<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 03 Jul 2026 19:43:31 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KONKORDATODA DÜRÜSTLÜK İLKESİ VE BAŞVURU SÜRECİNDE FİNANSAL ŞEFFAFLIK YÜKÜMLÜLÜĞÜ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/konkordatoda-durustluk-ilkesi-ve-basvuru-surecinde-finansal-seffaflik-yukumlulugu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/konkordatoda-durustluk-ilkesi-ve-basvuru-surecinde-finansal-seffaflik-yukumlulugu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. GİRİŞ</strong></p>

<p>Özel hukuk ilişkilerinin temelini oluşturan güven ilkesi, kişilerin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uygun davranmalarını zorunlu kılmaktadır. Hukuk düzeni yalnızca şeklen kanuna uygun davranışları değil, aynı zamanda dürüstlük kuralına uygun şekilde kullanılan hakları koruma altına almaktadır. Bu nedenle iyi niyet ve dürüstlük ilkeleri yalnızca medeni hukukun değil, borçlar hukuku, ticaret hukuku ve icra-iflâs hukukunun da temel prensipleri arasında yer almaktadır.</p>

<p>Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde; "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun'un 3. maddesinde ise iyi niyet karinesi düzenlenmiştir. Buna göre kanunun iyi niyete hukuki sonuç bağladığı hâllerde asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Bununla birlikte, somut olayın gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamayacaktır.</p>

<p>Bu hükümler, özel hukukun bütün alanlarında olduğu gibi konkordato hukukunda da uygulama alanı bulmaktadır. Zira konkordato müessesesi, ekonomik güçlük içerisine düşmüş dürüst borçlunun faaliyetlerini sürdürebilmesini ve alacaklıların mümkün olan en yüksek oranda tatmin edilmesini amaçlayan istisnai bir yeniden yapılandırma mekanizmasıdır. Dolayısıyla konkordatonun varlık sebebi, borçlunun dürüst davranacağı yönündeki hukuki varsayıma dayanmaktadır.</p>

<p>Öğretide her ne kadar "iyi niyet" kavramı genel bir ifade olarak kullanılmakta ise de, konkordato hukukunda esasen uygulanması gereken ilke TMK m.2'de düzenlenen objektif dürüstlük kuralıdır. TMK m.3 anlamındaki sübjektif iyi niyet ise ancak kanunun açıkça hukuki sonuç bağladığı hâllerde uygulama alanı bulmaktadır. Dolayısıyla konkordato yargılamasında değerlendirilmesi gereken husus, borçlunun kötü niyetli olup olmadığı değil, dürüstlük kuralına uygun davranıp davranmadığıdır.</p>

<p>Bu çalışmada, konkordato hukukunda iyi niyet ilkesinin kapsamı, borçlunun dürüst davranma yükümlülüğü, bu yükümlülüğün ihlali hâlinde uygulanabilecek yaptırımlar ile uygulamada karşılaşılan kötüye kullanma örnekleri İcra ve İflâs Kanunu hükümleri çerçevesinde incelenecektir.</p>

<p><strong>II. KONKORDATONUN AMACI VE İYİ NİYET ESASI</strong></p>

<p>Ekonomik dalgalanmalar, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, yüksek enflasyon, üretim maliyetlerindeki artışlar ve işletme sermayelerindeki yetersizlikler son yıllarda konkordato başvurularında önemli ölçüde artışa neden olmuştur. Bu gelişmeler, konkordato kurumunun ekonomik hayattaki önemini artırmış olmakla birlikte, uygulamada çeşitli hukuki sorunları da beraberinde getirmiştir.</p>

<p>İcra ve İflâs Kanunu'nun sistematiği incelendiğinde konkordatonun temel amacının, ekonomik olarak geçici ödeme güçlüğü yaşayan ancak faaliyetini sürdürebilecek durumda bulunan dürüst borçlunun korunması olduğu görülmektedir. Kanun koyucu, borçlunun ticari faaliyetlerini devam ettirebilmesini sağlarken aynı zamanda alacaklıların da mümkün olan en yüksek düzeyde tatmin edilmesini hedeflemiştir.</p>

<p>Nitekim öğretide konkordato; "Dürüst bir borçlunun, imtiyazsız alacaklılarının çoğunluğu ile yaptığı ve ticaret mahkemesinin tasdikiyle hüküm ifade eden cebrî bir anlaşmadır." şeklinde tanımlanmaktadır (Baki Kuru, <i>İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı</i>, 2. Baskı, Ankara 2013, s. 1444).</p>

<p>Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere konkordatonun ön şartı borçlunun dürüst olmasıdır. Dolayısıyla alacaklılardan korunmak, icra takiplerini durdurmak veya şirket malvarlığını üçüncü kişilere devretmek amacıyla yapılan başvurular konkordato kurumunun kuruluş amacına tamamen aykırıdır.</p>

<p><strong>III. KONKORDATODA BORÇLUNUN DÜRÜST DAVRANMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ</strong></p>

<p>Konkordato talebinde bulunan borçlu, yalnızca mahkemeye başvurduğu anda değil, geçici mühletin verilmesinden konkordatonun tasdikine kadar devam eden bütün süreç boyunca dürüstlük kuralına uygun hareket etmek zorundadır.</p>

<p>Geçici mühlet kararı ile borçlu önemli ölçüde hukuki koruma elde etmektedir. Buna karşılık alacaklıların takip hakları önemli ölçüde sınırlandırılmaktadır. Bu nedenle konkordato sürecinde borçlunun davranışları daha sıkı bir dürüstlük denetimine tabi tutulmalıdır.</p>

<p>Borçlunun; malvarlığını azaltmaya yönelik işlemler yapması, şirket aktiflerini üçüncü kişilere devretmesi, alacaklıların tahsil imkânını azaltacak tasarruflarda bulunması, ticari faaliyet görüntüsü altında mal kaçırmaya yönelik işlemler gerçekleştirmesi, komiserin talimatlarına aykırı davranması, dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacak davranışlar olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Bu noktada değerlendirme yapılırken yalnızca işlemin şekli değil, ekonomik sonucu ve alacaklılar üzerindeki etkisi de dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Konkordato talebinde bulunan borçlunun dürüst davranma yükümlülüğü, yalnızca geçici mühlet kararının verilmesinden sonraki dönemi değil, mahkemeye yapılan ilk başvurudan itibaren bütün konkordato sürecini kapsamaktadır. Bu nedenle mahkemeye sunulan konkordato ön projesi ile ekindeki mali verilerin gerçeği eksiksiz ve doğru şekilde yansıtması zorunludur. Özellikle stok kayıtlarının fiili stok durumu ile uyumlu olmaması, işletmenin aktifinde gösterilen emtianın gerçekte bulunmaması veya kayıtlı miktarlardan önemli ölçüde farklı olması, ticari defter ve mali tablolarda yer verilen kasa mevcudunun fiili kasa sayımıyla örtüşmemesi, başka bir ifadeyle muhasebe kayıtlarında mevcut görünen nakdin gerçekte işletme kasasında bulunmaması yahut nakit akış projeksiyonlarının işletmenin gerçek ödeme kapasitesini yansıtmayacak şekilde iyimser varsayımlara dayanılarak hazırlanması, konkordato talebinin dayandığı mali verilerin güvenilirliğini ciddi biçimde zedelemektedir. Bu tür aykırılıklar, her somut olayın özellikleri çerçevesinde değerlendirilmekle birlikte, borçlunun mahkemeyi ve alacaklıları yanıltmaya yönelik hareket ettiğine ilişkin kuvvetli emare olarak kabul edilebilir. Zira konkordato yargılamasında mahkemenin geçici mühlet kararı verirken yaptığı ilk değerlendirme, büyük ölçüde borçlu tarafından sunulan mali bilgi ve belgelere dayanmaktadır. Gerçeği yansıtmayan mali tablolar üzerinden konkordato korumasından yararlanılması, yalnızca Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmakla kalmayacak; aynı zamanda konkordato kurumunun dürüst borçluyu koruma amacını da ortadan kaldıracaktır. Bu nedenle konkordato komiserinin, bağımsız denetçinin ve mahkemenin özellikle stok kayıtları, kasa mevcudu, banka hesapları, cari hesap hareketleri ve nakit akış projeksiyonları üzerinde ayrıntılı inceleme yapması, konkordato kurumunun kötüye kullanılmasının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Kanaatimizce konkordato yargılamasında borçlunun dürüstlüğünün değerlendirilmesi yalnızca İİK m. 297 kapsamında mühlet süresince gerçekleştirilen işlemlerle sınırlandırılmamalıdır. Başvuru tarihinden önce düzenlenen mali tabloların gerçeğe aykırı hazırlanması, aktiflerin olduğundan fazla, pasiflerin olduğundan az gösterilmesi, gerçekte mevcut olmayan stokların varmış gibi kaydedilmesi veya kasa hesabının fiktif şekilde şişirilmesi de dürüstlük kuralı kapsamında değerlendirilmeli; bu tür davranışların tespiti hâlinde mahkeme, İİK m. 287 ve devamı hükümleri çerçevesinde konkordato talebinin samimiyetini yeniden değerlendirmelidir. Aksi yaklaşım, gerçeği yansıtmayan mali verilerle konkordato korumasından yararlanılmasına imkân sağlayarak hem dürüst borçlular ile kötü niyetli borçlular arasında eşitsizlik yaratacak hem de alacaklıların menfaatlerini telafisi güç biçimde zedeleyebilecektir.</p>

<p>Konkordato, borçluya devlet eliyle sağlanan olağanüstü bir cebrî koruma mekanizmasıdır. Devletin cebrî korumasından yararlanabilmenin ön şartı ise dürüst davranmaktır. Dolayısıyla dürüstlük ilkesi konkordatonun yalnızca etik değil, hukuki meşruiyet şartını oluşturmaktadır.</p>

<p><strong>IV. GEÇİCİ MÜHLET DÖNEMİNDE DÜRÜSTLÜK İLKESİNİN GÖRÜNÜMÜ</strong></p>

<p>İİK'nın 287. maddesi uyarınca mahkeme, konkordato talebiyle birlikte sunulan belgelerin eksiksiz olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve borçlunun malvarlığının korunması için gerekli tüm tedbirleri alır. Buna karşılık İİK m.297 gereğince borçlu kural olarak komiser gözetiminde faaliyetlerine devam eder.</p>

<p>Ancak Kanun, mahkemeye daha geniş yetkiler de tanımıştır. Mahkeme; bazı işlemlerin yalnızca komiser izniyle yapılmasına, işletmenin tamamen komiser tarafından yönetilmesine, borçlunun tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına karar verebilir.</p>

<p>Kanaatimizce özellikle yüksek tutarlı ticari işletmeler bakımından mahkemece verilen geçici mühlet kararlarında komiserin görev ve yetkilerinin genel ifadeler yerine somut ve ayrıntılı şekilde belirlenmesi, uygulamada doğabilecek tereddütleri önemli ölçüde azaltacaktır.</p>

<p><strong>V. BORÇLUNUN TASARRUF YETKİSİNİN SINIRLANDIRILMASI</strong></p>

<p>İİK m.297/2 uyarınca borçlu; rehin tesis edemez, kefil olamaz, ivazsız tasarrufta bulunamaz, işletmenin devamı açısından önem taşıyan taşınırları devredemez, taşınmazlarını mahkeme izni olmaksızın tasarruf konusu yapamaz. Kanun koyucu bu sınırlamaları, alacaklıların menfaatlerinin korunması amacıyla kabul etmiştir.</p>

<p>Buna rağmen uygulamada bazı borçluların görünüşte ticari faaliyet kapsamında işlem yaparak şirket aktiflerini azaltmaya yönelik davranışlarda bulunduğu görülmektedir. Bu tür işlemlerin yalnızca şekli hukuk bakımından değil, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı bakımından da değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>VI. DÜRÜSTLÜK KURALINA AYKIRILIĞIN SONUÇLARI</strong></p>

<p>Borçlunun konkordato sürecinde dürüst davranmadığının anlaşılması hâlinde çeşitli hukuki yaptırımlar gündeme gelebilir.</p>

<p>Bunlar; geçici mühletin kaldırılması, kesin mühletin kaldırılması, konkordato talebinin reddi, tasarruf yetkisinin kaldırılması, iflâs kararı verilmesi, tasdik edilmiş konkordatonun tamamen feshi şeklinde ortaya çıkabilmektedir.</p>

<p>Özellikle İİK m.292 kapsamında borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiğinin anlaşılması hâlinde mahkeme, komiser raporu üzerine konkordato talebini reddederek borçlunun iflâsına resen karar verebilecektir.</p>

<p><strong>VII. KONKORDATONUN TAMAMEN FESHİ</strong></p>

<p>İİK'nın 308/f maddesi, kötü niyetle sakatlanmış konkordatonun tamamen feshedilebilmesine imkân tanımaktadır. Buna göre her alacaklı, kötü niyet unsurunun varlığı hâlinde tasdik kararını veren mahkemeden konkordatonun tamamen feshini talep edebilir.</p>

<p>Fesih kararının kesinleşmesi üzerine durum ilan edilir ve gerekli mercilere bildirilir. Ayrıca şartlarının oluşması hâlinde mahkeme borçlunun iflâsına da resen karar verebilir. Bu düzenleme, konkordato sürecinde dürüstlük ilkesinin yalnızca tasdik aşamasına kadar değil, konkordatonun uygulanması süresince de korunmasını amaçlamaktadır.</p>

<p><strong>VIII. 13 MAYIS 2026 TARİHLİ YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİNİN DÜRÜSTLÜK İLKESİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>

<p>13 Mayıs 2026 tarihli ve 33252 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, konkordato başvurularında sunulan mali bilgilerin doğruluğu ve güvenilirliğinin artırılmasına yönelik önemli yenilikler getirmiştir. Her ne kadar Yönetmelik değişikliği doğrudan "dürüstlük" kavramına yer vermemiş olsa da, getirilen düzenlemelerin tamamı birlikte değerlendirildiğinde kanun koyucunun konkordato başvurularında şekli belge denetiminden ziyade gerçeğe uygun finansal raporlama anlayışını güçlendirmeyi amaçladığı görülmektedir.</p>

<p>Özellikle Yönetmeliğin 4. maddesinde yapılan değişiklikle borçlular bakımından uygulanacak finansal raporlama çerçevesinin açık biçimde belirlenmiş olması, konkordato talebine esas alınacak mali tabloların ortak muhasebe standartlarına göre hazırlanmasını zorunlu hâle getirmiştir. Böylece işletmenin mali durumunun farklı muhasebe uygulamalarıyla olduğundan farklı gösterilmesi ihtimalinin azaltılması hedeflenmiştir.</p>

<p>Benzer şekilde Yönetmeliğin 5 inci maddesinde yapılan değişiklik ile konkordato dosyasına eklenecek bağımsız denetim raporunun "makul güvence veren denetim raporu" niteliğinde olması zorunlu tutulmuştur. Bu değişiklik, konkordato hukukunda yalnızca belge sunulmasını değil, sunulan mali bilgilerin doğruluğuna ilişkin yüksek seviyede güvence verilmesini amaçlamaktadır. Başka bir ifadeyle artık denetim faaliyetinin amacı yalnızca muhasebe kayıtlarının varlığını tespit etmek değil; konkordato talebinin dayandığı finansal verilerin gerçeği makul ölçüde yansıtıp yansıtmadığını ortaya koymaktır.</p>

<p>Gerçekten de konkordato talebinin kabulü bakımından önemli olan husus yalnızca İİK m.286 kapsamında gerekli belgelerin şeklen dosyaya sunulmuş olması değildir. Asıl önem taşıyan husus, bu belgelerde yer alan finansal verilerin işletmenin gerçek mali durumunu dürüstlük kuralına uygun biçimde yansıtmasıdır. Gerçeğe aykırı stok kayıtları, fiilen mevcut olmayan kasa mevcudu, gerçeği yansıtmayan nakit akış projeksiyonları veya fiktif aktif kalemleri üzerine kurulan bir konkordato projesi, şeklen eksiksiz görünse dahi dürüstlük ilkesine uygun kabul edilemez.</p>

<p>Bu yönüyle 13 Mayıs 2026 tarihli Yönetmelik değişikliği, konkordato başvurularında şekli belge denetiminden maddi doğruluk denetimine geçiş iradesinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Özellikle makul güvence veren bağımsız denetim raporunun zorunlu tutulması, mahkemenin ve konkordato komiserinin yalnızca muhasebe kayıtlarını değil, bu kayıtların ekonomik gerçeklikle uyumunu da dikkate alması gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Ancak belirtmek gerekir ki, söz konusu Yönetmelik değişikliği tek başına konkordato kurumunun kötüye kullanılmasını tamamen önlemeye yeterli değildir. Zira bağımsız denetim raporları büyük ölçüde denetçiye sunulan bilgi ve belgelere dayanılarak hazırlanmaktadır. Bu nedenle gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarının oluşturulması, stokların olduğundan fazla gösterilmesi, ilişkili şirket işlemleriyle aktiflerin şişirilmesi veya kasa hesabının gerçekte mevcut olmayan nakit ile desteklenmesi hâlinde, yalnızca bağımsız denetim raporuna dayanılarak konkordato başvurusunun dürüst olduğu sonucuna varılması mümkün değildir. Bu sebeple mahkeme ile konkordato komiserinin özellikle stok sayımları, banka mutabakatları, cari hesap hareketleri, kasa fiili sayımları ve işletmenin gerçek faaliyet hacmi üzerinde etkin bir maddi inceleme yapmaları gerekmektedir.</p>

<p>Kanaatimizce yeni Yönetmelik, konkordato hukukunda dürüstlük ilkesinin yalnızca borçlunun davranışlarını değil, başvurunun dayanağını oluşturan finansal verilerin doğruluğunu da kapsadığı yönündeki görüşümüzü güçlendirmektedir. Başka bir ifadeyle, konkordato hukukunda dürüstlük ilkesi artık sadece davranışsal bir yükümlülük olarak değil; aynı zamanda finansal şeffaflık, doğru finansal raporlama ve ekonomik gerçekliğe uygun bilgi sunma yükümlülüğü olarak da değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>IX. DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>Konkordato, dürüst borçluların ekonomik hayata yeniden kazandırılması amacıyla oluşturulmuş olağanüstü bir hukuki yeniden yapılandırma kurumudur. Bu nedenle konkordato koruması, yalnızca ödeme güçlüğü yaşayan borçluların değil, aynı zamanda dürüst davranan borçluların yararlanabileceği istisnai bir hukuki imkân olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Borçlunun geçici veya kesin mühlet kararını alacaklılardan mal kaçırmak, şirket aktiflerini azaltmak ya da icra takiplerini sürüncemede bırakmak amacıyla kullanması, TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı gibi, konkordato kurumunun varlık sebebini de ortadan kaldırmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle konkordato hukukunda yapılacak değerlendirmelerde yalnızca borçlunun mali durumu değil, konkordato sürecindeki davranışları, ticari işlemlerinin ekonomik etkileri ve alacaklıların menfaatleri üzerindeki sonuçları birlikte değerlendirilmelidir. Konkordato korumasının, dürüstlük ilkesinden uzaklaşan borçlular bakımından devam ettirilmesi, hem İcra ve İflâs Kanunu'nun sistematiğine hem de Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık oluşturacaktır.</p>

<p>Konkordatoda dürüstlük denetimi yalnızca borçlunun davranışlarının değil, başvuru dosyasında mahkemeye sunulan mali bilgilerin doğruluğunun da yargısal denetimini kapsar. Başka bir ifadeyle konkordatoda dürüstlük, yalnızca davranışsal bir yükümlülük değil, aynı zamanda finansal şeffaflık yükümlülüğüdür. Gerçeğe aykırı mali tablolar üzerine kurulan bir konkordato talebi, İİK m.286'da öngörülen belge sunma yükümlülüğünü şeklen yerine getirmiş görünse bile TMK m.2 anlamında dürüstlük kuralını ihlal edeceğinden konkordato korumasından yararlanmayı haklı kılamaz.</p>

<p>Bu yönüyle konkordato hukukunda iyi niyet, yalnızca başvuru şartlarından biri olmayıp, geçici mühlet kararından konkordatonun infazının tamamlanmasına kadar devam eden ve yargısal denetime tabi bulunan temel bir hukuki yükümlülük niteliği taşımaktadır. Bu nedenle mahkemelerin ve konkordato komiserlerinin, borçlunun dürüst davranma yükümlülüğünü şekli değil maddi anlamda denetlemeleri, konkordato kurumunun amacına uygun işletilebilmesi bakımından zorunludur.</p>

<p><strong>X. GÜNCEL YARGI KARARLARI </strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20251636-e-20252895-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1636 Esas ve 2025/2895 Karar</strong></a></p>

<p>Talep eden şirket vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin ödeme güçlüğü içinde olduğunu ve konkordato ön projesinde yazıldığı şekilde borçlarını ödemek istediğini ileri sürerek, konkordato projesinin tasdikini talep etmiştir.</p>

<p><strong>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konkordato talep eden şirketin komiser tarafından istenilen bilgilere ulaşması adına gerekli özeni göstermediği gibi komiser tarafından istenilen bilgileri ve belgeleri vermekten kaçınmak suretiyle komiserin talimatlarına aykırı davrandığı, konkordato başvurusunda beyan edilen mali tablolar ve mali veriler kayıtlarla karşılaştırılarak, kayıtların fiili durumla aynı olup olmadığı ve mevcut durumun ön projede öngörülen nakit akım tabloları ve borç geri ödemeleri için yeterli olup olmadığı hususlarında yapılan incelemede tablolar ve fiili durum ile dosyadaki rayiç değer tablosunda farklılıkların olduğu, komiser tarafından talep eden şirketin Ekim/2024 ile Aralık/2024 arasındaki dönemde satış tutarlarıyla toplam ciro bilgilerine ulaşılamadığı ve dolayısıyla sürecin devamı için gerekli performansın gösterilip gösterilmediği hususunda değerlendirme yapılamadığı, talep eden şirketin ön projesinin makul ve uygulanabilir olmadığı, konkordatonun başarıya ulaşma imkanının bulunmadığı, İİK'nın 292/1-b ve c maddeleri gereğince konkordatonun başarıya ulaşamayacağı ve borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği gerekçesiyle talep edenin konkordato talebinin reddi ile iflasına karar verilmiştir.</p>

<p>İSTİNAF</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde konkordato talep eden vekili, alacaklılar ... Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Gıda Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, ... Yonca Tarım Ürünleri ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ</p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>1-Konkordato talep eden vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verdiğini, verilen iflas kararının müvekkili ve çalışanlarını zor duruma düşüreceğini, borca batıklığın tespiti yapılırken; şirket varlıkların satış değerleri esas alınarak bir ara bilanço düzenlenmesi ve bu varlıkların borçlarını karşılamaya yetip yetmeyeceğinin araştırılması gerektiğini, borca batıklık bilançosunun ticari bilanço verileri dikkate alınarak hazırlandığını, bu nedenle ticari bilançodaki bilgilerin doğru, tutarlı, anlaşılır ve gerçeği yansıtacak şekilde olması gerektiğini, borca batıklık bilançosu düzenlenirken bütün gizli yedeklerin ve borçların ortaya çıkartılması ve tasfiye halinde şirketin varlıklarının borçlarını ödemeye yetip yetmeyeceğinin tespit edilmesi gerektiğini, şirketin iyileştirme projesine uygun davranıp davranmadığı yönünde ve şirketlerin iyileştirme projesi neticesinde mali zorlukları aşıp; normal ticari faaliyete devam edip etmeyeceği yönünde değerlendirme yapılırken bilirkişi raporunda hatalı inceleme ile bazı bilgi ve belgelerin konkordato komiserine ulaştırılmadığının tespitinin yapıldığını, konkordato geçici mühlet dönemi yıl sonu mali döneme denk gelmesi sebebiyle ticari veriler temininde ve paylaşımında kısmen sorunlar yaşandığını, bu eksikliklerin müvekkili şirketçe giderilebilecekken şirket hakkında iflas kararı verilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğunu beyan etmiştir.</p>

<p>2-Alacaklılar ... Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Gıda Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde, şirketin borca batık durumda olduğu belirtilmişse de, söz konusu raporda İİK'nın 292. maddesinde düzenleme altına alınan iflası gerektiren durumlar denetime elverişli biçimde açıklanmadan, eksik inceleme ile doğrudan davacının iflasına karar verildiğini, kararın bu yönüyle müvekkili ve diğer alacaklıların haklarını ihlal eder nitelikte olduğunu, dava bakımından konkordato şartlarının oluşmadığını, alacaklıları zarara uğratma amacı olan firmanın konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, konkordato talebinde bulunan tarafın şirket kayıtlarının gerçeğe uygun olarak tutulmadığını beyan etmiştir.</p>

<p>3-Alacaklı ... Yonca Tarım Ürünleri ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; iflas şartlarının mevcut olmadığını ve şirketin iflasına karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, konkordato talebinde bulunan şirketin gerçek borçlarını karşılamaya yeter derecede mal varlığının bulunduğunu, üçüncü kişiler uhdesinde saklanan malların tespiti ve alacakların tahsilinde kullanılabilmesinin bu doğrultuda gerçekleştirilecek yasal başvurular ile mümkün olduğunu beyan etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Talep, konkordato projesinin tasdikine ilişkindir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.</p>

<p>Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yargılama şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, konkordato talep eden vekilince ve alacaklılar ... Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Gıda Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilince, ... Yonca Tarım Ürünleri ve Tic. Ltd. Şti. vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20213467-e-20221994-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/3467 Esas ve 2022/1994 Karar</strong></a></p>

<p>Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur.</p>

<p>Konkordato projesinin tasdikiyle birlikte alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur.</p>

<p>Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak (İİK’nın 308/h maddesindeki rehinli alacaklının durumu ayrık tutulmak suretiyle) yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması gerekmektedir.</p>

<p>İİK'nın 305. maddesinde hükme bağlanan konkordato koşullarının kümülatif olarak bir arada bulunması halinde mahkeme konkordatoyu tasdik edecektir. Mahkemenin bu aşamada geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır ve tasdik yargılamasında re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Mahkeme, tasdik yargılamasında konkordato projesini kontrol edecek, konkordato sürecinde yapılması gereken işlemlerin zamanında ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetleyecektir. Şekli inceleme kapsamında yapacağı en önemli tespit, komiserin süresi içinde dosyayı kendisine teslim edip etmediğidir. İçerik olarak dikkatle araştırması gereken husus ise, borçlunun alacaklılar arasında dengeyi koruyup korumadığıdır. (Öztek S./Budak A.C./ Yücel M.T./Kale S./Yeşilova B., Yeni Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019, s. 539.)</p>

