<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Jul 2026 20:50:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2762 E., 2021/323 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20172762-e-2021323-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20172762-e-2021323-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.03.2021 tarihli, 2017/2762 E., 2021/323 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2017/2762 E., 2021/323 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
MİRASÇISI : ... vekilleri Av. ...</p>

<p><br />
1. Taraflar arasındaki “kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar temlik alacaklısı vekilinin maddi hata talepli olarak temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.</p>

<p>2. Direnme kararı dahili davalı ... vekili ve temlik alan vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>I. YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>Davacı İstemi:<br />
4. Davacı ... vekili; Büyükçekmece ilçesi Merkez mahallesi 422 ve 2542 parsellerde müvekkilinin hisse sahibi olduğunu, davalı idare tarafından dava konusu taşınmazlara E-5 otoyolu yapılmak suretiyle ve herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atıldığını, müvekkiline hiçbir bedel ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 10.000TL nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 24.02.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile harcını yatırarak davasını 985.578,40TL olarak ıslah etmiştir.</p>

<p>Davalı Cevabı:<br />
5. Davalı ... vekili; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, müvekkili idarece taşınmaza el atılmadığını, ... ile müvekkili belediye arasındaki sözleşme nedeniyle aleyhlerine dava açılamayacağını, istenen bedelin de fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.</p>

<p>6. Dahili davalı ... vekili; davadan önce idareye uzlaşma için başvuru yapılmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu yerin müvekkili idare tarafından kamulaştırılmadığını, faiz talebinin yersiz ve haksız olduğunu beyanla davanın reddine, kabulüne karar verildiği takdirde dava konusu yerin tapu kaydının idare lehine yola terkinine, tapu kaydındaki takyidatların bedele yansıtılmasına karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Mahkemenin Birinci Kararı:<br />
7. Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.03.2011 tarihli ve 2010/1002 E. 2011/225 K. sayılı kararı ile; dava konusu parsellere dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğünce Topkapı-Tekirdağ yolu nedeniyle kamulaştırmasız olarak el atıldığı, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanın 08.11.2004 tarihli protokol ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına devir edildiği ve dava tarihi itibariyle de bu idarece hâlen el atmaya devam edildiğinden hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği, dosya kapsamı ve emsallerle uyumlu görülen bilirkişi raporuna göre dava konusu parsellerdeki payı itibariyle davacının isteyebileceği tazminat tutarının bilirkişi kurulu raporunda açıklandığı üzere 985.578,40TL olduğu anlaşılmakla davacının davasının dava ve ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne, davacının paydaş olduğu, Büyükçekmece Merkez mahallesi Kemalbey mevkiinde kain 422 ve 2542 parsel sayılı taşınmazlara kamulaştırmasız el atılması sebebiyle toplam 985.578,40TL tazminatın dava tarihi olan 05.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu 422 ve 2542 parsellerde davacı Agop oğlu ... adına kayıtlı 18124800/579993600 payın tamamının tapusunun iptali ile davalı ... adına tesciline karar verilmiştir.</p>

<p>Özel DaireninBirinci Bozma Kararı:<br />
8. Mahkemenin bu kararı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>9. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 12.12.2011 tarihli ve 2011/11882 E. 2011/20773 K. sayılı kararı ile; “…... ile ... arasında yapılan 20.08.2002 ve 08.11.2004 tarihli protokol ve eki harita ile UKOME'nin ana arter listesi getirtildikten sonra Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yüksek Fen Kurulu Başkanlığının 23.06.2010 tarihli B.09.0. Y.F.K. 0.00412/2010-66 sayılı ağ değişikliği kararı ve Bakanlar Kurulunun 07.03.2011 gün 2011/1516 sayılı kararı uyarınca dava konusu taşınmazın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredilen yollardan olup olmadığı, taşınmaz başında yapılan keşif sonucu kesin olarak saptanıp sonucuna göre davalı ... Başkanlığına husumet yönetilip yönetilmeyeceği hususu araştırılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulması,<br />
Doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.</p>

<p>Mahkemenin İkinci Kararı:<br />
10. Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.11.2012 tarihli ve 2012/32 E. 2012/404 K. sayılı kararı ile; (bozma kararına uyulduktan sonra) davaya konu Büyükçekmece 422 ve 2542 sayılı parsellerin de içerisinde bulunduğu D-100 karayolu (Hadımköy Kavşağı Silivri-İstanbul arası) içerisinde kalan yolların sorumluluk alanının ... ile ... arasında düzenlenen 08.11.2004 tarihli protokol ile ana arter olarak belirlenip buraya ait sorumluluğun davalı ...'na devredildiği, bilahare 23.06.2010 tarihli ve 2010/66 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı kararı, 11.07.2010 tarihli olur ve Yüksek Fen Kurulu Başkanlığının 14/07/2010 tarihli ve 412/1149 sayılı yazısı ile ana arter listesinden çıkarılarak yeniden ... sorumluluğuna alındığı, davacı tarafın Karayolları Genel Müdürlüğüne husumet yöneltmediği gerekçesiyle davacının davalı ... Başkanlığına yönelik davasının pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:<br />
11. Mahkemenin bu kararı süresi içinde davalı ... vekili ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>12. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 27.05.2013 tarihli ve 2013/8077 E. 2013/10607 K. sayılı kararı ile; “…Mahkemece, bozma ilamına uyulup inceleme ve araştırma yapılarak hüküm kurulmuş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.</p>

<p>Mahkemece, ... davada taraf olarak gösterilmediğinden, pasif husumetten davanın reddine karar verilmiş olup, dava konusu taşınmaz 08.11.2004 tarihli protokol ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredilen yollardan ise de gerek 23.06.2010 tarih ve 2010/665 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının kararı, gerekse 07.03.2011 tarihli ek protokol gereği Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda kaldığı anlaşıldığından, davacı tarafça hangi idarenin sorumlu olacağının bilinememesi ve davalı tarafın yanlış gösterilmesi dürüstlük kuralına aykırı olmadığından, karşı tarafın rızası olmaksızın, taraf değişikliği hususunda davacı tarafa mehil verildikten sonra davacı tarafça ... davaya dahil edilip, bu idareye karşı davaya devam edilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle ret kararı verilmesi,<br />
Doğru görülmemiştir.…” gerekçesiylekarar bozulmuştur.</p>

<p>Mahkemenin Üçüncü Kararı:<br />
13. Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.04.2014 tarihli ve 2013/408 E 2014/214 K. sayılı kararı ile; (bozma kararına uyulduktan sonra) dava konusu İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, 422 ve 2542 parsel sayılı taşınmazlarda davacının 18124800/579993600’ar oranında paydaş olduğu, bu taşınmazlara davalı ... Müdürlüğünce 1984 yılında fiilen el atıldığı, davacıya kamulaştırma tebligatı yapılmadığı gibi herhangi bir bedelde ödenmediği gerekçesiyle davacının davalı ... Başkanlığına yönelik davasının pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, davacının dahili davalı ... Müdürlüğüne yönelik davasının kabulü ile toplam 985.578,40TL tazminatın dava tarihi olan 05.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu 422 ve 2542 parsellerde davacı Agop oğlu ... adına kayıtlı 18124800/579993600 payın tapusunun iptali ile davalı ... adına tesciline karar verilmiştir.</p>

<p>Özel Dairenin Düzelterek Onama Kararı:<br />
14. Mahkemenin bu kararı süresi içinde davalı ... vekili, davalı ... vekili, temlik alan vekili ve mirasçı ... tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>15. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 10.11.2014 tarihli ve 2014/16574 E. 2014/25405 K. sayılı kararı ile; “…Mahkemece bozma ilamına uyularak karar verilmiş; hüküm, davacı mirascı ile davalı ..., davalı ... ve temlik alan vekilince temyiz edilmiştir.<br />
Ölümle davacı ile vekili arasındaki vekalet ilişkisi sona erdiğinden, davanın niteliği gereği ölümden sonra vekil tarafından yapılan temlik geçersizdir.<br />
Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve davalı ... dava açılmasına sebebiyet verdiği için yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br />
Temlik alan ve davalı idareler vekillerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde değildir.<br />
Davacı mirasçısının temyiz itirazına gelince,<br />
Tapu kayıt maliki davacının dava sırasında öldüğü anlaşılmakla ve mirascısı davada taraf olarak kabulünü talep ettiğinden, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gekertirmediğinden,<br />
Gerekçeli kararın karar başlığınnda davacı isminin karşısında yazan Harutyan Sıvacıoğlu isminin çıkartılmasına, yerine (...) isminin yazılmasına,…” şeklinde gerekçe ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı Vekilinin Karar Düzeltme Talebi Üzerine Özel Dairenin Kararı:<br />
16. Temlik alacaklısı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesince 05.05.2015 tarihli ve 2015/5093 E. 2015/10002 K. sayılı kararı ile; “…Karar düzeltme talebinde bulunan ...'in taraf sıfatı bulunmadığından adı geçen vekilinin karar düzeltme isteminin reddine,…” karar verilmiştir.</p>

<p>Özel Dairenin Üçüncü Bozma Kararı:<br />
17. Temlik alacaklısı vekili 02.09.2015 havale tarihlidilekçesi ile maddi yanılgıya dayalı kararın düzeltilmesini talep etmiştir.</p>

<p>18. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/24866 E. 2015/25188 K. sayılı kararı ile; “…Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; İstanbul İli, Büyükçekmece İlçesinde bulunan 422 ve 2542 parsel sayılı taşınmazlara ... tarafından kamulaştırmasız el atıldığı iddiası ile tapu kayıt malik olan ... vekili tarafından açılan davada mahkemece ilk olarak ... hakkında açılan davanın kabulü ile 985.780,40TL tazminatın tahsiline karar verildiği, fakat hükmün Dairemizce 12.12.2011 tarihli ilamla, davalı idareye husumet yöneltilip yöneltilemeyeceğinin araştırılması yönünden bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak yapılan inceleme sonucunda dava konusu taşınmazın Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluk sahasında bulunduğunun tespit edilerek, ... hakkında açılan davanın husumet yokluğunedeniyle reddine karar verildiği, bu kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine hükmün Dairemizce bu kez 27.05.2013 tarihli ilamla dava konusu taşınmazlara fiilen el atan ve sorumlu idare olan Karayolları Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilerek hakkında hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulduğu, mahkemece söz konusu bozma ilamına uyularak, Karayolları Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilmesi sağlanıp, hakkında açılan davanın kabulüne, ... aleyhinde açılan davanın ise husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin olarak 10.04.2014 tarihli, inceleme konusu kararın verildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>Yukarıda bahsedilen yargılama safahati öncesinde, tapu kayıt maliki olan davacı ...'nun Adalar Noterliğince düzenlenen 01.07.2010 tarih ve 01361 yevmiye sayılı vekaletname ile Büyükçekmece hudutları dahilinde bulunan dava konusu 422 ve 2542 parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili olarak, Kemal Tüysüz isimli şahsa, söz konusu taşınmazları satma, satış vaadi sözleşmesine konu etme, dava açma, avukat tutma, alacak temlik etme vs. yetkileri içeren bir vekaletname verdiği ve bu vekaletnamenin öldükten sonra da geçerli olacağının kararlaştırıldığı, söz konusu vekaletnamedeki yetkisine dayalı olarak Kemal Tüysüz'ün ... adına Av. ...'e verdiği vekalet üzerine 05.07.2010 tarihinde iş bu davanın açıldığı, yargılama devam ederken 06.02.2011 tarihinde davacı asil ...'nun öldüğü, davacı asilin ölümünden sonra, vekil Kemal Tüysüz'ün bahsedilen vekaletnamedeki yetkisine dayalı olarak ...'nun iş bu davadan kaynaklanan alacağı için yapılan ve Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün 2011/3438 ve 2011/3437 sayılı dosyaları üzerinden icra takibi devam eden alacağını 09.05.2011 tarihinde ... isimli şahsa temlik ettiği anlaşılmıştır.<br />
...'nun Kemal Tüysüz'e ölümünden sonra da geçerli olacak şekilde vekalet verdiği tarihte yürürlükte bulunan Borçlar Kanununun 397. maddesinde “Hilafı mukaveleden veya işin mahiyetinden anlaşılmadıkça vekalet, gerek vekilin gerek müvekkilin ölümüyle ve ehliyetinin zevali veya iflasıyla nihayet bulur. Şu kadar ki; vekaletin nihayet bulması müvekkilin menfaatlerini tehlikeye koyuyorsa veya mirasçı ve veya mümessili bizzat işlerini görebilecek hale gelinceye kadar vekil veya mirasçısı veya mümessili vekaleti ifaya devam ile mükelleftir” hükmü yer almakta, aynı doğrultudaki düzenleme, halen yürürlükte olan Türk Borçlar Kanununun 513. maddesinde de bulunmaktadır.</p>

<p>Vekalet ilişkisini düzenleyen Borçlar Kanunu hükümlerine göre ölümle vekalet ilişkisinin sona ereceği karine olarak hükme bağlanmış, öte yandan bu karinenin iki istisnası bulunduğu da belirtilmiştir. Bu istisnalardan biri müvekkil ile vekil arasındaki sözleşmede ölümden sonra da devam edeceğinin kararlaştırılmış olması, diğeri ise işin niteliğinin vekalet ilişkisinin devamını gerektirmesidir. Nitekim 07.12.1940 tarih ve 1938/20-1940/87 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da vekalet sözleşmesinde ölümden sonra da devam edeceğinin kararlaştırılmış olması veya işin niteliğinden anlaşılması halinde vekalet ilişkisinin ölümden sonra da devam edeceği açıkça vurgulanmıştır.</p>

<p>Somut olayda, davacı asilin hayatta iken verdiği vekaletnamenin ölümden sonra da devam edeceğinin açıkça kararlaştırıldığı ve bu yetkiye dayalı olarak vekilin iş bu davadan kaynaklanan alacağı, davacı asilin ölümünden sonra ... isimli şahsa temlik ettiği, temlik ilişkisinin Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde geçerli olduğu tüm dosya kapsamı ile sabit olup, bu durumda alacağı temlik alan ...'in talebi de gözetilerek HMK'nın 125. maddesi uyarınca davada taraf olarak yer almasının sağlanması için hükmün bozulması gerekmektedir.</p>

<p>Ne var ki; mahkeme kararı Dairemizce maddi yanılgıya dayalı olarak değişik gerekçe ile düzeltilerek onandığı gibi, aynı yanılgı ile karar düzeltme talebi de reddedilmiş olup, HUMK'un 442. maddesine göre aynı Yargıtay kararına karşı bir defadan fazla karar düzeltme talep edilemeyecek ise de, Yargıtay ilamının maddi hataya dayalı olmasının bu durumun istisnasını teşkil ettiği ve tüm dosya kapsamından Dairemizce yapılan temyiz ve karar düzeltme incelemelerinin maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmakla,</p>

<p>Alacağı temlik alan ... vekilinin talebinin kabulüne, Dairemizin 10.11.2014 gün ve 2014/16574-25405 sayılı ilamı ile 05.05.2015 gün ve 2015/5093-10002 sayılı ilamlarının kaldırılmasına ve hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,…” karar verilmiştir.</p>

<p>Direnme Kararı:<br />
19. Büyükçekmece 3. Asliye HukukMahkemesinin 25.02.2016 tarihli ve 2016/21 E. 2016/88 K. sayılı kararı ile; davanın ilk olarak 10.03.2011 tarihinde karara çıktığı, bu kararın tapu maliki ...'nun vekili sıfatıyla Av. ... tarafından alınıp icraya konulduğu, ilk bozmadan sonraki davanın tüm safahatinin aynı vekil tarafından yürütüldüğü, dosyadaki veraset ilamına göre ...'nun 06.02.2011 tarihinde vefat ettiği ve tek mirasçısının ... olduğu, mahkemece verilen son karardan sonra mirasçı ...'nun temyizi üzerine bu kez temlik alan ... vekili olarak Av. ... tarafından Büyükçekmece 2. Noterliğinin 09.05.2011 tarihli ve 20800 yevmiye numaralı temlikname ibraz edilerek kararın temyiz edildiği, temyiz talebinde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 125. maddesi uyarınca davacı yerine talebi bulunmayıp başka sebeplerden kararın temyiz edildiği, temliknamede mahkeme dosyasının esası hiç zikredilmeksizin Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğündeki 2011/3438 E. sayılı dosyasındaki 72.123,00TL ile Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2011/3437 E. sayılı dosyasındaki 1.122.163,15TL tutarındaki alacağın tüm faiz ve ferileri ile birlikte vekil sıfatı ile Kemal Tüysüz tarafından ...'e temlik edildiği, ilk davanın da Kemal Tüysüz tarafından verilen vekaletname ile aynı vekil tarafından açıldığı, temlik eden vekil Kemal Tüysüz tarafından asıla bu temlikname ile ilgili herhangi bir bedel ödendiğinin iddia edilmediği ve ispatlanamadığı, dolayısıyla icra dosyalarında takibe konu alacağın temlik edildiği, dosyada davaya konu alacağın tamamının temlik edildiğine dair herhangi bir belge ibraz edilmediği, bu itibarla HMK’nın 125. maddesi anlamında dava konusunun devrinin yapıldığı ve bu hususun maddi hata yoluyla düzeltilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p>Direnme Kararının Temyizi:<br />
20. Direnme kararı süresi içinde davalı ... vekili ve temlik alan vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p><strong>II. UYUŞMAZLIK</strong><br />
21. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davaya konu alacak olan kamulaştırmasız el atma bedelinin temlik edildiği eldeki davada, mahkemece temlik eden muris lehine kurulan hükmün davalı ... vekili, davalı ... vekili, temlik alan vekili ve mirasçı ... tarafından temyizi üzerine Özel Dairece temlik alan ve davalı idareler vekillerinin temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacı mirasçısının temyiz itirazı yönünden “…gerekçeli kararın karar başlığında davacı isminin karşısında yazan Harutyan Sıvacıoğlu isminin çıkartılmasına, yerine (...) isminin yazılması…” suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmesi, temlik alan vekilince karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine, Özel Dairece karar düzeltme isteminin reddedilerek kararın kesinleşmesi karşısında, temlik alan vekilinin maddi hata başvurusu üzerine hükmün bozulup bozulamayacağı, buradan varılacak sonuca göre alacağı temlik alan ...'in talebi gözetilerek HMK'nın 125. maddesi uyarınca temlik alanın davada taraf olarak yer almasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong><br />
22. Öncelikle hüküm, kanun yolu, temyiz, karar düzeltme, yargılamanın yenilenmesi, istinaf, kesin hüküm, kanun yolunda usuli kazanılmış hak, maddi hata, hukuki hata ve hukuki güvenlik kavramlarından kısaca bahsetmekte yarar bulunmaktadır.</p>

<p>I.Hüküm:<br />
23. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 9. maddesine göre " Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır". Yine Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrasında ise, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu anayasal düzenlemeler dikkate alındığında yargı yetkisinin kullanılmasının kanun ve hukuk kuralları çerçevesinde karar (hüküm) vermek anlamına geldiği söylenebilir.</p>

<p>24. Hemen belirtmek gerekir ki, hâkimin verdiği kararlar ara kararları ve nihai kararlar olmak üzere ikiyi ayrılır.</p>

<p>25. Ara kararları, yargılamaya (davaya) son vermeyen, bilakis onu yürütmeye, ilerletmeye yarayan kararlardır. Hâkim, yargılamayı yürütmek (ilerletmek) için davada bir çok ara kararı verir. Bütün bu kararların ortak niteliği, hâkimin ara kararı ile davadan (işten) elini çekmeyip, bilâkis davaya devam etmesidir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt III, s.2998).</p>

<p>26. Bu kapsamda olmak üzere mesela mahkemenin görev ve yetki itirazının, zamanaşımı def’inin reddine ilişkin kararları ara kararı olduğu gibi, taraflara delillerini göstermeleri, tanık, bilirkişi incelemesi ve keşif masraflarını yatırmaları için süre vermesine ilişkin kararları da birer ara kararıdır.</p>

<p>27. Yargılamaya son veren ve hâkimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran kararlara nihaî karar denir. Meselâ, yetkisizlik kararı, görevsizlik kararı, boşanma kararı, aylık kiranın tespiti kararı, dava sırasında (dava konusu) borcun ödenmiş olması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı gibi.<br />
28. Hâkim nihaî karar ile o davadan elini çeker, verdiği karardan dönemez ve onu değiştiremez. Fakat (ara kararlardakinin aksine) nihaî kararlar temyiz edilebilir. İşte, nihaî kararlar temyiz edilip Yargıtayca bozulmadıkça, hâkimin nihaî kararla sonuçlandırmış olduğu davaya tekrar bakması (el koyması) caiz değildir (Kuru, s.3004-3005).</p>

<p>29. Nihaî kararlar da esasa ilişkin ve usule ilişkin nihaî kararlar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Usule ilişkin nihaî kararla hâkim davadan elini çekmekte ise de, bu kararla taraflar arasındaki uyuşmazlığın esası çözümlenmiş olmaz. Örneğin mahkemenin görevsiz veya yetkisiz olması nedeni ile verdiği kararlar, davanın takip edilmemesi nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına ilişkin verilen kararlar, dava şartlarının noksanlığı nedeni ile davanın usulden reddine ilişkin olarak verilen kararlar nihaî karar olmakla birlikte taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandırılan, çözüme kavuşturan kararlar değildir.</p>

<p>30. Mahkemeler, önlerine gelen uyuşmazlığı, tarafların sulh olması, davadan feragat edilmesi, davanın kabul edilmesi, yahut geri alınması gibi istisnalar dışında, esas hakkında verecekleri nihaî kararla çözerler. Mahkemenin verdiği her karar, prensip olarak onun, önüne gelen somut uyuşmazlık hakkında, "Anayasa, kanunlar ve hukuk" çerçevesindeki vicdani kanaatini ifade eder. Bu vicdani kanaatin, söz konusu çerçeveye uygunluğu ise kararın gerekçesiyle ortaya konulur. Bundan dolayıdır ki, Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmak zorundadır. Bu çerçevede yargısal karar, mahkemenin önüne gelen uyuşmazlık hakkında açıkladığı kanaatinden ibarettir. Diğer bir ifadeyle yargısal karar, mahkemenin somut bir hukuki soruna ilişkin kanaat açıklamasıdır.</p>

<p>31. Yargısal karar olarak nitelendirdiğimiz bu kanaat açıklaması, muhatapları açısından bağlayıcı sonuçlar doğurur. Öyle ki, kararın gereğinin muhatabı tarafından yerine getirilmemesi hâlinde, eda hükmü içerenlerin ilâmlı icra yoluyla (zorla) yerine getirilmesi mümkündür (Pekcanıtez H., Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s.1967).</p>

<p>32. Bu açıklamalardan yola çıkıldığında, hüküm, hâkimin dava yolu ile önüne getirilen uyuşmazlıkla ilgili yaptığı yargılama faaliyeti sonucunda verdiği, davayı esastan çözen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran karar olarak tanımlanabilir.</p>

<p>33. Nitekim 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesinin birinci fıkrasında, "Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihaî kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihaî karar, hükümdür." şeklinde esasa dair, uyuşmazlığı çözen mahkeme kararının hüküm olduğu yönünde düzenleme yapılmıştır.</p>

<p>34. Hüküm vermeden önceki yargılama aşamasında hâkim, somut olaya uygulanacak bir hukuk kuralı bulunup bulunmadığını öncelikle araştırır ve tespit eder. İkinci olarak soyut hukuk kuralındaki şartların somut olayda bulunup bulunmadığını inceler; ileri sürülen iddiaların ve savunmanın ispat edilip edilmediğini araştırır. Hâkimin bu görevi delillerin toplanması ve değerlendirilmesi ile gerçekleşir. Son aşamada ise hâkim yaptığı yargılama faaliyeti sonucunda objektif hukuk kuralını somut olaya uygulayarak uyuşmazlığın esası ile ilgili kararını verir.</p>

<p>35. Hüküm hâkim tarafından açıklanmadıkça hiç bir sonuç doğurmaz. Kararın (hükmün) sonuç doğurması için taraflara açıklanması yani tefhim veya tebliğ edilmesi gerekir. Hükmün nasıl verileceği mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun/HUMK) 382; 6100 sayılı Kanun'un ise 294. maddesinde düzenlenmiştir. Hükmün neleri kapsayacağı ise mülga 1086 sayılı Kanun'un 388.; 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde ayrıntılı olarak gösterilmiştir.</p>

