<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 09 Aug 2026 02:44:37 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["VARSA" İBARESİ YORUMLA YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILABİLİR Mİ?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/varsa-ibaresi-yorumla-yururlukten-kaldirilabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/varsa-ibaresi-yorumla-yururlukten-kaldirilabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAYIN KARASU'NUN CEVAPLARINA CEVAP: EKSPER RAPORU BİR DELİLDİR, BAŞVURU ŞARTI DEĞİLDİR]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. Giriş ve Ortak Zemin</strong></p>

<p>Sayın Prof. Dr. Rauf Karasu, 8 Ağustos 2026 tarihinde <a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow">hukukihaber.net</a>'te yayımlanan <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/sigorta-tazminat-taleplerinde-eksper-raporu-sunma-zorunluluguna-iliskin-elestirilere-bilimsel-cevaplar-ve-yeni-duzenleme-yapma-onerisi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">"Sigorta Tazminat Taleplerinde Eksper Raporu Sunma Zorunluluğuna İlişkin Eleştirilere Bilimsel Cevaplar ve Yeni Düzenleme Yapma Önerisi"</span></a></strong> başlıklı yazısıyla, SEDDK'nın 05.08.2026 tarihli ve 2026/02 sayılı <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-tahkim-basvurusu-mumkun-mu" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">Sirkülerine yönelttiğimiz eleştirilere </span></a></strong>cevap vermiştir. Sayın Karasu'nun eleştirilerimizi bilimsel çerçevede karşılamasını ve nazik ifadelerini teşekkürle karşılıyoruz. Kendisinin şahsına yönelik karalama niteliğindeki söylemleri ise biz de kesin olarak reddediyoruz: Akademik bir görüşün sahibini hedef almak, o görüşü çürütmez; yalnızca tartışmayı fakirleştirir. Bizim eleştirimiz dünkü yazımızda olduğu gibi bugünkü yazımızda da yalnızca metne ve tezlere yöneliktir, öyle kalacaktır.</p>

<p>Bu ikinci tur, önemli bir kazanımla açılmaktadır: Sayın Karasu, ekspertiz raporunun hazırlanmasına ilişkin azami bir sürenin bulunmamasının "hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkının ihlali riskini doğurduğunu" açıkça kabul etmiş; ayrıca raportörlerin yargısal değerlendirme yapamayacağı yönündeki tespitimize katılan bir düzenleme önerisi getirmiştir. Bu iki kabul, aşağıda göstereceğimiz üzere, savunulan sirkülerin bugünkü hâliyle uygulanamayacağının en yetkili ağızdan teyididir. Zira bir başvuru şartının anayasal hakları ihlal etme riski taşıdığını kabul edip aynı şartın bugün uygulanmasını savunmak, kendi içinde sürdürülebilir bir pozisyon değildir.</p>

<p>Aşağıda Sayın Karasu'nun üç ana tezini sırasıyla ele alıyoruz: (1) Genel Şartlar Ek-6'daki "varsa" ibaresinin hükmünü yitirdiği tezi, (2) Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin maluliyet raporu içtihadıyla kurulan kıyas, (3) 15 günlük süre önerisinin mevcut sorunu çözdüğü varsayımı.</p>

<p><strong>II. "Varsa" İbaresi Yorum Yoluyla Yürürlükten Kaldırılamaz</strong></p>

<p>Sayın Karasu'nun yeni yazısındaki taşıyıcı argüman şudur: Genel Şartlar Ek-6'da eksper raporu "varsa" kaydıyla sayılmıştır; ancak yeni düzenlemelerle belirli tutarın üzerindeki hasarlarda eksper ataması zorunlu hâle geldiğinden, "buradaki 'varsa' ibaresi artık pratikte hükmünü yitirmiştir." Bu tez, dört ayrı düzlemde sakattır.</p>

<p><strong>1. Açık lafız, yorumla tersine çevrilemez.</strong> "Varsa" ibaresi, düzenleyicinin bilinçli bir tercihidir ve anlamı açıktır: Rapor mevcutsa sunulur; mevcut değilse başvuru yine geçerlidir. Açık bir lafzı, metinde hiçbir değişiklik yapılmamışken "artık hükmünü yitirmiştir" diyerek okumak, yorum değil, contra legem bir düzeltme faaliyetidir. Genel Şartları değiştirme yetkisi kimdeyse, "varsa" ibaresini kaldırma yetkisi de ondadır; dilerse kaldırır ve bu tercihi yargısal denetime açılır. Yorum yoluyla ilga, hukuk metodolojisinin tanıdığı bir yol değildir. Kaldı ki lehe bir kaydın yorum yoluyla aleyhe daraltılması, tüketici ve sigortalı lehine yorum ilkesinin (TTK m. 1425 gerekçesinde de ifadesini bulan yaklaşımın) tam tersine işletilmesidir.</p>

<p><strong>2. Atama zorunluluğu ile raporun başvuranın elinde olması, birbirinden tamamen farklı iki olgudur.</strong> "Eksper ataması zorunlu olduğuna göre rapor da vardır; öyleyse sunulması da zorunludur" çıkarımı, yeni rejimin işleyişini gözden kaçırmaktadır. 1 Ağustos 2026 rejiminde eksper, taraflarca değil merkezi sistem üzerinden atanmakta; raporun yazım takvimi zarar görenin iradesinin tamamen dışında ilerlemekte; rapor sigortacıya teslim edilmektedir. Atama zorunluluğu, sürecin <i>başlatılacağını</i> garanti eder; raporun <i>belirli bir anda başvuranın elinde olacağını</i> garanti etmez. "Varsa" kaydının işlevi tam da budur: Kayıt, raporun henüz mevcut olmadığı — yani yeni rejimde kural hâline gelen — durumu düzenler. Sayın Karasu'nun tezi kabul edilirse ortaya kronolojik bir kısır döngü çıkar: Rapor, hasar ihbarıyla başlayan sürecin ürünüdür; ama ihbarla başlayan başvurunun ön şartı da rapor sayılmaktadır. Başvuru raporu, rapor başvuruyu beklemektedir.</p>

<p><strong>3. Sayın Karasu'nun kendi önerisi, tezini çürütmektedir.</strong> Önerilen sirküler maddesi, raporun "sigorta şirketine <strong>ve menfaat sahiplerine</strong> teslim edilmesini" hükme bağlamaktadır. Bu öneri, mevcut düzende raporun menfaat sahibine teslim edilmediğinin — yani zarar görenin, sunması istenen belgeye çoğu zaman erişiminin dahi bulunmadığının — zımni ikrarıdır. Kişiye, hukuken erişimi güvence altına alınmamış bir belgeyi sunma yükümlülüğü yüklenemez; imkânsızı yükleyen kural, kural olma vasfını yitirir.</p>

<p><strong>4. Anayasa Mahkemesinin çizgisi: Hakkın özüne dokunan sınırlama ancak kanunla konulur.</strong> Bu tartışmanın anayasal çerçevesi, <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/zorunlu-mali-sorumluluk-sigortasi-genel-sartlarinin-belirlenmesinde-yurutmeye-yetki-veren-bazi-kurallarin-iptali" rel="dofollow">AYM'nin 17.07.2020 tarihli ve E. 2019/40, K. 2020/40 sayılı kararı</a></strong>nda (RG 09.10.2020, S. 31269) çizilmiştir. AYM bu kararla, KTK m. 90'daki "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ve "...ve genel şartlarda..." ibarelerini ve m. 92'nin (i) bendini — yani tazminat hakkının kapsamını Genel Şartlara, bir idari düzenlemeye bırakan hükümleri — <strong>iptal etmiştir</strong>. İptal gerekçesi kayda değerdir: Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkeler kanunla belirlenmeden idareye geniş takdir yetkisi bırakılması, kanunilik ölçütü yönünden Anayasa'nın 13. ve 48. maddelerine aykırıdır (kararın § 30-34). Aynı kararda KTK m. 97'deki yazılı başvuru şartı ise anayasaya uygun bulunmuştur; ancak bu sonucun dayanağı, şartın basit, külfetsiz ve tamamen zarar görenin kontrolünde bir ön adım olmasıdır.</p>

<p>Bu iki tespit yan yana konulduğunda tablo netleşir: AYM, <i>kanun hükmü</i> düzeyindeki bir yetki devrini bile hakkın kapsamına dokunduğu için iptal etmişken; kanunun da, Genel Şartların da altında yer alan bir <i>sirkülerin</i> — üstelik Genel Şartlardaki "varsa" kaydına rağmen — başvuru şartının içeriğini genişletmesi, kanunilik ilkesiyle açıkça bağdaşmaz. Bu noktada dürüst bir tartışma adına ekleyelim: AYM aynı kararda, KTK m. 99'daki "genel şartlarıyla belirlenen belgeleri" ibaresine yönelik itirazı reddetmiştir. Ancak bu ret, sirküleri kurtarmaz; çünkü (i) m. 99 başvurunun geçerliliğini değil, tazminatın <i>muacceliyetini</i> (belgelerin iletilmesinden itibaren sekiz iş günü) düzenler; (ii) ibarenin atıf yaptığı Genel Şartların kendisi eksper raporunu "varsa" kaydıyla saymaktadır; (iii) reddin konusu bir kanun hükmüdür — sirkülerin kanun ve Genel Şartlar hilafına şart ihdas etmesine anayasal dayanak oluşturmaz. Kısacası KTK m. 97'nin aradığı tek şey yazılı başvurudur; başvuruya 15 gün içinde cevap verilmemesi veya cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava ve tahkim yolu <i>kanun gereği</i> açılır. Sirkülerin "rapor tamamlanmadıkça uyuşmazlık doğmamış sayılır" kurgusu, kanunun bu açık hükmünü idari işlemle askıya almaktadır.</p>

<p><strong>III. Maluliyet Raporu Kıyası: Benzemeyenlerin Kıyası</strong></p>

<p>Sayın Karasu, tezini Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin maluliyet raporuna ilişkin içtihadıyla ve özellikle <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202123765-e-20231845-k-sayili-karari" rel="dofollow">15.02.2023 tarihli, E. 2021/23765, K. 2023/1845 sayılı kararı</a></strong>yla desteklemektedir. Kararın tam metnini Adalet Bakanlığı Bedesten sistemi üzerinden inceledik; kararın gerçekliği ve aktarılan sonucu doğrudur. Doğru olmayan, bu karardan sirküler lehine çıkarılan sonuçtur.</p>

<p><strong>1. Kararın ratio decidendi'si, sirküler tartışmasına taşınamaz.</strong> Anılan dosyada maluliyet raporu sigortacıya başvuru sırasında <i>sunulmuştur</i>; sorun raporun yokluğu değil, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca sürekli iş göremezliğin tespiti için gereken bir yıllık iyileşme süreci dolmadan düzenlenmiş olmasıdır. Yani karardaki "tamamlanamazlık", belgenin gecikmesinden değil, <i>zararın kendisinin henüz tıbben ölçülebilir olmamasından</i> kaynaklanmaktadır: İyileşme süreci tamamlanmadan sürekli maluliyet oranı hukuken tespit edilemez; ölçülemeyen zarar üzerinden yapılan başvuru bu nedenle geçerli sayılmamıştır. Araç hasarı ve değer kaybında ise zarar, kaza anında doğmuş ve ölçülebilir hâldedir; geciken şey zararın olgunlaşması değil, ölçümü yapacak görevlinin raporunu yazmasıdır. Birincisi maddi hukuka ilişkin bir olgunlaşma sorunu, ikincisi salt operasyonel bir gecikmedir. Benzemeyen durumlar arasında kıyas kurulamaz.</p>

<p><strong>2. Kıyasın ikinci benzemezliği: Belgeye erişim.</strong> Maluliyet raporu, zarar görenin kendi girişimiyle — yetkili sağlık kuruluşuna başvurarak — temin edebileceği bir belgedir; alınması, zamanlaması ve sunulması onun kontrolündedir. Eksper raporu ise yukarıda açıklandığı üzere merkezi sistemce atanan eksperin, zarar görenin etkileyemeyeceği bir takvimle hazırladığı ve sigortacıya teslim ettiği bir belgedir. AYM'nin KTK m. 97'yi anayasaya uygun bulmasının gerekçesi — şartın zarar görenin kontrolünde ve külfetsiz olması — hatırlandığında, kontrolü tamamen üçüncü kişilerde olan bir belgeyi başvuru şartına dönüştürmenin bu gerekçeyle taban tabana zıt olduğu görülür.</p>

<p><strong>3. Sayın Karasu'nun kendi ölçütü, eksper raporu bakımından usulden reddi imkânsız kılar.</strong> Sayın Karasu, Dairenin yaklaşımını şöyle özetlemektedir: Bazı eksikliklerde başvuru hemen reddedilmez, dava şartı <i>tamamlatılır</i>; ancak eksikliğin yargı sürecinde tamamlatılması <i>imkânsızsa</i> usulden ret onanır. Bu özet doğrudur — ve tam da bu ölçüt, sirkülerin savunulamazlığını gösterir. Çünkü eksper raporu, tanımı gereği her zaman tamamlanabilir bir delildir: Rapor yargılama sırasında sunulabilir, hakem heyeti bilirkişi incelemesi yaptırabilir, değer kaybı ve hasar bağımsız incelemeyle her aşamada tespit edilebilir. Maluliyetteki "bir yıllık iyileşme süreci" gibi tabiat kanunlarına bağlı, beklemekten başka çaresi olmayan bir engel burada yoktur. Sayın Karasu'nun benimsediği ölçüt tutarlı uygulanırsa varılacak tek sonuç şudur: Eksper raporu eksikliği, hiçbir zaman "tamamlanamaz" kategorisine giremeyeceğinden, hiçbir zaman usulden ret sebebi olamaz.</p>

<p><strong>4. Dairenin güncel çizgisi de bu yöndedir.</strong> 2023 tarihli tek bir karardan genel kural üretilirken, aynı Dairenin daha yeni tarihli kararları çizgiyi netleştirmiştir.<strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023282-e-20255-k-sayili-karari" rel="dofollow"> 4. HD, 06.01.2025 tarihli ve E. 2023/282, K. 2025/5 sayılı kararı</a></strong>nda, "usulüne uygun belgelerle başvuru yapılmadığı" gerekçesiyle verilen usulden ret kararını oy birliğiyle bozmuş; hakem heyetinin evrakı bizzat tamamlatması, çelişkili raporları irdelemesi ve işin esasına girmesi gerektiğine hükmetmiştir. <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313060-e-20256574-k-sayili-karari" rel="dofollow">24.04.2025 tarihli ve E. 2023/13060, K. 2025/6574 sayılı kararı</a>nda ise kaza tarihi mevzuatına uygun sağlık kurulu raporu sunulmadan yapılan başvuruya dayalı tahkim kararını esastan onamış; karardaki karşı oy, çoğunluğun yerleşik yaklaşımını bizzat şu cümleyle teslim etmiştir: "hiç başvuru olmaması halinde bu durumun yargılama sırasında tamamlanabileceği kabul edilmezken, eksik ve hatalı belge ile başvurulmasının tamamlanabileceği benimsenmektedir." Başka bir deyişle "eksik belgeyle başvuru geçersizdir" tezi, bugün Yargıtay'da ancak karşı oy düzeyinde kendine yer bulabilmektedir. HMK m. 115/2'nin, tamamlanabilir dava şartı eksikliğinde dahi önce kesin süre verilmesini emrettiği; doğrudan usulden reddin kanunun sistematiğinde son çare olduğu da hatırlanmalıdır.</p>

<p><strong>IV. On Beş Günlük Süre Önerisi: Doğru Teşhis, Hükümsüz Reçete</strong></p>

<p>Sayın Karasu'nun, raporun hazırlanmasına azami süre öngörülmemesini hak arama hürriyeti bakımından sakıncalı bulan tespitimize katılması ve bir çözüm önerisi geliştirmesi, tartışmanın en değerli kazanımıdır. Ne var ki öneri, üç nedenle sorunu çözmez.</p>

<p><strong>1. Kabulün bugünkü hukuki sonucu görmezden gelinemez.</strong> Bir düzenlemenin "hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkının ihlali riskini doğurduğu" kabul ediliyorsa, o düzenleme ileride iyileştirileceği ümidiyle bugün uygulanamaz. "Uygulama yeni başladığından zamanla eksikliklerin giderileceği" temennisi, bu süre zarfında başvurusu iade edilen, zamanaşımı riskiyle ve temerrüt faizinden mahrumiyetle baş başa bırakılan zarar görenler bakımından hukuki bir güvence değildir. Hakem heyetleri ve mahkemeler sirkülerle bağlı olmadığından, yapılması gereken bellidir: Kanuni çerçeve (KTK m. 97, m. 99; 5684 sayılı Kanun m. 30) uygulanmalı, sirkülerin kanuna aykırı kurgusuna itibar edilmemelidir.</p>

<p><strong>2. Sirkülerin sakatlığı sirkülerle giderilemez.</strong> Önerilen madde de bir sirküler maddesidir. Oysa yukarıda ortaya konulduğu üzere sorunun kaynağı, başvuru ve dava şartlarına ilişkin bir konunun — AYM'nin kanun hükümlerini dahi iptal ettiği bir alanda — sirküler düzeyinde düzenlenmesidir. Hak arama hürriyetine ilişkin süreler ve şartlar kanun konusudur (AY m. 13, m. 36). Yetkisiz düzeyde konulmuş bir kural, aynı düzeyde konulacak ek kurallarla sıhhat kazanmaz; sakat temelin üzerine kat çıkılmaz.</p>

<p><strong>3. Kanun, önerilen çözümü zaten içermektedir.</strong> KTK m. 97 uyarınca sigortacı başvuruya en geç 15 gün içinde cevap vermezse veya cevap talebi karşılamazsa dava ve tahkim yolu açılır; KTK m. 99 uyarınca tazminat, belgelerin iletilmesinden itibaren sekiz iş günü içinde muaccel olur. Yani kanun koyucu, sigortacı cephesindeki her türlü gecikmenin sonucunu zaten düzenlemiştir: Süre dolar, uyuşmazlık doğar, temerrüt işler. Rapor gecikmesinin riskini sigortacıya yükleyen bu kanuni denge dururken, sirkülerle önce bu denge askıya alınmakta, sonra askıya alınan dengenin yerine yeni bir idari süre inşa edilmektedir. Doğru olan, yeni süre ihdası değil, mevcut kanuni sürelerin uygulanmasına dönülmesidir. Kaldı ki önerinin kendi içinde de boşluklar vardır: 15 günlük sürenin başlangıcı olan "hasar ihbarı" tarihinin tespiti uyuşmazlık konusu olabilecek; süre aşımının tek yaptırımı "başvurunun reddedilememesi" olarak kaldığından, raporu geciktirmenin sigortacı bakımından hiçbir maliyeti bulunmayacak; sirkülerin "sigortacıya yüklenemeyecek etkenler" gibi muğlak ölçütleri varlığını sürdürecektir.</p>

<p><strong>V. Raportörlerin Yetkisi: Katıldığımız Nokta ve Bu Noktanın Asıl Anlamı</strong></p>

<p>Sayın Karasu'nun, başvuruların usulüne uygunluğuna ilişkin değerlendirmenin idari görev ifa eden raportörlerce değil, yargılama yetkisini haiz hakemlerce yapılması gerektiği yönündeki tespitine katılıyoruz. 5684 sayılı Kanun m. 30 sistematiğinde raportörün işlevi ön incelemeyle sınırlıdır; raportör eliyle fiilen usulden ret sonucu doğuran uygulamalar kanunla bağdaşmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak bu isabetli tespitin asıl anlamı üzerinde durulmalıdır: Raportörlerin sirküle dayanarak "uyuşmazlık doğmamıştır" değerlendirmesi yapması riski, bizzat sirkülerin yarattığı bir risktir. Başvurunun önüne "eksper raporu tamamlanmış mı" biçiminde, dosya üzerinden ve yargılama yapılmaksızın denetlenecek bir ön şart konulduğunda, bu şartın ilk uygulayıcısının raportör olması kaçınılmazdır. Sayın Karasu'nun önerisi, semptomu doğru teşhis etmekte; ancak semptomu üreten düzenlemeyi savunmaya devam etmektedir. Şart kalktığında, raportör sorunu da kendiliğinden ortadan kalkar.</p>

<p><strong>VI. Sonuç</strong></p>

<p>1. Genel Şartlar Ek-6'daki "varsa eksper raporu" ibaresi yürürlüktedir; açık lafız, "pratikte hükmünü yitirmiştir" denilerek yorum yoluyla ilga edilemez. Eksper atamasının zorunlu olması, raporun başvuru anında zarar görenin elinde olmasını gerektirmez; tam tersine yeni rejimde rapor, zarar görenin kontrolü dışındaki bir sürecin ürünüdür.</p>

<p>2. AYM'nin E. 2019/40, K. 2020/40 sayılı kararı, tazminat hakkının kapsamına dokunan düzenlemelerin kanunla yapılması gerektiğini kanun hükümlerini iptal edecek kararlılıkla ortaya koymuştur. Kanunun ve Genel Şartların altındaki bir sirkülerle, üstelik Genel Şartların açık lafzına rağmen başvuru şartı ihdası kanunilik ilkesine aykırıdır.</p>

<p>3. Maluliyet raporu içtihadıyla kurulan kıyas tutmaz: Oradaki "tamamlanamazlık" zararın henüz tıbben ölçülememesinden kaynaklanır; eksper raporu ise her zaman tamamlanabilir bir delildir. Sayın Karasu'nun benimsediği "tamamlatılması imkânsızsa usulden ret" ölçütü tutarlı uygulandığında, eksper raporu eksikliğinin hiçbir zaman usulden ret sebebi olamayacağı sonucuna varılır. 4. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararları da bu yöndedir.</p>

<p>4. Azami süre bulunmamasının hak arama hürriyetini tehdit ettiğinin kabulü, sirkülerin bugünkü hâliyle uygulanamayacağının teyididir. Çözüm, sirküleri sirkülerle onarmak değil, kanuni çerçeveye (KTK m. 97, m. 99; 5684 sayılı Kanun m. 30) dönmektir: Süresinde cevaplanmayan başvuru uyuşmazlığı doğurur, tahkim yolu açılır, temerrüt işler.</p>

<p>5. Raportörlerin yargısal değerlendirme yapamayacağı tespitinde Sayın Karasu ile hemfikiriz; ancak bu riski üreten, bizzat savunulan sirkülerdir.</p>

<p>Eksper raporu bir delildir; başvuru ve dava şartı değildir. Sigorta hukukunun dengesi, zarar görenin tahkim kapısında bekletilmesiyle değil, kanunun öngördüğü sürelerin herkese eşit uygulanmasıyla korunur. Sayın Karasu'nun SEDDK'ya yönelttiği düzenleme çağrısına bir ekleme yaparak bitirelim: Kurumdan beklenen, sirküleri süre hükmüyle tahkim etmesi değil, kanunla çatışan bu kurguyu bütünüyle geri almasıdır. Bilimsel tartışmanın bu düzeyde sürmesi ise mesleğimiz ve hukukumuz adına kazançtır; Sayın Hocamızın katkısını bu vesileyle bir kez daha saygıyla selamlıyoruz.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/melih-kucukcankurtaran.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/melih-kucukcankurtaran.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Melih Küçükcankurtaran</strong></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-tahkim-basvurusu-mumkun-mu"><span style="color:#2980b9">&gt;&gt; EKSPER RAPORU OLMAKSIZIN TAHKİM BAŞVURUSU MÜMKÜN MÜ?</span></a></strong></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-tahkim-basvurusu-mumkun-mu"><span style="color:#2980b9">SEDDK'nın 2026/02 Sayılı Sirkülerine ve Sirküleri Destekleyen Görüşe Eleştirel Bir Bakış</span></a></strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynakça</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">· SEDDK, Motorlu Araç Sigortaları Kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonuna Yapılacak Başvurular Hakkında Kurum Sirküleri (2026/02), Kurul Kararı 1862, 05.08.2026.</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Karasu, R., </span><a href="https://www.hukukihaber.net/sigorta-tazminat-taleplerinde-eksper-raporu-sunma-zorunluluguna-iliskin-elestirilere-bilimsel-cevaplar-ve-yeni-duzenleme-yapma-onerisi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">"Sigorta Tazminat Taleplerinde Eksper Raporu Sunma Zorunluluğuna İlişkin Eleştirilere Bilimsel Cevaplar ve Yeni Düzenleme Yapma Önerisi",</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/sigorta-tazminat-taleplerinde-eksper-raporu-sunma-zorunluluguna-iliskin-elestirilere-bilimsel-cevaplar-ve-yeni-duzenleme-yapma-onerisi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999">, 08.08.2026.</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Karasu, R., </span><a href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-hasar-ve-deger-kaybi-talebi-seddknin-05082026-tarihli-sirkuleri-cercevesinde-zorunlu-basvuru-sartinin-degerlendirilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">"Eksper Raporu Olmaksızın Hasar ve Değer Kaybı Talebi: SEDDK'nın 05.08.2026 Tarihli Sirküleri Çerçevesinde Zorunlu Başvuru Şartının Değerlendirilmesi"</span></a><span style="color:#999999">, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-hasar-ve-deger-kaybi-talebi-seddknin-05082026-tarihli-sirkuleri-cercevesinde-zorunlu-basvuru-sartinin-degerlendirilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">hukukihaber.net.</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">· </span><a href="https://www.hukukihaber.net/zorunlu-mali-sorumluluk-sigortasi-genel-sartlarinin-belirlenmesinde-yurutmeye-yetki-veren-bazi-kurallarin-iptali" rel="dofollow"><span style="color:#999999">AYM, 17.07.2020, E. 2019/40, K. 2020/40 (RG 09.10.2020, S. 31269).</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">· </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202123765-e-20231845-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 15.02.2023, E. 2021/23765, K. 2023/1845</span></a><span style="color:#999999"> (</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202123765-e-20231845-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202123765-e-20231845-k-sayili-karari</span></a><span style="color:#999999">).</span></p>

<p><span style="color:#999999">· </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023282-e-20255-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 06.01.2025, E. 2023/282, K. 2025/5</span></a><span style="color:#999999"> (</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023282-e-20255-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023282-e-20255-k-sayili-karari</span></a><span style="color:#999999">).</span></p>

<p><span style="color:#999999">· </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313060-e-20256574-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. HD, 24.04.2025, E. 2023/13060, K. 2025/6574</span></a><span style="color:#999999"> (</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313060-e-20256574-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313060-e-20256574-k-sayili-karari</span></a><span style="color:#999999">).</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 90, 92, 97, 99; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30; 6100 sayılı HMK m. 114-115; 4721 sayılı TMK m. 2.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>Bu yazı bilimsel eleştiri niteliğinde bir hukuki değerlendirmedir; belirli bir olaya hukuki tavsiye teşkil etmez. Anılan kararların tam metinleri Adalet Bakanlığı Bedesten sistemi ve AYM Norm Denetimi Bilgi Bankası üzerinden doğrulanmıştır.</i></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/varsa-ibaresi-yorumla-yururlukten-kaldirilabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 00:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/10/terazi/downloaderla-615e90295a8b8-1200x628-1.jpg" type="image/jpeg" length="27046"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yuksekogretim-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yuksekogretim-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7592 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 09 Ağustos 2026 Tarihli ve 33335 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7592</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 30/7/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Üyelerin Kurulda geçirdikleri süreler, tabi oldukları özel kanun hükümlerine göre fiilen mesleklerinde geçirilmiş sayılır ve terfi, birinci sınıfa ayrılma ve birinci sınıf olma sürelerinin hesabında dikkate alınır.”</p>

<p>“Üyelerin yaş haddinde, üye seçilmeden önceki kadronun yaş haddi esas alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> 2547 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Geçici 55 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla,” ibaresi “Öğretim üyelerinden,” şeklinde, “yükseköğretim kurumunun teklifi” ibaresi “yükseköğretim kurumunun görüşü” şeklinde, “Yükseköğretim Kurulunun onayı” ibaresi “Yükseköğretim Kurulunun kararı” şeklinde, “birer yıllık sürelerle” ibaresi “ikişer yıllık sürelerle” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş, fıkranın mevcut ikinci cümlesinde yer alan “Bunlarla,” ibaresi “Bu fıkraya göre çalıştırılacaklarla,” şeklinde değiştirilmiş ve cümleye “belirlenmiş olan ek ödemenin” ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki parantez içi hüküm ve cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bu fıkra kapsamında çalıştırılacak sözleşmeli öğretim üyesi sayısını bölüm, program veya yükseköğretim kurumları itibarıyla sınırlandırmaya ve uygulamanın hizmet gerekleri ve akademik kriterlere uygun yürütülmesi amacıyla gerekli belirlemeleri yapmaya Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.”</p>

<p>“(58 inci maddenin (c) fıkrasından yararlananların ücretlerinde anılan ek 9 uncu madde uyarınca yapılan ek ödeme dikkate alınmaz)”</p>

<p>“Bunlar ayrıca, en son bulundukları kadro esas alınarak; 58 inci maddeye göre ek ödeme ile 2914 sayılı Kanunun 11 inci maddesine göre ek ders ücreti, 14 üncü maddesine göre geliştirme ödeneği ve ek 4 üncü maddesine göre de akademik teşvik ödeneğinden yararlanabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> 2547 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesine “Uluslararası andlaşmalarla kurulan üniversitelerde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Yükseköğretim Kurulunun taraf olduğu protokoller gereği ikili andlaşmalarla yurt dışındaki yükseköğretim kurumları bünyesinde açılan programlarda” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin (c) fıkrasının üçüncü paragrafının birinci, sekizinci ve dokuzuncu cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve paragrafa aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Ancak azami öğrenim süresi sonunda kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun olabilmek için intörn eğitimi dönemi hariç son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları veya alamadıkları teorik/uygulamalı bütün dersler için iki ek sınav/tekrar hakkı verilir.”</p>

<p>“Bu öğrencilerden teorik/uygulamalı derslerden başarılı olmuş ancak uygulamalı eğitime/ intörn eğitimine başlamamış veya eğitimini tamamlamamış ya da başarısız olanlara, uygulamalı/intörn eğitimlerini tamamlama imkânı tanınır. Azami öğrenim süresini dolduran ara sınıf öğrencilerine ek sınav hakkı verilmez.”</p>

<p>“Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı bendinin (b) alt bendine “kullanmak” ibaresinden sonra gelmek üzere “, bu kapsamdaki yayın veya çalışmaları ücretli ya da ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkaları adına yapmak veya bunlara aracılık etmek” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>2547 sayılı Kanunun 53/A maddesinin başlığı ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Disiplin soruşturması, ifade alma ve savunma hakkı:”</p>

<p>“Disiplin soruşturmasında ifade ve savunmaya ilişkin esaslar şunlardır:</p>

<p>a) Soruşturmacı tarafından soruşturulana gönderilecek ifadeye davet yazısında hakkındaki iddiaların neler olduğu açıkça belirtilerek yedi günden az olmamak üzere verilecek süre içerisinde ifadesinin alınacağı ve bu süre içerisinde sözlü veya yazılı ifade verilmediği takdirde dosyadaki mevcut deliller kapsamında işlem tesis edileceği bildirilir. Soruşturmacı toplanan deliller kapsamında teklifte bulunur.</p>

<p>b) Disiplin cezası vermeye yetkili makam tarafından soruşturulana gönderilen savunmaya davet yazısında teklife esas alınan eylemin neden ibaret olduğu ve bu eyleme karşılık gelen disiplin cezasının ne olduğu ile yedi günden az olmamak üzere verilecek sürede savunmasını yapması gerektiği bildirilir. Davet yazısında ayrıca soruşturulana, savunmasını verilen sürede yapmadığı takdirde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre hakkında karar verileceği bildirilir.</p>

<p>c) Savunmaya davet yazısında soruşturulana savunma hakkını kullanmadan önce soruşturma evrakını inceleyebileceği bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (c) fıkrasının (1) numaralı bendine “yüzde 650’sini;” ibaresinden sonra gelmek üzere “tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan öğretim üyelerine yüzde 1150’sini, yan dal uzmanlık eğitimi yapan araştırma görevlilerine yüzde 750’sini;” ibaresi, (2) numaralı bendine “yüzde 750’sini,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan uzman tabipler için yüzde 950’sini,” ibaresi, (h) fıkrasının birinci cümlesine “üniversitede” ibaresinden sonra gelmek üzere “bizzat” ibaresi, üçüncü cümlesine “tespit edilecek oranı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “bizzat” ibaresi, “ek ödeme matrahının yüzde 950’sini” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan öğretim üyelerine yüzde 1150’sini” ibaresi, dördüncü cümlesine “sağlık hizmetlerini veren öğretim üyeleri için de yüzde 950” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan öğretim üyelerine yüzde 1150” ibaresi ve beşinci cümlesine “yüzde 1900’ünü” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlıkları bulunan öğretim üyeleri için yüzde 2300’ünü” ibaresi ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“1) Ek 43 üncü madde gereğince Ar-Ge faaliyetleri için bir koordinatör yükseköğretim kurumunun bünyesinde birden fazla yükseköğretim kurumunun iş birliği ile kurulan ortak uygulama ve araştırma merkezinde yürütülen projeler sonucunda elde edilen gelirler, koordinatör üniversitenin döner sermaye işletmesinin ayrı bir hesabında toplanır. Bu kapsamda elde edilen gelirin en fazla yüzde 50’si, gelire katkıları oranında ilgili öğretim elemanlarına ödenir. Kalan tutar, (b) fıkrasında belirtilen işler için kullanılır. Bu maddenin (c) ve (d) fıkrası kapsamına giren öğretim elemanlarına ortak uygulama ve araştırma merkezindeki görevleri süresince kadrolarının bulunduğu yükseköğretim kurumlarından ilgili mevzuatı kapsamında döner sermaye ek ödemesi yapılmaya devam edilir. Yürütülen proje gelirlerinden alınan dayanıklı taşınırlar koordinatör üniversitenin envanterine kaydedilerek proje kapsamında ortak uygulama ve araştırma merkezi üniversitelerine tahsis edilebilir. Proje tamamlandığında dayanıklı taşınırların kurumlar arası bedelsiz devirle hangi yükseköğretim kurumuna verileceğine ortak uygulama ve araştırma merkezi yönetim kurulunca karar verilir. Koordinatör üniversite değişikliğinde ortak uygulama ve araştırma merkezinin borç, alacak ve nakit bakiyeleri yeni koordinatör üniversiteye devredilir.</p>

<p>m) 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 9 uncu maddesi kapsamında birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bir önceki yıl gayrisafi hasılatının yüzde 2,5 oranı dikkate alınarak ilgili üniversitelerin bünyesinde yürütülen bilimsel araştırma projelerinin desteklenmesi amacıyla yılı merkezi yönetim bütçesinde gerekli ödenek ilgili üniversite bütçesine tahsis edilir. Birlikte kullanımdaki bir sağlık tesisinin birden fazla üniversite ile protokol akdetmiş olması hâlinde ise yüzde 2,5 oranı; üniversitelerin birlikte kullanımdaki sağlık tesisinde görevlendirdiği öğretim elemanı sayısıyla orantılı şekilde bölünerek hesaplanır. Bu kapsamda yürütülecek işlemlere ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> 2547 sayılı Kanunun ek 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş, maddenin mevcut üçüncü fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmış, mevcut dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “resmî tasfiye” ibaresi “terekenin resmî tasfiyesine ilişkin” şeklinde değiştirilmiş ve “tasfiye edilir” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tüzel kişiliği ise tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye süresince devam eder” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>“Vakıf yükseköğretim kurumlarının mevzuata aykırı fiil ve işlemlerinin ağırlık derecesine göre; uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme, yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması, öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması, faaliyet izninin geçici olarak durdurulması ve faaliyet izninin kaldırılması önlem ve yaptırımları uygulanır. Yükseköğretim Kurulu teklif edilen bu önlem ve yaptırımları vakıf yükseköğretim kurumlarının vermiş olduğu cevabı ve ilgili denetim döneminde; söz konusu önlem ve yaptırımı gerektiren eksiklikleri veya aykırılıkları gidermeye elverişli/uygun nitelikteki somut çalışmalarını dikkate alarak alt önlem ve yaptırımlara indirebilir. Bu maddede sayılan önlem ve yaptırım uygulanmasını gerektiren fiillere, nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer fiillerin işlenmesi halinde de aynı türden önlem ve yaptırım uygulanır.</p>

<p>Uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme: Vakıf yükseköğretim kurumuna, fiil ve işlemlerinde daha dikkatli olmasının ve tespit edilen eksikliklerin ve aykırılıkların, istenen bilgi ve belgelerin niteliğine bağlı olarak on beş günden az olmamak üzere verilen süre içerisinde fiilin durumuna göre tamamlanması veya düzeltilmesinin yazılı şekilde bildirilmesidir. Uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme önlemini gerektiren işlem ve fiiller şunlardır:</p>

<p>a) Yükseköğretim Kurulu tarafından istenen bilgi ve belgelerin haklı bir sebep olmaksızın belirlenen süre içerisinde verilmemesi,</p>

<p>b) Denetleme raporlarında yer alan ve düzeltilmesi için vakıf yükseköğretim kurumuna bildirilen hususların belirlenen süre içerisinde yerine getirilmemesi,</p>

<p>c) Vakıf yükseköğretim kurumlarının mütevelli heyetinin mevzuata uygun olarak oluşturulmaması ve/veya değişikliklerin bir ay içinde bildirilmemesi,</p>

<p>ç) Vakıf yükseköğretim kurumu yöneticilerinin mevzuata aykırı olarak atanması,</p>

<p>d) Akademik ve idari birim yöneticiliklerinin bir yıldan uzun süre veya yaygın olarak vekâleten yürütülmesi,</p>

<p>e) Vakıf yükseköğretim kurumları bünyesindeki kurulların mevzuata uygun olarak oluşturulmaması veya çalıştırılmaması,</p>

<p>f) Vakıf yükseköğretim kurumunun işlem ve faaliyetine ilişkin kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması,</p>

<p>g) Öğretim elemanı atama ve yükseltme işlemlerinin mevzuata uygun olarak yapılmaması,</p>

<p>ğ) Öğretim elemanlarına, uzmanlık alanı dışında veya haftalık teorik ve uygulamalı derslerde tez danışmanlığı ve uzmanlık alan ders yükü hariç toplam otuz saatin üzerinde ders yükü verilmesi,</p>

<p>h) Öğretim üyelerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen tez danışmanlığı sınırının üzerinde ve/veya uzmanlık alanı dışında danışmanlık verilmesi,</p>

<p>ı) Akademik ve idari personel ile öğrencilere ilişkin disiplin işlemlerinin mevzuata uygun yürütülmemesi,</p>

<p>i) Öğrenciler için gerekli açık ve kapalı alanların; uygulama, araştırma, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü mekanların yeterlilik, lisanslama ya da ruhsatlandırma işlemleri gibi konularda Yükseköğretim Kurulu ile diğer kurum ve kuruluşların belirlediği standartlara uygun olmaması,</p>

<p>j) Bu Kanunun 47 nci maddesinde düzenlenen öğrencilerin barınma, beslenme, çalışma, dinlenme ve boş zamanlarının değerlendirilmesine yönelik hizmetler ile engelli öğrencilere yönelik hizmetlerin yetersiz olması,</p>

<p>k) Araştırma ve geliştirme bütçesinin Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen asgari orandan düşük olması veya harcamaların Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen harcama kalemlerine aykırı olması,</p>

<p>l) Reklam ve tanıtım giderlerinin Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen azami orandan yüksek olması,</p>

<p>m) Vakıf yükseköğretim kurumu yönetici ve temsilcilerinin vakıf yükseköğretim kurumundan doğrudan veya dolaylı olarak mevzuata aykırı menfaat sağlaması veya vakıf yükseköğretim kurumuna ait her türlü varlık, hak ve yetkileri amacı dışında ya da özel işlerinde kullanması,</p>

<p>n) Kurucu vakfın ve/veya vakıfların yönetim organındaki her türlü değişikliğin bir ay içinde bildirilmemesi,</p>

<p>o) Vergi dairelerine olan borçlar ile sosyal güvenlik prim borçlarının zamanında ödenmemesi,</p>

<p>ö) Vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş taahhütlerinin yerine getirilmemesi,</p>

<p>p) Öğrenci ücret artış oranının bu Kanunun ek 9 uncu maddesine aykırı şekilde belirlenmesi,</p>