<p>Yukarıda açıklandığı üzere, konkordatoda, alacaklılar arasında mutlak eşitliğin sağlanması şart olmayıp, dengeli ve adil bir ödeme planı ortaya konulması, alacaklıların da buna göre tatmin edilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.</p>

<p>Somut olayda, tasdik edilen konkordato projesinde davacı şirketten düşük oranda alacağı bulunan ile yüksek oranda alacağı bulunan alacaklılar arasında ayrım yaratacak şekilde bir ödeme planı öngörüldüğü ve eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı görülmektedir. Böyle bir proje kabul nisabını sağlamada etken olacak bir unsur olarak kullanılmaya müsaittir. Bu haliyle eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi belli miktar alacaklının mağduriyetine sebep olabilecektir. Bu nedenle alacaklılar arasında alacak miktarlarına göre sınıf oluşturup vade ve ödeme şartları belirleyen projenin kabulü mümkün değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan, borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören ...mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f maddesinde hâlâ kötü niyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulunun gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötü niyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Davacı şirkete ait bilançonun dava tarihindeki ve karar tarihindeki mevcut durumunun tetkikinde, bilhassa verilen çekler hesabında ve alınan sipariş avansları hesaplarında anlamlı ve büyük oynamalar olduğu görülmektedir. Muhasebe bilgisi olmaksızın dahi görülebilen bu durumun, konkordatonun tasdiki amacıyla fiktif alacak yaratılıp yaratılmadığı, bir kısım alacaklılara haricen ödeme yapılıp yapılmadığı ve son tahlilde dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde konkordatonun sakatlanıp sakatlanmadığı yönlerinden irdelenmesi gereklidir.</p>

<p>Bu durumda mahkemece dürüst davranmadığı anlaşılan ve projesi eşitlik ilkesine aykırı olan davacının talebinin reddine veya şartları varsa iflasa karar verilmelidir. Bu itibarla bu ilkelere aykırı olacak şekilde mevcut projenin tasdiki ve 6100 sayılı HMK'nın 297 maddesine aykırı şekilde infazı kabil olmayan hüküm kurulması doğru olmamış, istinaf mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması uygun görülmüştür.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20241049-e-20241882-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1049 Esas ve 2024/1882 Karar</strong></a></p>

<p>2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 292. maddesinde iflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verilmesini gerektirecek haller düzenlenmiş olup buna göre; borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa, konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa, borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği ve borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse konkordato talep eden hakkında iflas kararı verilebilecektir.</p>

<p>Somut olayda ilk derece mahkemesinin kaldırma üzerine verdiği konkordatonun tasdikine ilişkin verilen ilk karar tarihi 12.03.2021 olup, kararda ödemelerin 12.09.2021 tarihinde başlayacağına hükmedilmiş olup, henüz ödeme tarihi gelmeden bu karar 30.06.2021 tarihinde bölge adliye mahkemesi tarafından kaldırılmış, kaldırma üzerine verilen ikinci tasdik kararında ise karar tarihi 18.11.2021 olmasına rağmen ödemeler geçmiş tarihli olarak 12.09.2021 tarihinde ödenmesine karar verilmiş olduğu gözetildiğinde, konkordato talep eden bakımından proje kapsamında taksit ödeme yükümlülüğünü ihlal ettiği ve komiser talimatlarına uymadığından bahsedilemeyeceği dikkate alındığında İİK’nın 192/1-c maddesi uyarınca iflas kararı verilmesi mümkün değildir.</p>

<p>Diğer yandan İcra İflas Kanunun 292. maddesindeki düzenleme ile kesin mühlet aşamasında konkordato talebinin reddini gerektirir durumların ortaya çıkması halinde tasdik aşamasına geçilmesini beklemeksizin kesin mühletin kaldırılarak borçlunun iflasına karar verilebileceği öngörülmektedir.</p>

<p>Kuşkusuz İİK'nun 292. maddesindeki borçlunun mal varlığının korunması için iflasın açılmasının gerekmesi, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması, borçlunun İİK'nun 297. maddesine aykırı davranması, komiserin talimatlarına uymaması veya alacaklılarını zarara uğratma amacıyla hareket etmesi durumunda gerek kesin mühlet gerekse tasdik yargılamasında olsun konkordato dürüst borçlular için öngörülen ve iflasa nazaran alacaklıların daha iyi durumda bulunmasını öngören bir kurum olduğundan yukarıda sayılan durumların evleviyetle tasdik aşamasında ortaya çıkması halinde de konkordato tasdik talebinin reddi ile iflasa karar verilmesi mümkündür. Zira borçlunun konkordato talebinde bulunduğu aşamadan başlayarak konkordato sona erinceye kadar dürüstlük kuralını ihlal etmemesi ve konkordato hükümlerine aykırı hareket etmemesi gerekmektedir. Ancak bu durumda kesin mühlet aşaması geçilerek konkordato tasdik aşamasına gelindiğinden tasdik talebinin reddi ile iflasa İİK 'nun 292.maddesine göre değil İİK'nun 308 nci maddesine göre karar verilmelidir.</p>

<p>Somut uyuşmazlıkta konkordato talep eden borçlunun, ticaret siciline kayıtlı olduğu, ticari işletmesinin bulunduğu dolayısıyla tacir olduğu anlaşıldığından iflasa tabi kişilerden olması nedeniyle, mahkeme kararında belirtildiği üzere projede öngörülen ödemeleri yapmaması, talimatlara uymaması ve özellikle konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması ve doğrudan doğruya iflası düzenleyen İİK'nun 177/3. maddesinin İİK'nın 308.maddesine atıf yaptığı gözetilerek konkordato tasdik talebi reddedilen borçlunun İİK'nun 308. maddesi gereğince ve açıklanan gerekçelerle konkordato tasdik talebinin reddi ile iflasına karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle karar verilmesi bozmayı gerektirmiş ise de HMK'nun 370. maddesi gereğince bozmayı gerektiren husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-2025836-e-20251467-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/836 Esas ve 2025/1467 Karar</strong></a></p>

<p>Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın açılmasında hukuki yararlarının olduğunu, davalı taraf ile imzalanan sulh sözleşmesinin göz ardı edildiğini, davalı tarafın asılsız beyanlarla alacağın tahsilini geciktirdiğini, kötüniyetle ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde tasdik edilen konkordatonun fesih edilmesi gerektiğini beyan etmiştir.</p>

<p>Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık, konkordatonun kısmen feshi, mümkün değilse tamamen feshi istemine ilişkindir.</p>

<p>Kural olarak konkordatonun kısmen feshi davasını, konkordato projesinde alacaklı olarak kaydedilen ve kendisine söz konusu proje kapsamında ödemeye yapılmayan alacaklı açabilir. Ancak konkordato mecburi ve bağlayıcı olduğundan, alacaklının alacağın konkordatoya tabi olması halinde, alacaklı konkordatonun feshi davası açabilecektir.</p>

<p>Konkordato hükümleri İİK’nın 308/c maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasına göre; konkordatonun, tasdik kararıyla bağlayıcı hale geleceği, ikinci fıkrasına göre ise, bağlayıcı hâle gelen konkordatonun, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olacağı hususları düzenlenmiştir.</p>

<p>Somut uyuşmazlıkta, davalı şirket hakkında geçici mühlet kararı 27.12.2018 tarihinde, kesin mühlet kararı 30.05.2019 tarihinde, konkordato projesinin tasdiki kararı ise 20.06.2021 tarihinde verilmiştir. Taraflar arasında tenfiz kararına konu olan alacak ile ilgili sözleşme 28.11.2019 tarihinde imzalanmış olup, söz konusu sözleşme kapsamında olan alacak davacı lehine tahkim tarafından 16.04.2021 tarihinde ilama bağlanmıştır. Dolayısıyla söz konusu alacak konkordato geçici mühletinden sonra ve konkordatonun tasdiki kararından önce doğmuş bir alacaktır. Bu alacak mühlet içerisinde konkordato komiserinin izniyle akdedilen bir sözleşmeden doğması halinde konkordato açısından bağlayıcı ve mecburi bir alacak olmayıp, konkordatoya tabi olmayacaktır. Konkordato komiserinin izni olmaksızın akdedilen bir sözleşmeden doğması halinde yukarıda anılan İİK’nın 308/c maddesinin ikinci fıkrası gereğince konkordato projesi kapsamında bağlayıcı ve mecburi bir alacak olacaktır.</p>

<p>Kayyım raporuna göre, dava konusu alacağın konkordato ilan tarihinden sonra oluşan bir alacak olduğundan konkordato kapsamında olmadığı yönünde görüş verilmişse de, alacağın komiserin izni olmaksızın akdedilen bir sözleşmeden kaynaklandığı anlaşıldığından, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda mühlet içinde komiserin izni olmaksızın akdedilen sözleşmelerden kaynaklanan alacak konkordatoya tabi mecburi alacak olduğundan konkordatonun kendisi bakımından bağlayıcı olan alacaklının ödenmeyen alacağı ile ilgili konkordatonun feshi davası açmasında hukuki yararı bulunduğundan konkordatonun kısmen feshi şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20252477-e-20253248-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2477 Esas ve 2025/3248 Karar</strong></a></p>

<p>Konkordato talep eden... … Şti’nin konkordato istemi 11.02.2021 tarihinde kabul edilmiş ve bu karar 28.12.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Borçlunun tasdik edilen proje kapsamında belirtilen şekilde ödeme de yapmaması üzerine alacaklılardan bazıları önce konkordatonun kısmen feshi talebinde bulunmuş, daha sonrada aynı dosya üzerinden konkordatonun tamamen feshi, iflas ve kayyım hakkında cezai işlem yapılmasını talep etmişlerdir. Yerel Mahkeme konkordatonun tamamen fesihi ve iflas isteminin ayrı bir dava ile talep edilmesi gerektiğini belirterek, alacaklı... … A.Ş. vekili ve alacaklı ... Sistemleri Bilgisayar Teknoloji İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd Şti’nin istemlerini 14.01.2025-17.04.2025 tarihli ek kararları ile usul yönünden reddetmiştir.</p>

<p>Konkordatonun tasdikinden sonra her alacaklı konkordato tasdik kararından önce veya sonraki somut delillerle kötü niyetle konkordatonun sakatlandığını, tasdik kararını veren mahkemeden harcını yatırarak ayrı bir dava açmak suretiyle konkordatonun tamamen feshi ve iflas talep edebilir. (İİK 308/f-3;308)</p>

<p>Somut olayda ek kararları temyiz eden alacaklıların izah edildiği şekilde ayrı bir davaları bulunmadığından mahkemenin temyize konu ek kararlarında bir isabetsizlik görülmemiş ve 14.01.2025-17.04.2025 tarihli ek kararların onanması gerekmiştir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mustafa-zafer" title="Av. Mustafa ZAFER"><img alt="Av. Mustafa ZAFER" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Mustafa-ZAFER111.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mustafa-zafer" title="Av. Mustafa ZAFER">Av. Mustafa ZAFER</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/konkordatoda-durustluk-ilkesi-ve-basvuru-surecinde-finansal-seffaflik-yukumlulugu-1</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 19:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/konkordato-1100x650.jpg" type="image/jpeg" length="49360"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/2477 E., 2025/3248 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20252477-e-20253248-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20252477-e-20253248-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 06.10.2025 tarihli, 2025/2477 E., 2025/3248 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/2477 E., 2025/3248 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)<br />
SAYISI : 2018/568 E., 2021/155 K.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 14.01.2025-17.04.2025 tarihli ek kararları talepte bulunan alacaklı İstanbul ... Yönetim A.Ş vekili ve alacaklı ... Güvenlik Sistemleri .... Teknoloji İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.</p>

<p>Konkordato talep eden...LPG Akaryakıt Nakliye İnşaat Enerji Tic. Ltd. Şti’nin konkordato istemi 11.02.2021 tarihinde kabul edilmiş ve bu karar 28.12.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Borçlunun tasdik edilen proje kapsamında belirtilen şekilde ödeme de yapmaması üzerine alacaklılardan bazıları önce konkordatonun kısmen feshi talebinde bulunmuş, daha sonrada aynı dosya üzerinden konkordatonun tamamen feshi, iflas ve kayyım hakkında cezai işlem yapılmasını talep etmişlerdir. Yerel Mahkeme konkordatonun tamamen fesihi ve iflas isteminin ayrı bir dava ile talep edilmesi gerektiğini belirterek, alacaklı... Yönetim A.Ş. vekili ve alacaklı ... Güvenlik Sistemleri Bilgisayar Teknoloji İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd Şti’nin istemlerini 14.01.2025-17.04.2025 tarihli ek kararları ile usul yönünden reddetmiştir.<br />
Konkordatonun tasdikinden sonra her alacaklı konkordato tasdik kararından önce veya sonraki somut delillerle kötü niyetle konkordatonun sakatlandığını, tasdik kararını veren mahkemeden harcını yatırarak ayrı bir dava açmak suretiyle konkordatonun tamamen feshi ve iflas talep edebilir. (İİK 308/f-3;308 )</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Somut olayda ek kararları temyiz eden alacaklıların izah edildiği şekilde ayrı bir davaları bulunmadığından mahkemenin temyize konu ek kararlarında bir isabetsizlik görülmemiş ve 14.01.2025-17.04.2025 tarihli ek kararların onanması gerekmiştir.</p>

<p><strong>KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeple;<br />
İlk Derece Mahkemesinin 14.01.2025-17.04.2025 tarihli ek kararların ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı harcın ... Güvenlik Sistemleri Bilgisayar Teknoloji İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye yükletilmesine,</p>

<p>İstanbul ... Yönetim A.Ş'den alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20252477-e-20253248-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-baa.jpg" type="image/jpeg" length="94570"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/836 E., 2025/1467 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-2025836-e-20251467-k-sayili-karari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-2025836-e-20251467-k-sayili-karari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 15.04.2025 tarihli, 2025/836 E., 2025/1467 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/836 E., 2025/1467 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2024/1580 E., 2025/92 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/737 E., 2024/1019 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 28.11.2019 tarihli sözleşme ile davalının müvekkiline metil ester ürünü teslim etmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin ürün teslimi karşılığında 526.320,00 Euro ön ödemede bulunduğunu, ancak davalının ürünün tamamını teslim etmediğini, teslim edilmeyen ürün bedelinin iadesi ve zararlarının tazmini için sözleşmede kararlaştırılan tahkim yoluna başvurduklarını, 16.04.2021 tarihli tahkim kararı ile zarar taleplerini kabul edildiğini, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.11.2022 tarih ve 2022/564 Esas, 2022/896 sayılı kararı ile tahkim kararının tenfizine karar verildiğini, bu süreçte Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.06.2021 tarihli ve 2018/1313 Esas, 2021/582 Karar sayılı kararı ile davalının konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, konkordato sürecinde olan davalının, konkordato projesine dahil olmaksızın müvekkilinin alacağını ödeme taahhüdünde bulunarak sulh teklifinde bulunduğunu, bunun üzerine 19.09.2023 tarihli sulh sözleşmesi yapıldığını, ancak bu sözleşme kapsamında da ödeme yapılmadığını, alacağını konkordato nisabına kaydettirmemiş alacaklıların da konkordato hükümleri ile bağlı olduğundan, konkordatonun kısmen feshini isteyebileceklerini, tenfiz edilmiş tahkim kararı ile alacağın ispatlandığını, bu nedenle kendisine ödeme yapılmayan müvekkili şirket yönünden konkordatonun kısmen feshine karar verilmesi gerektiğini, diğer taraftan davalının konkordato sürecinde müvekkiline ödeme vaadinde bulunmasının diğer alacaklılar bakımından kötü niyet göstergesi olduğunu, ayrıca müvekkiline davalı şirket yetkililerine ait taşınmazların satılarak ödeme yapılmasının teklif edildiğini, söz konusu taşınmazların konkordato projesinde beyan edilmediğini, davalının konkordato sürecinde beyan etmediği malvarlığı ile müvekkiline ödeme vaadinde bulunması nedeniyle kötüniyetle sakatlanmış konkordatonun tamamen feshi gerektiğini ileri sürerek konkordatonun kısmen feshine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde konkordatonun tamamen feshine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın terditli olarak açılamayacağını; konkordato sürecinde adi alacaklı olmayan davacının konkordatonun feshi talebinin husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, iddia edilen alacak konkordato talebinden sonra doğduğundan konkordota kapsamı dışında olduğunu, tenfiz kararını istinaf ettiklerinden hükmün kesinleşmediğini, kaldı ki tenfiz kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, sadece tenfiz kararının davacının alacaklı sıfatına haiz olduğunu göstermeyeceğini, davacının alacağının varlığı için dava açmadan konkordatonun feshini isteyemeyeceğini, 28.11.2019 tarihli sözleşmede müvekkilinin imzası olmadığını; müvekkilinin tasdik edilen proje kapsamında ödemelerini düzenli olarak yaptığını, açılan davanın proje kapsamında alacaklılara ödeme yapılmasını engelleyeceğini ve alacaklılar arasındaki eşitliği zedeleyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İİK'nın 308/e maddesi uyarınca, kendisine konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklının konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkındaki konkordatoyu feshettirebileceği, davacının alacağının mahkeme kararına dayandığı, konkordato projesinde yer almasa bile konkordatoya tabi alacaklardan olduğu, davalının bu alacak için de proje kapsamında ödeme yapması gerekirken yapmadığı, davacı yönünden konkordatonun kısmen feshi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı yönünden konkordatonun kısmen feshine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında karar verilmesine, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunmasının dava şartı olduğu, konkordatoya tabi olmayan davacı alacaklının konkordatonun feshini istemesinde hukuki yararı bulunmadığı, mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile konkordatonun kısmen feshine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın açılmasında hukuki yararlarının olduğunu, davalı taraf ile imzalanan sulh sözleşmesinin göz ardı edildiğini, davalı tarafın asılsız beyanlarla alacağın tahsilini geciktirdiğini, kötüniyetle ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde tasdik edilen konkordatonun fesih edilmesi gerektiğini beyan etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, konkordatonun kısmen feshi, mümkün değilse tamamen feshi istemine ilişkindir.<br />
Kural olarak konkordatonun kısmen feshi davasını, konkordato projesinde alacaklı olarak kaydedilen ve kendisine söz konusu proje kapsamında ödemeye yapılmayan alacaklı açabilir. Ancak konkordato mecburi ve bağlayıcı olduğundan, alacaklının alacağın konkordatoya tabi olması halinde, alacaklı konkordatonun feshi davası açabilecektir.</p>

<p>Konkordato hükümleri İİK’nın 308/c maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasına göre; konkordatonun, tasdik kararıyla bağlayıcı hale geleceği, ikinci fıkrasına göre ise, bağlayıcı hâle gelen konkordatonun, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olacağı hususları düzenlenmiştir.</p>

<p>Somut uyuşmazlıkta, davalı şirket hakkında geçici mühlet kararı 27.12.2018 tarihinde, kesin mühlet kararı 30.05.2019 tarihinde, konkordato projesinin tasdiki kararı ise 20.06.2021 tarihinde verilmiştir. Taraflar arasında tenfiz kararına konu olan alacak ile ilgili sözleşme 28.11.2019 tarihinde imzalanmış olup, söz konusu sözleşme kapsamında olan alacak davacı lehine tahkim tarafından 16.04.2021 tarihinde ilama bağlanmıştır. Dolayısıyla söz konusu alacak konkordato geçici mühletinden sonra ve konkordatonun tasdiki kararından önce doğmuş bir alacaktır. Bu alacak mühlet içerisinde konkordato komiserinin izniyle akdedilen bir sözleşmeden doğması halinde konkordato açısından bağlayıcı ve mecburi bir alacak olmayıp, konkordatoya tabi olmayacaktır. Konkordato komiserinin izni olmaksızın akdedilen bir sözleşmeden doğması halinde yukarıda anılan İİK’nın 308/c maddesinin ikinci fıkrası gereğince konkordato projesi kapsamında bağlayıcı ve mecburi bir alacak olacaktır.</p>

<p>Kayyım raporuna göre, dava konusu alacağın konkordato ilan tarihinden sonra oluşan bir alacak olduğundan konkordato kapsamında olmadığı yönünde görüş verilmişse de, alacağın komiserin izni olmaksızın akdedilen bir sözleşmeden kaynaklandığı anlaşıldığından, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda mühlet içinde komiserin izni olmaksızın akdedilen sözleşmelerden kaynaklanan alacak konkordatoya tabi mecburi alacak olduğundan konkordatonun kendisi bakımından bağlayıcı olan alacaklının ödenmeyen alacağı ile ilgili konkordatonun feshi davası açmasında hukuki yararı bulunduğundan konkordatonun kısmen feshi şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-2025836-e-20251467-k-sayili-karari-1</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 19:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi1.jpg" type="image/jpeg" length="18150"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/1049 E., 2024/1882 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20241049-e-20241882-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20241049-e-20241882-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2024 tarihli, 2024/1049 E., 2024/1882 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/1049 E., 2024/1882 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2023/945 E., 2024/79 K.<br />
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elbistan 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)<br />
SAYISI : 2022/116 E., 2022/148 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki konkordatonun tasdiki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince talebin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın talep eden tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. TALEP</strong><br />
Talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ticari işletmesninin mali kriz içerisinde bulunduğunu, sunulan konkordato projesinin uygulanması halinde bu durumdan kurtulabileceğini ileri sürerek, konkordatonun tasdikini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Bir kısım müdahiller talebin reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 23.09.2021 tarihli ve 21.10.2021 tarihli konkordato komiserliği raporlarında, davacı şirketin borca batık olduğu, konkordatonun başarıya ulaşamayacağı hususları açıkça raporlanmış olduğu, İİK'nın 292 maddesinde uyarınca konkordatonun başarıya ulaşmayacağı ve borçlunun komiser talimatlarına uymaması ve sair şartların mevcut olduğu gerekçesi ile borçlunun konkordato talebinin reddi ile borçlunun iflasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Talep eden vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iflas kararı verilmesi gerekiyor ise konkordatonun başarıya ulaşıp ulaşmayacağının, yetkin, müvekkilinin iş piyasasına egemen uzman bilirkişi marifeti ile güncel mal varlığının değerlendirmesi yapılması gerektiği, ekonomik şartların olağanüstü hal içerisinde olduğunu bu durumun gözetilmesi gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talebin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan talep edene vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde talep eden vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Talep eden vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
2004 İcra ve İflas Kanunu'nun 286 ve devamı maddeleri</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
3.1. Konkordato talep eden şirketin iflasına dair verilen 29.01.2019 tarihli ilk karar bölge adliye mahkemesi tarafından kaldırılmış ve 1 yıl kesin mühlet verilmesine ve müteakip işlelerin yürütülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>3.2. İlk kaldırma kararı üzerine ilk derece mahkemesi tarafından verilen 12.03.2021 tarihli karar ile konkordatonun tasdiki ile konkordato projesi kapsamında kalan tüm adi alacaklılara olan borçlar yönünden, borçların %25 oranında tenzili ile 12.09.2021 tarihinde ilk taksit olmak üzere birer ay ara ile 48 eşit taksitte ödenmesine karar verilmiş, bir kısım müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesinin 30.06.2021 tarihli kararı ile karar başlığında bir kısım müdahillerin gösterilmediği gerekçesi ile kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>3.3. İkinci kaldırma sonra ilk derece mahkemesince 18.11.2021 tarihli karar ile konkordatonun tasdiki ile konkordato projesi kapsamında kalan tüm adi alacaklılara olan borçlar yönünden, borçların %25 oranında tenzili ile 12.09.2021 tarihinde ilk taksit olmak üzere birer ay ara ile 48 eşit taksitte ödenmesine karar verilmiş, bu kararın da bir kısım müdahiller tarafından istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince talep edene komiser talimatlarına uymadığı ve taksitleri ödemediği gerekçesi ile konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>3.4. Üçünü kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesince talep edenin alacaklılar tarafından kabul edilen konkordato projesinde belirtilen ödemeleri yapmadığı, talep edenin borca batık olduğu, konkordatonun başarıya ulaşamayacağı hususları açıkça raporlanmış olup, hal böyle olunca İİK'nın 292 maddesinde yer alan "konkordatonun başarıya ulaşmayacağı ve borçlunun komiser talimatlarına uymaması" ve sair şartların mevcut olduğu anlaşılmakla, karar vermeden önce borçlu duruşmaya da davet edilerek beyanları alınmış ve akabinde kesin mühlet kaldırılarak borçlunun konkordato talebinin reddi ile borçlunun iflasına karar verilmiş ve talep eden vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>3.5. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 292. maddesinde iflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verilmesini gerektirecek haller düzenlenmiş olup buna göre; borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa, konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa, borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği ve borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse konkordato talep eden hakkında iflas kararı verilebilecektir.</p>

<p>3.6. Somut olayda ilk derece mahkemesinin kaldırma üzerine verdiği konkordatonun tasdikine ilişkin verilen ilk karar tarihi 12.03.2021 olup, kararda ödemelerin 12.09.2021 tarihinde başlayacağına hükmedilmiş olup, henüz ödeme tarihi gelmeden bu karar 30.06.2021 tarihinde bölge adliye mahkemesi tarafından kaldırılmış, kaldırma üzerine verilen ikinci tasdik kararında ise karar tarihi 18.11.2021 olmasına rağmen ödemeler geçmiş tarihli olarak 12.09.2021 tarihinde ödenmesine karar verilmiş olduğu gözetildiğinde, konkordato talep eden bakımından proje kapsamında taksit ödeme yükümlülüğünü ihlal ettiği ve komiser talimatlarına uymadığından bahsedilemeyeceği dikkate alındığında İİK’nın 192/1-c maddesi uyarınca iflas kararı verilmesi mümkün değildir.</p>

