<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 05 Sep 2026 11:51:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[SÜREKLİ SAKATLIK RAPORUNDA ON İKİ AY KURALI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/surekli-sakatlik-raporunda-on-iki-ay-kurali-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/surekli-sakatlik-raporunda-on-iki-ay-kurali-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'teki Bekleme Şartı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025-2026 Uygulaması]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Trafik kazasına bağlı bedensel zarar davalarında tazminatın belirleyici verisi, sürekli iş göremezlik oranıdır. Bu oranı gösteren sağlık kurulu raporu ise yalnızca bir delil değil, zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yapılacak başvurunun ve Sigorta Tahkim Komisyonu sürecinin ön şartına bağlanmış bir belgedir. Uygulamada zarar görenler, çoğu zaman vekillerinin de teşvikiyle, tedavi biter bitmez rapor almaya yönelmekte; kazadan altı, sekiz, on ay sonra düzenlenen raporlarla başvuru yapılmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2025 yılının son çeyreğinden itibaren verdiği bir dizi kararla bu pratiğe kesin bir sınır çizmiştir: Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in eki cetvellerde öngörülen bir yıllık stabilizasyon süresi dolmadan düzenlenen rapor, sürekli sakatlık yönünden hükme esas alınamaz.</p>

<p>Bu çalışma, söz konusu bekleme şartının normatif dayanağını, Yargıtay'ın kuralı nasıl okuduğunu, erken alınan raporun yargılamadaki usuli sonuçlarını ve zarar gören açısından doğurduğu stratejik riskleri ele almakta; ardından uygulamacıya yönelik bir zamanlama önerisi ile sonuçlanmaktadır. İncelenen kararların tamamı Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Ekim 2025 ile Nisan 2026 arasında verdiği ve Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararlarının temyizi üzerine oluşmuş kararlardır.</p>

<p><strong>I. NORMATİF ÇERÇEVE: SÜRELİ RAPOR, SÜREKLİ RAPOR VE BİR YIL ŞARTI</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/eriskinler-icin-engellilik-degerlendirmesi-hakkinda-yonetmelik" rel="dofollow">20.02.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik</a>, trafik kazasına bağlı fonksiyon kayıplarında düzenlenecek raporu 9. maddesinde ayrıca düzenlemiştir. Maddenin üçüncü fıkrasına göre Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporlarında "tıbbi tedavi ve rehabilitasyon süreci esnasında süreli, tamamlandıktan sonra sürekli/süreli rapor verilmek üzere fonksiyon kayıplarının değerlendirilmesi" yapılır. Yönetmeliğin 11. maddesi ise raporun sürekli veya süreli düzenleneceğini, engel durumunun tedavi ve rehabilitasyonla zaman içinde azalma ihtimali bulunan ve hastalık bulgularının tam olarak görülemediği hâllerde süreli rapor verileceğini, engel durumunun sabit kalması veya artması söz konusu olan hastalıklar için ise sürekli rapor düzenleneceğini hükme bağlar.</p>

<p>Bir yıllık bekleme şartı ise Yönetmeliğin genel hükümlerinde değil, Ek-2 sayılı Engel Oranları Cetveli'nin ilgili bölümlerinde yer alır. Cetvelin "alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları" başlıklı 3. maddesi şu ifadeyi taşır: "Engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir." Omurgaya ait sorunlar bölümünde de benzer bir ölçüt bulunmaktadır: Yargıtay'ın aktarımıyla, hem yaralanma modeli hem de fonksiyonel model bakımından "engelin kalıcı ve stabil olması, son 12 ayda değişiklik olmaması" ve "yetersizliğin en az 1 yıldır devam ediyor olması" aranmaktadır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20249587-e-20262114-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 25.02.2026, E. 2024/9587, K. 2026/2114).</a></p>

<p>Bu düzenleme tekniğinin iki sonucu vardır. Birincisi, bekleme şartı Yönetmeliğin bütün engel alanlarına yayılan genel bir kural değil, cetvelin belirli bölümlerine bağlı özel bir ölçüttür; kas-iskelet sistemi dışındaki bazı fonksiyon kayıplarında aynı ifade bulunmamaktadır. İkincisi, kuralın lafzı kaza tarihine değil, iyileşmenin durduğu ana atıf yapmaktadır: aranan, "son bir senedir" düzelme olmamasıdır. Bu ayrım, aşağıda görüleceği üzere, Yargıtay'ın kuralı uygulama biçiminde kritik bir tartışmaya yol açmaktadır.</p>

<p><strong>II. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNİN OKUMASI: KAZA TARİHİNDEN İTİBAREN ON İKİ AY</strong></p>

<p>Daire, kuralı istikrarlı biçimde kaza tarihi ile rapor tarihi arasındaki süreye indirgeyerek uygulamaktadır. Omurgada birden fazla kırık bulunan bir olayda, kazadan yaklaşık on ay sonra düzenlenen ve yüzde 8 sürekli maluliyet bildiren rapora dayanan İtiraz Hakem Heyeti kararı, "kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında ... bir yıllık (12 aylık) süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora ... itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir" gerekçesiyle bozulmuştur <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20245157-e-202514411-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 21.10.2025, E. 2024/5157, K. 2025/14411).</a> Aynı formül alt ekstremite yaralanmalarında da tekrarlanmıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 03.12.2025, E. 2024/10490, K. 2025/16140</a>; Y<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari" rel="dofollow">argıtay 4. HD, 24.02.2026, E. 2025/15302, K. 2026/2059).</a></p>

<p>Ayak bileği ve omuz yaralanması bulunan bir başvuranın kazadan altı ay sonra aldığı rapor için Daire, "bu raporun karara esas alınmaması gerekir ise de karar tarihi itibari ile bir yıllık bekleme süresinin dolduğu gözetilerek usulüne uygun rapor alınması için davacı tarafa süre verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir" demiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2025411-e-202516499-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 10.12.2025, E. 2025/411, K. 2025/16499)</a>. Motosiklet sürücüsünün uyluk ve ayak yaralanmasında kazadan sekiz ay yirmi iki gün sonra alınan rapor da aynı akıbete uğramış; Daire, önceki bozma ilamına atıfla, "yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir" tespitini yinelemiştir<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari" rel="dofollow"> (Yargıtay 4. HD, 24.12.2025, E. 2025/8343, K. 2025/17242).</a></p>

<p>Kararların ortak yönü şudur: Daire, raporun içeriğinde stabilizasyon tespitinin bulunup bulunmadığını ayrıca sorgulamamakta, kaza ile rapor arasında on iki ay geçmemişse raporu bu nedenle yetersiz saymaktadır. Diz kapağındaki menisküs yırtığına bağlı hareket kısıtlılığı olayında kullanılan ifade bunu açıkça göstermektedir: rapor Yönetmelik ve cetvellere göre düzenlenmiş olmakla birlikte, "alt ekstremite özür durumu için yönetmelikteki 1 yıllık süre gözetilmemiş ve bu hususta bir değerlendirme de yapılmamıştır"<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari" rel="dofollow"> (E. 2025/15302, K. 2026/2059).</a></p>

<p>Bununla birlikte Dairenin bir kararında farklı bir formülasyon dikkati çekmektedir. Kurye olarak çalışan bir başvuranın alt ekstremite arazına ilişkin olayda Daire, "davacıda oluşan araza yönelik maluliyet oranının tespitinde iyileşmenin bitmesinden itibaren 12 aylık sürenin geçmediği" ifadesini kullanmıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20248801-e-202516650-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 11.12.2025, E. 2024/8801, K. 2025/16650). </a>Bu ifade, cetvelin lafzına daha yakındır: sürenin başlangıcı kaza değil, iyileşmenin durduğu andır. Kararlar arasındaki bu nüans, kuralın gerçekte iki farklı biçimde okunabildiğini göstermektedir.</p>

<p><strong>III. KURALIN İKİ OKUMASI VE ELEŞTİRİSİ</strong></p>

<p>Cetvelin lafzı, sürekli rapordan önce "iyileşmenin durduğu" ve "son bir senedir" düzelme olmadığının tespitini ister. Bu, tıbbi bir stabilizasyon ölçütüdür ve doğru okunduğunda süre kazadan değil, iyileşme sürecinin tamamlanmasından itibaren işler. Uzun süreli tedavi gerektiren, birden fazla ameliyat geçirilen ya da implant çıkarılması planlanan olaylarda kazadan on iki ay geçmiş olması stabilizasyonun gerçekleştiğini göstermez; tersine, kırığın kaynadığı ve fizik tedavinin tamamlandığı basit olaylarda iyileşme on iki aydan önce durmuş olabilir.</p>

<p>Dairenin kaza tarihini esas alan okuması, bu tıbbi ölçütü uygulanabilir bir usul kuralına dönüştürmektedir. Hakem heyetinin ya da mahkemenin, raporun düzenlendiği tarihte iyileşmenin gerçekten durup durmadığını denetlemesi çoğu zaman mümkün değildir; kaza tarihi ise belgelidir ve tartışmasızdır. Kuralın bu şekilde nesnelleştirilmesi, uygulama birliği ve öngörülebilirlik bakımından savunulabilir. Ancak iki sakıncası vardır. Birincisi, kaza tarihinden on iki ay geçmiş olması, iyileşme hâlen sürüyorsa rapora geçerlilik kazandırmamalıdır; tedavi devam ederken alınan on üçüncü ay raporu, cetvelin aradığı stabilizasyon tespitini içermiyorsa aynı ölçüde sakattır. İkincisi, kaza tarihi karinesi kuralı cetvelin lafzından bağımsızlaştırdığında, bekleme şartının bulunmadığı engel alanlarına da genişletilme riski taşımaktadır. Nitekim omuz ve ayak bileği yaralanmasının birlikte bulunduğu olayda Daire yalnızca alt ekstremite bölümündeki hükme dayanmış, üst ekstremite arazı için ayrı bir değerlendirme yapmamıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2025411-e-202516499-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E. 2025/411, K. 2025/16499).</a></p>

<p>Kanaatimizce doğru okuma, kaza tarihinden on iki ay geçmesini asgari bir eşik olarak kabul etmek, ancak raporda iyileşmenin durduğuna ve son bir yıldır düzelme olmadığına ilişkin açık bir tespit aramaktır. Bu iki unsurun birlikte bulunmadığı rapor, hangi engel alanına ilişkin olursa olsun, sürekli sakatlık yönünden denetime elverişli sayılmamalıdır.</p>

<p><strong>IV. ERKEN RAPORUN USULİ SONUCU: USULDEN RET DEĞİL, EKSİK İNCELEME</strong></p>

<p>Sigortacıların ve bazı hakem heyetlerinin savunması, erken tarihli raporla yapılan başvurunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi anlamında usulüne uygun bir başvuru sayılamayacağı ve tahkim başvurusunun dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği yönündedir. Uyuşmazlık Hakem Heyetinin bu gerekçeyle verdiği bir ret kararı, İtiraz Hakem Heyetince kaldırılmış ve Daire de esasa ilişkin bozma dışında bu yaklaşımı benimsememiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E. 2025/8343, K. 2025/17242)</a>. Daire, başvuruya eklenen raporun usule uygun olmadığı savunmasının bulunduğu hâllerde eksikliğin "her hâlükârda tamamlanabileceğini" başka bir kararında açıkça ifade etmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202411764-e-20262010-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 23.02.2026, E. 2024/11764, K. 2026/2010).</a></p>

<p>Buna göre erken raporun yaptırımı usulden ret değil, eksik incelemedir: hakem heyeti, karar tarihi itibarıyla on iki aylık süre dolmuşsa yeni bir rapor alınması için taraf vekiline süre vermeli veya raporu kendisi aldırmalıdır. Elektrikli bisiklet sürücüsünün sol ayak bileği yaralanmasına ilişkin olayda İtiraz Hakem Heyeti, on iki ay dolmadan alınan rapor nedeniyle sürekli iş göremezlik talebini usulden reddetmiş; Daire, "her ne kadar dosyaya sunulu rapor 12 aylık süre dolmadan tanzim edilmiş ise de İtiraz Hakem Heyeti karar tarihi itibari ile 12 aylık süre de dolmuştur" diyerek yeni rapor alınmak üzere kararı bozmuş, bozmaya uyularak alınan raporla başvuru kabul edilmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514719-e-20264082-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 13.04.2026, E. 2025/14719, K. 2026/4082).</a></p>

<p>Yeni raporun kaynağı da Dairece belirlenmiştir. Omurga yaralanmasında on iki ay dolmadan alınan rapor üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetinin Sigorta Tahkim Komisyonu bilirkişi listesinden adli tıp uzmanı ve ortopedistten oluşan iki kişilik heyetten rapor alma yoluna gitmesi isabetsiz bulunmuş; raporun Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dallarından, başvuranın bizzat muayenesi yapılarak alınması gerektiği vurgulanmıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259595-e-202516644-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 11.12.2025, E. 2025/9595, K. 2025/16644)</a>. Karşı oy yazısında hakem heyetinin HMK m. 266 çerçevesinde kendi seçtiği bilirkişiden muayene şartıyla rapor alabileceği savunulmuşsa da çoğunluk görüşü, raporun yetkili kurumlardan alınması yönündeki yerleşik çizgiyi korumuştur.</p>

<p><strong>V. ERKEN RAPORUN ZARAR GÖREN ALEYHİNE STRATEJİK SONUÇLARI</strong></p>

<p>Erken rapor yalnızca zaman kaybettiren bir usul hatası değildir; zarar görenin talebini kalıcı olarak sınırlayabilen bir tuzaktır. Bunun nedeni, raporun dosyaya girmesiyle birlikte taraf beyanı, kendini bağlama ve usuli kazanılmış hak tartışmalarının başlamasıdır.</p>

<p>Motosiklet sürücüsünün olayında başvuran, kazadan sekiz ay yirmi iki gün sonra alınan yüzde 9 oranlı raporla sigortacıya başvurmuş ve bakiye tazminat talebini bu oran üzerinden kurmuştur. Daire ilk bozma ilamında, "davacı %9 maluliyet oranı ile kendisini bağlamış ve artan maluliyet iddiasında da bulunmamış" olduğunu tespit etmiş; bozma sonrası alınan usulüne uygun raporda oran yüzde 17 çıkmasına rağmen, aleyhe bozma yasağı gereği hesap yüzde 9 üzerinden yapılmış ve bu sonuç Dairece onanmıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E. 2025/8343, K. 2025/17242)</a>. Zarar gören, erken raporun düşük gösterdiği oranı kendi beyanıyla dosyaya taşıdığı için gerçek sakatlığının neredeyse yarısından vazgeçmiş durumdadır.</p>

<p>Buna karşılık, erken rapora dayanan kararın zarar gören lehine olması ve bu nedenle itiraz edilmemesi kazanılmış hak doğurmaz. İtiraz Hakem Heyetinin ara kararıyla usulüne uygun ikinci rapor alındıktan sonra ilk rapordaki yüzde 13 oranına dönülmesini Daire, "verilen karar davacının lehine olmakla davacının bu karara itiraz etmesinde hukuki yarar bulunmadığından ... usulüne uygun olmadığı kabul edilen rapordaki maluliyet oranının esas alınması doğru değildir" gerekçesiyle bozmuş ve ikinci rapordaki yüzde 15,4 oranı üzerinden karar verilmesini istemiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313459-e-20261929-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 19.02.2026, E. 2023/13459, K. 2026/1929)</a>. Omurga kırığı olayında da Uyuşmazlık Hakem Heyetinin, başvuranın kendi sunduğu yüzde 8 oranlı raporla bağlı olduğu yönündeki kabulü Dairece benimsenmemiş, hakemce alınan yüzde 14 oranlı rapor dâhil tüm raporlar irdelenerek yeni rapor alınması istenmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20245157-e-202514411-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E. 2024/5157, K. 2025/14411).</a></p>

<p>Bu kararlar birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şudur: erken raporun oranı, zarar gören tarafından talep temeli olarak benimsendiği ölçüde bağlayıcı hâle gelmekte; oran sonradan yükselse bile aleyhe bozma yasağı ve usuli kazanılmış hak kurumları tazminatın eski orana hapsolmasına yol açabilmektedir. Erken raporla başvurunun maliyeti, yalnızca bir yıl beklemekle karşılaştırıldığında ölçüsüz derecede yüksektir.</p>

<p><strong>VI. BEKLEMENİN MALİYETİ VAR MI? GEÇİCİ KALEMLER VE ZAMANAŞIMI</strong></p>

<p>On iki ayı beklemenin zarar gören açısından gerçek bir maliyeti bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu m. 109 uyarınca zamanaşımı, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl olup, taksirle yaralama suçunun daha uzun ceza zamanaşımına tabi olması nedeniyle uzamış zamanaşımı uygulanır. Temerrüt ve faiz, belgelerin sigortacıya eksiksiz iletilmesine bağlı olduğundan, raporsuz başvuru faiz başlangıcını öne çekmez.</p>

<p>Beklemenin gerekli olmadığı kalemler ise ayrıca ele alınmalıdır. Geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri, tedavi süreciyle ilgili olup sürekli sakatlık oranından bağımsız olarak belirlenir. Elektrikli bisiklet olayında İtiraz Hakem Heyeti, sürekli iş göremezlik talebini erken rapor nedeniyle reddederken geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri taleplerini kabul etmiş; Daire yalnızca sürekli sakatlık yönünden yeni rapor alınmasını istemiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514719-e-20264082-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E. 2025/14719, K. 2026/4082).</a> Motosiklet olayında ise geçici iş göremezlik talebi ayrı bir tahkim başvurusuna konu edilmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E. 2025/8343, K. 2025/17242).</a> Yönetmeliğin 9. maddesinin üçüncü fıkrasındaki süreli rapor imkânı da bu kalemler için işlevseldir: tedavi sürecinde alınan süreli rapor, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını belgeler; sürekli sakatlık ise stabilizasyon sonrasına bırakılır.</p>

<p><strong>VII. UYGULAMACIYA ÖNERİLER</strong></p>

<p>Yukarıdaki içtihat çizgisi, kas-iskelet sistemi yaralanmalarında şu zamanlama disiplinini zorunlu kılmaktadır. Birincisi, sürekli sakatlık raporu kaza tarihinden en az on iki ay geçtikten ve tedavi süreci tamamlandıktan sonra alınmalıdır; planlanmış bir ameliyat ya da implant çıkarma işlemi varsa rapor bu işlemin sonrasına bırakılmalıdır. İkincisi, rapor Adli Tıp Kurumu veya bir üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalından, ilgili branş uzmanının heyette bulunduğu, başvuranın bizzat muayene edildiği ve güncel görüntülemenin yapıldığı bir süreçle düzenlenmeli; Yönetmeliğin 8. maddesindeki biçimsel gerekler yanında, iyileşmenin durduğuna ve son bir yıldır düzelme olmadığına ilişkin tespit ile kaza ve araz arasındaki illiyet bağı raporun metninde açıkça yer almalıdır. Üçüncüsü, sigortacıya başvuru bu rapor elde edildikten sonra yapılmalı; on beş günlük cevap süresi ve tahkim başvurusu buna göre planlanmalıdır. Dördüncüsü, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri kalemleri için beklemeye gerek yoktur; bu kalemler süreli rapor ve tedavi belgeleriyle ayrıca talep edilebilir. Beşincisi ve en önemlisi, hangi nedenle olursa olsun dosyaya girmiş erken tarihli bir rapordaki oran talep temeli olarak benimsenmemeli, başvuru dilekçesinde oranın stabilizasyon sonrası alınacak raporla belirleneceği açıkça kayıt altına alınmalıdır.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in cetvellerindeki stabilizasyon ölçütünü, kaza tarihinden itibaren on iki ay şeklinde nesnel bir bekleme kuralına dönüştürmüştür. Bu okuma cetvelin lafzından bir ölçüde uzaklaşsa da uygulama birliği sağlamakta ve zarar göreni erken raporun tuzaklarından korumaktadır. Erken raporun yaptırımı usulden ret değil, yeni rapor alınmasıdır; ancak erken rapordaki oranın taraf beyanıyla benimsenmesi hâlinde aleyhe bozma yasağı gerçek zararın karşılanmasını engelleyebilmektedir. Bu nedenle sürekli sakatlık raporu için on iki ayı beklemek, zarar görene hiçbir şey kaybettirmeyen, kaybettirmemesi bir yana tazminatın doğru orana göre hesaplanmasını güvence altına alan bir zorunluluktur. De lege ferenda, bekleme şartının cetvelin dağınık bölümlerinden çıkarılarak Yönetmeliğin 9. maddesinde genel bir stabilizasyon kuralı olarak düzenlenmesi ve süreli rapor ile geçici tazminat kalemleri arasındaki ilişkinin Genel Şartlar düzeyinde açıklığa kavuşturulması, hem hakem heyetleri hem de zarar görenler bakımından öngörülebilirliği artıracaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-kucukcankurtaran" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN"><img alt="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/melih-kucukcankurtaran.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-kucukcankurtaran" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN">Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#999999">2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 97, m. 109.</span></p>

