<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 02:46:42 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çankırı Karatekin Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cankiri-karatekin-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cankiri-karatekin-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çankırı Karatekin Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 06 Nisan 2026 Tarihli ve 33216 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çankırı Karatekin Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>16/2/2025 tarihli ve 32815 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çankırı Karatekin Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinin 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 7- (1) Lisansüstü programlara alınacak ulusal ve uluslararası öğrenci kontenjanları ve aday öğrencilerde aranacak nitelikler ilgili EABDAK/EASDAK’nın teklifi, EYK’nın kararı ve Senatonun onayı ile belirlenir. Enstitü tarafından ilan edilir.</p>

<p>(2) Öğrencilerin kabul edileceği programlar, kontenjanlar, başvuru koşulları, başvuru için gerekli belgeler ve diğer şartlar Enstitü tarafından ilan edilir. Bu ilanda, uluslararası adaylar ve yurt dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için ayrılan kontenjanlar da ayrıca belirtilir.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(4) Seminer dersinin ders dönemi içerisinde alınıp başarılması gerekir. Seminer dersinin değerlendirilmesi danışman tarafından yapılır ve seminer dersi ile ilgili olarak hazırlanan formlar EABD/EASD tarafından Enstitüye iletilir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(9) Seminer, uzmanlık alan dersi, tez çalışması, doktora yeterlik sınavına hazırlık, doktora tez önerisi ve dönem projesi dersleri için ara sınav ve yarıyıl sonu sınavı şartı aranmaz. Bu dersler, Başarılı (BŞ) veya Başarısız (BŞZ) olarak değerlendirilir. BŞ ve BŞZ notları genel akademik başarı not ortalamasına katılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Enstitüye kayıt yaptıran her öğrenci için ders seçiminde ve dönem projesinin yürütülmesinde danışmanlık yapacak bir öğretim üyesi veya Senato tarafından belirlenen niteliklere sahip doktora derecesine sahip bir öğretim elemanı EABDAK/EASDAK’nın önerisi ve EYK’nın kararıyla en geç birinci yarıyılın sonuna kadar atanır.”</p>

<p>“(3) Kurum değiştiren ve emekliye ayrılan öğretim üyelerinin başlamış olan danışmanlıkları, danışmanın en geç bir ay içerisinde Enstitüye yazılı talebi ve EYK’nın onaylaması halinde süreç tamamlanıncaya kadar devam eder.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin ikinci, beşinci ve sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Tezli yüksek lisans programı, bir eğitim öğretim yılında 60 AKTS kredisinden az olmamak koşuluyla en az biri bilimsel araştırma yöntemleri ve yayın etiği konularını içeren bir ders olmak üzere en az yedi ders, bir seminer dersi, uzmanlık alan dersi ve tez çalışması olmak üzere toplam en az 120 AKTS kredisinden oluşur.”</p>

<p>“(5) Tezli yüksek lisans programlarında öğrenci, alacağı dersleri öncelikle kayıtlı olduğu programın dersleri arasından alır. İhtiyaç olması halinde çalışma konusu ile ilgili olmak kaydıyla, danışmanın önerisi ve EABDAK/EASDAK’nın onayı ile kayıtlı olduğu programın ders yüküne sayılmak üzere Enstitünün diğer programlarından en fazla iki ders alabilir.”</p>

<p>“(8) Öğrenci, danışman ataması yapıldığı dönemden itibaren (bilimsel hazırlık dönemi hariç) her yarıyıl uzmanlık alan dersine kayıt yaptırmak zorundadır. Uzmanlık alan dersleri öğretim üyesinin EYK kararınca öğrencinin danışmanlığına atandığı tarihte başlar ve öğrencinin mezuniyetine kadar devam eder. Uzmanlık alan dersinin açılması ve sürdürülmesine ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından çıkarılan yönergeye göre yürütülür.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Yüksek lisans programının mezuniyet yükümlülüklerini yerine getirdikleri takdirde programın süresinden önce mezun olabilecek öğrenciler ile ilgili düzenlemeler Senato tarafından belirlenir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 30 uncu maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Danışman, atandığı dönemden itibaren, danışmanlığını yaptığı kayıtlı öğrenciler için her yarıyıl ve yaz döneminde uzmanlık alan dersi verir.</p>

<p>(4) Öğrencinin veya danışmanın gerekçeli yazılı talebi üzerine, ders veya tez aşamasında ilgili EABDAK/EASDAK’nın teklifi ve EYK’nın kararı ile danışman değişikliği yapılabilir. Ancak danışman değişiklikleri, Enstitü akademik takviminde yer alan zaman diliminde yapılır.</p>

<p>(5) Kurum değiştiren ve emekliye ayrılan öğretim üyelerinin başlamış olan danışmanlıkları, danışmanın en geç bir ay içerisinde Enstitüye yazılı talebi ve EYK’nın onaylaması halinde süreç tamamlanıncaya kadar devam eder.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(1) Öğrenci, danışmanıyla beraber belirlediği tez konusunu en geç ikinci yarıyılın sonuna kadar Enstitü tarafından belirlenen formata uygun şekilde hazırlar ve ilgili EABDAK/EASDAK’ye sunar. Tez konusu ve önerisi, EABDAK/EASDAK’de görüşüldükten sonra EYK’nın kararı ile kesinleşir. Tez önerisini vermeyen öğrenci takip eden yarı yıllar içerisinde, tez önerisi EYK’nın kararı ile kesinleşene kadar, tez çalışması derslerine kayıt yaptıramaz.”</p>

<p>“(3) Tez önerisi Enstitü Yönetim Kurulu kararıyla kabul edilen öğrenciler, tez çalışmalarıyla ilgili bilgileri Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yayın ve Dokümantasyon Daire Başkanlığındaki Tez Veri Giriş Formunu doldurarak bir nüshasını Enstitüye teslim eder.”</p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> Aynı Yönetmeliğin 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Tezli yüksek lisans programındaki öğrenci, tezini Enstitünün yazım kurallarına uygun olarak hazırlamak ve Enstitü tarafından akademik takvimde her yarıyıl ilan edilen son tarihe kadar jüri önünde sözlü olarak savunmak zorundadır.</p>

<p>(2) Yüksek lisans tez jürisi, tez savunma sınav tarihi ve yeri EABDAK/EASDAK’nın önerisi ve EYK’nın kararı ile belirlenir. Yüksek lisans tez savunma jürileri en az biri başka bir yükseköğretim kurumundan olmak üzere, danışman dâhil üç veya beş asıl ve ayrıca birisi öncelikli olarak EABD/EASD öğretim üyeleri arasından, diğeri başka bir yükseköğretim kurumundan olmak üzere iki yedek öğretim üyesinden oluşur. Jürinin üç kişiden oluşması durumunda ikinci tez danışmanı jüri üyesi olamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Doktora programı, tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için bir eğitim öğretim yılında toplam 60 AKTS kredisinden az olmamak koşuluyla ders döneminde bir dersin bilimsel araştırma teknikleri ile araştırma ve yayın etiği konularını içermesi şartıyla (daha önce lisansüstü programlarında alınmamış ise), en az yedi ders, seminer, uzmanlık alan dersi, yeterlik sınavı, tez önerisi ve tez çalışması olmak üzere toplam en az 240 AKTS kredisinden oluşur. Lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için de en az kırk iki kredilik 14 ders, bir dersin bilimsel araştırma teknikleri ile araştırma ve yayın etiği konularını içermesi şartıyla, seminer, uzmanlık alan dersi, yeterlik sınavı, tez önerisi ve tez çalışması olmak üzere toplam en az 300 AKTS kredisinden oluşur.”</p>

<p>“(4) Doktora programlarında öğrenci, alacağı dersleri öncelikle kayıtlı olduğu programın dersleri arasından alır. İhtiyaç olması halinde çalışma konusu ile ilgili olmak kaydıyla, tez danışmanının önerisi, EADB/EASD’nin onayı ile kayıtlı olduğu programın ders yüküne sayılmak üzere programla ilişkili diğer programlardan en fazla dört ders alabilir. Yüksek lisans programında alınan dersler doktora programında tekrar alınamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 38 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(5) Doktora programının mezuniyet yükümlülüklerini yerine getirdikleri takdirde programın süresinden önce mezun olabilecek öğrenciler ile ilgili düzenlemeler Senato tarafından yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin 39 uncu maddesinin üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Danışman, danışmanı olduğu öğrenciler için her yarıyıl ve yaz döneminde yasal süresi dâhilinde EYK tarafından atandığı dönemden itibaren, kayıtlı olan öğrenciler için uzmanlık alan dersi verir. Her öğrenci danışmanı tarafından açılan uzmanlık alan dersini almak zorundadır. Uzmanlık alan dersleri öğretim üyesinin EYK kararınca öğrencinin danışmanlığına atandığı tarihte başlar ve öğrencinin mezuniyetine kadar devam eder. Uzmanlık alan dersinin açılması ve sürdürülmesine ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından çıkarılan yönergeye göre yürütülür.</p>

<p>(4) Öğrencinin veya danışmanın gerekçeli yazılı talebi üzerine, ders veya tez aşamasında ilgili EASDAK/EABDAK’nın teklifi ve EYK’nın kararı ile danışman değişikliği yapılabilir. Ancak danışman değişiklikleri, akademik takvimde yer alan zaman diliminde yapılır.</p>

<p>(5) Kurum değiştiren ve emekliye ayrılan öğretim üyelerinin başlamış olan danışmanlıkları, danışmanın en geç bir ay içerisinde Enstitüye yazılı talebi ve EYK’nın onaylaması halinde süreç tamamlanıncaya kadar devam eder.</p>

<p>(6) Danışmanın Üniversitedeki görevinden ayrılması veya altı ay ya da daha uzun süreli il dışı/yurt dışı görevlendirilmesi durumunda, yerine EABDAK/EASDAK’nın önerisi ve EYK’nın onayı ile yeni bir danışman atanır. Önceki danışman, ikinci danışman olarak devam edebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğin 40 ıncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 40- (1) Yeterlik sınavı, derslerini ve seminerini tamamlayan öğrencinin alanındaki temel konular ve kavramlar ile doktora çalışmasıyla ilgili bilimsel araştırma derinliğine sahip olup olmadığının ölçülmesidir. Doktora programının ders yükümlülüklerini başarıyla tamamlayan ve 4,00 üzerinden en az 3,00 GABNO elde eden öğrenciler yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar.</p>

<p>(2) Öğrenci, en geç beşinci yarıyılın sonuna kadar yeterlik sınavına girmek zorundadır. Lisans derecesi ile girilen doktora programları için bu süre en geç yedinci yarıyılın sonuna kadardır. Geçerli bir mazereti olmaksızın yeterlik sınavına girmeyen öğrenci başarısız sayılır.</p>

<p>(3) Doktora programında, yeterlik sınavına başvurabilmek için öğrenci, ilgili yarıyılda açılan doktora yeterlik sınavına hazırlık dersine kayıt yaptırmak zorundadır. Dersin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(4) Bir öğrenci en fazla iki kez doktora yeterlik sınavına girebilir. Öğrencinin yeterlik sınavına ne zaman gireceği Senato tarafından kabul edilen Enstitü akademik takvimi ile belirlenir. Akademik takvimde belirtilen tarih aralığında olmak koşuluyla yeterlik sınavının tarihi ilgili EABDAK/EASDAK’nın teklifi ve EYK’nın kararı ile belirlenir.</p>

<p>(5) Yeterlik sınavları, Enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığı tarafından önerilen, görev süreleri EYK tarafından belirlenip onaylanan beş kişilik doktora yeterlik komitesi tarafından düzenlenir ve yürütülür. Sınav jürisi en az ikisi Üniversite dışından olmak üzere, danışman dahil beş öğretim üyesinden oluşur. Danışmanın oy hakkı olup olmadığı hususunda ilgili yönetim kurulu karar verir. Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü derece kan ve kayın hısımlar sınav jürisi olarak görev alamaz. Danışmanın oy hakkı olmaması durumunda jüri altı öğretim üyesinden oluşur. Yeterlik sınavı toplantıları öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(6) Yeterlik sınavı; yazılı ve sözlü sınavdan oluşur. Yazılı sınavda 100 üzerinden en az 70 puan alarak başarılı olan öğrenci sözlü sınava alınır. Sözlü sınavda sorulan sorular ve cevapları yazılı olarak kayıt altına alınır. Sözlü sınav, dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır. Dinleyiciler; öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşabilir. Yeterlik sınav notu, yazılı sınav notunun %60’ı ile sözlü sınav notunun %40’ının toplamı olup 100 tam puan üzerinden değerlendirilir. Öğrencinin yeterlik sınavından başarılı sayılması için en az 75 puan alması gerekir. Başarılı olan öğrenci için yeterlik sınavına hazırlık dersi Başarılı (BŞ) notu danışmanı tarafından öğrenci bilgi sistemine girilir. Komite kararı, sınav evrakları ve Enstitüye iletilmesi gereken formlar EABD/EASD Başkanlığınca en geç üç iş günü içerisinde Enstitüye tutanakla bildirilir.</p>

<p>(7) Yeterlik sınavında başarısız olan öğrenci için yeterlik sınavına hazırlık dersi için BŞZ notu danışmanı tarafından öğrenci bilgi sistemine girilir. Öğrenci başarısız olduğu bölüm/bölümlerden bir sonraki yarıyılda tekrar sınava alınır. Bu sınavda da başarısız olan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(8) Yeterlik sınavı jürisi, yeterlik sınavını başaran bir öğrencinin, ders yükünü tamamlamış olsa bile toplam kredi miktarının üçte birini geçmemek şartıyla fazladan ders/dersler almasını isteyebilir. Öğrenci, Enstitü kararıyla belirlenecek dersleri başarmak zorundadır. İlgili dersleri yeterlik sınavını takip eden yarıyılın sonuna kadar başaramayan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.”</p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> Aynı Yönetmeliğin 41 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) TİK, biri danışman olmak üzere üç öğretim üyesinden oluşur. Kalan iki üyenin biri ilgili EABD/EASD içinden, diğeri ise öncelikli olarak bir başka yükseköğretim kurumundan veya Üniversite içindeki başka bir EABD/EASD’den seçilir. TİK üyelerinin uzmanlık alanlarının tez konusu ile uyumlu olmasına dikkat edilir. Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü derece kan ve kayın hısımlar tez izleme komitesinde görev alamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Aynı Yönetmeliğin 42 nci maddesinin birinci ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(1) Doktora yeterlik sınavını başarıyla tamamlayan öğrenci, takip eden bir sonraki dönem tez önerisi savunma sınavına başvurabilmek için açılan doktora tez önerisi dersine kayıt yaptırmak zorunda olup, en geç altı ay içinde, yapacağı araştırmanın amacını, kapsamını, yöntemini ve çalışma planını kapsayan tez önerisini TİK önünde sözlü olarak savunur. Öğrenci, tez önerisi ile ilgili yazılı bir raporu sözlü savunmadan en az on beş gün önce komite üyelerine teslim eder. Sözlü savunma sınavının tarihi, yeri ve saati TİK tarafından belirlenir ve EABD/EASD başkanlığınca Enstitüye bildirilir.”</p>

<p>“(5) Tez önerisi kabul edilen öğrenci için tez izleme komitesi, Ocak-Haziran dönemini değerlendirmek için Haziran ayında ve Temmuz- Aralık dönemini değerlendirmek için Aralık ayında birer defa olmak üzere yılda en az iki kez toplanır. Öğrenci, toplantı tarihinden en az bir ay önce komite üyelerine yazılı bir rapor sunar. Bu raporda o ana kadar yapılan çalışmaların özeti ve bir sonraki dönemde yapılacak çalışma planı belirtilir. Öğrencinin tez çalışması, komite tarafından başarılı veya başarısız olarak belirlenir. TİK raporunu güz yarıyılı için Aralık ayında, bahar yarıyılı için Haziran ayında vermeyen ve komisyon önünde sunmayan öğrenci başarısız kabul edilir, bu durumda öğrencinin başarısız olduğuna ilişkin TİK tutanağı danışman tarafından düzenlenerek Enstitüye teslim edilir. Komite tarafından üst üste iki kez veya aralıklı olarak üç kez başarısız bulunan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.”</p>

<p>“(6) Tez önerisi savunmasına geçerli bir mazereti olmaksızın iki kez girmeyen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(7) Doktora tez önerisi dersinin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Aynı Yönetmeliğin 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Doktora programındaki öğrenci, tezini Enstitünün yazım kurallarına uygun olarak hazırlamak ve Enstitü tarafından akademik takvimde her yarıyıl için ilan edilen son tarihe kadar jüri önünde sözlü olarak savunmak zorundadır.</p>

<p>(2) Öğrencinin tezinin sonuçlanabilmesi için en az üç başarılı tez izleme komitesi raporu sunulması gerekir. TİK raporu ile başarılı sayılan öğrenci, ilgili dönemin uzmanlık alan ve tez çalışması dersinden başarılı sayılır.”</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>Aynı Yönetmeliğin 44 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Doktora tez savunma sınavında başarılı olan öğrenci, tezin jüri üyelerince imzalanmış bir ciltli kopyası ile dijital kopyasını, Enstitü tarafından istenen diğer belgelerle birlikte sınavdan itibaren bir ay içinde Enstitüye teslim eder. Tezi şekil yönünden uygun bulunan ve diğer belgeleri de tam olan öğrenciye doktora diploması verilir. EYK, başvuru üzerine teslim süresini en fazla bir ay uzatabilir. Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci, gerekli şartları sağlayana kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azami sürenin dolması halinde öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.”</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>Aynı Yönetmeliğin 46 ncı maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Uluslararası öğrencilerin başvuru kabul, kayıt ve benzeri iş ve işlemlerinde, ilgili mevzuat hükümleri ile Senato tarafından kabul edilen Üniversite tarafından çıkarılan yönerge hükümleri esas alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cankiri-karatekin-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="19509"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Muhakeme Usulleri Uygulanarak Verilen Hükümlerin Tekerrür ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kurumları Bakımından İncelenmesi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ozel-muhakeme-usulleri-uygulanarak-verilen-hukumlerin-tekerrur-ve-hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-kurumlari-bakimindan-incelenmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ozel-muhakeme-usulleri-uygulanarak-verilen-hukumlerin-tekerrur-ve-hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-kurumlari-bakimindan-incelenmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu yazıda özel muhakeme usullerinden olan seri muhakeme usulü ve basit yargılama usulü uygulanarak verilen hükümlerin, tekerrüre esas alınıp alınamaması ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olup olmadığı hukuki bir açıdan değerlendirmeye çalışılmıştır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Öncelikle belirtmek gerekir ki; yukarıda belirtilen özel muhakeme usulleri olan seri muhakeme usulü ve basit yargılama usulü 2019 yılında yapılan 7188 sayılı kanun değişikliği ile ceza muhakemesi hukuku sistemimize 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250 ila 252.maddeleri arasında dahil olunmuştur. İki kurumun getiriliş amacına bakıldığında, esasen kanun koyucu tarafından, nitelik ve ceza miktarı olarak basit ve hafif görülen birtakım suçların yargılamasının, şüpheli/ sanığın birtakım haklarından feragat etmesi sonucu hakkında tayin olunacak cezadan belli bir oranda indirim yapılması ve bu şekilde yargılama faaliyetin en azından bu kapsamda basit olarak görülen suçlar bakımından bir an önce yapılıp sonlandırılması ile yargının iş yükünün azaltılmasıdır.</p>

<p>Her iki kurumun hukuki niteliğine ilişkin öğreti ve Yargıtay tarafından farklı görüşler ileri sürülmüştür. Şöyle ki; öğretide yer alan bir görüşe göre, esasen basit yargılama usulü tipik bir 1412 sayılı Kanunda yer alan ceza kararnamesinin belli başlı değişiklikler yapılmak suretiyle 5271 sayılı Kanunu ihdas edilmiş şeklidir (1). Öğretide yer alan bir diğer görüşe göre ise seri muhakeme usulü, aslında mülga kanundaki sulh ceza hakiminin ceza kararnamesinin modifiye edilmiş bir türü olduğu ileri sürülmüştür (2). Bu konuda Yargıtay ise bir kararında, seri muhakeme usulüne ilişkin düzenlemeler incelendiğinde ceza kararnamesine benzer bir düzenleme olduğu belirtilmiştir (3). Kanaatimce bu hususta ceza kararnamesine ilişkin mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 386 ila 391.maddeleri incelendiğinde, hafif suçlarda uygulanması ve itiraz halinde duruşma açılması gibi benzerlikler dikkate alınıp, söz konusu kurumun belli başlı yasal düzenlemeler dışında mer’i 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251 ila 252.maddeleri arasında düzenlenen basit yargılama usulüne tekabül etmektedir.</p>

<p>Her iki muhakeme usulü uygulanarak verilen hükümlerin tekerrüre esas alınıp alınamayacağına ilişkin meseleye değinmek gerekirse; bu konuda Yargıtay’ın iki ceza dairesi tarafından farklı kararlar verilmiştir. Şöyle ki Yargıtay 6.CD tarafından bölge adliye mahkemeleri ceza daireleri arasında oluşan içtihat farklılığını gidermek üzere 5235 sayılı Kanunun 35.maddesi uyarınca yapılan başvuru üzerine verdiği kararında; <a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun20116-84-e-201155-k-sayili-karari" rel="dofollow">Ceza Genel Kurulunun ceza kararnamesine ilişkin 19.04.2011 tarihli ve E.2011/6-84 K.2011/55 içtihadı</a>na dayanarak, seri muhakeme usulü uygulanarak verilen hükmün sonradan işlenen suçlar bakımından tekerrüre esas alınamayacağı belirtilmiştir (4). Ancak<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20235184-e-20242260-k-sayili-karari" rel="dofollow"> Yargıtay 12.CD dairesi </a>tarafından ise kanun yararına bozma başvurusu üzerine verdiği kararında; seri muhakeme usulü uygulanarak verilen hükmün sonradan işlenen suçlar bakımından tekerrüre esas alınabileceğine karar verilmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20235184-e-20242260-k-sayili-karari" rel="dofollow">(5)</a>. Basit yargılama usulü uygulanarak verilen hükümler bakımında ise, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-202320603-e-20256557-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 6.CD tarafından</a>, yapılan temiz başvurusu üzerine; “…ilgili ilamın basit yargılama usulüne göre uygulanıp verilmiş olması tekerrür hükümlerinin uygulanmasına engel bulunmamakla birlikte aleyhe temyiz olmadığından bu husus eleştiri konusu edilmekle yetinilmiştir…”şeklinde belirtmek suretiyle basit yargılama usulü uygulanarak verilen hükümlerin sonradan işlenen suçlar bakımından tekerrüre esas alınabileceğine karar verilmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-202320603-e-20256557-k-sayili-karari" rel="dofollow">(6).</a></p>

<p>Kanaatimce Yargıtay 6.CD tarafından seri muhakeme usulüne ilişkin verdiği kararında dayandığı Ceza Genel Kurul kararı ve yukarıda açıklanan öğretideki görüşler uyarınca; esasen basit yargılama usulün ceza kararnamesine muadil bir muhakeme usulü olduğu, belli başlı değişiklikler dışında basit yargılama usulünde pekte bir değişiklik yapılmadığı, Ceza Genel Kurulunun ceza kararnamesine ilişkin söz konusu kararında da belirtildiği üzere “…Bu yargılamanın en önemli özelliği, sanık davet edilip sorgusu yapılmadan ve kanıtlar ortaya konulup tartışılmadan, evrak üzerinden karar verilmesidir. Bir başka anlatımla duruşma açılarak yüz yüze yargılama yapılmadan, mevcut kanıtlarla yetinilmek suretiyle dosya üzerinden karar verilmektedir. Bu yolla basit işlerin çabuk çözümlenmesi, mahkemelerin iş yüklerinin hafifletilmesi, basit suçların yargılamalarının hızlı bir şekilde sonuçlandırılması amaçlanmıştır…” Mülga 1412 sayılı Kanuna göre mer’i 5271 sayılı Kanunda basit yargılama usulüne ilişkin olarak bu konuda yapılan en önemli değişiklikler ise şu şekilde açıklanabilir: CMK m.251/2 uyarınca; “Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. <strong>Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir.</strong><sup>”</sup><sup> </sup>Bu durumda mahkemeye mülga 1412 sayılı Kanundan ve aynı zamanda mer’i 5271 sayılı Kanunun seri muhakeme usulüne ilişkin 250.maddesinden farklı olarak, mahkeme hakimine iddia ve savunma makamların sunduğu delillerle bağlı olmadığı ve bu hususta ayrıca toplanması gereken belgeler bakımından delil araştırma faaliyeti yapması gerektiği belirtilmiştir. Bir diğer farklılık ise; mülga 1412 sayılı Kanundan farklı olarak 7499 sayılı Kanun ile değişik CMK 252/2 uyarınca; “İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece dosya, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunması hâlinde tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderilir ve bu mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Tek asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise, aynı mahkemede yetkili başka bir hakim varsa bu hakim tarafından; aksi hâlde adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hakim tarafından duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.” Bu durumda mülga kanundan farklı olarak itiraz üzerine dosyanın bir başka hakim veya mahkemeye gönderilmesi kararlaştırılmıştır. Ancak yine de söz konusu Ceza Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere ‘sanığın sorgusu yapılmadan ve kanıtlar ortaya konulup tartışılmadan, evrak üzerinden karar verilmektedir’ ve kanun yolu olarak da istinaf veya temyiz değil, itiraz olarak varlığını sürdürmüştür.</p>

<p>Tüm bu açıklamalar ve söz konusu Ceza Genel Kurul kararı bir arada değerlendirildiğinde, basit yargılama usulünün ceza kararnamesinin muadili olduğu, dolayısıyla bu usul uygulanarak verilen hükümlerin tekerrüre esas alınmaması gerektiği kanaatindeyim. Aynı şekilde seri muhakeme usulü uygulanarak verilen hükümler de tekerrüre esas alınmamalıdır. Şöyle ki; seri muhakeme usulünde talepname önüne gelen asliye ceza mahkemesi hakimi hiçbir delil araştırma faaliyetine giremeden, ancak yeterli şüphenin oluşmasıyla teklif edilip oluşturulan talepnameye bağlı olarak bir karar vermektedir. Ceza Genel Kurulu (ve aynı şekilde 6.CD) içtihadında ayrıca verdiği karara destek olarak CMK 272/3’ü göstermektedir. Söz konusu hüküm uyarınca; “…c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.” Bu durumda Ceza Genel Kurulu ve 6.CD seri muhakeme usulü (CGK kararı bakımından ceza kararnamesi) uygulanarak verilen hükümlere karşı kanun yolunun itiraz olması, istinaf veya temyiz olmaması, yani dikey değil yatay bir kanun yolu öngörülmüş olması sebebiyle bu nitelikte verilen hükümlerin tekerrüre esas alınmaması gerektiğini belirtmiştir. Seri muhakeme usulüne ilişkin CMK m.250/14 uyarıca; “Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler.” İtirazın incelenme şekline ilişkin CMK m.268 ile 271 uyarınca bu hususta itiraz mercii tarafından dosya üzerinden bir karar verilmektedir. Basit yargılama usulü uygulanarak verilen kararlar da CMK m.252/1 uyarınca itiraz kanun yoluna tabidir. Ancak bu durumda seri muhakeme usulünden farklı olarak itiraz mercii dosya üzerinden değil, CMK m.252/2 uyarınca duruşma açarak genel hükümlere göre yargılamaya devam edecektir ve bu şekilde verilen karara karşı ise CMK 252/5 uyarınca, genel hükümlere göre kanun yoluna (istinaf/ temyiz) başvurulabilir. Ancak seri muhakeme usulünde ise itiraz merci tarafından verilen karar CMK 271/4 uyarınca kesin niteliktedir. Ancak bu durumda basit yargılama usulü uygulanarak verilen hükümlerin tekerrüre esas alınıp alınamayacağı sorusuna tekrar yanıt aranacak olursa, Ceza Genel Kurulunun ceza kararnamesine ilişkin yukarıdaki içtihadı uyarınca; “…Ceza Genel Kurulunun 10.06.2003 gün ve 184-186 sayılı kararında da belirtildiği üzere; ceza kararnamesi ile verilen kararlar temyiz yasa yoluna değil, CYUY'nın 390. maddesi gereğince itiraz yasa yoluna tâbidir. İtiraz edilmeyen veya süresinde yapılan itirazın reddedilmesi halinde kesinleşen ceza kararnameleri, son karar niteliğini aldığından hükmün sonuçlarını doğuracak ve infaz edilecektir. Diğer taraftan yerleşmiş ve tartışmasız yargısal kararlarla da; temyiz yasa yoluna tabi olmayan kararların tekerrüre esas alınamayacağı, dolayısıyla da ceza kararnamesi ile verilen cezaların da tekerrüre esas olamayacağı kabul edilmiştir. O halde yerel mahkemece sanık hakkında daha önce ceza kararnamesi ile verilip infaz edilmiş cezanın tekerrüre esas alınması usul ve yasaya aykırı olup, yerel mahkeme hükmünün, belirtilen yasaya aykırılıklar nedeniyle bozulması gerekirken Özel Dairece onanmasına karar verilmesi isabetsizdir…” Söz konusu içtihat uyarınca da verilen hükmün kesin olmayıp itiraz kanun yoluna tabi olması o hükmün tekerrüre esas alınabileceği anlamına gelmeyeceği, bu durumda dolaylı olarak dikey kanun yolu incelemesine tabi olması gerektiği vurgulanmıştır.</p>

<p>Her iki muhakeme usulü uygulanarak verilen hükümlerin, hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verilmesine engel olup olmadığına ilişkin meseleye değinmek gerekirse; 5271 sayılı Kanunun 231.maddesinin 6.fıkrasının (a) bendi uyarınca; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması…”gerekir. Ancak ayrıntıları <a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-20114-522-e-201271-k-sayili-karari" rel="dofollow">Ceza Genel Kurulunun 28.02.2012 tarihli ve 2011/4-522 Esas, 2012/71 Karar sayılı kararı</a>nda açıkladığı üzere; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın itirazı üzerine, “…Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; ceza kararnamesi ile verilmiş olan hükümlülüğün, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesine ilişkindir… Bu nedenle, sanığın ceza kararnamesi ile verilmiş olan mahkûmiyetinin, 5271 sayılı CYY’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına engel olmayacağına ilişkin Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir…” Söz konusu içtihattan da anlaşılacağı üzere ceza kararnamesi uygulanarak verilen hükümlerin daha sonra işlenen suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin önünde yasal bir engel değildir.</p>

<p>Yukarıda ceza kararnamesine ilişkin yapılan açıklamalar ve öğreti ile yargısal içtihatlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, aynen tekerrüre ilişkin açıklamalarım doğrultusunda seri muhakeme usulü ve basit yargılama usulüne uygulanarak verilen hükümlerin daha sonra işlenen suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin önünde yasal bir engel teşkil etmediği ancak bu durumda mahkeme hakimince, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması noktasında söz konusu takdiri hükmü uygulamama gerekçesi olarak değerlendirilebileceği kanaatindeyim. Son olarak belirtmek gerekir ki; CMK m.231/8 uyarınca; “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” Söz konusu hüküm ile <a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2020353-e-2023662-k-sayili-karari" rel="dofollow">Ceza Genel Kurulunun E.2020/3-353, K.2023/662 Karar sayılı kararı</a>nda belirttiği üzere suç tarihi fark etmeksizin ‘denetim süresi içinde kasıtlı bir suç nedeniyle kişi hakkında bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.’ Peki bu durumda kişi hakkında seri muhakeme usulü uygulanıp verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı daha sonra denetim süresi içinde verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına engel teşkil eder mi, sorusu akıllara gelmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere ceza kararnamesi uygulanıp verilen mahkumiyetler dahi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olmazken, seri muhakeme usulü uygulanıp verilen ve hüküm niteliğinde dahi olmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı daha sonra denetim süresi içinde verilebilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yasal engel teşkil etmeyeceği, “yeniden suç işlemeyeceği” hususunda kanaatinin oluşmaması olarak değerlendirilebileceği kanaatindeyim.</p>

<p><strong>Mehmet KUTLU</strong></p>

<p><strong>Savcı Yardımcısı</strong></p>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><span style="color:#999999">1. a. Yener ÜNVER/ Hakan HAKERİ: Ceza Muhakemesi Hukuku, 21.Baskı, Ankara: Adalet Yayıncılık, 2023, s.47</span></p>

<p><span style="color:#999999">b. Bahri ÖZTÜRK: Basit Yargılama Usulüne ilişkin Adalet Bakanlığının youtube adlı program üzerinden video paylaşımı</span></p>

<p><span style="color:#999999">c. Hakan KAŞKA: Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Basit Muhakeme, Türkiye Barolar Birliği Dergisi</span></p>

<p><span style="color:#999999">2. Feridun YENİSEY/ Ayşe NUHOĞLU: Ceza Muhakemesi Hukuku, 10.Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2022, s.890-898-900-901</span></p>

<p><span style="color:#999999">3. 6.CD, E.2025/4862, K.2025/11678; E.202/6421, K.2026/1925 (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır.)</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#999999">4. 6.CD, E.2025/4862, K.2025/11678; E.202/6421, K.2026/1925 (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır.)</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20235184-e-20242260-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">5</span></a><span style="color:#999999">. </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20235184-e-20242260-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">12.CD, E.2023/5184, K.2024/2260</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20235184-e-20242260-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">(https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20235184-e-20242260-k-sayili-karari)</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-202320603-e-20256557-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">6</span></a><span style="color:#999999">. </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-202320603-e-20256557-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">6.CD E.2023/20603, K.2025/6557</span></a><span style="color:#999999"> (</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-202320603-e-20256557-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-202320603-e-20256557-k-sayili-karari)</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ozel-muhakeme-usulleri-uygulanarak-verilen-hukumlerin-tekerrur-ve-hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-kurumlari-bakimindan-incelenmesi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 16:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/10/terazi/terazi-veraset-ilamia.jpg" type="image/jpeg" length="73021"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu'nun 2020/353 E., 2023/662 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2020353-e-2023662-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2020353-e-2023662-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.12.2023 tarihli, 2020/353 E., 2023/662 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2020/353 E., 2023/662 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İTİRAZ<br />
İtirazname No : 2020/45578<br />
KARARI VEREN<br />
YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi<br />
MAHKEMESİ :Asliye Ceza<br />
SAYISI : 180-181</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>Nitelikli kasten yaralama suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Silifke Asliye Ceza Mahkemesince 19.03.2019 tarih ve 180-181 sayı ile kurulan ve cezanın miktarı itibarıyla kesin olan hükme yönelik Adalet Bakanlığının 18.09.2019 tarihli ve 8653 sayılı kanun yararına bozma talebi ve bu talep üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.09.2019 tarihli ve 92784 sayılı İhbarnamede; "Sanığın üzerine yüklenen suçu 25.10.2018 tarihinde işlediği, adli sicil kaydında görülen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 28.12.2018 tarihinde kesinleştiği, bu sebeple anılan kararın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olmadığı" gerekçesiyle kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 21.10.2019 tarih ve 14059-19056 sayı ile; "Sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken daha önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiğinden söz edildiği, sanığın adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 18.12.2018 tarihinde kesinleştiği, inceleme konusu suç nedeniyle 19.03.2019 tarihinde karar verilirken sanığın hakkında daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunduğundan 6545 sayılı kanunla değişik 5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesinin 2. cümlesindeki 'Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez' şeklindeki düzenlemeye göre; mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır" şeklindeki gerekçeyle kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. İTİRAZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 04.06.2020 tarih ve 45578 sayı ile; "Sanık ... hakkında 27.09.2018 tarihinde işlediği trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan kamu davası açılmış, Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 18.12.2018 tarihinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar verilmiş ve 28.12.2018 tarihinde bu karar kesinleşmiştir. Kanun yararına bozmaya konu kasten yaralama suçu ise 28.12.2018 tarihinden önce 25.10.2018 tarihinde işlenmiştir. Kanaatimizce suç tarihi itibariyle henüz verilmeyen ve kesinleşmeyen bir karar dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesinin 8. fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmemesi gerekmektedir. Yargılama konusu suçun işlendiği tarih itibari ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir durum olmamasına rağmen sadece bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmasına yasal olarak yer olmadığı şeklindeki gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesi usul ve kanuna aykırıdır. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulu hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili verdiği 25.06.2019 tarihli ve32-500, 20.06.2019 tarihli ve 1413-489, 11.12.2018 tarihli ve 197-632, 02.10.2018 tarihli ve 392-389, 23.01.2018 tarihli ve 962-16 kararlarında ve benzer birçok ilamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanığa ilişkin şartları arasında 'yargılamaya konu kasıtlı suçun, sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin denetim süresi içinde işlenmemiş olması' hususunu saymış, sanığın ancak denetim süresi içinde ikinci kez suç işlemesi halinde yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceğini belirtmiştir. Aksine bir düşünce, suç tarihinden sonra işlenen başka bir eylem nedeniyle sanığın ceza hukuku bağlamında sorumlu olması sonucunu doğurur. Bu sorumluluk hukuk devletlerinin vazgeçilmezi olan hukuki güvenlik ilkesi ile de bağdaşmaz.</p>

<p>Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü inceleyen Yüksek Dairece, ihbarname içeriğinde belirtilen kanun yararına bozma talebi kabul edilerek anılan kararın 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerekirken, talebin reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı görüldüğü" düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.</p>

