırsa yeni bir tehlike doğuracağı daha kolay varsayılabilir. Oysa kamuoyu tepkisinin yoğunluğu, tek başına somut tutuklama nedeni değildir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması burada kamuoyuyla kavga etmez. Kamuoyunun acısını veya hassasiyetini küçümsemez. Ancak mahkemeye hukuki ölçütü hatırlatır. Örneğin: “Toplumsal hassasiyetin varlığı anlaşılabilir olmakla birlikte, kişi özgürlüğünü sınırlayan tedbirler somut olgulara dayanmalıdır. Kamuoyu infiali, kaçma şüphesi veya delil karartma ihtimalinin yerine geçemez.” Bu cümle, kamuoyu tepkisinin duygusal ağırlığını hukuki risk kategorisinden ayırır. Böylece savunma, affect heuristic’in tutuklama kararına sızmasını engellemeye çalışır.</p>

<p><strong>5. Hâkimin İlk Duygusal Konumlanmasının Kanaati Belirlemesi</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde hâkim de insandır. Dosyayı okurken, sanığı görürken, mağduru dinlerken, olayın detaylarıyla karşılaşırken belirli duygular yaşayabilir. Bu duygular tamamen ortadan kaldırılamaz. Fakat sorun, ilk duygusal konumlanmanın daha sonra delillerin okunma biçimini belirlemesidir. Bir hâkim dosyayı ilk okuduğunda sanığa karşı olumsuz bir izlenim geliştirmişse, sonraki savunma argümanlarını daha dirençli karşılayabilir. Mağdurun anlatısı güçlü bir empati doğurmuşsa, beyan çelişkileri daha tolere edilebilir görülebilir. Sanığın tavrı mahkemede rahatsızlık yaratmışsa, sanık lehine açıklamalar daha az inandırıcı bulunabilir.</p>

<p>Bu noktada affect heuristic, confirmation bias ile birleşebilir. İlk duygusal tepki, daha sonra kendisini doğrulayan delilleri seçmeye başlar. Böylece duygu ile delil arasında kapalı bir döngü oluşur. Hibrit Kopuş Savunması’nın görevi, bu döngüyü kırmaktır. Savunma, mahkemeyi doğrudan “duygusal davranıyorsunuz” diye itham etmemelidir. Bu genellikle direnç üretir. Bunun yerine delil değerlendirmesini yeniden yapılandıracak sorular sormalıdır:</p>

<p>Bu beyan hangi dış delille desteklenmektedir?<br />
Bu görüntünün öncesi ve sonrası dosyada mevcut mudur?<br />
Sanığın davranışı hangi somut delille suçla ilişkilendirilmektedir?<br />
Mağduriyetin ağırlığı ile fail isnadının ispatı birbirinden ayrılmış mıdır?<br />
Duygusal olarak çarpıcı olan unsur, hukuken belirleyici midir?</p>

<p>Bu sorular, hâkimin duygusal kanaatini doğrudan hedef almadan, kanaatin delil zeminine geri dönmesini sağlar.</p>

<p><strong>IV. Affect Heuristic ve Mağduriyet Dilinin Çift Yönlü Riski</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde mağduriyet dili iki yönlü bir risk taşır. Bir yandan mağdurun acısını görünmez kılan, onu ikinci kez yaralayan, beyanını peşinen değersizleştiren bir savunma dili adil değildir. Diğer yandan mağduriyetin duygusal gücünü hukuki ispatın yerine geçiren bir yargılama dili de adil değildir. Bu nedenle savunma, mağduriyet anlatısını inkâr eden değil, onu hukuki sınırına yerleştiren bir dil kurmalıdır. Savunmanın en zor ama en gerekli işi budur. Özellikle hassas suç tiplerinde savunmanın hatalı bir cümlesi mahkeme salonundaki bütün duygusal dengeyi değiştirebilir. Mağduru suçlayıcı, aşağılayıcı, küçük düşürücü veya travmayı hafife alan bir dil, savunmanın meşruiyetini zayıflatır. Ancak savunma, bu hassasiyet nedeniyle delil tartışmasından da vazgeçemez.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması burada “ölçülü pathos” ilkesini devreye sokar. Savunma duygusuz değildir; fakat duygunun esiri de değildir. Mağdurun acısını kabul eder, fakat sanığın mahkûmiyeti için hukuki ispat arar. Toplumun hassasiyetini anlar, fakat kişi özgürlüğünün ancak somut olgularla sınırlanabileceğini vurgular. Suçun ağırlığını inkâr etmez, fakat suçun ağırlığının ispat yükünü ortadan kaldırmadığını söyler.</p>