<p>r) Her bir programda ücretsiz okutulması gereken öğrenci sayısının, bu Kanunun ek 9 uncu maddesinde belirlenen oranın altında kalması,</p>

<p>s) Öğrenci kabul ve kayıt işlemlerinde, bulunması ve teyidi zorunlu olan belgelerin süresinde ve eksiksiz olarak tamamlatılmaması.”</p>

<p>“Yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması: Vakıf yükseköğretim kurumunun akademik birim ve/veya program açılması ya da daha önce açılmasına izin verilmiş ve ilk defa öğrenci alınacak programlara ilişkin taleplerinin bir yıl süre ile askıya alınmasıdır. Yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması yaptırımını gerektiren fiil ve işlemler şunlardır:</p>

<p>a) Uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme önlemine konu olan hususların belirlenen süre içerisinde düzeltilmemesi,</p>

<p>b) Vakıf yükseköğretim kurumu tarafından çıkarılan mevzuatın, bu Kanun ve ilgili ikincil mevzuat hükümlerine aykırı hükümler içermesi,</p>

<p>c) Vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş taahhütlerinde yer alan mal varlığı unsurlarının Yükseköğretim Kurulundan izin alınmaksızın değiştirilmesi veya elden çıkarılması,</p>

<p>ç) Denetim faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması,</p>

<p>d) Alım, satım ve ihalelerde vakıf yükseköğretim kurumunu zarara uğratıcı nitelikte usulsüzlük yapılması,</p>

<p>e) Vakıf yükseköğretim kurumunun mali tablolarında gelir-gider ve mallarının eksik gösterilmesi,</p>

<p>f) Vakıf yükseköğretim kurumunun eğitim ve öğretim, yayın, danışmanlık, ticari ve diğer faaliyetleri ile bağışlardan elde ettiği diğer gelirler de dahil olmak üzere gelirlerini, yükseköğretim kurumunun akademik faaliyetleri ile yatırım ve cari giderlerini finanse etmekte kullanmadığının tespit edilmesi,</p>

<p>g) Vakıf yükseköğretim kurumu kurucu vakfı veya vakıfları tarafından kuruluşta taahhüt edilen harcamaların yükseköğretim kurumu gelirlerinden karşılanması,</p>

<p>ğ) Vakıf yükseköğretim kurumu mütevelli heyetine üye seçilmesi, yenilenmesi ve üyeliklerinin sona erdirilmesinde hileli işlemlerin yapılması, mütevelli heyet üyelerinin toplantılara katılımlarının engellenmesi ve bu Kanunun ek 5 inci maddesinde zikredilen mütevelli heyet üyesi olma niteliklerini kaybettiği tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumu organı üyelerinin görevlerine, bu durumun öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde son verilmemesi,</p>

<p>h) Eğitim ve öğretim faaliyetlerinin Yükseköğretim Kurulunun izin verdiği, yer ve alanlar dışında yapılması.</p>

<p>Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması: Vakıf yükseköğretim kurumunun önlisans, lisans veya lisansüstü programlarındaki mevcut öğrenci kontenjanının bir yıl süre ile azaltılması veya bu programlara öğrenci alımının tamamen durdurulmasıdır. Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması yaptırımını gerektiren fiil ve işlemler şunlardır:</p>

<p>a) Vakıf yükseköğretim kurumunca yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması yaptırımına konu olan hususlarda belirlenen süre içerisinde gerekli düzeltmelerin yapılmaması,</p>

<p>b) Öğrenci kayıt kabulü, sınavlar, yurt içi ve yurt dışı yatay geçiş, mezuniyet işlemlerinde veya bunlarla ilgili belgelerde usulsüzlük yapıldığının tespit edilmesi,</p>

<p>c) Yükseköğretim Kurulundan gerekli izinler alınmadan eğitim programlarının açılması veya çift diploma programları düzenlenmesi ve bu programlara öğrenci kabul edilmesi,</p>

<p>ç) Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen kontenjanların üzerinde öğrenci kaydedilmesi,</p>

<p>d) Eğitim ve öğretime başlanması ve sürdürülmesi için Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen öğretim elemanı sayılarının sağlanmadığının tespit edilmesi veya bu sayıların sağlanmış gösterilmesine yönelik yanıltıcı beyanda bulunulması,</p>

<p>e) Bir diploma programı için gerekli asgari öğretim elemanı dışında ilgili programda eğitim ve öğretim faaliyetlerine katkısı bulunmayan kişilerin; söz konusu programın akademik kadrosunda gösterilmesi,</p>

<p>f) Eğitim ve öğretimin bu Kanunun 44 üncü maddesi kapsamında Yükseköğretim Kurulunca belirlenmiş kredi yükü, programlara göre uygulamalı eğitim esasları başta olmak üzere her bir diploma programının gerektirdiği bilgi, beceri ve yetkinliklere uygun olarak yürütülmemesi.</p>

<p>Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması yaptırımı, öncelikle ihlalin gerçekleştiği programda, mümkün olmaması durumunda ise kontenjan ve öğrenim ücreti miktarı bakımından emsal olacak diğer bir programda mevcut öğrenci kontenjanının yüzde kırkını geçmemek üzere bir yıl süre ile uygulanır. Aynı ihlalin bir sonraki denetim döneminde tespit edilmesi halinde bu programlara öğrenci alımı bir yıl süre ile tamamen durdurulur.</p>

<p>Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması: Vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin toplamda üç yılı geçmemek üzere birer yıl süreyle geçici olarak durdurulması ve yönetiminin garantöre ya da Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenecek bir devlet üniversitesine devredilmesidir. Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması yaptırımını gerektiren fiil ve işlemler şunlardır:</p>

<p>a) Öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması yaptırımını gerektiren aynı fiile veya işleme en fazla yedi yıl içerisindeki dört genel denetim döneminde Yükseköğretim Kurulunca yaptırım uygulandığının tespit edilmiş olması,</p>

<p>b) Vakıf yükseköğretim kurumlarının eğitim ve öğretim ile idari, mali ve ekonomik faaliyetlerinin gözetim ve denetimine ilişkin inceleme ve soruşturma faaliyetlerine kasten engel olunması,</p>

<p>c) Üniversitenin mali yönetim ve kontrol sisteminin kasıtlı olarak zaafa uğratılması,</p>

<p>ç) Tutulması gereken defter ve muhasebe kayıtlarının tahrif veya yok edilmesi ya da gizlenmesi,</p>

<p>d) Vakıf yükseköğretim kurumunun muaccel ve kısa vadeli borçlarını, toplam yıllık eğitim ve öğretim gelirleriyle veya eğitim alanı hariç mevcut mal varlığıyla ödeme imkânının bulunmadığının Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü ve Yükseköğretim Kurulunun kararıyla tespit edilmesi halinde; vakıf yükseköğretim kurumunun kurucu vakfının, Yükseköğretim Kurulunun altı ayı geçmemek üzere vereceği süre içinde vakıf yükseköğretim kurumunu acz halinden kurtaracak varlığı karşılayamaması veya kesin teminat mektubunu ibraz edememesi.</p>

<p>Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması durumunda yükseköğretim kurumunun yönetimi, garantöre ya da Yükseköğretim Kurulu tarafından kapasitesi dikkate alınarak belirlenecek aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilir. Kasıtlı fiil ve işlemleriyle faaliyet izninin geçici olarak durdurulmasına sebep olanlara, vakıf yükseköğretim kurumu organlarında görev verilmez.</p>

<p>Faaliyet izninin kaldırılması: Vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun yürürlükten kaldırılmasıdır. Faaliyet izninin kaldırılması yaptırımını gerektiren fiil ve işlemler şunlardır:</p>

<p>a) Vakıf yükseköğretim kurumunun, kuruluş tarihinden itibaren üç yıl içinde eğitim ve öğretime başlamaması veya bu süre içinde kurucu vakfın kuruluş taahhüdü olarak devir, temlik ya da taahhüt ettiği mal varlığı unsurlarının vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyetini sürdürmeye imkân vermeyecek ölçüde kaybedildiğinin Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilmesi ve durumun nihai süre içinde aynen yahut nakden eski haline getirilmemesi,</p>

<p>b) Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması süresinin kesintisiz olarak üç yıl devam etmesi ve üçüncü yılın sonunda yapılan denetimde yaptırımı gerektiren durumların ortadan kalkmadığının Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilmesi,</p>

<p>c) Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması yaptırımının Yükseköğretim Kurulu tarafından kaldırılmasından sonra kurucu vakfa devredilen vakıf yükseköğretim kurumunun mütevelli heyetinin devirden itibaren altı ay içerisinde oluşturulamaması,</p>

<p>ç) Kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı olarak kaynak aktarımı olarak kabul edilen tutarın, altı ayı geçmemek üzere verilen süre içerisinde vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi,</p>

<p>d) Faaliyet izni geçici olarak durdurulan vakıf yükseköğretim kurumunun, eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebileceği yeterli taşınmazı bulunmadığının veya mevcut malvarlığıyla eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceğinin Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilmesi.</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle, kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktarımı olarak kabul edilecek haller, nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre belirlenir. Yükseköğretim Kurulu, kaynak aktarımının niteliği ve miktarına göre bu madde kapsamındaki yaptırımları uygular ve önlemleri alır.”</p>

<p>“Yapılan denetimler sonucunda faaliyet izninin kaldırılması gerektiği tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun yürürlükten kaldırılmasının sağlanması için Yükseköğretim Kurulu tarafından derhal Cumhurbaşkanlığına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirim yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> 2547 sayılı Kanunun ek 32 nci maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“Yükseköğretim kurumları yönetim kurulları, masrafları ofis sermayesinden karşılanmak şartıyla 22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamındaki hizmet buluşlarının hak sahipliğinin ofise devrine karar verebilir. Bu durumda yükseköğretim kurumunun ilgili mevzuattan doğan hak ve yükümlülükleri ofise ait olur. Ofis, kendi adına tescil edilen haklardan elde edilen gelirin üçte birini söz konusu hakları devreden yükseköğretim kurumu döner sermayesine, üçte birinden az olmayacak tutarı ise buluşu yapana ödemekle yükümlü olup kalan tutar ofise aittir. Döner sermayeye aktarılan bu tutarlardan Hazine payı hariç herhangi bir kesinti yapılmaz ve bu tutarlar 58 inci maddenin (b) fıkrasında belirtilen giderler için kullanılır. Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce hak sahipliği yükseköğretim kurumları bünyesinde olan buluş ve başvurular hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.</p>

<p>Birden fazla yükseköğretim kurumu ortak bir ofis kurmak için başvurabilir. Bu durumda yerleşkesinde veya ortağı olduğu teknoloji geliştirme bölgesinde ofis kurulan yükseköğretim kurumu, başvuruda muhatap kurum olarak belirtilir. Ofis faaliyetlerine katkı sağlayacağı değerlendirilen diğer tüzel kişiler ofise sermaye koymak koşulu ile ortak olabilir.</p>

<p>Ofis, öz sermayesini veya gelirlerini kullanarak üretilen bilgi ve yapılan buluşların ticarileşmesi için yatırım yapabilir veya kamu ve özel sektör şirketleri ile ortaklıklar kurabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> 2547 sayılı Kanunun ek 39 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 39- Türkiye’deki devlet yükseköğretim kurumları, Cumhurbaşkanı kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim, program ve bu kapsamda ihtiyaç duyulan diğer tesisleri kurabilir.</p>

<p>Bu madde uyarınca kurulan yurt dışı birimlerinin ihtiyacı olan akademik ve idari personel, kendi üniversitesinden veya Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarından görevlendirme suretiyle veya mahallinden sözleşmeli ya da saat başı ücret karşılığında 2809 sayılı Kanunun ek 158 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri uygulanarak çalıştırılabilir. Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarından görevlendirme suretiyle çalıştırılacak olanlar dışındaki personelin nitelikleri, ücretleri, seçim esas ve usulleri, görev yerleri ve süreleri, azami sözleşme süresi, izinleri, yurt dışındaki görevlerinin sona erdirilmesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.</p>

<p>Üniversitenin yurt dışındaki faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin tutulacağı hesaba, yapılacak harcamalara, üniversite bütçesinden aktarılacak kaynağa, hesabın muhasebeleştirilmesi ve denetimine ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygun görüşü alınarak ilgili üniversite tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 47- Anket uygulaması, veri toplama gibi akademik değerlendirme içermeyen katkılar hariç olmak üzere, kişisel emeği ve akademik birikimi dışında ücretli veya ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkalarına yazdırdığı tez, makale, kitap veya yaptırdığı proje gibi çalışmalarla önlisans, lisans veya lisansüstü diploma derecesi ya da akademik ünvan alan kişiler, üniversite öğretim mesleğinden çıkarılır, bu yolla kazanılan akademik derece ve ünvanlar geri alınır.</p>

<p>Birinci fıkra kapsamındaki yayın veya çalışmaları ücretli ya da ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkaları adına yapan, üreten veya bunlara aracılık eden kişilere beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası verilir. Fiilin, meslek edinen kişilerce işlenmesi halinde verilecek adli para cezası on bin günden az yirmi bin günden fazla olamaz. Bu yayın ve çalışmaları kullanmak suretiyle diploma derecesi veya akademik ünvan alan kişilere beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası verilir.</p>

<p>Bu suçtan dolayı tüzel kişiler hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 60 ıncı maddesi hükümleri uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 48- Yurt dışında bulunan bir eğitim kurumu adına hareket ederek mevzuata aykırı bir şekilde Türkiye’de önlisans, lisans ya da lisansüstü program açanlar veya bu programları yürütenler iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.</p>

<p>Mevzuata aykırı olarak Türkiye’de yükseköğretim kurumu açanlar veya işletenler iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.</p>

<p>Yukarıdaki fıkralarda yasaklanan kurum ve fiillerin tanıtımını yapanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve elli günden beş yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.</p>

<p>Türk veya yabancı yükseköğretim kurumlarına ait diploma, mezuniyet belgesi veya sertifika belgesini sahte olarak düzenleyen ve düzenletenler 5237 sayılı Kanunun 204 üncü maddesine göre cezalandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> 2547 sayılı Kanunun geçici 82 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Ancak iki yıllık süreye ilave olarak bu madde kapsamında mülkiyeti veya süresi otuz yıldan az olmamak üzere irtifak hakkına sahip olduğu uygun taşınmaz üzerinde yapacağı hastane inşaatına imar iptali veya yargı süreci gibi zorunlu sebeplerle henüz başlayamayan ya da başladığı inşaatı henüz bitiremeyenler ile bu madde kapsamındaki uygun hastanenin mülkiyetinin veya süresi otuz yıldan az olmamak üzere irtifak hakkı, işletme hakkı ve ruhsatının devralınması süreçlerine başlamış ancak devir süreçlerini tamamlayamamış olanlara bu süreçleri tamamlamaları için otuz ay ek süre verilir.”</p>

<p>“Bu sürelerin sonunda gerekli şartları sağlamayan tıp fakültelerinin öğrencileri hakkında, bu Kanunun ek 11 inci maddesi hükümleri uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 85- Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dâhil bütün sınıflarda intibak, önlisans, lisans tamamlama, lisans, lisansüstü öğrenimi gören öğrencilerden; kendi isteğiyle ilişikleri kesilenler dâhil, terör suçu ile kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83), işkence suçundan (madde 94 ve 95), eziyet suçundan (madde 96), cinsel saldırı (madde 102), çocukların cinsel istismarı (madde 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188) mahkum olanlar ile sahte belge sebebiyle kaydı iptal edilenler ile kayıt sırasında sahte belge verenler ile 5846 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde yazılı suçlar ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı nedeniyle ilişiği kesilenler hariç, her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile bir programı kazanarak kayıt yapma hakkı elde ettikleri halde kayıt yaptırmayanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde ilişiklerinin kesildiği veya kayıt hakkı kazandıkları yükseköğretim kurumuna başvuruda bulunmaları şartıyla bu Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen esaslara göre 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilirler.</p>

<p>Birinci fıkra kapsamında yeniden öğrenime başlayanların askerlik ertelemeleri 7179 sayılı Kanunun 20 nci maddesindeki usul ve esaslara göre yapılır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte askerlik görevini yapmakta olanlar terhislerini takip eden iki ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde bu maddede belirtilen haklardan yararlandırılır.</p>

<p>Bu maddede yer alan hükümlerden yararlanarak ayrıldığı yükseköğretim kurumuna kayıt yaptıranlardan ÖSYS/YKS puanı giriş yılı itibarıyla aynı veya farklı bir diploma programının aynı türden taban puanına sahip olanlar, bu programlardan birine yatay geçiş talebinde bulunabilirler. Bu kapsamda farklı bir diploma programından yatay geçişle kabul edilecek öğrenci sayıları, ilgili programa kayıtlı öğrenci sayısı ve üniversitenin fiziki koşulları dikkate alınmak suretiyle belirlenir. Buna ilişkin usul ve esaslar yükseköğretim kurumları senatolarınca belirlenir.</p>

<p>Bu madde hükümlerinden yararlanıp bir yükseköğretim kurumunda öğrenci statüsü kazananlar başvurmaları halinde Anadolu Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi bünyesindeki açık öğretim önlisans veya lisans düzeyindeki eşdeğer programlara yatay geçiş yapabilirler. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.</p>

<p>Anayasanın 132 nci maddesi uyarınca özel kanun hükümlerine tabi olan, Polis Akademisi ile buna bağlı eğitim öğretim kurumları, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi ile buna bağlı eğitim öğretim kurumları, Millî Savunma Üniversitesine bağlı Harp Okulları, Astsubay Meslek Yüksekokulları ve enstitüler ile Millî Savunma Bakanlığı, Polis Akademisi, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı nam ve hesabına başka yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekte iken kendi isteğiyle veya başka sebeplerle ilişiği kesilen öğrenciler hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> 2547 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 86- Bu Kanunun 60 ıncı maddesinin (b) fıkrasında belirtilen şartları sağlayan ve 67 yaşını dolduran tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık mevzuatına göre uzman olup devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmış öğretim üyeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içinde, ihtiyacı olan bir yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde, bu Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen usul ve esaslar kapsamında sözleşmeli olarak çalıştırılabilirler.”</p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununun ek 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi yürürlükten kaldırılmış ve fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“ç) Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantısı değiştirilerek Rektörlüğe bağlanan İslami İlimler Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ile Rektörlüğe bağlı İlahiyat Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinin birleştirilmesiyle oluşturulan İlahiyat Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ile Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantıları değiştirilerek Rektörlüğe bağlanan Turizm Fakültesi ile İletişim Fakültesinden;</p>

<p>d) Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı Elbistan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ile Elbistan Meslek Yüksekokulunun adı ve bağlantısı değiştirilerek ve birleştirilerek oluşturulan ve Rektörlüğe bağlanan Elbistan Meslek Yüksekokulu ile Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantısı değiştirilerek Rektörlüğe bağlanan Türkoğlu Meslek Yüksekokulu ile Rektörlüğe bağlı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunun birleştirilmesiyle oluşturulan Onikişubat Meslek Yüksekokulundan;</p>

<p>e) Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Lisansüstü Eğitim Enstitüsünden;”</p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> 2809 sayılı Kanunun ek 177 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve toplam öğrenci sayısının en az yüzde 50’si tezli yüksek lisans ve doktora programlarındaki” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> 2809 sayılı Kanunun ek 190 ıncı maddesinin başlığında ve birinci fıkrasında yer alan “Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi” ibareleri “İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi” şeklinde, ikinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (b) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“a) Rektörlüğe bağlı Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi ile Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi, Fen Fakültesi, TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi) Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi, Elbistan İşletme Fakültesi ile Yabancı Diller Yüksekokulundan,”</p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> 2809 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 209- Mevzuatta Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine yapılmış olan atıflar İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine yapılmış sayılır.”</p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> 2809 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde ve bu maddeye bağlı ekli (2) sayılı liste eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 210- Ekli (2) sayılı listede yer alan öğretim elemanı kadroları ihdas edilmiştir.”</p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> 2809 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 54- Bu maddeyi ihdas eden Kanunla İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine bağlı iken bağlantısı veya adı ve bağlantısı değiştirilerek Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanan yükseköğretim birimlerinin ilgili yılı bütçe ödenekleri, bütçedeki ödeneklerin tahakkuka bağlanma yetkisi, laboratuvar donanımı başka bir işleme gerek kalmaksızın Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine devredilmiş sayılır.</p>

<p>Bağlantısı değiştirilen birimlerde görev yapan personel, birimin bağlandığı üniversiteye atanmış sayılır ve bu personele ilişkin kadro ve pozisyonlar herhangi bir işleme gerek kalmaksızın bağlandığı üniversiteye ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesine aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesine aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesine aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İletişim Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İletişim Fakültesine aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Turizm Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Turizm Fakültesine aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Elbistan Mühendislik Fakültesi kapatılmış ve buradaki öğretim elemanları aynı Üniversitenin Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesine aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Elbistan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Elbistan Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak kurulan Elbistan Meslek Yüksekokuluna aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Türkoğlu Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören öğrenciler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Türkoğlu Meslek Yüksekokuluna aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsünde İslami İlimler, Sağlık Bilimleri, İnsan ve Toplum Bilimleri, İletişim ve Turizm anabilim dallarında öğrenim gören lisansüstü öğrenciler Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsüne, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri ve Sağlık Bilimleri Enstitülerinde öğrenim gören lisansüstü öğrenciler Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsüne 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonundan geçerli olmak üzere aktarılmıştır.</p>

<p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesine bağlı iken adı değiştirilerek veya değiştirilmeyerek bu Kanunla Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanan birimler 2025-2026 eğitim-öğretim yılı sonunda devredilir. Bu birimler için ilan edilmiş öğretim elemanı alımları Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi tarafından tamamlanır.</p>

<p>Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesine bağlı iken bağlantısı veya adı ve bağlantısı değiştirilerek Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlanan birimlerde kayıtlı bulunan öğrencilere verilecek mezuniyet belgeleri ile diplomalar, öğrencilerin istemesi hâlinde kayıt tarihlerinde bağlı bulunduğu üniversite adıyla aktarıldıkları üniversite tarafından verilir. Bu konuda çıkabilecek ihtilafları sonuçlandırmaya Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.</p>

<p>Bu maddeyi ihdas eden Kanunla İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine bağlı iken adı değiştirilerek veya değiştirilmeyerek bağlantısı değiştirilen birimlerde uygulamayla ilgili olarak ortaya çıkabilecek sorunlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çözülür.”</p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun ek 8 inci maddesinin birinci fıkrasına “Hazine geri ödeme garantisi vermeye” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve hibe almaya” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (II) sayılı Cetvelin “A) Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri” bölümünün 128 inci sırasında yer alan “Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi” ibaresi “İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p>

<p>8/8/2026</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260809-2-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yuksekogretim-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="43551"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yabancılar Hukuku Kapsamında Sınır Dışı Etme Kararlarının Kaldırılması, Giriş Yasakları ve Türkiye’ye Yeniden Giriş Süreçleri]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukuku-kapsaminda-sinir-disi-etme-kararlarinin-kaldirilmasi-giris-yasaklari-ve-turkiyeye-yeniden-giris-surecleri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukuku-kapsaminda-sinir-disi-etme-kararlarinin-kaldirilmasi-giris-yasaklari-ve-turkiyeye-yeniden-giris-surecleri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Öz</strong></p>

<p>Yabancıların Türkiye’den sınır dışı edilmesi, Türkiye’ye girişlerinin yasaklanması, tahdit kodu uygulanması ve yeniden ülkeye kabul edilmeleri; kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması ile temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması arasında hassas bir denge kurulmasını gerektiren başlıca yabancılar hukuku meselelerindendir. Türkiye’de bu alanın temel düzenleyici kaynağı 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’dur. Kanun; sınır dışı etme sebeplerini, sınır dışı edilemeyecek kişileri, sınır dışı kararının tebliğini, bu karara karşı yargısal başvuru yollarını, idari gözetimi, geri gönderme yasağını ve Türkiye’ye giriş yasağını düzenlemektedir.</p>

<p>Sınır dışı kararı, giriş yasağı ve tahdit kodu birbirinden farklı hukuki işlemler veya idari kayıtlar niteliğinde olabilmektedir. Bu nedenle sınır dışı kararının iptal edilmesi her durumda giriş yasağının kendiliğinden kalkması sonucunu doğurmayabileceği gibi, tahdit kodunun kaldırılması da sınır dışı kararının hukuka aykırılığını otomatik olarak ortaya koymaz. Uygulamada etkili bir hukuki koruma sağlanabilmesi için her bir işlem veya kaydın dayanağının, süresinin, gerekçesinin ve yabancının temel haklarına etkisinin ayrı ayrı incelenmesi gerekir.</p>

<p>Bu çalışmada sınır dışı kararlarının hukuka uygunluk denetimi; kanunilik, ölçülülük, gerekçeli karar, aile hayatına saygı, özel hayatın korunması, geri gönderme yasağı ve etkili başvuru hakkı çerçevesinde incelenmektedir. Ayrıca idari gözetim, tahdit kodları, giriş yasağının kaldırılması, meşruhatlı vize ve Türkiye’ye yeniden giriş imkânı sağlayabilecek idari ve yargısal yollar değerlendirilmektedir.</p>

<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Devletlerin ülkelerine kabul edecekleri yabancıları belirleme, kamu düzenini ve kamu güvenliğini koruma ve hukuka aykırı şekilde bulunan kişilerin ülkeden çıkarılmasını sağlama yetkisi, devlet egemenliğinin bir sonucu olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte çağdaş hukuk düzenlerinde bu yetki sınırsız değildir. Yabancılar hakkında tesis edilen sınır dışı işlemleri, kamu yararı amacı taşısa dahi kanunla öngörülmüş olmalı, somut olgulara dayanmalı, ölçülü olmalı ve ilgili kişinin temel haklarını kullanabilmesine imkân tanımalıdır.</p>

<p>Sınır dışı etme işlemi, yabancının yalnızca Türkiye’de kalma imkânını sona erdiren teknik bir idari işlem değildir. İşlem, kişinin ailesinden ayrılmasına, çocuklarıyla ilişkisinin kesilmesine, tedavisinin yarıda kalmasına, eğitim ve çalışma hayatının sona ermesine veya gönderileceği ülkede ciddi insan hakları ihlalleriyle karşılaşmasına yol açabilir. Bu nedenle sınır dışı kararları, idare hukuku bakımından yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden incelenirken aynı zamanda anayasal temel haklar ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri bakımından da değerlendirilmelidir.</p>

<p>Uygulamada “deport” olarak ifade edilen sonuç, tek bir işlemden oluşmayabilir. Yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alınabilir, ayrıca Türkiye’ye giriş yasağı uygulanabilir, tahdit kodu tesis edilebilir ve yabancı sınır dışı işlemi tamamlanıncaya kadar idari gözetim altında tutulabilir. Bu işlemlerin her biri farklı amaçlara ve farklı başvuru yollarına sahip olduğundan, hukuki mücadelenin doğru işlem üzerinden ve doğru sürede yürütülmesi önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>Birinci Bölüm: Sınır Dışı Etme İşleminin Hukuki Çerçevesi</strong></p>

<p><strong>1- Sınır dışı etme kararının hukuki niteliği</strong></p>

<p>Sınır dışı etme kararı, yabancının Türkiye’de kalmasına son verilmesini ve kural olarak ülke dışına çıkarılmasını amaçlayan bireysel, kesin ve icrai bir idari işlemdir. İdari işlem niteliği taşıması nedeniyle bu karar, idare hukukunun temel ilkelerine ve idari yargı denetimine tabidir.</p>

<p>İdarenin sınır dışı yetkisi, kanundan kaynaklanan bağlı veya takdirî yetkinin niteliğine göre farklılaşabilir. Ancak takdir yetkisinin bulunması, idarenin herhangi bir gerekçe göstermeksizin veya somut olguları değerlendirmeksizin işlem tesis edebileceği anlamına gelmez. Takdir yetkisi, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, eşitlik, ölçülülük, hukuki güvenlik ve gerekçeli işlem ilkeleriyle sınırlı olarak kullanılmalıdır.</p>

<p>Sınır dışı kararında yabancının hangi kanuni sebep kapsamında değerlendirildiği açıkça ortaya konulmalıdır. Kararın yalnızca “kamu düzeni bakımından sakıncalı görülmüştür”, “kamu güvenliği açısından tehdit oluşturmaktadır” veya “mevzuata aykırı olarak ülkede kalmıştır” şeklindeki genel ifadelerle kurulması, somut olayın özelliklerine göre gerekçe yetersizliği sorununa yol açabilir. İdare, yabancının hangi fiil veya davranışının sınır dışı sebebi oluşturduğunu, bu fiilin ne zaman gerçekleştiğini ve kamu yararıyla bağlantısını ortaya koymalıdır.</p>

<p><strong>2- Sınır dışı etme sebepleri</strong></p>

<p>6458 sayılı Kanun’da yabancılar hakkında sınır dışı kararı alınabilecek çeşitli durumlar düzenlenmiştir. Uygulamada bu sebepler arasında vize veya ikamet izni ihlalleri, çalışma izni olmaksızın çalışma, kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından tehdit oluşturma, terör veya örgütlü suçlarla bağlantı, sahte belge kullanma ve Türkiye’ye giriş şartlarını ihlal etme gibi durumlar yer almaktadır.</p>

<p>Her sınır dışı sebebinin kendi içinde değerlendirilmesi gerekir. Örneğin vize süresinin aşılması ile kamu güvenliğine yönelik ciddi ve güncel tehdit aynı ağırlıkta değerlendirilemez. İhlalin süresi, yabancının ihlali giderme yönündeki davranışı, kusur durumu, ailevi ve insani koşulları ile kamu düzenine yönelik gerçek riskin ağırlığı arasında makul bir denge kurulmalıdır.</p>

<p>Kamu düzeni veya kamu güvenliği gerekçesine dayanan işlemlerde idarenin değerlendirmesi özellikle önemlidir. Bu kavramlar geniş yorumlanmaya elverişli olmakla birlikte, sınırsız ve soyut gerekçeler hâline getirilemez. Kamu düzeni gerekçesi, yabancının kişisel davranışları ve somut olayla ilişkilendirilmelidir. Aynı şekilde, geçmişte gerçekleşmiş bir olayın sınır dışı tarihinde hâlen güncel ve ciddi bir tehlike oluşturup oluşturmadığı da açıklanmalıdır.</p>

<p><strong>3- Gerekçeli işlem ilkesi</strong></p>

<p>Gerekçeli işlem ilkesi, idarenin karar alma sürecini görünür kılar ve kişinin karara karşı etkili biçimde başvurabilmesini sağlar. Sınır dışı kararının gerekçesi, yalnızca kanun maddesinin numarasını belirtmekten ibaret olmamalıdır. Kararda;</p>

<p>• Yabancının hangi statüde bulunduğu,</p>

<p>• Hangi olay veya belgelerin değerlendirildiği,</p>

<p>• Hangi sınır dışı sebebinin uygulandığı,</p>

<p>• Kamu düzeni veya güvenliği bakımından riskin neden mevcut olduğu,</p>

<p>• Aile, sağlık ve özel hayat bağlarının değerlendirilip değerlendirilmediği,</p>

<p>• Geri gönderme yasağı bakımından herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı</p>

<p>anlaşılabilir biçimde gösterilmelidir.</p>

<p>Gerekçenin yetersiz olması, yabancının idari ve yargısal başvuru hakkını etkisiz hâle getirebilir. Özellikle kişi hakkında gizli veya istihbari nitelikte bilgilerin bulunduğu ileri sürülüyorsa, bu bilgilerin tamamının açıklanmaması mümkün olsa bile kararın yargısal denetime elverişli bir açıklıkta olması gerekir.</p>

<p><strong>İkinci Bölüm: Sınır Dışı Kararına Karşı Hukuki Başvuru Yolları</strong></p>

<p><strong>1- İdare mahkemesinde iptal davası</strong></p>

<p>Sınır dışı kararına karşı görevli idare mahkemesinde iptal davası açılması temel yargısal başvuru yoludur. Dava süresinin başlangıcı, kararın yabancıya usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesine bağlıdır. Bu nedenle tebliğ tarihi, tebliğin hangi dilde ve hangi usulle yapıldığı ve yabancının kararın içeriğini anlayıp anlamadığı önem taşır.</p>

<p>İptal davasında sınır dışı kararının yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülebilir. Bunun yanında anayasal hak ihlalleri de somutlaştırılmalıdır. Örneğin yabancının Türk vatandaşı eşi ve küçük çocuğu bulunuyorsa, sınır dışı işleminin aile hayatına müdahale teşkil ettiği ve idarenin daha hafif tedbirlerle kamu yararını gerçekleştirme imkânını değerlendirmediği açıklanabilir.</p>

<p>Dava dilekçesinde yalnızca “karar hukuka aykırıdır” şeklindeki genel ifadeler yeterli değildir. Yabancının kişisel durumu, Türkiye’deki ikamet süresi, aile bağları, çalışma veya eğitim ilişkisi, sağlık durumu ve gönderileceği ülkedeki riskler belgelerle ortaya konulmalıdır.</p>

<p><strong>2- Yürütmenin durdurulması talebi</strong></p>

<p>Sınır dışı kararına karşı açılan iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talep edilmesi çoğu durumda önem taşır. Zira sınır dışı işlemi uygulanıp yabancı ülke dışına çıkarıldıktan sonra açılan davanın etkili bir koruma sağlaması güçleşebilir.</p>

<p>Yürütmenin durdurulması bakımından iki temel koşul aranır: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması. Sınır dışı dosyalarında telafisi güç zarar; geri gönderilen ülkede kötü muamele riski, aile bağlarının kopması, tedavinin yarıda kalması, çocuklardan ayrılma veya uzun süreli giriş yasağı nedeniyle Türkiye’ye dönememe gibi somut sonuçlarla açıklanabilir.</p>

<p>Yürütmenin durdurulması talebinin güçlü olabilmesi için dava dilekçesine aile kayıtları, sağlık raporları, çocukların eğitim ve bakım belgeleri, tehdit veya zulüm iddialarını destekleyen belgeler ve menşe ülkeye ilişkin güncel bilgiler eklenmelidir.</p>

<p><strong>3- Tebligat ve etkili başvuru hakkı</strong></p>

<p>Sınır dışı kararının tebliği, başvuru süresinin başlaması bakımından olduğu kadar etkili başvuru hakkının kullanılabilmesi bakımından da önemlidir. Türkçe bilmeyen bir yabancıya kararın içeriği anlaşılır biçimde açıklanmamışsa veya başvuru yolları bildirilmemişse, tebligatın hukuki sonuçları tartışmalı hâle gelebilir.</p>

<p>Yabancıya avukata erişim, tercüman desteği ve dava açma imkânı sağlanması gerekir. İdari gözetim altında bulunan kişilerin başvuru yapabilmesi için gerekli iletişim ve belge temini imkânlarının sağlanmaması, başvuru hakkını şeklen var fakat fiilen kullanılamaz hâle getirebilir.</p>

<p><strong>Üçüncü Bölüm: Geri Gönderme Yasağı ve Temel Haklar</strong></p>

<p><strong>1- Geri gönderme yasağının kapsamı</strong></p>

<p>Geri gönderme yasağı, yabancının gönderileceği ülkede işkenceye, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye, ölüm cezasına ya da ciddi ve kişisel bir tehdit oluşturan ağır insan hakları ihlallerine maruz kalabileceği durumlarda koruma sağlayan temel ilkedir.</p>

<p>Bu yasak, sınır dışı kararının kamu düzeni veya kamu güvenliği gerekçesine dayanması hâlinde dahi dikkate alınmalıdır. Yabancının geçmişte siyasi faaliyet yürütmüş olması, belirli bir etnik veya dini gruba mensup bulunması, silahlı çatışma bölgesinden gelmesi, tehdit edilmiş olması veya ciddi sağlık sorunları yaşaması gibi hususlar somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>Geri gönderme yasağı iddiasının başarılı olabilmesi için genel ülke koşullarından ziyade, yabancının kişisel ve güncel riskinin ortaya konulması önemlidir. Uluslararası kuruluş raporları, mahkeme kararları, tehdit mesajları, kolluk başvuruları, sağlık kayıtları, tanık anlatımları ve aile üyelerinin maruz kaldığı olaylar birlikte değerlendirilebilir.</p>

<p><strong>2- Aile hayatına saygı hakkı</strong></p>

<p>Sınır dışı işlemi, yabancının Türkiye’de bulunan eşi, çocukları veya diğer yakınlarıyla ilişkisini etkileyebilir. Bu durumda özel hayat ve aile hayatına saygı hakkı bakımından ölçülülük incelemesi yapılmalıdır.</p>

<p>Aile hayatı değerlendirilirken yalnızca resmi evlilik kaydı veya aynı adreste bulunma ölçütüyle yetinilmemelidir. Eşler arasındaki fiilî birliktelik, çocukla kurulan kişisel ilişki, bakım ve geçim sorumluluğu, çocuğun yaşı, çocuğun vatandaşlığı ve yabancının aile içindeki rolü dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Türk vatandaşı çocuk sahibi olmak, yabancıya mutlak biçimde Türkiye’de kalma hakkı vermese de sınır dışı kararının aile hayatına etkisini ağırlaştırabilir. Özellikle çocuğun bakımında yabancının aktif rolü varsa ve aile hayatının başka bir ülkede sürdürülmesi fiilen mümkün değilse, idarenin sınır dışı yerine daha hafif bir tedbiri değerlendirmesi gerekebilir.</p>

<p><strong>3- Çocuğun üstün yararı</strong></p>

<p>Sınır dışı kararlarında çocuğun üstün yararı ayrıca gözetilmelidir. Çocuğun yabancı ebeveyninden ayrılması, eğitim düzeninin bozulması, sağlık ve bakım ihtiyaçlarının karşılanamaması veya aile hayatının fiilen sona ermesi, kararın ölçülülüğünü etkileyebilir.</p>

<p>Çocuğun üstün yararı değerlendirmesi soyut biçimde yapılamaz. Çocuğun yaşı, sağlık durumu, eğitim düzeyi, bakım ihtiyacı, diğer ebeveynle ilişkisi ve yabancının çocuğun hayatındaki fiilî rolü somut olarak incelenmelidir.</p>

<p><strong>Dördüncü Bölüm: İdari Gözetim</strong></p>

<p><strong>1- İdari gözetimin amacı</strong></p>

<p>İdari gözetim, yabancının sınır dışı işleminin uygulanmasını güvence altına almak amacıyla başvurulan bir idari tedbirdir. Bu tedbirin cezalandırma amacı taşıması mümkün değildir. Dolayısıyla yabancının yalnızca hakkında sınır dışı kararı verilmiş olması, her durumda otomatik olarak idari gözetim altına alınmasını haklı kılmaz.</p>

<p>İdari gözetim kararı verilebilmesi için kaçma veya kaybolma riski, giriş veya çıkış kurallarının ihlali, sahte ya da asılsız belge kullanılması, kabul edilebilir bir mazeret olmaksızın Türkiye’den çıkma talimatına uymama gibi somut nedenlerin bulunması gerekir.</p>

<p><strong>2- İdari gözetimin ölçülülüğü</strong></p>

<p>İdari gözetim, kişi özgürlüğünü sınırladığı için son çare niteliğinde uygulanmalıdır. Yabancının sabit bir adresinin bulunması, aile bağlarının olması, kimliğinin belirli olması, düzenli olarak idareye başvurabilecek durumda bulunması veya seyahat belgesinin temin edilememesi gibi hususlar değerlendirilmelidir.</p>

<p>Yükümlülüklerin belirlenmesi, belirli adreste ikamet, aile temelli bildirim, elektronik izleme veya başka idari tedbirler mümkünse, kapalı merkezde tutulmanın gerekliliği ayrıca açıklanmalıdır.</p>

<p><strong>3- İdari gözetim kararına karşı başvuru</strong></p>

<p>İdari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvuru yapılabilir. Başvuruda;</p>

<p>• Kaçma riskinin bulunmadığı,</p>

<p>• Sabit adresin mevcut olduğu,</p>

<p>• Aile bağlarının bulunduğu,</p>

<p>• Kimlik bilgilerinin açık olduğu,</p>

<p>• Sınır dışı işleminin uygulanabilir olmadığı,</p>

<p>• Sağlık durumunun kapalı merkezde kalmaya elverişli olmadığı,</p>

<p>• Daha hafif tedbirlerin yeterli olacağı</p>

<p>ileri sürülebilir.</p>

<p>İdari gözetimin devamı da belirli aralıklarla incelenmelidir. Sınır dışı işleminin fiilen gerçekleştirilemediği ve yakın zamanda gerçekleştirilemeyeceğinin anlaşıldığı durumlarda gözetimin sürdürülmesi ölçüsüz hâle gelebilir.</p>