<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 14.09.2020 tarih ve 19083-10530 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU</strong></p>

<p>Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hüküm tarihinde, önceden işlediği suç nedeniyle bir kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olan sanık hakkında, ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p><strong>IV. DOSYADAKİ BİLGİ VE BELGELER</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İncelenen dosya kapsamından;<br />
Sanık hakkında, 27.09.2018 tarihinde işlemiş olduğu trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması istemiyle Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 15.10.2018 tarihli ve 1528-1288 sayılı iddianameyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucu, Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesince 18.12.2018 tarih ve 388-487 sayı ile; sanığın TCK’nın 179/2, 62/1 maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ancak CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin verilen kararın itiraz edilmeksizin 28.12.2018 tarihinde kesinleştiği,</p>

<p>Sanık hakkında henüz işlediği ilk suçtan açılan kamu davası görülmeye devam ederken, 25.10.2018 tarihinde eşine karşı işlediği nitelikli kasten yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 13.02.2019 tarihli ve 515-450 sayılı iddianameyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucu, Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2019 tarih ve 180-181 sayı ile sanığın TCK’nın 86/2, 86/3-a, 62/1, 52/2, 52/4 maddeleri uyarınca 3000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün sanığın yüzüne karşı tefhim edildiği ve cezanın miktarı itibarıyla kesin olduğu,<br />
Anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>V. GEREKÇE</strong></p>

<p>A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler<br />
CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen ve Ceza Genel Kurulunun birçok kararında açıkça belirtildiği üzere sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu; denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca belirlenebilecek yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hükmün, aynı Kanun'un 223/10. maddesi uyarınca ortadan kaldırılarak kamu davasının düşmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.</p>

<p>Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle CMK'nın 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkralar ile büyükler için de uygulamaya konulmuş, 5560 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun'un 23. maddesi de değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla, çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır.</p>

<p>Başlangıçta yalnızca şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması düzenlemesi; 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile CMK'nın 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş; 6008 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle, CMK'nın 231. maddesinin 6. fıkrasının sonuna; "Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez" cümlesi, 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle, aynı maddenin 8. fıkrasına; "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" cümlesi, son olarak 05.04.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle de aynı maddenin 12. fıkrasına; "İtiraz mercii, karar ve hükmü inceler; usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılık tespit ettiği takdirde, gerekçesini göstererek karar ve hükmü kaldırır ve gereğinin yapılması için dosyayı mahkemesine gönderir." cümlesi eklenmek suretiyle son şeklini almıştır.</p>

<p>Buna göre; adı geçen maddenin 8. fıkrasına, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesiyle eklenen cümle uyarınca, daha önceden hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve kasten işlediği başka bir suçtan yeni bir hüküm kurulacak olan sanık hakkında, önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesiyle başlayan denetim süresi içinde ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyecektir. Nitekim 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesinin gerekçesinde de açıkça ifade edildiği üzere; "yapılan değişiklikle, kişinin işlediği ikinci suçun denetim süresi içinde işlenip işlenmediğinin bir önemi bulunmaksızın, denetim süresi içinde aynı sanık hakkında bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilememesi" amaçlanmaktadır.</p>

<p>Anayasa'nın 38. maddesinde düzenleme altına alınan suç ve cezaların kanuniliği ilkesi çerçevesinde, suç ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceği ve sanık aleyhine sonuç doğuramayacağı ilkeleri ile TCK'nın 7. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte olan Kanun ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükümlerinin farklı olması hâlinde fail lehine uygulama yapılacağını düzenleyen lehe kanun uygulaması bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde; 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesinin yürürlüğe girdiği tarih olan 28.06.2014 tarihinden önce işlenmiş bir suç nedeniyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen bir sanığın, yine 28.06.2014 tarihinden önce kasten işlediği bir diğer suç nedeniyle ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinden yararlanması önünde, suç tarihi esas alınarak maddede yazılı diğer şartların varlığı ve mahkemenin takdiri koşuluyla bir engel bulunmadığı düşünülebilir ise de; önceden işlediği bir suç nedeniyle hakkında birinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanığın, işlediği bir diğer kasıtlı suçtan verilecek karar tarihinde adli sicil kaydında, önceden verilmiş ve kesinleşmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunduğunun ve denetim süresinin başladığının sabit olması karşısında; yargılandığı ikinci suçu birinci suçtan önce, denetim süresi içinde veya denetim süresinden önce işleyip işlememesinin bir önemi bulunmaksızın; sanık hakkında kuralın yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihi ve sonrasındaki bir tarihte yürürlükte olan 6545 sayılı Kanun'la değişik CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün değildir.</p>

<p>Buna rağmen doktrinde, 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişikliğin madde gerekçesinde yazılı hususun aksine, denetim süresi içinde ikinci bir suçun işlenmiş olması hâlinde ilk hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın ikinci hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini engelleyeceğini savunan ve bu hususun aynı zamanda birinci hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın sonucu olarak kabul eden yazarlar da bulunmaktadır (Centel, Nur, - Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, 19. Bası, Beta Basım, Yayım, Dağıtım, İstanbul, 2020, s.875-879). Hatta bazı yazarlar; ceza usul kurallarına ilişkin derhal uygulanabilirlik ilkesi gereği, 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle CMK'nın 231/8. maddesine eklenen, daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin usuli engel oluşturacağı kuralının, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe girmesi karşısında; bu engelin sadece 28.06.2014 tarihinden sonra verilip kesinleşen bir hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının geri bırakılması kararının sonucu olarak uygulanabileceğini de ileri sürmektedir (Şahbaz, İbrahim, Açıklamalı-İçtihatlı Ceza Muhakemesi Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, 2020, s.2386).</p>

<p>Ancak, CMK'nın 231/8. maddesinin ikinci cümlesinin; "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha ... karar verilemez." şeklinde düzenlenmesi ve buradan hareketle yapılacak lafzî ve amaçsal (gai) yoruma göre, denetim süresi içinde sözcük öbeğinden sonra araya konulan virgül (,) ve madde gerekçesinde diğer suçun işlendiği tarihin önemli olmadığının açıkça belirtilmesi karşısında; bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi önündeki kanuni ve usuli engelin; ikinci yargılamaya konu olan ve kasten işlenen bir diğer suçun tarihine göre değil, herhangi bir sebeple ilk hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden sonra diğer kasıtlı suçtan dolayı görülen yargılamada verilecek karar tarihi esas alınarak gözetilmesi gerekmektedir. Kaldı ki; birinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmeyle birlikte başlayan denetim süresi içinde kasten yeni bir suç daha işleyen veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranan sanık hakkında daha önceden açıklanması geri bırakılan hükmün; uygulamanın düzenlendiği tarihten bugüne yürürlükte olan CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanmasına karar verileceğinin de göz ardı edilmemesi gerekmektedir.</p>

<p>Keza, Anayasa Mahkemesi de; 26.06.2015 tarih ve 29398 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 17.06.2015 tarihli ve 23-56 sayılı kararıyla; 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle CMK'nın 231/8. maddesine eklenen ikinci cümlenin iptaline dair başvurunun; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı mahkûmiyeti bulunmayan kişilerin, toplumda suçlu olarak damgalanmaması ve yararlı bir birey olarak tekrar topluma kazandırılması amacıyla belli koşullara bağlı olarak tanınan bir imkân olup kişilere her durumda mutlaka sağlanması gereken bir hak teşkil etmediği, kanun koyucunun hangi koşullar altında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğini belirleme konusunda takdir yetkisine sahip olduğu, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olanların bu kurumdan yararlanamayacağı ve sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi hâlinde açıklanması geri bırakılan hükmün mahkeme tarafından açıklanacağı göz önünde bulundurulduğunda; itiraz konusu kuralın da kurumun ihdas ediliş amacıyla çelişmediği, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için gerekli olan koşullardan birisini düzenlediği, ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilememesi kuralının bir yaptırım olmayıp bu kurumdan yararlanma şartlarının gerçekleşmemesinin bir sonucu olduğu" gerekçesiyle reddine karar vermiştir.</p>

<p>Daha önceden işlediği bir suç nedeniyle hakkında bir kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen bir sanık hakkında, işlediği taksirli bir suç nedeniyle açılan davada ise; 6545 sayılı Kanun'la CMK'nın 231/8. maddesine eklenen cümledeki sınırlamaya tabi olmaksızın ve yine maddede yazılı diğer şartların varlığı koşuluyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi ise her zaman mümkün olabilecektir.</p>

<p>Öte yandan, önceden işlediği suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesiyle başlayan beş yıllık denetim süresi içinde CMK'nın 231/10. maddesinde yazılı düşme kararı verilmesi şartlarını taşıyan veya hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilen bir sanığın, denetim süresi bittikten sonra kasten işlediği bir diğer suçtan dolayı yapılan yargılama sonucu; adli sicil kaydında önceden verilen ve düşme kararı verilmesi şartlarını taşıyan birinci hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunsa dahi; CMK'nın 231. maddesinde yazılı koşulların varlığı hâlinde, sanık hakkında yeni bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün olabilecektir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli ve 120-107 sayılı kararıyla, CMK’nın 231/5. maddesinin birinci cümlesinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan ikinci ve üçüncü cümleleri ile aynı maddenin 6. fıkrası birinci cümlesinin, 7. fıkrasının, 8. fıkrasının birinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin, 9,10,11,13 ve 14. fıkralarının da iptaline karar verilmiş ise de; anılan kararın Resmî Gazete’de yayımından itibaren bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, 01.08.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandığı ve 01.08.2024 tarihine kadar yeniden düzenleme yapılana kadar hâlen yürürlükte olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümezliği ve usul kurallarının derhal uygulanabilirliği ilkeleri uyarınca; iptal kararı yürürlüğe girinceye kadar eskiden verilmiş ve kesinleşmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, yürürlükteki Kanun hükümlerine göre değerlendirilerek sanık lehine sonuçlarını doğurmaya devam edeceği ve iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgili Kanun hükmünde herhangi bir değişiklik yapılmaması hâlinde artık hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği tartışmasızdır.</p>

<p>B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki Nitelendirme<br />
27.09.2018 tarihinde işlediği trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu (ilk suç) nedeniyle Silifke Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.10.2018 tarihinde düzenlenen iddianame ile hakkında kamu davası açılan sanığın; 25.10.2018'de eşine karşı nitelikli kasten yaralama suçunu (ikinci suç) işlediği, ilk suç nedeniyle açılan kamu davasında Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesince 18.12.2018 tarih ve 388-487 sayı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararın 28.12.2018 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, daha sonra işlediği ikinci suç nedeniyle Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 13.02.2019 tarihli iddianameyle açılan kamu davasında Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesince 19.03.2019 tarih ve 180-181 sayı ile sanığın (eşine karşı) nitelikli kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/2, 86/3-a, 62/1, 52/2, 52/4. maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiği ve bu tarihte sanığın adli sicil kaydında ilk suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın bulunduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>Sanığın, gerek ilk suçu işlediği 27.09.2018 tarihinde ve bu suç nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği 18.12.2018 tarihli karar sırasında gerekse ikinci suçu işlediği 25.10.2018 tarihinde ve bu suç nedeniyle kurulup kanun yararına bozmaya konu edilen 19.03.2019 tarihli ikinci hükmün kurulduğu sırada, 6545 sayılı Kanun'la CMK'nın 231/8. maddesine eklenen ve önceden hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğine dair cümlenin yürürlükte bulunduğu, dolayısıyla maddenin lafzı ve gerekçesi gözetildiğinde; kasten işlediği ikinci suç nedeniyle, birinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesiyle başlayan beş yıllık denetim süresi içinde, sanık hakkında ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı kabul edilmelidir.</p>

<p>Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen itirazının reddine karar verilmelidir.</p>

<p>Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesi önünde engel bulunmadığı düşüncesiyle itirazın kabulü yönünde karşı oy kullanmışlardır.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE,</p>

<p>2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2020353-e-2023662-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 16:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/03/yargi/yargitayjkf2.jpg" type="image/jpeg" length="89772"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu'nun 2011/4-522 E., 2012/71 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-20114-522-e-201271-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-20114-522-e-201271-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28.02.2012 tarihli, 2011/4-522 E., 2012/71 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2011/4-522 E., 2012/71 K.</strong></p>

<p><strong>CEZA KARARNAMESI</strong></p>

<p><strong>TEKERRÜR</strong></p>

<p><strong>HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERI BIRAKILMASI</strong></p>

<p><strong>TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) (765) Madde 95</strong></p>

<p><strong>ÇOCUK KORUMA KANUNU (5395) Madde 23</strong></p>

<p><strong>CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) (1412) Madde 390<br />
CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) (1412) Madde 388<br />
CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) (1412) Madde 386<br />
CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) (1412) Madde 305<br />
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 231<br />
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 58<br />
1982 ANAYASASI (2709) Madde 36<br />
ADLİ SİCİL KANUNU (5352) Geçici Madde 2<br />
ADLİ SİCİL KANUNU (MÜLGA) (3682) Madde 8</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>ÖZET:</strong> 1412 SAYILI CYUY’DE YER ALAN DÜZENLEMELERE GÖRE CEZA KARARNAMESİ İLE VERİLEN VE USULÜNE UYGUN OLARAK KESİNLEŞMİŞ BULUNAN MAHKUMİYETLERİN SON KARAR NİTELİĞİNDE BİR HÜKÜM OLDUĞUNDA KUŞKU BULUNMAMAKTA İSE DE, GENEL YARGILAMA KURALLARINDAN FARKLI VE KENDİNE ÖZGÜ İSTİSNAİ BİR YARGILAMA YÖNTEMİ İLE VERİLMİŞ OLMALARI, TEMYİZE TABİ OLMAMALARI NEDENİYLE TEKERRÜRE ESAS ALINMAMALARI, DOĞURDUĞU SAKINCALAR NEDENİYLE BU KURUMA 5271 SAYILI CYY’DE YER VERİLMEMESİ, AİHM TARAFINDAN BU YÖNTEMİN ADİL YARGILAMA İLKESİNE AYKIRI OLDUĞUNA KARAR VERİLMESİ GİBİ HUSUSLAR GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA, CEZA KARARNAMESİ İLE VERİLEN MAHKUMİYETLERİN HÜKMÜN AÇIKLANMASI­NIN GERİ BIRAKILMASINA ENGEL OLUŞTURMAYACAKLARININ KABULÜ GEREKİR.</p>

<p>Tehdit suçundan sanık Remzi’nin 5237 sayılı TCY’nın 106/1, 62 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 3000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Foça Sulh Ceza Mahkemesince verilen 15.02.2007 gün ve 289-66 sayılı hükmün, sanık müdafaii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 17.10.2011 gün ve 16391-17531 sayı ile;</p>

<p>“…2- Tehdit suçundan kurulan hükmün ise;</p>

<p>Sanığın sabıka kaydında yer alan eski hükümlülük kararının, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyen ceza kararnamesinden ibaret olması nedeniyle;</p>

<p>08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CYY’nın 231. maddesi uyarınca, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi” zorunluluğundan diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Yargıtay C. Başsavcılığı ise 28.11.2011 gün ve 144382 sayı ile;</p>

<p>“Çözümlenmesi gereken sorun, kasten işlenen suçtan dolayı ceza kararnamesi ile verilen hükümlülüğün hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel oluşturan nitelikte olup olmayacağının belirlenmesine ilişkindir…</p>

<p>‘Ceza kararnamesi’ genel yargılama kurallarından farklı kuralları bulunan, kendine özgü hızlandırılmış bir yargılama yöntemidir. Bu yargılamanın en önemli özelliği, sanık davet edilip sorgusu yapılmadan ve kanıtlar ortaya konulup tartışılmadan, evrak üzerinden karar verilmesidir. Bir başka anlatımla duruşma açılarak yüz yüze yargılama yapılmadan, mevcut kanıtlarla yetinilmek suretiyle dosya üzerinden karar verilmektedir. Bu yolla basit işlerin çabuk çözümlenmesi, mahkemelerin iş yüklerinin hafifletilmesi, basit suçların yargılamalarının hızlı bir şekilde sonuçlandırılması amaçlanmıştır.</p>

<p>Ceza kararnamesi ile verilen kararlar temyiz yasa yoluna değil, CYUY’nın 390. maddesi gereğince itiraz yasa yoluna tabidir. İtiraz edilmeyen veya süresinde yapılan itirazın reddedilmesi halinde kesinleşen ceza kararnameleri, son karar niteliğini aldığından hükmün sonuçlarını doğuracak, infaz edilecektir. Bu kararlar için kesinleştiklerinde yazılı emir yasa yoluna başvurulması olanaklıdır.</p>

<p>Öte yandan, CYUY’nın 305. maddesi ile temyize tabi hükümler belirlenmiş ve temyize tabi olmayan hükümler hakkında ise, olağanüstü bir yasa yolu olan yazılı emir yoluna başvurabileceği ve tekerrüre esas alınamayacağı esası getirilmiştir. Yine yerleşmiş yargısal kararlarda da belirtildiği üzere, bu yasa maddesinin uygulanmasında, Yargıtay yolunun açık olduğu hükümler, ittihaz edildikleri anda kesin hüküm etkisini taşı­madıklarından yukarıda sayılan diğer koşulların da gerçekleşmesi halinde tekerrüre esas alınacaklardır. Ancak temyiz yasa yoluna tabi olmayan kararların tekerrüre esas alınamayacağı, dolayısıyla da ceza kararnamesi ile verilen cezaların da tekerrüre esas olamayacağı kabul edilmiştir.</p>

<p>Ne var ki, ceza kararnamesi ile verilen kararların 1412 sayılı CYUY’nın 305. maddesindeki düzenleme ve yerleşmiş yargısal kararlara göre tekerrüre esas alınamayacağı konusunda bir duraksama bulunmamakta ise de; anılan kararların hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil edip etmeyeceğinin tartışılması gerekmektedir.</p>

<p>Esasen ceza kararnameleri ile verilen hükümlülükler hükmün bütün sonuçlarını taşımakta ve infaz edilmektedir. Açılan bir kamu davasında kanıtların hüküm vermeye yeterli olması halinde yasada sayılan koşullara uygun olarak hakimin ceza kararnamesi düzenlemesi olanaklıdır.</p>

<p>Ancak, ceza kararnamesi düzenlemek veya duruşma açmak hakimin takdirinde olup, bu takdire dayalı olarak verilen kararlardan birinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına esas alınarak diğerinin alınmaması eşitlik ilkesine aykırı olacaktır. Aynı nitelikte suç işleyen kişiler arasında bu şekilde eşitsizlik yaratılması, ceza adaletine olan güveni de sarsacak niteliktedir. Kaldı ki, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen CMK 231. maddesinde ceza kararnamesiyle verilen mahkumiyet kararları ile ilgili açık bir hüküm de bulunmamakta yalnızca sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması koşulu aranmaktadır.</p>

<p>Tüm bu açıklamalar ışığında adli sicil kaydında kasten yaralama suçundan ceza kararnamesi ile kurulan bir mahkumiyet hükmü bulunması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında uygulanması koşulları oluşmadığından, Özel Dairece bu konunun bozma nedeni sayılması isabetli olmayıp, yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi gerekir” görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurmuştur.</p>

<p>Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p>İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.</p>

<p>Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; ceza kararnamesi ile verilmiş olan hükümlülüğün, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p>İncelenen dosya içeriğinden;</p>

<p>Yerel mahkemece 15.02.2007 tarihli karar ile, sanık hakkında 14.08.2006 tarihinde işlemiş olduğu tehdit suçundan sonuç olarak 3000 Lira adli para cezasına hükmedildiği, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hususunda bir değerlendirmenin yapılmadığı,</p>

<p>Adli sicil kaydına göre, sanık hakkında Foça Sulh Ceza Mahkemesince 21.03.2002 gün ve 283-44 sayılı ceza kararnamesi ile, kasten yaralama suçundan 765 sayılı TCY’nin 456/4 ve 19. maddeleri uyarınca verilen 142.365.600 Lira ağır para cezasının 647 sayılı Yasanın 6. maddesi gereğince ertelendiği ve bu hükmün 14.06.2002 tarihinde kesinleştiği,</p>

<p>Anlaşılmaktadır.</p>

<p>Uyuşmazlık konusunun çözümü açısından öncelikle hükmün açık­lanmasının geri bırakılması ve ceza kararnamesi kurumlarının incelenmesinde yarar bulunmaktadır.</p>

<p>Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi ile kabul edilmiş olup, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 23. maddesiyle 5271 sayılı Yasanın 231. maddesine eklenen 5-14. fıkralar ile de büyükler için kabul edilmiş, aynı Yasanın 40. maddesiyle 5395 sayılı Yasanın 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılık hariç olmak koşuluyla, çocuk suçlular ile yetişkin suçlular hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı koşullara tabi kılınmıştır.</p>

<p>Başlangıçta yetişkin sanıklar yönünden şikayete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası için kabul edilen bu müessese, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 23.01.2008 gün ve 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklik ile hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları için uygulanabilir hale getirilmiş, şikayete bağlı suçlarla sınırlı olarak uygulanan bu müessese Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlar ayrık olmak üzere, tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.</p>

<p>5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Yasalar ile 5271 sayılı CYY’nin 231. maddesinde gerçekleştirilen değişiklikler sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;</p>

<p>1) Suça ilişkin;</p>

<p>a- Yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olması,</p>

<p>b- Suçun, Anayasa’nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılap yasalarında yer alan suçlardan bulunmaması</p>

<p>2) Sanığa ilişkin;</p>

<p>a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması,</p>

<p>b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi,</p>

<p>c- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,</p>

<p>d- Sanığın bu kurumun uygulanmasını kabul etmesi,</p>

<p>Koşullarının varlığı gerekmektedir.</p>

<p>Tüm bu koşulların bulunması halinde, mahkemece hükmün açıklan­masının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır.</p>

<p>5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde öngörülen daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmama koşulu açısından herhangi bir ayrım gözetilmediğinden, hükmolunan cezanın hapis veya adli para cezası olmasının da herhangi bir önemi bulunmamaktadır.</p>

<p>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 250-13 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında da vurgulandığı üzere, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar yönünden, önceki mahkumiyetin 765 sayılı TCY’nin 95/2. maddesi uyarınca esasen vaki olmamış sayılacağı haller veya 3682 sayılı Adli Sicil Yasasının 8 ve 5352 sayılı Adli Sicil Yasasının geçici 2. maddesi hükümleri uyarınca silinme koşulları oluşan önceki mahkumiyetler, adli sicilden silinmiş olup olmadığına bakılmaksızın, 01.06.2005 tarihinden sonra işlenen suçlardan dolayı mahkum edilen sanıklar yönünden ise, 5237 sayılı TCY’de tekerrür hükümlerinin uygulanması için 58. maddesinde öngörülen sürelerin geçmiş olması halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarının değerlendirilmesinde engel bir neden olarak kabul edilemeyecektir. Ancak, yasal engel oluşturmayan bu mahkumiyetlerin yargılama mercilerince, subjektif koşulun ele alınmasında sanığın suç işleme eğilimi açısından değerlendirmeye esas alınmasına da bir engel bulun­mamaktadır.</p>

<p>Ceza kararnamesinin kurumunun ise ayrıca ele alınıp değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>5271 sayılı CYY’de yer almayan ceza kararnamesine ilişkin 1412 sayılı CYUY’nın 386. maddesinde; “Sulh mahkemelerinin görevi içinde bulunan suçlara sulh hakimi, duruşma yapmaksızın bir ceza kararnamesi ile karar verebilir.</p>

<p>Bu ceza kararnamesi ile ancak hafif veya ağır para cezasına veya nihayet üç aya kadar hafif hapis veya bir meslek ve sanatın icrasının tatiline veya müsadereye yahut bunlardan bir kaçına veya hepsine hükmedilebilir.</p>

<p>Ceza kararnamesiyle hükmedilecek hafif hapis cezası yerine ‘Cezaların infazı hakkında Kanun’ gereğince para cezası da hükmolunabilir”,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>388. maddesinde; “Ceza kararnamesi tertip edilmiş olan cezadan başka işlenmiş olan suçu, tatbik edilen kanun maddelerini sübut delillerini ve kararnamenin tebliği tarihinden itibaren sekiz gün içinde sulh mahkemesine bir istida takdimi veya bu hususta bir zabıt varakası yapılmak üzere mahkeme katibine yapılacak bir beyan ile itiraz olunabileceği ve aksi halde ceza kararnamesinin icra edileceğini ihtiva eder. Bu zabıt varakası hakime tasdik ettirilir.</p>

<p>Mahkum, müddet bitmeden evvel itirazından vazgeçebilir”,</p>

<p>390. maddesinde; “Ceza kararnamesi ile hafif hapis cezasına hükmedilmişse itiraz üzerine duruşma yapılır. Şu kadar ki, sanık duruşmadan evvel itirazından vazgeçerse duruşmaya mahal kalmaz.</p>

<p>Duruşmada sanığı müdafii temsil edebilir. Hakim itiraz üzerine vereceği hükümde evvelki karar ile bağlı değildir.</p>

<p>Ceza kararnamesiyle hafif veya ağır para cezasına ya da muayyen bir meslek veya sanatın tatiline veya müsadereye yahut bunlardan birkaçına veya hepsine hükmedilmişse itiraz üzerine asliye mahkemesi başkan veya hakimi 301, 302 ve 303. madde hükümlerine göre itirazı inceler. Bu halde itiraz dilekçesinin verilmesi, aleyhine itiraz olunan ceza kararnamesinin icrasını durdurur” şeklinde düzenlemeler bulunmaktadır.</p>

<p>Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin 22.10.2004 gün ve 25621 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30.06.2004 gün ve 481-91 sayılı kararı ile; “…Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 390. maddesinde ceza kararnamelerinin özelliği gereği farklı bir düzenleme yapıldığı görülmektedir. Bu maddenin birinci fıkrasında, ceza kararnamesi ile hafif hapis cezasına hükmedilmişse itiraz üzerine duruşma yapılacağı öngörülmüştür. Bu durumda genel usul kurallarının uygulanacağı açıktır. Maddenin üçüncü fıkrasında ise, diğer ceza ve yaptırımlar yönünden bu olanak ortadan kaldırılarak itirazın duruşma yapılmaksızın evrak üzerinden karara bağlanması kabul edilmiştir. Bu düzenlemeden, ceza kararnamesiyle hükmedilebilecek hafif hapis dışındaki ceza ve yaptırımların, özgürlüğü bağlayıcı ceza kadar önemli görülmediği anlaşılmakta ise de, para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmesi, ayrıca, bunlara cezalandırma amacıyla hükmedilmesi, bu ceza ve yaptırımlara muhatap olan ve bunu kabul etmeyerek itiraz hakkını kullanan sanıklara hafif hapis cezasını içeren ceza kararnamelerinde olduğu gibi duruşma açılarak adil yargılanma ve savunma hakkının tanınmasını zorunlu kılmaktadır… Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa’nın 36. maddesine aykırıdır” gerekçesiyle, 1412 sayılı CYUY’nın 390. maddesinin 3. fıkrasının iptaline karar verilmiştir.</p>

<p>5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasanın “Uyum Hükümleri” başlıklı ikinci bölümünde yer alan 10. maddesi ile, “(1) Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilip henüz kesinleşmemiş ceza kararnamesi ile sonuçlandırılan dava dosyaları, mahkemesince re’sen ele alınarak duruşmalı yargılama yapılır” hükmü getirilmek suretiyle, 01 Haziran 2005 tarihinden önce verilen ve henüz kesinleşmeyen ceza kararnamesine ilişkin uygulama yöntemine son verilerek 5271 sayılı Yasaya uyumlu hale getirilmiştir.</p>

<p>Ceza Genel Kurulunun 19.04.2011 gün ve 84-55 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere; 5271 sayılı CYY’de yer verilmeyen sulh ceza hakiminin ceza kararnamesi, genel yargılama kurallarından farklı kuralları bulunan, kendine özgü hızlandırılmış bir yargılama yöntemidir. Bu yar­gılamanın en önemli özelliği, sanık davet edilip sorgusu yapılmadan ve kanıtlar ortaya konulup tartışılmadan, evrak üzerinden karar verilmesidir. Bir başka anlatımla duruşma açılarak yüz yüze yargılama yapılmadan, mevcut kanıtlarla yetinilmek suretiyle dosya üzerinden incelemeyle karar verilmektedir. Bu yolla mahkemelerin iş yüklerinin hafifletilmesi ve basit suçların yargılamalarının hızlı bir şekilde sonuçlandırılması amaçlanmıştır.</p>

<p>Ceza kararnamesi ile verilen kararlar temyiz yasa yoluna değil, 1412 sayılı CYUY’nin 390. maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna tabidir. İtiraz edilmeyen veya süresinde yapılan itirazın reddedilmesi halinde kesinleşen ceza kararnameleri, son karar niteliğini aldığından hükmün sonuçlarını doğuracak ve infaz edilecektir.</p>

<p>Bununla birlikte yerleşmiş yargısal kararlarla da; temyiz yasa yoluna tabi olmayan kararların tekerrüre esas alınamayacağı, dolayısıyla ceza kararnamesi ile verilen cezaların da tekerrüre esas olamayacağı kabul edilmiştir.</p>

<p>Öte yandan, Anayasa’nın 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu öngörülmüş, yine Anayasamızın 90. maddesi uyarınca iç hukuk kuralı haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde adil yargılanma hakkı hükme bağlanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ülkemiz aleyhine açılmış olan birçok davada (Piroğlu ve Karakaya/Türkiye, no:36370/02; Dağlı/Türkiye, no:28888/02; Karahanoğlu/Türkiye, no:74341/01; Mevlüt Kaya/Türkiye, no:1383/02; Taner/Türkiye, no:38414/02; Yeşilyurt ve Tutar/Türkiye, no:8296/05; Oyman/Türkiye, no:39856/02; Nurhan Yılmaz/Türkiye, no:16741/04; Akbulut/Türkiye, no:7076/05) aynı yöndeki başvuruları inceleyerek; “…Mahkeme, olay zamanında yürürlükte olan ilgili iç hukuk kurallarına uygun olarak başvuranın yargılanması sırasında açık duruşmaya yer verilmediğini gözlemler… Başvurana, davasını gören mah­kemeler önünde kendisini bizzat ya da avukatı vasıtasıyla savunma imkanı tanınmamıştır. Bu nedenle mahkeme, başvuranın cezai kovuşturmaya aktif olarak katılmadığı kanaatindedir… Yukarıda belirtilenler ışığında mahkeme, adli merciler tarafından uygulanan usulün başvuranın savunma haklarını tam olarak kullanmasını engellediği ve dolayısıyla yargılamayı adil olmayan bir hale getirdiğine karar vermiştir” gerekçesiyle ceza kararnamesi ile verilen hükümlerde AİHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna karar vermiştir.</p>

<p>Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;</p>

<p>1412 sayılı CYUY’de yer alan düzenlemelere göre ceza kararnamesi ile verilen ve usulüne uygun olarak kesinleşmiş bulunan mahkumiyetlerin son karar niteliğinde bir hüküm olduğunda kuşku bulunmamakta ise de, genel yargılama kurallarından farklı ve kendine özgü istisnai bir yargılama yöntemi ile verilmiş olmaları, temyize tabi olmamaları nedeniyle tekerrüre esas alınmamaları, doğurduğu sakıncalar nedeniyle bu kuruma 5271 sayılı CYY’de yer verilmemesi, AİHM tarafından bu yöntemin adil yargılama ilkesine aykırı olduğuna karar verilmesi gibi hususlar gözönüne alındığında, ceza ka­rarnamesi ile verilen mahkumiyetlerin hükmün açıklanmasının geri bıra­kılmasına engel oluşturmayacaklarının kabulü hakkaniyete uygun düşecektir.</p>

<p>Bu nedenle, sanığın ceza kararnamesi ile verilmiş olan mahkumiyetinin, 5271 sayılı CYY’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına engel olmayacağına ilişkin Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.</p>

<p>Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.</p>

<p>Çoğunluk düşüncesine katılmayan on Genel Kurul üyesi; “itirazının kabulü gerektiği” görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.</p>

<p><strong>S o n u ç:</strong> Açıklanan nedenlerle,</p>

<p>1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE,</p>

<p>2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2012 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-20114-522-e-201271-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/yargi/yargitay-054.jpg" type="image/jpeg" length="51032"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu'nun 2011/6-84 E., 2011/55 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun20116-84-e-201155-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun20116-84-e-201155-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.04.2011 tarihli, 2011/6-84 E., 2011/55 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2011/6-84 E. , 2011/55 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İtirazname : 2011/27593<br />
Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi<br />
Mahkemesi : KARAMAN Asliye Ceza<br />
Günü : 26.03.2003<br />
Sayısı : 61-222</p>

<p>Sanık C.E.'nin inceleme dışı bırakılan sanıklar S.D.ve H. B.ile birlikte işlemiş olduğu hırsızlık suçundan eylemine uyan 765 sayılı TCY'nın 492/1-son, 522, 59/2 ve 81/1-3. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Karaman Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.03.2003 gün ve 61–222 sayılı hükmün, sanık müdafiince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 20.11.2006 gün ve 2551–11586 sayı ile, onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Yargıtay C. Başsavcılığı ise 25.03.2011 gün ve 27593 sayı ile;<br />
“Sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken tekerrüre konu edilen Karaman Sulh Ceza Mahkemesinin 2001/94 esas, 2001/68 sayılı kararı, hüküm niteliğinde olmayıp, ceza kararnamesi olduğundan, tekerrüre esas olamayacağı, adli sicil kaydında da sanığın başkaca tekerrüre esas alınabilecek kaydı bulunmamasına göre, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanamayacağının gözetilmemesi nedeniyle bozma kararı yerine, onama kararı verilmesi, isabetsiz görülmekle” görüşüyle, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini itiraz yasa yoluyla talep etmiştir.<br />
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p><strong>CEZA GENEL KURULU KARARI</strong></p>

<p>İnceleme, sanık C. E. hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.<br />
Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasında oluşan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; ceza kararnamesi ile hükmolunan cezaların tekerrür hükümlerinin uygulanmasında nazara alınıp alınamayacağının belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p>İncelenen dosya içeriğine göre;<br />
Yerel mahkeme tarafından sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasında esas alınan karar, Karaman Sulh Ceza Mahkemesinin 06.02.2001 gün ve 94-68 sayılı, 765 sayılı TCY'nın 456/4 ve 457/1. maddeleri uyarınca 121.680.000 lira ağır para cezasına ilişkin ceza kararnamesi olup, bu kararnamenin itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği ve 18.09.2001 tarihinde de infaz edildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>5271 sayılı CYY da düzenlenmemiş olan Sulh Ceza Hakiminin ceza kararnamesi 1412 sayılı CYUY'nın 386 ila 391. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, genel yargılama kurallarından farklı kuralları bulunan, kendine özgü hızlandırılmış bir yargılama yöntemidir. Bu yargılamanın en önemli özelliği, sanık davet edilip sorgusu yapılmadan ve kanıtlar ortaya konulup tartışılmadan, evrak üzerinden karar verilmesidir. Bir başka anlatımla duruşma açılarak yüz yüze yargılama yapılmadan, mevcut kanıtlarla yetinilmek suretiyle dosya üzerinden karar verilmektedir. Bu yolla basit işlerin çabuk çözümlenmesi, mahkemelerin iş yüklerinin hafifletilmesi, basit suçların yargılamalarının hızlı bir şekilde sonuçlandırılması amaçlanmıştır.</p>

<p>Ceza Genel Kurulunun 10.06.2003 gün ve 184-186 sayılı kararında da belirtildiği üzere; ceza kararnamesi ile verilen kararlar temyiz yasa yoluna değil, CYUY'nın 390. maddesi gereğince itiraz yasa yoluna tâbidir. İtiraz edilmeyen veya süresinde yapılan itirazın reddedilmesi halinde kesinleşen ceza kararnameleri, son karar niteliğini aldığından hükmün sonuçlarını doğuracak ve infaz edilecektir.</p>

<p>Diğer taraftan yerleşmiş ve tartışmasız yargısal kararlarla da; temyiz yasa yoluna tabi olmayan kararların tekerrüre esas alınamayacağı, dolayısıyla da ceza kararnamesi ile verilen cezaların da tekerrüre esas olamayacağı kabul edilmiştir. O halde yerel mahkemece sanık hakkında daha önce ceza kararnamesi ile verilip infaz edilmiş cezanın tekerrüre esas alınması usul ve yasaya aykırı olup, yerel mahkeme hükmünün, belirtilen yasaya aykırılıklar nedeniyle bozulması gerekirken Özel Dairece onanmasına karar verilmesi isabetsizdir.</p>

