<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 31 Jul 2026 02:40:44 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SULH CEZA HÂKİMLİKLERİNDE YENİ DÖNEM]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sulh-ceza-hakimliklerinde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sulh-ceza-hakimliklerinde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 28/07/2026 Tarihli ve 1547 Sayılı Kararı, 31 Temmuz 2026 Tarihli ve 33326 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>HSK, kararıyla, CMK'nın 135, 139 ve 140. maddeleri kapsamındaki;</p>

<p>- iletişimin denetlenmesi,</p>

<p>- gizli soruşturmacı görevlendirilmesi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- teknik araçlarla izleme tedbirleri,</p>

<p>- 5651 s. Kanun kapsamındaki erişim engeli ve içerik kaldırma taleplerine bakacak ihtisas sulh ceza hâkimliklerini belirledi.</p>

<p>Buna göre;</p>

<p>-  İhtisaslaşma getirildi.</p>

<p>Sekiz ve daha fazla sulh ceza hâkimliği bulunan adliyelerde, bu tedbirlere ilişkin başvurular ağırlıklı olarak 1 numaralı Sulh Ceza Hâkimliği tarafından incelenecek.</p>

<p>- Yeni başvurular ihtisas hâkimliklerine gidecek.</p>

<p>1 Ağustos 2026 tarihinden sonra yapılacak yeni talepler ihtisas hâkimliklerine tevzi edilecek.</p>

<p>- Mevcut dosyalar yerinde kalacak.</p>

<p> Halen derdest bulunan dosyalar, yeni görevlendirilen ihtisas hâkimliklerine aktarılmayacak; görülmekte oldukları mahkemelerde sonuçlandırılacak.</p>

<p>- İhtisas kapsamı korunacak.</p>

<p>1 Eylül 2026'dan sonra sulh ceza hâkimliği sayısında değişiklik olsa bile, HSK'nın belirlediği ihtisas sistemi aynen devam edecek.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/fkaf.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/fkaf1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sulh-ceza-hakimliklerinde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 01:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/hsk-hakims.jpg" type="image/jpeg" length="21678"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TCK m. 158/4 ile Getirilen Ceza İndirimi: “IBAN Dolandırıcılığında” Çözüm mü, Yeni Sorunların Kapısı mı?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tck-m-1584-ile-getirilen-ceza-indirimi-iban-dolandiriciliginda-cozum-mu-yeni-sorunlarin-kapisi-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tck-m-1584-ile-getirilen-ceza-indirimi-iban-dolandiriciliginda-cozum-mu-yeni-sorunlarin-kapisi-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>TCK m. 158/4 ile Getirilen Ceza İndirimi: “IBAN Dolandırıcılığında” Çözüm mü, Yeni Sorunların Kapısı mı?</strong></p>

<p><strong>Av. Coşkun GENÇ</strong></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">31/07/2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun</span></a></strong>’un 13. maddesi ile TCK m. 158’e dördüncü fıkra eklenmiştir. Düzenlemeye göre;</p>

<p><i>"Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir."</i></p>

<p>Kanun koyucunun amacı bellidir: Komisyon karşılığında hesap veya kart bilgilerini devreden ve kamuoyunda "IBAN dolandırıcılığı" olarak bilinen dosyalarda asıl failler gibi ağır cezalarla karşılaşan kişilerin yaşadığı mağduriyetlerin önüne geçmek. Amaç yerindedir; ancak hükmün kaleme alınış biçimi, sorun çözdüğü kadar sorun üretmeye de adaydır. Bu tespitin gerekçeleri aşağıda üç başlık altında ele alınmıştır.</p>

<p><strong>1. "Haksız Menfaat Sağlamak Amacıyla" İbaresinin Belirsizliği</strong></p>

<p>Yeni düzenlemede geçen "kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla" ibaresi belirsizlik içermektedir. Bu bilgileri alıp suçta fiilen kullanan gerçek fail ile bilgilerini devreden hesap veya kart sahibinin ayrımı hangi ölçütle yapılacaktır? Sübjektif bir amaç unsuruna bu kadar ağırlık yükleyen bir hüküm, dosyadan dosyaya değişen değerlendirmelere ve ciddi keyfî kararlara zemin hazırlayabilecek niteliktedir.</p>

<p><strong>2. Düzenleme, İştirak Sistematiğiyle (TCK m. 37-39) Çelişmektedir</strong></p>

<p>Haksız menfaat sağlayan kişi, teorik açıdan zaten suça iştirak eden konumdadır. TCK m. 37/2 ve m. 39’un kurduğu faillik-şeriklik sistematiği içinde yardım edenin cezasının nasıl belirleneceği esasen düzenlenmişken; iştirakin “belirli bir fiille sınırlı” olmasına özel sonuç bağlayan bu fıkra, kanunun kendi içeriğiyle çelişki oluşturmaktadır. Kaldı ki, TCK m. 39/1 uyarınca yardım eden hakkında verilecek ceza -süreli hapis gerektiren hâllerde- zaten yarı oranında indirilmektedir. O hâlde aynı katkı hangi hükümle indirilecektir: TCK m. 39 ile mi, TCK m. 158/4 ile mi, yoksa her ikisiyle birden mi? Katkısı esasen “fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak (TCK m. 39/2-b)” ibaret olan kişinin yardım eden mi yoksa müşterek fail mi sayılacağı tartışması çözülmeden getirilen bu özel indirim, sistematiği onarmak yerine yeni bir norm çatışması yaratmaktadır. Bu soruların cevabını da yine içtihat verecektir.</p>

<p><strong>3. Asıl Ayrım Sorunu İspat Boyutundadır</strong></p>

<p>Suç işleme amacı taşımaksızın bilgilerini kullandıran kişi ile bizzat kendi kart ve hesap bilgilerini kullanarak suç işleyen kişinin ayrımı objektif olarak hangi kriterle yapılacaktır? Dosyalarda “<i>kart bilgilerimi X’e verdim</i>” demek tüm sanıklar açısından yeterli mi kabul edilecektir? Bu savunma kalıplaşırsa hüküm, bizzat suçu işleyen failler için de hazır bir indirim kapısına dönüşme riski taşımaktadır. Böylece mağduriyetleri gidermek için getirilen düzenleme, bu kez maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacını zedeleyen bir araca dönüşebilecektir.</p>

<p><strong>Değerlendirme: Çözüm, TCK m. 157’deki Suçun Unsurlarında Aranmalıdır</strong></p>

<p>Kanaatimce çözüm, suçun unsurlarını cesurca ele almakta yatmaktadır. Adli makamlara intikal eden bu tür olayların birçoğunda TCK m. 157’deki dolandırıcılık suçunun kurucu unsuru olan hileli hareketin aldatma kabiliyetini haiz olup olmadığının değerlendirilmediği görülmektedir. Oysa yerleşik Yargıtay içtihadına göre hile, mağduru yanıltacak nitelikte ve aldatıcı yoğunlukta olmalıdır. Yapılan suç duyurularında suçun unsurları hukuk kalıpları içerisinde cesurca ele alındığında birçok soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilmesinin kuvvetle muhtemel olduğu kanaatindeyim. Dolayısıyla çözümün aslında TCK m. 157’de yer alan suçun unsurlarında olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Yeni düzenleme, kanunun kendi içinde tutarsız olduğu gibi ceza yargılamasının temel amacını gerçekleştirmekten ziyade toplumda görülen bazı mağduriyetleri gidermeye odaklanmış, uygulaması ise tamamen yargı mercilerinin takdirine terk edilmiş durumdadır. Bu hâliyle hüküm, üzerinde yeterince düşünülmeden ortaya öylece bırakılmış bir “workshop çalışması” izlenimi vermektedir. Belirsiz kavramların içtihatla doldurulmasını beklemek yerine, suçun unsurlarının -özellikle aldatma kabiliyetinin- her somut olayda titizlikle denetlenmesi hem mağduriyetleri hem de cezasızlık tartışmalarını kökünden çözecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Teorik Olarak Yeni düzenlemeye göre;</strong></p>

<p><strong>TCK m. 158/4 kimlere uygulanır? </strong>sorusunun cevabı:<strong> </strong>Dolandırıcılık (TCK m. 157) ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) suçlarına katkısı, haksız menfaat sağlamak amacıyla kart bilgisi, hesap bilgisi veya bunlara erişim sağlayan araçları başkasına vermekten ibaret kalan kişilere uygulanır; bu hâlde verilecek ceza yarı oranında indirilir.</p>

<p><strong>Hesabını kullandıran herkes indirimden yararlanabilir mi? </strong>sorusunun cevabı:<strong> </strong>Teorik açıdan bu sorunun cevanı “hayır” olacaktır. Fıkra, iştirakin bu fiille “sınırlı” olmasını aramaktadır; katkısı bilgi veya araç vermenin ötesine geçenler bakımından hükmün uygulanıp uygulanmayacağı içtihatla şekillenecektir.</p>

<p><strong>Düzenleme derdest ve kesinleşmiş dosyaları etkiler mi?</strong> sorusunun cevabı:<strong> </strong>Lehe kanun ilkesi (TCK m. 7/2) uyarınca yeni fıkranın derdest yargılamalarda ve infaz aşamasındaki dosyalarda uyarlama yargılaması yoluyla gündeme gelmesi beklenmelidir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-coskun-genc" title="Av. Coşkun GENÇ"><img alt="Av. Coşkun GENÇ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/06/coskun-genc.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-coskun-genc" title="Av. Coşkun GENÇ">Av. Coşkun GENÇ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tck-m-1584-ile-getirilen-ceza-indirimi-iban-dolandiriciliginda-cozum-mu-yeni-sorunlarin-kapisi-mi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 01:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/bankamatik-iban-magdur.jpg" type="image/jpeg" length="57339"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maldivler Cumhuriyeti Menşeli Bazı Ürünlerin İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanmasına İlişkin Tebliğ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/maldivler-cumhuriyeti-menseli-bazi-urunlerin-ithalatinda-tarife-kontenjani-uygulanmasina-iliskin-teblig</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/maldivler-cumhuriyeti-menseli-bazi-urunlerin-ithalatinda-tarife-kontenjani-uygulanmasina-iliskin-teblig" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maldivler Cumhuriyeti Menşeli Bazı Ürünlerin İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanmasına İlişkin Tebliğ, 31 Temmuz 2026 Tarihli ve 33326 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>MALDİVLER CUMHURİYETİ MENŞELİ BAZI ÜRÜNLERİN İTHALATINDA TARİFE KONTENJANI UYGULANMASINA İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı, Maldivler Cumhuriyeti menşeli bazı eşyanın ithalatında uygulanacak tarife kontenjanlarının düzenlenmesidir.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Tebliğ, 18/12/2025 tarihli ve 10693 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tercihli Ticaret Anlaşması ve 14/4/2010 tarihli ve 2010/339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Kota ve Tarife Kontenjanı İdaresi Hakkında Karara dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Tebliğde yer alan;</p>

<p>a) Bakanlık: Ticaret Bakanlığını,</p>

<p>b) Beyanname sırasına göre tahsis yöntemi (BSGTY): Tarife kontenjanının Bakanlıkça, firmalara ithalatı gerçekleştirilecek eşyaya dair gümrük beyannamesi tescil numarası sırası esas alınarak tahsis edildiği yöntemi,</p>

<p>c) Denetim birimleri: Ticaret Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığını,</p>

<p>ç) Firma: Tarife kontenjanlarından faydalanmak üzere başvuruda bulunan, ticaret siciline veya esnaf ve sanatkâr siciline ve ilgili sanayi ve/veya ticaret odasına veya esnaf ve sanatkârlar odasına kayıtlı, gerçek veya tüzel kişiler ile tahsisat önceliği bulunan kurum ve kuruluşları,</p>

<p>d) Geleneksel ithalatçı: Referans döneminde tarife kontenjanı konusu eşyaya ilişkin ithalat performansı olan firmayı,</p>

<p>e) Genel Müdürlük: Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>f) İthal lisansı: Talep toplama yöntemine göre tahsis edilecek tarife kontenjanı uygulaması kapsamında ithalat yapılmasını sağlamak üzere Bakanlıkça düzenlenen elektronik belgeyi,</p>

<p>g) İthalat performansı: Firmanın başvurusunun değerlendirildiği tarihteki Bakanlık bilgi sistemi verileri esas alınarak tespit edilen, tarife kontenjanı konusu eşyada referans döneminde gerçekleştirdiği ithalat miktarını (tarife kontenjanı konusu eşyaya ait ayrı bir gümrük tarife istatistik pozisyonu (GTİP) bulunmaması halinde tarife kontenjanı açılan ilgili GTİP kapsamında yapılan toplam ithalat miktarını),</p>

<p>ğ) Referans dönemi: Tarife kontenjanı başvurusunun yapıldığı yıl hariç son iki takvim yılını,</p>

<p>h) Sanayici: Referans döneminde tarife kontenjanı konusu eşyaya ilişkin üretim performansı ve/veya tüketim performansı olan (paketleme, ambalajlama, eleme, ayıklama hariç) firmayı,</p>

<p>ı) Talep toplama yöntemi (TTY): Başvuruların tarife kontenjanı dönemi başlangıcından önceki 1 (bir) ay içerisinde yapıldığı ve başvuru döneminin bitmesini müteakip, tarife kontenjanı tahsisatı yapılabilecek nitelikteki başvuru sahibi firmalara, Bakanlıkça ilgili dağıtım kriterleri çerçevesinde tarife kontenjanı tahsisatının yapıldığı yöntemi,</p>

<p>i) Tarife kontenjanı: Belirli bir dönem itibarıyla gümrük vergisinde ve/veya ek mali yükümlülüklerde indirim yapılan ya da muafiyet sağlanan ithalatın miktarını,</p>

<p>j) Tarife kontenjanı başvuru dönemi: TTY’ye göre tahsisatı yapılan tarife kontenjanları için tarife kontenjanı döneminin başlangıcından önceki 1 (bir) ayı, BSGTY’ye göre tahsisatı yapılan tarife kontenjanları için ise tarife kontenjanı dönemi ile aynı dönemi,</p>

<p>k) Tarife kontenjanı dönemi: Tarife kontenjanı kapsamında ithalatın yapılabileceği belirli bir dönemi,</p>

<p>l) Tüketim performansı: Firmanın, referans döneminde üretimde ham madde olarak kullandığı tarife kontenjanı konusu eşyanın (paketleme, ambalajlama, eleme, ayıklama hariç) miktarını,</p>

<p>m) Üretim performansı: Firmanın, referans döneminde tarife kontenjanı konusu eşyada gerçekleştirdiği üretim (paketleme, ambalajlama, eleme, ayıklama hariç) miktarını,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p><strong>Tarife kontenjanı tahsisat yöntemi</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Ek-1’deki tabloda “Tahsisat Yöntemi” sütunundaki;</p>

<p>a) “TTY” ibaresi, talep toplama yöntemi ile,</p>

<p>b) “BSGTY” ibaresi, beyanname sırasına göre tahsis yöntemi ile,</p>

<p>ilgili tarife kontenjanının tahsis edileceğini ifade eder.</p>

<p><strong>Tahsisat önceliği bulunan kurum ve kuruluşlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Ek-1’de yer alan tabloda “Tahsisat Önceliği Bulunan Kurum ve Kuruluşlar” sütunundaki;</p>

<p>a) “ESK” ibaresi, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğünün,</p>

<p>b) “TMO” ibaresi, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün,</p>

<p>c) “YTTSKB” ibaresi, Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin,</p>

<p>ç) “TŞF” ibaresi, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünün,</p>

<p>d) “TTKK” ibaresi, Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerinin,</p>

<p>ilgili tarife kontenjanında tahsisat önceliği bulunduğunu ifade eder.</p>

<p><strong>Tarife kontenjanı tahsisatı yapılacak firmalar</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Ek-1’deki tabloda “Tahsisat Yapılacak Firma Türü” sütunundaki;</p>

<p>a) “Ü” harfi, üretim performansı olan sanayicilere,</p>

<p>b) “T” harfi, tüketim performansı olan sanayicilere,</p>

<p>c) “İ” harfi, geleneksel ithalatçılara,</p>

<p>ilgili tarife kontenjanının tahsis edileceğini ifade eder.</p>

<p><strong>Tarife kontenjanı tahsisatı için başvuru ve başvuruların sonuçlandırılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Tarife kontenjanı tahsisat talebinde bulunan firmaların, Ek-1’deki tabloda yer alan tarife kontenjanlarından dağıtımı TTY’ye göre yapılacak olanlar için, tarife kontenjanı döneminin başlangıcından önceki 1 (bir) ay içerisinde Bakanlığa müracaat etmeleri zorunludur. Dağıtımı BSGTY’ye göre yapılacak olanlar için gümrük beyannamesinin tescili esnasında tarife kontenjanından yararlanılacağının beyan edilmesi müracaat hükmündedir.</p>

<p>(2) BSGTY’ye göre dağıtılan tarife kontenjanı tahsisi gümrük beyannamesinin tescili aşamasında ilgili muafiyet kodunun seçilmesi ile yapılır.</p>

<p>(3) TTY’ye göre dağıtılan tarife kontenjanı taleplerine ilişkin başvurular e-Devlet üzerinden veya Bakanlık internet sitesi (www.ticaret.gov.tr) “E-Hizmetler” başlığı altındaki “E-İşlemler” menüsünde yer alan “İthalat Belge İşlemleri” uygulaması takip edilerek e-imza ile yapılır.</p>

<p>(4) TTY’ye göre dağıtılan tarife kontenjanı taleplerine ilişkin elektronik imza sahibi kişilerin firmalar adına başvuru yapmak üzere yetkilendirilmesi, 31/12/2025 tarihli ve 33124 üçüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalat İşlemlerinde Elektronik Başvuru İçin Yetkilendirme Tebliği (İthalat: 2026/19) çerçevesinde yapılır.</p>

<p>(5) TTY’ye göre dağıtılan tarife kontenjanı taleplerine ilişkin yapılan başvurularda, üçüncü fıkrada belirtilen “İthalat Belge İşlemleri” sayfasında bulunan “E-İmza Uygulamalarına Giriş” ana başlığı altındaki “İthalat Belge İşlemleri (İthalatBIS)” ekranında Belge Türü olarak “TPS-0956-İthal Lisansı (Ülke Bazlı)”, Tebliğ/Karar olarak da bu Tebliğ seçilir. Başvuru formunun elektronik olarak doldurulup Ek-2’de yer alan belgelerin tam ve eksiksiz bir şekilde sisteme yüklenmesinden sonra yetkili kullanıcı tarafından elektronik imza atılması suretiyle başvuru tamamlanır.</p>

<p>(6) Birden fazla tarife kontenjanı için başvuruda bulunacak firmaların her bir tarife kontenjanı için ayrı bir başvuru yapması gerekmektedir.</p>

<p>(7) TTY’ye göre dağıtılan tarife kontenjanları için Bakanlık e-imza uygulamaları altyapısında yaşanabilecek sıkıntılar nedeniyle elektronik başvuru yapılamaması halinde, Ek-2’de belirtilen belgeler ile 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu çerçevesinde elektronik imzalı olarak Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) adresi üzerinden veya fiziksel olarak yapılan başvurular Bakanlıkça kabul edilebilir.</p>

<p>(8) Bu Tebliğ kapsamında yapılan beyanın doğruluğuyla ve ithal mallarla ilgili incelemeleri yapmaya veya yaptırmaya Bakanlık yetkilidir. Gerekli görülmesi halinde, elektronik ortamda sunulan bilgi ve belgelerin asılları ile ilave bilgi ve belge istenebilir.</p>

<p>(9) Ek-1’deki tabloda yer alan tarife kontenjanlarında, tahsisat önceliği bulunan kurum ve kuruluşlar için Ek-2’de belirtilen belgeleri tam ve eksiksiz olarak ibraz etme veya başvuru dönemi içerisinde müracaat etme şartı aranmaz.</p>

<p>(10) Ek-1’deki tabloda yer alan tarife kontenjanlarının tahsisatı için yapılan başvurulara ilişkin eksiklikler tarife kontenjanı dönemi içerisinde tamamlanamaz ve eksikliklerin giderilmesi ile ilgili olarak firmalara Genel Müdürlükçe bildirim yapılmaz.</p>

<p>(11) TTY’ye göre dağıtılan tarife kontenjanlarının her biri için, aynı firma tarafından bir tarife kontenjanı başvuru döneminde tarife kontenjanı tahsisatı için sadece bir başvuru yapılması esastır. Aksi durumda, değerlendirmeye alınabilecek nitelikteki en son başvuru değerlendirmeye alınır.</p>

<p>(12) TTY’ye göre dağıtılan tarife kontenjanlarının tahsisatı için, Ek-2’de belirtilen belgeleri tam ve eksiksiz olarak içermeyen veya tarife kontenjanı başvuru dönemi içerisinde yapılmayan veya Ek-1’deki tabloda ilgili tarife kontenjanının karşısında “Tahsisat Yapılacak Firma Türü” sütununda belirtilen nitelikte olmayan firmalar tarafından yapılan veya bu Tebliğ hükümlerine istinaden adlarına ithal lisansı düzenlenmemesi hususunda yaptırıma tabi olan firmalar tarafından yapılan başvurular olumsuz sonuçlandırılır. Ek-1’deki tabloda yer alan herhangi bir tarife kontenjanının tamamının tahsisat önceliği bulunan kurum ve kuruluşlara tahsis edilmesi durumunda diğer firmalarca söz konusu tarife kontenjanına ilişkin yapılmış başvurular olumsuz sonuçlandırılır. BSGTY’ye göre dağıtılan tarife kontenjanlarının tamamının tahsis edilmesini müteakiben bir sonraki tarife kontenjanı dönemine kadar kontenjan dâhilinde gümrük beyannamesi tesciline sistem tarafından izin verilmez.</p>

<p>(13) Dağıtımı TTY’ye göre yapılacak tarife kontenjanlarının tahsisatı için yapılan başvurularda, başvuru konusu eşyaya ait en fazla 3 adet 12 haneli GTİP, eşya ismi ve tarife kontenjanı kapsamında ithal edilecek miktar bilgisinin her bir GTİP için başvuru formunda açık biçimde yazılması zorunludur. Dağıtım sonucu her bir tarife kontenjanı kod numarası için firma payına düşen miktar talep edilen GTİP’ler arasında dağıtılır.</p>

<p><strong>Dağıtım kriterleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Firmalara başvurusunda talep ettiği tarife kontenjanı miktarından daha fazla miktarda tahsisat yapılmaz.</p>

<p>(2) Tahsisat önceliği bulunan kurum ve kuruluşların talepte bulunması halinde, Ek-1’deki tabloda yer alan tarife kontenjanlarının tamamı veya bir bölümü söz konusu kurum ve kuruluşlara tahsis edilebilir. Aksi durumda Bakanlıkça belirlenecek dağıtım kriterleri çerçevesinde değerlendirmeye alınabilecek nitelikte başvuruda bulunan firmalara tahsis edilir.</p>

<p>(3) Bakanlıkça belirlenecek dağıtım kriterleri çerçevesinde yapılacak dağıtımda herhangi bir firmanın talep ettiği miktardan daha fazla tahsisat hakkı oluşması halinde, firmanın talep ettiği tarife kontenjanı miktarının tamamının tahsisatı yapılır ve tahsisat hakkının talep edilen miktarı aşan kısmı, her defasında talep edilen tarife kontenjanı miktarından daha fazla tahsisat hakkı oluşan firma/firmalar hariç tutularak diğer firmalar arasında aynı kriterlerle yeniden dağıtılarak tahsis edilir.</p>

<p>(4) Ek-1’deki tabloda yer alan tarife kontenjanları tahsisatı için yapılan ve değerlendirmeye alınabilecek nitelikteki başvurularda talep edilen toplam tarife kontenjanı miktarının, tahsis edilebilecek toplam tarife kontenjanı miktarıyla aynı veya daha düşük olması halinde talepler aynen karşılanır ve tahsisatı yapılmayan tarife kontenjanının dağıtımı Bakanlıkça yayımlanacak yeni bir tebliğ ile yapılabilir.</p>

<p>(5) Sanayici vasfı ile tarife kontenjanı tahsis talebinde bulunan firmaların ibraz ettikleri, Ek-2’de belirtilen, “Sanayici vasfı ile müracaat edecekler için ibrazı gereken ek belgeler”in tam ve eksiksiz olmaması halinde, anılan firmalar tarife kontenjanı tahsisatında sanayici vasfı ile değerlendirilmez. Ancak, ilgili firmanın “Tüm başvurular için ibrazı gereken belgeler”i tam ve eksiksiz olarak ibraz etmiş olması ve ilgili tarife kontenjanının sanayici vasfı olmayan firmalara da tahsis edilebilecek nitelikte olması halinde, söz konusu firma başvurusu sadece bu kapsamda değerlendirilir.</p>

<p>(6) Ek-1’deki tabloda yer alan ve dağıtımı BSGTY’ye göre yapılan tarife kontenjanlarının tahsisatı, tarife kontenjanı konusu eşyaya ilişkin gümrük beyannamesinin tescil numarası sırası esas alınarak yapılır. Bu şekilde tahsis edilen miktar toplam tarife kontenjanından düşüm yapılarak kontenjanın tamamı tahsis edilir. Tarife kontenjanından faydalanmak üzere talep edilen miktarın mevcut tarife kontenjanı miktarını aşması halinde sistem tarafından firmaya bilgilendirme mesajları verilir.</p>

<p>(7) Ek-1’deki tabloda karşılarında azami miktar bilgisi bulunan tarife kontenjanları bir gümrük beyannamesi kapsamında en fazla azami miktar sütununda belirtilen kadar kullandırılır. Azami miktarı aşan kısım için ise ithalat rejimi hükümleri uygulanır. Mezkûr tarife kontenjanlarına ilişkin olarak, bir firma beyanname tescil tarihini takip eden 7 gün içinde yeniden aynı kontenjandan faydalanamaz.</p>

