<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 22 Sep 2026 22:35:55 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İLLEGAL TEKELLEŞMENİN GÖLGESİNDEKİ AVUKATLIK MESLEĞİ: Sigorta Tazminatı Vurgunundan Mesleki Arınmaya]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/illegal-tekellesmenin-golgesindeki-avukatlik-meslegi-sigorta-tazminati-vurgunundan-mesleki-arinmaya</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/illegal-tekellesmenin-golgesindeki-avukatlik-meslegi-sigorta-tazminati-vurgunundan-mesleki-arinmaya" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu çalışmanın amacı; sigorta tazminatlarında yaşanan büyük yolsuzluğun mali, toplumsal, hukuki ve mesleki bilançosunu çıkarmak; adli soruşturmaları bir dönüm noktası kabul ederek bu süreçte zedelenen adalet duygusunu ve mesleğin itibarını yeniden tesis etmektir. Çalışma, bu doğrultuda Baro Başkanlık...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu çalışmanın amacı; sigorta tazminatlarında yaşanan büyük yolsuzluğun mali, toplumsal, hukuki ve mesleki bilançosunu çıkarmak; adli soruşturmaları bir dönüm noktası kabul ederek bu süreçte zedelenen adalet duygusunu ve mesleğin itibarını yeniden tesis etmektir. Çalışma, bu doğrultuda Baro Başkanlıklarına, meslek ilke ve ahlakına aykırı unsurları tasfiye ederek acil bir arınma sürecine gitmeleri yönünde çağrıda bulunmayı hedeflemektedir.</p>

<p><strong>1. Sigorta Tazminat Davalarının İllegal Yapılar Tarafından 3-5 Avukatlık Ofisine Yönlendirilmesi</strong></p>

<p>21.09.2026 tarihinde tam 253 bin trafik kazası mağdurunun vekaletnamesini alarak 15,6 milyar TL haksız kazanç elde ettiği belirlenen şebekeye yönelik operasyonda, 825 şüpheli hakkında yasal işlem başlatıldı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; İstanbul, Ankara, Sakarya ve Gaziantep illerinde bulunan 6 avukatlık ofisi ile 20 şirkete eş zamanlı operasyonlar düzenlendi.</p>

<p>Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve SEDDK’nin derinlemesine yaptığı finansal analizler, şebekenin ağını gözler önüne serdi. Suç örgütleri trafik kazası mağdurlarına ait epikriz raporları, kimlik ve iletişim bilgileri gibi kişisel verileri hastane otomasyon sistemleri, kolluk tutanakları ve sigorta bilgi ağları üzerinden rıza dışı ve sistematik biçimde elde etmiştir. Elde edilen bu hassas veriler, sahada organize biçimde konumlanmış aracı takipçiler ve paravan hasar danışmanlık şirketleri eliyle önceden belirlenmiş hukuk bürolarına servis edilmiştir. Vatandaşların kaza sonrası içinde bulundukları travmatik durum ve çaresizlik istismar edilerek, yaklaşık 253 bin kazazede adına sistematik biçimde vekaletnameler düzenlettirilmiştir. Mağdurların iradelerinin yasadışı veri ağı ve aracı şirketlerin yönlendirmesiyle fesada uğratılması neticesinde elde edilen bu vekâletnameler, 3-5 avukatlık ofisine yönlendirilmiştir. Bu suretle, toplam 15,6 milyar Türk lirası söz konusu organize yapının kontrolüne geçmiştir. Kurulan bu hukuk dışı sistem aracılığıyla sigorta şirketlerinden tahsil edilen milyarlarca liralık tazminat bedelleri, asıl hak sahibi olan mağdurlara eksiksiz ve süresinde aktarılmak yerine, tahsilatların büyük bir kısmı komisyon, masraf veya gayri resmi pay adı altında paravan şirket hesaplarına ve işbirliği yapan kişilere transfer edilmiş, yahut uzun sürelerle şüphelilerin uhdesinde tutularak haksız menfaat sağlanmıştır.</p>

<p><strong>2. Tekelleşme Kıskacındaki Avukatlık Mesleği ve Fırsat Eşitsizliği</strong></p>

<p>Sigorta tazminatı tahsilat süreçlerinde bazı avukatlar illegal yapılarla işbirliği yapmamış olsaydı, bugün 253 bin mağdurun kişisel verileri çalınmayacak ve 15,6 milyar liralık devasa bir vurgunun önüne geçilecekti. Böylece milyarlarca liralık tazminat bedelleri, asıl hak sahiplerine eksiksiz ve zamanında ulaşabilecekti. Üstelik bu durum, tüm avukatlar için de son derece olumlu sonuçlar doğuracaktı. Üstelik bu durum, tüm hukuk camiası için de son derece olumlu sonuçlar doğuracaktı. Yüz binlerce sigorta tazminat davası yalnızca 3-5 avukatın elinde toplanmayacak; rasyonel ve adil bir şekilde dağılarak Türkiye’nin 81 ilindeki tüm avukatların sürece aktif katılımı sağlanacaktı. Vekalet ilişkileri şeffaflaşırken sektördeki haksız tekelleşme de tamamen kırılacaktı.</p>

<p>Örneğin; Yozgat’ta meydana gelen bir kaza sonucunda zarar gören bir vatandaşımız bu şebekenin kıskacına düşmeyecek, hakkını kendi tanıdığı, güvendiği yerel bir avukat aracılığıyla güvenle takip edebilecekti.</p>

<p>Bu istismar düzeni, yalnızca mağdur vatandaşları doğrudan maddi yıkıma sürüklemekle kalmamış; aynı zamanda yargının kurucu unsuru olan savunma makamının kamusal itibarını derinden yaralamış ve ülke çapında meslek etik kurallarına riayet ederek onuruyla çalışan, illegal yöntemlere başvurmayan binlerce avukatın bu büyük pastadan mahrum bırakarak binlerce avukat aleyhine bir haksız rekabet ortamı doğurmuştur.</p>

<p>Avukatların hasar danışmanlık şirketi kisvesi altında faaliyet gösteren aracı organizasyonlarla organik ve sistematik bir menfaat bağı kurarak vekalet temin etmesi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 48. maddesinin ağır ihlalidir. Söz konusu hüküm, çıkar karşılığı iş getirmeyi ve aracı kullanmayı doğrudan hapis cezası gerektiren bir suç olarak düzenlemiştir. Bu norm, avukatın iş sahibi karşısındaki bağımsızlığını teminat altına alırken, aynı zamanda haksız rekabeti bertaraf etmeyi hedefler.</p>

<p>Sigorta tazminatı tahsil süreçlerinde, hukukun hamisi olması gereken bazı avukatların illegal yapılarla işbirliğine gitmesi, hak sahiplerinin adalete erişimini engellerken toplumsal adalet duygusunu da derinden yaralamıştır. Az sayıda avukatın karıştığı bu illegal ortaklıklar, binlerce onurlu avukatın ve baroların kurumsal imajına da gölge düşürmüştür. Oysa adaletin tecelli etmesi, ancak yargı fonksiyonunun üç sacayağından (iddia, savunma, hüküm) biri olan savunma makamının bağımsızlığı ve etkinliği ile mümkündür. Avukat, aldığı vekaletle bireyin sesini hukukun diliyle yargı mercii önünde yükseltir. Vekalet yetkisi, avukata sadece müvekkilini temsil etme gücü vermez, aynı zamanda yargılamanın keyfileşmesini önleyen kamusal bir denetim yetkisi de yükler. Nasıl devlet ve toplumsal düzen (mülk) adaletsiz yaşayamazsa; adalet de kurumsal ve bağımsız bir savunma olmadan tecelli edemez. Bu dinamik sürecin maddi karşılığı olan vekalet ücretlerinin hakkaniyete aykırı biçimde, eşit ve adil paylaştırılmaması; savunmanın bağımsızlığını zedelediği gibi anayasal bir güvence olan savunma hakkına da zarar vermiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>3. Baro Başkanlıklarına Çağrı: "Çürük Elmaları Ayıklama Zamanı" </strong></p>

<p>İllegal yapılar ve onlarla işbirliği yapan avukatlara yönelik başlatılan geniş kapsamlı soruşturmalar fırsat bilinerek, aynı veya benzer olayların yaşanmaması için barolar olarak gerekli tedbirler alınmalı ve disiplin işlemler başlatılarak çürük elmalar ayıklanmalıdır. Zira aracı şebekelerle hareket ederek müvekkillerinin haklarını ihlal eden avukatlar hakkında uygulanan işten çıkarma ve mesleki faaliyetten yasaklama tedbirleri, kamu hizmetinin ve meslek onurunun mutlak bir savunması niteliğindedir.</p>

<p>Ayrıca benzer veri sızıntılarının ve illegal yönlendirme (aracı/takipçi) faaliyetlerinin bütünüyle engellenmesi adına, barolar bünyesinde teknolojik ve hukuki denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesi elzemdir. Mesleki tekelin kırılması ve hak kayıplarının önlenmesi, kurumsal denetim altyapısının güçlendirilmesine bağlıdır.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" rel="nofollow" title="Rauf Karasu"><img alt="Rauf Karasu" height="480" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" width="861" /></a></p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf Karasu</strong></p>

<p><strong>Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/illegal-tekellesmenin-golgesindeki-avukatlik-meslegi-sigorta-tazminati-vurgunundan-mesleki-arinmaya</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 19:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/baro/avukdajasd1.jpg" type="image/jpeg" length="76703"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukata adliye otoparkında “gasp”]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukata-adliye-otoparkinda-gasp</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukata-adliye-otoparkinda-gasp" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adliye otoparkında gasp edilen ve neye uğradığını anlamayan Avukat Alparslan Kaya, hemen adliye içerisinde bulunan müvekkili Afşin O.’yu arayarak paranın çalındığını söyledi. Daha sonra Kaya, savcılığa giderek şikâyetçi oldu. Şikâyet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında yapılan incelemede, parayı zorla alarak kaçan Özlem K’nın, ödemeyi yapan borçlu İsmail Engin K’nın eşi olduğu anlaşıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir müvekkilinin alacağını tahsil etmek amacıyla Denizli Adliyesi’ne giden Avukat Alparslan Kaya, 1 milyon 250 bin lira parayı borçlunun arkadaşından teslim aldıktan sonra Özlem K. ile beraberindeki Osman A. tarafından adliye otoparkında güpegündüz gasp edildi. Neye uğradığını anlamayan avukatın şikâyeti üzerine yürütülen soruşturmada, parayı gasp eden kişinin ödemeyi yapan borçlu İsmail Engin K.’nın eşi olduğu anlaşıldı. İfadesinde eşinin dolandırıldığını sandığı için avukatın elinden parayı aldığını söyleyen Özlem K. İle arkadaşı Osman A. tutuklandı. Soruşturma sonunda avukattan zorla parayı alan iki şüpheli hakkında yağma suçundan dava açıldı. Alacaklı tarafından daha önce dolandırıldıklarını iddia eden Özlem K. ilk celsede tahliye edilirken, avukatların adliye sınırları içerisinde dahi saldırıya uğraması tepki çekti. T24’e konuşan Avukat Kaya, “Başıma çok daha ağır bir şey gelebilirdi. Canımdan olabilirdim. Bizim güvenliğimiz nasıl sağlanacak?” dedi.</p>

<p><strong>Parayı alıp kaçtılar</strong></p>

<p>Dosyaya göre dava konusu olay Mart 2026’da yaşandı. Bir müvekkilinin hukuki alacağına ilişkin uyuşmazlığın çözümü için Denizli Adliyesi’ne giden Avukat Alparslan Kaya, borçlu İsmail Engin K. ile yapılan feragat sözleşmesinin imzalanmasının ardından, anlaşma miktarı olan 1 milyon 250 bin lira parayı borçlunun arkadaşı Cüneyt Ü’den adliye otoparkı içerisinde teslim aldı. Parayı alarak kendi aracına doğru ilerlediği sırada arkasından seslenen Özlem K. isimli kadın aniden yanına yaklaşarak Avukat Kaya’nın elindeki para dolu torbayı almaya çalıştı. İkili arasında para dolu torba için mücadele yaşanırken yanlarına bir araba ile gelen Özlem K.’nın arkadaşı Osman A. da arbedeye dahil oldu. Bu esnada Avukat Kaya yere düşünce Özlem K. torbayı aldı. İkili daha sonra arabaya binerek uzaklaştı.</p>

<p><strong>Borçlunun eşi çıktı</strong></p>

<p>Güpegündüz adliye otoparkında gasp edilen ve neye uğradığını anlamayan Avukat Kaya, hemen adliye içerisinde bulunan müvekkili Afşin O.’yu arayarak paranın çalındığını söyledi. Daha sonra Kaya, savcılığa giderek şikâyetçi oldu. Şikâyet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında yapılan incelemede, parayı zorla alarak kaçan Özlem K’nın, ödemeyi yapan borçlu İsmail Engin K’nın eşi olduğu anlaşıldı. Olayın ardından çift karakola gelerek teslim oldu. Daha sonra da Özlem K’ya yardım ettiği belirlenen Osman A. ile borçlu İsmail Engin K. adına avukata parayı teslim eden Cüneyt Ü. de karakola geldi.</p>

<p><strong>Dolandırıldıklarını iddia etti</strong></p>

<p>Burada ifade veren Özlem K, eşi İsmail Engin K’nin çek aldığı bazı firmaların konkordato ilan etmeleri nedeniyle çeklerin karşılıksız hale geldiğini, bu nedenle sıkıntıya düşerek ödemelerini yapamadıklarını ve iflasa sürüklendiklerini, eşinin borç batağından kurtulmak için uğraşırken tanıştığı Afşin O’nun ise kendilerini dolandırdığını öne sürdü. Afşin O’nun, eşinden aldığı çekleri icraya koyduğunu, daha sonra eşi ile dosyayı çekmesi için 1 milyon 250 bin lira karşılığında anlaştığını kaydeden Özlem K., eşinin bu parayı borç aldığı arkadaşı Cüneyt Ü. ile birlikte dosyadan feragat işlemlerini yapmak üzere adliyeye gittiğini kaydetti.</p>

<p><strong>“Muvafakatname imzalanmadan parayı vermeyeceğim”</strong></p>

<p>Özlem K, kendisinin de eşinin peşinden arkadaşı Osman A. ile adliyeye geçtiğini, otoparkta Cüneyt Ü’nün feragat işlemleri yapılmadan Avukat Kaya’ya ödemeyi yaptığını sandığını belirterek, şunları anlattı: “Cüneyt Abi’ye muvafakatname imzalanmadan parayı neden teslim ettin. Bu adam bizi dolandırırsa senin yüzüne nasıl bakarız. Kocamı bu işten nasıl kurtarırız. Ben çocuktan (Avukat Alpaslan Kaya’dan) parayı alayım. Muvafakatname imzalanınca veririz’ diyerek elinde torba ile yürüyen şahsın yanına gittim. Paramızı ver anlaşmamız bu şekilde değildi, önce muvafakatname imzalanacaktı’ dedim. Şahıs torbayı vermemek için direndi. Bu sırada ‘Osman bana yardım edin paramızı alacaklar. Muvafakatname imzalanmadan parayı vermeyeceğim’ diye bağırdım, Osman geldi. Cüneyt ve Osman ne olduğunu anlayamadan ben parayı elinden alarak arabaya bindim ve eve gittik. Daha sonra eşim aradı, yanında polis olduğunu, benim de yanlarına gitmem gerektiğini söyledi. Ben de olayı anlatmak ve haksızlığa uğradığımızı dile getirmek için yanlarına gittim. Olayları tüm samimiyetimle anlattım”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Böyle bir şey yapacağını bilmiyordum”</strong></p>

<p>Olay sırasında Özlem K’yı adliye otoparkından alarak uzaklaştıran Osman A. ise ifadesinde, “Kendisinin İsmail Engin ve Özlem K’nin ricası üzerine adliyeye gittiğini, sadece araba içerisinde Özlem K’nın gelmesini beklediğini, böyle bir şey yapacağından haberinin olmadığını, Özlem ve Alparslan Kaya arasındaki hengameyi gördüğünü, bu sırada Özlem’in bir fırsat bularak torbayı aldığını ve eve gidelim elim ayağım titriyor demesi üzerine eve gittiklerini, akşam saatlerinde polisin araması üzerine emniyete geldiğini” söyledi. Her iki isim de beyanlarının ardından tutuklandı. Osman A. soruşturma aşamasında tahliye edilirken, savcılık Temmuz ayında şüpheliler hakkında “birden fazla kişiyle yağma” suçundan iddianame düzenledi. İddianamede parayı teslim ederek zararı giderdikleri belirtilen şüpheliler için ceza indirimi de talep etti. Geçen Ağustos ayında Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk celsesinde Özlem K. tahliye edildi.</p>

<p><strong>“Otoparkta kamera dahi yokmuş”</strong></p>

<p>Öte yandan soruşturma aşamasında Avukat Kaya’nın gasp edildiği adliye otoparkında kamera dahi olmadığı anlaşıldı. Olaya ilişkin görüntüler otoparkı gören bir spor salonuna ait kameralardan elde edilirken, avukatların adliye sınırları içerisinde dahi güvende olmaması da tepki çekti. T24’e konuşan Avukat Kaya, “Adliyede olduğum içim etrafımda polis olur diye düşündüm ama kimse yoktu. Hatta otoparkta kamera dahi yokmuş. Başıma çok daha ağır bir şey gelebilirdi. Canımdan olabilirdim. Son dönemde avukatlar neredeyse her gün farklı sebeplerle saldırıya uğruyor. Bizim güvenliğimiz nasıl sağlanacak?” diye sordu.</p>

<p><span style="color:#999999">Haber: Asuman Aranca / T24</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukata-adliye-otoparkinda-gasp</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 18:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/adsiz-201.jpg" type="image/jpeg" length="86339"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnfaz ve nafaka düzenlemesi geliyor!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/infaz-ve-nafaka-duzenlemesi-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/infaz-ve-nafaka-duzenlemesi-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti infaz düzenlemesi için etki analizlerini mercek altına alacak. Ardından da düzenleme, yılbaşından sonra Meclis'e sunulacak. Nafaka düzenlemesi için de akademisyen ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınacak. Meclis'in gündeminde başka neler olacak?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meclis'in yeni yasama döneminde gündemi yoğun olacak. Ekim ayında infaz düzenlemesine ilişkin Adalet Komisyonu üyeleriyle bir toplantı yapılması bekleniyor. Düzenlemeye dair hazırlanacak etki analizleri toplantıda ele alınacak.</p>

<p>AK Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre; analizlerde 11. Yargı Paketinde yer alan düzenlemeden kaç kişinin yararlandığına yer verilecek. İyi hale gelmiş ve bir daha suç işlemeyeceğine kanaat getirilmiş mahkumların kaç kişi olduğuna bakılacak.</p>

<p><strong>YILBAŞINDAN SONRA SUNULMASI BEKLENİYOR</strong></p>

<p>HaberTürk'ten Buse Gençtürk'ün haberine göre; yapılacak çalışmalardan sonra düzenlemenin, Meclis'e yeni yılla birlikte sunulması bekleniyor. İnfaz düzenlemesiyle koşullu salıverme şartları güçlendirilecek.</p>

<p><strong>“KOVİD BENZERİ BİR DÜZENLEME OLACAK”</strong></p>

<p>AK Parti kaynakları, "Kovid benzeri bir düzenleme olacak. Af niteliği taşımayacak" ifadelerini kullandı. Oranların sadeleştirilmesi gerektiğini belirten kaynaklar, "İstisnai suç tipleri hariç 1/2 oranı dememiz lazım" dedi.</p>

<p><strong>13. YARGI PAKETİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekim ayının ortasında 25-30 maddeden oluşacak paketin Meclis'e sunulması bekleniyor. Pakette yer alacak nafaka düzenlemesi için çalışmalar sürüyor. Düzenlemeye dair akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarından görüş alınacak.</p>

<p><strong>SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ</strong></p>

<p>13. Yargı Paketinden ayrı bir paket olarak Meclis'e sunulması öngörülüyor. Kimlik doğrulaması ile sosyal medya platformlarına girilmesine yönelik düzenleme yapılacak. Düzenlemeyle platformlara e-Devlet üzerinden giriş yapılması gündemde.</p>

<p><strong>YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI</strong></p>

<p>Siyasetin gündem başlıklarından olan yeni anayasa için çalışmalar da sürüyor. Ekim ayında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunum yapması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/infaz-ve-nafaka-duzenlemesi-geliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/meclis-jnjn7.jpg" type="image/jpeg" length="97211"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi Tanıtıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi-tanitildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi-tanitildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) ile Türkiye Barolar Birliği (TBB) iş birliğinde hazırlanan “Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi”, Kişisel Verileri Koruma Kurumu Konferans Salonu’nda düzenlenen programla tanıtıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Programın açış konuşmaları Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. R. Erinç Sağkan tarafından yapıldı.</p>

<p>Programa TBB Başkanı Sağkan’ın yanı sıra TBB Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ali Bayram ile TBB Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Komisyonu üyeleri de katıldı.</p>

<p>Rehberin amaç ve kapsamı ile avukatlık mesleği bakımından sunduğu iyi uygulamaların ve mesleki uygulamalara sağlayacağı katkıların ele alındığı programda, avukatların mesleki faaliyetleri sırasında kişisel verilerin korunmasına ilişkin karşılaştıkları sorunlar da değerlendirildi.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi"><strong>&gt;&gt; Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi için <span style="color:#2980b9">TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p><strong>BİLİR, KURUM İLE TBB ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİNE DEĞİNDİ</strong></p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, açış konuşmasında kişisel verilerin korunmasına ilişkin çalışmalar ile avukatlık mesleği bakımından ortaya çıkan uygulamalara değindi.</p>

<p>Kurumun avukatlık mesleğine ilişkin kararlarına yönelik değerlendirmelerde bulunan Bilir, kişisel verilerin korunması alanında yürütülen çalışmalar ve rehberin hazırlanmasına uzanan süreç hakkında katılımcılara bilgi verdi.</p>

<p><strong>SAĞKAN: “ İKİ HAK ARASINDAKİ İLİŞKİ GERİLİM OLARAK DEĞİL, DENGE OLARAK ELE ALINMALIDIR”</strong></p>

<p>TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, konuşmasının başında Türkiye’de ve dünyada kişisel verilerin korunması alanındaki gelişmeleri önemsediklerini belirterek, bu kapsamda TBB bünyesinde Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Komisyonunun oluşturulduğunu anlattı.</p>

<p>Sağkan, Kişisel Verileri Koruma Kurumu ile yapılan görüşmeler sonucunda 14 Aralık 2022 tarihinde iş birliği protokolü imzalandığını, ardından iki kurumun birlikte çalışma pratiklerini geliştirmek amacıyla bir koordinasyon kurulu oluşturulduğunu hatırlattı. Sağkan, 26 Eylül 2023 tarihinde TBB çatısı altında düzenlenen etkinliğin ardından bugün tanıtımı yapılan rehbere ilişkin çalışmaların sürdürüldüğünü ve rehberin kamuoyuyla paylaşılma aşamasına geldiğini ifade etti.</p>

<p>2023 yılındaki etkinliğin açış konuşmasında da aynı konuya dikkat çektiğini hatırlatan Sağkan şöyle konuştu:</p>

<p>“Türkiye’de kişisel veriler ile savunma hakkı arasında tercihte bulunmanızı gerektiren bir gerilim varmış gibi görünüyor. Oysa ki bu iki hak arasındaki ilişki kanımca gerilim olarak değil, denge olarak ifade edilmelidir.”</p>

<p>Hukuk düzeninde hak ve özgürlüklerin somut olaylarda zaman zaman birbiriyle çatışabileceğini söyleyen Sağkan, bu gibi durumlarda bir hakkın diğerine tercih edilmesinin yanlış olacağını belirtti. Sağkan, yapılacak dengelemede demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkelerinin yol gösterici olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumunun hukuk düzenindeki işlevlerinden birinin de bu dengenin sağlanması olduğunu ifade eden Sağkan, Kurulun avukatlık mesleğine ilişkin ve savunma hakkını esas alan kararlarını memnuniyetle karşıladıklarını kaydetti.</p>

<p><strong>AVUKATLIK MESLEĞİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI</strong></p>

<p>Avukatlık mesleğinin kişisel verilerle son derece yakın ilişkili olduğuna dikkat çeken Sağkan, avukatların hukuki temsil ilişkisi kapsamında müvekkillerinin ve üçüncü kişilerin kişisel verileriyle çalıştıklarını; temsil ilişkisi ve savunma hakkının doğası gereği özel nitelikli veriler ile kişilerin en yakınlarıyla dahi paylaşamadıkları bilgilerin avukatlarla paylaşılabildiğini ifade etti.</p>

<p>Sağkan, yapay zekâ uygulamalarının avukatlık mesleğinde kullanılması bakımından da kişisel verilerin korunmasının önemine değindi. TBB’nin yapay zekâ çalışmalarında kişisel verilerin korunmasını öncelikli konulardan biri olarak ele aldığını belirten Sağkan, kısa süre önce yayımlanan Avukatlar İçin Yapay Zekâ Kullanımı Tavsiye Rehberinde de avukatların meslekleri nedeniyle elde ettikleri kişisel verilerin korunmasına özel önem verildiğini söyledi.</p>

<p><strong>“BU DÜZENLEMELER BELKİ DE TÜRKİYE’NİN İLK KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KURALLARIDIR”</strong></p>

<p>Avukatlık mesleğinin kişisel verilerin korunmasına ilişkin sorumluluğunun yeni olmadığına dikkat çeken Sağkan, henüz kişisel verilerin korunması hukukunun bugünkü anlamıyla gündemde olmadığı 1969 yılında dahi Avukatlık Kanunu’nun 36. maddesinde avukatların meslekleri dolayısıyla öğrendikleri bilgileri açıklamalarının yasaklandığını hatırlattı.</p>

<p>Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarında da avukatların meslek sırlarını koruma yükümlülüğünün düzenlendiğine işaret eden Sağkan: “Bu düzenlemeler belki de Türkiye’nin ilk kişisel verilerin korunması kurallarıdır.” dedi.</p>

<p>Sağkan, bu nedenle avukatların kişisel verilerin korunması hakkına karşı olmadıklarını; buna karşılık kişisel verilerin gerekçe gösterilerek kişilerin adalete erişiminin engellenmesine yönelik hukuka aykırı uygulamaların ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti.</p>

<p><strong>SAĞKAN, AVUKATLIK KANUNU’NUN 2. MADDESİNE DİKKAT ÇEKTİ</strong></p>

<p>Sağkan, konuşmasının önemli bir bölümünü avukatların bilgi ve belgeye erişiminde yaşadığı sorunlara ayırdı.</p>

<p>Avukatların bilgi ve belgeye erişiminde kurumların gerekli hassasiyeti göstermesine ilişkin düzenlemenin Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinde bulunduğunu belirten Sağkan, kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerden önce de uygulamada sorunların yaşandığını, ancak Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun bazı kurumlar tarafından mazeret olarak kullanılmasının sorunu daha ağır hâle getirdiğini söyledi.</p>

<p>Sağkan bu durumu şu sözlerle ifade etti: “Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun bir kılıf olarak özellikle idareler tarafından kullanıldığını ifade etmek zorundayız. Bu gerçekten avukatlık mesleğinin önündeki en temel sorun hâline dönüşüyor.”</p>

<p><strong>BİLGİ VE BELGEYE ERİŞİMİN YARGILAMA SÜREÇLERİNE ETKİSİ</strong></p>

<p>Bilgi ve belgeye erişimde karşılaşılan güçlüklerin yargısal süreçlere de yansıdığına dikkat çeken Sağkan, yargılamaların uzun sürmesine ilişkin tartışmalar kapsamında farklı ülkelerdeki uygulamalara değindi.</p>

<p>Bazı hukuk sistemlerinde delillerin toplanması konusunda avukatlara yalnızca yetki değil aynı zamanda sorumluluk da verildiğini ifade eden Sağkan, Türkiye’de ise avukatların bilgi ve belgeye erişiminin önüne çıkarılan engellerin sorunu daha da derinleştirdiğini söyledi.</p>

<p>Ceza yargılamasında ise meselenin adil yargılanma hakkı bakımından daha farklı bir boyut taşıdığına işaret eden Sağkan, iddia makamının yargılamanın sujelerine ilişkin tüm verilere ulaşabildiği, savunmanın ise neredeyse hiçbir veriye erişemediği bir tabloda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin tartışmalı hâle geleceğini ifade etti.</p>

<p>Sağkan, avukatların delil sunmaları nedeniyle baskı altında kalmasının ceza yargılamalarının sağlıklı biçimde yürütülmesi ve adil yargılanma ilkeleri bakımından doğuracağı sonuçlara dikkat çekti.</p>

<p><strong>“AVUKATLIK KANUNU’NUN İKİNCİ MADDESİNİN TARTIŞMAYA MAHAL VERMEDEN UYGULANMASININ ÖNÜ AÇILMALI”</strong></p>

<p>Sorunun kaynağının kişisel verilerin korunması hakkının özü olmadığını vurgulayan Sağkan, bugün tanıtılan rehberin avukatların uygulamada yaşadıkları sorunların çözümüne katkı sağlamasını beklediklerini belirtti.</p>

<p>Adalet Bakanlığıyla görüşmelerin sürdüğünü belirten Sağkan, Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinin uygulanması konusunda ayrıca mevzuat düzenlemesine ihtiyaç bulunduğunu söyledi: “Avukatlık Kanunu’nun ikinci maddesinin artık hiçbir tartışmaya mahal vermeden uygulanmasının önünü açacak bir mevzuat düzenlemesine ihtiyacımız olduğu da açıktır.”</p>

<p>Sağkan konuşmasının sonunda rehberi hazırlayan Kişisel Verileri Koruma Kurumu yetkililerine ve katkı sunan TBB Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Komisyonu üyelerine teşekkür etti.</p>

<p><strong>REHBER AVUKATLIK MESLEĞİ BAKIMINDAN ELE ALINDI</strong></p>

<p>Açış konuşmalarının ardından “Rehberin Tanıtımı ve Rehberin Avukatlık Mesleği Bakımından Değerlendirilmesi” başlıklı oturum gerçekleştirildi.</p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkan Yardımcısı Dr. Cihan Kanlıgöz’ün moderatörlüğündeki oturumda, KVKK Uzmanı Yurdagül Koca Ertan “Rehberin Amaç ve Kapsamı”, KVKK Uzmanı İrem Arık ise “Rehberin Sunduğu İyi Uygulamalar” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.</p>

