<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 04 Apr 2026 23:56:09 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savunma Sustukça Adalet Konuşabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/savunma-sustukca-adalet-konusabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/savunma-sustukca-adalet-konusabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong><i>Bozuk adalet yeter artık! Acemi ellerle yoğrulan, iyi pişirilmemiş adalet yeter! Yeter katıksız, kara kabuklu adalet! Dura dura bayatlayan adalet yeter!</i></strong></p>

<p></p>

<p><strong><i>-Bertolt Brecht</i></strong></p>

<p></p>

<p>Adalet, çoğu zaman mahkeme salonunda verilen bir kararla görünür hâle gelir. Ancak o kararın arkasında, onu mümkün kılan bir unsur vardır: savunma. Savunma, yalnızca bir tarafın iddialarını dile getirmek değil; bireyin devlet karşısındaki son sığınağı; hakkın, güç karşısındaki en kırılgan ama en hayati ifadesidir. Savunmanın yargılama sürecinde etkili biçimde ortaya konulması çoğu zaman avukat aracılığıyla mümkün olur. Bu nedenle avukatlık, yalnızca bir meslek değil; adaletin varlığını mümkün kılan temel bir güvencedir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de adil yargılanma hakkının yalnızca yargılamanın şeklen yürütülmesini değil, tarafların iddia ve savunmalarını etkili biçimde ortaya koyabilmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır. Bu çerçevede savunma, adil yargılanma hakkının yalnızca teorik değil, fiilen hayata geçirilmesini sağlayan temel araçlarından biridir. Buna rağmen bugün, savunmanın işlevi farklı biçimlerde daraltılmakta ve etkisizleştirilmektedir.</p>

<p>Savunma çoğu zaman açık bir yasakla değil, yargılama sürecinin işleyişiyle; dosyaya erişimde yaşanan gecikmelerle, karar verme hızının savunmanın etkinliğinin önüne geçirilmesiyle sınırlandırılmaktadır. Bazen savunma yapılır; ancak savunmanın sesini gerçekten duyurmasına imkân tanınmaz. İşte tam da bu noktada, yargılama sürecindeki bu daralma yalnızca hak arama özgürlüğünü zedelemekle kalmaz; savunmayı ayakta tutma sorumluluğunu da büyük ölçüde avukatın omzuna yükler. Avukatın taşıdığı yük ise çoğu zaman istatistiklere yansımaz. Çünkü bu yük, yalnızca dosya sayısıyla ölçülemez. Her dosya, bir hayatın kırılma anını; her dilekçe, bir insanın umutla kurduğu son cümleyi temsil eder. Avukat, hukuki metinler yazmaz sadece; başkalarının hayatındaki belirsizlikleri, korkuları ve beklentileri de taşır. Ne var ki bu yük, çoğu zaman görünmezdir.</p>

<p>Bu görünmezlik, yalnızca avukatın emeğine ilişkin bir sorun değil; aynı zamanda savunmanın yargılama sürecindeki etkisinin de giderek silikleşmesine zemin hazırlamaktadır. İleri sürülen iddiaların kararlarda karşılık bulmaması, dile getirilen hususların yüzeysel biçimde geçiştirilmesi ya da hiç tartışılmaması, savunmayı varlığı kabul edilen ama etkisi sınırlandırılmış bir unsura dönüştürür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de mahkemelerin, tarafların davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki esaslı iddialarına yanıt verme yükümlülüğünü özellikle vurgulamış; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesini adil yargılanma hakkı kapsamında sorunlu görmüştür (bkz. Ruiz Torija v. Spain).</p>

<p>Yargılamaların sonucuna ilişkin önceden oluşmuş kanaatler ve adaletin tarafsızlığına duyulan güvenin zedelenmesi, savunmanın rolünün etkisiz veya gereksiz olduğu yönünde bir algının güçlenmesine neden olmaktadır. Bu durum, avukatın yalnızca mesleki değil, epistemik bir mücadele içinde olduğunu göstermektedir. Savunma, artık yalnızca mahkeme salonunda değil; aynı zamanda bu yerleşik kabuller karşısında kendi meşruiyetini korumak zorunda kalmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan, savunma yalnızca hukuki değil, mekânsal ve fiziki koşullar bakımından da sınırlandırılabilmektedir. Avukatın müvekkiliyle temasının kısıtlandığı, görüşme imkânlarının daraltıldığı veya iletişimin zorlaştırıldığı durumlarda, savunma hakkı yalnızca teorik bir güvenceden ibaret hâle gelebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de savunma hakkının etkin kullanılabilmesi için şüphelinin ilk andan itibaren avukat yardımına erişiminin sağlanmasının zorunlu olduğunu belirtmiş; bu hakkın kısıtlanmasını adil yargılanma hakkı bağlamında değerlendirmiştir (bkz. Salduz v. Turkey). Aksi durumda savunma vardır; ancak etkili bir savunmadan söz etmek güçleşir.</p>

<p>Tüm bu gelişmeler, avukatlık mesleğini yalnızca zorlaştırmakla kalmamakta; aynı zamanda mevcut işlevlerinin daha ağır koşullar altında yerine getirilmesine neden olmaktadır. Zira avukat, öteden beri yalnızca bir hak savunucusu değil; hukuki bilginin taşıyıcısı, bireyin hak arama özgürlüğünün güvencesi ve adil yargılanma ilkesinin somutlaşmasında kurucu bir aktör olagelmiştir. Ancak bugün bu rol, daha yoğun bir baskı ve daha sınırlı imkânlar içinde icra edilmektedir.</p>

<p>Bütün bu tablo karşısında şu soruyla yüzleşmek gerekir: Savunma sustuğunda, adalet gerçekten konuşabilir mi? Çünkü savunmanın zayıflatıldığı bir sistemde, yargılama biçimsel olarak devam etse bile, ortaya çıkan sonucun ne ölçüde adil olduğu her zaman tartışmaya açıktır. Savunmanın sürelerle daraltıldığı, mekânla sınırlandırıldığı, fiilen etkisini yitirdiği bir düzende, mahkemece verilen kararın varlığı tek başına adaletin gerçekleştiğini göstermeye yetmez. Bu nedenle 5 Nisan Avukatlar Günü, yalnızca bir kutlama günü olarak değil; savunmanın mevcut durumunu yeniden düşünme ve mesleğin geleceğine dair sorumluluk alma günü olarak değerlendirilmelidir. Zira savunma sustuğunda, yalnızca bir meslek değil; adaletin kendisi de sorgulanır hâle gelir. Çünkü adalet, ancak savunmanın gerçekten duyulduğu ve etkili olduğu bir süreçte ortaya çıkar. Savunmanın olmadığı ya da etkisiz bırakıldığı bir yerde ise, hüküm vardır; fakat adalet her zaman yoktur.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-dr-nurcin-kucukyazici" title="Av. Dr. Nurçin KÜÇÜKYAZICI"><img alt="Av. Dr. Nurçin KÜÇÜKYAZICI" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/03/nurcin-kucukyazici.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-dr-nurcin-kucukyazici" title="Av. Dr. Nurçin KÜÇÜKYAZICI">Av. Dr. Nurçin KÜÇÜKYAZICI</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/savunma-sustukca-adalet-konusabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 23:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/08/baro/avukat-themis.jpg" type="image/jpeg" length="49565"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[5 Nisan Avukatlar Günü'nüz Kutlu Olsun!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/5-nisan-avukatlar-gununuz-kutlu-olsun-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/5-nisan-avukatlar-gununuz-kutlu-olsun-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hukukun ve adaletin tesisinde temel unsurlardan savunma görevini yerine getiren tüm avukatlarımızın 5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutlarız.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinin en eski, temel ve vazgeçilmez haklarının başında “Savunma” gelir.</p>

<p>Yargının üç temel unsuru olan “Savcı, Avukat, Hakim” üçlüsünde vazgeçilmez olgu “Savunma” dır.</p>

<p>Özgür ve bağımsız savunma olmadan, ileri sürülen hiçbir iddia, verilen hiçbir karar “adil” olamaz.</p>

<p>Bugün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşundan itibaren demokrasi, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti esası içerisinde görevlerini üstün hizmet ve sorumluluk anlayışı içerisinde yerine getiren, adaletin tecelli etmesinde büyük pay sahibi olan avukatlarımızın günüdür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow">Hukuki Haber</a> ailesi olarak; Kamu vicdanı, adaletin sağlanması ve toplumsal ilişkilerde karşılaşılan sorunların giderilmesi için sağduyu ve özveriyle görevlerini yerine getiren ve her türlü hukuki sorun ve anlaşmazlığın, adalete ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını temin eden, geleceğimizi şekillendiren avukatlarımızın 5 Nisan Avukatlar Günü'nü en içten dileklerimizle kutlar, saygılarımızı sunarız.<br />
<br />
<a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow">hukukihaber.net</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EDİTÖRÜN NOTU</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/5-nisan-avukatlar-gununuz-kutlu-olsun-2026</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/5-nisan-avukatlar-gunu-1.jpg" type="image/jpeg" length="82627"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Stajyer Avukatlar Arası Karar İnceleme Yarışması’nda en yüksek puanı alan yarışmacılara ödülleri verildi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/stajyer-avukatlar-arasi-karar-inceleme-yarismasinda-en-yuksek-puani-alan-yarismacilara-odulleri-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/stajyer-avukatlar-arasi-karar-inceleme-yarismasinda-en-yuksek-puani-alan-yarismacilara-odulleri-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Avukat Hakları Merkezi tarafından, “meslektaş adayı stajyer avukatlar nezdinde hak temelli yaklaşım farkındalığının artırılması” amacıyla düzenlenen Stajyer Avukatlar Arası Karar İnceleme Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yarışmada ilk üçe giren ve çalışmaları jüri tarafından sergilenmeye değer bulunan stajyerlere ödülleri, TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan tarafından verildi. Yarışmacıları kutlayan Sağkan, başarılarının devamını diledi.</p>

<p>“Avukat Hak ve Yetki Kullanımlarına Yönelik İhlallere Karşı AİHM ve AYM Kararları ile Kazanımlar” başlığı altında gerçekleştirilen yarışmada başarılı bulunan çalışmalar, 3 Nisan 2026 tarihinden itibaren üç gün süreyle TBB Av. Teoman Evren Kongre Salonu fuaye alanında sergilenirken, ödül töreni ise 4 Nisan 2026 tarihinde yapıldı.</p>

<p><strong>Yarışma sonucunda en yüksek puanı alan stajyer avukatlar şu şekilde belirlendi:</strong></p>

<p><i>Stj. Av. Cenk Dinçel – Adana Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Gökalp Balkan – İzmir Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Yusuf Baver Atlı – İzmir Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Beyza Nur Yağcıoğlu – Kırıkkale Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Dilan Kök – Uşak Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Emre Yapar – Ankara Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Ezgi Salt – İstanbul Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Emre Yüksek – İstanbul Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Mohammad Khaliq Amiri – İstanbul Barosu</i></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_1_4042026193151.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_2_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_3_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_4_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_5_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_6_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_7_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_8_4042026193156.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_9_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/stajyer-avukatlar-arasi-karar-inceleme-yarismasinda-en-yuksek-puani-alan-yarismacilara-odulleri-verildi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 20:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-122.jpg" type="image/jpeg" length="94101"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ANAYASA MAHKEMESİ'NİN ÖRGÜT ÜYELİĞİ SUÇUNDA BYLOCK DELİLİNE YAKLAŞIMI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-orgut-uyeligi-sucunda-bylock-deliline-yaklasimi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-orgut-uyeligi-sucunda-bylock-deliline-yaklasimi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p>Bu yazımızda; <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202031370-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu’nun 25.09.2025 tarihli ve 2020/31370 başvuru numaralı kararın</a>da, ByLock programının kullanıldığına dair tespitin, terör örgütü üyesi olma suçu açısından verilen mahkumiyet kararına dayanak delil olarak değerlendirilmesine ilişkin görüşünden bahsedilecektir.</p>

<p><strong>II. Başvurunun Konusu ve Anayasa Mahkemesi’nin Değerlendirmesi</strong></p>

<p>Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PYD) üyesi olduğu şüphesi ile başlatılan soruşturmada; başvurucunun ByLock programını kullandığına, Asya Katılım Bankası Anonim Şirketinde (Bank Asya) hesabının bulunup, bu hesap üzerinde 2014 yılı ve sonrasında bankacılık işlemleri gerçekleştirdiğine, anılan örgüt irtibatı nedeniyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikası’na (Aktif Eğitim-Sen) 01.07.2014-17.11.2015 tarihleri arasında üyeliği olduğuna ve başvurucunun çocuklarının aynı nedenle kapatılan F.E.K. okulunda öğrenim gördüklerine dair tespitlerde bulunulmuştur.</p>

<p>Başvurucu hakkında yapılan yargılamada Mahkeme; 07.12.2017 tarihinde, CGNAT kayıtları ve ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında tespit edilen veriler uyarınca, başvurucunun ByLock programını kullandığına ve Aktif Eğitim-Sen’e üye olduğuna dair olgulara dayanıp, terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sonucuna ulaşarak, <strong>6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.</strong></p>

<p>Başvurucu; ByLock programını örgütsel veya başka bir amaçla kullanmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuş olup,<strong> </strong>başvurucunun istinaf talebi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir. Yargıtay ise, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını onamıştır.</p>

<p><strong>Başvurucu, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvuruda özetle;</strong></p>

<p>Mahkumiyet kararına gerekçe gösterilen ByLock deliline karşı savunmalarının değerlendirilmemesi nedeniyle adil/dürüst yargılanma hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının,</p>

<p>Ceza infaz kurumunda müdafii ile yaptığı görüşmelerin kısıtlanması, sesli ve görüntülü olarak kaydedilmesi ve görevli tarafından izlenmesi sebebiyle müdafi yardımından yararlanma hakkının,</p>

<p>Yasal haklarının hatırlatılmaması, iddianamenin özetinin okunması, aynı davada birden fazla kişiyle yargılanması ve kendisine savunma olanağı sağlanmaması nedenleriyle savunma için gerekli zaman ve kolaylıklardan yararlanma hakkının,</p>

<p>Ceza infaz kurumunda ailesiyle yaptığı konuşmaların dinlenmesi, gönderdiği mektupların ve müdafii ile yaptığı görüşmelerin kayıt altına alınması nedenleriyle özel hayata saygı hakkının,</p>

<p>Muhakeme sürecinde görev alan adli makamların bağımsız ve tarafsız olmamaları nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının,</p>

<p>Basın açıklamaları nedeniyle suçsuzluk/masumiyet karinesinin,</p>

<p>Dijital eşyasına elkoyulması nedeniyle mülkiyet hakkının,</p>

<p>Kendisi ve ailesine ait kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve kendisiyle benzer durumda olan farklı kişilerin yargılanmamaları nedeniyle adil yargılanma hakkı ile bununla bağlantılı olarak ayırımcılık yasağının,</p>

<p>İhlal edildiğine ilişkin iddialarda bulunmuştur.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi yaptığı inceleme neticesinde; </strong>ByLock deliline ilişkin değerlendirmeler yönünden Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamındaki <strong>gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine</strong> ve diğer ihlal iddiaları bakımından ise, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiyle <strong>kabul edilemez olduğuna</strong> karar vermiştir.</p>

<p><strong>III. Anayasa Mahkemesi’nin ByLock Deliline İlişkin Değerlendirmesi</strong></p>

<p>Başvurucu; yargı mercilerinin mahkumiyet kararlarına esas aldıkları ByLock programının örgütsel iletişimi sağlamak amacıyla kullanıldığına dair kabullerine karşı, davanın esasına etkili olarak ileri sürdüğü itirazlarının değerlendirilmemesi nedeniyle adil/dürüst yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi konuya ilişkin değerlendirmesini; Anayasa m.36/1’de yer verilen “<i>Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” </i>ve Anayasa m.141/3’de düzenlenen <i>“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”</i> hükümleri kapsamında yapmıştır.</p>

<p>Adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında yer alan gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu yönden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkumiyet kararının gerekçesinde; EGM-KOM tarafından düzenlenen ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile başvurucunun kullandığı GSM hattına ilişkin CGNAT verileri uyarınca, FETÖ/PDY mensuplarının kullanımına sunulan ByLock iletişim programını “21915” User-ID numarası ile kullanmasına dayanılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesi; A<a href="https://www.hukukihaber.net/teror-orgutune-donustugu-bilinen-bir-yapiya-uye-olunmasi-nedeniyle-suc-ve-cezalarin-kanuniligi-ilkesinin-ihlal-edilmedigi" rel="dofollow">dnan Şen ([GK], B. No: 2018/8903, 15/4/2021) kararı</a>nda, “Terör Örgütü Üyesi Olma Suçu” açısından verilen mahkumiyet kararında, ByLock programının kullanıldığına dair tespitin belirleyici delil olarak değerlendirilmesini <strong>“suçta ve cezada kanunilik” ilkesi</strong> açısından ele almıştır. Bu kararda Anayasa Mahkemesi, ByLock’un yapısı ve kullanım amacı itibariyle örgütsel iletişime özgü bir sistem olduğunu ve bu nedenle kullanımının terör örgütü üyeliği suçunda yegane veya belirleyici delil olarak kabul edilmesinin kural olarak adil/dürüst yargılanma hakkına aykırı veya keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etmiştir.</p>

<p>Bununla birlikte İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM); Anayasa Mahkemesi’nin <i>Ferhat Kara</i> ve <i>Adnan Şen</i> kararlarından sonraki süreçte verdiği <strong><i>Yalçınkaya/Türkiye</i></strong> kararında, ulusal mahkemelerin mevzuat hükümlerini geniş ve öngörülemez bir şekilde yorumlayarak, ByLock kullanımının silahlı terör örgütü üyeliği anlamına geldiğini tespit ettiklerini belirtmiş, bu kapsamda ulusal hukuktaki suçun yasal tanımına göre gerekli olan kastın varlığı ayrıca tespit edilmeksizin, ByLock programını kullanan kişilere doğrudan ve etkili bir şekilde objektif sorumluluk yüklendiği kanaatine varmıştır. Dolayısıyla İHAM; bu durumun suçun, özellikle de suçun manevi unsurlarının oluşup oluşmadığını değerlendirme gereği duymaksızın, terör örgütü üyesi olma suçunu, katı bir sorumluluk suçuna dönüştürme ve böylece iç hukukta açıkça belirtilen gerekliliklerden ayrılma etkisi oluşturduğu sonucuna ulaşmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye</i>, §§ 271, 272). Bu konu, <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">“21.11.2023 Tarihli Yargıtay Kararı Işığında ByLock’un Delil Kuvveti” </span></a></strong>başlıklı yazımızda detaylı şekilde ele alınmıştır<a href="https://www.hukukihaber.net/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti" rel="dofollow"><strong><strong>[1]</strong></strong>.</a></p>

<p>İHAM’ın verdiği <i>Yalçınkaya/Türkiye</i> kararının, Yargıtay kararlarına etkisine değinen Anayasa Mahkemesi; Yargıtay’ın özellikle İHAM’ın <i>Yalçınkaya/Türkiye</i> kararından sonra verdiği kararlarda, yazışmalarında örgütsel içerik tespit edilemeyen sanıkların, ByLock programını örgütsel iletişim amacıyla kullanıp kullanmadıklarının ve örgüt yapılanmasına dahil olup olmadıklarının hukuki bir kesinlik içinde ortaya koyulabilmesi için yapılması gerekli görülen araştırma işlemlerine yer verdiğini belirtmiştir. Somut olayda ise bu değerlendirmenin yapılmadığını tespit eden Anayasa Mahkemesi, adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında yer alan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.</p>

<p><strong>IV. Değerlendirme</strong></p>

<p>Örgütsel iletişimin tespiti amacıyla kullanılan dijital veriler, hem adli ve hem de idari yargıda bir ispat aracıdır. Ancak bu verilerin değerlendirilmesi, temel hak ve hürriyetlerin ihlaline yol açmayacak şekilde usuli güvencelere tabi tutulmalıdır.</p>

<p><strong>Öncelikle belirtmeliyiz ki;</strong> bir delilin “yegane”, “belirleyici” veya “tamamlayıcı”, “destekleyici” veya “yan” delil olup olmaması, onun ispat kuvveti, yani kanıt gücü ile ilgili olup, öncelikle delilin ceza şüphelinin veya sanığın lehine veya aleyhine ispat aracı olarak kullanılmaya elverişli olup olmadığının mahkeme tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.206/2 uyarınca denetimi yapılmalı, ortaya koyulan delilin hukuka aykırı yol ve yöntemle elde edilmediği, sahte olmadığı, bozulmadığı, delille kanıtlanmak istenilen olayın karara etkisinin olduğu ve delili ortaya koyma talebinin davayı uzatmak amacına hizmet etmediğinin mahkemece tespiti yapıldıktan sonra delil ortaya koyulmalı, tartışılmalı ve değerlendirilmelidir. Ceza muhakemesinde maddi hakikate ve adalete ulaşmak amacıyla dosya ve suça konu fiille ilgili her şey delil olabilir; yeter ki deliller hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilmiş, kirlenmemiş ve ilgili olsun (CMK m.217/2).</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202286339-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi’nin 16.07.2025 tarihli ve 2022/86339 başvuru numaralı kararı</a>nda belirtildiği üzere;</strong> kriptolu haberleşme programlarının salt varlığı, idari tedbirler açısından kuvvetli bir karine teşkil edebilmektedir. Anılan kararda; <i>“ByLock uygulamasının kullanıldığının ilgili yargısal mercilerce açıkça tespit edilmesi nedeniyle başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı ya da iltisaklı olup olmadığı konusunda ciddi ve objektif nedenlerin idari ve yargısal makamlarca ortaya konulup konulmadığının irdelenmesi bakımından diğer delillerin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.”</i> denilerek bu durum teyit edilmiştir. Aynı kararda; bu tür tedbirlerin alınmasının, <i>“Örgütün kamuda yeniden yapılanması ve güç elde ederek anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs etmesinin önlenmesi açısından somut koşullar kapsamında elzem olduğu” </i>vurgulanmıştır.</p>

<p>Bununla birlikte, ceza yargılamaları açısından dijital materyallerin tek/yegane veya belirleyici delil olarak kullanılması durumunda, sanığın bu delillere karşı etkili bir şekilde itiraz edebilme, verilerin bütünlüğünü ve güvenilirliğini sınayabilme hakkı; adil/dürüst yargılanma hakkının, özellikle de “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkelerinin ayrılmaz bir parçasıdır.</p>

<p>ByLock gibi kriptolu haberleşme programlarının idari süreçlerde “irtibat” delili olarak kabul edilmesi, AYM tarafından milli güvenlik mülahazaları ile meşru görülmüştür<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202286339-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><strong><strong>[2]</strong></strong></a>. Ancak bu kabul, delilin elde ediliş usulü ve doğruluğunun denetlenmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında, dijital verilerin bütünlüğünün (hash değerleri) ve kullanıcı tespitinin (ID, IP, baz bilgisi uyumu) hatasız yapılması elzemdir. <a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-5-dairenin-20185267-e-20227858-k-sayili-karari" rel="dofollow">Danıştay 5. Dairesi’nin 01.11.2022 tarihli kararı</a>nda görüldüğü üzere<a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-5-dairenin-20185267-e-20227858-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong><strong>[3]</strong></strong></a>; internet hattının başkası tarafından kullanıldığının tespiti gibi durumlarda delilin geçerliliğini yitirmesi, yargı denetiminin ne derece hayati olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla; dijital delillerin mutlak doğru kabul edilmeyip, savunma hakkı çerçevesinde çelişmeli yargılamaya konu edilmesi, “silahların eşitliği” ilkesinin bir gereğidir. Ayrıca, vicdani delil sisteminde ve CMK m.206/2 kapsamında bir delilin mutlak doğru ve iddiayı da CMK m.223/5 kapsamında kesin şekilde ispat ettiğini söyleyebilmek elbette mümkün değildir, çünkü bu süreçte mahkeme ve hakim, Anayasa m.138/1 ve CMK m.217/1 uyarınca karar verir.</p>

<p><strong>Anayasa m.138/1’e göre;</strong> <i>“Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler”</i>.</p>

<p><strong>CMK m.217/1’e göre;</strong> <i>“Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir”</i>.</p>

<p>ByLock veya benzeri bir uygulamanın yalnızca cep telefonuna indirilmesi, tek başına örgüt üyeliği için yeterli delil olarak kabul edilmemelidir. Bu durumun somut ve destekleyici başka kanıtlarla güçlendirilmesi gerekir. Özellikle bu programın kullanıcı tarafından hangi amaçla indirildiği ve kullanıldığı, terör örgütü mensupları ile iletişim kurmak için kullanılıp kullanılmadığı açık biçimde ortaya koyulmalıdır, yani haberleşme aracının örgütsel faaliyetler kapsamında kullanılıp kullanılmadığı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu aşamadan sonra iletişim içeriklerinin incelenmesi önem taşır, çünkü bu içerikler; kişinin örgüt içindeki konumunu, yani kişinin yönetici mi, yoksa sıradan bir üye mi olduğunu belirlemeye yardımcı olur. Ancak görüşme içeriklerine ulaşılamadığı ve kişinin yönetici olduğuna dair başka bir delil bulunmadığı durumlarda, eğer ByLock’un örgüt içi iletişim amacıyla kullanıldığı tespit edilmişse; failin yönetici değil, örgüt üyesi olduğu sonucuna varılabilir.</p>

<p>Buna karşılık bazı görüşler, ByLock’un indirilip kullanılmasını örgüt üyeliğini gösteren bir kayıt veya kimlik belgesi olarak değerlendirmektedir. Bu yaklaşım, ceza sorumluluğunun gereğinden fazla genişletilmesine ve fiilin “şekli suç” olarak kabul edilmesine yol açabilecek niteliktedir<a href="https://www.hukukihaber.net/bylock" rel="dofollow"><strong><strong>[4]</strong></strong>.</a></p>

<p>İHAM tarafından 26.09.2023 tarihinde verilen <strong><i>Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı</i></strong> kapsamında “ByLock” isimli haberleşme uygulamasının, silahlı terör örgütü olarak nitelendirilen FETÖ tarafından yalnızca kendi üyelerine özgü bir iletişim aracı olarak kullanıldığının kesin biçimde ortaya koyulamadığı ifade edilmiştir. Mahkeme; ByLock’un özel bir mesajlaşma uygulaması olduğunu kabul etmekle birlikte, bu programın örgütle bağlantısı bulunmayan kişiler tarafından da kullanılabildiğini, her ne kadar örgüt mensupları arasında yaygın olduğu tespit edilse de, bu durumun somut verilerle desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca Mahkeme; tarafından yalnızca CGNAT (HIS) ve HTS kayıtları ile kolluk raporlarının örgüt üyeliğini ispat için yeterli olmayacağı, suçlamayı reddeden kişiler bakımından iletişim kurulan kişilerin kimliklerinin belirlenmesi, bağlantıların ortaya koyulması ya da mesaj içeriklerinin elde edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme, ByLock verilerinin hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği konusuna değinmemiştir. İlgili kararın 259. paragrafında; ByLock’un sıradan bir ticari uygulama olmadığı ve kullanımının ilk bakışta belirli bir örgütsel yapıyla bağlantıya işaret edebileceği, ancak yine de başka delillerle desteklenmesi halinde hükme esas alınabileceği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mahkeme kararında; ByLock verilerinin elde edilme yöntemlerinin hukuka uygunluğu tartışılmamış olsa da, bu tür verilerin değerlendirilmesinde CMK m.134 kapsamında bilgisayar sistemleri üzerinde arama ve inceleme hükümlerinin uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda; ByLock verilerinin bilgisayar ve dijital depolama incelemesi çerçevesinde ele alındığı, iletişimin denetlenmesine ilişkin hükümlerle bağlantılı olsa bile, esasen teknik inceleme faaliyeti olarak değerlendirildiği söylenebilir. Bu tür incelemelerde ilgili mevzuat hükümlerine uyulması gerektiği ve iletişimin tespiti için CMK m.135 hükümlerinin veya internet trafik verilerinin elde edilmesi için 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin uygulanabileceği kabul edilmektedir. Ancak bu düzenlemelerin gerekleri yerine getirilerek delile ulaşıldığında, ByLock verilerinin hukuka uygun yöntemlerle elde edildiği sonucuna ulaşılabilecektir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202317048-e-ve-20238966-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 3. Ceza Dairesi 21.11.2023 tarihli, 2023/17048 E. ve 2023/8966 K. sayılı kararı</a>nda,</strong> İHAM’ın ByLock’a ilişkin değerlendirmelerini dikkate almış ve yalnızca bu uygulamanın telefonda bulunmasını örgüt üyeliği için yeterli görmemiştir.</p>

<p>Öte yandan, kovuşturma aşamasında delillerin ortaya koyulması; tarafların bu delillere erişebilmesini, inceleyebilmesini ve değerlendirebilmesini ifade eder. Bu durum; “silahların eşitliği”, “doğrudanlık” ve “çelişmeli yargılama” ilkeleri çerçevesinde adil/dürüst yargılanma hakkının bir gereğidir. Bu nedenle, sanık ve müdafiine delillere erişim ve bunları tartışma imkanı tanınmalıdır. Delilin aslı veya dijital kopyası dosyaya getirilemiyorsa, bu durum gerekçelendirilmeli ve delilin varlığını, güvenilirliğini ortaya koyan tutanak ve raporlar dosyaya eklenerek savunma tarafına açılmalıdır. Delilin gerçek ve güvenilir olması halinde yargılamada dikkate alınması mümkündür. Burada belirleyici olan, şüphenin somut delillerle ortadan kaldırılıp kaldırılmadığıdır.</p>

<p><strong>Somut olay değerlendirildiğinde; </strong>ByLock’un tek başına/yegane veya belirleyici delil olduğu durumlarda, sanığın bu programı örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda indirdiği ve kullandığı ortaya koyulmalıdır. Aksi halde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.30/1’de yer alan “esaslı hata” müessesesi yoluyla sanığa ceza verilmemesi veya “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği sanık hakkında beraat kararı verilmesi gündeme gelir.</p>

<p><strong>Buna karşılık;</strong> sanığın örgütle bağlantısı başka delillerle de destekleniyorsa, ByLock uygulaması tek/yegane veya belirleyici delil olmaktan çıkıp, tamamlayıcı bir unsur haline gelir. Bu durumda uygulamanın örgütsel amaçla kullanıldığı kabul edilebilir ve mahkumiyet açısından destekleyici rol oynayabilir. Ayrıca iletişim içeriklerinin ve görüşme yapılan kişilerin tespiti, kişinin örgüt içindeki konumunun belirlenmesine katkı sağlar.</p>

<p>Ancak ByLock’un belirleyici delil olarak kabul edildiği durumlarda, bu delilin içeriğinde yer alan unsurların ve bu yolla ulaşılan veriler ile bilgilerin suçun ispatına katkı sunması aranmalıdır.</p>

<p>Kararın karşı oyunda ise; verilen mahkumiyet kararının yerinde olduğu, Anayasa m.36’da düzenlenen adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında yer alan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin çoğunluk görüşüne katılınmadığı ifade edilmiştir.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi kararının karşı oyuna göre; </strong><i>“Başvurucu hakkında terör örgütü üyeliğinin sübut bulduğunu kabul eden yerel mahkeme, somut olay kapsamında ByLock kullanımını ve diğer delilleri değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuştur. Yerel mahkeme gerekçeli kararında ByLock delilleri yanında sendika üyeliği, çocukların öğrenim gördüğü okul gibi delilleri nazara aldığını belirtmiş olup, başvurucu hakkında mahkumiyet hükmü kurarken, tek ve belirleyici delil olarak ByLock deliline dayanmamıştır”.</i></p>

<p><strong>Ancak belirtmeliyiz ki;</strong> Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, verdiği kararda mahkumiyete dayanak gösterilen sendika üyeliği ve örgütle iltisaklı okullarda çocukların öğrenim görmesine ilişkin hususlara dair yerleşik Yargıtay içtihadına atıfla açıklamalarda bulunmuş ve bu hususların terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin bir delil oluşturmayacağı sonucuna varmıştır.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi’nin ByLock deliline yaklaşımında ortaya koyduğu temel ilkeler;</strong> ceza yargılamasında mahkumiyetin ancak somut, denetlenebilir ve tartışılabilir delillere dayanması gerektiğinden, dijital verilerin ise bu kapsamda mutlak doğruluk atfedilerek değil, savunma hakkı çerçevesinde sınanarak değerlendirilmesi zorunluluğundan ibarettir. Yüksek Mahkeme; ByLock kullanımını kural olarak örgütsel iletişime özgü bir veri olarak kabul etmekle birlikte, bunun doğrudan örgüt üyeliği sonucunu yol açmayacağını, yani örgüt mensubiyeti için <i>kimlik kartı </i>sayılmayacağını, sanığın bu delile yönelik esaslı itirazlarının karşılanmaması halinde adil/dürüst yargılanma hakkının ihlal edileceğini söylemektedir.</p>

