<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 23 Jul 2026 19:36:13 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2022/12396 E., 2025/14426 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202212396-e-202514426-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202212396-e-202514426-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 29.12.2025 tarihli, 2022/12396 E., 2025/14426 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/12396 E., 2025/14426 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2018/1026 E., 2020/305 K.<br />
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma<br />
HÜKÜM : İlk derece mahkemelerinin mahkûmiyet hükümleri kaldırılarak yeniden mahkûmiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması</p>

<p>Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. Avanos Asliye Ceza Mahkemesince ve Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurma suçundan iki ayrı mahkûmiyet kararı verilmiştir.</p>

<p>B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 10.01.2020 tarihli kararı ile "Dairemizin 2018/1026 esas sayılı dosyası arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunması nedeniyle CMK'nın 8 ve 10. maddeleri gereğince Dairemizin 2019/1817 esas sayılı dava dosyasının, Dairemizin 2018/1026 esas sayılı dava dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE " karar verilerek; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemelerince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısının ve sanığın istinaf başvurularına ilişkin olarak 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararlarının ayrı ayrı kaldırılması ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi, 43/1. maddesi, 62. maddesi, 53. maddesi, 58. maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanığın temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasının yasaya aykırı olduğuna,</p>

<p>2. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,İlişkindir.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı uyarınca tabi tutulduğu tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;<br />
a. Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde öngörülen "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hüküm uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "davanın düşmesine" ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı veren ilgili mahkemeye ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veren ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,</p>

<p>b. Sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının denetim süresi içinde işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; bu suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanık hakkında 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a), (b) ve (c) bentlerinde gösterilen dava açma şartlarının gerçekleştiğinin sabit görülmesi halinde yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken,</p>

<p>Öncelikle, 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde yer verilen koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, dolayısıyla 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü kapsamında ihlal nedeni sayılacak eylem bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için, sanık hakkında incelemeye konu 25.07.2017 - 28.10.2017 tarihli suç tarihlerinden sonra, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren erteleme süresi olan 5 yıl içinde işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan verilen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği doğrudan açılan kamu davaların bulunup bulunmadığının araştırılması da gerekmekle birlikte;</p>

<p>Sanığın 04.10.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11.01.2016 tarih ve 2016/57 sayılı iddianamesi ile açılan davada, Nevşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2016 tarih ve 2016/73 E., 2016/379 K. sayılı mahkûmiyet hükmüne ilişkin Dairemizin 13.06.2024 tarih ve 2021/12980 E., 2024/20331 K. sayılı ilamı ile zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde incelemede, ayrıca incelemeye konu suç tarihleri olan 25.07.2017 - 28.10.2017 tarihlerinden önce ve sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla,</p>

<p>Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 13.09.2023 tarihli ve 2021/303 Esas, 2023/7673 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği şeklindeki amir hükme aykırı olarak, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, derdest ise temyize konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,<br />
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>29.12.2025 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202212396-e-202514426-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/yargitaya-640x360.jpg" type="image/jpeg" length="30172"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2023/488 E., 2026/7558 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-2023488-e-20267558-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-2023488-e-20267558-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 25.06.2026 tarihli, 2023/488 E., 2026/7558 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>7. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/488 E., 2026/7558 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2020/583 E. , 2021/617 K.<br />
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet<br />
SUÇ TARİHLERİ : 12.07.2013, 19.08.2013, 26.09.2013<br />
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma</p>

<p>Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>I- Sanığın 12.07.20 13... .08.2013 tarihli Zincirleme Suça İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;<br />
Ana dosyaya konu 12.07.2013 tarihli olayda, sanığa ait isimsiz iş yerinde kaçak sigara bulunduğu ve satışının yapıldığının öğrenilmesi üzerine, Sulh Ceza Hâkimliğinden alınan iş yerinde ve müştemilatında arama yapılmasına ilişkin adlî arama kararı ile sanık tarafından işletilen iş yerinde yapılan aramada, 71 karton ... kaçağı sigara ele geçirilmiş olup;</p>

<p>Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.04.2025 tarihli ve 2024/10-360 Esas, 2025/151 Karar sayılı, 18.06.2025 tarihli ve 2024/7-381 Esas, 2025/259 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi;</p>

<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 119/4. maddesinin "Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur." açık, amir hükmüne aykırı olarak sanığın iş yerindeki aramanın, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması nedeniyle icrası bakımından hukuka aykırı ve bu arama işlemi sırasında ele geçirilen suça konu eşyanın hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş yasak delil niteliğinde olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesinde hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceğinin hüküm altına alındığı, anılan Kanun'un 206/2-a bendinde de ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı belirterek hukuka uygun elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınamayacağının açıkça düzenlenmiş olması, aksi yönde bir uygulamanın izah edilen gerekçelerle Anayasa'nın 38/2, 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkralarına aykırı olacağının anlaşılması karşısında; sanığın iş yerindeki arama işleminin ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiğinin kabulünün gerektiği gözetilmeden, sanığın 12.07.2013 tarihli eylemden beraati yerine, birleşen dosyadaki sanığın sübuta eren 19.08.2013 tarihli eylemle birlikte 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması suretiyle hüküm tesisi, hukuka aykırılık bulunmuştur</p>

<p>I- Sanığın 26.09.2013 Tarihli Eyleme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;<br />
Sanığa ait tütüncü dükkanında ... kaçağı sigara satıldığının bildirilmesi üzerine iş yerinde yapılan aramada 33 karton ... kaçağı sigarayı ele geçirdikleri kabul edilen olayda;</p>

<p>5271 sayılı Kanun'un 116. ve 119. maddelerinde arama kararının hangi hallerde ve ne şekilde alınacağı kanun koyucu tarafından açıkça düzenlenmiş olup, sanık ve kaçak eşya konusunda Mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, Anayasa'nın 38/2, 5271 sayılı Kanun’un 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkralarına göre hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, 25.06.2026 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-2023488-e-20267558-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1aa1.jpg" type="image/jpeg" length="32174"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ZİNCİRLEME SUÇ UYGULAMALARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/zincirleme-suc-uygulamalari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/zincirleme-suc-uygulamalari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zincirleme suç kavramı TCK’nın 43. maddesinde şöyle düzenlenmektedir:<strong> </strong>(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. (2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır. (3) <a name="_Hlk235456997">Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçların</a>da bu madde hükümleri uygulanmaz</p>

<p>Zincirleme suç aynı neviden suçların çokluğu anlamına gelmekte olup yasa koyucu kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçları istisna olmak üzene TCK’nın 43. maddesinin birinci fıkrasında aynı mağdura yönelik aynı suçun değişik zamanlarda işlenmesi halini zincirleme suç kapsamına almak suretiyle sanığa verilecek cezalarda suç sayısınca değil, belli oranlarda artırım yapılması esasını benimsemektedir. Aynı kapsamda olma üzere TCK’nın 43. maddesinin ikinci fıkrasında ise aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağını kabul etmiştir.</p>

<p>Zincirleme suç hâlinde aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak, bu suçlar, aynı suç işleme kararı kapsamında işlen­mektedirler, yani, bu suçlar arasında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil, bir ceza ve­rilmekte ancak cezanın miktarı artırılmaktadır<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a>.</p>

<p>Bir suçun aynı suç işleme kararı kapsamında olsa da değişik kişilere karşı birden fazla işlenmesi hâlinde, zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Buna göre, örneğin, bir otoparkta bulunan otomobillerin camları kırılarak radyo teyplerin çalınması durumunda, her bir kişiye ait otomobildeki hırsız­lık, bağımsız bir suç olma özelliğini korur ve olayda cezaların içtimaı hü­kümleri uygulanır<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a>.</p>

<p>Zincirleme suçların aynı mağdura yönelik işlenmesi halinde iddianame düzenleninceye kadar eylem tek suç kabul edilmekte olup iddianame düzenlendikten sonra aynı mağdura yönelik olarak aynı suçun tekrar işlenmesi hali artık zincirleme suç kapsamından çıkarak ayrı bir suç oluşturacaktır. Zincirleme suç halinde tüm suçların ortaya konulması şart olup suç yerlerinin birbirinden farklı olması zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyecektir.</p>

<p>Zincirleme suç mütemadi yani kesintisiz suçtan farlı olup zincirleme suçta birden fazla suç işlenirken, mütemadi suçta tek bir suç işlenir ancak netice belirli bir süre devam eder<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a>. Kesintisiz suç, neticenin devam ettiği suç oluşturan hukuka aykırılığı içermektedir. Örneğin TCK'nın 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda hürriyetten yoksunluk hali devam etmekte olup suç tarihi kesintinin sona erdiği tarihtir.</p>

<p>Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, mağdurun özgürlüğünün kısıtlanmasıyla tamamlanmış olmakla birlikte mağdurun bırakılmasıyla sona erer; bu süre zarfında suç işlenmeye devam eder<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a>.</p>

<p>Zincirleme suç itiyadi suçtan da farklı olup itiyadi suç için suçların tekrarlanması gerekir. Zincirleme suçta her bir suç birbirinden bağımsız olup tekrar işlenen bir suç hali bulunmamaktadır<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a>. İtiyadi suç deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklinin ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerinin bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işlenmesi hali anlaşılmaktadır.</p>

<p>Zincirleme suç tekerrürden de farlı olup hüküm kesinleştikten sonra aynı suç veya farklı yeni bir suç işlenirse zincirleme suç değil, tekerrür hali bulunmaktadır<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a>.</p>

<p><a name="_Hlk235532368">Zincirleme suç </a>hükümlerinin uygulanması için aynı suç işleme kararı kapsamında hareket edilmesi gerekir. Ancak bu aynı suç işleme karanının tespitinin objektif olarak değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Bir suç işleme kararı yapısı gereği kasttan farklıdır. Kast, bir suçun maddi unsurlarının bilinmesi ve istenmesidir. Oysa zincirleme suçu oluşturan her bir suçun ayrı bir kast ile işlenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bir zincirleme suçta birden çok fiil ve bu fiillere ait birden çok kast bulunmaktadır. Buna karşın her zincirleme suçta tek bir suç işleme kararı bulunmaktadır. Bir suç işleme kararı, kastı da içine alan, failin hareketleri arasındaki bağlantıyı sağlayan genel bir sübjektif unsurdur. Zincirleme suçu oluşturan fiiller sübjektif unsur sayesinde birbirinin devamı şeklinde görünmektedir<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a>.</p>

<p>Zincirleme suçun varlığı açısından işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği yönünde kural düzeyinde bir hüküm koyma ihtimali bulunmamaktadır. Önemli olan husus, suçlar hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suçun başlangıçta verilen aynı suç işleme kararı kapsamında olup olmadığına göre zincirleme suç meydana gelecektir<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">[8]</a>.</p>

<p>Zincirleme suçta birden çok suç ve dolayısıyla bu suçlara ilişkin olarak failin münferit kastları olduğundan, zincirleme suçta yenilenen kastlar söz konusudur. Birden fazla suçun işlendiği her halde doğal olarak yenilenen kast vardır. Zincirleme suçun oluşmasına yenilenen kast değil ancak yenilenen karar engel olabilir. Bu açıdan yenilenen kast ile yenilenen karar birbirine karıştırılmamalıdır. Müteselsilen işlenen suçlarda sorun, kararın yenilenip yenilenmediği yani işlenen suçlar arasında failin başka bir karar verip vermediğidir<a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">[9]</a>.</p>

<p>Adil yargılanma hakkı kapsamında maddi gerçeğin ortaya konulması açısından zincirleme suç işlendiği yönündeki iddia ve savunmaların talep üzerine ve/veya mahkemece re’sen araştırılması gerekir. Yargılama dosyalardaki eylemlerin aynı mağdura yönelik olarak değişik tarihlerde işlenen aynı suç kapsamında olup olmadığı, suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi kapsamında zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma ihtimalinin olduğu hallerde dosyaların birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Zincirleme suç hükümleri uygulanırken her suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının tüm yönleriyle araştırılması gerekir. Zincirleme suça konu ikinci suçun unsurlarının oluşmaması halinde zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 119/4. maddesinin "Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur." açık, amir hükmüne aykırı olarak sanığın iş yerindeki aramanın, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması nedeniyle icrası bakımından hukuka aykırı ve bu arama işlemi sırasında ele geçirilen suça konu eşyanın hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş yasak delil niteliğinde olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesinde hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceğinin hüküm altına alındığı, anılan Kanun'un 206/2-a bendinde de ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı belirtilmek suretiyle hukuka uygun elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınamayacağının açıkça düzenlenmiş olması, aksi yönde bir uygulamanın izah edilen gerekçelerle Anayasa'nın 38/2, 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkralarına aykırı olacağının anlaşılması karşısında; sanığın iş yerindeki arama işleminin ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiğinin kabulünün gerektiği gözetilmeden, <strong>sanığın 12.07.2013 tarihli eylemden beraatı yerine, birleşen dosyadaki sanığın sübuta eren 19.08.2013 tarihli eylemle birlikte 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması suretiyle hüküm tesisi,</strong> hukuka aykırılık bulunmuştur”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-2023488-e-20267558-k-sayili-karari" rel="dofollow">[10].</a></p>

<p><strong>Eylemlerinin tek suç mu, iki ayrı suç mu veya zincirleme suç mu olup olmadığının tespitinden sonra, sanığın hukukî durumunun belirlenmesi şarttır. </strong><a name="_Hlk235463022">Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” </a>Dosya ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; sanık hakkında 12.05.2017 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma eyleminden dolayı 07.06.2017 tarihli iddianame ile temyiz incelemesine konu davanın açıldığı; sanığın 12.05.2017 tarihinde işlediği başka bir uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı 21.07.2017 tarihli iddianame ile dava açıldığı ve Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin .. esas sırasında derdest olduğu görülmüş olup, her iki dosyanın suç tarihleri dikkate alındığında; belirtilen davaların birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, eylemlerinin tek suç, iki ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra, sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür”<a href="#_ftn11" name="_ftnref11" title="">[11]</a>. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir diğer kararında da şöyle denilmektedir;” Zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanabilmesi için cezalandırılabilir nitelikte birden fazla eylemin bulunması gerektiği, olay tutanağı içeriğine göre sanığın 12.07.2015 tarihli eylemi sabit ise de; 07.08.2015 tarihinde tanık U..'a uyuşturucu madde sattığına ilişkin kesin ve yeterli delil bulunmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde öngörülen "zincirleme suç" hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, kanuna aykırı, sanık ve müdafisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, tebliğname'ye uygun olarak hükmün bozulmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi<a href="#_ftn12" name="_ftnref12" title="">[12]</a>”.</p>

<p><strong>Zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin değerlendirmenin titizlikle yapılması şarttır. Aynı mağdura yönelik aynı suçun farklı tarihlerde işlenip işlenmediğinin atılı suçların tüm unsurları üzerinden inceleme konusu yapılması gerekir.</strong> Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” Sanığın, mahkemece mahkumiyete kabul edilen paylaşımlardan yalnızca 24.08.2017 tarihli paylaşımda geçen sözlerin hakaret suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca cezasında artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı görülmüştür<a href="#_ftn13" name="_ftnref13" title="">[13]</a>”.<a name="_Hlk235463829"> Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir diğer kararında da şöyle denilmektedir;” </a>UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, inceleme konusu dava dosyasının iddianame tarihinin 01.07.2020 olduğu, sanığın aynı katılana karşı 01.06.2021 tarihinde işlediği iddia edilen eylemi nedeniyle Edirne 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/.. Esas sayılı dosyasında, 21.10.2021 tarihinde işlediği iddia olunan eylemi nedeniyle de Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/. esas sayılı dosyasında yargılandığı ve bu davaya konu iddianamelerin 01.07.2020 tarihinden sonra düzenlendiğinin anlaşılması, <strong>bu kapsamda tüm eylemlerin, hukuki kesinti gerçekleşmeden önce işlenmesi karşısında; İlgili dava dosyaları getirtilip incelenerek mümkün olması hâlinde birleştirilmesi, aksi hâlde tüm deliller birlikte değerlendirilerek 5237 sayılı Kanun'un 43. üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur”<a href="#_ftn14" name="_ftnref14" title=""><strong>[14]</strong></a>. </strong></p>

<p>Suç vasfının tayini eylemler üzerinden yapılarak sanığın hangi suçu işlediğinin deliller ışığında ortaya konulması gerekir. Eylemlerin mağdur bazında ayrılıp ayrılmayacağı veya tüm eylemlerin bütünlük arz edip etmediğinin ceza hukukunun gelişmesi açısından önemli olduğu açıktır. Soruşturma aşamasında yapılan yanlış suç nitelendirmesi yargılamayı olumsuz etkileyerek adaletin tecellisini yavaşlatmaktadır. <a name="_Hlk235466815">Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir diğer kararında da şöyle denilmektedir;” </a>Sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı ihbarı üzerine görevli polis memurlarının ihbarın yapıldığı adrese gittikleri, sanığın ruhsatsız tabanca ile görevlilere ateş edip direnerek kaçtığı, mağdur O..'in sanığın peşinden giderek yakalamaya çalıştığı, bu esnada mağdurun aşamalarda değişmeyen anlatımlarına göre; sanığın kendisine yakın mesafeden ateş etmek istediği, ancak silahın tutukluk yapması nedeniyle ateş almadığı ve merminin sürgüye sıkıştığı, akabinde sanığın tekrar silahın sürgüsünü çekerek doldur boşalt yapıp ateş etmeye çalıştığı, bu esnada ise mağdur ve olay yerine gelen diğer polis memurlarınca silahın alınarak etkisiz hale getirildiği olayda; mağdur anlatımının, silahın mekanizmasına ve sürgüye sıkışmış halde 2 adet ..9. Mm ibareli mermilerin bulunduğunu belirten silah inceleme tutanağıyla desteklenmesi karşısında, mağdurun anlatımına üstünlük tanınması gerektiği anlaşıldığından, sanığın, mağdur O..'e yönelik eyleminin teşebbüs aşamasında kalmış nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yerinde olmayan gerekçeyle sanık hakkında polis memurlarına yönelik zincirleme şekilde silahla görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini, hukuka aykırı görülmüştür”<a href="#_ftn15" name="_ftnref15" title="">[15]</a>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesinin koşulları objektif ve sübjektif unsurların birlikte bulunması olarak kabul edilmektedir. Bir suç işleme kararı zincirleme suçun sübjektif unsurunu oluşturmakta iken diğer koşul ise objektif unsurların varlığıdır<a href="#_ftn16" name="_ftnref16" title="">[16]</a>.</p>

<p>Yargıtay soyut bir kavram olan bir suç işleme kararının tespiti için bazı objektif kriterler belirlemiştir. Buna göre; aynı suç işleme kararının varlığı, her olayda suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işleniş biçimi, eylemlerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, eylemler arasındaki geçen süre, mağdurların farklı olup olmadıkları, ihlal edilen değer ve yarar ile korunan değer ve yarar, olayların oluşum ve gelişimi ile tüm özellikleri olay bazında değerlendirilerek belirlenecektir<a href="#_ftn17" name="_ftnref17" title="">[17]</a>.</p>

<p>Yargıtay kararlarında en çok kullanılan objektif kriter suçların işlenme zamanı ve aralarındaki sürenin uzunluğudur<a href="#_ftn18" name="_ftnref18" title="">[18]</a>. <a name="_Hlk235466231">Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir diğer kararında da şöyle denilmektedir;”</a> Sanığın katılanlara yönelik hakaret sözlerini aynı kasıt ve olay bütünlüğü içerisinde, kısa zaman aralığında gerçekleştirmiş olması nedeniyle hakaret suçundan, zincirleme suç hükümleri gereğince tek hüküm kurulduktan sonra 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca artırım yapılması gerekirken, ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilerek fazla ceza tayini, hukuka aykırı görülmüştür”<a href="#_ftn19" name="_ftnref19" title="">[19]</a>.</p>

<p>Hukuki kesintinin olup olmadığı ile suç tarihlerinin zincirleme suç hükümlerinin uygulanması açısından araştırılması gerekir. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, sanığın aynı katılana yönelik 06.10.2017 tarihli hakaret eylemi dolaysıyla Ankara 55. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21.09.2023 tarihli 2023/.. Esas ve 2023/711 sayılı kararıyla mahkûmiyet hükmü kurulduğu, bu davaya konu iddianamenin 20.02.2023 tarihinde düzenlendiği, inceleme konusu dava dosyasının iddianame tarihinin ise 21.12.2021 olduğu, bu kapsamda tüm eylemlerin, hukuki kesinti gerçekleşmeden önce işlendiğinin anlaşılması karşısında; ilgili dava dosyası getirtilip tüm deliller birlikte değerlendirilerek 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması ve mahsup hükümleri de nazara alınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur”<a href="#_ftn20" name="_ftnref20" title="">[20]</a>.</p>