<p>Bu dengenin temel cümlesi şu olabilir: <strong>“İnsanî acıya saygı, hukuki ispat zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.”</strong> Bu cümle, affect heuristic karşısında savunmanın etik ve stratejik merkezidir.</p>

<p><strong>V. Hibrit Kopuş Savunmasının Affect Heuristic Karşısındaki Müdahale Dereceleri</strong></p>

<p><strong>1. Birinci Derece: Duyguyu İnkâr Etmeden Hukuki Zemini Hatırlatma</strong></p>

<p>Duygusal yoğunluğun düşük veya orta düzeyde olduğu dosyalarda savunma, mahkemeyi doğrudan uyarmak yerine yumuşak bir hatırlatma yapabilir.</p>

<p>Örneğin: “Dosyanın insanî boyutu elbette önemlidir; ancak nihai değerlendirme, duruşmada tartışılan somut deliller üzerinden yapılmalıdır.” Bu dil uyumludur. Mahkemenin duygusal hassasiyetini reddetmez. Fakat değerlendirme zeminini delile çeker.</p>

<p><strong>2. İkinci Derece: Duygusal Anlatı ile Delil Değeri Arasında Ayrım Kurma</strong></p>

<p>Eğer mağdur anlatısı, kamuoyu tepkisi veya olayın ağırlığı delil değerlendirmesini baskılamaya başlamışsa savunma daha belirgin bir ayrım kurmalıdır.</p>

<p>Örneğin: “Anlatının etkileyici olması ile isnadın hukuken ispatlanması farklı değerlendirme düzlemleridir. Savunmanın talebi, bu iki düzlemin birbirine karıştırılmamasıdır.” Bu cümle affect heuristic’i doğrudan hedefler. Fakat bunu saldırgan olmayan bir dille yapar.</p>

<p><strong>3. Üçüncü Derece: Delil Tartışmasını Duygusal Çerçeveden Çıkarmak</strong></p>

<p>Mahkeme veya iddia makamı sürekli olayın vahametine, mağduriyetin ağırlığına veya sanığın olumsuz izlenimine dayanıyorsa savunma delil tartışmasını yeniden kurmalıdır.</p>

<p>Örneğin: “İsnat edilen fiilin ağırlığı konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. Tartışma, bu ağır fiilin müvekkil tarafından işlendiğinin hangi somut, güvenilir ve çelişkiden uzak delillerle ispatlandığı noktasındadır.” Bu cümle savunmanın alanını netleştirir. Suçun ağırlığını değil, fail isnadının ispatını tartışır.</p>

<p><strong>4. Dördüncü Derece: Duygusal Baskının Adil Yargılanma Sorununa Dönüştüğünü Gösterme</strong></p>

<p>Kamuoyu baskısı, medya dili veya mahkeme salonundaki duygusal atmosfer savunmanın etkinliğini zayıflatıyorsa, savunma bunu adil yargılanma meselesi olarak kurmalıdır.</p>

<p>Örneğin: “Yargılamanın kamuoyu tepkisinin gölgesinde yürütülmesi, delillerin serbestçe tartışılmasını ve savunmanın etkili biçimde dinlenmesini zorlaştırmaktadır. Savunma olarak talebimiz, dosyanın duygusal atmosferden arındırılarak yalnızca hukuka uygun deliller üzerinden değerlendirilmesidir.” Bu artık daha açık bir Hibrit Kopuş hamlesidir.</p>

<p><strong>5. Beşinci Derece: Duygusal Yargılamanın Meşruiyetini Tartışmaya Açma</strong></p>

<p>Bazı dosyalarda affect heuristic sistematik hale gelir. Medya mahkemesi kurulmuş, sanık peşinen mahkûm edilmiş, mahkeme salonu toplumsal öfkenin sahnesine dönüşmüş ve savunmanın her itirazı mağdura saldırı gibi algılanmaya başlamış olabilir.</p>

<p>Bu durumda savunma, yargılamanın meşruiyet zeminini tartışmaya açabilir: “Savunmanın her delil tartışmasının mağduriyeti inkâr gibi algılandığı, kamuoyu tepkisinin yargılama atmosferini belirlediği ve sanığın daha hüküm kurulmadan toplumsal olarak mahkûm edildiği bir ortamda, adil yargılanma hakkının fiilen korunması mümkün değildir.” Bu sert bir müdahaledir. Her dosyada kullanılmaz. Fakat bazı dosyalarda savunmanın kayıt oluşturması, üst yargı ve hak ihlali denetimi bakımından zorunlu hale gelebilir.</p>