<p>İtiraz nedeni konusunda varılan bu sonuç ve yerel mahkeme hükmünün, itiraz yasa yolu üzerine Ceza Genel Kurulunca belirtilen Yasaya aykırılık nedeniyle bozulmasına karar verilmiş bulunduğu nazara alındığında, Özel Daire onama kararı ile kesinleşen ilamın ortaya çıkan bu yeni durum karşısında zamanaşımı yönünden de değerlendirilmesi zorunluluğu doğmuştur. Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında da vurgulandığı üzere, Ceza Genel Kurulunca inceleme yapılırken, Özel Daire kararının hukuka aykırı görülerek kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün esastan veya usulden bozulması halinde, itirazın kabulü ile dava derdest hale geleceğinden, dava zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması durumunda kamu davasının düşmesine de karar verilmesi gerekmektedir. İnceleme konusu yapılan olayda, her ne kadar sanık hakkında 765 sayılı TCY'nın 493/1-son. maddesi uyarınca kamu davası açılmış ise de, yerel mahkeme tarafından mahallinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre sanığın eyleminin anılan Yasanın 492. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen geceleyin bina dahilinden hırsızlık suçunu oluşturduğu, dosya içeriği itibariyle de daha ağır bir suçu oluşturma olasılığı bulunmadığı, 765 sayılı TCY’nın 492/1-son maddesinde düzenlenmiş olan hırsızlık suçunun 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirmesi, 765 sayılı TCY’nın 102. maddesinin 4. fıkrasında, beş seneden fazla olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda olağan dava zamanaşımı süresinin 5 yıl olarak belirlenmesi, zamanaşımını kesen en son işlemin ise 26.03.2003 tarihli yerel mahkeme mahkûmiyet kararı olması karşısında, 765 sayılı TCY'nın 102/4. maddesi uyarınca mahkumiyet kararının verildiği 26.03.2003 tarihinden itibaren 5 yıllık olağan zamanaşımı, dosyanın Ceza Genel Kuruluna intikalinden çok önce 26.03.2008’de dolmuş bulunmaktadır.Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulü ile Özel Daire onama kararının sanık C. E. yönünden kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün de sanık C.E. yönünden bozulmasına, ancak zamanaşımı gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık C.E. hakkında açılmış bulunan kamu davasının 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nın 322 ve 5271 sayılı CYY’nın 223. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,</p>

<p>2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.11.2006 gün ve 2551–11586 sayılı onama kararının sanık C.E. yönünden KALDIRILMASINA,</p>

<p>3- Karaman Asliye Ceza Mahkemesinin 26.03.2003 gün ve 61–222 sayılı kararının sanık C. E. yönünden BOZULMASINA, ancak itirazın kabulü ile kamu davası derdest hale gelmiş olmakla, zamanaşımını kesen en son işlem olan 26.03.2003 tarihli yerel mahkeme mahkumiyet kararından itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi, dosyanın Ceza Genel Kuruluna intikalinden önce dolmuş olup, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nın 322. maddesi uyarınca karar verilmesi olanaklı bulunduğundan, sanık Cemal Eski hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasının 765 sayılı TCY’nın 102/4 ve 5271 sayılı CYY’nın 223. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,</p>

<p>4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.04.2011 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun20116-84-e-201155-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargiadtaddsa.jpg" type="image/jpeg" length="62240"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2023/20603 E., 2025/6557 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-202320603-e-20256557-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-202320603-e-20256557-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 23.06.2025 tarihli, 2023/20603 E., 2025/6557 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>6. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/20603 E., 2025/6557 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2022/762 E. 2023/1270 K<br />
SUÇ : Birden fazla kişi tarafından silahla yağma<br />
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzelterek esastan reddi kararı<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong><br />
A. İlk Derece<br />
Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2022 tarihli, 2021/86 Esas ve 2022/43 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c, 168/3-2. cümle, 62. maddeleri uyarınca 5 yıl 11 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>B. İstinaf<br />
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 05.07.2023 gün ve 2022/762 Esas 2023/1270 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair bölümün hükümden çıkartılmasıyla düzelterek esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><br />
<strong>II. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Sebepleri<br />
Sanık müdafiinin temyiz istemi, yerel mahkemenin hükmünün objektif değerlendirmeden uzak, eksik ve hatalı olduğuna ilişkindir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Her ne kadar sanık hakkında tekerrüre esas alınan Gaziantep 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/182 esas, 2020/205 karar sayılı ilamının incelenmesinde; yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılıp karar verildiğinin anlaşıldığı, bu nedenle bu ilamın tekerrüre esas olamayacağı halde tekerrüre esas alınmasının yasaya aykırı bulunması nedeniyle sanık hakkında verilen cezada tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair bölümün hükümden çıkartılmasıyla düzelterek esastan red kararı verilmişse de, ilgili ilamın basit yargılama usulüne göre uygulanıp verilmiş olması tekerrür hükümlerinin uygulanmasına engel bulunmamakla birlikte aleyhe temyiz olmadığından bu husus eleştiri konusu edilmekle yetinilmiştir.</p>

<p>Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda eleştiri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.</p>

<p><strong>III. KARAR</strong><br />
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle,<br />
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 05.07.2023 tarihli ve 2022/762 E. 2023/1270 K sayılı kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,<br />
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 23.06.2025 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-6-ceza-dairesinin-202320603-e-20256557-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/yargi/yargitayd4ss.jpg" type="image/jpeg" length="69739"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2023/5184 E., 2024/2260 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20235184-e-20242260-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20235184-e-20242260-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 09.05.2024 tarihli, 2023/5184 E., 2024/2260 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/5184 E., 2024/2260 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>K A N U N Y A R A R I N A<br />
B O Z M A</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/2276 Değişik İş<br />
SUÇ : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma<br />
İNCELEME KONUSU<br />
KARAR : İtirazın reddi<br />
KANUN YARARINA<br />
BOZMA YOLUNA<br />
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının İstemi Üzerine Yargıtay Cumhuriyet<br />
Başsavcılığı<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili Kararın Kanun Yararına Bozulması</p>

<p>Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/11/2022 tarihli ve 2021/2736 soruşturma, 2022/754 esas, 2022/46 sayılı seri muhakeme usulüne tabi talepnamenin, Beypazarı Asliye Ceza Mahkemesinin 09/11/2022 tarihli ve 2022/891 esas, 2022/962 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, yapılan itirazın Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/12/2022 tarihli ve 2022/2276 değişik iş sayılı kararı ile kesin olarak reddedildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.11.2023 tarihli ve 94660652-105-06-4802-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58720 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. İSTEM</strong><br />
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58720 sayılı kanun yararına bozma isteminin;</p>

<p>“ Dosya kapsamına göre, Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığının 09/11/2022 tarihli talepnamesi ile şüphelinin inceleme konusu 19/11/2021 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 179/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakamesi Kanunu'nun 250/4. maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının adli sicil kaydında yer alan Beypazarı Asliye Ceza Mahkemesinin 08/07/2021 tarihli ve 2021/476 esas, 2021/285 sayılı ilamına konu hükümlülüğü nedeniyle 5237 Kanun'un 58/6. maddesi gereğince ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinin talep edilmesi üzerine, Beypazarı Asliye Ceza Mahkemesinin 09/11/2022 tarihli kararı ile anılan talepnamede ikinci kez tekerrüre esas olduğu belirtilen söz konusu ilamda tekerrüre esas alınan hükümlülüğün seri muhakeme usulü uygulanmak suretiyle verildiğinden bahisle 5271 sayılı Kanun'un 272/3-son maddesi gereğince tekerrüre esas alınamayacağı gerekçesiyle talepnamenin reddine karar verilmiş ise de,</p>

<p>Tekerrüre esas teşkil eden ilamda seri muhakeme usulü uygulanmış olmasının, 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanması bakımından anılan ilamın tekerrüre esas alınmasına engel olmadığı gibi Mahkemece talepnamenin ret gerekçesi olarak gösterilen 5271 sayılı Kanun'un 272/3-son maddesinde de bu hususa ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı cihetle,</p>

<p>Dosya kapsamında yer alan şüphelinin adli sicil kaydı incelendiğinde, 16/07/2021 tarihinde kesinleşen Beypazarı Asliye Ceza Mahkemesinin 08/07/2021 tarihli ve 2021/476 esas, 2021/285 sayılı kararı ile aynı suçtan verilen 6 aylık hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında, şüpheli hakkında ikinci kez mükerrirliğe ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği gözetilmeden, itirazın anılan nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir”</p>

<p>Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>II. GEREKÇE</strong><br />
Dosya içeriğine göre; 286 promil alkollü araç kullanarak kaza yapan şüpheli hakkında ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanma talepli olarak hazırlanan talepnamenin mahkemece anılan talepnamede ikinci kez tekerrüre esas olduğu belirtilen söz konusu ilamda tekerrüre esas alınan hükümlülüğün seri muhakeme usulü uygulanmak suretiyle verildiğinden bahisle tekerrüre esas alınamayacağı belirtilerek reddine karar verildiği, yapılan itirazın merci tarafından aynı gerekçe ile reddine karar verildiği anlaşılmakla şüphelinin adli sicil kaydı incelendiğinde, 16/07/2021 tarihinde kesinleşen Beypazarı Asliye Ceza Mahkemesinin 08/07/2021 tarihli ve 2021/476 esas, 2021/285 sayılı kararı ile aynı suçtan verilen 6 aylık hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında, şüpheli hakkında ikinci kez mükerrirlik hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>III. KARAR</strong><br />
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,</p>

<p>2.Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/12/2022 tarihli ve 2022/2276 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,</p>

<p>5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>09.05.2024 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20235184-e-20242260-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1.jpg" type="image/jpeg" length="59927"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2008/2122 E., 2008/7908 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20082122-e-20087908-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20082122-e-20087908-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 24.6.2008 tarihli, 2008/2122 E., 2008/7908 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2008/2122 E., 2008/7908 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : DEMRE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 15/11/2007<br />
NUMARASI : 2007/26-2007/92</p>

<p>Taraflar arasında görülen davada;<br />
Davacı, 81 parsel sayılı taşınmazdaki 4/10 payını davalı oğlu O.. ölünceye kadar bakma akti ile temlik ettiğini, onunda önce arkadaşı İ.'e sonra bacanağı E.'e daha sonra da kayınbiraderi olan davalı U.a devrettiklerini; davalı O.'ın akdin gereklerini yerine getirmediğini ve diğer davalı ile dahili davalılara yapılan temliklerin muvazaalı olduğunu, oğlu tarafından kandırıldığını ileri sürüp, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.</p>

<p>Davalı U.; 4.el konumunda olduğunu, tapu kaydına güvenerek iyiniyetli iktisabının Türk Medeni Kanununun 1023.maddesi gereğince korunması gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>Davalı O.; akde aykırılık ve muvazaa iddialarının doğru olmadığını, davacının yasal ipotek hakkını tescil ettirmediğini, beyan ederek davanın reddini istemiştir.<br />
Dahili davalılar, dava konusu taşınmazı alım ve satımlarının gerçek olup, muvazaalı işlem yapmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.</p>

<p>Mahkemece, önceden verilen kararın Dairece " kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir." gerekçesiyle bozulması üzerine bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının kanuni ipotek hakkını kullanmayacağını tescil sırasında belirttiğini, dava açılmadan çok önce satış işleminden haberdar olduğu ve taşınmazın sürekli eldeğiştirdiği, muvazaalı olarak satıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 24.6.2008 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat E.Ö.K. ile geldi davetiye tebliğe rağmen temyiz edilenler ve vekili avukatlar gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü Dava, akde aykırılık, hile ve muvazaa hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece hükmüne uyulan bozma karar gereğince, işlem ifa edilerek davanın reddine karar verildiği görülmektedir.</p>

<p>Davacı, 81 parsel sayılı taşınmazdaki maliki olduğu 4/10 payını ölünceye kadar bakma akti ile davalı oğlu O.'a temlik ettiğini, buna karşın akit gereklerinin davalı tarafından yerine getirilmediği gibi, muvazaalı olarak diğer davalı ve dahili davalılara intikal ettirdiğini ve bu şekilde oğlu tarafından kandırıldığını ileri sürerek, eldeki davayı açmış; mahkemece davacının tescil istem belgesinde " kanuni ipotek hakkını kullanmayacağını" belirttiği gerekçe yapılmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bilindiği üzere ölünceye " kadar' bakıp gözetme sözleşmesi ile bakım borçlusuna devir ve temlik edilen taşınmazın başkasına devredilmesini önleyen bir yasa hükmü yoktur'. Esasen bu husus mülkiyet hakkının doğal bir sonucudur".</p>

<p>Nevar ki ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi ile bakım alacaklısı hayatı boyuncu bakılıp gözetilmeyi isteme gibi daha az teminatlı bir kişisel hak karşılığında taşınmazının mülkiyetini devretmektedir.</p>

<p>İşte yasa koyucu sözleşmenin yanları arasındaki bu dengesizliği gidermek amacıyla bakım alacaklısı yararına devrettiği taşınmaz üzerinde Medeni Kanunun 807 ve 808. maddeleri yanında Borçlar Kanununun 513.maddesi ile de yasal bir ipotek hakkı bahşetmiştir.</p>

<p>Ancak, bakım alacaklısı yasalarla kendisine tanınan bu ipotek hakkını temlik tarihinden itibaren üç aylık süre içerisinde herkese karşı ileri sürebilirsede, söz konusu hak düşürücü süre geçtikten sonra üçüncü kişilere karşı ipotek hakkını kullanabilmesi tapu siciline tesçil ettirmesine bağlıdır.</p>

<p>Başka bir anlatımla; bakım alacaklısının, değinilen hak düşürücü süre içerisinde tapuya tesçil ettirmediği takdirde yasal ipotek hakkını, muvazaalı temliklar dışında üçüncü kişilere karşı kullanmasında yasal bir olanak yoktur.</p>

<p>Buna göre yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacının yasal ipotek hakkını kullanmamış olmasının akde aykırılıktan bahisle dava açılmasına engel teşkil etmeyeceği açıktır.</p>

<p>Mahkemece, dinlenilen tanık ifadelerinden; bakım borçlusu olan davalı O.'ın dava açılmasından 1,5 sene önceki sürede davacıya bakmakla beraber son 1,5 yıl içerisinde ekonomik durumunun bozulduğunu ve bu sebeple davacıya bakıp gözetmediği; kaldıki, bakım borçlusunun eşi ile davacının arasının açıldığı ve bu nedenle davacıyı bakım borçlusu davalının evine alarak birlikte yaşama ortamının kalmadığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Diğer taraftan, davacının aynı akitle davalıya temlik ettiği payın dışında 4/10 payını da dava dışı oğlu M..'e aynı sebeple temlik ettiği ve davacıya halen onun baktığı davacının kendi beyanıyla sabittir.</p>

<p>Öyle ise; Borçlar Kanununun 517/son maddesi hükmünün olayda gözetilmek suretiyle taraflar arasındaki çekişmenin çözüme kavuşturulması gerekeceği açıktır.</p>

<p>Buna göre, hakim mukaveleyi fesih edecek yerde iki taraftan birisinin talebi ile yahut re'sen artık birlikte yaşamalarına nihayet verip, buna mukabil bakım alacaklısına kaydı irat ile bir irat tahsis edebilecektir.</p>

<p>O halde, somut olayın işleyiş tarzı itibariyle bakım yükümlülüğünün bir arada yaşamak suretiyle yerine getirilmesi imkanının bulunmadığı gibi, büyük ölçüde sınırlandırdığıda sabittir.</p>

<p>Hal böyle olunca, Borçlar Kanununun 517/son maddesi hükmü gözetilerek yanların özel ve ekonomik sosyal durumları araştırılarak davacı yararına uygun bir irat tahsisi suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle davanın tümden reddi doğru değildir.</p>

<p>Esasen davalı O.ın vekilinin 15.11.2007 tarihli son oturumdaki beyanıyla uygun bir iradın tahsis edilmesini kabul ettiği görülmektedir.<br />
Davacının temyiz itirazları yerindedir.</p>

<p>Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 550.00.-YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına , peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.6.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20082122-e-20087908-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 15:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1a.jpg" type="image/jpeg" length="44520"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2010/7528 E., 2010/9846 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20107528-e-20109846-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20107528-e-20109846-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 4.10.2010 tarihli, 2010/7528 E., 2010/9846 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2010/7528 E., 2010/9846 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : AKHİSAR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 06/04/2010<br />
NUMARASI : 2009/292-2010/109</p>

<p>Taraflar arasında görülen davada;<br />
Davacı, davalılardan H.oğlu olduğunu, 118 ve 121 parsel sayılı taşınmazlarını ölünceye kadar bakım akdiyle bu davalıya temlik ettiğini, davalının bakım koşullarını yerine getirmediğini, diğer davalı bankalardan kredi çekerek taşınmazlar üzerinde ipotek tesis ettirdiğini, ipotek tesis edilirken kendisinden onay da alınmadığını ve taşınmazların bakım alacaklısına dönmesini önlemek amacıyla kötüniyetle işbirliği içerisinde olduklarını ileri sürerek, tapu iptal ve tescil ile taşınmazlar üzerindeki ipoteğin fekkine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.</p>

<p>Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.</p>

<p>Mahkemece, TMK'nun 894. maddesindeki kanuni ipotek hakkının tapuya tescil ettirilmediği, davalı bankaların kötü niyetli olduklarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.<br />
Dava, tapu iptal ve tescil ile ipoteğin fekki isteklerine ilişkindir.</p>

<p>Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 118 ve 121 parsel sayılı taşınmazların S. G. tarafından 26.09.2005 tarihinde ölünceye kadar bakma akdiyle davalı H. G.temlik edildiği; 118 nolu parselde 08.01.2007 tarihinde Garanti Bankası, 121 nolu parselde 03.12.2007 tarihinde Halk Bankası lehine 1. derecede ipotek tesis edildiği görülmektedir.</p>

<p>Davacı, bakım koşullarının yerine getirilmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.</p>

<p>Mahkemece ipoteğin fekki talebinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.</p>

<p>Nevarki, tüm dosya kapsamı ve davacı tanıklarının beyanlarından davalı H. bakım koşullarını yerine getirmediği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Hal böyle olunca, tapu iptal ve tescil isteği yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.<br />
Davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 4.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20107528-e-20109846-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/yargi/yargi-tay-yeni122.jpg" type="image/jpeg" length="61298"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMELERİNDE BAKIM ALACAKLISININ YASAL İPOTEK HAKKI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/olunceye-kadar-bakma-sozlesmelerinde-bakim-alacaklisinin-yasal-ipotek-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/olunceye-kadar-bakma-sozlesmelerinde-bakim-alacaklisinin-yasal-ipotek-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1- GİRİŞ</strong></p>

<p>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 611 ilâ 619. maddelerinde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının ise buna karşılık bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini devretmeyi üstlendiği bir sözleşmedir. Sözleşmenin tanımı ve temel hükümleri her ne kadar Türk Borçlar Kanunu’nda yer alsa da, ölünceye kadar bakma sözleşmeleri yalnızca borçlar hukuku ile sınırlı olmayıp miras hukuku ile de yakın ilişki içindedir. Bu nedenle, söz konusu sözleşmenin hem borçlar hukuku hem de miras hukuku boyutunu dikkate alan daha kapsamlı bir tanım yapılması gerekir.</p>

<p>Bu çerçevede ölünceye kadar bakma sözleşmesi; taraflarını bakım alacaklısı ile bakım borçlusunun oluşturduğu, bakım borçlusunun bakım alacaklısına ömür boyu bakmayı ve onu gözetmeyi üstlendiği, buna karşılık bakım alacaklısının da sözleşmenin niteliğine göre bakım borçlusuna bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini sağlararası bir işlemle devretmeyi üstlendiği yahut bakım borçlusu lehine maddi anlamda ölüme bağlı tasarrufta bulunduğu bir sözleşme olarak tanımlanabilir.</p>

<p>Bakım alacaklısının ne kadar süre yaşayacağının ve yaşadığı süre boyunca ihtiyaçlarının ne ölçüde artacağının önceden tam olarak belirlenememesi sebebiyle ölünceye kadar bakma sözleşmesi, sonucu talih ve tesadüfe bağlı sözleşmeler arasında yer almaktadır. Bunun yanında bakım alacaklısı, bakım karşılığı olan edimini çoğu zaman bir defada yerine getirmekte veya yerine getirmeyi üstlenmektedir. Buna karşılık bakım borçlusu, bakım alacaklısının yaşamı boyunca sözleşmeden doğan bakım ve gözetim yükümlülüğünü sürdürmek zorunda olup, onun borcu sürekli nitelik taşımaktadır. Tam da bu noktada taraflar arasındaki edimler arasında zamana ve güvene dayalı bir dengesizlik ortaya çıkmaktadır.</p>

<p>İşte bu dengesizlik sebebiyle kanun koyucu, bakım alacaklısını korumak amacıyla ona bazı güvenceler tanımıştır. Bu güvencelerden biri de Türk Borçlar Kanunu’nun 613. maddesinde düzenlenen yasal ipotek hakkıdır. Anılan hükme göre, bakım borçlusuna bir taşınmazını devretmiş olan bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak üzere bu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir. Bu çalışmada, borçlar hukuku kaynaklı ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde bakım alacaklısına tanınan bu yasal ipotek hakkı; amacı, hukuki niteliği, kapsamı ve sonuçları itibarıyla incelenecektir.</p>

<p><strong>2- BAKIM ALACAKLISINA İPOTEK HAKKI TANINMASININ AMACI</strong></p>

<p>Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım alacaklısı, çoğu durumda sözleşmenin karşı edimi olan malvarlığı değerini tek seferde ve peşin şekilde devretmektedir. Buna karşılık bakım borçlusunun yükümlülüğü, bakım alacaklısının ölümü anına kadar devam eden, uzun yıllara yayılabilen ve süreklilik arz eden bir borçtur. Tarafların edim yapısı bu yönüyle eşzamanlı değildir. Bakım alacaklısı, malvarlığından hemen çıkmakta; buna karşılık bakım borçlusunun asli edimi geleceğe yayılmış bir şekilde ifa edilmektedir.</p>

<p>Öte yandan, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile bakım borçlusuna devredilen taşınmazın daha sonra üçüncü kişilere devredilmesini önleyen genel nitelikte bir yasak da bulunmamaktadır. Esasen bu durum, mülkiyet hakkının doğal bir sonucudur. Ne var ki bakım alacaklısı, taşınmaz mülkiyetini devretmesine karşılık yalnızca bakım ve gözetim görmeye yönelik kişisel bir hak elde etmektedir. Bu kişisel hakkın, devredilen taşınmaz karşısında tek başına yeterli koruma sağlamadığı açıktır.</p>

<p>Yargıtay da bu hususa dikkat çekmiş ve bakım alacaklısının, daha az teminatlı bir kişisel hak karşılığında taşınmazını devretmiş olması sebebiyle kanun koyucunun bu dengesizliği gidermek amacıyla bakım alacaklısı lehine yasal ipotek hakkı tanıdığını belirtmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20082122-e-20087908-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 1. HD., 2008/2122 E., 2008/7908 K.)</a>. Gerçekten de TBK m. 613 hükmü, bakım alacaklısının bakım borçlusuna karşı sahip olduğu alacak ve talep haklarını daha güçlü hale getiren ayni bir teminat sağlamaktadır.</p>

<p>Bu düzenleme sayesinde bakım alacaklısının taşınmazı devretmiş olması, onun bakım hakkının tamamen güvencesiz kalmasına yol açmamaktadır. İpotek hakkı, bakım borçlusunun sözleşmeden doğan bakım ve gözetim yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi ihtimaline karşı bir güvence işlevi görmektedir. Böylece kanun koyucu, hem sözleşmenin güven unsurunu desteklemekte hem de özellikle yaşlı, hasta veya bakım ihtiyacı yüksek olan kişilerin ekonomik bakımdan korunmasını amaçlamaktadır.</p>

<p><strong>3- BAKIM ALACAKLISININ YASAL İPOTEK HAKKININ HUKUKİ NİTELİĞİ VE KAPSAMI</strong></p>

<p>Hem genel olarak ipotek hakkının hem de özel olarak ölünceye kadar bakma sözleşmesinden doğan yasal ipoteğin, asıl alacağa bağlı (fer'i) bir hak olduğu konusunda fikir birliği mevcuttur denilebilir . İpotek, tek başına bir anlam ifade etmez; varlık sebebi, güvence altına aldığı alacaktır. Hukuki niteliği itibarıyla bir ayni teminat hakkıdır. Başka bir ifadeyle bakım alacaklısı, yalnızca bakım borçlusuna karşı ileri sürebileceği şahsi bir talep hakkına sahip olmakla kalmamakta, aynı zamanda devretmiş olduğu taşınmaz üzerinde alacağını güvence altına alan bir rehin hakkı da elde etmektedir. Bu yönüyle TBK m. 613 hükmü, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bünyesinde bulunan risk unsurunu azaltan ve taraflar arasındaki menfaat dengesini koruyan özel bir koruma mekanizması niteliğindedir.</p>

<p>Bu ipotek hakkı kanundan doğmaktadır. Ancak hakkın kanundan doğması, hiçbir işleme gerek olmaksızın bütün sonuçlarıyla kendiliğinden fiilen kullanılabilir hale geldiği anlamına gelmez. Burada söz konusu olan husus, bakım alacaklısına kanun tarafından tanınmış bir yasal güvence ve buna bağlı olarak ipotek tesisini isteme yetkisidir. Bu nedenle, söz konusu hakkın tapu siciline yansıtılması ve üçüncü kişilere karşı da etkili hale gelmesi bakımından tescil büyük önem taşımaktadır. Aksi halde bakım alacaklısına tanınan koruma, uygulamada zayıflayabilir.</p>

<p>Bu hakkın kapsamı zaman ve etki açısından sınırlıdır. Yüksek yargı kararlarına göre, bakım alacaklısı bu hakkı, <strong>mülkiyetin devrinden itibaren</strong> <strong>üç aylık hak düşürücü süre içerisinde tescil ettirmese dahi herkese karşı ileri sürebilir.</strong> Ancak bu süre geçtikten sonra hakkın korunması, tapu siciline tescil şartına bağlanmıştır.<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20107528-e-20109846-k-sayili-karari" rel="dofollow"> Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2010/7528 E. sayılı kararı</a>nda bu ilkenin pratik sonucu açıkça görülmektedir. Kararda, yasal ipotek hakkını tapuya tescil ettirmeyen bakım alacaklısının, taşınmaz üzerinde sonradan hak kazanan iyi niyetli bankaların ipoteklerinin kaldırılması talebinin reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, tescilin üçüncü kişilere karşı koruma sağlamadaki kritik rolünü göstermektedir.</p>

<p>Yasal ipotek hakkının kapsamı belirlenirken ölünceye kadar bakma sözleşmesinin kendine özgü yapısı göz önünde bulundurulmalıdır. Zira burada güvence altına alınmak istenen alacak, klasik anlamda baştan itibaren belirli ve sabit bir para alacağı değildir. Bakım borçlusunun yükümlülüğü; barındırma, besleme, gözetme, gerektiğinde tedavi ettirme, hastalık halinde ilgilenme ve bakım alacaklısının sosyal durumuna uygun bir yaşam sürmesini sağlama gibi geniş kapsamlı ve çoğu zaman baştan parasal olarak tam belirlenmesi güç edimlerden oluşmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle bakım alacaklısına tanınan ipotek hakkı, yalnızca dar anlamda bir para alacağını değil; sözleşmeden doğan bakım ilişkisinin güvence altına alınmasını sağlayan özel nitelikli bir teminat olarak değerlendirilmelidir. Nitekim bakım borçlusunun edimini gereği gibi yerine getirmemesi halinde yalnızca günlük bakım borcunun ihlali değil, sözleşmenin feshi, iade, tazminat ve diğer hukuki sonuçlar da gündeme gelebilecektir. Bu bakımdan yasal ipotek hakkının işlevi dar yorumlanmamalı; bakım alacaklısının sözleşmeden kaynaklanan menfaatlerinin korunmasına hizmet eden geniş kapsamlı bir güvence olarak kabul edilmelidir.</p>

<p><strong>4- YASAL İPOTEK HAKKININ KURULMASI VE TAPU SİCİLİNE YANSIMASI</strong></p>

<p>Bakım alacaklısının TBK m. 613 hükmünden yararlanabilmesi için öncelikle geçerli bir ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bulunması ve bu sözleşme uyarınca bakım borçlusuna bir taşınmaz devredilmiş olması gerekir. Kanun koyucu, açıkça “bakım borçlusuna bir taşınmazını devretmiş olan bakım alacaklısı”ndan söz etmektedir. Bu sebeple sözleşme konusu edimin taşınmaz devri içermediği hallerde, anılan hükmün doğrudan uygulanması mümkün olmayacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanunun sağladığı güvence, bakım borçlusunun bütün malvarlığı üzerinde genel bir teminat değil; bizzat devredilen taşınmaz üzerinde tanınmış özel bir teminattır. Bu tercih isabetlidir. Çünkü bakım alacaklısının tek seferde elinden çıkardığı ve çoğu zaman ekonomik hayatı bakımından en önemli değeri oluşturan unsur, çoğunlukla bu taşınmazdır. Dolayısıyla kanuni korumanın da öncelikle bu taşınmaz üzerinde yoğunlaşması doğaldır.</p>

<p>Uygulamada önem taşıyan meselelerden biri, ipotek hakkının hangi miktar üzerinden ve nasıl tesis edileceğidir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borcunun süresi, bakım alacaklısının yaşam süresine bağlıdır; borcun kapsamı da sağlık durumu, yaş, ekonomik şartlar ve bakım ihtiyacının yoğunluğuna göre değişebilmektedir. Bu sebeple güvence altına alınan alacağın başlangıçta kesin şekilde belirlenmesi her zaman kolay değildir. Bu durum, bakım alacaklısı lehine kurulacak ipotek hakkının uygulamada özellikli değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.</p>

<p>Yine belirtmek gerekir ki bakım borçlusunun ipotek kurulmasına yanaşmaması, bakım alacaklısının kanundan doğan bu güvenceden mahrum bırakılması sonucunu doğurmamalıdır. Zira TBK m. 613 hükmünün amacı, bakım alacaklısını yalnızca dürüst davranan borçlular karşısında değil, edimini ihlal etme ihtimali taşıyan borçlulara karşı da korumaktır. Bu nedenle bakım alacaklısının, gerekli hukuki yollara başvurarak ipotek hakkının tanınmasını ve tapu siciline yansıtılmasını isteme imkânına sahiptir.</p>

<p>Tapu siciline tescil edilen yasal ipotek hakkı, bakım alacaklısının yalnızca borçluya karşı değil, üçüncü kişilere karşı da korunmasını sağlar. Özellikle bakım borçlusunun taşınmazı sonradan üçüncü bir kişiye devretmesi, taşınmaz üzerinde başka sınırlı ayni haklar kurması veya ekonomik durumunun bozulması gibi ihtimaller karşısında ipotek hakkının önemi daha da belirgin hale gelmektedir. Çünkü bu hak, bakım alacaklısına taşınmaz üzerinden doğrudan bir teminat sağlamaktadır.</p>

<p><strong>5- YASAL İPOTEK HAKKININ SONUÇLARI VE SONA ERMESİ</strong></p>

<p>Bakım alacaklısı lehine tanınan yasal ipotek hakkının en önemli sonucu, bakım alacaklısının sözleşmeden doğan haklarının ayni bir güvence ile desteklenmesidir. Böylece bakım borçlusunun bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde bakım alacaklısı, yalnızca şahsi nitelikte bir alacak veya tazminat talebiyle yetinmek zorunda kalmayacaktır. Şartların oluşması halinde devredilen taşınmaz üzerinden de hakkını güvence altına alabilecektir.</p>

<p>Bu durum özellikle bakım borçlusunun taşınmazı devretmesi, malvarlığını azaltması veya borçlarını yerine getirmekten kaçınması ihtimallerinde büyük önem taşımaktadır. Zira bakım alacaklısı çoğu zaman yaşı ilerlemiş, sağlık sorunları bulunan veya ekonomik olarak kırılgan durumda olan bir kişidir. Bu kişinin devrettiği taşınmazı geri alma veya uğradığı zararı başka yollarla telafi etme imkânı çoğu kez sınırlıdır. Kanuni ipotek hakkı, işte bu kırılganlığı azaltan bir güvence işlevi görmektedir.</p>

<p>İpotek hakkının bir diğer önemli sonucu, tapu siciline tescil edildiği ölçüde üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale gelmesidir. Böylece bakım borçlusunun devrettiği taşınmaz üzerinde daha sonra yaptığı tasarruflar karşısında bakım alacaklısının hukuki konumu güçlenmektedir. Bu yönüyle yasal ipotek hakkı, bakım alacaklısının menfaatlerini yalnızca borç ilişkisinin tarafları arasında değil, ayni hak düzeni içerisinde de koruyan önemli bir araçtır.</p>

<p>Yasal ipotek hakkı, kural olarak güvence altına aldığı ilişkinin sona ermesiyle birlikte işlevini yitirir. Bakım alacaklısının ölümü ile sözleşmenin asli bakım boyutu sona erer. Bununla birlikte ölüm tarihine kadar doğmuş, ancak ifa edilmemiş ya da ihlal edilmiş yükümlülüklerden kaynaklanan taleplerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Tarafların anlaşması, sözleşmenin haklı sebeple sona erdirilmesi, ipoteğin terkin edilmesi veya güvence altına alınan talebin tümüyle ortadan kalkması da ipotek hakkının sona ermesine yol açabilecek hallerdendir.</p>

<p><strong>6- SONUÇ</strong></p>

<p>Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, tarafların edimlerinin zaman bakımından farklı şekilde gerçekleştiği, güven unsurunun son derece belirgin olduğu ve bakım alacaklısı bakımından ciddi riskler barındıran bir sözleşme türüdür. Bakım alacaklısı çoğu zaman en değerli malvarlığı unsurunu, yani taşınmazını, baştan devretmekte; buna karşılık bakım borçlusunun ediminin ifası geleceğe yayılmaktadır. Bu yapı, bakım alacaklısının korunmasını zorunlu kılmaktadır.</p>

<p>Türk Borçlar Kanunu’nun 613. maddesi ile bakım alacaklısına tanınan yasal ipotek hakkı, işte bu koruma ihtiyacının somut bir yansımasıdır. Söz konusu hak sayesinde bakım alacaklısı, yalnızca kişisel hakka dayanan zayıf bir alacaklı konumunda bırakılmamakta; devrettiği taşınmaz üzerinde ayni bir teminatla güçlendirilmektedir. Böylece bakım borçlusunun sözleşmeden doğan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemesi ihtimaline karşı etkili bir hukuki güvence sağlanmış olmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle uygulamada TBK m. 613 hükmünün göz ardı edilmemesi, bakım alacaklısı lehine tanınan yasal ipotek hakkının zamanında ve etkin biçimde kullanılması, tapu siciline yansıtılması ve yorumda bakım alacaklısını koruyucu yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Aksi halde, kanun koyucunun getirdiği bu önemli güvence mekanizması kağıt üzerinde kalacak; ölünceye kadar bakma sözleşmesinin zayıf tarafını oluşturan bakım alacaklısı yeterince korunamayacaktır.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/08/berat-karaguven.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/08/berat-karaguven.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Berat KARAGÜVEN</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/olunceye-kadar-bakma-sozlesmelerinde-bakim-alacaklisinin-yasal-ipotek-hakki</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/themis-kumsad.jpg" type="image/jpeg" length="85513"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi Uluslararası Sempozyumu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatlik-mesleginin-korunmasina-iliskin-avrupa-konseyi-sozlesmesi-uluslararasi-sempozyumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatlik-mesleginin-korunmasina-iliskin-avrupa-konseyi-sozlesmesi-uluslararasi-sempozyumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Avukat Hakları Merkezi tarafından düzenlenen "Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi Uluslararası Sempozyumu", Av. Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sempozyumda; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilerek 13 Mayıs 2025 tarihinde imzaya açılan sözleşmenin hazırlanma süreci, koruma ve denetim mekanizmaları ile avukatlık mesleğinin geleceği kapsamlı biçimde ele alındı.</p>

<p>5 Nisan Avukatlar Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen sempozyum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve ebediyete irtihal etmiş tüm şehitler anısına saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.</p>

<p>Sempozyumun açılış konuşmasını TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan yaptı. Sağkan’ın konuşmasının ardından, BM Hakim ve Avukatların Bağımsızlığı Özel Raportörü Margaret Satterthwaite’in sempozyum mesajı yayımlandı.</p>

<p>Etkinliğe; milletvekilleri, Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi Başkanı, BM Özel Raportörü, Avrupa Barolar Federasyonu önceki Başkanı, Fransa Ulusal Baro Konseyi Temsilcisi, Avrupa Konseyi Temsilcileri, büyükelçilik yetkilileri, TBB Yönetim, Disiplin ve Denetleme kurul üyeleri, baro başkanları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda avukat katıldı.</p>

<p>Birlik Başkanı Sağkan, açılış konuşmasında, İzmir’de toplanan Baro Başkanlarının, Barolar Birliği’nin kurulması çalışmalarına başladığı 5 Nisan 1958 tarihinin, TBB’nin tüzel kişilik kazanmadan önceki gayriresmî doğum günü olduğunu söyledi.</p>

<p>Aynı zamanda 5 Nisan 1878’de ise İstanbul Barosu’nun ilk genel kurulunu gerçekleştirdiğini hatırlatan Sağkan, 15-16 Mayıs 1987’de Tekirdağ’da yapılan TBB Genel Kurulunda bu iki tarihi gelişme dikkate alınarak 5 Nisan’ın Avukatlar Günü olarak kabul edildiğini anlattı.</p>

<p><strong>“ADALETSİZLİKLERE KARŞI MÜCADELE MESLEĞİMİZİN VARLIK SEBEBİDİR”</strong></p>