<p>AYM’nin yaklaşımı norm düzeyinde bir yetersizlikten ziyade, uygulamaya ve ispat faaliyetinin niteliğine yöneliktir. Bir başka ifadeyle sorun; yasal düzenlemeden değil, fiilin ve faille bağlantısının yeterince somutlaştırılamamasından kaynaklanmaktadır.</p>

<p>AYM; FETÖ/ByLock yargılamalarında salt teknik tespitlere dayalı, içerikten kopuk değerlendirmeleri yeterli görmemekte, ByLock programının indirilmesinin ve kullanılmasının örgütsel amaçla gerçekleştiğinin ayrıca ortaya koyulmasını aramaktadır, yani sırf ByLock programının indirilmesini yeterli görmemekte, örgütsel amaçla ve örgütün faaliyeti çerçevesinde kullanıldığının da tespitini aramaktadır.</p>

<p><strong>Böylece; </strong>ByLock’un delil niteliğinin ve kullanılabilirliğinin gözardı edilmediği, örgütsel faaliyetlerde kullanıldığının tespiti halinde, örgüt içi gizli haberleşme aracına sahip olan failin ceza sorumluluğuna gidilebileceği, ByLock haberleşme programından veya yargılama kapsamında elde edilen delillerin de değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmalıdır. ByLock haberleşme ağının örgütün iletişim aracı kabul edildiği tartışmasızdır. Failin; ByLock özel haberleşme ağını, örgütsel faaliyetler için kurup kullandığı teknik olarak tespit edildiğinde ve elde edilen diğer delillerle de örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ortaya koyulduğunda, örgüt üyeliğinden ceza sorumluluğu gündeme gelecektir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Stj. Av. Saliha Kara</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">----------</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti" rel="dofollow"><span style="color:#999999"><strong><strong>[1]</strong></strong></span></a><span style="color:#999999"> Ersan Şen, Taner Akıncı, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti" rel="dofollow"><span style="color:#999999">21.11.2023 Tarihli Yargıtay Kararı Işığında ByLock’un Delil Kuvveti,</span></a><span style="color:#999999"> 20.04.2024, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti,</span></a><span style="color:#999999"> (Son Erişim Tarihi: 31.03.2026)</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202286339-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2] Bkz. Anayasa Mahkemesi, 16.07.2025 tarihli, 2022/86339 başvuru No.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-5-dairenin-20185267-e-20227858-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[3] Danıştay 5. Daire, 01.12.2022, 2018/5267 E., 2022/7858 K.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/bylock" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> Ersan Şen,</span><a href="https://www.hukukihaber.net/bylock" rel="dofollow"><span style="color:#999999"> ByLock,</span></a><span style="color:#999999">27.12.2022, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/bylock" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/bylock</span></a><span style="color:#999999">, erişim tarihi: 31.03.2026</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-orgut-uyeligi-sucunda-bylock-deliline-yaklasimi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 20:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/bylock-aym.jpg" type="image/jpeg" length="90997"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 5. Daire'nin 2018/5267 E., 2022/7858 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-5-dairenin-20185267-e-20227858-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-5-dairenin-20185267-e-20227858-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 5. Daire'nin 01/11/2022 tarihli, 2018/5267 E., 2022/7858 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
BEŞİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2018/5267<br />
Karar No : 2022/7858</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br />
VEKİLİ : Av. …</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA<br />
VEKİLİ : Av. …</p>

<p>İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong><br />
Dava konusu istem: Davacının, Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde astsubay kıdemli çavuş olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının, FETÖ/PDY tarafından gizli haberleşme yöntemi olarak kullanılan ByLock kullanıcısı olduğu yönünde tespit bulunduğu, davalı idarece davacının terör örgütüne üyelik, mensubiyet, irtibat ya da iltisakı olduğunun değerlendirildiği, dosya içeriğinden idarenin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile verilen takdir yetkisini soyut nedenlerle ve keyfi olarak kullandığına ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:… K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : </strong>Davacı tarafından; hakkında yürütülen adli soruşturma içeriğinin incelenmesinden de görüleceği üzere, hakkında yapılan emniyet soruşturmalarında; Bank Asya Katılım Bankası'nda hesabının olması, 17/25 Aralık olarak tabir edilen tarihten sonra hesap açması ve para yatırması, örgütün tatil ve/veya resmi toplantı adı altındaki çeşitli özel görüşmelerine ve toplantılara katılması, çeşitli sosyal medya hesaplarında örgüt propagandası yapması, eğitim hayatında örgüte eleman yetiştirilmek üzere kurulmuş özel eğitim kurumlarında okutulması, KPSS 2008-2010 yılı sınavlarında şüphe çekici şekilde yüksek puan alması, bulunduğu görevlerde olağandan daha çabuk ve liyakatı olmaksızın derece ve kademe atlaması, görevini ifa ederken örgüt lehine ancak ülke aleyhine hareket etmesi, örgütü destekleyen gazete, televizyon, dernek, vakıf gibi kurumlara üyeliği bulunması gibi FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin ortak noktası olan hususların bulunmadığının tespit edildiği, öte yandan ByLock kullanımının internet üzerinden gerçekleştiğinin belirtildiği, ancak Hakkari Çukurca'da mobil internetin çekmemesi nedeniyle kendisine ait kablolu internet şifresini, yaşadığı askeri lojmanda iyi niyetle komşularına kullandırdığının soruşturma dosyasında tespit edildiği, nitekim anılan hususu doğrulayan komşu tanık beyanlarının da bulunduğu, kullanmış olduğu cep telefonunun kriminal incelemeye alındığı, soruşturma dosyasında söz konusu telefonun incelenmesi sonucu hazırlanmış bilirkişi raporunun bulunduğu, kamu görevinden çıkarılmasının gerekçesinin ByLock programını kullandığı iddiası olduğu, bu nedenle ceza soruşturması kapsamında yapılan incelemede ByLock kullanıcısı olmadığının ortaya çıkması durumunda dava konusu işlemin sebep unsurunun ortadan kalkacağı, savunma hakkı tanınmaksızın kamu görevinden çıkarılmasının, hakkında ceza soruşturması var iken ve soruşturma dosyasında söz konusu programın kullanıcısı olup olmadığının net bir şekilde tespit edilebileceği açık iken Mahkemece söz konusu husus dikkate alınmaksızın ve hiç bir somut gerekçe belirtilmeksizin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil ettiği iddia edilmektedir.</p>

<p><strong>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:</strong> Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.</p>

<p><strong>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ:</strong> Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong><br />
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE:<br />
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p>

<p>Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.<br />
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.</p>

<p>MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.</p>

<p>Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir.</p>

<p>Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde astsubay kıdemli çavuş olarak görev yapan davacı, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca Milli Savunma Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.</p>

<p>Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.</p>

<p>Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürütülen adli soruşturma sonucunda … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No:…, K:… sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.</p>

<p>AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).</p>

<p>Terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.</p>

<p>Her ne kadar İdare Mahkemesi kararında; davacının ByLock kullanıcısı olduğu yolunda tespit bulunduğu belirtilmiş ise de, davacının tüm dosya kapsamındaki beyanları incelendiğinde Mahkemenin anılan tespitiyle ilgili olarak; ByLock kullanımının ADSL üzerinden sağlanan bağlantı ile gerçekleştiğinin, söz konusu tarihte görev yaptığı Hakkari ili ... ilçesinde askeri lojmanda ikamet ettiğinin, bu bölgede mobil internetin çekmemesi nedeniyle kendi kullanımında bulunan kablolu interneti yaşadığı askeri lojmanda iyi niyetle şifresini paylaşmak suretiyle komşularına kullandırdığının, bu hususu destekler nitelikte tanık komşu beyanlarının bulunduğunun, cep telefonu ile ByLock kullanımı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla kriminal inceleme neticesinde Bilirkişi Raporu düzenlendiğinin, kendisinin kesinlikle ByLock isimli programı kullanmadığının, ceza soruşturması sonucunun beklenmesi gerektiğinin ileri sürüldüğü görülmüştür.</p>

<p>UYAP kayıtları ve dava dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen ve kesinleşen ceza soruşturması neticesinde Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığı yolunda verilen 22/10/2020 tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararda; "...Şüpheli hakkında yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde:</p>

<p>Şüphelinin FETÖ terör örgütünün finans kaynağı olan Bank Asya'da hesabının olmadığı,<br />
FETÖ ile bağlantılı kanalların …'tan çıkarılması üzerine aboneliğinin olup olmadığı, varsa iptal edilip edilmediği husunda yazılan müzekkereye verilen cevapta … üyeliğinin olmadığının tespit edildiği,</p>

<p>Şüphelinin sosyal medya hesapları olan …, … ve … hesapları üzerinden yapılan açık kaynak araştırmalarında … isim soy isimle yapılan araştırmada terör örgütü ile irtibatını gösterir herkese açık paylaşımlara rastlanılmadığı,</p>

<p>Şüphelinin FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olan Zaman Gazetesi, Sızıntı Dergisi veya başka bir yayın organı üyeliği bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, KOM Bilgi Sistemi DERBİS üzerinden yapılan sorgulamada her hangi bir dernek üyeliğinin olmadığının anlaşıldığı,</p>

<p>Şüpheliden ele geçen cep telefonu üzerinde yapılan inceleme neticesinde şüphelinin FETÖ/PDY ile irtibatının olduğunu gösterir lehine yada aleyhine her hangi bir bilgi veya bulguya rastlanılmadığı,</p>

<p>Şüphelinin kullanımında ola gsm hattının HTS kayıtlarının incelenmesinde herhangi bir mahrem imam ile irtibatının tespit edilmediği,<br />
Bilgi edinen olarak ifadesi alınan ... beyanında; şüpheli ile Çukurca'da komşu olduğunu, şüphelinin adına kayıtlı olan interneti şüphelinin bilgisi dahilinde kullandığını beyan ettiği,</p>

<p>Şüphelinin terör örgütü üyesi olduğunu gösterir her hangi bir tanık beyanı yada teşhis tutanağına rastlanılmadığı,<br />
Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürülüğünce yapılan BYLOCK sorgulama tutanağında şüpheli adına kayıtlı olan internet aboneliği ile BYLOCK programını kullanan gerçek kullanıcının … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma numaralı dosyası kapsamında yapılan veri girişinden … T.C. Kimlik no'lu ... olduğunun tespit edildiği,.." yolunda tespitlere yer verilmiştir.</p>

<p>Öte yandan, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturmasında adı geçen ve davacı adına aboneliği bulunan … üzerinden ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen ... hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararında; "...ortaokul çağlarından itibaren Fetö cemaati ile alakam vardı, 2012 yılına kadar kendileri ile görşümedim, 2012 yılında ... isimli şahıs benimle irtibat kurmaya çalıştı, örgütün elemanı idi, 5-10 kez kendisi ile görüştüm, eşimin açılmaması namaz kılmamı istiyorlardı, ben Hakkari Çukurca'ya giderken benim kullanımımda olan ablam ... adına kayıtlı telefona iradem dışında bylock programını yükledi, ben de bu programı kullandım, nasıl kullanacağımı da söyledi, ben bu program üzerinden ... ile görüştüm, … isimli şahıs benim komşumdur, 7 Eylül 2014 tarihinden itibaren ben Hakkari Çukurca daydım,</p>

<p>...Bylock ID tespit ve değerlendirme tutanağında; … ve ... adına tespiti yapıldığı, bylock ID numarasının … olduğu, kullanıcı adının … olduğu, tespit edilen GSM numarasının ... adına kayıtlı … olduğu, tespit edilen WİFİ aboneliğinin … olduğu, ilk log tarihinin 09/11/2014 olduğu, son online tarihinin 09/11/2014 olduğu, … nolu ID nin … nolu ID yi eklediği, giriş sayısının 2 olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Araştırma tutanağında Google Play Store isimli programdan indirilen … isimli programa numaranın … olarak kaydedildiği, GSM hattının … olduğu, İMEİ numarasının … olup, bylock ID numarasının … olduğu, ilk tespit tarihinin 07/09/2014 olduğu, HTS kayıtlarının incelenmesinde de belirtilen hattın gerçek kullanıcısının ... isimli şahsın öz kardeşi olan ... olduğu, bylock programının son erişim tarihinin 27/11/2014 olduğu, baz bilgilerinin Elazığ, Hakkari ili Çukurca İlçesi, bağlantı sayısının 428 olduğu,...</p>

<p>Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sırasında düzenlenen 08/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda; … nolu GSM hattının ... adına kayıtlı olduğu, bylock ID numarasının …, kullanıcı adının … olduğu, bylock ilk giriş tarihinin 07/09/2014 olduğu, son giriş tarihinin 27/11/2014 olduğu, toplam 428 kez bylock IP si ile bağlantı kurulduğu, genel baz bilgilerinin yoğunlukla Hakkari ilinde olduğu..." yolunda tespitlere yer verildiği görülmüştür.</p>

<p>Bu durumda, yukarıda yer verilen tespitler ile davacının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; aboneliği davacı adına olmakla birlikte … üzerinden ByLock programına bağlantı sağlayan kişinin … ID numarasıyla ByLock kullanıcısı olduğu Mahkeme kararıyla sabit olan ... isimli şahıs olduğu, davacının anılan programı kullandığı yolundaki davalı idare tespitinin bu aşamada geçerliliğini yitirdiği, yine davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı yolunda verilen kararda; davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve/veya iltisakını gösterir tespitlerin bulunup bulunmadığı yolunda yapılan araştırmalar neticesinde; davacının Bank Asya'da hesabının bulunmadığının, … üyeliğinin olmadığının, sosyal medya hesapları üzerinden yapılan açık kaynak araştırmalarında terör örgütü ile irtibatını gösterir paylaşımlara rastlanılmadığının, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı Zaman Gazetesi, Sızıntı Dergisi veya başka bir yayın organı üyeliği bulunup bulunmadığının tespit edilemediğinin, herhangi bir dernek üyeliğinin olmadığının, cep telefonu üzerinde yapılan inceleme neticesinde FETÖ/PDY ile irtibatının olduğunu gösterir lehine ya da aleyhine herhangi bir bilgi veya bulguya rastlanılmadığının, kullanımında olan GSM hattının HTS kayıtlarının incelenmesinden herhangi bir mahrem imam ile irtibatının tespit edilmediğinin, terör örgütü üyesi olduğunu gösterir herhangi bir tanık beyanı ya da teşhis tutanağına rastlanılmadığının, davacı adına kayıtlı olan internet aboneliği ile ByLock programını kullanan gerçek kullanıcının … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma numaralı dosyası kapsamında yapılan veri girişinden ... olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği, davalı idarece davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belge de sunulmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;</p>

<p>2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA,</p>

<p>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 01/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-5-dairenin-20185267-e-20227858-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/danistays.jpg" type="image/jpeg" length="53356"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TBB, AVUKATLAR GÜNÜ ETKİNLİKLERİ KAPSAMINDA ATA’NIN HUZURUNDA]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tbb-avukatlar-gunu-etkinlikleri-kapsaminda-atanin-huzurunda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tbb-avukatlar-gunu-etkinlikleri-kapsaminda-atanin-huzurunda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı, Yönetim, Disiplin ve Denetleme kurulu üyeleri ile avukatlar, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan’ın Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk koymasının ardından saygı duruşunda bulunan heyet, daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti.</p>

<p><i><strong>Sağkan, Anıtkabir Şeref Defteri’ne şunları kaydetti:</strong></i></p>

<p><i>Büyük Atatürk,</i></p>

<p><i>5 Nisan Avukatlar Günü’nde, Türkiye’nin dört bir yanında hak, hukuk ve adalet mücadelesi veren 210 bin avukatı temsil eden baroların çatı örgütü Türkiye Barolar Birliği olarak manevi huzurundayız.</i></p>

<p><i>Bizler; öncülüğünü yaptığın hukuk devriminin mirasçıları, Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlı, insan haklarına dayalı demokratik ve laik hukuk devletinin yılmaz savunucuları olan avukatlarız. Ulusal ve uluslararası her alanda adaletin gerçekleştirilmesi idealinin ne kadar vazgeçilmez olduğunu, her geçen gün daha fazla idrak ediyor; bireylerin ve yurttaşların hak arama özgürlüğünün güvencesi olmayı en temel sorumluluğumuz kabul ediyoruz.</i></p>

<p><i>Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesine olan bağlılığımızdan, hukukun üstünlüğünü savunma kararlılığımızdan ve bağımsız yargı idealinden asla vazgeçmeyeceğiz. Mesleğimizin onurunu, savunma hakkının kutsallığını ve adil yargılanma ilkesini her koşulda korumaya devam edeceğiz.</i></p>

<p><i>Huzurunda bir kez daha söz veriyoruz: Yurttaşlarımızı hak arayışlarında asla yalnız bırakmayacak; özgür savunmanın tartışma konusu olmadığı, hukuk güvenliğinin herkes için sağlandığı bir Türkiye’yi inşa etme mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz.</i></p>

<p><i>Her geçen gün artan özlem, saygı, minnet ve bağlılık duygularımızla…</i></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_1_4042026140808.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_2_4042026140813.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_3_4042026140813.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_4_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_5_4042026140813.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_6_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_7_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_8_4042026140813.JPG" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_9_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_10_4042026140813.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_11_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_12_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_13_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_14_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_15_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_16_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_17_4042026140813.JPG" title="" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tbb-avukatlar-gunu-etkinlikleri-kapsaminda-atanin-huzurunda</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/86378-14-4042026140813.jpeg" type="image/jpeg" length="64308"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HİBRİT KOPUŞ SAVUNMASINDA ÜSLUP]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasinda-uslup-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasinda-uslup-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>“Söylenen şey değil, söylenme biçimi ikna eder.”</i><br />
— <strong>Aristoteles</strong></p>

<p><strong>Özet (Abstract)</strong></p>

<p>Bu çalışma, ceza yargılamasında savunma pratiğini “üslup” kavramı üzerinden yeniden düşünmeyi amaçlamakta ve Hibrit Kopuş Savunması perspektifinden özgün bir teorik çerçeve önermektedir. Geleneksel yaklaşımda savunma, çoğunlukla içerik üzerinden değerlendirilirken; bu çalışma, savunmanın etkisini belirleyen temel unsurun büyük ölçüde <strong>üslup</strong> olduğunu ileri sürmektedir.</p>

<p>Bu bağlamda üslup, yalnızca estetik bir ifade biçimi değil; savunmanın hâkimin zihniyle kurduğu ilişkinin dili olarak ele alınmaktadır. Çalışmada üslubun teorik temeli üç eksende incelenmektedir: retorik (ethos–logos–pathos–kairos dengesi), psikolojik (önyargı, prematüre kanaat ve bilinçdışı entimemler) ve dramaturjik (duruşmanın sahnesel yapısı ve savunmanın icrası).</p>

<p>Ayrıca Hibrit Kopuş Savunmasının özgün katkısı olarak geliştirilen <strong>“dereceli üslup modeli”</strong> detaylandırılmakta; savunmanın tek tonlu bir faaliyet olmadığı, aksine duruma göre değişen dinamik bir dil kullanımı gerektirdiği ortaya konulmaktadır. Bu model kapsamında savunma üslubu beş dereceye ayrılmakta (tam uyum, mikro müdahale, kontrollü kopuş, sert kopuş ve radikal kopuş) ve her bir derecenin stratejik amacı ile dilsel karşılığı analiz edilmektedir.</p>

<p>Çalışmada ayrıca üslubun temel ilkeleri (olgunluk, objektiflik, ekonomi ve ritim) sistematik biçimde ele alınmakta; bu ilkelerin ihlali hâlinde ortaya çıkan üslup hatalarının savunmayı nasıl “duyulmaz” hâle getirdiği gösterilmektedir. Bu çerçevede savunmanın başarısızlığının çoğu zaman içerik eksikliğinden değil, <strong>yanlış üslup kullanımından</strong> kaynaklandığı vurgulanmaktadır.</p>

<p>Sonuç olarak çalışma, savunmanın yalnızca “ne söylediği” ile değil, “nasıl, ne zaman ve hangi derecede söylediği” ile anlam kazandığını ortaya koymakta ve üslubu savunmanın <strong>stratejik, psikolojik ve dramaturjik bir bileşeni</strong> olarak konumlandırmaktadır. Bu yönüyle üslup, savunmanın görünmeyen ancak belirleyici gücü olarak tanımlanmakta; Hibrit Kopuş Savunması ise bu gücü bilinçli ve kontrollü bir şekilde kullanmayı mümkün kılan bir model olarak önerilmektedir.</p>

<p><strong>I. Giriş: Savunmanın Sessiz Gücü</strong></p>

<p>Ceza yargılamasında savunma çoğu zaman içerikle ölçülür: Hangi delil ileri sürüldü, hangi norma dayanıldı, hangi çelişki ortaya kondu.? Oysa pratikte savunmanın etkisini belirleyen unsur çoğu zaman içerikten önce gelir: <strong>Üslup.</strong> Çünkü yargılama, sadece hukuki bir değerlendirme süreci değil; aynı zamanda bir <strong>algı ve ikna sürecidir</strong>. Bu süreçte aynı argüman yanlış bir üslupla etkisizleşir, doğru bir üslupla kararın yönünü değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle üslup, savunmanın sadece “nasıl konuştuğu” değil; nasıl duyulduğudur. Üslup, savunmanın görünmeyen stratejisidir. Duruşmada çoğu zaman fark edilmez; ancak etkisi doğrudan hissedilir. Üslup argümanı taşır. Hakimin zihnine ulaşma biçimini belirler. Direnç üretir ya da direnci kırar. Aynı söz, farklı bir üslupla tamamen farklı bir anlam kazanır.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması açısından üslup, yalnızca estetik bir tercih değil; stratejik bir araçtır. Çünkü bu modelde savunma sabit bir yapı değil, hâkimin zihinsel durumu ile etkileşim hâlinde olan dinamik bir süreçtir. Bu etkileşimde içerik savunmanın ne söylediğini, üslup savunmanın nasıl etki ettiğini belirler.</p>

<p>Bu çalışmanın temel iddiası şudur: Savunmanın gücü, sadece doğruluğundan değil; sunuluş biçiminden doğar. Bu nedenle: Üslup savunmanın dili değil; kaderidir.</p>

<p><strong>II. Üslubun Teorik Temeli: Retorik, Psikoloji ve Dramaturji</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasında üslup, yalnızca bir ifade biçimi değil; <strong>savunmanın hâkimin zihniyle kurduğu ilişkinin dilidir.</strong> Bu ilişki üç temel eksende şekillenir: <strong>retorik, psikoloji ve dramaturji…</strong> Bu üç eksen birlikte çalışır; biri zayıfsa savunma eksik kalır. Retorik ikna eder, psikoloji dirençle baş eder, dramaturji ise etkiyi sahneler.</p>

<p><strong>1. Retorik Ekseni: İkna Mimarisinin Kurulması</strong></p>

<p>Klasik retoriğin dört temel unsuru, ceza savunmasında sadece teorik değil; <strong>doğrudan stratejik araçlardır</strong></p>

<p><strong>Ethos (Güvenilirlik)</strong></p>

<p>Avukatın duruşmadaki varlığı, tonu ve tutarlılığı üzerinden kurulur. Ceza yargılamasında hâkim çoğu zaman önce argümana değil, <strong>argümanı sunan kişiyle ilgili karar verir.</strong> Bu nedenle: tutarlılık, sakinlik, ölçülülük ethos’un temelidir<strong>. </strong><strong>Ethos zayıfsa, en güçlü logos bile etkisizleşir.</strong></p>

<p><strong>Logos (Rasyonel yapı)</strong></p>

<p>Logos; delil, norm ve mantık zinciridir. Ancak Hibrit Kopuş Savunması açısından kritik fark şudur: Logos sadece doğru olmak değil<strong>, </strong><strong>anlaşılır, takip edilebilir ve zihinsel olarak “taşınabilir” olmak zorundadır.</strong> Bu nedenle iyi logos kısa mantık zincirleri kurar, açık bağlantılar içerir ve hâkimin zihinsel yükünü artırmaz</p>

<p><strong>Pathos (Duygusal etki)</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması pathos’u reddetmez; <strong>disipline eder.</strong> Amaç: duyguyla etkilemek ama duyguyla kontrolü kaybetmemektir. Pathos, ölçüsünde kullanıldığında derinlik kazandırır; ölçüsüz kullanıldığında savunmayı zayıflatır</p>

<p><strong>Kairos (Zamanlama)</strong></p>

<p>Türk ceza yargılamasında savunmalar çoğu zaman içerikten değil; <strong>zamanlama hatasından kaybeder. </strong><strong> </strong>Aynı cümle: erken söylenirse etkisiz, geç söylenirse gereksiz ama doğru anda söylenirse <strong>belirleyici</strong> olur. <strong> </strong>Kairos, özellikle şu anlarda kritikleşir: delil tartışması, ara karar anı, esas hakkında mütalaa sonrası…</p>

<p><strong>Türk Ceza Yargılamasında Retorik Denge</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması açısından ideal retorik formül şudur: <strong>Güçlü ethos + güçlü logos + ölçülü pathos + doğru kairos.</strong> Bu formülün pratik anlamı: Ethos <strong>kapıyı açar</strong>, Logos <strong>içeri girer</strong> , Pathos <strong>etkiyi derinleştirir</strong> ve Kairos <strong>sonucu belirler</strong><strong>.</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş perspektifinden üç temel hata öne çıkar:</p>

<p><strong>- Ethos aşınması</strong>: agresif ve kontrolsüz üslup</p>

<p><strong>- Logos kaybı</strong>: dağınık ve uzun anlatım</p>

<p><strong>- Pathos taşması</strong>: savunmanın duygusal boşaltıma dönüşmesi</p>

<p>Bu üçü birleştiğinde savunma, artık ikna değil<strong>; </strong><strong>sadece konuşma hâline gelir.</strong> Hibrit Kopuş Savunması şunu kabul eder: İkna, sadece doğruyu söylemek değildir; <strong>doğruyu, doğru kişi olarak, doğru şekilde ve doğru zamanda söylemektir.</strong><strong> </strong>Bu nedenle üslup retoriğin uygulama alanıdır, savunmanın görünür yüzüdür ve çoğu zaman <strong>kararın kaderini belirleyen unsurdur.<strong> </strong></strong></p>

<p><strong>2. Psikolojik Eksen: Dirençle Mücadele</strong></p>

<p>Ceza yargılamasında hâkimin zihni tamamen nötr değildir. Aksine çoğu zaman şu mekanizmalarla çalışır: <strong>önyargı</strong> (önceden oluşmuş şemalar) , <strong>prematüre kanaat</strong> (erken kapanan değerlendirme), <strong>bilinçdışı entimemler</strong> (eksik ama tamamlanmış görünen akıl yürütmeler)… Bu yapı içinde savunmanın temel problemi şudur: <strong>Hakim çoğu zaman dinlemek için değil, doğrulamak için dinler.</strong></p>

<p>Üslup burada belirleyici bir role sahiptir: <strong>Direnci azaltır ya da artırır. </strong>Sert ve saldırgan üslup savunmayı bloke eder. Dengeli ve kontrollü üslup zihinsel kapıyı aralar. Yanlış üslup savunmayı “duyulmaz” kılar. Doğru üslup hâkimin zihnine <strong>sızar</strong>. Savunma çoğu zaman şunu zanneder: “Hakim anlamıyor.” Oysa çoğu durumda gerçek şudur: <strong>Hakim direniyor.</strong> Bu direnci kıran şey çoğu zaman içerik değil, <strong>üsluptur.</strong></p>

<p><strong>3. Dramaturjik Eksen: Savunmanın Sahnesi</strong></p>

<p>Duruşma sadece hukuki bir süreç değil; <strong>aynı zamanda bir sahnedir</strong> Bu sahnede: hakim karar verici, savcı iddia eden ve avukat anlatıyı kuran aktördür . Üslup, bu sahnedeki rolün tonudur. Aynı cümle, farklı tonda söylendiğinde farklı etki yaratır. Aynı savunma farklı ritim de yapıldığında farklı sonuç ortaya çıkar. Üslup, savunmanın <strong>oynanış biçimidir</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasında üslup şu dramaturjik unsurlarla şekillenir: <strong>ton</strong>, sertlik/yumuşaklık dengesi; <strong>ritim</strong> hız ve duraklama; <strong>vurgu</strong> hangi noktanın öne çıkarıldığı ve <strong>sessizlik</strong> görünmeyen ama etkili araçtır. Özellikle: <strong>sessizlik, dramaturjinin en güçlü tekniklerinden biridir</strong></p>

<p>Savunma yalnızca doğruyu söylemekle yetinmez, <strong>doğruyu sahneler.</strong> Bu nedenle iyi bir savunma sadece mantıklı değil; aynı zamanda <strong>etkileyici ve zamanlıdır.</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasında üslup: retorik olarak ikna eder , psikolojik olarak direnci kırar ve dramaturjik olarak etkiyi görünür kılar. Bu üçü birleştiğinde <strong>savunma sadece konuşmaz; etki üretir.</strong></p>

<p><strong>II. Hibrit Kopuş Savunmasında Üslubun Temel İlkeleri</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasında üslup, rastlantısal bir ifade biçimi değil; <strong>belirli ilkelere dayanan bilinçli bir stratejidir.</strong> Bu ilkeler, savunmanın hem <strong>etik sınırlarını</strong> hem de <strong>stratejik gücünü</strong> belirler. Başka bir ifadeyle: Üslup, savunmanın karakterini ve etkisini aynı anda kurar.</p>

<p><strong>1. Olgunluk İlkesi (Duygu Kontrolü)</strong></p>

<p>TBB Meslek Kuralları’nın 5 inci maddesinin ifadesiyle: <i>Avukat, düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır.</i> Bu ilke, savunmanın duygudan arındırılması değil; duygunun yönetilmesi anlamına gelir. Çünkü ceza yargılamasında duygu kaçınılmazdır: Müvekkilin durumu, haksızlık hissi ve yargılamadaki gerilim duyguyu kaçınılmaz kılar. Ancak Hibrit Kopuş Savunması şunu söyler: Duygu, savunmanın yakıtıdır; direksiyonu değil.</p>

<p>Bu çerçevede savunma: Tepki değil; stratejik yanıt, öfke değil; kontrollü sertlik, dağılma değil; odaklanmış ifadeyi zorunlu kılar. Transaksiyonel analiz perspektifinden bu durum yetişkin ego durumunun korunmasıdır. Olgunluk ilkesi ihlal edildiğinde ethos zedelenir, hâkimle ilişki gerilir ve savunma “duyulmaz” hâle geliri Savunma haklı olsa bile etkisizleşir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2. Objektiflik İlkesi (Hukuki Zemin)</strong></p>

<p>Savunma kişisel yorum değil, <strong>delil ve </strong>norm temelli ifade olmalıdır. Hibrit Kopuş Savunması açısından bu ilkenin en kritik sonucu: Radikal kopuş bile hukuki dil içinde yapılmalıdır. Bu durum bir sınırlama değil; meşruiyet üretme mekanizmasıdır. Çünkü hukuki dil ikna alanını açık tutar; kişisel dil zihinsel direnci artırır.</p>

<p><strong>3. Ekonomik Üslup İlkesi</strong></p>

<p>Ceza yargılamasında en kıt kaynaklardan biri dikkattir. Hâkim sınırlı zamanla çalışır, çok sayıda dosyayla karşı karşıyadır ve zihinsel kısa yollar (heuristics) kullanır. Bu nedenle savunma kısa, net ve hedef odaklı olmalıdır. <strong>“Az söyle, doğru yere söyle.”</strong></p>

<p>Ekonomik üslup gereksiz tekrarları dışlar, uzun ve dağınık girişleri reddeder ve doğrudan meseleye temas eder. Hibrit Kopuş açısından bu ilkenin stratejik değeri şudur: Kısa ve net cümleler, prematüre kanaati daha hızlı sarsar. Çünkü hâkimin zihni uzun anlatımı filtreler, kısa ve net ifadeyi işler.</p>

<p><strong>4. Ritmik Üslup İlkesi</strong></p>

<p>Savunma yalnızca içerik değil;<strong> zamanlama ve akıştır</strong> Bu ilke iki temel soruya dayanır: Ne zaman konuşulmalı? Ne zaman susulmalı? Hibrit Kopuş Savunmasında sessizlik, pasiflik değil; aktif bir stratejik tercihtir.</p>

<p>Sessizlik hâkimin kendi çelişkisini fark etmesine alan açar, savunmanın ağırlığını artırır ve gereksiz müdahaleyi engeller. Özellikle şu durumlarda hâkim zaten ikna olmaya yakınsa, aşırı konuşma riski varsa ve müdahale savunmayı zayıflatacaksa susmak, en güçlü üslup tercihi olabilir</p>

