<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 22 May 2026 00:40:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ANAYASA MAHKEMESİ'NE YAPILAN BİREYSEL BAŞVURU SONUCUNDA ANAYASA MAD. 59/3 UYARINCA VERİLEN HÜKMÜN DEĞERLENDİRİLMESİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesine-yapilan-bireysel-basvuru-sonucunda-anayasa-mad-593-uyarinca-verilen-hukmun-degerlendirilmesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesine-yapilan-bireysel-basvuru-sonucunda-anayasa-mad-593-uyarinca-verilen-hukmun-degerlendirilmesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. SPORDA ZORUNLU TAHKİME İLİŞKİN TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI MADDE 59/3 HÜKMÜ </strong></p>

<p>Anayasa’nın “Sporun Geliştirilmesi ve Tahkim” başlıklı bahse konu 59. Maddenin 3. Fıkrasında “<i>Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz.” </i>hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>Maddenin gerekçesinde ise,” <i>Sporun kendine özgü yapısı, hızlı ve süratli bir şekilde yönetimini, disiplin yargılamasını ve denetimini beraberinde getirmektedir. Bu sürat spor faaliyetlerinin icra edilmesi için olmazsa olmaz bir şarttır. Belirli bir zaman diliminde yapılması planlanan spor faaliyetlerine ilişkin ihtilafların çok kısa bir zaman sürecinde kesin ve nihai olarak karara bağlanmaması halinde, o faaliyetin başarılı bir şekilde sonuçlandırılması mümkün değildir. Spor faaliyetlerinin kendine özgü ihtiyaçları, uzun zamana yayılan bir denetime müsaade etmemektedir. Bu ihtiyaçların çok kısa sürede çözüm gerektiren yapıları bu faaliyetlerle ilgili ihtilafların süratle ve kesin olarak sonuçlandırılmasını gerektirmektedir. Anayasada yapılan bu değişiklikle, sportif faaliyetlerin yönetilmesine ve disiplinine ilişkin ihtilafların süratle ve yargı denetimine tabi olmaksızın kesin olarak çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır. Bu çerçevede ilgili kurulların müsabakalarla, kulüplerle, sporcularla ve sporla ilgili diğer kişiler hakkında verdikleri müsabakadan men, küme düşürme, ligden ihraç, ihraç, seyircisiz oynama ve puan tenzili gibi kararlarına karşı süratli ve kesin bir denetim yolu öngörülmektedir.” </i>ibarelerine yer verilmiştir.</p>

<p>Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, hükmün genel amacının spor faaliyetlerinin işleyişindeki sürati korumak olduğu görülmektedir. Bu nedenle, adli yargıya nispeten daha kısa sürede kararlar alan tahkim kurullarının, sporun yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı yargı yollarının kapatılarak kesin bir sonuca varılmasına ilişkin sürecin uzamasına engel olunması amaçlanmaktadır.</p>

<p>Tahkim kurullarına ilişkin şunları belirtmek konunun daha iyi anlaşılması açısından önemlidir: Türkiye’de futbol, Türkiye Futbol Federasyonu'nun görev alanına girmekte fakat buna karşın futbol dışında kalan diğer spor dalları Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın görev alanına girmektedir. Bu minvalde ise spora ilişkin uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümünde iki kurul bulunmaktadır. Bunlar: Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu ve Gençlik ve Spor Bakanlık Tahkim Kurulu’dur.</p>

<p>Sporun yönetimine ve disiplinine ilişkin uyuşmazlıklara örnek vermek gerekirse de; spor federasyonunun liglerin tatil edilmesine ilişkin kararı sporun yönetimine ilişkin bir karardır. Bu karara karşı yapılan tahkim başvurusu Anayasa’nın 59/3. Çerçevesinde ele alınmalıdır. Yine örneğin bir sporcunun disiplin talimatına aykırı davranışlarda bulunarak ilgili federasyonun disiplin kurulundan aldığı maç cezası, sporun disiplinine ilişkin bir karar olduğundan yine Anayasa 59/3 uyarınca bu karara karşı yalnızca zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir.</p>

<p><strong>II. SÖZLEŞMESEL UYUŞMAZLIKLAR BAKIMINDAN TAHKİM KARARLARINA KARŞI YARGI YOLUNUN DURUMU</strong></p>

<p>Sözleşmeler uyuşmazlıklarda durum farklıdır. Anayasa’nın 59. Maddesinin gerekçesinin devamında; <i>“..Bununla birlikte, kulüpler ile sporcu ya da teknik adamlar gibi diğer kişiler arasındaki alacak uyuşmazlıkların bu şekilde çözüme kavuşturulmasına dair bir zorunluluk bulunmamaktadır. Dolayısıyla, spor kulüpleri ile sporcu, teknik adam ve sporla ilgili diğer kişiler arasındaki alacak haklarına dair uyuşmazlıklar yetki ve göreve ilişkin genel hükümler çerçevesinde adli yargı yerlerinde görülecektir. Böylece, sporla ilgili hizmet, vekalet veya benzeri diğer sözleşmelerden kaynaklanan ifa, ifa etmeme, fesih ve tazminat gibi uyuşmazlıklar ile diğer alacak hakları, genel hükümlere tabi olacaktır..” </i>ibarelerine yer verilmiştir. Yani açıkça belirtildiği üzere örneğin bir kulüp ile sporcu arasında sözleşmeden kaynaklı bir alacak uyuşmazlığında tahkim zorunluluğu yoktur.</p>

<p>Sözleşmesel uyuşmazlıklar TFF Tahkim Kurulu’na taşınsa dahi verilen kararlara karşı yargı yolunun kapalı olduğu söylenemez. Konuya ilişkin, kıymetli hukukçu Dilay UNAN’ın bizlere duyurduğu ve “Serdar Kesimal” kararı olarak bilinen emsal nitelikteki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30/09/2020 T. 2020/3283 E., 2020/5165 K. Sayılı kararında Serdar Kesimal ile Fenerbahçe Spor Kulübü arasında yaşanan sözleşme kaynaklı para cezası konu alınmış ve <i>“..Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin olmadığı taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırılıktan kaynaklandığı Anayasa’nın 59 maddesinin 3. fıkrasındaki düzenlemenin spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin olduğu ve anılan konularda çıkan uyuşmazlıklarda zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceği, tahkim kurulu kararlarının kesin olduğu ve bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamayacağı öngörüldüğü <strong>sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda tahkim kurulunca verilen kararlara karşı yargı yolunun açık olduğu </strong>Hal böyleyken mahkemece Tahkim Kurulunun 01.11.2018 tarihli 2018/305 esas 2018/330 sayılı kararının sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlığa ilişkin olduğu ve anılan karara karşı yargı yolunun açık olduğu kabul edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir..”</i> değerlendirmelerine yer vererek, sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda tahkim kurulunun kararına karşı yargı yolunun açık olduğunu vurgulamıştır. (Hürriyet, 2020)<!--[if supportFields]><span style='mso-bidi-font-weight: normal'><span style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--></p>

<p><strong>III. T.C. ANAYASASI MADDE 59/3 HÜKMÜNÜN ANAYASA MAHKEMESİ KARARINA YANSIMASI </strong></p>

<p>Makalemize konu <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20151996-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi’nin 10/05/2018 T. 2015/1996 Sayılı Ziya Özel başvurusuna ilişkin kararı</a> şu şekildedir: <!--[if supportFields]><span style='mso-element: field-begin'></span>CITATION TCA25 \y<span style='mso-spacerun:yes'> </span>\l 1055 <span style='mso-element:field-separator'></span><![endif]-->(T.C. Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası)<!--[if supportFields]><span style='mso-element:field-end'></span><![endif]--></p>

<p><strong>Türkiye Atletizm Federasyonu tarafından verilen antrenörlük belgesi sahibi bir antrenör; Ceza Kurulu tarafından, çalıştırdığı sporculara planlı bir şekilde yasaklı madde verdiği ve bu maddenin ticaretini yaptığı gerekçesiyle ömür boyu hak mahrumiyeti cezasıyla cezalandırılmıştır Antrenör sporun disiplinine ilişkin bu karara GSB Tahkim Kurulu nezdinde itiraz etmiştir. Tahkim Kurulu 27/11/2014 tarihli karar ile itirazın reddine karar vermiş, karar düzeltme isteği de aynı Tahkim Kurulu tarafından 25/12/2014 tarihinde reddedilmekle Ceza Kurulu kararı kesinleşmiştir.</strong></p>

<p><strong>Başvurucu, Tahkim Kurulu kararının müfettiş tarafından hazırlanan rapora dayalı olarak verildiğini, raporun aynı zamanda rakibi olan başka antrenörlerin duyumlara dayalı dedikodularından ibaret olduğunu ve savunmasında ileri sürdüğü delillerin keyfî olarak reddedildiğini bildirmiş, ayrıca çalıştırdığı sporcularda yasaklı maddeye rastlanmamasına ve aleyhine somut bir delil bulunmamasına rağmen cezanın en üst sınırdan tayin edilmesi nedeniyle mesleğini yapma hakkının da elinden alındığını belirterek adil yargılanma hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur. </strong></p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi ise başvuru sonucunda ; Anayasa’nın 59. maddesinde spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceği, Tahkim Kurulu kararlarının kesin olduğu ve bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamayacağı hüküm altına alındığı, </strong> <strong>30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince Anayasa’nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler bireysel başvuru konusu olamayacağı gerekçelerine yer vererek; <i>konu bakımından yetkisizlik</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. </strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi’nin bu kararına bakıldığında; spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin uyuşmazlıklarda tahkim kurulları tarafından verilen kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamayacağına ilişkin Anayasa mad. 59/3 hükmündeki “hiçbir yargı mercii” kavramının Anayasa Mahkemesi’ni de kapsadığı kabul edilmektedir.<strong> <!--[if supportFields]><span style='mso-element:field-begin'></span><span style='mso-spacerun:yes'> </span>CITATION Ekş22 \l 1055 <span style='mso-element:field-separator'></span><![endif]-->(Ekşi, 2022)<!--[if supportFields]><span style='mso-element:field-end'></span><![endif]--></strong></p>

<p>Bu karar doktrinde; “Anayasa’nın 59. maddesinin zorunlu tahkim süreci öngörmesi ile birlikte, spor disiplin hukuku yönünden Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru da dahil, tüm yargı yollarının kapatılması, aslında spor disiplin hukuku alanında hak ve özgürlükleri güvencesiz bırakmakta nuna göre 59. maddeye, “<i>Tahkim kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz</i>” cümlesinden sonra gelmek üzere, “<i>Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı saklıdır</i>” düzenlemesi getirilmelidir.” şeklindeki değerlendirmelerle eleştiri ve önerileri de beraberinde getirmiştir. <!--[if supportFields]><span style='mso-element: field-begin'></span><span style='mso-spacerun:yes'> </span>CITATION Oza15 \l 1055 <span style='mso-element:field-separator'></span><![endif]-->(Ergül, 2015)<!--[if supportFields]><span style='mso-element:field-end'></span><![endif]--></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-berk-yigit" title="Av. Berk YİĞİT"><img alt="Av. Berk YİĞİT" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_177u8YhhhhYlhlhjuauhhh7goYoh.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-berk-yigit" title="Av. Berk YİĞİT">Av. Berk YİĞİT</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynakça</strong></span></p>

<p><!--[if supportFields]><span style='mso-element:field-begin'></span>BIBLIOGRAPHY<span style='mso-element: field-separator'></span><![endif]--><span style="color:#999999">Ekşi, N. (2022). Futbol Dışında Kalan Diğer Spor Dallarına İlişkin Tahkim: Gençlik ve Spor Bakanlığı Tahkim Kurulu. <i>Av. Dr. Haluk Burcuoğlu Armağanı</i>, 189-219.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#999999">Ergül, O. (2015). Sporda Zorunlu Tahkim - Bireysel Başvuru İlişkisi: ‘Yargı Denetimi Dışında Bırakılan İşlemleri’ Dar Yorumlamak Mümkün Değil mi? <i>Anayasa Yargısı Dergisi</i>, 67-78.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Hürriyet. (2020). <i>Spor Haberleri</i>. 2025 tarihinde Hürriyet.com.tr: https://www.hurriyet.com.tr/sporarena/son-dakika-haberi-yargitaydan-tahkim-icin-2-sok-karar-41677418#:~:text=Fenerbah%C3%A7e%2C%202011%2D16%20y%C4%B1llar%C4%B1%20aras%C4%B1nda,bu%20miktar%C4%B1%20futbolcunun%20alaca%C4%9F%C4%B1ndan%20kesti. adresinden alındı</span></p>

<p><span style="color:#999999">T.C. Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası. (2018).</span><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20151996-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999"> <i>Bireysel Başvuru Kararları</i>.</span></a><span style="color:#999999"> 2025 tarihinde kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr: </span><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20151996-basvuru-numarali-karari"><span style="color:#999999">https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2015/1996</span></a><span style="color:#999999"> adresinden alındı </span><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20151996-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/aymnin-20151996-basvuru-numarali-karari</span></a></p>

<p><!--[if supportFields]><b><span style='mso-element:field-end'></span></b><![endif]--></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesine-yapilan-bireysel-basvuru-sonucunda-anayasa-mad-593-uyarinca-verilen-hukmun-degerlendirilmesi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/yargi/aym-jkasf.jpg" type="image/jpeg" length="92737"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlarda Mesleki Tükenmişlik Sendromu: Savunmanın İçten Aşınması]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatlarda-mesleki-tukenmislik-sendromu-savunmanin-icten-asinmasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatlarda-mesleki-tukenmislik-sendromu-savunmanin-icten-asinmasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Avukatlarda Mesleki Tükenmişlik Sendromu: Savunmanın İçten Aşınması</strong></p>

<p><strong>Duygusal Emek, İşkoliklik, Negatif Duygu ve Psikolojik Dayanıklılık Üzerine Bir Değerlendirme</strong></p>

<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Avukatlık, yalnızca hukuki bilgiye, usul becerisine ve temsil yeteneğine dayanan teknik bir meslek değildir; aynı zamanda yoğun duygusal emek, yüksek sorumluluk, sürekli çatışma, belirsizlik, müvekkil baskısı, ekonomik kaygı ve yargısal etkisizlik hissiyle örülü bir mesleki varoluş biçimidir. Avukat, bir yandan bağımsız savunmayı temsil eden kamusal bir özne olarak adalet mekanizmasına katılırken, diğer yandan serbest meslek mensubu olarak piyasa koşulları, rekabet, gelir belirsizliği ve müvekkil memnuniyeti baskısıyla karşı karşıya kalır. Bu ikili yapı, avukatın mesleki kimliğini sürekli bir gerilim alanında tutar. Bu makalede avukatlarda mesleki tükenmişlik sendromu; duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarı hissinde azalma, işkoliklik, negatif duygu, kronik yorgunluk, mesleki imaj ve psikolojik dayanıklılık kavramları çerçevesinde incelenmektedir. Türkiye’de Sakarya, Eskişehir, İzmir-Manisa, Diyarbakır ve Erzurum örneklerinde yapılan çalışmalar birlikte değerlendirildiğinde, avukatlarda tükenmişliğin merkezinde çoğu zaman duygusal tükenmenin yer aldığı; işkolikliğin tükenmişliği artırdığı; duygusal tükenmenin negatif duyguyu beslediği; mesleki imajın ise psikolojik dayanıklılık aracılığıyla kronik yorgunluğu azaltabildiği görülmektedir. Bu bağlamda avukat tükenmişliği, bireysel zayıflık değil, savunma mesleğinin yapısal, psikolojik ve kurumsal baskılar altında içten aşınmasıdır.</p>

<p><strong>Giriş: Başkasının Krizini Taşıyan Meslek</strong></p>

<p>Avukatlık mesleği çoğu zaman dışarıdan güçlü görünmeyi gerektirir. Avukat bilmelidir, çözmelidir, cevap vermelidir, strateji kurmalıdır, müvekkili sakinleştirmelidir, duruşmada dağılmamalıdır, hâkim karşısında sarsılmamalıdır, karşı tarafın saldırganlığına kapılmamalıdır. Ancak bu güçlü görünme zorunluluğu, avukatın kendi iç yorgunluğunu çoğu zaman görünmez kılar.</p>

<p>Avukata gelen kişi çoğu zaman hayatının olağan, dengeli, güvenli bir anında gelmez. Bir boşanmanın, tutuklama tehdidinin, haczin, miras kavgasının, ağır bir suçlamanın, haksız fesih duygusunun, itibar kaybının, aile krizinin veya derin bir mağduriyet hissinin içinden gelir. Müvekkil, avukata yalnızca “hukuki mesele” getirmez; korku, öfke, hayal kırıklığı, adalet arzusu, intikam isteği, çaresizlik ve bazen de dağılmış bir gerçeklik algısı getirir. Avukat bu krizin hukuki temsilcisidir; fakat aynı zamanda bu krizin ilk düzenleyici temas noktalarından biridir. Müvekkilin ham duygusunu hukuki dile çevirmek, öfkeyi talebe, korkuyu stratejiye, dağınık anlatıyı kronolojiye, haksızlık hissini ispat rejimine dönüştürmek zorundadır. Bu nedenle avukatlık, yalnızca normatif bir faaliyet değil, aynı zamanda yoğun bir duygusal regülasyon pratiğidir.</p>

<p>Avukatlarda mesleki tükenmişlik tam da bu noktada ortaya çıkar. Tükenmişlik, yalnızca çok çalışmanın, çok duruşmaya girmenin veya çok dosya taşımanın sonucu değildir. Avukat, başkasının krizini sürekli temsil ettiği; belirsizlik içinde kesinlik üretmesi beklendiği; yargı sisteminin yavaşlığı, müvekkilin aceleciliği ve piyasanın baskısı arasında sıkıştığı için tükenir.</p>

<p><strong>Tükenmişlik Kavramı ve Avukatlık Mesleğine Uyarlanması</strong></p>

<p>Tükenmişlik kavramı, genel olarak insanlarla yoğun ve yüz yüze ilişki gerektiren mesleklerde ortaya çıkan; duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı hissinde azalma boyutlarıyla açıklanan bir sendrom olarak ele alınmaktadır. Avukatlık da bu tanıma son derece uygun bir meslektir. Çünkü avukat yalnızca metinlerle, kanunlarla, kararlarla değil; insan acısıyla, çatışmayla, korkuyla, beklentiyle ve adaletsizlik duygusuyla çalışır.</p>

<p>Maslach modelinin üç boyutu avukatlık pratiğinde özel biçimlerde görünür.</p>

<p><strong>Duygusal tükenme</strong>, avukatın artık başkalarının krizine temas edecek iç kapasiteyi kaybetmeye başlamasıdır. Telefon sesi ağır gelir, yeni dosya heyecan değil yük duygusu doğurur, müvekkil görüşmeleri mesleki temas olmaktan çıkarak psikolojik tüketim alanına dönüşür.</p>

<p><strong>Duyarsızlaşma</strong>, avukatın müvekkile, karşı tarafa, mahkemeye veya dosyaya karşı soğuk, mekanik ve mesafeli bir tutum geliştirmesidir. Bu bazen kötü niyet değil, kendini koruma mekanizmasıdır. Ancak uzun vadede savunmanın insani niteliğini aşındırabilir.</p>

<p><strong>Kişisel başarı hissinde azalma</strong> ise avukatın “ne yaparsam yapayım sonuç değişmiyor” duygusuna kapılmasıdır. Dilekçelerin okunmadığı, duruşmanın formaliteye dönüştüğü, savunma taleplerinin ciddiye alınmadığı ve kararın önceden verilmiş gibi hissedildiği durumlarda bu duygu derinleşir.</p>

<p>Bu üç boyut birlikte değerlendirildiğinde, avukatlıkta tükenmişlik yalnızca bireysel bir psikolojik sorun değil, savunma işlevinin kurumsal koşullarıyla da bağlantılı bir mesleki aşınmadır.</p>

<p><strong>Türkiye’de Avukat Tükenmişliğine İlişkin Ampirik Zemin</strong></p>

<p>Türkiye’de avukatlarda mesleki tükenmişlik üzerine yapılan çalışmalar sınırlı olmakla birlikte, mevcut araştırmalar mesleğin tükenmişlik bakımından ciddi riskler taşıdığını göstermektedir.</p>

<p>Sakarya örneğinde yapılan yüksek lisans çalışmasında, 149 avukat üzerinde Maslach Tükenmişlik Ölçeği uygulanmış; avukatların duygusal tükenmişlik ve kişisel başarı alt boyutları bakımından yüksek düzeyde, duyarsızlaşma alt boyutu bakımından ise düşük düzeyde tükenmişlik yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgu son derece önemlidir. Çünkü avukatlarda tükenmişlik her zaman ilgisizleşme, soğuma veya kaba duyarsızlaşma şeklinde ortaya çıkmayabilir. Aksine, avukat hâlâ duyarlı olduğu, hâlâ müvekkilin krizini taşıdığı, hâlâ adalet idealinden kopamadığı için tükenebilir. Bu nedenle avukatın tükenmişliği bazen duyarsızlaştığı için değil, duyarsızlaşamadığı için derinleşir.</p>

<p>Eskişehir örneğinde yapılan çalışmada ise 143 avukat üzerinden Maslach ölçeği uygulanmış, yapısal eşitlik modeliyle tükenmişliğin alt boyutları incelenmiştir. Çalışmada duygusal tükenmenin tükenmişliği en fazla etkileyen boyut olduğu; duygusal tükenmedeki bir birimlik artışın tükenmişliği 0.96 birim artırdığı belirtilmiştir. Bu sonuç, avukatlık mesleğinde tükenmişliğin çekirdeğinde çoğu zaman “insan yükü”nün bulunduğunu göstermektedir. Dosya sayısı, duruşma yoğunluğu, ekonomik baskı ve rekabet elbette önemlidir; fakat asıl aşındırıcı alan, avukatın sürekli insan kriziyle temas etmesidir.</p>

<p>İzmir-Manisa örneğinde 162 avukat üzerinde yapılan çalışmada ise tükenmişliğin negatif duygu üzerindeki etkisi yapısal eşitlik modeliyle incelenmiştir. Araştırmada duygusal tükenmişliğin negatif duyguyu artırdığı; kişisel başarı hissinin ise negatif duyguyu azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık duyarsızlaşmanın negatif duygu üzerindeki etkisi istatistiksel olarak doğrulanamamıştır. Bu bulgu, avukatın iç duygu iklimini anlamak bakımından dikkat çekicidir. Avukat tükenmeye başladığında yalnızca performansı düşmez; iç dünyasında huzursuzluk, mutsuzluk, kaygı, gerilim ve mesleğe karşı soğuma da artar. Duygusal tükenme, avukatın yalnızca çalışma kapasitesini değil, mesleğe ilişkin anlam duygusunu da aşındırır.</p>

<p>Diyarbakır örneğinde yapılan araştırmada ise avukatlarda işkoliklik ile tükenmişlik arasındaki ilişki incelenmiş; 125 avukattan elde edilen verilerde işkoliklik ile tükenmişlik arasında pozitif yönlü ve zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Pearson korelasyon katsayısı r=0,341 olarak tespit edilmiştir. Bu da bize şunu gösterir: Avukatın tükenmesi yalnızca çalışmasından değil, çalışmayı durduramamasından da kaynaklanabilir.</p>

<p>Son olarak Erzurum örneğinde, 261 avukat üzerinde yapılan güncel çalışmada mesleki imaj algısı, psikolojik dayanıklılık ve kronik yorgunluk arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada mesleki imaj algısının kronik yorgunluk üzerinde doğrudan anlamlı bir etkisinin bulunmadığı; ancak mesleki imajın psikolojik dayanıklılığı artırdığı, psikolojik dayanıklılığın ise kronik yorgunluğu azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgu, tükenmişlikle mücadelede yalnızca dışsal koşullara değil, avukatın mesleki anlam duygusuna ve psikolojik dayanıklılığına da bakılması gerektiğini göstermektedir.</p>

<p><strong>Avukatlıkta Duygusal Tükenmenin Merkezî Rolü</strong></p>

<p>Avukatlıkta tükenmişliğin merkezinde çoğu zaman duygusal tükenme yer alır. Çünkü avukatlık, insanla temasın yoğun olduğu bir meslektir; fakat bu temas sıradan bir hizmet ilişkisi değildir. Müvekkil, avukatın karşısına çoğu zaman hukuki bir sorunla değil, kişisel bir krizle çıkar.</p>

<p>Ceza yargılamasında özgürlük korkusu, boşanma davalarında aile çözülmesi, miras davalarında kardeşlik kırgınlığı, iş davalarında değersizleştirilmiş emek, icra dosyalarında ekonomik yıkım, ağır ceza dosyalarında hayatın geri kalanını belirleyebilecek bir suçlama vardır. Avukat bütün bu alanlarda sadece hukuki pozisyon üretmez; insanın kırılma anına temas eder. Bu nedenle avukatın duygusal tükenmesi, sıradan bir mesleki yorgunluk değildir. Avukatın zihninde ve bedeninde biriken şey, yalnızca dosya sayısı değil; dosyaların taşıdığı insan yüküdür. Her dosya bir hikâye, her hikâye bir beklenti, her beklenti bir baskı üretir.</p>

<p>Avukat, müvekkilin kaygısını düzenlerken kendi kaygısını bastırır. Müvekkilin öfkesini hukukileştirirken kendi öfkesini denetler. Mahkemenin duyarsızlığına karşı müvekkilin dağılmasını önlemeye çalışırken kendi inancını korumaya uğraşır. Bu süreç sürekli hale geldiğinde duygusal tükenme kaçınılmazlaşır.</p>

<p><strong>Duyarsızlaşma mı, Duyarsızlaşamama mı?</strong></p>

<p>Klasik tükenmişlik anlatısında duyarsızlaşma önemli bir boyuttur. Kişi hizmet verdiği insanlara karşı soğuk, mekanik ve mesafeli davranmaya başlar. Ancak avukatlıkta mesele biraz daha karmaşıktır.</p>

<p>Türkiye’deki bazı bulgular, avukatlarda duyarsızlaşmanın her zaman en baskın boyut olmadığını göstermektedir. Sakarya çalışmasında duyarsızlaşma alt boyutunun düşük düzeyde bulunması, bu bakımdan önemlidir. Bu sonuç, avukatın hâlâ temas halinde kaldığını, müvekkilin krizini bütünüyle dışsallaştıramadığını, dosyanın adalet yükünden kopamadığını düşündürür. Başka bir ifadeyle, avukat bazen “soğuduğu” için değil, soğuyamadığı için tükenir.</p>

<p>Bu durum özellikle savunma avukatlığı bakımından belirgindir. Müdafi, sanığın yalnızca hukuki temsilcisi değildir; onun özgürlük korkusunun, ailesinin beklentisinin, toplumun suçlayıcı bakışının ve mahkemenin otoriter atmosferinin ortasında durur. Bu yük karşısında duyarsızlaşmak bazen bir savunma mekanizmasıdır; fakat savunmanın ethosu, avukatı tamamen duyarsızlaşmaktan da alıkoyar. Avukat için trajik olan tam da budur: Mesleki işlevini sürdürebilmek için belli bir mesafe kurması gerekir; fakat savunmanın anlamını koruyabilmek için insan hikâyesine bütünüyle yabancılaşmaması gerekir.</p>

<p><strong>Kişisel Başarı Hissinin Aşınması: “Ne Yaparsam Yapayım Değişmiyor”</strong></p>

<p>Avukatlıkta tükenmişliğin en ağır alanlarından biri kişisel başarı hissinin azalmasıdır. Bu, avukatın bilgisizleşmesi veya mesleki yeteneğini kaybetmesi anlamına gelmez. Daha çok, avukatın kendi emeğinin yargılama içinde karşılık bulmadığını hissetmesidir.</p>

<p>Dilekçe yazılır ama okunmadığı düşünülür. Delil tartışması istenir ama mahkeme hızlı geçer. Tutanak düzeltilmek istenir ama kayıt eksik kalır. Savunma yapılır ama kararın zaten verilmiş olduğu hissi ağır basar. İtiraz edilir ama usuli bir refleks gibi görülür. Böyle bir pratik içinde avukatın “etki edebilme” duygusu aşınır. Bu aşınma, tükenmişliğin en tehlikeli boyutlarından biridir. Çünkü savunma, yalnızca hukuki bilgiye değil, mesleki etki inancına da dayanır. Avukat, sözünün, dilekçesinin, itirazının, müdahalesinin bir anlamı olduğuna inanmak zorundadır. Bu inanç kaybolduğunda savunma mekanikleşir.</p>

<p>İzmir-Manisa çalışmasında kişisel başarı hissinin negatif duyguyu azaltıcı etkiye sahip olması bu nedenle önemlidir. Avukat kendisini başarılı, etkili ve mesleki olarak yeterli hissettiğinde negatif duygu azalmakta; kişisel başarı hissi düştüğünde ise negatif duygu alanı güçlenmektedir. Bu nedenle avukatın başarı hissi yalnızca bireysel tatmin meselesi değildir. Savunma hakkının canlılığı bakımından da önemlidir.</p>

<p><strong>İşkoliklik: Çalışkanlık Değil, Çalışmayı Durduramama</strong></p>

<p>Avukatlık kültüründe çok çalışmak çoğu zaman mesleki erdem gibi sunulur. Gece dilekçe yazmak, hafta sonu dosya okumak, tatilde telefona bakmak, aynı gün birçok duruşmaya yetişmek, her an ulaşılabilir olmak, büroyu ayakta tutmak için sürekli yeni iş almak normalleştirilir.</p>

<p>Fakat çalışkanlık ile işkoliklik aynı şey değildir. Çalışkanlık, bilinçli, ölçülü ve amaca bağlı bir emek biçimidir. İşkoliklik ise çalışmanın kişinin iç dünyasını, sosyal hayatını, dinlenme kapasitesini ve bedensel sınırlarını istila etmesidir. Çalışkan avukat işini ciddiye alır; işkolik avukat işi kapatamaz. Çalışkan avukat dinlenince daha iyi çalışır; işkolik avukat dinlenirken bile suçluluk duyar.</p>

<p>Diyarbakır çalışmasında işkoliklik ile tükenmişlik arasında pozitif yönlü ilişki bulunması, avukatlık pratiği bakımından son derece anlamlıdır. Araştırmada işkoliklik düzeyi arttıkça tükenmişlik düzeyinin de arttığı tespit edilmiştir. Bu sonuç, avukatlıkta “çok çalışma” kültürünün sorgulanması gerektiğini gösterir. Çünkü sürekli çalışma hali kısa vadede üretkenlik gibi görünse de uzun vadede dikkat, sabır, yaratıcılık ve duygusal dayanıklılığı azaltır.Çalışmayı durduramayan avukat, dinlenemeyen avukata; dinlenemeyen avukat, düşünemeyen avukata; düşünemeyen avukat ise stratejik derinliğini kaybeden avukata dönüşme riski taşır.</p>

<p><strong>Negatif Duygu: Avukatın İç İkliminin Bozulması</strong></p>

<p>Tükenmişlik, yalnızca mesleki performansı düşüren bir durum değildir; avukatın iç duygu iklimini de bozar. Duygusal tükenme arttıkça avukatın mesleğe, müvekkile, yargıya ve kendisine ilişkin duyguları da negatifleşebilir.</p>

<p>Negatif duygu; huzursuzluk, mutsuzluk, ürkeklik, kaygı, öfke, karamsarlık, içsel gerilim ve mesleğe karşı soğuma şeklinde ortaya çıkabilir. Avukat artık sadece yorulmuş değildir; mesleki dünyası kararmaya başlamıştır.</p>

<p>İzmir-Manisa çalışmasında duygusal tükenmenin negatif duyguyu artırdığı sonucuna ulaşılması bu bakımdan değerlidir. Avukatın “işimden soğudum”, “yaptığım işten yıldım”, “insanlara karşı sertleştim” gibi duyguları yalnızca bireysel şikâyet değildir; savunma mesleğinin psikolojik alarm işaretleridir.</p>

<p>Burada önemli olan, negatif duygunun avukatı yalnızca mutsuz etmemesidir. Negatif duygu, avukatın mesleki algısını da değiştirir. Müvekkil artık yardım isteyen kişi değil, tüketici bir yük gibi görünmeye başlar. Mahkeme artık adalet alanı değil, sonuç alınamayacak bir bürokratik sahne gibi algılanır. Dosya artık çözülmesi gereken bir uyuşmazlık değil, bitmeyen bir yük haline gelir. Bu iç iklim bozulması, savunmanın niteliğini doğrudan etkiler.</p>

<p><strong>Kronik Yorgunluk: Dinlenmeyle Geçmeyen Mesleki Ağırlık</strong></p>

<p>Avukatlıkta yorgunluk çoğu zaman yalnızca bedensel değildir. Bazı yorgunluklar uyuyunca geçmez. Tatil bile zihni boşaltmaz. Dosya, telefon, süre, duruşma, müvekkil, karar, itiraz ve ihtimal sürekli zihinde açık kalır.</p>

<p>Kronik yorgunluk burada devreye girer. Kronik yorgunluk, mesleğin sürekli uyarılmışlık haliyle, stresle ve psikolojik yükle birleştiğinde avukatın günlük yaşamını kuşatır. Avukat dinlense bile dinlenmiş hissetmeyebilir; çünkü mesele yalnızca fiziksel çalışma değil, zihinsel ve duygusal açık dosya halidir.</p>

<p>Erzurum çalışmasında kronik yorgunluk, mesleki imaj ve psikolojik dayanıklılık ilişkisi bakımından ele alınmıştır. Araştırmada psikolojik dayanıklılık ile kronik yorgunluk arasında olumsuz yönlü ilişki bulunmuş; psikolojik dayanıklılığın kronik yorgunluğu azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç, avukatın yalnızca daha az çalışarak değil, daha dayanıklı iç kaynaklar geliştirerek de korunabileceğini göstermektedir. Ancak burada dikkatli olmak gerekir: Psikolojik dayanıklılık, avukata daha fazla yük bindirmenin gerekçesi haline getirilmemelidir. “Dayanıklı ol” demek, sistemi ve mesleki koşulları görünmez kılmamalıdır.</p>

<p>Psikolojik dayanıklılık, yapısal sorunların yerine geçmez; fakat avukatın bu sorunlar karşısında tamamen çökmesini önleyebilecek bir iç kaynak sağlar.</p>

<p><strong>Mesleki İmaj: Avukatın Kendini Nasıl Gördüğü</strong></p>

<p>Avukatın tükenmişliği, yalnızca dışsal iş yüküyle değil, mesleğini nasıl gördüğüyle de ilgilidir. Avukat kendi mesleğini değerli, saygın, kamusal işlevi olan, adaletin gerçekleşmesine katkı sağlayan bir faaliyet olarak görüyorsa, bu algı onun psikolojik dayanıklılığını besleyebilir. Ancak mesleki imaj zedelendiğinde avukat yalnızca dışarıdan değersizleştirilmiş hissetmez; içeriden de mesleki anlamını kaybetmeye başlar. “Avukat ne işe yarıyor?”, “Zaten karar verilmiş”, “Müvekkil sadece sonuç istiyor”, “Mahkeme savunmayı dinlemiyor”, “Toplum avukatı sadece para alan kişi olarak görüyor” gibi duygular mesleki imajı aşındırır.</p>

<p>Erzurum çalışmasında mesleki imaj algısının kronik yorgunluğu doğrudan azaltmadığı, fakat psikolojik dayanıklılık aracılığıyla dolaylı biçimde azalttığı tespit edilmiştir. Bu bulgu çok inceliklidir. Avukatın mesleğini değerli görmesi tek başına onu yorgunluktan kurtarmaz. Fakat bu değer duygusu, psikolojik dayanıklılığa dönüşebilirse avukatın kronik yorgunlukla baş etmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Buradan şu sonuç çıkar: Avukatlıkta mesleki imaj yalnızca toplumsal saygınlık meselesi değildir; ruhsal dayanıklılık meselesidir. Avukatın mesleğini anlamlı bulması, savunmanın kamusal değerini hatırlaması ve kendi rolünü yalnızca piyasa aktörü olarak değil, bağımsız savunma öznesi olarak kurması tükenmişliğe karşı koruyucu bir işlev görebilir.</p>

<p><strong>Yargı Sisteminin Tüketici Etkisi</strong></p>

<p>Avukatlarda tükenmişlik yalnızca müvekkil baskısından, iş yükünden veya kişisel yatkınlıktan kaynaklanmaz. Yargı sisteminin işleyiş tarzı da tükenmişliği artırabilir. Duruşmaların kısa ve yüzeysel geçmesi, dilekçelerin okunmadığı hissi, delillerin gerçek anlamda tartışılmaması, “okundu sayıldı” pratiği, gerekçesiz ara kararlar, tutanakların eksik veya seçici tutulması, savunmanın usuli taleplerinin ciddiye alınmaması ve yargılamanın dosya merkezli bir onay mekanizmasına dönüşmesi avukatta mesleki etkisizlik hissini büyütür.</p>

<p>Avukat emek verir; fakat emeğinin yargılama içinde karşılık bulmadığını hissederse tükenir. Çünkü insan yalnızca çalışmaktan yorulmaz; çalışmasının anlamını kaybetmesinden de yorulur. Bu nedenle avukatlarda mesleki tükenmişlik, aynı zamanda bir yargı kültürü sorunudur. Savunmayı gerçekten dinlemeyen, avukatı usuli aktör olarak görüp epistemik katkısını ihmal eden, duruşmayı canlı tartışma alanı olmaktan çıkaran bir sistem, avukatın tükenmişliğini sürekli yeniden üretir.</p>

<p>Savunmanın değersizleştirildiği yerde avukatın mesleki anlam duygusu da zayıflar. Mesleki anlam duygusu zayıfladığında ise duygusal tükenme, negatif duygu ve kronik yorgunluk daha kolay derinleşir.</p>

<p><strong>Müvekkil Baskısı ve Beklenti Yönetimi</strong></p>

<p>Avukatın tükenmişliğinde müvekkil ilişkisi merkezi bir yer tutar. Müvekkil çoğu zaman avukattan yalnızca hukuki yardım değil, duygusal güvence de ister.</p>

<p>“Kesin kazanır mıyız?”<br />
“Ne zaman biter?”<br />
“Hâkim ne karar verir?”<br />
“Karşı taraf ceza alır mı?”<br />
“Niye hemen dilekçe vermiyoruz?”<br />
“Niye telefonuma hemen dönmediniz?”<br />
“Başka avukat şöyle dedi.”</p>

<p>Bu sorular bilgi sorusu gibi görünür; fakat çoğu zaman kaygı azaltma sorusudur. Müvekkil belirsizliğe dayanamaz, avukattan kesinlik ister. Oysa avukatın mesleki dürüstlüğü ihtimal diliyle konuşmayı gerektirir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İyi avukatlık, sahte güven üretmeden gerçekçi güven kurabilmektir. “Kesin kazanırız” demek müvekkili kısa süre rahatlatabilir; fakat uzun vadede güven krizine yol açar. Buna karşılık sadece risk anlatmak da müvekkili çaresizliğe sürükleyebilir. Avukat, umutla gerçeklik arasında ince bir denge kurmak zorundadır. Bu denge sürekli kurulduğunda ise ciddi bir duygusal emek doğar.</p>

<p><strong>Avukatın Kendisine Karşı Özen Borcu</strong></p>

<p>Avukatın müvekkiline karşı özen borcu vardır. Fakat avukatın kendisine karşı da bir mesleki özen borcu olmalıdır. Çünkü tükenmiş, uykusuz, öfkeli, dağılmış, duygusal olarak çökmüş bir avukatın savunma kalitesi de zarar görür. Bu nedenle avukatın kendisini koruması bencillik değildir. Dosyaya daha iyi bakabilmek için zihnini korumak zorundadır. Müvekkili daha iyi dinleyebilmek için duygusal kapasitesini tüketmemek zorundadır. Duruşmada daha güçlü durabilmek için iç dengesini korumak zorundadır.</p>

<p>Avukatın kendisine karşı özen borcu, savunma hakkına karşı özen borcunun da parçasıdır. Burada mesleki sınır çok önemlidir. Avukat müvekkilini anlamalıdır; fakat müvekkilin yerine geçmemelidir. Müvekkilin acısını görmelidir; fakat o acının içinde kaybolmamalıdır. Müvekkilin öfkesini duymalıdır; fakat o öfkenin taşıyıcısı haline gelmemelidir. Müvekkilin umudunu korumalıdır; fakat sahte umut üretmemelidir.</p>

<p>Sınır koyamayan avukat, bir süre sonra stratejik düşünme kapasitesini kaybeder. Müvekkilin duygusuyla özdeşleşen avukat dosyaya dışarıdan bakamaz. Oysa avukatın mesleki değeri tam da burada ortaya çıkar: Müvekkilin duygusunu anlamak, fakat o duygunun içinde boğulmadan hukuki akıl üretebilmek.</p>

<p><strong>Tükenmişlikle Mücadelede Bireysel, Mesleki ve Kurumsal Önlemler</strong></p>

<p>Avukatlarda tükenmişlikle mücadele yalnızca bireysel tavsiyelere indirgenemez. “Dinlenin, spor yapın, tatile çıkın” gibi öneriler elbette önemlidir; fakat tek başına yeterli değildir. Tükenmişlik bireysel olduğu kadar mesleki ve kurumsal bir sorundur.</p>

<p>Bireysel düzeyde avukatın çalışma sınırlarını belirlemesi, sürekli ulaşılabilir olma baskısını yönetmesi, dosya sayısını mümkün olduğunca dengelemesi, uyku ve dinlenme hakkını mesleki gereklilik olarak görmesi gerekir. Ayrıca duygusal olarak ağır dosyalarda psikolojik destek almak zayıflık değil, mesleki sorumluluğun parçasıdır.</p>

<p>Mesleki düzeyde baroların ve meslek örgütlerinin avukat ruh sağlığını ciddi bir gündem haline getirmesi gerekir. Genç avukatlar için mentorluk, mesleki dayanışma grupları, psikolojik danışmanlık destekleri, ağır dosyalarla çalışan avukatlara yönelik süpervizyon benzeri mekanizmalar önemlidir.</p>

<p>Kurumsal düzeyde ise yargı sisteminin savunmayı gerçekten muhatap alan bir yapıya kavuşması gerekir. Avukatın dilekçesinin okunduğunu, sözünün dinlendiğini, itirazının değerlendirildiğini, delil tartışmasının ciddiye alındığını hissetmesi yalnızca adil yargılanma hakkı bakımından değil, avukatın mesleki etkinlik duygusu bakımından da önemlidir. Savunmanın yargılama içindeki etkisi arttıkça avukatın mesleki anlam duygusu güçlenir. Mesleki anlam duygusu güçlendikçe tükenmişliğe karşı iç dayanıklılık artar.</p>

<p><strong>Sonuç: Savunmanın Ayakta Kalması İçin Avukatın da Ayakta Kalması Gerekir</strong></p>

<p>Avukatlarda mesleki tükenmişlik, bireysel zayıflık, dayanıksızlık veya motivasyon eksikliği olarak görülemez. Bu tükenmişlik; yoğun duygusal emek, işkoliklik, müvekkil baskısı, ekonomik belirsizlik, yargısal etkisizlik hissi, negatif duygu, kronik yorgunluk ve mesleki imaj aşınmasının birlikte ürettiği çok katmanlı bir mesleki yıpranmadır.</p>

<p>Avukat başkasının krizini hukuk formuna dönüştüren kişidir. Fakat bu dönüşüm sırasında kendi iç kaynaklarını da kullanır. Her müvekkil görüşmesi, her ağır dosya, her sonuçsuz duruşma, her okunmadığı düşünülen dilekçe, her gerekçesiz ara karar, her geç kalan adalet duygusu avukatın iç dünyasında iz bırakır.</p>

<p>Bu nedenle avukatın tükenmişliğini konuşmak, yalnızca avukatın ruh sağlığını konuşmak değildir. Aynı zamanda savunmanın niteliğini, yargılamanın kültürünü, müvekkil ilişkisini, mesleğin piyasa koşullarını ve adalet sisteminin insan üzerindeki etkisini konuşmaktır.</p>

<p>Avukatın güçlü olması gerekir; fakat bu güç duygusuzluk değildir. Avukatın dayanıklı olması gerekir; fakat bu dayanıklılık sınırsız yük taşıma mecburiyeti değildir. Avukatın mücadele etmesi gerekir; fakat bu mücadele kendi iç çöküşünü inkâr ederek sürdürülemez.</p>

<p>Savunmanın ayakta kalabilmesi için, savunmayı yapan insanın da ayakta kalması gerekir. Avukatın tükenmişliği görünmez bırakıldığında yalnızca bir meslek mensubu yorulmaz; savunmanın sesi, dikkati, sezgisi ve direnç kapasitesi de zayıflar. Bu nedenle avukatın iyi oluşu, kişisel konfor meselesi değil, adalet sisteminin niteliğiyle doğrudan ilişkili kamusal bir meseledir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN"><img alt="Av. Fahrettin KAYHAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/fahrettin-kayhan.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN">Av. Fahrettin KAYHAN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynakça</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">Akın, U. ve Oğuz, E. (2010). Öğretmenlerin işkoliklik ve tükenmişlik düzeylerinin ilişkisi ve çeşitli değişkenler açısından incelenmesi. <i>Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi</i>, 16(3), 309-327.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Ardıç, K. ve Polatçı, S. (2009). Tükenmişlik sendromu ve madalyonun öbür yüzü: İşle bütünleşme. <i>Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi</i>, 32, 21-46.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Bilge, H. (2018). Avukatlarda tükenmişliğin negatif duyguya olan etkisinin yapısal eşitlik modeliyle (YEM) araştırılması. <i>Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi</i>, 10(30), 1074-1098.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Çelik, Ü. H. ve Karaca Aydın, S. (2025). Avukatlarda mesleki imaj algısının kronik yorgunluk üzerine etkisinde psikolojik dayanıklılığın rolü. <i>İşletme Araştırmaları Dergisi</i>, 17(4), 2763-2777.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Gürbüz, H. ve Akansu, F. (2022). Avukatlarda tükenmişlik (burnout) sendromu üzerine bir çalışma. A. Akın (Ed.), <i>Sosyal bilimlerde teorik ve ampirik araştırmalar-1</i> içinde (ss. 157-180). İKSAD Publishing House.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Gürses, İ. (2006). <i>Avukatların mesleki tükenmişlik düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi: Sakarya örneği</i> [Yüksek lisans tezi, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü].</span></p>

<p><span style="color:#999999">Kayhan, F. (2010). Avukatlık kimliği ve avukatın yargı sistemi içindeki yeri. <i>Ankara Barosu Dergisi</i>, 2010/3.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Zincirkıran, M., Arslantaş, M., Soybaş, İ. ve Yalçınsoy, A. (2016). İşkoliklik ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi: Avukatlar üzerine bir araştırma. <i>International Journal of Innovative Strategical Social Research</i>, 1(1), 967-975.</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatlarda-mesleki-tukenmislik-sendromu-savunmanin-icten-asinmasi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/avukatlarda-mesleki-tukenmislik-sendromu.jpg" type="image/jpeg" length="37817"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sivil Havacılık Güvenliği Yönetmeliği (SHY-GÜVENLİK)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sivil-havacilik-guvenligi-yonetmeligi-shy-guvenlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sivil-havacilik-guvenligi-yonetmeligi-shy-guvenlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivil Havacılık Güvenliği Yönetmeliği (SHY-GÜVENLİK), 22 Mayıs 2026 Tarihli ve 33261 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İçişleri Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>SİVİL HAVACILIK GÜVENLİĞİ YÖNETMELİĞİ (SHY-GÜVENLİK)</strong></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı, sivil havacılık alanında kamu düzeni ve güvenliğini bozan, yerde veya havada meydana gelebilecek her türlü yasadışı eylemlere karşı şahısların, yolcuların, mürettebatın, yer personelinin, havaalanı bina ve tesislerinin, hava araçlarının korunmasına ilişkin ilgili kurum, kuruluş ve kişilerin havacılık güvenliği ile ilgili görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek ve uygulama esaslarını belirlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik, sivil havacılık hizmetlerini yürütmek ve güvenliğini sağlamaktan sorumlu tüm kurum ve kuruluşları, gerçek veya tüzel kişileri, yerli/yabancı işletmeleri ve sivil havacılığa açık havaalanları ile tesisleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 14/10/1983 tarihli ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanununun 40 ıncı maddesi, 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 5/6/1945 tarihli ve 4749 sayılı Şikago'da 7 Aralık 1944 tarihinde Akit ve İmza Edilmiş Olan Milletlerarası Sivil Havacılık Anlaşması ile Sivil Havacılık Geçici Sözleşmesi ve Bunların Eklerinin Onanması Hakkında Kanun ile yürürlüğe girmiş olan Şikago Sözleşmesinin 17 numaralı Eki, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 254 üncü, 441 inci ve 474 üncü maddeleri ile 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 159 uncu, 161 inci, 437 nci ve 441 inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar ve kısaltmalar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Acil durum: Havaalanında, normal hizmet akışı dışında personel, araç, gereç, malzeme kullanımı ve takviyesi ile ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği ve koordinasyonu gerektiren; güvenlik, kaza veya kurtarma ile ilgili her türlü durumu,</p>

<p>b) Alternatif güvenlik tedbirleri: Ticari yolcu taşımacılığı faaliyetleri dışındaki belirli sivil havacılık faaliyetlerinin kolaylaştırılması için bu Yönetmelik uyarınca belirlenen temel standartların tamamı veya bir kısmından farklı olarak belirlenen tedbirleri,</p>

<p>c) Ayrılmış alan: Havaalanlarında güvenlik tahditli alanlardan giriş kontrol önlemleri ile ayrılmış, sınırları açıkça belirlenmiş ve yalnızca belirli türde havacılık faaliyetleri için alternatif güvenlik tedbirlerin uygulandığı demarke alanları,</p>

<p>ç) A grubu yetkili acente: Kargo ve postanın güvenlik kontrollerini yerine getiren, taramasını gerçekleştiren ve/veya güvenli tedarik zincirinde yer alan entegre depolama ve nakil hizmetlerinden sorumlu lojistik sağlayıcıları, havayolu işletmelerini, taşıma işleri organizatörlerini ve yer hizmetleri kuruluşlarını,</p>

<p>d) Bilinen gönderici: Kendi hesabına kargo veya postayı üreten, meydana getiren ve prosedürleri herhangi bir hava aracında taşıma yapmayı sağlayacak şekilde genel güvenlik kurallarını ve standartlarını karşılayan ve Genel Müdürlük tarafından yetkilendirilen göndericiyi,</p>

<p>e) Boşluk: Kişinin eğitim ve istihdamda olmadığı yirmi sekiz günden fazla süreyi,</p>

<p>f) Doğasına uygun yöntemlerle tarama: Yasaklı maddelerin tespit edilmesi için bagaj, kargo ve posta, havayolu posta ve malzemesi veya tedariklerin boyutu, şekli, içeriği veya diğer özelliklerinin dikkate alınarak en uygun yöntemle yasaklı maddeleri tanımlama ve/veya tespit etme amaçlı teknik ve diğer usullerin kullanımını,</p>

<p>g) EADUK: Eğitim, Araştırma ve Denetleme Uzmanları Kurulunu,</p>

<p>ğ) ECAC: Avrupa Sivil Havacılık Konferansını,</p>

<p>h) ECAC Doc. 30 Kısım II: Avrupa Sivil Havacılık Konferansı Havacılık Güvenliği Alanında Politika Beyanını,</p>

<p>ı) Eş güvenlik tedbirleri: Bu Yönetmelik uyarınca belirlenmiş güvenlik tedbirleri ile aynı veya benzer seviyede tespit veya önleme kapasitesine sahip tedbirleri,</p>

<p>i) Eşliksiz bagaj: Havayolu işletmesi tarafından uçak altında taşınmak üzere kabul edilen ve çekin (check-in) işlemini yapan yolcusunun hava aracında olmadığı bagajı,</p>

<p>j) GEADB: Güvenlik, Eğitim, Araştırma ve Denetleme Birimini,</p>

<p>k) Genel Müdürlük: Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>l) Gümrüklü saha: Gümrük idaresinin denetim, kontrol, yetki ve sorumluluğunda bulunan dış hatlar gelen ve giden yolcu salonları, havaalanlarının, iç hatlar hariç, güvenlik tahditli alanlarının kritik bölümleri, hava tarafı ve ayrılmış alanlar ile bu alanlarda bulunan güvenlik tahditli alanları,</p>

<p>m) Güvenlik kontrolü: Yasaklı maddelerin girişini önleyebilecek usullerin uygulanmasını,</p>

<p>n) Güvenlik kültürü: Bir organizasyonun günlük işleyişinde var olan ve organizasyon içindeki tüm birimlerin ve personelin eylem ve davranışları tarafından yansıtılan güvenlikle ilgili normlar, değerler, tutumlar ve varsayımlar setini,</p>

<p>o) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması: 2920 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesi uyarınca yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını,</p>

<p>ö) Güvenlik tahditli alan: Bir havaalanının hava tarafının, erişim kontrolüne ek olarak diğer güvenlik kontrollerinin uygulandığı, öncelikli risk alanları olarak tanımlanan alanlarını,</p>

<p>p) Güvenlik tahditli alanların kritik bölümleri: Altmış kişiden fazla havaalanı giriş kartı sahibi personelin giriş yetkisine sahip olduğu havaalanlarının, taranmış giden yolcuların giriş yapabildiği ve taranmış giden uçak altı bagajların geçtiği veya bulunduğu bölümlerini,</p>

<p>r) Havaalanı: Karada ve su üzerinde hava araçlarının kalkması ve inmesi için özel olarak hazırlanmış, hava araçlarının bakım ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına, yolcu ve yük alınmasına ve verilmesine elverişli tesisleri bulunan yerleri,</p>

<p>s) Havaalanı güvenlik komisyonu: 25/7/1997 tarihli ve 97/9707 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan Sivil Hava Meydanları, Limanlar ve Sınır Kapılarında Güvenliğin Sağlanması, Görev ve Hizmetlerin Yürütülmesi Hakkında Yönetmeliğin 19 uncu maddesi uyarınca oluşturulan Güvenlik Komisyonunu,</p>

<p>ş) Havaalanı mülki idare amiri: İlgili mevzuat uyarınca havaalanında görevlendirilen mülki idare amirliği hizmetleri sınıfından kamu görevlisini,</p>

<p>t) Havaalanı işletmecisi: Havaalanı işletmecisi olan Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ve özel havaalanı işletmeciliği yapan kuruluşları,</p>

<p>u) Hava aracı güvenlik araması: Hava aracının, yolcular ve yolcular dışındaki kişilerin erişebilecekleri kabin ve uçağın dış bölümlerinin yasaklı maddeler ve diğer tehlikeli maddelere karşı aranmasını,</p>

<p>ü) Hava tarafı: Havaalanında pistleri, taksi yolları, apron ve bunlara bitişik sahaları, hava araçlarının kalkmasını, inmesini ve yer manevralarını yapmasını, hava araçlarının yakıt, bakım ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasını ve yük ile yolcu indirilip bindirilmesini temin edici tesisleri ve belirli durumlarda doğrudan uçuş faaliyeti amacıyla kullanılan bina ve yapıları veya bunların bazı kısımlarını ve bu bölümlerin hepsine girişin kontrollü olduğu yerleri,</p>

<p>v) Havacılık güvenliği: Sivil havacılığın yasadışı eylemlere karşı korunması amacıyla alınan önlemler ve kullanılan insan ve malzeme kaynaklarının bir kombinasyonunu,</p>

<p>y) Havayolu işletmesi: Koltuk kapasitesi yirmi ve üzeri olan uçaklarla yolcu taşımacılığı ile sadece yük taşımacılığı yapan ticari hava taşıma işletmelerini,</p>

<p>z) ICAO: Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatını,</p>

<p>aa) İlave güvenlik tedbirleri: Bu Yönetmelik uyarınca belirlenmiş güvenlik tedbirlerinin uygulanmasından sonra ek olarak belirli bir tehdide karşı uygulanan tarama, arama ve diğer güvenlik kontrollerini,</p>

<p>bb) İşletme: Sivil havacılık alanında faaliyet gösteren ticari hava taşımacılığı, genel havacılık, amatör havacılık, sportif havacılık, havaalanı, terminal, tedarik, yer hizmeti, kargo acenteleri, antrepo, onaylı bakım ve özel güvenlik hizmeti kuruluşlarını veya işletmelerini,</p>

<p>cc) Kara tarafı: Bir havaalanında doğrudan uçuş faaliyetlerine dâhil olmayan terminal binalarını, diğer tüm yapıları, kullanımlı veya boş sahaları içine alan ve avan projede ya da master planda gösterilen; hava araçlarının yakıt, bakım ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasını, yolcuların ve hizmet alan veya hizmet üreten diğer kullanıcıların sağlık, eğitim, ibadet, alışveriş, ofis, depo, konaklama, ulaşım, iletişim ve buna benzer tüm ihtiyaçlarını karşılayıcı alanları da içerebilecek olan alanlar ve bölgeler ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca uygun görülecek olan yüksek katma değerli diğer tesisleri de içerebilen alanlar ve bölgeleri kapsayan, ana giriş yolu/yolları kontrol noktasından başlayarak hava tarafı dışında kalan havaalanı bölümünü,</p>

<p>çç) Kontrol noktası: Kişilerin, bagajların, eşyaların, kargo ve postaların, tedariklerin ve araçların güvenlik kontrolünün birlikte veya ayrı ayrı yapıldığı yeri,</p>

<p>dd) Kontrol noktası amiri: Kontrol noktasında görevlendirilmiş, sivil havacılık güvenliği alanında eğitim almış genel kolluk personelini,</p>