<p>“Kimsenin kuşkusu olmasın, 5 Nisan 1878’de nerede isek, 5 Nisan 1958’de nerede isek, 15-16 Mayıs 1987’de nerede isek, bugün de aynı yerdeyiz, aynı mücadelenin içindeyiz” diyen Sağkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Çünkü biz avukatız. Haksızlıklara, hukuksuzluklara ve adaletsizliklere karşı mücadele bizim mesleğimizin varlık sebebidir. Kimliğine, kişiliğine, milletine, ırkına, etnisitesine, cinsiyetine, yaşına, ten rengine, inancına, felsefi veya siyasi görüşüne bakmaksızın insanlık ailesinin ortak adalet arayışının rehberi, hak ve özgürlüklerin sözcüsü, hukukun üstünlüğü mücadelesinin öncüsüyüz. Bu vesileyle hak arama hürriyetinin ve kutsal savunma hakkının temsilcisi tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutluyorum.”</p>

<p><strong>“AVUKATLARA YÖNELİK BASKILARI AĞIR BİR ŞEKİLDE YAŞIYORUZ”</strong></p>

<p>Sağkan, <i>“Uluslararası hukuk düzeninde hukukun üstünlüğü konusunda tanık olduğumuz aşınmayı, avukatlara yönelik baskıları ve çeşitli tedbirleri ülkemizde daha ağır bir şekilde yaşıyoruz”</i> ifadelerini kullandı. Avukatların sosyoekonomik sorunlarının yanında avukata dönük şiddet ve avukatların mesleklerini icra etmelerinin önüne çıkarılan engellerin gün geçtikçe arttığını kaydeden Sağkan, şunları söyledi:</p>

<p><i>“Geçtiğimiz 5 Nisan’dan bugüne, geride bıraktığımız bir yıl içerisinde, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle karşı karşıya kaldıkları hukuki ve idari baskılara, fiziksel ve sözlü saldırılara maalesef yenileri eklendi. Meslektaşımız Av. Mehmet Pehlivan, mesleki faaliyetleri kapsamındaki eylemlerine suç izafe edilerek 19 Haziran 2025’te tutuklandı; tutukluluğu devam ediyor. 7 Ocak 2026’da, meslektaşımız Av. Zekeriya Polat yalnızca görevini yaptığı için işyerinde silahlı saldırıya uğradı ve katledildi.</i></p>

<p><i>Bu saldırılar, yalnızca avukatların mesleki alanına ilişkin değildir. Savunmanın zayıflaması, doğrudan doğruya yurttaşların adalete erişim hakkını ve hak arama özgürlüğünü zedelemektedir. Güçlü bir savunma olmadan adil yargılanma hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi mümkün değildir.”</i></p>

<p><strong>“BU SÖZLEŞMEYE HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYORUZ”</strong></p>

<p>Ulusal ve uluslararası düzeydeki her türlü baskı ve saldırıya karşı, Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin avukatların elinde yepyeni bir enstrüman olduğunu vurgulayan Sağkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“<i>Sözleşme, avukatların bağımsızlığına yönelik tehditlere karşı bağlayıcı bir güvenlik mekanizması oluşturuyor. Baroların kurumsal varlığını ve meslek örgütlerinin özgür iradesini de güvence altına alıyor. Böylece hem bireysel haklar hem de savunmanın kurumsal kimliği korunuyor. Bu sebeple, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden hareketle ben bu Sözleşme’yi ‘Avrupa Avukat Hakları Sözleşmesi’ olarak anmayı tercih ediyorum, önemini birilerine açıklarken de bu şekilde açıklıyorum.</i></p>

<p><i>Sözleşme’nin hazırlanmasına katkı sunanlar -ki onların bazıları bugün bu salonda bizimle birlikteler-, Sözleşme’nin giriş kısmında avukatların ve meslek örgütlerinin hukukun üstünlüğü, adalete erişim, insan hakları, temel özgürlükler gibi meselelerdeki rolüne dikkat çekiyorlar. Bir sonraki paragrafta ise avukatların karşı karşıya kaldıkları saldırıların altı çiziliyor. Salt, alt alta sıralanan bu iki paragraftan da anlaşılacağı üzere, avukata ve meslek örgütlerine yönelik saldırılar, esasen hukukun üstünlüğüne, adalete erişim hakkına, temel hak ve özgürlüklere yönelmektedir. Bugün bu Sözleşme’ye -maalesef- her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz.</i></p>

<p><i>Türkiye Barolar Birliği olarak, tüm barolarla birlikte, bu sözleşmenin ülkemiz tarafından da imzalanıp onaylanması için girişimlerimize ilk günden başlamıştık. İlk olarak Sözleşme’yi Türkçeye çevirdik. Türkiye Büyük Millet Meclisine, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Başkanlığına, Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarına resmî olarak başvurarak Türkiye’nin de imzacı olması talebimizi ilettik. Geçtiğimiz yıl 27 Mayıs 2025’te İstanbul’da, İstanbul Barosuyla ortak bir kolokyum düzenledik. Kitap olarak basılmasını sağladık. Bugün bu salonda sizlere de dağıtıldığı şekliyle bir kitapçık hâline getirdik.</i></p>

<p><i>Ülkemizin bu Sözleşme’yi imzalaması için elimizden gelen her türlü çalışmayı gerçekleştireceğiz.”</i></p>

<p><strong>“İYİ Kİ AVUKATLAR VAR”</strong></p>

<p>Sağkan, etkinliği düzenleyen TBB Avukat Hakları Merkezi’ne, konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p><i>“Hukukun gücü en zorlu anlarda bile yurtta ve cihanda hukukun üstünlüğünü savunabilme cesaretinden kaynaklanıyor. Bu cesareti defalarca sınanmış ve her sınavdan başarıyla geçmiş bir mesleğin mensubu, meslek örgütünün Başkanı sıfatıyla son olarak şunu söylemek isterim: Dünyanın her yerinde, iyi ki avukatlar var, iyi ki avukatlar var, iyi ki avukatlar var!”</i></p>

<p><strong>“BU SÖZLEŞME AVUKATLIK MESLEĞİNİ KORUMA ÇABALARINDA BİR DÖNÜM NOKTASIDIR”</strong></p>

<p>BM Hakim ve Avukatların Bağımsızlığı Özel Raportörü Margaret Satterthwaite de video mesajıyla katıldığı konuşmasında, “Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi insan hakları açısından kilit öneme sahip ve hukukun üstünlüğü ilkesinin merkezinde yer alan avukatlık mesleğini koruma çabalarında bir dönüm noktasıdır. Sanırım hepimiz, bu sözleşmenin zamanlamasının daha isabetli olamayacağı konusunda hemfikiriz” ifadelerini kullandı. Satterthwaite, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p><i>“Ne yazık ki bugün dünya genelinde avukatlar, pek çok müdahale ve saldırının hedefi haline gelmektedir. Sözleşme; bu saldırılara karşı, avukatların korunmasının ne anlama geldiğine dair bölgesel bir standart belirleyerek karşılık vermektedir. Sözleşme, bu alandaki ilerlemeyi ölçmemizi ve gerekli adımların atılmadığı durumlardaki yetersizlikleri tespit etmemizi sağlar. Sözleşme; avukatlara, barolara ve dünya genelindeki devletlere, avukatların mesleki faaliyetlerini sürdürebilmeleri için yeni hukuki düzenlemeler yapabilecekleri referans noktaları sunmaktadır.”</i></p>

<p>Sözleşmenin Avrupa Konseyi’ne üye olmayan devletlere de açık tutulduğuna dikkat çeken Satterthwaite, tam anlamıyla işleyen adalet sistemlerinde avukatlık mesleğinin serbestçe icra edilmesinin demokrasilerin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Satterthwaite, “<i>Avukatların savunma hakkı dahil adil yargılanma güvencelerini korumadaki rolü özellikle hatırlanmaya değerdir. Zira bu haklar, hiçbir zaman tamamen ya da kısmen ortadan kaldırılabilecek tedbirlere konu olamaz. Adil yargılanma hakkı; yaşam hakkı ve kişi güvenliği gibi hiçbir koşulda askıya alınamaz temel haklarla doğrudan bağlantılıdır. Adil yargılanma hakkı, insan haklarının korunmasında kilit bir unsur olup hukukun üstünlüğünü güvence altına almada usule ilişkin bir araç işlevi görür”</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uluslararası standartların, avukatların mesleki hak ve yetkileri çerçevesinde yürüttükleri faaliyetler nedeniyle kovuşturmaya ya da idari, ekonomik veya başka yaptırımlara maruz kalmamaları gerektiğini öngördüğüne dikkat çeken Satterthwaite, <i>“Buna karşın dünya genelinde avukatlar; muhalifleri savunmaları, seçimleri korumaları, ifade özgürlüğünü ve bağımsız yargıyı müdafaa etmeleri nedeniyle saldırıya uğramaktadır”</i> şeklinde konuştu.</p>

<p>Satterthwaite, <i>“Herhangi bir ülkede avukatlık mesleğine yönelik haksız müdahale ve kısıtlamalar; adil yargılanma hakkının ve yasa önünde eşitliğin sistematik biçimde ihlal edilmesine zemin hazırlayabilir. Avukatların müvekkillerine karşı görevlerini yapmaktan alıkoyan devletler baskıcı bir ortam yaratır. Bu durum çoğunlukla belirli dava türlerini etkiler; başta insan hakları savunucuları ve muhalif kişiler olmak üzere bazı müvekkiller, bağımsız hukuki yardımdan yoksun kalabilir. Avukatlar bu kişileri savundukları için bedel ödemek zorunda kaldığında bu risk daha da artar. İşte bu boşluğu Lüksemburg Sözleşmesi doldurmaktadır”</i> dedi.</p>

<p>“<i>Bugünkü toplantı ve memnuniyetle karşıladığımız bu sözleşme; avukatlık mesleğinin karşı karşıya olduğu risk ve engelleri tespit etme, değerlendirme ve harekete geçirme taahhüdümüzü yenilememize imkân tanımaktadır”</i> diyen Satterthwaite, dünya genelindeki devletleri sözleşmeye taraf olmayı olumlu biçimde değerlendirmeye davet etti.</p>

<p>Sempozyum kapsamında düzenlenen oturumlarda; sözleşmenin hazırlanma süreci, uluslararası koruma ve denetim mekanizmaları ile Türkiye bakımından iç hukuka yansımaları farklı başlıklar altında ele alındı.</p>

<p>I. oturumda; TBB Başkan Yardımcısı Av. Bahar Gültekin Candemir’in kolaylaştırıcılığında, Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Prof. Dr. George Katrougalos, Avrupa Konseyi Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi Başkanı ve Program Yöneticisi Julie Devys, Fransa Ulusal Barolar Konseyi (CNB) Avrupa ve Uluslararası İşler Komisyonu Başkanı Marie-Aimée Peyron ile Avrupa Barolar Federasyonu (FBE) Mesleki Dayanışma Komitesi Başkanı Joanna Wsolek söz aldı.</p>

<p>Öğle arasının ardından gerçekleştirilen II. oturumda ise TBB Yönetim Kurulu Üyesi Av. Makbule Tanış’ın kolaylaştırıcılığında; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Volkan Aslan, Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) Başkanı Roman Završek, Avrupa Baroları Federasyonu (FBE) önceki Başkanı Dominique Attias ve İstanbul Barosu mensubu Av. Benan Molu konuşmacı olarak yer aldı.</p>

<p>Program Forum bölümüyle tamamlandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_1_5042026003141.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_2_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_3_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_4_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_5_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_6_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_7_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_8_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_9_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_10_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_11_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_12_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_13_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_14_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_15_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_16_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_17_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_18_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_19_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_20_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_21_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_22_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_23_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_24_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_25_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_26_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_27_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYADAN, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatlik-mesleginin-korunmasina-iliskin-avrupa-konseyi-sozlesmesi-uluslararasi-sempozyumu</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-123.jpg" type="image/jpeg" length="34232"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[5 Nisan Avukatlar Günü'nüz Kutlu Olsun!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/5-nisan-avukatlar-gununuz-kutlu-olsun-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/5-nisan-avukatlar-gununuz-kutlu-olsun-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hukukun ve adaletin tesisinde temel unsurlardan savunma görevini yerine getiren tüm avukatlarımızın 5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutlarız.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinin en eski, temel ve vazgeçilmez haklarının başında “Savunma” gelir.</p>

<p>Yargının üç temel unsuru olan “Savcı, Avukat, Hakim” üçlüsünde vazgeçilmez olgu “Savunma” dır.</p>

<p>Özgür ve bağımsız savunma olmadan, ileri sürülen hiçbir iddia, verilen hiçbir karar “adil” olamaz.</p>

<p>Bugün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşundan itibaren demokrasi, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti esası içerisinde görevlerini üstün hizmet ve sorumluluk anlayışı içerisinde yerine getiren, adaletin tecelli etmesinde büyük pay sahibi olan avukatlarımızın günüdür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow">Hukuki Haber</a> ailesi olarak; Kamu vicdanı, adaletin sağlanması ve toplumsal ilişkilerde karşılaşılan sorunların giderilmesi için sağduyu ve özveriyle görevlerini yerine getiren ve her türlü hukuki sorun ve anlaşmazlığın, adalete ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını temin eden, geleceğimizi şekillendiren avukatlarımızın 5 Nisan Avukatlar Günü'nü en içten dileklerimizle kutlar, saygılarımızı sunarız.<br />
<br />
<a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow">hukukihaber.net</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EDİTÖRÜN NOTU</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/5-nisan-avukatlar-gununuz-kutlu-olsun-2026</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/5-nisan-avukatlar-gunu-1.jpg" type="image/jpeg" length="67726"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savunma Sustukça Adalet Konuşabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/savunma-sustukca-adalet-konusabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/savunma-sustukca-adalet-konusabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong><i>Bozuk adalet yeter artık! Acemi ellerle yoğrulan, iyi pişirilmemiş adalet yeter! Yeter katıksız, kara kabuklu adalet! Dura dura bayatlayan adalet yeter!</i></strong></p>

<p></p>

<p><strong><i>-Bertolt Brecht</i></strong></p>

<p></p>

<p>Adalet, çoğu zaman mahkeme salonunda verilen bir kararla görünür hâle gelir. Ancak o kararın arkasında, onu mümkün kılan bir unsur vardır: savunma. Savunma, yalnızca bir tarafın iddialarını dile getirmek değil; bireyin devlet karşısındaki son sığınağı; hakkın, güç karşısındaki en kırılgan ama en hayati ifadesidir. Savunmanın yargılama sürecinde etkili biçimde ortaya konulması çoğu zaman avukat aracılığıyla mümkün olur. Bu nedenle avukatlık, yalnızca bir meslek değil; adaletin varlığını mümkün kılan temel bir güvencedir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de adil yargılanma hakkının yalnızca yargılamanın şeklen yürütülmesini değil, tarafların iddia ve savunmalarını etkili biçimde ortaya koyabilmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır. Bu çerçevede savunma, adil yargılanma hakkının yalnızca teorik değil, fiilen hayata geçirilmesini sağlayan temel araçlarından biridir. Buna rağmen bugün, savunmanın işlevi farklı biçimlerde daraltılmakta ve etkisizleştirilmektedir.</p>

<p>Savunma çoğu zaman açık bir yasakla değil, yargılama sürecinin işleyişiyle; dosyaya erişimde yaşanan gecikmelerle, karar verme hızının savunmanın etkinliğinin önüne geçirilmesiyle sınırlandırılmaktadır. Bazen savunma yapılır; ancak savunmanın sesini gerçekten duyurmasına imkân tanınmaz. İşte tam da bu noktada, yargılama sürecindeki bu daralma yalnızca hak arama özgürlüğünü zedelemekle kalmaz; savunmayı ayakta tutma sorumluluğunu da büyük ölçüde avukatın omzuna yükler. Avukatın taşıdığı yük ise çoğu zaman istatistiklere yansımaz. Çünkü bu yük, yalnızca dosya sayısıyla ölçülemez. Her dosya, bir hayatın kırılma anını; her dilekçe, bir insanın umutla kurduğu son cümleyi temsil eder. Avukat, hukuki metinler yazmaz sadece; başkalarının hayatındaki belirsizlikleri, korkuları ve beklentileri de taşır. Ne var ki bu yük, çoğu zaman görünmezdir.</p>

<p>Bu görünmezlik, yalnızca avukatın emeğine ilişkin bir sorun değil; aynı zamanda savunmanın yargılama sürecindeki etkisinin de giderek silikleşmesine zemin hazırlamaktadır. İleri sürülen iddiaların kararlarda karşılık bulmaması, dile getirilen hususların yüzeysel biçimde geçiştirilmesi ya da hiç tartışılmaması, savunmayı varlığı kabul edilen ama etkisi sınırlandırılmış bir unsura dönüştürür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de mahkemelerin, tarafların davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki esaslı iddialarına yanıt verme yükümlülüğünü özellikle vurgulamış; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesini adil yargılanma hakkı kapsamında sorunlu görmüştür (bkz. Ruiz Torija v. Spain).</p>

<p>Yargılamaların sonucuna ilişkin önceden oluşmuş kanaatler ve adaletin tarafsızlığına duyulan güvenin zedelenmesi, savunmanın rolünün etkisiz veya gereksiz olduğu yönünde bir algının güçlenmesine neden olmaktadır. Bu durum, avukatın yalnızca mesleki değil, epistemik bir mücadele içinde olduğunu göstermektedir. Savunma, artık yalnızca mahkeme salonunda değil; aynı zamanda bu yerleşik kabuller karşısında kendi meşruiyetini korumak zorunda kalmaktadır.</p>

<p>Öte yandan, savunma yalnızca hukuki değil, mekânsal ve fiziki koşullar bakımından da sınırlandırılabilmektedir. Avukatın müvekkiliyle temasının kısıtlandığı, görüşme imkânlarının daraltıldığı veya iletişimin zorlaştırıldığı durumlarda, savunma hakkı yalnızca teorik bir güvenceden ibaret hâle gelebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de savunma hakkının etkin kullanılabilmesi için şüphelinin ilk andan itibaren avukat yardımına erişiminin sağlanmasının zorunlu olduğunu belirtmiş; bu hakkın kısıtlanmasını adil yargılanma hakkı bağlamında değerlendirmiştir (bkz. Salduz v. Turkey). Aksi durumda savunma vardır; ancak etkili bir savunmadan söz etmek güçleşir.</p>

<p>Tüm bu gelişmeler, avukatlık mesleğini yalnızca zorlaştırmakla kalmamakta; aynı zamanda mevcut işlevlerinin daha ağır koşullar altında yerine getirilmesine neden olmaktadır. Zira avukat, öteden beri yalnızca bir hak savunucusu değil; hukuki bilginin taşıyıcısı, bireyin hak arama özgürlüğünün güvencesi ve adil yargılanma ilkesinin somutlaşmasında kurucu bir aktör olagelmiştir. Ancak bugün bu rol, daha yoğun bir baskı ve daha sınırlı imkânlar içinde icra edilmektedir.</p>

<p>Bütün bu tablo karşısında şu soruyla yüzleşmek gerekir: Savunma sustuğunda, adalet gerçekten konuşabilir mi? Çünkü savunmanın zayıflatıldığı bir sistemde, yargılama biçimsel olarak devam etse bile, ortaya çıkan sonucun ne ölçüde adil olduğu her zaman tartışmaya açıktır. Savunmanın sürelerle daraltıldığı, mekânla sınırlandırıldığı, fiilen etkisini yitirdiği bir düzende, mahkemece verilen kararın varlığı tek başına adaletin gerçekleştiğini göstermeye yetmez. Bu nedenle 5 Nisan Avukatlar Günü, yalnızca bir kutlama günü olarak değil; savunmanın mevcut durumunu yeniden düşünme ve mesleğin geleceğine dair sorumluluk alma günü olarak değerlendirilmelidir. Zira savunma sustuğunda, yalnızca bir meslek değil; adaletin kendisi de sorgulanır hâle gelir. Çünkü adalet, ancak savunmanın gerçekten duyulduğu ve etkili olduğu bir süreçte ortaya çıkar. Savunmanın olmadığı ya da etkisiz bırakıldığı bir yerde ise, hüküm vardır; fakat adalet her zaman yoktur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-dr-nurcin-kucukyazici" title="Av. Dr. Nurçin KÜÇÜKYAZICI"><img alt="Av. Dr. Nurçin KÜÇÜKYAZICI" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/03/nurcin-kucukyazici.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-dr-nurcin-kucukyazici" title="Av. Dr. Nurçin KÜÇÜKYAZICI">Av. Dr. Nurçin KÜÇÜKYAZICI</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/savunma-sustukca-adalet-konusabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/08/baro/avukat-themis.jpg" type="image/jpeg" length="44129"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2025/8655 E., 2025/9695 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20258655-e-20259695-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20258655-e-20259695-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 09.12.2025 tarihli, 2025/8655 E., 2025/9695 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>9. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/8655 E., 2025/9695 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :İş Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/36 E., 2025/62 K.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.04.2018 yılından itibaren 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kadroya geçerek davalı Kurumda sosyolog olarak çalıştığını, davalı Kurum ile ... Büro İş Sendikası arasında 1. dönem işletme Toplu İş Sözleşmesi'nin 01.10.2021 tarihinde imzalandığını, yürürlük süresi olarak 01.01.2021-31.12.2022 tarihleri arasının belirlendiğini, toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yürürlük başlangıç tarihi olan 01.01.2021 tarihinden itibaren faydalanmak istediğini, ancak davalı Kurum tarafından verilen cevapta toplu iş sözleşmesinden yararlanma tarihinin talep tarihi olan 08.10.2021 olarak belirlediğini belirterek bir kısım fark alacakların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 39/4 hükmünün üçüncü cümlesine göre dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanmanın talep tarihinden geçerli olduğunu, toplu iş sözleşmesinin "Sözleşme kapsamı ve yararlanma" başlıklı 4. maddesinin de dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanmanın, talep tarihinden geçerli olacağı hükmünü içerdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 03.03.2021 tarihli ve 31412 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli ve 2020/57 Esas, 2020/83 Karar sayılı kararı ile 18.10.2012 tarihli ve 6356 sayılı Kanunun 39/4 hükmünün dördüncü cümlesi olan "...İmza tarihinden önceki talepler imza tarihi itibarıyla hüküm doğurur." hükmünün oy çokluğu ile iptal edildiği, Anayasa Mahkemesi kararının 03.03.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlandığı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararında "...Taraf sendikanın üyesi olmayıp dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmak isteyen işçilerin imza tarihinden önceki talepleri itiraz konusu kural uyarınca imza tarihi itibarıyla hüküm doğuracaktır. Bu itibarla toplu görüşme ve pazarlık sürecinde toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işyerinde çalışan, süresinde talepte bulunan ve dayanışma aidatı ödeyen, taraf sendika üyesi olmayan işçilerin toplu iş sözleşmesinde yer alan ve toplu görüşme ve pazarlık süreçleri nedeniyle geçmişe yönelik parasal haklar bahşeden hükümlerden yararlanmaları mümkün olmayacaktır. Bu sonuçla karşılaşmak istemeyen işçilerin ise toplu iş sözleşmesi öncesinde taraf sendikaya üye olmaları gerekmektedir. Dolayısıyla kural hem olumsuz sendika hakkını hemde toplu iş sözleşmesi hakkını sınırlamaktadır..", "...Toplu iş sözleşmesine taraf sendika üyesi olan işçi, talebi gerekmeksizin üye aidatı ödeyerek; üye olmayan işçi ise talebi üzerine dayanışma aidatı ödemek suretiyle sözleşmenin parasal hükümlerinden yararlanmaktadır. Dayanışma aidatıyla yararlanmada taraf sendikanın onayı aranmayarak sendika üyesi olan ve olmayan işçiler arasında bir eşitlik ve denge sağlanmıştır. Ancak yetki alma ve toplu iş sözleşmesinin hazırlık, müzakere ve pazarlık süreçlerinin devam ettiği dönemlerde sendika üyesi olmayan işçilerin dayanışma aidatı ödemesi itiraz konusu kuralla engellenmektedir. Bu sürecin ülkemizde çok uzun zaman alabildiği gözetildiğinde bu uzun süre boyunca dayanışma aidatı ödeyenlerin toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının engellenmesi bu dengeyi bozacak niteliktedir. Kuralın toplu iş sözleşmesinin imzalandığı tarihte taraf sendika üyesi olan işçiler lehine bir sonuç doğurduğu, bu nedenle sendikalaşma yarışında taraf sendika lehine bir avantaj yarattığı açıktır. Öyle ki üye sayısını artırmada kolaylık elde eden taraf sendikanın bir sonraki toplu iş sözleşmesinde de üye işçi çoğunluğunu muhafaza etmek suretiyle diğer sendikalara üstün gelmesi ve taraf sendika statüsünü koruması mütemadi bir hâl alabilecektir. Bu durum ise sendikalar arasındaki yarışın ve dolayısıyla çoğulculuğun zedelenmesine neden olabilecektir. Taraf sendika üyesi olmayıp sözleşmeden yararlanmaya ilişkin diğer şartları haiz olan işçilerin toplu iş sözleşmesinin geriye dönük hak bahşeden parasal hükümlerinden mahrum bırakılmalarının, bu kapsamdaki işçileri sendikaya üye olmaya zorlayacağı açıktır. Bu itibarla kuralla getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 51. maddesi kapsamında bir toplumsal ihtiyacı karşılamadığı, aksine demokratik bir toplumda bulunması gereken çoğulculuğa zarar verdiği, sendikalar arası rekabeti taraf sendika lehine haksız şekilde bozduğu anlaşıldığından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir sınırlamanın varlığından söz edilemez..." gerekçelerine yer verildiği, Anayasa kararlarının bağlayıcı olduğu, bu nedenle davacının 03.03.2021 tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. KANUN YARARINA TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz isteminde; 6356 sayılı Kanunun 39/4 hükmünün halen yürürlükte bulunan üçüncü cümlesinde düzenlenen "Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma, talep tarihinden geçerlidir." hükmü gereğince davacının toplu iş sözleşmesinden talep tarihi olan 08.10.2021 tarihinden itibaren yararlanabileceği, davacının toplu iş sözleşmesinin imza tarihi olan 01.10.2021 tarihinden önce toplu iş sözleşmesinden yararlanmakla ilgili herhangi bir talebi olmadığından Anayasa Mahkemesinin iptal kararının eldeki davaya bir etkisinin bulunmadığı, davacının talep tarihi olan 08.10.2021 tarihinden önceki döneme ilişkin davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürmüştür.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, davacının toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başlayacağı tarihin belirlenmesi ile buna göre fark alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır.<br />
6356 sayılı Kanun'un 39/1 hükmünde taraf işçi sendikasına üye olmak toplu iş sözleşmesinden yararlanmanın şartı olarak öngörülmüştür. Madde metnine göre toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için aslolan sendika üyeliği olup istisnai hâller dışında (dayanışma aidatı, sendikanın yazılı onayı gibi) sendika üyesi olmayanlar toplu iş sözleşmesinden yararlanamaz.</p>

<p>Aynı Kanun'un 39/4 hükmüne göre toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye olmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye olup da ayrılanlar veya çıkarılanların dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bunun için işçi sendikasının onayı aranmaz. Bununla birlikte 6356 sayılı Kanun'un 39. maddesinde açıkça, dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanmanın, talep tarihinden geçerli olacağı düzenlenmiştir. Şu hâlde toplu iş sözleşmesinden dayanışma aidatı ödenerek yararlanılabilmesi için her toplu iş sözleşmesi bakımından ayrıca talepte bulunulması gerekmektedir.<br />
İmza tarihinden önceki dayanışma aidatı ödeyerek yararlanma taleplerinin imza tarihi itibarıyla hüküm doğuracağına ilişkin 39. maddedeki düzenleme ise Anayasa Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli ve 2020/57 Esas, 2020/83 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararının, kesin hüküm hâlini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanması zorunludur (Anayasa Mahkemesi, 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararı; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 04.02.2021 tarihli ve 2020/5169 Esas, 2021/3479 Karar; 06.07.2023 tarihli ve 2023/9636 Esas, 2023/11055 Karar ve 6.11.2024 tarihli ve 2024/9537 Esas, 2024/14568 Karar sayılı kararları).</p>

<p>Somut uyuşmazlıkta davacı taraf; davalı işveren ile imzalanan toplu iş sözleşmesinin 01.10.2021 tarihinde imzalandığını ve yürürlük tarihinin 01.01.2021-31.12.2022 tarihleri arası olarak belirlendiğini, 08.10.2021 tarihinde sendika dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanma talebinde bulunduğunu, buna göre toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihi olan 01.01.2021 tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmasını gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı taraf ise davacının toplu iş sözleşmesinden yararlanma tarihini, sendika dayanışma aidatı ödemek suretiyle talep tarihi olan 08.10.2021 tarihi olarak belirlemiştir.</p>

<p>Davacının davalı Kurum ile ... Büro İş Sendikası arasında 1. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi'nin 01.10.2021 tarihinde imzalandığı, imza tarihinden önceki dayanışma aidatı ödeyerek yararlanma taleplerinin imza tarihi itibarıyla hüküm doğuracağına ilişkin 6356 sayılı Kanun'un 39. maddesindeki düzenleme Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de davacının dayanışma aidatı ödeyerek talepte bulunduğu tarihin (08.10.2021), imza tarihinden sonra olduğu görülmektedir. Buna rağmen İlk Derece Mahkemesince, davacının Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlük tarihinden (03.03.2021) itibaren toplu iş sözleşmesinden faydalanacağı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Yapılan açıklamalara göre, davacının sendika dayanışma aidatı ödeyerek yararlanmak için talepte bulunma tarihi olan 08.10.2021 tarihi itibarıyla toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi hatalıdır.</p>

<p>Kanun yararına temyiz isteminin yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kanun yararına bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;<br />
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere aynı Kanun'un 363/2 hükmü gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,<br />
09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20258655-e-20259695-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1a.jpg" type="image/jpeg" length="91262"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnönü Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/inonu-universitesi-lisansustu-egitim-ogretim-yonetmeligi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/inonu-universitesi-lisansustu-egitim-ogretim-yonetmeligi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliği, 05 Nisan 2026 Tarihli ve 33215 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İnönü Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı, İnönü Üniversitesine bağlı enstitülerde yürütülen yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik programlarından oluşan lisansüstü eğitim-öğretime ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, tezli ve tezsiz yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik programları ile bunların gerektirdiği eğitim, bilimsel araştırma ve uygulama faaliyetlerine ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü ve 44 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Akademik takvim: Senato tarafından enstitüler için onaylanan ve ilan edilen eğitim öğretim ve sınavlara ilişkin tarihleri içeren takvimi,</p>

<p>b) AKTS: Avrupa Kredi Transfer Sistemini,</p>

<p>c) ALES: Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>ç) Anabilim/anasanat dalı: Enstitülere bağlı anabilim/anasanat dalını,</p>

<p>d) Anabilim/anasanat dalı başkanı: Enstitülere bağlı anabilim/anasanat dalı başkanını,</p>

<p>e) Bilim/sanat dalı: Anabilim/anasanat dalına bağlı olarak enstitüde programı bulunan bilim/sanat dalını,</p>

<p>f) Bilim/sanat dalı başkanı: Anabilim/anasanat dalına bağlı olarak enstitüde programı bulunan bilim/sanat dalının başkanını,</p>

<p>g) Bütünleşik yüksek lisans programı: Üniversitenin hazırlık sınıfı hariç en az 8 (sekiz) yarıyıl süreli eğitim-öğretim veren lisans programlarının ilk altı yarıyılını başarıyla tamamlayan öğrencilerin, öğrenimlerini kesintisiz olarak yüksek lisans programı ile birleştirebildikleri süreklilik gerektiren programı,</p>

<p>ğ) Danışman: Öğrenciye akademik çalışmalarda rehberlik yapmak üzere görevlendirilen öğretim üyesini,</p>

<p>h) DUS: Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>ı) Enstitü: İnönü Üniversitesine bağlı lisansüstü eğitim-öğretim yapan enstitüleri,</p>

<p>i) Enstitü kurulu: Enstitü müdürü başkanlığında, müdür yardımcıları ve enstitü anabilim/anasaat dalı başkanlarından oluşan kurulu,</p>

<p>j) Enstitü yönetim kurulu: Enstitü müdürü başkanlığında, müdür yardımcıları ve müdürce gösterilecek altı aday arasından ilgili enstitü kurulunca üç yıl için seçilecek üç öğretim üyesinden oluşan kurulu,</p>

<p>k) Eşdeğer yabancı dil sınavları: YÖK tarafından YDS’ye eşdeğer kabul edilen sınavları,</p>

<p>l) EUS: Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>m) İntihal: Başkalarının fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermeyi,</p>

<p>n) Kredi: Bir lisansüstü dersin kredi değerini,</p>

<p>o) Müdür: İlgili enstitü müdürünü,</p>

<p>ö) Ortak lisansüstü eğitim programı: Yurt içi ve yurt dışındaki diğer yükseköğretim kurumları ile ortak yürütülen lisansüstü eğitim programlarını,</p>

<p>p) Öğrenci: Lisansüstü eğitim-öğretim için kayıt yaptırmış olan yüksek lisans, sanatta yeterlik ve doktora öğrencisini,</p>

<p>r) ÖSYM: Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığını,</p>

<p>s) Program: Enstitü anabilim/anasanat dallarında yürütülen lisansüstü eğitim-öğretimi,</p>

<p>ş) Rektör: İnönü Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>t) Senato: İnönü Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>u) TUS: Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>ü) Üniversite: İnönü Üniversitesini,</p>

<p>v) YDS: Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavını,</p>

<p>y) YÖK: Yükseköğretim Kurulunu,</p>

<p>z) Yurt dışı kontenjanı: Uluslararası öğrencilerin başvurabilecekleri kontenjanları,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Yüksek Lisans Programları</p>

<p><strong>Genel esaslar</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Yüksek lisans programları tezli ve tezsiz olmak üzere iki şekilde yürütülebilir. Bu programların hangi anabilim/anasanat dalında ve nasıl yürütüleceği, ilgili enstitü kurulunun önerisi üzerine Senato tarafından karara bağlanır.</p>

<p>(2) YÖK kararı üzerine; öğretim elemanı ve öğrencilerin aynı mekânda bulunma zorunluluğu olmaksızın, bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı olarak öğretim faaliyetlerinin planlandığı ve yürütüldüğü lisansüstü uzaktan öğretim programları açılabilir. Uzaktan öğretim programlarının yürütülmesine ilişkin olarak YÖK tarafından belirlenen usul ve esaslar uygulanır.</p>

<p><strong>Başvuru ve kabul</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Tezli yüksek lisans programına başvurabilmek için adayların, lisans diplomasına ve başvurdukları programın puan türünden 55 puandan az olmamak koşuluyla Senato tarafından belirlenecek ALES puanına sahip olmaları gerekir. Ancak;</p>

<p>a) Konservatuvar programları ile güzel sanatlar fakültelerinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının enstitülerdeki anasanat ve anabilim dallarına öğrenci kabulünde ALES şartı aranmaz.</p>

<p>b) Doktora/sanatta yeterlik/tıpta uzmanlık/diş hekimliğinde uzmanlık/veteriner hekimliğinde uzmanlık/eczacılıkta uzmanlık mezunlarının yüksek lisans programlarına başvurularında ALES şartı aranmaz. Bu adayların değerlendirme işlemlerinde, mezun oldukları lisansüstü programa girişteki puan türü veya uzmanlık alanı dikkate alınmaksızın ALES puanı 60 olarak kabul edilir ve bu puan, puan türüne bakılmaksızın ALES puanı olarak hesaplamalara dahil edilir. Bu adaylar daha önceden aldıkları puan türü veya doktora/sanatta yeterlik/uzmanlık alanından farklı bir alanda başvuru yapabilir.</p>

<p>(2) Yüksek lisans başvurusu kabul edilen adayların sıralaması, adayın ALES puanının %60’ı, lisans not ortalamasının %30’u ile yabancı dil puanının %10’unun toplamına göre 50 puanın üstündeki adayların arasında yapılır.</p>

<p>(3) Tezli yüksek lisans programlarına başvuruda, ilgili anabilim/anasanat veya bilim/sanat dalı; yazılı, mülakat, kompozisyon, yetenek/yeterlik, uygulama sınavlarından birinin veya birkaçının yapılmasını öngörebilir. Bu sınavlardan hangisinin/hangilerinin yapılacağı, sınav tarihleri, jürinin tespiti ve değerlendirme ile ilgili diğer işlemler anabilim dalı başkanlığının görüşü alınarak enstitü yönetim kurulunun teklifi üzerine Senato tarafından kararlaştırılır. Bu kapsamda başvuru değerlendirmesi aşağıdaki şekilde gerçekleşir:</p>

<p>a) ALES puanının %50’si, lisans not ortalamasının %20’si, bilim sınavında veya mülakatta alınan notun %20’si ve yabancı dil puanının %10’unun toplamı 50 puanın üstünde olan adayların sıralaması yapılır.</p>

<p>b) Bilim sınavı ve mülakatın birlikte yapılması durumunda bilim sınavında alınan not ile mülakatta alınan notun ortalaması esas alınır.</p>

<p>c) Bilim/mülakat sınavı yapılması durumunda, sınava girmeyen adaylar değerlendirmeye alınmaz.</p>

<p>(4) İkinci ve üçüncü fıkralar uyarınca yapılacak değerlendirmelerde yabancı dil puanı olarak YDS veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen ulusal veya uluslararası yabancı dil sınavları geçerlidir. Yabancı dil puanı olmayan adayların, bu kısımdan gelecek puan katkıları sıfır olarak alınır. Eşitlik durumunda ALES ve yabancı dil puanının toplamı yüksek olanlara öncelik verilir.</p>