<p><strong>İlkeler Arası Denge </strong></p>

<p>Bu dört ilke birbirinden bağımsız değildir; <strong>birlikte çalışır.</strong><strong> </strong>Olgunluk <strong>tonu belirler</strong>. Objektiflik <strong>zemini kurar</strong>, Ekonomi <strong>etkiyi yoğunlaştırır</strong> <strong> ve </strong>Ritim zamanlamayı ayarlar. Bu dört unsur birleştiğinde üslup stratejik, etkili ve kontrollü hâle gelir. Hibrit Kopuş Savunması açısından üslup spontane değil, alışkanlık değil <strong>tasarlanmış bir eylemdir.</strong> En kritik gerçek: Savunma ne kadar doğru olursa olsun; yanlış üslupla söylendiğinde etkisini kaybeder.</p>

<p><strong>V. Dereceli Üslup: Hibrit Kopuşun Kalbi</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasının en özgün katkısı <strong>üslubun derecelendirilmesidir.</strong> Savunma artık tek tonlu bir faaliyet değildir. Aksine duruma göre değişen, hâkimin zihinsel konumuna göre ayarlanan ve dinamik bir dil kullanımıdır. Üslup, sabit değil; ayarlanabilir bir stratejik araçtır. Bu nedenle savunma, bir anlatım değil; bir vites sistemidir.</p>

<p><strong>1. Tam Uyum (1. Derece)</strong></p>

<p>Tam uyum derecesinde Üslup Özellikleri saygılı, yumuşak ve uyumludur. Amaç güven kazanmak, direnç oluşturmamaktır. Bu aşamada savunma, sistemi karşısına almaz; sistem içinde etki üretmeye çalışır.</p>

<p><strong>2. Mikro Müdahale (2. Derece)</strong></p>

<p>Üslup Özellikleri nazik ama yönlendirici ve hafif düzelticidir. Amaç kanaati erken aşamada etkilemektir. Bu aşamada savunma: çatışma yaratmadan yön verir</p>

<p><strong>3. Kontrollü Kopuş (3. Derece)</strong></p>

<p>Üslup Özellikleri<strong> </strong>daha görünür müdahale ve kontrollü sertleşme şeklinde ortaya çıkar. <strong>Amaç</strong> prematüre kanaati kırmaktır. Bu noktada savunma uyumdan kopmaya başlar, ancak dili korur</p>

<p><strong>4. Sert Kopuş (4. Derece)</strong></p>

<p><strong>Üslup Özellikleri </strong>açık itiraz, yüksek ton, kontrollü dil olarak ortaya çıkar. <strong>Amaç </strong>yargılama zeminini sarsmaktır. Bu aşamada savunma artık açıkça karşı konum alır, fakat meşruiyet zeminini terk etmez</p>

<p><strong>5. Radikal Kopuş (5. Derece)</strong></p>

<p>Üslup Özellikleri<strong> </strong>sistemsel eleştiri ve kurumsal düzeyde itiraz olarak ortaya çıkar. <strong>Amaç y</strong>argılamayı yeniden kurmaktır. Bu aşamada savunma artık sadece sonuca değil, yargılamanın kendisine müdahale eder.</p>

<p><strong>Dereceler Arası Geçiş: Üslubun Dinamiği</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasının kritik noktası <strong>dereceler arasında geçiş yapılabilmesidir.</strong> Savunma sabit bir tonla ilerlemez, duruma göre <strong>vites değiştirir</strong>.</p>

<p>Tipik akış:</p>

<p>1. Derecede güven kur</p>

<p>2. Derecede yön ver</p>

<p>3. Derecede müdahale et</p>

<p>4. Derecede sars</p>

<p>5. Derecede yeniden kur</p>

<p>Ancak en kritik beceri yükselmek kadar, geri çekilebilmektir.<strong> </strong> Yani sertleşebilmek kadar, tekrar yumuşayabilmek de gerekir. Bu, savunmanın “ustalık düzeyi”dir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasının temel ilkesi ton sertleşebilir, ama dil asla savruklaşmaz Eğer üslup bozulursa etik ihlal , dil kontrolü korunursa meşru kopuş gerçekleşir. Kopuşun meşruiyeti, üslubun kontrolüne bağlıdır.</p>

<p>Dereceli üslup modeli şunu ortaya koyar: Savunma tek bir sesle konuşmaz. Savunma, duruma göre ton değiştirir. En kritik gerçek: Doğru derece seçimi, çoğu zaman doğru argümandan daha belirleyicidir. Derece yükseldikçe ton sertleşir; ama savunmanın dili asla bozulmaz.</p>

<p><strong>V. Üslup Hataları: Savunmanın Görünmeyen Çöküşü</strong></p>

<p>Ceza yargılamasında savunma çoğu zaman içerikten değil, üslup hatalarından kaybeder.<br />
Bu hatalar çoğu zaman fark edilmez; çünkü savunma yapılmaya devam eder. Ama gerçekte olan şudur: Savunma konuşur, fakat duyulmaz.</p>

<p><strong>1. Duygusal Patlama</strong></p>

<p><strong>Görünüm:</strong> Ses yükselir, cümleler keskinleşir ve kontrol kaybolur.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong> Ethos zedelenir ve hakimde savunmaya karşı direnç oluşur.</p>

<p>Duygusal patlama, haklı savunmayı bile haksız gibi gösteri. Hibrit Kopuş Perspektifi: Duygu kullanılabilir. Ama asla kontrol dışı bırakılmaz.</p>

<p><strong>2. Kişiselleştirme</strong></p>

<p><strong>Görünüm:</strong> Hakime yönelik ifadeler, ima, suçlama ve itham.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong> Tartışma zemini kayar ve savunma kişisel çatışmaya dönüşür</p>

<p>Hâkim artık dosyayı değil, seni duymaya başlar, ama<strong> </strong>savunma olarak değil. Stratejik Risk: Geri dönüşü en zor hatadır. Üslup kırılması kalıcı iz bırakır.</p>

<p><strong>3. Konu Dışına Çıkma</strong></p>

<p><strong>Görünüm:</strong> Gereksiz detaylar, sistem eleştirisine kayma ve dosyayla bağın kopması.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong> Dikkat dağılır ve hakim zihinsel olarak savunmadan çıkar. Ceza yargılamasında en hızlı kayıp <strong>odak kaybıdır</strong></p>

<p><strong>4. Aşırı Süsleme (Retorik Aşırılık)</strong></p>

<p><strong>Görünüm:</strong> Uzun cümleler, abartılı ifadeler ve gereksiz metaforlar.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong> Mesaj kaybolur ve etki azalır. Güçlü savunma sade olur; süslü savunma çoğu zaman zayıf görünür.</p>

<p><strong>5. Ölçüsüz Sertleşme (Derece Hatası)</strong></p>

<p><strong>Görünüm: </strong>Erken sertleşme ve gereksiz kopuş. 2. Derecelik durumda 4. derece dil kullanımı.</p>

<p><strong>Sonuç: </strong>Hakimde direnç oluşur ve savunma “aşırı” algılanır . Doğru içerik, yanlış dereceyle etkisini kaybeder.</p>

<p>Bu hataların tamamı aynı sonuca çıkar: Ethos zedelenir , dikkat kaybolur ve direnç artar. En kritik sonuç: <strong>Savunma duyulmaz hâle gelir</strong> Ceza yargılamasında başarısız savunma çoğu zaman: yanlış şey söylediği için değil, doğru şeyi yanlış şekilde söylediği için başarısız olur.</p>

<p><strong>Mini Kontrol Listesi (Duruşma Anı İçin)</strong></p>

<p>Kendine şu 3 soruyu sor:</p>

<p>1. Bu cümle <strong>dosyaya mı hizmet ediyor, egoya mı?</strong></p>

<p>2. Bu ton <strong>etki üretir mi, direnç mi?</strong></p>

<p>3. Bu derece <strong>duruma uygun mu?</strong></p>

<p>Eğer cevaplar net değilse susmak, konuşmaktan daha güçlüdür.</p>

<p><strong>VI. Stratejik Sonuç: Üslup Bir Seçimdir</strong></p>

<p>Ceza yargılamasında savunmanın temel sorusu çoğu zaman yanlış kurulur: “Nasıl söylemeliyim?” yerine “Ne söylemeliyim?” sorusu ön plandadır. Oysa Hibrit Kopuş Savunması bu soruyu daha ileri taşır: <strong>“Neyi, Ne zaman, hangi tonla ve hangi derecede söylemeliyim?”</strong></p>

<p>Bu genişleme, savunmanın doğasına ilişkin temel bir gerçeği ortaya koyar: Savunma, sadece içerik değil; bir icradır. Bir cümlenin etkisi sadece doğruluğundan değil, söylenme biçiminden doğar. Aynı argüman yanlış tonla direnç üretir, doğru tonla kanaat değiştirir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması açısından üslup bir refleks değil, bir alışkanlık değil <strong>bilinçli bir tercihtir</strong> . Bu tercih hâkimin zihinsel durumuna göre şekillenir, dosyanın dinamiğine göre değişir ve yargılamanın evresine göre ayarlanır. Üslup sabit değil, <strong>durumsaldır</strong></p>

<p>Savunma çoğu zaman şunu zanneder: güçlü argüman güçlü etki yaratır. Oysa gerçek şudur <strong>uygun </strong>üslup etkiyi mümkün kılar.<strong> </strong></p>

<p>Üslup yoksa argüman duyulmaz, delil görünmez ve haklılık etkisizleşir.</p>

<p>Bu yaklaşımın özeti tek cümlede toplanabilir: Savunma, doğruyu söyleme sanatı değil; doğruyu doğru biçimde söyleme sanatıdır. Ve bu sanat retorik gerektirir, psikoloji gerektirir ve zamanlama gerektirir Ama en önemlisi irade gerektirir. Ceza yargılamasında savunma bazen tek bir cümleyle kazanılır. Ama o cümleyi kazandıran şey, çoğu zaman içeriği değil: <strong>üslubudur.</strong></p>

<p><strong>VII. Sonuç: Üslup, Savunmanın Gizli Silahıdır</strong></p>

<p>Üslup, savunmanın görünmeyen ama en etkili aracıdır. Çoğu zaman fark edilmez; çünkü savunmanın içinde erir. Ancak etkisi, kararın en kritik anında ortaya çıkar. İyi bir savunma sadece doğruyu söylemez; doğruyu doğru biçimde söyler.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması açısından üslup stratejidir, çünkü bilinçli bir tercihtir. Psikolojidir, çünkü hâkimin zihnine temas eder. Dramaturjidir, çünkü duruşmada icra edilir. Bu üç boyut birleştiğinde üslup savunmanın görünmeyen yönlendiricisi hâline gelir.</p>

<p>Ceza yargılamasında çoğu karar sadece delille veya sadece normla değil, algıyla da şekillenir. Üslup, bu algının mimarisidir. Yanlış üslup doğru savunmayı görünmez kılar. Doğru üslup zayıf görünen savunmayı bile etkili hâle getirebilir. Hibrit Kopuş Savunması şunu ortaya koyar: Savunma tek boyutlu değildir. Savunma, çok katmanlı bir etkileşimdir. Bu etkileşimin dili üsluptur. Ceza yargılamasında savunma bazen tek bir cümleyle kazanılır. Ancak o cümleyi kazandıran şey çoğu zaman içeriği değil, tonu, zamanı ve derecesidir. Bu nedenle savunmanın asıl sorusu şudur: Ne söyleyeceğim değil; onu nasıl, ne zaman ve hangi üslupla söyleyeceğim?</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN"><img alt="Av. Fahrettin KAYHAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Fahrettin-KAYHAN.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN">Av. Fahrettin KAYHAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasinda-uslup-1</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/terazi/terazika2952024.jpg" type="image/jpeg" length="76947"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026’da Avukatlar İçin Kira Giderlerini Düşürmenin Yasal Yolları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/2026da-avukatlar-icin-kira-giderlerini-dusurmenin-yasal-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/2026da-avukatlar-icin-kira-giderlerini-dusurmenin-yasal-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 itibarıyla hukuk alanında çalışan birçok profesyonel için kira giderleri, bütçe yönetiminin en hassas kalemlerinden biri hâline gelmiştir. Türkiye Barolar Birliği verilerine göre 31.12.2025 itibarıyla Türkiye’de kayıtlı avukat sayısı 206.678’e ulaşmıştır. Bu yoğunluk, özellikle büyük şehirlerde ofis talebini arttırmakta ve merkezi konumlar üzerindeki mali baskıyı büyütmektedir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kira baskısının büyümesi aslında tesadüf de değildir. TÜİK tarafından yayımlanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine göre Mart 2026’da aylık enflasyon %1,94, yıllık enflasyon ise %30,87 olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönem için 12 aylık TÜFE ortalamasına dayalı kira artış oranı Nisan 2026’da %32,82 seviyesine çıkmıştır. Bu oran, işyeri kiralarında da maliyet planlamasını doğrudan etkilemektedir.</p>

<h3><strong>Geleneksel Ofis Modelinin Gizli Maliyetleri</strong></h3>

<p>Avukatlar açısından, bir mekan kiralamak artık en önemli ihtiyacı karşılamış olmak anlamına gelmiyor. Asıl değerlendirilmesi gereken konu, toplam ofis maliyetinin uzun vadede gerçekten karşılanabilir olup olmadığıdır. Çünkü klasik kiralama modelinde maliyet yalnızca aylık kira bedelinden oluşmaz. Depozito, aidat, internet, elektrik, su, temizlik, ofis ekipmanları, mobilya, sekreterya ihtiyacı ve toplantı alanı kullanımı gibi birçok ek kalem zaman içinde toplam maliyeti ciddi ölçüde artırır. Üstelik bu giderlerin bir bölümü başlangıçta açıkça görünse de, bir bölümü kullanım sürecinde ortaya çıktığı için ilk bakışta fark edilmez. Bu da ofis kiralanırken hesaplanan bütçe ile fiilen katlanılan maliyet arasında önemli bir fark oluşmasına yol açar.</p>

<p>Özellikle tek başına çalışan ya da gününün büyük kısmını adliye, noter, icra dairesi ve müvekkil görüşmeleri arasında geçiren hukuk profesyonelleri açısından, sürekli olarak kullanılmayan bir ofis alanına düzenli ödeme yapılması verimlilik sorunu yaratabilir. Bu nedenle görünen kira bedeline odaklanmak yerine, maliyetleri ofisin tüm operasyonel yüküyle birlikte değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.</p>

<h3><strong>Modern Ofis Çözümleri: Toplam Maliyet Yönetimi</strong></h3>

<p>Tam bu noktada sektörel ihtiyaçlar düşünülerek kurgulanmış <strong><a href="https://www.jokerofis.com/avukatlara-ozel-ofis/?utm_source=hukukihaber&amp;utm_medium=blog&amp;utm_campaign=avukat&amp;utm_id=1&amp;utm_term=sanal" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">Avukatlara yönelik ofis çözümleri</span></a><span style="color:#2980b9"><u> </u></span></strong>yalnızca metrekare kiralamayı değil, toplam kullanım maliyetini kontrol altında tutmayı sağlar. Gününün önemli bölümünü adliyede, noterlerde, icra dairelerinde veya müvekkil görüşmelerinde geçiren bir hukuk profesyoneli için büyük ve tam zamanlı bir ofis her zaman verimli değildir. Bu nedenle uygun ofis seçimi yapılırken yalnızca aylık kira bedeline değil, gerçek kullanım ihtiyacına da bakılmalıdır.</p>

<p>Ayrıca maliyetin yönetilebilir olması için gider kalemlerinin dağınık yapısı da dikkate alınmalıdır. Kira, aidat ve hizmet giderlerinin birbirinden kopuk ilerlemesi, bütçe takibini zorlaştırmaktadır. Bu yüzden kira giderlerini yasal olarak düşürmek isteyen hukuk profesyonelleri için ilk adım, toplam maliyeti tek tek kalemler hâlinde görmek ve gerçekten ihtiyaç duyulan ofis modelini belirlemektir.</p>

<h3><strong>Sanal ve Hazır Ofis Modelleri: Esneklik ve Kurumsal İmaj</strong></h3>

<p>Bu aşamada sanal ofis ve hazır ofis modelleri, hukuk profesyonelleri için maliyet ve operasyon yönetiminde daha işlevsel çözümler sunmaktadır. Fiziksel ofis kullanımının her gün gerekli olmadığı durumlarda sanal ofis, yasal adres, sekreterya, posta ve kargo yönetimi gibi ihtiyaçları karşılayarak kurumsal görünümün korunmasına yardımcı olur. Daha düzenli ofis kullanımı gereken durumlarda ise hazır ofis, kullanıma hazır çalışma alanı ve tek noktadan yönetilen hizmet yapısıyla daha kontrollü bir seçenek hâline gelir. Böylece hem dağınık gider kalemleri azaltılabilir hem de ofis maliyetleri daha verimli şekilde yönetilebilir.</p>

<p>Düzenli bir çalışma alanına ihtiyaç duyan, müvekkil görüşmelerini ofiste yürütmeyi tercih eden veya daha kurumsal bir yapı kurmak isteyen hukuk profesyonelleri için hazır ofis modeli daha güçlü bir seçenek sunmaktadır. Kullanıma<span style="color:#2980b9"> </span><strong><a href="https://www.jokerofis.com/hazir-ofis/?utm_source=hukukihaber&amp;utm_medium=blog&amp;utm_campaign=avukat&amp;utm_id=1&amp;utm_term=hazir" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">hazır ofislerde</span></a> </strong>hızlıca çalışmaya başlanabilmesi, elektrik, internet, temizlik, aidat gibi giderlerin ve birçok hizmetin tek fatura altında toplanması önemli bir kolaylık sağlamaktadır. Ayrıca esnek sözleşme yapısı, ihtiyaç arttığında ek alan kullanımı, yasal adres, yüksek hızlı internet, güvenlik ve merkezi konum gibi avantajlar da hazır ofisi maliyet ve operasyon açısından daha avantajlı bir çözüm hâline getirmektedir.</p>

<p>Bu nedenle sanal ofis ve hazır ofis modelleri, yalnızca kira giderlerini yasal olarak düşürmek açısından değil; aynı zamanda dağınık gider kalemlerini sadeleştirmek, operasyonel yükü azaltmak ve merkezi konumlar içinde daha dengeli bir mali yapı kurmak açısından da değerlendirilebilecek çözümler arasında yer almaktadır. Özellikle hukuk alanında çalışan ve maliyet kadar profesyonel görünümü de korumak isteyen kişiler için bu modeller, klasik kiralamaya kıyasla daha planlı ve daha verimli bir yapı sunabilmektedir.</p>

<h3><strong>İhtiyaca Uygun, Esnek ve Verimli Çözümler</strong></h3>

<p>Sonuç olarak; 2026’da avukatlar için doğru yaklaşım, yalnızca düşük kira ödenecek bir ofis aramak değildir. Önemli olan, ihtiyaçla uyumlu, esnek ve verimli bir model seçmektir.</p>

<p>Joker Ofis’in sunduğu sanal ofis, hazır ofis, coworking ve kurumsal ofis seçenekleri; bu yeni dönemde maliyetleri optimize etme, operasyonel yükü azaltma ve profesyonel imajlarını koruma fırsatı sağlamaktadır.</p>

<p><u>Joker Ofis, <strong><a href="https://www.jokerofis.com/iletisim?utm_source=hukukihaber&amp;utm_medium=blog&amp;utm_campaign=avukat&amp;utm_id=1&amp;utm_term=iletisim%20https://www.jokerofis.com/avukatlara-ozel-ofis/?utm_source=hukukihaber&amp;utm_medium=blog&amp;utm_campaign=avukat&amp;utm_id=1&amp;utm_term=sanal" rel="dofollow">Avukatlar için özel ofis çözümleri arayan, uygun ofis isteyen ve merkezi konumlar içinde profesyonel görünümünü korumak isteyen <span style="color:#3498db">hukuk profesyonelleri için değerlendirilebilir alternatifler sunmaktadır.</span></a></strong></u></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/2026da-avukatlar-icin-kira-giderlerini-dusurmenin-yasal-yollari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/joker-ofis-blog-1280-720-1.jpg" type="image/jpeg" length="89547"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Baro Başkanı Adıyaman'dan Avukatlar Günü mesajı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/baro-baskani-adiyamandan-avukatlar-gunu-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/baro-baskani-adiyamandan-avukatlar-gunu-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Barosu Başkanı Av. Musa Adıyaman, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başkan Adıyaman:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Savunmanın sesi, adaletin teminatı olan biz avukatlar için 5 Nisan Avukatlar Günü, mesleğimizin onurunu ve sorumluluğunu bir kez daha hatırladığımız anlamlı bir gündür.</p>

<p>Hukukun üstünlüğü; ancak bağımsız ve güçlü bir savunma ile hayat bulur. Avukat, yalnızca bir temsilci değil; adil yargılanma hakkının, temel hak ve özgürlüklerin güvencesidir. Savunmanın susturulduğu bir düzende, adaletin varlığından söz etmek mümkün değildir.</p>

<p>Ne var ki günümüzde avukatların mesleki faaliyetlerini icra ederken karşılaştıkları zorluklar ve savunma makamına yönelik baskılar, hukuk devleti ilkesini zedelemektedir. Oysa güçlü bir savunma olmadan, bağımsız ve tarafsız bir yargıdan söz edilemez. Bu bilinçle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.</p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerle, mesleğinin onurunu taşıyan tüm meslektaşlarımızın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutluyor; hukukun üstün olduğu, adaletin eksiksiz tecelli ettiği bir gelecek diliyorum.</p>

<p>Mücadeleye devam… Saygılarımla” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/baro-baskani-adiyamandan-avukatlar-gunu-mesaji</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/10/musa-adiyaman.jpg" type="image/jpeg" length="68396"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FİNANSAL YENİDEN YAPILANDIRMA SÖZLEŞMELERİ KAPSAMINDA İCRA DAİRELERİNCE UYGULANAN HARÇ MUAFİYETLERİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/finansal-yeniden-yapilandirma-sozlesmeleri-kapsaminda-icra-dairelerince-uygulanan-harc-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/finansal-yeniden-yapilandirma-sozlesmeleri-kapsaminda-icra-dairelerince-uygulanan-harc-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA DERİNLEMESİNE BİR İNCELEME]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özet:</strong> Bu makalede, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. maddesi kapsamında akdedilen Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri (FYYS) uyarınca icra dairelerinde yapılan işlemlerdeki harç muafiyetleri, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin güncel kararları çerçevesinde uygulayıcı gözüyle incelenmektedir. İcra müdürü perspektifiyle kaleme alınan çalışmada, teori ile uygulama arasındaki köprü kurularak, tahsil harcı, cezaevi harcı ve İİK m. 150/c şerhinin fekki gibi konulardaki yargısal yaklaşımlar her bir karar özelinde detaylı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada, harç muafiyetlerinin sınırları, sözleşmenin nispiliği ilkesi ve icra müdürünün inceleme yetkisi gibi temel hukuki müesseseler, somut uyuşmazlıklar üzerinden tartışılmıştır.</p>

<p><strong>1. Giriş ve Kavramsal Çerçeve</strong></p>

<p>İcra ve İflas Hukuku uygulamasında, alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin sağlanması kadar, devletin harç gelirlerinin korunması da icra müdürlüklerinin temel görevleri arasındadır. İcra daireleri, cebri icra yetkisini kullanırken bir yandan alacaklının hakkına kavuşmasını temin etmekte, diğer yandan da devletin mali haklarını gözetmekle yükümlüdür. Ancak kanun koyucu, ekonomik istikrarı sağlamak, finansal darboğazdaki işletmeleri kurtarmak ve ticari hayatın devamlılığını güvence altına almak amacıyla zaman zaman çeşitli harç muafiyetleri ihdas etmektedir. Bu muafiyetlerin en önemlilerinden biri de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. maddesi ile getirilen düzenlemedir.</p>

<p>Uygulamada icra müdürlükleri ile taraflar arasında sıklıkla ihtilafa neden olan bu muafiyetin kapsamı, Yargıtay kararları ile şekillenmektedir. Zira kanun metnindeki soyut ifadelerin, somut icra takiplerine nasıl yansıyacağı, hangi işlemlerin muafiyet kapsamında değerlendirileceği ve hangi durumlarda harç tahsilinin zorunlu olduğu hususları, ancak yüksek mahkeme içtihatları ile netlik kazanabilmektedir.</p>

<p>Bu çalışmada, sadece Yargıtay kararları tarafımca veri seti olarak kullanılmış olup, hiçbir dış kaynağa başvurulmamıştır. Amacımız, icra dairelerinde her gün karşılaştığımız bu spesifik sorunu, yüksek mahkeme içtihatları ışığında, uygulayıcı gözüyle irdelemektir. Makale, uzun yıllar icra uygulamacısı olarak kazandığım deneyim ve gözlemler sonucu elde ettiğim mesleki formasyon sonucu olarak bilgi amaçlı kaleme alınmıştır.</p>

<p><strong>2. Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri ve Harç Muafiyetinin Yasal Dayanağı</strong></p>

<p>5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na eklenen Geçici 32. madde uyarınca, bu madde kapsamında yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan müstesnadır. Bu düzenleme, finansal sıkıntı içindeki şirketlerin borçlarının yeniden yapılandırılarak ekonomiye kazandırılmasını teşvik etmeyi amaçlamaktadır.</p>

<p>Ancak, harç muafiyetleri istisnai nitelikte olduğundan, dar yorumlanmaları esastır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış içtihatlarına göre, bu muafiyetin uygulanabilmesi için işlemin bizzat <strong>Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (FYYS) kapsamında yapılması</strong> şarttır. Yani, icra dairesinde talep edilen işlemin, sözleşmenin ifası için zorunlu ve sözleşmede açıkça öngörülmüş bir işlem olması gerekmektedir. Aksi takdirde, sırf taraflar arasında bir FYYS bulunması, o icra dosyasındaki tüm işlemleri harçtan muaf kılmaz.</p>

<p><strong>3. Yargıtay Kararları Işığında Detaylı Analiz ve Uygulama Pratikleri</strong></p>

<p>Bu bölümde, incelememize esas teşkil eden altı adet Yargıtay kararı tek tek ele alınacak, olay örgüsü, yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi safhaları ile Yargıtay’ın nihai değerlendirmesi derinlemesine irdelenecektir. Her bir karar, icra müdürlüğü pratiği açısından ne anlama geldiği ve hangi derslerin çıkarılması gerektiği yönüyle tahlil edilecektir.</p>

<p><strong>3.1. Kanunların Zaman Bakımından Uygulanması: <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20248197-e-20253197-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. HD, 15.04.2025, E. 2024/8197, K. 2025/3197 Sayılı Kararı</a>nın Analizi</strong></p>

<p><strong>Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu:</strong> İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan ilamlı icra takibinde, şikayetçi borçlular (E*** C<strong><i>, *</i></strong> **<strong><i>, **</i></strong> C<strong><i>, **</i></strong>İnşaat A.Ş., **** Turizm A.Ş., N*** Turizm A.Ş.) icra mahkemesine başvurarak, ipotekli taşınmazlar üzerindeki İİK’nın 150/c maddesi uyarınca konulan şerhin harçsız olarak kaldırılmasını talep etmişlerdir. İcra müdürlüğünce bu talep reddedilmiş ve harç tahsili gerektiği yönünde işlem tesis edilmiştir.</p>

<p><strong>Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı:</strong> İlk derece mahkemesi, icra müdürlüğünün işlemini yerinde bularak şikayetin reddine karar vermiştir. Karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi de borçluların istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Derece mahkemelerinin bu yaklaşımı, muafiyet hükümlerinin dar yorumlanması ilkesine dayanmakla birlikte, somut olayın özelliklerini ve kanunun zaman bakımından uygulanması kurallarını göz ardı etmiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi:</strong> Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi ve Geçici 13. maddesi hükümleri çerçevesinde incelemiştir. Kararda, alacaklı …………. Bankası A.Ş.’nin Geçici 13. madde kapsamında nitelikleri belirtilen bankalardan olduğu tespit edilmiştir. Daha da önemlisi, ipotek alacağının dayanağı olan genel kredi sözleşmelerinin 1996 ve 1997 tarihli, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin ise 02.05.2003 tarihli olduğu görülmüştür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yargıtay, bu sözleşmelerin 26.12.2003 tarihinden önce doğmuş olması nedeniyle, 140. maddedeki muafiyet hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna vararak, derece mahkemelerinin kararlarını bozmuştur.</p>

<p><strong>Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri:</strong> Bu karar, <strong>kanunların zaman bakımından uygulanması</strong> açısından son derece kritiktir. İcra müdürü olarak önümüze gelen bir FYYS’de, sadece sözleşmenin varlığına değil, aynı zamanda alacağın doğum tarihine ve sözleşmenin akdedildiği tarihe de dikkat etmemiz gerektiği ortaya çıkmaktadır. Yargıtay, yerel mahkemenin ve BAM’ın şekli yaklaşımını bozarak, kanunun lafzına ve ruhuna uygun bir yorum yapmıştır.</p>

<p>Bir icra uygulayıcısı olarak bu kararı değerlendirdiğimizde, icra müdürlerinin önüne gelen belgeleri sadece güncel mevzuat ışığında değil, işlemin tesis edildiği veya alacağın doğduğu tarihteki mevzuat ışığında da incelemesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durum, icra müdürlerine ciddi bir hukuki inceleme yükümlülüğü getirmektedir. Karar, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri açısından son derece isabetlidir.</p>

<p><strong>3.2. Muafiyetin Sınırları (Cezaevi Harcı vs.Tahsil Harcı): <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20245173-e-202410823-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. HD, 19.12.2024, E. 2024/5173, K. 2024/10823 Sayılı Kararı</a>nın Analizi</strong></p>

<p><strong>Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu:</strong> Borçlu *** Tüketim Malları A.Ş., alacaklı *** A.Ş. tarafından başlatılan takipte, ihale konusu taşınmazların tesciline ilişkin işlemlerin FYYS kapsamında yer alması nedeniyle 5411 sayılı Kanun’un Geçici 32. maddesi uyarınca tahsil ve cezaevi harcı ile tellaliye masrafından müstesna tutulmasını talep etmiştir. İcra müdürlüğü bu talebi reddetmiştir.</p>

<p><strong>Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı:</strong> İlk derece mahkemesi, şikayete konu işlemin FYYS kapsamında olmadığı gerekçesiyle şikayeti reddetmiştir. BAM ise, sözleşmede taşınmazların ada ve parsel numaralarının belirtilmediği ve sözleşmenin ihaleden sonra yapıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi:</strong> Yargıtay, 17.09.2021 tarihli FYYS’yi incelemiş ve sözleşmenin ilgili maddelerinde ihaleye konu taşınmaz hisselerine (Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, *** Ada, *** Parsel) açıkça yer verildiğini tespit etmiştir. BAM’ın “ada parsel belirtilmemiş” gerekçesi bu yönüyle çürütülmüştür.</p>

<p>Ancak Yargıtay, Geçici 32. maddedeki muafiyetin sınırlarını net bir şekilde çizmiştir: <strong>Finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamındaki işlemler sadece cezaevi harcından muaftır.</strong> Tahsil harcı ve tellaliye ücreti yönünden muafiyet bulunmamaktadır. Bu nedenle, şikayetin sadece cezaevi harcı yönünden kabulü, diğer harçlar yönünden reddi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.</p>

<p><strong>Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri:</strong> Bu karar, icra dairelerindeki en büyük kafa karışıklıklarından birini gidermektedir. Taraflar genellikle “FYYS var, hiçbir harç ödemeyiz” mantığıyla hareket etmektedir. Oysa kanun koyucu, muafiyetin sınırlarını belirlemiştir. İcra müdürü olarak, harç muafiyetlerini dar yorumlama yükümlülüğümüz bulunmaktadır.</p>

<p>Yargıtay’ın bu kararı, devletin tahsil harcı ve tellaliye alacağını koruyan, son derece isabetli bir yaklaşımdır. İcra müdürlükleri, FYYS sunulduğunda otomatik olarak tüm harçları sıfırlamak yerine, hangi harcın kanun kapsamında muaf tutulduğunu tek tek değerlendirmelidir. Bu karar, uygulamaya net bir yön vermesi açısından bir mihenk taşı niteliğindedir.</p>

<p><strong>3.3. Sözleşmenin Nispiliği ve Taraf Ehliyeti: <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20243753-e-20248783-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. HD, 21.10.2024, E. 2024/3753, K. 2024/8783 Sayılı Kararı</a>nın Analizi</strong></p>

<p><strong>Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu:</strong> Borçlular *** Otomotiv A.Ş., *** *** Otomotiv A.Ş. ve *** *** Sigorta A.Ş., ipotekli taşınmazın FYYS kapsamında olması nedeniyle İİK m. 150/c şerhinin harçsız kaldırılmasını ve ödenen 908.000,00 TL tahsil harcının iadesini talep etmişlerdir.</p>

<p><strong>Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı:</strong> İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu kabul ederek şikayetin kabulüne karar vermiştir. BAM, sözleşmenin varlığını yeterli görerek tüm borçlular yönünden muafiyeti uygulamıştır.</p>

<p><strong>Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi:</strong> Yargıtay, 12.03.2021 tarihli FYYS’yi incelemiş ve şikayete konu taşınmazın sözleşme kapsamında yer aldığını, sözleşmeye göre taşınmazın alacaklı bankaya takyidattan ari olarak devredilmesi gerektiğini tespit etmiştir. Bu nedenle, 150/c şerhinin kaldırılması işleminin sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğu ve <strong>tahsil harcı alınmaksızın kaldırılması gerektiği</strong> belirtilmiştir.</p>