<p><strong>İthal lisansı düzenlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Bu Tebliğde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde TTY’ye göre tarife kontenjanı tahsisatı yapılan firma adına Bakanlıkça elektronik olarak ithal lisansı düzenlenir ve başvuru formunda yer alan e-posta adresine bildirir. Bildirimde Bakanlıkça elektronik ortamda (Tek Pencere Sistemi) verilen 23 haneli belge numarası ile belge tarihi yer alır. Başvuru sahibine ayrıca yazılı bildirim yapılmaz. Başvuru formunda firmaya ait doğru ve geçerli bir e-posta adresinin bildirilmemesi halinde doğabilecek sorunlardan Bakanlık sorumlu tutulamaz.</p>

<p><strong>İthal lisansı kullanımı</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Bu Tebliğ kapsamında Bakanlıkça düzenlenen ithal lisansları, ithal lisansında belirtilen süre sonuna kadar geçerli olup, bu süre kesinlikle uzatılamaz.</p>

<p>(2) TTY’ye göre dağıtılan tarife kontenjanları kapsamında yapılacak ithalatta Bakanlıkça düzenlenen ithal lisansı gümrük beyannamesinin tescilinde ilgili gümrük idaresince aranır. Bu Tebliğ kapsamında ithal edilecek eşyaya ilişkin gümrük beyannamesinin, ithal lisansının geçerlilik süresi içerisinde tescil edilmiş olması şarttır.</p>

<p>(3) Bu Tebliğ kapsamında düzenlenen ithal lisansıyla yapılacak ithalatta sadece ithal lisansında kayıtlı miktar kadar ithalat için indirimli gümrük vergisi ve/veya ek mali yükümlülükler uygulanmak üzere ithalat yapılabilir.</p>

<p>(4) İthal lisansı kapsamındaki ithalatın doğrudan ithal lisansı sahibi firma tarafından yapılması zorunludur. İthal lisansı üçüncü kişilere devredilemez.</p>

<p>(5) 9 uncu madde kapsamında yapılan bildirimde yer alan belge numarası ve belge tarihi yükümlü tarafından beyannamenin 44 nolu kutusunda “Belge Referans No” ve “Belge Tarihi” alanlarında beyan edilir.</p>

<p><strong>Yaptırım</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Bu Tebliğ kapsamında yapılacak ithalat işlemlerine esas olan belgelerde tahrifat yapıldığının veya sahte belge kullanıldığının veya ithal lisansının üçüncü kişilere devredildiğinin veya ithal işlemlerinde bu Tebliğ ile belirtilen diğer hususlara aykırı davranıldığının denetim birimlerince tespiti halinde, yapılan tarife kontenjanı tahsisatı iptal edilir ve kendilerine iptal işleminden itibaren 5 yıl süreyle bu Tebliğ çerçevesinde tarife kontenjanı tahsis edilmez.</p>

<p><strong>Diğer mevzuat hükümleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Bu Tebliğ, tarife kontenjanı kapsamında ithalatı gerçekleşecek eşyanın ithalatının tabi olduğu diğer mevzuat hükümlerinin uygulanmasını engellemez.</p>

<p><strong>Yetki</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Bakanlık bu Tebliğ hükümlerine istinaden, genelgeler çıkarmaya, izin ve talimat vermeye, özel ve zorunlu durumları inceleyip sonuçlandırmaya ve uygulamada ortaya çıkacak ihtilafları idari yoldan çözümlemeye yetkilidir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Bu Tebliğ 1/8/2026 tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260731-11-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/maldivler-cumhuriyeti-menseli-bazi-urunlerin-ithalatinda-tarife-kontenjani-uygulanmasina-iliskin-teblig</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 00:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="23424"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 531)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/vergi-usul-kanunu-genel-tebligi-sira-no-531nde-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/vergi-usul-kanunu-genel-tebligi-sira-no-531nde-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 531)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 594), 31 Temmuz 2026 Tarihli ve 33326 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:</strong></p>

<p><strong>VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 531)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SIRA NO: 594)</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 2/9/2021 tarihli ve 31586 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 531)’nin 5 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) İkinci fıkranın (b) bendi kapsamında verilmesi gereken teminat;</p>

<p>a) Teminatın verileceği tarihin içinde bulunduğu yılda verilmesi gereken ve bir önceki yıla ait olan gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinde, 193 sayılı Kanunun mükerrer 121 inci maddesindeki şartları taşımasına bağlı olarak, uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasından yararlanma hakkı bulunan mükellefler tarafından beşte bir oranında verilir.</p>

<p>b) Hakkında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünden vergi inceleme raporu düzenlenen mükellefler tarafından; vergi inceleme raporlarının vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarih ile bu raporlarda yer alan hususların kesinleşme tarihi arasındaki sürede beş katı kadar verilir. Söz konusu raporların vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihten sonra mükelleflere tebliğ edilecek bir yazı ile teminatlarını 30 gün içinde tamamlaması istenir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/vergi-usul-kanunu-genel-tebligi-sira-no-531nde-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 00:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/hazine-ve-maliye-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="82361"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maden Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/maden-yonetmeliginde-degisiklik-3107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/maden-yonetmeliginde-degisiklik-3107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 31 Temmuz 2026 Tarihli ve 33326 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>MADEN YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>11/12/2022 tarihli ve 32040 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasına “karbondioksit (CO<sub>2</sub>) gazı,” ibaresinden sonra gelmek üzere “hidrojen (H₂) gazı,” ibaresi eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 101 inci maddesinin sekizinci fırkasında yer alan “kesinleşmiş bir” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/maden-yonetmeliginde-degisiklik-3107</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="55120"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/belediye-ve-bagli-kuruluslari-ile-mahalli-idare-birlikleri-norm-kadro-ilke-ve-standartlarina-dair-yonetmelikte-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/belediye-ve-bagli-kuruluslari-ile-mahalli-idare-birlikleri-norm-kadro-ilke-ve-standartlarina-dair-yonetmelikte-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik, 31 Temmuz 2026 Tarihli ve 33326 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>BELEDİYE VE BAĞLI KURULUŞLARI İLE MAHALLİ İDARE BİRLİKLERİ NORM KADRO İLKE VE STANDARTLARINA DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 22/2/2007 tarihli ve 26442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “2023” ibaresi “2025” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “teftiş kurulu” ibareleri “rehberlik ve teftiş kurulu” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Norm fazlası müdür kadroları</p>

<p>EK MADDE 8- (1) Bu Yönetmelik kapsamında, Ek-4 Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Kadro Kütüklerinden (I) sayılı Belediye ve Belediye Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Memur Kadro Kütüğünden çıkarılan müdür kadro unvanlarından dolu olanlar dondurulmuş sayılır.</p>

<p>(2) Dondurulan müdür kadro unvanlarının herhangi bir şekilde münhal hale gelmesi durumunda, söz konusu kadrolar bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak belediye meclisi kararı ile iptal edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1, EK-2, EK-3 ve EK-4 ekteki şekilde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı yürütür.</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260731-8-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/belediye-ve-bagli-kuruluslari-ile-mahalli-idare-birlikleri-norm-kadro-ilke-ve-standartlarina-dair-yonetmelikte-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakanligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="90671"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7590 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 31 Temmuz 2026 Tarihli ve 33326 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7590</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 24/7/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümüne aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“56. Nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan tüzel kişilerin taraf olduğu nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin düzenlenen kağıtlar.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin (B) bendinin son paragrafı yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>19/6/1979 tarihli ve 2252 sayılı Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasına (f) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve mevcut (g) bendi buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“g) 2863 sayılı Kanun kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığına yapılacak başvurular ve Bakanlıkça sunulacak hizmetler karşılığı alınacak her türlü hizmet bedeli,”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aşağıdaki ek madde ile ekli (1) sayılı ücret tarifesi eklenmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 9- Kamu kurum ve kuruluşlarınca hazırlanan her türlü plan, proje, yapım ve benzeri işler kapsamında talep edilenler hariç olmak üzere; bu Kanun kapsamındaki Kültür ve Turizm Bakanlığının yetkili olduğu her türlü belge talebi ile itiraz ve yeniden değerlendirme başvurularından ve Bakanlıkça özel bir çalışma, araştırma ve inceleme gerektiren talep ve başvurulardan, kültürel mirasın korunması amacıyla gerçekleştirilecek hizmetlerin yürütülmesinde kullanılmak üzere ekli (1) sayılı ücret tarifesinde belirlenen hizmet bedelleri alınır.</p>

<p>Hizmet bedeli olarak alınacak tutarlar, başvuru sahipleri tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğünün ilgili banka hesabına yatırılır.</p>

<p>Hesapta toplanan tutar Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi bütçesine gelir kaydedilir.</p>

<p>Ekli (1) sayılı ücret tarifesinde belirlenen hizmet bedelleri, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrası uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak uygulanır.</p>

<p>Bu madde kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığına yapılacak başvurular ve Bakanlıkça sunulacak hizmetler karşılığı alınacak bedellere ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun ek 17 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 17- İlk defa sürücü belgesi alanlar ile sürücü belgesi herhangi bir nedenle iptal edilip yeniden sürücü belgesi almaya hak kazananlar, belgenin alındığı tarihten itibaren iki yıl süre ile aday sürücü olarak kabul edilirler.</p>

<p>Aday sürücülük süresi içinde;</p>

<p>a) Bu Kanun kapsamında sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasını gerektiren bir ihlalin gerçekleştirilmesi,</p>

<p>b) 75 ceza puanının aşılması,</p>

<p>c) Araç cinsine bakılmaksızın 0.20 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullanıldığının tespit edilmesi,</p>

<p>ç) Bu Kanunun 53 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 74 üncü veya 78 inci maddelerinden herhangi birinin üç kez ihlal edilmesi,</p>

<p>halinde aday sürücü belgesi iptal edilir.</p>

<p>Aday sürücü belgesi iptal edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için; sürücü kurslarına devam etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt sürücüsü sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime başlayabilmeleri için tabi tutulacakları psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesi sonucunda sürücülüğe engel hali bulunmadığını gösterir belgenin sürücü kursuna ibrazı, bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması ve varsa iptal işlemi sonrası bekleme süresi veya geçici geri alma işlemleri sonrası geri alma süresi kadar zamanın geçmiş olması zorunludur.</p>

<p>Aday sürücü belgesi iptal işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler tarafından yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>14/10/1983 tarihli ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanununun 42 nci maddesinin birinci fıkrasına “araç ve gereç” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile kazaya uğramış, zor durumda kalan veya tehlike içinde bulunan hava aracına gerekli hizmetin” ibaresi eklenmiş ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Kolluk kuvvetleri ve diğer yetkililer; kazaya uğramış, zor durumda kalan veya tehlike içinde bulunan hava aracına, uçuş ekibine, yolculara, kurtarma ve yardım ekibinin görevini yapmasına yardımcı olmakla yükümlüdürler.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>2920 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Önleme talimatlarına uyma ve inme mecburiyeti</p>

<p>MADDE 94- Türk hava sahasında uçuş gerçekleştiren sivil hava araçlarının, hava trafik kurallarına aykırı hareket etmeleri veya hava sahasını ihlal etmeleri hâlinde, ilgili hava trafik kontrol ünitesinin talebi üzerine yetkilendirilen hava araçları tarafından gerçekleştirilen önleme faaliyetleri kapsamında verilen talimatlara uymaları ve gerekli görüldüğünde iniş yapmaları zorunludur.</p>

<p>Yabancı devletlerin hava sahasında uçuş gerçekleştiren, Türk Sivil Hava Aracı Siciline kayıtlı veya Türk işleticiler tarafından işletilen sivil hava araçlarının, Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınan devletlerin yetkili makamlarınca verilen önleme talimatlarına uymaları ve gerekli görüldüğünde iniş yapmaları zorunludur.</p>

<p>Birinci fıkra hükmünün uygulanmasında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı; gerekli hâllerde Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ile iş birliği yapar.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>2920 sayılı Kanunun 143 üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“Birinci ve ikinci fıkralarda yer alan idari para cezalarının alt ve üst sınırları tüzel kişiler için beş katı olarak uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 47- (1) 31/12/2045 tarihine kadar uygulanmak üzere, nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan mükelleflerin yatırım teşvik belgeleri kapsamında nükleer enerji santralleri yatırımlarına ilişkin inşaat işleri nedeniyle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yüklenilen ve takvim yılının altı aylık dönemleri itibarıyla indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisi, altı aylık dönemleri izleyen bir yıl içinde talep edilmesi halinde mükellefe iade edilir.</p>

<p>(2) 31/12/2045 tarihine kadar uygulanmak üzere, nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan mükelleflerin yatırım teşvik belgeleri kapsamında nükleer enerji santralleri yatırımlarına ilişkin yapılacak makine ve teçhizat teslimleri katma değer vergisinden müstesnadır. Bu kapsamda yapılan teslimler nedeniyle yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergiden indirilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler, 32 nci madde hükmü uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine iade edilir.</p>

<p>(3) Yatırımın tamamlanmaması halinde, bu madde kapsamında zamanında alınmayan veya iade edilen vergiler yatırımcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Bu vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.</p>

<p>(4) Cumhurbaşkanı birinci ve ikinci fıkrada yer alan süreleri 31/12/2050 tarihine kadar uzatmaya; Hazine ve Maliye Bakanlığı bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun geçici 35 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “31/12/2026” ibaresi “31/12/2028” şeklinde değiştirilmiş ve cümleye “2025” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 2026 ve 2027” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>4447 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 36- 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında turizm işletmesi belgesine sahip özel sektöre ait konaklama tesisi işyerlerinde, 2026 yılı Mayıs ila Aralık aylarına/dönemlerine ilişkin olmak üzere, tesisin faaliyette bulunduğu aylar/dönemler ile sınırlı olarak, ilgili ayda/dönemde verilen muhtasar ve prim hizmet beyannamesiyle 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak bildirilen sigortalıların prim ödeme gün sayısının 116,67 Türk lirası ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işyerlerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilmek suretiyle Fondan karşılanır.</p>

<p>İşyeri ile ilgili muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin yasal süresi içinde verilmemesi, primlerin yasal süresinde ödenmemesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması durumlarında bu maddede belirtilen destekten yararlanılamaz. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumuna olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ettiren ve taksitlendiren veya ilgili diğer kanunlar uyarınca yapılandıran işverenler bu taksitlendirme veya yapılandırma devam ettiği sürece bu madde hükmünden yararlandırılır.</p>

<p>Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik ad, ünvan veya iş birimi altında açılması, yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi veya bu madde kapsamında sağlanan destekten yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis edildiğinin anlaşılması hâlinde, Fondan karşılanan tutar 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte işverenden tahsil edilir.</p>

<p>2026 yılı Mayıs ila Aralık ayları/dönemleri için mahkeme kararıyla veya denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde; çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işyerleri ile sigortalıların prime esas kazançlarını Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmediği veya eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden Fondan karşılanan tutar, gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınır ve bu işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, ilgili ayda 2026 yılı Mayıs ila Aralık aylarına/dönemlerine ait aylık brüt asgari ücretin onda birini geçmeyecek tutarda eksik prime esas kazanç bildirimi yapıldığının tespiti durumunda Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılacak ihtar üzerine on beş günlük süre içinde söz konusu eksikliği gideren işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaya devam eder. Bu maddenin uygulanmasında 5510 sayılı Kanunun ek 14 üncü maddesi hükümleri uygulanmaz.</p>

<p>Bu madde hükümleri; sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar, yabancı uyruklu sigortalılar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.</p>

<p>Bu madde kapsamındaki destekten yararlanan işyerlerinin aynı ayda/dönemde diğer sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerinden yararlanması hâlinde; bu madde uyarınca sağlanacak destek tutarı, bu teşvik, destek ve indirimler uygulandıktan sonra destekten yararlanılan aya/döneme ait Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmesi gereken sigorta primi tutarını aşamaz.</p>

<p>Fondan bu madde kapsamında karşılanan tutarlar, gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gelir, gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.</p>

<p>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kültür ve Turizm Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlık tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine “2 nci maddenin” ibaresinden önce gelmek üzere “İdarelerin bütçe içi işletmeleri hariç” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>4734 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Kamu alımlarında mütekabiliyet</p>

<p>EK MADDE 13- Bu Kanun ve diğer kanunlar kapsamındaki alımlarda yerli istekliler, yerli malı ve bu malı teklif eden istekliler lehine tanınan hak ve avantajların, Avrupa Birliği üyesi devletlerde yerleşik isteklilere, Avrupa Birliği menşeli mala ve bu malı teklif eden isteklilere de mütekabiliyet esasları çerçevesinde ülke ve/veya ürüne göre kısmen ya da tamamen tanınması hususunda Cumhurbaşkanı yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci paragrafının son cümlesinden önce gelmek üzere aşağıdaki cümleler, (2) numaralı fıkrasının (c) bendine “motor silindir hacmi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “çekiş sistemi,” ibaresi ve fıkraya (c) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“(II) sayılı listenin 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan mallar (13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca (L) sınıfında olup içten yanmalı motoru olanlar ile (L) sınıfında olup elektrik motor gücü 4 kW’ın altında olanlar ve (T) sınıfında olan araçlar hariç) için nispi vergi oranı üzerinden hesaplanacak vergi tutarı, asgari maktu vergi tutarı olan; (L) sınıfı araçlar için 30.000 Türk Lirası, diğerleri için 100.000 Türk Lirasından az olamaz. Bu tutarlar her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Hesaplanan tutarların 100 Türk Lirasını aşmayan kesirleri dikkate alınmaz.”</p>

<p>“ç) (II) sayılı listenin 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan mallar için (1) numaralı fıkrada yer alan tutarları veya yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle belirlenmiş olan tutarları on katına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye, bu sınırlar içinde kalmak şartıyla; farklı matrah grupları oluşturmak suretiyle asgari maktu vergi tutarlarını farklılaştırmaya, motor gücü, motor silindir hacmi, çekiş sistemi, menzili, batarya kapasitesi, cinsi, sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi itibarıyla farklı asgari maktu vergi tutarları belirlemeye,”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin başlığı “Prim oranları” şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>5510 sayılı Kanunun ek 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “20.000” ibaresi “23.552” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 20- (1) Nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan kurumların nükleer enerji santrali yatırımları kapsamında 12 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan şartlarla yaptıkları borçlanmalar için, aynı fıkrada yer alan %50 oranı 31/12/2045 tarihine kadar %25 olarak uygulanır.</p>

<p>(2) Cumhurbaşkanı, birinci fıkrada yer alan süreyi beş yıla kadar uzatmaya yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasına “ara veren” ibaresinden sonra gelmek üzere “, kurum türüne uygun olmayan program uygulayan” ibaresi, ikinci fıkrasına (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş, fıkranın ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, fıkraya ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle ve mevcut üçüncü cümlesine “yetkili makam tarafından” ibaresinden sonra gelmek üzere “kurum bazlı olarak” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>“ğ) Milletlerarası okul olması hâlinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan öğrencilerin kayıtlarını yapması veya bu öğrencilere eğitim vermesi ya da bu kurumlara devam ederken Türk vatandaşlığını kazananları bu Kanunda belirlenmiş sürelerden daha fazla sürede kurumda kayıtlı tutması,”</p>

<p>“Bu fıkranın (a), (b), (c), (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki fiillerin tekrarı hâlinde idari para cezası miktarı beş katı olarak uygulanır ve bu bentlerdeki fiillerin üçüncü kez işlenmesi hâlinde ise kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilir, (ğ) ve (h) bentlerindeki fiillerin işlenmesi hâlinde brüt asgari ücretin yirmi katı idari para cezası verilir ve kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilir.”</p>

<p>“Bu fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerindeki fiiller için uygulanan idari para cezasının tebliğ edildiği tarihten itibaren dört; (e), (f) ve (g) bentlerindeki fiiller için ise uygulanan idari para cezasının tebliğ edildiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi hâlinde o fiil tekerrüre esas alınmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>5580 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Kurumlarda Bakanlıkça belirlenen öğretmenlik alanlarına kaynak teşkil eden yükseköğretim programlarından mezun olup Bakanlıkça özel alan eğitimi ve öğretmenlik meslek bilgisi bakımından belirlenen niteliklere sahip olanlar öğretmen olarak görevlendirilir. Kurumların eğitim-öğretim hizmetlerinde görevlendirilecek yönetici, uzman öğretici ve usta öğreticilerin nitelikleri ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>5580 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 8- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 7 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında işlenen fiiller, anılan fıkrada belirlenen süreler dikkate alınarak tekerrüre esas alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununa 60 ıncı maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Başkanlığın yetkisi ve idari yaptırımlar</p>

<p>MADDE 60/A- (1) İnternet alan adlarına ilişkin strateji ve politikaları belirlemeye ve düzenleme yapmaya Başkanlık yetkilidir.</p>

<p>(2) Anayasanın 22 nci maddesinde sayılan sebeplerden biri veya birkaçına bağlı olarak, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Başkanlık, güvenlik ve istihbarat kurumlarının talebi üzerine veya re’sen alınması gereken tedbirleri belirleyebilir ve bu tedbirlere ilişkin kararı uygulanmak üzere derhal işletmecilere, erişim sağlayıcılara, veri merkezlerine ve ilgili içerik ve yer sağlayıcılara bildirir. Bu kararın gereği, derhal ve kararın bildirilmesi anından itibaren en geç iki saat içinde yerine getirilir. Bu karar, yirmidört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim kararını kırksekiz saat içinde açıklar, aksi halde karar kendiliğinden kalkar.</p>

<p>(3) Başkanlık, bu Kanunda düzenlenen görev ve yetkileriyle ilgili olarak yükümlülüğünü yerine getirmeyen ilgililere ihlal teşkil eden eylem başına yirmi bin Türk lirasından yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası verebilir.</p>

<p>(4) Bu madde uyarınca Başkanlık tarafından verilen idari para cezaları 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabi olup, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgisine göre Başkanlık hesaplarına ödenir. Bu süre içinde ödenmeyen idari para cezaları, Başkanlığın bildirimi üzerine ilgili vergi dairesince 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Tahsil edilen idari para cezalarının tamamı Başkanlık hesaplarına aktarılır.</p>

<p>(5) Bu madde uyarınca Başkanlık tarafından verilecek idari para cezası ve diğer idari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Başkanlık kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır. Başkanlık tarafından açılacak davalarda teminat aranmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 18 inci maddesinin mülga ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>“(2) Sayıştay savcıları hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakülteleri veya Yükseköğretim Kurulu tarafından bunlara denkliği kabul edilen yurt içindeki veya yurt dışındaki en az dört yıllık fakülte veya yüksekokullardan birini bitirmiş ve yükseköğrenimden sonra mali, iktisadi veya hukuki konularla ilgili kamu görevlisi olarak en az on yıl çalışmış olanlar arasından atanır.”</p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “31/12/2025” ibaresi “31/12/2030” şeklinde, üçüncü cümlesinde yer alan “yüzde onu” ibaresi “yüzde otuzu” şeklinde, “yüzde beşi” ibaresi “yüzde on beşi” şeklinde ve dördüncü cümlesinde yer alan “yüzde onu” ibaresi “yüzde otuzu” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“İdari hizmet sözleşmesi ile personel istihdamı</p>

<p>EK MADDE 4- (1) 4857 sayılı Kanun kapsamında istihdam edilenler hariç olmak üzere PTT personeli, 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel hakkındaki hükümlerine tâbi olmaksızın idari hizmet sözleşmesi ile istihdam edilir.</p>

<p>(2) PTT personelinin işe alınması, görev ve yetkileri, yükümlülükleri, görevlendirilmesi, eğitim, terfi, görevde yükselme, ünvan değişikliği, görevden alma, sözleşmenin yenilenip yenilenmemesi veya sona erdirilmesi, pozisyon ünvan ve sayıları ile istihdamlarına ilişkin diğer hususlar Yönetim Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan yönetmelikler ile düzenlenir. Sözleşmeli personel pozisyonlarından boş olanların açıktan alım amacıyla kullanılması, Cumhurbaşkanlığının iznine tâbidir.</p>

<p>(3) PTT personelinin aylık ücret ve diğer mali ve sosyal hakları ile sözleşme esasları, Yönetim Kurulunun kararı ile belirlenir. Ancak, avukat vekâlet ücretleri hariç aylık ücret ve diğer mali ve sosyal haklar kapsamında yapılan her türlü ödemelerin aylık net ortalaması hizmet grupları itibarıyla Cumhurbaşkanınca tespit edilecek üst sınırı aşamaz. PTT lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan avukat vekâlet ücretlerinin dağıtılması 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre yapılır.</p>

<p>(4) Bu madde kapsamında istihdam edilecekler, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Bu kişilere, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamında istihdam edilenlere ilişkin usul ve esaslar çerçevesinde iş sonu tazminatı ödenir.”</p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>6475 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Geçiş hükümleri</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 13- (1) 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 27 nci maddesi ile bu Kanunun mülga 27 nci maddesi hükümleri uyarınca PTT’de istihdam edilen mevcut personel, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren ek 4 üncü maddeye göre idari hizmet sözleşmeli personel olarak istihdam edilir.</p>

<p>(2) PTT’de 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvellere tabi olarak çalışan personel bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren yirmi gün içinde bu Kanunun ek 4 üncü maddesi kapsamında istihdam edilmek üzere yazılı olarak PTT’ye talepte bulunabilir. Talep tarihinden itibaren otuz gün içinde, talepte bulunan personel ile bu fıkrada öngörülen sınırlamalar çerçevesinde idari hizmet sözleşmesi imzalanır. Bu kişiler hakkında bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümleri ile 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22 nci maddesinin beşinci fıkrası kıyasen uygulanır. Ancak, bu fıkra kapsamında sözleşme imzalanabileceklerin sayısı 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvellere tabi olarak görev yapan personel sayısının yüzde 50’sini geçemez. Talebin bu oranı geçmesi durumunda sırasıyla disiplin cezası almamış olanlara, PTT’deki hizmet süresi fazla olanlara ve yaşı daha büyük olanlara öncelik tanınır.</p>

<p>(3) PTT’de 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvellere tabi olup bu madde hükümleri uyarınca idari hizmet sözleşmesi imzalanmayan personel diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren altmış gün içinde istihdam fazlası personelin nakil işlemlerini yürüten kuruma bildirilir. Bildirilen personelin atama teklifleri, ilgili personelin nakil işlemlerini yürüten kurumca, doksan gün içinde kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet ihtiyaçları ve personelin il tercihleri göz önünde bulundurularak 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirilir. Ancak, anılan madde uyarınca Özelleştirme Fonundan veya Hazineden karşılanması öngörülen ödemeler, PTT tarafından karşılanır.</p>