<p>Ankara Barosundan Av. B. Didem Sağın Karaman, rehberin mesleki uygulamalara beklenen katkılarını değerlendirirken; Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Doç. Dr. Hüseyin Can Aksoy da kişisel veri işleme faaliyetleri kapsamında avukatlık mesleğinin ihtiyaçlarını ele aldı.</p>

<p>Program, sunum ve değerlendirmelerin ardından sona erdi.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi"><strong>&gt;&gt; Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi için <span style="color:#2980b9">TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_1_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_2_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_3_22092026143624.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_4_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_5_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_6_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_7_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_8_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_9_22092026143625.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_10_22092026143625.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_11_22092026143625.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi-tanitildi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/86703-10-22092026143625.jpeg" type="image/jpeg" length="87147"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Eğitiminde "Önce Kendi Başına Düşün Sonra YZ ile Çalış" Formülü]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-egitiminde-once-kendi-basina-dusun-sonra-yz-ile-calis-formulu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-egitiminde-once-kendi-basina-dusun-sonra-yz-ile-calis-formulu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de bazı hukuk fakülteleri bu öğretim yılına ilk bakışta çelişkili görünen iki kararla başladı: Öğrencilerin ders sırasında dizüstü bilgisayar ve telefon kullanmasını sınırlarken, aynı öğrencilere yapay zekâ eğitimi vermeyi zorunlu hale getirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortaya çıkan yaklaşım, yapay zekâyı hukuk eğitiminden uzaklaştırmayı değil, hangi aşamada devreye gireceğini yeniden belirlemeyi amaçlıyor. Öğrencinin hukuki muhakemeyi, yazmayı ve sözlü tartışmayı kendi zihinsel çabasıyla öğrenmesi istenirken; mesleğe hazırlanırken YZ araçlarını kullanması, çıktıları denetlemesi ve hatalarını yakalaması ayrı bir yeterlilik olarak görülmeye başlanıyor.</p>

<p>Reuters'ın 21 Eylül'de yayımladığı araştırmaya göre, ABD'de en az 12 hukuk fakültesi bu yaz YZ kullanımına ilişkin politikasını değiştirdi veya yeni kurallar getirdi. Suffolk University Law School Dekanı Andrew Perlman'ın oluşturduğu veri tabanı da 180 hukuk fakültesindeki açık kaynaklı politika ve eğitim uygulamalarını izliyor. Reuters'ın incelemesine göre bunların otuzdan fazlasında öğrencilerin bir şekilde YZ eğitimi alması artık zorunlu.</p>

<p>Bu tablo, hukuk eğitiminde birkaç yıl önce daha çok "Öğrenci YZ ile ödevini yaparsa ne olacak?" sorusu etrafında yürüyen tartışmanın yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Yeni mesele artık yapay zekânın kullanılıp kullanılmayacağından çok, <strong>öğrencinin hangi beceriyi YZ yardımı olmadan edinmesi gerektiği, hangi aşamadan sonra da YZ ile çalışmayı öğrenmesi gerektiği</strong>.</p>

<p><strong>Georgia: Derste cihaz yok, mezuniyet için teknoloji yeterliliği gerekli</strong></p>

<p>Bu yeni yaklaşımın en belirgin örneklerinden biri University of Georgia School of Law.</p>

<p>Fakültenin 2026-2027 öğretim yılı için benimsediği politika uyarınca sınıfta dizüstü bilgisayar, tablet ve telefon kullanılması kural olarak yasak. Öğretim üyesi dersin niteliğine göre cihaz kullanımına izin verebiliyor; özellikle YZ araçlarının doğrudan öğretildiği dersler bunun dışında tutulabiliyor.</p>

<p>Aynı fakülte, 2026 güzünde eğitime başlayan öğrencilerden mezun olmadan önce "teknolojik yeterlilik" şartını karşılayan en az bir ders almalarını da istiyor. Birinci sınıftaki hukuki araştırma eğitiminde verilen YZ eğitimi de bunun öncesindeki temel katmanı oluşturuyor.</p>

<p>Georgia Hukuk Fakültesi Dekanı Usha Rodrigues'in Reuters'a anlattığı gerekçe, cihaz yasağının neden yalnız disiplin veya dikkat meselesi olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Amerikan hukuk eğitiminde yaygın olan Sokratik yöntemde öğretim üyesi, öğrenciye önceden hazırlanmadığı bir soru yönelterek onun o anda hukuki muhakeme yürütmesini bekliyor. Amaç yalnız doğru cevabı bulmak değil; öğrencinin baskı altında düşünmesi, yanılabilmesi, gerekçesini savunması ve diğer öğrencilerin cevaplarını değerlendirmesi.</p>

<p>Öğrencinin o sırada soruyu gizlice bir YZ sistemine yöneltmesi, yalnız cevabın kaynağını değiştirmiyor; gelişmesi amaçlanan zihinsel muhakemenin kendisini ortadan kaldırabiliyor. Rodrigues, fakültenin "analog sınıf" yaklaşımının ortaya çıkmasında bu tür örneklerin de etkili olduğunu söylüyor.</p>

<p>Buradaki ayrım hukuk eğitimi bakımından önemli: <strong>Meslek hayatında zaman kazandıran bir araç, öğrenme aşamasında erken kullanıldığında kazanılması gereken becerinin gelişmesini engelleyebilir.</strong></p>

<p><strong>Chicago: Önce YZ'siz yaz, sonra YZ ile çalış</strong></p>

<p>University of Chicago Law School ise bu ayrımı doğrudan eğitim programına yerleştirdi.</p>

<p>Fakülte, 2026-2027 öğretim yılında zorunlu birinci sınıf derslerinde dizüstü bilgisayar, tablet ve telefon kullanımını kural olarak kaldırdı. Birinci sınıf sınavları da internet, uygulama ve elektronik dosyalara erişim olmadan yapılacak.</p>

<p>Ancak aynı fakülte, hukuki araştırma ve yazma dersinde bambaşka bir yaklaşım benimsiyor.</p>

<p>Chicago'nun modeli, öğrencinin önce YZ kullanmadan yazabilmesini temel kabul ediyor; ardından bu becerinin üzerine YZ ile araştırma, metin geliştirme, taslak üzerinde çalışma ve sözlü savunmaya hazırlanma yeteneğini ekliyor. Öğrencilerin yalnız YZ çıktısı üretmesi değil, bu çıktıyı incelemesi, değerlendirmesi ve iyileştirebilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Dolayısıyla teknoloji eğitime sonradan eklenen bağımsız bir ders olmaktan çıkıyor. Öğrenciye iki ayrı beceri kazandırılmaya çalışılıyor:</p>

<p><strong>YZ olmadan hukuki muhakeme edebilmek ve YZ kullanırken hukuki muhakemeyi YZ'ye devretmemek.</strong></p>

<p>Bu ayrım, hukuk fakültelerinin karşı karşıya olduğu temel çıkmazı da görünür hale getiriyor. Hukuki muhakemesi yeterince gelişmemiş bir öğrencinin YZ'nin verdiği cevaptaki ince bir hatayı yakalaması güç. Buna karşılık YZ araçlarını hiç kullanmamış bir öğrencinin de teknolojinin hızla yerleştiği hukuk piyasasına hazırlanmış sayılması giderek zorlaşıyor.</p>

<p><strong>Berkeley daha sert, Columbia daha esnek</strong></p>

<p>Bununla birlikte ABD'de üzerinde uzlaşılmış tek bir model yok.</p>

<p>Berkeley Law'ın 2026 yazında yürürlüğe giren politikası daha sınırlayıcı. Öğrencilerin not verilen çalışmalarında YZ'yi konu veya tez bulmak, taslak planlamak, metin yazmak, düzeltmek, yeniden düzenlemek ve hatta dilbilgisi hatalarını gidermek amacıyla kullanmaları kural olarak yasak. Sınavlarda da YZ kullanımına izin verilmiyor.</p>

<p>Ancak Berkeley bunu "YZ yasağı" olarak tanımlamıyor. Öğretim üyeleri dersin amacı gerektiriyorsa farklı kurallar benimseyebiliyor; fakülte ayrıca YZ ve teknoloji alanında çok sayıda ders veriyor. Berkeley'in gerekçesi, YZ'yi etkili kullanabilmek için öğrencinin önce kendi başına hukuki analiz yapabilecek zihinsel altyapıya sahip olması gerektiği düşüncesine dayanıyor.</p>

<p>Columbia Law School ise 1 Ağustos 2026'da yürürlüğe giren yeni politikasında daha esnek bir çizgi izliyor.</p>

<p>Öğrenciler YZ'yi hukuki kavramları öğrenmek, kaynak araştırmak, örnekler üretmek, kendi gerekçelerini sınamak, eleştiri almak ve anlatımı geliştirmek için kullanabiliyor. Buna karşılık ödevin ölçmeyi amaçladığı özgün hukuki analiz, muhakeme ve hüküm verme sürecinin YZ'ye bırakılması yasak. Öğrenci sunduğu çalışmadaki her önemli düşünceyi açıklayabilmek, savunabilmek ve doğruluğundan sorumlu olmak zorunda. Sınavlarda ise öğretim üyesinin açık izni bulunmadıkça YZ kullanılamıyor.</p>

<p>Farklılıklarına rağmen bu politikaların ortak noktası belirgin: <strong>YZ'yi tamamen dışlamak yerine, insana ait olması gereken zihinsel faaliyet ile YZ'ye devredilebilecek yardımcı işler arasındaki sınırı tarif etmeye çalışıyorlar.</strong></p>

<p><strong>Bir yılda tartışmanın yönü değişti</strong></p>

<p>Bu dönüşüm birden ortaya çıkmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Reuters, Eylül 2025'te ABD'de en az sekiz hukuk fakültesinin birinci sınıf öğrencilerine YZ eğitimini zorunlu hale getirmeye başladığını bildirmişti. O dönemde Fordham, Arizona State, Case Western, Suffolk ve Washington University gibi okullarda zorunlu oryantasyonlar, hukuki araştırma-yazma derslerine eklenen YZ bölümleri veya ayrı dersler ortaya çıkıyordu. Eğitimlerde genel amaçlı modeller ile hukuk alanına özgü araçlar arasındaki fark, doğru istem verme, çıktıların doğrulanması ve YZ'nin uydurduğu hukuki kaynakların fark edilmesi gibi konular işleniyordu.</p>

<p>Bir yıl sonra tartışmanın ikinci yarısı daha görünür hale gelmiş durumda.</p>

<p>Hukuk fakülteleri artık yalnız öğrencinin <strong>YZ kullanmayı öğrenmesi</strong> gerektiğini kabul etmiyor; YZ'nin kullanılmaması gereken öğrenme alanlarını da yeniden belirlemeye çalışıyor.</p>

<p>Bunun ardında mesleki hayatın oluşturduğu baskı da var. Reuters'ın görüştüğü hukuk eğitimcileri, hukuk büroları ve diğer işverenlerin yeni mezunlardan en azından temel düzeyde YZ aşinalığı beklemeye başladığını belirtiyor. Öte yandan mahkemelere YZ'nin uydurduğu içtihatları sunan avukatlar hakkındaki yaptırımlar, aracı kullanmanın tek başına yeterlilik sayılamayacağını da gösteriyor.</p>

<p>Dolayısıyla hukuk fakültelerinin önünde birbirine zıt görünen iki risk var:</p>

<p><strong>YZ'siz çalışmayı bilmeyen hukukçu ile YZ ile çalışmayı bilmeyen hukukçu.</strong></p>

<p>Yeni eğitim politikaları bu iki risk arasında bir denge arıyor.</p>

<p><strong>Türkiye'de dersler çoğalıyor; fakat iki farklı YZ eğitimi birbirinden ayrılmalı</strong></p>

<p>Türkiye'de de yapay zekâ hukuk fakültelerinin müfredatına girmiş durumda.</p>

<p>MEF Üniversitesi'nde "Yapay Zekâ Hukuku", Başkent Üniversitesi ve Ankara Bilim Üniversitesi'nde "Yapay Zeka ve Hukuk", Bursa Uludağ Üniversitesi'nde "Yapay Zeka ve Ceza Hukuku", Çukurova Üniversitesi'nde "Yapay Zeka ve İdare Hukuku", Yeditepe Üniversitesi'nde "Yapay Zeka ve Robotik Hukuku" gibi dersler bulunuyor. TOBB ETÜ ise "Hukukta Yapay Zekâ Uygulamaları" başlıklı seçmeli bir ders sunuyor.</p>

<p>Ancak erişilebilen ders tanımları önemli bir ayrımı da ortaya çıkarıyor.</p>

<p>Türkiye'deki örneklerin önemli bölümü <strong>"yapay zekânın hukuku"</strong> üzerine yoğunlaşıyor: YZ'nin hukuki statüsü, sorumluluk, kişisel veriler, fikrî mülkiyet, ceza hukuku, idare hukuku veya teknolojinin nasıl düzenleneceği.</p>

<p>Bu alanın öğretilmesi kuşkusuz gerekli. Fakat öğrencinin <strong>"yapay zekâ ile hukukçuluk"</strong> yapmayı öğrenmesi başka bir eğitim meselesi.</p>

<p>Bir hukuk öğrencisinin YZ destekli hukuki araştırma yapması, modelin gösterdiği içtihadı asıl kaynaktan doğrulaması, bir sözleşmedeki riskleri YZ ile taradıktan sonra analizi denetlemesi, gizli veya kişisel verileri hangi sisteme aktarabileceğini değerlendirmesi, modelin cevabındaki uydurma atfı fark etmesi ve gerektiğinde YZ kullanmamayı seçmesi farklı yeterlilikler gerektiriyor.</p>

<p>Türkiye'de uygulamaya yönelik örnekler de bulunuyor. TOBB ETÜ'nün dersi YZ'nin hukuk alanındaki kullanım yerlerini ele alırken, üniversiteler bünyesinde hukuki araştırma, belge inceleme, sözleşme analizi ve YZ platformlarının kullanımına ilişkin uygulamalı eğitimler de görülmeye başlanmış durumda. Ancak ABD'deki bazı fakültelerde ortaya çıkan biçimiyle, bütün öğrenciler için aşamalı ve sistematik bir <strong>mesleki YZ yeterliliğinin</strong> hukuk lisans eğitiminin ortak unsuru haline geldiğini söylemek için henüz yeterli veri yok.</p>

<p>Türk hukuk eğitiminin YZ çağında yeniden ele alınması gerektiği akademik alanda da tartışılıyor. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi'nde Nisan 2026'da yayımlanan ve TÜBİTAK desteğiyle hazırlanan bir çalışma, yalnız yeni YZ dersleri eklemenin yeterli olmayacağını; öğrencilerin YZ çıktılarının doğruluğunu denetleyebilmesi ve teknolojiyi sorumlu biçimde kullanabilmesi için öğretim yöntemlerinin de değişmesi gerektiğini savunuyor.</p>

<p><strong>TBB rehberi fakülteler için de bir yön işaret ediyor</strong></p>

<p>Meslek tarafındaki gelişmeler bu tartışmayı daha da somutlaştırıyor.</p>

<p>Türkiye Barolar Birliği'nin 28 Ağustos 2026'da yayımladığı "Avukatlar İçin Yapay Zeka Kullanımı Tavsiye Rehberi"; meslek sırrının ve kişisel verilerin korunması, insan denetimi, hukuki doğrulama ve avukatın nihai sorumluluğu gibi ilkeleri öne çıkarıyor. Rehber bağlayıcı bir meslek kuralı değil; ancak avukatın YZ kullanırken hangi yeterliliklere sahip olması gerektiğine ilişkin açık bir çerçeve sunuyor.</p>

<p>Bu durum hukuk eğitimi bakımından doğal bir konuyu beraberinde getiriyor:</p>

<p><strong>Meslek örgütü avukattan YZ çıktısını doğrulamasını, veriyi korumasını ve kullandığı aracın sınırlarını bilmesini bekliyorsa, bu beceriler hukukçunun mesleğe başlamasından sonra mı edinilecek, yoksa hukuk fakültesinde mi öğretilecek?</strong></p>

<p>Türkiye'deki Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nın güncel konu dağılımında da yapay zekâ, hukuk teknolojileri veya dijital hukukçuluk ayrı bir yeterlilik alanı olarak yer almıyor. Bu durum tek başına bir eksiklik göstergesi değil; sınav esas olarak temel hukuk disiplinlerindeki bilgiyi ölçmek üzere tasarlanmış durumda. Ancak mesleğe girişte ölçülen bilgi ile modern hukuk pratiğinde giderek önem kazanan teknolojik yeterliliklerin şimdilik iki ayrı kulvarda ilerlediğini gösteriyor.</p>

<p><strong>Asıl mesele YZ'nin kullanılıp kullanılmayacağı değil</strong></p>

<p>ABD'deki son uygulamalar kalıcı hale gelir mi, bütün hukuk fakültelerine yayılır mı, henüz belli değil. Berkeley'in sınırlayıcı modeliyle Columbia'nın daha serbest yaklaşımı arasındaki fark bile hukuk eğitimcilerinin doğru denge konusunda henüz ortak bir kanıya sahip olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Fakat tartışmanın yönü değişmiş görünüyor.</p>

<p>Hukuk fakültelerinin önündeki mesele artık yalnız "Öğrenci ChatGPT kullanabilir mi?" sorusu değil. Esas mesele, hukukçunun mesleki gelişiminin hangi aşamasında hangi zihinsel işi teknolojiye devredebileceği.</p>

<p>Bu nedenle hukuk eğitiminde belirmeye başlayan yeni formül, teknoloji taraftarlığı ile teknoloji karşıtlığı arasındaki bir uzlaşmadan daha fazlasını ifade ediyor:</p>

<p><strong>Önce kendi başına düşünmeyi, yazmayı ve hüküm vermeyi öğren; ardından bunları yapay zekâ ile daha etkili yapmayı ve yapay zekânın nerede durması gerektiğini öğren.</strong></p>

<p>Türkiye bakımından da önümüzdeki tartışmanın yalnız hukuk fakültelerine "Yapay Zekâ Hukuku" dersi eklenip eklenmeyeceği üzerinden yürümemesi muhtemel. Daha önemlisi, YZ ile çalışacak hukukçunun ihtiyaç duyduğu araştırma, doğrulama, veri güvenliği, mesleki sorumluluk ve insan denetimi becerilerinin hukuk eğitiminin neresinde ve nasıl öğretileceği olacak.</p>

<p>Çünkü giderek belirginleşen ayrım, YZ kullanmayı bilen hukukçu ile bilmeyen hukukçu arasında değil; <strong>hangi işi yapay zekâya bırakabileceğini ve hangi işi önce kendisinin öğrenmesi gerektiğini bilen ve bilmeyen hukukçu arasında</strong> olabilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Şamil DEMİR"><img alt="Av. Şamil DEMİR" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/09/samil-demir.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Şamil DEMİR">Av. Şamil DEMİR</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-egitiminde-once-kendi-basina-dusun-sonra-yz-ile-calis-formulu-1</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 15:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/08/terazi/sanal-ters.jpg" type="image/jpeg" length="45400"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından, Türkiye Barolar Birliğinin görüş ve katkılarından yararlanılarak hazırlanan Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rehberde; avukatların, tevkil edilen avukatların, avukat çalışanlarının ve ilgili kişilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamındaki nitelikleri, avukatların gerçekleştirdiği kişisel veri işleme faaliyetlerinin hukuki dayanakları, kişisel verilerin işlenme şartları, yurt içi ve yurt dışına aktarılması, üretken yapay zekâ araçlarının kullanımı, genel ilkeler, veri sorumlusunun yükümlülükleri ve veri güvenliği konuları ele alındı.</p>

<p>Ayrıca, Kanunun uygulanmasında ortaya çıkan sorunlara yönelik çözüm önerilerine ve iyi uygulama örneklerine yer verildi.</p>

<p><strong><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi.pdf" rel="nofollow">&gt;&gt; Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi TAM METİN için <span style="color:#2980b9">TIKLAYINIZ</span></a></strong></p>

<p><strong>AVUKATLARIN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA İLİŞKİN UYGULAMA REHBERİ</strong></p>

<p><strong>GİRİŞ </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>19.03.1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun (Avukatlık Kanunu) 1’inci maddesi uyarınca avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı, serbestçe temsil etmektedir. Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olup avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis etmektedir.</p>

<p>Avukat her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesine hizmet ederken 24.03.2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (6698 sayılı Kanun, Kanun) 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde tanımlanan kişisel veri işleme faaliyetlerini gerçekleştirmektedir.</p>

<p>6698 sayılı Kanunun “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesi uyarınca Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanmaktadır. Bu çerçevede anılan madde uyarınca 6698 sayılı Kanun, avukatlık mesleğinin sürdürülmesi sırasında kişisel veri işleme faaliyeti gerçekleştiren avukatlar hakkında da uygulanacaktır</p>

<p>Avukatlık mesleğinin sürdürülmesi sırasında avukatlar, 6698 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde tanımlanan “ilgili kişiler”in kişisel verilerini işlemekte olup söz konusu ilgili kişiler; müvekkil, potansiyel müvekkil, danışmanlık hizmetlerine veya uyuşmazlıklara konu taraflar ile diğer üçüncü kişiler olabilmektedir.</p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumu (Kurum) ile Türkiye Barolar Birliği (TBB) arasında, kişisel verilerin korunması konusunda yapılması planlanan çalışmalara dair iş birliği protokolü 14.12.2022 tarihinde imzalanmış olup anılan Protokol kapsamında kişisel verilerin korunmasıyla ilgili ortak çalışmalar yapmak amacıyla koordinasyon grubu kurulması, çalışma grupları oluşturulması ve faaliyetler gerçekleştirilmesi planlanmıştır. Bu çerçevede avukatlar tarafından işlenen kişisel verilere ilişkin olarak ilgili mevzuat ve iyi uygulama örneklerini içeren Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi (Rehber), Kurum tarafından hazırlanmış olup hazırlık sürecinde TBB’nin görüş ve katkılarından yararlanılmıştır.</p>

<p><strong>AMAÇ VE KAPSAM </strong></p>

<p>Müvekkiller, potansiyel müvekkiller, uyuşmazlığın tarafı olan borçlu ve davalı ile diğer üçüncü kişilere ait kişisel verilerin avukatlar tarafından işlenmesi, avukatların mesleki faaliyetlerinin kaçınılmaz bir parçasıdır. Bu süreç, avukat – müvekkil ilişkisinin özünü oluşturan güvene dayalı gizlilik prensibi ile de yakından ilgilidir. Avukatların hem müvekkillerinin meşru menfaatleri ile haklarının tesisi, kullanılması ve korunması hem kendi hukuki yükümlülüklerini yerine getirmeleri için kişisel verileri hukuka uygun olarak işlemesi gerekmektedir. Ayrıca, hukuka uygun olarak kişisel verilerin işlenmesi, müvekkillerin özel hayatının gizliliğini muhafaza etmenin yanı sıra hukuki süreçlerin doğru bir zeminde yürütülmesi açısından da büyük önemi haizdir. Bu sebeple avukatların kişisel veri işleme faaliyetlerine özen göstermeleri mesleki sorumlulukları ile de ilişkilidir.</p>

<p>Temel hak ve özgürlüklerden biri olan “adil yargılanma hakkı”, demokratik bir düzende kişilerin hukuki güvenliğinin teminat altına alınmasını sağlayan temel bir insan hakkı olup adaletin sağlanması bakımından vazgeçilmezdir. “Adil yargılanma hakkı” kişilerin bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yargılanma, etkili bir savunma yapma ve hukuki süreçlerde haklarını koruma imkânını içerir1 . Ancak, adil yargılanma hakkının uygulanması sürecinde, 6698 sayılı Kanun kapsamında davaya taraf olan tüm şahısların anayasal bir temel hak olan “kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı” ile Avukatlık Kanunu uyarınca yürütülen temsil ve savunma faaliyetleri arasında zaman zaman bir çatışma ortaya çıkabilir. Bu durumda, yargılama süreçlerinin şeffaf ve adil bir şekilde gerçekleştirilmesi için kişisel verilerin korunmasını talep etme hakkı, yasada öngörülen sınırlar içerisinde kısıtlanabilecektir. Ancak bu kısıtlamanın, kişisel verilerin sadece zorunlu olduğu ölçüde ve yargılamanın gereklilikleri doğrultusunda işlenmesi suretiyle kişilerin özel hayatın gizliliği hakkı ve kişisel verilerin korunmasını talep etme hakkına mümkün olduğunca saygı gösterilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir</p>

<p>Diğer taraftan kişisel verilerin korunmasını talep etme hakkının da sınırsız bir hak olmadığı dikkate alındığında bu hakkın, adil yargılanma hakkı ile karşı karşıya gelmesi durumunda söz konusu hakların toplumsal fonksiyonları göz önünde bulundurulmalı ve aralarında, başta hukuka uygunluk ve ölçülülük ilkeleri olmak üzere temel haklar arasında denge gözeten bir yaklaşım benimsenmelidir. Aksi takdirde, kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali söz konusu olabilecektir.</p>

<p>Öte yandan avukatlar tarafından kişisel verilerin hukuka uygun olarak işlenmesi avukatların gizlilik ve sır saklama yükümlülüğüne uygun hareket edebilmesi bakımından da büyük önemi haizdir. Nitekim bu hakkın ihlali, söz konusu yükümlülüklere uyulmasını da tehlikeye atabilecek olup gizliliği, güveni, uzmanlığı ve etiği garanti eden bir mesleği ifa eden avukatların kişisel verilerin korunması uygulamalarına da öncülük etmesi gerekmektedir.</p>

<p>Avukatlar, müvekkillerinin hak ve menfaatlerini savunmak ve çeşitli hukuki süreçleri yürütmek amacıyla geniş yelpazede kişisel veri elde etmekte ve işlemektedir. Bu nedenle özel yaşamın gizliliği ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin ilkelerin ön planda tutulması mesleki bir zorunluluk olup bu durum avukatlık mesleği çerçevesinde dikkatle ele alınması gereken hususların başında gelmektedir. Nitekim avukatların, mesleği gereği yalnızca müvekkillerinin sırları ve kişisel verilerini değil, müvekkillerinin hukuki ilişki içerisinde olduğu kişilerin verilerini de 6698 sayılı Kanunun 5’inci ve 6’ncı maddesi kapsamında işlemesi gerekmektedir.</p>

<p>Avukatlar müvekkillerinin ve müvekkil dışındaki kişilerin 6698 sayılı Kanun kapsamındaki verilerini işleyerek hukuki yardım sunmakta, davalar açmakta, icra takipleri yürütmekte, itiraz ve şikâyet etmekte, çeşitli kurum ve kuruluşlara başvurularda bulunarak inceleme, bilgi ve belge temini talep etmekte ve tüm hukuki süreçleri yönetmektedir. Bu süreçte avukatlar, müvekkillerin ve diğer üçüncü kişilerin kimlik verileri, adresleri, mali durumu, sağlık verileri gibi verilerini elde etmekte ve işlemektedir. Avukatların söz konusu kişisel verileri işlerken mahremiyet ve güvenlik standartlarına uygun hareket etmeleri hukuki bir zorunluluktur.</p>

<p>Kişisel verilerin korunması, bir yasal zorunluluk olmanın ötesinde avukatların meslek kurallarına uygun şekilde hareket etmeleri için de gereklidir. Nitekim müvekkillerin, avukatlarına verdikleri kişisel verilerin güvenli şekilde saklandığını ve üçüncü kişilere amacı dışında aktarılmadığını bilmesi, avukat-müvekkil ilişkisinin temelini oluşturan güvenin sağlanması açısından hayati önem taşımaktadır. Bu da avukatların mesleki itibarını korumasına ve müvekkillerine daha etkili hizmet sunmasına katkı sağlamaktadır.</p>

<p>Diğer bir ifadeyle kişisel verilerin Kanuna ve ikincil mevzuata uygun şekilde işlenmesi ve işleme faaliyetleri sırasında verilerin korunması, avukatlık mesleğinin ayrılmaz bir parçası olup avukatların, mesleğini icra ederken kişisel verilerin korunmasına dair en iyi uygulamaları benimsemesi ve müvekkillerinin haklarını gözetmesi gerekmektedir.</p>

<p>Avukatlar, mesleki çalışmaları yönünden öncelikle Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları (Meslek Kuralları)3 gibi belirli hukuki düzenlemelere tabidir. 6698 sayılı Kanunun 2’nci maddesi uyarınca 6698 sayılı Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır. Öte yandan 6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesinde ise Kanunun tamamen veya kısmen uygulanmayacağı hallere yer verilmiştir. Bu doğrultuda bir kişisel veri işleme faaliyetine 6698 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tespiti açısından, Kanunun 2’nci maddesi ile 28’inci maddesinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, öncelikle avukatların gerçekleştirdiği veri işleme faaliyetlerinin 6698 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti gerekmektedir.</p>

<p>6698 sayılı Kanunun 28‘inci maddesinde kısmen yahut tamamen kapsamı dışında olan durumlar hüküm altına alınmıştır. Mezkûr maddenin birinci fıkrasında tamamen istisna olan haller, ikinci fıkrasında ise kısmi istisna olan haller düzenlenmiştir. Tam istisna halinde 6698 sayılı Kanun hükümleri hiçbir şekilde uygulanmayacak olup kısmi istisna hallerinde ise 6698 sayılı Kanunun sadece bazı hükümleri uygulanmayacaktır.</p>

<p>6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca;</p>

<p>“a) Kişisel verilerin, üçüncü kişilere verilmemek ve veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere uyulmak kaydıyla gerçek kişiler tarafından tamamen kendisiyle veya aynı konutta yaşayan aile fertleriyle ilgili faaliyetler kapsamında işlenmesi.</p>

<p>b) Kişisel verilerin resmi istatistik ile anonim hâle getirilmek suretiyle araştırma, planlama ve istatistik gibi amaçlarla işlenmesi.</p>

<p>c) Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini, ekonomik güvenliği, özel hayatın gizliliğini veya kişilik haklarını ihlal etmemek ya da suç teşkil etmemek kaydıyla, sanat, tarih, edebiyat veya bilimsel amaçlarla ya da ifade özgürlüğü kapsamında işlenmesi. ç) Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi.</p>