<p><strong>Beşinci Bölüm: Tahdit Kodları ve Giriş Yasakları</strong></p>

<p><strong>1- Tahdit kodlarının hukuki görünümü</strong></p>

<p>Tahdit kodları, yabancıların Türkiye’ye girişleri veya Türkiye’deki statüleri bakımından idari değerlendirmeye konu olan kayıt sistemleridir. Ancak “tahdit kodu” tek başına yeterli bir hukuki açıklama değildir. Kodun hangi işlemden kaynaklandığı, hangi idari makam tarafından tesis edildiği, ne kadar süreyle uygulanacağı ve yabancıya hangi sonuçları doğurduğu belirlenmelidir.</p>

<p>Yabancı veya vekili öncelikle kodun tam içeriğini ve dayanak işlemi öğrenmeye çalışmalıdır. Kodun maddi hataya dayandığı, süresinin dolduğu, dayanak işlemin ortadan kalktığı veya kamu düzeni yönünden güncel bir risk bulunmadığı ileri sürülerek idareye kaldırma ya da düzeltme başvurusu yapılabilir.</p>

<p><strong>2- Giriş yasağı ile sınır dışı kararının ayrımı</strong></p>

<p>Sınır dışı kararı yabancının Türkiye’den çıkarılmasına, giriş yasağı ise belirli bir süre Türkiye’ye alınmamasına yöneliktir. Bu iki işlem aynı karar içinde veya birbirinden ayrı biçimde uygulanabilir.</p>

<p>Bu nedenle dava veya idari başvuru hazırlanırken talepler açık şekilde ayrıştırılmalıdır. Sınır dışı kararının iptali talep ediliyorsa bunun yanında giriş yasağının hangi işlemden kaynaklandığı da incelenmelidir. Giriş yasağı bağımsız bir işlem olarak tesis edilmişse, bu işleme karşı ayrıca başvuru yapılması gerekebilir.</p>

<p><strong>3- Giriş yasağının kaldırılması veya kısaltılması</strong></p>

<p>Giriş yasağının kaldırılması ya da süresinin kısaltılması için idareye başvurulabilir. Başvurunun değerlendirilmesinde;</p>

<p>• Yasağa neden olan ihlalin sona ermesi,</p>

<p>• İdari para cezalarının veya diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesi,</p>

<p>• Yabancının Türkiye’de bulunan eşi veya çocuğu,</p>

<p>• Tedavi, eğitim veya çalışma zorunluluğu,</p>

<p>• Türkiye’de yürütülen hukuki veya adli süreç,</p>

<p>• Kamu düzeni bakımından güncel risk bulunmaması,</p>

<p>• Yabancının önceki davranışlarından ders çıkardığını gösteren belgeler</p>

<p>önem taşır.</p>

<p>Başvurunun soyut bir “ülkeye giriş izni” talebi biçiminde değil, yasağın somut nedenini hedefleyen ve bu nedenin neden artık mevcut olmadığını açıklayan bir hukukî gerekçeyle hazırlanması gerekir.</p>

<p><strong>Altıncı Bölüm: Meşruhatlı Vize ve Türkiye’ye Yeniden Giriş</strong></p>

<p><strong>1- Meşruhatlı vizenin işlevi</strong></p>

<p>Meşruhatlı vize, yabancının Türkiye’ye belirli ve özel bir amaçla giriş yapabilmesine imkân sağlayabilecek bir vize türüdür. Aile birliği, tedavi, eğitim, çalışma, adli sürece katılım veya insani nedenler meşruhatlı vize talebinin temelini oluşturabilir.</p>

<p>Bununla birlikte meşruhatlı vize, mevcut giriş yasağını her durumda kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yabancı hakkında tahdit kodu veya giriş yasağı bulunuyorsa, vize başvurusundan önce bu kaydın kapsamı ve kaldırılma imkânı incelenmelidir.</p>

<p><strong>2- Yeniden giriş başvurusunda sunulabilecek belgeler</strong></p>

<p>Başvurunun amacına göre aşağıdaki belgeler önem taşıyabilir:</p>

<p>• Pasaport ve kimlik belgeleri,</p>

<p>• Türkiye’deki eş veya çocukla aile bağını gösteren belgeler,</p>

<p>• Türk vatandaşı aile üyelerinin kimlik ve adres kayıtları,</p>

<p>• Tedavi için hastane kabul yazısı ve sağlık raporları,</p>

<p>• Eğitim kurumu kabul belgesi,</p>

<p>• İş sözleşmesi veya çalışma iznine ilişkin belgeler,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Davet mektubu,</p>

<p>• Konaklama ve maddi yeterlilik belgeleri,</p>

<p>• Önceki ihlallerin giderildiğini gösteren makbuzlar,</p>

<p>• Giriş yasağının kaldırılması veya kısaltılması talebini destekleyen açıklamalar,</p>

<p>• Türkiye’ye giriş amacının gerçek ve sınırlı olduğunu gösteren belgeler.</p>

<p>Başvuru belgeleri arasındaki çelişkiler, özellikle önceki vize veya ikamet ihlalleri bulunan dosyalarda olumsuz değerlendirmeye yol açabilir. Bu nedenle yabancının önceki süreci açık ve tutarlı şekilde anlatılmalıdır.</p>

<p><strong>Yedinci Bölüm: Hukuki Başvurularda Delillendirme</strong></p>

<p>Sınır dışı ve giriş yasağı dosyalarında deliller, iddianın soyut olmaktan çıkarılıp somutlaştırılmasını sağlar. Delil listesi dosyanın temel iddiasına göre oluşturulmalıdır.</p>

<p>Aile hayatına dayanan başvurularda evlilik belgesi, nüfus kayıt örneği, çocukların doğum belgeleri, birlikte yaşama kayıtları, okul belgeleri, sağlık evrakı, banka ve kira kayıtları kullanılabilir. Sağlık gerekçesine dayanan başvurularda güncel ve uzmanlık alanına uygun raporlar sunulmalıdır. Geri gönderme yasağı bakımından tehdit mesajları, kolluk başvuruları, siyasi veya toplumsal faaliyet belgeleri, ülke raporları ve geçmişteki saldırıları gösteren kayıtlar önem taşır.</p>

<p>Tahdit kodunun kaldırılması talebinde ise kodun maddi hataya dayandığını veya dayanak işlemin artık geçerli olmadığını gösteren belgeler öne çıkarılmalıdır. Örneğin yabancının ülkeye giriş-çıkış kayıtları, ödeme makbuzları, önceki ikamet belgeleri ve idareyle yapılan yazışmalar, değerlendirmede kullanılabilir.</p>

<p>Delillerin yabancı dilde olması hâlinde, ilgili makamların kabul edeceği nitelikte Türkçe tercüme sunulması gerekir. Belgenin yalnızca tercüme edilmesi değil, gerektiğinde onay, apostil veya tasdik işlemlerinin de tamamlanması önem taşıyabilir.</p>

<p><strong>Sekizinci Bölüm: Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar</strong></p>

<p>Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, yabancının hakkında hangi işlemin uygulandığını tam olarak öğrenememesidir. Yabancı, yalnızca “deport” edildiğini bilmekte; ancak sınır dışı kararının tarihini, giriş yasağının süresini, tahdit kodunun niteliğini veya idari gözetim kararının dayanağını bilmemektedir. Bu belirsizlik, başvuru süresinin hesaplanmasını ve doğru hukuki yolun seçilmesini zorlaştırır.</p>

<p>Bir diğer sorun, idari işlemlerin standart ve genel ifadelerle gerekçelendirilmesidir. Kamu düzeni veya kamu güvenliği gerekçelerinin somut olayla bağlantısı açıklanmadığında, yabancının hangi olguya karşı savunma yapacağı belirsiz hâle gelir.</p>

<p>Ayrıca sınır dışı kararı ile giriş yasağının birbirinden ayrılmaması da önemli bir uygulama sorunudur. Bir işlem hakkında açılan davanın diğer işlemi otomatik olarak ortadan kaldıracağı düşüncesi, yabancının yeniden giriş bakımından ayrıca başvuru yapmamasına ve hak kaybına neden olabilir.</p>

<p>İdari gözetim bakımından da benzer bir sorun bulunmaktadır. Sınır dışı kararının varlığı, bazı durumlarda gözetimin devamı için tek başına yeterli görülmektedir. Oysa gözetimin amacı, kaçma veya kaybolma riskini önlemek ve sınır dışı işlemini gerçekleştirmektir. Bu amaçların somut olayda gerçekleşmediği durumlarda daha hafif tedbirlerin değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Sınır dışı etme, giriş yasağı, tahdit kodu ve idari gözetim, yabancılar hukukunda birbirleriyle bağlantılı olmakla birlikte farklı hukuki sonuçlar doğuran işlemlerdir. Bu işlemler bakımından etkili bir hukukî strateji geliştirilebilmesi için öncelikle hangi işlemin tesis edildiği, işlemin dayanağı, tebliğ tarihi, süresi ve yabancıya yönelik somut sonucu belirlenmelidir.</p>

<p>Sınır dışı kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılması ve koşulları varsa yürütmenin durdurulmasının talep edilmesi, temel yargısal koruma yoludur. İdari gözetim ayrıca sulh ceza hâkimliği önünde incelenmelidir. Tahdit kodu ve giriş yasağı bakımından ise ayrı idari başvurular yapılması ve gerektiğinde bağımsız yargısal yolların kullanılması gerekir.</p>

<p>Yabancının aile hayatı, çocukları, sağlık durumu, Türkiye’deki sosyal ve ekonomik bağları ile geri gönderileceği ülkedeki kişisel riski, sınır dışı işleminin ölçülülük denetiminde belirleyici olabilir. Ancak bu hususların yalnızca soyut biçimde ileri sürülmesi yeterli değildir. Her iddia güncel, somut ve doğrulanabilir belgelerle desteklenmelidir.</p>

<p><strong>Sonuç olarak, deport sürecinde başarılı bir hukuki başvuru; sınır dışı kararına, giriş yasağına, tahdit koduna ve idari gözetime ilişkin işlemlerin birbirinden ayrılmasına; sürelerin dikkatle takip edilmesine; geri gönderme yasağı ve temel hak iddialarının somutlaştırılmasına; ayrıca idari ve yargısal başvuruların birbiriyle tutarlı biçimde yürütülmesine bağlıdır.</strong></p>

<p></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-adem-aras" title="Av. Adem ARAS"><img alt="Av. Adem ARAS" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/05/adem-aras2.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-adem-aras" title="Av. Adem ARAS">Av. Adem ARAS</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynakça ve Mevzuat</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">1. 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.</span></p>

<p><span style="color:#999999">2. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu.</span></p>

<p><span style="color:#999999">3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.</span></p>

<p><span style="color:#999999">4. 5682 sayılı Pasaport Kanunu.</span></p>

<p><span style="color:#999999">5. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu.</span></p>

<p><span style="color:#999999">6. 6458 sayılı Kanun’un uygulanmasına ilişkin ikincil mevzuat.</span></p>

<p><span style="color:#999999">7. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi.</span></p>

<p><span style="color:#999999">8. Birleşmiş Milletler Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme.</span></p>

<p><span style="color:#999999">9. Birleşmiş Milletler İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme.</span></p>

<p><span style="color:#999999">10. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi.</span></p>

<p><span style="color:#999999">11. Türkiye’de yabancıların sınır dışı edilmesine ve idari gözetimine ilişkin güncel idari uygulama ve yargı kararları.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukuku-kapsaminda-sinir-disi-etme-kararlarinin-kaldirilmasi-giris-yasaklari-ve-turkiyeye-yeniden-giris-surecleri-1</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/03/terazi/tokmak-terazis.jpeg" type="image/jpeg" length="55483"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği, kuruluşunun 57. yılında Ata'nın huzurunda]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turkiye-barolar-birligi-kurulusunun-57-yilinda-atanin-huzurunda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turkiye-barolar-birligi-kurulusunun-57-yilinda-atanin-huzurunda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, Yönetim, Disiplin ve Denetleme Kurulu üyeleri, avukatlar ve TBB çalışanları, Birliğin 57. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Anıtkabir'i ziyaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Birlik Başkanı Erinç Sağkan'ın Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün mozolesine çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu.</p>

<p><strong>Sağkan, Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları kaydetti:</strong><br />
<br />
<i>Büyük Atatürk,</i></p>

<p><i>Türkiye Barolar Birliğinin kuruluşunun 57. yılında </i><i>Yönetim, Disiplin ve Denetleme kurullarımız, meslektaşlarımız ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte, </i><i>hukuku, adaleti ve Cumhuriyeti aynı ideal etrafında buluşturan fikirlerinize duyduğumuz bağlılığı ifade etmek üzere manevi huzurunuzdayız.</i></p>

<p><i>En büyük eseriniz olan Cumhuriyetin savunucuları olarak; hukuku hiçbir iradenin gölgesine bırakmadan, adaleti hiçbir ayrım gözetmeden ve insan onurundan taviz vermeden korumayı Cumhuriyete karşı vazifemiz olarak büyük bir kararlılık ile sürdürüyoruz.</i></p>

<p><i>Elli yedi yıldır hakkın onurla ayakta durduğu, hukukun eğilmediği, adaletin gecikmediği bir memleket idealini gerçekleştirmenin mesuliyetini taşıyoruz. </i></p>

<p><i>Bugün huzurunuzda, dün olduğu gibi aynı kararlılıkla ifade ediyoruz:<br />
Cumhuriyetimizin temelini oluşturan hukuk düzenini korumaktan, savunmanın onurunu ve bağımsızlığını yaşatmaktan ve adaleti her şart altında ayakta tutmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.</i></p>

<p><i>Minnet, özlem, </i><i>saygı ve sarsılmaz bağlılığımızla.</i></p>

<p><strong>Av. R. Erinç Sağkan</strong><br />
<strong>Türkiye Barolar Birliği Başkanı</strong></p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_1_8082026114412.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_2_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_3_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_4_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_5_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_6_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_7_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_8_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_9_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_10_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_11_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_12_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_13_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_14_8082026114417.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_15_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_16_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260808_turkiye_barolar_birl/86622_17_8082026114417.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turkiye-barolar-birligi-kurulusunun-57-yilinda-atanin-huzurunda</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/adsiz-182.jpg" type="image/jpeg" length="63345"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SİGORTA TAZMİNAT TALEPLERİNDE EKSPER RAPORU SUNMA ZORUNLULUĞUNA İLİŞKİN ELEŞTİRİLERE BİLİMSEL CEVAPLAR VE YENİ DÜZENLEME YAPMA ÖNERİSİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sigorta-tazminat-taleplerinde-eksper-raporu-sunma-zorunluluguna-iliskin-elestirilere-bilimsel-cevaplar-ve-yeni-duzenleme-yapma-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sigorta-tazminat-taleplerinde-eksper-raporu-sunma-zorunluluguna-iliskin-elestirilere-bilimsel-cevaplar-ve-yeni-duzenleme-yapma-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hakaretlere Karşı Hukuki Süreç</strong></p>

<p>Son dönemde yürürlüğe giren mevzuat düzenlemelerine ilişkin, bir akademisyen kimliğiyle yaptığım bilimsel ve nesnel değerlendirmeler, ne yazık ki bilgi sahibi olmadan fikir üreten çevreler tarafından şahsımı hedef alan asılsız karalamalara dönüştürülmüştür. Kanıta dayalı ve yapıcı eleştirilerin bu tarz niteliksiz saldırılarla gölgelenmeye çalışılması kabul edilemez. Bilimsel kriterlerden uzak, tamamen karalama amacı güden bu söz ve fiillere karşı tüm yasal haklarımı sonuna kadar kullanacağımı kamuoyuna saygıyla duyururum.</p>

<p><strong>Teşekkür:</strong> <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-hasar-ve-deger-kaybi-talebi-seddknin-05082026-tarihli-sirkuleri-cercevesinde-zorunlu-basvuru-sartinin-degerlendirilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">Makalemi </span></a></strong>bilimsel çerçevede eleştirenlere teşekkür ederim. Bu kapsamda <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-tahkim-basvurusu-mumkun-mu" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">Av. Melih Küçükcankurtaran’ın eleştirileri</span></a></strong>ne aşağıda kısaca cevap vereceğim.</p>

<p><strong>Sigorta Şirketine Başvuruda Belge Sunma Zorunluluğu</strong></p>

<p>Genel Şartlar, sigorta şirketine başvuru yapılırken hangi belgelerin sunulması gerektiğini düzenleme yetkisine sahiptir. Özel uzmanlık gerektiren konularda tazminatın hesaplanması için bu belgelerin istenmesi tabiidir.</p>

<p>Genel Şartların Ek-6 maddesinde, hasar ve değer kaybı taleplerinde sunulması zorunlu belgeler arasında <strong>"varsa eksper raporu"</strong> ibaresi yer almaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni düzenlemelerle belirli tutarın üzerindeki hasarlarda eksper atama zorunluluğu getirildiğinden, buradaki <strong>"varsa"</strong> ibaresi artık pratikte hükmünü yitirmiştir. Dolayısıyla bu tür hasar bedeli taleplerinde eksper raporu sunulma zorunluluğu bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Doktrin ve Yargıtay İçtihatları Çerçevesinde Usulüne Uygun Başvuru</strong></p>

<p>Trafik Sigortası Genel Şartları ekindeki belgelerin sunulması gerektiği, bu belgeler sunulmadan yapılan başvuruların usulsüz sayılacağı hem <strong>hakim öğreti (doktrin)</strong> hem de <strong>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi</strong> tarafından kabul edilmektedir.</p>

<p><strong>Maluliyet Raporu Örneği:</strong> Kanunda açıkça belirtilmese de Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, maluliyet raporu sunulmadan yapılan başvuruları usulüne uygun kabul etmemektedir. Daire, bazı eksikliklerde başvurunun hemen reddedilmesi yerine, dava şartının tamamlatılmasını öngörmektedir. Ancak rapor hiç sunulmamışsa veya yargı sürecinde tamamlatılması imkansızsa, usulden ret kararlarını onamaktadır.</p>

<p><strong>Yargıtay Emsal Kararı</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202123765-e-20231845-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9"><strong>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2021/23765, K. 2023/1845, T. 15.02.2023):</strong></span></a><br />
<i>"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre devamlı engellilik raporu verilmeden önce 1 yıllık iyileşme sürecinin tamamlanması gerekir. Bu süre dolmadan ve yönetmeliğe uygun hazırlanmadan ibraz edilen raporlar geçerli bir başvuru unsuru değildir. Söz konusu eksiklik dava sırasında tamamlanamaz bir dava şartı olduğundan, başvurunun usulden reddi kararı usul ve kanuna uygundur."</i></p>

<p><strong>Ekspertiz Raporu Süresindeki Belirsizlik ve Çözüm Önerisi</strong></p>

<p>Ekspertiz raporunun hazırlanmasına ilişkin bir <strong>azami sürenin bulunmaması</strong> yönündeki eleştirilere katılıyorum. Başvuru şartının, hazırlanma zamanı belirsiz bir rapora bağlanması <strong>hak </strong>arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkının ihlali riskini doğurur.</p>

<p><strong>Sirküler Madde Önerisi:</strong><br />
<i>"Eksper raporu, hasar ihbarından itibaren en geç 15 gün içinde düzenlenerek sigorta şirketine ve menfaat sahiplerine teslim edilir. Bu sürenin aşılması halinde, raporun henüz düzenlenmemiş olması gerekçe gösterilerek başvuru reddedilemez."</i></p>

<p><strong>Yargılama Yetkisi Hakemlere Aittir </strong></p>

<p>Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuruların usulüne uygun olup olmadığının tespiti, idari bir organ niteliğindeki raportörlerin değil, yargılama yetkisini haiz hakemlerin görev ve yetki alanına dahil edilmelidir. Nitekim usule ilişkin bu tür bir hukuki değerlendirme, özü itibarıyla yargısal yetki kullanımı kapsamında olduğundan, idari görev ifa eden raportörlerin bu konuda inceleme yapıp karar vermesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir.</p>

<p><strong>Sirküler Madde Önerisi:</strong></p>

<p><i>"Komisyona sunulan başvuruların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığına, dava şartlarının ve usul kurallarının sağlandığına ilişkin her türlü hukuki inceleme, uyuşmazlığı çözmekle görevlendirilen <strong>hakem veya hakem heyeti tarafından</strong> yapılır.</i></p>

<p><i>Raportörler, başvuruları yalnızca maddi eksiklikler, belge düzeni ve şekli unsurlar yönünden ön incelemeye tabi tutar; başvurunun esastan veya usulden reddi yahut kabulü anlamına gelecek hiçbir <strong>yargısal değerlendirmede bulunamazlar</strong>."</i></p>

<p><strong>Sonuç olarak;</strong> Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (SEDDK) bu bilimsel değerlendirmeleri dikkate alarak eksper raporlarına azami süre getireceğine inanıyorum. Uygulama yeni başladığından, zamanla bu tür eksikliklerin giderileceği kanaatindeyim.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-hasar-ve-deger-kaybi-talebi-seddknin-05082026-tarihli-sirkuleri-cercevesinde-zorunlu-basvuru-sartinin-degerlendirilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">&gt;&gt; EKSPER RAPORU OLMAKSIZIN HASAR VE DEĞER KAYBI TALEBİ: SEDDK'NIN 05.08.2026 TARİHLİ SİRKÜLERİ ÇERÇEVESİNDE ZORUNLU BAŞVURU ŞARTININ DEĞERLENDİRİLMESİ</span></a></strong></p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" rel="nofollow" title="Rauf Karasu"><img alt="Rauf Karasu" height="480" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" width="861" /></a></p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf Karasu</strong></p>

<p><strong>Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sigorta-tazminat-taleplerinde-eksper-raporu-sunma-zorunluluguna-iliskin-elestirilere-bilimsel-cevaplar-ve-yeni-duzenleme-yapma-onerisi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 14:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/terazi/tokmak-kitaplks.jpg" type="image/jpeg" length="43664"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukukta AI Devriminin Görünmeyen Sorusu: Verimlilik Kimin Cebinde Kalacak?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukukta-ai-devriminin-gorunmeyen-sorusu-verimlilik-kimin-cebinde-kalacak-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukukta-ai-devriminin-gorunmeyen-sorusu-verimlilik-kimin-cebinde-kalacak-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir hukuk bürosunun daha önce on saatte tamamladığı bir işi, yapay zeka sayesinde iki saatte tamamlayabildiğini düşünelim. Ortada sekiz saatlik bir verimlilik kazancı var.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki bu sekiz saatin ekonomik değeri kime ait? Müvekkile daha düşük bir fatura olarak mı dönecek? Hukuk bürosunun kâr marjına mı eklenecek? Yoksa avukat aynı sürede daha fazla dosya üstlenerek bambaşka bir ekonomik model mi yaratacak?</p>

<p>LegalTech tartışmalarında çoğu zaman yapay zekanın ne yapabildiğine odaklanıyoruz. Sözleşme inceleyebiliyor mu? İçtihat tarayabiliyor mu? Dilekçe taslağı oluşturabiliyor mu? Due diligence süresini ne kadar azaltıyor?</p>

<p>Oysa hukuk piyasasının önündeki daha zor soru teknik değil:</p>

<p><strong>Yapay zekanın yarattığı verimlilik nasıl fiyatlandırılacak?</strong></p>

<p>Çünkü teknolojik dönüşümün gerçek ekonomik etkisi, bir işin daha hızlı yapılabilmesinden değil, bu hızın yarattığı değerin üretici ile müşteri arasında nasıl paylaşıldığından doğar.</p>

<p><strong>-Verimlilik artışı fiyat indirimi demek değildir.</strong></p>

<p>Ekonominin birçok alanında teknoloji üretim maliyetini aşağı çeker. Otomasyon, yazılım ve ölçek ekonomisi sayesinde aynı ürün veya hizmet daha az insan emeğiyle, daha kısa sürede ve daha düşük birim maliyetle üretilebilir. Ancak burada sıklıkla gözden kaçırılan bir ayrım var:</p>

<p><strong>Maliyetin düşmesi ile fiyatın düşmesi aynı şey değildir.</strong></p>

<p>Bir şirketin bir ürünü yüzde 40 daha ucuza üretmeye başlaması, o ürünü ertesi gün yüzde 40 daha ucuza satacağı anlamına gelmez. Fiyatın ne kadar düşeceğini rekabet, müşterinin alternatifleri, markanın gücü, pazara giriş engelleri, müşterinin sağlayıcı değiştirme isteği ve hizmetin ne ölçüde farklılaştırılabildiği belirler.</p>

<p>Hukuk hizmetlerinde yapay zeka tartışmasının kilit noktası da tam burada. Bir hukuk bürosunun maliyeti azalabilir ama müvekkilin ödediği bedel aynı kalabilir. Bu durumda yapay zeka hukuki hizmeti ucuzlatmamış olur. Yalnızca hukuk bürosunun ekonomisini iyileştirmiş olur.</p>

<p>Ve aslında önümüzdeki dönemin en önemli pazarlıklarından biri tam olarak bunun üzerinde gerçekleşecek: AI kaynaklı verimlilik artışından kim ne kadar pay alacak?</p>

<p><strong>-Müvekkil avukatın zamanını mı satın alıyor, sonucunu mu?</strong></p>

<p>Saatlik ücret modelinin yapay zeka karşısındaki en önemli açmazı burada ortaya çıkıyor. Geleneksel modelde denklem son derece anlaşılır:</p>

<p>Bir avukat dosya üzerinde çalışır. Harcadığı süre kaydedilir. Bu süre belirli bir saatlik ücretle çarpılır ve müvekkile fatura edilir. Fakat yapay zeka aynı iş için gereken zamanı radikal biçimde azaltmaya başladığında ilginç bir paradoks ortaya çıkıyor. Avukat daha verimli oldukça daha az saat üretirse, saatlik ücret sisteminde teknolojiyi başarılı kullanan hukuk bürosu kendi gelirini azaltmış olabilir. Başka bir ifadeyle sistem, verimliliği cezalandırabilir. Tam da bu nedenle hukuk hizmetlerinin fiyatlandırılmasında şu soruyu daha fazla duymaya başlayacağız:</p>

<p><strong>Müvekkil gerçekten avukatın harcadığı zamanı mı satın alıyor?</strong></p>

<p>Ø Bir birleşme ve devralma işleminde kritik bir sözleşme maddesinin riskini doğru tespit eden avukatın değeri, o tespiti yapmak için geçirdiği üç saat midir?</p>

<p>Ø Bir ceza dosyasında bütün soruşturmanın yönünü değiştirecek bir hukuki ayrıntıyı on dakikada fark eden avukatın yarattığı değer on dakikalık mıdır?</p>

<p>Ø Ya da bir şirketi yıllarca sürebilecek bir uyuşmazlıktan tek bir doğru stratejik hamleyle uzaklaştıran hukuk danışmanının ücreti, klavye başında geçirdiği süreyle mi ölçülmelidir?</p>

<p>Bu sorular aslında yapay zekadan önce de vardı. Yapay zeka sadece onları görmezden gelmeyi zorlaştırıyor.</p>

<p><strong>-Hukuk hizmetinin maliyeti ile değeri arasındaki mesafe açılıyor.</strong></p>

<p>AI çağında hukuk bürolarının en önemli kavramsal değişimlerinden biri, üretim maliyeti ile müşteri değerini birbirinden ayırmak olacak. Bir hukuki görüşün hazırlanmasının büroya maliyeti düşebilir. Ancak o görüşün müvekkil bakımından ekonomik değeri aynı kalabilir, hatta artabilir.</p>

<p>Örneğin milyonlarca liralık bir yatırım kararının hukuki riskini belirleyen bir görüşün hazırlanması yapay zeka sayesinde üç gün yerine üç saatte tamamlanabilir. Fakat bu hız, hukuki görüşün şirket açısından taşıdığı stratejik değeri ortadan kaldırmaz. Bu nedenle “AI kullandınız, daha az zaman harcadınız, o halde daha az ücret almalısınız” yaklaşımı her hukuki hizmet bakımından ikna edici değildir. Fakat bunun tam tersi de doğru değil. “Bizim uzmanlığımız değerli, dolayısıyla AI sayesinde maliyetimiz ne kadar düşerse düşsün fiyat hiç değişmez” yaklaşımı da rekabetçi bir piyasada sonsuza kadar sürdürülebilir olmayabilir. Asıl mesele, hangi hukuki işte müşterinin zamanı, hangi işte çıktıyı ve hangi işte riskin devredilmesini satın aldığıdır.</p>

<p><strong>-Tek bir “hukuk hizmetleri piyasası” yok.</strong></p>

<p>Belki de tartışmanın en büyük hatası hukuk hizmetlerini tek bir kategori gibi değerlendirmek. Oysa standart bir gizlilik sözleşmesinin ilk incelemesi ile milyarlarca dolarlık bir şirket birleşmesinin hukuki stratejisi aynı ekonomik ürün değildir. Benzer şekilde;</p>

<p>-rutin sözleşme kontrolü,</p>

<p>-belge sınıflandırması,</p>

<p>-ilk içtihat taraması,</p>

<p>-standart ihtarname taslağı,</p>

<p>-due diligence dokümanlarının ön incelemesi</p>

<p>gibi işler yapay zeka destekli standartlaşmaya çok daha açıktır.</p>

<p>Buna karşılık bir uyuşmazlığın hangi anda sulhle sonuçlandırılması gerektiğine karar vermek, karşı tarafın gerçek niyetini okumak, müvekkilin ticari öncelikleriyle hukuki riski dengelemek veya yüksek riskli bir dosyada savunma stratejisi oluşturmak kolaylıkla “otomatikleştirilebilir çıktı” kategorisine girmez. Bu ayrım büyüdükçe hukuk piyasasında iki farklı fiyat dinamiği ortaya çıkabilir.</p>

<p><strong>1-Birinci alanda fiyat baskısı artacaktır.</strong></p>

<p>Müvekkil, birbirine yakın kalitede üretilebilen standart bir hukuki çıktı için neden üç kat fazla ödeme yaptığını daha fazla sorgulayacaktır.</p>

<p><strong>2-İkinci alanda ise fiyat değil, güven ve muhakeme gücü belirleyici olmaya devam edecektir.</strong></p>

<p>Çünkü yapay zeka hukuki bilgiye erişimi ucuzlatabilir; ancak doğru zamanda doğru kararı verme sorumluluğunu aynı ölçüde ucuzlatmaz.</p>

<p><strong>-AI belki de hukuki bilgiyi değil, “hukuki üretimi” metalaştıracak.</strong></p>

<p>Burada önemli bir ayrım var. Uzun yıllar boyunca avukatın ekonomik değerinin önemli parçalarından biri bilgiye erişimdi. Hangi içtihadın önemli olduğunu bilmek, hangi mevzuata bakılacağını bilmek, benzer sözleşmelerin nasıl hazırlandığını bilmek ciddi bir mesleki avantajdı. Üretken yapay zeka bu bilgi asimetrisinin belirli bölümünü azaltıyor.</p>

<p>Müvekkiller de artık ilk hukuki araştırmayı yapabiliyor, sözleşmelerini bir AI aracına yükleyebiliyor, olası riskleri sorabiliyor ve hatta avukata gitmeden önce hukuki problemin çerçevesini kabaca oluşturabiliyor. Bu gelişmenin sonucu avukatın gereksiz hale gelmesi değil. Daha farklı bir şey:</p>

<p><strong>Müvekkil, avukattan ne satın aldığını daha fazla sorgulamaya başlayacak.</strong></p>

<p>Bir hukuk bürosu hala büyük ölçüde “bilgiyi bulmak ve belge üretmek” için ücret talep ediyorsa, AI bu hizmetin fiyatı üzerinde ciddi baskı yaratabilir. Ama hukuk bürosunun sattığı şey muhakeme, strateji, risk yönetimi, müzakere ve sorumluluk üstlenmekse fiyat baskısı çok daha sınırlı kalabilir. Bu nedenle gelecekte en değerli hukuk büroları muhtemelen yalnızca AI kullananlar değil, <strong>hangi işlerin artık düşük değerli üretim işi haline geldiğini erken fark edenler</strong> olacak.</p>

<p><strong>-Müvekkil tarafındaki AI, fiyatlandırmayı daha fazla değiştirebilir.</strong></p>

<p>Şimdiye kadar tartışmanın büyük bölümü hukuk bürolarının AI kullanmasına odaklandı. Asıl büyük değişim ise müvekkillerin kullanmasıyla gelebilir. Özellikle kurumsal hukuk departmanlarının kendi LegalTech altyapılarını geliştirmesi, dışarıdan satın alınan hukuki hizmetin niteliğini değiştirebilir.</p>

<p>Şirketin kendi sistemi yüzlerce sözleşmeyi sınıflandırabiliyor, standart riskleri belirleyebiliyor ve ilk değerlendirmeyi oluşturabiliyorsa dış hukuk bürosuna artık “bu 500 belgeyi inceleyin” demeyebilir. Onun yerine:</p>

<p><i>“İşte sistemimizin belirlediği 17 kritik problem. Bize bunların hukuki ve ticari sonuçlarını söyleyin.”</i></p>

<p>diyebilir. Bu durumda hukuk bürosuna gönderilen işin hacmi küçülürken <strong>iş başına düşen uzmanlık yoğunluğu artar.</strong> Bu dönüşüm avukatları daha az değerli değil, bazı alanlarda daha değerli hale getirebilir. Ama faturanın yapısı değişir.</p>

<p><strong>-Saatlik ücret tamamen ortadan kalkar mı?</strong></p>

<p>Muhtemelen hayır. Saatlik ücret belirsiz kapsamlı, uzun süreli ve iş yükünün baştan tahmin edilemediği dosyalarda hala işlevsel bir model. Ancak yapay zeka destekli, tekrarlanabilir ve ölçülebilir işler bakımından aynı model giderek daha fazla sorgulanacaktır. Bunun yerine farklı işlere farklı fiyatlandırmaların uygulandığı hibrit sistemlerin güçlenmesi daha olası:</p>

<p>-Standartlaştırılabilir işler için sabit ücret,</p>

<p>-sürekli danışmanlık için abonelik veya aylık ücret,</p>

<p>-belirli işlem hacimleri için paket fiyatlandırma,</p>

<p>-yüksek stratejik değer taşıyan işler için değer bazlı fiyatlandırma,</p>

<p>-uygun hukuki sınırlar içerisinde sonuç veya ekonomik değerle bağlantılı ücret modelleri.</p>

<p>Böyle bir sistemde yapay zeka yalnızca işi hızlandıran araç olmaktan çıkar. Hukuk bürosunun fiyatlama mimarisinin bir parçasına dönüşür.</p>

<p><strong>-Türkiye'de tablo neden biraz farklı?</strong></p>

<p>Türkiye bakımından bu tartışmayı doğrudan Anglo-Amerikan “billable hour” modeli üzerinden okumak eksik kalır.</p>

<p>Türk hukuk piyasasında saatlik ücretlendirme özellikle kurumsal danışmanlıkta kullanılsa da dava ve bireysel hukuki hizmetlerde dosya bazlı, maktu, aylık danışmanlık ve belirli koşullarda nispi ücret modelleri önemli yer tutuyor.</p>

<p>Üstelik fiyat rekabeti tamamen serbest bir zeminde gerçekleşmiyor. 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi yürürlükte ve Tarife, akdi avukatlık ücretinin belirlenmesinde asgari sınır işlevi görüyor; Tarife altında vekalet ücreti kararlaştırılamıyor.</p>

<p>Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesi de dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belirli bir yüzdesinin ücret olarak kararlaştırılmasına izin verirken bunu yüzde 25 ile sınırlıyor. Dolayısıyla “sonuç bazlı fiyatlandırma” Türkiye'de sınırsızca tasarlanabilecek tamamen serbest bir ticari model değil; mesleğin kendine özgü yasal sınırları içinde değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Türkiye'deki bir diğer önemli fark ise hukuk hizmetlerinin pazarlanması. Hukuk büroları klasik teknoloji şirketleri gibi <i>“aynı ürünü rakibimden yüzde 30 ucuza veriyorum”</i> diyerek agresif müşteri edinme kampanyaları yürütemez. TBB Reklam Yasağı Yönetmeliği çevrimiçi reklam ve iş elde etmeye yönelik çeşitli davranışlar bakımından açık sınırlamalar getiriyor; 2026 yılında da reklam yasağı ihlallerini takip etmek üzere TBB bünyesinde özel bir merkez oluşturuldu. Bu nedenle Türkiye'de AI kaynaklı fiyat rekabetinin gelişimi klasik bir SaaS veya e-ticaret piyasası gibi olmayacaktır. Fakat bu, değişim olmayacağı anlamına gelmez. Değişim muhtemelen açık “fiyat savaşlarından” çok, <strong>aynı ücret karşılığında daha fazla hizmet verilmesi, daha hızlı teslim, farklı paketlerin oluşturulması, kurumsal abonelik modelleri ve daha öngörülebilir bütçeler</strong> üzerinden gelecektir.</p>

<p><strong>-Asıl rekabet “kim daha ucuz?” olmayabilir.</strong></p>

<p>Burada hukuk büroları açısından kritik bir stratejik hata riski görüyorum. AI dönüşümünü yalnızca “maliyetleri azaltalım” projesi olarak görmek kısa vadede kârlılığı artırabilir. Ancak rakip bir hukuk bürosu aynı teknolojiyi kullanıp verimlilik kazancının bir kısmını müvekkile aktarmaya karar verdiğinde denklem değişir. Örneğin iki büro aynı hukuki çalışmayı benzer kalitede sunabiliyorsa ve biri:</p>

<p><i>“Bu süreç eskiden üç hafta sürüyordu; yeni çalışma modelimizle beş günde tamamlıyoruz ve ücreti de daha öngörülebilir hale getirdik.”</i></p>

<p>diyebiliyorsa, AI artık arka ofis teknolojisi olmaktan çıkmıştır. Rekabet stratejisine dönüşmüştür. Bunun sonucunda önümüzdeki yıllarda hukuk büroları arasındaki fark yalnızca “kim daha iyi AI kullanıyor?” sorusuyla ölçülmeyebilir. Daha önemli soru şu olabilir:</p>

<p><strong>Kim yapay zekanın yarattığı verimliliği müvekkilin anlayabileceği bir ekonomik değere dönüştürebiliyor?</strong></p>

<p><strong>-Hukuki hizmetin yeni fiyatı</strong></p>

<p>Yapay zekanın hukuk hizmetlerini otomatik olarak ucuzlatacağı düşüncesi fazla basit. Aynı şekilde hukuk bürolarının AI sayesinde elde ettikleri bütün verimlilik kazancını süresiz biçimde kendi bünyelerinde tutabileceklerini düşünmek de fazla iyimser. Gerçek sonuç işin niteliğine göre değişecek. Standartlaşan işlerde teknoloji fiyatları aşağı çekebilir. Stratejik ve yüksek riskli işlerde ise teknoloji fiyatı azaltmak yerine avukatın kapasitesini ve dolayısıyla yarattığı değeri artırabilir. Bu nedenle geleceğin temel ayrımı “AI kullanan avukat / kullanmayan avukat” olmayabilir. Daha anlamlı ayrım şurada ortaya çıkacaktır:</p>

<p><strong>Zamanını satan hukuk büroları ile yarattığı değeri fiyatlandırabilen hukuk büroları.</strong></p>

<p>Ve belki de asıl dönüşüm burada başlayacak. Çünkü önümüzdeki dönemde hukuk bürolarının karşısındaki en zor soru hangi yapay zeka aracını satın alacakları değil. Şu olacak:</p>

<p><strong>Bir işi beş saat yerine otuz dakikada yapabiliyorsak, aradaki dört buçuk saatin ekonomik değerini kimin hesabına yazacağız?</strong></p>

<p>Müvekkilin mi? Hukuk bürosunun mu? Yoksa her ikisinin de kazandığı tamamen yeni bir hukuk hizmeti modelinin mi?</p>