<p>(5) Tezli yüksek lisans eğitimini kısmen veya tamamen yabancı dille yapan anabilim dallarında, adayların bir yüksek lisans programına kabul edilmeleri için YDS veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen ulusal veya uluslararası yabancı dil sınavına girmiş olmaları gerekir. Bu sınavlarda alınması gereken asgari puan ve koşullar ile diğer esaslar enstitü kurulu kararı üzerine Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(6) Konservatuvar programları ile güzel sanatlar fakültelerinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının enstitülerdeki anasanat ve anabilim dallarındaki tezli yüksek lisans programlarına başvurabilmeleri için adayların ilgili anabilim/anasanat dalınca uygun görülecek bir lisans diplomasına sahip olmaları gerekir. Yüksek lisans programlarına başvurusu kabul edilen adayların sıralaması; yabancı dil puanının %20’si, lisans not ortalamasının %30’u, mesleki birikim ölçme ve değerlendirme sınavı puanının %50’sinin toplamına göre yapılır. Yabancı dil puanı olarak YDS veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen ulusal veya uluslararası yabancı dil sınavları geçerlidir. Yabancı dil puanı olmayan adayların, bu kısımdan gelecek puan katkıları sıfır olarak alınır. Toplam puanı 50’den düşük olan ve mesleki birikim ölçme ve değerlendirme sınavına girmeyen aday değerlendirmeye alınmaz. Eşitlik durumunda öncelikle yabancı dil puanına yine eşitlik olması durumunda lisans not ortalaması yüksek olanlara öncelik verilir.</p>

<p>(7) Üniversitenin lisans bölüm/programlarını birincilikle bitiren adayların, mezun oldukları lisans programlarında ilan edilen birincilik kontenjanlarına başvurabilmeleri için başvuru tarihinden önceki iki yıl içerisinde mezun olmaları ve başvurdukları program için gerekli olan asgari koşulları sağlamaları gerekir. Bu fıkra kapsamında adayların sıralaması, adayın ALES puanının %60’ı, lisans not ortalamasının %30’u ile yabancı dil puanının %10’unun toplamına göre 50 puanın üstündeki adayların arasında yapılır. Eşitlik halinde ALES notu yüksek olan aday tercih edilir.</p>

<p>(8) Tezsiz yüksek lisans programlarına başvuran adaylarda aranacak koşullar ve değerlendirmeye ilişkin esaslar şunlardır:</p>

<p>a) Tezsiz yüksek lisans programlarına başvurabilmek için adayların, ilgili anabilim/anasanat dalınca uygun görülecek bir lisans diplomasına sahip olmaları gerekir. Adayların sıralamaları lisans not ortalamasına göre yapılır. İlgili anabilim/anasanat dalı kurulunun talebi halinde lisans not ortalamasına ek olarak öğrencilerin değerlendirilmelerinde yazılı, mülakat, kompozisyon, yetenek-yeterlik ve uygulama sınavlarından biri veya birkaçı yapılabilir. Bu sınavlardan hangisinin/hangilerinin yapılacağı, sınav tarihleri, jürilerin tespiti ve değerlendirme ile ilgili diğer işlemler anabilim/anasanat dalı başkanlığının görüşü alınarak enstitü yönetim kurulunun teklifi üzerine Senato tarafından kararlaştırılır. Bu durumda lisans not ortalamasının %60’ı, sınav notunun %40’ı toplanarak adayların sıralaması yapılır. Dörtlü sisteme göre elde edilen lisans not ortalamasının yüzlük sisteme dönüştürülmesinde YÖK tarafından belirlenen dönüştürme tablosu kullanılır.</p>

<p>b) Ortaöğretim alan öğretmenliği ve eğitim bilimlerinin çeşitli alanlarında özellikle uygulayıcılara yönelik olmak üzere açılacak tezsiz yüksek lisans programları için yükseköğretim üst kuruluşlarının kararları ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde Senato kararıyla özel şartlar belirlenebilir. Bu çerçevede yapılacak mülakat veya yetenek sınavları ya da alanı ile ilgili yapmış olduğu çalışmaların değerlendirilmesi, ilgili anabilim/anasanat dalının görüşü alınarak enstitü yönetim kurulunca seçilen üç asıl, iki yedek üyeden oluşan sınav komisyonu tarafından yapılır. Sınav komisyonu, değerlendirme sonucunu aynı gün ilgili enstitü müdürlüğüne bildirir.</p>

<p>(9) Konservatuvar programları ile güzel sanatlar fakültesinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının enstitülerdeki anasanat ve anabilim dallarındaki öğretim dili Türkçe olan programlarına başvurularda Devlet hastanesi veya Devlet üniversitesi hastanesinden alınmış sağlık raporu ile belgelenmesi şartıyla,</p>

<p>a) Düzeltilmemiş engeli en az %70 veya düzeltilmiş engeli en az %40 ve üzeri olan işitme engelli adaylarda,</p>

<p>b) Engel düzeyi %50 ve üzeri olmak üzere zihin yetersizliği bulunan engelli adaylarda,</p>

<p>c) Engel düzeyi %40 ve üzeri ''yaygın gelişimsel bozukluk'' (Otizm spektrum bozukluğu/çocukluk otizmi/atipik otizm, Rett Sendromu, Asperger Sendromu) tanısı bulunan engelli adaylarda,</p>

<p>başvuru yapabilmeleri için yabancı dil puanı aranmaz. Bu adaylar yabancı dil puanı olarak Üniversite tarafından aranan yabancı dil taban puanı şartını sağlamış sayılır.</p>

<p><strong>Tezli yüksek lisans programı</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Tezli yüksek lisans programı öğrencinin bilimsel araştırma yöntemlerini kullanarak bilgiye erişme, bilgiyi derleme, yorumlama ve değerlendirme yeteneğini kazanmasını sağlar.</p>

<p>(2) Tezli yüksek lisans programı toplam yirmi bir krediden az olmamak koşuluyla en az yedi ders, bir seminer dersi ve tez çalışmasından oluşur. Seminer dersi ve tez çalışması kredisiz olup başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir. Tezli yüksek lisans programı bir eğitim-öğretim yılı 60 AKTS kredisinden az olmamak koşuluyla seminer dersi dâhil en az sekiz ders ve tez çalışması olmak üzere toplam en az 120 AKTS kredisinden oluşur. Öğrenci, en geç danışman atanmasını izleyen dönemden itibaren her yarıyıl tez dönemi için kayıt yaptırmak zorundadır.</p>

<p>(3) Tezli yüksek lisans programı ikinci öğretim programı olarak yürütülebilir.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Tezli yüksek lisans programının süresi bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın dört yarıyıl olup, program en çok altı yarıyılda tamamlanır. Bu Yönetmelikte belirtilen yükümlülüklerin tümünü yerine getiren öğrenciler ilgili enstitü yönetim kurulu kararıyla süresinden önce mezun olabilir.</p>

<p>(2) Dört yarıyıl sonunda öğretim planında yer alan zorunlu ve seçmeli kredili derslerini ve seminer dersini başarıyla tamamlayamayan, bu süre içerisinde genel not ortalaması yüzlük sistemde 65’in altında kalan, azami süreler içerisinde ise tez çalışmasında başarısız olan veya tez savunmasına girmeyen öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Dersler</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Bir yarıyılda açılacak dersler ve bu dersleri verecek öğretim elemanları anabilim/anasanat dalları başkanlarının önerileri üzerine ilgili enstitü yönetim kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p>(2) Lisans öğrenimi sırasında alınmamış olması koşuluyla derslerin en çok iki tanesi lisans dersleri arasından seçilebilir.</p>

<p>(3) Öğrenci farklı anabilim/anasanat dallarından veya yurt içinde ve yurt dışında farklı enstitülerden ders alabilir. Ancak bu kapsamda alınan ders sayısı iki dersi geçemez. Öğrencinin bu dersleri alabilmesi için ilgili anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı gereklidir.</p>

<p>(4) Anabilim dalının ders müfredatında bulunan zorunlu dersler, toplam kredi miktarının yarısını geçemez.</p>

<p>(5) Bilimsel araştırma teknikleri ile araştırma ve yayın etiği konularını içeren en az bir dersin alınması zorunludur.</p>

<p><strong>Seminerler</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Tez danışmanı, atandığı tarihten itibaren seminer yönetiminden sorumludur.</p>

<p>(2) Seminerin sunulacağı yer ve zaman, en az on gün önceden anabilim/anasanat dalı başkanlığı tarafından ilan edilir. Sunulan seminer, seminer sorumlusunun görüşü alınarak anabilim/anasanat dalı başkanlığının belirleyeceği üç kişilik jüri tarafından başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir. Sonuç, seminer raporunun bir sureti ile birlikte bir tutanakla anabilim/anasanat dalı başkanlığı tarafından beş gün içerisinde enstitüye bildirilir.</p>

<p>(3) Seminer çalışması kredisizdir.</p>

<p><strong>Tez danışmanı atanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Tezli yüksek lisans programında, enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığı her öğrenci için Üniversitenin kadrosunda bulunan bir tez danışmanını en geç birinci yarıyılın sonuna kadar; öğrencinin danışmanıyla beraber belirlediği tez konusunu da en geç ikinci yarıyılın sonuna kadar enstitüye önerir. Tez danışmanı ve tez konusu enstitü yönetim kurulu onayı ile kesinleşir.</p>

<p>(2) Tez danışmanı, Üniversitenin kadrolu öğretim üyeleri arasından seçilir. Öğretim üyesi bulunmaması halinde enstitü yönetim kurulu tarafından başka bir yükseköğretim kurumundan öğretim üyesi danışman olarak seçilir. 2547 sayılı Kanunun ek 46 ncı maddesi kapsamında kısmi zamanlı olarak görevlendirilen en az doktora derecesine sahip araştırmacılar da tez danışmanı olarak seçilebilir. Ancak bu kişilerin danışman olarak görevlendirilebilmesi için öğrencinin talebi, ilgili araştırmacının yazılı muvafakati ve enstitü yönetim kurulunun kararı şarttır. Tez çalışmasının niteliğinin birden fazla tez danışmanı gerektirdiği durumlarda atanacak ikinci tez danışmanı, Üniversite kadrosu dışından da en az doktora derecesine sahip kişilerden olabilir. İkinci tez danışmanının aynı anabilim dalında atanması ancak anabilim/anasanat dalı başkanlığı tarafından gerekçeleri belirtilerek önerilmesi ve enstitü yönetim kurulunca uygun görülmesi halinde yapılabilir.</p>

<p>(3) Öğrenci ve/veya tez danışmanının talebi, anabilim/anasanat dalı başkanlığının teklifi ile ilgili enstitü yönetim kurulunun uygun görmesi halinde öğrencinin tez danışmanı değiştirilebilir.</p>

<p>(4) Öğrencinin, üst üste iki yarıyıl kayıt yenilememesi halinde, danışmanın görevi sona erer. Kaydını yenileyen öğrenci için kayıt yenilediği yarıyıl itibarıyla bu maddede belirtilen hükümler doğrultusunda yeniden danışman atanır.</p>

<p>(5) Kurum değiştiren ya da emekliye ayrılan veya Üniversiteden istifa eden öğretim elemanları, enstitüye yirmi iş günü içinde yazılı olarak başvurmaları durumunda, anabilim/anasanat dalı başkanlığının olumlu görüşü ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile danışmanlığa devam edebilirler. Aksi takdirde bu sürenin dolmasıyla birlikte anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun kararı ile bir ay içinde yeni bir danışman atanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yüksek lisans tezinin sonuçlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Öğretim planındaki tüm yükümlülükleri başarı ile tamamlayan tezli yüksek lisans programı öğrencisi, elde ettiği sonuçları Senato tarafından belirlenen yazım kurallarına uygun biçimde yazar ve tezini jüri önünde sözlü olarak savunur.</p>

<p>(2) Öğrencinin tez savunmasına girebilmesi için yüksek lisans öğrenimi süresince İnönü Üniversitesi adresli ve bilim alanı ile ilgili olmak üzere yazar olarak yer aldığı ulusal/uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmış/yayıma kabul edilmiş en az bir makale veya bilimsel toplantıda kendisi tarafından sunulmuş olmak kaydıyla en az bir adet tam metin/özet bildirisinin ya da poster sunumunun olması gerekir.</p>

<p>(3) Yüksek lisans tezinin savunmasından önce ve düzeltme kararı verilen tezlerde ise düzeltme ile birlikte öğrenci tezini tamamlayarak danışmanına sunar. Danışman, tezin savunulabilir olduğuna ilişkin görüşü ile birlikte tezi enstitüye gönderir. Enstitü söz konusu teze ilişkin intihal yazılım programı raporunu alarak danışmana ve jüri üyelerine gönderir. Rapordaki verilerde gerçek bir intihalin tespiti halinde gerekçesi ile birlikte karar verilmek üzere tez, enstitü yönetim kuruluna gönderilir.</p>

<p>(4) Yüksek lisans tez jürisi, tez danışmanı ve ilgili enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu onayı ile atanır. Jüri, biri öğrencinin tez danışmanı, en az biri de başka bir yükseköğretim kurumundan olmak üzere üç veya beş öğretim üyesinden oluşur. Jürinin üç kişiden oluşması durumunda ikinci tez danışmanı jüri üyesi olamaz.</p>

<p>(5) Jüri üyeleri, söz konusu tezin kendilerine teslim edildiği tarihten itibaren en erken on beş gün içinde, en geç bir ay içinde toplanarak öğrenciyi tez sınavına alır. Tez sınavı, tez çalışmasının sunulması ve bunu izleyen soru-cevap bölümünden oluşur. Tez sınavı, öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık ortamlarda gerçekleştirilir.</p>

<p>(6) Tez sınavının tamamlanmasından sonra jüri, tez hakkında salt çoğunlukla kabul, ret veya düzeltme kararı verir. Bu karar enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığınca tez sınavını izleyen üç gün içinde ilgili enstitüye tutanakla bildirilir.</p>

<p>(7) Tezi başarısız bulunarak reddedilen öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(8) Tezi hakkında düzeltme kararı verilen öğrenci ikinci ve dördüncü fıkralarda belirtilen süreci takip ederek en geç üç ay içinde düzeltmeleri yapılan tezi aynı jüri önünde yeniden savunur. Bu savunma sonunda da başarısız bulunarak tezi kabul edilmeyen öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(9) Tezi reddedilen öğrencinin talepte bulunması halinde, tezsiz yüksek lisans programının ders kredi yükü, proje yazımı ve benzeri gereklerini yerine getirmiş olmak kaydıyla kendisine tezsiz yüksek lisans diploması verilir. Bu fıkra hükmünün uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Diploma</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Tez sınavında başarılı olmak ve Senato tarafından belirlenen mezuniyet için gerekli diğer koşulları da sağlamak kaydıyla, yüksek lisans tezinin ciltlenmiş en az üç nüshasını ve dijital kopyasını tez sınavına giriş tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili enstitüye teslim eden ve tezi enstitü yönetim kurulunca şekil yönünden uygun bulunan yüksek lisans öğrencisine tezli yüksek lisans diploması verilir. Enstitü yönetim kurulu talep halinde teslim süresini en fazla bir ay daha uzatabilir. Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azami süresinin dolması halinde ilişiği kesilir.</p>

<p>(2) Tezli yüksek lisans diploması üzerinde öğrencinin kayıtlı olduğu enstitü anabilim/anasanat dalındaki programın, YÖK tarafından onaylanmış adı bulunur. Mezuniyet tarihi tezin sınav jürisi tarafından imzalı nüshasının teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(3) Tezin tesliminden itibaren üç ay içinde yüksek lisans tezinin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere enstitü tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilir.</p>

<p><strong>Tezsiz yüksek lisans programı</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Tezsiz yüksek lisans programları yüz yüze ve uzaktan olmak üzere iki şekilde yürütülebilir. Tezsiz yüksek lisans programları, öğrenciye mesleki konularda bilgi kazandırarak mevcut bilginin uygulamada nasıl kullanılacağını göstermek amacıyla düzenlenir.</p>

<p>(2) Tezsiz yüksek lisans programı toplam otuz krediden ve 60 AKTS’den az olmamak kaydıyla en az on ders ile dönem projesi dersinden oluşur. Öğrenci, dönem projesi dersinin alındığı yarıyılda dönem projesi dersine kayıt yaptırmak ve yarıyıl sonunda yazılı proje ve/veya rapor vermek zorundadır. Dönem projesi dersi kredisiz olup başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir.</p>

<p>(3) Senato tarafından belirlenen esaslara göre tezsiz yüksek lisans programının sonunda yeterlik sınavı uygulanabilir.</p>

<p>(4) Tezsiz yüksek lisans programı ikinci öğretim programı olarak yürütülebilir.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Tezsiz yüksek lisans programını tamamlama süresi, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın en az iki yarıyıl, en çok üç yarıyıldır. Bu sürenin sonunda başarısız olan veya programı tamamlayamayan öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Dersler</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bir yarıyılda açılacak dersler ve bu dersleri verecek öğretim elemanları anabilim/anasanat dalları başkanlarının önerileri üzerine ilgili enstitü yönetim kurulu tarafından belirlenir. Öğrencinin alacağı derslerin en çok üç tanesi, lisans öğrenimi sırasında alınmamış olması koşuluyla lisans derslerinden seçilebilir.</p>

<p><strong>Dönem projesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Kredisiz olan dönem projesine ikinci yarıyılın başında kayıt yaptırılır ve ilgili yarıyılda proje hakkında bir rapor verilir.</p>

<p>(2) Rapor, biri danışman olmak üzere anabilim/anasanat dalı başkanlığınca görevlendirilecek üç öğretim üyesi tarafından incelenerek salt çoğunlukla kabul, ret veya düzeltme kararı verilir. Bu karar ve dönem projesinin kabul edilmesi halinde ilgili enstitünün dönem projesi hazırlama kılavuzuna göre hazırlanmış dönem projesi anabilim/anasanat dalı başkanlığınca üç gün içerisinde enstitüye bir tutanakla bildirilir.</p>

<p>(3) Dönem projesi reddedilen öğrenci, yeni bir dönem projesi ile devam eder. Dönem projesi hakkında düzeltme kararı verilen öğrenci en geç bir ay içinde gerekli düzeltmeleri yapar ve rapor ilgili jüri tarafından incelenerek karara bağlanır.</p>

<p><strong>Danışman atanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Tezsiz yüksek lisans programında ilgili anabilim/anasanat dalı başkanlığı her öğrenci için ders seçiminde ve dönem projesinin yürütülmesinde danışmanlık yapacak bir öğretim üyesi veya doktora derecesine sahip bir öğretim görevlisini en geç birinci yarıyılın sonuna kadar belirler.</p>

<p>(2) Her yarıyılda, kayıt yenilemeyen öğrencinin durumu anabilim/anasanat dalına bildirilir. Öğrencinin, üst üste iki yarıyıl kayıt yenilememesi halinde, danışmanın görevi sona erer. Öğrencinin kaydını yenilemesi halinde kayıt yenilediği yarıyıl itibarıyla bu maddede belirtilen hükümler doğrultusunda yeniden danışman atanır.</p>

<p><strong>Diploma</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Kredili derslerini ve dönem projesini başarıyla tamamlayan öğrenciye tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p>(2) Tezsiz yüksek lisans diploması üzerinde öğrencinin kayıtlı olduğu enstitü anabilim/anasanat dalındaki programın YÖK tarafından onaylanmış adı bulunur. Öğrencinin mezuniyet tarihi, enstitü yönetim kurulunun mezuniyetine karar verdiği tarihtir.</p>

<p>(3) Tezsiz yüksek lisans programına devam edenler, Üniversitece tezli yüksek lisans programı için belirlenmiş olan asgari şartları yerine getirmek kaydıyla, tezli yüksek lisans programına geçiş yapabilirler. Bu durumda tezsiz yüksek lisans programında alınan dersler enstitü yönetim kurulu kararıyla tezli yüksek lisans programındaki derslerin yerine sayılabilir.</p>

<p><strong>Bütünleşik yüksek lisans programı</strong></p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>(1) Bütünleşik yüksek lisans programlarına başvuru, kabul, kayıt, eğitim-öğretim, sınav ve başarı durumlarına ilişkin işlemler, YÖK’ün belirlediği ilgili mevzuat hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Doktora Programı</p>

<p><strong>Genel esaslar</strong></p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>(1) Doktora programı, öğrenciye bağımsız araştırma yapma, bilimsel problemleri, verileri geniş ve derin bir bakış açısı ile irdeleyerek yorum yapma, analiz etme ve yeni sentezlere ulaşmak için gerekli becerileri kazandırır.</p>

<p>(2) Doktora programı, tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için toplam yirmi bir krediden ve bir eğitim-öğretim yılı 60 AKTS’den az olmamak koşuluyla en az yedi ders, seminer, yeterlik sınavı, tez önerisi ve tez çalışması olmak üzere en az 240 AKTS kredisinden oluşur. Lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için de en az kırk iki kredilik 14 ders, seminer, yeterlik sınavı, tez önerisi ve tez çalışması olmak üzere toplam en az 300 AKTS kredisinden oluşur.</p>

<p>(3) Doktora çalışması sonunda hazırlanacak tezin, bilime yenilik getirme, yeni bir bilimsel yöntem geliştirme, bilinen bir yöntemi yeni bir alana uygulama niteliklerinden en az birini yerine getirmesi gerekir.</p>

<p><strong>Başvuru ve kabul</strong></p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>(1) Doktora programlarına başvurularda adaylarda aranacak koşullar ve değerlendirmeye ilişkin esaslar şunlardır:</p>

<p>a) Doktora programına başvurabilmek için adayların, tezli yüksek lisans diplomasına, ALES’ten başvurduğu programın puan türünde 60 puandan az olmamak koşuluyla Senato kararı ile belirlenecek ALES puanına sahip olmaları gerekir.</p>

<p>b) Doktora programına öğrenci kabulünde yabancı dil sınavlarından en az 55 puan veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından bu puan muadili bir puan alınması zorunlu olup, bu asgari puanların girilecek programların özelliklerine göre gerekirse yükseltilmesine Senato tarafından karar verilir.</p>

<p>c) Doktora/sanatta yeterlik/tıpta uzmanlık/diş hekimliğinde uzmanlık/veteriner hekimliğinde uzmanlık/eczacılıkta uzmanlık mezunlarının doktora programlarına başvurularında ALES şartı aranmaz ve bu adayların değerlendirme işlemlerinde, adayın mezun olduğu lisansüstü programa girişteki puan türü veya uzmanlık alanı dikkate alınmaksızın ALES puanı 70 olarak kabul edilir ve bu puan, puan türüne bakılmaksızın ALES puanı olarak hesaplamalara dahil edilir. Bu adaylar daha önceden aldığı puan türü veya doktora/sanatta yeterlik/uzmanlık alanından farklı bir alanda başvuru yapabilir.</p>

<p>ç) Konservatuvar programları ile güzel sanatlar fakültelerinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının enstitülerdeki anasanat ve anabilim dallarına öğrenci kabulünde ALES puanı aranmaz.</p>

<p>d) Doktora programına başvurusu kabul edilen yüksek lisans derecesine sahip adayların sıralaması, ALES puanının %60'ı, yabancı dil puanının %10'u ile lisans not ortalaması ile yüksek lisans not ortalamasının toplamının yarısının %30'u toplanarak bu toplamın en az 60 olması koşuluyla yapılır. Eşitlik durumunda ALES ve yabancı dil puanı toplamı yüksek olanlara öncelik verilir.</p>

<p>e) Hazırlık sınıfları hariç en az on yarıyıl süreli lisans diplomasına sahip olanların doktora programına başvurabilmeleri için ALES’ten başvurdukları programın puan türünde en az 60 puana sahip olmaları gerekir. Bu kapsamda başvuran adayların sıralaması ALES puanının %60'ı, yabancı dil puanının %10'u ve mezuniyet not ortalamasının %30’u toplanarak bu toplamın en az 60 olması koşuluyla yapılır. Eşitlik durumunda ALES ve yabancı dil puanı toplamı yüksek olanlara öncelik verilir.</p>

<p>f) İlgili anabilim/anasanat dalınca uygun görülecek lisans diplomasına sahip adayların doktora programına doğrudan başvurabilmeleri için en az 80 ALES puanına veya ÖSYM tarafından ALES ile eşdeğerliği kabul edilen uluslararası sınavlar için belirlenen standart puana sahip olmaları, YDS’den en az 65 puan veya eşdeğerliği kabul edilen yabancı dil sınavları için belirtilen standart puana sahip olmaları, ayrıca lisans not ortalamalarının 4 üzerinden en az 3 veya muadili bir puan olması gerekir. Lisans derecesi ile başvurusu kabul edilen adayların sıralaması ALES puanının %60'ı, yabancı dil puanının %10'u ile lisans not ortalamasının %30'u toplanarak bu toplamın en az 60 olması koşulu ile yapılır. Eşitlik durumunda ALES ve yabancı dil puanı toplamı yüksek olanlara öncelik verilir.</p>

<p>g) Temel tıp bilimlerinde doktora programlarına başvuracak adaylardan tıp fakülteleri mezunlarının tıpta uzmanlık sınavı temel tıp bilimleri puanının 0,7 ile klinik tıp bilimleri puanının ise 0,3 ile çarpılarak toplanması sonucu elde edilen TUS temel tıp puanının en az 50 olması veya en az 60 sayısal ALES puanına sahip olmaları ve ayrıca YDS’den en az 55 puan veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavları için belirtilen standart puana sahip olmaları gerekir.</p>

<p>ğ) Sağlık bilimlerinde doktora programlarına başvuracak adaylardan diş hekimliği fakülteleri mezunlarının; DUS temel bilimleri puanı ile klinik bilimler puanlarının 0,5 ile çarpılarak toplanması ile elde edilen DUS temel puanının en az 50 olması veya en az 60 sayısal ALES puanına sahip olmaları ve ayrıca YDS’den en az 55 puan veya eşdeğerliği kabul edilen yabancı dil sınavları için belirtilen standart puana sahip olmaları, ayrıca YDS’den en az 55 puan veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavları için belirtilen standart puana sahip olmaları gerekir.</p>

<p>h) Sağlık bilimlerinde doktora programlarına başvuracak adaylardan eczacılık fakülteleri mezunlarının 50 ve üzeri EUS puanına veya 60 ve üzeri sayısal ALES puanına ve YDS’den en az 55 puana veya eşdeğerliği kabul edilen yabancı dil sınavları için belirtilen standart puana sahip olmaları gerekir.</p>

<p>ı) Sağlık bilimlerinde doktora programlarına başvuran adayların sıralaması TUS, EUS veya DUS temel puanının veya ALES puanının %60'ı, yabancı dil puanının %10'u ile mezuniyet not ortalamasının %30'unun toplamının en az 60 olması koşuluyla yapılır. Eşitlik durumunda ilgisine göre TUS veya DUS temel puanı ile yabancı dil puanı toplamı ya da ALES ile yabancı dil puanı toplamı yüksek olanlara öncelik verilir.</p>

<p>i) Konservatuvar programları ile güzel sanatlar fakültelerinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının enstitülerdeki anasanat ve anabilim dallarındaki doktora programlarına başvurabilmek için adayların, ilgili anabilim/anasanat dalınca uygun görülecek bir lisans ve yüksek lisans diplomasına sahip olmaları, YDS’den en az 55 puan veya eşdeğerliği kabul edilen yabancı dil sınavları için belirlenen standart puana sahip olmaları; ayrıca doktora programına başvurusu kabul edilen adayların ilgili anabilim/anasanat dalı tarafından yapılacak olan mesleki birikimi ölçme ve değerlendirme sınavına girmiş olmaları gerekir. Başvurusu kabul edilen adayların sıralaması; yabancı dil puanının %20'si, lisans not ortalaması ile yüksek lisans not ortalaması toplamının yarısının %30'u ve mesleki birikimi ölçme ve değerlendirme sınavı puanının %50’sinin toplamına göre yapılır. Toplam puanı 60’tan düşük olan adaylar sıralamaya dâhil edilmez. Eşitlik durumunda yabancı dil puanı yüksek olana öncelik verilir.</p>

<p>j) Doktora programlarında ilgili anabilim/anasanat dalı kurulunun talebi halinde, diş hekimliği programlarında ise zorunlu olarak, bu fıkrada belirtilen ilgisine göre ALES, TUS, DUS, YDS, EUS ve mezuniyet notuna ilaveten öğrencilerin değerlendirilmelerinde yazılı, mülakat, kompozisyon, yetenek/yeterlik, uygulama sınavlarından biri veya birkaçı yapılır. Bu sınavlardan hangisinin/hangilerinin yapılacağı, sınav tarihleri, jürinin tespiti ve değerlendirme ile ilgili diğer işlemler anabilim dalı başkanlığının görüşü alınarak enstitü yönetim kurulunun teklifi üzerine Senato tarafından kararlaştırılır. Bu durumda ALES puanının %50’si, yabancı dil puanının %10’u, mezuniyet not ortalamasının %20’si ile sınav notunun %20’sinin toplamına göre adayların sıralaması yapılır. Toplam puanı 60’tan düşük olan adaylar sıralamaya dâhil edilmez. Eşitlik durumunda sınav notu yüksek olana öncelik verilir. Bilim sınavı ve mülakatın birlikte yapılması durumunda bilim sınavında alınan not ile mülakatta alınan notun ortalaması esas alınır. Bilim ve/veya mülakat sınavı yapılması durumunda, bu sınavlardan birine girmeyen adaylar değerlendirmeye alınmaz.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>(1) Doktora programı, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın sekiz yarıyıl olup azami tamamlama süresi on iki yarıyıl; lisans derecesi ile kabul edilenler için on yarıyıl olup azami tamamlama süresi on dört yarıyıldır. Bu Yönetmelikte belirtilen yükümlülüklerin tümünü yerine getiren öğrenciler ilgili enstitü yönetim kurulu kararıyla süresinden önce mezun olabilir.</p>

<p>(2) Doktora programı için gerekli, zorunlu ve seçmeli dersleri başarıyla tamamlamanın azami süresi, tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için dört yarıyıl, lisans derecesi ile kabul edilenler için altı yarıyıldır. Bu süre içinde kredili derslerini ve seminerleri başarıyla tamamlayamayan veya genel not ortalaması yüzlük sistemde 75’in altında kalan öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Kredili derslerini başarıyla tamamlayan, yeterlik sınavında başarılı bulunan ve tez önerisi kabul edilen, ancak tez çalışmasını birinci fıkrada belirtilen on iki veya on dört yarıyıl sonuna kadar tamamlayamayan öğrencinin ilgili enstitü yönetim kurulu kararı ile enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Lisans derecesi ile doktora programına başvurmuş öğrencilerden, kredili derslerini ve/veya azami süresi içinde tez çalışmasını tamamlayamayanlara, doktora tezinde başarılı olamayanlara tezsiz yüksek lisans için gerekli kredi yükü, proje ve benzeri diğer şartları yerine getirmiş olmaları kaydıyla talepleri halinde tezsiz yüksek lisans diploması verilir. Bu fıkra hükmünün uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Dersler</strong></p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>(1) Bir yarıyılda açılacak dersler ve bu dersleri verecek öğretim elemanları anabilim/anasanat dalları başkanlarının önerileri üzerine ilgili enstitü yönetim kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p>(2) Doktora programlarında enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu onayı ile farklı anabilim/anasanat dallarından, farklı enstitülerden ve üniversitelerden ders alınabilir. Bu durumda yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için en fazla iki, lisans derecesiyle kabul edilmiş öğrenciler için en fazla dört ders seçilebilir.</p>

<p>(3) Yüksek lisans eğitimi esnasında alınmamış ise, bilimsel araştırma teknikleri ile araştırma ve yayın etiği konularını içeren en az bir dersin alınması zorunludur.</p>

<p>(4) Anabilim dalının ders müfredatında bulunan zorunlu dersler, zorunlu kredi miktarının yarısını geçemez.</p>

<p>(5) Doktora programlarında, enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile yüksek lisans öğrenimi sırasında alınmamış olması koşuluyla, derslerin en çok iki tanesi yüksek lisans dersleri arasından seçilebilir. Lisans dersleri ders yüküne ve doktora kredisine sayılmaz.</p>

<p><strong>Seminerler</strong></p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>(1) Tez danışmanı, atandığı tarihten itibaren seminer yönetiminden sorumludur.</p>

<p>(2) Seminerin sunulacağı yer ve zaman, en az on gün önceden anabilim/anasanat dalı başkanlığı tarafından ilan edilir. Sunulan seminer, seminer sorumlusunun görüşü alınarak anabilim/anasanat dalı başkanlığının belirleyeceği üç kişilik jüri tarafından başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir. Sonuç, seminer raporunun bir sureti ile birlikte bir tutanakla anabilim/anasanat dalı başkanlığı tarafından beş gün içerisinde enstitüye bildirilir.</p>

<p>(3) Seminer çalışması kredisizdir.</p>

<p><strong>Tez danışmanı atanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>(1) Enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığı, her öğrenci için Üniversite kadrosunda bulunan bir tez danışmanını ve danışmanla öğrencinin birlikte belirleyeceği tez konusu ile tez başlığını ilgili enstitüye önerir. Tez danışmanı enstitü yönetim kurulu kararıyla kesinleşir. Tez danışmanı en geç ikinci yarıyılın sonuna kadar atanır.</p>

<p>(2) Tez danışmanı, Üniversite kadrosundaki öğretim üyeleri arasından seçilir. Üniversitede belirlenen niteliklere sahip öğretim üyesi bulunmaması halinde enstitü yönetim kurulu tarafından başka bir yükseköğretim kurumundan öğretim üyesi danışman olarak seçilebilir. Diş hekimliği, eczacılık, tıp ve veteriner fakülteleri anabilim dalları hariç doktora programlarında öğretim üyelerinin tez yönetebilmesi için başarıyla tamamlanmış en az bir yüksek lisans tezi yönetmiş olması gerekir. Tez çalışmasının niteliğinin birden fazla tez danışmanı gerektirdiği durumlarda atanacak ikinci tez danışmanı, Üniversite kadrosu dışından da en az doktora derecesine sahip kişilerden olabilir. İkinci tez danışmanının aynı anabilim dalında atanması ancak anabilim/anasanat dalı başkanlığı tarafından gerekçeleri belirtilerek önerilmesi ve enstitü yönetim kurulunca uygun görülmesi halinde yapılabilir.</p>

<p>(3) Öğrenci ve/veya tez danışmanının talebi, anabilim/anasanat dalı başkanlığının görüşü ve ilgili enstitü yönetim kurulunun uygun görmesi halinde öğrencinin tez danışmanı değiştirilebilir.</p>

<p>(4) Kurum değiştiren, ücretsiz en az altı ay izine ayrılan ya da emekliye ayrılan veya Üniversiteden istifa eden öğretim elemanları, enstitüye yirmi iş günü içinde yazılı olarak başvurmaları durumunda, anabilim/anasanat dalı başkanlığının olumlu görüşü ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile danışmanlığa devam edebilirler. Aksi takdirde bu sürenin dolmasıyla birlikte anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun kararı ile bir ay içinde yeni bir danışman atanır.</p>

<p><strong>Yeterlik sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) Yeterlik sınavı, zorunlu derslerini, kredilerini ve seminerini tamamlayan öğrencinin alanındaki temel konular ve kavramlar ile doktora çalışmasıyla ilgili bilimsel araştırma derinliğine sahip olup olmadığının ölçülmesidir. Bir öğrenci bir yılda en fazla iki kez yeterlik sınavına girer.</p>

<p>(2) Yüksek lisans derecesi ile kabul edilen öğrenci en geç beşinci yarıyılın, lisans derecesi ile kabul edilmiş olan öğrenci en geç yedinci yarıyılın sonuna kadar yeterlik sınavına girmek zorundadır.</p>

<p>(3) Yeterlik sınavları, enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığı tarafından önerilen ve enstitü yönetim kurulu tarafından onaylanan beş kişilik doktora yeterlik komitesi tarafından düzenlenir ve yürütülür. Komite, farklı alanlardaki sınavları hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek amacıyla sınav jürileri kurar. Sınav jürisi en az ikisi Üniversite dışından olmak üzere, danışman dahil beş öğretim üyesinden oluşur. Danışmanın oy hakkı olup olmadığı hususunda ilgili yönetim kurulu karar verir. Danışmanın oy hakkı olmaması durumunda jüri altı öğretim üyesinden oluşur. Yeterlik sınavı toplantıları öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(4) Yeterlik sınavı yazılı ve sözlü olarak iki bölüm halinde yapılır. Yeterlik sınavında yazılı sınavı başaramayan öğrenci sözlü sınava giremez. Yazılı ve sözlü sınavda geçerli not doktora derslerindeki başarı notudur. Sınav jürileri öğrencinin yazılı ve sözlü sınavlardaki başarı durumunu değerlendirerek öğrencinin başarılı veya başarısız olduğuna salt çoğunlukla karar verir. Bu karar, enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığınca yeterlik sınavını izleyen üç gün içinde enstitüye tutanakla bildirilir.</p>

<p>(5) Yeterlik sınavında başarısız olan öğrenci başarısız olduğu bölüm/bölümlerden bir sonraki yarıyılda tekrar sınava alınır. Bu sınavda da başarısız olan öğrencinin doktora programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(6) Yeterlik sınavı jürisi, yeterlik sınavını başaran bir öğrencinin, ders yükünü tamamlamış olsa bile, toplam kredi miktarının üçte birini geçmemek şartıyla fazladan ders/dersler almasını isteyebilir. Öğrenci, ilgili enstitü kararıyla belirlenecek dersleri başarmak zorundadır.</p>

