<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 22 Jul 2026 00:57:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[VESAYET ALTINDAKİ KİŞİNİN MALLARININ SATIŞI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/vesayet-altindaki-kisinin-mallarinin-satisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/vesayet-altindaki-kisinin-mallarinin-satisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vesayet, velayetten yararlanamayan küçükler ile kanunda belirtilen kısıtlılık sebeplerinden dolayı, kendini ve malvarlığını yönetme ehliyetinden yoksun olan ergin kişilerin ihtiyaç duydukları bakım, gözetim, hukukî koruma ve temsil edilme imkânlarını sağlamak amacıyla devlet tarafından oluşturulan bir kurumdur. Vesayet kurumu ile vesayet altına alınan kişinin; vasisi tarafından yasal olarak temsil edilebilmesi, bakımını, eğitimini, hak ve menfaatlerinin korunmasını mümkün olabildiğince zarara uğramadan sağlayabilmesi amaçlanmaktadır. Vesayet sisteminin temel amaçlarından biri de vesayet altına alınan kişinin malvarlığının korunmasıdır.</p>

<p>Bir kişi hakkında kısıtlama kararı verilebilmesi için TMK 405-408’de belirtilen sebeplerden en az biri olmalıdır. Kısıtlı kişiler, Türk Medeni Kanunu 405. Maddesi gereği malvarlıklarının yönetimi konusunda karar alma hakları ellerinden alınmış olan kişilerdir.</p>

<p>TMK 403. maddesine göre, vasi vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür.</p>

<p>Kısıtlı kişilerin mallarının yönetimi vasi tarafından yapılır. Vasi, kısıtlı malları üzerinde sadece kısıtlı yararına tasarrufta bulunabilir. Kanun, vasiye kısıtlının malları üzerinde istediği gibi tasarruf hakkı vermez. Vasi, kısıtlılık kararı veren makamdan izin talebinde bulunur, makam izin kararı verirse, kısıtlı kişinin malları üzerinde işlem yapabilir. Vasi, tasarrufun kısıtlı yararına olduğunu Sulh Hukuk Mahkemesine ispat etmek zorundadır.</p>

<p>Vasi, bu malları TMK’da belirlenen sıkı kurallar çerçevesinde yönetir. Vesayet altındaki bir bireyin taşınmaz varlıklarının veya bu varlıklar üzerindeki paylarının satışı, TMK ve ilgili mevzuat uyarınca sıkı usul ve kurallara bağlanmış olup, özel bir süreç şeklinde gerçekleşir. Bu süreçte kısıtlının hak ve menfaatlerinin korunması amaçlanır.</p>

<p>Vesayet organları; TMK 396. maddesinde, vesayet daireleri, vasi ve kayyım olarak belirtilmiştir. Vesayet daireleri, kamu vesayeti ve özel vesayetten oluşur. Kamu vesayeti, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi ve bu makamın, vesayetle ilgili aldığı kararları denetleyen, denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesinden oluşur.</p>

<p>Kısıtlı kişinin malları üzerinde tasarrufta bulunmak isteyen vasi, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’ne, bu mallar üzerinde nasıl bir tasarrufta bulunmak istediğini, gerekçelerini ve bu tasarrufun kısıtlıya ne gibi fayda sağlayacağını bir dava dilekçesi ile belirtmelidir. Bu dilekçede satışın gerekçesi, kısıtlının bu satıştan elde edeceği menfaati, taşınmaza ilişkin bilgiler detaylı bir şekilde belirtilmelidir. Bu dava dilekçesine; vasi atama kararı, kısıtlıya ait taşınmazın tapu kaydı, satışın gerekçesini destekleyen belgeler (Örneğin kısıtlının sağlık raporları, borç belgeleri vb), dava bir avukat aracılığı ile takip ediliyorsa, vekaletname eklenmelidir. Sulh Hukuk Mahkemesi, sunulan belgeleri ve vasinin talebini, gerekçeleriyle ve fiili durumla birlikte inceleyip değerlendirerek, tasarrufta bulunulabilecek miktarı belirlemek için kısıtlının malları üzerinde kıymet değerlemesi yaparak kararı buna göre verir. Vesayet makamı satışına izin verdiği malların taşınır- taşınmaz fark etmeksizin, bilirkişi tarafından kıymetini belirler ve satışın bu bedelin altında olmaması sağlanır. Mahkeme, kısıtlının sürece katılmasına özen gösterir. Zihinsel engeli bile olsa kısıtlının görüşünün alınması büyük önem arz eder. Konuyla ilgili bilirkişi görevlendirir. Satışı talep edilen taşınmazın yerinde bilirkişi keşfi yapılır ve taşınmazın değeri tespit edilir. Bu durum raporla ilgili mahkemeye sunulur. Bu rapor mahkeme kararında önemli bir rol oynar. Mahkeme gerekli görürse, vasinin ve diğer ilgililerin görüşlerini da alabilir. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, mahkemenin satış izni verebilmesi için satışın kısıtlının menfaatine olduğunun somut delillerle, açık ve kesin olarak ortaya konulması şarttır. Vesayet makamı, kısıtlı vasisinin taleplerini yerinde görür, talebin kısıtlının yararına olacağına, somut delillerle birlikte kanaat getirirse, talebi kısmen ya da tamamen kabul ederek bir karar verir.</p>

<p>Denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesi, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararlarını inceleyerek, menfaat unsurunun gereğince gözetilip gözetilmediğini kontrol eder. Vesayet makamının vermiş olduğu satışa izin kararı, Denetim Makamının onama kararı ile kesinlik kazanır ve kısıtlının mallarının mahkemenin belirlemiş olduğu oranda ve usulde satışının önü açılır. Satış işlemi, Vesayet Makamının görevlendireceği satış memuru aracılığı ile vasinin hazır olması durumunda gerçekleşir.</p>

<p>Menfaat unsuru gözetilmeden verilen satış izni, üst mahkeme tarafından bozulmakta; özellikle bilirkişi raporu olmadan verilen satış kararları Yargıtay tarafından geçersiz sayılmaktadır. Mahkeme satış kararı verirse, satışın hangi yöntemle yapılacağını açıkça belirtir. Türk Medeni Kanunu’na göre asıl olan satış yöntemleri, açık artırma ve pazarlık usulüyle satış olarak belirtilir. Açık artırma yoluyla satışta ilanlar, Basın İlan Kurumu aracılığıyla yerel gazetelerde, mahkeme panosunda ve gerektiğinde internet ortamında yayınlanır. İlanın usulsüz olması ihalenin fesih sebeplerindendir. Satış süreci, belirli kurallar çerçevesinde gerçekleşir. Satış izni kararı kesinleşmeden tapu devri yapılamaz.</p>

<p>Satış işlemi tamamlandıktan ve satış bedeli tahsil edildikten sonra, bu bedel kısıtlı adına açılmış olan özel bir banka hesabına, vasi tarafından yatırılır. Vasi, satıştan elde edilen gelirin nasıl kullanılacağını, bir raporla, vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür. Paranın, kısıtlının ihtiyaçları ve menfaati doğrultusunda, mahkeme bilgisi ve onayı dahilinde kullanılması esastır. Doğrudan vasinin tasarrufuna bırakılamayan bu hesaplar vesayet şerhi ile açılır. Türk Medeni Kanunu 462/8. Maddesi uyarınca, kısıtlının malvarlığının nemalandırılması esastır. Para, vadeli hesapta tutulur veya devlet tahvili, hazine bonosu gibi güvenli yatırım araçlarınca değerlendirilir. Mahkeme, vasinin bu yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini her yıl denetler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre satış yalnızca mevcut borçların ödenmesi amacıyla yapılmaz. Kısıtlıya daha yüksek fayda sağlayacak yatırımlar için de satış işlemi talebinde bulunulabilir. Örneğin düşük gelir getiren bir taşınmaz satılarak, kira getirisi yüksek bir daireye veya düzenli faiz getirisi olan bir mevduat hesabına dönüştürülebilir. Tüm bunların yanında, satış bedelinden, kısıtlının bakım, sağlık, eğitim, barınma gibi temel ihtiyaçları için yapılacak harcamalar da mahkemeden izin alınmasıyla gerçekleştirilebilir. Hayatın olağan akışında istisnai hallerle karşılaşılabilir. Kısıtlının hayati tehlike oluşturan bir hastalığı varsa, mahkeme en kısa sürede izin verebilir. Örneğin acil ameliyat, yoğun bakım giderleri ödemesi vb masrafların karşılanması için satış bedelinden ödeme yapılmasını ivedilikle onaylayabilir.</p>

<p>Vesayet altındaki kişi ile ilgili olarak Türk Medenî Kanunu’nda yer alan hükümlerin benimsediği amaç, kanun gereği koruma altında olan bu kişinin, kişisel menfaatlerin zarar görmeden muhafaza edilmesini sağlamak ve bu kişinin malvarlığının değer kaybetmesini önlemektir. Medenî Kanun’daki düzenlemeler ve Yargıtay kararları, malvarlığının yönetimi konusunda gerçekleştirilecek tüm işlemlerde, öncelikle vesayet altındaki kişinin <u>menfaatlerinin </u>göz önünde bulundurulması gerekliliğine işaret etmektedir. <u>Vesayet altındaki kişiye ait olan taşınır ve taşınmazların satışının ancak onun menfaatinin gerektirdiği hallerde yapılabilmesi</u> mümkündür.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/03/sinem-sadik.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/03/sinem-sadik.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Sinem SADIK</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/vesayet-altindaki-kisinin-mallarinin-satisi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/tokmak-kitaps.jpg" type="image/jpeg" length="68143"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tekirdag-namik-kemal-universitesi-veteriner-fakultesi-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tekirdag-namik-kemal-universitesi-veteriner-fakultesi-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği, 22 Temmuz 2026 Tarihli ve 33317 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1</strong><strong>-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesinde uygulanan kayıt, eğitim-öğretim ve sınavlara ilişkin genel esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesinde uygulanan kayıt, eğitim-öğretim ve sınavlara ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü, 44 üncü ve 46 ncı maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS): Öğrencilerin yurt içinde ve yurt dışında aldıkları ve başarılı oldukları ders kredilerinin ve notlarının bir yükseköğretim kurumundan diğerine transferini sağlayan sistemi,</p>

<p>b) Dekanlık: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanlığını,</p>

<p>c) Ders kredisi: Bir ulusal kredi, bir yarıyıl içinde haftada verilen bir saat teorik dersi veya iki saat uygulamayı (laboratuvar, klinik ve benzeri çalışmaları) ifade eden ölçü birimini,</p>

<p>ç) Fakülte: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesini,</p>

<p>d) Fakülte Kurulu: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Fakülte Kurulunu,</p>

<p>e) Fakülte Yönetim Kurulu: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Fakülte Yönetim Kurulunu,</p>

<p>f) GANO: Genel ağırlıklı not ortalamasını,</p>

<p>g) Rektör: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>ğ) Üniversite: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesini,</p>

<p>h) Veteriner Hekimliği Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitimi: Veteriner Fakültesinde beşinci eğitim-öğretim yılının ikinci yarıyılında (onuncu yarıyılında) uygulanan programı,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Öğrenci Kabul ve Kayıt İşlemleri, Yatay ve Dikey Geçişler</p>

<p><strong>Öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Öğrencilerin Fakülteye kabulleri için aşağıdaki koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir:</p>

<p>a) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından ilgili mevzuat hükümlerine göre Fakülteye yerleştirilmiş olmak.</p>

<p>b) Yatay geçişlerde ilgili mevzuat kapsamında ve ilan edilen gerekli koşulları yerine getirmek.</p>

<p>c) Dikey geçişlerde ilgili mevzuat kapsamında ve ilan edilen gerekli koşulları yerine getirmek.</p>

<p>ç) Yabancı uyruklu öğrenci kabulü için mevzuat kapsamında ve ilan edilen gerekli koşulları taşımak.</p>

<p><strong>Kayıt işlemleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki yükseköğretim programına öğrenci kayıt işlemleri, ÖSYM tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde yapılır. Kayıt yenileme ve ders seçme işlemleri, akademik takvimde belirlenen tarihlerde, öğrenci ve akademik danışmanın iş birliği ve onayı ile yapılır.</p>

<p>(2) Üniversiteye girmeye hak kazanan öğrencilerin kayıt işlemleri, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen günlerde Dekanlık tarafından yürütülür. Aksi hallerde, 17/9/2011 tarihli ve 28057 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliği hükümleri esas alınır. Kayıt işlemlerini akademik takvimde belirlenen tarihlerde yapmayan öğrencilerin mazeretleri, Fakülte Yönetim Kurulunda görüşülür, haklı ve geçerli bir mazereti olmadan zamanında başvurmayan, istenilen belgeleri tamamlamayan öğrenciler kayıt hakkını kaybeder.</p>

<p><strong>Yatay geçişler</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Fakülteye, diğer üniversitelerden yatay geçiş yapmak isteyen öğrencilerin yatay geçişleri 24/4/2010 tarihli ve 27561 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik ve ilgili yönerge hükümlerine göre yürütülür. Bu öğrencilerin eğitim programlarına intibakları, Fakülte Eğitim Öğretim komisyonunda görüşülür ve Fakülte Yönetim Kurulu tarafından yapılır.</p>

<p><strong>Dikey geçişler</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Önlisans programı mezunlarının, Fakülte lisans programına kabul ve kayıt işlemleri, 19/2/2002 tarihli ve 24676 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Meslek Yüksekokulları ve Açıköğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Devamları Hakkında Yönetmelik ve ilgili yönerge hükümlerine göre yürütülür. Bu öğrencilerin eğitim programlarına intibakları, Fakülte Eğitim Öğretim komisyonunda görüşülür ve Fakülte Yönetim Kurulu tarafından onaylanır.</p>

<p><strong>Kayıt yenileme</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Fakülte öğrencileri, Üniversite akademik takviminde ilan edilen tarihlerde, her yarıyıl kayıtlarını yenilemek zorundadır. Akademik takvimde belirlenen süre içinde (kayıt haftası ve ders ekle/çıkar haftası) kaydını yenilemeyen öğrenciler, geçerli mazeretlerini beyan ettikleri ders kayıt dilekçeleriyle ders ekleme-çıkarma haftası sonuna kadar Dekanlığa başvuruda bulunurlar. Haklı ve geçerli mazeretleri Fakülte Yönetim Kurulu tarafından uygun görülmesi durumunda, ders kaydı akademik danışman ve öğrenci işleri tarafından yapılır.</p>

<p>(2) Öğrencilerin ilgili mevzuat hükümleri kapsamında belirlenen öğrenci katkı payı/öğrenim ücretini yatırmaları öğrencilerin öğrenci bilgi sisteminden seçtikleri dersler akademik danışmanları tarafından onaylanması ile kayıt yenileme süreci tamamlanır. Öğrenciler kayıt yenileme işlemlerinin tümünden sorumludur. Öğrencinin geç kayıt yaptırması sebebiyle geçen süre devamsızlıktan sayılır.</p>

<p>(3) Öğrenci, kayıt sırasında, alt sınıf/dönemlerden almak zorunda olduğu dersler öncelikli olmak kaydıyla ve kayıt yaptıkları ilgili yarıyıla ait dersleri kapsayacak şekilde, haftada 45 AKTS’lik üst sınırı aşmamak şartı ile müfredattaki derslerden almak istediklerini seçer.</p>

<p>(4) Öğrencinin ders seçiminde, önceki yarıyıllarda devamsız ve/veya başarısız olduğu dersler ile hiç almadığı derslere öncelik vermesi zorunludur. Öğrencinin ilk defa aldığı derslerle devam zorunluluğu olduğu derslerin haftalık ders programında ders saatlerinin çakışma durumunu kontrol etmesi gerekir. Öğrenci, çakışma olduğu durumlarda öncelikle alttan aldığı dersleri tercih etmek zorundadır.</p>

<p>(5) Öğrenci ders kaydı, öğrenci ders seçimi onayı ve akademik danışmanın onayı ile tamamlanır. Akademik danışman tarafından, öğrenci müfredat karnesi incelenerek ders kayıtlarında öğrencinin seçmesi gereken dersler kontrol edilir. Öğrenci, her dönem için 2 AKTS seçmeli ders olacak şekilde toplamda en az 30 AKTS en fazla 45 AKTS’lik ders alır.</p>

<p><strong>İntibak ve muafiyetler</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Herhangi bir yükseköğretim kurumuna kayıtlı iken ÖSYM’nin yaptığı sınava girerek Fakülteye kaydını yaptıran öğrencilerin öğrenimlerine devam etmelerinde ve ders intibaklarının yapılmasında aşağıdaki esaslar uygulanır:</p>

<p>a) Kayıt yaptıran öğrenciler, daha önce kayıtlı oldukları yükseköğretim kurumundan aldığı ve başarılı oldukları derslerden muaf olmak için talepte bulunabilirler. Bunun için kayıt tarihinden sonraki 10 (on) iş günü içinde, bir defaya mahsus olmak üzere muafiyet dilekçesi ve durumlarını gösterir belgelerin onaylı suretleri ile Dekanlığa başvururlar. Muafiyet talebi Fakülte Eğitim Öğretim komisyonunda görüşülür ve Fakülte Yönetim Kurulu tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.</p>

<p>b) Dersleri eşdeğer saydırmada başarı notu, ilgili yönerge hükümlerine göre düzenlenir.</p>

<p>c) Fakülte Yönetim Kurulunda intibakları kabul edilen öğrenciler ders intibaklarına, intibakların kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren beş iş günü içinde Dekanlığa yazılı olarak itirazda bulunabilirler. Başvuru süresi içerisinde yapılmayan itirazlar dikkate alınmaz.</p>

<p>ç) Kayıt yaptıran öğrenciler, daha önce kayıtlı oldukları yükseköğretim kurumundan aldığı, devamını aldığı ve başarısız oldukları derslerden muaf olmak için talepte bulunabilirler. Muafiyet talebi, dersi veren ilgili anabilim dalı görüşü dikkate alınarak Fakülte Eğitim Öğretim komisyonunda görüşülür ve Fakülte Yönetim Kurulu tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.</p>

<p><strong>Kayıt dondurma, mazeret ve izinli sayılma</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Kaydını dondurmak isteyen öğrencinin, haklı ve geçerli mazeretini bildirmesi ve belgelemesi halinde, Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile bir defada en çok iki yarıyıl ve öğrenim süresi boyunca toplam olarak en çok dört yarıyıl kayıt dondurabilirler. Kayıt dondurulan süre azami öğrenim süresinden sayılmaz. Ancak, sağlık sorunu ve tedavi sürecinin devam etmesi nedeniyle kayıt dondurma talebinde bulunan öğrenciler ile hükümlü öğrencilerin mazeretlerinin Fakülte Yönetim Kurulu tarafından uygun görülmesi hâlinde, azami öğrenim süresinden sayılmamak üzere öğrencilere dört yarıyılı aşan sürelerle kayıt dondurma kararı verilebilir. Haklı ve geçerli mazerete ilişkin hususlar şunlardır:</p>

<p>a) Üniversite hastanesinden veya diğer sağlık kuruluşlarından alınan sağlık raporlarıyla belgelenmiş bulunan sağlıkla ilgili mazeretinin olması.</p>

<p>b) Mahallin en büyük mülki amirince verilecek bir belge ile belgelenmiş olması koşuluyla, doğal afetler nedeniyle öğrencinin öğrenimine ara vermek zorunda kalması.</p>

<p>c) Öğrencinin; anne, baba, kardeş, eş veya çocuğunun ölümü ya da bunlardan birinin ağır hastalığı halinde bakacak başka bir kimsenin bulunmaması nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kalması.</p>

<p>ç) Belgelendirmek kaydıyla ekonomik nedenlerle öğrenimine devam edememesi.</p>

<p>d) Tutukluluk hali.</p>

<p>e) Tecil hakkını kaybetmesi veya tecilinin kaldırılması suretiyle askere alınması.</p>

<p>f) İlgili yönetim kurulunca kabul edilen diğer mazeretlerin ortaya çıkması.</p>

<p>(2) Türkiye’yi veya Üniversiteyi temsil amacıyla Dekanlık tarafından resmi izinli olarak bilimsel, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere ve yarışmalara katılan öğrenciler, Yönetim Kurulunca derslerden ve ara sınavlardan izinli sayılır ve bu süreler devamsızlık olarak değerlendirilmez.</p>

<p>(3) Öğrencilere, öğrenim ve eğitimlerine katkıda bulunacak burslu veya burssuz yurt içi/yurt dışı eğitim, staj, araştırma, bilgi-görgü arttırma gibi imkânların doğması halinde, Yönetim Kurulu kararı ile her seferinde en fazla bir yıla kadar izin verilebilir. Ancak bu izin süresi azami yasal öğrenim süresine dâhildir ve bu konudaki başvuruların, kayıt yenileme süresinin sonuna kadar yapılması gerekir. Bu haklardan yararlanmak isteyen öğrenciler, her defasında kayıt yenilemek zorundadırlar. Belirtilen imkânlardan yararlanan öğrencilerin elde edecekleri eğitim-öğretim kazanımları, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.</p>

<p>(4) Raporla belirlenmiş çeşitli sağlık sorunları nedeniyle tüm öğrenim süresi içinde devamsızlığı bir yılı aşan öğrenciler, öğrenimlerine devam edebileceklerine dair yeni bir sağlık kurulu raporu getirdikleri takdirde öğrenimlerine kaldıkları yerden devam ederler ve rapor süreleri azami öğrenim süresinden sayılmaz.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Eğitim-Öğretimle İlgili Esaslar</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim türü</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Fakültede eğitim-öğretim örgün biçimde yapılır.</p>

<p>(2) Fakültede isteğe bağlı olarak Yabancı Dil Hazırlık sınıfında öğrenim görebilirler. Yabancı dil hazırlık sınıfında ve lisans eğitim-öğretimi sırasında öğrenciler ile ilgili hususlar Senato tarafından belirlenen esaslara göre belirlenir.</p>

<p>(3) Fakülte Kurulunun teklifi ve Senatonun kararı ile yaz okulu ve eğitim kursları açılabilir.</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim dönemi</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Fakültede eğitim ve öğretim dönemleri yarıyıl esasına göre düzenlenir ve eğitim-öğretim süresi bir yılda güz ve bahar olmak üzere iki yarıyıldan oluşur. Her bir yarıyıl en az 14 haftadan oluşur. Dersler, Fakülte Kurulu Kararı ve Senato onayı ile yıllık olarak da düzenlenebilir.</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Fakültede eğitim-öğretim süresi yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, beş yıl, azami sekiz yıldır. Onuncu yarıyıl Veteriner Hekimliği Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitimine ayrılır.</p>

<p>(2) Bu sürenin hesaplanmasında, öğrencilerin Fakülte Yönetim Kurulundan kabul edilen mazeretleri nedeniyle kayıt dondurulan süreler dikkate alınmaz. Üniversiteden uzaklaştırma cezası alan öğrencilerin, bu süreleri öğrenim süresinden sayılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(3) Azami eğitim-öğretim süresi içerisinde mezun olamayan öğrenciler için 2547 sayılı Kanunun 44 üncü ve 46 ncı maddelerinde belirtilen hükümler uygulanır. İlgili maddelerde belirtilen ek sınavlardan alınan notlar, ara sınavlar dikkate alınmadan değerlendirilir.</p>

<p>(4) Yaz öğretimine başka bir yükseköğretim kurumunda devam etmek isteyen öğrencilerin, dersi alacağı yükseköğretim kurumuna gitmeden önce alacakları dersin denkliği konusunda Fakülte Yönetim Kurulunun olumlu görüşü alınarak değerlendirme yapılır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Ders Türleri, Ders Programları, Staj ve Öğrencilerin Ders Yükü</p>

<p><strong>Ders türleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Fakülte eğitim-öğretim programında zorunlu dersler, ortak zorunlu dersler, seçmeli dersler, seminer, staj, uygulama, klinik ve laboratuvar çalışmaları yer alabilir. Fakülte Kurulu, haftalık ders programı içinde verilen teorik dersler, uygulamalı dersler, klinik uygulamalar ve laboratuvar çalışmaları üzerinde düzenlemeler yapabilir ve yaz stajları planlayabilir. Ders türleri şunlardır:</p>

<p>a) Zorunlu dersler: Öğrencinin almakla yükümlü olduğu derslerdir. Anabilim dalları ve bölüm başkanlığının önerisi ve Fakülte Kurulunun onayı ile belirlenen dersler ve Veteriner Hekimliği Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitimi dersleridir.</p>

<p>b) Seçmeli dersler: Öğrencinin zorunlu dersler dışında, alan içinden ve alan dışından isteği doğrultusunda aldığı ders/derslerdir. Öğrenci bu dersi/dersleri, kayıtlı olduğu programdaki "seçmeli ders" adı ile açılmış derslerden seçebileceği gibi, başka programların "seçmeli" veya "zorunlu" dersleri arasından da seçebilir. Her dönemde açılacak seçmeli dersler ve öğrenci kontenjanları Fakülte Kurulu kararı ile belirlenir.</p>

<p>c) Ortak zorunlu dersler: 2547 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde belirtilen Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi, Türk Dili, yabancı dil dersleridir. Bunların kayıt işlemleri, hangi sınıflarda okutulacağı, öğrencilerin bu derslere devamı, sınavları, başarı durumlarının tespiti ve muafiyet konularında Senatonun kararları doğrultusunda işlem yapılır.</p>

<p>ç) Ön koşullu dersler: Alınabilmesi için bazı ders veya derslerin başarılması zorunlu olan derslerdir. Ön koşullu dersler ve koşulları, bu dersleri veren anabilim dalı tarafından gerekçeleri belirtilerek Fakülte Kuruluna önerilir ve bu Kurulun onayından sonra ve Senatonun onayı ile kesinleşir. Müfredatta yer alan önkoşul niteliğindeki dersler başarılmadıkça bu dersler alınamaz.</p>