<p>Özel yasalarda zincirleme suç hükümlerinin TCK’ya uygun olarak düzenlenmesi şart olup uygulamanın kanuna aykırı işlemleri hukuken kabul edilemez. Aynı doğrultuda olmak üzere 15/04/2022 tarih ve 31810 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun'un 4 ve 5. maddeleriyle, 213 sayılı Kanun'un 359 ve 367. maddelerinde değişiklik yapılarak aynı Kanun'un 359. maddesinde yazılı suçlar yönünden etkin zincirleme suç hükümlerinin uygulanması yönünden özel düzenlemeler yapılmış olup aynı Kanun'un 6. maddesiyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na eklenen geçici 34/3. madde ve fıkrasındaki, "Bu maddeyi ihdas eden Kanun'un yayımı tarihinde 359. madde kapsamına giren suçlardan dolayı temyiz veya istinaf kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 359. maddede bu maddeyi ihdas eden Kanun'la yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir." hükmü uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi de gözetilerek sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır<a href="#_ftn21" name="_ftnref21" title="">[21]</a>.</p>

<p>Yargılama kapsamında sanığın işlediği veya işlediği iddia edilen suçların Uyap’tan araştırılarak suç tarihleri ve suçlar üzerinden zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılması gerekir. Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir diğer kararında da şöyle denilmektedir;” Dava dosyası kapsamına göre, sanığın gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde sattığı iddiasına ilişkin olarak; Olay tutanakları, sanık savunmaları, tanık ifadeleri, uzmanlık raporları ve tüm dava dosyası kapsamına göre, olay tarihinde sanığın gizli soruşturmacılara metamfetamin maddesi sattığı olayda, dosya içerisinde yer alan evraklar ile UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemeden de anlaşılacağı üzere sanık hakkında suç tarihi 07.04.2025 olan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/.. soruşturma dosyası üzerinden uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan soruşturma yürütüldüğü ve bu soruşturma dosyasının halen derdest olduğu tespit edilmiş olup, bu soruşturma dosyasının akıbetinin araştırılması, dava açılması durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından dosyaların birleştirilerek görülmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırma ile hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur<a href="#_ftn22" name="_ftnref22" title="">[22]</a>”.</p>

<p>Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir diğer kararında da şöyle denilmektedir;” Sanığın 30.03.2023 tarihli eyleminden dolayı 01.04.2013 tarihinde iddianame düzenlendiği, yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında kurulan hükmün temyiz üzerine Dairemizin 20.02.2015 tarihli ve 2014/14640 Esas, 2015/15134 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.06.2015 tarihli ve 2015/140 Esas, 2015/340 Karar sayılı ilamı ile temyiz incelemesine konu dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, sanığın 21.12.2012 tarihli eyleminden dolayı 08.11.2013 tarihinde iddianame düzenlendiği, <strong>her iki dosyanın suç tarihlerine göre bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiğinin anlaşılması karşısında; Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür”<a href="#_ftn23" name="_ftnref23" title=""><strong>[23]</strong></a></strong>.</p>

<p>Aynı eylemden dolayı sanık iki kez yargılanamayacağından mükerrer yargılama yapılmaması, sanığın fiillerinin her birinin yenilenen kararla işlenmiş ayrı suçları mı yoksa bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından; aynı suçla ilgili aynı müştekiye yönelik dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi, mümkün olması halinde davaların birleştirilmesi, aksi halde bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” Sanığın üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun mağdurunun Sosyal Güvenlik Kurumu olduğu, UYAP kayıtları incelendiğinde ise sanığın katılan Sosyal Güvenlik Kurumu’na yönelik eylemleri nedeniyle Bandırma 1 Ağır Ceza Mahkemesinin 21.05.2010 tarihli ve 2008/162 esas, 2010/90 karar sayılı kararı ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine hükmedildiği ve Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/649 Esas sayılı dosyasının ise halen derdest olduğunun anlaşılması karşısında; mükerrer yargılama yapılmaması, sanığın fiillerinin her birinin yenilenen kararla işlenmiş ayrı suçları mı yoksa bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından; ilgili dosyaların ve varsa tespit edilebilen benzer nitelikteki dosyalarının getirtilerek incelenmesi, mümkün olması halinde davaların birleştirilmesi, aksi halde bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi, bu şekilde eksiklik tamamlandıktan sonra sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrasının uygulama şartlarının oluşup oluşmadığı tartışılarak gerekli değerlendirmelerin yapılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de YCGK'nın 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 esas, 2016/128 karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi, tayin olunacak cezanın kesinleşmiş cezaların altında kalması halinde ise ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması, yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle bozulmasına, 04.06.2026 tarihinde karar verildi”<a href="#_ftn24" name="_ftnref24" title="">[24]</a>.</p>

<p>Uyuşturucu madde kullanma eylemlerinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 13.09.2023 tarihli ve 2021/303 Esas, 2023/7673 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, yerleşik uygulamalara göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, <strong>kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği şeklindeki amir hükme aykırı olarak, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, derdest ise temyize konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi</strong> hukuka aykırılık oluşturmaktadır<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202212396-e-202514426-k-sayili-karari" rel="dofollow">[25].</a></p>

<p>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.04.2015 tarihli ve 2014/462 Esas, 2015/135 Karar ve 2014/848 esas, 2015/136 karar sayılı kararlarında da bahsedildiği üzere; alıcı görevli tarafından sanıktan birden fazla kez uyuşturucu madde satın alınmasının, ayrıca suç oluşturmadığı ve gerçek anlamda bir "alım-satım" söz konusu olmadığı gözetilmeden atılı suçun zincirleme olarak işlendiği kabul edilerek, sanığın cezasının 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi ile artırılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, hukuka aykırılık oluşturmaktadır.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince, eylem hakkında delil değerlendirmesi yapılarak İlk Derece Mahkemesinin maddi vakıayı kabulüne ilişkin tespitini kabul etmeyip sanıklar hakkındaki ilgili hüküm fıkralarından 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde tanımlanan zincirleme suç hükümlerinin çıkartılabilmesi için, aynı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, aynı Kanun'un 289/1-h maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır<a href="#_ftn26" name="_ftnref26" title="">[26]</a>.</p>

<p>Taksirli suçlarda zincirleme suç hükümleri uygulanamaz<a href="#_ftn27" name="_ftnref27" title="">[27]</a>. Taksirli yaralama ve taksirle öldürme suçlarında özel bir içtima hali bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle, zincirleme suç hükümleri ancak kasten işlenen suçlarda uygulama alanı bulacaktır.</p>

<p>Bir suçun diğerinin unsuru veya ağırlatıcı nedeni olması halinde zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Bu durumda bileşik suç bulunmaktadır. Suçun niteliği olan seçimlik hareketlerin birden fazlasının yapılması eylemi zincirleme suç haline sokmamaktadır<a href="#_ftn28" name="_ftnref28" title="">[28]</a>. Aynı suçun aynı mağdura aynı gün içerisinde birden fazla kez işlenmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanmayacaktır. Yine aynı suçun aynı gün tek fiil ile birden fazla mağdura yönelik birkaç kez işlenmesi halinde de zincirleme suç nedeniyle ceza artırılmayacaktır.</p>

<p>Koşulları oluşmadığı hallerde sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Öte yandan sanık hakkında zincirleme suç hükümleri kapsamında olmayan farklı tarihli eylemler yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken zincirleme suç hükümleri uygulanarak eksik ceza tayini de yasaya aykırıdır. Yine suç oluşturan eylemlerinin farklı zamanlarda gerçekleştiğine dair bir kanıt bulunmayışı hususları dikkate alındığında sanık hakkında tek suçtan mahkumiyeti yerine koşulları oluşmayan TCK’nın 43. maddesinde yer alan zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayini hukuka aykırılık oluşturmaktadır.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p><strong>Zincirleme suç hallerinin tespiti ve uygulanması çok önemli bir konu olup soruşturma ve yargılamada titizlikle incelenmesi gerekir. Zincirleme suçta birden fazla aynı suç işlenmesine rağmen sanık hakkında tek suçtan cezaya hükmedilmekte ve bu ceza sadece dörtte birinden dörtte üçüne kadar arttırılabilmektedir. Yasa koyucu aynı suçu işleyen sanığa topluma tekrar kazanılması yönünde bir ceza indirimi uygulamak suretiyle suçluların bir anlamda topluma entegrasyonunu amaçlamaktadır. Kanun koyucu </strong><strong>kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek korunan hukuki yararların ağırlığı gözetilerek zincirleme suç hükümlerinin belirlendiğini ortaya koymaktadır. </strong></p>

<p><strong>Zincirleme suç hali sevk maddesi olarak iddianamede belirtilmemiş ise ek savunma verilerek zincirleme suç hükümleri ancak iddianamede zincirleme oluşturan eylemlerin belirtilmesi şartıyla uygulanabilmektedir. Zincirleme suç hallerinde ek savunmanın sanığa verilmesi gerekir. Sadece müdafiye ek savunma hakkının verilmesi savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelmektedir. </strong></p>

<p><strong>Aynı suç işleme kararının tespiti objektif olup uygulamada bu yönde bir araştırma yapılmayarak karine olarak aynı suç işleme kararının varlığı kabul edilmektedir. Uygulamada uyuşturucu madde ticareti, uyuşturucu madde kullanma, cinsel saldırı, cinsel istismar, dolandırıcılık, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, resmî belgede sahtecilik, kaçakçılık, hırsızlık, hakaret, tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal ve mala zarar verme suçlarının yoğun bir şekilde zincirleme suretiyle işlendikleri gözlemlenmektedir. </strong></p>

<p><strong>Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suçun işlendiği yer bakımından bir sınırlama getirmemekte olup Türkiye çapında işlenen suçlar kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının hem ilk derece mahkemesi hem de istinaf mahkemeleri tarafından talep üzerine veya re’sen inceleme konusu yapılmasında hukuki ve fiili yararlar bulunmaktadır. </strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-cenk-ayhan-apaydin" title="Av. Cenk Ayhan APAYDIN"><img alt="Av. Cenk Ayhan APAYDIN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/11/cenk-ayhan-apaydin-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-cenk-ayhan-apaydin" title="Av. Cenk Ayhan APAYDIN">Av. Cenk Ayhan APAYDIN</a></strong></h4>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> TCK’nın 43. Maddesinin gerekçesi.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> TCK’nın 43. Maddesinin gerekçesi.</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> Özbek, Veli Özer / Kanbur, Mehmet Nihat/Doğan, Koray /Bacaksız, Pınar / Tepe, İlker, <strong>Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler</strong>, 5. Baskı, Ankara, 2014.</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> Artuk, M. Emin/ Gökcen, Ahmet/Alşahin, M. Emin/ Çakır, Kerim,<strong> Ceza Hukuku Özel Hükümler</strong>, 18. Baskı, Ankara,2019, s. 426</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> Öbek ve diğerleri, s. 584.</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999"> Öbek ve diğerleri, s. 584.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999"> Dönmezer, Sulhi/Erman, Sahir<strong>, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku Cilt II</strong>, 15. Baskı, İstanbul, 2021, s. 19.</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">[8]</span></a><span style="color:#999999">[8] Koca, Mahmut/Üzülmez, İlhan, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Ankara 2015, s. 499.</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">[9]</span></a><span style="color:#999999"> Mahmutoğlu, Fatih Selami / Karadeniz, Serra: Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Şerhi, İstanbul, 2017, s.1073-1074</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-2023488-e-20267558-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[10]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-2023488-e-20267558-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 25. 06. 2026 tarihli, 2023/488 esas ve 2026/7558 sayılı kararı</span></a><span style="color:#999999"> (</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-2023488-e-20267558-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-2023488-e-20267558-k-sayili-karari).</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">[11] Yargıtay10. Ceza Dairesi’nin 30. 06. 2026 tarihli, 2022/786 esas ve 2026/10292 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).</span></p>

<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12" title=""><span style="color:#999999">[12]</span></a><span style="color:#999999"> Yargıtay10. Ceza Dairesi’nin 16. 06. 2026 tarihli, 2021/6087 esas ve 2026/9329 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).</span></p>

<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13" title=""><span style="color:#999999">[13]</span></a><span style="color:#999999"> Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 17. 06. 2026 tarihli, 2024/8499 esas ve 2026/11539 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).</span></p>

<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14" title=""><span style="color:#999999">[14]</span></a><span style="color:#999999"> Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 17. 06. 2026 tarihli, 2024/10231 esas ve 2026/11617 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).</span></p>

<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15" title=""><span style="color:#999999">[15]</span></a><span style="color:#999999"> Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 16. 06. 2026 tarihli, 2024/5623 esas ve 2026/11457 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).</span></p>

<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16" title=""><span style="color:#999999">[16]</span></a><span style="color:#999999"> Önder, Ayhan, <strong>Ceza Hukuku Genel Hükümler, </strong>Cilt II-III, 2. Baskı, İstanbul, 1992, s. 498</span></p>

<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17" title=""><span style="color:#999999">[17]</span></a><span style="color:#999999">. Yar. CGK, E. 2012/9-1475 K. 2013/577, 03.12.2013; Yar. 7. CD., E. 2013/22136 K. 2014/13750, 30.6.2014; Yar. 7. CD., E. 2019/8469 K. 2020/1953, 6.2.2020.</span></p>

<p><a href="#_ftnref18" name="_ftn18" title=""><span style="color:#999999">[18]</span></a><span style="color:#999999"> Bulut, İlhan, <strong>Zincirleme Suçta “Bir Suç İşleme Kararı” Kavramı ve Yargıtay İçtihatları Çerçevesinde İncelenmesi,</strong> İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (İMHFD)  C: 10, S: 1, Mart 2025, s. 45</span></p>

<p><a href="#_ftnref19" name="_ftn19" title=""><span style="color:#999999">[19]</span></a><span style="color:#999999"> Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 15. 06. 2026 tarihli, 2024/8376 esas ve 2026/11297 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).</span></p>

<p><a href="#_ftnref20" name="_ftn20" title=""><span style="color:#999999">[20]</span></a><span style="color:#999999"> Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 11. 06. 2026 tarihli, 2024/9793 esas ve 2026/11172 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).</span></p>

<p><a href="#_ftnref21" name="_ftn21" title=""><span style="color:#999999">[21]</span></a><span style="color:#999999"> Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 09. 06. 2026 tarihli, 2025/8033 esas ve 2026/5820 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).</span></p>

<p><a href="#_ftnref22" name="_ftn22" title=""><span style="color:#999999">[22]</span></a><span style="color:#999999"> Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 09. 06. 2026 tarihli, 2025/14017 esas ve 2026/7998 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).</span></p>

<p><a href="#_ftnref23" name="_ftn23" title=""><span style="color:#999999">[23]</span></a><span style="color:#999999"> Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 08. 06. 2026 tarihli, 2026/1466 esas ve 2026/8136 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).</span></p>

<p><a href="#_ftnref24" name="_ftn24" title=""><span style="color:#999999">[24]</span></a><span style="color:#999999"> Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 04. 06. 2026 tarihli, 2021/41001 esas ve 2026/6029 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202212396-e-202514426-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[25]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202212396-e-202514426-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 29. 12. 2025 tarihli, 2022/12396 esas ve 2025/14426 sayılı kararı</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202212396-e-202514426-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">(https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-202212396-e-202514426-k-sayili-karari).</span></a></p>

<p><a href="#_ftnref26" name="_ftn26" title=""><span style="color:#999999">[26]</span></a><span style="color:#999999"> Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 03. 06. 2026 tarihli, 2026/5230 esas ve 2026/7933 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).</span></p>

<p><a href="#_ftnref27" name="_ftn27" title=""><span style="color:#999999">[27]</span></a><span style="color:#999999"> Özbek ve diğerleri, s. 590.</span></p>

<p><a href="#_ftnref28" name="_ftn28" title=""><span style="color:#999999">[28]</span></a><span style="color:#999999"> Özbek ve diğerleri, s. 586.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/zincirleme-suc-uygulamalari-1</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 16:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/tokfmas.jpg" type="image/jpeg" length="62524"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yasa Dışı Bahiste 3 Milyon Kişilik Tespit: 7258 Sayılı Kanun Kapsamında Hukuki Gerçekler ve Hak Arama Yolları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yasa-disi-bahiste-3-milyon-kisilik-tespit-7258-sayili-kanun-kapsaminda-hukuki-gercekler-ve-hak-arama-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yasa-disi-bahiste-3-milyon-kisilik-tespit-7258-sayili-kanun-kapsaminda-hukuki-gercekler-ve-hak-arama-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son günlerde kamuoyuna yansıyan haberlerde, yasa dışı bahis oynadığı tespit edilen 3 milyondan fazla kişi hakkında idari süreçlerin başlatıldığı ve yüksek miktarlarda idari para cezalarının uygulanacağı bilgisi geniş yer bulmuştur.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gerek ceza miktarlarının büyüklüğü gerekse idari süreçlerin işleyişi hakkında oluşan bilgi kirliliğini gidermek ve hak kayıplarının önüne geçmek amacıyla, 7258 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat ışığında bilinmesi gereken temel hukuki hususları derledik.</p>

<p><strong>1. Suç Değil, Kabahat! (7258 S.K. m. 5/1-d)</strong></p>

<p>Kamuoyundaki en yaygın yanlış algılardan biri, yasa dışı bahis oynamanın hapis cezası veya sabıka kaydı (adli sicil) gerektiren bir "suç" olduğudur. Oysa kanun koyucu oynama fiilini net bir şekilde ayırmıştır.</p>

<p>7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca:<br />
"Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarını oynayanlar mahalli mülki idare amiri tarafından sekiz bin liradan kırk bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılır."</p>

<p>Buradaki kritik ayrım şudur: Yasa dışı bahis oynatmak, yer sağlamak veya para nakline aracılık etmek hapis cezası gerektiren ağır suçlar iken; sadece bahis oynamak bir "kabahat"tir. Dolayısıyla hapis cezası, adli kontrol veya sabıka kaydı söz konusu değildir. Süreç mahkemelerce değil, mülki idare amirlikleri (Valilik/Kaymakamlık) tarafından yürütülen idari bir para cezası sürecidir.</p>

<p><strong>2. Yeniden Değerleme Oranları ve Güncel Ceza Miktarları</strong></p>

<p>Kanun metninde yer alan 8.000 TL ile 40.000 TL arasındaki alt ve üst sınırlar, her yıl 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca ilan edilen Yeniden Değerleme Oranı nispetinde artırılmaktadır.</p>

<p>Uygulamada yapılan en büyük hatalardan biri, ceza miktarının tebliğ edildiği tarihe göre hesaplanmasıdır. Ceza hukukunun temel ilkeleri gereği ceza miktarı, idari para cezasına konu fiilin/bahsin işlendiği tarihteki tarifeye göre belirlenir:</p>

<p>* 2024 Yılı Fiilleri İçin: 36.000 TL – 144.000 TL</p>

<p>* 2025 Yılı Fiilleri İçin: 82.244 TL – 329.106 TL</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>* 2026 Yılı Fiilleri İçin: 103.207 TL – 412.995 TL</p>

<p>İdarenin geçmiş yıllara ait bir fiil için güncel yılın artırılmış tutarlarından ceza kesmesi durumunda, karara karşı hukuki itiraz yolu açılmaktadır.</p>

<p><strong>3.</strong> <strong>Soruşturma Zamanaşımı Engeli</strong> (Kabahatler Kanunu m. 20)<br />
İdari para cezaları sonsuza kadar kesilemez. Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca; 100.000 TL veya daha fazla idari para cezasını gerektiren kabahatlerde soruşturma zamanaşımı süresi 5 yıldır.</p>

<p>Buna göre; bahsin oynandığı (kabahatin işlendiği) tarihten itibaren 5 yıl içinde idari para cezası kararı verilip şahsa tebliğ edilmezse, idarenin ceza kesme yetkisi zamanaşımına uğrar. Bu süreden sonra düzenlenen idari yaptırım kararları hukuken geçersiz kılınabilir.</p>

<p><strong>4. İdari Para Cezasına İtiraz ve Yasal Süreç</strong></p>

<p>Hakkında idari para cezası uygulanan ve karar tutanağı tebliğ edilen vatandaşların izlemesi gereken hukuki yol haritası şöyledir:</p>

<p>* <strong>15 Günlük Hak Düşürücü İtiraz Süresi:</strong> İdari yaptırım kararının tebliğ veya tefhim edildiği tarihten itibaren en geç 15 gün içinde yetkili ve görevli Sulh Ceza Hakimliği’ne dilekçe ile itiraz edilmelidir (Kabahatler Kanunu m. 27/1).</p>

<p>* <strong>%25 Erken Ödeme İndirimi:</strong> İdari para cezasını yasal süresi içinde ödeyen kişilere 1/4 (%25) oranında indirim uygulanır (Kabahatler Kanunu m. 17/6). Cezaya itiraz edilmesi, erken ödeme indiriminden faydalanmaya engel değildir. İtiraz kazanıldığı takdirde ödenen tutar iade alınabilir.</p>

<p>* <strong>Kesinleşme ve Tahsilat:</strong> 15 günlük süre içinde itiraz edilmezse ceza kesinleşir ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Vergi Dairesi aracılığıyla haciz/icra takibi başlatılır.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Yasa dışı bahis ile mücadelede idari yaptırımların dozu artırılmış olmakla birlikte, vatandaşların ve uygulayıcıların hukuki nitelendirmeyi doğru yapması şarttır.</p>

<p>Oynama eylemi adli bir suç değil, yaptırımı idari para cezası olan bir kabahattir.</p>