<p><strong>Tez izleme komitesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>(1) Yeterlik sınavında başarılı bulunan öğrenci için ilgili enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu onayı ile yeterlik sınavını takip eden bir ay içinde bir tez izleme komitesi oluşturulur.</p>

<p>(2) Tez izleme komitesi üç öğretim üyesinden oluşur. Komitede tez danışmanından başka, enstitü anabilim/anasanat dalı içinden ve dışından birer üye yer alır. İkinci tez danışmanının atanması durumunda ikinci tez danışmanı tez izleme komitesi içinde yer alamaz, ancak dilerse komite toplantılarına katılabilir.</p>

<p>(3) Tez izleme komitesinin kurulmasından sonraki dönemlerde, enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu onayı ile üyelerde değişiklik yapılabilir.</p>

<p><strong>Tez önerisi savunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>(1) Doktora yeterlik sınavını başarı ile tamamlayan öğrenci, en geç altı ay içinde, yapacağı araştırmanın amacını, yöntemini ve çalışma planını kapsayan tez önerisini tez izleme komitesi önünde sözlü olarak savunur. Öğrenci, tez önerisi ile ilgili yazılı bir raporu sözlü savunmadan en az on beş gün önce komite üyelerine dağıtır.</p>

<p>(2) Tez izleme komitesi, öğrencinin sunduğu tez önerisinin kabul, düzeltme veya reddedileceğine salt çoğunlukla karar verir. Düzeltme için bir ay süre verilir. Bu süre sonunda kabul veya ret yönünde salt çoğunlukla verilen karar, enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığınca işlemin bitişini izleyen üç gün içinde enstitüye tutanakla bildirilir.</p>

<p>(3) Tez önerisi reddedilen öğrenci, yeni bir danışman ve/veya tez konusu seçme hakkına sahiptir. Bu durumda yeni bir tez izleme komitesi atanabilir. Programa aynı danışmanla devam etmek isteyen öğrenci üç ay içinde, danışman ve tez konusunu değiştiren öğrenci ise altı ay içinde tekrar tez önerisi savunmasına alınır. Tez önerisi bu savunmada da reddedilen öğrencinin Üniversite ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Tez önerisi kabul edilen öğrenci için tez izleme komitesi, Ocak-Haziran ve Temmuz-Aralık ayları arasında birer defa olmak üzere yılda iki kez toplanır. İlk tez izleme komitesi toplantısı, en erken, tez önerisinin kabulünden üç ay sonra yapılır. Öğrenci, toplantı tarihinden en az bir ay önce komite üyelerine yazılı bir rapor sunar. Bu raporda o ana kadar yapılan çalışmaların özeti ve bir sonraki dönemde yapılacak çalışma planı belirtilir. Komite tarafından üst üste iki kez, aralıklı olarak ise üç kez başarısız bulunan veya üst üste iki kez, aralıklı olarak üç kez süresinde tez gelişim raporu vermeyen öğrencinin ilgili enstitü yönetim kurulu kararıyla Üniversite ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(5) Tez önerisi savunmasına geçerli bir mazereti olmaksızın birinci fıkrada belirtilen sürede girmeyen ya da tez önerisini vermeyen öğrenci başarısız sayılarak tez önerisi reddedilir.</p>

<p>(6) Tez izleme komite toplantı tarihi en az bir ay önce anabilim/anasanat dalı başkanlığınca ilgili enstitüye bildirilir.</p>

<p>(7) Tez gelişme raporu ve ilgili evrak, on beş gün içerisinde enstitüye gönderilir.</p>

<p><strong>Doktora tezinin sonuçlandırılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>(1) Doktora programındaki bir öğrenci, elde ettiği sonuçları Senato tarafından kabul edilen yazım kurallarına uygun biçimde yazar.</p>

<p>(2) Doktora tezinin savunmasından önce ve düzeltme verilen tezlerde ise düzeltme ile birlikte öğrenci tezini tamamlayarak danışmanına sunar. Danışman tezin savunulabilir olduğuna ilişkin görüşü ile birlikte tezi enstitüye teslim eder. Enstitü söz konusu teze ilişkin intihal yazılım programı raporunu alarak danışmana ve jüri üyelerine gönderir. Jüri üyeleri, söz konusu tezin ve intihal yazılım programı raporunun, kendilerine teslim edildiği tarihten itibaren en erken yirmi gün, en geç bir ay içinde toplanarak öğrenciyi tez savunma sınavına alır.</p>

<p>(3) Teze ilişkin intihal yazılım programı raporundaki verilerde gerçek bir intihalin tespiti halinde gerekçesi ile birlikte karar verilmek üzere tez enstitü yönetim kuruluna gönderilir.</p>

<p>(4) Öğrencinin tezinin sonuçlanabilmesi için en az üç tez izleme komitesi raporu sunulması ve en az ikisinde başarılı olunması gerekir.</p>

<p>(5) Öğrencinin doktora tez savunmasına girebilmesi için aşağıdaki yayın şartlarını sağlaması gerekir. Bu şartlarda aranan yayın sayıları ilgili enstitü yönetim kurulu kararı ve Senato onayıyla artırılabilir:</p>

<p>a) Fen Bilimleri, Karaciğer Nakli ve Sağlık Bilimleri Enstitülerinde; öğrencinin doktora öğrenimi süresince İnönü Üniversitesi adresli ve bilim alanı ile ilgili olmak üzere yazar olarak yer aldığı Web of Science (SCIE, SSCI, AHCI, ESCI), Scopus, TR Dizin veya spor bilimleri alanında SPORTDiscus kapsamındaki dergilerde en az iki makale yayımlaması veya makalesinin yayıma kabul edilmiş olması gerekir. Bu makalelerden en az birinin SCIE, SSCI ya da AHCI indeksli olması zorunludur.</p>

<p>b) Alevilik Araştırmaları, Eğitim Bilimleri ve Sosyal Bilimler Enstitülerinde; öğrencinin doktora öğrenimi süresince İnönü Üniversitesi adresli ve bilim alanı ile ilgili olmak üzere yazar olarak yer aldığı Web of Science (SCIE, SSCI, AHCI, ESCI), Scopus veya TR Dizin kapsamındaki dergilerde en az iki makale yayımlaması veya makalesinin yayıma kabul edilmiş olması gerekir.</p>

<p>(6) Doktora tez jürisi, danışman ve enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu onayı ile atanır. Jüri, üçü öğrencinin tez izleme komitesinde yer alan öğretim üyeleri ve en az ikisi Üniversite dışından olmak üzere danışman dahil beş öğretim üyesinden oluşur. Danışmanın oy hakkı olup olmadığı hususunda ilgili yönetim kurulu karar verir. Danışmanın oy hakkı olmaması durumunda jüri altı öğretim üyesinden oluşur. Ayrıca ikinci tez danışmanı oy hakkı olmaksızın jüride yer alabilir.</p>

<p>(7) Jüri üyeleri, söz konusu tezin kendilerine teslim edildiği tarihten itibaren en erken yirmi gün en geç bir ay içinde toplanarak öğrenciyi tez savunmasına alır. Tez savunma sınavı, tez çalışmasının sunumu ve bunu izleyen soru-cevap bölümünden oluşur. Tez savunma toplantıları öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır. Ancak tez jürisi dışındaki katılımcılar soru soramaz ve jürinin değerlendirmesi sırasında sınav yerinde bulunamazlar.</p>

<p>(8) Tez sınavının tamamlanmasından sonra jüri dinleyicilere kapalı olarak, tez hakkında salt çoğunlukla kabul, ret veya düzeltme kararı verir. Tezi kabul edilen öğrenciler başarılı olarak değerlendirilir. Bu karar, enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığınca tez sınavını izleyen üç iş günü içinde ilgili enstitüye tutanakla bildirilir. Tezi başarısız bulunarak reddedilen öğrencinin Üniversite ile ilişiği kesilir. Tezi hakkında düzeltme kararı verilen öğrenci en geç altı ay içinde gerekli düzeltmeleri yaparak tezini aynı jüri önünde yeniden savunur. Bu savunmada da başarısız bulunan öğrencinin Üniversite ile ilişiği kesilir. Lisans derecesi ile doktoraya kabul edilmiş olanlardan tezde başarılı olamayanlar için talepleri halinde 23 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p><strong>Doktora diploması</strong></p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>(1) Tez çalışmasını tamamlayan öğrenci, tezin istenen sayıda nüshasını danışmanına teslim eder. Danışman, tezin yazım kurallarına uygunluğu yönünden yazılı olarak belirttiği görüşü ile tezin nüshalarını anabilim/bilim dalı başkanlığı aracılığıyla ilgili enstitüye gönderir.</p>

<p>(2) Tez savunmasında başarılı olmak ve diğer koşulları da sağlamak kaydıyla doktora tezinin ciltlenmiş en az üç kopyasını tez sınavına giriş tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili enstitüye teslim eden ve enstitü yönetim kurulunca tezi şekil yönünden uygun bulunan öğrenciye doktora diploması verilir. Enstitü yönetim kurulu başvuru üzerine teslim süresini en fazla bir ay daha uzatabilir. Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azami süresinin dolması halinde enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Müdür ve Rektör imzasını taşıyan doktora diploması üzerinde enstitü anabilim/anasanat dalındaki programın YÖK tarafından onaylanmış adı bulunur. Mezuniyet tarihi tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalı nüshasının teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(4) İlgili enstitü tarafından tezin tesliminden itibaren üç ay içinde doktora tezinin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere YÖK’e gönderilir.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Sanatta Yeterlik Programı</p>

<p><strong>Genel esaslar</strong></p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>(1) Sanatta yeterlik çalışması, özgün bir sanat eserinin ortaya konulmasını, müzik ve sahne sanatlarında ise üstün bir uygulama ve yaratıcılığı amaçlayan doktora eşdeğeri bir yükseköğretim programıdır.</p>

<p>(2) Sanatta yeterlik programı tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için toplam yirmi bir krediden ve bir eğitim-öğretim dönemi 60 AKTS’den az olmamak koşuluyla en az yedi ders, uygulamalar ile tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalar olmak üzere en az 240 AKTS kredisinden oluşur. Lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için de en az kırk iki kredilik on dört ders, uygulamalar ile tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalar olmak üzere en az 300 AKTS kredisinden oluşur.</p>

<p>(3) Bu Yönetmeliğin 24, 25, 27, 28 ve 29 uncu maddeleri sanatta yeterlik programında da uygulanır.</p>

<p><strong>Başvuru ve kabul</strong></p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>(1) Sanatta yeterlik çalışmasına başvurabilmek için adayların lisans veya yüksek lisans diplomasına sahip olmaları ve güzel sanatlar fakülteleri ile konservatuvar mezunları ile diğer fakültelerin eşdeğer programlarından mezun olanların haricinde yüksek lisans derecesiyle başvuran adayların ALES sözel puan türünde en az 55 puan, lisans derecesiyle başvuran adayların ise ALES sözel puan türünde en az 80 puan almış olması gerekir.</p>

<p>(2) Lisans derecesiyle sanatta yeterlik programına başvuranların lisans mezuniyet not ortalamalarının 4 üzerinden en az 3 veya muadili bir puan olması gerekir. Sanatta yeterlik programına başvuracak olanların sanatta yeterlik programlarına kabulünde, ALES puanı, yüksek lisans not ortalaması ile mülakat/yetenek sınavı/portfolyö incelemesi sonucu da değerlendirilebilir. Bu değerlendirmeye ilişkin hususlar ile başvuru için adayların sağlaması gereken diğer belgeler Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(3) Sanatta yeterlik programına öğrenci kabulünde, anadilleri dışında Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen merkezi yabancı dil sınavları ile eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından en az 55 puan veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından bu puan muadili bir puan alınması zorunlu olup, bu asgari puanların girilecek programların özelliklerine göre gerekirse yükseltilmesine Senato tarafından karar verilir. Konservatuvar programları ile güzel sanatlar fakültelerinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının enstitülerdeki anasanat ve anabilim dallarındaki öğretim dili Türkçe olan programlarına başvurularda Devlet hastanesi veya Devlet üniversitesi hastanesinden alınmış sağlık raporu ile belgelenmesi şartıyla;</p>

<p>a) Düzeltilmemiş engeli en az %70 veya düzeltilmiş engeli en az %40 ve üzeri olan işitme engelli adaylarda,</p>

<p>b) Engel düzeyi %50 ve üzeri olmak üzere zihin yetersizliği bulunan engelli adaylarda,</p>

<p>c) Engel düzeyi %40 ve üzeri “yaygın gelişimsel bozukluk” (Otizm spektrum bozukluğu/çocukluk otizmi/atipik otizm, Rett Sendromu, Asperger Sendromu) tanısı bulunan engelli adaylarda, başvuru yapabilmeleri için yabancı dil puanı aranmaz. Bu adaylar yabancı dil puanı olarak Üniversite tarafından aranan yabancı dil taban puanı şartını sağlamış sayılır.</p>

<p>(4) Adayların ilgili anasanat dalı tarafından yapılacak olan mesleki birikimi ölçme ve değerlendirme sınavına girmiş olmaları gerekir. Başvurusu kabul edilen adayların sıralaması aşağıdaki şekilde yapılır:</p>

<p>a) Güzel sanatlar fakülteleri ile konservatuvar mezunları ile diğer fakültelerin eşdeğer programlarından mezun olanlar için yabancı dil puanının %20’si, lisans not ortalaması ile yüksek lisans not ortalaması toplamının yarısının %30’u ve mesleki birikimi ölçme ve değerlendirme sınavı puanının %50’sinin toplamına göre yapılır.</p>

<p>b) Güzel sanatlar fakülteleri ile konservatuvar mezunları ile diğer fakültelerin eşdeğer programlarından mezun olanların haricindekiler için ALES puanının %50’si, yabancı dil puanının %10’u, lisans not ortalaması ile yüksek lisans not ortalaması toplamının yarısının %10’u ve mesleki birikimi ölçme ve değerlendirme sınavı puanının %30’unun toplamına göre yapılır.</p>

<p>c) Programa başvuran adayların başarılı sayılabilmeleri için doktora giriş sınav notunun 100 puan üzerinden en az 50 olma şartı aranır. Eşitlik durumunda mesleki birikimi ölçme ve değerlendirme sınavı puanı yüksek olana öncelik verilir.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 34- </strong>(1) Sanatta yeterlik programını tamamlama süresi, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın sekiz yarıyıl olup azami tamamlama süresi on iki yarıyıl, lisans derecesi ile kabul edilenler için on yarıyıl olup azami tamamlama süresi on dört yarıyıldır. Bu Yönetmelikte belirtilen yükümlülüklerin tümünü yerine getiren öğrenciler ilgili enstitü yönetim kurulu kararıyla süresinden önce mezun olabilir.</p>

<p>(2) Sanatta yeterlik programı için gerekli kredili dersleri başarıyla tamamlamanın azami süresi tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için dört yarıyıl, lisans derecesi ile kabul edilenler için altı yarıyıldır. Bu süre içinde kredili derslerini başarıyla tamamlayamayan veya Üniversitenin öngördüğü en az genel not ortalamasını sağlayamayan öğrencinin Üniversite ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Kredili derslerini ve uygulamalarını başarı ile bitiren, yeterlik sınavında başarılı bulunan ve tez önerisi kabul edilen, ancak tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalarını birinci fıkrada belirtilen azami on iki yarıyıl veya on dört yarıyıl sonuna kadar tamamlayamayan öğrencinin enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Lisans derecesi ile sanatta yeterlik programına başvurmuş öğrencilerden gerekli kredi yükü, proje ve benzeri diğer şartları yerine getirmiş olmaları kaydıyla sanatta yeterlik tezinde başarılı olamayanlara talepleri halinde tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p><strong>Danışman atanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 35- </strong>(1) Enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığı, her öğrenci için danışmanlık yapacak Üniversite kadrosunda bulunan, ders ve uygulama seçimi ile tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmaların yürütülmesi için bir danışman ile danışman ve öğrencinin birlikte belirleyeceği tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmaların konusunu ve başlığını enstitüye önerir, bu öneri enstitü yönetim kurulu kararı ile kesinleşir.</p>

<p>(2) Tez danışmanının en geç ikinci yarıyılın sonuna kadar atanması zorunludur. Tez danışmanı, öğretim üyeleri ile doktora/sanatta yeterlik derecesine sahip öğretim görevlileri arasından seçilir. Sanatta yeterlik çalışmasının niteliğinin birden fazla tez danışmanı gerektirdiği durumlarda ikinci tez danışmanı atanabilir. Sanatta yeterlik programlarında tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalar yönetilebilmesi için başarıyla tamamlanmış en az bir yüksek lisans tezi yönetmiş olmak gerekir. İkinci tez danışmanı Üniversite kadrosu dışından da doktora/sanatta yeterlik derecesine sahip kişilerden olabilir.</p>

<p>(3) Kurum değiştiren, ücretsiz en az altı ay izine ayrılan ya da emekliye ayrılan veya Üniversiteden istifa eden öğretim elemanları, enstitüye yirmi iş günü içinde yazılı olarak başvurmaları durumunda, anabilim/anasanat dalı başkanlığının olumlu görüşü ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile danışmanlığa devam edebilirler. Aksi takdirde bu sürenin dolmasıyla birlikte anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun kararı ile bir ay içinde yeni bir danışman atanır.</p>

<p><strong>Sanatta yeterlik çalışmasının sonuçlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 36- </strong>(1) Tez hazırlayan öğrenci elde ettiği sonuçları, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmasını açıklayan ve belgeleyen metni Senato tarafından kabul edilen yazım kurallarına uygun biçimde yazarak, tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalarını jüri önünde sözlü olarak savunur.</p>

<p>(2) Sanatta yeterlik çalışmasının savunmasından önce ve düzeltme verilen tez ve çalışmalarda ise düzeltme ile birlikte öğrenci tezini/çalışmasını tamamlayarak danışmanına sunar. Danışman tezin savunulabilir olduğuna ilişkin görüşü ile birlikte tezi anabilim/anasanat dalı başkanlığı aracılığı ile bağlı bulunduğu enstitüye teslim eder. Enstitü söz konusu teze ilişkin intihal yazılım programı raporunu alarak danışmana ve jüri üyelerine gönderir. Rapordaki verilerde gerçek bir intihalin tespiti halinde gerekçesi ile birlikte karar verilmek üzere tez enstitü yönetim kuruluna gönderilir.</p>

<p>(3) Sanatta yeterlik jürisi, danışman ve enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulu onayı ile atanır. Jüri, üçü öğrencinin tez izleme komitesinde yer alan öğretim üyeleri ve en az ikisi Üniversite dışından olmak üzere danışman dahil beş öğretim üyesinden oluşur. Danışmanın oy hakkı olup olmadığı hususunda ilgili yönetim kurulu karar verir. Danışmanın oy hakkı olmaması durumunda jüri altı öğretim üyesinden oluşur. Ayrıca ikinci tez danışmanı oy hakkı olmaksızın jüride yer alabilir.</p>

<p>(4) Jüri üyeleri, söz konusu tezin veya metnin kendilerine teslim edildiği tarihten itibaren en erken yirmi gün, en geç bir ay içinde toplanarak öğrenciyi sınava alır. Sınav, sanatta yeterlik çalışmasının sunumu ve bunu izleyen soru-cevap bölümünden oluşur. Sınav öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(5) Sınavın tamamlanmasından sonra jüri, dinleyicilere kapalı olarak, öğrencinin tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi sanatta yeterlik çalışması hakkında salt çoğunlukla kabul, ret veya düzeltme kararı verir.</p>

<p>(6) Tezi ve sanatta yeterlik çalışması kabul edilen öğrenciler başarılı olarak değerlendirilir. Bu karar, enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığınca sınavı izleyen üç gün içinde ilgili enstitüye tutanakla bildirilir. Tezi ve sanatta yeterlik çalışması başarısız bulunarak reddedilen öğrencinin Üniversite ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(7) Sanatta yeterlik çalışması hakkında düzeltme kararı verilen öğrenci en geç altı ay içinde gerekli düzeltmeleri yaparak tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi sanatta yeterlik çalışmasını aynı jüri önünde yeniden savunur. Bu savunma sonunda da başarısız bulunarak sanatta yeterlik çalışması kabul edilmeyen öğrencinin Üniversite ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(8) Lisans derecesi ile sanatta yeterlik programına kabul edilmiş olanlardan tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi sanatta yeterlik çalışması başarılı olamayanlar için talepleri halinde 34 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p><strong>Sanatta yeterlik diploması</strong></p>

<p><strong>MADDE 37- </strong>(1) Sanatta yeterlik çalışmasında başarılı olan öğrenciye, diğer koşulları da sağlamak kaydıyla YÖK tarafından onaylanan sanat dalının özelliğine göre alanı belirleyen bir diploma verilir. Mezuniyet tarihi tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalı nüshasının teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(2) Tez savunmasında başarılı olmak ve diğer koşulları da sağlamak kaydıyla sanatta yeterlik tezinin ciltlenmiş en az üç kopyasını tez sınavına giriş tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili enstitüye teslim eden ve enstitü yönetim kurulunca tezi şekil yönünden uygun bulunan öğrenci sanatta yeterlik diploması almaya hak kazanır. Enstitü yönetim kurulu başvuru üzerine teslim süresini en fazla bir ay daha uzatabilir. Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azami süresinin dolması halinde enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) İlgili enstitü tarafından tezin tesliminden itibaren üç ay içinde sanatta yeterlik tezinin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere YÖK’e gönderilir.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Uygulamaya Yönelik Hükümler</p>

<p><strong>Lisansüstü programlara kayıt</strong></p>

<p><strong>MADDE 38- </strong>(1) Lisansüstü programlara alınacak öğrenci sayıları, başvuru koşulları ve diğer hususlar eğitim-öğretim döneminin başında Senatoda görüşüldükten sonra Rektörlükçe ilan edilir.</p>

<p>(2) Ortak lisansüstü eğitim programı yürütülen anabilim/anasanat dallarında, enstitülerin öğrenci kabul koşullarında farklılık olması durumunda öğrenci başvuru koşulları, ilgili anabilim/anasanat dallarının önerisi alındıktan sonra enstitü yönetim kurulu kararı ile belirlenir.</p>

<p>(3) Lisansüstü programlara kayıt yaptırmaya hak kazanan adayların listesi, ilgili enstitü yönetim kurulu kararı ile kesinleşir ve ilan edilir. Kesin kayıt yaptırdıktan sonra ilanda belirtilen şartlara uymadığı tespit edilen öğrencilerin enstitü yönetim kurulu kararı ile enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Lisans derecesi ile doktora programına kabul edilmiş, en az yedi dersten başarılı olmuş, disiplin cezası almamış ve herhangi bir nedenle ilişiği kesilmemiş veya kesilme durumuna gelmemiş bir öğrenci, doktora programına devam etmek istemediği takdirde başvuru değerlendirme tarihi itibarıyla 8 inci maddede belirtilen sürenin dolmamış olması kaydıyla tezli yüksek lisans programına geçme başvurusunda bulunabilir. İlgili enstitü yönetim kurulunun uygun görmesi durumunda tezli yüksek lisans programına geçebilir. Tezli yüksek lisans programına geçen öğrenci, bu programın uzmanlık dersi, seminer ve bu Yönetmelikte belirtilen diğer şartları yerine getirmek zorundadır.</p>

<p>(5) Lisansüstü bir programa kayıtlı öğrenci, akademik takvimde belirtilen süre içinde enstitü yönetim kurulunun belirleyeceği esaslar çerçevesinde kaydını yenilemek zorundadır. Akademik takvimde belirtilen süre içerisinde kaydını yenilemeyen öğrenciler, derslere ve tez çalışmasına devam edemez; yeterlik ve tez savunma sınavına giremez.</p>

<p><strong>Bilimsel hazırlık programına öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 39- </strong>(1) Yüksek lisans ve doktora programlarına kabul edilen öğrencilerden lisans veya yüksek lisans derecesini kabul edildikleri yüksek lisans veya doktora programından farklı alanlarda almış olanlar ile lisans veya yüksek lisans derecesini Üniversite dışındaki yükseköğretim kurumlarından almış olan yüksek lisans veya doktora programı adayları için eksikliklerini gidermek amacıyla ilgili anabilim/anasanat dalının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile bilimsel hazırlık programı uygulanabilir.</p>

<p>(2) Bilimsel hazırlık programı toplam altı ders ve on sekiz krediyi geçemez. Açılacak hazırlık programı, ilgili anabilim/anasanat dalı başkanlığı tarafından adayların lisans ve/veya lisansüstü başarı düzeyleri ile izledikleri lisans ve/veya lisansüstü programların yapısı değerlendirilerek belirlenir ve enstitü yönetim kurulu onayı ile kesinleşir.</p>

<p>(3) Bilimsel hazırlık programında alınması zorunlu dersler, ilgili lisansüstü programını tamamlamak için gerekli görülen derslerin yerine geçemez. Ancak bilimsel hazırlık programındaki bir öğrenci, bilimsel hazırlık derslerinin yanı sıra ilgili enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile lisansüstü programa yönelik dersler de alabilir.</p>

<p>(4) Bilimsel hazırlık programına kabul edilen bir yüksek lisans öğrencisinin ders programı, lisans seviyesindeki derslerden, doktora öğrencisinin ders programı ise lisans/yüksek lisans seviyesindeki derslerden oluşur. Lisans derecesi ile doktora programına kabul edilen öğrencilerin ders programı, lisans ve/veya yüksek lisans derslerinden oluşturulabilir. Bu durum, ilgili lisansüstü programını tamamlamak için gerekli görülen derslerin yerine geçmez. Lisans düzeyinde alınan derslerin uygulama ve sınavları ile ilgili konularda ilgili mevzuat hükümleri, yüksek lisans düzeyinde alınan derslerin uygulama ve sınavları ile ilgili konularda ise bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.</p>

<p>(5) Bilimsel hazırlık programına kaydedilen öğrenciler, lisansüstü öğretimdeki diğer öğrencilerle aynı hak ve yükümlülüklere sahiptir. Öğrencinin talebi halinde kendisine bilimsel hazırlık programında aldığı dersleri ve başarı durumunu gösteren bir belge verilir. Bu derslerden alınan notlar öğrencinin ortalamasına katılmaz.</p>

<p>(6) Bilimsel hazırlık programında geçirilecek süre en çok iki yarıyıldır. Yaz öğretimi bu süreye dâhil edilmez. Bu süre dönem izinleri dışında uzatılamaz ve süre sonunda başarılı olamayan öğrencinin ilişiği kesilir. Bu programda geçirilen süre yüksek lisans veya doktora programı sürelerine dâhil edilmez.</p>

<p><strong>Yabancı dil hazırlık eğitimi</strong></p>

<p><strong>MADDE 40- </strong>(1) İlgili enstitüye kayıt yaptırmış olan lisansüstü öğrenciler, eğitim yarıyılı başında enstitü müdürlüğüne müracaat etmeleri halinde, bir yıl süreyle yabancı diller yüksekokulunda, anabilim/anasanat dalının uygun gördüğü yabancı dilde hazırlık eğitimi alabilirler. Bu süre, lisansüstü eğitim süresine dâhil edilmez.</p>

<p><strong>Dersler ve kredi değerleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 41- </strong>(1) Dersler ve bu derslerin kredisinin belirlenmesi esasları şunlardır:</p>

<p>a) Bir lisansüstü dersin kredi değeri, dersin haftalık teorik ders saatinin tamamı ile haftalık uygulama veya laboratuvar saatinin yarısının toplamıdır. Lisansüstü derslerin AKTS değeri de ayrıca belirlenir.</p>

<p>b) Lisansüstü derslerin kredi değerleri enstitü kurulunun önerisi üzerine Senato kararı ile kesinleşir.</p>

<p>c) Bir öğretim üyesi, bir yarıyılda en fazla üç lisansüstü dersi verebilir. Ancak enstitü yönetim kurulunun kararı ile ders sayısı dörde çıkarılabilir. Bu hesaplamaya tezsiz yüksek lisans dersleri, seminer ve uzmanlık alan dersleri dâhil edilmez.</p>

<p>ç) Enstitü kurulu tarafından onaylanan dersler içinden hangilerinin öğrencilerin ders programlarında yer alacağına, öğrenci ile birlikte öğrencinin danışmanı karar verir. Danışmanlık görevi tez danışmanı atanıncaya kadar enstitü anabilim/anasanat dalı başkanı veya program koordinatörü/başkanı tarafından yapılır.</p>

<p>d) Tez danışmanı yönetim kurulunca onaylanmış bir öğrenci için uzmanlık alan, teze hazırlık ve tez yönetimi dersleri açılır. Uzmanlık alan dersi, teze hazırlık dersi ve tez yönetimi dersinin alınmasına ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>e) Uzaktan eğitim kapsamındaki lisansüstü programlardaki işleyiş YÖK’ün belirlediği mevzuat hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p>f) Öğretim planları ve dersler ile ilgili diğer hususlar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Sınavlar ve değerlendirme</strong></p>

<p><strong>MADDE 42- </strong>(1) Sınavlar ve sınavların değerlendirilmesi esasları şunlardır:</p>

<p>a) Sınavlar; ara sınav, yarıyıl/yılsonu sınavı ve bütünleme sınavlarından oluşur. Ara sınav zorunlu değildir. Sınavların yapılmasına, değerlendirmeye ve sınavlarla ilgili diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>b) Öğrencinin yarıyıl sonu sınavına girebilmesi için teorik derslerin %70'ine, uygulamalı derslerin ise %80'ine devam etmiş olması gerekir.</p>

<p>c) Yarıyıl sonu sınavları, Üniversite tarafından her yıl belirlenen ve duyurulan zamanlarda yapılır. Yarıyıl sonu sınavında geçer not, yüksek lisans için en az 65 ve doktora için en az 75 puandır. Ara sınavın başarı notuna katkısı %30’dur. Başarı notu yüksek lisans için en düşük 65, doktora için en düşük 75'tir.</p>

<p>ç) İlgili dönemde kayıt yaptığı dersin yarıyıl sonu sınavına girme hakkı olup da girmeyen veya girdiği halde başarılı olmayan öğrenciler bütünleme sınavına alınırlar. Bütünleme sınav sonucu, yarıyıl sonu sınavı sonucu yerine sayılır.</p>

<p>d) Uzaktan eğitim programlarındaki sınav ve değerlendirme işlemleri, YÖK’ün belirlediği ilgili mevzuat hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p><strong>Başarı notunun hesaplanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 43- </strong>(1) Öğrencilere kayıtlı oldukları yarıyıl sonunda her ders için bir harf notu verilir. Yüzlük sisteme göre hesaplanan başarı notlarının dörtlük ve harfli sisteme göre karşılıkları ve kısaltmaların açıklamaları aşağıdaki şekildedir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p><u>Not Aralıkları</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p><u>Harf Notu</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p><u>Dörtlük Sistem</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p><u>Anlamı</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p><u>Öğrenim Tipi</u></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p>95-100</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>A1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>4,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p>Yüksek Lisans/Doktora</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p>90-94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>A2</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>3,75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p>Yüksek Lisans/Doktora</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p>85-89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>A3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>3,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p>Yüksek Lisans/Doktora</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p>80-84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>B1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>3,25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p>Yüksek Lisans/Doktora</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p>75-79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>B2</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>3,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p>Doktora için en düşük başarı notu</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p>70-74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>B3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>2,75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p>Yüksek Lisans</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p>65-69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>C1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>2,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p>Yüksek Lisans için en düşük başarı notu</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p>60 ve altı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>D1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>1,75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>Geçmez</p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p>Yüksek Lisans/Doktora</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p>0-0</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>GR</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>Sınava Girmedi</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>Geçmez</p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p>Yüksek Lisans/Doktora</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p>0-0</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>F2</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>0,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p>Yüksek Lisans/Doktora</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p>0-0</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>F3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>0,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>Devamsız</p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p>Yüksek Lisans/Doktora</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="95">
   <p>0-0</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>BŞ</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>---</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="217">
   <p>Yüksek Lisans/Doktora</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Ders tekrarı</strong></p>

<p><strong>MADDE 44- </strong>(1) Başarısız olunan zorunlu dersler ve seminer tekrarlanır. Başarısız olunan seçmeli derslerin yerine öğrenci, ilgili anabilim/anasanat dalı başkanlığı önerisiyle, enstitü yönetim kurulunca onaylanan başka dersi/dersleri alabilir.</p>

<p><strong>Sınav sonuçlarına itiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 45- </strong>(1) Derslerin sınav sonuçlarına sadece maddi hataya ilişkin itirazda bulunulabilir. İtirazlar, sınav sonuçlarının ilanından itibaren bir hafta içinde ilgili enstitü müdürlüğüne yazılı olarak yapılır. Enstitü müdürü, sınav sonucu ile ilgili maddi hatanın bulunup bulunmadığını değerlendirmek üzere itirazı dersin öğretim üyesine bildirir. İlgili öğretim üyesi değerlendirme sonucunu enstitü yönetim kuruluna on beş gün içerisinde sunar. Değişikliği enstitü yönetim kurulu karara bağlar.</p>

<p><strong>Mazeret sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 46- </strong>(1) Doğum raporu veya hastalık için herhangi bir resmî yataklı tedavi kurumundan alınacak bir kurul raporu, doğal afet ve kaza nedeniyle mahallin mülki amirinden alınacak resmî ve gerekçeli bir yazıyla durumunu belgelendiren öğrenciye, giremediği ara sınavlar için ilgili enstitü yönetim kurulunca mazeret sınavı hakkı verilir. Bunun dışındaki durumların geçerli bir mazeret kabul edilip edilmeyeceğine enstitü yönetim kurulu karar verir.</p>

<p><strong>Disiplin</strong></p>

<p><strong>MADDE 47- </strong>(1) Öğrencilerin disiplin iş ve işlemleri, 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p><strong>Öğrenci değişimi</strong></p>

<p><strong>MADDE 48- </strong>(1) Yurt içi ve yurt dışı öğrenci değişimi programları çerçevesinde, öğrencilerin talebi ve ilgili kurulların kararı ile yurt içi ve yurt dışındaki üniversitelere bir veya iki yarıyıl süreyle öğrenci gönderilir. Bu öğrencilerin kayıtları, bu süre içerisinde ilgili enstitüde devam eder ve bu süre eğitim-öğretim süresinden sayılır. Öğrencilerin tez danışmanlarının nezaretinde uygulanacak öğrenci değişimi programı, ilgili anabilim/anasanat dalının teklifi ve enstitü yönetim kurulunun onayı ile kesinleşir.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Diğer hükümler</strong></p>

<p><strong>MADDE 49- </strong>(1) Kayıt dondurma, özel öğrenci, yatay geçiş, muafiyet ve intibak, danışmanda aranan nitelikler, yurt dışı kontenjanlarda lisansüstü programlara öğrenci kabulü ile ilgili usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(2) Tezsiz yüksek lisans programları hariç, aynı anda birden fazla lisansüstü programa kayıt yaptırılamaz ve devam edilemez.</p>

<p>(3) Tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık doktoraya eşdeğer düzeyde olup, bu uzmanlık eğitimleri 3/9/2022 tarihli ve 31942 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğine göre yürütülür.</p>

<p>(4) Afet ve salgınlarda tez aşamasındaki lisansüstü eğitim öğrencilerine talepleri halinde bir dönem, afet veya salgının aşamasına göre tekrar başvurmaları durumunda bir dönem daha olmak üzere en fazla iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azami süreden sayılmaz.</p>

<p>(5) Doğum yapan lisansüstü kadın öğrencilere talepleri halinde doğum sonrası iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azami süreden sayılmaz.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 50- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 51- </strong>(1) 17/10/2022 tarihli ve 31986 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İnönü Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Geçiş hükümleri</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) 2017-2018 eğitim-öğretim yılından önce aynı anda birden fazla lisansüstü programa kayıtlı olan öğrenciler hakkında 49 uncu maddenin ikinci fıkrası uygulanmaz.</p>

<p>(2) 6/2/2013 tarihinden önce tezsiz yüksek lisans programlarına kayıtlı olan veya mezun olan öğrenciler doktora programlarına başvurabilir.</p>

<p><strong>Muafiyet</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce lisansüstü programlara kayıtlı olan öğrenciler, kendi bilim alanında yapılmış olması koşuluyla kayıtlandıkları tarihte geçerli olan yayın şartlarına tabidir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 52- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 53- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini İnönü Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/inonu-universitesi-lisansustu-egitim-ogretim-yonetmeligi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="44258"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Stajyer Avukatlar Arası Karar İnceleme Yarışması’nda en yüksek puanı alan yarışmacılara ödülleri verildi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/stajyer-avukatlar-arasi-karar-inceleme-yarismasinda-en-yuksek-puani-alan-yarismacilara-odulleri-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/stajyer-avukatlar-arasi-karar-inceleme-yarismasinda-en-yuksek-puani-alan-yarismacilara-odulleri-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Avukat Hakları Merkezi tarafından, “meslektaş adayı stajyer avukatlar nezdinde hak temelli yaklaşım farkındalığının artırılması” amacıyla düzenlenen Stajyer Avukatlar Arası Karar İnceleme Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yarışmada ilk üçe giren ve çalışmaları jüri tarafından sergilenmeye değer bulunan stajyerlere ödülleri, TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan tarafından verildi. Yarışmacıları kutlayan Sağkan, başarılarının devamını diledi.</p>