<p>d) Gerekli durumlarda Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile sınavlar, milli ve dini bayramlar dışında cumartesi ve pazar günleri de yapılabilir.</p>

<p>e) Sınav sonuçları, sınav tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde ilgili öğretim elemanınca üniversite not giriş sistemine (otomasyon) girilir ve ilan edilir.</p>

<p><strong>Veteriner Hekimliği Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitimi </strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitimi onuncu yarıyılda uygulanır. Veteriner Hekimliği İntörn Eğitimi multidisipliner olup tümü tek ders kabul edilir.</p>

<p>(2) Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitiminin yürütülmesi için düzenlenen esaslar; Dekanlık tarafından görevlendirilen Fakülte Olgunlaşma Komisyonu ile Eğitim Öğretim Komisyonu tarafından hazırlanır, Fakülte Kurulu ve Senato tarafından onaylanarak yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Staj</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Veteriner Fakültesi öğrencilerinin yapacakları stajın esasları ilgili yönerge hükümleri çerçevesinde belirlenir. Staj yönergesi, Dekanlık tarafından görevlendirilen Eğitim-Öğretim Komisyonu tarafından hazırlanır, Fakülte Kurulu ve Senato tarafından onaylanarak yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Derslerin kredi değeri</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Fakültede okutulan haftalık bir saatlik teorik ders veya iki saat uygulama, laboratuvar, klinik ve benzeri çalışmalar bir ulusal krediye eşdeğerdir.</p>

<p>(2) Derslerin AKTS’ye karşılık gelen kredi değerleri, Fakülte Kurulunca karara bağlanır ve Senato tarafından kabul edildikten sonra yürürlüğe girer. Fakültede beş yıllık eğitim-öğretim boyunca verilen derslerin toplam kredi değerinin en az 300 AKTS olması gerekir.</p>

<p><strong>Derslere devamın belirlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Öğrencilerin derslere ve uygulamalara devamı ile öğretim elemanlarınca uygun görülen çalışmalara ve sınavlara katılmaları zorunludur. Teorik derslerde %70, uygulamalı derslerde %80 devam zorunluluğu vardır. Derslerden bir kez devam alan öğrenciler için, o dersten/derslerden başarısız olması durumunda devam şartı aranmaz.</p>

<p><strong>Ders alma</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Ders alma ile ilgili esaslar şunlardır:</p>

<p>a) Öğrenci, yarıyıl başında öncelikle alt sınıflarda hiç almadığı, devamsız ve/veya başarısız olduğu dersleri almak kaydıyla, ön koşullu dersler hariç, kayıt yaptırdığı yarıyıl derslerinden de alır. Öğrenci, kayıt yaptırdığı yarıyıldan alacağı derslerin sayısına, alt sınıflardan başarısız ve devam etmek zorunda olduğu dersler ve ders programını dikkate alarak akademik danışmanı ile birlikte karar verir.</p>

<p>b) Müfredat programındaki her yarıyılda ders yükünün 30 AKTS olması gerekir. Öğrenciler, ikinci sınıftan itibaren yarıyıldaki ders yüküne ilave olarak en fazla 45 AKTS kadar ders alabilir. Fakülteye yatay/dikey geçiş yaparak kayıt yaptıran öğrencilerin intibaklarına uygun olacak şekilde almakla yükümlü oldukları derslerden seçim yapmak kaydıyla en az 30 AKTS’lik ders seçim şartı aranmaz.</p>

<p>c) Öğrenciler, her yarıyılda toplam en az 2 AKTS yükü seçmeli ders alır. Yeni kayıt yaptıran öğrenciler, birinci sınıfın ikinci yarıyılında, seçmeli ders olarak seçimlik ders havuzundan seçmeli bir ders almak zorundadır. Yatay/dikey geçiş yaparak Fakülteye kayıt yaptıran öğrenciler, kayıt yaptırdıkları dönem itibarıyla ilk bahar yarıyılında seçmeli ders olarak seçimlik ders havuzundan seçmeli bir ders alırlar.</p>

<p>ç) Ders kaydında, öğrencinin devamını almadığı derslerin seçimini, haftalık ders programı dikkate alınarak, ders saatleri çakışmayacak şekilde, akademik danışman ile birlikte belirler.</p>

<p>d) Fakültenin müfredat programında yer alan birinci ve ikinci sınıfın zorunlu derslerinden başarılı olamayan öğrenciler, yedinci ve daha üst yarıyıllardan ders alamaz. Bu durumdaki öğrenciler, öncelikle birinci, ikinci ve üçüncü sınıf derslerini seçerek kaydını tamamlar.</p>

<p>e) Öğrenci, alt sınıflardaki tüm derslerden başarılı olması ve GANO’su en az 3.00 olması şartı ile varsa derslere ait ön koşulları sağlamak ve ortak zorunlu dersler hariç toplam 45 AKTS’yi aşmamak şartıyla, ders saatleri çakışmayacak şekilde bir üst sınıftaki derslerden de alabilir. Üst sınıftan ders alma üçüncü yarıyıl/ikinci sınıftan itibaren başlar.</p>

<p>f) Kayıt dondurma ve uzaklaştırma nedeniyle dönem kaybeden veya ders kaydı yaptırmayan öğrenciler, öğrenimlerine kaldıkları yarıyıldan devam ederler ve bir üst yarıyıldan/yıldan ders alamazlar.</p>

<p>g) Aldığı herhangi bir seçmeli dersten başarısız olan öğrenci bu dersi tekrar alabilir veya bu ders yerine en az eşdeğer krediyi sağlayacak şekilde ve dersin devamını almak şartıyla farklı seçmeli ders tercih etme hakkına sahiptir.</p>

<p>ğ) Öğrenciler, yurt içi diğer yükseköğretim kurumları ile denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilmiş olan yurt dışındaki diğer yükseköğretim kurumlarından, Dekanlıktan önceden izin almak koşuluyla ders alabilirler. Diğer üniversitelerden alınan derslerin kredileri ve notları, bu Yönetmeliğe ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre değerlendirilir.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Sınav, Değerlendirme Esasları ve Diplomalar</p>

<p><strong>Sınav türleri, uygulanması ve değerlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> (1) Sınavlar; ara (vize), yarıyıl sonu (final), bütünleme, mazeret, tek ders ve ek sınavlardan ibarettir. Genel not ortalamasına katılan derslerden başarısız olan öğrencilere dönem sonunda bir bütünleme sınav hakkı verilir. Sınavlar; yazılı, sözlü, yazılı-sözlü ve/veya uygulamalı yapılabilir. Sınavların hangi şekilde yapılacağına, ilgili anabilim dalı/dallarının görüşü alınarak Fakülte Kurulu karar verir. Bu sınavların yapılacağı yer ve tarihler Dekanlık tarafından belirlenir ve sınavlardan en az on beş gün önce ilân edilir. Öğrenciler sınava ilân edilen gün, saat ve yerde girmek, kimlik belgeleri ile istenebilecek diğer belgeleri yanlarında bulundurmak zorundadırlar.</p>

<p><strong>Ara sınavlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Ara sınav tarih ve yerleri Dekanlık tarafından ilân edilir.</p>

<p>(2) Her ders için bir yarıyılda en az bir ara sınav yapılmak koşuluyla ara sınavların sayı, kapsam, biçim ve değerlendirme özellikleri anabilim dalı/dallarının görüşü alınarak Fakülte Kurulu kararı ile belirlenir.</p>

<p>(3) Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitiminde yer alan derslerin ara sınavları yapılmaz.</p>

<p>(4) Ders programında aynı yarıyılda olan derslerin ortak zorunlu dersler hariç aynı günde en fazla iki tanesinin ara sınavı yapılabilir.</p>

<p>(5) Ödev, proje, küçük sınavlar, gezi ve gözlem çalışmaları, klinik ve laboratuvarda yapılan uygulama/deneysel çalışmalar gibi eğitim-öğretim etkinlikleri de ara sınavın katkısı oranına dahil edilerek değerlendirme ölçütü olarak kullanılabilir.</p>

<p><strong>Yarıyıl sonu sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> (1) Bir dersin yarıyıl sonu sınavı (final sınavı), o dersin tamamlandığı yarıyıl sonunda, Dekanlık tarafından ilân edilen yer ve tarihte yapılır. Yarıyıl sınavından başarısız olunan dersler için bir bütünleme sınav hakkı verilir.</p>

<p>(2) Uygulamalı derslerin sınavları pratik olarak yapılabilir.</p>

<p>(3) Olgunlaşma Uygulama (İntörn) Eğitiminde yer alan derslerin sınavlarına ilişkin esaslar Fakülte Kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Bütünleme sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) Dersin yarıyıl sonu sınavına girme hakkı kazanıp da girmeyen veya sınava girip de başarısız olan öğrencilere bütünleme sınav hakkı verilir.</p>

<p>(2) Yarıyıl sonu sınavları ile bütünleme sınavları arasındaki süre 5 (beş) iş gününden az olamaz. Bütünleme sınav tarih ve yerleri Dekanlık tarafından ilan edilir.</p>

<p><strong>Mazeret sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> (1) Mazeret sınav hakkı, mazereti nedeniyle ara sınavlara giremeyen öğrencilere tanınır. Yarıyıl sonu sınavı, bütünleme sınavı, tek ders sınavı, ek sınav ve sınırsız sınavlar için mazeret sınav hakkı verilmez. Ancak, Türkiye’yi veya Üniversiteyi temsil amacıyla ulusal ve uluslararası bilimsel, sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere katılan öğrenciler için giremedikleri yarıyıl sonu ve bütünleme sınavları için Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile mazeret sınavı açılabilir. Bu sınavların hangi tarihte yapılacağı Fakülte Yönetim Kurulunca belirlenir ve ilgililere duyurulur.</p>

<p>(2) Haklı ve geçerli bir mazereti nedeniyle ara sınava katılamayan öğrenciler, mazeretinin bitiminden itibaren 5 (beş) işgünü içerisinde mazeret belgesiyle birlikte Dekanlığa yazılı başvuruda bulunur.</p>

<p>(3) Ara sınavlara girme hakkı olduğu halde bu sınavlara girmeyen ve daha sonra girmek için başvuruda bulunan öğrencilerden mazeretleri Fakülte Yönetim Kurulu tarafından haklı ve geçerli kabul edilenler, ara sınav haklarını aynı yarıyıl içinde, Dekanlık tarafından tespit ve ilân edilen gün, yer ve saatte kullanırlar. Mazeret sınavları için ikinci bir mazeret sınav hakkı verilmez.</p>

<p>(4) Öğrenciler sağlıkla ilgili mazeretlerini, sağlık kurumlarından alacakları sağlık raporu ile belgelemek zorundadırlar. Sağlık raporu nedeniyle öğrencinin girmediği her ders saati devamsızlık hakkından düşürülür. Rapor süresince öğrenci sınavlara giremez, girmişse sınavı geçersiz sayılır.</p>

<p><strong>Tek ders sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> (1) Altıncı yarıyıl/üçüncü sınıf sonunda Fakülte müfredatında yer alan ilk dört yarıyıl (birinci ve ikinci sınıf) derslerinden sadece bir dersten başarısız olan ve dersin devamını almış olan öğrenciler ile mezuniyet durumunda olup sadece bir dersten başarısız olan ve dersin devamını almış olan öğrencilere dersin dönemine bakılmaksızın bir sonraki dönem başlamadan önce bir sınav hakkı verilir ve bu sınavda alınan not ara sınavlar dikkate alınmadan değerlendirilir.</p>

<p>(2) Tek ders sınavına girmek isteyen öğrenciler, her eğitim-öğretim yılının sonunda bütünleme sınav haftasından sonraki hafta Fakülte öğrenci işlerine dilekçe ile başvuru yaparak talepte bulunurlar. Fakülte Eğitim-Öğretim Komisyonu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda sınava girecek öğrenciler, açılacak dersler, sınav tarihi ve sorumlu öğretim üyesi bilgisi, Fakülte Yönetim Kurulu tarafından onaylanarak ilan edilir.</p>

<p><strong>Sınav evrakının saklanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 27-</strong> (1) Öğretim elemanları, sınav sonuçlarıyla birlikte sınav soruları, cevapları, yoklama listesi ve cevap anahtarını kapsayan sınav evrakını ilgili dönem sınavlarının bitiminden itibaren 30 gün içinde imza karşılığında öğrenci işleri bürosuna tutanakla teslim ederler. Sınav evrakları, sınav tarihinden itibaren en az iki yıl saklanır.</p>

<p><strong>Sınav notuna itiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 28-</strong> (1) Öğrenci, sınav sonuçlarının ilanından itibaren 5 (beş) iş günü içerisinde Dekanlığa dilekçeyle başvurarak sınav kâğıdının maddi hata ya da hatalı soru yönünden yeniden incelenmesini isteyebilir. Dekanlık, itiraza konu sınav evrakını, sınavı yapan öğretim elemanına incelettirir ve maddi hata varsa düzeltilir. İtiraz sonucunun en geç yedi gün içerisinde sonuçlandırılıp ilgili öğrenciye bildirilmesi zorunludur.</p>

<p>(2) Öğrencinin itirazının devamı halinde; Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile sorumlu öğretim elemanının da dâhil olduğu ilgili alandaki öğretim elemanlarından oluşan en az üç kişilik bir komisyonda cevap anahtarıyla ve/veya diğer sınav kâğıtları ve dokümanları ile karşılaştırmalı olarak yeniden inceleme yapılabilir. Not değişiklikleri, Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile kesinleşir.</p>

<p>(3) Öğrenci bilgi sisteminde açıklanan başarı notları ile ilişkili herhangi bir maddi hatanın yapılmış olduğunun öğretim elemanı tarafından fark edilmesi durumunda ise, ilgili öğretim elemanı bağlı bulunduğu bölüm başkanlığına başvurarak not düzeltme talebinde bulunur. Bu talep, ilgili bölüm başkanlığınca değerlendirilir; uygun görülen not değişikliği veya düzeltmeler Fakülte Yönetim Kurulunda görüşülüp karara bağlanır.</p>

<p>(4) Ara sınav notu değişikliği dönem sonu sınavları başlayıncaya kadar, dönem sonu sınavı notu değişikliği bütünleme sınavları başlayıncaya kadar, bütünleme sınavı notu değişikliği ise en geç bir sonraki dönemin ders kaydı başlama tarihine kadar Fakülte Yönetim Kurulu kararı ile yapılabilir.</p>

<p><strong>Ders başarı notu</strong></p>

<p><strong>MADDE 29-</strong> (1) Bir dersin yarıyıl sonu veya varsa bütünleme sınavından sonra öğrencinin başarılı sayılabilmesi için, ara sınav/sınavlar not ortalamasının %40’ı ile yarıyıl sonu veya bütünleme sınav notunun %60’ının toplamı dikkate alınarak başarı notu hesaplanır. Bir dersten başarılı olmak için yarıyıl sonu veya varsa bütünleme sınav sonucunun 100 üzerinden en az 50 olması ve başarı notunun 100 üzerinden en az 60 olması zorunludur ve harf notu olarak verilir.</p>

<p>(2) Uygulaması olan derslerin sınavları teorik ve/veya pratik olarak yapılabilir. Uygulama sınavından alınan notun ara sınav, final ve bütünleme sınavı notuna katkı oranı ilgili anabilim dalı tarafından belirlenir.</p>

<p>(3) Derslerden alınan notların değerlendirmesi aşağıdaki tabloya göre yapılır. Aynı puana sahip öğrencilere farklı harf notu verilemez. Bir öğrenciye verilen harf notu, kendisinden daha düşük bir puana sahip öğrencilerin harf notundan düşük olamaz.</p>

<p>(4) Yüzlük sisteme göre hesaplanan başarı notlarının dörtlük ve harfli sisteme göre karşılıkları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p><u>Puan</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p><u>Harf Notu</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p><u>Katsayı</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p><u>Başarı Durumu</u></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>90-100</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>AA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>4,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>80-89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>BA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>3,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>70-79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>BB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>3,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>65-69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>CB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>2,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>60-64</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>CC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>2,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>50-59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>DD</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>1,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>30-49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>FD</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>1,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="79">
   <p>0-29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="101">
   <p>FF</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>0,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="119">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Ağırlıklı not ve genel ağırlıklı not ortalaması</strong></p>

<p><strong>MADDE 30-</strong> (1) Bir dersin ulusal kredisi ile o dersten alınan notun katsayısının çarpımı o dersin ağırlıklı notudur.</p>

<p>(2) GANO, öğrencinin fakültenin eğitim-öğretim döneminin başlamasından itibaren aldığı bütün derslerin ağırlıklı notlarının toplamının aynı derslerin ulusal kredilerinin toplamına bölünmesi ile elde edilir. GANO hesaplamasında öğrencinin tekrar ettiği derslerden aldığı son notu dikkate alınır. GANO her yarıyıl sonunda yeniden hesaplanır.</p>

<p>(3) Öğrencinin mezun olmaya hak kazandığı tarih itibarı ile genel ağırlıklı not ortalaması mezuniyet not ortalamasıdır.</p>

<p><strong>Sınavlarda kopya</strong></p>

<p><strong>MADDE 31-</strong> (1) Sınavlarda kopya çekenler, kopyaya teşebbüs edenler veya yardım edenler ile sınav evrakının incelenmesi sırasında kopya çektiği veya yardım ettiği anlaşılan öğrenciler sınavdan sıfır (0) almış sayılır ve haklarında 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre işlem yapılır.</p>

<p><strong>Mezuniyet ve diploma</strong></p>

<p><strong>MADDE 32-</strong> (1) Diplomaların şekli ve üzerinde yer alacak bilgiler Rektörlük tarafından düzenlenir. Diplomalar Rektör ve Dekan tarafından imzalanır ve Rektörlük tarafından soğuk damga ile mühürlenir.</p>

<p>(2) Diplomalar hazırlanıncaya kadar talep eden öğrencilere, diplomasını alırken iade etmek üzere geçici mezuniyet belgesi verilebilir.</p>

<p>(3) Mezuniyet ve diploma ile ilgili hususlarda, ilgili mevzuat hükümleri ve Senato kararları uygulanır.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 33-</strong> (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 2547 sayılı Kanun, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 34-</strong> (1) 10/9/2014 tarihli ve 29115 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Geçiş hükmü</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) 2026-2027 eğitim-öğretim yılından önce kayıt yaptıran öğrencilere 20 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendi uygulanmaz.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 35-</strong> (1) Bu Yönetmelik 2026-2027 eğitim-öğretim yılı başında yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 36-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tekirdag-namik-kemal-universitesi-veteriner-fakultesi-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/resmi-g2.jpg" type="image/jpeg" length="51010"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HUKUK TERCİH LİSTESİ YAPMADAN ÖNCE MUTLAKA BİLİNMESİ VE DİKKATE ALINMASI GEREKEN 7 (YEDİ) ÖNEMLİ GERÇEK]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-tercih-listesi-yapmadan-once-mutlaka-bilinmesi-ve-dikkate-alinmasi-gereken-7-yedi-onemli-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-tercih-listesi-yapmadan-once-mutlaka-bilinmesi-ve-dikkate-alinmasi-gereken-7-yedi-onemli-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1) İstikrarlı Sınav Başarısı:</strong> Sınav başarısı yüksek bir fakülteyi seçmek, geleceğinizi doğrudan güvenceye almaktır. Hukuk fakültesinden mezun olmak artık avukatlık stajına başlamak veya hakimlik sınavına girmek için tek başına yeterli değil. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) artık aşılması zorunlu, çok ciddi bir merkezi baraj sınavıdır.</p>

<p>HMGS (Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı) ve hakimlik sınavlarında sadece bir-iki yıl değil, istikrarlı olarak her yıl dereceye giren fakülteleri seçmelisiniz ki akademik eğitimin kalitesinden emin olabilesiniz ve geleceğinizi şansa bırakmadan, bu zorlu kariyer barajlarını ilk hakkınızda başarıyla aşarak hayalinizdeki mesleğe doğrudan adım atabilesiniz.</p>

<p><strong>2) Ezberci Değil Analitik Eğitim:</strong> Sadece kanun maddelerini ezberleten değil; onları tartışan, analiz eden ve somut olay adaletinin nasıl gerçekleştirileceğini öğreten bir fakülte tercih etmelisiniz.</p>

<p><strong>3) Doğa ile İç İçe Kampüs Yaşamı:</strong> Doğa ile iç içe, geniş kampüslere sahip fakülteleri seçmelisiniz ki yeşillikler içinde, stresten uzak ve tamamen eğitime odaklanmış bir öğrencilik hayatınız olsun.</p>

<p><strong>4) Büyük Şehir Avantajı:</strong> Büyük şehirlerde yer alan bir fakülteyi tercih etmelisiniz; böylece metropollerin sunduğu sektörel, kültürel ve mesleki avantajlardan en üst düzeyde yararlanabilirsiniz.</p>

<p><strong>5) Zengin Akademik Kadro:</strong> Alanında uzman, nitelikli ve zengin bir akademik kadroya sahip fakülteleri listenizin üst sıralarına taşımalısınız. Çünkü hukukun derinliklerini sadece kitaplardan değil, ömrünü bu mesleğe adamış, literatüre yön vermiş yurt dışı eğitim almış veya orada araştırmalar yapmış isimlerden öğrenmek vizyonunuzu tamamen değiştirecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>6) Disiplinler Arası Alan Üstünlüğü:</strong> Disiplinler arası alanlarda anabilim dalları bulunan fakülteleri tercih etmelisiniz ki geleneksel kalıpların dışına çıkarak, bilişim, enerji, fikri mülkiyet, tahkim veya uluslararası ticaret gibi parlayan alanlarda uzmanlaşabilir ve mezuniyet sonrasında rakiplerinize net bir fark atabilirsiniz.</p>

<p><strong>7) Küresel Dil Yetkinliği:</strong> Mesleki geleceğiniz için yabancı dilinizi geliştirme imkanı sunan fakültelere yönelmelisiniz ki mesleğinizi sadece yerel düzeyde değil, dünya genelinde icra etme şansına sahip olabilesiniz.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" rel="nofollow" title="Rauf Karasu"><img alt="Rauf Karasu" height="480" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" width="861" /></a></p>

<p></p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf Karasu </strong></p>

<p><strong>Hacettepe Üniversitesi Senato Üyesi </strong></p>

<p><strong>Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-tercih-listesi-yapmadan-once-mutlaka-bilinmesi-ve-dikkate-alinmasi-gereken-7-yedi-onemli-gercek</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 21:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/hukuk-fakultesei-4.jpg" type="image/jpeg" length="80395"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026 Hukuk fakültesi taban puanları ve başarı sıralamaları: Hukuk fakülteleri hangi puanlar ile alıyor?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/2026-hukuk-fakultesi-taban-puanlari-ve-basari-siralamalari-hukuk-fakulteleri-hangi-puanlar-ile-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/2026-hukuk-fakultesi-taban-puanlari-ve-basari-siralamalari-hukuk-fakulteleri-hangi-puanlar-ile-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YKS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte eşit ağırlık (EA) grubunun en çok merak ettiği alanların başında gelen Hukuk Fakültesi için YÖK Atlas verileri ve güncel başarı sıralamaları şekillendi. İşte, vakıf ve devlet üniversitelerinin taban puanları ve kontenjanları...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Milyonlarca adayın ter döktüğü YKS maratonunun sonuçlanmasıyla birlikte, tercih kılavuzunun en kritik ayağını oluşturan hukuk fakülteleri için rekabet resmi olarak başladı. Eşit ağırlık puan türünün en gözde alanı olan hukukta, başarı sıralamaları ve taban puanları adayların en çok incelediği verilerin başında geliyor. YÖK Atlas ve güncel veriler ışığında, Türkiye'nin önde gelen hukuk fakültelerinin taban puanları ve başarı sıralamaları...</p>

<p><strong>EN YÜKSEK SIRALAMALI HUKUK FAKÜLTELERİ</strong></p>

<p>Hukuk fakültelerinde burslu ve devlet statüsündeki köklü kurumlar her yıl olduğu gibi yine en yüksek başarı sıralamalarına ev sahipliği yapıyor. Özellikle ilk binden öğrenci alan prestijli programlar, adayların en kıyasıya rekabet ettiği alanlar arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>1.</strong> Koç Üniversitesi (Burslu) - 25 - 510,78</p>

<p><strong>2. </strong>Bilkent Üniversitesi (Burslu) - 24 - 504,01</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>3. </strong>Galatasaray Üniversitesi (Fransızca) - 36 - 502,12</p>

<p><strong>4. </strong>TOBB ETÜ (Burslu) - 17 - 494,12</p>

<p><strong>5.</strong> Özyeğin Üniversitesi (Burslu) - 16 - 478,65</p>

<p><strong>6.</strong> İbn Haldun Üniversitesi (Burslu) - 12 - 475,30</p>

<p><strong>7.</strong> İstanbul Bilgi Üniversitesi (Burslu) - 15 - 468,40</p>

<p><strong>8. </strong>Yeditepe Üniversitesi (Burslu) - 14 - 462,10</p>

<p><strong>9.</strong> Bahçeşehir Üniversitesi (Burslu) - 16 - 459,20</p>

<p><strong>10.</strong> Ankara Üniversitesi - 300 - 455,40</p>

<p><strong>11.</strong> İstanbul Üniversitesi - 400 - 450,15</p>

<p><strong>12. </strong>Türk-Alman Üniversitesi (Hukuk) - 70 - 448,90</p>

<p><strong>13. </strong>Başkent Üniversitesi (Burslu) - 20 - 445,10</p>

<p><strong>14. </strong>Marmara Üniversitesi - 250 - 442,80</p>

<p><strong>15.</strong> İstanbul Medipol Üniversitesi (Burslu) - 15 - 440,20</p>

<p><strong>16. </strong>Hacettepe Üniversitesi - 170 - 438,20</p>

<p><strong>17. </strong>Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi - 200 - 425,10</p>

<p><strong>18. </strong>Dokuz Eylül Üniversitesi - 220 - 418,50</p>

<p><strong>19.</strong> Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi - 100 - 412,30</p>