<p>Usulsüz tebligatlar, yanlış yıl tarifesinden ceza kesilmesi, fiilin gerçekleştiği tarih ile tebliğ tarihi arasındaki zaman aşımı süreleri ve banka hesap bloke süreçleri ciddi hukuki detaylar barındırmaktadır. Herhangi bir hak kaybı yaşanmaması adına, tebliğ alınan kararlara karşı fiil tarihi, zamanaşımı ve 15 günlük itiraz süresi titizlikle takip edilmelidir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/furkan-ozbek.jpeg" rel="nofollow" title="Furkan Özbek"><img alt="Furkan Özbek" height="201" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/furkan-ozbek.jpeg" width="200" /></a></p>

<p><strong>Av. Furkan ÖZBEK</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yasa-disi-bahiste-3-milyon-kisilik-tespit-7258-sayili-kanun-kapsaminda-hukuki-gercekler-ve-hak-arama-yollari</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/themiss.jpg" type="image/jpeg" length="40793"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hakim kılığında milyonluk vurgun: Doktor eşi bile hakim sanıyormuş!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hakim-kiliginda-milyonluk-vurgun-doktor-esi-bile-hakim-saniyormus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hakim-kiliginda-milyonluk-vurgun-doktor-esi-bile-hakim-saniyormus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da kendisini hakim olarak tanıtıp vatandaşları "İşlerinizi çözeceğiz" vaadiyle kandıran çeteye operasyon düzenlendi. Aralarında 3 avukatında bulunduğu 4 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İstanbul il Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü tarafından "Suç İşlemek Amacı ile Örgüt Kurmak" ve "Nitelikli Dolandırıcılık" suçlarından soruşturma yürütüldü.</p>

<p>Soruşturma kapsamında örgüt hiyerarşisi içinde hareket eden ve örgüt lideri K.A.'nın kendisini hakim" olarak tanıtıp adli sorunları olan vatandaşları işlerini çözmek vaadiyle dolandırdığı tespit edildi.</p>

<p>Soruşturma kapsamında ele geçirilen bilgiler çerçevesinde aralarında 3 avukatında bulunduğu toplam 5 şüpheliye yönelik İstanbul'da operasyon düzenlendi.</p>

<p>Ele geçirilenler İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'nda sergilendi.</p>

<p><strong>MİLYONLAR ELE GEÇİRİLDİ</strong></p>

<p>Operasyon sonucu şüphelilerin evlerinde bir adet hakim cübbesi, iki adet banka dekontu, bir adet 1 milyon euro değerinde senet, 285 gram külçe altın, 6 bin 990 euro, 8 bin 80 dolar, 4 adet cep telefonu ve bir adet USB bellek ele geçirildi.</p>

<p><strong>4 ŞÜPHELİ GÖZALTINDA</strong></p>

<p>Şüphelilerden 4'ünün gözaltına alındığı bildirilirken bir şüphelinin ise başka bir suçtan tutuklu olduğu öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"EŞİ DAHİL GERÇEK HAKİM ZANNEDİYORMUŞ" İDDİASI</strong></p>

<p>Öte yandan örgüt lideri K.A. hakkında da dikkat çeken bir iddia ortaya atıldı.</p>

<p>Sabah gazetesinde yer alan habere göre, jandarma baskını sırasında apartman sakinlerinin sözde hakimin kaçırıldığını zannedip polise haber verdiği iddia edildi.</p>

<p>Şebeke liderinin doktor eşinin bile kocasını gerçek bir hakim zannettiği iddialar arasında yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hakim-kiliginda-milyonluk-vurgun-doktor-esi-bile-hakim-saniyormus</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/untitled-1-17.jpg" type="image/jpeg" length="64105"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Noter aracılığıyla gönderilecek bir kısım fesih ihbarlarının damga vergisine tabi tutulmasına ilişkin genelgenin yürütmesi durduruldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/noter-araciligiyla-gonderilecek-bir-kisim-fesih-ihbarlarinin-damga-vergisine-tabi-tutulmasina-iliskin-genelgenin-yurutmesi-durduruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/noter-araciligiyla-gonderilecek-bir-kisim-fesih-ihbarlarinin-damga-vergisine-tabi-tutulmasina-iliskin-genelgenin-yurutmesi-durduruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği tarafından noter aracılığıyla gönderilecek bir kısım fesih ihbarlarının ve cayma hakkına ilişkin ihbarların damga vergisine tabi tutulmasına ilişkin genelgenin iptali için dava açılmıştı. Danıştay 9. Dairesi, dava konusu genelgenin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından Türkiye Noterler Birliğinin bir kısım fesih ihbarlarının, cayma hakkına ilişkin ihbarların damga vergisine tabi tutulmasına ilişkin Genelgesi’nin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle açılan davada Danıştay 9. Dairesi;</p>

<p>“6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da yer alan taksitle satış sözleşmeleri, tüketici kredisi sözleşmeleri ve ön ödemeli konut satış sözleşmeleri muhtevasında bulunan cayma hakkının kullanılmasına yönelik olarak düzenlenen ihbarnameler ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24 üncü ve 25 inci maddeleri muhtevasında yer alan ihbarnamelerin ve belli şartların yerine getirilmesi aksi halde sözleşmenin sonlandırıldığını belirten irade beyanlarına ilişkin fesih ihbarlarının fesihname veya fesihname ile eşdeğer bir kâğıt olarak değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmadığı” gerekçesiyle Genelge uyarınca anılan işlemlerin Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun I/A-5 fıkrası kapsamında nispi damga vergisine tabi tutulmasında hukuka uyarlık bulunmadığına hükmetti.</p>

<p>TBB'den yapılan açıklamada "Sözü edilen yürütmenin durdurulması kararını kamuoyunun ve avukat meslektaşlarımızın bilgisine saygılarımızla sunarız." denildi.</p>

<h2><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/danistay-9-dairesi-2024-6575.pdf" rel="dofollow"><strong>&gt;&gt; Yürütmenin Durdurulması Kararı için </strong><span style="color:#2980b9"><strong>TIKLAYINIZ</strong></span></a></h2>

<p></p>

<p><i>Dava Dilekçesi şöyle;</i></p>

<p><strong>DANIŞTAY İLGİLİ DAİRE BAŞKANLIĞINA</strong></p>

<p><strong>Yürütmenin Durdurulması Taleplidir.<br />
Anayasa’ya Aykırılık İddiası Vardır.</strong></p>

<p><strong>DAVACI : </strong>Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı Oğuzlar Mah. Av. Özdemir Özok Sokağı No:8 Balgat/ANKARA</p>

<p><strong>VEKİLİ : </strong>Av. … (Aynı adreste.)</p>

<p><strong>DAVALI :</strong> Türkiye Noterler Birliği Söğütözü Cad. No:4 Söğütözü/ANKARA</p>

<p><strong>DAVA KONUSU : </strong>Türkiye Noterler Birliğinin internet sitesinde 02.09.2024 tarihinde duyurulan, 29.08.2024 tarihli, “Fesih İhbarı Hk.” konulu 12 No.lu Genelgesinin öncelikle yürütmesinin durdurulması ve iptali ile Genelge dayanağı Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun I/A-5 fıkrasında yer alan “Fesihnameler (Belli parayı ihtiva eden bir kâğıda taalluk edenler dahil)” düzenlemesinin Anayasa’nın 2., 5., 7., 8., 13. ve 35. maddelerine aykırı olması nedeniyle iptali için Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması talebimizdir.</p>

<p><strong>DUYURU TARİHİ : </strong>02.09.2024<br />
<strong>AÇIKLAMALAR : </strong>Türkiye Noterler Birliğine ait internet sitesinde 02.09.2024 tarihinde duyurulan 29.08.2024 tarihli, “Fesih İhbarı Hk.” konulu 12 No.lu Genelge;</p>

<p>“…Gelir İdaresi Başkanlığı görüşüne göre, fesih hükümlerinin kanuni düzenlemede yer aldığı ve bu hükümlerin sözleşme düzenlendiği anda taraflarca bilinerek kabul edilmiş sayıldığı durumlarda, tek taraflı fesih hakkının kullanıldığına dair düzenlenen kağıtların, ayrıca taraflar arasında yeni bir kağıt düzenlenmesine veya karşı tarafın kabulüne gerek duyulmaksızın ihbara konu sözleşmeyi sona erdirmesi durumunda, bu ihbarnamenin fesihname olarak değerlendirilmesi ve bu kağıtlardan binde 1,89 oranında damga vergisi tahsil edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>16.07.2021 günlü ve Mali Danışmanlık-174-26124 sayılı yazımıza konu görüş talebimize Gelir İdaresi Başkanlığınca 24.07.2024 günlü ve 58549 sayılı yazı ile cevap verilmiş olmakla, bundan böyle;</p>

<p>1- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda yer alan</p>

<p>-Taksitle satış sözleşmeleri</p>

<p>-Tüketici kredisi sözleşmeleri</p>

<p>-Ön ödemeli konut satış sözleşmeleri muhtevasında bulunan cayma hakkının kullanılmasına yönelik olarak düzenlenmek istenilen ihbarnameler ile,</p>

<p>2- 4857 sayılı İş Kanununda yer alan 24 üncü ve 25 inci maddeler muhtevasında yer alan süre bitiminden önce haklı feshe ilişkin olarak düzenlenecek olan ihbarnamelerin, taraflar arasında yeni bir kağıt düzenlenmesine veya karşı tarafın kabulüne gerek duyulmaksızın ihbara konu sözleşmeyi sona erdirmesi durumunda, fesihname olarak değerlendirilerek nispi damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Bu ihbarnameler üzerinde onaylama işlemi yapıldığında nispi harç da alınacağı tabiidir. Bu ihbarnameler üzerinde onaylama işlemi yapıldığında nispi harç da alınacağı tabiidir” şeklinde düzenlenmiştir.</p>

<p>Dava konusu Genelge ile duyuru tarihine değin damga vergisine tabi tutulmayan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da düzenlenen taksitle satış sözleşmeleri, tüketici kredisi sözleşmeleri ve ön ödemeli konut satış sözleşmeleri kapsamında cayma hakkına ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. ve 25. maddeleri kapsamında haklı feshe ilişkin düzenlenecek ihbarnamelerin “fesihname” olarak değerlendirilerek nispi damga vergisine tabi tutulacağı belirtilmektedir.</p>

<p>Aşağıda gerekçeleriyle açıklanacağı üzere, Türkiye Noterler Birliğince nispi damga vergisine tabi tutulacağı belirtilen bir kısım ihbarnamelerin fesihname olarak değerlendirilmesi yönündeki görüş ve uygulamanın açık, net ve belirli bir kanuni dayanağı bulunmamakta olup Genelgeyle getirilen uygulama hukuki belirlilik ilkesine ve aşağıda ayrıntılı şekilde açıklanan Anayasa hükümlerine aykırılıklar içerdiğinden dava konusu Genelge’nin yürütmesinin durdurularak iptalini ve Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun I/A-5 fıkrasında yer alan “Fesihnameler (Belli parayı ihtiva eden bir kâğıda taalluk edenler dahil)” düzenlemesinin iptali istemi ile Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmasını talep ve dava zorunluluğu doğmuştur.</p>

<p><strong>A- DAVA AÇMA EHLİYETİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR:</strong></p>

<p>Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p>Anayasa’nın 135. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca, bütün baroların katılımıyla oluşan, kamu kurumu niteliğinde, tüzel kişiliğe sahip bir meslek kuruluşu olan Türkiye Barolar Birliğine, Kanun’un “Birliğin görevleri” başlıklı 110. maddesinin 3., 11. ve 17. bentleriyle “Baro mensuplarının genel menfaatlerini ve meslekin ahlak, düzen ve geleneklerini korumak”, “Kanunların avukatlara tanıdığı hakların gerçekleşmesine ve yüklediği görevlerin tam ve şerefli bir şekilde yerine getirilmesine çalışmak”, “Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak, bu kavramlara işlerlik kazandırmak” görevleri; Birliğin Yönetim Kuruluna ise Kanun’un 121. maddesinin 18. bendiyle “Meslekî dayanışmanın sağlanması ve devamlılığı için her türlü çalışmalarda bulunmak, mesleğe ve meslek mensuplarına yönelik hak ihlâllerine karşı avukatlık mesleğini ve meslektaşlarını savunmak ve bu konularda her türlü yasal ve idarî girişimde bulunmak” görevleri verilmiştir.</p>

<p>Gerek Anayasa’nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verdiği yükümlülükler gerekse kanun koyucunun verdiği yukarıda alıntılanan görev ve yetkiler uyarınca, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesi ile avukatların yüklendikleri görevleri tam ve şerefli bir şekilde yerine getirmesinin sağlanması, hukukun üstünlüğünün ve insan haklarının korunması konularında gerekli yasal girişimlerde bulunma görev ve yetkisine sahip Türkiye Barolar Birliği, avukatlık mesleğinin geleceğe taşınması, savunma makamının yargının kurucu unsuru olarak varlığını sürdürmesi ve hukuk devleti ilkesi ile adil yargılanma hakkının tam anlamıyla işlerlik kazanması amacıyla kuruluşundan bu yana etkin çaba göstermektedir.</p>

<p>Anayasa ile korunan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olan avukatlık, Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesinde de belirtildiği üzere, kamu hizmeti ve serbest bir meslek olup avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.</p>

<p>Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinde avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olarak düzenlenmiş; avukatların bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis edeceği hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 40. maddesi uyarınca resmi daire sayılan noterlik dairelerinde aynı Kanun’un 60. ve devamı maddelerinde sayılan ve noterliklerce yerine getirilen işlemler, avukatlar tarafından üstlenilen vekillik görevleri kapsamında sıkça gerçekleştirilen işlemlerdir. Bu bağlamda dava konusu Genelge, kanunların avukatlara yüklediği görevleri tam ve şerefli bir şekilde yerine getirmesini sağlamak, hukukun üstünlüğünü korumak ve savunmakla kanunen görevli kılınan, savunma makamının temsilcisi Türkiye Barolar Birliğini doğrudan ilgilendirmektedir.</p>

<p>Avukatlık mesleğini, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak işlevi olan, yargının “savunma” unsurunun temsilcisi müvekkil Türkiye Barolar Birliğinin, gerek avukatlık mesleğinin amacına hizmet etmesi sağlanarak hukukun üstünlüğünün korunması gerekse vatandaşın anayasal güvence altındaki hak arama özgürlüğü ile buna bağlı iddia, savunma ve adil yargılanma haklarının korunması/savunulması noktasında işbu davayı açma hak ve ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir.</p>

<p>Bunların yanında, 150 çalışanı bulunmakta olan müvekkil Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı ve İktisadi İşletmesi, İş Kanunu uyarınca fesih ihbarnamelerini noterler vasıtasıyla gerçekleştirdiğinden; müvekkil Kurum bu anlamda da dava konusu Genelge'nin muhatabı konumunda bulunmaktadır.</p>

<p><strong>B- ESASA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR VE İPTAL NEDENLERİ:</strong></p>

<p>1- Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun I/A-5 fıkrasında yer alan “Fesihnameler (Belli parayı ihtiva eden bir kâğıda taalluk edenler dahil)” düzenlemesi; hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olması nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 5. maddelerine, idareye verdiği geniş yetki sebebiyle Anayasa’nın 7. ve 8.<br />
maddelerine ve Anayasa’nın 73. maddesinde düzenlenen verginin kanuniliği ilkesine aykırı niteliktedir.</p>

<p>Hukuk devleti, devlet ve insan faaliyetlerine yön veren, yönetilenlere hukuk güvenliği sağlayan ilkeler bütünü olmakla birlikte devletin organ ve kurumları bakımından bu ilkeler birer sınırlama niteliği taşırken, vatandaşlar açısından hukuki güvenlik içinde yaşamanın araçları olarak işlev görmektedir.</p>

<p>Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin birçok kararında da değinildiği üzere: “Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p>Hukuk devletinde kanun metinlerinin ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. “Belirlilik” ilkesine göre ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir.”</p>

<p>Hukuki güvenlikle bağlantılı olarak “öngörülebilirlik” hukuk devletinin temel unsurlarından kabul edilmektedir. Öngörülebilirlik, hukukun anlam açısından belirgin ve açıkça ifade edilmiş, istikrarlı ve birbiriyle uyumlu kurallar ile önceden tahmin edilebilir uygulamalara dayanmasıdır.</p>

<p>Bireylerin hukukun gerektirdiği şeyi önceden bilmeleri ve davranışlarını buna göre düzenlemelerini sağlayan bir ilke olarak hukuki öngörülebilirliğin hukuki belirlilik ile ilişkisinde idarenin iş ve eylemleri bakımından keyfilikten uzak anayasal ilkeler çerçevesinde yorum yapmalıdır.</p>

<p>488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinin 1. fıkrasında “Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga vergisine tabidir” hükmü düzenlenmiştir. Anılan Kanun’a ekli (1) sayılı Tablonun “I. Akitlerle ilgili kâğıtlar” başlığı altında “Fesihnameler (Belli parayı ihtiva eden bir kâğıda taalluk edenler dahil)” şeklinde düzenlenen A-5 fıkrası uyarınca fesihnameler nispi damga vergisine tabi tutulmaktadır.</p>

<p>İtiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulmasını talep ettiğimiz Damga Vergisi Kanunu’na ekli listede yer alan “fesihname” kavramı yasa koyucu tarafından ne Damga Vergisi Kanunu’nda ne de başkaca bir kanunda tanımlanmamıştır. Bu sebeple hangi belgelerin fesihname olarak değerlendirileceği konusunda idarelere çok geniş bir takdir hakkı tanınmaktadır.</p>

<p>Mevzuatta tanımlanmamış ve idarenin değişen görüşlerine göre şekillenen uygulama, vatandaş bakımından da hangi işlemlerin fesihname olarak değerlendirilerek damga vergisine tabi tutulacağı bakımından belirsiz ve öngörülemez bir durum ortaya koymaktadır.</p>

<p>Dava konusu düzenleme, uzun yıllardır damga vergisine tabi olmayan iş ve işlemlerle ilgili bir idarenin kesin ve icrai nitelikte olmayan bir görüşüne dayanılarak başka bir idarece -esasen konuya ilişkin kendilerinin de yorum ve uygulamaları farklı olduğu halde- icra edilebilir bir düzenleyici işlem halinde getirilmek suretiyle oluşturulmuştur. Dava konusu ettiğimiz düzenleyici işlemin belirtilen tesis biçimi başlı başına düzenlemenin kanuni belirlilikten ne denli uzak olduğunu ortaya koymaktadır. Genelge’de Türkiye Noterler Birliği tarafından;</p>

<p>- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda yer alan hükümler gereği tüketicilerin, taksitle satış sözleşmelerinden yedi gün içinde, tüketici kredisi sözleşmeleri ve ön ödemeli konut satış sözleşmelerinden ise on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin cayma hakkına sahip olduğundan;</p>

<p>4857 sayılı İş Kanununda yer alan hükümler gereği de işçi ve işverenlerin, süresi belirli olsun veya olmasın iş sözleşmelerini kanunda belirtilen hallerde sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebileceklerinden bahisle, anılan kanun hükümleri karşısında meseleye bakıldığında işlem taraflarının sözleşmede serbest iradeleri ile tayin ettikleri fesih şartlarının yer almadığı, fesih şartlarının tamamen kanuni düzenlemede yer aldığı ve ilgililerin de var olan kanuni bir hakkın kullanımı manasında fesih ihbarında bulunduğu, bu nedenle söz konusu fesih ihbarlarının damga vergisine tabı tutulmaması gerektiğinin düşünüldüğü belirtilerek Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığından görüş talep edilmiş,</p>

<p>- Gelir İdaresi Başkanlığınca özetle “fesih hükümlerinin kanuni düzenlemede yer aldığı ve bu hükümlerin sözleşme düzenlendiği anda taraflarca bilinerek kabul edilmiş sayıldığı dikkate alındığında, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda yer alan cayma hükümlerine istinaden düzenlenen taksitle satış sözleşmeleri, tüketici kredisi sözleşmeleri ve ön ödemeli konut satış sözleşmelerinden cayma hakkının kullanılmasına ilişkin düzenlenen kağıtlar ile 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki iş sözleşmelerinden fesih hakkının kullanıldığına dair düzenlenen kağıtların, ayrıca taraflar arasında yeni bir kağıt düzenlenmesine veya karşı tarafın kabulüne gerek duyulmaksızın ihbara konu sözleşmeyi sona erdirmesi durumunda, fesihname olarak değerlendirilmesi ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tablonun I/A-5 fıkrası uyarınca damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir” şeklinde nihai, icrai henüz uygulanabilir olmayan bir görüş verilmiş,</p>

<p>- Türkiye Noterler Birliği tarafından işbu icrai nitelikte olmayan görüş uyarınca yıllardır Damga Vergisine tabi tutulmayan kararda yer verilen işlemler bakımından, bundan böyle fesihname olarak değerlendirilerek nispi damga vergisine tabi tutulacağı yönünde icrai nitelikte düzenleyici bir işlem tesis edilerek dava konusu Genelge hazırlanarak duyurulmuştur.</p>

<p>Açıklamaya çalıştığımız üzere kanun hükmünün açık ve belirli olmaması uzun yıllardır damga vergisine tabi tutulmayan belgelerin görüşe dayalı bir Genelge ile damga vergisine tabi tutulması sonucunu doğurmuştur.</p>

<p>Anayasa’nın 73. maddesi uyarınca; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” Anılan Anayasa hükmüyle herkesin, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiş ve maddenin üçüncü fıkrasında verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir.</p>