<p>Yapay zekanın hukuk piyasasını gerçekten dönüştürüp dönüştürmeyeceğini, teknolojinin ne kadar güçlü olduğundan çok <strong>hukuk bürolarının bu yeni verimliliği nasıl fiyatlandırdığı ve müvekkillerin hangi hukuki değer için ne kadar ödemeye razı olduğu belirleyecek.</strong></p>

<p></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fatma-tokat" title="Av. Fatma TOKAT"><img alt="Av. Fatma TOKAT" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/fatma-tokat.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fatma-tokat" title="Av. Fatma TOKAT">Av. Fatma TOKAT</a></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukukta-ai-devriminin-gorunmeyen-sorusu-verimlilik-kimin-cebinde-kalacak-1</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/baro/yapay-avukat-k51.jpg" type="image/jpeg" length="29768"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EKSPER RAPORU OLMAKSIZIN TAHKİM BAŞVURUSU MÜMKÜN MÜ?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-tahkim-basvurusu-mumkun-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-tahkim-basvurusu-mumkun-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SEDDK'nın 2026/02 Sayılı Sirkülerine ve Sirküleri Destekleyen Görüşe Eleştirel Bir Bakış]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. GİRİŞ</strong></p>

<p>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), 1 Ağustos 2026'da yürürlüğe giren yeni trafik sigortası rejiminin henüz ilk haftasında, 5 Ağustos 2026 tarihli ve 1862 sayılı Kurul Kararı ile "Motorlu Araç Sigortaları Kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonuna Yapılacak Başvurular Hakkında Kurum Sirküleri"ni (2026/02) yayımlamıştır. Sirküler; kara araçları kasko sigortası ile karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası uyuşmazlıklarında, Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurunun ön şartı olan "uyuşmazlığın doğması" olgusuna yeni bir yorum getirmektedir.</p>

<p>Sirkülerin yayımlanmasının hemen ardından, <a href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-hasar-ve-deger-kaybi-talebi-seddknin-05082026-tarihli-sirkuleri-cercevesinde-zorunlu-basvuru-sartinin-degerlendirilmesi" rel="dofollow">Prof. Dr. Rauf Karasu tarafından kaleme alınan ve sirküleri destekleyen bir değerlendirme yayımlanmıştır</a> (Karasu, 2026). Anılan çalışma, eksper raporu olmaksızın yapılan başvuruların usulüne uygun sayılmaması ve dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiği görüşünü savunmaktadır.</p>

<p>Bu çalışmada; hem sirkülerin hem de sirküleri destekleyen görüşün, normlar hiyerarşisi, Yargıtay'ın yerleşik "tamamlanabilir dava şartı" içtihadı ve hak arama hürriyeti çerçevesinde eleştirisi yapılmakta; uygulamada ortaya çıkabilecek sonuçlar değerlendirilmektedir. Baştan belirtmek gerekir ki eleştirilerimiz görüşlere yöneliktir; sirküleri destekleyen değerlendirmenin konuya kazandırdığı akademik derinlik saygıyla teslim edilmektedir.</p>

<p><strong>II. SİRKÜLERİN GETİRDİĞİ DÜZENLEME</strong></p>

<p>Sirkülerin özü şu şekilde ifade edilebilir: Sigorta kuruluşu, ilgili mevzuatta öngörülen süre içinde eksper atamasını gerçekleştirmiş ve eksper raporu "sigortacıya yüklenemeyecek etkenler" nedeniyle henüz tamamlanmamışsa; başvurunun olumsuz sonuçlandığı veya sigortacının cevabının talebi karşılamadığı — başka bir deyişle uyuşmazlığın doğduğu — kabul edilmeyecektir.</p>

<p>Düzenlemenin pratik sonucu açıktır: Eksper raporu tamamlanmadıkça zarar görenin Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurusu "uyuşmazlık yok" gerekçesiyle sonuç doğurmayacak; tahkim yolu, raporun tamamlanmasına — yani zarar görenin kontrolünde olmayan bir sürece — bağlanmış olacaktır. 1 Ağustos 2026 rejiminde eksperin taraflarca değil merkezi dijital sistem üzerinden atandığı hatırlandığında, bu bağlanmanın ağırlığı daha iyi anlaşılır.</p>

<p><strong>III. SİRKÜLERİ DESTEKLEYEN GÖRÜŞ</strong></p>

<p>Karasu'ya göre; Trafik Sigortası Genel Şartları Ek:6'da eksper raporu zorunlu belgeler arasında sayılmıştır ve belirli hasar tutarlarında eksper ataması zorunludur. Gerçek zarar ilkesi gereği tazminatın hesaplanabilmesi için gerekli belgelerin sunulması fiilen zorunludur. Eksik belgeyle yapılan başvuru, hiç başvuru yapılmamış olmakla eşdeğerdir; bu nedenle eksper raporu olmaksızın yapılan başvurular usulüne uygun sayılmamalı ve dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmelidir. Yazar bu görüşünü; zincirleme davalara ve eksik engellilik raporuyla yapılan başvurulara ilişkin Yargıtay kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 97'deki başvuru şartını Anayasa'ya uygun bulan kararına dayandırmakta; mekanizma işletilmeden başvuru yapılmasını dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirmektedir (Karasu, 2026).</p>

<p>Aşağıda açıklanan gerekçelerle bu görüşe katılma imkânı bulamadığımızı ifade etmeliyiz.</p>

<p><strong>IV. ELEŞTİRİLER</strong></p>

<p><strong>A. Sirkülerle Dava (Başvuru) Şartı Yaratılamaz</strong></p>

<p>Hak arama hürriyeti ancak kanunla sınırlanabilir (Anayasa m. 13, m. 36). Dava şartları 6100 sayılı HMK m. 114'te ve özel kanunlarda düzenlenir. KTK m. 97'nin aradığı tek koşul, dava yoluna gitmeden önce sigortacıya "yazılı başvuruda" bulunulmasıdır; kanun koyucu başvurunun hangi belgelerle yapılacağına ilişkin bir koşul öngörmemiştir. Tahkim yolunu düzenleyen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30 da başvuru hakkını, sigortacıya yapılan başvurunun kısmen veya tamamen olumsuz sonuçlanması olgusuna bağlamıştır; genel şartlar uyarınca başvuruya on beş iş günü içinde cevap verilmemesi de bu kapsamdadır.</p>

<p>SEDDK sirküleri ise idari bir düzenleyici işlemdir ve normlar hiyerarşisinde kanunun altındadır. "Eksper raporu tamamlanmadıkça uyuşmazlık doğmamış sayılır" demek, kanunda bulunmayan olumsuz bir başvuru koşulunu idari işlemle ihdas etmektir. İdare, kanunla tanınmış tahkim hakkının kullanımını kendi işlemiyle erteleyemez ve daraltamaz.</p>

<p>Sirküleri destekleyen görüşün dayandığı Anayasa Mahkemesi kararı da bu sonucu değiştirmemektedir. Tam aksine; Anayasa Mahkemesi'nin KTK m. 97'deki başvuru şartını Anayasa'ya uygun bulmasının temel gerekçesi, şartın basit, külfetsiz ve zarar görenin kendi kontrolünde bir ön adım olmasıdır. Bu basit ön adımın, sigortacının ve merkezi atama sisteminin kontrolündeki bir sürecin (eksper raporunun tamamlanmasının) gerçekleşmesi koşuluna bağlanması, anayasallık denetiminden geçen dengeyi tam da o denetimin gerekçesi aleyhine bozmaktadır.</p>

<p><strong>B. Yargıtay'ın Yerleşik Çizgisi: Eksik Belgeyle Başvuru, Tamamlanabilir Dava Şartıdır</strong></p>

<p>"Eksik belgeyle başvuru, hiç başvurmamaya eşdeğerdir" tezinin en zayıf yönü, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin güncel içtihadıyla açıkça çelişmesidir. Daire, eksik veya kusurlu belgeyle sigortacıya yapılan başvuruyu geçerli saymakta; eksikliği yargılama içinde giderilebilecek (tamamlanabilir) bir dava şartı olarak nitelendirmektedir.</p>

<p>Nitekim 4. Hukuk Dairesi'nin 06.01.2025 tarihli kararına konu olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyeti, sigortacıya usulüne uygun belgelerle başvuru yapılmadığı gerekçesiyle başvuruyu usulden reddetmiş, İtiraz Hakem Heyeti de KTK m. 97 ve HMK m. 115/2'ye dayanarak bu sonucu onamıştır. Yargıtay kararı oy birliğiyle bozmuş; hakem heyetinin usulden ret yerine eksik tedavi evrakını tamamlatması, çelişkili raporları irdelemesi, gerekirse yeni sağlık kurulu raporu aldırması ve işin esası hakkında karar vermesi gerektiğini belirtmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023282-e-20255-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 2023/282 E., 2025/5 K., 06.01.2025).</a></p>

<p>Aynı Dairenin 24.04.2025 tarihli kararında ise; kaza tarihi mevzuatına uygun sağlık kurulu raporu sunulmadan yapılan başvurunun dava şartını sağlamadığı savunması reddedilerek esastan verilen tahkim kararı onanmıştır. Karardaki karşı oy dahi çoğunluğun yerleşik yaklaşımını şu sözlerle teslim etmektedir: "hiç başvuru olmaması halinde bu durumun yargılama sırasında tamamlanabileceği kabul edilmezken, eksik ve hatalı belge ile başvurulmasının tamamlanabileceği benimsenmektedir" <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313060-e-20256574-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD, 2023/13060 E., 2025/6574 K., 24.04.2025).</a> Başka bir deyişle, sirküleri destekleyen görüşün savunduğu yaklaşım Yargıtay'da ancak karşı oy düzeyinde kendine yer bulabilmektedir.</p>

<p>Kaldı ki HMK m. 115/2 dahi, tamamlanabilir dava şartı eksikliğinde öncelikle kesin süre verilmesini emreder; doğrudan usulden ret, kanunun sistematiğinde son çaredir.</p>

<p><strong>C. Eksper Raporu, Zarar Görenin Elinde Olmayan Bir Belgedir</strong></p>

<p>Yeni rejimde eksper, taraflarca değil merkezi dijital sistem üzerinden otomatik olarak atanmaktadır. Zarar gören eksperi seçemez, raporun yazım takvimini etkileyemez. Böyle bir belgeyi tahkim başvurusunun fiilî ön şartı hâline getirmek, hak arama hürriyetinin kullanımını üçüncü kişilerin iş yüküne ve performansına bağlamak anlamına gelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sirkülerdeki "sigortacıya yüklenemeyecek etkenler" ölçütü ise belirsizdir. Eksper yoğunluğu, sistem arızası, parça fiyatının veya servis evrakının beklenmesi gibi hangi gecikmelerin sigortacıya "yüklenemeyeceğini" ilk elden yine sigortacı ileri sürecek; zarar gören, Komisyon önünde bir de bu ön meseleyi tartışmak zorunda kalacaktır. Oysa kanuni çerçeve nettir: Trafik sigortasında tazminat, gerekli belgelerin iletilmesinden itibaren sekiz iş günü içinde muaccel olur (KTK m. 99); başvuruya on beş iş günü içinde cevap verilmemesi hâlinde uyuşmazlık doğmuş sayılır ve tahkim yolu açılır. Bu süreler dolduğunda temerrüt faizi işlemeye başlar. Sirkülerin öngördüğü belirsiz bekleme, muacceliyet ve temerrüt rejimini idari işlemle askıya almak sonucunu doğurur; bekleyişin zamanaşımı ve delillerin korunması bakımından yaratacağı riskler ise tümüyle zarar görenin üzerinde kalmaktadır.</p>

<p>Belirtmek gerekir ki eksper raporu bir delildir; dava veya başvuru şartı değildir. Tahkim ve mahkeme aşamasında hasar ve değer kaybı, zaten bağımsız bilirkişi incelemesiyle tespit edilmektedir. Raporun gecikmesi, delilin sonradan ikamesi mümkünken hakkın kullanımını ertelemenin gerekçesi yapılmamalıdır.</p>

<p><strong>D. İstisnai Kötüye Kullanım Örneklerinden Genel Kural Üretilemez</strong></p>

<p>Sirküleri destekleyen görüşün dürüstlük kuralına ilişkin argümanı, dayandığı örnekler bakımından anlaşılabilirdir: Aynı zarar için parça parça açılan zincirleme davalar veya hiçbir tıbbi belge olmaksızın yapılan maluliyet başvuruları gibi uç örneklerde yargı organlarının Türk Medeni Kanunu m. 2'ye başvurması yerindedir. Ancak buradan, "eksper raporu tamamlanmadan başvuran herkes hakkını kötüye kullanmaktadır" genellemesine ulaşılamaz. Dürüstlük kuralı, somut olayın özelliklerine göre uygulanan bir istisna hükmüdür; istisnadan hareketle tüm zarar görenler aleyhine soyut ve genel bir erişim engeli kurgulamak, kural ile istisnanın yerini değiştirmek olur. Aracı serviste bekleyen, tedavi masrafı biriken bir zarar görenin bir an önce tahkime başvurmasında kötüye kullanılan bir hak değil, korunmaya çalışılan bir hak vardır.</p>

<p>Aynı gözlem düzenleyici kurum bakımından da geçerlidir: SEDDK, 2026/01 sayılı sirkülerinde hasar araştırmacılarının yetki alanını sınırlandırarak sigortalıyı koruyan isabetli bir adım atmışken; 2026/02 sayılı sirkülerle bu kez başvuru kapısını daraltan bir tercih yapmıştır. Tahkim istatistiklerinde başvuruların önemli bölümünün sigorta kuruluşları aleyhine sonuçlandığı bir ortamda, erişimi daraltan bir düzenlemenin kimin yükünü hafifleteceği sorusu üzerinde düşünülmeye değerdir.</p>

<p><strong>V. UYGULAMAYA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>Sirkülerin ilk yargısal denetimlere kadar uygulamada etki doğurması muhtemeldir. Bu dönemde zarar görenler bakımından şu hususlar önem taşımaktadır: (i) Sigortacıya başvurunun, eldeki tüm belgelerle ve tarihi ispatlanabilir bir yolla yapılması; (ii) eksper atama tarihinin, ekspere ulaşan evrakın ve geçen sürenin yazılı olarak takip edilmesi — "sigortacıya yüklenemeyecek etken" iddiasının karşı delilinin süreç içinde oluşturulması; (iii) on beş iş günlük cevap süresinin dolmasının, kanun ve genel şartlar düzeyinde uyuşmazlığın doğduğu anlamına geldiğinin başvurularda açıkça işlenmesi; (iv) sirküle dayalı usulden ret kararlarına karşı, yukarıda anılan içtihat çizgisinin itiraz ve temyiz aşamalarında ileri sürülmesi. Hakem heyetleri ve mahkemeler, önlerindeki uyuşmazlıkta kanunu uygulamakla yükümlü olup kanuna aykırı gördükleri idari düzenlemeyi somut uyuşmazlıkta uygulamama yetkisine sahiptir.</p>

<p><strong>VI. SONUÇ</strong></p>

<p>Eksper raporu bir delildir; dava veya başvuru şartı değildir. Kanunda bulunmayan bir başvuru engelinin idari işlemle ihdası, normlar hiyerarşisiyle ve hak arama hürriyetinin kanunilik güvencesiyle bağdaşmaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı, eksik belgeyle yapılan başvuruyu tamamlanabilir bir dava şartı saymakta ve usulden ret yerine eksikliğin yargılama içinde giderilmesini aramaktadır. Sirkülerin öngördüğü bekleme rejiminin ilk ciddi yargısal denetimde aşınacağı kanaatindeyiz. O güne kadar uyuşmazlığın taraflarına düşen, süreci belgeli ve kanuni çerçeveye uygun yürütmektir; öğretiye düşen ise — sirküleri destekleyen değerli görüş dâhil — bu tartışmayı zenginleştirmektir. Zira gerçekler, fikirlerin çatışmasından ortaya çıkar.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/melih-kucukcankurtaran.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Av. Melih Küçükcankurtaran</strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">- Anayasa Mahkemesi'nin KTK m. 97'ye ilişkin norm denetimi kararı ve 6100 sayılı HMK, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 2918 sayılı KTK ilgili hükümleri.</span></p>

<p><span style="color:#999999">- Karasu, R. (2026).</span><span style="color:#2980b9"> </span><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-hasar-ve-deger-kaybi-talebi-seddknin-05082026-tarihli-sirkuleri-cercevesinde-zorunlu-basvuru-sartinin-degerlendirilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">"Eksper Raporu Olmaksızın Hasar ve Değer Kaybı Talebi: SEDDK'nın 05.08.2026 Tarihli Sirküleri Çerçevesinde Zorunlu Başvuru Şartının Değerlendirilmesi"</span></a></strong><span style="color:#999999">, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-hasar-ve-deger-kaybi-talebi-seddknin-05082026-tarihli-sirkuleri-cercevesinde-zorunlu-basvuru-sartinin-degerlendirilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999">, (Erişim: 08.08.2026).</span></p>

<p><span style="color:#999999">- SEDDK (2026). Motorlu Araç Sigortaları Kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonuna Yapılacak Başvurular Hakkında Kurum Sirküleri (2026/02), Kurul Kararı No: 1862, 05.08.2026.</span></p>

<p><span style="color:#999999">- SEDDK (2026). Hasar Araştırmacıları Hakkında Kurum Sirküleri (2026/01), Kurul Kararı No: 1846, 29.07.2026.</span></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023282-e-20255-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2023/282 E., 2025/5 K., 06.01.2025</span></a><span style="color:#999999"> </span></strong></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313060-e-20256574-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2023/13060 E., 2025/6574 K., 24.04.2025 </span></a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-tahkim-basvurusu-mumkun-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/terazisd.jpg" type="image/jpeg" length="37278"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/13060 E., 2025/6574 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313060-e-20256574-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313060-e-20256574-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 24.04.2025 tarihli, 2023/13060 E., 2025/6574 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/13060 E., 2025/6574 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/683 E., 2023/684 K.<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : 2023/İHK-44603</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... nezdinde trafik sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketiyle gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp belirsiz alacak davası olarak toplam 8.001,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri ve tedavi giderinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru şartının gerçekleşmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüyle toplam 287.951,53 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri ve tedavi giderinin 01.10.2022 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz ile davalıdan tahsiline, geçici iş göremezlik tazminatı ve rapor ücreti talebinin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazının kabulüyle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine, davalı vekilinin diğer itirazlarının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru şartının gerçekleşmediğini, öncelikle taşımacılık sigortacısına başvuru yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, hesaplamada hatalı metod kullanıldığını, hesaplanan tazminattan davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim yapılmasını, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadıklarını, faiz ve vekalet ücreti konusunda hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu bedensel zarara dayalı tazminat talebine ilişkindir.</p>

<p>Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,<br />
Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine,<br />
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,<br />
24.04.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.</p>

<p><strong>KARŞI OY</strong></p>

<p>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması bir dava şartıdır(HMK 114/2).</p>

<p>KTK 97. madde değişikliği ile sigorta şirketine başvurunun dava şartı haline getirilmesinin amacı zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava yoluna gitmeden önce rizikonun gerçekleştiği konusunda bilgisi olmayan ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulmasının sağlanması suretiyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargıya taşınmadan çözülmesi böylece hem talepte bulunanın tazminat alacağına bir an önce kavuşmasının temini hem de yargının iş yükünün azaltılmasıdır.</p>

<p>Dava şartı başvurunun yerine getirildiğinin kabul edilebilmesi için başvurunun nasıl ve hangi belgelerle birlikte yapılacağına ilişkin Kanun’da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak düzenlemenin az yukarıda açıklanan amacının gerçekleşebilmesi ve sigorta kuruluşunun sorumlu olup olmadığını, sorumlu ise hangi miktarda sorumlu olduğunu belirleyebilmesi için başvurunun asgari bilgi ve belgeleri içermesi gerektiği benimsenmelidir. Aksi halde yasak savma kabilinden yapılacak başvurular amaca ulaşılmasını engelleyeceği gibi süreci uzatması sebebiyle tarafların menfaatlerine de aykırı olacaktır.</p>

<p>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın tazminat ve giderlerinin ödenmesi başlıklı B2 maddesinde “sigortacı; hak sahibinin kaza veya zararın tespit edilebilmesi için bu genel şartlar ekinde yer alan gerekli tüm belgeleri sigortacının merkez veya şubelerinden birine ilettiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde tazminatı hak sahibine öder. Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisini hak sahibinden ya da başka kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar. Sigortacı hak sahibinden münhasıran hak sahibinin tazminat hakkını etkileyen bilgi ve belgeleri talep edebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu genel şartların ekinde yer alan ve başvuru sırasında sigorta şirketine sunulması gereken belgeler ise “Bedeni Zararlar Sürekli Sakatlık Halinde” (1) 30.03.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu (2) Hak sahibi gerçek kişiler için T.C kimlik numarası (3) Kaza raporu (4) Mağdura ait son 3 aylık döneme ilişkin ücret belgesi (5) Hak sahibine ait banka hesap bilgileri olarak belirlenmiştir. Bu şekilde bir düzenleme olmasaydı bile anılan belgelerin hak sahibinin zararı olup olmadığını, varsa zararın kapsamını tayin hususunda gerekli olduğu açıktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Somut olayda; Davalı ... şirketine başvuru yapılırken kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmış sağlık kurulu raporu sunulmadığı, Davalı ... şirketince eksik belgeyle başvuru yapılmasından dolayı ödeme yapılamayacağının, eksik belgelerin tamamlanarak iletilmesi halinde talebin değerlendirileceğinin davacıya bildirildiği, buna rağmen yazı gereği yerine getirilmeden tahkim başvurusunun yapıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmış bir sağlık kurulu raporu, mevcut olmaksızın yapılan başvurunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesindeki düzenlemenin hem lafzına, hem de ruhuna aykırı olduğu açıktır.</p>

<p>Dairemiz sayın çoğunluğunca da gerekli belgelerle sigorta şirketine başvurulması dava şartı olarak kabul edilmektedir. Ancak hiç başvuru olmaması halinde bu durumun yargılama sırasında tamamlanabileceği kabul edilmezken, eksik ve hatalı belge ile başvurulmasının tamamlanabileceği benimsenmektedir. Bu görüşe katılma imkanı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava şartına ilişkin her eksiklik şayet tamamlanması caiz ise ancak ait olduğu aşamada tamamlanabilir. Sonraki bir aşamada tamamlanması eksik olduğu aşamadaki sakatlığı gidermez. Sigorta kuruluşuna başvuru aşamasında tamam olması veya tamamlanması gereken belgelerin eğer bu belgelerin mevcudiyeti dava şartının bir unsuru olarak kabul ediliyor ise bu aşamada tamamlanması gerekir. Sigorta kuruluşuna başvuru aşaması geçildikten ve mahkeme/tahkim aşamasına gelindikten sonra sigorta şirketine usulüne uygun şekilde ibraz edilmesi gereken belgelerin tamamlanması dava şartı eksikliğini gidermez. Bu şekilde dava şartı eksikliğinin tamamlanabileceğinin kabul edilebilmesi için (bizce böyle bir çözüm tarzı da yerinde olmamakla birlikte) yargılamanın durdurulması, eksik olan belgeler tamamlandıktan sonra bu belgelerle birlikte sigorta şirketine başvurması için davacıya (hak sahibine) süre verilmesi, süresi içinde yapılan başvuru sonucunda ödeme gerçekleşmiş ise davanın usulden reddine karar verilmesi, ödeme gerçekleşmemiş ise davaya kaldığı yerden devam edilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerekir. Daire çoğunluğunca bir taraftan tamamlanabilir dava şartı olarak kabul edilip öbür taraftan bu dava şartının ilgisiz bir aşamada tamamlanabileceğinin kabul edilmesi çelişkili olduğu gibi hiç başvuru yapılmaması şeklindeki usuli eksikliğin tamamlanamayacağının ancak gerekli belgeler olmaksızın yapılan başvurudaki usuli eksikliğin tamamlanabileceğinin kabul edilmesi de çelişkilidir.</p>

<p>Açıklanan tüm bu sebeplerle, İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerektiğini düşündüğümden aksi yönde tezahür eden çoğunluk görüşüne katılamıyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313060-e-20256574-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aa.jpeg" type="image/jpeg" length="79832"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/282 E., 2025/5 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023282-e-20255-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023282-e-20255-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 06.01.2025 tarihli, 2023/282 E., 2025/5 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay,</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/282 E., 2025/5 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><br />
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/1044 E., 2022/1045 K.<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : 2022/İHK-62658<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : K-2022/220001</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sevk ve idaresindeki araçla davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 08.01.2020 tarihli trafik kazasında davacının yaralandığını ve maluliyeti oluştuğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalarak 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatıının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığını,kusurun davacıda olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin tarihi ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; dosya kapsamı göre davalıya usulüne uygun belgelerle başvuru yapılmadığı gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilgili sigortacıya yazılı başvuruda bulunulmasının zorunlu olduğu, sigortaya müracaat edilirken sunulması gereken belgeler arasında usulüne uygun düzenlenmiş maluliyet raporu ibraz edilmediği ve tahkimden önce sigorta şirketine usulüne uygun müracaat edilmediği, KTK'nın 97. ve HMK'nın 115/2. maddeleri uyarınca Uyuşmazlık Hakem Heyetince istemin usulden reddine karar verilmesinin sonucu itibarıyla yerinde olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada bulunan raporun mevzuata uygun olduğunu, aksi kanaatte olunması halinde ise söz konusu eksikliğin tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olması nedeniyle, İtiraz Hakem Heyetince eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi ve eksikliğin giderilip giderilmediği tespit edildikten sonra hüküm verilmesi gerektiğini belirtmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.</p>

<p>11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 22.08.2019 tarihinde meydana gelmiştir.</p>

<p>Dosyanın incelenmesinde; dosya içerisinde bulunan ve davacı tarafından sunulan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 28.09.2020 tarihli raporda alt ekstremite yaralanması nedeniyle engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılacağı yönündeki düzenleme dikkate alınmadan düzenlenmişse de %8 maluliyet tespit edilmiştir. Davacı tarafça son tahkim başvurusunda dosyaya sunulan ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğü Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 26.11.2021 tarihli kurul raporu hüküm kurmaya elverişli ise de bu raporda da davacıda oluşan "Kas iskelet sistemi arızası" yürüyüş bozukluğu için %8, skar nedeniyle de %5 olmak üzere Balthazard formülü ile toplam %13 maluliyet bulunduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Yargılama makamlarınca çelişkili raporlardan birine neden itibar edildiği, diğer raporun neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya her iki rapor arasındaki çelişkiyi gideren üçüncü bir rapor alınmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,<br />
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,<br />
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,<br />
06.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-2023282-e-20255-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aaa.jpeg" type="image/jpeg" length="66372"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Terörsüz Türkiye Yasası teklifi' Adalet Komisyonu'nda kabul edildi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/terorsuz-turkiye-yasasi-teklifi-adalet-komisyonunda-kabul-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/terorsuz-turkiye-yasasi-teklifi-adalet-komisyonunda-kabul-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Adalet Komisyonu'nda, 'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda 'çerçeve yasa' olarak bilinen, 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi' kabul edildi. Teklifin pazartesi günü genel kurulda görüşülmesi bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TBMM Adalet Komisyonu, 'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında hazırlanan 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ni görüşmek üzere AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında dün toplandı. Yaklaşık 18 saat süren görüşmelerin ardından teklif, komisyonda kabul edildi.</p>

<p><strong>SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMALARDA ERTELEME</strong></p>

<p>Teklifin yasalaşması halinde, örgüt faaliyetine katılan örgüt mensuplarının üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis, müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlar ile ilgili yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 10 yıl ertelenecek. 5 yıl erteleme kararı verilen örgüt mensuplarının 2 yıl, 10 yıl ertelemelerde ise 3 yıl hak yoksunluğu sürecek. Erteleme kararı, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, kovuşturmada ise yargılamayı gerçekleştiren mahkeme tarafından verilecek. Bu süre boyunca zamanaşımı işlemeyecek ve erteleme kararlarına itiraz edilebilecek. Bu sürede terör suçlarından birinin işlenmesi halinde erteleme kararı kaldırılacak. Ardından soruşturma ve kovuşturmaya devam edilecek ve yargılama süreci sonunda verilen mahkumiyet kararı ertelenmeyecek. Süre içerisinde terör suçu işlemeyenler için kovuşturma yapılmayacak. MGK kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından önce işlenen ve teklif kapsamına giren suçlar ile ilgili süreç Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında kurulacak kurulun iznine bağlanacak.</p>

<p><strong>HÜKÜM VERİLENLER İÇİN ERTELEME</strong></p>

<p>Erteleme kararları bir sisteme kaydedilecek ve istenmesi halinde Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından talep edilmesi halinde, örgüt mensubunun süre içinde terör suçu işleyip işlemediğine dair sürecin tespiti için kullanılabilecek. Diğer taraftan örgüt faaliyeti nedeniyle mahkum olan örgüt mensuplarına yönelik düzenleme yapılacak. Buna göre; 15 yıl ve daha az hapis cezası alanlara 5 yıl, 15 yıl ve daha fazla hapis cezası ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların infazı 10 yıl ertelenebilecek. Aynı şekilde erteleme süreci kapsamında tahliye olup ilgili kanunlarda yer alan maddeler uyarınca terör suçu işleyenlerin erteleme kararı kaldırılıp, ceza infazına devam edilecek. Örgüt mensubu suç işlemezse ceza infaz edilmiş sayılacak.</p>

<p><strong>KURUL OLUŞTURULACAK</strong></p>

<p>Sürecin takip edilmesi için Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden oluşan kurul oluşturulacak. Kurul ihtiyaç halinde alt komisyonlar oluşturabilecek ve gerekli görülen kişileri toplantılara davet edebilecek. Kurul, çalışmaları hakkında TBMM'yi düzenli olarak bilgilendirecek. Kurul, yapacağı dönemsel değerlendirmeler neticesinde adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunabilecek. Öte taraftan TBMM'de ise İzleme Kurulu oluşturulacak.</p>

<p><strong>6 AY İÇİNDE BAŞVURABİLECEKLER</strong></p>

<p>Kanun teklifiyle örgüt mensupları Türkiye'ye gelirken yanında getirdikleri veya söyleyecekleri silah, mühimmat ve malzemeler kayıt altına alınacak. Uygulamadan İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı sorumlu olacak. Örgüt mensupları MGK kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını takiben 6 ay içerisinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıkları ile görev verilen kurumlara yazılı olarak başvuracak. Başvuru yapmayan kişiler ile ilgili yargılama ve infaz süreçleri devam edecek. Kanun teklifi ile 'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında görev alan kişiler için hukuki, idari veya cezai sorumluluk doğmayacak.</p>

<p>Komisyonda kabul edilen teklifin pazartesi günü TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>KOMİSYON GÖRÜŞMESİ</strong></p>

<p>TBMM Adalet Komisyonu dün toplantıya başlamadan önce salonun dışında izdiham yaşandı. Düzenlemeye itiraz eden İYİ Parti milletvekilleri bir an önce salonun açılması için ısrarlı oldu. İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş ile Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu; Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel gelmeden önce salonu açtırmak için büyük çaba gösterdi. Türkeş, AK Partililere bağırarak tepki gösterirken Türkoğlu da zaman zaman kapıyı yumruklayarak açtırmaya çalıştı. Salon açıldığında da izdiham devam etti. Komisyon üyelerinin çoğunluğu yerlerine otururken, üye olmayıp katılan milletvekillerinin çoğu toplantıyı ayakta takip etti. Yeni Yol Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin ve İYİ Partili üyeler “usul” açısından toplantının yapılamayacağını savundu.</p>

<p><strong>KARDEŞLİK KAZANSIN</strong></p>

<p>Toplantıyı açan Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, usul tartışması ve Anayasa’ya aykırılık taleplerini işleme alacağını, teklifin her ayrıntısının “kelime kelime” görüşüleceğini söyledi. Yüksel “Yasama tarihimizin en önemli ve en kritik kanun tekliflerinden birini görüşüyoruz. Hepimiz aynı bayrağın altında, aynı hukukun güvencesinde geleceğimizi birlikte kuruyoruz. Şimdi önümüzde daha büyük bir hedef var: İnsanımızın enerjisini çatışmaya değil üretime yöneltmek; gençlerimizin hayallerini korkuyla değil; başarıyla büyütmek. Evlatlarımız değil, silahlar toprağa gömülsün. Ayrılık değil kardeşlik kazansın” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>GÜL: TARİH CESARETLE YAZILIR</strong></p>

<p>İlk imza sahipleri arasından teklifi sunan AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül de imza sayısının 367’ye çıktığını açıkladı. Gül şunları söyledi: “Bu yasa ile silahlar susacak, demokrasi ve adalet güçlenecektir. Terörsüz Türkiye bir pazarlık ve al-ver sürecinin neticesinde ortaya çıkmamış, tamamen toplumumuzun beklentisi ile başlatılmıştır” dedi.</p>

<p><strong>YASANIN DÖRT TEMEL AYAĞI</strong></p>

<p>Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, teklifin dört ana unsurunu şöyle anlattı:</p>

<p>- “Birincisi teklif bir af düzenlemesi değildir. Mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu kaldıran bir düzenleme söz konusu değildir. Devam eden soruşturma ve kovuşturmalar ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını korumaktadır.</p>

<p>- İkincisi; kişiye özgü bir düzenleme değildir. Öngörülen mekanizmalar; kişisel değerlendirmelere değil, kanunda açıkça belirlenen objektif şartlara, somut olgulara ve yetkili makamların kararlarına dayanmaktadır.</p>

<p>- Üçüncüsü; geçici ve müstakil niteliktedir. Belirli bir amaca ve sürece özgülenmiş olup, kapsamı açıkça belirlenmiş, yorum yoluyla genişletilmeye kapalı istisnai hükümler içermektedir.</p>

<p>- Dördüncüsü; öngörülen mekanizmaların işletilmesi sıkı bir başlangıç şartına bağlanmıştır. Bu şart, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunda ortaya konulan kritik eşikle birebir örtüşmektedir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/terorsuz-turkiye-yasasi-teklifi-adalet-komisyonunda-kabul-edildi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/6a76490017406fbcc1e35258.webp" type="image/jpeg" length="31163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hasan Kalyoncu Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hasan-kalyoncu-universitesi-onlisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hasan-kalyoncu-universitesi-onlisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hasan Kalyoncu Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 08 Ağustos 2026 Tarihli ve 33334 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hasan Kalyoncu Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS EĞİTİM ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 11/9/2012 tarihli ve 28408 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hasan Kalyoncu Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 8 inci maddesinin sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(8) Kayıt silme, kayıt yenileme ve ders seçimi işlemlerini süresi içinde gerçekleştirmeyen öğrencilerin, kayıt yenilemedikleri yarıyıllar azami öğrenim süresinden sayılır. Bu yarıyıllar için öğrenim ücreti alınmaz. Öğrenciler, kayıt yaptırmadıkları yarıyıllarda öğrencilik haklarından yararlanamazlar.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) YKS, DGS ve benzeri ÖSYM sınavları ile veya yatay geçiş yoluyla kayıt yaptıran öğrencilerden; dört yıl üst üste öğrenim ücretini ödemeyenlerin veya kayıt yenilemeyenlerin ilişikleri Üniversite Yönetim Kurulunun kararı ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile kesilebilir. Uluslararası öğrenci statüsünde kayıtlı olup; lisans programlarında iki yıl (dört yarıyıl) üst üste, önlisans programlarında ise bir yıl (iki yarıyıl) üst üste ders kaydı yaptırmayan ve öğrenim ücretini ödemeyen öğrencilerin, öğrenime devam etmedikleri kabul edilir. Bu öğrencilerin Üniversite ile ilişikleri, Üniversite Yönetim Kurulu kararıyla kesilir.”</p>

<p>“(9) Öğrenci, usulüne uygun olarak kayıt yaptırmadığı derslere devam edemez ve bu derslerin sınavlarına giremez. Herhangi bir nedenle kayıtlı olmadığı bir dersin sınavına giren öğrencinin sınav sonucu geçersiz sayılarak notu iptal edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“(1) Kaydını sildirmeyi talep eden öğrenciler hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır:</p>

<p>a) Yeni kayıt yaptıran veya kayıt yenileme işlemini tamamlayan öğrencinin, eğitim-öğretim yılı başlamadan önce kayıt sildirme talebinde bulunması hâlinde, ödediği öğrenim ücreti herhangi bir kesinti yapılmaksızın kendisine iade edilir.</p>

<p>b) Ders seçimi işlemlerini tamamlamış olan öğrencinin, eğitim-öğretim yılı başladıktan sonra kayıt sildirme talebinde bulunması durumunda; öğrencinin ödediği öğrenim ücretinden, eğitim-öğretim yılının başladığı tarihten kayıt sildirme talebinin yapıldığı tarihe kadar geçen süre esas alınarak, ilgili dönemin haftalık öğrenim ücreti üzerinden hesaplanan tutar kesilir ve kalan tutar öğrenciye iade edilir.</p>

<p>c) Ders seçimi işlemlerini tamamlamamış olan öğrencinin, eğitim-öğretim yılı başladıktan sonra kayıt sildirme talebinde bulunması hâlinde, ödediği öğrenim ücreti herhangi bir kesinti yapılmaksızın kendisine iade edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiş, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“ğ) Öğrencilerin, haklı ve geçerli bir mazerete dayanmaları ve ilgili akademik birimin Yönetim Kurulu kararı ile öğrenimleri süresince; önlisans programlarında en fazla iki yarıyıl, lisans programlarında ise en fazla dört yarıyıl kayıt dondurabilmelerine karar verilebilir. Kayıt dondurulan süreler, azami öğrenim süresinden sayılmaz. Ancak; sağlık sorunları nedeniyle tedavi süreci devam eden öğrenciler ile hükümlü öğrencilerin kayıt dondurma talepleri, ilgili birim yönetim kurulu tarafından değerlendirilerek dört yarıyıldan fazla kayıt dondurabilirler.</p>

<p>h) İzinli sayılma talebinde bulunan öğrenciler, aynı akademik yıl içinde tek bir başvuruya istinaden en fazla iki yarıyıl süreyle izinli sayılabilir. İki yarıyılı aşan izin taleplerinin değerlendirmeye alınabilmesi için, iznin bitimini müteakip ilgili akademik yılda yeniden başvuruda bulunulması zorunludur.”</p>

<p>“(2) İzinli sayılma talebinde bulunmaları hâlinde aşağıdaki hükümler uygulanır:</p>

<p>a) Akademik takvimde ilan edilen ders ekle‑bırak haftasının son günü dâhil olmak üzere bu süre içinde izinli sayılma talebinde bulunan öğrenciler, izinli sayılmayı talep ettikleri her bir yarıyıl için, talep tarihindeki ilgili yarıyıla ilişkin yürürlükte bulunan öğrenim ücretinin %25’ini ödemekle yükümlüdür. Bu kapsamda tahsil edilen öğrenim ücretleri hiçbir surette iade edilmez ve izleyen yarıyıl veya akademik dönemlere mahsup edilmez.</p>

<p>b) Akademik takvimde ilan edilen ders ekle‑bırak haftasının sona ermesinden sonra izinli sayılma talebinde bulunan öğrenciler, ilgili yarıyıl için ödemekle yükümlü oldukları öğrenim ücretinin %50’sini ödemekle yükümlüdür. Bu kapsamda tahsil edilen öğrenim ücretleri hiçbir surette iade edilmez ve izleyen yarıyıl veya akademik dönemlere mahsup edilmez.</p>

<p>c) İlgili eğitim-öğretim döneminin sekizinci haftasının ilk iş gününden itibaren izinli sayılma talebinde bulunan öğrencilerden, yalnızca mücbir sebebinin bulunması ve ilgili birim yönetim kurulu tarafından söz konusu mazeretin uygun görülerek iznin onaylanması hâlinde, ilgili yarıyıla ilişkin ödemekle yükümlü oldukları öğrenim ücretinin tamamı tahsil edilir. Bu kapsamda tahsil edilen öğrenim ücretleri hiçbir surette iade edilmez ve izleyen yarıyıl veya akademik dönemlere mahsup edilmez.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“(5) Mazereti, izinli sayılma süresinin sona ermesinden önce ortadan kalkan öğrenciler; eğitim‑öğretim döneminin ilk üç haftası içinde dilekçe ile ilgili fakülte dekanlığına/yüksekokul müdürlüğüne başvuruda bulunmak zorundadır. Öğrencinin başvurusu, ilgili birim yönetim kurulu tarafından değerlendirilerek karara bağlanır ve kayıt dondurma işleminin iptal edilmesine ilişkin karar uygulanmak üzere Öğrenci İşleri Müdürlüğüne bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Üniversitede eğitim-öğretim, yarıyıl esasına göre düzenlenir. Bir eğitim-öğretim yılı (akademik yıl), her biri on dört haftalık (yetmiş iş günü) güz ve bahar yarıyıllarından oluşur. Sınavlar için ayrılan zaman bu süreye dâhil değildir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 24 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(2) Bir yarıyılda azami ders yükü 27 kredi, yaz öğretiminde ders yükü 12 kredidir.”</p>