<p><strong>20.</strong> Akdeniz Üniversitesi - 180 - 405,60</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/2026-hukuk-fakultesi-taban-puanlari-ve-basari-siralamalari-hukuk-fakulteleri-hangi-puanlar-ile-aliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/08/hukuk-fak.jpg" type="image/jpeg" length="98646"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/5671 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20215671-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20215671-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 23/12/2025 tarihli ve 2021/5671 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>AYTEN</strong> <strong>DEMİRİ</strong> <strong>VE</strong> <strong>DİĞERLERİ</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/5671)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 23/12/2025</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>İKİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Yüksel GÜNARSLAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>1. Ayten DEMİRİ</p>

   <p>2. Emine OKYAY</p>

   <p>3. Fatma GÜDÜK</p>

   <p>4. Gülten EFE</p>

   <p>5. Hasan OKYAY</p>

   <p>6. Hüseyin OKYAY</p>

   <p>7. Mehmet OKYAY</p>

   <p>8. Naciye İRİ</p>

   <p>9. Nurten TÜLEGEN</p>

   <p>10. Suphi OKYAY</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Av. Tahsin KOÇ</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p>

<p>1. Başvuru; kamu makamları tarafından öngörülebilir ve önlenebilir nitelikte olduğu ileri sürülen terör saldırısı sonucu meydana gelen ölümden kaynaklanan zararların tazmini talebiyle açılan davada olayın idarenin kusuruyla meydana geldiğine ilişkin iddiaların değerlendirilmemesi nedeniyle yaşam hakkının, davanın süre aşımı gerekçesiyle kısmen reddi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2. Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11/5/2013 tarihinde biri belediye binası önünde, diğeri postane binasının yakınlarında olmak üzere bomba yüklü iki aracın infilak ettirilmesi suretiyle terör saldırısı gerçekleştirilmiştir. Saldırı sonucu 51 kişi yaşamını yitirmiş, 222 kişi yaralanmıştır. Başvurucular Mehmet Okyay ve Emine Okyay’ın oğlu, diğer başvurucuların kardeşi olan A.O. da terör saldırısı nedeniyle hayatını kaybetmiştir.</p>

<p>3. Başvurucu Mehmet Okyay'ın 22/5/2013 tarihinde Hatay Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) yaptığı başvuru üzerine 25/6/2013 tarihinde sulhname imzalanmış, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca 25.842,95 TL tutarında maddi tazminat A.O.nun mirasçılarına ödenmiştir.</p>

<p><strong>A. Olaya İlişkin Olarak Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Açılan Kamu Davası</strong></p>

<p>4. Yaşanan terör saldırısıyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından düzenlenen 2/4/2014 tarihli ön inceleme raporunda Hatay Emniyet Müdürlüğüne olay öncesi konuyla ilgili olarak çok sayıda ihbar geldiği, istihbarat birimlerinin araç plakası, şahıs isimleri gibi bilgileri de belirtmek suretiyle Hatay emniyetine bilgi verdiği, patlamanın meydana gelmesinde önlem almayan emniyet birimlerinin hizmet kusuru olduğu, ilgililer hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiği belirtilmiştir.</p>

<p>5. İlgili emniyet görevlileri ile mülki idare amirleri hakkında Hatay Valiliği tarafından soruşturma izni verilmesi üzerine Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 30/12/2014 tarihinde görevi kötüye kullanma suçundan iddianame düzenlemiş ve iddianamenin kabulü ile Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde 19/1/2015 tarihinde kamu davası açılmıştır. Başsavcılığın 7/1/2016 tarihinde aynı suça ilişkin olarak hazırladığı ikinci iddianamenin kabulüyle açılan kamu davası ilk ceza davası ile birleştirilerek görülmüştür.</p>

<p>6. İşbu bireysel başvuru yapıldığında derdest olan kamu davası, inceleme devam ederken neticelenmiştir. Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 1/6/2021 tarihli kararıyla, dönemin Hatay İl Emniyet Müdürü R.K., Hatay İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Müdürlüğü (TEM) Şube Müdürü N.E. ve Reyhanlı İlçe Emniyet Müdürü M.B.nin neticeten 8 ay 10 gün hapis cezası ile tecziyelerine ancak hükmedilen cezaların ertelenmesine karar verilmiştir. Kararda, gelen bir telefon ihbarı üzerine Millî İstihbarat Teşkilatınca (MİT) hazırlanan ve bombalama eyleminin yapılacağı patlayıcı yüklü iki araç ile ilgili marka, renk ve plaka gibi somut bilgiler içeren 10/5/2013 tarihli ve 2013/32 sayılı eylem ihbarı notunun Hatay İl Emniyet Müdürlüğüne teslim edilmesine ve evrakın nöbetçi memur tarafından taranarak ilgili birimi olan TEM Şubesi ve İlçe Emniyet Müdürlüklerine POL-NET olarak isimlendirilen bilişim sistemi üzerinden gönderilmesine rağmen bu istihbari bilgiye emniyet görevlilerinin yeterli ilgiyi göstermediği ve eyleme karşı yeterli tedbir almadığı ifade edilmiştir. Ayrıca bu patlama olayı öncesinde 23/10/2012 tarihinden itibaren İl Emniyet Müdürlüğüne MİT tarafından bombalı eylemler ve eylemi gerçekleştirecek şahıslar ile iltisaklarını içeren birçok istihbari bilgi iletildiği ancak bu bilgilerin yeterince değerlendirilmediği kabul edilmiştir. Anılan mahkûmiyet hükümleri istinaf incelemesinden geçerek 7/11/2022 tarihinde kesinleşmiştir.</p>

<p><strong>B. Başvurucuların Olaya İlişkin Olarak Açtığı Tam Yargı Davası</strong></p>

<p>7. Başvurucular 24/4/2014 tarihinde İçişleri Bakanlığına sundukları dilekçe ile ölüm nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararların ödenmesi için talepte bulunmuştur. Talebin 4/6/2014 tarihli işlemle reddi üzerine 21/7/2014 tarihinde 5233 sayılı Kanun hükümleri kapsamında idare ile imzalanan sulhnamenin iptali ile maddi ve manevi zararlarının ödenmesi talepleriyle tam yargı davası açılmıştır. Dava dilekçesinde, sulhnamenin gabin koşullarında imzalandığı, patlamanın ve ölümlerin yaşanmasında idarenin kusuru olduğu, istihbarat bilgisi bulunmasına rağmen önlem alınmadığı ileri sürülmüş ve dava açma süresine ilişkin açıklama yapılarak 5233 sayılı Kanun'dan ayrı olarak kusur sorumluluğu temelinde dava açıldığı vurgulanmıştır. Ayrıca dilekçenin deliller kısmında sulhnameye ilişkin Hatay Valiliği dosyası, maddi zarara yönelik alınacak bilirkişi raporu ve Hatay Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen ceza yargılamasına dair dava dosyası belirtilmiştir.</p>

<p>8. Hatay İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) patlamaya ilişkin yürütülen ceza yargılamasındaki bilgi ve belgeler başta olmak üzere dava dilekçesinde belirtilen delilleri toplamadan davayı neticelendirmiştir. İdare Mahkemesi 3/4/2015 tarihli kararında ilk olarak olayın bir terör eylemi olduğunun anlaşılması (idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığının tespit edilmesi) karşısında, uyuşmazlığın maddi tazminat istemleri bakımından özel kanun olan 5233 sayılı Kanun kapsamında, manevi tazminat istemleri bakımından ise sosyal risk ilkesi kapsamında çözümleneceğini belirtmiştir. İdare Mahkemesi bu değerlendirme kapsamında;</p>

<p>i. Manevi tazminat istemini İçişleri Bakanlığı yönünden sosyal risk ilkesi uyarınca kabul ederek toplam 240.000 TL manevi tazminatın başvuruculara ödenmesine,</p>

<p>ii. Maddi tazminat talebinin Komisyon tarafından incelenerek karara bağlanması nedeniyle İçişleri Bakanlığı yönünden bu kısmı aşan maddi tazminat isteminin ödenmesinin 5233 sayılı Kanun uyarınca mümkün olmaması nedeniyle reddine,</p>

<p>iii. Sulhnamenin imzalandığı 25/6/2013 tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde veya aynı süre içinde idareye başvurulup dava açılması gerekirken bu süreler geçirildikten sonra açılan davanın sulhnamenin iptali ve Hatay Valiliğinden talep edilen maddi tazminat (destekten yoksun kalma tazminatı ile defin giderleri) isteminin reddine,</p>

<p>iv. 5233 sayılı Kanun'un manevi zararları kapsamaması nedeniyle manevi tazminat talebinin Hatay Valiliği yönünden reddine karar vermiştir.</p>

<p>9. Başvurucular ve İçişleri Bakanlığı karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucular; temyiz dilekçelerinde patlamanın meydana gelmesinde hizmet kusuru olduğunu, uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun uyarınca sosyal risk ilkesi esas alınarak değil 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereğince hizmet kusuru değerlendirmesi yapılarak çözülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurucular, sulhnamenin gabin koşullarında imzalandığı yönündeki iddialarının gerekçeli kararda değerlendirilmediğini iddia etmiştir.</p>

<p>10. Danıştay Onuncu (Daire) ve Onbeşinci Dairelerinden oluşan müşterek Kurul temyiz incelemesi neticesinde İdare Mahkemesi kararının bozulmasına 14/11/2018 tarihinde karar vermiştir. Müşterek Kurul, anılan kararda öncelikle eylemlerin gerçekleşmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğunun yine idarenin kendi müfettişince hazırlanan ön inceleme raporu, Hatay Valiliği İl İdare Kurulunun soruşturma izni verilmesine ilişkin kararı, Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianameler ve açılan ceza davası ile ortaya konulduğunu, bu nedenle söz konusu patlamalara istinaden açılan dava kapsamında ileri sürülen maddi ve manevi tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında değil idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedeni olan hizmet kusuru ilkesi gereğince karşılanması gerektiğini açıklamıştır. Müşterek Kurul, gerekçesinde ayrıca patlamaların meydana geldiği veya sulhnamenin imzalandığı tarihler itibarıyla olayda hizmet kusuru bulunduğu ve davalı idarelerin faaliyeti ile olay arasında nedensellik bağının var olduğu hususları net olarak bilinmediğinden 5233 sayılı Kanun'a göre sulhname imzalanarak ödeme yapılmasının hizmet kusuru nedeniyle genel ilkelere göre tazminat ödenmesine engel oluşturmayacağına işaret etmiştir.</p>

<p>11. Davalı idareler, müşterek Kurul kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunmuştur. 10/4/2019 ve 11/4/2019 tarihli karar düzeltme dilekçelerinde başvurucuların maddi zararlarının 5233 sayılı Kanun çerçevesinde sulhname imzalanmasını takiben ödendiği, olay nedeniyle bazı kamu görevlileri hakkında açılan ceza yargılamasının devam ettiği, idarenin hizmet kusurunu ortaya koyan kesin bir yargı kararı bulunmadığı ileri sürülmüştür.</p>

<p>12. Daire 19/10/2020 tarihinde yaptığı inceleme neticesinde karar düzeltme taleplerinin kabulüne, 14/11/2018 tarihli kararın kaldırılmasına ve İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiş; söz konusu kararda İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğuna ilişkin genel nitelikte bir açıklamaya yer vererek 14/11/2018 tarihli müşterek Kurul kararında belirtilen gerekçeler ve başvurucuların hizmet kusurunun varlığına ilişkin ileri sürdüğü iddialar yönünden bir değerlendirme yapmamıştır.</p>

<p>13. Başvurucular, nihai kararı 12/2/2021 tarihinde öğrendikten sonra 18/2/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>14. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p><strong>A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>15. Başvurucular; özetle (i) gerçekleşen terör eylemine dair riskten haberdar olan kamu makamlarının saldırıyı önlemek adına gerekli önlemleri almaması nedeniyle yaşam hakkının, (ii) olaya ilişkin hazırlanan teftiş raporu ile bir kısım kamu görevlisi hakkında yürütülen ceza soruşturması kapsamında yapılan tespitlerin idarenin ağır hizmet kusurunu ortaya koymasına rağmen İdare Mahkemesinin uyuşmazlığı sosyal risk kapsamında ele alması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, (iii) yasal şartları oluşmadığı hâlde karar düzeltme taleplerinin kabulü ile kanunilik ilkesinin, (iv) benzer olaylara ilişkin olarak verilen farklı yargısal kararlar nedeniyle hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak değerlendirmede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.</p>

<p>17. Başvurucuların bütün şikâyetleri esas olarak öngörülebilir nitelikte olan terör saldırısının idarenin kusuru nedeniyle engellenemediği ve açtıkları tam yargı davasında da aksi yöndeki olgulara rağmen herhangi bir açıklama yapılmadan idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna ulaşıldığına yöneliktir. Dolayısıyla başvurucular, yaşam hakkının usul boyutu yanında devletin kusuru nedeniyle gerçekleşen terör saldırısı sonucu yakınlarını kaybettiklerinden yaşam hakkının koruma yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutunun da ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ne var ki bu iddia hakkında değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak nitelikteki kanıt, Anayasa Mahkemesinin elinde bulunmamaktadır. Bu nedenle yaşam hakkı kapsamında yapılacak inceleme yaşam hakkının usul boyutuyla sınırlı olacaktır (benzer değerlendirmeler için bkz.<i> Hasan Kılıç</i> [2. B.], B. No: 2018/22085, 27/1/2021; <i>İbrahim Kanbal</i> [2. B.], B. No: 2019/6690, 16/3/2022;<i> Bülent Köreği</i> [1. B.], B. No: 2021/21941, 11/6/2024 ve <i>Veysel Sevmez </i>[2. B.], B. No: 2021/5650, 8/1/2025).</p>

<p>18. Anayasa Mahkemesi<i> Hasan Kılıç</i> başvurusunda, yapılan yargılama sonucunda sosyal risk uyarınca başvurucu lehine hükmedilen tazminat bakımından yaptığı değerlendirmede yargılamada yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiği yönünde bir tespitte bulunmaması ve idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca olaydan sorumlu olduğunun kabul edilmesi nedeniyle başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalkmadığı sonucuna ulaşmıştır (aynı kararda bkz. §§ 41-43). Somut başvuru bakımından da bu değerlendirmeden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Ayrıca başka herhangi bir kabul edilemezlik nedeni tespit edilmeyen eldeki başvuruda açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>19. Yaşam hakkı kapsamındaki sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılan tazminat talepli davalarda makul derecede ivedilik ve özen şartının yerine getirilmesi gerekir (<i>Perihan Uçar ve diğerleri</i> [2. B.], B. No: 2013/5860, 1/12/2015, § 52) ancak yargı mercilerinin özenli inceleme yapma yükümlülükleri, yaşam hakkı ile ilgili her davada mutlaka mağdurlar lehine sonuca varılmasını garanti etmez (<i>Aysun Okumuş ve Aytekin Okumuş</i> [1. B.], B. No: 2013/4086, 20/4/2016, § 73).</p>

<p>20. Somut olaya konu yargılama sürecinde İdare Mahkemesi başvurucuların talebine rağmen olaya ilişkin yürütülen ceza yargılamasındaki bilgi ve belgeleri temin etmeden karar vermiştir. Anılan kararda (bkz. § 8) -aynen aktarılacak olursa- <i>"dava dosyası incelendiğinde, olayın bir terör eylemi olduğunun anlaşılması (idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığının tespit edilmesi)"</i> ifadelerini kullanmış ancak <i>idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığı</i> yönündeki bu kanaate nasıl ulaştığına dair bir gerekçeye yer vermemiştir. İdare Mahkemesi bu kabulden hareketle uyuşmazlığı, kusur sorumluluğuna ilişkin genel hükümler çerçevesinde değil 5233 sayılı Kanun ve sosyal risk ilkesi kapsamında çözmüştür. Kararın onanmasına yönelik Daire kararında da (bkz. § 12) hizmet kusuruna ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiş -aynen aktarılacak olursa-<i> "k</i><i>ararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler...uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü"</i>ne karar verilerek bozma yönündeki temyiz kararı kaldırılmış ve <i>"...</i><i>ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir."</i> denilerek temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Oysa İdare Mahkemesi kararının bozulmasına yönelik -karar düzeltme yolu ile kaldırılmış olan- Danıştay kararında (bkz. § 10) gerekçelerine de yer verilmek suretiyle meydana gelen patlamalarda hizmet kusurunun bulunduğu belirtilerek maddi ve manevi tazminat isteminin hizmet kusuruna dayanılarak tazminat hukukunun genel ilkelerine göre değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>21. Mülkiye müfettişi tarafından hazırlanan ön inceleme raporundaki tespitler doğrultusunda verilen soruşturma izni üzerine ilgili emniyet personeli hakkında görevi ihmal suçundan kamu davası açılmıştır. İdare Mahkemesi nezdinde açılan tam yargı davasında ne bahsi geçen ceza yargılaması sürecinde elde edilen deliller ne de mülkiye müfettişi inceleme raporu irdelenmiştir. Yürütülen ceza yargılaması neticesinde terör olayında ihmalleri tespit edilen dönemin il emniyet müdürü ile TEM şube müdürü ve ilçe emniyet müdürünün hapis cezası ile tecziyelerine karar verilmiştir (bkz. § 6). Ceza yargılaması neticesinde ulaşılan sonuç; bombalama eyleminin yapılacağı patlayıcı yüklü iki araç ile ilgili marka, renk ve plaka gibi somut bilgileri içeren istihbari bilgiye yeterli önem gösterilmediği ve eyleme karşı yeterli tedbir alınmadığı şeklindedir.</p>

<p>22. Başvurucuların açtığı tam yargı davasında idarenin yaşam hakkını koruyucu tedbirler almamasına yani olayda yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine dayandıkları gözetildiğinde uyuşmazlığın çözümü için gerekli delillerin toplanması ve başvurucuların anılan iddialarının karşılanması gerektiği açıktır. Bu nedenle yargısal makamların Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği dikkat ve özende inceleme yapmadıkları sonucuna varılmıştır.</p>

<p>23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p><strong>1. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>24. Başvurucular, olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusuru olduğunun olay anında bilinmediğini, bu durumun olaya ilişkin yürütülen ceza yargılaması ile ortaya çıktığını, İdare Mahkemesinin bu hususu dikkate almadan maddi tazminat talebini Hatay Valiliği yönünden süre aşımı gerekçesiyle reddettiğini ve aleyhe vekâlet ücretine hükmettiğini beyan ederek adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde; yapılacak değerlendirmede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.</p>

<p>25. Olayın niteliği ve formdaki iddialar doğrultusunda inceleme adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden yapılmıştır.</p>

<p>26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>27. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (<i>Özkan Şen</i> [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).</p>

<p>28. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkili bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukuki ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (<i>Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.</i> [1. B.], B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenle mahkemeler usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten, ayrıca kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmalıdır (<i>Kamil Koç</i> [1. B.], B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65). Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedeniyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (<i>Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. </i>[2. B.], B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 38).</p>

<p>29. Vurgulamak gerekir ki dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen yargılama mercilerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili yargılama mercilerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın şartları ışığında incelemektir (<i>Ahmet Yıldırım</i> [1. B.], B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46).</p>

<p>30. Somut olayda Hatay Valiliğine yöneltilen maddi tazminat talebinin süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin başvurucuların mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının incelenmesi gerekir.</p>

<p>31. İncelenen olaydaki sürece bakıldığında mahkemeye erişim hakkına davanın süre yönünden reddedilmesi suretiyle yapılan müdahalenin kanuni dayanağı olduğu ve sınırlamanın meşru amacı bulunduğu (idari işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre şartı öngörülmesinin en genel ifadeyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amaca hizmet ettiği yönünde ayrıntılı değerlendirme için bkz. <i>Ayşe Yıldırım</i> [1. B.], B. No: 2014/5, 25/10/2017, §§ 54, 55; <i>Fatma Altuner</i> [2. B.], B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49;<i> Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi </i>[1. B.], B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52) anlaşılmıştır.</p>

<p>32. Kanunilik ve meşru amaç şartlarını sağladığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale, ölçülülük ilkesi bakımından da değerlendirilmelidir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. <i>Elverişlilik</i> öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, <i>gereklilik</i> ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,<i> orantılılık</i> ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016;<i> Mehmet Akdoğan ve diğerleri</i> [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).</p>

<p>33. Hak arama özgürlüğünün bağlandığı usul kurallarına uyulmaması nedeniyle uyuşmazlıkların esası hakkında karar verilmemesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin idari istikrarın sağlanması amacının gerçekleştirilmesi bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez. Somut olaydaki müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesi bakımından asıl üzerinde durulması gereken husus ise müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.</p>

<p>34. Eldeki başvuruya konu yargılama sürecinde İdare Mahkemesi, meydana gelen ölüm nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini amacıyla 25/6/2013 tarihinde sulhname imzalandığı ve bu tarihten itibaren mevzuatta belirtilen süreler aşıldıktan sonra yapılan idari başvuru üzerine açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesine yer vererek davayı reddetmiştir. Başvurucular, idarenin kusurlu olduğunu ve emniyet birimlerinin olayda ihmali bulunduğunu ceza davası ile öğrendiklerini belirterek idari başvuru süresinin başlangıç tarihi olarak bu tarihin esas alınmamasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>35. Öte yandan müşterek Kurulun -karar düzeltme yoluyla kaldırılmış olan- kararında (bkz. § 10) patlamaların meydana geldiği veya sulhnamenin imzalandığı tarihler itibarıyla olayda hizmet kusuru olduğu ve davalı idarelerin faaliyeti ile olay arasında nedensellik bağının var olduğu hususları henüz net olarak bilinmediğinden 5233 sayılı Kanun'a göre sulhname imzalanarak ödeme yapılmasının hizmet kusuru nedeniyle genel ilkelere göre tazminat ödenmesine engel oluşturmayacağı belirtilmiştir. Ancak anılan kararın düzeltilmesine ve İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına yönelik Daire kararında (bkz. § 12) bu hususa ilişkin olarak herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği görülmüştür.</p>

<p>36. Anayasa Mahkemesince daha önce benzer nitelikte başvurularda da belirtildiği üzere idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebiyle açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için ortada idari eylem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idari eylem arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken bazen de çok sonra değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir (<i>Leyla Bitik ve diğerleri</i> [2. B.], B. No: 2019/24350, 16/3/2023, § 52).</p>

<p>37. İdariliğin veya meydana gelen zararın ya da aralarındaki illiyet bağının eylemden sonra anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut şartlar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını anlamsız kılıp ölçülülük ilkesini zedeleyebilir. Bu nedenle eylemin idariliğinin veya yol açtığı zararın ya da illiyet bağının eylemden sonra anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin bu tarihlerden sonra başlayacağı kabul edilmektedir (çok sayıda karar arasından bkz.<i> Şeyma Kayaoğlu</i> [2. B.], B. No: 2014/5491, 5/7/2017, § 55).</p>

<p>38. Somut olayda ölümün 11/5/2013 tarihinde meydana gelen terör saldırısı sonucu gerçekleştiği ve sulhnamenin 25/6/2013 tarihinde imzalandığı konularında tereddüt bulunmamaktadır ancak olayda idarenin kusuru olması durumunun İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan inceleme, akabinde gerçekleşen soruşturma izni verilmesi işlemleri ve olayda ihmali/kusuru olduğu düşünülen emniyet görevlileri hakkında 19/1/2015 tarihinde açılan ceza davası ile ortaya çıktığı görülmüştür. Dolayısıyla başvurucuların anılan süreçten önce ölüm olayına sebebiyet veren olguya dair ihmale, eylemsizliğe, dolayısıyla eylemin idariliğine ilişkin bir bilgiye, veriye sahip olmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda başvurucuların yakınlarının ölümüne neden olan terör saldırısında idarenin kusur doğurabilecek eylemsizliğini (önlem almama hâli) ve zararla idari eylemsizlik arasında illiyet bağı olduğunu ölüm olayıyla derhâl öğrendiklerinden söz edilemez (benzer yöndeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi değerlendirmesi için bkz.<i> Kurşun/Türkiye</i>, B. No: 22677/10, 30/10/2018, §§ 101-106).</p>

<p>39. Bu itibarla başvurucuların sulhnamenin imzalandığı 25/6/2013 tarihi esas alınarak uğradıkları zararla ilgili idari başvuru yapmak suretiyle dava açmalarının beklenmesi başvuruculara orantısız bir külfet yüklemektedir.</p>

<p>40. Bu hâle göre İdare Mahkemesinin dava açma süresinin başlangıç tarihine ilişkin yorumunun başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu yorumun başvurucuların mahkemeye erişim hakkını aşırı derecede güçleştirerek neredeyse imkânsız hâle getirdiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle davanın süre aşımından kısmen reddedilmesi suretiyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.</p>

<p>41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p>42. Başvurucular, tam yargı davasının uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde; yapılacak değerlendirmede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.</p>

<p>43. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan <i>Veysi Ado</i> ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.</p>

<p>44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının <i>başvuru yollarının tüketilmemesi </i>nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III. GİDERİM </strong></p>

<p>45. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile ayrı ayrı 200.000'er TL maddi ve 100.000'er TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>46. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütecekleri yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz.<i> Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60;<i> Aligül Alkaya ve diğerleri (2)</i> [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>47. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p>48. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın <i>başvuru yollarının tüketilmemesi</i> nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</p>

<p>B. 1. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının ve mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Hatay İdare Mahkemesine (E.2014/1424, K.2015/873) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,</p>