<p>(4) Üçüncü fıkra kapsamında yapılacak atamalar için uygun boş kadro bulunmaması hâlinde, atama onayının alınmasıyla birlikte başka bir işleme gerek kalmaksızın söz konusu kadrolar ihdas edilmiş ve kurumların kadro cetvelinin ilgili bölümlerine eklenmiş, bu şekilde ihdas edilen kadrolar herhangi bir nedenle boşalması halinde ise başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Bu fıkra kapsamında gerçekleştirilen ihdas ve iptal işlemleri kamu personel bilgi sisteminin bulunduğu kuruma bir ay içinde bildirilir.</p>

<p>(5) Bu madde hükümlerine göre idari hizmet sözleşmeli olarak istihdam edilenlerin, ilgili mevzuat hükümlerine göre PTT’de daha önceki istihdam edildikleri statülerinde geçirdikleri hizmet süreleri ek 4 üncü madde kapsamında geçmiş sayılır.</p>

<p>(6) Bu madde hükümlerine göre idari hizmet sözleşmeli olarak istihdam edilenlere emeklilik ikramiyesi veya iş sonu tazminatı ödenmez. Bu personelin önceden emeklilik ikramiyesi veya iş sonu tazminatı ödenmiş süreleri hariç, emeklilik ikramiyesi veya iş sonu tazminatına esas olan toplam hizmet süreleri, ek 4 üncü maddeye göre ödenecek iş sonu tazminatının hesabında dikkate alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>12/3/2025 tarihli ve 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanununa aşağıdaki geçici madde ve ekli (1) sayılı liste eklenmiştir.</p>

<p>“Geçiş hükümleri</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla Siber Güvenlik Başkanlığına devredilen görev ve yetkiler bakımından Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından ikincil düzenlemeler çıkarılana kadar mevcut düzenlemelerin uygulanmasına devam olunur ve bu düzenlemelerde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına yapılan atıflar Siber Güvenlik Başkanlığına; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kuruluna, Telekomünikasyon Kuruluna, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanına ve Telekomünikasyon İletişim Başkanına yapılan atıflar Siber Güvenlik Başkanına yapılmış sayılır.</p>

<p>(2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığına ait ve münhasıran bu maddeyi ihdas eden Kanunla Siber Güvenlik Başkanlığına devredilen görev ve yetkiler bakımından bu görev ve yetkiler kapsamında kullanılan her türlü taşınır, bilgi işlem altyapısı ve sistemler, veri merkezi, taşıt, araç, gereç ve malzeme, fiziki ve elektronik ortamdaki her türlü kayıt ve doküman ile diğer her türlü varlık ile söz konusu faaliyetlerin yürütülmesinden doğan her türlü borç ve alacaklar, hak ve yükümlülükler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde ve mezkûr görev ve yetkilerin ifasına uygun şekilde Siber Güvenlik Başkanlığına devredilir. Bu kapsamda bu görev ve yetkilerin ifasında kullanılan, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığının mülkiyetinde bulunan ve ekli (1) sayılı listede belirtilen taşınmazlar tapuda re’sen Siber Güvenlik Başkanlığı adına bedelsiz, harçlardan ve döner sermaye ücretlerinden muaf olarak tescil edilir. Bu fıkra kapsamında yer alan hizmetler ile ilgili yapılmış olan sözleşmeler, açılmış ve açılacak olan davalar ve icra işlemlerinde devir tarihini müteakiben Siber Güvenlik Başkanlığı taraf sıfatını kazanır.</p>

<p>(3) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığının kadro ve pozisyonlarında bulunan personelden ikinci fıkrada belirtilen görev ve yetkilerin icrasında çalışanlar ile talep etmeleri ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun muvafakatinin alınması kaydıyla bu hizmetlerin yürütülmesine yardımcı olan personelden Siber Güvenlik Başkanlığınca uygun görülenler Siber Güvenlik Başkanlığında bir yıl süreyle görevlendirilebilir. Bunlardan talepte bulunan ve Siber Güvenlik Başkanlığınca uygun görülenler mevcut kadro veya pozisyon ünvanları ve öğrenim durumları dikkate alınarak görevlendirme tarihinden itibaren bir yıl içinde Siber Güvenlik Başkanlığında durumlarına uygun kadro veya pozisyonlara mevzuatı uyarınca belirlenen atama sayı sınırlamalarına tabi olmaksızın atanabilirler. Bunlardan bu Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında sözleşmeli uzman personel pozisyonlarına atanacaklarda ayrıca anılan maddede öngörülen şartlar da aranır. Bu fıkra kapsamında ataması yapılan personelin önceki kadro veya pozisyonlarında geçirdikleri süreler Siber Güvenlik Başkanlığının kadro veya pozisyonlarında geçirilmiş sayılır. Bu fıkra kapsamında ataması yapılan personelden mali hakları hususunda haklarında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 10 uncu maddesi veya ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulananlar hakkında anılan düzenlemelerin uygulanmasına devam edilir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığından bu fıkra kapsamında ataması yapılan personele, iş mevzuatına göre herhangi bir tazminat ve yıllık izin ücreti ödenmez. Bu personelin önceden kıdem tazminatı ödenmiş süreleri hariç kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde geçmiş olan hizmet süreleri, ilgisine göre emekli ikramiyelerinin veya iş sonu tazminatının hesabında dikkate alınır. Ayrıca, bu personele bu fıkraya göre atanmadan önce ilave tediye veya ikramiye ödenmiş olması halinde ödenen tutarların atamanın yapıldığı tarihten sonraki çalışılmayan günlere tekabül eden kısmı geri alınır.</p>

<p>(4) Hâkim ve savcılar muvafakatleri alınmak ve aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenmek kaydıyla geçici olarak Başkanlık emrinde görevlendirilebilir. Bu fıkra kapsamında görevlendirilecek hâkim ve savcı sayısı beşi geçemez. Bu fıkra uyarınca görevlendirilenlerin terfileri başkaca bir işleme gerek kalmaksızın süresinde mümtazen yapılır.</p>

<p>(5) Kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarında 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (A) fıkrasına tabi kadrolar ile 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi öğretim elemanı kadrolarında bulunanlar, bu Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan şartları taşımaları halinde Siber Güvenlik Başkanlığında sözleşmeli uzman personel olarak istihdam edilebilir. Bu fıkra kapsamında istihdam edilen personelin kadrosuyla ilişiği kesilir. Bunların Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilişkileri kendi kurumlarındaki statüleri dikkate alınarak devam ettirilir. Bu fıkra kapsamında istihdam edilenler, kendisinin sözleşmeyi feshetmesi veya Başkanlıkça sözleşmesinin feshedilmesi hâlinde fesih işlemi ile birlikte başka bir işleme gerek kalmaksızın yönetici kadroları dışında önceki kadrosuna kendiliğinden atanmış sayılır. Bunların durumlarına uygun boş kadro bulunmaması hâlinde atama işlemi ile birlikte söz konusu kadrolar kendiliğinden ihdas edilmiş sayılır. İhdas edilen bu kadrolar, herhangi bir nedenle boşalması hâlinde başka bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden iptal edilmiş sayılır. Bu madde uyarınca önceki kurumlarına dönen kişilerin Başkanlıkta geçen hizmetleri kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinde değerlendirilir ve bunların Başkanlıkta geçen süreleri diğer özlük işlemleri bakımından kendi kurumlarında geçmiş sayılır. Bunlara sözleşmenin feshi durumunda iş sonu tazminatı ödenmez ve bunların Başkanlıkta sözleşmeli uzman personel pozisyonunda geçen süreleri emeklilik ikramiyesi hesabında dikkate alınır. Bu fıkra kapsamında istihdam edilenlerden, sözleşmeli uzman personel pozisyonunda iken emekliye ayrılanların veya vefat edenlerin sözleşmeli uzman personel pozisyonuna atanmadan önceki kadro ve pozisyonlarında emekli ikramiyesi, iş sonu tazminatı ve kıdem tazminatı ödenmemiş süreler iş sonu tazminatının hesabında dikkate alınır.</p>

<p>(6) Başkanlıkta görevlendirilen öğretim üyelerine 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen aylık tutarın beş katını aşmamak kaydıyla Cumhurbaşkanınca belirlenen tutarda, diğer kanunlardaki düzenleme ve kısıtlamalara tabi olmaksızın ödeme yapılabilir. Bu kapsamda ödeme yapılacakların sayısı onu geçemez.”</p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun ek 7 nci maddesinin onuncu fıkrasında yer alan “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu” ibaresi “Siber Güvenlik Başkanlığı” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>(2) 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun;</p>

<p>a) 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yürürlükten kaldırılmış, (c) bendinde yer alan “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu” ibaresi “Siber Güvenlik” şeklinde değiştirilmiş, (j) bendine “port bilgisi” ibaresinden önce gelmek üzere “kaynak ve hedef” ibaresi eklenmiş ve fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“v) Başkanlık: Siber Güvenlik Başkanlığını,”</p>

<p>b) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Kurum” ibaresi “Başkanlık” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>c) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “Kuruma” ibareleri “Başkanlığa” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>ç) 6/A maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “Kurum” ibareleri “Başkanlık” şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan “Kurumun” ibaresi “Başkanlığın” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>d) 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kuruma” ibaresi “Başkanlığa” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>e) 8 inci maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci, onüçüncü ve ondördüncü fıkralarında yer alan “Kuruma” ibareleri “Başkanlığa” şeklinde, onikinci ve onüçüncü fıkralarında yer alan “Kurum” ibareleri “Başkanlık” şeklinde değiştirilmiş ve onbirinci fıkrasına “kararın yerine getirilmemesi halinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “Başkanlığın talebi üzerine” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>f) 9/A maddesinin birinci ve beşinci fıkralarında yer alan “Kuruma” ibareleri “Başkanlığa” şeklinde, sekizinci fıkrasında yer alan “Kurum” ibaresi “Başkanlık” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>g) 10 uncu maddesinin birinci, altıncı ve yedinci fıkralarında yer alan “Kurum” ibareleri “Başkanlık” şeklinde, dördüncü fıkrasında yer alan “Kurumun” ibaresi “Başkanlığın” şeklinde, fıkranın (a) bendinde yer alan “Bakanlık” ibaresi “Bakanlıklar” ve “Kurumca” ibaresi “Başkanlık tarafından” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin üçüncü ve beşinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>ğ) 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Kurum” ibaresi “Başkanlık” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>h) Ek 1 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “, hâkim ve savcılar ise kendilerinin” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.</p>

<p>ı) Ek 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna” ibaresi “Siber Güvenlik Başkanlığına” şeklinde, “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanına” ibaresi “Siber Güvenlik Başkanına” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>i) Ek 4 üncü maddesinin birinci, ikinci, dördüncü, onüçüncü, onsekizinci ve yirmibirinci fıkralarında yer alan “Kurum” ibareleri “Başkanlık” şeklinde, birinci, ikinci, dördüncü, beşinci, onuncu, onbirinci ve ondokuzuncu fıkralarında yer alan “Kuruma” ibareleri “Başkanlığa” şeklinde, dördüncü ve onbeşinci fıkralarında yer alan “Kurumla” ibareleri “Başkanlıkla” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>(3) 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun;</p>

<p>a) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“(eee) Başkanlık: Siber Güvenlik Başkanlığını,”</p>

<p>b) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “internet alan adları,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.</p>

<p>c) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (v) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>ç) 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>d) 35 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bakanlık” ibaresi “Başkanlık” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>e) Altıncı Kısmının başlığında ve bu Kısmın İkinci Bölümünün başlığında yer alan “Yetkisi” ibareleri “ve Başkanlığın Yetkileri” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>f) 60 ıncı maddesinin onuncu fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>g) 64 üncü maddesinin birinci fıkrasına “Bakanlık” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Başkanlık” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>(4) 12/3/2025 tarihli ve 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanununun;</p>

<p>a) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“i) Kanunlarla yetkili kılınan kurumlarca yasal dinleme ve müdahalenin yapılmasına teknik olanak sağlamak ve bu konuda gerekli düzenlemeleri yapmak.”</p>

<p>b) 16 ncı maddesinin onuncu fıkrasına “(b)” ibaresinden önce gelmek üzere “(a),” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>(5) 22/4/2026 tarihli ve 7578 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun;</p>

<p>a) 22 nci maddesinde yer alan “Kurum” ibareleri “Başkanlık” şeklinde ve “Kuruma” ibaresi “Başkanlığa” şeklinde,</p>

<p>b) 23 üncü maddesinde yer alan “Kurum” ibareleri “Başkanlık” şeklinde, “Kuruma” ibareleri “Başkanlığa” şeklinde,</p>

<p>değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 35 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ile il ve bölge müdürü kadro veya pozisyonları” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye 28 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“İdari para cezaları</p>

<p>MADDE 28/A- (1) Ulaştırma hizmetleri düzenleme alanıyla ilgili olarak;</p>

<p>a) Karayolunda taşınması yasak tehlikeli maddelerin taşınması durumunda; bu taşımacılık faaliyetinde yer alan gerçek ve tüzel kişilerin her birine 50.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar, demiryolunda taşınması yasak tehlikeli maddelerin taşınması durumunda; taşıyan, gönderen ve demiryolu tesislerinde depolayanlara, tren ve vagonlarla ilgili Türk boğazlar bölgesindeki asma köprüler ve tüp geçitlerden geçişlere ilişkin yasak ve kısıtlamalara uymayanlara 500.000 Türk lirasından 10.000.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>b) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca belirlenen alanlarda tehlikeli madde güvenlik danışmanlık hizmeti almayanlara 18.000 Türk lirasından 360.000 Türk lirasına kadar, bu hizmetin verilmesiyle ilgili Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar ile asgari hizmet bedel tarifesine uymayanlara 10.000 Türk lirasından 200.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>c) Karayolu ve demiryoluyla yapılan tehlikeli madde taşımacılığında; tasarım/tip onayı, tip test, belgelendirme, uygunluk değerlendirme, işaretleme, etiketleme, muayene ile ilgili gerekli şartları sağlamayan ambalaj, kap, ekipman, yük taşıma birimleri ve araçları taşımacılık faaliyetinde kullanan ve yönetmelik ile belirlenen kurallara ve yükümlülüklere uymayanlara karayolu taşımacılığı alanında; taşıt sürücüsüne ve taşıtta bulunan diğer görevlilere her bir aykırılık için 500 Türk lirasından 10.000 Türk lirasına kadar, bu taşımacılık faaliyetinde yer alan alıcı, boşaltan, gönderen, taşımacı, paketleyen, yükleyen, dolduran, tank-konteyner/portatif tank işletmecisi, kıyı tesisi işleticisine her bir aykırılık için 4.500 Türk lirasından 90.000 Türk lirasına kadar, demiryolu taşımacılığı alanında; tren personeli/makiniste her bir aykırılık için 1.500 Türk lirasından 30.000 Türk lirasına kadar, bu taşımacılık faaliyetinde yer alan alıcı, boşaltan, gönderen, paketleyen, yükleyen, taşımacı, dolduran, tank-konteyner/portatif tank işletmecisi, sarnıç vagon sahibi/kullanıcısı, tank vagon işletmecisi, demiryolu altyapı yöneticisi/işletmecisine her bir aykırılık için 8.500 Türk lirasından 180.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>ç) Karayolu ve demiryoluyla yapılan tehlikeli madde taşımacılığı alanında yönetmelik ile belirlenen usul ve esaslara uymayan Bakanlıkça yetkilendirilen kuruluş ve muayene merkezi işleticilerine 10.000 Türk lirasından 200.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>d) Demiryoluyla tehlikeli madde taşımacılığının güvenli ve emniyetli bir şekilde yapılması amacı gözetilerek Bakanlıkça belirlenen alanlarda acil eylem planı hazırlamayan ve bu eylem planı ile ilgili zorunlulukları yerine getirmeyenlere 8.500 Türk lirasından 170.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>e) Karayolu ve demiryoluyla tehlikeli madde taşımacılığı alanında raporlama, güvenlik planı, bildirim ve kayıtların tutulmasına ilişkin zorunlulukları yerine getirmeyenler ile tehlikeli madde taşımacılığı sürecinde görev alan kişilerin eğitimine ilişkin Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uymayanlara her bir aykırılık için 5.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>f) Karayolu ve demiryoluyla tehlikeli madde taşımacılığı alanında faaliyet belgesinde yer alan faaliyet konuları ile ilgili yükümlülüklerine ait iş ve işlemlere ilişkin dokümantasyon zorunluluklar ile ilgili Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uymayan işletme ve tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı hizmeti verenlere her bir aykırılık için 3.000 Türk lirasından 60.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>g) Bozulabilir gıda taşımacılığı ile ilgili uluslararası anlaşma/sözleşmelerde tanımlanan ve yönetmelik ile belirlenen yükümlülükleri ve sorumlulukları kapsamında tasarım/tip onayı, tip test, belgelendirme, uygunluk değerlendirme, işaretleme, etiketleme, muayene ile ilgili gerekli şartları sağlamayan ekipman ve araçlar ile yapılan taşımacılık faaliyetine dahil olan taraflara, araç ve ekipman imalatçıları ile bozulabilir gıda taşımacılığı ekipmanlarına ilişkin tip test, muayene/onay kuruluşu olarak yetkilendirilenlere her bir aykırılık için 10.000 Türk lirasından 200.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>ğ) Demiryolu emniyetinin teminine ve sürdürülmesine ilişkin yönetmelik ile belirlenen, demiryolu araçlarının ve altyapısının teknik uygunluğunu sağlamayan, bunların bakım, onarım ve muayene faaliyetleri ile emniyetli işletilebilirliğini korumayan, tren makinistliği ve emniyet kritik görevler ile bunların mesleki yeterlilikleri, eğitim ve sınav faaliyetleri, demiryolu uygunluk değerlendirme faaliyetleri ve demiryolu emniyet yönetim sistemi ile ilgili yükümlülükleri, sorumlulukları ve şartları yerine getirmeyen; araç üreticilerine 250.000 Türk lirasından 5.000.000 Türk lirasına kadar, demiryolu işletmecilerine, araçların bakım, onarım ve muayene faaliyetlerini yürütenlere, araçların mülkiyet ve kullanım hakkı sahiplerine, demiryolu eğitim ve sınav merkezleri ile demiryolu uygunluk değerlendirme kuruluşlarına 85.000 Türk lirasından 1.700.000 Türk lirasına kadar, makinistlere ve emniyet kritik görevli personele 5.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>h) Demiryolu işletmecilerinin altyapı erişimine ilişkin ve demiryolunda seyahat eden yolcuların hakları ile ilgili yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar dahilindeki şart, yetki ve sorumluluklara aykırı davrananlara her bir ihlal için 9.000 Türk lirasından 180.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>ı) İlgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, ulusal otorite olarak ulusal ve uluslararası karayolu taşımacılığı yapılan araçlarda kullanılan takograf sistemine ilişkin; ülkemizdeki koordinasyonun sağlanması, kart ve sertifikaların üretilmesi veya ürettirilmesi, kartların kişiselleştirilerek verilmesi veya verdirilmesi, kart ve takograf verilerinin toplanarak saklanacağı veri tabanları ile benzeri hususların uygulanmasına yönelik Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar dahilindeki faaliyetlerine ilişkin şart ve sorumluluklarına aykırı davrananlara 20.000 Türk lirasından 400.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>i) 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında, Bakanlıkça yetkilendirilen işletmecilerden; yönetmelikle belirlenen idari şartlara aykırı hareket edenlere 8.500 Türk lirasından 170.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>j) Türkiye sınırları dahilindeki iki nokta arasında yabancı plakalı taşıtlar ve Türkiye limanları arasında yabancı bayraklı gemiler ile taşımacılık faaliyetini organize eden taşıma işleri organizatörlerine 40.000 Türk lirasından 800.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>k) Taşıma senedi olmadan taşıma faaliyetini organize eden taşıma işleri organizatörlerine 3.500 Türk lirasından 70.000 Türk lirasına kadar, taşıma işleri organizatörlüğü faaliyetinin yerine getirilmesini engelleyenlere 20.000 Türk lirasından 400.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>1) Karayolu ve demiryolu taşımacılığı ile terminal işletmeciliği alanında uygun belge veya yetki belgesi almadan faaliyet gösterenlere 10.000 Türk lirasından 200.000 Türk lirasına kadar; bu faaliyetlere ilişkin yönetmelikle belirlenen diğer şart, yetki ve sorumluluklara aykırı davrananlara 5.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>m) Taşıma işleri organizatörlüğü ile karayolu ve demiryolu tehlikeli madde taşımacılığı alanında uygun belge, yetki/faaliyet belgesi, mesleki yeterlilik belgesi veya sertifika almadan faaliyet gösterenlere 3.000 Türk lirasından 60.000 Türk lirasına kadar, bu faaliyetlere ilişkin yönetmelikle belirlenen diğer şart, yetki ve sorumluluklara aykırı davrananlara 2.500 Türk lirasından 50.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>idari para cezası uygulanır.</p>

<p>(2) Deniz ve içsular ulaştırması alanında faaliyette bulunanlardan;</p>

<p>a) Deniz gözetim hizmetlerine ilişkin olarak bu hizmetleri vereceklerin yetkilendirilmesi, belgelendirilmesi, mesleki eğitim ve yeterlilik şartları, yetki belgesinin usulüne uygun kullanılması, zorunlu bildirimler gibi Bakanlıkça belirlenen esaslara uymayanlara 15.000 Türk lirasından 150.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>b) Gemilerin gemiadamları ile donatımına ilişkin asgari donatım belgesinde yer alan ya da ilgili mevzuatında belirlenen gemiadamı nitelik ve sayısında eksiklik bulunan gemiye her gemiadamı eksikliği için 250.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır.</p>

<p>c) Gemide bulunan gemiadamlarının nefeste saptanacak kan alkol seviyesi (BAC) %0,05 ya da 0,25 mg/ml oranından fazla olması halinde gemiadamına 50.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır.</p>

<p>ç) Gemiadamları ve kılavuz kaptanların Türk veya yabancı bayraklı gemilerdeki hizmetleri sırasında herhangi bir şekilde tespit veya rapor edilen mesleki yetersizlikleri, disiplinsizlikleri, denizcilik örf ve adetlerine, teamüllere, denizcilik terbiyesine ve çalışma disiplinine uygun olmayan davranışları ile görevi ihmalleri veya kasıtlı kötü davranışları, Bakanlık bünyesinde kurulan ve kuruluş ile çalışma usul ve esasları Bakanlıkça belirlenen Gemiadamları Disiplin Komisyonunca incelenir. Bu Komisyon tarafından gemiadamının işlediği kusurun ağırlık derecesi ile ihmal veya kasıt unsurlarının varlığına göre 5.000 Türk lirası ile 50.000 Türk lirası arasında idari para cezası uygulanır.</p>

<p>d) Gemi acenteleri ile acente personelinin hizmetleri sırasında herhangi bir şekilde tespit veya rapor edilen mesleki yetersizlikleri, disiplinsizlikleri, denizcilik örf ve adetleri ile mesleki teamüllere uygun olmayan işlemleri veya davranışları Bakanlık bünyesinde kurulan ve kuruluş ile çalışma usul ve esasları Bakanlıkça belirlenen Gemi Acenteleri Disiplin Komisyonunca incelenir. Bu Komisyon tarafından gemi acentesi veya personelinin ihlalinin ağırlık derecesi ile ihmal veya kasıt unsurlarının varlığına göre 20.000 Türk lirası ile 200.000 Türk lirası arasında idari para cezası uygulanır.</p>

<p>e) Tabii ve suni göller, baraj gölleri, dalyan ve nehirlerden oluşan içsularda çalışan gemi ve su araçlarına ilişkin olarak asgari gemiadamı sayısı, yük taşınmasına ilişkin emniyet kuralları, geminin veya su aracının asgari teknik şartları ve belgelendirilmelerine ilişkin Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uymayanlara 25.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır. Gemiyi sevk ve idare eden kaptana bu cezanın üçte biri ayrıca uygulanır.</p>

<p>f) İçsularda tehlikeli yükler, gerekli emniyet tedbirleri alınmak kaydıyla; üzerinde yolcu bulunmayan gemi ve su araçları ile taşınır. Bu hükme uymayanlara kusurun tekrarı dikkate alınarak 5.000 Türk lirasından 50.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>g) Gemi ve su araçlarında sac kalınlık ölçümü ve kamera ile su altı sörveyi yapılmasına ilişkin olarak bu hizmetleri vereceklerin yetkilendirilmesi, belgelendirilmesi, yetki belgesinin usulüne uygun kullanılması, zorunlu bildirimleri, sac kalınlık ölçümünün teknik şartları gibi hususlarda Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uymayanlara 100.000 Türk lirasından 600.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>ğ) Denizyoluyla taşınmak üzere gemilere yüklenecek dolu konteynerlerin brüt ağırlıklarının belirlenmesine ilişkin bu hizmeti vereceklerin yetkilendirilmesi, belgelendirilmesi, yetki belgesinin usulüne uygun kullanılması, zorunlu bildirimler, ölçüm ve ölçülen konteynerin gemiye yüklenme şartları, kayıtların saklanması, tavan ücretler, bu ücretler üzerinden Bakanlık Döner Sermaye İşletmesine ödenecek tutarlar gibi hususlarda Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uymayanlara 30.000 Türk lirasından 120.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>h) Denizyoluyla taşınan tehlikeli yüklerle veya yükleme emniyetiyle ilgili faaliyetlerde bulunulan kuruluş ve kıyı tesisinde görev alan kişilere eğitim verecek firmalar ve bu firmalarda bu eğitimleri vermek üzere istihdam edilecek eğiticiler Bakanlıkça yetkilendirilir. Bu firmaların yetkilendirilmeleri, eğiticilerin yeterliliği, eğitim yerleri, eğitim müfredatı, eğitim dokümanları ve materyali, devam zorunlulukları ve bildirim zorunlulukları gibi hususlarda Bakanlıkça belirlenen esaslara uymayanlara 10.000 Türk lirasından 30.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>ı) Kruvaziyer gemiler dışında Türk veya yabancı bayraklı, 2634 sayılı Kanunda tanımlanan deniz turizmi araçlarının seyir izin belgesi alma zorunluluğu bulunmasına rağmen seyir izin belgesi almaksızın yurda usulsüz giriş/çıkış yapması, 2634 sayılı Kanunun 28 inci maddesine aykırı olarak Türkiye’ye giriş ve çıkış işlemlerini deniz hudut kapılarında yaptırmadan yurda usulsüz giriş ve çıkış yapması, usulüne uygun giriş çıkış yapmış olsa dahi aldığı seyir izin belgesindeki bilgiler değiştiği halde değişikliği bildirmemesi hallerinde tam boyu 10 metreden küçük gemiler için metresi başına 100 Türk lirası, 10 metre ile 25 metre arası gemiler için metresi başına 500 Türk lirası ve 25 metre ve daha büyük gemiler için metresi başına 1.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır.</p>