<p>ee) MANPADS: Taşınabilir hava savunma sistemlerini,</p>

<p>ff) Merkez Güvenlik Kurulu: Sivil Hava Meydanları, Limanlar ve Sınır Kapılarında Güvenliğin Sağlanması, Görev ve Hizmetlerin Yürütülmesi Hakkında Yönetmeliğin 18 inci maddesi uyarınca oluşturulan kurulu,</p>

<p>gg) MSHGP: Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programını,</p>

<p>ğğ) MSHGKKP: Milli Sivil Havacılık Güvenliği Kalite Kontrol Programını,</p>

<p>hh) Öngörülemeyen şekil: Güvenlik tedbirlerinin, caydırıcı etkisini ve etkinliğini artırmak amacıyla MSHGP ile tanımlanmış amaçlar doğrultusunda, düzensiz aralıklarla, farklı yerlerde ve/veya değişen araçlarla uygulanmasını,</p>

<p>ıı) Potansiyel tehlike arz eden yolcular: Kabul edilemeyen yolcular ile sınır dışı edilen veya hukuki gözetim altında bulunan tutuklu, hükümlü veya gözaltında bulunan yolcuları,</p>

<p>ii) Tarama: Yasadışı eylemlere müdahalede kullanılabilecek silah, patlayıcı veya diğer tehlikeli donanımlar gibi yasaklı maddeleri tanımlama ve/veya tespit etme amaçlı teknik ve diğer usullerin uygulanmasını,</p>

<p>jj) Tarayıcı personel: Güvenlik kontrol noktalarında tarayıcı olarak güvenlik hizmeti veren personeli,</p>

<p>kk) Test faaliyeti: Havacılık güvenliği tedbirlerinin yeterliliğinin yasadışı bir eylem gerçekleştirme girişimini gizli veya açık bir şekilde taklit edilerek kontrol edilmesini,</p>

<p>ll) Transfer yolcu: İki farklı uçuş arasında doğrudan bağlantılı olarak seyahat eden yolcuları,</p>

<p>mm) Transfer uçak altı bagaj: İki farklı uçuş arasında doğrudan bağlantılı olarak taşınan uçak altı bagajını,</p>

<p>nn) Transit yolcu: Bir havaalanından geldikleri aynı uçuş ile ayrılan yolcuları,</p>

<p>oo) Transit uçak altı bagaj: Bir havaalanından geldikleri aynı uçuş ile ayrılan uçak altı bagajını,</p>

<p>öö) Uçuş tedarikleri: Kabin bagajı, yolcular dışındaki kişiler tarafından taşınan nesneler ile havayolu posta ve malzemeleri haricinde yolcu veya mürettebat tarafından uçuş sırasında kullanım, tüketim veya satış için hava aracına alınan tüm malzemeleri,</p>

<p>pp) Uçuş tedariklerinin yetkili tedarikçisi: Genel Müdürlük tarafından, uyguladığı prosedürler ile genel güvenlik kurallarını ve standartlarını karşılayan, hava aracına uçuş tedariklerinin teslimatını gerçekleştirecek kadar yeterli ve uygun bir tedarikçi olarak, sertifikalandırılan işletmeleri,</p>

<p>rr) Ulusal havacılık güvenliği denetim görevlisi: Genel Müdürlük tarafından sertifikalandırılmış, havacılık güvenliği tedbirlerinin ulusal ve uluslararası mevzuata uyumluluğunun gerçekleştirilmesi için Genel Müdürlük adına, denetleme, test ve araştırma faaliyetlerinde görev yapan yetkili personeli,</p>

<p>ss) Yasadışı eylem: Sivil havacılığın emniyetini tehlikeye düşürmek amacıyla hava aracının yasadışı olarak ele geçirilmesini, hizmetteki hava aracına zarar verilmesini, havaalanı veya hava aracı içinde rehine alma durumunu, hava aracına, havaalanına veya havaalanı tesislerine zorla izinsiz girilmesini, hava aracına veya havaalanına kötü amaçla silah, tehlikeli cihaz veya madde sokulmasını, hava aracının insanları öldürmek, yaralamak, çevre ve binalara zarar vermek amacıyla silah olarak kullanılmasını, havaalanında veya sivil havacılık tesislerinde uçuşta veya yerde olan hava aracı, yolcular, mürettebat/ekip, yer personeli veya şahısların emniyetini tehlikeye atmayı ve benzeri nitelikteki eylemleri,</p>

<p>şş) Yetkili acente: Havayolu taşımacılığı ile iştigal eden bir kuruluş ile iş ilişkisi kuran ve kargo veya posta güvenliği ile ilgili Genel Müdürlük tarafından kabul edilen veya istenen güvenlik kontrollerini sağlayan bir havayolu işletmesi, yer hizmetleri kuruluşu, taşıma işleri organizatörleri veya entegre depolama ve nakil hizmetlerinden sorumlu lojistik sağlayıcısını,</p>

<p>tt) Yetkisiz erişim: Havacılık güvenliği tedbirlerinin yerine getirilmesi veya sivil havacılık faaliyetleri kapsamında görevli olmayanlar ile görev veya iş tanımının dışındaki alanlara, uçak altı bagajına, kargo ve postaya, uçuş tedariklerine veya havaalanı tedariklerine erişim sağlanmasını,</p>

<p>uu) Yolcular dışındaki kişiler: Yolcu olmayan personel, görevli, denetim görevlisi, stajyer, geçici görevli ve giriş yetkilendirmesi sahibi diğer kişileri,</p>

<p>üü) Yüksek riskli kargo ve posta: Hakkında sivil havacılığa karşı tehdit oluşturabileceğine ilişkin belirli bir istihbarat olan veya temel güvenlik önlemlerinin uçakları tehlikeye sokabilecek yasaklanmış maddeleri bulmaya elverişli olmayan veya bilinmeyen bir kaynaktan gelen veya müdahale belirtileri gösteren ve şüphe uyandıran anormallikleri bulunan kargoyu/postayı,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelikte belirtilmeyen tanımlar ve kısaltmalar için 2920 sayılı Kanun, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve diğer sivil havacılık mevzuatı ile ülkemizin üyesi olduğu uluslararası sivil havacılık kuruluşları tarafından yayımlanan dokümanlarda belirtilen tanım ve kısaltmalar geçerlidir.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>MSHGP, Sivil Havacılık Güvenliği Organizasyonu ile Görev ve Sorumluluklar</p>

<p><strong>Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programı</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Sivil havacılık alanında faaliyet gösteren tüm kurum ve kuruluşlar, şahıslar ve yolcuların uyması gereken güvenlik tedbirleri ile yasaklanan hususlara dair bu Yönetmelik uyarınca belirlenen güvenlik tedbirlerinin usul ve esasları MSHGP’de belirlenir. Genel Müdürlük tarafından hazırlanan MSHGP taslağı, Merkez Güvenlik Kurulunun uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanlığı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcılarının imzası ile yürürlüğe girer.</p>

<p>(2) Genel Müdürlük, MSHGP’de uluslararası mevzuat ve uygulamalarda meydana gelen değişikliklerin yapılabilmesi amacı ile gerekli görülen değişiklikler ve acil uygulanması gereken havacılık güvenliği ile ilgili kararları toplantı gerçekleştirilmeksizin Merkez Güvenlik Kurulu üyelerinin görüşüne sunulabilir.</p>

<p>(3) Şikago Sözleşmesinin 9 ve 17 numaralı Ekleri ve ECAC Doc. 30 Kısım II’de değişiklik olması durumunda, MSHGP’de belirlenen sivil havacılık güvenliği uygulamalarının yeniden değerlendirilerek güncellenmesi sağlanır.</p>

<p>(4) Bu Yönetmelik ve MSHGP’de belirlenen standartlara ilave tedbirler, uçuş gerçekleştirilen ülke sivil havacılık otoritelerinin talep etmesi veya güvenlik risk değerlendirmeleri sonucu mevcut tedbirlerin yeterli görülmemesi halinde uygulanabilir. İlave güvenlik tedbirleri, talep eden kurum veya kuruluş ile bu tedbirlerden etkilenecek kurum veya kuruluşların görüşleri alınarak havaalanı bazındaki taleplerde mülki idare amirliği ve uluslararası taleplerde Genel Müdürlük tarafından yapılacak bir risk değerlendirmesi sonucunda, tehditle ilgili, objektif, tarafsız, risk ile orantılı olarak geçici ve makul bir süre için uygulanır. Bu sürenin sonunda ilave güvenlik tedbirlerinin uygulanması yeniden değerlendirilir.</p>

<p><strong>Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü </strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Bu Yönetmelik çerçevesinde MSHGP'nin hazırlanması, yürütülmesi ve geliştirilmesi, bu Yönetmelikte belirlenen görev ve hizmetlerin koordinasyonu, Şikago Sözleşmesinin 9 numaralı Eki güvenlik ile ilgili standartları ve 17 numaralı Eki, ECAC gereklilikleri ve uluslararası uygulamalar ve önlemlerin uygulanması, sürdürülmesi ve izlenmesi ile görev ve sorumlulukların dağıtımı bakımından yetkili otorite Genel Müdürlüktür.</p>

<p>(2) Genel Müdürlüğün görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:</p>

<p>a) Şikago Sözleşmesinin 9 numaralı Ekinin güvenlik ile ilgili standartları, 17 numaralı Eki ve ECAC Doc. 30 Kısım II’deki değişiklikleri takip etmek ve ulusal mevzuatta gerekli güncellemeleri yapmak.</p>

<p>b) MSHGP ile eklerini takip etmek, ulusal ve uluslararası gerekliliklere göre güncellemek.</p>

<p>c) MSHGP ve havacılık güvenliği uygulamalarına yönelik rehber doküman oluşturmak.</p>

<p>ç) Ülke genelinde standartların sağlanması için havaalanı güvenlik programının genel esaslarını belirlemek ve havaalanları tarafından güvenlik programı hazırlanmasını sağlamak.</p>

<p>d) MSHGP ilgili bölümlerinde yer alan güvenlik uygulamalarının yerine getirilmesi amacıyla işletmelerin güvenlik planlarının genel esaslarını belirlemek ve uygun görülen güvenlik planlarını onaylamak.</p>

<p>e) Merkez Güvenlik Kurulunda yer alan diğer kurum ve kuruluşlarla birlikte sivil havacılık güvenliğine yönelik görev ve hizmetleri koordinasyon içinde yürütmek.</p>

<p>f) MSHGP, Merkez Güvenlik Kurulu tarafından alınan kararlar ve ilgili mevzuat ile verilmiş diğer görevleri yerine getirmek.</p>

<p><strong>İçişleri Bakanlığı </strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) İçişleri Bakanlığının görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:</p>

<p>a) Havacılık güvenliğine yönelik ulusal ve uluslararası risk ve tehditleri takip ederek gerekli tedbirleri alarak, ilgili birimlerince Genel Müdürlüğe bildirilmesini sağlamak.</p>

<p>b) Türkiye’ye giriş yapmak üzere havaalanında sınır kapısına müracaat eden ancak Türkiye’ye girişi 6458 sayılı Kanunun 7 nci maddesi kapsamında uygun görülmeyen yabancı yolcuları, kabul edilemeyen yolcu kapsamına almak.</p>

<p>c) Potansiyel tehlike arz eden yolculara ilişkin ilgili mevzuat kapsamındaki işlemlerin yapılmasını sağlamak.</p>

<p>ç) Kullandığı sistemler üzerinden yabancı yolcuların ülkemize varışları öncesi risk değerlendirmelerini yapmak ve gerekli hallerde ülkemize girişlerini engelleyici tedbirler almak.</p>

<p>d) Sınır dışı edilmek üzere havaalanına getirilen yabancıların sivil havacılık güvenliği çerçevesinde ülkemizden çıkış işlemlerini gerçekleştirmek.</p>

<p>e) Havaalanlarında gerekli eğitimleri almış yeterli sayıda personel bulundurulmasını sağlamak ve planlamasını yapmak.</p>

<p>f) Havaalanlarındaki yasadışı eylemlere müdahale edecek eğitimli ve yeterli sayıda personeli sağlamak.</p>

<p>g) MSHGP, Merkez Güvenlik Kurulu tarafından alınan kararlar ve ilgili mevzuat ile verilmiş diğer görevleri yerine getirmek.</p>

<p><strong>Ticaret Bakanlığı </strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Ticaret Bakanlığının görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:</p>

<p>a) Havaalanı sorumluluk dağılımı protokolü çerçevesinde havaalanı gümrüklü sahalarının güvenliğini sağlamak, giriş kontrol tedbirlerini uygulamak, yetkisiz kişi ve araç geçişini engellemek, eşyanın takip, kontrol ve muhafazasını sağlamak.</p>

<p>b) Kargo ve posta ile uçak altı bagajların havacılık güvenliği kapsamında yasaklı maddelerin tespiti amacıyla elle aranması, patlayıcı iz tespit cihazı ile taranması dâhil olmak üzere açılması gereken durumlarda bunlara refakat etmek.</p>

<p>c) MSHGP, Merkez Güvenlik Kurulu tarafından alınan kararlar ve ilgili mevzuat ile verilmiş diğer görevleri yerine getirmek.</p>

<p><strong>Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü </strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğünün görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:</p>

<p>a) Havaalanlarının işletilmesi ile Türk Hava Sahasındaki hava trafiğinin düzenlenmesi ve kontrolünü sağlamak.</p>

<p>b) Yükümlülüğünde olan ve ilgili mevzuat ile verilmiş güvenlik kontrolü ve taraması tedbirlerinin yerine getirilmesini sağlamak.</p>

<p>c) MSHGP, Merkez Güvenlik Kurulu tarafından alınan kararlar ve ilgili mevzuat ile verilmiş diğer görevleri yerine getirmek.</p>

<p><strong>Diğer kurum ve kuruluşlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Havaalanı işletmeleri, terminal işletmeleri, havayolu işletmeleri, özel güvenlik işletmeleri ve diğer kurum ve kuruluşlar işletme sözleşmeleri ve havaalanı güvenliği sorumluluk dağılım protokolü çerçevesinde sorumluluklarını yerine getirir.</p>

<p>(2) Diğer kurum ve kuruluşlar; MSHGP, Merkez Güvenlik Kurulu tarafından alınan kararlar ve ilgili mevzuat ile verilmiş diğer görevleri yerine getirir.</p>

<p><strong>Merkez Güvenlik Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Sivil havacılık güvenliği ile ilgili ulusal politikaların belirlenmesi, kurumlar arasında koordinasyonun sağlanması, ülke genelindeki sivil havaalanlarındaki güvenlik politikalarının ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi ile ulusal ve uluslararası güvenlik politika ve programlarının görüşülmesi, oluşturulması ve havaalanı mülki idare amirliklerince intikal ettirilen sorunların değerlendirilerek çözüme kavuşturulmasından Merkez Güvenlik Kurulu sorumludur.</p>

<p>(2) Merkez Güvenlik Kurulu; Sivil Hava Meydanları, Limanlar ve Sınır Kapılarında Güvenliğin Sağlanması, Görev ve Hizmetlerin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik, MSHGP ve ilgili mevzuat ile verilmiş diğer görevleri yerine getirir.</p>

<p><strong>Eğitim, Araştırma ve Denetleme Uzmanları Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Genel Müdürlük koordinasyonunda, sivil havacılık güvenliği sorunlarıyla ilgili olarak çözüm yolları geliştirmek, araştırmalarda bulunmak, uzmanlık alanlarını içeren konularda Genel Müdürlüğe yardımcı olmak ve kurumlar arası koordinasyonun sağlanması amacıyla uzman düzeyinde personelden oluşan EADUK kurulur.</p>

<p>(2) EADUK sekretarya hizmetleri Genel Müdürlük tarafından yürütülür.</p>

<p>(3) EADUK üyeleri, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları MSHGP ile belirlenir.</p>

<p>(4) EADUK; Merkez Güvenlik Kurulu, MSHGP ve ilgili mevzuat ile verilmiş diğer görevleri yerine getirir.</p>

<p><strong>Havaalanı mülki idare amiri </strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Havaalanlarında ulusal ve uluslararası mevzuata göre kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması, havacılık güvenliğine yönelik kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliği ve koordinasyonun tesis edilmesi, kurum ve kuruluşların havacılık güvenliğine yönelik çalışmalarının denetlenmesi, denetim sonuçlarının takibi ve icrası ile havaalanı güvenlik programının oluşturulması ve icrası havaalanı mülki idare amiri tarafından yerine getirilir.</p>

<p>(2) Havaalanı mülki idare amiri havacılık güvenliği tedbirlerinin görev alanında bulunan tüm alan, bina ve tesislerde ilgili mevzuat ile belirlenen standartlara uygun bir şekilde yerine getirilmesinin sağlanmasından ve havacılık güvenliği tedbirlerinin yerine getirilmesinde ve sorumlu kurum, kuruluş ve işletmelerin koordinasyonunda görevli, yetkili ve sorumludur.</p>

<p>(3) Havaalanı mülki idare amiri; Merkez Güvenlik Kurulu, MSHGP ve ilgili mevzuat ile verilmiş diğer görevleri yerine getirir.</p>

<p><strong>Havaalanı güvenlik komisyonu</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Havaalanlarında ilgili mevzuatın ve havaalanı güvenlik programının uygulanması, havaalanında bulunan işletmeler ile diğer paydaşlar arasındaki koordinasyonun sağlanması amacıyla havaalanı mülki idare amirinin başkanlığında oluşturulan havaalanı güvenlik komisyonunun kararları ulusal ve uluslararası mevzuata uygunluk değerlendirmesi yapılmak üzere Genel Müdürlüğe sunulur.</p>

<p>(2) Havaalanı güvenlik komisyonunun sekretarya görevi il göç idaresi müdürlüğü tarafından yürütülür.</p>

<p>(3) Havaalanı güvenlik komisyonunun üyeleri, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları Sivil Hava Meydanları, Limanlar ve Sınır Kapılarında Güvenliğin Sağlanması, Görev ve Hizmetlerin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre MSHGP ile belirlenir.</p>

<p>(4) Havaalanı güvenlik komisyonu üyeleri görevleri ile ilgili olarak yaptıkları işlerden havaalanı mülki idare amirine karşı sorumludur.</p>

<p><strong>Havaalanı güvenlik, eğitim, araştırma ve denetleme birimi </strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Havaalanlarında, alınan güvenlik önlemlerini test etmek, denetlemek, araştırmak ve geliştirmek için raporlar hazırlamak üzere havaalanı güvenlik, eğitim, araştırma ve denetleme birimi oluşturulur.</p>

<p>(2) GEADB personeli, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları Sivil Hava Meydanları, Limanlar ve Sınır Kapılarında Güvenliğin Sağlanması, Görev ve Hizmetlerin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre MSHGP ile belirlenir.</p>

<p>(3) GEADB iş ve işlemleri il göç idaresi müdürlüğü tarafından yürütülür.</p>

<p>(4) GEADB personeli görevleri ile ilgili olarak yaptıkları işlerden havaalanı mülki idare amirine karşı sorumludur.</p>

<p><strong>Kontrol noktası amiri</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Kontrol noktası amiri;</p>

<p>a) Güvenlik tahditli alanlara, yetkisiz kişiler ile sivil havacılık güvenliğini tehdit eden her türlü tehlikeli ve yasaklı maddelerin girişinin engellenmesini sağlamakla,</p>

<p>b) Kontrol noktasında 10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında istihdam edilen personelin, yalnızca sivil havacılık güvenliği alanında yapmış olduğu görevlerini ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemek ve gözetlemekle,</p>

<p>c) Denetim ve gözetim sonucunda tespit edilen ilgili mevzuata aykırı hususların raporlamasını ve gereği için ilgili birimlere bildirmesini sağlamakla,</p>

<p>görevlidir.</p>

<p><strong>Genel sorumluluk ve yasaklı maddeler</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Bu Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuat ile belirlenen havacılık güvenliği tedbirlerinin uygulanmasından, tedbirin uygulandığı havaalanı, tesis, terminal, antrepo, hava aracı, güvenlik kontrol noktası veya tarama sisteminin işletilmesinden sorumlu kurum, kuruluşlar ile yerli veya yabancı işletmeler bu Yönetmelikte belirtilen kurum, kuruluş ve işletmeler ile müşterek olarak sorumludur.</p>

<p>(2) Taşınması, bulundurulması veya kullanılması yasaklı olan maddeler MSHGP ile belirlenir.</p>

<p><strong>Havacılık güvenliği maliyetlerinin karşılanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Bu Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuat ile belirlenen havacılık güvenliği uygulamalarının maliyetlerinin karşılanması, havacılık güvenliği kapsamında kullanılan güvenlik cihazlarının ve malzemelerinin temin ve idamesi ile gerekli ilave güvenlik yatırımlarının yapılması sorumluluğu Genel Müdürlük tarafından ruhsat, sertifika ya da yetki verilen işletmelere aittir.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik, ilgili mevzuat ile belirlenen veya üyesi olunan uluslararası kuruluşların gerekli kıldığı standartların dışında işletmeler tarafından belirli bir uçuş veya uçuşlar için havacılık güvenliği konusunda ilave güvenlik tedbirlerinin alınmasının istenmesi durumunda, maliyetler talep eden işletme tarafından karşılanır.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Havacılık Güvenliği Standartları ve Sorumlulukları</p>

<p><strong>Havaalanı planlama gereklilikleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Yeni havaalanı tesisleri tasarlanırken veya inşa edilirken veya mevcut havaalanı tesislerinde değişiklikler yapılırken, bu Yönetmelikte belirtilen gereklilikler ve MSHGP ile belirlenen yapısal güvenlik unsurları esas alınır. Genel Müdürlük; güvenlik ve emniyet unsurları ile uluslararası uçuşlara açık havaalanlarına yönelik unsurların; tasarım, inşaat ve tadilatlarda göz önünde bulundurulmasını sağlar.</p>

<p>(2) Havaalanlarında aşağıdaki alanlar oluşturulur:</p>

<p>a) Kara tarafı,</p>

<p>b) Hava tarafı,</p>

<p>c) Güvenlik tahditli alan,</p>

<p>ç) Güvenlik tahditli alanların kritik bölümleri.</p>

<p>(3) Havaalanı mülki idare amiri tarafından ikinci fıkrada belirtilen alanların açık ve kesin olarak belirlenmesi ile güvenlik tahditli alanların belirlenmesinde risk değerlendirmesi yapılması sağlanır.</p>

<p>(4) İkinci fıkrada belirtilen alanlarda ve sınırlarda uygulanacak güvenlik tedbirleri MSHGP ile belirlenir.</p>

<p><strong>Giriş kontrol </strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Havaalanlarında, hava tarafı, güvenlik tahditli alanlar ve güvenlik tahditli alanların kritik bölümlerine giriş kısıtlı tutulur. Kişilere ve araçlara sadece gerekli güvenlik koşullarını sağlamaları durumunda hava tarafı ve güvenlik tahditli alanlara giriş izni verilir. Havaalanlarında hava tarafı ve güvenlik tahditli alanlara yetkisiz erişimi önlemek amacıyla kişiler ve araçlar için havaalanı işletmesi tarafından giriş kontrol sistemleri oluşturulur. Havaalanı işletmesi tarafından kişilerin ve araçların hava tarafı ve güvenlik tahditli alanlara girişine yalnızca havacılık ve bağlı faaliyetler kapsamında geçerli bir nedene ve uygun yetkilendirmeye sahip olmaları halinde izin verilir.</p>

<p>(2) Havaalanı giriş kartı ve araç giriş yetkileri her havaalanında havaalanı giriş kartları yönergesinde düzenlenir.</p>

<p>(3) Kişilerin ve araçların hava tarafı ve güvenlik tahditli alanlara girişine izin verilmeden önce kişiler veya araçların yetkilendirmelerinin geçerliliği giriş kontrol noktalarında kontrol edilir.</p>

<p>(4) Yolcular dışındaki kişilere ve araçlara, güvenlik tahditli alanlara refakat olmadan giriş izni sadece kişinin veya aracın havacılık faaliyetlerinin bu alanlarda yürütülmesinde görevi olması ve kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumlu sonuçlanmış olması halinde verilir.</p>

<p>(5) Güvenlik tahditli alanlara erişim sağlayan yolcu dışındaki kişilerin bağlı oldukları kurum veya kuruluşlar tarafından istihdam ve eğitim kayıtları ile varsa boşluklar kontrol edilir. Boşluklara dair açıklama kayıt altına alınarak giriş yetkisi talebi ile birlikte havaalanı mülki idare amirliğine sunulur.</p>

<p>(6) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucu olumsuz olan bir kişiye giriş izni verilmez, verildiyse hemen geri alınır ve iptal edilir.</p>

<p>(7) Havaalanı işletmesi tarafından, yetkisiz erişimin önlenmesi amacıyla güvenlik tahditli alanlarda hava aracından ve hava aracına doğru hareket eden kişilerin ve araçların hareketlerinin gözetim ve denetim altında tutulması sağlanır.</p>

<p>(8) Havaalanı mülki idare amirliği tarafından, havaalanının güvenlik tahditli bölümleri haricindeki alanlardaki ve tesislerdeki kişiler ve araçlar için gerektiğinde güvenliğin sağlanması amacıyla giriş yetkilendirilmesi yapılır.</p>

<p>(9) Giriş yetkilendirmesi uygulamasına ilişkin hususlar havaalanı giriş kartları yönergesinde belirlenir.</p>

<p><strong>Kara tarafı güvenliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> (1) Havaalanlarında risk ve tehdit değerlendirmesine uygun olarak muhtemel yasadışı eylem tehditlerinin bertaraf edilmesi ve önlenmesi amacıyla kara tarafı alanları için güvenlik tedbirleri alınır.</p>

<p>(2) Kara tarafı güvenliği tedbirleri MSHGP ile belirlenen çerçevede havaalanı mülki idare amiri tarafından belirlenir.</p>

<p>(3) Kara tarafı güvenliği tedbirlerinin uygulanması için kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyon ulusal düzeyde Merkez Güvenlik Kurulu, havaalanı düzeyinde ise havaalanı güvenlik komisyonu aracılığı ile sağlanır.</p>

<p><strong>Yolcu dışındaki kişiler ve taşıdıkları eşyaların taranması</strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Havaalanı işletmesi tarafından, havacılık güvenliğinin ihlal edilmemesiyle sınırlı olmak üzere, teknik cihazlar ile yapılan kontrol ve aramada patlayıcıların ve patlayıcı cihazların varlığının tespit edilemeyeceği durumlarda, ilk teknik cihaza ilave olarak diğer teknik cihazlar ve el ile arama yöntemi dâhil patlayıcıların ve patlayıcı cihazların varlığını tespit edebilecek yöntemler, düzensiz aralıklarla ve öngörülemeyen şekilde uygulanır.</p>

<p>(2) Patlayıcıların ve patlayıcı cihazların tespitine imkân veren teknik cihazlar ve el ile arama dâhil diğer yöntemlerin, düzensiz aralıklarla ve öngörülemeyen şekilde uygulanması için kullanılabilecek usuller MSHGP ile belirlenir.</p>

<p>(3) Havaalanlarında risk değerlendirmesi sonucuna göre belirlenen yolcu dışındaki kişiler için havaalanı mülki idare amiri tarafından teklif edilen taramadan muafiyetler veya özel tarama usulleri belirlenip belirlenmeyeceğine ilişkin karar Genel Müdürlüğün uygun görüşü üzerine il valisi tarafından verilir.</p>

<p><strong>Araçların aranması</strong></p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> (1) Havaalanı işletmesi tarafından güvenlik tahditli alanlara giren araçlar, içindeki kişiler, eşyaları ile birlikte taramaya ve uygun güvenlik kontrollerine tabi tutulurlar.</p>

<p>(2) Havaalanlarında güvenlik tahditli alanlara giren araçlar için risk değerlendirmesi sonucuna göre havaalanı mülki idare amiri tarafından teklif edilen arama, tarama ve güvenlik kontrollerinden muafiyetler veya özel arama usulleri belirlenip belirlenmeyeceğine ilişkin karar Genel Müdürlüğün uygun görüşü üzerine il valisi tarafından verilir.</p>

<p><strong>Gözetim, devriye ve diğer fiziksel kontroller</strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) Havaalanı sınırlarında gözetim, devriye ve diğer fiziksel kontroller uygulanır.</p>

<p>(2) Gözetim, devriye ve diğer fiziksel kontrollerin amaçları şunlardır:</p>

<p>a) Havaalanlarında ve kamu erişiminin bulunduğu bitişik alanlarda, kişilerin yasadışı bir eylemi gerçekleştirebileceğine dair şüpheli davranışları analiz etmek.</p>

<p>b) Bir yasadışı eylemi gerçekleştirmek için kullanılabilecek güvenlik zafiyetlerini tespit etmek.</p>

<p>c) Kişilerin bu gibi eylemleri gerçekleştirmesini engellemek.</p>

<p>ç) Mümkün olması halinde kişileri teşebbüsten alıkoymak.</p>

<p>(3) Havaalanı mülki idare amiri, gözetim, devriye ve diğer fiziksel kontrollerin uygulanmasından sorumludur. Havaalanı mülki idare amiri tarafından havaalanında faaliyet yürüten kurum, kuruluşlar veya işletmelerin sorumluluk sahalarının sınırları belirlenir.</p>

<p><strong>Havaalanında özel ayrılmış alanlar </strong></p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> (1) Havaalanı mülki idare amirliği tarafından havaalanlarında alternatif tedbirleri uygulayabilmek üzere diğer alanlardan ayrılmış demarke alanlar oluşturulup oluşturulmayacağına karar verilir. Bu alanlar güvenlik tedbirlerinin tümüyle geçerli olduğu güvenlik tahditli alanlardan net bir şekilde ayrılır ve bir hava aracına, yolcularına, bagajlarına, kargo ve postalarına uygulanan mevcut güvenlik standartlarının korumasını sağlamak amacıyla bu alanlara geçişler önlenir. Havaalanlarında alternatif tedbirlerin belirlenen standartlara uygun bir şekilde uygulanmasının sağlanmasından havaalanı işletmesi sorumludur.</p>

<p>(2) Havaalanlarında alternatif tedbirleri uygulayabilmek üzere diğer alanlardan ayrılmış demarke alanların oluşturulabilmesine dair usuller MSHGP ile belirlenir.</p>

<p><strong>Hava aracı güvenlik kontrolü ve araması</strong></p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> (1) Hava aracı, her kalkış öncesinde herhangi bir yasaklı maddenin bulunmadığından emin olmak amacıyla, hava aracı güvenlik kontrolüne veya hava aracı güvenlik aramasına tabi tutulur. Hava aracı güvenlik kontrolü veya hava aracı güvenlik aramasının standartlara uygun bir şekilde yapılmasının sağlanmasından havayolu işletmesi sorumludur.</p>

<p>(2) Hava aracı güvenlik kontrolü veya hava aracı güvenlik araması yapılmasına dair usuller MSHGP ile belirlenir.</p>

<p><strong>Hava aracının korunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 27-</strong> (1) Her hava aracı yasadışı eylem ve yetkisiz erişime karşı korunur. Hava aracının standartlara uygun bir şekilde korunmasının sağlanmasından havayolu işletmesi sorumludur.</p>

<p>(2) Hava aracının yasadışı eylemlere ve yetkisiz erişime karşı korunması için park ettiği veya bulunduğu alanın güvenlik durumuna uygun tedbirler ilgili güvenlik birimince alınır.</p>

<p>(3) Havayolu işletmeleri uçuş esnasında yetkisiz kişilerin kokpite girmesini önlemek amacıyla uygun tedbirleri alırlar.</p>

<p><strong>Taşınabilir hava savunma sistemleri </strong></p>

<p><strong>MADDE 28-</strong> (1) Havaalanı mülki idare amirliği tarafından havaalanlarında veya yakın çevresinde hava araçlarına veya havaalanı tesislerine karşı MANPADS ve benzer diğer silahlarla gerçekleştirilebilecek muhtemel saldırıların önlenmesi için uygun tedbirler alınması sağlanır.</p>

<p>(2) Genel Müdürlük ve havaalanı mülki idare amiri, uygun tedbirleri risk ve tehdit değerlendirmesi sonucuna göre belirler. Bu tedbirlerin uygulanmasından sorumlu kurum ve/veya kuruluşlar Genel Müdürlük, havaalanı işletmecisi ve havaalanı mülki idare amiri tarafından risk ve tehdit değerlendirmesi sonucuna göre belirlenir.</p>

<p><strong>Yolcular ve kabin bagajları ile beraberlerindeki eşyaların taranması</strong></p>

<p><strong>MADDE 29-</strong> (1) Yolcular ve kabin bagajları ile beraberlerindeki eşyaların standartlara uygun bir şekilde taranmasının sağlanmasından havaalanı işletmesi sorumludur.</p>

<p>(2) Tüm giden, transfer ve transit yolcular ve bunların kabin bagajları ile beraberlerindeki eşyaları, yasaklı maddelerin güvenlik tahditli alanlara ve hava aracına sokulmasını önlemek amacıyla teknik cihazlar ve gerektiğinde el ile kontrol edilir ve aranır.</p>

<p>(3) Havacılık güvenliğinin ihlal edilmemesiyle sınırlı olmak üzere, teknik cihazlar ile yapılan kontrol ve aramada patlayıcıların ve patlayıcı cihazların varlığının tespit edilemeyeceği durumlarda, ilk teknik cihaza ilave olarak diğer teknik cihazlar ve el ile arama yöntemi dâhil patlayıcıların ve patlayıcı cihazların varlığını tespit edebilecek yöntemler, düzensiz aralıklarla ve öngörülemeyen şekilde uygulanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(4) Patlayıcıların ve patlayıcı cihazların tespitine imkân veren teknik cihazlar ve el ile arama dâhil diğer yöntemlerin, düzensiz aralıklarla ve öngörülemeyen şekilde uygulanması için kullanılabilecek usuller MSHGP ile belirlenir.</p>

<p>(5) Tarayıcı personel, kabin bagajı ve beraberindeki eşyaların yasaklı madde içerip içermediğini tespit edemediği durumlarda, söz konusu bagajın güvenlik tahditli alanlara girişini reddeder veya aynı ya da farklı bir teknik cihazla ya da elle arama dahil farklı bir yöntemle yeniden taranmasını sağlar.</p>

<p>(6) Transfer yolcular ile bunların kabin bagajları ve beraberindeki eşyaların, bu Yönetmelik ve MSHGP uyarınca belirlenen standartlara göre güvenlik tedbirlerinin eş değer olarak tanındığı bir ülke veya havaalanından gelmeleri halinde, söz konusu yolcu ve eşyaların taranmadan muaf tutulup tutulmayacağına Genel Müdürlük tarafından yapılacak risk değerlendirmesi sonucunda karar verilir.</p>

<p>(7) Transit yolcular ve bunların kabin bagajları ile beraberlerindeki eşyaların taramadan muaf tutulup tutulmayacağına Genel Müdürlük tarafından yapılacak risk değerlendirmesi sonucuna göre karar verilir.</p>

<p>(8) Genel Müdürlük risk değerlendirmesi sonucuna göre, transit yolcular ve bunların kabin bagajları ile beraberlerindeki eşyaları için uygulanacak güvenlik kontrollerine dair esasları belirler.</p>

<p><strong>Yolcular ve kabin bagajları ile beraberlerindeki eşyaların korunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 30-</strong> (1) Yolcular ve kabin bagajları ile beraberlerindeki eşyalar tarandıkları noktadan itibaren, taşındıkları hava aracına binişlerine kadar yasadışı eylemlere ve yetkisiz müdahaleye karşı korunmasının sağlanmasından havaalanı işletmesi sorumludur.</p>

<p>(2) Gelen yolcuların, taranmış giden yolcular ile karışmalarına, MSHGP uyarınca belirlenen standartlara uygun bir şekilde taranmadıkları sürece izin verilmez.</p>

<p>(3) Taranmış giden yolcular ile taranmamış kişilerin karışmasının tespit edilmesi veya bundan şüphelenilmesi durumunda, karışmanın olduğu alan yasaklı maddelerin tespiti amacıyla aranır, ilgili yolcular, kabin bagajları ve beraberlerindeki eşyalar yeniden taranır.</p>

<p>(4) Transit yolcu operasyonu gerçekleşen havaalanlarında, transit yolcuların, kabin bagajlarının ve eşyalarının yetkisiz müdahalelerden korunması ile transit havaalanının güvenlik bütünlüğünün korunması amacıyla transit operasyonlar için tedbirlerin alınması havaalanı işletmesi tarafından sağlanır.</p>

<p><strong>Potansiyel tehlike arz eden yolcular </strong></p>

<p><strong>MADDE 31-</strong> (1) Havaalanı işletmesi; adli veya idari süreçlere tabi olan ve bu sebeplerden dolayı havayolu ile seyahat zorunluluğu olan potansiyel tehlike arz eden yolcuların uygun güvenlik kontrollerine tabi tutulmasının sağlanmasından sorumludur.</p>

<p>(2) Havayolu işletmesi, potansiyel tehlike arz eden yolcular hakkında uygun güvenlik önlemlerinin yerine getirilebilmesi amacıyla potansiyel tehlike arz eden yolcu tarafından bizzat veya yolcuların nakil edilmesinden sorumlu kurum veya kuruluş tarafından havaalanı mülki idare amirliği aracılığıyla yazılı olarak bilgilendirilir. İlgili havayolu işletmesi kaptan pilotunu konu hakkında bilgilendirmekten sorumludur.</p>

<p>(3) Havaalanlarında hizmet veren havayolu işletmecilerinin güvenlik program veya planlarında, potansiyel tehlike arz eden yolcuların taşınması durumunda, hava aracının emniyeti ve güvenliğinin sağlanması için alınacak tedbirler ve uygulama usulleri belirlenir.</p>

<p>(4) Potansiyel tehlike arz eden yolcular için gönderen kurum/kuruluş tarafından yapılacak risk değerlendirmesi sonucuna uygun ilave güvenlik tedbirleri havaalanı işletmesi tarafından uygulanır.</p>

<p><strong>Uçak altı bagajının taranması</strong></p>

<p><strong>MADDE 32-</strong> (1) Havaalanı işletmesi tüm uçak altı bagajların Genel Müdürlük tarafından belirlenen standartlarda taranmasından sorumludur.</p>

<p>(2) Tüm uçak altı bagajlar bir hava aracına yüklenmeden önce yasaklı maddelerin güvenlik tahditli alanlara ve hava aracına girişini önlemek amacıyla havacılık güvenliğinin ihlal edilmemesiyle sınırlı olmak üzere, teknik cihazlar ile yapılan kontrol ve aramada patlayıcıların ve patlayıcı cihazların varlığının tespit edilemeyeceği durumlarda, ilk teknik cihaza ilave olarak diğer teknik cihazlar ve el ile arama yöntemi dâhil patlayıcıların ve patlayıcı cihazların varlığını tespit edebilecek yöntemler, düzensiz aralıklarla ve öngörülemeyen şekilde uygulanır.</p>

<p>(3) Transfer uçak altı bagajların, bu Yönetmelik ve MSHGP uyarınca belirlenen standartlara göre Merkez Güvenlik Kurulu tarafından güvenlik tedbirlerinin eşdeğer olarak tanındığı bir ülkeden veya havaalanından gelmeleri durumunda, bunların taramadan muaf tutulup tutulamayacağına yapılacak risk değerlendirmesi sonucuna göre Genel Müdürlük tarafından karar verilebilir.</p>

<p>(4) Transit uçak altı bagajlar taşındıkları hava aracından ayrılmamaları durumunda, yalnızca yetkisiz müdahaleye karşı korunmadıkları veya yasadışı eylem gerçekleştirmek üzere kullanılacaklarına dair güçlü bir şüphe olması halinde taranırlar.</p>

<p>(5) Tarayıcı personel, uçak altı bagajda yasaklı bir madde bulunup bulunmadığını tespit edemediği durumlarda, söz konusu bagajın güvenlik tahditli alanlara girişine izin vermez veya bagajın aynı ya da farklı bir teknik cihazla ya da elle arama dahil olmak üzere farklı bir yöntemle yeniden kontrol edilmesini sağlar.</p>

<p><strong>Uçak altı bagajının korunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>(1) Hava aracında taşınacak olan tüm uçak altı bagajlar, tarandığı veya havayolu işletmesi tarafından kabul edildiği noktadan sonra taşınacağı hava aracının ayrılışına kadar yetkisiz müdahaleye karşı korunur.</p>

<p>(2) Yetkisiz müdahaleye karşı korunmamış olan uçak altı bagajın havaalanı veya terminal işletmesi tarafından yeniden taranması sağlanır.</p>

<p>(3) Uçak altı bagajının, belirlenen standartlara uygun şekilde korunmasının sağlanmasından havayolu işletmesi sorumludur.</p>

<p><strong>Kişi bagaj eşleşmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 34-</strong> (1) Bir havayolu işletmesi uçak altı bagajlardan, yalnızca ilgili uçuşta taşınmak üzere kabul edilmiş, eşlikli ve eşliksiz olarak ayrı ayrı tanımlanmış ve uygun standartlarda taranmış olanlarını taşıyabilir. Tüm uçak altı bagajların bu gereklilikleri karşıladığı ve o uçuşta taşınmaya onaylı olduğu kayıt altına alınır. Kişi bagaj eşleşmesinin standartlara uygun şekilde gerçekleştirilmesinin sağlanmasından havayolu işletmesi sorumludur.</p>

<p><strong>Eşliksiz bagaj</strong></p>

<p><strong>MADDE 35-</strong> (1) Eşliksiz bagajlar taramaya tabi tutulmak şartıyla taşınabilir. Eşliksiz bagajın belirlenen standartlara uygun şekilde taranmasının sağlanmasından havayolu işletmesi sorumludur.</p>

<p>(2) Bir uçak altı bagajı, yolcunun kontrolünün dışında faktörler nedeniyle eşliksiz bagaj haline gelmişse, risk değerlendirmesi sonucuna göre yeniden taramadan muaf tutulabilir. Uçak altı bagajının yolcunun kontrolünün dışında faktörler nedeniyle eşliksiz hale geldiğine karar verilmesinden ve risk değerlendirmesinin yapılmasından havayolu işletmesi sorumludur.</p>

<p><strong>Kargo ve posta için genel hükümler</strong></p>

<p><strong>MADDE 36-</strong> (1) Tüm kargo ve postalar bir hava aracına yüklenmeden önce, güvenlik kontrollerine tabi tutulurlar. Transfer kargo ve postanın, daha önce uygun güvenlik kontrollerine tabi tutulduğu doğrulanırsa taramadan muaf tutulup tutulmayacağına A grubu yetkili acente tarafından karar verilir. Kargo ve posta için uygun güvenlik kontrollerinin daha önce uygulandığına dair doğrulama usulleri MSHGP ile belirlenir.</p>

<p>(2) Transit kargo ve posta, hava aracından indirilmemesi durumunda taramadan muaf tutulabilir.</p>

<p>(3) Genel Müdürlük tarafından taşınmasına istisnai olarak izin verilmediği müddetçe bir araya getirilmiş patlayıcı ve yangın çıkaran düzeneklerin kargo ve posta gönderilerinde taşınması yasaktır.</p>

<p>(4) Kargo ve postaların belirlenen standartlara uygun bir şekilde güvenlik kontrollerine tabi tutulmasının sağlanmasından havayolu işletmesi ve yetkili acente sorumludur.</p>

<p><strong>Güvenli tedarik zinciri</strong></p>

<p><strong>MADDE 37-</strong> (1) Bir havayolu işletmesi tarafından taşınacak kargo ve postaların uygun güvenlik kontrollerine ve taramaya tabi tutulmasını sağlamak amacıyla Genel Müdürlük tarafından yetkili acente ve bilinen göndericileri içeren bir güvenlik tedarik zinciri sistemi oluşturulur.</p>

<p>(2) Yetkili acenteler güvenlik kontrollerinin uygulanmasından sonra havayolu ile taşınmak üzere kayıt ve kabul edilmiş olan gönderiyi sevk ederken elektronik veya yazılı şekilde gönderiye eşlik edecek bir gönderi güvenlik beyanında bulunurlar.</p>

<p><strong>Kargo ve postanın taranması</strong></p>

<p><strong>MADDE 38-</strong> (1) Kargo ve postalar, gizlenmiş olan herhangi bir yasaklı maddenin tespit edilebilmesini sağlayabilecek yeterlilikte ve gönderinin doğasına uygun yöntemlerle taranırlar. Kargo ve postaların belirlenen standartlara uygun bir şekilde taranmasından havayolu işletmesi ile A grubu yetkili acente sorumludur.</p>

<p>(2) A grubu yetkili acenteler gizlenmiş olan herhangi bir yasaklı maddenin bulunmadığından emin olamadığı durumlarda, kargo ve postanın açılmasını ve el ile arama dâhil olmak üzere yeniden taranmasını sağlar. Yasaklı madde içermediğinden emin olunmayan gönderiler A grubu yetkili acente tarafından kabul edilemez.</p>

<p>(3) Genel Müdürlük, kargo ve postalar için gerektiğinde geçerli nedenlere ve risk değerlendirmesine dayalı olarak özel tarama usulleri veya taramadan muafiyetler oluşturulup oluşturulmayacağına karar verir.</p>

<p><strong>Kargo ve postanın korunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 39-</strong> (1) Hava aracında taşınacak olan kargo ve posta, gerekli güvenlik kontrollerinin sağlanmasının ve uygun olduğunda taramanın ardından, taşınacağı hava aracının ayrılışına kadar yetkisiz müdahaleye karşı korunur. Hava aracında taşınacak kargo ve postanın bu belirlenen standartlara uygun bir şekilde korunmasından yetkili acente, bilinen gönderici ve havayolu işletmesi sorumludur.</p>

<p><strong>Yüksek riskli kargo ve posta</strong></p>

<p><strong>MADDE 40-</strong> (1) Yüksek riskli kargo ve postaya ilave güvenlik kontrolleri ve tarama uygulanır. Bu kontrollerin ve taramanın belirlenen standartlara uygun şekilde gerçekleştirilmesinden havayolu işletmesi ile A grubu yetkili acente sorumludur.</p>

<p><strong>Havayolu postası ve malzemeleri için genel hükümler</strong></p>

<p><strong>MADDE 41-</strong> (1) Bir havayolu işletmesi, yasaklı maddelerin hava aracına girmesini önlemek amacıyla hava aracında taşınacak olan havayolu postası veya malzemelerinin, uygun güvenlik kontrollerine tabi tutulmasını sağlar ve hava aracına yüklenene kadar korur.</p>

<p>(2) Genel Müdürlük, gerektiğinde geçerli sebeplere ve risk değerlendirmesine dayalı olarak havayolu posta ve malzemelerinin taramadan muaf tutulup tutulmayacaklarına karar verir.</p>

<p><strong>Yolcu ve bagaj işlemlerinde kullanılan havayolu postası ve malzemeleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 42-</strong> (1) Yolcu ve bagaj işlemlerinde kullanılan ve havacılık güvenliğini tehlikeye sokabilecek havayolu posta ve malzemeleri güvenlik tahditli alanlara ve hava aracına yetkisiz erişimin önlenmesi amacıyla korunur veya gözetim altında tutulur. Yolcu ve bagaj işlemlerinde kullanılan havayolu postası ve malzemelerinin korunmasının sağlanmasından havayolu işletmesi sorumludur.</p>

<p><strong>Uçuş tedarikleri için genel hükümler</strong></p>

<p><strong>MADDE 43-</strong> (1) Yasaklı maddelerin hava aracına ve güvenlik tahditli alanlara girmesini önlemek amacıyla uçuş tedarikleri uygun güvenlik kontrollerine tabi tutulur ve hava aracına yüklenene kadar korunur. Uçuş tedariklerinin belirlenen standartlara uygun bir şekilde güvenlik kontrollerine tabi tutulması ve hava aracına yüklenene kadar korunmasından uçuş tedariklerinin yetkili tedarikçisi ve havayolu işletmesi yetkili ve sorumludur.</p>

<p>(2) Güvenlik kontrollerini sağlayan ve doğrudan hava aracına uçuş tedarikleri teslim eden tedarikçiler, gerekli şartları yerine getirmeleri halinde uçuş tedariklerinin yetkili tedarikçisi olarak Genel Müdürlük tarafından onaylanır.</p>

<p>(3) Bir havayolu işletmesi, kendi hava araçlarına yüklenecek uçuş tedarikleri için uygun güvenlik kontrollerini uyguladığı takdirde yetkili tedarikçi onayından muaf sayılır.</p>

<p>(4) Uçuş tedariklerini sağlayan tedarikçiler, havayolu işletmesi veya yetkili uçuş tedarikçisi tarafından, havacılık güvenliği standartlarını karşıladıkları teyit edildikten sonra uçuş tedariklerinin bilinen tedarikçisi olarak atanabilir.</p>

<p>(5) Uçuş tedariklerinin bilinen tedarikçisi tarafından temin edilmeyen uçuş tedariklerinin herhangi bir yasaklı maddenin tespit edilebilmesini sağlayabilecek yeterlilikte ve doğasına uygun yöntem veya yöntemler ile Genel Müdürlük tarafından yetkilendirilmiş tedarikçiler tarafından taranması sağlanır.</p>

<p>(6) Bir havayolu işletmesi yalnızca Genel Müdürlük tarafından yetkilendirilmiş tedarikçilerden uçuş tedarikleri kabul edebilir.</p>

<p><strong>Havaalanı tedarikleri için genel hükümler</strong></p>

<p><strong>MADDE 44-</strong> (1) Havaalanı tedariklerinin belirlenen standartlara uygun bir şekilde güvenlik kontrollerine tabi tutulmasının sağlanmasından havaalanı işletmesi yetkili ve sorumludur. Yasaklı maddelerin güvenlik tahditli alanlara girmesini önlemek amacıyla havaalanı tedarikleri uygun güvenlik kontrollerine tabi tutulur.</p>

<p>(2) Havaalanı tedariklerinin bilinen tedarikçisi tarafından temin edilmeyen havaalanı tedariklerinin gizlenmiş olan herhangi bir yasaklı maddenin tespit edilebilmesini sağlayabilecek yeterlilikte ve tedariklerin doğasına uygun yöntemler ile taranması sağlanır. Havaalanı tedariklerinin belirlenen standartlara uygun bir şekilde taranmasının sağlanmasından havaalanı işletmesi sorumludur.</p>

<p>(3) Havaalanı tedarikleri sağlayan tedarikçiler, yalnızca havaalanı mülki idare amiri tarafından MSHGP’de belirlenen havacılık güvenliği standartlarını karşıladıklarının onaylanmasının ardından havaalanı tedariklerinin bilinen tedarikçisi olarak atanabilirler.</p>

<p><strong>Uçuş güvenlik tedbirleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 45-</strong> (1) Uçuş esnasında yasadışı eylemlerin önlenmesi için güvenlik tedbirleri alınır. Bu bölümde belirtilen tedbirlerin belirlenen standartlara uygun bir şekilde alınmasının sağlanmasından havayolu işletmesi ve hava aracında uçuş güvenlik görevlisi görevlendirilmesi durumunda ise ilgili mevzuatta yer alan sorumluluk alanları göz önünde bulundurularak havayolu işletmesi ile birlikte ilgili genel kolluk birimi sorumludur.</p>

<p><strong>Silahların taşınması</strong></p>

<p><strong>MADDE 46-</strong> (1) Her türlü silah, mühimmat, harp malzemesi, askeri malzeme ve savunma sistemlerinin sivil hava araçlarında taşınması yasaktır.</p>

<p>(2) Birinci fıkrada belirtilen yasaklara istisna getirmek üzere, özel veya genel nitelikte izin vermeye, 2920 sayılı Kanunun 93 üncü maddesi uyarınca Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı yetkilidir.</p>

<p>(3) Yolculara ait ruhsatlı silahların hava aracında taşınmasına dair kurallar MSHGP’de belirlenir.</p>

<p><strong>Eğitim, sertifikasyon ve güvenlik kültürü</strong></p>

<p><strong>MADDE 47-</strong> (1) Havacılık güvenliği tedbirlerini uygulamaktan sorumlu veya ilgili kurum, kuruluşların ve işletmelerin tüm personeli için havacılık güvenliği tedbirlerinin etkinliğinin arttırılması amacıyla eğitim ve sertifikasyon gereklilikleri Genel Müdürlük tarafından belirlenir. Kurum, kuruluşlar, işletmeler ile yerli ve yabancı havayolu işletmeleri bu maddede yer alan eğitim ve sertifikasyon gerekliliklerini yerine getirmekten ve başlangıç ve tazeleme eğitimlerini uygun hedef gruplarına göre düzenlemekten, eğitim kayıtlarını tutmaktan ve talep edildiğinde denetim görevlilerine sunmaktan sorumludur.</p>

<p>(2) Sivil havacılık güvenliği eğitimleri, Genel Müdürlük tarafından onaylanan eğitim içerikleri ve ihtiyaç olması halinde Genel Müdürlük tarafından sertifikalandırılmış sivil havacılık güvenliği eğitmenleri tarafından düzenlenebilir.</p>

<p>(3) Sivil havacılık alanında faaliyet gösteren tüm işletmelerde MSHGP ile belirlenmiş güvenlik kontrollerinin yerine getirilmesinden sorumlu, güvenlik tahditli alanlara refakat olmadan erişim izni olan ve/veya hizmete özel veya daha ileri bir gizlilik seviyesine sahip bilgilere erişebilen görevli tüm kişilerin, Genel Müdürlük tarafından belirlenen çerçevede bu görevleri üstlenmeleri, alanlara erişmeleri veya bilgilere ulaşmaları öncesinde bağlı bulundukları ildeki havaalanı mülki idare amirliğine sundukları giriş kartı talebinin olumlu değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>(4) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda uygun bulunmayan kişilerin güvenlik kontrollerini uygulama yetkisi, güvenlik tahditli alanlara refakat olmadan erişim ve hassas havacılık güvenlik bilgilerine erişimi hemen sonlandırılır.</p>

<p>(5) Tarayıcı personel, tarama görevinin etkin ve sürekli şekilde yerine getirilmesinin sağlanması için Genel Müdürlük tarafından belirlenen gereklilikler doğrultusunda sertifikalandırılır.</p>

<p>(6) MSHGP ile belirlenmiş güvenlik tedbirlerinin uygulanmasından sorumlu ve hava tarafına refakat olmadan erişim sağlamaya yetkili tüm personel, güvenlik bilinci başlangıç ve tazeleme eğitimi alır.</p>

<p><strong>Güvenlik sistem ve cihazları </strong></p>

<p><strong>MADDE 48-</strong> (1) Tüm kurum, kuruluş, işletmeler ile yerli ve yabancı havayolu işletmeleri havacılık güvenliği uygulamalarını yerine getirirken yalnızca ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde belirlenen standartları karşılayan güvenlik sistem ve cihazlarını kullanabilir.</p>

<p>(2) Havacılık güvenliği önlemlerinin etkin ve verimli şekilde yerine getirilebilmesinin sağlanması amacıyla bu Yönetmelikle sorumlu olduğu belirtilen kurum, kuruluş veya işletmeler; sivil havacılık güvenliği sistem ve cihazları ile sarf malzemelerinin ilgili mevzuatta belirtilen ve risk değerlendirmesi sonucuna göre belirlenen asgari sayıda temin edilmesinden, tesis edilmesinden ve bakımından sorumludur.</p>

<p>(3) Bu Yönetmelik ile belirlenen havacılık güvenliği tedbirlerini güvenlik sistem ve cihazları ile yerine getiren kurum ve kuruluşlar ile işletmeler, bu cihaz ve sistemlerin belirlenen standartlarda kullanılmasından temin ve tesis edenle müşterek olarak sorumludur.</p>

<p>(4) Sivil havacılık güvenliği alanında, yalnızca onay ile kullanılabilecek olan sistem ve cihazlar Genel Müdürlük tarafından belirlenir ve sertifikasyona tabi tutulur.</p>

<p>(5) Güvenlik sistem ve cihazları üretici tarafından belirlenmiş ve Genel Müdürlük tarafından onaylanmış olan işletim talimatına uygun şekilde kullanılır.</p>

<p>(6) Havacılık güvenliği alanında kullanılan güvenlik sistem ve cihazları düzenli aralıklar ile kalite kontrol ve çalışma testlerine tabi tutulur. Kalite kontrol ve çalışma testlerinin belirlenen standartlara uygun bir şekilde gerçekleştirilmesinden güvenlik sistem ve cihazının işletilmesinden sorumlu kurum, kuruluş, işletmeler ve yerli ve yabancı havayolu işletmeleri sorumludur.</p>

<p>(7) Güvenlik kontrol noktalarında güvenlik sistem ve cihazları tarafından oluşturulan veya kaydedilen, kişinin açık kimlik ve kişisel bilgilerine ulaşılmasına imkân sağlamayan görüntü, istatistik veya havacılık güvenliği ile ilgili diğer kayıtların araştırma, geliştirme ve yenilik amacıyla kullanılmasına izin vermeye ilgili mevzuatına göre Genel Müdürlük yetkilidir.</p>

<p><strong>Hava trafik yönetimi güvenliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 49-</strong> (1) Hava seyrüsefer hizmetleri sağlayıcıları bir güvenlik yönetim sistemi oluşturup, hizmet verilen her bir havaalanı için bir hava trafik yönetimi güvenlik planı hazırlar, onay için Genel Müdürlüğe sunar.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik uyarınca, hava seyrüsefer hizmetleri sağlayıcıları, yasadışı eylemler dâhil olmak üzere hava seyrüsefer hizmetlerinin sürekliliğini aksatan müdahalelerden koruyan politika ve süreçler oluşturmaktan ve uygulamaktan sorumludur.</p>

