<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Jul 2026 01:51:53 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kırıkkale Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kirikkale-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kirikkale-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırıkkale Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kırıkkale Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ ÖN LİSANS VE LİSANS EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>26/7/2020 tarihli ve 31197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kırıkkale Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 4 üncü maddesine aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“ü) Ortak zorunlu ders: 2547 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde belirtilen Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi, Türk Dili ve yabancı dil dersleri ile iş güvenliği uzmanı olabilecek mezunları yetiştiren fakültelerde iş sağlığı ve güvenliği dersini,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “on dört haftadan” ibaresi “on dört haftadan (yetmiş iş günü)” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) ÇAP; ilgili bölüm kurulunun isteği, ilgili birim kurulunun önerisi ve Senatonun kararıyla açılır. İstekte bulunan ön lisans öğrencilerinin, gerekli şartları taşımaları kaydıyla, kayıtlı oldukları ön lisans programına ilaveten diğer ön lisans programlarında, lisans öğrencilerinin ise kayıtlı oldukları lisans programına ilaveten diğer lisans veya ön lisans programlarında eşzamanlı olarak ÇAP izlemelerine birim yönetim kurulu kararı ile izin verilir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Başarı esaslı yatay geçiş başvurularında; başvuruda bulunan öğrencilerin yerleştikleri yılda almış oldukları merkezi yerleştirme puanına (özel yetenek sınavıyla öğrenci kabul eden programlarda ise yerleştikleri yılda almış oldukları özel yetenek sınavı yerleştirme puanlarına) % 90 oranında, ağırlıklı genel not ortalamalarına ise % 10 ağırlık verilerek kontenjan dâhilinde sıralama yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Süresi içinde kaydını yenilemeyenler, ders ekle/bırak haftasının sona ermesiyle birlikte, beş iş günü içinde kendi başkanlıklarına veya birimlerine başvurmak zorundadırlar. İlgili birim yönetim kurulu kararıyla, mazeretlerinin kabulüne ve kayıt yenilemelerine karar verilen öğrencilerin kayıt yenileme tarihleri belirlenerek ilgili başkanlık ile Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına (ÖİDB) bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“(1) Öğrenci; kayıt sildirdiği veya mezun olduğu yükseköğretim kurumlarında almış olduğu ve en az CC (veya yüzlük not sisteminde en az 60) seviyesinde başardığı derslerden muaf olmak için, eğitim-öğretimin başlamasından veya kayıt yaptırdığı tarihten itibaren beş iş günü içinde başkanlığa ya da birime başvuruda bulunur. Başvuru; bölüm kurulu tarafından veya tek diploma programı yürüten birimlerde ilgili muafiyet ve intibak komisyonu tarafından, bir defaya mahsus olmak üzere yönergeye göre değerlendirilir ve birim yönetim kurulunda karara bağlanır. Bu kararda; öğrencinin, intibakının yapıldığı ve öğrenim göreceği yarıyılı/yılı belirtilir. ÇAP ve yan dal muafiyet taleplerinde bir defaya mahsus olmak şartı uygulanmaz. Kayıtlı olduğu program ile ilgili işyerlerinde çalışanlar, stajdan muaf olmak için kayıt yaptırdığı tarihten itibaren beş iş günü içerisinde, eğitim sürecinde çalışmaya başladıysa, çalışmaya başlamasından itibaren beş iş günü içerisinde başkanlığa başvuruda bulunur. Başvuru; bölüm kurulu tarafından değerlendirilir ve birim yönetim kurulunda karara bağlanır.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesinin ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümleler eklenmiştir.</p>

<p>“Devam durumu, öğretim elemanları tarafından derslerde yapılacak ve kayıt altına alınacak yoklamalarla belirlenir. Öğrenci, aldığı derslere ait devam durumunu takip etmekle yükümlüdür.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 30 uncu maddesinin yedinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(8) Her türlü sınava ait sınav evrakı, birim yönetim kurullarının belirleyeceği esaslara göre iki yıl süre ile ilgili öğretim elemanı tarafından muhafaza edilir. Öğretim elemanının herhangi bir sebeple Üniversiteden ayrılması durumunda sınav evrakları bölüm başkanlığına veya birime tutanakla teslim edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 31- (1) Bir dersin ara sınavlarına girebilmek için; ders kaydını yaptırmış olmak ve ilgili öğretim elemanı tarafından dönem başında ilan edilen hususları yerine getirmiş olmak gerekir.</p>

<p>(2) Bir dersin yarıyıl/yıl sonu sınavına girebilmek için; devam zorunluluğunu yerine getirmiş olmak gerekir.</p>

<p>(3) Bütünleme sınavına girebilmek için; yarıyıl/yıl sonu sınavına girme şartlarını yerine getirmiş olmak gerekir.</p>

<p>(4) Öğrenci tüm sınavlarda, öğrenci kimlik kartını yanında bulundurmak ve gerekli durumlarda, ders sorumlusu tarafından önceden duyurulmak kaydıyla sınavla ilgili diğer gereklilikleri yerine getirmek zorundadır.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, dördüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrasının (ç) bendi ve altıncı fıkrasının (b) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve altıncı fıkrasının (ç) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“c) Yarıyıl/yıl sonu sınavları, derslerin akademik takvimdeki bitiş tarihinden sonra yapılır.”</p>

<p>“a) 42 nci maddede belirtilen haklı ve geçerli mazereti olup giremediği ara sınavın yapıldığı tarihten itibaren beş iş günü içerisinde ilgili başkanlığa ya da birime başvuran öğrenciler; ilgili birim yönetim kurulunca mazeretlerinin kabul edilmesi halinde; giremedikleri ara sınavlara, yarıyıl/yıl sonu sınavlarından önce ilgili birimin belirleyeceği tarihlerde girerler.”</p>

<p>“ç) Tek ders sınavından başarılı olamayanlar, ilgili mevzuat hükümlerinde belirlenen öğrenim süreleri içinde akademik takvimde belirtilen sonraki tek ders sınavı dönemlerinde tekrar sınava girebilirler.”</p>

<p>“b) Ek sınavlar 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi ve YÖK kararlarına göre uygulanır.”</p>

<p>“g) Sınırsız hak kullanma durumunda olan öğrenciler, sınava girdiği ders başına öğrenci katkı payını/öğrenim ücretini ödemeye devam ederler.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin on üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve aynı maddenin on dördüncü, on beşinci ve on altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(14) M (muaf); daha önce başka bir birim veya kurumda alınıp başarılan ve eş değerliği ilgili bölüm kurulunun önerisi üzerine ilgili birim yönetim kurulunca onaylanan dersler için verilen işarettir. M işareti verilen dersler ortalama hesaplamalarına katılmaz. Başarı notu alınarak muaf olunan dersler, ortalama hesaplamalarına katılır. Tekrar edilen muaf derste son alınan not geçerlidir.</p>

<p>(15) Geçerli özrü olmadan sınava katılmayan, ödev veya projesini/performans çalışmasını zamanında teslim etmeyen, sınavlarda kopya çeken, kopya çekilmesine yardım eden veya kopya çekmeye teşebbüs eden öğrenciye 0 (sıfır) puan/FF notu verilir ve durum başkanlığa/birime yazılı olarak bildirilir. Bu durumda 2547 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.</p>

<p>(16) Sınavlarda sınav düzenini bozan, sınav kurallarına uymayan, kopya çeken, kopya çekilmesine yardım eden veya kopya çekmeye teşebbüs eden öğrenciler sınav salonundan çıkarılır. Durum görevlilerce bir tutanakla tespit edilerek başkanlığa veya birime yazılı olarak bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 38 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin altıncı fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“(1) Bu Yönetmelikte belirtilen şartları yerine getiren ve kayıtlı bulunduğu eğitim-öğretim programını başarıyla tamamlayan öğrencinin, mezuniyet işlemleri ilgili başkanlık/birim tarafından başlatılır.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin 39 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 39- (1) Öğrenimlerini normal süresi içinde tamamlayan ve disiplin cezası almamış öğrencilerden; genel not ortalamaları 3.00-3.49 arasında olanlar onur, 3.50-4.00 arasında olanlar yüksek onur öğrencileridir ve durumları diplomalarında belirtilir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğin 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“d) 2547 sayılı Kanuna göre öğrencilik sıfatını kaldırmayan veya öğrenciliğini engellemeyen ya da kayıtlı olduğu programın türü (örgün, uzaktan eğitim ve benzeri) eğitim ve öğretim gerekliliklerine engel olmayan mahkûmiyet hali.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Aynı Yönetmeliğin 44 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Öğrencilerin disiplin iş ve işlemleri; 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre yürütülür.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Bu Yönetmeliğin;</p>

<p>a) 10 uncu maddesiyle değiştirilen 33 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi 2026-2027 eğitim-öğretim yılı başında,</p>

<p>b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Kırıkkale Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kirikkale-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/resmi-g2.jpg" type="image/jpeg" length="48591"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (No: 2026/5)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-korunma-onlemlerine-iliskin-teblig-no-20265</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ithalatta-korunma-onlemlerine-iliskin-teblig-no-20265" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (No: 2026/5), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İTHALATTA KORUNMA ÖNLEMLERİNE İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/5)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı, Türk Gümrük Tarife Cetvelinde (TGTC) 3907.69.00.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonunda sınıflandırılan “Diğerleri” tanımlı ürünün ithalatında 12/12/2023 tarihli ve 7952 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Polietilen Tereftalat Cips İthalatında Korunma Önlemi Uygulanmasına İlişkin Karar kapsamında uygulanan korunma önleminin süresinin uzatılması için yerli üreticiler tarafından yapılan başvuru neticesinde soruşturma açılması ve Ticaret Bakanlığı (Bakanlık) İthalat Genel Müdürlüğü (Genel Müdürlük) tarafından yürütülecek soruşturmanın usul ve esaslarının belirlenmesidir.</p>

<p><strong>Ön inceleme</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Söz konusu başvuruya istinaden yapılan ön inceleme esnasında; uygulamada olan korunma önlemine rağmen ithalatın son dönemde mutlak ve nispi olarak artış gösterdiği ve yerli üretim dalının dönem sonu stoklar, istihdam, kapasite kullanım oranı ve kârlılık gibi bazı ekonomik göstergelerinde bozulmalar olduğu tespit edilmiştir.</p>

<p><strong>Karar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) İthalatta Korunma Önlemlerini Değerlendirme Kurulu, yapılan başvuruyla ilgili olarak, 8/6/2004 tarihli ve 25486 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Korunma Önlemleri Yönetmeliği (Yönetmelik) hükümleri çerçevesinde 3907.69.00.00.00 GTİP altında sınıflandırılan, Polietilen Tereftalat Cips ithalatı için yürürlükte bulunan korunma önleminin ciddi zararı önlemek veya gidermek için gerekli olmaya devam edip etmediğinin tespit edilmesi ve yerli üreticilerin piyasa koşullarına uyumlarının ayrıntılı olarak incelenebilmesi amacıyla mevcut önlemin gözden geçirilmesi için korunma önlemi soruşturması açılmasına toplantıya katılan üyelerin oy birliği ile karar vermiştir.</p>

<p><strong>Soruşturmanın yürütülmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Soruşturma, Yönetmeliğin ilgili hükümleri kapsamında Genel Müdürlük tarafından yürütülür. Soruşturma ile ilgili tüm yazışmalar aşağıda belirtilen yetkili merci ile yapılır:</p>

<p>T.C. Ticaret Bakanlığı</p>

<p>İthalat Genel Müdürlüğü</p>

<p>Korunma Önlemleri ve Gözetim Dairesi</p>

<p>Söğütözü Mah. Nizami Gencevi Cd. No:63, 06530 Çankaya/ANKARA</p>

<p>Tel: +90 312 204 9180, 9940, 9933, 9953, 9908, 9951, 9575 Faks: +90 312 204 86 33</p>

<p>e-ağ: <u>http://www.ticaret.gov.tr e</u>-posta: <u>korunma@ticaret.gov.tr</u></p>

<p>(2) Soruşturmada “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler”, soru formlarına cevapları ile resmi görüşlerini kendilerine ait resmi KEP adreslerinden Bakanlığın aşağıda yer alan KEP adresine gönderir.</p>

<p>Ticaret Bakanlığı KEP Adresi: <u>ticaretbakanligi</u><u>@hs01.kep.tr</u></p>

<p>(3) Soruşturmada “yurtdışında yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler”, soru formlarına cevapları ile resmi görüşlerini Bakanlığın aşağıda yer alan e-posta adresine gönderir.</p>

<p>Genel Müdürlük EBYS e-posta adresi: <u>korunma@ticaret.gov.tr</u></p>

<p><strong>İlgili taraflar</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) 6 ncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen bağlantı adresinde yer alan ilgili soru formunu bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren otuz gün içinde doldurarak Genel Müdürlüğe gönderenler soruşturma kapsamında “ilgili taraf” olarak kabul edilir.</p>

<p><strong>Soru formları, görüş ve bilgilerin sunulması</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Soruşturma ile ilgili soru formları ve başvurunun gizli olmayan özeti Bakanlığın internet sitesi (<u>http://www.ticaret.gov.tr</u>) içerisinde “İthalat” başlığı altında “Ticaret Politikası Savunma Araçları” sayfasında bulunan “Korunma Önlemleri/Soruşturmalar” bağlantısında yer almakta olup bahse konu soruşturmanın sayfasından indirilir.</p>

<p>(2) İlgili tarafların soru formunu, bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren otuz gün içinde doldurup Genel Müdürlüğe iletmeleri gerekir. İlgili taraflarca soru formlarının doldurulmasıyla ilgili olarak Genel Müdürlükten yardım alınabilir.</p>

<p>(3) Soruşturmaya ilişkin yazılı ve sözlü iletişim Türkçe yapılır. İlgili tarafların soru formuna ilişkin yanıtlarını ve bu yanıtlar dışında kalan tüm bilgi, belge, görüş ve taleplerini yazılı olarak Türkçe sunmaları gerekir. Türkçe dışında bir dilde sunulan yanıt, bilgi, belge, görüş ve talepler dikkate alınmaz.</p>

<p>(4) Soruşturma süresince Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde gizlilik kaydıyla verilen her türlü bilgi, belge ve görüşün gizli olmayan bir özeti sunulur. Gizli olmayan özet, esas bilginin makul ölçüde anlaşılmasına olanak sağlayacak ayrıntıda olur. İlgili taraflar, istisnai hallerde bu bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olduklarını belirtebilir. Bu gibi istisnai durumlarda, bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olmasının nedenlerinin belirtilmesi gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(5) Genel Müdürlük gerekli görmesi halinde ilgililerden ek bilgi ve belge isteyebilir.</p>

<p><strong>İlgili tarafların dinlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) İlgili taraflar, varsa sözlü olarak dinlenme taleplerini de ilgili taraf soru formunda belirtmek suretiyle Genel Müdürlüğe iletir. Talep edilmesi halinde düzenlenecek olan dinleme toplantısının yapılacağı yer ve tarih ile soruşturmaya ilişkin diğer duyurular 6 ncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen Bakanlığın internet sitesinde ilan edilir.</p>

<p><strong>Gizlilik</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Soruşturma sırasında ilgili taraflarca verilen bilgiler Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen hükümler çerçevesinde gizli olarak değerlendirilir.</p>

<p><strong>Bilgi verilmemesi veya hatalı bilgi verilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Yönetmeliğin 4 üncü maddesi uyarınca, soruşturmanın herhangi bir aşamasında Genel Müdürlükçe istenen bilgilerin öngörülen süre içinde temin edilememesi ya da soruşturmanın engellendiğinin anlaşılması halinde soruşturma mevcut veriler üzerinden sonuçlandırılır. Genel Müdürlükçe ilgililer tarafından sağlanan bilgilerin yanlış olduğu tespit edildiği takdirde bu bilgiler dikkate alınmaz.</p>