<p>E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,</p>

<p>F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20215671-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymms.jpg" type="image/jpeg" length="32033"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üçüncü Kişilerden Elde Edilen Verilerle Pazarlama Yapılmasına İlişkin KVKK Duyurusunun Hukuki Analizi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-verilerle-pazarlama-yapilmasina-iliskin-kvkk-duyurusunun-hukuki-analizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-verilerle-pazarlama-yapilmasina-iliskin-kvkk-duyurusunun-hukuki-analizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), yayımladığı <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-kisisel-verilerin-reklam-ve-pazarlama-amacli-kullanilmasina-iliskin-kamuoyu-duyurusu" rel="dofollow"><i>"Üçüncü Kişilerden Elde Edilen Kişisel Verilerin Reklam ve Pazarlama Amaçlı Kullanılmasına İlişkin Kamuoyu Duyurusu"</i></a></strong> ile iş dünyasında ve özellikle çağrı merkezleri bünyesinde sıklıkla uygulanan hatalı bir veri işleme pratiğine doğrudan müdahale etmiştir.</p>

<p>Kurum’a ulaşan yoğun ihbar ve şikâyetler doğrultusunda yapılan incelemelerde; "referans", "tavsiye", "marka elçiliği", "tanıdık yönlendirmesi" veya "müşteri önerisi" gibi yöntemlerle üçüncü kişilerden temin edilen iletişim bilgilerinin (telefon numarası, e-posta vb.), ilgili kişilere <strong>aydınlatma yapılmaksızın</strong> ve <strong>açık rızaları alınmaksızın</strong> pazarlama amaçlı arama ve SMS gönderimlerinde kullanıldığı tespit edilmiştir.</p>

<p>Yayımlanan duyuru, bu tür uygulamaların hukuka aykırılıklarını ve veri sorumlularının katı yaptırımlarla karşılaşmamak adına uyması gereken temel ilkeleri netleştirmektedir.</p>

<p><strong>1. Verinin Üçüncü Kişiden Alınmış Olması "Hukuki Sebep" Oluşturmaz</strong></p>

<p>Hukuki doktrin ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyarınca, veri sorumlularının kişisel verileri üçüncü kişilerden elde etmiş olması, söz konusu veriyi reklam ve pazarlama amacıyla işlemek için tek başına geçerli bir hukuki dayanak sunmaz.</p>

<p>Kanun'un 5'inci maddesi uyarınca kişisel veriler kural olarak ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. Bununla birlikte Kanun'da sayılan diğer kişisel veri işleme şartlarının bulunması hâlinde açık rıza aranmaksızın da veri işlenmesi mümkündür. Reklam ve pazarlama faaliyetlerinde uygulanacak hukuki işleme şartının ise her somut olay özelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>2. Dolaylı Veri Elde Etmede Aydınlatma Yükümlülüğünün Zamanlaması</strong></p>

<p>Kişisel verilerin doğrudan ilgili kişiden temin edilmediği senaryolarda uygulanacak usul ve esaslar, <i>Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ</i> kapsamındadır. Duyuruda Kurum, veri sorumlularının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirirken uymak zorunda olduğu zaman aralıklarını yeniden hatırlatmıştır. Buna göre veri sorumlusu;</p>

<p>- Kişisel verilerin elde edilmesinden itibaren <strong>makul bir süre içerisinde</strong>,</p>

<p>- Veriler ilgili kişiyle iletişim kurulması amacıyla kullanılacaksa <strong>ilk iletişim anında</strong>,</p>

<p>- Veriler üçüncü kişilere aktarılacaksa <strong>en geç ilk aktarım esnasında</strong></p>

<p>ilgili kişiyi eksiksiz bir şekilde aydınlatmakla yükümlüdür. Çağrı merkezlerince yapılan pazarlama aramalarında ilgili kişinin aydınlatılmaması veya bir aydınlatma metnine yönlendirilmemesi, Kanun’un 10’uncu maddesinin açık bir ihlalidir.</p>

<p><strong>3. Zımni Rıza Hukuken Geçersizdir: "Aramayı Sonlandırmamak Rıza Sayılamaz"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uygulamada veri sorumlularının en sık düştüğü yanılgı, ilgili kişinin aramayı dinlemeye devam etmesini, görüşmeyi hemen kapatmamasını, soru sormasını veya gelen SMS’e ret cevabı vermemesini bir "zımni (örtülü) açık rıza" olarak kabul etmeleridir.</p>

<p>KVKK, bu yaklaşımın açık rıza olarak kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. Kanun’un 3’üncü maddesi uyarınca <strong>açık rıza</strong>;</p>

<p>1. Belirli bir konuya ilişkin olma,</p>

<p>2. Bilgilendirmeye dayanma,</p>

<p>3. Özgür iradeyle açıklanma</p>

<p>unsurlarını eş zamanlı taşımak zorundadır. Bu şartları sağlamayan pasif davranışlar, sessiz kalmalar veya eylemsizlikler hukuken geçerli bir açık rıza beyanı olarak değerlendirilemez.</p>

<p><strong>4. Aydınlatma ile Açık Rıza Süreçlerinin Bağımsızlığı</strong></p>

<p>Tebliğ’in 5’inci maddesi uyarınca <strong>aydınlatma yükümlülüğü ile açık rıza alma işlemleri hukuken birbirinden tamamen ayrı iki süreçtir.</strong> Veri sorumlusunun önce aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi (hangi verilerin ne amaçla işleneceğini açıkça aktarması), ardından açık rızayı ayrı ve bağımsız bir irade beyanı olarak talep etmesi gerekmektedir. İlgili kişi aydınlatılmadan alınan rıza hukuken geçerlilik şartlarını taşımamaktadır.</p>

<p><strong>Sonuç ve Yaptırım Riski</strong></p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurulu, yayımladığı bu kamuoyu duyurusu ile pazarlama faaliyetlerinde tavsiye ve referans mekanizmalarını kullanan tüm veri sorumlularına ciddi bir uyarıda bulunmuştur.</p>

<p>İlgili kişilerin hak ihlallerine yol açan, aydınlatmasız ve rızasız yürütülen pazarlama faaliyetlerinin tespiti halinde, Kanun'da öngörülen yükümlülüklere aykırı hareket ettiği tespit edilen veri sorumluları hakkında <strong>6698 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi uyarınca idari yaptırım uygulanabileceği</strong> Kurul tarafından kamuoyuna duyurulmuştur.<strong> </strong>Veri sorumlularının acilen çağrı merkezi senaryolarını, pazarlama metinlerini ve referans sistemlerini bu ilkeler doğrultusunda revize etmeleri gerekmektedir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/06/beyza-gultekin.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/06/beyza-gultekin.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Beyza GÜLTEKİN</strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynak:</strong> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-kisisel-verilerin-reklam-ve-pazarlama-amacli-kullanilmasina-iliskin-kamuoyu-duyurusu" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) - Kişisel Verilerin Reklam ve Pazarlama Amaçlı Kullanılmasına İlişkin Kamuoyu Duyurusu.</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-verilerle-pazarlama-yapilmasina-iliskin-kvkk-duyurusunun-hukuki-analizi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/kisisel-veri-bilgisaray-ters.jpg" type="image/jpeg" length="35388"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[PREGABALİN MADDESİ ÖZELİNDE UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE TİCARETİ YAPMA VEYA SAĞLAMA SUÇU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/pregabalin-maddesi-ozelinde-uyusturucu-ve-uyarici-madde-ticareti-yapma-veya-saglama-sucu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/pregabalin-maddesi-ozelinde-uyusturucu-ve-uyarici-madde-ticareti-yapma-veya-saglama-sucu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1) PREGABALİN MADDESİ NEDİR?</strong></p>

<p>Pregabalin, esas olarak merkezi sinir sistemini etkileyerek aşırı aktifleşmiş sinir hücrelerini sakinleştiren ve antiepileptik (nöbet önleyici) ilaç grubunda yer alan tıbbi bir etkin maddedir. Türkiye'de pregabalin etken maddesini içeren ilaçlar (Lyrica, Regapen, Galara vb.), kötüye kullanım riskinin artması sebebiyle Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) kararıyla 1 Nisan 2019 tarihinden itibaren Yeşil Reçeteye tabi tutulmuştur. Bu tarihten itibaren hukuki niteliği değişen pregabalin maddesi, izinsiz bulundurulduğunda veya ticarete konu edildiğinde doğrudan Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında ağır cezai yaptırımlara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>Temel Kullanım Alanları</strong></p>

<p><strong>- Nöropatik Ağrı:</strong> Diyabet (şeker hastalığı), zona veya omurilik yaralanmalarına bağlı olarak ortaya çıkan kronik sinir hasarı ağrılarının tedavisinde.</p>

<p><strong>- Fibromiyalji:</strong> Yaygın kas ve kemik ağrıları ile karakterize kronik ağrı sendromunun yönetiminde.</p>

<p><strong>- Epilepsi:</strong> Yetişkinlerde beynin belirli bir bölgesinde başlayan parsiyel (kısmi) nöbetlerin tedavisinde diğer ilaçlara ek destek olarak.</p>

<p><strong>- Yaygın Anksiyete Bozukluğu:</strong> Günlük yaşamı olumsuz etkileyen, uzun süreli ve aşırı kaygı durumlarının kontrol altına alınmasında.</p>

<p><strong>Önemli Yan Etkileri</strong></p>

<p>Pregabalin kullanımı merkezi sinir sistemini baskıladığı için kişiden kişiye değişen bazı yan etkilere yol açabilir:</p>

<p><strong>- En Sık Görülenler:</strong> Baş dönmesi, şiddetli uyku hali (sedasyon), sersemlik ve ağız kuruluğu.</p>

<p><strong>- Zihinsel Etkiler:</strong> Konsantrasyon bozukluğu, kafa karışıklığı ve bazı hastalarda intihar düşüncesinde artış.</p>

<p><strong>- Fiziksel Etkiler:</strong> Bulanık görme, çift görme, koordinasyon kaybı, denge sorunları, iştah artışı ve buna bağlı hızlı kilo alımı.</p>

<p><strong>Güvenlik Uyarıları ve Riskler</strong></p>

<p><strong>- Bağımlılık Potansiyeli:</strong> Doktor kontrolü dışında yüksek dozlarda kullanılması hızlı bir şekilde fiziksel ve psikolojik bağımlılığa yol açar.</p>

<p><strong>- Ani Bırakma Tehlikesi:</strong> İlacın aniden kesilmesi; uykusuzluk, baş ağrısı, bulantı, kaygı ve nöbet tetiklenmesi gibi şiddetli yoksunluk belirtilerine neden olur. Doz azaltımı mutlaka hekim gözetiminde yapılmalıdır.</p>

<p><strong>- Etkileşimler:</strong> Alkol, sakinleştiriciler (lorazepam vb.) veya opioid türü güçlü ağrı kesicilerle birlikte tüketilmesi hayati tehlike arz eden solunum baskılanmasına yol açabilir.</p>

<p><strong>- Araç Kullanımı:</strong> Tedavi süresince ciddi dikkat dağınıklığı ve uyku hali yapabileceğinden motorlu araç veya iş makinesi kullanılmamalıdır.</p>

<p><strong>2) </strong><strong>TCK M. 188 UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İMAL VE TİCARETİ SUÇU KAPSAMINDA PREGABALİNİN HUKUKİ DURUMU</strong></p>

<p>Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 188. maddesinde düzenlenen Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, kamu sağlığına karşı işlenen ve en ağır yaptırımlara bağlanan suç tiplerinden biridir. Pregabalin (Lyrica, Regapen vb.) gibi yeşil reçeteli maddelerin ticareti, bu maddenin 6. fıkrası (TCK 188/6) kapsamında özel bir rejimle cezalandırılır.</p>

<p>Pregabalin ve genel olarak uyuşturucu madde ticareti suçunun hukuki boyutları, unsurları ve yargılama süreci şu şekildedir:</p>

<p><strong><u>1. Suçun Seçimlik Hareketleri (Ticareti ve Sağlama Hali)</u></strong></p>

<p>Kanun maddesi tek bir fiili değil, birden fazla hareketi suç saymıştır. Aşağıdaki eylemlerden herhangi birinin yapılması suçun işlenmesi için yeterlidir:</p>

<p><strong>- Satmak veya Satışa Arz Etmek :</strong> Maddenin para veya başka bir menfaat karşılığında devredilmesi ya da satılmak üzere hazırlanması.</p>

<p><strong>- Başkalarına Vermek / Sağlamak (Temin Etmek):</strong> Karşılığında para alınmasa dahi, maddenin bir başkasının kullanımına sunulması, hediye edilmesi veya ikram edilmesi (Arkadaşa "benden olsun" diyerek pregabalin vermek de hukuken temin/ticaret suçudur).</p>

<p><strong>- Sevk Etmek veya Nakletmek :</strong> Maddenin bir yerden başka bir yere taşınması veya gönderilmesi.</p>

<p><strong>- Depolamak veya Satın Almak :</strong> Ticari amaçla toplu halde saklamak veya ticaretini yapmak amacıyla bir başkasından devralmak.</p>

<p><strong><u>2. TCK M. 188/6 Maddesi ve Pregabalin İçin Ceza Miktarı</u></strong></p>

<p>Pregabalin, eroin veya kokain gibi doğrudan klasik uyuşturucu maddelerden değildir; üretimi izne, satışı yeşil reçeteye tabi bir ilaç/tıbbi maddedir. Bu nedenle cezası TCK 188/6 maddesine göre belirlenir:</p>

<p><strong>- Temel Ceza :</strong> Uyuşturucu madde ticaretinin temel cezası 10 yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır.</p>

<p><strong>- İlaç İndirimi :</strong> TCK 188/6 uyarınca, söz konusu madde yeşil reçeteye tabi bir ilaç olduğunda, tayin edilecek ceza yarıya kadar indirilebilir. Ancak mahkemeler somut olayın vahametine, hap sayısına ve sanığın kastına göre bu indirimi uygulamama veya daha az oranda (örneğin 1/3 oranında) uygulama takdirine sahiptir.</p>

<p><strong><u>3. Cezayı Artıran Nitelikli Haller (TCK M. 188/3-4-5)</u></strong></p>

<p>Eğer pregabalin veya uyuşturucu ticareti suçu aşağıdaki şartlarda işlenirse ceza yarı oranında veya daha fazla artırılır:</p>

<p><strong>- Okul ve İbadethane Yakınlığı (TCK M. 188/4-b) :</strong> Satış veya temin eyleminin; okul, yurt, ibadethane, gençlik merkezi veya hastane gibi yerlerin giriş kapısına 200 metreden daha yakın bir mesafede gerçekleşmesi durumunda ceza doğrudan yarı oranında artar (En az 15 yıl hapis).</p>

<p><strong>- Üç veya Daha Fazla Kişi (TCK 188/5) : </strong>Suçun iştirak halinde, yani 3 veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenirse ceza bir kat artar.</p>

<p><strong><u>4. Mahkemenin "Kullanım" ile "Ticaret" Ayrımını Yapma Kriterleri</u></strong></p>

<p>Yargıtay ceza dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, sanığın üzerinden veya evinden pregabalin çıktığında eylemin uyuşturucu ticareti mi yoksa kişisel kullanım (TCK 191) mı olduğunu ayırt etmek için şu kriterlere bakılır:</p>

<p><strong>- Hap Miktarı (Stoklama Sınırı) :</strong> Tıbbi reçeteyle açıklanamayan, bir kişinin makul sürede tüketeceğinin çok üzerinde (örneğin yüzlerce veya binlerce kapsül) pregabalin bulundurulması, doğrudan ticaret kastı olarak kabul edilir.</p>

<p><strong>- Ele Geçirilen Yan Deliller :</strong> Maddelerin küçük kilitli poşetlere bölünmüş olması, hassas terazi bulunması, suçtan elde edildiği değerlendirilen yüksek miktarda nakit para veya uyuşturucu ticaretine ilişkin telefon mesajlaşmaları (WhatsApp, Telegram vb. incelemeleri) suçun ticaret olduğunu kanıtlar.</p>

<p><strong>- Maddenin Saklanma Şekli :</strong> İlacın orijinal eczane kutusunda ve prospektüsüyle bulunması yerine; zulanmış, gizlenmiş veya parça parça paketlenmiş olması ticaret karinesidir.</p>

<p><strong><u>5. Etkin Pişmanlık Hükümleri (TCK M. 192)</u></strong></p>

<p>Bu suçtan yakalanan bir kişi, henüz resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce veya yakalandıktan sonra diğer suç ortaklarını, uyuşturucuyu satın aldığı kişileri veya uyuşturucunun saklandığı yerleri net ve somut bilgilerle ihbar ederse, suçluların yakalanmasını sağlarsa Etkin Pişmanlık hükümlerinden yararlanır. Bu durumda mahkeme cezada dörtte birden yarısına kadar indirim yapabilir, hatta bazı durumlarda ceza tamamen ortadan kalkabilir.</p>

<p><strong>3) </strong><strong>PREGABALİN MADDESİNİN TCK M. 188 BAĞLAMINDA TRANSİT REJİMİNDEKİ DURUMU</strong></p>

<p>Pregabalin etken maddeli ilaçların gümrük hukuku kapsamındaki transit rejimi bağlamındaki durumu; uluslararası eşya taşımacılığı, gümrük denetimleri ve ceza hukukunun kesiştiği, son yıllarda yargıda en çok uyuşmazlık yaratan hassas konulardan biridir.</p>

<p>4458 sayılı Gümrük Kanunu uyarınca "transit rejimi", ithalat vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmayan serbest dolaşımda olmayan eşyanın, Türkiye Gümrük Bölgesi üzerinden bir noktadan diğerine taşınmasını ifade eder. Ancak, söz konusu eşya pregabalin olduğunda durum gümrük vergisi muafiyetinden çıkarak doğrudan Türk Ceza Kanunu (TCK) yaptırımlarına dönüşmektedir.</p>

<p>Pregabalinin transit rejimi bağlamındaki hukuki statüsü ve doğurduğu riskler şöyledir;</p>

<p><strong><u>1. Gümrük Mevzuatı ve Sağlık Bakanlığı Özel İzni</u></strong></p>

<p>Gümrük geçişlerinde sıradan ilaçlar transit rejiminden kolaylıkla faydalanabilirken pregabalin için katı kurallar geçerlidir:</p>

<p><strong>- Özel İzne Tabi Olması :</strong> Pregabalin, Sağlık Bakanlığı'nın "Özel İznine Tabi Maddelerin İthalat Denetimi Tebliği" listelerinde yer almaktadır.</p>

<p><strong>- Beyan Zorunluluğu :</strong> Türkiye toprakları üzerinden transit geçirilecek (örneğin İran'dan gelip Avrupa'ya giden veya Avrupa'dan gelip Ortadoğu'ya transit edilen) yük konteynerlerinde pregabalin bulunuyorsa, bunun gümrük beyannamesinde/tır karnesinde açık, net ve ticari ismine (veya GTİP koduna) uygun şekilde doğru beyan edilmesi zorunludur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><u>2. Beyan Dışı veya Farklı Beyan Edilen Yüklerin Durumu (Zulalama)</u></strong></p>

<p>Transit taşımacılık yapan tır, gemi veya konteynerlerde yapılan aramalarda; beyannamede "tekstil", "oto yedek parça" veya "plastik hammaddesi" yazmasına rağmen gizlenmiş (zulalanmış) vaziyette toplu pregabalin (Lyrica vb.) hapları bulunursa gümrük rejimi ihlal edilmiş sayılır.</p>

<p>- Bu durumda olay sadece bir gümrük mevzuatı ihlali (Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu) olarak kalmaz. Türkiye sınırlarından içeri girildiği andan itibaren "Uyuşturucu Madde İthali" veya "Ülke İçinde Nakli/Sevk Edilmesi" suçu kuralları devreye girer.</p>

<p><strong><u>3. TCK M. 188. Bağlamında Cezai Sorumluluk</u></strong></p>

<p>Transit rejimindeki usulsüzlüklerde, yargılama makamları doğrudan Türk Ceza Kanunu'nun uyuşturucu ticaretine ilişkin maddelerini tatbik eder:</p>

<p><strong>- Suçun Tanımı :</strong> Türkiye sınırlarından yasadışı yollarla sokulan veya transit rejimi arkasına gizlenerek beyan dışı geçirilen pregabalin, TCK Madde 188/6 kapsamında <i>"reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu/uyarıcı madde etkisi doğuran ilaçların ticareti"</i> olarak kabul edilir.</p>

<p><strong>- Uyuşturucu İthali (TCK 188/1) :</strong> Transit taşıma yapan araçta beyan dışı yakalanan maddeler için savcılıklar kimi zaman eylemi "Uyuşturucu madde ithal etme" suçu olarak yorumlayabilmektedir. TCK 188/1 uyarınca ithal suçunun cezası 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezasıdır.</p>

<p><strong>- Nakletme ve Sevk Etme (TCK 188/3) :</strong> Eğer transit taşıma yasal sınırlar içinde başlamış ancak beyandaki usulsüzlük nedeniyle Türkiye içinde yakalanmışsa, eylem uyuşturucu maddeyi "sevk etme veya nakletme" suçu kapsamında da cezalandırılabilir. Bunun temel cezası ise 10 yıldan az olmamak üzere hapistir.</p>

<p><strong>- İlaç İndirimi Faktörü :</strong> TCK 188/6 gereğince pregabalin klasik uyuşturucu (eroin, kokain) olmadığından cezada yarıya kadar indirim imkânı vardır ancak transit rejimini kötüye kullanarak tonlarca veya yüz binlerce kapsül taşıyan uluslararası şebekelerde mahkemeler bu indirimi alt sınırdan uygulayabilir veya hiç uygulamayabilir.</p>

<p><strong><u>4. Transit Taşımada Şoförün ve Nakliye Firmasının Hukuki Durumu</u></strong></p>

<p>Transit rejiminde yaşanan yakalamalarda en büyük hukuki uyuşmazlık "suç kastı" (bilme ve isteme) noktasında toplanır:</p>

<p><strong>- Yargıtay İçtihatları :</strong> Yargıtay, transit taşımacılıkta şoförün veya taşıma şirketinin yükün içeriğini bilip bilmediğini titizlikle inceler. Eğer yük mühürlü bir konteyner ise, gümrük beyannameleri resmi evraklara uygunsa ve şoförün zula denilen gizli bölmelerden haberi olduğuna dair somut delil yoksa (parmak izi, telefon trafiği vb.), şoförün suç kastının olmadığı kabul edilerek beraat kararı verilebilir.</p>

<p><strong>- Kastın Varlığı :</strong> Ancak, gümrük mührünün sökülmüş olması, araçta resmi evrak dışı gizli bölmeler (zulalar) yapılmış olması veya şoförün üzerinde, telefonunda kaçakçılığa yönelik koordinat/mesajlaşma tespit edilmesi durumunda doğrudan fail veya iştirakçi olarak cezalandırılır.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/ismail-karadana.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Av. İsmail KARADANA</strong></p>

<p><strong>Mersin Barosu</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/pregabalin-maddesi-ozelinde-uyusturucu-ve-uyarici-madde-ticareti-yapma-veya-saglama-sucu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/terazi/terazi-mba-after-law-llb.jpg" type="image/jpeg" length="40549"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diş Hekimlerinin Malpraktis Sorumluluğu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dis-hekimlerinin-malpraktis-sorumlulugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dis-hekimlerinin-malpraktis-sorumlulugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diş hekimliği, ağız ve diş sağlığının korunmasından ileri cerrahi müdahalelere uzanan geniş bir alanda, hastanın bedensel bütünlüğüne doğrudan dokunan bir meslektir. Bu yakın temas, hekimin verdiği hizmetin yalnızca tıbbi değil aynı zamanda hukuki bir boyut taşımasına yol açar. “Malpraktis” olarak adlandırılan tıbbi kötü uygulama, hekimin mesleğin gerektirdiği özen ve bilgiden yoksun davranması, deneyimsizliği veya ilgisizliği sonucu hastaya zarar vermesi olarak tanımlanır. Diş hekimliği uygulamasında bu kavram giderek daha fazla gündeme gelmekte; hastaların bilinçlenmesi ve estetik beklentilerin artmasıyla birlikte hukuki uyuşmazlıklar da çoğalmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Komplikasyon ile Malpraktis Ayrımı</strong></p>

<p>Hukuki değerlendirmenin başlangıç noktası, istenmeyen sonucun bir komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğunun belirlenmesidir. Komplikasyon, tıbbın kurallarına uygun davranılmasına rağmen ortaya çıkabilen, öngörülebilir ancak her zaman önlenemeyen olumsuz gelişmedir. Örneğin yirmi yaş dişi çekiminde komşu sinire yakınlık nedeniyle gelişen geçici his kaybı, hekim gerekli tedbirleri almışsa komplikasyon kabul edilebilir. Buna karşılık röntgen incelemesi yapılmadan, anatomik yapı gözetilmeden yapılan bir çekim sonucu kalıcı sinir hasarı oluşması malpraktis niteliğindedir. Bu ayrımı belirleyen temel ölçüt, hekimin tıbbi standartlara ve özen yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığıdır.</p>

<p><strong>Sorumluluğun Hukuki Dayanakları ve Türleri</strong></p>

<p>Diş hekiminin sorumluluğu üç ayrı zeminde doğabilir. Hukuki (özel hukuk) sorumluluk, hekim ile hasta arasındaki ilişkiyi temel alır; serbest çalışan hekim bakımından bu ilişki çoğunlukla vekâlet sözleşmesi olarak nitelenir ve hekim, sonucu değil özenli davranmayı taahhüt eder. Ancak protez ve implant gibi belirli işlemlerde ilişkinin eser sözleşmesine yaklaştığı, dolayısıyla belirli bir sonucun borçlanıldığı yönünde görüşler de bulunmaktadır. Bu çerçevede zarar gören hasta maddi ve manevi tazminat talep edebilir.</p>

<p>Cezai sorumluluk, kusurlu davranışın taksirle yaralama veya ağır hâllerde taksirle öldürme suçunu oluşturması durumunda Türk Ceza Kanunu kapsamında gündeme gelir. İdari ve mesleki (disiplin) sorumluluk ise kamuda görev yapan hekimler ile Diş Hekimleri Odası üyeleri bakımından geçerlidir; meslek kurallarına aykırılık uyarıdan meslekten geçici men edilmeye kadar uzanan yaptırımlara yol açabilir. Bu sorumluluk türleri birbirinden bağımsızdır; aynı olay nedeniyle hekim hem tazminat ödemek hem ceza almak hem de disiplin yaptırımıyla karşılaşmak durumunda kalabilir.</p>