<p>3.7. Diğer yandan İcra İflas Kanunun 292. maddesindeki düzenleme ile kesin mühlet aşamasında konkordato talebinin reddini gerektirir durumların ortaya çıkması halinde tasdik aşamasına geçilmesini beklemeksizin kesin mühletin kaldırılarak borçlunun iflasına karar verilebileceği öngörülmektedir.</p>

<p>3.8. Kuşkusuz İİK'nun 292. maddesindeki borçlunun mal varlığının korunması için iflasın açılmasının gerekmesi, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması, borçlunun İİK'nun 297. maddesine aykırı davranması, komiserin talimatlarına uymaması veya alacaklılarını zarara uğratma amacıyla hareket etmesi durumunda gerek kesin mühlet gerekse tasdik yargılamasında olsun konkordato dürüst borçlular için öngörülen ve iflasa nazaran alacaklıların daha iyi durumda bulunmasını öngören bir kurum olduğundan yukarıda sayılan durumların evleviyetle tasdik aşamasında ortaya çıkması halinde de konkordato tasdik talebinin reddi ile iflasa karar verilmesi mümkündür. Zira borçlunun konkordato talebinde bulunduğu aşamadan başlayarak konkordato sona erinceye kadar dürüstlük kuralını ihlal etmemesi ve konkordato hükümlerine aykırı hareket etmemesi gerekmektedir. Ancak bu durumda kesin mühlet aşaması geçilerek konkordato tasdik aşamasına gelindiğinden tasdik talebinin reddi ile iflasa İİK 'nun 292.maddesine göre değil İİK'nun 308 nci maddesine göre karar verilmelidir.</p>

<p>3.9. Somut uyuşmazlıkta konkordato talep eden borçlunun, ticaret siciline kayıtlı olduğu, ticari işletmesinin bulunduğu dolayısıyla tacir olduğu anlaşıldığından iflasa tabi kişilerden olması nedeniyle, mahkeme kararında belirtildiği üzere projede öngörülen ödemeleri yapmaması, talimatlara uymaması ve özellikle konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması ve doğrudan doğruya iflası düzenleyen İİK'nun 177/3. maddesinin İİK'nın 308.maddesine atıf yaptığı gözetilerek konkordato tasdik talebi reddedilen borçlunun İİK'nun 308. maddesi gereğince ve açıklanan gerekçelerle konkordato tasdik talebinin reddi ile iflasına karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle karar verilmesi bozmayı gerektirmiş ise de HMK'nun 370. maddesi gereğince bozmayı gerektiren husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1. Talep eden vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20241049-e-20241882-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 19:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aa.jpeg" type="image/jpeg" length="38215"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/3467 E., 2022/1994 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20213467-e-20221994-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20213467-e-20221994-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 11.04.2022 tarihli, 2021/3467 E., 2022/1994 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2021/3467 E., 2022/1994 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki alacaklı T.Halk Bankası, Yapı ve Kredi Bankası ve Türk Ekonomi Bankası vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü.</p>

<p><strong>- K A R A R -</strong></p>

<p>Davacı vekili, davacı şirketin beyaz eşya, ankastre ve ev aletleri ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, ancak zaman içinde ekonomik durumlarının bozulduğunu ileri sürerek, İİK’nın 286.maddesi kapsamında davanın kabulü ile 3 aylık geçici mühlet kararı ve sonrasında kesin mühlet kararı verilmesini ve konkordato projesinin tasdikini talep ve dava etmiştir.</p>

<p>İlk derece mahkemesince, davacı şirketin konkordato projesinin tasdikine karar verilmiştir.</p>

<p>İlk derece mahkemesi kararına bir kısım alacaklılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi tarafından, yapılan inceleme sonucunda davacı şirketin konkordato projesinde kamu düzenine aykırı bir yan bulunmadığı ve alacaklılar tarafından kabul gören projenin alacaklılar arasındaki eşitliği bozar nitelikte olmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararı, bir kısım alacaklılar vekilleri temyiz etmiştir.</p>

<p>Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Konkordato projesinin tasdikiyle birlikte alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur.</p>

<p>Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak (İİK’nın 308/h maddesindeki rehinli alacaklının durumu ayrık tutulmak suretiyle) yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması gerekmektedir.</p>

<p>İİK'nın 305. maddesinde hükme bağlanan konkordato koşullarının kümülatif olarak bir arada bulunması halinde mahkeme konkordatoyu tasdik edecektir. Mahkemenin bu aşamada geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır ve tasdik yargılamasında re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Mahkeme, tasdik yargılamasında konkordato projesini kontrol edecek, konkordato sürecinde yapılması gereken işlemlerin zamanında ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetleyecektir. Şekli inceleme kapsamında yapacağı en önemli tespit, komiserin süresi içinde dosyayı kendisine teslim edip etmediğidir. İçerik olarak dikkatle araştırması gereken husus ise, borçlunun alacaklılar arasında dengeyi koruyup korumadığıdır. (Öztek S./Budak A.C./ Yücel M.T./Kale S./Yeşilova B., Yeni Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019, s. 539.)</p>

<p>Yukarıda açıklandığı üzere, konkordatoda, alacaklılar arasında mutlak eşitliğin sağlanması şart olmayıp, dengeli ve adil bir ödeme planı ortaya konulması, alacaklıların da buna göre tatmin edilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır. Somut olayda, tasdik edilen konkordato projesinde davacı şirketten düşük oranda alacağı bulunan ile yüksek oranda alacağı bulunan alacaklılar arasında ayrım yaratacak şekilde bir ödeme planı öngörüldüğü ve eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı görülmektedir. Böyle bir proje kabul nisabını sağlamada etken olacak bir unsur olarak kullanılmaya müsaittir. Bu haliyle eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi belli miktar alacaklının mağduriyetine sebep olabilecektir. Bu nedenle alacaklılar arasında alacak miktarlarına göre sınıf oluşturup vade ve ödeme şartları belirleyen projenin kabulü mümkün değildir.</p>

<p>Öte yandan, borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören ...mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulu’nun gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Davacı şirkete ait bilançonun dava tarihindeki ve karar tarihindeki mevcut durumunun tetkikinde, bilhassa verilen çekler hesabında ve alınan sipariş avansları hesaplarında anlamlı ve büyük oynamalar olduğu görülmektedir. Muhasebe bilgisi olmaksızın dahi görülebilen bu durumun, konkordatonun tasdiki amacıyla fiktif alacak yaratılıp yaratılmadığı, bir kısım alacaklılara haricen ödeme yapılıp yapılmadığı ve son tahlilde dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde konkordatonun sakatlanıp sakatlanmadığı yönlerinden irdelenmesi gereklidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durumda mahkemece dürüst davranmadığı anlaşılan ve projesi eşitlik ilkesine aykırı olan davacının talebinin reddine veya şartları varsa iflasa karar verilmelidir. Bu itibarla bu ilkelere aykırı olacak şekilde mevcut projenin tasdiki ve 6100 sayılı HMK'nın 297 maddesine aykırı şekilde infazı kabil olmayan hüküm kurulması doğru olmamış, istinaf mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması uygun görülmüştür.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle,bir kısım alacaklılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 10.03.2021 tarih ve 2020/1469 Esas, 2021/306 Karar sayılı kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, HMK 373/1 maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, 11.04.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20213467-e-20221994-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 19:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aaa.jpeg" type="image/jpeg" length="77937"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/1636 E., 2025/2895 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20251636-e-20252895-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20251636-e-20252895-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 15.09.2025 tarihli, 2025/1636 E., 2025/2895 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>6. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/1636 E., 2025/2895 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2025/502 E., 2025/428 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/711 E., 2025/13 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı talep eden vekili, alacaklılar ... Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Gıda Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ile ... Yonca Tarım Ürünleri ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.</p>

<p><strong>I. TALEP</strong></p>

<p>Talep eden şirket vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin ödeme güçlüğü içinde olduğunu ve konkordato ön projesinde yazıldığı şekilde borçlarını ödemek istediğini ileri sürerek, konkordato projesinin tasdikini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Alacaklılar vekilleri tarafından sunulan müdahale dilekçelerinde; bir kısım alacaklılar taleplerin reddini istemişlerdir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konkordato talep eden şirketin komiser tarafından istenilen bilgilere ulaşması adına gerekli özeni göstermediği gibi komiser tarafından istenilen bilgileri ve belgeleri vermekten kaçınmak suretiyle komiserin talimatlarına aykırı davrandığı, konkordato başvurusunda beyan edilen mali tablolar ve mali veriler kayıtlarla karşılaştırılarak, kayıtların fiili durumla aynı olup olmadığı ve mevcut durumun ön projede öngörülen nakit akım tabloları ve borç geri ödemeleri için yeterli olup olmadığı hususlarında yapılan incelemede tablolar ve fiili durum ile dosyadaki rayiç değer tablosunda farklılıkların olduğu, komiser tarafından talep eden şirketin Ekim/2024 ile Aralık/2024 arasındaki dönemde satış tutarlarıyla toplam ciro bilgilerine ulaşılamadığı ve dolayısıyla sürecin devamı için gerekli performansın gösterilip gösterilmediği hususunda değerlendirme yapılamadığı, talep eden şirketin ön projesinin makul ve uygulanabilir olmadığı, konkordatonun başarıya ulaşma imkanının bulunmadığı, İİK'nın 292/1-b ve c maddeleri gereğince konkordatonun başarıya ulaşamayacağı ve borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği gerekçesiyle talep edenin konkordato talebinin reddi ile iflasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde konkordato talep eden vekili, alacaklılar ... Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Gıda Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, ... Yonca Tarım Ürünleri ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>1-Konkordato talep eden vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verdiğini, verilen iflas kararının müvekkili ve çalışanlarını zor duruma düşüreceğini, borca batıklığın tespiti yapılırken; şirket varlıkların satış değerleri esas alınarak bir ara bilanço düzenlenmesi ve bu varlıkların borçlarını karşılamaya yetip yetmeyeceğinin araştırılması gerektiğini, borca batıklık bilançosunun ticari bilanço verileri dikkate alınarak hazırlandığını, bu nedenle ticari bilançodaki bilgilerin doğru, tutarlı, anlaşılır ve gerçeği yansıtacak şekilde olması gerektiğini, borca batıklık bilançosu düzenlenirken bütün gizli yedeklerin ve borçların ortaya çıkartılması ve tasfiye halinde şirketin varlıklarının borçlarını ödemeye yetip yetmeyeceğinin tespit edilmesi gerektiğini, şirketin iyileştirme projesine uygun davranıp davranmadığı yönünde ve şirketlerin iyileştirme projesi neticesinde mali zorlukları aşıp; normal ticari faaliyete devam edip etmeyeceği yönünde değerlendirme yapılırken bilirkişi raporunda hatalı inceleme ile bazı bilgi ve belgelerin konkordato komiserine ulaştırılmadığının tespitinin yapıldığını, konkordato geçici mühlet dönemi yıl sonu mali döneme denk gelmesi sebebiyle ticari veriler temininde ve paylaşımında kısmen sorunlar yaşandığını, bu eksikliklerin müvekkili şirketçe giderilebilecekken şirket hakkında iflas kararı verilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğunu beyan etmiştir.</p>

<p>2-Alacaklılar ... Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Gıda Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde, şirketin borca batık durumda olduğu belirtilmişse de, söz konusu raporda İİK'nın 292. maddesinde düzenleme altına alınan iflası gerektiren durumlar denetime elverişli biçimde açıklanmadan, eksik inceleme ile doğrudan davacının iflasına karar verildiğini, kararın bu yönüyle müvekkili ve diğer alacaklıların haklarını ihlal eder nitelikte olduğunu, dava bakımından konkordato şartlarının oluşmadığını, alacaklıları zarara uğratma amacı olan firmanın konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, konkordato talebinde bulunan tarafın şirket kayıtlarının gerçeğe uygun olarak tutulmadığını beyan etmiştir.</p>

<p>3-Alacaklı ... Yonca Tarım Ürünleri ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; iflas şartlarının mevcut olmadığını ve şirketin iflasına karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, konkordato talebinde bulunan şirketin gerçek borçlarını karşılamaya yeter derecede mal varlığının bulunduğunu, üçüncü kişiler uhdesinde saklanan malların tespiti ve alacakların tahsilinde kullanılabilmesinin bu doğrultuda gerçekleştirilecek yasal başvurular ile mümkün olduğunu beyan etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Talep, konkordato projesinin tasdikine ilişkindir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.</p>

<p>Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yargılama şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, konkordato talep eden vekilince ve alacaklılar ... Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Gıda Tarım Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilince, ... Yonca Tarım Ürünleri ve Tic. Ltd. Şti. vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından temyiz eden bir kısım müdahil ve talep edenden yeniden harç alınmasına yer olmadığına,</p>

<p>Fazla yatırılan harcın istek halinde temyiz eden müdahiller ... Tarım ve ... Gıdaya iadesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-hukuk-dairesinin-20251636-e-20252895-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 19:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7a.jpeg" type="image/jpeg" length="50896"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[VARLIK BARIŞI KANUNLARININ KRONOLOJİK EVRİMİ, VERGİ İDARESİNİN TARHİYAT YETKİSİ VE DANIŞTAY İÇTİHADININ GELİŞİMİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/varlik-barisi-kanunlarinin-kronolojik-evrimi-vergi-idaresinin-tarhiyat-yetkisi-ve-danistay-ictihadinin-gelisimi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/varlik-barisi-kanunlarinin-kronolojik-evrimi-vergi-idaresinin-tarhiyat-yetkisi-ve-danistay-ictihadinin-gelisimi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>VARLIK BARIŞI KANUNLARININ KRONOLOJİK EVRİMİ, VERGİ İDARESİNİN TARHİYAT YETKİSİ VE DANIŞTAY İÇTİHADININ GELİŞİMİ</strong></p>

<p><strong><i>(5811, 6486, 6736, 7143, 7186, 7256, <a href="https://www.hukukihaber.net/devlet-memurlari-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow">7417</a> ve <a href="https://www.hukukihaber.net/7582-sayili-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow">7582</a> Sayılı Kanunlar Işığında: Karşılaştırmalı ve Analitik Bir İnceleme)</i></strong></p>

<p></p>

<p><strong>ÖZET</strong></p>

<p>Varlık barışı uygulamaları, mükelleflerin yurt dışında bulunan veya yurt içinde kayıt dışı kalmış varlıklarını yasal ekonomik sisteme dahil etmeyi amaçlayan olağanüstü maliye politikası araçlarıdır. Bu düzenlemeler, vergiye gönüllü uyumu artırmak ve mali şeffaflığı tesis etmek amacıyla, kanun koyucunun öngördüğü şartların yerine getirilmesi karşılığında mükelleflere geçmişe dönük vergi incelemesi ve tarhiyat muafiyeti sunmaktadır. Ancak uygulamada, vergi idaresinin denetim yetkisinin sınırları ile mükelleflere tanınan yasal güvenceler arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar, konunun yargı organları tarafından anayasal ilkeler ışığında yorumlanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, Türk vergi hukukundaki varlık barışı düzenlemelerinin 2008 yılından 2026 yılına uzanan tarihsel gelişimini, en son yasal reformu, yükümlülüklerin ihlali hâlinde idarenin tarhiyat yaklaşımını ve Danıştay kararlarından yansıyan yargısal eğilimleri sistematik biçimde analiz etmeyi amaçlamaktadır.</p>

<p><strong>I. GİRİŞ</strong></p>

<p>Varlık barışı, belirli koşulları yerine getiren mükelleflere geçmişe dönük ceza ve tarhiyat güvencesi sağlanması karşılığında, kayıt dışı kalmış ya da yurt dışında tutulmuş varlıkların ulusal ekonomiye kazandırılmasını amaçlayan olağanüstü bir vergi politikası aracıdır. Türk vergi hukukunda bu araç ilk kez 2008 yılında <strong>5811 sayılı Kanun</strong> ile hayata geçirilmiş ve izleyen on beş yıl boyunca sekiz farklı düzenlemeyle sürekli güncellenerek bugüne ulaşmıştır.</p>

<p>Varlık barışı kanunlarının ortak taahhüdü, gerekli beyan ve ödeme yükümlülüklerini yerine getiren mükellefler bakımından "hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz" güvencesini sağlamaktır. Uygulamada ise bu güvencenin kapsamı, idarenin tarhiyat yetkisinin sınırları ve kanun hükümlerinin ihlali hâlinde uygulanacak yaptırımlar, yoğun yargısal tartışmaların konusunu oluşturmuştur.</p>

<p>Bu çalışma, konuya ilişkin Danıştay kararlarını kronolojik ve tematik bir düzlemde inceleyerek varlık barışı hukukundaki yargısal eğilimi ortaya koymayı amaçlamaktadır.</p>

<p><strong>II. TÜRKİYE'DE VARLIK BARIŞI UYGULAMALARININ KRONOLOJİK GELİŞİMİ</strong></p>

<p><strong>A. 5811 Sayılı Kanun (2008): İlk Varlık Barışı Deneyimi</strong></p>

<p>Türk hukukundaki ilk varlık barışı uygulaması, 22.11.2008 tarihli ve 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun ile gerçekleştirilmiştir. Kanun, hem yurt dışı hem de yurt içi varlıkları kapsamına almış; yurt dışından getirilen varlıklar %2, yurt içinde beyan edilen varlıklar ise %5 oranında vergilendirilmiştir. Kanun ayrıca bir mahsup mekanizması öngörmüş; diğer nedenlerle yapılacak vergi incelemelerinde tespit edilen matrah farklarından beyan edilen tutarların mahsup edilmesine imkân tanımıştır.</p>

<p><strong>B. 6486 Sayılı Kanun (2013): Yurt Dışı Varlıklara Odaklanan İkinci Barış</strong></p>

<p>6486 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 13. maddesiyle Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 85. madde, yalnızca yurt dışındaki varlıkları kapsayan ikinci varlık barışını düzenlemiştir. Bu düzenlemede %2 oranında vergi ödenmesi yeterli görülmüş; ancak varlığın 15.04.2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğunun "kanaat verici belge" ile ispatı zorunlu tutulmuştur. Aynı madde, "diğer nedenlerle" başlayan vergi incelemelerinde mahsup imkânını da açıkça düzenlemiştir.</p>

<p><strong>C. 6736 Sayılı Kanun (2016): Vergisiz Varlık Barışı</strong></p>

<p>6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun'un 7. maddesiyle hayata geçirilen üçüncü varlık barışında, önceki düzenlemelerden en önemli fark, yurt dışından getirilen varlıklar üzerinden herhangi bir vergi ödenmemesidir. Yurt içi varlıklar için de aynı sıfır vergi oranı benimsenmiş; kanun, varlıkların işletmeye dahil edilmesi ya da işletmeden çekilmesi konusunda da geniş kolaylıklar sağlamıştır.</p>

<p><strong>D. 7143 Sayılı Kanun (2018): Düşük Oranlı Vergi ve Geniş Kapsam</strong></p>

<p>7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 10. maddesinin 13. fıkrası kapsamında yapılan varlık barışında, hem yurt içi hem yurt dışı varlıklar için %2 oranında vergi öngörülmüştür. Maddenin (ğ) bendi, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağını; bu hükümden yararlanabilmek için tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.</p>

<p><strong>E. 7186 Sayılı Kanun (2019): En Düşük Vergi Oranı</strong></p>

<p>7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 2. maddesiyle Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 90. madde, 2019 barışını düzenlemiştir. %1 oranındaki vergi ile gerçekleştirilen bu barış, yurt dışındaki ve yurt içindeki kayıt dışı varlıkları kapsamaktadır. Maddenin 7. fıkrası, bildirilen ya da beyan edilen varlıklar nedeniyle "hiçbir suretle" vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacağını açık biçimde hükme bağlamıştır.</p>

<p><strong>F. 7256 Sayılı Kanun (2020): Vergisiz Varlık Barışı ve Genişletilmiş Kapsam</strong></p>

<p>7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile gerçekleştirilen barış, 2020 yılında yürürlüğe girmiş ve herhangi bir vergi ödenmeksizin varlık bildirimine imkân tanıyan ikinci düzenleme olma özelliğini taşımaktadır. Bu düzenleme de bildirilen ya da beyan edilen varlıklar nedeniyle "hiçbir suretle" vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacağını açık biçimde hükme bağlamıştır.</p>

<p><strong>G. 7417 Sayılı Kanun (2022): Kademeli Vergi ve İlliyet Bağı Kriterinin Doğuşu</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/devlet-memurlari-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow">7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</a>'un 50. maddesiyle Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 93. madde, mevcut barışların en kapsamlılarından birini oluşturmaktadır. Yurt dışındaki varlıklarda, bildirim tarihine veya mevduatta tutma süresine göre değişen %0 ile %3 arasında vergi öngörülürken, yurt içi varlıklar için %3 oranı benimsenmiştir. Kanun, geçmiş düzenlemelerin aksine Türkiye'ye getirme şartını belirli koşullarda esneterek yurt dışı hesaplarının kapatılmasına da olanak tanımıştır.</p>

<p>Maddede yer alan hükme göre: "Bildirilen veya beyan edilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları sonucu bulunan matrah farkının madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen veya beyan edilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda matrah farkına ilişkin tarhiyat yapılmaz. Bulunan matrah farkının, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespitine rağmen söz konusu varlık tutarlarından büyük olması durumunda sadece aradaki fark tutar üzerinden vergi tarhiyatı yapılır. Vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararları sonucunda bildirim veya beyana konu edilen varlıklar dışındaki nedenlerle matrah farkı tespit edilmesi durumunda, bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar, bulunan matrah farkından mahsup edilmeksizin tarhiyat yapılır." Maddenin devamında, vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra bu madde kapsamında yapılan bildirim ve beyanlar dolayısıyla söz konusu inceleme veya takdir komisyonu kararları sonucunda yapılacak tarhiyatlar için de mahsup hükmünün uygulanmayacağı düzenlenmiştir.</p>

<p>7417 sayılı Kanun kapsamında getirilen varlık barışı düzenlemesi, yurt dışı veya yurt içindeki kayıt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılmasını amaçlamakla birlikte, mükellefe sağlanan vergi incelemesi ve tarhiyat güvencesi bakımından önceki düzenlemelerden ciddi biçimde ayrılmaktadır. Düzenlemenin getirdiği en köklü yenilik, Türk vergi hukukuna varlık barışı bağlamında bir <strong>illiyet bağı</strong> — yani neden-sonuç ilişkisi — kriteri kazandırmış olmasıdır. Buna göre, mükellef hakkında başka bir sebeple yapılan incelemede bir matrah farkı tespit edilirse, bu fark ile bildirilen varlık arasında bir bağ aranır. Bulunan matrah farkının varlık barışına konu edilen varlıklardan kaynaklandığı tespit edilir ve bu fark bildirilen tutara eşit veya bundan az ise tam koruma sağlanarak hiçbir tarhiyat yapılmaz. Matrah farkı bildirilen varlıktan kaynaklanmakla birlikte bu varlık tutarından büyükse, ölçülülük ilkesi gereği yalnızca aşan kısım üzerinden vergi tarh edilir; böylece dürüstçe yapılan bildirimler üzerinden çifte vergilendirmenin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.</p>

<p>Söz konusu düzenleme, vergide adalet ilkesini korumak adına mutlak bir dokunulmazlık tanımamaktadır: varlık barışına konu edilen varlıklar dışındaki, tamamen bağımsız nedenlerle bir matrah farkı tespit edilirse, bildirilen tutarlar bu farktan mahsup edilmeksizin doğrudan tarhiyata konu edilir. Ayrıca bu mekanizma, vergi müfettişlerine ve takdir komisyonlarına maddi gerçeğin araştırılması ilkesi gereği somut bir "tespit yapma" yükümlülüğü getirerek idari işlemlerde keyfiliği önlemeyi amaçlamıştır. Sonuç olarak <a href="https://www.hukukihaber.net/devlet-memurlari-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow">7417 sayılı Kanun</a>, önceki düzenlemelerdeki belirsiz alanları netleştirmiş ve vergi incelemelerinde varlık barışı beyanlarının hangi şartlar altında ve ne ölçüde bir hukuki savunma argümanı olarak kullanılabileceğini kanuni bir formüle bağlamıştır.</p>

<p><strong>H. 7582 Sayılı Kanun (2026): Son Varlık Barışı Düzenlemesi</strong></p>

<p>7417 sayılı Kanun'un üzerinden dört yıl geçtikten sonra, son varlık barışı düzenlemesi olan <a href="https://www.hukukihaber.net/7582-sayili-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow">7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</a>, 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Kanunun 10. maddesi kapsamında varlık barışına konu edilen değerler için genel vergi oranı %5 olarak belirlenmiştir. Banka ve aracı kurumlara bildirilen varlıkların vadeli mevduat hesaplarında, 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen önergeyle kapsama dahil edilen girişim sermayesi yatırım fonlarında (GSYF) belirli sürelerle tutulacağının taahhüt edilmesi hâlinde ise vergi oranı %5'ten %0'a kadar kademeli olarak indirilmektedir.</p>

<p>7582 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede, 7417 sayılı Kanun döneminde benimsenen sistematik korunmuştur. Bu Kanun'da da matrah farkı ile bildirilen varlık arasında <strong>illiyet bağının bulunması</strong> esas alınmış; bildirilen varlıklardan kaynaklanan matrah farkının bildirilen tutarı aşmaması hâlinde tarhiyat yapılmayacağı, aşması hâlinde ise yalnızca aşan kısım üzerinden tarhiyat yapılacağı düzenlenmiştir. Bildirime konu edilen varlıklar dışındaki nedenlerden kaynaklanan matrah farkları ise bildirilen tutarlardan mahsup edilmeksizin vergilendirilecektir. 7417 sayılı Kanun'da olduğu gibi, vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra yapılan bildirimler için de koruyucu hükümler uygulanmayacaktır. Böylece 7582 sayılı Kanun, illiyet bağı esasını ve inceleme başladıktan sonra yapılan bildirimlerin korumadan yararlanamayacağı yönündeki zaman bakımından sınırlamayı aynen muhafaza ederek varlık barışı uygulamasında süreklilik sağlayan bir sistem benimsemiştir.</p>

<p><strong>I. Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Güvencesi Bakımından Kronolojik Analiz</strong></p>