<p><strong>Soruşturmanın süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Soruşturma, Genel Müdürlükçe yürütülerek dokuz ay içinde tamamlanır. Gerekli hallerde bu süre altı ay uzatılabilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-korunma-onlemlerine-iliskin-teblig-no-20265</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="45630"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (No: 2026/6)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-korunma-onlemlerine-iliskin-teblig-no-20266</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ithalatta-korunma-onlemlerine-iliskin-teblig-no-20266" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (No: 2026/6), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İTHALATTA KORUNMA ÖNLEMLERİNE İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/6)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı, ekte yer alan tabloda Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonları (GTİP) ve tanımları belirtilen eşyanın ithalatında, 29/6/2024 tarihli ve 8693 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Filmaşin İthalatında Korunma Önlemi Uygulanmasına İlişkin Karar kapsamında uygulanan korunma önleminin süresinin uzatılması için yerli üretim dalı tarafından yapılan başvuru neticesinde soruşturma açılması ve Ticaret Bakanlığı (Bakanlık) İthalat Genel Müdürlüğü (Genel Müdürlük) tarafından yürütülecek soruşturmanın usul ve esaslarının belirlenmesidir.</p>

<p><strong>Ön inceleme</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Söz konusu başvuruya istinaden yapılan ön inceleme esnasında; mevcut korunma önleminin uygulanmaya başlaması sonrasında ithalatın önemli ölçüde azaldığı ancak son dönemde mutlak ve nispi olarak arttığı, yerli üretim dalının bazı ekonomik göstergelerinde önlem uygulanan dönemde toparlanma görülmekle beraber son dönemde, kârlılık ve istihdam göstergelerinde bozulmalar olduğu tespit edilmiştir.</p>

<p><strong>Karar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) İthalatta Korunma Önlemlerini Değerlendirme Kurulu, yapılan başvuruyla ilgili olarak, başvuru konusu eşyanın ithalatında 8/6/2004 tarihli ve 25486 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Korunma Önlemleri Yönetmeliği (Yönetmelik) hükümleri çerçevesinde yürürlükte bulunan korunma önleminin ciddi zararı önlemek veya gidermek için gerekli olmaya devam edip etmediğinin tespit edilmesi ve yerli üreticilerin piyasa koşullarına uyumlarının ayrıntılı olarak incelenebilmesi amacıyla mevcut önlemin gözden geçirilmesi için korunma önlemi soruşturması açılmasına toplantıya katılan üyelerin oybirliği ile karar vermiştir.</p>

<p><strong>Soruşturmanın yürütülmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Soruşturma, Yönetmeliğin ilgili hükümleri kapsamında Genel Müdürlük tarafından yürütülür. Soruşturma ile ilgili tüm yazışmalar aşağıda belirtilen yetkili merci ile yapılır:</p>

<p>T.C. Ticaret Bakanlığı</p>

<p>İthalat Genel Müdürlüğü</p>

<p>Korunma Önlemleri ve Gözetim Dairesi</p>

<p>Söğütözü Mahallesi Nizami Gencevi Caddesi 63/1 06530 Çankaya / ANKARA</p>

<p>Tel: +90 312 204 9933, 9951, 9908, 9180, 9902 Faks: +90 312 204 86 33</p>

<p>e-ağ: <u>http://www.ticaret.gov.tr</u> e-posta: <u>korunma@ticaret.gov.tr</u></p>

<p>(2) Soruşturmada “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler”, soru formlarına cevapları ile resmi görüşlerini kendilerine ait resmi KEP adreslerinden Bakanlığın aşağıda yer alan KEP adresine gönderir.</p>

<p>Ticaret Bakanlığı KEP Adresi: <u>ticaretbakanligi@hs01.kep.tr</u></p>

<p>(3) Soruşturmada “Yurtdışında yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler”, soru formlarına cevapları ile resmi görüşlerini Bakanlığın aşağıda yer alan e-posta adresine gönderir.</p>

<p>Genel Müdürlük EBYS e-posta Adresi: <u>korunma@ticaret.gov.tr</u></p>

<p><strong>İlgili taraflar</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) 6 ncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen bağlantı adresinde yer alan ilgili soru formunu bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren otuz gün içinde doldurarak Genel Müdürlüğe gönderenler soruşturma kapsamında “ilgili taraf” olarak kabul edilir.</p>

<p><strong>Soru formları, görüş ve bilgilerin sunulması</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Soruşturma ile ilgili soru formları ve başvurunun gizli olmayan özeti Bakanlığın internet sitesi (<u>http://www.ticaret.gov.tr</u>) içerisinde “İthalat” başlığı altında “Ticaret Politikası Savunma Araçları” sayfasında bulunan “Korunma Önlemleri/Soruşturmalar” bağlantısında yer almakta olup bahse konu soruşturmanın sayfasından indirilir.</p>

<p>(2) İlgili tarafların soru formunu, bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren otuz gün içinde doldurup Genel Müdürlüğe iletmeleri gerekir. İlgili taraflarca soru formlarının doldurulmasıyla ilgili olarak Genel Müdürlükten yardım alınabilir.</p>

<p>(3) Soruşturmaya ilişkin yazılı ve sözlü iletişim Türkçe yapılır. İlgili tarafların soru formuna ilişkin yanıtlarını ve bu yanıtlar dışında kalan tüm bilgi, belge, görüş ve taleplerini yazılı olarak Türkçe sunmaları gerekir. Türkçe dışında bir dilde sunulan yanıt, bilgi, belge, görüş ve talepler dikkate alınmaz.</p>

<p>(4) Soruşturma süresince Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde gizlilik kaydıyla verilen her türlü bilgi, belge ve görüşün gizli olmayan bir özeti sunulur. Gizli olmayan özet, esas bilginin makul ölçüde anlaşılmasına olanak sağlayacak ayrıntıda olur. İlgili taraflar, istisnai hallerde bu bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olduklarını belirtebilir. Bu gibi istisnai durumlarda, bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olmasının nedenlerinin belirtilmesi gerekir.</p>

<p>(5) Genel Müdürlük gerekli görmesi halinde ilgililerden ek bilgi ve belge isteyebilir.</p>

<p><strong>İlgili tarafların dinlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) İlgili taraflar, varsa sözlü olarak dinlenme taleplerini de ilgili taraf soru formunda belirtmek suretiyle Genel Müdürlüğe iletir. Talep edilmesi halinde düzenlenecek olan dinleme toplantısının yapılacağı yer ve tarih ile soruşturmaya ilişkin diğer duyurular 6 ncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen Bakanlığın internet sitesinde ilan edilir.</p>

<p><strong>Gizlilik</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Soruşturma sırasında ilgili taraflarca verilen bilgiler Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen hükümler çerçevesinde gizli olarak değerlendirilir.</p>

<p><strong>Bilgi verilmemesi veya hatalı bilgi verilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Yönetmeliğin 4 üncü maddesi uyarınca, soruşturmanın herhangi bir aşamasında Genel Müdürlükçe istenen bilgilerin öngörülen süre içinde temin edilememesi ya da soruşturmanın engellendiğinin anlaşılması halinde soruşturma mevcut veriler üzerinden sonuçlandırılır. Genel Müdürlükçe ilgililer tarafından sağlanan bilgilerin yanlış olduğu tespit edildiği takdirde bu bilgiler dikkate alınmaz.</p>

<p><strong>Soruşturmanın süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Soruşturma, Genel Müdürlükçe yürütülerek dokuz ay içinde tamamlanır. Gerekli hallerde bu süre altı ay uzatılabilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260711-52-1.pdf" rel="nofollow">Eki için tıklayınız.</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-korunma-onlemlerine-iliskin-teblig-no-20266</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="32604"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Makinaların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/32)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/makinalarin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202632nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/makinalarin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202632nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Makinaların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/32)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/41), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MAKİNALARIN İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/32)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/41)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/12/2025 tarihli ve 33124 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Makinaların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/32)’nin Ek-2/A’sındaki tabloda bulunan 8 sıra numaralı satır yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Bu Tebliğ 1/1/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/makinalarin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202632nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="46797"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anne ve Bebek Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/17)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anne-ve-bebek-urunlerinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202617nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anne-ve-bebek-urunlerinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202617nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anne ve Bebek Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/17)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/40), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>ANNE VE BEBEK ÜRÜNLERİNİN İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/17)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>(ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/40)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/12/2025 tarihli ve 33124 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anne ve Bebek Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/17)’nin Ek-2’sindeki tabloda 54 sıra numaralı satırda bulunan “9503.00.49.00.00” ibaresi “9503.00.49.00.11” şeklinde, aynı satırda bulunan “Diğerleri” ibaresi “Hayvanları ve insan dışı yaratıkları tasvir eden oyuncaklar” şeklinde, 55 sıra numaralı satırda bulunan “9503.00.95.00.00” ibaresi “9503.00.95.00.11” şeklinde, aynı satırda bulunan “Plastik maddelerden olanlar” ibaresi “Oyuncaklar” şeklinde, 56 sıra numaralı satırda bulunan “9503.00.99.00.00” ibaresi “9503.00.99.00.11” şeklinde, aynı satırda bulunan “Diğerleri” ibaresi “Oyuncaklar” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anne-ve-bebek-urunlerinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202617nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/ticaret-bakanligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="64596"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tüketici Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/12)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tuketici-urunlerinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202612nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tuketici-urunlerinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202612nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüketici Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/12)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/39), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TÜKETİCİ ÜRÜNLERİNİN İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/12)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/39)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/12/2025 tarihli ve 33124 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tüketici Ürünlerinin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/12)’nin Ek-1’indeki tabloda 3 sıra numaralı satırda bulunan “3215.90.70.00.19” ibaresi “3215.90.70.00.12” şeklinde, aynı satırda bulunan “Diğerleri” ibaresi “Dövme Mürekkepleri” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tuketici-urunlerinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202612nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="40802"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Oyuncakların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/10)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/oyuncaklarin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202610nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/oyuncaklarin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202610nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oyuncakların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/10)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/38), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>OYUNCAKLARIN İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/10)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/38)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/12/2025 tarihli ve 33124 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Oyuncakların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/10)’nin Ek-1’i aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p></p>

<p><img height="1152" src="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260711-55_dosyalar/image006.jpg" v:shapes="_x0000_i1025" width="469" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/oyuncaklarin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-202610nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="21340"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/9)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ce-isareti-tasimasi-gereken-bazi-urunlerin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-20269nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ce-isareti-tasimasi-gereken-bazi-urunlerin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-20269nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/9)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/37), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>“CE” İŞARETİ TAŞIMASI GEREKEN BAZI ÜRÜNLERİN İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/9)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/37)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/12/2025 tarihli ve 33124 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “CE” İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/9)’nin Ek-2’sindeki tabloda 238 sıra numaralı satırdan sonra gelmek üzere “8536.50.80.00.10 - Hareket algılama özelliği olanlar – LVD” satırı eklenmiş ve diğer satırlar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut 240 sıra numaralı satırda bulunan “Ev tipi anahtarlar” ibaresi “Ev tipi anahtarlar (Hareket algılama özelliği olanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ce-isareti-tasimasi-gereken-bazi-urunlerin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-20269nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="59710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Telsiz Ekipmanlarının İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/8)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/telsiz-ekipmanlarinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-20268nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/telsiz-ekipmanlarinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-20268nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Telsiz Ekipmanlarının İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/8)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/36), 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TELSİZ EKİPMANLARININ İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/8)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/36)</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 1- </strong>31/12/2025 tarihli ve 33124 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Telsiz Ekipmanlarının İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/8)’nin Ek-1’indeki tabloda bulunan “8517.62.00.90.00-Diğerleri (akıllı kol saatleri ve kablosuz bluetooth kulaklıkları)” satırı “8517.62.00.90.11-Akıllı Saatler” şeklinde değiştirilmiş, aynı tabloya “8518.30.00.90.11-Kablosuz Kulaklıklar” satırı eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/telsiz-ekipmanlarinin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-20268nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="70640"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/uzman-erbas-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/uzman-erbas-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7588 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 11 Temmuz 2026 Tarihli ve 33307 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>UZMAN ERBAŞ KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN</strong></p>

<p><strong>Kanun No. 7588</strong></p>

<p><strong>Kabul Tarihi: 2/7/2026</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 28 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>“Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına tıp fakültelerinde okutularak subaylığa nasbedilen tabiplerden, yükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler ile tabi olduğu mevzuat uyarınca istifa edenler, Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına öğrenim gördüğü sürenin, yükümlülük süresine oranının; kalan yükümlülük süresi ile çarpımı sonucunda elde edilen süre boyunca hekimlik mesleğini icra edemezler. Sürelere yönelik olarak yapılacak tüm hesaplamalar gün hesabı üzerinden yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>1219 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.</p>

<p>“Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına diş hekimliği fakültelerinde okutularak subaylığa nasbedilen diş hekimlerinden, yükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler ile tabi olduğu mevzuat uyarınca istifa edenler, Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına öğrenim gördüğü sürenin, yükümlülük süresine oranının; kalan yükümlülük süresi ile çarpımı sonucunda elde edilen süre boyunca diş hekimliği mesleğini icra edemezler. Sürelere yönelik olarak yapılacak tüm hesaplamalar gün hesabı üzerinden yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının beşinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Bu madde kapsamında gündelik ödenenlerden denizaltı gemilerinde yurtiçi limanlarda gemide konaklama imkânı sağlanamayan personel dışındakilere 33 üncü madde uyarınca ayrıca konaklama gideri ödenmez.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 100 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Ordu evleri, askerî gazinolar, kışla gazinoları, vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri ile özel, yerel ve kış eğitim merkezleri askerî bina olup askerî mahal vasıf ve mahiyetini haizdir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu kapsamında askerlik hizmetini yapanlar hariç olmak üzere, Silahlı Kuvvetlerden her ne sebeple olursa olsun ayrılan subaylar Kanunda yer alan istisnalar dışında muvazzaf olarak tekrar Silahlı Kuvvetler hizmetine alınamazlar.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>926 sayılı Kanunun geçici 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “2024-2025” ibaresi “2029-2030” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Millî Savunma Bakanlığı merkez, taşra, yurt dışı teşkilatı ile bağlı, ilgili, ilişkili ve bünyesindeki kuruluşlarda görevli personel ve bunların adayları ile Milli Savunma Üniversitesinde eğitim gören askeri öğrenci ve bunların adayları hakkında; Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet teşkilatlarında görevli personel ve bunların adayları ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi, Polis Akademisi ve bunlara bağlı eğitim ve öğretim kurumlarındaki öğrenciler ile bunların adayları hakkında; Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı personeli hakkında; terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak, bu örgütlerle iltisaklı olmak gerekçeleriyle kamu görevine alınmayan veya kamu görevinden veya meslekten ayrılan/çıkarılan yahut sözleşmesi feshedilenlerle ilgili idari davalar ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35 inci maddesi uyarınca tesis edilen idari işlemlere yönelik açılan idari davalar ile ilgili mevzuat uyarınca gerçekleştirilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin idarece olumsuz değerlendirilmesi sonucu söz konusu idari işleme yönelik açılan davalarda verilen ve göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararları uyarınca tesis edilecek işlemler, nihai kararların kesinleşmesinden sonra yerine getirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 20- Mülga 6830 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8/10/1956 tarihine kadar, kamulaştırma işlemlerine dayanmaksızın kamulaştırma kanunlarının amacına uygun olarak fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olan taşınmazlar, ilgili kamu kurum ve kuruluşları adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır.</p>

<p>Taşınmazda kamu hizmetinin nitelik ve amacına uygun şekilde tesis veya yapının inşa edilmiş olması, bu Kanunun uygulanması bakımından fiilen tahsis kabul edilir.</p>

<p>Birinci fıkrada yazılı taşınmazlardan tapuda kayıtlı olanların kayıt sahipleri veya mirasçıları; tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların zilyetleri ya da mirasçıları tahsis tarihi itibarıyla zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmiş ve fiili tahsis tarihinden itibaren on yıl geçmemiş olması koşuluyla, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 221 sayılı Kanunun belirlediği süre içinde sadece taşınmazın fiili tahsis tarihindeki rayiç bedelini isteyebilir.</p>

<p>Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında 12/1/1963 tarihine kadar açılmış ve kanun yolu incelemesinde olanlar dâhil görülmekte olan bedel davalarında bu madde hükümleri uygulanır.</p>