<p><strong>Sorumluluğun Doğması İçin Aranan Koşullar</strong></p>

<p>Tazminat sorumluluğunun kurulabilmesi için kural olarak dört unsurun bir arada bulunması gerekir: hekimin hukuka aykırı bir davranışı, kusuru, hastada meydana gelen bir zarar ve davranış ile zarar arasındaki illiyet (nedensellik) bağı. Diş hekimliğinde sıkça karşılaşılan örnekler arasında yanlış dişin çekilmesi, kanal tedavisinde alet kırılması ve bunun bildirilmemesi, ölçü ve planlama hatasına bağlı implant başarısızlıkları, sterilizasyon eksikliğinden kaynaklanan enfeksiyonlar ile estetik işlemlerde beklenen sonucun sağlanamaması sayılabilir. Bu unsurların ispatı genellikle adli tıp ve bilirkişi incelemeleriyle yapılır.</p>

<p><strong>Aydınlatılmış Onam ve Belgelendirme</strong></p>

<p>Hekimin teknik açıdan kusursuz davranması tek başına yeterli değildir; hastanın yapılacak işlem, alternatifleri, riskleri ve olası sonuçları hakkında anlaşılır biçimde bilgilendirilip rızasının alınması da zorunludur. Aydınlatılmış onamın yazılı olarak ve işleme özgü biçimde alınması, uyuşmazlık hâlinde hekimin en önemli savunma araçlarından biridir. Genel ifadeler içeren matbu formlar çoğu zaman yetersiz bulunmaktadır. Aynı şekilde muayene bulgularının, radyografilerin ve tedavi sürecinin eksiksiz kaydı, hem hasta güvenliği hem de hukuki korunma açısından belirleyicidir; kayıt tutmamak, çoğu yargı kararında hekim aleyhine yorumlanmaktadır.</p>

<p><strong>Korunma ve Risk Yönetimi</strong></p>

<p>Diş hekimleri açısından en etkili korunma yolu, hukuki riski doğmadan önce yönetmektir. Güncel bilimsel standartlara uyum, gerçekçi beklenti yönetimi, özenli kayıt ve onam süreçleri ile hasta ile sağlıklı iletişim, uyuşmazlıkların büyük bölümünü baştan önler. Bunların yanında mesleki sorumluluk (malpraktis) sigortası, oluşabilecek tazminat yükünü devrederek hekimi ekonomik açıdan güvenceye alır. Sonuç olarak diş hekiminin sorumluluğu, yalnızca bir ceza tehdidi olarak değil; mesleğin özen, dürüstlük ve şeffaflık ilkeleriyle icra edilmesini sağlayan bir güvence sistemi olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/emre-guler.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/emre-guler.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Emre GÜLER</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dis-hekimlerinin-malpraktis-sorumlulugu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/09/saglik-dis.jpg" type="image/jpeg" length="92652"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üçüncü Kişilerden Elde Edilen Kişisel Verilerin Reklam ve Pazarlama Amaçlı Kullanılmasına İlişkin Kamuoyu Duyurusu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-kisisel-verilerin-reklam-ve-pazarlama-amacli-kullanilmasina-iliskin-kamuoyu-duyurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-kisisel-verilerin-reklam-ve-pazarlama-amacli-kullanilmasina-iliskin-kamuoyu-duyurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>Üçüncü Kişilerden Elde Edilen Kişisel Verilerin Reklam ve Pazarlama Amaçlı Kullanılmasına İlişkin Kamuoyu Duyurusu</strong></h3>

<p>Kurumumuza, çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren veri sorumlularının mevcut müşterilerinden veya üçüncü kişilerden temin ettikleri iletişim bilgilerini reklam ve pazarlama amacıyla kullandıklarına ilişkin çok sayıda ihbar ve şikâyet ulaşmıştır. Şikayetlerde, ilgili kişilere ait telefon numarası, elektronik posta adresi ve benzeri iletişim bilgilerinin; referans, tavsiye, marka elçiliği, tanıdık yönlendirmesi veya müşteri önerisi gibi yöntemlerle üçüncü kişilerden elde edildiği belirtilerek ilgili kişilere aydınlatma yapılmadan ve açık rızaları alınmadan sesli arama veya kısa mesaj (SMS) yoluyla pazarlama faaliyetinde bulunulduğu belirtilmektedir.</p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından yapılan incelemelerde de, kişisel verilerin üçüncü kişilerden elde edilerek reklam ve pazarlama faaliyetlerinde kullanıldığı görülmüştür. Ancak kişisel verilerin üçüncü kişilerden elde edilmiş olması, veri sorumlularına bu verileri reklam ve pazarlama amacıyla işleme konusunda doğrudan bir hukuki dayanak sağlamamaktadır. Bu nedenle, söz konusu faaliyetlerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda (Kanun düzenlenen kişisel veri işleme şartlarına ve veri sorumlularının yükümlülüklerine uygun şekilde yürütülmesi gerekmektedir.</p>

<p>Bu doğrultuda, üçüncü kişilerden elde edilen iletişim bilgilerinin reklam ve pazarlama amacıyla kullanılması sırasında veri sorumlularının yükümlülüklerine ilişkin farkındalığın artırılması ve hak ihlallerinin önlenmesi amacıyla kamuoyunun bilgilendirilmesine ihtiyaç duyulmuştur.</p>

<p>6698 sayılı Kanun’un amacı, kişisel verilerin işlenmesinde kişilerin temel hak ve özgürlüklerini, özellikle de özel hayatın gizliliğini korumak ve kişisel veri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p>Kanun uyarınca kişisel veriler, kural olarak ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenememektir ancak Kanun’un 5’inci maddesinde sayılan hukuki işleme şartlarından birinin bulunması halinde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın da kişisel veri işlenmesi mümkündür. Bu açıdan reklam ve pazarlama faaliyetleri bakımından kişisel veri işleme şartının her somut olay özelinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.</p>

<p>Öte yandan, Kanun’un 10’uncu maddesi uyarınca veri sorumluları, kişisel verilerin elde edilmesi sırasında ilgili kişileri; veri sorumlusunun kimliği, kişisel verilerin işlenme amacı, işlenen kişisel verilerin aktarılabileceği kişiler ve amaçlar, kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi ile ilgili kişinin Kanun kapsamındaki hakları hakkında bilgilendirmekle yükümlüdür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kişisel verilerin doğrudan ilgili kişiden elde edilmediği durumlarda uygulanacak usul ve esaslar, Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’de (Tebliğ) düzenlenmiştir. Buna göre; fiili imkânsızlık veya ilgili kişiye ulaşılamaması nedeniyle kişisel veriler doğrudan ilgili kişiden elde edilemiyorsa, veri sorumluları;</p>

<p>- Kişisel verilerin elde edilmesinden itibaren makul bir süre içerisinde,</p>

<p>- Kişisel veriler ilgili kişiyle iletişim kurulması amacıyla kullanılacaksa ilk iletişim sırasında,</p>

<p>- Kişisel veriler aktarılacaksa en geç ilk aktarım esnasında</p>

<p>ilgili kişiyi aydınlatmakla yükümlüdür.</p>

<p>Buna rağmen uygulamada, üçüncü kişilerden temin edilen iletişim bilgileri kullanılarak çağrı merkezleri aracılığıyla doğrudan pazarlama aramaları yapıldığı; bu aramalarda ilgili kişilere Kanun kapsamında gerekli aydınlatmanın yapılmadığı ve kişilerin herhangi bir aydınlatma metnine de yönlendirilmediği görülmektedir.</p>

<p>Kurumumuza yansıyan uygulamalarda, ilgili kişilerin tanıtımlar hakkında bilgi almaya devam etmesi, görüşmeyi hemen sonlandırmaması, veri sorumlusunun faaliyetlerine ilişkin soru sorması veya SMS yoluyla ret bildiriminde bulunmaması gibi davranışların zaman zaman veri sorumluları tarafından açık rıza olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Ancak Kanun’a göre “açık rıza”, belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanana ve özgür iradeyle açıklanan bir irade beyanıdır. Bu kapsamda belirtilen unsurları taşımayan zımni davranışlar tek başına geçerli bir açık rıza olarak kabul edilememektedir.</p>

<p>İlgili kişinin hangi kişisel verilerinin işleneceği ve bunun sonuçları hakkında yeterli bilgi sahibi olabilmesi için, bilgilendirmenin açık, anlaşılır ve tereddüde yer vermeyecek şekilde yapılması gerekmektedir. Bu bilgilendirme tamamlandıktan sonra, açık rızaya dayanan kişisel veri işleme faaliyetlerinde ilgili kişinin açık rızasının ayrıca alınması zorunludur. Nitekim Tebliğ’in 5’inci maddesinde, açık rızaya dayalı kişisel veri işleme faaliyetlerinde aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi ile açık rıza alınmasının birbirinden ayrı işlemler olduğu açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla veri sorumluları, öncelikle aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeli, ardından gerekli hallerde ilgili kişinin açık rızasını ayrı bir irade açıklamasıyla almalıdır.</p>

<p>Bu çerçevede söz konusu uygulamalar nedeniyle ortaya çıkabilecek hak ihlallerinin önüne geçilebilmesi ve kişisel veri işleme faaliyetlerinin hukuka uygun yürütülebilmesi için;</p>

<p>- Kişisel verilerin doğrudan ilgili kişiden temin edilemediği durumlarda, Tebliğ’in 6’ncı maddesi uyarınca aydınlatma yükümlülüğünün süresinde ve usulüne uygun şekilde yerine getirilmesi,</p>

<p>- İlgili kişilerin kişisel verilerinin işlenme süreçleri hakkında açık, anlaşılır ve eksiksiz biçimde bilgilendirilmesi,</p>

<p>- Açık rızaya dayalı kişisel veri işleme faaliyetlerinde; açık rızanın belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanmış olması,</p>

<p>- İlgili kişilerin kampanyayı dinlemeye devam etmesi, görüşmeyi sonlandırmaması, bilgi almak istemesi veya SMS’e ret cevabı vermemesi gibi davranışlarının tek başına geçerli bir açık rıza olarak değerlendirilmemesi,</p>

<p>- Tebliğ hükümleri doğrultusunda, aydınlatma yükümlülüğü ile açık rıza alma süreçlerinin birbirinden bağımsız şekilde yürütülmesi,</p>

<p>- Reklam ve pazarlama faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen tüm kişisel veri işleme süreçlerinde, Kanun ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun hareket edilmesi ve ilgili kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin gözetilmesi</p>

<p>gerekmektedir.</p>

<p>Bu çerçevede, Kanun’da öngörülen yükümlülüklere aykırı hareket ettiği tespit edilen veri sorumluları hakkında 6698 sayılı Kanun’un 18’inci maddesi kapsamında idari yaptırım uygulanabileceği hususu kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURU</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ucuncu-kisilerden-elde-edilen-kisisel-verilerin-reklam-ve-pazarlama-amacli-kullanilmasina-iliskin-kamuoyu-duyurusu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/kvkk-mu.jpg" type="image/jpeg" length="48660"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YKS sonuçları açıklandı: Birinci olan adaylar belli oldu!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yks-sonuclari-aciklandi-birinci-olan-adaylar-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yks-sonuclari-aciklandi-birinci-olan-adaylar-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÖSYM, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarını açıkladı. Yaklaşık 2,5 milyon adayın katıldığı sınavın tercih işlemleri 29 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında yapılacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarını açıkladı.</p>

<p>ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, YKS sonuçlarının "<a href="https://ykssonuc.osym.gov.tr/" rel="nofollow noopener" target="_blank">https://ykssonuc.osym.gov.tr/</a>" internet adresinden erişime açıldığını bildirdi.</p>

<h3>TERCİH İŞLEMLERİ 10 AĞUSTOS'TA SONA ERECEK</h3>

<p>Yaklaşık 2,5 milyon adayın başvurduğu sınavın ardından tercih işlemleri 29 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında yapılacak.</p>

<h3>BİRİNCİLER BELLİ OLDU</h3>

<p>ÖSYM Başkanı Ersoy, 2026-YKS'de dereceye giren adayları şu şekilde açıkladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>"Temel Yeterlilik Testi (TYT) birincilerimiz; İlker Uyanıker Yıldız Teknik Üniversitesi Maçka Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi-İstanbul, Abdullah Uslu Eskişehir Fatih Fen Lisesi-Eskişehir, Miraç Koşar, Şanlıurfa Fen Lisesi-Şanlıurfa Doğa Erdemir, Kadıköy Anadolu Lisesi-İstanbul, Şerif Efe Dartar, Kabataş Erkek Lisesi-İstanbul.</i></p>

<p><i>Alan Yeterlilik Testleri (AYT) birincilerimiz; sayısal alanında Şerif Efe Dartar Kabataş Erkek Lisesi-İstanbul, sözel alanında Enes Salahaddin Coşkun Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi-İstanbul, eşit ağırlık alanında Tuğsem Bahar Kabataş Erkek Lisesi-İstanbul.</i></p>

<p><i>Yabancı Dil Testi (YDT) birincilerimiz; Almanca Eylül Uyar Kabataş Erkek Lisesi-İstanbul, Arapça Ammar Moataz Mohamed Ibrahım Mahmoud Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi-İstanbul, Fransızca Sena İlhan Açık Öğretim Lisesi-Denizli, İngilizce Doğa Erdemir Kadıköy Anadolu Lisesi-İstanbul, Rusça Ela Demirel Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesi-İstanbul ."</i></p>

<h3>KADIN ADAYLARIN SINAVA KATILIM ORANI DAHA YÜKSEK</h3>

<p>Sınava başvuran 2 milyon 425 bin 627 adaydan 2 milyon 255 bin 76'sı TYT'ye katılırken, AYT'ye başvuran 1 milyon 627 bin 970 adayın 1 milyon 473 bin 113'ü sınava girdi. YDT'ye başvuran 203 bin 640 adaydan ise 143 bin 270'i sınava katıldı.</p>

<p>Tüm oturumlarda kadın adayların sınava katılım oranının erkek adaylardan daha yüksek olduğu bildirildi.</p>

<p>ÖSYM verilerine göre, TYT'de ortaöğretim son sınıf öğrencilerinin doğru cevap ortalamaları Türkçede 20,5, sosyal bilimlerde 10,2, temel matematikte 6,8 ve fen bilimlerinde 4,3 olarak gerçekleşti.</p>

<h3>TERCİH KILAVUZU YAYIMLANACAK</h3>

<p>Sonuçların açıklanmasıyla birlikte ÖSYM, Yükseköğretim Programları ve Kontenjan Kılavuzu'nu da yayımlayacak. Kılavuzda kontenjanların yanı sıra üniversitelerin geçen yıl hangi taban ve tavan puan aralıklarıyla öğrenci kabul ettiği yer alacak.</p>

<h3>İKİ SORU İPTAL EDİLDİ</h3>

<p>Öte yandan ÖSYM'nin internet sitesinde, 2 sorunun iptal edilerek değerlendirme işlemlerinin yapıldığı bildirilerek, şu açıklamada bulunuldu:</p>

<p><i>"20-21 Haziran 2026 tarihlerinde uygulanan 2026-YKS'nın madde analizleri incelenmiş, cevap anahtarlarının kontrolleri tamamlanmış, itirazlar bilimsel açıdan değerlendirilmiş ve 21 Haziran 2026 tarihinde uygulanan 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri'nin Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 20 numaralı sorunun iptal edilmesine karar verilmiş olup Matematik Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 23 numaralı soru ise yargı kararı gereği iptal edilerek değerlendirme işlemleri yapılmıştır."</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yks-sonuclari-aciklandi-birinci-olan-adaylar-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/osym-duyurular-2.jpg" type="image/jpeg" length="95513"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Araştırma ve Eğitim Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turkiye-yazma-eserler-kurumu-baskanligi-arastirma-ve-egitim-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turkiye-yazma-eserler-kurumu-baskanligi-arastirma-ve-egitim-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Araştırma ve Eğitim Merkezi Yönetmeliği, 21 Temmuz 2026 Tarihli ve 33316 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığından:</strong></p>

<p><strong>TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI ARAŞTIRMA VE EĞİTİM MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç </strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı bünyesinde kurulan Araştırma ve Eğitim Merkezinin kuruluşu, görevleri, organları, çalışma şekli ve yönetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam </strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Araştırma ve Eğitim Merkezinin kuruluşu, görevleri, yönetim organları, çalışma şekli ve yönetimine ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 724 üncü, 728 inci ve 796 ncı maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar </strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Bakan: Kültür ve Turizm Bakanını,</p>

<p>b) Başkan: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanını,</p>

<p>c) Başkanlık (TÜYEK): Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığını,</p>

<p>ç) Birim: TÜYEK’in merkez ve taşra teşkilatı birimlerini,</p>

<p>d) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>e) İhtisas elemanı: Başkanlık birimlerinde görevli yazma eser uzmanı, restoratör, mütercim, kütüphaneci, biyolog, kimyager ve kitap patologlarını,</p>

<p>f) Merkez: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Araştırma ve Eğitim Merkezini,</p>

<p>g) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>ğ) Program Kurulu: Merkezin Program Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Kuruluşu, Görevleri ve Yönetim Organları</p>

<p><strong>Merkezin kuruluşu, merkezi ve çalışma birimleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Merkez, TÜYEK bünyesinde İstanbul’da kurulmuştur.</p>

<p>(2) Merkez, görev alanına giren konularda eğitim ve araştırma faaliyetlerini yürütür.</p>

<p>(3) Merkez bünyesinde; Başkan onayıyla atölye, laboratuvar, uygulama birimi, dijital eğitim birimi, yayın/iletişim birimi ve benzeri çalışma birimleri oluşturulabilir.</p>

<p><strong>Merkezin görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Merkezin görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Başkanlığın faaliyet alanlarına ilişkin kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, vakıflar, dernekler, özel sektör, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle koordinasyon içerisinde araştırma ve eğitim programları organize etmek.</p>

<p>b) Başkanlık birimlerinin koordinasyonunda, kurumsal veya bireysel uygulamalı eğitim etkinliklerinde bulunmak, yazma eser kültürü, Osmanlı Türkçesi, hat, tezhip, ebru, ciltçilik gibi geleneksel kitap sanatları, yazma eserlerin kataloglanması, restorasyonu, konservasyonu, dijitalleştirilmesi, yapay zekâ uygulamaları ve yayım faaliyetleri ile ilgili sertifikalı veya sertifikasız, ulusal veya uluslararası düzeyde, yüz yüze veya çevrimiçi eğitim programları, seminerler, meslekî gelişim ve uzmanlık kursları düzenlemek.</p>

<p>c) Başkanlığın görev alanına giren konularda, Başkanlık Personel ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığının koordinasyon ve iş birliğinde Kurum personeline yönelik hizmet içi eğitimler düzenlemek, Başkanlığın ilgili birimlerinin ihtiyaçları doğrultusunda her türlü eğitim çalışmalarının organizasyonlarını yapmak.</p>

<p>ç) Başkanlığın faaliyet alanlarında bilgi ve deneyimlerin paylaşılacağı çevrimiçi portal, atölye, forum, yayın serisi gibi platformlar oluşturmak; ulusal, uluslararası ölçekli sempozyum, çalıştay, seminer ve konferans gibi akademik faaliyetleri planlamak, bu faaliyetlerin gerçekleşmesine katkı ve teşvikte bulunmak.</p>

<p>d) Başkanlığın kuruluş amacı doğrultusunda ulusal-uluslararası ölçekli araştırma, geliştirme ve danışmanlık projeleri yürütmek ve yönlendirmek, yapılan araştırmaları desteklemek ve teşvik etmek, ulusal ve uluslararası dış paydaşlarla iş birliğini geliştirerek Başkanlığın görünürlüğünü arttırmak.</p>

<p>e) Başkanlık daire başkanlıkları koordinasyonu ve iş birliğinde ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla müşterek projeler geliştirmek, değişim programları düzenlemek.</p>

<p>f) Başkanlık Yazma ve Nadir Eserler Dairesi Başkanlığı, Çeviri Yayım Dairesi Başkanlığı, Kitap Şifahanesi ve Arşiv Dairesi Başkanlığı ve Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığı ile koordineli olarak, yazma eser kültürü ve çalışmaları, yazma eser kütüphaneleri ve geleneksel kitap sanatları alanında ulusal-uluslararası ölçekli yeni bulgu, düzenleme, proje, neşir ve etkinliklerin periyodik olarak tanıtılacağı dijital ve/veya matbu yayınlar yapmak.</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları </strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Program Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür ve görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Müdür, Başkanın teklifi üzerine Bakan tarafından atanır.</p>

<p>(2) Müdür, Merkezin görevlerinin yürütülmesinden sorumludur.</p>

<p>(3) Müdürün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin planlama, koordinasyon ve idari işlerini yürütmek.</p>

<p>b) Merkez adına her türlü iletişimi ve iş birliğini sağlamak.</p>

<p>c) TÜYEK bünyesinde yürütülecek araştırma ve eğitim faaliyetlerinin yıllık raporunu ve sonraki yıla ait çalışma programını her yıl temmuz ayı itibarıyla hazırlamak ve Başkana sunmak.</p>

<p>ç) Başkan onayı ile Danışma Kurulunu toplantıya çağırmak, Program Kuruluna başkanlık etmek, Başkanın katılmaması halinde Danışma Kuruluna başkanlık etmek ve bu kurullarda alınan kararları, programa uygun olarak uygulamak.</p>

<p>d) Merkez personelini sevk ve idare etmek.</p>

<p>e) Başkan tarafından verilen diğer görevleri yapmak.</p>

<p>(4) Müdür, Program Kurulu ve Danışma Kurulunun doğal üyesidir.</p>

<p><strong>Program Kurulu </strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Program Kurulu, Başkan tarafından TÜYEK’te görev yapan yazma eser uzman ve uzman yardımcıları ile uygun görülen diğer ihtisas elemanları arasından görevlendirilen altı üye ile Müdürden oluşur. Program Kurulu çalışmalarını Müdürün başkanlığında yürütür.</p>

<p>(2) Program Kurulu üyeleri iki yıl süre ile görev yapar. Görev süresi sona eren Program Kurulu üyesi aynı usulle yeniden görevlendirilebilir veya görev süresi dolmadan görevden alınabilir. Üyeliğin herhangi bir sebeple boşalması halinde, kalan süreyi tamamlamak üzere aynı usulle yeni üye görevlendirilir.</p>

<p>(3) Program Kurulu, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplantıya katılanların oy çokluğu ile karar alır. Oyların eşitliği halinde Müdürün oyu yönünde çoğunluk sağlanmış olur.</p>

<p><strong>Program Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Program Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin uygulamaları ve gerçekleştireceği faaliyetlere ilişkin görüş ve tekliflerde bulunmak.</p>

<p>b) Merkezin faaliyet programlarına ilişkin her türlü düzenlemenin yapılması ve yıllık raporun hazırlanması hususunda Müdüre yardımcı olmak, bir sonraki döneme ait çalışma programına katkı sunmak.</p>

<p>c) Merkez bünyesinde yürütülmesi kararlaştırılan her türlü araştırma ve eğitim faaliyetine ilişkin katılım şartları, eğitmen ve kursiyer özellikleri, program sonunda verilecek katılım belgesi, kurs bitirme belgesi, sertifika ve benzeri belgeler ile ilgili esaslarda görüş ve önerilerde bulunmak.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu ve görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Danışma Kurulu; Başkan, Müdür ve Başkan tarafından görevlendirilen dokuz üyeden oluşur. Danışma Kuruluna; TÜYEK bünyesinde görev yapan dört kişi; yazma eser, restorasyon, konservasyon, dijitalleştirme teknolojileri ile hat, tezhip, ebru, ciltçilik gibi yazma eserler ile ilgili sanatlar alanında görev yapan kamu veya özel kurum kuruluşlardaki kişiler arasından beş kişi belirlenir. Başkan, Danışma Kuruluna başkanlık eder.</p>

<p>(2) Danışma Kurulu üyeleri iki yıl süre ile görev yapar. Görev süresi sona eren Danışma Kurulu üyesi aynı usulle yeniden görevlendirilebilir veya görev süresi dolmadan görevden alınabilir. Üyeliğin herhangi bir sebeple boşalması halinde, kalan süreyi tamamlamak üzere aynı usulle yeni üye görevlendirilir.</p>

<p>(3) Danışma Kurulu, Merkezin faaliyetlerini gözden geçirerek ilgili konularda gerekli tavsiyelerde bulunur. Merkezin yıllık faaliyet raporunu, çalışma programını, eğitim faaliyetlerini değerlendirir, yapılmış ve halen yürütülen çalışmalar hakkında görüş bildirir, önerilerde bulunur ve bir sonraki çalışma yılına ait programı değerlendirir.</p>

<p>(4) Danışma Kurulu yılda en az iki defa Başkanın başkanlığında üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplantılarda kararlar katılan üyelerin oy çokluğu ile alınır.</p>

<p><strong>Kurulların çalışma usulü, sekretarya ve üyeliğin sona ermesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Program Kurulu ve Danışma Kurulunun sekretarya hizmetleri Merkez tarafından yürütülür; toplantı gündemi Müdür tarafından hazırlanır ve üyelere toplantıdan bir hafta önce bildirilir.</p>

<p>(2) Kurul kararları toplantı tutanağına bağlanır, tutanaklar imza altına alınır ve Merkezde muhafaza edilir.</p>

<p>(3) İhtiyaç halinde kurullar çevrimiçi olarak toplanabilir.</p>

<p>(4) Üyeler; görev süresi dolmadan önce yazılı talep ile çekilebilir. Mazeretsiz şekilde art arda iki toplantıya katılmama, görevin gerektirdiği tarafsızlık/etik ilkelere aykırı davranma gibi hallerde üyelik, Başkan onayıyla sona erdirilebilir.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Yönerge </strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Merkez bünyesinde yürütülmesi kararlaştırılan her türlü araştırma ve eğitim faaliyetiyle ilgili eğitici ve öğreticilerin görevlendirilmesi, kursiyerlerde aranacak şartlar, kursiyerlerin kayıt usulleri, sertifikalandırma, Merkez bünyesinde oluşturulacak çalışma birimlerinin çalışma usul ve esasları ve benzeri hususlar Merkez tarafından çıkarılan yönerge ile belirlenir.</p>