<p><span style="color:#999999">6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 115, m. 266 vd.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG 20.02.2019, S. 30692), m. 8, m. 9, m. 11 ve Ek-2 Engel Oranları Cetveli.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, A.5-(c).</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20245157-e-202514411-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 21.10.2025, E. 2024/5157, K. 2025/14411.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 03.12.2025, E. 2024/10490, K. 2025/16140.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2025411-e-202516499-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 10.12.2025, E. 2025/411, K. 2025/16499.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20248801-e-202516650-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 11.12.2025, E. 2024/8801, K. 2025/16650.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259595-e-202516644-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 11.12.2025, E. 2025/9595, K. 2025/16644.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 24.12.2025, E. 2025/8343, K. 2025/17242.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313459-e-20261929-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 19.02.2026, E. 2023/13459, K. 2026/1929.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202411764-e-20262010-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 23.02.2026, E. 2024/11764, K. 2026/2010.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 24.02.2026, E. 2025/15302, K. 2026/2059.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20249587-e-20262114-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 25.02.2026, E. 2024/9587, K. 2026/2114.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514719-e-20264082-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 13.04.2026, E. 2025/14719, K. 2026/4082.</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">Karar metinleri: mevzuat.adalet.gov.tr (UYAP Bilgi Bankası).</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/surekli-sakatlik-raporunda-on-iki-ay-kurali-1</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/terazi/engelli-sakat-hukuk.jpg" type="image/jpeg" length="64438"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/14719 E., 2026/4082 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514719-e-20264082-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514719-e-20264082-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 13.04.2026 tarihli, 2025/14719 E., 2026/4082 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/14719 E., 2026/4082 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2025/... Değişik İş, 2025/904 Karar</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sürücüsü olduğu elektrikli bisiklet ile davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı 21.07.2020 tarihli trafik kazasında davacının yaralandığını, sigorta şirketinin kısmi ödemede bulunduğunu ancak yetersiz olduğunu, bu sebeple belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.900,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL geçici bakıcı gideri, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, talebini 243.042,43 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödeme ile sorumluluklarının kalmadığını, sunulan raporun mevzuata uygun olmadığını, hesaplamanın yeni genel şartlara göre yapılması gerektiğini, faizden sorumlu olmadıklarını, vekalet ücretinin tam verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyeti yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca tespit edilen maluliyet oranının %8 olduğu ve tazminatın buna göre belirlendiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 238.083,88 TL sürekli iş göremezlik, 3.487,05 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.471,50 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 243.042,43 TL maddi tazminatın 08.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. İtiraz Hakem Heyetince maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği belirtilse dahi ilgili yönetmelik hükümlerine uyulmadığı, 12 aylık süre beklenmeden rapor düzenlendiği, sürekli iş göremezlik talebi yönünden usulüne uygun bir rapor bulunmadığı, bu sebeple dava şartının gerçekleşmediği, yönetmelik hükümlerine uygun rapor ibraz edilmediği, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri tazminatı talepleri yönünden davanın kabulünün yerinde olduğu gerekçesiyle davalının itirazının kısmen kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kararının kaldırılmasına ve başvuru hakkında yeniden karar verilmesine, başvuru sahibinin ıslah edilmiş sürekli iş göremezlik tazminatı başvurusunun usulden reddine, başvuru sahibinin ıslah edilmiş 3.487,05 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.471,50 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 4.958,55 TL tazminatın 08.10.2021 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte sigorta kuruluşundan alınarak başvuru sahibine verilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. BOZMA VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. Bozma Kararı</p>

<p>1. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş Dairenin 17.09.2024 tarih ve 2022/110 78... /7778 Karar sayılı ilamı ile "Somut olayda, kaza tarihi 21.07.2020 olup davacının dosyaya sunduğu ... Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniği'nin 14.06.2021 tanzim tarihli raporunda, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının sol ayak bileği hareket kısıtlılığına bağlı alt eksremite özür oranının %8 olduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından işbu rapora göre belirlenen tazminatın kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafın karara itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince, raporun yönetmelikte belirtilen 12 aylık iyileşme süresi dolmadan tanzim edildiği, bu hali ile sürekli iş göremezlik yönünden hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının kabulü ile sürekli iş göremezlik tazminat talebi yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Söz konusu raporun kaza tarihinden 12 ay geçmeden tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik ve eki cetvellerine göre, alt ekstremite sorunlarında engellilik durumunun kişinin mevcut durumuna göre belirlenmesi gerektiği, kişinin özür durumunun zaman içinde değişebilme ihtimali varsa raporun süreli verilmesi gerektiği, devamlı engelllik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senede düzelme olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Her ne kadar dosyaya sunulu rapor 12 aylık süre dolmadan tanzim edilmiş ise de İtiraz Hakem Heyeti karar tarihi itibari ile 12 aylık süre de dolmuştur.</p>

<p>Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İtiraz Hakem Heyeti karar tarihi itibari ile 12 aylık sürenin dolmuş olması dikkate alınarak Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik eki cetvellerine göre denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. "gerekçeleriyle karar bozulmuştur.</p>

<p>2. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar<br />
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulması sonucunda başvurunun kabulü ile 400.997,88 TL sürekli iş göremezlik,</p>

<p>3.487,05 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.471,50 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 405.956,43 TL maddi tazminatın 08.10.2021 tarihinden itiabaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacının müterafik kusurlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazasında davacı sürücünün yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir.<br />
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VII. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514719-e-20264082-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-2.jpg" type="image/jpeg" length="74431"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/11764 E., 2026/2010 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202411764-e-20262010-k-sayili-karari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202411764-e-20262010-k-sayili-karari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 23.02.2026 tarihli, 2024/11764 E., 2026/2010 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2024/11764 E., 2026/2010 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/781 D.İş - 2023/797 K</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.08.2018 tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi bulunmayan araç ile davacının içerisinde yolcu konumunda bulunduğu aracın karıştığı trafik kazası neticesinde müvekkilinin malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı Yasanın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.09.2023 tarihli talep arttırım dilekçesiyle talebini 360.000,00 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurudan önce müvekkili kuruma usulüne uygun başvuru yapılmadığını, maluliyet raporunun Yönetmeliğe uygun olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, Komisyona başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ile alınan kusur ve aktüer raporu gözetilerek davanın kabulüne 360.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 17.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Güvence Hesabından alınarak ...'e verilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sunulan maluliyet raporundaki tespitlerin kaza ile illiyet bağı taşıdığı yönünde yeterli bulgu olmadığı, raporun kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediği, sigorta şirketine usulüne uygun düzenlenmiş maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüyle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; trafik kazası sonrası müvekkilinin uzun süre psikiyatri tedavi gördüğünü, ilaç kullandığını, dosyaya sunulan maluliyet raporunda maluliyet oranının %25 oranında ve sürekli olduğunun tespit edildiğini, raporun yönetmeliğe uygun düzenlendiğini belirtmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi bulunmayan aracın yaptığı kaza sonucu davacı yolcunun yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.</p>

<p>Somut olayda, davacı tarafından başvuruda sunulan, kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 15.04.2022 tarihli maluliyet raporunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre sürekli iş göremezlik oranı tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen uyum bozukluğu nedeniyle %25 olarak belirlenmiştir. Ancak anılan raporda özellikle kazadan sonra oluştuğu belirtilen uyum bozukluğu olarak nitelendirilen rahatsızlığın ömür boyu sürüp sürmeyeceği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği ve ömür boyu aynı oranda sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilmemiştir. Dosya kapsamındaki sağlık kurulu raporu hüküm kurmaya bu yönden elverişli değildir.</p>

<p>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.</p>

<p>Dosya kapsamına göre, İtiraz Hakem Heyetince sigortaya usulüne uygun maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan başvurunun usulden reddine karar verilmişse de, 6098 sayılı Kanun'un 51. maddesi gözetilerek, İtiraz Hakem Heyetince; davacının psikiyatrik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı temin edildikten sonra, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve içerisinde psikiyatri uzmanının da bulunduğu davacının yerleşim yerine en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından (dosyadaki raporu düzenleyen hastane dışında) kazadan sonra oluştuğu belirtilen "uyum bozukluğu" olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve davacı bizzat muayene edilmek suretiyle gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202411764-e-20262010-k-sayili-karari-1</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/yargi/yargitay-054.jpg" type="image/jpeg" length="60527"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/13459 E., 2026/1929 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313459-e-20261929-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313459-e-20261929-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 19.02.2026 tarihli, 2023/13459 E., 2026/1929 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/13459 E., 2026/1929 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/107 D.İş-107 K.</p>

<p>İtiraz Hakem Heyetince verilen karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.05.2020 tarihinde davalı ... nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp belirsiz alacak davası olarak 15.100,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 277.701,18 TL'ye artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce usulüne başvuru şartının gerçekleşmediğini, sunulan maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davanın kabulüne 277.701,18 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuş, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin itirazlarının kabulüyle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüyle 219.459,89 TL maddi tazminatın 25.03.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sundukları raporun usulüne uygun olduğunu, hatalı maluliyet raporunun esas alınarak karar verildiğini, vekalet ücretinin tam nispi olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediğini, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, hesaplamada hatalı metod kullanıldığını, adli tıp rapor ücretinin teminat dışında kaldığını, faiz ve vekalet ücreti yönünden hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık; davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kaldığını iddia eden davacının uğradığı bedensel zarar nedeni ile tazminat talebine ilişkindir.</p>

<p>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.Davacı vekili, davacının meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan 12.02.2021 tarihli maluliyet raporunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacıda oluşan maluliyet oranının %13 olduğu, aynı raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacıda kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranının %16,45 olduğu belirlenmiştir.</p>

<p>Tazminatın belirlenmesine yönelik alınan raporda %16.5 maluliyet oranına göre davacının zararı 277.701,18 TL olarak belirlenmiş, davacı vekilince de bu miktar üzerinden dava ıslah edilmiş, Hakem Heyetince de anılan tazminat raporu esas alınarak %16.5 maluliyet oranı üzerinden belirlenen tazminat miktarına (277.701,18 TL) karar verilmiş, anılan karara davacı tarafça itiraz edilmemiş, davalı tarafça itiraz edilmiştir.</p>

<p>İtiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince 12.02.2021 tarihli maluliyet raporunun düzenlenmesi için kaza tarihinden itibaren 12 aylık sürenin dolmadığından raporun geçersiz olduğu belirtilerek ara karar ile davacı vekiline usulüne uygun rapor sunması için süre verilmiştir.</p>

<p>Ara karar üzerine davacı tarafça sunulan 20.12.2021 tarihli maluliyet raporunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacıda oluşan maluliyet oranının %15.4 olduğu, aynı raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacıda kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranının %20.2 olduğu belirlenmiş, İtiraz Hakem Heyetince ilk rapordaki oranlara davacı tarafça itiraz edilmediğinden 12.02.2021 tarihli raporda belirlenen %13 maluliyet oranına göre yazılı şekilde karar verilmiştir.<br />
Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.</p>

<p>Davacı tarafça sunulan 12.02.2021 tarihli maluliyet raporunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet oranı %13 belirlenmiş, tazminat raporunda da %16,45 oranı esas alınarak hesaplama yapılmış, Uyuşmazlık Hakem Heyetince de bu oran esas alınarak belirlenen tazminata karar verilmiştir. Verilen karar davacının lehine olmakla davacının bu karara itiraz etmesinde hukuki yarar bulunmadığından 12.02.2021 tarihli maluliyet raporunda belirlenen %13'lük oranın davacının kabulünde olduğu ve davalı lehine kazanılmış hak teşkil etmesinden söz edilemeyeceği gibi usulüne uygun olmadığı kabul edilen rapordaki maluliyet oranının esas alınması doğru değildir.</p>

<p>Buna göre usulüne uygun olarak düzenlenen 20.12.2021 tarihli raporda kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen %15.4 maluliyet oranı üzerinden tazminata karar verilmek üzere İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313459-e-20261929-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aa.jpeg" type="image/jpeg" length="32287"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/9595 E., 2025/16644 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259595-e-202516644-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259595-e-202516644-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11.12.2025 tarihli, 2025/9595 E., 2025/16644 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/9595 E., 2025/16644 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/377 D.İş, 2023/377 K.<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : 2023/İHK-29490<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : K-2023/150356</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.04.2022 tarihinde davacının yolcu olduğu araç ile davalı ... şirketine trafik sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek belirsiz alacak olarak 108.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 750,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 108.750,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; yapılan ödemeler sebebi ile bakiye poliçe limitinin 158.694,23 TL olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, sunulu maluliyet raporunun uygun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi heyet raporunda davacının maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, bilirkişi ücretinin ara kararda belirtilen sürede davacı tarafından yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; belirsiz alacak davası olarak açılan davada hükmün kesin olarak verilemeyeceğini, dosyaya sunulan maluliyet raporunun uygun olduğunu buna göre karar verilmesi gerektiğini, aksi kanaat halinde dahi bunun tamamlanabileceğini, ara karar kurularak usule uygun rapor sunulmasının istenilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.</p>

<p>Dosyanın incelemesinde; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak davacı tarafından ibraz edilen ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı 04.11.2022 tarihli raporun kaza tarihinde geçerli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan değerlendirmesinde davacıdaki maluliyet oranının %14 olarak belirlendiği, davacı tarafın omurgaya ait sorunlara ilişkin yaralanması da olup kazanın meydana geldiği tarih ile ibraz edilen sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık sürenin geçmediği; Uyuşmazlık Hakem Heyetince davalı itirazlarını karşılamak üzere Sigorta Tahkim Komisyonu bilirkişi listesine kayıtlı adli tıp uzmanı ve ortopedist iki kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişilerin emek ve mesaisi nazara alınarak takdir edilen ücretin 5 günlük kesin süre içerisinde yatırılmasının davacı tarafa ihtar edildiği, kesin süreye uymamanın ihtaratının yapıldığı, ara kararda belirtilen kesin süre içinde takdir edilen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yeni bir rapor alınması yönünde ara karar oluşturulması isabetli ve yerindedir. Ne var ki, Uyuşmazlık Hakem Heyetince, Sigorta Tahkim Komisyonunun, bilirkişi listesinden seçtiği bilirkişilerden yeniden rapor alınması yoluna gidilmesi isabetsiz olmuştur.</p>

<p>Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince, davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin (mübrez raporun alındığı üniversite dışındaki) Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak davacının bizzat muayenesi yapılarak dosyada mevcut tüm raporlardaki tespitler de irdelenmek suretiyle ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>11.12.2025 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.</p>

<p><strong>KARŞI OY</strong></p>

<p>İtiraz Hakem Heyetince 6100 sayılı HMK'nın 266 vd hükümleri ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesi kapsamında davacının muayene edilmesi koşuluyla maluliyet raporu alınıp sonucuna göre karar verilebileceği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20259595-e-202516644-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-b.jpg" type="image/jpeg" length="90668"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/8801 E., 2025/16650 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20248801-e-202516650-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20248801-e-202516650-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11.12.2025 tarihli, 2024/8801 E., 2025/16650 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/8801 E., 2025/16650 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/587 D.İş-583 K.<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : 2024/İHK-33554</p>

<p>İtiraz Hakem Heyetince verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... nezdinde trafik sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp belirsiz alacak davası olarak toplam 150,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru şartının yerine getirilmediğini, sunulan maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüyle toplam 501.312,13 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuş, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazının kabulüyle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine, davalı vekilinin diğer itirazlarının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru şartının yerine getirilmediğini, maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, hesaplamada hatalı metod kullanıldığını, davacının devlet memuru olup olmadığının ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, ceza yargılamasında uzlaşma olup olmadığının araştırılmadığını, hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, vekalet ücreti konusunda hatalı karar verildiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı bedensel zarar tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.</p>

<p>Davaya konu kazanın meydana geldiği 06.06.2022 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p>Davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun incelenmesinde; kurul tarafından 17.04.2023 tarihinde düzenlenen raporda davacının alt ekstremite arazı nedeniyle %23 oranında iş göremez hale geldiği tespit edilmiştir. Rapor karar vermeye elverişli değildir. Davacıda oluşan araza yönelik maluliyet oranının tespitinde iyileşmenin bitmesinden itibaren 12 aylık süresin geçmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.</p>

<p>Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının güncel muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Özür Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde davacının ikametine en yakın yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>3.Dosya kapsamında bulunan belgelerden davacının kaza tarihinde kurye olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Mükerrer ödemenin ve sebepsiz zenginleşmenin önlenmesi amacıyla davacının kaza tarihinde işveren nezdinde çalışıp çalışmadığının, iş veren/Sosyal Güvenlik Kurumunca ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere de İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20248801-e-202516650-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/yargitaya-640x360.jpg" type="image/jpeg" length="46012"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/8343 E., 2025/17242 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 24/12/2025 tarihli, 2025/8343 E., 2025/17242 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/8343 E., 2025/17242 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2025/496 Değişik İş, 2025/470 Karar<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : KIT/2025-869<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : K-2022/30855</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; motosiklet sürücüsü davacı ile davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün 24.09.2020 tarihinde karıştığı kaza neticesinde davacının %9 oranında malul kaldığını, davalının 08.03.2021 tarihli başvuruya istinaden 40.338,76 TL ödeme yaptığını ancak yeterli olmadığını, bu nedenle davalıya 06.09.2021 tarihli dilekçe ile müracaat ederek bakiye tazminat isteminde bulunduklarını ancak ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 127.781,01 TL olarak ıslah etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuranın 2021 E. 201505 sayılı başvuru ile geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulunduğu ve her iki başvurunun birleştirilmesini talep ettiklerini, davacıya 40.338,76 TL ödeme yaptıklarını, sorumluluklarını yerine getirdiklerini, davalıya usulüne uygun başvuru yapılmadığını, usulüne uygun sağlık raporu ve son üç aya ilişkin gelir belgesi ibraz edilmediğini, davacının ibraz ettiği sağlık raporunun yönetmelik hükümlerine uygun tanzim edilmediğini bu nedenle başvurunun usulden reddi gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik tazminatı için Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) başvuru yapıp yapmadığının dosyadan anlaşılamadığını, zira yapılan ödemelerin rücu edilmesi gerektiğini, kusur incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, koruyucu tertibat kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesini, %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasını, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması ve yasal faiz uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olay tarihi itibari ile geçerli olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ortopedi kaynaklı yaralanmalarda iyileşme süresinin 1 yıl olarak öngörüldüğü ancak davacının ibraz ettiği raporun 8 ay 22 gün sonra tanzim edildiği, davalıya başvuru sırasında geçerli bir sağlık kurulu raporu ibraz edilmesi gerektiği bunun özel bir dava şartı olduğu, somut olayda davacının başvuru şartını yerine getirmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 114 üncü maddesinde dava şartlarının sayıldığı, 114/2 nci maddesinde ise dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır denerek özel dava şartlarına atıf yapıldığı, başvuranın dava şartını yerine getirmediği, maluliyetin tahkim yargılaması sırasında tespitinin yapılmadığı gerekçesi ile başvurunun dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti 06.05.2022 tarihli ve 2022/İHK-21427 Karar sayılı kararıyla; davacının arazının uyluk ve ayakta olduğu, olay tarihinde meri olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ve bizzat davacının muayenesine ve tıbbi evrak tetkikine dayalı, illiyet bağının tespit edildiği ... Üniversitesi Hastaneleri Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından kazadan yaklaşık 10,5 ay sonra ve raporda belirtilen iki aylık iyileşme süresinin bitiminden sonra düzenlenmiş kesin maluliyet belirtir raporun hükme esas alınabileceği kanaatine varıldığı ve davacının talep edebileceği tazminat tutarının tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, düzenlenen 22.04.2022 tarihli raporda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre %75 kusur oranı üzerinden 126.757,01 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, raporun taraflara tebliğ edildiği, hesaplamanın usul ve yasaya uygun olduğu, davacının talebini ıslah ettiği gerekçesi ile davacının itirazının kabulü ile talebin kabulüne, 127.781,01 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının 17.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. Bozma Kararı</p>

<p>1-İtiraz Hakem Heyeti Kararına süresi içinde davacı ve davalı vekilinin tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.</p>

<p>2- Dairenin 15.05.2024 tarih, 2022/9342 Esas, 2024/4781 Karar sayılı kararı ile "1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacı başvuru dilekçesi ile %9 oranında malul kaldığını beyan ederek bakiye tazminat talebinde bulunulmuş olmasına, karara esas alınan maluliyet raporunda 1 yıllık bekleme süresine riayet edilmemiş ise de, davacı %9 maluliyet oranı ile kendisini bağlamış ve artan maluliyet iddiasında da bulunmamış ve bakiye alacak istemide %9 oranı üzerinden talep edilmiş olduğundan, İtiraz Hakem Heyeti tarafından da %9 maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapılarak hüküm kurulmuş olmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;<br />
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.</p>

<p>Davaya konu kazanın meydana geldiği 24.09.2020 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p>Somut olayda; yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir.</p>

<p>Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Özür Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp, davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>3. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.<br />
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır." denilerek bozma kararı verilmiştir.</p>

<p>B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar</p>

<p>İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dosyaya ibraz edilen İzmir .... Üniversitesi .... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen raporda davacının %17 oranında maluliyeti olduğunun belirlendiği, söz konusu rapor usule uygun olmakla birlikte hükme esas alınan rapordan daha fazla oran ihtiva etmesi nedeni ile aleyhe bozma yasağı gereği yeniden tazminat hesaplaması yapılmadığı, davacı lehine maktu vekalet ücreti verilmesine karar verildiği gerekçesi ile davacının itirazının kabulü ile talebin kabulüne, 127.781,01 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının 17.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunu kabul etmediklerini, kusur oranlarına itiraz ettiklerini, hesaplamaya yönteminin hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, tam oranda vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 24.09.2020 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı bakiye sürekli iş göremezlik tazminat talebine ilişkindir.</p>