<p>Verginin kanuniliği ilkesinin amacı, mülkiyet hakkıyla doğrudan ilintili vergilendirme işlemlerinde idarenin takdirine bağlı, keyfi uygulamaların engellenmesi, bireylerin ekonomik durumlarına müdahale etmesinin önüne geçilmesidir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesine göre; “Vergi ve mali yükümlülüklerin kanunla konulmasını öngören Anayasa’nın 73. maddesi, mali yükümlülüğün yalnızca kanun ile koyulabileceği ve kanunun hiçbir şekilde bu konuda yürütme organını ve idareyi yetkili kılamayacağı anlamındadır” (Anayasa Mahkemesi 30.12.2015, E: 2014/183, K: 2015/122). Anayasa’nın amir hükmü uyarınca, idarenin yoruma dayalı olarak vergi işlemi uygulaması hukuken mümkün değildir.</p>

<p>Anayasa’nın çeşitli maddelerinde yer alan kanunla düzenlemeden neyin anlaşılması gerektiği Anayasa Mahkemesinin birçok kararında açıklanmıştır. Yerleşik yargı kararlarında da yer bulduğu şekilde; yasa ile düzenlenmesi öngörülen konularda, idareye genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesi, yasama yetkisinin devri anlamına geleceğinden Anayasa’nın 7. maddesine aykırılık teşkil edecektir.</p>

<p>Keza Anayasa’nın 8. maddesi ile de yürütme yetkisi ve görevinin Anayasa’ya ve kanunlara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>Konuya ilişkin Anayasa Mahkemesinin 10.03.2011 tarihli, 2008/54 E., 2011/45 K. sayılı kararında; “Anayasa’nın 7. maddesinde, “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinden ne anlaşılması gerektiği hususu açıklanmıştır. Buna göre, kanunla düzenleme ilkesi, düzenlenen konudan yalnız kavram, ad ve kurum olarak söz edilmesi değil, bunların kanun metninde kurallaştırılmasıdır. Kurallaştırma ise düzenlenen alanda temel ilkelerin konulmasını ve çerçevenin çizilmiş olmasını ifade eder. Ancak bu koşulla uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi yürütme organının takdirine bırakılabilir.</p>

<p>Yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanun hükmünün Anayasa’nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yürütmenin düzenlemesine bırakmaması gerekir” belirlemelerine yer verilmiş;</p>

<p>26.05.2016 tarihli, 2015/7 E., 2016/47 K. sayılı kararında ise benzer şekilde “Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olması ve bu yetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda, yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir.”</p>

<p>denilerek kanun hükmünün uygulanmasına ilişkin yürütme organın düzenleme yetkisinin sınırlarına vurgu yapılmıştır.</p>

<p>Bu sebeple kanun hükmünün; idarenin yorum ve takdirine dayalı vergilendirme işlemi uygulamasının önüne geçilmesini temin eden Anayasa’nın 73. maddesi ile 2.<br />
maddesiyle düzenlenen hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırılığı, bu şekilde Anayasa’nın 5., 7., 8. maddelerine ve sonuçları itibariyle de 35. maddesi ile korunan mülkiyet hakkına aykırılığı dikkate alınarak, itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulmasını talep etme zorunluluğu doğmuştur.</p>

<p>2- Hukuk devletinin temel unsurlarından olan “hukuki belirlilik ilkesi” uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması; kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.</p>

<p>Türkiye Noterler Birliğince düzenlenen dava konusu Genelge; Gelir İdaresi Başkanlığının, “Fesih hükümlerinin kanuni düzenlemede yer aldığı ve bu hükümlerin sözleşme düzenlendiği anda taraflarca bilinerek kabul edilmiş sayıldığı durumlarda, tek taraflı fesih hakkının kullanıldığına dair düzenlenen kağıtların, ayrıca taraflar arasında yeni bir kağıt düzenlenmesine veya karşı tarafın kabulüne gerek duyulmaksızın ihbara konu sözleşmeyi sona erdirmesi durumunda, bu ihbarnamenin fesihname olarak değerlendirilmesi ve bu kağıtlardan binde 1,89 oranında damga vergisi tahsil edilmesi gerektiği” görüşü doğrultusunda düzenlenmiştir.</p>

<p>Yukarıda ayrıntıları ile izah edildiği üzere Noterlik Kanunu’nda veya Damga Vergisi Kanunu’nda hangi ihbarların “fesihname” olarak nitelendirileceğine ilişkin açık bir tanım veya düzenleme mevcut değildir.</p>

<p>Noterliklerde yapılan işlemlerden hangilerinin fesih ihbarı, hangilerinin fesihname sayılacağına dair Türkiye Noterler Birliğinin 06/07/2021 tarihli, 12 No.lu Genelgesi’nde;</p>

<p>“Birliğimizin 1988/61 sayılı Genelgesinin dayanağını teşkil eden, 02.09.1988 günlü ve HARÇ: 2232314-178/54049 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı görüşünde,</p>

<p>“İlgi yazınızda başka bir akde atıfta bulunarak, tek taraflı olarak o akdi feshettiklerine dair bir yazının ilgililerce diğer tarafa ihbarının istenmesi halinde bu işlemin fesihname mi yoksa ihbar işlemi mi sayılacağı ve ne şekilde harç ve vergiye tabi tutulacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.</p>

<p>Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı 87/12462 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile değişik (2) sayılı tarifenin II/2 pozisyonunda (her nevi tebliğ – 6830 sayılı Kanun hükümleri muvacehesinde muhataba yapılacak tebliğler dahil – ihbar, ihtar ve protestolardan muhataba tebliğ edilecek beher nüsha için maktu) harç tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.</p>

<p>Öte yandan, tek taraflı olarak önceki bir akdin feshine mütedair yazı başlı başına fesihname sayılmamakta, ilgilisi bu yazıyı içeren dilek ve kararının muhataba ihbarını istediğine göre, muhataba yapılacak bildirimin ihbar olarak kabulü gerekmektedir” yönündeki Gelir İdaresi Başkanlığı görüşüne değinilmiştir.</p>

<p>Dava konusu Genelge öncesinde, tek taraflı olarak bir akdin feshine dair dilek veya karara ilişkin muhataba yapılacak olan bildirimler ihbar olarak kabul edilmekte iken İş Kanunu ve Tüketicilerin Korunması Hakkında Kanun’da yer alan bir kısım hakların kullanımına yönelik yapılan bildirimlerin “fesihname” olarak değerlendirileceği belirtilerek herhangi bir yasal dayanağı bulunmamasına rağmen uygulama değişikliğine gidilmiştir.</p>

<p>Anayasa’nın “İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği” başlıklı 123. maddesinin 1. fıkrasına göre; “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.” İdarenin kanuniliği ilkesi gereğince, her idari işlemin yasal dayanağının bulunması ve idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olması gerekmektedir. Gelir İdaresi Başkanlığının bir kısım fesih ihbarlarının “fesihname” olarak değerlendirilmesi görüşüne dayalı olarak düzenlenmiş olan dava konusu Genelge, vergi tahsilatına yönelik belirli, açık ve anlaşılır bir kanuni temele dayanmamakta olup genelge yoluyla düzenlenmesi idarenin kanuniliği ilkesine de aykırıdır.</p>

<p>Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun I/A-5 fıkrasında nispi damga vergisine tabi olduğu düzenlenen “fesihname”nin Noterliklerce yapılan hangi işlemleri kapsadığına dair açık ve net bir düzenleme bulunmamakta, fesihnamenin niteliği ve bu kapsamda damga vergisine tabi tutulacak işlemler idarenin değişken görüşlerine göre uygulanmaktadır. Hangi belgelerin “fesihname” olarak tanımlanabileceği konusunda idarece kullanılan geniş takdir hakkı yukarıda alıntılanan Anayasal ilkelere aykırılık oluşturmaktadır.</p>

<p>3- Uzun süredir yürürlükte olan, hukuki belirlilik ilkesine aykırılığı nedeniyle uygulama birliği sağlanamamış Damga Vergisi Kanunu hükmünde bir değişiklik yapılmadığı halde idarenin görüşüne dayalı olarak düzenlenen dava konusu Genelge ile vergi tahsilatı uygulamasına başlanması, Anayasa’nın 73. maddesinde düzenlenen verginin kanuniliği ilkesinin ihlali ve 35. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkına hukuka aykırı müdahale niteliğindedir.</p>

<p>Anayasa’nın 2. maddesinde, Cumhuriyet’in nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, konulan kurallarda adalet ve hakkaniyet ölçülerini göz önünde tutan, hakların elde edilmesini kolaylaştıran ve hak arama özgürlüğünün önündeki engelleri kaldıran devlettir.</p>

<p>Anayasa’nın 5. maddesiyle insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış, 13. maddesinde ise temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların da Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine<br />
aykırı olamayacağı hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler Anayasa’nın 73. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ancak kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Sözü edilen Anayasa maddesi aynı zamanda yorum ve kıyas yasağını da getirdiğinden; dava konusu Genelge’nin Anayasa’ya aykırılık nedeniyle iptali gerekmektedir.</p>

<p>Devletin kişilerin mülkiyet hakkından ve hak arama hürriyetinden tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve mülkiyet hakkının etkili bir şekilde korunması amacıyla yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri alması gerekmektedir. Vergilendirmenin mülkiyet hakkında yönelik bir sınırlama teşkil ettiği göz önüne alındığında, bu konudaki düzenleme ve uygulamaların herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek netlikte olması ve idarenin keyfi uygulamalarından korunması gerekir.</p>

<p>Yukarıda açıklandığı üzere, Anayasa’nın 73. maddesi ile benimsenen verginin kanuniliği ilkesi, vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin yasa ile yapılmasını zorunlu kılmakta ve takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirmektedir.</p>

<p>Vergilendirmenin mülkiyet hakkına yönelik sınırlama teşkil ettiği, bu konudaki yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerektiği ve aksi uygulamaların mülkiyet hakkı ihlali oluşturduğu hususları,</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin 13/12/2022 tarihli, E:2022/125, K:2022/162 sayılı kararında; “17. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır.</p>

<p>18. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak şartıyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarruf etme imkânı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin kısıtlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına getirilmiş bir sınırlama niteliğindedir (AYM, E.2019/100, K.2020/62, 22/10/2020, § 13).</p>

<p>19. Vergilendirmenin mülkiyet hakkına yönelik bir sınırlama teşkil ettiğinde kuşku bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında; vergi ve benzeri yükümlülükler ile sosyal güvenlik prim ve katkılarını belirlemeye, değiştirmeye ve bunların ödenmesini güvence altına almaya yönelik müdahalelerin -taşıdığı amaçlar gözetildiğinde- devletin mülkiyetin kamu yararına kullanımını kontrol veya düzenleme yetkisi kapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 48; İskenderun Demir ve Çelik A.Ş. [GK], B. No: 2015/941, 25/10/2018, §§ 45-46; Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş., B. No: 2015/12721, 18/4/2019, §§ 36-37). Bu itibarla ihale üzerine bırakılan istekli ile ihaleyi yapan idare arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklı damga vergisinin ihalenin iptali veya ihale üzerine kalan tarafın değişmesi sonucunun oluşması durumlarında ret ve iade edilmesine engel olan kural yönünden de bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>20. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>21. Öte yandan mülkiyet hakkına sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir.</p>

<p>22. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun olması ve ölçülü olması gerekir.</p>

<p>23. Anayasa’nın anılan hükümleri uyarınca mülkiyet hakkına yapılan sınırlamalarda gözetilecek öncelikli ölçüt, sınırlamanın kanunla yapılmasıdır. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.</p>

<p>24. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.</p>

<p>Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır” şeklinde ifade edilmiştir.</p>

<p>Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 14.02.2024 tarihli, E:2022/996, K:2024/82 sayılı kararında da Anayasa Mahkemesinin yukarıda alıntılanan kararına benzer şekilde;</p>

<p>“İdari işlemler, ancak belirli ve öngörülebilir nitelikteki hukuki sebeplere dayalı olarak tesis edilebilir. 7103 Sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemde tasfiye dışındaki nedenlerle tüzel kişiliği sona eren mükelleflerin tüzel kişiliğinin sona ermesinden önceki döneme ait vergi tarhiyatı ve ceza kesme işlemlerinin kanuni temsilciler adına yapılmasındaki hukuki belirsizlik, bu işlemleri sebep unsuru yönünden belirli bir kanuni dayanaktan yoksun bırakmaktadır” gerekçesine yer verilmiştir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği gibi, mali yükümlülüklerin kişilerin sosyal ve ekonomik durumlarını hatta temel haklarını etkileyecek çeşitli yönleri bulunduğundan, bunların, yasayla yeterince çerçevelendirilmemesi keyfi uygulamalara yol açabilmektedir. Bu nedenle Anayasa’nın 73. maddesine göre vergilendirme yetkisi yasama organına verilmiş, yürütme organına, yasal dayanağı bulunmaksızın idari işlemle vergi koyma, değiştirme ve kaldırma yetkisi tanınmamıştır.</p>

<p>Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun I/A-5 fıkrasında geçen “fesihname” ibaresinin yasal mevzuatta tanımı bulunmaması ve Gelir İdaresi Başkanlığının değişen görüşlerine göre yorumlanması nedeniyle hukuki öngörülebilirlik ve belirlilikten uzak olup bu şekilde vergi tahsilatına gidilmesi Anayasa’nın vergide kanunilik ilkesine aykırılık ve dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.</p>

<p>4- Dava konusu Genelgeyle, yasal düzenlemelerde yer alan kanuni hakların kullanımına yönelik ihbar niteliğindeki işlemlerin fesihname olarak değerlendirilerek<br />
damga vergisine tabi tutulması, tüketici ve iş hukukuna ilişkin kanuni düzenlemeyle korunmak istenen ve kırılgan grup olarak kabul e4dilen işçi ve tüketici menfaatleri göz önüne alındığında ölçülülük ilkesine de aykırıdır.</p>

<p>Türkiye Noterler Birliğince düzenlenen dava konusu Genelge’de; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da yer alan taksitle satış sözleşmeleri, tüketici kredisi sözleşmeleri ve ön ödemeli konut satış sözleşmeleri muhtevasında bulunan cayma hakkının kullanılmasına ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. ve 25. maddeleri muhtevasında yer alan süre bitiminden önce haklı feshe ilişkin olarak düzenlenen kağıtların fesihname olarak değerlendirilerek nispi damga vergisine tabi tutulacağı belirtilmiştir.</p>

<p>Anayasa’nın “Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması” kenar başlıklı 13. maddesi uyarınca temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.</p>

<p>Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğu; Elverişliliğin öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gerekliliğin ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını (diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını), orantılılığın ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade ettiği hususlarına Anayasa Mahkemesinin birçok kararında değinilmiştir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012;<br />
E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016) 6502 sayılı Kanun’un cayma hakkına ilişkin hükümleriyle, akdi ilişkide zayıf taraf olan tüketicinin iradesini tekrar gözden geçirebilmesine fırsat tanınmakta ve kendisine tanınan süre içerisinde esasen fesih niteliğinde olmayan “geri alma” iradesiyle sözleşmenin kuruluş aşamasındaki dezavantajlı durumu giderme imkânı verilmektedir. Anılan Kanun’un 73. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler tarafından açılan davalar Harçlar Kanunu’nda düzenlenen harçlardan dahi muaf tutulurken hakkın kullanılmasına ilişkin irade bildiriminin vergiye tabi tutulması, düzenlemenin amacına ve korunmak istenen menfaate uygun düşmediğinden ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.</p>

<p>Bundan başka, sözleşmeye dayalı iş ilişkisi içerisinde dürüstlük kuralları gereği iş ilişkisini sürdürmesi kendisinden beklenemeyecek tarafa 4857 sayılı Kanun’la tanınan hakkın kullanımı açısından da Genelgeyle getirilen uygulamanın iş ilişkini sonlandırmak isteyen tarafa -özellikle kırılgan gruplardan olan işçilere- yüklediği vergi yükümlülüğü yasal hakkın kullanılmasına engel teşkil edebileceğinden ölçülülük ilkesine uygunluğundan söz etmek mümkün bulunmamaktadır.</p>

<p>Bunların yanında, 6502 ve 4857 sayılı Kanunlarda tanınan haklar hak düşürücü sürelere tabi olup süresi içerisinde kullanılmaması halinde yapılan bildirimler Gelir İdaresi Başkanlığı görüşünde belirtilen “ayrıca taraflar arasında yeni bir kağıt düzenlenmesine veya karşı tarafın kabulüne gerek duyulmaksızın ihbara konu sözleşmeyi sona erdirme” niteliğine haiz olmayabilir.</p>

<p>Noterlikler tarafından düzenlenecek kağıtlara konu hakların süresi içerisinde kullanılıp kullanılmadığının doğru şekilde tespitine imkân bulunmamaktadır. Ayrıca, nispi damga vergisinin tespitine esas alınacak tutarın da neye göre belirleneceği -örneğin, haklı nedenle derhal feshe ilişkin düzenlenecek bir kâğıtta yargı mercileri önünde uyuşmazlık konusu olabilecek bir alacak tutarının Noterliklerce ne şekilde belirleneceği- açık ve net olmadığından gerek düzenleme gerekse Genelge ile getirilen uygulama belirli ve öngörülebilir nitelikte olamayıp iptali gerekmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonuç olarak, dava konusu Türkiye Noterler Birliğinin 29.08.2024 tarihli, “Fesih İhbarı Hk.” konulu 12 No.lu Genelgesinin;</p>

<p>a) Dayanağı Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun I/A-5 fıkrasında geçen “fesihname” ibaresi verginin yasallığı, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırılık teşkil ettiğinden, iptali istemiyle Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmasını,</p>

<p>b) Mevzuatta tanımı ve kapsamı belirlenmemiş “fesihname” işlemlerinin idarece keyfiliğe yol açacak şekilde yorumlanarak görüşe dayalı Genelde düzenlenmek suretiyle damga vergisine tabi tutulması idarenin kanuniliği ve verginin yasallığı ilkelerine aykırılık teşkil ettiğinden ve mülkiyet hakkına açıkça hukuka aykırı müdahale niteliğinde olduğundan öncelikle yürütmesinin durdurularak devamla iptaline karar verilmesini, talep ve dava zorunluluğu doğmuştur.</p>

<p><strong>C- YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEBİMİZ:</strong></p>

<p>İdari Yargılama Usul Kanunu 27/2. maddesi uyarınca ‘‘Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir’’.</p>

<p>6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında tüketicilerin, işçi ve işverenlerin kendilerine kanunla tanınmış bir hakkın kullanılması mahiyetindeki işlemlere ilişkin kağıtların herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir bir dayanağı bulunmaksızın Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun I/A-5 fıkrası kapsamında değerlendirilerek damga vergisine tabi tutulması, anılan Kanun hükümleriyle korunmak istenen menfaatlere aykırı olduğu gibi uygulanmaya devam edilmesi halinde kanunla verilmiş bulunan hakların kullanımına da engel teşkil edeceğinden ve Anayasa’nın 13. maddesine aykırı şekilde mülkiyet hakkı sınırlamasına sebep olacağından dava konusu Genelge hakkında yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi gerekmektedir.</p>

<p>SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan ve resen tespit edilecek nedenlerle;</p>

<p>1- Türkiye Noterler Birliğinin internet sitesinde 02.09.2024 tarihinde duyurulan, 29.08.2024 tarihli, “Fesih İhbarı Hk.” konulu 12 No.lu Genelge’nin öncelikle yürütmesinin durdurulmasına ve iptaline,</p>

<p>2- Genelge dayanağı Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun I/A-5 fıkrasında yer alan “Fesihnameler (Belli parayı ihtiva eden bir kâğıda taalluk edenler dahil)” düzenlemesinin Anayasa’nın 2., 5., 7., 8., 13., 35. ve 73. maddelerine aykırı olması nedeniyle iptali için Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına,</p>

<p>3- Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına,</p>

<p>Karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.</p>

<p><strong>Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı<br />
Vekilleri</strong></p>