<p>Birinci fıkraya göre kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar hakkında 12/1/1963 tarihinden sonra bu taşınmazlara bağlı olarak bedel dâhil ileri sürülen talepler kabul edilmez. Bu hüküm, 12/1/1963 tarihinden sonra açılmış ve kanun yolu incelemesinde olanlar dâhil görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır.</p>

<p>Bu madde kapsamında açılan ve görülmekte olan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri maktu olarak belirlenir.</p>

<p>Birinci fıkra uyarınca kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar, tapuda kayıtlı ise ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine açılacak dava ile ilgili idare adına tescil edilir. Tapu kaydı olmayan taşınmazlar, tahsisin mahiyeti bakımından tescile tabi ise ilgili idare adına kayıt tesis olunur. Bu işlemler harca tabi değildir.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “terhislerinin üzerinden beş yıldan fazla süre geçmemiş olanlar,” ibaresi “terhis olanlar veya 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununun 42 nci maddesinde sayılanlardan muvazzaflık hizmetinden muaf tutulanlar,” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>3269 sayılı Kanuna 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Sicil</p>

<p>MADDE 8/A- Uzman erbaşlar hakkında sicil yılı ilgili yılın 2 mayıs tarihinden başlayıp bir sonraki yılın 2 mayıs tarihine kadar olan süreyi kapsar. Uzman erbaşların sözleşme imzalanıp göreve alınmalarını takip eden ilk 2 mayıs tarihi itibarıyla sicil belgesi tanzim edilir. Ancak göreve alınma tarihi ile takip eden 2 mayıs tarihi arasında geçen süre üç aydan kısa ise, ilk sicil belgeleri üç ayın doldurulduğu tarihte düzenlenir. Müteakip sicil ise zamanında düzenlenir.</p>

<p>Sicil tam notu 100’dür. Sicil üstlerinin verdikleri notların ortalaması, o yılın sicil notunu teşkil eder.</p>

<p>Sicilin olumlu olabilmesi için sicil notunun, sicil tam notunun yüzde 60 ve daha yukarısı olması gerekir. Uzman erbaşlar için sicil yazmaya yetkili sicil üstleri ile ilgili hususlar ve sicil dönemi içinde sicil üstünün veya sicil alan personelin görevinden ayrılması hâlinde ayrılış sicili düzenlenmesine ilişkin hususlar ile verilecek sicilin şekil ve usulleri yönetmelikte düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>3269 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde yer alan “sicil notuna,” ibareleri madde metninden çıkarılmış, birinci fıkrasının (a) bendine aşağıdaki alt bent ve (b) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.</p>

<p>“7) Astsubaylık için sınava müracaat tarihinde uzman erbaşlığa alındığı tarihten itibaren en az dört yıl sicil almış ve almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun yüzde 90 ve daha yukarısında olmak.”</p>

<p>“7) Astsubay meslek yüksekokulu giriş sınavına müracaat tarihinde, uzman erbaşlığa alındığı tarihten itibaren almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun yüzde 90 ve daha yukarısında olmak.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>3269 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 19- Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri, görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hallerinde yapılacak işlemler, sözleşmenin uzatılmasında uygulanan esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanan esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan “ilgili ülke adına” ibaresi madde metninden çıkarılmış, dördüncü cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş ve son cümlesinde yer alan “Maliye Bakanlığınca” ibaresi “Hazine ve Maliye Bakanlığınca” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Açılan hesapları yönetmeye, bütçelerine ödenek konulan ilgili Bakan yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanununun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“EK MADDE 1- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan haller saklı kalmak üzere sözleşmeli erbaş ve er olarak en az yedi hizmet yılını doldurarak ayrılanlardan nitelik belgesi olumlu olanlar, ilgili mevzuatlarındaki sınav şartları hariç diğer şartları taşımaları ve başvuru tarihi itibarıyla kırk bir yaşını doldurmamış olmaları kaydıyla kamu kurum ve kuruluşlarının infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek personeli kadro ve sözleşmeli pozisyonlarına kontenjan ve atama izinleri dâhilinde bu maddedeki usul ve esaslar çerçevesinde atanabilir.</p>

<p>(2) Bu madde kapsamından yararlanmak isteyenlerin başvuruları her yıl alınarak alım şartlarına ilişkin kişisel bilgileri, İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığı tarafından ekim ayının son gününe kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirilir. Başvurunun her yıl yenilenmesi esastır. İlgili personelin bilgilerinin bildirilmiş olması atanma için tek başına hak teşkil etmez.</p>

<p>(3) Kamu kurum ve kuruluşları birinci fıkrada belirtilen unvanlarda o yıl yapacağı personel alımlarında alım yapılacak toplam kontenjanın ve atama izinlerinin yüzde onunu bu madde kapsamında ayırarak alım yapılmak üzere alım şartları ile birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına aralık ayının sonuna kadar bildirmek zorundadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirilen bir önceki yıla ait kontenjanlar/atama izinlerinin yüzde onu yeni yılda kullanılmak şartı ile yeni yılın açıktan ve nakil suretiyle atama sayılarına tabi değildir.</p>

<p>(4) İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca gönderilen listede yer alanlar için, kamu kurum veya kuruluşları tarafından bildirilen kontenjanlara, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca her yıl 1 mart tarihine kadar sözlü sınava tabi tutulacak adayları belirlemek üzere tek seferde yerleştirme yapılır veya yaptırılır. Yayımlanacak kılavuzda yer alan şartları taşıyanlar arasından, kontenjanın dört katı kadar aday, tercihleri dikkate alınarak kura yöntemiyle belirlenir. İlgili kurum tarafından oluşturulan komisyonlarca üç ay içinde yapılacak sözlü sınavda başarılı bulunanlardan atananlara ilişkin bilgiler, atanmalarından itibaren bir ay içinde ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, kamu personel bilgi sisteminin bulunduğu kuruma ve ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığına bildirilir.</p>

<p>(5) İlgili kurum tarafından oluşturulan komisyonca yapılacak sözlü sınavda adaylar;</p>

<p>a) Genel kültürü ve genel yeteneği,</p>

<p>b) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü,</p>

<p>c) Liyakati, temsil kabiliyeti, tutum ve davranışlarının göreve uygunluğu,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ç) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı,</p>

<p>d) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı,</p>

<p>esas alınarak değerlendirilir. Sınav kurulunun her bir üyesi adayları bentlerde yazılı özelliklerin her biri için yirmişer puan üzerinden değerlendirir ve verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Her bir üyenin adaya yüz tam puan üzerinden toplamda kaç puan verdiği hesaplanır. En son bütün üyelerin yüz tam puan üzerinden vermiş oldukları bu puanların aritmetik ortalaması alınarak personelin sözlü sınav puanı tespit edilir.</p>

<p>(6) Sözleşmeli erbaş ve erlerden yedi hizmet yılını tamamlayarak ayrılanlar hakkında 10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik temel eğitimi şartı ve aynı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen eğitim şartı aranmaz.</p>

<p>(7) Ataması yapılan personel göreve başladığı tarihten itibaren atandığı kadro veya pozisyonun mali ve diğer haklarından faydalandırılır. Bunların sözleşmeli erbaş ve erlikte geçen hizmet süreleri, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda öngörülen öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla, başlangıç derece ve kademelerine her yıl için bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi sayılmak suretiyle kazanılmış hak aylık, derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilir.</p>

<p>(8) Bu madde kapsamında memur kadrolarına atananlar en az dört yıl süreyle başka bir unvana atanamazlar. Atama onayı alınmasına rağmen görevine başlamayanlar ile başladıktan sonra herhangi bir sebeple görevden ayrılanlar bu madde kapsamında yeniden istihdam edilemezler. Kamu kurum ve kuruluşlarının bildirmiş oldukları bu unvanlara her ne surette olursa olsun atananlar bu maddede verilen hakkı kullanmış sayılır.</p>

<p>(9) Başvuru, bildirim, kura, atama ve diğer işlemlere ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</p>

<p>(10) Bu madde kapsamında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye, gerekli bilgi ve belgeleri istemeye, araştırma ve inceleme yapmaya ve uygulamayı yönlendirmeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>6191 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“ç) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve/veya mülakat sınavlarında başarılı olmak.”</p>

<p>“(2) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve mülakat sınavlarının değerlendirme esasları şunlardır:</p>

<p>a) Yazılı sınav yapılması halinde yazılı sınav; genel kültür konularını ve meslek bilgisi konularını içerir. Yazılı sınavda yüz tam puan üzerinden en az elli puan alınması gerekir. Yazılı sınav ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca yapılabileceği gibi diğer kamu kurum ve kuruluşlarına veya üniversitelere de yaptırılabilir.</p>

<p>b) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testinden başarılı sayılmak için adayın, uygulanacak testlerin her birinden yüz tam puan üzerinden en az elli puan alması ve bu testlerden alınan puanların aritmetik ortalamasının en az altmış puan olması gerekir.</p>

<p>c) Mülakat sınavı yapılması halinde mülakat heyetinde yer alacak başkan ve üyeler ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca belirlenir. Aday sayısına bağlı olarak birden fazla heyet teşkil edilebilir. Mülakatta adaylar; genel görünüş, kendisinden istenileni kavrama yeteneği, özgüveni, özgeçmişi, kişiliği, psikolojik yapısı, kendini ifade edebilme yeteneği, beden dilini kullanma becerisi, duygusal denge durumu, dışa dönüklük, uyumluluk, sorumluluk, açıklık, mesleğe uygunluğu ve istekli olması yönlerinden yüz tam puan üzerinden değerlendirilir. Her üyenin birbirinden bağımsız olarak takdir ettikleri notların ortalaması alınarak adayın mülakat sınav notu belirlenir. Mülakat sınavına katılan adaydan asgari yetmiş puan almış olması şartı aranır.</p>

<p>ç) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve/veya mülakat sınavlarının başarı sıralamasına esas değerlendirme notu içerisindeki oranları ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca belirlenir.</p>

<p>d) Başarı sıralamasına esas değerlendirme notlarının eşitliği halinde, önce fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi notu yüksek olana, eşitliğin devam etmesi halinde fiili hizmet süresi daha fazla olana ve bunun da eşit olması halinde ise sırasıyla öğrenim düzeyi, rütbe durumu ve ödül/ceza puan durumları dikkate alınarak öncelik tanınır.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/uzman-erbas-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-gaz5.jpg" type="image/jpeg" length="28717"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İcra Hukukunda Şikâyet Hakkının Sınırları ve Takip Ekonomisi İlkesi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/icra-hukukunda-sikayet-hakkinin-sinirlari-ve-takip-ekonomisi-ilkesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/icra-hukukunda-sikayet-hakkinin-sinirlari-ve-takip-ekonomisi-ilkesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.06.2026 Tarihli Kararı Üzerine Bir Değerlendirme]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İcra hukuku, mahkemeler tarafından verilen kararların fiilen hayata geçirilmesini sağlayan hukuk dalıdır. Bir mahkeme kararının kesinleşmesi, adaletin gerçekleşmesi için gerekli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Gerçek adalet, verilen hükmün makul süre içinde ve etkin bir şekilde yerine getirilmesiyle tamamlanır. Bu sebeple icra hukuku, yalnızca alacaklının alacağını tahsil etmesini sağlayan teknik bir takip mekanizması değil; aynı zamanda hukuk devletinin işlerliğini, yargı kararlarının otoritesini ve toplumsal adalet duygusunu koruyan temel kurumlardan biridir.</p>

<p>Bununla birlikte uygulamada, icra hukukunun tanıdığı bazı usulî güvencelerin zaman zaman amacından uzaklaştırılarak takip sürecini uzatma aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Özellikle aynı ilamlı icra takibine ilişkin olarak farklı hukuki gerekçelerle peş peşe açılan şikâyet davaları, çoğu zaman hukuka aykırılıkların giderilmesinden ziyade, satışın geciktirilmesine ve kesinleşmiş alacağın tahsilinin ertelenmesine hizmet edebilmektedir.</p>

<p>Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.06.2026 tarihli, 2026/4540 Esas ve 2026/4583 Karar sayılı ilamı, işte bu soruna önemli bir perspektif kazandırmaktadır.</p>

<p>Şikâyet Hakkı Bir Güvencedir; Ancak Mutlak Bir Hak Değildir</p>

<p>İcra ve İflâs Kanunu’nun 16. maddesinde düzenlenen şikâyet kurumu, icra müdürlüğü işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetleyen temel başvuru yollarından biridir. Bu yönüyle şikâyet hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün icra hukukundaki görünümüdür.</p>

<p>Ancak hukuk düzeni hiçbir hakkı sınırsız biçimde korumaz.</p>

<p>Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı, hakların kullanılmasına da yön veren temel ilkedir. Bir hakkın amacı hukuka aykırılığı gidermek iken, aynı hakkın yalnızca karşı tarafı yıpratmak, yargılamayı uzatmak veya kesinleşmiş bir mahkeme kararının icrasını engellemek amacıyla kullanılması artık hukuk düzeninin korumasından yararlanamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nitekim Anayasa’nın 141. maddesi davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını yargının görevi olarak belirlemiş; HMK’nın 30. maddesi ise usul ekonomisini yargılamanın temel ilkelerinden biri olarak kabul etmiştir.</p>

<p>İcra mahkemeleri de bu ilkelerden bağımsız değildir.</p>

<p><strong>Kararın Dikkat Çeken Yaklaşımı</strong></p>

<p>Karara konu olayda borçlu, aynı ilamlı icra takibine ilişkin olarak farklı icra mahkemelerinde çeşitli şikâyet başvurularında bulunmuştur.</p>

<p>Yargıtay kararında bu husus şu şekilde ifade edilmektedir:</p>

<p>”…borçlunun kesinleşmiş ilamlı icra takibine ilişkin olarak aynı gün, üç farklı İcra Mahkemesine şikâyette bulunduğu, şikâyet dilekçelerinin içeriklerinin ayrı ayrı kesinleşmiş faiz, işleyecek faiz ve mükerrer faiz talebi ile ilgili olduğu ve şikâyetlerin reddi ile sonuçlandığı…”</p>

<p>Bu tespit, kanaatimizce kararın en önemli yönünü oluşturmaktadır.</p>

<p>Daire, yalnızca önündeki şikâyet dosyasını incelemekle yetinmemiş; aynı takip dosyasına ilişkin diğer başvuruları da dikkate alarak uyuşmazlığı bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmiştir.</p>

<p>Başka bir ifadeyle Yargıtay, dosyaları şeklen birbirinden bağımsız uyuşmazlıklar olarak değil, aynı hukuki ilişkinin farklı parçaları olarak ele almıştır.</p>

<p>Bu yaklaşım, klasik dosya incelemesi anlayışından farklı olarak bütüncül dosya değerlendirmesi anlayışını benimsemektedir.</p>

<p><strong>Şikâyet Enflasyonu ve Parçalı Başvuru Stratejisi</strong></p>

<p>Uygulamada aynı takip dosyasına ilişkin olarak peş peşe açılan çok sayıdaki şikâyet davası, zaman zaman adeta bir “şikâyet enflasyonu” oluşturmaktadır.</p>

<p>Her başvuru farklı hukuki sebebe dayansa bile sonuç çoğu zaman aynıdır: takip sürecinin uzaması.</p>

<p>Kanaatimizce bunun daha sistematik görünümü, parçalı şikâyet stratejisi olarak adlandırılabilir.</p>

<p>Tek bir başvuruda ileri sürülebilecek iddiaların farklı tarihlerde ve farklı dosyalar hâlinde mahkemelerin önüne getirilmesi, şikâyet kurumunun amacını aşan bir sonuç doğurmaktadır.</p>

<p>Yargıtay’ın incelediğimiz kararı da tam olarak bu uygulamaya sınır çizmektedir.</p>

<p><strong>Takip Ekonomisi İlkesi</strong></p>

<p>Kanaatimizce bu kararın ortaya koyduğu en önemli katkılardan biri de takip ekonomisi anlayışını güçlendirmesidir.</p>

<p>Usul ekonomisi, yargılamanın gereksiz işlemlerden arındırılarak en kısa sürede sonuçlandırılmasını ifade eden genel bir ilkedir.</p>