<p>i) En az iki kıyı tesisi arasındaki hatlarda, düzenli sefer yapmak amacıyla taşımacılık faaliyetinde bulunan gerçek veya tüzel kişi işletmecilere Bakanlıkça verilecek hat izni ve düzenli seferlere ilişkin olarak izin şartları, zorunlu bildirimleri, taşıdıkları yolcuların adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, yabancılar için pasaport numarası veya yabancı kimlik numarası ve varsa engel durumu ile araçlara ilişkin araç ve araç içi yük miktarı verilerinin bildirimi, gemilerin tabi olduğu asgari teknik gereklilikleri gibi Bakanlıkça belirlenecek esaslara uymayanlara 10.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar, geminin groston başına hesaplanması gereken durumlarda groston başına 60 Türk lirasından 200 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>j) Gemi acenteliği hizmetlerine ilişkin olarak gemi acenteliği hizmet şartları, yetkilendirilmeleri, belgelendirilmeleri, mesleki eğitim ve yeterlilikler, zorunlu bildirimler ve gemiye ilişkin beyanlar, yetki belgelerinin kullanılma usulleri, ücret tarifelerine uygun işlem yapılması gibi Bakanlıkça belirlenen esaslara uymayanlara 10.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır. 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (p) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığınca yayımlanan acentelik hizmet tarifelerine uymayanlara 100.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>k) Ticari amaç olmaksızın münhasıran gezi, eğlence, spor ve amatör balıkçılık gibi faaliyetlerde kullanılan, ulusal standarda göre ölçüldüğünde gövde boyu (LH) 2,5 metre (dâhil) ile 24 metre (dâhil) arasında olan özel teknelerin ve yat tipinde inşa edilmiş, kamarası, tuvaleti, lavabosu, mutfağı olan, özel olarak kullanılan, gezi ve spor amacıyla yararlanılan ve ulusal standarda göre ölçüldüğünde gövde boyu (LH) 24 metreden büyük olan gemilerin asgari teknik şartları ve bunları kullanacak kişilerin yeterliklerine ilişkin olarak Bakanlıkça belirlenen esaslara uymayanlara her bir metre için 1.000 Türk lirasından 2.500 Türk lirasına kadar olmak üzere tekne tam boyu üzerinden hesaplanarak idari para cezası uygulanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1) 6/3/1980 tarihli ve 8/522 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile taraf olunan Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesinin (SOLAS) Bölüm XI/2 Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik Kodu kapsamındaki gemiler ile kıyı tesislerinden, bu Kodun uygulama hükümlerini ihlal ettiği tespit edilenlere 100.000 Türk lirasından 500.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>m) Yeşil Liman Sertifikası almak zorunda olmasına rağmen başvuru yapmayan yahut başvurusu reddedilen ve istisna belgesi olmayan kıyı tesislerine zorunluluğun başladığı tarihten itibaren yanaşan her bir geminin kıyı tesisinde bulunduğu saat başına 5.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır, bir saatten kısa süreler bir saate tamamlanır. Bir kıyı tesisine bir takvim yılı içinde uygulanacak idari para cezası tutarı 10.000.000 Türk lirasından fazla olamaz.</p>

<p>n) Türk bayraklı gemilerin belgelendirilmesi işlemlerini Bakanlık adına yürütecek yetkilendirilmiş kuruluşlar ve SOLAS Bölüm XI/2 kapsamında gemilerin güvenliğine ilişkin belgelendirme işlemlerini yürüten tanınmış güvenlik kuruluşları ile ilgili olarak yetkilendirilmeleri, belgelendirilmeleri, bölge/merkez ofisi, personel ve yöneticilerine ilişkin asgari şartlar, kalite yönetim sistemleri, yetki belgesinin usulüne uygun kullanılması, zorunlu bildirimler gibi Bakanlıkça belirlenen esaslara uymayanlara 250.000 Türk lirasından 500.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>o) 43 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen Yönetmeliğe aykırı olacak şekilde bağlama kütüğü kayıt zorunluluklarına uymayan, geçerli bağlama kütüğü ruhsatnamesi olmayan, bağlama kütüğü kayıtlarında yapılması gereken değişiklikleri bildirmeyen, adı ve bağlama limanını mevzuata uygun şekilde markalamayan, bağlama kütüğü ruhsatnamesinin aslını veya elektronik nüshasını ibraz edemeyen, Türk bayrağı çekme yükümlülüğüne uymayan gemi, deniz ve içsu araçlarının ilgisine göre malik veya işletenlerine 5.000 Türk lirasından 50.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır. İdari para cezası geçerli bağlama kütüğü ruhsatnamesi olmaması nedeniyle uygulanıyorsa, verilen idari para cezasına ilave olarak bağlama kütüğü ruhsatnamesinin düzenlenmesi veya yenilenmesi gereken tarihten itibaren gecikilen her ay için 1.000 Türk lirasından 10.000 Türk lirasına kadar idari para cezası eklenir. Geç kalınan süre içinde bir aydan az olan günler bir aya tamamlanır.</p>

<p>(3) Tersaneler ve kıyı yapıları alanında faaliyette bulunanlara ilişkin olarak;</p>

<p>a) Tersane, tekne imal ve çekek yerleri ile bu tesislerde gerçekleştirilecek faaliyetlere ilişkin olarak, işletme izninin esasları, bu tesislerin teknik ve personeline ilişkin yeterlilikleri, yükümlülükleri ve bildirim zorunlulukları gibi hususlarda Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket edilmesi veya izinsiz yahut izin kapsamı dışında faaliyet gerçekleştirilmesi halinde 60.000 Türk lirasından 600.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>b) Tersane, tekne imal ve çekek yerlerinde izin belgesi olmaksızın faaliyet gösteren tesis işleticisine 165.000 Türk lirasından 950.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>c) Gemi geri dönüşüm tesisleri ile bu tesislerde gerçekleştirilecek faaliyetlere ilişkin olarak, yetkilendirme esasları, bu tesislerin teknik ve personeline ilişkin yeterlilikleri, yükümlülükleri ve bildirim zorunlulukları gibi hususlarda Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket edilmesi veya izinsiz yahut izin kapsamı dışında faaliyet gerçekleştirilmesi halinde 100.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>ç) Deniz ve içsularda gerçekleştirilecek tarama faaliyetlerine ilişkin olarak yetkilendirilme, belgelendirilme, personele ilişkin yeterlikler, tarama izinleri, bildirim zorunlulukları, taramanın emniyetli yürütülmesi gibi hususlarda Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket edilmesi veya izinsiz yahut izin kapsamı dışında faaliyet gerçekleştirilmesi halinde 850.000 Türk lirasından 8.250.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>d) Gemi ve su araçlarının inşa, tadilat, bakım ve onarımlarında Bakanlıkça belirlenen nitelik, yeterlik, denetim ve belgelendirmelere uygun davranılmaması, standartlara uygun üretim, denetim ve dokümantasyonun sağlanamaması halinde kusuruna göre ilgili tesis sahibine veya temsilcisine, gemi ve su aracı sahibine veya temsilcisine ve kontrol mühendisine 20.000 Türk lirasından 200.000 Türk lirasına kadar ve/veya gemi ve su araçlarında tam boy esas alınarak metre başına 500 Türk lirasından 5.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>e) Gemi ve su araçlarının inşa, tadilat, bakım ve onarımlarında Bakanlıkça belirlenen nitelik, yeterlik, denetim ve belgelendirmelere uygun davranılmaması, standartlara uygun üretim, denetim ve dokümantasyonun sağlanamaması halinde kusuruna göre klas kuruluşuna/yetkilendirilmiş klas kuruluşuna 50.000 Türk lirasından 250.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>f) Gemi ve su aracı inşa veya tadilat iznine tabi olup izin belgesi olmayan gemi ve su araçları ile gemi ve su aracı inşa veya tadilat iznine sahip olup tesis dışında işlem yapıldığı tespit edilen gemilerde tesis sahibine veya temsilcisine, gemi ve su aracı sahibine veya temsilcisine, klas kuruluşuna/yetkilendirilmiş klas kuruluşuna ve kontrol mühendisine gemi ve su araçlarında tam boy esas alınarak metre başına 5.000 Türk lirasından 50.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>g) Türk deniz yetki alanlarında veya içsularında bulunan gemi ve su araçlarının inşa, tadilat, bakım, onarım veya söküm işlemlerine başlamadan önce ve devamında yapılacak işlemler ile can, mal ve çevre güvenliği bakımından tesise yanaşma, tehlikeli mahallere emniyetli giriş ve bu mahallerde soğuk veya sıcak çalışma yapılabilmesi için ölçüm yapan ve yaptıranlara, belgelendirmeye esas görev ve sorumluluklarını yerine getirmemeleri ve uygun dokümantasyon ve saklama yükümlülüklerine uymamaları halinde 6.500 Türk lirasından 65.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>ğ) Türk deniz yetki alanlarında veya içsularında bulunan gemi ve su araçlarının inşa, tadilat, bakım, onarım veya söküm işlemlerine başlamadan önce ve devamında yapılacak işlemler ile can, mal ve çevre güvenliği bakımından tesise yanaşma, tehlikeli mahallere emniyetli giriş ve bu mahallerde soğuk veya sıcak çalışma yapılabilmesi için yetki ve sorumluluklarını yerine getirmeyen gaz ölçüm uzmanlarına 65.000 Türk lirasından 130.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>h) 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamındaki ülkemiz deniz kıyılarında, sahil şeridinde, doldurma ve kurutma yolu ile kazanılan alan üzerinde bulunan liman, iskele, yanaşma yeri, balıkçı barınağı, yat limanı, barınma yeri, boru hattı ve şamandıra/platform sistemi gibi kıyı tesislerine; ticari amaçlı olarak gemilerin ve gemi niteliği taşımayan deniz araçlarının yanaşıp ayrılması, kıyı tesislerinde barınması, tahmil tahliye yapılması ve/veya yolcuların gemilere binmesi ya da gemiden indirilmesine ilişkin esaslar ile kıyı tesisi işletmecilerinin hizmet esasları ve deniz çevresinin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesinde acil müdahale yükümlülüklerine ilişkin esaslar Bakanlıkça belirlenir. Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket edilmesi veya izinsiz yahut izin kapsamı dışında faaliyet gerçekleştirilmesi halinde 30.000 Türk lirasından 150.000 Türk lirasına kadar,</p>

<p>ı) Gemilerin karinalarında kullanılan organik kirlenmeyi önleyici sistemleri ile gemilerin deniz suyu balast tankları, çift cidar alanları ile kargo tanklarının koruyucu kaplamalarının temel gereklerine yönelik Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uymayan, kusuruna göre, tesis sahibine ve/veya yetkilendirilmiş kuruluşa ve/veya gemi boya denetmenine 120.000 Türk lirasından 590.000 Türk lirasına kadar ve/veya gemi sahibine gemi ve su araçlarında tam boy esas alınarak metre başına 2.500 Türk lirasına kadar,</p>

<p>idari para cezası uygulanır.</p>

<p>(4) Bu madde kapsamında yapılacak denetimlerle ilgili görevli ve yetkililere istenen bilgi veya belgeleri ibraz etmeyenlere, taşıt/araç veya işletmede kontrol edilmesi gereken alanların denetlenmesine izin vermeyen veya mâni olanlara 50.000 Türk lirasından 500.000 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.</p>

<p>(5) Sürücüsünün tabiiyetine bakılmaksızın yabancı plakalı karayolu taşıtları için bu madde kapsamında uygulanacak idari para cezalarına ilişkin, 28 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan usul ve esaslar uygulanır.</p>

<p>(6) Bu maddeye göre verilecek idari para cezalarını uygulamaya Ulaştırma ve Altyapı Bakanının yetkilendireceği Bakanlık personeli yetkilidir. Bu maddeye göre verilecek idari para cezalarına ilişkin 28 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi hükümleri ayrıca uygulanır.</p>

<p>(7) Bu madde kapsamında düzenlenecek idari para cezası karar tutanakları ile diğer tutanaklarda, görevli ve yetkili personelin personel tanıtım numarası açık kimliği yerine kullanılabilir.</p>

<p>(8) Bakanlık, yetki ve sorumluluk alanıyla ilgili faaliyet ve hizmetlere dair gerçek ve tüzel kişiler ile genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumlardan bilgi, belge, fatura (elektronik ortamda düzenlenenler dâhil) ve diğer mali belgeleri talep edebilir.</p>

<p>(9) Bakanlık, yetki ve sorumluluk alanıyla ilgili faaliyet ve hizmette bulunanlara dair denetim yapmak amacıyla gerekli görülen fiziki ve teknik altyapıyı kurar veya kurdurur.”</p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 28 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Döner sermaye işletmesi hesabına yatırılacak ücretler</p>

<p>MADDE 28/B- (1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca verilecek her türlü yetki belgesi, işletme ruhsatı, çalışma ruhsatı, lisans, imtiyaz hakkı belgesi, tahsis belgesi, tescil belgesi, izin belgesi, emniyet belgesi, taşıt belge ve kartları, geçiş belgeleri, yola elverişlilik sertifikası, denize elverişlilik sertifikası, gürültü sertifikası, her türlü mesleki yeterlik belgesi ve benzeri belgelerin ücretleri Bakanlık döner sermaye işletmesi muhasebe birimi hesaplarına yatırılır.</p>

<p>(2) Bakanlık hizmet birimlerince ücretli olarak verilecek her türlü teknik test, kontrol, rapor ve benzeri hizmetler, araştırma ve geliştirme hizmetleri, denizdibi tarama hizmetleri, her türlü gemi sörvey ve denetim hizmetleri, deniz emniyetine yönelik acil müdahale hizmetleri, müşavirlik hizmetleri ile mesleki ve teknik eğitim, kurs, seminer ve benzeri hizmetlerin ücretleri Bakanlık döner sermaye işletmesi muhasebe birimi hesaplarına yatırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>Bu Kanunun;</p>

<p>a) 9 uncu maddesi yayımını izleyen ay başında,</p>

<p>b) 11 inci maddesi 2026 yılı Mayıs ayı döneminden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>c) 15 inci maddesi 1/8/2026 tarihinde,</p>

<p>ç) 16 ncı maddesi 2026 yılı Temmuz ayı ödeme döneminden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>d) 17 nci maddesi 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine (özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar için 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemine) ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>e) 23 üncü maddesi 1/1/2026 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>f) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>Bu Kanunun;</p>

<p>a) 22 nci maddesini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,</p>

<p>b) Diğer maddelerini Cumhurbaşkanı,</p>

<p>yürütür.</p>

<p>30/7/2026</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260731-2-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-1</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="26033"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[12. YARGI PAKETİ RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANDI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 31 Temmuz 2026 Tarihli ve 33326 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>YARGININ ETKİN VE VERİMLİ İŞLEMESİNE YÖNELİK BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7589</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 16/7/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiş ve yedinci fıkrasının (6), (8) ve (9) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde yapılacak açık artırmalarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak bu artırma usulü bir defaya mahsus olmak üzere uygulanır.”</p>

<p>“6. Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklının, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmesi hâlinde alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmayacağı, açık artırmalarda Hazinenin teminat göstermekten muaf olduğu.”</p>

<p>“8. Elektronik satış portalında verilecek tekliflerin haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapıldığı durumlarda muhammen kıymetin yüzde yüzü, ikinci artırmada ise muhammen kıymetin yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi gerektiği.</p>

<p>9. İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde, alınan teminatın iade edilmeyip öncelikle satış masraflarından mahsup edileceği, kalan miktarın icra dosyaları bakımından alacaklarına mahsuben hak sahiplerine ödeneceği; süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısının satış isteyen alacaklı olması durumunda, muhammen bedelin yüzde onunun kendi alacağından mahsup edileceği ve bu satış için yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılarak borçluya yüklenmeyeceği; ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde en yüksek teklifi verip de ihale bedelini süresi içinde yatırmayan ihale alıcısından alınan teminatın kendisine iade edilmeyerek satış masrafları mahsup edildikten sonra paydaşlara payları oranında ödeneceği, süresi içinde ihale bedelini yatırmayanın paydaş olması durumunda ise alınan teminatın tamamının diğer pay sahiplerine payları oranında ödeneceği; ayrıca en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısına, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında satışı yapan icra dairesince veya satış memurunca idari para cezası verileceği, verilen bu cezanın 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili için tahsil dairesine bildirileceği.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 55 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 55- Noterlik evrak ve defterleri mahkeme, sulh ceza hâkimliği ve Cumhuriyet başsavcılıklarınca veya resmî daireler tarafından yahut konusu da belirtilmek suretiyle noterlikte soruşturmaya yetkili kılınan kimselerce incelenebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından, noterlik evrakının aslının istenmesi hâlinde ilgili noter, evrakın bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylar. Noter, onayladığı örneği aslının yerinde saklar ve evrakın aslını ilgili mercie gönderir.</p>

<p>Mahkeme, sulh ceza hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı veya soruşturmaya yetkili kılınan resmî daire tarafından noterlik evrakının onaylı bir örneğinin istendiği durumlarda, noter istenilen evrakın aslını elektronik ortamda taramak ve güvenli elektronik imzayla imzalamak suretiyle oluşturduğu onaylı örneği ilgili mercie elektronik ortamda gönderir. Elektronik ortamda gönderme imkânı bulunmayan durumlarda evrakın aslına uygunluğunu onaylayarak onaylı örneği ilgili mercie gönderir.</p>

<p>Bu madde uyarınca yapılan işlemler için yevmiye numarası verilmez. Posta masrafı ve 112 nci madde uyarınca düzenlenen tarifeyle belirlenen yol masrafı hariç olmak üzere harç, vergi, değerli kâğıt ücreti dâhil herhangi bir ücret alınmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun geçici 27 nci maddesinin onüçüncü fıkrasında yer alan “on yıl” ibaresi “on dört yıl” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin onyedinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Bu fıkra hükümleri, 23/7/2030 tarihine kadar uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan “yirmibeşbin” ibaresi “dört yüz seksen altı bin” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“1. Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç, aşağıda sayılan davalar idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenir:</p>

<p>a) Konusu dört yüz seksen altı bin Türk Lirasını aşmayan; idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları.</p>

<p>b) İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç disiplin cezası ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar.</p>

<p>c) Kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar.</p>

<p>d) Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar.</p>

<p>e) Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engelleyenler hariç olmak üzere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar.</p>

<p>f) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“3. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin yaptığı inceleme sonunda;</p>

<p>a) Kararı hukuka uygun bulursa,</p>

<p>b) Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa kararın gerekçesini değiştirerek,</p>

<p>c) Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak,</p>

<p>istinaf başvurusunun reddine karar verir.”</p>

<p>“5. Bölge idare mahkemesi;</p>

<p>a) İlk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin verilen diğer nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması,</p>

<p>b) Davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması,</p>

<p>c) Dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken bu karar verilmeksizin dava hakkında karar verilmesi,</p>

<p>d) Dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilerek karar verilmesi,</p>

<p>e) Talep hakkında karar verilmemesi yahut eksik hükümle karar verilmesi,</p>

<p>f) Keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği hâlde yaptırılmadan karar verilmesi,</p>

<p>g) Duruşma yapılması gerektiği hâlde duruşma yapılmadan karar verilmesi,</p>

<p>hallerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verir. Ancak bölge idare mahkemesi, (f) ve (g) bentlerindeki eksikliği kendisi gidererek karar verebilir. Bu fıkrada sayılan haller dışında kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilemez.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>2577 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının başına “1.” ibaresi eklenmiş, (c) bendi yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“2. Birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin istinaf kanun yolu incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir. Ancak, aşağıda sayılan dava ve işler bakımından kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verilmiş olsa dahi temyiz yoluna başvurulamaz:</p>

<p>a) İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar.</p>

<p>b) 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar.</p>

<p>c) 4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar.</p>

<p>d) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun uygulanmasından kaynaklanan davalar.</p>

<p>e) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar itibarıyla 45 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen parasal sınırı geçmeyen kararlar.</p>

<p>f) Sadece vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlar.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>14/4/1982 tarihli ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun mülga 26 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>“Atama ve görev süresi:</p>

<p>MADDE 26- Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmak şarttır.</p>

<p>Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıldır. Yeni atanan veya görevlendirilenler göreve başlayıncaya kadar süresi dolanların görevi devam eder.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 10 uncu maddesine mevcut üçüncü, ondördüncü ve onbeşinci fıkralarından sonra gelmek üzere sırasıyla aşağıdaki fıkralar eklenmiş, maddenin mevcut onikinci fıkrasında yer alan “onaltıncı” ibaresi “ondokuzuncu” şeklinde ve mevcut onsekizinci fıkrasında yer alan “sözlü sınavlara ilişkin hususlar Türkiye Adalet Akademisince çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” ibaresi “sözlü sınavlara ilişkin diğer hususlar Türkiye Adalet Akademisince çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Adli yargı hâkim ve savcı yardımcıları ile idari yargı hâkim yardımcılarına ilgisine göre; Anayasa ve insan hakları hukuku, ceza hukuku, özel hukuk, idare hukuku, vergi hukuku ve usul hukuku alanları ile duruşma yönetimi, karar ve gerekçeli karar yazımı, adalet hizmetlerinin yönetimi ve denetimi, uluslararası kuruluşlar ve sözleşmeler, sık karşılaşılan davalar ve kişisel gelişim konularında eğitim verilir.”</p>

<p>“Yazılı sınavlarda eğitim verilen konulardan soru sorulur. Sınavlar, yüz tam puan üzerinden değerlendirilir. Mazereti sebebiyle yazılı sınavlara katılamayan hâkim ve savcı yardımcıları, mazeretlerinin ortadan kalktığı günden itibaren durumlarını en geç beş iş günü içinde Türkiye Adalet Akademisine bildirir. Yazılı sınav kurulunca mazereti haklı görülenlerin yazılı sınavı, Akademi tarafından belirlenen tarihte yapılır. Yazılı sınav sonuçları, yazılı sınav kurulunca tutanağa bağlanır ve Akademiye teslim edilir.”</p>

<p>“Sözlü sınavda hâkim ve savcı yardımcısının;</p>

<p>a) Eğitim konularına ilişkin mevzuat, içtihat ve uygulama bilgisi,</p>

<p>b) Mesleki yeterliliği, hukuki meseleleri kavrama, çözme ve ifade etme yeteneği,</p>

<p>c) Özgüveni, temsil kabiliyeti ve davranışlarının mesleğe uygunluğu,</p>

<p>ç) Türkçeyi etkin bir şekilde kullanma becerisi ile genel kültür ve yetenek düzeyi,</p>

<p>değerlendirilir. Sözlü sınav, bu fıkrada belirtilen hususların her biri yirmibeşer puan üzerinden değerlendirilerek yapılır. Sözlü sınav kurulunun her bir üyesi tarafından verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Sözlü sınav puanı, üyelerin yüz üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasıdır. Sözlü sınav sonuçları, sözlü sınav kurulunca tutanağa bağlanır ve Akademiye teslim edilir. Mazereti sebebiyle sözlü sınava katılamayan hâkim ve savcı yardımcıları, mazeretlerinin ortadan kalktığı günden itibaren durumlarını en geç beş iş günü içinde Türkiye Adalet Akademisine bildirir. Sözlü sınav kurulunca mazereti haklı görülenlerin sözlü sınavı, Akademi tarafından belirlenen tarihte yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>2802 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasına (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve diğer bent buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“f) Mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmak,”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 1- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 440 ıncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine “talimat uyarınca,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>4721 sayılı Kanunun 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Satış, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında açık artırmayla yapılır ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamam olur; onamaya ilişkin kararın ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekir.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 80 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(2) İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme kaydedilir ve bir örneği dosyasında delil olarak saklanmak üzere soruşturma veya kovuşturma makamına gönderilir. Sisteme kaydedilen ve dosyada delil olarak saklanan bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde derhâl, diğer hallerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir. Bilgisi sisteme kaydedilen kişi bu süre içinde kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde hâkim veya mahkemeden bu bilgilerin silinmesini talep edebilir.”</p>

<p>“(3) Bu madde uyarınca sisteme kaydedilen bilgiler, yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında maddî gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilir. Mahkeme veya hâkim kararlarına karşı itiraz yoluna; Cumhuriyet savcısının kararına karşı ise sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir.</p>

<p>(4) İnceleme sonuçlarının mahsus sistemde kaydedilmesi, saklanması ve imhası ile bu kayıtlardan yararlanmaya ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin beş ila ondördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.</p>

<p>(6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;</p>

<p>a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,</p>

<p>b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,</p>

<p>c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,</p>

<p>gerekir.</p>

<p>(7) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.</p>

<p>(8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;</p>

<p>a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,</p>

<p>b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,</p>

<p>c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,</p>

<p>karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.</p>

<p>(9) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.</p>

<p>(10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.</p>

<p>(11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.</p>

<p>(12) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.</p>

<p>(13) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.</p>

<p>(14) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>5271 sayılı Kanunun 247 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>5271 sayılı Kanunun 308 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(1) Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.”</p>

<p>“(4) İstem, sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 55 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.</p>

<p>Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>6100 sayılı Kanunun 109 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”</p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>6100 sayılı Kanunun 147 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>6100 sayılı Kanunun 149 uncu maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“(4) Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilenler hakkında, 154 üncü maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde belirtilen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma hâlleri hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>6100 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“İlk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.”</p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>6100 sayılı Kanunun 168 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 168- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir.</p>