<p>Türk vergi hukukunda "varlık barışı" olarak adlandırılan ve kayıt dışı varlıkların millî ekonomiye kazandırılmasını amaçlayan yasal düzenlemeler, mükelleflere tanınan vergi incelemesi ve tarhiyat güvencesi bakımından zaman içinde yapısal bir evrim geçirmiştir. Kronolojik bir perspektifle incelendiğinde, yasa koyucunun iradesinin başlangıçta mükellefe mutlak bir dokunulmazlık ve genel mahsup hakkı tanıyan korumacı bir yaklaşımdan, zamanla suistimalleri önleme amacıyla sınırlandırılmış ve illiyet bağı arayan şartlı bir güvence modeline doğru evrildiği görülmektedir.</p>

<p><strong>1. 5811 ve 6486 Sayılı Kanunlar Döneminde Genel Mahsup Uygulaması</strong></p>

<p>Bu evrimin ilk aşamasını temsil eden 5811 ve 6486 sayılı kanun hükümleri, bildirilen veya beyan edilen varlıkların kendisi yönünden mutlak bir inceleme ve tarhiyat yasağı öngörmekle kalmamış, aynı zamanda "genel mahsup" olarak nitelendirilebilecek geniş bir mali kalkan da ihdas etmiştir. Bu düzenlemelerde, mükellef hakkında varlık barışından bağımsız olarak diğer nedenlerle başlatılan vergi incelemeleri sonucunda gelir, kurumlar veya katma değer vergisi yönünden bir matrah farkı tespit edilmesi hâlinde, beyan edilen tutarların bu farktan doğrudan mahsup edileceği hükme bağlanmıştır. Bu mahsup mekanizmasında, bulunan matrah farkı ile beyan edilen varlık arasında herhangi bir nedensellik bağı aranmamış; yalnızca tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mükellefe gelecekteki olası vergi risklerine karşı adeta mutlak bir güvence tanınmıştır.</p>

<p><strong>2. 6736 Sayılı Kanun ile Getirilen Çok Yönlü Hukuki Koruma</strong></p>

<p>Varlık barışı müessesesinin mükellefe sağladığı hukuki korumanın zirve noktası 6736 sayılı Kanun dönemi olmuştur. Bu düzenlemede yasa koyucu, güvencenin kapsamını vergi hukukunun sınırlarından taşırarak ceza, idare ve ticaret hukuku alanlarına da teşmil etmiştir. Kanun metninde yer alan "sırf bu işlemin yapılmış olmasından dolayı ve bu işlemden hareket edilerek" ibaresi, ceza muhakemesi hukuku açısından hayati bir işlev görmüş; varlık barışı beyanlarının mükellefler veya kanuni temsilcileri hakkında herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturmanın başlangıç noktası ya da delili teşkil etmesini kesin bir dille yasaklamıştır.</p>

<p><strong>3. 7143, 7186 ve 7256 Sayılı Kanunlarda Yalın İnceleme Yasağı</strong></p>

<p>Takip eden 7143, 7186 ve 7256 sayılı kanunlar döneminde yasa koyucu, önceki düzenlemelerin karmaşık mahsup formüllerinden veya geniş ceza hukuku atıflarından kaçınarak daha yalın ve doğrudan bir yasaklama yöntemini benimsemiştir. Bu ara dönem düzenlemelerinde, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle "hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı" tekrar hükme bağlanmış; ancak diğer nedenlerle yapılan incelemelerden mahsup imkânına metinlerde yer verilmeyerek koruma, yalnızca bildirilen varlığın kendi özüyle sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bu düzenlemelerde mahsup mekanizmasına hiçbir surette yer verilmeyerek koruma kalkanı önemli ölçüde daraltılmıştır.</p>

<p><strong>4. 7417 ve 7582 Sayılı Kanunlar ile Getirilen İlliyet Bağı ve Usuli Sınırlar</strong></p>

<p>Doktrin ve uygulama yönünden en köklü kırılma 7417 ve 7582 sayılı kanunlar ile gerçekleşmiştir. Yasa koyucu, önceki dönemlerdeki genel mahsup rejiminin vergi kaçakçılığını geriye dönük olarak meşrulaştırma aracı olarak kullanılmasını engellemek amacıyla koruma zırhını koşula bağlamıştır. Bu son dönem düzenlemeleriyle, diğer nedenlerle başlayan vergi incelemelerinde varlık barışı tutarının mahsup edilebilmesi, inceleme neticesinde bulunan matrah farkının bildirilen varlıktan kaynaklandığının somut biçimde tespit edilmesi şartına, yani kesin bir illiyet bağına bağlanmıştır. Bulunan matrah farkı bildirilen varlık dışındaki bir nedenden kaynaklanıyorsa mahsup imkânı tamamen ortadan kalkmaktadır. Ayrıca usul hukuku açısından bir zaman sınırlaması getirilerek, vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra yapılan bildirimlerin, o inceleme neticesinde yapılacak tarhiyatlar yönünden koruma sağlamayacağı hükme bağlanmıştır. Nihayetinde 7582 sayılı Kanun'la metne eklenen "diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmez" kaydı, mali nitelikteki bu güvencenin, suç gelirlerinin aklanması veya kaçakçılık gibi diğer adli ve idari mevzuat kaynaklı mülkiyet ve soruşturma tedbirlerine halel getirmeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.</p>

<p>Sonuç olarak, varlık barışı düzenlemelerinin geçirdiği bu kronolojik değişim, mükellefe sunulan mali bağışıklığın sınırlarının zaman içinde daraldığını göstermektedir. İlk dönemlerde inceleme zamanlamasına bakılmaksızın ve nedensellik bağı aranmaksızın tanınan mutlak ve kayıtsız güvence, yerini vergi incelemesi başladıktan sonra sığınılamayacak, matrah farkı ile bildirilen varlık arasında sıkı bir illiyet bağı arayan ve diğer hukuk disiplinlerinin tedbir hakkını saklı tutan şartlı bir himaye rejimine bırakmıştır.</p>

<p><strong>III. VARLIK BARIŞI KANUNLARININ MÜKELLEFLERE SAĞLADIĞI AVANTAJLAR</strong></p>

<p><strong>A. Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Yasağı</strong></p>

<p>Varlık barışı kanunlarının mükellefler açısından en temel güvencesi, usulüne uygun biçimde yapılan beyan ve bildirimlere konu varlıklar nedeniyle "hiçbir suretle" vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamamasıdır. Bu koruma, mükelleflerin geçmişe dönük risklerini ortadan kaldırmakta ve hukuki güvenlik sağlamaktadır. Aşağıda ayrıntılı biçimde ele alınacağı üzere, bu korumaya ilişkin yargı içtihatlarında farklı eğilimler bulunmaktadır.</p>

<p><strong>B. Dönem Kazancına Etkisizlik</strong></p>

<p>Tüm varlık barışı düzenlemelerinde, beyan edilen varlıkların dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaması temel bir avantaj olarak öngörülmüştür. Beyan edilen tutarlar gelir olarak dikkate alınmaz, ödenen vergiler gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez. Bildirilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez. Bu düzenleme sayesinde mükellef, beyan ettiği varlığı kayıtlara alırken aynı tutarın gelir veya kurumlar vergisi matrahına dahil edilmesi sonucuyla karşılaşmamaktadır.</p>

<p><strong>C. İşletmeden Çekme İmkânı</strong></p>

<p>Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, beyan ettikleri varlıkları kanuni defterlere kaydederek pasifte özel bir fon hesabı açabilmektedir. Bu fon hesabı sermayenin unsuru sayılmakta; sermayeye ilave dışında başka amaçlarla kullanılamamakta ve işletmenin tasfiyesi hâlinde vergilendirilmemektedir. Mükellefler ayrıca, beyan ettikleri varlıkları vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate almaksızın işletmelerinden çekebilmektedir.</p>

<p><strong>D. Mahsup Mekanizmasının Gelişimi</strong></p>

<p>Kanunların gelişimi incelendiğinde, mahsup mekanizmasının üç farklı evre geçirdiği görülmektedir:</p>

<p><strong>1. 5811 ve 6486 sayılı Kanunlar:</strong> Geniş kapsamlı, objektif bir mahsup sistemi öngörülmüştür. Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri veya (6486 bakımından ayrıca) takdir komisyonu kararları sonucunda gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden bulunan matrah farklarından beyan edilen tutarlar doğrudan mahsup edilir; matrah farkının kaynağı araştırılmaz. Kanun ayrıca indirimi reddedilen katma değer vergisi için özel düzenleme yapmış; mahsup edilecek matrah tutarının, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedel olduğunu açıkça vurgulamıştır.</p>

<p><strong>2. 6736, 7143, 7186 ve 7256 sayılı Kanunlar:</strong> Mahsup mekanizması tamamen kaldırılmış; bunun yerine bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacağı yönünde doğrudan bir koruma sağlanmıştır.</p>

<p><strong>3. 7417 ve 7582 sayılı Kanunlar:</strong> Klasik mahsup sistemine geri dönülmemiş; bunun yerine nedensellik esaslı, sınırlı bir mahsup/karşılaştırma sistemi benimsenmiştir. Buna göre, yalnızca inceleme veya takdir komisyonu sonucu bulunan matrah farkının bildirilen varlıklardan kaynaklandığının tespit edilmesi hâlinde, bildirilen varlık tutarı ile matrah farkı karşılaştırılır; bildirilen tutar matrah farkına eşit veya fazla ise tarhiyat yapılmaz, düşük ise yalnızca aradaki fark üzerinden tarhiyat yapılır. Matrah farkı bildirime konu varlıklar dışındaki nedenlerden kaynaklanıyorsa, bildirilen tutarlar hiçbir şekilde mahsup edilmeksizin matrah farkının tamamı üzerinden tarhiyat yapılır. Böylece bu iki kanunda koruma, önceki kanunlardaki gibi genel bir matrah mahsubuna değil, bildirilen varlık ile tespit edilen matrah farkı arasındaki illiyet bağının varlığına bağlanmıştır.</p>

<p><strong>E. Tevsik Zorunluluğu ve Belge Güvencesi</strong></p>

<p>Yurt dışındaki varlıklar söz konusu olduğunda, kanaat verici belge ile varlığın beyan tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğunun ispat edilmesi zorunlu tutulmaktadır. "Kanaat verici belge" kavramı, 1 Seri No'lu Genel Tebliğ'de ayrıntılı biçimde tanımlanmıştır: devlet tarafından veya devlet güvencesinde tutulan kayıt ve siciller; yurt dışındaki banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumların belgeleri; noter ve posta idaresi belgeleri; Türk elçilik ya da konsolosluklarınca tasdikli belgeler bu kapsamda sayılmıştır.</p>

<p><strong>F. Geniş Kapsam ve Esneklik</strong></p>

<p>Son düzenlemelerle birlikte, gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olsun olmasın, hem gerçek hem de tüzel kişiler varlık barışından yararlanabilmektedir. Ayrıca kripto varlıklar gibi yeni finansal araçlar da kapsama alınmıştır.</p>

<p><strong>IV. KANUN HÜKÜMLERİNİN İHLALİ VE VERGİ İDARESİNİN TARHİYAT YETKİSİ</strong></p>

<p>Varlık barışının sağladığı yasal koruma kalkanından yararlanılabilmesi, kanun koyucunun belirlediği şartların tam ve eksiksiz biçimde yerine getirilmesine bağlıdır. Bu şartların ihlal edilmesi durumunda, inceleme ve tarhiyat yapılmaması hükmünden yararlanılamayacağı gibi, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil edilmektedir.</p>

<p><strong>A. İhlal Halleri ve Tarhiyat Gerekçeleri</strong></p>

<p>Varlık barışı düzenlemelerinde, mükelleflerin belirlenen şartlara uymaması hâlinde vergi incelemesi ve tarhiyat muafiyetinden yararlanılamayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Başlıca ihlal halleri şunlardır:</p>

<p>• Yurt dışı varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren öngörülen süre içinde Türkiye'ye getirilmemesi veya banka/aracı kurum hesaplarına transfer edilmemesi.</p>

<p>• Yurt içi varlıkların, bildirimin/beyanın yapıldığı tarihte banka/aracı kurumlara yatırılmaması.</p>

<p>• Bildirilen tutarlara ilişkin tarh edilen vergilerin süresinde ödenmemesi.</p>

<p>• Taahhüt edilen yatırım veya fon hesabı şartlarına uyulmaması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Kanunda öngörülen diğer şartların yerine getirilmemesi.</p>

<p><strong>B. Mahsup ve Matrah Farkı Uygulamasının Şartları</strong></p>

<p>Son düzenlemelerde (7417 ve 7582 Sayılı Kanunlarda), bildirilen varlıkların matrah farkına mahsup edilebilmesi için iki temel şart aranmaktadır: bildirimin, vergi incelemesine başlama veya takdire sevk tarihinden önce yapılmış olması ve bildirime konu edilen varlıkların, inceleme sonucu bulunan matrah farkı ile ilişkisinin ortaya konulması. Bildirilen varlık tutarı matrah farkına eşit veya fazla ise tarhiyat yapılmaz; eksikse yalnızca aradaki fark için tarhiyat yapılır. Buna karşılık, inceleme başladıktan sonra yapılan bildirimler ile bildirilen varlıkla ilişkisi kurulamayan matrah farkları bakımından mahsup imkânı bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>C. Vergi İdaresinin Tarhiyat Eğilimi</strong></p>

<p>Uygulamada vergi idaresi, varlık barışı hükümlerini dar yorumlama eğilimindedir. İdare, mükelleflerin varlık barışı kapsamında beyanda bulunmuş olmalarına rağmen, yürüttüğü vergi incelemelerinde tespit ettiği matrah farklarının varlık barışı ile bildirilen kaynaktan bağımsız, ayrı bir kayıt dışı hasılata dayandığını ileri sürerek cezalı tarhiyatlar önermektedir.</p>

<p><strong>V. DANIŞTAY'IN TARHİYATLARA YAKLAŞIMI VE İÇTİHAT EĞİLİMLERİ</strong></p>

<p><strong>A. 6486 Sayılı Kanun Kapsamında Yurt Dışında Bulunma Şartı</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-4-dairenin-201610007-e-20213871-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Danıştay 4. Dairesi, E:2016/10007, K:2021/3871 (07.07.2021)</strong> sayılı kararı</a>nda, 6486 sayılı Kanun kapsamında yurt dışı varlık bildiriminde bulunan bir mükellefin, söz konusu varlığı Kuveyt'teki bir bankada bulundurduğunu ilgili bankadan alınan imzalı ve mühürlü, Kuveyt Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesince tercüme ettirilmiş belge ile kanıtlaması üzerine, beyan ettiği varlıkları yasada belirtilen süre içinde Türkiye'deki bankaya transfer ettiği ve tahakkuk eden vergilerini vadesinde ödediği tespit edilmiştir. Bu koşulların birlikte sağlanması karşısında Daire, 6486 sayılı Kanun'daki şartların oluştuğuna ve beyan edilen tutarın tarhiyat konusu tutardan mahsup edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.</p>

<p><i>Karar; varlık barışı kapsamında bildirilen yurt dışı varlığın banka belgeleri, konsolosluk tasdiki, Türkiye'ye transfer ve defter kayıtlarıyla ispatlandığı durumlarda, 6486 sayılı Kanun'un açık hükmü gereği bu tutarın vergi tarhiyatından mahsup edilmesinin zorunlu olduğunu; idarenin bu mahsup hakkını bertaraf edecek şekilde işlem tesis edemeyeceğini ortaya koymaktadır.</i></p>

<p><strong>B. Farklı Gerekçelerle Yapılan İncelemede 6486 Sayılı Kanun Uyarınca Beyan Edilen Tutarın Mahsubu</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-4-dairenin-20168778-e-2021905-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Danıştay 4. Dairesi, E:2016/8778, K:2021/905 (11.02.2021)</strong> sayılı kararı</a>nda ele alınan uyuşmazlıkta, davacı şirketin fatura aldığı bazı mükellefler hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarında, ilgili faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimi olmaksızın düzenlenen sahte faturalar olduğu tespit edilmiş ve bu tespite dayalı olarak cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yapılmıştır. Davacı ise 197.000 USD karşılığı 400.000 TL'yi 29.11.2013 tarihinde bankaya yatırarak 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 85. madde kapsamında "Yurt Dışında Sahip Olunan Varlıklara İlişkin Vergi Beyannamesi" verdiğini ve beyan edilen matrah üzerinden hesaplanan vergiyi de aynı tarihte ödediğini ortaya koymuştur.</p>

<p>Danıştay, geçici 85. madde hükmü uyarınca yabancı memleketlerde elde edilen kazançların beyan edilmesi hâlinde, farklı gerekçelerle yapılan vergi incelemesinde tespit edilen matrahtan beyan edilen tutarın mahsup edilmesi gerektiğini; ayrıca idarenin davacının varlık barışı beyannamesini kabul ederek hesaplanan vergiyi tahsil ettiğini, bu aşamada davacının yasadan yararlanıp yararlanamayacağının tartışma konusu yapılamayacağını belirterek, cezalı tarhiyatta ve buna bağlı özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşmış ve davanın kabulüne karar vermiştir.</p>

<p><strong>C. 7186 Sayılı Kanun Uyarınca Başvuru Sırasında İncelemenin Başlamış Olması</strong></p>

<p>Danıştay'ın bu konudaki içtihadında en belirgin görüş ayrılığı, hakkında vergi incelemesi başlatılmış bir mükellefin varlık barışına başvurması durumunda kanun güvencesinden yararlanıp yararlanamayacağı meselesinde ortaya çıkmaktadır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-9-dairenin-2022724-e-20234040-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Danıştay 9. Dairesi, E:2022/724, K:2023/4040 (26.10.2023)</strong> sayılı kararı</a>nda, mükellef hakkında 08.11.2019 tarihinde vergi incelemesi başlatılmasından sonra 24.12.2019 tarihinde 7186 sayılı Kanun kapsamında varlık barışı beyannamesi verilmiştir. Bölge idare mahkemesi, varlık barışından yararlanabilmek için hakkında inceleme başlanmamış olması gerektiğine dair kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığını ve böyle bir yorumun kanunun amacına aykırı olacağını gerekçe göstererek tarhiyatı kaldırmıştır.</p>

<p>Danıştay 9. Dairesi ise bu kararı bozmuştur. Daireye göre, vergi incelemesinin başlatıldığı tarihte mükellefin ticari faaliyetiyle bağlantılı olarak kayıt dışı bırakılan hasılatın banka hesaplarında bulunduğu tespit edilmiş olup, bu meblağ mükellefin kendi işletmesinden kaynaklanan ve beyan dışı bırakılan ticari faaliyet kapsamında elde edilen gelir niteliğindedir. Bu tutara ilişkin varlık barışı bildirimi, yürütülen vergi incelemesinin sona ermesini sağlamamakta ve inceleme sonucunda tespit edilen matrah farkları üzerinden re'sen tarhiyat yapılmasını engellememektedir; zira 7186 sayılı Kanun'da "yürütülen incelemenin sona ereceği" veya "incelemeye istinaden tarhiyat yapılamayacağı" yönünde açık bir düzenleme bulunmamaktadır.</p>

<p><i>Kanun hükmü yalnızca bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağını öngörmekte olup, inceleme sırasında ortaya çıkan ve ticari faaliyetten kaynaklanan kayıt dışı hasılatın bu koruma kapsamında değerlendirilmesine hukuken imkân bulunmamaktadır.</i></p>

<p>Nitekim bu yaklaşım, sonraki düzenlemelerde açık biçimde karşılık bulmuştur: 7417 ve 7582 sayılı Kanunlarda, vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra yapılan bildirim ve beyanların, devam eden inceleme veya komisyon süreçleri sonucunda yapılacak tarhiyatlar bakımından varlık barışı hükümlerinden yararlanamayacağı açıkça düzenlenerek, Danıştay'ın bu yöndeki yorumuna normatif bir zemin kazandırılmıştır.</p>

<p><strong>D. 7143 Sayılı Kanun Kapsamında Varlık Barışı Beyanının Vergi İncelemesine Etkisi</strong></p>

<p>7143 sayılı Kanun kapsamında yapılan varlık barışı bildirimine ve sonrasında gerçekleştirilen vergi incelemesine ilişkin benzer davalarda <a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-9-dairenin-20221001-e-20233466-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Danıştay 9. Dairesi, E:2022/1001, K:2023/3466 (09.10.2023)</strong></a>; <strong>E:2022/1002, K:2023/3467 (09.10.2023)</strong> ve <a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20222864-e-20246301-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Danıştay 3. Dairesi, E:2022/2864, K:2024/6301 (28.11.2024)</strong></a> kararlarında tutarlı bir ilke benimsenmiştir. Bu davalarda mükellefler, 2015-2018 yıllarında yabancı şirketlere verdikleri dijital hizmetlerden elde ettikleri gelirleri 7143 sayılı Kanun kapsamında beyan etmiş, tahakkuk eden %2 oranındaki vergiyi ödemiş ve kanuni defterlerine kaydetmiştir. İdare ise mükellefiyetlerinin beyan tarihinden sonra tesis edilmesi nedeniyle Kanun'dan yararlanamayacaklarını öne sürerek tarhiyat yapmıştır.</p>

<p>Danıştay, idarenin bu yaklaşımını hukuka aykırı bulmuştur. Daireye göre, davacı mükellefler 7143 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 13. fıkrasının (e) bendi kapsamında Türkiye'de Sahip Olunan Varlıklara İlişkin Vergi Beyannamesine (Varlık Barışı) istinaden tesis edilen tahakkuk işlemi ile Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklara ilişkin sağlanan haklardan usulüne uygun şekilde yararlandırılmış; Kanun'da yer alan şartların kaybedildiğine veya tahakkuk işleminin iptal edilerek tahsil edilen verginin iade edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge dosyalara sunulmamıştır. Bu nedenle 7143 sayılı Kanun gereği yapılan tahakkuk işleminin hukuken varlığını koruduğu ve söz konusu gelirler nedeniyle vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>E. 7186 Sayılı Kanun Uyarınca Varlık Barışı Beyanının Ticari Kazancın İncelenmesine Engel Oluşturmaması</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20235528-e-20254583-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Danıştay 3. Dairesi, E:2023/5528, K:2025/4583 (17.11.2025)</strong> sayılı kararı</a>nda, 7186 sayılı Kanun ile getirilen varlık barışı düzenlemesinin yalnızca beyan edilen varlıklar için bir inceleme koruması sağladığı, ancak mükellefin ticari faaliyetlerinden kaynaklanan kayıt dışı kazançlarının incelenmesine ve cezalandırılmasına engel olmadığı vurgulanmıştır.</p>

<p>Somut olayda, franchising sözleşmesi kapsamında yiyecek ve içecek sektöründe faaliyet gösteren davacı şirketin otomasyon sistemi ile beyanları arasında uyumsuzluk bulunduğu iddiasıyla vergi incelemesine başlanmış; inceleme devam ederken Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesi kapsamında varlık barışından yararlanılarak 30.06.2020 tarihinde beyan yapılmış ve tahakkuk eden vergi süresinde ödenmiştir. İlk derece mahkemesi ve istinaf mercii, varlık barışı beyanı nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacağı gerekçesiyle tarhiyat ve cezaları iptal etmiştir.</p>

<p>Danıştay 3. Dairesi ise, geçici 90. madde kapsamındaki düzenlemenin amacının mükelleflerin kayıt dışı varlıklarını sisteme dahil etmek olduğunu, ancak bu düzenlemenin mükelleflerin ticari faaliyetlerinden kaynaklanan kayıt dışı hasılat nedeniyle yürütülen vergi incelemelerini ortadan kaldırmadığını vurgulamıştır. Varlık barışı kapsamında yapılan bildirimin, devam eden vergi incelemesini sona erdirici veya tespit edilen matrah farkı üzerinden tarhiyat yapılmasını engelleyici bir etkisi bulunmamaktadır.</p>

<p><i>İnceleme sonucunda beyan edilen tutarın gerçekten varlık barışı kapsamına girip girmediğinin ve ticari faaliyetlerden elde edilen kayıt dışı hasılat niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerekir; bu değerlendirme yapılmadan tarhiyatın iptal edilmesi hukuka uygun değildir.</i></p>

<p>Belirtmek gerekir ki, 7186 sayılı Kanun'da yer alan düzenleme, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle "hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı" yönünde mutlak bir yasak öngörmekte; başka nedenlerle başlatılan vergi incelemelerine yönelik herhangi bir mahsup mekanizmasına ya da devam eden inceleme sırasında yapılan bildirimlere ilişkin herhangi bir hükme yer vermemektedir. Danıştay 9. Dairesi'nin de aynı dönemde benimsediği yaklaşım, incelemenin devam ettiği aşamada yapılan varlık barışı bildirimlerinin geçmişe dönük ticari faaliyetlerden kaynaklanan kayıt dışı hasılatı otomatik olarak koruma altına almayacağı, dolayısıyla yürüyen vergi incelemesini sona erdirmeyeceği ve matrah farkı üzerinden tarhiyat yapılmasını engellemeyeceği yönünde şekillenmiştir.</p>

<p>Buna karşılık<a href="https://www.hukukihaber.net/7582-sayili-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow"> 7582 sayılı Kanun</a>, bu sistematik yaklaşımı önemli ölçüde değiştirmiştir. Yeni düzenleme, bildirilen varlıklara isabet eden tutarlar bakımından yine inceleme ve tarhiyat yasağını korumakla birlikte, diğer nedenlerle başlatılan vergi incelemeleri ve takdir komisyonu kararları sonucunda tespit edilen matrah farkları yönünden artık mutlak bir yasak yerine nedensellik temelli bir değerlendirme mekanizması öngörmektedir. Matrah farkının tamamen bildirilen varlıklardan kaynaklandığının belirlenmesi hâlinde tarhiyat yapılmaması, kısmen kaynaklandığının tespiti hâlinde ise yalnızca aradaki fark üzerinden tarhiyat yapılması kabul edilmiştir; matrah farkının bildirime konu varlıklar dışındaki nedenlerden doğduğunun anlaşılması durumunda ise bildirilen tutarlar mahsup edilmeksizin matrah farkının tamamı üzerinden tarhiyat yapılacağı düzenlenmiştir. Böylece 7582 sayılı Kanun, 7186 sayılı Kanun dönemindeki mutlak yasak yaklaşımından ayrılarak, Danıştay içtihadında ortaya çıkan yorumu normatif düzeyde karşılayan ve sistemi "mutlak koruma"dan "illiyet bağına dayalı sınırlı koruma" modeline evirmiştir.</p>