<p>Ancak Yargıtay çok önemli bir ayrım yapmıştır: Şikayetçi borçlulardan *** *** Sigorta A.Ş., FYYS’nin tarafı olmadığından bu muafiyetten faydalanamaz. Bu nedenle, bu borçlu yönünden istinaf başvurusunun reddi gerektiği belirtilmiştir.</p>

<p><strong>Karşı Oy Yazısı:</strong> Üye *** <strong><i>, </i></strong> *** Sigorta A.Ş.’nin takip talebinde borçlu olarak yer almasına rağmen, ipotek veren konumunda olmadığını ve yapılandırma sözleşmesinde yer almamasının sonuca etkisi bulunmadığını belirterek çoğunluk görüşüne katılmamıştır.</p>

<p><strong>Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri:</strong> Bu karar, sözleşmenin nispiliği ilkesinin icra hukukundaki yansımasıdır. İcra müdürü, önüne gelen FYYS’de sadece taşınmazın yer alıp almadığına değil, talepte bulunan borçlunun bizzat o sözleşmenin tarafı olup olmadığına da bakmak zorundadır.</p>

<p>Karşı oy yazısındaki gerekçeler de dikkate değer olmakla birlikte, çoğunluğun şekli ve dar yorumu, harç hukukunun doğasına daha uygundur. Zira harç muafiyeti, kanunla tanınan istisnai bir haktır ve kıyas yoluyla genişletilemez. Sözleşmeye imza atmayan bir tüzel kişinin, sırf aynı şirketler grubunda yer aldığı veya aynı takip dosyasında borçlu sıfatı taşıdığı için bu muafiyetten yararlandırılması, kanunun amacını aşan bir yorum olacaktır.</p>

<p><strong>3.4. Tahsil Harcının Sorumlusu:<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20244231-e-20248002-k-sayili-karari" rel="dofollow"> Yargıtay 12. HD, 02.10.2024, E. 2024/4231, K. 2024/8002 Sayılı Kararı</a>nın Analizi</strong></p>

<p><strong>Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu:</strong> Borçlular (*** *** <strong><i>, </i></strong> ***Enerji Ltd.Şti., ****** Geri Dönüşüm Ltd.Şti., **** Denizcilik Ltd.Şti.), FYYS kapsamında haczedilen taşınmazlardan birindeki haczin harçsız olarak kaldırılmasını talep etmiş, icra müdürlüğü talebi reddetmiştir.</p>

<p><strong>Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı:</strong> İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu kabul ederek icra müdürlüğü işlemini iptal etmiştir. BAM, dosyanın FYYS kapsamında kaldığı gerekçesiyle tüm işlemlerin harçtan muaf olduğu gibi geniş bir yoruma gitmiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi:</strong> Yargıtay, harç hukukunun temel prensiplerine atıf yapmıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesi ve İİK’nın 15. maddesi gereğince tahsil harcının sorumlusunun daima borçlu olduğu vurgulanmıştır. Kararda, 5411 sayılı Kanunun Geçici 32. maddesinde belirtilen muafiyetin, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamadığı açıkça ifade edilmiştir.</p>

<p>Ayrıca, taraflar arasındaki FYYS’nin 22. maddesinde de harçlardan borçluların sorumlu olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir. Yargıtay, Harçlar Kanunu m. 123/son hükmünün de bu olayda uygulanamayacağını belirterek BAM kararını bozmuştur.</p>

<p><strong>Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri:</strong> Bu karar, icra müdürlüklerinin elini en çok güçlendiren kararlardan biridir. Yargıtay, <strong>tahsil harcının sorumlusunun borçlu olduğu</strong> kuralından taviz vermemiştir. FYYS’nin varlığı, borçluyu tahsil harcı yükümlülüğünden kurtarmaz.</p>

<p>İcra müdürü olarak, haczin fekki taleplerinde, alacağın tahsil edilip edilmediğini ve tahsil harcının ödenip ödenmediğini titizlikle kontrol etmeliyiz. Bu karar, “harçsız işlem yapılamaz” kuralının istisnalarının ne kadar dar olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. BAM’ın genişletici yorumunun Yargıtay’dan dönmesi, uygulamanın yeknesaklığı açısından elzemdir.</p>

<p><strong>3.5. Torba Talepler ve İlliyet Bağı: <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20232201-e-20239402-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. HD, 28.12.2023, E. 2023/2201, K. 2023/9402 Sayılı Kararı</a>nın Analizi</strong></p>

<p><strong>Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu:</strong> Alacaklı *** Bank A.Ş., FYYS kapsamında icra dosyasında uygulanan tüm hacizlerin harçsız kaldırılmasını talep etmiş, icra müdürlüğü tahsil harcı yatırılması şartıyla talebi kabul etmiştir.</p>

<p><strong>Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı:</strong> İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu kısmen kabul ederek, sözleşmeye ekli listedeki taşınmazlara konulan hacizlerin harçsız kaldırılmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi:</strong> Yargıtay, 15.02.2021 tarihli FYYS’yi incelemiş ve sözleşmede şikayete konu icra takibine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığını tespit etmiştir. BAM’ın harçsız kaldırılmasına karar verdiği taşınmazların, şikayete konu icra dosyasında hacizli olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay, harç istisnalarının <strong>sadece FYYS uyarınca yapılan işlemlerle sınırlı olduğunu</strong> vurgulayarak BAM kararını bozmuştur.</p>

<p><strong>Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri:</strong> Bu karar, uygulamada sıkça karşılaştığımız “torba taleplerin” reddedilmesi gerektiğini göstermektedir. Alacaklılar bazen bir FYYS’yi sunarak, o sözleşmeyle ilgisi olmayan diğer icra dosyalarındaki hacizlerin de harçsız fekkini talep etmektedirler.</p>

<p>İcra müdürü, sözleşme metni ile icra dosyasındaki hacizleri tek tek eşleştirmek zorundadır. Sözleşmede yer almayan bir taşınmazın veya sözleşmeyle ilgisi olmayan bir icra dosyasındaki haczin, sırf taraflar arasında bir FYYS var diye harçsız kaldırılması mümkün değildir. Yargıtay’ın bu kararı, icra müdürünün inceleme yetkisinin ve yükümlülüğünün ne kadar detaylı olması gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p><strong>3.6. Sözleşmenin İfası İçin Zorunlu İşlemler: <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-202212342-e-20234090-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. HD, 08.06.2023, E. 2022/12342, K. 2023/4090 Sayılı Kararı</a>nın Analizi</strong></p>

<p><strong>Olayın Özeti ve İhtilafın Doğuşu:</strong> Alacaklı ******** Bankası A.Ş., borçlu H*** **** Ltd.Şti. aleyhine yürüttüğü takipte, FYYS gereğince taşınmaz kaydındaki 150/c şerhinin harçsız kaldırılmasını talep etmiş, icra müdürlüğü harç alınmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>Yargılama Süreci ve Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı:</strong> İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu kabul ederek şerhin harçsız kaldırılmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Hukuki Gerekçesi:</strong> Yargıtay, şikayete konu taşınmazın 15.02.2021 tarihli FYYS kapsamında yer aldığını ve sözleşmeye göre taşınmazın alacaklı bankaya takyidattan ari olarak devredilmesi gerektiğini tespit etmiştir. Bu nedenle, 150/c şerhinin kaldırılması işleminin sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğu ve harçsız kaldırılması gerektiği yönündeki BAM kararını onamıştır.</p>

<p><strong>Uygulayıcı Perspektifinden Yorum ve Eleştiri:</strong> Bu karar, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20243753-e-20248783-k-sayili-karari" rel="dofollow">2024/3753 Esas sayılı karar</a>la paralellik arz etmektedir. Taşınmazın sözleşme kapsamında devri öngörülmüşse, 150/c şerhinin fekki işlemi, sözleşmenin ifası için zorunlu bir işlemdir ve bu nedenle harçtan muaftır. İcra müdürü, sözleşmenin amacına ulaşmasını engelleyecek şekilde, sözleşmede açıkça öngörülen bir devir işlemi için şerhin fekkini harca tabi tutmamalıdır. Bu, kanunun amacına uygun, ticari hayatı kolaylaştıran isabetli bir yaklaşımdır.</p>

<p><strong>4. İcra Müdürü Perspektifinden Genel Değerlendirme</strong></p>

<p>Yukarıda detaylı olarak analiz edilen Yargıtay kararları ışığında, Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri kapsamında icra dairelerince uygulanacak harç muafiyetlerine ilişkin şu temel sonuçlara ve ilkelere ulaşılmaktadır:</p>

<p><strong>1. Muafiyetin Sınırları ve Dar Yorum İlkesi:</strong> 5411 sayılı Kanun’un Geçici 32. maddesi ile getirilen muafiyet mutlak ve sınırsız değildir. Harç muafiyetleri istisnai nitelikte olduğundan, kıyas yoluyla genişletilemezler. Muafiyet, sadece FYYS kapsamında açıkça öngörülen işlemler için geçerlidir. İcra müdürü, önüne gelen her FYYS’yi bir “harçsızlık belgesi” olarak görmemeli, talep edilen işlemin sözleşmenin ifası için zorunlu olup olmadığını irdelemelidir.</p>

<p><strong>2. Cezaevi Harcı vs. Tahsil Harcı Ayrımı:</strong> FYYS kapsamındaki işlemler cezaevi harcından muaftır. Ancak, tahsil harcı ve tellaliye ücreti yönünden genel bir muafiyet bulunmamaktadır. Tahsil harcının sorumlusu kural olarak borçludur ve alacağın tahsili halinde bu harcın ödenmesi zorunludur. Yargıtay’ın bu konudaki net tavrı, devletin mali haklarının korunması açısından hayati öneme sahiptir.</p>

<p><strong>3.</strong> <strong>İİK m. 150/c Şerhinin Fekki:</strong> Taşınmazın FYYS kapsamında alacaklıya devri öngörülmüşse, bu devrin sağlanabilmesi için tapudaki 150/c şerhinin fekki işlemi sözleşmesel bir zorunluluktur. Bu durumda, şerhin fekki işleminden tahsil harcı alınmamalıdır. Zira aksi bir uygulama, sözleşmenin ifasını imkansız hale getirecek ve kanunun amacını boşa çıkaracaktır.</p>

<p><strong>4.</strong> <strong>Sözleşmenin Nispiliği ve Taraf Ehliyeti:</strong> Harç muafiyetinden faydalanabilmek için, talepte bulunan kişinin bizzat FYYS’nin tarafı olması şarttır. Sözleşmede imzası bulunmayan borçlular, aynı takip dosyasında yer alsalar dahi bu muafiyetten yararlanamazlar. Bu kural, hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir.</p>

<p><strong>5.</strong> <strong>İcra Müdürünün İnceleme Yükümlülüğü ve Sorumluluğu:</strong> İcra müdürleri, önlerine gelen FYYS’leri şekli bir incelemeye tabi tutmakla yetinmemeli, sözleşmenin içeriğini, taraflarını ve muafiyet talep edilen işlemin sözleşmeyle illiyet bağını titizlikle araştırmalıdır. “Torba talepler” reddedilmeli, her bir haciz veya şerh fekki talebi, sözleşme metni ile eşleştirilerek karara bağlanmalıdır.</p>

<p>Bir icra uygulayıcısı olarak kanaatim odur ki; kanun koyucunun finansal sistemi rahatlatmak amacıyla getirdiği bu istisnai hükümler, icra dairelerinde devletin harç kaybına yol açacak şekilde geniş yorumlanmamalıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin, muafiyetin sınırlarını çizen, sözleşme ile işlem arasındaki illiyet bağını arayan ve harç hukukunun temel prensiplerinden taviz vermeyen yaklaşımı, hem hukukun genel ilkelerine hem de icra iflas hukukunun ruhuna son derece uygundur.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemelerinin önüne gelen uyuşmazlıklarda ,ilk derece mahkemelerinin ve icra müdürlüklerinin bu konudaki tereddütlerini giderecek, Yargıtay içtihatları ile uyumlu, gerekçeli ve yol gösterici kararlar tesis etmesi çok yerinde olacağı kanaatindeyim. Uygulamanın yeknesaklığı, ancak bu şekilde sağlanabilir.</p>

<p><strong>5. Sonuç ve Öneriler</strong></p>

<p>Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri, ekonomik kriz dönemlerinde işletmelerin can simidi işlevi görmektedir. Ancak bu sözleşmelerin icra dairelerindeki yansımaları, harç muafiyetleri bağlamında ciddi hukuki tartışmaları beraberinde getirmektedir.</p>

<p>İncelediğimiz Yargıtay kararları, bu tartışmalara ışık tutmakta ve uygulayıcılara net bir yol haritası sunmaktadır. İcra müdürlüklerinin, talepleri değerlendirirken sözleşmenin kapsamını, taraflarını ve talep edilen işlemin niteliğini bir bütün olarak ele alması gerekmektedir.</p>

<p>Öneri olarak; icra müdürlüklerinde görev yapan personelin, harç muafiyetleri ve FYYS’ler konusunda düzenli alanında uzman olan kişiler tarafından hizmet içi eğitimlere tabi tutulması, Yargıtay’ın güncel içtihatlarının yakından takip edilmesi ve “harçsız işlem” taleplerinde daha titiz bir inceleme yapılması elzemdir. Ayrıca, kanun koyucunun, uygulamada tereddüt yaratan hususları giderecek daha net ve sarih yasal düzenlemeler yapması, ihtilafların azalmasına katkı sağlayacaktır. Faydalı olması dilek ve temennilerimle...</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/atilla-gundogan" title="Atilla GÜNDOĞAN"><img alt="Atilla GÜNDOĞAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/01/atilla-gundogan-1.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/atilla-gundogan" title="Atilla GÜNDOĞAN">Atilla GÜNDOĞAN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynakça</strong></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20248197-e-20253197-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[1] Yargıtay 12. HD, 15.04.2025, E. 2024/8197, K. 2025/3197.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20245173-e-202410823-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2] Yargıtay 12. HD, 19.12.2024, E. 2024/5173, K. 2024/10823.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20243753-e-20248783-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[3] Yargıtay 12. HD, 21.10.2024, E. 2024/3753, K. 2024/8783.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20244231-e-20248002-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[4] Yargıtay 12. HD, 02.10.2024, E. 2024/4231, K. 2024/8002.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20232201-e-20239402-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[5] Yargıtay 12. HD, 28.12.2023, E. 2023/2201, K. 2023/9402.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-202212342-e-20234090-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[6] Yargıtay 12. HD, 08.06.2023, E. 2022/12342, K. 2023/4090.</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/finansal-yeniden-yapilandirma-sozlesmeleri-kapsaminda-icra-dairelerince-uygulanan-harc-1</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/icra-dosyasad1adaaasadf1assaasdd.jpg" type="image/jpeg" length="70975"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/12342 E., 2023/4090 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-202212342-e-20234090-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-202212342-e-20234090-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 08.06.2023 tarihli, 2022/12342 E., 2023/4090 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/12342 E., 2023/4090 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi<br />
HÜKÜM/KARAR : Kaldırma/Yeniden Hüküm<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. İcra Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2021/452 E., 2021/500 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki icra memur muamelesini şikayetten olayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın şikayetçi alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile İcra Müdürlüğü’nün 30.06.2021 tarihli kararının iptaline borçlu adına kayıtlı ....., ili ......, ilçesi ......, Mahallesi 27754 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki İİK’nin 150/c maddesi uyarınca konulan şerhin harçsız olarak kaldırılmasına, karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. ŞİKAYET</strong><br />
Şikayetçi alacaklı şikayet dilekçesinde; Alacaklı T.C. ... A.Ş. tarafından borçlu H.A.S. Dorse...Ltd. Şti. aleyhine örnek 6 icra emri ile takip başlatıldığını, diğer alacaklı bankalarla 15.02.2021 tarihinde finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi imzalandığını, icra dairesinden taşınmazın kaydında bulunan 150/c şerhinin kaldırılmasının talep edildiğini, icra müdürlüğünce bu talebin haricen tahsil talebi gibi değerlendirilerek harç alınmasına karar verildiğini, harçlardan muaf olduğunu, bu nedenle ......, Genel İcra Müdürlüğü'nün 2020/237709 Esas sayılı icra dosyasından 30.06.2021 tarihli memur kararının iptaline, 21.06.2021 tarihli talebimiz doğrultusunda borçlu adına kayıtlı ....., İli, ....., İlçesi, ....., Mah. 27754 Ada, 17 Parsel taşınmaz üzerindeki 150 C şerhinin finansal yerinden yapılandırma sözleşmesi gereğince harç alınmaksızın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı ... cevap dilekçesinde; maliyeye husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek şikayetin reddini istemiştir.</p>

<p>Davalı borçlu cevap dilekçesinde; icra müdürlüğünün 150/c şerhinin harçlı olarak kaldırılmasına ilişkin kararın kaldırılmasını istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip alacaklısı ... tarafından davacı borçlu hakkında ipotekli takip yapıldığı, dosyamıza ibraz edilen finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi incelendiğinde borçlunun diğer borçlularla birlikte tüm finansal kuruluşlara olan borçlarının yapılandırıldığı, yapılandırmanın sözleşmenin 6.maddesi ile şarta bağlandığı, sözleşmede mevcut takiplerin yürürlükte kalacağı ve takiplerde satış istememe sürelerinin geçmemesi için satış talep edilebileceğine yönelik düzenleme bulunduğu görüldüğü, 5411 sayılı yasanın 32. maddesinde yapılan düzenleme ile sözleşmeler kapsamında yapılan işlemlerin harçtan müstesna olduğu belirtildiği, ancak şikayete konu sözleşmenin bu kapsamda olmadığı dolayısıyla harçtan muafiyet durumu olmadığı, taşınmazdaki 150/c şerhinin kaldırılması için tahsil harcı kesilmesi yönündeki memur işlemi yerinde olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Şikayetçi alacaklı istinaf dilekçesinde; finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında bir işlemin yapıldığı, bu işlemin Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi uyarınca tahsil harcından istisna olduğunu, emsal olaylarda mahkemeler tarafından şikayetin kabulüne karar verildiğini, Kanun ile getirilen istisnanın taraf bazlı değil işlem bazlı olduğunu, sözleşmede şikayete konu taşınmazın takyidatsız olarak devrinin yapılacağı, tapu kaydındaki şerh tüm takyidatların kaldırılacağının yazılı olduğunu, ayrıca İİK’nin 150/c şerhinin kaldırılması talebinin haricen tahsile karine teşkil etmediğini ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve şikayetin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5441 sayılı Bankacılık Kanunu’na ekli 19.07.2019 tarihinde yürürlüğe giren geçici madde 32’ye göre u madde kapsamında yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 02.07.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (Yargı harcı dahil) iki yılı süreyle muaf olduğu, 15.02.2021 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi şikayet eden alacaklı bankanın aralarında bulunduğu bankalar ile karşı taraf borçlunun aralarında bulunduğu kişi ve kuruluşlar arasında belirtilen yasal düzenlemeye istinaden düzenlenmiş olup şikayete konu 27754 ada 17 parsel sayılı taşınmaz sözleşme kapsamında yer aldığı, Sözleşmenin (6.2.) maddesine göre bu taşınmazın şikayet eden bankaya takyidattan ari olarak veya sadece birinci derecede ipotek takyidatlı olacak şekilde devredilmesi gerektiği, bu taşınmazın 24/08/2021 tarihinde şikayet eden bankaya borçlu tarafından satış suretiyle devredildiği, bu durumda taşınmaz üzerindeki İİK’nin 150/c maddesi uyarınca konulan şerhin kaldırılması işlemi, sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğu, bu şerhin tahsil harcı alınmaksızın kaldırılması gerektiği gerekçesi ile alacaklının istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile İcra Müdürlüğü’nün 30.06.2021 tarihli kararının iptaline borçlu adına kayıtlı Antalya ili Döşemealtı ilçesi Çıplaklı Mahallesi 27754 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki İİK’nin 150/c maddesi uyarınca konulan şerhin harçsız olarak kaldırılmasına, hükmedilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı ... temyiz dilekçesinde; dava hasımsız olarak açılmış, davanın konusu harç olduğundan İlk Derece Mahkemesince Maliye Hazinesi resen taraf olarak eklendiğini, ancak idareye işbu davada husumet yöneltilemeyeceğini, zira harçlardan sorumlu ve harçları tahsil eden birim Gelir İdaresi Başkanlığı Vergi Dairesi Başkanlıkları olduğunu, davaya konu sözleşmenin 5411 Sayılı Kanunun geçici 32. Maddesinin kapsamına girmediğini, takibe konu ipotek miktarı üzerinden tahsil harcı alınmasının yasaya uygun olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık; tahsil harcı alınmasına ilişkin icra müdürlüğü işleminin iptali istemine yönelik şikayet niteliğindedir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
İİK md. 16, Bankacılık Kanunu'nun geçici 32. maddesi, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 23. maddesi</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
Şikayete konu taşınmazın 15.02.2021 tarihinde taraflar arasında imzalanan finansal yapılandırma sözleşmesi kapsamında yer aldığının anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Harç alınmasına yer olmadığına,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-202212342-e-20234090-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/yargi/yargitay-1643800.jpg" type="image/jpeg" length="26546"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2023/2201 E., 2023/9402 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20232201-e-20239402-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20232201-e-20239402-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 28.12.2023 tarihli, 2023/2201 E., 2023/9402 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/2201 E., 2023/9402 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı 3.kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :</p>

<p>Alacaklı banka tarafından borçlular hakkında genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinin kesinleşmesi üzerine borçluların araçları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına haciz konulduğu, alacaklı tarafından icra müdürlüğüne yapılan başvuru ile, Bankacılık Kanunu’nun 32. maddesi gereğince taraflar arasında imzalanan finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında icra dosyasında uygulanan tüm hacizlerin harçsız kaldırılmasının istendiği, icra müdürlüğünün 02.06.2021 tarihli kararı ile, harcın sorumlusunun borçlu olduğu belirtilerek, takip talebindeki alacak miktarı olan 6.578.024,60 TL’nin %4,55’i oranında haricen tahsil harcının yatırılması halinde hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, alacaklının icra mahkemesine başvurusunda, söz konusu 02.06.2021 tarihli icra müdürlüğü kararının iptali ile hacizlerin harç alınmaksızın kaldırılmasını talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin reddine hükmedildiği, kararın alacaklı banka tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle; şikayetin kısmen kabulüne, icra müdürlüğünün 02.06.2021 tarihli kararının iptaline ve borçlular adına kayıtlı alacaklının haczin kaldırılması talebine ekli EK 2 listedeki taşınmazlara konulan hacizlerin harçsız olarak kaldırılmasına karar verildiği, kararın 3. kişi Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından temyiz edildiği görülmüştür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Harçlar Kanunu'nun 23. maddesine göre harcın sorumlusu alacaklı olup, şikayet dilekçesi ekinde sunulan 15.02.2021 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi incelendiğinde; borçlu şirketlerin sözleşmede yazılı finansal kuruluşlara olan borçlarının toplandığı ve bir ödeme planına bağlanarak yapılandırıldığı, söz konusu sözleşmede işbu icra takibine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı, sözleşmenin 6.3’üncü maddesinde, borçlulara ait üzerinde ipotek bulunmayan alacaklı bankalara hacizli EK 2 listede yer alan hacizli taşınmazlar üzerindeki hacizlerin, alacaklı bankalar tarafından bila bedel kaldırılacağının düzenlendiği, ancak bu listede yer alan taşınmazlara yönelik olarak şikayete konu icra dosyasında uygulanan bir haciz bulunmadığı görülmüştür.</p>

<p>7186 sayılı ve 17.07.2019 tarihli Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 17. maddesi ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na eklenen geçici 32. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca; bu maddeye göre yapılan Çerçeve Anlaşmaları ve bu Anlaşmalar kapsamında düzenlenen Sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'na göre alınan harçlardan (yargı harcı dahil) ve düzenlenecek kâğıtlar (Çerçeve Anlaşmaları ve Sözleşmeler dahil) 01.07.1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na göre alınan damga vergisinden müstesnadır.</p>

<p>Söz konusu düzenleme ile getirilen harç istisnaları, Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi uyarınca yapılan işlemlerle sınırlı olup, Bölge Adliye Mahkemesince FYYS’ne ekli EK 2 listede yer alan taşınmazlara konulan hacizlerin harçsız olarak kaldırılmasına karar verilmesi, bu hacizlerin şikayete konu icra takibi ile ilgisi olmaması nedeniyle isabetsizdir.</p>

<p>Hal böyle olunca; şikayete konu icra takibinde uygulanan hacizlerin FYYS kapsamında olmaması, Bölge Adliye Mahkemesince harçsız kaldırılmasına karar verilen taşınmazlara ilişkin olarak da takip dosyasında uygulanan bir haciz bulunmaması nedeniyle alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda yazılı nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 07.12.2022 tarih ve 2021/3977 E. - 2022/2806 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20232201-e-20239402-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/10/yargi/yargitay-1643.jpg" type="image/jpeg" length="24671"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/4231 E., 2024/8002 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20244231-e-20248002-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20244231-e-20248002-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 02.10.2024 tarihli, 2024/4231 E., 2024/8002 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/4231 E., 2024/8002 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalılardan Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p>Borçluların icra mahkemesine başvurusunda; alacaklı banka ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na eklenen Geçici 32. madde kapsamında finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşme kapsamında takip dosyasında haczedilen taşınmazlardan biri olan Manavgat İlçesi, ... Mahallesi, 588 ada 1 parseldeki haczin harçsız olarak kaldırılmasının talep edildiğini, ancak icra müdürlüğünce taleplerinin harç yatırılması gerektiği belirtilerek reddedildiğini, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında yapılan işlemlerin yargı harçlarından muaf olduğunu ileri sürerek icra müdürlüğü kararının iptalin talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin reddine karar verildiği, borçlular tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, takip dosyasının finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında kaldığı ve dosya kapsamında yapılan işlemlerin harçtan muaf olduğu gerekçesi ile borçluların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, icra müdürlüğünün 09.12.2022 tarihli işleminin iptaline karar verildiği görülmüştür.<br />
Öncelikle belirtilmelidir ki; harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı paradır. Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi, İcra Hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir.</p>

<p>492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesine göre, tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilir.</p>

<p>İcra ve İflas Kanunu’nun 15. maddesi ise, kanunda tersine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, bunların neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunacağını öngörmektedir.</p>

<p>Harçlar Kanunu’nun 32. maddesine göre, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf ödeyebilir ve ödenen bu para sonuçta ayrıca bir isteğe gerek olmaksızın hükümde nazara alınır.</p>

<p>Değinilen bu kanun hükümlerine göre, tahsil harcının sorumlusu daima borçludur (İcra ve İflas Kanunu, md.15). Bu harcın, Kanun (492 sayılı Harçlar Kanunu, md. 28/b) gereği icra dairesince alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilmesi, sorumlusunun borçlu olduğu yönündeki düzenleme bakımından sonuca etkili değildir; borçlunun söz konusu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Borçlunun borcu, yatırılan paradan kesilerek ödenen tahsil harcı kadar devam edeceğinden, alacaklının kesilen harç miktarı kadar takibe devam ... vardır. Yani, alacaklı, gerçekte borçlunun sorumluluğu altında bulunan ve ancak yatırılan paradan kesilen tahsil harcını borçludan alma hakkına sahiptir. Zaten alacağın tamamı karşılanana kadar tahsilata devam edilir.</p>

<p>Bu düzenlemelere paralel olarak; Hukuk Genel Kurulu'nun 22.09.2004 tarih ve E:2004/12-491 K:2004/413 sayılı kararında da, paranın tahsili anında Devletin harçla ilgili kaybını önlemek ve Harçlar Kanunu’nun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere, tahsil harcının, alacaklıya ödeme yapıldığı sırada alacaklıdan alınacağı belirtilmiştir.</p>

<p>Harçlar Kanunu'nun 123/son maddesi gereğince konunun değerlendirilmesine gelince;</p>

<p>492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 123/son maddesinde; “Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev’i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil) bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır.” hükmü yer almaktadır.<br />
Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2010 tarih ve 2008/81-2010/8 sayılı kararının gerekçesinde, 492 sayılı Harçlar Kanun’un 123. maddesinin son fıkrası ile harçtan istisna tutulan işlemlerin fıkrada belirtilen kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemler olup, yasa koyucunun, finansman sıkıntısı çeken bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumların, müşterilerine kullandırmak amacıyla sendikasyon kredisi gibi büyük miktarlı kredilere kendi portföylerinde yer vererek yurt içi veya yurt dışı kredi kuruluşlarından finansman desteği alabilmelerini kolaylaştırmak ve kredi maliyetlerini azaltmak amacıyla bu nitelikteki kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemlerden harç alınmayacağını öngörmüş olup, maddede yer alan istisnanın, bankaların kendi öz kaynaklarından veya diğer kredi kurumlarından temin ettikleri, kredileri genel kredi sözleşmesi ile gerçek veya tüzel kişilere teminatlı veya teminatsız olarak kullandırmalarının bu yasa kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.</p>

<p>Açıklanan ve yeni oluşan bu durum karşısında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesinde yer alan istisnanın, bankalar ve yurtdışı kredi kuruluşlarının kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarının tahsili amacıyla icra dairelerinde yapacakları işlemler hakkında uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır(Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2010 tarih ve 2010/12-443 Esas sayılı kararı).</p>

<p>Diğer yandan; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu eklenen Geçici 32. maddesinin yedinci fıkrasına göre “Bu maddeye göre yapılan Çerçeve Anlaşmaları ve bu Anlaşmalar kapsamında düzenlenen Sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca; a) Yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (yargı harcı dahil) ve düzenlenecek kâğıtlar (Çerçeve Anlaşmaları ve Sözleşmeler dahil) 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre alınan damga vergisinden, … müstesnadır.” hükmü yer almaktadır.</p>

<p>Görüldüğü üzere, 5411 sayılı Kanunun Geçici 32. maddesinde belirtilen muafiyet, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun tahsil harcına ilişkin 28. maddesini kapsamamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Somut olayda, harcın talep edildiği dosya, icra takip dosyası olup, tahsil harcı istisna kapsamında değildir ve ayrıca taraflar arasındaki finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin 22. maddesinde de harçlardan borçluların sorumlu olduğu belirtilmiş olup yukarıdaki gerekçe ile şikayetin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong><br />
Gelir İdaresi’nin temyiz itirazlarının kabulü ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 21.03.2024 tarih ve 2023/1150 E. - 2024/723 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20244231-e-20248002-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/yargi/yargitay-65437cf350acca5d8c7c48ac-1.jpg" type="image/jpeg" length="47716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/3753 E., 2024/8783 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20243753-e-20248783-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20243753-e-20248783-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2024 tarihli, 2024/3753 E., 2024/8783 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/3753 E., 2024/8783 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkikinin ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p>Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;<br />
Borçlular tarafından aleyhlerine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinde ipotekli taşınmaz alacaklı banka ile yapılan finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında olduğundan Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi uyarınca tahsil harcından istisna olduğundan bahisle taşınmaz üzerindeki 150/c şerhinin harçsız olarak kaldırılması talebinin reddine dair icra müdürlüğü işleminin iptali ile ödenen 908.000,00 TL tahsil harcının iadesi istemiyle icra mahkemesine başvurulduğu, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin reddine karar verildiği, kararın borçlular tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararı kaldırılarak, şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>5441 sayılı Bankacılık Kanunu’na ekli 19.07.2019 tarihinde yürürlüğe giren geçici madde 32’ye göre, bu madde kapsamında yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 02.07.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (Yargı harcı dahil) iki yılı süreyle müstesnadır. Bu iki yıllık süre, 14.07.2021 tarihli ve 4299 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla iki yıl uzatılmıştır.<br />
Somut olayda, 12.03.2021 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi şikayet eden borçlulardan ... ... Otomotiv İnş.San. ve Tic.A.Ş. ile ... Oto. San. ve Tic.A.Ş.'nin aralarında bulunduğu kuruluşlar ile karşı taraf alacaklı bankanın aralarında bulunduğu bankalar arasında belirtilen yasal düzenlemeye istinaden düzenlenmiş olup, şikayete konu Ankara ili Yenimahalle ilçesi Ormançiftliği mahallesi 43308 ada 2 parselde kayıtlı taşınmaz sözleşmenin (6.1.8) maddesi-Tablo 5’te belirtilmekle sözleşme kapsamında yer aldığı, sözleşmenin (6.1.8) maddesine göre bu taşınmazın davalı bankaya davalı banka lehine tesis edilen ipotekten başka takyidattan ari olarak devredilmesi gerektiği, bu taşınmazın 29.12.2021 tarihinde davalı bankaya borçlu tarafından satış suretiyle devredildiği de anlaşılmaktadır. Bu durumda taşınmaz</p>