<p><strong>d) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi.”</strong></p>

<p>hâllerinde 6698 sayılı Kanun hükümleri uygulama alanı bulmayacaktır.</p>

<p>6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin ikinci fıkrasında ise Kanunun amacına ve temel ilkelerine uygun ve orantılı olmak kaydıyla;</p>

<p>“a) Kişisel veri işlemenin suç işlenmesinin önlenmesi veya suç soruşturması için gerekli olması.</p>

<p>b) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş kişisel verilerin işlenmesi.</p>

<p>c) Kişisel veri işlemenin kanunun verdiği yetkiye dayanılarak görevli ve yetkili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca, denetleme veya düzenleme görevlerinin yürütülmesi ile disiplin soruşturma veya kovuşturması için gerekli olması.</p>

<p>ç) Kişisel veri işlemenin bütçe, vergi ve mali konulara ilişkin olarak Devletin ekonomik ve mali çıkarlarının korunması için gerekli olması.”</p>

<p>hâllerinde veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğünü düzenleyen 10’uncu, zararın giderilmesini talep etme hakkı hariç, ilgili kişinin haklarını düzenleyen 11’inci ve Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğünü düzenleyen 16’ncı maddelerinin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>Avukatların mesleki faaliyetleri çerçevesinde gerçekleştirdiği kişisel veri işleme faaliyetlerinin 6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde tam istisna kapsamında olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. 6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesine ilişkin gerekçede birinci fıkranın (d) bendinin “Ayrıca, kişisel verilerin; kovuşturma, soruşturma, yargılama ile infaz mercileri ... tarafından ilgili kanun hükümleri uyarınca işlenmesi de kapsam dışında tutulmuştur.” şeklinde değerlendirildiği görülmektedir. Kurula, avukatlara yönelik yapılan şikâyetlerde, veri sorumlusu avukatların ilk itirazlarının, avukatlar tarafından gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetlerinin 6698 sayılı Kanun kapsamında olmadığı yönünde olduğu görülmektedir . Bu çerçevede avukatın söz konusu ilk itirazının değerlendirilmesi neticesinde alınan, Kurulun 14.01.2020 tarihli ve 2020/26 sayılı kararında:</p>

<p>“Kanunun 28 inci maddesi kapsamında bir istisnadan söz edebilmek için, veri işlemenin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olması; ayrıca veri işlemenin yargı makamları veya infaz mercilerince işlenmesi gerektiği, maddede belirtilen yargı makamlarının tanımlaması yapılmamış olsa da, Devletin yasama ve yürütme faaliyetleri dışında kalan yargı organlarının bu kapsama girdiği, ayrıca, şikayete konu olayda, kişinin borcuna dair bilgilerin kardeşinin telefonuna kısa mesaj olarak iletilmesi; yani borcunu ödemeye ikna etmek amacıyla caydırıcı bir unsur oluşturmak niyetiyle bir yakınıyla paylaşılmasının, Kanunun 28 inci maddesinde sayılan soruşturma, kovuşturma, yargılama ve infaz işlemlerine ilişkin bir işlem olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı...”</p>

<p>ifade edilmiştir. Görüleceği üzere avukatların kişisel veri işleme faaliyetleri 6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyecektir. Özellikle uygulamada tereddütlerin önlenmesi ve hükmün doğru şekilde anlaşılmasını sağlamak adına, Rehberde konuya ilişkin açıklamalara yer verilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu bağlamda ilk olarak “yargılama mercileri” veya “yargı makamları” terimlerine hangi kurum ve organların dâhil olduğunun belirlenmesi önem arz etmektedir.</p>

<p>6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin lafzından anlaşılacağı üzere hüküm kapsamındaki kişisel veri işleme faaliyetinin kanundan istisna olabilmesi, iki koşulun kümülatif olarak bulunmasını gerektirmektedir. İlki “kişisel verilerin kovuşturma, soruşturma, yargılama veya infaz işlemleri” çerçevesinde işlenmesi, diğeri ise söz konusu kişisel veri işleme faaliyetinin “bir infaz mercii veya yargı makamı tarafından yerine getirilmesi”dir. Bu konuda dikkat edilmesi gereken nokta, infaz mercilerinin ve yargı makamlarının tüm kişisel veri işleme faaliyetlerinin 6698 sayılı Kanundan muaf tutulmadığıdır. Yalnızca kovuşturma, soruşturma, yargılama veya infaz işlemleriyle ilgili kişisel veri işleme faaliyetleri istisna kapsamında değerlendirilmiştir.</p>

<p>T.C. Anayasasının 9’uncu maddesinde yargı yetkisinin, tarafsız ve bağımsız mahkemeler tarafından Türk Milleti adına kullanılacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu hüküm ile yargılama faaliyetinde bulunan makamların “bağımsız mahkemeler” olduğuna vurgu yapılmıştır. Ülkemizdeki yargı kolları T.C. Anayasası’nın 146 ila 158’inci maddeleri arasında sayılmıştır. Bu yargı kolları ise Anayasa Yargısı, İdari Yargı, Adli Yargı (Hukuk Yargılaması ve Ceza Yargılaması) ve Uyuşmazlık Yargısı (Uyuşmazlık Mahkemesi) olarak ifade edilebilecektir. Yargı makamları veya yargı mercileri esasında, adaletin sağlanması amacıyla hukuki uyuşmazlıkları çözmek ve ceza davalarını karara bağlamakla görevli olan yetkili organlardır. Bu çerçevede ilk derece mahkemeleri (sulh hukuk mahkemesi, asliye hukuk mahkemesi, sulh ceza mahkemesi, idare mahkemesi vd.), istinaf mahkemeleri (bölge idare mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri) ve temyiz mahkemeleri (Danıştay ve Yargıtay gibi) ve Anayasa Mahkemesi yargı makamlarıdır.</p>

<p>Maddede belirtilen yargılama makamlarının Anayasada yer verilen yargı makamları olarak anlaşılması gerekmektedir. Başka bir deyişle, anılan maddede istisna tutulan kişisel veri işleme faaliyetleri, mahkemeler ve savcılık makamları tarafından gerçekleştirilen, soruşturma, kovuşturma ve yargılama işlemlerine ilişkin faaliyetlerdir.</p>

<p>Yargısal faaliyet, genel hukuk kurallarının, bağımsız ve tarafsız yargı organları tarafından usullere uygun şekilde somut olay veya ilişkilerde uygulanması olarak tanımlanabilir. Diğer taraftan, mahkemeler ile hakimlerin ve savcıların da yargısal faaliyetleri olduğu hususu göz önüne alındığında yargısal faaliyet tanımında yer verilen “yargı organı” tanımına savcılık makamı da girmektedir. Anayasanın Cumhuriyet savcılarını düzenleme yeri ve şekli de göz önüne alınarak Cumhuriyet savcılarının yargı yapılanması içerisinde yer aldığı ve işlemlerinin adlî nitelikte olduğu görülmektedir. Soruşturma evresinde delilleri değerlendiren ve suçu niteleyen Cumhuriyet savcılarının yetkileri de bu çerçevede yargısal niteliktedir.</p>

<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.10.2009 tarihli ve 2009/362 E., 2009/400 K. sayılı kararında ceza yargılamasında savcılığın iddia görevini yerine getiren, gerektiğinde sanık haklarını da göz önüne alan bir yargılama makamı olmasının yanı sıra yargılama faaliyeti içinde fiilen ve hukuken yer alan bir unsur olarak kabul edildiği vurgulanmış; idari görevlerinin varlığının aynı zamanda savcılığın yargılama görevlerinin varlığının kabulünü gerektirdiğine işaret edilmiştir.</p>

<p>Görüleceği üzere 6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde hüküm altına alınan “kişisel verilerin kovuşturma, soruşturma, yargılama ve infaz mercileri tarafından ilgili kanun hükümleri uyarınca işlenmesi” istisnası; avukatların mesleki faaliyetleri çerçevesinde yürüttüğü kişisel veri işleme faaliyetleri bakımından uygulanmayacaktır.</p>

<p>6698 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde kişisel verilerin işlenmesi; “Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem” olarak tanımlanmıştır. Görüleceği üzere kişisel veri işleme faaliyetine elde etme, açıklanma, aktarma gibi örnekler verilmekle birlikte kişisel veri işleme faaliyetinin kapsamına neler girdiği sınırlı olarak sayılmamıştır.</p>

<p>Kişisel veri işleme faaliyetinin hukuka uygun olabilmesi için 6698 sayılı Kanunun 5’inci maddesi ile 6’ncı maddesinde sayılan kişisel veri işleme şartlarından en az bir tanesinin mutlaka bulunması; aynı zamanda veri işleme faaliyetinin 6698 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinde sayılan genel ilkelerle uyumlu olması gerekmektedir.</p>

<p>Bu Rehberin amacı, 6698 sayılı Kanun ve Kurul kararları kapsamında avukatların, tevkil edilen avukatların, avukat çalışanlarının, müvekkillerin, potansiyel müvekkillerin, uyuşmazlığın tarafları olan borçlu ve davalı ile diğer gerçek kişilerin Kanun kapsamındaki niteliğinin tespiti, avukatların kişisel veri işleme faaliyetlerinin hukuki dayanağı ile Kanunun uygulanmasında ortaya çıkan sorunların bertaraf edilmesi amacıyla çözüm önerilerinde bulunulması ve iyi uygulama örneklerine yer verilmesidir.</p>

<p><strong>TAVSİYELER</strong></p>

<p>Avukatlar tarafından mesleklerinin gereğini yerine getirmek için kişisel veri işleme faaliyeti gerçekleştirilmektedir ve bu doğrultuda 6698 sayılı Kanun’a uygunluk açısından yoğun bir çaba gösterilmesi gerektiği açıktır. İlgili mevzuat kapsamında Kurumumuz tarafından yayımlanan diğer rehber ve dokümanlarda belirtilen hususlara ek olarak avukatların kişisel veri işleme faaliyetine ilişkin tavsiyeler aşağıda sıralanmıştır:</p>

<p>- Avukat tarafından kişisel veri işleme faaliyeti sırasında 6698 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinde yer verilen ilkelere, hiçbir ilke mesleki faaliyet kapsamında geri planda bırakılmaksızın uyulmalıdır.</p>

<p>- Avukat tarafından, Kanuna uygun veri işleme faaliyeti yürütebilmek ve talep edildiği takdirde ilgili kişiye ve Kuruma gerekli bilginin sunulabilmesi için işlenen kişisel verilerin kimden/hangi kaynaktan elde edildiği bilgisine sahip olunmalıdır.</p>

<p>- Her ne kadar avukatların Kurulun 02.04.2018 tarihli ve 2018/32 sayılı Kararı ile Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğü olmasa da ilgili kişiye ait hangi kişisel verilerin işlendiği, kişisel veri işleme amacının ne olduğu, işlenen kişisel verinin kimlere aktarıldığı gibi kişisel veri işleme faaliyetine ilişkin hususlar Kanun kapsamında talep edildiği takdirde ilgili kişiye ve Kuruma tam ve doğru bilginin sunulabilmesi için Avukat tarafından gerekli teknik ve idari tedbirler alınmalıdır.</p>

<p>- Avukat tarafından veri güvenliğine ilişkin alınması gereken idari ve teknik tedbirler titizlikle uygulanmalıdır.</p>

<p>- Avukat tarafından işlenen kişisel veriler arasında özel nitelikli kişisel verilerin de bulunmasının kuvvetle muhtemel olduğu dikkate alındığında “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenmesinde Veri Sorumlularınca Alınması Gereken Yeterli Önlemler” ile ilgili Kurulun 31.01.2018 tarihli ve 2018/10 sayılı kararının incelenmesi ve bu verilerin işlenmesinde yeterli önlemlerin alınması gereklidir.</p>

<p>- 6698 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen “kişisel verilerin işlenmesi” tanımına dahil olabilecek her türlü işleme ilişkin görevlendirilebilecek hukuk bürosu çalışanlarına kişisel verilerin korunmasına ilişkin gerekli eğitim verilmelidir.</p>

<p>- Hukuka Aykırı Olarak Elde Edilen Veriler Üzerinden Vatandaşların Kimlik ve İletişim Bilgileri Gibi Kişisel Verilerinin Sorgulanmasına İmkân Tanıyan Yazılım/Program/Uygulamalara Yönelik Kurulun 18.10.2019 tarihli ve 2019/308 Sayılı İlke kararı ile de duyurulduğu üzere avukat tarafından kişisel verilere erişim için bu tür uygulamalar kullanılmamalıdır.</p>

<p></p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi.pdf" rel="nofollow"><strong>&gt;&gt; Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi TAM METİN için <span style="color:#2980b9">TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/baro/avukat-31212a.jpg" type="image/jpeg" length="45791"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SOSYETE AVUKATI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sosyete-avukati-ozgur-turkes-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sosyete-avukati-ozgur-turkes-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskiden ne kadar güzeldi; evinizi müteahhite verirdiniz, karşılığında iki daire alırdınız. Birinde otur, diğerini kiraya ver. Hele hele daha da önceden ver kaçak yaptığın gecekondunu, yeni yapılan apartmandan dört dairen olsun.

Sonra kentsel dönüşüm dendi, işler kötü gitmeye başladı. Artık daire...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eskiden ne kadar güzeldi; evinizi müteahhite verirdiniz, karşılığında iki daire alırdınız. Birinde otur, diğerini kiraya ver. Hele hele daha da önceden ver kaçak yaptığın gecekondunu, yeni yapılan apartmandan dört dairen olsun.</p>

<p>Sonra kentsel dönüşüm dendi, işler kötü gitmeye başladı. Artık daire almak bir yana, eski metrekaremizi bile kurtaramaz olduk. Hatta hiç unutmuyorum benim sabık baldız Göztepe’deki 120 metrekare dairesinin yerine 60 metrekare alabilmişti.</p>

<p>Tabii bu işler pazarlık üzeri oluyor. Kim sonuna kadar direnirse o kazanıyor. Tüm kat malikleri onay verse dahi o inatçı on bir numara yüzünden yıllarca beklemek zorunda kalabiliyordun. Sonra <i>Kat Mülkiyeti Kanunu</i>’nda değişiklik yaptık, artık oy birliğine gerek kalmadı. Önce beşte dört, sonra dörtte üç aradık. <i>6306 Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun m. 6 </i>ile bunu üçte ikiye indirdik, hele hele deprem riski varsa artık oy çokluğu bile yeter oldu. Ama oran n’olursa olsun her zaman için anlaşmadan mutsuz olabilecek birileri olacaktır. Arsa payını kaybedebilir, dairesi en yüksekteyken, deniz görürken artık göremeyebilir, velhasıl olur da olur. İşte bu durumda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde anlaşmaya katılmayanların hakları n’olacak?</p>

<p>Metrekareniz az olur, daireniz az olur, her şey olur da siz hiç kiraya verme karşılığı inşaat sözleşmesi duydunuz mu? Ben gördüm efendim <i>İstanbul 6. BİM 2018/1159 Esas </i>ile. Adamın evini alıyorlar karşılığında 157 ay kiralamasına izin veriyorlar. Ya, sizinki gene iyi efendim.</p>

<p>Efendim malumunuz bendeniz sadece adli tatilde değil mali tatilde de çalışmıyorum. Bu da yazları yazamamakla sonuçlanıyor. Okuyucularımız da sağ olsunlar merak etmişler, n’oldu diye sormuşlar. Vallahi efendim bol bol seyahat yaptım; Ürdün üzerinden Tayland, Kore üzerinden Japonya, Çin üzerinden Tayvan derken en son Moldova ve Pridnestrovia’yı bitirdim dükkanın başına geçtik.</p>

<p>Tabii geziyoruz derken tatil anlaşılmasın bu; incelemelerde bulunuyorum efendim, potansiyel müstakbel müvekkillerle görüşüyorum, ülke şartlarını analiz ediyorum. Önümüzdeki yazılarda da Almanya ve Fransa’da avukatlık mevzularını irdeleyeceğim; bizimki hani Bodrum’da denize sıfır askeri kamplar olur ya, eğitim tesisleri, o hesap efendim, tatil değil yani.</p>

<p>Böyle bir çıkıp ta iki ay sonra da dönmüyoruz, onar günlük seyahatler halinde çoğunlukla, aralarda da bol bol seminerlere, eğitimlere katılıyorum. İşte onlardan biri 1905 Hukukçular Derneği’nin düzenlediği Arsa Payı İnşaat Sözleşmesinde Anlaşmaya Katılmayanların Hakları semineri oldu. Bu dernek eskiden platformdu, dernek olmaları iyi oldu çünkü platform olarak suç duyurusunda bulunduk, şunu yaptık, bunu gerçekleştirdik denildiğinde ilginç duruyordu; malum, platformların tüzel kişiliği olmaz. Şimdi Baro tarafından tanınmış iki Galatasaraylı dernek oldu, bunlardan biri de Galatasaraylı Hukukçular ve Girişimciler Derneği. Biri tamamen hukukçulardan oluşuyor diğeri de Galatasaray Kulübü’nden akredite. Bakalım n’olacak…</p>

<p>Konuşmacı biraz geç geldi özür dileyerek. Her defasında bu Baro’nun Kültür Merkezi’ne geleceğim zaman kayboluyorum, haritalarda da çıkmıyor.</p>

<p>Doğru diyor. Ben de kaç kere kaybolmuştum.</p>

<p>Güzel güzel anlatmaya başladı uygulamalarda neler olduğunu. Vesayet altındaki kişinin malı satılır mı dedi, vallahi tapu müdürlüğü satıyor. Bir genelge göndermiş tapu memurlarına, <i>TMK m. 444 </i>ilga edilmiş ve vesayet makamının izni olmasa da, amir demişse satıyor memur<i>.</i></p>

<p>Ben dedi, aslında harita mühendisiyim, şehir planlamacısıyım.</p>

<p>Hah, şimdi anlaşıldı bu derin hukuki bilgilerin sebebi. Daha önceden başka meslekten gelip hukukçu olanların çok farklı bir bakış açısı olur genellikle, bu da rafine bir hukuk bilgisi sağlar. Demek bu da onlardan.</p>

<p>Yok, o öyle değilmiş. Hiç gitmemiş hukuk fakültesine. Bir anda yüzümüz değişti, küçümsemeye başladık. Ama hani n’oldu biraz önce heyecanlı heyecanlı hukuki mütalaalarını dinliyorduk. Demek demese hukuk fakültesi mezunu değilim, kimse fark etmeyecek.</p>

<p>Hani dedik ya bu anlaşmaya katılmayanların hakları n’olacak diye. <i>Yargıtay 3. HD’nin 2018/4855 Esas</i>’ı var. Burada da oy çokluğuyla değil oy birliğiyle malikler evlerini müteahhite veriyorlar. Sonra biri bakıyor ki, eşit dağıtım yapılması gerekirken kendisine az metrekare düşmüş, dağılımı kötüymüş. Gitmiş dava açmış diğer maliklere. Onlar da demiş ki ya biz aynı taraftayız, bir haksızlık varsa git yükleniciye dava aç. Derece mahkemesi de hiç incelememiş bir orantısızlık var mı yok mu diye, siz rızai anlaşma yapmışsınız, geçmiş olsun. Hani Yargıtayın Doğru Bildiği Yanlışlar<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> diyoruz da, kurtarmış bu sefer bizi 3. Daire git bir bilirkişiye sor bakalım ortada sebepsiz zenginleşme var mı, fakirleşme var mı diye.</p>

<p><i>AYM Hanife Yıldız Torum ve Nimet Filiz Seven Başvurusu </i>var. Dört işyeri ve bir dairelerini almışlar, karşılığında bodrumda iki daire vermişler. Kat malikleri kurulun kararına katılmayan maliklerin de hisselerini ucuza satmış idare. İşin sonunda da mahkeme zaten 16/100 arsa payı değişmedi diye işin içinden çıkmış. Haliyle ihlal kararı.</p>

<p>Sonradan okuyucumuz sordu, madem sen bu kadar gezdin, ben seni İnstagram’dan da takip ediyorum, hiç bu seyahat paylaşımlarını göremedim. Neden?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ya müvekkilin bin bir derdi var, ya eşinden boşanıyor, ya şirketini kapatıyor, ya alacak davası, işe iadesi, tahliye derdi var…Şimdi tutup da sen Pasifik Asya maceralarını paylaşırsan hoş durmaz.</p>

<p>E sen de hep fakir müvekkil bulma, biraz da durumu iyi olanlarla çalışmaya bak.</p>

<p>Güldüm…Şimdi <i>AvK m. 55 </i>ihlali yapmayalım da Ece Yalçın Akademi bile benim danışanlarımın arasındadır. Ancak müvekkilin zengin olması derdinin olmayacağı, seni eğlenirken gördüğünde sinirlenmeyeceği anlamına gelmez. Bu meslekte siyah Mercedes’inin motor gücü ve modeli çok önemlidir, giyimin, çantan, kalemin de öyle. Müvekkil hep seni en zengin olarak görmek ister; bunlar mesleki bilginin sonucunu ortaya koyar onun gözünde. Ama istemez seni o parayı yerken görmeyi. Çok başarılı ama parayı yiyecek zamanı yok demelidir.</p>

<p>Bak bende neler var; halka insin diye oğlunu Robert College’e gönderen var. Düşün nasıl bir çevrede yaşıyorlar ki Robert onlar için halk seviyesinde kalıyor. Babasına niye biz tarifeli uçakla uçuyoruz diye sorabilen var. Mayosu ıslakken denize giremeyen var. Bodrum’daki villasından denize rahat gidebilmek için sekiz kişilik golf arabası alan var. Birini küçümsemek için “ayol onu ben biliyorum, Göztepe Tanzimat Sokak’ta oturuyor” diyen de var.</p>

<p>Göztepe Tanzimat Sokak’mış. Sanki Esenyurt Sormagir Sokak.</p>

<p>On bir, on iki yaşlarında olmalıyım. Telefon çaldı. O zamanlar ev telefonu var, geçen milenyum. Alolardan bir demet diyerek açtım.</p>

<p>“Ben Güneeer” diye cevapladı karşı taraf. Pederim Av. Pekcan TÜRKEŞ ile görüşmek istiyormuş. Meğer o kişi Güner ÜMİT’miş. Arık o zamanlar mum söndü davası mı, sıkma baş mı ne, bir davası vardı. Konuşmaları bittikten sonra babam benim oğlum da avukat olacak dedi.</p>

<p>Çocuğun işine karışma, ne isterse o olsun. Sonra bana döndü büyüyünce ne olmak istediğimi sordu.</p>

<p>Şimdi bilemiyorum o anda kafam karışık olduğu için mi, yoksa “zekice” bir cevap verebilmek derdiyle mi, sosyeteye girmek istiyorum dedim.</p>

<p>Sosyeteye giremezsin, sosyeteye alınırsın cevabı aslında kendi çapında güzel bir hayat dersiydi.</p>

<p>Sosyete avukatı olacağız diye girdiğimiz bu mecrada Mafya Avukatı<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a> olmaktan kıl payı kurtulduk, bize de kala kala sendika avukatlığı kaldı efendim.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/ozgur-turkes" rel="noopener" target="_blank" title="Özgür TÜRKEŞ"><img alt="Özgür TÜRKEŞ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/12/ozgur-turkes-resim.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/ozgur-turkes" rel="noopener" target="_blank" title="Özgür TÜRKEŞ">Özgür TÜRKEŞ</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">--------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitayin-dogru-bildigi-yanlislar-ozgur-turkes"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitayin-dogru-bildigi-yanlislar-ozgur-turkes</span></a></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/mafya-avukati-ozgur-turkes"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/mafya-avukati-ozgur-turkes</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sosyete-avukati-ozgur-turkes-1</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/08/baro/avukat-themis.jpg" type="image/jpeg" length="15061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DOLANDIRICILIK SUÇUNA GETİRİLEN CEZA İNDİRİMİNİN UYGULAMASI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indiriminin-uygulamasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indiriminin-uygulamasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12. Yargı Paketi olarak bilinen, 16.07.2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildikten sonra 31.07.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlenmesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesiyle...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">12. Yargı Paketi</a> olarak bilinen, 16.07.2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildikten sonra 31.07.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren <a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlenmesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</a>’un 13. maddesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Nitelikli dolandırıcılık” başlıklı 158. maddesine 4. fıkra<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> olarak eklenen cezayı hafifletici indirim sebebini, <a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584" rel="dofollow">“Dolandırıcılık Suçuna Getirilen Ceza İndirimi (TCK m.158/4) [2]”</a> ve “<a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-iban-magdurlugu-ile-suca-istirakin-ince-cizgisi" rel="dofollow">Dolandırıcılık Suçunda ‘IBAN Mağdurluğu” ile Suça İştirakin İnce Çizgisi [3]</a>” başlıklı yazılarımızda teknik içeriği bakımından yoğun şekilde incelemiş ve izah etmiş idik.</p>

<p><strong>Bu kısa yazıda ise; </strong>hukukçu olmayan kişilerin de anlayabileceği sadelikte dolandırıcılık suçuna getirilen ceza indirimi halinin kimler için uygulanıp kimler için uygulanamayacağını, bunun yanında uygulanabilecek kişiler bakımından nasıl bir başvuru yönteminin gerçekleştirilmesi gerektiğini açıklayacağız.</p>

<p><strong>A. Ceza İndiriminden Yararlanabilecek Kişiler</strong></p>

<p><strong>Kişilerin 158/4’de yer alan ceza indiriminden faydalanabilmeleri için; </strong>dolandırıcılık suçunun işleneceğini ve o suçun işlenmesinde kullanılacağını bilmek suretiyle <i>“hesap veya ödeme bilgilerini faile vermesi”</i> gerekmektedir ki, bu hüküm uyarınca cezalandırılabilme, ancak failin iştirak iradesiyle dolandırıcılık suçundan haberdar olarak bu bilgileri vermesi ve yine yalnızca katkısının, yani fiilinin bu bilgileri vermek ile sınırlı kaldığının hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ispatlanması durumunda mümkün olacaktır.</p>

<p>Dolayısıyla; ceza indiriminden faydalanması mümkün olan kişiler, dolandırıcılık suçlarına yalnızca <i>“suçta kullanılacak hesap veya kart bilgilerini vermekle” </i>sınırlı olarak katılanlar olabilecek, bu fiil haricinde dolandırıcılık suçunun işlenmesi sırasında başkaca bir katkısı da bulunanlar ceza indiriminden yararlanamayacaklardır.</p>

<p><strong>B. Ceza İndiriminden Yararlanabilecek Kişilerin İzlemesi Gereken Yöntem</strong></p>

<p>Dolandırıcılık suçuna getirilen ceza indiriminden, halihazırda dosyası soruşturma aşamasında bulunan veya kovuşturma aşamasına geçmiş olup da yerel mahkemede derdest bulunanlar açısından hüküm yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal uygulanabilecektir.</p>

<p><strong>Burada esas izah edilmesi gereken;</strong> bu düzenlemenin yürürlüğe girmesine müteakip dosyası kanun yolu aşamasında derdest durumda olanlar ile dosyası kesinleşmiş olanlardır ki, kanun koyucu da bu hususu gözönüne alarak bu kişiler bakımından ayrıca geçici düzenleme yapma gereği duymuştur. Bu kapsamda aşağıda iki başlık altında bu kişiler bakımından uygulamanın nasıl olacağını göstereceğiz.</p>

<p><strong><i>1. Dosyası Kanun Yolu Aşamasında Derdest Olanlar Bakımından Uygulama</i></strong></p>

<p>Kanun koyucu; dosyası kanun yolu aşamasında derdest olanlar bakımından izlenecek yöntemi, 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. fıkrasında<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a> düzenlemiştir. Buna göre; hakkında TCK m.158/4 uyarınca indirim tatbik edilmesi gereken kişinin talepte bulunup bulunmaması önemli olmaksızın, bölge adliye mahkemesi ceza dairesinde bulunan dosyalar bakımından dairenin bozma kararı vererek dosyayı ilk derece mahkemesine göndermesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bulunan dosyalar için ise tebliğname düzenlenmeden ve dosya dairesine iletilmeden ilk derece mahkemesine gönderilmesi, ancak elbette BAM ceza dairesinin ilk derece mahkemesinin hükmünü kaldırarak yeni hüküm kurduğu dosyalarda ise ilgili BAM ceza dairesine gönderilmesi zorunlu olarak düzenlenmiştir. Dosya; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tebliğname düzenlenmek suretiyle ilgili ceza dairesine geçtiyse de, ceza dairesinin bozma kararı vererek ilk derece mahkemesine dosyayı göndermesi gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanun yolu aşamasında derdest olan dosyalar hakkında ceza indiriminin uygulanması bakımından; kişi talepte bulunabileceği gibi, bulunmadığı durumda da, bu hususun, olması gerektiği şekilde BAM ceza dairesi veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen ele alınması gerektiği isabetli şekilde Kanunda öngörülmüştür.</p>

<p><strong><i>2. Dosyası Kesinleşenler Bakımından Uygulama</i></strong></p>

<p>Dosyası kesinleşenler bakımından özel düzenlemeye de 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 7. fıkrasında<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a> yer verilmiş olup, bu hüküm, yasa değişikliği öncesinde istinaf veya temyiz aşamasından geçmeden veya geçerek kesinleşen ya da yasa değişikliğinin yürürlüğe girmesi sonrasında da olsa istinaf ve temyiz edilmeden kesinleşen dosyalar bakımından uygulanabilecektir.</p>

<p><strong>Kanun hükmünden anlaşıldığı üzere; </strong>hangi şekilde kesinleşmiş olursa olsun dosyası kesinleşenler bakımından kararı veren mahkemenin, hakkında TCK m.168 uyarınca etkin pişmanlık uygulanmayan hükümlünün fiilinin TCK m.158/4 kapsamında olabileceğini tespit ettiği durumda hükümlüye ihtarda bulunması yine talebe bağlı olmaksızın zorunlu olarak öngörülmüştür. Bu aşamadan sonra ise mağdurun zararını giderenler ve gidermeyenler bakımından farklı uygulama öngörülmüştür.</p>

<p><strong><i>Zararı Karşılayanlar Bakımından:</i></strong><strong> </strong>İhtar sonrasında hükümlünün; mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, hakkında dosya üzerinden ek bir kararla TCK m.168 uyarınca etkin pişmanlık indirimi uygulanacak ve zararın tümü karşılandığı için infazın durdurulup durdurulmayacağına ilişkin de bir karar verilecektir. Ek karar sonrasında, fiilinin TCK m.158/4 kapsamında olup olmadığı bakımından da uyarlama yargılaması yapılmak suretiyle duruşma açılarak yeniden hüküm kurulabilecektir.</p>