<p><strong>F. 7186 Sayılı Kanun Kapsamında İdarece Kabul Edilen Başvuruya Sonradan Müdahale Edilememesi</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20222864-e-20246301-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Danıştay 3. Dairesi, E:2022/2864, K:2024/6301 (28.11.2024)</strong> sayılı kararı</a>nda, yabancı şirketlere dijital içerik ve reklam hizmetleri veren bir mükellef hakkındaki uyuşmazlık incelenmiştir. Mükellef, 7186 sayılı Kanun kapsamında 2017-2018 yıllarına ait gelirlerini beyan etmiş ve tahakkuk eden vergiyi ödemiştir. İdare, vergi incelemesi başlatılmadan önce başvuruyu kabul ederek vergiyi tahsil ettiği hâlde, daha sonra tam inceleme kapsamında aynı yıllar için tarhiyat yapmıştır.</p>

<p>Bölge idare mahkemesi, idarenin başvuruyu kabul edip vergiyi tahsil ettikten sonra, başvuruyu ilerleyen süreçte hükümsüz saymaya yönelik herhangi bir işlem tesis etmeksizin tarhiyat yapmasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle bağdaşmayacağını tespit etmiştir. Danıştay bu tespite katılmış ve idarenin temyiz istemini oybirliğiyle reddetmiştir.</p>

<p><strong>G. 7186 Sayılı Kanun Uyarınca İspat Yükünün Mükellefte Olması</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20236468-e-20254877-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Danıştay 3. Dairesi, E:2023/6468, K:2025/4877 (26.11.2025)</strong> sayılı kararı</a>nda ele alınan uyuşmazlık, davacı şirket adına 2018 yılına ilişkin kayıt ve beyan dışı hasılat bulunduğu tespitine dayanılarak re'sen salınan kurumlar vergisi, geçici vergiler ile bunlara bağlı vergi ziyaı cezaları, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının, 7186 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 90. madde kapsamındaki varlık barışı hükümleri karşısında hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir.</p>

<p>Davacı hakkında, otomasyon sistemi verileri ile beyanları arasında uyumsuzluk bulunduğu gerekçesiyle 29.05.2020 tarihinde vergi incelemesine başlanmış; inceleme devam ederken davacı 30.06.2020 tarihinde geçici 90. madde kapsamında varlık barışı beyanında bulunmuş ve tahakkuk eden vergiyi süresinde ödemiştir. İnceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporunda, davacının ticari faaliyetlerinden elde ettiği hasılatın bir kısmını kayıt ve beyan dışında bıraktığı tespit edilerek tarhiyat ve cezalar uygulanmıştır. İlk derece mahkemesi ile Bölge İdare Mahkemesi, varlık barışı beyanı nedeniyle bildirilen varlıklar hakkında vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacağı gerekçesiyle tarhiyat ve cezaları kaldırmıştır.</p>

<p>Danıştay 3. Dairesi ise, geçici 90. maddede öngörülen korumanın amacının, mükelleflerin kanuni defter ve kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz ve benzeri varlıkların mali sisteme kazandırılmasını sağlamak olduğunu; bu düzenlemenin mükelleflerin ticari faaliyetlerinden kaynaklanan kayıt dışı hasılat nedeniyle vergi incelemesine tabi tutulmalarını veya bu incelemeler sonucunda tarhiyat yapılmasını engellemediğini vurgulamıştır.</p>

<p><i>Varlık barışı kapsamında bildirilen tutarların ticari faaliyetten elde edilen ve beyan edilmeyen gelirlerden kaynaklandığının yalnızca mükellef tarafından ileri sürülmesi, korumadan yararlanmak için yeterli değildir; bu iddianın somut bilgi ve belgelerle ispat edilmesi gerekir.</i></p>

<p>Daire, davacının beyan ettiği varlıkların gerçekten 2018 yılında elde edilen ve kayıt dışı bırakılan ticari hasılattan oluştuğunu ortaya koyan herhangi bir delil sunamadığını; buna karşılık vergi inceleme raporunda bildirilen varlıklar hakkında herhangi bir eleştiri yapılmaksızın, yalnızca ticari faaliyetten kaynaklanan kayıt dışı hasılat esas alınarak tarhiyat önerildiğini belirtmiştir. Bu gerekçelerle Danıştay, varlık barışı beyanının tek başına tarhiyatı ortadan kaldıran mutlak bir koruma sağlamadığına, bildirilen tutarın kayıt dışı ticari gelirden kaynaklandığının somut delillerle ortaya konulmasının zorunlu olduğuna hükmederek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur. Bu karar, varlık barışı korumasının uygulanabilmesi bakımından ispat yükü ile bildirilen varlık ile kayıt dışı ticari gelir arasındaki illiyet bağının ortaya konulması gerektiğini açık biçimde vurgulayan önemli bir içtihattır. <strong>Danıştay 3. Dairesinin E:2023/9781, K:2025/5759 (22.12.2025)</strong> sayılı kararı da aynı yöndedir.</p>

<p><strong>H. 7256 Sayılı Kanun Uyarınca Varlık Barışı Beyanının Ticari Kazancın İncelenmesine Engel Oluşturmaması</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20241319-e-20252006-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Danıştay 3. Dairesi, E:2024/1319, K:2025/2006 (21.04.2025)</strong> sayılı kararı</a>na konu olayda, davacı hakkında 11.11.2020 tarihinde başlatılan vergi incelemesi devam ederken 19.04.2021 tarihinde Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 93. maddesi kapsamında varlık barışı bildiriminde bulunulmuştur. İnceleme sonucunda düzenlenen vergi tekniği raporuna göre, şirketin emtia satışlarından elde ettiği hasılatın bir kısmını kayıt ve beyan dışında bıraktığı tespit edilmiş ve bu tutar üzerinden vergi tarhiyatı ile cezalar uygulanmıştır. İlk derece ve istinaf mercileri, bildirilen 3.000.000 TL'lik kısmın varlık barışı kapsamında korunması gerektiği gerekçesiyle bu tutara isabet eden tarhiyatı kaldırmış, diğer kısımlar yönünden ise tarhiyatı hukuka uygun bulmuştur.</p>

<p>Danıştay 3. Dairesi, geçici 93. madde kapsamındaki düzenlemenin amacının mükelleflerin kayıt dışı varlıklarının mali sisteme kazandırılması olduğunu, ancak bu korumanın mükelleflerin ticari faaliyetlerinden kaynaklanan kayıt dışı hasılatın tespiti amacıyla yürütülen vergi incelemelerini ortadan kaldırmadığını vurgulamıştır. Varlık barışı kapsamında yapılan bildirimin tek başına devam eden incelemeyi sona erdirmesi veya inceleme sonucunda tespit edilen matrah farkları üzerinden tarhiyat yapılmasını engellemesi hukuken mümkün değildir.</p>

<p>Danıştay'ın gerekçesine göre, varlık barışı kapsamında bildirilen tutarlar ancak gerçekten kanuni defterlerde yer almayan varlık niteliğinde olması hâlinde koruma sağlamaktadır; somut olayda inceleme konusu yapılan tutarın ticari faaliyetten elde edilen ve kayıt dışı bırakılan hasılat niteliğinde olduğu vergi tekniği raporuyla ortaya konulduğundan, varlık barışı koruması bu gelir unsuru bakımından uygulanamamıştır. Daire ayrıca, varlık barışı düzenlemesinin ticari faaliyet nedeniyle yürütülen vergi incelemelerine ve bu incelemeler sonucunda tespit edilen matrah farklarına dayalı tarhiyatlara mutlak bir engel teşkil etmediğini açıkça belirtmiştir.</p>

<p>Aynı doğrultuda, <strong>Danıştay 3. Dairesinin E:2024/3620, K:2026/2591 (02.06.2026)</strong> sayılı kararına göre, davacı hakkında elde ettiği gelirin bir kısmının kayıt dışı bırakıldığı gerekçesiyle tarhiyat önerilmiş; davacı tarafından 193 sayılı Kanun'un geçici 93. maddesi kapsamında bildirilen tutarın ticari faaliyetinden elde edilen ve beyan edilmeyen gelirinden kaynaklandığı iddiasında bulunulmadığı gibi dosya kapsamında da bu mahiyette bilgi ve belge yer almadığı görülmüştür. Danıştay, vergi tekniği raporunun incelenerek kayıt ve beyan dışı hasılatın bulunup bulunmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması gerekirken, 7256 sayılı Kanun hükmü kapsamında beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı gerekçesiyle tarhiyatın kaldırılmasına dair Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kararda hukuka uygunluk görmemiştir.</p>

<p><strong>I. 7186 Sayılı Kanun Kapsamında Israr Kararları ve İçtihat Ayrılığı</strong></p>

<p>7186 sayılı Kanun kapsamındaki varlık barışı uygulamasına ilişkin uyuşmazlıklarda, Danıştay 3. Dairesi ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Daireleri arasında belirgin bir içtihat ayrılığı ortaya çıkmıştır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20235859-e-20258-k-sayili-karari" rel="dofollow">Danıştay 3. Dairesi; <strong>E:2023/5859, K:2025/8 (20.01.2025)</strong></a>, <a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20241319-e-20252006-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>E:2024/1319, K:2025/2006 (21.04.2025)</strong></a>, <a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20236468-e-20254877-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>E:2023/6468, K:2025/4877 (26.11.2025)</strong></a> ve <strong>E:2023/9781, K:2025/5759 (22.12.2025)</strong> sayılı kararlarında ortak bir hukuki yaklaşım benimsemiştir. Daireye göre, Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesinde yer alan "bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamaz" hükmü mutlak bir inceleme yasağı getirmemektedir. Düzenlemenin amacı, kanuni kayıtlarda yer almayan varlıkların mali sisteme kazandırılması olup koruma yalnızca bildirilen varlıklar nedeniyle yapılacak inceleme ve tarhiyatı kapsamaktadır; buna karşılık mükellefin ticari faaliyetinden kaynaklanan kayıt dışı hasılatın araştırılması ve bu nedenle vergi incelemesi yürütülmesi mümkündür. Bu yaklaşıma göre, varlık barışı kapsamında bildirilen tutarın gerçekten incelemeye konu edilen kayıt dışı ticari kazançtan kaynaklandığının mükellef tarafından somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerekmekte; aksi hâlde yalnızca varlık barışından yararlanılmış olması, ticari faaliyet nedeniyle yapılan tarhiyatı ortadan kaldırmamaktadır.</p>

<p>Buna karşılık İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Daireleri, 7186 sayılı Kanun'un lafzını esas alan daha geniş koruyucu bir yorum benimsemektedir. <strong>İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesi</strong>, Danıştay 3. Dairesi'nin 20.01.2025 tarih ve<a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20235859-e-20258-k-sayili-karari" rel="dofollow"> E:2023/5859, K:2025/8 sayılı bozma kararı</a>na uymayarak, <strong>E:2025/1757, K:2025/2376 (14.10.2025)</strong> sayılı kararıyla önceki kararında ısrar etmiştir. Daireye göre geçici 90. maddede, incelemeye beyan öncesinde başlanılmış olması hâlinde korumanın ortadan kalkacağına ilişkin herhangi bir istisna bulunmamakta; süresinde beyan ve ödeme yapılması hâlinde bildirilen tutar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamamaktadır. Somut olayda beyan edilen 1.900.000 TL'nin, inceleme sonucu tespit edilen kayıt dışı hasılatı tamamen karşıladığı da gözetilerek tarhiyatın hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>Benzer şekilde <strong>İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi</strong> de, <a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20236468-e-20254877-k-sayili-karari" rel="dofollow">Danıştay 3. Dairesi'nin 26.11.2025 tarih ve E:2023/6468, K:2025/4877 sayılı bozma kararı</a>na uymamış; <strong>E:2026/43, K:2026/246 (24.02.2026)</strong> sayılı kararıyla önceki kararında ısrar etmiştir. Daire, ilk derece mahkemesinin "7186 sayılı Kanun kapsamında süresinde beyan ve ödeme yapıldığından bildirilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı" yönündeki gerekçesini aynen benimsemiş ve Danıştay'ın bozma gerekçesine katılmadığını açıkça ortaya koymuştur.</p>

<p>Bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, 7186 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklarda sistematik bir içtihat ayrılığı bulunduğu görülmektedir. Bir tarafta Danıştay 3. Dairesi, varlık barışı korumasının uygulanabilmesi için bildirilen varlık ile kayıt dışı ticari kazanç arasındaki illiyet bağının mükellef tarafından ispat edilmesini arayan dar yorum yaklaşımını benimserken; diğer tarafta İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. ve 3. Vergi Dava Daireleri, kanun metnindeki "hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamaz" ibaresini lafzına uygun biçimde yorumlayarak, süresinde beyan ve ödeme yapılmış olması hâlinde bildirilen tutarın kaynağının ayrıca ispat edilmesini gerekli görmeyen daha geniş koruyucu bir yaklaşım sergilemektedir.</p>

<p>Önemle belirtilmelidir ki, gerek İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesi'nin 14.10.2025 tarih ve E:2025/1757, K:2025/2376 sayılı ısrar kararı, gerekse İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nin 24.02.2026 tarih ve E:2026/43, K:2026/246 sayılı ısrar kararı hakkında Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından henüz verilmiş kesinleşmiş bir karar bulunmamaktadır. Bu nedenle, 7186 sayılı Kanun kapsamındaki varlık barışı uygulamasına ilişkin bu temel hukuki tartışma henüz içtihat birliği ile çözümlenmiş değildir. Nihai değerlendirme Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun vereceği kararla ortaya çıkacak olup, bu kararın hem 7186 sayılı Kanun dönemindeki uyuşmazlıklar hem de sonraki varlık barışı düzenlemelerinin yorumlanması bakımından emsal ve belirleyici nitelikte olması beklenmektedir.</p>

<p><strong>J. 7417 Sayılı Kanun Kapsamında Yalnızca Kanunda Sayılan Varlıkların Kapsama Girmesi</strong></p>

<p><strong>Danıştay 9. Dairesi, E:2024/839, K:2026/2189 (30.04.2026)</strong> sayılı kararında, <a href="https://www.hukukihaber.net/devlet-memurlari-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow">7417 sayılı Kanun</a> kapsamında düzenlenen varlık barışı hükümlerinden yararlanma koşullarının kapsamı değerlendirilmiştir. Uyuşmazlık, davacı şirketin yurt dışında bulunan bir taşıtı Türkiye'ye getirerek varlık barışı kapsamında beyanda bulunması, buna ilişkin tahakkukun terkin edilmesi ve söz konusu varlığın sermaye artırımına konu edilebilmesi amacıyla ilgili kurumlara bildirim yapılması talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesinden kaynaklanmıştır.</p>

<p>İlk derece mahkemesi ile istinaf mercii, 7417 sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 15. madde ve 1 Seri No'lu Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ hükümleri uyarınca, varlık barışından yararlanılabilmesi için Türkiye'ye getirilen varlığın kanunda sayılan para, altın, döviz, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarından biri olması ya da bunlara dönüştürülerek yurda getirilmesi gerektiğini; somut olayda ise taşıtın herhangi bir dönüşüm işlemine tabi tutulmaksızın doğrudan Türkiye'ye getirilip beyan edildiğini belirterek davayı reddetmiştir.</p>

<p>Danıştay 9. Dairesi de temyiz incelemesinde, davacının Tebliğ'in kapsama girmeyen varlıkların kapsama giren varlıklara dönüştürülerek Türkiye'ye getirilmesine imkân tanıdığı yönündeki iddialarının somut olay bakımından hukuki sonuç doğurmadığını değerlendirmiş; taşıtın Kanun ve Tebliğ'de sayılan varlıklardan birine dönüştürülmeden doğrudan yurda getirildiğini tespit ederek Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle temyiz istemi reddedilmiş ve <strong>Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nin E:2023/619, K:2023/1295 (19.10.2023)</strong> sayılı kararı onanmıştır.</p>

<p><i>Kararın gerekçesi, 7417 sayılı Kanun kapsamındaki varlık barışı hükümlerinden yararlanılabilmesi için yalnızca Kanun'da açıkça sayılan varlıkların veya bu varlıklara dönüştürülerek Türkiye'ye getirilen değerlerin kapsama girdiği; taşıt gibi Kanun kapsamında yer almayan bir malvarlığı unsurunun herhangi bir dönüşüm işlemi yapılmaksızın doğrudan yurda getirilmesinin varlık barışı hükümlerinden yararlanmak için yeterli olmadığı yönündedir.</i></p>

<p><strong>K. Danıştay İçtihadının Genel Değerlendirmesi</strong></p>

<p>İncelenen kararlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Danıştay'ın aşağıdaki ilkeleri benimsediği görülmektedir:</p>

<p><strong>Birincisi</strong>, usulüne uygun biçimde gerçekleştirilen varlık barışı beyannamesi ve verginin vadesinde ödenmesi, kanunun öngördüğü güvencenin temel koşullarını oluşturmaktadır. Bu koşullar sağlandıktan sonra idarenin tarhiyat yapabilmesi için, beyan edilen varlığın kanun kapsamına girmediğini ya da varlığın gerçekte mükellefin beyan dışı ticari faaliyetinden kaynaklandığını somut tespitlerle ortaya koyması gerekmektedir.</p>

<p><strong>İkincisi</strong>, idarenin başvuruyu kabul edip vergiyi tahsil etmiş olması ve başvuruyu iptal eden herhangi bir işlem tesis etmemesi hâlinde, ilerleyen süreçte yapılacak tarhiyatlar hukuki güvenlik ilkesini ihlal etmektedir.</p>

<p><strong>Üçüncüsü</strong>, yurt dışı varlık beyanlarında "kanaat verici belge" ile ispat zorunluluğu katı biçimde uygulanmakta; bu koşulun sağlanamaması hâlinde mahsup güvencesinden yararlanılamamaktadır.</p>

<p><strong>Dördüncüsü</strong>, varlık barışına başvurmanın zamanlaması belirleyici bir unsur olabilmektedir. Özellikle 7186 sayılı Kanun kapsamında, inceleme başladıktan sonra yapılan başvurunun koruma sağlayıp sağlamayacağı, beyan edilen varlığın ticari faaliyetten kaynaklanıp kaynaklanmadığının inceleme raporunda tespit edilip edilmediğine bağlı olarak farklı sonuçlara ulaşılmaktadır.</p>

<p>Danıştay 3. Dairesi kararları birlikte değerlendirildiğinde, Dairenin öncelikle 7186 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 90. maddenin amacını ortaya koyduğu görülmektedir. Buna göre düzenlemenin amacı, mükelleflerin kanuni defter ve kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz ve benzeri kıymetlerin mali sisteme kazandırılmasıdır. Bu nedenle bildirilen veya beyan edilen varlıklar dolayısıyla vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı kabul edilmekle birlikte, bu korumanın yalnızca bildirime konu varlıklara ilişkin olduğu; mükellefin ticari faaliyetlerinden kaynaklanan vergisel yükümlülükleri ortadan kaldıran genel bir vergi affı niteliğinde olmadığı vurgulanmıştır.</p>

<p><i>Varlık barışı kapsamında yapılan bildirim, mükellefin ticari faaliyetinden kaynaklanan kayıt dışı hasılat nedeniyle yürütülen vergi incelemesini kendiliğinden hükümsüz hâle getirmez ve inceleme sonucunda tarhiyat yapılmasını da tek başına engellemez.</i></p>

<p>Kararların ortak noktasını oluşturan ikinci önemli ilke ise ispat yüküne ilişkindir. Danıştay'a göre mükellef, varlık barışı kapsamında bildirdiği tutarın gerçekte inceleme konusu yapılan kayıt dışı ticari hasılattan oluştuğunu ileri sürüyorsa, bu iddiasını somut bilgi ve belgelerle ortaya koymalıdır. Sadece varlık barışı beyannamesi verilmiş olması, bildirilen varlığın inceleme konusu ticari kazançtan kaynaklandığını ispata yeterli kabul edilmemektedir. Dosyada bu bağlantıyı ortaya koyan deliller bulunmadığı sürece, varlık barışı hükmü ticari faaliyet nedeniyle yapılan tarhiyatı ortadan kaldırmamaktadır.</p>

<p>Bunun yanında Danıştay kararlarında önemli bir ayrım yapılmaktadır: inceleme raporlarında varlık barışı kapsamında bildirilen varlıkların kendisi eleştirilmemekte, aksine ticari faaliyet sonucu elde edilip kayıt ve beyan dışı bırakılan hasılat eleştiri konusu yapılmaktadır. Dolayısıyla tarhiyatın hukuki sebebi bildirilen varlık değil, ticari faaliyetten doğan kayıt dışı kazançtır. Bu nedenle geçici 90. maddede öngörülen inceleme yasağının uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>Bozma kararlarının ortak sonucu da aynıdır. İlk derece mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleri, yalnızca mükellefin varlık barışı hükümlerinden yararlanmış olmasına dayanarak tarhiyatları kaldırmıştır. Danıştay ise bu yaklaşımı hukuka uygun bulmamış; öncelikle vergi tekniği raporu ve vergi inceleme raporundaki tespitlerin değerlendirilmesi, gerçekten kayıt dışı hasılat bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve bildirilen varlık ile inceleme konusu matrah farkı arasında somut bir illiyet bağı kurulup kurulamadığının araştırılması gerektiğini ifade ederek kararları bozmuştur.</p>

<p>Bu nedenle Danıştay 3. Dairesi'nin 7186 sayılı Kanun dönemine ilişkin yerleşik yaklaşımının şu ilke etrafında şekillendiği söylenebilir:</p>

<p><i>Varlık barışı, bildirilen varlıklar bakımından koruma sağlayan özel bir düzenlemedir; ancak ticari faaliyetten kaynaklanan kayıt dışı hasılat nedeniyle yürütülen vergi incelemelerini sona erdiren veya bu incelemeler sonucunda yapılacak tarhiyatları kendiliğinden hükümsüz kılan genel bir vergi bağışıklığı sağlamaz. Bildirilen varlık ile inceleme konusu matrah farkı arasındaki bağın mükellef tarafından somut delillerle ispat edilmesi gerekir; aksi hâlde varlık barışı hükümlerinden hareketle tarhiyatın kaldırılması mümkün değildir.</i></p>

<p>Nitekim bu yargısal yaklaşım, daha sonra 7417 ve özellikle 7582 sayılı Kanunlarda kanun koyucu tarafından açık norm hâline getirilmiş; bildirilen varlıkların yalnızca bildirilen varlıklara isabet eden tutarlar yönünden koruma sağlayacağı, diğer nedenlerle bulunan matrah farkları bakımından ise mahsup yapılmayacağı ve gerekli şartlar oluşmadıkça tarhiyatın devam edeceği açıkça düzenlenmiştir. Böylece Danıştay'ın 7186 sayılı Kanun döneminde yorum yoluyla benimsediği ilke, sonraki varlık barışı düzenlemelerinde kanuni metne dönüştürülmüştür.</p>

<p><strong>VI. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>Türk vergi hukukunda 2008 yılından bu yana yürürlüğe giren sekiz varlık barışı kanunu, sağladığı avantajlar ve bu avantajların sınırları bakımından sürekli bir evrim geçirmiştir. Her düzenleme öncekinin mirasını taşımakla birlikte, vergi oranları, kapsam ve güvence mekanizmaları bakımından önemli farklılıklar içermektedir. 5811 ve 6486 sayılı kanunlarla başlayan süreçte mükelleflere, diğer nedenlerle yapılan incelemelerde bulunan matrah farklarından beyan edilen tutarların herhangi bir nedensellik bağı aranmaksızın mahsup edilmesine imkân tanıyan geniş kapsamlı bir koruma sağlanmış; 6736 sayılı Kanun ile bu koruma, vergi hukukunun sınırlarını aşarak ceza ve idare hukuku alanlarına da genişletilmiştir. 7143, 7186 ve 7256 sayılı kanunlar döneminde ise mahsup mekanizması tamamen terk edilerek, koruma yalnızca bildirilen varlığın kendisiyle sınırlı, yalın bir inceleme ve tarhiyat yasağına indirgenmiştir.</p>

<p>Bu evrimin en belirleyici aşaması, 7417 ve 7582 sayılı Kanunlarla gerçekleşmiştir. Söz konusu düzenlemeler, Türk vergi hukukuna varlık barışı bağlamında bir illiyet bağı kriteri kazandırarak, mükellefe tanınan korumayı bildirilen varlık ile tespit edilen matrah farkı arasındaki nedensellik ilişkisine bağlamıştır. Bu yeni model, bir yandan bulunan matrah farkının bildirilen varlıktan kaynaklandığının tespiti hâlinde mükellefi ölçülülük ilkesi doğrultusunda koruyup çifte vergilendirmenin önüne geçmekte, diğer yandan bağımsız nedenlerle ortaya çıkan matrah farklarını mahsup dışında bırakarak varlık barışının vergi kaçakçılığını geriye dönük meşrulaştırma aracına dönüşmesini engellemeyi amaçlamaktadır.</p>

<p>İncelenen Danıştay kararları, bu yasal evrimin yargı içtihadında da paralel bir gelişim izlediğini göstermektedir. Danıştay, 5811 ve 6486 sayılı kanunlar döneminde kanunun açık mahsup hükmünü uygulayarak mükellef lehine sonuçlara ulaşmış, idarenin bu hakkı bertaraf edecek işlemlerini hukuka aykırı bulmuştur. Buna karşılık 6736, 7143 ve özellikle 7186 sayılı kanunlar döneminde, Danıştay 3. ve 9. Daireleri, varlık barışı korumasının mutlak bir vergi affı niteliğinde olmadığını, korumanın yalnızca bildirilen varlıklarla sınırlı kaldığını ve mükellefin ticari faaliyetinden kaynaklanan kayıt dışı hasılatın bu koruma kapsamında değerlendirilemeyeceğini istikrarlı biçimde vurgulamıştır. Bu çerçevede geliştirilen ispat yükü ilkesi uyarınca, bildirilen varlık ile inceleme konusu matrah farkı arasındaki bağlantının mükellef tarafından somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması aranmakta; yalnızca varlık barışı beyannamesi verilmiş olması bu ispatı karşılamamaktadır.</p>