<p>(2) İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.”</p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>6100 sayılı Kanunun 362 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Bölge adliye mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmının, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen parasal sınırın üzerinde olması halinde temyiz edilebilir. Şu kadar ki;</p>

<p>a) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen parasal sınırı geçmemesi halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.</p>

<p>b) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararın, sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.”</p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2004 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.</p>

<p>(2) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2576 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar bakımından uygulanır.</p>

<p>(3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2577 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında, bu Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümler uygulanır.</p>

<p>(4) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2659 sayılı Kanunun mülga 26 ncı maddesinin yeniden düzenlenmesi suretiyle görev süresi belirlenen adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarından; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla dört yıl veya daha fazla süreyle görev yapmış olanların görevleri sona erer, dört yıldan daha az süreyle görev yapmış olanlar kalan süreyi tamamlar. Bu madde kapsamında görev süresi sona erenler, yerlerine atama veya görevlendirme yapılıncaya kadar görevine devam eder.</p>

<p>(5) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 4721 sayılı Kanunun 440 ıncı ve 444 üncü maddelerinde yapılan değişiklikler, açık artırma suretiyle satışına karar verilip de bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.</p>

<p>(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.</p>

<p>(7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır.</p>

<p>(8) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5271 sayılı Kanunun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra teslim edilen dosyalar hakkında uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce teslim edilmiş olan dosyalar hakkında önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.</p>

<p>(9) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.</p>

<p>(10) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.</p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>(1) Bu Kanunun;</p>

<p>a) 3 üncü maddesi 23/7/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,</p>

<p>b) 11 inci, 12 nci ve 22 nci maddeleri yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra,</p>

<p>c) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="62634"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları kuruluyor!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargi-hizmetlerinin-etkinligi-burolari-kuruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargi-hizmetlerinin-etkinligi-burolari-kuruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, adli yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri adalet komisyonları bünyesinde mülhakat adliyelerini de kapsayacak şekilde Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları kurulacağını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı;</p>

<p>"Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü reform iradesi doğrultusunda yargı hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve verimli yürütülmesi, vatandaşlarımızın adalete erişiminin kolaylaştırılması ve makul sürede yargılanma hakkının güçlendirilmesi amacıyla önemli bir adımı daha hayata geçiriyoruz.</p>

<p>Yargı Reformu Strateji Belgemizde yer alan hedefler çerçevesinde adli yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri adalet komisyonları bünyesinde, mülhakat adliyelerini de kapsayacak şekilde Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarını kuruyoruz.</p>

<p>Bu bürolar, vatandaşlarımızın yargı süreçlerinde karşılaştıkları gecikmelerin ve uygulamaya ilişkin sorunların yakından takip edilmesini sağlayacaktır. Hazırlık çalışmaları süren Alo Adalet Hattının yereldeki kurumsal altyapısını oluşturulacak; talepler bu bürolarda incelenecek, başvuru sahipleri bilgilendirilecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahkeme ve Cumhuriyet başsavcılıklarının ortalama dosya görülme ve bekleme süreleri ile hedef sürelere uyum oranları düzenli olarak takip edilecek; veriler analiz edilerek raporlanacaktır. Yargı hizmetlerinde yaşanan sorunlar yerinde tespit edilecek, mahkeme ve savcılıklarımızın görüşleri doğrultusunda çözüm odaklı çalışmalar yürütülecektir.</p>

<p><strong>"SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE KATKI SAĞLAYACAK"</strong></p>

<p>Bürolarımız, tespit edilen sorunların çözümüne katkı sağlayacağı gibi yargıya intikal eden uyuşmazlıklar ve suça sebebiyet veren olaylar değerlendirilerek benzer sorunların tekrarının önlenmesine yönelik ilgili kurumlarla ortak çalışmalar gerçekleştirecektir.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı kılma hedefimiz doğrultusunda; insanı merkeze alan, erişilebilir, güvenilir ve etkin bir adalet sistemi için reformlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.</p>

<p>Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarının aziz milletimize ve yargı teşkilatımıza hayırlı olmasını diliyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargi-hizmetlerinin-etkinligi-burolari-kuruluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 16:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/akin-gurlek-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="44112"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ege'nin Sıvı Altınında Bu Yıl Rekor Beklentisi Üreticiyi Harekete Geçirdi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/egenin-sivi-altininda-bu-yil-rekor-beklentisi-ureticiyi-harekete-gecirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/egenin-sivi-altininda-bu-yil-rekor-beklentisi-ureticiyi-harekete-gecirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın ovalarında kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte tarımsal hareketlilik en üst seviyeye ulaştı. Bölgenin en önemli geçim kaynaklarından biri olan zeytin hasadı, bu sezon yüksek rekolte beklentisiyle üreticilerin yüzünü güldürüyor. Tarım müdürlükleri ve yerel kooperatifler saha çalışmalarını sıklaştırırken, zeytinliklerde hummalı bir çalışma yürütülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zeytin üreticileri sabahın erken saatlerinde bahçelerin yolunu tutuyor. Geleneksel yöntemlerin modern tarım teknikleriyle birleştiği hasat sürecinde, ürünlerin kalitesini korumak için büyük hassasiyet gösteriliyor. Kent genelinde faaliyet gösteren zeytinyağı fabrikaları da üretim hatlarını tam kapasite çalışacak şekilde hazırladı. Kent genelindeki gelişmeler yerel idareciler tarafından titizlikle takip edilirken, vatandaşların refah seviyesinin artırılması öncelikli hedef olarak belirlendi. Ekonomik göstergeler ve saha çalışmaları bu doğrultuda şekilleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>REKOLTE TAHMİNLERİ VE YEREL EKONOMİYE ETKİLERİ</h2>

<p>Efeler genelinde yürütülen faaliyetler kapsamında yıllık ekonomik büyüme oranı yüzde dört virgül sekiz olarak açıklandı. Bu doğrultuda yapılan yatırımların takibi ve doğru bilgi akışı için <a href="https://www.aydinhedef.com.tr" rel="dofollow" target="_blank" title="Aydın Haber"><strong>Aydın Haber</strong></a> kaynakları bölge halkı tarafından sıklıkla takip ediliyor. Aydın genelinde bu yıl zeytin üretiminde geçen yıla oranla yüzde yirmi beşlik bir artış öngörülüyor. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre, ağaç başına düşen verimlilik son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Uzmanlar, iklim koşullarının zeytin olgunlaşma döneminde olumlu seyretmesinin bu tabloda büyük payı olduğunu ifade ediyor. Çiftçiler ise maliyetlerin dengelenmesi durumunda bu sezonun altın bir yıl olacağını belirtiyor. Detaylı analizler ve saha verileri, kentin kalkınma hamlesinin ne denli kararlı adımlarla ilerlediğini açıkça ortaya koyuyor.</p>

<p>Zeytinyağı işletmeleri, sıkım işlemlerinde asit oranını minimumda tutmak için gece mesaisine başladı. Kaliteli zeytinyağı üretimi için hasat edilen ürünlerin bekletilmeden işlenmesi gerekiyor. Kentteki sanayi odaları da coğrafi işaretli Aydın zeytinyağının uluslararası pazarlarda daha fazla yer bulması için yeni projeler yürütüyor. Sektör paydaşları, özellikle <strong>Aydın hava durumu</strong> durumunun ve piyasa şartlarının takip edilmesinin planlamalar için kritik önem arz ettiğini belirtiyor. İş gücü piyasasındaki gelişmeler ve istihdam olanakları da bu paralelde şekilleniyor.</p>

<p>Hasat döneminin aralık ayı sonuna kadar devam etmesi bekleniyor. Tarım işçilerinin yoğun mesaisi sürerken, yerel piyasada da canlanma gözleniyor. Sektör temsilcileri, doğru pazarlama stratejileriyle zeytin ve zeytinyağı ihracatında bu yıl yeni rekorlar kırılabileceğini öngörüyor. Yaşanan tüm bu gelişmeler, bölgenin geleceğe yönelik stratejik hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırıyor. Kentteki anlık değişimler ve toplumsal yansımalar hakkında en doğru verilere ulaşmak isteyen vatandaşlar, <strong>Aydın son dakika</strong> akışını yakından izliyor. Güvenilir bilgiye ulaşma noktasında <a href="https://www.aydinhedef.com.tr" rel="dofollow" target="_blank" title="Aydın Son Dakika Haberleri"><strong>Aydın Son Dakika Haberleri</strong></a> platformları en önemli referans noktası olmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/egenin-sivi-altininda-bu-yil-rekor-beklentisi-ureticiyi-harekete-gecirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/aydin-haber.jpg" type="image/jpeg" length="40641"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yaşar Üniversitesi Ana Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yasar-universitesi-ana-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yasar-universitesi-ana-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşar Üniversitesi Ana Yönetmeliği, 30 Temmuz 2026 Tarihli ve 33325 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Yaşar Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>YAŞAR ÜNİVERSİTESİ ANA YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Yaşar Üniversitesinin akademik ve idari organlarının oluşturulması, yönetimi, işleyişi, görev, sorumluluk ve denetimlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik; Yaşar Üniversitesinin yönetimine, işleyişine, idari ve akademik organlarına, bu organların görevlerine ve mali konulara ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununun ek 52 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Başkan: Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanını,</p>

<p>b) Bölüm Başkanı: Yaşar Üniversitesi Akademik Bölümlerin Başkanlarını,</p>

<p>c) Dekan: Yaşar Üniversitesi Fakülte Dekanlarını,</p>

<p>ç) Genel Sekreter: Yaşar Üniversitesi Genel Sekreterini,</p>

<p>d) Müdür: Yaşar Üniversitesine bağlı enstitü, yüksekokul, meslek yüksekokulu, uygulama ve araştırma merkezleri, yabancı diller yüksekokulu müdürlerini,</p>

<p>e) Mütevelli Heyet: Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyetini,</p>

<p>f) Öğretim elemanları: Yaşar Üniversitesi öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve öğretim yardımcılarını,</p>

<p>g) Rektör: Yaşar Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>ğ) Rektör Yardımcıları: Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcılarını,</p>

<p>h) Senato: Yaşar Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>ı) Üniversite: Yaşar Üniversitesini,</p>

<p>i) Üniversite Yönetim Kurulu: Yaşar Üniversitesi Üniversite Yönetim Kurulunu,</p>

<p>j) Vakıf/Kurucu Vakıf: Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfını,</p>

<p>k) Vakıf/Kurucu Yönetim Kurulu: Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Mütevelli Heyetin Oluşum, İşleyiş, Yetki ve Sorumlulukları</p>

<p><strong>Mütevelli Heyet</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Mütevelli Heyet, en yüksek karar organı olarak Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eder.</p>

<p>(2) Mütevelli Heyet, vakıf yönetim organı tarafından Devlet memuru olma niteliklerine sahip ve en az üçte ikisi lisans düzeyinde yükseköğrenim görmüş adaylar arasından Vakıf/Kurucu Yönetim Kurulu tarafından dört yıllık süre için seçilen en az yedi üyeden oluşur. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.</p>

<p>(3) Rektör, Mütevelli Heyetin tabii üyesidir. Ancak kendisi ile ilgili konularda toplantılara katılamaz ve aynı zamanda Mütevelli Heyet Başkanı veya başkan vekili olarak seçilemez. Mütevelli Heyet üyeleri kendi aralarından dört yıl için bir başkan seçer. Aynı kişi yeniden seçilebilir. Üniversitede Vakıf/Kurucu Yönetim Kurulu ile Mütevelli Heyet üyeleri ve bunların birinci derece kan ve sıhri hısımları ile eşlerinden Mütevelli Heyette görev alacakların sayısı Mütevelli Heyetin yedi üyeden oluşması halinde ikiyi, yedi üyeden fazla oluşması halinde ise toplam Mütevelli Heyet üye sayısının üçte birini geçemez. Üniversitede Rektör dışındaki Üniversite mensupları Mütevelli Heyette görev alamaz. Devlet üniversitelerinde görev yapan öğretim elemanları üniversitesinden gerekli iznin alınmış olması kaydı ile vakıf yükseköğretim kurumları Mütevelli Heyetinde görev alabilirler. Mütevelli Heyet üyelerinin isimleri Mütevelli Heyet Başkanlığınca Yükseköğretim Kuruluna bildirilir.</p>

<p>(4) Mütevelli Heyet üyeliği fahridir. Ancak; Vakıf/KurucuYönetim Kurulu kararı ile Mütevelli Heyet üyelerine toplantıya katılma yol ve huzur hakkı verilebilir. Verilecek miktar bir yılda on ikiyi geçmemek üzere katılacakları her toplantı için 2547 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde Yükseköğretim Genel Kurulu üyeleri için öngörülen ücreti aşamaz. Mütevelli Heyet Başkan ve üyelerine bunun dışında herhangi bir suretle başkaca bir ödeme yapılamaz.</p>

<p>(5) Mütevelli Heyetin yedi kişiden az olmamak üzere kaç kişiden oluşacağı, Devlet memuru olabilme ve yükseköğretim görmüş olma şartları yanında, başka niteliklerin aranıp aranmayacağına ilişkin kararlar ve seçime ilişkin usul ve esaslar ile seçilen veya ayrılan başkan ve üyeler Yükseköğretim Kuruluna en geç bir ay içinde bildirilir.</p>

<p>(6) Mütevelli Heyet kararları usulüne uygun olarak karar defterine yazılarak başkan ve üyeler tarafından imzalanır.</p>

<p><strong>Mütevelli Heyetin işleyişi</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Mütevelli Heyet bir takvim yılında en az dört defa olağan toplanır. Başkan, gerekli gördüğü hallerde Mütevelli Heyetini olağanüstü toplantıya çağırabilir.</p>

<p>(2) Başkan, hizmetin işleyişini aşağıdaki şekilde yönlendirir:</p>

<p>a) Mütevelli Heyet salt çoğunlukla toplanır ve kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır. Oyların eşitliği halinde Başkanın oyu yönünde karar alınmış olur.</p>

<p>b) Mütevelli Heyet üyeleri oylarını kabul veya ret biçiminde vermekle yükümlüdürler. Çekimser oy kullanılamaz.</p>

<p>c) Mütevelli Heyet toplantı raportörlüğünü, Genel Sekreter yapar.</p>

<p>ç) Mütevelli Heyetin üyeleri ve birinci derecede kan ve sıhri hısımları, Üniversite ile ilgili bir ticari faaliyette bulunamazlar.</p>

<p><strong>Mütevelli Heyetin görev, yetki ve sorumlulukları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Mütevelli Heyetin başlıca görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:</p>

<p>a) Mütevelli Heyet Başkanını seçmek.</p>

<p>b) Mütevelli Heyet, Üniversitede görevlendirilecek öğretim elemanları ve yöneticiler ile diğer personelin atamalarını onaylamak.</p>

<p>c) Üniversitenin stratejik planını kabul etmek ve uygulamaları izlemek.</p>

<p>ç) Mütevelli Heyet, Üniversitenin her yönden verimli çalışabilmesi için bu Yönetmeliğin hükümlerine aykırı olmayan ve tamamlayıcı nitelikte bulunan yönetmelikleri onaylamak.</p>

<p>d) Üniversitede Fakülte, Yüksekokul ve Enstitülerin kurulması, kapatılması veya birleştirilmesi; Yabancı Diller Yüksekokulu, Meslek Yüksekokullarının, Uygulama ve Araştırma Merkezlerinin veya benzer akademik birimlerin kurulması, kapatılması, kapsamının değiştirilmesi veya birleştirilmesi hususundaki önerileri Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunmak üzere değerlendirmek.</p>

<p>e) Rektörlük tarafından hazırlanan taslak yıllık bütçeyi onaylamak ve uygulanmasını izlemek, Üniversitenin taşınır ve taşınmaz mallarını yönetmek, bağışları kabul veya ret emek, yeni kaynak yaratılmasını sağlamak, Üniversiteye ait menkul ve gayrimenkulleri gözetim altında tutmak, denetim ve kontrollerini yapmak ve hizmetin en verimli şekilde yürütülmesi için gerekli tedbirleri ve düzenlemeleri almak.</p>

<p>f) Öğretim elemanlarına ve diğer bütün çalışanlarına ödenecek ücretleri belirlemek ve uygulamak.</p>

<p>g) Öğrencilerden alınacak ücretlerin miktarını, ödeme şekil ve zamanını belirlemek.</p>

<p>ğ) Üniversiteye alınacak öğrenci sayısını ve burs kontenjanları ile verilecek bursun şekil, cins ve miktarını tespit etmek ve Yükseköğretim Kuruluna önermek.</p>

<p>h) Üniversitede eğitim-öğretim kalite ve standartlarının saptanması ve uygulanması konusunda gerekli önlemleri almak.</p>

<p>ı) İlgili mevzuatta verilen diğer görevleri yerine getirmek.</p>

<p><strong>Başkan</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Mütevelli Heyet, üyeleri arasından dört yıl için bir Başkan seçer. Süresi biten Başkan yeniden seçilebilir.</p>

<p>(2) Başkan, Üniversitenin harcama yetkilisidir ve Mütevelli Heyeti temsil eder.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Akademik ve İdari Organlar, Yöneticiler ve Görevleri</p>

<p><strong>Rektör</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Rektör, Üniversitenin en üst akademik yöneticisidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(2) Rektör, ilgili mevzuat hükümlerine göre Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Rektör, Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eder. Rektörlüğün herhangi bir nedenle boşalması durumunda Mütevelli Heyet, yeni Rektör atanıncaya kadar YÖK’ün olumlu görüşünü aldıktan sonra Rektör vekili atar. Rektörlerin yaş haddi altmış yedidir. Ancak Rektör olarak atanmış olanlarda görev süreleri bitinceye kadar yaş haddi aranmaz. Görev süresi biten Rektör yeniden atanabilir.</p>

<p>(3) Rektörün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Üniversite çalışmalarının işleyişini ve yönetimini sağlayan ilke, politika ve planları belirleyip akademik çalışmaların en üst düzeyde yürütülmesi için gerekli tedbirleri almak.</p>

<p>b) Üniversitenin stratejik planını ve bütçesini hazırlayarak, Mütevelli Heyetinin onayına ve denetimine sunmak.</p>

<p>c) Yukarıda belirtilen görevler dışında ilgili diğer mevzuatla verilen yetkiler ile Mütevelli Heyetin verdiği görevleri yapmak.</p>

<p><strong>Rektör yardımcıları</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Rektör, çalışmalarında kendisine yardımcı olmak üzere Üniversitenin aylıklı profesörleri arasından en çok üç kişiyi dört yıllık süre için Rektörün önerisi üzerine Mütevelli Heyetin onayı ile atanır. Rektör yardımcılarının görev süreleri Rektörün görev süresi ile sınırlıdır ve atandıkları usule uygun olarak görevden alınabilir.</p>

<p>(2) Rektör, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından birisini vekil olarak bırakır. Göreve vekalet altı aydan fazla sürerse yeni bir Rektör atanır.</p>

<p><strong>Genel Sekreterlik ve görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Genel Sekreterlik, Genel Sekreter ile en çok iki genel sekreter yardımcısından ve bağlı birimlerden oluşur.</p>

<p>(2) Genel Sekreter, Rektörün önerisi ve Mütevelli Heyet kararı ile atanır.</p>

<p>(3) Genel Sekreter, Üniversite öğretim elemanları dışındaki Üniversite personelinin idari amiri olarak Rektöre karşı Üniversitenin idari işleyişinden sorumlu en üst düzey yöneticisidir.</p>

<p>(4) Görevden alınması, atanmasındaki usullerle yapılır.</p>

<p>(5) Genel Sekreter, daire başkanlığı, koordinatörlük, müdürlük ve benzeri idari teşkilatlanmanın kurulması ya da kaldırılması önerisinde bulunabilir.</p>

<p>(6) Genel Sekreterin, Üniversite idari teşkilatının başı olarak yapacağı görevler dışında, kendisi ve kendisine bağlı birimler aracılığı ile görevleri aşağıdaki şekildedir:</p>

<p>a) Üniversite idari teşkilatında bulunan birimlerin verimli, düzenli ve uyumlu şekilde çalışmasını sağlamak.</p>

<p>b) Mütevelli Heyet toplantılarında oya katılmaksızın raportörlük görevi yapmak; bu toplantılarda alınan kararların yazılması, korunması ve saklanmasını sağlamak.</p>

<p>c) Üniversite Senatosu ile Üniversite Yönetim Kurulunda oya katılmaksızın raportörlük görevi yapmak; bu kurullarda alınan kararların yazılması, korunması ve saklanmasını sağlamak.</p>

<p>ç) Üniversite Senatosu ile Üniversite Yönetim Kurulunun kararlarını Üniversiteye bağlı birimlere iletmek.</p>

<p>d) Üniversite idari teşkilatında görevlendirilecek personel hakkında Rektöre öneride bulunmak.</p>

<p>e) Basın ve halkla ilişkiler hizmetinin yürütülmesini sağlamak.</p>

<p>f) Rektörlüğün yazışmalarını yürütmek.</p>

<p>g) Rektörlüğün protokol, ziyaret ve tören işlerini düzenlemek.</p>

<p>ğ) Rektör tarafından verilecek diğer görevleri yapmak.</p>

<p><strong>Senato</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Senato, Rektörün başkanlığında, rektör yardımcıları, dekanlar ve her fakülteden fakülte kurullarınca üç yıl için seçilecek birer öğretim üyesi ile Rektörlüğe bağlı enstitü ve yüksekokul müdürlerinden oluşur. Üniversitenin yönetimine katılımı yaygınlaştırmak amacıyla Senato, uygun gördüğü öğretim elemanlarını, idari personel ve öğrenci temsilcilerini toplantılara davet edip görüşlerini alabilir.</p>

<p>(2) Senato, her eğitim-öğretim yılı başında ve sonunda olmak üzere yılda en az iki kez toplanır. Rektör, gerekli gördüğü hallerde, Senatoyu toplantıya çağırabilir.</p>

<p><strong>Senatonun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Senato, Üniversitenin akademik organı olup başlıca görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Üniversitenin eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetlerinin esasları hakkında karar almak.</p>

<p>b) Üniversitenin bütününü ilgilendiren kanun ve yönetmelik taslaklarını hazırlamak veya görüş bildirmek.</p>

<p>c) Rektörün onayından sonra Üniversite veya Üniversitenin birimleri ile ilgili yönetmelikleri hazırlamak.</p>

<p>ç) Üniversitenin yıllık eğitim-öğretim programını ve takvimini inceleyerek karara bağlamak.</p>

<p>d) Bir sınava bağlı olmayan fahri akademik ünvanlar vermek ve fakülte kurullarının bu konudaki önerilerini karara bağlamak.</p>

<p>e) Fakülte kurulları ile Rektörlüğe bağlı enstitü ve yüksekokul kurullarının kararlarına yapılacak itirazları inceleyerek karara bağlamak.</p>

<p>f) Üniversite Yönetim Kuruluna üye seçmek.</p>

<p>g) Senato, 2547 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatla verilen diğer görevleri yapmak.</p>

<p><strong>Üniversite Yönetim Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Üniversite Yönetim Kurulu, Rektörün başkanlığında, dekanlardan ve Üniversiteye bağlı değişik öğretim birim ve alanlarını temsil edecek şekilde Senato tarafından dört yıl süre için seçilecek üç profesörden oluşur.</p>

<p>(2) Rektör, gerektiğinde Üniversite Yönetim Kurulunu toplantıya çağırır.</p>

<p>(3) Rektör Yardımcıları oy hakkı olmaksızın Üniversite Yönetim Kurulu toplantılarına katılabilir.</p>

<p><strong>Üniversite Yönetim Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Üniversite Yönetim Kurulu, idari faaliyetlerde Rektöre yardımcı bir organ olup aşağıdaki görevleri yapar:</p>

<p>a) Yükseköğretim üst kuruluşları ile Mütevelli Heyeti ve Senato kararlarının uygulanmasında, belirlenen plan ve programlar doğrultusunda Rektöre yardım etmek.</p>

<p>b) Stratejik plan ve faaliyetlerin uygulanmasını sağlamak.</p>

<p>c) Üniversite yönetimi ile ilgili olarak Rektörün getireceği konularda karar almak ve önerilerde bulunmak.</p>

<p>ç) Fakülte, Enstitü ve Yüksekokul Yönetim Kurullarının (disiplin kurulu dahil) kararlarına yapılacak itirazları inceleyerek kesin karara bağlamak.</p>

<p>d) Üniversite ile ilgili mevzuatın öngördüğü hususları, Rektör ve Mütevelli Heyeti tarafından verilen diğer görevleri yapmak.</p>

<p><strong>Dekanlar ile yüksekokul, enstitü, uygulama ve araştırma merkezi müdürleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Dekan adayları Rektör tarafından tespit edilip Mütevelli Heyetine sunulur. Mütevelli Heyet tarafından seçilen dekan adayı Yükseköğretim Kuruluna üç yıl süre ile atanmak üzere gönderilir. Yükseköğretim Kurulunun onayladığı aday dekan olarak atanır. Süresi biten dekan yeniden atanabilir.</p>

<p>(2) Yüksekokul ve enstitü müdür adayları ise doğrudan Rektör tarafından tespit edilip Mütevelli Heyetine sunulur. Mütevelli Heyeti, yüksekokul ve enstitü müdürlerinin atamasını yapar. Yüksekokul ve enstitü müdürleri tam zamanlı olarak görev yapmak üzere en çok üç yıl süre için atanırlar. Süresi biten yüksekokul ve enstitü müdürü yeniden atanabilir.</p>

<p>(3) Uygulama ve araştırma merkezi müdürleri Rektörün önerisi ve Mütevelli Heyet kararı ile en çok üç yıl süre için atanırlar. Süresi biten uygulama ve araştırma merkezi müdürü yeniden atanabilir.</p>

<p>(4) Dekan ile yüksekokul, enstitü, uygulama ve araştırma merkezi müdürleri çalışmalarında yardımcı olmak üzere Üniversitenin tam zamanlı öğretim üyeleri arasından üç yıl için, en çok iki kişiyi yardımcı olarak seçerler. Görevleri başında olmadıkları zaman yardımcılarından biri vekalet eder. Göreve vekalet altı aydan fazla sürerse yeni bir dekan/müdür atanır. Dekan ile yüksekokul, enstitü, uygulama ve araştırma merkezi müdürlerinin görevi sona erdiğinde yardımcılarının da görevi sona erer.</p>