<p><strong>Siber güvenlik</strong></p>

<p><strong>MADDE 50-</strong> (1) Genel Müdürlük, ilgili mevzuat çerçevesinde tüm kurum, kuruluşlar ve işletmelere yönelik sivil havacılığa karşı siber tehdit yönetimi konusunda düzenlemeler yapma ve standartları belirleme hususunda görevli, yetkili ve sorumludur.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik uyarınca tüm işletmeler Genel Müdürlüğün belirlediği düzenlemeler ve standartlar kapsamında kritik bilgi ve operasyonel sistemlerinin gizlilik, bütünlük ve erişilebilirliğini korumak için tedbirler alır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Güvenlik Tedbirlerinin Denetimi</p>

<p><strong>Milli Sivil Havacılık Güvenliği Kalite Kontrol Programı</strong></p>

<p><strong>MADDE 51- </strong>(1) Bu Yönetmelik, MSHGP ve ilgili diğer mevzuat ile belirlenen güvenlik tedbirlerine uyumun düzenli olarak değerlendirilmesi ve belirlenen tedbirlerin etkinliğinin doğrulanması amacıyla Genel Müdürlük tarafından MSHGKKP oluşturulur ve yürütülür.</p>

<p>(2) Tüm havaalanları, yerli ve yabancı işletmeler ile havacılık güvenliğine dair sorumluluğu bulunan diğer tüm kurum ve kuruluşların, bu Yönetmelik, MSHGP ve ilgili diğer mevzuat ile belirlenen güvenlik tedbirlerine uyumluluğunun belirlenmesi ve tespit edilen eksikliklerin hızlıca giderilmesini sağlamak için risk değerlendirmesi ile belirlenen düzenli aralıklarla kapsamlı denetim, denetim ve testleri içeren gözetim faaliyetleri Genel Müdürlük tarafından gerçekleştirilir.</p>

<p>(3) MSHGKKP aşağıdaki hususları kapsar:</p>

<p>a) MSHGP kapsamında uygulanan tedbirleri uygulayanlarla gözetim yapanların bağımsızlığını.</p>

<p>b) Gözetim faaliyetlerini yerine getiren personelin eğitim ve sertifikasyonunu.</p>

<p>c) Gözetim faaliyetlerini yerine getiren personelin görevini yerine getirirken ihtiyaç duyduğu tüm bilgileri edinmesi ve düzeltici faaliyetleri yaptırabilmesine dair yetkilendirmeyi.</p>

<p>ç) Yolcular, mürettebat ve yer hizmetleri personeli gibi kaynaklardan sağlanan güvenlik bilgilerinin analiz edilmesinde kullanılacak gizli raporlama sistemini.</p>

<p>d) MSHGP’nin etkin şekilde geliştirilmesi ve uygulanmasına katkı sağlamak amacıyla, uyumsuzlukların nedenleri ve örüntülerinin belirlenmesi, uygulanan ve/veya sürdürülen düzeltici faaliyetlerin doğrulanması da dahil olmak üzere, MSHGKKP’nin sonuçlarının kaydedilmesi ve analiz edilmesi süreçlerini.</p>

<p>(4) Bu Yönetmelik, MSHGP ve ilgili diğer mevzuat ile belirlenen tedbirlerin uygulanmasından sorumlu kurum veya kuruluşlar, bu görevlerinin tamamını veya bir kısmını dışarıdan alt yüklenici ve/veya hizmet alımı yolu ile yerine getirmeleri durumunda, uygulanan tedbirlerin tabi olunan mevzuata uygunluğunu düzenli aralıklar ile denetler.</p>

<p><strong>Ulusal havacılık güvenliği denetim görevlisi çalışma, usul ve esasları ile görev, yetki ve sorumlulukları</strong></p>

<p><strong>MADDE 52- </strong>(1) İlgili ulusal ve uluslararası mevzuat ile belirlenen güvenlik tedbirlerine uyumun değerlendirilmesi ve belirlenen tedbirlerin etkinliğinin ölçülmesi kapsamındaki faaliyetler MSHGKKP uyarınca eğitilmiş ve yetkilendirilmiş ulusal havacılık güvenliği denetim görevlileri tarafından gerçekleştirilir.</p>

<p>(2) Ulusal havacılık güvenliği denetim görevlilerinin; denetim, kapsamlı denetim ve test faaliyeti gerçekleştirirken sorumlulukları şunlardır:</p>

<p>a) Bağlı bulundukları kurum veya kuruluşlardan bağımsız, etki altında kalmadan ve yalnızca Genel Müdürlük adına havacılık güvenliğinin sağlanması amacıyla hareket etmek.</p>

<p>b) Edindikleri gizli bilgi ve belgeleri ve raporları Genel Müdürlük haricinde hiçbir kurum, kuruluş ve kişi ile paylaşamamak, yetkisiz kişilere açıklamamak.</p>

<p>c) Görevleri esnasında kamu etik kurallarına uygun davranmak.</p>

<p>ç) Raporları MSHGKKP’de belirlenen usulde ve süresi içerisinde Genel Müdürlüğe sunmak.</p>

<p>(3) Ulusal havacılık güvenliği denetim görevlilerinin; denetim, kapsamlı denetim ve test faaliyeti gerçekleştirirken yetkileri şunlardır:</p>

<p>a) Sivil havacılığa hizmet veren her havaalanı ve tesisin, görevleri ile ilgili herhangi bir bölümüne veya yerli ya da yabancı tescilli tüm hava araçlarına girmek, MSHGKKP faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli her türlü, bilgi, belge ve kayda erişmek, görevli kişiler ile görüşmek.</p>

<p>b) Güvenlik sistem ve cihazlarını denetleme ve performans gereklerine uygun olarak test etmek ve rapora yansıtmak üzere örneğini almak.</p>

<p>c) Tespit edilen eksiklik veya bulguların giderilmesi amacıyla yapılması gerekenleri raporlamak.</p>

<p>ç) Tespit edilen eksiklik veya bulguların can ve mal güvenliğini doğrudan tehlikeye düşürdüğü durumlarda havaalanı mülki idare amiri ve Genel Müdürlük ile koordine sağlanarak eksik veya mevzuat ile uyumsuz olduğu tespit edilen uygulamanın düzeltilmesini sağlamak, gerekirse düzeltme sağlanıncaya kadar operasyonu durdurmak.</p>

<p>d) Görevlerini gerçekleştirirken ihtiyaç duyduğu eşya, malzeme ve Genel Müdürlük tarafından onaylanmış yasaklı maddeler ve taklitlerini taşımak.</p>

<p>(4) Bu madde kapsamındaki raporlar Genel Müdürlük tarafından İçişleri Bakanlığının ilgili birimlerine gönderilir.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Yasadışı Eylemlere Müdahale Yönetimi</p>

<p><strong>Hava aracına yönelik tehditlerin önlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 53-</strong> (1) Bir hava aracının yasadışı eylemlere maruz kalabileceğine dair güvenilir bir bilgi edinilmesi durumunda, hava aracının halen yerde olduğu anda yasadışı müdahale eylemlerine karşı korunması, hava aracı havalanmışsa muhtemel iniş havaalanları, ilgili ülkelerin hava seyrüsefer hizmet sağlayıcıları ve ilgili ülkeler, mümkün olan en kısa sürede Genel Müdürlük aracılığı ile bilgilendirilir.</p>

<p>(2) Bir hava aracının yasadışı eylemlere maruz kalabileceğine dair güvenilir bir bilgi olduğunda yasaklı maddeler veya bileşenlerinin tespiti amacıyla hava aracı aramaya tabi tutulur. Bu arama öncesinde ilgili havayolu işletmecisi havaalanı mülki idare amiri tarafından bilgilendirilir.</p>

<p>(3) Havaalanlarında şüphelenilen tehlikeli cihazların ve diğer potansiyel tehlikelerin araştırılması, etkisiz hale getirilmesi veya gerekli ise imha edilmesi amacıyla havaalanı işletmesi tarafından düzenlemeler yapılır.</p>

<p>(4) Havaalanlarında yasadışı eylemlere karşı havaalanı mülki idare amiri tarafından muhtemel harekât tarzı planı oluşturulur ve uygulanması için gerekli kaynakların temin edilmesi sağlanır. Muhtemel harekât tarzı planı düzenli aralıklar ile performans gerekliliklerine uygun olarak test edilir.</p>

<p>(5) Sivil havacılığa karşı yasadışı eylem girişimi şüphelerine veya gerçekleşen yasadışı eylemlere özel eğitimli ve yetkili personel müdahale eder. Müdahale edecek birim, 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu kapsamında havaalanı mülki idare amiri tarafından belirlenir. Özel eğitimli ve yetkili personelin görevlendirilmesinden ve eğitilmesinden Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı görevli, yetkili ve sorumludur.</p>

<p>(6) MSHGP ile belirlenen güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesinden sorumlu kurum ve kuruluşlar hazırlık eylemleri dâhil yasadışı eylemlere dair olayları derhal ilgili havaalanı mülki idare amirliğine ve kolluk birimlerine rapor ederler.</p>

<p><strong>Hava aracına yönelik yasadışı eylemlere karşılık verilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 54-</strong> (1) Ülke sınırları içerisinde yerde iken yasadışı eylemlere maruz kalmış bir hava aracının yolcularının ve mürettebatının emniyeti için yolculuklarının devamına kadar ilgili havaalanı mülki idare amiri tarafından uygun tedbirler alınır.</p>

<p>(2) Yasadışı bir eyleme maruz kalan bir hava aracına hava trafik hizmeti sağlanması durumunda, hava aracının uçuşuna ilişkin tüm bilgiler toplanır ve bu bilgiler bilinen veya tahmin edilen varış havaalanındakiler de dâhil ilgili hava trafik birimlerinden sorumlu tüm diğer ülkelere Genel Müdürlük tarafından iletilir. Konunun aciliyet durumuna göre ilgili hava trafik ünitesi diğer hava trafik ünitelerini de bilgilendirebilir.</p>

<p>(3) Yasadışı olarak ele geçirilmiş olan bir hava aracına, seyrüsefer yardımlarının sağlanması, hava trafik hizmeti ve iniş iznini de kapsayan durumun gerektirdiği yardımların yapılması Genel Müdürlük koordinesinde sağlanır.</p>

<p>(4) Ülke sınırları içerisine iniş gerçekleştiren yasadışı olarak ele geçirilmiş bir hava aracının, insan hayatının korunması amacıyla kalkış yapmasının gerektiği haller dışında yerde tutulması için uygun tedbirlerin alınması havaalanı mülki idare amiri tarafından sağlanır. Bu tedbirler alınırken uçuşa devamın getireceği ağır bir tehlike dikkate alınır. Mümkün olduğunda, Genel Müdürlük tarafından hava aracının işletmesinin devleti ve hava aracının planlanan veya varsayılan varış noktası devleti bilgilendirilir ve gerektiğinde bilgi alışverişinde bulunulur.</p>

<p>(5) Genel Müdürlük tarafından yasadışı bir eyleme maruz kalan bir hava aracına, hava aracının inişine dair ve ilgili tüm bilgiler en hızlı biçimde hava aracının tescil devleti ve işletmesinin devleti ile vatandaşları ölen ya da yaralanan devletlerin her birine, vatandaşları rehin alınan devletlerin her birine, hava aracında vatandaşları olduğu bilinen devletlerin her birine ve ICAO’ya iletilir.</p>

<p><strong>Bilgi alışverişi ve raporlama</strong></p>

<p><strong>MADDE 55-</strong> (1) Genel Müdürlük sivil havacılık güvenliğine karşı girişilen yasadışı bir eylemin, sona ermesinden sonra mümkün olan en kısa sürede, havacılık güvenliği boyutuna dair bilgilerin ICAO ile paylaşımı hususunda yetkili, görevli ve sorumludur.</p>

<p>(2) Genel Müdürlük yasadışı bir eylem karşısında, güvenlik kontrollerini ve süreçlerini yeniden değerlendirerek, benzer bir eylemin tekrarının önlenmesi amacıyla zayıflıkların giderilmesi için gerekli önlemlerin zamanında alınmasını sağlar.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>İş Birliği</p>

<p><strong>Ulusal düzeyde iş birliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 56-</strong> (1) Ulusal ve yerel düzeyde, sivil havacılık güvenliğinin tutarlı ve uygun seviyede sağlanması ve sivil havacılığa karşı yasadışı eylemlerin önlenmesi veya gerçekleşmesi halinde bu eylemlere müdahale edilmesi, soruşturulması ve araştırılması amacıyla Genel Müdürlük tarafından ilgili kurum, kuruluşlar ve işletmeler arasında eşgüdüm, iş birliği ve risk ve tehdit bilgisi dâhil bilgi paylaşımı yapılıp yapılamayacağına karar verilir.</p>

<p><strong>Uluslararası düzeyde temsil ve iş birliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 57-</strong> (1) Ülkemizin üyesi olduğu ICAO, ECAC ve havacılık ile ilgili diğer uluslararası teşkilatlar nezdinde temsil, iletişim ve iş birliği makamı Genel Müdürlüktür. Genel Müdürlük, bu görevini Dışişleri Bakanlığı dahil olmak üzere ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla eşgüdüm halinde yürütür.</p>

<p><strong>Devletlerarası iş birliği ve güvenlik tedbirlerinin denkliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 58-</strong> (1) Başka devletlerden belirli bir uçuş veya uçuşlar için gelen ilave güvenlik tedbirleri talepleri Genel Müdürlüğe bildirilir. Bu ilave güvenlik tedbirlerinin uygulanabilirliği, Dışişleri Bakanlığının ve İçişleri Bakanlığının ilgili birimlerinin değerlendirmelerinin ardından Genel Müdürlük tarafından onaylanır.</p>

<p>(2) Genel Müdürlük, risk ve tehdit değerlendirmesi veya istihbarat bilgilerine dayanarak gerektiğinde havayolu işletmeleri veya devletlerden ilave güvenlik tedbirleri alınmasını talep edilip edilmeyeceğine karar verir.</p>

<p>(3) Diğer devletlerden gelen inceleme veya ziyaret talepleri Dışişleri Bakanlığının ve İçişleri Bakanlığının ilgili birimlerinin görüşlerinin ardından Genel Müdürlük tarafından mütekabiliyet esasına göre değerlendirilir.</p>

<p>(4) Ülkemize veya ülkemizden gerçekleştirilen uçuşlar için uygulanan havacılık güvenliği tedbirlerinin, ülkemizin havacılık güvenliği mevzuatındaki standartlara denkliğinin, karşılıklı veya tek taraflı olarak havaalanı bazında veya tüm havaalanlarını kapsayacak şekilde tanınıp tanınmayacağına, Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının ilgili birimlerinin görüşlerinin alınmasının ardından, Genel Müdürlük tarafından karar verilir.</p>

<p>(5) Genel Müdürlük tarafından ICAO üyesi bir başka devletin sivil havacılığına yönelik tehdit bilgisi edinilmesi halinde bu bilgiler, mümkün olduğu ölçüde, ilgili devletin yetkili kurumları ile paylaşılır.</p>

<p>YEDİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Alternatif ve ilave güvenlik tedbirleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 59- </strong>(1) Bu Yönetmelik ve MSHGP’de belirlenen standartlardan farklı alternatif güvenlik tedbirlerinin uygulanacağı havaalanları, havaalanlarının ayrılmış alanları veya operasyon türleri, bir risk değerlendirmesine dayalı olarak Genel Müdürlüğün uygun görüşü üzerine havaalanı mülki idare amirliği tarafından belirlenir.</p>

<p>(2) Acil durumlarda havaalanı mülki idare amiri, il valisinin onayı ile alternatif güvenlik tedbiri almaya yetkilidir.</p>

<p>(3) Bu Yönetmelik ve MSHGP’de belirlenen standartlara ilave güvenlik tedbirleri, uçuş gerçekleştirilen ülke sivil havacılık otoritelerinin talep etmesi veya güvenlik risk değerlendirmeleri sonucu mevcut tedbirlerin yeterli görülmemesi halinde uygulanabilir. İlave güvenlik tedbirleri, talep eden kurum veya kuruluş ile bu tedbirlerden etkilenecek kurum veya kuruluşların görüşleri alınarak havaalanı bazındaki taleplerde mülki idare amirliği ve uluslararası taleplerde Genel Müdürlük tarafından yapılacak bir risk değerlendirmesi sonucunda, tehditle ilgili, objektif, tarafsız, risk ile orantılı olarak geçici ve makul bir süre için uygulanır. Bu sürenin sonunda ilave güvenlik tedbirlerinin uygulanması yeniden değerlendirilir.</p>

<p><strong>Standartlara eş güvenlik tedbirleri </strong></p>

<p><strong>MADDE 60- </strong>(1) Bu Yönetmelikte ve ilgili diğer mevzuatta yer alan standartlardan farklı standartlarda tedbirlerin ve güvenlik cihazlarının sivil havacılık güvenliği alanında kullanılmasına, bu Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuat ile belirlenen güvenlik tedbirlerine eşdeğer olmaları şartıyla standartlara eş güvenlik tedbirini alacak veya uygulayacak kurum ve kuruluş tarafından yapılacak risk değerlendirmesi sonucuna göre Genel Müdürlük tarafından karar verilir.</p>

<p><strong>Muafiyetler</strong></p>

<p><strong>MADDE 61-</strong> (1) Bu Yönetmelik ve MSHGP’de belirlenen standartlardan muafiyetler, muafiyeti gerektiren geçerli nedenlerin olması halinde, Genel Müdürlüğün uygun görüşü üzerine havaalanı mülki idare amirliği tarafından uygulanır.</p>

<p><strong>Alt düzenleme yetkisi</strong></p>

<p><strong>MADDE 62-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin uygulanması ile ilgili tereddütleri gidermeye, uygulamayı düzenlemeye ve bu Yönetmeliğin uygulanmasını sağlamak üzere alt düzenleyici işlemler yapmaya İçişleri Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı müştereken yetkilidir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 63-</strong> (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 64-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı birlikte yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sivil-havacilik-guvenligi-yonetmeligi-shy-guvenlik</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="37375"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7579 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 22 Mayıs 2026 Tarihli ve 33261 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>TAPU KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA VE 375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7579</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 7/5/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>22/12/1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 4- Sermaye Piyasası Kurulu ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yetkilendirilen değerleme kuruluşlarınca, konut finansmanı ve sermaye piyasası mevzuatı gereğince düzenlenen değerleme raporunun, düzenlettiren kamu kurum ve kuruluşları, bankalar ve diğer finans kuruluşları tarafından raporun düzenlendiği tarihte Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne elektronik ortamda ve bedelsiz olarak gönderilmesi zorunludur. Verilerin elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin usul ve esaslar, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınmak suretiyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 5- Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31/12/2027 tarihine kadar (bu tarih dâhil), daha önce ihale ilanı verilmiş olmakla birlikte son teklif verme tarihi geçmemiş olanlar dâhil olmak üzere sosyal konut ve konut ile birlikte ihaleye çıkılan yapım işlerine ilişkin ihalelerde, alınan ihale kararları ve Başkanlık ile işi yüklenenler arasında düzenlenen sözleşmeler damga vergisinden istisnadır. Bu süreyi üç yıla kadar uzatmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 35 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “avans olarak münasip miktarda paranın toplanması ve bu avansın harcanıp bitmesi halinde, geri kalan işler için tekrar avans toplanması” ibaresi “işletme projesi onaylanıncaya kadar avansın toplanması” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>634 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasının birinci cümlesine “bildirilir” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve en geç üç ay içinde aynen veya değiştirilerek kabulüne yönelik genel kurulda karar alınır” ibaresi eklenmiş, ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“İşletme projesi kat malikleri genel kurulunda onaylanır. Kat malikleri kurulunca kabul edilmiş işletme projesi yoksa, en geç üç ay içinde kat malikleri kurulunda onaylanıncaya kadar yönetici, gecikmeksizin geçici bir işletme projesi yapar.”</p>

<p>“c) Her kat malikinin 20 nci maddedeki esaslara göre vermesi gereken avans tutarı;”</p>

<p>“Mevcut işletme projesi varsa, geçici işletme projesi için öngörülen bedel, yürürlüğü devam eden işletme projesi bedelinin takvim yılı başından geçerli olmak üzere, her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranından fazla olmamak kaydıyla belirlenir ve yukarıda belirlenen usulde kat malikleri kuruluna sunulur.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>634 sayılı Kanunun 70 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “beşte dördünün” ibareleri “üçte ikisinin” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Yönetim planlarının bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 6- İnşaatı tamamlayarak etaplar halinde yeniden inşaata başlayan yapı kooperatifleri, yaptıkları ve yapmayı planladıkları tüm inşaatlar tamamlanmadan iş yeri ve konutları ortaklarına tahsis etmiş olsalar dahi tahsis edilen gayrimenkullerin tapusunun devrini yapamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çevre yönetimi hizmeti” tanımına “çevre yönetim birimleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “çevre danışmanlık firmaları veya yetkilendirilmiş kişiler” ibaresi eklenmiş, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen “Çevre danışmanlık firması” tanımı aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş ve bu tanımdan sonra gelmek üzere aşağıdaki “Yetkilendirilmiş kişi” tanımı eklenmiştir.</p>

<p>“Çevre danışmanlık firması: Çevre yönetimi hizmeti kapsamında usul ve esasları ilgili yönetmelikle belirlenen başvuruları yapan, her türlü rapor ve teknik belgeyi hazırlamaya yetkili ve bunlardan sorumlu olan, aylık faaliyet raporunda aykırılıkları tespit ederek Bakanlığa bildirmekle yükümlü olan, hizmet verdiği tesis ve işletme çalışanlarına ve sorumlularına çevresel konularda eğitim veren, nitelik ve nicelikleri ilgili yönetmelikle belirlenen mühendislik ve fen fakültesi mezunlarından çevre yönetimi hizmeti yeterlik belgesine sahip olan kişileri bünyesinde çalıştıran, ortaklık payı bakımından ortaklarının yüzde ellisinden fazlası çevre yönetim hizmeti yeterlik belgesine sahip ve Bakanlık tarafından yetkilendirilen tüzel kişiliği,”</p>

<p>“Yetkilendirilmiş kişi: Çevre yönetimi hizmeti vermek üzere Bakanlık tarafından yetkilendirilen, üniversitelerin mühendislik veya fen fakültelerinin ilgili yönetmelikte belirlenen bölümlerinden mezun olan kişileri,”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>2872 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendine “kurmayanlara” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara” ibaresi, “çevre mühendisi” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi” ibaresi ve bende aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.</p>

<p>“Ek 2 nci maddenin birinci fıkrasındaki bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve/veya tespit edilen aykırılıkları aylık faaliyet raporunda belirtmeyen çevre danışmanlık firmalarına 75.000 Türk lirası idari para cezası verilir.</p>

<p>Ayrıca çevre yönetimi hizmeti verenlere, esasları ilgili yönetmelikte belirlenen yükümlülükleri yerine getirmedikleri takdirde ceza puanı uygulanır, uygulanan ceza puanının dört yıl içerisinde 100 puana ulaşması durumunda yeterlik belgesi yüzseksen gün süre ile askıya alınır. Uygulanan ceza puanının dört yıl içinde 200 puana ulaşması durumunda yeterlik belgesi iki yıl süreyle iptal edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>2872 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmeler çevre yönetimi hizmeti almakla, çevre danışmanlık firmaları ise çevre yönetimi hizmeti verdikleri kurum, kuruluş ve işletmelerin çevre mevzuatına aykırı fiillerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür. Çevre danışmanlık firmasının asgari hizmet bedel tarifesi ile bu maddeye ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p>“Bu fıkranın yürürlük tarihinden önce kurulmuş olan çevre danışmanlık firmalarının kuruluş şartlarına ilişkin müktesep hakları saklıdır.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun 6 ncı maddesinin başlığına “kanunlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve sözleşme uygulamaları” ibaresi ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“İkinci fıkra kapsamındaki sözleşmeler ile taşınmaz satışlarına yönelik sözleşme ilişkisi kurulmadan önce alıcılar tarafından imzalanması gereken başvuru evrakları, müzakere tutanakları ve buna benzer diğer evraklar; yazılı şekilde veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve karşı taraf kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla düzenlenebilir.</p>

<p>Yükümlülüklerini yerine getirmeyen hak sahibinin vefatı neticesinde yasal mirasçılarının mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belgeyi sunmaması halinde Başkanlık, adli makamlardan herhangi bir yetki almaksızın mirasçılık belgesi düzenlenmesi için mahkeme veya noterliğe başvurabilir.</p>

<p>Başkanlık, görevleri ile ilgili dava ve icra işlemlerinde teminat yatırmaktan muaftır.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>2985 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 17- Yeni yerleşim alanı olarak belirlenen sosyal konut alanı içerisinde bulunan yerlerde, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlardan uygulamaya dâhil edilecek olanlar ile özel mülkiyete tabi diğer bütün taşınmazlar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ilgisine göre devir veya acele kamulaştırma kararı alınabilir. Kamulaştırma işlemleri 2942 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülür.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 28 inci maddesinin sekizinci fıkrasına aşağıdaki cümle ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“Şantiye şefi, şantiyede yürütülen günlük işlerin ve çalışan yetki belgeli ustaların kaydını Bakanlıkça belirlenecek usule uygun tutmak zorundadır.”</p>

<p>“Kullanıma yönelik belgeye sahip yapılarda, yapı sahibinin süresi içinde başvurusu üzerine yangın güvenliğine yönelik periyodik kontroller yapılır. Bu kontroller, belediyelerin ilgili itfaiye teşkilatı veya itfaiyenin gerekli gördüğü durumlarda binalarda yangından korunma önlemleri ve yangın söndürme sistemleri hakkında Bakanlıkça veya Bakanlığın yetkilendirdiği kurum ve kuruluşlarca verilen eğitim ve sınavda başarılı olup yetkilendirilen yangın güvenlik uzmanları tarafından yangın güvenlik raporu düzenlenmek suretiyle gerçekleştirilir. Bu fıkra kapsamında gerekli kontrollerin yapılması ve raporların hazırlanması amacıyla belediyeler gerekli tedbirleri alır.</p>

<p>Yapı denetim kuruluşlarında görev alan denetçilerin hangi yapılarda hangi tarih aralığında görev aldıkları, Bakanlıkça kurulacak elektronik sistem üzerinden takip edilir. Yapı ruhsatında bu kişilerin isim ve imzaları yer almaz.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>3194 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Yangın güvenliğine yönelik periyodik kontrollerde tespit edilen eksiklikler altı aydan fazla olmamak üzere ilgili idaresince verilen süre içinde giderilerek geçerli yangın güvenlik raporu alınır. Esaslı tadilat gerektiren eksiklikler, ilgili idaresinden alınacak ruhsat veya izin ile yapılır. İlgili idaresince verilecek süre ruhsat veya izin tarihinden itibaren başlar.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>3194 sayılı Kanunun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine aşağıdaki cümle eklenmiş, üçüncü fıkrasında yer alan “ve şantiye şefine,” ibaresi “, şantiye şefine, enerji kimlik belgesi uzmanına ve yangın güvenlik uzmanına,” şeklinde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasına “bir afet” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yangın” ibaresi, “idarece tanınan süre içinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “eksiklikleri gidermeyen,” ibaresi, altıncı fıkrasına “yapının inşa edilmesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yangın güvenliği açısından kullanım” ibaresi eklenmiş, onuncu fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “ve diğer sorumluluklarını yerine getirmemesi hallerinde” ibaresi “halinde” şeklinde değiştirilmiş, cümleye “Bakanlıkça” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya Bakanlıkça yetkilendirilmiş idare tarafından” ibaresi, dördüncü cümlesinde yer alan “Yetki belgeli yapı müteahhidi olmaksızın” ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da sahte veya gerçeğe aykırı belge kullanılarak temin edilen müteahhitlik sınıflandırma belgesi ile” ibaresi, “yapı mühürlenir” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve beş yıl süre ile belge numarası iptal edilir” ibaresi ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Bakanlıkça yapı sınıflarına yeni grup eklenmesi halinde, eklenen grup için ilgili sınıftaki mevcut en üst grup esas alınarak işlem tesis edilir.”</p>

<p>“Ruhsata tabi olup ruhsat alınmaksızın veya 27 nci madde kapsamında izin alınmaksızın yapılacak yapılarda kullanılmak amacıyla hazır betonu piyasaya arz eden ya da piyasada bulunduran kişiler ilgili idare tarafından beşyüzbin Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>3194 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“k) Yangın güvenliğine yönelik periyodik kontroller, kontrole tabi yapılar ve kontrollerin süresi, alınacak ücretler, yangın güvenlik uzmanlarının nitelikleri, görev ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslar,</p>

<p>1) Özellik arz eden yapıların tasarımı ile yapılarda sürdürülebilirliğin sağlanması, enerji verimliliği, yangından ve gürültüden korunma gibi özel çalışma konularına ilişkin mimarlık ve mühendislik hizmetlerini yürütecek uzmanların nitelikleri ve belgelendirilmesine ilişkin usul ve esaslar,”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41 inci maddesinin başlığı “Hatalar ve düzeltme işlemleri:” şeklinde, birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve mevcut ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir. Tapu planının oluşturulduğu tarihte elde edilen ölçü ve hesaplamalar sonucunda bulunan koordinat, yüzölçümü gibi değerlerin, güncel teknolojiler kullanılarak yeniden hesaplanan değerleri arasındaki miktar, fark olarak tanımlanır.”</p>

<p>“Tapu planının üretim yöntemi ve ölçeğine göre hesaplanan taşınmazın zemindeki sınırları ile ölçü ve yüzölçümü değerleri arasındaki ölçü ve hesaplama tekniğine göre bilimsel olarak kabul edilebilir fark, yanılma sınırı (tecviz) olarak tanımlanır.</p>

<p>Fark, yanılma sınırı içinde veya dışında olabilir.</p>

<p>Hata, farkın yanılma sınırını aştığı durumlardır.”</p>

<p>“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan yanılma sınırı dışındaki farklar ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Yanılma sınırının içindeki farklar aynı usulle düzeltilebilir. Yapılacak düzeltme işlemlerinde farkın tamamı düzeltmeye konu edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 26 ncı maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Mahalli idareler, bağlı kuruluşları, mahalli idare birlikleri ve bunlar tarafından kurulan şirketler ile bunların doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak, birlikte veya ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketlerin yeni şirket kurması, kooperatif kurması, yarısından fazla hissesine sahip olduğu kooperatiflerin yeni şirket veya kooperatif kurması, mevcut veya kurulacak şirketlere veya kooperatiflere sermaye katılımında bulunulması, bedelsiz devir yoluyla olanlar da dâhil olmak üzere her türlü hisse edinimi, şirket veya kooperatife ortak olunması Cumhurbaşkanının iznine tabidir.”</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile Bakanlığın bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların, bunların arasında gerçekleştirilecek devir işlemlerinde, taşınmazlar mülkiyet sahibi idarenin yazısına istinaden resen tescil edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>4706 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 7- Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması ve kamu kurum ve kuruluşları ile bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinin münhasıran yatırım ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla,</p>

<p>a) Özel kanunları gereği tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescili gereken yerleri tespit, tahdit ve tahsise yetkili bakanlığın uygun görüşüne istinaden mevzuatı çerçevesinde Hazine adına tescil ettirmeye; muvafakatlerine istinaden 28/12/1960 tarihli ve 189 sayılı Milli Savunma Bakanlığı İskan İhtiyaçları İçin Sarfiyat İcrası ve Bu Bakanlıkça Kullanılan Gayrimenkullerden Lüzumu Kalmıyanların Satılmasına Selahiyet Verilmesi Hakkında Kanun kapsamındakiler de dâhil olmak üzere kamu idarelerine tahsisli Hazine taşınmazlarının tahsislerini kaldırmaya, bu taşınmazları bu fıkranın (b) bendinde sayılanlara bedelsiz devretmeye, yapılacak imar planlarına göre kamu hizmetlerine ayrılan yerler ile Bakanlıkça ihtiyaç duyulan yerleri bedelsiz olarak Hazine adına tescile,</p>

<p>b) Bu fıkra kapsamındaki taşınmazların, Bakanlık veya Bakanlığın bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerince kendi mevzuatları çerçevesinde değerlendirilmesine ve bu değerlendirmenin hangi idare tarafından yapılacağına,</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca karar verilir.</p>

<p>Birinci fıkra kapsamındaki taşınmazların;</p>

<p>a) Değerlendirme işleminin Bakanlık tarafından yapılması halinde; taşınmazların değerlendirilmesinden yapılan masraflar düşüldükten sonra elde edilen gelirlerin tamamı genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir olarak kaydedilir, kaydedilen bu tutar karşılığında Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye ve ödenek kaydedilen tutarlardan yılı içinde harcanmayan kısımları ertesi yıl bütçesine devren ödenek kaydetmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.</p>

<p>Bu gelirlerin yüzde 40’ı Bakanlık tarafından birinci fıkra kapsamında izin veya muvafakat sahibi kamu idarelerine veya ilgili bakanlığın talebi üzerine izin veya muvafakat sahibi bakanlıkların bağlı, ilgili ve ilişkili kurumlarına aktarılır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine yapılacak kaynak transferleri ödenek aktarma suretiyle yapılır. Aktarılan bu ödeneklerden yılı içinde harcanmayan tutarları ertesi yıl bütçelerine aynı amaçla kullanılmak üzere devren ödenek kaydetmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Yatırım niteliğindeki ödenekler yılı yatırım programı ile ilişkilendirilir. Genel bütçe kapsamındaki idareler dışındaki kamu idarelerine yapılacak kaynak transferleri ise bütçe gideri kaydedilmek suretiyle gerçekleştirilir. Merkezi yönetim kapsamındaki diğer idareler tarafından tahsil edilen tutarlar, ilgili kamu idaresince bir yandan (B) işaretli cetvele gelir, diğer yandan (A) işaretli cetvelin mevcut veya yeni açılacak tertiplerine ödenek kaydedilir.</p>

<p>Bu gelirlerin yüzde 60’a kadar kısmı ise Bakanlık bütçesine gider kaydedilmek üzere yerleşim yerlerinin ve toplumun afetlere karşı dirençliliğinin artırılması, afet risklerinin azaltılarak sosyal ve ekonomik etkilerinin en aza indirilmesi ve afet yönetiminin tüm süreçlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi amacıyla 6306 sayılı Kanun kapsamında afet riski altındaki alanların dönüşümü, 2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu kapsamında sosyal konut üretimi ve 5/4/2023 tarihli ve 7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun kapsamındaki uygulamalar için Bakanlığın bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerine aktarılır.</p>

<p>b) Değerlendirme işleminin Bakanlığın bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri tarafından yapılması halinde; tutarlar ilgili kurum tarafından tahsil edilir, yapılan masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın yüzde 60’ı ilgili kurum tarafından gelir kaydedilir. Bu tutar yerleşim yerlerinin ve toplumun afetlere karşı dirençliliğinin artırılması, afet risklerinin azaltılarak sosyal ve ekonomik etkilerinin en aza indirilmesi ve afet yönetiminin tüm süreçlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi amacıyla 6306 sayılı Kanun kapsamında afet riski altındaki alanların dönüşümü, 2985 sayılı Kanun kapsamında sosyal konut üretimi ve 7452 sayılı Kanun kapsamındaki uygulamalar için kullanılır veya bu tutar aynı amaçlarla kullanılmak üzere kısmen veya tamamen Bakanlığın diğer bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerine aktarılabilir. Geri kalan yüzde 40 ise genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir olarak kaydedilmek üzere Bakanlık Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına gönderilir. Söz konusu gelirler karşılığı yapılacak işlemlerde bu fıkranın (a) bendinde düzenlenen hükümler uygulanır.</p>

<p>Bu madde kapsamında elde edilen gelirler hakkında 5 inci maddenin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.</p>

<p>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, uygulamayı yönlendirmeye ve izlemeye, uygulamada ortaya çıkacak tereddütleri gidermeye Bakanlık yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>4706 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 31- Akşehir Gölü’nün Konya ili Akşehir ve Tuzlukçu ilçelerinde yer alan kıyı kesimine ait 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun 9 uncu maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanarak 27/4/2023 tarihinde tespit edilen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalmayan ancak 4/1/2019 tarihinde tespit edilen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kalmış olan yerlerde; bu Kanunun geçici 27 nci maddesi hükümleri, 4/1/2019 tarihi yerine 27/4/2023 tarihi, iki yıl olarak belirlenen başvuru süreleri ise bu maddenin yürürlük tarihi dikkate alınmak suretiyle uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (m) bendinde yer alan “İnşaat” ibaresinden sonra gelmek üzere “, zemin” ibaresi ve fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“ö) Beton üreticisi: Betonun bileşenlerini karıştırarak beton haline getiren ve sevkiyatını sağlayan gerçek veya tüzel kişiyi,</p>

<p>p) Zemin ve temel etüt kuruluşu: Bakanlıktan aldığı izin belgesiyle zemin ve temel etüdü faaliyetini icra eden ve Bakanlıkça denetlenen, ortaklardan en az birinin jeoloji, jeofizik veya inşaat mühendisi olduğu tüzel kişiyi,”</p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>4708 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarına “yapı denetim veya” ibarelerinden sonra gelmek üzere “zemin ve temel etüt veya” ibareleri eklenmiş, onuncu fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “laboratuvara teslimi” ibaresi “teslim alınması” şeklinde, bendin (9) numaralı alt bendi ile onbirinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, onikinci ve onüçüncü fıkralarına “yapı denetim veya” ibarelerinden sonra gelmek üzere “zemin ve temel etüt veya” ibareleri eklenmiş, onaltıncı fıkrasında yer alan “veya” ibaresi “,” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya “denetçi mimar ve denetçi mühendislerin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya zemin ve temel etüt kuruluşlarının” ibaresi eklenmiş, yirmibirinci fıkrasına “Yapı denetim kuruluşlarından” ibaresinden sonra gelmek üzere “, zemin ve temel etüt kuruluşlarından” ibaresi, “Yapı denetim izin belgelerinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve zemin ve temel etüt kuruluşlarının izin belgelerinin” ibaresi eklenmiş, yirmiüçüncü fıkrasına “onbeşinci fıkra” ibaresinden sonra gelmek üzere “, yirmisekizinci fıkra” ibaresi eklenmiş, yirmisekizinci fıkrasına “yapı denetim kuruluşları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, beton üreticileri, zemin ve temel etüt kuruluşları” ibaresi eklenmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“9) Akdedilen sözleşme hükmü doğrultusunda numune alımına gitmediği veya sözleşmeye aykırı hareket ettiğinin tespiti,”</p>

<p>“Üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkra hükümleri, laboratuvar kuruluşu ve zemin ve temel etüt kuruluşu hakkında, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri beton üreticisi hakkında uygulanan idari müeyyideler için de geçerlidir.”</p>

<p>“Laboratuvar kuruluşunda görevli iken çalıştığı laboratuvardaki idari görev dışında başka işte çalışan laboratuvar denetçilerine ve teknik elemanlarına İl Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce 50.000 Türk lirası idari para cezası verilir.</p>

<p>Beton üreticisine, yapının denetimi için alınan sertleşmiş beton (karot) deney sonuçlarının ilgili standardı sağlamadığının tespiti hallerinde İl Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce 500.000 Türk lirası idari para cezası verilir.</p>

<p>Beton üreticisine, Bakanlıkça yönetilen izleme sistemi kapsamında dökülen betonlarda, mikser etiketi ve/veya karekodlu irsaliyenin bulunmaması ve/veya mikser etiketi ile karekodlu irsaliyenin uyuşmaması hallerinde İl Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce 250.000 Türk lirası idari para cezası verilir.”</p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>4708 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “hizmet bedelinin belirlenmesi ve ödenmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “laboratuvar hizmet sözleşmelerinin usul ve esasları,” ibaresi ve “laboratuvarca verilen hizmetlerin” ibaresinden sonra gelmek üzere “asgari ve” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>4708 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Zemin ve temel etüt kuruluşları ve hizmeti</p>

<p>EK MADDE 2- Bu Kanun kapsamında yapılacak yapıların zemin ve temel etütleri Bakanlıkça izin belgesi verilen zemin ve temel etüt kuruluşları tarafından yapılır.</p>

<p>Zemin ve temel etüt hizmet sözleşmeleri, zemin ve temel etüt kuruluşları ile proje müellifleri veya yapı sahipleri arasında imzalanır. Bu sözleşmenin usul ve esasları Bakanlıkça belirlenir.</p>

<p>Zemin ve temel etüt hizmet bedeli, zemin ve temel etüt kuruluşlarının hizmet bedellerinin ödenmesinde kullanılmak üzere hizmet alan proje müellifi veya yapı sahibince il muhasebe birimlerinde açılacak emanet nitelikli hesaba yatırılır. Yatırılan tutarın %2’si ruhsatı veren idarenin, %2’si Bakanlık bünyesinde bulunan döner sermaye işletmesinin, %10’unu geçmeyecek şekilde Bakanlıkça belirlenen oranı ise zemin ve temel etüt altyapısı ve sistemleri hakkında hizmet sağlamak üzere Bakanlıkça belirlenen kurum veya kuruluşun hesabına aktarılır. Bakanlık bu oranları iki katına kadar artırmaya ve yarısına kadar indirmeye yetkilidir.</p>

<p>Zemin ve temel etüt kuruluşlarının sınıflandırılması, bir ilde faaliyet gösterebilecek olan kuruluş sayısının belirlenmesi ile kuruluş safhasında sahip olunması gereken asgarî nitelikler, izin belgesinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin şartlar, görevleri ile çalışma usul ve esasları, zemin ve temel etüt kuruluşlarında görev alacak personelde aranacak nitelik, tecrübe ve bunların istihdam şartları ile görev ve sorumlulukları, hizmet bedelinin belirlenmesi ve ödenmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmeliklerle düzenlenir.</p>

<p>Zemin ve temel etüt kuruluşuna;</p>

<p>a) Zemin ve temel etüdüne esas arazi veya sondaj çalışmaları, numune alınması, saklanması, taşınması, laboratuvara teslimi, raporlanması, izlenmesi ve denetlenmesi süreçlerinde ilgili standartlara ve mevzuata uymadığının tespiti,</p>

<p>b) Laboratuvar deneylerini Bakanlıktan izin belgeli laboratuvarlara yaptırmadığının tespiti,</p>

<p>hallerinde İl Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce 200.000 Türk lirası idari para cezası verilir.</p>

<p>Zemin ve temel etüt kuruluşunun, gerçeğe aykırı zemin ve temel etüt raporu vermesi halinde veya zemin ve temel etüt raporunun yapının statik hesaplarının hatalı yapılmasına sebebiyet vermesi halinde, izin belgesi Merkez Yapı Denetim Komisyonunun teklifi üzerine Bakanlıkça iptal edilerek faaliyetine son verilir ve teminatı irat kaydolunur.</p>

<p>Faaliyete son verme cezası alan zemin ve temel etüt kuruluşunun ortakları üç yıl süreyle herhangi bir zemin ve temel etüt, yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda teknik bir görev alamaz ve başka bir zemin ve temel etüt veya yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunun ortağı olamaz.</p>

<p>Zemin ve temel etüt kuruluşunun bu maddenin altıncı fıkrası kapsamında izin belgesinin iptaline sebebiyet veren veya zemin ve temel etüt kuruluşuna son beş takvim yılı içerisinde üç ayrı değerlendirme raporu kapsamında üç adet idari para cezası uygulanmasına sebebiyet vererek kayıtları tutulan teknik personel üç yıl süre ile herhangi bir zemin ve temel etüt, yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda teknik bir görev alamaz ve başka bir zemin ve temel etüt veya yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunun ortağı olamaz.</p>

<p>Zemin ve temel etüt kuruluşlarının yöneticileri, ortakları ve teknik personeli bu Kanunun uygulanmasından dolayı ortaya çıkan yapı hasarından sorumludur.</p>

<p>Bu maddenin uygulanmasına Bakanlıkça belirlenecek pilot ilde başlanır. Pilot uygulamanın genişletilmesi ve daraltılmasına Bakanlık yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun ek 2 nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“Anlaşmazlığın çözümü için verilen bu kararın ilgili idarece uygulanmasından kaynaklı davalar sözleşmenin tarafları arasında adli yargı mercilerinde görülür.</p>

<p>Yüksek Fen Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 104 üncü maddesi hükümleri kıyasen uygulanır.</p>

<p>Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>24/12/2020 tarihli ve 7261 sayılı Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinde yer alan “5 yıl” ibaresi “10 yıl” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>7261 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde yer alan “31/12/2025” ibaresi “31/12/2027” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>5/4/2023 tarihli ve 7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanunun ek 1 inci maddesinin altıncı fıkrasının altıncı cümlesinde yer alan “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı” ibaresi “Kentsel Dönüşüm Başkanlığı” şeklinde değiştirilmiş ve bu cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş, yedinci fıkrasının birinci cümlesine “Yapım işinin tamamlanmasından sonra,” ibaresinden sonra gelmek üzere “15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun kapsamında anahtar teslimi yapılanlar hariç olmak üzere” ibaresi, ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiş, dokuzuncu fıkrasının birinci cümlesine “teslim edilmek üzere” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya hibe ve yapım kredisi destekleri ile” ibaresi, ikinci cümlesine “köy yerleşik alanı içinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya dışında” ibaresi eklenmiş, beşinci cümlesinde yer alan “söz konusu alanlar” ibaresi “söz konusu alanlardaki taşınmazlardan; üzerine 7269 sayılı Kanun uyarınca hak sahiplerine teslim edilmek üzere konut, iş yeri, samanlık ve ahır gibi tesisler inşa edilen taşınmazlar” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya beşinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Bu Kanun kapsamında verilen hibe ve krediler; alacağın devrine, temlikine ve takasa konu edilemez, rehnedilemez, teminat gösterilemez, hak sahibi ya da müteahhidin borçlarından dolayı hiçbir suretle haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz konulamaz ve iflas masasına dahil edilemez.”</p>

<p>“Bu bağımsız bölümler Hazine tarafından Kentsel Dönüşüm Başkanlığına bedelsiz devredilir. Başkanlık bu bağımsız bölümleri rayiç bedeli üzerinden 2886 sayılı Kanun hükümlerinden istisna tutarak Dönüşüm Projeleri Özel Hesabına gelir kaydedilmek üzere satışa ya da 6306 sayılı Kanun kapsamında yürütülen uygulamalarda değerlendirmeye yetkilidir.”</p>

<p>“Bu maddenin altıncı fıkrası uyarınca hibe ve kredi destekleri ile üzerinde konut, iş yeri ve ahırlı konut yapılan yüz ölçümü en fazla 1.000 metrekare olarak belirlenen taşınmazlar ise Hazine tarafından Kentsel Dönüşüm Başkanlığına bedelsiz devredilir. Kentsel Dönüşüm Başkanlığına devrolunan taşınmazların rayiç bedelin yarısı üzerinden peşin ya da yüzde onu peşin ödenmek üzere beş yıla kadar taksitle faizsiz satışı Başkanlıkça gerçekleştirilebilir. Bu taşınmazların satış bedelinin tamamının ödenmesini müteakip hak sahiplerine faydalandırılan kredi miktarının iki katı kadar tutarda birinci derece birinci sıradan istifade hakkı ile Hazine lehine ipotek tesis edilerek tapu devredilebilir. Yapılan satış işlemleri doğrultusunda tahsil edilen tutarlar Dönüşüm Projeleri Özel Hesabına gelir kaydedilir.”</p>

<p>“(10) 7269 sayılı Kanun kapsamında hak sahiplerine teslim edilmek üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından üretilen konut, iş yeri, samanlık ve ahır gibi tesislere ilişkin dokuzuncu fıkranın ilgili hükümlerinin uygulanmasına devam olunmak kaydıyla; bu madde hükümleri yalnızca altıncı fıkra uyarınca hibe ve kredi desteği verilen yapılara yönelik uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>2872 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 5- Türkiye’nin ev sahipliğinde ve başkanlığında gerçekleşecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) kapsamında;</p>

<p>a) İklim Değişikliği Başkanlığı veya bu Başkanlıkça konferansın organizasyonu için yetkilendirilen yüklenicilerin her türlü mal ve hizmet alımları, kiralama ve ihale işleri ile ilgili düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden müstesnadır.</p>

<p>b) İklim Değişikliği Başkanlığı veya bu Başkanlıkça konferansın organizasyonu için yetkilendirilen yükleniciler tarafından münhasıran konferansta kullanılmak üzere ithal edilecek veya geçici ithal edilecek eşya, gümrük vergileri ile eşya ithalinde aranan her türlü vergi, resim, harç ve fondan müstesnadır. Bu bent kapsamında ithal edilecek veya geçici ithal edilecek eşyaya ilişkin belli kuruluşların vereceği gümrük idaresine ibrazı zorunlu olan lisans, izin veya uygunluk belgesi aranmaz. Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Ticaret Bakanlığı yetkilidir.</p>

<p>c) İklim Değişikliği Başkanlığı veya bu Başkanlıkça konferansın organizasyonu için yetkilendirilen yükleniciler tarafından iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan tüzel kişilerden münhasıran konferans kapsamında alınan hizmetlere ilişkin ödemelerden kurumlar vergisi kesintisi yapılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 49- 16/11/2024 tarihi itibarıyla, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında idari görevde olanlardan daha önce milli emlak kontrolörü kadrosunda istihdam edilenler idari görevlerinin sona ermesini takip eden bir ay içinde talep etmeleri halinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında durumlarına uygun başmüfettiş veya müfettiş kadrolarına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanınca atanırlar.</p>

<p>Bu madde kapsamında yapılacak atamalar için uygun boş kadro bulunmaması halinde, atama onayının alınmasıyla birlikte başka bir işleme gerek kalmaksızın, söz konusu kadro ihdas edilmiş ve kurumların kadro cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılır.”</p>

<p><strong>Başvuru ve ödeme sürelerinin uzatımı</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında Hazineye ait tarım arazilerinin ve geçici 22 nci maddesi kapsamında Hazineye ait taşınmazların, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun kapsamında 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin olarak;</p>

<p>a) Süresi içinde başvuru yapmayanların başvuru süresi,</p>

<p>b) Kendilerine yapılan tebligatta belirtilen bedeli süresi içinde ödemeyenlerin ödeme süresi,</p>

<p>c) Taksitli satışlarda, sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenlerin ödeme süresi,</p>

<p>31/12/2026 tarihine kadar uzatılmıştır.</p>

<p>(2) Birinci fıkranın (a) bendi kapsamında kalan taşınmazların satış bedeli; bu taşınmazlar için ilgili kanunlarda belirtilen başvuru sürelerinin son gününü izleyen üç aylık sürenin bittiği günden, ödeme yapmak amacıyla başvurulan güne kadar geçecek süre için Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları toplamında artırılarak hesaplanır.</p>

<p>(3) Birinci fıkranın (b) bendi kapsamında kalanlar için satış bedeli; kendilerine yapılan tebligatta belirtilen ödeme süresinin son gününü izleyen günden, ödeme yapmak amacıyla başvurulan güne kadar geçecek süre için Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği TÜFE aylık değişim oranları toplamında artırılarak hesaplanır.</p>

<p>(4) İkinci ve üçüncü fıkralar uyarınca yapılacak hesaplamalarda ay kesirleri dikkate alınmaz ve yapılacak hesaplamalarda her yıl için aylık değişim oranları toplamının yıllık kanuni faiz oranının iki katını geçmesi halinde geçen kısım hesaba katılmaz.</p>

<p>(5) 6292 sayılı Kanunun 7 nci maddesi kapsamında süresi içinde iade başvurusunda bulunmayanlar ile geçici 8 inci maddesi kapsamında olanların başvuru süresi 31/12/2026 tarihine kadar uzatılmıştır.</p>

<p>(6) 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 16 ncı maddesi kapsamında yapı kayıt belgesi alınan yapıların bulunduğu Hazineye ait taşınmazların yapı kayıt belgesi sahiplerine satışında, süresi içinde satın alma başvurusu yapmayanların başvuru süresi ile taksitli satışlarda sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenlerin ödeme süresi 31/12/2026 tarihine kadar uzatılmıştır.</p>

<p>(7) 5/6/1986 tarihli ve 3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanunun ek 1 inci maddesi kapsamında Hazine taşınmazlarının satışında, süresi içinde satın alma başvurusu yapmayanların başvuru süresi ile devir bedeli veya bakiyesini süresi içinde ödemeyenlerin ödeme süresi 31/12/2026 tarihine kadar uzatılmıştır.</p>

<p>(8) 4706 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi kapsamında Hazine taşınmazlarının satışında, süresi içinde satın alma başvurusu yapmayanların başvuru süresi ile taksitli satışlarda sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenlerin ödeme süresi 31/12/2026 tarihine kadar uzatılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>(1) Bu Kanunun;</p>

<p>a) 24 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü 31/12/2026 tarihinde,</p>

<p>b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>(1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="82787"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[23 hakim ve savcının görev yeri değişti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/23-hakim-ve-savcinin-gorev-yeri-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/23-hakim-ve-savcinin-gorev-yeri-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin kararnamesi ile 23 hakim ve savcının görev yeri değiştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 21.05.2026 tarihli ve 1137 Sayılı Adli Yargı Kararnamesi yayımlandı.</p>

<p>Kararnamesi ile, Adalet Bakanlığı Adalet Başmüfettişi Ramazan Olpak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına, Antalya Cumhuriyet Başsavcıvekili Adnan Tabar Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına, Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Ahmet Ulutaş Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Evliya İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine atandı.</p>

<p>Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Fatih Koçak, Yargıtay Tetkik Hakimi Ebru Cansu Karakuş, Adalet Bakanlığı Adalet Başmüfettişi Mehmet Zeki Aydın ile Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Mustafa Dündar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına getirildi.</p>

<p>Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimleri Özgür İnan Zor ile Ahmet Savaş Yargıtay Cumhuriyet Savcılığına atanırken, Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Hakan Topuçar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi üyeliğine, Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Yusuf Emre Köse de Ankara hakimliğine görevlendirildi.</p>

<p>Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Üyesi Bilal Aygör Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Daire Başkanlığına, Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Hüseyin Serkan Yıldız ile Yargıtay Tetkik Hakimi Ayşen Uz Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimleri Mehmed Yerlikaya ile Emrah Özkan Ankara Cumhuriyet Savcısı olarak görevlendirilirken, Erzurum Cumhuriyet Başsavcıvekili Fatih Uçar Konya Cumhuriyet Savcılığına, Diyarbakır Hakimi Sema Aygör Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliğine atandı.</p>

<p>Kararnameyle, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat Yılmaz Antalya Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine, Ankara Hakimi Ümmügülsüm Bozkurt Yargıtay Tetkik Hakimliğine, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ahmet Kemal Kale Silivri Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine, Bafra Hakimi Tuğçe Aslan da Polatlı Hakimliğine getirildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU BİRİNCİ DAİRESİNİN<br />
21/05/2026 TARİHLİ VE 1137 SAYILI ADLİ YARGI KARARNAMESİ</strong></p>

<p><strong>- Sicil No Adı ve Soyadı Bulunduğu Görev - Atandığı Göre</strong></p>

<p>- 33432 Ramazan OLPAK Adalet Bakanlığı Adalet Başmüfettişi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 35238 Adnan TABAR Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili - Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 36948 Ahmet ULUTAŞ Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 38127 Evliya ÇALIŞKAN İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili - İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği</p>

<p>- 39829 Fatih KOÇAK Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 40164 Ebru CANSU KARAKUŞ Yargıtay Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 42151 Mehmet Zeki AYDIN Adalet Bakanlığı Adalet Başmüfettişi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 42185 Mustafa DÜNDAR Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 101484 Özgür İnan ZOR Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 104668 Ahmet SAVAŞ Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 107339 Hakan TOPUÇAR Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliği</p>

<p>- 107470 Yusuf Emre KÖSE Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Hâkimliği</p>

<p>- 107495 Bilal AYGÖR Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Üyesi - Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Daire Başkanlığı</p>

<p>- 119053 Hüseyin Serkan YILDIZ Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 120755 Ayşen UZ Yargıtay Tetkik Hâkimi - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 125128 Mehmed YERLİKAYA Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 125252 Emrah ÖZKAN Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi - Ankara Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 126016 Fatih UÇAR Erzurum Cumhuriyet Başsavcı Vekili - Konya Cumhuriyet Savcılığı</p>

<p>- 211207 Sema AYGÖR Diyarbakır Hâkimi - Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliği</p>

<p>- 212430 Murat YILMAZ İstanbul Cumhuriyet Savcısı - Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği</p>

<p>- 219613 Ümmügülsüm BOZKURT Ankara Hâkimi - Yargıtay Tetkik Hâkimliği</p>

<p>- 220101 Ahmet Kemal KALE İstanbul Cumhuriyet Savcısı - Silivri Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği</p>

<p>- 286330 Tuğçe ASLAN Bafra - Hâkimi Polatlı Hâkimliği</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/23-hakim-ve-savcinin-gorev-yeri-degisti</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 18:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/hsk-hakims.jpg" type="image/jpeg" length="85138"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TBB Başkanı Sağkan, meslekte 40, 50 ve 60 yılını dolduran avukatlara madalya ve berat takdim etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tbb-baskani-sagkan-meslekte-40-50-ve-60-yilini-dolduran-avukatlara-madalya-ve-berat-takdim-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tbb-baskani-sagkan-meslekte-40-50-ve-60-yilini-dolduran-avukatlara-madalya-ve-berat-takdim-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. R. Erinç Sağkan; meslekte 40, 50 ve 60 yılını dolduran İstanbul Barosu’na kayıtlı avukatlara madalya ve berat takdim etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>20-21 Mayıs 2026 tarihlerinde, İstanbul Barosu'nun ev sahipliğinde düzenlenen törene, TBB Başkanı Sağkan'ın yanı sıra Başkan Yardımcısı Av. Bahar Gültekin Candemir, Genel Sekreter Av. Ahmet Erdem Ekmekçi, Yönetim Kurulu Üyesi Av. Kemal Aytaç, İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, Yönetim Kurulu üyeleri, önceki dönem başkanları, delegeler ve kendilerine plaket takdim edilen meslek ustası ile aileleri katıldı.</p>