<p>“(6) Öğrenciler; akademik danışman onayının alınması, derslerin çakışmaması ve derslere ait ön koşulların sağlanması kaydıyla, bir üst yarıyıla ait dersleri alabilirler. Üst yarıyıldan ders alabilmek için öğrencinin genel not ortalamasının (GNO) en az 2,50 olması zorunludur. Azami ders yükü; akademik danışmanın önerisi doğrultusunda, GNO’su 2,00-2,49 aralığında olan öğrenciler için en fazla 30 krediye, GNO’su 2,50 ve üzerinde olan öğrenciler için ise en fazla 33 krediye kadar artırılabilir.”</p>

<p>“(8) Ders transferi yoluyla intibakı yapılmış ve genel not ortalaması (GNO) 2,50 ve üzerinde olan öğrencilerin; derslerin çakışmaması ve derslere ait ön koşulların sağlanması kaydıyla, öncelikle bulundukları yarıyıl ve alt yarıyıllara ait almakla yükümlü oldukları dersleri almaları gerekir. Buna rağmen normal kredi yükünü tamamlayamayanlar ise; öncelikli olarak bir üst yarıyıl veya yıldan başlamak üzere, normal kredi yükü olan 27 krediyi tamamlayıncaya kadar üst yarıyıllardan ders alabilirler.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 28 inci maddesinin on birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(11) Yarıyıl/yıl sonu başarı notları; her dersin sorumlu öğretim elemanı tarafından hazırlanacak bir sayfalık ders özet raporu, sınav soruları, cevap kâğıtları ile diğer ölçme ve değerlendirmeye ilişkin belge ve tutanaklarla birlikte, yarıyıl sonu sınavlarının bitiminden itibaren en geç on beş gün içinde ilgili fakülte dekanlığına, yüksekokul müdürlüğüne veya bölüm başkanlığına teslim edilir. Söz konusu belge ve kayıtlar en az iki yıl süreyle muhafaza edilir.”</p>

<p>“(13) Normal öğrenim süresini tamamlamış olup mezuniyet için yalnızca tek dersi kalan öğrencilere; her yarıyıl ve yıl sonunda yapılan bütünleme sınavlarının ardından, akademik takvimde belirtilen tarihlerde olmak üzere, başarısız oldukları bir ders için tek ders sınavı yapılır:</p>

<p>a) Tek ders sınavına; ilgili dersi hiç almamış olan veya derse devam yükümlülüğünü yerine getirmeyen öğrenci giremez.</p>

<p>b) Tek ders sınavının değerlendirilmesinde, yarıyıl/yıl içi çalışmalar dikkate alınmaz. Tek ders sınavında 100 üzerinden alınan notun, dersin ilgili dönemde belirlenmiş olan sayısal not aralığına karşılık gelen harf notu, o dersin harfli başarı notu olarak değerlendirilir.</p>

<p>c) Bütünleme sınavı uygulanmayan dersler için tek ders sınavı yapılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 40 ıncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 40- (1) Öğrencilerin disiplin iş ve işlemleri, 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p>(2) Sınavlarda kopya çeken, kopya çekmeye teşebbüs eden veya kopya veren öğrencinin, ilgili sınavı geçersiz sayılır ve sınav notu sıfır (0) olarak değerlendirilir. Ayrıca, bu fiilleri gerçekleştirdiği tespit edilen öğrenci hakkında 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümleri uyarınca disiplin soruşturması başlatılır ve gerekli disiplin yaptırımları uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hasan-kalyoncu-universitesi-onlisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="30806"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Antalya Bilim Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/antalya-bilim-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/antalya-bilim-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Bilim Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliği, 08 Ağustos 2026 Tarihli ve 33334 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Antalya Bilim Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>ANTALYA BİLİM ÜNİVERSİTESİ ÖN LİSANS VE LİSANS EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Antalya Bilim Üniversitesine bağlı birimlerde ön lisans ve lisans eğitim ve öğretim esaslarıyla sınavlar ve değerlendirmeye ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik; Antalya Bilim Üniversitesine öğrenci kabulü, hazırlık sınıfları dâhil kayıtlı öğrencilerin ön lisans ve lisans eğitim-öğretim programlarının düzenlenmesi ve uygulanması, sınavlar, kayıt dondurma, ayrılma ve diploma işlemlerine ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü ve 44 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) AKTS: Avrupa Kredi Transfer Sistemini,</p>

<p>b) Ana dal diploma programı: Öğrencinin kayıtlı olduğu lisans diploma programını,</p>

<p>c) Birim: Antalya Bilim Üniversitesine bağlı fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokulunu,</p>

<p>ç) Çift ana dal programı: Ana dal diploma programına kayıtlı öğrencinin öngörülen şartları taşıması kaydıyla aynı yükseköğretim kurumunda ikinci bir diploma programından ders alıp bu program içinde ayrı bir diploma alabilmesini sağlayan programı,</p>

<p>d) Danışman: Öğrenciye eğitim ve öğretimi, ders alma işlemleri ve benzeri konularda yardımcı olması için görevlendirilmiş öğretim elemanını,</p>

<p>e) Dekanlık: Antalya Bilim Üniversitesine bağlı fakültelerin dekanlıklarını,</p>

<p>f) Diploma programı: Fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarının, belirlenen yeterlilikleri sağlayan öğrencilerine ön lisans veya lisans diploması verdiği yükseköğretim programını,</p>

<p>g) İlgili birim yönetim kurulu: Antalya Bilim Üniversitesine bağlı fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulu yönetim kurulunu,</p>

<p>ğ) Müdürlük: Antalya Bilim Üniversitesine bağlı yüksekokul/meslek yüksekokullarının müdürlüklerini,</p>

<p>h) Mütevelli Heyet: Antalya Bilim Üniversitesi Mütevelli Heyeti,</p>

<p>ı) Öğrenci İşleri Müdürlüğü: Antalya Bilim Üniversitesi Öğrenci İşleri Müdürlüğünü,</p>

<p>i) ÖSYM: Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezini,</p>

<p>j) Rektör: Antalya Bilim Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>k) Rektörlük: Antalya Bilim Üniversitesi Rektörlüğünü,</p>

<p>l) Senato: Antalya Bilim Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>m) Üniversite: Antalya Bilim Üniversitesini,</p>

<p>n) Üniversite Yönetim Kurulu: Antalya Bilim Üniversitesi Yönetim Kurulunu,</p>

<p>o) Yabancı Diller Yüksekokulu: Antalya Bilim Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulunu,</p>

<p>ö) Yan dal programı: Ana dal diploma programına kayıtlı öğrencinin öngörülen şartları taşıması kaydıyla aynı yükseköğretim kurumunda ikinci bir diploma programının belirli derslerini almak suretiyle diploma yerine geçmeyen bir sertifika alabilmesini sağlayan programı,</p>

<p>p) YÖK: Yükseköğretim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Öğrenci Kabulü ve Kayıtlar ile İlgili Esaslar</p>

<p><strong>İlk kayıt işlemleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Üniversiteye kesin kayıt yaptırabilmek için; ÖSYM tarafından düzenlenen merkezi yerleştirme sınavları sonucunda Üniversitenin bir diploma programına yerleştirilmiş olmak, özel yetenek sınavında başarılı olmak, yatay geçiş başvurusu kabul edilmiş olmak veya ÖSYM tarafından düzenlenen dikey geçiş sınavında Üniversitenin bir diploma programına yerleştirilmiş olmak gerekir. Uluslararası öğrencilerin kabulü ve kayıtları için ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde YÖK ve Senato tarafından belirlenen esaslar uygulanır.</p>

<p>(2) Üniversiteye kayıt yaptırmaya hak kazanan öğrenciler, akademik takvimde belirlenen süreler içinde, mezun olduğu ortaöğretim kurumundan aldığı diplomanın aslı ya da yeni tarihli mezuniyet belgesi ve Üniversite tarafından istenen diğer belgelerin aslı veya Üniversite onaylı suretleri ile oluşturulan kayıt bürolarına bizzat başvurarak kesin kayıtlarını yaptırırlar. Askerlik durumu ile adli sicile ilişkin öğrencinin beyanı esas alınır. Ancak mazereti olan aday, kaydını yasal temsilcisi veya noterde tayin edeceği vekili aracılığı ile yaptırabilir.</p>

<p>(3) Belirlenen tarihler arasında kesin kaydını yaptırmayan adaylar herhangi bir hak iddia edemezler. Posta yoluyla kesin kayıt yaptırılmaz.</p>

<p>(4) Öğrenim ücretini Rektörlükçe belirlenen süre içinde ödemeyenlerin kesin kayıtları yapılmaz.</p>

<p>(5) Kayıt belgelerinde eksiklik, sahtecilik ya da tahrifat olanlarla, Üniversiteye giriş sınavında sahtecilik yaptığı belirlenen kişiler, YÖK tarafından izin verilenler hariç diğer bir yükseköğretim kurumunun diploma programında kayıtlı olanlar ve bir yükseköğretim kurumundan disiplin cezası ile çıkarılmış olanlar Üniversiteye kayıt yaptıramazlar. Bunların, kayıtları yapılmış olsa bile iptal edilir. Bu kişilerin, Üniversiteden ayrılmış olsalar bile, kendisine verilen diploma dâhil tüm belgeleri iptal edilir. Bu kişilerin yatırmış olduğu öğrenim ücretleri geri ödenmez.</p>

<p><strong>Öğrenci kimlik kartı</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Kesin kayıt yaptıran öğrenciye, Üniversitenin öğrencisi olduğuna dair fotoğraflı bir kimlik kartı verilir. Kimlik kartının kaybedilmesi veya kullanılamayacak hale gelmesi durumunda yenisinin verilebilmesi için bir dilekçe ile Öğrenci İşleri Müdürlüğüne başvurulur ve öğrenciye Rektörlükçe belirlenen bedel karşılığında yeni bir öğrenci kimlik kartı verilir.</p>

<p>(2) Üniversiteden ayrılan, kaydı silinen veya mezun olan öğrencilerin kimlik kartları Üniversite tarafından geri alınır ve imha edilir.</p>

<p><strong>Öğrenim ücreti</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Üniversitede eğitim-öğretim ücretlidir. Ödenecek yıllık ücret ve ödeme şekli her eğitim-öğretim yılı başında Mütevelli Heyet tarafından belirlenir. Öğrencilere tahakkuk ettirilecek tüm ödemeler öğrencinin kazanmış olduğu ÖSYM bursluluk oranları dikkate alınarak hesaplanır.</p>

<p>(2) Öğrenci normal öğrenim süresi içerisinde aldığı derslerin sayısı ve kredi değerlerine bakılmaksızın o yıl için belirlenen öğrenim ücretini öder.</p>

<p>(3) Normal öğrenim süresi içinde mezun olamayan öğrencilerin, ön lisans ve lisans programları için 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen azami süreler içindeki ve sonundaki dersler bakımından ödeyecekleri öğrenim ücreti Mütevelli Heyet tarafından belirlenir.</p>

<p>(4) Öğrenim ücretlerini Rektörlükçe belirlenen süre içinde ödemeyen öğrencilerin o yarıyıl için kayıtları yapılmaz ve yenilenmez. Bu öğrenciler öğrencilik haklarından yararlanamazlar.</p>

<p>(5) Üniversiteden kayıt sildirmek isteyen öğrencilerden yapılacak eğitim ücreti kesintisi tutarı Mütevelli Heyet tarafından belirlenir.</p>

<p>(6) Değişim programına katılan öğrencilerin öğrenim ücretlerinin nasıl ödeneceği Üniversiteler arasındaki ikili anlaşmalar kapsamında belirlenir.</p>

<p>(7) Disiplin cezası alarak okuldan uzaklaştırılan öğrenciler ile disiplin cezası ile Üniversiteden çıkarılan öğrencilerin eğitim ücretlerine uygulanacak kesinti tutarı Mütevelli Heyet tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim dili ve hazırlık sınıfı</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Üniversitede öğretim diploma programlarına göre tamamen İngilizce, tamamen Türkçe ya da kısmen Türkçe yapılabilir.</p>

<p>(2) Yabancı dil eğitimi amacıyla ilgili mevzuat hükümlerine göre, Üniversitenin Yabancı Diller Yüksekokulu bünyesinde diploma programlarının gerektirdiği dil hazırlık sınıfları açılabilir.</p>

<p>(3) Hazırlık sınıfından muafiyet talep eden öğrencilerden başvuru veya kayıt esnasında, kayıtlı oldukları programın öğretim diline ilişkin yeterlilikleri açısından Senato tarafından eşdeğerliği kabul edilen ve geçerlilik süresi belirlenen ulusal veya uluslararası sınavlarda, istenen düzeyde ve gerekirse tespit edilen sınav merkezlerinden alınmış sınav sonuç belgeleri ile başarılı olduklarını belgelendirme şartı aranır.</p>

<p>(4) Daha önce yerleşmiş olduğu bir yükseköğretim kurumunda kayıtlı olduğu programın öğretim diline ilişkin hazırlık eğitimini başarıyla tamamlamış öğrenciler, bu durumlarını belgeleyerek Üniversitenin İngilizce veya Türkçe yeterlilik sınavından muafiyet talebinde bulunabilirler. Bu öğrencilerin Üniversitenin İngilizce veya Türkçe yeterlilik sınavı ve hazırlık sınıfı eğitiminden muaf tutulup tutulmayacaklarına ilgili birim yönetim kurulu karar verir. Muafiyetleri onaylanmayanlar Üniversitenin İngilizce veya Türkçe yeterlilik sınavına girmek ve söz konusu sınavdan Senato tarafından belirlenen düzeyde puan almak zorundadırlar.</p>

<p>(5) İngilizce veya Türkçe yeterlilik düzeyini belgeleyemeyen ve önceden öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumlarında hazırlık okulunu başarıyla tamamlayamamış öğrenciler, Üniversitenin İngilizce veya Türkçe yeterlilik sınavına girmek ve söz konusu sınavdan Senato tarafından belirlenen düzeyde puan almak zorundadırlar. Aksi takdirde Yabancı Diller Yüksekokulu tarafından yürütülen İngilizce veya Türkçe hazırlık sınıfına devam etmekle yükümlüdürler.</p>

<p>(6) Üniversitenin İngilizce veya Türkçe hazırlık sınıfında başarılı olan öğrenciler lisans programlarına başlama hakkını kazanırlar. Bu öğrenciler lisans eğitimine başladıkları tarih itibarıyla aktif olan program müfredatına tabi olurlar.</p>

<p>(7) Üniversitenin İngilizce veya Türkçe hazırlık sınıfında ilk yılsonunda başarısız olan öğrenciler hazırlık sınıfını tekrarlarlar. Hazırlık sınıfını iki yıl içinde başarı ile tamamlayamayan öğrencilerin Üniversite ile ilişiği kesilir. İlişiği kesilen öğrenciler istemeleri durumunda 2547 sayılı Kanun ve YÖK tarafından çıkarılan ilgili mevzuat hükümlerine göre kendi öğretim kurumunda ya da başka öğretim kurumlarında Türkçe programlara yerleşebilirler.</p>

<p>(8) Üniversite hazırlık programlarından alınan yeterlilik belgesinin geçerlilik süresi iki yıldır. Hazırlık sınıfını başarıyla tamamlayan, ancak kayıtlı oldukları programdaki öğretimlerine devam etmeden bu süreyi aşan ve tekrar öğrenimlerine devam etmek isteyenlerden bu maddede düzenlenen dil yeterlilik belgesi istenir.</p>

<p><strong>Kayıt yenileme</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Öğrencilerin, akademik takvimde belirtilen süre içinde her yarıyıl kayıt yenilemeleri zorunludur. Mazeretli ders kayıtları Senato tarafından belirlenen esaslara göre yapılır.</p>

<p>(2) Öğrencinin yarıyıl kayıt yenilemesinin yapılabilmesi için kayıt yenilemek istediği yarıyıl dâhil, geriye yönelik öğrenim ücretinin tamamını ödemiş olması zorunludur. Bu koşulu yerine getirmemiş öğrencilerin yarıyıl kayıt yenileme işlemleri yapılmaz. Bu öğrenciler, öğrencilik haklarından yararlanamazlar.</p>

<p>(3) Öğrenim ücretini ödeyen öğrenciler o yarıyıl için belirlenen derslerden oluşturdukları ders programlarını danışmanlarına onaylatarak ders kayıt işlemlerini yapmak zorundadırlar. Öğrenciler kayıt yenileme ve derse yazılma işlemlerinin tümünden sorumludur ve ders kayıtlarını bizzat kendileri yaptırmakla yükümlüdürler. Ders alma işlemini tamamlayan öğrencinin kaydı yenilenmiş sayılır.</p>

<p>(4) Program müfredatında yer alan bütün dersleri başardığı halde tabi olduğu müfredat uyarınca zorunlu mesleki eğitim, staj ve uygulamalı dersler çalışmasını tamamlamayan öğrenci, her yarıyıl başında akademik takvimde belirtilen tarihlerde kaydını yenilemek zorundadır. Bu durumdaki öğrencilerin ödeyeceği eğitim ücreti Mütevelli Heyet tarafından belirlenir.</p>

<p>(5) Belirtilen sürelerde kaydını yenilemeyenler, pasif öğrenci statüsüne geçerler. Pasif statüsüne alınan öğrenciler o yarıyılda derslere ve sınavlara giremezler, öğrencilik haklarından yararlanamazlar. Pasif statüsüne alınan öğrencilerin burslara ilişkin durumu YÖK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde Üniversite tarafından çıkarılan burs yönergesinde tanımlanır.</p>

<p>(6) Öğrencinin kayıt yenilemediği yarıyıl 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde belirlenen azami öğrenim süresinden sayılır. Pasif öğrencinin kayıtsız geçirdiği yarıyıllara ait öğrenim ücreti Mütevelli Heyet tarafından belirlenir.</p>

<p>(7) Azami süreler içinde öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilmez. Ancak Üniversite yetkili kurullarının kararı ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile dört yıl üst üste öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilebilir.</p>

<p>(8) İki yarıyıl üst üste kaydını yenilemeyen pasif öğrencilerin, aktif öğrenci statüsüne geçtikleri akademik yılda tabi olacağı müfredata birim yönetim kurullarınca karar verilir. Program müfredatlarında değişiklik varsa, alınacak veya sayılacak dersler için ilgili birim yönetim kurulu kararı ile intibak yapılır.</p>

<p>(9) Değişim programlarına katılan öğrencilerin kayıt yenileme işlemleri ilgili birim yönetim kurulunun kararı ile akademik takvimde belirlenen sürenin dışında da yapılabilir.</p>

<p><strong>Yatay ve dikey geçişler-çift ana dal ve yan dal programları</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Yurt içi ve yurt dışı yükseköğretim kurumlarından Üniversitenin aynı düzeydeki eşdeğer diploma programlarına veya Üniversitenin aynı düzeydeki diploma programları arasında yapılacak yatay geçiş işlemleri ve çift ana dal, yan dal programları ile ilgili hususlar 24/4/2010 tarihli ve 27561 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri ile Senato tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır.</p>

<p>(2) Meslek yüksekokulları mezunlarının lisans programına dikey geçiş işlemleri, 19/2/2002 tarihli ve 24676 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Meslek Yüksekokulları ve Açıköğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Devamları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile Senato tarafından belirlenen esaslara göre yapılır.</p>

<p>(3) Yatay veya dikey geçiş yapacak öğrenciler, 8 inci maddede belirtilen yabancı dil yeterliğine ilişkin koşulları da sağlamak zorundadırlar. Bu koşulları sağlayamayan öğrenciler Üniversitenin yabancı dil hazırlık sınıfına devam etmekle yükümlüdürler.</p>

<p><strong>Ders muafiyetleri ve intibak</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Yeni kayıt yaptıran öğrenciler, yurt içi veya yurt dışında daha önce kayıtlı oldukları yükseköğretim kurumunda alıp başarılı oldukları eşdeğer derslerden muafiyet talep edebilirler.</p>

<p>(2) Ders muafiyetleri ve intibak ile ilgili süreçler Senato tarafından belirlenen esaslara göre yapılır.</p>

<p><strong>Özel öğrenci statüsü</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Özel öğrenciler, bilgi ve becerilerini geliştirmeleri amacıyla kendilerine dışarıdan derslere katılma izni verilen öğrencilerdir.</p>

<p>(2) Özel öğrencilerin başvuruları, alabilecekleri dersler ve ders saati toplamı ilgili bölüm başkanlığının görüşü alınarak ilgili birim yönetim kurulunca karara bağlanır.</p>

<p>(3) Özel öğrenciler, Üniversite öğrencisi sayılmazlar ancak, Üniversite öğrencilerine uygulanan akademik ve idari kurallara tabidirler. Bu öğrencilere, talep etmeleri durumunda kayıtlı oldukları dersleri ve bu derslerden aldıkları notları gösteren bir belge verilir. Bu belge, diploma yerine geçmez veya akademik bir dereceyi göstermez.</p>

<p>(4) Üniversite lisans diploma programlarına kayıtlı bir öğrencinin diğer bir yükseköğretim kurumunda lisans düzeyinde verilen dersleri özel öğrenci olarak alması, bu şekilde alıp başardığı derslerin kayıtlı olduğu lisans diploma programındaki yükümlülüklerinin yerine sayılması öğrencinin başvurusu üzerine ilgili birim yönetim kurulunun onayına bağlıdır. Bu konudaki işlemler, Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yürütülür.</p>

<p>(5) Özel öğrenciler ders ücreti olarak ders aldıkları bölümün yıllık ücretinin 1/60 oranında AKTS başına düşen ücretin aldıkları toplam AKTS ile çarpımı sonucu ortaya çıkan miktarı öderler.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Eğitim ve Öğretimle İlgili Esaslar</p>

<p><strong>Akademik yıl ve akademik takvim</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Eğitim ve öğretim, yıl veya yarıyıl esasına göre düzenlenir.</p>

<p>(2) Bir akademik yıl, final ve ara sınavlar hariç her biri on dört haftalık güz ve bahar yarıyıllarından oluşur. Senato gerekli gördüğü hallerde yarıyıl sürelerini uzatabilir.</p>

<p>(3) Güz ve bahar yarıyılları dışında, ilgili birim yönetim kurullarının teklifi, Senatonun kararı ile yedi haftalık ders süresini takip eden sınav süresi ile en çok sekiz haftalık yaz okulu açılabilir. Yaz okulu Senato tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde yürütülür.</p>

<p>(4) Yaz okulu, lisans ve ön lisans eğitim ve öğretimi için öngörülen öğretim süresinin dışında olup; akademik takvimi ve ücreti ayrı değerlendirilen ve kararlaştırılan öğretim dönemidir.</p>

<p>(5) Her akademik yıl için geçerli olacak akademik takvim, kayıt, ders, sınav ve benzeri faaliyetlerin süre ve tarihlerini içerecek şekilde birimlerin önerisi ve Senatonun kararı ile belirlenir.</p>

<p>(6) Resmî tatil günlerinde öğretim ve sınav yapılmaz. Ancak, gerektiğinde ilgili birimin yönetim kurulu kararı ile öğretim faaliyetleri ve sınavlar hafta sonu ve/veya hafta içi mesai saatleri bitiminden sonra yapılabilir.</p>

<p><strong>Eğitim ve öğretim türleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Üniversitede; örgün, yaygın ve uzaktan öğretim türlerinde eğitim ve öğretim yapılabilir.</p>

<p>(2) Senato tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde öğretim elemanı ve öğrencilerin aynı mekânda bulunma zorunluluğu olmaksızın, bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı olarak öğretim faaliyetlerinin planlandığı ve yürütüldüğü ön lisans veya lisans düzeyinde uzaktan öğretim programları açılabilir.</p>

<p><strong>Öğrenim süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Öğrenciler, yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği yarıyıldan başlamak üzere, her yarıyıl için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın normal öğrenim süresi iki yıl olan ön lisans programlarını azami dört yıl, normal öğrenim süresi dört yıl olan lisans programlarını azami yedi yıl, normal öğrenim süresi beş yıl olan lisans programlarını azami sekiz yıl içinde tamamlamak zorundadırlar. Hazırlık öğrenim süresi ise azami iki yıldır.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik hükümlerine göre lisans diploma programından mezuniyet için gerekli koşulları sağlayan öğrenciler, normal öğrenim süresini tamamlamadan mezun olabilirler.</p>

<p>(3) Üniversiteden süreli uzaklaştırma cezası alan öğrencilerin ceza süreleri öğrenim süresinden sayılır.</p>

<p><strong>Program müfredatları ve ders yükü</strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Eğitim ve öğretim; teorik ve uygulamalı dersler ile Senato tarafından belirlenen diğer eğitim-öğretim faaliyetlerinden oluşur.</p>

<p>(2) Birimler, ilgili kurullarınca kararlaştırılmış olmak ve Senato tarafından onaylanmak koşuluyla, eğitim-öğretim programlarını yarıyıl/yıldaki derslerin tümünden başarılı olunmadıkça bir sonraki yarıyıl veya yıla geçilememesi ve/veya yarıyıl/yıldan ders alınamaması esasına dayalı olarak düzenleyebilirler.</p>

<p>(3) Eğitim ve öğretim, her yarıyıldaki derslerin adlarının, AKTS kredi değerlerinin ve haftalık kredi saatlerinin gösterildiği program müfredatlarına göre yapılır. Program müfredatları, her bir diploma programının diplomayı almayı hak eden kişiye kazandıracağı bilgi, beceri ve yetkinlikleri sağlayacak şekilde iş yükü esas alınarak ilgili birim yönetim kurulunun kararı ve Senatonun onayıyla kesinleşir. Program müfredatlarında öngörülen değişiklikler yine aynı usulle yapılır. Değişikliğe ilişkin kararlarda, değişiklikten etkilenecek öğrenciler için geçerli olacak uygulamalara da yer verilir. Değişiklikler en erken izleyen yarıyılın başından itibaren uygulamaya alınır.</p>

<p>(4) Ders yükü, bir öğrencinin herhangi bir yarıyılda aldığı derslerin toplam AKTS kredisidir.</p>

<p>(5) Normal ders yükü, program müfredatında öğrencinin bulunduğu yarıyılda alması öngörülen 30 AKTS kredisidir. Birinci ve ikinci yarıyıllarda 30 AKTS üzerinde kredi alınamaz.</p>

<p>(6) Asgari ders yükü, üçüncü yarıyıldan itibaren 10 AKTS kredisidir.</p>

<p>(7) Ders kaydı yapılırken öncelikle daha önce alınan ve başarısız olunan derslerin alınması zorunludur. Daha önce alınan devam zorunluluğu bulunmayan derslerin saatleri haftalık ders saati toplamına dâhil edilmez.</p>

<p>(8) Üçüncü yarıyıl ve üzeri döneme kayıt yaptıran lisans öğrencileri ve ikinci yarıyıl ve üzeri bir döneme kayıt yaptıran ön lisans öğrencilerinin azami ders yükü 30 AKTS’nin altında kaldığı durumlarda, öğrenci ilave bir ders alabilir. Bu durumda AKTS toplamının 30’u aşması dikkate alınmaz.</p>

<p>(9) Genel not ortalaması 2,00’ın üzerinde olan üç, dört, beş ve altıncı yarıyıla kayıt yaptıran lisans öğrencileri 30 AKTS ve ilave olarak iki ders alabilirler.</p>

<p>(10) Genel not ortalaması 2,00’ın üzerinde olan yedinci ve üzeri bir döneme kayıt yaptıran lisans öğrencileri ile üçüncü ve üzeri bir döneme kayıt yaptıran ön lisans öğrencileri AKTS sınırlaması olmadan haftada kırk beş ders saatini geçmeyecek miktarda ders alabilirler.</p>

<p>(11) Yatay geçiş ile Üniversiteye kayıt yaptıran öğrenciler sadece kayıt yaptırdıkları dönem ve kayıt yaptırdıkları dönemi takip eden dönemde AKTS sınırlaması olmadan haftada kırk beş ders saatini geçmeyecek miktarda ders alabilirler. Bu durumdan yararlanan öğrencilere onuncu fıkra hükmü tekrar uygulanmaz. Sonraki dönemlerde, bu maddedeki genel ortalamaya ilişkin kurallara göre işlem yapılır.</p>

<p>(12) Genel not ortalaması 3,50 ve üzeri olan öğrencilere danışmanın olumlu görüşü ve ilgili kurulların kararı ile mevcut sınırlamalar üzerinde AKTS alma imkânı tanınabilir.</p>

<p>(13) Genel not ortalaması 1,80’in altındaki öğrenciler normal ders yükü olan 30 AKTS kredisinden daha fazla kredi alamazlar. Öğrenci birinci yarıyılına bahar yarıyılında kayıt yaptırmış ise azami ders yükü esasları ikinci yarıyılından itibaren geçerli olur. Bu maddenin sekizinci fıkrasında belirtilen durumlar hariçtir.</p>

<p>(14) Genel not ortalaması 1,80-1,99 arasında olan üç, dört, beş ve altıncı yarıyıla kayıt yaptıran lisans öğrencileri 30 AKTS ve ilave olarak bir ders, yedinci ve üzeri bir döneme kayıt yaptıran lisans öğrencileri ile üçüncü ve üzeri dönemlere kayıt yaptıran ön lisans öğrencileri 30 AKTS ve ilave olarak iki ders alabilirler.</p>

<p>(15) Çift ana dal-yan dal öğrencilerinin azami ders yükü ana dal dışında ders alınan ilgili kurulların teklifi ile Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(16) Program müfredatlarına göre hazırlanan haftalık ders programları, her eğitim ve öğretim yarıyılı başında öğrencilere duyurulur.</p>

<p>(17) Program müfredatlarında zorunlu sektörde eğitim öngörülebilir. Sektörde eğitime ilişkin usul ve esaslar, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(18) Staj, uygulama ve benzeri çalışmalarla ilgili esaslar, ilgili kurulların teklifi ile Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(19) Genel not ortalaması üzerinden tanımlanan iş yükü belirlenmesine yönelik ilkeler yıllık eğitim yapan programlar için geçerli değildir.</p>

<p><strong>Zorunlu ve seçmeli dersler</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Program müfredatlarındaki dersler, zorunlu ve seçmeli derslerden oluşur. Zorunlu dersler, öğrencinin almak zorunda olduğu dersleri; seçmeli dersler ise öğrencinin ilgi alanları doğrultusunda önerilenler içinden seçerek alabileceği dersleri ifade eder.</p>

<p>(2) Seçmeli dersler, tüm bölümlerin program müfredatlarında tek tek veya belirlenmiş ders grupları içinden seçilebilir. Seçmeli dersler, ilgili birim yönetim kurulu kararı ile açılır ve aynı usulle kaldırılır. İlgili birim yönetim kurulu, her bir seçmeli derse kaydolacak öğrenci sayısına alt ve üst sınır getirebilir ve başka birimlerden alınabilecek seçmeli derslerle ilgili esasları belirler.</p>

<p><strong>Ön koşul ve yan koşul dersleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Bir dersin alınabilmesi için başarılması gereken ders ya da derslere o dersin ön koşul dersi denir.</p>

<p>(2) Bir dersin alınabilmesi için birlikte alınması gereken derse o dersin yan koşul dersi denir. Yan koşul dersinde daha önceden başarılı olmuş öğrenci, o dersin yan koşulu olduğu dersi tek başına alabilir.</p>

<p>(3) Ön koşul ve yan koşul dersleri ve koşulları, ilgili birim yönetim kurulu tarafından belirlenir, Senatonun onayı ile kesinleşir.</p>

<p><strong>Ortak zorunlu dersler</strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) 2547 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde belirtilen ortak zorunlu dersler olan Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi, Türk Dili ve yabancı dil dersleri ile 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa göre iş güvenliği uzmanı olabilecek mezunları yetiştiren fakültelerde iş sağlığı ve güvenliği iki yarıyılda zorunlu ve kredili ders olarak program müfredatlarında gösterilir ve okutulur. Bu dersler açık veya bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı olarak uzaktan öğretim ile de verilebilir.</p>

<p><strong>Danışmanlık</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Her öğrenci için, ilgili bölümce bir öğretim elemanı danışman olarak seçilir. Danışman, öğrenimi boyunca öğrenciyi izler ve öğrencinin devam etmekte olduğu lisans ve ön lisans programları, çift ana dal ve yan dal programları çerçevesinde öğrencinin alması gereken zorunlu ve seçmeli derslerle ilgili olarak öğrenciye tavsiyelerde bulunur. Öğrenci, yarıyıl kayıtlarının yapılması veya yenilenmesi sırasında derslerini danışmanı ile birlikte düzenler ve ders programını danışmanına onaylatmakla yükümlüdür.</p>

<p>(2) Danışmanın kayıt süresi içerisinde geçerli mazereti nedeniyle Üniversitede bulunamayacak olması durumunda, bölüm başkanı danışman yerine geçici olarak bir öğretim elemanını görevlendirir ve bu durumu ilgili öğrencilere duyurur.</p>

<p><strong>Ders kayıtları</strong></p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> (1) Öğrenciler, her yarıyıl/yıl için akademik takvimde belirtilen süre içerisinde, danışmanının onayını alarak derslere kayıt olmak zorundadırlar. Öğrenciler, süresi içinde ve usulüne uygun olarak kaydolmadığı derslere devam edemez, bu derslerin sınavlarına giremez ve derslerden not alamazlar. Mazeretli ders kayıtları Senatonun belirlediği esaslar çerçevesinde yapılır.</p>

<p>(2) Öğrencilerin kayıt oldukları her bir dersin, kendi program müfredatında bir karşılığının bulunması gerekir. Öğrenci bu durumu danışmanına onaylatmakla yükümlüdür. Öğrenci, program müfredatında karşılığı bulunmayan ön lisans, lisans veya yüksek lisans dersini azami ders yükü sınırlandırmaları dâhilinde danışmanının onayı ile not ortalaması hesabına katılmadan ve mezuniyet kredisine dâhil edilmeden alabilir.</p>

<p>(3) Birinci yarıyılına bahar döneminde kayıt yaptıranların istisnai durumları dışında bütün öğrenciler birinci yarıyıllarında, program müfredatlarında gösterilen muaf sayılanlar hariç tüm derslere kayıt olmak zorundadırlar. İkinci yarıyıllarında da muaf olunan, ön koşulu başarılamayan dersler dışında program müfredatlarında gösterilen tüm derslere kayıt olunur. Üçüncü yarıyıldan itibaren ise her yarıyıl başında ders kayıtları, öğrencinin güncellenmiş genel not ortalamasına göre belirlenen yeni akademik başarı durumuna bakılarak yapılır.</p>

<p>(4) Öğrenciler, öncelikle alt yarıyıllardan başarısız oldukları ve daha önce almadıkları derslere kaydolmak zorundadır. Bu derslerin verilmesine alt yarıyıllardan başlanır, program müfredatından çıkarılan ve açılmayan derslerin yerine ise belirlenen diğer dersler alınır.</p>

<p>(5) Öğrenciler, ilk defa aldıkları veya FX notuyla tekrar ettikleri dersler arasında ders programında tam çakışma bulunması veya birlikte alındığı takdirde derse devam koşulunun sağlanmasının mümkün olmaması halinde bunlardan birisini alamaz. Öğrencilerin F notuyla tekrar ettikleri ya da not yükseltmek için tekrar aldıkları derslerin ders programında birbiriyle aynı zaman dilimine denk gelmesi çakışma sayılmaz.</p>

<p>(6) Üçüncü yarıyıldan itibaren, danışman onayı almak şartıyla program müfredatındaki bazı derslerden muaf olma, ön koşul derslerini başaramamış olma, bahar yarıyılında İngilizce yeterlilik sınavında başarılı olarak lisans eğitimine başlama, alt sınıflardan ders alamama, kayıt dondurma veya Üniversitelerarası değişim programlarına katılma gibi nedenlerle öğrenciler üst sınıfların aynı yarıyılından azami ders yükü sınırlandırmaları içinde ders alabilir.</p>

<p>(7) Kaydını sildirme, kaydını dondurma ve benzeri sebeplerden dolayı ders kayıtlarını tamamladıktan sonra Üniversiteden ayrılma durumunda kalan öğrencilerin ilgili yarıyılda almış oldukları ve tamamlanmayan dersler kayıtlarından silinir.</p>

<p><strong>Ders ekleme-bırakma</strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Öğrenciler, her yarıyıl için akademik takvimde belirtilen son başvuru tarihine kadar danışmanının onayını alarak kredi sınırlandırmalarını aşmamak koşulu ile kayıt yaptırdıkları derslerde değişiklik yapabilirler.</p>

<p><strong>Dersten çekilme</strong></p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> (1) Öğrenciler, ilk iki yarıyıl dışında, her yarıyıl için akademik takvimde belirtilen son başvuru tarihine kadar danışmanının onayını alarak program müfredatındaki derslerden birinden tümüyle çekilebilirler. Öğrenciler, öğrenim hayatları boyunca ön lisans programlarında en fazla iki, lisans programlarında ise en fazla dört dersten çekilme hakkına sahiptir. Çift ana dal öğrencileri, devam etmekte oldukları ikinci dalda ana dal programı ile aynı sayıda dersten çekilme hakkına sahiptir. Öğrencinin çekildiği ders alınmamış sayılır, not dökümünde W (çekilme) olarak gösterilir.</p>

<p>(2) Bir öğrenci; F, FX veya U aldığı için tekrarlamak zorunda olduğu ve daha önce W aldığı derslerden çekilemez.</p>

<p>(3) Geçtiği bir dersi tekrar alıp sonra bu dersten çekilen öğrencilerin genel not ortalaması hesaplanırken daha önce aldıkları not geçerli sayılır.</p>

<p><strong>Derslere devam ve başarı notu</strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) Öğrenciler, ilgili fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarının belirlediği esaslar doğrultusunda derslere, laboratuvar ve uygulamalara devam etmek, yarıyıl içinde her türlü sınava ve öğretim elemanlarının uygun gördüğü diğer çalışmalara katılmakla yükümlüdürler.</p>

<p>(2) Derslere %70, laboratuvar ve atölye gibi bağımsız uygulamalı derslere %80 oranında devam zorunludur. Öğrencilerin devam durumları, ilgili öğretim elemanı tarafından izlenir.</p>

<p>(3) Devam koşulunu sağlayamayan öğrenciler bu dersten FX notu alır ve öğrenciye ders dönemi sona ermeden bildirilir. Dersten FX notu ile kalan öğrenci final sınavına giremez.</p>

<p>(4) Daha önce devam koşulu bir kere sağlanmış teorik derslerin ve laboratuvar uygulamalarının tekrarında, ilgili öğretim elemanının oluruyla devam koşulu aranmayabilir. Her durumda öğrencinin derse devam dışındaki yükümlülükleri devam eder.</p>

<p>(5) Klinik uygulamalı derslerde, F notu ile başarısız olan öğrencilerden, dersin tekrarında ilgili birim yönetim kurulu kararıyla devam şartı istenebilir.</p>

<p>(6) Öğrencilerin bir dersteki başarı durumu ilgili öğretim elemanları tarafından her yarıyıl başlangıcında başarı notuna katkısı ilan edilen ödev, proje, atölye, arazi çalışması, uygulama, laboratuvar, seminer, kısa sınav, ara sınav ve benzeri yarıyıl içi çalışmalarının ve final sınavının sonuçlarına göre belirlenir.</p>

<p>(7) Öğrenciler, bulundukları yarıyılda almaları gereken derslere ek olarak azami ders yükü sınırlandırmaları dâhilinde, danışmanının onayı ile daha önceki yarıyıllarda geçer not aldıkları dersleri, söz konusu derslerde yer bulunması kaydıyla ve Senato tarafından belirlenen harf notu sınırının altında not alınması durumunda tekrar alabilirler. Senato tarafından belirlenen sınırın üzerinde not alan öğrenciler tekrar ders alamazlar. GNO hesaplanırken bu şekilde tekrarlanan dersler için en son alınan not geçerlidir.</p>