<p>Eki:<br />
- Onanmış vekaletname örneği ve Yetki belgesi<br />
- Türkiye Noterler Birliğinin 29.08.2024 tarihli, “Fesih İhbarı Hk.” konulu 12 No.lu Genelgesi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/noter-araciligiyla-gonderilecek-bir-kisim-fesih-ihbarlarinin-damga-vergisine-tabi-tutulmasina-iliskin-genelgenin-yurutmesi-durduruldu</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/yargi/danistay-tbb.jpg" type="image/jpeg" length="87907"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2026/3109 E., 2026/5688 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20263109-e-20265688-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20263109-e-20265688-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2026 tarihli, 2026/3109 E., 2026/5688 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2026/3109 E., 2026/5688 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2024/582 E., 2026/401 K.<br />
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal ve Tescil - Aile Konutu Şerhi Konulması<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Aile Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/17 E., 2023/1023 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı ... vekili tarafından tapu iptal tescil ve aile konutu şerhi konulmasının kabulü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p>Dava, tapu iptali ve tescil ile aile konutu şerhi konulması istemine ilişkindir. Aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlıdır. Bu rıza alınmadan konutla ilgili yapılan tasarruf işlemi geçersizdir. Bu geçersizliği, rızası gereken eş konutun bu vasfını devam ettirmesi koşuluyla evlilik birliği süresince ileri sürebilir. Evlilik, boşanma yahut da iptal kararıyla sona ermiş ise 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin "Aile Konutuna" sağladığı koruma da sona erer, diğer eşin rızası alınmadan yapılan tasarruf işlemi yapıldığı andan itibaren geçerlilik kazanır. Toplanan delillerden, tarafların yargılama sırasında 21.01.2025 tarihinde kesinleşen kararla boşandıkları anlaşılmaktadır. Evlilik boşanma ile sona erdiğine göre dava konusu taşınmaz aile konutu olma niteliğini kaybetmiştir. Bu husus gözetilerek konusuz kalan dava hakkında "Karar verilmesine yer olmadığına" dair karar vermek ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretini, dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumları dikkate alınarak, tayin ve takdir etmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20263109-e-20265688-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi.jpg" type="image/jpeg" length="69322"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2026/270 E., 2026/5700 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-2026270-e-20265700-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-2026270-e-20265700-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2026 tarihli, 2026/270 E., 2026/5700 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2026/270 E., 2026/5700 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2025/1463 E., 2025/2110 K.<br />
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 3. Aile Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/502 E., 2025/49 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı - karşı davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, velayet, kişisel ilişki süresi, kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar ile erkeğin reddedilen maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası talebi yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;</p>

<p>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun yüksek yararı, yaşı ile anne ve babalık duygusunun tatmini ve infaz edilebilir nitelikte olması hususları birlikte değerlendirilerek çocuğun kişisel gelişimine en uygun düzenleme tercih edilmelidir. Çocuk anne ve babası ile düzenli kişisel ilişki kurma ve bu ilişkiyi sürdürme hakkına sahiptir. Anne ve babası ayrı olan çocuğun ebeveynleriyle düzenli kişisel ilişki kurması ve bu ilişkiyi sürdürmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, anne ve baba için de haktır. Kişisel ilişki sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya kaldırılabilir. Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun bedeni ve fikri gelişimi yanında ana ve/veya babalık duygularını tatmin de önemlidir. Çocuk ile babası arasında yeterli kişisel ilişki kurulamadığı taktirde güven duygusunun oluşamayacağı açıktır. Dosya kapsamı ve çocuğun yaşı dikkate alındığında, ortak çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişki babalık duygularını tatmine elverişli olmadığı gibi, çocuğun fikri ve sosyal gelişmesi için de yetersizdir. Mahkemece baba ile çocuk arasında yatılı olacak şekilde ve daha uygun süreli kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.</p>

<p><strong>KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davalı-karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin kişisel ilişkinin süresine yönelik temyiz itirazının kabulü ile bu yöne ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının B.2 numaralı bendinin hükümden tamamen çıkarılmasına yerine (B.2) numaralı bent olarak; " Velayeti davacı - karşı davalı anneye verilen müşterek çocuk ... ile davalı - karşı davacı baba arasında her ayın birinci ve üçüncü hafta sonu Cumartesi günü saat 10.00’dan Pazar günü saat 18.00’e kadar, dini bayramların ikinci günü saat 10.00’dan üçüncü günü saat 18.00’e kadar, her yıl babalar gününde saat 10.00'dan aynı gün saat 18.00’e kadar, her yıl iki haftalık sömestr tatilinin ilk hafta Pazartesi günü saat 10.00'dan takip eden Pazar günü saat 18.00'a kadar, her yıl 1 Temmuz günü saat 10.00’dan 31 Temmuz günü saat 18.00’a kadar kişisel ilişki kurulmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-2026270-e-20265700-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aa.jpeg" type="image/jpeg" length="48945"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2025/10813 E., 2026/5692 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-202510813-e-20265692-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-202510813-e-20265692-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2026 tarihli, 2025/10813 E., 2026/5692 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/10813 E., 2026/5692 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2025/2669 E., 2025/2678 K.<br />
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. Aile Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/875 E., 2025/670 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı - karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, asıl davanın reddi, nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;</p>

<p>1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince verilen kararın erkek tarafından istinaf edilmediği, kusur belirlemesi, asıl davanın reddi ve karşı davanın kabulü yönünden Bölge Adliye Mahkemesince de yeni bir hüküm kurulmadığı anlaşılmakla; erkeğin istinaf edilmeyerek kesinleşen kusur belirlemesi, asıl davanın reddi ve karşı davanın kabulü yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.</p>

<p>2.Erkek vekilinin diğer yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p>Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p>KARAR</p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1. Davacı - karşı davalı erkek vekilinin kusur belirlemesi, asıl davanın reddi ve karşı davanın kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE,</p>

<p>2. Sair hususlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, yatırılan harcın mahsubuna,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-202510813-e-20265692-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aaa.jpeg" type="image/jpeg" length="85746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2025/10820 E., 2026/5696 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-202510820-e-20265696-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-202510820-e-20265696-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2026 tarihli, 2025/10820 E., 2026/5696 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/10820 E., 2026/5696 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2023/2269 E., 2025/2533 K.<br />
DAVA TÜRÜ : Nafaka (Önlem Nafakası) ve Karşılıklı Boşanma<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 1. Aile Mahkemesi<br />
SAYISI : 2020/402 E., 2022/685 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek vekili tarafından asıl ve karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar, erkeğin reddedilen tazminat istemleri, velâyet, iştirak nafakası, nafakaya ÜFE oranında artış uygulanması ve artış uygulanmasına başlama tarihi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;</p>

<p>Davalı-davacı erkek vekilinin nafaka davasının kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;</p>

<p>Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz. Temyize konu edilen miktarın, kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.</p>

<p>Dosya içeriğine göre erkeğin temyizine konu nafaka davasında hükmedilen önlem nafakasının bir yıllık miktarı 6100 sayılı Kanun'un 04.06.2025 tarih ve 7550 sayılı Kanun uyarınca değişik ek madde 1/2 hükmü gereğince dava tarihi (2020 yılı) itibari ile kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; erkek vekilinin asıl davanın kabulü yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.</p>

<p>Davalı-davacı erkek vekilinin diğer yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.İlk Derece Mahkemesince iştirak nafakasına her yıl artış uygulanması talebi reddedilmiş, kadının bu yöne ilişkin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince iştirak nafakasıyla ilgili ''hükmedilen nafakanın İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden itibaren gelecek her yıl TÜİK tarafından belirlenen ÜFE oranında artırılmasına,'' karar verilmişse de İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden itibaren gelecek her yıl artış uygulanmasına hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.</p>

<p>Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın ilgili bent yönünden düzeltilerek onanması gerekmiştir.</p>

<p><strong>KARAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1.Davalı-davacı erkek vekilinin asıl davanın kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,</p>

<p>2.Davalı-davacı erkek vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>3.Davalı-davacı erkek vekilinin iştirak nafakasına İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden itibaren gelecek her yıl ÜFE oranında artış uygulanmasına yönelik temyiz itirazının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi'nin bu yöne ilişkin B-4/a bendinin ''...hükmedilen nafakanın İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden itibaren gelecek her yıl TÜİK tarafından belirlenen ÜFE oranında artırılmasına,'' ilişkin kısmın kaldırılmasına, yerine ''...hükmedilen iştirak nafakasının boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıldan başlanarak ve devam eden her yıl TÜİK'in belirlediği ÜFE oranında artırılmasına,'' ibaresinin eklenerek DÜZELTİLEREK ONANMASINA,</p>

<p>Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-202510820-e-20265696-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7a.jpeg" type="image/jpeg" length="15143"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM Başkanı Özkaya, Suudi Arabistan Adalet Bakanı ve beraberindeki heyeti kabul etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-suudi-arabistan-adalet-bakani-ve-beraberindeki-heyeti-kabul-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-suudi-arabistan-adalet-bakani-ve-beraberindeki-heyeti-kabul-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığının davetlisi olarak Türkiye’de bulunan Suudi Arabistan Krallığı Adalet Bakanı Waleed Mohammed Al Smani ve beraberindeki heyeti kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başkan Kadir Özkaya’nın makamında gerçekleşen görüşmede, ziyaretten duyulan memnuniyet dile getirilerek Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki köklü dostluk ve kardeşlik ilişkilerine vurgu yapıldı. İki ülke arasında karşılıklı saygı ve güven temelinde gelişen güçlü ilişkilerin hukuk ve yargı alanındaki iş birliğine de olumlu şekilde yansıdığı ifade edildi.</p>

<p>Türkiye ile Suudi Arabistan’ı birbirine bağlayan tarihî ve kültürel yakınlığın kurumlar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi bakımından önemli bir zemin oluşturduğu belirtildi. Bu kapsamda karşılıklı ziyaretlerin daha sık gerçekleştirilmesinin dostane ilişkilerin güçlendirilmesine, yargı kurumları arasındaki iletişimin artırılmasına, bilgi ve tecrübe paylaşımının geliştirilmesine katkı sağlayacağı değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görüşmede ayrıca hukuk ve yargı alanında iş birliği yapılabilecek konular, kurumsal tecrübe paylaşımının önemi ve ortak çalışma imkânları ile ilgili görüş alışverişinde bulunuldu. Bu tür temasların yalnızca yargı alanındaki ilişkileri geliştirmekle kalmayacağı, hem Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki kardeşlik ve dostluk bağlarının daha da pekişmesine hem de bölgenin önemli kazanımlar elde etmesine katkı sağlayacağı ifade edildi.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin yapısı, görev ve yetkileri, bireysel başvuru sisteminin işleyişi ile Mahkemenin üyesi olduğu uluslararası kuruluşlar ve dünya anayasa yargısı alanında yürüttüğü faaliyetlerle ilgili bilgi verdi.</p>

<p>Görüşmeye; Anayasa Mahkemesi Başkanvekilleri Basri Bağcı ve İrfan Fidan, Anayasa Mahkemesi Üyesi Muhterem İnce, Suudi Arabistan Krallığı Adalet Bakan Yardımcısı Mohammad Sulaiman Almutlaq, Suudi Arabistan Krallığı Ankara Büyükelçisi Fahad Bin Assaad Abualnasr ve Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Murat Azaklı ile diğer yetkililer katıldı.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/t1demkrw/1.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/wp4dsdnd/2.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/40zkxuwo/3.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/vyfngvqe/4.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-suudi-arabistan-adalet-bakani-ve-beraberindeki-heyeti-kabul-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/1-27.jpg" type="image/jpeg" length="38923"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[8 üniversiteye rektör atandı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/8-universiteye-rektor-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/8-universiteye-rektor-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyeliklerine dört isim belirlenirken, 8 üniversiteye de rektör ataması yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Tarafından Yapılan Atamalar Hakkında Kararlar (Karar: 2026/190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199), 23 Temmuz 2026 Tarihli ve 33318 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında, Yükseköğretim Kurulu üyeliklerine Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz ile Prof. Dr. Mürteza Bedir seçildi. Üniversitelerarası Kurul tarafından seçilen Prof. Dr. Kemal Şenocak ile Prof. Dr. İlhan İlkılıç da YÖK üyeliklerine atandı.</p>

<p><strong>İşte Göreve Getirilen Yeni Rektörler ve Üniversiteleri</strong></p>

<p>Rektörlük olarak atanan akademisyenler ve görev yapacakları kurumlar şu şekilde sıralandı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörlüğü:</strong> Prof. Dr. Gülçin Yahya Kaçar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörlüğü:</strong> Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İstanbul Gedik Üniversitesi Rektörlüğü:</strong> Prof. Dr. Feriha Erfan Kuyumcu</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörlüğü:</strong> Prof. Dr. Emre Alkin</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mudanya Üniversitesi Rektörlüğü:</strong> Prof. Dr. Ahmet Kesik</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sanko Üniversitesi Rektörlüğü:</strong> Prof. Dr. Güner Dağlı</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Türk-Alman Üniversitesi Rektörlüğü:</strong> Prof. Dr. Cemal Yıldız</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yalova Üniversitesi Rektörlüğü:</strong> Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, Genel, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/8-universiteye-rektor-atandi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/resmi-gazete.jpg" type="image/jpeg" length="57662"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anayasa Mahkemesi 4 sözleşmeli personel alacak]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-4-sozlesmeli-personel-alacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-4-sozlesmeli-personel-alacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (Başkanlık) merkez teşkilatında istihdam edilmek üzere, yapılacak sözlü sınav esas alınmak suretiyle, Destek Personeli (Temizlik Görevlisi) pozisyonu için toplam 4 (dört) sözleşmeli personel alınacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:</strong></p>

<p><strong>4 (DÖRT) SÖZLEŞMELİ PERSONEL ALIMI HAKKINDA DUYURU</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (Başkanlık) merkez teşkilatında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilmek üzere, 06/06/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar”ın Ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince, yapılacak sözlü sınav esas alınmak suretiyle, Destek Personeli (Temizlik Görevlisi) pozisyonu için toplam 4 (dört) sözleşmeli personel alınacaktır. S</p>

<p>özlü sınava katılma şartlarını taşıyan ve usulüne uygun olarak başvuranların; pozisyon sayısının 5 (beş) katından fazla olması halinde, 2024 KPSS (B) Grubu ilgili puan türünden en yüksek puan almış olan adaydan başlamak üzere 5 (beş) katı aday sözlü sınava çağrılacaktır. 2024 KPSS (B) Grubu ilgili puan türünden eşit puan almış olmaları nedeniyle son sıradaki aday sayısının birden fazla olması halinde ise bu adayların tümü sınava çağrılacaktır.</p>

<p><strong>I. GENEL ŞARTLAR</strong></p>

<p>Başvuracak adaylarda aranılan nitelikler ile 657 sayılı Kanun’un 48 inci maddesindeki genel şartlar ve ilan edilen münhal pozisyon için belirtilen özel şartlar aranır:</p>

<p>1. Türk Vatandaşı olmak,</p>

<p>2. Son başvuru tarihi itibarıyla 18 yaşını tamamlamış olmak,</p>

<p>3. Son başvuru tarihi itibarıyla 35 (otuz beş) yaşını doldurmamış olmak,</p>

<p>4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak,</p>

<p>5. Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak,</p>

<p>6. Erkek adaylar için askerlik durumu itibarıyla; askerlikle ilgisi bulunmamak, muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak,</p>

<p>7. Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek herhangi bir sağlık sorunu ve benzeri durumu bulunmamak,</p>

<p>8. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasının; "Bu şekilde istihdam edilenler, hizmet sözleşmesi esaslarına aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca sözleşmelerinin feshedilmesi veya sözleşme dönemi içerisinde Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenen istisnalar hariç sözleşmeyi tek taraflı feshetmeleri halinde, fesih tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kuramların sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilemezler." hükmüne uygun olmak,</p>

<p>9. Herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı almıyor olmak,</p>

<p>10. “7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu” ile “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik” uyarınca yaptırılacak “güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması” ya da “arşiv araştırması” sonucu olumlu olmak.</p>

<p>11. Kamu kurum ve kuruluşlarında başvuruda bulunacağı pozisyon unvanında sözleşmeli olarak çalışmıyor olmak.</p>

<p><strong>II- 4/B SÖZLEŞMELİ PERSONEL ALIMI ARANACAK ŞARTLAR</strong></p>

<p><strong>DESTEK PERSONELİ (TEMİZLİK GÖREVLİSİ)</strong></p>

<p>Bu pozisyonda 4 sözleşmeli personel alınacaktır.</p>

<p>Bu pozisyona başvuracaklarda aranacak şartlar:</p>

<p>1. Lise ve dengi okul mezunu olmak,</p>

<p>2. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından 2024 yılında yapılan, Kamu Personeli Seçme Sınavının KPSS (B) Grubu için KPSS-P94 puan türünden asgari 55 ve daha yukarı puan almak kaydıyla, müracaat edenlerin en yüksek puandan başlanarak sıralanması neticesinde alınacak sözleşmeli personel sayısı kadar aday arasına girmek,</p>

<p>3. Son başvuru tarihi itibarıyla 35 (otuz beş) yaşını doldurmamış olmak,</p>

<p>4. Herhangi bir Yükseköğretim Kurumunda örgün eğitime devam ediyor olmamak,</p>

<p>5. Görevini yapmasına engel olabilecek hastalık ve benzeri durumu bulunmamak.</p>

<p><strong>III- BAŞVURU ŞEKLİ VE YERİ</strong></p>

<p>a) Başvurular, 23 Temmuz 2026 Perşembe günü saat 13.30’da başlayıp 30 Temmuz 2026 Perşembe günü saat 23.59'da sona erecektir.</p>

<p>b) Başvurular, e-Devlet üzerinden Anayasa Mahkemesi Başkanlığı- Kariyer Kapısı Kamu İşe Alım veya Kariyer Kapısı (https://kariyerkapisi.gov.tr/isealim) adresinden elektronik ortamda başvuruda istenilen belgeleri de sisteme yüklemek suretiyle alınacaktır. Şahsen, kargo ya da posta yoluyla yapılan başvurular kabul edilmeyecektir.</p>

<p>c) Eksik belge ibraz edenlerin başvuruları kabul edilmeyecektir.</p>

<p>ç) Başkanlığımızın başvuru süresini uzatma hakkı saklıdır.</p>

<p>d) e-Devlet üzerinden elektronik ortamda yapılmayan başvurular dikkate alınmayacaktır.</p>

<p>e) Adayların elektronik ortamda meydana gelebilecek veya oluşabilecek diğer aksaklıkları göz önüne alarak başvurularını son güne bırakmamaları uygun olacaktır.</p>

<p><strong>IV- SINAV TARİHİ VE YERİ</strong></p>

<p>a) Sözlü sınav 20 Ağustos 2026 tarihinde Anayasa Mahkemesi Başkanlığında<br />
yapılacaktır.</p>

<p>b) Sözlü sınava girmeye hak kazanan adayların isimleri ile söz konusu adayların nerede sınava gireceklerine ilişkin listeler, sözlü sınav tarihinden en az 10 gün önce Başkanlığımız internet sitesinde (http://www.anayasa.gov.tr) ilan edilecektir. Ayrıca adaylar, sonuç bilgilerini Kariyer Kapısı Platformu üzerinden görüntüleyebilecektir. Adaylara ayrıca tebligat yapılmayacaktır.</p>

<p><strong>V- SINAV ŞEKLİ VE KONULARI</strong></p>

<p>a) Sınav, sözlü olmak üzere tek aşamalıdır.</p>

<p>b) Sözlü sınav konuları; genel yetenek, genel kültür ile istihdam edileceği alana ilişkin mesleki konulardan oluşur.</p>

<p><strong>VI- DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>a) Sözlü sınav, adayların;</p>

<p>- Sözlü sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi,</p>

<p>- Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü,</p>

<p>- Liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu,</p>

<p>- Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı, yönlerinden değerlendirilerek, ayrı ayrı puan verilmek suretiyle gerçekleştirilir.</p>

<p>b) Sözlü sınavda başarılı sayılmak için, yukarıda sayılan her bir kriter için 100 tam puan üzerinden en az 70 puan alınması gerekmektedir. Verilen bu puanların aritmetik ortalaması sözlü sınav puanını teşkil eder.</p>

<p>c) Sözlü sınav puanı en yüksek olan adaydan başlanmak suretiyle sınav duyurusunda belirtilen pozisyon sayısı kadar başarılı aday belirlenir.</p>

<p>ç) Başarı listesinde sıralama yapılırken, adayların sözlü sınav puanının eşit olması halinde başvurulan pozisyon için istenen KPSS türünden (P94) puanı yüksek olan adaya öncelik tanınacaktır.</p>

<p>d) Sözlü sınavda 70 ve üzerinde puan almış olmak başarı listesindeki sıralamaya giremeyen adaylar için müktesep hak teşkil etmez.</p>

<p>e) Sözlü sınava katılmaya hak kazandığı halde ilan edilen tarihte sözlü sınava katılmayan adaylar, sınava katılma hakkını kaybetmiş sayılacaktır.</p>

<p><strong>VII- SINAV SONUÇLARININ DUYURULMASI VE İTİRAZ</strong></p>

<p>a) Sözlü sınav sonuçları, www.anayasa.gov.tr adresinden T.C. kimlik numarası ile sorgulanabilecektir. Ayrıca adaylar, sonuç bilgilerini Kariyer Kapısı Platformu üzerinden görüntüleyebilecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>b) Sözlü sınav sonuçlarına, duyurunun yapıldığı günü takip eden tarihten itibaren 5 (beş) iş günü içerisinde dilekçe ile itiraz edilebilir. Postadaki gecikmeler dikkate alınmayacaktır.</p>

<p>İtirazlar, sınav kurulu tarafından incelenecek ve en geç 5 (beş) iş günü içinde karara bağlanarak sonuç ilgiliye bildirilecektir.</p>

<p><strong>VIII- YERLEŞTİRME</strong></p>

<p>a) Yerleştirme işlemi öncesi istenilecek belgeler ile birlikte sözleşmenin ne zaman yapılacağı nihai başarı listesi ile birlikte duyurulacaktır.</p>

<p>b) Göreve başlama şartlarını taşımadığı veya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilen adaylarla sözleşme yapılmayacak olup, bu hususların sözleşmeden sonra tespiti halinde yapılan sözleşmeler iptal edilerek ilgililer hakkında genel hükümlere göre işlem yapılacaktır.</p>