<p>Törende bir konuşma yapan Sağkan, bir gün önce Samsun’da kutladıkları 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na atıfla, “107 yıl önce atılan o ilk adım, 103 yıl önce Cumhuriyet’le ve hukuk devrimiyle taçlandı. 107 yıl önce yakılan meşale, hukuk devrimini koruma mücadelemizde yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor” dedi.</p>

<p>Sağkan, meslek ustalarının yarım asra yaklaşan veya yarım asrı aşan bir süredir hukuk mücadelesi verdiklerini ifade ettiği konuşmasında, mesleğin temelinde, ruhunda ve felsefesinde usta-çırak ilişkisi olduğunun altını çizdi.</p>

<p>“Sizlerden öğrendiklerimizle bizler de Türkiye'deki 81 Baro ve Türkiye Barolar Birliği olarak, hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını ve insan haklarını savunmaya devam ediyoruz” diyen Sağkan, “Bundan sonraki yıllarda da Barolarımız, meslektaşlarımız ve meslek büyüklerimiz Türkiye'de yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü savunmaya, bugün olduğu gibi yarın da 86 milyonun adalet arayışında kutup yıldızı olmaya ve umudu artırmaya devam edecektir” şeklinde konuştu. Sağkan, meslek ustalarına, “İyi ki varsınız” diye seslenerek, şükranlarını sundu.</p>

<p>İstanbul Barosu Başkanı Avukat Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da, TBB Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerine Türkiye’nin her yerinde savunma mesleğinin onuru ve savunmanın saygınlığı için verilen mücadeleyi örgütledikleri için teşekkür ederek, “Bu toplantı yalnızca sembolik bir kadirşinaslık değil onun ötesinde kurumsal süreklilik, hukuku etkili kılma iradesinin ortak bir biçimde burada tezahür etmiş olması bakımından da anlamlıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Açılış konuşmalarının ardından meslek ustalarına madalya ve beratları tek tek takdim edildi.</p>

<p></p>

<h2>Haber ile ilgili Görseller</h2>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_1_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_2_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_3_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_4_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_5_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_6_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_7_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_8_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_9_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_10_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_11_21052026153030.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_12_21052026174948.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_13_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_14_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_15_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_16_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_17_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_18_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_19_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_20_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_21_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_22_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_23_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_24_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_25_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_26_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_27_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_28_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_29_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_30_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_31_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_32_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_33_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_34_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_35_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_36_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_37_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_38_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_39_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_40_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_41_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_42_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_43_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_44_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_45_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_46_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_47_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_48_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_49_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_50_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_51_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_52_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_53_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_54_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_55_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_56_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_57_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_58_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_59_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_60_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_61_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_62_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_63_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_64_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_65_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_66_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_67_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_68_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_69_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_70_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_71_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_72_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_73_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_74_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_75_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_76_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_77_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_78_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_79_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_80_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_81_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_82_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_83_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_84_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_85_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_86_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_87_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_88_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_89_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_90_21052026174949.JPG" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_91_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_92_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_93_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_94_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_95_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_96_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_97_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_98_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_99_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_100_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_101_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_102_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_103_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_104_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_105_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_106_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_107_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_108_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_109_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_110_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_111_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_112_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_113_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_114_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_115_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_116_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_117_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_118_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_119_21052026174949.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_120_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_121_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_122_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_123_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_124_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_125_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_126_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_127_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_128_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_129_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_130_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_131_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_132_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_133_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_134_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_135_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_136_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_137_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_138_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_139_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_140_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_141_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_142_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_143_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_144_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_145_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_146_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_147_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_148_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_149_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_150_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_151_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_152_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_153_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_154_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_155_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_156_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_157_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_158_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_159_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_160_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_161_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_162_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_163_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_164_21052026174950.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_165_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_166_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_167_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_168_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_169_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_170_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_171_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_172_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_173_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_174_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_175_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_176_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_177_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_178_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_179_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_180_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_181_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_182_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_183_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_184_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_185_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_186_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_187_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_188_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_189_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_190_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_191_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_192_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_193_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_194_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_195_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_196_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_197_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_198_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_199_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_200_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_201_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_202_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_203_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_204_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_205_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_206_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_207_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_208_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_209_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_210_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_211_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_212_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_213_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_214_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_215_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_216_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_217_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_218_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_219_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_220_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_221_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_222_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_223_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_224_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_225_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_226_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_227_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_228_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_229_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_230_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_231_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_232_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_233_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_234_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_235_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_236_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_237_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_238_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_239_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_240_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_241_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_242_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_243_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_244_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_245_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_246_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_247_21052026175026.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_248_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_249_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_250_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_251_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_252_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_253_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_254_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_255_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_256_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_257_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_258_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_259_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_260_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_261_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_262_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_263_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_264_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_265_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_266_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_267_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_268_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_269_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_270_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_271_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_272_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_273_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_274_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_275_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_276_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_277_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_278_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_279_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_280_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_281_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_282_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_283_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_284_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_285_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_286_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_287_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_288_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_289_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_290_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_291_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_292_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_293_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_294_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_295_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_296_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_297_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_298_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_299_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_300_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_301_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_302_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_303_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_304_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_305_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_306_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_307_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_308_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_309_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_310_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_311_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_312_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_313_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_314_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_315_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_316_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_317_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_318_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_319_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_320_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_321_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_322_21052026175027.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_323_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_324_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_325_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_326_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_327_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_328_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_329_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_330_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_331_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_332_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_333_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_334_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_335_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_336_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_337_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_338_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_339_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_340_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_341_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_342_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_343_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_344_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_345_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_346_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_347_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_348_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_349_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_350_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_351_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_352_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_353_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_354_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_355_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_356_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_357_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_358_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_359_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_360_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_361_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_362_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_363_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_364_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_365_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_366_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_367_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_368_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_369_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_370_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_371_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_372_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_373_21052026175028.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_374_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_375_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_376_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_377_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_378_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_379_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_380_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_381_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_382_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_383_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_384_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_385_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_386_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_387_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_388_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_389_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_390_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_391_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_392_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_393_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_394_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_395_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_396_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_397_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_398_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_399_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_400_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_401_21052026175106.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_402_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_403_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_404_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_405_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_406_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_407_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_408_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_409_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_410_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_411_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_412_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_413_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_414_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_415_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_416_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_417_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_418_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_419_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_420_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_421_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_422_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_423_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_424_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_425_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_426_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_427_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_428_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_429_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_430_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_431_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_432_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_433_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_434_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_435_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_436_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_437_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_438_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_439_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_440_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_441_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_442_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_443_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_444_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_445_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_446_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_447_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_448_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_449_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_450_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_451_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_452_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_453_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_454_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_455_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_456_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_457_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_458_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_459_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_460_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_461_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_462_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_463_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_464_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_465_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_466_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_467_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_468_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_469_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_470_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_471_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_472_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_473_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_474_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_475_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_476_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_477_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_478_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_479_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_480_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_481_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_482_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_483_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_484_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_485_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_486_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_487_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_488_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_489_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_490_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_491_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_492_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_493_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_494_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_495_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_496_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_497_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_498_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_499_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_500_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_501_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_502_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_503_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_504_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_505_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_506_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_507_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_508_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_509_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_510_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_511_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_512_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_513_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_514_21052026175107.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_515_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_516_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_517_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_518_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_519_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_520_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_521_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_522_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_523_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_524_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_525_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_526_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_527_21052026175108.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_528_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_529_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_530_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_531_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_532_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_533_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_534_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_535_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_536_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_537_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_538_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_539_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_540_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_541_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_542_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_543_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_544_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_545_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_546_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_547_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_548_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_549_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_550_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_551_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_552_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_553_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_554_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_555_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_556_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_557_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_558_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_559_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_560_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_561_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_562_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_563_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_564_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_565_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_566_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_567_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_568_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_569_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_570_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_571_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_572_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_573_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_574_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_575_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_576_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_577_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_578_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_579_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_580_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_581_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_582_21052026175154.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_583_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_584_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_585_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_586_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_587_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_588_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_589_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_590_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_591_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_592_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_593_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_594_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_595_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_596_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_597_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_598_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_599_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_600_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_601_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_602_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_603_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_604_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_605_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_606_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_607_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_608_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_609_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_610_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_611_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_612_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_613_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_614_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_615_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_616_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_617_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_618_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_619_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_620_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_621_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_622_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_623_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_624_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_625_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_626_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_627_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_628_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_629_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_630_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_631_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_632_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_633_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_634_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_635_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_636_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_637_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_638_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_639_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_640_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_641_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_642_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_643_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_644_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_645_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_646_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_647_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_648_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_649_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_650_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_651_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_652_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_653_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_654_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_655_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_656_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_657_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_658_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_659_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_660_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_661_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_662_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_663_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_664_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_665_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_666_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_667_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_668_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_669_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_670_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_671_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_672_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_673_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_674_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_675_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_676_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_677_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_678_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_679_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_680_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_681_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_682_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_683_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_684_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_685_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_686_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_687_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_688_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_689_21052026175155.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_690_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_691_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_692_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_693_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_694_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_695_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_696_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_697_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_698_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_699_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_700_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_701_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_702_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_703_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_704_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_705_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_706_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_707_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_708_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_709_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_710_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_711_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_712_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_713_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_714_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_715_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_716_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_717_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_718_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260521_tbb_baskani_av_r_e/86487_719_21052026175156.JPG" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tbb-baskani-sagkan-meslekte-40-50-ve-60-yilini-dolduran-avukatlara-madalya-ve-berat-takdim-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 18:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/adsiz-144.jpg" type="image/jpeg" length="23308"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bayramda köprü ve otoyollar ücretsiz]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bayramda-kopru-ve-otoyollar-ucretsiz-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bayramda-kopru-ve-otoyollar-ucretsiz-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı tatili dolayısıyla Karayolları Genel Müdürlüğü'nün (KGM) sorumluluğundaki otoyol ve köprü geçişlerinden ücret alınmayacak. Yap-işlet-devret projeleri, ücretsiz geçiş uygulamasından hariç tutuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Bazı Mal ve Hizmetlerden Ücretsiz veya İndirimli Olarak Faydalanacakların Tespitine İlişkin Karar (Karar Sayısı: 11364), 21 Mayıs 2026 Tarihli ve 33260 Sayılı Resmî Gazete'nin 1. Mükerrer sayısında yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Karara göre, bayram tatili dolayısıyla KGM'nin sorumluluğu altında bulunan otoyollar ile 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ücretsiz hizmet verecek.</p>

<p>Bu köprü ve otoyollar, 26 Mayıs Salı saat 00.00'dan 30 Mayıs Cumartesi gün sonuna kadar ücretsiz olacak.</p>

<p><strong>Şehir içi toplu taşıma hizmetleri bayramda ücretsiz</strong></p>

<p>Vatandaşlar, Başkentray, Marmaray, İZBAN, Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistem hattı, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Arnavutköy metro hattı seferleri ile belediyeler ve bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerce yürütülen toplu taşıma hizmetlerinden de 27 Mayıs Çarşamba günü saat 00.00'dan 30 Mayıs Cumartesi gün sonuna kadar ücretsiz yararlanacak.</p>

<p>Öte yandan, yap-işlet-devret projeleri, ücretsiz geçiş uygulamasından hariç tutuldu.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/05/adsiz-143.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bayramda-kopru-ve-otoyollar-ucretsiz-2026</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 16:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/08/kopru-hgs.jpg" type="image/jpeg" length="98364"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KARA PARA AKLAMA SUÇUNDA TCK M.282/1 İLE M.282/2’NİN FARKI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kara-para-aklama-sucunda-tck-m2821-ile-m2822nin-farki-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kara-para-aklama-sucunda-tck-m2821-ile-m2822nin-farki-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamuoyunda bilinen adıyla kara para aklama, kanuni adıyla suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu ile ilgili daha önce yazdığımız yazılara atıfla, bu yazımızda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.282 kapsamında iki fıkrada suçun ceza bakımından daha ağır ve daha hafif hallerinin düzenlendiğini, bunların karıştırılmaya ve yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu, esasen TCK m.282’nin bir suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini bilerek ve isteyerek kabul etme bakımından özel hüküm niteliği taşıyıp, bu yönüyle “Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” başlıklı TCK m.165’den ayrıldığını, aşağıda TCK m.282/1-2 bakımından kısa açıklamalara ve farklara yer verileceğini söylemeliyiz.</p>

<p><strong>Belirtmeliyiz ki; </strong>aşağıda suçun sübutu ile ilgili tartışma yapılmayacak olup, fiil TCK m.282/1-2’de tanımlanan suçlara girer mi, girerse hangi fıkrada tanımlanan suç olur meselesi İspat Hukuku değil, Ceza Hukuku kapsamında ele alınacaktır.</p>

<p>TCK m.282/2’de yer verilen <i>“Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin,”</i> ifadesi ile kastedilen; TCK m.282/1’de sayılan seçimlik hareketler olup, öncül suç değildir. <strong>Dolayısıyla;</strong> suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun failinin, aynı zamanda öncül suça iştirak etmesine gerek yoktur. Öncül suça iştirak etmeyen, fakat TCK m.282/1’de sayılan seçimlik hareketleri işleyen, yani bu suçtan elde edilen malvarlığı değerini aklama faaliyetinde bulunan kişinin TCK m.282/1 uyarınca sorumluluğunun doğacağı şüphesizdir.</p>

<p>TCK m.282/1’de geçen öncül suça iştirak etmemekle birlikte, 1. fıkrada sayılan seçimlik hareketlerden birisini icra etmek suretiyle suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama fiilini işleyen veya bu fiile iştirak eden fail, 282. maddenin 2. fıkrasından değil, 1. fıkrasından cezalandırılacaktır. Dolayısıyla, kara para aklamanın öncül suçuna iştirak eden veya etmeyen fail, 1. fıkradan cezalandırılabilir, yani 1. fıkranın öngördüğü ceza sorumluluğunun oluşmasında öncül suça iştirak zorunlu bulunmamaktadır. Bununla birlikte; öncül suça iştirak etmeyen veya 1. fıkrada sayılan seçimlik hareketlerden en az birisini icra etmeyen veya bu suça iştirak etmeyen failin fiili, ancak TCK m.282/2’de tanımlanan suç kapsamında değerlendirilebilir.</p>

<p><strong>Bu nedenle bir görüşe göre;</strong> TCK m.282/2’de geçen <i>iştirak etmeksizin </i>deyimini, 1. fıkra bakımından, hem öncül suça ve hem de 1. fıkrada sayılan seçimlik hareketlerden birisine katılmak olarak değerlendirmek gerekir, yani öncül suça iştirak edenin aklama faaliyetinden dolayı 2. fıkradan değil, sadece 1. fıkradan cezalandırılması mümkündür.</p>

<p><strong>Bir diğer görüşe göre;</strong> öncül suça iştirak etmekle birlikte, failin sırf TCK m.282/2’de tanımlanan suçu işlemesi mümkündür, çünkü m.282/2’de yer alan <i>“Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin” </i>ibaresi, yalnızca TCK m.282/1’de yer alan bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama fiilini kapsamaktadır. Bu nedenle; failin, öncül suça iştirak edip etmediğine bakılmaksızın, fiili ve suça iştiraki suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama bağımsız suç tipine göre yapılmalıdır. “Suçta ve cezada kanunilik” ilkesine uygun düşen bu görüşe katılıyoruz.</p>

<p><strong>Örneğin; </strong>iki kişinin birlikte işlediği dolandırıcılık suçu neticesinde elde edilen malvarlığının, faillerden birisi tarafından yurt dışına çıkarılarak aklanması ve aklanan bu malvarlığı değerinin diğer fail tarafından kullanılması halinde, yurt dışına çıkaran fail TCK m.282/1, diğer fail ise TCK m.282/2 uyarınca sorumlu tutulabilecektir.</p>

<p><strong>Bununla birlikte;</strong></p>

<p>TCK m.282/2’de; <i>“Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” </i>hükmüne yer verildiği, hükümde sadece birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesine iştirak etmeksizin denilmediği, yalnızca bu ibare ile sınırlı kalındığında, elbette bundan anlaşılması gerekenin TCK m.282/1’de belirtilen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu olduğu, çünkü “öncül suç” olarak bilinen ve bu suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin kaynağı olan suçun birbirinden farklı suçlar olabileceği, bununla birlikte m.282/2’de <i>“Bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini aklama” </i>diyerek, 1. fıkrada geçen <i>bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerine </i>atıf yapıldığının düşünülebileceği, bu durumda m.282/2’de geçen <i>“Birinci fıkrada geçen suçun işlenmesine iştirak etmeksizin”</i> ifadesinden anlaşılması gerekenin “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi gereğince, 1. fıkrada tanımlanan aklama suçu değil, aklama suçunun öncül suçu olacağı sonucuna varılabileceği, çünkü 2. fıkrada geçen “bu suçun” ibaresinden anlaşılması gerekenin, 1. fıkrada tanımlanan suç olmayıp, öncül suç olması gerektiği sonucuna varılması gerektiği ileri sürülmekle beraber,</p>

<p>Yine de bu düşünceye iştirak etmenin mümkün olmadığı, TCK m.282/2’de geçen suçun tekil bir suç olup, m.282/1’de tanımlanan aklama suçuna işaret ettiği, neden m.282/1’in öncül suçu kapsamadığını bir örnekle açıklamak gerekirse; öncül suç olarak dolandırıcılık suçunu işleyip, buradan elde ettiği parayı kıymetli madene çeviren failin bu fiili 1. fıkrada tanımlanan aklama suçunu oluştururken, suçtan çevrilen bu kıymetli madeni bilerek ve isteyerek kabul eden failin fiili ise TCK m.282/2’de tanımlanan aklama suçu sayılacaktır.</p>

<p>TCK m.282/2’de ise m.282/1’den farklı fiillere yer verilerek, iki farklı suç tipi düzenlenmiştir.</p>

<p>TCK m.282/1 suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini hükümde yazan seçimlik hareketlerle aklayan kişinin cezalandırılmasını düzenlerken; TCK m.282/2 ise, 1. fıkradan hariç olmak üzere, suçtan kaynaklanıp da aklanan malvarlığı değerini bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişinin cezalandırılmasını öngörmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Buna göre; </strong>TCK m.282/1’de öncül suçtan kaynaklanan malvarlığı değerinin aklanması fiilinin cezalandırılacağı, TCK m.282/2’de ise TCK m.282/1’in konusunu oluşturan, yani halihazırda aklanmış olan malvarlığı değerinin, bu özelliği bilinerek satın alınmasının, kabul edilmesinin, bulundurulmasının veya kullanılmasının cezalandırılacağı düzenlenmiştir. <strong>Bir başka ifadeyle; TCK m.282/1 ile m.282/2 arasındaki temel fark, suçların konusunun farklı olmasıdır.</strong> TCK m.282/1’de aklanacak bir malvarlığı değeri sözkonusu iken, TCK m.282/2’de halihazırda aklanmış bir malvarlığı değeri vardır ve bunun bu özelliği bilinerek satın alınması, kabul edilmesi, bulundurulması ve kullanılması suç olarak düzenlenmiştir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Doğa Ceylan</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kara-para-aklama-sucunda-tck-m2821-ile-m2822nin-farki-1</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/kara-para-aklama.jpg" type="image/jpeg" length="49734"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2025/264 E., 2026/54 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025264-e-202654-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025264-e-202654-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 12/2/2026 tarihli, 2025/264 esas - 2026/54 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2025/264</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2026/54</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 26/2/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.Tarih-Sayı : 21/5/2026-33260</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: </strong>Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi</p>

<p><strong>İTİRAZIN KONUSU: </strong>9/3/2023 tarihli ve 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesinin (22) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’nın 2., 9. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>OLAY:</strong> Defter ve belgelerin zayi olduğuna yönelik belge verilmesi talebinin kısmen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.</p>

<p><strong>I.</strong> <strong>İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ</strong></p>

<p>Kanun’un 10. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (22) numaralı fıkrası şöyledir:</p>

<p>“<i>(22) 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa ve 213 sayılı Kanuna göre tutulması ve tasdiki zorunlu defterleri ile kullanmak mecburiyetinde bulunduğu belgeleri 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle zayi olan mükellefler, durumu öğrendiği tarihten itibaren 31/7/2023 tarihine kadar (bu tarih dâhil) yetkili mahkemeden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Mahkeme bu talebi ivedilikle görüşür ve gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir. <strong><u>Ancak bu yerlerde bulunan mükellefin il veya ilçe idare kurullarından defter ve belgelerinin zayi olduğuna ilişkin olarak alacağı belge de yetkili mahkemeden alınmış belge hükmündedir.</u></strong> Böyle bir belge almamış olan mükellef, defterlerini ve belgelerini ibrazdan kaçınmış sayılır. Defter veya belgelerinin iş yerinde veya 3568 sayılı Kanun uyarınca yetkili meslek mensubunun faaliyetlerini yürüttüğü yerde zayi olduğunu beyan eden mükellef, ilgili mahkemeye veya il/ilçe idare kuruluna başvurduğunu gösteren belge ile yeni defterlerin açılış onayını notere yaptırabilir. Şu kadar ki ilgili mahkeme veya kurullarca defter ve belgelerin zayi olmadığına karar verilmesi halinde mükellef, defter ve belgelerini ibrazdan kaçınmış sayılır. Bu fıkra kapsamında yapılan yeni defterlerin tasdiki işleminden 492 sayılı Kanun hükümlerine göre noter harcı, 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununa göre her ne adla olursa olsun noterlik ücreti alınmaz. 6102 sayılı Kanun ve 213 sayılı Kanun kapsamında tutulması ve tasdiki zorunlu olup elektronik ortamda tutulan defterlerden, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından muhafaza edilen ya da muhafaza edilmek üzere anılan Bakanlığa elektronik ortamda iletilen defterler bakımından bu madde hükümleri uygulanmaz. Mükelleflerin talebine istinaden bu defterlerin teslimine ilişkin usul ve esaslar, Ticaret Bakanlığının görüşü alınarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.</i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 25/12/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III</strong><strong>. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ahmet Hakan SOYTÜRK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A. Anlam ve Kapsam</strong></p>

<p>3. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde her tacirin ticari defterleri tutmak, defterlerinde ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini, her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri bu Kanun’a göre açıkça görülebilir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>4. Anılan maddenin (3) ve (4) numaralı fıkralarında ticari nitelikteki defterler sayılmış, (5) numaralı fıkrada bu Kanun’a tabi gerçek ve tüzel kişilerin 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanun’un 175. ve mükerrer 257. maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorunda olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>5. 6102 sayılı Kanun’un 82. maddesinde ise saklanması gereken ticari belgeler ve bunların saklanma süresine ilişkin hükümler yer almaktadır.</p>

<p>6. 213 sayılı Kanun’un “<i>Mükellefin Ödevleri</i>” başlıklı İkinci Kitabı’nın “<i>Defter Tutma</i>” başlıklı İkinci Kısmı’nda defter tutma yükümlülüğü olan mükellefler ile bunların istisnaları, defter tutma esas ve usulleri; “<i>Vesikalar</i>” başlıklı Üçüncü Kısmı’nda ise bu Kanun’a göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan ilişki ve işlemlere dair belgelerin düzenlenmesi, kullanılması ve kayıt altına alınmasına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 253 ila mükerrer 257. maddelerinde de defter ve belgelerin saklanması ve ibrazına yönelik düzenlemelere yer verilmiştir.</p>

<p>7. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinin (1) numaralı alt bendinde ticari defterlerin zıyaı hâlinde belge verilmesi çekişmesiz yargı işlerinden sayılmıştır.</p>

<p>8. 6102 sayılı Kanun’un 82. maddesinin (7) numaralı fıkrasında da bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğraması hâlinde açılacak hasımsız bir davayla söz konusu defter ve belgelerin zıyaına dair bir belge verilmesini yetkili mahkemeden isteyebileceği hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>9. 7440 sayılı Kanun’un 10. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (22) numaralı fıkrasında 6102 sayılı Kanun’a ve 213 sayılı Kanun’a göre tutulması ve tasdiki zorunlu defterleri ile kullanmak mecburiyetinde olduğu belgeleri 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler nedeniyle zayi olan mükelleflere ilişkin olarak düzenleme yapılmıştır.</p>

<p>10. Anılan fıkranın birinci cümlesinde söz konusu mükelleflerin durumu öğrendiği tarihten itibaren 31/7/2023 tarihine kadar anılan defter ve belgelerin zayi olduğuna ilişkin olarak yetkili mahkemeden belge verilmesini isteyebilecekleri belirtilmiş, itiraz konusu üçüncü cümlesinde ise bu yerlerde bulunan mükelleflerin il veya ilçe idare kurullarından defter ve belgelerinin zayi olduğuna ilişkin olarak alacağı belgenin de yetkili mahkemeden alınmış belge hükmünde olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla ticari defter ve belgelerin zıyaına ilişkin belge düzenleme yetkisi mahkemelerin yanı sıra idari kurullara da tanınmıştır. Fıkra kapsamında yapılan yeni defterlerin tasdiki işleminden 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre noter harcı ve 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’na göre her ne adla olursa olsun noterlik ücreti alınmayacaktır.</p>

<p>11. Defter veya belgelerinin işyerinde veya 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu uyarınca yetkili meslek mensubunun faaliyetlerini yürüttüğü yerde zayi olduğunu beyan eden mükellef, ilgili mahkemeye veya il/ilçe idare kuruluna başvurduğunu gösteren belgeyle yeni defterlerin açılış onayını notere yaptırabilecektir ancak ilgili mahkeme veya kurullarca defter ve belgelerin zayi olmadığına karar verilmesi hâlinde mükellef, defter ve belgelerini ibrazdan kaçınmış sayılacaktır.</p>

<p><strong>B. İtirazın Gerekçesi</strong></p>

<p>12. Başvuru kararında özetle; hukuk devletinde bireylerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin kararların ancak bağımsız mahkemelerce verilebileceği, buna karşılık itiraz konusu kuralla mahkemelerin görev alanına giren defter ve belgelerin zayi olduğuna dair belge verme yetkisinin mahkemelerin yanı sıra idari bir merciye de tanındığı, bu durumun kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı, idari bir merci tarafından verilen zayi belgesine karşı yargı yolu açık olmakla birlikte bu yargısal korumanın idari mercinin işleminden sonra devreye girdiği, dolayısıyla bireyin mahkeme önünde doğrudan dinlenilme hakkından, bu bağlamda mahkemeye erişim hakkından mahrum bırakıldığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 9. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p>13. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p>14. Kuvvetler ayrılığı ilkesi de genellikle hukuk devleti ilkesi ile ilişkilendirilmiştir. Nitekim Anayasa’nın yasama, yürütme ve yargı yetkilerini düzenleyen 7 ila 9. maddelerinde temel bir anayasal tercih olarak kuvvetler ayrılığı ilkesinin benimsendiği açıkça ortaya konulmuştur. Anayasa’nın Başlangıç kısmının dördüncü paragrafında ise “<i>Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu</i>” belirtilerek bu ilkenin mahiyeti açıklanmıştır (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 158; E.2018/113, K.2020/48, 24/9/2020, § 17).</p>

<p>15. Anayasa’nın 9. maddesinde “<i>Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.</i>” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla yargı yetkisinin mahkemeler dışında başka bir organca kullanılması ve mahkemelerin bu yetkiyi diğer organlarla paylaşması mümkün değildir (AYM, E.1992/27, K.1992/31, 5/5/1992).</p>

<p>16. Anayasa’da yargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce kullanılacağı hüküm altına alınmakla beraber yargı fonksiyonunun ne olduğu tanımlanmamıştır. Doktrinde yargı fonksiyonu, genel olarak hukuki uyuşmazlıkların yargısal yöntemlerle çözüme kavuşturulması olarak nitelendirilmektedir (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 159). Bunun yanı sıra yargısal faaliyetin en önemli unsurlarından biri söz konusu hukuki uyuşmazlığın tüm yönleriyle esastan çözülerek karara bağlanması ve bu kararın kesin hüküm niteliği taşımasıdır (AYM, E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012).</p>

<p>17. 6100 sayılı Kanun’un 382. maddesinin (1) numaralı fıkrasında çekişmesiz yargı; hukukun, mahkemelerce ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan, ilgililerin ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı ve hâkimin resen harekete geçtiği hâllerden birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere uygulanması olarak ifade edilmiştir. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında çekişmesiz yargı işi olarak kabul edilen hâller düzenlenmiştir. Bu kapsamda söz konusu fıkranın (e) bendinin (1) numaralı alt bendinde defter ve belgelerin zıyaına ilişkin belge düzenleme işi çekişmesiz yargı işlerinden biri olarak sayılmıştır.</p>

<p>18. Anılan Kanun’un 383. maddesinde de çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin -aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece- sulh hukuk mahkemesi olduğu hüküm altına alınmıştır. 6102 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerinin asliye ticaret mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir.</p>

<p>19. Bu itibarla kanun koyucunun ilke olarak defter ve belgelerin zıyaına ilişkin belge düzenleme işleminin yargı mercilerince yerine getirilmesini öngördüğü, itiraz konusu kuralla mahkemelerin yanı sıra idari kurullara da belirli bir dönemle sınırlı olmak üzere bu hususta yetki tanıdığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda söz konusu işlemin bağımsız mahkemelerce yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunup bulunmadığının, başka bir deyişle kuralın yargı yetkisinin idareye devri sonucunu doğurup doğurmadığının değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>20. Çekişmesiz yargı işlerinin hukuki niteliği konusunda görüş birliği olmamakla birlikte söz konusu işlerin yargısal ve idari yönlerinin bulunduğu ortadadır. Niteliği itibarıyla idari işlem olarak kabul edilebilecek bir faaliyet idari bir merci tarafından yerine getirilebileceği gibi bu işlemin çekişmesiz yargı kapsamında sayılması ve kamu yararı gözetilerek yargı mercilerine gördürülmesi kanun koyucunun takdirindedir (bazı farklarla birlikte AYM, E.1967/21, K.1968/36, 26/9/1968).</p>

<p>21. Nitekim Anayasa Mahkemesi 6100 sayılı Kanun'un 382. maddesinde çekişmesiz yargı işleri arasında sayılan <i>terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi</i> ile <i>mirasçılık belgesi verilmesi</i> işlemlerinin mahkemelerin yanı sıra noterler tarafından da yapılmasına imkân tanıyan hükmün yargı yetkisinin devri niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşmıştır (AYM, E.2011/64, K.2012/168, 1/11/2012).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>22. İl veya ilçe idari kurullarınca düzenlenmesi öngörülen defter ve belgelerin zıyaına ilişkin belge, söz konusu durumun üçüncü kişilere karşı veya resmî makamlar önünde ispatına imkân sağlamaktadır. Başka bir ifadeyle bu belgenin düzenlenmesi bir tespit niteliği taşımaktadır. Anılan belgenin düzenlenmesinde husumet yöneltilen bir taraf bulunmadığı gibi talep üzerine verilen belge de kesin hüküm oluşturmamaktadır. Bu belgenin gerekçesi ortaya konularak iptali, geri alınması veya değiştirilmesi de mümkündür. Kuralla il ve ilçe idari kurullarına tanınan yetki hukuki bir uyuşmazlığı yargısal bir kararla sona erdirme sonucunu doğurmamaktadır. Dolayısıyla anılan belgenin münhasıran bağımsız mahkemelerce düzenlenmesi zorunluluğu söz konusu değildir.</p>

<p>23. Bu itibarla kural, yargı yetkisinin devredilmesi anlamına gelmediği gibi kuralın kuvvetler ayrılığı bağlamında hukuk devleti ilkesiyle çelişir bir yönü de bulunmamaktadır.</p>

<p>24. Öte yandan Anayasa’nın “<i>Hak arama hürriyeti</i>” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında “<i>Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.</i>” denilmektedir.</p>

<p>25. Anayasa’nın anılan maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğü, yargılama usulüne ilişkin güvencelerle hakkaniyete uygun yargılama yapılmasını hedefleyen ve demokratik toplumda vazgeçilmez nitelikte olan adil yargılanma hakkını da kapsayan geniş bir içeriğe sahiptir. Bu özgürlük, hakların korunmasını amaç edinen vazgeçilmez meşru yöntemlerin başında gelmektedir.</p>

<p>26. Kuralla defter ve belgelerin zıyaına ilişkin belge düzenleme yetkisi belirli bir dönemle sınırlı olarak idari kurullara da tanınmış olmakla birlikte kuralın da yer aldığı fıkranın birinci ve ikinci cümleleri ile 6100 ve 6102 sayılı Kanunlardaki bu hususa dair genel hükümler dikkate alındığında mahkemelerin söz konusu belgeyi düzenleme yetkisinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle söz konusu belgenin düzenlenmesi, kural uyarınca bir idari kuruldan talep edilebileceği gibi doğrudan mahkemelerden de talep edilebilecektir.</p>

<p>27. Kaldı ki adil yargılanma hakkı kapsamında yargılamanın adil olup olmadığı yargılamanın bütünü dikkate alınarak değerlendirilmelidir. İdari kurullar tarafından yapılan tespitin, bu tespit esas alınarak tesis edilecek işlemlere karşı açılacak davalarda tartışma konusu edilmesine yönelik olarak herhangi bir sınırlamanın getirilmediği gözetildiğinde idarece yapılan tespitin yargıya taşınması ve hukuka uygunluğunun yargı kararıyla denetlenmesi de mümkündür. Dolayısıyla kuralın adil yargılanma hakkını ihlal eden bir yönü de bulunmamaktadır.</p>

<p>28. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 9. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM</strong></p>

<p>9/3/2023 tarihli ve 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesinin (22) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 26/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025264-e-202654-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/03/yargi/anayasa-ms5.jpg" type="image/jpeg" length="48548"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2025/113 E., 2026/40 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025113-e-202640-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025113-e-202640-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 12/2/2026 tarihli, 2025/113 esas - 2026/40 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2025/113</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2026/40</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 12/2/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.Tarih-Sayı : 21/5/2026-33260</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İPTAL DAVASINI AÇAN: </strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Murat EMİR, Gökhan GÜNAYDIN, Ali Mahir BAŞARIR ile birlikte 129 milletvekili</p>

<p><strong>İPTAL DAVASININ KONUSU</strong>: 5/3/2025 tarihli ve (180) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 1. maddesiyle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (3) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin;</p>

<p><strong>A. </strong>2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının;</p>

<p><strong>1.</strong> Birinci cümlesinde yer alan “<i>…görevlere Cumhurbaşkanı…</i>” ibaresinin “<i>…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…</i>” şeklinde değiştirilmesinin,</p>

<p><strong>2.</strong> İkinci cümlesinde yer alan “<i>Bu cetvellerde…</i>” ibaresinin “<i>Bu fıkrada…</i>” şeklinde değiştirilmesinin,</p>

<p><strong>B. </strong>2. maddesine eklenen (3) numaralı fıkranın,</p>

<p>Anayasa’nın 2., 7., 104., 128. ve 153. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>I.</strong> <strong>İPTALİ İSTENEN CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ KURALLARI</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin (CBK) iptali talep edilen 1. maddesiyle (3) numaralı CBK’nın ibare değişikliği yapılan ve fıkranın eklendiği 2. maddesi şöyledir:</p>

<p>“<i>Atama usulü</i></p>

<p><i>MADDE 2- (1) Anayasanın 104 üncü maddesine göre yürütme yetkisinin sahibi olan Cumhurbaşkanı, atamaya yetkili amirlere ait yetkileri haizdir. </i></p>

<p><i>(2) (Değişik birinci cümle: RG-31/8/2024-32648-CK-162/1 md.) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kadro, pozisyon ve <strong><u>görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı</u></strong> kararıyla atama yapılır. <strong><u>Bu fıkrada</u></strong> sayılmayan kadro, pozisyon ve görevlere, ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya atamaya yetkili amirler tarafından atama yapılır. Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakan bu yetkisini alt kademedeki yöneticilere devredebilir.</i></p>

<p><strong><i><u>(3)</u></i></strong><strong><i> </i></strong><i>(Ek: RG-6/3/2025-32833-CK-180/1 md.)<strong><u> Atama usulü ve atamaya yetkili makamı bu madde ile belirlenen vali yardımcısı ve kaymakam kadroları hakkında bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin diğer hükümleri uygulanmaz. </u></strong></i></p>

<p><i>(4) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlerin boşalması hâlinde rektörler bakımından Yükseköğretim Kurulu Başkanı, diğerleri bakımından ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan tarafından görevlendirme yapılabilir. Bu görevlendirmeler aynı gün Cumhurbaşkanlığına bildirilir.</i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 7/5/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Derya ATAKUL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu CBK kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A. </strong><strong>CBK’ların Anayasal Çerçevesi ve Yargısal Denetimi</strong></p>

<p>3. Anayasa Mahkemesi CBK’ların anayasal çerçevesini ve yargısal denetimine ilişkin ilkeleri daha önceki kararlarında belirlemiştir. Buna göre CBK’ların yargısal denetiminde öncelikle Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci ila dördüncü cümlelerinde belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygunluğunun ele alınması gerekmekte olup bu kapsamda düzenlemenin yürütme yetkisine ilişkin olması, Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevlerle ilgili olmaması, Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen ya da kanunda açıkça düzenlenen konulara ilişkin olmaması gerekir. Anılan fıkra yönünden herhangi bir aykırılık tespit edilmemesi durumunda ise bu defa CBK’ların içerik yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi yapılmalıdır (AYM, E.2019/78, K.2020/6, 23/1/2020, §§ 3-13; E.2019/31, K.2020/5, 23/1/2020, §§ 3-13; E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, §§ 3-13; E.2018/155, K.2020/27, 11/6/2020, §§ 3-13).<strong> </strong></p>

<p><strong>B. İptal Talebinin Gerekçesi</strong></p>

<p>4. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallarla Cumhurbaşkanına vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına atama yetkisinin verildiği, böylelikle vali yardımcıları ve kaymakamların Anayasa’nın 104. maddesinin dokuzuncu fıkrasıyla Cumhurbaşkanına verilen üst düzey yöneticileri atama yetkisi kapsamına alındığı ancak Anayasa Mahkemesi kararında açıkça belirtildiği üzere vali yardımcıları ve kaymakamların üst düzey kamu yöneticisi olmadığı, dolayısıyla kuralların üst düzey kamu yöneticisi olmayan kamu görevlilerine ilişkin olduğu, bunların atanmalarının kanunla düzenlenmesi gerektiği, kurallarla Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda CBK’yla düzenleme yapıldığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 7., 104., 128. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p><strong>1. CBK’nın 1. Maddesiyle (3) Numaralı CBK’nın 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının </strong><strong>Birinci Cümlesinde Yer Alan “<i>…görevlere Cumhurbaşkanı…</i>” İbaresinin “<i>…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…</i>” Şeklinde Değiştirilmesinin İncelenmesi </strong></p>

<p><strong>a.<i> </i>“<i>…görevler ile…</i>” İbaresi</strong></p>

<p><strong>i. Kuralın Konu Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>5. Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralın Anayasa’nın 7., 128. ve 153. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK’ya ilişkin konu bakımından yetki kuralları Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.</p>

<p>6. Dava konusu kural, (3) numaralı CBK’ya ekli (I) ve (II) Sayılı Cetvellerde yer alan görevlere Cumhurbaşkanının kararıyla atama yapılacağını öngörmekte olup idari bir görev üstlenen kamu görevlilerini atamaya yetkili merci ve atama usulüne ilişkin olması nedeniyle Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında yürütme yetkisine ilişkin bir konuyu düzenlemektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2018/120, K.2023/171, 11/10/2023, § 24).</p>

<p>7. Kural, Anayasa’nın CBK ile düzenlenmesi yasaklanan İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevlerle ilgili olarak herhangi bir düzenleme içermemektedir.</p>

<p>8. CBK’ya ekli (I) ve (II) Sayılı Cetvellerde yer alan görevlere atamaya yetkili merci ve atama usulü konularında düzenleme yaptığı anlaşılan kuralın Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır (AYM, E.2018/124, K.2020/56, 15/10/2020, § 44).</p>

<p>9. Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının dördüncü cümlesinde “<i>Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.</i>” denilmiştir. Buna göre CBK’ların anılan Anayasa hükmü yönünden denetimi yapılırken CBK ile düzenlenen alanda hüküm ifade eden, bu bağlamda karşılaştırmaya esas olabilecek, daha önce kabul edilmiş bir kanun hükmünün bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekir.</p>

<p>10. Kuralla aynı alanda hüküm ifade eden karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikte, kanunla yapılan herhangi bir düzenleme tespit edilememiştir. Bu itibarla kuralın kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>11. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>ii. Kuralın İçerik Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>12. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p>13. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri <i>belirlilik</i>tir. Belirlilik ilkesi yalnızca yasal belirliliği değil daha geniş anlamda hukuki belirliliği de ifade etmektedir. Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasıdır. Anılan ilkenin yürütmenin asli düzenleyici işlemi niteliğinde olan CBK’lar bakımından da geçerli olduğunda şüphe bulunmamaktadır (AYM, E.2020/34, K.2023/25, 16/2/2023, § 49; E.2020/54, K.2022/165, 29/12/2022, § 28; E.2019/38, K.2022/148, 30/11/2022, § 40-41).</p>

<p>14. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişle birlikte Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini yeniden düzenleyen Anayasa’nın 104. maddesinde yapılan değişikliklerden biri de üst kademe kamu yöneticilerinin atanması ve görevlerine son verilmesinin Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri arasında yer alması, ayrıca bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasların CBK ile düzenlenmesine imkân tanınmasıdır (AYM, E.2019/111, K.2023/63, 5/4/2023, § 65).</p>

<p>15. Anayasa’nın 104. maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan hüküm ile üst kademe kamu yöneticilerini atama ve görevden alma yetkisi münhasıran Cumhurbaşkanına verilmiş bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi CBK ile özel olarak düzenlenebilecek konular arasında öngörülmüştür. Böylece Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yürürlüğe girmesiyle anayasal düzeyde kavramsal olarak üst kademe kamu yöneticileri diğer kamu görevlilerinden ayrılmıştır. Bu çerçevede bunların gerek atanmaları ve görevden alınmaları gerekse atanmalarına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi yönünden tabi oldukları anayasal ilkeler üst kademe kamu yöneticisi olmayan kamu görevlilerinden farklıdır.</p>

<p>16.<i> Üst kademe kamu yöneticileri</i> kavramının neyi ifade ettiğine yönelik olarak Anayasa’da genel ve soyut bir tanımlama yapılmamış ya da herhangi bir ölçüte yer verilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesince bu anayasal kavramın kendi bağlamı içinde özerk bir biçimde yorumlanması gerekir. Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin yürürlüğe girmesinden önceki dönemde verdiği bir kararında üst kademe yönetici kavramını yorumlamıştır. Anayasa Mahkemesi 10/1/1985 tarihli ve 3149 sayılı Üst Kademe Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Hakkında Kanun’un üst kademe kamu yöneticilerini daire başkanını da içine alacak şekilde sayma yoluyla belirleyen kapsam maddesini de (2. madde) denetlediği kararında üst kademe kamu yöneticileri kavramının belirlenmesinde esas alınacak her durumda geçerli, değişmez ve mutlak ölçütler bulmanın zorluğuna dikkat çekmiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi anılan kararında <i>kamu politikasının tayinine katılma, seçimle gelmemekle birlikte etkin bir otoriteye sahip olma ve kuruluşunun en üst düzeyinde bulunma</i> gibi bazı ölçütlerin önerilmesine rağmen üst kademe yöneticilerinin kimler olduğunun doktrinde ve kanunlarda açıklığa kavuşturulmadığını, esasen bunun çok zor olduğunu ve bu zorluğu dikkate alan kanun koyucunun da bunları tek tek saymak yolunu tercih ettiğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesine göre üst kademe kamu yöneticilerine dair bir tanım yapılsaydı dahi tam anlamıyla bir tanım olmayacak ve takdire yine de elverişli bulunacaktır (AYM, E.1985/3, K.1985/8, 18/6/1985).</p>

<p>17. Anayasa Mahkemesinin anılan kararında vurgulandığı üzere bu kavramın tanımlanmasında güçlükler bulunsa da özellikle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin yürürlüğe girmesinden sonra anayasal bir kavrama da dönüşmüş olduğu gözetildiğinde bunun belli bir çerçeveye kavuşturulması bir zorunluluktur. Genel anlamda bir tanımlama yapılacak olursa Anayasa’da yer verilen üst kademe kamu yöneticileri kavramının belirli bir kamu hizmetini yürüten kamu kuruluşunun hiyerarşik bakımdan üst düzeylerinde görev alan ve aynı zamanda o hizmet alanıyla ilgili kamu politikalarının belirlenmesinde ve uygulanmasında etkin bir otoriteye, yetki ve sorumluluğa sahip olan kişileri ifade ettiği söylenebilir (AYM, E.2019/111, K.2023/63, 5/4/2023, §§ 80, 81).</p>

<p>18. Bu itibarla kurum içinde klasik anlamda belirli bir sevk ve idare, başka bir deyişle yönetim yetkisine sahip olmakla birlikte kurumun görev ve yetkileri çerçevesindeki politikaların belirlenmesi sürecine katılmayan, yönetim yetkisi bu politikaları uygulamakla sınırlı olan yöneticilerin ya da kurumun hizmet alanıyla ilgili kamu politikalarının tayininde sadece istişari nitelikte rol üstlenen kişilerin üst kademe kamu yöneticisi olarak kabulü mümkün değildir (AYM, E.2019/111, K.2023/63, 5/4/2023, § 82).</p>

<p>19. Anayasa Mahkemesi bir kuralın üst kademe kamu yöneticilerinin atanmalarına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesiyle ilgili olup olmadığını CBK koyucunun nitelendirmesinden bağımsız olarak, yukarıda tespit edilen ilkeler çerçevesinde her bir kural özelinde özerk şekilde ele alıp nihai olarak denetleme görevinin kendisine ait olduğunu belirtmiştir (AYM, E.2019/111, K.2023/63, 5/4/2023, § 83).</p>

<p>20. (3) numaralı CBK’nın adından ve “<i>Amaç ve kapsam</i>” başlıklı 1. maddesinden de anlaşılacağı üzere anılan CBK’da sadece üst kademe kamu yöneticilerinin atama usul ve esasları değil, aynı zamanda kamu kurum ve kuruluşlarında atama usul ve esasları da düzenlenmiştir. Dolayısıyla CBK’ya ekli cetvellerdeki tüm kadro, pozisyon ve görevlerin kategorik olarak üst kademe kamu yöneticiliği sıfatına işaret etmediği görülmüştür (AYM, E.2019/111, K.2023/63, 5/4/2023, § 68).</p>

<p>21. Üst kademe kamu yöneticilerinin atanmalarına ilişkin usul ve esasların CBK’yla düzenlenebileceğiyle ilgili olarak tereddüt bulunmamakla birlikte Anayasa’nın 104. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca <i>atanma esaslarına</i> ilişkin olarak yapılacak düzenlemenin üst kademe kamu yöneticilerine münhasır olması gerekir. Zira Anayasa koyucu sadece üst kademe kamu yöneticileriyle sınırlı olarak atanma esaslarının belirlenmesi yetkisini Cumhurbaşkanına bırakmıştır. Kendilerini atayan Cumhurbaşkanı ile göreve gelme esasına tabi olmayan diğer kamu görevlilerinin atanma esaslarının CBK ile belirlenmesi mümkün değildir. Diğer kamu görevlileri yönünden Anayasa’nın 128. maddesindeki <i>atanma esaslarının kanunla düzenlenmesi</i> güvencesi varlığını devam ettirmektedir. Dolayısıyla üst kademe kamu yöneticilerinin kimler olduğunun Anayasa Mahkemesince tespit edilen ölçütler de dikkate alınmak suretiyle CBK’yla açık ve net bir biçimde belirlenmesi, diğer kamu görevlilerine sağlanan anayasal güvencelerin zedelenip zedelenmediğinin denetimi bakımından oldukça önem taşımaktadır (AYM, E.2018/120, K.2023/171, 11/10/2023, § 41).</p>

<p>22. Anayasa Mahkemesi, 11/10/2023 tarihli ve E.2018/120, K.2023/171 sayılı kararında (3) numaralı CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>...(II) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı onayı ile...</i>” ibaresini söz konusu cetvelin “<i>I. Hukuk Müşavirleri (Bakanlık Bağlı, İlgili, İlişkili Kuruluşları)</i>” ve “<i>Spor Müşavirleri</i>” dışında kalan kısmı yönünden incelemiş ve içerik yönünden iki gerekçeyle Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir.</p>

<p>23. Anılan kararda söz konusu CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’de yer alan kadro, pozisyon ve görevlerin bir kısmı üst kademe kamu yöneticilerine ilişkin iken bir kısmının bu nitelikte olmadığını, bu durumda CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’in ve cetvelin tabi olduğu hükümlerin üst kademe kamu yöneticisi olmayan kamu görevlilerine özgü olarak mı düzenlendiğinin tespit edilemediği belirtilerek bu durumun Anayasa’nın 2. maddesi kapsamında belirlilik ilkesine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır (AYM, E.2018/120, K.2023/171, 11/10/2023, § 42).</p>

<p>24. Kararda ayrıca incelenen ibare ile CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’de yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı onayı ile atama yapılmasının öngörüldüğü, dolayısıyla bu görevlere doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atama yapılamayacağı ancak yetkili merciin teklifi üzerine Cumhurbaşkanı onayı ile atama işleminin gerçekleşebileceği, Anayasa’nın 104. maddesinin dokuzuncu fıkrasında üst kademe kamu yöneticilerinin Cumhurbaşkanı tarafından <i>atanacağı</i> belirtilerek bu konuda Cumhurbaşkanının tek başına yetkili kılındığı, bu itibarla Cumhurbaşkanının üst kademe yöneticilerini atama yetkisinin bir başka makamın onayına tabi tutulamayacağı gibi bir başka makamın teklifine de bağlı tutulamayacağı belirtilerek ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğu değerlendirilmiştir (AYM, E.2018/120, K.2023/171, 11/10/2023, §§ 43-45).</p>

<p>25. Anılan karardan sonra iptal gerekçesine uygun olarak (II) Sayılı Cetvel’de yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı kararıyla atama yapılması öngörülmüştür. Bununla birlikte CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’de iptal kararının gerekçesinde değinilen hususlarla ilgili olarak farklı bir sonuca ulaşmayı sağlayacak değişiklik yapılmadığı görülmüştür.</p>

<p>26. Nitekim Anayasa Mahkemesi 3/6/2025 tarihli ve E.2024/171, K.2025/118 sayılı kararında da (3) numaralı CBK incelendiğinde üst kademe kamu yöneticilerinin kimler olduğunun açık bir biçimde düzenlenmediğini, üst kademe kamu yöneticilerinin açık bir biçimde belirtilmesi yerine CBK’ya ekli farklı cetvellerin oluşturulması ve bu cetvellerde yer alan kadro, pozisyon ve görevlerin farklı kurallara tabi tutulması yönteminin benimsendiğini, dolayısıyla (3) numaralı CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’in içeriği itibarıyla belirlilik ilkesine uygun hâle getirilmediğini belirterek anılan CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…ve (II) sayılı…</i>” ibaresinin Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu sonucuna ulaşmıştır (AYM, E.2024/171, K.2025/118, 3/6/2025, §§ 36-38).</p>

<p>27. Dava konusu kuralla (3) numaralı CBK’ya ekli (I) ve (II) Sayılı Cetvellerde yer alan görevlere Cumhurbaşkanının kararıyla atama yapılacağı öngörülmektedir.</p>

<p>28. (3) numaralı CBK’da üst kademe kamu yöneticilerinin kimler olduğunun açık bir biçimde düzenlenmediği dikkate alındığında kural bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu itibarla CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…görevler ile…</i>” ibaresinin Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>29. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.</p>

<p>Muhterem İNCE ve Ömer ÇINAR bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p><strong>b.</strong> <strong>“<i>…vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…</i>” İbaresi</strong><strong> </strong></p>

<p><strong>i. Kuralın Konu Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>30. Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralın Anayasa’nın 7., 128. ve 153. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK’ya ilişkin konu bakımından yetki kuralları Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.</p>

<p>31. Dava konusu kuralla<strong> </strong>vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanının kararıyla atama yapılacağı öngörülmüştür.</p>

<p>32. Vali yardımcıları ve kaymakamlar daha önce (3) numaralı CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’de yer almakta iken Anayasa Mahkemesi 1/2/2024 tarihli ve E.2021/38, K.2024/25 sayılı kararında (II) Sayılı Cetvel’e dâhil edilmenin yalnızca atama usulünün değil aynı zamanda atanma şartlarının da CBK ile belirlenmesi sonucunu doğurduğunu, hâlbuki vali yardımcısı ve kaymakamların üst kademe kamu yöneticisi olmamaları nedeniyle atanma şartlarının CBK ile düzenlenemeyeceğini belirterek bu ünvanların (II) Sayılı Cetvel’de yer almasını konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı bulmuştur (AYM, E.2021/38, K.2024/25, §§ 117-133).</p>

<p>33. Anılan iptal kararının gereği olarak söz konusu ünvanların cetvelden çıkarıldığı ancak mevcut hiyerarşik yapı ve idari işleyişle uyumu gözetilerek atamaların yine Cumhurbaşkanı kararıyla yapılabilmesini sağlamak amacıyla dava konusu kuralın ihdas edildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>34. Bu yönüyle kural idari bir görev üstlenen kamu görevlilerini atamaya yetkili merci ve atama usulüne ilişkin olması itibarıyla Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında yürütme yetkisine ilişkin bir konuyu düzenlemektedir.</p>

<p>35. Kural, Anayasa’nın CBK ile düzenlenmesi yasaklanan İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevler ile ilgili herhangi bir düzenleme içermemektedir.</p>

<p>36. Vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına atamaya yetkili merci ve atama usulü konularında düzenleme öngören kuralın Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.</p>

<p>37. Kuralla aynı alanda hüküm ifade eden karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikte, kanunla yapılan herhangi bir düzenleme tespit edilememiştir. Bu itibarla kuralın kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>38. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>ii. Kuralın İçerik Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>39. Dava konusu kural, vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına yapılacak atamalarda yetkili merciyi belirlemektedir. Kuralla anılan kadrolara atamaya yetkili merci ve atama usulü herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık, net ve anlaşılır şekilde ortaya konulduğundan kuralda belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırılık bulunmamaktadır.</p>

<p>40. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>2. CBK’nın 1. Maddesiyle (3) Numaralı CBK’nın 2. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının </strong><strong>İkinci Cümlesinde Yer Alan “<i>Bu cetvellerde…</i>” İbaresinin “<i>Bu fıkrada…</i>” Şeklinde Değiştirilmesinin İncelenmesi</strong></p>

<p><strong>a. Kuralın Konu Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>41. Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralın Anayasa’nın 7., 128. ve 153. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK’ya ilişkin konu bakımından yetki kuralları Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.</p>

<p>42. (3) numaralı CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde bu CBK’ya ekli (I) ve (II) Sayılı Cetvellerde yer alan kadro ve pozisyon ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı kararıyla atama yapılacağı belirtilmiş; ikinci cümlesinde ise bu fıkrada sayılmayan kadro, pozisyon ve görevlere ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya atamaya yetkili amirler tarafından atama yapılacağı hükme bağlanmıştır. İkinci cümlede yer alan “<i>Bu fıkrada…</i>”<i> </i>ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır. Buna göre anılan CBK’ya ekli (I) ve (II) Sayılı Cetvellerde yer alan kadro ve pozisyon ile vali yardımcısı ve kaymakam kadroları dışında kalan kadro, pozisyon ve görevlere ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya atamaya yetkili amirler tarafından atama yapılacaktır.</p>

<p>43. (180) numaralı CBK’nın 1. maddesiyle (3) numaralı CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…görevlere Cumhurbaşkanı…</i>” ibaresinin “<i>…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…</i>” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “<i>…görevler ile…</i>” ibaresinin konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi bölümünde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.</p>

<p>44. Bu itibarla kamu görevlilerini atamaya yetkili merci ve atama usulüne ilişkin düzenlemelerin CBK ile yapılması mümkün olduğundan kuralın Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerini ihlal eden bir yönü bulunmamaktadır.</p>

<p>45. Kuralla aynı alanda hüküm ifade eden karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikte, kanunla yapılan herhangi bir düzenleme tespit edilememiştir. Bu itibarla kuralın kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>46. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptali talebinin reddi gerekir.<strong> </strong></p>

<p><strong>b. Kuralın İçerik Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>47. (180) numaralı CBK’nın 1. maddesiyle (3) numaralı CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…görevlere Cumhurbaşkanı…</i>” ibaresinin “<i>…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…</i>” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “<i>…görevler ile…</i>” ibaresinin içerik yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi bölümünde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.</p>

<p>48. Üst kademe yöneticiler bakımından (3) numaralı CBK’ya ekli (I) ve (II) Sayılı Cetvellerin belirli olmaması, söz konusu CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasında sayılmayan kadro, pozisyon ve görevlerin de belirsizliğine neden olmaktadır. Dolayısıyla kural Anayasa’nın 2. maddesi kapsamında belirlilik ilkesiyle bağdaşmamaktadır.</p>

<p>49. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.</p>

<p>Muhterem İNCE ve Ömer ÇINAR bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p><strong>3. CBK’nın 1. Maddesiyle (3) Numaralı CBK’nın </strong><strong>2. Maddesine Eklenen (3) Numaralı Fıkranın İncelenmesi</strong></p>

<p><strong>a. Kuralın Konu Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>50. Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralın Anayasa’nın 7., 128. ve 153. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK’ya ilişkin konu bakımından yetki kuralları Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.</p>