<p>36. Hüküm hâkim tarafından yazılıp imzalandıktan ve mahkeme mührü ile mühürlendikten sonra hükmün nüshaları taraflara makbuz karşılığında verilir ve ayrıca kendisine hüküm verilmeyen tarafa gecikmeksizin tebliğ edilir (6100 sayılı Kanun'un 301.; 1086 sayılı Kanun'un 392. maddeleri).</p>

<p>II. Kanun yolu:<br />
37. Kanun yolu, davanın taraflarına tanınan bir hukuki yoldur ki, bununla yanlış olan kararların (daha doğrusu yanlış olduğu iddia edilen kararların) tekrar incelenmesi ve değiştirilmesi sağlanır.</p>

<p>38. Hüküm mahkemelerinin karar verirken yanlış yapmaları ihtimali bulunduğundan, verilen kararların daha yüksek bir mahkeme tarafından kontrol edilmesi için, her hukuk sisteminde kanun yolları kabul edilmiştir (Kuru: s. 4483).</p>

<p>39. Nihaî kararların kesinleşmesine engel olan kanun yollarına normal kanun yolu denir. Yani, normal kanun yoluna başvurulması hâlinde, hakkında kanun yoluna başvurulan nihaî karar bu yollardan geçmeden kesinleşmiş olmaz. Normal kanun yolu, henüz kesinleşmemiş olan nihaî kararlar için tanınmış bir kanun yoludur. Bir karara karşı normal kanun yoluna başvurulursa, o kararın kesinleşmesi önlenmiş, yani kanun yoluna başvurmanın sonucuna kalmış olur. Normal kanun yolu süresi içinde bu yola gidilmezse veya gidildiği hâlde karar onanır ve başka bir kanun yolu da yok ise, nihaî karar kesinleşir (Kuru: s.4484).</p>

<p>40. Başka bir anlatımla kanun yolları sonsuz değildir. Kanunda hükme karşı öngörülen kanun yollarının tüketilmesi ile ya da kanun yollarına başvurma sürelerinin geçirilmesi ile karar kesinleşir. Artık o hükme karşı normal bir kanun yoluna başvurulması mümkün olmaz.</p>

<p>41. Bununla birlikte kesinleşmiş hükümlere karşı tanınmış olan kanun yoluna olağanüstü kanun yolu denmekte olup, olağanüstü kanun yoluna konu karar esasında normal kanun yollarından geçerek ya da kanun yollarına başvurulmaksızın kesinleşmiştir. Ancak kanunda öngörülen bazı sebeplerin varlığı hâlinde kanun koyucu kesinleşmiş hükmün kaldırılması ya da değiştirilmesi imkânını tanımıştır.</p>

<p>42. Türk medeni usul hukukunda kanun yolları nihaî kararlar için kabul edilmiştir. Mahkemelerin nihaî olmayan kararlarına, başka bir deyişle ara kararlarına karşı öngörülmüş genel bir kanun yolu sistemi yoktur.</p>

<p>43. Medeni usul hukuku alanındaki Kanun, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) iken bu Kanun 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ile birlikte yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>44. Ne var ki, 6100 sayılı HMK'nın 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmesine rağmen 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılmasıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6217 sayılı Kanun) 30. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'a geçici 2. maddeden sonra gelmek üzere geçici 3. madde eklenmiş, maddenin ikinci fıkrası 6723 sayılı Danıştay Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 34. maddesi ile düzenlenmiş, daha sonra 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 47. maddesi ile geçici 3. maddenin ikinci fıkrasındaki “454” ibaresi “444” şeklindedeğiştirilerek yeninden düzenlenmiş olup, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesinde;</p>

<p>"(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.</p>

<p>(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur (Ek cümle: 1/7/2016-6723/34 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.</p>

<p>(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır." hükmü bulunmaktadır.</p>

<p>45. Madde hükmüne göre bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında bu kararlar kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekecektir.</p>

<p>46. Somut uyuşmazlıkta bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20 Temmuz 2016 tarihinden önce karar verildiğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3'üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444. madde hükümlerinin uygulanması gerektiğinden kanun yolu açıklamaları bakımından 1086 sayılı Kanun ile 6100 sayılı Kanun ve bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği dönem dikkate alınarak ikili bir değerlendirme yapılmasında yarar vardır.<br />
a.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun Uygulandığı Dönem BakımındanKanun Yolları:</p>

<p>aa.Genel açıklama:<br />
47. 1086 sayılı Kanun döneminde temyiz, karar düzeltme ve yargılamanın iadesi olmak üzere üç kanun yolu mevcut idi. Bunlardan temyiz ve karar düzeltme normal (olağan) kanun yolu; yargılamanın iadesi ise olağanüstü kanun yolunu oluşturmaktadır.</p>

<p>ab.Temyiz:<br />
48. Temyiz kanun yolunda, hüküm mahkemesinin kararı sadece hukuka uygunluk bakımından inceleme konusu yapılır. Bu nedenle temyiz sadece hukukun yanlış uygulanmış olduğu sebebine dayanabilir. Temyiz talebinde yeni vakıalar ileri sürülürse, bunların Yargıtay'ca incelenmesi caiz olmadığından Yargıtay sadece hukukun yanlış uygulanmış olup olmadığını incelemekle yetinir (Kuru: s. 4502).</p>

<p>49. Başka bir deyişle, temyiz kanun yolunda mahkemenin kararı temyiz mercii olan Yargıtay tarafından hukuka uygunluk bakımından denetlenir; dava yolu ile önüne gelen uyuşmazlık hakkında mahkemenin verdiği kararın hukuka ve kanuna uygunluğu denetim konusu yapılır. Kural olarak temyiz incelemesinde daha önce ileri sürülmeyen yeni vakıaların ve delillerin ileri sürülmesi mümkün değildir.</p>

<p>50. Temyiz kanun yolu 1086 sayılı Kanun'un 427 ilâ 439. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre mahkemelerce verilen nihaî kararlara karşı temyiz yoluna başvurulması mümkündür. Ancak kanunlardaki özel hükümler gereği kesin olduğu belirtilen kararlar ile miktar veya değeri Kanunda öngörülen sınırın altında kalan kararların temyizi kabil değildir.</p>

<p>51. Temyiz sebepleri ise Kanun'un 428. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmü dikkate alındığında öncelikle kanunun yanlış uygulanması ya da hiç uygulanmamış olması temyiz (bozma) nedenidir. Kanun yanında (kanunlara aykırı olmayan) tüzüklerin, (kanunlara ve tüzüklere aykırı olmayan) yönetmeliklerin, örf ve âdet hukukunun yanlış uygulanması ya da hiç uygulanmaması da kuşkusuz temyiz nedenidir. Bunların yanında taraflar arasında yapılmış sözleşmenin somut olaya uygulanmasında yapılan yanlışlık da temyiz nedeni olacaktır. Öte yandan mahkemenin görevsiz olması, tarafları, dava sebebi ve konusu aynı olan davalar hakkında birbirine çelişik kararlar verilmiş olması, delillerin kanuni sebep olmaksızın reddedilmesi, mahkemenin yani adli yargı içindeki hukuk mahkemesinin değil de örneğin idari yargı içinde yer alan bir mahkemenin görevli olması, hâkimin davaya bakmasının yasak olması, bir usul kuralının yanlış uygulandığına ilişkin itirazın incelenmemiş olması, usul kurallarına muhalefet edilmesi (bu temyiz nedeni kapsamında olmak üzere hükmün gerekçe içermemesi, dava şartlarının bulunmaması tek başına bozma nedeni ise de tek başına bozma nedeni oluşturan usuli hataların dışındaki usul kurallarına aykırılıkların temyiz (bozma) nedeni oluşturabilmesi için, Kanun'un 428. maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere bu usuli yanlışlığın, yapılmasaydı verilen kararı değiştirebilecek nitelikte esaslı olmasına bağlıdır.) ve maddi meselenin takdirinde hata edilmiş olması temyiz nedenleri arasında sayılmıştır. Kanun'da yazılı olduğu şekli ile "meselei maddiyenin takdirinde hatâ edilmesi" temyiz nedenine dayanarak Yargıtayın delillerin takdirinin doğru yapılıp yapılmadığını inceleyerek böylece istinafın boşluğunu doldurmaya çalıştığı bilinmektedir.</p>

<p>52. Yargıtay ileri sürülen veya kendisinin tespit ettiği temyiz sebeplerini yerinde görürse mahkeme kararını kısmen ya da tamamen bozar. Yargıtay hükmü bozmakla yetinir ve kararında bozma nedeni veya nedenlerini gerekçesi ile belirtir. Yoksa ilk derece mahkemesinin yerine geçerek bir karar veremez veya yeniden yargılama yapamaz (Pekcanıtez, s.2363).</p>

<p>53. Yargıtay hükmü usul ve kanuna uygun bulursa temyiz itirazlarını reddederek mahkeme kararının onanmasına karar verir.</p>

<p>ac.Karar düzeltme:<br />
54. Karar düzeltme (tashihi karar), Yargıtayın temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu bazı kararlarına karşı tanınmış olan (kendine özgü) normal bir kanun yoludur. Yani, bir hüküm hakkında Yargıtay'ın temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu karara karşı karar düzeltme yolu açık ise (HUMK m.440), o hüküm, ancak karar düzeltme yolunun tükenmesi ile (şekli anlamda) kesinleşebilir.</p>

<p>55. Kanun yolu denince, kural olarak, bir kararın üst mahkeme tarafından incelenmesi anlaşılır buna kanun yolunun aktarıcı etkisi denir. Bir başka anlatımla kanun yolunun aktarıcı etkisi kararın aynı seviyede değil bir üst yargı organı tarafından incelenmesidir. Bu şekilde aynı derecedeki mahkemelerin benzer hataları önlenerek hükmün daha tecrübeli ve uzman bir yargı organı tarafından denetlenmesi sağlanır. Bu bağlamda istinaf ve temyizde kararın denetimi bir üst mahkemede yapıldığından bu kanun yolarının aktarıcı bir etkisi bulunmakta olup karar düzeltme ve yargılamanın yenilenmesi kanun yollarında bir üst mahkemede denetim yapılmadığından aktarıcı etkisi bulunmamaktadır.</p>

<p>56. Karar düzeltme yolunda, karar düzeltme talebi, bu kararı vermiş olan Yargıtay dairesinde (veya aleyhine karar düzeltme yoluna başvurulan karar Hukuk Genel Kurulu kararı ise, HGK'nda) incelenip karara bağlanır. Bu nedenle, karar düzeltme yolu, Yargıtay'ın temyiz incelemesi sırasında yapmış olduğu hatalardan dönmesini sağlayan (temyiz yolunun devamı niteliğindeki) kendine özgü bir kanun yoludur (Kuru: s.4851,4852).</p>

<p>57. Karar düzeltme yolu ile Yargıtay hukuk dairesinin veya direnme kararının temyizinden sonra inceleme yaparak karar veren Hukuk Genel Kurulunun verdiği kararı tekrar incelemesi sağlanmak istenmektedir (Pekcanıtez, s.2369).</p>

<p>58. Görüldüğü üzere karar düzeltme ancak Yargıtayın temyiz incelemesi sonucu vermiş olduğu kararlara karşı başvurulabilen bir olağan kanun yoludur. Temyiz edilmemiş karara karşı karar düzeltme isteminde bulunulması mümkün değildir.</p>

<p>59. Bunun gibi, verildiği anda kesin olan ya da karar düzeltme yolu kapalı olan kararlara karşı da karar düzeltme isteminde bulunulması söz konusu olmayacaktır.</p>

<p>60. Karar düzeltme mülga 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;<br />
“I. Yargıtay kararlarına karşı tefhim veya tebliğden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki sebeplerden dolayı karar düzeltilmesi istenebilir:<br />
1- (Değişik: 16/7/1981 - 2494/31 md.) Temyiz dilekçesi ve kanuni süresi içinde verilmiş olması şartiyle- karşı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürülüp hükme etkisi olan itirazların kısmen veya tamamen cevapsız bırakılmış olması,<br />
2- Yargıtay kararında birbirine aykırı fıkralar bulunması,<br />
3- Yargıtay incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde bir hile veya sahteliğin ortaya çıkması,<br />
4- Yargıtay kararının usul ve kanuna aykırı bulunması,</p>

<p>II. Yargıtay evvelce cevapsız bırakılan itirazları kendi görüşüne göre hükme etki yapacak nitelikte bulmazsa karar düzeltilmesi isteği üzerine vereceği kararda bu itirazları reddederken herbiri hakkında gerekçe göstermek zorundadır."</p>

<p>61. Maddenin üçüncü fıkrasında ise hangi kararlara karşı karar düzeltme isteminde bulunulamayacağı düzenlenmiştir.</p>

<p>62. Görüldüğü üzere karar düzeltme belli bir süreye bağlandığı gibi, Yargıtay'ın verdiği her karara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi de mümkün değildir.<br />
ad.Yargılamanın iadesi:</p>

<p>63. Yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan fevkâlede (olağanüstü) bir kanun yoludur (Kuru: s. 5165).</p>

<p>. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Uygulandığı Dönem ve Bölge Adliye Mahkemelerinin Faaliyete Geçmesinden Sonraki Dönem Bakımından Kanun Yolları:</p>

<p>ba. Genel açıklama:<br />
64. 6100 sayılı HMK’da olağan kanun yolları istinaf ve temyiz olmak üzere iki aşamalıdır. Bu Kanun'un düzenlemesi bakımından da yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yolu olma özelliğini devam ettirmektedir.</p>

<p>bb.İstinaf:<br />
65. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş ve Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun ile kabul edilen istinaf yargısı, 20 Temmuz 2016 tarihinde faaliyete başlayan Bölge Adliye Mahkemeleri ile birlikte hukuk sistemimize dâhil olmuştur.</p>

<p>66. 6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen nihaî kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Görüldüğü üzere taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını çözen nihaî kararlar yanında usuli nihaî kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvuru mümkün olduğu gibi, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi veya bu taleplerin kabulü hâlinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı da istinaf başvurusu yapılabilecektir. Kanun'un 341. maddesinin devam eden fıkralarında ise hangi kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurabileceği, hangi hâllerde bu kanun yolunun kapalı olduğu ayrıntıları ile düzenlenmiştir.</p>

<p>67. 6100 sayılı Kanun'da istinaf sebepleri gösterilmemiştir. Bununla birlikte istinaf kanun yolunu düzenleyen 341 ila 360. maddelerden hareketle istinaf sebeplerini tespit etmek mümkündür. Şöyle ki, özellikle 342, 352, 353 ve 355. maddelerdeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, genel olarak istinaf sebeplerinin, ilk derece mahkemesince vakıaların incelenmesi, vakıaların ispatı için ileri sürülen ve toplanan delillerin değerlendirilmesi, yargılama usulü ve hukukun uygulanması ile ilgili noktalardaki kabulüne ilişkin eksiklik ya da yanlışlıklar sebebi ile istinaf kanun yoluna başvurulabileceği sonucu çıkmaktadır. Başka bir anlatımla, vakıaların tespit ve değerlendirilmesindeki hatalar ile hukukun uygulanmasından kaynaklanan yanlışlıklar istinaf sebebi olacaktır.</p>

<p>68. İstinaf bir kanun yolu olmakla birlikte temyiz kanun yolundan farklı olarak ilk derece mahkemesinin kararının denetlenmesi yanında aynı zamanda gerektiğinde yeni bir yargılama yapılması ve hüküm mahkemesi gibi karar verilmesi söz konusudur. İstinafın kapsamını Kanun'un 355. maddesi belirlemiş olup bu madde hükmü dikkate alındığında kamu düzenine aykırılık hâlleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapılır; bu kapsamda istinaf sebebi ile bağlı kalınmak kaydı ile bu konudaki delillerin toplanması ve incelenmesi söz konusu olur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama tümüyle tekrarlanmayıp sadece yanlışlık ya da eksiklik tespit edilen noktalarda yargılama yapılarak deliller toplanıp değerlendirildikten sonra, kararın düzeltilmesi sağlanmaktadır. Nitekim Kanun'un 357. madde hükmüne göre, bölge adliye mahkemesince re’sen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.</p>

<p>69. Duruşma yapılmasına gerek olmayan, usuli hataların bulunduğu Kanun'un 353. maddesinin (a) fıkrasının 1 ila 6. bentleri arasında düzenlenen durumlarda bölge adliye mahkemesi istinaf incelemesi yaparak ilk derece mahkemesinin kararını kaldırıp dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verir.</p>

<p>70. Bölge adliye mahkemesince yapılacak istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu kanaatine varılması hâlinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilecektir (6100 sayılı HMK m. 353/b-1).</p>

<p>71. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunda ileri sürülen sebeplerin doğru olduğuna kanaat getirirse bu durumda ilk derece mahkemesinde dava reddedilmiş ise, red kararını kaldırarak davanın kısmen ya da tamamen kabulüne; dava kabul edildiği hâlde reddi gerekmekte ise kabul ya da kısmen kabul kararını kaldırarak red kararı verir.</p>

<p>bc. Temyiz:<br />
72. Temyiz kanun yolu 6100 sayılı HMK'nın 361 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 361. maddesine göre, "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihaî kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir." Görüldüğü üzere temyiz kural olarak bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilen bir kanun yoludur. Kanun'un 362. maddesi ile hangi kararlara karşı temyiz yoluna gidilemeyeceği düzenlenmiştir.</p>

<p>73. Temyiz sebepleri Kanun'un 371. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması; dava şartlarına aykırılık bulunması; taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi ve karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikler bulunması olarak belirtilmiştir.</p>

<p>74. Yargıtay taraflarca ileri sürülen veya kendisinin tespit ettiği temyiz sebeplerini yerinde görürse, bozma kararı verecektir. Ancak, temyiz başvurusu bölge adliye mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir. Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Öte yandan dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderildiği durumlarda bölge adliye mahkemesi, Kanun'un 344. maddesi uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. Gerek ilk derece mahkemesi gerek bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.</p>

<p>bd.Yargılamanın iadesi:<br />
75. 6100 sayılı HMK da yargılamanın iadesi kanun yolunu kabul edip düzenlemiş ve tıpkı HUMK gibi bu kanun yolunun kesin olan ya da kesinleşmiş kararlara karşı ancak Kanunda sayılan belirli bazı hâllerde gidilebileceğini hüküm altına almıştır. 6100 sayılı HMK'nın "Yargılamanın iadesi" başlıklı 375. maddesinde hangi hâllerde kesin olan ya da kesinleşmiş olan bir karara karşı bu olağanüstü kanun yoluna başvurulabileceğini ayrıntılı olarak düzenlemiştir.</p>

<p>III. Kesin hüküm:<br />
76. Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz.</p>

<p>77. Kesin hüküm itirazı davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle ve dava şartı yokluğundan reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve hatta bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez (Kuru, s. 4980 vd.).</p>

<p>78. Kesin hüküm derken şekli anlamda kesin hüküm ile maddi anlamda kesin hükmü ayrı ayrı incelemekte yarar vardır.</p>

<p>79. Şekli anlamda kesin hüküm ile kastedilen, bir mahkeme kararına karşı normal kanun yollarına başvurulamayacağıdır.</p>

<p>80. Şekli anlamda kesin hükmün amacı, bir davanın sona ermesine hizmet etmektir. Bir nihaî karar şekli anlamda kesinleşince, tarafların o davada takip ettikleri amaç gerçekleşmiş olur. Fakat bu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın değil, ancak görülmekte olan davanın sona ermesi demektir. Bundan sonra da aynı taraflar arasında aynı uyuşmazlığın yeni bir dava konusu yapılmaması için, başka bir müesseseye yani maddi anlamda kesin hüküm müessesine ihtiyaç vardır (Kuru, s. 4981).</p>

<p>81. Bir mahkeme kararına karşı başvurulabilecek kanun yolunun hiç olmaması veya mevcut olan kanun yollarının tüketilmesi ya da süresinde kanun yollarına başvurulmaması hâllerinde şekli anlamda kesinlik gerçekleşir. İstisnaen olağanüstü kanun yoluna başvurarak ya da eski hâle getirme mümkün ise bu suretle şekli anlamda kesin hükmü sona erdirmek mümkündür.</p>

<p>82. Nitekim HGK’nın 24.01.2018 tarihli ve 2017/14-2534 E. 2018/88 K. ve 16.05.2018 tarihli ve 2017/19-1628 E. 2018/1098 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiş ve bir karara karşı kanun yollarına başvurulamaması hâlinde şekli anlamda kesin hükmün gerçekleştiğine vurgu yapılmıştır.</p>

<p>83. Gerek mülga 1086 sayılı Kanun'da gerekse 6100 sayılı HMK'da şekli anlamda kesinliğin tanımı yapılmamış ise de, çeşitli maddelerde geçen "kesin" "kesinleşme" "kesinleşmiş" sözleriyle şekli anlamda kesin hükmün kastedildiğini söylemek mümkündür.</p>

<p>84. Maddi anlamda kesin hüküm mülga 1086 sayılı HUMK'da tanımlanmamış olmakla birlikte Kanun'un 237. maddesinde "Kaziyei muhkeme, ancak mevzuunu teşkil eden husus hakkında muteberdir.</p>

<p>Kaziyei muhkeme mevcuttur denilebilmek için iki tarafın ve müddeabihin ve istinat olunan sebebin müttehit olması lazımdır." şeklinde bir maddi anlamda kesin hükmün şartlarına yer verilmiştir.</p>

<p>85. Hâlen yürürlükte bulunan HMK ise 303. maddesinde maddi anlamda kesin hükmün tanımını yapmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir."</p>

<p>86. Bu hükümden yola çıkıldığında denebilir ki, kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu müddeabihin aynılığı, üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır.</p>

<p>87. Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabihin aynılığı, dava konusu yapılmış olan hakların aynı olmasıdır. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziksel bakımdan aynı olsa bile bu şeyler üzerinde talep olunan haklar farklı ise müddeabihlerin aynı olduğundan bahsedilemez.</p>

<p>88. Kesin hükmün üçüncü koşulu ise, dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebepten farklı olarak, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise diğer iki koşulun da bulunması hâlinde kesin hükmün varlığından söz edilebilir.</p>

<p>89. Aynı ilkeler HGK'nın 08.12.2010 tarihli ve2010/1-602 E. 2010/643 K., 24.01.2018 tarihlive 2017/14-2534 E.-2018/88 K. ve 16.05.2018 tarihli ve 2017/19-1628 E. 2018/1098 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.</p>

<p>90. Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dâhil bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler; bu hâliyle kesin hüküm bir def’i değil itirazdır. Bu bağlılık kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukuki ve mantıki tahlil ve istidlallerden (delillerden yargıya varma) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunu kabul etmek gerekir. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu her olayın özelliğine göre belirlenir (HGK'nın 06.05.2018 tarihli ve 2017/19-1628 E.-2018/1098 K. sayılı kararı).</p>

<p>91. Maddi anlamda kesin hükmün amacı da bu hâli ile mahkeme kararlarına güvenilmesini ve uyulmasını sağlamak, taraflar arasındaki uyuşmazlığı kararın maddi anlamda kesinleştiği andan itibaren geleceğe yönelik olarak sona erdirmek ve nihayet çelişkili kararlar verilmesini önleyerek toplum hayatında hukuki istikrar ve güvenliği tesis etmektir.</p>

<p>IV. Kanun yolunda usuli kazanılmış hak ve maddi hata:<br />
92. Usuli kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Örneğin hâkimin bir tarafa kesin süre vermesi ile karşı taraf lehine kazanılmış hak doğar.</p>

<p>93. Nitekim HGK'nın 23.10.1981 tarihli ve 1981/15-2296 E., 1981/687 K. sayılı kararında "....mesalâ; bir Yargıtay bozma ilamına uyulmasına, ispat yükü kendisine düşen, takdiri delil iddiasını gerçeğe yakın bir şekilde ispat etmiş ve fakat hâkime bir kanaat vermemiş olan tarafa Usulün 365. maddesi hükmünce hâkim tarafından resen and yöneltilmesine; taraflardan birine kesin süre verilmesine (Usul 164) ilişkin ara kararları bu nitelikte olup bunlardan dönme (rücu) caiz değildir. Çünkü, usule ait kazanılmış hak müessesi, Usul Yasasının dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. (9/5/1960 gün 21 E., 9 K. ve 4.2.1959 gün, 13 E. 5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları gerekçelerinden)...." denilmek sureti ile ara kararı ile oluşan kazanılmış hak çeşitlerinden bahsedilmiştir.</p>

<p>94. Hemen belirtilmelidir ki, gerek1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda, gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir.</p>

<p>95. Öte yandan kanun yolunda oluşan kazanılmış haklar da söz konusudur. Şöyle ki, bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).</p>

<p>96. Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (4.2.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).</p>