<p>Takip ekonomisi ise usul ekonomisinin icra hukukundaki görünümü olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Nasıl ki yargılama gereksiz usul işlemleriyle uzatılmamalıysa, icra takibi de aynı hukuki ilişkinin farklı başvurularla sürekli yeniden tartışılmasına konu edilmemelidir.</p>

<p>Bu ilke;</p>

<p>* hukuk devleti,<br />
* dürüstlük kuralı,<br />
* usul ekonomisi,<br />
* hukuki güvenlik,<br />
* makul sürede yargılanma hakkı ve<br />
* kesinleşmiş mahkeme kararlarının etkin şekilde yerine getirilmesi</p>

<p>ilkelerinin doğal bir sonucudur.</p>

<p>Kanunlarda açıkça “takip ekonomisi” adıyla düzenlenmiş bir ilke bulunmasa da, incelenen karar bu anlayışın yargısal içtihat yoluyla şekillenmeye başladığını göstermektedir.</p>

<p><strong>Kararın Esas Mesajı</strong></p>

<p>Yargıtay kararının en önemli bölümlerinden biri de şudur:</p>

<p>”…şikâyetlerin kısmen ya da tamamen haklı olsa dahi takip iptalini ya da haczin kaldırılmasını gerektirmediği, kaldı ki şikâyetlerin reddi ile sonuçlandığı, bu şikâyetlere ilişkin dosyaların bulunduğu aşamanın (istinaf ya da temyiz incelemesi) takibi durdurmaya veya satış yapılmasına engel teşkil etmeyeceği…”</p>

<p>Bu gerekçeden açıkça anlaşılmaktadır ki Daire, yalnızca şikâyetin varlığına değil, şikâyetin takip üzerindeki etkisine odaklanmıştır.</p>

<p>Dolayısıyla kararın özü, şikâyet hakkının ortadan kaldırılması değil; bu hakkın dürüstlük kuralına uygun ve amacına uygun kullanılmasının sağlanmasıdır.</p>

<p><strong>Uygulamaya Muhtemel Etkileri</strong></p>

<p>Bu karar sonrasında icra mahkemelerinin yalnızca önlerindeki şikâyet dilekçesine odaklanmaları yeterli olmayacaktır.</p>

<p>Aynı takip dosyasına ilişkin daha önce açılmış davaların bulunup bulunmadığı, bunların hangi aşamada olduğu ve yeni başvurunun gerçekten yeni bir hukuki mesele içerip içermediği de değerlendirilmelidir.</p>

<p>Böylece hem çelişkili kararların önüne geçilecek hem de gereksiz yargısal süreçler azaltılarak takiplerin makul sürede sonuçlandırılması mümkün olacaktır.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bu kararı, yalnızca bir bozma kararı değildir. Karar; şikâyet hakkının dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanılmasını esas alan, usul ekonomisini icra hukukunda daha güçlü şekilde uygulayan ve aynı takip dosyasına ilişkin başvuruların bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyan önemli bir içtihattır.</p>

<p>Kanaatimizce kararın temel mesajı açıktır: Hak arama özgürlüğü, adaletin gerçekleşmesini sağlamak için vardır; adaletin gerçekleşmesini geciktirmek için değil.</p>

<p>Adaletin gecikmesi nasıl adaletin inkârı sayılıyorsa, şikâyet hakkının geciktirme aracına dönüştürülmesi de hak arama özgürlüğünün özüne aykırıdır. Hukuk düzeni, hakkı korur; fakat hakkın istismarını korumaz. İncelenen karar, bu temel ilkenin icra hukukundaki en güncel ve en güçlü yansımalarından biridir.</p>

<p>Bunun da ötesinde karar, kanaatimizce icra hukukunda “takip ekonomisi” olarak adlandırılabilecek yaklaşımın yargısal içtihatlarla gelişmeye başladığını göstermesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. İcra mahkemelerinin aynı takip dosyasına ilişkin başvuruları birbirinden bağımsız dosyalar olarak değil, tek bir hukuki ilişkinin parçaları olarak değerlendirmeleri; hem hukuk güvenliğini güçlendirecek hem de kesinleşmiş yargı kararlarının makul sürede yerine getirilmesine önemli katkı sağlayacaktır.</p>

<p>Bu yönüyle söz konusu karar, yalnızca bugünkü uyuşmazlığın çözümüne değil, gelecekte icra hukukunun uygulama anlayışına da yön verebilecek nitelikte önemli bir içtihat olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN"><img alt="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/12/seyithan-deliduman.jpg" width="96" /></a></strong></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN">Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/icra-hukukunda-sikayet-hakkinin-sinirlari-ve-takip-ekonomisi-ilkesi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/07/terazi/dosya-terazi-1.jpg" type="image/jpeg" length="10782"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhuriyet Savcısının Re’sen Tahliye Yetkisi, Tutukluluk ile Adli Kontrolün Birlikte Uygulanma Yasağı ve Beraat Kararına Rağmen Tedbir Devam Eder mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisinin-resen-tahliye-yetkisi-tutukluluk-ile-adli-kontrolun-birlikte-uygulanma-yasagi-ve-beraat-kararina-ragmen-tedbir-devam-eder-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisinin-resen-tahliye-yetkisi-tutukluluk-ile-adli-kontrolun-birlikte-uygulanma-yasagi-ve-beraat-kararina-ragmen-tedbir-devam-eder-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1- Cumhuriyet Savcısının Re’sen Tahliye Yetkisi</strong></p>

<p><strong>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100 ila 108. maddelerinde düzenlenen tutuklama tedbiri; </strong>suçsuzluk/masumiyet karinesi altında bulunan şüphelinin veya sanığın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını kısıtladığından ve <i>son çare </i>niteliği itibariyle tutuklamanın yerine öncelikle CMK m.109 ila m.115’de düzenlenen adli kontrol tedbirinin uygulanması gerektiğinden, kanun koyucu tarafından tutuklama tedbirinin yol açabileceği sorunları en aza indirebilmek için ciddi usuli güvenceler öngörülmüştür.</p>

<p><strong>Nitekim kanun koyucu; </strong>“Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi” başlıklı CMK m.103’ü ve “Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri” başlıklı m.104’ü, hatta bunlara ek olarak “Tutukluluğun incelenmesi” başlıklı CMK m.108’de de talebe bağlı olmaksızın tutukluluğunun en geç aylık gözden geçirilmesi gerektiğini düzenlemiştir.</p>

<p><strong>“Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi” başlıklı CMK m.103’e göre;</strong></p>

<p><i>“<strong>(1)</strong> Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hakiminden isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilirler.</i></p>

<p><strong><i>(2)</i></strong><i> Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adli kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re’sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır”</i>.</p>

<p><strong>CMK m.103’ün 1. fıkrasında; </strong>Cumhuriyet savcısının, şüphelinin adli kontrol altına alınmak suretiyle serbest bırakılmasını sulh ceza hakiminden isteyebileceği, hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ile müdafiinin de aynı talepte bulunabileceği,</p>

<p><strong>CMK m.103’ün 2. fıkrasında;</strong> soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının adli kontrolün ve tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanaatine varması halinde, şüpheliyi kendiliğinden serbest bırakabileceği, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinde de yine şüphelinin başkaca bir işleme veya karara gerek kalmaksızın serbest bırakılacağı,</p>

<p>İfade edilmiştir.</p>

<p>Peki, Cumhuriyet savcısının CMK m.103/1’e göre değil de m.103/2’ye göre şüpheliyi re’sen serbest bırakması halinde, 1. fıkrada gösterilen usulden farklı olarak ve orada gösterilen usulün dışında, yine de serbest bıraktığı şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasını sulh ceza hakiminden istemesi mümkün müdür?</p>

<p><strong>İlk bakışta; </strong>CMK m.103/1’de düzenlenmiş hüküm varken, m.103/2’nin tatbiki yoluna gidilmek suretiyle Cumhuriyet savcısı tarafından sulh ceza hakimliğinden adli kontrol tedbiri uygulanmasını talep etmesinin anlamsız olacağı söylenebilir. Ancak her iki fıkra arasında şöyle bir fark bulunmaktadır; Cumhuriyet savcısından gelen şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılması talebini sulh ceza hakiminin kabul etme zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>Bu nedenle Cumhuriyet savcısı;</strong> CMK m.103/1’in tatbiki yerine, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını kısıtlayan tutuklama tedbirinin daha fazla uzamaması için önce m.103/2’ye göre şüpheli hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin gereksiz olduğu, fakat bunun yerine “ölçülülük” ilkesi gereğince adli kontrol tedbiri uygulanması gerektiğine inanmakta ise, Cumhuriyet savcısı doğrudan adli kontrol tedbirini kaldırabilmekle birlikte, adli kontrol tedbirine karar veremediğinden, şüpheli hakkında “Adli kontrol” başlıklı CMK m.109’un şartlarının oluştuğu gerekçesiyle adli kontrol tedbiri kararı verilmesini sulh ceza hakimliğinden isteyebilir.</p>

<p><strong>Kanaatimizce;</strong> Cumhuriyet savcısının CMK m.103/1’in 1. cümlesinin uygulanmasını sulh ceza hakiminden istemek yerine, tutuklama tedbirinin uzamaması veya bu talebin reddi riskine karşı, önce m.103/2’ye göre şüpheliyi re’sen serbest bırakır ve ardından m.103/1’den hareketle değil, serbest bırakılan tutuklunun yasal şartları her ne kadar tutuklama ve adli kontrol tedbirleri için uygun olsa da, şartları aynı olan bu iki tedbirden, değişen durumu da dikkate alarak, gerek “evleviyet” ve gerekse “ölçülülük” ilkeleri uyarınca CMK m.109’da düzenlenen adli kontrol tedbirine karar verilmesini sulh ceza hakiminden talep edebilir.</p>

<p>Uygulamada tercih edilmeyen bu yöntemde hukuki bir sakınca bulunmamakla birlikte, pekala CMK m.103/1’in tatbiki yerine, CMK m.103/2’den hareketle yukarıda kısaca bahsettiğimiz tedbir usulüne karar verilmesi mümkündür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak belirttiğimiz üzere, soruşturma aşamasında umumiyetle Cumhuriyet savcılarının tutuklama kararının geri alınmasında CMK m.103/2’nin 1. cümlesini değil, m.103/1’in 1. cümlesini tercih ettikleri, bu nedenle adli kontrol altına alınmak suretiyle şüphelinin serbest bırakılmasını istemeden Cumhuriyet savcısı tarafından sulh ceza hakimliğinden talepte bulunulduğundan, Cumhuriyet savcısının bu konuda CMK m.103/2’ye göre re’sen hareket etmesi gerektiğinden bahisle sulh ceza hakimliğinin ret kararı verdiği,</p>

<p>Çünkü CMK m.103/1’e göre hareket edilebilmesi için, Cumhuriyet savcısının şüpheliyi muhakkak adli kontrol tedbiri altına alınmak suretiyle serbest bırakılmasını istemesinin gerektiği, esasen 1. fıkranın şüphelinin adli kontrol altına alınarak sulh ceza hakimliği tarafından serbest bırakılmasını, 2. fıkranın ise artık Cumhuriyet savcısı adli kontrolün veya tutuklamanın gereksiz olduğunu düşündüğünde, kendiliğinden bu tedbirlere son vermesi gerektiği, bu andan itibaren adli kontrol talep etmesinin de anlamsız olduğu,</p>

<p>Dolayısıyla; her iki talebin birlikte yapılması halinde sulh ceza hakimliğinin karar verebileceği, ancak sulh ceza hakimliğinin bu talebi reddedebileceği, Cumhuriyet savcısının bu riske girmek istememesi halinde CMK m.103/2’ye göre re’sen şüpheliyi tahliye edip, ardından bağımsız olarak aynı şüpheli hakkında adli kontrol uygulanmasını sulh ceza hakimliğinden isteyebileceği, böylelikle tahliyesinin gerektiğine inandığı şüphelinin Cumhuriyet savcısı tarafından sulh ceza hakimliği kararına ihtiyaç olmaksızın serbest bırakılmasının mümkün olacağı, hem tahliyenin gecikmesi ve hem de sulh ceza hakimliğinin ret kararı verme ihtimalinin önüne geçileceği izahtan varestedir.</p>

<p><strong>Elbette sulh ceza hakimliği;</strong> şüpheliyi, “yaşlılık”, “hastalık”, “uzun tutukluluk” veya “verilme ihtimali bulunan cezanın azlığı” sebeplerinden en az birisinin varlığından dolayı re’sen tahliye eden, fakat yine de şüphelinin adaletten kaçma veya delil karartma ihtimalinin olabileceği düşüncesiyle, tutuklama yerine uygulanmasını talep eden Cumhuriyet savcısının bu talebini, adli kontrol tedbirinin hukuki ve fiili şartlarının bulunmadığından bahisle reddedebilir.</p>

<p><strong>Yeri gelmişken belirtmeliyiz ki; </strong>yasal şartları aynı olsa bile, birbirinin alternatifi olan, yani <i>son çare </i>niteliği taşıyan tutukluluk yerine ve öncesinde uygulanması gereken adli kontrol tedbiri ile tutuklama tedbirinin aynı anda uygulanması, hem hukuken ve hem de fiilen mümkün değildir.</p>

<p><strong>2- Tutukluluk ile Adli Kontrolün Birlikte Uygulanma Yasağı</strong></p>

<p><strong>Uygulamada; </strong>tutuklu olan şüpheliler veya sanıklar hakkında bir de yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulandığı, böylece <i>mükerrer tedbir yasağının </i>ihlal edildiği, tutuklama tedbirini düzenleyen CMK m.100 ve m.101 ile adli kontrolü tanımlayan CMK m.109 incelendiğinde, her iki tedbirin birlikte uygulanma imkanının bulunmadığı, çünkü “Tutuklama kararı” başlıklı CMK m.101/1-2’de, <i>“Adli kontrol tedbiri uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere yer verilir” </i>ve <i>“d) Adli kontrol tedbiri uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça yazılır” </i>ibarelerine yer verildiği, daha da önemlisi m.109’un 1. fıkrasında, <i>“Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir.” </i>denildiği,</p>

<p><strong>Bu nedenle;</strong> tutuklama ile adli kontrol tedbirlerinin birlikte uygulanamayacağı, zaten kanun koyucu tarafından açıkça bu iki tedbirin birlikte uygulanmasına yasak getirildiği, nitekim bu tedbirlerin dayanağı olan “Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı” başlıklı Anayasa m.19/7’nin 2. cümlesinde ve “Özgürlük ve güvenlik hakkı” başlıklı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.5/3’ün 2. cümlesinde adli kontrol tedbirinden bahsedildiği, tutuklunun serbest bırakılmasının yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabileceğinin öngörüldüğü, bu güvencenin yalnızca nakdi değil, bir bütünde CMK m.109/3’de, m.113’de ve m.114’de gösterilen adli kontrol tedbirleri ile güvencelere bağlanabileceği, ancak hiçbir şekilde tutukluluk ile adli kontrolün birlikte uygulanamayacağı,</p>

<p>Belirtilmelidir.</p>

<p><strong>3- Beraat Kararına Rağmen Tedbir Devam Eder mi?</strong></p>

<p><strong>Ayrıca;</strong> hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen şüpheli ile beraat eden veya hakkında düşme veya ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilen sanığa uygulanan tutukluluğa ve adli kontrol tedbirine son verilmelidir. Nitekim KYOK’a bağlı olarak tutukluluğun otomatik sonlanacağına dair hüküm CMK m.103/2’nin 2. cümlesinde yer almaktadır.</p>

<p><strong>Tutuklama ve adli kontrol tedbirleri;</strong> şüphelinin veya sanığın iddiaya konu suçu işlediğinde dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillere bağlı olduğundan, KYOK’tan başka yine CMK m.223 uyarınca davayı sanığın lehine bitiren kararla birlikte bu ön şart artık ortadan kalkacağından, sanık lehine verilen karara bağlı olarak tutukluluğa veya adli kontrol tedbirine de son verilmelidir.</p>