<p>Ayrıca idare tarafından kendisine bir bedel ödenmiş ise bu bedel yasal faizi ile birlikte tazmin edilecektir.</p>

<p>c) Göreve başlamaya hak kazananlardan geçerli bir mazereti olmaksızın süresi içerisinde görevine başlamayanların veya sözleşme imzalamaktan vazgeçenlerin sözleşmeleri iptal edilerek yerine yedek adaylar arasından nihai başarı listesindeki sıralamaya göre yerleştirme yapılacaktır.</p>

<p><strong>IX- DİĞER HUSUSLAR</strong></p>

<p>a) Adayların sınava girebilmeleri için T.C. kimlik numarası ve fotoğrafı bulunan; Türkiye Cumhuriyeti Nüfus Cüzdanı/Kimlik Kartı, sürücü belgesi veya kullanım süresi dolmamış pasaport belgesinden en az birini yanlarında bulundurmaları gerekmektedir. Bunlardan en az birinin olmaması durumunda aday sınava alınmayacaktır.</p>

<p>b) Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır.</p>

<p>c) Sözlü sınavda başarılı olup, listede yer alanlardan sınava başvuru şartlarını taşıyan ve kendilerine yapılacak bildirimde belirtilen süre içinde başvuru şartlarında yer alan belgeleri ibraz edenler istihdam edilecektir.</p>

<p>ç) Başarı listesinde yer alanlardan sözleşmeli istihdam işlemlerinin yapılması için kendilerine bildirilen süre içinde geçerli bir mazereti olmadığı halde başvurmayanlar ile gerekli şartları taşımadığı sonradan anlaşılanların sözleşmeli istihdam işlemleri yapılmayacaktır.</p>

<p>Sözleşmeli istihdam için kendilerine bildirilen süre içinde mazeretsiz olarak başvurmayan veya sözleşmeli istihdam işlemleri yapıldığı halde mazeretsiz olarak süresi içinde göreve başlamayan adaylar için sınav sonuçları müktesep hak sayılmaz.</p>

<p>d) Sınavı kazananlardan, sınav başvuru formunda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin, sınavları geçersiz sayılarak sözleşmeli istihdam işlemleri yapılmayacağı gibi, bu şekilde istihdam işlemleri yapılmış olsa dahi bu işlemler iptal edilecektir ve hiçbir hak talebi söz konusu olmayacaktır.</p>

<p><strong>X- e-DEVLET KARİYER KAPISI İŞE ALIM HİZMETİ ÜZERİNDEN SİSTEME</strong></p>

<p><strong>YÜKLENMESİ GEREKEN MÜRACAAT BELGELERİ</strong></p>

<p>a) Kimlik Bilgileri</p>

<p>b) İletişim Bilgileri</p>

<p>c) Fotoğraf</p>

<p>ç) Adli Sicil Bilgileri</p>

<p>d) Askerlik Bilgileri</p>

<p>e) KPSS Bilgileri</p>

<p><strong>XI- ATAMASI YAPILANLARDAN GÖREVE BAŞLAMADAN ÖNCE İSTENECEK BELGELER</strong></p>

<p>a) Başvuru sonuç belgesi</p>

<p>b) 2024 KPSS (B) grubu sonuç belgesi</p>

<p>c) Diploma veya e-Devlet üzerinden alınacak mezuniyet belgesi ç) Güncel tarihli adli sicil kaydını gösterir belge</p>

<p>d) Sağlık kurulu raporu</p>

<p>İLETİŞİM TEL:<br />
0312 463 74 55<br />
0312 463 74 56<br />
0312 463 74 57</p>

<p>İlan olunur.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURU</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-4-sozlesmeli-personel-alacak</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 08:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/yargi/aym-js.jpg" type="image/jpeg" length="24554"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cevresel-etki-degerlendirmesi-yeterlik-belgesi-tebliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cevresel-etki-degerlendirmesi-yeterlik-belgesi-tebliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, 23 Temmuz 2026 Tarihli ve 33318 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ YETERLİK BELGESİ TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 31/12/2022 tarihli ve 32060 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliğinin 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>“MADDE 6- (1) ÇED yeterlik belgesi almak isteyen kurum/kuruluş; unvan, adres ve iletişim bilgilerini sistem üzerinden doldurarak başvurur. Başvuru esnasında aşağıdaki belgelerin ilgili resmî kurumlarca onaylanmış örnekleri eklenir. Bakanlık belgeleri elektronik ortamdan alır veya ilgililerden sisteme yüklemesini ister. Başvuruda;</p>

<p>a) Kurum/kuruluşun; çevre konusunda mühendislik, müşavirlik, araştırma, geliştirme, etüt, fizibilite, proje, rapor ve benzeri çalışma konularını belgeleyen kuruluş senedini, ana sözleşmesini, esas sözleşmesini, şirket sözleşmesini veya tüzüğünü içeren Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi,</p>

<p>b) Başvuru tarihi itibarıyla ilgili il müdürlüğünden en fazla 180 gün önce alınmış yer uygunluk yazısı,</p>

<p>c) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında istihdam edilen personelin; mezuniyet belgesi, çevre ile ilgili konularda iş tecrübesini gösterir belge/belgeler, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) veya (b) bentlerinde belirtilen sayıda nihai ÇED raporu/PTD hazırlanmasında görev aldığına dair belge, SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü,</p>

<p>ç) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında istihdam edilen personelin; mezuniyet belgesi, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen tecrübe belgesi ve aynı fıkrada belirtilen sayıda nihai ÇED Raporu hazırlanmasında görev aldığına dair belge, SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü,</p>

<p>d) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında istihdam edilen personelin, mezuniyet belgesi ve SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü,</p>

<p>e) Başvuru bedelinin, Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü hesabına yatırıldığına dair belge,</p>

<p>f) Kurum/kuruluşun ortakları ve yönetim kurulu üyelerinin her birinin ve 5 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında görevlendirilecek tüm personelin lisans diploması esas olmak kaydıyla;</p>

<p>1) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı ilgili meslek odalarından alınan mühendislik-müşavirlik belgesi veya büro tescil belgesi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2) (1) numaralı alt bentte istenilen belgenin meslek odasının ilgili mevzuatı gereği alınamadığının belgelendirilmesi halinde oda sicil kaydı,</p>

<p>istenir.</p>

<p>(2) Kamu kurum ve kuruluşundan başvuru sırasında birinci fıkranın (c), (ç), (d) ve (e) bentlerinde belirtilen belgeler istenir. Bakanlık belgeleri elektronik ortamdan alır veya ilgililerden sisteme yüklenmesini ister. Kamu kurum ve kuruluşunda çalışan personelden SGK sigortalı işe giriş bildirgesi ile birinci fıkranın (f) bendinde belirtilen belgeler istenmez. Kamu kurum ve kuruluşundan bu madde kapsamında istenen belgelerde kurum onayı yeterlidir.</p>

<p>(3) 5 inci madde kapsamında istihdam edilen personelin, Ticaret Sicil Gazetesinde adı geçen şirket ortaklarının, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında yönetim organı olarak belirtilen şahıslar ile temsile yetkili kılınan şahısların kamu görevinden çıkarılmamış olması gerekir.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Tebliğin geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(5) Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce ÇED yeterlik belgesi alarak faaliyet gösteren kurum/kuruluş, bu fıkrayı ihdas eden Tebliğ ile yeniden düzenlenen 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (f) bendindeki şartları bu fıkranın yayımı tarihinden itibaren doksan gün içerisinde sağlamakla yükümlüdür.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cevresel-etki-degerlendirmesi-yeterlik-belgesi-tebliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 07:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakanligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="29048"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sigortacılık Destek Hizmetleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sigortacilik-destek-hizmetleri-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sigortacilik-destek-hizmetleri-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigortacılık Destek Hizmetleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 23 Temmuz 2026 Tarihli ve 33318 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>SİGORTACILIK DESTEK HİZMETLERİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>28/8/2015 tarihli ve 29459 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sigortacılık Destek Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“a) Kurul: Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulunu,”</p>

<p>“e) Kurum: Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunu,”</p>

<p>“g) Hasar araştırmacısı: Sigorta sözleşmesi kapsamında ileri sürülen tazminat talebine ilişkin olarak hasarın nedeni ve kapsamının, oluşan zararın niteliği ve miktarının tespiti ile sigorta suistimali bulunup bulunmadığının incelenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla hizmet sunan gerçek veya tüzel kişileri,</p>

<p>ğ) Sigorta aracısı: Sigorta acentesi ve brokerini,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Şirketlerin, sigorta acentelerinin, sigorta brokerlerinin ve sigorta eksperlerinin yönetim ve denetiminde bulunanlar ile bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar destek hizmeti kuruluşlarının yönetim kurullarında görev alamaz; imzaya yetkili olarak çalışamaz, bunlara ortak olamaz ve bunlardan ücret karşılığı herhangi bir iş kabul edemez. Şirketlerin veya şirketlerin mensup olduğu grupların hâkim hissedar olduğu destek hizmeti sağlayıcıları, ortaklık hariç, bu hükümden istisnadır.</p>

<p>(3) Bu Yönetmelik kapsamında destek hizmeti sunan gerçek ve tüzel kişiler sigorta aracılığı faaliyetinde bulunamaz; sigorta aracılığı faaliyetinde bulunan gerçek ve tüzel kişiler ise destek hizmeti sunamaz.</p>

<p>(4) Kurum, destek hizmeti sağlayıcısının sorumluluk sigortası yaptırmasını veya başka bir teminat sağlamasını talep edebilir. Sorumluluk sigortası ve teminatlara ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğe 8 inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddeler eklenmiştir.</p>

<p>“Hasar yönetim hizmeti ve asistans hizmeti sağlayıcılarına ilişkin çalışma usul ve esasları</p>

<p>MADDE 8/A- (1) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;</p>

<p>a) (c) bendi kapsamında hasar ihbarının alınarak şirket sistemi üzerinde hasar dosyası açılması, başvurandan bilgi ve belge talep edilmesi ile hasar talebinin değerlendirilmesi hizmetlerinin tamamını şirkete sağlayanlar,</p>

<p>b) (e) bendi kapsamında, riskin gerçekleşmesi halinde sigortalıya veya hak sahibine acil yardım, yol yardımı, konutta ve işyerinde yardım gibi hizmetleri yedi gün yirmi dört saat esasına göre sunmak üzere şirkete destek hizmeti sağlayanlar,</p>

<p>söz konusu hizmetleri sunabilmek için bu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde Kurumdan izin alır.</p>

<p>(2) Bu madde kapsamındaki destek hizmetlerini şirketlere sunmak isteyen sağlayıcılarda aşağıdaki nitelikler aranır:</p>

<p>a) Merkezlerinin Türkiye’de bulunması.</p>

<p>b) Anonim şirket şeklinde kurulmuş olması.</p>

<p>c) Yedinci fıkrada belirtilen özsermaye şartını yerine getirmiş olması.</p>

<p>ç) Faaliyetin yürütüleceği fiziksel mekân, teknik ve idari altyapı ile insan kaynakları bakımından yeterli donanıma sahip olması.</p>

<p>d) Kurucularının;</p>

<p>1) Müflis olmaması veya konkordato ilan etmemiş olması.</p>

<p>2) Kurucu veya ortak olmanın gerektirdiği malî güce ve itibara sahip olması.</p>

<p>3) Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinde belirtilen suçlardan hüküm giymemiş olması.</p>

<p>4) Tüzel kişi olması halinde bu tüzel kişinin yönetim ve denetimine sahip bulunanların malî güç dışında kurucularda aranan diğer şartları taşıması.</p>

<p>(3) Kurucuların malî güç ve itibarı, ilgilinin varlıklarına, borç ve yükümlülüklerine, vergi borcu ve sosyal güvenlik borcu bulunup bulunmadığına, son beş yıl içinde kullandığı krediler ve finansman kaynakları dolayısıyla icra takibine uğrayıp uğramadığına ve bu kapsamda Kurum tarafından uygun görülecek diğer hususlara göre değerlendirilir.</p>

<p>(4) Doğrudan veya dolaylı olarak sermayenin ya da oy ve intifa haklarının yüzde on ve daha fazlasına sahip olan veya bu oranların altında olsa dahi destek hizmeti sağlayıcılarının denetim ve yönetimine etkili olabilecek şekilde yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazını veren hisselere sahip olan ortakların, kurucularda aranan nitelikleri taşıması şarttır. Destek hizmeti kuruluşları, bu nitelikleri taşımayan ortaklarını Kuruma bildirir. Kurucularda aranan nitelikleri kaybeden ortaklar temettü dışındaki ortaklık haklarından yararlanamaz. Bu halde diğer ortaklık hakları kayyım tarafından kullanılır.</p>

<p>(5) Doğrudan veya dolaylı olarak destek hizmeti sağlayıcısının sermayesinin yüzde onunu, yüzde otuz üçünü veya yüzde ellisini bulacak ya da aşacak şekildeki hisse edinimleri ile bir ortağa ait hisselerin söz konusu oranları bulması veya bu oranların altına düşmesi sonucunu doğuran hisse devirleri Kurumun iznine tabidir.</p>

<p>(6) Destek hizmeti sağlayıcılarının faaliyetlerini yürütecekleri mekânın asgari fiziki özellikleri, teknik, sistemsel ve idari altyapı ile insan kaynaklarına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenebilir.</p>

<p>(7) Şirketlere bu madde kapsamında hizmet sunmak isteyen sağlayıcılar için asgari özsermaye miktarı iki yüz elli milyon Türk Lirasıdır. Kurum, şirketler ile gerçekleştirilen işin hacmi ve niteliğine göre sermaye tutarını yarısına kadar indirmeye veya iki katına kadar artırmaya yetkilidir. Söz konusu tutar, aksi Kurum tarafından belirlenmedikçe, her takvim yılı başında Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi yıllık değişim oranında (bir önceki yılın aynı ayına göre) artırılır. Bu artışın hesabında on bin Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz.</p>

<p>(8) 7 nci madde çerçevesinde oluşturulan Listeye kayıt olmadan bu madde kapsamındaki destek hizmetleri şirketlere sunulamaz. Bu hizmetleri sağlayanların Listeye kayıt öncesinde Kurumdan izin almaları gerekir. Kurumdan izin alan destek hizmeti sağlayıcıları Bilgi Merkezi tarafından ilan edilir.</p>

<p>(9) Kurum, bu maddede belirtilen izin ile ilgili işlemlerin incelenmesi ve onaya hazır hale getirilmesi hususunda ilgili sivil toplum ve meslek kuruluşlarına görev verebilir. İzne ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenebilir.</p>

<p>(10) Bu madde kapsamında izin verilmesine ilişkin şartların bir kısmının veya tamamının sonradan kaybedilmesi halinde, Kurum tarafından üç aydan az olmamak üzere verilecek süre içinde aykırılığın giderilmemesi durumunda, destek hizmeti sağlayıcısının izni Kurum tarafından iptal edilir.</p>

<p>(11) İlgili mevzuat hükümlerine aykırı davrandığı tespit edilen hizmet sağlayıcıların, üç aydan az olmamak kaydıyla verilecek süre içinde durumun düzeltilmemiş olması halinde, faaliyetleri altı aya kadar geçici olarak durdurulabilir. Hizmet sağlayıcısının faaliyete yeniden başlama tarihinden itibaren beş yıl içinde faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına neden olacak herhangi bir aykırılığın tespiti halinde faaliyet izni Kurul tarafından iptal edilir.</p>

<p>Hasar araştırmacılarına ilişkin çalışma usul ve esasları</p>

<p>MADDE 8/B- (1) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, şirketin hizmet akdi ile çalışanları dışında, hasar araştırmacılığı faaliyetinde bulunulabilmesi Kurumdan izin alınmasına bağlıdır.</p>

<p>(2) Hasar araştırmacısı olarak şirketlere hizmet vermek isteyen gerçek kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır:</p>

<p>a) Türkiye’de yerleşik olması.</p>

<p>b) Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olması.</p>

<p>c) Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinde belirtilen suçlardan hüküm giymemiş olması.</p>

<p>ç) İflas etmemiş ve konkordato ilan etmemiş olması.</p>

<p>d) En az iki yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olması.</p>

<p>e) Sigortacılık sektöründe hasar iş ve işlemlerine ilişkin olarak en az iki yıl çalışmış olması.</p>

<p>f) Sigortacılık Eğitim Merkezi tarafından verilen eğitimi başarıyla tamamlamış olması.</p>

<p>(3) Hasar araştırmacısı olarak şirketlere hizmet vermek isteyen tüzel kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır:</p>

<p>a) Merkezlerinin Türkiye’de bulunması.</p>

<p>b) İflas etmemiş ve konkordato ilan etmemiş olması.</p>

<p>c) Yetkililerinin, gerçek kişi ortaklarının ve tüzel kişi ortaklarının yetkililerinin Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinde belirtilen suçlardan hüküm giymemiş olması; ayrıca iflas etmemiş ve konkordato ilan etmemiş olması.</p>

<p>ç) Hasar araştırma faaliyetlerinde şirketi imzası ile temsil ve ilzam eden yetkililerinin Kurumdan izin almış gerçek kişi olması.</p>

<p>(4) Bu madde kapsamında izin verilmesine ilişkin şartların bir kısmının veya tamamının sonradan kaybedilmesi halinde, Kurum tarafından üç aydan az olmamak üzere verilecek süre içinde aykırılığın giderilmemesi durumunda, hasar araştırmacısının izni Kurum tarafından iptal edilir.</p>

<p>(5) Hasar araştırmacısı kanaatlerini somut bilgi ve belgeye dayandırır. Gerekli inceleme ve araştırmayı yapmadığı veya kasten taraflı karar verdiği tespit edilen veya ilgili tarafları suçlayıcı tutum ve davranış içinde olan hasar araştırmacısının izni Kurum tarafından iptal edilir.</p>

<p>(6) Kurum, bu maddede belirtilen izin ile ilgili işlemlerin incelenmesi ve onaya hazır hale getirilmesi hususunda ilgili sivil toplum ve meslek kuruluşlarına görev verebilir. İzne ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Mevcut sağlayıcılar ve hasar araştırmacıları</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla 8/A maddesi kapsamındaki hizmetleri şirketlere sunmakta olan mevcut sağlayıcılar aynı maddenin ikinci fıkrasının (b) bendine 31/12/2028 tarihine kadar uyum sağlar.</p>

<p>(2) Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla 8/A maddesi kapsamındaki hizmetleri şirketlere sunmakta olan mevcut sağlayıcılar; özsermayelerini aynı maddenin yedinci fıkrasında belirlenen tutarın 31/12/2026 itibarıyla yüzde yirmi beşinden; 31/12/2028 itibarıyla yüzde ellisinden ve 31/12/2030 itibarıyla yüzde yüzünden az olmayacak şekilde artırmak zorundadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(3) Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla 8/A maddesi kapsamındaki hizmetleri şirketlere sunmakta olan mevcut sağlayıcılar aynı maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi ve yedinci fıkrası dışındaki hükümlere 31/12/2026 tarihine kadar uyum sağlar.</p>

<p>(4) Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla faaliyette bulunan mevcut hasar araştırmacıları 31/12/2026 tarihine kadar 8/B maddesi hükümlerine uyum sağlar.</p>

<p>(5) Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla faaliyette bulunan mevcut hasar araştırmacıları, şirketlere hizmet sunduklarını Kurumca uygun görülen belgeler ile tevsik etmek kaydıyla yükseköğretim kurumlarından mezun olma şartından muaftır.</p>

<p>(6) 8/A maddesi kapsamındaki hizmetleri sunan mevcut sağlayıcılar ve hasar araştırmacıları bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla son bir yıl içinde şirketlere hizmet sunduklarını Kurumca uygun görülen belgeler ile tevsik etmek zorundadır.</p>

<p>(7) Kurum bu maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen uyum sürelerini altı ay uzatmaya yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 10- (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmelikte yer alan “Müsteşarlıkça” ibareleri “Kurumca”, “Müsteşarlığa” ibaresi “Kuruma” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sigortacilik-destek-hizmetleri-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="35551"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukat İbrahim Tankut Oran vefat etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukat-ibrahim-tankut-oran-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukat-ibrahim-tankut-oran-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Barosu üyesi Avukat İbrahim Tankut Oran (11048) vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Ankara Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;</i></p>

<p><strong>BAROMUZ ÜYESİ AV. İBRAHİM TANKUT ORAN (11048) VEFAT ETMİŞTİR</strong></p>

<p>02.12.1992 tarihinde avukatlık mesleğine başlayan Baromuz üyesi Av. İbrahim Tankut ORAN (11048) vefat etmiştir.</p>

<p>Cenazesi, 23.07.2026 Perşembe günü saat 16.00’da Gölbaşı Mezarlığı Camii’nde kılınacak namazın ardından Gölbaşı Mezarlığı’na defnedilecektir.</p>

<p>Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve Baromuz üyelerine başsağlığı dileriz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/ibrahim-tankut-oran.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukat-ibrahim-tankut-oran-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 23:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/ibrahim-tankut-oran-1.jpg" type="image/jpeg" length="81606"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[12. YARGI PAKETİNDE TOPLUMU İLGİLENDİREN EN ÖNEMLİ 3 KONU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinde-toplumu-ilgilendiren-en-onemli-3-konu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinde-toplumu-ilgilendiren-en-onemli-3-konu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MİRAS HUKUKU</strong></p>