<p>51. Dava konusu kural, vali yardımcısı ve kaymakam kadroları hakkında (3) numaralı CBK’nın atama usulü ve atamaya yetkili makam dışındaki diğer hükümlerinin uygulanmayacağını öngörmektedir. Buna göre anılan CBK’da üst düzey kamu görevlileri ile diğer kamu görevlilerinin görev süresi, atama şartları gibi düzenlemeler vali yardımcısı ve kaymakam kadroları için uygulanmayacaktır.</p>

<p>52. Vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarının tabi olmayacakları mevzuatı belirleyen kuralın yürütme yetkisine ilişkin olduğu açıktır.</p>

<p>53. Kural, Anayasa’nın CBK ile düzenlenmesi yasaklanan İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevler ile ilgili herhangi bir düzenleme de içermemektedir.</p>

<p>54. Öte yandan vali yardımcıları ile kaymakamların, atanmalarına ilişkin usul ve esaslar dışında (3) numaralı CBK’nın hükümlerine tabi olmamasının bu CBK’daki atama şartlarına da tabi olmadıkları anlamına geldiği açıktır. Bu kapsamda kural, dolaylı olarak söz konusu görevlere atanma şartlarının belirlenmesine etki etmekte olup kamu görevlilerinin nitelikleri ve atanmalarına ilişkin hususların Anayasa’nın 128. maddesi uyarınca münhasıran kanunla düzenlenmesi gerektiği gözetildiğinde kamu görevlisi statüsündeki vali yardımcıları ve kaymakamların tabi olmayacağı hükümlerin CBK ile düzenlenmesinin mümkün olmayacağı söylenebilir.</p>

<p>55. Ancak kuralla, vali yardımcıları ve kaymakamlar hakkında (3) numaralı CBK hükümlerinin uygulanmayacağı ifade edilerek anılan CBK’nın düzenleme alanını genişletmek yerine daraltan bir düzenlemenin yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında salt bu yönüyle kuralın konu bakımından Anayasa’ya aykırı olduğu söylenemez.</p>

<p>56. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 1/2/2024 tarihli ve E.2021/38, K.2024/25 sayılı kararında; vali yardımcısı ve kaymakam ünvanlarının (3) numaralı CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’de yer almasının, anılan cetvelde yer alan ünvanlar için öngörülen atama şartları ve görevden ayrılmaya ilişkin düzenlemelere de tabi olacağı anlamına geldiği oysa bu kadroların üst kademe yönetici olarak kabul edilmediğinden atanma şartlarının CBK ile düzenlenemeyeceği belirtilerek söz konusu düzenlemenin konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır (AYM, E.2021/38, K.2024/25, 1/2/2024, §§ 119-129) .</p>

<p>57. CBK koyucu da bu gerekçeye uygun olarak vali yardımcıları ve kaymakamları (3) numaralı CBK’ya ekli (II) Sayılı Cetvel’den çıkarmıştır. Bununla birlikte idari teşkilat ve hiyerarşik yapı gereği atamalarının Cumhurbaşkanı kararıyla yapılmasını sürdürmek amacıyla atamaya yetkili merci ve atama usulünü yine CBK’da düzenlemiş ancak dava konusu kuralla haklarında (3) numaralı CBK hükümlerinin uygulanmayacağını ayrıca hükme bağlamıştır. Bu suretle kuralın, anılan iptal kararının gerekçelerini karşılamak ve kanunla düzenlenmesi gereken alanı CBK dışında bırakmak amacıyla ihdas edildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>58. Bu itibarla kuralın Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır.</p>

<p>59. Kuralla aynı alanda hüküm ifade eden karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikte, kanunla yapılan herhangi bir düzenleme tespit edilememiştir. Bu itibarla kuralın kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>60. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>b. Kuralın İçerik Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>61. Dava konusu kural, vali yardımcıları ve kaymakamlar hakkında (3) numaralı CBK hükümlerinin uygulanmayacağını açık, anlaşılır ve herhangi bir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Bu yönüyle kuralın kapsam ve sınırları belirli olup, idarenin düzenleme alanı ile kamu görevlilerinin hukuki durumları üzerinde doğuracağı sonuçlar öngörülebilir niteliktedir.</p>

<p>62. Düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte vali yardımcıları ve kaymakamlar hakkında atanma şartlarına ilişkin boşluk doğmadığı gibi söz konusu kadrolara atanma koşullarının 9/6/1930 tarihli ve 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu’nda düzenlenmiş olduğu dikkate alındığında uygulamada hukuki belirsizlik yarattığı da söylenemez.</p>

<p>63. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ</strong></p>

<p>64. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmüştür.</p>

<p>65. (3) numaralı CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “<i>Bu cetvellerde…</i>” ibaresinin “<i>Bu fıkrada…</i>” şeklinde değiştirilmesinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan cümlenin kalan kısmı ile söz konusu fıkranın üçüncü cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptalleri gerekir.</p>

<p><strong>V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU</strong></p>

<p>66. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “<i>Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.</i>” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmak suretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.</p>

<p>67. (3) numaralı CBK’nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…görevler ile…</i>” ibaresi ile ikinci ve üçüncü cümlelerinin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğun doldurulabilmesi amacıyla gerekli düzenlemelerin yapılması için Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.</p>

<p><strong>VI. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ</strong></p>

<p>68<i>. </i>Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların uygulanmaları halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.</p>

<p>5/3/2025 tarihli ve (180) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 1. maddesiyle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (3) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin;</p>

<p><strong>A. </strong>2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının;</p>

<p><strong>1</strong>. Birinci cümlesinde yer alan <i>“…görevlere Cumhurbaşkanı…”</i> ibaresinin <i>“…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…”</i> şeklinde değiştirilmesinde bulunan <i>“…görevler ile…” </i>ibaresine,</p>

<p><strong>2.</strong> İkinci cümlesinde yer alan “<i>Bu cetvellerde…</i>” ibaresinin “<i>Bu fıkrada…</i>” şeklinde değiştirilmesine,</p>

<p>yönelik iptal hükümlerinin yürürlüğe girmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu ibareye ve değişikliğe ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,</p>

<p><strong>B. 1. </strong>2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının<strong> </strong>birinci cümlesinde yer alan “<i>…görevlere Cumhurbaşkanı…</i>” ibaresinin “<i>…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…</i>” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “<i>…vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…” </i>ibaresine,</p>

<p><strong>2.</strong> 2. maddesine eklenen (3) numaralı fıkraya,</p>

<p>yönelik iptal talepleri 12/2/2026 tarihli ve E.2025/113, K.2026/40 sayılı kararla reddedildiğinden bu fıkraya ve ibareye ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,</p>

<p>12/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VII. HÜKÜM</strong></p>

<p>5/3/2025 tarihli ve (180) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 1. maddesiyle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (3) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin;</p>

<p><strong>A.</strong> 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının;</p>

<p><strong>1</strong>. Birinci cümlesinde yer alan <i>“…görevlere Cumhurbaşkanı…”</i> ibaresinin <i>“…görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…”</i> şeklinde;</p>

<p><strong>a.</strong> Değiştirilmesinin konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>b</strong>. Değiştirilmesinde bulunan;</p>

<p><strong>i. </strong><i>“…görevler ile…”</i> ibaresinin içeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Muhterem İNCE ile Ömer ÇINAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>ii.</strong><i> “…vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…” </i>ibaresinin içeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>2.</strong> <strong>a.</strong> İkinci cümlesinde yer alan “<i>Bu cetvellerde…</i>” ibaresinin “<i>Bu fıkrada…</i>” şeklinde değiştirilmesinin;</p>

<p><strong>i.</strong> Konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>ii. </strong>İçeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Muhterem İNCE ile Ömer ÇINAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>b.</strong> İkinci cümlesinin kalan kısmının 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>c.</strong> Üçüncü cümlesinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>B.</strong> 2. maddesine eklenen (3) numaralı fıkranın konu bakımından yetki ve içeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>12/2/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkan</p>

   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi, 5/3/2025 tarihli ve (180) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 1. maddesiyle 10/7/2018 tarihli ve 30474 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (3) numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "…<i>görevlere Cumhurbaşkanı..</i>." ibaresinin, “…<i>görevler ile vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı</i>…” şeklinde değiştirilmesine ilişkin “<i>görevler ile</i>” ibaresini ve ikinci cümlesinde yer alan <i>“Bu cetvellerde</i>” ibaresinin “<i>Bu fıkrada</i>” şeklinde değiştirilmesine ilişkin ibareyi içeriği itibari ile Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Aşağıda belirttiğimiz gerekçelerle söz konusu düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olmadığı kanaatinde olduğumuzdan iptal yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.</p>

<p>Mahkememiz çoğunluğu tarafından iptal gerekçesinde, (3) numaralı CBK’da üst kademe kamu yöneticilerinin kim olduğunun açık bir şekilde düzenlenmediği, üst kademe yöneticilerinin açık bir şekilde belirtilmesi yerine farklı cetvellerin oluşturulduğu, bu cetvellerde yer alan kadro ve görevlerin farklı kurallara tabi tutulduğu, ekli (II) sayılı cetvelin içeriği itibari ile belirsiz olduğu gerekçesi ile AYM’nin 3.6.2025 tarihli ve 2024/171 E., 2025/118 K. sayılı kararı ile iptal edildiği, dava konusu kural bakımından söz konusu karardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı, bu itibarla kuralın Anayasa’nın 2. maddesi kapsamında belirlilik ilkesine aykırı olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>AYM’nin 3/6/2025 tarihli ve 2024/171 E., 2025/118 K. sayılı kararı 11/8/2025 tarihli ve 32983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olup, söz konusu kararda yer alan karşı oy yazısında belirtilen gerekçeler işbu dava konusu kurallar açısından da aynen geçerlidir. Bunun yanında yine Anayasa Mahkemesinin 2018/120 E., 2023/171 K. (R.G. Tarih – Sayı : 1/12/2023 – 32386) sayılı dosyasına ilişkin karşı oy yazısında belirtilen gerekçeler de işbu dosya açısından geçerlidir.</p>

<p>Özetle belirtmek gerekirse; Anayasa’nın 104. maddesinin dokuzuncu fıkrasında Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri sayılırken, <i>“Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler.”</i> hükmüne yer verilmiştir. Bu hükmün doğru yorumlanması, dava konusu kuralın Anayasa’ya uygunluğu denetiminde önem arz etmektedir. Öncelikle anılan kuralla, üst kademe yöneticilerinin atanması, görevden alınması ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi konusunda Cumhurbaşkanına geniş bir takdir yetkisi verildiği anlaşılmaktadır. Bu takdir yetkisinin, hangi kamu görevlilerinin üst kademe yönetici olacağını belirleme yetkisini de kapsadığı izahtan varestedir. Cumhurbaşkanına tanınan bu takdir yetkisi kapsamında üst kademe kamu yöneticilerinin atanma usûl ve esasları (3) numaralı CBK’da düzenlenmiştir. Anılan CBK’nın <i>“Amaç ve kapsam”</i> başlıklı 1. maddesinde bu CBK’nın amacının üst kademe kamu yöneticileri ile ilgili usûl ve esaslar ile kamu kurum ve kuruluşlarında atama usûl ve esaslarını belirlemek olduğu hükme bağlanmıştır.</p>

<p>Üst kademe yöneticilerinin belirlenmesi, atanması ve görevden alınması konusunda geniş takdir yetkisini haiz Cumhurbaşkanı tarafından, I ve II sayılı Cetvellerde yer alan kadroların üst kademe yöneticisi kadroları olarak kabul edildiği, sayılmayan kadroların ise üst kademe yönetici kadroları olarak kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Hâl böyle iken, (3) numaralı Kararnamenin içeriği itibari ile belirsiz olduğunun ileri sürülmesi, Anayasa’nın 104. maddesi karşısında bizzat Anayasa koyucunun iradesine ters düşmektedir. Üst kademe yöneticilerinin kim olduğu hususunda Cumhurbaşkanı’nın geniş bir takdir yetkisini haiz olduğu, söz konusu Kararnamenin yasak alanda düzenleme içermediği ve münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir konu olmadığı aşikâr olduğundan, iptal davasına konu kurallar, konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığı gibi içerik yönünden de belirli ve öngörülebilir olduklarından içerik açısından da Anayasa’ya aykırı değildir.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle dava konusu kuralların, içerik açısından Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olmadığı ve iptal talebinin reddedilmesi gerektiğini düşündüğümüzden, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025113-e-202640-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/yargi/anayasa-m4s.jpg" type="image/jpeg" length="66084"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2026/17 E., 2026/24 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202617-e-202624-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202617-e-202624-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 12/2/2026 tarihli, 2026/17 esas - 2026/24 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2026/17</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2026/24</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 12/2/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.Tarih-Sayı : 21/5/2026-33260</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İPTAL DAVASINI AÇAN: </strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Murat EMİR, Gökhan GÜNAYDIN, Ali Mahir BAŞARIR ile birlikte 137 milletvekili</p>

<p><strong>İPTAL DAVASININ KONUSU: </strong>24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 18. maddesiyle;</p>

<p><strong>A</strong>. Ekli (1) Sayılı Liste’de yer alan kadroların iptal edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerinden çıkarılmasının,</p>

<p><strong>B. </strong>Ekli (2) Sayılı Liste’de yer alan kadroların ihdas edilerek (2) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerine eklenmesinin,</p>

<p>Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 8., 11., 104., 128., 153. ve 161. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>I. İPTALİ İSTENEN CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ KURALLARI</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin (CBK) iptali talep edilen 18. maddesi ile CBK’ya ekli (1) ve (2) sayılı Listeler şöyledir:</p>

<p>“<strong><i><u>MADDE 18- Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 2 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin ilgili bölümlerinden çıkarılmış ve ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin ilgili bölümlerine eklenmiştir.</u></i></strong>”</p>

<p><strong><i>(1) </i></strong><strong><i>SAYILI LİSTE</i></strong></p>

<p><strong><i>KURUMU : </i></strong><i>HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI</i></p>

<p><strong><i>TEŞKİLATI : </i></strong><i>MERKEZ</i></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="4">
   <p><strong><i>İPTAL EDİLEN KADROLARIN</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><i>SINIFI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ÜNVANI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>DERECESİ</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ADEDİ</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Risk Analizi Genel Müdürü</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Genel Müdür Yardımcısı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Daire Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>9</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3">
   <p><strong><i>TOPLAM</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>13</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong><i>KURUMU : </i></strong><i>SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI</i></p>

<p><strong><i>TEŞKİLATI : </i></strong><i>MERKEZ</i></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="4">
   <p><strong><i>İPTAL EDİLEN KADRONUN</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><i>SINIFI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ÜNVANI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>DERECESİ</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ADEDİ</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Milli Teknoloji Genel Müdürü</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3">
   <p><strong><i>TOPLAM</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>1</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong><i>(2) </i></strong><strong><i>SAYILI LİSTE</i></strong></p>

<p><strong><i>KURUMU : </i></strong><i>SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI</i></p>

<p><strong><i>TEŞKİLATI : </i></strong><i>MERKEZ</i></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="4">
   <p><strong><i>İHDAS EDİLEN KADROLARIN</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><i>SINIFI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ÜNVANI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>DERECESİ</i></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ADEDİ</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Milli Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Daire Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3">
   <p><strong><i>TOPLAM</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>2</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong><i>KURUMU : </i></strong><i>GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI</i></p>

<p><strong><i>TEŞKİLATI : </i></strong><i>MERKEZ</i></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="4">
   <p><strong><i>İHDAS EDİLEN KADROLARIN</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><i>SINIFI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ÜNVANI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>DERECESİ</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ADEDİ</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Gelir İdaresi Daire Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Gelir İdaresi Grup Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>9</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3">
   <p><strong><i>TOPLAM</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>11</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 12/2/2026 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Oğuz ÇAKAR tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu CBK kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A. CBK’ların Anayasal Çerçevesi ve Yargısal Denetimi</strong></p>

<p>3. Anayasa Mahkemesi CBK’ların anayasal çerçevesini ve yargısal denetimine ilişkin ilkeleri daha önceki kararlarında belirlemiştir. Buna göre CBK’ların yargısal denetiminde öncelikle Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci ila dördüncü cümlelerinde belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygunluğunun ele alınması gerekmekte olup bu kapsamda düzenlemenin yürütme yetkisine ilişkin olması, Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevlerle ilgili olmaması, Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen ya da kanunda açıkça düzenlenen konulara ilişkin olmaması gerekir. Anılan fıkra yönünden herhangi bir aykırılık tespit edilmemesi durumunda ise bu defa CBK’ların içerik yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi yapılmalıdır (AYM, E.2019/78, K.2020/6, 23/1/2020, §§ 3-13; E.2019/31, K.2020/5, 23/1/2020, §§ 3-13; E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, §§ 3-13; E.2018/155, K.2020/27, 11/6/2020, §§ 3-13).</p>

<p><strong>B. CBK’nın 18. Maddesiyle Ekli (1) Sayılı Liste’de Yer Alan Kadroların İptal Edilerek (2) Numaralı CBK’ya </strong><strong>Ekli (I) Sayılı Cetvel'in İlgili Bölümlerinden Çıkarılmasının ve Ekli (2) Sayılı Liste’de Yer Alan Kadroların İhdas Edilerek Anılan CBK’ya Ekli (I) Sayılı Cetvel'in İlgili Bölümlerine Eklenmesinin İncelenmesi</strong></p>

<p><strong>1. </strong><strong>İptal Talebinin Gerekçesi</strong></p>

<p>4. Dava dilekçesinde özetle; idarenin bütünlüğü içinde yer alan, genel idare esaslarına göre yürütülmekte olan kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden kamu görevlilerinin kadrolarının ihdasına ve iptaline ilişkin hükümlerin kanunla düzenlenmesi gerektiği, kadroya bağlı olarak kamu görevlilerine yapılacak harcamaların ve ayrılacak ödeneklerin bütçeyle ilgili olduğu, münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir konuda CBK çıkarıldığı, dava konusu kurallarla içerik ve kapsam bakımından benzer düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olduğuna Anayasa Mahkemesince hükmedildiği, CBK çıkarma yetkisinin anayasal çerçeve dışında kullanıldığı, yürütme organına genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisinin tanındığı, bu durumun yasama yetkisinin devredilemezliği, Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ile kuvvetler ayrılığı ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 8., 11., 104., 128., 153. ve 161. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p><strong>a. Kuralların</strong><strong> Konu Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>5. Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 6., 7., 8., 11., 128., 153. ve 161. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK’ya ilişkin konu bakımından yetki kuralları Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.</p>

<p>6. (191) numaralı CBK’nın dava konusu 18. maddesi, ekli (1) Sayılı Liste’de yer alan kadroların iptal edilerek (2) numaralı CBK’ya ekli (I) Sayılı Cetvel'in ilgili bölümlerinden çıkarılmasını ve ekli (2) Sayılı Liste’de yer alan kadroların ihdas edilerek anılan CBK’ya ekli (I) Sayılı Cetvel'in ilgili bölümlerine eklenmesini öngörmektedir.</p>

<p>7. Anayasa Mahkemesi; bakanlıkların ve bağlı kuruluşlarının, CBK ile kurulan kamu tüzel kişiliklerinin, Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatı ile Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların kadrolarının ihdası ve iptaline ilişkin düzenlemelerin CBK’larla yapılmasının konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya uygun olup olmadığı hususunu daha önceki bazı kararlarında değerlendirmiştir. Bu kapsamda söz konusu kurum ve kuruluşların kadrolarının ihdası ve iptaliyle ilgili düzenlemelerin idarenin teşkilat yapısı ile ilgili olup yürütme yetkisine ilişkin konulardan olduğu, Anayasa’da CBK ile düzenlenmesi yasaklanan haklar ve ödevlerle ilgisinin bulunmadığı ve Anayasa’nın 106. maddesinin on birinci fıkrasının <i>“Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.” </i>ile Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasının <i>“Kamu tüzel kişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur.” </i>şeklindeki hükümleriyle bağlantılı olarak Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönünün de bulunmadığı ifade edilmiştir (AYM, E.2020/8, K.2021/25, 31/3/2021, §§ 17-22; E.2021/50, K.2021/89, 16/12/2021, §§ 18-23; E.2021/91, K.2021/106, 30/12/2021, §§ 19-25; E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, §§ 27, 28; E.2022/37, K.2023/44, 9/3/2023, §§ 9, 10).</p>

<p>8. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığına ilişkin kadroların iptal ve ihdas edilmesini öngören, dolayısıyla anılan kurumların teşkilat yapısıyla ilgili düzenleme getiren kurallar yönünden anılan kararlardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>9. Bu itibarla kurallar, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerine aykırı bir düzenleme içermemektedir.</p>

<p>10. Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının dördüncü cümlesinde “<i>Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.</i>” denilmiştir. Buna göre CBK’ların anılan Anayasa hükmü yönünden denetimi yapılırken CBK ile düzenlenen alanda hüküm ifade eden, bu bağlamda karşılaştırmaya esas olabilecek, daha önce kabul edilmiş bir kanun hükmünün bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekir.</p>

<p>11. Kurallarla aynı alanda hüküm ifade eden, karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikte, kanunla yapılan herhangi bir düzenleme tespit edilememiştir. Bu itibarla kuralların kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>12. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptalleri talebinin reddi gerekir.</p>

<p>Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p><strong>b. Kuralların İçerik Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>13. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p>14. Hukuk devletinin temel unsurlarından biri <i>belirlilik</i> ilkesidir.<i> </i>Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarına göre anılan ilke,<i> </i>yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olmasını gerektirmektedir.</p>

<p>15. Anılan ilkenin yürütmenin asli düzenleyici işlemi niteliğinde olan CBK’lar bakımından da geçerli olduğunda şüphe bulunmamaktadır (AYM, E.2022/113, K.2023/112, 22/6/2023, § 29; E.2018/125, K.2020/4, 22/1/2020, § 28).</p>

<p>16. Dava konusu kurallarla iptal ve ihdas edilen kadroların herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık, net ve anlaşılır şekilde düzenlendiği, dolayısıyla kuralların belirlilik ve hukuki öngörülebilirlik ilkelerine aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>17. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptalleri talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ</strong></p>

<p>18. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.</p>

<p>24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 18. maddesiyle;</p>

<p><strong>A. </strong>Ekli (1) Sayılı Liste’de yer alan kadroların iptal edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerinden çıkarılmasına,</p>

<p><strong>B. </strong>Ekli (2) Sayılı Liste’de yer alan kadroların ihdas edilerek (2) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerine eklenmesine,</p>

<p>yönelik iptal talepleri 12/2/2026 tarihli ve E.2026/17, K.2026/24 sayılı kararla reddedildiğinden bu çıkarmaya ve eklemeye ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE 12/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. HÜKÜM</strong></p>

<p>24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 18. maddesiyle;</p>

<p><strong>A. </strong>Ekli (1) Sayılı Liste’de yer alan kadroların iptal edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerinden çıkarılmasının;</p>

<p><strong>1. </strong>Konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p><strong>2.</strong> İçeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p><strong>B. </strong>Ekli (2) Sayılı Liste’de yer alan kadroların ihdas edilerek (2) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerine eklenmesinin;</p>

<p><strong>1. </strong>Konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p><strong>2.</strong> İçeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>12/2/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkan</p>

   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>KARŞIOY GEREKÇESİ</p>

<p>1. CBK’nın iptali talep edilen 18. maddesi ile; ekli (I) sayılı listede yer alan kadroların iptal edilerek 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin ilgili bölümlerinden çıkarıldığı ve ekli (2) sayılı listede yer alan kadroların ihdas edilerek 2 sayılı CBK’nın eki (I) sayılı Cetvelin ilgili bölümlerine eklendiği düzenlenmiştir.</p>

<p>2. Benzer düzenlemeler içeren ve daha önce Mahkememiz tarafından incelenen 60 numaralı CBK ile 1 numaralı CBK’nın ilgili maddelerinde yapılan değişikliklerin iptal isteminin reddine dair E. 2021/91 - K. 2021/106 sayılı, yine 2020/29 E. - 2022/155 K. sayılı ve 2018/149 E. - 2022/163 ve E. 2022/68 - K. 2024/26 sayılı kararlara yazdığım karşıoy gerekçelerim yukarıda belirtilen düzenlemeler bakımından da geçerlidir. Dolayısıyla incelenen kural ile ekli listeyle kadro ihdası ve eklenmesi yönündeki kuralın yasak alanda düzenleme yaptığı ve konu bakımından yetki yönünden Anayasanın 104. maddesinin 17. fıkrasının 3. cümlesine aykırı olduğu için iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td></td>
   <td></td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. Mahkememiz çoğunluğu, 24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 18. maddesiyle; Ekli (1) Sayılı Liste’de yer alan kadroların iptal edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerinden çıkarılmasının ve Ekli (2) Sayılı Liste’de yer alan kadroların ihdas edilerek (2) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel’in ilgili bölümlerine eklenmesinin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Aşağıda açıklanan gerekçelerle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.</p>

<p>2. Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisinin sınırları açık ve kesin biçimde belirlenmiştir. Anılan fıkranın üçüncü cümlesinde yer alan “Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz” hükmü, yürütmeye tanınan düzenleme yetkisinin anayasal çerçevesini oluşturan emredici bir sınırlamadır.</p>

<p>3. Anayasa’nın 128. maddesinde ise; devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceği, bu personelin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hak ve yükümlülüklerinin, statülerinin ve özlük haklarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Anılan düzenleme, kamu personel rejiminin temel unsurlarının kanunilik ilkesine tâbi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p>4. Dava konusu 18. maddeyle, bir kısım kadroların iptal edilmesi ve diğer bir kısım kadroların ihdas edilmesi öngörülmektedir. Kadro ihdası ve iptali, kamu hizmetlerinin hangi unvanlar ve hangi sayıda personel eliyle yürütüleceğini belirleyen asli nitelikte düzenlemelerdir. Bu tür işlemler yalnızca teşkilat yapısına ilişkin teknik düzenlemeler olmayıp, kamu hizmetinin yürütülme biçimini ve kamu personel rejiminin yapısını doğrudan etkileyen normatif tasarruflardır.</p>

<p>5. Kadro ihdası ve iptali, kamu görevlilerinin statüsüyle doğrudan bağlantılıdır. Kadroların belirlenmesi, kamu hizmetinin sürekliliği, personel rejiminin yapısı ve kamu görevlerinin ifa biçimi üzerinde belirleyici etkiye sahiptir. Bu nedenle söz konusu düzenlemelerin, Anayasa’nın 128. maddesi kapsamında münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir alana ilişkin olduğu açıktır.</p>

<p>6. Öte yandan kadro ihdası ve iptali, kamu maliyesi bakımından da sonuç doğuran işlemlerdir. Kadro ihdası, kamu harcaması yapılmasını ve bütçeden ödenek tahsis edilmesini zorunlu kılar. Bu yönüyle dava konusu düzenleme, Anayasa’nın 161. maddesinde güvence altına alınan bütçe hakkını ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu alandaki asli yetkisini doğrudan etkilemektedir.</p>

<p>7. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yoluyla, mali sonuç doğuran ve kamu personel rejiminin temel unsurlarını belirleyen düzenlemelerin yapılması, yürütme organının yasama organına tanınmış anayasal yetki alanına müdahalesi sonucunu doğurur. Bu durum, yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesinin yanı sıra kuvvetler ayrılığı ilkesini de zedelemektedir.</p>

<p>8. Ayrıca dava konusu düzenleme, kamu hizmetine girme hakkı üzerinde de dolaylı ancak etkili sonuçlar doğurmaktadır. Kamu görevlerinin hangi kadrolar aracılığıyla yürütüleceğinin belirlenmesi, bireylerin kamu hizmetine girme imkânlarını etkileyen yapısal bir düzenlemedir. Bu nedenle, Anayasa’nın 70. maddesi bağlamında da değerlendirilmesi gereken bir niteliğe sahiptir.</p>

<p>9. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural ile yapılan düzenleme, konu bakımından yetki yönünden Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına, 128. maddesine ve 161. maddesine aykırı olduğu kanaati ile çoğunluk kararına iştirak edilmemiştir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. Mahkememiz çoğunluğunun 24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 18. maddesinin konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine ilişkin karara katılmamaktayım.</p>

<p>2. İptali talep edilen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümlerinde kadro ihdası ve mevcut bazı kadroların iptalini içeren kadro ile ilgili hususlara ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.</p>

<p>3. Dava konusu kuralların “konu bakımından yetki” boyutu ile Anayasa’ya uygunluk denetiminde Mahkememiz çoğunluğunca Anayasa’nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasına bir aykırılık bulunmadığı kanaatine ulaşılsa da kuralların Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerine aykırı olduğu için iptali gerekmektedir.</p>

<p>4. Nitekim Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kadro ihdası konusunu düzenleyen bir kurala ilişkin Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği bir kararda bu konunun Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenmesinin Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiği görüşünde olduğumdan Mahkememiz çoğunluğunun iptal isteminin reddi yönündeki kanaatine katılmamıştım (Bkz.: E. S.: 2018/119, K. S.: 2020/25, K. T.: 11/06/2020 §§ 6-22, 27-31, 33). Aynı hukuki gerekçelerin kadro ile ilgili düzenlemenin yer aldığı dava konusu (191) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünde de geçerli olduğu kanaatindeyim.</p>

<p>5. Dolayısıyla E. S.: 2018/119, K. S.: 2020/25 sayılı kararın karşıoyunda yer verdiğim gerekçelerle 24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 18. maddesinin Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı olması nedeniyle iptali gerektiği kanaatinde olduğum için çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
   <td>
   <p></p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202617-e-202624-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/10/yargi/anaysad41aa.jpg" type="image/jpeg" length="36232"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2026/18 E., 2026/26 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202618-e-202626-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202618-e-202626-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 12/2/2026 tarihli, 2026/18 esas - 2026/26 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2026/18</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2026/26</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 12/2/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.Tarih-Sayı : 21/5/2026-33260</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İPTAL DAVASINI AÇAN: </strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Murat EMİR, Gökhan GÜNAYDIN, Ali Mahir BAŞARIR ile birlikte 137 milletvekili</p>

<p><strong>İPTAL DAVASININ KONUSU:</strong> 24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesine ekli Liste’yle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün yeniden düzenlenmesinin Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 8., 11., 104., 128., 153. ve 161. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>I. İPTALİ İSTENEN CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ KURALI</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin (CBK) iptali talep edilen 4. maddesi ile CBK’ya ekli Liste şöyledir:</p>

<p>“<strong><i><u>MADDE 4- 2 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin Siber Güvenlik Başkanlığı bölümü ekli listede yer aldığı şekilde yeniden düzenlenmiştir.</u></i></strong>”</p>

<p><strong><i>LİSTE</i></strong></p>

<p><strong><i>KURUMU : </i></strong><i>SİBER GÜVENLİK BAŞKANLIĞI</i></p>

<p><strong><i>TEŞKİLATI : </i></strong><i>MERKEZ</i></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="4">
   <p><strong><i>YENİDEN DÜZENLENEN KADROLARIN</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><i>SINIFI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ÜNVANI</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>DERECESİ</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>ADEDİ</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Başkan</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Başkan Yardımcısı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Genel Müdür</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>6</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Dış İlişkiler Dairesi Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Daire Başkanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>22</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>I. Hukuk Müşaviri</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Hukuk Müşaviri</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-6</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-4</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Özel Kalem Müdürü</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-6</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Mali Hizmetler Uzmanı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-7</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>5</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Mali Hizmetler Uzman Yardımcısı</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>6-9</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>5</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Şube Müdürü</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-5</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>14</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Bilgisayar İşletmeni</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3-15</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>35</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Koruma ve Güvenlik Görevlisi</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3-13</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>15</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Şoför</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>5-11</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>15</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Sekreter</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>5-11</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>15</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>GİH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Mütercim</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-9</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>AH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Avukat</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-9</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>15</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>TH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Mühendis</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-8</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>6</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>TH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Tekniker</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>1-10</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>9</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>TH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Teknisyen</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>3-11</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>7</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><i>YH</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>Hizmetli</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>5-15</i></p>
   </td>
   <td>
   <p><i>20</i></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3">
   <p><strong><i>TOPLAM</i></strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong><i>204</i></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 12/2/2026 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Emre DURSUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu CBK kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A. CBK’ların Anayasal Çerçevesi ve Yargısal Denetimi</strong></p>

<p>3. Anayasa Mahkemesi CBK’ların anayasal çerçevesini ve yargısal denetimine ilişkin ilkeleri daha önceki kararlarında belirlemiştir. Buna göre CBK’ların yargısal denetiminde öncelikle Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci ila dördüncü cümlelerinde belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygunluğunun ele alınması gerekmekte olup bu kapsamda düzenlemenin yürütme yetkisine ilişkin olması, Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümü’nde yer alan siyasi haklar ve ödevlerle ilgili olmaması, Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen ya da kanunda açıkça düzenlenen konulara ilişkin olmaması gerekir. Anılan fıkra yönünden herhangi bir aykırılık tespit edilmemesi durumunda ise bu defa CBK’ların içerik yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi yapılmalıdır (AYM, E.2019/78, K.2020/6, 23/1/2020, §§ 3-13; E.2019/31, K.2020/5, 23/1/2020, §§ 3-13; E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, §§ 3-13; E.2018/155, K.2020/27, 11/6/2020, §§ 3-13).</p>

<p><strong>B. CBK’nın 4. Maddesine Ekli Liste’yle (2) Numaralı CBK’ya</strong><strong> Ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı Bölümünün Yeniden Düzenlenmesinin İncelenmesi</strong></p>

<p><strong>1. </strong><strong>İptal Talebinin Gerekçesi</strong></p>

<p>4. Dava dilekçesinde özetle; idarenin bütünlüğü içinde yer alan, genel idare esaslarına göre yürütülmekte olan kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden kamu görevlilerinin kadrolarının ihdasına ve iptaline ilişkin hükümlerin kanunla düzenlenmesi gerektiği, kadroya bağlı olarak kamu görevlilerine yapılacak harcamalar ve ayrılacak ödeneklerin bütçeyle ilgili olduğu, münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir konuda CBK çıkarıldığı, dava konusu kuralla içerik ve kapsam bakımından benzer düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olduğuna Anayasa Mahkemesince hükmedildiği, CBK çıkarma yetkisinin anayasal çerçeve dışında kullanıldığı, yürütme organına genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisinin tanındığı, bu durumun yasama yetkisinin devredilemezliği, Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ile kuvvetler ayrılığı ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 8., 11., 104., 128., 153. ve 161. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p><strong>a. Kuralın</strong><strong> Konu Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>5. Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralın Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 6., 7., 8., 11., 128., 153. ve 161. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK’ya ilişkin konu bakımından yetki kuralları Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.</p>

<p>6. (192) numaralı CBK’nın dava konusu 4. maddesine ekli Liste’yle (2) numaralı CBK’ya ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümü yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>7. Anayasa Mahkemesi; bakanlıkların ve bağlı kuruluşlarının, CBK ile kurulan kamu tüzel kişiliklerinin, Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatı ile Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların kadrolarının ihdası ve iptaline ilişkin düzenlemelerin CBK’larla yapılmasının konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya uygun olup olmadığı hususunu daha önceki bazı kararlarında değerlendirmiştir. Bu kapsamda söz konusu kurum ve kuruluşların kadrolarının ihdası ve iptaliyle ilgili düzenlemelerin idarenin teşkilat yapısı ile ilgili olup yürütme yetkisine ilişkin konulardan olduğu, Anayasa’da CBK ile düzenlenmesi yasaklanan haklar ve ödevlerle ilgisinin bulunmadığı ve Anayasa’nın 106. maddesinin on birinci fıkrasının <i>“Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.” </i>ile Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasının <i>“Kamu tüzel kişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur.” </i>şeklindeki hükümleriyle bağlantılı olarak Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönünün de bulunmadığı ifade edilmiştir (AYM, E.2020/8, K.2021/25, 31/3/2021, §§ 17-22; E.2021/50, K.2021/89, 16/12/2021, §§ 18-23; E.2021/91, K.2021/106, 30/12/2021, §§ 19-25; E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, §§ 27, 28; E.2022/37, K.2023/44, 9/3/2023, §§ 9, 10).</p>

<p>8. Kamu tüzel kişiliğini haiz Siber Güvenlik Başkanlığı kadrolarının yeniden düzenlenmesini öngören, dolayısıyla anılan kurumun teşkilat yapısıyla ilgili bir düzenleme getiren kural yönünden anılan kararlardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>9. Bu itibarla kural, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerine aykırı bir düzenleme içermemektedir.</p>

<p>10. Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının dördüncü cümlesinde “<i>Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.</i>” denmiştir. Buna göre CBK’ların anılan Anayasa hükmü yönünden denetimi yapılırken CBK ile düzenlenen alanda hüküm ifade eden, bu bağlamda karşılaştırmaya esas olabilecek, daha önce kabul edilmiş bir kanun hükmü olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.</p>

<p>11. Kuralla aynı alanda hüküm ifade eden karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikte, kanunla yapılan herhangi bir düzenleme tespit edilememiştir. Bu itibarla kuralın kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>12. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p>Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamışlardır.</p>

<p><strong>b. Kuralın İçerik Yönünden İncelenmesi</strong></p>

<p>13. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p>14. Hukuk devletinin temel unsurlarından biri <i>belirlilik</i> ilkesidir.<i> </i>Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarına göre anılan ilke,<i> </i>yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olmasını gerektirir.</p>

<p>15. Anılan ilkenin yürütmenin asli düzenleyici işlemi niteliğinde olan CBK’lar bakımından da geçerli olduğunda şüphe yoktur (AYM, E.2022/113, K.2023/112, 22/6/2023, § 29; E.2018/125, K.2020/4, 22/1/2020, § 28).</p>

<p>16. Dava konusu kuralla Siber Güvenlik Başkanlığının yeniden düzenlenen kadrolarının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açık, net ve anlaşılır şekilde düzenlendiği, dolayısıyla kuralın belirlilik ilkesine aykırı bir yönü bulunmadığı ve öngörülebilir olduğu anlaşılmıştır.</p>

<p>17. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.</p>

<p><strong>IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ</strong></p>

<p>18. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralın uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.</p>

<p>24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesine ekli Liste’yle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün yeniden düzenlenmesine yönelik iptal talebi 12/2/2026 tarihli ve E.2026/18, K.2026/26 sayılı kararla reddedildiğinden bu düzenlemeye ilişkin yürürlüğün durdurulması talebinin REDDİNE 12/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. HÜKÜM</strong></p>

<p>24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesine ekli Liste’yle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün yeniden düzenlenmesinin;</p>

<p><strong>A. </strong>Konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p><strong>B.</strong> İçeriği itibarıyla Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>12/2/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkan</p>

   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. CBK’nın iptali talep edilen 4. maddesi ile; 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün ekli listede yer aldığı şekilde yeniden düzenlendiği belirtilmektedir.</p>

<p>2. Benzer düzenlemeler içeren ve daha önce Mahkememiz tarafından incelenen 60 numaralı CBK ile 1 numaralı CBK’nın ilgili maddelerinde yapılan değişikliklerin iptal isteminin reddine dair E. 2021/91 - K. 2021/106 sayılı, yine 2020/29 E. – 2022/155 K. sayılı ve 2018/149 E. – 2022/163 ve E. 2022/68 – K. 2024/26 sayılı kararlara yazdığım karşıoy gerekçelerim yukarıda belirtilen düzenlemeler bakımından da geçerlidir. Dolayısıyla incelenen kural ile ekli listeyle kadro ihdası ve eklenmesi yönündeki kuralın yasak alanda düzenleme yaptığı ve konu bakımından yetki yönünden Anayasanın 104. maddesinin 17. fıkrasının 3. cümlesine aykırı olduğu için iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim.</p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td></td>
   <td></td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. Mahkememiz çoğunluğu, 24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesine ekli Liste’yle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün yeniden düzenlenmesinin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Aşağıda açıklanan gerekçelerle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.</p>

<p>2. Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisinin sınırları açık ve kesin biçimde belirlenmiştir. Anılan fıkranın üçüncü cümlesinde yer alan “Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz” hükmü, yürütmeye tanınan düzenleme yetkisinin anayasal çerçevesini oluşturan emredici bir sınırlamadır.</p>

<p>3. Anayasa’nın 128. maddesinde ise; devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceği, bu personelin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hak ve yükümlülüklerinin, statülerinin ve özlük haklarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Anılan düzenleme, kamu personel rejiminin temel unsurlarının kanunilik ilkesine tâbi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p>4. Dava konusu 18. maddeyle, bir kısım kadroların iptal edilmesi ve diğer bir kısım kadroların ihdas edilmesi öngörülmektedir. Kadro ihdası ve iptali, kamu hizmetlerinin hangi unvanlar ve hangi sayıda personel eliyle yürütüleceğini belirleyen asli nitelikte düzenlemelerdir. Bu tür işlemler yalnızca teşkilat yapısına ilişkin teknik düzenlemeler olmayıp, kamu hizmetinin yürütülme biçimini ve kamu personel rejiminin yapısını doğrudan etkileyen normatif tasarruflardır.</p>

<p>5. Kadro ihdası ve iptali, kamu görevlilerinin statüsüyle doğrudan bağlantılıdır. Kadroların belirlenmesi, kamu hizmetinin sürekliliği, personel rejiminin yapısı ve kamu görevlerinin ifa biçimi üzerinde belirleyici etkiye sahiptir. Bu nedenle söz konusu düzenlemelerin, Anayasa’nın 128. maddesi kapsamında münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir alana ilişkin olduğu açıktır.</p>

<p>6. Öte yandan kadro ihdası ve iptali, kamu maliyesi bakımından da sonuç doğuran işlemlerdir. Kadro ihdası, kamu harcaması yapılmasını ve bütçeden ödenek tahsis edilmesini zorunlu kılar. Bu yönüyle dava konusu düzenleme, Anayasa’nın 161. maddesinde güvence altına alınan bütçe hakkını ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu alandaki asli yetkisini doğrudan etkilemektedir.</p>

<p>7. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yoluyla, mali sonuç doğuran ve kamu personel rejiminin temel unsurlarını belirleyen düzenlemelerin yapılması, yürütme organının yasama organına tanınmış anayasal yetki alanına müdahalesi sonucunu doğurur. Bu durum, yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesinin yanı sıra kuvvetler ayrılığı ilkesini de zedelemektedir.</p>

<p>8. Ayrıca dava konusu düzenleme, kamu hizmetine girme hakkı üzerinde de dolaylı ancak etkili sonuçlar doğurmaktadır. Kamu görevlerinin hangi kadrolar aracılığıyla yürütüleceğinin belirlenmesi, bireylerin kamu hizmetine girme imkânlarını etkileyen yapısal bir düzenlemedir. Bu nedenle, Anayasa’nın 70. maddesi bağlamında da değerlendirilmesi gereken bir niteliğe sahiptir.</p>

<p>9. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural ile yapılan düzenleme, konu bakımından yetki yönünden Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına, 128. maddesine ve 161. maddesine aykırı olduğu kanaati ile çoğunluk kararına iştirak edilmemiştir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>1. Mahkememiz çoğunluğunun 24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesine ekli Liste’yle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün yeniden düzenlenmesinin konu bakımından yetki yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine ilişkin karara katılmamaktayım.</p>

<p>2. İptali talep edilen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümlerinde kadro ile ilgili hususlara ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.</p>

<p>3. Dava konusu kuralların “konu bakımından yetki” boyutu ile Anayasa’ya uygunluk denetiminde Mahkememiz çoğunluğunca Anayasa’nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasına bir aykırılık bulunmadığı kanaatine ulaşılsa da kuralların Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerine aykırı olduğu için iptali gerekmektedir.</p>

<p>4. Nitekim Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kadro ihdası konusunu düzenleyen bir kurala ilişkin Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği bir kararda bu konunun Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenmesinin Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiği görüşünde olduğumdan Mahkememiz çoğunluğunun iptal isteminin reddi yönündeki kanaatine katılmamıştım (Bkz.: E. S.: 2018/119, K. S.: 2020/25, K. T.: 11/06/2020 §§ 6-22, 27-31, 33). Aynı hukuki gerekçelerin kadro ile ilgili düzenlemenin yer aldığı dava konusu (192) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünde de geçerli olduğu kanaatindeyim.</p>

<p>5. Dolayısıyla E. S.: 2018/119, K. S.: 2020/25 sayılı kararın karşıoyunda yer verdiğim gerekçelerle 24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Siber Güvenlik Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 4. maddesine ekli Liste’yle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in Siber Güvenlik Başkanlığı bölümünün yeniden düzenlenmesinin Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırı olması nedeniyle iptali gerektiği kanaatinde olduğum için çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
   <td>
   <p></p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202618-e-202626-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/yargi/aym-n.jpg" type="image/jpeg" length="97015"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20048"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kamulaştırma İşlemlerinde Gerçek Değerin Belirlenmesine Yönelik Süreç Devam Ederken Taşınmazın İdare Adına Tesciline İmkân Tanıyan Kurala İlişkin İtiraz Başvurusu Hakkında Karar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kamulastirma-islemlerinde-gercek-degerin-belirlenmesine-yonelik-surec-devam-ederken-tasinmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kamulastirma-islemlerinde-gercek-degerin-belirlenmesine-yonelik-surec-devam-ederken-tasinmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi 12/2/2026 tarihinde E.2025/190 numaralı dosyada, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesinin 7139 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değiştirilen sekizinci fıkrasının sekizinci cümlesinde yer alan “Tescil hükmü kesin olup,…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İtiraz Konusu Kural</strong></p>

<p>İtiraz konusu kuralda, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili talebiyle açılan davalarda mahkemece idare adına verilen tescil kararının kesin nitelikte olduğu öngörülmektedir.</p>

<p><strong>Başvuru Gerekçesi</strong></p>

<p>Başvuru kararında özetle; kamulaştırma bedelinin tespitine ve tescile ilişkin davalarda kamulaştırma bedelinin yatırıldığına ilişkin makbuzun sunulması hâlinde mahkemece taşınmazın idare adına tesciline kesin olarak karar verilmesinin uygulamada sorunlara yol açtığı, tescil hükmünün kesin olması nedeniyle kamulaştırma işleminin iptal edilmesine karşın taşınmazın tapusunun idare üzerinde kaldığı, ayrıca kamulaştırmada gerçek bedelin ödenmesi ilkesine aykırı olarak taşınmaz malikinin taşınmazın bedelini tam olarak almaksızın mülkiyet hakkından yoksun bırakıldığı, taşınmaz maliki tarafından yolsuz tescile dayalı olarak iptal ve tescil davası ya da kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının açılması mümkün ise de malikin bu şekilde dava açmaya zorlanmasının davaların en az giderle ve makul bir süre içinde bitirilmesi ilkesiyle çeliştiği belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mahkemenin Değerlendirmesi</strong></p>

<p>Anayasa’nın 46. maddesine göre kamulaştırmanın devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından yapılabilmesi için kamu yararının bulunması, kamulaştırma kararının kanunda gösterilen esas ve usullere uygun alınması, gerçek karşılığın ilke olarak peşin ve nakden ödenmesi gerekir. Anayasa'nın anılan maddesinin birinci fıkrasında kamulaştırmanın taşınmazın gerçek karşılığının ödenmesi şartıyla kullanılabilecek bir yetki olduğu hükme bağlanmıştır. Gerçek karşılığın ödenmesi Anayasa’da malikler lehine getirilen özel bir güvencedir. Dolayısıyla taşınmazın gerçek karşılığı ödenmeden yapılan kamulaştırma işlemleri söz konusu fıkradaki gerçek karşılığın ödenmesi güvencesinin yanı sıra peşin ödeme güvencesine de aykırılık oluşturacaktır. Kamulaştırma suretiyle mülkiyet hakkına getirilen sınırlamada, hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gereken adil denge ancak malike taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesi suretiyle sağlanabilir.</p>

<p>Peşin ödeme güvencesi, gerçek karşılığın taksitli olarak ödenmemesinin ötesinde kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek karşılığın en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği tarihte ödenmesi gerektiğini ifade eder. Dolayısıyla Anayasa’nın 46. maddesinde belirtilen kamulaştırmanın anayasal ögelerine uygun bir kamulaştırma işleminden bahsedilebilmesi için taşınmazın gerçek karşılığının ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinin yalnızca tek seferde ödenmesi yeterli olmayıp bu ödemenin en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği anda yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın anılan maddesinde yer alan taksitlendirme hâlleri bulunmamasına rağmen kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek karşılığın taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtikten sonra ödenmesi peşin ödeme güvencesine aykırılık oluşturacaktır.</p>

<p>İtiraz konusu kural uyarınca kamulaştırılan taşınmazın idare adına tesciline ilişkin hüküm kesin nitelikte olup kanun yolu denetimine tabi olmamaktadır. Bu itibarla bedel tespiti ve tescil davasında sadece kamulaştırma bedeli yönünden kanun yoluna başvurulabilmektedir.</p>

<p>Mahkemelerin dava konusu yapılan taşınmazın mülkiyetinin idareye devredilmesi sonucunu doğuran kesin nitelikteki tescil hükmü üzerine kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescili gerçekleştirilmektedir. Böylece mahkeme kararıyla belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini oluşturup oluşturmadığı kesin olarak tespit edilmeksizin taşınmazın mülkiyeti idareye geçmektedir. Zira kanun yolu incelemesinde mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek karşılığını yansıtmadığının ve daha fazla olması gerektiğinin belirlenmesi mümkündür. Bu durumda kamulaştırılan taşınmazın gerçek değeri malike ödenmeden taşınmazın mülkiyetinin idareye devri sonucu ortaya çıkacaktır.</p>

<p>Bu değerlendirmeler ışığında, kural kapsamında kamulaştırma sürecinde mahkemece idare adına verilen tescil kararının kesin nitelikte olmasının mahkeme kararıyla belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini oluşturup oluşturmadığı kesin olarak tespit edilmeksizin taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesine neden olduğu, bu yönüyle kuralla Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan peşin ödeme güvencesi yerine getirilmeksizin mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen Anayasa’nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.</p>

<p>----</p>

<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Esas Sayısı : 2025/190</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı : 2026/38</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi : 12/2/2026</strong></p>

<p><strong>R.G.Tarih-Sayı : 21/5/2026-33260</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: </strong>Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p><strong>İTİRAZIN KONUSU:</strong> 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesinin 19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değiştirilen sekizinci fıkrasının sekizinci cümlesinde yer alan “<i>Tescil hükmü kesin olup,…</i>”<i> </i>ibaresinin Anayasa’nın 35., 36. ve 46. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>OLAY: </strong>Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.</p>

<p><strong>I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ</strong></p>

<p>Kanun’un 10. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı sekizinci fıkrası şöyledir:</p>

<p>“<i>(Değişik sekizinci fıkra: 19/4/2018-7139/26 md.) Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hâkim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hâkim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. Tarafların anlaşması halinde kamulaştırma bedeli olarak anlaşılan miktar peşin ve nakit olarak, hak sahibi adına bankaya yatırılır. Tarafların anlaşamaması halinde hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin (…) mahkemece belirlenecek banka hesabına yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir. İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına, hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin (…) veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. <strong><u>Tescil hükmü kesin olup,</u></strong> tarafların bedele ilişkin istinaf veya temyiz hakları saklıdır. İstinaf veya temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen kamulaştırma bedeli, hak sahibine peşin ve nakit olarak ödenen tutardan daha az olması durumunda aradaki fark ilgilisinden talep edilir. İdare tarafından hak sahibi adına yapılan ödeme tarihi ile geri ödemeye ilişkin yazının ilgilisine tebliğ edildiği tarih arasındaki süre için faiz alınmaz.</i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 10/9/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p>2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Emre DURSUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:<strong> </strong></p>

<p><strong>A. Anlam ve Kapsam</strong></p>

<p>3. 2942 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasında idarelerin anılan Kanun’a göre tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin ikinci fıkrasında da satın alma usulünde idarenin teklif edeceği bedelin idare içinde oluşturulan bir kıymet takdir komisyonunca belirleneceği belirtilmiştir.</p>

<p>4. Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasında ise tarafların satın alma usulüyle bir sonuca ulaşamamaları durumunda idarenin bedel tespiti ve taşınmazın idare adına tescili için yetkili asliye hukuk mahkemesinde dava açması gerektiği hükme bağlanmıştır.</p>

<p>5. Söz konusu maddenin beşinci ve altıncı fıkralarına göre mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada hâkim, taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet edecek, tarafların bedelde anlaşması hâlinde taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul edecektir. Tarafların bedelde anlaşamamaları hâlinde ise en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerinin tespiti için mahallinde keşif yapacaktır.</p>

<p>6. Maddenin yedinci ve sekizinci fıkralarında bilirkişilerin 11. maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını on beş gün içinde mahkemeye verecekleri, tarafların bedelde anlaşamamaları hâlinde gerektiğinde hâkim tarafından on beş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulunun tayin edileceği ve hâkimin, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedelini tespit edeceği belirtilmiştir.</p>

<p>7. Sekizinci fıkrada ayrıca mahkemece tespit edilen bedelin taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedeli olduğu, idarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına, hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı hâlinde mahkemece taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verileceği ve bu kararın, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirileceği hükme bağlanmıştır.</p>

<p>8. Anılan fıkranın sekizinci cümlesinde ise tescil hükmünün kesin olduğu, tarafların bedele ilişkin istinaf veya temyiz haklarının saklı olduğu düzenlenmiştir. Söz konusu cümlede yer alan “<i>Tescil hükmü kesin olup,…</i>” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.</p>

<p>9. Öte yandan fıkranın dokuzuncu ve onuncu cümlelerinde istinaf veya temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen kamulaştırma bedelinin hak sahibine peşin ve nakit olarak ödenen tutardan daha az olması durumunda aradaki farkın ilgilisinden talep edileceği, idare tarafından hak sahibi adına yapılan ödeme tarihi ile geri ödemeye ilişkin yazının ilgilisine tebliğ edildiği tarih arasındaki süre için faiz alınmayacağı belirtilmiştir.</p>

<p>10. 25. maddenin birinci fıkrasında ise hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işleminin mal sahibi için 10. madde uyarınca mahkemece yapılan tebligatla başlayacağı ve mülkiyetin idareye geçmesinin mahkemece verilen tescil kararıyla olacağı düzenlenmiştir.</p>

<p><strong>B. İtirazın Gerekçesi</strong></p>

<p>11. Başvuru kararında özetle; kamulaştırma bedelinin tespitine ve tescile ilişkin davalarda kamulaştırma bedelinin yatırıldığına ilişkin makbuzun sunulması hâlinde mahkemece taşınmazın idare adına tesciline kesin olarak karar verilmesinin uygulamada sorunlara yol açtığı, tescil hükmünün kesin olması nedeniyle kamulaştırma işleminin iptal edilmesine karşın taşınmazın tapusunun idare üzerinde kaldığı, ayrıca kamulaştırmada gerçek bedelin ödenmesi ilkesine aykırı olarak taşınmaz malikinin taşınmazın bedelini tam olarak almaksızın mülkiyet hakkından yoksun bırakıldığı, taşınmaz maliki tarafından yolsuz tescile dayalı olarak iptal ve tescil davası ya da kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının açılması mümkün ise de malikin bu şekilde dava açmaya zorlanmasının davaların en az giderle ve makul bir süre içinde bitirilmesi ilkesiyle çeliştiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 35., 36. ve 46. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p>12. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.</p>

<p>13. Anayasa’nın 35. maddesinde “<i>Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.</i>”<i> </i>hükmüne yer verilmiştir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2024/1, K.2025/70, 6/3/2025, § 17; E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).</p>

<p>14. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların öngördüğü sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren bir haktır (<i>Mehmet Akdoğan ve diğerleri </i>[1. B.]<i>, </i>B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (<i>Recep Tarhan ve Afife Tarhan</i> [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53).</p>

<p>15. Mülkten yoksun bırakma niteliği taşıyan kamulaştırma işlemi sonucu mahkemece idare adına verilen tescil kararının kesin nitelikte olduğunu düzenleyen itiraz konusu kuralla mülkiyet hakkına sınırlama getirildiği açıktır.</p>

<p>16. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir.</p>

<p>17. Anayasa’nın 13. maddesinde “<i>Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.</i>” denilmektedir.</p>

<p>18. Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca mülkiyet hakkı, Anayasa’da öngörülen nedenlere bağlı olarak Anayasa’nın sözüne ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın ancak kanunla sınırlanabilir.</p>

<p>19. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.</p>

<p>20. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu nitelikleri olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.</p>

<p>21. Kuralda kamulaştırma bedelinin tespiti üzerine taşınmazla ilgili olarak verilen tescil kararının kesinlik ve kanun yoluna başvuru itibarıyla kapsamının açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli ve öngörülebilir olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>22. Öte yandan Anayasa’nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların Anayasa’nın sözüne de aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre Anayasa’nın anılan maddesinde yer alan hak ve özgürlüklerin sınırlanması ölçütlerinden biri de Anayasa’nın sözüne uygunluktur.</p>

<p>23. Anayasa'nın söz konusu maddesinde yer alan “<i>Anayasa'nın sözü</i>” ifadesi Anayasa'nın metnini yani lafzını ifade etmektedir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların Anayasa'nın sözüne uygun olması şartı özellikle Anayasa'nın çeşitli maddeleriyle getirilen <i>ek güvenceler</i> söz konusu olduğunda önem taşımaktadır. Anayasa, çoğu durumda bir hak veya özgürlüğü yalnızca tanımakla yetinmeyerek onun kullanılmasını garanti altına almak için bazı yönlerini ayrıca vurgulayarak veya bazı yönlerine belli bir önem atfederek koruma altına alır. Anayasa koyucunun bir hakkı tanımanın yanında o hakkın norm alanına giren bir boyutunu ayrıca ve özel olarak ifade etmesi, buna ilişkin ek bir güvence getirmesi de mümkün olabilmektedir (<i>Kadri Enis Berberoğlu (2)</i> [GK], B. No: 2018/30030, 17/9/2020, § 69; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, § 79).</p>