<p>Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına, bozma kararından sonra alınan maluliyet raporu ile davacının %17 oranında malul kaldığının belirlenmiş olmasına, aleyhe bozma yasağı gereği %9 oranına göre yapılan hesaplamaya itibar edilmiş olmasına göre davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VII. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>24/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20258343-e-202517242-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargiadtaddsa.jpg" type="image/jpeg" length="58733"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/411 E., 2025/16499 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2025411-e-202516499-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2025411-e-202516499-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 10.12.2025 tarihli, 2025/411 E., 2025/16499 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/411 E., 2025/16499 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/1578 Değişik İş - 2024/1578 Karar<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : 2024/İHK-93436<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : K-2024/508093</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 11.01.2023 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazasında, sürücü olan müvekkilinin yaralandığını, sürekli iş göremezliğe uğradığını açıklayarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talebini 435.152,73 TL olarak ıslah etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunarak usule uygun başvuru yapılmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusura yönelik tespit yapılması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak hesap yapılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan bir ödeme var ise mahsubunun gerektiğini, vekalet ücretinin 1/5 olarak uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bakıcı gideri talebiyle açtığı 2024/13086 Esas sayılı dosyada alınan kusur raporunda davacının kazanın meydana gelmesinde %75 kusurlu olduğunun tespit edilmesi nedeniyle yeni bir kusur raporu almaksızın davanın kabulü ile 435.152,73 TL sürekli iş göremezlik tazminatının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kaza tarihinde polis memuru olan davacıya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince davacıya tazminat ödenip ödenmediğinin ya da aylık bağlanıp bağlanmadığının tespiti gerekmekte olduğunu, sunulan sağlık raporunun ilgili yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmiş bir rapor olarak değerlendirilemeyeceğinden başvurunun usulden reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmadığını, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile hesaplama yapılması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin sorulmasını talep ettiklerini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.Davacının polis memuru olduğu ve trafik kazasının görev dönüşü gerçekleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dosya içerisindeki Emniyet Müdürlüğü'nden gelen yazıda, davacının başvurusunun bulunmadığı yönünde bilgi verilmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, İçişleri Bakanlığı'na, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun dahilinde davacıya bir ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmışsa ödenen bedelin neye ilişkin olduğu (maddi-manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı belirtilmesi) hususlarının sorulması ve dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.</p>

<p>3.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.</p>

<p>Davaya konu kazanın gerçekleştiği tarih (11.01.2023) itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup, davacının maluliyetinin bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir. Bu yönetmeliğin alt ekstremite arazlarına ilişkin bölümde devamlı engellilik raporu verilmeden önce hastada iyileşmenin durduğu son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığının tespit edilmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p>Somut olayda; kaza sonucunda davacı ayak bileğinden ve omzundan yaralanmış ve oluşan arazlar nedeni ile malul kalmıştır. Davaya konu kaza, 11.01.2023 tarihinde gerçekleşmiş, maluliyet raporu ise kazadan itibaren bir sene geçmeden (19.07.2023 tarihinde) düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle bu raporun karara esas alınmaması gerekir ise de karar tarihi itibari ile bir yıllık bekleme süresinin dolduğu gözetilerek usulüne uygun rapor alınması için davacı tarafa süre verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.</p>

<p>Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi de yapılarak ve güncel grafileri çekilerek kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, ikametine en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından içinde uzman hekimin de bulunduğu heyetten rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2. Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2025411-e-202516499-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/yargi-tay-yeni122201.jpg" type="image/jpeg" length="15199"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/10490 E. ve 2025/15302 E. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 03.12.2025 tarihli, 2024/10490 E., 2025/16140 K. sayılı kararı ile 24.02.2026 tarihli, 2025/15302 E., 2026/2059 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/10490 E., 2025/16140 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/619 E., 2022/627 K.<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : 2022/İHK-31375<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : K-2022/46195</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yolcusu olduğu davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle oluşan 04.10.2020 tarihli trafik kazasında davacının yaralanması sonucu malul kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.700,00 TL tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle taleplerini 382.723,55 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; iyileşme süresi dolmadan alınan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, kendilerine gerekli belgeler ile başvuru yapılmadığını, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faiz yöntemine göre yapılması gerektiğini, beşte bir oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının meydana gelen kaza nedeni ile yaralanarak malul kaldığı, davalı şirketin sigortalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet sigortacısı olması nedeni ile işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlendiği ve sorumluluğu bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 382.723,55 TL tazminatın 15.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak 306.478,84 TL tazminatın 15.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kendilerine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatlarının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediğini, muacceliyetin gerçekleşmediğini, sağlık raporu ücretinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, sorumluluklarının poliçe teminatı ve sigortalı aracın kusuru oranında olduğunu, kusur durumunun tespiti gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, ıslah edilen kısım yönünden ıslahtan itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, beşte bir oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanarak malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2. Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;</p>

<p>a. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.</p>

<p>Davaya konu kazanın meydana geldiği 04.10.2020 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p>Somut olayda; yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir.</p>

<p>Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Engel Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.<br />
b. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Yukarıda (2-a) ve (2-b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>03.12.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.</p>

<p><strong>KARŞI OY</strong></p>

<p>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.</p>

<p>Somut olayda, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu belirlenmiştir. Dosya kapsamında kazanın oluşumuna ilişkin herhangi bir kusur raporu düzenlenmediği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Şu durumda, tarafların kusur durumlarının hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için uzman bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, bozma ilamına bu yönde bent eklenmesi gerekli olduğu kanaati ile sayın çoğunluk görüşünden ayrılmakla birlikte; sayın çoğunluğun (1) ve (2) nolu bentlerdeki bozma görüşüne katılıyorum.<br />
 </p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/15302 E., 2026/2059 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/235 Esas - 2024/233 Karar</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I.DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yolcu olduğu araç ile davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 24.03.2022 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 5.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla toplam talebini 273.111,82 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; usule uygun olmayan başvuru nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, illiyet bağının ispat edilemediğini, kusur raporu alınması gerektiğini, emniyet kemerini takmama eylemi nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi gerektiğini, geçici taleplerden davalının sorumlu olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davalının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sunduğu 20.12.2022 tarihli maluliyet raporuna göre davaya konu trafik kazasından dolayı %5 oranında sürekli malul kaldığı, raporun usule ve yasaya uygun olduğu, kaza tespit tutanağına göre davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, hakem heyeti tarafından alınan kusur raporunun da aynı doğrultuda olduğu gerekçesiyle başvurunun kabulüne, toplam 273.111,82 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin itiraz başvurusunda bulunması üzerine İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın davacı lehine hükmedilen nisbi vekalet ücreti yönünden kabulüne, diğer itirazların reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, usule uygun başvuru olmadığından usulden red kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun usule uygun düzenlenmediğini,illiyet bağının ispat edilemediğini, hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, kusur raporu alınması gerektiğini, davalıya yüklenen kusur oranının fahiş olduğunu, hatır taşıması nedeniyle ve emniyet kemerini takmama eylemi nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, davacının kazanç kaybının olup olmadığının araştırılması, kazanç kaybı yoksa geçici iş göremezlik tazminatının reddi gerektiğini, geçici taleplerden davalının sorumlu olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere temerrüt gerçekleşmediğinden ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; davacı lehine hüküm altına alınan vekalet ücretinin hatalı olduğunu, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, davacının yolcu olduğu araç ile davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının tazminat talebine ilişkindir.</p>

<p>1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın içtihatlara uygun olmasına, müterafik kusurun ispat edilememiş olmasına, hatır taşımasının olayda mevcut olmamasına, kusur oranlarının tespitinin yerinde olmasına ve vekalet ücretinin doğru takdir edilmesine göre katılma yoluyla temyiz eden davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.</p>

<p>Davaya konu kazanın gerçekleştiği 24.03.2022 tarihi itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup davacının maluliyetinin bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir. Bu yönetmeliğin 2 numaralı ek cetveli olan özür oranları cetvelinin "alt ekstremiteye ait sorunlarda özürlülük oranları" başlıklı 3. maddesinde "Özürlülük hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi özrünün zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı özürlülük raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır." düzenlemesine yer verilmiştir.<br />
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak ... Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 20.12.2022 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti %5 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ile ekindeki cetveller kullanılarak belirleme yapılması yerinde olmakla birlikte, davacının kazadaki diz kapağında oluşan menisküs yırtığı nedeniyle diz eklem hareket kısıtlılığına bağlı oluşan alt ekstremite özür durumu için yönetmelikteki 1 yıllık süre gözetilmemiş ve bu hususta bir değerlendirme de yapılmamıştır.</p>

<p>Şu halde, İtiraz Hakem Heyeti tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, eki cetvel ve listeler ile davacının tüm tedavi evrakı ve raporları temin edilip, davacıyı bizzat muayene etmek suretiyle ve ayrıca kaza ile illiyet bağı kuracak şekilde yerleşim yerine en yakın üniversite adli tıp anabilim dalı başkanlığından yeniden maluliyet raporu alınarak sonuca gidilmesi gerekirken yetersiz maluliyet raporunun esas alınarak sonuca gidilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.<br />
 </p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle katılma yoluyla temyiz eden davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazının REDDİNE,</p>

<p>2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,<br />
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410490-e-ve-202515302-e-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/yargi/yargitayd4ss.jpg" type="image/jpeg" length="83872"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/9587 E., 2026/2114 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20249587-e-20262114-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20249587-e-20262114-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 25.02.2026 tarihli, 2024/9587 E., 2026/2114 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/9587 E., 2026/2114 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/866 D. İş, 2024/874 K.</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın 04.02.2023 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yolcu olan davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek ve belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kazadan itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; bedel artırım dilekçesiyle taleplerini 1.200.000,00 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru şartı gerçekleşmediğinden başvurunun usulden reddine karar verilmesini, müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu savunarak başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyeti yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda usulüne uygun bir rapor sunulmadığı için usulüne uygun bir başvurudan ve başvuru süresinin tamamlanmış olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacının başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yaralanmasının kemik kırığı şeklinde gerçekleştiği dosya içerisinde bulunan sağlık kurulu raporunu düzenleyen heyet içerisinde ortopedi ve travmatoloji uzmanının bulunduğu, raporun kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun olarak düzenlendiği görüldüğünden davacının itirazının kabulü ile dosya kapsamında alınan kusur bilirkişi raporu ve hesap bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu kabulü ile Uyuşmazlık Hakem kararına karşı başvuru sahibinin yapmış olduğu itirazın kabulüne Uyuşmazlık Hakem kararının ortadan kaldırılarak davacının davasının kabulü ile 1.200.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 22.05.2023 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... kuruluşundan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; huzurdaki başvurunun “dava şartı eksikliği” sebebiyle usulden reddi gerektiğini, karşı tarafça sunulan sağlık raporunu kabul etmediklerini, kusur durumunun tespiti gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz kullanılması gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, temerrüt tarihinin hatalı tayin edildiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere tazminatı Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap eden aktüer raporunun karara esas alınmış olmasına, kazanın oluşumunda kusuru bulunması mümkün olmayan yolcu davacının kusursuzluğu da dikkate alındığında konusunda uzman bilirkişinin oluşa ve dosya kapsamına uygun düzenlediği rapordaki kusur oranının karara esas alınmış olmasına, davacının müterafik kusurlu sayılmasını gerektirir somut neden bulunmadığı gözetildiğinde bu nedenle tazminattan indirim yapılmayışında usulsüzlük görülmemesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.</p>

<p>Davaya konu kazanın meydana geldiği 04/02/2023 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik (2) nolu ek cetveli olan Engel Oranları Alan Klavuzunun "Kas İskelet Sistemi" başlığı altında yer alan "omurgaya ait sorunlarda engellilik" maddesinde, engellilik belirlemesinin kriterleri düzenlenmiştir. Omurga sorunlarında engellilik belirlemesi için iki model (yaralanma modeli veya tanı ilişkili değerlendirme ile eklem hareket genişliği modeli veya fonksiyonel model) öngörülmüş ve her iki modele göre yapılacak belirlemede de "engelin kalıcı ve stabil olması, son 12 ayda değişiklik olmaması" ve "patolojinin kalıcı ve stabil olması, yetersizliğin en az 1 yıldır devam ediyor olması" ölçütleri getirilmiştir.</p>

<p>Somut olayda; dosyaya sunulu ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 22.08.2023 tarihli raporda Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve ekindeki cetvellere göre davacının kazadan kaynaklı "Klavikula, humerus ve vertebra proçeste (Lomber Omurga) fraktür" nedeniyle toplam %16 oranında sürekli maluliyetinin olduğu belirtilmiştir. Anılan bu raporun tanziminde 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ile ekindeki cetveller kullanılarak belirleme yapılması yerinde olmakla birlikte, davacının ''lomber omurganın özürlülüğü'' arızası nedeniyle oluşan hasarı için yönetmelikteki 12 aylık süre gözetilmemiş ve bu hususta bir değerlendirme de yapılmamıştır.<br />
Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında; davacının muayenesi de yapılarak kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, yerleşim yerine en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20249587-e-20262114-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="80615"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/5157 E., 2025/14411 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20245157-e-202514411-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20245157-e-202514411-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2025 tarihli, 2024/5157 E., 2025/14411 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/5157 E., 2025/14411 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/362 Esas - 2024/361 Karar<br />
SAYISI : 2024/İHK-22265<br />
SAYISI : K-2024/421309</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I.DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yolcu olduğu araç ile davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı olan aracın 31.07.2022 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 14.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 500,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah ile toplam talebini 1.004,383,58 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; usule uygun olmayan başvuru nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, kusur araştırması yapılması gerektiğini, davalının ancak olay tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, davalının geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, olsa bile geçici bakıcı giderinin net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, ceza dosyasının getirtilerek uzlaşmanın araştırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davalının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu, adli rapor ücretinin reddi gerektiğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan 22.05.2023 tarihli maluliyet raporuna göre davacıda %8 oranında sürekli maluliyet bulunduğu, hakem tarafından alınan 16.11.2023 tarihli maluliyet raporuna göre davacıda %14 oranında sürekli maluliyet bulunduğu, hakemce alınan sağlık raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, hükme esas alınması gerektiği, ancak davacının sunduğu rapordaki maluliyet oranı ile kendini bağladığı, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle başvurunun kabulüne, toplam 1.004,383,58 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong><br />
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin itiraz başvurusunda bulunması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, itirazın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faizin uygulanması gerektiğini, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurunun fahiş alındığını, kusur araştırması yapılması gerektiğini, davalının geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, olsa bile geçici bakıcı giderinin net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, emniyet kemerinden kaynaklanan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ceza dosyasının getirtilerek uzlaşmanın araştırılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>B. Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, davacının yolcu olduğu araç ile davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı olan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının tazminat talebine ilişkindir.</p>

<p>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden;<br />
a.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata yapılması gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Somut olayda hükme esas alınan ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanelesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 22.05.2023 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası omurgada birden fazla kırık yaşadığı, meydana gelen iş bu yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik oranının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %8 olarak hesaplandığı, hakemce alınan sağlık raporunda ise davacının yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik oranının %14 olduğu, hakemce her ne kadar sağlık kurulu raporunun usule uygun olduğu kanaati oluşsa da, davacının %8'lik raporu sunarak kendini bu oranla bağladığı, bu nedenle 22.05.2023 tarihli maluliyet raporunun(%8) hükme esas alınmasına karar verdiği anlaşılmaktadır.<br />
Her ne kadar olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulandığı 22.05.2023 tarihli maluliyet raporuna göre hüküm tesis edilmiş ise de, kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında yaralanmanın niteliğinin omurgada birden fazla kırık olduğu gözetildiğinde bir yıllık (12 aylık) süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora(%8) itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir.</p>

<p>Şu halde, İtiraz Hakem Heyeti tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, eki cetvel ve listeler ile davacının tüm tedavi evrakı ve raporları temin edilip, davacıyı bizzat muayene etmek suretiyle ve ayrıca kaza ile illiyet bağı kuracak şekilde yerleşim yerine en yakın üniversite adli tıp anabilim dalı başkanlığından (temyiz eden davalı yönünden oluşan usuli kazanılmış haklara dokunulmaması kaydıyla) yeniden maluliyet raporu alınarak sonuca gidilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.</p>

<p>b. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.</p>

<p>Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, kaza tespit tutanağının düzenlendiği, buna göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiği, başkaca kusur tespiti yapılmadığı, hakemce, kaza tespit tutanağında yer alan kusur tayini dikkate alınarak davacının tazminat talebinin hesaplatıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Olayın meydana geliş şekli, kaza tespit tutanağındaki kusur tayini ile bağlı kalınarak başkaca kusur araştırması yapılmaması, hakemce kusur bilirkişi raporu alınmaması gibi hususlar değerlendirildiğinde, kusur oranlarına ilişkin yapılan araştırma yeterli görülmemiş olup eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.</p>

<p>Şu halde; İtiraz Hakem Heyetince, dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa ceza soruşturma dosyası da dosya arasında alınarak, tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden seçilecek uzman bilirkişilerden, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2. Yukarıda (2-a) ve (2-b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20245157-e-202514411-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/yargi/yargitay7mghj74.jpg" type="image/jpeg" length="28355"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[VERGİ BORCU NEDENİYLE GEÇİCİ TEMİNATIN İRAT KAYDEDİLMESİ 4734 SAYILI KANUN’UN 10. MADDESİNİN YENİDEN OKUNMASI GEREĞİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/vergi-borcu-nedeniyle-gecici-teminatin-irat-kaydedilmesi-4734-sayili-kanunun-10-maddesinin-yeniden-okunmasi-geregi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/vergi-borcu-nedeniyle-gecici-teminatin-irat-kaydedilmesi-4734-sayili-kanunun-10-maddesinin-yeniden-okunmasi-geregi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Kamu ihale hukukunda isteklilerin vergi borcu bulunup bulunmadığı, yalnızca mali yeterlik meselesi değildir. Vergi borcu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu bakımından ihaleye katılma ehliyetini etkileyen bir yeterlik kriteri olarak düzenlenmiştir.</p>

<p>Ne var ki uygulamada uzun süre, <strong>“ihale tarihinde kesinleşmiş vergi borcu bulunduğunun tespit edilmesi = teklifin değerlendirme dışı bırakılması = geçici teminatın gelir kaydedilmesi”</strong> şeklinde otomatik bir denklem kurulmuştur.</p>

<p>Kanaatimizce sorun tam da bu noktadadır.</p>

<p>Çünkü 4734 sayılı Kanun'un 10. maddesi dikkatle incelendiğinde, kanun koyucunun <strong>vergi borcunun bulunmasını</strong> ayrı, <strong>gerçeğe aykırı taahhütte bulunulmasını veya taahhüt edilen durumun tevsik edilememesini</strong> ayrı hukuki sebepler olarak düzenlediği görülmektedir.</p>

<p>Bu iki farklı hukuki durumun aynı yaptırım alanında değerlendirilmesi; kanunilik, ölçülülük, hukuki güvenlik, eşitlik ve kamu ihalelerinde rekabet ilkeleri bakımından ciddi sorunlar doğurmaktadır.</p>

<p>Daha önemlisi, 2026 yılında Kamu İhale Kurulu tarafından alınan 2026/DK.D-70 sayılı karar ile vergi borcu sorgulamasında isteklilere makul süre verilmesi esasının kabul edilmiş olması, uygulamanın önceki katı anlayışının sürdürülebilir olmadığını açıkça göstermektedir.</p>

<p><strong>I. 4734 Sayılı Kanun'un 10. Maddesi Gerçekte Ne Söylüyor?</strong></p>

<p>4734 sayılı Kanun'un 10. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinde, <strong>“Türkiye'nin veya kendi ülkesinin mevzuat hükümleri uyarınca kesinleşmiş vergi borcu olan”</strong> isteklilerin ihale dışı bırakılacağı düzenlenmiştir.</p>

<p>Buradaki hukuki sonuç açıktır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kesinleşmiş vergi borcu bulunan kişi veya şirket, ihaleye katılım bakımından öngörülen yeterlik koşulunu taşımamaktadır.</p>

<p>Ancak buradan doğrudan;</p>

<p>“Vergi borcu varsa, hiçbir başka değerlendirme yapılmaksızın geçici teminat irat kaydedilir.”</p>

<p>sonucuna ulaşmak mümkün değildir.</p>

<p>Çünkü aynı maddenin devamında geçici teminatın gelir kaydedilmesine ilişkin ayrıca bir düzenleme bulunmaktadır.</p>

<p>Kanun;</p>

<p>10. madde kapsamında istenen bilgi ve belgelerin taahhütname olarak sunulması, gerçeğe aykırı hususlar içeren taahhütname verilmesi veya ihale üzerinde kalan isteklinin taahhüt ettiği durumu tevsik eden belgeleri sözleşme imzalanmadan önce sunmaması</p>

<p>hâlinde, ihale dışı bırakma yanında geçici teminatın gelir kaydedileceğini düzenlemektedir.</p>

<p>Burada çok önemli bir ayrım bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Birinci durum:</strong></p>