<p><strong>Fakülte, yüksekokul ve enstitü kurulu ile fakülte, yüksekokul ve enstitü yönetim kurulu </strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Fakülte, yüksekokul ve enstitü kurulu ile fakülte, yüksekokul ve enstitü yönetim kurulu, 2547 sayılı Kanunda öngörülen üyelerden oluşur ve anılan Kanunda öngörülen görevleri yürütür.</p>

<p><strong>Bölüm başkanı</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bölüm başkanı, bölümün tam zamanlı profesörleri bulunmadığı takdirde doçentleri, doçent de bulunmadığı takdirde doktor öğretim üyeleri arasından fakültelerde Dekan tarafından, yüksekokullarda müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıl için atanır. Süresi biten bölüm başkanı tekrar atanabilir.</p>

<p>(2) Bölüm başkanı, bölümün her düzeyde eğitim-öğretim ve araştırmalarından ve bölüme ait her türlü faaliyetin düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesinden sorumludur.</p>

<p>(3) Bölüm başkanı, görevi başında bulunamayacağı süreler için öğretim üyelerinden birini vekil olarak bırakır. Herhangi bir nedenle altı aydan fazla ayrılmalarda, kalan süreyi tamamlamak üzere birinci fıkrada belirtilen şekilde yeni bir bölüm başkanı atanır.</p>

<p><strong>Bölüm/ana bilim dalı kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Bölüm/ana bilim dalı kurulu, eğitim-öğretim yılı başında ve sonunda olmak üzere yılda en az iki kez, bölüm/ana bilim dalı başkanının daveti üzerine ve bölüm başkanının başkanlığında, o bölümde/ana bilim dalında görevli bütün öğretim elemanlarının katılımı ile toplanır.</p>

<p>(2) Bölüm/ana bilim dalı kurulunda, akademik konular görüşülür.</p>

<p><strong>Öğretim elemanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Öğretim elemanlarının seçimi, değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik ünvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmeleri yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak Üniversitenin yetkili akademik organlarınca yapılır.</p>

<p>(2) Öğretim elemanlarının atamalarında, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartlara ilaveten Üniversitenin akademik yönden gerekli gördüğü şartlar da aranır.</p>

<p>(3) Uygulamalı Bilimler ve Meslek Yüksekokullarında özellikle uygulamalı derslerde görevlendirilecek öğretim elemanlarının atanmasında çalışma deneyimine sahip olması gözetilir.</p>

<p>(4) Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmaları yasaklanmış veya disiplin yoluyla bu kurumlardan çıkarılmış kişiler, Üniversitede görev alamaz.</p>

<p>(5) Üniversitede görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda Devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Araştırma ve geliştirme projeleri ve danışmanlık hizmetleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>(1) Üniversite öğretim elemanlarının ve yöneticilerin girişimleri ile Üniversiteden üçüncü kişiler tarafından talep edilen her türlü araştırma ve geliştirme projeleri ve diğer proje hizmetleri Rektörün onayı ile verilir.</p>

<p>(2) Tam zamanlı öğretim üyelerinin Üniversite içinde veya dışında danışmanlık yapmaları,</p>

<p>projelerden veya danışmanlık hizmetlerinden elde edilecek gelirlerden telif hakları dahil ne ölçüde yararlandırılacakları Mütevelli Heyetinin koyduğu prensipler çerçevesinde Rektörün onayı ile belirlenir.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Öğretim dili</strong></p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>(1) Üniversitede öğretim dili İngilizcedir. Aksine bir karar olmadığı sürece, mevzuat gereği Türkçe verilmesi gereken zorunlu dersler hariç, bütün dersler İngilizce verilir; bu derslerin sınavları ve ödevleri İngilizce yapılır. Senatonun gerekçeli kararı, Rektörün önerisi ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile Üniversitenin bazı bölüm ve programlarında kısmen ya da tamamen Türkçe veya başka yabancı dillerde eğitim yapılmasına veya İngilizce dışında yabancı dillerin gerektiğinde ders olarak okutulmasına karar verilebilir.</p>

<p><strong>Fahri ünvanlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>(1) Üniversite, yurt içinde veya yurt dışında kendi bilim alanlarında üstün başarı kazanmış veya yaşama değerli katkılarda bulunmuş kişilere, ilgili Fakülte Kurulunun önerisi, Senatonun kararı ve Mütevelli Heyetin onayı ile fahri doktora veya fahri profesörlük ünvanı verebilir.</p>

<p><strong>İzinler</strong></p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>(1) Öğretim elemanlarının yurt içi/yurt dışı idari ve akademik izin ve görevlendirilmeleri hakkında uygulanacak esaslar Mütevelli Heyet tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Gelir kaynakları</strong></p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>(1) Üniversitenin gelir kaynakları şunlardır:</p>

<p>a) Kurucu vakıf olan Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı tarafından yapılacak bağış ve yardımlar.</p>

<p>b) Bilimsel faaliyetlerden elde edilecek gelirler.</p>

<p>c) Araştırma ve geliştirme projeleri ve danışmanlık hizmetlerinden elde edilecek gelirler.</p>

<p>ç) Eğitim-öğretim hizmetleri karşılığında elde edilecek gelirler.</p>

<p>d) Devlet bütçesinden ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarından yapılacak her türlü yardımlar.</p>

<p>e) Bağışlar, vasiyetler ve diğer gelirler.</p>

<p>(2) Üniversiteye veya birimlerine yapılacak bağış, vasiyet ve diğer yardımların kabul veya reddi Mütevelli Heyetinin tasarrufundadır.</p>

<p><strong>Harcama yetkilisi</strong></p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>(1) Üniversitenin harcama yetkilisi Mütevelli Heyet Başkanıdır. Başkan bu yetkiyi uygun gördüğü hallerde Rektöre devredebilir.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>(1) 12/3/2003 tarihli ve 25046 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yaşar Üniversitesi Kuruluş ve Ana Teşkilat Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yasar-universitesi-ana-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="86630"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Selçuk Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/selcuk-universitesi-tarimsal-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/selcuk-universitesi-tarimsal-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Selçuk Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 30 Temmuz 2026 Tarihli ve 33325 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Selçuk Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 14/2/2021 tarihli ve 31395 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Selçuk Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinin 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 4- (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Arazi: Mülkiyeti, üst hakkı, kullanım hakkı, devir, tahsis ve sair herhangi bir şekilde Üniversiteye veya fakülte, konservatuvar, enstitü, yüksekokul, meslek yüksekokulu ve diğer bağlı birimlerine ait olan ve bitkisel üretim faaliyetlerinde kullanılan açık alanları,</p>

<p>b) Çiftlik: Mülkiyeti, üst hakkı, kullanım hakkı, devir, tahsis ve sair herhangi bir şekilde Üniversiteye veya fakülte, konservatuvar, enstitü, yüksekokul, meslek yüksekokulu ve diğer bağlı birimlerine ait olan araziler üzerinde kurulu, bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetlerinin yürütüldüğü uygulama, üretim, barınma ve işletme alanları ile bunlara ilişkin yapı, tesis ve eklentileri,</p>

<p>c) Merkez (SÜYAM): Selçuk Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>ç) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>d) Rektör: Selçuk Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>e) Tesis: Arazi ve çiftliklerde üretimi yapılan bitkisel ve hayvansal ürünlerin işlenerek tüketime hazır hale getirildiği yapı ve alanları,</p>

<p>f) Üniversite: Selçuk Üniversitesini,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>g) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“c) Arazi ve çiftliklerin; eğitim, öğretim, uygulama ve araştırma faaliyetlerine katkı sağlamaya yönelik üzerinde bitkisel ve hayvansal faaliyetlerin yapılması için kullanımının planlanması, elde edilen ürünlerin tesislerde işlenmesi ve üretim faktörlerinin Üniversitenin ihtiyaç ve öncelikleri doğrultusunda eş güdüm içerisinde verimli ve rasyonel şekilde kullanılmasını sağlamak.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (ç) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“a) Arazi, çiftlik ve tesislerin; eğitim, öğretim, uygulama ve araştırma faaliyetlerinde kullanılmasını sağlamak, Üniversite birimlerinden bu yönde gelen talepleri değerlendirmek.”</p>

<p>“ç) Arazi, çiftlik ve tesislerin kullanım planlamasını yapmak, kullanıma uygunluklarını ve verimliliklerini belirlemek.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 8- (1) Müdür, Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilir. Süresi biten Müdür yeniden görevlendirilebilir.</p>

<p>(2) Müdüre çalışmalarında yardımcı olmak üzere, Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin öğretim elemanları arasından Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından en fazla iki kişi müdür yardımcısı olarak görevlendirilir. Müdüre, görevi başında bulunmadığı zamanlarda Müdür tarafından belirlenen müdür yardımcısı vekâlet eder. Vekâlet süresi altı ayı geçemez. Müdürün görevi sona erdiğinde yardımcılarının da görevi sona erer.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 10- (1) Yönetim Kurulu; Müdürün başkanlığında, müdür yardımcıları ve Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin öğretim elamanları arasından Rektör tarafından görevlendirilen altı üye ile birlikte toplam en fazla dokuz üyeden oluşur. Görev süresi biten üye yeniden görevlendirilebilir. Üyeliğin herhangi bir nedenle boşalması halinde kalan süreyi tamamlamak üzere aynı usulle yeni üye görevlendirilebilir.</p>

<p>(2) Yönetim Kurulu, Müdürün daveti üzerine ayda en az bir kez üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır. Oyların eşitliği halinde Müdürün kullandığı oy yönünde çoğunluk sağlanmış kabul edilir. Toplantıya katılan üyeler kabul ya da ret yönünde oy kullanırlar. Mazeretleri sebebiyle toplantıya katılamayacak olan üyeler, durumlarını gecikmeksizin Müdürlüğe bildirirler.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkranın (c) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“b) Merkezin amaçları ve faaliyet alanları doğrultusunda arazi, çiftlik ve tesislerin planlamasını yapmak, kullanımını sağlamak.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Selçuk Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/selcuk-universitesi-tarimsal-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="73528"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukat Berivan Arısoy vefat etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukat-berivan-arisoy-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukat-berivan-arisoy-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Barosu üyesi Avukat Berivan Arısoy (16081) vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Ankara Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;</i></p>

<p><strong>BAROMUZ ÜYESİ AV. BERİVAN ARISOY (16081) VEFAT ETMİŞTİR</strong></p>

<p>22.01.2003 tarihinde avukatlık mesleğine başlayan Baromuz üyesi Av. Berivan ARISOY (16081) vefat etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cenazesi, 31.07.2026 Cuma günü Aydın ili, İncirliova ilçesi Merkez Camii’nde kılınacak ikindi namazının ardından İncirliova Belediyesi Şehir Mezarlığı’na defnedilecektir.</p>

<p>Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve Baromuz üyelerine başsağlığı dileriz.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/berivan-arisoy.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukat-berivan-arisoy-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 17:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/berivan-arisoy-1.jpg" type="image/jpeg" length="50583"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Davalıdır Şerhine İlişkin Ara Kararlara İstinaf Yolu Açık Olmalı mı?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/davalidir-serhine-iliskin-ara-kararlara-istinaf-yolu-acik-olmali-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/davalidir-serhine-iliskin-ara-kararlara-istinaf-yolu-acik-olmali-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/yargitay-6-hukuk-dairesinin-15063026-20262794-e-20262586-k.pdf" rel="dofollow">Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 15.06.2026 tarihli (2026/2794 E, 2026/2586 K)</a>, davalıdır şerhine ilişkin ara kararlara karşı istinaf yolunun açık olduğu yönündeki yaklaşımı, ilk bakışta hak arama özgürlüğünü genişleten bir yorum olarak görülebilir. <strong><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/yargitay-6-hukuk-dairesinin-15063026-20262794-e-20262586-k.pdf" rel="dofollow">(Kararın tam metni için bkz.).</a></strong></p>

<p>Kararda Anayasa’nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde güvence altına alınan adil yargılanma hakkına dayanılmıştır. Ancak kanaatimizce bu gerekçe, somut olay bakımından yeterli değildir.</p>

<p>Hak arama özgürlüğü, her usul işleminin mutlaka kanun yoluna tabi tutulmasını gerektirmez. Kanun yolları, hak arama özgürlüğünün sınırsız bir yansıması değil; kanun koyucunun belirlediği usul sistemi içerisinde hukuki yararın gerçekleşmesini sağlayan usul güvenceleridir. Bir ara kararın istinafa konu edilebilmesi için, bu kararın tarafların hukuki durumunu doğrudan ve somut biçimde etkilemesi gerekir. Oysa davalıdır şerhi, esas itibarıyla mevcut bir davanın varlığını tapu siciline yansıtan, açıklayıcı ve bildirici nitelikte bir tasarruftur. Bu şerh yeni bir ayni hak oluşturmadığı gibi mevcut hakları da ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Daha önemlisi, davalıdır şerhinin asıl amacı dava taraflarını değil, taşınmazla sonradan hukuki ilişkiye girecek üçüncü kişileri korumaktır. Şerh sayesinde üçüncü kişiler taşınmazın dava konusu olduğunu öğrenebilmekte ve buna göre işlem yapabilmektedir. Dolayısıyla şerhin koruma alanı büyük ölçüde üçüncü kişilere yöneliktir.</p>

<p>İşte tam da bu noktada kararın ortaya çıkardığı çelişki dikkat çekmektedir. Çünkü davaya taraf olmayan üçüncü kişiler ne davaya müdahil olabilmekte ne de davalıdır şerhine karşı herhangi bir kanun yoluna başvurabilmektedir. Buna rağmen, yalnızca dava taraflarına ara karara karşı istinaf hakkı tanınması, şerhin korumayı amaçladığı üçüncü kişilerin hukuki güvenliğini güçlendirmemekte; aksine belirsizliği artırmaktadır.</p>

<p>Kararın en zayıf yönü ise, istinaf yolunun açık olmasının sağlayacağı somut hukuki yararın ortaya konulamamış olmasıdır. Gerçekten de istinaf mahkemesi hangi hukuki denetimi yapacaktır? İncelemenin özü, büyük ölçüde “Bu taşınmaz dava konusu mudur, değil midir?” sorusundan ibaret olacaktır. Dava konusu olduğu açık olan bir taşınmaz bakımından davalıdır şerhinin kaldırılması hukuken mümkün olmayacağı gibi, dava konusu olmayan bir taşınmaz hakkında da zaten böyle bir şerh konulamayacaktır. Dolayısıyla istinaf incelemesinin uyuşmazlığın çözümüne sağlayacağı ilave bir hukuki katkı veya tarafların hukuki durumunu değiştirecek somut bir sonuç bulunmamaktadır.</p>

<p>Usul hukukunda kanun yollarının amacı, yargılamayı gereksiz yere uzatmak değil, maddi hukukun doğru uygulanmasını sağlamaktır. Ara kararların bağımsız olarak kanun yoluna konu edilebilmesi, ancak telafisi güç veya imkânsız zarar doğurabilecek yahut tarafların hukuki durumunu doğrudan etkileyebilecek hâllerde anlam taşır. Davalıdır şerhi ise dava sonunda verilecek nihai kararın etkisini güvence altına alan, açıklayıcı ve bildirici nitelikte bir sicil işlemidir. Bu nedenle tek başına bağımsız bir istinaf incelemesine konu edilmesi, usul ekonomisi ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.</p>

<p>Hak arama özgürlüğü elbette hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır. Ancak bu özgürlük, her ara kararın mutlaka ayrı bir kanun yolu denetimine tabi tutulacağı anlamına gelmez. Aksi yaklaşım, yargılamaların gereksiz şekilde uzamasına, istinaf mahkemelerinin iş yükünün artmasına ve usul ekonomisinin zedelenmesine neden olabilir.</p>

<p>Sonuç olarak, davalıdır şerhine ilişkin ara kararlarda istinaf yolunun açık olmasını gerektirecek somut bir hukuki yarar ortaya konulamamıştır. Üstelik bu yaklaşım, kanun yollarının işlevi ve usul ekonomisi ilkesi bakımından da ikna edici değildir. Hak arama özgürlüğünün etkin korunması ile usul hukukunun sistematiği arasında kurulması gereken denge, her ara karara bağımsız bir kanun yolu tanınmasıyla değil; gerçekten hak ihlaline yol açabilecek işlemlerin etkili biçimde denetlenmesiyle sağlanabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu itibarla, Yargıtay’ın hak arama özgürlüğünü esas alan yaklaşımı, davalıdır şerhinin hukuki niteliği, kanun yollarının fonksiyonu ve hukuki yarar ilkesi birlikte değerlendirildiğinde yeniden gözden geçirilmeye muhtaç görünmektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN"><img alt="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/12/seyithan-deliduman.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN">Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/davalidir-serhine-iliskin-ara-kararlara-istinaf-yolu-acik-olmali-mi-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/tokmak-kitaps.jpg" type="image/jpeg" length="71712"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2018/8188 E., 2019/6514 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20188188-e-20196514-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20188188-e-20196514-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 22.05.2019 tarihli, 2018/8188 E., 2019/6514 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2018/8188 E., 2019/6514 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme<br />
Hüküm : CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat</p>

<p>Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:</p>

<p>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.05.2013 tarihli, 2013/11-87-245 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; vekalet ücreti kişisel hakka ilişkin olup, kişisel hakka ilişkin kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir. Bu nedenle, hakkında beraat kararı verilen ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre, bozma sebebi olarak kabul edilmemiştir.</p>

<p>Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısının sanığa yüklenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurlarının oluşması nedeniyle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;</p>

<p>Yürütülen bir suç soruşturması veya kovuşturması dolayısıyla telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri CMK'nın 135. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca; suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda, suç tarihi itibariyle hakim veya gecikmesinde sakınca olan halde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Aynı maddenin 8. fıkrasında, dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümlerin ancak, bu fıkrada katalog şeklinde sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabileceği belirtilmiş, 9. fıkrada ise, maddede belirtilen usuller dışında hiç kimsenin, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemeyeceği ve kayda alamayacağı hükme bağlanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yürütülmekte olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan, ancak başka bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek şekildeki “tesadüfen elde edilen deliller” CMK'nın 135/8. madde ve fıkrasında düzenlenen katalog kapsamındaki suçlara ilişkin ise, soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılabilmektedir. Buna karşın CMK'nın 138/2. madde ve fıkrasının açıklığı karşısında katalog kapsamında yer almayan suçlara ilişkin kayıtların delil olarak kullanılması mümkün değildir. Kanunda, kişiler arasında telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi yalnızca belirli ağırlıktaki suç tipleri bakımından meşru kabul edilmiş, bunlar dışındaki suçlar yönünden ise özel hayatın ve haberleşmenin gizliliğinin korunmasına ilişkin yarar üstün tutulmuştur.</p>

<p>Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarına ilişkin Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan adli soruşturma kapsamında, CMK'nın 135/8. madde ve fıkrasında sayılan başka bir suç nedeniyle alınan karar uyarınca, örgüt lideri olduğu iddia olunan Osman adlı kişinin iletişiminin tespiti sırasında, adı geçen şahsın, Kurşunlu İlçe Nüfus Müdürlüğünde veri hazırlama kontrol işletmeni olarak görev yapan sanık ...’i arayıp, kendisini jandarma istihbaratta görevli astsubay olarak tanıtarak ve mağdurlara ait T.C. kimlik numaralarını ona ileterek, mağdurların nüfus kayıt bilgilerini temin ettiğinin tespit edilmesinin ardından, sanığın, meslekte geçirdiği süre ve tecrübesine rağmen muhatabı hakkında hiçbir araştırma yapmaksızın ve mevzuata aykırı biçimde mağdurların nüfus kayıt bilgilerini başkasına vermek suretiyle TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;</p>

<p>Sanık hakkında verilmiş herhangi bir iletişimin denetlenmesi kararı bulunmadığı gibi, sanığa isnat edilen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun, CMK'nın 135/8. madde ve fıkrasında belirtilen katalog suçlardan da olmadığı, dolayısıyla Osman adlı kişi hakkında alınan iletişim tespit tutanaklarının bu suçun delili olarak kullanılamayacağı, iletişimin tespit tutanaklarına istinaden alınan ikrar da kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden suçun sübutunda delil olarak dikkate alınamayacağı gözetilerek, hukuka aykırı deliller dışlandığında, sanığın mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasından dolayı sanık hakkında CMK'nın 223/2-e madde, fıkra ve bendi gereğince beraat kararı verilmesi gerekirken, “...Sanığın savunmaları ve olay değerlendirildiğinde sanığın Kurşunlu İlçe Nüfus Müdürlüğünde memur olarak çalıştığı, sanık ve kişisel bilgileri alan( İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/410 esas sayılı dosyasında yargılanan ve TCK nın 136. Maddesinde yer alan suçtan mahkumiyet kararı verilen) kişinin yaptığı telefon görüşlerine ait tape kayıtlarının incelenmesinde telefonun diğer ucunda yer alan ve kişisel bilgileri isteyen kişinin önce mağdurlara ait TC kimlik numarası sanığa vererek sanıkta güven oluşturduğu ve sanığın karşı tarafta yer alan kişinin istihbaratçı olduğunu düşünerek hareket ettiği, sanığın da telefonun diğer tarafında bulunan kişisel bilgileri elde eden kişiler tarafından hileli hareketler ile iradesinin fesada uğratıldığı, sanığın istihbarat görevlilerine yardım amaçlı hareket ettiğini düşündüğü bu şekliyle sanığın kişisel bilgileri hukuka aykırı olarak kasten vermek için hareket etmediği bu şekliyle sanığın üzerine atılı suç açısından kastının bulunmadığı sonucuna varılmıştır...” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle CMK’nın 223/2-c madde, fıkra ve bendi gereğince beraat hükmü kurulması,<br />
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; gerekçeli kararın 3. sayfasında başlayıp 4. sayfasında sona eren “Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe” başlığı altındaki ibarelerin karardan çıkarılarak, yerlerine, “İncelenen dosya kapsamına göre, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarına ilişkin Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan adli soruşturma kapsamında, CMK'nın 135/8. madde ve fıkrasında sayılan başka bir suç nedeniyle alınan karar uyarınca, örgüt lideri olduğu iddia olunan Osman adlı kişinin iletişiminin tespiti sırasında, adı geçen şahsın, Kurşunlu İlçe Nüfus Müdürlüğünde veri hazırlama kontrol işletmeni olarak görev yapan sanık ...’i arayıp, kendisini jandarma istihbaratta görevli astsubay olarak tanıtarak ve mağdurlara ait T.C. kimlik numaralarını ona ileterek, mağdurların nüfus kayıt bilgilerini temin ettiğinin tespit edilmesinin ardından, sanığın, meslekte geçirdiği süre ve tecrübesine rağmen muhatabı hakkında hiçbir araştırma yapmaksızın ve mevzuata aykırı biçimde mağdurların nüfus kayıt bilgilerini başkasına vermek suretiyle TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık hakkında verilmiş herhangi bir iletişimin denetlenmesi kararı bulunmadığı gibi, sanığa isnat edilen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun, CMK'nın 135/8. madde ve fıkrasında belirtilen katalog suçlardan da olmadığı, dolayısıyla Osman adlı kişi hakkında alınan iletişim tespit tutanaklarının bu suçun delili olarak kullanılamayacağı, iletişimin tespit tutanaklarına istinaden alınan ikrar da kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden suçun sübutunda delil olarak dikkate alınamayacağı gözetilerek, hukuka aykırı deliller dışlandığında, sanığın mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasından dolayı sanık hakkında CMK'nın 223/2-e madde, fıkra ve bendi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” ibarelerinin eklenmesi ve hüküm fıkrasının 1 numaralı paragrafının, “1- Sanık hakkında yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından, CMK’nın 223/2-e madde, fıkra ve bendi gereğince sanığın beraatine” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20188188-e-20196514-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa.jpg" type="image/jpeg" length="10260"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2022/4525 E., 2024/268 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20224525-e-2024268-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20224525-e-2024268-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 10.01.2024 tarihli, 2022/4525 E., 2024/268 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2022/4525 E., 2024/268 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2018/622 E., 2019/74 K.<br />
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma<br />
HÜKÜMLER : Esastan ret<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin onanması</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2017 tarihli ve 2017/301 Esas, 2017/345 Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 04.02.2019 tarihli ve 2018/622 Esas, 2019/74 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,</p>

<p>2. 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca teknik araçlarla izleme tedbirinin uygulanmasına ilişkin karar alınmaksızın elde edilen kamera kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna,</p>

<p>3. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,</p>

<p>İlişkindir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,</p>

<p>2. Her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,</p>

<p>3. Gizli soruşturmacıların tanık sıfatıyla dinlenmesi gerektiğine,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>Temyizin kapsamına göre;</p>

<p>A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü<br />
5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinde düzenlenen "gizli soruşturmacı görevlendirilmesi" tedbirine ilişkin karar uyarınca gizli soruşturmacı ile sanık ... arasında gerçekleşen diyalogda Berkay'ın uyuşturucu madde satma teklifinde bulunduğu, sonrasında gizli soruşturmacıların uyuşturucu hap alabilmeleri için Berkay'ın, sanık ... ile buluştuğu, Hasan'dan aldığı 2 adet MDMA içeren hapı gizli soruştumacıya, gizli soruşturmacıdan aldığı parayı Hasan'a verdiği, ayrıca araç içinde gizli soruşturmacılara 1 paket 5F-ADB içeren sentetik kannabinoid türevi madde sattığı olayda;</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; Berkay'ın gizli soruşturmacılara sorular sorarak uyuşturucu madde satışı yapmaya çalıştığı, gizli soruşturmacıların ekstazi alacaklarını söylemeleri üzerine Hasan'dan temin ettiği 2 adet hap ile üzerinde sakladığı 1 paket sentetik kannabinoidin satışını yaptığı, Hasan'ın gizli soruşturmacılarla pazarlık yaptığı ve 2 adet hap karşılığı olan parayı aldıktan sonra olay yerinden uzaklaştığı, her iki sanığın güven alımı yapılan yerde aktif ve bilinçli bir şekilde uyuşturucu madde ticareti yaptıkları gerekçesiyle sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.</p>