<p>97. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.</p>

<p>98. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması durumunda Yargıtay bozma kararı ile oluşan usuli kazanılmış hak değer taşımayacaktır.</p>

<p>99. Bunun gibi bozmaya uyulmasından sonra o konuda yürürlüğe giren yeni bir kanun karşısında bozma ilamına uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hakkında bir değeri kalmayacaktır. HGK'nın 12.03.1997 tarihli ve 1997/7-975 E., 1997/196 K. ile 06.11.1996 tarihli ve 1996/17-561 E., 1997/744 K. sayılı kararlarında bu hususa vurgu yapılmıştır.</p>

<p>100. Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hâlinde usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK’nın 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. ile 30.01.2013 tarihli ve 2012/1-683 E.,2013/165 K. sayılı kararları).</p>

<p>101. Görev konusu da usuli kazanılmış hakkın istisnasıdır. Bu husus 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 E., 1959/5 K. sayılı YİBK'da "...Kaide olarak usuli müktesep hak hükmünün vazife konusunda tatbik yeri olmayacağına ve duruşmanın bittiği bildirilinceye kadar vazifesizlik kararı verebileceğine,..." şeklinde ifade edilmiştir.</p>

<p>102. Bu sayılanların dışında ayrıca hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı ve harç gibi kamu düzenine ilişkin konularda da usuli kazanılmış haktan söz edilemez. Ayrıca maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması ile de usuli kazanılmış hak doğmaz.</p>

<p>103. Burada kısaca "maddi hata" kavramından bahsetmek gerekir.</p>

<p>104. Maddi hata (hukuki yanılma), maddi veya hukuki bir olayın olup olmadığında veya koşul veya niteliklerinde yanılmayı ifade eder (Yılmaz, E.: Hukuk Sözlüğü, Doruk Yayınları, Birinci Baskı 1976, s. 208).</p>

<p>105. Burada belirtilen maddi yanılgı kavramından amaç; hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>106. Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında da, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılama sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrarla maddi gerçeğin göz ardı edilmesi, yargıya duyulan güven ve saygınlığı, adalete olan inancı sarsacaktır.</p>

<p>107. O nedenledir ki, Yargıtay, bu güne değin maddi hatanın belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş; baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltilmesini kabul etmiştir. HGK'nın 13.03.2013 tarihli ve 2013/5-10 E., 2013/548 K., 13.04.2011 tarihli ve 2011/9-72 E., 2011/99 K., 13.04.2011 tarihli ve 2011/9-101 E.,2011/128 K., 19.06.2015 tarihli ve 2013/21-2361 E., 2015/1728 K., 23.10.2002 tarihli ve 2002/10-895 E, 2002/838 K., 02.07.2003 tarihli ve 2003/21-425 E., 2003/441 K., 29.11.1995 tarihli ve 1995/19-819 E., 1995/1028K., 24.05.1995 tarihli ve 1995/9-348 E., 1995/556 K., 14.03.1986 tarihli ve 1984/2-714 E., 1986/246 K.; 15.10.1986 tarihli ve 1986/6-491 E. -1986/876 K. ile 10.06.1983 tarihli ve 1981/10-323 E., 1983/652 K. sayılı kararlarında da; maddi hataya dayalı onama ve bozma kararlarının karşı taraf lehine sonuç doğurmayacağı benimsenmiştir. Bu husus, 30.11.1988 tarihli ve 1988/2-776 E., 1988/985 K. sayılı kararında "...Yargıtay bozma ilâmına uyulmakla meydana gelen usulî kazanılmış hak kuralı usul hukukunun ana esaslarından olmakla ve Yargıtay'ca titizlikle gözetilmekle birlikte bu kuralın açık bir maddi hata hâlinde dahi katı bir biçimde uygulanması bazı Yargıtay kararlarında adalet duygusuyla, maddi olgularla bağdaşmaz bulunmuş ve dolayısıyle giderek uygulamada uyulan bozma kararının her türlü hukuki değerlendirme veya delil takdiri dışında maddi bir hataya dayanması hâlinde usulî kazanılmış hak kuralının hukuki sonuç doğurmayacağı esası benimsenmiştir..." şeklinde ifadesini bulmuştur.</p>

<p>108. Ne var ki bozma kararında hukuki yönden bir değerlendirme yapılarak delil değerlendirmesi sonucunda bir sonuca ulaşılmış ise, bu kararın yanlış olduğu ya da delillerin yanlış değerlendirildiği sonradan anlaşılsa bile bozmaya uyulması ile oluşan kazanılmış hakkın varlığı kabul edilmelidir. Bu durum HGK'nın 30.11.1988 tarihli ve 1988/2-776 E. 1988/985 K. sayılı kararında maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması ile usuli kazanılmış hak oluşmayacağına vurgu yapıldıktan sonra kararın devamında "...Burada şu husus belirtilmelidir ki, bozma kararında hukuki yönden bir değerlendirme yapılmış ve deliller belirli bir doğrultuda değerlendirilerek bir bozma kararı verilmiş ise, bu bozmaya uyulması halinde, bozma yapan Daire hukuki görüş değiştirse veya delil değerlendirmesinin yanlış olduğunu sonradan benimsese dahi burada maddi hatadan söz edilemeyeceğinden usulî kazanılmış hakkın doğduğunun kabulü gerekir. Ancak, Yargıtay Dairesinin vardığı sonuç her türlü değer yargısı dışında hiç bir suretle başka biçimde yorumlanmayacak tartışmasız bir maddi hataya dayanıyorsa ve onunla sıkı sıkıya bağlı ise o takdirde usulî kazanılmış hak kuralı hukuki sonuç doğurmayacaktır..." şeklinde ifade edilmiştir.</p>

<p>109. Aynı görüş HGK'nın 20.01.1988 tarihli ve 1988/1-249 E., 1988/28 K., 20.12.1989 tarihli ve 1989/12-539 E., 1989/662 K., 15.12.1990 tarihli ve 1990/1-450 E., 1990/608 K. ile 09.03.1994 tarihli ve 1993/17-889 E., 1994/123 K. sayılı kararlarında da aynen sürdürülmüştür.</p>

<p>V. Hukuki güvenlik:<br />
110. Diğer yandan Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü; Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükümleri bulunmaktadır.</p>

<p>111. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmında ise “Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.” düzenlemesi yer almaktadır.</p>

<p>112. Nitekim Anayasa Mahkemesinin (AYM) 11 Eylül 2014 tarihli ve 29116 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 26.06.2014 tarihli ve 2013/1752 başvuru numaralı kararında "... Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır…" şeklinde adil yargılanma hakkının unsurlarına ve içeriğine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.<br />
113. Anayasa Mahkemesi bu kararında ve başkaca bir çok kararında “hukuki güvenlik ilkesi” nin hukuk devletinin unsurlarından biri olduğunu kabul etmiştir. Yüksek Mahkemeye göre hukuk devletinde hukuk güvenliğini sağlayan bir düzenin kurulması asıldır. Hukuki güvenlik ilkesi gereğince devletin, vatandaşların mevcut kanunlara olan güvenine saygılı davranması, bu güvenlerini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir. Bu durum hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu kadar Anayasa’nın 5. maddesiyle devlete yüklenen, vatandaşların refah, huzur ve mutluluk içinde yaşamalarını sağlama, maddi ve manevi varlıklarını geliştirmek için gerekli ortamı hazırlama ödevinin bir sonucudur. Bu yönüyle, hukuk devletinin önemli bir unsuru olarak hukuki güvenlik ilkesi, yalnızca hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde bütün devlet faaliyetlerinin belirli oranda önceden öngörülebilir olması anlamını taşır. Hukuki güvenlik sadece bireylerin devlet faaliyetlerine duyduğu güveni değil, aynı zamanda yürürlükteki mevzuatın süreceğine duyulan güveni de içerir.</p>

<p>114. Başka bir anlatımla hukuk devletinin hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre güvenle düzenleyebilmesi anlamına gelir. Kişilerin davranışlarını düzenleyen kurallar onlara güvenlik sağlamalıdır. Bu güvenliğin sağlanabilmesi, her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uymasına bağlıdır. Kanunları uygulama durumunda bulunanların da, başta mahkemeler olmak üzere bu ilke ile bağlı olduğu da açıktır.</p>

<p>115. Hukuk devleti, devlet ve insan faaliyetlerine yön veren, yönetilenlere hukuk güvenliği sağlayan ilkeler bütünü olduğundan, devletin organ ve kurumları bakımından bu ilkeler birer sınırlama niteliği taşırken, vatandaşlar açısından hukuki güvenlik içinde yaşamanın araçları olarak işlev görmektedir.</p>

<p>116. Hukuki güvenlikle bağlantılı olarak “genellik” ve “öngörülebilirlik”, hukuk devletinin iki temel unsuru kabul edilir. Genellik unsuru, hukukun özel kişi ya da durumlara değil, herkesi kapsayacak biçimde genel, soyut ve tarafsız, geçmişe uygulama yasağı çerçevesinde ileriye yönelik, kamuya açık kurallar üzerine inşa edilmesi anlamını taşır. Hukukun öngörülebilirliği ise, hukukun anlam açısından belirgin ve açıkça ifade edilmiş, istikrarlı ve birbiriyle uyumlu kurallar ile önceden tahmin edilebilir uygulamalara dayanmasıdır. Bireylerin hukukun gerektirdiği şeyi önceden bilmeleri ve davranışlarını buna göre düzenlemelerini sağlayan bir ilke olarak hukuki öngörülebilirliğin hukuki belirlilik ile ilişkisi, bu noktada çok açıktır. Hukuk kurallarının bütünüyle belirsiz olduğu kabul edildiğinde, hukuki öngörülebilirlikten de söz edilemeyecektir. Hukuki güvenirlik ile yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Buradaki asıl amaç hukuki barışın sağlanmasıdır.</p>

<p>117. Nitekim Anayasa Mahkemesinin sözü edilen kararında "...Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir…” şeklinde belirlilik ilkesinden ne anlaşılması gerektiği açıklanmıştır.</p>

<p>118. Anayasa Mahkemesi, “hukuki güvenlik ilkesi”nin “öngörülebilirliği” sağlayan işleviyle hukuk devletinin ayrılmaz bir parçası olarak, bireylere hem devlet hem de toplumun diğer üyeleri karşısında “ilkesel”, “kurumsal” ve “işlevsel” güvenceleri birlikte sağlayacağını kabul etmektedir.</p>

<p>119. Yine Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararında “…Kesin hükme saygı uluslararası hukuk düzenine özgü hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul görmektedir. Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Çünkü bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse, adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı kalmayacaktır..." hususlarına vurgu yapılmıştır.</p>

<p>120. Aynı kararda "... Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa’nın, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarının değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138. maddesinin de, adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır..." ifadelerine yer verilmiştir.</p>

<p>VI. Değerlendirme:<br />
121. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda belirtmek gerekir ki, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete başladığı 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararların kesinleşmesine kadar 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin 427 ilâ 444. madde hükümlerinin uygulanması gerekeceğinden, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesine ve 6100 sayılı HMK'nın yürürlükte olmasına rağmen 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen bir karar 1086 sayılı Kanun hükümlerine göre temyiz ve karar düzeltme yolu açık ise karar düzeltme kanun yollarının tüketilmesi ile şekli anlamda kesin hüküm hâlini alacaktır.</p>

<p>122. 6100 sayılı HMK'nın kanun yoluna ilişkin hükümlerine tâbi olan kararlar bakımından ise istinaf ve temyiz kanun yollarından geçen kararlar şekli anlamda kesinleşecektir.</p>

<p>123. Bununla birlikte Hukuk Genel Kurulu kararlarında da açıklandığı üzere hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulması mümkün olmayan, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılar bulunduğu takdirde maddi hatanın giderilmesi mümkün olacaktır.</p>

<p>VII. Somut olayın değerlendirilmesi:<br />
124. Mahkemece 10.04.2014 tarihinde davanın kabulüne dair verilen karar davalı ... vekili, davalı ... vekili, temlik alan vekili ve mirasçı ...’nun temyizi üzerine Özel Dairece; ölümle davacı ile vekili arasındaki vekalet ilişkisi sona erdiğinden, davanın niteliği gereği ölümden sonra vekil tarafından yapılan temlikin geçersiz olduğu, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve davalı ... dava açılmasına sebebiyet verdiği için yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle temlik alan ve davalı idareler vekillerinin temyiz itirazları reddedilmiş, davacı mirasçısının temyiz itirazı yönünden ölü tapu kayıt malikinin yerine mirasçısı Rafi Sıvacıoğlu'nun geçtiği kabul edilerek bu yönden hüküm düzeltilerek onanmıştır. Düzelterek onama kararına karşı alacağı temlik alan ... vekili karar düzeltme talebinde bulunmuş, Özel Dairece temlik alacaklısının davada taraf sıfatını kazanmadığından bahisle karar düzeltme istemi reddedilmiş, Mahkemece 05.05.2015 tarihinde karar düzeltme isteminin reddedildiği ve hükmün de bu nedenle kesinleştiği karara dercedilmiştir.</p>

<p>125. Ne var ki kararın kesinleşmesinden yaklaşık 7 ay sonra, olağan kanun yolundan geçerek kesinleşen mahkeme kararı, temlik alacaklısı vekilinin maddi hata düzeltim talebi üzerine Özel Dairece bozulmuştur.</p>

<p>126. Bu durumda mahkemece kesinleşme şerhi verilen bir kararın, Özel Dairece, yargılama aşamasında ileri sürülmüş, temyiz ve karar düzeltme konusu yapılmış nedenlerle bozulduğu, delillerin değerlendirilmesi sonucunda varılan hukuki sonucun yanlışlığı hukuki hata olarak kabul edilse dahi maddi hata olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle maddi hata düzeltim nedenleri bulunmadığından direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>127. O hâlde direnme kararı yerinde olup onanmalıdır.</p>

<p><strong>IV. SONUÇ:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>Davalı ... vekili ve temlik alan vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,</p>

<p>Gerekli temyiz ilâm harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına,</p>

<p>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliği tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20172762-e-2021323-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 18:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-2.jpg" type="image/jpeg" length="96209"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ÖLÜMDEN SONRA DA GEÇERLİ VEKÂLETNAME]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/olumden-sonra-da-gecerli-vekaletname-bilgin-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/olumden-sonra-da-gecerli-vekaletname-bilgin-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ölümden Sonra da Geçerli Vekâletname </strong></p>

<p>Kural olarak vekâlet sözleşmesi, vekilin veya vekâlet verenin ölümü ile sona erer. Ancak bu kural mutlak değildir. Türk Borçlar Kanunu, tarafların aksini kararlaştırmasına açıkça izin vermiştir. Bu nedenle vekâletnamede ölümden sonra da geçerli olacağı yönünde açık bir irade beyanına yer verilmesi hâlinde, temsil yetkisi vekâlet verenin ölümünden sonra da devam edebilir.</p>

<p>Bu husus yalnızca Türk Borçlar Kanunu hükümlerinden ibaret değildir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu kararları ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün uygulamaya yön veren genelgesi de aynı doğrultudadır. Buna rağmen uygulamada özellikle miras, tapu ve bankacılık işlemlerinde ölümden sonra geçerli vekâletnamelerin hukuki niteliği konusunda tereddütler yaşanabilmektedir.</p>

<p>Bu çalışmada, ölümden sonra geçerli vekâletnamenin kanuni dayanağı, yargı kararları ve idari uygulama birlikte değerlendirilmiştir.</p>

<p><strong>I. Vekâlet Ölümle Kendiliğinden Sona Erer mi?</strong></p>

<p><strong>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513 üncü maddesinin birinci fıkrasında;</strong></p>

<p>"Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur."</p>

<p>hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p><strong>Aynı Kanunun 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise;</strong></p>

<p>"Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça temsil olunanın veya temsilcinin ölümü... ile sona erer."</p>

<p>denilmektedir.</p>

<p>Her iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde kanun koyucunun <strong>ölümü mutlak bir sona erme sebebi olarak değil</strong>, tarafların aksini kararlaştırabileceği genel bir kural olarak kabul ettiği açıkça görülmektedir.</p>

<p>Dolayısıyla taraflar, vekâlet ilişkisinin vekâlet verenin ölümünden sonra da devam edeceğini kararlaştırabilirler. Böyle bir durumda temsil yetkisi ölümle birlikte kendiliğinden sona ermez.</p>

<p>Bunun temel nedeni, hukuki işlemlerin ölüm nedeniyle kesintiye uğramasını önlemektir. Özellikle taşınmaz devirleri, banka işlemleri, devam eden davalar ve benzeri hukuki işlemlerde ölüm nedeniyle temsil yetkisinin derhal sona ermesi önemli hak kayıplarına yol açabilecektir. Kanun koyucu bu nedenle taraflara, vekâlet ilişkisinin ölümden sonra da devam edeceğini kararlaştırabilme imkânı tanımıştır.</p>

<p><strong>II. Yargıtay Kararları</strong></p>

<p><strong>1. İçtihadı Birleştirme Kararı</strong></p>

<p>Vekâletnamenin ölümden sonra da geçerli olabileceği yönündeki yaklaşım yeni değildir. Bu konu Yargıtay tarafından uzun yıllar önce çözüme kavuşturulmuştur.</p>

<p>Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun <strong>07.12.1940 tarihli, E.1938/20, K.1940/87 sayılı kararı</strong>nda; vekâlet sözleşmesinde ölümden sonra da devam edeceğinin kararlaştırılması veya işin niteliğinin bunu gerektirmesi hâlinde vekâlet ilişkisinin ölümle sona ermeyeceği kabul edilmiştir.</p>

<p>Böylece Yargıtay, Türk Borçlar Kanununda yer alan "aksi kararlaştırılmadıkça" hükmünün doğal sonucu olarak, ölümün vekâlet ilişkisini her durumda sona erdiren emredici bir sebep olmadığını açıkça ortaya koymuştur.</p>

<p>Aradan geçen uzun yıllara rağmen bu ilke değişmemiş, sonraki Yargıtay kararlarında da aynı yaklaşım istikrarlı biçimde sürdürülmüştür.</p>

<p><strong>2. Hukuk Genel Kurulunun Yaklaşımı</strong></p>

<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da aynı ilkeyi benimsemektedir.</p>

<p>Nitekim <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20172762-e-2021323-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.03.2021 tarihli, E.2017/2762, K.2021/323 sayılı kararı</a>nda</strong> şu tespit yapılmıştır:</p>

<p>"Vekâlet ilişkisini düzenleyen Borçlar Kanunu hükümlerine göre ölümle vekâlet ilişkisinin sona ereceği karine olarak hükme bağlanmış, öte yandan bu karinenin iki istisnası bulunduğu da belirtilmiştir. Bu istisnalardan biri müvekkil ile vekil arasındaki sözleşmede ölümden sonra da devam edeceğinin kararlaştırılmış olması, diğeri ise işin niteliğinin vekâlet ilişkisinin devamını gerektirmesidir."</p>

<p>Kararda ayrıca, <strong>07.12.1940 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına</strong> da atıf yapılarak aynı ilkenin uzun yıllardır benimsendiği özellikle vurgulanmıştır.</p>

<p>Hukuk Genel Kurulu böylece, vekâlet sözleşmesinde ölümden sonra da devam edeceğine ilişkin açık bir irade beyanının bulunması hâlinde temsil yetkisinin ölümle sona ermeyeceğini açıkça kabul etmiştir.</p>

<p><strong>III. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Genelgesi</strong></p>

<p>Kanuni düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları, idari uygulamaya da yansımıştır.</p>

<p>Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün <strong>05.11.2010 tarihli ve 2010/7 (1700) sayılı "Tapu Sicilinde Temsile İlişkin İşlemler" konulu Genelgesi</strong>, vekâlet ilişkisinin sona erme hâllerini düzenlerken şu ifadeye yer vermektedir:</p>

<p><strong>"Vekâlet ilişkisi aksi kararlaştırılmamış ise (taraflarca ölümden sonra da devam edeceği kararlaştırılmış olabilir) taraflardan birinin ölümü..."</strong></p>

<p>Genelgede yer alan bu ifade son derece önemlidir.</p>

<p>Çünkü Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, vekâletnamenin ölümden sonra da geçerli olacak şekilde düzenlenebileceğini açıkça kabul etmiş; hatta bunu istisnai veya tartışmalı bir durum olarak değil, vekâlet ilişkisinin doğal bir sonucu olarak değerlendirmiştir.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, tapu işlemlerini yürütmekle görevli idarenin kendisi, ölümden sonra da geçerli vekâletnamenin hukuken mümkün olduğunu kabul etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>IV. Ölümden Sonra Geçerli Vekâletnamenin Şartları</strong></p>

<p>Türk Borçlar Kanunu, vekâlet ilişkisinin ölümden sonra da devam edebilmesine imkân tanımış olmakla birlikte, bunun geçerli olabilmesi belirli şartların varlığına bağlıdır.</p>

<p><strong>1. Ölümden Sonra da Devam Edeceğine İlişkin Açık İrade Bulunmalıdır</strong></p>

<p>Vekâlet ilişkisinin ölümden sonra da devam edebilmesi için, vekâlet verenin bu yöndeki iradesini açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koyması gerekir. Vekâletnamede ölümden sonra da geçerli olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı takdirde, genel kural uygulanacak ve vekâlet ilişkisi vekâlet verenin ölümüyle sona erecektir.</p>

<p><strong>2. Vekâletname Kanunun Öngördüğü Şekilde Düzenlenmelidir</strong></p>

<p>Ölümden sonra da geçerli olacak vekâletname bakımından ayrıca özel bir şekil şartı öngörülmemiştir. Ancak vekâletname, yapılacak hukuki işlemin niteliğine göre kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmelidir. Özellikle tapu işlemlerine ilişkin temsil yetkisi içeren vekâletnamelerin noterlikçe düzenleme veya onaylama şeklinde hazırlanması zorunludur.</p>

<p><strong>3. Temsil Yetkisinin Kapsamı Açıkça Belirlenmelidir</strong></p>

<p>Vekile tanınan temsil yetkisinin kapsamı vekâletnameden açıkça anlaşılmalıdır. Ölümden sonra kullanılacak temsil yetkisinin hangi işlemleri kapsadığı konusunda tereddüt bulunmaması, hem vekilin yetkisinin sınırlarının belirlenmesi hem de üçüncü kişilerin korunması açısından önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>4. Vekâlet Geri Alınmamış Olmalıdır</strong></p>

<p>Ölümden sonra da geçerli olarak düzenlenen vekâletname, vekâlet verenin ölümüyle kendiliğinden sona ermez. Ancak mirasçılar, kanundan doğan hakları çerçevesinde vekâlet ilişkisini sona erdirebilirler. Bu nedenle ölümden sonra da geçerli vekâletnameye dayanılarak işlem yapılabilmesi için, vekâletin mirasçılar tarafından hukuka uygun şekilde geri alınmamış olması gerekir.</p>

<p>Görüldüğü üzere, ölümden sonra da geçerli vekâletname Türk hukukunda istisnai veya tartışmalı bir kurum değildir. Türk Borçlar Kanunu'nun 43 ve 513 üncü maddeleri, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 07.12.1940 tarihli kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun içtihatları ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2010/7 (1700) sayılı Genelgesi birlikte değerlendirildiğinde, vekâletnamede bu yönde açık irade bulunması hâlinde temsil yetkisinin vekâlet verenin ölümüyle kendiliğinden sona ermeyeceği açıkça anlaşılmaktadır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-gokhan-bilgin" title="Av. Gökhan BİLGİN"><img alt="Av. Gökhan BİLGİN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/gokhan-bilgin.webp" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-gokhan-bilgin" title="Av. Gökhan BİLGİN">Av. Gökhan BİLGİN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/olumden-sonra-da-gecerli-vekaletname-bilgin-1</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 18:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/themis-kumsad.jpg" type="image/jpeg" length="95008"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SORGU VE SAVUNMA HAKKI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sorgu-ve-savunma-hakki-sen-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sorgu-ve-savunma-hakki-sen-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sorgu bir haktır,</strong> sanık lehine birkaç istisna hariç sorgusuz karar ve hüküm verilemez, mahkumiyet hükmü de kurulamaz <strong>(CMK m.193/2).</strong></p>

<p><strong>Susma hakkını kullanan sanık suçu inkar etmiş sayılır.</strong> Ceza muhakemesinde sükut inkar anlamına gelir. Sanık sorguda susma hakkını kullanmışsa, suçlamaları reddetmiş ve sorguda kendisini susarak savunmuş sayılır <strong>(CMK m.147/1-e, m.191/3-c).</strong></p>