<p>Çalışma kapsamında incelenen kararlar, Danıştay içtihadı ile bazı bölge idare mahkemeleri arasında, özellikle 7186 sayılı Kanun'un uygulanması bakımından köklü bir görüş ayrılığının sürdüğünü de ortaya koymaktadır. Danıştay 3. Dairesi'nin illiyet bağının mükellef tarafından ispatını arayan dar yorumuna karşılık, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. ve 3. Vergi Dava Daireleri, kanun metnindeki "hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamaz" ibaresinin lafzına sadık kalarak süresinde yapılan beyan ve ödemenin tek başına yeterli bir koruma sağladığı yönünde ısrar kararları vermiştir. Bu içtihat ayrılığının, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından henüz kesin biçimde çözümlenmemiş olması, konunun güncelliğini ve hukuki belirsizliğini sürdürmektedir; Kurul'un vereceği karar, yalnızca 7186 sayılı Kanun dönemindeki uyuşmazlıklar bakımından değil, illiyet bağı esasını normatif düzeyde benimseyen 7417 ve 7582 sayılı Kanunların yorumlanması bakımından da belirleyici olacaktır.</p>

<p>Sonuç olarak, varlık barışı düzenlemelerinin tarihsel seyri, mükellefe tanınan mali bağışıklığın kapsamının zamanla daraldığını ve kanun koyucunun, suistimallerin önüne geçmek amacıyla korumayı giderek daha sıkı şartlara bağladığını göstermektedir. Mükelleflerin bu düzenlemelerden usulüne uygun biçimde yararlanabilmesi için, yalnızca kanunda öngörülen beyan ve ödeme yükümlülüklerini süresinde yerine getirmeleri yeterli olmayıp; özellikle 7417 ve 7582 sayılı Kanunlar döneminde, bildirdikleri varlık ile olası bir vergi incelemesinde ortaya çıkabilecek matrah farkı arasındaki bağlantıyı somut bilgi ve belgelerle ispatlayabilecek durumda olmaları önem taşımaktadır. Aynı şekilde, vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden önce yapılan bildirimlerin korumadan yararlanma bakımından taşıdığı kritik önem de, güncel içtihat ve mevzuat ışığında gözden kaçırılmamalıdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/volkan-erdogdu-vergi-mahkemesi-baskani" title="Volkan ERDOĞDU - Vergi Mahkemesi Başkanı"><img alt="Volkan ERDOĞDU - Vergi Mahkemesi Başkanı" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/12/volkan-erdogdu-profil.JPG" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/volkan-erdogdu-vergi-mahkemesi-baskani" title="Volkan ERDOĞDU - Vergi Mahkemesi Başkanı">Volkan ERDOĞDU </a></strong></h4>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/volkan-erdogdu-vergi-mahkemesi-baskani" title="Volkan ERDOĞDU - Vergi Mahkemesi Başkanı">Vergi Mahkemesi Başkanı</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>KARARLAR KAYNAKÇASI</strong></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-4-dairenin-201610007-e-20213871-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Danıştay 4. Dairesi, E:2016/10007, K:2021/3871, T:07.07.2021.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-4-dairenin-20168778-e-2021905-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Danıştay 4. Dairesi, E:2016/8778, K:2021/905, T:11.02.2021.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-9-dairenin-2022724-e-20234040-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Danıştay 9. Dairesi, E:2022/724, K:2023/4040, T:26.10.2023.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-9-dairenin-20221001-e-20233466-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Danıştay 9. Dairesi, E:2022/1001, K:2023/3466, T:09.10.2023.</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">Danıştay 9. Dairesi, E:2022/1002, K:2023/3467, T:09.10.2023.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20222864-e-20246301-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Danıştay 3. Dairesi, E:2022/2864, K:2024/6301, T:28.11.2024.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20235528-e-20254583-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Danıştay 3. Dairesi, E:2023/5528, K:2025/4583, T:17.11.2025.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20235859-e-20258-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Danıştay 3. Dairesi, E:2023/5859, K:2025/8, T:20.01.2025.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20241319-e-20252006-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Danıştay 3. Dairesi, E:2024/1319, K:2025/2006, T:21.04.2025.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20236468-e-20254877-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Danıştay 3. Dairesi, E:2023/6468, K:2025/4877, T:26.11.2025.</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">Danıştay 3. Dairesi, E:2023/9781, K:2025/5759, T:22.12.2025.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Danıştay 3. Dairesi, E:2024/3620, K:2026/2591, T:02.06.2026.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Danıştay 9. Dairesi, E:2024/839, K:2026/2189, T:30.04.2026.</span></p>

<p><span style="color:#999999">İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesi, E:2025/1757, K:2025/2376, T:14.10.2025.</span></p>

<p><span style="color:#999999">İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi, E:2026/43, K:2026/246, T:24.02.2026.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi, E:2023/619, K:2023/1295, T:19.10.2023.</span></p>

<p><span style="color:#999999">KAYNAKÇA</span></p>

<p><span style="color:#999999">5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun, RG 22.11.2008, S. 27062.</span></p>

<p><span style="color:#999999">6486 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, RG 29.05.2013, S. 28661.</span></p>

<p><span style="color:#999999">6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun, RG 19.08.2016, S. 29806.</span></p>

<p><span style="color:#999999">7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun, RG 18.05.2018, S. 30425.</span></p>

<p><span style="color:#999999">7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, RG 19.07.2019 (Mükerrer), S. 30836.</span></p>

<p><span style="color:#999999">7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun, RG 17.11.2020, S. 31307.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/devlet-memurlari-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow"><span style="color:#999999">7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun,</span></a><span style="color:#999999"> RG 05.07.2022, S. 31887.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/7582-sayili-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow"><span style="color:#999999">7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, RG 04.06.2026.</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">Yurt Dışındaki Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında 1 Seri No'lu Genel Tebliğ.</span></p>

<p><span style="color:#999999">7186 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna İlişkin 311 Seri No'lu GVK Genel Tebliği.</span></p>

<p><span style="color:#999999">1 Seri No'lu Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliği.</span></p>

<p><span style="color:#999999">213 sayılı Vergi Usul Kanunu.</span></p>

<p><span style="color:#999999">2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.</span></p>

<p><span style="color:#999999">6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/varlik-barisi-kanunlarinin-kronolojik-evrimi-vergi-idaresinin-tarhiyat-yetkisi-ve-danistay-ictihadinin-gelisimi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/terazi/terazi-tokmak-kitapls.jpg" type="image/jpeg" length="16398"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 3. Daire'nin 2023/5859 E., 2025/8 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20235859-e-20258-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20235859-e-20258-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 3. Daire'nin 20/01/2025 tarihli, 2023/5859 E., 2025/8 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ÜÇÜNCÜ DAİRE<br />
Esas No : 2023/5859<br />
Karar No : 2025/8</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı/...<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...</p>

<p>İSTEMİN KONUSU :... Vergi Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ:</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Davacı adına, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolunda saptamalar içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak 2017 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu cezalı verginin matrahı yönünden bağlı olduğu 2017 yılı için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisine karşı açılan dava Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiğinden, yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, 213 sayılı Kanun'un 353. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden dava reddedilmiş, özel usulsülük cezası ise kaldırılmıştır.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:<br />
Vergi Mahkemesi kararının; tarhiyatın, özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen davalı idarenin istinaf başvurusu aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle reddedilmiştir.</p>

<p>Davacının, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesi kapsamında, Türkiye'de sahip olduğu dava konusu kayıt dışı hasılatı da kapsayan varlıklara ilişkin beyanda bulunarak tahakkuk eden vergiyi ödediği, sözü edilen Kanun kapsamında beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağından, davacı hakkında vergi incelemesi yapılmak suretiyle bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle yapılan uyuşmazlık konusu tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davacı istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararın kaldırıldıktan sonra cezalı vergi kaldırılmıştır.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca yapılan tarhiyatta ve kesilen özel usulsülük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.</p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.</p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE:<br />
MADDİ OLAY :</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davacı hakkında 15/11/2019 tarihinde kapıda ödeme sistemi kullanılarak yapılan ticari faaliyeti nedeniyle inceleme başlatılmıştır.<br />
Söz konusu inceleme devam ederken davacı tarafından, 23/06/2020 tarihinde Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesi kapsamında beyanda bulunulmuş ve tahakkuk eden vergi Kanun'da öngörülen süre içinde ödenmiştir.</p>

<p>Davacı hakkında incelemenin tamamlanmasının akabinde düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporuyla mükellefin banka hesap hareketleri, kargo şirketinden temin edilen gönderi ve tahsilatlara ilişkin dökümler ve kanuni temsilcinin beyanlarından kayıt dışı hasılatı bulunduğu tespit edilmiştir.<br />
Sözü edilen vergi tekniği raporuna dayanılarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi İnceleme Raporuna istinaden davacı adına dava konusu tarhiyat yapılmıştır.<br />
Sözü edilen vergi inceleme raporuna istinaden davacı adına 2017 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için katma değer vergisi tarh edilmiş, vergilerin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası ve özel usulsüzlük cezası kesilmiştir.</p>

<p><strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p>

<p>19/07/2019 tarih ve mükerrer 30836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/07/2019 tarih ve 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 2. maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na geçici 90. madde eklenmiş olup söz konusu maddenin altıncı fıkrasında, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların, 31/12/2019 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edileceği, beyan edilen söz konusu varlıkların, 31/12/2019 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebileceği, bu takdirde, söz konusu varlıkların vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebileceği, vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %1 oranında vergi tarh edileceği ve bu verginin, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödeneceği belirtilmiş olup maddenin yedinci fıkrasında, bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.</p>

<p>30/12/2019 tarih ve 30994 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanı kararıyla Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesinin birinci, üçüncü ve altıncı fıkralarında yer alan süreler, bitim tarihinden itibaren 6 ay uzatılmıştır.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesi kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tahakkuk eden verginin Kanun'da öngörülen süre içerisinde ödenmesi şartıyla, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı yolundaki düzenlemenin amacı, mükelleflerin yasal defter ve kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz gibi kıymetlerin kayıtlara yansıtılarak mali sisteme kazandırılmasıdır.</p>

<p>Sözü edilen hükümle mükellefler yönünden bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hususu güvence altına alınmış olmakla birlikte bu düzenlemenin varlığının, mükelleflerin ticari faaliyetleri nedeniyle incelemeye alınmasına ve haklarında ticari faaliyetleri nedeniyle tarhiyat yapılmasına engel teşkil etmeyeceği açıktır.</p>

<p>Davacı hakkında internet üzerinden kargo firmaları aracılığıyla yapılan faaliyeti nedeniyle başlatılan inceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporunda, 193 sayılı Kanun'un geçici 90. maddesi kapsamında beyan ettiği varlıklar hakkında herhangi bir eleştiri getirilmeksizin ticari faaliyetinden elde ettiği gelirin bir kısmının kayıt dışı bırakıldığından bahisle tarhiyat önerilmiştir.</p>

<p>Davacı tarafından 193 sayılı Kanun'un geçici 90. maddesi kapsamında beyan edilen tutarın incelemeye konu dönemde ticari faaliyetinden elde edilen ve beyan edilmeyen gelirine ilişkin olduğu ileri sürülmekte ise de dosya kapsamında bu iddiasını ispatlayacak mahiyette bilgi ve belge bulunmadığı görüldüğünden, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile vergi inceleme raporunun incelenerek, kayıt ve beyan dışı bırakılan hasılatın varlığı ile tarh matrahının hukuka uygunluğu yönünden değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, tarhiyatın yazılı gerekçeyle kaldırılmasına dair Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.</p>

<p>Yeniden verilecek kararda, özel usulsüzlük cezası hakkında değerlendirme yapılması gerektiği tabiidir.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU :</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1.Temyiz isteminin kabulüne,</p>

<p>2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 20/01/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20235859-e-20258-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 18:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/yargi/danistay-1.jpg" type="image/jpeg" length="57897"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 3. Daire'nin 2024/1319 E., 2025/2006 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20241319-e-20252006-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20241319-e-20252006-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 3. Daire'nin 21/04/2025 tarihli, 2024/1319 E., 2025/2006 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ÜÇÜNCÜ DAİRE<br />
Esas No : 2024/1319<br />
Karar No : 2025/2006</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...<br />
VEKİLİ : Av. ...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Davacı şirket adına, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolunda saptamalar içeren vergi tekniği raporu uyarınca düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2019 yılı için re'sen salınan kurumlar vergisi, Ocak-Mart, Nisan-Haziran ve Temmuz-Eylül dönemleri için re'sen salınan geçici vergiler ve tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezaları ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitlerin, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığını gösterdiği ancak davacı tarafından 193 sayılı Gelir vergisi Kanunu'na 7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 21. maddesiyle eklenen geçici 93. maddesi kapsamında 3.000.000 TL bildirilmiş olup bu kısım matrah olarak takdir edilemeyeceğinden, bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi, geçici vergiler üzerinden bir kat kesilen vergi ziyaı cezaları ve özel usulsüzlük cezasının bu matraha isabet eden kısmında hukuka uygunluk, bu tutarı aşan kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı, mahsup dönemi geçen geçici vergi aslının aranmayacağı, 2019 yılında kesinleşen vergi ziyaı cezasının tekerrüre esas alınamayacağı gerekçesiyle bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi, geçici vergiler üzerinden bir kat kesilen vergi ziyaı cezaları ve özel usulsüzlük cezası azaltılmış, geçici vergi asılları ile vergi ziyaı cezalarının tekerrüre isabet eden kısmı ise kaldırılmıştır.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:<br />
Vergi Mahkemesi kararının özel usulsüzlük cezası yönünden davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrası dışında kalan hüküm fıkralarına yöneltilen istinaf başvuruları, sözü edilen hüküm fıkralarının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.<br />
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmadığından, Mahkeme kararının, özel usulsüzlük cezası yönünden davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra özel usulsüzlük cezası kaldırılmıştır.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.</p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.</p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından varlık bildiriminde bulunulmuş olmasının yürütülen vergi incelemesini sona erdireceğine veya tespit edilen matrah farkları üzerinden re'sen vergi tarhı yapılmasına engel teşkil edeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından temyize konu kararın bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi, geçici vergiler üzerinden bir kat kesilen vergi ziyaı cezalarının azaltılmasına ilişkin hüküm fıkrasının bozulması, diğer yönlerden temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE:<br />
MADDİ OLAY :</strong></p>

<p>Davacı hakkında 11/11/2020 tarihinde internet/kapıda ödeme sistemi kullanılarak yapılan satış faaliyeti nedeniyle inceleme başlatılmıştır.<br />
Söz konusu inceleme devam ederken davacı tarafından, 19/04/2021 tarihinde Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 93. maddesi kapsamında bildirimde bulunulmuştur.<br />
İncelemenin tamamlanmasının akabinde düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporu'yla davacının ... Lojistik ve Dağıtım Hizmetleri Anonim Şirketi aracılığıyla yapmış olduğu emtia satışları karşılığında banka hesabına 5.454.385,54 TL tutarında para gönderilmesine karşın bu satışları için belge düzenlemediği ve yasal defter ve kayıtlarına intikal ettirmediği ve bu suretle kayıt dışı hasılatı bulunduğu tespit edilmiştir.</p>

<p>Sözü edilen vergi tekniği raporuna dayanılarak düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden davacı adına 2019 yılı için kurumlar vergisi ve aynı yılın Ocak-Mart, Nisan-Haziran ve Temmuz-Eylül dönemleri için geçici vergi tarh edilmiş, tekerrür hükümleri gereğince artırılarak bir kat vergi ziyaı cezaları ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmiştir.</p>

<p><strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p>

<p>17/11/2020 tarih ve 31307 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 21. maddesiyle ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na geçici 93. madde eklenmiş olup söz konusu maddenin beşinci fıkrasında, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların, 30/06/2021 tarihine kadar vergi dairelerine bildirileceği, bildirilen söz konusu varlıkların, 30/06/2021 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebileceği, bu takdirde, söz konusu varlıkların vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebileceği belirtilmiş olup maddenin yedinci fıkrasında, bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; geçici vergi aslı ve vergi ziyaı cezalarının tekerrüre isabet eden kısmı ile özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına ilişkini hüküm fıkraları aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun görülmüştür.</p>

<p>Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 93. maddesi kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı yolundaki düzenlemenin amacı, mükelleflerin yasal defter ve kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz gibi kıymetlerin kayıtlara yansıtılarak mali sisteme kazandırılmasıdır.<br />
Sözü edilen hükümle mükellefler yönünden bu madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hususu güvence altına alınmış olmakla birlikte bu düzenlemenin varlığının, mükelleflerin ticari faaliyetleri nedeniyle incelemeye alınmasına ve haklarında ticari faaliyetleri nedeniyle tarhiyat yapılmasına engel teşkil etmeyeceği açıktır.</p>

<p>Davacı hakkında 11/11/2020 tarihinde internet/kapıda ödeme sistemi kullanılarak yapılan faaliyeti nedeniyle başlatılan inceleme sonucunda düzenlenen vergi tekniği raporunda, 193 sayılı Kanun'un geçici 93. maddesi kapsamında bildirdiği varlıklarla ilgili olarak herhangi bir eleştiri getirilmeksizin ticari faaliyetinden elde ettiği gelirin bir kısmının kayıt dışı bırakıldığından bahisle tarhiyat önerilmiştir.</p>

<p>Davacı tarafından 193 sayılı Kanun'un geçici 93. maddesi kapsamında bildirilen tutarın ticari faaliyetinden elde edilen ve beyan edilmeyen gelirinden kaynaklandığı iddiasında bulunulmadığı gibi dosya kapsamında da bu mahiyette bilgi ve belgenin yer almadığının görüldüğü, dolayısıyla tarhiyata esas alınan matrahın 3.000.000 TL'lik kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından, değinilen tutara isabet eden bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergiler üzerinden bir kat kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararının sözü edilen hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU :</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>Temyiz isteminin kısmen reddine,</p>

<p>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının, geçici vergi aslı, vergi ziyaı cezalarının tekerrüre isabet eden kısmı ve özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,</p>

<p>3. Temyiz isteminin kısmen kabulüne,</p>

<p>4. Kararın, tarhiyata esas alınan matrahın ... TL'ye isabet eden bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergiler üzerinden bir kat kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 21/04/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20241319-e-20252006-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/danif4s.jpg" type="image/jpeg" length="50836"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 3. Daire'nin 2023/6468 E., 2025/4877 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20236468-e-20254877-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20236468-e-20254877-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 3. Daire'nin 26/11/2025 tarihli, 2023/6468 E., 2025/4877 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ÜÇÜNCÜ DAİRE<br />
Esas No : 2023/6468<br />
Karar No : 2025/4877</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Davacı adına, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolunda saptamalar içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak 2018 yılı için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi, aynı yılın tüm dönemleri için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı geçici vergi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 352. maddesi uyarınca kesilen usulsüzlük cezası ve aynı Kanun'un 353.maddesinin 2. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesi kapsamındaki sürelerin 30/06/2020 tarihine uzatılmış olduğu ve davacı şirketin de Türkiye'de sahip olunan varlıklara ilişkin olarak 30/06/2020 tarihinde beyannamesini verdiği ve tahakkuk eden vergiyi süresinde ödediği, sözü edilen Kanun hükmü kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı dikkate alındığında, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle yapılan tarhiyatta ve kesilen usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu vergi ve cezalar kaldırılmıştır.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.</p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.</p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE:<br />
MADDİ OLAY :</strong></p>

<p>Davacı hakkında, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolunda saptamalar içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak 29/05/2020 tarihinde başlatılan inceleme sırasında, davacı tarafından, 30/06/2020 tarihinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesinin altıncı fıkrası kapsamında beyanda bulunulmuş ve tahakkuk eden tutar Kanun'da öngörülen süre içinde ödenmiştir.</p>

<p>İnceleme sonucunda düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi İnceleme Raporu'nda, davacının bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı tespit edilmesi üzerine dava konusu tarhiyat yapılmış ve usulsüzlük ile özel usulsüzlük cezaları kesilmiştir.</p>

<p><strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p>

<p>19/07/2019 tarih ve mükerrer 30836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/07/2019 tarih ve 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 2. maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na geçici 90. madde eklenmiş olup söz konusu maddenin altıncı fıkrasında, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların, 31/12/2019 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edileceği, beyan edilen söz konusu varlıkların, 31/12/2019 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebileceği, bu takdirde, söz konusu varlıkların vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebileceği, vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %1 oranında vergi tarh edileceği ve bu verginin, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödeneceği belirtilmiş olup maddenin yedinci fıkrasında, bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.</p>

<p></p>

<p>30/12/2019 tarih ve 30994 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanı kararıyla Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesinin birinci, üçüncü ve altıncı fıkralarında yer alan süreler, bitim tarihinden itibaren 6 ay uzatılmıştır.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesi kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tahakkuk eden verginin, Kanun'da öngörülen süre içerisinde ödenmesi şartıyla, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı yolundaki düzenlemenin amacı, mükelleflerin yasal defter ve kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz gibi kıymetlerin kayıtlara yansıtılarak mali sisteme kazandırılmasıdır.</p>

<p>Sözü edilen hükümle mükellefler yönünden bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hususu güvence altına alınmış olmakla birlikte bu düzenlemenin varlığının, mükelleflerin ticari faaliyetleri nedeniyle incelemeye alınmasına ve haklarında ticari faaliyetleri nedeniyle tarhiyat yapılmasına engel teşkil etmeyeceği açıktır.</p>

<p>Davacı hakkında 29/05/2020 tarihinde otomasyon sistem verileri ile beyanları arasında farklılıklar bulunduğundan bahisle başlatılan inceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporunda, 193 sayılı Kanun'un geçici 90. maddesi kapsamında beyan ettiği varlıklar hakkında herhangi bir eleştiri getirilmeksizin ticari faaliyetinden elde ettiği gelirin bir kısmının kayıt dışı bırakıldığından bahisle tarhiyat önerilmiştir.</p>

<p>Davacı tarafından 193 sayılı Kanun'un geçici 90. maddesi kapsamında beyan edilen tutarın 2018 yıllında ticari faaliyetinden elde edildiği ve beyan etmediği gelirinden kaynaklandığı ileri sürülmekte ise de dosya kapsamında bu iddiasını ispatlayacak mahiyette bilgi ve belge bulunmadığı görüldüğünden, davacı hakkında düzenlenen rapor incelenerek kayıt ve beyan dışı hasılatının bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken tarhiyatın yazılı gerekçeyle kaldırılmasına dair Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunu reddine ilişkin Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU :</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1.Temyiz isteminin kabulüne,</p>

<p>2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 26/11/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20236468-e-20254877-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 18:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/danif4s.jpg" type="image/jpeg" length="91312"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 3. Daire'nin 2022/2864 E., 2024/6301 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20222864-e-20246301-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20222864-e-20246301-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 3. Daire'nin 28/11/2024 tarihli, 2022/2864 E., 2024/6301 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ÜÇÜNCÜ DAİRE<br />
Esas No : 2022/2864<br />
Karar No : 2024/6301</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:...K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ:</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Davacı adına, hasılatının bir kısmını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolundaki saptamaları içeren vergi tekniği raporuna dayanılarak düzenlenen vergi inceleme raporları uyarınca 2017 ve 2018 yılları için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, aynı yılların tüm dönemleri için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı geçici vergi ve 2017 ve 2018 yıllarının Ocak ila Aralık dönemleri için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkındaki raporlarda yer alan saptamalardan, bir kısım hasılatın kayıt ve beyan dışı bırakıldığı anlaşıldığından, tarhiyatın hukuka uygun olduğu ancak mahsup dönemi geçen geçici verginin aranmayacağı, diğer taraftan davacının faaliyetinin katma değer vergisinin konusuna girmediği, özel usulsüzlük cezalarının ise hukuka uygun düşmediği gerekçesiyle bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ve geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezası yönünden dava reddedilmiş, geçici vergi aslı, bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile özel usulsüzlük cezaları kaldırılmıştır.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının kurmuş olduğu "..." isimli Youtube kanalına yüklediği videolar ve mobil reklam ağı ... aracılığıyla kendisi tarafından geliştirilen oyunlara Google tarafından yerleştirilen reklamlar nedeniyle İrlanda'da mukim ... Ireland Limited Şirketi ile ABD mukimi olan Apple Inc. tarafından banka hesabına 2017 ve 2018 yıllarında yatırılan reklam gelirine ilişkin olarak 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesi ile öngörülen varlık barışı müessesesinden yararlanmak amacıyla 11/05/2020 tarihinde başvuru yapılarak 7186 sayılı Kanun kapsamında Türkiye'de sahip olunan varlıklara ilişkin beyannamenin verildiği, bu beyanname üzerine tahakuk eden vergilerin 22/05/2020 tarihinde davacıdan tahsil edildiği, davalı idarece 7186 sayılı Kanun kapsamındaki başvuru esnasında, Kanun'da belirlenen şartların taşınmadığına dair bir belirleme yapılmadığı gibi davacı hakkında 2017 ve 2018 yıllarının gelir vergisi ve katma değer vergisi yönünden tam olarak incelenmesinden önce başvurusunun iptal edildiğine dair bir işlemin de tesis edilmediği; aksine başvurunun kabul edilerek Kanun kapsamında hesaplanarak tahakkuk eden verginin tahsil edildiği, dolayısıyla davacının 7186 sayılı Kanun kapsamında kabul edilen başvurusu sebebiyle, Kanun'un getirmiş olduğu korumadan faydalandırıldığının kabulü gerektiği, aksine bir kabulün hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık teşkil edeceği, bu durumda 7186 sayılı Kanun'un getirmiş olduğu "Bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz." hükmü gereğince davacı hakkında vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacağından, dava konusu tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemleri kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra cezalı vergi kaldırılmıştır.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tarhiyatın zaman aşımına uğramadığı, ihtilaf konusu hizmet Türkiye'de verildiğinden katma değer vergisi hesaplanması gerektiği, davacının 2017 ve 2018 yıllarında kayıt dışı hasılat elde ettiğinin somut tespitlerle ortaya konulduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.</p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.</p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong><br />
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong><br />
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Temyiz isteminin reddine,</p>