<p>İstisnai de olsa adli kontrol tedbirinin beraat kararına rağmen devam ettiği görülmektedir ki, bu tür uygulamaların hatalı olduğunu, sanığın beraatına dair karara rağmen tutukluluğun devam ettiğine dair örneğe rastlanmadığını, ancak bunun birkaç istisnasının yaşandığı, bu tür bir uygulamanın kabulünün mümkün olmadığını, konuya daha önce kaleme aldığımız 07.03.2025 tarihli ve “Beraat Kararına Rağmen Tutukluluk Mümkün mü?” ile 27.06.2025 tarihli ve “Beraat Kararına Rağmen Tutukluluk Mümkün mü? - 2” başlıklı yazılarımızda yer verildiğini, bu durumun maalesef çok istisnai de olsa gündeme gelebildiğini söylemek isteriz.</p>

<p><strong>Esasen bir tahliye kararı; </strong>bu kararı vermekle görevli ve yetkili olan, yani kovuşturmayı yürüten mahkemenin verdiği beraat kararının doğal sonucudur. Derece mahkemesi tarafından verilen beraat kararı ile sanığın tahliye edilmesi, İHAS m.5’in lafzına ve ruhuna da uygundur.</p>

<p>İlk veya ikinci derece mahkemesinin verdiği beraat hükmü ile ortaya çıkan tahliye kararı; ancak beraat kararının usul ve esas yönleri ile hukuka aykırı olduğunun kanun yolunda tespiti sonrasında, ilk veya ikinci derece mahkemesi tarafından CMK m.100’ün ve 101’in aradığı şartların bulunduğunun tespitine bağlı olarak, sanık hakkında verilecek tutuklama kararı ile son bulabilir.</p>

<p><strong>Sonuç olarak;</strong></p>

<p>Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüphelinin serbest kalacağını düzenleyen CMK m.103/2’nin, beraat kararı yönünden de evleviyetle geçerli olacağı, çünkü burada mahkeme huzurunda yapılmış duruşmada ortaya koyulmuş delillerin tartışılmasının ve değerlendirilmesinin varlığı sözkonusudur.</p>

<p><strong>Bu sebeple;</strong> sanık hakkında beraat kararı verildiğinde, onun serbest bırakılması, hakkında uygulanan tedbirlerin kaldırılması ve tutuklu tutulmaması gerektiği, aynı zamanda dosyayı her yönü ile ele alan ve delillere doğrudan temas eden mahkemenin kurduğu beraat kararının kesinleşmemiş olsa da geçerliliğini koruduğu, bu haliyle sözkonusu beraat kararının bir suçsuzluk tespiti ortaya koymuş olacağı, geçerli beraat kararı varken <i>son çare</i> kuralına uygun şekilde tutuklama kararı verilmesinin mümkün olmadığı,</p>

<p>Nitekim hakkında beraat kararı verilen kişi yönünden adli kontrol tedbiri ile önlenemeyecek bir tehlikeden söz edilemeyeceği, an itibariyle cezalandırılma tehdidi ile de karşı karşıya olmayan kişinin kaçma şüphesinden bahsedilemeyeceği,</p>

<p>Kanaatindeyiz.</p>

<p>Sanık hakkında ilgili suçu işleyip işlemediği yönünde şüpheye düşülerek verilen bir beraat kararında tutuklama kararı verilmesinin mümkün olduğu ve kanun yollarında aşamasında suç isnadının devam ettiği düşüncesiyle tutuklama tedbirinin uygulanabileceğine dair görüşün savunulacak yanı da bulunmamaktadır, çünkü kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını sınırlayan bir meselede bu derece yorum yapılamayacağı, özellikle de soruşturma aşamasında kişiler lehine mevcut bir düzenleme varken, özgürlük karşıtı yorumlara itibar edilemeyeceğini ifade etmeliyiz.</p>

<p><strong>Görülen dava ve yapılan duruşma sonucunda sanığın CMK m.223’e uygun olarak beraatına karar verilmesi halinde; </strong>tutuksuz sanık tutuklanamayacağı veya adli kontrol tedbirine tabi tutulamayacağı gibi, tutuklu sanığın ise, tutukluluğunun devamına karar verilemeyeceği, hatta sanık hakkında uygulanan adli kontrol tedbirleri dahil tüm koruma tedbirlerinin kaldırılması gerektiği tartışmasızdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN"><img alt="Prof. Dr. Ersan ŞEN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_1778u8tYyuYY1Yu77.81y0yuuoUY81ouuuai5yu2uu7uYYuouuuauY9u79uuuaYYuyY_1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN">Prof. Dr. Ersan ŞEN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisinin-resen-tahliye-yetkisi-tutukluluk-ile-adli-kontrolun-birlikte-uygulanma-yasagi-ve-beraat-kararina-ragmen-tedbir-devam-eder-mi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 18:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/09/terazi/terazi-themis-kitap-sl.jpg" type="image/jpeg" length="48856"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güldüren Adliye Koridorları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gulduren-adliye-koridorlari-ekren-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gulduren-adliye-koridorlari-ekren-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>(1)</strong></p>

<p><strong>CEZAEVİNDEKİ EFENDİ HÜKÜMLÜNÜN DİLEKÇESİ</strong></p>

<p>Yağma suçlarından toplamda 26 yıl hapis alan ve 10 yıldan fazla cezaevinde olan hükümlünün dilekçesinden: ...Ben yaklaşık sekiz aydır bu kurumda efendiliğimi muhafaza ederek yatmaktayım ama bu durum kurum müdürü ve ser baş memuru tarafından yanlış anlaşıldı. Beni bu cezaevinden başka yere gönderin ya da cezaevine girdiğimden beri çıkan tüm yargı paketlerinden ve kanunlardan lehime olanları uygulayın. Üç koyun teslim etsen üçünü de kaybedecek, güdemeyecek bir idare bin kişilik cezaevini nasıl idare eder? Allah biz hükümlülerin yardımcısı olsun.</p>

<p><strong>(2)</strong></p>

<p><strong>NAMAZ KILMAYAN VATANDAŞIN BAKANA DUASI</strong></p>

<p>Şüphelinin ifadesini alıyoruz. Hakkında yazılan şikayet dilekçesini okudum. Adalet bakanına hitaben yazılan dilekçesinin sonunda "... yemin ederim ki her namazdan sonra size dua ediyorum. Dilekçemle ilgileneceğinize inanıyorum..." diyordu. Şüpheli bunu duyar duymaz ayağa kalkarak: Savcım tabi siz de bakan da buna inandı herhalde. Bu adam yalan söylüyor. Ben onu çocukluğundan beri tanıyorum. Hayatında bir kez namaz kılmışsa ben ş.r.fsiz olayım. İnanmayın bunlara.</p>

<p><strong>(3) </strong></p>

<p><strong>KÖYLERDEKİ EMİNLERİ TOPLAYAN JANDARMA</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Asliye hukuk mahkemesi, ilçe jandarma komutanlığına şunu yazar: .../03/2005 tarihinde, ..... Köyünde keşif yapılacaktır. Bu amaçla keşif yerinde ekteki belgede belirtilen yedieminin hazır edilmesi rica olunur. Göreve yeni başlayan, ilçe jandarma komutanı biraz mahcup bir şekilde hakimin odasına girer.</p>

<p>- Hakim bey yarınki keşif için ufak bir sorunumuz var. Üzgünüm, elimizden geleni yaptık ama bir türlü olmadı.</p>

<p>- Hayırdır, güvenlik sorunu mu var?</p>

<p>-Yok hakim bey. Siz yedieminin de hazır edilmesini istemişsiniz.</p>

<p>Hakim dosyaya bakar ve "evet, doğrudur, yediemini de istemişiz. Bulamadınız mı?" diye sorar.</p>

<p>Komutan: Evet hakim bey bulamadık. Tüm köylerimize haber verdik ve araştırdık. Altı emini bulduk ama yedi emini bulamadık bir türlü.[1]</p>

<p><strong>(4)</strong></p>

<p><strong>ÇOCUĞA GÖRE KAYMAKAMIN İŞİ</strong></p>

<p>Bir savcı meslektaşımızın adliyeye gelip köyüne davet etmesi üzerine, ilçedeki hakim ve savcılar, kaymakam ve kolluk amirleriyle birlikte köylerine gittik.</p>

<p>Güzel ve serin olan köydeki bahçede, ağaçların altında, oturup konuşuyorduk, yaşlı bir amcanın askerlik anılarını dinliyorduk, derken, 11-12 yaşlarında sevimli bir erkek çoçuğu elinde ayran ile geldi. Kaymakam amcası (protokol gereği olsa gerek) ismini, hal ve hatırını, okulunu sordu. Çocuk gayet rahat ve sakin olarak cevap veriyordu.</p>

<p>Kaymakam: Beni tanıyor musun?</p>

<p>Çocuğun tanımayacağını düşünen yaşlı amca çocuğun kulağına fısıldadıktan sonra,</p>

<p>Çocuk: Gerçekten sen kaymakam mısın?</p>

<p>- Evet. Peki söyle bakayım, kaymakam ne iş yapar?</p>

<p>Hepimiz doğal olarak, çocuğun kesinlikle o malum ve klasik cevabı (kaymakam ilçeyi yönetir) bekliyoruz. Çünkü manzara ve filmin icabı buydu.</p>

<p>Çocuk gayet sakin ve kendinden emin bir şekilde: Kaymakam muhtarın evine ziyafete gelir.</p>

<p>Kaymakamımız bizden daha çok güldü.</p>

<p><strong>(5)</strong></p>

<p><strong>MÜBAŞİRİN DOSYAYI KÜL HALİNE GETİRMESİ</strong></p>

<p>Hakim yetkisizlik kararı veriyor. Bu nedenle dosyanın bir bütün olarak yetkili yer mahkemesine gitmesi gerekiyor. Eski bir uygulama gereği bu durumu ifade etmek için kararda "dosyanın kül halinde yetkili yere gönderilmesine" deniliyormuş. Yani, bir bütün olarak dosyanın gönderilmesi anlamına geliyor. Yeni başlayan mübaşire dosya verilmiş. Katip dış kapının önünde mübaşiri dosya yakmak üzereyken görüp soruyor.</p>

<p>- Ben de anlamadım, dosyanın kül halinde gitmesi gerekiyormuş, onun için yakıyorum, nasıl okuyacaklar ki anlamadım ama neyse...</p>

<p><strong>(6)</strong></p>

<p><strong>DİKKATLİ SAVCI</strong></p>

<p>Ben ceza infaz kurumuna bakıyordum. İnfaz işlerine bakan bir cumhuriyet savcımızın imzaladığı bir kısım infaz evraklarına, kurumda yapılan görüşmelerde ve yazılan dilekçelerde sıklıkla yanlışlıklardan bahsediliyordu.</p>

<p>Cumhuriyet savcısına, yanlış anlaşılabileceğinden bir şey söyleme imkanı da yoktu. Biraz kurcalayınca, savcı beyin evrakları fazla dikkat etmeden zabıt katibinin getirdiği gibi seri bir şekilde imzaladığını öğrendim.</p>

<p>Bir nisan gününde aklıma bir şaka geldi. Gerçekten durum anlattıkları gibi mi değil mi? En kötü ihtimal infaz savcısına şaka yapmış gibi işin içinden çıkmayı düşünmüştüm. Kimsenin bilgisi olmadan, beş yıllık cezayı içeren müddetnameye savcı beyin adını ve soyadını, adres olarak adliye lojmanını yazarak doldurdum. Hizmetliyi çağırdım.</p>

<p>- Bunu .... Savcı Beye getir. Dosyanın içinde bulduğumu, imzasının eksik kaldığını söyle lütfen.</p>

<p>Bir dakika sonra imzalı olarak bana geldi.</p>

<p><strong>(7)</strong></p>

<p><strong>AVUKATIN SAVUNMASI ÜZERİNE SANIĞIN KUŞKUSU</strong></p>

<p>Sanık ağır ceza mahkemesinde nitelikli zimmet suçundan yargılanıyor. Başarılı bir savunma sonunda, delil yetersizliğinden beraat kararı çıkıyor. Adliye çıkışında avukat müvekkiline dönüp: Artık duruşma bitti, bana doğruyu söyleyebilirsin, gerçekten o parayı zimmetine geçirdin mi?</p>

<p>Adam: Vallahi, ben geçirdiğimi zannediyordum ama savunmanızdan sonra içime ciddi bir kuşku düştü.</p>

<p><strong>(8)</strong></p>

<p><strong>HAKİMİN KEYİF YAPMA KARARI</strong></p>

<p>Asliye ceza mahkemesi duruşmasındayız. Göreve yeni başlayan bir zabıt katibimiz vardı. Acemi ve de heyecanlı idi. İlk duruşma. Hakim bey yavaş yavaş söylüyor ve dikkatlice kontrol ediyordu. İmzalamak için duruşma tutanağını aldı, baktı ve gülerek bana verdi.</p>

<p>İşaret ettiği yeri okudum. "... günü olay mahallinde keyif yapılmasına" diyordu. Katip doğal olarak işin farkında değil. Hakim bey gösterdi ama heyecandan pek anlamayınca,</p>

<p>Hakim: Bari refakate çalgıcıların da alınmasına diye yazsaydınız.</p>

<p>Katip, gayet ciddi bir şekilde: Yazmamış mıyım hakim bey. Özür dilerim. Hemen yazayım.</p>

<p>Meseleyi anlayınca gülme sırası katibe geçmişti. Sonrasında mahcubiyet hissetti. Ben daha vahim benzer bir hadise duymuştum. Anlatmaya başladım:</p>

<p>Hakim, zabıt katibine ilçe emniyet müdürlüğüne keşif gün ve hazırlıkları ile tanıkların hazır edilmesi için müzekkere yazdırıyor. Baş komiser elinde müzekkere ile hakimin odasına gelir. Hakim bey böyle bir müzekkere geldi. Tamam keyif yapalım yapmasına da tankları nerden bulacağız. Jandarmaya sordum. İlçemizde hiç tank yokmuş.</p>

<p>Hakim şaşırır ve yazdığı müzekkereyi okur. Katip şöyle yazmıştır: Olay mahallinde tankların hazır edilerek keyif yapılmasına…</p>

<p>Meğer “olay mahallinde tanıkların hazır edilerek keşif yapılmasına” yazmak istemiş ama “tanıklar” “tanka”, “keşif” de “keyife” dönünce iş karışmış. Bu durum karşısında bizim acemi katip, "benimki buna göre hata bile sayılmaz" havasına girerek biraz rahatladı. Amaç da buydu zaten.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisi-asim-ekren" title="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN"><img alt="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/03/asim-ekren.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisi-asim-ekren" title="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN">Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynak:</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">adliye koridorları düşünce gül Filiz Kitabevi, 5. Baskı, İstanbul</span></p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">-------</span></p>

<p><span style="color:#999999">[1] Yediemin: Güvenilir kişi.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gulduren-adliye-koridorlari-ekren-1</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-169.jpg" type="image/jpeg" length="41155"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek duyurdu: Kan donduran cinayet 10 yıl sonra aydınlığa kavuştu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-duyurdu-kan-donduran-cinayet-10-yil-sonra-aydinliga-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-duyurdu-kan-donduran-cinayet-10-yil-sonra-aydinliga-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini vurguladı. Gürlek, bu kapsamda Diyarbakır'da 10 yıl önce işlenen Mehmet Emin Karaalp cinayetinin aydınlatıldığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Bakan Gürlek, konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:</i></p>

<p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde İçişleri Bakanlığımızla yürüttüğümüz güçlü iş birliği ve eşgüdüm sayesinde, hiçbir cinayetin karanlıkta kalmasına müsaade etmiyor; faili meçhul dosyaları yeniden ve çok yönlü olarak inceleyerek aydınlatıyoruz.</p>

<p>Bu çerçevede Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde 18 Nisan 2016 tarihinde başından vurularak öldürülen 22 yaşındaki Mehmet Emin Karaalp’in faili meçhul kalan cinayeti, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımızın koordinasyonunda 10 yıl sonra yeniden ele alınmış ve aydınlatılmıştır.</p>

<p>Çermik Cumhuriyet Başsavcılığımızca başlatılan ve Ergani Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından sürdürülen soruşturmada, olay yerinde bulunan sigara izmaritleri üzerinde yapılan ileri moleküler genetik incelemeler ile HTS ve daraltılmış baz analizleri sonucunda şüphelilere ulaşılmıştır.</p>