<p><strong><i>Zararı Karşılamayanlar Bakımından: </i></strong>İhtar yapılması sonrasında bu kişiler bakımından önemli olan husus, mağdurun zararını 6 ay içerisinde tümüyle gidermeyen hükümlüler bakımından infazın ertelenmesine veya durdurulması karar verilemeyeceğidir. Ancak dikkat edilmesi gerekir ki; mağdurun zararı giderilmese dahi, hükmedilen ceza miktarı, hükümlünün cezaevinde kaldığı süre ve koşullu salıverilme süreleri değerlendirilerek, dosya üzerinden ve ek kararla etkin pişmanlık indirimi uygulanmadan sadece TCK m.158/4 indiriminin uygulandığı duruma bakılarak, infazın durdurulup durdurulmaması ile ilgili bir karara varılabilecektir. Bu karar sonrasında; yine uyarlama davası uyarınca duruşma açılmak suretiyle TCK m.158/4 maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirmesi yapılarak, yeniden hüküm verilebilecektir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Cem Serdar</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow" target="_blank"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow " target="_blank"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">-------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> <strong>TCK m.158/4’e göre; </strong><i>“Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir”.</i></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> Ersan Şen/Cem Serdar, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584" rel="dofollow"><span style="color:#999999">“Dolandırıcılık Suçuna Getirilen Ceza İndirimi (TCK m.158/4)”</span></a><span style="color:#999999">, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584,</span></a><span style="color:#999999"> (Erişim tarihi: 22.09.2026)</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-iban-magdurlugu-ile-suca-istirakin-ince-cizgisi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[3] </span></a><span style="color:#999999">Ersan Şen/Cem Serdar, “</span><a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-iban-magdurlugu-ile-suca-istirakin-ince-cizgisi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Dolandırıcılık Suçunda ‘IBAN Mağdurluğu’ ile Suça İştirakin İnce Çizgisi</span></a><span style="color:#999999">”, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-iban-magdurlugu-ile-suca-istirakin-ince-cizgisi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-iban-magdurlugu-ile-suca-istirakin-ince-cizgisi,</span></a><span style="color:#999999"> (Erişim tarihi: 22.09.2026)</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> <strong>7589 sayılı Kanun geçici m.1/6’ya göre;</strong> <i>“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir”.</i></span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> <strong>7589 sayılı Kanun geçici m.1/7’ye göre;</strong> <i>“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır”.</i></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indiriminin-uygulamasi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/10/yazar/ersan-sen-2025-7.jpg" type="image/jpeg" length="77492"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Temel Hak Ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması Anayasa Madde 13]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/temel-hak-ve-hurriyetlerin-sinirlandirilmasi-anayasa-madde-13</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/temel-hak-ve-hurriyetlerin-sinirlandirilmasi-anayasa-madde-13" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/temel-hak-ve-hurriyetlerin-sinirlandirilmasi-anayasa-madde-13</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zzo_Q2fyy6E/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="89938"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukat Ayla Tok vefat etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukat-ayla-tok-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukat-ayla-tok-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Barosu eski üyesi Avukat Ayla Tok (3332) vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Ankara Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;</i></p>

<p><strong>BAROMUZ ESKİ ÜYESİ AV. AYLA TOK (3332) VEFAT ETMİŞTİR</strong></p>

<p>01.12.1966 tarihinde avukatlık mesleğine başlayan Baromuz eski üyesi Av. Ayla TOK (3332) vefat etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cenazesi, 22.09.2026 Salı günü (bugün) Karşıyaka Mezarlığı Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilecektir.</p>

<p>Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve Baromuz üyelerine başsağlığı dileriz.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/ayla-tok.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukat-ayla-tok-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/ayla-tok-1.jpg" type="image/jpeg" length="83348"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BARO BAŞKANI ÖZDEMİR: “EĞİTİM YUVALARINDA GÜVENLİK NEDEN SAĞLANAMIYOR?”]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/baro-baskani-ozdemir-egitim-yuvalarinda-guvenlik-neden-saglanamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/baro-baskani-ozdemir-egitim-yuvalarinda-guvenlik-neden-saglanamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Barosu Başkanı Av. Gazi Özdemir, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde bir öğrenci tarafından yapılan silahlı saldırıya ilişkin yaptığı yazılı açıklamasında, “Eğitim yuvalarında güvenlik neden sağlanamıyor?” diyerek, devletin en temel görevlerinden birinin, başta çocuklar olmak üzere, tüm bireylerin yaşam hakkını korumak olduğunu hatırlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>YAŞANAN BU OLAYLAR MÜNFERİT VAKALAR OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ</strong></p>

<p>Mersin Barosu Başkanı Av. Gazi Özdemir açıklamasında, okullarda güvenlik tedbirlerinin sağlanamamasına ve okulda yaşanan silahlı saldırıya tepki göstererek şu ifadelere yer verdi: “Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde bir öğrencinin okula av tüfeğiyle girerek ateş açması sonucu bir öğrencinin hayatını kaybettiğini, dört öğrencinin ise yaralandığını derin bir üzüntü ve endişeyle öğrenmiş bulunuyoruz.</p>

<p><strong>BİR ÖĞRENCİ, AV TÜFEĞİYLE OKULA NASIL GİREBİLMİŞTİR?</strong></p>

<p>Geçtiğimiz aylarda Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta öğretmen ve öğrencilerin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıların ardından bugün Manisa’da bir okulda benzer bir olayın yaşanması, eğitim kurumlarında can güvenliğinin sağlanması konusunda ciddi eksikliklerin bulunduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Yaşanan bu olaylar münferit vakalar olarak değerlendirilemez. Gerekli güvenlik önlemlerinin zamanında ve etkin biçimde alınmaması, sorumlulukların eksiksiz şekilde yerine getirilmemesi, çocuklarımızı ve eğitim emekçilerimizi ciddi risklerle karşı karşıya bırakmaktadır.</p>

<p>Şu soruların yanıtlanması gerekmektedir: Av tüfeği bir çocuğun eline nasıl geçmiştir? Bir öğrenci, av tüfeğiyle okula nasıl girebilmiştir? Okullarda çocuklarımızın ve eğitim çalışanlarının güvenliğini sağlamak için hangi tedbirler alınmaktadır?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YASAL SÜRECİN TAKİPÇİSİYİZ</strong></p>

<p>Devletin en temel görevlerinden biri, başta çocuklar olmak üzere tüm bireylerin yaşam hakkını korumaktır. Bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi, her yeni olayda telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açmaktadır. Bireysel silahlanmanın önlenmesine yönelik etkili ve caydırıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi, mevcut yasal mekanizmaların kararlılıkla uygulanması ve okullarımızda güvenliğin somut, etkin ve sürdürülebilir tedbirlerle güçlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.</p>

<p>Yaşamını yitiren öğrencimize Allah’tan rahmet, ailesine, arkadaşlarına ve tüm eğitim camiamıza başsağlığı; yaralanan öğrencilerimize acil şifalar diliyoruz. Yasal sürecin takipçisiyiz. Yaşanan olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını, varsa ihmal ve sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların tespit edilerek gerekli hukuki süreçlerin işletilmesini kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/baro-baskani-ozdemir-egitim-yuvalarinda-guvenlik-neden-saglanamiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/gazi-ozdemir-1.jpg" type="image/jpeg" length="72083"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhuriyet Savcısının Tahliye Kararına İtiraz Hakkı Var mı?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisinin-tahliye-kararina-itiraz-hakki-var-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisinin-tahliye-kararina-itiraz-hakki-var-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Tutuklama kararı” başlıklı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.101/5, “Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri” başlıklı m.104/2, “Usul” başlıklı m.105/1’in son cümlesinde, tutuklama tedbiri ile ilgili itiraz yolu öngörülmüştür.

“Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını iste...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Tutuklama kararı” başlıklı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.101/5, “Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri” başlıklı m.104/2, “Usul” başlıklı m.105/1’in son cümlesinde, tutuklama tedbiri ile ilgili itiraz yolu öngörülmüştür.</p>

<p>“Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi” başlıklı m.103/1 ile “Tutukluluğun incelenmesi” başlıklı m.108’de tutukluluğa karşı itiraz kanun yolu öngörülmese de, m.104/2 ve m.105/1’in son cümlesi gereğince bu bir yasal eksiklik görülmemektedir. Ayrıca, tutuklama tedbiri ile ilgili bu itiraz hükümleri sebebiyle; CMK m.267’de yer alan, hakim kararlarına karşı itiraz yolu açık olmakla birlikte, sadece kanun koyucunun gösterdiği hallerde mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna başvurulabileceğine dair bir engelle de kovuşturma aşamasında karşılaşılmayacaktır.</p>

<p><strong>Belirtmeliyiz ki;</strong> CMK m.104/2’nin ikinci cümlesinde bulunan “Ret kararına” ibaresi, 2018 yılında “Bu kararlara” olarak değiştirilmiştir. Olağanüstü hal döneminde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen bu hüküm; olağanüstü hal devam ederken Anayasa gereğince kanunla uygun bulunma zorunluluğu taşıdığından, 2018 yılında çıkarılan 7079 sayılı Kanunla kanunlaştırılmış olup, esasında olağanüstü hal dönemi bitmekle kendiliğinden yürürlükten kalkması gerekirken, kanaatimizce Anayasaya aykırı olarak yürürlükte kalmaya devam etmiştir. Tahliye kararları aleyhine itiraz edilebileceği, hatta bu itiraz reddedilse bile, yeni sebep olmadan tutuklama talebine ve itiraza tekrar gidilebileceği ve hatta tutukluluğa yapılan itiraza karşı itiraz mercii tarafından verilen tahliye kararları aleyhine itiraza gidilebileceğine dair, tümü ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı aleyhine, Anayasa m.19’a, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.5’e ve özellikle de Anayasa m.13’e aykırı yapılan yorum ve uygulamaların kaynağı maalesef CMK m.104/2’de yapılan değişiklik olmuştur.</p>

<p><strong>Uygulamada;</strong> <i>“Bu kararlara itiraz edilebilir.” </i>şeklinde Ceza Muhakemesi Kanunu m.104/2’nin ikinci cümlesinde değişikliğe gidildiği, fıkranın ilk cümlesinde ise <i>“Şüpheli veya sanığın tutukluluk halinin devamına veya salıverilmesine hakim veya mahkemece karar verilir.”</i> hükmüne yer verildiği, bu maddenin soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüphelinin veya sanığın salıverilmesini isteyebileceği, salıverilme isteminin kabulü veya reddi kararlarına soruşturma aşamasında asliye ceza mahkemesi ve kovuşturma aşamasında da yargılamayı yapan mahkemenin kararlarına karşı yapılan itirazı incelemeye yetkili itiraz mercii nezdinde itiraz edilebileceği şeklinde anlaşıldığı, ancak m.104/2’nin ikinci bir itirazı mümkün kıldığına dair bir sonuca varılamayacağı, yani şüphelinin veya sanığın salıverilmediği, yani tahliye talebinin reddi kararına karşı yapılan itiraz üzerine şüphelinin veya sanığın salıverildiği durumda, artık bu karara karşı Cumhuriyet savcısının itiraz hakkının olmadığı izahtan varestedir. Bununla birlikte, uygulamada maalesef itiraz merciinin ilk defa verdiği tahliye kararlarına karşı Cumhuriyet savcısının itiraz hakkı olduğuna dair hukuka aykırı bir yöntem geliştirilmiştir. İtiraz merciinin salıverme kararına Cumhuriyet savcısının itiraz hakkı olduğuna dair usulün yasal karşılığı bulunmamaktadır, çünkü itiraz merciinin kararı kesindir.</p>

<p><strong>Ayrıca, Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin tutuklanması talebinin sulh ceza hakimliği tarafından reddi üzerine yapılan itiraz hakkında karar veren itiraz merciinin kararı her durumda kesin olup, buna itiraz edilmesi mümkün değildir.</strong></p>

<p>İtiraz merciinin ilk defa verdiği tutuklama kararına ise, CMK m.271/4 gereğince itiraz mümkündür. Kanun koyucu burada kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının tutukluluk yoluyla kısıtlanmasına karşı bir hassasiyet geliştirmiş ve itiraz merciinin verdiği tutukluluk kararına karşı istisnai olarak itiraz yolu açık tutulmuştur.</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutuklama tedbiri ile ilgili yer alan itiraz yolu; sadece şüphelinin lehine değil, aleyhine de kullanılabilecek bir kanun yolu olarak kabul edilmekte, özellikle de CMK m.104/2’nin ikinci cümlesinde bulunan <i>“Ret kararına itiraz edilebilir.”</i> hükmünün 2108 yılında <i>“Bu kararlara itiraz edilebilir.”</i> olarak değiştirilmesi nedeniyle, sadece tutuklama ve tutukluluğun devamı veya uzatılması kararlarına karşı değil, Cumhuriyet savcısının da şüphelinin veya sanığın tahliye kararlarına karşı itiraz edebileceği fikri ileri sürülmektedir.</p>

<p><strong>Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını tümü ile kısıtlayan tutuklama tedbiri; </strong>“son çare” niteliği taşıyan, ceza özelliği olmayan, adaletten kaçma ve/veya delil karartma ihtimalinin olduğu durumlarda, suçu işlediğine dair hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunan şüpheliye ve sanığa uygulanır. Tutuklama kararını; soruşturma evresinde sulh ceza hakimi, kovuşturma evresinde ise davaya bakan mahkeme verir, sulh ceza hakimi talep olmadan karar veremezken, mahkeme re’sen, yani Cumhuriyet savcısının talebi olmadan da tutuklama kararı verebilir. Soruşturmada Cumhuriyet savcısı tutuklama kararı veremezken, sulh ceza hakimi kararı olmaksızın şüphelinin tahliyesine karar verebilir, savcının kovuşturma evresinde böyle bir yetkisi bulunmamaktadır. Şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sanığın beraatına karar verildiğinde, tutuklama veya adli kontrol tedbiri kendiliğinden kalkar.</p>

<p>Her ne kadar tutuklamanın sıkı şartlara bağlı olduğunu söylesek de uygulamada bu koruma tedbirine sıklıkla başvurulduğu, tutukluların tutuldukları yerlerin tutukevleri/tevkifevleri olmadığı, kapalı infaz kurumlarında tutuldukları, bu kurumlarda tutuklulara “hükümlü” gibi yapılan muamele sebebiyle, suçsuzluk/masumiyet karinesi altında yargılanan şüphelinin ve sanığın ciddi mağduriyetler yaşadığı, bu sorunun çözümü için adım da atılmadığı görülmektedir. Tutukluyu zorlayan cezaevi şartları; henüz “suçlu” sayılmayan şüphelinin veya sanığın savunma hakkını kısıtlayabilmekte, şüphelinin veya sanığın adaletten kaçma veya delil karartma ihtimalinin ötesine geçerek, iddia makamı yönünden delil elde imkanını gündeme getirebilmekte ve dürüst yargılanma hakkının ihlaline yol açabilmektedir.</p>

<p><strong>Şikayetçiye ve mağdura, tutuklama talep ve tahliye kararlarına itiraz hakkı tanınmamıştır.</strong> “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13’e uygun şekilde öngörülmeyen sınırlama kabul edilmeyeceğinden, şikayetçinin ve mağdurun tutuklama tedbiri ile ilgili bir talep ve itiraz hakkının olmadığını söylemeliyiz.</p>

<p><strong><u>Her ne kadar daha önce aynı başlıklı yazımızda katılanın tahliye kararlarına itiraz yetkisi olmadığını belirtmişsek de, konu ile ilgili görüşümüzü aşağıda yer alan gerekçeyle değiştiriyoruz.</u></strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun hiçbir düzenlemesi; şikayetçiye ve mağdura tutuklama ve adli kontrol tedbirleri ile ilgili talepte bulunma hakkı tanımamıştır. Bu hak ve yetki, münhasıran şüpheliye, sanığa, müdafiine ve Cumhuriyet savcısına aittir. Katılan, yani müdahil konusunda bir tereddüt olmakla birlikte, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun hiçbir hükmü, katılanın tutuklama veya diğer koruma tedbirleri bakımından yasal yola müracaat edemeyeceğine dair bir açıklığa yer vermemiştir. Aksine; “Katılanın kanun yoluna başvurması” başlıklı CMK m.242/1’de, “Katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir.” denilerek, kanun yolları arasında ayırım yapılmaksızın katılanın da itiraz, istinaf, temyiz gibi kanun yollarına başvurabileceği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bir an için CMK m.242/1 olmasa idi, belki o zaman temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması kapsamında Anayasa m.13’e uygun düzenleme olmadığından ve katılana koruma tedbirleri ile ilgili kanun yollarına başvurma hakkı verilmediğinden bahisle, katılanın da tutuklulukla ve diğer koruma tedbirleri ile ilgili yasal yollara başvuramayacağı söylenebilirdi. Yasada açık düzenleme olduğundan, Anayasa m.13’e ve m.19’a aykırılık olmadığını belirtmek isteriz. Bu konuda farklı görüşler olsa da, yapılan incelemede ve çalışmada katılan bakımından da koruma tedbirleri ile ilgili yasal yollara başvurma engeli olmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p><strong>Peki soruşturmayı yürüten ve kovuşturmada da “taraf” sıfatını haiz Cumhuriyet savcısının tutuklama tedbiri ile ilgili yetkisi nedir?</strong></p>

<p><strong>1-</strong> Cumhuriyet savcısı; soruşturmada tutuklama tedbirini talep etmeden, re’sen veya adli kontrol tedbiri talep etmişken, yerine sulh ceza hakimliği tarafından tutuklama kararı verilemez. <strong>Neden?</strong> Çünkü soruşturmada Cumhuriyet savcısının talebi ile bağlılık kuralı vardır. Cumhuriyet savcısı tutuklama talep etmişse, sulh ceza hakimi bu talebi kabul etmek zorunda değildir. Hakim; Cumhuriyet savcısının gerekçesini sevk yazısında gösterdiği tutuklama talebini reddedileceği gibi, yerine şüpheli veya sanık hakkında daha hafif bir tedbir olarak kabul edilen adli kontrol tedbiri uygulanmasına da karar verebilir.</p>

<p><strong>Kanaatimizce;</strong> soruşturma ve kovuşturma evreleri arasında fark gözetilmeksizin, tutuklama, tutuklamanın devamı veya uzatılması kararlarına karşı şüpheli ve sanık ile müdafiinin tahliye talebinde bulunma ve itiraz hakları vardır, fakat Cumhuriyet savcısının prensip olarak itiraz hakkı bulunmamaktadır. Soruşturma evresinde tutuklama talebi reddedilmişse, Cumhuriyet savcısı buna CMK m.101/5 gereğince itiraz edebilmelidir. Ancak savcının tutuklama talebine rağmen, hakim tarafından tutuklama tedbiri değil de CMK m.101 ve m.109 gereğince “evleviyet” ve “ölçülülük” ilkeleri gereğince, tutuklama ile aynı şartlara sahip olan, fakat somut olayın veya şüphelinin sağlığı veya yaşı nedeniyle adli kontrol tedbirine tabi tutulmasına karar verildiğinde, bu karara karşı savcıya itiraz yetkisi tanınmamalıdır. Şüphelinin ve müdafiinin, hem adli kontrol ve hem de tutuklama tedbirlerine karşı itiraz hakkı ise hiçbir durumda kısıtlanamaz.</p>

<p>“Silahların eşitliği” ilkesi üzerinden giderek, soruşturmada şüpheliye ve müdafiine tanınan itiraz hakkının, tersi istikamette Cumhuriyet savcısına da tanınması gerektiğine dair düşüncenin savunulabilir yanı olmamakla birlikte, CMK m.160 ve devamı hükümleri uyarınca soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısına; kovuşturma evresine sirayet etmeyecek kadar, soruşturma evresi ile sınırlı olarak, ilk tutuklama talebinin hakim tarafından reddi kararı yanında, tutukluluğa yapılan itirazla veya aylık inceleme üzerine verilen bihakkın veya adli kontrol tedbiri tatbiki suretiyle verilen tahliye kararlarına karşı itiraz etme yetkisi tanınmalıdır. Hatta ilk tutukluluk talebinde uygulanan adli kontrol tedbirine karşı da tutukluluk yönünde itiraz yetkisi savcıya tanınmalı, bu değilse de devam eden tutukluluklarla ilgili verilen bihakkın tahliye veya tutukluluğu adli kontrol tedbirine dönüştürme kararlarına savcının itiraz edebilmesi gerekir.</p>

<p>Esasen yukarıda yer verdiğimiz, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı aleyhine uygulanma ihtimalleri nedeniyle eleştiriye açık itiraz hükümleri bu düşünceyi, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının önemi gereği mümkün kılabilmektedir. Kaldı ki, tutuklama ve adli kontrol tedbirleri ile ilgili soruşturma evresinde hakim denetimi devam etmektedir her ne kadar uygulamada koruma tedbirleri bakımından özellikle de arama elkoyma tutuklama adli kontrol ve kayyum tayini gibi tedbirlerin tatbikinde hakim denetiminin zayıf olduğu ve Cumhuriyet savcısının güçlü olduğu söylense de teorik altyapıda yasal düzenlemede hakim denetimi varlığını korumaktadır, ama bu hukukilik denetimi güçlendirilmeli, temel hak ve hürriyetlerin korunması yönünden maddi hakikate ve adalete ulaşılmayı da engellemeden, koruma tedbirlerinin fonksiyonlarına ve amaçlarına uygun kullanılmaları da gözetilerek, etkin hale getirilmeli, en önemlisi yasalarda bulunan hükümlerin kağıt üzerinde kalmalarının önüne geçilerek, eşit ve yeknesak şekilde uygulamada tatbiki sağlanabilmelidir.</p>

<p><strong>2- </strong>Kovuşturma aşamasında artık Cumhuriyet savcısı makamı temsilen davanın bir tarafı ve iddia edeni olmaktadır. Bir itham belgesi olan iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı, bu defa savcılık makamını temsilen “çelişmeli yargılama” ilkesi gereğince kovuşturma aşamasında ve mahkeme huzurunda maddi hakikate ve adalete ulaşılması için iddia eden taraftadır. Kovuşturma aşamasında mahkemenin, sanığı re’sen tutuklama ve tahliye etme yetkisi bulunmaktadır. Kovuşturma aşamasında, soruşturma aşamasından farklı olarak tutuklama veya adli kontrol tedbirlerinin uygulanması için Cumhuriyet savcısının talebi gerekmez.</p>

<p><strong>Prensip, sanığın tutuksuz yargılanmasıdır.</strong> Tutuklama şartlarının somut olayda olduğu düşünüldüğünde, bu tedbirinin devamının gerekli olup olmadığına CMK m.104/1, m.105 ve m.108 uyarınca davayı gören mahkemece bakılır. Davayı huzurda usul ve esas yönlerinden gören mahkeme; yargıladığı bir sanığın tutuklanıp tutuklanmaması gerektiğine, tutuklu ise tutuklamanın şartlarının devam edip etmediğine, bihakkın veya adli kontrol tedbiri ile serbest bırakılmasına dair ayrıntılı inceleme yapabilme imkan ve kabiliyetine sahiptir, çünkü önüne gelen dosyayı ve yargıladığı sanıklarla ilgili koruma tedbirleri ile ilgili en iyi değerlendirmeyi davayı gören mahkemenin yapacağına inanılır. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının en sert şekilde kısıtlanmasına yol açan tutuklama tedbiri istisna, sanığın tutuksuz yargılanması ise esastır. Bu durumda; davayı gören mahkeme artık sanığın tutuksuz yargılanması gerektiğine karar vermişse, CMK m.104/2’nin ikinci cümlesi ve m.105/1’in son cümlesi tahliye kararına karşı Cumhuriyet savcısının itirazına hukuki dayanak kılınmamalıdır. Ancak 2018 yılında m.104/2’nin ikinci cümlesinde yapılan değişiklikle, sadece tahliye talebi ret kararlarına değil, tahliye talebi kabul kararlarına da itiraz edilebileceği söylenmektedir. Nitekim CMK m.105/1’in son cümlesi de tahliyeye itiraz etmek isteyen Cumhuriyet savcısına hukuki dayanak olarak gösterilmektedir.</p>

<p>Gerçekten de tutuklama işin esası ile ilgili olmayan ve ceza muhakemesi sürecine yardımcı olan bir kontrol tedbiri olmakla, işin ve dosyanın esasından ayrı düşünülmesi gerekir, ancak bu ayrı düşünme, işin esası hakkında karar verme yetkisine sahip mahkemenin, daha yargılama aşamasında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kısıtlanan tutuklu sanığın tutukluluğunun devamı ile ilgili kesin karar vermesini engellemez. Bu karar kesinliğinin; sadece tahliye talebinin reddi kararları için düşünülmesi gerektiğini, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına aykırı şekilde tahliye kararlarına itirazın mümkün kılınamayacağını savunan düşünce, CMK m.104/2’nin ikinci cümlesinin <i>“Ret kararlarına itiraz edilebilir.”</i> hükmünü savunmaktadır.</p>

<p>Kanaatimizce; kovuşturma aşamasında tutuklulukla ilgili kararları davayı gören mahkeme vermeli, kovuşturma aşamasında verilen ilk tutukluluk kararı itiraza tabi olmalı, fakat tutukluluğun devamı veya uzatılması kararlarının kabulü ve reddi yönünde esas mahkemesinin verdiği kararlara karşı itiraz yolu kapalı tutulmalıdır.</p>

<p><strong>Şu an kovuşturma aşamasında uygulamada; </strong>kovuşturma aşamasında tutuklama tedbirinin talep veya re’sen tatbiki üzerine verilen kararlar ile tutukluluğun devamı ve/veya uzatılması kararlarına karşı, sanığın lehinde ve aleyhinde itiraz kanun yoluna gidilebildiği görülmektedir. Bizce, en azından “Tutukluluğun incelenmesi” başlıklı CMK m.108/3’de öngörülen ve kovuşturma aşamasında esas mahkemesince re’sen yapılan tutukluluk incelemelerine ilişkin olumlu veya olumsuz kararlara karşı itiraz yoluna gidilmemelidir. Esasen CMK m.108’de itiraz yolu da öngörülmemiş ve esas mahkemesinin re’sen yaptığı tutukluluk incelemelerine ilişkin verdiği kararların kesin olduğuna işaret edilmiştir. Bununla birlikte; CMK m.104/2 ve m.105/1 nedeniyle, CMK m.108’de öngörülen tutukluluk incelemesinin kabul veya ret kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği ileri sürülebilir.</p>

<p><strong>Sonuç olarak; </strong>tutuklamanın bir tedbir olduğu, soruşturma aşamasında koruma tedbirleri ile ilgili talep yetkisinin Cumhuriyet savcısına bırakılmakla birlikte, temel hak ve hürriyetleri kısıtlayan koruma tedbirlerinin gerekip gerekmediği ile ilgili hakime denetim yetkisi tanındığı, ancak soruşturma aşamasında koruma tedbirleri ile ilgili karar veren hakimin kararlarına karşı Cumhuriyet savcısının CMK m.267 başta olmak üzere, tutuklama tedbiri yönünden CMK m.101/5, m.104/2 ve m.105/1 uyarınca itiraz yoluna başvurabileceği, bu itiraz yetkisinin kovuşturma aşamasında ise kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının lehine olarak dar ele alınması gerektiği, ancak uygulamada 2018 yılında yapılan yasa değişikliği ile maalesef Cumhuriyet savcısının kovuşturma aşamasında da tutuklama ile ilgili kararlara itiraz yetkisinin geniş tutulduğu, böylelikle dosyayı usul ve esas açısından inceleyen mahkemenin tutuklama tedbiri ile ilgili kararlarına itiraz mercii sıfatıyla bir başka mahkemenin müdahale edebildiği, işin esası hakkında bilgisi ve yetkisi olmayan mahkemenin, davayı gören mahkemenin tutuklama tedbiri uygulayıp uygulamayacağına dair karar verebildiği, böylelikle davaya ve esas mahkemesinin kovuşturmayı yürütme şekline müdahale edebildiği görülmektedir. Bu uygulama ve buna imkan tanıyan yasal düzenlemeler hatalıdır.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Ertekin Aksüt</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow" target="_blank"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow " target="_blank"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisinin-tahliye-kararina-itiraz-hakki-var-mi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/03/yazar/ersan-sen-yazdi1-hakim-durusma-2024.jpg" type="image/jpeg" length="53306"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[253 bin kişiden ısrarlı arama ve yanıltıcı beyanlarla vekâletname alındı: 16 milyarlık soruşturma]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/253-bin-kisiden-israrli-arama-ve-yaniltici-beyanlarla-vekaletname-alindi-16-milyarlik-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/253-bin-kisiden-israrli-arama-ve-yaniltici-beyanlarla-vekaletname-alindi-16-milyarlik-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trafik kazası mağdurlarının kişisel verilerinin hukuka aykırı yollarla elde edilerek bazı hukuk büroları ve hasar danışmanlık şirketlerine aktarıldığı tespit edildi. Soruşturmada 253 bin kişiden vekâletname alındığı ve 15,6 milyar lira haksız kazanç elde edildiği yönünde tespitlere ulaşılırken 825 kişi hakkında soruşturma başlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trafik kazaları sonrasında, yurttaşların zor durumunu bir kazanç alanına dönüştüren “yasadışı” yapılarla ilgili hukuki süreç hızlandı.</p>

<p>Sosyal medyadan açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu durumdaki yurttaşların kişisel verilerinin hukuka aykırı yollarla elde edilerek belirli hukuk büroları ile hasar danışmanlık şirketlerine aktarıldığının tespit edildiğini duyurdu.</p>

<p><strong>MASAK VE SEDDK</strong></p>

<p>Gürlek’in verdiği bilgiye göre MASAK ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) incelemeleri sonucunda bazı kolluk görevlileri, tahkim hakemleri, sigorta şirketi çalışanları, acenteler, eksperler, kaporta ve boya ustaları ile servis çalışanlarına olağandışı nitelikte para transferlerinin yapıldığı belirlendi.</p>