<p>“Avukat Hak ve Yetki Kullanımlarına Yönelik İhlallere Karşı AİHM ve AYM Kararları ile Kazanımlar” başlığı altında gerçekleştirilen yarışmada başarılı bulunan çalışmalar, 3 Nisan 2026 tarihinden itibaren üç gün süreyle TBB Av. Teoman Evren Kongre Salonu fuaye alanında sergilenirken, ödül töreni ise 4 Nisan 2026 tarihinde yapıldı.</p>

<p><strong>Yarışma sonucunda en yüksek puanı alan stajyer avukatlar şu şekilde belirlendi:</strong></p>

<p><i>Stj. Av. Cenk Dinçel – Adana Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Gökalp Balkan – İzmir Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Yusuf Baver Atlı – İzmir Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Beyza Nur Yağcıoğlu – Kırıkkale Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Dilan Kök – Uşak Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Emre Yapar – Ankara Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Ezgi Salt – İstanbul Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Emre Yüksek – İstanbul Barosu</i><br />
<i>Stj. Av. Mohammad Khaliq Amiri – İstanbul Barosu</i></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_1_4042026193151.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_2_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_3_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_4_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_5_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_6_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_7_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_8_4042026193156.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_stajyer_avukatlar_arasi_karar_inceleme_yarismasinda_en_yuksek_puani_alan_yarismacilara_odulleri_verildi/86379_9_4042026193156.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/stajyer-avukatlar-arasi-karar-inceleme-yarismasinda-en-yuksek-puani-alan-yarismacilara-odulleri-verildi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 20:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-122.jpg" type="image/jpeg" length="73031"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ANAYASA MAHKEMESİ'NİN ÖRGÜT ÜYELİĞİ SUÇUNDA BYLOCK DELİLİNE YAKLAŞIMI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-orgut-uyeligi-sucunda-bylock-deliline-yaklasimi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-orgut-uyeligi-sucunda-bylock-deliline-yaklasimi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p>Bu yazımızda; <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202031370-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu’nun 25.09.2025 tarihli ve 2020/31370 başvuru numaralı kararın</a>da, ByLock programının kullanıldığına dair tespitin, terör örgütü üyesi olma suçu açısından verilen mahkumiyet kararına dayanak delil olarak değerlendirilmesine ilişkin görüşünden bahsedilecektir.</p>

<p><strong>II. Başvurunun Konusu ve Anayasa Mahkemesi’nin Değerlendirmesi</strong></p>

<p>Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PYD) üyesi olduğu şüphesi ile başlatılan soruşturmada; başvurucunun ByLock programını kullandığına, Asya Katılım Bankası Anonim Şirketinde (Bank Asya) hesabının bulunup, bu hesap üzerinde 2014 yılı ve sonrasında bankacılık işlemleri gerçekleştirdiğine, anılan örgüt irtibatı nedeniyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikası’na (Aktif Eğitim-Sen) 01.07.2014-17.11.2015 tarihleri arasında üyeliği olduğuna ve başvurucunun çocuklarının aynı nedenle kapatılan F.E.K. okulunda öğrenim gördüklerine dair tespitlerde bulunulmuştur.</p>

<p>Başvurucu hakkında yapılan yargılamada Mahkeme; 07.12.2017 tarihinde, CGNAT kayıtları ve ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında tespit edilen veriler uyarınca, başvurucunun ByLock programını kullandığına ve Aktif Eğitim-Sen’e üye olduğuna dair olgulara dayanıp, terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sonucuna ulaşarak, <strong>6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.</strong></p>

<p>Başvurucu; ByLock programını örgütsel veya başka bir amaçla kullanmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuş olup,<strong> </strong>başvurucunun istinaf talebi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir. Yargıtay ise, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını onamıştır.</p>

<p><strong>Başvurucu, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvuruda özetle;</strong></p>

<p>Mahkumiyet kararına gerekçe gösterilen ByLock deliline karşı savunmalarının değerlendirilmemesi nedeniyle adil/dürüst yargılanma hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza infaz kurumunda müdafii ile yaptığı görüşmelerin kısıtlanması, sesli ve görüntülü olarak kaydedilmesi ve görevli tarafından izlenmesi sebebiyle müdafi yardımından yararlanma hakkının,</p>

<p>Yasal haklarının hatırlatılmaması, iddianamenin özetinin okunması, aynı davada birden fazla kişiyle yargılanması ve kendisine savunma olanağı sağlanmaması nedenleriyle savunma için gerekli zaman ve kolaylıklardan yararlanma hakkının,</p>

<p>Ceza infaz kurumunda ailesiyle yaptığı konuşmaların dinlenmesi, gönderdiği mektupların ve müdafii ile yaptığı görüşmelerin kayıt altına alınması nedenleriyle özel hayata saygı hakkının,</p>

<p>Muhakeme sürecinde görev alan adli makamların bağımsız ve tarafsız olmamaları nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının,</p>

<p>Basın açıklamaları nedeniyle suçsuzluk/masumiyet karinesinin,</p>

<p>Dijital eşyasına elkoyulması nedeniyle mülkiyet hakkının,</p>

<p>Kendisi ve ailesine ait kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve kendisiyle benzer durumda olan farklı kişilerin yargılanmamaları nedeniyle adil yargılanma hakkı ile bununla bağlantılı olarak ayırımcılık yasağının,</p>

<p>İhlal edildiğine ilişkin iddialarda bulunmuştur.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi yaptığı inceleme neticesinde; </strong>ByLock deliline ilişkin değerlendirmeler yönünden Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamındaki <strong>gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine</strong> ve diğer ihlal iddiaları bakımından ise, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiyle <strong>kabul edilemez olduğuna</strong> karar vermiştir.</p>

<p><strong>III. Anayasa Mahkemesi’nin ByLock Deliline İlişkin Değerlendirmesi</strong></p>

<p>Başvurucu; yargı mercilerinin mahkumiyet kararlarına esas aldıkları ByLock programının örgütsel iletişimi sağlamak amacıyla kullanıldığına dair kabullerine karşı, davanın esasına etkili olarak ileri sürdüğü itirazlarının değerlendirilmemesi nedeniyle adil/dürüst yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi konuya ilişkin değerlendirmesini; Anayasa m.36/1’de yer verilen “<i>Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” </i>ve Anayasa m.141/3’de düzenlenen <i>“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”</i> hükümleri kapsamında yapmıştır.</p>

<p>Adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında yer alan gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu yönden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkumiyet kararının gerekçesinde; EGM-KOM tarafından düzenlenen ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile başvurucunun kullandığı GSM hattına ilişkin CGNAT verileri uyarınca, FETÖ/PDY mensuplarının kullanımına sunulan ByLock iletişim programını “21915” User-ID numarası ile kullanmasına dayanılmıştır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi; A<a href="https://www.hukukihaber.net/teror-orgutune-donustugu-bilinen-bir-yapiya-uye-olunmasi-nedeniyle-suc-ve-cezalarin-kanuniligi-ilkesinin-ihlal-edilmedigi" rel="dofollow">dnan Şen ([GK], B. No: 2018/8903, 15/4/2021) kararı</a>nda, “Terör Örgütü Üyesi Olma Suçu” açısından verilen mahkumiyet kararında, ByLock programının kullanıldığına dair tespitin belirleyici delil olarak değerlendirilmesini <strong>“suçta ve cezada kanunilik” ilkesi</strong> açısından ele almıştır. Bu kararda Anayasa Mahkemesi, ByLock’un yapısı ve kullanım amacı itibariyle örgütsel iletişime özgü bir sistem olduğunu ve bu nedenle kullanımının terör örgütü üyeliği suçunda yegane veya belirleyici delil olarak kabul edilmesinin kural olarak adil/dürüst yargılanma hakkına aykırı veya keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etmiştir.</p>

<p>Bununla birlikte İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM); Anayasa Mahkemesi’nin <i>Ferhat Kara</i> ve <i>Adnan Şen</i> kararlarından sonraki süreçte verdiği <strong><i>Yalçınkaya/Türkiye</i></strong> kararında, ulusal mahkemelerin mevzuat hükümlerini geniş ve öngörülemez bir şekilde yorumlayarak, ByLock kullanımının silahlı terör örgütü üyeliği anlamına geldiğini tespit ettiklerini belirtmiş, bu kapsamda ulusal hukuktaki suçun yasal tanımına göre gerekli olan kastın varlığı ayrıca tespit edilmeksizin, ByLock programını kullanan kişilere doğrudan ve etkili bir şekilde objektif sorumluluk yüklendiği kanaatine varmıştır. Dolayısıyla İHAM; bu durumun suçun, özellikle de suçun manevi unsurlarının oluşup oluşmadığını değerlendirme gereği duymaksızın, terör örgütü üyesi olma suçunu, katı bir sorumluluk suçuna dönüştürme ve böylece iç hukukta açıkça belirtilen gerekliliklerden ayrılma etkisi oluşturduğu sonucuna ulaşmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye</i>, §§ 271, 272). Bu konu, <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">“21.11.2023 Tarihli Yargıtay Kararı Işığında ByLock’un Delil Kuvveti” </span></a></strong>başlıklı yazımızda detaylı şekilde ele alınmıştır<a href="https://www.hukukihaber.net/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti" rel="dofollow"><strong><strong>[1]</strong></strong>.</a></p>

<p>İHAM’ın verdiği <i>Yalçınkaya/Türkiye</i> kararının, Yargıtay kararlarına etkisine değinen Anayasa Mahkemesi; Yargıtay’ın özellikle İHAM’ın <i>Yalçınkaya/Türkiye</i> kararından sonra verdiği kararlarda, yazışmalarında örgütsel içerik tespit edilemeyen sanıkların, ByLock programını örgütsel iletişim amacıyla kullanıp kullanmadıklarının ve örgüt yapılanmasına dahil olup olmadıklarının hukuki bir kesinlik içinde ortaya koyulabilmesi için yapılması gerekli görülen araştırma işlemlerine yer verdiğini belirtmiştir. Somut olayda ise bu değerlendirmenin yapılmadığını tespit eden Anayasa Mahkemesi, adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında yer alan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.</p>

<p><strong>IV. Değerlendirme</strong></p>

<p>Örgütsel iletişimin tespiti amacıyla kullanılan dijital veriler, hem adli ve hem de idari yargıda bir ispat aracıdır. Ancak bu verilerin değerlendirilmesi, temel hak ve hürriyetlerin ihlaline yol açmayacak şekilde usuli güvencelere tabi tutulmalıdır.</p>

<p><strong>Öncelikle belirtmeliyiz ki;</strong> bir delilin “yegane”, “belirleyici” veya “tamamlayıcı”, “destekleyici” veya “yan” delil olup olmaması, onun ispat kuvveti, yani kanıt gücü ile ilgili olup, öncelikle delilin ceza şüphelinin veya sanığın lehine veya aleyhine ispat aracı olarak kullanılmaya elverişli olup olmadığının mahkeme tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.206/2 uyarınca denetimi yapılmalı, ortaya koyulan delilin hukuka aykırı yol ve yöntemle elde edilmediği, sahte olmadığı, bozulmadığı, delille kanıtlanmak istenilen olayın karara etkisinin olduğu ve delili ortaya koyma talebinin davayı uzatmak amacına hizmet etmediğinin mahkemece tespiti yapıldıktan sonra delil ortaya koyulmalı, tartışılmalı ve değerlendirilmelidir. Ceza muhakemesinde maddi hakikate ve adalete ulaşmak amacıyla dosya ve suça konu fiille ilgili her şey delil olabilir; yeter ki deliller hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilmiş, kirlenmemiş ve ilgili olsun (CMK m.217/2).</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202286339-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi’nin 16.07.2025 tarihli ve 2022/86339 başvuru numaralı kararı</a>nda belirtildiği üzere;</strong> kriptolu haberleşme programlarının salt varlığı, idari tedbirler açısından kuvvetli bir karine teşkil edebilmektedir. Anılan kararda; <i>“ByLock uygulamasının kullanıldığının ilgili yargısal mercilerce açıkça tespit edilmesi nedeniyle başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı ya da iltisaklı olup olmadığı konusunda ciddi ve objektif nedenlerin idari ve yargısal makamlarca ortaya konulup konulmadığının irdelenmesi bakımından diğer delillerin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.”</i> denilerek bu durum teyit edilmiştir. Aynı kararda; bu tür tedbirlerin alınmasının, <i>“Örgütün kamuda yeniden yapılanması ve güç elde ederek anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs etmesinin önlenmesi açısından somut koşullar kapsamında elzem olduğu” </i>vurgulanmıştır.</p>

<p>Bununla birlikte, ceza yargılamaları açısından dijital materyallerin tek/yegane veya belirleyici delil olarak kullanılması durumunda, sanığın bu delillere karşı etkili bir şekilde itiraz edebilme, verilerin bütünlüğünü ve güvenilirliğini sınayabilme hakkı; adil/dürüst yargılanma hakkının, özellikle de “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkelerinin ayrılmaz bir parçasıdır.</p>

<p>ByLock gibi kriptolu haberleşme programlarının idari süreçlerde “irtibat” delili olarak kabul edilmesi, AYM tarafından milli güvenlik mülahazaları ile meşru görülmüştür<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202286339-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><strong><strong>[2]</strong></strong></a>. Ancak bu kabul, delilin elde ediliş usulü ve doğruluğunun denetlenmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında, dijital verilerin bütünlüğünün (hash değerleri) ve kullanıcı tespitinin (ID, IP, baz bilgisi uyumu) hatasız yapılması elzemdir. <a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-5-dairenin-20185267-e-20227858-k-sayili-karari" rel="dofollow">Danıştay 5. Dairesi’nin 01.11.2022 tarihli kararı</a>nda görüldüğü üzere<a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-5-dairenin-20185267-e-20227858-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong><strong>[3]</strong></strong></a>; internet hattının başkası tarafından kullanıldığının tespiti gibi durumlarda delilin geçerliliğini yitirmesi, yargı denetiminin ne derece hayati olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla; dijital delillerin mutlak doğru kabul edilmeyip, savunma hakkı çerçevesinde çelişmeli yargılamaya konu edilmesi, “silahların eşitliği” ilkesinin bir gereğidir. Ayrıca, vicdani delil sisteminde ve CMK m.206/2 kapsamında bir delilin mutlak doğru ve iddiayı da CMK m.223/5 kapsamında kesin şekilde ispat ettiğini söyleyebilmek elbette mümkün değildir, çünkü bu süreçte mahkeme ve hakim, Anayasa m.138/1 ve CMK m.217/1 uyarınca karar verir.</p>

<p><strong>Anayasa m.138/1’e göre;</strong> <i>“Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler”</i>.</p>

<p><strong>CMK m.217/1’e göre;</strong> <i>“Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir”</i>.</p>

<p>ByLock veya benzeri bir uygulamanın yalnızca cep telefonuna indirilmesi, tek başına örgüt üyeliği için yeterli delil olarak kabul edilmemelidir. Bu durumun somut ve destekleyici başka kanıtlarla güçlendirilmesi gerekir. Özellikle bu programın kullanıcı tarafından hangi amaçla indirildiği ve kullanıldığı, terör örgütü mensupları ile iletişim kurmak için kullanılıp kullanılmadığı açık biçimde ortaya koyulmalıdır, yani haberleşme aracının örgütsel faaliyetler kapsamında kullanılıp kullanılmadığı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu aşamadan sonra iletişim içeriklerinin incelenmesi önem taşır, çünkü bu içerikler; kişinin örgüt içindeki konumunu, yani kişinin yönetici mi, yoksa sıradan bir üye mi olduğunu belirlemeye yardımcı olur. Ancak görüşme içeriklerine ulaşılamadığı ve kişinin yönetici olduğuna dair başka bir delil bulunmadığı durumlarda, eğer ByLock’un örgüt içi iletişim amacıyla kullanıldığı tespit edilmişse; failin yönetici değil, örgüt üyesi olduğu sonucuna varılabilir.</p>

<p>Buna karşılık bazı görüşler, ByLock’un indirilip kullanılmasını örgüt üyeliğini gösteren bir kayıt veya kimlik belgesi olarak değerlendirmektedir. Bu yaklaşım, ceza sorumluluğunun gereğinden fazla genişletilmesine ve fiilin “şekli suç” olarak kabul edilmesine yol açabilecek niteliktedir<a href="https://www.hukukihaber.net/bylock" rel="dofollow"><strong><strong>[4]</strong></strong>.</a></p>

<p>İHAM tarafından 26.09.2023 tarihinde verilen <strong><i>Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı</i></strong> kapsamında “ByLock” isimli haberleşme uygulamasının, silahlı terör örgütü olarak nitelendirilen FETÖ tarafından yalnızca kendi üyelerine özgü bir iletişim aracı olarak kullanıldığının kesin biçimde ortaya koyulamadığı ifade edilmiştir. Mahkeme; ByLock’un özel bir mesajlaşma uygulaması olduğunu kabul etmekle birlikte, bu programın örgütle bağlantısı bulunmayan kişiler tarafından da kullanılabildiğini, her ne kadar örgüt mensupları arasında yaygın olduğu tespit edilse de, bu durumun somut verilerle desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca Mahkeme; tarafından yalnızca CGNAT (HIS) ve HTS kayıtları ile kolluk raporlarının örgüt üyeliğini ispat için yeterli olmayacağı, suçlamayı reddeden kişiler bakımından iletişim kurulan kişilerin kimliklerinin belirlenmesi, bağlantıların ortaya koyulması ya da mesaj içeriklerinin elde edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme, ByLock verilerinin hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği konusuna değinmemiştir. İlgili kararın 259. paragrafında; ByLock’un sıradan bir ticari uygulama olmadığı ve kullanımının ilk bakışta belirli bir örgütsel yapıyla bağlantıya işaret edebileceği, ancak yine de başka delillerle desteklenmesi halinde hükme esas alınabileceği ifade edilmiştir.</p>

<p>Mahkeme kararında; ByLock verilerinin elde edilme yöntemlerinin hukuka uygunluğu tartışılmamış olsa da, bu tür verilerin değerlendirilmesinde CMK m.134 kapsamında bilgisayar sistemleri üzerinde arama ve inceleme hükümlerinin uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda; ByLock verilerinin bilgisayar ve dijital depolama incelemesi çerçevesinde ele alındığı, iletişimin denetlenmesine ilişkin hükümlerle bağlantılı olsa bile, esasen teknik inceleme faaliyeti olarak değerlendirildiği söylenebilir. Bu tür incelemelerde ilgili mevzuat hükümlerine uyulması gerektiği ve iletişimin tespiti için CMK m.135 hükümlerinin veya internet trafik verilerinin elde edilmesi için 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin uygulanabileceği kabul edilmektedir. Ancak bu düzenlemelerin gerekleri yerine getirilerek delile ulaşıldığında, ByLock verilerinin hukuka uygun yöntemlerle elde edildiği sonucuna ulaşılabilecektir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202317048-e-ve-20238966-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 3. Ceza Dairesi 21.11.2023 tarihli, 2023/17048 E. ve 2023/8966 K. sayılı kararı</a>nda,</strong> İHAM’ın ByLock’a ilişkin değerlendirmelerini dikkate almış ve yalnızca bu uygulamanın telefonda bulunmasını örgüt üyeliği için yeterli görmemiştir.</p>

<p>Öte yandan, kovuşturma aşamasında delillerin ortaya koyulması; tarafların bu delillere erişebilmesini, inceleyebilmesini ve değerlendirebilmesini ifade eder. Bu durum; “silahların eşitliği”, “doğrudanlık” ve “çelişmeli yargılama” ilkeleri çerçevesinde adil/dürüst yargılanma hakkının bir gereğidir. Bu nedenle, sanık ve müdafiine delillere erişim ve bunları tartışma imkanı tanınmalıdır. Delilin aslı veya dijital kopyası dosyaya getirilemiyorsa, bu durum gerekçelendirilmeli ve delilin varlığını, güvenilirliğini ortaya koyan tutanak ve raporlar dosyaya eklenerek savunma tarafına açılmalıdır. Delilin gerçek ve güvenilir olması halinde yargılamada dikkate alınması mümkündür. Burada belirleyici olan, şüphenin somut delillerle ortadan kaldırılıp kaldırılmadığıdır.</p>

<p><strong>Somut olay değerlendirildiğinde; </strong>ByLock’un tek başına/yegane veya belirleyici delil olduğu durumlarda, sanığın bu programı örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda indirdiği ve kullandığı ortaya koyulmalıdır. Aksi halde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.30/1’de yer alan “esaslı hata” müessesesi yoluyla sanığa ceza verilmemesi veya “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği sanık hakkında beraat kararı verilmesi gündeme gelir.</p>

<p><strong>Buna karşılık;</strong> sanığın örgütle bağlantısı başka delillerle de destekleniyorsa, ByLock uygulaması tek/yegane veya belirleyici delil olmaktan çıkıp, tamamlayıcı bir unsur haline gelir. Bu durumda uygulamanın örgütsel amaçla kullanıldığı kabul edilebilir ve mahkumiyet açısından destekleyici rol oynayabilir. Ayrıca iletişim içeriklerinin ve görüşme yapılan kişilerin tespiti, kişinin örgüt içindeki konumunun belirlenmesine katkı sağlar.</p>

<p>Ancak ByLock’un belirleyici delil olarak kabul edildiği durumlarda, bu delilin içeriğinde yer alan unsurların ve bu yolla ulaşılan veriler ile bilgilerin suçun ispatına katkı sunması aranmalıdır.</p>

<p>Kararın karşı oyunda ise; verilen mahkumiyet kararının yerinde olduğu, Anayasa m.36’da düzenlenen adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında yer alan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin çoğunluk görüşüne katılınmadığı ifade edilmiştir.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi kararının karşı oyuna göre; </strong><i>“Başvurucu hakkında terör örgütü üyeliğinin sübut bulduğunu kabul eden yerel mahkeme, somut olay kapsamında ByLock kullanımını ve diğer delilleri değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuştur. Yerel mahkeme gerekçeli kararında ByLock delilleri yanında sendika üyeliği, çocukların öğrenim gördüğü okul gibi delilleri nazara aldığını belirtmiş olup, başvurucu hakkında mahkumiyet hükmü kurarken, tek ve belirleyici delil olarak ByLock deliline dayanmamıştır”.</i></p>

<p><strong>Ancak belirtmeliyiz ki;</strong> Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, verdiği kararda mahkumiyete dayanak gösterilen sendika üyeliği ve örgütle iltisaklı okullarda çocukların öğrenim görmesine ilişkin hususlara dair yerleşik Yargıtay içtihadına atıfla açıklamalarda bulunmuş ve bu hususların terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin bir delil oluşturmayacağı sonucuna varmıştır.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi’nin ByLock deliline yaklaşımında ortaya koyduğu temel ilkeler;</strong> ceza yargılamasında mahkumiyetin ancak somut, denetlenebilir ve tartışılabilir delillere dayanması gerektiğinden, dijital verilerin ise bu kapsamda mutlak doğruluk atfedilerek değil, savunma hakkı çerçevesinde sınanarak değerlendirilmesi zorunluluğundan ibarettir. Yüksek Mahkeme; ByLock kullanımını kural olarak örgütsel iletişime özgü bir veri olarak kabul etmekle birlikte, bunun doğrudan örgüt üyeliği sonucunu yol açmayacağını, yani örgüt mensubiyeti için <i>kimlik kartı </i>sayılmayacağını, sanığın bu delile yönelik esaslı itirazlarının karşılanmaması halinde adil/dürüst yargılanma hakkının ihlal edileceğini söylemektedir.</p>

<p>AYM’nin yaklaşımı norm düzeyinde bir yetersizlikten ziyade, uygulamaya ve ispat faaliyetinin niteliğine yöneliktir. Bir başka ifadeyle sorun; yasal düzenlemeden değil, fiilin ve faille bağlantısının yeterince somutlaştırılamamasından kaynaklanmaktadır.</p>

<p>AYM; FETÖ/ByLock yargılamalarında salt teknik tespitlere dayalı, içerikten kopuk değerlendirmeleri yeterli görmemekte, ByLock programının indirilmesinin ve kullanılmasının örgütsel amaçla gerçekleştiğinin ayrıca ortaya koyulmasını aramaktadır, yani sırf ByLock programının indirilmesini yeterli görmemekte, örgütsel amaçla ve örgütün faaliyeti çerçevesinde kullanıldığının da tespitini aramaktadır.</p>

<p><strong>Böylece; </strong>ByLock’un delil niteliğinin ve kullanılabilirliğinin gözardı edilmediği, örgütsel faaliyetlerde kullanıldığının tespiti halinde, örgüt içi gizli haberleşme aracına sahip olan failin ceza sorumluluğuna gidilebileceği, ByLock haberleşme programından veya yargılama kapsamında elde edilen delillerin de değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmalıdır. ByLock haberleşme ağının örgütün iletişim aracı kabul edildiği tartışmasızdır. Failin; ByLock özel haberleşme ağını, örgütsel faaliyetler için kurup kullandığı teknik olarak tespit edildiğinde ve elde edilen diğer delillerle de örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ortaya koyulduğunda, örgüt üyeliğinden ceza sorumluluğu gündeme gelecektir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Stj. Av. Saliha Kara</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">----------</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti" rel="dofollow"><span style="color:#999999"><strong><strong>[1]</strong></strong></span></a><span style="color:#999999"> Ersan Şen, Taner Akıncı, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti" rel="dofollow"><span style="color:#999999">21.11.2023 Tarihli Yargıtay Kararı Işığında ByLock’un Delil Kuvveti,</span></a><span style="color:#999999"> 20.04.2024, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/21112023-tarihli-yargitay-karari-isiginda-bylockun-delil-kuvveti,</span></a><span style="color:#999999"> (Son Erişim Tarihi: 31.03.2026)</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202286339-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2] Bkz. Anayasa Mahkemesi, 16.07.2025 tarihli, 2022/86339 başvuru No.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-5-dairenin-20185267-e-20227858-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[3] Danıştay 5. Daire, 01.12.2022, 2018/5267 E., 2022/7858 K.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/bylock" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> Ersan Şen,</span><a href="https://www.hukukihaber.net/bylock" rel="dofollow"><span style="color:#999999"> ByLock,</span></a><span style="color:#999999">27.12.2022, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/bylock" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/bylock</span></a><span style="color:#999999">, erişim tarihi: 31.03.2026</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-orgut-uyeligi-sucunda-bylock-deliline-yaklasimi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 20:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/bylock-aym.jpg" type="image/jpeg" length="96828"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 5. Daire'nin 2018/5267 E., 2022/7858 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-5-dairenin-20185267-e-20227858-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-5-dairenin-20185267-e-20227858-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 5. Daire'nin 01/11/2022 tarihli, 2018/5267 E., 2022/7858 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
BEŞİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2018/5267<br />
Karar No : 2022/7858</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br />
VEKİLİ : Av. …</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA<br />
VEKİLİ : Av. …</p>

<p>İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong><br />
Dava konusu istem: Davacının, Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde astsubay kıdemli çavuş olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının, FETÖ/PDY tarafından gizli haberleşme yöntemi olarak kullanılan ByLock kullanıcısı olduğu yönünde tespit bulunduğu, davalı idarece davacının terör örgütüne üyelik, mensubiyet, irtibat ya da iltisakı olduğunun değerlendirildiği, dosya içeriğinden idarenin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile verilen takdir yetkisini soyut nedenlerle ve keyfi olarak kullandığına ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:… K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : </strong>Davacı tarafından; hakkında yürütülen adli soruşturma içeriğinin incelenmesinden de görüleceği üzere, hakkında yapılan emniyet soruşturmalarında; Bank Asya Katılım Bankası'nda hesabının olması, 17/25 Aralık olarak tabir edilen tarihten sonra hesap açması ve para yatırması, örgütün tatil ve/veya resmi toplantı adı altındaki çeşitli özel görüşmelerine ve toplantılara katılması, çeşitli sosyal medya hesaplarında örgüt propagandası yapması, eğitim hayatında örgüte eleman yetiştirilmek üzere kurulmuş özel eğitim kurumlarında okutulması, KPSS 2008-2010 yılı sınavlarında şüphe çekici şekilde yüksek puan alması, bulunduğu görevlerde olağandan daha çabuk ve liyakatı olmaksızın derece ve kademe atlaması, görevini ifa ederken örgüt lehine ancak ülke aleyhine hareket etmesi, örgütü destekleyen gazete, televizyon, dernek, vakıf gibi kurumlara üyeliği bulunması gibi FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin ortak noktası olan hususların bulunmadığının tespit edildiği, öte yandan ByLock kullanımının internet üzerinden gerçekleştiğinin belirtildiği, ancak Hakkari Çukurca'da mobil internetin çekmemesi nedeniyle kendisine ait kablolu internet şifresini, yaşadığı askeri lojmanda iyi niyetle komşularına kullandırdığının soruşturma dosyasında tespit edildiği, nitekim anılan hususu doğrulayan komşu tanık beyanlarının da bulunduğu, kullanmış olduğu cep telefonunun kriminal incelemeye alındığı, soruşturma dosyasında söz konusu telefonun incelenmesi sonucu hazırlanmış bilirkişi raporunun bulunduğu, kamu görevinden çıkarılmasının gerekçesinin ByLock programını kullandığı iddiası olduğu, bu nedenle ceza soruşturması kapsamında yapılan incelemede ByLock kullanıcısı olmadığının ortaya çıkması durumunda dava konusu işlemin sebep unsurunun ortadan kalkacağı, savunma hakkı tanınmaksızın kamu görevinden çıkarılmasının, hakkında ceza soruşturması var iken ve soruşturma dosyasında söz konusu programın kullanıcısı olup olmadığının net bir şekilde tespit edilebileceği açık iken Mahkemece söz konusu husus dikkate alınmaksızın ve hiç bir somut gerekçe belirtilmeksizin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil ettiği iddia edilmektedir.</p>

<p><strong>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:</strong> Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ:</strong> Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong><br />
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE:<br />
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p>

<p>Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.<br />
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.</p>

<p>MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.</p>

<p>Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir.</p>

<p>Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde astsubay kıdemli çavuş olarak görev yapan davacı, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca Milli Savunma Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.</p>

<p>Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.</p>

<p>Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürütülen adli soruşturma sonucunda … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No:…, K:… sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.</p>

<p>AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).</p>

<p>Terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.</p>

<p>Her ne kadar İdare Mahkemesi kararında; davacının ByLock kullanıcısı olduğu yolunda tespit bulunduğu belirtilmiş ise de, davacının tüm dosya kapsamındaki beyanları incelendiğinde Mahkemenin anılan tespitiyle ilgili olarak; ByLock kullanımının ADSL üzerinden sağlanan bağlantı ile gerçekleştiğinin, söz konusu tarihte görev yaptığı Hakkari ili ... ilçesinde askeri lojmanda ikamet ettiğinin, bu bölgede mobil internetin çekmemesi nedeniyle kendi kullanımında bulunan kablolu interneti yaşadığı askeri lojmanda iyi niyetle şifresini paylaşmak suretiyle komşularına kullandırdığının, bu hususu destekler nitelikte tanık komşu beyanlarının bulunduğunun, cep telefonu ile ByLock kullanımı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla kriminal inceleme neticesinde Bilirkişi Raporu düzenlendiğinin, kendisinin kesinlikle ByLock isimli programı kullanmadığının, ceza soruşturması sonucunun beklenmesi gerektiğinin ileri sürüldüğü görülmüştür.</p>

<p>UYAP kayıtları ve dava dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen ve kesinleşen ceza soruşturması neticesinde Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığı yolunda verilen 22/10/2020 tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararda; "...Şüpheli hakkında yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde:</p>

<p>Şüphelinin FETÖ terör örgütünün finans kaynağı olan Bank Asya'da hesabının olmadığı,<br />
FETÖ ile bağlantılı kanalların …'tan çıkarılması üzerine aboneliğinin olup olmadığı, varsa iptal edilip edilmediği husunda yazılan müzekkereye verilen cevapta … üyeliğinin olmadığının tespit edildiği,</p>

<p>Şüphelinin sosyal medya hesapları olan …, … ve … hesapları üzerinden yapılan açık kaynak araştırmalarında … isim soy isimle yapılan araştırmada terör örgütü ile irtibatını gösterir herkese açık paylaşımlara rastlanılmadığı,</p>

<p>Şüphelinin FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olan Zaman Gazetesi, Sızıntı Dergisi veya başka bir yayın organı üyeliği bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, KOM Bilgi Sistemi DERBİS üzerinden yapılan sorgulamada her hangi bir dernek üyeliğinin olmadığının anlaşıldığı,</p>

<p>Şüpheliden ele geçen cep telefonu üzerinde yapılan inceleme neticesinde şüphelinin FETÖ/PDY ile irtibatının olduğunu gösterir lehine yada aleyhine her hangi bir bilgi veya bulguya rastlanılmadığı,</p>

<p>Şüphelinin kullanımında ola gsm hattının HTS kayıtlarının incelenmesinde herhangi bir mahrem imam ile irtibatının tespit edilmediği,<br />
Bilgi edinen olarak ifadesi alınan ... beyanında; şüpheli ile Çukurca'da komşu olduğunu, şüphelinin adına kayıtlı olan interneti şüphelinin bilgisi dahilinde kullandığını beyan ettiği,</p>

<p>Şüphelinin terör örgütü üyesi olduğunu gösterir her hangi bir tanık beyanı yada teşhis tutanağına rastlanılmadığı,<br />
Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürülüğünce yapılan BYLOCK sorgulama tutanağında şüpheli adına kayıtlı olan internet aboneliği ile BYLOCK programını kullanan gerçek kullanıcının … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma numaralı dosyası kapsamında yapılan veri girişinden … T.C. Kimlik no'lu ... olduğunun tespit edildiği,.." yolunda tespitlere yer verilmiştir.</p>

<p>Öte yandan, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturmasında adı geçen ve davacı adına aboneliği bulunan … üzerinden ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen ... hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararında; "...ortaokul çağlarından itibaren Fetö cemaati ile alakam vardı, 2012 yılına kadar kendileri ile görşümedim, 2012 yılında ... isimli şahıs benimle irtibat kurmaya çalıştı, örgütün elemanı idi, 5-10 kez kendisi ile görüştüm, eşimin açılmaması namaz kılmamı istiyorlardı, ben Hakkari Çukurca'ya giderken benim kullanımımda olan ablam ... adına kayıtlı telefona iradem dışında bylock programını yükledi, ben de bu programı kullandım, nasıl kullanacağımı da söyledi, ben bu program üzerinden ... ile görüştüm, … isimli şahıs benim komşumdur, 7 Eylül 2014 tarihinden itibaren ben Hakkari Çukurca daydım,</p>

<p>...Bylock ID tespit ve değerlendirme tutanağında; … ve ... adına tespiti yapıldığı, bylock ID numarasının … olduğu, kullanıcı adının … olduğu, tespit edilen GSM numarasının ... adına kayıtlı … olduğu, tespit edilen WİFİ aboneliğinin … olduğu, ilk log tarihinin 09/11/2014 olduğu, son online tarihinin 09/11/2014 olduğu, … nolu ID nin … nolu ID yi eklediği, giriş sayısının 2 olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Araştırma tutanağında Google Play Store isimli programdan indirilen … isimli programa numaranın … olarak kaydedildiği, GSM hattının … olduğu, İMEİ numarasının … olup, bylock ID numarasının … olduğu, ilk tespit tarihinin 07/09/2014 olduğu, HTS kayıtlarının incelenmesinde de belirtilen hattın gerçek kullanıcısının ... isimli şahsın öz kardeşi olan ... olduğu, bylock programının son erişim tarihinin 27/11/2014 olduğu, baz bilgilerinin Elazığ, Hakkari ili Çukurca İlçesi, bağlantı sayısının 428 olduğu,...</p>

<p>Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sırasında düzenlenen 08/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda; … nolu GSM hattının ... adına kayıtlı olduğu, bylock ID numarasının …, kullanıcı adının … olduğu, bylock ilk giriş tarihinin 07/09/2014 olduğu, son giriş tarihinin 27/11/2014 olduğu, toplam 428 kez bylock IP si ile bağlantı kurulduğu, genel baz bilgilerinin yoğunlukla Hakkari ilinde olduğu..." yolunda tespitlere yer verildiği görülmüştür.</p>

<p>Bu durumda, yukarıda yer verilen tespitler ile davacının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; aboneliği davacı adına olmakla birlikte … üzerinden ByLock programına bağlantı sağlayan kişinin … ID numarasıyla ByLock kullanıcısı olduğu Mahkeme kararıyla sabit olan ... isimli şahıs olduğu, davacının anılan programı kullandığı yolundaki davalı idare tespitinin bu aşamada geçerliliğini yitirdiği, yine davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı yolunda verilen kararda; davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve/veya iltisakını gösterir tespitlerin bulunup bulunmadığı yolunda yapılan araştırmalar neticesinde; davacının Bank Asya'da hesabının bulunmadığının, … üyeliğinin olmadığının, sosyal medya hesapları üzerinden yapılan açık kaynak araştırmalarında terör örgütü ile irtibatını gösterir paylaşımlara rastlanılmadığının, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı Zaman Gazetesi, Sızıntı Dergisi veya başka bir yayın organı üyeliği bulunup bulunmadığının tespit edilemediğinin, herhangi bir dernek üyeliğinin olmadığının, cep telefonu üzerinde yapılan inceleme neticesinde FETÖ/PDY ile irtibatının olduğunu gösterir lehine ya da aleyhine herhangi bir bilgi veya bulguya rastlanılmadığının, kullanımında olan GSM hattının HTS kayıtlarının incelenmesinden herhangi bir mahrem imam ile irtibatının tespit edilmediğinin, terör örgütü üyesi olduğunu gösterir herhangi bir tanık beyanı ya da teşhis tutanağına rastlanılmadığının, davacı adına kayıtlı olan internet aboneliği ile ByLock programını kullanan gerçek kullanıcının … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma numaralı dosyası kapsamında yapılan veri girişinden ... olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği, davalı idarece davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belge de sunulmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;</p>