<p>Elde edilen DNA eşleşmeleri, iletişim kayıtları ve diğer deliller doğrultusunda cinayetle bağlantılı oldukları ve şüphelilere yardım ettikleri değerlendirilen 8 kişi, Ergani Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda JASAT ekiplerince gerçekleştirilen operasyonla gözaltına alınmıştır.</p>

<p>Bu operasyonla birlikte; hiçbir mağdur ailemizin adalet arayışının karşılıksız bırakılmayacağı ve zamanın geçmesinin faillere hiçbir zaman güvence sağlamayacağı bir kez daha ortaya konmuştur. Geçmişin karanlıkta kalan bütün dosyalarının üzerine aynı kararlılıkla gidilecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu vesileyle soruşturmayı titizlikle yürüten Ergani ve Çermik Cumhuriyet Başsavcılıklarımıza, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığımıza, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımıza, Adli Tıp Kurumumuza ve JASAT ekiplerimize teşekkür ediyorum.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, adaletin tecellisi ve milletimizin huzuru için tavizsiz bir kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-duyurdu-kan-donduran-cinayet-10-yil-sonra-aydinliga-kavustu</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/akin-gurlek-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="77311"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sanığın Cep Telefonu Şifresini Kendi Rızasıyla Vermesinin Etkin Pişmanlık Hükümleri Bakımından Değerlendirilmesi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sanigin-cep-telefonu-sifresini-kendi-rizasiyla-vermesinin-etkin-pismanlik-hukumleri-bakimindan-degerlendirilmesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sanigin-cep-telefonu-sifresini-kendi-rizasiyla-vermesinin-etkin-pismanlik-hukumleri-bakimindan-degerlendirilmesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte cep telefonları, ceza muhakemesinde en önemli delil kaynaklarından biri hâline gelmiştir. Soruşturma ve kovuşturma makamları bakımından cep telefonlarında bulunan veriler, suçun aydınlatılması açısından büyük önem taşımaktadır. Buna karşılık, sanığın telefon şifresini açıklamaya zorlanıp zorlanamayacağı, açıklaması hâlinde bunun hukuki sonuçlarının ne olacağı ve özellikle bu davranışın etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği öğretide ve uygulamada tartışmalıdır. Bu çalışmada, Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan kendini suçlamama hakkı, susma hakkı, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri ve Türk Ceza Kanunu’nun etkin pişmanlığa ilişkin düzenlemeleri birlikte değerlendirilerek, telefon şifresinin gönüllü şekilde verilmesinin etkin pişmanlık bakımından hukuki niteliği incelenmiştir.</p>

<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Akıllı telefonlar bireylerin haberleşme kayıtlarını, fotoğraflarını, banka işlemlerini, konum bilgilerini, sosyal medya hesaplarını ve kişisel verilerini bünyesinde barındırmaktadır. Bu nedenle ceza soruşturmalarında çoğu zaman en önemli delil kaynağını oluşturmaktadır.</p>

<p>Uygulamada şüpheli veya sanığa yöneltilen ilk sorulardan biri telefon şifresinin açıklanmasıdır. Bazı soruşturmalarda şifrenin gönüllü olarak verilmesi, etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmesi gereken bir davranış olarak ileri sürülmektedir. Ancak bu yaklaşımın hem ceza muhakemesinin temel ilkeleri hem de etkin pişmanlık kurumunun amacı bakımından ayrıca incelenmesi gerekir.</p>

<p>Bu çalışmanın temel sorusu şudur:</p>

<p><strong>Sanığın cep telefonu şifresini kendi iradesiyle vermesi tek başına etkin pişmanlık olarak kabul edilebilir mi?</strong></p>

<p><strong>I. Etkin Pişmanlığın Hukuki Niteliği</strong></p>

<p>Etkin pişmanlık, suç işlendikten sonra failin kendi iradesiyle suçun ortaya çıkarılmasına, zararın giderilmesine veya suç örgütünün çözülmesine somut katkı sağlaması karşılığında cezada indirim yapılmasını ya da ceza verilmemesini öngören şahsi bir cezasızlık veya cezada indirim nedenidir.</p>

<p>Etkin pişmanlığın temel amacı;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>suçla mücadeleyi kolaylaştırmak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>suç örgütlerini çözmek,</p>
 </li>
 <li>
 <p>kamu zararını azaltmak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>faili topluma yeniden kazandırmaktır.</p>
 </li>
</ul>

<p>Dolayısıyla etkin pişmanlık yalnızca pişmanlık duygusuna değil, <strong>somut ve sonuç doğuran bir katkıya</strong> dayanır.</p>

<p><strong>II. Telefon Şifresi Vermek Bir İkrar Değildir</strong></p>

<p>Telefon şifresinin açıklanması çoğu zaman ikrar olarak değerlendirilmektedir. Oysa teknik anlamda şifrenin verilmesi suçun kabulü anlamına gelmez.</p>

<p>Şifre;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>maddi bir delil değildir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>suçun kabulü değildir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>yalnızca dijital verilere erişim sağlayan teknik bir bilgidir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Dolayısıyla telefon şifresinin verilmesi ile suçun kabul edilmesi arasında doğrudan hukuki bağ kurulamaz.</p>

<p><strong>III. Kendini Suçlamama Hakkı</strong></p>

<p>Anayasa’nın 38/5. maddesine göre hiç kimse kendisini veya yakınlarını suçlayan beyanda bulunmaya zorlanamaz.</p>

<p>Bu ilke öğretide <strong>nemo tenetur se ipsum accusare</strong> ilkesi olarak bilinmektedir.</p>

<p>Şüpheli;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>susabilir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>cevap vermeyebilir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>telefon şifresini açıklamayabilir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu nedenle telefon şifresini vermemesi aleyhine yorumlanamaz.</p>

<p>Aksi kabul edildiği takdirde kişi kendi aleyhine delil üretmeye zorlanmış olur ki bu durum adil yargılanma hakkıyla bağdaşmaz.</p>

<p><strong>IV. Telefon Şifresinin Gönüllü Olarak Verilmesi</strong></p>

<p>Telefon şifresinin tamamen özgür iradeyle açıklanması mümkündür.</p>

<p>Ancak burada önemli olan husus şudur:</p>

<p>Şifrenin verilmesi yalnızca soruşturmayı kolaylaştırmaktadır.</p>

<p>Bunun tek başına suçun ortaya çıkmasına katkı sağladığı söylenemez.</p>

<p>Örneğin;</p>

<p>Telefon içerisinde suç unsuruna ilişkin hiçbir veri bulunmamış olabilir.</p>

<p>Bu durumda şifrenin verilmesi soruşturmaya hiçbir katkı sağlamamıştır.</p>

<p>Dolayısıyla sırf şifrenin açıklanması etkin pişmanlık sonucunu doğuramaz.</p>

<p><strong>V. Etkin Pişmanlık Açısından Değerlendirme</strong></p>

<p>Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesi incelendiğinde kanun koyucunun aradığı unsurun yalnızca iş birliği olmadığı görülmektedir.</p>

<p>Kanun;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>örgütün dağılmasına,</p>
 </li>
 <li>
 <p>örgüt mensuplarının yakalanmasına,</p>
 </li>
 <li>
 <p>suçların ortaya çıkarılmasına</p>
 </li>
</ul>

<p>somut katkı aranacağını açıkça kabul etmektedir.</p>

<p>Telefon şifresinin verilmesi ise çoğu zaman yalnızca teknik erişim sağlamaktadır.</p>

<p>Bu nedenle;</p>

<p>telefonun açılması ≠ etkin pişmanlık</p>

<p>şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılması mümkün değildir.</p>

<p><strong>VI. Ne Zaman Etkin Pişmanlık Sayılabilir?</strong></p>

<p>Kanaatimizce bazı istisnai hâllerde telefon şifresinin verilmesi etkin pişmanlığın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.</p>

<p>Örneğin;</p>

<p>telefon içerisinde;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>örgütün tüm hiyerarşik yapısı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>finans kaynakları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>silah depoları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>eylem planları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>diğer örgüt üyelerinin kimlikleri</p>
 </li>
</ul>

<p>bulunuyor ve bunların tamamı yalnızca şifrenin açıklanması sayesinde ortaya çıkarılmışsa artık sıradan bir teknik yardım değil, soruşturmaya ciddi katkı söz konusudur.</p>

<p>Bu durumda telefon şifresi tek başına değil;</p>

<p><strong>doğurduğu sonuç nedeniyle</strong></p>

<p>etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilir.</p>

<p><strong>VII. Hukuki Değerlendirme</strong></p>

<p>Kanaatimizce etkin pişmanlığın ölçütü davranış değil, davranışın sonucudur.</p>

<p>Bu nedenle;</p>

<p>telefon şifresini vermek</p>

<p>tek başına</p>

<p>ne pişmanlığı,</p>

<p>ne suçun kabulünü,</p>

<p>ne de etkin pişmanlığı göstermektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Asıl değerlendirilmesi gereken;</p>

<p>şifrenin verilmesi sonucunda ortaya çıkan katkının kapsamıdır.</p>

<p>Eğer soruşturma zaten telefon üzerinde yapılabilecek teknik incelemelerle aynı sonuca ulaşabilecekse kişinin şifreyi açıklaması olağan bir kolaylaştırıcı davranış olmaktan öteye geçmeyecektir.</p>

<p>Buna karşılık başka türlü elde edilmesi mümkün olmayan kritik deliller yalnızca sanığın gönüllü açıklaması sayesinde elde edilmişse etkin pişmanlığın amacına uygun bir katkıdan söz edilebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde telefon şifresinin açıklanması ile etkin pişmanlık kurumu birbirinden farklı hukuki müesseselerdir.</p>

<p>Telefon şifresi vermek;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>tek başına ikrar değildir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>tek başına etkin pişmanlık değildir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>tek başına cezada indirim nedeni değildir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Ancak şifrenin açıklanması sayesinde suç örgütünün yapısı çözülmüş, suç ortakları yakalanmış veya suçun aydınlatılması bakımından kanunun aradığı düzeyde önemli ve gönüllü bir katkı sağlanmışsa, bu davranış etkin pişmanlığın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.</p>

<p>Sonuç olarak, etkin pişmanlığın ölçütü telefon şifresinin verilmiş olması değil, bu davranışın ceza adaletine sağladığı <strong>somut, gönüllü ve sonuç doğuran katkıdır</strong>. Aksi yöndeki bir yaklaşım hem Anayasa’nın güvence altına aldığı kendini suçlamama hakkını zedeleyecek hem de etkin pişmanlık kurumunun kanuni amacını aşan genişletici yorumlara yol açacaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-emrah-golgiyaz" title="Av. Emrah GOLGİYAZ"><img alt="Av. Emrah GOLGİYAZ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/emrah-golgiyaz.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-emrah-golgiyaz" title="Av. Emrah GOLGİYAZ">Av. Emrah GOLGİYAZ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sanigin-cep-telefonu-sifresini-kendi-rizasiyla-vermesinin-etkin-pismanlik-hukumleri-bakimindan-degerlendirilmesi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 00:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/cep-tel-sifre-terazi.jpg" type="image/jpeg" length="14056"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Konya Teknik Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/konya-teknik-universitesi-onlisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/konya-teknik-universitesi-onlisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya Teknik Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 10 Temmuz 2026 Tarihli ve 33306 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Konya Teknik Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>21/4/2019 tarihli ve 30752 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Konya Teknik Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 4 üncü, 9 uncu, 10 uncu, 21 inci ve 22 nci maddelerinde yer alan “Senatoca” ibareleri “Senato tarafından” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Katkı payını/öğrenim ücretini yatırmış olan öğrencinin eğitim-öğretim başladıktan sonra Üniversiteden ayrılması, çıkarılması, kaydının silinmesi veya mezun olması durumunda o yarıyılda ödemiş olduğu katkı payı/öğrenim ücreti iade edilmez.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“(2) Üniversiteye kayıt hakkı kazanan aday bizzat başvurarak veya e-Devlet kapısı üzerinden kayıt yapabilir. Yüz yüze kayıt yaptıracak adayın kesin kayıt için istenen belgelerin asıllarını veya asıllarını ibraz etmek şartı ile onaylı örneğini teslim etmesi gerekir. Mazereti sebebiyle bizzat başvuramayan aday, noter vekâletnamesini haiz vekili veya kanuni temsilcisi aracılığı ile kayıt yaptırabilir. Kesin kayıt için sahte veya tahrif edilmiş belge kullanan, yalan beyanda bulunan veya Üniversiteye giriş sınavında sahtecilik yaptığı belirlenen kişinin kaydı kayıt tarihi itibarıyla iptal edilir ve hakkında kanuni işlemler başlatılır. Bu kişi Üniversiteden ayrılmışsa kendisine verilen diploma dahil tüm belgeler iptal edilir. Bu kişilerin yatırmış olduğu katkı payları/öğrenim ücretleri geri ödenmez.”</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ilgili birime” ibaresi “Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 11- (1) Ders alma ile ilgili işlemler aşağıdaki şekilde yürütülür:</p>

<p>a) Öğrenci, yarıyıl başında öncelikle en alt sınıftan başlamak üzere alt sınıflardan hiç almadığı, devamsız kaldığı veya başarısız olduğu dersleri almak zorundadır. AKTS kredi sınırlamasını aşmamak kaydıyla bulunduğu yarıyıldan da ders alabilir. Öğrencinin alt sınıflardan başarısız olduğu dersler dikkate alınarak bulunduğu yarıyıldan alacağı derslere öğrenci ve danışmanı birlikte karar verebilir.</p>

<p>b) Öğrenci bir yarıyılda en fazla 45 AKTS (stajlar hariç) kredilik ders alabilir. Ancak devam zorunluluğu olan derslerin devam şartını sağlamayı engelleyecek şekilde çakışmaması gerekir.</p>

<p>c) Öğrenci, önceki eğitim-öğretim yarıyıllarında BB harf notundan daha düşük not aldığı ders/dersleri not yükseltmek için tekrar alabilir. Bu durumda en son alınan not geçerlidir. Bu dersler AKTS kredi sınırlamasına dahil edilir.</p>

<p>ç) Öğrencinin üst yıllardan ders almaması esastır. Ancak önceki yarıyıllardan başarısız dersi olmaması ve genel ağırlıklı not ortalaması (GANO)’nın en az 3,00 olması halinde öğrenci, bir üst yıldan da ders alabilir. Bu öğrencinin aldığı derslerin bir akademik yıl içerisinde AKTS kredileri toplamı 90’ı geçemez. Yaz öğretiminde alınan derslerden ilk defa alınanlar bu AKTS kredi sınırlamasına dahil edilir. Fakat yaz öğretiminde alınan derslerden başarısızlık sebebiyle veya not yükseltmek amacıyla tekrar alınan dersler bu AKTS kredi sınırlamasına dahil edilmez. Bu öğrencinin intibak işlemi ilgili birimin intibak yönergesine göre gerçekleştirilir. Bu konu ile ilgili diğer esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>d) Öğrencinin ders kaydı yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın öğrenim süresi devam eder. Ancak kayıt donduran bir öğrenci öğrenimine kaldığı yarıyıldan devam eder, bir üst yıldan ders alamaz.</p>

<p>e) Programdan kaldırılan ve yerine ders konulmayan herhangi bir dersten başarısız olan öğrencinin o dersten sorumluluğu kaldırılır ve o ders transkriptte yer almaz. Ancak mezun olabilmesi için gerekli toplam AKTS kredisini tamamlamak üzere başka ders alır.</p>

<p>f) Öğrenci sadece kaydolduğu derslere devam eder ve bu derslerin sınavlarına girer. Kaydolmadığı dersin sınavına giren öğrencinin notu iptal edilir.</p>

<p>g) Bazı dersler uzaktan eğitim metodu ile verilebilir. Uzaktan eğitime ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>ğ) Öğrenci, ilgili bölüm kurulunun önerisi ve ilgili yönetim kurulunun kararı ile ders kredileri veya AKTS kredileri ve ders içerikleri uygun olmak kaydı ile ulusal ve uluslararası öğrenci değişim programları ile öğrenimine başka üniversitelerde devam edebilir.</p>