<p>İddia eden iddiasını, hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilmiş delillerle kanıtlamak zorundadır <strong>(CMK m.223/5). </strong>Hukuka aykırı deliller sanık aleyhine kullanılamaz <strong>(Anayasa m.38/6, CMK m.206/2-a, m.217/2, m.230/1-b, m.289/1-i).</strong></p>

<p>Ceza sorumluluğu şahsi kusura dayanır <strong>(TCK m.20/1)</strong> ve şüphe de sanık lehinedir <strong>(CMK m.223/2-e).</strong> Bu nedenle, sanığın suçsuzluk/masumiyet karinesi kabul edilmiştir <strong>(Anayasa m.38/4).</strong></p>

<p><strong>Sanığın susma hakkını kullanması savunma hakkından vazgeçtiği anlamına gelmez.</strong> Sorguda susarak savunma yapan sanık; ortaya koyulan deliller hakkında konuşabilir, bir delilin ortaya koyulmasını isteyebilir, dosyaya gelen raporlar ve belgeler hakkında konuşabilir ve delilleri tartışabilir <strong>(CMK m.177, m.206, m.207, m.215, m.216).</strong></p>

<p><strong>“Sorgu” ve “delillerin ortaya koyulması” iki farklı muhakeme işlemidir.</strong></p>

<p>Sanık açıkça susma hakkını kullanmadıkça; mahkeme başkanı veya hakimi, sanığın susma hakkını kullandığını kabul edemez <strong>(CMK m.191/3-c,d).</strong></p>

<p><strong>Sanığın sorgu ve savunma hakkı kısıtlanamaz. </strong>Sanık ve müdafii; “iddia ve savunma dokunulmazlığı” adlı hukuka uygunluk sebebinin sınırlarını aşmamak kaydıyla <strong>(TCK m.128),</strong> iddianameye ve suçlamalara karşı savunma yapma hakkına sahiptir.</p>

<p><strong>Duruşmanın düzenini ve disiplinini mahkeme başkanı veya hakimi sağlar</strong> <strong>(TCK m.203 ila m.206).</strong> Sanığın sorgu ve savunma hakkı ile duruşmanın düzeni ve disiplini karşıt kavramlar değildir. Duruşmanın düzeni ve disiplini hükümleri; sanığı ve müdafiini sınırlayıcı değil, aksine sorgu ve savunma hakkını koruyucu bir yöntem olup, sorgu ve savunma hakkına sınırlama getirilmesi amacıyla da kullanılamaz.</p>

<p>Mahkeme; sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birisinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişesini tespit ederse, sorgu ve dinleme sırasında veya davranışları nedeniyle duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokan sanığı duruşma salonundan çıkarır. Sanık tekrar duruşmaya alındığında, kendisine tutanaklar okunur ve yokluğunda yapılan işlemler açıklanır <strong>(CMK m.200, m.204).</strong></p>

<p><strong>Sanığın dışarı çıkarılması, sorgu ve savunma hakkını bertaraf etmez.</strong> Mahkeme başkanı veya hakim; duruşmanın düzenini bozan kişinin, savunma hakkının kullanılmasını engellememek kaydıyla salondan çıkarılmasını emreder <strong>(CMK m.203/2).</strong></p>

<p>Esas olan; maddi gerçeğe ve adalete ulaşmaktır, duruşma yapılmasının maksadı da budur. <strong>Sanığın yokluğunda yapılmış soruşturmadan ve hazırlanmış iddianameden hareketle ceza tayini yoluna gidilemez.</strong> Sanık için; mahkemesi ve hakimi önünde duruşmaya katılmak, suçlamalara cevap vermek, savunma yapmak ve delilleri tartışmak bir haktır. Tüm bunlar, kovuşturma evresinde terki mümkün olmayan önemli usuli güvencelerdir.</p>

<p><strong>Yargısız ve sorgusuz infaz yasaktır;</strong> aksine bir usul itham sisteminin özünü zedeleyeceği gibi, suçsuzluk/masumiyet karinesi ile hakkaniyetli bir yargılama yapılma hakkını içinde barındıran sanığın dürüst yargılanma hakkının açık ihlaline yol açar <strong>(Anayasa m.36/1, m.38/4, İHAS m.6).</strong></p>

<p>Sanığın savunma hakkının kısıtlanması, hukuka kesin aykırılık sebebidir <strong>(CMK m.289/1-h).</strong></p>

<p>Duruşma bir tanedir, celse sayısı birden fazla olabilir. Duruşmanın yapılıp kapatıldığı her gün bir celse kabul edilir <strong>(CMK m.190/1).</strong></p>

<p>Mahkeme; sanığın tahliye talebini ve tutukluluk durumunu her celse sonunda incelemek zorundadır, çünkü tutuksuz yargılanmak esastır <strong>(CMK m.101, m.108/3, m.109).</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN"><img alt="Prof. Dr. Ersan ŞEN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_1778u8tYyuYY1Yu77.81y0yuuoUY81ouuuai5yu2uu7uYYuouuuauY9u79uuuaYYuyY_1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN">Prof. Dr. Ersan ŞEN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sorgu-ve-savunma-hakki-sen-1</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 16:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/durusma-terazi-savunma.jpg" type="image/jpeg" length="67724"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ MEVZUATINDA YENİ DEĞİŞİKLİKLER]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turk-silahli-kuvvetleri-mevzuatinda-yeni-degisiklikler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turk-silahli-kuvvetleri-mevzuatinda-yeni-degisiklikler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="https://www.hukukihaber.net/uzman-erbas-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow">02.07.2026 tarihli ve 7588 sayılı “Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</a>”, 11 Temmuz 2026 tarihli ve 33307 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun ile askerî mahal kavramından idari yargı kararlarının uygulanmasına, uzman erbaşların sicil sisteminden sözleşmeli erbaş ve erlerin kamu kurumlarında istihdamına kadar askerî personel hukukunu doğrudan ilgilendiren önemli değişiklikler yapılmıştır.</p>

<p>Bu çalışmada, söz konusu düzenlemeler askerî ceza hukuku, askerî personel ve idare hukuku bakımından doğurabileceği sonuçlarla birlikte ana hatlarıyla ele alınacaktır.Bu kapsamda mevzuattaki önemli değişiklikler şu şekildedir:</p>

<p><strong>1. 11/4/1928</strong><strong> tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun</strong> 28 inci maddesi düzenlenmiş, Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına tıp fakültelerinde ve diş hekimliği fakültelerinde okutularak subaylığa naspedilenlerden disiplin ya da mahkeme kararı ile çıkarılanlar ya da istifa edenler belirli bir süre mesleklerini sivil hayatta icra edemeyeceğine yönelik madde ihdas edilmiştir.</p>

<p><strong>2.</strong> Özellikle askeri eğitim-öğretim faaliyeti icra eden okullarda (Harp Okulları, Astsubay Meslek Yüksekokulları, Sınıf okulları vb.) yetkinliği olan emekli personelden askeri derslere girenlere ek ders saat ücreti olarak, 2029-2030 eğitim öğretim yılı sonuna kadar 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa göre belirlenen tutarın üç katını geçmemek üzere belirlenecek miktar üzerinden ödenmesine yönelik düzenleme yapılmıştır. Bu durum 2024-2025 eğitim öğretim yılına kadar bu şekilde uygulanmış, ancak 2026 yılı için bir düzenleme olmadığından katsayı düşürülmek durumunda kalmıştı. Bu minvalde yeniden düzenleme ile üç kat ek ders ödenmesi süresi uzatılmıştır.</p>

<p><strong>3. 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanununun 100.maddesi</strong> genişletilerek nerelerin askeri mahal kapsamında olduğu yeniden düzenlenmiş, “Ordu evleri, askerî gazinolar, kışla gazinoları, <strong>vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri ile özel, yerel ve kış eğitim merkezleri </strong>askerî bina olup askerî mahal vasıf ve mahiyetini haizdir.” düzenlemesi ile vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri ile askeri kamplar olarak nitelendirilen özel, yerel ve kış eğitim merkezlerinin askeri mahal olduğu netleştirilmiştir. Bu durum ile ilgili olarak özellikle idari ve adli işlemlerde askeri mahallere ilişkin özel düzenlemelerin nerelerde uygulanıp uygulanmayacağı tenakuzu sonlandırılmış, askeri mahal kavramına yönelik bazı belirsizlikler giderilmiştir.</p>

<p><strong>4. 926 sayılı TSK Personel Kanununun 50.maddesine</strong> “25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu kapsamında askerlik hizmetini yapanlar hariç olmak üzere, Silahlı Kuvvetlerden her ne sebeple olursa olsun ayrılan subaylar Kanunda yer alan istisnalar dışında muvazzaf olarak tekrar Silahlı Kuvvetler hizmetine alınamazlar.” ibaresi eklenmiştir. Bu düzenleme ile TSK’dan ayrılmış olsa bile başvuru şartlarını haiz olması halinde yeniden farklı bir statü ya da rütbe ile veyahut sivil olarak TSK’ya yeniden girmenin önü kapatılmıştır.</p>

<p><strong>5.</strong> <strong>2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununun 28.maddesine</strong> “Millî Savunma Bakanlığı merkez, taşra, yurt dışı teşkilatı ile bağlı, ilgili, ilişkili ve bünyesindeki kuruluşlarda görevli personel ve bunların adayları ile Milli Savunma Üniversitesinde eğitim gören askeri öğrenci ve bunların adayları hakkında; Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet teşkilatlarında görevli personel ve bunların adayları ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi, Polis Akademisi ve bunlara bağlı eğitim ve öğretim kurumlarındaki öğrenciler ile bunların adayları hakkında; Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı personeli hakkında; terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak, bu örgütlerle iltisaklı olmak gerekçeleriyle kamu görevine alınmayan veya kamu görevinden veya meslekten ayrılan/çıkarılan yahut sözleşmesi feshedilenlerle ilgili idari davalar ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35 inci maddesi uyarınca tesis edilen idari işlemlere yönelik açılan idari davalar ile ilgili mevzuat uyarınca gerçekleştirilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin idarece olumsuz değerlendirilmesi sonucu söz konusu idari işleme yönelik açılan davalarda verilen ve göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararları uyarınca tesis edilecek işlemler, nihai kararların kesinleşmesinden sonra yerine getirilir.” düzenlemesi eklenmiştir.</p>

<p>Bilindiği üzere 2577 sayılı Kanunun 28.maddesinde yer alan “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” Hükmü kapsamında idari yargı kararlarının gereğinin, idare tarafından 30 gün içinde yerine getirilmesi zorunluluğuna istisna getirişmiş, yukarıda belirtilen kapsamda göreve iade edilen personel hakkında idarenin dava yoluyla dönen personeli yeniden göreve başlatması için istinaf ve temyiz aşamalarının da tamamlanarak kararın kesinleşmesi gerekecektir.</p>

<p><strong>6. 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 8.maddesine “sicil” ile ilgili düzenleme getirilmiş, “8/A” maddesi olarak eklenmiştir.</strong></p>

<p>“Sicil</p>

<p>MADDE 8/A- Uzman erbaşlar hakkında sicil yılı ilgili yılın 2 mayıs tarihinden başlayıp bir sonraki yılın 2 mayıs tarihine kadar olan süreyi kapsar. Uzman erbaşların sözleşme imzalanıp göreve alınmalarını takip eden ilk 2 mayıs tarihi itibarıyla sicil belgesi tanzim edilir. Ancak göreve alınma tarihi ile takip eden 2 mayıs tarihi arasında geçen süre üç aydan kısa ise, ilk sicil belgeleri üç ayın doldurulduğu tarihte düzenlenir. Müteakip sicil ise zamanında düzenlenir.</p>

<p>Sicil tam notu 100’dür. Sicil üstlerinin verdikleri notların ortalaması, o yılın sicil notunu teşkil eder.</p>

<p>Sicilin olumlu olabilmesi için sicil notunun, sicil tam notunun yüzde 60 ve daha yukarısı olması gerekir. Uzman erbaşlar için sicil yazmaya yetkili sicil üstleri ile ilgili hususlar ve sicil dönemi içinde sicil üstünün veya sicil alan personelin görevinden ayrılması hâlinde ayrılış sicili düzenlenmesine ilişkin hususlar ile verilecek sicilin şekil ve usulleri yönetmelikte düzenlenir.”</p>

<p>Yukarıdaki düzenleme ile, 3269 sayılı Kanun kapsamında Uzman Erbaşlara sicilin nasıl verilmesi gerektiğine yönelik detaylı bir madde eklenmiştir. Subay ve Astsubaylar için “Subay-Astsubay Sicil Yönetmeliği” bulunduğu dikkate alındığında Uzman Erbaşlar yönünden de bu düzenleme ile detaylandırma yapılmış, sicilin nasıl verileceği netleştirilmiştir.</p>

<p><strong>7. 3269 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde “a” ve “b” bentlerine, “Astsubaylığa geçiş” için sicil notunun nasıl olması gerektiğine dair,</strong></p>

<p>“7) Astsubaylık için sınava müracaat tarihinde uzman erbaşlığa alındığı tarihten itibaren en az dört yıl sicil almış ve almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun yüzde 90 ve daha yukarısında olmak.”</p>

<p>“7) Astsubay meslek yüksekokulu giriş sınavına müracaat tarihinde, uzman erbaşlığa alındığı tarihten itibaren almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun yüzde 90 ve daha yukarısında olmak.” şeklinde ekleme yapılmıştır. Daha önce ilgili maddede Astsubaylığa geçiş ile ilgili “sicil notuna” yönelik genel bir ibare yer almaktaydı. Yapılan düzenleme ile Astsubaylığa geçiş noktasında sicil notuna yönelik detaylandırma yapıldı.</p>

<p><strong>8. 6191 Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanununun Ek-1.maddesinde</strong> yer alan ve “Kamuda İstihdam” konusunu düzenleyen madde aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Konuya ilişkin olarak daha önce de bir madde mevcut ise de, uygulamada hangi personelin neye göre seçildiği konularındaki tenakuzun giderilmesi için çok detaylı bir düzenleme yapılmış ve kamuda istihdama yönelik şartlar genişletilmiştir. Yeni madde şu şekildedir:</p>

<p>“EK MADDE 1- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan haller saklı kalmak üzere sözleşmeli erbaş ve er olarak en az yedi hizmet yılını doldurarak ayrılanlardan nitelik belgesi olumlu olanlar, ilgili mevzuatlarındaki sınav şartları hariç diğer şartları taşımaları ve başvuru tarihi itibarıyla kırk bir yaşını doldurmamış olmaları kaydıyla kamu kurum ve kuruluşlarının infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek personeli kadro ve sözleşmeli pozisyonlarına kontenjan ve atama izinleri dâhilinde bu maddedeki usul ve esaslar çerçevesinde atanabilir.</p>

<p>(2) Bu madde kapsamından yararlanmak isteyenlerin başvuruları her yıl alınarak alım şartlarına ilişkin kişisel bilgileri, İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığı tarafından ekim ayının son gününe kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirilir. Başvurunun her yıl yenilenmesi esastır. İlgili personelin bilgilerinin bildirilmiş olması atanma için tek başına hak teşkil etmez.</p>

<p>(3) Kamu kurum ve kuruluşları birinci fıkrada belirtilen unvanlarda o yıl yapacağı personel alımlarında alım yapılacak toplam kontenjanın ve atama izinlerinin yüzde onunu bu madde kapsamında ayırarak alım yapılmak üzere alım şartları ile birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına aralık ayının sonuna kadar bildirmek zorundadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirilen bir önceki yıla ait kontenjanlar/atama izinlerinin yüzde onu yeni yılda kullanılmak şartı ile yeni yılın açıktan ve nakil suretiyle atama sayılarına tabi değildir.</p>

<p>(4) İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca gönderilen listede yer alanlar için, kamu kurum veya kuruluşları tarafından bildirilen kontenjanlara, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca her yıl 1 mart tarihine kadar sözlü sınava tabi tutulacak adayları belirlemek üzere tek seferde yerleştirme yapılır veya yaptırılır. Yayımlanacak kılavuzda yer alan şartları taşıyanlar arasından, kontenjanın dört katı kadar aday, tercihleri dikkate alınarak kura yöntemiyle belirlenir. İlgili kurum tarafından oluşturulan komisyonlarca üç ay içinde yapılacak sözlü sınavda başarılı bulunanlardan atananlara ilişkin bilgiler, atanmalarından itibaren bir ay içinde ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, kamu personel bilgi sisteminin bulunduğu kuruma ve ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığına bildirilir.</p>

<p>(5) İlgili kurum tarafından oluşturulan komisyonca yapılacak sözlü sınavda adaylar;</p>

<p>a) Genel kültürü ve genel yeteneği,</p>

<p>b) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü,</p>

<p>c) Liyakati, temsil kabiliyeti, tutum ve davranışlarının göreve uygunluğu,</p>

<p>ç) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı,</p>

<p>d) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı,</p>

<p>esas alınarak değerlendirilir. Sınav kurulunun her bir üyesi adayları bentlerde yazılı özelliklerin her biri için yirmişer puan üzerinden değerlendirir ve verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Her bir üyenin adaya yüz tam puan üzerinden toplamda kaç puan verdiği hesaplanır. En son bütün üyelerin yüz tam puan üzerinden vermiş oldukları bu puanların aritmetik ortalaması alınarak personelin sözlü sınav puanı tespit edilir.</p>

<p>(6) Sözleşmeli erbaş ve erlerden yedi hizmet yılını tamamlayarak ayrılanlar hakkında 10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik temel eğitimi şartı ve aynı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen eğitim şartı aranmaz.</p>

<p>(7) Ataması yapılan personel göreve başladığı tarihten itibaren atandığı kadro veya pozisyonun mali ve diğer haklarından faydalandırılır. Bunların sözleşmeli erbaş ve erlikte geçen hizmet süreleri, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda öngörülen öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla, başlangıç derece ve kademelerine her yıl için bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi sayılmak suretiyle kazanılmış hak aylık, derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilir.</p>

<p>(8) Bu madde kapsamında memur kadrolarına atananlar en az dört yıl süreyle başka bir unvana atanamazlar. Atama onayı alınmasına rağmen görevine başlamayanlar ile başladıktan sonra herhangi bir sebeple görevden ayrılanlar bu madde kapsamında yeniden istihdam edilemezler. Kamu kurum ve kuruluşlarının bildirmiş oldukları bu unvanlara her ne surette olursa olsun atananlar bu maddede verilen hakkı kullanmış sayılır.</p>

<p>(9) Başvuru, bildirim, kura, atama ve diğer işlemlere ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</p>

<p>(10) Bu madde kapsamında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye, gerekli bilgi ve belgeleri istemeye, araştırma ve inceleme yapmaya ve uygulamayı yönlendirmeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilidir.”</p>

<p><strong>9. 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanununun Ek-5.maddesinde yer alan </strong>ve “Uzman Erbaşlığa Geçiş” konusunu düzenleyen maddede, Uzman Erbaşlığa geçişe yönelik şartlarda yer alan “yönetmelikte öngörülen sınavlarda başarılı olmak” ibaresi genişletilmiş ve yapılacak sınavların niteliği detaylandırılmıştır. Düzenlenen madde şu şekildedir:</p>

<p>“ç) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve/veya mülakat sınavlarında başarılı olmak.”</p>

<p>“(2) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve mülakat sınavlarının değerlendirme esasları şunlardır:</p>

<p>a) Yazılı sınav yapılması halinde yazılı sınav; genel kültür konularını ve meslek bilgisi konularını içerir. Yazılı sınavda yüz tam puan üzerinden en az elli puan alınması gerekir. Yazılı sınav ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca yapılabileceği gibi diğer kamu kurum ve kuruluşlarına veya üniversitelere de yaptırılabilir.</p>

<p>b) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testinden başarılı sayılmak için adayın, uygulanacak testlerin her birinden yüz tam puan üzerinden en az elli puan alması ve bu testlerden alınan puanların aritmetik ortalamasının en az altmış puan olması gerekir.</p>

<p>c) Mülakat sınavı yapılması halinde mülakat heyetinde yer alacak başkan ve üyeler ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca belirlenir. Aday sayısına bağlı olarak birden fazla heyet teşkil edilebilir. Mülakatta adaylar; genel görünüş, kendisinden istenileni kavrama yeteneği, özgüveni, özgeçmişi, kişiliği, psikolojik yapısı, kendini ifade edebilme yeteneği, beden dilini kullanma becerisi, duygusal denge durumu, dışa dönüklük, uyumluluk, sorumluluk, açıklık, mesleğe uygunluğu ve istekli olması yönlerinden yüz tam puan üzerinden değerlendirilir. Her üyenin birbirinden bağımsız olarak takdir ettikleri notların ortalaması alınarak adayın mülakat sınav notu belirlenir. Mülakat sınavına katılan adaydan asgari yetmiş puan almış olması şartı aranır.</p>

<p>ç) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve/veya mülakat sınavlarının başarı sıralamasına esas değerlendirme notu içerisindeki oranları ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca belirlenir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>d) Başarı sıralamasına esas değerlendirme notlarının eşitliği halinde, önce fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi notu yüksek olana, eşitliğin devam etmesi halinde fiili hizmet süresi daha fazla olana ve bunun da eşit olması halinde ise sırasıyla öğrenim düzeyi, rütbe durumu ve ödül/ceza puan durumları dikkate alınarak öncelik tanınır.”</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ferhat-caliskan-av-firat-acar" title="Av. Ferhat ÇALIŞKAN - Av. Fırat ACAR"><img alt="Av. Ferhat ÇALIŞKAN - Av. Fırat ACAR" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/tokmak-terazi_1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ferhat-caliskan-av-firat-acar" title="Av. Ferhat ÇALIŞKAN - Av. Fırat ACAR">Av. Ferhat ÇALIŞKAN - Av. Fırat ACAR</a></strong></h4>

<h2><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/uzman-erbas-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">&gt;&gt; Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</span></a></strong></h2>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turk-silahli-kuvvetleri-mevzuatinda-yeni-degisiklikler-1</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/tegmen-asker.jpg" type="image/jpeg" length="50872"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/uzman-erbas-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/uzman-erbas-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7588 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>UZMAN ERBAŞ KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7588</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 2/7/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 28 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>“Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına tıp fakültelerinde okutularak subaylığa nasbedilen tabiplerden, yükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler ile tabi olduğu mevzuat uyarınca istifa edenler, Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına öğrenim gördüğü sürenin, yükümlülük süresine oranının; kalan yükümlülük süresi ile çarpımı sonucunda elde edilen süre boyunca hekimlik mesleğini icra edemezler. Sürelere yönelik olarak yapılacak tüm hesaplamalar gün hesabı üzerinden yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>1219 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>“Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına diş hekimliği fakültelerinde okutularak subaylığa nasbedilen diş hekimlerinden, yükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler ile tabi olduğu mevzuat uyarınca istifa edenler, Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına öğrenim gördüğü sürenin, yükümlülük süresine oranının; kalan yükümlülük süresi ile çarpımı sonucunda elde edilen süre boyunca diş hekimliği mesleğini icra edemezler. Sürelere yönelik olarak yapılacak tüm hesaplamalar gün hesabı üzerinden yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının beşinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Bu madde kapsamında gündelik ödenenlerden denizaltı gemilerinde yurtiçi limanlarda gemide konaklama imkânı sağlanamayan personel dışındakilere 33 üncü madde uyarınca ayrıca konaklama gideri ödenmez.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 100 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Ordu evleri, askerî gazinolar, kışla gazinoları, vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri ile özel, yerel ve kış eğitim merkezleri askerî bina olup askerî mahal vasıf ve mahiyetini haizdir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu kapsamında askerlik hizmetini yapanlar hariç olmak üzere, Silahlı Kuvvetlerden her ne sebeple olursa olsun ayrılan subaylar Kanunda yer alan istisnalar dışında muvazzaf olarak tekrar Silahlı Kuvvetler hizmetine alınamazlar.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>926 sayılı Kanunun geçici 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “2024-2025” ibaresi “2029-2030” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Millî Savunma Bakanlığı merkez, taşra, yurt dışı teşkilatı ile bağlı, ilgili, ilişkili ve bünyesindeki kuruluşlarda görevli personel ve bunların adayları ile Milli Savunma Üniversitesinde eğitim gören askeri öğrenci ve bunların adayları hakkında; Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet teşkilatlarında görevli personel ve bunların adayları ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi, Polis Akademisi ve bunlara bağlı eğitim ve öğretim kurumlarındaki öğrenciler ile bunların adayları hakkında; Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı personeli hakkında; terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak, bu örgütlerle iltisaklı olmak gerekçeleriyle kamu görevine alınmayan veya kamu görevinden veya meslekten ayrılan/çıkarılan yahut sözleşmesi feshedilenlerle ilgili idari davalar ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35 inci maddesi uyarınca tesis edilen idari işlemlere yönelik açılan idari davalar ile ilgili mevzuat uyarınca gerçekleştirilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin idarece olumsuz değerlendirilmesi sonucu söz konusu idari işleme yönelik açılan davalarda verilen ve göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararları uyarınca tesis edilecek işlemler, nihai kararların kesinleşmesinden sonra yerine getirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 20- Mülga 6830 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8/10/1956 tarihine kadar, kamulaştırma işlemlerine dayanmaksızın kamulaştırma kanunlarının amacına uygun olarak fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olan taşınmazlar, ilgili kamu kurum ve kuruluşları adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır.</p>