<p>2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA,</p>

<p>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 01/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-5-dairenin-20185267-e-20227858-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/danistays.jpg" type="image/jpeg" length="80781"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TBB, AVUKATLAR GÜNÜ ETKİNLİKLERİ KAPSAMINDA ATA’NIN HUZURUNDA]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tbb-avukatlar-gunu-etkinlikleri-kapsaminda-atanin-huzurunda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tbb-avukatlar-gunu-etkinlikleri-kapsaminda-atanin-huzurunda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı, Yönetim, Disiplin ve Denetleme kurulu üyeleri ile avukatlar, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan’ın Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk koymasının ardından saygı duruşunda bulunan heyet, daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti.</p>

<p><i><strong>Sağkan, Anıtkabir Şeref Defteri’ne şunları kaydetti:</strong></i></p>

<p><i>Büyük Atatürk,</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>5 Nisan Avukatlar Günü’nde, Türkiye’nin dört bir yanında hak, hukuk ve adalet mücadelesi veren 210 bin avukatı temsil eden baroların çatı örgütü Türkiye Barolar Birliği olarak manevi huzurundayız.</i></p>

<p><i>Bizler; öncülüğünü yaptığın hukuk devriminin mirasçıları, Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlı, insan haklarına dayalı demokratik ve laik hukuk devletinin yılmaz savunucuları olan avukatlarız. Ulusal ve uluslararası her alanda adaletin gerçekleştirilmesi idealinin ne kadar vazgeçilmez olduğunu, her geçen gün daha fazla idrak ediyor; bireylerin ve yurttaşların hak arama özgürlüğünün güvencesi olmayı en temel sorumluluğumuz kabul ediyoruz.</i></p>

<p><i>Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesine olan bağlılığımızdan, hukukun üstünlüğünü savunma kararlılığımızdan ve bağımsız yargı idealinden asla vazgeçmeyeceğiz. Mesleğimizin onurunu, savunma hakkının kutsallığını ve adil yargılanma ilkesini her koşulda korumaya devam edeceğiz.</i></p>

<p><i>Huzurunda bir kez daha söz veriyoruz: Yurttaşlarımızı hak arayışlarında asla yalnız bırakmayacak; özgür savunmanın tartışma konusu olmadığı, hukuk güvenliğinin herkes için sağlandığı bir Türkiye’yi inşa etme mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz.</i></p>

<p><i>Her geçen gün artan özlem, saygı, minnet ve bağlılık duygularımızla…</i></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_1_4042026140808.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_2_4042026140813.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_3_4042026140813.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_4_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_5_4042026140813.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_6_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_7_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_8_4042026140813.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_9_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_10_4042026140813.JPG" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_11_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_12_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_13_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_14_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_15_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_16_4042026140813.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260404_turkiye_barolar_birligi_avukatlar_gunu_etkinlikleri_kapsaminda_atanin_huzurunda/86378_17_4042026140813.JPG" title="" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tbb-avukatlar-gunu-etkinlikleri-kapsaminda-atanin-huzurunda</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/86378-14-4042026140813.jpeg" type="image/jpeg" length="44885"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HİBRİT KOPUŞ SAVUNMASINDA ÜSLUP]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasinda-uslup-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasinda-uslup-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>“Söylenen şey değil, söylenme biçimi ikna eder.”</i><br />
— <strong>Aristoteles</strong></p>

<p><strong>Özet (Abstract)</strong></p>

<p>Bu çalışma, ceza yargılamasında savunma pratiğini “üslup” kavramı üzerinden yeniden düşünmeyi amaçlamakta ve Hibrit Kopuş Savunması perspektifinden özgün bir teorik çerçeve önermektedir. Geleneksel yaklaşımda savunma, çoğunlukla içerik üzerinden değerlendirilirken; bu çalışma, savunmanın etkisini belirleyen temel unsurun büyük ölçüde <strong>üslup</strong> olduğunu ileri sürmektedir.</p>

<p>Bu bağlamda üslup, yalnızca estetik bir ifade biçimi değil; savunmanın hâkimin zihniyle kurduğu ilişkinin dili olarak ele alınmaktadır. Çalışmada üslubun teorik temeli üç eksende incelenmektedir: retorik (ethos–logos–pathos–kairos dengesi), psikolojik (önyargı, prematüre kanaat ve bilinçdışı entimemler) ve dramaturjik (duruşmanın sahnesel yapısı ve savunmanın icrası).</p>

<p>Ayrıca Hibrit Kopuş Savunmasının özgün katkısı olarak geliştirilen <strong>“dereceli üslup modeli”</strong> detaylandırılmakta; savunmanın tek tonlu bir faaliyet olmadığı, aksine duruma göre değişen dinamik bir dil kullanımı gerektirdiği ortaya konulmaktadır. Bu model kapsamında savunma üslubu beş dereceye ayrılmakta (tam uyum, mikro müdahale, kontrollü kopuş, sert kopuş ve radikal kopuş) ve her bir derecenin stratejik amacı ile dilsel karşılığı analiz edilmektedir.</p>

<p>Çalışmada ayrıca üslubun temel ilkeleri (olgunluk, objektiflik, ekonomi ve ritim) sistematik biçimde ele alınmakta; bu ilkelerin ihlali hâlinde ortaya çıkan üslup hatalarının savunmayı nasıl “duyulmaz” hâle getirdiği gösterilmektedir. Bu çerçevede savunmanın başarısızlığının çoğu zaman içerik eksikliğinden değil, <strong>yanlış üslup kullanımından</strong> kaynaklandığı vurgulanmaktadır.</p>

<p>Sonuç olarak çalışma, savunmanın yalnızca “ne söylediği” ile değil, “nasıl, ne zaman ve hangi derecede söylediği” ile anlam kazandığını ortaya koymakta ve üslubu savunmanın <strong>stratejik, psikolojik ve dramaturjik bir bileşeni</strong> olarak konumlandırmaktadır. Bu yönüyle üslup, savunmanın görünmeyen ancak belirleyici gücü olarak tanımlanmakta; Hibrit Kopuş Savunması ise bu gücü bilinçli ve kontrollü bir şekilde kullanmayı mümkün kılan bir model olarak önerilmektedir.</p>

<p><strong>I. Giriş: Savunmanın Sessiz Gücü</strong></p>

<p>Ceza yargılamasında savunma çoğu zaman içerikle ölçülür: Hangi delil ileri sürüldü, hangi norma dayanıldı, hangi çelişki ortaya kondu.? Oysa pratikte savunmanın etkisini belirleyen unsur çoğu zaman içerikten önce gelir: <strong>Üslup.</strong> Çünkü yargılama, sadece hukuki bir değerlendirme süreci değil; aynı zamanda bir <strong>algı ve ikna sürecidir</strong>. Bu süreçte aynı argüman yanlış bir üslupla etkisizleşir, doğru bir üslupla kararın yönünü değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle üslup, savunmanın sadece “nasıl konuştuğu” değil; nasıl duyulduğudur. Üslup, savunmanın görünmeyen stratejisidir. Duruşmada çoğu zaman fark edilmez; ancak etkisi doğrudan hissedilir. Üslup argümanı taşır. Hakimin zihnine ulaşma biçimini belirler. Direnç üretir ya da direnci kırar. Aynı söz, farklı bir üslupla tamamen farklı bir anlam kazanır.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması açısından üslup, yalnızca estetik bir tercih değil; stratejik bir araçtır. Çünkü bu modelde savunma sabit bir yapı değil, hâkimin zihinsel durumu ile etkileşim hâlinde olan dinamik bir süreçtir. Bu etkileşimde içerik savunmanın ne söylediğini, üslup savunmanın nasıl etki ettiğini belirler.</p>

<p>Bu çalışmanın temel iddiası şudur: Savunmanın gücü, sadece doğruluğundan değil; sunuluş biçiminden doğar. Bu nedenle: Üslup savunmanın dili değil; kaderidir.</p>

<p><strong>II. Üslubun Teorik Temeli: Retorik, Psikoloji ve Dramaturji</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasında üslup, yalnızca bir ifade biçimi değil; <strong>savunmanın hâkimin zihniyle kurduğu ilişkinin dilidir.</strong> Bu ilişki üç temel eksende şekillenir: <strong>retorik, psikoloji ve dramaturji…</strong> Bu üç eksen birlikte çalışır; biri zayıfsa savunma eksik kalır. Retorik ikna eder, psikoloji dirençle baş eder, dramaturji ise etkiyi sahneler.</p>

<p><strong>1. Retorik Ekseni: İkna Mimarisinin Kurulması</strong></p>

<p>Klasik retoriğin dört temel unsuru, ceza savunmasında sadece teorik değil; <strong>doğrudan stratejik araçlardır</strong></p>

<p><strong>Ethos (Güvenilirlik)</strong></p>

<p>Avukatın duruşmadaki varlığı, tonu ve tutarlılığı üzerinden kurulur. Ceza yargılamasında hâkim çoğu zaman önce argümana değil, <strong>argümanı sunan kişiyle ilgili karar verir.</strong> Bu nedenle: tutarlılık, sakinlik, ölçülülük ethos’un temelidir<strong>. </strong><strong>Ethos zayıfsa, en güçlü logos bile etkisizleşir.</strong></p>

<p><strong>Logos (Rasyonel yapı)</strong></p>

<p>Logos; delil, norm ve mantık zinciridir. Ancak Hibrit Kopuş Savunması açısından kritik fark şudur: Logos sadece doğru olmak değil<strong>, </strong><strong>anlaşılır, takip edilebilir ve zihinsel olarak “taşınabilir” olmak zorundadır.</strong> Bu nedenle iyi logos kısa mantık zincirleri kurar, açık bağlantılar içerir ve hâkimin zihinsel yükünü artırmaz</p>

<p><strong>Pathos (Duygusal etki)</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması pathos’u reddetmez; <strong>disipline eder.</strong> Amaç: duyguyla etkilemek ama duyguyla kontrolü kaybetmemektir. Pathos, ölçüsünde kullanıldığında derinlik kazandırır; ölçüsüz kullanıldığında savunmayı zayıflatır</p>

<p><strong>Kairos (Zamanlama)</strong></p>

<p>Türk ceza yargılamasında savunmalar çoğu zaman içerikten değil; <strong>zamanlama hatasından kaybeder. </strong><strong> </strong>Aynı cümle: erken söylenirse etkisiz, geç söylenirse gereksiz ama doğru anda söylenirse <strong>belirleyici</strong> olur. <strong> </strong>Kairos, özellikle şu anlarda kritikleşir: delil tartışması, ara karar anı, esas hakkında mütalaa sonrası…</p>

<p><strong>Türk Ceza Yargılamasında Retorik Denge</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması açısından ideal retorik formül şudur: <strong>Güçlü ethos + güçlü logos + ölçülü pathos + doğru kairos.</strong> Bu formülün pratik anlamı: Ethos <strong>kapıyı açar</strong>, Logos <strong>içeri girer</strong> , Pathos <strong>etkiyi derinleştirir</strong> ve Kairos <strong>sonucu belirler</strong><strong>.</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş perspektifinden üç temel hata öne çıkar:</p>

<p><strong>- Ethos aşınması</strong>: agresif ve kontrolsüz üslup</p>

<p><strong>- Logos kaybı</strong>: dağınık ve uzun anlatım</p>

<p><strong>- Pathos taşması</strong>: savunmanın duygusal boşaltıma dönüşmesi</p>

<p>Bu üçü birleştiğinde savunma, artık ikna değil<strong>; </strong><strong>sadece konuşma hâline gelir.</strong> Hibrit Kopuş Savunması şunu kabul eder: İkna, sadece doğruyu söylemek değildir; <strong>doğruyu, doğru kişi olarak, doğru şekilde ve doğru zamanda söylemektir.</strong><strong> </strong>Bu nedenle üslup retoriğin uygulama alanıdır, savunmanın görünür yüzüdür ve çoğu zaman <strong>kararın kaderini belirleyen unsurdur.<strong> </strong></strong></p>

<p><strong>2. Psikolojik Eksen: Dirençle Mücadele</strong></p>

<p>Ceza yargılamasında hâkimin zihni tamamen nötr değildir. Aksine çoğu zaman şu mekanizmalarla çalışır: <strong>önyargı</strong> (önceden oluşmuş şemalar) , <strong>prematüre kanaat</strong> (erken kapanan değerlendirme), <strong>bilinçdışı entimemler</strong> (eksik ama tamamlanmış görünen akıl yürütmeler)… Bu yapı içinde savunmanın temel problemi şudur: <strong>Hakim çoğu zaman dinlemek için değil, doğrulamak için dinler.</strong></p>

<p>Üslup burada belirleyici bir role sahiptir: <strong>Direnci azaltır ya da artırır. </strong>Sert ve saldırgan üslup savunmayı bloke eder. Dengeli ve kontrollü üslup zihinsel kapıyı aralar. Yanlış üslup savunmayı “duyulmaz” kılar. Doğru üslup hâkimin zihnine <strong>sızar</strong>. Savunma çoğu zaman şunu zanneder: “Hakim anlamıyor.” Oysa çoğu durumda gerçek şudur: <strong>Hakim direniyor.</strong> Bu direnci kıran şey çoğu zaman içerik değil, <strong>üsluptur.</strong></p>

<p><strong>3. Dramaturjik Eksen: Savunmanın Sahnesi</strong></p>

<p>Duruşma sadece hukuki bir süreç değil; <strong>aynı zamanda bir sahnedir</strong> Bu sahnede: hakim karar verici, savcı iddia eden ve avukat anlatıyı kuran aktördür . Üslup, bu sahnedeki rolün tonudur. Aynı cümle, farklı tonda söylendiğinde farklı etki yaratır. Aynı savunma farklı ritim de yapıldığında farklı sonuç ortaya çıkar. Üslup, savunmanın <strong>oynanış biçimidir</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasında üslup şu dramaturjik unsurlarla şekillenir: <strong>ton</strong>, sertlik/yumuşaklık dengesi; <strong>ritim</strong> hız ve duraklama; <strong>vurgu</strong> hangi noktanın öne çıkarıldığı ve <strong>sessizlik</strong> görünmeyen ama etkili araçtır. Özellikle: <strong>sessizlik, dramaturjinin en güçlü tekniklerinden biridir</strong></p>

<p>Savunma yalnızca doğruyu söylemekle yetinmez, <strong>doğruyu sahneler.</strong> Bu nedenle iyi bir savunma sadece mantıklı değil; aynı zamanda <strong>etkileyici ve zamanlıdır.</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasında üslup: retorik olarak ikna eder , psikolojik olarak direnci kırar ve dramaturjik olarak etkiyi görünür kılar. Bu üçü birleştiğinde <strong>savunma sadece konuşmaz; etki üretir.</strong></p>

<p><strong>II. Hibrit Kopuş Savunmasında Üslubun Temel İlkeleri</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasında üslup, rastlantısal bir ifade biçimi değil; <strong>belirli ilkelere dayanan bilinçli bir stratejidir.</strong> Bu ilkeler, savunmanın hem <strong>etik sınırlarını</strong> hem de <strong>stratejik gücünü</strong> belirler. Başka bir ifadeyle: Üslup, savunmanın karakterini ve etkisini aynı anda kurar.</p>

<p><strong>1. Olgunluk İlkesi (Duygu Kontrolü)</strong></p>

<p>TBB Meslek Kuralları’nın 5 inci maddesinin ifadesiyle: <i>Avukat, düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır.</i> Bu ilke, savunmanın duygudan arındırılması değil; duygunun yönetilmesi anlamına gelir. Çünkü ceza yargılamasında duygu kaçınılmazdır: Müvekkilin durumu, haksızlık hissi ve yargılamadaki gerilim duyguyu kaçınılmaz kılar. Ancak Hibrit Kopuş Savunması şunu söyler: Duygu, savunmanın yakıtıdır; direksiyonu değil.</p>

<p>Bu çerçevede savunma: Tepki değil; stratejik yanıt, öfke değil; kontrollü sertlik, dağılma değil; odaklanmış ifadeyi zorunlu kılar. Transaksiyonel analiz perspektifinden bu durum yetişkin ego durumunun korunmasıdır. Olgunluk ilkesi ihlal edildiğinde ethos zedelenir, hâkimle ilişki gerilir ve savunma “duyulmaz” hâle geliri Savunma haklı olsa bile etkisizleşir.</p>

<p><strong>2. Objektiflik İlkesi (Hukuki Zemin)</strong></p>

<p>Savunma kişisel yorum değil, <strong>delil ve </strong>norm temelli ifade olmalıdır. Hibrit Kopuş Savunması açısından bu ilkenin en kritik sonucu: Radikal kopuş bile hukuki dil içinde yapılmalıdır. Bu durum bir sınırlama değil; meşruiyet üretme mekanizmasıdır. Çünkü hukuki dil ikna alanını açık tutar; kişisel dil zihinsel direnci artırır.</p>

<p><strong>3. Ekonomik Üslup İlkesi</strong></p>

<p>Ceza yargılamasında en kıt kaynaklardan biri dikkattir. Hâkim sınırlı zamanla çalışır, çok sayıda dosyayla karşı karşıyadır ve zihinsel kısa yollar (heuristics) kullanır. Bu nedenle savunma kısa, net ve hedef odaklı olmalıdır. <strong>“Az söyle, doğru yere söyle.”</strong></p>

<p>Ekonomik üslup gereksiz tekrarları dışlar, uzun ve dağınık girişleri reddeder ve doğrudan meseleye temas eder. Hibrit Kopuş açısından bu ilkenin stratejik değeri şudur: Kısa ve net cümleler, prematüre kanaati daha hızlı sarsar. Çünkü hâkimin zihni uzun anlatımı filtreler, kısa ve net ifadeyi işler.</p>

<p><strong>4. Ritmik Üslup İlkesi</strong></p>

<p>Savunma yalnızca içerik değil;<strong> zamanlama ve akıştır</strong> Bu ilke iki temel soruya dayanır: Ne zaman konuşulmalı? Ne zaman susulmalı? Hibrit Kopuş Savunmasında sessizlik, pasiflik değil; aktif bir stratejik tercihtir.</p>

<p>Sessizlik hâkimin kendi çelişkisini fark etmesine alan açar, savunmanın ağırlığını artırır ve gereksiz müdahaleyi engeller. Özellikle şu durumlarda hâkim zaten ikna olmaya yakınsa, aşırı konuşma riski varsa ve müdahale savunmayı zayıflatacaksa susmak, en güçlü üslup tercihi olabilir</p>

<p><strong>İlkeler Arası Denge </strong></p>

<p>Bu dört ilke birbirinden bağımsız değildir; <strong>birlikte çalışır.</strong><strong> </strong>Olgunluk <strong>tonu belirler</strong>. Objektiflik <strong>zemini kurar</strong>, Ekonomi <strong>etkiyi yoğunlaştırır</strong> <strong> ve </strong>Ritim zamanlamayı ayarlar. Bu dört unsur birleştiğinde üslup stratejik, etkili ve kontrollü hâle gelir. Hibrit Kopuş Savunması açısından üslup spontane değil, alışkanlık değil <strong>tasarlanmış bir eylemdir.</strong> En kritik gerçek: Savunma ne kadar doğru olursa olsun; yanlış üslupla söylendiğinde etkisini kaybeder.</p>

<p><strong>V. Dereceli Üslup: Hibrit Kopuşun Kalbi</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasının en özgün katkısı <strong>üslubun derecelendirilmesidir.</strong> Savunma artık tek tonlu bir faaliyet değildir. Aksine duruma göre değişen, hâkimin zihinsel konumuna göre ayarlanan ve dinamik bir dil kullanımıdır. Üslup, sabit değil; ayarlanabilir bir stratejik araçtır. Bu nedenle savunma, bir anlatım değil; bir vites sistemidir.</p>

<p><strong>1. Tam Uyum (1. Derece)</strong></p>

<p>Tam uyum derecesinde Üslup Özellikleri saygılı, yumuşak ve uyumludur. Amaç güven kazanmak, direnç oluşturmamaktır. Bu aşamada savunma, sistemi karşısına almaz; sistem içinde etki üretmeye çalışır.</p>

<p><strong>2. Mikro Müdahale (2. Derece)</strong></p>

<p>Üslup Özellikleri nazik ama yönlendirici ve hafif düzelticidir. Amaç kanaati erken aşamada etkilemektir. Bu aşamada savunma: çatışma yaratmadan yön verir</p>

<p><strong>3. Kontrollü Kopuş (3. Derece)</strong></p>

<p>Üslup Özellikleri<strong> </strong>daha görünür müdahale ve kontrollü sertleşme şeklinde ortaya çıkar. <strong>Amaç</strong> prematüre kanaati kırmaktır. Bu noktada savunma uyumdan kopmaya başlar, ancak dili korur</p>

<p><strong>4. Sert Kopuş (4. Derece)</strong></p>

<p><strong>Üslup Özellikleri </strong>açık itiraz, yüksek ton, kontrollü dil olarak ortaya çıkar. <strong>Amaç </strong>yargılama zeminini sarsmaktır. Bu aşamada savunma artık açıkça karşı konum alır, fakat meşruiyet zeminini terk etmez</p>

<p><strong>5. Radikal Kopuş (5. Derece)</strong></p>

<p>Üslup Özellikleri<strong> </strong>sistemsel eleştiri ve kurumsal düzeyde itiraz olarak ortaya çıkar. <strong>Amaç y</strong>argılamayı yeniden kurmaktır. Bu aşamada savunma artık sadece sonuca değil, yargılamanın kendisine müdahale eder.</p>

<p><strong>Dereceler Arası Geçiş: Üslubun Dinamiği</strong></p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasının kritik noktası <strong>dereceler arasında geçiş yapılabilmesidir.</strong> Savunma sabit bir tonla ilerlemez, duruma göre <strong>vites değiştirir</strong>.</p>

<p>Tipik akış:</p>

<p>1. Derecede güven kur</p>

<p>2. Derecede yön ver</p>

<p>3. Derecede müdahale et</p>

<p>4. Derecede sars</p>

<p>5. Derecede yeniden kur</p>

<p>Ancak en kritik beceri yükselmek kadar, geri çekilebilmektir.<strong> </strong> Yani sertleşebilmek kadar, tekrar yumuşayabilmek de gerekir. Bu, savunmanın “ustalık düzeyi”dir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunmasının temel ilkesi ton sertleşebilir, ama dil asla savruklaşmaz Eğer üslup bozulursa etik ihlal , dil kontrolü korunursa meşru kopuş gerçekleşir. Kopuşun meşruiyeti, üslubun kontrolüne bağlıdır.</p>

<p>Dereceli üslup modeli şunu ortaya koyar: Savunma tek bir sesle konuşmaz. Savunma, duruma göre ton değiştirir. En kritik gerçek: Doğru derece seçimi, çoğu zaman doğru argümandan daha belirleyicidir. Derece yükseldikçe ton sertleşir; ama savunmanın dili asla bozulmaz.</p>

<p><strong>V. Üslup Hataları: Savunmanın Görünmeyen Çöküşü</strong></p>

<p>Ceza yargılamasında savunma çoğu zaman içerikten değil, üslup hatalarından kaybeder.<br />
Bu hatalar çoğu zaman fark edilmez; çünkü savunma yapılmaya devam eder. Ama gerçekte olan şudur: Savunma konuşur, fakat duyulmaz.</p>

<p><strong>1. Duygusal Patlama</strong></p>

<p><strong>Görünüm:</strong> Ses yükselir, cümleler keskinleşir ve kontrol kaybolur.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong> Ethos zedelenir ve hakimde savunmaya karşı direnç oluşur.</p>

<p>Duygusal patlama, haklı savunmayı bile haksız gibi gösteri. Hibrit Kopuş Perspektifi: Duygu kullanılabilir. Ama asla kontrol dışı bırakılmaz.</p>

<p><strong>2. Kişiselleştirme</strong></p>

<p><strong>Görünüm:</strong> Hakime yönelik ifadeler, ima, suçlama ve itham.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong> Tartışma zemini kayar ve savunma kişisel çatışmaya dönüşür</p>

<p>Hâkim artık dosyayı değil, seni duymaya başlar, ama<strong> </strong>savunma olarak değil. Stratejik Risk: Geri dönüşü en zor hatadır. Üslup kırılması kalıcı iz bırakır.</p>

<p><strong>3. Konu Dışına Çıkma</strong></p>

<p><strong>Görünüm:</strong> Gereksiz detaylar, sistem eleştirisine kayma ve dosyayla bağın kopması.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong> Dikkat dağılır ve hakim zihinsel olarak savunmadan çıkar. Ceza yargılamasında en hızlı kayıp <strong>odak kaybıdır</strong></p>

<p><strong>4. Aşırı Süsleme (Retorik Aşırılık)</strong></p>

<p><strong>Görünüm:</strong> Uzun cümleler, abartılı ifadeler ve gereksiz metaforlar.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong> Mesaj kaybolur ve etki azalır. Güçlü savunma sade olur; süslü savunma çoğu zaman zayıf görünür.</p>

<p><strong>5. Ölçüsüz Sertleşme (Derece Hatası)</strong></p>

<p><strong>Görünüm: </strong>Erken sertleşme ve gereksiz kopuş. 2. Derecelik durumda 4. derece dil kullanımı.</p>

<p><strong>Sonuç: </strong>Hakimde direnç oluşur ve savunma “aşırı” algılanır . Doğru içerik, yanlış dereceyle etkisini kaybeder.</p>

<p>Bu hataların tamamı aynı sonuca çıkar: Ethos zedelenir , dikkat kaybolur ve direnç artar. En kritik sonuç: <strong>Savunma duyulmaz hâle gelir</strong> Ceza yargılamasında başarısız savunma çoğu zaman: yanlış şey söylediği için değil, doğru şeyi yanlış şekilde söylediği için başarısız olur.</p>

<p><strong>Mini Kontrol Listesi (Duruşma Anı İçin)</strong></p>

<p>Kendine şu 3 soruyu sor:</p>

<p>1. Bu cümle <strong>dosyaya mı hizmet ediyor, egoya mı?</strong></p>

<p>2. Bu ton <strong>etki üretir mi, direnç mi?</strong></p>

<p>3. Bu derece <strong>duruma uygun mu?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eğer cevaplar net değilse susmak, konuşmaktan daha güçlüdür.</p>

<p><strong>VI. Stratejik Sonuç: Üslup Bir Seçimdir</strong></p>

<p>Ceza yargılamasında savunmanın temel sorusu çoğu zaman yanlış kurulur: “Nasıl söylemeliyim?” yerine “Ne söylemeliyim?” sorusu ön plandadır. Oysa Hibrit Kopuş Savunması bu soruyu daha ileri taşır: <strong>“Neyi, Ne zaman, hangi tonla ve hangi derecede söylemeliyim?”</strong></p>

<p>Bu genişleme, savunmanın doğasına ilişkin temel bir gerçeği ortaya koyar: Savunma, sadece içerik değil; bir icradır. Bir cümlenin etkisi sadece doğruluğundan değil, söylenme biçiminden doğar. Aynı argüman yanlış tonla direnç üretir, doğru tonla kanaat değiştirir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması açısından üslup bir refleks değil, bir alışkanlık değil <strong>bilinçli bir tercihtir</strong> . Bu tercih hâkimin zihinsel durumuna göre şekillenir, dosyanın dinamiğine göre değişir ve yargılamanın evresine göre ayarlanır. Üslup sabit değil, <strong>durumsaldır</strong></p>

<p>Savunma çoğu zaman şunu zanneder: güçlü argüman güçlü etki yaratır. Oysa gerçek şudur <strong>uygun </strong>üslup etkiyi mümkün kılar.<strong> </strong></p>

<p>Üslup yoksa argüman duyulmaz, delil görünmez ve haklılık etkisizleşir.</p>

<p>Bu yaklaşımın özeti tek cümlede toplanabilir: Savunma, doğruyu söyleme sanatı değil; doğruyu doğru biçimde söyleme sanatıdır. Ve bu sanat retorik gerektirir, psikoloji gerektirir ve zamanlama gerektirir Ama en önemlisi irade gerektirir. Ceza yargılamasında savunma bazen tek bir cümleyle kazanılır. Ama o cümleyi kazandıran şey, çoğu zaman içeriği değil: <strong>üslubudur.</strong></p>

<p><strong>VII. Sonuç: Üslup, Savunmanın Gizli Silahıdır</strong></p>

<p>Üslup, savunmanın görünmeyen ama en etkili aracıdır. Çoğu zaman fark edilmez; çünkü savunmanın içinde erir. Ancak etkisi, kararın en kritik anında ortaya çıkar. İyi bir savunma sadece doğruyu söylemez; doğruyu doğru biçimde söyler.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması açısından üslup stratejidir, çünkü bilinçli bir tercihtir. Psikolojidir, çünkü hâkimin zihnine temas eder. Dramaturjidir, çünkü duruşmada icra edilir. Bu üç boyut birleştiğinde üslup savunmanın görünmeyen yönlendiricisi hâline gelir.</p>

<p>Ceza yargılamasında çoğu karar sadece delille veya sadece normla değil, algıyla da şekillenir. Üslup, bu algının mimarisidir. Yanlış üslup doğru savunmayı görünmez kılar. Doğru üslup zayıf görünen savunmayı bile etkili hâle getirebilir. Hibrit Kopuş Savunması şunu ortaya koyar: Savunma tek boyutlu değildir. Savunma, çok katmanlı bir etkileşimdir. Bu etkileşimin dili üsluptur. Ceza yargılamasında savunma bazen tek bir cümleyle kazanılır. Ancak o cümleyi kazandıran şey çoğu zaman içeriği değil, tonu, zamanı ve derecesidir. Bu nedenle savunmanın asıl sorusu şudur: Ne söyleyeceğim değil; onu nasıl, ne zaman ve hangi üslupla söyleyeceğim?</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN"><img alt="Av. Fahrettin KAYHAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Fahrettin-KAYHAN.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN">Av. Fahrettin KAYHAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasinda-uslup-1</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/terazi/terazika2952024.jpg" type="image/jpeg" length="26315"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50805"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="64787"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="98925"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="56088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek gündeme ilişkin soruları yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/bsNmtSsrlGc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="73951"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104</strong></p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen salıverilme istemi (tahliye talebi) kurumunu ele alıyoruz. Bu hükümler, tutuklama tedbirine karşı en önemli güvencelerden birini oluşturarak, şüpheli veya sanığın bireysel başvuru hakkını ve mahkeme tarafından tutukluluğun denetlenmesini güvence altına alır.</p>

<p><strong>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Salıverilme istemi nedir ve hangi aşamalarda talep edilebilir?<br />
CMK m.104 ve 105 neyi düzenler?<br />
Tutukluluk hangi makamlarca denetlenir?<br />
Sulh Ceza Hâkimi, mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu süreçte nasıl görev yapar?<br />
Salıverilme istemine ilişkin usul nasıldır ve karar süreleri nelerdir?<br />
Terör veya örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda süre farkı neden vardır?<br />
Tahliye taleplerine itiraz nasıl yapılır?</p>

<p>Bu video, özgürlük hakkının korunması, tutuklama tedbirinin denetimi, itiraz yolları ve adil yargılanma hakkı konularında temel hukuki bilgiler sunmaktadır.<br />
Ayrıca, CMK 104 ve 105 hükümlerinin, bireyin özgürlüğünü koruyan hızlı, denetlenebilir ve hukuka uygun bir sistem oluşturduğunu detaylarıyla açıklamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HyLPmzX8YUg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="22242"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirilmesi Hakkı | CMK 107 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107. maddesi, yani tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi konusunu ele alıyoruz.</p>

<p>Tutuklama kararı verildiğinde yakınlara bilgi verilmesi nasıl olur, kim bilgilendirilir, yabancı uyruklular için süreç nasıl işler? Tüm detayları bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 107 nedir?</p>

<p>Tutuklama kararı alındığında kim bilgilendirilir?</p>

<p>Tutuklu kişi ailesine haber verebilir mi?</p>

<p>Yabancı uyruklu tutuklular için konsolosluk bildirimi nasıl yapılır?</p>

<p>Bu düzenlemenin amacı ve insan haklarıyla bağlantısı nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu düzenleme, hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem de aile bağlarının korunmasını güvence altına alır. Ayrıca yabancı uyruklu tutukluların konsolosluk korumasına erişimini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OtFl4vYXEXo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta İncelenme Süresi, Ne Kadar Süreler İle Değerlendirme Yapılır | CMK108 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi, yani tutukluluk süresinin sınırları konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararı ne kadar süreyle uygulanabilir, hangi hâllerde uzatılabilir, çocuklar ve ağır suçlar açısından durum nasıldır? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 102 nedir?</p>

<p>Tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Hangi suçlarda tutukluluk uzatılabilir?<br />
Katalog suçlar ve terör suçlarında tutukluluk süresi neden uzundur?<br />
18 yaşından küçükler için tutuklama süresi nasıl uygulanır?<br />
Uzatma kararlarında hangi gerekçeler aranır?<br />
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları bu konuda ne diyor?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve masumiyet karinesinin gereği olarak keyfî tutuklulukların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca, katalog suçlar ve terörle mücadele kapsamındaki suçlarda öngörülen uzun tutukluluk sürelerinin, uygulamada ne gibi sorunlara yol açtığı ve AİHM’in bu konuda Türkiye’ye yönelik kararlarında neleri eleştirdiği de detaylı biçimde açıklanmıştır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/3UIwS8bH73w/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10602"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savcının Tutuklama Kararının Geri Alınmasını İstemesi, CMK Madde 103]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesi, yani Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin yetkileri konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararının kaldırılması nasıl olur, savcı hangi durumlarda şüpheliyi serbest bırakabilir, hâkim ve savcı yetkileri arasındaki fark nedir? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p><strong>CMK 103 nedir?</strong></p>

<p>Cumhuriyet savcısının serbest bırakma yetkisi hangi durumlarda uygulanır?<br />
Tutuklama kararının kaldırılmasını kim talep edebilir?<br />
Adli kontrol tedbiri nedir ve ne zaman uygulanır?<br />
Savcının serbest bırakma yetkisi hangi aşamada geçerlidir?<br />
Anayasa’nın 19. maddesi bu konuda neyi güvence altına alır?<br />
AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) özgürlük ve güvenlik hakkı ile bu düzenleme arasındaki ilişki nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve tutuklamanın sürekli gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki anayasal ilkenin somut bir yansımasıdır.</p>

<p>Cumhuriyet savcısına tanınan bu yetki, tutukluluğun istisnaî olma niteliğini güçlendirir, keyfî özgürlük kısıtlamalarının önüne geçer ve özgürlük lehine yargısal denetimin etkinleşmesini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/I-GtWxno8mo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="42097"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutukluluk Süreleri Nelerdir Ve Hangi Suçlarda Hangi Süreyle Uygulanır? CMK 102]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutukluluk-sureleri-nelerdir-ve-hangi-suclarda-hangi-sureyle-uygulanir-cmk-102</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutukluluk-sureleri-nelerdir-ve-hangi-suclarda-hangi-sureyle-uygulanir-cmk-102" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi çerçevesinde tutukluluk sürelerini tüm ayrıntılarıyla ele alıyoruz. Tutuklamanın ne anlama geldiğini, hangi şartlarda uygulanabileceğini, azami süre sınırlarını, katalog suçlarda öngörülen istisnaları ve çocuklar için getirilen özel hükümleri açıklıyoruz. Ayrıca, AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin uzun tutukluluk konusundaki ihlal kararlarını da değerlendiriyoruz.</p>

<p>⚖️ Videoda Yanıt Bulacağınız Sorular</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklama nedir, hangi koşullarda uygulanır?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlarda tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Ağır ceza kapsamındaki suçlarda azami tutukluluk süresi nedir?<br />
Katalog suçlarda neden 5 yıla kadar tutuklama öngörülmektedir?<br />
Terör suçlarında ve toplu suçlarda süreler nasıl belirlenir?<br />
Çocuklar için özel tutukluluk süreleri nasıl hesaplanır?<br />
Tutukluluk uzatma kararları hangi gerekçelerle verilebilir?</p>

<p>AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda tespit ettiği hak ihlalleri nelerdir?</p>

<p>📖 Öne Çıkan Başlıklar</p>

<p>Masumiyet karinesi ve hukuk devleti ilkesi<br />
CMK 102 kapsamında azami süreler<br />
Ağır ceza ve katalog suçlarda farklı uygulamalar<br />
Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda tutuklama<br />
Çocuklara özgü düzenlemeler (15 yaş altı – 18 yaş altı)<br />
Adli kontrol ve alternatif tedbirler<br />
Somut gerekçe şartı ve uzatma kararlarının sınırları<br />
AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutukluluk-sureleri-nelerdir-ve-hangi-suclarda-hangi-sureyle-uygulanir-cmk-102</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 22:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/K4ofKL-dTLQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="34085"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="58051"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="31092"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="26038"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="69045"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="22366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="88426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="66166"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="89746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="25951"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="84391"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