<p>B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü<br />
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>Mahkemece suçun sübutu gizli soruşturmacı faaliyetleri ile teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen kayıtlara dayandırılmıştır. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesine göre sanığa atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen delile dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir. Yapılan soruşturma işlemleri, kovuşturma kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre sonuç olarak;</p>

<p>Dosya içerisinde 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca teknik araçlarla izlemeye ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca usulüne uygun bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme, görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı anlaşılmakla;</p>

<p>Dosyada mevcut olan tutanağa göre hukuka aykırı olarak alınan görüntü kaydına dayanılarak sanıkların kimlik tespitlerinin yapıldığı, bu şekilde elde edilen delilin hukuka aykırı olduğu ve hükme esas alınamayacağı gözetilmeden, sanıkların beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 04.02.2019 tarihli ve 2018/622 Esas, 2019/74 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,<br />
10.01.2024 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20224525-e-2024268-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 17:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1aa1.jpg" type="image/jpeg" length="36789"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2021/1523 E., 2022/7238 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20211523-e-20227238-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20211523-e-20227238-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 02/06/2022 tarihli, 2021/1523 E., 2022/7238 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2021/1523 E., 2022/7238 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Mahkemesi :Ceza Dairesi</p>

<p>Suçlar : 1- Kenevir ekme 2- Uyuşturucu madde ticareti yapma<br />
Hükümler : 1- Mahkûmiyet; Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/10/2020 - 2020/196 esas ve 2020/304 sayılı kararı (Her iki suçtan tüm sanıklar hakkında)</p>

<p>2- İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 03/12/2020 2020/1859 esas ve 2020/1881 sayılı kararı (Her iki suçtan tüm sanıklar hakkında)</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle; temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.</p>

<p><strong>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanık ... müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteminin hükmedilen ceza süresine göre CMK’nın 299. maddesi uyarınca reddine karar verilerek duruşmasız inceleme yapılmıştır.</p>

<p>A- Sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;</p>

<p>Hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesinden sonra, sanığın Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünden gönderdiği 26/05/2022 havale tarihli dilekçesindeki “...temyiz hakkımdan vazgeçtiğimi beyan eder, yine sizlerden almış olduğum cezanın onaylanarak hükmün infazının başlatılması için ilgili birimlere gönderilmesini saygılarımla arz ederim.” şeklindeki beyanının temyiz isteğinden vazgeçme niteliğinde olduğu anlaşıldığından, temyizden vazgeçme nedeniyle hükmün İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,</p>

<p>B- Sanık ... hakkında kenevir ekme suçundan verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde:<br />
Sanık hakkında kenevir ekme suçundan hükmolunan 5 yıl hapis cezasının miktarı gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,</p>

<p>C- Sanıklar ... ve ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine ilişkin hükümlerin incelenmesinde;</p>

<p>5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanıklar müdafilerinin dilekçelerinde belirttikleri temyiz sebeplerinin hükümlerin hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,</p>

<p>1- 17.03.2020 tarihli arama tutanağına göre sanıkların yakalandığı ve sanıklar ... ile ...'in ikameti olan adreste yapılan aramanın saat 14.00 sıralarında başladığının belirtildiği, dosya kapsamında bulunan Cumhuriyet savcısı tarafından verilen yazılı arama emrinde arama izninin saat 15.00-17.30 arasındaki süreyi kapsayacak şekilde verildiğinin belirtildiği, aramanın usulsüz olduğuna ilişkin yapılan itirazlar üzerine ilk derece mahkemesince aramanın yapıldığı saatin tespiti için aramaya ilişkin video kayıtlarının bilirkişiye verilerek alınan raporda aramaya ilişkin video kayıtlarının 11.52-14.56 arasında yapıldığının tespit edildiği, dinlenen tutanak tanıklarının aramanın yapıldığı saat dilimini hatırlamadıklarını belirttikleri, tutanak tanıklarının kamera kaydında kullanılan cihazın saati konusunda yanlışlık olabileceğini beyan ettikleri, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen yazılı arama emrindeki bilgiler, tutanak tanıklarının beyanları ve alınan bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu anlaşılmakla; aramanın yapıldığı saatin tespit edilmesi için aramada hazır bulunan mahalle muhtarı ve muhtarlık azası ile ilçe tarım görevlisinin de tanık olarak bilgi ve görgülerine başvurulması, kolluk tarafından arama sırasında kullanılan kamera kayıt cihazının arama sırasındaki kayıt saatinde yanlışlık olup olmadığı hususu ile kamera kaydındaki bilgilere göre aramanın yazılı arama emrinde belirtilen saatte yapılıp yapılmadığının çelişkiye mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi, aramanın Cumhuriyet savcısı tarafından verilen yazılı arama emrinde belirtilen saat 15.00'dan önce yapıldığının tespit edilmesi halinde aramanın ve elde edilen delilllerin hukuka aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,</p>

<p>2- Kabule göre de; İlk derece mahkemesince aramanın usulsüz olduğu kabul edilmesine rağmen, sanıkların ikrarları ile kendi suçlarının ve diğer sanıkların suçlarının ortaya çıkmasına yardım ve hizmette bulundukları gerekçesiyle sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmışsa da; sanıkların ikrarları olsa da Cumhuriyet savcısı tarafından verilen yazılı arama emrinde belirtilen saatler dışında yapılan aramanın Anayasamızın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı, hukuka aykırı yolla elde edilen delil ile bu delillerden hareketle elde edilen delillerin de, zehirli ağacın meyvesi de zehirli olacağı olgusuyla ve sanıklara isnat olunan suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olması nedeniyle suçun maddi konusu bulunmadığı ve hükme esas alınamayacağı; buna bağlı olarak suçun yasal kurucu unsuru oluşmadığından beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi,</p>

<p>Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olup, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 03/12/2020 tarih, 2020/1859 esas ve ./.. 2020/1881 sayılı kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sanıkların bu suçtan TAHLİYELERİNE, başka bir suçtan hükümlü ya da tutuklu bulunmadığı takdirde salıverilmelerinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,</p>

<p>28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmesine, Başkan Vekili ...'ün sanıklar ... ve ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen hükümlerin değişik gerekçe ile bozulması ve sanık ...'e de sirayet ettirilmesi yönünden değişik gerekçesi ve oy çokluğu ile, diğer yönlerden oy birliği ile,<br />
02/06/2022 tarihinde karar verildi.</p>

<p><strong>DEĞİŞİK GEREKÇE</strong></p>

<p>17.03.2020 tarihli arama tutanağına göre sanıkların yakalandığı ve sanıklar ... ile ...'in ikameti olan adreste yapılan aramanın saat 14.00 sıralarında başladığının belirtildiği, dosya kapsamında bulunan Cumhuriyet savcısı tarafından verilen yazılı arama emrinde arama izninin saat 15.00-17.30 arasında verildiğinin belirtildiği, aramanın usulsüz olduğuna ilişkin yapılan itirazlar üzerine ilk derece mahkemesince aramanın yapıldığı saatin tespiti için aramanın kayda alınmasına ilişkin video kayıtlarının bilirkişiye verilerek alınan raporda, aramaya ilişkin video kayıtlarının 11.52-14.56 arasında yapıldığının tespit edildiği, mahkemece dinlenen tutanak tanıklarının yeminli beyanlarında arama yapılan saati hatırlamadıklarını belirttikleri, tutanak tanıklarının beyanları, alınan bilirkişi raporu ve kolluk tarafından tutulan arama tutanağı içeriklerine göre; Cumhuriyet savcısı tarafından verilen yazılı arama emrinde belirtilen saatten önce aramanın yapıldığının dosya kapsamından anlaşıldığı, dolayısıyla yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu, hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddelerin Anayasamızın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca “suçun maddi konusu” ve “suçun delili” olarak hükme esas alınamayacağı, mahkemece yapılan araştırmanın da yeterli olduğu, somut olayda suçun maddi konusunun bulunmaması nedeniyle suçun unsurları oluşmadığından, sanıklar ... ve ...'un atılı suçtan beraatlerine, bu durumun hakkındaki hüküm temyizden vazgeçme nedeniyle incelenmeyen sanık ...'a CMK’nın 306. maddesi gereğince sirayetine karar verilmesi ve hükümlerin bu nedenlerle bozulması kanısında olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum. 02.06.2022</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20211523-e-20227238-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 17:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aa.jpeg" type="image/jpeg" length="46060"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HUKUKA AYKIRI DELİL VE ZEHİRLİ AĞACIN MEYVESİ DOKTRİNİ: ANAYASA MAHKEMESİ VE YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA BİR DEĞERLENDİRME]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuka-aykiri-delil-ve-zehirli-agacin-meyvesi-doktrini-anayasa-mahkemesi-ve-yargitay-kararlari-isiginda-bir-degerlendirme-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuka-aykiri-delil-ve-zehirli-agacin-meyvesi-doktrini-anayasa-mahkemesi-ve-yargitay-kararlari-isiginda-bir-degerlendirme-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşmak, yargılamanın temel amaçlarından biridir. Ancak hukuk devletinde maddi gerçeğe ulaşma amacı sınırsız değildir. Devlet, suçla mücadele ederken dahi Anayasa ve kanunların çizdiği sınırlar içinde hareket etmek zorundadır. Aksi kabul edildiğinde, suçun ortaya çıkarılması uğruna temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesi meşru hâle gelir ki bu durum hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu nedenle ceza yargılamasında yalnızca <strong>delilin varlığı</strong> değil, <strong>hangi yöntemle elde edildiği</strong> de en az delilin içeriği kadar önem taşımaktadır. Delilin gerçeği göstermesi tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş olması gerekir. Hukuka aykırı şekilde elde edilen bir delilin yargılamada kullanılması, yalnızca usul kurallarının ihlali anlamına gelmez; savunma hakkını, silahların eşitliği ilkesini ve adil yargılanma hakkını da doğrudan etkiler.</p>

<p>Nitekim Anayasa'nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında, <strong>"Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez."</strong> hükmüne yer verilmiş; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206 ve 217. maddelerinde de hükmün ancak hukuka uygun şekilde elde edilen delillere dayanabileceği açıkça düzenlenmiştir. Böylece hukuka aykırı delil yasağı, yalnızca kanuni değil, aynı zamanda anayasal güvence altına alınmış temel bir ceza muhakemesi ilkesi hâline gelmiştir.</p>

<p>Hukuka aykırı delil yasağının doğal sonucu ise, hukuka aykırı ilk işlemden hareketle ulaşılan diğer delillerin de hukuki akıbetinin tartışmalı hâle gelmesidir. Ceza muhakemesinde <strong>"zehirli ağacın meyvesi" </strong>olarak adlandırılan bu doktrin, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen ilk delilin yalnızca kendisini değil, ondan türeyen delilleri de sakatlayabileceği anlayışına dayanmaktadır. Başlangıçtaki hukuka aykırılığın sonraki delillere sirayet edip etmeyeceği, bugün hem öğretide hem de yüksek mahkeme kararlarında en fazla tartışılan konular arasında yer almaktadır.</p>

<p>Özellikle son yıllarda Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay'ın verdiği kararlar, hukuka aykırı delil yasağını yalnızca şekli bir usul kuralı olarak değil, <strong>adil yargılanma hakkının vazgeçilmez güvencelerinden biri</strong> olarak değerlendirmektedir. Anayasa Mahkemesi, delilin elde ediliş yönteminin yargılamanın bütününün hakkaniyetini etkileyebileceğini kabul ederken; Yargıtay da hukuka aykırı delilden hareketle ulaşılan türev delillerin hükme esas alınamayacağını vurgulayan önemli içtihatlar geliştirmiştir.</p>

<p>Bu çalışmada, öncelikle hukuka aykırı delil kavramı ve anayasal dayanakları incelenecek; ardından zehirli ağacın meyvesi doktrininin Türk ceza muhakemesi hukukundaki yeri açıklanacaktır. Devamında Anayasa Mahkemesi'nin konuya ilişkin güncel yaklaşımı ile Yargıtay kararları birlikte değerlendirilerek hukuka aykırı delil yasağının uygulamadaki sınırları ortaya konulacak; son bölümde ise müdafilik pratiği bakımından bu içtihatların doğurduğu sonuçlar ele alınacaktır.</p>

<p><strong>I. HUKUKA AYKIRI DELİL KAVRAMI</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde delil, geçmişte meydana geldiği iddia edilen bir olgunun ispatına yarayan her türlü araç olarak tanımlanabilir. Ancak bir bilginin delil niteliği taşıması, tek başına hükme esas alınabileceği anlamına gelmez. Delilin, yalnızca maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına elverişli olması yeterli değildir; aynı zamanda hukukun öngördüğü usul kurallarına uygun biçimde elde edilmiş olması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle ceza muhakemesinde deliller, yalnızca <strong>ispat güçleri bakımından değil</strong>, <strong>elde ediliş yöntemleri bakımından da</strong> değerlendirilmektedir. Hukuk devleti ilkesinin doğal sonucu olarak, devlet organlarının suçla mücadele ederken dahi hukuka bağlı kalmaları zorunludur. Suçun ispatına yarayan bir delilin, temel hak ve özgürlükleri ihlal eden yöntemlerle elde edilmiş olması hâlinde, maddi gerçeği ortaya koyma fonksiyonu ikinci planda kalmakta, hukuka uygunluk şartı ön plana çıkmaktadır.</p>

<p>Öğretide genel kabul gören tanıma göre hukuka aykırı delil; <strong>Anayasa, kanun veya usul hükümlerine aykırı yöntemlerle elde edilen ve bu nedenle ceza yargılamasında hükme esas alınması mümkün olmayan delildir.</strong></p>

<p>Hukuka aykırılık yalnızca delilin içeriğiyle ilgili değildir. Esas sorun, delile <strong>hangi yöntemle ulaşıldığıdır.</strong> Bu nedenle arama, elkoyma, iletişimin denetlenmesi, teknik araçlarla izleme, dijital materyallerin incelenmesi, beden muayenesi, biyolojik örnek alınması, ses ve görüntü kaydı gibi koruma tedbirlerinin kanunun öngördüğü usule uygun biçimde uygulanması zorunludur. Bu işlemlerden herhangi birinde ortaya çıkan hukuka aykırılık, elde edilen delilin hukuki değerini de doğrudan etkileyebilir.</p>

<p>Anayasa koyucu, hukuka aykırı delil yasağını yalnızca ceza muhakemesine ilişkin teknik bir usul kuralı olarak görmemiş; temel hak ve özgürlüklerin güvencesi niteliğinde anayasal bir ilke hâline getirmiştir. Nitekim Anayasa'nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında; <strong>"Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez." </strong>hükmüne yer verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu düzenleme karşısında artık tartışılması gereken husus, hukuka aykırı delilin kullanılmasının mümkün olup olmadığı değil; <strong>hangi hukuka aykırılıkların delili geçersiz hâle getireceği</strong> ve <strong>bu hukuka aykırılığın sonraki delillere etkisinin ne olacağıdır.</strong></p>

<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu da anayasal düzenlemeye paralel hükümler içermektedir. CMK'nın 206/2-a maddesi, hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin reddedileceğini düzenlemekte; 217/2. maddesi ise hâkimin kararını ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş ve duruşmada tartışılmış delillere dayandırabileceğini hüküm altına almaktadır. Böylece Türk ceza muhakemesinde hukuka aykırı delil yasağı hem anayasal hem de yasal düzeyde açık bir normatif temele kavuşturulmuştur.</p>

<p>Hukuka aykırı delil yasağının amacı yalnızca sanığı korumak değildir. Bu yasak aynı zamanda devletin ceza soruşturması yürütürken hukuk içinde kalmasını sağlamayı amaçlayan kurumsal bir güvencedir. Aksi yöndeki bir yaklaşım, soruşturma makamlarının hukuka aykırı yöntemlere yönelmesini teşvik eder; kısa vadede bazı suçların ortaya çıkarılmasını kolaylaştırsa bile uzun vadede hukuk devletine duyulan güveni zedeler.</p>

<p>Bu nedenle çağdaş ceza muhakemesinde esas olan, <strong>her ne pahasına olursa olsun maddi gerçeğe ulaşılması değil; hukuka uygun yöntemlerle maddi gerçeğe ulaşılmasıdır.</strong> Ceza muhakemesinin meşruiyeti, yalnızca ulaştığı sonuçtan değil, o sonuca hangi yöntemlerle ulaştığından da kaynaklanmaktadır.</p>

<p><strong>II. ZEHİRLİ AĞACIN MEYVESİ DOKTRİNİ </strong></p>

<p>Hukuka aykırı delil yasağının doğal sonucu, hukuka aykırı şekilde elde edilen ilk delilin sonraki delillere etkisinin ne olacağı sorusudur. Gerçekten de soruşturma makamları tarafından hukuka aykırı bir yöntemle elde edilen ilk bilgi, çoğu zaman yeni delillere ulaşılmasını sağlar. Bu durumda yalnızca ilk delilin mi, yoksa ondan hareketle elde edilen sonraki delillerin de mi hukuka aykırı sayılacağı ceza muhakemesinin en önemli tartışma alanlarından birini oluşturmaktadır.</p>

<p>Bu tartışmaya cevap veren yaklaşım, Anglo-Amerikan hukukunda geliştirilen ve bugün "Zehirli Ağacın Meyvesi Doktrini" olarak adlandırılan ilkedir.</p>

<p>Doktrinin temel mantığı oldukça basittir. Bir ağacın kökü zehirliyse, o ağacın meyvesi de sağlıklı kabul edilemez. Buna göre de hukuka aykırı bir işlemden elde edilen ilk delil sakatsa, bu delilden hareketle ulaşılan diğer deliller de kural olarak aynı hukuka aykırılıktan etkilenir. Başlangıçtaki hukuka aykırılık, delil zincirinin sonraki halkalarına da sirayet eder.</p>

<p>Bu nedenle doktrinde yalnızca <strong>"ilk delilin hukuka aykırılığı"</strong> değil, <strong>"hukuka aykırılığın uzak etkisi"</strong> tartışılmaktadır.</p>

<p><strong>Doktrinin Ortaya Çıkış Amacı</strong></p>

<p>Zehirli ağacın meyvesi doktrininin amacı, yalnızca sanığın menfaatlerini korumak değildir. Asıl amaç, soruşturma makamlarının hukuka aykırı yöntemlere başvurmalarını caydırmaktır.</p>

<p>Eğer yalnızca ilk delil dosyadan çıkarılır; ancak o delilden hareketle ulaşılan bütün diğer deliller kullanılmaya devam edilirse, hukuka aykırı işlem yapan kamu görevlisi fiilen ödüllendirilmiş olur. Böyle bir sistemde hukuka aykırı arama yapmak, usulsüz elkoyma kararı almak veya kanuni şartları oluşmadan iletişimi denetlemek soruşturma makamları açısından ciddi bir risk oluşturmaz. Çünkü ilk delil kullanılmasa bile ondan hareketle elde edilen diğer deliller mahkûmiyet için yeterli olabilecektir. Oysa hukuk devleti, hukuka aykırı davranışın dolaylı olarak dahi ödüllendirilmesine izin vermez.</p>

<p>İşte bu nedenle doktrin, yalnızca ilk delilin değil, hukuka aykırı ilk işlem sayesinde ulaşılan tüm delillerin de kural olarak yargılama dışında bırakılmasını öngörmektedir.</p>

<p><strong>Türk Hukukunda Zehirli Ağacın Meyvesi Doktrini</strong></p>

<p>Türk hukukunda "zehirli ağacın meyvesi" ibaresi ne Anayasa'da ne de Ceza Muhakemesi Kanunu'nda açıkça yer almaktadır. Bununla birlikte Anayasa'nın 38. maddesi ile CMK'nın 206 ve 217. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, doktrinin dayandığı temel düşüncenin Türk hukuk sistemiyle uyumlu olduğu görülmektedir.</p>

<p>Nitekim öğretide uzun süredir baskın görüş, hukuka aykırı şekilde elde edilen ilk delilin, ondan türeyen delilleri de hukuka aykırı hâle getireceği yönündedir. Son yıllarda Yargıtay'ın verdiği kararlar da bu yaklaşımı büyük ölçüde benimsemeye başlamıştır. Özellikle hukuka aykırı arama, hukuka aykırı iletişimin denetlenmesi ve usulsüz dijital incelemeler sonucunda elde edilen türev deliller bakımından yüksek mahkeme kararlarında doktrine açık atıflar yapılmaktadır.</p>

<p>Bu gelişme, Türk ceza muhakemesinde hukuka aykırı delil yasağının yalnızca ilk delille sınırlı dar bir yorumdan uzaklaşıldığını, hukuka aykırılığın delil zinciri üzerindeki etkisinin de dikkate alınmaya başlandığını göstermektedir.</p>

<p>Kanaatimizce, zehirli ağacın meyvesi doktrini yalnızca teknik bir ispat teorisi değildir. Bu doktrin, hukuk devleti ilkesinin ceza muhakemesindeki görünüm biçimlerinden biridir. Devletin hukuka aykırı yöntemlerle elde ettiği avantajlardan yararlanmasına izin verilmesi, hukuka aykırılığı dolaylı olarak meşrulaştırır. Böyle bir yaklaşım ise Anayasa'nın üstünlüğü, temel hakların korunması ve adil yargılanma hakkı ile bağdaşmaz.</p>

<p>Bu nedenle değerlendirilmesi gereken husus, yalnızca delilin doğruluğu değil, delile ulaşılırken izlenen yolun hukuk düzeni tarafından kabul edilip edilmediğidir. Hukuk devleti bakımından meşru olan, yalnızca doğru sonuca ulaşılması değil; doğru sonuca <strong>hukuka uygun yöntemlerle</strong> ulaşılmasıdır.</p>

<p><strong>III. ANAYASA MAHKEMESİ'NİN HUKUKA AYKIRI DELİL YASAĞINA YAKLAŞIMI</strong></p>

<p>Hukuka aykırı delil yasağı, yalnızca Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yer alan teknik bir ispat kuralı değildir. Bu yasak, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararlarında giderek daha belirgin hâle gelen bir anlayış doğrultusunda, adil yargılanma hakkının ve hukuk devleti ilkesinin temel güvencelerinden biri olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, delillerin elde edilme yönteminin yalnızca usule ilişkin bir mesele olmadığını; bu yöntemin temel hak ve özgürlüklere etkisinin de değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Mahkemeye göre, devletin hukuka aykırı yöntemlerle elde ettiği bilgileri yargılamada kullanması, bazı durumlarda yargılamanın bütününün hakkaniyetini zedeleyebilir.</p>

<p>Bu yaklaşımın güncel örneklerinden biri, <a href="https://www.hukukihaber.net/avukatla-yapilan-gorusmenin-izlenmesi-nedeniyle-ozel-hayata-saygi-hakkinin-disiplin-cezasina-iliskin-sikayetin-reddedilmesi-nedeniyle-adil-yargilanma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun <strong>Fadime Kolutek ve Diğerleri</strong> kararı</a>nda görülmektedir.</p>

<p><strong>1. Olayın Özeti</strong></p>

<p>Başvurucular hakkında yürütülen soruşturma sırasında ceza infaz kurumunda avukatlarıyla yaptıkları görüşmeler, infaz kurumu görevlilerince izlenmiş; görüşmeler sırasında tutanaklar düzenlenmiş ve bu tutanaklarda yer verilen bilgiler daha sonra disiplin yaptırımlarına dayanak olarak kullanılmıştır. Başvurucular ise avukatla yapılan görüşmelerin gizliliğinin ihlal edildiğini, bu şekilde elde edilen kayıtların delil olarak kullanılmasının savunma hakkını ortadan kaldırdığını ileri sürmüşlerdir.</p>

<p><strong>2. Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi kararında öncelikle, avukat ile müvekkil arasındaki haberleşmenin savunma hakkının temel unsurlarından biri olduğunu vurgulamıştır.</p>

<p>Mahkemeye göre, kişinin avukatına hiçbir tereddüt duymadan olayları anlatabilmesi ve hukuki yardım alabilmesi, ancak bu görüşmelerin gizli kalacağına ilişkin güvenceyle mümkündür. Avukat-müvekkil görüşmelerinin kamu görevlilerince izlenmesi veya bu görüşmelerden elde edilen bilgilerin daha sonra kişi aleyhine kullanılması, savunma hakkının özünü zedeleme tehlikesi taşımaktadır.</p>

<p>Kararda ayrıca, temel haklara yapılan müdahalelerin yalnızca kanuni dayanağının bulunmasının yeterli olmadığı; müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olması gerektiği de vurgulanmıştır. Bu çerçevede Mahkeme, başvurucuların avukatlarıyla yaptıkları görüşmelerden elde edilen bilgilerin disiplin yaptırımına dayanak yapılmasını, Anayasa'nın güvence altına aldığı haklarla bağdaşmayan bir uygulama olarak değerlendirmiştir.</p>

<p><strong>3. Kararın Hukuka Aykırı Delil Bakımından Önemi</strong></p>

<p>Söz konusu karar doğrudan "zehirli ağacın meyvesi" doktrinini tartışmamaktadır. Bununla birlikte kararın ortaya koyduğu anayasal ilkeler, hukuka aykırı delil yasağı bakımından son derece önemlidir. Çünkü Anayasa Mahkemesi, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen bilgilerin daha sonra yargısal veya disiplin süreçlerinde kullanılmasını yalnızca şekli bir usul sorunu olarak görmemiş, bunu savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı bağlamında değerlendirmiştir. Böylece Mahkeme, delilin içeriğinden önce <strong>elde ediliş yönteminin hukuka uygunluğunu</strong> esas alan bir yaklaşım benimsemiştir. Bu anlayış, ceza muhakemesinde hukuka aykırı delil yasağının anayasal temelini güçlendirmektedir.</p>

<p>Kanaatimizce bu kararın en önemli yönü, hukuka aykırı delil yasağını yalnızca Ceza Muhakemesi Kanunu'nun teknik hükümleri çerçevesinde ele almamış olmasıdır. Anayasa Mahkemesi, savunma hakkını zedeleyen yöntemlerle elde edilen bilgilerin daha sonra kişi aleyhine kullanılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağını açık biçimde ortaya koymuştur.</p>