<p>Miras kalan taşınmazlar yönünden bir değişiklik yapılmış ve taşınmazın aile içinde kalmasına yönelik bir düzenlemeye gidilmiş. Burada amaç aile mallarının mümkün olduğunca aile içinde kalmasını sağlamak ve mirasçıların hak kayıplarını önlemektir. Bu ne demek oluyor, önceden size miras kalan bir taşınmazın ihalesine herkes katılabiliyorken yapılan bu değişiklikle, ''taşınmazı miras yoluyla edinmiş olan bütün malikler'', ''miras dışında üçüncü bir kişinin mülkiyet hakkının bulunmaması'' durumlarında bir defaya mahsus olmak üzere ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilebilecek. Şartların birlikte sağlanmış olması durumunda birinci açık artırma bir defaya mahsus olmak üzere mirasçılar arasında yapılacak. Tabi mirasçılar arasında birinci açık artırma da yapılacak olan satış durumunda taşınmazın değerinin %50 sinden değil taşınmaz değerinin tamamından açık artırmaya gidilecek. Bu da mirasçılar arasında olası hak kayıplarını önlemek için taşınmazın değerinde satılması ve herkesin payına düşen hakkını en azından tam anlamıyla almasını sağlamak için yapılmış bir düzenleme diyebiliriz. Ancak şöyle bir durum var ki eğer bu mirasçılar arasındaki satışta en yüksek teklifi veren mirasçı bu teklifi belirlenen sürede yatırmazsa belli yaptırımlara maruz kalmasını da yine bu yargı paketi düzenlemiş. Yani eğer ihaleye gireceksen bu taşınmazı al yada bu iş çocuk oyuncağı değil bunun yaptırımını (taşınmaz değerinin %5 i) öde kardeşim diye bir düzenleme yapılmış diyebiliriz. Eğer oldu da bu taşınmazın mirasçılar arasında satış yoluyla ortaklık giderilemedi bu sefer 2. ihalede herkesin katılması durumu söz konusu olacak ve mirasçılar sonradan biz pişman olduk tekrar katılalım alalım edelim gibi bir durumu söz konusu olmayacak ihaleye parası olan herkes katılabilecek ve bu satış taşınmaz bedelinin %50 sinden başlayacak. Bu durum aslında mirasçılar için çok güzel bir uygulama diyebiliriz, teknik detaylarını mutlaka avukatınıza sorun anlatsın ben herkesin anlayabileceği şekilde yazmaya çalışıyorum.</p>

<p><strong>UZUN YARGILAMA</strong></p>

<p>Yine toplumda herkesin dilinden düşmeyen ''Mahkemeler çok uzun sürüyor'' düşüncesini yıkmaya yönelik ve mahkemelerin hızlı sonuçlanması için bir adım bu pakette atılmış ve hukuk davalarında duruşmalar arasında ki sürenin kural olarak 3 aydan uzun olamayacağı bu yargı paketiyle değişmiş olacak. Ama dikkat ederseniz kural olarak yazıyor yani bu ne demek dostlar istisnaları var demek. İstisnalar dışında hukuk davasında bir sonraki duruşma en fazla 3 ay sonra olacak demek. Tabi burada tüm duruşmalardan sonra her duruşma en fazla 3 ay sonra olur diye mahkemeden sonra avukatınızı arayıp adamı darlamayın niye 5 ay sonraya verdi hani 3 dü siz niye bir şey yapmadınız demediniz falan diyerek sorun çıkarıp avukatlarınızı da üzmeyin niye 3 aydan uzun bir süreye duruşmamızı verdi hakim diyerek hemen tepki de göstermeyin çünkü belli durumlarda hakimler 3 aydan fazla bir zaman dilimine de bir sonraki duruşmasını erteleyebilir bazı durumlarda bu mümkün olmayabilir. Bunun da yine hangi şartlarda olduğunu mutlaka kanun metninin detaylarından bakabilir yada avukatınıza sorabilirsiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>IBAN MAĞDURLARI</strong></p>

<p>Gelelim herkesin merak ettiği ve ülkemizde bir çok kişinin mutlaka bir yakının yada bir arkadaşının yada kendisinin başına gelen İBAN kullandırma sonucu ortaya çıkan ve herkesin kamuoyundan ''IBAN MAĞDURU'' diye bildiği durumla ilgili düzenlemeye. Uygulamada iban mağduru olarak adlandırılan kişilerin aslında bir çoğu bu durumdan habersiz, yalnızca banka hesap bilgilerini başkalarına verip kullandırmak suretiyle suçun iştirakçisi yani kıyısından köşesinden de olsa suça bulaşmış olması sebebiyle yargılanan kişilerdir. Bu kişilerde genelde ya maddi durumu çok kötü ve ülke ekonomisindeki sıkıntıların bir hayli fazla olması sebebiyle zor durumda olan öğrenci veya işsiz kalmış belli bir miktar komisyon karşılığında yine bu suça bulaşmış yada sadece arkadaşına ,yakınına , tanıdığına güvendiği için hesap bilgilerini veren ve bu durumdan dolayı da yargılanmış yahut hakkında mahkumiyet kararı verilmiş kişiler. Bu yargı paketinde toplumun büyük kesiminin beklediği bir çok önemli konudan biri olan bu düzenlemeyle ''İBAN KİRALAMA'' veya ''HESAP KULLANDIRMA'' olarak bilinen fiille ilgili olarak , TCK 158 de düzenlemeye gidilmiş ve dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak durumlarında ;</p>

<p>-- banka veya kredi kartının , --banka hesabının , -- ödeme hizmeti sağlayıcısındaki hesabın , --aracı kurum hesabının --kripto varlık hizmetleri yani kripto borsa hesabının -- bu hesapların kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçların başkasına verilmesinden ibaret olan durumlarda ceza yarı oranında indirilecek. Hesabını kullandıran herkes bundan direkt olarak faydalanacak yada lehine mi olacak diye herkesin aklına bu soru geliyor , burada şöyle bir durum var suça iştirak durumunda yalnızca hesabın veya ödeme aracının kullandırılmasıyla sınırlı olması lazım. Yani bu suça karışan kişiler direkt olarak mağdurla iletişime geçip dolandırıcılık planlarını organize etmişse bu suçtan dolayı bir gelir elde etmişse ve hesap kullandırma işiyle sınırlı kalmamışsa o zaman buna uygun olmadığı değerlendirilir. Çünkü burada bu yargı paketinde bu düzenlemenin yapılmasının amacı aslında şu , kanun koyucu suça iştirak edenleri , suçu direkt olarak işleyen kişiyle aynı statüye koymanın bir haksızlık olduğuna kanaat getirmiş ve toplumda bu konuda binlerce dosyanın olmasını göz ardı etmemiş ki bu düzenleme gelmiş. Ama her dosya ayrı ayrı kendi içinde özel olarak değerlendirilmelidir ki dosyanızın ne aşamada olduğu da yine çok önemli . Dosyanızın kesinleşmiş olması ile yargılama aşamasında bulunması farklı hukuki sonuçlar doğurabileceğinden mutlaka avukatınızdan hukuki destek alın. Çünkü her dosyada sanığın dosyaya iştirak biçimi , dosyanın kesinleşme tarihi vb. durumlar farklıdır. Tabi bir de zararın giderilip giderilmediği durumları da yine farklılık göstermektedir. Bu durumda mutlaka her dosya kendi içinde özel olarak değerlendirilmeli ve ona göre bir yol izlenmelidir. Dosyanızın durumuna göre de yeniden yargılama yada uyarlama gibi durumların değerlendirmesini de yine avukatınızla mutlaka yapın ve detaylı güzel hazırlanmış bir dilekçeyle bunları talep edin.</p>

<p>Burada bu İBAN MAGDURLARI özelinde yapılan bu değişiklik toplumun ciddi bir kesimi tarafından istenen ve beklenen bir durumdu, bu durum özelinde ufak da bir eleştiri yapmak istiyorum. Burada ilk kez bu suça karışan kişiler için farklı bir düzenleme getirilebilirdi. Etkin pişmanlık hükümleri genişletilebilirdi. Zararın karşılanma durumu daha farklı düzenlenebilirdi ki zaten bu suça bulaşmış kişilerin özellikle de öğrenci ve işsiz kalmış zorda kalmış kişiler olduğu bir ekonomik durumları kötü olduğu için buna bulaşmış olduğu düşünüldüğünde bir de zararın tamamının karşılanması çok büyük meblağlar için mümkün olmaya bilir diye düşünüyorum.</p>

<p>Komisyon karşılığı hesabını kullandıran bu kişiler için daha farklı bir düzenleme yapılabilirdi. Yani bir defa yada iki defa bu suça karışmış kişilerin durumuyla onlarca defa bunu yapmış kişilerin durumu farklı değerlendirilmeli diye düşünüyorum. Kaldı ki burada banka ve ödeme kuruluşları, kripto para borsaları gibi kurumlara da apayrı bir düzenleme getirilmesi lazım ki bu kadar kolay bu suçun işlenmesine sebep verilmesinin önüne geçilmesine yönelik bir çalışma da eklenebilirdi. Yani dijital bir çağda yapay zeka devrinde yaşıyoruz ve artık hırsızlık ve dolandırıcılık gibi suçların kemal sunal filmleri yada geçmiş yıllardaki gibi işlenmediği net bir şekilde ortadayken ve önümüzdeki 10 15 yıl içinde yaşadığımız dünyada herkesin bildiği şekilde bu suçların işlenmesi imkansız hale gelecek ki bu suçların tamamı dijitalde işleneceği de yine tüm uzmanlar tarafından öngörülüyorken bunlara çok daha önceden bu kadar mağdur ortaya çıkmadan tedbir alınması gerekiyor.</p>

<p>Toplumun beklentisinin devam ettiği diğer konular olan genel af, infaz indirimi, ehliyet affı süresiz nafakanın kaldırılması ve hızlı boşanma yada jet boşanma dediğimiz konular bu pakette yer almadı. İnşallah toplumun sıkıntı yaşadığı diğer tüm konularda da gerekli adımlar atılır.</p>

<p>Biz insan olarak ne yapılsa nasıl bir düzenleme gelse mutlaka bir kulp takarız zaten orası ayrı ama hiç bir konuda %100 doğru adaleti sağlayamasak da %100 e yakın bir adalet için çalışmaya devam etmek lazım diye düşünüyorum.</p>

<p><strong>Av. Melihresül ŞENOĞLU</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinde-toplumu-ilgilendiren-en-onemli-3-konu</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/bankamatik-pa.jpg" type="image/jpeg" length="82365"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[30 yıl sonra gelen beraat! Müebbet hapis cezası alan sanığın masum olduğu anlaşıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/30-yil-sonra-gelen-beraat-muebbet-hapis-cezasi-alan-sanigin-masum-oldugu-anlasildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/30-yil-sonra-gelen-beraat-muebbet-hapis-cezasi-alan-sanigin-masum-oldugu-anlasildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir kan lekesi onu yaklaşık 30 yıl özgürlüğünden etti. Gelişen DNA teknolojisi ve yıllar sonra ortaya çıkan gizli deliller, Elvio Marrero'nun işlemediği bir cinayet nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırıldığını gözler önüne serdi. Masum olduğu anlaşılan Marrero, yaklaşık 30 yıl sonra özgürlüğüne kavuştu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaklaşık 30 yıl önce bir cinayet nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırılan Elvio Marrero'nun davasında, gelişen DNA teknolojisi ve yıllar sonra ortaya çıkan yeni deliller dikkat çekti. Deliller, Marrero'nun mahkumiyetinin yeniden değerlendirilmesine neden oldu.</p>

<p><strong>ADALET GEÇ GELDİ</strong></p>

<p>HaberTürk'ten Mustafa Şeker'in haberine göre; olay, 1994 yılında ABD'nin Massachusetts eyaletine bağlı Greenfield kentinde meydana geldi. Habertürk muhabiri Mustafa Şekeroğlu’nun haberine göre; Pernell Kimplin isimli kişi, evinde elleri bağlanmış ve defalarca bıçaklanarak öldürülmüş halde bulundu.</p>

<p><strong>BAŞ ŞÜPHELİ OLARAK GÖZALTINA ALINDI</strong></p>

<p>Uyuşturucu ticareti yaptığı iddia edilen Elvio Marrero, cinayetin baş şüphelisi olarak gözaltına alındı. Marrero, ilk günden itibaren suçlamaları reddederek cinayetin işlendiği tarihte Dominik Cumhuriyeti'nde bulunduğunu, bunu gösteren seyahat kayıtlarının da mevcut olduğunu söyledi.</p>

<p>Ancak bu savunma mahkeme tarafından dikkate alınmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TEK DELİL KAN LEKESİYDİ</strong></p>

<p>Savcılık, davada en güçlü delil olarak Marrero'nun ceketinin kol kısmında bulunan kan lekelerini gösterdi.</p>

<p>Ancak dönemin DNA teknolojisi, bu kanın maktule ait olup olmadığını kesin olarak belirleyebilecek düzeyde değildi. Bu nedenle kanın maktule ait olma ihtimali de bilimsel olarak elenemedi.</p>

<p><strong>SUÇLU BULUNDU</strong></p>

<p>Bunun yanı sıra; güvenilirliği daha sonra tartışmalı hale gelen bazı tanık ifadeleri de dosyaya eklendi. Tüm bu deliller doğrultusunda Marrero, 1996 yılında suçlu bulunarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p><strong>30 YIL BOYUNCA MASUMİYETİNİ SAVUNDU</strong></p>

<p>Cezaevinde geçen 30 yıl boyunca Elvio Marrero, işlemediği bir cinayet nedeniyle hapse atıldığını söylemekten vazgeçmedi.</p>

<p>Dosya, yıllar sonra Boston College Innocence Program tarafından yeniden ele alındı.</p>

<p><strong>DNA HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ</strong></p>

<p>2018 yılında gelişmiş teknolojiyle yapılan yeni DNA incelemeleri, davanın seyrini tamamen değiştirdi. Analizler, savcılığın yıllarca en önemli delil olarak gösterdiği ceket üzerindeki kanın Pernell Kimplin'e ait olmadığını kesin olarak ortaya koydu.</p>

<p>Böylece mahkûmiyet kararının temelini oluşturan en güçlü fiziksel delil tamamen geçersiz hale geldi.</p>

<p><strong>GİZLENEN DELİLLER ORTAYA ÇIKTI</strong></p>

<p>Dosyanın yeniden incelenmesi sırasında çok daha çarpıcı bir ayrıntı da gün yüzüne çıktı.</p>

<p>Soruşturmayı yürüten polislerin, Marrero'nun cinayet sırasında Dominik Cumhuriyeti'nde bulunduğunu doğrulayabilecek uçuş kayıtlarını ve başka yerde olduğunu gösteren önemli delilleri mahkemeden gizlediği belirlendi. Bu gelişme, soruşturmanın tarafsızlığına ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu.</p>

<p><strong>30 YIL SONRA BERAAT ETTİ</strong></p>

<p>Yeni DNA bulguları ve ortaya çıkan gizli delillerin ardından Massachusetts Yüksek Adli Mahkemesi, Ocak 2024'te Elvio Marrero hakkındaki mahkûmiyet kararını bozdu.</p>

<p>Haziran 2026'da görülen davada jüri, Marrero'nun masum olduğuna karar vererek 30 yıl sonra resmen beraatine hükmetti.</p>

<p><strong>ABD’DEKİ KRİTİK DAVALARDAN BİRİ OLDU</strong></p>

<p>ABD’deki Marrero davası, gelişen DNA teknolojisinin adli vakalarda ne kadar kritik bir rol oynadığını ve delillerin eksik ya da kasıtlı olarak gizlenmesinin masum insanların yıllarca özgürlüğünden mahrum kalmasına yol açabileceğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak hukuk tarihindeki yerini aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/30-yil-sonra-gelen-beraat-muebbet-hapis-cezasi-alan-sanigin-masum-oldugu-anlasildi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-174.jpg" type="image/jpeg" length="76742"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 8. Daire'nin 2017/5702 E., 2020/5787 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-8-dairenin-20175702-e-20205787-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-8-dairenin-20175702-e-20205787-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 8. Dairesi'nin 17.12.2020 tarihli, 2017/5702 E., 2020/5787 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
SEKİZİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2017/5702<br />
Karar No : 2020/5787</strong></p>

<p>DAVACI : …<br />
VEKİLİ : Av. …</p>

<p>DAVALI : … Birliği<br />
VEKİLİ : Av. …, Av …</p>

<p><strong>DAVANIN KONUSU :</strong></p>

<p>1- Diş hekimi olan davacı tarafından, idari para cezasına ilişkin Türk Dişhekimleri Birliği Yüksek Disiplin Kurulu'nun … gün ve … sayılı işlemi ile</p>

<p>2- Bireysel işlemin dayanağı olan 20/05/1991 tarih ve 20876 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Diş Hekimleri Birliği ve Diş Hekimleri Odası Disiplin Yönetmeliğinin "Para Cezası" başlıklı 8. maddesinin (a) bendinde yer alan "Reçete kağıtları, el ilanları, promosyon malzemeleri ve benzeri araçlarla reklam yapmak veya sanal ortamlar da dahil olmak üzere her türlü iletişim araçlarında reklam amacına yönelik veya haksız rekabeti sağlayıcı yazılar yazmak, yazdırmak veya açıklamalarda bulunmak; çalıştığı veya ortağı olduğu kuruluş veya şirket aracılığı ile anılan eylemlerin yapılmasını sağlamak veya yapılmasına göz yummak" hükmünün iptali istenilmektedir.</p>

<p><strong>DAVACININ İDDİALARI :</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı'nca 03.02.2015 tarihli ve 29256 sayılı mezkur Yönetmeliğin yayınlanması ile dava konusu Yönetmelik maddesi hükmünün zımnen mülga olduğu, Sağlık Bakanlığı'nın yetkisinde olan tanıtım ve reklam uygulamalarının Sağlık Bakanlığı'nca değerlendirilmesi gerektiğinden Türk Dişhekimleri Odasınca hakkında uygulanan disiplin cezasının hukuka aykırılık oluşturacağı, açılan soruşturma kapsamında dosyada bulunan "Topluluklar sevgi ile kaynaşır, adaletle yaşar, dürüst çalışmakla hayatta kalır" başlıklı yazılı belgenin tamamen mevzuata uygun olarak bilgilendirme amacıyla yayınlandığı, söz konusu eylemler gerçekleştirilmeden evvel Antalya İl Sağlık Müdürlüğü'nden görüş alındığı, bu suretle dava konusu işlemlerin şekil ve sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğundan bahisle iptali istenilmiştir.</p>

<p><strong>DAVALININ SAVUNMASI :</strong></p>

<p>Dişhekimliği mesleğinin icrasında reklam yapmanın yasak olduğu, Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 40. maddesi, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 8 ve 9. maddeleri ve Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 25. maddesinde konuyla ilgili düzenlemelere yer verildiği, özel sağlık kuruluşları ile çalışanlarının her ne şekilde olursa olsun reklam veya propaganda yapmaları ve mesleki rekabet dışındaki bir rekabette bulunmalarının kesin olarak yasaklandığı, dava konusu Yönetmelik hükmü ile ise bu hükümlere aykırı davrananlara para cezası verileceğine ilişkin düzenlemeye yer verilerek yaptırıma bağlandığı, tıbbi deontoloji ve meslek etiğine aykırı davranışları belirleme ve bunların hukuki denetimini yapma yetkisinin 3224 sayılı Kanun ile Türk Dişhekimleri Odalarına verildiği, Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile dişhekimlerinin mesleki faaliyet gösterdikleri sağlık kuruluşlarının faaliyetleri, denetimi gibi hususların usul ve esaslarını düzenlemekte olup, tıbbi deontoloji ve meslek etiği ilkeleri ile ilgili bir düzenleme içermediği, dava konusu Yönetmelik hükmü ile Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliği'nin düzenleme alanları birbirinden farklı olduğundan, dava konusu Yönetmelik hükmünün mülga olduğuna ilişkin iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğu, mesul müdür olan dişhekiminin sağlık kuruluşunda dişhekimliği ile ilgili mevzuat hükümlerine uyulmasını sağlama yükümlülüğünün bulunduğu, yükümlülüğün ihlali halinde sağlık kuruluşunun organı olan dişhekimi mesul müdür hakkında soruşturma açılması ve sonucunda disiplin cezası verilmesinin mesul müdürlük görevinin doğası gereği olduğu, disiplin cezasına konu sözleşme ile bir kısım diş tedavi hizmetlerinden ücret alınmayacağı, bir kısım hizmet ücretlerinin ise indirimli olacağını belirterek tedavi ücretleri üzerinden haksız rekabet oluşturmak suretiyle hasta teminin amaçlandığı, mevzuata aykırı davranışlarının karşılığı olarak verilen disiplin cezası kararı hukuka uygun olduğundan istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.</p>

<p><strong>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …</strong></p>

<p><strong>DÜŞÜNCESİ :</strong> Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>DANIŞTAY SAVCISI : …</strong></p>