<p>üzerindeki İİK’nın 150/c maddesi uyarınca konulan şerhin kaldırılması işlemi, sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğundan, bu şerhin tahsil harcı alınmaksızın kaldırılması gerekmektedir. Bölge Adliye Mahkemesince finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin tarafı olan şikayetçiler ... ... Otomotiv İnş.San. ve Tic.A.Ş. ile ... Oto.San. ve Tic.A.Ş. yönünden şikayetin kabulüne karar verilmesi yerinde ise de, şikayetçi borçlu ... ... Sigorta Aracılık Hiz.A.Ş. 12.03.2021 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin tarafı olmadığından 5441 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesinden faydalanamaz. O halde Bölge Adliye Mahkemesince şikayetçi borçlu ... ... Sigorta Aracılık Hiz.A.Ş. yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.</p>

<p><strong>SONUÇ :</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Maliye Hazinesinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 01.03.2024 tarih ve 2023/1074 E., 2024/646 K. sayılı kararının, yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.</p>

<p>Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı;<br />
Alacaklı banka tarafından borçlular ..., ... ile ... aleyhinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibini 06.08.2019'da başlattığı, ... kendisinin ve diğer borçlu şirketlerine kullandığı ve kullanacağı kredilerin teminatı olarak sahibi bulunduğu 43308 Ada, 2 Parsel ve kayıtlı bulunan tarla vasfındaki taşınmazı 40 Milyar Türk Lirası limitli alacaklı banka lehine ipotek tesis ettiği, alacaklı bankanın her üç borçlu şirkete ayrı ayrı hesap kat ihtarları çektiği, ... ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Anonim Şirketine çekilen kat ihtarı borcu 149.909,00 TL olup, bu alacağın takip talebine konu edilmediği, takip talebinde diğer iki borçlu şirket borçlarının toplamı olarak 170.945,347 Türk Lirası ve ayrıca 657.333 TL nevi teminat mektubu riskinden kaynaklı alacağın tahsiline istendiği görülmektedir.</p>

<p>Şikayetçi borçlular alacaklı banka ile finansal yeniden yapılandırma sözleşmesini 12.3.2021 tarihinde imzaladıklarını, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu geçici 32. maddesi uyarınca sözleşmede belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlar (Yargı Harcı Dahil) müstesna olduğundan takibe konu taşınmaz kaydına konulan 150/c şerhinin kaldırılmasına ilişkin işlemlerinde istisna kapsamında kaldığını bu nedenle icra müdürlüğüne harçsız 150/c şerhi fekki talebinin reddine, takip çıkışı 40 Milyar Türk Lirası üzerinden %2,27 harç yatırılması halinde talep gibi işlem yapılmasına ilişkin kararın iptalini talep etmişlerdir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile 06.10.2022 tarihli memurluk işleminin kaldırılmasına karar verilmiş olup karar gerekçesinde takibe konu ipotekli taşınmazın sözleşme kapsamında yer aldığı, sözleşmenin(6.1-8) maddesine göre bu taşınmazın davalı bankaya takyidattan ari olarak devredilmesi gerektiği, nitekim bu taşınmaz 29.12.2021 tarihinde davalı bankaya borçlu tarafından satış sureti ile devredildiği, buna göre taşınmaz üzerindeki İİK 150/c şerhin kaldırılması işlemi sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğundan bu şerhin tahsil harcı alınmaksızın kaldırılması gerektiği gerekçesine yer verilmiştir.</p>

<p>Her ne kadar takip talebinde takip borçluları arasında ... de yer almış ise de bu borçluya çıkarılan 26.6.2018 tarih 8618 yevmiye nolu İzmir 15. Noterliği ihtarında yazılı borç miktarı olan 149.909 Türk Lirasına takip talebinde yer verilmediği anılan şirketin banka lehine ipotek veren konumunda da olmadığı görülmektedir.<br />
Şu hale göre; ...'nin yapılandırma sözleşmesinde yer almamasının sonuca etkisi bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesinin şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün taşınmaz üzerindeki 150/c şerhinin fekki için takip çıkışı 40 Milyar Türk Lirası üzerinden tahsil harcı alınmasına yönelik icra müdürlüğü kararının kaldırılması kararı isabetli olup bu kararın onanması görüşünde olduğumdan çoğunluğun şikayetçi borçlu ... yönünden istinaf başvurusunun esastan reddi kararına katılamıyorum. 21.10.2024</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20243753-e-20248783-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/g-d-t-gue-x-m-a-i2-y-q.jpg" type="image/jpeg" length="75425"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/5173 E., 2024/10823 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20245173-e-202410823-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20245173-e-202410823-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2024 tarihli, 2024/5173 E., 2024/10823 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/5173 E., 2024/10823 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :<br />
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;</p>

<p>Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; alacaklının, ihale konusu taşınmazların tesciline ilişkin işlemlerin, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında yer alması nedeniyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi uyarınca tahsil ve cezaevi harcı ile tellaliye masrafından müstesna olduğu dikkate alınarak yapılması talebinin reddine ilişkin icra müdürlüğü kararının kaldırılmasını talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince anılan düzenlemede yer alan istisnaların finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında yapılan işlemler için söz konusu olduğu, şikayete konu işlemin bu kapsamda olmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinde taşınmazların ada ve parsel numaralarının belirtilmediği, sözleşmenin ihaleden ve ihalenin kesinleşmesinden sonra yapıldığı gerekçeleri ile borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmektedir.</p>

<p>7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na eklenen ve 19.07.2019 tarihinde yürürlüğe giren geçici 32. maddeye göre, bu madde kapsamında yapılan çerçeve anlaşmaları ve bu anlaşmalar kapsamında düzenlenen sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemler cezaevi harcı ve 02.07.1964 tarihli 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (Yargı harcı dahil) iki yılı süreyle müstesnadır. Bu iki yıllık süre, 14.07.2021 tarihli ve 4299 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla iki yıl uzatılmıştır.</p>

<p>Somut olayda, alacaklı tarafından başlatılan ipotekli takipte, borçluya ait 24 adet taşınmaz hissesinin 06.11.2020 tarihli ihalede alacağa mahsuben alacaklıya ihale edildiği, ihalenin 14.04.2021 tarihinde kesinleştiği, borçlu ile alacaklının da aralarında bulunduğu bankalar arasında imzalanan 17.09.2021 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeye istinaden düzenlendiği, ihaleye konu taşınmaz hisselerine sözleşmenin (6.1.2.4, 6.1.2.6 ve 6.1.2.7) maddelerinde; “ Ankara İli, Yenimahalle<br />
İlçesi, Ergazi İmar Mahalle/Mevki, ...Ada, .., Parsel sayılı, 14.281,00 Yüz Ölçümlü taşınmaz, 24 adet bağımsız bölümden oluşan bina, Batıpark Ticaret Merkezi Binası (Batıpark Avm)’de yer alan bağımsız bölümlerin borçluya ait olan 1/2 hissesi ” şeklinde, ada-parsel numarası, adres bilgileri ile ihale bedeli belirtilmek suretiyle açıkça yer verildiği, yine sözleşmenin (6.1.2.4) maddesinde hisselerin tescili işlemlerinin tamamlanması için ödenmesi gerekecek tahsil harcı, ceza evi harcı, masraf vs. ödemelere yönelik düzenlemelerin bulunduğu görülmüş olup hisselerin tesciline ilişkin işlemlerin anılan finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin kapsamında olduğu anlaşılmıştır.</p>

<p>Harç yükümlülüğü, harç muafiyet ve istisnaları kanun ile açık bir şekilde düzenlenir. Bu yasal zorunluluk karşısında mahkemece, 5411 Bankacılık Kanunu'nun geçici 32. maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamındaki işlemlerin sadece cezaevi harcından muaf olduğu dikkate alınarak, şikayetin kısmen kabulü ile icra müdürlüğünün 18/10/2021 tarihli kararının cezaevi harcı alınması yönünden kaldırılmasına, istemin tahsil harcı ve tellaliye ücreti yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde şikayetin tümden reddi yönünde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetsizdir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong></p>

<p>Borçlunun temyiz isteminin kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 18/12/2023 tarih ve 2022/1268 E. - 2023/2068 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA),</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 15/02/2022 tarih ve 2022/32 E. - 2022/128 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20245173-e-202410823-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="93578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/8197 E., 2025/3197 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20248197-e-20253197-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20248197-e-20253197-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 15.04.2025 tarihli, 2024/8197 E., 2025/3197 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/8197 E., 2025/3197 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :</p>

<p>İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan ilamlı icra takibinde, şikayetçi borçlular icra mahkemesine başvurularında, icra müdürlüğünden ipotekli taşınmaz/taşınmazlar üzerindeki İİK'nın 150/C maddesi uyarınca konulan şerhin harçsız olarak kaldırılmasının talep edildiğini, icra müdürlüğünce talebin reddine yönelik işlem tesis edildiğini, icra memurluğu işleminin iptaline karar verilmesini istediği, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği, karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince borçluların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Fon ve faaliyet izni kaldırılan bankalara ilişkin malî istisnalar” başlığını taşıyan 140. maddesinde; Fon’un her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olup, borçlu tarafından ödenmesi gereken tahsil harcı dahil her türlü vergi, resim, harç ve masrafların, Fon alacağından mahsup edilemeyeceği düzenlenmiştir.</p>

<p>Aynı Kanunun Geçici 13. maddesinde ise; “Sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda... 26.12.2003 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları, kabul kredileri ve avaller, taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı aynî hak tesisine ilişkin sözleşmeden ... hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan arî hakları aleyhine olmamak üzere Fon alacaklarının tahsiline ilişkin 123, 134, 136, 137, 138, 140, 142 ve 165 inci madde hükümleri, tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması dahil bankalarınca uygulanır” hükmü yer almaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Madde hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi, alacaklı banka yönünden 26.12.2003 tarihinden önce kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş alacakların tahsiline ilişkin olarak yapılacak icra takiplerinde uygulanabilecektir.<br />
Somut olayda, alacaklı T.C ... Bankası A.Ş.'nin 5411 Sayılı Kanun'un geçici 13. maddesi kapsamında nitelikleri belirtilen bankalardan olduğu, şikayetçi borçlu şirket hakkında başlatılan icra takibine ilişkin ipotek alacağının dayanağı olan dosya içerisinde mevcut genel kredi sözleşmelerinin, 23/08/1996, 04.12.1997 tarihli olduğu, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin 02.05.2003 tarihli olduğu ve 26/12/2003 tarihinden önce doğmuş oldukları görülmektedir.</p>

<p>O halde mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.</p>

<p><strong>SONUÇ :</strong></p>

<p>Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi'nin 03.10.2024 tarih ve 2024/3 E. - 2024/1372K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,</p>

<p>Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 04.10.2023 tarih, 2023/387 E. - 2023/1185K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,</p>

<p>dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20248197-e-20253197-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/02/yargi/yargitay-556dfgv.jpg" type="image/jpeg" length="23043"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasi-hakkinda-yonetmelik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasi-hakkinda-yonetmelik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik, 04 Nisan 2026 Tarihli ve 33214 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TARIM ARAZİLERİNİN KORUNMASI VE KULLANILMASI HAKKINDA YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümler</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı; 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda öngörülen toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, geliştirilmesi, zorunlu hallerde amaç dışı kullanımına izin verilmesi, toprağın korunması, toprak koruma projelerinin hazırlanması ve uygulanması, toprak koruma kurulunun teşekkülü, görevleri, çalışma kuralları ile çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak arazilerin planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemektir.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik;</p>

<p>a) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu, 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında olan alanlar ile 5403 sayılı Kanunda belirtilen tarım dışı alanlar, onaylı köy/kırsal yerleşik alanı ve civarı ile yerleşik alanlar, imar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler hariç olmak üzere ilgili mevzuata uygun onaylı planlı alanlar, planın yürürlükte olması şartıyla, onaylı bir plana bağlı olarak arsa vasfı kazanmış parseller, ilk tesis kadastrosuyla tarım dışı vasıfla tanımlanmış veya arsa vasfı kazanmış yerler dışında kalan tarım arazilerini,</p>

<p>b) 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun kapsamında olan alanları, 3573 sayılı Kanunda bulunmayan hükümler yönünden,</p>

<p>kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 7 nci, 12 nci, 13 üncü, 14 üncü, 21 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Aile: Karı-koca ve birlikte oturan reşit olmayan çocuklardan meydana gelen müesseseyi,</p>

<p>b) Arazi etüdü: Toprağın, çeşitli kullanımlar karşısındaki davranışlarını, potansiyel kullanımı ve sınırlandırmalarını belirlemek ve sınıflandırmak amacıyla; ulusal ve uluslararası sınıflandırma sistemleri dikkate alınarak morfolojik, fiziksel, kimyasal, biyolojik ve minerolojik özelliklerinin tespiti, haritalanması ve raporlanması için yapılan çalışmalar bütününü,</p>

<p>c) Bağ evi: Tarımsal faaliyetin yapılması için ihtiyaç duyulan ve tarımsal üretimi artırıcı etkisi olan, doğal yapıyı bozmayacak şekilde inşa edilen yapıyı,</p>

<p>ç) Bakanlık: Tarım ve Orman Bakanlığını,</p>

<p>d) Genel Müdürlük: Tarım Reformu Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>e) İl müdürlüğü: İl tarım ve orman müdürlüğünü,</p>

<p>f) İl müdürü: İl tarım ve orman müdürünü,</p>

<p>g) İlçe müdürlüğü: İlçe tarım ve orman müdürlüğünü,</p>

<p>ğ) Kamu yararı kararı: Bakanlıklarca yatırım programına alınmış yatırımlar veya insan, toplum ve çevre ilişkilerinde dengeyi bozucu nitelikte olmayan, ekonomik, ekolojik ve toplumsal kayıplar bakımından toplum aleyhine sonuçlar doğurmayan, kişiler ve toplum yararı birlikte gözetilerek faaliyet konusu ile ilgili Bakanlık tarafından alınan kararı,</p>

<p>h) Kanun: 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununu,</p>

<p>ı) Kırsal mahalle: Büyükşehir sınırları içinde yer alan ancak sosyo-ekonomik yapısı, kent merkezine olan uzaklığı, mevcut yapılaşma durumu ve belediye hizmetlerine erişebilirliği gibi hususlar çerçevesinde kırsal yerleşim özelliği taşıdığı tespit edilen mahalleyi,</p>

<p>i) Kurul: Toprak koruma kurulunu,</p>

<p>j) Mandıra: Büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılan yerlerde işletme içi veya dışında sadece süt sağım ve soğutma yapılan tesisleri,</p>

<p>k) Sera: İklime bağlı çevre koşullarının kısmen ya da tamamen kontrol altına alınarak, içerisinde kültür bitkileri ile bunların tohum, fide ve fidanlarının üretilmesi, yetiştirilmesi, uygun bir bitki gelişimi için ideal koşulların oluşturulması ve yıl boyunca üretim yapılması amaçlanan, kısmen ya da tamamen ışık geçirebilen bir malzeme ile kaplı, temel betonuna veya toprağa sabitlenmiş iskelet sistemi ile bağlantı elemanlarından oluşan, içinde hareket edilebilen yüksek sistemli ve teknolojinin kullanılabildiği kapalı ortam bitkisel üretim ünitelerini,</p>

<p>l) Tarım Arazileri Değerlendirme ve Bilgilendirme Sistemi (TAD Portal): Tarımsal amaçlı ve tarım dışı amaçlı kullanılmak istenen arazilerin izinlendirme sürecinde; arazi ve toprak etüdü, değerlendirme, sorgulama ve arşivleme işlemlerinin yönetimini tek bir merkezden sağlayan otomasyon ve veri tabanı sistemini,</p>

<p>m) Tarımsal amaçlı entegre tesis: Bakanlık tarafından tarımsal amaçlı olduğu kabul edilen yapıların dışında, tarımsal üretimden elde edilen ürünlerin birincil üretim aşamasından sonra, ürünlerin fiziksel ve/veya kimyasal işleme tabi tutulacağı tesisleri,</p>

<p>n) Tarımsal arazi kullanım bütünlüğü: Tarım dışı kullanım taleplerinde, tarım dışı kullanım talep edilen arazinin; planlı alana, karayoluna, köy/mahalle (kadastral yol hariç) yoluna veya tarım dışı alana sınırdaş olmamasını,</p>

<p>o) Un değirmeni: Sanayi niteliği taşımayan, geleneksel yöntemlerle tarım ürünlerinin ezilerek un elde edildiği yapıyı,</p>

<p>ö) Vaziyet planı: Projede yer alan inşaat alanı içerisindeki bütün varlıkların gösterildiği koordinatlı haritayı,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Arazi Kullanım Taleplerinin Yapılması ve Arazi Kullanım Esasları</p>

<p><strong>Tarımsal amaçlı yapılar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Tarımsal amaçlı yapılar; toprak koruma ve sulamaya yönelik altyapı tesisleri, entegre nitelikte olmayan hayvancılık ve su ürünleri üretim ve muhafaza tesisleri ile zorunlu olarak tesis edilmesi gerekli olan müştemilatı, mandıra, üreticinin bitkisel üretime bağlı olarak elde ettiği ürünü için ihtiyaç duyacağı yeterli boyut ve hacimde depolar, un değirmeni, tarım alet ve makinelerinin muhafazasında kullanılan sundurma ve çiftlik atölyeleri, seralar, tarımsal işletmede üretilen ürünün özelliği itibarıyla hasattan sonra iki saat içinde işlenmediği takdirde ürünün kalite ve besin değeri kaybolması söz konusu ise bu ürünlerin işlenmesi için kurulan tesisler ile Bakanlık tarafından tarımsal amaçlı olduğu kabul edilen entegre nitelikte olmayan diğer tesislerdir.</p>

<p>(2) Bakanlık tarafından tarımsal amaçlı olduğu kabul edilen entegre nitelikte olmayan diğer tesisler kapsamında; ipek böcekçiliği üretim alanı, at üretimi veya yetiştiriciliği yapılan hara, deve kuşu üretim tesisi, üreticinin bitkisel üretimden elde ettiği ürünü için ihtiyaç duyduğu tarımsal amaçlı depo, solucan ve solucan gübresi üretim tesisi, yumru köklü bitkilerin yıkama tesisi, ilçe sınırları içinde üretilen hububat, çeltik, ceviz ve ayçiçeği ürünleri kurutma tesisi, islim ünitesi, muz sarartma ünitesi, hayvan içme suyu göleti, ürün işleme tesisleri hariç olmak üzere Ar-Ge konusunda yetkili olan kamu kurumuna sunulacak proje kapsamında tarımsal Ar-Ge olduğu belirtilen tesisler, fide ve fidan üretim tesisleri, tarımsal amaçlı teleferik, bağ evi, sahipsiz hayvan barınakları, tarımsal amaçlı yapının müştemilatı olarak çatı güneş enerjisi santrali (GES) ile sulama amaçlı GES tarımsal amaçlı yapı olarak kabul edilir.</p>

<p>(3) Birinci ve ikinci fıkralarda yer almayan ve tarımsal üretime katkı sunacağı değerlendirilen tesisler de Bakanlık tarafından tarımsal amaçlı yapı olarak kabul edilebilir.</p>

<p>(4) Tarımsal amaçlı yapılarda, tarımsal arazi kullanım bütünlüğü aranmaz.</p>

<p>(5) Tarımsal amaçlı yapı taleplerinin değerlendirilmesinde Ek-1’deki kriterler esas alınır.</p>

<p>(6) Tarımsal amaçlı yapılarda izinlendirilen yapının, projesine uygun yapılması gerektiği tarımsal amaç dışında kullanılmaması, kamulaştırma dışında ifraz edilmemesi, arsaya dönüştürülmemesi ve amaç dışı kullanımının tespit edilmesi durumunda iznin iptal edileceği izinlendirme yazısında belirtilir, bu durum izinlendirilen vaziyet planı ile birlikte ruhsat merciine bildirilir.</p>

<p>(7) Tarımsal amaçlı yapı taleplerinde; talep sahibi tarafından Ek-7’de yer alan noter onaylı taahhütname, Ek-16’da yer alan proje teknik raporu, Ek-14’te yer alan tarımsal amaçlı GES taleplerinde noter onaylı taahhütname, Ek-17’de yer alan muvafakatname il müdürlüklerine gönderilir. Hayvancılık tesisi değerlendirmelerinde Ek-13’te yer alan hayvansal gübre depo kapasitesi hesaplama tablosu kullanılır.</p>

<p><strong>Tarım arazilerinin amaç dışı kullanım talebi</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Nazım imar, uygulama imar, ilave imar ve revizyon imar planları ile köy yerleşik alanı ve civarı, kırsal yerleşik alan ve kırsal yerleşme alanı gibi birden çok kişiyi ilgilendiren ve birden çok fonksiyonu içeren planlara yönelik çalışmalara başlanmadan önce, planlamayı yapacak kamu kurum/kuruluşları ve/veya plan yapma yetkisine sahip kamu kurum/kuruluşlarınca yetkilendirilen plan müellifleri tarafından, TAD Portal kullanılarak il müdürlüklerine başvurulur.</p>

<p>(2) Gerçek veya tüzel kişiler tarafından, tarım arazilerinin tarımsal veya tarım dışı amaçlı kullanım talepleri için, arazinin belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde olması durumunda belediyelere, belediye ve mücavir alan sınırları dışında olması durumunda ise il özel idarelerine veya diğer plan yapma yetkisine sahip kuruluşlara başvurulur. Bu başvurular ilgili kuruluşlar tarafından TAD Portal kullanılarak il müdürlüğüne intikal ettirilir.</p>

<p>(3) İl özel idaresi ile belediye başkanlıkları yetki alanındakiler hariç olmak üzere, petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, madencilik faaliyetleri, yenilenebilir enerji yatırımları, elektrik iletim hatları ve plan zorunluluğu olmayan yatırımlar için gerçek veya tüzel kişiler tarafından yapılacak amaç dışı kullanım talepleri, TAD Portal üzerinden il müdürlüğüne intikal ettirilir. İrtifak alanlarının TAD Portala girişinin yapılması zorunlu değildir.</p>

<p>(4) Tarımsal veya tarım dışı amaçlı yapı başvuruları, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilen plan müellifi gerçek ve tüzel kişiler tarafından il müdürlüğüne yapılabilir.</p>

<p>(5) Başvuruyu yapan gerçek ve tüzel kişilerin yetki belgelerini başvuru dosyaları ile birlikte sunması zorunludur.</p>

<p>(6) Tarım arazilerinin amaç dışı kullanım taleplerinde, sulama ve/veya toplulaştırma projeleri ile içme-kullanma suyu havzası yönünden sakınca bulunup bulunmadığı konusunda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), il özel idaresi, belediye başkanlıkları görüşü, başvurunun yapıldığı idare veya başvuruyu yapan gerçek veya tüzel kişiler tarafından il müdürlüğüne iletilir.</p>

<p><strong>Arazi etüt raporlarının hazırlanması ve sınıflandırılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Tarım arazilerinin sınıflandırılması, amaç dışı kullanımın önlenmesi amacıyla Ek-2’de yer alan standartlara uygun olarak yapılır.</p>

<p>(2) Etüt raporları; Bakanlığın hizmet içi eğitiminden geçmiş en az iki ziraat mühendisi tarafından, Ek-3’teki formata uygun olarak arazinin sınıfı, kullanım şekilleri, diğer tarımsal özellikleri ile çevre arazilerle ilişkisi, veri tabanı ve mahallinde yapılan inceleme sonucunda TAD Portal üzerinden hazırlanır. Arazi etüt raporunda, birbirleri ile çelişkili ifadelere yer verilmez.</p>

<p>(3) Etüt raporunda, alternatif alan değerlendirmesi için tarımsal potansiyeli düşük alanlar belirlenir ve bu alanlar harita üzerinde gösterilir, tarımsal kullanım bütünlüğü aranan faaliyetler için tarımsal kullanım bütünlüğü 3 üncü maddenin birinci fıkrasının (n) bendinde yer alan tanımdaki kriterler gözetilerek değerlendirilir, toprak koruma projesine ihtiyaç olup olmadığı açık olarak belirtilir, ihtiyaç duyulması halinde projede hangi tedbirlere yer verilmesi gerektiği, ihtiyaç duyulmaması halinde neden ihtiyaç duyulmadığı açıklanır. Etüt raporları ilgili şube müdürünce kontrol edilerek il müdürü tarafından onaylanır.</p>

<p>(4) Tarımsal kullanım bütünlüğünün bozulmaması için; mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve dikili tarım arazileri içerisinde, büyüklüğü 2 hektardan küçük olan lokal marjinal tarım arazileri, içerisinde bulunduğu sınıfla aynı kabul edilir. Marjinal tarım arazisi içerisinde kalmış veya sınırında tarım arazisi bulunmayan 2 hektardan küçük mutlak tarım arazileri veya özel ürün arazileri ile 0,5 hektardan küçük dikili tarım arazileri ve 0,3 hektardan küçük sera arazileri marjinal tarım arazisi olarak kabul edilir.</p>

<p>(5) Başvuru yapılan alanın, Hazineye ait taşınmazlar ile tescil harici alanlardan olması halinde; 4342 sayılı Kanun kapsamında görüş alındıktan sonra arazi incelemesi yapılarak Kanunun 3 üncü maddesinin (i) bendinde sayılan arazilerden olmaması durumunda, Ek-2’de yer alan standartlar esas alınarak arazi sınıfı belirlenir ve işlemlere devam edilir.</p>

<p>(6) Talep konusu arazinin doğal durumunun tamamının kazı, dolgu veya yapılaşma ile bozulması durumunda arazi etüdü, toprak ve topoğrafik özellikleri benzer olan komşu araziden ve Bakanlık veri tabanında yer alan etüt haritalarından yararlanılarak yapılır.</p>

<p>(7) Dekarında en az Ek-4’te yer alan tabloda cinsi ve sayısı yazılı ağaç, fidan veya kök bulunan çok yıllık ağaç, ağaççık ve çalı formunda bitkilerin bulunduğu yerler dikili tarım arazisi olarak kabul edilir. Yerel plantasyonlarda uzman kurum görüşü alınarak dikili normu belirlenebilir. Lavanta, korunga, yonca, çilek gibi otsu çok yıllık bitkiler dikili kabul edilmez.</p>

<p>(8) Ek-4’te yer alan tabloda belirtilen zeytin ağacı sayısı yalnızca arazinin dikili tarım arazisi tespiti için belirlenen sayıyı ifade eder ve 3573 sayılı Kanun kapsamındaki zeytinlik alanların belirlenmesinde dikkate alınmaz.</p>

<p>(9) İl veya ilçe müdürlüklerine başvuru yapılarak tapu kütüğünde dikili tarım arazisi vasfı kazanan araziler ile Bakanlık birimleri tarafından sınıfı dikili tarım arazisi olarak tespit edilen arazinin ağaç, ağaççık ve çalı türlerinin ekonomik ömrü tamamlanmadan toprak, topoğrafik özellikler, verim, doğal afet, hastalık veya diğer mücbir sebepler dışında beş yıl süre ile sınıfı değiştirilemez.</p>

<p>(10) Maden sahaları ve/veya güneş enerjisi santrali kurulacak alanın sınırları, koordinatları ile beraber TAD Portal girişi yapılarak, arazinin başvuru sahibine ait olmaması halinde arazi sahibi ile illiyet bağını gösteren belge alınarak arazinin sınıf tespiti yapılır.</p>

<p><strong>Arazi etüt raporlarının değerlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Arazi incelemesi sonucu hazırlanan arazi etüt raporlarında; tarımsal arazi kullanım bütünlüğünün bozulduğunun tespit edilmesi durumunda, talep reddedilir ve Kurul gündemine alınmaz.</p>

<p>(2) Arazi toplulaştırma projesi bulunan alanlarda yapılan amaç dışı arazi kullanım taleplerinde, projenin başlamış ve devam ediyor olması halinde tapuya tescil işlemi tamamlanıncaya kadar proje açısından sakınca bulunup bulunmadığı konusunda ilgili kurum veya birim görüşü alınır. Görüşün olumsuz olması durumunda, etüt raporu düzenlenmeksizin, talep valilik tarafından reddedilir ve Kurul gündemine alınmaz.</p>

<p>(3) Tarım dışı amaçla kullanımı talepleri, planlı alanda alternatif alan bulunmaması, tarımsal kullanım bütünlüğünün bozulmaması, toplulaştırma projesi açısından ve/veya içme-kullanma suyu havzaları yönünden sakınca bulunmaması şartıyla Kurul gündemine alınır.</p>

<p>(4) Arazinin sulu/kuru değerlendirilmesinde, DSİ, il özel idaresi veya büyükşehir belediye başkanlığı ile tesisi işleten kurum/kuruluş/birlik/kooperatiften talep alanının fiilen sulanıp sulanmadığı sorulur.</p>

<p>(5) Tarım dışı alanlar arazi etüt raporu ile belirlenir. Bu alanlar için, ihtiyaç duyulması halinde toprak koruma projesi hazırlattırılarak Kanunun 13 üncü ve 14 üncü maddeleri kapsamında yapılacak işlem olmadığı ilgilisine doğrudan valilikçe bildirilir. Tarım dışı alanların sınırları çizilip TAD Portala işlenir.</p>

<p>(6) Maden sahası ve/veya güneş enerjisi santrali amaçlı arazi sınıf tespiti başvuruları için yapılan işlem yalnızca sınıf tespitidir. İlgili mevzuat kapsamında alınması gereken izinleri içermez. Arazi etüdü yapılan alanda madenin bulunması ve/veya güneş enerjisi santrali kurulması halinde, ilgili mevzuatı kapsamında izin alınması zorunludur. Sınıf tespitleri yapılan arazi ile ilgili ruhsat işlemlerine esas kurum görüşü verilirken belirlenen bu sınıf esas alınarak işlem tesis edilir.</p>

<p>(7) Güneş enerjisi santrali kurulacak alanın arazi sınıfının kuru marjinal tarım arazisi olması zorunlu olup, bu sınıf dışındaki arazilerdeki talepler hiçbir şekilde Kurul gündemine alınmaz. Hibrit santrallerde ana santrale ek olarak yapılacak güneş enerjisi santrali için izinlendirilecek alanın da kuru marjinal tarım arazisi olması zorunludur.</p>

<p>(8) Tarımsal amaçlı yapıların müştemilatı olan güneş enerji santrali talepleri ve sulama amaçlı güneş enerji santrali talepleri Ek-15’te yer alan güneş enerji santrali değerlendirme tablosu göz önüne alınarak değerlendirilir.</p>

<p><strong>Kamu yararı kararı</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu veya Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi tarafından elektrik piyasasında üretim ve dağıtım faaliyetleri yatırımları için kamulaştırma işlemleri yapılmak üzere 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 19 uncu maddesi kapsamında alınan kamu yararı kararı yerine geçen kararları, Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>(2) Bakanlık görev alanına giren tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinde kamu yararı kararı alınabilmesi için; il müdürlüğünün ilgili şube müdürlüğü tarafından Ek-5’te yer alan formata uygun olarak, kamu yararı kararı teknik raporu hazırlanır.</p>

<p>(3) Bakanlığın görev alanına giren, tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinde; etüt raporu, Kurulun uygun görüşü ve il müdürlüğü tarafından hazırlanacak kamu yararı kararı teknik raporu ile birlikte talep dosyası Bakanlığa gönderilir ve yapılan değerlendirme sonucu uygun görülmesi halinde kamu yararı kararı Bakanlıkça alınabilir.</p>

<p><strong>Alternatif alan ve tarımsal arazi kullanım bütünlüğü değerlendirmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Tarım arazileri, Kanunda belirtilen istisnalar hariç olmak üzere, arazi kullanım plânlarında belirtilen amaçları dışında kullanılamaz. Arazi kullanım planlaması yapılan alanlarda amaç dışı kullanımlara ayrılan yerler bulunması halinde, bu alanlar alternatif alan olarak değerlendirilir. Arazi kullanım planları, tüm fiziki planlamalara altlık oluşturması nedeniyle, onaylanmış arazi kullanım planlarında gösterilen arazi kullanım şekillerine uyulması ve diğer planlamaların buna göre yönlendirilmesi zorunludur.</p>

<p>(2) Arazi etüt raporunda tespit edilen alternatif alanların, talep edilen amaç doğrultusunda kullanılıp kullanılamayacağına veya bu alanların planlamaya uygun olup olamayacağına, planlama ihtiyaçları, arazinin tarımsal sınıflaması yanında deprem, taşkın, heyelan ve benzeri riskler ile kamu güvenliği, plan bütünlüğü, talep sahibi gerçek ve tüzel kişilerin planlayıcı kuruluşlardan alacağı belge veya talep sahibinin gerekçeleri de dikkate alınmak suretiyle Kurul tarafından değerlendirilerek karar verilir.</p>