<p>h) Öğretim planlarında yer aldığı takdirde öğrenci, ortak seçmeli dersler havuzundan ders alabilir. Öğrenci, Üniversitenin herhangi bir programından içeriği ve yerel kredisi veya AKTS kredisi uyan dersleri bölüm intibak komisyonu onayı ile alabilir. Lisans öğrencisi önlisans programından ders alamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Öğrenci uygulamalı ders statüsünde olmayan derslerde bir defa devam şartını yerine getirmiş ise o dersi yeniden alması halinde devam şartına tabi tutulmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“e) Muafiyet sınavı: Üniversiteye yeni kayıt yaptıran öğrenciler için zorunlu yabancı dil dersi veya yabancı dil hazırlık sınıfından muaf olmak için ilgili dil dersinden yarıyıl başında açılan sınavdır. Bu sınavlara ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve yedinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Bir dersin başarı notu, o derse ait yarıyıl içi etkinliği, ara sınav ve genel sınav/bütünleme sınavı ile belirlenir. Bir dersin yarıyıl içi etkinliğinden alınan puanın katkı yüzdesi %40 ve genel sınav/bütünleme sınavından alınan puanın katkı yüzdesi %60’tır. Öğrencinin bir dersten başarılı olabilmesi için genel sınav/bütünleme sınavından 100 tam puan üzerinden en az 35 puan alması gerekir. Bu puanı alamayan öğrencinin başarı notu FF’dir.</p>

<p>(3) Bir dersin not değerlendirmesi sınav, kısa sınav, ödev, proje, vaka analizi, seminer, laboratuvar çalışması, arazi çalışması, atölye uygulaması, stüdyo ve benzeri araçlar ile yapılır. Bu faaliyetlerin ara sınav ve genel sınav/bütünleme sınavı puanına katkı yüzdesi %50’den fazla olamaz.”</p>

<p>“(7) Başarı notunun belirlenmesi aşağıdaki tabloya göre yapılır. Tablodaki harf notlarının açıklamaları şunlardır:</p>

<p><u>Not Aralıkları</u> <u>Harf Notu</u> <u>ECTS</u> <u>Harf Notu Katsayısı</u></p>

<p>90 – 100 AA A 4,00</p>

<p>82 – 89 BA B 3,50</p>

<p>75 – 81 BB C 3,00</p>

<p>67 – 74 CB D 2,50</p>

<p>60 – 66 CC E 2,00</p>

<p>50 – 59 DC FX 1,50</p>

<p>45 – 49 DD FX 1,00</p>

<p>0 – 44 FF F 0,00</p>

<p>0 F F 0,00</p>

<p>45 – 100 G - -</p>

<p>0 – 44 K - -</p>

<p>a) AA, BA, BB, CB ve CC: Başarılı.</p>

<p>b) DC, DD: Şartlı geçer. YANO’su 2,50 ve üzeri olanlar başarılı (Geçer) sayılır.</p>

<p>c) FF: Başarısız.</p>

<p>ç) F: Devamsız veya uygulamalardan başarısız.</p>

<p>d) G: Geçer. Kredisiz derste veya stajda başarılı.</p>

<p>e) K: Kalır. Kredisiz derste veya stajda başarısız.”</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Üniversite birimlerine yapılacak yatay ve dikey geçişler ile Üniversitenin birimlerinin bölüm veya programları arasındaki geçişler, çift ana dal ve yan dal eğitimi, 24/4/2010 tarihli ve 27561 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik esaslarına göre Senato tarafından belirlenir. Yatay ve dikey geçiş ile gelen öğrencilerin intibakları ilgili yönetim kurulu kararı ile sonuçlandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Geçiş hükmü</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 2- (1) İkinci öğretim programlarına kayıtlı olan öğrencilerin tamamı mezun oluncaya kadar geçerli olmak üzere birinci öğretim öğrencileri ikinci öğretimden, ikinci öğretim öğrencileri birinci öğretimden ders alamazlar. Öğrenci sayısı nedeniyle sınıf teşkil edilemediği için birinci ve ikinci öğretim derslerinin birleştirilmesiyle yapılan dersleri alan öğrenciler için, lisans ve mühendislik tamamlama öğrencileri, diploma denklik öğrencileri ve çift ana dal/yan dal öğrencileri için bu kural uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> Bu Yönetmeliğin;</p>

<p>a) 5 inci maddesiyle değiştirilen 11 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi, 8 inci maddesiyle değiştirilen 15 inci maddenin ikinci, üçüncü ve yedinci fıkraları 2026-2027 eğitim-öğretim yılı başında,</p>

<p>b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> Bu Yönetmelik hükümlerini Konya Teknik Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/konya-teknik-universitesi-onlisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="64462"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yaz Kızımdan Yapay Zekâya: Hâkimin Yanında mı, Yerine mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yaz-kizimdan-yapay-zekaya-hakimin-yaninda-mi-yerine-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yaz-kizimdan-yapay-zekaya-hakimin-yaninda-mi-yerine-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mahkeme salonlarının hafızasında yer eden bazı ifadeler vardır. Bunlardan biri de hiç kuşkusuz hâkimin zabıt kâtibine dönerek söylediği “Yaz kızım…” sözüdür. Bu ifade, yalnızca bir hitap biçimi değil; yargılamanın işleyişini anlatan sembolik bir anlatımdı. Hâkim kararını oluşturur, ara kararlarını açıklar; zabıt kâtibi ise bu iradeyi tutanağa geçirirdi. Karar veren hâkimdi, yazıya döken ise yardımcı konumundaydı.</p>

<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu geleneksel tablo da değişmeye başladı. Bilgisayarların yaygınlaşması, dijital kayıt sistemlerinin kullanılmaya başlanması ve elektronik dosya uygulamalarıyla birlikte yargılama süreçlerinde önemli dönüşümler yaşandı. Bazı uygulamalarda karar metinlerinin duruşmadan önce büyük ölçüde hazırlanmış olması, kamuoyunda “Tak kızım” şeklinde sembolleştirilen bir algının oluşmasına neden olmuştur. Bu durum, tarafların duruşmada ileri sürdükleri son açıklamaların ve savunmaların ne ölçüde dikkate alındığı konusunda tartışmaları da beraberinde getirmiştir.</p>

<p>Bugün ise yargı, bundan çok daha büyük bir dönüşümün eşiğindedir.</p>

<p>Artık mesele ne zabıt kâtibidir ne de dijital karar metinleri.</p>

<p>Yeni yardımcı, yapay zekâdır.</p>

<p>Yapay zekâ sistemleri; saniyeler içinde binlerce sayfalık dosyayı inceleyebilmekte, milyonlarca emsal kararı karşılaştırabilmekte, mevzuatı analiz edebilmekte, uyuşmazlıkları sınıflandırabilmekte ve gerekçeli karar taslakları hazırlayabilmektedir. Dosyaların ön incelemesinden içtihat eğilimlerinin belirlenmesine kadar birçok alanda önemli katkılar sunabilecek bu teknoloji, yargının geleceğinde kaçınılmaz olarak yerini alacaktır.</p>

<p>Kuşkusuz yapay zekânın yargıya sağlayacağı imkânlar büyüktür. Artan iş yükünün azaltılması, benzer uyuşmazlıklarda uygulama birliğinin güçlendirilmesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması bakımından önemli fırsatlar bulunmaktadır.</p>

<p>Ancak hukuk açısından asıl mesele teknolojinin varlığı değil, sınırıdır.</p>

<p>Çünkü hukukta araç ile karar verici birbirinden ayrıdır.</p>

<p>Kalem nasıl hâkimin yerine karar veremezse, bilgisayar da hüküm kuramaz. Aynı şekilde yapay zekâ da ne kadar gelişmiş olursa olsun, yargısal kararın sahibi ve sorumlusu hâkim olmak zorundadır.</p>

<p>Tam da bu noktada şu soru önem kazanmaktadır:</p>

<p>Yapay zekâ gerçekten hâkimin yardımcısı mı olacaktır, yoksa zaman içinde fark edilmeden hâkimin yerine düşünmeye başlayan görünmez bir karar vericiye mi dönüşecektir?</p>

<p>Bu soru, yalnızca geleceğe ilişkin teorik bir tartışma değildir. Hukuk uygulamasında yardımcı unsurların zaman zaman karar sürecinde belirleyici bir etkiye sahip olabildiği örnekler bulunmaktadır.</p>

<p>Bilirkişi raporları bunun en somut örneklerinden biridir. Bilirkişi, hukukumuzda teknik bilgi sunan yardımcı bir kişidir; karar veren kişi değildir. Ancak uygulamada bazı dosyalarda bilirkişi raporlarının yeterince eleştirel değerlendirmeye tabi tutulmadan hükme esas alındığı yönündeki eleştiriler bilinmektedir.</p>

<p>Eğer teknik bir konuda görüş sunan bilirkişi raporları zaman zaman karar üzerinde etkili olabiliyorsa, çok daha geniş veri analiz kapasitesine sahip yapay zekâ sistemlerinin etkisinin daha dikkatli yönetilmesi gerektiği açıktır.</p>

<p>Buradaki temel risk, yapay zekânın doğrudan karar vermesi değildir. Asıl risk, hâkimin yapay zekânın ortaya koyduğu sonucu yeterince sorgulamadan kendi kanaati hâline getirmesidir. Böyle bir durumda karar görünüşte hâkime ait olacak, ancak kararın düşünsel temeli algoritmik öneriler tarafından şekillendirilecektir.</p>

<p>Oysa hukukta karar vermek yalnızca bilgiye ulaşmak değildir. Karar vermek; tarafları dinlemeyi, delilleri değerlendirmeyi, olayın bütününü kavramayı, insan davranışlarını anlamayı ve hukuki kuralları adalet duygusuyla birlikte yorumlamayı gerektirir.</p>

<p>Vicdani kanaat, yalnızca delillerin değerlendirilmesi değil; hâkimin hukuka, adalete ve insan onuruna dayalı bağımsız muhakemesidir. Bu yönüyle vicdani kanaat, hiçbir algoritmanın bütünüyle ikame edemeyeceği insanî ve hukuki bir süreçtir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle yapay zekânın yargıya dâhil olması, hâkimin sorumluluğunu azaltmaz; aksine artırır. Hâkim, yapay zekânın sunduğu analizleri sorgulamadan benimseyen bir onay makamı değil; bu verileri hukukun temel ilkeleri, dosyadaki deliller ve kendi vicdani kanaati ışığında değerlendiren bağımsız karar verici olmalıdır.</p>

<p>Anayasa’nın güvence altına aldığı hâkim bağımsızlığı ve vicdani kanaat ilkesi de bunu zorunlu kılar. Çünkü kararın hukuki sorumluluğunu taşıyan, gerekçesini oluşturan ve hesabını veren yapay zekâ değil, hâkimdir.</p>

<p>Bu sebeple yapay zekâ, yargının alternatifi değil; güçlü bir yardımcısı olmalıdır. Araştırabilir, analiz edebilir, tasnif yapabilir ve öneriler sunabilir. Ancak hüküm kuramaz.</p>

<p>Çünkü yargıda yapay zekânın sınırı, hâkimin vicdani kanaatinin başladığı yerde biter.</p>

<p>Dün mahkeme salonlarında “Yaz kızım…” deniliyordu.</p>

<p>Sonra teknoloji gelişti; “Tak kızım…” dönemi başladı.</p>

<p>Bugün ise yapay zekâ, yargının en güçlü yardımcılarından biri olmaya hazırlanmaktadır.</p>

<p>Yarın tartışılacak asıl mesele, teknolojinin ne kadar geliştiği değil; son sözün kime ait olduğudur.</p>

<p>Yapay zekâ yargının hafızası olabilir; ancak vicdanı olamaz.</p>

<p>Adaletin geleceğini belirleyecek olan teknoloji değil; hukuka bağlı, bağımsız ve tarafsız hâkimin vicdani kanaatidir.</p>

<p>Çünkü hukuk devletinde son söz daima insana ait olmalıdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN"><img alt="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/12/seyithan-deliduman.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN">Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yaz-kizimdan-yapay-zekaya-hakimin-yaninda-mi-yerine-mi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/yapay-zeka-hakim.jpg" type="image/jpeg" length="88620"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukat Erhan Albayrak vefat etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukat-erhan-albayrak-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukat-erhan-albayrak-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Barosu üyesi Avukat Erhan Albayrak (13502) vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Ankara Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BAROMUZ ÜYESİ AV. ERHAN ALBAYRAK (13502) VEFAT ETMİŞTİR</strong></p>

<p>20.05.1998 tarihinde avukatlık mesleğine başlayan Baromuz üyesi Av. Erhan ALBAYRAK (13502) vefat etmiştir.</p>

<p>Cenazesi, 10.07.2026 Cuma günü Haymana Merkez Camii’nde kılınacak cuma namazının ardından defnedilecektir.</p>

<p>Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve Baromuz üyelerine başsağlığı dileriz.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/erhan-albayrak.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukat-erhan-albayrak-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 18:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/erhan-albayrak-1.jpg" type="image/jpeg" length="57029"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CAATSA Örneği ve Uluslararası Hukukta Yaptırım Konusu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/caatsa-ornegi-ve-uluslararasi-hukukta-yaptirim-konusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/caatsa-ornegi-ve-uluslararasi-hukukta-yaptirim-konusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Uluslararası hukukta devletlerin yaptırım uygulama yetkisi, modern dönemde dış politikanın en etkili araçlarından biri hâline gelmiştir. Özellikle ekonomik anlamda ve askeri anlamda güçlü olan devletler bunu bir nevi silah olarak kullanmakta ve ekonomik ve siyasi kırılganlığı fazla olan devletler üzerinde çok ciddi şekilde uygulamaya çalışmaktadırlar. Devletler artık yalnızca askeri güçle değil; ekonomik ambargo, mal varlığı dondurma, ihracat yasağı, finansal sistemden çıkarma, vize yasağı ve ikincil yaptırımlar gibi yöntemlerle diğer devletleri veya kişi ve kurumları baskı altına almaktadır. Bu sayede de bu devletler bir nevi birbirlerini dize getirmeye çalışmaktadırlar. Şu anda gündemde en meşhur olan ve herkesin konuştuğu CAATSA yaptırımları da ülkemizde düzenlenen NATO zirvesinde ki en önemli konulardan birisi olmuştur.</p>

<p>Ancak burada temel soru şudur: Bir devlet, başka bir devlete veya onun vatandaşlarına hangi hukuki dayanakla yaptırım uygular? Bu yaptırımlar uluslararası hukuka göre meşru mudur, yoksa güçlü devletlerin kendi iç hukukunu dünya çapında uygulama çabası mıdır? Yada ortaçağ da ki düzen dünyaya yeniden geri mi getirilmek istenmektedir , yani güçlü olanın sözünün geçtiği güçsüz olanın ezildiği yada sömürüldüğü bir düzen mi sağlanmaya çalışılmaktadır.</p>

<p>Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle yaptırımları ikiye ayırmak gerekir: Birincisi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulanan kolektif yaptırımlar, ikincisi ise devletlerin kendi iç hukuklarına dayanarak uyguladığı tek taraflı yaptırımlardır. CAATSA yaptırımları ikinci gruba, yani ABD’nin kendi iç hukukuna dayanan tek taraflı yaptırımlar kategorisine girer.</p>

<p><strong>1. Uluslararası Hukukta Yaptırım Kavramı</strong></p>

<p>Uluslararası hukukta yaptırım, bir devletin veya uluslararası örgütün, hukuka aykırı veya uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden bir davranışı değiştirmek amacıyla uyguladığı baskı aracıdır. Bu baskı aracı çoğu zaman dünya siyasetinde karışıklıkların çıktığı dönemlerde daha çok ortaya çıkmakta ve savaşların veya çatışmaların olduğu dönemlerde daha fazla gündeme gelmektedir. Ama şu anki değişen ve gelişen dünya düzeninde çatışma ortamı olmasa bile yaptırım kavramları gündeme gelmekte ve güçlü devletler bunu bir silah olarak kullanmaktadırlar. Burada en önemli etkilerden birisi de bu devletlerin yapmış olduğu lobi çalışmaları sonucu ortaya çıkmaktadır. Lobisi güçlü olanın sözünün geçtiği bir dönemdeyiz de diyebiliriz aslında. Bu baskı askeri olmak zorunda değildir. Hatta günümüzde yaptırımların büyük çoğunluğu ekonomik ve finansal niteliktedir.</p>