<p>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,</p>

<p>3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20222864-e-20246301-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/07/yargi/danistay-s1.jpg" type="image/jpeg" length="34290"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 3. Daire'nin 2023/5528 E., 2025/4583 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20235528-e-20254583-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20235528-e-20254583-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 3. Daire'nin 17/11/2025 tarihli, 2023/5528 E., 2025/4583 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ÜÇÜNCÜ DAİRE<br />
Esas No : 2023/5528<br />
Karar No : 2025/4583</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ:</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Davacı şirket adına, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle 2017 ve 2018 yılları için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve aynı yılların Ekim-Aralık dönemi için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı geçici vergi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 2. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının 2017 ve 2018 yıllarında ... Pizza markası altında franchising sözleşmesi kapsamında pizzacılık faaliyetini sürdürdüğü, hakkında inceleme davam ederken kayıt dışı hasılatının bulunmasından dolayı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesinde düzenlenen varlık barışından yararlanarak 30/06/2020 tarihinde beyanda bulunarak tahakkuk eden tutarı 31/07/2020 tarihinde ödediği, Gelir İdaresi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı görüş yazısına dayanılarak incelemenin devamı sırasında yasa hükmünden yararlanılamayacağı belirtilerek incelemeye devam edildiği ancak bu yönde yasal bir düzenleme bulunmadığı ve sözü edilen Kanun hükmü kapsamında beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı dikkate alındığında, davacı hakkında vergi incelemesi gerçekleştirilmek suretiyle yapılan uyuşmazlık konusu tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu vergi ve cezalar kaldırılmıştır.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca yapılan tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.</p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Savunma verilmemiştir.</p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE:<br />
MADDİ OLAY :</strong><br />
Davacı tarafından, ... markası adı altında faaliyetini sürdüren ... Anonim Şirketi ile aralarında imzalanan franchising sözleşmesi kapsamında yiyecek ve içecek sektöründe faaliyet gösterildiği, adı geçen şirketin otomasyon sistemi ile davacının beyanları arasındaki uyumsuzluk bulunup bulunmadığı hususunda başlanılan inceleme devam ederken 30/06/2020 tarihinde Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesi kapsamında beyanda bulunulduğu ve tahakkuk eden verginin Kanun'da öngörülen süre içinde ödendiği, inceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporlarına dayanılarak dava konusu tarhiyatın yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiği anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p>

<p>19/07/2019 tarih ve mükerrer 30836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/07/2019 tarih ve 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 2. maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na geçici 90. madde eklenmiş olup söz konusu maddenin altıncı fıkrasında, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların, 31/12/2019 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edileceği, beyan edilen söz konusu varlıkların, 31/12/2019 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebileceği, bu takdirde, söz konusu varlıkların vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebileceği, vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %1 oranında vergi tarh edileceği ve bu verginin, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödeneceği belirtilmiş olup maddenin yedinci fıkrasında, bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.</p>

<p>30/12/2019 tarih ve 30994 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanı kararıyla Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesinin birinci, üçüncü ve altıncı fıkralarında yer alan süreler, bitim tarihinden itibaren 6 ay uzatılmıştır.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90. maddesi kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tahakkuk eden verginin Kanun'da öngörülen süre içerisinde ödenmesi şartıyla, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı yolundaki düzenlemenin amacı, mükelleflerin yasal defter ve kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz gibi kıymetlerin kayıtlara yansıtılarak mali sisteme kazandırılmasıdır.</p>

<p>Sözü edilen hükümle mükellefler yönünden bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hususu güvence altına alınmış olmakla birlikte bu düzenlemenin varlığının, mükelleflerin ticari faaliyetleri nedeniyle incelemeye alınmasına ve haklarında ticari faaliyetleri nedeniyle tarhiyat yapılmasına engel teşkil etmeyeceği açıktır.</p>

<p>Diğer taraftan, davacı tarafından varlık bildiriminde bulunulmuş olmasının yürütülen vergi incelemesini sona erdireceğine veya saptanan matrah farkı üzerinden vergi salınmasına ve ceza kesilmesine engel teşkil edeceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.</p>

<p>Bu durumda, davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu incelenerek ve davacı iddiaları değerlendirilerek 193 sayılı Kanun'un geçici 90. maddesi kapsamında beyan edilen tutarın, ticari faaliyetinden elde edilen ve beyan edilmeyen gelirden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve kayıt dışı hasılat bulunup bulunmadığı ortaya konulmak suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle dava konusu vergi ve cezeaların kaldırılmasına ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.</p>

<p>Öte yandan, yeniden verilecek kararda, mahsup dönemi geçen geçici verginin aranmayacağı hususunun gözönünde bulundurulması ve özel usulsüzlük cezası hakkında değerlendirme yapılması gerektiği tabiidir.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU :</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1.Temyiz isteminin kabulüne,</p>

<p>2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 17/11/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-3-dairenin-20235528-e-20254583-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 18:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/danistay1-2.jpg" type="image/jpeg" length="99776"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 9. Daire'nin 2022/1001 E., 2023/3466 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-9-dairenin-20221001-e-20233466-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-9-dairenin-20221001-e-20233466-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 9. Daire'nin 09/10/2023 tarihli, 2022/1001 E., 2023/3466 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
DOKUZUNCU DAİRE<br />
Esas No : 2022/1001<br />
Karar No : 2023/3466</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı-...<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ:</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Davacı adına, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re'sen tarh edilen 2015/Ocak, Mart ila Aralık dönemlerine ilişkin katma değer vergisi ile kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı vergi tekniği raporu esas alınarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı vergi inceleme raporunun incelenmesinden; davacının 2015-2016-2017 takvim yıllarında devamlı olarak internet ortamında ... Ireland Ltd. ve ... Inc. firmaları için uygulama hizmeti faaliyetinde bulunduğu, anılan faaliyetin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. maddesi kapsamında ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi gerektiği ancak elde edilen gelirin kayıt ve beyan dışı bırakıldığından bahisle, anılan faaliyet neticesinde elde edilen gelire %20 maliyet, %80 net kârlılık oranı kabul edilmesi neticesinde tespit edilen matrah üzerinden re'sen gelir vergisi tarh edildiği ve hesaplanan gelir vergisi üzerinden bir kat vergi ziyaı cezası kesildiği, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un "Diğer Hükümler" başlıklı 10. maddesinin 13.fıkrasında; "e) Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 30/11/2018 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilir. Beyan edilen söz konusu varlıklar, 30/11/2018 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilir. Bu takdirde, söz konusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir. Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında vergi tarh edilir ve bu vergi, 31/12/2018 tarihine kadar ödenir."..."ğ) (a) ve (e) bentleri kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Bu hükümden faydalanılabilmesi için bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi.... şarttır." hükmüne yer verildiği, davacının 7143 sayılı Kanunun 10. maddesinin 13. fıkrası (e) bendi kapsamında, 04/04/2019 tarihinde, Türkiye'de Sahip Olunan Varlıklara İlişkin Vergi Beyannamesi (Varlık Barışı) vererek 2015-2016-2017 ve 2018 yıllarında internet ortamında ... Ireland Ltd. ve ... Inc. firmaları için uygulama hizmeti faaliyetinden elde ettiği 1.935.203,00-TL gelirini beyan ederek Kanunun belirlediği oran üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen 38.704,06-TL vergiyi ödediği, söz konusu beyannameye ilişkin 2019 yılında yevmiye defteri kayıtlarını 7143 sayılı Kanuna uygun olarak oluşturduğu hususlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, böylelikle, gerek davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği ile vergi inceleme raporlarının düzenlenme tarihi olan 09/07/2020 tarihi gerekse dava konusu ihbarnamenin düzenlenme tarihi olan 01/09/2020 tarihi itibariyle, davacının 7143 sayılı Kanunun 10. maddesinin 13. fıkrası (e) bendi kapsamında Türkiye'de Sahip Olunan Varlıklara İlişkin Vergi Beyannamesine (Varlık Barışı) istinaden tesis edilen tahakkuk işlemi ile Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklara ilişkin sağlanan haklardan usulüne uygun şekilde yararlandırıldığı, Kanun'da yer alan şartları kaybettiğine veya 38.704,06-TL'lik tahakkuk işleminin iptal edilerek davacıdan 7143 sayılı Kanun'da belirlenen oranda tahsil edilen vergi tutarının davacıya iade edildiğine yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin ise dava dosyasına sunulmadığı, 7143 sayılı Kanun gereği yapılan tahakkuk işleminin hukuken varlığını koruduğu, bu kapsamda 2015 yılında internet ortamında ... Ireland Ltd. ve ... Inc. firmaları için uygulama hizmeti faaliyetinden elde ettiği gelirleri nedeniyle davacı hakkında vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunda yer alan tespitlere istinaden yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, davacının 7143 sayılı Kanun kapsamında varlık barışından yararlanabilmesi için mükellefiyet kaydının bulunması gerektiği, mükellefiyetinin 21/01/2019 tarihinde tesis edildiği anlaşıldığından, 7143 sayılı Kanunun 10. maddesinde vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmamasını öngören hükümden yararlanamayacağı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.</p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.</p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1.Davalının temyiz isteminin reddine,</p>

<p>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının ONANMASINA,</p>

<p>3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 09/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-9-dairenin-20221001-e-20233466-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/06/yargi/danistay4.jpg" type="image/jpeg" length="92474"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 9. Daire'nin 2022/724 E., 2023/4040 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-9-dairenin-2022724-e-20234040-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-9-dairenin-2022724-e-20234040-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 9. Daire'nin 26/10/2023 tarihli, 2022/724 E., 2023/4040 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
DOKUZUNCU DAİRE<br />
Esas No : 2022/724<br />
Karar No : 2023/4040</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Daıresi Başkanlığı - …<br />
VEKİLİ: Av. …</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVACI): …<br />
VEKİLİ: Av. …</p>

<p>İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ:</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Davacı adına, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen vergi tekniği raporuna dayanılarak vergi inceleme raporuna istinaden resen tarh edilen 2017 yılı bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı adına düzenlenen vergi tekniği raporunda; davacının kayıt dışı hasılat elde ettiğinin, gerek davacının kendi beyanları ile gerekse resmi kurum verileri ile açık ve net bir şekilde ortaya konulmuş olması ve bu verilerin hukuken geçerli, kesin ve somut nitelikte olmaları, ispat yükü kendisine düşen ve tacir sıfatı ile basiretli davranma yükümlülüğü bulunan davacının ise vergi tekniği raporunda belirtilen yüksek tutarlı gönderilere konu borç para alma ve verme iddiasını ispatlayacak bilgi ve belgeleri ortaya koyamaması hususları birlikte değerlendirildiğinde elde edilen hasılata %10 karlılık oranı uygulanarak ve katma değer vergisi tutarları nazara alınarak belirlenen matrah üzerinden tarh edilen dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idarece 7186 sayılı Kanun kapsamında beyan edilen tutarın dava konusu faaliyet dışında başka bir faaliyete yönelik olduğuna dair bir tespit yapılmadığı, varlık barışından yararlanılabilmesi açısından kişiler hakkında herhangi bir inceleme başlanmamış olması gibi kısıtlayıcı ve başlayan incelemelerin de devam edeceği yönünde bir usuli hüküm de bulunmadığı, ilgili Kanun’un, kayıt dışı durumda olup, ekonomik yönden değerli varlıkların kayıtlara alınması şeklindeki amacı dikkate alındığında, hakkında önceden incelemeye başlanan ve incelemesi devam eden mükelleflerin bu hükümlerden faydalanamayacakları şeklindeki bir yorum yasanın amacına aykırılık teşkil edeceği gibi idarenin yasanın çizdiği çerçevenin dışında hareket etmesi sonucunu doğuracağı, bu durumda, 7186 sayılı Kanun’un varlık barışı ile ilgili hükümlerinden usulüne uygun biçimde yararlanan ve tahakkuk ettirdiği vergiyi ödeyen davacı hakkında vergi incelemesi yapılamayacağından; hukuken kabulü mümkün olmayan bir incelemeye dayalı olarak tarh edilen dava konusu cezalı gelir vergisinde hukuka uygunluk, istinafa konu kararda ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle davacı istinaf isteminin kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı hakkında yürütülen vergi incelemesinin 08/11/2019 tarihinde düzenlenen incelemeye başlama tutanağı ile başlanıldığı, davacının 24/09/2019 tarihinde 193 sayılı Kanun’un Geçici 90. maddesi kapsamında varlık bildiriminde bulunduğu, tahakkuk eden verginin 29/12/2019 tarihinde ödendiği, varlık bildiriminin davacının ticari faaliyeti kapsamında elde ettiği kayıt dışı kazançtan kaynaklanmadığı kararın bozulması istenilmektedir.</p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.</p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE:</strong><br />
MADDİ OLAY: Davacı adına, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen vergi tekniği raporuna dayanılarak vergi inceleme raporuna istinaden resen tarh edilen 2017 yılı bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istenilmiştir.</p>

<p><strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p>

<p>19/07/2019 tarih ve mükerrer 30836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7/07/2019 tarih ve 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 2. Maddesi ile 193 sayılı Kanuna eklenen geçici 90. madde aşağıdaki gibidir:</p>

<p>"GEÇİCİ MADDE 90 – Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, bu maddedeki hükümler çerçevesinde, 31/12/2019 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildiren gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebilirler.</p>

<p>Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %1 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birinci fıkra kapsamına giren varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 31/12/2019 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmaksızın bu madde hükümlerinden yararlanılır.</p>

<p>Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması hâlinde, söz konusu avansların defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla bu madde hükümlerinden yararlanılır.</p>

<p>213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler, bu madde kapsamında Türkiye’ye getirilen varlıklarını, dönem kazancının tespitinde dikkate almaksızın işletmelerine dâhil edebilecekleri gibi aynı varlıkları vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate almaksızın işletmelerinden çekebilirler.</p>

<p>Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 31/12/2019 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilir. Beyan edilen söz konusu varlıklar, 31/12/2019 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilir. Bu takdirde, söz konusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir. Bu fıkra kapsamında beyan edilen taşınmazların ayni sermaye olarak konulmak suretiyle işletme kayıtlarına alınması hâlinde, sermaye artırım kararının beyan tarihi itibarıyla alınmış olması ve söz konusu kararın beyan tarihini izleyen onuncu ayın sonuna kadar ticaret siciline tescil edilmesi kaydıyla, bu madde hükümlerinden faydalanılabilir. Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %1 oranında vergi tarh edilir ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenir.</p>

<p>Bu madde kapsamında ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez. Türkiye’ye getirilen veya kanuni defterlere kaydedilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez.</p>

<p>Bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Bu hükümden faydalanılabilmesi için bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi ve birinci fıkra uyarınca bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi şarttır.</p>

<p>Cumhurbaşkanı, bu maddede yer alan süreleri, bitim tarihlerinden itibaren altı aya kadar uzatmaya; Hazine ve Maliye Bakanlığı, madde kapsamına giren varlıkların Türkiye’ye getirilmesi, bildirim ve beyanı ile işletmeye dâhil edilmelerine ilişkin hususları, bildirim veya beyana esas değerlerin tespiti, bildirim ve beyanların şekli, içeriği ve ekleri ile yapılacağı yeri, maddenin uygulanmasında kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>Dosyanın incelenmesinden, davacının 07/02/2012 tarihinde belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda hediyelik eşyaların, elişi ürünlerin ve imitasyon takıların perakende ticareti işi ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, Adana Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı iş emri yazısı ile 2017, 2018 takvim yılı işe ve işlemlerinin incelenmesinin istenildiği, vergi incelemesine 08/11/2019 tarihinde düzenlenen inceleme başlama tutanağı başlanıldığı, davacı tarafından 24/12/2019 onay tarihli 7186 sayılı Kanun kapsamında Türkiye'de sahip olunan varlıklara ilişkin vergi beyannamesi ile 7.805.125,00TL beyan edildiği, 29/12/2019 tarihinde tahakkuk eden 78.051,25TL tutarın ödendiği, 23/03/2020 tarihinde uyuşmazlığa konu … sayılı vergi tekniği raporu ile … sayılı vergi inceleme raporunun düzenlendiği, mezkur vergi tekniği raporunda; "Davacının vergi inceleme tutanağında yer alan 7186 sayılı Kanunun 2. maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanuna eklenen geçici 90. Madde kapsamında yapılan varlık barışı hükümlerinden yararlandığını ve ticari kazancını beyan ederek vergilendirdiğini, bu çerçevede davacı hakkında vergi incelemesi ve bu incelemeye istanaden tarhiyat yapılamayacağı yönündeki itirazı bakımından,... mükellefin gerçek anlamda bir varlık bildiriminde bulunmadığı,... inceleme sürecinde müfettişliğimizce tespit edilecek matrah farkları üzerinden adına vergi tarhiyatı yapılmasını engellemeye çalışmak olduğu... varlık bildiriminde bulunmasının yapmakta olduğu ticari faaliyeti kapsamında tespit edilen kayıt dışı hasılat ve ticari kazanç üzerinden yapılacak tarhiyatlara engel teşkil etmeyeceği..." kanaatiyle beraber bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatı önerildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu durumda, hakkında vergi incelemesi yürütülen gelir vergisi mükellefi olan davacı tarafından, ticari faaliyeti dolayısıyla elde ettiği kayıt dışı hasılattan kaynaklı ve banka hesabında yer alan paranın beyan edildiği, diğer bir ifadeyle söz konusu tutarın davacı şahıs işletmesinin kayıtlarında sadır olduğu, öte yandan anılan tutara ilişkin olarak davacı tarafından varlık bildiriminde bulunulmuş olmasının yürütülen vergi incelemesini sona erdireceğine veya tespit edilen matrah farkları üzerinden resen vergi tarhı yapılmasına engel teşkil edeceğine ilişkin düzenlemenin bulunmadığı, bu haliyle davacının ilgili dönemler gelir vergisi veya katma değer vergisi yönünden matrah artırımda bulunduğuna dair dosyaya herhangi bir bilgi-belge sunulmadığı da görüldüğünden davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulü yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>Davalının temyiz isteminin kabulüne,</p>

<p>… Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 26/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-9-dairenin-2022724-e-20234040-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/10/yargi/danistay.jpg" type="image/jpeg" length="96731"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 4. Daire'nin 2016/8778 E., 2021/905 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-4-dairenin-20168778-e-2021905-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-4-dairenin-20168778-e-2021905-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 4. Daire'nin 11/02/2021 tarihli, 2016/8778 E., 2021/905 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
DÖRDÜNCÜ DAİRE<br />
Esas No : 2016/8778<br />
Karar No : 2021/905</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı<br />
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)<br />
VEKİLİ : Av. …</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVACI) : … Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Limited Şirketi</p>

<p>İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Davacı şirket adına, sahte fatura kullandığından bahisle vergi inceleme raporuna dayanılarak re'sen tarh edilen 2011/3,4,5,6,11,12 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; ihtilaflı dönemde davacı şirketin fatura aldığı … Vergi Dairesi mükellefi … Grup Org. Rek. Ltd. Şti ve … Vergi Dairesi mükellefi … ve … Vergi Dairesi mükellefi … Bilg. Elek. İnş. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarının incelenmesinden; anılan mükelleflerin davacıya düzenlediği faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimi olmaksızın düzenlenen sahte faturalar olduğu sonucuna varıldığından yapılan cezalı katma değer vergisi tarhiyatında resen takdir sebebinin gerçekleşmiş olduğu ancak davacının 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 85. madde hükmüne göre 197.000 USD karşılığı 400.000 TL’yi 29/11/2013 tarihinde … Bankası … Şubesine yatırıp bu tutara ilişkin olarak, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Geçici 85. madde kapsamında "Yurt Dışında Sahip Olunan Varlıklara İlişkin Vergi Beyannamesi" verdiği, beyan edilen matrah üzerinden hesaplanan vergiyi de aynı tarihte ödediği anlaşıldığından anılan kanun hükmünde belirtildiği üzere yabancı memleketlerde elde edilen kazançların beyan edilmesi halinde farklı gerekçelerle vergi incelemesi yapılması halinde tespit edilen matrahtan beyan edilen tutarın mahsup edileceğine ilişkin hükümden yararlandırılması gerektiği, ayrıca davalı idarece davacının varlık barışına ilişkin beyannamesi kabul edilerek hesaplanan vergi davacıdan tahsil edildiği ilgili prosedür işletilerek yasadan yararlandırıldığı dolayısıyla bu aşamada davacının yasadan yararlanıp yararlanamayacağının tartışma konusu yapılması mümkün bulunmadığından yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı, cezayı gerektiren unsurların olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından kesilen özel usulsüzlük cezasında da yasal isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Vergi inceleme raporuna dayanılarak yapılan cezalı tarhiyatlarda ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığından kabul kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.</p>

<p>TETKİK HÂKİMİ : …</p>

<p>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong><br />
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE :</strong><br />
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU :</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Temyiz isteminin reddine,</p>

<p>2. Temyize konu ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,</p>

<p>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,</p>

<p>4. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/02/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<strong>(X) KARŞI OY :</strong></p>

<p>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmıştır.</p>

<p>193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na 6486 sayılı Kanunun 13. maddesi ile eklenen Geçici 85.maddesine göre; gerçek veya tüzel kişilerce, 15/4/2013 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazlar, 31/7/2013 tarihine kadar Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca faaliyette bulunan bankalara veya 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca faaliyette bulunan aracı kurumlara bildirilir ya da vergi dairelerine beyan edilir. Birinci fıkrada sayılan kıymetler, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihini takip eden ay sonuna kadar kanuni defterlere kaydedilir.</p>

<p>Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu madde hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz’ü addolunur, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz, işletmenin tasfiye edilmesi hâlinde ise vergilendirilmez. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz. Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında vergi tarh edilir ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenir. Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler. Bu fıkra ile üçüncü fıkraya göre ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez. Bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, diğer nedenlerle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları uyarınca gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu madde kapsamında beyan edilen tutarlar, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılır. İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. Şu kadar ki, indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi hâlinde mahsup edilecek matrah tutarı, %18 katma değer vergisi oranı dikkate alınarak hesaplanır.</p>

<p>Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi veya bu maddede yer alan diğer şartların yerine getirilememesi nedeniyle mahsup imkânından yararlanılamaması, vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmez. Tahsil edilmiş olan vergiler red ve iade edilmez. Bildirim ve beyana konu edilen varlıklarla ilgili olarak 213 sayılı Kanunun amortismanlara ilişkin hükümleri uygulanmaz. Bu varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez.</p>

<p>Bildirildiği veya beyan edildiği hâlde, 15/4/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğu kanaat verici belge ile tevsik edilemeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar dolayısıyla beşinci fıkra hükmünden yararlanılamaz. Bildirim veya beyanın yapıldığı tarihi takip eden ay sonuna kadar Türkiye’ye getirilmeyen veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları dolayısıyla beşinci fıkra hükmünden yararlanılamaz..."hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>Yurt Dışındaki Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında 1 Seri no.lu Genel Tebliğ'in 1. maddesinde; 15/4/2013 tarihi itibarıyla gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan ve yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların bildirim veya beyana konu edilmesine ve bazı yurt dışı kazançların gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmesine ilişkin Gelir Vergisi Kanununun geçici 85. maddesinde yer alan düzenlemeye yönelik usul ve esaslara bu Tebliğde yer verildiği, 2. maddesinde, kanaat verici belge tabirinin, devlet tarafından veya devlet güvencesinde tutulan kayıt ve sicilleri; yurt dışındaki banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar, posta idaresi, noter gibi kurum ve kuruluşların kayıt ve belgelerini, Vergi Usul Kanununun ikinci kitabının üçüncü kısmında yer alan belgeler ve muadili belgeler ile bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeleri ifade ettiği belirtildikten sonra, maddede ayrıntılı olarak sayılan belgeler ile ilgili olarak ayrıca tasdik zorunluluğu bulunmadığı da belirtilmiştir. Bu belgelerin dışında, bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeler de kanaat verici belge olarak kabul edileceği, dolayısıyla, yukarıda belirtilen kayıt ve belgelerle gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan varlıklar arasında illiyet bağının kurulması ve 15/4/2013 tarihi itibarıyla, beyan edilen varlıkların ise yurt dışında bulunduğunun ispatının zorunlu olduğu, gerçek veya tüzel kişilerce madde kapsamında beyan edilen varlıklara ilişkin kanaat verici belgelerin gerektiğinde vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmek üzere zamanaşımı süresince saklanması gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p>Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirket adına düzenlenen vergi inceleme raporuyla; davacının, hakkında sahte belge düzenlemekten vergi tekniği raporu tanzim edilmiş olan … Bilg. Elek. İnş. Ltd. Şti., Defne Grup Org. Rek. Ltd. Şti ve …’dan aldığı faturalar nedeniyle vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiği, Mahkemece; anılan mükellefler hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarının incelenmesinden; davacıya ihtilaflı dönemde düzenlenen faturaların gerçek mal ve hizmet teslimine dayanmayan sahte faturalar olduğu sonucuna varıldığı ancak olayda, davacının 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 85. madde hükmüne göre 197.000 USD karşılığı 400.000 TL’yi yurt dışından Türkiye’ye getirdiği; anılan tutarı 29/11/2013 tarihinde … Bankası … Şubesine yatırıp bu tutara ilişkin olarak, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu Geçici 85. madde kapsamında "Yurt Dışında Sahip Olunan Varlıklara İlişkin Vergi Beyannamesi" verdiği, beyan edilen matrah üzerinden hesaplanan 8.026,25 TL vergiyi tebliğ alındısı ile 29/11/2013 tarihinde ödediği, bu durumda 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunun Geçici 85. maddesinde belirtildiği üzere yabancı memleketlerde elde edilen kazançların beyan edilmesi halinde farklı gerekçelerle vergi incelemesi yapılması halinde tespit edilen matrahtan beyan edilen tutarın mahsup edileceğine ilişkin hükümden yararlandırılması gerektiğinden bahisle davanın kabulü yönünde karar verilmişse de davacı adına düzenlenen vergi inceleme raporunda, davacı kurumun, vergi incelemesi sonucunda katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkının, madde kapsamında beyan edilen tutardan, mahsup edilebilmesinin koşulunun, yurt dışından şirket adına getirildiği iddia edilen 197.000 USD'nin 15/04/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğunun ve şirket adına getirildiğinin veya transfer edildiğinin kanaat verici belgelerle ispat edilmesi koşuluna bağlı olduğu yasa ve ilgili tebliğle düzenlenmesine karşın olayda, davacı şirket, anılan Kanun kapsamında; 197.000 USD için beyanda bulunup, beyan edilen matrah üzerinden hesaplanan vergisini ödemiş, defterlerine kaydetmiş, mevzuatta yer alan bazı koşulları yerine getirmiş ise de söz konusu paranın kendisine veya şirkete ait olduğunu ve 15/04/2013 tarihi itibariyle yurt dışında bulunduğunu gösteren, kanaat verici herhangi bir belgeyi incelemeye ibraz edemeyen davacı şirketin mezkur yasadan yararlandırılamayacağı açıktır.</p>