<p>Bu yaklaşım, Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen hukuka aykırı delil yasağı ile birlikte değerlendirildiğinde önemli bir sonuç ortaya çıkmaktadır: Devlet yalnızca hukuka uygun delil toplamakla yükümlü değildir; temel hakları ihlal ederek elde ettiği bilgileri de kişilerin aleyhine kullanamaz.</p>

<p><strong>IV. YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA HUKUKA AYKIRI DELİL VE ZEHİRLİ AĞACIN MEYVESİ DOKTRİNİ</strong></p>

<p>Konu yalnızca tek bir kararla sınırlı değildir. Farklı dairelerin kararları da aynı doğrultuda önemli örnekler sunmaktadır. Kullanım açısından aşağıdaki kararlar özellikle dikkat çekicidir:</p>

<p><strong>1) Usulsüz arama sonucunda elde edilen deliller</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20211523-e-20227238-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2021/1523 E., 2022/7238 K. sayılı kararı</a>nda; arama emrinde belirtilen saatler dışında yapılan arama nedeniyle elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı, ayrıca bu delillerden hareketle ulaşılan verilerin de zehirli ağacın meyvesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.</p>

<p><strong>2) Hukuka aykırı iletişimin denetlenmesi ve teknik takip</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-16-ceza-dairesinin-20162524-e-20175338-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2016/2524 E., 2017/5338 K. sayılı kararı</a>nda; iletişimin dinlenmesi, uzatma kararları ve buna bağlı teknik takip tedbirleriyle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu durumda, bu verilerin mahkûmiyet dayanağı yapılamayacağı belirtilmiştir.</p>

<p><strong>3) Hukuka aykırı görüntü kaydına dayalı kimlik tespiti</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20224525-e-2024268-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2022/4525 E., 2024/268 K. sayılı kararı</a>nda; dosyadaki hukuka aykırı görüntü kaydına dayanılarak kimlik tespiti yapılmasının da hukuka aykırı olduğu ve mahkûmiyete dayanak olamayacağı kabul edilmiştir.</p>

<p><strong>4) Savcılık görevlendirmesi olmaksızın elde edilen deliller</strong></p>

<p>Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2015/43162 E., 2017/11029 K. sayılı kararında; Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görevlendirmesi olmadan yapılan işlemlerle ulaşılan delillerin hukuka uygun kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.</p>

<p><strong>5) Hukuka aykırı delile dayalı ikrar</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20188188-e-20196514-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2018/8188 E., 2019/6514 K. sayılı kararı</a>nda; hukuka aykırı elde edilen tutanaklara dayalı ikrarların da delil değerinin bulunmadığı, bu deliller dışlandığında yeterli ve kesin ispat kalmıyorsa beraat kararı verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Bu kararların ortak noktası şudur: Hukuka aykırılık yalnızca ilk işlemi değil, ona bağlı delil zincirini de etkiler.</p>

<p><strong>V.Doktrindeki Görüşler Ne Diyor?</strong></p>

<p>Öğretide de benzer yaklaşım ağır basmaktadır. <strong>Prof. Dr. Cumhur Şahin,</strong> iletişimin denetlenmesi sonucu elde edilen hukuka aykırı delillerin uzak etkisini incelerken <i>(“Telekomünikasyon Yoluyla İletişimin Denetlenmesi-yargıtay Kararları Çerçevesinde Bir Değerlendirme-1”)</i> hukuka aykırı ilk delil olmasaydı elde edilemeyecek delillerin de değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuka-aykiri-delilden-elde-edilen-goruntulerin-delil-niteligi-ersan-sen" rel="dofollow">Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Tamer Bayraklı ve Stj. Av. Hurşit Berkay Çalışkan;</a> hukuka aykırı delilden türeyen delilin, kendi kanuni şartlarını sağlasa dahi hukuka aykırı sayılması gerektiğini, kamu yararı veya dengeleme gerekçeleriyle bu yasağın yumuşatılamayacağını savunmaktadır.</p>

<p>Bu görüşler, Yargıtay içtihatlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, Türk ceza muhakemesinde hukuka aykırı delilin etkisinin dar değil, geniş yorumlandığını göstermektedir.</p>

<p><strong>VI. Uygulama</strong></p>

<p>Pratikte en çok karşılaşılan husus, hukuka aykırı delilin doğrudan değil ama dolaylı biçimde hükme esas alınmasıdır. Kimi dosyalarda ilk arama işleminin usulsüz olduğu kabul edilmesine rağmen, sonrasında elde edilen veriler sanki bağımsız bir delilmiş gibi değerlendirilmeye çalışılır. Bazı durumlarda ise “nasıl olsa aynı sonuca ulaşılırdı” veya “başka türlü elde edilemezdi” gibi gerekçeler öne sürülerek hukuka aykırılık etkisizleştirilmeye çalışılır. Oysa bu tür yaklaşımlar, savunma hakkını zayıflatır ve adil yargılanma ilkesini aşındırır.</p>

<p><strong>VII. Hangi İşlemler Özellikle İncelenmelidir?</strong></p>

<p>Hukuka aykırı delil tartışması birçok dosyada yüzeysel geçilir; oysa belirleyici olan ayrıntıdır. Özellikle şu alanlarda çok dikkatli inceleme gerekir:</p>

<p><strong>Arama ve elkoyma işlemleri</strong>: Karar var mı, kararın kapsamı ne, saat ve yer bakımından usule uygunluk sağlanmış mı?</p>

<p><strong>İletişimin dinlenmesi ve teknik takip:</strong> Süre, uzatma, katalog suç, gerekçe ve uygulanış biçimi bakımından eksiklik var mı?</p>

<p><strong>Dijital deliller: </strong>Telefon, bilgisayar, hard disk, mesajlaşma kayıtları ve yedekleme verileri hangi yöntemle elde edilmiş?</p>

<p><strong>Görüntü ve ses kayıtları: </strong>Kaydın elde edilme usulü, kayıt bütünlüğü ve kayıt kaynağı hukuka uygun mu?</p>

<p>Dosyada yer alan delilin içeriği güçlü görünse bile, eğer elde ediliş süreci sakatsa, bu delilin değeri de ciddi şekilde tartışmalı hale gelir.</p>

<p><strong>VIII.Sonradan Elde Edilen Deliller</strong></p>

<p>Sorulması gereken en önemli soru şudur: <strong>Bu delile, ilk hukuka aykırı işlem yapılmamış olsaydı yine ulaşılabilecek miydi? </strong>Eğer cevap olumsuz ise, delilin "zehirli ağacın meyvesi" niteliğinde olduğu ileri sürülebilir.</p>

<p>Bu nedenle kanaatimizce savunma, yalnızca ilk delile değil, delil zincirinin tamamına odaklanmalıdır.</p>

<p><strong>IX.Sonuç: Hukuka Aykırı Delile Dayanan Hüküm Ne Kadar Sağlıklıdır?</strong></p>

<p>Sonuç olarak, ceza yargılamasında hukuka aykırı delil yasağı ve zehirli ağacın meyvesi doktrini, sadece teknik bir usul meselesi değildir. Bunlar, hukuk devletinin ve adil yargılanma hakkının somut güvenceleridir</p>

<p>Yargıtay kararları ve öğretideki baskın görüş birlikte değerlendirildiğinde, şu temel ilke net biçimde ortaya çıkmaktadır: Hukuka aykırı delil kullanılamaz. Bu delilden türeyen deliller de kural olarak hükme esas alınamaz.</p>

<p>Hukuk devletinde önemli olan yalnızca maddi gerçeğe ulaşmak değildir; o gerçeğe hukukun gösterdiği yoldan ulaşabilmektir. Çünkü hukuka aykırı yollarla elde edilen bir gerçek, adaletin değil, keyfiliğin ürünüdür.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-halil-ibrahim-kebesoglu" title="Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU"><img alt="Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/07/halil-ibrahim-kebesoglu.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-halil-ibrahim-kebesoglu" title="Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU">Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuka-aykiri-delil-ve-zehirli-agacin-meyvesi-doktrini-anayasa-mahkemesi-ve-yargitay-kararlari-isiginda-bir-degerlendirme-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 16:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/teraziziaa.jpg" type="image/jpeg" length="95880"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİRA BEDELİNİN TESPİTİ Mİ, SÖZLEŞMENİN UYARLANMASI MI?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kira-bedelinin-tespiti-mi-sozlesmenin-uyarlanmasi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kira-bedelinin-tespiti-mi-sozlesmenin-uyarlanmasi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN ÇİZDİĞİ SINIR]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p>Son yıllarda yaşanan olağanüstü fiyat hareketleri, kira uyuşmazlıklarını yargının en yoğun gündem maddelerinden biri hâline getirdi. Bu yoğunluk içinde uygulamada en sık karıştırılan konulardan biri, birbirine görünüşte çok benzeyen iki davanın — <strong>kira bedelinin tespiti davası</strong> ile <strong>kira bedelinin uyarlanması davasının</strong> — sınırıdır. İki dava da sonuçta "kira ne olacak?" sorusuna cevap arar; ancak dayandıkları hukuki temel, tabi oldukları koşullar, hükümlerinin etkili olduğu tarih ve izlenecek yargılama yöntemi birbirinden tamamen farklıdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2020687-e-20221259-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, </a><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2020687-e-20221259-k-sayili-karari" rel="dofollow">05.10.2022 tarihli ve 2020/687 E., 2022/1259 K. sayılı karar</a>ında</strong> bu sınırı bütün unsurlarıyla ortaya koymuş; iki dava arasındaki farkları madde madde sayarak, talebin yanlış nitelendirilmesinin tek başına bozma sebebi olduğunu vurgulamıştır. Bu yazıda, anılan karar ekseninde iki dava türünün hukuki niteliği karşılaştırılacak ve uygulamaya dönük sonuçlar değerlendirilecektir.</p>

<p><strong>II. Karara Konu Uyuşmazlık</strong></p>

<p>Karara konu olayda, on beş yıl süreli bir işyeri kira sözleşmesinin kiraya verenleri, aradan geçen sürede kira bedelinin rayice göre düşük kaldığını ileri sürerek, kira bedelinin "günün ekonomik koşullarına göre" belirli bir tutara <strong>uyarlanmasını</strong> talep etmiştir. İlk derece mahkemesi talebi bir <strong>kira bedelinin tespiti davası</strong> olarak nitelendirmiş; bilirkişi raporu ve kiracının eski kiracı olması dikkate alınıp hak ve nesafet indirimi de uygulanarak kira bedeli tespit edilmiştir.</p>

<p>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararı bozmuş; mahkemenin direnmesi üzerine uyuşmazlık Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir. Hukuk Genel Kurulunun önündeki soru netti: Kiraya verenin bu talebi bir tespit davası mıdır, yoksa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğüne dayalı bir <strong>uyarlama davası</strong> mıdır — ve buna göre hangi araştırma yöntemi izlenmelidir?</p>

<p>Hukuk Genel Kurulu, dava dilekçesindeki anlatımdan hareketle talebin uyarlama olduğunu kabul etmiş ve direnme kararını bozmuştur. Kararın ifadesiyle: <i>"davacının dava dilekçesindeki anlatımından talebinin kira bedelinin tespiti değ</i><i>il, s</i><i>özleşmenin uyarlanması olduğu açıktır."</i></p>

<p><strong>III. Kira Bedelinin Tespiti Davasının Hukuki Niteliği</strong></p>

<p>Kira bedelinin tespiti davası, kanuni bir düzenlemenin değil, bir <strong>içtihat geleneğinin</strong> ürünüdür. Anayasa Mahkemesinin, mülga 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun'un 2 ve 3. maddelerini iptal eden kararının 26.09.1963'te yürürlüğe girmesiyle doğan kanun boşluğu, <strong>18.11.1964 tarihli ve 2/4 sayılı Yargıtay İç</strong><strong>tihadı Birleştirme Kararı</strong> ile hâkim tarafından doldurulmuş; kira bedelinin belirlenmesi işlevi böylece yargıya geçmiştir. Bugün bu dava, 6098 sayılı TBK'nın 344 ve 345. maddelerinde kanuni zemine kavuşmuştur.</p>

<p>Hukuk Genel Kurulu kararında bu davanın ayırt edici özellikleri şöyle özetlenebilir:</p>

<p>– <strong>Kamu düzeninden sayılır.</strong> Kira bedelinin belirlenme yöntemini taraflar kararlaştıramaz; sözleşmedeki artış yöntemi dahi hâkimi bağlamaz. Hâkim, kanun, içtihadı birleştirme kararları ve yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla belirlenen yönteme uymak zorundadır.</p>

<p>– <strong>Konusu tek bir kira yılıdır.</strong> Hüküm, bir kira dönemine ait kira bedelinin ne olacağını açık, net ve tam biçimde belirler.</p>

<p>– <strong>Klasik bir tespit davası </strong><strong>da değildir.</strong> Genel tespit davaları mevcut bir hukuki ilişkinin varlığını veya yokluğunu belirlerken, kira tespiti kararı yalnızca sözleşmenin yeni dönemde belirsiz kalan kira bedeli unsurunu belirli hâle getirir; hukuki sonuç ancak hâkimin kararıyla doğar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güncel kanuni çerçeve de hatırlanmalıdır: TBK m.345 uyarınca kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir; ancak belirlenen bedelin <strong>yeni kira d</strong><strong>öneminin başından itibaren</strong> kiracıyı bağlaması için davanın yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önce açılması ya da bu süre içinde kiraya verenin artırım iradesini yazılı olarak bildirmiş olması gerekir. Sözleşmede yeni dönemde artış yapılacağına ilişkin hüküm varsa, yeni dönem sonuna kadar açılan davada belirlenen bedel de dönem başından itibaren geçerli olur. TBK m.344/3 uyarınca beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen sözleşmelerde hâkim; TÜFE on iki aylık ortalamalardaki değişim oranını, kiralananın durumunu ve emsal kira bedellerini gözeterek hakkaniyete uygun bir belirleme yapar.</p>

<p><strong>IV. Uyarlama Davasının Hukuki Niteliği</strong></p>

<p>Sözleşmenin uyarlanması ise bambaşka bir temelden beslenir: <strong>ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesinin istisnası</strong> olan beklenmeyen hâl (clausula rebus sic stantibus) kuramı ve işlem temelinin çökmesi teorisi. Önceleri Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralından türetilen bu kurum, 6098 sayılı TBK'nın 138. maddesinde "Aşırı ifa güçlüğü" başlığıyla kanunlaşmıştır.</p>

<p>Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere uyarlama, şu <strong>d</strong><strong>ört koşulun birlikte gerçekleşmesine</strong> bağlıdır:</p>

<p>1. Sözleşme kurulurken taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmalıdır.</p>

<p>2. Bu durum borçludan kaynaklanmamalıdır.</p>

<p>3. Bu durum, sözleşme kurulurken mevcut olguları, ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşürecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalıdır.</p>

<p>4. Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş ya da haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.</p>

<p>Hukuk Genel Kurulu kararında, Özel Dairenin bozma gerekçesinden şu cümle aynen yer almaktadır: <i>"Uzun süreli kira s</i><i>özleşmelerinde edimler arasındaki dengenin aşırı bozulması </i><i>ve s</i><i>özleşmenin taraflar açısından çekilmez hale gelmesi durumunda kira parasının günün ekonomik koşullarına uyarlanması için her zaman 'uyarlama' davası açılabilir."</i> Ancak bu dava, salt rayiç karşılaştırmasıyla değil; sözleşme koşulları, olağanüstü değişikliğe yol açan objektif olgular, tarafların amacı ve hakkaniyet ölçüleri birlikte değerlendirilerek görülür.</p>

<p><strong>V. İki Dava Arasındaki Temel Farklar</strong></p>

<p>Hukuk Genel Kurulu, iki dava arasındaki yakınlığa rağmen belirgin farkları beş başlıkta toplamıştır. Kararın sistematiği izlenerek bu farklar şöyle ifade edilebilir:</p>

<p>1. <strong>S</strong><strong>özleşmenin sü</strong><strong>resi:</strong> Uyarlama davası kural olarak uzun süreli kira sözleşmelerinde gündeme gelir; kira tespiti davası ise bir yıllık dönemler hâlinde yenilenen sözleşmelerin davasıdır.</p>

<p>2. <strong>Hükmün etkili olduğu tarih:</strong> Uyarlama, dava tarihinden itibaren ileriye etkilidir; geçmiş dönem için uyarlama istenemez. Kira tespiti kararı ise — süre koşuluna uyulmuşsa — yeni kira döneminin başından itibaren hüküm ifade eder.</p>

<p>3. <strong>Yargılama y</strong><strong>öntemi:</strong> Taşınmazın cinsi, yüzölçümü, konumu ve emsal kira bedelleri gibi tespit davasının olağan ölçütleri, uyarlama davasında ancak yardımcı kaynak olabilir; uyarlamada asıl olan, işlem temelini çökerten olağanüstü olgunun araştırılmasıdır.</p>

<p>4. <strong>Yabancı para kaydı:</strong> Kira bedeli dövizle kararlaştırılmışsa tespit davasında bedel Türk lirası olarak, uyarlama davasında ise aynı cins döviz üzerinden belirlenir.</p>

<p>5. <strong>S</strong><strong>özleşme kayıtlarının bağ</strong><strong>layıcılığı:</strong> Uyarlama davasında taraflarca kararlaştırılan intibak kaydı dikkate alınır; kira tespiti davası ise kamu düzeniyle ilişkisi nedeniyle sözleşmedeki belirleme yöntemiyle bağlı değildir.</p>

<p><strong>VI. Kararın Uygulamaya D</strong><strong>önük Sonuçları</strong></p>

<p><strong>1. Dava dilekçesindeki anlatım, davanın kaderini belirler.</strong> Hâkim, HMK m.33 uyarınca Türk hukukunu re'sen uygular ve tarafların getirdiği vakıalara göre hukuki sebebi kendisi tayin edebilir; ancak taleple bağlılık ilkesinin dışına çıkamaz. Dilekçede "rayice göre düşük kalma" ve "günün ekonomik koşullarına uyarlama" anlatımı varsa, mahkemenin bunu tespit davası gibi görüp bilirkişinin rayiç kirası üzerinden hüküm kurması — somut karardaki gibi — bozma sebebidir. Aynı yanılgının tersi de mümkündür: TBK m.344-345 koşullarında bir tespit talebinin uyarlama gibi ele alınıp TBK m.138'in ağır koşullarına tabi tutulması, davacıyı hak kaybına uğratır.</p>

<p><strong>2. İki davanın koşulları birbirinin yerine ikame edilemez.</strong> Tespit davasında olağanüstü bir durumun varlığı aranmaz; beş yıllık eşik ve süre koşulları yeterlidir. Uyarlama davasında ise enflasyonist ortamda dahi her rayiç farkı "öngörülemez olağanüstü durum" sayılmaz; TBK m.138'deki dört koşulun somut olayda tek tek gerçekleştiği ortaya konmalıdır.</p>

<p><strong>3. Kararın verildiğ</strong><strong>i d</strong><strong>önemin </strong><strong>özel bağlamı da g</strong><strong>özden kaçırılmamalıdır.</strong> Somut olayda kiracı tacir olduğundan, 6217 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca TBK m.344'ün 01.07.2012–01.07.2020 arasında bu ilişkilere uygulanmadığı; bu dönemde uzun süreli işyeri kiralarında ancak uyarlama talep edilebildiği karardan anlaşılmaktadır. Bu geçiş dönemi sona ermiş olsa da, o dönemde kurulmuş sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda hâlâ karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p><strong>4. Islah ve terditli talep pratiği </strong><strong>önem kazanmaktadır.</strong> Nitelendirme tartışmasının bozma riskini bertaraf etmek isteyen taraf vekilinin, vakıaları eksiksiz ortaya koyması ve talep sonucunu hangi hukuki kuruma dayandırdığını dilekçede tereddüde yer bırakmayacak biçimde ifade etmesi gerekir.</p>

<p><strong>VII. Sonuç</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2020687-e-20221259-k-sayili-karari" rel="dofollow">Hukuk Genel Kurulunun <strong>2020/687 E., 2022/1259 K. sayılı kararı</strong>,</a> kira uyuşmazlıklarının yoğunlaştığı bugünlerde başvurulacak bir yol haritası sunmaktadır: Kira bedelinin tespiti davası, kamu düzeninden sayılan, tek kira yılına odaklanan ve yöntemi içtihatla belirlenmiş bir dava; uyarlama davası ise ahde vefa ilkesinin istisnası olarak yalnızca olağanüstü koşullarda işletilebilen, ileriye etkili bir sözleşme müdahalesidir. İkisi arasındaki tercih bir üslup meselesi değil, davanın koşullarını, ispat konusunu ve hükmün etki tarihini baştan sona değiştiren bir nitelendirme meselesidir. Karar, bu nitelendirmenin ilk muhatabının da dilekçeyi kaleme alan vekil olduğunu hatırlatmaktadır.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/mete-celik.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Av. Mete Ç</strong><strong>ELİK</strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Yararlanılan Kaynaklar</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">– 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.138, m.344, m.345</span></p>

<p><span style="color:#999999">– 6217 sayılı Kanun geçici m.2</span></p>

<p><span style="color:#999999">– 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.33</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2020687-e-20221259-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">– Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2020/687, K.2022/1259, T.05.10.2022</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20176283-e-20192753-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">– Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2017/6283, K.2019/2753, T.28.03.2019</span></a><span style="color:#999999"> (anılan kararda geçen bozma ilamı)</span></p>

<p><span style="color:#999999">– Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 18.11.1964, 2/4; 12.11.1979, 1979/1 E., 1979/3 K. (anılan kararda atıf yapılan İBK'lar)</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kira-bedelinin-tespiti-mi-sozlesmenin-uyarlanmasi-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/ev-bina-anahtar.jpg" type="image/jpeg" length="66988"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/6283 E., 2019/2753 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20176283-e-20192753-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20176283-e-20192753-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 28.03.2019 tarihli, 2017/6283 E., 2019/2753 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2017/6283 E., 2019/2753 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ</p>

<p>Taraflar arasındaki kira bedelinin uyarlaması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>Y A R G I T A Y K A R A R I</strong></p>

<p>Davacı; maliki bulunduğu taşınmazda 15.05.2004 başlangıç tarihli, 15 yıl süreli kira sözleşmesi gereği davalının kiracı olarak oturduğunu, kira sözleşmesinde kira bedelinin arttırımı ve ödeme şeklinin belirtilmiş olmasına rağmen sözleşme hükümlerinin tam uygulanmadığını, kira bedelinin aradan geçen on yıllık sürede, tüm ekonomik değerler dikkate alındığında, rayice göre düşük kaldığını belirterek aylık kira bedelinin 15.05.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere net 7.500,00 TL olarak uyarlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı; kira bedelinin uyarlanmasını gerektirecek bir durum bulunmadığını ve talep edilen kira bedelinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın aylık kira bedelinin 15.05.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık net 6.000,00 TL olarak tespitine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.</p>

<p>1) Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Türk hukukunda da öteden beri MK.nun 2 ve 4. maddesinden de esinlenilerek, hem Clausula Rebus Sic Stantibus ilkesi, hem de İşlem Temelinin Çökmesi Kuramı uygulanmak suretiyle, uyarlanma davalarının görülebilir olduğu benimsenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yargıtay tarafından benimsenen ve sözleşmeye bağlılık ilkesinin istinasını oluşturan, uyarlama davası 6098 Sayılı TBK’nun yasalaştırılması sırasında da benimsenerek, 6098 Sayılı Yasanın 138. maddesinde “Aşırı İfa Güçlüğü” madde başlığı altında düzenlemiş, “ Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. İlgi maddenin gerekçesinde de “Bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, "işlem temelinin çökmesi"ne ilişkindir. İmkânsızlık kavramından farklı olan aşırı ifa güçlüğüne dayanan uyarlama isteminin temeli, Türk Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kurallarıdır. Ancak, sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması ya da dönme hakkının kullanılması, şu dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.</p>

<p>a.Sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalıdır.</p>

<p>b.Bu durum borçludan kaynaklanmamış olmalıdır.</p>

<p>c.Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalıdır.</p>

<p>d.Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.<br />
Maddeye göre, uyarlamanın bütün koşulları gerçekleşmişse borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir. Bunun mümkün olmaması hâlinde borçlu, sözleşmeden dönebilir; sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak, fesih hakkını kullanır.” denilerek uygulama da kabul edilen uyarlama davasının yasa maddesi haline getirildiği belirtilmiştir.</p>

<p>Somut olayda; taraflar arasında geçerli kabul edilen kira sözleşmesi 15.05.2004 başlangıç tarihli ve 15 yıl süreli olup davacı, 15.05.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere değişen hal ve şartlara göre kira bedelinin uyarlanmasını istemiştir. Uzun süreli kira sözleşmelerinde edimler arasındaki dengenin aşırı bozulması ve sözleşmenin taraflar açısından çekilmez hale gelmesi durumunda kira parasının günün ekonomik koşullarına uyarlanması için her zaman “ uyarlama “ davası açılabilir. O halde Mahkemece yapılacak iş; az yukarıda açıklanan uyarlama davalarında uygulanması gereken kurallar, belirtildiği şekilde tek tek ortaya konulmalı ve konularında uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan, tüm bu veriler, kiralananın niteliği, kullanma alanı, konumu, bölgedeki kira parasını da etkileyecek normalin üstündeki imar ve ticaret değişiklikleri, emsal kira paraları, vergi ve amortisman giderlerindeki artışlar, döviz kurlarındaki ani ve aşırı iniş ve çıkışlar ile ülkeyi sarsan ciddi ekonomik kriz veya doğal afetlere bağlı ödeme esaslarının yeniden düzenlenmesini gerektirecek olayların varlığı araştırılıp değerlendirilmek suretiyle bir rapor alınmalı ve hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde kira bedelinin tespitine yönelik karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>2-) Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>

<h3><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2020687-e-20221259-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">&gt;&gt; Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/687 E., 2022/1259 K. sayılı kararı</span></a></strong></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20176283-e-20192753-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aaa.jpeg" type="image/jpeg" length="55376"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Hak Kaybına Neden Olan En Büyük Hatalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BjdDJh1aHnQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90442"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="49648"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="73566"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54547"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="24227"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="46182"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87669"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="28991"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25518"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69669"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="82802"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="12068"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="74364"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="77284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="93259"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="92411"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="76678"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="94632"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="83069"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="29319"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