<p>Taşınmazda kamu hizmetinin nitelik ve amacına uygun şekilde tesis veya yapının inşa edilmiş olması, bu Kanunun uygulanması bakımından fiilen tahsis kabul edilir.</p>

<p>Birinci fıkrada yazılı taşınmazlardan tapuda kayıtlı olanların kayıt sahipleri veya mirasçıları; tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların zilyetleri ya da mirasçıları tahsis tarihi itibarıyla zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmiş ve fiili tahsis tarihinden itibaren on yıl geçmemiş olması koşuluyla, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 221 sayılı Kanunun belirlediği süre içinde sadece taşınmazın fiili tahsis tarihindeki rayiç bedelini isteyebilir.</p>

<p>Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında 12/1/1963 tarihine kadar açılmış ve kanun yolu incelemesinde olanlar dâhil görülmekte olan bedel davalarında bu madde hükümleri uygulanır.</p>

<p>Birinci fıkraya göre kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar hakkında 12/1/1963 tarihinden sonra bu taşınmazlara bağlı olarak bedel dâhil ileri sürülen talepler kabul edilmez. Bu hüküm, 12/1/1963 tarihinden sonra açılmış ve kanun yolu incelemesinde olanlar dâhil görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır.</p>

<p>Bu madde kapsamında açılan ve görülmekte olan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri maktu olarak belirlenir.</p>

<p>Birinci fıkra uyarınca kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar, tapuda kayıtlı ise ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine açılacak dava ile ilgili idare adına tescil edilir. Tapu kaydı olmayan taşınmazlar, tahsisin mahiyeti bakımından tescile tabi ise ilgili idare adına kayıt tesis olunur. Bu işlemler harca tabi değildir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “terhislerinin üzerinden beş yıldan fazla süre geçmemiş olanlar,” ibaresi “terhis olanlar veya 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununun 42 nci maddesinde sayılanlardan muvazzaflık hizmetinden muaf tutulanlar,” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>3269 sayılı Kanuna 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Sicil</p>

<p>MADDE 8/A- Uzman erbaşlar hakkında sicil yılı ilgili yılın 2 mayıs tarihinden başlayıp bir sonraki yılın 2 mayıs tarihine kadar olan süreyi kapsar. Uzman erbaşların sözleşme imzalanıp göreve alınmalarını takip eden ilk 2 mayıs tarihi itibarıyla sicil belgesi tanzim edilir. Ancak göreve alınma tarihi ile takip eden 2 mayıs tarihi arasında geçen süre üç aydan kısa ise, ilk sicil belgeleri üç ayın doldurulduğu tarihte düzenlenir. Müteakip sicil ise zamanında düzenlenir.</p>

<p>Sicil tam notu 100’dür. Sicil üstlerinin verdikleri notların ortalaması, o yılın sicil notunu teşkil eder.</p>

<p>Sicilin olumlu olabilmesi için sicil notunun, sicil tam notunun yüzde 60 ve daha yukarısı olması gerekir. Uzman erbaşlar için sicil yazmaya yetkili sicil üstleri ile ilgili hususlar ve sicil dönemi içinde sicil üstünün veya sicil alan personelin görevinden ayrılması hâlinde ayrılış sicili düzenlenmesine ilişkin hususlar ile verilecek sicilin şekil ve usulleri yönetmelikte düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>3269 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde yer alan “sicil notuna,” ibareleri madde metninden çıkarılmış, birinci fıkrasının (a) bendine aşağıdaki alt bent ve (b) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.</p>

<p>“7) Astsubaylık için sınava müracaat tarihinde uzman erbaşlığa alındığı tarihten itibaren en az dört yıl sicil almış ve almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun yüzde 90 ve daha yukarısında olmak.”</p>

<p>“7) Astsubay meslek yüksekokulu giriş sınavına müracaat tarihinde, uzman erbaşlığa alındığı tarihten itibaren almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun yüzde 90 ve daha yukarısında olmak.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>3269 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 19- Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri, görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hallerinde yapılacak işlemler, sözleşmenin uzatılmasında uygulanan esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanan esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan “ilgili ülke adına” ibaresi madde metninden çıkarılmış, dördüncü cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş ve son cümlesinde yer alan “Maliye Bakanlığınca” ibaresi “Hazine ve Maliye Bakanlığınca” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Açılan hesapları yönetmeye, bütçelerine ödenek konulan ilgili Bakan yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanununun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 1- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan haller saklı kalmak üzere sözleşmeli erbaş ve er olarak en az yedi hizmet yılını doldurarak ayrılanlardan nitelik belgesi olumlu olanlar, ilgili mevzuatlarındaki sınav şartları hariç diğer şartları taşımaları ve başvuru tarihi itibarıyla kırk bir yaşını doldurmamış olmaları kaydıyla kamu kurum ve kuruluşlarının infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek personeli kadro ve sözleşmeli pozisyonlarına kontenjan ve atama izinleri dâhilinde bu maddedeki usul ve esaslar çerçevesinde atanabilir.</p>

<p>(2) Bu madde kapsamından yararlanmak isteyenlerin başvuruları her yıl alınarak alım şartlarına ilişkin kişisel bilgileri, İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığı tarafından ekim ayının son gününe kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirilir. Başvurunun her yıl yenilenmesi esastır. İlgili personelin bilgilerinin bildirilmiş olması atanma için tek başına hak teşkil etmez.</p>

<p>(3) Kamu kurum ve kuruluşları birinci fıkrada belirtilen unvanlarda o yıl yapacağı personel alımlarında alım yapılacak toplam kontenjanın ve atama izinlerinin yüzde onunu bu madde kapsamında ayırarak alım yapılmak üzere alım şartları ile birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına aralık ayının sonuna kadar bildirmek zorundadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirilen bir önceki yıla ait kontenjanlar/atama izinlerinin yüzde onu yeni yılda kullanılmak şartı ile yeni yılın açıktan ve nakil suretiyle atama sayılarına tabi değildir.</p>

<p>(4) İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca gönderilen listede yer alanlar için, kamu kurum veya kuruluşları tarafından bildirilen kontenjanlara, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca her yıl 1 mart tarihine kadar sözlü sınava tabi tutulacak adayları belirlemek üzere tek seferde yerleştirme yapılır veya yaptırılır. Yayımlanacak kılavuzda yer alan şartları taşıyanlar arasından, kontenjanın dört katı kadar aday, tercihleri dikkate alınarak kura yöntemiyle belirlenir. İlgili kurum tarafından oluşturulan komisyonlarca üç ay içinde yapılacak sözlü sınavda başarılı bulunanlardan atananlara ilişkin bilgiler, atanmalarından itibaren bir ay içinde ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, kamu personel bilgi sisteminin bulunduğu kuruma ve ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığına bildirilir.</p>

<p>(5) İlgili kurum tarafından oluşturulan komisyonca yapılacak sözlü sınavda adaylar;</p>

<p>a) Genel kültürü ve genel yeteneği,</p>

<p>b) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü,</p>

<p>c) Liyakati, temsil kabiliyeti, tutum ve davranışlarının göreve uygunluğu,</p>

<p>ç) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı,</p>

<p>d) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı,</p>

<p>esas alınarak değerlendirilir. Sınav kurulunun her bir üyesi adayları bentlerde yazılı özelliklerin her biri için yirmişer puan üzerinden değerlendirir ve verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Her bir üyenin adaya yüz tam puan üzerinden toplamda kaç puan verdiği hesaplanır. En son bütün üyelerin yüz tam puan üzerinden vermiş oldukları bu puanların aritmetik ortalaması alınarak personelin sözlü sınav puanı tespit edilir.</p>

<p>(6) Sözleşmeli erbaş ve erlerden yedi hizmet yılını tamamlayarak ayrılanlar hakkında 10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik temel eğitimi şartı ve aynı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen eğitim şartı aranmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(7) Ataması yapılan personel göreve başladığı tarihten itibaren atandığı kadro veya pozisyonun mali ve diğer haklarından faydalandırılır. Bunların sözleşmeli erbaş ve erlikte geçen hizmet süreleri, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda öngörülen öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla, başlangıç derece ve kademelerine her yıl için bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi sayılmak suretiyle kazanılmış hak aylık, derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilir.</p>

<p>(8) Bu madde kapsamında memur kadrolarına atananlar en az dört yıl süreyle başka bir unvana atanamazlar. Atama onayı alınmasına rağmen görevine başlamayanlar ile başladıktan sonra herhangi bir sebeple görevden ayrılanlar bu madde kapsamında yeniden istihdam edilemezler. Kamu kurum ve kuruluşlarının bildirmiş oldukları bu unvanlara her ne surette olursa olsun atananlar bu maddede verilen hakkı kullanmış sayılır.</p>

<p>(9) Başvuru, bildirim, kura, atama ve diğer işlemlere ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</p>

<p>(10) Bu madde kapsamında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye, gerekli bilgi ve belgeleri istemeye, araştırma ve inceleme yapmaya ve uygulamayı yönlendirmeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>6191 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“ç) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve/veya mülakat sınavlarında başarılı olmak.”</p>

<p>“(2) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve mülakat sınavlarının değerlendirme esasları şunlardır:</p>

<p>a) Yazılı sınav yapılması halinde yazılı sınav; genel kültür konularını ve meslek bilgisi konularını içerir. Yazılı sınavda yüz tam puan üzerinden en az elli puan alınması gerekir. Yazılı sınav ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca yapılabileceği gibi diğer kamu kurum ve kuruluşlarına veya üniversitelere de yaptırılabilir.</p>

<p>b) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testinden başarılı sayılmak için adayın, uygulanacak testlerin her birinden yüz tam puan üzerinden en az elli puan alması ve bu testlerden alınan puanların aritmetik ortalamasının en az altmış puan olması gerekir.</p>

<p>c) Mülakat sınavı yapılması halinde mülakat heyetinde yer alacak başkan ve üyeler ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca belirlenir. Aday sayısına bağlı olarak birden fazla heyet teşkil edilebilir. Mülakatta adaylar; genel görünüş, kendisinden istenileni kavrama yeteneği, özgüveni, özgeçmişi, kişiliği, psikolojik yapısı, kendini ifade edebilme yeteneği, beden dilini kullanma becerisi, duygusal denge durumu, dışa dönüklük, uyumluluk, sorumluluk, açıklık, mesleğe uygunluğu ve istekli olması yönlerinden yüz tam puan üzerinden değerlendirilir. Her üyenin birbirinden bağımsız olarak takdir ettikleri notların ortalaması alınarak adayın mülakat sınav notu belirlenir. Mülakat sınavına katılan adaydan asgari yetmiş puan almış olması şartı aranır.</p>

<p>ç) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve/veya mülakat sınavlarının başarı sıralamasına esas değerlendirme notu içerisindeki oranları ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca belirlenir.</p>

<p>d) Başarı sıralamasına esas değerlendirme notlarının eşitliği halinde, önce fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi notu yüksek olana, eşitliğin devam etmesi halinde fiili hizmet süresi daha fazla olana ve bunun da eşit olması halinde ise sırasıyla öğrenim düzeyi, rütbe durumu ve ödül/ceza puan durumları dikkate alınarak öncelik tanınır.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/uzman-erbas-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="37722"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kırıkkale Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kirikkale-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kirikkale-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırıkkale Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kırıkkale Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ ÖN LİSANS VE LİSANS EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>26/7/2020 tarihli ve 31197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kırıkkale Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 4 üncü maddesine aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“ü) Ortak zorunlu ders: 2547 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde belirtilen Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi, Türk Dili ve yabancı dil dersleri ile iş güvenliği uzmanı olabilecek mezunları yetiştiren fakültelerde iş sağlığı ve güvenliği dersini,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “on dört haftadan” ibaresi “on dört haftadan (yetmiş iş günü)” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) ÇAP; ilgili bölüm kurulunun isteği, ilgili birim kurulunun önerisi ve Senatonun kararıyla açılır. İstekte bulunan ön lisans öğrencilerinin, gerekli şartları taşımaları kaydıyla, kayıtlı oldukları ön lisans programına ilaveten diğer ön lisans programlarında, lisans öğrencilerinin ise kayıtlı oldukları lisans programına ilaveten diğer lisans veya ön lisans programlarında eşzamanlı olarak ÇAP izlemelerine birim yönetim kurulu kararı ile izin verilir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Başarı esaslı yatay geçiş başvurularında; başvuruda bulunan öğrencilerin yerleştikleri yılda almış oldukları merkezi yerleştirme puanına (özel yetenek sınavıyla öğrenci kabul eden programlarda ise yerleştikleri yılda almış oldukları özel yetenek sınavı yerleştirme puanlarına) % 90 oranında, ağırlıklı genel not ortalamalarına ise % 10 ağırlık verilerek kontenjan dâhilinde sıralama yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Süresi içinde kaydını yenilemeyenler, ders ekle/bırak haftasının sona ermesiyle birlikte, beş iş günü içinde kendi başkanlıklarına veya birimlerine başvurmak zorundadırlar. İlgili birim yönetim kurulu kararıyla, mazeretlerinin kabulüne ve kayıt yenilemelerine karar verilen öğrencilerin kayıt yenileme tarihleri belirlenerek ilgili başkanlık ile Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına (ÖİDB) bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“(1) Öğrenci; kayıt sildirdiği veya mezun olduğu yükseköğretim kurumlarında almış olduğu ve en az CC (veya yüzlük not sisteminde en az 60) seviyesinde başardığı derslerden muaf olmak için, eğitim-öğretimin başlamasından veya kayıt yaptırdığı tarihten itibaren beş iş günü içinde başkanlığa ya da birime başvuruda bulunur. Başvuru; bölüm kurulu tarafından veya tek diploma programı yürüten birimlerde ilgili muafiyet ve intibak komisyonu tarafından, bir defaya mahsus olmak üzere yönergeye göre değerlendirilir ve birim yönetim kurulunda karara bağlanır. Bu kararda; öğrencinin, intibakının yapıldığı ve öğrenim göreceği yarıyılı/yılı belirtilir. ÇAP ve yan dal muafiyet taleplerinde bir defaya mahsus olmak şartı uygulanmaz. Kayıtlı olduğu program ile ilgili işyerlerinde çalışanlar, stajdan muaf olmak için kayıt yaptırdığı tarihten itibaren beş iş günü içerisinde, eğitim sürecinde çalışmaya başladıysa, çalışmaya başlamasından itibaren beş iş günü içerisinde başkanlığa başvuruda bulunur. Başvuru; bölüm kurulu tarafından değerlendirilir ve birim yönetim kurulunda karara bağlanır.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesinin ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümleler eklenmiştir.</p>

<p>“Devam durumu, öğretim elemanları tarafından derslerde yapılacak ve kayıt altına alınacak yoklamalarla belirlenir. Öğrenci, aldığı derslere ait devam durumunu takip etmekle yükümlüdür.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 30 uncu maddesinin yedinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“(8) Her türlü sınava ait sınav evrakı, birim yönetim kurullarının belirleyeceği esaslara göre iki yıl süre ile ilgili öğretim elemanı tarafından muhafaza edilir. Öğretim elemanının herhangi bir sebeple Üniversiteden ayrılması durumunda sınav evrakları bölüm başkanlığına veya birime tutanakla teslim edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 31- (1) Bir dersin ara sınavlarına girebilmek için; ders kaydını yaptırmış olmak ve ilgili öğretim elemanı tarafından dönem başında ilan edilen hususları yerine getirmiş olmak gerekir.</p>

<p>(2) Bir dersin yarıyıl/yıl sonu sınavına girebilmek için; devam zorunluluğunu yerine getirmiş olmak gerekir.</p>

<p>(3) Bütünleme sınavına girebilmek için; yarıyıl/yıl sonu sınavına girme şartlarını yerine getirmiş olmak gerekir.</p>

<p>(4) Öğrenci tüm sınavlarda, öğrenci kimlik kartını yanında bulundurmak ve gerekli durumlarda, ders sorumlusu tarafından önceden duyurulmak kaydıyla sınavla ilgili diğer gereklilikleri yerine getirmek zorundadır.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, dördüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrasının (ç) bendi ve altıncı fıkrasının (b) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve altıncı fıkrasının (ç) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“c) Yarıyıl/yıl sonu sınavları, derslerin akademik takvimdeki bitiş tarihinden sonra yapılır.”</p>

<p>“a) 42 nci maddede belirtilen haklı ve geçerli mazereti olup giremediği ara sınavın yapıldığı tarihten itibaren beş iş günü içerisinde ilgili başkanlığa ya da birime başvuran öğrenciler; ilgili birim yönetim kurulunca mazeretlerinin kabul edilmesi halinde; giremedikleri ara sınavlara, yarıyıl/yıl sonu sınavlarından önce ilgili birimin belirleyeceği tarihlerde girerler.”</p>

<p>“ç) Tek ders sınavından başarılı olamayanlar, ilgili mevzuat hükümlerinde belirlenen öğrenim süreleri içinde akademik takvimde belirtilen sonraki tek ders sınavı dönemlerinde tekrar sınava girebilirler.”</p>

<p>“b) Ek sınavlar 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi ve YÖK kararlarına göre uygulanır.”</p>

<p>“g) Sınırsız hak kullanma durumunda olan öğrenciler, sınava girdiği ders başına öğrenci katkı payını/öğrenim ücretini ödemeye devam ederler.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin on üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve aynı maddenin on dördüncü, on beşinci ve on altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(14) M (muaf); daha önce başka bir birim veya kurumda alınıp başarılan ve eş değerliği ilgili bölüm kurulunun önerisi üzerine ilgili birim yönetim kurulunca onaylanan dersler için verilen işarettir. M işareti verilen dersler ortalama hesaplamalarına katılmaz. Başarı notu alınarak muaf olunan dersler, ortalama hesaplamalarına katılır. Tekrar edilen muaf derste son alınan not geçerlidir.</p>

<p>(15) Geçerli özrü olmadan sınava katılmayan, ödev veya projesini/performans çalışmasını zamanında teslim etmeyen, sınavlarda kopya çeken, kopya çekilmesine yardım eden veya kopya çekmeye teşebbüs eden öğrenciye 0 (sıfır) puan/FF notu verilir ve durum başkanlığa/birime yazılı olarak bildirilir. Bu durumda 2547 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.</p>

<p>(16) Sınavlarda sınav düzenini bozan, sınav kurallarına uymayan, kopya çeken, kopya çekilmesine yardım eden veya kopya çekmeye teşebbüs eden öğrenciler sınav salonundan çıkarılır. Durum görevlilerce bir tutanakla tespit edilerek başkanlığa veya birime yazılı olarak bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 38 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin altıncı fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“(1) Bu Yönetmelikte belirtilen şartları yerine getiren ve kayıtlı bulunduğu eğitim-öğretim programını başarıyla tamamlayan öğrencinin, mezuniyet işlemleri ilgili başkanlık/birim tarafından başlatılır.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin 39 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 39- (1) Öğrenimlerini normal süresi içinde tamamlayan ve disiplin cezası almamış öğrencilerden; genel not ortalamaları 3.00-3.49 arasında olanlar onur, 3.50-4.00 arasında olanlar yüksek onur öğrencileridir ve durumları diplomalarında belirtilir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğin 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“d) 2547 sayılı Kanuna göre öğrencilik sıfatını kaldırmayan veya öğrenciliğini engellemeyen ya da kayıtlı olduğu programın türü (örgün, uzaktan eğitim ve benzeri) eğitim ve öğretim gerekliliklerine engel olmayan mahkûmiyet hali.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Aynı Yönetmeliğin 44 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Öğrencilerin disiplin iş ve işlemleri; 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre yürütülür.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Bu Yönetmeliğin;</p>

<p>a) 10 uncu maddesiyle değiştirilen 33 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi 2026-2027 eğitim-öğretim yılı başında,</p>

<p>b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Kırıkkale Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kirikkale-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/resmi-g2.jpg" type="image/jpeg" length="78366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (No: 2026/5)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-korunma-onlemlerine-iliskin-teblig-no-20265</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ithalatta-korunma-onlemlerine-iliskin-teblig-no-20265" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (No: 2026/5), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İTHALATTA KORUNMA ÖNLEMLERİNE İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/5)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı, Türk Gümrük Tarife Cetvelinde (TGTC) 3907.69.00.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonunda sınıflandırılan “Diğerleri” tanımlı ürünün ithalatında 12/12/2023 tarihli ve 7952 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Polietilen Tereftalat Cips İthalatında Korunma Önlemi Uygulanmasına İlişkin Karar kapsamında uygulanan korunma önleminin süresinin uzatılması için yerli üreticiler tarafından yapılan başvuru neticesinde soruşturma açılması ve Ticaret Bakanlığı (Bakanlık) İthalat Genel Müdürlüğü (Genel Müdürlük) tarafından yürütülecek soruşturmanın usul ve esaslarının belirlenmesidir.</p>

<p><strong>Ön inceleme</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Söz konusu başvuruya istinaden yapılan ön inceleme esnasında; uygulamada olan korunma önlemine rağmen ithalatın son dönemde mutlak ve nispi olarak artış gösterdiği ve yerli üretim dalının dönem sonu stoklar, istihdam, kapasite kullanım oranı ve kârlılık gibi bazı ekonomik göstergelerinde bozulmalar olduğu tespit edilmiştir.</p>

<p><strong>Karar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) İthalatta Korunma Önlemlerini Değerlendirme Kurulu, yapılan başvuruyla ilgili olarak, 8/6/2004 tarihli ve 25486 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Korunma Önlemleri Yönetmeliği (Yönetmelik) hükümleri çerçevesinde 3907.69.00.00.00 GTİP altında sınıflandırılan, Polietilen Tereftalat Cips ithalatı için yürürlükte bulunan korunma önleminin ciddi zararı önlemek veya gidermek için gerekli olmaya devam edip etmediğinin tespit edilmesi ve yerli üreticilerin piyasa koşullarına uyumlarının ayrıntılı olarak incelenebilmesi amacıyla mevcut önlemin gözden geçirilmesi için korunma önlemi soruşturması açılmasına toplantıya katılan üyelerin oy birliği ile karar vermiştir.</p>

<p><strong>Soruşturmanın yürütülmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Soruşturma, Yönetmeliğin ilgili hükümleri kapsamında Genel Müdürlük tarafından yürütülür. Soruşturma ile ilgili tüm yazışmalar aşağıda belirtilen yetkili merci ile yapılır:</p>

<p>T.C. Ticaret Bakanlığı</p>

<p>İthalat Genel Müdürlüğü</p>

<p>Korunma Önlemleri ve Gözetim Dairesi</p>

<p>Söğütözü Mah. Nizami Gencevi Cd. No:63, 06530 Çankaya/ANKARA</p>

<p>Tel: +90 312 204 9180, 9940, 9933, 9953, 9908, 9951, 9575 Faks: +90 312 204 86 33</p>

<p>e-ağ: <u>http://www.ticaret.gov.tr e</u>-posta: <u>korunma@ticaret.gov.tr</u></p>

<p>(2) Soruşturmada “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler”, soru formlarına cevapları ile resmi görüşlerini kendilerine ait resmi KEP adreslerinden Bakanlığın aşağıda yer alan KEP adresine gönderir.</p>

<p>Ticaret Bakanlığı KEP Adresi: <u>ticaretbakanligi</u><u>@hs01.kep.tr</u></p>

<p>(3) Soruşturmada “yurtdışında yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler”, soru formlarına cevapları ile resmi görüşlerini Bakanlığın aşağıda yer alan e-posta adresine gönderir.</p>

<p>Genel Müdürlük EBYS e-posta adresi: <u>korunma@ticaret.gov.tr</u></p>

<p><strong>İlgili taraflar</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) 6 ncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen bağlantı adresinde yer alan ilgili soru formunu bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren otuz gün içinde doldurarak Genel Müdürlüğe gönderenler soruşturma kapsamında “ilgili taraf” olarak kabul edilir.</p>