<p>İsteklinin gerçekten kesinleşmiş vergi borcu vardır.</p>

<p><strong>İkinci durum:</strong></p>

<p>İstekli, vergi borcu bulunmadığını taahhüt etmiş; ancak bu taahhüdün gerçeğe aykırı olduğu veya taahhüt edilen durumun süresinde tevsik edilmediği ortaya çıkmıştır.</p>

<p>Bu iki durumun birbirinden ayrılması gerekir.</p>

<p><strong>II. İhale Dışı Bırakılma ile Teminatın İrat Kaydedilmesi Aynı Hukuki Sonuç Değildir</strong></p>

<p>Kamu ihale hukukunun temel meselelerinden biri, yaptırımların kanunda öngörülen hukuki sebebe bağlı olarak uygulanmasıdır.</p>

<p><strong>İhale dışı bırakılmak</strong>, isteklinin ihale yeterlik koşullarını taşımadığının kabul edilmesidir.</p>

<p><strong>Geçici teminatın gelir kaydedilmesi</strong> ise bunun ötesinde, isteklinin vermiş olduğu teminat üzerinde idarenin hak sahibi olmasına yol açan ağır bir mali sonuçtur.</p>

<p>Dolayısıyla ikinci yaptırımın uygulanabilmesi için yalnızca isteklinin ihale şartını taşımaması yeterli kabul edilmemelidir.</p>

<p>Aksi yorum, Kanun'un 10. maddesinin farklı fıkra ve bentlerinde yer alan hukuki sonuçların birbirine karıştırılması sonucunu doğurur.</p>

<p>Başka bir ifadeyle:</p>

<p><strong>Her geçici teminatın gelir kaydedilmesi hâlinde ihale dışı bırakma söz konusu olabilir; ancak her ihale dışı bırakılma hâlinde geçici teminatın gelir kaydedilmesi gerektiği sonucu kendiliğinden çıkmaz.</strong></p>

<p>Bu ayrım, kamu ihale hukukunda yaptırım hukukunun en önemli meselelerinden biridir.</p>

<p><strong>III. “Vergi Borcu Vardır” Tespiti ile “Gerçeğe Aykırı Taahhüt” Aynı Şey Değildir</strong></p>

<p>Özellikle elektronik ihale sistemlerinde vergi borcunun tespit edilmesi, çoğu zaman EKAP üzerinden gerçekleştirilen sorgulamalara dayanmaktadır.</p>

<p>Ancak elektronik sistemde görünen kayıt ile hukuken kesinleşmiş ve ihale tarihi itibarıyla mevcut olan borcun aynı kavramlar olduğu varsayılamaz.</p>

<p>Bir isteklinin;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>borcu bulunmadığı hâlde sistemde borç görünmesi,</li>
 <li>borcun ihale tarihi itibarıyla kesinleşmemiş olması,</li>
 <li>borcun ihale tarihinden önce ödenmiş olması,</li>
 <li>teknik veya entegrasyon kaynaklı yanlış kayıt oluşması,</li>
 <li>borcun niteliğinin veya tutarının mevzuatta öngörülen kapsam dışında kalması,</li>
</ul>

<p>gibi durumlar birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>Dolayısıyla idarenin yalnızca elektronik sistemde görünen bir kayıt üzerinden, isteklinin teminatına doğrudan el koyması; <strong>maddi gerçeğin araştırılması yükümlülüğü</strong> ile bağdaşmayabilir.</p>

<p>Nitekim Danıştay 13. Dairesinin 2026 yılında verdiği yürütmenin durdurulması kararlarında, EKAP üzerinden yapılan sorgulamanın her durumda doğru sonuç vermeyebileceğine ve isteklilerin farklı muameleye tabi tutulmasının 4734 sayılı Kanun'un temel ilkeleri bakımından sorun yaratabileceğine ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır.</p>

<p>Bu kararlar, konunun yalnızca teknik bir EKAP meselesi olmadığını; <strong>hukuki güvenlik ve eşit işlem ilkeleri</strong> bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p><strong>IV. 2026 Yılında Kamu İhale Kurulu'nun Yaklaşımı Değişmiştir</strong></p>

<p>Konunun geldiği noktayı anlamak bakımından 27.02.2026 tarihli ve 2026/DK.D-70 sayılı Kamu İhale Kurulu Kararı son derece önemlidir.</p>

<p>Kurul, 02.03.2026 ve sonrasında ilan veya duyurusu yapılan ihaleler bakımından, EKAP üzerinden yapılan sorgulamada vergi veya sosyal güvenlik prim borcu bulunduğu görülen isteklilere <strong>iki iş gününden az olmamak üzere makul süre verilmesini</strong> öngörmüştür.</p>

<p>Daha da önemlisi, verilen süre içinde isteklinin <strong>ihale tarihi itibarıyla borcu bulunmadığını doğrulanabilir belgeyle ortaya koyması hâlinde</strong>, teklifin geçerli kabul edilerek ihale işlemlerine devam edilmesi öngörülmüştür.</p>

<p>Bu düzenleme, çok önemli bir hukuki anlayış değişikliğine işaret etmektedir:</p>

<p><strong>İhale tarihinde gerçekten vergi borcu bulunup bulunmadığı ile sistemde borç kaydının görülmesi aynı şey değildir.</strong></p>

<p>Dolayısıyla idarenin ilk elektronik sorgulamayı nihai ve tartışmasız bir hukuki gerçeklik olarak kabul etmesi yerine, isteklinin maddi gerçeği ortaya koymasına imkân tanıması gerekmektedir.</p>

<p><strong>V. Danıştay Kararlarının Ortaya Koyduğu Temel İlke</strong></p>

<p>Kamu İhale Kurulu'nun 2026 tarihli açıklamasından da görüldüğü üzere, Danıştay 13. Dairesi 2025/DK.D-293 sayılı Kurul düzenlemesi hakkında yürütmenin durdurulması kararları vermiştir. Bunun üzerine Kurul 2026/DK.D-69 sayılı kararıyla önceki düzenlemeleri iptal etmiş ve yeni bir sistem oluşturmuştur.</p>

<p>Buradaki hukuki yaklaşım son derece değerlidir.</p>

<p>Çünkü kamu ihale hukukunda şekli bir belgenin veya elektronik sorgunun, <strong>maddi gerçeğin önüne geçirilmesi</strong> kabul edilemez.</p>

<p>İhale tarihi itibarıyla gerçekte borcu olmayan bir isteklinin, yalnızca sistemdeki teknik veya güncel olmayan bir kayıt nedeniyle;</p>

<p>1. ihale dışı bırakılması,</p>

<p>2. teklifinin değerlendirme dışı bırakılması,</p>

<p>3. geçici teminatının gelir kaydedilmesi,</p>

<p>sonuçlarıyla karşılaşması, yaptırımın amacı ile sonucu arasında ciddi bir orantısızlık yaratabilir.</p>

<p><strong>VI. Teminatın İrat Kaydedilmesi Bir “Otomatik Sonuç” Olarak Görülemez</strong></p>

<p>Burada temel soru şudur:</p>

<p><strong>Kanun koyucu neden geçici teminatı düzenlemiştir?</strong></p>

<p>Geçici teminatın amacı, isteklinin teklifine bağlılığını ve ihale sürecindeki yükümlülüklerine uygun davranmasını güvence altına almaktır.</p>

<p>Bu nedenle geçici teminatın gelir kaydedilmesi, yalnızca “istekli yeterli değildir” düşüncesinin mali sonucu olarak değerlendirilemez.</p>

<p>Teminat yaptırımının uygulanabilmesi için, kanunun teminatın gelir kaydedilmesini bağladığı hukuki şartların gerçekleşmiş olması gerekir.</p>

<p>Aksi hâlde;</p>

<p>“İhale dışı bırakıldın, o hâlde teminatın da gelir kaydedilir.”</p>

<p>şeklindeki yaklaşım, yaptırımın hukuki sebebini sonuçtan çıkarmaya çalışan bir yorum hâline gelir.</p>

<p>Oysa idari yaptırımlarda temel ilke şudur:</p>

<p><strong>Yaptırım, kanunda açıkça öngörülen hukuki sebebe dayanmalıdır.</strong></p>

<p><strong>VII. Kanun'un Lafzı Kadar Sistematiği de Önemlidir</strong></p>

<p>4734 sayılı Kanun'un 10. maddesini yalnızca tek bir cümle üzerinden okumak doğru değildir.</p>

<p>Maddenin;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>yeterlik şartlarını,</li>
 <li>ihale dışı bırakılma hâllerini,</li>
 <li>taahhütname mekanizmasını,</li>
 <li>belge sunma yükümlülüğünü,</li>
 <li>gerçeğe aykırı beyanı,</li>
 <li>geçici teminatın gelir kaydedilmesini</li>
</ul>

<p>bir bütün olarak düzenlediği görülmektedir.</p>

<p>Bu sistematik yapı dikkate alındığında, kanun koyucunun <strong>her yeterlik eksikliğini aynı yaptırıma bağlamadığı</strong> anlaşılmaktadır.</p>

<p>Örneğin 10. madde kapsamında istenen bilgi ve belgelerin gerçeğe aykırı taahhüt edilmesi özel olarak düzenlenmiş ve bu durumda geçici teminatın gelir kaydedilmesi ayrıca öngörülmüştür.</p>

<p>Dolayısıyla vergi borcunun bulunması ile gerçeğe aykırı taahhüt verilmesi arasında hukuki bağ kurulmadan, ikinci yaptırımın otomatik olarak uygulanması kanunun sistematiğini zayıflatmaktadır.</p>

<p><strong>VIII. Kamu İhale Genel Tebliği Kanun'un Önüne Geçemez</strong></p>

<p>Uygulamada bu konudaki tartışmanın önemli bir bölümü Kamu İhale Genel Tebliği'nin 17.6.3 maddesinden kaynaklanmaktadır.</p>

<p>Anılan düzenlemede, vergi veya sosyal güvenlik prim borcu bulunması gibi durumlarda isteklinin ihale dışı bırakılarak geçici teminatının gelir kaydedileceği ifade edilmektedir.</p>

<p>Ancak burada normlar hiyerarşisi bakımından çok temel bir soru ortaya çıkar:</p>

<p><strong>Tebliğ, kanunun öngörmediği veya kanunda farklı şartlara bağladığı bir yaptırım alanını genişletebilir mi?</strong></p>

<p>Cevap olumsuz olmalıdır.</p>

<p>İdarenin düzenleyici işlemleri, kanunun uygulanmasını açıklayabilir; fakat kanunda bulunmayan yeni bir yaptırım sebebi yaratamaz.</p>

<p>Bu nedenle Tebliğ hükmü, 4734 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle birlikte ve kanunun sistematiğine uygun biçimde yorumlanmalıdır.</p>

<p><strong>IX. Ölçülülük İlkesi Açısından Sorun</strong></p>

<p>Geçici teminatın gelir kaydedilmesi, bazı ihalelerde son derece yüksek miktarlara ulaşabilen ciddi bir mali yaptırımdır.</p>

<p>Örneğin milyonlarca liralık tekliflerin bulunduğu bir ihalede, küçük tutarlı veya tartışmalı bir vergi borcu nedeniyle geçici teminatın bütünüyle gelir kaydedilmesi;</p>

<p><strong>elverişlilik, gereklilik ve orantılılık</strong> bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Vergi borcunun tahsili için zaten vergi hukukunda çok güçlü kamu hukuku araçları bulunmaktadır.</p>

<p>Devletin vergi alacağını güvence altına almak amacıyla ihale hukukundaki geçici teminat mekanizmasının ayrıca kullanılması, ancak kanunda açıkça ve ölçülü biçimde öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde kabul edilebilir.</p>

<p>Aksi yaklaşım, ihale hukukundaki teminatı vergi tahsilatının dolaylı aracına dönüştürme tehlikesi taşır.</p>

<p>Oysa geçici teminatın asli fonksiyonu vergi tahsil etmek değil, <strong>ihale sürecindeki teklif ve sözleşme yükümlülüklerini güvence altına almaktır.</strong></p>

<p><strong>X. Rekabet İlkesi Bakımından da Konu Yeniden Düşünülmelidir</strong></p>

<p>4734 sayılı Kanun'un temel ilkeleri arasında rekabet, eşit muamele, güvenirlik, gizlilik ve kamuoyu denetimi bulunmaktadır.</p>

<p>Vergi borcu konusunda otomatik ve şekli bir yaklaşımın benimsenmesi, özellikle elektronik sorgulama sistemlerinde ortaya çıkabilecek hatalar nedeniyle aynı durumdaki isteklilerin farklı sonuçlarla karşılaşmasına yol açabilir.</p>

<p>Bir isteklinin ihale tarihinde gerçekte borcu bulunmadığı hâlde sistemde borç görünmesi nedeniyle elenmesi, buna karşılık başka bir isteklinin doğru veri nedeniyle ihaleye devam etmesi;</p>

<p><strong>eşit muamele ilkesini</strong> doğrudan ilgilendirir.</p>

<p>Bu nedenle vergi borcu sorgulamasında maddi gerçeğin tespitine imkân veren usuli güvencelerin bulunması yalnızca isteklinin bireysel menfaatinin değil, <strong>ihale hukukunda rekabetin korunmasının da gereğidir.</strong></p>

<p><strong>XI. Yeni Sistem Eski Yaklaşımın Hukuken Sürdürülemeyeceğini Gösteriyor</strong></p>

<p>Burada özellikle vurgulanması gereken husus şudur:</p>

<p>Kamu İhale Kurulu'nun 2026/DK.D-70 sayılı kararı, vergi borcu bulunan herkesin artık ihaleye katılabileceği anlamına gelmemektedir.</p>

<p>Aksine, ihale tarihi itibarıyla kesinleşmiş vergi borcu bulunan isteklinin yeterlik koşulunu taşımadığına ilişkin temel kural devam etmektedir.</p>

<p>Değişen şey <strong>tespit ve yaptırım usulüdür.</strong></p>

<p>Artık idarenin elektronik sorgulamada borç görmesi üzerine, isteklinin ihale tarihi itibarıyla gerçek durumunu ortaya koyabilmesine imkân verilmesi kabul edilmiştir.</p>

<p>Bu ayrım son derece önemlidir.</p>

<p>Dolayısıyla bugün savunulması gereken tez:</p>

<p>“Vergi borcu ihale dışı bırakma sebebi değildir.”</p>

<p>değildir.</p>

<p>Daha doğru ve hukuken savunulabilir tez şudur:</p>

<p><strong>“Vergi borcunun bulunduğuna ilişkin bir elektronik sorgu sonucu, tek başına ve hiçbir maddi inceleme yapılmaksızın geçici teminatın gelir kaydedilmesinin otomatik hukuki sebebi olarak kabul edilemez.”</strong></p>

<p>Bu yaklaşım hem kanunun lafzına hem sistematiğine hem de 2026 yılında oluşan güncel Kurul ve yargı pratiğine daha uygundur.</p>

<p><strong>XII. Asıl Hukuki Problem: İki Farklı Yaptırımın Birbirine Karıştırılması</strong></p>

<p>Kanaatimizce uyuşmazlığın merkezinde şu ayrım bulunmaktadır:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Hukuki durum</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Temel sonuç</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>İhale tarihinde kesinleşmiş vergi borcu bulunması</p>
   </td>
   <td>
   <p>İhale dışı bırakılma</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Vergi borcu bulunmadığı yönünde gerçeğe aykırı taahhüt verilmesi</p>
   </td>
   <td>
   <p>Kanundaki şartların oluşması hâlinde teminatın gelir kaydedilmesi</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Sistem sorgusunda borç görünmesi ancak ihale tarihinde gerçekte borç bulunmaması</p>
   </td>
   <td>
   <p>Maddi durum araştırılmalı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Teknik/entegrasyon hatası nedeniyle borç görünmesi</p>
   </td>
   <td>
   <p>Otomatik yaptırım uygulanmamalı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Borcun ihale tarihinden sonra doğması</p>
   </td>
   <td>
   <p>İhale tarihindeki yeterlik açısından ayrıca değerlendirilmelidir</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Borcun ihale tarihinde bulunmadığının belgeyle ortaya konulması</p>
   </td>
   <td>
   <p>İsteklinin ihale dışı bırakılmaması gerekir</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Bu tablo, meselenin özünü ortaya koymaktadır:</p>

<p><strong>Vergi borcu ile teminat yaptırımı arasında doğrudan ve koşulsuz bir otomatiklik kurmak hukuken problemli; somut olayın özelliklerini, ihale tarihindeki gerçek durumu ve isteklinin beyanını birlikte değerlendirmek ise hukuken daha isabetlidir.</strong></p>

<p><strong>XIII. Sonuç: “Vergi Borcu Varsa Teminat İrat Kaydedilir” Cümlesi Yeniden Sorgulanmalıdır</strong></p>

<p>Kamu ihale hukukunda uzun yıllar kullanılan;</p>

<p><strong>“Kesinleşmiş vergi borcu tespit edilirse istekli ihale dışı bırakılır ve geçici teminatı gelir kaydedilir.”</strong></p>

<p>şeklindeki kategorik yaklaşım, artık hukuki bakımdan yeniden değerlendirilmelidir.</p>

<p>Çünkü;</p>

<p>1. 4734 sayılı Kanun'un 10. maddesi ihale dışı bırakılma ile teminatın gelir kaydedilmesini aynı hukuki sebebe bağlamamaktadır.</p>

<p>2. Kanun, gerçeğe aykırı taahhüt ve taahhüt edilen durumun tevsik edilmemesi hâllerini ayrıca düzenlemektedir.</p>

<p>3. Elektronik sorgu sonucu ile maddi hukuki durumun aynı şey olmadığı açıktır.</p>

<p>4. Danıştay 13. Dairesinin 2026 yılında verdiği kararlar, salt elektronik sorgu sonucuna dayalı otomatik yaptırım yaklaşımının hukuka uygunluğu konusunda ciddi soru işaretleri ortaya koymuştur.</p>

<p>5. Kamu İhale Kurulu'nun 27.02.2026 tarihli 2026/DK.D-70 sayılı kararı, isteklilere en az iki iş günü olmak üzere makul süre verilmesini kabul ederek maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik yeni bir usul benimsemiştir.</p>

<p>6. Geçici teminatın gelir kaydedilmesi, ağır bir mali sonuç doğurduğundan kanuni şartlarının dar ve öngörülebilir biçimde yorumlanması gerekir.</p>

<p>7. Kamu ihale hukukunun rekabet, eşit muamele, güvenilirlik ve ölçülülük ilkeleri, elektronik sistemde görülen her kaydın hiçbir araştırma yapılmadan kesin yaptırım sebebi kabul edilmesine engel teşkil etmektedir.</p>

<p>Sonuç olarak kanaatimizce doğru hukuki yaklaşım;</p>

<p><strong>“Vergi borcu bulunan istekli ihale dışı bırakılır; ancak vergi borcunun varlığının tespiti ile geçici teminatın gelir kaydedilmesi arasında otomatik bir hukuki bağ kurulamaz. Teminatın gelir kaydedilebilmesi için 4734 sayılı Kanun'un açıkça öngördüğü teminat yaptırımının koşullarının ayrıca gerçekleştiğinin ortaya konulması gerekir.”</strong></p>

<p>şeklinde ifade edilmelidir.</p>

<p>Bu nedenle <strong>“vergi borcu olması hâlinde geçici teminatın mutlaka irat kaydedileceği” yönündeki kategorik uygulama ve yorum, kanunun lafzı, sistematiği, yaptırım hukukunun temel ilkeleri, ölçülülük ilkesi ve güncel yargısal/idari gelişmeler ışığında yeniden ele alınmalıdır.</strong></p>

<p>Kamu ihale hukukunda artık mesele yalnızca <strong>“borç var mı?”</strong> sorusu değildir.</p>

<p>Asıl mesele;</p>

<p><strong>“Borç hangi tarihte vardı, kesinleşmiş miydi, elektronik kayıt maddi gerçeği yansıtıyor mu, istekliye açıklama ve tevsik imkânı tanındı mı ve teminatın gelir kaydedilmesi için kanunda öngörülen özel yaptırım şartları gerçekten gerçekleşti mi?”</strong></p>