<p>Bu kapsamda da 253 bin kişiden ısrarlı aramalar ve yanıltıcı beyanlarla vekâletname alındığı, bu yöntemle 15.6 milyar lira haksız kazanç elde edildiği yönünde tespitlere ulaşıldığı, 825 kişi hakkında soruşturma başlatıldığı bildirildi. İstanbul, Ankara, Sakarya ve Gaziantep’te altı avukatlık ofisi ile 20 şirkette eşzamanlı arama ve gözaltı işlemleri yapıldı.</p>

<p>Konuyla ilgili açıklama yapan SEDDK, “Kurumumuz, sigortacılık ve hasar tazmin uygulamalarında vatandaşlarımızı mağdur edenlere karşı yürüttüğü çok katmanlı tedbir planını bu tür illegal yapıların tamamı sektörden tasfiye edilene kadar kararlılıkla sürdürecektir” derken Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar da şunları vurguladı:</p>

<p><strong>‘İŞİN TEMELİ GÜVEN’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Sigortacılığın temelinde güven vardır. Bu güven, sektöre girişten başlayarak sistemin bütününde tesis edilmelidir. Vatandaşın yaşadığı bir kazanın, yetkisiz ve kötü niyetli yapılar tarafından ticari bir fırsata dönüştürülmesine izin verilmemelidir. Vatandaşın hakkını korurken sektörün kaynaklarını kötüye kullanımlara karşı korumak da bu güvenin ayrılmaz bir parçasıdır.” (Cumhuriyet)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/253-bin-kisiden-israrli-arama-ve-yaniltici-beyanlarla-vekaletname-alindi-16-milyarlik-sorusturma</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/kaza-trafik-arac-v.jpg" type="image/jpeg" length="61081"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sosyal-guvenlik-kurumu-personeli-gorevde-yukselme-ve-unvan-degisikligi-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sosyal-guvenlik-kurumu-personeli-gorevde-yukselme-ve-unvan-degisikligi-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 22 Eylül 2026 Tarihli ve 33378 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından:</strong></p>

<p><strong>SOSYAL GÜVENLİK KURUMU PERSONELİ GÖREVDE YÜKSELME VE UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 22/8/2015 tarihli ve 29453 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 3- (1) Bu Yönetmelik, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 15/3/1999 tarihli ve 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“a) Alt görev: 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 509 uncu maddesinde yer alan hiyerarşik kademeler çerçevesinde daha alt hiyerarşi içindeki görevleri,”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğe 6 ncı maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Görevde yükselme sınavına tabi olmadan atanılacak kadrolar ve bu kadrolar için aranacak özel şartlar</p>

<p>MADDE 6/A- (1) Görevde yükselme sınavına tabi olmadan atanılacak kadrolar ve bu kadrolar için aranacak özel şartlar şunlardır:</p>

<p>a) Sosyal güvenlik il müdür yardımcısı kadrosuna atanabilmek için;</p>

<p>1) En az dört yıllık yükseköğrenim mezunu olmak,</p>

<p>2) 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde öngörülen şartları taşımak,</p>

<p>3) Kurumda; şube müdürü, sosyal güvenlik merkezi müdürü, sosyal güvenlik merkezi müdür yardımcısı, sosyal güvenlik denetmeni kadrolarında görev yapıyor olmak veya mühendis, mimar, avukat kadrolarında en az sekiz yıl hizmeti bulunmak,</p>

<p>b) Hukuk müşaviri kadrolarına atanabilmek için;</p>

<p>1) Hukuk fakültesi mezunu olmak,</p>

<p>2) Avukatlık ruhsatnamesine sahip olmak,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3) Kurumda en az beş yıl avukat kadrosunda çalışmış olmak,</p>

<p>gerekir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin (2) numaralı alt bentlerinde yer alan “eğitim uzmanı,” ibareleri yürürlükten kaldırılmış, aynı alt bentlere “teknisyen,” ibarelerinden sonra gelmek üzere “hemşire,” ibareleri, (b) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan “bir yıl hizmeti bulunmak” ibaresinden sonra gelmek üzere “, memur, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, bilgisayar işletmeni ünvanlarında en az üç yıl hizmeti bulunmak” ibaresi eklenmiş, (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “sağlık memuru,” ibaresi, (d) ve (f) bentlerinin (2) numaralı alt bentlerinde yer alan “sağlık memuru,” ve “ayniyat saymanı,” ibareleri ve (ç) bendi yürürlükten kaldırılmış, (f) bendinin (1) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“1) En az dört yıllık eğitim veren yükseköğretim kurumlarının hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, maliye, iktisadi ve idari bilimler fakülteleri, yüksekokulları veya bölümleri ya da bunların denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından veya adalet meslek yüksekokulu ile meslek yüksekokullarının adalet bölümünden mezun olmak,”</p>

<p>“(2) Bu maddede sayılan ve aynı hizmet süresi aranan ünvanlar için belirtilen hizmet süreleri ayrı ayrı veya birlikte değerlendirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin (1) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“1) En az iki yıllık yüksekokulların bilgisayar programcılığı bölümünden veya denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından onaylanmış yurt içi veya yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak ve Kurumca belirlenecek en az iki güncel programlama dilini bildiğini belgelemek.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin ikinci ve altıncı fıkralarında yer alan “İnsan Kaynakları” ibareleri “Personel” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrasında yer alan “İnsan Kaynakları” ibaresi “Personel” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Görevde yükselme ve ünvan değişikliği sınavları, Kurumun kadro durumu ile ihtiyaçları göz önüne alınarak yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Yazılı sınav, bu sınava ilişkin sınav konularına duyuruda yer verilmek suretiyle Kurumca yapılabileceği gibi Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına, Millî Eğitim Bakanlığına ya da yükseköğretim kurumlarından birine yaptırılabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) İlgililer;</p>

<p>a) Sınav sorularına, soruların yayımını takip eden beş iş günü içerisinde,</p>

<p>b) Sınav sonuçlarına, sonuçların ilanını takip eden beş iş günü içerisinde,</p>

<p>yazılı veya elektronik ortamda gerekçeli olarak itiraz edebilir. İtirazlar, ilgisine göre Sınav Kurulunca incelenir veya sınavı yapan kuruma incelettirilir. İnceleme sonuçları itiraz süresinin sona erdiği tarihi takip eden en geç on beş iş günü içerisinde sonuçlandırılır. Bu sürenin bitimiyle sınav sonuçları kesinleşmiş olur. İtiraz neticesinde sınav sonuçlarında değişiklik yapılması gerekirse, yeni sınav sonuçları aynı şekilde yayımlanır ve tebliğ edilmiş sayılır.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 19 uncu maddesinde yer alan “İnsan Kaynakları” ibaresi “Personel” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sosyal-guvenlik-kurumu-personeli-gorevde-yukselme-ve-unvan-degisikligi-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/05/resmi/sgk-bina.jpg" type="image/jpeg" length="36076"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026 yılı Avukat Noyan Özkan Çevre ve Ekoloji Mücadelesi Onur Ödülleri sahiplerini buldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/2026-yili-avukat-noyan-ozkan-cevre-ve-ekoloji-mucadelesi-onur-odulleri-sahiplerini-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/2026-yili-avukat-noyan-ozkan-cevre-ve-ekoloji-mucadelesi-onur-odulleri-sahiplerini-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu tarafından çevre hakkı mücadelesini teşvik etmek amacıyla her yıl verilen Avukat Noyan Özkan Çevre ve Ekoloji Mücadelesi Onur Ödülleri, 19 Eylül 2026 tarihinde İzmir Barosu’nun ev sahipliğinde düzenlenen törenle sahiplerini buldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Program, “Çevre ve Halk Sağlığı Ekseninde Adalet: Sorumluluk, Dönüşüm ve Mücadeleler” başlıklı panel ile başladı. TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Sözcüsü Av. Nur Hilal Gündüz’ün moderatörlüğündeki panelde; Dr. Duygu Avcı, Doç. Dr. Serkan Köybaşı ve Dr. Bülent Şık konuşmacı olarak yer aldı.</p>

<p>Panelin ardından düzenlenen ödül törenine TBB Başkan Yardımcısı Av. Ercan Demir, Genel Sekreteri Av. Ahmet Erdem Ekmekçi ve Yönetim Kurulu üyesi Kemal Aytaç katıldı.</p>

<p>Törende; TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Koordinatörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Av. Kemal Aytaç, İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz ve TBB Başkan Yardımcısı Av. Ercan Demir konuşma yaptı.</p>

<p>Aytaç, konuşmasında Av. Haluk İnanıcı ve Av. Arif Ali Cangı’nın metinleri üzerinden merhum Noyan Özkan’ın çevre ile insan hakları mücadelesini andı ve temennilerini dile getirdi.</p>

<p>Yılmaz, Noyan Özkan’ın 1983 yılından itibaren İzmir’deki kent, çevre ve hak savunuculuğu mücadelelerine yaptığı öncü katkıları vurgulayarak, günümüzde yaşanan hukuki ve fiili baskılara karşı dayanışma ile mücadeleyi yükseltme mesajı verdi.</p>

<p>Demir ise; Noyan Özkan’ın örnek mesleki duruşunu ve insan hakları savunuculuğunu öne çıkararak verilen ödüllerin çevre mücadelesini yürütenlerin sunduğu onuru paylaşma amacı taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Bireysel dalda; Diyarbakır’ın Lice ilçesi Mizak Mahallesi’nde bakır madenciliğinin çevresel etkilerine karşı köylülerle birlikte yürüttüğü mücadele nedeniyle Azize Alan ile Denizli’nin Tavas ilçesindeki Avdan yöresinde kömür madenciliğine karşı yürüttüğü çevre mücadelesi nedeniyle Hatice Kocalar ödüle layık görüldü.</p>

<p>Kurumsal dalda ise, çevre mücadelelerini ülke ölçeğinde bir araya getiren ve Avukat Noyan Özkan’ın da kurucuları arasında yer aldığı EGEÇEP’e (Ege Çevre ve Kültür Platformu) ödül verildi.</p>

<p>TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Sözcüsü Av. Çiğdem Baloğlu tarafından ödül gerekçeleri açıklandıktan sonra, ödüller sahiplerine takdim edildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_1_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_2_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_3_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_4_21092026193256.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_5_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_6_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_7_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_8_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_9_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_10_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_11_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_12_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_13_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_14_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_15_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_16_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_17_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_18_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_19_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260921_2026_yili_avukat_noy/86701_20_21092026193256.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/2026-yili-avukat-noyan-ozkan-cevre-ve-ekoloji-mucadelesi-onur-odulleri-sahiplerini-buldu</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 23:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/adsiz-185.jpg" type="image/jpeg" length="50812"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nafaka ve Velayet Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuk Kapsamı Genişliyor mu?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/nafaka-ve-velayet-uyusmazliklarinda-zorunlu-arabuluculuk-kapsami-genisliyor-mu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/nafaka-ve-velayet-uyusmazliklarinda-zorunlu-arabuluculuk-kapsami-genisliyor-mu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 yılı Ekim ayında Meclis gündemine gelmesi beklenen 12. Yargı Paketi’nin ikinci bölümü, boşanma davalarında arabuluculuğun rolünü genişletmeyi hedefliyor. Ancak bu haber, çoğu zaman yanlış anlaşılıyor: “Artık nafaka ve velayet de arabulucuya mı gidecek?” sorusu, aile hukuku danışanlarının en çok...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026 yılı Ekim ayında Meclis gündemine gelmesi beklenen<a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow"> </a><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">12. Yargı Paketi</a>’nin ikinci bölümü</strong>, boşanma davalarında arabuluculuğun rolünü genişletmeyi hedefliyor. Ancak bu haber, çoğu zaman yanlış anlaşılıyor: “Artık nafaka ve velayet de arabulucuya mı gidecek?” sorusu, aile hukuku danışanlarının en çok karıştırdığı konulardan biri haline geldi. Gerçek tablo, ilk bakışta göründüğünden daha katmanlı.</p>

<p>Bugün itibarıyla Türk hukukunda velayet, çocukla kişisel ilişki ve iştirak nafakası <strong>arabuluculuğa elverişli değil</strong>, bu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 2012’den bu yana korunan temel ilkesidir. Peki reform tartışması hangi noktayı değiştiriyor, hangi noktayı değiştirmiyor? Bu yazıda kapsamın gerçekte nereye doğru genişlediğini ve nerede sabit kaldığını netleştiriyoruz.</p>

<p><strong>Bugün Nafaka ve Velayette Arabuluculuğun Yeri Ne?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öncelikle bir ayrım yapmak gerekiyor: <strong>ihtiyari arabuluculuk</strong> ile <strong>zorunlu (dava şartı) arabuluculuk</strong> aynı şey değil. İş hukuku, ticari uyuşmazlıklar ve belirli tüketici davalarında arabuluculuk dava açmadan önce zorunlu bir adımken, boşanma, nafaka ve velayet davalarında böyle bir dava şartı bulunmuyor. Taraflar isterlerse ihtiyari olarak arabulucuya başvurabilir, ama bu bir zorunluluk değil.</p>

<p>Daha da önemlisi, velayetin kime bırakılacağı, çocukla kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı ve <strong>iştirak nafakası</strong> (çocuk için ödenen nafaka) konuları, taraflar isteseler bile arabuluculuğa <strong>konu edilemiyor</strong>. Örneğin Bahçelievler’de yaşayan boşanma sürecindeki bir çift, mal paylaşımı konusunda anlaşmaya varmak için arabulucuya gidebilir; ama çocuklarının velayetini veya çocuk için ödenecek nafaka miktarını arabulucu masasında “pazarlık” konusu yapamaz. Bu ayrım, <strong>birçok danışanın gözden kaçırdığı kritik bir noktadır</strong>.</p>

<p>Velayet ve çocukla kişisel ilişki, çocuğun kendi hakkı olduğu için arabuluculuğa konu edilemiyor.</p>

<p><strong>Neden Velayet ve Nafaka Arabuluculuğa Kapalı Tutuluyor?</strong></p>

<p>Bunun gerekçesi teknik değil, doğrudan hukuk felsefesiyle ilgili. Arabuluculuk, tarafların <strong>üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri</strong> haklara ilişkin uyuşmazlıklarda işler, yani “ben şu haktan feragat edebilirim, karşılığında şunu alabilirim” mantığı kurulabilmeli. Ancak velayet ve çocuğa ilişkin nafaka, çocuğun kendi hakkı olup, ana-babanın üzerinde serbestçe anlaşabileceği bir konu değil.</p>

<p>Somut bir örnek verelim: bir anlaşmalı boşanma sürecinde eşler, çocuğun velayetini “kolaylık olsun” diye babaya bırakıp karşılığında mal paylaşımında baba lehine taviz verebilir. Bu tür bir “takas”, çocuğun üstün yararını değil, ebeveynlerin çıkarını önceler. İşte tam bu riski önlemek için kanun koyucu, <strong>çocuğun üstün yararını doğrudan ilgilendiren konularda hâkim denetimini</strong> vazgeçilmez kılıyor. Mahkeme, sosyal inceleme raporu, pedagog görüşü ve çocuğun beyanı gibi araçlarla bu konuları resen değerlendirir; bu denetim, iki tarafın masaya oturup “anlaştık” demesiyle ikame edilemez. Nitekim çocuğun üstün yararının velayet davasında nasıl değerlendirildiği konusu, tam olarak bu hâkim denetiminin sınırlarını çiziyor.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">12. Yargı Paketi</a> Ne Getiriyor, Kapsam Gerçekten Genişliyor mu?</strong></p>

<p>Adalet Bakanlığı’nın gündeme getirdiği düzenleme, aslında velayeti veya çocuk nafakasını arabuluculuğa açmıyor. Tartışılan model, <strong>iki aşamalı boşanma</strong> yaklaşımı: ilk aşamada boşanma kararı ve velayet hızla sonuçlandırılıyor, ikinci aşamada ise nafaka miktarı, tazminat ve mal rejimi tasfiyesi gibi <strong>mali sonuçlar</strong> ayrı bir süreçte ele alınıyor. Bu model, aynı zamanda boşanma davasının süresini uzatan etkenler tartışmasıyla da doğrudan bağlantılı; çünkü mali kalemlerin ayrı bir hatta yürütülmesi, esas boşanma kararının yıllarca beklemesini önlemeyi amaçlıyor. Arabuluculuğun devreye girmesi öngörülen alan da tam olarak bu ikinci aşama, yani tarafların şiddet içermeyen, mali nitelikli uyuşmazlıkları.</p>

<p>Somut bir senaryo düşünelim: taraflar boşanmakta ve çocuğun velayeti konusunda zaten hemfikir, yalnızca eşe ödenecek yoksulluk nafakasının miktarında birkaç bin liralık bir fark var. Tartışılan modelde hâkim, böyle bir uyuşmazlığı çözüme kavuşturmak üzere tarafları arabulucuya yönlendirebilecek. Bunun amacı davayı hızlandırmak; <strong>velayeti veya çocuk nafakasını arabulucunun inisiyatifine bırakmak değil</strong>. Kadına yönelik şiddet veya tedbir kararı bulunan dosyalarda ise bu yönlendirmenin hiçbir şekilde uygulanmayacağı konusunda hukukçular arasında geniş bir mutabakat var.</p>

<p><strong>Bu Genişleme Ne Anlama Geliyor, Ne Anlama Gelmiyor?</strong></p>

<p>Burada net bir pozisyon almak gerekiyor: kapsam genişlemesi <strong>gerçek ama sınırlı</strong>. Genişleyen alan, tarafların üzerinde tasarruf edebileceği mali kalemler, nafaka miktarının tam rakamı, tazminat tutarı, mal rejimi tasfiyesindeki pay oranları. Genişlemeyen ve genişlemesi de hukuken doğru olmayan alan ise velayetin kendisi ve çocuğun kişisel ilişki hakkı.</p>

<p>Kimi meslektaşlar, arabuluculuğun aile hukukuna girmesini toptan bir “hızlandırma” reformu olarak sunuyor; bu, gerçeği eksik yansıtıyor. Reformun asıl değeri, <strong>yargı yükünü azaltmak</strong> ve tarafları gereksiz yere uzayan mali uyuşmazlıklardan kurtarmak. Çocuğun üstün yararına ilişkin denetim mekanizmasının zayıflatılması ise bu reformun amacı değil; aksine, taslak metinlerde bu ayrımın altı özellikle çiziliyor. Danışanlarıma her zaman şunu söylüyorum: arabuluculuk teklifi geldiğinde önce hangi konunun masaya yatırıldığına bakılmalı, eğer görüşme velayeti veya çocuk nafakasını da kapsıyorsa, bu geçerli bir arabuluculuk konusu değildir.</p>

<p>Mali konularda ihtiyari arabuluculuk, süreci hızlandırmak isteyen taraflar için bugün de mevcut bir seçenek.</p>

<p><strong>Uygulamada Nelere Dikkat Edilmeli?</strong></p>

<p>Reform henüz yasalaşmadığı için bugün için pratik tavsiye şu: mali konularda (nafaka miktarı, tazminat, mal paylaşımı) ihtiyari arabuluculuk <strong>zaten mevcut bir seçenek</strong> ve boşanma davasını hızlandırmanın etkili bir yolu olabilir. Örneğin sadece nafaka rakamında anlaşamayan bir çift, dava açmadan önce ihtiyari arabulucuya başvurarak aylarca sürecek bir yargılamadan kaçınabilir. Bu noktada nafaka miktarının Yargıtay’ın baktığı ölçütlere göre nasıl belirlendiğini bilmek, arabulucu karşısında gerçekçi bir beklenti oluşturmak açısından önemli.</p>

<p>Buna karşılık, velayet veya çocukla kişisel ilişki konusunda “arabuluculuk anlaşması” adı altında sunulan <strong>hiçbir belge, mahkeme önünde velayet kararının yerini tutmaz</strong>. Taraflar kendi aralarında anlaşsalar bile bu anlaşma, hâkimin çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde yapacağı bağımsız değerlendirmeyi bağlamaz. 12. Yargı Paketi’nin ikinci bölümü Meclis’ten geçtiğinde bu sınırların yasa metnine nasıl yansıdığını takip etmek, sürecin başındaki taraflar için belirleyici olacaktır.</p>

<p>Özetle: nafaka ve velayet uyuşmazlıklarında arabuluculuğun kapsamı gerçekten genişliyor, ama bu genişleme velayetin kendisini değil, boşanmanın mali sonuçlarını kapsıyor. <strong>Çocuğun üstün yararını doğrudan ilgilendiren kararlar</strong>, reform sonrasında da hâkim denetiminde kalmaya devam edecek.</p>

<p><strong>Yasal Uyarı</strong></p>

<p>Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir; hukuki işlem yapmadan önce mutlaka bir avukata danışınız.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ"><img alt="Av. Aysel ABA KESİCİ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_177u8YhhhYlhlhjuauhghghhhghjhhhhhhhhjgjggjhhhhhghhghhhhhghghhjujhghhjhhjjhhhgjhjj8.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ">Av. Aysel ABA KESİCİ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/nafaka-ve-velayet-uyusmazliklarinda-zorunlu-arabuluculuk-kapsami-genisliyor-mu-1</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/terazi/nafaka-bosanma-yuzuk.jpg" type="image/jpeg" length="96270"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşiniz Sürekli Telefonunuzu Kontrol Ediyorsa Bu Boşanma Sebebi midir?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esiniz-surekli-telefonunuzu-kontrol-ediyorsa-bu-bosanma-sebebi-midir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esiniz-surekli-telefonunuzu-kontrol-ediyorsa-bu-bosanma-sebebi-midir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esiniz-surekli-telefonunuzu-kontrol-ediyorsa-bu-bosanma-sebebi-midir</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/0B-32EuotgQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="78416"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SOSYAL MEDYA VİTRİNİ NASIL CEZA DOSYASINA DÖNÜŞÜR?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sosyal-medya-vitrini-nasil-ceza-dosyasina-donusur-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sosyal-medya-vitrini-nasil-ceza-dosyasina-donusur-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir zamanlar sosyal medya, insanların nerede yemek yediğini, nereye seyahat ettiğini ya da hayatından birkaç kareyi paylaştığı bir alandı. Bugün ise tablo çok daha farklı.

Milyonluk otomobiller, lüks konutlar, yüklü miktarda nakit para, pahalı saatler, gösterişli düğünler, seyahatler, ardı ardına...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir zamanlar sosyal medya, insanların nerede yemek yediğini, nereye seyahat ettiğini ya da hayatından birkaç kareyi paylaştığı bir alandı. Bugün ise tablo çok daha farklı.</p>

<p>Milyonluk otomobiller, lüks konutlar, yüklü miktarda nakit para, pahalı saatler, gösterişli düğünler, seyahatler, ardı ardına açılan şirketler ve kaynağı dışarıdan anlaşılamayan bir servet…</p>

<p>Bütün bunlar artık yalnızca takipçilerin gördüğü bir “sosyal medya vitrini” değil.</p>

<p><strong>Bazı durumlarda savcılığın, kolluğun ve mali inceleme birimlerinin de gördüğü bir vitrindir.</strong></p>

<p>Nitekim Türkiye'de son dönemde suç gelirleriyle mücadelede sosyal medya paylaşımlarının da mali ve teknik incelemelerle birlikte ele alınacağı açıkça ifade edilmektedir. Adalet Bakanlığı’nın 9 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, sosyal medyada lüks yaşam ve benzeri görüntüler üzerinden suçtan elde edilen gelirlerin kaynağının gizlenmesine veya meşru gösterilmesine yönelik faaliyetlerin incelendiği; bazı soruşturmalarda mali incelemelerin ardından arama, el koyma ve tutuklama tedbirlerinin uygulandığı kamuoyuna duyuruldu.</p>

<p>Burada baştan önemli bir ayrım yapmak gerekir.</p>

<p><strong>Lüks yaşamak suç değildir.</strong></p>

<p><strong>Lüks bir hayatı paylaşmak da suç değildir.</strong></p>

<p>Bir insanın pahalı bir otomobile binmesi, gösterişli bir evde yaşaması veya bunları sosyal medyada sergilemesi tek başına suç işlendiğini göstermez.</p>

<p><strong>Ceza hukuku insanların yaşam tarzıyla değil, suç oluşturan fiilleriyle ilgilenir.</strong></p>

<p>Asıl mesele başka yerde başlıyor:</p>

<p><strong>Gösterilen malvarlığı ile kayıtlı ve açıklanabilir gelir arasında ciddi bir fark varsa, bu fark olağandışı para hareketleri, şirket işlemleri, üçüncü kişiler üzerinden yapılan transferler veya başka suçlara ilişkin bulgularla da destekleniyorsa…</strong></p>

<p><strong>İşte </strong><strong>o zaman mesele artık bambaşka bir hukuki zemine taşınabiliyor.</strong></p>

<p><strong>SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMI DELİL MİDİR?</strong></p>

<p>Ceza dosyalarında sosyal medya içeriklerine ilişkin en sık karşılaştığımız yanılgılardan biri şudur:</p>

<p>“Fotoğrafı var, zaten her şey ortada.”</p>

<p>Oysa ceza yargılaması bu kadar kolay değildir.</p>

<p>Bir kişinin önünde milyonluk bir otomobille verdiği poz, o aracın kendisine ait olduğunu tek başına ispatlamaz.</p>

<p>Araç kimin adına kayıtlıdır?</p>

<p>Kim tarafından satın alınmıştır?</p>

<p>Bedeli hangi hesaptan ödenmiştir?</p>

<p>Kişinin beyan edilen geliri nedir?</p>

<p>Şirketleriyle arasındaki para hareketleri nasıldır?</p>

<p>Taşınmazlar hangi tarihlerde ve hangi bedellerle edinilmiştir?</p>

<p><strong>Paranın kaynağı nedir?</strong></p>

<p>Ceza dosyasında önemli olan, çoğu zaman fotoğrafta gördüğümüz şeyden çok <strong>o fotoğrafın arkasındaki mali hareketlerdir.</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217. maddesi gereğince suç, hukuka uygun şekilde elde edilen ve yargılama sırasında tartışılan deliller üzerinden değerlendirilir.</p>

<p>Dolayısıyla bir sosyal medya paylaşımının dosyadaki değeri de ancak diğer delillerle birlikte anlam kazanır.</p>

<p>Bir fotoğraf bazen yalnızca bir fotoğraftır. Bazen de banka kayıtları, şirket hareketleri, tapu kayıtları, araç kayıtları ve dijital verilerle yan yana geldiğinde soruşturma açısından anlamlı bir parçaya dönüşebilir.</p>

<p><strong>MASAK İNCELEMESİNDE NE ORTAYA ÇIKAR? </strong></p>

<p>Sosyal medyada sergilenen olağanüstü servet ve yüksek harcama düzeyi, gerçek mali verilerle örtüşmediğinde mesele artık yalnızca bir “sosyal medya vitrini” olmaktan çıkar.</p>

<p>Zira bugün bir kişinin banka hareketlerinden tapu kayıtlarına, araç alım satımlarından dijital ortamda iz bırakan harcamalarına kadar ekonomik hayatının önemli bir bölümü kayıt altındadır. MASAK incelemelerinde de bu mali hareketler bir bütün olarak değerlendirilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolayısıyla sosyal medyada kamuoyuna yansıtılan yaşam standardı ile kişinin kayıtlı gelirleri, mal varlığı ve mali hareketleri arasında açıklanabilir bir bağ kurulamıyorsa, ortaya çıkan tablo hukuken izaha muhtaç bir mali uyumsuzluk ve gerektiğinde mali suç şüphesinin araştırılmasını gerektirebilecek bir durumdur.</p>

<p>Kısacası; sosyal medyada gösterilen servetin gerçek olup olmamasından önce, <strong>kaynağının hukuken açıklanabilir olup olmadığı</strong> önemlidir.</p>

<p><strong>“KARA PARA AKLAMA” DEDİĞİMİZ ŞEY TAM OLARAK NEDİR?</strong></p>

<p>Kamuoyunda sıkça kullanılan ifadeyle “kara para aklama”, Türk Ceza Kanunu'nun 282. maddesinde <strong>suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama</strong> olarak düzenlenmiştir.</p>

<p>Maddenin temel mantığı aslında oldukça nettir:</p>

<p>Önce bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri bulunmalıdır.</p>

<p>Ardından bu malvarlığı değerinin yurt dışına çıkarılması veya gayrimeşru kaynağını gizlemek ya da meşru yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak amacıyla çeşitli işlemlere tabi tutulması söz konusu olmalıdır.</p>

<p>Türk Ceza Kanunu m.282 uyarınca bu fiil için 3 (üç) yıldan 7 (yedi) yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası öngörülmektedir.</p>

<p><strong>“Burada kritik nokta paranın miktarı değildir. Paranın kaynağıdır.”</strong></p>

<p>Bir kişinin milyonlarca liralık malvarlığına sahip olması hukuken tek başına hiçbir şey ifade etmez. Fakat bu servetin suçtan kaynaklandığı ve kaynağının gizlenmesi veya meşru gösterilmesi amacıyla işlemler gerçekleştirildiği iddiası varsa, TCK m.282 gündeme gelebilir.</p>

<p>Üstelik günümüzde para artık yalnızca banka hesabında hareket etmiyor.</p>

<p>Şirketler, taşınmazlar, araçlar, elektronik para kuruluşları, kripto varlıklar ve üçüncü kişilere ait hesaplar da soruşturmalardaki mali incelemenin parçaları hâline gelebiliyor. 2026 yılında kamuoyuna açıklanan bazı soruşturmalarda da elektronik para kuruluşları ve kripto varlıklar üzerinden gerçekleştirildiği iddia edilen para hareketlerinin MASAK raporlarıyla incelendiği görülmektedir.</p>

<p>Bu nedenle bir ceza soruşturmasında sorulacak soru; “Bu kişinin neden bu kadar çok parası var?” değildir. Asıl soru şudur:</p>

<p><strong>“Bu paranın kaynağı ne?” </strong></p>

<p>ve<strong> “Bu malvarlığı ile iddia edilen suç arasında hukuken kurulabilir bir bağlantı var mı?”</strong></p>

<p>Bu bağlantı kurulmadan sadece yaşam biçiminden hareketle suç sonucuna varmak mümkün değildir.</p>

<p><strong>TELEFONDAKİ VERİLER CEZA DOSYASININ PARÇASI OLABİLİR Mİ?</strong></p>

<p>Dijital çağın ceza soruşturmalarını geçmişten ayıran en önemli konulardan biri de bırakılan dijital izlerin büyüklüğüdür.</p>