<p>(3) Tarım dışı amaçlı arazi kullanım taleplerinde, alternatif alan kapsamında talebin, planlı alanlardan ve/veya köy yerleşik alanlarından karşılanıp karşılanamayacağı ve tarımsal potansiyeli daha düşük alanlardan karşılanıp karşılanamayacağı hususlarının araştırılması zorunludur. Alternatif alan araştırması, talebin yapıldığı köy veya kırsal mahalle idari sınırları içerisinde yapılır. İlçe merkezleri için yapılan başvurularda, başvurunun yapıldığı ilçe belediye başkanlığının yetki alanı sınırları içinde, büyükşehir olmayan illerde ise il belediye başkanlığı ve/veya il özel idaresinin yetki alanı içinde yapılır.</p>

<p>(4) Doğada bulunduğu yerlerin sınırlı olmasından dolayı alternatif alanının bulunmaması nedeniyle, 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun 2 nci maddesinde sayılan I inci grup madenler haricindeki madenler, 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu kapsamındaki jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile 30/5/2013 tarihli ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu kapsamındaki petrollerin arama ve çıkarılması faaliyetleri için alternatif alan ve tarımsal arazi kullanım bütünlüğü bulunmadığı kabul edilir.</p>

<p>(5) Özellikleri ve kurulabilecekleri alanlar göz önüne alınarak, yenilenebilir enerji santralleri ve bunlara ait depolama tesisleri, yol, trafo, kök, şalt merkezi, iletim hattı tesisleri ile faaliyetin yerinde yapılma zorunluluğu bulunması nedeniyle enerji nakil hatları ile bu yatırımlara ait trafo, kök, şalt merkezi, iletim hattı tesisleri, su deposu, arıtma tesisi, içme suyu hattı talepleri için alternatif alan ve tarımsal arazi kullanım bütünlüğü bulunmadığı kabul edilir. Bu amaçla izinlendirilen alana sınır olan arazilerin tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinde, tarımsal kullanım bütünlüğü değerlendirmesi yapılırken bu tesislerin varlığı dikkate alınmaz.</p>

<p>(6) Büyük ova koruma alanlarında yapılan tarım dışı amaçla kullanım başvurularında büyük ova koruma alanı dışında kalan alanlar alternatif alan sayılır. Tarım dışı amaçlı arazi kullanım talebinin büyük ova koruma alanı dışından karşılanamaması durumunda, alternatif alanlar öncelikle büyük ova sınırları içerisinde tarımsal üretim potansiyeli düşük alanlardan karşılanır.</p>

<p>(7) Tarımsal amaçlı yapılarda, talebin öncelikle ova sınırları dışındaki yatırımcıya ait arazilerden ve aynı ilçe sınırları içerinde kalan tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerinden karşılanması esastır. Alternatif alan araştırmasında hisseli parseller değerlendirmeye alınmaz.</p>

<p>(8) Teknik gerekçelerle alternatif alan bulunmadığının belirtilmesi halinde bu teknik gerekçelerin açıklanması zorunludur.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Toprak Koruma Kurulunun Teşekkülü, Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları</p>

<p><strong>Toprak koruma kurulunun teşekkülü</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Toprak koruma kurulu her ilde valinin başkanlığında;</p>

<p>a) Başkan yardımcılığı görevini de yürütmek üzere il müdürü,</p>

<p>b) Hazine ve Maliye Bakanlığının ildeki üst düzey temsilcisi,</p>

<p>c) İlde plân yapma yetki alanına göre; kamu kurum ve kuruluşlarından bir, büyükşehir olan illerde büyükşehir belediye başkanlığı, diğer illerde mücavir alan sınırı içerisinde il belediye başkanlığı, mücavir alan sınırı dışında ise il özel idare temsilciliğin bir ve üniversitelerin ilgili bölümlerinden bir üye olmak üzere toplam üç üye,</p>

<p>ç) Plânlama ve/veya toprak koruma konularında ulusal ölçekte faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarından birinin ildeki temsilcisi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) veya Türkiye Ziraat Odaları Birliği temsilcisi, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İl Koordinasyon Kurulu veya Ziraat Mühendisleri Odası temsilcisi olmak üzere sivil toplum kuruluşlarından vali tarafından belirlenecek toplam üç üye,</p>

<p>olmak üzere Ek-6’da yer alan listeye uygun en az dokuz üyeden oluşur.</p>

<p>(2) Kurulun gündeminde bulunan araziler özel kanunlarla koruma altına alınmış alanlar ve DSİ ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının proje alanı ilân edilen yerlerinden ise bu alanlarda uygulama yapan birimin yetkili temsilcisi de Kurula dâhil edilir.</p>

<p>(3) Kurulun sekretarya hizmetleri il müdürlüğü tarafından yürütülür.</p>

<p><strong>Toprak koruma kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Kurulun görevleri aşağıda belirtilmiştir:</p>

<p>a) Tarım arazilerinin korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanılmasına yönelik inceleme, değerlendirme ve izleme yapmak, ortaya çıkan olumsuzlukları belirlemek, toprağı korumak ve toprakla ilgili sorunları giderici önlemleri almak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak için görüş oluşturmak.</p>

<p>b) Arazi kullanımını gerektiren tüm girişimleri yönlendirmek, arazi özelliklerinin iyileştirilmesi, muhafaza ve geri kazanımına yönelik projeleri incelemek, uygun bulunması halinde onaylamak ve uygulanmasını takip etmek.</p>

<p>c) Toprak koruma önlemlerinin yerine getirilmesi sürecini yerel ölçekte izlemek, değerlendirmek ve çözümleyici öneriler geliştirmek, hazırlanacak tarımsal amaçlı plan ve projeler ile arazi kullanım plânları doğrultusunda, yerel ölçekli yıllık iş programları için görüş oluşturmak ve uygulamaya konulmasının takibini yapmak.</p>

<p>ç) Ülkesel, bölgesel veya yerel ölçekli plânlar arasındaki uyumu denetlemek.</p>

<p>d) Tarım arazilerinin kullanılması ile ilgili talepleri değerlendirmek, görüş oluşturmak ve ilgililerine aktarmak.</p>

<p>e) Gündeminde bulunan konularla ilgili ihtiyaç duyulması halinde yerinde inceleme yaparak karar oluşturmak.</p>

<p>f) Kanun kapsamında verilen diğer görevleri yapmak.</p>

<p><strong>Toprak koruma kurulunun çalışma usul ve esasları</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Toprak koruma kurulu aşağıdaki esaslar çerçevesinde çalışmalarını yürütür:</p>

<p>a) Kurul, Kanunda verilen görevleri yerine getirmek ve görüşülecek konu olması halinde kurul başkanınca belirlenen gündemi görüşmek üzere, ayda en az bir kez olağan, ihtiyaç duyulması halinde bir veya daha fazla olağanüstü toplanır. Kurulun gündeminde görüşülecek konu olmaması halinde Kurul toplanmaz, bu durum sekretarya tarafından karar defterine işlenir ve il müdürü tarafından onaylanır.</p>

<p>b) Kurul üyeleri; olağan toplantılarda, toplantıya çağrılmadan en az üç gün önce sekretarya tarafından gündem hakkında bilgilendirilir.</p>

<p>c) Kurulun üye tam sayısı ile toplanması esastır, ancak zorunluluk halinde en az altı üye ile toplanabilir. Kurul gündemindeki konular hakkındaki görüşün olumlu sayılması için, en az altı üyenin olumlu yönde oy kullanması gerekir.</p>

<p>ç) Toplantıda alınan kararlar, karar defterine işlenir veya elektronik ortamda hazırlanarak çıktısı alınır, alınan çıktı kurul defterine yapıştırılarak imzalanır ve muhafaza edilir.</p>

<p>d) Kurul kararlarında üyelerin temsil ettikleri kurumlar belirtilir ve toplantıya katılamayan üye için katılmadı ibaresi konulur, oy çokluğu ile alınan kararlarda, varsa karşı görüşlerin gerekçeleri/şerhleri belirtilir.</p>

<p>e) Kurulun kararlarına yapılan itirazlar sonucu Bakanlık tarafından yapılan incelemeye dayalı hazırlanan rapor veya talebi destekleyici nitelikte yeni bilgi ve belgenin sunulması halinde, kararlar Kurul tarafından yeniden değerlendirilir.</p>

<p>f) Tarım dışı amaçlı kullanım talebi, toplulaştırma projelerinin veya etüt raporunda çevre tarım arazilerindeki tarımsal kullanım bütünlüğünü bozacak durumda olması halinde Kurul gündemine alınmaz ve valilik tarafından doğrudan reddedilir.</p>

<p>g) Etüt raporunda tespit edilen alternatif alanlar Kurul tarafından değerlendirilir, alternatif olup olamayacağı gerekçesi açıklanarak karara bağlanır.</p>

<p>ğ) Büyük ova koruma alanı dışındaki tarımsal amaçlı yapılar ile arazi etüt raporunda tarımsal kullanım bütünlüğünü ve arazi toplulaştırma projesi bütünlüğünü bozmadığı tespit edilen kuru marjinal tarım arazileri için gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılan tarım dışı amaçlı kullanım talepleri Kurul gündemine alınmaz, valilikler tarafından değerlendirilerek sonuçlandırılır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Tarım Arazilerinin Tarımsal veya Tarım Dışı Amaçlarla Kullanım</p>

<p>Esasları ile Toprak Koruma Projelerinin Hazırlanması</p>

<p><strong>Arazi kullanımının esası</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Tarım arazilerini kullananlar, toprağın ekolojik, bitkisel üretim, sosyo-ekonomik ve endüstriyel işlevlerinin tamamen, kısmen veya geçici olarak bozulmaması amacıyla Kanun ve ilgili mevzuatın öngördüğü tedbirleri almakla yükümlüdür.</p>

<p>(2) Planlayıcı kuruluşlar tarafından yapılan/yaptırılan nazım ve uygulama imar planlarında; tarımsal niteliği korunacak alan (TNKA) olarak ayrılan yerler izin alınmaksızın tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz, bu alanlarda hiçbir parsele arsa vasfı kazandırılamaz, ifraz edilemez, yol geçirilemez, düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılamaz ve plan değişikliğine gidilmesi durumunda Bakanlıktan izin alınması zorunludur. Bu hususlara uyulmaması halinde, Kanunun 21 inci maddesi hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinin değerlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Büyük ova koruma alanı dışındaki tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinde; mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri, sulu tarım arazileri alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;</p>

<p>a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,</p>

<p>b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,</p>

<p>c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,</p>

<p>ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,</p>

<p>d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plan ve yatırımlar,</p>

<p>e) Kamu yararı gözetilerek yol, altyapı ve üstyapı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,</p>

<p>f) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 6446 sayılı Kanun uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımlar,</p>

<p>g) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları için bu arazilerin amaç dışı kullanım talepleri,</p>

<p>için hazırlanacak/hazırlattırılacak toprak koruma projesine uyulması kaydıyla Bakanlık tarafından izin verilebilir. Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.</p>

<p>(2) Tarımsal amaçlı yapılarla ilgili başvurular, il müdürlüğü tarafından incelenir ve bu tesislerin tarımsal amaçlı yapılardan olması ve hazırlanacak/hazırlattırılacak toprak koruma projesine uyulması şartı ile arazi niteliklerine ve sınıfına bakılmaksızın ve alternatif alan ve tarımsal kullanım bütünlüğü aranmaksızın projede öngörülen miktarda alana valilikçe izin verilebilir.</p>

<p>(3) Arazi sınıfı kuru marjinal olan tarım arazisi için; kamu kurumları tarafından yapılan nazım, uygulama, revizyon ve ilave imar planı, köy yerleşik alanı ve civarı, kırsal yerleşik alan ve kırsal yerleşme plan talepleri ve kamu yatırımı talepleri, Kurul görüşünün uygun olması halinde, kamu yararı kararı alınmaksızın değerlendirilmek üzere Bakanlığa iletilir. Gerçek veya tüzel kişilerin münferit taleplerinde ise, çevre arazilerdeki tarımsal kullanım bütünlüğünün bozulmaması ve hazırlanacak/hazırlattırılacak toprak koruma projesine uyulması şartıyla toprak koruma kurulunda görüşülmeksizin valilikler tarafından tarım dışı amaçla kullanım izni verilebilir.</p>

<p>(4) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Bu durum izinlendirme yazısında belirtilir.</p>

<p>(5) Jeotermal ve doğal mineralli su kuyuları ile içme veya sulama suyu arama faaliyetleri için; Kurulun uygun görmesi, toprak koruma projesine uyulması kaydıyla valilik tarafından bir yıla kadar geçici süre ile izin verilebilir. Bu süre gerekçeli talep doğrultusunda en fazla bir yıla kadar daha uzatılabilir. Arama sonucu kaynak bulunmaması durumunda arazinin eski haline getirilmesi için geri dönüşüm projesi hazırlatılır ve arazinin eski haline getirileceğine ve çevresinde yapılan tarımsal üretime olabilecek zararların tazmin edileceğine dair noter onaylı taahhütname alınır. Arama sonucu bulunan jeotermal kaynak ve doğal mineralli su kuyuları ile içme veya sulama suyu kuyuları için işletmeye geçilmesi halinde izinlendirme işlemleri bu madde kapsamında değerlendirilir.</p>

<p><strong>Büyük ovalarda tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Büyük ova koruma alanı olarak belirlenen alanlarda bulunan tarım arazileri hiçbir surette amacı dışında kullanılamaz. Ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla;</p>

<p>a) Tarımsal amaçlı yapılar,</p>

<p>b) Bakanlık ve talebin ilgili olduğu bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler,</p>

<p>için kullanımlara Bakanlıkça izin verilebilir.</p>

<p>(2) 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuatına uygun gerekli izinler alındıktan sonra imar planı yapılarak onaylanan ve halen yürürlükte bulunan planlı alanlar ile il idare kurulları tarafından onaylanan köy yerleşik alanı sınırları içinde kalan yerler ve büyük ova koruma alanlarının ilanından önce Kanun kapsamında izin alınmış, diğer kurumlar tarafından işlemleri devam eden talepler bu madde kapsamında değerlendirilmez.</p>

<p>(3) İlgili idaresince imar planı kapsamında talep edilmiş, tarım dışı amaçlı kullanım izni verilmiş ancak plan onaylanmadan, büyük ova koruma alanları içinde kalan araziler ile ilgili yapılacak yeni talepler, birinci fıkra kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>(4) Büyük ova koruma alanlarının ilanından önce işlemleri başlamış, ancak izin işlemleri sonuçlanmamış tüm talepler birinci fıkra kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>(5) Amaç dışı kullanımı talep edilen arazinin, bir kısmının büyük ova koruma alanı içinde kalması halinde, her iki alan ayrı ayrı değerlendirilir ve ova dışında kalan alanın tüm arazi talebini karşılaması durumunda ova içinde kalan alanın alternatifi kabul edilir, arazi talebi ova dışında kalan kısımca karşılanamaması durumunda ova içinde kalan alanın en az etkileneceği şekilde işlem yapılır.</p>

<p>(6) Birden çok ilin idari sınırlarını kapsayan başvurularda, illerin kurulları tarafından talep ayrı ayrı değerlendirilerek Bakanlıkça sonuçlandırılır.</p>

<p>(7) Amaç dışı kullanım talebinin ilgili olduğu bakanlığın, yapılacak olan faaliyetle ilgili almış olduğu kamu yararı kararının Bakanlığa ulaşmasından sonra Bakanlığın aynı doğrultuda kamu yararı kararı vermesi halinde ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış sayılır.</p>

<p>(8) 3213 sayılı Kanun, 5686 sayılı Kanun ile 6491 sayılı Kanun kapsamındaki tabii kaynak arama faaliyetleri için; Kurulun uygun görmesi, toprak koruma projesine uyulması kaydıyla Bakanlık tarafından izin verilebilir. Arama sonucu kaynak bulunamaması durumunda arazinin eski haline getirilmesi için geri dönüşüm projesi hazırlatılır ve arazinin eski haline getirileceğine ve çevresinde yapılan tarımsal üretime olabilecek zararların tazmin edileceğine dair noter onaylı taahhütname alınır. Arama sonucu bulunan kaynak için işletmeye geçilmesi halinde izinlendirme işlemleri bu madde kapsamında değerlendirilir.</p>

<p><strong>Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlı kullanımı ile ilgili genel hükümler</strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Büyük ova koruma alanı içinde veya dışındaki tarım dışı amaçlı kullanım taleplerinde;</p>

<p>a) Zeminde tarımsal faaliyetlerin devamına izin verilen, arazinin üst kullanımı ile ilgili; sabit tesisler hariç olmak üzere iletim hattı güzergâhında kalan araziler, tarım dışı amaçla izinlendirilmez.</p>

<p>b) 3213 sayılı Kanun, 5686 sayılı Kanun ile 6491 sayılı Kanun kapsamındaki tabii kaynakları arayanlar ve işletenler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde il müdürlüğü gözetiminde eski vasfına getirmeye yönelik Ek-8’de yer alan formata uygun taahhütname vermekle yükümlüdürler.</p>

<p>c) Çevre düzeni planlarına dayalı olarak, tarım dışı amaçlı kullanım izni verilmez. Bu plan taleplerinde, planlamalara altlık oluşturmak üzere, veri tabanında yer alan onaylanmış arazi kullanım planlaması (AKUP) haritası sayısal olarak bildirilir.</p>

<p>ç) 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun yürürlüğe girmesinden önce onaylanan 1/25000 ölçekli çevre düzeni planlarının tarım dışı amaçlı kullanım izni bulunmadığından, bu planların nazım imar planı olarak onaylanması durumunda, bu plan içinde kalan alanlar için tarım dışı amaçlı kullanım izni alınması zorunludur.</p>

<p>(2) Arazi kullanımına ilişkin verilen izinler, iznin ilgili kuruma/kişiye tebliğinden itibaren iki yıl içerisinde; sera, bağ evi, maden ocağı, enerji nakil hattı gibi plan ve ruhsat zorunluluğu olmayanların onay işlemlerinin tamamlanmaması, tarım dışı amaçlı kullanımlarda planların onaylanmaması, tarımsal amaçlı izinlerde ise ruhsata bağlanmaması durumunda geçersiz kabul edilir. Bu alanlar için yeniden izin talep edilmesi durumunda, talep içeriğinin değişmemesi şartıyla, kurul görüşü alınması gereken taleplerde işlemlere kurul aşamasından devam edilir, kamu yararı kararı alınmış ise geçerli kabul edilir. Ancak arazinin yerinde kontrolü yapılarak yapılaşma, kazı veya dolgu ile doğal durumunun bozulduğunun tespiti halinde Kanunun 21 inci maddesindeki işlemler yürütülür.</p>

<p>(3) Yapılan başvurular ile ilgili eksik bilgi ve belgelerden; kamu kurumlarından alınacak belgeler altı ay içinde, diğer belgeler üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanmayan başvurular değerlendirmeye alınmaz ve ilgilisine iade edilir. Eksik belge tamamlandıktan sonra, mevzuatta meydana gelen değişiklikler de dikkate alınarak işlemlere kaldığı yerden devam edilir.</p>

<p><strong>Toprak koruma projelerinin hazırlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Toprak koruma projeleri; toprağın, bulunduğu yerde doğal fonksiyonlarını sürdürebilmesinin sağlanması amacıyla korunması esası ile hazırlanır.</p>

<p>(2) Zorunlu olarak kazı veya dolgu gerektiren herhangi bir arazi kullanım faaliyeti sonucu veya yapılan faaliyete bağlı olarak çevresinde bulunan tarım arazilerinin toprak yapısının bozulması, drenajın engellenmesi ve buna bağlı olarak tuzlanma, alkalileşme, erozyon, heyelan ve benzeri nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulması halinde; araziyi kullananlar tarafından, 18/12/1991 tarihli ve 91/2526 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Ziraat Mühendislerinin Görev ve Yetkilerine İlişkin Tüzüğün yetki verdiği veya toprak koruma projesi hazırlama konusunda sertiﬁka almış en az bir ziraat mühendisi sorumluluğunda ilgili mühendislerce Ek-9’daki dispozisyona uygun olarak toprak koruma projesi hazırlanır, valilikçe uygun görülmesi halinde onaylanır ve uygulattırılır.</p>

<p>(3) Arazi etüdü sonucu hazırlanacak raporlarda; toprak koruma projesine ihtiyaç olup olmadığına karar verilir ve ihtiyaç olması halinde, projenin uygulanacağı alanın yeri, yapılacak tarım dışı faaliyetin niteliği, bu faaliyetten dolayı çevre arazilerde meydana gelecek muhtemel toprak kayıpları ve arazi bozulmaları ile bu olumsuzlukları giderecek tedbirlere yer verilir, projeler bu tedbirleri içerecek şekilde hazırlattırılır.</p>

<p>(4) Toprak koruma projeleri valilik veya Bakanlıkça, talebin uygun görülmesinden sonra talep sahibi tarafından hazırlanır veya hazırlattırılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(5) Sürdürülebilir toprak yönetimi kapsamında hazırlanacak olan projeler sekileme, çevirme, koruma duvarı veya bandı, bitkilendirme, arıtma, drenaj gibi imalat, inşaat ve diğer arazi bozulması ve toprak kayıplarını engelleyen fiziksel ve/veya kültürel tedbirleri içerir.</p>

<p>(6) Toprak koruma projelerinin hazırlatılmaması, yetersizliği veya zamanında gerekli tadilatların yapılmaması sonucu arazi tahribi veya toprak kayıpları olması halinde meydana gelecek zararlardan; proje hazırlanmasına gerek olmadığına karar verenler, proje hazırlanmış ise projeyi hazırlayan ve onaylayanlar sorumludur.</p>

<p>(7) Heyelan, sel ve rüzgâr gibi doğal olaylar sonucu meydana gelen toprak kayıplarını önlemek için valilikler toprak koruma projelerini hazırlatır, uygulamasını yapar veya yaptırır. Birden fazla ili ilgilendiren havza düzeyinde yapılacak toprak koruma projelerinin hazırlanması Bakanlık koordinasyonunda ilgili valilikler tarafından yapılır ve yürütülür.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>İtiraz, Etüdün Ücretlendirilmesi, Denetim ve İdari Yaptırımlar</p>

<p><strong>İtiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Bu Yönetmelik kapsamında verilen kararlara veya etüt raporu ile tespit edilen sınıflara bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtirazlar, kararın valilik tarafından tebliğ tarihini izleyen bir yıl içerisinde Bakanlığa iletilmek üzere valiliklere yapılır. Bakanlık, itirazları inceleyerek karara bağlar. Bu karar itiraz bakımından kesin olup gereği için valiliğe gönderilir.</p>

<p>(2) İtiraz sonucunda Bakanlıkça verilen olumsuz karar ile ilgili, olumsuzluk sebebini ortadan kaldıracak gerekçeli rapor veya kamu kurumlarından alınan belge sunulması durumunda, Bakanlıkça karara konu işlemler yeniden inceleme konusu yapılabilir.</p>

<p>(3) Bakanlık tarafından yapılan değerlendirmede uygun görüş verilmeyen talepler ile ilgili, gerekçeli rapor veya kamu kurumlarından alınan belge sunulması durumunda, uygun görülmeyen talepler yeniden değerlendirilerek görüş oluşturulabilir.</p>

<p><strong>Etüt ve incelemenin ücretlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Tarım arazilerinde sınıf tespiti ve/veya tarımsal amaçlı yapılar ve tarım dışı amaçlı kullanım izinleri kapsamında yapılacak etütler için, Bakanlıkça yılda bir kez olmak üzere tespit edilecek ücret genel bütçeye gelir kaydedilir.</p>

<p>(2) İtirazların yerinde incelenmesi için yatırılacak ücret, birinci fıkrada belirlenen ücretin iki katı olarak genel bütçeye gelir kaydedilir.</p>

<p><strong>Denetim</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Kanunun ve bu Yönetmeliğin uygulanmasında denetim görevini Bakanlık, valilikler veya kurullar yapar ya da yaptırır. Kanunda ve bu Yönetmelikte yer alan projeler ve izinlerle ilgili denetimler, verilen iznin onay işlemlerinin tamamlandığı, ruhsata bağlandığı veya planın onaylandığı tarihi takip eden yılın sonunda başlar ve ikinci yılın sonunda tamamlanarak sonucundan Bakanlık ve kurullara bilgi verilir.</p>

<p>(2) Uygulamada etüt, sınıflama, analiz gibi toprak ve arazi ile ilgili teknik konularda denetim görevini Bakanlık yapar veya yaptırır.</p>

<p>(3) Kurul üyesi kurum veya kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşları tespit ettikleri arazi bozulmaları ve toprak kayıpları ile ilgili faaliyetler hakkında valiliklere ihbarda bulunabilir. Valilikler konuyu inceler, sonucunu en geç bir ay içerisinde Bakanlığa ve ihbarı yapana bildirir.</p>

<p>(4) Yapılan denetimler, şikayetler ve resen yapılan kontroller sonucu aykırılık tespit edilmesi halinde; en geç yedi gün içinde, Bakanlığın veya valiliğin talebi üzerine, tapu müdürlüğüne yapılacak yazılı bildirim üzerine taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine “5403 sayılı Kanunun amacı dışında kullanılmıştır.” şeklinde belirtme yapılır. Aykırılığın giderildiğine dair Bakanlık veya valilik tarafından tapu müdürlüğüne bildirim yapılmadan beyanlar hanesindeki belirtme terkin edilmez.</p>

<p>(5) Tarımsal veya tarım dışı amaçlı kullanımların izinlendirme işlemi sonuçları ve verilen bu izinlerin sektörel dağılımı Ek-10’daki tablolara işlenerek, mart, haziran, eylül ve aralık ayları sonunda olmak üzere üçer aylık dönemler şeklinde, her dönemi takip eden ayın ilk on günü içerisinde Bakanlığa gönderilir.</p>

<p><strong>İdari yaptırımlar </strong></p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlar hakkında Kanunun 21 inci maddesine göre idari yaptırım uygulanır.</p>

<p>(2) İdari para cezası kabahatin işlendiği tarih esas alınarak uygulanır.</p>

<p>(3) Kabahatin işlenme zamanının belirlenememesi halinde, tespit tarihi esas alınarak işlem tesis edilir.</p>

<p><strong>Tarım arazilerinin amacı dışında kullanılmasına ve toprak koruma projelerine uyulmamasına ilişkin cezalar ve yükümlülükler</strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Tarımsal amaçlı yapılarda ve tarım dışı arazi kullanımlarında izin alınması ve toprak koruma projelerine uyulması zorunludur.</p>

<p>(2) Tarımsal amaçlı yapılara ve tarım dışı arazi kullanımına izinsiz başlanılması veya alınan izne uygun kullanılmaması halinde;</p>

<p>a) Yapı inşaat halinde ise valilik işi tamamen durdurur, yapılan iş tamamlanmış ise kullanımına izin verilmez.</p>

<p>b) Valilikçe arazi sahibine veya araziyi bozana Kanunun 21 inci maddesindeki idari para cezaları uygulanır.</p>

<p>c) İdarî para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içinde başvurularak Kanunun 13 üncü veya 14 üncü maddelerindeki izinlerin alınması şartıyla işin tamamlanmasına, bitmiş ise kullanımına izin verilebilir. Başvuru yapmayanlara veya izin talepleri uygun görülmeyenlere, izinsiz bütün yapılarını yıkması ve araziyi tarımsal üretime uygun hale getirmesi için iki ay süre verilir. Verilen süre içinde izinsiz yapıların yıkılmadığı ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmediğinin tespit edilmesi durumunda; valilikçe faaliyet durdurulur ve Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinde belirtilen idarî para cezası üç katı olarak uygulanır.</p>

<p>ç) İzinsiz bütün yapıların yıkılması ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi gerektiği belediyelere veya il özel idarelerine bildirilir. İlgili belediye veya il özel idaresi, bir ay içinde yıkımı yapar veya yaptırır, arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesini sağlar. Yapılan masraflar Bakanlıkça karşılanır.</p>

<p>(3) Toprak koruma projelerine aykırı hareket edilmesi halinde;</p>

<p>a) Kanunun 21 inci maddesindeki idari para cezaları uygulanır ve projeye uygunluk sağlanması için azami iki ay süre verilir.</p>

<p>b) Verilen iki aylık sürenin sonunda aykırı kullanımların devam etmesi durumunda; valilikçe faaliyet durdurulur, verilen kullanım izni iptal edilir ve Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinde belirtilen idarî para cezası üç katı olarak uygulanır.</p>

<p>c) İzinsiz bütün yapıların yıkılması ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi gerektiği belediyelere veya il özel idarelerine bildirilir. İlgili belediye veya il özel idaresi bir ay içinde yıkımı yapar veya yaptırır, arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesini sağlar. Yapılan masraflar Bakanlıkça karşılanır.</p>

<p>(4) Bakanlık birimleri, arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi için yapılan yıkım ve temizleme masraflarını, sorumlulardan genel hükümlere göre tahsil eder.</p>

<p>(5) Hakkında yıkım kararı alınmış olmasına rağmen bir ay içinde belediye veya il özel idarelerince yıkılmayan yapılar, Bakanlıkça yıkılabilir veya yıktırılabilir. Arazi tarımsal üretime uygun hale getirilir. Masraflara ait fatura/faturalar ödenmek üzere yıkımı yapmayan belediye veya il özel idaresine gönderilir. Yıkım ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilme masrafları %100 fazlası ile ilgili belediye veya il özel idaresinden tahsil edilir. Bu şekilde tahsil edilememesi halinde ilgisine göre Hazine ve Maliye Bakanlığı veya İller Bankası Anonim Şirketi tarafından belediye veya il özel idaresinin 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun gereğince aktarılan paylarından kesilerek, genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere takip eden ayın sonuna kadar Bakanlık merkez muhasebe birimi hesabına aktarılır.</p>

<p>(6) Yıkım işlemleri, 13/10/2021 tarihli ve 31627 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre gerçekleştirilir.</p>

<p>(7) Tarım arazilerini, tescili mümkün olmayan fiili hisseler oluşturarak arazinin hisselere tekabül ettiği kabul edilen kısımlarının zilyetliğini, bir özel hukuk tüzel kişisinin faaliyeti kapsamında bu tüzel kişiyle üyelik veya ortaklık ilişkisi kurarak devretmek veya bu işlere aracılık etmek suretiyle arazinin bütünlüğünün bozulmasına ve amacı dışında kullanılmasına sebebiyet verenler hakkında Kanunun 21 inci maddesi uyarınca ilgili Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Ayrıca bu tüzel kişi hakkında, arazinin sınıfına göre Kanunun 21 inci maddesi uyarınca idari para cezası uygulanır.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Yetki ve sorumluluk</strong></p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> (1) Bu Yönetmelikte yazılı olan idarî para cezaları mahallî mülkî amir tarafından Ek-11, Ek-12’de yer alan tutanağa uygun olarak verilir.</p>

<p>(2) Kanunun 19 uncu, 20 nci ve 21 inci maddelerinin uygulanmasında kusurlu bulunan sorumlular hakkında, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kamu görevlilerine yönelik hükümleri uyarınca cezalandırılmaları amacıyla ilgili Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur.</p>

<p>(3) Bu Yönetmelik kapsamında ihtiyaç duyulan hallerde tapu kütüğünün beyanlar hanesine belirtme yapılmasına, Bakanlık yetkilidir.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) 9/12/2017 tarihli ve 30265 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/04/20260404-2-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasi-hakkinda-yonetmelik</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/resmi/tarim-ve-orman-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="76049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/arazi-kullanim-planlamasi-uygulama-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/arazi-kullanim-planlamasi-uygulama-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği, 04 Nisan 2026 Tarihli ve 33214 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>ARAZİ KULLANIM PLANLAMASI UYGULAMA YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı; toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, toprak etüt, haritalama ve sınıflama yapılması, tarımsal üretim gücü yüksek büyük ovaların ve erozyona duyarlı alanların belirlenmesi, tarımsal amaçlı plan ve projelerin hazırlanması ve uygulanması ile ülkesel ve bölgesel plânlamalara temel oluşturan ve diğer fizikî/mekânsal plânlamalara veri teşkil eden çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda toprağın niteliği, arazinin yeteneği ve diğer arazi özellikleri gözetilerek uygun arazi kullanım şekillerini içeren arazi kullanım planlarının hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik; toprakların ve arazi kullanımlarının bilimsel esaslara uygun olarak sınıflandırılması, toprak ve su potansiyeli ile arazi özelliklerinin belirlenmesi, arazi kullanım planlarının yapılmasına ilişkin ilke ve kuralların açıklanması, kullanılacak yetkilerin tanımlanması, arazi kullanım taleplerinin belirlenerek uygun arazi kullanım biçimlerinin saptanması ve planlama sürecine dair görev, yetki ve sorumluluklara ilişkin usul ve esasları kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 7 nci, 10 uncu, 11 inci, 14 üncü, 15 inci, 20 nci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar ve kısaltmalar </strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Alternatif alan: Arazi kullanım planlarında tarım dışı amaçlı kullanımlar için ayrılan alanları,</p>

<p>b) Arazi kullanım kabiliyet sınıflaması (AKK): Arazi ve toprakların sahip oldukları morfolojik, fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mineralojik özelliklerine bağlı olarak arazi ve toprakların doğal ve/veya kültür bitkilerini yetiştirmedeki yeteneklerine göre sınıflandırılmasını,</p>