<p><strong>Soru formları, görüş ve bilgilerin sunulması</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Soruşturma ile ilgili soru formları ve başvurunun gizli olmayan özeti Bakanlığın internet sitesi (<u>http://www.ticaret.gov.tr</u>) içerisinde “İthalat” başlığı altında “Ticaret Politikası Savunma Araçları” sayfasında bulunan “Korunma Önlemleri/Soruşturmalar” bağlantısında yer almakta olup bahse konu soruşturmanın sayfasından indirilir.</p>

<p>(2) İlgili tarafların soru formunu, bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren otuz gün içinde doldurup Genel Müdürlüğe iletmeleri gerekir. İlgili taraflarca soru formlarının doldurulmasıyla ilgili olarak Genel Müdürlükten yardım alınabilir.</p>

<p>(3) Soruşturmaya ilişkin yazılı ve sözlü iletişim Türkçe yapılır. İlgili tarafların soru formuna ilişkin yanıtlarını ve bu yanıtlar dışında kalan tüm bilgi, belge, görüş ve taleplerini yazılı olarak Türkçe sunmaları gerekir. Türkçe dışında bir dilde sunulan yanıt, bilgi, belge, görüş ve talepler dikkate alınmaz.</p>

<p>(4) Soruşturma süresince Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde gizlilik kaydıyla verilen her türlü bilgi, belge ve görüşün gizli olmayan bir özeti sunulur. Gizli olmayan özet, esas bilginin makul ölçüde anlaşılmasına olanak sağlayacak ayrıntıda olur. İlgili taraflar, istisnai hallerde bu bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olduklarını belirtebilir. Bu gibi istisnai durumlarda, bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olmasının nedenlerinin belirtilmesi gerekir.</p>

<p>(5) Genel Müdürlük gerekli görmesi halinde ilgililerden ek bilgi ve belge isteyebilir.</p>

<p><strong>İlgili tarafların dinlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) İlgili taraflar, varsa sözlü olarak dinlenme taleplerini de ilgili taraf soru formunda belirtmek suretiyle Genel Müdürlüğe iletir. Talep edilmesi halinde düzenlenecek olan dinleme toplantısının yapılacağı yer ve tarih ile soruşturmaya ilişkin diğer duyurular 6 ncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen Bakanlığın internet sitesinde ilan edilir.</p>

<p><strong>Gizlilik</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Soruşturma sırasında ilgili taraflarca verilen bilgiler Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen hükümler çerçevesinde gizli olarak değerlendirilir.</p>

<p><strong>Bilgi verilmemesi veya hatalı bilgi verilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Yönetmeliğin 4 üncü maddesi uyarınca, soruşturmanın herhangi bir aşamasında Genel Müdürlükçe istenen bilgilerin öngörülen süre içinde temin edilememesi ya da soruşturmanın engellendiğinin anlaşılması halinde soruşturma mevcut veriler üzerinden sonuçlandırılır. Genel Müdürlükçe ilgililer tarafından sağlanan bilgilerin yanlış olduğu tespit edildiği takdirde bu bilgiler dikkate alınmaz.</p>

<p><strong>Soruşturmanın süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Soruşturma, Genel Müdürlükçe yürütülerek dokuz ay içinde tamamlanır. Gerekli hallerde bu süre altı ay uzatılabilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-korunma-onlemlerine-iliskin-teblig-no-20265</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="40612"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (No: 2026/6)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-korunma-onlemlerine-iliskin-teblig-no-20266</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ithalatta-korunma-onlemlerine-iliskin-teblig-no-20266" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (No: 2026/6), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İTHALATTA KORUNMA ÖNLEMLERİNE İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/6)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı, ekte yer alan tabloda Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonları (GTİP) ve tanımları belirtilen eşyanın ithalatında, 29/6/2024 tarihli ve 8693 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Filmaşin İthalatında Korunma Önlemi Uygulanmasına İlişkin Karar kapsamında uygulanan korunma önleminin süresinin uzatılması için yerli üretim dalı tarafından yapılan başvuru neticesinde soruşturma açılması ve Ticaret Bakanlığı (Bakanlık) İthalat Genel Müdürlüğü (Genel Müdürlük) tarafından yürütülecek soruşturmanın usul ve esaslarının belirlenmesidir.</p>

<p><strong>Ön inceleme</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Söz konusu başvuruya istinaden yapılan ön inceleme esnasında; mevcut korunma önleminin uygulanmaya başlaması sonrasında ithalatın önemli ölçüde azaldığı ancak son dönemde mutlak ve nispi olarak arttığı, yerli üretim dalının bazı ekonomik göstergelerinde önlem uygulanan dönemde toparlanma görülmekle beraber son dönemde, kârlılık ve istihdam göstergelerinde bozulmalar olduğu tespit edilmiştir.</p>

<p><strong>Karar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) İthalatta Korunma Önlemlerini Değerlendirme Kurulu, yapılan başvuruyla ilgili olarak, başvuru konusu eşyanın ithalatında 8/6/2004 tarihli ve 25486 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Korunma Önlemleri Yönetmeliği (Yönetmelik) hükümleri çerçevesinde yürürlükte bulunan korunma önleminin ciddi zararı önlemek veya gidermek için gerekli olmaya devam edip etmediğinin tespit edilmesi ve yerli üreticilerin piyasa koşullarına uyumlarının ayrıntılı olarak incelenebilmesi amacıyla mevcut önlemin gözden geçirilmesi için korunma önlemi soruşturması açılmasına toplantıya katılan üyelerin oybirliği ile karar vermiştir.</p>

<p><strong>Soruşturmanın yürütülmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Soruşturma, Yönetmeliğin ilgili hükümleri kapsamında Genel Müdürlük tarafından yürütülür. Soruşturma ile ilgili tüm yazışmalar aşağıda belirtilen yetkili merci ile yapılır:</p>

<p>T.C. Ticaret Bakanlığı</p>

<p>İthalat Genel Müdürlüğü</p>

<p>Korunma Önlemleri ve Gözetim Dairesi</p>

<p>Söğütözü Mahallesi Nizami Gencevi Caddesi 63/1 06530 Çankaya / ANKARA</p>

<p>Tel: +90 312 204 9933, 9951, 9908, 9180, 9902 Faks: +90 312 204 86 33</p>

<p>e-ağ: <u>http://www.ticaret.gov.tr</u> e-posta: <u>korunma@ticaret.gov.tr</u></p>

<p>(2) Soruşturmada “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler”, soru formlarına cevapları ile resmi görüşlerini kendilerine ait resmi KEP adreslerinden Bakanlığın aşağıda yer alan KEP adresine gönderir.</p>

<p>Ticaret Bakanlığı KEP Adresi: <u>ticaretbakanligi@hs01.kep.tr</u></p>

<p>(3) Soruşturmada “Yurtdışında yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler”, soru formlarına cevapları ile resmi görüşlerini Bakanlığın aşağıda yer alan e-posta adresine gönderir.</p>

<p>Genel Müdürlük EBYS e-posta Adresi: <u>korunma@ticaret.gov.tr</u></p>

<p><strong>İlgili taraflar</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) 6 ncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen bağlantı adresinde yer alan ilgili soru formunu bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren otuz gün içinde doldurarak Genel Müdürlüğe gönderenler soruşturma kapsamında “ilgili taraf” olarak kabul edilir.</p>

<p><strong>Soru formları, görüş ve bilgilerin sunulması</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Soruşturma ile ilgili soru formları ve başvurunun gizli olmayan özeti Bakanlığın internet sitesi (<u>http://www.ticaret.gov.tr</u>) içerisinde “İthalat” başlığı altında “Ticaret Politikası Savunma Araçları” sayfasında bulunan “Korunma Önlemleri/Soruşturmalar” bağlantısında yer almakta olup bahse konu soruşturmanın sayfasından indirilir.</p>

<p>(2) İlgili tarafların soru formunu, bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren otuz gün içinde doldurup Genel Müdürlüğe iletmeleri gerekir. İlgili taraflarca soru formlarının doldurulmasıyla ilgili olarak Genel Müdürlükten yardım alınabilir.</p>

<p>(3) Soruşturmaya ilişkin yazılı ve sözlü iletişim Türkçe yapılır. İlgili tarafların soru formuna ilişkin yanıtlarını ve bu yanıtlar dışında kalan tüm bilgi, belge, görüş ve taleplerini yazılı olarak Türkçe sunmaları gerekir. Türkçe dışında bir dilde sunulan yanıt, bilgi, belge, görüş ve talepler dikkate alınmaz.</p>

<p>(4) Soruşturma süresince Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde gizlilik kaydıyla verilen her türlü bilgi, belge ve görüşün gizli olmayan bir özeti sunulur. Gizli olmayan özet, esas bilginin makul ölçüde anlaşılmasına olanak sağlayacak ayrıntıda olur. İlgili taraflar, istisnai hallerde bu bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olduklarını belirtebilir. Bu gibi istisnai durumlarda, bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olmasının nedenlerinin belirtilmesi gerekir.</p>

<p>(5) Genel Müdürlük gerekli görmesi halinde ilgililerden ek bilgi ve belge isteyebilir.</p>

<p><strong>İlgili tarafların dinlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) İlgili taraflar, varsa sözlü olarak dinlenme taleplerini de ilgili taraf soru formunda belirtmek suretiyle Genel Müdürlüğe iletir. Talep edilmesi halinde düzenlenecek olan dinleme toplantısının yapılacağı yer ve tarih ile soruşturmaya ilişkin diğer duyurular 6 ncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen Bakanlığın internet sitesinde ilan edilir.</p>

<p><strong>Gizlilik</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Soruşturma sırasında ilgili taraflarca verilen bilgiler Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen hükümler çerçevesinde gizli olarak değerlendirilir.</p>

<p><strong>Bilgi verilmemesi veya hatalı bilgi verilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Yönetmeliğin 4 üncü maddesi uyarınca, soruşturmanın herhangi bir aşamasında Genel Müdürlükçe istenen bilgilerin öngörülen süre içinde temin edilememesi ya da soruşturmanın engellendiğinin anlaşılması halinde soruşturma mevcut veriler üzerinden sonuçlandırılır. Genel Müdürlükçe ilgililer tarafından sağlanan bilgilerin yanlış olduğu tespit edildiği takdirde bu bilgiler dikkate alınmaz.</p>

<p><strong>Soruşturmanın süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Soruşturma, Genel Müdürlükçe yürütülerek dokuz ay içinde tamamlanır. Gerekli hallerde bu süre altı ay uzatılabilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260711-52-1.pdf" rel="nofollow">Eki için tıklayınız.</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-korunma-onlemlerine-iliskin-teblig-no-20266</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="38518"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Makinaların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/32)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/makinalarin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202632nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/makinalarin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202632nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Makinaların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/32)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/41), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MAKİNALARIN İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/32)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/41)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/12/2025 tarihli ve 33124 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Makinaların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/32)’nin Ek-2/A’sındaki tabloda bulunan 8 sıra numaralı satır yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Bu Tebliğ 1/1/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/makinalarin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202632nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="89314"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anne ve Bebek Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/17)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anne-ve-bebek-urunlerinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202617nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anne-ve-bebek-urunlerinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202617nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anne ve Bebek Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/17)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/40), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>ANNE VE BEBEK ÜRÜNLERİNİN İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/17)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/40)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/12/2025 tarihli ve 33124 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anne ve Bebek Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/17)’nin Ek-2’sindeki tabloda 54 sıra numaralı satırda bulunan “9503.00.49.00.00” ibaresi “9503.00.49.00.11” şeklinde, aynı satırda bulunan “Diğerleri” ibaresi “Hayvanları ve insan dışı yaratıkları tasvir eden oyuncaklar” şeklinde, 55 sıra numaralı satırda bulunan “9503.00.95.00.00” ibaresi “9503.00.95.00.11” şeklinde, aynı satırda bulunan “Plastik maddelerden olanlar” ibaresi “Oyuncaklar” şeklinde, 56 sıra numaralı satırda bulunan “9503.00.99.00.00” ibaresi “9503.00.99.00.11” şeklinde, aynı satırda bulunan “Diğerleri” ibaresi “Oyuncaklar” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anne-ve-bebek-urunlerinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202617nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/ticaret-bakanligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="22035"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tüketici Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/12)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tuketici-urunlerinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202612nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tuketici-urunlerinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202612nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüketici Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/12)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/39), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TÜKETİCİ ÜRÜNLERİNİN İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/12)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/39)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/12/2025 tarihli ve 33124 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tüketici Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/12)’nin Ek-1’indeki tabloda 3 sıra numaralı satırda bulunan “3215.90.70.00.19” ibaresi “3215.90.70.00.12” şeklinde, aynı satırda bulunan “Diğerleri” ibaresi “Dövme Mürekkepleri” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tuketici-urunlerinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202612nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="70783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Oyuncakların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/10)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/oyuncaklarin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202610nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/oyuncaklarin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202610nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oyuncakların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/10)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/38), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>OYUNCAKLARIN İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/10)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/38)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/12/2025 tarihli ve 33124 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Oyuncakların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/10)’nin Ek-1’i aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p></p>

<p><img height="1152" src="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260711-55_dosyalar/image006.jpg" v:shapes="_x0000_i1025" width="469" /></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/oyuncaklarin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202610nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="37632"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/9)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ce-isareti-tasimasi-gereken-bazi-urunlerin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-20269nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ce-isareti-tasimasi-gereken-bazi-urunlerin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-20269nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/9)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/37), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>“CE” İŞARETİ TAŞIMASI GEREKEN BAZI ÜRÜNLERİN İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/9)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/37)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/12/2025 tarihli ve 33124 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/9)’nin Ek-2’sindeki tabloda 238 sıra numaralı satırdan sonra gelmek üzere “8536.50.80.00.10 - Hareket algılama özelliği olanlar – LVD” satırı eklenmiş ve diğer satırlar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut 240 sıra numaralı satırda bulunan “Ev tipi anahtarlar” ibaresi “Ev tipi anahtarlar (Hareket algılama özelliği olanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ce-isareti-tasimasi-gereken-bazi-urunlerin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-20269nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="80632"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Telsiz Ekipmanlarının İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/8)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/telsiz-ekipmanlarinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-20268nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/telsiz-ekipmanlarinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-20268nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Telsiz Ekipmanlarının İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/8)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/36), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TELSİZ EKİPMANLARININ İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/8)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/36)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/12/2025 tarihli ve 33124 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Telsiz Ekipmanlarının İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/8)’nin Ek-1’indeki tabloda bulunan “8517.62.00.90.00-Diğerleri (akıllı kol saatleri ve kablosuz bluetooth kulaklıkları)” satırı “8517.62.00.90.11-Akıllı Saatler” şeklinde değiştirilmiş, aynı tabloya “8518.30.00.90.11-Kablosuz Kulaklıklar” satırı eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/telsiz-ekipmanlarinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-20268nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="56675"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İcra Hukukunda Şikâyet Hakkının Sınırları ve Takip Ekonomisi İlkesi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/icra-hukukunda-sikayet-hakkinin-sinirlari-ve-takip-ekonomisi-ilkesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/icra-hukukunda-sikayet-hakkinin-sinirlari-ve-takip-ekonomisi-ilkesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.06.2026 Tarihli Kararı Üzerine Bir Değerlendirme]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İcra hukuku, mahkemeler tarafından verilen kararların fiilen hayata geçirilmesini sağlayan hukuk dalıdır. Bir mahkeme kararının kesinleşmesi, adaletin gerçekleşmesi için gerekli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Gerçek adalet, verilen hükmün makul süre içinde ve etkin bir şekilde yerine getirilmesiyle tamamlanır. Bu sebeple icra hukuku, yalnızca alacaklının alacağını tahsil etmesini sağlayan teknik bir takip mekanizması değil; aynı zamanda hukuk devletinin işlerliğini, yargı kararlarının otoritesini ve toplumsal adalet duygusunu koruyan temel kurumlardan biridir.</p>

<p>Bununla birlikte uygulamada, icra hukukunun tanıdığı bazı usulî güvencelerin zaman zaman amacından uzaklaştırılarak takip sürecini uzatma aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Özellikle aynı ilamlı icra takibine ilişkin olarak farklı hukuki gerekçelerle peş peşe açılan şikâyet davaları, çoğu zaman hukuka aykırılıkların giderilmesinden ziyade, satışın geciktirilmesine ve kesinleşmiş alacağın tahsilinin ertelenmesine hizmet edebilmektedir.</p>

<p>Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.06.2026 tarihli, 2026/4540 Esas ve 2026/4583 Karar sayılı ilamı, işte bu soruna önemli bir perspektif kazandırmaktadır.</p>

<p>Şikâyet Hakkı Bir Güvencedir; Ancak Mutlak Bir Hak Değildir</p>

<p>İcra ve İflâs Kanunu’nun 16. maddesinde düzenlenen şikâyet kurumu, icra müdürlüğü işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetleyen temel başvuru yollarından biridir. Bu yönüyle şikâyet hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün icra hukukundaki görünümüdür.</p>

<p>Ancak hukuk düzeni hiçbir hakkı sınırsız biçimde korumaz.</p>

<p>Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı, hakların kullanılmasına da yön veren temel ilkedir. Bir hakkın amacı hukuka aykırılığı gidermek iken, aynı hakkın yalnızca karşı tarafı yıpratmak, yargılamayı uzatmak veya kesinleşmiş bir mahkeme kararının icrasını engellemek amacıyla kullanılması artık hukuk düzeninin korumasından yararlanamaz.</p>

<p>Nitekim Anayasa’nın 141. maddesi davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını yargının görevi olarak belirlemiş; HMK’nın 30. maddesi ise usul ekonomisini yargılamanın temel ilkelerinden biri olarak kabul etmiştir.</p>

<p>İcra mahkemeleri de bu ilkelerden bağımsız değildir.</p>

<p><strong>Kararın Dikkat Çeken Yaklaşımı</strong></p>

<p>Karara konu olayda borçlu, aynı ilamlı icra takibine ilişkin olarak farklı icra mahkemelerinde çeşitli şikâyet başvurularında bulunmuştur.</p>

<p>Yargıtay kararında bu husus şu şekilde ifade edilmektedir:</p>

<p>”…borçlunun kesinleşmiş ilamlı icra takibine ilişkin olarak aynı gün, üç farklı İcra Mahkemesine şikâyette bulunduğu, şikâyet dilekçelerinin içeriklerinin ayrı ayrı kesinleşmiş faiz, işleyecek faiz ve mükerrer faiz talebi ile ilgili olduğu ve şikâyetlerin reddi ile sonuçlandığı…”</p>

<p>Bu tespit, kanaatimizce kararın en önemli yönünü oluşturmaktadır.</p>

<p>Daire, yalnızca önündeki şikâyet dosyasını incelemekle yetinmemiş; aynı takip dosyasına ilişkin diğer başvuruları da dikkate alarak uyuşmazlığı bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmiştir.</p>

<p>Başka bir ifadeyle Yargıtay, dosyaları şeklen birbirinden bağımsız uyuşmazlıklar olarak değil, aynı hukuki ilişkinin farklı parçaları olarak ele almıştır.</p>

<p>Bu yaklaşım, klasik dosya incelemesi anlayışından farklı olarak bütüncül dosya değerlendirmesi anlayışını benimsemektedir.</p>

<p><strong>Şikâyet Enflasyonu ve Parçalı Başvuru Stratejisi</strong></p>

<p>Uygulamada aynı takip dosyasına ilişkin olarak peş peşe açılan çok sayıdaki şikâyet davası, zaman zaman adeta bir “şikâyet enflasyonu” oluşturmaktadır.</p>

<p>Her başvuru farklı hukuki sebebe dayansa bile sonuç çoğu zaman aynıdır: takip sürecinin uzaması.</p>

<p>Kanaatimizce bunun daha sistematik görünümü, parçalı şikâyet stratejisi olarak adlandırılabilir.</p>

<p>Tek bir başvuruda ileri sürülebilecek iddiaların farklı tarihlerde ve farklı dosyalar hâlinde mahkemelerin önüne getirilmesi, şikâyet kurumunun amacını aşan bir sonuç doğurmaktadır.</p>

<p>Yargıtay’ın incelediğimiz kararı da tam olarak bu uygulamaya sınır çizmektedir.</p>

<p><strong>Takip Ekonomisi İlkesi</strong></p>

<p>Kanaatimizce bu kararın ortaya koyduğu en önemli katkılardan biri de takip ekonomisi anlayışını güçlendirmesidir.</p>

<p>Usul ekonomisi, yargılamanın gereksiz işlemlerden arındırılarak en kısa sürede sonuçlandırılmasını ifade eden genel bir ilkedir.</p>

<p>Takip ekonomisi ise usul ekonomisinin icra hukukundaki görünümü olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Nasıl ki yargılama gereksiz usul işlemleriyle uzatılmamalıysa, icra takibi de aynı hukuki ilişkinin farklı başvurularla sürekli yeniden tartışılmasına konu edilmemelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu ilke;</p>

<p>* hukuk devleti,<br />
* dürüstlük kuralı,<br />
* usul ekonomisi,<br />
* hukuki güvenlik,<br />
* makul sürede yargılanma hakkı ve<br />
* kesinleşmiş mahkeme kararlarının etkin şekilde yerine getirilmesi</p>

<p>ilkelerinin doğal bir sonucudur.</p>

<p>Kanunlarda açıkça “takip ekonomisi” adıyla düzenlenmiş bir ilke bulunmasa da, incelenen karar bu anlayışın yargısal içtihat yoluyla şekillenmeye başladığını göstermektedir.</p>

<p><strong>Kararın Esas Mesajı</strong></p>

<p>Yargıtay kararının en önemli bölümlerinden biri de şudur:</p>

<p>”…şikâyetlerin kısmen ya da tamamen haklı olsa dahi takip iptalini ya da haczin kaldırılmasını gerektirmediği, kaldı ki şikâyetlerin reddi ile sonuçlandığı, bu şikâyetlere ilişkin dosyaların bulunduğu aşamanın (istinaf ya da temyiz incelemesi) takibi durdurmaya veya satış yapılmasına engel teşkil etmeyeceği…”</p>

<p>Bu gerekçeden açıkça anlaşılmaktadır ki Daire, yalnızca şikâyetin varlığına değil, şikâyetin takip üzerindeki etkisine odaklanmıştır.</p>

<p>Dolayısıyla kararın özü, şikâyet hakkının ortadan kaldırılması değil; bu hakkın dürüstlük kuralına uygun ve amacına uygun kullanılmasının sağlanmasıdır.</p>

<p><strong>Uygulamaya Muhtemel Etkileri</strong></p>

<p>Bu karar sonrasında icra mahkemelerinin yalnızca önlerindeki şikâyet dilekçesine odaklanmaları yeterli olmayacaktır.</p>

<p>Aynı takip dosyasına ilişkin daha önce açılmış davaların bulunup bulunmadığı, bunların hangi aşamada olduğu ve yeni başvurunun gerçekten yeni bir hukuki mesele içerip içermediği de değerlendirilmelidir.</p>

<p>Böylece hem çelişkili kararların önüne geçilecek hem de gereksiz yargısal süreçler azaltılarak takiplerin makul sürede sonuçlandırılması mümkün olacaktır.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bu kararı, yalnızca bir bozma kararı değildir. Karar; şikâyet hakkının dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanılmasını esas alan, usul ekonomisini icra hukukunda daha güçlü şekilde uygulayan ve aynı takip dosyasına ilişkin başvuruların bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyan önemli bir içtihattır.</p>

<p>Kanaatimizce kararın temel mesajı açıktır: Hak arama özgürlüğü, adaletin gerçekleşmesini sağlamak için vardır; adaletin gerçekleşmesini geciktirmek için değil.</p>

<p>Adaletin gecikmesi nasıl adaletin inkârı sayılıyorsa, şikâyet hakkının geciktirme aracına dönüştürülmesi de hak arama özgürlüğünün özüne aykırıdır. Hukuk düzeni, hakkı korur; fakat hakkın istismarını korumaz. İncelenen karar, bu temel ilkenin icra hukukundaki en güncel ve en güçlü yansımalarından biridir.</p>

<p>Bunun da ötesinde karar, kanaatimizce icra hukukunda “takip ekonomisi” olarak adlandırılabilecek yaklaşımın yargısal içtihatlarla gelişmeye başladığını göstermesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. İcra mahkemelerinin aynı takip dosyasına ilişkin başvuruları birbirinden bağımsız dosyalar olarak değil, tek bir hukuki ilişkinin parçaları olarak değerlendirmeleri; hem hukuk güvenliğini güçlendirecek hem de kesinleşmiş yargı kararlarının makul sürede yerine getirilmesine önemli katkı sağlayacaktır.</p>