<p>Telefonlarımız sadece iletişim aracı değil. Mesajlar, fotoğraflar, banka işlemleri, konum, yazışmalar ve birçok kişisel veri aynı cihazda taşınıyor.</p>

<p>Bu nedenle belirli koşulların bulunması hâlinde dijital materyaller de ceza soruşturmasının konusu olabilir. Bu materyaller üzerinde inceleme yapılması, arama gerçekleştirilmesi veya bunlara elkonulması ise ancak kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde mümkündür.</p>

<p>Burada çok önemli bir hukuk kuralını unutmamak gerekir:</p>

<p><strong>Soruşturma yapılıyor olması, suçun işlendiğinin ispatlandığı anlamına gelmez.</strong></p>

<p>Dijital materyallerin incelenmesi de bir kişinin suçlu olduğunun değil, yürütülen soruşturmanın göstergesidir.</p>

<p><strong>PEKİ MALVARLIĞINA HEMEN ELKONULABİLİR Mİ?</strong></p>

<p>Bu noktada toplumda ikinci bir yanlış algı ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bir kişi hakkında soruşturma açıldığı anda bütün malvarlığının otomatik olarak devlet tarafından alındığı düşünülüyor.</p>

<p>Hukuken durum bu kadar basit değildir.</p>

<p><strong>Ceza Muhakemesi Kanunu’nda taşınmazlara, araçlara, banka hesaplarına, şirket paylarına ve diğer malvarlığı değerlerine elkoymaya ilişkin şartlar ayrıca düzenlenmiştir. Özellikle CMK m.128, belirli suçlar yönünden malvarlığı değerlerine elkoyma tedbirini ve bunun koşullarını düzenlemektedir. </strong>Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu da bu kapsamda yer almaktadır.</p>

<p>Burada <strong>elkoyma ile müsadere arasındaki farkı</strong> da unutmamak gerekir.</p>

<p><strong>Elkoyma</strong>; soruşturma veya kovuşturma sırasında uygulanan geçici bir koruma tedbiridir.</p>

<p><strong>Müsadere ise;</strong> koşulları oluştuğunda yargılama sonucunda verilen ve suçla bağlantılı malvarlığı değerleri bakımından kalıcı sonuç doğuran bir güvenlik tedbiridir.</p>

<p>Türk Ceza Kanunu’nun 55. maddesi, suçun işlenmesiyle elde edilen veya suçun konusunu oluşturan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi ya da dönüştürülmesi sonucunda ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesini düzenlemektedir.</p>

<p><strong>Özetlemek gerekirse:</strong></p>

<p><strong>Bir soruşturmada malvarlığına el konulmuş olması, o kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez.</strong></p>

<p>Tıpkı hakkında soruşturma açılmasının veya tutuklama tedbiri uygulanmasının da tek başına mahkûmiyet anlamına gelmemesi gibi…</p>

<p><strong>SOSYAL MEDYA MAHKEMESİ İLE CEZA MAHKEMESİNİ KARIŞTIRMAMAK GEREKİR</strong></p>

<p>Belki de bugün üzerinde en fazla durmamız gereken konulardan biri budur.</p>

<p>Bir sabah bir soruşturma haberi çıkar.</p>

<p>Birkaç saat içerisinde eski videolar bulunur.</p>

<p>Arabalar, çantalar, evler, düğünler, tatiller yan yana getirilir.</p>

<p>Ve sosyal medya kendi kararını verir; “Zaten belliydi.”</p>

<p><strong>Oysa hukuk böyle işlemez.</strong></p>

<p><strong>Anayasa'nın 38. maddesi son derece açıktır:</strong></p>

<p><strong>Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.</strong></p>

<p>Bir kişinin malvarlığının fazla olması da, hakkında soruşturma açılması da, hesabına bloke konulması da, hatta tutuklanması dahi kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü değildir.</p>

<p>Bu nedenle ceza hukukunda iki uçtan da uzak durmak gerekir.</p>

<p>Bir tarafta, “Sosyal medyada paylaşılmışsa kesin delildir” yaklaşımı…</p>

<p>Diğer tarafta ise, “Sosyal medyada gördüğümüz hiçbir şeyin hukuki önemi yoktur” yaklaşımı…</p>

<p>İkisi de doğru değildir.</p>

<p><strong><u>SONUÇ </u></strong></p>

<p>Sosyal medya yıllarca bize insanların hayatlarının en güzel birkaç saniyesini gösterdi.</p>

<p><strong>Bugün ise aynı platformlar zaman zaman ceza soruşturmalarının başlangıç noktalarından veya delil zincirinin parçalarından biri hâline gelebiliyor.</strong></p>

<p>Çünkü dijital dünyada sergilenen hayat ile gerçek hayattaki mali hareketler birbirinden tamamen bağımsız değil.</p>

<p>Hukuk açısından asıl mesele, bir hayatın “fazla gösterişli” olup olmaması değildir. Asıl mesele, <strong>gösterilen malvarlığının kaynağı ile iddia edilen suç arasında hukuken kurulabilir bir bağ bulunup bulunmadığıdır. </strong></p>

<p><strong>Bir sosyal medya hesabı da tek başına ceza dosyası değildir.</strong></p>

<p>Ancak o görüntülerin arkasındaki para hareketleri, malvarlığı edinimleri, şirket ilişkileri ve diğer deliller aynı hikâyeyi anlatmaya başlıyorsa, sosyal medya vitrini artık soruşturmanın bakacağı alanlardan yalnızca biri hâline gelir.</p>

<p><strong>Sosyal medya bize insanların ne gösterdiğini anlatır.</strong> <strong>Bir ceza dosyası ise gerçekte ne olduğunu deliller üzerinden anlamaya çalışır.</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ceyda-tutkun" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Ceyda TUTKUN"><img alt="Av. Ceyda TUTKUN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/08/ceyda-tutkun.JPG" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ceyda-tutkun" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Ceyda TUTKUN">Av. Ceyda TUTKUN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sosyal-medya-vitrini-nasil-ceza-dosyasina-donusur-1</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/04/sosyal-medya-law-tok-telefon.jpg" type="image/jpeg" length="27842"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KAMU GÖREVLİLERİ GELİR GETİRİCİ EK İŞ YAPABİLİR Mİ?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kamu-gorevlileri-gelir-getirici-ek-is-yapabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kamu-gorevlileri-gelir-getirici-ek-is-yapabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['TİCARET VE DİĞER KAZANÇ GETİRİCİ FAALİYETLERDE BULUNMA YASAĞI' İLE KASTEDİLEN İŞLER NELERDİR?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONİKİNCİ DAİRE</strong></p>

<p><strong>Esas No : 2023/6932<br />
Karar No : 2024/5719</strong><br />
<br />
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
<br />
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
<br />
<strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Döşemealtı Belediye Başkanlığında 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında sözleşmeli teknisyen olarak görev yapan davacının, hizmet sözleşmesinin 11. maddesinde yer alan "Sözleşmeli personel kazanç getirici herhangi bir işlem yapamaz" hükmüne aykırı davrandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Döşemealtı Belediye Başkanlığı Disiplin Kurulunun... tarih ve... sayılı kararının onaylanmasına dair Başkanlık Makamının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; davalı idarede sözleşmeli teknisyen olarak çalışan davacının, gerek ilgili mevzuat hükümlerinden gerekse de davalı idare ile imzalanan tam zamanlı hizmet sözleşmesinden, "sözleşmeli personel kazanç getirici herhangi bir işlem yapamaz" hükmüne aykırı olarak, internet üzerinden üyelik usulü satış yapan winlife global isimli firmanın ürünlerinin tanıtım ve satışını yaptığı ve bunun karşılığında sürekli ve düzenli kazanç sağladığının sabit olması karşısında, davacının tam zamanlı hizmet sözleşmesinin feshine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının söz konusu sözleşme feshi işlemi nedeniyle ödenmeyen parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br />
<br />
<strong>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :</strong> Dava konusu işlemin yasal dayanağının bulunmadığı, internet üzerinden kahve ürünleri pazarlayan ... adlı firmadan üyelik usulü ile davacının ürün sipariş etmesi ve sipariş ettiği ürün karşılığında anılan firmadan davacıya ödeme yapılmasının kazanç getirici ticari bir faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği, soruşturma konusu edilen fiilinin bir disiplin işlemi gerektirmesi halinde ise de fiil ile disiplin cezası arasında adil bir denge kurulmadan, davacının sözleşmesinin feshi ile kamu görevine son verilmesi yönündeki dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br />
<br />
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br />
<br />
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br />
<br />
<strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br />
<br />
<strong>İNCELEME VE GEREKÇE:<br />
MADDİ OLAY :</strong></p>

<p>Döşemealtı Belediye Başkanlığında 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında 2015 yılından itibaren sözleşmeli teknisyen olarak görev yapan davacının, zimmet suçundan dolayı hakkında adli soruşturma başlatılan başka bir personelin idari soruşturması kapsamında ve Sayıştay denetimleri sırasında yapılan hesap hareketlerinin incelenmesi sonucunda, banka hesaplarındaki hareketlilikler dikkate alınarak ifadesine başvurulmuş, 05/10/2022 tarihinde Döşemealtı Belediyesinde yapılan Disiplin Kurulu Toplantısında alınan ifadesinde, mesai saatleri haricinde dermokozmetik ürünlerin tanıtım ve satışını yaptığı ve bunun karşılığında bir miktar para kazandığı şeklinde gelir/kazanç getirici işlem yaptığını kabul etmesi üzerine, 01/01/2022 - 31/12/2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere, davacı ile imzalanan hizmet sözleşmesinin 11. maddesinde yer alan "sözleşmeli personel kazanç getirici herhangi bir işlem yapamaz" hükmüne aykırı davranıldığından bahisle, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Döşemealtı Belediye Başkanlığı Disiplin Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının onaylanmasına dair Başkanlık Makamının... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.<br />
<br />
<strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, plânlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plâncısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir. Sözleşmeli personel eliyle yürütülen hizmetlere ilişkin boş kadrolara ayrıca atama yapılamaz. Bu personelin, yürütecekleri hizmetler için ihdas edilmiş kadro unvanının gerektirdiği nitelikleri taşımaları şarttır."; beşinci fıkrasında, "... Bu personel hakkında bu Kanun'la düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin (B) bendine göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinde; kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği belirtilmiş olup, maddenin (B) fıkrasında; sözleşmeli personel; "Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına İhtiyaç gösteren geçici işlerde, Cumhurbaşkanınca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde, ihdas edilen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileri" olarak tanımlanmıştır.</p>

<p>Aynı Kanun'un "Ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı" başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasında; memurların Türk Ticaret Kanunu'na göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamayacakları, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamayacakları, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamayacakları (Görevli oldukları kurumların iştiraklerinde kurumlarını temsilen alacakları görevler hariç), mesleki faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler açamayacakları, gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir iş yerinde veya vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışamayacakları hükmüne yer verilmiş; 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (h) alt bendinde ise; ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak fiili, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.</p>

<p>Davacı ile davalı Belediye arasında imzalanan "5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Tam Zamanlı Olarak Çalıştırılacak Sözleşmeli Personele İlişkin Hizmet Sözleşmesi"nin 11. maddesinde; "Sözleşmeli personel, kazanç getirici başka herhangi bir iş yapamaz." kuralına, 15. maddesinde ise; sözleşmeli personelin sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedilme hallerine yer verilmiştir.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun yukarıda açık metinlerine yer verilen 28. maddesi ile 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (h) alt bendi birlikte değerlendirildiğinde, Kanun'da öngörülen “ticaret yapmak” ibaresi ile Türk Ticaret Kanunu'na göre esnaf veya tacir sayılmayı gerektirecek bir faaliyetin kastedildiği, “diğer kazanç getirici faaliyetler” ibaresiyle de, 28. maddede tanımlanan ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alma, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olma gibi faaliyetlerin kastedildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Uyuşmazlıkta, her ne kadar dava konusu işlem, davacının mesai saatleri haricinde, yaşam koşulları ve öğrenci olan çocuklarının ihtiyaçlarını daha rahat karşılayabilmek için, dermokozmetik ürünlerinin tanıtım ve satışını yaptığı ve bunun karşılığında bir miktar para kazandığı şeklindeki ifadesi kapsamında gelir getirici işlem yaptığından bahisle tesis edilmiş ise de, internet üzerinden kahve ürünleri satışı yapan Winlife Global adlı firmadan üyelik usulü ile ürün sipariş eden davacının sipariş ettiği ürünler karşılığında banka hesabına değişik zamanlarda ve miktarlarda hesap hareketleri olmasının, sözleşmeli personel olarak görev yapan davacının sözleşmesinin feshini gerektirecek ticari kazanç sağlayan gelir getirici faaliyet olarak değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.</p>

<p>Kaldı ki, anılan eylemin "referans norm" olarak dikkate alınması gereken 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinde sayılan ve "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasını gerektiren fiil ve haller arasında da yer almadığı göz önüne alındığında, davacının sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.</p>

<p>Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU :</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,</p>

<p>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının BOZULMASINA,</p>

<p>3. Kullanılmayan... -TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine,</p>

<p>4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 18/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kamu-gorevlileri-gelir-getirici-ek-is-yapabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/yargi/danistay-1.jpg" type="image/jpeg" length="11988"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FOREX DOLANDIRICILIĞI SORUŞTURMALARINDA ŞİRKET ÇALIŞANLARININ VE ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN CEZA SORUMLULUĞU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/forex-dolandiriciligi-sorusturmalarinda-sirket-calisanlarinin-ve-ucuncu-kisilerin-ceza-sorumlulugu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/forex-dolandiriciligi-sorusturmalarinda-sirket-calisanlarinin-ve-ucuncu-kisilerin-ceza-sorumlulugu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Forex (Foreign Exchange), en genel ifadeyle farklı ülke para birimlerinin birbirlerine karşı değer değişimleri üzerinden alım-satım işlemlerinin gerçekleştirildiği döviz piyasasını ifade etmektedir. Forex piyasasında yatırımcılar, bir para biriminin diğerine karşı değer kazanacağı veya kaybedeceği b...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Forex (Foreign Exchange)</strong>, en genel ifadeyle farklı ülke para birimlerinin birbirlerine karşı değer değişimleri üzerinden alım-satım işlemlerinin gerçekleştirildiği döviz piyasasını ifade etmektedir. Forex piyasasında yatırımcılar, bir para biriminin diğerine karşı değer kazanacağı veya kaybedeceği beklentisi üzerinden işlem yapabilmektedir. Forex işlemlerinin önemli özelliklerinden biri ise <strong>kaldıraçlı işlem yapılabilmesine imkân vermesidir.</strong> Kaldıraç sistemi, yatırımcının sahip olduğu teminat tutarının üzerinde büyüklüğe sahip pozisyon açmasına olanak sağlamakta; bu durum elde edilebilecek kazancı artırabildiği gibi yatırımcının maruz kalabileceği zararı da önemli ölçüde büyütebilmektedir.</p>

<p>Forex ve kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin ceza soruşturmaları ise yalnızca yatırım platformlarını kuran veya yöneten kişiler bakımından değil; bu şirketlerde görev yapan çalışanlar, çağrı merkezi personeli, muhasebeciler, mali müşavirler, banka hesabı veya telefon hattı sahipleri ile şirketle farklı hukuki ya da fiilî ilişkiler içerisinde bulunan üçüncü kişiler yönünden de önemli ceza hukuku sorunlarını beraberinde getirmektedir.</p>

<p>Özellikle çok sayıda şüphelinin bulunduğu geniş kapsamlı forex soruşturmalarında, şirket veya yatırım platformuyla herhangi bir şekilde bağlantısı tespit edilen çok sayıda kişinin aynı soruşturma kapsamında değerlendirilmesi söz konusu olabilmektedir. Ancak bir kişinin forex faaliyeti yürüten bir şirkette çalışması, bu şirketten ücret veya başka bir ödeme alması, şirket yöneticileriyle iletişim hâlinde bulunması yahut şirketle ticari veya mesleki bir ilişkisinin mevcut olması, <strong>tek başına dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğini, izinsiz sermaye piyasası faaliyetine katıldığını veya suç örgütü içerisinde yer aldığını göstermeye yeterli değildir.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince, soruşturma kapsamındaki her kişi yönünden <strong>bireysel, somut ve kişiselleştirilmiş bir değerlendirme</strong> yapılması gerekir. Bu kapsamda kişinin şirket içerisindeki gerçek görevi ve yetkileri, gerçekleştirdiği somut eylemler, suç teşkil ettiği ileri sürülen faaliyetler hakkındaki bilgi düzeyi ve kastı, yatırımcılarla kurduğu ilişkinin niteliği, banka ve para hareketleri ile suçun icrasına sunduğu iddia edilen katkının mahiyeti ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.</p>

<p>Dolayısıyla forex soruşturmalarında ceza sorumluluğunun belirlenmesinde esas alınması gereken husus, kişinin yalnızca şirket veya platformla <strong>bağlantısının bulunması değil; isnat edilen suçun kanuni unsurlarının gerçekleşmesine hangi somut fiille katkıda bulunduğu, bu faaliyetin niteliğini bilip bilmediği ve suça bilerek ve isteyerek katılıp katılmadığıdır.</strong> Bu hususların varsayımlarla değil, her şüpheli yönünden ayrı ayrı ortaya konulan somut delillerle değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>1. FOREX İŞLEMLERİ VE İZİNSİZ SERMAYE PİYASASI FAALİYETİ</strong></p>

<p>Forex (foreign exchange) işlemleri, esas itibarıyla dövizler başta olmak üzere çeşitli finansal varlıkların fiyat değişimleri üzerinden kazanç elde edilmesini amaçlayan işlemleri ifade etmektedir. Bu işlemlerin <strong>kaldıraçlı</strong> olarak gerçekleştirilmesi ise yatırımcının yatırdığı teminat tutarının üzerinde büyüklüğe sahip pozisyon açabilmesine imkân vermekte; bu yönüyle yatırımcının elde edebileceği kazanç kadar maruz kalabileceği zararı da önemli ölçüde artırabilmektedir.</p>

<p>Türkiye'de kaldıraçlı alım satım işlemlerinin gerçekleştirilmesi ve bu işlemlere aracılık edilmesi serbest ve denetimsiz bir ticari faaliyet niteliğinde olmayıp, <strong>6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili ikincil mevzuat kapsamında düzenlenen sermaye piyasası faaliyetleri arasında yer almaktadır.</strong> Bu nedenle Türkiye'de yerleşik kişilere yönelik kaldıraçlı işlem hizmeti sunulabilmesi için ilgili faaliyetin sermaye piyasası mevzuatında öngörülen usul ve esaslara uygun şekilde ve gerekli yetkilendirmeye sahip kuruluşlar aracılığıyla yürütülmesi gerekmektedir.</p>

<p>Bu noktada, internet üzerinden erişilebilen bir forex platformunun fiilen faaliyet göstermesi ile söz konusu platformun <strong>Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş olması</strong> birbirinden tamamen farklı hususlardır. Bir platformun internet sitesinin bulunması, yatırımcı kabul etmesi, para yatırma ve çekme işlemlerine imkân sağlaması veya yurt dışında kurulmuş bir şirket üzerinden faaliyet yürütmesi, tek başına Türkiye'de sermaye piyasası faaliyeti yürütme konusunda yetkili olduğu anlamına gelmemektedir.</p>

<p>Nitekim 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 109. maddesinde, <strong>Kuruldan izin alınmaksızın sermaye piyasasında faaliyette bulunulması</strong>, belirli şartlar altında cezai yaptırıma bağlanmıştır. Bu itibarla Türkiye'de yerleşik yatırımcılara yönelik olarak gerekli yetki ve izinler bulunmaksızın kaldıraçlı alım satım hizmeti sunulması veya bu işlemlere aracılık edilmesi, somut olayın özelliklerine göre <strong>izinsiz sermaye piyasası faaliyeti</strong> kapsamında cezai sorumluluğu gündeme getirebilmektedir.</p>

<p>Ancak ceza hukuku bakımından burada son derece önemli bir ayrım yapılması gerekmektedir: <strong>Bir forex faaliyetinin sermaye piyasası mevzuatı bakımından izinsiz olması ile bu faaliyet kapsamında dolandırıcılık suçunun işlenmiş olması aynı hukuki anlama gelmemektedir.</strong> İzinsiz sermaye piyasası faaliyetinin varlığı, kendiliğinden yatırımcılara karşı hileli davranışlarda bulunulduğunu veya platformla herhangi bir şekilde bağlantısı bulunan herkesin dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğini göstermez.</p>

<p>Bu nedenle forex soruşturmalarında öncelikle <strong>faaliyetin sermaye piyasası mevzuatı karşısındaki hukuki niteliği</strong>, ardından yatırımcılara yönelik somut eylemlerin <strong>TCK kapsamında ayrıca bir suç oluşturup oluşturmadığı</strong> ve son olarak her bir şüphelinin söz konusu eylemlere <strong>hangi fiille ve hangi manevi unsurla katıldığı</strong> birbirinden bağımsız olarak değerlendirilmelidir. <strong>İzinsiz sermaye piyasası faaliyeti ile dolandırıcılık aynı suç değildir.</strong></p>

<p>Bir faaliyetin SPK'dan gerekli izin alınmadan gerçekleştirilmesi tek başına o faaliyet kapsamında işlem yapan her yatırımcının dolandırıldığı veya şirkette bulunan herkesin dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği anlamına gelmez. Her suçun kanuni unsurlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>2. FOREX DOSYALARINDA DOLANDIRICILIK SUÇU NASIL GÜNDEME GELİR?</strong></p>

<p>Forex faaliyetlerine ilişkin ceza soruşturmalarında, izinsiz sermaye piyasası faaliyeti iddiasının yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık ve somut olayın özelliklerine göre TCK m.158'de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçları da gündeme gelebilmektedir.</p>

<p>Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için yalnızca yatırımcının malvarlığında bir azalma meydana gelmesi yeterli değildir. Suçun temelini, fail tarafından gerçekleştirilen hileli davranışlarla mağdurun iradesinin sakatlanması ve bu davranışların etkisi altında gerçekleştirilen tasarruf sonucunda failin veya üçüncü bir kişinin yararına haksız menfaat sağlanması oluşturmaktadır. Dolayısıyla hileli davranış, mağdurun malvarlığına ilişkin tasarrufu ile meydana gelen zarar ve sağlanan yarar arasında somut bir nedensellik bağının bulunması gerekir.</p>

<p>Bu ayrım forex işlemleri bakımından özellikle önem taşımaktadır. Zira kaldıraçlı işlemler, niteliği gereği yüksek kazanç ihtimalinin yanında önemli ölçüde zarar riskini de bünyesinde barındırmaktadır. Bu nedenle yatırımcının gerçekleştirdiği işlemler sonucunda parasının tamamını veya bir kısmını kaybetmesi, tek başına dolandırıcılık suçunun işlendiğini ortaya koymaz. Ceza hukuku bakımından araştırılması gereken husus, zararın olağan yatırım riskinin gerçekleşmesinden mi yoksa yatırımcının hileli davranışlarla yanıltılarak malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunmasının sağlanmasından mı kaynaklandığıdır.</p>

<p>Bu kapsamda soruşturma makamlarınca özellikle; yatırımcıya gerçeğe aykırı veya gerçekleşmesi mümkün olmayan kazanç vaatlerinde bulunulup bulunulmadığı, platformun yetki ve güvenilirliği konusunda yanıltıcı açıklamalar yapılıp yapılmadığı, gerçekte gerçekleştirilmeyen alım-satım işlemlerinin gerçekleştirilmiş gibi gösterilip gösterilmediği, yatırım hesabında görüntülenen bakiye ve kazançların gerçek bir finansal karşılığının bulunup bulunmadığı, yatırımcının para yatırmaya devam etmesini sağlamak amacıyla gerçeğe aykırı bilgiler kullanılıp kullanılmadığı ve yatırımcının parasını çekmek istemesi hâlinde gerçek dışı gerekçelerle yeni ödemeler yapmaya yönlendirilip yönlendirilmediği araştırılmalıdır.</p>

<p>Aynı şekilde yatırımcı tarafından gönderilen paraların hangi banka veya ödeme hesaplarına aktarıldığı, bu paraların gerçekten yatırım işlemlerinde kullanılıp kullanılmadığı, hesaplar arasında nasıl hareket ettirildiği ve nihai olarak kimlerin tasarrufuna geçtiği de suçun maddi unsurlarının ortaya çıkarılması bakımından önem taşımaktadır. Bu noktada banka kayıtları, MASAK incelemeleri, platform kayıtları, yatırımcı ile gerçekleştirilen telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalar ile dijital materyaller birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Özellikle yatırımcıya platform üzerinde gerçekte mevcut olmayan bir kazanç veya bakiye gösterilerek güven oluşturulması, ardından söz konusu kazancın çekilebilmesi için “vergi”, “komisyon”, “teminat”, “sigorta” veya benzeri adlar altında yeni ödemeler talep edilmesi, somut olayın bütünlüğü içerisinde hile unsurunun tespiti bakımından önem taşıyabilecek olgulardandır. Bununla birlikte bu tür bir olgunun varlığı dahi tek başına yeterli kabul edilmeksizin, failin kastı ve yatırımcının malvarlığı tasarrufuyla bağlantısı somut olay özelinde incelenmelidir.</p>

<p>Nitelikli dolandırıcılık bakımından ise TCK m.158'de sayılan nitelikli hâllerin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle forex faaliyetinin internet sitesi, mobil uygulama, sosyal medya veya diğer bilişim sistemleri aracılığıyla yürütüldüğü dosyalarda, bilişim sistemlerinin suçun işlenmesindeki fonksiyonunun olay özelinde belirlenmesi önem taşımaktadır. Bir internet sitesinin veya dijital platformun kullanılmış olması, tek başına bütün şüpheliler yönünden aynı nitelikli hâlin gerçekleştiği sonucuna götürmemeli; her kişinin hileli mekanizma içerisindeki fiilî katkısı ayrıca ortaya konulmalıdır.</p>

<p>Sonuç olarak forex dosyalarında “yatırımcı para kaybetmiştir” olgusu ile “yatırımcı dolandırılmıştır” şeklindeki ceza hukuku sonucu birbirinden ayrılmalıdır. Yatırım faaliyetinin ekonomik açıdan başarısızlıkla sonuçlanması veya yatırımcının zarar etmesi tek başına dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Dolandırıcılıktan söz edilebilmesi için, yatırımcının hangi somut hileli davranışla yanıltıldığı, bu davranış nedeniyle hangi malvarlığı tasarrufunda bulunduğu, meydana gelen zarar ile hile arasındaki nedensellik bağı ve fail veya üçüncü kişi lehine sağlanan yarar somut deliller üzerinden ortaya konulmalıdır.</p>

<p><strong>3. FOREX ŞİRKETİNDE ÇALIŞMAK TEK BAŞINA SUÇ MUDUR?</strong></p>

<p><strong>Bir kişinin forex faaliyeti yürüten bir şirket bünyesinde çalışması, tek başına cezai sorumluluğunun kabul edilmesi için yeterli değildir.</strong> Ceza hukukunda sorumluluk şahsi olup kişinin yalnızca belirli bir şirketle organik, hukuki veya ekonomik ilişkisinin bulunmasından hareketle, şirket bünyesinde işlendiği iddia edilen bütün suçlardan sorumlu tutulması mümkün değildir.</p>

<p>Nitekim bir şirket içerisinde sekreterlik, muhasebe, insan kaynakları, bilgi işlem, teknik destek, çağrı merkezi veya satış gibi birbirinden tamamen farklı görev ve yetki alanlarına sahip kişiler bulunabilir. Bu nedenle soruşturma makamlarınca yalnızca kişinin “şirket çalışanı” olduğunun tespit edilmesiyle yetinilmemeli; kişinin şirket içerisindeki fiilî görevi, yetki alanı, karar alma süreçlerine katılımı ve suç teşkil ettiği ileri sürülen faaliyetlerle somut bağlantısı ayrıca araştırılmalıdır.</p>

<p>Örneğin şirket çalışanlarının özlük dosyalarını takip eden bir insan kaynakları personeli ile yatırımcıları doğrudan arayarak gerçeğe aykırı kazanç vaatlerinde bulunduğu iddia edilen bir satış temsilcisinin hukuki konumu aynı değildir. Benzer şekilde şirketin bilgisayar sistemlerinin rutin teknik işleyişini sağlayan bir bilgi işlem çalışanı ile yatırımcılardan gelen paraların toplandığı hesapları yöneten, bu paraların transferine karar veren veya para trafiğini fiilen sevk ve idare eden kişinin eylemleri aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulamaz.</p>

<p>Bu noktada TCK'nın iştirak hükümleri de önem taşımaktadır. Bir kişinin müşterek fail, azmettiren veya yardım eden sıfatıyla cezai sorumluluğundan söz edilebilmesi için yalnızca şirkette çalıştığının değil, isnat edilen suça hangi somut fiille katıldığının ve gerekli manevi unsurun ortaya konulması gerekir. Özellikle yardım etme iddiasında, kişinin gerçekleştirdiği fiilin suçun işlenmesini kolaylaştıran bir katkı oluşturup oluşturmadığı ve bu katkının suç işlendiği bilinerek ve istenerek sunulup sunulmadığı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Dolayısıyla şirket yöneticilerinin suç teşkil eden faaliyetlerinden haberdar olmayan ve yalnızca olağan iş tanımı kapsamındaki görevlerini yerine getiren bir çalışanın, sırf aynı organizasyon içerisinde bulunması nedeniyle yöneticilerin veya diğer çalışanların fiillerinden sorumlu tutulması ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle bağdaşmaz.</p>

<p>Forex soruşturmalarında bu nedenle genel ve toplu değerlendirmeler yerine şüpheli bazında kişiselleştirilmiş bir inceleme yapılmalıdır. Her bir kişi yönünden; şirkette hangi tarihler arasında çalıştığı, görev ve yetkisinin ne olduğu, yatırımcılarla doğrudan temasının bulunup bulunmadığı, para transferleri üzerinde tasarruf yetkisinin olup olmadığı, hileli olduğu ileri sürülen faaliyetlerden haberdar olup olmadığı ve bunların gerçekleştirilmesine bilerek katkı sağlayıp sağlamadığı somut deliller üzerinden belirlenmelidir.</p>