<p><strong>Kişisel veriler, gizlilik ve fikrî mülkiyet </strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Merkezin eğitim ve araştırma faaliyetleri, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili mevzuata uygun şekilde yürütülür, kişisel verilerin saklanması, silinmesi, yok edilmesi ve anonim hale getirilmesinde Başkanlığın kişisel veri saklama ve imha politikası çerçevesinde işlem tesis edilir.</p>

<p>(2) Merkez bünyesinde yürütülen faaliyetlerde fikrî mülkiyet ve veri gizliliğine ilişkin hususlar ilgili mevzuat kapsamında yürütülür.</p>

<p><strong>Demirbaş ve ekipmanlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Merkez bünyesinde yürütülen araştırma-eğitim faaliyetleri ve projeler kapsamında alınan her türlü alet, donanım ve demirbaşlar, Merkezin kullanımına tahsis edilir.</p>

<p><strong>İş birliği projeleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Merkezin faaliyet alanına giren konularla ilgili olarak; diğer kamu veya özel kurum ve kuruluşlarla iş birliği halinde yerel ve ulusal düzeylerde hazırladığı projeler Başkan onayı ile ve uluslararası düzeyde hazırlanan projeler Bakan onayı ile yürürlüğe konulur.</p>

<p><strong>Yürürlük </strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme </strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turkiye-yazma-eserler-kurumu-baskanligi-arastirma-ve-egitim-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="10274"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/maden-isyerlerinde-is-sagligi-ve-guvenligi-yonetmeliginde-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/maden-isyerlerinde-is-sagligi-ve-guvenligi-yonetmeliginde-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 21 Temmuz 2026 Tarihli ve 33316 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>MADEN İŞYERLERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>19/9/2013 tarihli ve 28770 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“t) Ana havalandırma fanı: Yeraltı maden işyerlerinde havalandırmayı sağlamak amacı ile kullanılan ana vantilatör ya da ana aspiratörü,</p>

<p>u) Tali havalandırma fanı: Ana havalandırma akışı ile bağlantısı bulunan hazırlık ve kurtarma çalışmalarının yapıldığı yerlerde kullanılan fanı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ü) Yedek güç sistemi: Ana elektrik şebekesinden ve diğer dış besleme hatlarından bağımsız olarak çalışan, ana enerjinin kesilmesi halinde bağlı bulunduğu sistemleri besleyebilecek kapasitede tasarlanmış jeneratör veya jeneratör benzeri güç sistemlerini,</p>

<p>v) Yedek havalandırma fanı: Ana havalandırma fanının devre dışı kalması durumunda kullanılan vantilatörü ya da aspiratörü,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin Ek-3’ünün 8.8 inci bendinin birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, 8.11 inci bendinde yer alan “hazırlanan” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı bende aşağıdaki alt bent eklenmiş, 10.7 nci ve 10.13 üncü bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Ana havalandırma fanı ana enerji sistemi dışında yedek güç sistemine de bağlı durumda olur.”</p>

<p>“g) Grizulu maden ocaklarında tali havalandırma fanının arızalanması durumunda tali havalandırma fanının yedeğinin kurulum talimatı ve bu işlemde görevlendirilen çalışanlar,”</p>

<p>“10.7. Tali havalandırma</p>

<p>10.7.1. Tali havalandırma sadece ana havalandırma akışı ile bağlantısı bulunan hazırlık ve kurtarma çalışmalarının yapıldığı yerlerde uygulanır. Tali havalandırmada kısa devreyi önleyecek tedbirler alınır. Tali havalandırmada kullanılan vantüpler antistatik ve alev yürütmez özellikte olur.</p>

<p>10.7.2. Tali havalandırma yapılan bölgedeki fanın devre dışı kalması durumunda, buradaki çalışanlar derhal tahliye edilir. Uygun hava özellikleri ve havalandırma sağlanmadıkça çalışanlar bölgeye ve bu durumdan etkilenebilecek diğer tehlikeli bölgelere sokulmaz.</p>

<p>10.7.3. Tali havalandırma yapılan bölgelerde tali havalandırma fanının yedeği, vantüp bağlantı elemanları (kelepçe, tel vb.) ve kurulum için gerekli diğer teçhizat ile birlikte kuruluma hazır bir şekilde tali havalandırma fanının yanında bulundurulur. Tali havalandırma fanı yedeğinin kurulumu sırasında alınması gerekli tedbirler sağlık ve güvenlik dokümanında belirtilir.”</p>

<p>“10.13 Bütün grizulu ocaklarda, ocağın havalandırmasını sağlayacak güçte ana havalandırma fanı/fanları ve ana havalandırma fanı ile eşdeğer yedek havalandırma fanı/fanları bulundurulur. Ana havalandırma fanının herhangi bir nedenle durması halinde, yedek havalandırma fanının havalandırma sürekliliğini sağlayacak şekilde derhal devreye girmesi sağlanır. Yedek havalandırma fanının havalandırma sürekliliğini sağlayacak şekilde derhal devreye girdiğine ilişkin testler en geç ayda bir yapılır ve kayıt altına alınır. Yapılan testler sırasında alınması gerekli tedbirler sağlık ve güvenlik dokümanında belirtilir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/maden-isyerlerinde-is-sagligi-ve-guvenligi-yonetmeliginde-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="74849"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Turkuaz Kubbenin Altında Yüzyıllardır Süren Buluşma]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turkuaz-kubbenin-altinda-yuzyillardir-suren-bulusma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turkuaz-kubbenin-altinda-yuzyillardir-suren-bulusma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya kent merkezinde yükselen turkuaz kubbe, her yıl dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçileri ağırlamaya devam ediyor. Türkiye'nin en çok ziyaret edilen müzeleri arasında gösterilen mekân, aralık ayında düzenlenen törenlerle birlikte kente yoğun bir hareketlilik kazandırıyor. Bu hareketlilik, konaklamadan ulaşıma kadar şehrin birçok sektörüne yansıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin 1273 yılındaki vefatının ardından türbesinin bulunduğu alan, zaman içinde Anadolu'nun en önemli kültür merkezlerinden biri haline geldi. 1926 yılından bu yana müze olarak hizmet veren yapı, Kubbe-i Hadra adıyla bilinen turkuaz kubbesiyle kentin simgeleri arasında yer alıyor. Müze ve çevresindeki gelişmeler, <strong>Konya yerel haber</strong> gündeminin değişmeyen başlıklarından birini oluşturuyor.</p>

<h2>ARALIK AYINDA KENT HAREKETLENİYOR</h2>

<p>Şeb-i Arus törenleri, her yıl Mevlana'nın vefat yıl dönümü olan 17 Aralık'a uzanan bir takvimle düzenleniyor. "Düğün gecesi" anlamına gelen Şeb-i Arus döneminde kentteki otellerin doluluk oranları yükseliyor, sema gösterilerinin yapıldığı salonlar günler öncesinden doluyor. Yurt içinden ve yurt dışından gelen ziyaretçiler, tören haftasında müze çevresinde uzun kuyruklar oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tören dönemi için kente gelmeyi planlayan ziyaretçilerin gündeminde aralık ayındaki <strong>Konya hava durumu</strong> da bulunuyor. Kış aylarında etkili olan soğuk ve zaman zaman görülen kar yağışı, ulaşım planlamasını doğrudan etkiliyor. Kent gündemine ilişkin gelişmeler, <a href="https://www.konyayenigun.com/" rel="dofollow" target="_blank" title="Konya Haber"><strong>Konya Haber</strong></a> başlıkları altında gün boyu güncellenerek vatandaşlarla buluşuyor.</p>

<h2>MÜZEYE İLGİ YIL BOYU SÜRÜYOR</h2>

<p>Mevlana Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerinde Türkiye'nin en çok ziyaret edilen müzeleri sıralamasının üst basamaklarında yer alıyor. Müzenin avlusundaki derviş hücreleri, semahane bölümü ve türbe, Selçuklu ile Osmanlı dönemine ait el yazması eserlerle birlikte ziyarete açık tutuluyor. Ziyaretçi yoğunluğu yalnızca tören dönemiyle sınırlı kalmıyor, yılın on iki ayına yayılıyor.</p>

<p>Müze çevresinde yürütülen düzenleme çalışmaları ve kültür etkinlikleri kent basınında geniş yer buluyor. Etkinlik takvimi, ulaşım düzenlemeleri ve ziyaret saatlerine ilişkin duyurular, <a href="https://www.konyayenigun.com/" rel="dofollow" target="_blank" title="Konya Haberleri"><strong>Konya Haberleri</strong></a> sayfalarında düzenli olarak paylaşılıyor. Tarihi kent dokusu ile müzenin bir arada sunduğu atmosfer, Konya'yı kültür turizminde öne çıkaran unsurların başında geliyor.</p>

<p>Kent yönetimi ve turizm işletmeleri, tören dönemine yönelik hazırlıklarını her yıl sonbahar aylarında tamamlıyor. Tur şirketlerinin aralık programlarına Konya'yı eklemesi, şehirdeki kültür turizminin sürekliliğine katkı sağlıyor. Uzun yıllardır kesintisiz düzenlenen törenler, kentin uluslararası tanınırlığını güçlendirmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turkuaz-kubbenin-altinda-yuzyillardir-suren-bulusma</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/konya-haberleri.jpg" type="image/jpeg" length="96849"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/isyerlerinde-isin-durdurulmasina-dair-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/isyerlerinde-isin-durdurulmasina-dair-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik, 21 Temmuz 2026 Tarihli ve 33316 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İŞYERLERİNDE İŞİN DURDURULMASINA DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“j) Ana havalandırma fanı: Yeraltı maden işyerlerinde havalandırmayı sağlamak amacı ile kullanılan ana vantilatörü ya da ana aspiratörü,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>k) Tali havalandırma fanı: Ana havalandırma akışı ile bağlantısı bulunan hazırlık ve kurtarma çalışmalarının yapıldığı yerlerde kullanılan fanı,</p>

<p>l) Yedek güç sistemi: Ana elektrik şebekesinden ve diğer dış besleme hatlarından bağımsız olarak çalışan, ana enerjinin kesilmesi halinde bağlı bulunduğu sistemleri besleyebilecek kapasitede tasarlanmış jeneratör veya jeneratör benzeri güç sistemlerini,</p>

<p>m) Yedek havalandırma fanı: Ana havalandırma fanının devre dışı kalması durumunda kullanılan vantilatörü ya da aspiratörü,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin Ek-1’inin 1 inci maddesinin (a) ve (c) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“a) Yeraltı kömür madenlerinde ana havalandırma fanının durması halinde, havalandırmanın sürekliliğini sağlayacak şekilde derhal çalışacak yedek havalandırma fanının bulunmaması.”</p>

<p>“c) Yeraltı kömür madenlerinde ana havalandırma fanının ve yedek havalandırma fanının, enerjinin herhangi bir nedenle kesilmesi halinde derhal ve otomatik olarak devreye girecek şekilde yedek güç sistemine bağlı durumda olmaması.”</p>

<p>“ç) Yeraltı kömür madenlerinde su tahliyesi ve insan nakli için kullanılan sistemler ile tali havalandırma fanlarının; enerjinin herhangi bir nedenle kesilmesi halinde devreye alınacak şekilde yedek güç sistemine veya elektrik iletim/dağıtım kuruluşlarınca enerji arz güvenliği sağlanan birbirinden farklı iki elektrik iletim/dağıtım hattına bağlı durumda olmaması.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Yönetmeliğin;</p>

<p>a) 2 nci maddesiyle değiştirilen Ek-1’in birinci maddesinin (c) bendi 30/6/2027 tarihinde,</p>

<p>b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/isyerlerinde-isin-durdurulmasina-dair-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/06/resmi/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="25371"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek'ten 81 ile talimat: Terör suçları için müstakil büro kuruluyor]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlekten-81-ile-talimat-teror-suclari-icin-mustakil-buro-kuruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlekten-81-ile-talimat-teror-suclari-icin-mustakil-buro-kuruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla 81 ildeki 175 ağır ceza Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen yazıyla, il Cumhuriyet başsavcılıkları bünyesinde müstakil ‘Terör Suçları Soruşturma Büroları’ kurulması istendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanlığınca terör suçlarına ilişkin soruşturmaların daha etkin, hızlı ve koordineli yürütülmesi amacıyla il Cumhuriyet başsavcılıkları bünyesinde müstakil ‘Terör Suçları Soruşturma Büroları’ kurulması kararlaştırıldı. Bürolarda görev yapacak savcılara terör suçları dışındaki işlerin verilmemesi, soruşturmaların yalnızca bu uzmanlaşmış birimlerce yürütülmesi ve kolluk birimleriyle her ay koordinasyon toplantısı yapılması öngörüldü.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla hazırlanan ve Bakan Yardımcısı Can Tuncay’ın imzasıyla 81 ildeki 175 ağır ceza Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen yazıda, terör örgütleriyle mücadelede ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve başsavcılıklar nezdindeki iş ve işlemlerin etkinliğinin artırılması amacıyla alınacak tedbirler sıralandı.</p>

<p>Yazıda, terör suçlarının kamu güvenliği, toplumsal huzur, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, demokratik hukuk düzeni ve vatandaşların güven duygusu üzerinde doğrudan etkili olduğuna işaret edildi. Bu suçlara ilişkin soruşturmaların titizlikle, gecikmeksizin ve mevzuata uygun biçimde yürütülmesinin yanı sıra terör örgütlerinin ülke genelindeki hareketlerinin, güncel yapılanmalarının ve faaliyetlerinin düzenli olarak takip edilmesinin önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<p><strong>MÜSTAKİL SORUŞTURMA BÜROLARI KURULACAK</strong></p>

<p>Yazıya göre il Cumhuriyet başsavcılıkları bünyesinde yalnızca terör suçlarına ilişkin soruşturmaları yürütmek üzere müstakil ‘Terör Suçları Soruşturma Büroları’ oluşturulacak. Bu büroların görev tanımına terör suçları dışındaki soruşturmalar dahil edilmeyecek. Bürolarda görevli Cumhuriyet savcılarına, terör soruşturmalarında uzmanlaşmalarının ve dosyalara yoğunlaşmalarının sağlanması amacıyla terör suçları dışında nöbet, duruşma savcılığı veya başka görev verilmeyecek. Bürolardan sorumlu Cumhuriyet başsavcı vekilleri ile görevli Cumhuriyet savcılarının bilgileri ve daha sonra yapılacak görevlendirme değişiklikleri, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Terör Suçları Daire Başkanlığına bildirilecek.</p>

<p><strong>SORUŞTURMALAR UZMANLAŞMIŞ BÜROLARCA YÜRÜTÜLECEK</strong></p>

<p>Terör suçlarına ilişkin bütün iş ve işlemler, il Cumhuriyet başsavcılıkları bünyesinde oluşturulacak Terör Suçları Soruşturma Bürolarınca yerine getirilecek. Gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda ilçe Cumhuriyet başsavcılıkları, il Cumhuriyet başsavcılığından alınacak talimat üzerine zorunlu soruşturma işlemlerini gerçekleştirebilecek. İlçe başsavcılıklarınca yapılan işlemlere ilişkin evrakın gecikmeden tamamlanarak ilgili il Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi sağlanacak. Böylece terör soruşturmalarının tek merkezden, uzmanlaşmış Cumhuriyet savcılarının sorumluluğunda ve ülke genelinde ortak bir uygulama çerçevesinde yürütülmesi hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>EMNİYET VE JANDARMAYLA AYLIK KOORDİNASYON TOPLANTISI</strong></p>

<p>Yeni uygulamayla terörle mücadelede adli makamlar ile kolluk birimleri arasındaki koordinasyon da güçlendirilecek. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Terör Suçları Daire Başkanlığının koordinasyonunda, her ayın ilk haftasında değerlendirme toplantısı düzenlenecek. Toplantılara Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanlığının görevlileri davet edilecek. Toplantılarda terör örgütlerinin güncel yapılanmaları, faaliyetleri, ülke genelindeki soruşturma süreçleri ve mücadele yöntemleri değerlendirilecek. Elde edilen tespit ve değerlendirmeler, terör soruşturmalarına katkı sağlaması amacıyla il Cumhuriyet başsavcılıklarıyla paylaşılacak.</p>

<p><strong>AYLIK İSTATİSTİKLER ÜLKE GENELİNDE DERLENECEK</strong></p>

<p>Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Terör Suçları Daire Başkanlığı, Türkiye genelinde yürütülen terör soruşturmalarına ilişkin aylık istatistikleri de derleyecek. Hazırlanacak istatistikler, her ay gerçekleştirilecek koordinasyon toplantıları öncesinde Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının ilgili birimleriyle paylaşılacak. Bu veriler doğrultusunda terör örgütlerinin faaliyetleri, soruşturmaların seyri, bölgesel gelişmeler ve alınması gereken yeni tedbirler düzenli olarak değerlendirilecek.</p>

<p><strong>SORUŞTURMALARDA ETKİNLİK VE UYGULAMA BİRLİĞİ HEDEFLENİYOR</strong></p>

<p>Düzenlemeyle terör suçlarıyla mücadelede Cumhuriyet başsavcılıkları arasındaki koordinasyonun artırılması, soruşturmaların gecikmeksizin yürütülmesi ve terör alanında görev yapan Cumhuriyet savcılarının uzmanlaşması amaçlanıyor. Adli makamlar ile emniyet ve jandarma birimleri arasındaki düzenli bilgi paylaşımı sayesinde terör örgütlerinin ülke genelindeki hareketlerinin bütüncül şekilde takip edilmesi, güncel yapılanmalarının ortaya çıkarılması ve soruşturmalarda uygulama birliğinin sağlanması hedefleniyor. Yazı, gereğinin yerine getirilmesi amacıyla 175 ağır ceza Cumhuriyet başsavcılığına, bilgi için ise Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanlığına gönderildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlekten-81-ile-talimat-teror-suclari-icin-mustakil-buro-kuruluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/akin-gurlek-adalet.jpeg" type="image/jpeg" length="46756"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[IBAN Mağduru Kesinleşmiş Mahkeme Kararı Olanlar Ne Yapmalı? Yeni Yasal Düzenleme Kapsamında Hukuki Değerlendirme]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/iban-magduru-kesinlesmis-mahkeme-karari-olanlar-ne-yapmali-yeni-yasal-duzenleme-kapsaminda-hukuki-degerlendirme-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/iban-magduru-kesinlesmis-mahkeme-karari-olanlar-ne-yapmali-yeni-yasal-duzenleme-kapsaminda-hukuki-degerlendirme-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Son yıllarda özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık suçlarında, banka hesaplarının üçüncü kişiler tarafından kullandırılması nedeniyle çok sayıda kişi ceza soruşturması ve kovuşturmasıyla karşı karşıya kalmıştır. Uygulamada "IBAN mağduru" olarak adlandırılan bu kişiler çoğu zaman dolandırıcılık eylemini planlayan veya yöneten kişiler olmayıp, yalnızca banka hesap bilgilerini başkalarına kullandırmaları nedeniyle suçun iştirakçisi olarak yargılanmış ve haklarında mahkûmiyet kararları verilmiştir.</p>

<p>Yargı Paketi ile yapılan düzenlemeler, yalnızca banka hesabını kullandırma eylemiyle sınırlı kalan kişiler bakımından önemli değişiklikler getirmiştir. Özellikle kesinleşmiş mahkûmiyet kararları bulunan hükümlüler açısından etkin pişmanlık, infazın durdurulması ve uyarlama yargılaması gibi kurumlar yeniden önem kazanmıştır.</p>

<p>Bu çalışmada, kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan IBAN mağdurlarının yeni düzenleme karşısındaki hukuki durumu, hangi şartlarda indirimden yararlanabilecekleri ve izlemeleri gereken hukuki yol ayrıntılı olarak incelenmektedir.</p>

<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte dolandırıcılık suçlarının işlenme yöntemleri de değişmiş, suç örgütleri banka hesaplarını doğrudan kendi adlarına kullanmak yerine üçüncü kişilere ait hesaplardan yararlanmayı tercih etmeye başlamıştır. Sosyal medya ilanları, iş vaadi, komisyon teklifleri veya çeşitli bahanelerle temin edilen banka hesapları, suçtan elde edilen paranın transfer edilmesinde araç olarak kullanılmaktadır.</p>

<p>Bu yöntem nedeniyle birçok kişi yalnızca banka hesabını kullandırdığı gerekçesiyle dolandırıcılık suçuna iştirak etmekten mahkûm edilmiş, bazı dosyalarda ise fiili katkısı ile aldığı ceza arasında ciddi bir orantısızlık ortaya çıkmıştır.</p>

<p>Kanun koyucu da bu durumu dikkate alarak banka hesabını kullandırma eylemini diğer iştirak biçimlerinden ayıran yeni düzenlemeler yapmıştır. Böylece yalnızca IBAN paylaşımıyla sınırlı kalan kişilerin cezalarının yeniden değerlendirilmesi mümkün hâle gelmiştir.</p>

<p><strong>I. IBAN Mağduru Kimdir?</strong></p>

<p>Her banka hesabını kullandıran kişi hukuken "IBAN mağduru" değildir. Uygulamada bu kavram;</p>

<p>- Dolandırıcılık planını hazırlamayan,</p>

<p>- Mağdurlarla görüşmeyen,</p>

<p>- Aldatma fiiline katılmayan,</p>

<p>- Sadece kendi banka hesabını veya IBAN bilgisini kullandıran,</p>

<p>- Çoğu zaman küçük bir komisyon karşılığında hesabını kullandıran</p>

<p>kişileri ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır.</p>

<p>Dolandırıcılık suçunu organize eden kişiler ile yalnızca banka hesabını kullandıran kişiler arasında kusur yoğunluğu bakımından önemli farklılık bulunmaktadır.</p>

<p>Yeni düzenlemenin temel amacı da bu ayrımı daha belirgin hâle getirmektir.</p>

<p><strong>II. Yeni Düzenleme Ne Getirdi?</strong></p>

<p>Kanun koyucu, yalnızca zorunlu banka hesap bilgilerinin paylaşılması veya banka hesabının kullandırılması şeklindeki fiiller bakımından ceza politikasını değiştirmiştir.</p>

<p>Buna göre;</p>

<p>- yalnızca banka hesabını kullandıran,</p>

<p>- dolandırıcılık eyleminin planlanmasına katılmayan,</p>

<p>- mağdurları aldatmayan,</p>

<p>- örgütsel faaliyet içerisinde bulunmayan</p>

<p>kişiler yönünden daha düşük ceza uygulanabilmesi mümkün hâle gelmiştir.</p>

<p>Böylece asıl fail ile banka hesabını kullandıran kişinin aynı şekilde cezalandırılmasının önüne geçilmek istenmiştir.</p>

<p><strong>III. Kesinleşmiş Mahkûmiyet Kararı Bulunanlar Ne Yapmalıdır?</strong></p>

<p>En önemli hususlardan biri, mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olmasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kararın kesinleşmiş olması, yeni kanundan yararlanılamayacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Kesinleşmiş dosyalar bakımından başvurulabilecek iki temel yol bulunmaktadır.</p>

<p><strong>1. Uyarlama Yargılaması</strong></p>

<p>Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca suç tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun sanık lehine ise yeni kanun uygulanır.</p>

<p>Bu nedenle;</p>

<p>- cezası kesinleşmiş,</p>

<p>- infazı devam eden,</p>

<p>- hatta bazı durumlarda infazı tamamlanmış</p>

<p>kişiler dahi mahkemeden lehe kanunun uygulanmasını talep edebilir.</p>

<p>Uyarlama yargılamasında mahkeme, eski kanun ile yeni kanunu ayrı ayrı uygulayarak hangisinin sanık lehine olduğunu belirler.</p>

<p>Lehe olan hüküm uygulanır.</p>

<p><strong>2. Etkin Pişmanlık Hükümlerinden Yararlanma</strong></p>

<p>Bazı hükümlüler bakımından yeni düzenleme, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına da imkân tanımaktadır.</p>

<p>Bunun için;</p>

<p>- zararın henüz giderilmemiş olması,</p>

<p>- mahkemenin yapacağı ihtardan sonra belirlenen süre içerisinde zararın karşılanması,</p>

<p>- kişinin fiilinin yalnızca IBAN kullandırma eylemiyle sınırlı bulunması</p>

<p>gerekebilir.</p>

<p>Şartların oluşması hâlinde infazın durdurulması ve cezada önemli indirimler gündeme gelebilecektir.</p>

<p><strong>IV. Kimler Yararlanabilir?</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeden yararlanabilecek kişiler bakımından her dosya ayrı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Genel olarak;</p>

<p>✓ yalnızca banka hesabını kullandıran,</p>

<p>✓ mağdurlarla iletişime geçmeyen,</p>

<p>✓ dolandırıcılık planını hazırlamayan,</p>

<p>✓ para transferi dışında başka bir rol üstlenmeyen,</p>

<p>kişilerin yeni düzenlemeden yararlanma ihtimali daha yüksektir.</p>

<p>Buna karşılık;</p>

<p>- dolandırıcılığı organize eden,</p>

<p>- mağdurları yönlendiren,</p>

<p>- sahte ilan hazırlayan,</p>

<p>- sahte internet sitesi oluşturan,</p>

<p>- parayı yöneten</p>

<p>kişiler bakımından aynı değerlendirme yapılamaz.</p>

<p><strong>V. Mahkemeye Başvuru Yapılması Gerekir mi?</strong></p>

<p>Kanunda bazı hâllerde mahkemenin resen değerlendirme yapabileceği öngörülmüş olsa da uygulamada mahkemelerin tüm kesinleşmiş dosyaları kendiliğinden incelemesi mümkün değildir.</p>