<p>sorularının birlikte cevaplandırılmasıdır.</p>

<p>İşte hukuka uygun ihale denetimi, tam olarak bu ayrımın yapılmasıyla başlar.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-emrah-golgiyaz" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Emrah GOLGİYAZ"><img alt="Av. Emrah GOLGİYAZ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/emrah-golgiyaz.jpg" width="96" /></a></strong></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-emrah-golgiyaz" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Emrah GOLGİYAZ">Av. Emrah GOLGİYAZ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/vergi-borcu-nedeniyle-gecici-teminatin-irat-kaydedilmesi-4734-sayili-kanunun-10-maddesinin-yeniden-okunmasi-geregi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/10/terazi/sozlesmejasdfn.jpg" type="image/jpeg" length="68976"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 538)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/vergi-usul-kanunu-genel-tebligi-sira-no-538nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/vergi-usul-kanunu-genel-tebligi-sira-no-538nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 538)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 595), 05 Eylül 2026 Tarihli ve 33361 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 538)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SIRA NO: 595)</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/5/2022 tarihli ve 31852 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 538)’nin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “7. Elektronik ticarette vergi güvenliğini sağlamak amacıyla elektronik ortamda ticari faaliyette bulunan gerçek ya da tüzel kişi hizmet sağlayıcılara ve/veya başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişi aracı hizmet sağlayıcılara ticari faaliyetlerine ilişkin bildirim verme yükümlülüğü getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü iş hacmi, sektör, mükellef grupları, alış-satış tutarı, alım satıma konu mal ve hizmet türleri itibarıyla belirlemeye, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına ilişkin bildirime konu bilgilerin aracı hizmet sağlayıcıları tarafından alınması zorunluluğunu getirmeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye,” ibaresi “7. Elektronik ticarette ve internet dâhil olmak üzere her türlü dijital ortamın alım, satım, kiralama, ilan ve reklam gibi iktisadi ve ticari amaçlarla kullanıldığı hallerde vergi güvenliğini sağlamak amacıyla elektronik ortamda iktisadi ve ticari faaliyette bulunan gerçek ya da tüzel kişi hizmet sağlayıcılara, elektronik ticaret hizmet sağlayıcılara, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına ortam sağlayan gerçek ve tüzel kişi aracı hizmet sağlayıcılara, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılara, erişim sağlayıcılara, içerik sağlayıcılara, yer sağlayıcılara ve sosyal ağ sağlayıcılara iktisadi ve ticari faaliyetlerine ilişkin bildirim verme yükümlülüğü getirmeye, bildirimin içerik, format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü iş hacmi, sektör, mükellef grupları, alış-satış tutarı, alım, satım, kiralama, ilan ve reklama konu mal ve hizmet türleri itibarıyla belirlemeye, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına ilişkin bildirime konu bilgiler ile içerik sağlayıcılar tarafından üretilen ya da sağlanan bilgilerin aracı hizmet sağlayıcıları, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcıları, erişim sağlayıcılar, yer sağlayıcılar ve/veya sosyal ağ sağlayıcılar tarafından alınması zorunluluğunu getirmeye, bu bent kapsamındaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye,” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Tebliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sosyal ağ sağlayıcıları ile yer sağlayıcılar” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, aynı fıkranın (b) bendinde yer alan “bilgileri ile işyeri adres bilgilerini,” ibaresi “gibi mükellefiyet tespitine ilişkin bilgileri,” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkranın (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş ve mevcut dördüncü fıkrasında yer alan “üçüncü” ibaresi “dördüncü” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“ç) Hizmet verilenler adına gerçekleştirilen taşınır, taşınmaz, mal ve hizmet satış/kiralama işlemlerine ilişkin ilan bilgilerini,”</p>

<p>“(2) Taşınır ve taşınmazlar ile mal ve hizmetlerin alınması, satılması veya kiralanmasının temin edilmesine yönelik olarak verilen ilanların yayımlanmasına imkân sağlayan yer sağlayıcılar ile sosyal ağ sağlayıcılar takvim yılının birer aylık süreleri içerisinde gerçekleştirmiş oldukları söz konusu işlemlere ilişkin olarak;</p>

<p>a) Verilen hizmetin sağlandığı internet adres veya adreslerini,</p>

<p>b) Hizmet verilen gerçek ya da tüzel kişilere ait ad soyad/unvan, TCKN/YKN/VKN gibi mükellefiyet tespitine ilişkin bilgileri,</p>

<p>c) Hizmet verilenler adına gerçekleştirilen taşınır, taşınmaz, mal ve hizmet satış/kiralama işlemlerine ilişkin ilan bilgilerini,</p>

<p>elektronik ortamda 5 inci maddede açıklanan yöntemle Başkanlık sistemlerine bildirmek zorundadır.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Aynı Tebliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/vergi-usul-kanunu-genel-tebligi-sira-no-538nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/hazine-ve-maliye-bakanligia.jpg" type="image/jpeg" length="96998"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Orman Yangınlarıyla Mücadele Çalışmaları Hakkında Yönetmelik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/orman-yanginlariyla-mucadele-calismalari-hakkinda-yonetmelik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/orman-yanginlariyla-mucadele-calismalari-hakkinda-yonetmelik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orman Yangınlarıyla Mücadele Çalışmaları Hakkında Yönetmelik, 05 Eylül 2026 Tarihli ve 33361 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Orman Genel Müdürlüğünden:</strong></p>

<p><strong>ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE ÇALIŞMALARI HAKKINDA YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı, orman yangınlarının önlenmesi, risklerinin azaltılması, yangınlara hazırlık, yangınların söndürülmesi, yangın sonrası rehabilitasyon ve iyileştirme süreçlerine yönelik çalışma esaslarının belirlenmesidir.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik, orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesi çalışmalarında görev alan Genel Müdürlük personeli, kamu kurum ve kuruluşları, özel hukuk tüzel kişileri ile gönüllüleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 69 uncu ve ek 5 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar ve kısaltmalar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) AFAD: Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığını,</p>

<p>b) Afet grubu: Afet ve acil durumlarda, TAMP kapsamında ana çözüm ortağı ve destek çözüm ortaklarının yürüttükleri çalışmaların niteliğine göre oluşturulan grupları,</p>

<p>c) Afet ve Acil Durum Koordinasyon Kurulu: İllerde vali, ilçelerde kaymakam başkanlığında toplanan, afet ve acil durum hazırlıkları ile alınacak önlemleri belirleyen, kurumlar arası koordinasyonu sağlayan kurulu,</p>

<p>ç) Bakanlık: Tarım ve Orman Bakanlığını,</p>

<p>d) Cephe amiri: Büyük ya da büyüme eğilimindeki yangınların devam süresi içerisinde yangın amirine bağlı olarak çalışmak üzere görevlendirilen, sorumluluk alanındaki yangının söndürülmesi ile alakalı her türlü teknik ve idari tedbirlerin alınması ve uygulanmasıyla yükümlü olan orman mühendisini,</p>

<p>e) DHMİ: Devlet Hava Meydanları İşletmesini,</p>

<p>f) Genel Müdürlük: Orman Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>g) Gözlemci personel: Yangın söndürme çalışmalarına katılan orman idaresi dışındaki kurum ve kuruluşlar ile askeri birliklere ait hava araçları ve özel sektör ile sivil toplum kuruluşları tarafından kiralanan yerli ve/veya yabancı tescilli hava araçları uçuş ekibi ile orman idaresi arasında koordinasyonu sağlayan personeli,</p>

<p>ğ) İaşe: Yangın söndürme çalışmalarına katılan görevliler ile gönüllülere orman yangınlarına müdahale çalışmalarının devam ettiği günlerde verilen yiyecek ve içecekleri,</p>

<p>h) İnsansız hava aracı (İHA) yönetim merkezi: Orman yangınlarının tespiti ve yönetimi amacıyla kullanılan insansız hava aracı platformlarının yönetildiği ve koordine edildiği merkezi,</p>

<p>ı) İzin alanları: 6831 sayılı Kanun uyarınca verilen her türlü izin ve irtifak hakkını,</p>

<p>i) Kişisel koruyucu donanım (KKD): 1/5/2019 tarihli ve 30761 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliğinde tanımlanan kişisel koruyucu donanımı,</p>

<p>j) Kolluk kuvvetleri: Orman Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilâtında, emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlamak için kanunların ve kanunlara dayanarak yetkili makamların verdiği görevleri yerine getiren personeli,</p>

<p>k) ORBİS: Orman Bilgi Sistemini,</p>

<p>l) Orman idaresi: Orman Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatını,</p>

<p>m) Orman yangını: Serbest yayılma eğiliminde olan ve ormanda yaşama birliği içinde bulunan canlı ve cansız bütün varlıkları yakarak zarar veren yanma olayını,</p>

<p>n) Orman yangınlarıyla mücadele gönüllüsü: Mesleği orman yangını söndürme işçiliği olmayan ve bu görevden dolayı maaş almayan, eğitim, beceri ve donanım olarak profesyonel yangın söndürme işçiliği imkân ve kabiliyetlerine sahip olan, Orman Genel Müdürlüğünce teorik ve uygulamalı eğitimleri verilmiş, sertifikalandırılmış, orman bilgi sistemine kaydı yapılmış, orman yangını çıktığında kendi meşguliyetini bırakıp, emir komuta zinciri içinde yangına müdahale eden ve yangın sonrası kendi meşguliyetine dönen 18 yaşını bitirmiş kişiyi,</p>

<p>o) SHGM: Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>ö) Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP): Ülkemizde yaşanabilecek her tür ve ölçekteki afet ve acil durumlara etkin müdahale için görev alacak bakanlık, kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve gerçek kişileri kapsayan entegre planlama yaklaşımı ve modüler yapısıyla afet sırasında operasyon risklerini en aza indirecek, afet grupları ve koordinasyon birimlerine ait rolleri ve sorumlulukları tanımlayan, afet öncesi ve sonrasındaki müdahale planlamasının temel unsurlarını belirleyen planı,</p>

<p>p) Ulusal Orman Yangınları Müdahale Planı: Orman yangınlarına müdahalenin planlama esasları, yangın organizasyon aşamaları, ulusal ve yerel müdahale organizasyonlarını belirleyen Ulusal Afet Müdahale Sistemine ve AFAD tarafından belirlenen formata uygun olarak Genel Müdürlükçe hazırlanan planı,</p>

<p>r) Yangın amiri: Yangının başlangıcından söndürülmesine kadar geçen süre içerisinde yangınla ilgili her türlü teknik ve idari tedbirleri almak ve uygulamakla yükümlü olan, orman yangınının meydana geldiği bölgenin orman işletme şefini, yangın mahalline gelmesi halinde yangın yönetimini sırası ile devralan işletme müdür yardımcısı ve orman işletme müdürü ile ihtiyaç halinde orman bölge müdürünün yangını yönetmek üzere görevlendireceği yangın konusunda deneyimli orman mühendisini,</p>

<p>s) Yangın Eylem Planı: Orman idaresince orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesine yönelik yıllık hazırlanan planı,</p>

<p>ş) Yangın gözetleme kulesi: Ormanların 7/24 esasına göre insanlı veya insansız olarak gözetlemesinin yapıldığı tesisleri,</p>

<p>t) Yangın Koordinasyonu Merkezi: Orman yangınlarıyla mücadele organizasyonunun yürütüldüğü, orman yangınlarının söndürülmesi çalışmalarında ulusal ve uluslararası diğer kurum ve kuruluşları ile orman idaresine bağlı birimler arasındaki koordinasyonun sağlandığı Orman Genel Müdürlüğü ve/veya Orman Bölge Müdürlüğünde oluşturulan birimi,</p>

<p>u) Yangın uzmanı: Yangınlara karşı etkili ve bilinçli müdahalelerin yapılabilmesi için özel eğitim almış orman personelini,</p>

<p>ü) Yangın Yönetim Planı: Orman İşletme Müdürlüğü tarafından hazırlanan veya hazırlatılan orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesi çalışmalarını kapsayan planı,</p>

<p>v) Yangın Yönetim Sistemi: Orman yangınına ve yangınla mücadele unsurlarına ait verilerin kaydedilip muhafaza edildiği çevrimiçi hizmet sağlayan servisi,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Önleyici Tedbirler</p>

<p><strong>Yangınların önlenmesinde kurum ve kuruluşlar ile vatandaşların sorumlulukları</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Ormanların yangına dirençli hale getirilmesi, orman yangınlarına daha etkili müdahale edilebilmesi maksadı ile alınacak tedbirler ve yapılacak tesisler orman idaresince belirlenerek bir plan dahilinde gerçekleştirilir.</p>

<p>(2) Orman alanlarında, 6831 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi, 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 18 inci maddelerine dayalı verilen izin alanları ile 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununa göre tahsis edilen ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca yatırımcıya izin verilen alanlarda ilgili kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişiler, taahhütnamelerinde belirtilen ya da orman idaresince ayrıca belirlenen orman yangınlarını önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür.</p>

<p>(3) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde Özel Çevre Koruma Alanları ile 9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu kapsamına giren orman alanlarında Orman Genel Müdürlüğünün önerileri doğrultusunda ilgili kurumlarca orman yangınlarını önleyici tedbirler alınarak tesisler inşa edilebilir.</p>

<p>(4) Millî Eğitim Bakanlığınca orman yangınlarının önlenmesi konusunda öğrencilere yönelik eğitim çalışmaları yapılır. Eğitici görevlendirilmesinin talep edilmesi halinde orman idaresi tarafından eğitici görevlendirilir.</p>

<p>(5) Hasat makinalarından kaynaklı yangınların önlenmesi maksadıyla makinelerin çalışmaları esnasında yanlarında yangın söndürme tüpleri, su tankeri benzeri önlemlerinin alınıp alınmadığı tarım ve orman il müdürlükleri ve kolluk kuvvetlerince denetlenir. Gerekli tedbirleri almayanların çalışmalarına müsaade edilmez.</p>

<p>(6) Orman idaresi, valilikler veya diğer kurumlarca orman yangınlarıyla mücadele çalışmalarında kullanılmak üzere muhtarlıklara verilen su tankerlerinin faal olması, dolu tutulması ve bunların mülki hudutlarında çıkan yangınlara ilk müdahale maksatlı sevkinden muhtar sorumludur.</p>

<p>(7) Tarım ve orman il müdürlüklerince tarla, bağ, bahçe, sera atıkları ile anız yakmanın zararları ve anız yangınlarının önlenmesi konusunda eğitim çalışmaları yapılır veya yaptırılır.</p>

<p>(8) Orman yangınlarının önlenmesine yönelik hedef kitlelerin eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları orman idaresince yapılır veya yaptırılır.</p>

<p>(9) Orman içi veya bitişiğindeki katı atık bertaraf tesisleri ve çöp dökülen alanlarda yangın çıkmaması veya çıkan yangının ormana sirayet etmemesi maksadıyla gerekli tedbirler ilgili belediyeler tarafından alınır.</p>

<p>(10) Orman alanında konaklamaları için haklarında arı konaklama belgesi düzenlenen arıcıların konaklama alanında, etraftan izole kapalı kap dışında ve yanlarında yangın söndürme amaçlı dolu su tankeri bulunmaması halinde tütsü oluşturmalarına müsaade edilmez.</p>

<p>(11) Yangın yönetim merkezi ya da yangın yönetimi maksatlı kullanılan araçlarda yangının sevk ve idaresinde teknik boyutta görev almayan kişiler yangın yönetiminde karar mekanizmasına müdahil olamazlar.</p>

<p>(12) Yangın bölgesinde keşif ve söndürme maksatlı hava araçlarının bulunması halinde, uçuş güvenliğini tehdit edebilecek nitelikte dron ve benzeri hava araçlarının uçurulması kolluk kuvvetlerince engellenir.</p>

<p>(13) Orman yangınlarının önlenmesi, erken tespiti, izlenmesi ve müdahale süreçlerinin etkinliğinin artırılması amacıyla, orman yangınlarıyla mücadelede kullanılabilecek yeni teknolojilerin, sistemlerin ve yöntemlerin izlenmesi, değerlendirilmesi ve uygulanabilir olanların orman yangın yönetim sistemine entegre edilmesi Orman Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda yürütülür. Bu kapsamda; uydu tabanlı gözlem sistemleri, insansız hava araçları, sensör ağları, yapay zekâ destekli risk analiz sistemleri, coğrafi bilgi sistemleri ve erken uyarı teknolojileri gibi yenilikçi uygulamaların orman yangını yönetim süreçlerine uyarlanması için ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılabilir.</p>

<p><strong>Ormana girişlerin yasaklanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Meteorolojik şartlardan dolayı yangın tehlikesinin çok yüksek olduğu kritik dönemlerde orman idaresinin talebi üzerine, mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından ormana girişler yasaklanabilir.</p>

<p>(2) Yasağın hangi sınırları kapsadığı mahalli ve mutat vasıtalarla ilan edilir. Yasaklı alanlara girilmemesi orman idaresi ve kolluk kuvvetlerince takip ve kontrol edilir.</p>

<p><strong>Orman içi veya bitişiğindeki konaklama yerlerinde alınacak tedbirler</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Orman içinde veya bitişiğindeki konaklama yerlerinde orman yangınlarına karşı her türlü tedbir, sahipleri ve işletmecileri tarafından alınır.</p>

<p>(2) Orman içerisinde veya bitişiğinde, izin verilen alanlar dışında geceleyen veya ateş yakanlar hakkında 6831 sayılı Kanunun 76 ncı ve 110 uncu maddelerine göre kanuni işlem yapılır.</p>

<p><strong>Uygulamaların takibi</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Orman yangınlarıyla mücadele kapsamında afet ve acil durum koordinasyon kurulları kararları Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından ilgili birimlere uygulanmak üzere gönderilir.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>İletişim</p>

<p><strong>Yangının tespiti ve haber verilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Orman idaresince ormanların sürekli gözetlenmesi ve haberleşme amacı ile insanlı ve insansız yangın gözetleme kuleleri inşa edilir.</p>

<p>(2) Orman idaresince yangın öncesi ve esnasında kesintisiz haberleşmeyi sağlamak üzere, gerekli telsiz ve diğer teknolojik alt yapı oluşturulur.</p>

<p>(3) Orman Genel Müdürlüğü tarafından olası yangınların daha erken tespiti ve yönetiminde insansız hava araçlarından da faydalanılabilir. Bu amaçla kullanılan insansız hava araçlarının yönetimi ve koordinasyonu için uygun yerlerde insansız hava aracı yönetim merkezleri oluşturulur. Bu kapsamda insansız hava araçlarının uçuşa ilişkin usul ve esaslar ile hava sahası kullanımına ilişkin düzenlemelerde DHMİ ve SHGM koordinasyonu sağlanır.</p>

<p>(4) Orman içerisinde veya ormana sirayet edebilecek yangını gören veya haber alanlar, bunu derhal 112 Acil Çağrı Merkezine, en yakın orman idaresine, en yakın muhtarlığa, jandarma birimlerine ve mülki idare amirine haber verir.</p>

<p>(5) Orman yangınını haber alan Orman İşletme Şefliği veya Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileri bağlı bulunduğu Orman Bölge Müdürlüğüne ve mülki idare amirine yangınla ilgili bilgi verir.</p>

<p>(6) Orman Bölge Müdürlüğü yetkililerince Orman Genel Müdürlüğü Yangın Koordinasyon Merkezi ve valilik ilgili birimlerine bilgi verilir.</p>

<p>(7) Orman Bölge Müdürlüğü Yangın Koordinasyon Merkezi tarafından yangın ihbarı ile ilgili bilgiler en kısa sürede Yangın Yönetim Sistemine kaydedilir.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Gönüllüler, Eylem Planları ve Protokoller</p>

<p><strong>Gönüllüler</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) 6831 sayılı Kanunun 69 uncu maddesi ve 11/9/2019 tarihli ve 30885 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Orman Yangınlarıyla Mücadelede Görev Yapan Gönüllüler Hakkında Yönetmelik gereği orman yangınlarıyla mücadelede gönüllülerden de faydalanılır.</p>

<p><strong>Yangın müdahale ve yangın eylem planları</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Orman yangınlarına müdahalenin planlama esasları, yangın organizasyon aşamaları, ulusal ve yerel müdahale organizasyonlarını belirleyen Ulusal Orman Yangınları Müdahale Planı Ulusal Afet Müdahale Sistemine ve AFAD tarafından belirlenen formata uygun olarak Genel Müdürlükçe hazırlanır, AFAD tarafından ulusal ve yerel düzeyde dağıtımı yapılır.</p>

<p>(2) Ulusal Orman Yangınları Müdahale Planı kapsamında, Yangın Eylem Planları Genel Müdürlük ve Orman Bölge Müdürlükleri bazında ayrı ayrı düzenlenir ve her yıl güncellenir.</p>

<p>(3) Yangın yönetim planları Orman İşletme Müdürlüğü tarafından düzenlenir, ORBİS’e kaydedilir.</p>

<p>(4) Yangın eylem planlarının ve yangın yönetim planlarının içeriği özel kanun ve planlarda yer alan hükümler gözetilerek Orman Genel Müdürlüğünce belirlenir.</p>

<p><strong>Protokoller</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Millî Savunma Bakanlığınca verilen yetki çerçevesinde sorumluluk alanlarında meydana gelebilecek orman yangınları için askeri birliklerle orman idaresi arasında yapılacak işlemler hususunda özel protokoller düzenlenebilir.</p>

<p>(2) Diğer kamu kurum ve kuruluşları ile Genel Müdürlük arasında sorumluluk alanlarında meydana gelebilecek orman yangınlarıyla ilgili özel protokoller düzenlenebilir.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Yangınlarda Araç, Gereç, Personel ve Gönüllülerin Organizasyonu</p>

<p><strong>Yangınlarda kaynak organizasyonu</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, gerçek ve tüzel kişilere ait araç, gereç ve personelden orman yangınlarının söndürülmesinde yararlanılma esasları Afet ve Acil Durum Koordinasyon Kurulu kararlarında belirtilir.</p>

<p><strong>Gönüllülerin koordinasyonu</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Orman idaresi, yangın mahalline gidecek görevli ve gönüllülerle ilgili koordinasyon, iletişim ve ulaşımı planlayarak yürütür.</p>

<p><strong>Yangın yönetiminde eşgüdüm</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Orman idaresinin talebi doğrultusunda vali ve kaymakamlar, il ve ilçelerinde bulunan kurum ve kuruluşlara ait yangın söndürmede ihtiyaç duyulacak her türlü araç, ekipman ve ekiplerinin orman idaresi yönetiminde eş güdüm halinde çalışmasını sağlarlar.</p>

<p><strong>Yangınlarda araç organizasyonu</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Orman idaresinin talebi halinde, yangın mahalline ulaşmak maksatlı kamu kurum ve kuruluşları ile askeri birliklerden araç temini il afet ve acil durum yönetim merkezince koordine edilir.</p>