<p>Kısacası, forex soruşturmalarında cezai sorumluluğun belirlenmesinde temel soru kişinin “Bu şirkette çalışıp çalışmadığı” değil; “İsnat edilen suç kapsamında somut olarak ne yaptığı, ne bildiği ve hangi kastla hareket ettiği” olmalıdır.</p>

<p><strong>4. ÇAĞRI MERKEZİ VE SATIŞ PERSONELİNİN CEZA SORUMLULUĞU</strong></p>

<p>Forex soruşturmalarında ceza sorumluluğu bakımından üzerinde özellikle durulması gereken gruplardan biri, yatırımcılarla doğrudan iletişim kuran çağrı merkezi ve satış personelidir. Bununla birlikte yatırımcıyla temas kurulmuş olması veya yatırımcının para yatırmaya yönlendirilmiş olması, tek başına çalışanın dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğinin kabulü için yeterli değildir.</p>

<p>Bu kişiler yönünden yapılacak değerlendirmede, öncelikle gerçekleştirilen faaliyetin çalışanın olağan görev tanımı kapsamında rutin bir müşteri iletişiminden mi ibaret olduğu, yoksa yatırımcının iradesini yanıltıcı biçimde etkilemeye yönelik hileli davranışların icrasına bilinçli bir katkı mı oluşturduğu belirlenmelidir.</p>

<p>Örneğin kendisine işveren tarafından verilen standart görüşme metnini kullanan, müşterilere genel bilgilendirme yapan ve yürütülen faaliyetin hukuka aykırı veya hileli niteliğinden haberdar olduğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmayan çalışan ile yatırımcıya gerçeğe aykırı olduğunu bildiği hâlde “zarar etmeniz mümkün değil”, “yatırdığınız para kesin olarak iki katına çıkacak”, “şirketimiz SPK tarafından yetkilendirilmiştir” şeklinde beyanda bulunarak para transferini sağlamaya çalışan personelin hukuki konumu aynı şekilde değerlendirilemez.</p>

<p>İkinci durumda çalışanın eyleminin dolandırıcılık suçunun icrasındaki yeri ayrıca incelenmelidir. Çalışanın yatırımcıyla doğrudan temas kurması, gerçeğe aykırı beyanlarda bulunması, bu beyanların yatırımcının para gönderme kararında etkili olması ve kişinin yürütülen hileli sistemi bilerek ve isteyerek desteklediğinin somut delillerle ortaya konulması hâlinde, TCK'nın faillik ve suça iştirak hükümleri kapsamında cezai sorumluluk gündeme gelebilir.</p>

<p>Bununla birlikte burada yalnızca yapılan telefon görüşmesinin varlığına değil, görüşmenin içeriğine ve çalışanın kastına odaklanılması gerekir. Çalışanın hangi yatırımcılarla görüştüğü, ne söylediği, yatırımcıya aktardığı bilgilerin gerçeğe aykırı olduğunu bilip bilmediği, yatırımcının para yatırması üzerinde ne ölçüde etkili olduğu, para yatırıldıktan sonraki süreçte görev alıp almadığı ve gerçekleştirdiği işlemler karşılığında olağan ücret dışında özel bir menfaat elde edip etmediği somutlaştırılmalıdır.</p>

<p>Özellikle çok sayıda çağrı merkezi personelinin bulunduğu soruşturmalarda, şirket bünyesindeki genel çalışma düzeninden hareketle bütün çalışanların ortak bir suç kastıyla hareket ettiğinin varsayılması yeterli değildir. Telefon görüşme kayıtları, mesajlaşmalar, CRM kayıtları, çalışanlara verilen talimatlar, dijital materyaller, banka hareketleri ve yatırımcı beyanları mümkün olduğu ölçüde kişi bazında incelenmelidir.</p>

<p>Dolayısıyla çağrı merkezi veya satış personeli açısından belirleyici olan, kişinin yalnızca yatırımcıyla iletişim kurmuş veya şirkette satış pozisyonunda çalışmış olması değil; hileli mekanizmayı bilip bilmediği ve bu mekanizmanın işletilmesine hangi somut fiille, hangi kastla ve ne ölçüde katkı sunduğudur. Bu unsurlar ortaya konulmadan yalnızca kişinin şirketteki pozisyonundan hareketle dolandırıcılık kastının bulunduğu sonucuna varılması, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle bağdaşmayacaktır.</p>

<p><strong>5. MUHASEBECİ VE MALİ MÜŞAVİRLERİN CEZA SORUMLULUĞU</strong></p>

<p>Forex soruşturmalarının kapsamının genişletilmesi sırasında, şirketin muhasebe işlemlerini yürüten kişiler ile serbest muhasebeci mali müşavirlerin de şüpheli sıfatıyla soruşturmaya dâhil edildiği görülebilmektedir. Ancak bir şirketle muhasebe veya mali müşavirlik ilişkisi içerisinde bulunmak, şirket bünyesinde gerçekleştirildiği iddia edilen suçlardan dolayı kendiliğinden cezai sorumluluk doğurmaz.</p>

<p>Muhasebe kayıtlarının tutulması, vergi beyannamelerinin hazırlanması, fatura ve defter kayıtlarının işlenmesi, SGK ve vergi yükümlülüklerinin takip edilmesi gibi mesleğin olağan icrası kapsamında gerçekleştirilen işlemler ile suç teşkil ettiği ileri sürülen faaliyetlere bilerek ve isteyerek katkı sağlanması birbirinden ayrılmalıdır. Mesleki hizmetin sunulması, tek başına dolandırıcılık suçunun icrasına iştirak edildiğini veya suç örgütünün faaliyetlerine dâhil olunduğunu göstermez.</p>

<p>Bu nedenle mali müşavir veya muhasebe personeli yönünden yapılacak değerlendirmede kişinin yalnızca şirketle olan mesleki ilişkisine değil; şirket içerisindeki fiilî konumuna, yetkilerine ve suç teşkil ettiği ileri sürülen faaliyetlerle somut bağlantısına bakılması gerekir. Kişinin yatırımcılarla iletişim kurup kurmadığı, yatırımcıların para yatırmasına yönelik herhangi bir faaliyette bulunup bulunmadığı, şirket hesapları üzerinde tasarruf veya talimat yetkisinin olup olmadığı, para transferlerini gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hileli olduğu ileri sürülen sistemin işleyişinden haberdar olup olmadığı ayrı ayrı araştırılmalıdır.</p>

<p>Özellikle mali müşavirin şirket bünyesinde çalışan bir personel olmayıp bağımsız mesleki faaliyet yürüten ve aynı dönemde farklı kişi ve şirketlere de mali müşavirlik hizmeti sunan bir meslek mensubu olması, şirketle olan ilişkinin niteliğinin belirlenmesinde önem taşıyabilir. Böyle bir durumda mesleki ilişkinin varlığı, kişinin şirketin yönetim veya karar alma mekanizmasının bir parçası olduğu şeklinde yorumlanmamalı; fiilî durum ayrıca ortaya konulmalıdır.</p>

<p>Benzer şekilde şirketten mali müşavire yapılan ödemelerin bulunması da tek başına suçla bağlantılı bir menfaat elde edildiğini göstermeye yeterli değildir. Bu ödemelerin mali müşavirlik hizmetinin karşılığı olan olağan ücretler mi, yoksa suç teşkil ettiği ileri sürülen faaliyetlerle bağlantılı başka nitelikte ödemeler mi olduğu banka hareketleri, sözleşmeler, faturalar ve muhasebe kayıtları üzerinden belirlenmelidir.</p>

<p>Bununla birlikte mesleki faaliyet, ceza sorumluluğu bakımından mutlak bir koruma alanı da oluşturmaz. Mali müşavirin olağan mesleki faaliyetinin sınırlarını aşarak suç teşkil ettiğini bildiği işlemlerin gerçekleştirilmesini kolaylaştırması, gerçeğe aykırı kayıt veya belgelerle suçtan kaynaklanan para hareketlerinin gizlenmesine bilinçli biçimde katkıda bulunması, hesapların suçun icrasında kullanılmasını organize etmesi veya başka bir şekilde suçun gerçekleştirilmesine kasten katkı sunduğunun somut delillerle ortaya konulması hâlinde TCK'nın iştirak hükümleri kapsamında ayrıca değerlendirme yapılması mümkündür.</p>

<p>Aynı yaklaşım suç örgütü üyeliği iddiası bakımından da geçerlidir. Bir mali müşavirin şirket yöneticileriyle düzenli iletişim kurması, şirketin mali kayıtlarına erişebilmesi veya mesleğinin gereği olarak şirketin finansal işlemlerinden haberdar olması, tek başına örgütsel hiyerarşiye dâhil olduğunu göstermez. Mesleki ilişkinin doğal sonucu olan temaslarla suç örgütünün amaçları doğrultusunda gerçekleştirildiği ileri sürülen faaliyetlere bilinçli katılım birbirinden ayrılmalıdır.</p>

<p>Sonuç olarak mali müşavir ve muhasebeciler bakımından ceza sorumluluğunun belirlenmesinde kişinin mesleki unvanından veya şirketle ilişkisinden hareket edilmesi yeterli değildir. Belirleyici olan; kişinin hangi somut eylemi gerçekleştirdiği, suç teşkil eden faaliyetleri bilip bilmediği, bu faaliyetlere bilerek ve isteyerek katkıda bulunup bulunmadığı ve söz konusu katkının isnat edilen suçun işlenmesindeki fonksiyonudur. Ceza sorumluluğunun şahsiliği gereğince, olağan mesleki faaliyet ile suça iştirak teşkil eden davranış arasındaki sınır her kişi ve her somut olay bakımından ayrı ayrı belirlenmelidir.</p>

<p><strong>6. ŞİRKETTEN PARA ALMAK VEYA BANKA HESABINA PARA GELMESİ SUÇ DELİLİ MİDİR?</strong></p>

<p><strong>Forex soruşturmalarında banka hareketleri önemli deliller arasında yer almakla birlikte, bir kişinin hesabına şirketten para gönderilmiş olması tek başına suça iştirak ettiğini göstermez.</strong> Söz konusu transfer; ücret, borç, aile desteği, ticari ilişki veya başka bir hukuki nedene dayanabilir.</p>

<p>Bu nedenle para hareketleri değerlendirilirken transferin kaynağı, nedeni, tutarı, taraflar arasındaki ilişki ve suç teşkil ettiği ileri sürülen faaliyetle bağlantısı birlikte incelenmelidir. Banka hareketlerinin bağlamından koparılarak kişinin dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğinin veya suç örgütüne dâhil olduğunun doğrudan delili olarak kabul edilmesi yeterli değildir.</p>

<p><strong>7. BANKA HESABINI KULLANDIRAN KİŞİLERİN CEZA SORUMLULUĞU</strong></p>

<p>Forex soruşturmalarında, izinsiz sermaye piyasası faaliyetinde kullanılan banka hesaplarını başkalarının kullanımına sunan kişiler bakımından ayrıca suça iştirak hükümleri gündeme gelebilmektedir.</p>

<p>Bu nedenle hesabın yalnızca kişinin adına kayıtlı olması tek başına yeterli olmadığı gibi, “hesabı başkası kullandı” savunması da tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Hesap sahibinin hesabın kullanım amacını bilip bilmediği, internet bankacılığı erişimini kime ve hangi amaçla verdiği, hesaba gelen paraların niteliğinden haberdar olup olmadığı ve bu işlemlerden herhangi bir menfaat sağlayıp sağlamadığı birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kişinin banka hesabını suç teşkil eden faaliyetin gerçekleştirilmesini kolaylaştıracağını bilerek ve isteyerek kullandırdığının somut delillerle ortaya konulması hâlinde TCK'nın iştirak hükümleri kapsamında cezai sorumluluğu gündeme gelebilir.</p>

<p><strong>8. FOREX SORUŞTURMALARINDA SUÇ ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ</strong></p>

<p>Geniş kapsamlı forex soruşturmalarında dolandırıcılık ve izinsiz sermaye piyasası faaliyeti iddialarının yanında TCK m.220 kapsamında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma suçlamaları da gündeme gelebilmektedir. Ancak ticari bir şirketin kendi içerisindeki organizasyon yapısı ile ceza hukuku anlamındaki suç örgütü kavramının birbirinden ayrılması gerekir.</p>

<p>Bir şirkette yönetici, muhasebeci, satış temsilcisi, çağrı merkezi çalışanı ve teknik personelin bulunması; çalışanlar arasında görev dağılımı yapılması, belirli bir ast-üst ilişkisinin kurulması ve faaliyetlerin koordineli biçimde yürütülmesi, tek başına suç örgütünün varlığını veya bu organizasyon içerisinde çalışan kişilerin örgüt üyesi olduğunu göstermez. Zira belirli bir iş bölümü ve hiyerarşik düzen, ticari işletmelerin olağan faaliyetlerinin de doğal bir sonucudur.</p>

<p>Örgüt suçları bakımından ise şirket içerisindeki biçimsel görev dağılımının ötesine geçilerek, suç işlemek amacıyla oluşturulduğu ileri sürülen yapılanmanın niteliğinin ve her bir şüphelinin bu yapılanmayla olan ilişkisinin somut olarak ortaya konulması gerekir. Özellikle örgüt üyeliği isnadı yöneltilen kişinin yalnızca şirkette çalıştığının veya şirket yöneticileriyle irtibat hâlinde bulunduğunun tespit edilmesi yeterli olmayıp, örgütsel yapıyla kurduğu bağın, bu yapının suç işleme amacı konusundaki bilgisinin ve örgütsel faaliyetlere bilinçli katılımının kişiselleştirilmiş delillerle gösterilmesi gerekir.</p>

<p>Bu kapsamda kişinin şirket içerisindeki görevi, kimlerden ve hangi konularda talimat aldığı, diğer şüphelilerle olan iletişiminin mesleki ilişkinin olağan sınırlarını aşıp aşmadığı, suç teşkil ettiği ileri sürülen faaliyetlere ne şekilde katıldığı ve bu faaliyetlerin niteliğini bilip bilmediği ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Şirket yöneticileriyle yapılan telefon görüşmeleri, aynı iş yerinde çalışma, şirket içi mesajlaşma gruplarında bulunma veya diğer çalışanlarla sık iletişim kurulması gibi olgular da tek başına örgüt üyeliği sonucuna götürmemeli; bu temasların içeriği ve suç teşkil eden faaliyetlerle bağlantısı ortaya konulmalıdır.</p>

<p>Dolayısıyla forex soruşturmalarında şirket içerisindeki olağan iş bölümü ve çalışma ilişkileri doğrudan örgütsel hiyerarşi olarak nitelendirilmemeli; ticari organizasyondan kaynaklanan bağlılık ile suç örgütüne özgü hiyerarşik bağ birbirinden ayrılmalıdır. Her şüphelinin örgütsel yapı içerisindeki konumu, suç teşkil eden faaliyetlere yönelik bilgi ve iradesi ile bu faaliyetlere sunduğu somut katkı ayrı ayrı değerlendirilerek ceza sorumluluğu kişiselleştirilmelidir.</p>

<p><strong>9.ŞİRKET İÇİ HİYERARŞİ İLE SUÇ ÖRGÜTÜNE ÖZGÜ HİYERARŞİK BAĞIN AYRILMASI</strong></p>

<p>Forex soruşturmalarında üzerinde özellikle durulması gereken hususlardan biri, ticari işletmenin olağan organizasyon yapısından kaynaklanan ast-üst ilişkisi ile TCK m.220 anlamında suç örgütüne özgü hiyerarşik bağın birbirinden ayrılmasıdır. Bir şirketin belirli bir organizasyon içerisinde faaliyet göstermesi, çalışanların yöneticilerden talimat alması ve departmanlar arasında görev dağılımı bulunması ticari hayatın olağan gereğidir.</p>

<p>Nitekim hemen her şirkette yönetici, departman sorumlusu ve çalışanlardan oluşan belirli bir organizasyon şeması bulunmaktadır. Satış temsilcisinin satış müdüründen müşteri görüşmelerine ilişkin talimat alması, çağrı merkezi çalışanının takım liderine bağlı çalışması veya muhasebe personelinin finans yöneticisinin verdiği görevleri yerine getirmesi, iş ilişkisinden ve çalışanın görev tanımından kaynaklanan bir bağlılık ilişkisidir. Bu ilişkinin varlığı tek başına ceza hukuku anlamında örgütsel hiyerarşinin bulunduğunu göstermez.</p>

<p>Örgüt üyeliği bakımından araştırılması gereken ise kişinin bir işverene veya yöneticiye bağlı çalışması değil, suç işlemek amacıyla oluşturulduğu ileri sürülen yapılanmanın hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dâhil olup olmadığıdır. Bu nedenle çalışanın kimden talimat aldığı kadar, hangi konuda ve hangi amaçla talimat aldığı da önem taşımaktadır. Olağan ticari faaliyetin yürütülmesine ilişkin talimatlarla suç teşkil eden faaliyetlerin gerçekleştirilmesine yönelik talimatların aynı hukuki değerde kabul edilmesi mümkün değildir.</p>

<p>Örneğin bir satış müdürünün çalışanına belirli sayıda müşteriyle görüşmesi, satış hedeflerine ulaşması veya günlük faaliyet raporu hazırlaması yönünde talimat vermesi, şirket organizasyonu içerisindeki olağan yönetim faaliyetidir. Buna karşılık suç teşkil ettiği bilinen bir sistem kapsamında yatırımcıların yanıltılması, gerçeğe aykırı bilgilerin verilmesi, para hareketlerinin gizlenmesi veya suçtan kaynaklanan paraların belirli hesaplara yönlendirilmesi konusunda verilen talimatlara bilinçli ve sürekli biçimde uyulması, somut olayın diğer delilleriyle birlikte farklı bir değerlendirmeyi gündeme getirebilir.</p>

<p>Benzer şekilde çalışanlar arasındaki yoğun telefon trafiği, WhatsApp veya Telegram gruplarında bulunma, aynı iş yerinde çalışma, yöneticilerle sık görüşme veya şirket içi toplantılara katılma gibi olgular da tek başına örgütsel bağın kanıtı olarak değerlendirilmemelidir. Ticari organizasyon içerisinde birlikte çalışan kişilerin birbirleriyle düzenli iletişim kurmaları hayatın olağan akışının bir sonucudur. Bu nedenle iletişimin yalnızca sıklığı değil, içeriği, amacı ve suç teşkil ettiği ileri sürülen faaliyetlerle bağlantısı ortaya konulmalıdır.</p>

<p>Özellikle geniş kapsamlı forex soruşturmalarında, şirket organizasyon şemasının doğrudan suç örgütünün organizasyon şeması olarak kabul edilmesi ve şirket içerisindeki görev unvanlarının örgütsel konumlarla eşleştirilmesi hatalı sonuçlara yol açabilir. “Şirket yöneticisi” olmak kendiliğinden “örgüt yöneticisi”, “departman sorumlusu” olmak “örgüt yöneticisinin yardımcısı”, “şirket çalışanı” olmak ise “örgüt üyesi” anlamına gelmez. Ceza hukuku bakımından bu sıfatların her biri ayrıca ve somut deliller üzerinden ortaya konulmalıdır.</p>

<p>Dolayısıyla soruşturma makamlarının, ticari organizasyondan kaynaklanan iş bölümü ve mesleki bağlılık ilişkisi ile suç örgütüne özgü hiyerarşik bağı birbirinden ayırması gerekir. Her şüpheli yönünden kişinin olağan iş tanımının dışına çıkıp çıkmadığı, suç teşkil eden faaliyetlerin niteliğini bilip bilmediği, bu faaliyetlere süreklilik gösteren bilinçli bir katılım sağlayıp sağlamadığı ve örgütsel yapı içerisinde hareket ettiğini ortaya koyan somut delillerin bulunup bulunmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu ayrım yapılmaksızın yalnızca şirket içerisindeki unvan, ast-üst ilişkisi, talimat alma veya çalışanlar arasındaki iletişim yoğunluğundan hareketle örgüt üyeliği sonucuna ulaşılması, ticari organizasyon ile ceza hukuku anlamındaki suç örgütü kavramlarının birbirine karıştırılması sonucunu doğuracaktır.</p>

<p><strong>10. WHATSAPP VE TELEGRAM YAZIŞMALARI NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR?</strong></p>

<p>Forex soruşturmalarında WhatsApp ve Telegram yazışmaları, müşteri listeleri ve şirket içi iletişim kayıtları önemli deliller arasında yer almaktadır. Ancak kişinin <strong>bir mesajlaşma grubunda bulunması veya diğer şüphelilerle iletişim kurması</strong>, tek başına suça iştirak veya örgüt üyeliğini göstermez.</p>

<p>Dijital materyaller değerlendirilirken yazışmanın <strong>içeriği, tarihi, kim tarafından gerçekleştirildiği, kişinin görüşmelere aktif katılımı ve konuşmaların suç teşkil ettiği ileri sürülen faaliyetlerle bağlantısı</strong> birlikte incelenmelidir.</p>

<p>Özellikle çok sayıda şüpheli ve binlerce dijital verinin bulunduğu dosyalarda, yazışmaların genel olarak dosyaya aktarılmasıyla yetinilmemeli; <strong>hangi delilin hangi şüpheliye, hangi eylem nedeniyle isnat edildiği kişiselleştirilmelidir.</strong></p>

<p><strong>11. MASAK RAPORLARI VE PARA TRAFİĞİ</strong></p>

<p>Forex soruşturmalarında <strong>MASAK raporları ve banka kayıtları</strong>, şirketin finansal yapısının ve şüpheliler arasındaki para trafiğinin ortaya çıkarılması bakımından önemli delillerdendir. Ancak bir kişinin hesabında yüksek tutarlı veya yoğun para hareketlerinin bulunması, <strong>tek başına bu paraların suçtan kaynaklandığını veya kişinin suça iştirak ettiğini göstermez.</strong></p>

<p>Para transferleri değerlendirilirken paranın <strong>kaynağı, gönderilme amacı, taraflar arasındaki hukuki veya ekonomik ilişki ve paranın sonraki hareketleri</strong> birlikte incelenmelidir. Özellikle aile bireyleri arasındaki transferlerde borç, destek veya başka bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan, yalnızca transfer tutarının yüksekliğinden hareketle suç bağlantısı kurulması yeterli değildir. Bu nedenle MASAK ve banka kayıtları, <strong>tek başına değil; diğer deliller ve her şüphelinin somut eylemleriyle birlikte</strong> değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>12. İZİNSİZ FOREX FAALİYETİ, DOLANDIRICILIK VE ÖRGÜT SUÇLARININ BİRBİRİNDEN AYRILMASI</strong></p>

<p>Forex soruşturmalarında karşılaşılan temel hukuki sorunlardan biri, aynı ticari organizasyon içerisinde ortaya çıktığı ileri sürülen farklı fiillerin <strong>tek bir suç faaliyeti olarak değerlendirilmesi ve birbirinden farklı kanuni unsurlara sahip suç tipleri arasında otomatik bir bağlantı kurulmasıdır.</strong> Oysa <strong>6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.109 kapsamında izinsiz sermaye piyasası faaliyeti, TCK m.157-158 kapsamında dolandırıcılık ve TCK m.220 kapsamında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma suçları</strong>, korudukları hukuki değerler, maddi ve manevi unsurları ve fail bakımından aradıkları şartlar itibarıyla birbirinden ayrılmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle bir forex platformunun faaliyetinin hukuka aykırı veya izinsiz olduğunun tespit edilmesi, tek başına platform kapsamında gerçekleştirilen bütün işlemlerin dolandırıcılık niteliğinde olduğu veya platformla bağlantılı bütün kişilerin cezai sorumluluğunun bulunduğu sonucunu doğurmaz.</p>

<p><strong>İzinsiz sermaye piyasası faaliyeti bakımından; </strong>6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 109. maddesi kapsamında öncelikle, sermaye piyasasında <strong>Kuruldan gerekli izin alınmaksızın faaliyette bulunulup bulunulmadığı</strong> değerlendirilmelidir. Dolayısıyla bu suç yönünden soruşturmanın odağında, yürütülen faaliyetin sermaye piyasası mevzuatı kapsamında izin veya yetkilendirmeye tabi olup olmadığı ve bu faaliyetin gerekli izin bulunmaksızın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği bulunmaktadır.</p>

<p>Ancak bir forex platformunun SPK tarafından yetkilendirilmemiş olması ile yatırımcının dolandırılmış olması <strong>aynı hukuki olgu değildir.</strong> Yetkisiz bir platform üzerinden işlem yapılması, sermaye piyasası mevzuatı bakımından cezai sorumluluk doğurabilecek olmakla birlikte, bu tespit tek başına TCK anlamında hileli davranışın varlığını ortaya koymaz.</p>

<p>Aynı şekilde şirketin izinsiz faaliyet yürüttüğünün tespit edilmesi hâlinde dahi, şirket bünyesinde çalışan her kişinin bu suçtan otomatik olarak sorumlu tutulması mümkün değildir. Her şüpheli bakımından kişinin <strong>izinsiz faaliyetin yürütülmesine ne şekilde katıldığı, faaliyetinin niteliğini bilip bilmediği ve suçun icrasına sunduğu somut katkı</strong> ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>Dolandırıcılık suçu ayrıca değerlendirilmelidir; </strong>TCK m.157 ve somut olayın özelliklerine göre m.158 kapsamında yapılacak değerlendirme ise farklıdır. Dolandırıcılık suçundan söz edilebilmesi için, sermaye piyasası mevzuatına aykırılığın ötesinde, yatırımcıya yönelik <strong>hileli davranışların</strong> bulunması ve bu davranışların mağdurun iradesini etkileyerek malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunmasına neden olması gerekir.</p>

<p>Bu kapsamda yatırımcıya gerçeğe aykırı kazanç vaatleri sunulması, platformun hukuki statüsü veya güvenilirliği konusunda yanıltıcı açıklamalar yapılması, gerçekte gerçekleştirilmeyen yatırım işlemlerinin yapılmış gibi gösterilmesi, gerçeği yansıtmayan hesap bakiyeleri oluşturulması veya yatırımcının parasını çekebilmesi için gerçeğe aykırı gerekçelerle yeni ödemeler yapmaya yönlendirilmesi gibi davranışların bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır.</p>

<p>Dolayısıyla <strong>yatırımcının zarar etmiş olması veya işlemin yetkisiz bir forex platformunda gerçekleştirilmiş olması, tek başına dolandırıcılık suçunun bütün unsurlarının gerçekleştiğini ortaya koymaz.</strong> Hangi hileli davranışın gerçekleştirildiği, bu davranışın kim tarafından gerçekleştirildiği, mağdurun hangi davranış nedeniyle yanıltıldığı, hangi malvarlığı tasarrufunda bulunduğu ve bundan kimin yarar sağladığı somutlaştırılmalıdır.</p>

<p><strong>Dolandırıcılık iddiası örgüt üyeliğini kendiliğinden doğurmaz; </strong>Üçüncü olarak, şirket bünyesinde birden fazla kişinin dolandırıcılık veya izinsiz sermaye piyasası faaliyetine iştirak ettiği iddiasının bulunması da <strong>kendiliğinden TCK m.220 anlamında bir suç örgütünün varlığını ortaya koymaz.</strong></p>

<p>Birden fazla kişinin aynı suçun işlenmesine iştirak etmesi ile suç işlemek amacıyla oluşturulmuş bir örgütün varlığı birbirinden farklı hukuki meselelerdir. Özellikle ticari şirketler zaten yapıları gereği belirli bir organizasyon, görev paylaşımı ve ast-üst ilişkisi içerisinde faaliyet göstermektedir. Şirket müdürü, finans sorumlusu, satış müdürü, çağrı merkezi personeli, muhasebeci ve teknik personel arasındaki görev dağılımının bulunması, tek başına bu organizasyonu TCK m.220 anlamında suç örgütüne dönüştürmez.</p>

<p>Bu nedenle örgüt suçları yönünden, şirketin olağan ticari organizasyonunun ötesinde <strong>TCK m.220 kapsamında aranan örgütsel yapılanmanın bulunup bulunmadığı</strong> ayrıca incelenmelidir. Bunun yanında bir kişinin örgüt üyesi olduğu ileri sürülüyorsa, yalnızca şirkette çalışması, yöneticilerden talimat alması, diğer çalışanlarla iletişim kurması veya şirket içi mesajlaşma gruplarında bulunması yeterli görülmemelidir. Kişinin suç işlemek amacıyla oluşturulduğu ileri sürülen yapılanmayla kurduğu bağın niteliği ve örgütsel faaliyetlere bilinçli katılımı somut deliller üzerinden ortaya konulmalıdır.</p>

<p><strong>Aynı dosyada bulunmak, aynı hukuki konumda bulunmak anlamına gelmez; </strong>Özellikle çok sayıda şüphelinin bulunduğu forex soruşturmalarında, delillerin toplu biçimde değerlendirilmesi önemli sorunlara yol açabilmektedir. Bir şirket yöneticisinin yatırımcılardan para toplanmasına ilişkin eylemleri ile muhasebecinin olağan mesleki faaliyetleri; yatırımcılarla doğrudan görüşen satış personelinin eylemleri ile teknik destek sağlayan çalışanın faaliyetleri aynı hukuki nitelikte değildir.</p>

<p>Bu nedenle bir şüpheli hakkında elde edilen delilin, yalnızca aynı şirkette çalışılması veya kişiler arasında irtibat bulunması nedeniyle diğer şüphelilere de teşmil edilmemesi gerekir. <strong>Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi</strong>, her kişinin kendi fiili ve kastı üzerinden değerlendirilmesini gerektirir.</p>

<p>Örneğin yatırımcıyla görüşerek gerçeğe aykırı kazanç vaadinde bulunduğu iddia edilen kişinin telefon görüşmesi, başka bir departmanda çalışan ve yatırımcıyla hiçbir teması bulunmayan kişi bakımından doğrudan suç delili oluşturmaz. Aynı şekilde şirket yöneticisinin hesabında tespit edilen şüpheli para hareketleri, bu kişiyle yalnızca iş ilişkisi bulunan başka bir çalışanın suçtan sorumluluğunu kendiliğinden ortaya koymaz.</p>

<p>Bu noktada soruşturma makamlarınca her şüpheli bakımından <strong>“hangi suç?” ve “hangi somut fiil?”</strong> sorularının ayrı ayrı cevaplandırılması gerekir.</p>