<p><strong>DÜŞÜNCESİ : </strong>20/05/1991 tarih ve 20876 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Diş Hekimleri Birliği ve Diş Hekimleri Odası Disiplin Yönetmeliğinin "Para Cezası" başlıklı 8. maddesinin (a) bendi ile bu maddeye dayanılarak diş hekimi olan davacının para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Türk Dişhekimleri Birliği Yüksek Disiplin Kurulu'nun … gün ve … sayılı işleminin; Sağlık Bakanlığı'nın yetkisinde olan tanıtım ve reklam uygulamalarının Sağlık Bakanlığı'nca değerlendirilmesi gerektiği, Türk Dişhekimleri Odasınca hakkında uygulanan disiplin cezasının hukuka aykırılık oluşturacağı, "Topluluklar sevgi ile kaynaşır, adaletle yaşar, dürüst çalışmakla hayatta kalır" başlıklı yazılı belgenin tamamen mevzuata uygun olarak bilgilendirme amacıyla yayınlandığından bahisle iptali istenilmektedir.<br />
Dosyanın incelenmesinden, iptali istenen Yönetmelik hükmünün içerdiği düzenlemede hukuka, hizmet gereklerine, üst normlara aykırılık ve iptali gerektirecek bir husus bulunmadığı gibi davacıya ceza verilmesine konu teşkil eden broşürde yer alan "kendine yapılmayacak tedaviyi başkasına yapmama prensibi ile yola çıkılan süreçte … Diş Klinikleri; teknolojinin, 13 yıllık bilgi birikiminin ışığında gelişmeye, yenilenmeye ve genişlemeye devam ederek hizmet kalitesini gün geçtikçe arttırmaktadır." şeklindeki ibarenin reklam unsuru içerdiği, haksız rekabet niteliği taşıdığı ve belli bir alanda verilen sağlık hizmetinin ticari niteliğe büründürülerek düzenleyici kuralların ihlali sonucunu doğurduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :</strong></p>

<p>Özel … Ağız ve Diş sağlığı Polikliniği'nin … Bankası A.Ş. ile davacının bağlı olduğu Odanın bilgisi olmaksızın anlaşma sağlandığı, muayene ve tedavi ücretleri üzerinden broşürler aracılığıyla reklam yapıldığı ileri sürülmesi üzerine davacı hakkında açılan soruşturma sonucunda; … Diş Hekimleri Odası tarafından, davacının bahse konu eylemleri gerçekleştirdiği kanaatiyle Disiplin Yönetmeliğinin 8/a , 8/c, 8/f, 8/ı, 8/n hükümleri uyarınca muayene ücretinin 50 katı tutarında para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara yapılan itiraz üzerine, davalı Türk Diş Hekimleri Birliği Yüksek Disiplin Kurulu'nun … gün ve … sayılı kararı ile davacının itirazının reddi ile Oda Disiplin Kurulunca verilen disiplin cezasına ilişkin kararın eyleme uyan hükmün Disiplin Yönetmeliğinin 8/a maddesi olarak düzeltilmesine, idari para cezasının ise 2015 yılı muayene ve tedavi ücretinin 10 katı olarak olarak düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı tarafından, Türk Diş Hekimleri Birliği ve Diş Hekimleri Odası Disiplin Yönetmeliğinin "Para Cezası" başlıklı 8. maddesinin (a) bendi ve Türk Dişhekimleri Birliği Yüksek Disiplin Kurulu'nun … gün ve … sayılı işleminin iptali istemi ile dava açılmıştır.</p>

<p><strong>ESAS YÖNÜNDEN</strong></p>

<p>İlgili Mevzuat</p>

<p>Anayasanın, "Yönetmelikler", başlıklı 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği, "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları", başlıklı 135. maddesinde de; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleri olduğu, hükmüne yer verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair kanunun 24. maddesinde, mesleklerini uygulayan hekimlerin, hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtisaslarını bildiren ilanlar terkibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmalarının ve aynı kanunun 40. maddesinde ise diş hekimlerinin diğer suretlerle reklam ve saire yapmalarının yasak olduğu kurala bağlanmıştır.</p>

<p>Tıbbi Deontoloji Tüzüğünün 8. maddesinde; tabiplik ve diş tabipliği mesleklerine ve tedavi müesseselerine, ticari bir veçhe verilemeyeceği, tabip ve diş tabibinin yapacağı yayınlarda tababet mesleğinin şerefini üstün tutmaya mecbur olduğu, her ne suretle olursa olsun, yazılarında kendi reklamını yapamayacağı, tabip ve diş tabibinin, gazetelerde ve diğer neşir vasıtalarında, reklam mahiyetinde teşekkür ilanları yazdıramayacağı; 9. maddesinde, tabip ve diş tabibinin, gazete ve sair neşir vasıtaları ile yapacağı ilanlarda ve reçete kağıtlarında, ancak ad ve soyadı ile adresini, Tababet İhtisas Nizamnamesine göre kabul edilmiş olan ihtisas şubesini, akademik unvanını ve muayene gün ve saatlerini yazabileceği; 39. maddesinde, tabip ve diş tabibinin meslektaşlarının hastalarını elde etmeye matuf hareket ve teşebbüslerde bulunamayacağı hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>Öte yandan, 3224 sayılı Türk Dişhekimleri Birliği Kanununun "Disiplin Cezaları" başlığını taşıyan 44. maddesinde, dişhekimlerine verilebilecek disiplin cezaları tek tek sayılarak,disiplin cezalarını gerektiren fiiller ve bu fiillere uygulanacak disiplin cezalarındaki yöntem ve usullerin Birlikçe düzenlenecek bir yönetmelikle gösterileceği hükme bağlanmış olup, bu hükme dayanılarak çıkarılan Türk Dişhekimleri Birliği ve Dişhekimleri Odalarının Disiplin Yönetmeliğinin "Para Cezası" başlıklı 8. maddesi;</p>

<p>(a) "Reçete kağıtları, el ilanları, promosyon malzemeleri ve benzeri araçlarla reklam yapmak veya sanal ortamlar da dahil olmak üzere her türlü iletişim araçlarında reklam amacına yönelik veya haksız rekabeti sağlayıcı yazılar yazmak, yazdırmak veya açıklamalarda bulunmak; çalıştığı veya ortağı olduğu kuruluş veya şirket aracılığı ile anılan eylemlerin yapılmasını sağlamak veya yapılmasına göz yummak, ... c) Meslek uygulamasında herhangi bir şekilde haksız kazanç sağlamaya yönelik davranışlarda bulunmak, ...f) (Değişik:RG-22/10/2013-28799) Muayene veya tedavi ücreti üzerinden reklam yahut propaganda yapmak,... ı) Kendisine hasta sağlaması için aracı kullanmak veya herhangi bir kişi veya kuruma bu nedenle çıkar sağlamak,</p>

<p>...n) Kurum ve kuruluş çalışanlarının ağız diş sağlığı muayene ve tedavilerinin yapılmasına yönelik olarak ilgili kurum ve kuruluşlarla Oda bilgisi ve onayı dışında sözleşme yapmak.<br />
" hükümlerine haizdir.</p>

<p>Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 11. maddesinde de, hekimin mesleğini icra ederken reklam yapamayacağı, ticari reklamlara araç olamayacağı, çalışmalarına ticari bir görünüm veremeyeceği, insanları yanıltıcı, paniğe düşürücü, yanlış yönlendirici, meslektaşları arasında haksız rekabete yol açıcı davranışlarda bulunamayacağı, hekimin yayın araçlarıyla yapacağı duyurularda varsa Tababet Uzmanlık Tüzüğüne göre kabul edilmiş olan uzmanlık alanını, çalışma gün ve saatlerini bildirilebileceği öngörülmüştür.</p>

<p>Hukuki Değerlendirme</p>

<p>Dava konusu Yönetmelik Kuralının İncelenmesi</p>

<p>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde meslek mensuplarının meslek ahlakına uygun davranmasını sağlayarak kamunun sağlık hizmetlerini düzenli ve düzgün olarak almasını temin etmek ve bu esnada da mesleki düzen ve geleneklere uygun hareket edilmesini sağlamak Türk Diş Hekimleri Birliği ve Birliğe bağlı odaların görevidir.</p>

<p>Dairemizin 24/11/2004 tarih, E:2003/5850, K:2004/4461 sayılı kararı ile birçok yargısal içtihadın da ''Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları; Anayasa'da ve kanunlarında gösterilen amaçlarını gerçekleştirmek için meslektaşlar arasında dayanışmayı sağlayıcı itimat duygusunu geliştirici, haksız rekabeti önleyici, meslek onur ve bekasını koruyucu ve halkın mesleğe ve meslek mensuplarına karşı güvenini oluşturacak mesleki ahlak ve disiplinine ilişkin kuralları belirlemek ve buna uyulmasını sağlamak için yaptırım uygulama yetkisine'' sahip oldukları belirtilmiştir.</p>

<p>Bu itibarla, Türk Dişhekimleri Birliği ve Dişhekimleri Odalarının Disiplin Yönetmeliğinin iptali istenilen 8/a maddesinin; dayanağı Yasa maddesi ve hekimlerin reklâm yapmasının ve bu reklâmdan yararlanarak rekabet oluşturmasının yasak olduğunu belirleyen ilgili diğer Yasa ve Tüzük kurallarına aykırılık taşımadığı sonucuna varılmaktadır.</p>

<p>Bireysel İşlemin İncelenmesi</p>

<p>Davacıya para cezası verilmesine konu teşkil eden ve dosya içinde yer alan broşürün incelenmesinden; söz konusu broşürde yer alan "... Kurucumuz Diş Hekimi ...'in kendine yapılmayacak tedaviyi başkasına yapmama prensibi ile yola çıktığı bu süreçte, ... Diş Klinikleri teknolojinin, 13 yıllık tecrübe ve bilgi birikiminin ışığında gelişmeye, yenilenmeye ve genişlemeye devam ederek hizmet kalitesinin gün geçtikçe artırmaktadır... " ifadeler reklam unsuru içermekte olup, belli bir alanda verilen sağlık hizmetinin ticari bir niteliğe büründürülerek talep oluşturmaya yönelik olduğu, dolayısıyla alıntısı yapılan Yasal ve düzenleyici kuralların ihlali sonucunu doğurduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle, dava konusu Yönetmelik maddesinde ve bu Yönetmelik uyarınca davacının para cezası ile cezalandırılmasına dair tesis olunan dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Davanın REDDİNE,</p>

<p>2. Dava ret ile sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen başvuru harcı, karar harcı, vekalet harcı ve posta gideri ile birlikte ortaya çıkan …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,</p>

<p>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,</p>

<p>4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,</p>

<p>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,<br />
17/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-8-dairenin-20175702-e-20205787-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/yargi/danistay7.jpg" type="image/jpeg" length="78698"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRKİYE'DE DİŞ HEKİMLİĞİ MESLEĞİNE YÖNELİK REKLAM YASAĞI: HUKUKİ ÇERÇEVE VE UYGULAMA]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turkiyede-dis-hekimligi-meslegine-yonelik-reklam-yasagi-hukuki-cerceve-ve-uygulama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turkiyede-dis-hekimligi-meslegine-yonelik-reklam-yasagi-hukuki-cerceve-ve-uygulama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p>Diş hekimliği, insan sağlığını doğrudan ilgilendiren bir kamu hizmeti niteliği taşıması nedeniyle, klasik ticari faaliyetlerden farklı bir hukuki rejime tabidir. Bu rejimin en belirgin unsurlarından biri, hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının reklam yapmasının yasaklanmış olmasıdır. Sağlık hizmetinin ticari bir metaya dönüştürülmesini önlemek, hastaların yanıltılmasının önüne geçmek ve meslek mensupları arasında haksız rekabetin doğmasını engellemek amacıyla getirilen bu yasak, Türk hukukunda köklü bir geçmişe sahiptir.</p>

<p>Zaman zaman kamuoyunda sağlıkta reklam yasağının yeni bir düzenleme olduğu yönünde bir algı bulunsa da, <strong>mevzuatımızda sağlık alanında reklama hiçbir zaman izin verilmemiştir</strong>. Yasak; kanun, tüzük ve yönetmelik düzeyinde birçok normda tekrar edilmiş, ayrıca yerleşik yargı içtihatları ile de teyit edilmiştir. Aşağıda önce yasağın hukuki dayanakları, ardından izin verilen bilgilendirme ile yasak reklam arasındaki sınır, yaptırımlar ve somut bir Reklam Kurulu kararı ele alınacaktır.</p>

<p><strong>II. Reklam Yasağının Hukuki Dayanakları</strong></p>

<p><strong>1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun</strong> reklam yasağının temel taşıdır. Kanun'un 24 ve 40. maddeleri uyarınca hekimler ve diş hekimleri; yalnızca muayene yerini, çalışma saatlerini ve uzmanlık alanlarını bildiren ilanlar verebilir. Bunun dışında her türlü reklam ve tanıtım açıkça yasaklanmıştır.</p>

<p><strong>3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu</strong>, meslek onurunu ve halkın mesleğe güvenini korumayı Birliğe ve bölge odalarına görev olarak vermiştir. Kanun'un 45. maddesi ile bu doğrultuda düzenleme yapma ve denetim yetkisi tanınmıştır. Buna paralel olarak, tabipler bakımından <strong>6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu</strong> da benzer bir çerçeve öngörür.</p>

<p>Reklam yasağı yalnızca meslek mevzuatıyla sınırlı değildir. <strong>6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun</strong> ve buna dayanan <strong>Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği</strong>, aldatıcı ve haksız reklamları yasaklamakta; sağlık alanındaki hukuka aykırı tanıtımlar bakımından Reklam Kurulu'na idari yaptırım uygulama yetkisi vermektedir. Ayrıca <strong>Tıbbi Deontoloji Tüzüğü</strong> (m. 8, 9, 39), <strong>Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik</strong> ve <strong>5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun</strong> da konuyla ilgili tamamlayıcı hükümler içerir.</p>

<p>29 Temmuz 2023 tarihinde yürürlüğe giren <strong>Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik</strong>, tanıtım ile reklam arasındaki sınırı yeniden çizmiş; hekim, diş hekimi, sağlık kuruluşları ve sağlık turizmi aracı kuruluşlarını kapsam altına almıştır. Ancak bu Yönetmelik yeni bir yasak getirmemekte, var olan yasağı güncel iletişim ortamlarına uyarlayarak teyit etmektedir. Yönetmelikle, tanıtımın reklam niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirmek üzere illerde <strong>Sağlıkta Bilgilendirme ve Tanıtım Faaliyetleri İl Değerlendirme Komisyonu</strong> kurulması öngörülmüştür.</p>

<p><strong>III. İzin Verilen Bilgilendirme ile Yasak Reklam Arasındaki Sınır</strong></p>

<p>Mevzuat, hastanın doğru sağlık hizmetine ulaşmasını sağlayan bilgilendirme ile talep yaratmaya yönelik reklamı birbirinden ayırır. İzin verilen bilgilendirme; hekimin ad ve soyadı, mesleki ve akademik unvanı, muayenehane ya da kuruluşun adı, adresi, iletişim bilgileri, hasta kabul edilen uzmanlık dalları ile çalışma saatlerini kapsar. Sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikteki bilimsel içerikler de belirli koşullarla paylaşılabilir.</p>

<p>Buna karşılık, <strong>aşağıdaki uygulamalar reklam sayılır ve yasaktır</strong>: tedavi öncesi–sonrası (“önce/sonra”) görsellerinin paylaşılması; indirim, kampanya, taksit veya fiyat duyuruları; hasta yorumları ve teşekkür ilanlarının tanıtım amaçlı kullanımı; “en iyi”, “uzman kadro”, “ileri teknoloji” gibi üstünlük ve talep yaratıcı ifadeler; sosyal medya ve internet üzerinden yönlendirme ile hasta simsarlığı/aracılık faaliyetleri. Ölçüt, tanıtımın “belli bir alandaki sağlık hizmetini ticari bir niteliğe büründürerek talep oluşturmaya yönelik olup olmadığıdır.”</p>

<p><strong>IV. Yaptırımlar</strong></p>

<p>Reklam yasağının ihlali, birbirinden bağımsız iki ayrı yaptırım mekanizmasını harekete geçirebilir. <strong>Disiplin yaptırımları</strong> bakımından, Türk Diş Hekimleri Birliği ve Diş Hekimleri Odaları Disiplin Yönetmeliği uyarınca; ilk ihlalde yazılı uyarıdan başlayarak, muayene ücretinin katları tutarında para cezasına ve tekrarı halinde meslekten geçici men cezasına kadar giden yaptırımlar uygulanabilir. <strong>İdari para cezaları</strong> bakımından ise Reklam Kurulu, 6502 sayılı Kanun kapsamında hukuka aykırı reklamın durdurulmasına ve idari para cezasına hükmedebilir.</p>

<p><strong>V. Somut Örnek: Reklam Kurulu Kararı</strong></p>

<p>Reklam Kurulu'nun 08.01.2021 tarihli kararı, konunun uygulamada nasıl somutlaştığını göstermesi bakımından öğreticidir. Karara konu olayda; bir kişinin Facebook, Instagram ve Google gibi platformlar ile internet sitesi üzerinden diş hekimliği hizmetlerine ilişkin tanıtım yaptığı ve anlaşmalı hekim/kuruluşlar için randevu oluşturarak aracılık faaliyetinde bulunduğu tespit edilmiştir. Tanıtımlarda “uzman kadromuz ile hizmetinizdeyiz”, “güncel teknoloji ve kaliteli malzemeler” gibi ifadelere ve hastaların <strong>tedavi öncesi–sonrası görüntülerine</strong> yer verildiği belirlenmiştir.</p>

<p>Kurul, söz konusu tanıtımların mevzuatta izin verilen bilgilendirme sınırlarını aştığını; sağlık hizmetine ticari bir görünüm veren, talep yaratıcı ve diğer sağlık kuruluşları aleyhine haksız rekabete yol açıcı nitelikte olduğunu değerlendirmiştir. Ayrıca internet sitesi aracılığıyla yürütülen aracılık faaliyetinin tüketicileri yanıltıcı ve bilgi eksikliklerini istismar edici olduğu sonucuna varılmıştır. Karar gerekçesinde şu mevzuat hükümlerine aykırılık tespit edilmiştir:</p>

<p><i>6023 s. Türk Tabipleri Birliği Kanunu m. 64; 3224 s. Türk Dişhekimleri Birliği Kanunu m. 45; 1219 s. Kanun m. 1 ve 40; Tıbbi Deontoloji Tüzüğü m. 8, 9, 39; Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik m. 25; Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği m. 5/ğ, 5/h, 7 ve 32; 6502 s. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 61.</i></p>

<p>Bu tespitler doğrultusunda Kurul, reklam veren hakkında 6502 sayılı Kanun'un 63 ve 77/13. maddeleri uyarınca <strong>104.781-TL idari para cezası</strong> ile söz konusu reklamların <strong>durdurulması</strong> cezasına hükmetmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu idari kararı, yargısal içtihat da desteklemektedir. <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-8-dairenin-20175702-e-20205787-k-sayili-karari" rel="dofollow">Danıştay 8. Dairesi'nin 17.12.2020 tarihli ve E. 2017/5702, K. 2020/5787 sayılı kararı</a>nda</strong>; broşür ve benzeri araçlarla reklam yapan bir diş hekimine verilen disiplin para cezasının dayanağı olan Disiplin Yönetmeliği hükmünün, hekimlerin reklam yapmasını ve bu yolla rekabet oluşturmasını yasaklayan üst normlara aykırılık taşımadığı; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bu alanda yaptırım uygulama yetkisine sahip olduğu vurgulanmıştır.</p>

<p><strong>VI. Sonuç ve Değerlendirme</strong></p>

<p>Türk hukukunda diş hekimliği mesleğine yönelik reklam yasağı, tek bir düzenlemeye değil, birbirini tamamlayan çok katmanlı bir mevzuata ve yerleşik içtihada dayanır. Yasağın özü; sağlık hizmetinin ticarileştirilmesini, hastaların yanıltılmasını ve meslek mensupları arasında haksız rekabeti önlemektir. Hekim ve kuruluşlar yalnızca kimlik, adres, uzmanlık ve çalışma saatleri gibi bilgilendirici içerikleri paylaşabilir; öncesi-sonrası görselleri, kampanya duyuruları, üstünlük iddiaları ve aracılık faaliyetleri yasak kapsamındadır.</p>

<p>İncelenen Reklam Kurulu kararı ve Danıştay içtihadı, yasağın kağıt üzerinde kalmadığını; hem idari para cezası hem de disiplin yaptırımı biçiminde etkin şekilde uygulandığını göstermektedir. Özellikle sosyal medya ve internet tabanlı tanıtımların yaygınlaşmasıyla birlikte, hekimlerin mevcut web sitelerini ve sosyal medya hesaplarını yürürlükteki mevzuata uygun hale getirmeleri, olası ağır yaptırımlardan kaçınmak açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/emre-guler.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/emre-guler.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Emre GÜLER</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turkiyede-dis-hekimligi-meslegine-yonelik-reklam-yasagi-hukuki-cerceve-ve-uygulama</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/dis-hekim-saglik.jpg" type="image/jpeg" length="35089"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Hak Kaybına Neden Olan En Büyük Hatalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BjdDJh1aHnQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="36043"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="61930"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="34564"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="79914"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="80828"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="60767"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67094"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="72541"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10028"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54559"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="86128"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="21588"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="68901"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="36112"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="64460"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="30823"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="62092"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="67198"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="41277"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="57145"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