<p>Bu yönüyle söz konusu karar, yalnızca bugünkü uyuşmazlığın çözümüne değil, gelecekte icra hukukunun uygulama anlayışına da yön verebilecek nitelikte önemli bir içtihat olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN"><img alt="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/12/seyithan-deliduman.jpg" width="96" /></a></strong></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN">Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/icra-hukukunda-sikayet-hakkinin-sinirlari-ve-takip-ekonomisi-ilkesi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/07/terazi/dosya-terazi-1.jpg" type="image/jpeg" length="55334"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhuriyet Savcısının Re’sen Tahliye Yetkisi, Tutukluluk ile Adli Kontrolün Birlikte Uygulanma Yasağı ve Beraat Kararına Rağmen Tedbir Devam Eder mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisinin-resen-tahliye-yetkisi-tutukluluk-ile-adli-kontrolun-birlikte-uygulanma-yasagi-ve-beraat-kararina-ragmen-tedbir-devam-eder-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisinin-resen-tahliye-yetkisi-tutukluluk-ile-adli-kontrolun-birlikte-uygulanma-yasagi-ve-beraat-kararina-ragmen-tedbir-devam-eder-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1- Cumhuriyet Savcısının Re’sen Tahliye Yetkisi</strong></p>

<p><strong>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100 ila 108. maddelerinde düzenlenen tutuklama tedbiri; </strong>suçsuzluk/masumiyet karinesi altında bulunan şüphelinin veya sanığın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını kısıtladığından ve <i>son çare </i>niteliği itibariyle tutuklamanın yerine öncelikle CMK m.109 ila m.115’de düzenlenen adli kontrol tedbirinin uygulanması gerektiğinden, kanun koyucu tarafından tutuklama tedbirinin yol açabileceği sorunları en aza indirebilmek için ciddi usuli güvenceler öngörülmüştür.</p>

<p><strong>Nitekim kanun koyucu; </strong>“Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi” başlıklı CMK m.103’ü ve “Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri” başlıklı m.104’ü, hatta bunlara ek olarak “Tutukluluğun incelenmesi” başlıklı CMK m.108’de de talebe bağlı olmaksızın tutukluluğunun en geç aylık gözden geçirilmesi gerektiğini düzenlemiştir.</p>

<p><strong>“Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi” başlıklı CMK m.103’e göre;</strong></p>

<p><i>“<strong>(1)</strong> Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hakiminden isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilirler.</i></p>

<p><strong><i>(2)</i></strong><i> Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adli kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re’sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır”</i>.</p>

<p><strong>CMK m.103’ün 1. fıkrasında; </strong>Cumhuriyet savcısının, şüphelinin adli kontrol altına alınmak suretiyle serbest bırakılmasını sulh ceza hakiminden isteyebileceği, hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ile müdafiinin de aynı talepte bulunabileceği,</p>

<p><strong>CMK m.103’ün 2. fıkrasında;</strong> soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının adli kontrolün ve tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanaatine varması halinde, şüpheliyi kendiliğinden serbest bırakabileceği, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinde de yine şüphelinin başkaca bir işleme veya karara gerek kalmaksızın serbest bırakılacağı,</p>

<p>İfade edilmiştir.</p>

<p>Peki, Cumhuriyet savcısının CMK m.103/1’e göre değil de m.103/2’ye göre şüpheliyi re’sen serbest bırakması halinde, 1. fıkrada gösterilen usulden farklı olarak ve orada gösterilen usulün dışında, yine de serbest bıraktığı şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasını sulh ceza hakiminden istemesi mümkün müdür?</p>

<p><strong>İlk bakışta; </strong>CMK m.103/1’de düzenlenmiş hüküm varken, m.103/2’nin tatbiki yoluna gidilmek suretiyle Cumhuriyet savcısı tarafından sulh ceza hakimliğinden adli kontrol tedbiri uygulanmasını talep etmesinin anlamsız olacağı söylenebilir. Ancak her iki fıkra arasında şöyle bir fark bulunmaktadır; Cumhuriyet savcısından gelen şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılması talebini sulh ceza hakiminin kabul etme zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>Bu nedenle Cumhuriyet savcısı;</strong> CMK m.103/1’in tatbiki yerine, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını kısıtlayan tutuklama tedbirinin daha fazla uzamaması için önce m.103/2’ye göre şüpheli hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin gereksiz olduğu, fakat bunun yerine “ölçülülük” ilkesi gereğince adli kontrol tedbiri uygulanması gerektiğine inanmakta ise, Cumhuriyet savcısı doğrudan adli kontrol tedbirini kaldırabilmekle birlikte, adli kontrol tedbirine karar veremediğinden, şüpheli hakkında “Adli kontrol” başlıklı CMK m.109’un şartlarının oluştuğu gerekçesiyle adli kontrol tedbiri kararı verilmesini sulh ceza hakimliğinden isteyebilir.</p>

<p><strong>Kanaatimizce;</strong> Cumhuriyet savcısının CMK m.103/1’in 1. cümlesinin uygulanmasını sulh ceza hakiminden istemek yerine, tutuklama tedbirinin uzamaması veya bu talebin reddi riskine karşı, önce m.103/2’ye göre şüpheliyi re’sen serbest bırakır ve ardından m.103/1’den hareketle değil, serbest bırakılan tutuklunun yasal şartları her ne kadar tutuklama ve adli kontrol tedbirleri için uygun olsa da, şartları aynı olan bu iki tedbirden, değişen durumu da dikkate alarak, gerek “evleviyet” ve gerekse “ölçülülük” ilkeleri uyarınca CMK m.109’da düzenlenen adli kontrol tedbirine karar verilmesini sulh ceza hakiminden talep edebilir.</p>

<p>Uygulamada tercih edilmeyen bu yöntemde hukuki bir sakınca bulunmamakla birlikte, pekala CMK m.103/1’in tatbiki yerine, CMK m.103/2’den hareketle yukarıda kısaca bahsettiğimiz tedbir usulüne karar verilmesi mümkündür.</p>

<p>Ancak belirttiğimiz üzere, soruşturma aşamasında umumiyetle Cumhuriyet savcılarının tutuklama kararının geri alınmasında CMK m.103/2’nin 1. cümlesini değil, m.103/1’in 1. cümlesini tercih ettikleri, bu nedenle adli kontrol altına alınmak suretiyle şüphelinin serbest bırakılmasını istemeden Cumhuriyet savcısı tarafından sulh ceza hakimliğinden talepte bulunulduğundan, Cumhuriyet savcısının bu konuda CMK m.103/2’ye göre re’sen hareket etmesi gerektiğinden bahisle sulh ceza hakimliğinin ret kararı verdiği,</p>

<p>Çünkü CMK m.103/1’e göre hareket edilebilmesi için, Cumhuriyet savcısının şüpheliyi muhakkak adli kontrol tedbiri altına alınmak suretiyle serbest bırakılmasını istemesinin gerektiği, esasen 1. fıkranın şüphelinin adli kontrol altına alınarak sulh ceza hakimliği tarafından serbest bırakılmasını, 2. fıkranın ise artık Cumhuriyet savcısı adli kontrolün veya tutuklamanın gereksiz olduğunu düşündüğünde, kendiliğinden bu tedbirlere son vermesi gerektiği, bu andan itibaren adli kontrol talep etmesinin de anlamsız olduğu,</p>

<p>Dolayısıyla; her iki talebin birlikte yapılması halinde sulh ceza hakimliğinin karar verebileceği, ancak sulh ceza hakimliğinin bu talebi reddedebileceği, Cumhuriyet savcısının bu riske girmek istememesi halinde CMK m.103/2’ye göre re’sen şüpheliyi tahliye edip, ardından bağımsız olarak aynı şüpheli hakkında adli kontrol uygulanmasını sulh ceza hakimliğinden isteyebileceği, böylelikle tahliyesinin gerektiğine inandığı şüphelinin Cumhuriyet savcısı tarafından sulh ceza hakimliği kararına ihtiyaç olmaksızın serbest bırakılmasının mümkün olacağı, hem tahliyenin gecikmesi ve hem de sulh ceza hakimliğinin ret kararı verme ihtimalinin önüne geçileceği izahtan varestedir.</p>

<p><strong>Elbette sulh ceza hakimliği;</strong> şüpheliyi, “yaşlılık”, “hastalık”, “uzun tutukluluk” veya “verilme ihtimali bulunan cezanın azlığı” sebeplerinden en az birisinin varlığından dolayı re’sen tahliye eden, fakat yine de şüphelinin adaletten kaçma veya delil karartma ihtimalinin olabileceği düşüncesiyle, tutuklama yerine uygulanmasını talep eden Cumhuriyet savcısının bu talebini, adli kontrol tedbirinin hukuki ve fiili şartlarının bulunmadığından bahisle reddedebilir.</p>

<p><strong>Yeri gelmişken belirtmeliyiz ki; </strong>yasal şartları aynı olsa bile, birbirinin alternatifi olan, yani <i>son çare </i>niteliği taşıyan tutukluluk yerine ve öncesinde uygulanması gereken adli kontrol tedbiri ile tutuklama tedbirinin aynı anda uygulanması, hem hukuken ve hem de fiilen mümkün değildir.</p>

<p><strong>2- Tutukluluk ile Adli Kontrolün Birlikte Uygulanma Yasağı</strong></p>

<p><strong>Uygulamada; </strong>tutuklu olan şüpheliler veya sanıklar hakkında bir de yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulandığı, böylece <i>mükerrer tedbir yasağının </i>ihlal edildiği, tutuklama tedbirini düzenleyen CMK m.100 ve m.101 ile adli kontrolü tanımlayan CMK m.109 incelendiğinde, her iki tedbirin birlikte uygulanma imkanının bulunmadığı, çünkü “Tutuklama kararı” başlıklı CMK m.101/1-2’de, <i>“Adli kontrol tedbiri uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere yer verilir” </i>ve <i>“d) Adli kontrol tedbiri uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça yazılır” </i>ibarelerine yer verildiği, daha da önemlisi m.109’un 1. fıkrasında, <i>“Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir.” </i>denildiği,</p>

<p><strong>Bu nedenle;</strong> tutuklama ile adli kontrol tedbirlerinin birlikte uygulanamayacağı, zaten kanun koyucu tarafından açıkça bu iki tedbirin birlikte uygulanmasına yasak getirildiği, nitekim bu tedbirlerin dayanağı olan “Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı” başlıklı Anayasa m.19/7’nin 2. cümlesinde ve “Özgürlük ve güvenlik hakkı” başlıklı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.5/3’ün 2. cümlesinde adli kontrol tedbirinden bahsedildiği, tutuklunun serbest bırakılmasının yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabileceğinin öngörüldüğü, bu güvencenin yalnızca nakdi değil, bir bütünde CMK m.109/3’de, m.113’de ve m.114’de gösterilen adli kontrol tedbirleri ile güvencelere bağlanabileceği, ancak hiçbir şekilde tutukluluk ile adli kontrolün birlikte uygulanamayacağı,</p>

<p>Belirtilmelidir.</p>

<p><strong>3- Beraat Kararına Rağmen Tedbir Devam Eder mi?</strong></p>

<p><strong>Ayrıca;</strong> hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen şüpheli ile beraat eden veya hakkında düşme veya ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilen sanığa uygulanan tutukluluğa ve adli kontrol tedbirine son verilmelidir. Nitekim KYOK’a bağlı olarak tutukluluğun otomatik sonlanacağına dair hüküm CMK m.103/2’nin 2. cümlesinde yer almaktadır.</p>

<p><strong>Tutuklama ve adli kontrol tedbirleri;</strong> şüphelinin veya sanığın iddiaya konu suçu işlediğinde dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillere bağlı olduğundan, KYOK’tan başka yine CMK m.223 uyarınca davayı sanığın lehine bitiren kararla birlikte bu ön şart artık ortadan kalkacağından, sanık lehine verilen karara bağlı olarak tutukluluğa veya adli kontrol tedbirine de son verilmelidir.</p>

<p>İstisnai de olsa adli kontrol tedbirinin beraat kararına rağmen devam ettiği görülmektedir ki, bu tür uygulamaların hatalı olduğunu, sanığın beraatına dair karara rağmen tutukluluğun devam ettiğine dair örneğe rastlanmadığını, ancak bunun birkaç istisnasının yaşandığı, bu tür bir uygulamanın kabulünün mümkün olmadığını, konuya daha önce kaleme aldığımız 07.03.2025 tarihli ve “Beraat Kararına Rağmen Tutukluluk Mümkün mü?” ile 27.06.2025 tarihli ve “Beraat Kararına Rağmen Tutukluluk Mümkün mü? - 2” başlıklı yazılarımızda yer verildiğini, bu durumun maalesef çok istisnai de olsa gündeme gelebildiğini söylemek isteriz.</p>

<p><strong>Esasen bir tahliye kararı; </strong>bu kararı vermekle görevli ve yetkili olan, yani kovuşturmayı yürüten mahkemenin verdiği beraat kararının doğal sonucudur. Derece mahkemesi tarafından verilen beraat kararı ile sanığın tahliye edilmesi, İHAS m.5’in lafzına ve ruhuna da uygundur.</p>

<p>İlk veya ikinci derece mahkemesinin verdiği beraat hükmü ile ortaya çıkan tahliye kararı; ancak beraat kararının usul ve esas yönleri ile hukuka aykırı olduğunun kanun yolunda tespiti sonrasında, ilk veya ikinci derece mahkemesi tarafından CMK m.100’ün ve 101’in aradığı şartların bulunduğunun tespitine bağlı olarak, sanık hakkında verilecek tutuklama kararı ile son bulabilir.</p>

<p><strong>Sonuç olarak;</strong></p>

<p>Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüphelinin serbest kalacağını düzenleyen CMK m.103/2’nin, beraat kararı yönünden de evleviyetle geçerli olacağı, çünkü burada mahkeme huzurunda yapılmış duruşmada ortaya koyulmuş delillerin tartışılmasının ve değerlendirilmesinin varlığı sözkonusudur.</p>

<p><strong>Bu sebeple;</strong> sanık hakkında beraat kararı verildiğinde, onun serbest bırakılması, hakkında uygulanan tedbirlerin kaldırılması ve tutuklu tutulmaması gerektiği, aynı zamanda dosyayı her yönü ile ele alan ve delillere doğrudan temas eden mahkemenin kurduğu beraat kararının kesinleşmemiş olsa da geçerliliğini koruduğu, bu haliyle sözkonusu beraat kararının bir suçsuzluk tespiti ortaya koymuş olacağı, geçerli beraat kararı varken <i>son çare</i> kuralına uygun şekilde tutuklama kararı verilmesinin mümkün olmadığı,</p>

<p>Nitekim hakkında beraat kararı verilen kişi yönünden adli kontrol tedbiri ile önlenemeyecek bir tehlikeden söz edilemeyeceği, an itibariyle cezalandırılma tehdidi ile de karşı karşıya olmayan kişinin kaçma şüphesinden bahsedilemeyeceği,</p>

<p>Kanaatindeyiz.</p>

<p>Sanık hakkında ilgili suçu işleyip işlemediği yönünde şüpheye düşülerek verilen bir beraat kararında tutuklama kararı verilmesinin mümkün olduğu ve kanun yollarında aşamasında suç isnadının devam ettiği düşüncesiyle tutuklama tedbirinin uygulanabileceğine dair görüşün savunulacak yanı da bulunmamaktadır, çünkü kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını sınırlayan bir meselede bu derece yorum yapılamayacağı, özellikle de soruşturma aşamasında kişiler lehine mevcut bir düzenleme varken, özgürlük karşıtı yorumlara itibar edilemeyeceğini ifade etmeliyiz.</p>

<p><strong>Görülen dava ve yapılan duruşma sonucunda sanığın CMK m.223’e uygun olarak beraatına karar verilmesi halinde; </strong>tutuksuz sanık tutuklanamayacağı veya adli kontrol tedbirine tabi tutulamayacağı gibi, tutuklu sanığın ise, tutukluluğunun devamına karar verilemeyeceği, hatta sanık hakkında uygulanan adli kontrol tedbirleri dahil tüm koruma tedbirlerinin kaldırılması gerektiği tartışmasızdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN"><img alt="Prof. Dr. Ersan ŞEN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_1778u8tYyuYY1Yu77.81y0yuuoUY81ouuuai5yu2uu7uYYuouuuauY9u79uuuaYYuyY_1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN">Prof. Dr. Ersan ŞEN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisinin-resen-tahliye-yetkisi-tutukluluk-ile-adli-kontrolun-birlikte-uygulanma-yasagi-ve-beraat-kararina-ragmen-tedbir-devam-eder-mi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 18:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/09/terazi/terazi-themis-kitap-sl.jpg" type="image/jpeg" length="39679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güldüren Adliye Koridorları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gulduren-adliye-koridorlari-ekren-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gulduren-adliye-koridorlari-ekren-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>(1)</strong></p>

<p><strong>CEZAEVİNDEKİ EFENDİ HÜKÜMLÜNÜN DİLEKÇESİ</strong></p>

<p>Yağma suçlarından toplamda 26 yıl hapis alan ve 10 yıldan fazla cezaevinde olan hükümlünün dilekçesinden: ...Ben yaklaşık sekiz aydır bu kurumda efendiliğimi muhafaza ederek yatmaktayım ama bu durum kurum müdürü ve ser baş memuru tarafından yanlış anlaşıldı. Beni bu cezaevinden başka yere gönderin ya da cezaevine girdiğimden beri çıkan tüm yargı paketlerinden ve kanunlardan lehime olanları uygulayın. Üç koyun teslim etsen üçünü de kaybedecek, güdemeyecek bir idare bin kişilik cezaevini nasıl idare eder? Allah biz hükümlülerin yardımcısı olsun.</p>

<p><strong>(2)</strong></p>

<p><strong>NAMAZ KILMAYAN VATANDAŞIN BAKANA DUASI</strong></p>

<p>Şüphelinin ifadesini alıyoruz. Hakkında yazılan şikayet dilekçesini okudum. Adalet bakanına hitaben yazılan dilekçesinin sonunda "... yemin ederim ki her namazdan sonra size dua ediyorum. Dilekçemle ilgileneceğinize inanıyorum..." diyordu. Şüpheli bunu duyar duymaz ayağa kalkarak: Savcım tabi siz de bakan da buna inandı herhalde. Bu adam yalan söylüyor. Ben onu çocukluğundan beri tanıyorum. Hayatında bir kez namaz kılmışsa ben ş.r.fsiz olayım. İnanmayın bunlara.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>(3) </strong></p>

<p><strong>KÖYLERDEKİ EMİNLERİ TOPLAYAN JANDARMA</strong></p>

<p>Asliye hukuk mahkemesi, ilçe jandarma komutanlığına şunu yazar: .../03/2005 tarihinde, ..... Köyünde keşif yapılacaktır. Bu amaçla keşif yerinde ekteki belgede belirtilen yedieminin hazır edilmesi rica olunur. Göreve yeni başlayan, ilçe jandarma komutanı biraz mahcup bir şekilde hakimin odasına girer.</p>

<p>- Hakim bey yarınki keşif için ufak bir sorunumuz var. Üzgünüm, elimizden geleni yaptık ama bir türlü olmadı.</p>

<p>- Hayırdır, güvenlik sorunu mu var?</p>

<p>-Yok hakim bey. Siz yedieminin de hazır edilmesini istemişsiniz.</p>

<p>Hakim dosyaya bakar ve "evet, doğrudur, yediemini de istemişiz. Bulamadınız mı?" diye sorar.</p>

<p>Komutan: Evet hakim bey bulamadık. Tüm köylerimize haber verdik ve araştırdık. Altı emini bulduk ama yedi emini bulamadık bir türlü.[1]</p>

<p><strong>(4)</strong></p>

<p><strong>ÇOCUĞA GÖRE KAYMAKAMIN İŞİ</strong></p>

<p>Bir savcı meslektaşımızın adliyeye gelip köyüne davet etmesi üzerine, ilçedeki hakim ve savcılar, kaymakam ve kolluk amirleriyle birlikte köylerine gittik.</p>

<p>Güzel ve serin olan köydeki bahçede, ağaçların altında, oturup konuşuyorduk, yaşlı bir amcanın askerlik anılarını dinliyorduk, derken, 11-12 yaşlarında sevimli bir erkek çoçuğu elinde ayran ile geldi. Kaymakam amcası (protokol gereği olsa gerek) ismini, hal ve hatırını, okulunu sordu. Çocuk gayet rahat ve sakin olarak cevap veriyordu.</p>

<p>Kaymakam: Beni tanıyor musun?</p>

<p>Çocuğun tanımayacağını düşünen yaşlı amca çocuğun kulağına fısıldadıktan sonra,</p>

<p>Çocuk: Gerçekten sen kaymakam mısın?</p>

<p>- Evet. Peki söyle bakayım, kaymakam ne iş yapar?</p>

<p>Hepimiz doğal olarak, çocuğun kesinlikle o malum ve klasik cevabı (kaymakam ilçeyi yönetir) bekliyoruz. Çünkü manzara ve filmin icabı buydu.</p>

<p>Çocuk gayet sakin ve kendinden emin bir şekilde: Kaymakam muhtarın evine ziyafete gelir.</p>

<p>Kaymakamımız bizden daha çok güldü.</p>

<p><strong>(5)</strong></p>

<p><strong>MÜBAŞİRİN DOSYAYI KÜL HALİNE GETİRMESİ</strong></p>

<p>Hakim yetkisizlik kararı veriyor. Bu nedenle dosyanın bir bütün olarak yetkili yer mahkemesine gitmesi gerekiyor. Eski bir uygulama gereği bu durumu ifade etmek için kararda "dosyanın kül halinde yetkili yere gönderilmesine" deniliyormuş. Yani, bir bütün olarak dosyanın gönderilmesi anlamına geliyor. Yeni başlayan mübaşire dosya verilmiş. Katip dış kapının önünde mübaşiri dosya yakmak üzereyken görüp soruyor.</p>

<p>- Ben de anlamadım, dosyanın kül halinde gitmesi gerekiyormuş, onun için yakıyorum, nasıl okuyacaklar ki anlamadım ama neyse...</p>

<p><strong>(6)</strong></p>

<p><strong>DİKKATLİ SAVCI</strong></p>

<p>Ben ceza infaz kurumuna bakıyordum. İnfaz işlerine bakan bir cumhuriyet savcımızın imzaladığı bir kısım infaz evraklarına, kurumda yapılan görüşmelerde ve yazılan dilekçelerde sıklıkla yanlışlıklardan bahsediliyordu.</p>

<p>Cumhuriyet savcısına, yanlış anlaşılabileceğinden bir şey söyleme imkanı da yoktu. Biraz kurcalayınca, savcı beyin evrakları fazla dikkat etmeden zabıt katibinin getirdiği gibi seri bir şekilde imzaladığını öğrendim.</p>

<p>Bir nisan gününde aklıma bir şaka geldi. Gerçekten durum anlattıkları gibi mi değil mi? En kötü ihtimal infaz savcısına şaka yapmış gibi işin içinden çıkmayı düşünmüştüm. Kimsenin bilgisi olmadan, beş yıllık cezayı içeren müddetnameye savcı beyin adını ve soyadını, adres olarak adliye lojmanını yazarak doldurdum. Hizmetliyi çağırdım.</p>

<p>- Bunu .... Savcı Beye getir. Dosyanın içinde bulduğumu, imzasının eksik kaldığını söyle lütfen.</p>

<p>Bir dakika sonra imzalı olarak bana geldi.</p>

<p><strong>(7)</strong></p>

<p><strong>AVUKATIN SAVUNMASI ÜZERİNE SANIĞIN KUŞKUSU</strong></p>

<p>Sanık ağır ceza mahkemesinde nitelikli zimmet suçundan yargılanıyor. Başarılı bir savunma sonunda, delil yetersizliğinden beraat kararı çıkıyor. Adliye çıkışında avukat müvekkiline dönüp: Artık duruşma bitti, bana doğruyu söyleyebilirsin, gerçekten o parayı zimmetine geçirdin mi?</p>

<p>Adam: Vallahi, ben geçirdiğimi zannediyordum ama savunmanızdan sonra içime ciddi bir kuşku düştü.</p>

<p><strong>(8)</strong></p>

<p><strong>HAKİMİN KEYİF YAPMA KARARI</strong></p>

<p>Asliye ceza mahkemesi duruşmasındayız. Göreve yeni başlayan bir zabıt katibimiz vardı. Acemi ve de heyecanlı idi. İlk duruşma. Hakim bey yavaş yavaş söylüyor ve dikkatlice kontrol ediyordu. İmzalamak için duruşma tutanağını aldı, baktı ve gülerek bana verdi.</p>