<p>(2) Yangın söndürme çalışmalarına fiilen katılan resmi ve özel her türlü aracın akaryakıt giderleri talep halinde orman idaresince karşılanır.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Söndürme İş ve İşlemleri</p>

<p><strong>Yangın söndürme ekipleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Orman idaresince orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesi için gerekli araç, gereç ve malzemeler ile donatılmış sabit ve/veya gezici ekipler oluşturulur.</p>

<p><strong>Yangın söndürme el aletleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Yangına hassasiyeti orman idaresince tespit edilen köy ve mahalle muhtarlıklarına gönüllülerce kullanılmak üzere yeteri kadar yangın söndürme malzemeleri teslim edilir. İlgili köy ve mahalle muhtarlıkları kendilerine teslim edilen yangın söndürme malzemelerini muhafaza eder ve ihtiyaç halinde yangın yerine götürür.</p>

<p><strong>Orman yangınını söndürme metotları</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Orman yangınlarının söndürülmesinde yangın amiri ve yangın uzmanları tarafından aşağıdaki doğrudan ve dolaylı müdahale metotları kullanılır. Genel Müdürlükçe yangınlara karşı etkili ve bilinçli müdahalelerin yapılması amacıyla yangın uzmanlık eğitimleri düzenlenir:</p>

<p>a) Doğrudan müdahale metodu: Doğrudan aleve müdahale edilen metottur. Yeni çıkmış yangınlar ile yakın müdahaleye imkân veren örtü yangınlarında kullanılır.</p>

<p>b) Dolaylı müdahale: Yangının yaklaşılarak söndürülmesinin mümkün olmadığı, genişleyerek büyüdüğü örtü ve tepe yangınlarında kullanılan metottur. Dolaylı müdahalede aşağıdaki iki teknik kullanılır:</p>

<p>1) Paralel metot: Yangın kenarına paralel olarak insan ve araçların çalışabileceği uzaklıkta ve şekilde iş makinesi ve insan gücü ile şerit açılarak müdahalenin açılan bu şeritlerden yapılmasıdır.</p>

<p>2) Karşı ateş: Yangına karşı yangın kullanma metodudur. Karşı ateş barındırdığı büyük riskler sebebi ile yangın amiri veya onun görevlendireceği yangın uzmanı tarafından uygulanabilir. Bu uygulama doğrudan yangının ilerleme istikametinde gerçekleştirilir.</p>

<p>(2) Yangınlara arazi, orman yapısı ve meteorolojik şartlar nedeniyle müdahale imkanının bulunmaması durumunda doğrudan ya da dolaylı müdahale metotlarından birinin uygulanabileceği uygun yerlerde müdahale edilir.</p>

<p>(3) Teknolojik gelişmeler doğrultusunda, Genel Müdürlük tarafından yeni yangın önleme ve söndürme stratejileri oluşturularak uygulanabilir.</p>

<p><strong>Askeri birlikler</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Mülki idare amirinin talep etmesi durumunda askeri birlikler imkân kabiliyetleri ölçüsünde nakil, haberleşme ve söndürme vasıtaları ile birlikte orman yangınlarının söndürülmesine iştirak ederler. Orman yangınlarına müdahalede kullanılacak araç, malzeme ve teçhizat tedariki ile bakımı ve idamesine orman idaresince destek sağlanır. Orman yangınının söndürülmesini müteakip yangın amirinin uygun görüşü ile askeri birliklerin görevi sonlandırılır.</p>

<p><strong>Hava araçlarının kullanımı</strong></p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>(1) Söndürme faaliyetlerine katılan hava araçlarına uçuş emniyeti maksatlı takip cihazı ve haberleşme sistemi takılır.</p>

<p>(2) Yangın söndürme çalışmalarına katılan hava araçları için ortak telsiz frekansı yangın bölgesinin orman idaresi tarafından belirlenir.</p>

<p>(3) Yangın söndürme çalışmalarına katılan diğer kurum ve kuruluşlar ile askeri birliklere ait hava araçları ve özel sektör ile sivil toplum kuruluşları tarafından kiralanan yerli ve/veya yabancı tescilli hava araçlarına ve yabancı devletlerden destek amacı ile orman yangını söndürme çalışmalarına katılan hava araçlarına orman idaresi gözlemci personel görevlendirebilir.</p>

<p>(4) Yangın söndürme çalışmalarına katılan diğer kurum ve kuruluşlar ile askeri birliklere ait hava araçları ve özel sektör veya sivil toplum kuruluşları tarafından kiralanan yerli ve/veya yabancı tescilli hava araçları ile diğer ülkelerden destek amacıyla orman yangını söndürme çalışmalarına katılan hava araçları ekiplerinin akaryakıt, iaşe ve konaklama ihtiyaçlarına ait giderler orman idaresince karşılanır.</p>

<p>(5) Söndürme faaliyetlerine katılacak yabancı tescilli hava araçları, ülkemizde kabul işlemleri tamamlanarak Devlet hava aracı statüsüne geçene kadar sivil hava aracı olarak kabul edildiğinden, bu hava araçlarının ülkemize giriş-çıkışları ve Türk hava sahasında sivil hava aracı olarak gerçekleştireceği uçuşlar, gerekli yükümlülükler sağlanarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden uçuş izni alınması ile gerçekleştirilir. Acil durumlarda yabancı ülkelerden yardım amaçlı olarak gelen hava araçları bu izin sürecinin kapsamı dışındadır.</p>

<p>(6) Orman Genel Müdürlüğü envanterinde bulunan veya kiralanan yangın söndürme hava araçları sadece orman yangınlarıyla mücadele amaçlı kullanılır. Orman yangınları dışındaki meskûn mahal, işyeri, sanayi tesisi ve benzeri alanlarda meydana gelen yangınlarda hava aracı talepleri malik ya da müstecirler tarafından Valiliklere bildirilir. Valiliklerce orman idaresi tarafından Ek-1’de yer alan Hava Aracı Talep Formu ile talepte bulunulması halinde, ilgili bölgede orman yangını çıkma riskinin düşük olduğu zaman ve dönemlerde hava aracı görevlendirmesi yapılabilir. Bu amaçla görevlendirilen hava araçlarından Orman Genel Müdürlüğü envanterinde bulunan hava araçlarının uçuş masrafları ile kiralık hava araçlarının sözleşmelerinde belirtilen saat uçuş ücretlerinin uçuş süresi oranınca hesaplanması ile bulunan masraflar hizmeti alan malik ya da müstecir tarafından Orman Genel Müdürlüğü hesaplarına yatırılır.</p>

<p>(7) Askeri birlikler ile diğer kurum ve kuruluşlara ait hava araçlarının ve uçuş ekiplerinin görevlendirilmeleri bağlı bulundukları idarelerce yapılır. Yangın mahalline intikallerinden itibaren yangın amirinin koordinesinde görev yapar.</p>

<p>(8) Hava araçlarının denizlerden su almaları esnasında, gerekli hallerde bölgedeki deniz trafiği geçici olarak ilgili kurumlarca durdurulur.</p>

<p><strong>Yangın amiri ve yangın koordinasyonu</strong></p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>(1) Orman yangınları, yangın amiri tarafından sevk ve idare olunur. Büyüme eğiliminde olan orman yangınlarında yangının koordinasyonu; yangın mahallinde bulunmaları halinde sırasıyla Orman Yangınlarıyla Mücadele Şube Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Bölge Müdürü, Orman Yangınlarıyla Mücadele Dairesi Başkanı, Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür tarafından yürütülür.</p>

<p>(2) Büyük ya da büyüme eğilimindeki yangınlarda yangın amirine bağlı görev yapacak cephe amiri görevlendirmeleri yapılabilir.</p>

<p>(3) Orman yangınının kontrol altına alındığına ve söndürülmesi çalışmalarının tamamlandığına yangın amiri karar verir. Yangının kontrol altına alınma bilgisi Genel Müdürlük Yangın Koordinasyon Merkezine bildirilir. Verilen kararlar orman idaresi tarafından kamuoyuna duyurulur.</p>

<p>(4) Yangın söndürme faaliyetlerinde görev alanlar yangın amirinin izni dışında yangın mahallinden ayrılamazlar.</p>

<p><strong>Valilikler arası koordinasyon</strong></p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>(1) Valilikçe, mücavir illere geçme ihtimali bulunan orman yangınlarında, zamanında tedbir alınması amacı ile ilgili ilin valiliğine bilgi verilir.</p>

<p><strong>Yerleşim yerleri ve tarımsal alanların korunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>(1) Orman yangınlarının yerleşim yerlerini ve tarım alanlarını tehdit etmesi veya sirayeti durumunda ilgili valilik/kaymakamlık tarafından vatandaşların can ve mal güvenliği için gerekli önlemler alınır.</p>

<p>(2) Orman içi ve bitişiğindeki yerleşim alanlarında bulunan binaların yangından korunması için alınacak tedbirlerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yürürlüğe konulan mevzuat hükümlerine uygunluğu ilgili idare tarafından denetlenir.</p>

<p>(3) Orman dışında başlayan yangınlar, devamında yerleşim yerleri veya ormanları tehdit edebileceğinden bu tür yangınların söndürülmesi ile ilgili tedbirler belediyelerce alınır.</p>

<p>(4) Orman içi veya bitişiğinde bulanan tarım arazilerinin ormana sınır olan kısımlarında yanıcı maddeler arazinin kullanıcıları tarafından temizlenir ve/veya sürülerek mineral toprak açığa çıkarılır.</p>

<p>(5) Orman idaresince orman sayılan alanlar dışında ormana sirayet etme riski bulunan kırsal alan yangınlarının söndürülmesine imkânlar ölçüşünde katkı sağlanır.</p>

<p><strong>İaşe, kıyafet, kişisel koruyucu donanım malzemelerinin temini ve dağıtımı</strong></p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>(1) Devlet ormanlarında yangının söndürülmesine iştirak eden görevliler, gönüllüler, kamu kurum ve kuruluşları ile askeri birliklerden görevlendirilen personelin iaşe giderleri söndürme işinin devamı müddetince orman idaresi tarafından sağlanır. Diğer ormanlarda ise sahiplerince karşılanır.</p>

<p>(2) Orman yangınlarının söndürülmesinde görevli personel ve orman yangını söndürme gönüllülerine orman idaresince verilen kişisel koruyucu donanımların yangına müdahale çalışmalarında kullanımları zorunludur.</p>

<p>(3) Özellikleri Orman Genel Müdürlüğünce belirlenen kurumsal kıyafet ve gerekli malzeme, orman yangınlarını önleme çalışmaları kapsamındaki yanıcı madde azaltılması ve orman bakımı gibi teknik çalışmalarda görev alan personele orman idaresince verilir.</p>

<p><strong>Kolluk kuvvetleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>(1) Jandarma, emniyet ve sahil güvenlik birimleri, TAMP kapsamında oluşturulan Afet Güvenlik ve Trafik Grubunun görev ve sorumlulukları kapsamında yangın alanına giriş ve çıkışları denetler, gerekli güvenlik tedbirlerini alır, trafik akışını düzenler. Mülki idare amirinin talimatı ile yangın bölgesine, yangını söndürmekle görevli olanlar ve orman yangınlarıyla mücadele gönüllüleri haricindeki kişilerin ve araçların girişleri yasaklanır.</p>

<p>(2) Orman yangınlarının yerleşim birimlerini tehdit etmesi halinde, gerektiğinde o yerleşim birimindeki görevli ve orman yangınlarıyla mücadele gönüllüleri dışındaki kişilerin tahliyesi mülki idare amirinin talimatı ile TAMP kapsamında oluşturulan Afet Tahliye ve Yerleştirme Planlama Grubunca gerçekleştirilir.</p>

<p><strong>Zarar tazmini ve kanuni haklar</strong></p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>(1) Gönüllülere, gerçek ve tüzel kişilere, askeri birliklere, kurum ve kuruluşlara, belediyelere ait olup yangının söndürülmesi sırasında kullanılması sebebi ile hasara uğradığı yangın mahallinde tespit edilen ve rapor, tutanak ve benzeri evrak ile belgelendirilen araç ve gereçlerin zararı yangın öncesi arıza ve eskime durumları dikkate alınarak devlet ormanlarında orman idaresince, diğer ormanlarda ise mülk sahiplerince tazmin edilir.</p>

<p>(2) Orman yangını söndürme çalışmalarına katılarak bu çalışmalar sebebi ile vefat eden görevli ve gönüllülerin kanuni mirasçıları ile bu görev nedeni ile yaralanan, hastalanan veya engelli hale gelen görevli ve gönüllüler mevzuat dâhilinde alınacak raporlara göre 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinden faydalandırılır.</p>

<p>YEDİNCİ BÖLÜM</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Adli iş ve işlemler</strong></p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) Yangınla ilgili bilgi, belge ve bunlara ait düzenlenen tutanaklar ile varsa deliller ilgili orman idaresince Cumhuriyet Başsavcılığına iletilerek suç şüphesi bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunulur.</p>

<p><strong>Tereddütlerin giderilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin uygulanması ile ilgili tereddütleri gidermeye, uygulamayı düzenlemeye ve alt düzenleyici işlemler yapmaya Orman Genel Müdürlüğü yetkilidir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Orman Genel Müdürü yürütür.</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/09/20260905-25-1.pdf" rel="nofollow">Eki için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/orman-yanginlariyla-mucadele-calismalari-hakkinda-yonetmelik</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="62108"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Resmi ve Hukuki Belgelerin Fotoğraflarını PDF'e Dönüştürmek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/resmi-ve-hukuki-belgelerin-fotograflarini-pdfe-donusturmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/resmi-ve-hukuki-belgelerin-fotograflarini-pdfe-donusturmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sözleşmeler, resmi evraklar ve hukuki belgelerin fotoğraflarını, resmi ortamlarda kabul gören düzgün PDF belgelerine nasıl dönüştüreceğinizi anlatan bir yazı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Hukuki ve resmi belgeler söz konusu olduğunda, biçim büyük önem taşır. Bir sözleşme, bir resmi evrak ya da hukuki bir belge, resmi bir ortamda sunulduğunda düzgün, güvenilir ve kabul gören bir biçimde olmalıdır. Bu tür belgeleri çoğu zaman telefonla fotoğraflarız, hızlı ve pratik olduğu için. Ancak dağınık fotoğraflar, resmi bir belge olarak sunmak için uygun değildir. Belge fotoğraflarını düzgün bir PDF'e dönüştürmek, onları resmi ve hukuki ortamlarda kullanılabilecek gerçek belgelere kavuşturur. Bu işlemi bilmek, resmi belgelerle doğru biçimde çalışmayı sağlar.</p>

<h2><a name="_heading=h.d97yevhcswkb"></a><strong>Resmi belgelerde biçimin önemi</strong></h2>

<p>Hukuki ve resmi belgeler, sıradan belgelerden farklı bir titizlik gerektirir. Bir sözleşme, bir dilekçe, bir resmi başvuru ya da hukuki bir evrak, resmi bir ortamda sunulduğunda, belgenin bütünlüğü ve düzgünlüğü önem taşır. Resmi ortamlar, belgelerin belirli bir standartta ve güvenilir bir biçimde sunulmasını bekler. e-Devlet Kapısı <a href="https://www.turkiye.gov.tr/" rel="nofollow">turkiye.gov.tr</a>, vatandaşların resmi belgelerini kurumlarla giderek daha çok elektronik yolla paylaştığı bir platform olarak, belgelerin doğru ve düzgün biçimde sunulmasının önemini açıkça ortaya koyar.</p>

<p>Bu titizlik, biçim konusunu resmi belgelerde kritik hale getirir. Dağınık, düzensiz ya da gayriresmi görünen bir belge, resmi bir ortamda sorun yaratabilir ya da kabul görmeyebilir. Buna karşılık, düzgün ve güvenilir bir biçimde sunulan bir belge, resmi süreçlerde sorunsuzca ilerler. Bu yüzden hukuki ve resmi belgeleri, uygun bir biçime kavuşturmak önemlidir. Belgenin içeriği kadar, sunulduğu biçim de resmi ortamlarda değer taşır ve bu, doğru biçimi seçmeyi gerekli kılar.</p>

<h2><a name="_heading=h.rlw02wjiuo1r"></a><strong>Fotoğrafların resmi belge olarak eksikleri</strong></h2>

<p>Telefonla bir belgenin fotoğrafını çekmek pratik olsa da, ortaya çıkan fotoğraf resmi bir belge olarak önemli eksikler taşır. Fotoğraflar ayrı ayrı dosyalar halindedir; birkaç sayfalık bir sözleşmeyi ya da evrakı fotoğrafladığımızda, elimizde dağınık görüntüler kalır ve bunları resmi bir belge olarak sunmak zordur.</p>

<p>Ayrıca fotoğraflar, resmi bir belge görünümü taşımaz. Bir kuruma ya da resmi bir sürece dağınık fotoğraflar sunmak, beklenen düzgünlükten uzaktır ve profesyonel görünmez. Fotoğraflar aynı zamanda farklı boyutlarda ve biçimlerde olabilir, bu da onları resmi bir belge olarak yönetmeyi zorlaştırır. Hukuki ve resmi belgelerde beklenen titizlik göz önüne alındığında, dağınık fotoğraflar bu beklentiyi karşılamaz. Fotoğrafların resmi belge olarak eksiklerini anlamak, onları neden düzgün bir PDF'e dönüştürmemiz gerektiğini gösterir. Ancak gerçek bir belgeye dönüştürüldüğünde, fotoğraflar resmi ortamlar için uygun hale gelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><a name="_heading=h.14n1ech0vded"></a><strong>PDF'e dönüştürmenin sağladığı çözüm</strong></h2>

<p>Belge fotoğraflarını PDF'e dönüştürmek, onları resmi ve hukuki ortamlar için uygun gerçek belgelere kavuşturur. <a href="https://www.adobe.com/tr/acrobat/online/jpg-to-pdf.html" rel="nofollow">fotoğraf pdf çevirme</a> araçları, çektiğimiz fotoğrafları doğrudan tarayıcıda düzgün bir PDF belgesine dönüştürür. Böylece dağınık görüntüler, tek ve düzenli bir belgeye dönüşür.</p>

<p>Bu dönüşüm, resmi belgeler açısından önemli bir çözüm sunar. Birkaç sayfalık bir sözleşmenin ya da evrakın fotoğrafları, tek bir PDF'te bir araya gelir ve düzenli, resmi görünen bir belge oluşturur. Sonuç, resmi ortamlarda kabul gören, düzgün ve güvenilir bir belgedir. PDF ayrıca belgeyi sabit ve değişmez biçimde sunar, bu da resmi ve hukuki belgeler için özellikle değerlidir, çünkü belgenin bütünlüğünü korur. Fotoğrafları PDF'e dönüştürmek, hukuki ve resmi belgeleri, resmi süreçlerde sorunsuzca kullanabileceğimiz düzgün belgelere kavuşturur. Bu, pratik bir çekimi, resmi ortamlara uygun bir belgeye dönüştürür.</p>

<h2><a name="_heading=h.5uke5oceyonr"></a><strong>Resmi belgelerle çalışırken dikkat</strong></h2>

<p>Hukuki ve resmi belgeleri PDF'e dönüştürüp kullanırken, birkaç noktaya dikkat etmek önemlidir. Belgenin fotoğraflarının net ve okunabilir olması, resmi bir belgede özellikle kritiktir, çünkü okunaksız bir belge sorun yaratabilir. Sayfaların doğru sırayla düzenlenmesi de, çok sayfalı resmi belgelerde önem taşır.</p>

<p>Ayrıca, hukuki ve resmi belgeler çoğu zaman hassas ve kişisel bilgiler içerir, bu yüzden onları kime gönderdiğimize ve nasıl paylaştığımıza özen göstermek gerekir. Bu tür belgelerin gizliliğine ve güvenliğine dikkat etmek, resmi belgelerle sorumlu biçimde çalışmanın bir parçasıdır. Bu özenler, belge fotoğraflarından resmi ortamlar için uygun, düzgün ve güvenilir bir PDF elde etmemizi sağlar. Resmi ve hukuki belgelere gösterilen bu titizlik, onların resmi süreçlerde sorunsuzca kabul görmesine yardımcı olur ve belgelerle doğru biçimde çalışmanın bir göstergesidir.</p>

<h2><a name="_heading=h.59kw7ub0287k"></a><strong>Resmi ortamlar için doğru belge</strong></h2>

<p>Hukuki ve resmi belgeler, düzgün ve güvenilir bir biçimde sunulmayı gerektirir ve belge fotoğraflarını PDF'e dönüştürmek, bunu sağlamanın etkili bir yoludur. Dağınık fotoğraflar, PDF'e dönüştürüldüğünde tek ve düzenli bir belgeye kavuşur; resmi ortamlarda kabul gören, güvenilir bir belge elde ederiz. Bu, resmi ve hukuki süreçlerde belgelerle doğru biçimde çalışmayı mümkün kılar.</p>