<p>24. Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma Anayasa’da özel mülkiyetin kamuya geçirilmesi konusunda başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlenmiş olup bir taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet hakkının malikin rızası olmaksızın kamu yararı için ve karşılığı ödenmek kaydıyla devlet tarafından sona erdirilmesidir. Bu yönüyle kamulaştırma Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkına getirilen anayasal bir sınırlamadır. Bu itibarla 46. maddede belirtilen kamulaştırmanın anayasal ögelerine uygun bir düzenleme, mülkiyet hakkına aykırılık oluşturmayacaktır (AYM, E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, §§ 12, 15).</p>

<p>25. Anayasa’nın 46. maddesine göre kamulaştırmanın devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından yapılabilmesi için kamu yararının bulunması, kamulaştırma kararının kanunda gösterilen esas ve usullere uygun alınması, gerçek karşılığın ilke olarak peşin ve nakden ödenmesi gerekir. Kamulaştırma işleminde temel unsur kamu yararıdır. Bu yönüyle söz konusu işlem, taşınmazın el konulmasını zorunlu kılan kamu yararının özel mülkiyete üstün tutulduğu durumlarla sınırlı olarak ve Anayasa’da belirlenen usul güvenceleri izlenerek yapıldığında hukuka uygun sayılır (AYM, E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, § 11).</p>

<p>26. Anayasa'nın anılan maddesinin birinci fıkrasında kamulaştırmanın taşınmazın gerçek karşılığının ödenmesi şartıyla kullanılabilecek bir yetki olduğu hükme bağlanmıştır. Gerçek karşılığın ödenmesi Anayasa’da malikler lehine getirilen özel bir güvencedir. Dolayısıyla taşınmazın gerçek karşılığı ödenmeden yapılan kamulaştırma işlemleri söz konusu fıkradaki gerçek karşılığın ödenmesi güvencesinin yanı sıra peşin ödeme güvencesine de aykırılık oluşturacaktır (bazı farklarla birlikte bkz. <i>Kübra Yıldız ve diğerleri</i> [GK], B. No: 2018/32734, 28/7/2022, § 61).</p>

<p>27. Diğer yandan Anayasa’nın 46. maddesinin ikinci fıkrasında kesin hükme bağlanan artırım bedelinin nakden ve peşin olarak ödenmesi gerektiği belirtilmiş, böylece kesin hükme bağlanan artırım bedeli yönünden de nakden ve peşin olarak ödenme güvencesi getirilmiştir. Kesin hükme bağlanan artırım bedeli taşınmazın gerçek karşılığının bir unsurudur. Anayasa’nın söz konusu maddesinin birinci fıkrasında gerçek karşılığın peşin ödenmesinden bahsedildikten sonra ikinci fıkrasında kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedelinin peşin ödenmesi gerektiği düzenlenerek gerçek karşılık güvencesi açıklanmıştır (<i>Muammer Bulut</i> [GK], B. No: 2020/9066, 21/11/2024, § 61).</p>

<p>28. Kamulaştırma suretiyle mülkiyet hakkına getirilen sınırlamada, hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gereken adil denge ancak malike taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesi suretiyle sağlanabilir. Diğer bir ifadeyle kamulaştırma suretiyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulan durumlarda malike taşınmazın gerçek karşılığının peşin olarak ödenmesi, müdahaleyle malike yüklenen aşırı külfetin telafi edilmesini temin eden temel bir araçtır. Buna göre kamulaştırmanın anayasal ögelerinden biri <i>gerçek karşılık</i> olduğundan kamulaştırılan taşınmazın bedeline dair yasal düzenlemelerin Anayasa’da öngörülen<i> gerçek karşılık</i> ölçütüne uygun olması gerekmektedir (bazı farklarla birlikte bkz. <i>Kübra Yıldız ve diğerleri</i>, § 62).</p>

<p>29. Peşin ödeme güvencesi, gerçek karşılığın taksitli olarak ödenmemesinin ötesinde kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek karşılığın en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği tarihte ödenmesi gerektiğini ifade eder. Dolayısıyla Anayasa’nın 46. maddesinde belirtilen kamulaştırmanın anayasal ögelerine uygun bir kamulaştırma işleminden bahsedilebilmesi için taşınmazın gerçek karşılığının ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinin yalnızca tek seferde ödenmesi yeterli olmayıp bu ödemenin en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği anda yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın anılan maddesinde yer alan taksitlendirme hâlleri bulunmamasına rağmen kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek karşılığın taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtikten sonra ödenmesi peşin ödeme güvencesine aykırılık oluşturacaktır (<i>Muammer Bulut</i>, § 64).</p>

<p>30. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili talebiyle açılan davalarda mahkemeler tarafından belirlenen kamulaştırma bedelinin idare tarafından depo edilmesiyle birlikte taşınmazın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibi kişiye ödenmesine karar verilmektedir. Kural uyarınca kamulaştırılan taşınmazın idare adına tesciline ilişkin hüküm kesin nitelikte olup kanun yolu denetimine tabi olmamaktadır. Bu itibarla bedel tespiti ve tescil davasında sadece kamulaştırma bedeli yönünden kanun yoluna başvurulabilmektedir.</p>

<p>31. Mahkemelerin dava konusu yapılan taşınmazın mülkiyetinin idareye devredilmesi sonucunu doğuran kesin nitelikteki tescil hükmü üzerine kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescili gerçekleştirilmektedir. Böylece mahkeme kararıyla belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini oluşturup oluşturmadığı kesin olarak tespit edilmeksizin taşınmazın mülkiyeti idareye geçmektedir. Zira kanun yolu incelemesinde mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek karşılığını yansıtmadığının ve daha fazla olması gerektiğinin belirlenmesi mümkündür. Bu durumda kamulaştırılan taşınmazın gerçek değeri malike ödenmeden taşınmazın mülkiyetinin idareye devri sonucu ortaya çıkacaktır.</p>

<p>32. Dolayısıyla kural kapsamında mahkemenin tescil kararının kesin olması nedeniyle kamulaştırma bedelinin kesin olarak tespit edilip tamamı malike ödenmeksizin idare, taşınmazın mülkiyetini ve bu durumun doğal sonucu olarak taşınmazı kamulaştırma amacına uygun kullanma hakkını elde etmekte; malik ise mülkünü kaybetmektedir. Bu durum ise Anayasa'nın 46. maddesinde düzenlenen kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek bedelin tek seferde ve en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği anda ödenmesini gerektiren peşin ödeme güvencesine aykırı olarak taşınmazın mülkiyetinin idareye devri sonucunu doğurmaktadır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. <i>Muammer Bulut</i>, § 72).</p>

<p>33. Bu itibarla kural kapsamında kamulaştırma sürecinde mahkemece idare adına verilen tescil kararının kesin nitelikte olmasının mahkeme kararıyla belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini oluşturup oluşturmadığı kesin olarak tespit edilmeksizin taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesine neden olduğu, bu yönüyle kuralla Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan <i>peşin ödeme güvencesi</i> yerine getirilmeksizin mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen Anayasa’nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>34. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.</p>

<p>Kural, Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 36. maddesi yönünden incelenmemiştir.</p>

<p><strong>IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU</strong></p>

<p>35. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “<i>Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.</i>” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.</p>

<p>36. 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesinin sekizinci fıkrasının sekizinci cümlesinde yer alan “<i>Tescil hükmü kesin olup,…</i>”<i> </i>ibaresinin iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.</p>

<p><strong>V. HÜKÜM</strong></p>

<p>4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesinin 19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değiştirilen sekizinci fıkrasının sekizinci cümlesinde yer alan “<i>Tescil hükmü kesin olup,…</i>”<i> </i>ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE 12/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p>Başkan</p>

   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Başkanvekili</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
   <td>
   <p>Üye</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kamulastirma-islemlerinde-gercek-degerin-belirlenmesine-yonelik-surec-devam-ederken-tasinmaz</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymaasasf.jpg" type="image/jpeg" length="28049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2022/28626 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202228626-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202228626-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 13/1/2026 tarihli ve 2022/28626 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İSA COŞKUN VE PAKİZER COŞKUN BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>(Başvuru Numarası: 2022/28626)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>Karar Tarihi: 13/1/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 21/5/2026 - 33260</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Mehmet Yavuz YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>1. İsa COŞKUN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>2. Pakizer COŞKUN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Av. Fatma KARABULAK</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru; uğranılan zararın tazmin edilmesi talebiyle açılan tam yargı davasında usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2. Başvurucuların oğlu E.C., Millî Eğitim Bakanlığına (İdare) bağlı bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde tedavi görmektedir. E.C. 14/6/2013 tarihinde yaygın gelişimsel bozukluklar odasında ders gördüğü esnada tuvalet ihtiyacını karşılamak için öğretmeninden izin alarak tuvalete gitmiştir. Ancak yaşanan kaza dolayısıyla sınıf penceresinden düşmesi sonucunda bacakları kırılarak ağır yaralanmıştır.</p>

<p>3. Başvurucular 17/9/2013 tarihinde Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Hukuk Mahkemesi) özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinin sahibi F.Ü.ye karşı kusurlu olması sebebine dayanarak maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Hukuk Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 7/1/2015 tarihli bilirkişi raporunda, söz konusu olay nedeniyle E.C.nin %21,12 oranında, yaşına göre meslekte kazanma gücünde azalma olduğu belirtilmiştir. Yine aynı dosyada özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi sahibi F.Ü.nün kurumda maddi imkânların hazırlanması, yeterli personelin istihdamı konusunda ihmali olduğu gerekçesiyle %75 oranında kusurlu olduğu ifade edilmiştir. Raporda ayrıca nöbetçi öğretmenin de zihinsel engelli bir çocuğu kurum idaresinden veya başkaca bir görevliden yardım istemeden tuvalete göndermesi hususunda %25 oranında kusurlu olduğu açıklanmış ancak İdareye herhangi bir kusur izafe edilmemiştir.</p>

<p>4. Hukuk Mahkemesi yaptığı yargılamada 16/3/2016 tarihli duruşmada başvurucular ve karşı tarafın duruşma günü ve saatinden haberdar olmasına karşın hazır olmadıklarından 16/3/2016 tarihinde dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar vermiştir. Verilen yasal süre içinde taraflarca herhangi bir talepte bulunulmadığından bu kez davanın 22/6/2016 tarihli kararla açılmamış sayılmasına hükmedilmiştir.</p>

<p>5. Olay nedeniyle başvurucular, İdarenin hizmet kusuru olduğu iddiasıyla 14/4/2014 tarihinde İdareye başvuru yapmış ve tazminat talep etmiştir. Bu başvurunun zımnen reddi üzerine 3.000 TL maddi ve 150.000 TL manevi olmak üzere toplam 153.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle 1/7/2014 tarihinde Van 3. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.</p>

<p>6. Başvurucular; dava dilekçesinde idari hizmetin kötü işlemesi neticesinde çocuklarının belki de çok basit bir müdahale ile giderilebilecek bir yaralanmanın oluşacağı bir kaza yaşayacakken ağır şekilde sakatlandığını, pencerede koruyucu parmaklıkların olmadığını, buna göre oluşan zararla ilgili olarak resen araştırma ilkesi uyarınca inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Uyuşmazlığı inceleyen Mahkeme 19/10/2015 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Uyuşmazlık konusu olay ile ilgili mevzuatın bir bütün olarak incelenmesinden; davalı idarenin özel eğitim kurumlarını denetlemekle yükümlü olduğu açık olmakla birlikte aynı olay nedeniyle Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:2013/430 esasına kayden tazminat davasının açıldığı, anılan davada yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 07.01.2015 tarihli raporlarda söz konusu olay nedeniyle kursiyer </i>[E.C.]'<i>nin %21,12 oranında yaşına göre meslekte kazanma gücünde azalma olduğunun belirtildiği, yine aynı dosyada özel eğitim uzmanı tarafından düzenlenen kusur raporunda; Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesinde kurumların pencerelerinin korkulukla kapatılması hususunda herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliğinin 31. maddesindeki hüküm dikkate alınarak </i>[V.Ö.Y.H.Ö.E. ve Rehabilitasyon Merkezi]<i> kurucusunun kurumda maddi imkanların hazırlanması, yeterli personelin istihdamı konusunda ihmali olduğu gerekçesiyle%75 oranında kusurlu olduğu, nöbetçi öğretmenin de zihinsel engelli bir çocuğu kurum idaresinden veya başkaca bir görevliden yardım istemeden tuvalete göndermesi hususunda %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, davalı Milli Eğitim Bakanlığı'na herhangi bir kusurun izafe edilmediği görülmektedir.</i></p>

<p><i>Bu durumda; gerek Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesinde özel eğitim kurumlarının pencerelerinin korkulukla kapatılması hususunda herhangi bir düzenlemenin bulunmaması gerekse</i> [V.Ö.Y.H.Ö.E. ve Rehabilitasyon Merkezi]<i> kurucusunun kurumda maddi imkanların hazırlanması, yeterli personelin istihdamı konusunda ihmali olduğu gerekçesiyle %75 oranında kusurlu oluşu ve nöbetçi öğretmenin de zihinsel engelli bir çocuğu kurum idaresinden veya başkaca bir görevliden yardım istemeden tuvalete göndermesi hususunda %25 oranında kusurlu olması ve davalı idareye kusur izafe edilmemesi nazara alındığında davalı Milli Eğitim Bakanlığı'nın hizmet kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmakla talep edilen maddi ve manevi tazminatın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır."</i></p>

<p>7. Başvurucular, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde adli yargıda görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporunun dava dışı kişilerin kusur oranlarıyla ilgili olduğunu, İdarenin hizmet kusuru bakımından hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını iddia etmiştir. Başvurucular ayrıca İdarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğunun tespiti için bu dosya kapsamında da oluşan zarar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini vurgulamıştır. Danıştay Sekizinci Dairesi (Daire) 1/7/2020 tarihinde verdiği kararla temyiz başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebep bulunmadığı tespitiyle temyiz başvurusunun reddine karar vererek hükmü onamıştır.</p>

<p>8. Başvurucuların yaptığı karar düzeltme başvurusu da aynı Dairenin 28/12/2021 tarihli kararıyla reddedilmiş ve hüküm kesinleşmiştir.</p>

<p>9. Başvurucular, nihai kararı 4/2/2022 tarihinde öğrendikten sonra 3/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p><strong>A.</strong> <strong>Silahların Eşitliği İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>11. Başvurucular; İdarenin gereken düzenlemeleri ve kontrolleri yapmaması nedeniyle hizmet kusuru olduğunu, Mahkemece İdarenin taraf olmadığı bir uyuşmazlığa ilişkin sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını iddia etmiştir. Başvuruculara göre somut olayda incelenmesi gereken mesele, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinin gerekli önlemleri alıp almadığının yanı sıra İdarenin denetim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğidir. Buna göre başvurucular Mahkemece hukuk kurallarının hatalı yorumlandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucuların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca konuyla ilgili olarak İdareden temin edilen görüş ve ilgili belgelerin başvurucuların şikâyetlerine yönelik yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere sunulduğu ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddialarını tekrar etmiştir.</p>

<p>13. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların şikâyetleri bir bütün olarak adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesi yönünden incelenmiştir.</p>

<p>14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>15. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan [1. B.], B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).</p>

<p>16. Anayasa'nın 36. maddesine<i> "adil yargılanma"</i> ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen <i>silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama</i> ilkelerine Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması imkân dâhilinde değildir (<i>Mehmet Fidan</i>, § 38).</p>

<p>17. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir (<i>Yaşasın Aslan</i> [2. B.], B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını kapsamaktadır (<i>Yüksel Hançer</i> [1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 18, 19).</p>

<p>18. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi, herhangi bir davada bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (<i>Ahmet Korkmaz</i> [2. B.], B. No: 2014/16232, 25/1/2018, § 29).</p>

<p>19. Başvurucular, çocuklarının özel eğitim ve rehabilitasyon merkezindeki eğitimi sırasında camdan düşerek ağır yaralanması olayında İdarenin kazanın meydana geldiği yerde gerekli denetimleri gerçekleştirmemesi ve yasal düzenlemeleri yapmaması nedeniyle hizmetin kusurlu işletildiği iddiasıyla tazminat davası açmıştır. Söz konusu davada tartışılacak temel mesele, başvurucuların maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığı ve varsa zararlarının kusursuz veya kusur sorumluluğu uyarınca devlet tarafından karşılanmasının koşullarının oluşup oluşmadığıdır.</p>

<p>20. Mahkeme, başvurucuların tazminat istemini kusur sorumluluğu ilkesi yönünden incelemiş ve sorumluluğun şartlarının oluşmadığına karar vermiştir. Mahkeme; bu sonuca ulaşırken Hukuk Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda zararın özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi sahibinin ve çalışan öğretmenin kusuru nedeniyle oluştuğuna işaret edildiğini, İdareye herhangi bir kusur atfedilmediğini ve dosya içeriğinde İdareye olayla ilgili olarak kusur atfedilmesini gerektirecek herhangi bir bilgi, belge veya delilin mevcut olmadığını belirterek gerekçesini oluşturmuştur.</p>

<p>21. Başvurucular, dava ve istinaf dilekçelerinde, İdarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğunun tespiti için bu dosya kapsamında da oluşan zarar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, adli yargıda yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporun hükme dayanak yapılamayacağını özellikle vurgulamıştır. Mahkeme yaptığı yargılamada bilirkişi incelemesini gerekli görmemiş; Hukuk Mahkemesinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunu hükme esas almıştır. Daire de ayrı bir gerekçe göstermeksizin kararı onamıştır. Bu itibarla başvurucuların iddiasını ispatlamada hayati öneme sahip olan söz konusu hususlar dikkate alınmadan uyuşmazlığın sonuçlandırılmasının başvurucuların davalı idareye nazaran zayıf bir konuma düşürülmesine yol açtığı anlaşılmıştır.</p>

<p>22. Dolayısıyla başvuruya konu yargılamanın bütünü yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda incelendiğinde başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin imkânlardan mahrum kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>24. Başvurucular, yargılamaların makul süre içinde tamamlanmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan <i>Veysi Ado</i> ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının<i> başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>GİDERİM</strong></p>

<p>26. Başvurucular, ihlalin tespiti ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>27. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2) </i>[1. B.],<i> </i>B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>28. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p>29. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV.</strong> <strong>HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. 1. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın <i>başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Van 3. İdare Mahkemesine (E.2014/703, K.2015/1030) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,</p>

<p>E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,</p>

<p>F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202228626-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/aymamna.jpg" type="image/jpeg" length="95037"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/22087 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202122087-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202122087-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 13/1/2026 tarihli ve 2021/22087 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>B.H. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/22087)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>Karar Tarihi: 13/1/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 21/5/2026 - 33260</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong><u>RESEN GİZLİLİK KARARI VERİLDİ</u></strong></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Engin YILDIRIM</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Ayşenur TUNCER</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>1. B.H.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>2. F.H.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>3. V.H.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Av. Serpil SERİN</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN KONUSU</strong></p>

<p>1. Başvuru, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun işlendiği iddiasıyla yapılan yargılamada hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>BAŞVURU SÜRECİ</strong></p>

<p>2. Başvuru 30/3/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:</p>

<p>5. Başvurucu B.H., şüphelinin öğretmen olarak çalıştığı ortaokulda öğrenciyken cinsel istismar eylemlerine maruz kaldığı iddiasıyla 1/6/2018 tarihinde Kartal Çocuk Büro Amirliğinde şikâyetçi olmuştur. Başvurucunun temsilcileri olan anne ve baba da kızlarının yaşadığı olaylara ilişkin şikâyet beyanında bulunmuştur. Anılan şikâyetler üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından yürütülen soruşturmanın sonucunda iddianame düzenlenmiştir. İddianamede şüphelinin değişik tarihlerde başvurucuya diğer öğrencilerden farklı davrandığı, bunun öğrenciler tarafından da algılandığı, başvurucunun telefonun numarasını işinin gereği olmadığı hâlde başvurucunun arkadaşlarından istediği, yapılan piknik gezisindeki resimleri gece geç vakitte başvurucuya gönderdiği, hafta sonu tatili olmasına karşın başvurucuya <i>"günaydın"</i> diye mesaj göndererek kendisiyle ilgili özel bir bilgi olmasına rağmen açık öğretim sınavında görev aldığını söylediği ifade edilmiştir.</p>

<p>6. İddianamede; şüphelinin başvurucuyu sınıf arkadaşı aracılığıyla iftara davet ettiği, başvurucuya bazen<i> "Canım, aşkım, bana 'hocam' deme." </i>şeklinde ifadelerle hitap ettiği, başvurucunun bu durumdan zamanla rahatsızlık duyduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun beyanına göre şüphelinin omzuna kolunu attığı, bazen de beline sarıldığı, sınıf arkadaşlarının başvurucuya şüphelinin kendisine çok yakın davrandığını söyleyip ondan uzak durmasını tavsiye ettikleri ifade edilmiştir. Başvurucunun beyanı alınan sınıf arkadaşlarının ve şüphelinin öğrencilerinin anlatımları ile şüphelinin dosya kapsamında yer alan eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde eylemlerin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu vurgulanmıştır.</p>

<p>7. İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından yapılan yargılama sonucunda<strong> </strong>sanığın eyleminin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 105. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarında belirtilen çocuğa karşı cinsel taciz suçunu oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Böylelikle Mahkemece fiil çocuğa karşı işlendiğinden takdiren sanığın 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık eğitici olduğundan verilen cezanın yarı oranında artırılarak sanığın 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Hükmün devamında sanığın eylemleri aynı kasıt altında aynı mağdura karşı birden fazla kez işlediğinden cezanın takdiren yarı oranında artırılarak sanığın 13 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın sonuç ceza olarak 11 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bunun yanında verilen hapis cezası bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hüküm kurulmuştur.</p>

<p>8. Anılan kararın gerekçesinde; başvurucunun öğrencisi olduğu okulda sınıf öğretmeni olan sanığın diğer öğrencilerden farklı olarak başvurucuya <i>"Canım, aşkım"</i> şeklinde hitap etmek, sınıftaki arkadaşları kanalıyla başvurucuya çiçek göndermek, gece geç saatlerde telefonuna resim göndermek ve<i> "günaydın"</i> şeklinde mesaj atmak suretiyle başvurucuya yönelik işlediği suçun kapsamındaki eylemlerin tamamının sözle yapılan cinsel taciz niteliğinde olup cinsel istismara ulaşmadığını belirtilmiştir. Bu eylemlerin mağdurun istikrarlı beyanları, dinlenen tanık ifadeleri, sanığın hazırlıkta alınan yanlışlıkla mesaj attığını kabul eden tevil yollu açıklamasıyla sabit görüldüğü vurgulanmıştır.</p>

<p>9. Kararda bulunan karşıoy gerekçesinde ise sanığın başvurucunun öğretmeni olduğu, değişik tarihlerde başvurucuya diğer öğrencilerden farklı davranmaya başladığı, başvurucunun rızası ve bilgisi olmadığı hâlde diğer öğrencilerden öğretmenlik ünvanını kullanarak cep telefonu numarasını aldığı, gece geç saatlerde başvurucuya fotoğraflar gönderdiği, hafta sonu tatil olmasına rağmen başvurucuya mesajlar yolladığı, başvurucunun öğretmeni olması nedeniyle görevi dâhilinde olmayan hususlarla ilgili bilgi verdiği belirtilmiştir. Bunlarla beraber sanığın başvurucuya yönelik<i> "Canım, aşkım, bana hocam deme" </i>şeklinde hitaplarda bulunduğu, başvurucunun bu durumdan rahatsızlık duyduğu, yine başvurucunun anlatımına göre sanığın elini omzuna attığı, bazen de beline sarıldığı ifade edilerek başvurucunun ilk anlatımı ve idari soruşturma sırasında dinlenen sınıf arkadaşlarının anlatımları birlikte değerlendirildiğinde sanığın ısrarlı davranışlarının cinsel taciz boyutunu aşarak sarkıntılık düzeyine ulaştığı kanaatine varıldığı ifade edilmiştir.</p>

<p>10. Karara karşı sanık, başvurucular, Başsavcılık ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı itiraz etmiştir. Başvurucular itiraz dilekçesinde dosya kapsamındaki delilleri ve Kartal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapordaki beyanları belirterek sanığın ısrarlı davranışlarının cinsel taciz boyutunu aşarak sarkıntılık düzeyine ulaştığını ve sanığın mağdurenin öğretmeni olması nedeniyle cezasında yarı oranında artırım yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi itirazların reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hem maddi hem hukuki yönden her yönüyle hukuka uygun olduğuna, toplanan delillerin denetime olanak verecek şekilde tartışılarak ulaşılan sonucun usul ve kanuna uygun bulunduğuna işaret edilmiştir.</p>

<p>11. Başvurucular, kararı 2/3/2021 tarihinde öğrenmiştir.</p>

<p><strong>IV.</strong> <strong>İLGİLİ HUKUK</strong></p>

<p>12. 5237 sayılı Kanun'un<i> "Çocukların cinsel istismarı"</i> başlıklı 103. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>''(1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. ...</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>(3) Suçun;</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.</i></p>

<p><i>..."</i></p>

<p>13. 5237 sayılı Kanun'un <i>"Cinsel taciz"</i> başlıklı 105. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.</i></p>

<p><i>(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/61 md.) Suçun;</i></p>

<p><i>... </i></p>

<p><i>b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz."</i></p>

<p><strong>V. İNCELEME VE GEREKÇE</strong></p>

<p>14. Anayasa Mahkemesinin 13/1/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>A.</strong> <strong>Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü</strong></p>

<p>15. Başvurucular; yargılamada sundukları dilekçelerinde Mahkemece Kartal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü müfettişlerinin hazırladığı raporun istenmesini ve değerlendirilmesini talep ettiklerini, Mahkemece bu taleplerinin dikkate alınmadığını, bunun üzerine dosya kapsamına görgüsü olan öğrencilerin beyanlarını da içeren anılan raporu sunduklarını ancak bu raporun Mahkemece incelenmediğini, gerekçeli kararda söz konusu raporun irdelenmediğini, sanığın ifadelerinin doğru olmadığının ispatlandığını belirtmiştir. Bununla birlikte yapılan yargılamada Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi'ndeki güvencelerin sağlanmadığını, başvurucunun yaşadığı olaylar sonucunda psikolojisinin bozulduğunu ve buna ilişkin doktor raporları ibraz edilmesine rağmen Mahkemece raporların gözönünde bulundurulmadığını, sanığın üzerindeki nüfuzunu kullanarak atılı suçu işlediğini, iddianamede belirtilen ve ispatlanan iddialara kararda yer verilmediğini ve sanığın etkili bir şekilde cezalandırılmadığını belirten başvurucular adil yargılanma hakkı ile maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>16. Bakanlık görüşünde; başvurucuların maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı önceki beyanlarını yineleyerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik yaptıkları itirazın gerekçesiz olarak reddedildiğini vurgulamıştır.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Değerlendirme</strong></p>

<p>17. Anayasa'nın <i>"Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" </i>başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Herkes, .. maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."</i></p>

<p>18. Anayasa'nın <i>"Devletin temel amaç ve görevleri"</i> başlıklı 5. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Devletin temel amaç ve görevleri, ..., Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."</i></p>

<p>19. Başvurucuların maddi ve manevi varlığına yönelik saldırılara karşı etkili bir kovuşturma yapılmaması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri özü itibarıyla Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kaldığından sadece bu madde yönünden inceleme yapılmıştır.</p>

<p>20. Eldeki olay incelendiğinde başvurucuya yönelik eylemlerin başvurucunun iddiasına göre cinsel taciz boyutunu aşarak sarkıntılık düzeyine ulaştığı, ağır fiziksel müdahale içeren cinsel saldırı mahiyetinde olmadığı anlaşılmıştır. Böylece başvurucunun bireysel başvuruya konu soruşturma kapsamındaki iddiaları, bu başvuru bağlamında dile getirdiği olgusal ve hukuki şikâyetler ile başvurucunun ruhsal durumunda meydana gelen etkiyle ilgili bir raporun varlığından söz edilmemesi birlikte değerlendirildiğinde başvurunun maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.</p>

<p><strong>1. Kabul Edilebilirlik Yönünden</strong></p>

<p>21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>2. Esas Yönünden</strong></p>

<p><strong>a.</strong> <strong>Genel İlkeler</strong></p>

<p>22. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir (<i>Sevim Akat Eşki</i> [1. B.], B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 30).</p>

<p>23. Bireyin fiziksel ve zihinsel bütünlüğü, Anayasa'nın 17. maddesinde yer verilen <i>kişinin maddi ve manevi varlığı</i> kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığının bir parçası olan fiziksel ve zihinsel bütünlüğe keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (<i>Yusuf Burak Çelik</i> [2. B.], B. No: 2013/2538, 20/11/2014, § 31).</p>

<p>24. Devletin pozitif yükümlülüğünün bir parçası olarak usul yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır (<i>Cezmi Demir ve diğerleri</i> [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 106).</p>

<p>25. Bireysel başvuru kapsamında yapılacak değerlendirmede usule ilişkin yeterli güvenceleri sunan etkili bir ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediği incelenirken soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız bir biçimde ve kamu denetimine tabi olarak özenle ve süratle yürütülmesi ve etkili olması unsurları araştırılmaktadır (<i>Mehmet Arif Kılınç</i> [1. B.], B. No: 2013/1656, 16/7/2014, § 29).</p>

<p>26. Bu kapsamda etkili bir başvuru yolundan söz edebilmek için başvuru yolunun sadece hukuken bulunması yeterli olmayıp bu yolun uygulamada fiilen de etkili olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine sahip olması gereklidir. Başvuru yolunun bir hak ihlali iddiasını önleyebilmesi, devam etmekteyse sonlandırabilmesi veya sona ermiş bir hak ihlalini karara bağlayabilmesi ve bunun için uygun bir tazminat sunabilmesi hâlinde ancak etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir. Yine, vuku bulmuş bir hak ihlali iddiası söz konusu olduğunda, tazminat ödenmesinin yanı sıra sorumluların ortaya çıkarılması bakımından da yeterli usuli güvencelerin sağlanması gerekir (<i>Esma Başbakkal</i> [2. B.], B. No: 2012/1128, 8/5/2014, § 34).</p>

<p>27. Anayasa'nın 17. maddesi gereğince yürütülecek soruşturmalarda soruşturma makamlarının 17. madde kapsamında değerlendirilebilecek bir muameleye maruz kaldığını ileri süren kişilerin olayın gelişimine ve delillerin elde edilmesine ilişkin ileri sürdükleri her türlü iddialarını ve taleplerini karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır. Soruşturma kapsamında yürütülecek soruşturma işlemlerinin belirleyicisi yetkili soruşturma makamlarıdır. Soruşturma makamları, her bir somut olayın koşullarını ayrıca değerlendirerek makul olan bir yöntem belirleyecektir (<i>Yavuz Durmuş ve diğerleri</i> [1. B.], B. No: 2013/6574, 16/12/2015, § 62).</p>

<p>28. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı kişinin dokunulmazlığını, maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde tatbiki ile sorumluların tespiti ve etkili müeyyidelerin uygulanmasını sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan belirtilen yükümlülük; Anayasa'nın 17. maddesinin başvurucuya üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırılmalarını talep hakkı, kamusal makamlara ise tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza hükmüyle sonuçlandırma ödevi yüklediği şeklinde yorumlanamaz (<i>Süleyman Demirbaş</i> [1. B.], B. No: 2014/1549, 13/7/2016, § 34).</p>

<p>29. Ancak her durumda soruşturmanın ya da kovuşturmanın etkili yapıldığından bahsedebilmek için tarafların iddialarının sübutuna elverişli olduğunu bildirdiği delillerinin Mahkemece öncelikle değerlendirilmesinin gerektiği açıktır. Ayrıca bir ceza yargılamasında, maddi gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla yeterli araştırma yapılmalı, olayı aydınlatmaya elverişli olduğu görülen deliller toplanmalı ve olay tüm yönleriyle ortaya konularak değerlendirilmelidir. Ancak yargılama sonunda sanık hakkında mutlaka ceza verilmesinin zorunlu olduğu söylenemez ise de yapılan yargılama neticesinde ulaşılan sonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz.<i> Gözde Başar</i> [2. B.], B. No: 2016/3122, 28/5/2019, § 34;<i> Erol Kumcu</i> [2. B.], B. No: 2015/18988, 9/5/2019, § 35; <i>Ali Çığır</i> [1. B.], B. No: 2015/19298, 8/5/2019, § 35).</p>

<p><strong>b.</strong> <strong>İlkelerin Olaya Uygulanması</strong></p>

<p>30. Somut olay yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde başvurucunun ve temsilcilerinin 1/6/2018 tarihinde şikâyetçi olduğu, aynı tarihte ifadelerinin alındığı, şüphelinin ifadesinin ise 2/6/2018 tarihinde alındığı ve ayrıca bu tarihte şüphelinin tutuklama talebiyle sevk edildiği İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığı görülmüştür. Bunun yanında Mahkemece idari tahkikat aşamasında beyanı alınan bir kısım öğrencinin duruşmada bizzat dinlendiği anlaşılmıştır.</p>

<p>31. Tüm kovuşturma süreci dikkate alındığında özellikle başvuru konusu olayın koşullarında sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, başvurucunun öğrenci ve sanığın başvurucunun öğretmeni olması, öğretmenlik mesleğinin toplum içindeki önemi birlikte değerlendirildiğinde çocuğun üstün yararının korunduğunun ortaya konulması gerektiği açıktır. Ancak incelenen olayda Mahkemece başvurucunun istikrarlı beyanları, dinlenen tanık ifadeleri, sanığın hazırlıkta alınan yanlışlıkla mesaj gönderdiğini kabul eden tevil yollu açıklamasının hükme esas alındığı belirtilmesine rağmen iddianamede olay örgüsünde anlatılan ve mahkeme kararında yer alan karşıoyda da belirtilen başvurucunun anlatımında geçen sanığın başvurucunun<i> beline sarılması ve omzuna elini atması </i>gibi eylemlerin hangi delile dayanılarak sübut bulmadığı kanaatine ulaşıldığının veya beyanların bu kısmına neden itibar edilmediğinin ortaya konulmadığı görülmüştür. Yine suçun vasfını nitelendirmede önem teşkil eden bu fiziksel temas iddiasının anılan nitelendirmeye etkisinin de açıkça ve anlaşılır şekilde kararda irdelendiğini söylemek güçtür. Öte yandan yargılamada başvurucu tarafından sunulan dilekçelerde Kartal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü müfettişlerinin hazırladığı raporda beyanı alınan öğrencilerin görgüye dayalı beyanlarına dayanılarak gerçekleştiği iddia edilen anılan fiziksel temas eylemlerinin söz konusu raporda geçen beyanlarla ispatlandığı ileri sürülmesine rağmen Mahkemece bu eylemlerin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda ilgili ve yeterli bir inceleme yapıldığından söz etmek mümkün değildir. Oysaki olayın aydınlatılması ve suç vasfının belirlenmesinde anılan raporda tespit edilen hususların Mahkemece değerlendirilmesi önem arz etmektedir.</p>

<p>32. Yapılan açıklamalar çerçevesinde yargılama süreci bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde olayın aydınlatılmasında önemli olan müfettiş raporu hazırlanırken alınan görgüye dayalı öğrenci beyanları hususunda gerekli ve yeterli bir inceleme yapılmadığı, kovuşturmada çocuğun üstün yararı ilkesi bağlamında haklarının korunmasına yönelik özen gösterilmediği, maddi olayın ortaya çıkarılabilmesi için yeterli bir araştırma gerçekleştirilmediği gibi olayın tüm yönleri ile ortaya konularak deliller ile ilişkilendirilmek suretiyle bir sonuca ulaşılmadığı anlaşılmıştır. Böylelikle gerçekleştiğine itibar edilmeyen olayların neler olduğu ve neden gerçekleşmediği kanaatine varıldığı somut delillerle gerekçeli kararda belirtilmeden etkili kovuşturma yapıldığından söz edilmesi mümkün değildir. Sonuç itibarıyla başvurucunun ileri sürdüğü olaylar ve deliller bağlamında kararda ilgili ve yeterli gerekçe bulunmadığı, başvurucunun şikâyetine yönelik etkin bir ceza kovuşturması yapılmadığı kanaatine ulaşılmıştır.</p>

<p>33. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>VI.</strong> <strong>GİDERİM </strong></p>

<p>34. Başvurucular, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.</p>

<p>35. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2) </i>[1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>36. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı; uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p><strong>VII.</strong> <strong>HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Başvurunun niteliği gereği kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin RESEN GİZLİ TUTULMASINA,</p>

<p>B. Maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>C. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>D. Kararın bir örneğinin maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2019/25, K.2020/444) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,</p>

<p>F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202122087-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/yargi/anayadadl4.jpg" type="image/jpeg" length="41077"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/2869 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20212869-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20212869-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 13/1/2026 tarihli ve 2021/2869 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>HÜSEYİN DEĞİRMEN BAŞVURUSU (2)</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/2869)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>Karar Tarihi: 13/1/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 21/5/2026 - 33260</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>İKİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Engin YILDIRIM</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Fatma Gülbin ÖZTÜRK</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="15">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Hüseyin DEĞİRMEN</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan ve uzaktan öğretim programı uygulanan bir fakültede öğrenci olan kişinin çevrim içi sınavlara katılma talebinin reddedilmesi nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>2. 1991 doğumlu olan başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2018 tarihli kararı ile 9 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Hükümlü olarak Kayseri 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) olan başvurucu olayların meydana geldiği tarihte Ankara Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisidir. Başvurucu, anılan programın bir uzaktan öğretim programı olduğunu belirtmiştir.</p>

<p>3. Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Başkanlığı (Eğitim Kurulu) tarafından kurumda uygulanacak eğitim ve iyileştirme uygulamaları kapsamında 15/10/2020 tarihinde bir karar alınmıştır. Kararın ilgili kısmında uzaktan eğitimin bir eğitim türü değil eğitim metodu olduğu ve uzaktan eğitim metodunun benimsenmesinin örgün eğitime yaygın eğitim vasfı kazandırmayacağı belirtilmiştir. Kapalı ceza infaz kurumunda bulunan mahpusların örgün eğitimden değil yaygın eğitimden yararlanma hakkı olduğu belirtilmekle birlikte kapalı ceza infaz kurumunda tutulan mahpuslardan gerekli şartları sağlayanların salgın hastalık süresince uzaktan yapılacağı belirtilen sınavlara sınavın teknik detayları, içeriği ve formu da değerlendirilerek Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülmesi hâlinde ve bilgisayar sınıflarında kurum olanakları nispetinde görevli/kolluk nezaretinde katılabilecekleri ifade edilmiştir. Bununla birlikte sınavlara katılmak isteyen mahpusların gerekli olan domain şifreleri temin süreçleri için lüzumlu olan üniversite ders sınavlarının çevrim içi yapılacağına dair evrakı, güncel öğrenci belgesini ve çevrim içi sınav yapılacak internet sayfasının linklerini kuruma bildirmeleri gerektiği karara bağlanmıştır.</p>

<p>4. Başvurucu 15/10/2020 tarihli Eğitim Kurulu kararına itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde, kayıtlı olduğu bölümün eğitim modelinin uzaktan eğitim olduğunu ifade etmiştir. Derslerin çevrim içi olarak yapıldığını ancak sınavların kampüste yüz yüze gerçekleştirildiğini belirterek internet erişimli bilgisayardan derslere katılmak istediğini, kampüste yapılacak sınavlara ise katılımının sağlanmasını istemiştir.</p>

<p>5. İtirazı inceleyen Kayseri 1. İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) Eğitim Kurulunun 15/10/2020 tarihli kararında belirttiği domain şifreleri temin süreçleri için lüzumlu olan üniversite ders sınavlarının çevrim içi yapılacağına dair evrakın, güncel öğrenci belgesinin ve çevrim içi sınav yapılacak internet sayfasının linklerinin kuruma bildirilmesi hâlinde sınavlara katılım olanaklarının sağlanacağını belirterek 20/10/2020 tarihinde başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.</p>

<p>6. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 10/11/2020 tarihinde kararın usul ve kanuna uygun olduğu<i> </i>gerekçesiyle başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir.</p>

<p>7. Eğitim Kurulunca 23/11/2020 tarihinde kurumda uygulanacak eğitim ve iyileştirme uygulamaları hususunda yeni bir karar alınmıştır. Kararda; internet ortamında derslere ve sınavlara katılmak için internet bağlantılı bilgisayardan yararlanmak isteyen mahpus sayısının on kişiden fazla olduğunu ve mahpusların tamamının terör örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda bulunduğunu belirterek bu durumun domain şifresi ile açılan bilgisayar ekranlarının ağ kullanım alanının geniş olması nedeniyle kurum tarafından kısıtlanamaması ile birlikte düşünüldüğünde sınavlar için bilgisayar kullanımının kurum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği değerlendirilmiştir. Mahpusların kayıtlı oldukları üniversitelerin sınav evrakının fiziken kuruma gönderilmesi hâlinde kurum kontrolünde sınavların yüz yüze yapılabileceği belirtilerek terör örgütü mensubu olan mahpuslara internet bağlantılı bilgisayar kullandırılmayacağı ifade edilmiştir.</p>

<p>8. Başvurucu, bireysel başvuruya konu yargılamada İnfaz Hâkimliği nezdinde 23/11/2020 tarihli Eğitim Kurulu kararına itiraz etmiştir. Başvurucu, itiraz dilekçesinde Eğitim Kurulunun 23/11/2020 tarihli kararı ile örgün eğitim sisteminde verilen çevrim içi derslere giremeyeceğinin belirtilmesiyle birlikte sınavlara girebileceğinin açıklandığını ve bu karara yaptığı itirazın İnfaz Hâkimliğinin 20/10/2020 tarihli kararı ile reddedildiğini, kararın gerekçesinde 23/11/2020 tarihli Eğitim Kurulu kararına yapılan atıfla lüzumlu olan bilgi ve belgelerin sunulması hâlinde çevrim içi sınavlara katılınmasına izin verileceğinin ifade edildiğini ileri sürmüştür. Sınava girmesine üç gün kala 23/11/2020 tarihli Eğitim Kurulu kararı ile sınavlara girmesinin engellendiğini vurgulayan başvurucu; Eğitim Kurulunun bu kararının yasal dayanaktan yoksun ve gerekçesiz olduğunu, bu nedenle kararın temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiğini iddia etmiştir.</p>

<p>9. İnfaz Hâkimliği 26/11/2020 tarihli kararı ile başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:</p>

<p><i>"Somut olayda, hükümlü dilekçesinde her ne kadar İnfaz Hakimliğimizin ve 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararları ile sınavlara katılımının sağlanabileceğinin belirtildiğini belirtmiş ise de ilgili kararlarda açıkça hükümlünün itirazının reddine karar verildiği, online sınavlara katılmak isteyen hükümlü ve tutukluların tamamının terör örgütü mensubu olması, bilgisayar ekranlarının ağ kullanım alanının geniş olması ve bu durumun kurumca kısıtlanmasının yapılamaması, bu durumun güvenlik zafiyetine neden olabileceği anlaşılmakla tüm bu hususlar nazara alındığında hükümlünün talebine ilişkin olarak Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının kararı usul ve yasaya uygun verilmesi nedeniyle hükümlünün itirazının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıda gösterilen hüküm kurulmuştur."</i></p>

<p>10. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi 29/12/2020 tarihinde kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir.</p>

<p>11. Başvurucu, nihai kararı 15/1/2021 tarihinde öğrendikten sonra 20/1/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>12. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>13. Başvurucu; 28/11/2020 ve 29/11/2020 tarihinde yapılacak sınavlara birkaç gün kala Eğitim Kurulu tarafından 23/11/2020 tarihli kararın verildiğini, kararın soyut, muğlak ve gerekçeden yoksun olduğunu belirtmiştir. Mahpusların tehlikeliliğine ilişkin hususların 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 74 ila 76. maddeleri kapsamında bireyselleştirilmesi gerektiğini belirten başvurucu, eğitim hakkı ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Son olarak emin olmamakla birlikte diğer ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların eğitim haklarının engellenmediğini belirterek söz konusu uygulamanın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini iddia etmiştir.</p>

<p>14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, mevcut başvuruda inceleme yapılırken Anayasa'nın eğitim hakkına ilişkin hükmü kapsamında Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihadı da dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddialarının özü, eğitimini devam ettirmek amacıyla çevrim içi sınavlara katılma talebinin reddine yöneliktir. Başvurucu her ne kadar diğer ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların eğitim hakkına ilişkin kısıtlamalara tabi tutulmadığını ileri sürmekte ise de iddia ettiği farklı muameleyi ortaya koyamadığı gibi kendisine hangi sebebe dayalı olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin bir açıklamada da bulunmamıştır. <i>Adnan Oktar (3)</i> ([2. B.], B. No: 2013/1123, 2/10/2013) kararında ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucuya kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene dayandığının makul delillerle ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. Bu açıklama ışığında başvurucunun ihlal iddiaları eğitim hakkı kapsamında değerlendirilmiş, eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden Anayasa Mahkemesinin<i> Adnan Oktar (3)</i> kararı dikkate alınarak ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Bu bağlamda başvurucunun şikâyetlerinin bir bütün olarak Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (benzer yönde bir değerlendirme için bkz. <i>Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri</i> [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 77).</p>

<p>16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>17. Anayasa Mahkemesi<i> Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri</i> kararında; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) gibi Anayasa'nın da devlete, ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklulara eğitim öğretim imkânı sağlanması yönünde pozitif bir mükellefiyet yüklemediğini belirtmiştir. Bununla birlikte 5275 sayılı Kanun ve ilgili diğer düzenleyici işlemlerde mahpuslar için eğitsel, kültürel ve sosyal faaliyetlerin önemi vurgulanarak bu tür faaliyetlerin mahpusların topluma kazandırılmasındaki öneminin ortaya konulduğunu, yasal olarak devletin mahpuslara ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde eğitim ve öğretim sağlama yükümlülüğü altına girdiğini eklemiştir (<i>Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri</i>, § 72).</p>

<p>18. Kanunlar uyarınca mahpuslara tanınan eğitim hakkının sınırlandırılması hususunda Anayasa ve Sözleşme'de bir yükümlülük yüklenmediği gerekçesiyle idarenin sınırsız bir takdir alanı olduğundan bahsedilemeyeceğini ifade eden Anayasa Mahkemesi, bununla birlikte ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçlarının gözönünde tutulması gerektiğini zira tutuklu ve hükümlülerin temel hak ve hürriyetlere genel olarak sahip olmalarının bu hakların onlar için ceza infaz kurumu dışındaki bireyler kadar güvence altına alındığı şeklinde de yorumlanamayacağını belirtmiştir. Dolayısıyla anılan kararda, eğitim ve öğretim faaliyetlerine katılımın ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde tanınması hâlinde bu katılımın ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonuçları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (<i>Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri</i>, § 73).</p>

<p>19. Anayasa Mahkemesi<i> Ömer Aslan</i> ([2. B.], B. No: 2021/3350, 2/7/2025) kararında ceza infaz kurumunda bulunan ve uzaktan öğretim programı uygulanan bir fakültede öğrenci olan başvurucunun çevrim içi sınavlara katılma talebinin ceza infaz kurumlarında meydana gelebilecek olası risklere ilişkin genel bir değerlendirme ile reddedilmesinin başvurucunun eğitim hakkını ihlal edip etmediğini incelemiştir. Kararda; 5275 sayılı Kanun'da ceza infaz kurumunda bulunan mahpusların örgün eğitime devamları hususunda açık bir düzenleme bulunmadığı, diğer bir ifadeyle mahpusların örgün eğitime katılım ve devamlarının sağlanması hususunda Kanun'un pozitif bir yükümlülük öngörmediği belirtilmiştir. Bununla birlikte örgün eğitim modelinde yapılan çevrim içi sınavlara mahpusların katılımına izin verilmesi hususunda 27/7/2007 tarihli ve 46/1 sayılı Genç ve Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında Genelge ile Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 7/10/2020 tarihli yazısında düzenlemeler bulunduğu tespitine yer verilmiştir (<i>Ömer Aslan</i>, §§ 15-17).</p>

<p>20. Mezkûr kararda Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumu tarafından genel nitelikli ve bireyselleştirme yapılmadan alınan uzaktan öğretim faaliyetlerinin yürütülemeyeceğine ilişkin karara yönelik yargısal denetimde yalnızca ceza infaz kurumlarında meydana gelebilecek olası risklere dair genel bir değerlendirmeye yer verildiğini belirtmiştir. Kararda somut olayın koşullarına ilişkin idare ve yargı makamlarının herhangi bir incelemede bulunmadığı belirtilerek başvurucunun öznel durumu değerlendirilmeden karar verilmesinin eğitim hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır (<i>Ömer Aslan</i>, §§ 21-24).</p>

<p>21. Başvuru konusu olayda da 23/11/2020 tarihli Eğitim Kurulu kararı ile genel güvenlik sebeplerine dayalı olarak çevrim içi sınavlara katılma hususunda yasak getirilmiş, İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesinin de somut olayın koşullarına ilişkin herhangi bir bireyselleştirme yapmaksızın Eğitim Kurulu kararında sunulan gerekçeyle başvurucunun şikâyetini ve itirazını reddettiği anlaşılmıştır. Bu durumda eldeki başvuru yönünden <i>Ömer Aslan </i>kararındaki yukarıda yapılan değerlendirmeler ve varılan neticeden ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Basri BAĞCI ve Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>GİDERİM</strong></p>

<p>23. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>24. Başvurucunun Ceza İnfaz Kurumundan 21/4/2024 tarihinde tahliye olduğu anlaşılmakla ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama<strong><i> </i></strong>yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı değerlendirilmiştir.</p>

<p>25. Öte yandan eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>B. Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Basri BAĞCI ve Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>C. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,</p>

<p>D. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>E. Kararın bir örneğinin bilgi için Kayseri 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2020/4390, K.2020/4393) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>KARŞIOY</strong></p>

<p>Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün çevrimiçi sınavlara katılma talebinin reddedilmesi nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Mahkememiz çoğunluğu tarafından, başvurucunun Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Aşağıda belirtilen gerekçeler ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.</p>

<p>Başvurucunun hükümlü olarak bulunduğu Kurumun Eğitim Kurulunca 23/11/2020 tarihinde kurumda uygulanacak eğitim ve iyileştirme uygulamaları hususunda yeni bir karar alınmıştır. Kararda; internet ortamında derslere ve sınavlara katılmak için internet bağlantılı bilgisayardan yararlanmak isteyen mahpus sayısının 10 kişiden fazla olduğu ve mahpusların tamamının terör örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda bulunduğu belirtilerek bu durumun domain şifresi ile açılan bilgisayar ekranlarının ağ kullanım alanının geniş olması nedeni ile kurum tarafından kısıtlanamaması ile birlikte düşünüldüğünde sınavlar için bilgisayar kullanımının kurum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği değerlendirilmiş, mahpusların kayıtlı oldukları üniversitelerin sınav evrakının fiziken kuruma gönderilmesi hâlinde kurum kontrolünde sınavların yüz yüze yapılabileceği belirtilerek terör örgütü mensubu olan mahpuslara internet bağlantılı bilgisayar kullandırılmayacağı ifade edilmiştir. Başvurucu bu karara itiraz etmiş, İnfaz Hâkimliği tarafından Eğitim Kurulunun gerekçelerine yer verilerek başvurucunun itirazı reddedilmiş, yine Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz da kesin olarak reddedilmiştir.</p>

<p>Anayasa'nın 42. maddesi ve Sözleşme'nin eki 1 No.lu Protokol'ün 2. maddesi ceza infaz kurumlarında mahkûmlara eğitim ve öğrenim faaliyeti imkânları sağlanması için bir düzenleme yapılmasını güvence altına almamaktadır (Bkz. Durmaz, Işık, Unutmaz ve Seza/Türkiye, B. No: 46506/99 46569/99 46570/99, 4/9/2001). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AİHM) bir mahkeme tarafından mahkûmiyetine karar verildikten sonra tutukluluğuna denk gelen süre boyunca bir başvuranın üniversite eğitimine devam etmesinin engellenmesini, 1 No’lu Protokol'ün 2. maddesi kapsamında eğitim hakkından yoksun bırakılma olarak yorumlamamıştır (Georgiou / Yunanistan, 45138/98, 13 Ocak 2000; Durmaz ve Diğerleri / Türkiye, 46506/99, 4 Eylül 2001; Arslan Türkiye, 31320/02, 1 Haziran 2006). Mahkeme, başvuranın hapis cezası infaz edildiği sırada ortaöğretimin son yılını tamamlayamamasına ilişkin başvuruyu da açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olarak nitelendirmiştir (Epistatu/Romanya, 29343/10, 24 Eylül 2013).</p>

<p>Anayasa Mahkemesi'ne göre de eğitim hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif ödevini yüklemekle birlikte Anayasa'da öngörülen ilköğretim dışında devletin tüm bireylerin eğitim ve öğrenim almasını sağlayacak, barınma ve iaşe gibi ihtiyaçları karşılanması şeklinde bir pozitif ödev de yüklememektedir (Yüksel Baran, B. No: 2012/782, 26/6/2014, §36). Anayasa Mahkemesine göre, ceza infaz kurumlarında mahkûmların eğitimi için bir kurum açılmışsa mahkûmiyetin doğal sonuçları çerçevesinde mahkûmların eğitim faaliyetine erişiminin sağlanması gerekmektedir (Mehmet Reşit Arslan, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 71-72).</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, Mehmet Al (B. No: 2021/6664, 6/10/2021) kararında, kapalı ceza infaz kurumlarında yaygın eğitime yönelik bir takım tespitlerde bulunmuş, 5275 sayılı Kanun ile ceza infaz kurumlarında internet kullanımının yalnızca eğitim ve iyileştirme faaliyetleri kapsamında ve idarenin takdir yetkisi içinde mümkün olduğunun öngörüldüğünü belirterek, 5275 sayılı Kanun'da öngörülen eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinin kapsamının ise idarenin çıkardığı Yönetmelik ve Genelge şeklindeki düzenleyici işlemlerle somutlaştırıldığını belirtmiştir. Mahkeme, söz konusu kararında kapalı ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun öğrencisi olduğu yükseköğretim programının da 5275 sayılı Kanun'da öngörülen eğitim ve iyileştirme faaliyetleri kapsamında kabul edildiğinin anlaşıldığını, bununla birlikte Anayasa'da ve Sözleşme’de öngörülmemiş olmasına rağmen 5275 sayılı Kanun'la tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkı yönünden sağlandığı anlaşılan bu imkânın, ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonuçları ve ceza infaz kurumlarının olanakları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, idarenin de çıkardığı düzenleyici işlemlerle söz konusu gereklilikleri dikkate alarak tutuklu ve hükümlülerin eğitim ve iyileştirme kapsamında kabul edilen faaliyetlerden ne şekilde yararlanabileceğini yani devletin bu konudaki pozitif yükümlülüklerini ayrıntılı bir şekilde düzenlediğini, internet imkânı konusunda da Anayasa ve Sözleşme’de devlet yönünden herhangi bir yükümlülük öngörülmediği göz önüne alındığında idarenin bu konuda oldukça geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunun anlaşıldığını belirtmiştir (Mehmet Al, §39-41). Aynı kararda Anayasa Mahkemesi, bahsedilen düzenleyici işlemler konusunda idarenin uluslararası kuruluşlar tarafından kabul edilen tavsiye niteliğindeki temel ilkeleri de dikkate alarak ceza infaz kurumlarındaki eğitim ve iyileştirme faaliyetlerini ayrıntılı bir şekilde somutlaştırdığı tespitinde bulunmuştur (Mehmet Al, §39-40).</p>

<p>Tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkına yönelik değerlendirmelerde tutuklu ve hükümlüler açısından ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonuçlarının göz önünde tutulması zorunda olup, ceza infaz kurumlarının işlevi ve amacı kapsamında tutuklu ve hükümlülerin haklarının ceza infaz kurumuna girmekle zaten sınırlanmış olduğundan hükümlülerin eğitim hakkı açısından da aynı değerlendirme ve sonuca ulaşılması mümkündür.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, yasalar uyarınca mahkûmlara tanınan eğitim hakkının sınırlandırılması hususunda Anayasa ve Sözleşme’de bir yükümlülük yüklenmediği gerekçesi ile sınırsız bir takdir alanı olduğunun söylenemeyeceğini, bu durumda dahi Anayasa’nın 13. maddesindeki düzenlemenin esas alınacağını, Anayasa’nın 13. maddesindeki sınırlamanın hududu belirlenirken mahkûmlar açısından cezaevinde bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçlarının göz önünde tutulması gerektiğini ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesine göre, mahkûmların temel hak ve hürriyetlere genel olarak sahip olmaları, bu hakların mahkûmlar için ceza infaz kurumu dışındaki bireyler kadar güvence altına alındığı anlamında değerlendirilmemelidir. Eğitim hakkı çerçevesinde eğitim ve öğrenim faaliyetlerine katılımın ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde tanınması hâlinde bu katılımın cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonuçları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 73).</p>

<p>Yine Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, kural olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Bkz. Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42; Miraş Mümessillik İnş. Taah. Reklam. Paz. Bas. Yay. San. Tic. A.Ş. [2. B.], B. No: 2012/1056, 16/4/2013, § 35).</p>