<p>İşaret ettiği yeri okudum. "... günü olay mahallinde keyif yapılmasına" diyordu. Katip doğal olarak işin farkında değil. Hakim bey gösterdi ama heyecandan pek anlamayınca,</p>

<p>Hakim: Bari refakate çalgıcıların da alınmasına diye yazsaydınız.</p>

<p>Katip, gayet ciddi bir şekilde: Yazmamış mıyım hakim bey. Özür dilerim. Hemen yazayım.</p>

<p>Meseleyi anlayınca gülme sırası katibe geçmişti. Sonrasında mahcubiyet hissetti. Ben daha vahim benzer bir hadise duymuştum. Anlatmaya başladım:</p>

<p>Hakim, zabıt katibine ilçe emniyet müdürlüğüne keşif gün ve hazırlıkları ile tanıkların hazır edilmesi için müzekkere yazdırıyor. Baş komiser elinde müzekkere ile hakimin odasına gelir. Hakim bey böyle bir müzekkere geldi. Tamam keyif yapalım yapmasına da tankları nerden bulacağız. Jandarmaya sordum. İlçemizde hiç tank yokmuş.</p>

<p>Hakim şaşırır ve yazdığı müzekkereyi okur. Katip şöyle yazmıştır: Olay mahallinde tankların hazır edilerek keyif yapılmasına…</p>

<p>Meğer “olay mahallinde tanıkların hazır edilerek keşif yapılmasına” yazmak istemiş ama “tanıklar” “tanka”, “keşif” de “keyife” dönünce iş karışmış. Bu durum karşısında bizim acemi katip, "benimki buna göre hata bile sayılmaz" havasına girerek biraz rahatladı. Amaç da buydu zaten.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisi-asim-ekren" title="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN"><img alt="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/03/asim-ekren.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisi-asim-ekren" title="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN">Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynak:</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">adliye koridorları düşünce gül Filiz Kitabevi, 5. Baskı, İstanbul</span></p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">-------</span></p>

<p><span style="color:#999999">[1] Yediemin: Güvenilir kişi.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gulduren-adliye-koridorlari-ekren-1</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-169.jpg" type="image/jpeg" length="73231"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek duyurdu: Kan donduran cinayet 10 yıl sonra aydınlığa kavuştu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-duyurdu-kan-donduran-cinayet-10-yil-sonra-aydinliga-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-duyurdu-kan-donduran-cinayet-10-yil-sonra-aydinliga-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini vurguladı. Gürlek, bu kapsamda Diyarbakır'da 10 yıl önce işlenen Mehmet Emin Karaalp cinayetinin aydınlatıldığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Bakan Gürlek, konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:</i></p>

<p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde İçişleri Bakanlığımızla yürüttüğümüz güçlü iş birliği ve eşgüdüm sayesinde, hiçbir cinayetin karanlıkta kalmasına müsaade etmiyor; faili meçhul dosyaları yeniden ve çok yönlü olarak inceleyerek aydınlatıyoruz.</p>

<p>Bu çerçevede Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde 18 Nisan 2016 tarihinde başından vurularak öldürülen 22 yaşındaki Mehmet Emin Karaalp’in faili meçhul kalan cinayeti, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımızın koordinasyonunda 10 yıl sonra yeniden ele alınmış ve aydınlatılmıştır.</p>

<p>Çermik Cumhuriyet Başsavcılığımızca başlatılan ve Ergani Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından sürdürülen soruşturmada, olay yerinde bulunan sigara izmaritleri üzerinde yapılan ileri moleküler genetik incelemeler ile HTS ve daraltılmış baz analizleri sonucunda şüphelilere ulaşılmıştır.</p>

<p>Elde edilen DNA eşleşmeleri, iletişim kayıtları ve diğer deliller doğrultusunda cinayetle bağlantılı oldukları ve şüphelilere yardım ettikleri değerlendirilen 8 kişi, Ergani Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda JASAT ekiplerince gerçekleştirilen operasyonla gözaltına alınmıştır.</p>

<p>Bu operasyonla birlikte; hiçbir mağdur ailemizin adalet arayışının karşılıksız bırakılmayacağı ve zamanın geçmesinin faillere hiçbir zaman güvence sağlamayacağı bir kez daha ortaya konmuştur. Geçmişin karanlıkta kalan bütün dosyalarının üzerine aynı kararlılıkla gidilecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu vesileyle soruşturmayı titizlikle yürüten Ergani ve Çermik Cumhuriyet Başsavcılıklarımıza, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığımıza, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımıza, Adli Tıp Kurumumuza ve JASAT ekiplerimize teşekkür ediyorum.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, adaletin tecellisi ve milletimizin huzuru için tavizsiz bir kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-duyurdu-kan-donduran-cinayet-10-yil-sonra-aydinliga-kavustu</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/akin-gurlek-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="71298"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sanığın Cep Telefonu Şifresini Kendi Rızasıyla Vermesinin Etkin Pişmanlık Hükümleri Bakımından Değerlendirilmesi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sanigin-cep-telefonu-sifresini-kendi-rizasiyla-vermesinin-etkin-pismanlik-hukumleri-bakimindan-degerlendirilmesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sanigin-cep-telefonu-sifresini-kendi-rizasiyla-vermesinin-etkin-pismanlik-hukumleri-bakimindan-degerlendirilmesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte cep telefonları, ceza muhakemesinde en önemli delil kaynaklarından biri hâline gelmiştir. Soruşturma ve kovuşturma makamları bakımından cep telefonlarında bulunan veriler, suçun aydınlatılması açısından büyük önem taşımaktadır. Buna karşılık, sanığın telefon şifresini açıklamaya zorlanıp zorlanamayacağı, açıklaması hâlinde bunun hukuki sonuçlarının ne olacağı ve özellikle bu davranışın etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği öğretide ve uygulamada tartışmalıdır. Bu çalışmada, Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan kendini suçlamama hakkı, susma hakkı, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri ve Türk Ceza Kanunu’nun etkin pişmanlığa ilişkin düzenlemeleri birlikte değerlendirilerek, telefon şifresinin gönüllü şekilde verilmesinin etkin pişmanlık bakımından hukuki niteliği incelenmiştir.</p>

<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Akıllı telefonlar bireylerin haberleşme kayıtlarını, fotoğraflarını, banka işlemlerini, konum bilgilerini, sosyal medya hesaplarını ve kişisel verilerini bünyesinde barındırmaktadır. Bu nedenle ceza soruşturmalarında çoğu zaman en önemli delil kaynağını oluşturmaktadır.</p>

<p>Uygulamada şüpheli veya sanığa yöneltilen ilk sorulardan biri telefon şifresinin açıklanmasıdır. Bazı soruşturmalarda şifrenin gönüllü olarak verilmesi, etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmesi gereken bir davranış olarak ileri sürülmektedir. Ancak bu yaklaşımın hem ceza muhakemesinin temel ilkeleri hem de etkin pişmanlık kurumunun amacı bakımından ayrıca incelenmesi gerekir.</p>

<p>Bu çalışmanın temel sorusu şudur:</p>

<p><strong>Sanığın cep telefonu şifresini kendi iradesiyle vermesi tek başına etkin pişmanlık olarak kabul edilebilir mi?</strong></p>

<p><strong>I. Etkin Pişmanlığın Hukuki Niteliği</strong></p>

<p>Etkin pişmanlık, suç işlendikten sonra failin kendi iradesiyle suçun ortaya çıkarılmasına, zararın giderilmesine veya suç örgütünün çözülmesine somut katkı sağlaması karşılığında cezada indirim yapılmasını ya da ceza verilmemesini öngören şahsi bir cezasızlık veya cezada indirim nedenidir.</p>

<p>Etkin pişmanlığın temel amacı;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>suçla mücadeleyi kolaylaştırmak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>suç örgütlerini çözmek,</p>
 </li>
 <li>
 <p>kamu zararını azaltmak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>faili topluma yeniden kazandırmaktır.</p>
 </li>
</ul>

<p>Dolayısıyla etkin pişmanlık yalnızca pişmanlık duygusuna değil, <strong>somut ve sonuç doğuran bir katkıya</strong> dayanır.</p>

<p><strong>II. Telefon Şifresi Vermek Bir İkrar Değildir</strong></p>

<p>Telefon şifresinin açıklanması çoğu zaman ikrar olarak değerlendirilmektedir. Oysa teknik anlamda şifrenin verilmesi suçun kabulü anlamına gelmez.</p>

<p>Şifre;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>maddi bir delil değildir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>suçun kabulü değildir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>yalnızca dijital verilere erişim sağlayan teknik bir bilgidir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Dolayısıyla telefon şifresinin verilmesi ile suçun kabul edilmesi arasında doğrudan hukuki bağ kurulamaz.</p>

<p><strong>III. Kendini Suçlamama Hakkı</strong></p>

<p>Anayasa’nın 38/5. maddesine göre hiç kimse kendisini veya yakınlarını suçlayan beyanda bulunmaya zorlanamaz.</p>

<p>Bu ilke öğretide <strong>nemo tenetur se ipsum accusare</strong> ilkesi olarak bilinmektedir.</p>

<p>Şüpheli;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>susabilir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>cevap vermeyebilir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>telefon şifresini açıklamayabilir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu nedenle telefon şifresini vermemesi aleyhine yorumlanamaz.</p>

<p>Aksi kabul edildiği takdirde kişi kendi aleyhine delil üretmeye zorlanmış olur ki bu durum adil yargılanma hakkıyla bağdaşmaz.</p>

<p><strong>IV. Telefon Şifresinin Gönüllü Olarak Verilmesi</strong></p>

<p>Telefon şifresinin tamamen özgür iradeyle açıklanması mümkündür.</p>

<p>Ancak burada önemli olan husus şudur:</p>

<p>Şifrenin verilmesi yalnızca soruşturmayı kolaylaştırmaktadır.</p>

<p>Bunun tek başına suçun ortaya çıkmasına katkı sağladığı söylenemez.</p>

<p>Örneğin;</p>

<p>Telefon içerisinde suç unsuruna ilişkin hiçbir veri bulunmamış olabilir.</p>

<p>Bu durumda şifrenin verilmesi soruşturmaya hiçbir katkı sağlamamıştır.</p>

<p>Dolayısıyla sırf şifrenin açıklanması etkin pişmanlık sonucunu doğuramaz.</p>

<p><strong>V. Etkin Pişmanlık Açısından Değerlendirme</strong></p>

<p>Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesi incelendiğinde kanun koyucunun aradığı unsurun yalnızca iş birliği olmadığı görülmektedir.</p>

<p>Kanun;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>örgütün dağılmasına,</p>
 </li>
 <li>
 <p>örgüt mensuplarının yakalanmasına,</p>
 </li>
 <li>
 <p>suçların ortaya çıkarılmasına</p>
 </li>
</ul>

<p>somut katkı aranacağını açıkça kabul etmektedir.</p>

<p>Telefon şifresinin verilmesi ise çoğu zaman yalnızca teknik erişim sağlamaktadır.</p>

<p>Bu nedenle;</p>

<p>telefonun açılması ≠ etkin pişmanlık</p>

<p>şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılması mümkün değildir.</p>

<p><strong>VI. Ne Zaman Etkin Pişmanlık Sayılabilir?</strong></p>

<p>Kanaatimizce bazı istisnai hâllerde telefon şifresinin verilmesi etkin pişmanlığın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.</p>

<p>Örneğin;</p>

<p>telefon içerisinde;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>örgütün tüm hiyerarşik yapısı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>finans kaynakları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>silah depoları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>eylem planları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>diğer örgüt üyelerinin kimlikleri</p>
 </li>
</ul>

<p>bulunuyor ve bunların tamamı yalnızca şifrenin açıklanması sayesinde ortaya çıkarılmışsa artık sıradan bir teknik yardım değil, soruşturmaya ciddi katkı söz konusudur.</p>

<p>Bu durumda telefon şifresi tek başına değil;</p>

<p><strong>doğurduğu sonuç nedeniyle</strong></p>

<p>etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilir.</p>

<p><strong>VII. Hukuki Değerlendirme</strong></p>

<p>Kanaatimizce etkin pişmanlığın ölçütü davranış değil, davranışın sonucudur.</p>

<p>Bu nedenle;</p>

<p>telefon şifresini vermek</p>

<p>tek başına</p>

<p>ne pişmanlığı,</p>

<p>ne suçun kabulünü,</p>

<p>ne de etkin pişmanlığı göstermektedir.</p>

<p>Asıl değerlendirilmesi gereken;</p>

<p>şifrenin verilmesi sonucunda ortaya çıkan katkının kapsamıdır.</p>

<p>Eğer soruşturma zaten telefon üzerinde yapılabilecek teknik incelemelerle aynı sonuca ulaşabilecekse kişinin şifreyi açıklaması olağan bir kolaylaştırıcı davranış olmaktan öteye geçmeyecektir.</p>

<p>Buna karşılık başka türlü elde edilmesi mümkün olmayan kritik deliller yalnızca sanığın gönüllü açıklaması sayesinde elde edilmişse etkin pişmanlığın amacına uygun bir katkıdan söz edilebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde telefon şifresinin açıklanması ile etkin pişmanlık kurumu birbirinden farklı hukuki müesseselerdir.</p>

<p>Telefon şifresi vermek;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>tek başına ikrar değildir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>tek başına etkin pişmanlık değildir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>tek başına cezada indirim nedeni değildir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Ancak şifrenin açıklanması sayesinde suç örgütünün yapısı çözülmüş, suç ortakları yakalanmış veya suçun aydınlatılması bakımından kanunun aradığı düzeyde önemli ve gönüllü bir katkı sağlanmışsa, bu davranış etkin pişmanlığın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.</p>

<p>Sonuç olarak, etkin pişmanlığın ölçütü telefon şifresinin verilmiş olması değil, bu davranışın ceza adaletine sağladığı <strong>somut, gönüllü ve sonuç doğuran katkıdır</strong>. Aksi yöndeki bir yaklaşım hem Anayasa’nın güvence altına aldığı kendini suçlamama hakkını zedeleyecek hem de etkin pişmanlık kurumunun kanuni amacını aşan genişletici yorumlara yol açacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-emrah-golgiyaz" title="Av. Emrah GOLGİYAZ"><img alt="Av. Emrah GOLGİYAZ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/emrah-golgiyaz.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-emrah-golgiyaz" title="Av. Emrah GOLGİYAZ">Av. Emrah GOLGİYAZ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sanigin-cep-telefonu-sifresini-kendi-rizasiyla-vermesinin-etkin-pismanlik-hukumleri-bakimindan-degerlendirilmesi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 00:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/cep-tel-sifre-terazi.jpg" type="image/jpeg" length="98302"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Konya Teknik Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/konya-teknik-universitesi-onlisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/konya-teknik-universitesi-onlisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya Teknik Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 10 Temmuz 2026 Tarihli ve 33306 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Konya Teknik Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>21/4/2019 tarihli ve 30752 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Konya Teknik Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 4 üncü, 9 uncu, 10 uncu, 21 inci ve 22 nci maddelerinde yer alan “Senatoca” ibareleri “Senato tarafından” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Katkı payını/öğrenim ücretini yatırmış olan öğrencinin eğitim-öğretim başladıktan sonra Üniversiteden ayrılması, çıkarılması, kaydının silinmesi veya mezun olması durumunda o yarıyılda ödemiş olduğu katkı payı/öğrenim ücreti iade edilmez.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“(2) Üniversiteye kayıt hakkı kazanan aday bizzat başvurarak veya e-Devlet kapısı üzerinden kayıt yapabilir. Yüz yüze kayıt yaptıracak adayın kesin kayıt için istenen belgelerin asıllarını veya asıllarını ibraz etmek şartı ile onaylı örneğini teslim etmesi gerekir. Mazereti sebebiyle bizzat başvuramayan aday, noter vekâletnamesini haiz vekili veya kanuni temsilcisi aracılığı ile kayıt yaptırabilir. Kesin kayıt için sahte veya tahrif edilmiş belge kullanan, yalan beyanda bulunan veya Üniversiteye giriş sınavında sahtecilik yaptığı belirlenen kişinin kaydı kayıt tarihi itibarıyla iptal edilir ve hakkında kanuni işlemler başlatılır. Bu kişi Üniversiteden ayrılmışsa kendisine verilen diploma dahil tüm belgeler iptal edilir. Bu kişilerin yatırmış olduğu katkı payları/öğrenim ücretleri geri ödenmez.”</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ilgili birime” ibaresi “Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 11- (1) Ders alma ile ilgili işlemler aşağıdaki şekilde yürütülür:</p>

<p>a) Öğrenci, yarıyıl başında öncelikle en alt sınıftan başlamak üzere alt sınıflardan hiç almadığı, devamsız kaldığı veya başarısız olduğu dersleri almak zorundadır. AKTS kredi sınırlamasını aşmamak kaydıyla bulunduğu yarıyıldan da ders alabilir. Öğrencinin alt sınıflardan başarısız olduğu dersler dikkate alınarak bulunduğu yarıyıldan alacağı derslere öğrenci ve danışmanı birlikte karar verebilir.</p>

<p>b) Öğrenci bir yarıyılda en fazla 45 AKTS (stajlar hariç) kredilik ders alabilir. Ancak devam zorunluluğu olan derslerin devam şartını sağlamayı engelleyecek şekilde çakışmaması gerekir.</p>

<p>c) Öğrenci, önceki eğitim-öğretim yarıyıllarında BB harf notundan daha düşük not aldığı ders/dersleri not yükseltmek için tekrar alabilir. Bu durumda en son alınan not geçerlidir. Bu dersler AKTS kredi sınırlamasına dahil edilir.</p>

<p>ç) Öğrencinin üst yıllardan ders almaması esastır. Ancak önceki yarıyıllardan başarısız dersi olmaması ve genel ağırlıklı not ortalaması (GANO)’nın en az 3,00 olması halinde öğrenci, bir üst yıldan da ders alabilir. Bu öğrencinin aldığı derslerin bir akademik yıl içerisinde AKTS kredileri toplamı 90’ı geçemez. Yaz öğretiminde alınan derslerden ilk defa alınanlar bu AKTS kredi sınırlamasına dahil edilir. Fakat yaz öğretiminde alınan derslerden başarısızlık sebebiyle veya not yükseltmek amacıyla tekrar alınan dersler bu AKTS kredi sınırlamasına dahil edilmez. Bu öğrencinin intibak işlemi ilgili birimin intibak yönergesine göre gerçekleştirilir. Bu konu ile ilgili diğer esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>d) Öğrencinin ders kaydı yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın öğrenim süresi devam eder. Ancak kayıt donduran bir öğrenci öğrenimine kaldığı yarıyıldan devam eder, bir üst yıldan ders alamaz.</p>

<p>e) Programdan kaldırılan ve yerine ders konulmayan herhangi bir dersten başarısız olan öğrencinin o dersten sorumluluğu kaldırılır ve o ders transkriptte yer almaz. Ancak mezun olabilmesi için gerekli toplam AKTS kredisini tamamlamak üzere başka ders alır.</p>

<p>f) Öğrenci sadece kaydolduğu derslere devam eder ve bu derslerin sınavlarına girer. Kaydolmadığı dersin sınavına giren öğrencinin notu iptal edilir.</p>

<p>g) Bazı dersler uzaktan eğitim metodu ile verilebilir. Uzaktan eğitime ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>ğ) Öğrenci, ilgili bölüm kurulunun önerisi ve ilgili yönetim kurulunun kararı ile ders kredileri veya AKTS kredileri ve ders içerikleri uygun olmak kaydı ile ulusal ve uluslararası öğrenci değişim programları ile öğrenimine başka üniversitelerde devam edebilir.</p>

<p>h) Öğretim planlarında yer aldığı takdirde öğrenci, ortak seçmeli dersler havuzundan ders alabilir. Öğrenci, Üniversitenin herhangi bir programından içeriği ve yerel kredisi veya AKTS kredisi uyan dersleri bölüm intibak komisyonu onayı ile alabilir. Lisans öğrencisi önlisans programından ders alamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Öğrenci uygulamalı ders statüsünde olmayan derslerde bir defa devam şartını yerine getirmiş ise o dersi yeniden alması halinde devam şartına tabi tutulmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“e) Muafiyet sınavı: Üniversiteye yeni kayıt yaptıran öğrenciler için zorunlu yabancı dil dersi veya yabancı dil hazırlık sınıfından muaf olmak için ilgili dil dersinden yarıyıl başında açılan sınavdır. Bu sınavlara ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve yedinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Bir dersin başarı notu, o derse ait yarıyıl içi etkinliği, ara sınav ve genel sınav/bütünleme sınavı ile belirlenir. Bir dersin yarıyıl içi etkinliğinden alınan puanın katkı yüzdesi %40 ve genel sınav/bütünleme sınavından alınan puanın katkı yüzdesi %60’tır. Öğrencinin bir dersten başarılı olabilmesi için genel sınav/bütünleme sınavından 100 tam puan üzerinden en az 35 puan alması gerekir. Bu puanı alamayan öğrencinin başarı notu FF’dir.</p>

<p>(3) Bir dersin not değerlendirmesi sınav, kısa sınav, ödev, proje, vaka analizi, seminer, laboratuvar çalışması, arazi çalışması, atölye uygulaması, stüdyo ve benzeri araçlar ile yapılır. Bu faaliyetlerin ara sınav ve genel sınav/bütünleme sınavı puanına katkı yüzdesi %50’den fazla olamaz.”</p>

<p>“(7) Başarı notunun belirlenmesi aşağıdaki tabloya göre yapılır. Tablodaki harf notlarının açıklamaları şunlardır:</p>

<p><u>Not Aralıkları</u> <u>Harf Notu</u> <u>ECTS</u> <u>Harf Notu Katsayısı</u></p>

<p>90 – 100 AA A 4,00</p>

<p>82 – 89 BA B 3,50</p>

<p>75 – 81 BB C 3,00</p>

<p>67 – 74 CB D 2,50</p>

<p>60 – 66 CC E 2,00</p>

<p>50 – 59 DC FX 1,50</p>

<p>45 – 49 DD FX 1,00</p>

<p>0 – 44 FF F 0,00</p>

<p>0 F F 0,00</p>

<p>45 – 100 G - -</p>

<p>0 – 44 K - -</p>

<p>a) AA, BA, BB, CB ve CC: Başarılı.</p>

<p>b) DC, DD: Şartlı geçer. YANO’su 2,50 ve üzeri olanlar başarılı (Geçer) sayılır.</p>

<p>c) FF: Başarısız.</p>

<p>ç) F: Devamsız veya uygulamalardan başarısız.</p>

<p>d) G: Geçer. Kredisiz derste veya stajda başarılı.</p>

<p>e) K: Kalır. Kredisiz derste veya stajda başarısız.”</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Üniversite birimlerine yapılacak yatay ve dikey geçişler ile Üniversitenin birimlerinin bölüm veya programları arasındaki geçişler, çift ana dal ve yan dal eğitimi, 24/4/2010 tarihli ve 27561 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik esaslarına göre Senato tarafından belirlenir. Yatay ve dikey geçiş ile gelen öğrencilerin intibakları ilgili yönetim kurulu kararı ile sonuçlandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Geçiş hükmü</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 2- (1) İkinci öğretim programlarına kayıtlı olan öğrencilerin tamamı mezun oluncaya kadar geçerli olmak üzere birinci öğretim öğrencileri ikinci öğretimden, ikinci öğretim öğrencileri birinci öğretimden ders alamazlar. Öğrenci sayısı nedeniyle sınıf teşkil edilemediği için birinci ve ikinci öğretim derslerinin birleştirilmesiyle yapılan dersleri alan öğrenciler için, lisans ve mühendislik tamamlama öğrencileri, diploma denklik öğrencileri ve çift ana dal/yan dal öğrencileri için bu kural uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> Bu Yönetmeliğin;</p>

<p>a) 5 inci maddesiyle değiştirilen 11 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi, 8 inci maddesiyle değiştirilen 15 inci maddenin ikinci, üçüncü ve yedinci fıkraları 2026-2027 eğitim-öğretim yılı başında,</p>

<p>b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> Bu Yönetmelik hükümlerini Konya Teknik Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/konya-teknik-universitesi-onlisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="99166"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="28595"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="95056"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="27046"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20761"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83130"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="41035"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="27041"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="38547"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="33777"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="36436"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="33295"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="95143"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="71421"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="94428"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="29059"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="21027"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="49548"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="56503"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="17742"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="93429"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