<p>(8) Derslere ilişkin tüm yarıyıl içi çalışmalarının ve final sınavının notları Senato tarafından belirlenen sürelerde öğrencilere ilan edilir.</p>

<p><strong>Kopya ve intihal</strong></p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> (1) Bir öğrencinin sınavlarda, ödevlerde, raporlarda veya diğer değerlendirme etkinliklerinde kopya çektiği, kopyaya teşebbüs ettiği, intihal yaptığı veya 2547 sayılı Kanun hükümlerinde yer alan benzer ihlallerde bulunduğu yönünde şüphe oluşursa hakkında disiplin soruşturması açılır. Soruşturma süresi boyunca söz konusu değerlendirme etkinliği için not verilmez. Disiplin soruşturması sonucu suçsuz bulunan öğrencinin sınavı değerlendirilir ya da telafi sınavı veya telafi etkinliği düzenlenir. Suçlu bulunan öğrenciye, aldığı disiplin cezasının yanı sıra, söz konusu sınav veya değerlendirme etkinliğinden sıfır notu verilir.</p>

<p><strong>Notlar </strong></p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> (1) İlgili öğretim elemanı, öğrencinin ara sınavlarda, yarıyıl içi çalışmalarda ve final sınavında gösterdiği başarısını değerlendirerek ve/veya sınıfın genel başarı düzeyini göz önünde bulundurarak, öğrencinin aldığı harf notunu belirler. Harf notlarının ifade ettikleri başarı katsayıları ve anlamları aşağıda belirtilmiştir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="65">
   <p>Harf Notu</p>
   </td>
   <td width="42">
   <p>A+</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>A</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>A-</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>B+</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>B</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>B-</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>C+</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>C</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>C-</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>D+</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>D</p>
   </td>
   <td width="52">
   <p>F</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="65">
   <p>Katsayı</p>
   </td>
   <td width="42">
   <p>4,00</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>4,00</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>3,70</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>3,30</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>3,00</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>2,70</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>2,40</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>2,20</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>2,00</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>1,70</p>
   </td>
   <td width="41">
   <p>1,50</p>
   </td>
   <td width="52">
   <p>0,00</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="66">
   <p>Harf Notu</p>
   </td>
   <td width="85">
   <p>FX</p>
   </td>
   <td width="50">
   <p>EX</p>
   </td>
   <td width="65">
   <p>S</p>
   </td>
   <td width="58">
   <p>U</p>
   </td>
   <td width="60">
   <p>W</p>
   </td>
   <td width="48">
   <p>I</p>
   </td>
   <td width="84">
   <p>P</p>
   </td>
   <td width="64">
   <p>AU</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="66">
   <p>Anlamı</p>
   </td>
   <td width="85">
   <p>Devamsız</p>
   </td>
   <td width="50">
   <p>Muaf</p>
   </td>
   <td width="65">
   <p>Yeterli</p>
   </td>
   <td width="58">
   <p>Yetersiz</p>
   </td>
   <td width="60">
   <p>Çekilme</p>
   </td>
   <td width="48">
   <p>Eksik</p>
   </td>
   <td width="84">
   <p>Devam eden</p>
   </td>
   <td width="64">
   <p>Dinleyici</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>(2) A+, FX, W, I, EX, S, U, P, AU notlarıyla ilgili esaslar şunlardır:</p>

<p>a) A+ notu: Bir derste istisnai üstün başarı gösteren öğrencilere A+ notu verilebilir.</p>

<p>b) FX notu: Derse devam veya ders uygulamalarına ilişkin yükümlülüklerini yerine getiremediği için başarısız olan öğrencilere verilir. Not ortalaması hesabında F notu gibi işlem görür.</p>

<p>c) W notu: Öğrencinin danışmanının onayıyla dersten çekildiği durumlarda verilir. Alınan ders transkript üzerinde gösterilmekle birlikte, W notu ortalama ve kredi hesaplarına katılmaz.</p>

<p>ç) I notu: Proje, tez, bitirme ödevi ve benzeri çalışmalara dayanan derslerde, öğretim elemanı tarafından geçerli görülen bir mazeret nedeniyle ders için gerekli koşulları yarıyıl sonunda tamamlayamayan öğrencilere verilir. Bu öğrenciler final sınavlarının bitiminden sonra en çok iki hafta içinde eksiklerini tamamlayarak bir harf notu almak zorundadırlar. Eksiklerini tamamlamayan öğrencilerin harf notu F veya U notuna dönüşür. Ancak, uzayan bir hastalık ve benzeri hallerde, öğretim elemanının önerisi ve ilgili yönetim kurulunun onayıyla I notunun süresi bir sonraki kayıt döneminin başlangıcına kadar uzatılabilir.</p>

<p>d) EX notu: Muafiyet notu olarak, Senato tarafından belirlenen derslerden ilgili bölümce uygulanan muafiyet sınavı sonucunda başarılı olan öğrencilere verilir; not ortalaması hesabına katılmaz, ancak mezuniyet kredisine dâhil edilir.</p>

<p>e) S notu: Staj ve benzeri bir çalışmanın veya genel not ortalamasına katılmayan bir dersin başarılması durumunda verilir.</p>

<p>f) U notu: Staj ve benzeri bir çalışmanın veya genel not ortalamasına katılmayan bir dersin başarısızlığı durumunda verilir.</p>

<p>g) P notu: Bir yarıyıldan çok süren derslerde, birinci yarıyıl sonunda verilir. Bu not, ortalama hesaplarına katılmaz.</p>

<p>ğ) AU notu: Öğrencilerin ders yüklerine ilaveten, dersi veren öğretim elemanının yazılı onayını aldıktan sonra dinleyici olarak katıldıkları ders için başarılı oldukları takdirde verilen nottur. Başarısız olunması durumunda hiç derse kayıt olunmamış gibi işlem yapılır. AU notu ortalama ve kredi hesaplarına katılmaz. Tüm öğrencilerin dinleyici olarak ders alması mümkündür.</p>

<p><strong>Ders başarı notunun değerlendirilmesi </strong></p>

<p><strong>MADDE 27-</strong> (1) Bir dersten A+, A, A-, B+, B, B-, C+, C, C-, D+, D veya S notlarından birini alan öğrenci, o dersten geçer not almış sayılır.</p>

<p>(2) Bir dersten F, FX veya U notlarından birini alan öğrenci o dersten başarısız not almış sayılır. Senato bazı fakülteler ve dersler için C-, D+ veya D notlarını da başarısız not olarak kabul etmekte yetkilidir.</p>

<p><strong>Akademik yeterlilik değerlendirmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 28-</strong> (1) Öğrencilerin akademik yeterliği her yarıyıl sonunda not ortalamaları hesaplanarak belirlenir.</p>

<p>(2) Genel not ortalaması (GNO), öğrencinin programında yer alan ve not ortalamasına katılan derslerin kredi değerleri ile başarı notlarının katsayıları çarpılarak elde edilen toplamın, toplam krediye bölünmesi suretiyle hesaplanır. Öğrencinin tekrar ettiği dersler olması halinde, önceki notlar yerine o derslerden alınan en son not genel not ortalamasına dâhil edilir ancak öğrencinin tüm notları transkript üzerinde gösterilir.</p>

<p>(3) Yaz dönemi sonunda öğrencilerin yaz okulunda kayıt yaptırdıkları derslerden aldıkları notlar dikkate alınarak GNO yeniden hesaplanır.</p>

<p>(4) Normal öğrenim süresi içinde bir yarıyıl sonunda disiplin cezası ve başarısız bir not (F, FX veya U) almamış olmak, en az 30 AKTS kredilik normal ders yükünü almış olmak şartlarıyla, yarıyıl not ortalaması 3,00-3,49 arasında olan öğrenciler o yarıyıl için onur öğrencisi; 3,50 ve üstü olanlar ise yüksek onur öğrencisi sayılırlar.</p>

<p>(5) İkinci yarıyılın sonundan itibaren GNO’su 2,00 ve üzeri olan öğrencilerin durumu başarılı; 1,99 ve altındaki öğrencilerin durumu ise akademik olarak yetersiz kabul edilir.</p>

<p><strong>Ders tekrarı</strong></p>

<p><strong>MADDE 29-</strong> (1) Program müfredatında bulunan bir dersten başarısız olan öğrenciler bu dersi verildiği ilk yarıyılında tekrar almak zorundadır. Tekrar edilen dersten alınan eski not, tekrar edilen yarıyılda oluşan GNO’ya dâhil edilmez. Eski notun alındığı yarıyıldaki oluşmuş yarıyıl ortalaması değiştirilmez.</p>

<p>(2) Tekrarlanması gereken ders eğer müfredattan çıkartılmış ve artık verilmeyen bir ders ise öğrenci bu ders yerine bölüm tarafından önerilen ve ilgili birim yönetim kurulunun onayladığı eşdeğer bir dersi alabilir. Bu durumda önce alınan ders transkript üzerinde gösterilir ancak GNO’ya dâhil edilmez.</p>

<p>(3) Tekrarlanacak dersin seçmeli bir ders olması durumunda, söz konusu dersin yerine aynı seçmeli ders kümesinden başka bir ders alınabilir. Bu durumda önce alınan ders transkript üzerinde gösterilir ancak GNO’ya dâhil edilmez.</p>

<p>(4) Ders saydırma ile ilgili esaslar Senato tarafından düzenlenir.</p>

<p><strong>Sınavlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 30-</strong> (1) Sınavlar ara sınav, final sınavı, bütünleme sınavı, tek ders sınavı, staj sonu sınavı, mazeret sınavı, muafiyet sınavı, mezuniyete üç ders sınavı ve azami öğretim süresi sonundaki ek sınavlardan oluşur. Sınavlar yazılı ve/veya sözlü/uygulamalı olarak yapılabilir.</p>

<p>(2) Sınavlar birimler tarafından hazırlanan ve ilan edilen programa göre yapılır. Sınavlara girmek için öğrenci kimlik kartlarının ibrazı zorunludur.</p>

<p>(3) Gerek görüldüğünde sınavlar, ilgili birim yönetim kurullarının kararı ile mesai saatleri dışında veya ulusal bayram ve genel tatil günleri dışındaki cumartesi ve pazar günleri de yapılabilir.</p>

<p>(4) Yazılı sınav kâğıtları ve ilgili diğer belgeler ilgili birim tarafından belirlenen kurallara göre iki yıl süre ile saklanır ve bu süre sonunda bir tutanak düzenlenmek suretiyle imha edilir.</p>

<p>(5) Sınava girmeye hakkı olmadığı hâlde sınava giren öğrencinin sınav notu geçersiz sayılır ve ilgili birim yönetim kurulu kararı ile iptal edilir.</p>

<p>(6) Yeterlilik, seviye tespit veya ders başarılarını ölçen tüm sınavlar, kâğıt ortamında ve eş zamanlı olarak yapılabileceği gibi, alan ve zorluk düzeyine göre tasnif edilerek güvenli biçimde saklanan bir soru bankasından her bir adaya farklı zamanlarda farklı soru sorulmasına izin verecek şekilde elektronik ortamda da yapılabilir.</p>

<p><strong>Ara sınav</strong></p>

<p><strong>MADDE 31-</strong> (1) Ara sınav, program müfredatında bulunan bir dersin verildiği yarıyıl içinde yapılan sınavdır. Ara sınav tarihleri ilgili öğretim elemanları tarafından sınav tarihinden en az iki hafta önce ilan edilir.</p>

<p>(2) Her dersin bir yarıyılda en az bir ara sınavı yapılır. Ders içerisinde yapılan ödev, proje, küçük sınavlar, gezi ve gözlem çalışmaları, klinik ve laboratuvarda yapılan deneysel çalışmalar ile stüdyo ve benzeri çalışmalar gibi eğitim-öğretim etkinlikleri de değerlendirme ölçütü olarak kullanılabilir.</p>

<p>(3) Tekrarlanan dersler dâhil mazeretsiz olarak girilmeyen ara sınav notu, sıfır sayılır ve dersin not ortalaması buna göre hesaplanır.</p>

<p>(4) Ara sınavlara girilmemesi, final sınavlarına katılmaya engel olmaz.</p>

<p><strong>Final sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 32-</strong> (1) Bir dersin final sınavı, o dersin tamamlandığı süre sonunda ilgili kurul tarafından ilan edilen yer ve zamanda yapılır. Derslerin final sınavına girebilmek için devam koşulunu yerine getirmesi gerekir.</p>

<p>(2) Bir dersin teorik ve uygulamalı kısımlarının ayrı sınavlar halinde yapılarak değerlendirilmesine ilgili kurul karar verir. Ancak dersin başarı notunun hesaplanmasında her iki sınav birlikte göz önünde bulundurulur.</p>

<p><strong>Bütünleme sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>(1) Bütünleme sınavı, ilgili dönemin son sınavları neticesinde başarısız olan öğrenciler için tanınan ek sınav hakkıdır.</p>

<p>(2) Final sınavına girme hakkı kazandığı halde sınava girmeyen veya aldığı derslerde final/mazeret sınavına girdiği halde başarısız olan öğrenciler bütünleme sınavına girebilirler. Staj ve iş yerinde yapılan derslerden ya da devamsızlıktan kalan öğrencilere bütünleme sınavı hakkı verilmez.</p>

<p>(3) Bütünleme sınavından alınan not final sınavı notu yerine geçer. Final sınavında geçerli olan başarı kuralları, bütünleme sınavlarında da uygulanır. Bütünleme sınavı sonunda oluşan harf notu için final sınavı sonucunda girilen harf notu aralıkları kullanılır. Bütünleme sınavının mazeret hakkı olmaz.</p>

<p><strong>Ek bütünleme sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 34- </strong>(1) Senato tarafından belirlenen fakülte ve yüksekokullarda; yarıyıl/yıl esaslı ders geçme esasına dayalı programlarda öğrenim gören, bütünleme sınavına girme hakkını kazanmış ancak başarısız olmuş ara sınıf öğrencilerine tanınan sınav hakkıdır. Alınan not final sınavı notu yerine geçer.</p>

<p><strong>Mazeret sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 35-</strong> (1) Mazeret sınavı, ara sınav ve/veya final sınavı yerine yapılan sınavdır.</p>

<p>(2) Sağlık veya diğer haklı ve geçerli mazeretleri nedeniyle ara sınav veya final sınavına giremeyen öğrenciler, mazeretlerinin ilgili birim yönetim kurulunca kabul edilmesi koşuluyla, mazeret sınavlarına girebilirler.</p>

<p>(3) Sağlık raporları ile diğer haklı ve geçerli nedenlerin mazeret sınavına girmeye hak kazandırıp kazandırmayacağına ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir. Mazeretli oldukları süre içinde yapılan sınavlara giren öğrencilerin sınavları geçersiz sayılır.</p>

<p>(4) Üniversiteyi temsilen görevlendirilen ve bu nedenle ara sınavına giremeyen öğrenciler için, ilgili birim yönetim kurulu kararı ile mazeret sınavı yapılır.</p>

<p>(5) İlan edilen tarihte yapılan mazeret sınavına girmeyen öğrencilere, bir daha mazeret sınavı hakkı verilmez.</p>

<p><strong>Muafiyet sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 36-</strong> (1) İlgili birim kurulu önerisi ve Senato kararı ile muafiyete tabi tutulması uygun görülen dersler için her akademik yılın başında açılan sınavdır.</p>

<p><strong>Mezuniyete üç ders sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 37-</strong> (1) Mezun olabilmek için bu Yönetmelik hükümlerine göre zorunlu staj, bitirme projesi, derse kayıt, derse devamı diğer tüm koşullarını sağlamış olduğu halde, en fazla üç dersten başarısız durumda olan öğrenciler için bir defaya mahsus üç derse kadar mezuniyete üç ders sınavı açılabilir. Daha önce alınmamış veya alındığı halde devamsızlıktan kalınan bir ders için mezuniyete üç ders sınavına girilemez.</p>

<p>(2) Mezuniyete üç ders sınavı tarihi ilgili birim yönetim kurulları tarafından belirlenir. Öğrenci mezuniyete üç ders sınavında başarısız olduğu takdirde dersin açıldığı ilk yarıyıl/yılda ilgili derse kayıt olur.</p>

<p>(3) Mezuniyete üç ders sınavında ders başarı durumu sadece mezuniyete üç ders sınavı notu ile belirlenir.</p>

<p>(4) Öğrenciler mezuniyete üç ders sınavı için ücret ödemezler.</p>

<p><strong>Azami öğrenim süresi sonundaki ek sınavlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 38-</strong> (1) Azami öğrenim süresi sonunda kayıtlı olduğu programdan mezun olamayan son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları bütün dersler için iki ek sınav hakkı verilir. Öğrencilerin ek sınavlara gireceği derslerin devam koşulunu yerine getirmesi gerekir. Ek sınavlar ilgili birim yönetim kurulu tarafından belirlenen tarihlerde yapılır. Bu sınavlar sonunda başarısız ders sayısını beş derse indirenlere bu beş ders için üç yarıyıl, ek sınavları almadan beş derse kadar başarısız olan öğrencilere dört yarıyıl; bir dersten başarısız olanlara ise öğrencilik hakkından yararlanmaksızın sınırsız, başarısız oldukları dersin sınavlarına girme hakkı tanınır.</p>

<p>(2) Azami öğrenim süresi sonunda kayıtlı olduğu programdan mezun olamayan öğrencilerin devamsızlık sebebiyle kaldıkları veya daha önce alamadıkları derslere ilişkin ek ders sınav talepleri yürürlükteki mevzuat uyarınca birim yönetim kurulu tarafından karara bağlanır.</p>

<p>(3) İzledikleri programdan mezun olmak için gerekli bütün derslerden geçer not aldıkları hâlde genel not ortalaması 2,00’dan düşük olduğu için ilişikleri kesilme durumuna gelen son sınıf öğrencilerine not ortalamalarını yükseltmek üzere diledikleri derslerden sınırsız sınav hakkı tanınır. Bunlardan uygulaması olan ve daha önce alınmamış dersler dışındaki derslere devam şartı aranmaz. Açılacak sınavlara, üst üste veya aralıklı olarak toplam üç akademik yıl boyunca hiç girmeyen öğrenci, sınırsız sınav hakkından vazgeçmiş sayılır ve bu haktan yararlanamaz. Sınırsız hak kullanma durumunda olan öğrenciler sınava girdiği ders başına öğrenci öğrenim ücretini ödemeye devam ederler. Ancak bu öğrenciler, sınav hakkı dışındaki diğer öğrencilik haklarından yararlanamazlar.</p>

<p>(4) Derslere devam yükümlülüklerini yerine getirdikleri hâlde, yıl içi ve yıl sonu sınav yükümlülüklerini 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen hükümlere uygun olarak yerine getiremedikleri için Üniversite ile ilişiği kesilen hazırlık sınıfı ve birinci sınıfta en fazla bir dersten, ara sınıflarda ise en fazla üç dersten başarısız olan öğrencilere üç yıl içinde kullanacakları üç sınav hakkı, not ortalamasını tutturamadıkları için hazırlık sınıfı dâhil ara sınıflarda da sene kaybeden öğrencilere diledikleri üç dersten bir sınav hakkı verilir. Sınav hakkı verilenler, yıl içi veya yıl sonu sınavı olduğuna bakılmaksızın başvurmaları hâlinde Üniversitenin her akademik yıl başında açacağı sınavlara alınırlar. Sınavların sonunda sorumlu oldukları tüm dersleri başaranların kayıtları yeniden yapılır ve öğrenimlerine kaldıkları yerden devam ederler. Bu durumda olan öğrencilerin sınavlara girdikleri süre, öğrenim süresinden sayılmaz. Bu sınavlara katılan öğrenciler öğrencilik haklarından hiçbir şekilde yararlanamazlar.</p>

<p><strong>Sınav notlarına itiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 39-</strong> (1) Öğrenciler, ilan edilen sınav notlarına, notların ilanını takip eden üç iş günü içerisinde ilgili dekanlığa/müdürlüğe yazılı olarak itiraz edebilir.</p>

<p>(2) İtiraz üzerine sınav kâğıdı, dersin öğretim elemanı tarafından, itiraz süresinin bitiminden itibaren en geç beş iş günü içinde maddi hata açısından incelenir, sonuç yazılı ve gerekçeli olarak ilgili dekanlığa/müdürlüğe bildirilir. İlgili birim yönetim kurulları gerek gördüğü takdirde, sınav kâğıdının incelenmesi için, biri dersin öğretim elemanı olmak üzere belirlenen iki öğretim elemanından oluşan üç kişilik bir komisyon kurabilir. Bu durumda, komisyon, incelemesini itiraz süresinin bitiminden itibaren en geç iki hafta içinde sonuçlandırır. Sınav sonucunun değişikliği, ilgili birim yönetim kurulunun kararıyla işleme alınır.</p>

<p>(3) İlgili birim yönetim kurulu kararı gereği için ilgili öğretim elemanına, Öğrenci İşleri Müdürlüğüne ve öğrenciye bildirilir.</p>

<p>(4) Bir dersin ilan edilmiş olan yarıyıl/yıl sonu başarı notunda yer alabilecek maddi hatanın düzeltilmesi, ilgili öğretim elemanının bildirimi üzerine ilgili birim yönetim kurulu kararı ile Öğrenci İşleri Müdürlüğü tarafından yapılır.</p>

<p><strong>Kayıt dondurma</strong></p>

<p><strong>MADDE 40-</strong> (1) Öğrencilerin kayıtları, başvurularında belirtmek koşulu ile sağlık, ekonomik, iş, ailevi, askerlik, kişisel, diğer eğitim imkânları, beklenmedik zorunlu olaylar ve benzeri mazeretlerinin olması halinde Üniversite Yönetim Kurulu kararıyla dondurulabilir.</p>

<p>(2) Öğrencilere bir defada en çok iki yarıyıl/bir yıl, öğrenim süresince de en çok dört yarıyıl/iki yıl kayıt dondurmalarına izin verilebilir. Ancak rahatsızlığı ve tedavi sürecinin devam etmesi nedeniyle kayıt dondurma talebinde bulunan öğrenciler ile hükümlü öğrenciler için mazereti ilgili birim yönetim kurulu tarafından değerlendirilerek azami öğretim süresinden sayılmadan dört yarıyıldan fazla kayıt dondurulmasına izin verilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(3) Öğrencilerin kayıt dondurma başvurularını, kayıt işlemlerinin tamamlanmasından itibaren en geç bir ay içinde yapmaları zorunludur. Öğrencinin daha önceden öngörülemeyen mazereti nedeniyle, 24 üncü maddede belirtilen devamsızlık sınırları aşılmış veya aşılacak ise mazeretin geçerli bir belgeye dayandırılması durumunda yarıyıl/yıl içinde de kayıt dondurma izni verilebilir.</p>

<p>(4) Kayıt dondurulduğunda, öğrencilerin Üniversiteye girişte verdiği belgeler geri verilmez. Kayıt dondurma halinde öğrencinin 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde öngörülen azami öğrenim süresi işlemez. Kayıt dondurulan süreler zarfında öğrenciye giremediği laboratuvar, uygulama, final sınavları için tekrarlama hakkı verilmez; final ve mazeret sınavları açılmaz. Öğrenci, kayıt dondurma süresinin sonunda yarıyıl/yıl ders kayıtlarını yaptırarak eğitim ve öğretime devam eder.</p>

<p>(5) Kayıt dondurma talebi kabul edilen öğrencinin talebinin işleme konulabilmesi için ödemesi gereken öğrenim ücreti tutarı Mütevelli Heyet tarafından belirlenir. Ödemenin yapılmaması durumunda kayıt dondurma kararı işleme konulmaz.</p>

<p>(6) Öğrenciler kayıt dondurdukları süre içerisinde Üniversite tarafından verilen burslardan yararlanamazlar.</p>

<p><strong>İlişik kesme ve ayrılma</strong></p>

<p><strong>MADDE 41-</strong> (1) Öğrencilerin, aşağıdaki hallerde Öğrenci İşleri Müdürlüğüne yazılı başvurusu neticesinde Üniversite ile ilişiği kesilir:</p>

<p>a) Öğrencinin kendi isteği ile kaydını sildirme talebinde bulunması.</p>

<p>b) Öğrencinin herhangi bir nedenle başka bir yükseköğretim kurumuna geçiş yapması.</p>

<p>(2) Aşağıdaki hallerde ise ilgili birim yönetim kurulu kararıyla öğrencilerin Üniversite ile ilişiği kesilir:</p>

<p>a) Öğrencinin 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası almış olması.</p>

<p>b) Öğrencinin azami öğrenim süresi sonunda mezuniyet şartlarını yerine getirmesine olanak kalmamış olması.</p>

<p>c) Kesin kayıt işleminin usulüne uygun yapılmadığının anlaşılması.</p>

<p>(3) İlişiği kesilen öğrencilere, Öğrenci İşleri Müdürlüğüne bir dilekçe ile başvurmaları halinde, Üniversiteye kayıt sırasında verdikleri belgelerden sadece lise diploması arkasına işlem yapılarak geri verilir. Diplomanın bir fotokopisi öğrencinin dosyasında saklanır.</p>

<p>(4) İlişiği kesilen öğrenci başka bir yükseköğretim kurumunda kayıtlı olmamak şartıyla ilişiği kesildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde ilişik kesme işleminin iptali için başvurabilir. İptal talebinin kabul edilip edilmeyeceği konusunda Üniversite Yönetim Kurulu karar verir.</p>

<p>(5) Öğrencinin Üniversite ile ilişiğinin kesilmesi durumunda, ücrete ilişkin olarak Mütevelli Heyet tarafından belirlenen esaslar uygulanır.</p>

<p><strong>Lisans ve ön lisans diploması</strong></p>

<p><strong>MADDE 42-</strong> (1) Herhangi bir yarıyıl/yıl sonunda, kayıtlı olduğu lisans diploma programının program müfredatında yer alan tüm dersleri başarı ile tamamlayan, genel not ortalaması en az 2,00 ve eğitim süresi dört yıl olan programlarda tamamladığı toplam kredi en az 240 AKTS kredisi, eğitim süresi beş yıl olan programlarda tamamladığı toplam kredi en az 300 AKTS kredisi olan varsa staj, bitirme projesi ve benzeri yükümlülüklerini yerine getiren öğrenciler lisans diploması almaya hak kazanırlar.</p>

<p>(2) İki yıl süreli meslek yüksekokullarının program müfredatında yer alan tüm dersleri başarı ile tamamlayan, genel not ortalaması en az 2,00 ve tamamladığı toplam kredi en az 120 AKTS kredisi olan, ilgili birim tarafından belirlenen staj ve benzeri yükümlülüklerini yerine getiren öğrenciler, ön lisans diploması almaya hak kazanırlar.</p>

<p>(3) Kayıtlı olunan lisans diploma programı öğrenimlerini tamamlayamayan, ancak ilgili programın öğrenim programında ilk dört yarıyıl için öngörülen tüm zorunlu ve seçmeli dersleri alıp, bu Yönetmelik hükümlerine göre başarmış ve genel not ortalaması en az 2,00 olan öğrencilere, 18/3/1989 tarihli ve 20112 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Lisans Öğrenimlerini Tamamlamayan veya Tamamlayamayanların Ön Lisans Diploması Almaları veya Meslek Yüksekokullarına İntibakları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ön lisans diploması verilir.</p>

<p>(4) Bütün diplomaların şekli, ölçüleri ve diplomalara yazılacak bilgiler Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(5) Öğrenimleri sırasında disiplin cezası almamış ve normal öğrenim süresini aşmamış olmak şartıyla, genel not ortalaması 3,00-3,49 arasında olan öğrencilere onur; 3,50 ve üstü olanlara ise yüksek onur mezunu belgesi verilir. Onur ve yüksek onur belgesi ana dal programından mezuniyete hak kazanıldığında verilir.</p>

<p>(6) Diplomalar hazırlanıncaya kadar öğrenciye bir defaya mahsus olmak üzere geçici mezuniyet belgesi verilir.</p>

<p>(7) Diploma almaya hak kazanan öğrenciye, Öğrenci İşleri Müdürlüğü tarafından diploma eki verilir. Bu belgede, öğrencinin ders planında bulunan dersler ve AKTS kredileri ile standart diploma eki bilgileri yer alır. Diploma eki, diploma yerine kullanılamaz.</p>

<p>(8) Geçici mezuniyet belgesi ya da diploma, mezun durumdaki öğrencinin bizzat kendisine, yasal temsilcisine veya özel yetki içeren noter onaylı vekaletname ibraz eden vekiline teslim edilir.</p>

<p>(9) Diplomanın kaybı halinde, gereken ücretin ödenmesi ve dilekçe ile Öğrenci İşleri Müdürlüğüne başvurulması koşuluyla, yeni diploma hazırlanır. Bu durumda diploma üzerine, kayıp nedeniyle düzenlendiğine ve kayıp sayısına ilişkin ibare konulur.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Sektörde eğitim </strong></p>

<p><strong>MADDE 43-</strong> (1) Sektörde eğitim, Senato tarafından belirlenen programlar için, belirlenen takvim çerçevesinde, Üniversitenin bu amaçla protokol imzaladığı firma, kurum ve kuruluşlarda yapılır.</p>

<p>(2) Sektörde eğitim programının yürütülmesi, öğrenci ve işyerlerinin eşleştirilme yöntemi, program süresince öğrencilerin yükümlülükleri, başarı ölçütleri ve öğrencilerin izlenmesi Senato tarafından belirlenecek esaslarla düzenlenir.</p>

<p>(3) Öğrenci, ilgili birimin uygun görüşü olmadan, sektörde eğitim döneminde Üniversitede öğrenci olarak veya diğer Üniversitelerde özel öğrenci olarak ders alamaz; alınmış dersler öğrencinin programına sayılmaz.</p>

<p><strong>Ulusal ve uluslararası öğrenci değişimi</strong></p>

<p><strong>MADDE 44-</strong> (1) Üniversite ile yurt içi veya yurt dışındaki diğer yükseköğretim kurumları arasında yapılan anlaşmalar uyarınca kurumlar arasında öğrenci değişim programları uygulanabilir. Değişim programı süresi içinde öğrencinin Üniversitedeki kaydı devam eder ve bu süre öğretim süresinden sayılır. Değişim programları, ikili anlaşmalar ve YÖK tarafından belirlenen esaslar doğrultusunda uygulanır.</p>

<p>(2) Öğrencilerin değişim programları kapsamında devam edecekleri ders, uygulama, staj ve benzeri faaliyetleri; öğrencinin kendi program müfredatındaki ders, uygulama, staj ve benzeri faaliyetlere eşdeğerliği, danışmanın teklifi ve ilgili bölüm başkanının önerisi üzerine ilgili birim yönetim kurulu kararı ile değişim programına gitmeden önce belirlenir.</p>

<p>(3) Yurt içi ve yurt dışı öğrenci değişim programları kapsamında öğrencinin aldığı dersler hakkında, danışmanın önerisi de dikkate alınarak ilgili birim yönetim kurulu kararıyla intibak işlemi yapılır.</p>

<p>(4) Eşdeğerliliği tanınan ve intibakı yapılan derslerin kredi ve notları, transfer kredisi olarak sayılır ve öğrencinin not döküm çizelgesine işlenir. 100’lük sisteme göre elde edilen başarı notlarının 4’lük sisteme dönüştürülmesinde YÖK tarafından belirlenen dönüştürme tabloları ve AKTS not dönüşümü sistemi kullanılır.</p>

<p>(5) Yurt dışından ikili anlaşma veya uluslararası ilişkiler çerçevesinde Üniversiteye gelen öğrencilerin işlemleri, ikili anlaşma ve ilgili mevzuat hükümlerine göre ilgili birim yönetim kurullarının kararları ile yürütülür. Öğrencilere seçtikleri dersler ve başarı durumlarını gösterir not döküm çizelgesi verilir.</p>

<p><strong>Etkinliklerde görevlendirme</strong></p>

<p><strong>MADDE 45-</strong> (1) Spor karşılaşmaları, kültür ve sanat faaliyetleri ve yarışmalar gibi etkinliklerde Üniversite yönetimi tarafından görevlendirilen öğrencilerin bu etkinliklere ve bunların hazırlık çalışmalarına katılmak zorunda olmaları nedeniyle öğrenime devam edemedikleri süreler, öğrencinin devam süresinin hesabında dikkate alınmaz. Bu öğrenciler, anılan süreler içinde giremedikleri sınavlara, izin tarihinden sonraki ilk üç iş günü içerisinde fakülte dekanlığı/yüksekokul müdürlüğüne başvurması şartı ile ilgili birim yönetim kurulu tarafından belirlenen tarihlerde girerler.</p>

<p><strong>Disiplin</strong></p>

<p><strong>MADDE 46-</strong> (1) Öğrencilerin disiplin işlemleri, 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p><strong>Tebligat</strong></p>

<p><strong>MADDE 47-</strong> (1) Öğrencilere resmi olarak yapılması gereken her türlü tebligat ilgili mevzuat hükümlerine göre öğrenci için oluşturulan elektronik posta adresine, elektronik tebligat olarak yapılabilir. Bunun olmadığı durumlarda tebligat, öğrencilerin Üniversiteye kayıt sırasında bildirdikleri adrese iadeli ve taahhütlü olarak yapılmak suretiyle tamamlanmış sayılır.</p>

<p>(2) Üniversiteye kayıt sırasında bildirdikleri adresi değiştirdikleri halde, bunu Öğrenci İşleri Müdürlüğüne en geç bir ay içerisinde yazılı olarak bildirmeyen veya yanlış ya da eksik bildiren öğrencilerin bu adreslerine yapılan tebligatlar geçerli sayılır.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 48-</strong> (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri ile YÖK kararları uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 49-</strong> (1) 3/12/2017 tarihli ve 30259 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Antalya Bilim Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 50-</strong> (1) Bu Yönetmelik 2026-2027 eğitim-öğretim yılı başında yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 51-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/antalya-bilim-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="16499"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Antalya Bilim Üniversitesi Ana Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/antalya-bilim-universitesi-ana-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/antalya-bilim-universitesi-ana-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Bilim Üniversitesi Ana Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 08 Ağustos 2026 Tarihli ve 33334 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Antalya Bilim Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>ANTALYA BİLİM ÜNİVERSİTESİ ANA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 5/2/2026 tarihli ve 33159 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Antalya Bilim Üniversitesi Ana Yönetmeliğinin 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Antalya Bilim Üniversitesinin akademik ve idari organlarının oluşturulması, yönetimi, işleyişi, yetki, görev, sorumluluk ve denetimlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 2- (1) Bu Yönetmelik; Antalya Bilim Üniversitesinin yönetimine, işleyişine, idari ve akademik organlarına, bu organların yetkilerine, görevlerine ve mali konulara ilişkin hükümleri kapsar.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“m) Üniversite: Antalya Bilim Üniversitesini,”</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve dokuzuncu fıkrasının üçüncü cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“(8) Mütevelli Heyet, üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve kararlar toplantıya katılanların oy çokluğuyla alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmış ve üçüncü fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Rektör, çalışmalarında kendisine yardımcı olmak üzere, Üniversitenin aylıklı profesörleri arasından en çok üç kişiyi kendi rektörlük süresiyle sınırlı olarak, rektör yardımcısı olarak seçer.”</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 11- (1) Dekan, Rektörün önereceği, Üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından YÖK tarafından üç yıllık süre için seçilir ve normal usul ile atanır. Görev süresi biten dekan tekrar atanabilir. Dekan, fakültede görevli aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki kişiyi en çok üç yıl için dekan yardımcısı olarak seçebilir. Dekan görevde olmadığı zaman dekan yardımcılarından biri Dekana vekâlet eder. Göreve vekâlet altı aydan fazla sürerse yeni dekan atanır. Dekan, fakülte ve birimlerinin temsilcisi olup, 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuatla verilen görevleri yapar.”</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 12- (1) Rektörlüğe bağlı Enstitülerde, Enstitü müdürü doğrudan Rektör tarafından üç yıllık süre için atanır. Görev süresi biten müdür yeniden atanabilir. Müdür, enstitüde görevli aylıklı öğretim elemanları arasından en çok iki kişiyi en çok üç yıl için müdür yardımcısı olarak seçebilir. Müdür görevde olmadığı zaman müdür yardımcılarından biri müdüre vekâlet eder. Göreve vekâlet altı aydan fazla sürerse yeni müdür atanır. Müdür, 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuatla dekana verilen görevleri enstitü bakımından yerine getirir.”</p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 13- (1) Rektörlüğe bağlı yüksekokullarda yüksekokul müdürü, Rektör tarafından üç yıllık süre için atanır. Görev süresi biten müdür yeniden atanabilir. Müdür, yüksekokulda görevli aylıklı öğretim elemanları arasından en çok iki kişiyi en çok üç yıl için müdür yardımcısı olarak seçebilir. Müdür görevde olmadığı zaman müdür yardımcılarından biri müdüre vekâlet eder. Göreve vekâlet altı aydan fazla sürerse yeni müdür atanır. Müdür, 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuatla Dekana verilen görevleri yüksekokul bakımından yerine getirir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 14- (1) Uygulama ve araştırma merkezleri ile sürekli eğitim merkezi müdürleri Üniversitenin öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilir. Merkez müdürleri, 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuatla verilen görevleri yapar.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinde yer alan “enstitü” ibaresi “yüksekokul” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Bölüm başkanı; bölümün aylıklı profesörleri, bulunmadığı takdirde doçentleri, doçent de bulunmadığı takdirde doktor öğretim üyeleri arasından fakültelerde dekan tarafından, fakülteye bağlı yüksekokullarda müdürün önerisi üzerine dekan tarafından, Rektörlüğe bağlı yüksekokullarda müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için atanır. Süresi biten bölüm başkanı tekrar atanabilir. Bölüm başkanı görevde bulunamayacağı süreler için yardımcılarından birini vekil olarak bırakır. Bölüm başkan yardımcısı bulunmadığı takdirde, bölüm başkanlığına ilgili fakülte dekanı veya yüksekokul müdürü vekâlet eder. Görevinin başında altı aydan fazla süreli bulunmama durumlarında kalan süreyi tamamlamak üzere aynı yöntemle yeni bir bölüm başkanı atanır.”</p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> Aynı Yönetmeliğin 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Öğretim elemanları; Üniversitede görevli öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve araştırma görevlilerinden oluşur.”</p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> Aynı Yönetmeliğin 28 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Haklar ve izinler</p>

<p>MADDE 28- (1) Üniversitenin akademik ve idari personelinin çalışma esasları, 2547 sayılı Kanunda Devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personele aylık ve diğer hakları bakımından 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır.</p>

<p>(2) Üniversite öğretim elemanlarına, ilgili bölüm kurulu ve ilgili yönetim kurulunun uygun görüşü ve Rektörün onayı ile Mütevelli Heyet kararıyla uzun süreli ücretli veya ücretsiz izin verilebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> Aynı Yönetmeliğin 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“ç) Uluslararası öğrenciler Üniversiteye, ilgili mevzuat hükümlerine, YÖK tarafından belirlenen usul ve esaslara ve Mütevelli Heyet tarafından belirlenen mali şartlara göre kabul edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 16-</strong> Bu Yönetmelik hükümlerini Antalya Bilim Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/antalya-bilim-universitesi-ana-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="84251"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/23765 E., 2023/1845 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202123765-e-20231845-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202123765-e-20231845-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 15.02.2023 tarihli, 2021/23765 E., 2023/1845 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2021/23765 E., 2023/1845 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
HÜKÜM/KARAR : Davalının itirazının kabulüne</p>