<p>c) Arazi kullanım planı (AKUP): Her ölçekte planlamaya temel oluşturmak üzere, toprağın ve diğer çevresel kaynakların bozulmasını önlemek için ekolojik, toplumsal ve ekonomik şartlar gözetilerek sürdürülebilirlik ilkesine uygun, farklı arazi kullanım şekillerini oluşturmaya yönelik toprak potansiyelinin belirlenip, su miktar ve kalitesini de göz önüne alarak sistematik olarak değerlendirilmesini ve birbirleri ile olan ilişkilerini ortaya koyan 1/25000 ve/veya 1/5000 ölçekli arazi kullanım planlarını,</p>

<p>ç) Arazi kullanım şekilleri: Arazinin hâlihazır kuru tarım, sulu tarım, dikili tarım, mera, orman, yerleşim yeri ve diğer kullanım şekillerini,</p>

<p>d) Arazi örtüsü: Arazinin biyolojik veya fiziksel öğelerle kaplanmış halini,</p>

<p>e) Arazi sınıflaması: Arazilerin çeşitli amaçlarla kullanılmaya uygunluk derecelerini saptamak için yapılan sınıflamayı,</p>

<p>f) Bakanlık: Tarım ve Orman Bakanlığını,</p>

<p>g) BTG: Büyük Toprak Grubunu,</p>

<p>ğ) Dikili tarım arazisi: Mutlak ve özel ürün arazileri dışında kalan ve üzerinde yöre ekolojisine uygun çok yıllık ağaç, ağaççık ve çalı formundaki bitkilerin tarımı yapılan, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan arazileri,</p>

<p>h) Genel Müdürlük: Tarım Reformu Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>ı) Haritalama ünitesi: Arazideki toprak serisine ait fazlarının önceden belirlenmiş olan haritalama lejantına göre seçilen sembollerle gösterilen, seçilen özellikler yönünden homojenlik gösteren ve arazi çalışması sonucunda belirlenmiş ve kesinleşmiş sınırlarla ayırt edilmiş olan arazi parçasını ve bu arazi parçasını toprak haritası üzerinde temsil eden kapalı alanı,</p>

<p>i) İl müdürlüğü: İl tarım ve orman müdürlüğünü,</p>

<p>j) Kanun: 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununu,</p>

<p>k) Kurul: Toprak koruma kurulunu,</p>

<p>l) Marjinal tarım arazisi: Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve dikili tarım arazileri dışında kalan, toprak ve topoğrafik sınırlamalar nedeniyle üzerinde sadece geleneksel toprak işlemeli tarımın yapıldığı arazileri,</p>

<p>m) Mutlak tarım arazisi: Bitkisel üretimde; toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin kombinasyonu, yöre ortalamasında ürün alınabilmesi için sınırlayıcı olmayan, topoğrafik sınırlamaları olmayan veya çok az olan, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan, hâlihazır tarımsal üretimde kullanılan veya bu amaçla kullanıma elverişli olan arazileri,</p>

<p>n) Özel ürün arazisi: Mutlak tarım arazileri dışında kalan, toprak ve topoğrafik sınırlamaları nedeniyle yöreye adapte olmuş bitki türlerinin tamamının tarımının yapılamadığı, ancak özel bitkisel ürünlerin yetiştiriciliği ile su ürünleri yetiştiriciliğinin ve avcılığının yapılabildiği, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan arazileri,</p>

<p>o Planlama alanı: AKUP yapılan ilin idari sınırlarını,</p>

<p>ö) Profil ve horizon: Farklı toprak serilerini temsil için litolojik kesikliğe sahip sığ alanlarda ana kayaya, diğer alanlarda ise en fazla 2 m derinliğe kadar, en az 1x2 m genişliklerde dikey olarak açılan çukur profili, yüzeyden itibaren profil derinliği boyunca farklı morfolojik ve morfo-genetik özelliklere sahip olan yatay tabakalar/katmanlar ise horizonu,</p>

<p>p) Sera-örtü altı tarım arazisi: İklim ve diğer dış etkilerin olumsuzluklarının giderilmesi veya azaltılması için cam, naylon veya benzeri malzeme kullanılarak oluşturulan örtüler altında tarım yapılan arazileri,</p>

<p>r) Sonda: Toprak serilerini temsil eden haritalama ünitesi sınırlarının tespit edilip kesinleştirilmesi, haritalama ünitesi içerisindeki toprağın seri ve faz özelliklerinin belirlenmesi için; arazide toprakçı burgusu kullanılarak, ilgili seri ve fazlarını birlikte tanımlayabilecek profil derinliğine kadar yapılan çalışmayı,</p>

<p>s) Sulu tarım arazisi: Tarımı yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı arazileri,</p>

<p>ş) Tarım arazisi: Toprak, topoğrafya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup, hâlihazırda tarımsal üretim yapılan veya yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazileri,</p>

<p>t) Tarım arazileri sınıfları: Toprak ve diğer arazi özellikleri incelenerek, tarım arazilerinin ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri Bakanlık tarafından belirlenen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri, Ek-1’de yer alan AKK sınıfına göre I., II., III. ve IV. sınıf arazileri, entansif ve korumalı tarım teknikleri ile özel ürünlerin üretiminin yapılmasına uygun özellikleri olan VI. ve VII. sınıf arazileri, fiziksel ve/veya kimyasal ıslaha gereksinimi olan tarımsal potansiyeli yüksek V. sınıf arazileri,</p>

<p>u) Tarımsal arazi kullanım türleri: Tarım arazilerinin var olan veya potansiyel olarak varlığı kabul edilen veya edilebilecek tarımsal amaçlı kullanım şekillerini,</p>

<p>ü) Tarımsal Ar-Ge alanı: Biyoçeşitlilik, bitkisel ve hayvansal genetik kaynakları, ıslah denemeleri ve diğer tarımsal Ar-Ge çalışmalarında kullanılan alanı,</p>

<p>v) TNKA: Tarımsal niteliği korunacak alanı,</p>

<p>y) Toprak: Mineral ve organik maddelerin parçalanarak ayrışması sonucu oluşan, yeryüzünü ince bir tabaka halinde kaplayan, canlı ve doğal kaynağı,</p>

<p>z) Toprak analizleri: Belirli bir toprak numunesinin veya toprak serilerini temsil etmek üzere açılmış olan profillerdeki her bir horizondan alınmış bozulmuş ve/veya bozulmamış toprak örnekleri ile sonda örneklerinin laboratuvarlarda, toprak serisinin tanım ve özelliklerinin kesinleştirilmesine, Kanuna göre arazi sınıflandırılmasına, toprak derecelemesine, taksonomik sınıflamasına ve AKK sınıflamasına esas olacak şekilde uluslararası geçerliliği olan ve Bakanlık tarafından kabul edilmiş olan yöntemlerle fiziksel ve/veya kimyasal ve/veya biyolojik ve/veya mineralojik ve/veya mikromorfolojik özelliklerinin belirlenmesi ve toprak numunesinin temsil ettiği arazinin mikro ve makro besin maddeleri miktarlarının bulunması için yapılan analizleri,</p>

<p>aa) Toprak etüdü: Toprakların çeşitli kullanımlar karşısındaki davranışlarını, potansiyel kullanımı ve sınırlandırmalarını belirlemek ve sınıflandırmak amacıyla; ulusal ve uluslararası sınıflandırma sistemleri dikkate alınarak morfolojik, fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mineralojik özelliklerinin tespiti, haritalanması ve raporlanması için yapılan çalışmalar bütününü,</p>

<p>bb) Toprak etüt mühendisi: Kanunun 7 nci maddesi kapsamında toprak etüt ve haritalama konusunda eğitim almış ve daha önce toprak seri veya toprak endeks sınıflama çalışmalarına katılmış, ziraat fakültelerinin toprak bölümünden ve/veya toprak bilimi ve bitki besleme bölümünden lisans eğitimi alarak mezun olan ziraat mühendisi veya Toprak Anabilim dalında toprak etüt ve haritalama alanında yüksek lisans ve/veya doktora eğitimini tamamlamış ziraat mühendisini,</p>

<p>cc) Toprak etüt raporu: Arazide sınıflama, derecelendirme veya planlama gibi her türlü arazi ve toprak değerlendirmesi için yapılan arazi ve toprak etütleri sonrası hazırlanan rapor, harita, profil tanımlama kartları, analiz tabloları gibi belgeleri de içeren raporu,</p>

<p>çç) Toprak haritası: Arazi sınıflaması yapıldıktan sonra üzerine sınıflamanın işlendiği haritayı,</p>

<p>dd) Toprak seri komisyonu: Ülke genelinde toprak serilerini belirlemek üzere oluşturulan komisyonu,</p>

<p>ee) Toprak serisi: Üst toprağın doğal hali bozulmamış topraklarda yüzeydeki horizon, işlenmiş topraklarda ise toprak işleme aletleriyle karıştırılan yaklaşık ilk 0-20 cm kalınlığındaki horizonun tekstürü hariç, tüm profilleri benzer genetik horizonlara sahip, benzer ana materyalden oluşmuş doğal toprak sınıflandırma sistemlerinin en alt kategorisini oluşturan toprak gruplarını,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Toprak ve Arazi Varlığının Belirlenmesi, Toprak Etüt ve Haritalama Çalışmaları</p>

<p><strong>Toprak ve arazi varlığının belirlenmesi </strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Toprak ve arazi varlığının belirlenmesi amacı ile Bakanlık toprak koruma ve kullanmaya yönelik olarak arazi ve toprakla ilgili sınıflamaları ve haritaları yapar veya yaptırır.</p>

<p>(2) Ülke genelinde yapılacak toprak ve arazi varlığının belirlenmesi çalışmalarında; 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu, 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu ve diğer özel kanunlar kapsamında bulunan araziler ile 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununa göre onaylı imar planı bulunan arazilere ilişkin bilgi ve veriler, ilgili mevzuatına uygun köy yerleşik alanı ve civarı, yerleşik alan, kırsal yerleşik alan ile civarı ve köy yerleşim planı bulunan yerler ilgili kurum, kuruluş ve yerel yönetimlerden toplanır. Tarım arazileri, belirlenen kriterlere uygun olarak toprak ve arazi bilgilerini içerecek şekilde köy/mahalle, belde, ilçe, il, ülke bazında sıralı olarak tespit edilir ve veri tabanı oluşturulur.</p>

<p>(3) Toprak etüt, haritalama ve sınıflama çalışmaları, toprak etüt mühendisi tarafından, ilgili mevzuat ve standartlara uygun olarak yapılır.</p>

<p>(4) Toprak etüt, haritalama ve sınıflama çalışmaları; ön hazırlık, arazi çalışması, laboratuvar analizleri ve büro çalışması aşamalarından oluşur.</p>

<p>(5) Ülke kaynaklarının sürdürülebilir, biyolojik çeşitlilikle uyumlu, verimli ve ekonomik kullanılması, mükerrer çalışmaların önlenmesi, bilgilerin tek elde toplanması için; toprak sınıflaması sonucu hazırlanan bütün harita ve raporlar, ülke genelinde Genel Müdürlükçe onaylanır.</p>

<p>(6) Toprak serileri, ülke genelinde toprak serileri komisyonu tarafından karara bağlanır. Toprak serileri komisyonu teşkili ve çalışma esasları Genel Müdürlükçe belirlenir.</p>

<p>(7) Toprak etüt ve sınıflama çalışmalarında üretilen veriler tarım arazileri değerlendirme ve bilgilendirme sistemine yüklenir.</p>

<p><strong>İtirazlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Genel Müdürlük tarafından onaylanmış toprak etüt ve sınıflama çalışmalarına yapılacak itiraz ve değişiklik talepleri Genel Müdürlükçe değerlendirilir ve karara bağlanır.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Arazi Kullanım Planlarının Yapılmasına İlişkin Usul ve Esaslar</p>

<p><strong>Arazi kullanım planlarının aşamaları, yetki ve sorumluluklar </strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Arazi kullanım planları; veri toplama ve analiz çalışmaları, AKUP, açıklama raporu ve plan hükümlerinin hazırlanması, AKUP’un kontrolü ve onaylanması aşamalarından oluşur.</p>

<p>(2) Veri toplama ve analiz çalışmaları, AKUP, açıklama raporu ve plan hükümlerinin hazırlanması veya hazırlattırılması, onaylanması çalışmaları Bakanlıkça, AKUP’un kontrolü ise valiliklerce ve/veya Bakanlıkça yapılır. Bakanlık, arazi kullanım plânlarının hazırlanması yetkisini kendi koordinasyonunda olmak üzere, ihtiyaca göre valiliklere devredebilir.</p>

<p><strong>Veri toplama ve analiz çalışmaları ile arazi kullanım planları, açıklama raporu ve plan hükümlerinin hazırlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Arazi kullanım planları hazırlanırken; ülkesel, bölgesel ve yerel planlamalara temel oluşturan ve diğer fizikî/mekânsal planlamalara veri teşkil eden; toprak, iklim, topoğrafya, fizyografya, su potansiyeli ile ihtiyaç duyulan diğer veriler esas alınır. Çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda toprağın niteliği, arazinin yeteneği ve diğer arazi özellikleri gözetilerek arazi kullanım şekilleri belirlenir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(2) 1/25000 ölçekli AKUP hazırlanırken öncelikle planlama alanında aşağıda belirtilen çalışmalar yapılır:</p>

<p>a) Planlama alanının konumu, coğrafi, demografik yapısı ve arazi örtüsü ile ilgili veriler temin edilir.</p>

<p>b) Planlama alanında yer alan kamu kurum/kuruluşlarının planlanan/yürütülen projelerine ait veriler temin edilerek, Kanunun amacı göz önünde bulundurularak değerlendirilir.</p>

<p>(3) 1/5000 ölçekli AKUP hazırlanırken öncelikle planlama alanında aşağıda belirtilen çalışmalar yapılır:</p>

<p>a) Planlama alanının konumu, coğrafi, sosyal, demografik ve ekonomik yapısı ile buna benzer veriler temin edilir.</p>

<p>b) Planlama alanında yer alan tüm gerçek ve tüzel kişilikler ile kamu kurum/kuruluşları saptanır, görüş ve önerileri alınarak Kanunun amacı göz önünde bulundurularak değerlendirilir.</p>

<p>c) Planlama alanındaki tarım arazileri üzerine diğer sektörlerin baskısı ve buna benzer sorunlar belirlenir.</p>

<p>(4) Toprak verisi olarak; 1/25000 ölçekli AKUP için BTG ile arazi örtüsü verileri ve 1/5000 ölçekli AKUP için ise detaylı toprak etüt verileri ile tapu-kadastro parsel verileri kullanılır.</p>

<p>(5) AKUP, açıklama raporu ve plan hükümlerinin hazırlanması işlemleri tarım arazileri önem sınıflamasının yapılması, alternatif alanların belirlenmesi ve değerlendirilmesi çalışmalarından oluşur. AKUP çalışmalarında planlama alanı içinde bulunan araziler; tarım alanları, tarım dışı alanlar ve kapsam dışı alanlar olmak üzere Ek-2’de yer alan AKUP değerlendirme tablosundaki gibi aşağıdaki üç ana gruba ayrılır:</p>

<p>a) Tarım alanları; toprak ve arazi verileri ile yıllık ortalama yağış verilerinden yararlanılarak kanun hükümlerine uygun olarak tarım arazileri önem sınıflaması kriterlerine göre mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak belirlenir. Toprak verileri ile sulanan alanlara ait veriler değerlendirilerek tarım arazileri sulu veya kuru olarak sınıflandırılır. Tarım alanları olarak belirlenen her bir kullanım için plan hükümleri hazırlanır. 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun kapsamında kalan alanlar tarım dışı amaçla kullanım yönünden kapsam dışı, ancak diğer planlamalarda dikili tarım arazisi olarak değerlendirilir.</p>

<p>b) Kapsam dışı alanlar; Kanunun kapsamı dışında kalan ve ilgili mevzuatınca yönetilen alanları kapsar. Ayrıca, ilgili mevzuat kapsamında yapılıp, onaylanmış 1/1000 ve 1/5000 ölçekli uygulama, nazım imar planları ve plan içerisinde yer alan tarımsal niteliği korunacak alanlar hariç halen yürürlükte bulunan planlar ile 6831 sayılı Kanun, 4342 sayılı Kanun, 9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ve diğer özel kanunlarla koruma altına alınmış alanlar kapsam dışı alanlardır. Kapsam dışı alanlar; mera alanı, orman alanı, özel kanunlarla belirlenen/korunan alan, yapılaşma alanı, maden-ocak alanı, yol ve bunun gibi alanlardan oluşur. Kapsam dışı alanlar olarak belirlenen her bir kullanım için plan hükümleri hazırlanır. Planlama çalışmasında ihtiyaç halinde farklı kullanımlar eklenebilir.</p>

<p>c) Tarım dışı alanlar; tarım alanı ve kapsam dışı alanlar haricindeki alanlardır. %50’den fazla çıplak kayalık alan, %10-50 çıplak alan, tescil harici alan, ırmak-ırmak yatağı, baraj-göl-gölet, kıyı-sahil-sahil kumulları, sulak alan, daimî karla kaplı alanlar ve bunun gibi alanlardan oluşur. Tarım dışı alanlar olarak belirlenen her bir kullanım için plan hükümleri hazırlanır. Planlama çalışmasında ihtiyaç halinde farklı kullanımlar eklenebilir.</p>

<p>(6) Toprak kaynaklarının korunarak verimli kullanılması ile sektörel gelişmenin birlikte sürdürülebilmesi için tarım dışı kullanım taleplerinin yönlendirilmesi amacıyla planlama alanında tarım dışı alanlar içinden alternatif alanlar belirlenir. Alternatif alanlar belirlenirken, önem sınıflamasında arazinin sınıfı ile birlikte tarımsal üretim potansiyeli ve tarımsal arazi kullanım bütünlüğü içindeki konumu dikkate alınır, bu alanlarda jeolojik/çevresel/afete duyarlılık ve bunun gibi faktörler açısından değerlendirme ilgili kurumlarca yapılır.</p>

<p>(7) Tarım dışı amaçlı kullanımlarda öncelikle planlı alanlar içinde talebe uygun boş alanlar, planlı alanlarda uygun ve yeterli alanın bulunamaması durumunda ise tarım dışı alanlar alternatif alan olarak Ek-2’de yer alan tabloya uygun şekilde değerlendirilir. Tarım dışı alanların da yetersiz olması halinde tarımsal üretim potansiyeli ve tarımsal arazi kullanım bütünlüğü içindeki konumu dikkate alınarak kuru marjinal tarım arazileri alternatif alan olarak değerlendirilir.</p>

<p>(8) AKUP raporu ve plan hükümleri aşağıda başlıkları verilen hususları içerecek şekilde hazırlanır:</p>

<p>a) 1/25000 ölçekli AKUP’ta AKUP haritası, tarım alanları, tarım dışı alanlar ve kapsam dışı alanlarla ilgili plan hükümleri yer alır.</p>

<p>b) 1/5000 ölçekli AKUP’ta planlama alanının konumu, coğrafi, sosyal, demografik ve ekonomik yapısı ile benzer genel tanıtıcı veriler, sorun analizi (verimli tarım arazileri üzerine diğer sektörlerin baskısı ve benzer sorunlar), AKUP haritası, tarım alanları, tarım dışı alanlar ve kapsam dışı alanlarla ilgili plan hükümleri yer alır.</p>

<p>(9) Tarım arazileri ve alternatif alanlar; 1/25000 ölçekli AKUP ile istikşafi olarak saptanır, 1/5000 ölçekli AKUP ile de belirlenir.</p>

<p><strong>Arazi kullanım planı kontrolü ve onayı</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) 1/25000 ölçekli AKUP çalışmalarının kontrol işlemleri, il müdürlükleri tarafından yapılır. Kontrol çalışmaları tamamlanan AKUP’lar Bakanlık tarafından değerlendirilir.</p>

<p>(2) 1/5000 ölçekli AKUP çalışmalarının kontrol işlemleri büro ve/veya arazi çalışmaları ile il müdürlükleri ve/veya Bakanlık tarafından yapılır/yaptırılır. Kontrol çalışmaları tamamlanan AKUP’lar Bakanlık tarafından değerlendirilir.</p>

<p>(3) Yapılan veya yaptırılan planlar, Bakanlık tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girer. Arazi kullanım talebinde bulunacak kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel gerçek kişiler, bu planla yönlendirilir ve bu plana uymakla yükümlüdür.</p>

<p>(4) Tarım arazileri Kanunda belirtilen istisnalar dışında, arazi kullanım planlarında belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz.</p>

<p><strong>Plan ve raporların revize edilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Planların onay aşamasından sonra, zaman içerisinde oluşabilecek değişiklikler dikkate alınarak, raporda, haritada ve plan hükümlerinde gerekli düzenlemeler yapılabilir.</p>

<p><strong>Tarımsal amaçlı arazi kullanım plan ve projelerinin hazırlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Tarım arazisi olarak belirlenen alanlar için hazırlanacak tarımsal amaçlı arazi kullanım plan ve projelerinde (TAKUP); toprağın derinliği, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri ile eğimi, konumu gibi arazi faktörleri, iklim şartları, su kaynakları, sosyal veriler, ekonomik veriler, kadastral veriler ile yapılan ve/veya yapılacak tarımsal faaliyetlerin özellikleri göz önüne alınarak, toprak kaybı ve arazi bozulmasına neden olmayacak şekilde nasıl kullanılması gerektiğine ilişkin bilgilere yer verilir.</p>

<p>(2) Bakanlıkça belirlenen tarımsal arazi kullanım türlerine ilişkin talepleri değerlendirmek için, çalışma alanındaki toprak ve arazilerin nitelikleri tespit edilir. Değerlendirmeye alınması öngörülen tarımsal arazi kullanım türleri tanımlanarak arazi ve toprak istekleri belirlenir. Tespit edilen toprak ve arazilerin nitelikleri ile tarımsal arazi kullanım türlerinin istekleri karşılaştırma işlemi yapılarak değerlendirmeye alınır. Bu işlem sonucunda, kalkınma stratejileri, kalkınma planları, ekonomik ve sosyal analizler gibi diğer hususlar da dikkate alınarak arazinin hangi tarımsal arazi kullanım türleri için uygun olduğu tespit edilir.</p>

<p>(3) Toprak işleme, sulama, münavebe şekilleri, anızın değerlendirilmesi, girdi kullanımları, verimlilik, ürün ve üretim planlamasının usulüne uygun yapılmasını ortaya koyan bir planlama veya spesifik olarak yapılacak sulama projeleri ile birlikte, sekileme, çevirme duvarı gibi arazi iyileştirme ve toprak korumaya yönelik projeler en az bir ziraat mühendisi sorumluluğunda çiftçilerin ve arazi sahiplerinin görüşleri alınarak, valiliklerce hazırlanır veya hazırlattırılır. Hazırlanan projeler, ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden kurulların uygun görmesi halinde, valilikçe onanır ve uygulanır.</p>

<p>(4) Plan veya projenin uygulanacağı arazilerin büyüklüğü ve sınırlarının tespitinde; toprak özellikleri, topoğrafya, kullanım şekli yönünden benzer özelliklere sahip ve doğal olaylar ve kullanımlar karşısında benzer özellikler gösteren alanlar belirlenerek kayıt altına alınır ve veri tabanı oluşturulur.</p>

<p>(5) Araziyi kullananlar tarafından hazırlanan veya hazırlatılan, arazi özelliklerinin iyileştirilmesi, muhafazası ve geri kazanımına yönelik projeler, tarımsal amaçlı projeler kapsamında değerlendirilir. Bu projeler, 18/12/1991 tarihli ve 91/2526 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Ziraat Mühendislerinin Görev ve Yetkilerine İlişkin Tüzüğün yetki verdiği mühendislerce hazırlanır. Hazırlanan projeler kurul tarafından değerlendirilerek uygulanıp uygulanmayacağına karar verilir, takibi ve denetimi il müdürlükleri tarafından yapılır. Bu projelerin uygulanacağı alanda diğer kamu kurum ve kuruluşlarının mevzuatını kapsayan bir hususun olması durumunda, bu kuruluşların uygun görüşü alınır.</p>

<p>(6) Tarım dışı alanlarda ve marjinal tarım arazilerinde; sahiplerince arazi özelliklerinin iyileştirilmesi ve geri kazanımına yönelik projeler, ıslah amaçlı hazırlanan projeler olarak değerlendirilir. Islah amaçlı projeler, yetkilendirilmiş ziraat mühendislerince hazırlanır, kurul tarafından değerlendirilerek uygun görülenler onaylanmak üzere Bakanlığa gönderilir. Bakanlık tarafından onaylanan projelerin uygulanıp uygulanmadığının takibi ve denetimi il müdürlükleri tarafından yapılır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Büyük Ovalar ile Erozyona Duyarlı Alanların Belirlenmesi ve Korunması</p>

<p><strong>Büyük ovaların belirlenmesi </strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca, tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar; o ildeki Kurulun, birden fazla ili ilgilendiren ovalarda ise ilgili kurulların görüşü alınarak Cumhurbaşkanı Kararı ile büyük ova koruma alanı olarak belirlenir.</p>

<p>(2) Büyük ova koruma alanının belirlenmesinde, ovada bulunan tarım arazisinin alan büyüklüğünün yanı sıra tarımsal üretim potansiyeli, ülke ve bölge tarımındaki önemi ile erozyon, çoraklaşma, kirlenme ve amaç dışı kullanım gibi tehditlerin olumsuz etkileri nedeniyle arazi bozulma risklerinin yüksek olması hususları dikkate alınır.</p>

<p><strong>Büyük ovalarda tarımsal arazi kullanımı ve uygulamalar </strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Büyük ovalardaki koruma ve geliştirme amaçlı tarımsal altyapı projeleri ve tarımsal arazi kullanım planları, kurul veya kurulların görüşleri dikkate alınarak, Bakanlık veya valilikler tarafından öncelikle hazırlanır/hazırlattırılır. Bu ovalarda, ilgili bakanlıkların plan ve projeleri Bakanlığa bildirilir ve diğer ilgili projelerle bütünlüğü sağlanarak uygulanır.</p>

<p>(2) Büyük ova koruma alanı ilan edilen ve ova sınırları içinde kalan parsellerin, tapu kütüğü sayfalarının beyanlar hanesine büyük ova alanına girdiğine dair şerh konulması valilikler tarafından ilgili tapu müdürlüklerinden talep edilir.</p>

<p>(3) Büyük ova koruma alanında kalan yerlerde 4342 sayılı Kanun, 6831 sayılı Kanun, 3573 sayılı Kanun, 22/3/1971 tarihli ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu, 2873 sayılı Kanun ve diğer özel kanunların kapsamında olan yerler ilgili mevzuatınca değerlendirilir.</p>

<p>(4) Büyük ovaların korunması, geliştirilmesi ve çiftçilerin desteklenmesi için Bakanlık gerekli tedbirleri alabilir.</p>

<p><strong>Erozyona duyarlı alanların belirlenmesi ve korunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Doğal ve yapay olaylar sonucu toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulup bozulmadığının veya bozulma ihtimali olup olmadığının tespiti çalışmaları Bakanlık veya il müdürlükleri tarafından yapılır. Yapılan tespit çalışmalarının araziye uygunluğunun kontrolleri, ilgili il müdürlüklerince yapılır. Kontrol çalışmaları tamamlanan doğal ve yapay olaylar sonucu toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulduğu veya bozulma ihtimalinin bulunduğu belirlenen alanlar Bakanlığa gönderilir.</p>

<p>(2) Bakanlığa gönderilen alanlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek uygun bulunması halinde, Kanunun 15 inci maddesine göre Cumhurbaşkanı Kararı ile erozyona duyarlı alan olarak belirlenebilir.</p>

<p>(3) Havzanın tamamı göz önünde bulundurularak arazi bozulması ve toprak kayıplarını önleyici her türlü fiziki ve kültürel tedbirler alınır. Yürütülen tedbirlerle, hazırlanacak olan projelerin uyumunun sağlanması için, belirlenen alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarla planlama ve uygulama aşamalarında iş birliği yapılır. İlgili kurum veya kuruluşlar faaliyet alanları ile ilgili planlama ve projelerin teknik yönden uyumlu olmasını, ödenek ve zaman planlamasını ortaklaşa yapar veya yaptırırlar. Uygulamalar, Bakanlığın koordinasyonunda ilgili kurum veya kuruluşlar tarafından yapılır.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Arazi kullanım planlarına uyum</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Özel kanunlarla belirlenen veya belirlenecek alanlarda, ilgili kanun hükümleri saklı kalmak kaydı ile arazi kullanım plânlarında yer verilen kullanım şekilleri, ilgili kanunlar kapsamında sorumlu bakanlık veya kuruluşlar tarafından değerlendirilir.</p>

<p>(2) Tarım arazileri, Kanunda belirtilen istisnalar hariç olmak üzere, AKUP’ta belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz. İzinlendirmelerde AKUP ve plan hükümlerine uyulur.</p>

<p><strong>Yükümlülükler ve yaptırımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Arazi kullanım planlarına veya tarımsal amaçlı arazi kullanım plân ve projelerine uyulması zorunludur.</p>

<p>(2) Arazi kullanım planlarına aykırı kullanımlarda veya tarımsal amaçlı arazi kullanım plân veya projelere aykırı hareket edilmesi halinde Kanunun 20 nci maddesi uyarınca işlem yapılır.</p>

<p><strong>Tereddütlerin giderilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Bakanlık; bu Yönetmeliğin uygulanması ile ilgili tereddütleri gidermeye, uygulamayı düzenlemeye ve bu Yönetmeliğin uygulanmasını sağlamak üzere alt düzenleyici işlemler yapmaya yetkilidir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/04/20260404-1-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/arazi-kullanim-planlamasi-uygulama-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/resmi/tarim-ve-orman-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="21216"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli emanetten silah çalan katip hakkında istenen ceza belli oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/adli-emanetten-silah-calan-katip-hakkinda-istenen-ceza-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/adli-emanetten-silah-calan-katip-hakkinda-istenen-ceza-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Adalar Adliyesi’nde adli emanetten silah çaldığı iddia edilen zabıt katibi U. E.hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede, şüpheli U. E.’in 'zimmet' suçundan 6 yıl 3 aydan 21 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Olay, 10 Ekim 2025 tarihinde Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı’na ait Suç Eşyası ve Emanet Deposu’nda yapılan rutin denetimde ortaya çıktı. Denetimlerde depoda bulunan 12 adet silahın kayıp olduğu belirlendi. Bunun üzerine silahların İstanbul Bölge Polis Kriminal Laboratuvarı’nda incelemede olup olmadığı araştırıldı. Yapılan incelemelerde kayıp silahlardan 3’ünün yeniden incelemeye alındığı tespit edildi. Bu silahlardan ikisinin, 2 Ekim 2023 tarihinde Emanet İşlemleri Bürosu’nda görevli zabıt katibi U. E. üzerinden temin edildiği, bir diğerinin ise başka bir soruşturma kapsamında başka bir şüphelinin evinde ele geçirildiği öğrenildi.</p>

<p>Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, zabıt katibi U.E. görev yaptığı dönemde sorumluluğu altındaki silahları usulsüz şekilde emanet dışına çıkardığı iddiasıyla 26 Kasım’da gözaltına alındı, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.</p>

<p><strong>'İNTİHAR EDECEKTİM'</strong></p>

<p>Savcılık ifadesinde suçunu itiraf eden katip, "2023 yılında maddi olarak zor bir dönemden geçiyordum, eşimle sorunlarım vardı. Emanet memurluğundan iki kez silah aldım, bu silahları intihar etmek için kullanacaktım ama cesaret edemedim. Daha sonra bu silahları Kartal sahilinde yakalattım" dedi. Diğer kayıp silahlarla ilgisinin olmadığını ifade etti.</p>

<p>İddianamede, depo incelemelerinde şüphelinin bir silahı daha emanete aldığına ilişkin ıslak imzasının bulunduğu, bu durumla birlikte toplam silah sayısının 13’e çıktığı, ancak 10 silahın halen bulunamadığı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘6 YIL 3 AYDAN 21 YILA’ KADAR HAPİS TALEBİ</strong></p>

<p>İddianamede, şüpheli U.E.’in 'zimmet' suçundan 6 yıl 3 aydan 21 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/adli-emanetten-silah-calan-katip-hakkinda-istenen-ceza-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/adalet-adliye.jpg" type="image/jpeg" length="66433"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2023/7824 E., 2023/8434 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20237824-e-20238434-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20237824-e-20238434-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 05.10.2023 tarihli, 2023/7824 E. ve 2023/8434 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/7824 E., 2023/8434 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi</p>

<p><br />
... 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2021 tarihli ve 2021/507 değişik iş sayılı kararı ile; hükümlü hakkında, uyuşturucu madde ithal etme suçundan uyarlama yargılaması talebi üzerine verilen "karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin karara itirazın "reddine" kesin olarak karar verilmiştir.</p>

<p>Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.03.2023 tarihli ve 2022/10301 sayılı evrakı ile kanun yararına<br />
bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/32661 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. İSTEM</strong></p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/32661 sayılı kanun yararına bozma isteminin;</p>