<p>İnfaz Hâkimliği, Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulunun kararını somut olay açısından değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuş, söz konusu kararlar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Mahkeme itirazın reddine gerekçe olarak, mahpus sayısının 10 kişiden fazla olduğu ve mahpusların tamamının terör örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda bulunduğu, bu durumun domain şifresi ile açılan bilgisayar ekranlarının ağ kullanım alanının geniş olması nedeni ile kurum tarafından kısıtlanamaması sonucunu doğurduğu ve sınavlar için bilgisayar kullanımının kurum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği hususlarına yer vermiştir. Buna göre, hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik mevcut değildir. Bu nedenle de çoğunluk görüşüne katılmak mümkün değildir.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edilmediği kanaatinde olduğumuzdan, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="302">
   <p>Başkan</p>

   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
   <td valign="top" width="302">
   <p>Üye</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20212869-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/yargi/aym-js.jpg" type="image/jpeg" length="38406"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2024/28913 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202428913-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202428913-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 6/5/2026 tarihli ve 2024/28913 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>R. A. BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>(Başvuru Numarası: 2024/28913)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>Karar Tarihi: 6/5/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Kenan YAŞAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Mehmet Tevfik DİNÇER</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru, devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen Fetullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen başvurucunun olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ve kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı olmadan meslekten çıkarma kararı verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>

<p>2. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde araştırma görevlisi olarak görev yapan başvurucu 1/9/2016 tarihli ve 29818 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'ye (672 sayılı KHK) ekli listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmıştır.</p>

<p>3. Başvurucu, göreve iade talebiyle Olağanüstü Hal İşleri İnceleme Komisyonuna (OHAL Komisyonu) başvurmuştur. OHAL Komisyonunca 24/10/2018 tarihinde başvurucunun talebi yerinde görülmeyerek anılan başvuru reddedilmiştir. Kararda başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile irtibatlı kurumda çalışma kaydının bulunduğu, hakkında düzenlenen idari soruşturma raporunda FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunun değerlendirildiği, hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturmanın bulunduğu ifade edilmiştir. Kovuşturma sürecinde başvurucunun FETÖ/PDY'ye ait öğrenci yurdunda müdürlük yaptığı, örgüt yapılanması tarafından üniversitedeki görevine başlatıldığı ve örgütün yurt dışı gezilerine katıldığı belirtilmiştir. Kararda söz konusu tespit ve olguların başvurucunun örgütle irtibat ve iltisakına delalet ettiği değerlendirilmiştir.</p>

<p>4. Başvurucu, OHAL Komisyonunun anılan kararının iptaline karar verilmesi talebiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; çalışma kaydı bulunan şirketin terörle bağlantısının olduğunu bilmediğini, bu konunun aleyhine kullanılamayacağını, yurt dışı gezilerinin örgütsel amaçla olmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca iptalini istediği kararın hukuka aykırı olduğunu, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerden doğan haklarının ihlal edildiğini, somut bir delil ve gerekçenin gösterilmediğini, herhangi bir terör örgütü ile bağının bulunmadığını, hakkındaki iddiaların asılsız ve mesnetsiz olduğunu öne sürmüştür.</p>

<p>5. Ankara 20. İdare Mahkemesince (İdare Mahkemesi) 3/12/2021 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararda öncelikle FETÖ/PDY'nin niteliğine ilişkin genel değerlendirmeler yapılmış, FETÖ/PDY ile irtibatlı kişilerin kamu görevinden çıkarılmaları sürecine dair genel bilgiler verilmiştir. Bu bağlamda kamu görevlilerinin sadakat yükümlülüğünden bahsedilmiş, yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle ivedi şekilde alınması gereken tedbirlerin zorunluluğuna vurgu yapılmıştır. Kararın gerekçesinde başvurucunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan kurumda çalışma kaydının bulunduğu, kurumu tarafından hakkında düzenlenen personel bilgi dosyasında üniversitedeki FETÖ/PDY yapılanması tarafından işe başlatıldığı hususlarına yer verilerek FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunun değerlendirildiği belirtilmiştir.</p>

<p>6. Bununla birlikte İdare Mahkemesi kararında başvurucu hakkında yürütülen ceza yargılamasında yer alan birtakım tanık beyanlarına yer verilerek başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından cezalandırıldığı ve davanın istinaf aşamasında olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucu hakkında yürütülen kovuşturma dosyasının incelenmesinden, başvurucunun isminin bulunduğu <i>345680</i> ID'li, <i>rcp0909</i> kullanıcı adı ve <i>rcp.09</i> şifreli ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.</p>

<p>7. Başvurucu, bu karara karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucu, dava dilekçesindeki iddialarını tekrar etmekle ve hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığını belirtmekle birlikte İdare Mahkemesince karar gerekçesinde belirtilen ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile bu tutanakta yer alan hususlara ilişkin bir itiraz ileri sürmemiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesi (Daire) 29/9/2023 tarihinde verdiği kararda, kesinleşmemiş mahkûmiyet kararının başvurucunun aleyhine değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte diğer deliller dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda İdare Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektirecek bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.</p>

<p>8. Başvurucu; bu karara karşı dava ve istinaf başvuru dilekçelerinde yer verdiği iddiaları ileri sürerek ve ByLock programını kullanmadığını, bu kullanıma ilişkin somut delil bulunmadığını, tek sayfadan ibaret bir analiz raporunun hükme esas alındığını belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. Danıştay Beşinci Dairesi (Danıştay) 24/1/2024 tarihinde Daire kararının ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun reddine karar vererek Daire kararını onamıştır.</p>

<p>9. Nihai karar 1/4/2024 tarihinde öğrenildikten sonra 2/5/2024 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.</p>

<p>10. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>11. Öte yandan Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) tarafından 7/1/2021 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ceza Mahkemesi kararının başvurucu yönünden yapılan değerlendirme başlığı altında "<i>Sanık R. A. hakkında </i>[ByLock] <i>tespiti yapılmadığı, sanığın tüm </i>[ByLock]<i> içeriklerinde ismine rastlanmadığı..." </i>tespiti ile İdare Mahkemesi karar gerekçesinde de yer alan başvurucunun aleyhine birtakım tanık beyanlarına yer verilmiştir.</p>

<p>12. Ceza Mahkemesinin bu kararına karşı yapılan istinaf başvurusu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 2/12/2021 tarihli kararıyla esastan reddedilmiştir. Ayrıca Daire, kararda Ceza Mahkemesinin hükümden sonra 24/6/2021 tarihli yazısı ekinde gönderdiği 345680 ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın içeriğinin suçun sübut ve vasfı ile belirlenen ceza miktarına bir etkisinin bulunmadığını ve sonucu etkilemediğini belirtmiştir. İnceleme tarihi itibarıyla dosya temyiz aşamasındadır.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p><strong>A. Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>13. Başvurucu; kanun hükmünde kararnameye dayanılarak terör örgütü mensubu ilan edilmek suretiyle kamu görevinden ömür boyu çıkarıldığını, kamu görevinden çıkarılmadan önce savunma hakkı verilmediğini ifade etmiştir. Ayrıca bir daha kamu görevinde çalışamayacak ve özel sektörde iş bulmasını imkânsız hâle getirerek zorunlu katkı payı ödeyerek emeklilik haklarını elde etmeyi engelleyecek biçimde tesis edilen işlemle mülkiyet hakkına açıkça müdahalede bulunulduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu; hakkında yürütülen Ceza Mahkemesi kararında "<i>Sanık R.A.hakkında </i>[ByLock]<i> tespiti yapılmadığı, sanığın tüm </i>[ByLock]<i> içeriklerinde ismine rastlanmadığı..."</i> şeklinde değerlendirme yapıldığını, buna rağmen İdare Mahkemesince hakkında isminin bulunduğu <i>345680</i> ID'li, <i>rcp0909</i> kullanıcı adlı ve <i>rcp.09</i> şifreli ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı olduğunun dile getirilerek karar gerekçesine dayanak olarak alındığını, yasal bir zeminde faaliyet gösteren bir kurumda çalışmış olmasının hiçbir şekilde adı geçen terör örgütü ile bağının olduğuna dair delil olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmiştir. Bu gerekçelerle masumiyet karinesinden yararlanma, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>15. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan<i> N. E. </i>([GK], B. No: 2022/62466, 29/5/2025), <i>A.S. </i>([GK], B. No: 2023/30928, 29/5/2025) ve <i>Erkan Sezgin</i> ([1. B.], B. No: 2022/86339, 16/7/2025) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Anılan kararlarda Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin olağanüstü hâl döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlere uygun olduğuna ve özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.</p>

<p>16. Başvurucunun çeşitli haklara müdahale edildiğine ilişkin iddiaları, temeldeki müdahalenin kamu görevinden çıkarılmasına ve bir daha kamu görevine dönememesine yönelik olduğu görülmüştür. Bu nedenle müdahalenin başvurucunun <i>özel hayatına ciddi</i> şekilde etki ettiği ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı sonucuna varılarak başvurucunun iddiaları, bir bütün hâlinde <i>özel hayata saygı hakkı</i> kapsamında değerlendirilmiştir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz.<i> N. E.</i>, §§ 89-99; <i>A. S.</i>, §§ 98-101; <i>Erkan Sezgin</i>, §§ 78-81).</p>

<p>17. Anayasa Mahkemesi; söz konusu tedbirlerin olağanüstü hâl durumuyla bağlantılı olarak bireysel işlem şeklinde tesis edildiğini, tedbirlerin düzenleyici işlemlerde olduğu gibi genel ve herkesi bağlayıcı bir niteliğinin bulunmadığını ve ilgililer hakkında olağanüstü hâl döneminde defaten uygulanarak hüküm ve sonuçlarını doğurduğunu belirterek incelemenin Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılması gerektiğine karar vermiştir (<i>N. E.,</i> §§ 109-114; <i>A. S., </i>§§ 106-110; <i>Erkan Sezgin,</i> §§ 91-96). Anayasa Mahkemesi; olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemlerde Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasında özel hayata saygı hakkının yer almadığını, başvurulara konu tedbirlerin cezai niteliğinin bulunmadığını, dolayısıyla ceza hukukunun çekirdek haklarının uygulanmasını gerektiren bir durumun olmadığını ve tedbirlerin milletlerarası hukuktan kaynaklanan diğer herhangi bir yükümlülüğe aykırılık teşkil etmediğini tespit etmiştir (<i>N. E.,</i> §§ 117-122; <i>A. S., </i>§§ 119-124; <i>Erkan Sezgin,</i> §§ 99-104).</p>

<p>18. Anayasa Mahkemesi, öncelikle olağanüstü hâl ilanına neden olan tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik alınan tedbirlerin hukukiliğinin incelendiği iptal davalarının ceza yargılamalarından farklı olduğunu ve mevcut başvurular yönünden tedbirlerin gerekliliğinin ilgili ve ikna edici şekilde açıklanıp açıklanmadığının değerlendirileceğini vurgulamıştır. Diğer bir anlatımla Anayasa Mahkemesi, maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak şekilde belirlenmesini gerekli kılan ceza yargılamalarından farklı olarak olağanüstü hâl ilanına neden olan tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik alınan başvurulara konu tedbirin gerekliliğinin ciddi ve objektif şekilde açıklanıp açıklanmadığını irdelemiştir (<i>N. E.,</i> § 127; <i>A. S., </i>§ 129; <i>Erkan Sezgin,</i> § 109).</p>

<p>19. Anayasa Mahkemesi; tedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesinde öngörülen <i>durumun gerektirdiği ölçüde </i>olup olmadığının belirlenmesi konusunda yaptığı incelemede öncelikle 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından ilan edilen OHAL sürecinde gerçekleştirilen kamu görevinden çıkarmaya ilişkin tedbirlerin niteliğini, gerekçelerini ve OHAL koşullarını değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün sadece demokratik anayasal düzen yönünden değil bununla sıkı bağı olan <i>bireylerin temel hak ve özgürlükleri</i> ve <i>millî güvenlik</i> yönünden de mevcut ve ağır bir tehdit oluşturduğunu ve ülke tarihinde ulusun yaşamını ve hatta varlığını hedef alan millî güvenliğe yönelik en ağır saldırılardan biri olduğunu vurgulamıştır (<i>N. E.,</i> §§ 129-138; <i>A. S., </i>§§ 131-140; <i>Erkan Sezgin,</i> §§ 111-117).</p>

<p>20. Anayasa Mahkemesi; 15 Temmuz darbe teşebbüsünün faili olduğu ilgili idari ve yargısal organlarca tespit edilen FETÖ/PDY'nin gizlilik, hücre tipi örgütlenme, itaat ve teslimiyetle hareket etme gibi özelliklerinin bulunması nedeniyle çözümlenmesi zor ve karmaşık bir yapıda olduğunu, büyük gizlilik içinde istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme yöntemleri ve uygulamaları ve kaynağı bilinmeyen paralar kullandığına ilişkin hususların yargı kararlarıyla sabit olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, FETÖ/PDY’nin kamu kurumlarının neredeyse tamamında örgütlenmesinin ve somut darbe teşebbüsünün bu yapılanmadan kaynaklanmış olmasının potansiyel tehdidi mevcut tehlikeye dönüştürdüğünü ve demokratik anayasal düzeni sürdürmek bakımından FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisak içinde olan kamu görevlilerinin meslekten çıkarılmaları konusunda olağanüstü tedbirler alınmasının zorunlu olduğunu kabul etmiştir (<i>N. E.,</i> §§ 132-139; <i>A. S., </i>§§ 134-141; <i>Erkan Sezgin, </i>§§ 114-118). Anayasa Mahkemesi; irtibat ve iltisak kavramlarının objektif anlamının kapsam ve sınırlarının durum ve şartlara göre yargı içtihatlarıyla değerlendirilerek belirlenebileceğini, bu yönüyle anılan ifadelerin kategorik olarak belirsiz olduğunun söylenemeyeceğini de vurgulamıştır (<i>N. E.,</i> § 139; <i>A. S., </i>§ 141; <i>Erkan Sezgin,</i> § 118).</p>

<p>21. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) rejim değişikliği gibi radikal bir dönüşümün olmadığı durumlarda da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki güvencelere riayet edilmesi koşuluyla kamu görevlilerine yönelik meslekten çıkarma ve kamu görevinden yasaklama dâhil bazı tedbirlerin alınabileceğini kabul ettiğini, örneğin<i> Xhoxhaj/Arnavutluk</i> (B. No: 15227/19, 9/2/2021) ve <i>Naidin/Romanya </i>(B. No: 38162/07, 21/10/2014) kararlarına konu olaylarda tesis edilen kamu hizmetinden süresiz şekilde yasaklamaya ilişkin tedbirlerin ortaya konulan meşru amaçlarla uyumsuz ve orantısız olmadığı sonucuna ulaşıldığını da hatırlatmıştır (<i>N. E.,</i> § 145; <i>A. S., </i>§ 148; <i>Erkan Sezgin,</i> § 126).</p>

<p>22. <i>N.E.,</i> <i>A.S. </i>ve<i> Erkan Sezgin </i>kararlarında Anayasa Mahkemesi FETÖ/PDY'nin faaliyetlerinin ve üyelerinin tespitinde <i>ByLock</i> sunucusundan elde edilen verilerin oldukça önemli bir role sahip olduğunu, örgütün birçok yöneticisinin ya da üyesinin veya bu örgütle iltisak ya da irtibat içinde olanların<i> ByLock</i> verilerinin analizi neticesinde tespit edilebildiğini vurgulamıştır. Söz konusu kararlarda <i>ByLock </i>sunucusunda bulunan verilerin elde edilmesinin ve bu delillerin ilgili kamu görevlilerinin anayasal düzene sadakat bağının ortadan kalkıp kalkmadığının belirlenmesi bakımından dikkate alınmasının olağanüstü hâl döneminde demokratik düzenin korunması açısından bir gereklilik içerdiğini ifade etmiştir (<i>N. E., </i>§ 141; <i>A. S., </i>§<i> 143; Erkan Sezgin, </i>§ 121). Ayrıca kararlarda AİHM'in <i>Yalçınkaya/Türkiye </i>([BD], B. No: 15669/20, 26/9/2023) kararında<i> ByLock</i> uygulamasının yalnızca herhangi bir olağan ticari mesajlaşma uygulaması olmadığına ve FETÖ/PDY ile bir çeşit bağlantıyı akla getirebildiğine yönelik tespitlerine de yer vermiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi <i>ByLock</i> uygulamasının kullanıldığına ilişkin tespiti içeren delili, anayasal düzene sadakat bağı bulunmadığı hususunun ilgili ve ikna edici gerekçelerle ortaya konulduğunu ve kamu görevinden uzaklaştırma konusunda alınan tedbirin Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında durumun gerektirdiği ölçüde olduğunu göstermesi açısından tek başına yeterli kabul etmiştir. <i>ByLock</i> uygulamasının kullanıldığının açıkça tespit edilmesi hâlinde durumun gerektirdiği ölçünün korunup korunmadığının belirlenmesi bakımından diğer delillerin ayrıca değerlendirilmesine gerek olmayacağını da belirtmiştir (<i>N. E.,</i> §§ 140-144; <i>A. S., </i>§§ 142-147; <i>Erkan Sezgin,</i> §§ 119-125).</p>

<p>23. Ayrıca Anayasa Mahkemesi; devletin faaliyetlerine güven duyulmasının bir gereği olarak kamu görevlilerinden özel bir güven ve sadakat bağlılığı ile kamu görevini yerine getirmelerini talep etme yetkisinin bulunduğunu, FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu görevinden çıkarılmasının kamu otoritesiyle bağlantılı olmayan özel sektör alanında istihdam edilme imkânını ortadan kaldırmadığını ve bahse konu tedbirin demokratik anayasal düzene yönelen somut tehlikenin bertaraf edilmesi amacıyla hareket edilerek alındığını belirtmiştir. Ayrıca başvurucunun yargısal makamlar önünde delillerini sunduğu, iddiada bulunma ve savunma haklarını herhangi bir engellemeyle karşı karşıya kalmadan kullandığı, dolayısıyla yargılamalarda usule ilişkin güvencelerin sağlandığını da tespit etmiştir. (<i>N. E.,</i> § 147; <i>A. S., </i>§ 150; <i>Erkan Sezgin,</i> § 128).</p>

<p>24. Söz konusu ilkeler çerçevesinde Anayasa Mahkemesi, <i>ByLock</i> uygulamasını kullandığı tespit edilen başvurucuların darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak içinde olduğunu ve bu suretle anayasal düzene sadakatinin ortadan kalktığını ilgili ve ikna edici gerekçelerle kabul eden yargı mercilerince ulaşılan sonucun Anayasa'nın 15. maddesinde öngörülen<i> durumun gerektirdiği ölçüyle</i> bağdaştığı sonucuna ulaşmıştır. Neticede alınan tedbirlerin OHAL'in ilanına neden olan tehdit veya tehlikeyi bertaraf etmeye elverişli, bunun için gerekli, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olduğunu ve keyfîlik içermediğini tespit ederek OHAL döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlere uygun olduğuna karar vermiş ve bir ihlalin bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır (<i>N. E.,</i> §§ 129-149; <i>A. S., </i>§§ 131-152; <i>Erkan Sezgin,</i> §§ 111-130).</p>

<p>25. OHAL ilanına neden olan tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik olduğu anlaşılan söz konusu tedbirden kaynaklı olarak ileri sürülen ve yargılamanın usuli güvencelerine ilişkin olmayan temel hak ve hürriyetlere yönelik müdahale iddiaları, müdahalenin sonuçları itibarıyla bir bütün hâlinde ele alınmış ve özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir. Bu nedenle, müdahalenin sebepleri üzerinden ve başkaca temel hak veya hürriyetler bağlamında ileri sürülen ihlal iddiaları yönünden ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.</p>

<p>26. Eldeki başvuruya konu olayda başvurucunun<i> ByLock</i> uygulamasını kullandığına ilişkin tespit yer almaktadır. Bununla birlikte başvurucu, hakkında yürütülen Ceza Mahkemesi kararında "<i>Sanık R.A.hakkında </i>[ByLock]<i> tespiti yapılmadığı, sanığın tüm</i>[ByLock]<i> içeriklerinde ismine rastlanmadığı..." </i>şeklinde yer verilen değerlendirmelerin olduğunu buna rağmen Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın İdare Mahkemesinin kararına gerekçe yapılmasının durumun gerektirdiği ölçüyle bağdaşmadığını ileri sürmüştür. İdare Mahkemesinin başvurucunun <i>ByLock</i> kullanımına ilişkin tespitini doğrudan başvurucu hakkında yürütülen Ceza Mahkemesi kararına dayandırmadığı, ilgili tespitin başvurucu hakkında yürütülen kovuşturma dosyasından elde edildiği görülmektedir. Nitekim başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmüne ilişkin istinaf incelemesi neticesinde verilen kararda da <i>345680</i> ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın hükümden sonra dosyaya kazandırıldığının belirtildiği ve bahse konu tutanağın kovuşturma dosyasında mevcut olduğu açıkça görülmektedir. Dolayısıyla<i> 345680</i> ID'li, <i>rcp0909</i> kullanıcı adlı ve <i>rcp.09</i> şifreli ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'na dayanıldığı açıktır. Bu durumda başvurucunun <i>ByLock</i> ağına dâhil olduğu ve bu suretle FETÖ/PDY ile süregelen bir ilişki içinde olduğu hususu ortaya konulmuştur. Kararlarda adli soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde yer alan olgulardan yararlanılarak gerekçelerin oluşturulduğu görülmüştür. Bu bağlamda maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak şekilde belirlenmesini gerekli kılan ceza yargılamalarından farklı olarak olağanüstü hâl ilanına neden olan tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik alınan başvurulara konu tedbirlerin gerekliliği, irtibat ve iltisak kavramları çerçevesinde idari yargı mercilerince ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanmıştır.</p>

<p>27. Ayrıca başvurucunun yargısal makamlar önünde delillerini sunduğu, iddiada bulunma ve savunma haklarını herhangi bir engellemeyle karşı karşıya kalmadan kullandığı, bu suretle yargılamalarda usule ilişkin güvencelerin sağlandığı görülmüştür. Darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ/PDY ile irtibatlı veya iltisaklı olunduğunu göstermesi açısından yeterli kabul edilen <i>ByLock</i> uygulamasının başvurucu tarafından kullanıldığına ilişkin olarak açıklanan gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu, somut başvurunun koşullarında alınan tedbirin OHAL'in ilanına neden olan tehdit veya tehlikeyi bertaraf etmeye elverişli, bunun için gerekli, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olduğu ve keyfîlik içermediği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla OHAL koşullarında durumun gerektirdiği ölçünün korunduğu sonucuna varılmıştır.</p>

<p>28. Neticede başvurucunun <i>ByLock</i> uygulamasını kullandığına ilişkin tespiti içeren delile dayanan mevcut başvuruda da söz konusu <i>N.E.,</i> <i>A.S.</i> ve<i> Erkan Sezgin </i>kararlarından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun özel hayata saygı hakkı yönünden diğer kabul edilebilirlik şartları incelenmeksizin <i>açıkça dayanaktan yoksun olması</i> nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>30. Başvurucu; hakkında kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı olmadığı hâlde kamu görevinden çıkarıldığını, idari yargı düzeninde dava süreci devam ederken Ağır Ceza Mahkemesince hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü verilmediğini, buna rağmen suçlu ilan edildiğini belirterek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.</p>

<p>31. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan <i>Halit İnciroğlu</i> ([GK], B. No:2023/38006, 29/5/2025) ve <i>Resul Darama (2)</i> ([GK], B. No:2022/14226, 23/10/2025) kararlarında, uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, idari yargı mercilerince eldeki başvurudan önce verilen kararlarda bahse konu meslekten çıkarma işleminin nedeni olarak kabul edilen devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat içinde olma ölçütü çerçevesinde ve idare hukuku ilkeleri kapsamında değerlendirmelerde bulunulduğunu vurgulamıştır. Söz konusu kararlarda başvurucuların ceza yargılamasında kendisine isnat edilen eylemleri işlediği ve suçlu olduğu yönünde bir çıkarımda bulunulmadığını, kararlarda geçen ifadelerin gerek kullanılan dil gerekse bağlamı itibarıyla ceza hukuku anlamında ve teknik unsurlarıyla yargılamaya konu suça ya da bu suçun işlendiğine işaret etmediğini belirterek masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (<i>Halit İnciroğlu</i>, §§ 157-162;<i> Resul Darama (2)</i>, §§139-144). Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>32. Öte yandan İdare Mahkemesi kararında başvurucunun Ağır Ceza Mahkemesi tarafından terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırıldığı ve davanın istinaf aşamasında olduğu belirtilmiş ise de Daire kararında başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmediği, bu nedenle de aleyhinde bir değerlendirme yapılmasının masumiyet karinesi gereğince mümkün olmadığının belirtildiği görülmektedir.</p>

<p>33. Açıklanan gerekçelerle masumiyet karinesine yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının <i>açıkça dayanaktan yoksun olması </i>nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. 1. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın <i>açıkça dayanaktan yoksun olması</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>2. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın <i>açıkça dayanaktan yoksun olması </i>nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 6/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202428913-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/anayasa-mahkemesi-jpg20150106155955.jpg" type="image/jpeg" length="23188"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuktan Sanata II: Size Hikaye Bize Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuktan-sanata-ii-size-hikaye-bize-gercek-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuktan-sanata-ii-size-hikaye-bize-gercek-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hukuktan Sanata II:</p>

<p>Size Hikaye Bize Gerçek</p>

<p><i>“Sanatçı için bulunduğu konumu doğru bir şekilde ayarlamak, bulunduğu yerin efendisi değil asil gayelere hizmet eden bir hizmetkâr olduğunu fark etmek çok önemlidir. Kendini eğitmeli, kendi ruhunun derinliklerine inmeli, kendi dışsal yeteneğine giydirmek üzere ruhunu yetiştirmeli ve geliştirmelidir.”</i></p>

<p><i>— Vasili Kandinsky</i></p>

<p>Schubert üzerine kaleme aldığım amatör seyir yazısında hukukçunun ve sanatçının insan ruhunun ortak topraklarında buluşabileceğine değinmiştim. Bu yazıda meseleyi bir adım öteye taşımak ve aynı sorunun iki ayrı cevabı olarak gördüğüm iki figürü yan yana koymak niyetindeyim: Ernst Theodor Wilhelm Hoffmann ve Vasili Kandinsky.</p>

<p>Bu iki ismi yan yana koymanın bir sebebi var. Her ikisi de hukuk tahsil etmiş, hukuk mesleklerine intisap etmiş ve sonra farklı nedenlerle sanata yönelmiş insanlar. Ne var ki yönelmenin biçimi birbirinden bambaşka. Hoffmann hukuku hiç terk etmedi; ömrünün sonuna kadar Berlin Yüksek Mahkemesi’nde (Kammergericht) üye hâkim olarak görev yaptı, geceleleri ise Kreisleriana’yı, Fındıkkıran’ı, Don Juan hikâyesini kaleme aldı. Kandinsky ise tam tersine, Moskova Üniversitesi’nde başarılı bir hukuk öğretim üyesiyken Dorpat’tan gelen Roma Hukuku kürsüsü teklifini geri çevirip otuz yaşında her şeyi bırakıp Münih’e taşındı ve hayatının geri kalanını boyaya, çizgiye ve renge adadı. Hoffmann içeride kaldı, Kandinsky ise akademik kariyerin eşiğinden geri döndü. Hoffmann hâkim cübbesinin altında bir ikinci hayat sürdürdü; Kandinsky kendisini bekleyen akademik hayatı reddederek bambaşka bir dilin peşine düştü.</p>

<p>Yine de bana göre, iki biyografi de benzer soruların cevabıdır. Cevaplar farklıdır; sorular aynı. Bu belki iddialı bir ifade ama her halükarda onların hikayesinin izini sürmenin anlamlı olduğuna inanıyorum. Şairin de dediği gibi</p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>Eskiler iz sürerdi.</i></p>

<p><i>Biz muttasıl arıyoruz yeni insanlar.</i></p>

<p><i>Arıyoruz alemin iç yüzünden zihnimize</i></p>

<p><i>Yansıyan bir tasarımla gerçeği.</i></p>

<p><strong>Hoffmann’ın Cübbesinin Altındakiler</strong></p>

<p>Hoffmann o kadar müziğe vurgundur ki vaftiz adındaki üçüncü ismi olan “Wilhelm”i Mozart’a duyduğu muhabbet uğruna “Amadeus” ile değiştirmiş ve artık E. T. A. Hoffmann olarak imza atmıştır. Bu küçük detay aslında onun bütün hayatının özetidir sanırım: Adında bile hayatın iki yakasını birden taşımak; bürokratik düzen ile sanatın çağrısını aynı kişide üst üste bindirmek.</p>

<p><i>“Müzik ruhu doğrudan etkiler ve onda yankı bulur, çünkü az olsun çok olsun müzik, doğuştan insanın içindedir.” Kandinsky</i></p>

<p>Berlin Yüksek Mahkemesi’nde üye hâkim olarak görev yaptığı yıllarda onu mahkemede gören biri, herhalde, ortalama bir Prusyalı hâkimden farklı bir şey görmezdi. Belki biraz daha titiz dosya okuyuşunu, gerekçedeki ince ayrımları fark ederdi en fazla. Aynı kişi akşam evine döndüğünde ise edebiyat tarihinin en kuvvetli karakterlerinden birini, Kapellmeister Johannes Kreisler’i yaratıyordu. Kreisler basit bir kurgu figürü değildir; sanatın tahammül edilmez yüksekliği ile gündelik hayatın bürokratik düzeni arasında parçalanan, dehası ile çıldırmışlığı arasında salınan bir besteci tipidir. Yani Hoffmann’ın kendi içindeki ikiliğin edebî tezahürüdür diyebiliriz.</p>

<p>Bu karakterin geçtiği Lebensansichten des Katers Murr adlı roman, biçim olarak da bir gariplik taşır. Romanda Kreisler’in trajik hayatı, kibirli bir kedinin otobiyografisinin sayfaları arasına sıkışmıştır; iki ayrı metin birbirini sürekli yarıda keserek aynı sayfada akar. Sanki sanatçının trajedisi, bürokratik nizamın artık sayfaları arasında ancak böyle hayatta kalabilirmiş gibi. Bu tipografik şaka bile bana çok şey anlatır: Sanat ile düzen, aynı kitabın aynı sayfasında, ama birbirini sürekli kesintiye uğratan iki ayrı yazı olarak yan yana yaşar. Hoffmann’ın kendi hayatının da görüntüsüdür bu sanırım.</p>

<p>Bir hukukçu için bu sürekli ikinin içinde durma hali pek tanıdıktır esasında. Mesleğimiz bizden hem kanunun katı dilini hem hayatın akışkan gerçekliğini aynı anda görmemizi talep eder; hâdise ile hükmü aynı çerçeveye sığdırma çabası, her dosyada yeniden başlar. Hoffmann bu çift bakışı meslekî yetersizliğinden dolayı mı taşıyordu yoksa bu durum kendi tabiatının zenginliğinden mi taşıyordu? Bu sorulması gereken bir sorudur sanırım. Mahkeme salonunda bir tarafın iddiasını tartarken aklının bir köşesinde Kreisler, bir başka köşesinde Murr, bir bölümü de Don Juan’ın trajedisi ile meşguldü diyebiliriz. Bu beraberlik onun mahkeme kararlarını da, biz onları bugün okuyamasak da, en azından şu önemli zenginliğe kavuşturuyordu kanaatimce: Hayatın çok katmanlı olduğunu unutmamış birinin elinden çıkıyorlardı.</p>

<p><strong>Beethoven Yazısı ve Bir Akrabalığın Keşfi</strong></p>

<p>Hoffmann’ın belki de tarihe yaptığı en sessiz katkısı müzik eleştirisi alanındadır. 1810’da Allgemeine musikalische Zeitung’a yazdığı Beethoven’ın 5. Senfonisi üzerine değerlendirme, modern müzik eleştirisinin dönüm noktası kabul edilir desek abartmış olmayız. O yazıda Hoffmann, Beethoven’ı sadece teknik açıdan tartan çağdaşlarına karşı koyarak müziği bir “metafizik özlem”in dili olarak çerçeveler. Müzik artık mahza bir eğlenceden ibaret değildir, o görünmez olana açılan bir kapıdır.</p>

<p>Şimdi şuna dikkat etmek gerek: Bu çerçeveleme bir hukukçunun kaleminden çıkmıştır. Yani gündüzleri delil değerlendiren, taraf iddialarını tartan, hukukî nitelendirme yapan bir adam, geceleyin Beethoven’ı dinlerken duyduğu o eşsiz titreşimi kelimelere döküyor. Burada bir akrabalık bağı işaretleyemez miyiz? Eleştirinin disiplini ile hukukî muhakemenin disiplini birbirine pek yakın. Her iki faaliyet de bir nesneyi tartmaktır — biri davayı, ötekisi senfoniyi. Her ikisi de o nesnenin değerini kendi içkin kriterleriyle ölçmeye çalışır; her ikisi de bir yargıya varmadan önce uzun bir muhakeme süreci işletmek mecburiyetindedir. Hoffmann aynı zihinden iki ayrı kalem üretmiş gibidir: Biri Berlin Yüksek Mahkemesi için karar yazıyor, ötekisi bir deha niteliğindeki Beethoven hakkında kalem oynatma cüretini gösteriyor.</p>

<p><strong>Sanatın Hukuka Karşı Tanıklığı</strong></p>

<p>Görüldüğü kadarıyla Hoffmann’ın hayatının son yıllarında bir başka olay vardır ki anlatmadan geçmemek lazım. 1819’da Karlsbader Beschlüsse’nin ardından Prusya’da, vatana ihanet niteliğindeki bağlantıları ve diğer tehlikeli faaliyetleri soruşturmak üzere Krala Doğrudan Bağlı Soruşturma Komisyonu (Immediatkommission) kuruldu; devrim sempatizanı sayılan kişiler bu komisyon tarafından kovuşturulacaktı. Hoffmann da bu komisyonda görevlendirildi ve kısa sürede meselenin asıl çatışma noktasına dahil oldu. Komisyon, hukuka uygun usul kurallarına titizlikle sarıldı. Bu titizlik İçişleri Bakanlığı’ndaki Karl Albert von Kamptz’ı rahatsız etti; Kral, komisyonun usul ısrarından memnun olmayınca onun üzerine bir de Bakanlık Komisyonu (Ministerialkommission) kurdu ve Kamptz orada müdahale gücüne kavuştu. Hoffmann, hukuki güvencelerin baypas edilmesine açıkça itiraz etti, Kamptz ile defalarca çatıştı.</p>

<p>Peki ne yaptı bu hâkim yazarımız? Meister Floh (Üstat Pire) adlı hikâyesinde Kamptz’ı, Knarrpanti adlı zalim ve gülünç bir soruşturmacı tipi olarak edebiyatın aynasına yansıttı. Sansür Üstat Pire’nin söz konusu pasajlarını yasakladı, Hoffmann hakkında disiplin soruşturması açıldı. Bildiğimiz kadarıyla Hoffmann ölüm döşeğinde, felç olmuş bedeniyle, kendi savunmasını dikte ettirmek mecburiyetinde kaldı.</p>

<p>Bu hikâye hemen herkes için çok şey ifade eder. Hoffmann, hukukun kendisine yetmediği yerde, hukuka karşı hukukun dilini değil sanatın dilini kullandı. Berlin Yüksek Mahkemesi üyesi olarak içinden çıkamadığı haksızlığı, edebî tahayyülün serbestliğinde teşhir etti. Bu sanırım sadece bir hukukçu-sanatçı kombinasyonunun yapabileceği bir şeydir. Tek başına hukukçu olsa Kamptz karşısında çaresizdi, tek başına sanatçı olsa hukukî usulün kendisini içeriden bilmiyor olacaktı. Tam da iki kimliğin birleşmesi sayesinde Knarrpanti gibi bir tip ortaya koyabildi. Demek ki sanatın hukuka söyleyebileceği bir şey de varmış; hatta hukukun kendisini hatırlamasını sağlayabileceği bir şey.</p>

<p><strong>Kandinsky’nin Mintanı</strong></p>

<p>Hoffmann için söylenebilecek bunca şeyden sonra şimdi Kandinsky’ye geçmeyi deneyelim. Deneyelim diyorum zira kuşatılması zor bir kişidir Kandinsky. Onun hikâyesi dış yüzü itibariyle tam tersi bir yöne işaret ediyor: Hukukun içinde kalmak değil, hukuktan ayrılarak hukukun sorularını taşıyan bir başka dilin peşine düşmek.</p>

<p>Kandinsky bugün resim tarihinde soyutlamanın kurucu babası olarak anılır. Ne var ki otuz yaşına kadar başka bir kimliği taşımıştır. Moskova Üniversitesi’nde hukuk, iktisat ve etnografya tahsil etmiş; 1889’da üniversitenin kendisini gönderdiği etnografik bir saha araştırmasında kuzey Rusya’nın Vologda eyaletinde Komi-Zırya halkının geleneksel ceza hukuku pratikleri ile pagan inançlarını incelemiştir. 1893’te hukuk-iktisat formasyonunu tamamlamış, aynı üniversitede ders vermeye başlamıştır. 1896’da Dorpat (bugünkü Tartu) Üniversitesi’nin kendisine teklif ettiği Roma Hukuku kürsüsünü ise reddetmiş; aynı yıl Münih’e taşınmış ve ömrünün geri kalanını bambaşka bir dilde geçirmiştir.</p>

<p>Bu reddedişi yalnızca bir kariyer tercihi olarak okumak bana göre eksik kalır. Kandinsky’nin saha notlarında, XIX. yüzyıl Rus hukukunun büyük ölçüde Alman pandekt geleneğinin etkisi altındaki kavramsal mimarisi ile köylülerin yaşadığı adalet arasındaki uçurum apaçık görülür. Yazılı hukukun kategorileri, köylünün sezgisini, kuşaklar arası dengesini, manevî tasavvurunu yakalayamıyordu. Bu hususunu dünün ve bugünün Türkiye’sine de söyleyeceği şeyler olsa gerek. Şu noktayı da ayrıca işaretlemeliyiz: Kendisine teklif edilen kürsünün spesifik olarak Roma Hukuku kürsüsü oluşu, anlamlı bir tesadüf gibi durur. Çünkü Roma Hukuku, Avrupa’da pandekt biliminin ürettiği o mücerret kavramsal mimarinin tam da kaynağıdır. Bir tarafta Komi köylüsünün yaşanmış adaleti; öteki tarafta Roma’nın ondokuzuncu asır pandekt aklınca tasnif edilmiş soyut yapısı… Kandinsky’nin reddi sadece bir kürsüyü değil, iki adalet anlayışı arasındaki o uçurumun resmî tarafını reddedişti aslında.</p>

<p>Bu kavrayış sanatçı Kandinsky’nin doğum sancılarıdır diyebilir miyiz emin değilim ancak ortada bir gerilim olduğu açık. Her zaman olduğu gibi iyi değerlendirilen bir zihinsel gerilim nitelikli bir enerji olarak kendini açığa çıkarıyor.</p>

<p>Bana kalırsa Kandinsky meseleyi bırakmadı; sadece soruyu başka bir alanda sormaya başladı. Bu yeni alanda sorduğu soru şuydu: Bir biçim, ne zaman zorunludur? Cevabı, sanat felsefesinin en tartışılan kavramlarından birini doğurdu: innere Notwendigkeit — içsel zorunluluk. Bir nota, bir leke, bir çizgi ancak ruhun derininden gelen bir zorunluluğa cevap verdiğinde estetik bir hakikat taşır. Dıştan dayatılan kural değil, içten doğan zorunluluk… Bu kavramın hukukçu kulağa nasıl tanıdık geldiğini söylemeye sanırım gerek yok. Kandinsky sanatta normativiteyi pozitivist temelden alıp bir tür “doğal hukuk” temeline taşımıştır; ya da daha tam söylersek, hukukta bulamadığı meşruiyeti sanatta yeniden inşa etmeye girişmiştir.</p>

<p>Bu elbette benim diktiğim bir kıyafet olarak da nitelenebilir ancak yukarıda değindiğim üzere ben iz sürüyorum ve herkesin izleği kendine göre olup mintanı da boylu boyuncadır.</p>

<p><strong>Saman Yığınları Önünde</strong></p>

<p>Kandinsky’nin dönüşüm anı, 1895’te Moskova’da gezdiği bir Fransız resim sergisinde gerçekleşir adeta. Claude Monet’nin Saman Yığınları (Les Meules) serisinden bir tablonun önünde uzun süre durup konuyu seçemez. Resimde “bir şey” aradığı halde bulamaz, ancak rengin ve ışığın kendisinin etkisi altında kalır. Sonraki yıllarda anılarında bu durum şöyle aktarılır: Resmi göremiyordu; sergi kataloğuna baktığında konunun bir saman yığını olduğunu öğrenince hayrete düşmüştü. Konunun ne olduğu fark etmiyordu çünkü; resmin kendisi başlı başına bir etkiye sahipti. Kandinsky’nin yıllar sonra çıkaracağı sonuç buradan filizlenir: Tablonun gücü, tasvir ettiği konuyla sınırlı değildir; konunun ötesinde, biçimin kendisinden gelen bir kuvvet vardır.</p>

<p>Bir hukukçu için bu sahnenin “uzak” bir akrabası var sanırım: Lafzın sınırına gelinip kanunun ruhuyla yüzleşilen an. Kandinsky lafzı atıp gitmedi; lafzın tek belirleyici olmadığını fark etti. Hukukçunun da mevzuatın ötesinde bir adalet duygusuyla karşılaşması gibi, o da nesnenin ötesinde - onu bertaraf etmeden saf biçimin kendi başına bir kuvvet taşıdığını gördü. Bu, ne basit bir soyutlama ne de lafzı reddediştir; lafızla ruh arasındaki gerilimi tek bir denklemde tutabilme çabasıdır. Bir hâkimin mevzuatın katı çerçevesini bütünüyle yıkmadan onun içinde hakkaniyetin daha geniş ufkunu aralayabildiği an ne ise, Kandinsky’nin de Monet önünde yaşadığı an o olsa gerektir.</p>

<p>1913’te tamamladığı Kompozisyon VII bu yeni arayışın doruğudur. İlk bakışta bir kıyamet sahnesini andırır; renkler çarpışır, çizgiler kıvranır, biçimler yarılır. Ancak eserle uzun süre kalan göz, karşısındakinin kaos değil sıkı bir denklem olduğunu fark eder. Kandinsky bu tablo için otuzdan fazla hazırlık çalışması yapmıştır. Yani önümüzdeki bu görünür “kaos”, en az bir mahkeme kararının gerekçesi kadar disiplinli bir muhakemenin ürünüdür.</p>

<p>Belki de adalet de tam böyle bir şeydir. Görünürde tarafların çatışması, çıkarların çarpışması, hayatın düzensiz cürufu… Hâkimin zihninde ise bu cürufu bir nizama bağlayan, görünmez ama zorunlu bir mantık işler durur. Kandinsky’nin tuvali bu içsel muhakemenin görünür kılınmış halidir adeta. Kompozisyon VII karşısında benim aklıma gelen şey, dört başı mamur yazılmış bir gerekçeli karardaki o sessiz emek oluyor: Görünmeyen ama bütün hükmü taşıyan o ince muhakeme zinciri.</p>

<p><strong>İki Hikaye, Tek Soru</strong></p>

<p>Burada bir mola verip şu yan yana koyma işini yeniden düşünmek istiyorum. Hoffmann içeride kaldı; Kandinsky kendisini bekleyen akademik geleceği bir kenara itti. Hoffmann sanatı hâkim cübbesinin altında bir gizli hayat olarak yaşadı, Kandinsky ise hukuk kürsüsünü reddederek sanatı tek hayatı yaptı. Yüzeyden bakıldığında bu iki hikaye birbirinin zıttı gibi durur.</p>

<p>Ne var ki dikkatle baktığımızda iki adamın aynı soruyla boğuştuğunu görüyoruz: Biçim nereden meşruiyetini alır? Norm neden bağlayıcıdır? Bir yapı, ne zaman zorunlu ve ne zaman zorlama olur? Hoffmann bu soruyu mahkeme salonunda da, Don Juan üzerine yazarken de sordu; Knarrpanti tipini yaratırken de aynı sorunun bir başka cevabını bilfiil verdi. Kandinsky aynı soruyu Komi köylüleri arasında not alırken de, Monet’nin tablosunun önünde dururken de, Kompozisyon VII’yi otuz eskizden sonra tuvale taşırken de sordu.</p>

<p>İki adam da şu noktada hemfikir gibidir: Biçim, dıştan dayatıldığında zorbalıktır, içten zorunluluk olarak doğduğunda hakikattir. Hâkim Hoffmann’ın Kamptz karşısında duyduğu rahatsızlık ile sanatçı Kandinsky’nin pandekt geleneğinin köylüye yetmediğini fark edişi, aynı sezginin iki ayrı dilde ifadesidir kanaatimce. Hukukta da, sanatta da, biçim ancak içsel bir zorunluluktan doğduğunda meşrudur.</p>

<p>Bu noktada şunu söyleyebiliriz: Hukukçunun “hakkaniyet” yahut da “nesafet” dediği şey ile sanatçının “içsel zorunluluk” dediği şey, belki de aynı kaynaktan beslenen iki nehirdir. Her ikisi de, yazılı kuralın ötesinde bir başka mertebenin varlığını işaret eder. Hâkim bir uyuşmazlığa son verirken aslında hayatın kaotik akışında bir biçim arıyordur; “buraya kadar” diyebilmenin, bir noktayı koyabilmenin, “hak burada, haksızlık şurada” diyebilmenin kendisi bir estetik edim de değil midir esasında? Bu yüzdendir ki hukuk metinlerinin de güzeli olur, çirkini olur; bir gerekçenin kuru ve yetersiz olanı vardır, mücevher gibi parlayan, okuyanı kıvandıran olanı vardır. Nihai olarak iyi, doğru ve güzelin tahakkuk ve teşahhus ettikleri sahalar farklı olsa da özleri itibariyle birbirlerine istinat ederler ve bir bütünlüğün içinde arz-ı endam ederler.</p>

<p><strong>Hukukçunun Tahayyül Kapasitesi Üzerine</strong></p>

<p>Buradan kendi mesleğimize döneceğim, çünkü bu yazıyı yazmamın asıl sebebi de orasıdır biraz. Bizde hukuk eğitimi ne yazık ki çoğunlukla tahayyülü törpüleyen bir yerde durur. Genç hukukçuya öğretilen şey, hâdiseyi mevzuata indirgemek, indirgenemiyorsa içtihada başvurmak, içtihat da yetmezse doktrini taramaktır. Bunlar elbette gereklidir; bir mesleğin teknik altyapısı bunlardan oluşur. Ancak bir kuşağın hayal etme kapasitesinin tedrici bir biçimde nasıl daraldığını da gözlemliyorum etrafımda. Hâdise dosyaya, dosya da formüle indirgendiğinde geriye sadece bir aritmetik kalıyor — oysa hukuk, asıl gerilimini tam da bu aritmetiğin sınırında yaşar. Bir başka yazımda ele almaya çalışacağım ama bu epistemik yetersizlik bir şiddet neticesi ve diğer taraftan bir kolonizasyon halidir de. Kanatsız bir uçuş, ayaksız bir koşu ne kadar mümkünse bu da öyledir bir bakıma.</p>

<p>Hoffmann’ın da Kandinsky’nin de bana ayrı ayrı verdiği ders şu sanırım: Hayatın çok katmanlı olduğunu unutmamış birinin elinden çıkan hukuk, teknik olarak ne kadar doğru olursa olsun, hayatı unutmuş birininkinden esaslı bir farkla ayrılır. O fark, kararın aritmetik doğruluğunda değil, hayatın trajedisini sezme kapasitesindedir. Hoffmann mahkemede karşısına çıkan davayı sadece bir “vaka” olarak değil, kozmik bir dramın küçük bir kesiti olarak görebiliyordu, çünkü Don Juan üzerine yazmıştı. Kandinsky’nin “içsel zorunluluk” arayışı, hukuktan ayrıldıktan sonra bile, aslında hukukun ona sorduğu sorunun cevabıydı.</p>

<p><i>Esasında bu arayış coğrafyalar ve çağlar üstüdür: İslam hukukunun kurucu mimarı İmam Muhammed’in, fıkhın dehası olmadan evvel babasından kalan koca mirasın tam yarısını şiir ve lügat kitaplarına harcaması da aynı sezgisel ihtiyacın sonucuydu. Hayatın kozmik dramını şiirle, renkle veya notayla tartmamış bir hukukçu, sadece kuru bir aritmetikten ibaret kalmaya mahkum değil midir? </i></p>

<p>Bu yüzdendir ki her hukukçunun bir parça Hoffmann’a, bir parça Kandinsky’ye (isimler değişebilir, maksat bir rivayet muhtelif) ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Hoffmann’a, mesleğimizin içinde kalarak bile içimizdeki o ikinci sesi öldürmemek için. Kandinsky’ye ise, gerektiğinde lafzın ötesine geçip ruhu aramayı becerebilmek için. İki kapasite de mesleğimizin asıl zenginliğini oluşturur sanırım ya da başka bir tabirle biri olmadan diğeri eksik kalır.</p>

<p><strong>Biçimin Sırrı</strong></p>

<p>Schubert hukuktan kaçtı, Hoffmann hukukla beraber yaşadı, Kandinsky hukuktan ayrılarak hukuku başka bir dile tercüme etti. Üç ayrı hikaye; aynı ortak alanı işaret eden üç ayrı yol. Bu yazıyı kapatırken bana öyle geliyor ki bu üç hayatın bize en kıymetli hatırlattığı şey, hukuk ile sanatın aynı kaynaktan beslenen iki ayrı nehir oluşudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her iki disiplin de hayatın ham malzemesini bir biçim içine yerleştirme çabasıdır. Hayatın ihtirasları, çatışmaları, kayıpları, arzuları, korkuları, hak iddiaları… Hukuk bu ham malzemeyi karar’ın biçiminde durdurur; sanat ise eser’in biçiminde dondurur. Her iki biçim de bir tür hakikat iddiası taşır, ama farklı yollarla. Önemli olan, biçimin dıştan dayatılmış bir kalıp değil, içten doğan bir zorunluluk olabilmesidir.</p>

<p>Hoffmann’ın aynı sayfanın iki yarısında yan yana yaşattığı Kreisler ile Murr; Kandinsky’nin Komi köylülerinin sezgisinden tutup Kompozisyon VII’nin tuvaline kadar taşıdığı o “içsel zorunluluk” arayışı; ve aslında bizim her dosyamızda, her gerekçemizde, her hükmümüzde sessizce yaşayan o adalet duygusu… Hepsi aynı sırrın etrafında dönmektedir kanaatimce. Hayatın çok katmanlı oluşunu unutmamış birinin, bu katmanları birbirine sıkıştırmadan bir biçim içinde durdurabilmesinin sırrı.</p>

<p>Belki de bir hukukçunun en derin ödevi, kendi içindeki o Kreisler’i öldürmemek, kendi tahayyülündeki o Monet anını boşa çıkarmamaktır. Cübbe çıkarıldığında bir başka kimliğin sahibi olabilmek; ya da daha doğrusu, cübbe üzerindeyken bile o öteki kimliği unutmamak. Hâdise ile hüküm, hukuk ile sanat, görünen ile görünmeyen arasında sürekli yapılan o sessiz müzakere — bir hukukçunun bütün hayatının aslında içinde geçtiği o gerilimli ortak alan.</p>

<p>Hoffmann ile Kandinsky’nin amatör seyircisi olarak yazdığım bu yazı umarım, kendi tahayyülümüze daha çok güvenmemizin, mesleğimizin estetik boyutunu hatırlamamızın bir vesilesi olabilir. Çünkü her yargı bir biçim arayışıdır; ve biçim arayan herkes, hukukçu olsun sanatçı olsun, aynı sessiz sualin cevabını aramaktadır.</p>

<p><i>“Her resimde koca bir yaşam gizli. Korkular, kuşkular, umutlar ve neşelerle dolu bir yaşam…</i></p>

<p><i>...</i></p>

<p><i>Kalabalığın duyamadığı sesi önce sanatçı duyar.”</i></p>

<p><i>Kandinsky</i></p>

<p>Bu oldukça acemi ve amatör yazıyı -eskilerin ifadesi ile lakırdıları- az da olsa bir kıymete eriştirmek için bir ustanın, Safer DAL Baba’nın veciz sözleri ile taçlandırarak bitirmek istiyorum :</p>

<p><i>Sûret ehline, kısa sözler uzatılarak söylenir, mânâ ehline uzun sözler kısaltılarak.. </i></p>

<p><i>Size hikâye, bize gerçek...</i></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-muhammed-ali-ozturk" title="Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK"><img alt="Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/03/muhammed-ali-ozturk.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-muhammed-ali-ozturk" title="Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK">Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuktan-sanata-ii-size-hikaye-bize-gercek-1</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/hukuktan-sanata.jpg" type="image/jpeg" length="99660"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vergi Dairesi Şirketinizi Sahte Fatura Riski ile Kendiliğinden Kapatabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/vergi-dairesi-sirketinizi-sahte-fatura-riski-ile-kendiliginden-kapatabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/vergi-dairesi-sirketinizi-sahte-fatura-riski-ile-kendiliginden-kapatabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vuk 160/A Re'sen Terkin Durumunda Haklarınız Ve Emsal Kararlar]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Re'sen Terkin Müessesesi ve Uygulamadaki Görünümü</strong></p>

<p>Re’sen terkin Vergi Usul Kanunu'nun 160. maddesine göre, bir vergi kaydının vergi dairesi tarafından kendiliğinden sonlandırılması demektir. Türk vergi hukukunda mükellefiyetin tesisi kadar, bu mükellefiyetin sona erdirilmesi süreçleri de sıkı kanuni şartlara bağlanmıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 160. maddesinde düzenlenen "re'sen terkin" müessesesi, vergi dairesinin belirli şartların varlığı halinde mükellefiyet kaydını kendiliğinden sonlandırmasını ifade eder. İlgili hüküm uyarınca; mükellefin uzun süre beyanname vermemesi, yapılan yoklamalarda adresinde bulunamaması, faaliyetine dair herhangi bir ize rastlanmaması veya işi bıraktığını idareye bildirmemesi gibi durumlarda vergi kaydı idarece silinmektedir. Bu işlemin tesis edilmesiyle birlikte işletmenin mükellefiyet kaydı ilgili tarih itibarıyla nihayete erer ve mükellefin fatura düzenleme yetkisi ortadan kalkar.</p>

<p>Uygulamada aktif, ticari faaliyetini sürdürmekte olan küçük ve orta ölçekli pek çok şirketin hiçbir bildirimde dahi bulunulmadan bağlı bulundukları vergi daireleri tarafından bu şirketler hakkında düzenlenmiş bir vergi tekniği raporu bulunmadığı halde şirketin gerçek bir ticari faaliyeti olmadığı veya sahte fatura düzenleme riski bulunduğu iddiası ile re’sen terkin edildiği görülmektedir. Vergi dairelerinin hiçbir hukuki zemine oturtmadan uyguladığı bu terkin işlemleri doktrin ve yargı kararları ışığında incelendiğinde, somut verilere dayanmayan bu tür idari tasarrufların hukuka aykırılık teşkil ettiği ve çoğunlukla Mahkemeler tarafından iptale konu olduğu açıkça görülmektedir.</p>

<p><strong>VUK 160/A Maddesi ve İdarenin Somutlaştırma Yükümlülüğü</strong></p>

<p>Vergi idaresinin bir mükellef hakkında sahte belge düzenleme riskinin bulunduğuna yönelik bir kanaate varabilmesi ve VUK 160/A maddesi kapsamında işlem tesis edebilmesi için keyfi mülahazalardan uzak, objektif bir analiz süreci yürütmesi yasal bir zorunluluktur. Kanun koyucu idareye bu konuda mutlak bir takdir yetkisi tanımamış; aksine risk analizinin sınırlarını net bir şekilde çizmiştir.</p>

<p>Buna göre, bir şirketin terkin edilebilmesi için şu hususların entegre bir biçimde analiz ve değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir:</p>

<p>· Mükelleflerin aktif ve öz sermaye büyüklükleri ile beyanlarının uyumluluğu,</p>

<p>· İş yeri, taşıt, makine, teçhizat, demirbaş varlığı ve sigortalı çalışan sayıları itibarıyla üretim veya ticaret kapasitesi,</p>

<p>· Hakkında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge (SMİYB) düzenleme veya kullanma yönünden somut bir raporun ya da tespitin bulunup bulunmadığı,</p>

<p>· Ticari ilişkide bulunulan (alış ve satış yapılan) diğer mükellefler hakkındaki olumsuz rapor ve tespit bilgileri,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>· Şirketin ortaklık yapısı ve ortakların hukuki/mali geçmişine ilişkin veriler.</p>

<p>Herhangi bir somut bilgi ve belgeye dayanmayan, aleyhe yapılmış karine teşkil edecek nitelikte dahi bir tespiti bulunmayan mükellefler hakkında, sadece soyut bir "risk" varsayımıyla işlem yapılması hukuki güvenlik ilkesini zedelemektedir. Hatta idarenin kendi yaptığı yoklamalarda dahi şirketin aktif olduğu ve hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı belirlenmişken re'sen terkin yoluna gidilmesi, idari işlemin "sebep" ve "amaç" unsurları yönünden sakatlanmasına yol açmaktadır.</p>

<p>Herhangi bir somut bilgi ve belge olmadan, aleyhe yapılmış tespitler yokken, hatta pek çok şirkete yapılan yoklamada şirketin aktif olduğu ve hukuka aykırı bir durumun olmadığı tespit edilmişken vergi dairelerinin hangi sebeple bu şirketler hakkında sahte belge düzenleme riski bulunduğuna kanaat getirdiği ve şirketi terkin ettiği anlaşılamamaktadır.</p>

<p><strong>VUK 160/A Uyarınca Teminat Gösterme Süresi ve İdari Prosedür</strong></p>