<p>Resmi belgelerle çalışan herkes için, bu dönüşüm gerçek bir değer taşır. Telefonla çektiğimiz bir sözleşmenin ya da evrakın fotoğrafları, düzgün bir PDF'e dönüştürüldüğünde resmi ortamlar için uygun hale gelir. Belgelerin netliğine, düzenine ve gizliliğine gösterilen özenle birlikte, bu işlem resmi ve hukuki belgeleri güvenle sunmamızı sağlar. Çevrimiçi araçlarla dönüşüm saniyeler alır ve özel beceri gerektirmez. Böylece resmi ve hukuki belgeler, resmi süreçlerde sorunsuzca kabul gören, düzgün belgelere kavuşur ve belgelerle çalışmak resmi ortamlarda güvenli ve sorunsuz hale gelir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/resmi-ve-hukuki-belgelerin-fotograflarini-pdfe-donusturmek</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/belge-dosya.jpg" type="image/jpeg" length="55275"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sulak-alanlarin-korunmasi-yonetmeliginde-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sulak-alanlarin-korunmasi-yonetmeliginde-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 05 Eylül 2026 Tarihli ve 33361 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>SULAK ALANLARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>4/4/2014 tarihli ve 28962 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d), (j), (v), (bb) ve (cc) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“d) Bölge müdürlüğü: Doğa koruma ve milli parklar bölge müdürlüklerini,”</p>

<p>“j) İzin belgesi: Sulak alanlarda yapılması planlanan faaliyetler için düzenlenen Sulak Alan Faaliyet İzin Belgesi, Saz Kesim İzin Belgesi ve Turba Çıkarım İzin Belgesini,”</p>

<p>“v) Sulak alan sınırı: Ramsar alanı ile ulusal ve mahalli öneme haiz sulak alanlarda tampon bölge sınırından geçen hattı,”</p>

<p>“bb) Doğa koruma ve milli parklar müdürlüğü: Bölge müdürlüğüne bağlı ilde bulunan doğa koruma ve milli parklar müdürlüğünü,</p>

<p>cc) Doğa koruma ve milli parklar müdürü: Bölge müdürlüğüne bağlı ilde bulunan doğa koruma ve milli parklar müdürünü,”</p>

<p>“hh) Çevresel akış miktarı: Su yapılarının mansabında yer alan akarsu ekosistemi ile bu ekosisteme bağlı bitki ve hayvan türlerinin doğal yaşam ortamlarının sürekliliğini sağlamak için su yapısından kesintisiz olarak bırakılması gereken akış miktarını,</p>

<p>ıı) Genel Müdür: Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürünü,</p>

<p>ii) Milli sulak alan stratejisi: Ramsar Stratejik Planının ülkemizde uygulanmasını sağlamak maksadı ile oluşturulan, sulak alanların korunması ve akılcı kullanımını sağlayarak gelecek nesillere aktarılması için geliştirilen kurumlar arası koordinasyonu sağlayacak eylem planlarına sahip stratejiyi,</p>

<p>jj) Suni su çukuru: Maden çıkarımı, hafriyat alımı, kum veya malzeme alımı gibi insan faaliyetleri sonucunda oluşan, içi sürekli veya geçici olarak su ile dolu olan çukurları,</p>

<p>kk) Suni sulak alan: Sulak alan özelliği taşımakla birlikte, rekreasyon, içme, kullanma, arıtma, tarımsal sulama suyu temini veya elektrik üretimi maksadıyla yapılan depolama tesislerini,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(2) Sulak alanlardan su alımında aşağıdaki esaslara uyulur:</p>

<p>a) Sulak alanların su aynasından veya sulak alan sınırı içerisinde sulak alanı besleyen kaynak, akarsu ve derelerden su alımı faaliyetleri için izin belgesi alınması zorunludur.</p>

<p>b) Sulak alanlar ile daimî veya mevsimsel akarsular üzerinde planlanan ve işletilen enerji, sulama ve içme suyu maksatlı su yapılarında, Genel Müdürlükçe belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanacak çevresel akış miktarı akarsu yatağına bırakılır. Hesaplanan çevresel akış miktarı, 15/6/2019 tarihli ve 30802 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde belirlenen miktardan az olamaz.</p>

<p>c) Sulak alanlarda yönetim planları kapsamında belirlenen sürdürülebilir su seviyesini korumak amacıyla çevresel akış miktarına ilave olarak, sulama mevsimi dışındaki zamanlarda ekosistem değerlendirme raporunda belirtilen miktarda ilave su bırakılır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesinin başlığına “alanların” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve su çukurlarının” ibaresi ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(2) Tescilsiz suni sulak alanların yönetimi, alanın biyolojik çeşitliliğinin korunmasına önem gösterilerek işleten kurum tarafından gerçekleştirilir. Suni su çukurlarının kullanımı ve yönetimi söz konusu alanı oluşturan ve/veya sorumlu olan kuruma aittir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin dördüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Ulusal Komisyonda alanın ulusal öneme haiz sulak alan olduğu tespit edilmesi halinde orman rejimine tabi olmayan alanlarda sulak alan sınırları Ulusal Komisyon kararı ile belirlenir ve tescil için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına gönderilir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 19 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Sulak alan koruma bölgelerinin belirlenmesi aşamasında su ürünleri istihsal sahaları ve bu alanlarda getirilmiş olan düzenlemeler dikkate alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Hassas” ibaresi “20 nci madde hükümlerine ek olarak hassas” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Sürdürülebilir” ibaresi “21 inci madde hükümlerine ek olarak sürdürülebilir” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkranın (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“a) Özel mülkiyete konu parsellerde sulak alan koruma bölgeleri onayından sonra tarımsal kullanım için talep olması halinde, drenaj yapılmadan, organik bitkisel üretim ve organik deniz yosunu üretimi izne tabidir. Bu amaçla su kuyusu açılabilir. Organik tarım faaliyetlerinde, 18/8/2010 tarihli ve 27676 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik hükümleri uygulanır. Faaliyet sahibi organik üretim sertifikası ibraz etmek zorundadır.</p>

<p>b) Sulak alan koruma bölgelerinin tespit edildiği tarihte, kamu mülkiyetinde bulunan arazilerde devam eden tarımsal kullanımlara kiralama süresi sonuna kadar izin verilebilir. Kiralama süresi tamamlandıktan sonra organik tarım yapılması şartı ile kullanıma devam edilebilir. Organik tarım faaliyetlerinde, Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik hükümleri uygulanır. Faaliyet sahibi organik üretim sertifikası ibraz etmek zorundadır. Kamu mülkiyetinde bulunan arazilerde koruma bölgelerinin ilan tarihinden sonra yeni tarımsal alan açılamaz.”</p>

<p>“ı) Koruma bölgeleri belirlenmiş suni sulak alanların sürdürülebilir kullanım bölgeleri içerisinde yenilenebilir enerji üretim tesisleri yapımına Genel Müdürlükçe izin verilebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 23 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Kontrollü kullanım bölgesi sınırları içerisinde yer alan organize sanayi bölgesi, endüstri bölgesi, serbest bölge veya ihtisas organize sanayi bölgelerinden kaynaklı kümülatif etkinin tespiti için kümülatif etki değerlendirme raporu hazırlanması zorunludur. Raporda telafi edici ve önleyici tedbirlerin yeterli görülmesi halinde izin belgesi, ilgili bölge yönetimi adına düzenlenir. Bu izin belgesi, 2872 sayılı Kanun kapsamındaki diğer çevre izin ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Her tesis kendi faaliyetlerinden kaynaklanan yükümlülüklerden ayrıca sorumludur. Bu bölgeler içerisinde yer alan her faaliyet için ayrıca izin belgesi düzenlenmez.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) Sulak alan yönetim planları, ildeki ilgili kurumların yazılı görüşleri alındıktan sonra mahalli komisyonun teklifi ile Ulusal Komisyon üyelerinin yazılı görüşlerini müteakip Genel Müdür tarafından onaylanır. Yönetim planları onay tarihinden itibaren yürürlüğe girer ve ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“i) Mahalli öneme haiz sulak alanların koruma bölgelerini belirleyerek Genel Müdürlüğe sunmak ve yönetim planlarının uygulanmasını takip etmek.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğe 39/A maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Milli sulak alan stratejisi</p>

<p>MADDE 39/B- (1) Milli sulak alan stratejisi, Ramsar Stratejik Planına uygun olarak aşağıdaki usul ve esaslar çerçevesinde hazırlanır:</p>

<p>a) Strateji hazırlıklarında ideal hedef, uygulama hedefi, faaliyetler ve faaliyet planları bir bütünlük oluşturacak şekilde tasarlanır ve uygulanır.</p>

<p>b) Strateji hazırlıklarına Ulusal Komisyon üyesi kurum ve kuruluşlar ile Genel Müdürlükçe belirlenecek diğer paydaşların katılımları sağlanır ve katkıları alınır.</p>

<p>c) Strateji, Ulusal Komisyon onayı ile yürürlüğe girer.</p>

<p>ç) Stratejinin uygulama süresi on yıl olup onuncu yılın sonunda mevcut strateji gözden geçirilerek yenilenir.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 41 inci maddesinin başlığı “Denetim ve idari yaptırımlar” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Sulak alanlarda yer alan faaliyetlerin etkilerini tespit etmek amacıyla 2872 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (e) ve (f) bentleri kapsamında denetim çalışmaları yapılır. Denetime ilişkin usul ve esaslar Genel Müdürlükçe belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Mevcut tesislerde çevresel akış</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 3- (1) 8 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında kalan su yapılarından 30/1/2002 tarihinden sonra işletmeye geçen ve özel sektör tarafından işletilenlerin, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren iki yıl içerisinde doğa koruma ve milli parklar müdürlüğüne başvuru yaparak izin belgesi alması zorunludur. İzin belgesi beş yıl süre ile geçerlidir. Süre bitiminde belirlenen şartlara uyulduğunun tespitini müteakip belge yenilenebilir. İki yılın sonunda izin başvurusu yapmadığı tespit edilen faaliyetlere 41 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamında idari yaptırım uygulanır. Faaliyet sahibince, idare tarafından istenilen şartların yerine getirilmesini müteakip izin belgesi başvurusunda bulunulabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(2) 8 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında kalıp bu maddenin yayımı tarihinden önce çevresel akış miktarı belirlenmiş olan tesislerde, iklim değişikliği veya membadaki su kullanım haklarından kaynaklanan zorunlu değişiklikler olması durumunda, Genel Müdürlüğün belirleyeceği usul ve esaslar kapsamında izin belgesi düzenleme aşamasında çevresel akış miktarı yeniden belirlenebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sulak-alanlarin-korunmasi-yonetmeliginde-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/resmi/tarim-ve-orman-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="15624"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni nesil suç örgütlerine operasyon: 42 kişi gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yeni-nesil-suc-orgutlerine-operasyon-42-kisi-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yeni-nesil-suc-orgutlerine-operasyon-42-kisi-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Antalya ve Kayseri'de yeni nesil suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonlarda toplam 42 şüphelinin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı. Gürlek, "Gençlerimizi suç örgütlerinin ağına düşürmeye, şiddeti normalleştirmeye ve suçu bir güç ve itibar unsuru gibi göstermeye çalışan hiçbir yapıya müsaade etmeyeceğiz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Antalya ve Kayseri'de yeni nesil suç örgütlerine yönelik operasyonlara ilişkin açıklama yaptı. Gürlek, gençleri suça ve şiddete özendirmeye çalışan yapılara karşı adli ve güvenlik birimlerinin koordinasyon içerisinde hareket ettiğini ifade ederek, bugün Antalya ve Kayseri Cumhuriyet Başsavcılıklarının, il emniyet müdürlükleriyle koordinasyonunda yürütülen soruşturmalar kapsamında toplam dört yeni nesil suç örgütüne yönelik operasyonlar düzenlendiğini bildirdi.</p>

<p><strong>ANTALYA’DA 24 ŞÜPHELİDEN 10’U YAKALANDI</strong></p>

<p>Antalya'da üç ayrı yeni nesil suç örgütüne yönelik operasyonda 14 şüphelinin hedef alındığını belirten Gürlek, şüphelilerin örgütlerin şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini sosyal medya üzerinden övdüklerinin veya örgütlerin eylemlerinde yer almaya yönelik paylaşımlarda bulunduklarının tespit edildiğini kaydetti.</p>

<p>Operasyonda 10 şüphelinin yakalandığını aktaran Gürlek, aramalarda uyuşturucu madde ele geçirildiğini açıkladı.</p>

<p><strong>KAYSERİ’DE 32 ŞÜPHELİNİN TAMAMI YAKALANDI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kayseri'de ise 68 mağdura yönelik 89 ayrı suç eylemi gerçekleştirdiği tespit edilen yeni nesil bir suç örgütüne yönelik operasyon düzenlendiğini bildiren Gürlek, beş ilde eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonda 32 şüphelinin tamamının yakalanarak gözaltına alındığını belirtti. Gürlek, operasyonlarda yapılan aramalarda silah ve mühimmatın yanı sıra çek ve senetler, dijital materyaller ile uyuşturucu madde ele geçirildiğini açıkladı.</p>

<p>Gürlek, operasyonları yürüten Antalya ve Kayseri Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Antalya ve Kayseri İl Emniyet Müdürlüklerine ve süreçte görev alan kamu görevlilerine teşekkür etti.</p>

<p><strong>"HİÇBİR YAPIYA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”</strong></p>

<p>Yeni nesil suç örgütleriyle mücadelenin sürdürüleceğini vurgulayan Gürlek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Gençlerimizi suç örgütlerinin ağına düşürmeye, şiddeti normalleştirmeye ve suçu bir güç ve itibar unsuru gibi göstermeye çalışan hiçbir yapıya müsaade etmeyeceğiz. Yeni nesil suç örgütleri ve bunların tüm yapılanmalarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yeni-nesil-suc-orgutlerine-operasyon-42-kisi-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 17:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/tutuklama-gozalti5.jpg" type="image/jpeg" length="80078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kira Artış Oranı Yasal Sınırı Aşarsa Ne Yapabilirsiniz?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kira-artis-orani-yasal-siniri-asarsa-ne-yapabilirsiniz-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kira-artis-orani-yasal-siniri-asarsa-ne-yapabilirsiniz-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesi</strong>, 1 Temmuz 2024'ten bu yana konut ve çatılı işyeri kiralarında tek bir kurala dayanıyor: yıllık kira artışı, bir önceki kira yılındaki <strong>TÜFE'nin oniki aylık ortalamasını</strong> geçemez. Daha önce geçici olarak uygulanan yüzde 25'lik üst sınır kalktı; artık ev sahibi ne kadar isterse istesin, sözleşmenizde yazan rakam bu ortalamayı aşıyorsa <strong>o madde geçersiz</strong> sayılıyor. Peki elinize yeni kira bedelini içeren bir mesaj ya da noter ihtarnamesi geldiğinde, önce hangi adımı atmalısınız?</p>

<p><strong>Kira Artışında Yasal Sınır Nedir?</strong></p>

<p>Kanun koyucu burada kiracıyı korumak için net bir formül belirlemiş: yeni kira bedeli, geçen kira yılındaki <strong>TÜİK Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) son oniki aylık ortalama değişim oranı</strong> kadar artırılabilir. Bu oran her ay güncellenir ve TÜİK'in resmi verilerinden hesaplanır.</p>

<p>Somut bir örnek verelim: Beşiktaş'ta oturan Kerem Bey'in kira sözleşmesi Eylül ayında yenileniyor. Ev sahibi telefonla arayıp <strong>"piyasa çok yükseldi, kirayı iki katına çıkarıyorum"</strong> diyor. Kerem Bey'in yapması gereken ilk şey, sözleşme yenileme ayına denk gelen TÜFE 12 aylık ortalama oranını TÜİK sitesinden kontrol etmek, çünkü ev sahibinin telefonda söylediği rakamın hiçbir yasal bağlayıcılığı yok.</p>

<p><strong>Bilinmesi Gereken</strong></p>

<p>TBK m. 344 uyarınca <strong>TÜFE oniki aylık ortalamasının üzerindeki artış talepleri</strong>, sözleşmede yazılı olsa dahi kısmen geçersizdir. Kiracı, yasal tavanı aşan kısmı ödemekle yükümlü değildir.</p>

<p>Yeni kira bedelini kabul etmeden önce sözleşmenizi ve güncel TÜFE oranını karşılaştırın.</p>

<p><strong>Sözleşmede Daha Yüksek Bir Oran Yazıyorsa Ne Olur?</strong></p>

<p>Bazı kiracılar, kira sözleşmesini imzalarken "her yıl yüzde 40 artış" gibi maddeleri fark etmeden onaylıyor. Burada önemli bir ayrıntı var: <strong>sözleşmede yasal sınırı aşan bir artış oranı yazsa bile</strong>, bu madde kiracı aleyhine kabul edilemez ve TBK m. 344 hükmü emredici nitelikte olduğu için geçersiz sayılır.</p>

<p>Örneğin Kadıköy'de bir dükkân işleten Selin Hanım'ın kira sözleşmesinde "yıllık %50 artış" maddesi bulunuyor. TÜFE ortalaması o yıl için %35 çıktıysa, Selin Hanım sözleşmeye rağmen yalnızca %35'lik artışı ödemekle yükümlü, geri kalan kısmı ödemesi için hiçbir yasal zorunluluğu yok.</p>

<p><strong>Bunu Biliyor Muydunuz?</strong></p>

<p>Konut kiralarındaki geçici %25 üst sınır uygulaması <strong>1 Temmuz 2024</strong> itibarıyla sona erdi. O tarihten bu yana tek geçerli ölçüt TÜFE 12 aylık ortalamasıdır, bu nedenle 2022-2024 arasında imzalanan bazı sözleşmelerdeki eski oranlar artık günceli yansıtmıyor.</p>

<p><strong>Yüksek Artışı Kabul Etmek Zorunda mısınız? İtiraz ve Uzlaşma Yolları</strong></p>

<p>Hayır, zorunda değilsiniz. Ev sahibinin talebi yasal sınırı aşıyorsa önce <strong>yazılı olarak itiraz</strong> etmeniz, bu itirazı posta yoluyla veya noter kanalıyla belgelemeniz önemlidir. Sözlü tartışmalar ileride ispat sorununa yol açar.</p>

<p>Şöyle bir cümle kurabilirsiniz: <strong>"Talep ettiğiniz artış oranı, TBK m. 344 kapsamındaki TÜFE 12 aylık ortalamasının üzerindedir; bu nedenle yasal sınırı aşan kısmı kabul etmiyorum, kira bedelini TÜFE ortalaması oranında ödemeye devam edeceğim."</strong> Bu yazılı beyan, ileride bir uyuşmazlık çıkması hâlinde elinizdeki en güçlü kanıtlardan biri olur.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="2"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Durum</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Kiracının Yapabileceği</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Sözlü artış talebi</p>
   </td>
   <td>
   <p>Yazılı olarak yasal orana atıfla itiraz edin</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Noter ihtarnamesi geldi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td>
   <p>Aynı yolla, yasal orana göre cevap ihtarnamesi çekin</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Ev sahibi ödemeyi kabul etmiyor</p>
   </td>
   <td>
   <p>TÜFE oranındaki tutarı banka yoluyla ödeyip dekontu saklayın</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Ev Sahibi Israrcıysa: Kira Tespit Davası Nedir, Nasıl Açılır?</strong></p>

<p>Bazı durumlarda ev sahibi yazılı itiraza rağmen ısrar eder ya da beş yıllık kira dönemi dolduğu için <strong>rayiç bedele göre kira tespiti</strong> talep eder. Beş yılda bir, kira bedelinin TÜFE ortalamasından bağımsız olarak, taşınmazın <strong>emsal kira değerine göre</strong> mahkeme kararıyla belirlenmesi mümkündür, bu, yasal sınırın istisnasıdır.</p>

<p>Örnek olarak, Üsküdar'da 6 yıldır aynı dairede oturan Mert Bey'in ev sahibi, beşinci yılın dolduğunu gerekçe göstererek kira tespit davası açtı. Mahkeme, bilirkişi raporuyla bölgedeki emsal kiraları inceleyip yeni bedeli belirledi, bu süreçte Mert Bey'in itiraz ve delil sunma hakkı vardı.</p>

<p>Eğer sizin durumunuzda henüz beş yıllık süre dolmadıysa ve ev sahibi yine de dava açarsa, mahkemeye TÜFE ortalamasının üstünde bir talebin hukuka aykırı olduğunu gösteren belgeleri (TÜİK verileri, yazışmalar) sunmanız gerekir.</p>

<p><strong>Dava Açmadan Önce Arabuluculuk Seçeneği</strong></p>

<p>Kira uyuşmazlıklarının tamamı mahkemeye taşınmak zorunda değil. Taraflar isterse zorunlu durumlarda zorunlu ve <strong>ihtiyari arabuluculuk</strong> yoluyla, dava süresinden çok daha kısa bir zamanda ve daha düşük maliyetle anlaşabilir. Arabulucu, ne ev sahibinin ne de kiracının avukatı değildir; tarafsız bir üçüncü kişi olarak makul bir orta yol bulunmasına yardımcı olur.</p>

<p>Diyelim ki komşunuzla aynı apartmanda oturan bir kiracı-ev sahibi çifti, artış oranı konusunda yıllardır süregelen bir husumete girmek istemiyor. Böyle bir durumda tek bir arabuluculuk oturumu, ilişkiyi bozmadan makul bir orta rakamda uzlaşmayı sağlayabilir, hem zamandan hem masraftan tasarruf edilir.</p>

<p>Arabuluculuk, kira uyuşmazlıklarında mahkemeye gitmeden çözüm sunabilir.</p>

<p><strong>TÜFE oranını nereden öğrenebilirim?</strong></p>

<p>TÜİK'in resmi web sitesinde her ay güncellenen tüketici fiyat endeksi verilerinden, kira sözleşmenizin yenileme ayına ait oniki aylık ortalama değişim oranını bulabilirsiniz.</p>