<p><strong>VI. Affect Heuristic’e Karşı Hazır Savunma Cümleleri</strong></p>

<p>“Dosyanın insanî ağırlığı, ispat standardını hafifletmez.”</p>

<p>“Mağduriyetin varlığı ile fail isnadının sanık bakımından ispatı ayrı değerlendirme konularıdır.”</p>

<p>“Duygusal olarak çarpıcı olan unsur, hukuken belirleyici unsur olmayabilir.”</p>

<p>“Toplumsal tepki, CMK anlamında somut tutuklama nedeni yerine geçemez.”</p>

<p>“Sanığın duruşmadaki tavrı, isnat edilen fiilin sübutuna ilişkin delil olarak değerlendirilemez.”</p>

<p>“Suçun ağırlığı, delil değerlendirmesinde daha düşük değil, daha yüksek bir dikkat yükümlülüğü doğurur.”</p>

<p>“Savunmanın delil tartışması, mağduriyeti inkâr anlamına gelmez.”</p>

<p>“İnsanî acıya saygı, hukuki ispat zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.”</p>

<p>“Bu dosyada tartışılması gereken husus, olayın yarattığı duygusal etki değil, isnadın somut delillerle ispatlanıp ispatlanmadığıdır.”</p>

<p>“Mahkûmiyet kanaati, duygusal kabulden değil, duruşmada tartışılmış delillerden doğmalıdır.”</p>

<p><strong>VII. Sonuç: Savunma, Duygunun Delil Gibi Çalıştığı Anı Görünür Kılar</strong></p>

<p>Ceza muhakemesi insansız bir alan değildir. Bu nedenle duygunun yargılamadan tamamen çıkarılması mümkün değildir. Mağdurun acısı, sanığın korkusu, toplumun öfkesi, hâkimin insanî tepkisi ve duruşma salonunun atmosferi yargılamanın gerçek parçalarıdır. Ancak ceza muhakemesi, duygunun varlığını kabul ederken onun delilin yerine geçmesine izin veremez.</p>

<p>Affect heuristic’in tehlikesi tam da buradadır. Duygu, kendisini duygu olarak değil, kanaat olarak sunar. Öfke risk gibi görünür. Acı ispat gibi algılanır. Tiksinti suç vasfını ağırlaştırır. Kamuoyu infiali tutuklama nedeni gibi çalışır. Sanığın sevimsizliği suçluluk izlenimine dönüşür.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması, bu duygusal akışı inkâr etmez. Onu teşhis eder, adlandırır ve hukuki zemine geri çeker. Savunmanın görevi mağduriyeti küçümsemek değildir; mağduriyetin sanığın suçluluğunu otomatik olarak ispatlamadığını göstermektir. Savunmanın görevi kamuoyunu karşısına almak değildir; kamuoyu tepkisinin hukuki ölçütün yerine geçemeyeceğini hatırlatmaktır. Savunmanın görevi hâkimi duygusuzlaştırmak değildir; duygusal ilk tepkinin delil değerlendirmesini yönetmesini engellemektir.</p>

<p>Bu nedenle affect heuristic karşısında savunmanın temel ilkesi şudur: <strong>Duygu yargılamada inkâr edilemez; fakat hükmün gerekçesi haline de getirilemez.</strong> Hibrit Kopuş Savunması’nın bu başlıktaki ana cümlesi ise şöyle kurulabilir: <strong>Savunma, duygunun delil gibi çalıştığı anı görünür kılan ve yargılamayı yeniden hukuki ispat zeminine çeken stratejik müdahaledir.</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN"><img alt="Av. Fahrettin KAYHAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Fahrettin-KAYHAN.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN">Av. Fahrettin KAYHAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasi-perspektifinden-ceza-muhakemesinde-affect-heuristic-1</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 17:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/teraaszl.jpg" type="image/jpeg" length="35452"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="61174"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="93424"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15059"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="73869"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50761"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek gündeme ilişkin soruları yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/bsNmtSsrlGc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87964"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104</strong></p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen salıverilme istemi (tahliye talebi) kurumunu ele alıyoruz. Bu hükümler, tutuklama tedbirine karşı en önemli güvencelerden birini oluşturarak, şüpheli veya sanığın bireysel başvuru hakkını ve mahkeme tarafından tutukluluğun denetlenmesini güvence altına alır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</strong></p>