<p><strong>Maddi ve manevi unsurlar her suç bakımından ayrı ayrı ortaya konulmalıdır; </strong>Forex soruşturmalarında sağlıklı bir cezai değerlendirme yapılabilmesi için üç aşamalı bir inceleme yapılması önem taşımaktadır.</p>

<p>Öncelikle, <strong>yürütülen forex faaliyetinin sermaye piyasası mevzuatı karşısındaki hukuki niteliği</strong> belirlenmelidir. Ardından yatırımcılara yönelik somut davranışların dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmelidir. Son olarak birden fazla kişinin birlikte hareket ettiği iddiası mevcutsa, bu ilişkinin yalnızca suça iştirak kapsamında mı kaldığı, yoksa TCK m.220 anlamında ayrıca bir örgütsel yapılanmanın bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.</p>

<p>Bunun ardından ise her bir şüpheli bakımından ikinci bir kişiselleştirme yapılmalıdır: Kişinin <strong>hangi eylemi gerçekleştirdiği, hangi suç teşkil eden faaliyetten haberdar olduğu, hangi kastla hareket ettiği, suçun icrasına nasıl bir katkı sunduğu ve bu katkının hangi suç tipi bakımından hukuki önem taşıdığı</strong> somut delillerle açıklanmalıdır.</p>

<p>Sonuç olarak forex soruşturmalarında; <strong>“Platform SPK'dan yetkisizdir, dolayısıyla yapılan bütün işlemler dolandırıcılıktır; şirkette çalışan kişiler de örgüt üyesidir.” </strong>şeklinde otomatik ve zincirleme bir hukuki değerlendirme yapılması doğru değildir. <strong>İzinsiz sermaye piyasası faaliyeti, dolandırıcılık ve örgüt suçları birbirinden bağımsız kanuni unsurlara sahiptir.</strong> Bir suçun unsurlarının gerçekleşmiş olması, diğer suçun unsurlarının da kendiliğinden gerçekleştiği anlamına gelmez.</p>

<p>Bu nedenle her suç tipi bakımından <strong>maddi unsur, manevi unsur ve iştirak koşulları ayrı ayrı incelenmeli; ardından her şüphelinin bu suçlarla bağlantısı bireyselleştirilmelidir.</strong> Forex soruşturmalarında cezai sorumluluğun belirlenmesinde esas olan kişinin şirketle olan genel bağlantısı değil, <strong>hangi suç teşkil eden eyleme, hangi somut davranışla ve hangi kastla katıldığının hukuken ortaya konulabilmesidir.</strong></p>

<p><strong>SONUÇ: ŞİRKETLE BAĞLANTI İLE SUÇA İŞTİRAK AYNI ŞEY DEĞİLDİR</strong></p>

<p>Forex soruşturmalarının geniş kapsamlı olması, şirketle bağlantısı bulunan herkesin aynı hukuki statü içerisinde değerlendirilmesini haklı kılmaz.</p>

<p>Bir kişinin şirket çalışanı olması, şirket yöneticisini tanıması, şirketten maaş alması, muhasebe hizmeti vermesi veya şirketle çeşitli para transferlerinin bulunması <strong>tek başına dolandırıcılık, izinsiz sermaye piyasası faaliyetine iştirak veya suç örgütü üyeliğinin ispatı değildir.</strong></p>

<p>Buna karşılık kişinin suç teşkil eden faaliyeti bildiği ve isteyerek bu faaliyete katkı sunduğunun; yatırımcıları hileli beyanlarla yönlendirdiğinin, banka veya şirket hesaplarını bilerek kullandırdığının, suçun icrasını kolaylaştırdığının ya da örgütsel yapıya bilinçli şekilde dâhil olduğunun somut delillerle ortaya konulması hâlinde ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.</p>

<p>Bu nedenle forex soruşturmalarında yapılması gereken temel değerlendirme, kişinin şirkette bulunup bulunmadığından ziyade <strong>“somut olarak ne yaptığı, ne bildiği ve hangi kastla hareket ettiği”</strong> sorularına cevap aramaktır.</p>

<p><strong>Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince her şüphelinin eylemi ve kastı ayrı ayrı ortaya konulmalı; şirket organizasyonu, ticari ilişki, akrabalık veya para transferi tek başına suçluluğun göstergesi olarak kabul edilmemelidir.</strong></p>

<p></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ceren-kurt" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Ceren KURT"><img alt="Av. Ceren KURT" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/02/ceren-kurt.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ceren-kurt" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Ceren KURT">Av. Ceren KURT</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/forex-dolandiriciligi-sorusturmalarinda-sirket-calisanlarinin-ve-ucuncu-kisilerin-ceza-sorumlulugu-1</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/terazi/forex-borsa-n.jpg" type="image/jpeg" length="88212"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YZ’yi Birlikte Yavaşlatmak Kartel mi? Dört Büyük Laboratuvara Rekabet Davası]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yzyi-birlikte-yavaslatmak-kartel-mi-dort-buyuk-laboratuvara-rekabet-davasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yzyi-birlikte-yavaslatmak-kartel-mi-dort-buyuk-laboratuvara-rekabet-davasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anthropic CEO’su Dario Amodei’nin en gelişmiş yapay zekâ modellerinin gelişme hızını sektör çapında azaltma çağrısından yalnızca altı gün sonra dört ücretli kullanıcı federal mahkemeye başvurdu. Anthropic, OpenAI, Google ve SpaceXAI’nın güvenlik gerekçesiyle birlikte yavaşlama konusunda anlaştığını...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Anthropic CEO’su Dario Amodei’nin en gelişmiş yapay zekâ modellerinin gelişme hızını sektör çapında azaltma çağrısından yalnızca altı gün sonra dört ücretli kullanıcı federal mahkemeye başvurdu. Anthropic, OpenAI, Google ve SpaceXAI’nın güvenlik gerekçesiyle birlikte yavaşlama konusunda anlaştığını ileri süren dava, yapay zekâ güvenliği için gerekli iş birliğinin hangi noktada rekabeti sınırlayan yatay anlaşmaya dönüşeceği meselesini mahkeme önüne taşıdı.</strong></p>

<p>Yapay zekâ sektöründe birkaç gün önce bir güvenlik sorunu olarak tartışılan “birlikte yavaşlama” önerisi, federal rekabet davasına dönüştü.</p>

<p>ChatGPT, Claude, Grok ve Gemini’nin ücretli kullanıcıları olan dört kişi, 18 Eylül’de Kaliforniya Kuzey Bölgesi Federal Mahkemesinde Anthropic, OpenAI, SpaceXAI ve Google’a karşı dava açtı. Davacılar, yapay zekâ alanındaki başlıca rakiplerin geliştirdikleri ürünlerin yeteneklerini artırma hızını birlikte sınırlamaya yönelik bir anlaşmaya vardığını ve bunun Sherman Antitröst Yasası’nın 1. maddesine aykırı olduğunu ileri sürüyor. Mahkemenin resmi kayıtları davanın 18 Eylül’de açıldığını ve uyuşmazlığın antitröst davası olarak kayda geçtiğini gösteriyor.</p>

<p>Dava henüz başlangıç aşamasında. Dört kullanıcının açtığı dava mahkemece onaylanmış bir toplu dava değil; davacılar 12 Eylül’den bu yana ChatGPT, Claude, Grok veya Gemini için doğrudan ücret ödeyen ABD’deki tüketicileri kapsayacak bir sınıf oluşturulmasını istiyor. Ayrıca uğranıldığı ileri sürülen zararın Clayton Act uyarınca üç katına çıkarılmasını ve şirketlerin yapay zekâ geliştirme hızına ilişkin benzer anlaşmalar yapmasının yasaklanmasını talep ediyorlar.</p>

<p>Davanın alışılmadık tarafı ise şirketlerin fiyatları artırdığı ya da müşterileri paylaştığı iddiasına değil, <strong>teknolojik gelişmenin hızına</strong> dayanması.</p>

<p><strong>Altı günde yavaşlama çağrısından davaya</strong></p>

<p>Uyuşmazlığın çıkış noktası Anthropic CEO’su Dario Amodei’nin 12 Eylül’de yayımladığı “We Must Pace the Frontier” başlıklı yazı.</p>

<p>Amodei, son aylarda yapay zekânın yeni yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesine giderek daha fazla katkı sağlaması nedeniyle ilerleme hızının güvenlik çalışmalarını geride bırakabileceğini savundu. Önerisinin özü, en ileri modellerin yeteneklerinin artış hızını güvenlik, uyum ve bağımsız değerlendirme çalışmalarının yetişebileceği ölçüde azaltmaktı.</p>

<p>Planın ilk ayağında Anthropic’in dış değerlendiricilere kendi çalışanlarının risk değerlendirme ekiplerine benzer ölçüde sürekli erişim vermesi öngörülüyordu. Ancak ikinci aşama doğrudan sektör çapında iş birliğini gerektiriyordu. Amodei, şirketlerden yalnız birinin yavaşlamasının onu rakipleri karşısında dezavantajlı bırakacağını; dolayısıyla daha geniş bir eşgüdüm gerektiğini savunuyordu. Bu tür görüşmeler için rekabet hukukunda özel düzenleme veya muafiyet gerekebileceğini de açıkça dile getirdi.</p>

<p>Aynı gün OpenAI CEO’su Sam Altman, SpaceXAI CEO’su Elon Musk ve Google DeepMind’dan Demis Hassabis de Amodei’nin yaklaşımına destek veren açıklamalar yaptı. Dava dilekçesi işte bu açıklamaları sıradan bir fikir birliği değil, rakiplerin ortak hareket etme iradesinin dışa vurumu olarak yorumluyor. Davacıların anlatımına göre anlaşma “kamuya açık biçimde önerildi, kamuya açık biçimde kabul edildi ve kamuya açık biçimde teyit edildi.”</p>

<p>Bu, şimdilik yalnızca davacıların iddiası. Dört şirketin model çıkış tarihlerini, eğitim kapasitesini, hesaplama gücünü veya yetenek artışını gerçekten birbirlerine bağladıklarını gösteren mahkemece kabul edilmiş bir delil bulunmuyor.</p>

<p>Tam da bu nedenle davada açıklığa kavuşması gereken en önemli husus, yapay zekânın yavaşlatılmasının gerekli olup olmadığı değil:</p>

<p><strong>Ortada gerçekten rakipler arasında bir anlaşma var mı?</strong></p>

<p><strong>Güvenlik iş birliği ile kartel arasındaki çizgi</strong></p>

<p>Sherman Act’ın 1. maddesi rakip şirketler arasındaki her türlü iş birliğini yasaklamıyor. Araştırma, ortak teknik standartlar, siber güvenlik veya ürün emniyetine ilişkin pek çok iş birliği hukuka uygun olabilir.</p>

<p>Davacılar ise burada daha farklı bir şey yaşandığını savunuyor. Onlara göre dört şirketin anlaşması, “ürünlerinin kalitesini ve gelişme hızını” rekabetin sağlayacağı seviyenin altında tutuyor. Dilekçe bunu klasik anlamdaki üretim miktarının sınırlandırılmasına benzetiyor: Şirketler daha az fiziksel ürün üretmiyor olabilir, fakat tüketiciye sundukları teknolojik ilerlemenin miktarını birlikte azaltıyor.</p>

<p>Bu nedenle dava yalnız “makul sebep vardı mı?” incelemesine dayanmıyor. Davacılar davranışın doğrudan hukuka aykırı bir yatay sınırlama olduğunu; mahkeme bunu kabul etmezse daha sınırlı “quick look” veya kapsamlı “rule of reason” incelemesi altında da rekabete aykırı sonucuna varılması gerektiğini ileri sürüyor.</p>

<p>Davacıların teorisinin en dikkat çekici tarafı, Amodei’nin güvenlik gerekçesinin aynı zamanda rekabet sorununun nedenini de açıklaması.</p>

<p>Bir şirket tek başına yavaşlarsa rakipleri daha güçlü modeller çıkarabilir; müşteri, gelir, yetenekli çalışan ve teknolojik liderlik kaybedebilir. Herkes birlikte yavaşlarsa bu risk ortadan kalkar.</p>

<p>Yapay zekâ güvenliği açısından bakıldığında bu, klasik bir <strong>mahkûmun ikilemi</strong> olabilir.</p>

<p>Rekabet hukuku açısından bakıldığında ise aynı cümle çok farklı okunabilir: Rakipler rekabet baskısından kurtulmak için karşılıklı güvence veriyor olabilir.</p>

<p><strong>1978’den verilmiş güncel bir emsal karar</strong></p>

<p>Ortaya çıkan bu ikilemin ABD rekabet hukukunda ilginç bir öncülü var.</p>

<p>ABD Yüksek Mahkemesi 1978 tarihli <i>National Society of Professional Engineers v. United States</i> kararında, mühendislerin rekabetçi fiyat tekliflerini sınırlayan bir meslek kuralını değerlendirdi.</p>

<p>Mühendisler birliğinin savunması güçlü bir kamu yararı iddiasına dayanıyordu: Fiyat rekabeti mühendislik hizmetlerinin kalitesini düşürebilir ve köprüler, binalar veya diğer büyük projelerde kamu güvenliğini tehlikeye atabilirdi.</p>

<p>Yüksek Mahkeme bu savunmayı kabul etmedi. Mahkemenin yaklaşımına göre Sherman Act’ın temel tercihi, rekabetin yalnız fiyat bakımından değil kalite, hizmet, güvenlik ve dayanıklılık bakımından da olumlu sonuç verdiği varsayımına dayanıyordu. Rakiplerin “rekabet tehlikeli sonuç doğurabilir” diyerek rekabeti aralarında sınırlaması bu temel tercihle bağdaşmıyordu.</p>

<p>Bu emsal karar elbette bugünkü davanın sonucunu belirlemiyor. Mühendislerin fiyat rekabetini engellemesi ile henüz tam olarak öngörülemeyen riskler taşıyan ileri yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesinde güvenlik iş birliği aynı mesele değil.</p>

<p>Ancak 48 yıl önceki davanın üzerinde durduğu konu oldukça tanıdık:</p>

<p><strong>Bir sektörün rekabet halinde hareket etmesi toplum için tehlikeli görülüyorsa, o sektörün rakipleri bu tehlikeyi kendi aralarında anlaşarak giderebilir mi?</strong></p>

<p>Buist davasını sıradan bir teknoloji davası olmaktan çıkaran hukuki uyuşmazlık da burada.</p>

<p><strong>Davanın en zayıf noktası: Anlaşmayı ispatlamak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davacıların önünde ciddi bir eşik bulunuyor.</p>

<p>Bir şirket yöneticisinin “daha yavaş ilerlemeliyiz” demesi ile rakip şirketlerin gelişme hızlarını birbirine bağlayan bir anlaşma yapması aynı şey değil. CEO’ların birbirlerinin güvenlik kaygılarına katılması da kendi başına model çıkış takvimlerinin veya araştırma yatırımlarının birlikte belirlendiğini göstermiyor.</p>

<p>Üstelik şirketler arasında güvenlik konusunda temas bulunması da tek başına şüpheli sayılamaz. Siber saldırılar, biyolojik tehditler veya kontrolden çıkan otonom sistemler gibi ortak risklere karşı bilgi alışverişi rekabeti azaltmak yerine bütün sektörün güvenliğini artırabilir.</p>

<p>Nitekim ABD Adalet Bakanlığından Stanley Woodward, davadan bir gün önce yaptığı açıklamada yapay zekâ şirketlerinin güvenlik ve siber güvenlik alanındaki iş birliğinin kendisine ilk bakışta rekabete aykırı görünmediğini söyledi. Bakanlığın şirketlerle görüşmeye açık olduğunu, ancak o tarihe kadar frontier laboratuvarlarından böyle bir talep gelmediğini belirtti.</p>

<p>FTC Başkanı Andrew Ferguson ise konuya daha ihtiyatlı yaklaşıyor. Ferguson, büyük şirketlerin bir taraftan daha fazla düzenleme isterken diğer taraftan rakipleriyle iş birliği yapabilmek için rekabet hukukundan muafiyet aramasına kuşkuyla baktığını dile getirdi.</p>

<p>Dolayısıyla Amerikan düzenleyicilerinin yaklaşımı da “iş birliği yasaktır” veya “güvenlik her şeyi meşru kılar” kadar basit değil. Asıl mesele <strong>şirketlerin ne konusunda ve ne ölçüde eşgüdüm sağladığı</strong>.</p>

<p>Bu nedenle dava ilerlerse şirket içi yazışmalar, toplantı notları ve 12 Eylül sonrasındaki fiili davranışlar büyük önem kazanabilir. Güvenlik konusunda ortak çalışma yapıldığı mı, yoksa modellerin gelişme hızının karşılıklı taahhütlerle gerçekten sınırlandığı mı sorusu davanın merkezinde olacak.</p>

<p><strong>“Daha yavaş gelişen aboneliğe aynı parayı ödüyorum”</strong></p>

<p>Davanın başka bir yeniliği ise zararı ücretli abonelikler üzerinden tanımlaması.</p>

<p>Davacıların savı kabaca şöyle: ChatGPT Plus, Claude, Gemini veya Grok aboneliği satın alan tüketici yalnız o gün mevcut olan ürüne erişim için değil, sürekli geliştirilen bir dijital hizmet için para ödüyor. Rakip şirketler gelişme hızını birlikte düşürürse tüketici aynı abonelik ücretini ödemeye devam ederken rekabet ortamında elde edebileceğinden daha az teknolojik ilerleme alıyor.</p>

<p>AP'nin aktardığı dava teorisi de şirketlerin birlikte yavaşlamasının ücretli aboneliklerden elde edilen tüketici değerini azaltacağı iddiasına dayanıyor.</p>

<p>Bu yaklaşım rekabet hukuku bakımından ilginç olduğu kadar ispatı güç bir alan açıyor.</p>

<p>Mahkemenin, örneğin “şirketler anlaşmasaydı ChatGPT veya Claude altı ay sonra ne kadar daha iyi olacaktı?” sorusunun cevabını vermesi kolay değil. Daha da güç olan, varsayımsal performans farkının tüketicinin ödediği abonelik ücretindeki ekonomik zarara dönüştürülmesi.</p>

<p>Bu nedenle davacılar bir anlaşmanın varlığını gösterebilseler bile nedensellik ve zarar hesabı ayrıca ciddi tartışma yaratabilir.</p>

<p><strong>Türkiye’de aynı sorun 4054 sayılı Kanun’un karşısına çıkabilir</strong></p>

<p>Tartışmanın Türkiye bakımından da doğrudan bir rekabet hukuku karşılığı bulunuyor.</p>

<p>4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun yalnız Türkiye'de yerleşik şirketleri değil, Türkiye'deki mal veya hizmet piyasalarını etkileyen teşebbüs davranışlarını da kapsamına alıyor. Dolayısıyla küresel yapay zekâ şirketleri arasındaki bir anlaşmanın Türkiye'deki abonelikler ve yapay zekâ hizmetleri pazarında etkisi doğması, ilke olarak Türk rekabet hukukunun da ilgisini çekebilir.</p>

<p>Kanun’un 4. maddesi rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacı taşıyan ya da böyle bir etki doğuran teşebbüsler arası anlaşma ve uyumlu eylemleri yasaklıyor. Rekabet Kurumunun Yatay İşbirliği Anlaşmaları Hakkında Kılavuzu da yatay iş birliğinin ürün kalitesini ve yeniliği artırabileceğini kabul ederken, rakiplerin iş birliğinin üretim miktarı, ürün kalitesi, çeşitlilik veya inovasyon üzerinde olumsuz etki yaratabileceğine özellikle dikkat çekiyor.</p>

<p>Aynı Kılavuz standardizasyon bakımından da önemli bir ayrım yapıyor. Standart belirleme sürecinin rakiplere açık olması, belirlenen amacın gerektirdiğinden daha ileri gitmemesi ve standardın sektör bakımından zorunlu hale getirilmesinden kaçınılması temel ölçütler arasında sayılıyor.</p>

<p>Bu çerçevede yapay zekâ şirketlerinin:</p>

<p><strong>“Bir model şu güvenlik testlerini geçmeden piyasaya sürülmemeli”</strong></p>

<p>şeklinde açık, ölçülebilir ve ayrımcı olmayan bir güvenlik standardı üzerinde çalışmasıyla,</p>

<p><strong>“Hiçbirimiz modellerimizin yeteneklerini şu hızdan daha fazla artırmayalım”</strong></p>

<p>şeklindeki karşılıklı bir taahhüt aynı hukuki nitelikte olmayacaktır.</p>

<p>İlkinde ortak güvenlik standardı rekabeti daha sağlıklı hale getirebilir. İkincisinde ise doğrudan inovasyon rekabetinin unsurlarından biri ortak kararla sınırlandırılmış olabilir.</p>

<p>4054 sayılı Kanun'un 5. maddesindeki muafiyet sistemi de ekonomik veya teknik gelişme ve tüketici yararı gibi olumlu sonuçları dikkate alıyor; ancak bunun için rekabetin önemli bölümünün ortadan kalkmaması ve sınırlamanın amaçlanan yararın elde edilmesi için zorunlu olanı aşmaması gerekiyor. Yani “güvenlik” önemli bir gerekçe olabilir, fakat tek başına sınırsız bir rekabet hukuku dokunulmazlığı sağlamıyor.</p>

<p><strong>Asıl mesele davadan daha büyük</strong></p>

<p><i>Buist v. Anthropic</i> usulden reddedibilir. Davacılar rakipler arasında hukuken yeterli bir anlaşmayı ispatlayamayabilir. Toplu dava statüsü alamayabilir veya daha yavaş teknolojik gelişmenin abonelere verdiği ekonomik zararı ortaya koymakta zorlanabilir.</p>

<p>Fakat dava başarısız olsa bile ortaya çıkardığı düzenleme sorunu ortadan kalkmayacak.</p>

<p>En gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin gerçekten büyük toplumsal riskler yaratabileceği kabul edilirse, yalnız bir şirketten güvenlik uğruna rakiplerinin gerisine düşmesini istemek gerçekçi olmayabilir. Bu durumda sektör çapında ortak asgari güvenlik koşullarına ihtiyaç duyulabilir.</p>

<p>Ancak aynı şirketlerin kapalı kapılar ardında ne kadar hızlı ilerleyeceklerine birlikte karar vermesi de teknolojik rekabetin kendisini ortadan kaldırabilecek bir yapıya dönüşebilir.</p>

<p>Bu nedenle çözüm, şirketlere genel bir “güvenlik için anlaşabilirsiniz” serbestisi vermekten çok; hangi modellerin hangi testlere tabi tutulacağını, hangi risk eşiklerinin uygulanacağını ve hangi bilgilerin rakipler arasında paylaşılabileceğini şeffaf biçimde belirleyen kamu düzenlemelerinde aranabilir. Bağımsız değerlendirme, ortak teknik standartlar ve herkes için aynı güvenlik eşikleri, güvenlik amacını rakiplerin birbirlerinin rekabet davranışını belirlemesine göre daha az sorunlu biçimde sağlayabilir.</p>

<p>Altı günde bir CEO çağrısından federal davaya dönüşen tartışmanın gerisinde bu nedenle daha büyük bir mesele var:</p>

<p><strong>Yapay zekâ yarışındaki ikilemini rakip şirketler kendi aralarında mı çözecek, yoksa yarışın güvenlik sınırlarını kamu otoritesi mi belirleyecek?</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Şamil DEMİR"><img alt="Av. Şamil DEMİR" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/09/samil-demir.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Şamil DEMİR">Av. Şamil DEMİR</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yzyi-birlikte-yavaslatmak-kartel-mi-dort-buyuk-laboratuvara-rekabet-davasi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/kisisel-bilgis4.jpg" type="image/jpeg" length="40071"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[4 ilde 6 avukatlık ofisi ve 20 şirkette eş zamanlı arama]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/4-ilde-6-avukatlik-ofisi-ve-20-sirkette-es-zamanli-arama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/4-ilde-6-avukatlik-ofisi-ve-20-sirkette-es-zamanli-arama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, trafik kazası geçiren vatandaşların kişisel verilerinin hukuka aykırı yollarla temin edilerek belirli hukuk büroları ile hasar danışmanlık şirketlerine aktarıldığının tespit edildiğini açıkladı. 825 kişi hakkında soruşturma başlatıldığı bildirildi. Soruşturmada 4 ilde 6 avukatlık ofisi ve 20 şirkette eş zamanlı arama ve gözaltı gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, trafik kazası geçiren vatandaşların kişisel verilerinin hukuka aykırı yollarla temin edilerek belirli hukuk büroları ile hasar danışmanlık şirketlerine aktarıldığının tespit edildiğini açıkladı.</p>

<p>Soruşturma kapsamında 825 kişi hakkında soruşturma başlatılırken, 4 ilde eş zamanlı arama ve gözaltı işlemlerine başlandı.</p>

<p>Gürlek’in verdiği bilgilere göre soruşturmada, ısrarlı aramalar ve yanıltıcı beyanlarla 253 bin kişiden vekâletname alındığı ve bu yöntemle 15,6 milyar lira haksız kazanç elde edildiği yönünde tespitlere ulaşıldı.</p>

<p><strong>KİŞİSEL VERİLERİN HUKUK BÜROLARI VE ŞİRKETLERE AKTARILDIĞI TESPİT EDİLDİ</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, vatandaşların kişisel verilerini hukuka aykırı yöntemlerle ele geçiren, mağduriyetlerini kazanç kapısına dönüştüren ve hukuk sistemini haksız menfaat elde etmek amacıyla istismar eden yapılara karşı mücadelenin sürdürüldüğünü belirtti.</p>

<p>İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu koordinesinde, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı tarafından yürütülen soruşturmada, trafik kazası geçiren vatandaşların kişisel verilerinin hukuka aykırı yollarla temin edildiği ve bu bilgilerin belirli hukuk büroları ile hasar danışmanlık şirketlerine aktarıldığı tespit edildi.</p>

<p><strong>PARA TRANSFERLERİ İNCELEMEYE ALINDI</strong></p>

<p>Soruşturma kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (SEDDK) da incelemeler gerçekleştirdiği bildirildi.</p>

<p>İncelemeler sonucunda bazı kolluk görevlileri, tahkim hakemleri, sigorta şirketi çalışanları, sigorta acenteleri, eksperler, kaporta ve boya ustaları ile servis çalışanlarına olağandışı nitelikte para transferleri gerçekleştirildiğinin belirlendiği aktarıldı.</p>

<p><strong>253 BİN KİŞİDEN VEKÂLETNAME ALINDIĞI TESPİT EDİLDİ</strong></p>

<p>Soruşturmada ısrarlı aramalar ve yanıltıcı beyanlarla 253 bin kişiden vekâletname alındığı ve bu yöntemle 15,6 milyar lira haksız kazanç elde edildiği yönünde tespitlere ulaşıldığı kaydedildi.</p>

<p>Olayla bağlantılı 825 kişi hakkında soruşturma başlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>4 İLDE EŞ ZAMANLI İŞLEM</strong></p>

<p>Soruşturma kapsamında İstanbul, Ankara, Sakarya ve Gaziantep’te bulunan 6 avukatlık ofisi ile 20 şirkette eş zamanlı arama ve gözaltı işlemlerinin başlatıldığı bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/4-ilde-6-avukatlik-ofisi-ve-20-sirkette-es-zamanli-arama</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/baro/trafik-kaza-avukat.jpg" type="image/jpeg" length="92232"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alacaklıdan Kaçmak İçin Devredilen Tapu Geri Alınabilir mi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Ofhr1d4UISA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="38049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzaktan Çalışmada İşverenin Kamera Açtırarak İşçiyi Denetlemesi Hukuka Uygun mu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/uzaktan-calismada-isverenin-kamera-actirarak-isciyi-denetlemesi-hukuka-uygun-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/uzaktan-calismada-isverenin-kamera-actirarak-isciyi-denetlemesi-hukuka-uygun-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/uzaktan-calismada-isverenin-kamera-actirarak-isciyi-denetlemesi-hukuka-uygun-mu</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/fqR8FfNaZb0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="58296"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Barışma ve Evlilik Beklentisiyle Devredilen Tapular İçin Açılan Tapu İptal Ve Tescil Davaları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/barisma-ve-evlilik-beklentisiyle-devredilen-tapular-icin-acilan-tapu-iptal-ve-tescil-davalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/barisma-ve-evlilik-beklentisiyle-devredilen-tapular-icin-acilan-tapu-iptal-ve-tescil-davalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/barisma-ve-evlilik-beklentisiyle-devredilen-tapular-icin-acilan-tapu-iptal-ve-tescil-davalari</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/xpPUSEOCGYM/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="43750"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alacaklıdan Kaçmak İçin Devredilen Tapu Geri Alınabilir mi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/n5XxfI7M_tw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="58126"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmada Devam Eden Kredi Borcu Mal Paylaşımına Etki Eder mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmada-devam-eden-kredi-borcu-mal-paylasimina-etki-eder-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmada-devam-eden-kredi-borcu-mal-paylasimina-etki-eder-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmada-devam-eden-kredi-borcu-mal-paylasimina-etki-eder-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/AqX-OBTJ_ws/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76359"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Deneme Süreli Çalışan İşçi İhbar Tazminatı Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/deneme-sureli-calisan-isci-ihbar-tazminati-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/deneme-sureli-calisan-isci-ihbar-tazminati-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/deneme-sureli-calisan-isci-ihbar-tazminati-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ul4Hwub_Qn0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="66893"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuğunuz Yoksa Mirasınız Kime Kalır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/cocugunuz-yoksa-mirasiniz-kime-kalir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/cocugunuz-yoksa-mirasiniz-kime-kalir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/cocugunuz-yoksa-mirasiniz-kime-kalir</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 17:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/U6-DhcVisf8/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97236"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hisseli Tapuda Hissedarların Onayı /İzni Olmadan Satış Yapılabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/hisseli-tapuda-hissedarlarin-onayi-izni-olmadan-satis-yapilabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/hisseli-tapuda-hissedarlarin-onayi-izni-olmadan-satis-yapilabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/hisseli-tapuda-hissedarlarin-onayi-izni-olmadan-satis-yapilabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 14:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/jHC5NaOXSJQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="72112"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;

Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="74016"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="43386"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="46823"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="77380"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="42745"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="44366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="89525"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="26099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="63457"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="76426"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