<p><strong>Ev sahibi yasal sınırın üzerinde tahliye tehdidinde bulunursa ne yapmalıyım?</strong></p>

<p>Kira bedelini yasal orana göre ödemeye devam ettiğiniz sürece, sadece bu artış farkını ödemediğiniz gerekçesiyle tahliye edilemezsiniz; itirazınızı ve ödemelerinizi yazılı belgeyle kanıtlamanız önemlidir.</p>

<p><strong>Kira tespit davası kim tarafından açılabilir?</strong></p>

<p>Hem ev sahibi hem kiracı, kira bedelinin yasal sınırlar dışında yeniden belirlenmesini talep ettiğinde kira tespit davası açabilir; ancak bu genellikle beş yıllık dönem sonunda ev sahibi tarafından gündeme getirilir.</p>

<p>Özetle: kira artışında son söz TÜFE oniki aylık ortalamasına ait, sözleşmede ya da sözlü olarak talep edilen daha yüksek bir rakamın sizi bağlaması gerekmiyor. Yazılı itiraz etmek, ödemelerinizi belgelemek ve gerekirse arabuluculuğa başvurmak, uzun bir dava sürecine girmeden hakkınızı korumanın en pratik yollarıdır.</p>

<p><strong>Yasal Uyarı</strong></p>

<p>Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir; hukuki işlem yapmadan önce mutlaka bir avukata danışınız.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ"><img alt="Av. Aysel ABA KESİCİ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_177u8YhhhYlhlhjuauhghghhhghjhhhhhhhhjgjggjhhhhhghhghhhhhghghhjujhghhjhhjjhhhgjhjj8.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ">Av. Aysel ABA KESİCİ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kira-artis-orani-yasal-siniri-asarsa-ne-yapabilirsiniz-1</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/10/sozlesme-kira-ev-bina.jpg" type="image/jpeg" length="67931"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AİRBNB CEZALARINDA EV SAHİPLERİNİN HUKUKİ YOLLARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/airbnb-cezalarinda-ev-sahiplerinin-hukuki-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/airbnb-cezalarinda-ev-sahiplerinin-hukuki-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde gayrimenkul ve vergi hukukunun en sıcak gündem maddelerinden biri, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan kısa süreli konut kiralamalarıdır. "Airbnb Kanunu" olarak bilinen <strong>7464 sayılı Kanun</strong>’un yürürlüğe girmesiyle birlikte, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan <strong>Turizm Amaçlı Kiralama İzin Belgesi</strong> alma zorunluluğu getirildi. Ancak düzenlemenin uygulamadaki yansıması, niyet edilenden çok farklı bir alana kaydı. İzin belgesi alarak kanuna uyum sağlamak isteyen vatandaş, devlet tarafından işletme sahibi olarak sayıldı ve geriye dönük vergi cezalarıyla karşı karşıya kaldı.</p>

<p>Normal şartlarda bir ev sahibinin bu kiralamadan elde ettiği parayı <strong>kira geliri (GMSİ)</strong> olarak beyan edip vergisini ödemesi gerekiyordu. Ancak son uygulamalarla Maliye, evini kiraya veren vatandaşa <strong>adeta otel işletiyormuş muamelesi</strong> yapmaya başladı ve insanları ticari kazanç mükellefi, yani bir nevi dükkan/işletme sahibi saydı. Gelinen noktada ev sahipleri uygulamada iki yoldan birini tercih etmek zorunda kalıyorlar. Ya bakanlıktan izin belgesi almadan hareket edip geliri kira geliri olarak bildirecekler ve belgesiz kiralama cezası riskini alacaklar; ya da izin belgesi alıp Maliye’nin haksız yere açtığı ticari mükellefiyetle bir nevi işletme sahibi sayılarak bitmek bilmeyen beyanname yükleriyle ve geriye dönük vergi cezalarıyla boğuşacaklar.</p>

<p>Örneğin, yazın boş duran yazlığını sadece 2-3 aylığına kiraya verip değerlendirmek isteyen bir vatandaşın, sırf bu kısa süreli kiralama yüzünden işletme sahibi sayılması ne kadar makuldür? Ev sahibi, idarenin bu yaklaşımı sebebiyle sanki tam zamanlı bir işletme açmış gibi vergi kaydı yaptırmak, muhasebeci tutmak, her ay KDV ve stopaj beyannameleri vermek gibi ağır bir yükün altına girmek zorunda bırakılmaktadır.</p>

<p>Maliye Bakanlığı, vergi dairelerinin uygulamalarıyla, izin belgesi alan veya kısa sürelerle sık müşteri sirkülasyonu sağlayan ev sahiplerini doğrudan <strong>ticari kazanç mükellefi</strong> saymaya başladı. Bunun doğal sonucu olarak vatandaşlara geriye dönük ticari mükellefiyetler açıldı. KDV beyannamesi verilmediği gerekçesiyle <strong>%20 oranında KDV tarhiyatları</strong> uygulandı, gelir vergisi, geçici vergi ve vergi ziyaı ile özel usulsüzlük cezaları kesildi.</p>

<p>Peki, mülkünü eşyalı olarak kısa süreliğine kiraya veren bir vatandaş, sırf yılda birden fazla kişiye evini açtı diye bir otelci ya da tacir haline mi gelir? İşte hukuki uyuşmazlığın özü tam da burada bulunuyor.</p>

<p><strong>Gayrimenkul Sermaye İradı (GMSİ) ile Ticari Kazanç Ayrımı </strong></p>

<p>Gelir Vergisi Kanunu uyarınca, bir gayrimenkulün kiralanmasından elde edilen gelir kural olarak Gayrimenkul Sermaye İradı (GMSİ) yani <strong>kira geliridir</strong>. Bir kazancın Ticari Kazanç sayılabilmesi için ise ortada otel, pansiyon veya apart işletmeciliğinde olduğu gibi unsurları netleşmiş bir<strong> ticari organizasyon</strong> bulunmalıdır.</p>

<p>Danıştay ve İdare/Vergi Mahkemelerinin son dönemde önüne gelen uyuşmazlıklarda verdiği kararlar, idarenin bu ezberini bozacak nitelikte. Danıştay ve vergi mahkemeleri özetle şu ilkelerin altını çizmektedir.</p>

<p>Danıştay 3. Dairesi, 2024/6160 E. 2025/1856 K. Sayılı ilamı</p>

<p>“…<i>Davacının taşınmazlarının kiraya verilmesinden elde ettiği gelirinin ticari kazanç olarak değerlendirilebilmesi için kiralamanın otel, apart veya pansiyon işletmeciliği gibi ticari bir organizasyon dahilinde yapılması ve kahvaltı, yemek, ütü, günlük temizlik gibi bir takım hizmetleri de içermesi gerekmektedir. Belirtilen türde bir ticari organizasyon dahilinde olmaksızın salt daha fazla gelir elde etmek amcıyla taşınmazların ... adlı platform üzerinden günlük, haftalık veya aylık olarak kiraya verilmesi elde edilen kazancın gayrimenkul sermaye iradı niteliğini değiştirmeyeceğinden</i>…<i>davalı idarenin temyiz isteminin ise bu nedenle reddi gerekmiştir</i>.”</p>

<p><strong>1-) İzin Belgesi Mükellef Yapmaz:</strong> 7464 sayılı Kanun uyarınca alınan Turizm Amaçlı Konut İzin Belgesi, idari ve kolluk denetimini sağlamaya yönelik bir belgedir. Tek başına vatandaşı ticari kazanç mükellefi yapmaz.</p>

<p><strong>2-) Kira Süresi ve Müşteri Sayısı Kriteri:</strong> Bir evin yılda 1 kişiye 12 aylığına kiralanması ile 15 farklı kişiye 5'er günlük kiralanması arasında, kazancın hukuki niteliği bakımından bir fark yoktur. Sırf müşteri çeşitliliği fazla ve kiralama süresi kısa diye kiralama faaliyeti ticari organizasyona dönüşmez.</p>

<p><strong>3-) Ek Hizmet Kriteri:</strong> Evi eşyalı teslim etmek, elektrik/su faturasını ödemek veya misafir çıkışında temizletip yeni çarşaf sermek evi kiraya hazır tutma eylemleridir. Bu fiiller ticari organizasyon sayılmaz. Ancak binada resepsiyon kurulması, misafir içerideyken her gün oda servisi veya kahvaltı verilmesi gibi otelcilik hizmetleri sunuluyorsa ticari kazançtan söz edilebilir.</p>

<p>Nitekim idare ile yargı arasındaki bu yaklaşım farkı, son gelişmelerle hukuki bir çıkmaza dönüşmüştür. Gelir İdaresi Başkanlığı, 24 Ocak 2025 tarih ve 7877 sayılı Genel Yazısı ile vergi dairelerine talimat vererek izin belgesi alan ev sahiplerinin otomatik olarak ticari mükellef sayılması yönündeki tutumunu sürdürmek istemiştir. Ancak uyuşmazlık konusunu Danıştay 3. Dairesi, 2025/2792 E. sayılı dosyadaki 27 Ekim 2025 tarihli kararı ile söz konusu Genel Yazı’nın ev sahiplerini doğrudan ticari kazanç mükellefi sayan ilgili kısımlarının <strong>yürütmesinin durdurulmasına</strong> karar vermiştir. Danıştay bu kararıyla, idarenin genel yazılarla kanunun önüne geçemeyeceğini ve somut bir otelcilik hizmeti sunulmadıkça ev sahiplerinin zorla ticari mükellef sayılamayacağını bir kez daha göstermiştir.</p>

<p>Ayrıca, vergi mahkemelerinin KDV oranlarına ilişkin verdiği kararlarda, idarenin ısrarla uyguladığı %20'lik KDV oranının aksine konaklama hizmetlerindeki indirgenmiş KDV oranının %10 esas alınması gerektiği yönündeki iptal kararları da ev sahipleri lehine önemli bir argüman oluşturmaktadır. Nitekim <strong>İstanbul 10. Vergi Mahkemesi’nin E. 2024/1513, K. 2025/162 sayılı kararında</strong> vurgulandığı üzere, bir an için faaliyet konaklama sayılsa dahi uygulanacak KDV oranı %20 değil, konaklama hizmetlerine uygulanan indirimli oran yani <strong>%10 olmak zorundadır</strong>.</p>

<p><strong>Vatandaşın / Ev Sahibinin Hukuki Hakları Nelerdir?</strong></p>

<p>Geriye dönük ihbarnameler, e-hacizler ve cezalarla karşılaşan ev sahiplerinin panikle yanlış adımlar atmaması, hukuki haklarını doğru süreler içinde kullanması hayati önem taşır:</p>

<p><strong>1. Hak düşürücü süreye dikkat edin. </strong>Vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihten itibaren <strong>30 </strong>gün içinde yetkili Vergi Mahkemesinde dava açılmalıdır. Sürenin kaçırılması, usulen işlemin kesinleşmesine yol açar.</p>

<p><strong>2. Uzlaşma tuzağına düşmeyin.</strong> İdarenin sunduğu Uzlaşma Komisyonu seçeneği cazip görünebilir ancak uzlaşma tutanağı imzalandığı takdirde dava açma hakkı tamamen kaybolur. Önemli yargı kararları varken uzlaşmak yerine iptal davası açmak çok daha avantajlıdır.</p>

<p><strong>3. Yürütmenin durdurulmasını ve işlemin iptalini talep edin. </strong>Dava dilekçesinde, faaliyetin bir otelcilik organizasyonu taşımadığı, herhangi bir ek hizmet kahvaltı, günlük temizlik, resepsiyon sunulmadığı vurgulanmalıdır. İdare tarafından tesis edilen mükellefiyet kaydının silinmesi ile kesilen vergi ziyaı, KDV ve özel usulsüzlük cezalarının <strong>iptali ve yürütmenin durdurulması</strong> talep edilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>4. Mükellefiyetin silinmesi başvurusu yapın.</strong> Hali hazırda idare tarafından adına ticari mükellefiyet açılmış ve aylık KDV/geçici vergi yükü altına girmiş ev sahipleri, Danıştay ve Vergi Mahkemesi emsal kararlarını gerekçe göstererek Vergi Dairesi'ne ticari mükellefiyetin terkini talepli dilekçe vermeli, ret cevabı gelmesi halinde bu ret işlemine karşı da dava yoluna başvurmalıdır.</p>

<p><strong>Özetlemek gerekirse,</strong></p>

<p>Mülkiyet hakkının doğal bir sonucu olarak gayrimenkulünü değerlendiren vatandaşın, mevzuattaki boşluklar veya idarenin dar yorumları sebebiyle birer dükkan sahibi mükellef haline getirilmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Vergi Mahkemeleri ve Danıştay, ticari organizasyon bulunmayan durumları GMSİ sınırları içerisinde değerlendirerek bu yanlış uygulamaya yavaş yavaş dur demektedir. Ev sahiplerine düşen en büyük görev ise idarenin haksız işlemlerine karşı yasal süresi içinde, emsal kararlar ışığında idari yargı yoluna başvurmaktır.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/emirhan-altuntas.jpg" /></p>

<p><strong>Av. Emirhan ALTUNTAŞ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/airbnb-cezalarinda-ev-sahiplerinin-hukuki-yollari</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/11/terazi/kira-ev-sozle-kontra.jpg" type="image/jpeg" length="92000"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/3928 E., 2018/3190 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20173928-e-20183190-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20173928-e-20183190-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 21.03.2018 tarihli, 2017/3928 E., 2018/3190 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2017/3928 E., 2018/3190 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal<br />
Hüküm : Beraat</p>

<p>Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:<br />
Kişilerin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesi, TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasının 1. cümlesinde suç olarak düzenlenmiş olup, özel hayat kavramı; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir.</p>

<p>TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında ise belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmıştır.</p>

<p>Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir.</p>

<p>Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2014 tarihli, 2012/1510 esas, 2014/331 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; TCK'nın 135 ve 136. maddelerindeki kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerde sadece sır niteliğinde kişisel verilerin korunacağına ilişkin bir hükmün bulunmaması ve aksine 135. maddenin gerekçesinde gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, her türlü kişisel verinin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi fiilleri TCK'nın 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur. Bu nedenle herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmektedir. Ancak, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da tespit edilmesi gerekir.</p>

<p>Ayrıca, bir özel hayat görüntüsü ya da sesinin, “kişisel veri” olduğunda kuşku bulunmamakta ise de, kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesinin, bilgisi dışında, resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip aletle belli bir elektronik, dijital, manyetik yere sabitlenmesi TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasının 2. cümlesinde; rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, aleniyet kazandırılması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasında özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında düzenlendiğinden, kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesi, yasal anlamda, TCK'nın 136/1. madde ve fıkrası kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemez.</p>

<p>TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasının, “Bu madde hükmü ile hukuka uygun olarak kaydedilmiş olsun veya olmasın, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkalarına vermek, yaymak veya ele geçirmek, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.” şeklindeki gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, kişisel verilerin, “verildiği”, “yayıldığı” veya “ele geçirildiği”nin kabul edilebilmesi için, kişisel verilerin kaydedilmiş halde bulunması, kaydedilmiş haliyle başkalarına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekir.</p>

<p>Bu noktada belirtmek gerekir ki, kişisel verilerin, üzerinde yazılı olduğu belgenin bulunduğu yerden alınması ya da kaydedilmiş haliyle başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, taşınabilir belleğe veya CD'ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi, böylece istenildiğinde tekrar kullanılabilmesi olanağını sağlayan her türlü faaliyet, kişisel verileri “ele geçirme” kapsamında değerlendirilebilir ise de, kişisel verilerin kaydedilmeden önce öğrenilmesi, hafızada tutulan kişisel verilerin başkalarına açıklanması, kişisel verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olunması, ancak TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasının 1. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir.</p>

<p>Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, bir devlet hastanesinin bilgi işlem biriminde çalışan sanık ...'nin, aynı hastanede tedavi gören ve kayınvalidesi olan katılana ait hasta bilgi formu ile röntgen filmini, katılanı vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde kasten yaralayıp, onu tehdit ettiği iddiasıyla açılan ve Adana 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/442 esasına kayden görülmekte olan davanın 07.11.2013 tarihli duruşmasında, mahkemeye delil olarak sunduğu olayda;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gerektiğinde ilgili hastaneden mahkemece temin edilebilecek nitelikteki belge örneklerini, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir delil bulunmayan sanığın, katılanın ayağında mevcut olan kırığın onu darp etmesinden kaynaklanmadığına, katılanın daha önce temizlik yaparken ayağının kırıldığına dair açıklamalarını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş; sanığın, katılanın sağlık durumuna ilişkin kişisel veri niteliğindeki tıbbi belgeleri ele geçirip mahkemeye sunmasından dolayı iddianamede TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu olarak nitelendirilen eylemin, iddianame anlatımı gözetilerek TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte ise de, hukuki nitelendirmenin sonuca etkili olmadığı anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni olarak kabul edilmemiş; sanığın verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyeti yerine beraat kararı verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasını öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.</p>

<p>Yapılan yargılama sonunda, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, sanığa yüklenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluştuğuna ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;</p>

<p>Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanık hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. madde ve fıkrasına aykırı hareket edilmesi,</p>

<p>Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının ilk paragrafındaki, “BERAATİNE,” ibaresinden önce gelmek üzere hükme, “CMK'nın 223/2-a madde, fıkra ve bendi gereğince” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20173928-e-20183190-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/hukukihaber-yazi-08-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="14478"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karşılıklı Hakaret ve Küfürde Kim Ceza Alır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/IgAapwh3SDg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="27270"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Miras Kalan Evde, Tek Başına Oturan Mirasçı, Diğer Mirasçılara, Kira Öder mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 23:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/heCKYfWcUo0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76709"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ANAYASA 12. MADDE, Kişiliğe Bağlı Dokunulmaz Devredilmez Vazgeçilmez Temel Hak ve Hürriyetler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/80nffuJknF0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54395"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağ Kalan Eş Tüm Mirası Alabilir mi? Sağ Kalan Eşin Miras Payı Ne Kadardır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel ABA KESİCİ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/NxG_pyEHe2c/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="37765"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çalışmayan Eş Mal Paylaşımından Hak Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/q9zrApwaHn0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10441"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dolandırıldım Paramı Geri Alabilir miyim? Nasıl Bir Yol İzlemeliyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/PwJqSY6b4hQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10719"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçinin Cumartesi Pazar Çalışması Hangi Durumlarda Fazla Çalışma Sayılır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HxbnVnNAD4Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="27364"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçi İşveren Tarafından Fazla Çalışmaya Zorlanabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşveren işçiyi fazla mesaiye zorlayabilir mi, fazla çalışma hangi hallerde hukuka uygundur, hangi durumlarda işçi fazla çalışmayı reddedebilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde fazla çalışma kavramını, zorunlu fazla mesai şartlarını, yazılı onay gerekliliğini, fazla mesai ücretinin nasıl hesaplanacağını ve işçinin haklarını somut örneklerle açıklıyoruz.</p>

<p>İşverenin tek taraflı talimatının sınırlarını, fazla çalışmayı kabul etmemenin sonuçlarını ve fazla mesai alacağının nasıl talep edileceğini öğrenmek için videoyu izleyin.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mHIgpReRC5E/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="66139"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taşeron İşçi Tazminatlarını ve İşçilik Alacaklarını Kimden Alır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Taşeron işçi alacaklarını kimden talep edebilir?</p>

<p>Bu videoda; taşeron işçi ile asıl işveren arasındaki hukuki ilişki, müteselsil sorumluluk ilkesi, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, ücret alacakları ve diğer işçilik alacaklarının hangi şartlarda taşeron firmadan veya asıl işverenden istenebileceği ayrıntılı ve sade bir dille ele alınmaktadır.</p>

<p>Alt işveren–asıl işveren ilişkisinde Yargıtay uygulamaları, muvazaa kavramı, bordro ve SGK kayıtlarının önemi, zamanaşımı süreleri ve dava sürecinde dikkat edilmesi gereken temel hususlar bu videoda açıklanmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taşeron işçilerin hak kaybı yaşamaması için hukuki çerçeve net ve anlaşılır şekilde aktarılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/UIoYSNE_Jz4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90773"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İbraname İmzalayan İşçi Tazminat Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu videoda, işten ayrılırken ibraname imzalayan işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını alıp alamayacağı konusunu tüm hukuki yönleriyle ele aldım.</p>

<p>Uygulamada işverenler tarafından sıkça imzalatılan ibranamelerin hangi şartlarda geçerli sayıldığı, hangi durumlarda işçinin haklarını ortadan kaldırmadığı ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda ibranamenin hukuki sonuçlarını ayrıntılı şekilde anlattım. İbranamenin tarihinin, içeriğinin, ödemenin banka yoluyla yapılıp yapılmadığının ve iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra düzenlenip düzenlenmediğinin işçi alacakları açısından neden hayati önem taşıdığını bu videoda net örneklerle bulabilirsiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve diğer işçilik alacakları bakımından ibranameye rağmen hak kaybı yaşanıp yaşanmayacağı konusunda merak edilen tüm sorular bu yayında cevaplanmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/IqrYkROXq9U/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="56491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="66185"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="75500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="28845"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="12652"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="39057"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="88513"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="65865"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="66651"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="29022"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="43010"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