<p>Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; motosiklet sürücüsü olan müvekkili ile davalıya sigortalı araç sürücüsü arasında meydana gelen 22.11.2019 tarihli kazada davacının %18 oranında malul kaldığını, davalı tarafından bir kısım ödeme yapılmış ise de yeterli olmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.200,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı gideri ve 600,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 5.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 09.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan talep etmiş, 18.05.2021 tarihinde sürekli iş göremezlik tazminatını 85.815,77 TL geçici iş göremezlik tazminatını 17.829,18 TL, bakıcı giderini 1.750,00 TL olarak artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı vekili cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong><br />
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " davalıya sigortalı araç sürücüsünün %70 oranında kazada kusurunun bulunduğunu, alınan hesap raporu ile sürekli iş göremezlik zararının 119.563,50TL, geçici iş göremezlik tazminatının 17.829,18 TL, bakıcı giderinin ise 1.750,00TL olarak hesaplandığını, davalının 25.01.2021 tarihinde 32.691,00 TL ödeme yaptığını bu nedenle ek rapor alınmasını talep ettiğini, alınan 15.05.2021 tarihli rapor ile yapılan hesaplama neticesinde davacının 85.815,77 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı, 17.829,18 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1750,00TL bakıcı giderinin hesaplandığı gerekçesi ile ' talebin kabulü ile 85.815,77TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 17.829,18 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.750,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 105.994,95 TL tazminatın 09.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong><br />
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar<br />
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İtiraz Sebepleri<br />
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; Maluliyet raporunun esas alınması gereken Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmadığını, raporu hazırlayan kurumun yetkili olmadığını, kurulun teşekkül etmediğini, iyileşme süreci tamamlanmadan raporun hazırlandığını, bu haliyle raporun başvuru şartını sağlayan bir rapor olarak kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla davalının temerrüde düşmüş de sayılamayacağını, maluliyet oranını kabul etmediklerini, olması gerekenden fahiş tespit yapıldığını, davacının zararının davalı tarafından karşılandığını, bakiye borç olmadığını, tazminat hesaplamasının TRH 2010 yaşam tablosu 1.8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ile rapor ücretinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, ayrıca davacıya bakıcı tutulduğunun belgelendirilmediğini, bakıcı giderinin net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, ıIslah dilekçesi kendilerine tebliğ edilmeden karar verildiğini, ayrıca ıslaha konu edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilebileceği, faizin türünün de yasal faiz olabileceği, karşı taraf lehine 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçeleri ile karara itiraz etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " 2918 Sayılı Kanun'un 97.maddesi ve aynı Kanun'un 99.maddelerine göre gerekli evraklarla ve bu arada usulüne uygun hazırlanmış engellilik raporu ile dava açmadan önce davalıya müracaat, sonradan yargılama sırasında tamamlanamaz bir dava şartı eksikliği olduğunu, Alt ekstremiteye ilişkin maluliyetlerde, mağdurun sürekli iş görmezlik tespitinin yapılabilmesi için yönetmeliğe göre 1 yıllık iyileşme sürecinin tamamlanmasının gerekmesine rağmen başvuran tarafından ibraz edilen raporun bir yıllık iyileşme süreci tamamlanmadan tanzim edildiğinin anlaşıldığı, davalıya müracaat sırasında sunulan raporun belirtilen gerekçe nedeni ile Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmış bir rapor olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi ile " davalının itirazının kabulü ile başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun mevzuata uygun olduğunu, rapor tanzimi için bir yıllık sürenin beklenmesine gerek olmadığını, davacının maluliyetinin sürekli olduğunu, raporun alanında uzman kişiler tarafından tanzim edildiğini belirtmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 22.11.2019 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve rapor ücreti talebine ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları</p>

<p><br />
3. Değerlendirme<br />
1. İtiraz Hakem Heyetinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına göre, Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre devamlı engellik raporu verilmeden önce hastanın iyileşmesinin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı hususunun tespit edilmesi gerektiğinin belirtildiği, davacının, davalıya başvuru esnasında ibraz ettiği raporun söz konusu yönetmelik hükmüne uygun olarak tanzim edilmediği, bu hususun dava sırasında tamamlanamaz dava şartı olduğundan, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,<br />
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere saklama kararını veren mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202123765-e-20231845-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 21:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1a.jpg" type="image/jpeg" length="92561"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EKSPER RAPORU OLMAKSIZIN HASAR VE DEĞER KAYBI TALEBİ: SEDDK'NIN 05.08.2026 TARİHLİ SİRKÜLERİ ÇERÇEVESİNDE ZORUNLU BAŞVURU ŞARTININ DEĞERLENDİRİLMESİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-hasar-ve-deger-kaybi-talebi-seddknin-05082026-tarihli-sirkuleri-cercevesinde-zorunlu-basvuru-sartinin-degerlendirilmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-hasar-ve-deger-kaybi-talebi-seddknin-05082026-tarihli-sirkuleri-cercevesinde-zorunlu-basvuru-sartinin-degerlendirilmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EKSPER RAPORU OLMAKSIZIN HASAR VE DEĞER KAYBI TALEBİ: SEDDK’NIN 05.08.2026 TARİHLİ SİRKÜLERİ ÇERÇEVESİNDE ZORUNLU BAŞVURU ŞARTININ DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>

<p>Konunun daha iyi anlaşılması için SEDDK’nın 05.08.2026 tarihli sirkülerini incelemeden önce, hasar ve değer kaybı tazminatı taleplerinde mahkeme veya tahkime başvurmadan önce sigorta şirketine başvuruyu zorunlu kılan Karayolları Trafik Kanunu ve Sigortacılık Kanunu’nun ilgili hükümleri incelenecektir.</p>

<p>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 97. maddesinde 2016 yılında gerçekleştirilen köklü yasal değişiklikle birlikte, trafik kazalarından kaynaklanan zararların tazmini istemiyle trafik sigortacısına karşı yargı veya tahkim yoluna başvurulmadan önce, sigorta kuruluşuna yazılı şekilde başvuruda bulunulması dava şartı olarak getirilmiştir. Söz konusu madde, zarar görenin doğrudan dava açma hakkını sınırlandırdığı gibi, aynı zamanda sigortacıya başvuru zorunluluğunu kurucu bir unsur olarak ihtiva etmektedir (Seven, s. 155).</p>

<p>Doktrindeki hâkim görüş, bu düzenlemenin, yargının iş yükünü azaltmak, uyuşmazlıkları sulh ve tasfiye yoluyla mahkeme dışı evrede hızla çözüme kavuşturmak amacıyla ihdas edildiği yönündedir (Acar, s. 575). Anayasa Mahkemesi de önüne gelen somut norm denetimi talebinde, ilgili kuralın hak arama hürriyetini ve mahkemeye erişim hakkını ölçüsüzce engellemediğini, dolayısıyla Anayasa'ya aykırılık barındırmadığını belirtmiştir. Yüksek Mahkeme, sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun hak arama disiplini sağlamaya yönelik, özel nitelikte bir dava şartı olduğunu vurgulamıştır.</p>

<p>Bu yasal ön şart yerine getirilmeden açılan davalarda, dava tarihi itibarıyla hukuki yarar yokluğu söz konusu olacağından, dava esastan incelenmeksizin usulden reddedilir. Sigorta şirketine başvuru süreci, salt şeklî bir dilekçe verme eylemi değil; bilakis alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının en temel argümanı olan, tarafları masaya oturtan ve uyuşmazlığı sulh ile neticelendirmeyi amaçlayan dinamik bir müzakere evresidir (Direnisa, s. 651; Okay &amp; Okay, s. 997).</p>

<p>Nitekim Yargıtay da güncel kararlarında bu zorunlu başvuruyu "Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolu" modeli olarak nitelendirmiş; bu yola başvurulduğu hâlde sigortacı tarafından ödeme yapılmamışsa, ayrıca arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılabileceğini belirtmiştir. Bu nedenle sigorta şirketine sadece bir başvuru dilekçesinin sunulması, KTK m. 97 anlamında hukuken geçerli bir başvurunun varlığı için yeterli değildir. KTK m. 90 ve 99 normlarının atıfta bulunduğu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda tahdidî veya örnekleme yoluyla sayılan zorunlu belgelerin, başvuru ekinde eksiksiz ve denetlenebilir şekilde sunulması gerekir (Direnisa, s. 652). Zira tazminat hesabının yapılması, özellikle de belirli aktüeryal hesaplamalarla tazminatın tespit edilerek ödenmesi için gerekli belgeler sunulmadan sigortacının gerçek zararı hesaplayabilmesi, somut bir tazminat teklifi sunabilmesi ve dolayısıyla uyuşmazlığın yargı öncesinde çözülebilmesi fiilen imkânsızdır (Seven, s. 164). Mevzuata uygun maluliyet veya sağlık kurulu raporu içermeyen bir başvuru, sigortacının risk ve sorumluluk kapsamını belirlemesine hizmet edemeyeceğinden, KTK m. 97'nin aradığı anlamda "hukuken geçerli ve somut bir başvuru" hükmünde sayılmamaktadır. Doktrinde hâkim olan mülahazaya göre, hiç başvuru yapılmaması ile esası etkileyecek mahiyette eksik evrakla/raporla başvuru yapılması eş değer kabul edilerek, davanın HMK m. 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir (Seven, s. 158; Acar, s. 590).</p>

<p><strong>Sigorta Şirketine Usulüne Uygun Bir Başvuru Nasıl Yapılır?</strong></p>

<p>Trafik Sigortası Genel Şartlarının "Sigortacıya Başvuru ve Yetkili Mahkeme" başlıklı C.7 maddesine göre; zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce bu Genel Şartların ekinde belirtilen, tazminat ödemelerinde istenecek belgelerin tamamı ile birlikte ilgili sigortacıya yazılı başvuruda bulunması gerekir (Değişik ibare: RG-4/12/2021-31679).</p>

<p>12.06.2026 tarihinde yapılan değişiklikle birlikte, hasar ve değer kaybı bedeli taleplerinde istenecek belgeler EK:6'da aşağıdaki şekilde sıralanmıştır. Söz konusu değişikliğin 01.07.2026 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir:</p>

<p><strong>Ek:6 (Değişik: RG-12/6/2026-33278) Tazminat Ödemelerinde İstenecek Belgeler</strong></p>

<p>-Trafik Kazası Tespit Tutanağı resmi tasdikli sureti veya taraflar arasında tutulmuş kaza -tespit tutanağı, varsa ifade tutanakları veya görgü tespit tutanakları,</p>

<p>-Mağdur araca ait ruhsat,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-Varsa hasarlı araca ve kaza yerine ilişkin fotoğraf ve görüntüler,</p>

<p>-Mağdur araç sahibine/zarar gören üçüncü şahsa ait banka hesap bilgileri (banka - şube adı, IBAN numarası),</p>

<p>-Araç hasarına ilişkin ekspertiz yapıldıysa eksper raporu,</p>

<p>-Varsa hak sahibine ait doğrulanmış cep telefonu numarası.</p>

<p>Başvuruda sunulması gereken belgelerin neler olduğu bu şekilde açıkça tespit edildiğinden, yapılan başvurunun geçerli olabilmesi için bu belgelerin de sunulması şarttır. Anayasa Mahkemesi verdiği kararında, her ne kadar Genel Şartların teminat kapsamı ve zararın hesaplanmasında belirleyici olamayacağına hükmetmiş olsa da aynı kararda, sigorta şirketine başvuru aşamasında hangi belgelerin verilmesi gerektiğine ilişkin kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı bulmamıştır.</p>

<p><strong>SEDDK Sirkülerinin Değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Bu noktada SEDDK tarafından çıkarılan Sirkülerin ilgili hükmünü incelemek gerekir. <i>Motorlu Araç Sigortaları Kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonuna Yapılacak Başvurular Hakkında </i>Kurum Sirküleri (2026/02, Kurul Karar Sayısı: 1862, Karar Tarihi: 5/8/2026) uyarınca:</p>

<p><i>“Sigorta kuruluşu tarafından, ilgili mevzuatta yer alan süre içerisinde eksper ataması yapıldığının ve sigortacıya yüklenemeyecek etkenler sebebiyle eksper raporunun tamamlanamadığının Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemleri üzerinden belgelendirilmesi halinde, talebin kısmen veya tamamen olumsuz sonuçlandığı ya da cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olduğu kabul edilmez.”</i></p>

<p>Her ne kadar Sirküler’de "sigorta şirketi tarafından atanan eksper" ifadesi kullanılmışsa da bu ifadenin "SBM tarafından atanan eksper" şeklinde anlaşılması veya değiştirilmesi gerekir. Zira 12 Şubat 2026 tarihli ve 33166 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan <i>Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği</i>’nde yapılan son değişiklikle birlikte, trafik sigortasında eksper atanacaksa ilgili atama EKSİST üzerinden sıralı olarak yapılmaktadır.</p>

<p>Ayrıca trafik sigortasında; ilgili dosyaya ilişkin muallak hasar tutarının veya yapılacak ilk inceleme ve hasar sürecindeki sonraki incelemeler sonucudur belirlenecek toplam hasar tutarının, asgari maddi teminat tutarının 1/10’unu aşması durumunda hasar tespitinin eksper tarafından yapılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu oranı sıfıra kadar indirmeye veya iki katına kadar artırmaya Kurum yetkilidir. Birinci ve ikinci fıkralar kapsamında atanan eksper tarafından değer kaybı tazminatı da gerçek zarar ilkesi gözetilerek ve detaylara yer verilerek aynı raporda hesaplanır. Yine Yönetmeliğin 5. maddesine göre sigorta eksperi, Kurumca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde sadece sigortacı tarafından değil; sigortalı, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişilerin talebi üzerine de atanabilmektedir.</p>

<p>Yapılan değişiklikle, eksper atama zorunluluğu getirilmiş olup, atama sürecinin de bağımsız ve tarafsız bir kurum olan SBM tarafından gerçekleştirileceği öngörülmüştür. Bunun yanı sıra hasar bedeliyle birlikte değer kaybı bedelinin de tespit edileceği; değer kaybının maktu bir formüle göre değil, reel değer kaybı tespitine ilişkin kriterlere göre belirleneceği düzenlenmiştir.</p>

<p>Ek:6 (Değişik: RG-12/6/2026-33278) uyarınca, tazminat ödemelerinde istenecek belgeler arasında "araç hasarına ilişkin ekspertiz yapıldıysa eksper raporu" da sayılmıştır. Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca, belirli bir hasar miktarının üzerindeki durumlarda eksper ataması zaten zorunlu olduğundan, eksper raporu düzenlenmeden sigorta şirketlerine yapılan başvurular usulüne uygun bir başvuru sayılamaz. Usulüne uygun bir başvuru olmaksızın da taraflar arasında hukuki anlamda bir uyuşmazlığın oluştuğu kabul edilemez.</p>

<p>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de Genel Şartların ekinde sayılan zorunlu belgeler olmaksızın yapılan başvuruları usulüne uygun bir başvuru olarak kabul etmemektedir. Yargıtay, bazı şeklî eksikliklerin varlığı hâlinde doğrudan usulden ret kararı verilmesi yerine eksikliğin giderilerek dava şartının tamamlattırılması gerektiğini belirtse de, özellikle zorunlu belgelerin hiç sunulmaması veya esasa etkili önemli eksikliklerle başvuru yapılması hâlinde yerel mahkemelerin verdiği usulden ret kararlarını onamaktadır <a href="http://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202123765-e-20231845-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 4. HD., E. 2021/23765, K. 2023/1845).</a></p>

<p><strong><a href="http://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202123765-e-20231845-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">Yrg.</span></a> <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202123765-e-20231845-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">4.HD. E. 2021/23765 K. 2023/1845 T. 15.2.2023</span></a></strong></p>

<p><i>“İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " 2918 Sayılı Kanun'un 97.maddesi ve aynı Kanun'un 99.maddelerine göre gerekli evraklarla ve bu arada usulüne uygun hazırlanmış engellilik raporu ile dava açmadan önce davalıya müracaat, sonradan yargılama sırasında tamamlanamaz bir dava şartı eksikliği olduğunu, Alt ekstremiteye ilişkin maluliyetlerde, mağdurun sürekli iş görmezlik tespitinin yapılabilmesi için yönetmeliğe göre 1 yıllık iyileşme sürecinin tamamlanmasının gerekmesine rağmen başvuran tarafından ibraz edilen raporun bir yıllık iyileşme süreci tamamlanmadan tanzim edildiğinin anlaşıldığı, davalıya müracaat sırasında sunulan raporun belirtilen gerekçe nedeni ile Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmış bir rapor olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi ile "</i> davalının itirazının kabulüyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir….</p>

<p><i>Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre devamlı engellik raporu verilmeden önce hastanın iyileşmesinin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı hususunun tespit edilmesi gerektiğinin belirtildiği, davacının, davalıya başvuru esnasında ibraz ettiği raporun söz konusu yönetmelik hükmüne uygun olarak tanzim edilmediği, bu hususun dava sırasında tamamlanamaz dava şartı olduğundan, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.” </i></p>

<p>Yargıtay içtihatları uyarınca; belirli arazlar yönünden sürekli iş göremezlik oranının tespiti ve sigorta şirketine başvuru yapılabilmesi için kaza tarihinden itibaren en az 1 yıllık sürenin geçmesi gerekmektedir. Bu süre beklenmeden yapılan başvurular usulden reddedildiğine göre; Genel Şartlar ve yönetmelikler uyarınca ibrazı zorunlu olan eksper raporları sunulmaksızın yapılan başvuruların da aynı gerekçeyle usulden reddedilmesi gerektiği kanaatindeyiz.</p>

<p>Dikkate alınması gereken bir diğer husus ise zarar görenlerin tazminat haklarının objektif, tarafsız ve gerçek zarar ilkesine uygun şekilde tespitine yönelik böylesine işlevsel bir mekanizma ve süreç kurulmuşken; bu mekanizma işletilmeksizin sigorta kuruluşuna başvurulmasının hem özel mevzuat hükümlerine hem de dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğidir. Kaldı ki, bu süreç işletilmeden başvuru yapma hakkının varlığı kabul edilse dahi, bu durum <strong>hakkın kötüye kullanılması</strong> niteliğindedir. Zira dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması yasağı, genellikle hakkı kullananın bu kullanımdan hukuki bir menfaatinin bulunmadığı ve yalnızca karşı tarafın zarara uğradığı hallerde uygulama alanı bulur. Ancak bir hakkın kullanılması hak sahibine yarar sağlasa bile, elde edilen bu menfaat ile karşı tarafa verilen zarar arasında aşırı bir dengesizlik bulunuyorsa, bu hakkın kullanımı yine dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık oluşturacaktır <i>(Bkz. Karasu, Rauf; Sigorta Uyuşmazlıklarında Tarafların Dürüstlük Kuralına Aykırı Davranışları ve Sonuçları, HÜ Hukuk Fakültesi Sigorta Hukuku ve Şirketler Hukuku Sempozyumu Bildiri Kitabı, Yetkin Yayınları, Ankara 2023, s. 76 vd.)</i>.</p>

<p>Benzer olaylarda Yargıtay da aynı yönde karar vermiştir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/gercek-zarar-kalemlerini-ogrendikten-sonra-ikinci-ve-ucuncu-kez-dava-acilmasi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">Yrg. 4. HD, E. 2023/9773, K. 2025/5472, T. 09.04.2025</span></a></strong></p>

<p><i>“Dosyanın incelenmesinde davacı vekilinin aynı kaza ve aynı maluliyete ilişkin olarak 12.08.2022 tarihli Sigorta Tahkim başvurusu ve 04.04.2023 tarih 2023/İHK-18033 sayılı İtiraz Hakem Heyeti dosyası ile geçici ş göremezlik tazminatı talebinde bulunduğu ve 20.871,20 TL geçici iş göremezlik tazminatına ayrıca davacı lehine 9.200,00TL vekalet ücretine hükmedilmiş, ayrıca 60 günlük bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerine yönelik olarak 06.05.2023 tarih K-2023/131783 sayılı Uyuşmazlık Hakem Heyeti dosyasından davacı lehine 4.579,20 TL geçici bakıcı gideri, 1920,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 6.446,20 TL tazminata ve 6.446,20 TL vekalet ücretine karar verilmiştir. Somut dosyada ise sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunulmuş yine davacı lehine 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davacı vekili tek dosya ile talep edebileceği alacaklar bakımından üç farklı dosya ile dava açarak talepte bulunmuş, her üç dosya için davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Açıklanan gerekçeler çerçevesinde; davacının gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra ikinci ve üçüncü kez dava açarak; davalıyı icapsız yere her dava dosyası için ayrı vekalet sözleşmesi yapmak zorunda bırakmak, ilave yargılama giderine yol açmak, keza gereksiz yere emek ve mesai harcamasına sebebiyet vermek, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gereken, ‘’yargısal taciz’’(TDK Sözlük: taciz: yıldırma, tedirgin etme) mahiyetindedir. Diğer yandan en ziyade tek davaya konu olabilecek uyuşmazlıkların zincirleme davalara konu yapılması usul ekonomisi ilkesinin de ihlali niteliği taşımaktadır. Davacı vekili tarafından aynı kazaya ilişkin açılmış dosyaların celp edilip incelenmesi ve yukarıda açıklanan hususlarda değerlendirilerek davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti bakımından tekrar bir değerlendirme yapılması amacıyla kararın bozulması gerekmiştir.”</i></p>

<p>Anayasa Mahkemesi de verdiği güncel bir kararında daha fazla vekalet ücreti almak için tek bir dava yerine çok sayıda dava açılmasını hakkın kötüye kullanılması saymıştır. (Karar tarihi, 28.05.2025, RG. Tarih ve Sayı 28/11/2025-33091).</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" rel="nofollow" title="Rauf Karasu"><img alt="Rauf Karasu" height="480" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" width="861" /></a></p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf Karasu</strong></p>

<p><strong>Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı</strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Acar</strong>, M. Q. (2020). <i>Karayolları Trafik Kanunu m. 97 Kapsamında Sigorta Kuruluşuna Başvuru Zorunluluğu ve Dava Şartı Niteliği</i>. Ankara: Adalet Yayınevi.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Dırenisa</strong>, H. (2019). <i>Sigorta Hukukunda Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları ve Sigorta Tahkim Komisyonu Uygulaması</i> (2. Baskı). İstanbul: Vedat Kitapçılık.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kartal</strong>, S. (2022). Zorunlu Sigorta Başvurusunun Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemi Olarak Değerlendirilmesi ve Arabuluculuk Kurumu ile İlişkisi. <i>Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi</i>, 28(1), 275-295.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Okay</strong>, A. (2021). Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk ve KTK m. 97 Karşısındaki Durumu: Uygulamada Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri. <i>İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası</i>, 79(3), 995-1012.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Seven</strong>, Ş. (2018). <i>Karayolu Trafik Kazalarından Doğan Tazminat Davalarında Sigortacıya Başvuru Zorunluluğu</i>. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/eksper-raporu-olmaksizin-hasar-ve-deger-kaybi-talebi-seddknin-05082026-tarihli-sirkuleri-cercevesinde-zorunlu-basvuru-sartinin-degerlendirilmesi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 20:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/arac-deger-kaybi.jpeg" type="image/jpeg" length="38213"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SOMUT BİR ÖRNEK ÜZERİNDEN KENTSEL DÖNÜŞÜMDE MÜKTESEP (KAZANILMIŞ) HAK ve SONUÇLARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/somut-bir-ornek-uzerinden-kentsel-donusumde-muktesep-kazanilmis-hak-ve-sonuclari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/somut-bir-ornek-uzerinden-kentsel-donusumde-muktesep-kazanilmis-hak-ve-sonuclari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Genel Olarak</strong></p>

<p>Müktesep (kazanılmış) hak kavramı genellikle yürürlükte olan mevzuatın tanımış olduğu hak ve menfaatlerin daha sonradan yapılacak mevzuat değişikliği ile veya idari bir kararla azaltılmaması ya da ortadan kaldırılmaması olarak ifade edilebilir. Özellikle imar mevzuatında kullanılan yasal bir terim olan müktesep hak, İmar Kanunu m. 29/I hükmünde düzenleme konusu yapılmış ve <strong><i>“Başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır”</i></strong> denmek suretiyle ruhsatlı bir binanın imalatının gelmiş olduğu aşama itibariyle plan değişikliğine gidilmesinin olumsuzluklarından etkilenmeyeceği ifade edilmiştir. Bu çerçevede, ruhsattan sonra imar planı değişikliğine gidilmişse ya da imar planı bir mahkeme kararıyla iptal edilmişse o ana kadar yapılmış olan kısım kazanılmış hak olarak korunacaktır.</p>

<p>Ancak, söz konu düzenleme imar mevzuatı çerçevesinde binanın ruhsat ve projeye uygun olarak yapılması ya da yapılıyor olması halini düzenler. Dolayısıyla, mevcut bir binanın riskli yapı olarak tespitinin yapılması ve bu kararın kesinleşmesinden sonra yıkımla yeniden inşaasında kural olarak müktesep haktan söz edilemez ve bu kavrama dayalı olarak artık söz konu hüküm burada uygulama alanı bulmaz.</p>

<p>Örneğin, bir bina ruhsat ve projesine uygun olarak yapılmış ve on yıllardır ayakta ise ve fakat sonradan binanın bulunduğu parselde farklı hukuki saiklerle yapılaşma imkanını kalmazsa veya imarında azalma meydana gelirse, bu durumda az yukarıdaki İmar Kanunu 29/I hükmüne göre müktesep (kazanılmış) haktan söz edilemez. Böyle bir durumda, herhangi bir yasal veya yargısal engel bulunmadıkça binanın mevcut haliyle kullanımı devam eder. Bununla birlikte, binanın yıkımından sonra artık yeni imar durumu devreye girer. Böyle bir sonucun ortaya çıkması açısından yıkımın Türk Medeni Kanunu'nun 692. maddesine göre maliklerin oybirliği ile yapılması ya da 6306 sayılı Kanun çerçevesinde riskli yapı kararının kesinleşmesinden sonra gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark da bulunmamaktadır. Zira, her iki ihtimalde de, yıkım sonrası binanın yeninden inşaası bakımından yeni ve ruhsat alım aşamasındaki imar durumuna göre hareket edilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şayet yıkımdan sonra, parselde sit alanı ilan edilme veya farklı bir saikle inşaat imkanı bulunmuyorsa, 2863 sayılı Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanun m. 17 ve İmar Kanunu 13 hükmü çerçevesinde imar hakkı aktarımı imkanından yararlanılabilir. Örneğin, uygulama imar planının bulunduğu, arazi ve arsa düzenlemesi yapılmış ya da yapılması mümkün olmayan alanlarda, parselin tamamının ya da bir kısmının umumi ve kamu hizmet alanlarında kalması sebebiyle parsel üzerinde özel mülkiyete konu yapılaşma hakkının verilememesi durumunda, verilemeyen emsale esas inşaat hakkının başka parsel ya da parsellere imar planı kararı ile taşınması elbette mümkündür. Ancak, artık yapılaşma imkanı kalmamış o parselde yeniden inşaattan ve dolayısıyla müktesep (kazanılmış) haktan da söz edilemez. Benzer şekilde, imar hakkının yarı oranda düştüğü parselde de mevcut binanın yıkılması, kural olarak önceki binadaki emsal açısından kazanılmış hak bahsetmez.</p>

<p><strong>Kentsel dönüşüm uygulamalarında özel norm ve plan notlarının önemi</strong></p>

<p>Ancak, hal böyle olmakla birlikte özellikle kentsel dönüşüm uygulamalarında sonraki imar durumundaki olumsuzlukların giderilmesi zorunludur. Zira, bir tarafta deprem gerçeği ve riskli binaların ivedilikle yenilerek daha sağlıklı ve güvenli şehirler tesis etme arzusu diğer tarafta bunun finansmanındaki sorunlar idareleri bu yönde adım atmaya zorlamıştır. Her ne kadar Ülkemizde kentsel dönüşüm açısından yarısı bizden kampanyası ya da farklı cazip kredi imkanları bu yöndeki çözüme ciddi katkılar sunuyor ise de pek çok binadaki imar azalışından kaynaklı problemler malikleri de çözümsüz bırakabilmektedir.</p>

<p>İşte bu nedenle, idareler olarak farklı kararlar alınmak suretiyle kentsel dönüşüm süreçlerinde yine önceki imar durumunun korunması yoluna gidilmeye çalışılmış ve uygulamada bu koruma <strong><i>“Müktesep (kazanılmmış) hak”</i></strong> olarak ifade edilmiştir. Özellikle İstanbul’da afet risklerine hazırlık kapsamında kentsel dönüşümü gerçekleştirmek ve riskli binaların yıkılıp yeniden yapılmasının teşvik edilmesi amacıyla Riskli Yapılara İlişkin İlave Plan Notu hazırlanmış ve Aralık 2020 tarihinde İBB Meclisi’nde kabul edilmiştir. Böylece binalarını dönüştürmek isteyen fakat bina yapım tarihindeki yapılaşma hakları mevcut imar planları ile korunmayanların bu sorunlarını çözmek üzere; İstanbul genelinde ruhsat tarihindeki yapılaşma haklarını koruyan imar planı notları hazırlanmıştır. Halihazırda İstanbul’daki tüm ilçelerin pek pek çok mahallesinde plan notları buna uygun hale getirilmiş, ilgili meclislerden geçmiş, böylece pek çok binada “müktesep hak” olarak maliklerin binalarını hak kaybı olmaksızın dönüştürmesi mümkün hale gelmiştir.</p>

<p><strong>Müktesep hakka konu binanın yasal olması</strong></p>

<p>Öncelikle, bir binanın müktesep hakka konu edilebilmesi için, 6306 sayılı yasa kapsamında riskli yapı olarak tespit edilmiş ve bunun kesinleşmiş olması gerekmektedir. Bunun yanında daha önemli bir diğer koşul, yıkıma konu riskli yapının 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmeliklerine göre ruhsat ve/veya yapı kullanma izninin bulunması ve meri planlara göre yapılaşma izni bulunan alanlarda kalmış olması şarttır.</p>

<p>Az yukarıda ifade edildiği üzere, bir defa riskli yapıya konu parselde yapılaşma izni yoksa, imar hakkı aktarım imkanından yararlanılabilirse de o parselde müktesep haktan söz edilemez. Buna karşılık yıkım sonrası o parselde yapılaşma imkanı bulunsa dahi, müktesep hak ancak yıkıma konu riskli yapının yasal kısmına ilişkin kullanılabilir. Diğer bir anlatımla şayet riskli bina zaten kaçak ya da ruhsat ve/veya projeye ya da plan notlarına aykırı ise müktesep haktan söz edilemez. Benzer şekilde, ruhsat süresi dolmuş veya ruhsatı iptal edilmiş riskli binalar da malikleri lehine kazanılmış hak bahşetmez.</p>

<p>Burada özellikle şu hususun da altını çizmekte yarar vardır; uygulamada kaçak ya da imara veya projeye olduğu halde imar barışından yararlanılması halinde müktesep hakkın söz konusu olup olmayacağı hususu sıklıkla gündeme gelmektedir. Öncelikle, İmar Barışı kapsamında alınan Yapı Kayıt Belgesi, imar mevzuatı bakımından <strong>müktesep hak (kazanılmış hak) oluşturmaz</strong>. Zira söz konu belge sadece yapının o anki haliyle idari olarak korunmasını ve binanın veya kaçak kısmın yıkılmaması ya da malike karşı ceza uygulanmamasına imkan tanır.</p>

<p>Bununla birlikte, söz konu kaçak veya imara ya da ruhsata aykırı kat ya da bölüm bazı hallerde müktesep hakka konu edilebilir. Buna göre, şayet Yapı Kayıt Belgesi alındıktan sonra o dönemki imar mevzuatına uygun şekilde tadilat projesi alınmışsa, söz konu proje ilgili belediyeye teslim edilerek onaylanmış ve resmiyet kazanmışsa daha da önemlisi Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde tüm maliklerin oybirliği ile karar alınarak tapuda da gerekli terkin ve tesciller yapılmışsa, artık yasal hale gelen bu durum malikler açısından müktesep hak teşkil eder.</p>

<p>Örneğin, 5 katlı bir binada, beşinci kat maliki 100 metrekare olan çatıyı projede bulunmamasına rağmen kaçak daire olarak kendi dairesine dahil etmişse, İmar Barışı ile Yapı Kayıt Belgesi alınmışsa, tüm maliklerin oybirliği ile proje değişikliği yapılmış, belediye tarafından onaylanmış ve devamında da yine tüm maliklerin iradesiyle KMK m. 3 hükmüne göre yeniden arsa payları verilmek suretiyle her bir bağımsız bölüme ait arsa payları tapuda yeniden tescil edilmişse, artık bu binanın tamamen yasal hale geldiği söylenebilir. Dolayısıyla sonradan imar durumu azalmış olsa dahi, artık müktesep hakkın varlığından söz edilebilir.</p>

<p><strong>Müktesep hakkın kazandırdıkları</strong></p>

<p>Yukarıdan beri ifade edilenlerden de açıkça anlaşılacağı üzere, riskli binanın yıkımından sonra imar mevzuatı çok daha fazla imar hakkı veriyorsa, burada elbette ki müktesep hak kavramında yer yoktur. Zira, müktesep hak, yıkımdan önceki durumun, yıkımdan sonraki imar azalışından etkilenmemesine hizmet eder. Bu çerçevede, yeni imar planı düşürülmüşse, müktesep hak sayesinde binanın önceki projesinde yer alan metrekare dengesi korunur. Benzer şekilde, yeni yapılacak binada maliklere ait bağımsız bölümlerin ya da konum ve yüzölçümünün belirlenmesinde, riskli yapıdaki eski projeye göre belirleme esastır.</p>

<p>İfade ettiğimiz husus, arsa tapulu binalar bakımından da geçerlidir. Zira, Türk Medeni Kanunu m. 718 hükmüne göre yapılar, üzerinde bulunduğu arazinin bütünleyici (mütemmim cüz) parçasıdır. Kanun’un m. 704 hükmüne göre taşınmaz mülkiyetinin konusunu oluşturan ve 998. maddesine göre de tapuda taşınmaz olarak kaydı gereken kat mülkiyetine konu bir yapılaşma bulunmadıkça, arazi üzerindeki yapılarda tüm maliklerin ortak mülkiyetindedir (paylı ya da elbirliği). Burada arsa üzerindeki binada birden fazla bağımsız bölüm bulunsa ve her biri ortak maliklerden biri tarafından fiili olarak kullanılsa dahi sonuç değişmez. Örneğin, 3 kardeşin babaları tarafından inşa edilen 3 katlı binanın her bir katını kullanmaları halinde, bu binada kat mülkiyeti bulunmuyorsa bina arsa tapuludur. İşte, böyle bir binanın riskli yapı olması halinde de yukarıda ifade edilen müktesep hak söz konusu olur. Örneğin, ruhsat ve projesine uygun arsa tapulu bina varsa, sonradan bu binanın bulunduğu parselde imar azalışı bulunsa dahi, önceki projede yer alan metrekare kazanılmış hak olarak sonraki projede de kullanılabilir.</p>

<p><strong>Somut bir örnek</strong></p>

<p>Yukarıdan beri ifade ettiğimiz hususlara ilişkin somut bir örnek vermek gerekirse; örneğin İstanbul ili Kadıköy İlçesinde bulundan <a name="_Hlk237025776">1.000 metrekare bir arsada <strong>300 metrekare taban alanlı</strong> ve <strong>10 katlı</strong> bir binada 20 daire olduğunu, söz konu binanın tümünün 1995 yılında ve tamamen ruhsata ve o tarihteki mevzuata uygun olarak inşaa edildiğini varsayalım.</a></p>

<p>Söz konu binamızın bulunduğu parselin güncel imar durumunun ise Maksimum Taban Alanının (TAKS), 0.35; Maksimum Toplam İnşaat Alanının (KAKS / Emsal) 2.07) ve Maksimum Yüksekliğin (Yençok) 15 kat olduğunu düşünelim. Bu durumda, yıkım sonrası söz konu parselde toprağa basacak alanın en fazla (1000x0,35) <a name="_Hlk237026185"><strong>350 metrekare </strong>olacağı, en fazla (1000x2.07)<strong> </strong></a><a name="_Hlk237026119"><strong>2070 metrekare net alan</strong></a><strong> toplamlı 6 katlı geniş tabanlı ve az katlı</strong> bir bina inşa edilmesi mümkündür. Elbette burada taban alanının düşürülerek kat sayısının arttırılması ve dar tabanlı ve çok katlı bina yapım imkanı da bulunmaktadır. Ancak, her durumda yapılabilecek binanın maksimum taban alanı ve inşaa edilecek maksimum metrekare alanı bellidir.</p>

<p>Buna karşılık, şayet bu binada karot alınır ve riskli yapı statüsü kesinleşirse işte bu durumda ilgili parsele ait imar durumunun öğrenilmesi ve özellikle imar durumundaki plan notları dikkatle incelenmesi büyük önem arz eder. Zira, 6306 sayılı Kanuna tabi riskli binalarda müktesep (kazanılmış) ha imkanı, işte bu plan notlarında yatmaktadır. Örneğin, bir belediyeye ait imar durumuna ilişkin plan notunda yer alan şu ifade açıkça müktesep hakkın varlığını gösterir: <i>“İlgili İdare tarafından, tehlike arz etmesi sebebi ile tedbir amaçlı boşaltılan ve sonrasında ilgilisince veya İdarece yıkılan ya da yıkılacak yapılar ile <strong>6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun kapsamında, Riskli Yapı Tespiti yapılmış binaların yıkılıp yeniden yapılması durumunda</strong> Meri 1/1000 ölçekli uygulama imar planından önce <strong>yapıldığı dönemdeki imar planına, ilgili yasa ve yönetmelik hükümlerine göre ruhsat veya yapı kullanma izin belgesi almış olan</strong>; meri imar planına göre tamamı donatı veya yol alanında kalmayan ya da bir kısmı bu alanlarda kalmakla birlikte kalan imarlı alanına göre yapılaşabilecek parsellerde var ise donatı alanlarının kamu eline geçişinin sağlanması ve yıkılıp yeniden yapılması halinde talep edilmesi durumunda imar planındaki fonksiyonu koruması şartıyla<strong> yapı ruhsatında veya yapı kullanma iznine esas onaylı projesinde yer alan bodrum, çatı arası ve diğer katlardaki iskâna konu toplam inşaat alanına ve ruhsatındaki yol kotunun üzerindeki kat adedine göre meri yönetmeliklerden gelen zorunlu yangın merdiveni ve yangın güvenlik holü ilave edilerek uygulama yapılabilir.</strong>” </i></p>

<p>İşte böyle bir plan notu karşısında, yukardaki 1000 metrekare arsamızda, 10 katlı ve 300 metrekare taban alanlı binamızda sahip olduğumuz müktesep hak <strong>3000 metrekare net alandan oluşacaktır</strong>. Bu durumda<strong> mevcut imar durumunda göre 350 metrekare maksimum taban alanlı ve en fazla <u>2070 metrekare net alanlı</u> </strong>inşaat yapma imkanı olmasına rağmen, <strong>müktesep hak sayesinde 300 metrekare taban alanlı ve <u>3000 metrekare net alanlı</u></strong> inşaat yapma imkanı doğmamaktadır. Görüldüğü üzere, müktesep hak, neredeyse 1000 metrekare daha fazla inşaat alanı imkanı vermektedir. Yine binanın riskli yapıya konu olması nedeniyle plan notları çerçevesinde eski ruhsat alanı aynen korunması yanında yeni imar durumunun zorunlu kıldığı yangın merdivenlerinin ya da yangın güvenlik holünün de ilave edilmesi ile yeni binada net alan artışının bu şekilde daha da arttırılması olasıdır.</p>