<p>Bu nedenle hükümlünün veya müdafiinin yazılı başvuruda bulunması önemli avantaj sağlayacaktır.</p>

<p>Başvuruda özellikle;</p>

<p>- fiilin yalnızca IBAN kullandırılmasıyla sınırlı olduğu,</p>

<p>- dolandırıcılık eylemine başka bir katkısının bulunmadığı,</p>

<p>- yeni düzenlemenin lehe hükümler içerdiği,</p>

<p>- uyarlama yargılaması yapılması gerektiği</p>

<p>ayrıntılı şekilde açıklanmalıdır.</p>

<p><strong>VI. İnfazı Devam Edenler Açısından Sonuçları</strong></p>

<p>İnfaz aşamasında bulunan hükümlüler bakımından yeni düzenleme önemli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>Mahkeme;</p>

<p>- infazın durdurulmasına,</p>

<p>- yeni cezanın belirlenmesine,</p>

<p>- gerekiyorsa yeniden infaz hesabı yapılmasına</p>

<p>karar verebilir.</p>

<p>Bazı dosyalarda cezanın yarıya kadar düşmesi mümkündür.</p>

<p>Sonuç cezanın iki yılın altına inmesi hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme gibi kurumların uygulanma ihtimali de doğabilir. Bununla birlikte, bu kurumların uygulanıp uygulanmayacağı somut olayın özelliklerine ve ilgili kanuni şartlara bağlıdır.</p>

<p><strong>VII. İnfazı Tamamlananlar Başvurabilir mi?</strong></p>

<p>Lehe kanunun uygulanması ilkesi gereğince, infazın tamamlanmış olması her durumda uyarlama talebini engellemez.</p>

<p>Özellikle mahkûmiyetin adli sicil, memuriyet, ruhsat, güvenlik soruşturması ve diğer hukuki sonuçları devam ediyorsa, uyarlama yargılamasının sonuç doğurup doğurmayacağı somut dosya özelinde değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu nedenle infazı tamamlanan kişilerin de hukuki durumlarını inceleterek başvuru imkânını değerlendirmeleri faydalı olacaktır.</p>

<p><strong>VIII. Uygulamada En Çok Yapılan Hatalar</strong></p>

<p>Uygulamada en sık karşılaşılan hata, kulaktan dolma bilgiler nedeniyle hiç başvuru yapılmamasıdır.</p>

<p>"Bu düzenleme beni kapsamaz", "Komisyon aldığım için yararlanamam" veya "Dosyam kesinleştiği için artık hiçbir şey yapılamaz" şeklindeki değerlendirmeler her dosya bakımından doğru değildir.</p>

<p>Her olayın kendi maddi vakıaları ve mahkûmiyet gerekçesi farklıdır. Bu nedenle lehe düzenlemeler yönünden somut dosyanın ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Banka hesabını kullandırma eylemi nedeniyle mahkûm edilen kişiler bakımından yapılan yeni yasal düzenleme, ceza adaletinin bireyselleştirilmesi açısından önemli bir adımdır. Kanun koyucu, dolandırıcılık suçunu planlayan ve yöneten kişiler ile yalnızca banka hesabını kullandıran kişilerin aynı ölçüde sorumlu tutulmasının her somut olayda adil sonuç doğurmayacağını dikkate almıştır.</p>

<p>Kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan kişiler açısından ise yeni düzenleme, <strong>uyarlama yargılaması</strong>, <strong>lehe kanunun uygulanması</strong> ve şartları oluştuğunda <strong>etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma</strong> bakımından önemli imkânlar sunmaktadır. Bununla birlikte, her dosyanın maddi olguları farklı olduğundan, lehe hükümlerin uygulanıp uygulanamayacağı dosya kapsamı ve mahkûmiyet gerekçesi dikkate alınarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Sonuç olarak, yalnızca banka hesabını kullandırma eylemi nedeniyle mahkûm edilen kişilerin, yeni düzenlemeden yararlanma ihtimallerini somut dosyaları üzerinden inceleterek gerekli hukuki başvuruları zamanında yapmaları hak kaybının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-emrah-golgiyaz" title="Av. Emrah GOLGİYAZ"><img alt="Av. Emrah GOLGİYAZ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/emrah-golgiyaz.jpg" width="96" /></a></strong></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-emrah-golgiyaz" title="Av. Emrah GOLGİYAZ">Av. Emrah GOLGİYAZ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/iban-magduru-kesinlesmis-mahkeme-karari-olanlar-ne-yapmali-yeni-yasal-duzenleme-kapsaminda-hukuki-degerlendirme-1</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/bankamatik-iban-magdur.jpg" type="image/jpeg" length="28007"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yöneticilere Bahis Operasyonu Sonrası Kulüpler Küme Düşer mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yoneticilere-bahis-operasyonu-sonrasi-kulupler-kume-duser-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yoneticilere-bahis-operasyonu-sonrasi-kulupler-kume-duser-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek, 17.07.2026 tarihinde, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yasa dışı bahis, sporda şiddet, bahis şikesi ve suçtan elde edilen gelirlerle mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü, 2020-2026 yıllarına ait bahis platformu verileri ile MASAK analizlerinin incelenmesi sonucunda profesyonel liglerde görev yapan bazı kulüp yöneticilerinin bahis hareketlerine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını ve bu kapsamda eş zamanlı operasyon gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Kulüp yöneticilerinin bahis oynamasının ilgili kulüpler bakımından hangi sonuçları doğuracağı da kamuoyunda tartışılan konular arasındadır.</p>

<p><strong>Meseleyi hukuki yönüyle kısaca ifade etmek gerekirse,</strong> kulüp yöneticisinin futbol müsabakaları veya futbolla ilgili herhangi bir faaliyet üzerine bahis oynaması, üç aydan bir yıla kadar hak mahrumiyeti cezasını gerektirir. Fiilin bahis oynamakla sınırlı kalması halinde yaptırım yönetici hakkında uygulanır. <strong>Kulüp hakkında puan indirme veya küme düşürme cezası verilebilmesi, yöneticinin görev yaptığı takımın yer aldığı müsabakanın sonucuna ya da gol, kart, korner ve penaltı gibi maç içinde yaşanan gelişmelere etki etmeye çalışmasına veya etki etmesine bağlıdır. Yöneticinin kendisinin veya üçüncü kişilerin bahis oyunlarından menfaat elde etmesi amacıyla bu yönde teşebbüste bulunması halinde, yöneticiye bir yıldan üç yıla kadar hak mahrumiyeti, kulübe en az on iki puan indirme cezası verilir. Yöneticinin müsabakanın sonucuna veya sürecine hukuka ya da spor ahlakına aykırı şekilde etki etmesi halinde sürekli hak mahrumiyeti cezası uygulanır ve görev yaptığı kulüp bir alt lige düşürülür. Kamuoyundaki karşılığıyla yönetici ömür boyu futboldan men edilir.</strong> Şike suçunun oluşması için ayrıca belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat sağlanması ya da tarafların bu konuda anlaşmaya varması aranır. Yöneticinin fiili aynı zamanda şike suçunu oluşturuyorsa sportif yaptırımların yanında hapis ve adli para cezası da uygulanabilir.</p>

<p>TFF Futbol Disiplin Talimatı, bahis oynamayı ve müsabakanın sonucunu veya sürecini etkilemeyi ayrı disiplin ihlalleri olarak düzenlemektedir. <strong>Disiplin Talimatı’nın 57. maddesine göre kulüp başkanları ile yöneticilerin futbol müsabakaları veya futbolla ilgili herhangi bir faaliyet üzerine doğrudan ya da dolaylı bahis ve benzeri şans oyunları oynamaları yasaktır.</strong> Yasağa aykırı hareket eden yöneticiye üç aydan bir yıla kadar hak mahrumiyeti cezası verilir. Hak mahrumiyeti, resmi müsabakalarda stadyumlara girmek dahil olmak üzere, futbolla ilgili idari, sportif veya sair her türlü faaliyette bulunmaktan men edilmeyi ifade etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bahsin yasal bir platformda oynanması, düşük miktarlı olması, kuponun tutmaması veya yöneticinin kendi takımının galibiyetine bahis oynaması disiplin sorumluluğunu etkilemeyecektir.</strong> Bahsin yöneticinin kendi hesabından oynanması şart değildir. Bir yakınının veya üçüncü kişinin hesabı üzerinden, yöneticinin talimatı, bilgisi ve onayı ya da menfaati doğrultusunda oynanan bahis de dolaylı bahis yasağı kapsamında değerlendirilebilir. Fiilin Futbol Disiplin Talimatı’nın 57. maddesi kapsamında kalması halinde ceza yönetici hakkında uygulanacak ve kulüp hakkında küme düşürme cezası verilmeyecektir.</p>

<p>Kulübün bir alt lige düşürülmesi, yöneticinin Futbol Disiplin Talimatı’nın 56. maddesinde düzenlenen müsabaka sonucunu etkileme ihlalini gerçekleştirmesine bağlıdır. <strong>Teşvik primi verilmesi de dahil olmak üzere, müsabakanın sonucuna veya maç içinde yaşanan gelişmelere hukuka ya da spor ahlakına aykırı şekilde etki eden yöneticiye sürekli hak mahrumiyeti, görev yaptığı kulübe ise bir alt lige düşürme cezası verilir. </strong>Sorumluluğu bulunan yönetici hakkında ayrıca para cezasına da karar verilebilir. Futbol Disiplin Talimatı, üç yıldan fazla hak mahrumiyeti cezasını sürekli hak mahrumiyeti olarak kabul etmektedir. Kamuoyundaki karşılığıyla bu ceza, yöneticinin ömür boyu futboldan men edilmesidir.</p>

<p><strong>Müsabakanın sonucuna veya sürecine etki etmeye yönelik eylemin teşebbüs aşamasında kalması halinde yönetici hakkında bir yıldan üç yıla kadar hak mahrumiyeti cezası uygulanır.</strong> Yöneticinin kulübüne de somut olayın niteliğine göre disiplin cezası verilebilir. İhlalin ağır olup olmadığı PFDK tarafından olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Yöneticinin kendisinin veya üçüncü kişilerin bahis oyunlarından menfaat elde etmesi amacıyla hareket ettiğinin tespit edilmesi halinde ise teşebbüs ağır ihlal sayılır ve kulüp hakkında en az on iki puan indirme cezasına karar verilir.</p>

<p>Kulüp yöneticisi sahada yer almasa da kadro planlaması, prim ve ödemeler, kamp programı ve ulaşım gibi konularda aldığı kararlarla takımın müsabakaya hazırlanmasını ve futbolcuların performansını etkileyebilir. Yöneticinin teknik adama bir futbolcuyu oynatmaması için baskı yapması, takımın hazırlıklarını aksatması, futbolcuya maçta yapacağı bir hareket karşılığında menfaat sağlaması veya rakip takımın futbolcu ya da yöneticileriyle anlaşması, müsabakanın sonucuna veya sürecine müdahale kapsamında değerlendirilebilecektir.</p>

<p>Yöneticinin kendi takımının galibiyetine bahis oynaması ile takımının mağlubiyetine, rakibin galibiyetine veya beraberliğe bahis oynaması aynı kapsamda değerlendirilmeyebilir. Yönetici kendi takımının kazanacağına bahis oynadığında hem bahis kazancı elde etmek hem de yöneticilik görevini yerine getirmek için takımının galip gelmesini ister. Yönetici takımının kaybedeceğine veya rakibin kazanacağına bahis oynadığında, bahis kazancı elde etmesi görev yaptığı takımın mağlup olmasına bağlıdır. İlk yarı sonucu, gol, kart, korner veya penaltı gibi maç içindeki olaylara bahis oynanması halinde, yöneticinin bahse konu olayı etkileyebilecek bir karar alıp almadığına veya herhangi bir girişimde bulunup bulunmadığına bakılmalıdır. Bahsin konusu ve miktarı, tekrarlanıp tekrarlanmadığı, yöneticinin talimatları, görüşmeleri, para hareketleri ve maç öncesinde aldığı kararlar birlikte değerlendirilecektir. Takımın aleyhine oynanan bahis kuvvetli bir şüphe doğurabilir. Kulüp hakkında ceza verilebilmesi için yöneticinin maçın sonucuna veya oynanışına nasıl etki ettiği ya da etmeye çalıştığı somut delillerle belirlenmelidir.</p>

<p>Şike suçunun oluşması için yöneticinin bahis oynamış olması yeterli olmayacaktır. 6222 sayılı Kanun, belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat sağlanmasını aramaktadır. Tarafların bu konuda anlaşmaya varması halinde, menfaat henüz verilmemiş olsa dahi suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur. 6222 sayılı Kanun’un 11. maddesinde şike suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası olarak düzenlenmiştir. <strong>Suçun kulüp yöneticisi tarafından veya bahis oyunlarının sonuçlarını etkilemek amacıyla işlenmesi halinde hapis ve adli para cezaları yarı oranında artırılır. Artırım sonucunda hapis cezası bir yıl altı ay ile dört yıl altı ay arasında, adli para cezası ise otuz bin güne kadar uygulanabilir. Günlük tutarın üst sınırdan belirlenmesi halinde adli para cezası şikenin temel şeklinde 10 milyon TL’ye, yarı oranındaki artırımın uygulanmasıyla 15 milyon TL’ye ulaşabilir.</strong></p>

<p>Futbol Disiplin Talimatı, yöneticinin müsabakanın sonucuna veya sürecine etki etmesi halinde görev yaptığı kulübün bir alt lige düşürülmesini öngörmektedir. Kulüp yönetiminin bilgisi ve iradesi dışında gerçekleştirilen, hatta yönetimin karşı çıkabileceği bireysel bir eylemin kulüp tüzel kişiliği bakımından puan indirme veya küme düşürme sonucunu doğurmasının hakkaniyete uygunluğu ayrıca tartışılabilir. Sportif disiplin yaptırımlarının niteliği, kulübün eylemden haberdar olup olmadığı, eyleme katkısı, ihlali önlemek için aldığı tedbirler ve uygulanacak yaptırımın ağırlığı birlikte gözetildiğinde, meselenin sportif disiplin sorumluluğunun sınırları ile cezaların şahsiliği ve ölçülülük ilkeleri bakımından ayrıca değerlendirilmesinin yararlı olacağını düşünüyoruz.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ozer-alisan-ekren" title="Av. Özer Alişan EKREN"><img alt="Av. Özer Alişan EKREN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/06/ozer-alisan-ekren-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ozer-alisan-ekren" title="Av. Özer Alişan EKREN">Av. Özer Alişan EKREN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Yararlanılan Kaynaklar:</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>1) </strong>Özer Alişan EKREN, Spor Hukuku, Yasa Dışı Bahis, Korsan Yayın, Filiz Kitabevi, 2021</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>2)</strong> Özer Alişan EKREN, Futbol Taraftarına Cevaplar, 2. Baskı, Filiz Kitabevi, 2026</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>3)</strong> Asım EKREN,<strong> </strong>Spor Suçları Seyirden Yasaklanma, 5. Baskı, Filiz Kitabevi, 2026</span></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE, SPOR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yoneticilere-bahis-operasyonu-sonrasi-kulupler-kume-duser-mi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/09/futbol-spor-top.jpg" type="image/jpeg" length="42664"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu 2’si avukat 50 şüpheli hakkında gözaltı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aralarinda-kamu-gorevlilerinin-de-bulundugu-2si-avukat-50-supheli-hakkinda-gozalti-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aralarinda-kamu-gorevlilerinin-de-bulundugu-2si-avukat-50-supheli-hakkinda-gozalti-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında; suç örgütleriyle irtibat ve menfaat ilişkisi içerisinde oldukları değerlendirilen, aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu; 2’si denetimli serbestlik memuru ve 1’i zabıt katibi, 1’i gümrük muhafaza müdür yardımcısı, 15’i gümrük muhafaza memuru, 10’u polis memuru, 2’si avukat, olmak üzere toplam 50 şüpheliye yönelik operasyon başlatıldığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakan Akın Gürlek, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri Bakanlığımızla tam bir koordinasyon içerisinde; suç örgütleriyle, örgütlü suç yapılanmalarıyla ve bu yapılara alan açmaya çalışan her türlü kirli ilişki ağıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımız Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yeni nesil suç örgütlerine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, suç örgütleriyle irtibat ve menfaat ilişkisi içerisinde oldukları değerlendirilen şüphelilere yönelik başarılı bir operasyon başlatılmıştır. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmada; örgüt yöneticileri ve üyelerinin, görev ve yetki tanımına aykırı hareket eden bazı kamu görevlilerinden suç kaydı, aranma kaydı, yakalama kaydı, kırmızı bülten, araç kaydı sorgulama ve gümrük geçiş bilgileri gibi hususlarda bilgi aldıklarına yönelik tespitler yapılmıştır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bakan Gürlek, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Bu kapsamda; 2’si denetimli serbestlik memuru ve 1’i zabıt katibi, 1’i gümrük muhafaza müdür yardımcısı, 15’i gümrük muhafaza memuru, 10’u polis memuru, 2’si avukat, olmak üzere toplam 50 şüpheli hakkında gözaltı verilmiş; İstanbul, Muğla, Bursa, Edirne, Çanakkale, Sivas, Tekirdağ, Diyarbakır, İzmir, Balıkesir, Ankara ve Kayseri illerinde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirilmiştir. Devletin imkanlarını suç örgütlerinin hizmetine sunmaya, kamu görevinin vakarını ve milletimizin devlete olan güvenini zedelemeye yeltenen kimseye müsamaha gösterilmeyecek; kamu gücünü kişisel ya da örgütsel çıkarlar için kullanmaya teşebbüs eden hakkında adli işlemler gecikmeksizin tesis edilecektir.</p>

<p>Bu vesile ile bu başarılı operasyonu titizlikle yürüten Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımıza, operasyon sürecinde etkin ve koordineli şekilde büyük bir özveri ile görev yapan İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze ve kahraman Türk polis teşkilatı mensuplarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bu mücadelenin temel amacı; milletimizin huzurunu korumak, kamu düzenini güçlendirmek ve vatandaşlarımızın devlete, adalete ve hukuka olan güvenini daha da artırmaktır. 'Türkiye Yüzyılı'nda hukuk devletinin gücünü, suç örgütlerinin karşısında en kararlı şekilde göstermeye devam edeceğiz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aralarinda-kamu-gorevlilerinin-de-bulundugu-2si-avukat-50-supheli-hakkinda-gozalti-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/gozaltis.jpg" type="image/jpeg" length="83052"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/8428 E., 2015/10970 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-18-ceza-dairesinin-20158428-e-201510970-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-18-ceza-dairesinin-20158428-e-201510970-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 12.11.2015 tarihli, 2015/8428 E., 2015/10970 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>18. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2015/8428 E., 2015/10970 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Tebliğname No : 4 - 2013/339906<br />
MAHKEMESİ : Hatay(Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesi<br />
TARİHİ : 10/09/2013<br />
NUMARASI : 2013/309 (E) ve 2013/595 (K)<br />
SUÇ : Hakaret</p>

<p>Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:</p>

<p>Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.</p>

<p>Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.</p>

<p>Ancak;</p>

<p>Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.</p>

<p>Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.</p>

<p>İnceleme konusu somut olayda; sanığın, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'na hitaben yazdığı 13.03.2013 tarihli dilekçesinde "bilirkişilerin aynı baronun avukatı olduğu, görevlerini suistimal ettikleri, mahkeme hakiminin bu hususu bildiği halde dikkate almayarak bilirkişilerin taraflı davranışlarına ortak ve destek olduğu, hakimin bu kararla davacı yararına ve hızlı şekilde dosyanın sonuçlanması için işlem yaptığı, görev hudutlarını zorladığı ve aştığı, davacı avukatı koruduğu, tarafsızlığını izah ederken taraflı olduğunu ifade ettiği, dosyada yaptığı işlemlerle TCK anlamında suç işlediği, taraflı olduğu, görevini ihmal ettiği" ifadelerine yer verilmiş olması nedeniyle, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Sanık, yazdığı dilekçenin HSYK'ya hitaben yazıldığını, bir suretini Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğunu, dilekçenin Anayasal hakkı kapsamında düzenlendiğini, dilekçesindeki “koruyor” ibaresindeki kastının tarafsızlıktan duyduğu şüpheye ilişkin olduğunu hâkime hakaret kastının olmadığını savunmuştur.</p>

<p>Öncelikle belirtilmelidir ki, dilekçede yer verilen ifadelerin rahatsız edici olduğu anlaşılmakla birlikte mahkemenin tarafsızlığından şüphe etmesi nedeniyle sanık tarafından söz konusu dilekçenin Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'na gönderilmesinin, Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında özel bir önem atfedilen, ifade özgürlüğü ile iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirileceği konusunda tereddüt bulunmamaktadır.</p>

<p>İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır.</p>

<p>Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.</p>

<p>Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır.</p>

<p>Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.</p>

<p>Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. paragrafı, kamu makamlarının bu özgürlüğün kullanılmasına getirebilecekleri sınırlama rejimini düzenlemektedir. Önemine binaen, ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleler çok istisnai hallerde kabul görmekte ve Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. paragrafının öngördüğü sınırlama kayıtları dar yorumlanmaktadır. Bu nedenle, bir kamu makamının ifade özgürlüğüne yaptığı “müdahalenin gerekliliği” mutlaka ikna edici bir şekilde açıklanmalıdır. Sözleşme’nin anılan maddesinde, belirtilen “gerekli” olma koşulu, müdahalenin bir toplumsal ihtiyaç baskısına karşılık gelmesi ve özellikle izlediği meşru amaçla orantılı olması anlamına gelir. Bir müdahalenin bu kriterleri yerine getirdiği ve dolayısıyla haklı olduğu, ulusal makamların gösterdiği gerekçelerin “ilgili ve yeterli” olmasıyla anlaşılabilecektir.</p>

<p>Gerek Anayasa gerekse Sözleşme hükümlerine uygun davranılmaması, devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi anlamına gelebilecektir. Zira, negatif yükümlülük kapsamında yetkili makamlar, zorunlu olmadıkça ifadenin açıklanmasını ve yayılmasını yasaklamamalı ve yaptırımlara tabi tutmamalı; pozitif yükümlülük kapsamında ise ifade özgürlüğünün gerçek ve etkili korunması için gereken tedbirleri almalı ve denge unsurunu sağlamalıdırlar. Aksi takdirde AİHM, kişinin şeref ve itibarının haksız bir saldırı altında olmasına rağmen ulusal mahkemeler tarafından gereken ölçüde korunmadığı gerekçesiyle AİHS'nin 8. maddesi açısından ihlal kararı verebilmektedir. Zira AİHM açısından, başvuranların özel hayata saygı hakkı ve ifade özgürlüğü eşit derecede önemlidir. Denge unsurunun sağlanmasında içtihatlara göre göz önünde bulundurulması gereken temel ilkeler ise, başvuruya konu ifadelerin kamu yararına ilişkin tartışmaya katkısı, ifade sahibinin tanınırlığı ve daha önceki tutumları, ifadenin içeriği, şekli ve etkileridir.</p>

<p>AİHM, birçok içtihadında sözleşme’nin 10. maddesinin sadece ifade edilen düşünce veya bilginin esasını değil, aynı zamanda bunların aktarılma biçimlerini de güvence altına aldığını belirtmiştir.</p>

<p>AİHM içtihatlarına göre, avukatlar da gerek kamuoyunun önünde gerekse yargılama faaliyetleri esnasında adaletin işleyişine dair yorum yapma hakkına sahiptirler. Ancak bu husustaki eleştiriler belirli sınırları aşmamalıdır. Bu bağlamda adaletin uygun biçimde sağlanması isteği ile yargılama makamlarının mesleki onurları arasında bir denge kurulmalıdır. Aksi takdirde, bir yargı mensubunun ön yargılı ve dayanaktan yoksun bir şekilde eleştirilmesi onun itibarını kolayca zedeleyebilecektir. Ancak yine de yargı mensupları da diğer kişiler gibi özellikle kamu yararını ilgilendiren konularla ilgili yapılan eleştirilerde kendilerine karşı yapılan eleştirilere karşı belli bir oranda hoşgörü göstermek zorundadırlar.</p>

<p>AİHM’e göre, öncelikle ifadelerin bir olgu isnadı mı yoksa değer yargısı mı olduğu belirlenmelidir. Zira olgu isnadı kanıtlanabilir bir husus iken, bir değer yargısının kanıtlanmasının istenmesi dahi ifade özgürlüğüne müdahale sayılabilecektir. Yargılamaya konu olan ifadeler eğer bir değer yargısı içermekte ve somut bir olgu isnadından bahsedilemeyecekse, değer yargılarını destekleyecek "yeterli bir altyapının" mevcut olup olmadığı AİHM tarafından göz önünde bulundurulmaktadır. Zira değer yargılarının dahi belli düzeyde olgusal temel içermesi gerektiği kabul edilmektedir. Öte yandan, hiçbir veriye dayanmayan ve hiçbir altyapısı bulunmayan bir değer yargısı AİHM tarafından da ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kabul görmemektedir.<br />
Olgu isnadı içeren ifadeler konusunda ise, en azından ilk bakışta güvenilir görünen delil sunulması gerektiği kabul edilmektedir. Elbette ki, bu deliller sunulamadığı takdirde, AİHM, iddiaların gerçekliğinin kanıtlanmasını beklemektedir.</p>

<p>Son olarak, adil yargılama ilkesi, taraflar arasında serbest, hatta enerjik bir görüş alışverişini gerekli kılmaktadır. Bu nedenle, bir yargılama sırasında sanığın ya da savunma makamının ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamalar dar yorumlanmalıdır. Zira, yargılama makamlarına karşı kullanılan ifadeler görevi sırasındaki hakim ve savcıların onuruna dönük bir saldırı olarak kabul edilse dahi üst sınırdan verilen ceza, izlenen meşru amaçla orantılı kabul edilmeyecektir.</p>