<p>Vergi Usul Kanunu’nun 160/A maddesi, idareye doğrudan terkin yetkisi vermeden önce, riskli bulduğu mükelleflere yönelik bir ön şart ve tasfiye mekanizması öngörmüştür. Kanun koyucu, sahte belge düzenleme riski yüksek olduğu analizlerle saptanan mükelleflerin ticari hayata zarar vermesini önlemek amacıyla bir "teminat" müessesesi ihdas etmiştir. İdare, yaptığı analizler neticesinde riskli gördüğü mükellefe durumu bir yazı ile tebliğ etmekle mükelleftir. Bu aşamada izlenmesi gereken yasal prosedür ve süreler şu şekildedir:</p>

<p>· <strong>Tebliğ ve Süre:</strong> İdare, mükelleften sahte belge düzenleme riskini ortadan kaldıracak nitelikte bir teminat göstermesini talep eder. Mükellefe bu teminatı ibraz etmesi için tebliğ tarihinden itibaren <strong>1 ay</strong> süre tanınır.</p>

<p>· <strong>Teminatın Niteliği:</strong> Talep edilecek teminat tutarı, mükellefin düzenlediği veya düzenleme potansiyeli olan belgelerin hacmi dikkate alınarak kanuni sınırlar çerçevesinde belirlenir.</p>

<p>· <strong>Sürenin Sonucu:</strong> Eğer mükellef kendisine tanınan 1 aylık süre içinde istenen teminatı göstermez veya aynı süre içinde faaliyetinin gerçekliğini (iş yeri, iş gücü, emtia varlığı vb.) ispat eden somut delilleri idareye sunamazsa, vergi dairesi ancak bu sürenin bitiminden sonra re’sen terkin işlemini tesis edebilir.</p>

<p>Dolayısıyla, idarenin mükellefe 1 aylık süre tanımadan, teminat gösterme hakkı sunmadan veya bu sürenin dolmasını beklemeden doğrudan doğruya re’sen terkin kararı alması, kanunda öngörülen emredici şekil şartlarının ihlali niteliğindedir ve işlemi tek başına sakatlayan ağır bir usul hatasıdır. Halihazırda vergi daireleri çoğunlukl bu yasal prosedürü izlemeden doğrudan terkin işlemi uygulamaktadır.</p>

<p><strong>Tebliğ Edilmeyen Re’sen Terkin İşlemlerinde Dava Açma Süresi</strong></p>

<p>İdari yargılama hukukunun en temel unsurlarından biri olan "dava açma süresi", kural olarak idari işlemin mükellefe usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak vergi daireleri, pratik uygulamada re’sen terkin kararlarını mükelleflere tebliğ etmekten imtina etmekte; şirketler durumdan ancak elektronik beyanname gönderemediklerinde, fatura düzenleyemediklerinde veya sistemde "terkin" ibaresini gördüklerinde haberdar olmaktadırlar.</p>

<p>Hukuken tebliğ edilmemiş bir idari işleme karşı dava açma süresinin başladığından bahsedilmesi mümkün değildir. Anayasa’nın 40. maddesinde yer alan "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır" hükmü uyarınca, tebliğ edilmeyen kararlar mükellefin hak arama özgürlüğünü kısıtlayamaz. Bu doğrultuda, idarenin gizli tuttuğu veya tebliğ etmediği re’sen terkin işlemlerinde, mükellefin durumu <strong>öğrenme tarihi</strong> (örneğin sistemde engellendiğini fark ettiği gün) tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Mükellefler, bu öğrenme tarihinden itibaren <strong>30 gün</strong> içinde vergi mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir. Süre aşımı def’inin önüne geçebilmek adına, dava dilekçesinde işlemin tebliğ edilmediği ve öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği hukuki gerekçeleriyle açıkça vurgulanmalıdır.</p>

<p><strong>Ticari Hayatın Devamlılığı Bakımından "Yürütmenin Durdurulması"</strong></p>

<p><strong>Talebinin Hayati Önemi</strong></p>

<p>Vergi mahkemelerinde açılan iptal davaları, kural olarak idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Bir diğer ifadeyle, dava açılmış olsa dahi vergi dairesinin re’sen terkin işlemi hukuken geçerliliğini korur. Bu durum, aktif bir şirketin dava süresince fatura kesememesi, beyanname verememesi, ticari sözleşmelerini ifa edememesi ve neticede ticari olarak "fiilen" yok olması anlamına gelir. Vergi mahkemelerindeki yargılama süreçlerinin aylarca sürebildiği göz önüne alındığında, davanın sonunda haklı çıkılsa bile şirketin telafisi imkansız zararlara uğraması kaçınılmazdır. İşte bu noktada, dava dilekçesiyle birlikte <strong>"Yürütmenin Durdurulması" </strong>talep edilmesi hayati bir önem arz eder. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verebilmesi için iki şartın bir arada bulunması gerekir:</p>

<p>1. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacak olması,</p>

<p>2. İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması.</p>

<p>Aktif bir şirketin usulsüz şekilde terkin edilmesi, ticari faaliyetini tamamen felç edeceği için "telafisi imkansız zarar" şartını doğrudan karşılar. Mahkemenin hızlı bir şekilde yürütmeyi durdurma kararı vermesi durumunda, dava sonuçlanıncaya kadar vergi dairesi mükellefiyet kaydını tekrar aktif hale getirmek zorundadır. Böylece şirket, yargılama sonuna kadar ticari hayatına, fatura düzenlemeye ve beyanname vermeye kesintisiz devam edebilir. Yürütmenin durdurulması istemi, davanın esası kadar kritik bir usulü kalkandır. Uygulamada vergi mahkemeleri re’sen terkinin iptali istemiyle açılan davalarda çoğunlukla yürütmeyi durdurma kararı vermekle birlikte, vergi daireleri yürütmeyi durdurma kararına karşı itirazda bulunarak hüküm kesinleşene kadar şirketin faaliyette bulunmasına imkan tanımamaktadır. Dolayısıyla Mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı alınsa da beklenen faydanın sağlanamadığı durumlar da ortaya çıkmaktadır.</p>

<p><strong>Yargısal Denetim ve Güncel Emsal Kararlar</strong></p>

<p>Davacısı bulunduğumuz İstanbul 2. Vergi Mahkemesi'nin 2024/574 esas, 2024/1630 Karar sayılı 20.09.2024 tarihli kararı "<i>davacı hakkındaki olumsuz tespitlere dayanılarak, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu gerekçesiyle mükellefiyet kaydının re'sen terkine karar verilmişse de, davacı şirketin yapılan yoklamalarda işyerinde faal olduğu, ,deposunun, satışa hazır ambalaj inşaat malzemelerinin bulunduğu, sigortalı çalışanının olduğu ,hususlarının tespit edildiği, yoklamaya ek yapılan fotoğraflarda emtianın bulunduğunun görüldüğü, yoklamaya ek belgelerde kira kontratı, vekaletname vb. faaliyetin devam ettiğini gösteren evrakların bulunduğu hususları değerlendirildiğinde, hakkında olumuz tespitler bulunmasına rağmen tamamen sahte fatura düzenlemek üzere mükellefiyet tesis ettirilmiş olduğu somut şekilde ortaya konulamadığından, davacının mükellefiyet kaydının re'sen terkin ettirilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından işlemin iptaline" </i>şeklinde olup işbu davada haklılığımızı emsal nitelikteki durum hakkında tesis edilen karar ile ortaya koymaktadır.</p>

<p>Yine davacısı bulunduğumuz İstanbul 14. Vergi Mahkemesi'nin 2025/692 E. 2025/1886 Karar sayılı 29.09.2025 tarihli kararı "<i>Olayda, dosyada mevcut bilgi ve belgelerin tetkikinden; 20/02/2025 tarihinde şirket adresinde yapılan yoklamada; iş yerinin açık olduğu, 100 metrekare büyüklüğünde deposunun bulunduğu, son muhtasar beyannamesinde üç asgari ücretli çalışan beyan edildiği, mükellefin adreste faal olduğu, dükkanda tespit anında bir sigortalıya rastlanıldığı, mükellefin adreste inşaat malzemeleri hırdavat ürünlerinin satışı faaliyeti ile iştigal ettiği, sigortalı çalışanı olduğu, adresin aile mülkü olduğu, 1 adet depo adresinin bulunduğu, sisteme girildiği, son beş alış ve son beş satış faturasının sisteme girildiği, faturanın eke alındığı hususlarının beyan edildiğinin şirket yetkilisi nezdinde tespit edildiği, 20/02/2025 tarihinde şirket yetkilisinin ikametgah adresinde yapılan yoklamada; mükellefe ulaşıldığı, mükellefin adresinin aile mülkü olduğu, alt katında dükkanın bulunduğu, dükkanında inşaat malzemeleri hırdavat ürünlerinin satışı faaliyeti ile iştigal ettiği, dükkanında üç sigortalı çalışan olduğu, dükkanına ait bir adet deposunun bulunduğunun beyan edildiğinin şirket yetkilisi nezdinde tespit edildiği, 18/03/2025 tarihi itibariyle vadesi geçmiş ve ödenmesi gereken borcunun bulunmadığı, 2024 dönemi Ba-Bs analizinde 45.384.805,77-TL tutarında mal alışı, 44.339.750,00-TL tutarında mal satışı bildirildiği, 2024 yılı toplam matrahının 44.349.358,00-TL olduğu, ödenecek 7.329,47-TL tutarında ödenecek vergi çıktığı, davacının alım ve satım yaptığı mükelleflerden davalı idarenin yetki alanında bulunanlar hakkında düzenlenmiş vergi tekniği raporunun bulunmadığı, işletme kapasitesi ile beyanlarının uyumlu olmadığı, ticari teammüllerinin olağan akışına aykırı yüksek tutarlı beyanlarının bulunduğu, Ba-Bs bildirimlerindeki alım/satım yaptığı mükelleflerin çoğunluğunun sahte belge düzenleme nedeniyle incelemeye sevk edildiği veya haklarında vergi tekniği raporunun düzenlendiği, tahakkuk/tahsilat bilgileri, borç bilgileri ve işletme kapasitesi ile matrahlarının uyumlu olmadığı tespitlerinden hareketle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de; yapılan yoklamalarda davacı şirket yetkilisine ulaşıldığı ve davacının işyerinde faal olduğu, iş yerinde emtiasının bulunduğu, davacıya ait deponun bulunduğu hususunun tespit edildiği, çalışanının bulunduğu, ödenecek vergi borcunun bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin gerçek bir faaliyeti olmaksızın sahte belge düzeleme riskinin yüksek olduğuna ilişkin yeterli tespit bulunmadan, eksik tespitler dikkate alınarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır"</i>. şeklinde olup gerekçenin detaylı olması da gözetildiğinde açılacak davada hangi hususlara değinilmesi ve hangi delillerin sunulmasının gerektiği açıkça anlatıldığından önemli bir emsaldir.</p>

<p>Sonuç olarak mükellefiyet kaydının re'sen terkini, bir işletmenin ticari hayatını doğrudan sonlandıran ve ağır mali sonuçlar doğuran radikal bir idari yaptırımdır. Bu nedenle, idarenin bu yetkiyi kullanırken varsayımlardan veya soyut risk analizlerinden değil; kanunun aradığı somut, şüpheye yer bırakmayan ve objektif tespitlerden hareket etmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Aksi yönde tesis edilen usulsüz terkin işlemlerine karşı, yargı mercileri emsal kararlarda da görüldüğü üzere mükelleflerin haklarını koruyan ve idarenin somut delil ikame etme zorunluluğunu hatırlatan bir duruş sergilemektedir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/09/ilayda-gundu.jpeg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/09/ilayda-gundu.jpeg" /></a></p>

<p><strong>Av. İlayda GÜNDÜ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/vergi-dairesi-sirketinizi-sahte-fatura-riski-ile-kendiliginden-kapatabilir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/terazi/terazi-toplantidsf-sozlesme.jpg" type="image/jpeg" length="11910"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dava Travması: Hak Arama Sürecinin Yaralayıcı ve Onarıcı Yüzü]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dava-travmasi-hak-arama-surecinin-yaralayici-ve-onarici-yuzu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dava-travmasi-hak-arama-surecinin-yaralayici-ve-onarici-yuzu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Dava Travması: Hak Arama Sürecinin Yaralayıcı ve Onarıcı Yüzü</strong></p>

<p><strong>Litigafobi, Terapötik Yargılama, Travma Bilgili Savunma ve Avukat–Psikiyatr İşbirliği Üzerine Bir Değerlendirme</strong></p>

<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Dava, hukuk düzeninin bireye sunduğu en temel hak arama yollarından biridir. Ancak dava süreci yalnızca normatif, usulî ve teknik bir mekanizma değildir; aynı zamanda insanın belleğini, duygusunu, güven ihtiyacını, kontrol algısını, toplumsal kimliğini ve adalet beklentisini etkileyen yoğun bir psikolojik deneyimdir. Kişi mahkemeye başvurduğunda yalnızca hukuki bir talepte bulunmaz; çoğu zaman görülmek, dinlenmek, tanınmak ve uğradığı haksızlığın adının konulmasını ister. Ne var ki yargılama süreci kimi zaman bu onarıcı vaadi gerçekleştirmek yerine kişiyi tekrar tekrar anlatmaya, beklemeye, ispatlamaya, savunmaya ve yeniden incinmeye zorlayan travmatik bir alana dönüşebilir. Bu makalede “dava travması” kavramı, hak arama sürecinin psikolojik bedelini açıklamak üzere ele alınmakta; “litigafobi” ise bu travmanın dava açma, dava edilme veya hukuki ihtilafa karışma korkusuna dönüşmüş biçimi olarak değerlendirilmektedir. Makale ayrıca terapötik ve anti-terapötik yargılama ayrımı üzerinden, yargılamanın insanı nasıl yaralayabileceğini ya da onarabileceğini tartışmakta; savunmanın bu süreçte yalnızca teknik bir temsil faaliyeti değil, aynı zamanda müvekkilin hukuki öznelik duygusunu koruyan insanî bir tampon işlevi görebileceğini ileri sürmektedir. Dava travmasının klinik sınıra yaklaştığı durumlarda ise avukat–psikiyatr işbirliği, avukatın kendi mesleki sınırını bilmesi, müvekkili doğru uzmana yönlendirmesi ve hukuki temsil ile ruhsal destek arasındaki etik dengeyi koruması bakımından zorunlu bir başlık hâline gelmektedir.</p>

<p><strong>I. Giriş: Dava Sadece Hukuki Bir Süreç Değildir</strong></p>

<p>Dava, hukuk düzeninin insana sunduğu en temel kurumsal imkânlardan biridir. Haksızlığa uğrayan, zarara katlanan, suçlanan, dışlanan, aldatılan, yaralanan veya hakkının ihlal edildiğini düşünen kişi, bireysel öfkesini ya da çaresizliğini kamusal bir talebe dönüştürerek mahkemeye başvurur. Bu yönüyle dava, medenî toplumun şiddet yerine usulü, intikam yerine yargılamayı, kişisel hesaplaşma yerine kurumsal çözümü koyma çabasıdır.</p>

<p>Fakat dava yalnızca bir dilekçe, duruşma, delil, bilirkişi raporu ve hüküm toplamı değildir. Dava, insanın hayatına giren ağır bir deneyimdir. Kişinin gündelik hayatını, uykusunu, ilişkilerini, ekonomik dengesini, itibarını, gelecek algısını ve kendilik duygusunu etkileyebilir. Bazen yıllarca süren bir bekleyişe, bazen tekrar eden bir anlatım yüküne, bazen de sürekli tetikte kalma hâline dönüşebilir.</p>

<p>Mahkeme koridorlarında dolaşan şey yalnızca dosyalar değildir; incinmişlikler, korkular, beklentiler, utançlar, öfkeler, kırgınlıklar ve tanınma arzuları da o dosyaların içinde taşınır. Bu nedenle dava, yalnızca hukuk tekniğiyle değil, insan psikolojisiyle de düşünülmelidir. İşte bu noktada “dava travması” kavramı önem kazanır. Dava travması, kişinin bir yargılama sürecine taraf olması nedeniyle yaşadığı ruhsal zorlanmayı, belirsizlik yükünü, yeniden yaralanma hissini ve hak arama sürecinin kendisinin bir psikolojik baskı alanına dönüşmesini ifade eder.</p>

<p><strong>II. Dava Travması Kavramı</strong></p>

<p>Dava travması, kişinin mahkeme sürecinde yaşadığı sıradan stresin ötesinde, yargılamanın yapısı, dili, süresi, belirsizliği ve ilişkisel atmosferi nedeniyle ortaya çıkan daha derin bir psikolojik zorlanmadır. Bu travma yalnızca mağdur ya da davacı bakımından ortaya çıkmaz. Sanık, davalı, müşteki, tanık, boşanma davasının tarafı, iş davası yürüten işçi, yıllarca suç isnadı altında yaşayan kişi, haksız yere icra takibiyle karşılaşan birey veya aile içi uyuşmazlığın tarafı olan herkes dava travmasının öznesi hâline gelebilir. Dava travmasının merkezinde çoğu zaman şu duygu vardır: <strong>“Benim hayatım hakkında karar verilecek; fakat ben sürecin hâkimi değilim.”</strong></p>

<p>Bu duygu, insanın temel güven ihtiyacını sarsar. Duruşma ertelendikçe, bilirkişi raporu geciktikçe, hâkim değiştikçe, karşı taraf yeni iddialar ileri sürdükçe, dosya istinafa veya temyize gittikçe kişi kendi hayatının askıya alındığını hisseder. Dava, geçmişte yaşanan bir haksızlığı çözmek için başlar; fakat giderek kişinin bugününü işgal eden ve geleceğini belirsizleştiren bir sürece dönüşür. Bu nedenle dava travması yalnızca “mahkemeye gitme stresi” değildir. Daha derin bir şeydir: Kişinin kendi hayatı üzerindeki kontrol duygusunu, adalete olan güvenini ve toplumsal tanınma beklentisini sarsan bir yargısal deneyimdir.</p>

<p><strong>III. Dava Neden Yaralayıcı Olabilir?</strong></p>

<p>Dava sürecinin yaralayıcı etkisi birkaç temel kaynaktan beslenir. İlk olarak dava, kişiyi yaşadığı olayı tekrar tekrar anlatmaya zorlar. Kişi bir defa incinmiştir; fakat dava sürecinde bu incinmeyi dilekçede anlatır, karakolda anlatır, savcılıkta anlatır, duruşmada anlatır, bilirkişiye anlatır, istinaf dilekçesinde yeniden anlatır. Her anlatım, hukuken gerekli olabilir; fakat psikolojik olarak bazen yaranın yeniden açılması anlamına gelir.</p>

<p>İkinci olarak dava, kişiyi ispat yüküyle karşı karşıya bırakır. Hukuk, haklılığı yalnızca hissiyat üzerinden kabul etmez; delil ister. Bu zorunludur. Ancak kişi açısından bu bazen şöyle yaşanır: “Ben zaten yaralandım; şimdi bir de yaralandığımı ispatlamak zorundayım.” Özellikle şiddet, cinsel saldırı, mobbing, aile içi baskı, ekonomik sömürü veya psikolojik taciz dosyalarında bu ispat yükü, mağdur açısından ikinci bir yük hâline gelebilir.</p>

<p>Üçüncü olarak dava dili soğuktur. Hukuk, insanın acısını “vakıa”, “iddia”, “delil”, “beyan”, “hukuki nitelendirme”, “ispatlanamayan husus” gibi kategorilere ayırır. Bu teknik dil gerekli olmakla birlikte, insanî boyutu tamamen dışarıda bıraktığında kişi kendisini görülmemiş hissedebilir. Oysa davaya başvuran insan çoğu zaman yalnızca karar değil, tanınma da ister.</p>

<p>Dördüncü olarak dava, belirsizlik üretir. İnsan psikolojisi belirsizlik karşısında yorulur. Ne zaman biteceği bilinmeyen, nasıl sonuçlanacağı kestirilemeyen, hangi raporun geleceği öngörülemeyen, karşı tarafın ne yapacağı bilinmeyen süreçler kişide sürekli tetikte kalma hâli doğurur.</p>

<p>Beşinci olarak dava, sosyal kimliği etkiler. Kişi artık yalnızca kendisi değildir; “sanık”, “davalı”, “şikâyetçi”, “mağdur”, “boşanma davası süren kişi”, “hakkında dava olan kişi” sıfatlarıyla yaşamaya başlar. Hukuki sıfat, zamanla sosyal etikete dönüşebilir.</p>

<p><strong>IV. İkincil Mağduriyet: Olaydan Sonra Sürecin Yaralaması</strong></p>

<p>Dava travmasının en önemli görünümlerinden biri ikincil mağduriyettir. İlk mağduriyet, kişinin uğradığı haksızlık, suç, şiddet, ihlal veya zarar nedeniyle ortaya çıkar. İkincil mağduriyet ise kişinin bu haksızlığı gidermek için başvurduğu kurumlar tarafından yeniden incitilmesiyle doğar. Bu incinme her zaman açık bir kötü muamele biçiminde gerçekleşmez. Bazen bir duruşmanın gereksiz yere ertelenmesi, bazen kişinin sözünün kesilmesi, bazen kararın gerekçesiz bırakılması, bazen kollukta ya da mahkemede kullanılan küçültücü bir dil, bazen de dosyanın ciddiyetle ele alınmadığı duygusu ikincil mağduriyet üretir.</p>

<p>Burada hukuk düzeninin büyük paradoksu ortaya çıkar: İnsan, yarasını onarmak için hukuka gider; fakat hukuk süreci kötü işlediğinde yara derinleşebilir. Bu nedenle dava travması, yalnızca bireysel bir psikolojik sorun olarak görülemez. Aynı zamanda yargılamanın dili, süresi, ritmi, kayıt düzeni, dinleme kapasitesi ve karar gerekçesiyle ilgili kurumsal bir meseledir.</p>

<p><strong>V. Litigafobi: Dava Travmasının Korkuya Dönüşmüş Biçimi</strong></p>

<p>Dava travmasının önemli sonuçlarından biri, kişinin ileride yeniden dava sürecine girmekten kaçınmasıdır. İşte burada “litigafobi” kavramı devreye girer. Litigafobi, genel anlamıyla dava edilme, dava açma, mahkemeye gitme veya hukuki ihtilafa taraf olma korkusu olarak tanımlanabilir. Bu korku her zaman soyut veya irrasyonel değildir. Çoğu zaman kötü yaşanmış bir dava deneyiminin, uzayan dosyaların, ağır masrafların, yıpratıcı karşı taraf dilinin, anlaşılmayan kararların ve kurumsal ilgisizlik hissinin sonucudur.</p>

<p>Bu kavramı bizim tartışmamız bakımından şöyle yerleştirmek mümkündür: <strong>Dava travması, yargılama sürecinde yaşanan yaralanmadır; litigafobi ise bu yaralanmanın gelecekteki hak arama davranışını felç etmesidir.</strong> Kişi daha önce uzun, pahalı, yıpratıcı, aşağılayıcı veya sonuçsuz bir dava yaşamışsa, sonrasında haklı olduğu hâlde yeni bir hukuki yola başvurmaktan kaçınabilir. “Mahkemeyle uğraşamam”, “Bir daha o sürece giremem”, “Haklı olsam bile değmez”, “Dava açarsam daha çok yıpranırım” gibi cümleler, çoğu zaman yalnızca pratik bir tercih değil, dava travmasının ürettiği kaçınma refleksidir.</p>

<p>Bu kaçınma, hak arama özgürlüğü bakımından ciddi bir sorundur. Çünkü hukuk düzeni kişiye teorik olarak dava açma hakkı tanımış olabilir; fakat kişi psikolojik olarak o hakkı kullanamayacak hâle gelmişse, hak arama özgürlüğü kâğıt üzerinde kalır. Litigafobi bu yönüyle yalnızca bireysel bir korku değildir. Yargı sistemine ilişkin deneyimlerin kişi üzerinde bıraktığı tortudur. Kişi karşı taraftan değil, bizzat sürecin kendisinden korkmaya başlar: Tebligattan, duruşma salonundan, bilirkişi raporundan, hâkim karşısında konuşmaktan, karşı tarafın iddialarından, masraflardan, yıllarca beklemekten ve sonunda anlaşılmamış olmaktan.</p>

<p><strong>VI. Dava Travması ile Litigafobi Arasındaki Döngü</strong></p>

<p>Dava travması ile litigafobi arasında dairesel bir ilişki vardır. Önce kişi bir haksızlık yaşar. Bu haksızlığı gidermek için dava sürecine girer. Dava süreci kötü yönetilir, uzar, kişiyi yorar, onu dinlemez veya ona anlaşılmadığı duygusunu verir. Bunun sonucunda dava travması ortaya çıkar. Dava travması zamanla litigafobiye dönüşür. Kişi artık yeni bir haksızlık yaşadığında bile dava açmaktan kaçınır. Böylece haksızlık içselleştirilir, hak arama davranışı zayıflar ve kişi kendi adalet talebinden geri çekilir.</p>

<p>Bu döngü şöyle özetlenebilir:</p>

<p><strong>Haksızlık → dava → dava travması → litigafobi → hak aramadan kaçınma → haksızlığın içselleştirilmesi</strong></p>

<p>Ancak bunun tersine çevrilmiş, onarıcı bir modeli de mümkündür:</p>

<p><strong>Haksızlık → doğru hukuki rehberlik → gerçekçi süreç yönetimi → dinlenme ve tanınma → dava korkusunun azalması → hak arama kapasitesinin güçlenmesi</strong></p>

<p>İşte bu ikinci ihtimal, avukatlık mesleğinin ve yargı etiğinin önemini gösterir. Çünkü dava süreci kendiliğinden onarıcı olmaz. Onarıcı olabilmesi için insanın dinlendiği, sürecin açıklandığı, beklentilerin gerçekçi kurulduğu, belirsizliğin azaltıldığı ve kişinin özne olarak korunduğu bir hukuk pratiğine ihtiyaç vardır.</p>

<p><strong>VII. Terapötik ve Anti-Terapötik Yargılama: Dava Travmasının Yargısal Mekaniği</strong></p>

<p>Dava travması kavramı, yargılamanın insan üzerindeki psikolojik etkisini görünür kılar. Ancak bu etki tek yönlü değildir. Yargılama kimi zaman kişiyi daha fazla yaralayan anti-terapötik bir sürece; kimi zaman ise kişiye tanınma, anlamlandırma ve onarım imkânı sunan terapötik bir deneyime dönüşebilir. Burada “terapötik” sözcüğü, mahkemenin terapi yaptığı anlamına gelmez. Yargıç terapist değildir; avukat terapist değildir; duruşma salonu da terapi odası değildir. Fakat yargılama sürecinin insan üzerinde iyileştirici veya yaralayıcı etkileri vardır. Bu nedenle her yargılama, farkında olsun ya da olmasın, tarafların ruhsal dünyasında bir iz bırakır.</p>

<p>Anti-terapötik yargılama, kişinin hak arama sürecinde yeniden yaralanmasına yol açan yargılama biçimidir. Bu tür yargılamada taraf dinlenmez, sözü kesilir, acısı teknik kalıplara hapsedilir, iddiası ciddiye alınmaz, duruşma mekanik biçimde yürütülür, tutanak eksik tutulur, karar gerekçesiz bırakılır ve süreç belirsizlik içinde uzar. Böyle bir yargılama, yalnızca uyuşmazlığı çözmekte gecikmez; aynı zamanda kişinin adalete olan güvenini de zedeler.</p>

<p>Terapötik yargılama ise kişinin mutlaka davayı kazanması anlamına gelmez. Kişi kaybedebilir; talebi reddedilebilir; mahkûmiyet, beraat, tazminat ya da ret kararı verilebilir. Fakat buna rağmen kişi sürecin sonunda şunu hissedebilir: “Ben dinlendim. İddiam ciddiye alındı. Deliller tartışıldı. Kararın gerekçesi bana açıklandı. Süreç bana karşı kör, sağır ve hoyrat değildi.”</p>

<p>Bu duygu, hukuk bakımından küçümsenemez. Çünkü yargılamanın meşruiyeti yalnızca kararın sonucundan değil, kararın üretildiği sürecin taraflar tarafından nasıl deneyimlendiğinden de beslenir.</p>

<p><strong>VIII. Anti-Terapötik Yargılama Biçimleri</strong></p>

<p>Anti-terapötik yargılama birkaç temel görünüm altında ortaya çıkar. İlk görünüm, <strong>dinlemeyen yargılama</strong>dır. Tarafın, sanığın, mağdurun veya tanığın konuşmasına usulen izin verilir; fakat söz gerçekten işitilmez. Kişi konuşur ama yargısal dikkat dosyaya, ön kabule veya hazır kanaate kilitlenmiştir. Bu durumda dinlenilme hakkı şeklen vardır; fakat yargısal dikkat bakımından eksiktir.</p>

<p>İkinci görünüm, <strong>küçültücü dil kullanan yargılama</strong>dır. Mahkeme dili bazen farkında olmadan kişiyi çocuklaştırır, azarlar, küçümser veya ahlaken mahkûm eder. Özellikle kırılgan taraflarda bu dil dava travmasını derinleştirir. İnsan yalnızca kararın sonucuyla değil, kendisine nasıl hitap edildiğiyle de yaralanır.</p>

<p>Üçüncü görünüm, <strong>belirsizliği büyüten yargılama</strong>dır. Ertelenen duruşmalar, açıklanmayan ara kararlar, bekletilen raporlar, gerekçesiz işlemler ve öngörülemeyen usulî gelişmeler kişide kontrol kaybı duygusunu artırır. Yargılama uzadıkça, dava hayatın bir parçası olmaktan çıkar; hayat davanın etrafında dönmeye başlar.</p>

<p>Dördüncü görünüm, <strong>tutanağa yansımayan yargılama</strong>dır. Kişi duruşmada bir şey söylemiştir; fakat bu söz tutanağa geçmemiştir. Bu durumda yalnızca söz değil, kişinin yargısal varlığı da silinmiş olur. Tutanak krizi bu nedenle sadece teknik değil, aynı zamanda psikolojik bir krizdir. İnsan, söylediğinin kayda geçmediği yerde, varlığının da kayda geçmediğini hisseder.</p>

<p>Beşinci görünüm, <strong>gerekçesiz yargılama</strong>dır. Gerekçesiz veya yetersiz gerekçeli karar, kişiye yalnızca “kaybettin” demez; aynı zamanda “neden kaybettiğini bilmeye değmezsin” duygusu da verebilir. Bu, dava travmasının en ağır biçimlerinden biridir. Çünkü insan kararın sonucunu kabullenmekte zorlanabilir; fakat anlaşılır bir gerekçe hiç değilse ona muhatap alındığı duygusunu verir.</p>

<p><strong>IX. Terapötik Yargılama: Tanınma, Gerekçe ve Usulî Saygı</strong></p>

<p>Terapötik yargılama, yargılamanın tedavi faaliyetine dönüşmesi değildir. Terapötik yargılama, insanın yargılama sürecinde özne olarak görülmesi, sözünün ciddiye alınması, delillerin gerçekten tartışılması, kararın anlaşılır gerekçeyle kurulması ve sürecin onur kırıcı olmayan bir dille yürütülmesidir. Bu tür yargılamada kişi mutlaka kazanmaz. Ancak kaybetse bile, sürecin kendisini yok saymadığını hisseder. Hukukun onarıcı etkisi de çoğu zaman buradan doğar. İnsan bazen sonucu değil, kendisine nasıl davranıldığını daha uzun süre hatırlar.</p>

<p>Bir mağdur açısından terapötik yargılama, yaşadığı olayın adının konulmasıdır. Bir sanık açısından terapötik yargılama, peşinen mahkûm edilmeden savunmasının dinlenmesidir. Bir davalı açısından terapötik yargılama, yalnızca iddiaların nesnesi değil, kendi anlatısının öznesi olarak görülmesidir. Bir tanık açısından terapötik yargılama, baskı altında bırakılmadan ve aşağılanmadan konuşabilmesidir. Bu nedenle terapötik yargılama, yalnızca psikolojik bir iyi niyet değil, aynı zamanda yargısal meşruiyet meselesidir. Dinleyen, gerekçelendiren, tutanağa alan, açıklayan ve tarafları özne olarak gören yargılama, adalet duygusunu güçlendirir. Buna karşılık aceleci, küçültücü, gerekçesiz, dosya merkezli ve ilgisiz yargılama, karar doğru olsa bile adalet deneyimini zedeler.</p>

<p><strong>X. Dava Travması Sadece Mağdura Ait Değildir</strong></p>

<p>Bu meselede dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: Dava travmasını yalnızca mağdurun psikolojisi üzerinden düşünmek eksik olur. Elbette mağdur, müşteki veya davacı bakımından dava süreci ağır bir yük doğurabilir. Ancak sanık, davalı veya haksız yere suçlanan kişi bakımından da dava travması son derece gerçektir.</p>

<p>Bir kişi yıllarca sanık sıfatı taşıyabilir. Beraat etse bile sosyal çevresinde, iş hayatında, ailesinde ve kendi iç dünyasında yargılanmış olmanın izini taşıyabilir. Hukuken beraat eden kişi, psikolojik olarak aynı hızla beraat edemeyebilir. Karar onu aklar; fakat süreç onu yormuş, tüketmiş ve itibar olarak zedelemiş olabilir.</p>

<p>Aynı şekilde boşanma davalarında taraflar, yalnızca hukuki taleplerle değil, kişiliklerine yönelen ağır ithamlarla karşılaşabilir. İş davalarında işçi, yıllarca emeğinin değersizleştirildiğini hissedebilir. Ticari davalarda taraflar yalnızca para değil, güven ve itibar kaybı yaşar. Ceza davalarında ise isnadın kendisi bile başlı başına bir psikolojik yük oluşturabilir.</p>

<p>Bu nedenle dava travması, “mağdur psikolojisi” başlığına sıkıştırılamaz. Daha geniş bir kavramdır: <strong>Yargılama sürecine maruz kalan insanın psikolojik yaralanmasıdır.</strong></p>

<p><strong>XI. Avukat-Müvekkil İlişkisinde Dava Travması</strong></p>

<p>Dava travması, avukat-müvekkil ilişkisini doğrudan etkiler. Müvekkilin bazı davranışları çoğu zaman yalnızca “zor müvekkil” davranışı olarak görülür. Oysa bu davranışların arkasında dava sürecinin yarattığı psikolojik dalgalanma olabilir.</p>

<p>Müvekkil sürekli arayabilir. Çünkü belirsizlik onu yormaktadır. Aynı soruyu defalarca sorabilir. Çünkü duyduğu cevaba değil, güven duygusuna ihtiyaç duymaktadır. Avukatın araştırma için zamana ihtiyaç duymasını bilgisizlik olarak algılayabilir. Çünkü kendi kaygısı, beklemeyi tahammül edilmez hâle getirmiştir. Duruşma ertelendiğinde avukata öfkelenebilir. Çünkü sistemin yarattığı çaresizliği en yakınındaki hukuk temsilcisine yöneltmektedir. Karşı tarafın her dilekçesini büyük bir saldırı gibi algılayabilir. Çünkü dava artık onun için yalnızca bir uyuşmazlık değil, benlik savunması hâline gelmiştir.</p>

<p>Bu nedenle avukatın, müvekkilin davranışlarını yalnızca karakter meselesi olarak değil, dava travmasının belirtileri olarak da okuyabilmesi gerekir. Bu, avukatın terapist gibi davranması anlamına gelmez. Fakat avukat, dava sürecinin psikolojik etkilerini gözetmeden sağlıklı bir temsil ilişkisi kuramaz.</p>

<p><strong>XII. Savunmanın Terapötik İşlevi</strong></p>

<p>Savunma yalnızca hukuki iddia üretmez; aynı zamanda kişinin yargılama içindeki özne konumunu korur. Avukat, müvekkilin sesinin kaybolmasını, acısının teknik dil içinde buharlaşmasını ve iddiasının dosya konforu içinde görünmezleşmesini engellemeye çalışır. Bu anlamda savunmanın terapötik bir işlevi vardır. Fakat bu işlev psikolojik tedavi anlamında değil; kişinin hukuk karşısında özne olarak korunması anlamındadır.</p>

<p>Avukatın terapötik savunma işlevi birkaç alanda görünür. Avukat, müvekkilin yaşadığı olayı dağınık bir acı olmaktan çıkarıp hukuki anlatıya dönüştürür. Bu dönüşüm, yalnızca teknik bir tercüme değildir. Acının hukuken anlamlı, delille desteklenebilir ve mahkemenin anlayabileceği bir forma sokulmasıdır.</p>

<p>Avukat, müvekkile süreci açıklar ve belirsizliği azaltır. Belirsizlik, dava travmasının en güçlü kaynaklarından biridir. Müvekkil neyin neden olduğunu, hangi ihtimallerin bulunduğunu, hangi işlemin ne anlama geldiğini bildikçe kontrol duygusu kısmen geri gelir.</p>

<p>Avukat, duruşmada sözün kaybolmasını önler. Müvekkilin beyanı eksik geçirilirse, soru engellenirse, delil tartışılmadan geçilirse, avukat yalnızca usulî bir hak kullanmaz; aynı zamanda müvekkilin yargılama içindeki varlığını korur.</p>

<p>Avukat, eksik tutanağa müdahale eder. Çünkü tutanak, duruşmanın hafızasıdır. Tutanakta olmayan söz, çoğu zaman üst denetimde de yok hükmündedir. Bu nedenle tutanak hassasiyeti yalnızca teknik bir refleks değil, aynı zamanda müvekkilin yargısal görünürlüğünü koruma çabasıdır.</p>

<p>Avukat, müvekkilin öfkesini usulî ve stratejik bir dile çevirir. Ham öfke mahkemede çoğu zaman zarar verir; fakat doğru dönüştürülmüş itiraz, kayıt ve hukuki gerekçe savunmanın etkisini artırır. Bu nedenle savunma, dava travmasının yargılama içinde büyümesini engelleyen hukuki ve insanî bir tampon işlevi görür.</p>

<p><strong>XIII. Anti-Terapötik Savunma Riski</strong></p>

<p>Ancak burada dürüst bir mesleki yüzleşme de gerekir: Savunma da bazen anti-terapötik olabilir. Avukat müvekkili dinlemezse, süreci açıklamazsa, boş vaatlerde bulunursa, müvekkilin acısını yalnızca dosya malzemesi gibi görürse, her şeyi kazanma-kaybetme ikiliğine sıkıştırırsa, duruşmada müvekkilin sözünü korumazsa, dava uzadıkça iletişimi koparırsa, müvekkilin korkusunu “abartı” diye küçümserse savunma da yaralayıcı bir pratiğe dönüşebilir.</p>

<p>Kötü savunma, müvekkilin çaresizlik duygusunu artırır. Müvekkil bu kez yalnızca mahkeme tarafından değil, kendi temsilcisi tarafından da anlaşılmadığını hisseder. Bu, dava travmasını derinleştiren ağır bir deneyimdir.</p>

<p>Bu nedenle travma bilgili avukatlık, müvekkilin her duygusuna teslim olmak değildir. Aksine mesleki sınırları koruyarak, ama insanî dikkati de kaybetmeden yürütülen bir temsil pratiğidir. Avukat ne terapisttir ne sıradan bir dosya teknisyenidir. Avukat, hukuki temsilin içinde insan psikolojisini görebilen meslek kişisidir.</p>

<p><strong>XIV. Travma Bilgili Avukatlık</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Travma bilgili avukatlık, avukatın psikolog ya da psikiyatrist rolüne girmesi değildir. Avukatın görevi terapi yapmak değildir. Ancak avukat, dava sürecinin insan üzerindeki etkilerini bilmeli; müvekkilin kaygısını, öfkesini, suskunluğunu, aşırı kontrol ihtiyacını veya kaçınma davranışını hukuki temsilin parçası olarak doğru okuyabilmelidir.</p>

<p>Travma bilgili avukatlık şu unsurları içerir: Birincisi, süreci açık anlatmak. Müvekkil neyin ne zaman olacağını, hangi ihtimallerin bulunduğunu, hangi belirsizliklerin normal olduğunu bilmelidir. Bilinmeyen şey, korkuyu büyütür.</p>

<p>İkincisi, beklentiyi gerçekçi kurmak. Avukat, müvekkile ne boş umut vermeli ne de onu gereksiz biçimde çaresiz hissettirmelidir. Gerçekçi umut, dava travmasına karşı en önemli koruyucu unsurlardan biridir.</p>

<p>Üçüncüsü, müvekkilin anlatısını hukuki dile çevirirken onu değersizleştirmemek. Her acı dilekçeye aynen yazılamaz; fakat her acı hukuken görünmez de kılınmamalıdır.</p>

<p>Dördüncüsü, müvekkili sürece hazırlamak. Duruşmada ne olacağı, karşı tarafın ne söyleyebileceği, hâkimin nasıl sorular sorabileceği, hangi sözlerin hukuken önemli olduğu anlatılmalıdır. Hazırlıksızlık travmayı artırır; hazırlık ise kontrol duygusunu güçlendirir.</p>

<p>Beşincisi, sınır koymak. Travma bilgili avukatlık, müvekkilin her kaygısına sınırsız şekilde teslim olmak değildir. Aksine sağlıklı, açık ve profesyonel sınırlar kurarak müvekkilin kaygısını yönetilebilir bir zemine çekmektir.</p>

<p>Burada temel cümle şudur: <strong>Travma bilgili avukatlık, müvekkilin acısını hukuki stratejiye dönüştürürken onu yeniden yaralamamayı da mesleki sorumluluğun parçası sayan avukatlık anlayışıdır.</strong></p>

<p><strong>XV. Avukat–Psikiyatr İşbirliği: Travma Bilgili Savunmanın Klinik Sınırı</strong></p>

<p>Dava travması, her zaman klinik düzeyde bir ruhsal bozukluk anlamına gelmez. Her dava stresi psikiyatrik bir tablo değildir. Davaya taraf olan kişinin kaygılanması, öfkelenmesi, uykusunun bozulması, belirsizlik karşısında huzursuzluk yaşaması çoğu zaman anlaşılabilir insanî tepkilerdir. Ancak bazı durumlarda dava süreci, kişinin ruhsal dayanıklılığını aşan bir yoğunluğa ulaşabilir.</p>

<p>Müvekkil sürekli panik hâlindeyse, uyuyamıyor, işlevselliğini kaybediyor, takıntılı biçimde dosyaya kilitleniyor, dava dışındaki hayatını sürdüremiyor, yoğun çaresizlik yaşıyor, gerçeklikle bağını zayıflatan yorumlar yapıyor, kendisine veya başkasına zarar verme düşüncelerinden söz ediyorsa artık mesele yalnızca avukatlık ilişkisi içinde yönetilebilecek bir kaygı değildir. Bu noktada avukatın görevi teşhis koymak değil, sınırı fark etmektir.</p>

<p>Avukat psikiyatr değildir; psikiyatr da avukat değildir. Fakat dava travmasının ağırlaştığı vakalarda bu iki mesleğin temas etmesi gerekebilir. Bu temas, müvekkilin hem hukuki hem de ruhsal bütünlüğünün korunması bakımından önemlidir.</p>

<p>Avukatın burada üstlenmesi gereken rol üçlüdür. Birincisi, <strong>gözlem rolüdür.</strong> Avukat, müvekkilin dava sürecinde olağan stresin ötesine geçen ruhsal zorlanmalar yaşadığını fark edebilir. Bu fark ediş tanı koymak anlamına gelmez; yalnızca bir risk işaretinin görülmesidir.</p>

<p>İkincisi, <strong>yönlendirme rolüdür.</strong> Avukat, uygun bir dille müvekkile profesyonel psikiyatrik veya psikolojik destek almasının yararlı olabileceğini söyleyebilir. Bu öneri, “siz hastasınız” anlamına gelecek biçimde değil; “bu süreç insanı çok yıpratabilir, bu yükü uzman desteğiyle taşımak daha sağlıklı olabilir” diliyle kurulmalıdır.</p>

<p>Üçüncüsü, <strong>hukuki stratejiyle uyumlaştırma rolüdür.</strong> Müvekkilin ruhsal durumu, bazı dosyalarda doğrudan hukuki önem taşıyabilir. Ceza yargılamasında kusur yeteneği, algılama ve irade yeteneği, ifade güvenilirliği, mağdurun travmatik etkilenmesi, tanığın beyan kapasitesi, tutukluluğun ruhsal etkileri; boşanma ve velayet dosyalarında aile içi şiddet, çocukların ruhsal etkilenmesi, ebeveynlik kapasitesi; iş hukuku dosyalarında mobbingin ruhsal etkileri, tükenmişlik, depresyon ve anksiyete; tazminat davalarında ise manevi zarar ve yaşam kalitesindeki bozulma gibi başlıklarda psikiyatrik değerlendirme hukuki tartışmanın parçası hâline gelebilir.</p>

<p>Ancak burada son derece hassas bir sınır vardır. Psikiyatrik bilgi, savunmanın veya iddianın araçsal malzemesine indirgenmemelidir. Kişinin ruhsal durumu, yalnızca davada avantaj sağlamak için kullanılan bir etikete dönüştürülürse bu kez hukuk, travmayı anlamak yerine onu istismar etmiş olur.</p>

<p>Bu nedenle avukat–psikiyatr işbirliği şu ilkelere dayanmalıdır:</p>

<p><strong>Açık rıza.</strong> Müvekkilin bilgisi ve onayı olmadan ruhsal durumuna ilişkin değerlendirme alınmamalıdır. <strong>Gizlilik.</strong> Avukatlık sırrı ve tıbbi gizlilik ayrı ayrı korunmalıdır. <strong>Rol sınırı.</strong> Avukat tanı koymamalı; psikiyatr hukuki stratejiyi avukatın yerine kurmamalıdır. <strong>İnsan onuru.</strong> Müvekkilin ruhsal durumu onu küçültmek, değersizleştirmek veya iradesizleştirmek için kullanılmamalıdır. <strong>Hukuki gereklilik.</strong> Psikiyatrik değerlendirme gerçekten dosyayla ilgili olduğunda talep edilmelidir; her duygusal zorlanma tıbbi rapora dönüştürülmemelidir. <strong>Etiketleme riskinden kaçınma.</strong> “Paranoyak”, “histrionik”, “borderline”, “obsesif”, “psikopat” gibi gündelik ve damgalayıcı etiketler avukatlık dilinden uzak tutulmalıdır. Avukatın görevi kişiyi teşhis etmek değil, hukuki ilişkiyi sağlıklı yönetmektir.</p>

<p>Bu işbirliği özellikle dava travması ve litigafobi bakımından önemlidir. Çünkü bazı kişiler dava sürecinden o kadar örselenmiştir ki artık hak arama davranışı felce uğramıştır. Böyle bir durumda avukatın yalnızca “dava açalım” veya “açmayalım” demesi yeterli değildir. Kişinin dava korkusunun hukuki riskten mi, önceki travmatik deneyimden mi, ağır anksiyeteden mi, depresif çökkünlükten mi, yoksa gerçekçi bir tehlike algısından mı kaynaklandığı ayırt edilmelidir. Bu ayrım, gerektiğinde ruh sağlığı uzmanının katkısıyla daha sağlıklı yapılabilir.</p>

<p>Avukatlık pratiği bakımından temel ölçü şudur: Avukat, müvekkilin ruhsal durumunu görmezden gelmemeli; fakat onu psikiyatrik bir nesneye de dönüştürmemelidir. Müvekkil önce insandır, sonra davanın tarafıdır.</p>

<p>Dava travmasının ağırlaştığı yerde avukatın mesleki olgunluğu, psikiyatr rolüne soyunmasında değil; kendi sınırını bilerek müvekkili doğru uzmana yönlendirmesinde ve hukuki temsil ile ruhsal destek arasındaki etik dengeyi korumasında ortaya çıkar.</p>

<p><strong>XVI. Hibrit Kopuş Savunması Bağlamında Dava Travması</strong></p>

<p>Dava travması, savunma stratejisi bakımından da önemlidir. Özellikle ceza yargılamasında savunmanın görevi yalnızca maddi gerçeğe ilişkin iddia üretmek değildir; aynı zamanda yargılamanın anti-terapötik etkilerini fark etmek ve gerektiğinde bunlara müdahale etmektir. Bu noktada Hibrit Kopuş Savunması kavramı işlevsel bir çerçeve sunar. Savunma, yargılamanın seyrine göre uyum ile kopuş arasında dereceli bir müdahale dili kurar. Mahkeme dinliyorsa, delilleri tartışıyorsa, söz hakkını tanıyorsa ve süreci usule uygun yürütüyorsa savunma daha uyumlu bir hatta ilerleyebilir. Fakat yargılama anti-terapötik bir yöne kayıyorsa, savunmanın müdahale derecesi artabilir.</p>

<p>Müvekkilin sözü kesiliyorsa, savunma söz hakkını korumalıdır. Beyan tutanağa eksik geçiriliyorsa, savunma tutanağı kilitlemeye çalışmalıdır. Deliller tartışılmadan hükme gidiliyorsa, savunma CMK’nın delillerin tartışılmasına ilişkin hükümlerini işletmelidir. Mahkeme dili onur kırıcı hâle geliyorsa, savunma ölçülü ama açık bir itiraz dili geliştirmelidir. Gerekçe üretilmiyor, ara kararlar açıklanmıyor, yargılama dosya konforuna sıkışıyorsa, savunma üst denetime yönelik kayıt oluşturmalıdır.</p>

<p>Bu anlamda Hibrit Kopuş Savunması, yalnızca bir duruşma stratejisi değil; aynı zamanda anti-terapötik yargılamaya karşı koruyucu bir savunma dramaturjisi olarak da okunabilir. Savunma, yargılama içindeki yaralanma riskini görür; buna göre sessiz kalır, mikro müdahale eder, açık itiraz geliştirir veya daha sert bir kopuş hattına geçer.</p>

<p>Burada ölçü önemlidir. Her yaralayıcı etki sert bir çatışmayı gerektirmez. Bazen doğru zamanda yapılan kısa bir tutanak müdahalesi, bazen mahkemeden gerekçeli ara karar talebi, bazen delilin tartışılmasını istemek, bazen de müvekkilin sözünün tamamlanmasını sağlamak yeterlidir. Savunmanın ustalığı, anti-terapötik etkiyi fark etmek kadar, buna hangi derecede müdahale edeceğini de bilmektir.</p>

<p><strong>XVII. Hak Arama Özgürlüğünün Psikolojik Boyutu</strong></p>

<p>Hak arama özgürlüğü genellikle anayasal ve usulî bir hak olarak ele alınır. Kişinin mahkemeye erişebilmesi, dava açabilmesi, savunma yapabilmesi, delil sunabilmesi ve kararın denetlenmesini isteyebilmesi bu hakkın temel unsurlarıdır. Ancak hak arama özgürlüğünün bir de psikolojik boyutu vardır. İnsan, dava açma hakkına sahip olabilir; fakat dava sürecinden o kadar korkuyor olabilir ki bu hakkı fiilen kullanamaz. İşte litigafobi burada hak arama özgürlüğünün görünmeyen engellerinden biri hâline gelir.</p>

<p>Bu nedenle adalete erişim yalnızca adliye binasının kapısının açık olması değildir. Adalete erişim, insanın o kapıdan içeri girebilecek ruhsal dayanıklılığa, bilgiye, güvene ve rehberliğe sahip olmasıdır. Bir hukuk düzeni, kişiye “dava açabilirsin” demekle yetinemez. Aynı zamanda şu soruyu da sormalıdır: <strong>Bu dava süreci, insanı gereksiz yere yaralamadan yürütülebiliyor mu?</strong> Bu soru, yargı etiğinin de avukatlık etiğinin de merkezinde yer almalıdır. Çünkü hukukun amacı yalnızca uyuşmazlığı bitirmek değildir; uyuşmazlığı çözerken insanı tüketmemektir.</p>

<p><strong>XVIII. Sonuç: Dava, Yarayı Açabilir de Onarabilir de</strong></p>

<p>Dava, insanın adalet arayışının kurumsal biçimidir. Fakat her kurumsal biçim gibi dava da çift yönlüdür. Bir yandan haksızlığı görünür kılabilir, zararı telafi edebilir, suçun adını koyabilir, kişiye tanınma ve onarım imkânı sunabilir. Diğer yandan kötü yönetildiğinde, uzadığında, insanı dinlemediğinde, teknik dile hapsedildiğinde ve belirsizliği büyüttüğünde yeni bir travma alanına dönüşebilir.</p>

<p>Dava travması, hukuk sisteminin çoğu zaman görmezden geldiği insanî bedeli ifade eder. Litigafobi ise bu bedelin gelecekteki hak arama davranışını felç eden korkuya dönüşmüş hâlidir. Terapötik ve anti-terapötik yargılama ayrımı, bu bedelin nasıl üretildiğini veya nasıl azaltılabileceğini gösterir. Dinleyen, gerekçelendiren, tutanağa alan, açıklayan ve tarafları özne olarak gören yargılama onarıcıdır. Buna karşılık aceleci, küçültücü, gerekçesiz, dosya merkezli ve ilgisiz yargılama yaralayıcıdır.</p>

<p>Savunma ise bu noktada yalnızca teknik bir temsil faaliyeti değildir. Avukat, müvekkilin sesini yargılama içinde koruyan, acısını hukuki dile çeviren, belirsizliği azaltan, sözün kaybolmasını önleyen ve gerektiğinde anti-terapötik yargılama pratiklerine karşı müdahale eden meslek kişisidir. Ancak avukatın bu rolü sınırsız değildir. Dava travmasının klinik düzeye yaklaştığı yerde avukatın görevi psikiyatr rolüne girmek değil, bu sınırı fark etmek ve müvekkili doğru uzmana yönlendirmektir. Avukat–psikiyatr işbirliği, tam da bu nedenle travma bilgili savunmanın tamamlayıcı unsurudur. Hukuki temsil ile ruhsal destek arasındaki etik sınır korunduğunda, müvekkil ne yalnızca dosya nesnesine indirgenir ne de psikiyatrik etiketlerin gölgesinde görünmez hâle gelir.</p>

<p>Bu nedenle çağdaş avukatlık pratiği, yalnızca hukuki bilgiye değil, yargılama psikolojisine de ihtiyaç duyar. Avukat, müvekkilin davasını takip ederken onun dava sürecindeki kırılganlığını da görmelidir. Müvekkilin korkusunu küçümsememeli; fakat bu korkunun hak arama iradesini tamamen esir almasına da izin vermemelidir.</p>

<p>Yargı ise yalnızca karar veren bir mekanizma değildir. Aynı zamanda insanı dinleyen, tanıyan, usul içinde koruyan ve gerekçeyle muhatap alan bir kamusal alandır. Hukukun gerçek başarısı yalnızca hüküm kurmasında değil, hükme giden yolda insanı gereksiz yere yeniden yaralamamasında yatar.</p>

<p>Sonuç olarak dava, bazen yaranın yeniden açıldığı yerdir; bazen de yaranın nihayet adının konulduğu yer. Hukukun ve avukatlığın görevi, hak arama sürecini yeni bir travmaya değil, mümkün olduğunca onarıcı bir adalet deneyimine dönüştürmektir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN"><img alt="Av. Fahrettin KAYHAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/fahrettin-kayhan.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN">Av. Fahrettin KAYHAN</a></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dava-travmasi-hak-arama-surecinin-yaralayici-ve-onarici-yuzu-1</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/durusmassa.jpg" type="image/jpeg" length="94857"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90132"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="80489"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62269"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25343"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="27992"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="18277"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek gündeme ilişkin soruları yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/bsNmtSsrlGc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90863"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104</strong></p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen salıverilme istemi (tahliye talebi) kurumunu ele alıyoruz. Bu hükümler, tutuklama tedbirine karşı en önemli güvencelerden birini oluşturarak, şüpheli veya sanığın bireysel başvuru hakkını ve mahkeme tarafından tutukluluğun denetlenmesini güvence altına alır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</strong></p>

<p>Salıverilme istemi nedir ve hangi aşamalarda talep edilebilir?<br />
CMK m.104 ve 105 neyi düzenler?<br />
Tutukluluk hangi makamlarca denetlenir?<br />
Sulh Ceza Hâkimi, mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu süreçte nasıl görev yapar?<br />
Salıverilme istemine ilişkin usul nasıldır ve karar süreleri nelerdir?<br />
Terör veya örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda süre farkı neden vardır?<br />
Tahliye taleplerine itiraz nasıl yapılır?</p>

<p>Bu video, özgürlük hakkının korunması, tutuklama tedbirinin denetimi, itiraz yolları ve adil yargılanma hakkı konularında temel hukuki bilgiler sunmaktadır.<br />
Ayrıca, CMK 104 ve 105 hükümlerinin, bireyin özgürlüğünü koruyan hızlı, denetlenebilir ve hukuka uygun bir sistem oluşturduğunu detaylarıyla açıklamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HyLPmzX8YUg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="64990"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirilmesi Hakkı | CMK 107 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107. maddesi, yani tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi konusunu ele alıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklama kararı verildiğinde yakınlara bilgi verilmesi nasıl olur, kim bilgilendirilir, yabancı uyruklular için süreç nasıl işler? Tüm detayları bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 107 nedir?</p>

<p>Tutuklama kararı alındığında kim bilgilendirilir?</p>

<p>Tutuklu kişi ailesine haber verebilir mi?</p>

<p>Yabancı uyruklu tutuklular için konsolosluk bildirimi nasıl yapılır?</p>

<p>Bu düzenlemenin amacı ve insan haklarıyla bağlantısı nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem de aile bağlarının korunmasını güvence altına alır. Ayrıca yabancı uyruklu tutukluların konsolosluk korumasına erişimini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OtFl4vYXEXo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="59472"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="31222"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="48078"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="65676"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="22270"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="69229"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="99944"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="70654"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="10644"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="25473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="69343"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