<p>" Sanığın uyuşturucu ve uyarıcı madde ithal etme ve kaçakçılık suçundan dolayı İran Urumiye İlçe Yargısı İslam İnkilap Mahkemesi tarafından 25 yıl hapis ve 1.500.000.000 Riyal para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek kesinleşen ve infaz aşamasına geçilen cezasının infazının 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu uyarınca devralındığı somut olayda hükümlü müdafii tarafından yabancı mahkemede verilen mahkumiyet kararının Türk yargı sistemine uyarlanması talebi hakkında, ... 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2021 tarihli kararı ile mahkumiyetin esasına ilişkin talepler ile uyarlama talebi hakkında karar verme yetkisinin mahkumiyet hükmünü veren İran adli makamlarına ait olduğundan bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; anılan Kanun'un infazın devralınması başlıklı 26 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "İnfazın devrine ilişkin talep, Türk hukukuna göre uyarlama kararı verilmesi için ... ağır ceza mahkemesine gönderilir. Mahkemece on beş gün içinde, yabancı devlette verilen mahkûmiyet kararında sübutu kabul edilen fiile, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza tayin olunur. Bu suretle belirlenen ceza, yabancı mahkeme kararında tayin edilmiş ceza süresini geçemez. Uyarlama kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Ağır ceza mahkemesi koruma tedbirleri hakkında da karar vermeye yetkilidir." şeklindeki düzenleme uyarınca, mahkemesince hükümlü müdafii tarafından yapılan uyarlama talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."</p>

<p>Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>II. GEREKÇE</strong></p>

<p>A. Türk vatandaşı olan hükümlü ...'ın, uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme ve kaçakçılık suçundan İran Urumiye İlçe Yargısı İslam İnkilap Mahkemesinin 03.07.2019 tarihli ve 9809974421100320 sayılı kararıyla 25 yıl hapis ve 1.500.000.000 Riyal para cezasına mahkûm edildiği,</p>

<p>B. İran'da cezası infaz edilmekte olan hükümlünün talebi üzerine, Adalet Bakanlığınca, "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması" ve 6706 sayılı "Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu"nun (6706 sayılı Kanun) 30 ve 31 inci maddeleri gereğince uygulanacak müteakip işlemlere esas olmak üzere, aynı Kanun’un 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre bakiye hürriyeti bağlayıcı cezasının Türkiye'de infazına karar verildiği,</p>

<p>C. Hükümlü Türkiye'ye nakli gerçekleştikten sonra, hükümlü müdafiinin 04.11.2021 havale tarihli dilekçesiyle ... Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesinden, "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması"nın 57 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 6706 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi uyarınca uyarlama yargılaması yapılmasını talep ettiği, ... 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2021 tarihli ve 2021/624 değişik iş sayılı kararı ile, "6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunun 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası "Mahkûmiyetin esasına taalluk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir; verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir" hükmü de göz önünde bulundurularak anılan hüküm gereğince; hükmün esasına yapılacak itirazların İran adli makamları nezdinde yapılması gerektiği" gerekçesiyle uyarlama talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği,</p>

<p>D. Hükümlü müdafiinin karara itiraz etmesi üzerine, itirazı inceleyen mercii ... 37. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.11.2021 tarihli ve 2021/507 değişik iş sayılı kararı ile, "6706 sayılı Kanun'un 31/22 maddesinde hüküm devleti tarafından hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararının, herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmadan Türk kanunlarına göre infaz edileceği, aynı maddenin 3 üncü fıkrasında da mahkûmiyetin esasına ilişkin talepleri değerlendirme yetkisinin hüküm devletine ait olduğu öngörülmüş bulunmaktadır." şeklindeki gerekçeyle "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği,</p>

<p>Anlaşılmıştır.</p>

<p>E. 05.05.2016 tarihli ve 29703 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6706 sayılı Kanun ile cezaî konularda uluslarası adlî iş birliğinin usul ve esasları düzenlenmiştir. Uluslararası adlî iş birliği; cezaî konularda bir devletin adlî mercilerinin diğer bir devletin adlî mercileri adına yerine getirdiği işlemleri, ifade etmekte olup Kanun'da "adlî yardımlaşma", "iade", "soruşturma veya kovuşturmanın devri", "infazın devri" ve "hükümlü nakli" olmak üzere beş ayrı adlî iş birliği yöntemine yer verilmiştir.</p>

<p><br />
6706 sayılı Kanun'un beşinci bölümünde "İnfazın Devri" düzenlenmiş olup yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararlarının infazının devralınması, Kanun'un 26 ncı maddesindeki usûle göre yapılacaktır.</p>

<p>"Madde 26- (1) Yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararları aşağıdaki koşulların birlikte bulunması hâlinde Türkiye’de infaz edilebilir:</p>

<p>a) Hükümlünün Türkiye’de bulunması.</p>

<p>b) Mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması.</p>

<p>c) Mahkûmiyet kararına konu fiilin Türk hukukuna göre suç teşkil etmesi ve zamanaşımına uğramamış olması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ç) Hürriyeti bağlayıcı cezalar için, merkezî makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hürriyeti bağlayıcı cezasının bulunması.</p>

<p>d) Aynı suçtan dolayı Türkiye’de soruşturma veya kovuşturma yapılmamış olması.</p>

<p>(2) İnfazın devri talebinde bulunulması hâlinde, yabancı devlet makamlarından;</p>

<p>a) Mahkûmiyet kararının onaylı sureti,</p>

<p>b) Hükme esas alınan kanun maddelerinin metni,</p>

<p>c) İnfazı gereken bakiye cezayı gösteren belge,</p>

<p>ç) Talebin değerlendirilmesi için gerekli görülebilecek diğer bilgi ve belgeler,</p>

<p>d) Gerekli görüldüğü takdirde bu fıkrada belirtilen belgelerin tercümeleri,</p>

<p>talep edilir.</p>

<p>(3) Devir koşullarının bulunmadığının tespit edilmesi veya devrin Türkiye’nin millî güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde, devir talebi Merkezî Makam tarafından reddedilir.</p>

<p><br />
(4) İnfazın devrine ilişkin talep alınmadan önce mahkûmiyete konu suç, ceza miktarı ve şahsın kaçma şüphesi dikkate alınarak, yabancı devletin istemi ve Merkezî Makamın olumlu görüşü üzerine 14 üncü madde uyarınca koruma tedbirlerine karar verilebilir.</p>

<p>(5) İnfazın devrine ilişkin talep, Türk hukukuna göre uyarlama kararı verilmesi için ... ağır ceza mahkemesine gönderilir. Mahkemece on beş gün içinde, yabancı devlette verilen mahkûmiyet kararında sübutu kabul edilen fiile, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza tayin olunur. Bu suretle belirlenen ceza, yabancı mahkeme kararında tayin edilmiş ceza süresini geçemez. Uyarlama kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Ağır ceza mahkemesi koruma tedbirleri hakkında da karar vermeye yetkilidir.</p>

<p>(6) Uyarlama kararı, talep eden devlet makamlarına bildirilmek üzere Merkezî Makama gönderilir."</p>

<p>şeklindedir.</p>

<p>6706 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde ise "Türkiye'de İnfaz" düzenlenmiş olup madde şu şekildedir:</p>

<p>"(1) Yabancı devletin infazı devretmesi üzerine durum, uyarlama kararını veren mahkemeye bildirilir. Mahkeme infaza başlanılması için kararı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mahkeme ayrıca kararı Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirir.</p>

<p>(2) Ağır ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir.</p>

<p>(3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir, verilen kararlar ağır ceza mahkemesince yeniden uyarlanır.</p>

<p>(4) İnfaz sırasında, hükmün verildiği devlette veya Türkiye’de genel veya özel af kabul edilmesi ya da suç ve cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten bir sebebin ortaya çıkması hâlinde hükümlünün hukukî durumu, uyarlama kararını veren ağır ceza mahkemesince karara bağlanır."</p>

<p>6706 sayılı Kanun'un "Hükümlü Nakli" başlıklı altıncı bölümünde yer alan 30 uncu maddesi "Türkiye'ye Hükümlü Nakli" ne ilişkin düzenlemeleri içermektedir.</p>

<p><br />
"(1) Yabancı devlet mahkemeleri tarafından hakkında mahkûmiyet kararı verilen ve ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü, aşağıdaki koşulların birlikte bulunması hâlinde cezanın infazı amacıyla Türkiye’ye nakledilebilir:</p>

<p>a) Hükümlünün Türk vatandaşı olması veya Türkiye ile güçlü sosyal bağlarının bulunması</p>

<p>b) Hükümlünün veya kanunî temsilcisinin rıza göstermesi</p>

<p>c) Mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması</p>

<p>ç) Mahkûmiyet kararına konu fiilin Türk hukukuna göre suç teşkil etmesi</p>

<p>d) Merkezî makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça, talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hapis cezasının bulunması</p>

<p>(2) Hükümlü, kanunî temsilcisi veya yakını tarafından Türkiye’ye nakil talebinde bulunulması hâlinde, yabancı devlet makamlarından;</p>

<p>a) Mahkûmiyet kararının onaylı sureti,</p>

<p>b) Hükme esas alınan kanun maddelerinin metni,</p>

<p>c) Hükümlünün veya kanunî temsilcisinin nakle rıza gösterdiğine dair belge,</p>

<p>ç) İnfazı gereken cezayı gösteren belge,</p>

<p>d) Gerekli görüldüğü takdirde, hükümlünün sağlık durumunu gösteren tıbbî raporlar ile hastalığı varsa tedavisine ilişkin tavsiyeleri içeren belgeler,</p>

<p>e) Gerekli görüldüğü takdirde bu fıkrada belirtilen belgelerin tercümeleri,</p>

<p>talep edilir.</p>

<p>(3) Nakil koşullarının bulunmadığının, naklin, hükümlünün sosyal rehabilitasyonuna katkı sağlamayacağının, ceza adaletinin amaçlarına hizmet etmeyeceğinin veya Türkiye’nin millî güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde, nakil talebi Merkezî Makam tarafından reddedilebilir.</p>

<p>(4) Hükümlülerin nakline Adalet Bakanı karar verir."</p>

<p>6706 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde "Türkiye'de İnfaz" usûlüne yer verilmiştir. Buna göre;</p>

<p>"(1) Hükümlünün nakline karar verilmesi üzerine, ceza infaz kurumlarında kalacağı süre hükümlüye ve yabancı makamlara bildirilir. Yabancı devlet ile hükümlünün, nakli kabul etmesi üzerine, hükümlü Türkiye’ye getirilir. Hükümlü, nakil dosyası ile birlikte Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir. Cumhuriyet başsavcılığı, infazına başlanan karara ilişkin bilgileri Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirir.</p>

<p>(2) Hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir.</p>

<p>(3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir; verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir.</p>

<p>(4) İnfaz sırasında, hükmün verildiği devlette veya Türkiye’de genel veya özel af kabul edilmesi ya da suç veya cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten bir sebebin ortaya çıkması hâlinde hükümlünün hukukî durumu hakkında bulunduğu yer ağır ceza mahkemesince karar verilir."</p>

<p>Öte yandan, 03 Şubat 2010 tarihinde düzenlenen "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî İşbirliği Anlaşması" nın 51 inci ve devamı maddelerinde "Hükümlülerin Nakli" usulü yer almaktadır. Buna göre ;</p>

<p>"Madde 52</p>

<p>Diğer Âkit Taraf ülkesinde kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla hürriyeti bağlayıcı bir cezaya hükümlülüğüne karar verilen Âkit Taraflardan birisinin vatandaşı, Âkit Taraflardan birinin talebi ve diğer Âkit Tarafın kabulü üzerine ve işbu Anlaşmada öngörülen şartlar çerçevesinde cezasının yerine getirilmesi için vatandaşı bulunduğu Âkit Taraf ülkesine nakil edilecektir.</p>

<p><br />
Madde 53</p>

<p>52. maddede öngörülen prosedürün başlatılması amacıyla, hükümlü, hükümlü temsilcisi veya yakınları Âkit Taraflardan birinin yetkili makamlarına müracaat edebilirler. Hüküm Devletinin yetkili makamları, böyle bir müracaatta bulunabileceği konusunda hükümlüye bilgi vereceklerdir.</p>

<p>Madde 54</p>

<p>Hükümlünün nakli ancak, Hüküm Devletinde mahkûmiyetine neden olan fiil İnfaz Devletinin ceza mevzuatı açısından da bir suç teşkil etmesi halinde yapılacaktır.</p>

<p>Madde 55</p>

<p>1) Hükümlünün nakli ancak rızasıyla yapılabilecektir.</p>

<p>2) Hükümlü rızasını geçerli olarak beyan edecek durumda bulunmamakta ise, yasal temsilcisinin muvafakati alınacaktır.</p>

<p>3) Hüküm Devleti, bu maddenin 1. fıkrasında bahsedilen rızanın, herhangi bir zorlama olmaksızın özgürce ve sonuçları bilinerek verildiğinden emin olmalıdır.</p>

<p>4) İnfaz Devletinin, Hüküm Devleti tarafından bildirilen hükümlünün rızasını ve bu rızanın şartlarını, kendi konsolosluk görevlisi veya Hüküm Devleti ile anlaştığı diğer bir makam aracılığıyla öğrenme hakkı vardır.</p>

<p>Madde 56</p>

<p>1) İnfaz Devleti, hükümlünün naklini kabul edip etmediğini en kısa süre içerisinde Hüküm Devletine bildirecektir.</p>

<p>2) Hüküm Devleti, bu anlaşma gereğince, nakil istemiyle ilgili olarak İnfaz Devleti tarafından veya kendi tarafından yapılan girişimleri ve ayrıca konuyla ilgili her iki devlet tarafından alınan kararları yazılı olarak hükümlüye bildirecektir.</p>

<p>3) İnfaz Devleti, hükmün infazıyla ilgili aşağıdaki bilgileri Hüküm Devletine gönderecektir:</p>

<p>a) Hükümlü, İnfaz Devletinde mahkûmiyet süresini tamamlamadan firar ederse,</p>

<p>b) Hüküm Devleti, hükümlünün durumu hakkında özel bir rapor isterse.</p>

<p>Madde 57</p>

<p>1) Âkit Taraflar nakil üzerinde mutabık kaldıkları takdirde, İnfaz Devletinin yetkili makamları, nakle ilişkin kararda yeralan cezanın niteliği ve süresi ile bağlı olacaktır.</p>

<p>2) Cezanın niteliği veya süresi İnfaz Devletinin mevzuatı ile bağdaşmamakta veya bu Devletin mevzuatı gerektirmekte ise, İnfaz Devletinin yetkili makamı bu cezayı, aynı nitelikteki suçlar için kendi kanununda öngörülen cezaya dönüştürebilecektir. Bu ceza, mümkün olduğu ölçüde, niteliği itibariyle Hüküm Devleti kararında verilen cezaya uygun olacaktır. Dönüştürülen ceza, niteliği ve süresi yönünden Hüküm Devletinde verilen cezadan ağır olamayacağı gibi İnfaz Devleti kanununda aynı nitelikte bir suç için öngörülen azami miktarı da geçmeyecektir.</p>

<p>3) İnfaz Devletinin yetkili makamı, Hüküm Devletinde kabul edilen olayların sübutu ile bağlı kalacak ve hürriyeti bağlayıcı bir ceza yerine başka nitelikte bir ceza ikame edemeyecektir.</p>

<p>Madde 58</p>

<p>Âkit Taraflar nakil üzerinde mutabık kaldıkları takdirde, Âkit Tarafların yetkili makamları mümkün olan en kısa süre içinde hükümlünün naklinin yerini, tarihini ve şartlarını tespit edeceklerdir. Hükümlünün nakli Hüküm Devletinin ülkesinde gerçekleşecektir.</p>

<p>Madde 59</p>

<p>1) Şartla tahliye dahil cezanın infazı, İnfaz Devleti mevzuatına tabi olacaktır.</p>

<p>2) Genel af, Hüküm Devleti veya İnfaz Devleti mevzuatına göre uygulanacaktır.</p>

<p>3) Özel af, İnfaz Devletinin mevzuatına göre uygulanacaktır.</p>

<p><br />
4) İnfaz Devletine nakil olunan hükümlü hakkında ittihaz edilen mahkumiyet kararının yeniden tetkiki için yapılacak herhangi bir başvuruda yalnızca Hüküm Devleti mahkemesi karar verme yetkisine haiz olacaktır."</p>

<p>Tüm bu düzenlemeler çerçevesinde somut olay incelendiğinde;</p>

<p>Hükümlünün, İran'da işlediği "uyuşturucu öncül maddelerin kaçakçılığına katılım" suçundan dolayı İran Urumiye İlçe Yargısı İslam İnkilap Mahkemesi tarafından 25 yıl hapis ve 1.500.000.000 Riyal para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek kesinleşen cezasının infazına, tutuklanma tarihi olan 07.11.2018 tarihinde İran Devletinde başlandığı, Adalet Bakanlığınca, "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması" ve 6706 sayılı Kanun'un 30 ve 31 inci maddeleri gereğince uygulanacak müteakip işlemlere esas olmak üzere, aynı Kanun’un 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre bakiye hürriyeti bağlayıcı cezasının ülkemizde infazına karar verildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>İnfazın devri ile hükümlü nakli birbirinden farklı adlî iş birliği yöntemleri olup 6706 sayılı Kanun'un gerekçesinde belirtildiği üzere; "infazın devri"nin temelinde, devletlerin yabancı ülke mahkemelerinin kararlarına ulusal mahkemelerin kararları gibi değer tanımaları düşüncesi bulunmaktadır. Anılan Kanun'un, infazın devri koşullarının belirlendiği 26 ncı maddesinin ilk fıkrası uyarınca, bu adlî iş birliği yönteminin uygulanabilmesi için öncelikle hükümlünün Türkiye'de bulunması zorunludur. "Hükümlü nakli" ise; hükümlünün mahkûmiyet kararının verildiği ülkede infazına başlanılan hürriyeti bağlayıcı cezasının bakiye kısmının, diğer bir ülkede infazı için her iki devletin anlaşması ve hükümlünün rızası çerçevesinde talep edilen devletin ülkesine gönderilmesi sürecini ifade etmektedir. 6706 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde, Türkiye'ye yapılan hükümlü nakli işlemlerinin hangi şartlara ve usule göre yerine getirileceği belirlenmiştir.</p>

<p>Hükümlünün bakiye hürriyeti bağlayıcı cezasının infazı amacıyla Türkiye'ye nakil talebine istinaden, Adalet Bakanlığınca, 6706 sayılı Kanun'un "Türkiye'ye Hükümlü Nakli" başlıklı 30 uncu maddesi uygulanarak bakiye cezanın Türkiye'de infazına karar verilmiştir. Kanun yararına bozma talebinde bahsi geçen, anılan Kanun'un "İnfazın Devralınması" başlıklı 26 ncı maddesinde, infazın devralınması için aranan koşullardan biri "hükümlünün Türkiye'de bulunması" olup hükümlü talep tarihinde Türkiye'de bulunmadığından, somut olayda uygulanması kâbil olmayan 26 ncı madde tatbik edilmemiş ve hükümlü hakkında herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmamıştır.</p>

<p>Kanun yararına bozma istemine ilişkin olayda, hükümlünün talebi infazın devrine değil hükümlü nakline ilişkin olduğundan, uygulanacak kurallar da 6706 sayılı Kanun'un "hükmlü nakli"ne dair hükümleridir. 6706 sayılı Kanun'un "Türkiye'de İnfaz" başlıklı 31 inci maddesinin ikinci ve üçüncü bentlerinde "2) Hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir. 3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir; verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir." hükmü yer almaktadır.</p>

<p>Anılan Kanun'un 31 inci maddesinin gerekçesinde; "Maddeyle, Türkiye'ye nakline karar verilen hükümlünün cezasının infazına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasında, nakline karar verilen hükümlünün, ceza infaz kurumunda geçireceği sürenin kendisine ve yabancı devlete bildirilmesi zorunluluğu getirilmektedir. Uygulamada, yabancı devlet, hükümlünün ceza infaz kurumunda geçireceği süreyi yetersiz bulup, nakle muvafakat vermeyebilmektedir. Nakil işlemlerinin devam edebilmesi için, sözkonusu bildirimin yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bildirim yapıldıktan sonra, yabancı devletin nakli kabul etmesi üzerine, hükümlü Türkiye'ye getirilerek, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şekilde infaza devam edilmek üzere, nakil dosyası ile birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilecektir. Hükümlüyü teslim alan Cumhuriyet başsavcılığı, infazına başlanan karara ilişkin bilgileri Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve istatistik genel Müdürlüğüne bildirmek zorunda olup, bu düzenlemeyle nakli gerçekleşen hükümlüye ait kayıtların sağlıklı bir şekilde tutulması ve takibi amaçlanmaktadır. maddenin ikinci fıkrasında, hükümlü hakkında yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkumiyet kararının, herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmadan Türk kanunlarına göre infaz edileceği düzenlenmektedir. Düzenleme yapılırken, Hükümlülerin Nakline dair Sözleşmenin "İnfaz devamı" başlıklı 10 uncu maddesindeki ilkeler benimsenmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasıyla, mahkumiyetin esasına ilişkin talepleri değerlendirme yetkisinin, Hükümlülerin Nakline Dair Sözleşmeye uyumlu olarak , mahkumiyet kararını veren yabancı devlet mahkemesine aidiyeti benimsenmektedir. Bir başka deyişle, Türk mahkemelerinin mahkûmiyetin esasına ilişkin talepleri değerlendirme yetkisi bulunmamaktadır. Maddenin dördüncü fıkrasında, naklin gerçekleşmesinden sonra bakiye cezanın infazı sırasında, gerek yabancı devlette, gerekse Türkiye'de cezanın veya cezaya konu olan suçun genel af, özel af veya cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten nedenlerle değişmesi halinde hükümlünün bu durumdan istifade edip etmeyeceği hususunun bulunduğu yer ağır ceza mahkemesince karara bağlanacağı hüküm altına alınmaktadır." açıklamasına yer verilmiştir.</p>

<p>"Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî İşbirliği Anlaşması"nın 57inci maddesinin birinci fıkrasında, "Âkit Taraflar nakil üzerinde mutabık kaldıkları takdirde, İnfaz Devletinin yetkili makamları, nakle ilişkin kararda yer alan cezanın niteliği ve süresi ile</p>

<p>bağlı olacaktır." denilmekte, ikinci fıkrasında ise; "Cezanın niteliği veya süresi İnfaz Devletinin mevzuatı ile bağdaşmamakta veya bu Devletin mevzuatı gerektirmekte ise, İnfaz Devletinin yetkili makamı bu cezayı, aynı nitelikteki suçlar için kendi kanununda öngörülen cezaya dönüştürebilecektir. Bu ceza, mümkün olduğu ölçüde, niteliği itibariyle Hüküm Devleti kararında verilen cezaya uygun olacaktır. Dönüştürülen ceza, niteliği ve süresi yönünden Hüküm Devletinde verilen cezadan ağır olamayacağı gibi İnfaz Devleti kanununda aynı nitelikte bir suç için öngörülen azami miktarı da geçmeyecektir." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, ikinci fıkradaki düzenleme Hüküm Devleti kararında öngörülen cezanın İnfaz Devleti kanununda öngörülen cezaya dönüştürülmesine ilişkin bir zorunluluk içermemekte olup bu hususta İnfaz Devletinin iç mevzuatına atıf yapmaktadır. Talep ve nakil tarihlerinde yürürlükte bulunan 6706 sayılı Kanun'da, hükümlü nakline uyarlama kararı alınması gerektiğine dair bir hüküm mevcut değildir. Söz konusu Kanun'un 31 inci maddesinin gerekçesinde de; maddenin ikinci fıkrasında, hükümlü hakkında yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararının, herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmadan Türk kanunlarına göre infaz edileceği, bu düzenleme yapılırken, Hükümlülerin Nakline Dair Sözleşmenin "infazın devamı" başlıklı 10 uncu maddesindeki ilkelerin (yani Hüküm Devleti tarafından belirlenen şekilde hükmün niteliği ve süresi ile bağlı olma prensiplerinin) benimsendiği açıkça belirtilmiştir. Kaldı ki İran devleti de bu şartlarla hükümlünün Türkiye'ye nakline izin vermiştir.</p>

<p>Eklemek gerekir ki hükümlü nakli; yabancı devlet mahkemelerince haklarında mahkûmiyet kararı verilip kesinleşen hükümlülerin, hürriyeti bağlayıcı cezalarını kendi sosyal çevrelerinde çekmeleri suretiyle sosyal rehabilitasyonlarını sağlamak amacını taşımakta olup, hükmolunan cezaların hafifletilmesi amacına yönelik olarak kabul edilmiş bir müessese değildir.</p>

<p>Diğer taraftan, hükümlü müdafiinin yabancı devlet mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının "Türk yargı sistemine uyarlanması" talebi mahkûmiyetin esasına ilişkin olmayıp bu hususta Hüküm Devletinin bir karar verme yetkisi bulunmamaktadır.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle, her ne kadar, hükümlü müdafii tarafından yabancı mahkemece verilen mahkûmiyet kararının Türk yargı sistemine uyarlanması talebi hakkında, ... 36. Ağır Ceza Mahkemesince "Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî İşbirliği Anlaşması"nın 57 nci maddesinin ikinci fıkrasında İnfaz Devletinin iç mevzuatına atıf yapıldığı, 6706 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararının Türk kanunlarına göre infaz olunacağı, söz konusu Kanun'un hükümlü nakli işlemlerinde uyarlama yargılaması yapılmasına imkân vermediği gerekçesiyle "talebin reddine" karar</p>

<p>verilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün esasına yapılacak itirazların İran adli makamları nezdinde yapılması gerektiği" gerekçesiyle talep hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi yerinde değil ise de, ... 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2021 tarihli ve 2021/624 değişik iş sayılı "karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin kararına yönelik itirazın "reddine" dair verilen Merci kararı sonuç olarak, Kanun'a uygun olup kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>III. KARAR</strong></p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,</p>

<p>Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>05.10.2023 tarihinde karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20237824-e-20238434-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="31975"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="19121"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="53900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="57688"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="91697"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek gündeme ilişkin soruları yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/bsNmtSsrlGc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54425"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104</strong></p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen salıverilme istemi (tahliye talebi) kurumunu ele alıyoruz. Bu hükümler, tutuklama tedbirine karşı en önemli güvencelerden birini oluşturarak, şüpheli veya sanığın bireysel başvuru hakkını ve mahkeme tarafından tutukluluğun denetlenmesini güvence altına alır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</strong></p>

<p>Salıverilme istemi nedir ve hangi aşamalarda talep edilebilir?<br />
CMK m.104 ve 105 neyi düzenler?<br />
Tutukluluk hangi makamlarca denetlenir?<br />
Sulh Ceza Hâkimi, mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu süreçte nasıl görev yapar?<br />
Salıverilme istemine ilişkin usul nasıldır ve karar süreleri nelerdir?<br />
Terör veya örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda süre farkı neden vardır?<br />
Tahliye taleplerine itiraz nasıl yapılır?</p>

<p>Bu video, özgürlük hakkının korunması, tutuklama tedbirinin denetimi, itiraz yolları ve adil yargılanma hakkı konularında temel hukuki bilgiler sunmaktadır.<br />
Ayrıca, CMK 104 ve 105 hükümlerinin, bireyin özgürlüğünü koruyan hızlı, denetlenebilir ve hukuka uygun bir sistem oluşturduğunu detaylarıyla açıklamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HyLPmzX8YUg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="49785"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirilmesi Hakkı | CMK 107 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107. maddesi, yani tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi konusunu ele alıyoruz.</p>

<p>Tutuklama kararı verildiğinde yakınlara bilgi verilmesi nasıl olur, kim bilgilendirilir, yabancı uyruklular için süreç nasıl işler? Tüm detayları bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 107 nedir?</p>

<p>Tutuklama kararı alındığında kim bilgilendirilir?</p>

<p>Tutuklu kişi ailesine haber verebilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yabancı uyruklu tutuklular için konsolosluk bildirimi nasıl yapılır?</p>

<p>Bu düzenlemenin amacı ve insan haklarıyla bağlantısı nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem de aile bağlarının korunmasını güvence altına alır. Ayrıca yabancı uyruklu tutukluların konsolosluk korumasına erişimini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OtFl4vYXEXo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="42910"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta İncelenme Süresi, Ne Kadar Süreler İle Değerlendirme Yapılır | CMK108 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi, yani tutukluluk süresinin sınırları konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararı ne kadar süreyle uygulanabilir, hangi hâllerde uzatılabilir, çocuklar ve ağır suçlar açısından durum nasıldır? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 102 nedir?</p>

<p>Tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Hangi suçlarda tutukluluk uzatılabilir?<br />
Katalog suçlar ve terör suçlarında tutukluluk süresi neden uzundur?<br />
18 yaşından küçükler için tutuklama süresi nasıl uygulanır?<br />
Uzatma kararlarında hangi gerekçeler aranır?<br />
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları bu konuda ne diyor?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve masumiyet karinesinin gereği olarak keyfî tutuklulukların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca, katalog suçlar ve terörle mücadele kapsamındaki suçlarda öngörülen uzun tutukluluk sürelerinin, uygulamada ne gibi sorunlara yol açtığı ve AİHM’in bu konuda Türkiye’ye yönelik kararlarında neleri eleştirdiği de detaylı biçimde açıklanmıştır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/3UIwS8bH73w/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="63426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savcının Tutuklama Kararının Geri Alınmasını İstemesi, CMK Madde 103]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesi, yani Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin yetkileri konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararının kaldırılması nasıl olur, savcı hangi durumlarda şüpheliyi serbest bırakabilir, hâkim ve savcı yetkileri arasındaki fark nedir? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p><strong>CMK 103 nedir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet savcısının serbest bırakma yetkisi hangi durumlarda uygulanır?<br />
Tutuklama kararının kaldırılmasını kim talep edebilir?<br />
Adli kontrol tedbiri nedir ve ne zaman uygulanır?<br />
Savcının serbest bırakma yetkisi hangi aşamada geçerlidir?<br />
Anayasa’nın 19. maddesi bu konuda neyi güvence altına alır?<br />
AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) özgürlük ve güvenlik hakkı ile bu düzenleme arasındaki ilişki nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve tutuklamanın sürekli gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki anayasal ilkenin somut bir yansımasıdır.</p>

<p>Cumhuriyet savcısına tanınan bu yetki, tutukluluğun istisnaî olma niteliğini güçlendirir, keyfî özgürlük kısıtlamalarının önüne geçer ve özgürlük lehine yargısal denetimin etkinleşmesini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/I-GtWxno8mo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="61362"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutukluluk Süreleri Nelerdir Ve Hangi Suçlarda Hangi Süreyle Uygulanır? CMK 102]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutukluluk-sureleri-nelerdir-ve-hangi-suclarda-hangi-sureyle-uygulanir-cmk-102</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutukluluk-sureleri-nelerdir-ve-hangi-suclarda-hangi-sureyle-uygulanir-cmk-102" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi çerçevesinde tutukluluk sürelerini tüm ayrıntılarıyla ele alıyoruz. Tutuklamanın ne anlama geldiğini, hangi şartlarda uygulanabileceğini, azami süre sınırlarını, katalog suçlarda öngörülen istisnaları ve çocuklar için getirilen özel hükümleri açıklıyoruz. Ayrıca, AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin uzun tutukluluk konusundaki ihlal kararlarını da değerlendiriyoruz.</p>

<p>⚖️ Videoda Yanıt Bulacağınız Sorular</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklama nedir, hangi koşullarda uygulanır?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlarda tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Ağır ceza kapsamındaki suçlarda azami tutukluluk süresi nedir?<br />
Katalog suçlarda neden 5 yıla kadar tutuklama öngörülmektedir?<br />
Terör suçlarında ve toplu suçlarda süreler nasıl belirlenir?<br />
Çocuklar için özel tutukluluk süreleri nasıl hesaplanır?<br />
Tutukluluk uzatma kararları hangi gerekçelerle verilebilir?</p>

<p>AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda tespit ettiği hak ihlalleri nelerdir?</p>

<p>📖 Öne Çıkan Başlıklar</p>

<p>Masumiyet karinesi ve hukuk devleti ilkesi<br />
CMK 102 kapsamında azami süreler<br />
Ağır ceza ve katalog suçlarda farklı uygulamalar<br />
Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda tutuklama<br />
Çocuklara özgü düzenlemeler (15 yaş altı – 18 yaş altı)<br />
Adli kontrol ve alternatif tedbirler<br />
Somut gerekçe şartı ve uzatma kararlarının sınırları<br />
AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutukluluk-sureleri-nelerdir-ve-hangi-suclarda-hangi-sureyle-uygulanir-cmk-102</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 22:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/K4ofKL-dTLQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="41736"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="61720"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="58580"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="96890"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="87824"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="79745"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="18702"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="70501"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="47269"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="58565"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="43363"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