<p>AİHM, Lesnik/Slovakya davasında, ilk olarak kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken hoşgörü göstermeleri gereken eleştiri sınırının diğer insanlara göre daha geniş olduğunu, ancak, kamu görevlilerinin siyasetçilerde olduğu gibi her türlü söylemlerini yakın denetime açtıkları anlamına gelmeyeceğini, üstelik görevlerini hakkı ile yerine getirebilmeleri için kamu güvenine sahip olmaları gerektiğini; bunun ise kamu görevlilerinin asılsız suçlamalara karşı korumakla sağlanabileceğini vurgulamıştır (Lesnik/Slovakya, 35640/97, 11.03.2003)<br />
Savcı tarafından tanıklık yapmak için mahkemeye bir kişinin çağırılması işlemini “manipülasyon ve kanıtların yasa dışı yollarla sunulması” olarak nitelendirmesi nedeniyle, başvuran hakkında, yargılama sırasında kullandığı ifadelerden ötürü hakaret davası açılarak para cezasına çarptırıldığı Nikula–Finlandiya davasında, AİHM, resmi görev yapan memurlara karşı kabul edilebilir eleştiri sınırlarının sade kişilere göre daha geniş olduğunu, ancak bu memurların davranışlarının, tıpkı politikacılar gibi, sürekli denetim altında olacağı ve bu nedenle her türlü eleştiriye göğüs germeleri gerektiği anlamına gelmediğini, aksine görev başındaki memurların sözlü hakaret mahiyetindeki saldırılara karşı korunması gerektiğini yinelemiştir. Bununla birlikte AİHM’e göre, bu davada hakaret içeren bir saldırı söz konusu değildir. Başvuranın temel eleştirisi, sert de olsa, savcının dava devam ederken seçtiği yöntem hakkındadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolayısıyla, savcının mesleki veya diğer nitelikleri hedef yapılmamıştır. Bu nedenle AİHM’e göre, savcı bu eleştirileri hoşgörü ile karşılamalıdır. AİHM, ayrıca, içtihadındaki sonucuna ulaşırken, ifadelerin medya önünde değil, sadece duruşma salonunda söylenmiş olduğunu da özellikle vurgulamıştır. Nitekim AİHM, göre ancak çok istisnai hallerde savunma avukatının ifade özgürlüğüne getirilen bir sınırlama kabul edilebilecektir (Nikula/Finlandiya, 31611/96, 21.03.2002)</p>

<p>Sonuç olarak, sanık tarafından, dilekçede kullanılan ifadeler, TCK'nın 128. maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı gibi, değer yargısı niteliğine sahiptirler. Bu itibarla somut bir fiil ya da olgu isnat etmek şeklinde kabul edilemezler. Ayrıca bahse konu ifadeler, söylendiği yer ve zaman unsurları da gözetildiğinde mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, eleştiri niteliğindedirler. Bu durumun aksinin savunulması, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelecektir. Bu itibarla, hakaret suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine, hükümlülük kararı verilmesi,</p>

<p>Kanuna aykırı, sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12.11.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-18-ceza-dairesinin-20158428-e-201510970-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7a.jpeg" type="image/jpeg" length="94039"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AVUKATIN SAVUNMA DOKUNULMAZLIĞI: ANAYASA MAHKEMESİ VE YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA BİR DEĞERLENDİRME]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatin-savunma-dokunulmazligi-anayasa-mahkemesi-ve-yargitay-kararlari-isiginda-bir-degerlendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatin-savunma-dokunulmazligi-anayasa-mahkemesi-ve-yargitay-kararlari-isiginda-bir-degerlendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avukatın savunma dokunulmazlığı, avukatın müvekkilinin haklarını korumak amacıyla yargı mercileri veya yetkili makamlar önünde ileri sürdüğü hukuki görüş ve açıklamalar nedeniyle, belirli şartlar altında hukuki veya cezai yaptırıma maruz bırakılmamasını ifade eder.</p>

<p>Savunma dokunulmazlığı yalnızca avukata tanınmış kişisel bir ayrıcalık değildir. Bu güvence, esas olarak müvekkilin <strong>savunma hakkını</strong> ve toplumun <strong>adil yargılanma hakkına duyduğu güveni</strong> korur.</p>

<p>Bir avukat, müvekkilinin iddialarını gerektiği gibi ifade edemiyor, karşı tarafın veya kamu görevlilerinin eylemlerini eleştiremiyor ve her cümlesinde ceza ya da disiplin soruşturmasına uğrama endişesi taşıyorsa savunma görevinin etkili biçimde yerine getirilmesi mümkün olmaz.</p>

<p>Ancak savunma dokunulmazlığı, avukata sınırsız bir hakaret veya kişilik haklarına saldırı serbestisi de vermez. Korumanın kapsamı; kullanılan sözlerin bağlamı, savunmayla ilgisi, amacı, muhatabı ve ölçülülüğü dikkate alınarak belirlenir.</p>

<p><strong>I-Anayasa Mahkemesinin Nesrin Çetinkaya ve Serhat Çetinkaya Kararı</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesinin bu konudaki önemli kararlarından biri, <a href="https://www.hukukihaber.net/aym-avukatin-dilekcesinde-kullandigi-ifadeler-nedeniyle-uyari-cezasi-almasini-hak-ihlali-sa" rel="dofollow"><strong>Nesrin Çetinkaya ve Serhat Çetinkaya Başvurusu</strong></a> hakkında verilen karardır.</p>

<p>Başvuru numarası <a href="https://www.hukukihaber.net/aym-avukatin-dilekcesinde-kullandigi-ifadeler-nedeniyle-uyari-cezasi-almasini-hak-ihlali-sa" rel="dofollow"><strong>2019/8563</strong>,</a> karar tarihi ise <strong>8 Haziran 2023</strong> olan karar, 2 Kasım 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.</p>

<p>Olayda avukatlar, müvekkillerinin polis tarafından darp edildiğini ileri sürmüş ve müvekkillerini muayene eden doktor hakkında Türk Tabipleri Birliğine şikâyette bulunmuştur. Şikâyet dilekçesinde doktorun mesleki görevini yerine getirme biçimini eleştiren bazı sert ifadeler kullanılmıştır.</p>

<p>Doktorun şikâyeti üzerine avukatlar hakkında disiplin süreci başlatılmış ve kullanılan ifadeler nedeniyle uyarma cezası verilmiştir. Avukatlar ise ifadelerin müvekkillerinin haklarını koruma amacıyla ve mesleki faaliyet kapsamında kullanıldığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, yapılan değerlendirme sonucunda avukatların <strong>ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğine</strong> karar vermiştir. Mahkeme, özellikle avukatların mesleklerini icra ederken sahip oldukları ifade özgürlüğünün, savunma görevinin niteliği dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.</p>

<p><strong>Avukatın İfade Özgürlüğü Neden Daha Geniş Korunur?</strong></p>

<p>Avukatlık, özel bir ticari faaliyetten ibaret değildir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından biri olan bağımsız savunmayı temsil eder.</p>

<p>Bu nedenle avukatların açıklamaları değerlendirilirken sıradan kişiler arasında geçen tartışmalarda kullanılan ölçütlerin aynen uygulanması doğru değildir. Avukat çoğu zaman müvekkili adına ağır bir suçlamayı dile getirmek, bir kamu görevlisinin işlemini eleştirmek veya yargılama makamlarının hatalı davrandığını ileri sürmek zorundadır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi de avukatların yargı sistemi içindeki özel konumuna dikkat çekmektedir. Avukatlar, hukukun doğru uygulanmasına katkıda bulunur, müvekkillerinin haklarını korur ve yargı organlarıyla toplum arasında güven ilişkisinin kurulmasında önemli bir rol üstlenir.</p>

<p>Bu işlevin yerine getirilebilmesi için avukatın, savunma göreviyle bağlantılı açıklamalarını korkmadan yapabilmesi gerekir. Avukatın kullandığı her sert söz nedeniyle disiplin veya ceza tehdidiyle karşılaşması, yalnızca avukatı değil, temsil ettiği kişinin savunma hakkını da zayıflatır.</p>

<p><strong>Savunma Dokunulmazlığının Hukuki Dayanakları</strong></p>

<p>Avukatın savunma dokunulmazlığı birden fazla hukuki düzenlemeye dayanmaktadır.</p>

<p>Anayasa’nın 26. maddesi ifade özgürlüğünü, 36. maddesi ise hak arama özgürlüğü ile adil yargılanma hakkını güvence altına almaktadır. Avukatın müvekkili adına yaptığı açıklamalar, bu iki temel hakkın kesiştiği alanda yer alır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesine göre avukatlar, üstlendikleri görevleri özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmekle yükümlüdür. Aynı Kanun’un 134. maddesinde ise avukatlık onuruna, düzen ve geleneklerine ya da meslek kurallarına aykırı davranışların disiplin yaptırımına konu olabileceği düzenlenmiştir.</p>

<p>Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları da avukatın yazarken ve konuşurken düşüncelerini olgun ve objektif biçimde açıklamasını, hukukla ilgisiz açıklamalardan kaçınmasını öngörmektedir. Bununla birlikte avukatın, iddia ve savunmanın hukuki yönüyle ilgili açıklamalar yapabilmesi kabul edilmektedir.</p>

<p>Uluslararası alanda ise Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne İlişkin Temel İlkeler Bildirgesi önem taşır. Havana Kuralları olarak da bilinen bu düzenlemeye göre avukatlar, mesleki faaliyetleri sırasında iyi niyetle yaptıkları yazılı ve sözlü savunmalar nedeniyle hukuki ve cezai bağışıklıktan yararlanmalıdır.</p>

<p><strong>Savunma Dokunulmazlığı Hangi Şartlarda Uygulanır?</strong></p>

<p>Avukatın kullandığı her ifade otomatik olarak savunma dokunulmazlığı kapsamında kabul edilmez. Korumanın uygulanabilmesi için bazı temel ölçütler dikkate alınır.</p>

<p><strong>1-İfade, savunma göreviyle ilgili olmalıdır</strong></p>

<p>Kullanılan sözler, somut uyuşmazlıkla veya müvekkilin hakkının korunmasıyla bağlantılı olmalıdır. Davayla ilgisi bulunmayan, kişisel husumetten kaynaklanan veya yalnızca karşı tarafı küçük düşürmeyi amaçlayan ifadeler koruma görmeyebilir.</p>

<p><strong>2-Açıklamanın hukuki veya olgusal bir temeli bulunmalıdır</strong></p>

<p>Avukatın her iddiasını kesin delillerle kanıtlaması beklenemez. Savunma faaliyeti sırasında kuşkular, iddialar ve hukuki değerlendirmeler ileri sürülebilir.</p>

<p>Ancak tamamen dayanaksız, bilinçli olarak gerçeğe aykırı veya herhangi bir olgusal temeli bulunmayan suçlamalar savunma sınırlarını aşabilir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi kararında da ifadelerin yalnızca sözlük anlamına bakılmasının yeterli olmayacağını belirtmiştir. Sözlerin kullanıldığı bağlam, olayların bütünü ve avukatın açıklamayı hangi amaçla yaptığı birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>3-Amaç, müvekkilin hakkını korumak olmalıdır</strong></p>

<p>Avukatın amacı karşı tarafa hakaret etmek değil, müvekkilinin hukuki durumunu açıklamak, iddiasını desteklemek veya bir işlemin hukuka aykırılığını ortaya koymak olmalıdır.</p>

<p>Örneğin müvekkilinin kötü muamele gördüğünü ileri süren bir avukatın, muayeneyi yapan doktorun görevini gereği gibi yerine getirmediğini iddia etmesi tek başına kişisel saldırı olarak değerlendirilemez. İfadenin, müvekkilin kötü muamele iddiasını ortaya koymak için kullanılıp kullanılmadığı incelenmelidir.</p>

<p><strong>4-İfade ölçülü olmalıdır</strong></p>

<p>Savunma dokunulmazlığı sert ve rahatsız edici eleştirileri de kapsayabilir. Ancak tehdit, sövme, kişisel aşağılama veya uyuşmazlıkla bağlantısı bulunmayan ağır saldırılar koruma kapsamının dışında kalabilir.</p>

<p>Buradaki ölçülülük değerlendirmesi mekanik biçimde yapılamaz. Kullanılan kelimenin sert olması tek başına yaptırım uygulanması için yeterli değildir.</p>

<p><strong>Sert Eleştiri ile Hakaret Arasındaki Sınır</strong></p>

<p>Uygulamada en önemli sorunlardan biri, avukatın sert eleştirisi ile hakaret arasındaki sınırın belirlenmesidir.</p>

<p>Bir sözün rahatsız edici, incitici veya ağır olması, mutlaka hakaret oluşturduğu anlamına gelmez. Özellikle avukatın bir kamu görevlisinin mesleki faaliyetini eleştirdiği durumlarda daha geniş bir ifade alanının kabul edilmesi gerekir.</p>

<p>Kamu görevlileri, görevleriyle ilgili eleştirilere sıradan kişilere göre daha fazla tahammül göstermek zorundadır. Bununla birlikte bu durum kamu görevlilerinin kişilik haklarının tamamen korumasız olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Değerlendirme yapılırken şu sorulara cevap aranmalıdır:</p>

<p>*İfade, kişinin özel hayatına mı yoksa görevine mi yöneliktir?</p>

<p>*Açıklama bir dava veya şikâyet dilekçesinde mi kullanılmıştır?</p>

<p>*İfadenin müvekkilin iddiasıyla bağlantısı var mıdır?</p>

<p>*Avukatın elinde iddiayı destekleyen emareler bulunmakta mıdır?</p>

<p>*Kullanılan sözler bir değer yargısı mı, yoksa somut bir suç isnadı mıdır?</p>

<p>*Aynı düşüncenin daha ölçülü biçimde ifade edilmesi mümkün müdür?</p>

<p>Bu sorulara cevap verilmeden yalnızca bazı kelimeler seçilip avukat hakkında yaptırım uygulanması, ifade ve savunma özgürlüğünü ihlal edebilir.</p>

<p><strong>II-AYM Kararının Avukatlar Açısından Önemi</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi kararının en önemli yönü, avukatların ifadelerinin bağlamdan koparılarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koymasıdır.</p>

<p>Mahkemeye göre derece mahkemeleri ve disiplin mercileri, kullanılan ifadelerin; hangi olay üzerine söylendiğini, hangi makam önünde kullanıldığını, müvekkilin hangi hakkının korunmasının amaçlandığını, ifadelerin olgusal temele sahip olup olmadığını, karşı tarafın mesleki faaliyetine mi yoksa kişiliğine mi yöneldiğini ayrıntılı biçimde incelemelidir.</p>

<p>Kararda, avukatların kullandığı ifadeler ile müvekkillerinin iddiaları arasında bağlantı bulunduğu, sözlerin bir meslek örgütüne sunulan şikâyet dilekçesinde yer aldığı ve kamu yararına ilişkin bir tartışmaya katkı sağladığı kabul edilmiştir. AYM, ifadelerin keyfî bir kişisel saldırı olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.</p>

<p><strong>III-Disiplin Cezaları da İfade Özgürlüğüne Müdahale Sayılır mı?</strong></p>

<p>İfade özgürlüğüne müdahale yalnızca hapis veya adli para cezasıyla gerçekleşmez. Avukata verilen uyarma, kınama veya para cezası gibi disiplin yaptırımları da ifade özgürlüğüne müdahale oluşturabilir.</p>

<p>Disiplin cezasının hafif olması, anayasal inceleme yapılmasına engel değildir. Çünkü yaptırım, avukatlar üzerinde gelecekte benzer açıklamaları yapmaktan kaçınmalarına yol açabilecek bir <strong>caydırıcı etki</strong> meydana getirebilir.</p>

<p>Avukatın müvekkilini savunurken sürekli disiplin cezası alma endişesi taşıması, savunmanın etkinliğini azaltır. Bu nedenle yaptırımın ağırlığı kadar, mesleki faaliyet üzerindeki caydırıcı etkisi de değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>IV-Avukatlar Dilekçe Yazarken Nelere Dikkat Etmelidir?</strong></p>

<p>Savunma dokunulmazlığı güçlü bir koruma sağlasa da avukatların dilekçe ve sözlü savunmalarında özenli davranması gerektiği kanaatindeyiz.</p>

<p>Kanaatimizce iddialar somut olaylarla ilişkilendirilmeli, mümkün olduğunca mevcut delil ve emarelere dayanılmalıdır. Bir kişiye doğrudan suç isnat etmek yerine, hukuki değerlendirme biçiminde ve ihtiyatlı bir dil kullanılması daha güvenlidir. Örneğin “doktor gerçeğe aykırı rapor düzenlemiştir” şeklindeki kesin bir ifade yerine, olayın durumuna göre “rapor içeriğinin müvekkilin beyanları ve dosyadaki diğer bulgularla çeliştiği, bu nedenle gerçeğe uygunluğu konusunda ciddi kuşku doğduğu” biçiminde bir anlatım tercih edilebilir. Bu yaklaşım savunmayı zayıflatmaz. Aksine iddiayı hukuki zemine taşır ve kişisel saldırı görüntüsünden uzaklaştırır.</p>

<p><strong>V-Anayasa Mahkemesinin Diğer Kararlarında Savunma Dokunulmazlığına Yaklaşım</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay, son yıllarda verdikleri kararlarla avukatların ve vatandaşların yargı makamlarına yönelik eleştirilerinin değerlendirilmesinde <strong>ifade özgürlüğü</strong>, <strong>savunma hakkı</strong> ve <strong>adil yargılanma hakkı</strong> arasında hassas bir denge kurulması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu kararların ortak noktası, kullanılan ifadelerin tek tek seçilerek değil; <strong>yazıldığı veya söylendiği bağlam, amacı, muhatabı ve uyuşmazlıkla ilişkisi dikkate alınarak</strong> değerlendirilmesi gerektiğidir.</p>

<p><strong>1-<a href="https://www.hukukihaber.net/dilekcesindeki-sozlerinden-dolayi-cezalandirilmasi-nedeniyle-ifade-ozgurlugunun-ihlal-edilmesi" rel="dofollow">Hasan Ercan Kararı (AYM, B. No: 2015/54)</a></strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesinin en dikkat çekici kararlarından biri Hasan Ercan başvurusudur. Başvurucu, bir hâkimin kararını eleştirirken, verilen kararın “hukuk fakültesi üçüncü sınıf öğrencisinin dahi doğru yorumlayabileceği” nitelikte olduğunu belirtmiş, bu ifadeler nedeniyle hakaret suçundan mahkûm edilmiştir. Anayasa Mahkemesi ise farklı bir sonuca ulaşmıştır. Mahkemeye göre kullanılan ifadeler sert olmakla birlikte hâkimin <strong>kişiliğine değil</strong>, verdiği <strong>yargısal karara</strong> yöneliktir.</p>

<p>Mahkeme özellikle şu tespiti yapmıştır: “Eleştirinin ağır olması tek başına ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılması sonucunu doğurmaz.” Kararda ayrıca ilk derece mahkemesinin ifade özgürlüğü ile hâkimin şeref ve itibarı arasında adil denge kuramadığı belirtilmiş ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bu karar, savunma kapsamında yapılan sert hukuki eleştirilerin kişisel saldırıyla aynı kategoride değerlendirilemeyeceğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>2-Arif Altın Kararı (AYM, B. No: 2014/2170)</strong></p>

<p>Benzer yaklaşım Arif Altın kararında da görülmektedir. Başvurucu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına gönderdiği elektronik postada oldukça sert ifadeler kullanmış ve bunun üzerine hakaret suçundan mahkûm edilmiştir. Anayasa Mahkemesi ise ilk derece mahkemesinin ifadeleri bağlamından kopardığını belirtmiştir. Mahkemeye göre; kullanılan ifadeler bir bütün halinde değerlendirilmelidir, kamu görevlisinin görev yaptığı alan dikkate alınmalıdır, sözlerin yöneldiği esas hedef belirlenmelidir, ifade özgürlüğü ile şeref ve itibar hakkı arasında denge kurulmalıdır. Bu değerlendirme yapılmadan verilen mahkûmiyet kararının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm <a href="https://www.hukukihaber.net/adli-ve-idari-makamlara-sikayetler-bakimindan-ifade-ozgurlugu-454699" rel="dofollow"><strong>Meral Özata Özgürol Başvurusu</strong> (Başvuru Numarası: 2015/2326)</a>, Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm <a href="https://www.hukukihaber.net/adli-ve-idari-makamlara-sikayetler-bakimindan-ifade-ozgurlugu-454699" rel="dofollow"><strong>S.A. Başvurusu</strong> (Başvuru Numarası: 2015/19664)</a> kararları da benzer yöndedir.</p>

<p><strong>VI-Kamu Görevlileri Daha Geniş Eleştiriye Katlanmalıdır</strong></p>

<p>Hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hem de Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ortak kabul gören ilke şudur:</p>

<p><strong>Kamu görevlileri, özellikle hâkimler, savcılar ve diğer yargı mensupları; görevlerini yerine getirirken vatandaşlara göre daha geniş eleştirilere katlanmak zorundadır.</strong></p>

<p>Bunun nedeni oldukça açıktır.</p>

<p>Yargı yetkisini kullanan kişiler kamu gücünü temsil etmektedir.</p>

<p>Kamu gücünü kullanan kişilerin eylem ve işlemlerinin eleştirilmesi demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurudur.</p>

<p>Eleştiri sınırı kamu görevlileri bakımından daha geniş yorumlanmalıdır.</p>

<p><strong>VII-Yargıtay’ın Savunma Dokunulmazlığına Yaklaşımı</strong></p>

<p>Yargıtay da aynı doğrultuda kararlar vermektedir. <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-18-ceza-dairesinin-20158428-e-201510970-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 18. Ceza Dairesinin <strong>2015/8428 Esas, 2015/10970 Karar</strong> sayılı ilamı</a>nda, HSYK’ya sunulan bir şikâyet dilekçesinde hâkim hakkında; taraflı davrandığı, görevini ihmal ettiği, bilirkişileri koruduğu, görev sınırlarını aştığı, TCK anlamında suç işlediği şeklindeki ifadeler nedeniyle verilen mahkûmiyet kararı bozulmuştur.</p>

<p>Yargıtay, bu ifadelerin; TCK’nın 128. maddesinde düzenlenen <strong>iddia ve savunma dokunulmazlığı</strong> kapsamında bulunduğunu, somut olgu isnadı değil büyük ölçüde <strong>değer yargısı</strong> niteliğinde olduğunu, dilekçenin yazıldığı yer, amaç ve bağlam dikkate alındığında hakaret değil <strong>eleştiri</strong> oluşturduğunu açıkça belirtmiştir.</p>

<p>Kararda yer alan şu tespit özellikle dikkat çekicidir: “Bu durumun aksinin kabulü, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz biçimde genişletmek ve ifade özgürlüğünü esas alan evrensel hukuk anlayışıyla bağdaşmayan bir yorum olacaktır.” Bu değerlendirme, savunma dokunulmazlığının yalnızca avukatlar açısından değil, hak arama özgürlüğünü kullanan herkes bakımından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.</p>

<p><strong>VII-Bu İçtihatlardan Çıkan Ortak Sonuç</strong></p>

<p>Gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gerek Anayasa Mahkemesi, gerekse Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde şu ortak ilkeler ortaya çıkmaktadır:</p>

<p>*İfadeler bağlamından koparılarak değerlendirilemez.</p>

<p>*Savunma amacıyla kullanılan sert ifadeler otomatik olarak hakaret sayılmaz.</p>

<p>*Kamu görevlileri daha geniş eleştirilere katlanmalıdır.</p>

<p>*Hâkim ve savcıların görevlerine ilişkin eleştiriler, kişisel saldırı niteliğinde olmadığı sürece ifade özgürlüğü kapsamında korunmalıdır.</p>

<p>*Savunma hakkı, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir unsurudur.</p>

<p>*Avukatın etkili savunma yapabilmesi için ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerekir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Avukatın savunma dokunulmazlığı, avukata tanınmış sınırsız bir ayrıcalık değil; adil yargılanma hakkının ve etkili savunmanın güvencesidir.</p>

<p>Avukatlar, müvekkillerinin haklarını korurken sert, rahatsız edici ve yetkilileri eleştiren açıklamalar yapmak zorunda kalabilir. Bu ifadelerin yalnızca kullanılan kelimeler üzerinden değil; olayın bütünü, savunmanın amacı, açıklamanın yapıldığı yer ve ifadelerin olgusal temeli dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin Nesrin Çetinkaya ve Serhat Çetinkaya kararı ve benzer yöndeki diğer kararları, disiplin mercileri ile mahkemelerin avukatların mesleki açıklamalarına müdahale ederken ayrıntılı ve ikna edici gerekçe ortaya koyması gerektiğini göstermektedir.</p>

<p>Savunmayla bağlantılı, olgusal temeli bulunan ve müvekkilin haklarını koruma amacı taşıyan ifadelerin yaptırıma bağlanması, yalnızca avukatın ifade özgürlüğünü değil, bireyin savunma ve adil yargılanma hakkını da zedeleyebilir.</p>

<p>Bu nedenle avukatın savunma dokunulmazlığı değerlendirilirken temel soru, kullanılan ifadenin sert olup olmadığı değil; <strong>savunma görevinin yerine getirilmesi bakımından gerekli, bağlantılı ve ölçülü olup olmadığıdır.</strong></p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/halil-ibrahim-kebesoglu.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/halil-ibrahim-kebesoglu.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatin-savunma-dokunulmazligi-anayasa-mahkemesi-ve-yargitay-kararlari-isiginda-bir-degerlendirme</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/10/baro/avukat-dr1.jpg" type="image/jpeg" length="78700"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Hak Kaybına Neden Olan En Büyük Hatalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BjdDJh1aHnQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="43655"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92065"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="68401"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="22239"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="30240"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="82665"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="95740"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="58489"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97933"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="63338"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="58695"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="63217"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="58723"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="47054"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="53075"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="38712"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="73548"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="37048"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="48967"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="59623"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