<p><strong>Sonuç yerine</strong></p>

<p>Yukarıda ifade edildiği üzere, müktesep (kazanılmış) hak kavramı İmar Mevzuatına özgü ve farklı bir anlam ihtiva etmekle birlikte, özellikle kentsel dönüşüme konu yapılarda plan notları ile önem kazanan ve malikler lehine oldukça avantajlı bir durum meydana getiren uygulamadır. Yine uygulama açısından, plan notları ile parsellerin tevhit edilmesi suretiyle de kentsel dönüşüme konu binalarda malikler lehine başkaca avantajların sağlandığını da görmekteyiz. Ancak, bu yöndeki avantajların çoğu riskli yapı malikince bilinmediği ve böyle bir bilgisizlik ya da tecrübesizliğin özellikle bazı yükleniciler tarafından kötüye kullanıldığı da sıklıkla görülmektedir. Örneğin, müktesep hakkın varlığını ya da riskli yapıya konu parsellerin tevhit edilmesi ile imar artışını bilmeyen maliklerle sözleşme yapan yükleniciler, yüzdesel bir orandan değil de maliklere daire/dükkan vermek suretiyle anlaşma yapmakta, böylece müktesep hakkın ya da parsellerin tevhit edilmesi ile ortaya çıkacak avantajlardan sadece kendileri yararlanma yolunu tercih etmektedir. Bu nedenle, kentsel dönüşüm süreçlerinin uzman mimar ve hukukçularla birlikte başlatılması, sürdürülmesi ve sona erdirilmesini oldukça önemsemekteyiz.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/doc-dr-mehmet-sengul" title="Doç. Dr. Mehmet ŞENGÜL"><img alt="Doç. Dr. Mehmet ŞENGÜL" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/01/mehmet-sengul.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/doc-dr-mehmet-sengul" title="Doç. Dr. Mehmet ŞENGÜL">Doç. Dr. Mehmet ŞENGÜL</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/somut-bir-ornek-uzerinden-kentsel-donusumde-muktesep-kazanilmis-hak-ve-sonuclari-1</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/kentsel-donusumafasa.jpg" type="image/jpeg" length="26172"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DOLANDIRICILIK SUÇUNDA YENİ DÜZENLEMELER]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-yeni-duzenlemeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-yeni-duzenlemeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UYARLAMA TALEPLERİ NEDEN REDDEDİLİYOR? UYARLAMA YARGILAMASINDA HÜKME ESAS ALINAN DELİLLER YENİDEN DEĞERLENDİRİLEBİLİR Mİ?DEĞERLENDİRME SONUCUNDA HÜKÜMLÜ HAKKINDA BERAAT KARARI VERİLEBİLİR Mİ?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine, 4. fıkra olarak <i>"Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir."</i> hükmü eklenerek 31.07.2026 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.</p>

<p>Kesinleşen dosyalar yönünden ise 7598 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 7. fıkrasına göre;<i> "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır. "</i></p>

<p>Kısacası bu tarihten önce m. 157 veya m. 158’den hüküm giymiş olup da haklarında TCK m.168/2 gereğince etkin pişmanlık uygulanmayanlar bakımından, dosyalarına yansıyan somut fiilleri <strong>" banka hesabı veya kartın kullandırılması ile sınırlı "</strong> olması halinde, bu kişiler TCK m.158/4 indiriminden doğrudan yararlanmaları yanında, hükmü veren mahkemece hükümlülere ihtar yapılması zorunlu olacak ve bu ihtardan itibaren 6 ay içerisinde hükümlülerin mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen gidermeleri durumunda, kovuşturma aşaması bitmiş olmasına rağmen, haklarında TCK m. 168/2 gereği etkin pişmanlık hükümlerinin tatbiki mümkün olmaktadır.</p>

<p><strong>UYARLAMA TALEPLERİ NEDEN REDDEDİLİYOR?</strong></p>

<p>Geçtiğimiz hafta boyunca bu maddeden ceza alan hükümlüler, bu maddenin yürürlüğe girmesinden bahisle hükmü veren ilk derece mahkemelerinden uyarlama yargılaması yapılmasını talep etmişlerdir. Bu taleplerin bir kısmına mahkemelerce olumlu yanıt verilmiş olmasına rağmen bir kısmı ise reddedilmiştir. Bu sebeple hükümlülerin ve müdafiilerin gündemlerini taleplerin neden reddedildiği meselesi meşgul etmeye başlamıştır. Bu yazımızda taleplerin reddedilme gerekçeleri üzerinde duracağız.</p>

<p><strong>Öncelikle belirtmek gerekir ki;</strong> düzenlemenin çerçevesi, bu suçu işleyen kişilerin tamamını kapsayacak şekilde değil sadece suça <i>" banka hesabını veya kartını kullandırma "</i> fiilini gerçekleştirerek katılanlarla sınırlıdır. Bu anlamda düzenleme incelendiğinde ilk göze çarpan, düzenlemenin sınırlarının belirlenmesindeki belirsizliktir. Nitekim dolandırıcılık suçu gibi kaotik bir suçta kimin suç üzerinde hakimiyet kurduğu, kimin suça ne kadar iştirak ettiği, kimin sadece hesabını kullandırmakla sınırlı kaldığının tespit edilmesinin ne denli problemli olduğu hususu yeterince süzgeçten geçirilmemiştir. Yüksek Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi Dairelerinin dahi işin içinden çoğu kez çıkamadığı bir konuda düzenlemenin yoruma açık bırakılmasını büyük bir eksiklik olarak görmekteyiz.</p>

<p><strong>Mahkemelerin red gerekçelerine gelirsek</strong>, reddetme konusundaki temel dayanağın genel hatlarıyla, hükümlünün hesap kullandırmanın dışında başka eylemlerde de bulunarak diğer kişilerle fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiğini söylemek mümkündür. Ne var ki mahkemelerin düzenlemeden yararlanması için aradıkları sıfat, tam tabiriyle Konya BAM 8. Ceza Dairesi'nin 14.01.2025 tarihli 2024/3129 E., 2025/209 K. Sayılı kararında <i>" banka hesaplarını belli bir komisyon karşılığında kullandıran ve uygulamada hesapçı olarak adlandırılan " </i>şeklinde ifade edildiği üzere hesapçıdır.</p>

<p><strong>Uygulamada banka hesabını kullandıran kişilerin, hesaplarının suçun işlenişinde kullanılacağını bilip bilmedikleri değerlendirilirken;</strong> hesapçının benzer eylem nedeniyle çok sayıda suç kaydının bulunup bulunmadığı veya başka dosyalarda sanık olarak bulunup bulunmadığı, dolandırıcılık suçunda mağdur ile iletişime geçilen GSM hattı ile hesapçının HTS kayıtlarının olup olmadığı, hesabı kullandırma süresinin uzun olup olmadığı, hesapçıların menfaatten pay alıp almadığı, dolandırıcılık suçu sonucunda hesaba gelen parayı ATM’den kendisinin çekip çekmediği veya asıl suç faillerine online bankacılık yoluyla havale edip etmediği, hesapçı ile asıl fail arasında sosyal bir ilişkinin, güven ilişkisinin veya iş ilişkisinin olup olmadığı, hesapçıya banka hesabına ilişkin şüpheli işlemler sebebiyle bildirim yapılıp yapılmadığı, banka veya kolluk kuvvetleri tarafından uyarılıp uyarılmadığı, çok yüksek kazançlar vaat edilip edilmediği, asıl fail tarafından tutarlı olmayan talimatlar alıp almadığı gibi kriterler göz önünde bulundurulmaktadır. <strong>(KANTARCI, Banka Hesabının Kullandırılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçuna İştirak, NEÜHF Dergisi, C. 8, S. 2, 2025, s. 503)</strong></p>

<p>Bu kişiler yargılamalarda hem müşterek fail hem de yardım eden sıfatıyla cezalandırılmışlardır ancak uygulamada hangi sıfatla cezalandırılacakları konusunda birlik bulunmamaktadır. Hatta öyle ki müşterek fail olarak mı yoksa yardım eden olarak mı sorumlu tutulacağına ilişkin aynı olayda bile farklı kararlar çıkmaktadır. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları incelendiğinde banka hesabını dolandırıcılık suçunun işlenmesinde asıl suç faillerine kullandıran kişilerin genellikle müşterek fail olarak sorumlu tutulduğu görülmekle birlikte yardım eden olarak sorumlu tuttuğu kararlara da rastlanmaktadır.</p>

<p><strong>Özellikle <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-ceza-dairesinin-20243326-e-202413191-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2024/3326 E. 2024/13191 K. Sayılı ilamı</a>na konu olan olay bu noktada çok ilginçtir. </strong>Daire; 28.09.2023 tarihli 2023/2909 Esas, 2023/6665 Karar sayılı kararıyla, <i>sanık ...'in suç işleneceğini bilerek banka hesap numarasını sanık İnan'a vermesi şeklinde gerçekleşen eyleminin, temyiz dışı sanıkların katılan ...'a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçunu işlenmesinden önce yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırdığını, bu şekilde nitelikli dolandırıcılık eylemine 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrası (c) bendi kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldığı nazara alınarak, sanık ...'in yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi</i> gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, karara karşı ilk derece mahkemesince bozma ilamına direnilmiş, dosya tekrar Yargıtay Dairesi'ne gönderilmiştir. Daire yaptığı inceleme sonucunda önceki kararından farklı olarak 07.11.2024 tarihli kararında; <i>"Her ne kadar Dairemizin 28.09.2023 tarihli ve 2023/2909 E., 2023/6665 K. sayılı kararı ile UYAP kayıtlarına göre sanığın, suç tarihi itibari ile Bakırköy Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza infaz kurumunda hükümlü olarak cezasını infaz ettiğinden, hakkında mahkumiyet kararı verilen diğer sanıkların eylemlerine katıldığına dair somut bir delil bulunmadığı, ancak suç işleneceğini bilerek banka hesap numarasını temyiz dışı sanık İnan'a verdiğinden, nitelikli dolandırıcılık eylemine 5237 sayılı Kanun'un 39/2-c maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldığı nazara alınarak, yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğinden bozulmasına karar verilmiş ise de; sanık ...'in hakkında mahkumiyet hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık İnan'a kimlik, internet bankacılığı ve banka bilgilerini vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık eylemine başından itibaren iştirak ettiği, katılan tarafından yatırılan paranın bir kısmının sanığın yeğeni tarafından çekildiği, sanığın aynı fikir ve eylem birliği içinde suçun icrasına etkin, fonksiyonel katkıda bulunarak atılı suçu müşterek fail sıfatıyla işlediği, diğer sanık savunmaları, katılanlar ve tanık beyanları, alınan bilirkişi raporu, banka hesap hareketleri ile dosya kapsamında, atılı suçun doğrudan faili olduğu" </i>şeklinde hüküm kurmuştur.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/saniklarin-diger-sanigin-istegi-uzerine-ucuncu-kisilere-ait-hesap-bilgileri-ile-banka-kartlarini-temin-etmesi-ve-hesaplara-yatan-paralari-cekerek-diger-saniga-vermesi-durumunda-saniklar-musterek-fail-olarak-cezalandirilirlar" rel="dofollow">Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 04.06.2024 tarihli 2021/16966 E. 2024/7470 K. Sayılı bozma ilamı</a>nda ise;</strong> <i>" sanıklar ... ve ...'in, sanık ...'ın isteği üzerine üçüncü kişilere ait hesap bilgileri ile banka kartlarını temin ettikleri, sanık ...'in de kendi hesap ve banka kartlarını kullandığı, hesaplara yatan paraların bizzat sanıklar tarafından çekilerek belli bir pay karşılığında sanık ...'a verildiği, sanıkların suçun icrasında üstlendikleri rol ve katkılarının sanık ...'ın fiillerini tamamladığı, böylece sanıkların fiiller üzerinde ortak hakimiyet kurdukları anlaşılmakla, sanıkların müşterek fail olarak cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, eylemlerinin yardım etme niteliğinde olduğundan bahisle 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini, 2. Sanık ...'in, sanık ...'i komşusu olduğu ve aynı iş yerinde çalıştıkları için tanıdığını, kendisine para geleceğini ancak kartının iptal olduğunu söyleyince güvendiği için hesap numarasını verdiğini ve hesabına gelen paradan pay almadığını savunması; sanık ...'in sanık ... dışında tanıdığı kişilerden de benzer bahanelerle hesap ve kart bilgilerini aldığının ve bu kişiler gibi sanık ...'in de ...'le tanışıklığından dolayı duydukları güvenle hesap ve kart bilgilerini paylaştığının anlaşılması karşısında, sanığın diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine dair cezalandırılmasına yeterli kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi "</i> Bu kararlardan da anlaşılacağı üzere sanığın kastı ve iştirak seviyesi tamamen yorumlayana göre değişmektedir. Bu sebeple düzenlemelerin kapsamının süreç içerisinde oturacağı kanaatindeyiz.</p>

<p><strong>UYARLAMA YARGILAMASINDA HÜKME ESAS ALINAN DELİLLER YENİDEN DEĞERLENDİRİLEBİLİR Mİ?</strong></p>

<p><strong>DEĞERLENDİRME SONUCUNDA HÜKÜMLÜ HAKKINDA BERAAT KARARI VERİLEBİLİR Mİ?</strong></p>

<p>Kaynağını 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesinden alan uyarlama yargılaması, genel hükümlere göre yapılan ceza yargılamasının bütünüyle sonuçlanıp hükmün kesinleşmesinden sonra, yürürlüğe giren bir ceza yasasının, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne, dolayısıyla infaza etkisi bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin olup, bu nedenle infazı ilgilendiren ve etkileyen bir yargılama faaliyetidir. Ancak bu yargılamanın amacı, kesinleşmiş hükümde suç olduğu saptanan olaya ilişkin lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması ile sınırlı olduğundan, yeniden bir olay yargılaması yapılmasını gerektiren istisnai durumlar dışında, önceki yargılamada iddia ve savunma olarak ileri sürülen görüşler ile delillerin tartışılması ve değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle kendine özgü bir yargılama faaliyeti niteliğinde bulunan uyarlama yargılamasında, genel hükümlere göre yapılan ceza yargılamasına ilişkin esaslar, ancak zorunlu olduğu ölçüde uygulanacak, genel yargılama kurallarının bütünüyle uygulanması söz konusu olmayacaktır. Ayrıca, esas itibariyle yargılamanın yenilenmesine konu olabilecek biçimde yeni kanıt ileriye sürülmesi ve toplanması da mümkün olmadığından, sübut sorunu da tartışılmayacaktır. Sadece hukuki değerlendirme yapılması ile yetinilecektir.</p>

<p><strong>Genel kabul bu olmakla birlikte Yargıtay'ın bazı kararlarında esasa da girildiği görülmektedir. <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-ceza-dairesinin-20228902-e-20241509-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 06.03.2024 tarihli 2022/8902 E., 2024/1509 K. Sayılı ilamı</a>na konu olan olayda;</strong> Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.12.1999 tarihli 1999/145 Esas 1999/250 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 450 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesini birinci fıkrası, 59 uncu maddesi, 31 inci maddesi, 33 üncü maddesi gereğince 16 yıl 8 ay ağır hapis cezası verilmiş, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 03.07.2000 tarihli 2000/1174 Esas 2000/2184 Karar sayılı kararıyla onanarak hükmün kesinleşmesi üzerine uyarlama yargılaması neticesinde Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19.04.2016 tarihli 1999/145 Esas 1999/250 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 26.01.2021 tarihli 2020/1417 Esas, 2021/352 Karar sayılı kararıyla hükmün bozulması üzerine Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 01.06.2021 tarihli 2021/88 Esas 2021/165 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 14 yıl 2 ay hapis cezası verilmiş karar temyiz incelemesi için tekrar daireye gelmiştir. Çoğunluk kararın onanması yönünde oy kullanmasına rağmen bir üye muhalif kalmıştır.</p>

<p>Karşı oy kullanan üyenin gerekçesi şu şekildedir; <i>" Hükümlü hakkında 765 sayılı Yasa 454/4, 62 nci maddeler uyarınca 20 yıl ağır hapis cezası verilmiş 59 uncu maddeler uyarınca da 1/6 oranında indirim yapılmıştır. Uyarlama yargılaması yapan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi TCK 82/1-a maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet, 5237 sayılı Yasa 35/2 nci madde uyarınca 17 yıl hapis cezası ve TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yaparak sonuçta 14 yıl 2 ay hapis cezası vermiştir. 765 sayılı Yasa'nın 62 nci maddesi tam teşebbüsü düzenlemiş ve alt sınırını 20 yıl geçici hapis cezası olarak tanımlamıştır. En önemlisi 765 sayılı Yasa'nın tam teşebbüs kavramında eyleme yönelik olarak failin elinden gelen bütün icrai hareketleri bitirmesi ve fakat sonucun meydana gelmemesi kıstası konulmuştur. Oysa 5237 sayılı Yasa 35 inci madde de tehlike ve zararın ağırlığını kıstas almıştır. Bu minvalde uyarlama duruşması yapılırken 23.02.1938 tarihli 23-9 sayılı İçtihatı birleştirme kararı ve 5252 sayılı Yasa 9 uncu maddeler dikkate alındığında esasen delil tartışmasına ve suç nitelendirmesine gerek olmayacaktır. Karşılaştırma yaparken de önceki hükümde alt sınırdan ceza verilmiş ise uyarlama yargılamasında da alt sınırdan hüküm kurulmalı takdir teştid uygulanmış ise yeni yasada ceza verirken bu orana dikkat edilmelidir. Bu çerçevede mevcut davada yeni yasa teşebbüse sanık lehine bir kıstas daha getirmiş eylemin icra hareketinin bitmesi ile beraber ayrıca ceza miktarının zarar ve tehlikenin ağırlığına göre belirleneceğini bildirmiştir. 765 sayılı Yasa 62 nci madde de sadece eyleme yönelik icra hareketlerinin bitmesini kıstas olarak aldığına göre ve orada hükümlüye alt sınırdan 20 yıl ceza verildiğine göre bunun ötesinde de yeni TCK da tek koşul bu olmadığına göre 765 sayılı Yasa'da ki iki maddelik aleyhe teşebbüs düzenlemesi sanığa fazla ceza olarak yüklenemez. Netice de teşebbüs uygulaması yapılırken sanık için alt sınırdan uygulama yapılmalıdır. Bu gerekçelerle uyarlama yargılamasında sanık için teşebbüs derecesinde alt sınırdan uzaklaşılarak yeniden delil değerlendirmesi yapacak şekilde fazla ceza tayini ile verilen karar hakkında onama yolunda görüş bildiren sayın çoğunluğa iştirak etmiyoruz. "</i></p>

<p><strong>Esas tartışmasının yapıldığı bir diğer karar olan<a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2017181-e-2019443-k-sayili-karari" rel="dofollow"> Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2019 tarihli 2017/181 E. 2019/443 K. Sayılı kararı</a>na konu olan olay da şu şekildedir: </strong>Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05.02.2003 tarihli kararıyla sanık hakkında kasten öldürme suçuna teşebbüs nedeniyle 765 sayılı TCK’nın 448, 62, 51/1, 59/2, 31, 33, 40 ve 36. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası verilmiş, karar Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 22.11.2004 tarih 813-3848 Karar sayılı ilamıyla kesinleşmiştir. Hükmün infazı sırasında 5237 sayılı TCK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, hükümlünün hukuki durumunun 5237 sayılı TCK kapsamında değerlendirilmesi amacıyla Yerel Mahkemece duruşma açılarak uyarlama yargılaması yapılmış, yargılama sonucunda mahkemece 5237 sayılı TCK’nın 81/1, 35/2, 29, 62 ve 53. maddeleri uyarınca sanığın 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hükümlü müdafii tarafından dosyanın temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 07.04.2014 tarihli 2013/5384 E. 2014/2180 K. Sayılı kararıyla " meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte gözetilerek hükümlü hakkında mağdur ...’a yönelik eylemi nedeniyle makul bir ceza tayini yerine 9 yıl hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini isabetsizliklerinden bozulmasına " karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise " mevcut olayda delil takdiri sebebi ile Mahkememiz kararının bozulmasına dair karar tesis edilmiş ise de olayda bakılması gereken hususun katılanların mevcut yara sebebi ile hayati tehlike geçirip geçirmemesi, iş ve gücünden kalacak süre, zarar ve tehlikenin ağırlığı hususlarıyla sınırlı olup her mağdur yönünden değerlendirme ayrı ayrı yapıldığı, bozma kararında belirtildiği üzere makul bir ceza tayini kavramı ile verilecek ceza miktarının tespitinin kürsü hâkimince belirlenmesinin mümkün olmadığı, mevcut hususun somut verilere dayanmaması, hangi cezanın makul olarak kabulü gerektiği yönünde yasal düzenleme bulunmaması, üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiği belirtilen ...'in mevcut eylem sebebi ile hayati tehlike geçirmediği ve 10 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı dikkate alındığında Mahkememizce tesis edilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğuna ilişkin tam bir vicdani kanaate varılmakla " şeklindeki gerekçe ile direnerek hükümlünün önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise somut olayda son sözü söyleyerek hükümlünün 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesinden önce işlediği suça ilişkin olarak, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin ne olduğu, hangi maddi ve hukuki gerekçelerle hukuki nitelendirmesinin yapıldığı, haksız tahrik nedeni oluşturan olay ve indirim oranı konularına dair herhangi bir açıklamada bulunulmaması ve yine 5237 sayılı TCK ile 765 sayılı mülga TCK’nın olayla ilgili bütün hükümlerinin Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde uygulanması ile ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılmasının yapılmaması nedenleriyle ilk derece mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar vermiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak bazı kararlarda da tam aksi yönde kesinlikle yeniden delil değerlendirmesi yapılamayacağı belirtilmektedir. <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20177185-e-20213899-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 22/09/2021 tarihli 2017/7185 E., 2021/3899 K. Sayılı ilamı</a>nda;</strong><i> "Sanıklar haklarında mahkemece verilen 24/07/2009 tarihli karara ilişkin delil değerlendirmesi temyiz incelemesi sırasında yapılarak mahkumiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmekle kesinleşmiş olup uyarlama yargılamasında yeniden delil değerlendirilmesi yapılamaz. Dolayısıyla, Dairemizce verilen onama kararında cebir kullanmak suretiyle ihaleye fesat karıştırdığı kabul edilen sanıklar haklarında uyarlama yargılaması sırasında ancak fiilin karşılığını oluşturan yeni ve eski Kanun maddelerinin yukarıda değinilen esaslar çerçevesinde karşılaştırması yapılarak bir karar verilebilir ise de; gerçekleştirilen Kanun değişikliği nedeniyle uyarlama yargılamasına konu edilen eylemlerden dolayı sanıklar haklarında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, CMK'nın 231/12. maddesi karşısında itiraza tabi olup temyizinin mümkün bulunmadığı "</i></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-ceza-dairesinin-201420690-e-2015531-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 14.01.2015 tarihli 2014/20690 E., 2015/531 K. Sayılı ilamı</a>nda;</strong><i> "Hükümlü hakkında borcundan dolayı mühürlenmiş sayaçtan elektrik kullandığı ve mühür bozduğu iddiası ile açılan davada; 17.05.2012 tarihinde mahkumiyet hükmü verildiği, 31.08.2012 tarihli tebligata rağmen temyiz edilmeden kararın kesinleştiği, müdafiinin 17.12.2012 tarihinde, sabıkasındaki kayıtların elektrik hırsızlığı olduğu ve hakkında TCK'nun 50 ve 51. maddeleri ile CMK'nın 231. maddesinin uygulanabileceğinden bahisle "uyarlama ve infazın durdurulması" talebinde bulunduğu halde mahkemece 18.12.2012 tarihli ek karar ile talebe aykırı olarak "yargılamanın yenilenmesi" talebinin kabule değer olmadığına hükmedildiği, yapılan itiraz ile ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/31 sayılı değişik iş kararı ile itirazın kabulüne karar vererek dosyayı mahkemeye iade ettiği, mahkemece yeniden duruşma açılarak, delillerin değerlendirildiği ve hükümlü hakkında kesinleşen karara rağmen delil yetersizliğinden beraat kararı verilmişse de; ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/31 D.iş sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükümlü müdafiinin 17.12.2012 tarihli dilekçesindeki istemin "yargılamanın yenilenmesi" talebine ilişkin olmayıp, hükümlünün adli sicil kaydında bulunan elektrik hırsızlığına ilişkin yasal değişiklik nedeniyle TCK'nın 51 ve CMK'nın 231. maddesinin uygulanmasına ilişkin uyarlama talebi olduğu cihetle, anılan taleple ilgili yasal değişiklik gözetilerek uyarlama yargılaması yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, kesinleşmiş hükümle ilgili yeniden delil değerlendirilmesi yapılarak 28.01.2014 gün ve 2013/109 Esas, 2014/35 sayılı beraat kararı hukuki değerden yoksun olup temyizi mümkün bulunmadığından "</i></p>

<p>Yargıtay'ın uyarlama kararlarını bozma yönündeki ilamları incelendiğinde genellikle yeniden delil değerlendirmesi yapılmasından değil gerekçeli kararın Anayasa'nın 141. ve 5271 sayılı Kanun'un 34, 230 maddelerinde belirtilen nitelikleri taşıması gerektiği, gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açıkça gösterilmesi, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde ayrı ayrı gösterilmesi ve hangisinin hangi sebeple diğerine üstün tutulduğu belirtilerek, ulaşılan kanaat ile hükümlünün suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin yapılması, sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği nedenleriyle bozma kararları verildiği görülmektedir.</p>

<p><strong>SONUÇ OLARAK;</strong> hem hükümlülerin cezalarının azaltılması bakımından hükümlülere hem de mağdurların zararlarının karşılanması boyutuyla mağdurlara yarar sağlama maksadıyla getirilen düzenlemeler teori ve pratik tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda ilk derece mahkemelerinin yorumlarının nasıl şekilleneceğini zaman gösterecektir. Ancak düzenlemenin sadece bu fiil yönünden sınırlandırılmasının süreç içerisinde ekstra hak ihlallerine yol açacağını, bu nedenle yeniden düzenleme yapılması ihtiyacının doğacağını düşünmekteyiz.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/mehmet-kockavak.jpg" rel="nofollow" title="Mehmet Koçkavak"><img alt="Mehmet Koçkavak" height="199" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/mehmet-kockavak.jpg" width="200" /></a></p>

<p><strong>Av. Mehmet KOÇKAVAK</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-yeni-duzenlemeler</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 18:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/terazi/kum-saattksd.jpg" type="image/jpeg" length="45910"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2025/3740 E., 2026/938 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20253740-e-2026938-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20253740-e-2026938-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 03.02.2026 tarihli, 2025/3740 E., 2026/938 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/3740 E., 2026/938 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ:Ceza Dairesi<br />
SAYISI: 2024/3101 E., 2024/2306 K.<br />
SUÇ: Uyuşturucu madde ticareti yapma<br />
HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: 1. Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin onanması (sanıklar ..., ... ve ... yönünden)<br />
2. Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin düzeltilerek onanması (sanıklar ... ..., ... ve ... yönünden)</p>

<p>Yapılan ön inceleme neticesinde;</p>

<p>Sanık ... hakkında Bölge Adliye Mahkemesince hüküm kurulmadığı belirlenmiştir.</p>

<p>Sanıklar ..., ..., ... ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.</p>

<p>Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesince, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanıklar ..., ... ve ...'in mahkûmiyetlerine, sanıklar ... ..., ... ve ...'ın beraatlerine karar verilmiştir.</p>

<p>B. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve sanıklar ..., ... ve ... yönünden re'sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, ele geçen maddelerin beraat eden sanık ...'ya ait olduğuna,</p>

<p>2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p>B. Sanık ... ve müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,</p>

<p>2. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, ele geçen maddelerin sanığın oğlu olan beraat eden sanık ...'e ait olduğuna,</p>

<p>3. Yeterli, kesin delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,</p>

<p>4. Eksik inceleme yapıldığına,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p>C. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,</p>

<p>2. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,</p>

<p>3. Yeterli, kesin delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,</p>

<p>4. 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin sanık hakkında uygulanması gerektiğine,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p>D. Sanıklar ... ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>A. Sanık ... Hakkında Verilen Hüküm Yönünden;<br />
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.</p>

<p>B. Sanık ... Hakkında Verilen Hüküm Yönünden;<br />
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.</p>

<p>UYAP üzerinden yapılan incelemede; sanığın adli sicil kaydında yer alan ve ikinci kez tekerrüre esas alınan Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2018 tarihli ve 2016/850 Esas, 2018/72 Karar sayı ile görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen 12... gün hapis cezasına ilişkin ilâmın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştikten sonra, Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli ve 2016/850 Esas, 2018/72 Karar sayılı ek kararı ile; sanığın mükerrirliğine esas alınan Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesince 11.06.2013 tarihli, 2011/4 58... /61 Karar sayılı karar ile verilmiş mahkûmiyet hükmüne konu suçun sanığın 18 yaşından küçük olduğu dönemde işlendiğinden bahisle tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, ikinci kez mükerrirliğe ilişkin koşulların oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırılık olarak değerlendirilmiş; bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.</p>

<p>C. Sanıklar ... ..., ... ve ... Haklarında Kurulan Hükümler Yönünden;</p>

<p>Sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçesi kapsamına göre, vekalet ücreti ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.</p>

<p>Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddesinde yer verilen; “Beraat eden ve vekil veya müdafii ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm, sanığın 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini zorunlu müdafi ile temsil ettiren sanıklar lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin, hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; ancak bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>A. Sanık ... Yönünden;</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında hüküm kurulmadığından sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,</p>

<p>B. Sanık ... Hakkında Verilen Hüküm Yönünden;</p>

<p>Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi kararında sanık ve müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,</p>

<p>C. Sanık ... Hakkında Verilen Hüküm Yönünden;</p>

<p>Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan açıklanan nedenle, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,</p>

<p>Sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmının çıkarılarak yerine "Sanık hakkında, Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2018 tarih ve 2016/850 Esas, 2018/72 Karar sayı ile görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen 12... gün hapis cezasına ilişkin ilam nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca birinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve aynı maddenin 7. fıkrası uyarınca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," ibarelerinin eklenilmesi,</p>

<p>Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,</p>

<p>D. Sanıklar ... ..., ... ve ... Haklarında Kurulan Hükümler Yönünden;</p>

<p>Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan açıklanan nedenle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,</p>

<p>Sanıklar hakkında vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına ilişkin 14. fıkrasından "sanıklar" ibaresi çıkarılarak yerine "sanık" ibaresinin yazılması, aynı fıkradan "...", "..." "ve ... ..." ibarelerinin çıkarılarak, bu fıkradan sonra gelmek üzere, "Sanıklar ..., ... ve ... ..." kendilerini 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen zorunlu müdafii ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin II. Kısmının II. Bölümü gereğince kovuşturma için ödenmesi gereken 48.000 TL maktu vekalet ücretinden, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafii ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife uyarınca ödenen ücretin mahsubu ile bakiye kalan vekalet ücretinin hazineden alınıp sanıklara verilmesine," ibaresinin eklenmesi,<br />
Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,<br />
03.02.2026 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20253740-e-2026938-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-s.jpg" type="image/jpeg" length="62636"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2024/3326 E., 2024/13191 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-ceza-dairesinin-20243326-e-202413191-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-ceza-dairesinin-20243326-e-202413191-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 07.11.2024 tarihli, 2024/3326 E., 2024/13191 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>11. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/3326 E., 2024/13191 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><br />
İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/743 E., 2024/42 K.<br />
SUÇ :Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık<br />
KARAR : Direnme<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret</p>

<p>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.06.2022 tarihli ve 2022/11-3 Esas, 2022/469 Karar sayılı ilâmı ve süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak, bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni delillere dayanmak, ilk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak suretiyle verilen kararın; özde direnme niteliğinde olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hüküm olduğunun belirtildiği ve bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay'ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Dairemizin 28.09.2023 tarihli ve 2023/2909 Esas, 2023/6665 Karar sayılı bozma ilamından sonra İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda önceki uygulama aynen benimsenmiş ise de; mahkemece bozma kararının yerinde olmadığı belirtilip, gerekçenin genişletilmiş olduğunun görülmesi karşısında, İlk Derece Mahkemesinin son uygulaması özde direnme kararı niteliğinde olmayıp, yeni hüküm niteliğinde olduğundan, direnme kararının bozmaya eylemli uyma olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;<br />
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1. Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.11.2022 tarihli ve 2021/446 Esas, 2022/461 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1.maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 158 /1-d,3-1.cümlesi, 52, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis ve 90.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrelere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesinin, 13.02.2023 tarihli ve 2023/418 Esas, 2023/320 Karar sayılı kararı ile dosya üzerinden yapılan incelemede, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>3. Dairemizin 28.09.2023 tarihli ve 2023/2909 Esas, 2023/6665 Karar sayılı kararı ile "..UYAP kayıtlarına göre suç tarihi itibari ile Bakırköy Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza infaz kurumunda hükümlü olarak cezası infaz edilen sanık ...'in, ortak suç işleme kararına bağlı olarak fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmak suretiyle diğer sanıklar İnan Özbaş, Oktay Yener ve Oğuzhan Uzun'un eylemlerine katıldığına dair somut bir delil bulunmadığı, ancak sanık ...'in suç işleneceğini bilerek banka hesap numarasını sanık İnan'a vermesi şeklinde gerçekleşen eyleminin, temyiz dışı sanıkların katılan ...'a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçunu işlenmesinden önce yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırdığını, bu şekilde nitelikli dolandırıcılık eylemine 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrası (c) bendi kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldığı nazara alınarak, sanık ...'in yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi..." gerekçesiyle bozulmasına ve dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>4. Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.02.2024 tarihli ve 2023/743 Esas, 2024/42 Karar sayılı kararı ile "bozma ilamına direnilmesine" ve sanık hakkında "kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1.maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 158 /1-d,3-1.cümlesi, 52, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis ve 90.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrelere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine" karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanık müdafiinin temyiz isteği; direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, suç tarihi itibari ile cezaevinde olduğuna ve suçun sübut bulmadığına ilişkindir.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>1.Sanık hakkında, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği şeklinde karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.</p>

<p>2. Her ne kadar, Dairemizin 28.09.2023 tarihli ve 2023/2909 E., 2023/6665 K. sayılı kararı ile UYAP kayıtlarına göre sanığın, suç tarihi itibari ile Bakırköy Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza infaz kurumunda hükümlü olarak cezasını infaz ettiğinden, hakkında mahkumiyet kararı verilen diğer sanıkların eylemlerine katıldığına dair somut bir delil bulunmadığı, ancak suç işleneceğini bilerek banka hesap numarasını temyiz dışı sanık İnan'a verdiğinden, nitelikli dolandırıcılık eylemine 5237 sayılı Kanun'un 39/2-c maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldığı nazara alınarak, yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğinden bozulmasına karar verilmiş ise de; sanık ...'in hakkında mahkumiyet hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık İnan'a kimlik, internet bankacılığı ve banka bilgilerini vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık eylemine başından itibaren iştirak ettiği, katılan tarafından yatırılan paranın bir kısmının sanığın yeğeni tarafından çekildiği, sanığın aynı fikir ve eylem birliği içinde suçun icrasına etkin, fonksiyonel katkıda bulunarak atılı suçu müşterek fail sıfatıyla işlediği, diğer sanık savunmaları, katılanlar ve tanık beyanları, alınan bilirkişi raporu, banka hesap hareketleri ile dosya kapsamında, atılı suçun doğrudan faili olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenleri reddedilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3.Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1 maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hükümde eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Silivri 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-ceza-dairesinin-20243326-e-202413191-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/yargi/yargitayysf74.jpg" type="image/jpeg" length="61443"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2017/7185 E., 2021/3899 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20177185-e-20213899-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20177185-e-20213899-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 22/09/2021 tarihli, 2017/7185 E., 2021/3899 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>5. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2017/7185 E., 2021/3899 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SUÇ : İhaleye fesat karıştırma, kasten yaralama</p>

<p>HÜKÜM : a)Tüm sanıklar haklarında ihaleye fesat karıştırma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması,</p>

<p>b)Sanıklar ... ve ... haklarında kasten yaralama suçundan karar verilmesine yer olmadığı,</p>

<p>c)Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan açılan kamu davasının düşürülmesi.</p>

<p>Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;<br />
Sanıklar ... ve ... haklarında kasten yaralama suçundan verilen karar verilmesine yer olmadığına dair kararın hüküm niteliğinde bulunmadığı, daha önce aynı eylemler yönünden mahkemesince 2009/7 Esas ve 2009/137 sayılı Karar ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği gibi Milli Eğitim Bakanlığının kasten yaralama suçundan doğrudan zarar görmesi de söz konusu olmadığından, vekilinin bu suçtan verilen karar verilmesine yer olmadığına ve kamu davasının düşürülmesine ilişkin kararlara yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE karar verildikten sonra gereği düşünüldü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanıklar haklarında cebir kullanmak suretiyle ihaleye fesat karıştırma suçundan mahkemece verilen 24/07/2009 tarihli mahkumiyet kararları Dairemizin 30/09/2013 tarihli, 2012/4711 Esas ve 2013/9464 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. 01/06/2005 tarihinden sonra kesinleşen hükümlerin, gerçekleştirilen<br />
yasa değişiklikleri nedeniyle uyarlama yargılamasına konu edilmeleri 5275 sayılı Kanun'un 98. ve 5252 sayılı Kanun'un 9. maddeleri uyarınca mümkün olmasına karşın kesinleşen önceki hükümde değişiklik yapılabilmesi için sonradan yürürlüğe giren kanunla suçun unsurlarında, sair cezalandırılabilme şartlarında, suçun karşılığında öngörülen ceza yaptırımlarında ve bir cezaya mahkum olmaya bağlı kanuni neticelerindeki değişikliklerin ve bunların uygulama olanaklarının değerlendirilebilmesi, olaya tatbik imkanı bulunan yasanın belirlenebilmesi, değişen temel ceza ve artırım indirim oranları belirlenirken takdir hakkının isabetli kullanılabilmesi, her iki Kanun ile ilgili değerlendirme sonuçlarının denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi ve tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekmektedir. Sanıklar haklarında mahkemece verilen 24/07/2009 tarihli karara ilişkin delil değerlendirmesi temyiz incelemesi sırasında yapılarak mahkumiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmekle kesinleşmiş olup uyarlama yargılamasında yeniden delil değerlendirilmesi yapılamaz. Dolayısıyla, Dairemizce verilen onama kararında cebir kullanmak suretiyle ihaleye fesat karıştırdığı kabul edilen sanıklar haklarında uyarlama yargılaması sırasında ancak fiilin karşılığını oluşturan yeni ve eski Kanun maddelerinin yukarıda değinilen esaslar çerçevesinde karşılaştırması yapılarak bir karar verilebilir ise de; gerçekleştirilen Kanun değişikliği nedeniyle uyarlama yargılamasına konu edilen eylemlerden dolayı sanıklar haklarında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, CMK'nin 231/12. maddesi karşısında itiraza tabi olup temyizinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, CMK'nin 264. maddesi gereğince bu karara yönelik temyiz talebi itiraz mahiyetinde görülerek mahallinde mercince bir karar verilmek üzere incelenmeyen dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİNE 22/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20177185-e-20213899-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3.jpg" type="image/jpeg" length="87887"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Fiziksel Şiddet Nasıl Ispatlanır ve Boşanma Davasına Etkisi Nedir?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma davalarında şiddet iddiaları, hem hukuki hem de vicdani açıdan en ağır ve en hassas konuların başında gelir. Bu videoda; boşanma davasında fiziksel şiddetin nasıl ispatlandığını, mahkemelerin hangi delillere özellikle önem verdiğini ve şiddetin nafaka, tazminat ve velayet üzerindeki etkilerini tüm yönleriyle ele alıyorum.</p>

<p>Boşanma davalarında fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, tehdit, baskı ve aile içi şiddetin her türü; Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır kusur olarak değerlendirilir. Şiddetin varlığının ispatında en güçlü ve tartışmasız deliller; doktor raporları, Adli Tıp Kurumu raporları ve polis tutanaklarıdır.</p>

<p><strong><i>Videoda özellikle şu başlıklara detaylı şekilde değinilmektedir:</i></strong></p>

<p>Boşanma davasında fiziksel şiddetin hukuki anlamı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doktor raporlarının ve hastane kayıtlarının delil değeri</p>

<p>Adli Tıp Kurumu raporlarının kusur tespitindeki rolü</p>

<p>Polis tutanakları, 155/112 başvuruları ve 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararlarının önemi</p>

<p>Hakimin şiddet iddialarını değerlendirirken dikkate aldığı kriterler</p>

<p>Şiddetin ispatlanmasının nafaka, maddi-manevi tazminat ve velayet üzerindeki etkileri</p>

<p>Şiddet iddialarının somut, resmi ve bilimsel delillerle desteklenmesi, boşanma davalarının seyrini doğrudan etkiler. Özellikle Adli Tıp raporları, acil servis ve adli muayene kayıtları ile polis tutanakları; mahkemeler nezdinde en güçlü ispat araçlarıdır. Bu deliller, şiddetin ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini objektif şekilde ortaya koyar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/_GXN6UozM2Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="78281"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Hak Kaybına Neden Olan En Büyük Hatalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BjdDJh1aHnQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="98316"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83814"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35655"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67671"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="30634"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="37501"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="64733"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17069"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="21145"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="87776"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="49124"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="38864"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="84492"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="11152"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="87890"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="99801"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="75045"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="83012"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="21763"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