<p>Salıverilme istemi nedir ve hangi aşamalarda talep edilebilir?<br />
CMK m.104 ve 105 neyi düzenler?<br />
Tutukluluk hangi makamlarca denetlenir?<br />
Sulh Ceza Hâkimi, mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu süreçte nasıl görev yapar?<br />
Salıverilme istemine ilişkin usul nasıldır ve karar süreleri nelerdir?<br />
Terör veya örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda süre farkı neden vardır?<br />
Tahliye taleplerine itiraz nasıl yapılır?</p>

<p>Bu video, özgürlük hakkının korunması, tutuklama tedbirinin denetimi, itiraz yolları ve adil yargılanma hakkı konularında temel hukuki bilgiler sunmaktadır.<br />
Ayrıca, CMK 104 ve 105 hükümlerinin, bireyin özgürlüğünü koruyan hızlı, denetlenebilir ve hukuka uygun bir sistem oluşturduğunu detaylarıyla açıklamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HyLPmzX8YUg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="79161"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirilmesi Hakkı | CMK 107 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107. maddesi, yani tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi konusunu ele alıyoruz.</p>

<p>Tutuklama kararı verildiğinde yakınlara bilgi verilmesi nasıl olur, kim bilgilendirilir, yabancı uyruklular için süreç nasıl işler? Tüm detayları bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 107 nedir?</p>

<p>Tutuklama kararı alındığında kim bilgilendirilir?</p>

<p>Tutuklu kişi ailesine haber verebilir mi?</p>

<p>Yabancı uyruklu tutuklular için konsolosluk bildirimi nasıl yapılır?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu düzenlemenin amacı ve insan haklarıyla bağlantısı nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem de aile bağlarının korunmasını güvence altına alır. Ayrıca yabancı uyruklu tutukluların konsolosluk korumasına erişimini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OtFl4vYXEXo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="28024"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta İncelenme Süresi, Ne Kadar Süreler İle Değerlendirme Yapılır | CMK108 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi, yani tutukluluk süresinin sınırları konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararı ne kadar süreyle uygulanabilir, hangi hâllerde uzatılabilir, çocuklar ve ağır suçlar açısından durum nasıldır? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 102 nedir?</p>

<p>Tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Hangi suçlarda tutukluluk uzatılabilir?<br />
Katalog suçlar ve terör suçlarında tutukluluk süresi neden uzundur?<br />
18 yaşından küçükler için tutuklama süresi nasıl uygulanır?<br />
Uzatma kararlarında hangi gerekçeler aranır?<br />
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları bu konuda ne diyor?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve masumiyet karinesinin gereği olarak keyfî tutuklulukların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca, katalog suçlar ve terörle mücadele kapsamındaki suçlarda öngörülen uzun tutukluluk sürelerinin, uygulamada ne gibi sorunlara yol açtığı ve AİHM’in bu konuda Türkiye’ye yönelik kararlarında neleri eleştirdiği de detaylı biçimde açıklanmıştır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/3UIwS8bH73w/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="23941"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savcının Tutuklama Kararının Geri Alınmasını İstemesi, CMK Madde 103]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesi, yani Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin yetkileri konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararının kaldırılması nasıl olur, savcı hangi durumlarda şüpheliyi serbest bırakabilir, hâkim ve savcı yetkileri arasındaki fark nedir? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p><strong>CMK 103 nedir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet savcısının serbest bırakma yetkisi hangi durumlarda uygulanır?<br />
Tutuklama kararının kaldırılmasını kim talep edebilir?<br />
Adli kontrol tedbiri nedir ve ne zaman uygulanır?<br />
Savcının serbest bırakma yetkisi hangi aşamada geçerlidir?<br />
Anayasa’nın 19. maddesi bu konuda neyi güvence altına alır?<br />
AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) özgürlük ve güvenlik hakkı ile bu düzenleme arasındaki ilişki nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve tutuklamanın sürekli gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki anayasal ilkenin somut bir yansımasıdır.</p>

<p>Cumhuriyet savcısına tanınan bu yetki, tutukluluğun istisnaî olma niteliğini güçlendirir, keyfî özgürlük kısıtlamalarının önüne geçer ve özgürlük lehine yargısal denetimin etkinleşmesini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/I-GtWxno8mo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="89600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="49841"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="41702"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="60216"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="96172"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="32559"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="81303"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="67857"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="37661"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="26685"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="77313"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