<p>Bu nedenle olayda, anılan mükelleflerden alışlarının sahte belgelerle belgelendirildiği haklarında düzenlenen vergi tekniği raporlarıyla ortaya konulan mükelleflerce düzenlenen faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığından temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-4-dairenin-20168778-e-2021905-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/danistays.jpg" type="image/jpeg" length="46101"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 4. Daire'nin 2016/10007 E., 2021/3871 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-4-dairenin-201610007-e-20213871-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-4-dairenin-201610007-e-20213871-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 4. Daire'nin 07/07/2021 tarihli, 2016/10007 E., 2021/3871 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
DÖRDÜNCÜ DAİRE<br />
Esas No : 2016/10007<br />
Karar No : 2021/3871</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Vergi Dairesi Başkanlığı<br />
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü<br />
VEKİLİ : Av. …</p>

<p>2- … Prodüksiyon Ve Film Yapımcılık Tic. Ltd. Şti.<br />
VEKİLİ : Av. …</p>

<p>İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong><br />
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden re'sen tarh edilen 2009/02, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 09, 11,12, 2010/01, 02, 03, 04, 06, 08, 09, 10,11, 12 ve 2011/01, 02, 03, 04 dönemi vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 213 sayılı Kanunun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; ihtilaflı dönemde davacının fatura aldığı … Vergi Dairesi mükellefi … Prodüksiyon Yay. Eğ. Ve Org. Hiz. Ltd. Şti. hakkındaki vergi tekniği raporundaki tespitlere göre düzenlenen faturaların sahte olduğu anlaşıldığından bahsi geçen firmadan alınan faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık, kesilen özel usulsüzlük cezasında ise hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan tarhiyatın diğer kısmına gelince; davacı şirket tarafından 6486 sayılı Kanun kapsamında beyan edilen yurt dışındaki varlığın başka bir varlığa dönüştürülmesinin söz konusu olmadığı, dolayısıyla 6486 sayılı Kanundan yararlanma şartlarının yerine getirildiği ileri sürülmüş ise de, sözü edilen Kanun uyarınca davacı şirket tarafından, gerek bildirim tarihi itibarıyla varlığın yurt dışında bulunduğu hususunun tevsik edici belgeler ile inceleme esnasında, gerek de dava aşamasında belgelerle ortaya konulamadığı, nitekim işlemlerin farklı ülkelerdeki bankalar kanalıyla yapıldığı, dolayısıyla dava dosyasına ibraz edilen belgelerin, ilgili Genel Tebliğ uyarınca bildirimi yapılan tutarın; Tebliğ'de belirtilen tarih aralığında yurt dışında bulunduğunun kanıtlanamadığı, bu haliyle de söz konusu tutarın mahsup edilmeyerek yapılan tarhiyatın buna ilişkin kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, ihtilaflı dönemlerde fatura aldığı mükellefin sahte belge düzenleme fiili işlemediğinin Ceza Mahkemesinin beraat kararıyla ortaya konulduğu, mükellefe ödemelerin banka kanalıyla yapıldığı, dolayısıyla emtia alımlarının gerçek olduğu, varlık barışı kapsamında yurt dışından getirilen paraların tevsik edici belgelerle belgelendirildiği belirtilerek söz konusu Mahkeme kararının aleyhine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p>TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, kesilen özel usulsüzlük cezasının hukuka uygun olduğu belirtilerek söz konusu Mahkeme kararının aleyhine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p>DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.</p>

<p>DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TETKİK HÂKİMİ : …</p>

<p>DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE :</strong></p>

<p>Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar kararın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.<br />
Hakkında sahte belge düzenlemekten vergi tekniği raporu tanzim edilmiş olan firma ile ilgili rapordaki tespitler yeterli olup Kararın, 6486 sayılı Kanundaki şartların oluşmadığından bahisle davacının mahsup hakkından faydalandırmamasına ilişkin kısmına gelince;</p>

<p>193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na 6486 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6486 sayılı Kanunun 13. maddesi ile eklenen geçici 85. maddesinin 1. fıkrasında "Gerçek veya tüzel kişilerce, 15/4/2013 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazlar, 31/7/2013 tarihine kadar Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca faaliyette bulunan bankalara veya 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca faaliyette bulunan aracı kurumlara bildirilir ya da vergi dairelerine beyan edilir." , 2. fıkrasında "Birinci fıkrada sayılan kıymetler, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihini takip eden ay sonuna kadar kanuni defterlere kaydedilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu madde hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz’ü addolunur, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz, işletmenin tasfiye edilmesi hâlinde ise vergilendirilmez. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz.", 5. fıkrasında "Bu fıkra ile üçüncü fıkraya göre ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez. Bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, diğer nedenlerle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları uyarınca gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu madde kapsamında beyan edilen tutarlar, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılır. İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. Şu kadar ki, indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi hâlinde mahsup edilecek matrah tutarıda, %18 katma değer vergisi oranı dikkate alınarak hesaplanır. 8. fıkrasında "Bildirildiği veya beyan edildiği hâlde, 15/4/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğu kanaat verici belge ile tevsik edilemeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar dolayısıyla beşinci fıkra hükmünden yararlanılamaz." hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirketin 2009, 2010 ve 2011 yılı hesaplarının sahte belge kullanma fiili nedeniyle katma değer vergisi yönünden sınırlı incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporlarıyla; hakkında sahte belge düzenlemekten vergi tekniği raporu tanzim edilmiş olan firmadan temin edilen faturaların yasal kayıt ve beyanlarına dahil edilerek indirim konusu yapıldığının tespiti üzerine sahte faturalara dayalı katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının yapıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Olayda, Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 85. madde ile düzenlenen varlık barışı hükümleri kapsamında davacı tarafından, 13/03/2013 tarihinde, Kuveyt'te bir bankada Kuveyt Dinarı cinsinden mevduatının olduğuna ilişkin beyanda bulunulduğu, ilgili bankadan alınmış imzalı ve mühürlü belgeyi, Kuveyt Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesinde tercüme ettirerek idareye sunduğu, bildirilen mevduatı yasada belirtilen süre içerisinde Türkiye'deki bankaya transfer ederek 2013 hesap dönemi yasal defterlerine kaydettiği, beyan ettiği varlıklara ilişkin olarak hesaplanıp tahakkuk eden vergileri vadesinde ödediği görüldüğünden 6486 sayılı Kanundaki şartların oluştuğu görülmüş olup, bu durumda söz konusu miktar dikkate alınarak mahsubu suretiyle tarhiyat yapılması gerektiğinden bu husus dikkate alınmadan yapılan tarhiyatın buna ilişkin kısmında hukuka uyarlık ve mahkeme kararının buna ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU :</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalı idarenin temyiz isteminin reddine,</p>

<p>2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının özel usulsüzlük cezasına İlişkin kısmının ONANMASINA,</p>

<p>3. Mahkeme kararının 6486 sayılı Kanundaki şartların oluşmadığından bahisle davacının mahsup hakkından faydalandırmamasına ilişkin kısmının BOZULMASINA,</p>

<p>4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 07/07/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-4-dairenin-201610007-e-20213871-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/yargi/danistay-1.jpg" type="image/jpeg" length="50454"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağır suç işleyen çocuklara uygulanacak cezalar artırılıyor!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/agir-suc-isleyen-cocuklara-uygulanacak-cezalar-artiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/agir-suc-isleyen-cocuklara-uygulanacak-cezalar-artiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeyi içeren kanun teklifini imzaya açtı. Teklifle ağır suç işleyen çocuklara uygulanacak cezalar artırılıyor. Ayrıca suç işleyen çocuklar için dijital takip sistemi devreye girecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>AK Parti, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeyi içeren kanun teklifini imzaya açtı. 17-18 maddelik teklifte kurumlar arası koordinasyonu sağlayacak, cezasızlık algısını giderici düzenlemeler yer alacak.</p>

<p><strong>“ADLİ SÜREÇTEKİ ÇOCUK” KAVRAMI GETİRİLECEK</strong></p>

<p>HaberTürk'ten Buse Gençtürk'ün haberine göre; Teklifle “suça sürüklenen çocuk” tanımı yerine “adli süreçteki çocuk” kavramı getirilecek. Kasten öldürme suçunu işleyen çocuklara uygulanan ceza indirimleri hakimin takdirine bırakılacak.</p>

<p><strong>ÖNCE KAPALI CEZAEVİNE SONRA EĞİTİMEVİNE GÖNDERİLECEKLER</strong></p>

<p>Teklifle suç işleyen çocuk hükümlüler önce çocuk eğitimevi yerine kapalı ceza infaz kurumuna gönderilecek. Kapalı ceza infaz kurumundan sonra eğitimevine geçebilecekler.</p>

<p><strong>TEKLİFLE 15 YAŞINDAN İTİBAREN “MÜKERRER” SUÇ SAYILACAK</strong></p>

<p>Türk Ceza Kanunu’na göre çocukların tekrar işledikleri suçlar mükerrer sayılmıyor.</p>

<p>AK Parti’nin hazırladığı teklifle 15 yaşından itibaren çocuk hükümlülerin tekrar işlediği suçlar “mükerrer” sayılacak. Bir suçu 2-3 kez işleyen çocuğa daha ağır cezalar verilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“DİJİTAL TAKİP SİSTEMİ”</strong></p>

<p>Cezaevinden tahliye olan veya yatarı olmayan ceza alan çocuklar “dijital takip sistemi” ile izlenecek. İngiltere’de de uygulanan bu yöntemle; çocukların dijital ortamda işleyebilecekleri suçlara yönelik önlem alınması hedefleniyor.</p>

<p><strong>AĞIR SUÇ İŞLEYEN ÇOCUKLARIN CEZALARI ARTIRILIYOR</strong></p>

<p>12-15 yaş grubu çocuklara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında 15 yıl olan üst sınır 18 yıla, müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 9 yıldan 11 yıla kadar olan hapis cezası 10 yıldan 12 yıla kadar çıkarılacak.</p>

<p>15-18 yaş grubu çocuklarda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda 24 yıl olan üst sınırının 27 yıla, müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda hapis cezası 15 yıldan 18 yıla kadar yükselecek. Teklifin tatile girmeden önce Meclis’e sunulması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/agir-suc-isleyen-cocuklara-uygulanacak-cezalar-artiriliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/07/cocuk-terazi-cocuk.jpg" type="image/jpeg" length="57896"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[PERGOLALAR İÇİN YENİ DÖNEMDE EMSAL VE RUHSAT MUAFİYETİNİN ŞARTLARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/pergolalar-icin-yeni-donemde-emsal-ve-ruhsat-muafiyetinin-sartlari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/pergolalar-icin-yeni-donemde-emsal-ve-ruhsat-muafiyetinin-sartlari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>PERGOLALAR İÇİN YENİ DÖNEMDE EMSAL VE RUHSAT MUAFİYETİNİN ŞARTLARI</strong></p>

<p><strong>(<a href="https://www.hukukihaber.net/planli-alanlar-imar-yonetmeliginde-degisiklik-2" rel="dofollow">1 TEMMUZ 2026 TARİHLİ PLANLI ALANLAR İMAR YÖNETMELİĞİ DEĞİŞİKLİĞİ</a> SONRASINDA)</strong></p>

<p><strong>Önceki Hukuki Durum</strong></p>

<p><strong>3194 sayılı İmar Kanunu'nun 21. maddesi</strong> uyarınca, Kanunda açıkça istisna tutulmayan bütün yapılar kural olarak yapı ruhsatına tabidir.</p>

<p>Pergolalar bakımından istisna ise uzun yıllardır<a href="https://www.hukukihaber.net/planli-alanlar-imar-yonetmeliginde-degisiklik-2"> </a><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/planli-alanlar-imar-yonetmeliginde-degisiklik-2" rel="dofollow">Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği</a>'nin 59. maddesinde </strong>düzenlenmektedir. <strong>Yönetmeliğin 4. maddesinde pergola;</strong></p>

<p>"Bahçede, bina cephelerini değiştirmemek kaydıyla terasta, hafif yapı malzemelerinden dikme ve sık kirişleme ile yapılan, üzerine yeşil bitki örtüsü sardırılabilen, etrafı açık, yapı ruhsatı olmaksızın inşa edilebilen yapılar" olarak tanımlanmıştır.</p>

<p>Buna paralel olarak <strong>Yönetmeliğin 59. maddesinde</strong> de pergola, çardak ve benzeri imalatların yapı ruhsatına tabi olmadığı açıkça hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>Ancak bu düzenlemeler, pergolanın <strong>hangi şartlarda pergola sayılacağı</strong>, hangi imalatların ise ruhsata tabi yapı niteliği kazanacağı konusunda ayrıntılı ölçütler içermemekteydi. Bu nedenle uygulamadaki boşluk büyük ölçüde Danıştay kararlarıyla doldurulmuştur.</p>

<p><strong>Danıştay İçtihatlarıyla Oluşan Kriterler</strong></p>

<p>Danıştay kararlarında, pergolanın ruhsata tabi olup olmadığı yalnızca kullanılan malzemeye göre değil, imalatın hukuki niteliğine göre değerlendirilmektedir.</p>

<p>Yerleşik içtihatlara göre bir imalatın pergola sayılabilmesi için;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>kapalı alan oluşturmaması,</li>
 <li>gölgelik amacı taşıması,</li>
 <li>güneş ve yağmurdan korunmaya yönelik olması,</li>
 <li>etrafının açık olması,</li>
 <li>hafif yapı malzemelerinden yapılması,</li>
 <li>ana yapının taşıyıcı sistemini etkilememesi,</li>
 <li>bağımsız kullanım alanı oluşturmaması,</li>
 <li>yapı kullanım alanını genişletmemesi, gerekmektedir.</li>
</ul>

<p>Bu kapsamda Danıştay;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>ahşap,</li>
 <li>demir profil,</li>
 <li>çelik konstrüksiyon,</li>
 <li>polikarbon örtü,</li>
 <li>hatta bazı olaylarda kiremit çatı örtüsü kullanılan pergola ve sundurmaları dahi,</li>
</ul>

<p>yukarıdaki kriterleri taşımaları halinde ruhsata tabi olmayan imalat olarak kabul etmiştir.</p>

<p>Buna karşılık etrafı kapatılan, kullanım alanını genişleten, kış bahçesine dönüştürülen veya bağımsız kullanım alanı meydana getiren imalatların ise pergola niteliğini kaybederek ruhsata tabi yapı haline geldiği kabul edilmektedir.</p>

<p><strong>Emsal Hesabı Bakımından Önceki Belirsizlik</strong></p>

<p>Pergolalar yönünden en önemli tartışmalardan biri ise emsal hesabı konusunda yaşanmaktaydı.</p>

<p>Önceki Yönetmelikte pergolanın ruhsata tabi olmadığı açık olmakla birlikte, emsal hesabında nasıl değerlendirileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktaydı.</p>

<p>Bu nedenle uygulamada bazı idareler pergolaları emsal hesabına dahil ederken, bazı idareler emsal dışı kabul etmekteydi. Aynı nitelikteki yapılar hakkında farklı uygulamalar ortaya çıkması, uygulama birliğini zedeleyen önemli sorunlardan biri haline gelmişti.</p>

<p><a href="http://www.hukukihaber.net/planli-alanlar-imar-yonetmeliginde-degisiklik-2" rel="dofollow"><strong>01.07.2026 Tarihli Yönetmelik Değişikliği</strong></a></p>

<p>01.07.2026 tarihli Yönetmelik değişikliği ile bu belirsizlik önemli ölçüde giderilmiştir.</p>

<p>Yönetmeliğin 5. maddesinin sekizinci fıkrasında yapılan değişiklikle;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen,</li>
 <li>bağımsız bölümün eklentisi niteliği taşımayan,</li>
 <li>yapının ana taşıyıcı sistemiyle bütünleşik olmayan,</li>
 <li>bahçede peyzaj düzenlemesi niteliğinde yapılan pergolaların,</li>
</ul>

<ol start="20" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>maddenin sekizinci fıkrasının (b) bendindeki diğer kullanımlarla birlikte bahçe alanının %20'sini aşmayan kısmının emsal hesabına dahil edilmeyeceği açıkça hüküm altına alınmıştır.</li>
</ol>

<p><strong>Yeni Düzenlemenin Getirdiği Yenilik</strong></p>

<p>Bu değişiklikle birlikte ilk defa pergolaların emsal hesabındaki hukuki statüsü açık şekilde belirlenmiştir.</p>

<p>Buna göre artık bir pergolanın emsal dışı sayılabilmesi için;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>bahçede bulunması,</li>
 <li>peyzaj düzenlemesi niteliğinde olması,</li>
 <li>bağımsız bölüm oluşturmaması,</li>
 <li>bağımsız bölümün eklentisi olmaması,</li>
 <li>ana taşıyıcı sistemle bütünleşik olmaması,</li>
 <li>diğer bahçe düzenlemeleriyle birlikte bahçe alanının %20'sini geçmemesi</li>
</ul>

<p>zorunludur.</p>

<p>Dolayısıyla yeni düzenleme, pergolanın ruhsat rejimini değiştirmemiş; yalnızca emsal hesabı bakımından objektif ve uygulanabilir kriterler getirmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Değişmeyen Hukuki Esaslar</strong></p>

<p>Yeni Yönetmelik;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>pergolanın tanımını,</li>
 <li>ruhsat muafiyetini,</li>
 <li>hafif malzeme şartını,</li>
 <li>etrafının açık olması ilkesini,</li>
 <li>gölgelik amacı taşıması gerektiğini</li>
</ul>

<p>değiştirmemiştir.</p>

<p>Bu nedenle pergolanın ruhsata tabi olup olmadığının tespitinde Danıştay'ın yıllardır istikrar kazanan içtihatları uygulanmaya devam edecektir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>01.07.2026 tarihli değişiklik, pergolalar bakımından yeni bir ruhsat rejimi oluşturmamıştır. Değişiklik, Danıştay içtihatlarıyla şekillenen mevcut sistemi korumuş; buna karşılık uygulamada en fazla uyuşmazlığa neden olan emsal hesabını ilk kez açık kurallara bağlamıştır.</p>

<p>Böylece pergolalar bakımından artık iki ayrı hukuki inceleme yapılacaktır. İlk aşamada, imalatın Yönetmelik ve Danıştay içtihatlarında belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı değerlendirilerek ruhsata tabi olup olmadığı belirlenecek; ikinci aşamada ise <a href="https://www.hukukihaber.net/planli-alanlar-imar-yonetmeliginde-degisiklik-2" rel="dofollow">yeni Yönetmelik</a>te öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde pergolanın emsal hesabına dahil edilip edilmeyeceği tespit edilecektir. Bu yönüyle değişiklik, mevcut yargısal yaklaşımı değiştiren değil, onu tamamlayan ve uygulama birliğini güçlendiren bir düzenleme niteliğindedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-gokhan-bilgin" title="Av. Gökhan BİLGİN"><img alt="Av. Gökhan BİLGİN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/gokhan-bilgin.webp" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-gokhan-bilgin" title="Av. Gökhan BİLGİN">Av. Gökhan BİLGİN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/pergolalar-icin-yeni-donemde-emsal-ve-ruhsat-muafiyetinin-sartlari-1</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/pergola.jpg" type="image/jpeg" length="69818"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/9300 E., 2025/2570 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20239300-e-20252570-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20239300-e-20252570-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 11.03.2025 tarihli, 2023/9300 E., 2025/2570 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/9300 E., 2025/2570 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2023/418 E., 2023/1214 K.<br />
DAVA TÜRÜ : Boşanma<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 5. Aile Mahkemesi<br />
SAYISI : 2021/621 E., 2022/788 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından tamamı yönünden duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>Belli edilen günde temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... geldi. Karşı taraf davalı ... gelmedi. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p>Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının yargılaması sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiş, karara karşı davacı kadın vekili tazminatlar ile yoksulluk nafakasının miktarları yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. Hüküm taraf vekillerince boşanma davasının kabulü yönünden istinaf edilmediğinden boşanma hükmü bu aşamada kesinleşmiştir. Davacı kadın vekili dosya istinaf aşamasında iken, 19.09.2023 havale tarihli beyan dilekçeleri ile "Yukarıda esas numarası belirtilmiş olan dosyada müvekkil dava konusu iddia ve taleplerinden kayıtsız ve şartsız olarak feragat etmektedir. Müvekkil evlilik birliğine devam etmek istemektedir. ... beyanımız doğrultusunda karar verilmesini Sayın Mahkemenizden arz ve talep ederiz." ve "...İlk Derece Mahkemesi Gebze 5. Aile Mahkemesi 2021/621 E. sayılı dosyası kararına yapmış olduğumuz istinaf başvurusu neticesinde yukarıda belirtilen esas dosyasında istinaf incelemesi devam etmektedir. İstinaf incelemesi devam eden dosyada müvekkil dava konusu iddia ve taleplerinden kayıtsız ve şartsız olarak feragat etmektedir. Müvekkil evlilik birliğine devam etmek istemektedir. ... beyanımız doğrultusunda karar verilmesini Sayın Mahkemenizden arz ve talep ederiz." talebini, Bölge Adliye Mahkemesine bildirmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı kadın vekilinin bu beyanının feragat niteliğinde olduğu, tarafların boşanmalarına ilişkin verilen kararın taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği, kadın vekilinin 19.09.2023 havale tarihli feragat dilekçeleri nazara alınmak suretiyle, kararın kesinleşmeyen nafaka ve tazminatlara ilişkin bölümleri yönünden kaldırılması, vaki feragat nedeniyle kesinleşen boşanma konusunda karar verilmesine yer olmadığına, kadının tazminat ve nafaka taleplerinin ise reddine hükmedilmiştir.</p>

<p>..., 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 307 nci maddesinde "davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 310 uncu maddesinde de hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebileceği düzenlenmiştir. Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi, davacı da açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Usul hukukumuzda kural olarak hüküm kesinleşinceye kadar davadan feragat edilebilir ve bir usul hukuku kavramı olarak feragatin açık, kesin ve koşulsuz olması kanun gereğidir. 6100 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi; “... ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. ... ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. ... ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.” hükmünü amirdir. Davacı kadın vekili her ne kadar boşanma davasından vazgeçtiğini dilekçe ile bildirmişse de; İlk Derece Mahkemesince verilen boşanma hükmü istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacı kadın vekilinin, evlilik birliğinin devam ettirilmesi istemine dair bu beyanı evliliğin devamını sağlamaya yönelik olup boşanmanın fer'îlerine yönelik açık bir feragat beyanı bulunmamaktadır. ... beyanının, kesin ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açık olması gerekir. Davacı kadın vekilinin evlilik birliğinin devam ettirilmesi gerektiğini belirtmesi boşanma hükmünün kesinleşmiş olması sebebiyle herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmaz. Bu beyan boşanmanın fer'îlerine ilişkin olmaması sebebiyle boşanma ve fer'îleri yönünden de hüküm ve sonuç doğurmaz. ... değil amaçsal yorum yapmak gerektiğinden kadın vekilinin dilekçesi boşanmanın fer'îlerinden feragat olarak yorumlanamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>O halde, davacı kadın vekilinin tazminatların ve yoksulluk nafakasının miktarlarına yönelik istinaf taleplerinin esasına girilerek gösterilen tüm dosya kapsamı incelenerek gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
Yukarıdaki paragraflarda belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin Kazim'dan alınarak Gülşen'e verilmesine,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,</p>

<p>Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20239300-e-20252570-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4.jpg" type="image/jpeg" length="84797"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İç Anadolu Bölge Baro Başkanları Toplantısı Yozgat Barosu'nun ev sahipliğinde yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ic-anadolu-bolge-baro-baskanlari-toplantisi-yozgat-barosunun-ev-sahipliginde-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ic-anadolu-bolge-baro-baskanlari-toplantisi-yozgat-barosunun-ev-sahipliginde-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genişletilmiş İç Anadolu Bölge Baro Başkanları toplantısı, Yozgat Barosu’nun ev sahipliğinde yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. R. Erinç Sağkan ve Yozgat Barosu Başkanı Av. Muhsin Ayanoğlu’nun konuşmalarıyla açılan toplantıya Aksaray, Ankara, Çankırı, Çorum, Eskişehir, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Sivas ve Tokat Baro Başkanları katıldı.</p>

<p>Sağkan, açılış konuşmasında mesleki dayanışma ve kardeşlik hukukuna vurgu yaparak, yaklaşan baro seçimlerinde görevini devredecek başkanlara hizmetleri için şükranlarını sundu. Kendilerinin bundan sonra da çeşitli mecralarda bilgi birikimlerini ve deneyimlerini sunmaya devam edeceklerini kaydeden Sağkan, “Biz avukatız; bizim bu ülkeye, yurttaşlarımıza hizmet etmek için başka hiçbir makama ihtiyacımız yok” dedi.</p>

<p>Açılış konuşmalarının ardından söz alan Baro Başkanları, yargı gündemine, savunma makamına yönelik engellemelere, avukatlık mesleğinin ve meslektaşların sorunları ile bunların çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_2_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_3_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_4_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_5_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_6_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_7_3072026141317.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_8_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260703_ic_anadolu_bolge_bar/86565_9_3072026141317.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ic-anadolu-bolge-baro-baskanlari-toplantisi-yozgat-barosunun-ev-sahipliginde-yapildi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-166.jpg" type="image/jpeg" length="51932"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="84707"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="59428"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="60125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83830"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="14963"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67124"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="23281"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54720"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="65611"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="34922"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="29610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="25582"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="36730"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="19930"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="52850"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="79601"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="54577"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="31029"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="69546"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