<p>Yaptırımların başlıca türleri şunlardır:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Ekonomik ambargo</li>
 <li>Mal varlığının dondurulması</li>
 <li>Bankacılık ve finans sistemine erişimin engellenmesi</li>
 <li>İhracat ve ithalat yasakları</li>
 <li>Savunma sanayii ambargoları</li>
 <li>Vize ve seyahat yasakları</li>
 <li>Belirli şirket ve kişilerin yaptırım listesine alınması</li>
 <li>İkincil yaptırımlar</li>
</ul>

<p>Özellikle ABD yaptırımları bakımından en etkili araçlardan biri, dolar sistemine ve Amerikan finans piyasalarına erişimin engellenmesidir. Çünkü uluslararası ticaretin önemli bir kısmı dolar üzerinden yürümektedir. Bu nedenle ABD’nin tek taraflı yaptırımları, yalnızca ABD vatandaşlarını değil, çoğu zaman üçüncü ülkelerdeki şirketleri de fiilen etkilemektedir. Amerika Birleşik Devletleri elindeki dolar silahını çok etkili şekilde kullanmakta ve ekonomik anlamda özellikle katma değeri yüksek teknolojik aletlerde ve savunma sanayi ürünlerinde dışa bağımlı olan devletleri bu silah ile çok ciddi şekilde sıkıştırmakta ve ülkelerde oluşması muhtemelen olan enflasyonun daha hızlı ve sert şekilde yükselmesini de yine bu silah ile tetiklemektedir. Buna en net örnek Trump ın ilk döneminde gördüğümüz şekilde ülkemize uygulanan yaptırımlar ve yapılan ekonomik saldırılar verilebilir.</p>

<p><strong>2. BM Güvenlik Konseyi Yaptırımları</strong></p>

<p>Uluslararası hukuk bakımından en güçlü ve tartışmasız yaptırım mekanizması Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yaptırımlarıdır. BM Şartı’nın VII. Bölümü, uluslararası barış ve güvenliğin tehdit edilmesi, barışın bozulması veya saldırı fiili hâlinde Güvenlik Konseyi’ne yaptırım uygulama yetkisi verir. BM Şartı m. 39’a göre Güvenlik Konseyi, barışa yönelik tehdit, barışın bozulması veya saldırı fiilinin varlığını belirler ve gerekli tedbirleri kararlaştırır. Bu maddeye en net ve bilinen örnek Keşmir olaylarına karşı bu maddenin devreye girmesidir.</p>

<p>BM Şartı m. 41 ise silahlı kuvvet kullanımını içermeyen tedbirleri düzenler. Bunlar ekonomik ilişkilerin kesilmesi, ulaşım ve haberleşme bağlantılarının durdurulması, diplomatik ilişkilerin askıya alınması gibi yaptırımlardır. Bu maddeyle ilgili herkesin hafızasında kalan açıklamalardan birisi olan tarafları sulhe davet etme ve çatışmasızlık ortamının sağlanmasına yönelik herkesin bildiği açıklamaların BM de görevli en üst düzey kişiler tarafından TV karşısında yapılması verilebilir. Tabi ki bugün bir ayrı tartışma konusu da bu BM kararlarının ne kadar etkili olduğu ve BM yaptırımlarının ne kadar dikkate alındığıdır. Bu yaptırımlar, BM üyesi devletler açısından bağlayıcı nitelik taşır.</p>

<p>Bu nedenle BM yaptırımları, uluslararası toplum adına alınan kolektif tedbirlerdir. Örneğin Kuzey Kore’ye yönelik BM yaptırımları, İran nükleer programına ilişkin eski yaptırım rejimleri veya bazı terör örgütlerine yönelik mal varlığı dondurma kararları bu kapsamdadır.</p>

<p><strong>3. Tek Taraflı Yaptırımlar</strong></p>

<p>BM yaptırımlarından farklı olarak tek taraflı yaptırımlar, bir devletin kendi iç hukukuna veya dış politika tercihine dayanarak başka bir devlete, şirkete veya kişiye yaptırım uygulamasıdır. Burada bu tek taraflı yaptırımların aslında yukarıda söylediğimiz yaptırımlardan çok daha etkili ve kesin sonuçlar verdiği aşikardır. Çünkü değişen ve gelişen dünyada artık sadece gücün kadar askerin kadar teknolojinden ziyade teknolojik savunma sanayi ürünlerin kadar etkili olduğun bir gerçek vardır ki artık bir çok devlet de bu gerçeği kabul etmek zorunda kalmıştır.</p>

<p>ABD, Avrupa Birliği, İngiltere, Kanada ve bazı diğer devletler bu yöntemi sıkça kullanmaktadır. Ancak özellikle ABD yaptırımları, Amerikan dolar sistemi ve küresel finans piyasaları üzerindeki etkisi nedeniyle diğer devletlerin yaptırımlarından daha güçlü sonuçlar doğurur.</p>

<p>Tek taraflı yaptırımların uluslararası hukuktaki meşruiyeti tartışmalıdır. Bir görüşe göre devletler, kendi ulusal güvenliğini, dış politikasını ve kamu düzenini korumak için kiminle ticaret yapacağını belirleme hakkına sahiptir. Bu nedenle kendi vatandaşlarına ve kendi şirketlerine yasak koyabilir.</p>

<p>Diğer görüşe göre ise bir devletin kendi iç hukukunu üçüncü ülkelerdeki kişi ve şirketlere uygulaması, devletlerin egemen eşitliği ve iç işlerine karışmama ilkesiyle çatışabilir. Özellikle ikincil yaptırımlar bu nedenle yoğun şekilde eleştirilmektedir.</p>

<p>Burada tartışmamız gereken ve önemli görülen bir konu tüm bu güçlü devletlerin yapmış olduğu bu yaptırımlara karşı her daim eşitliği ve insan haklarını savunduğunu açıklaması çelişkisidir. Zira bu devletlerin yapmış olduğu bu ambargolar doğrudan insan hayatını ve ambargo ve yaptırım uyguladıkları devletlerde yaşayan insanların hayatının her anını neredeyse etkilemektedir.</p>

<p><strong>4. Karşı Önlem Kavramı</strong></p>

<p>Uluslararası hukukta tek taraflı yaptırımlar bazen “karşı önlem” kavramıyla açıklanmaya çalışılır. Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun Devletlerin Uluslararası Haksız Fiillerinden Sorumluluğuna İlişkin Maddeleri’nde karşı önlemler düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören devlet, uluslararası hukuka aykırı fiilden sorumlu devleti yükümlülüklerine uymaya zorlamak amacıyla geçici bazı tedbirler alabilir. Ancak bu tedbirler sınırsız değildir.</p>

<p>Karşı önlemlerin temel şartları şunlardır:</p>

<p>Birincisi, ortada uluslararası hukuka aykırı bir fiil bulunmalıdır.</p>

<p>İkincisi, yaptırım uygulayan devlet bu fiilden zarar gören devlet olmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üçüncüsü, karşı önlem orantılı olmalıdır.</p>

<p>Dördüncüsü, karşı önlem geçici olmalı ve karşı tarafın hukuka uygun davranmasını sağlamayı amaçlamalıdır.</p>

<p>Beşincisi, kuvvet kullanma yasağı, temel insan hakları, diplomatik dokunulmazlıklar ve insancıl hukuk gibi emredici kurallar ihlal edilmemelidir.</p>

<p>Bu açıdan bakıldığında her tek taraflı yaptırım otomatik olarak hukuka uygun kabul edilemez. Yaptırımın amacı, kapsamı, muhatabı, orantılılığı ve uluslararası hukukla bağlantısı ayrıca değerlendirilmelidir. Ancak tüm bu maddeler ve sayılanlardan ziyade ortada bir dünya gerçeği vardır ki bu yazılı kuralların hiç birisi neredeyse uygulanmamaktadır. Devletler savaş durumunda da çatışma durumunda da meşru müdafa hakkı kapsamında karşılık vermesi gereken durumlarda dahi eğer güçlüyse orantısız şekilde bu gücü karşı devlete yönelik kullanmaktadırlar. Buna en net ve en belirgin örnek son dönemlerde yaşanan ve herkesin bildiği İsrail, İran, Amerika, Filistin, Rusya, Ukrayna gibi devletlerde gördüğümüz ve televizyonlardan canlı canlı tüm dünyanın izlediği savaş suçlarının göz göre göre işlenmesidir. Tüm bu durumlar göz göre göre yapılırken de bu şekilde süslü püslü kurallar olduğu halde hiçbir devletin buna uymaması da yine uluslararası hukukun ortadan fiilen kalktığını ve güçlü olanın gücünü sonuna kadar kullandığını bize göstermektedir.</p>

<p><strong>5. CAATSA Yaptırımları Nedir?</strong></p>

<p>CAATSA, İngilizce adıyla “Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act”, Türkçe karşılığıyla “Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası”dır. ABD’de 2017 yılında kabul edilmiş federal bir kanundur. Kanun; Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye yönelik yaptırım rejimlerini güçlendirmek amacıyla çıkarılmıştır. CAATSA 2 Ağustos 2017’de dönemin ABD Başkanı Donald Trump tarafından imzalanarak yürürlüğe girmiştir. Bu dönemde bunu yürürlüğe alan ABD , dünyada kaybettiği gücünü geri kazanmayı ve yeniden itibarını korumayı ve gücünü kaybettiği bölgelerde ki devletlere yönelik tekrardan dizginleme amacı taşımaktaydı ancak bu ne kadar başarılı oldu orası da bir ayrı tartışma konusudur.</p>

<p>CAATSA’nın en önemli yönlerinden biri, yalnızca doğrudan hedef devletleri değil, bu devletlerle belirli alanlarda önemli işlem yapan üçüncü ülke kişi ve kurumlarını da etkileyebilmesidir. Bu nedenle CAATSA, klasik yaptırım düzenlemelerinden farklı olarak “ikincil yaptırım” etkisi doğurur. Buda aslında yaptırımlar konusunda ikincil yaptırımlara maruz kalan devletlerin iç işlerine doğrudan bir müdahale niteliği taşımaktadır. Zira ABD ile dost olmayan bir devlet ile ilişkiniz iyiyse eğer ABD tarafından doğrudan yaptırıma maruz kalma tehlikesi ile karşı karşıya kaldınız demektir. Buda yine insan haklarına ve uluslararası hukuka aykırı bir durumdur.</p>

<p>Örneğin bir devlet, Rusya’nın savunma veya istihbarat sektörüyle “önemli işlem” yaparsa ABD bu devlete veya ilgili kurumlarına yaptırım uygulayabilir. Türkiye’ye yönelik S-400 meselesinde tartışılan yaptırımlar da bu çerçevede gündeme gelmiştir. Zira Türkiye yıllarca ABD den patriot hava savunma sistemlerini istemiş ama istediği şartlarda asla bu hava savunma sistemlerine sahip olamamıştır bu sebeple kendi milletinin ve devletinin güvenliği için satın alınan S-400 ler ABD nin hasmı olan Rusyadan alındığı için , ABD ambargosuna maruz kalmıştır.</p>

<p><strong>6. CAATSA’nın Hukuki Dayanağı</strong></p>

<p>CAATSA’nın doğrudan hukuki dayanağı uluslararası bir sözleşme değil, ABD iç hukukudur. Yani CAATSA, BM Güvenlik Konseyi kararıyla çıkarılmış bir yaptırım rejimi değildir. ABD Kongresi tarafından kabul edilen ve ABD Başkanı tarafından imzalanan bir federal kanundur. Yani demem o ki bir devlet kendi içinde almış olduğu kararla direkt olarak kendine düşman gördüğü devletlere yaptırım uygulamayı kendine hak görmekte ama burada kendi düşmanlarıyla ilişkilerini geliştiren devletlere de bunu göstererek ikincil yaptırım dediğimiz yaptırım türünü uygulamaktadır.</p>

<p>Bu nedenle CAATSA’nın kaynağı bakımından iki ayrı değerlendirme yapılmalıdır.</p>

<p>Birincisi, ABD iç hukuku bakımından CAATSA geçerli bir kanundur. ABD makamları, kendi vatandaşlarına, kendi şirketlerine, ABD finans sistemine erişmek isteyen yabancı kişi ve şirketlere bu kanunu uygulayabilir.</p>

<p>İkincisi, uluslararası hukuk bakımından CAATSA daha tartışmalı bir alandadır. Çünkü ABD, kendi iç hukukuna dayanarak üçüncü devletlerin egemen tercihlerini etkilemeye çalışmaktadır. Bu da doğrudan bir devletin aslında iç işlerine müdahale niteliği taşımakta ve dolaylı yoldan o devleti yönlendirmeye çalışmaktır diyebiliriz. Özellikle savunma sanayii alımlarında başka bir devletin hangi ülkeden silah sistemi alacağına dışarıdan müdahale edilmesi, egemenlik ve iç işlerine karışmama ilkesi yönünden tartışma yaratır.</p>

<p><strong>7. Devletler Neye Göre Yaptırım Uygular?</strong></p>

<p>Devletlerin yaptırım uygulama sebepleri genellikle şu başlıklarda toplanır:</p>

<p>Ulusal güvenlik gerekçesiyle yaptırım uygulanabilir. Bir devlet, başka bir devletin askeri kapasitesini, nükleer programını veya terör örgütleriyle ilişkisini kendi güvenliği için tehdit olarak görebilir. Ama bunu tehdit olarak görürken dahi elle tutulur gözle görülür hukuki delil olarak değerlendirilebilecek net kanıtlar olması lazımdır. Hayali olarak sırf bir devletin zengin doğalgaz ve petrol yatakları olması sebebiyle o devleti terör listesine almak yada o devleti nükleer silaha sahip olmakla itham etmek ne uluslararası hukuka ne de insanlığa sığar.</p>

<p>Dış politika gerekçesiyle yaptırım uygulanabilir. Bir devlet, başka bir devletin savaş, işgal, insan hakları ihlali veya seçimlere müdahale gibi davranışlarına karşı ekonomik baskı kurabilir. Bu en doğal hakkıdır ama bunda da yine net kanıtlar olması gerekmektedir.</p>

<p>İnsan hakları gerekçesiyle yaptırım uygulanabilir. Bazı yaptırım rejimleri, ağır insan hakları ihlallerine karışan kişi ve kurumların mal varlığının dondurulmasına dayanır. Bu en çok uygulanmaya çalışılan yaptırımlardan birisidir ve bunda dahi usulsüzlükler görülmektedir.</p>

<p>Terörle mücadele gerekçesiyle yaptırım uygulanabilir. Terör örgütleriyle bağlantılı kişi, kurum veya finansal ağlara yaptırım uygulanması bu kapsamdadır. Ama terör bağlantılı kişilerin daha sonra hedef devlete karşı kullanılması amacıyla kendi ülkelerinde sığınma barınma yaşama artık adına ne derseniz hak verilmesi hukuka aykırıdır.</p>

<p>Nükleer silahların yayılmasını önleme gerekçesiyle yaptırım uygulanabilir. İran ve Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımların önemli bir kısmı bu gerekçeye dayanır. Ama burada dahi nükleer silaha sahip olan devletlerin başka devletlerde nükleer silah istememe iki yüzlülüğü yine karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>CAATSA özelinde ise ABD, Rusya’nın savunma ve istihbarat sektörleriyle yapılan önemli işlemleri kendi ulusal güvenliği ve dış politika çıkarları bakımından tehdit olarak değerlendirmiştir.</p>

<p><strong>8. CAATSA ve Türkiye Örneği</strong></p>

<p>Türkiye bakımından CAATSA tartışması özellikle Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sistemi nedeniyle gündeme gelmiştir. ABD, Rus savunma sanayii ile yapılan bu alımı CAATSA kapsamında değerlendirmiştir. Bu olay, CAATSA’nın yalnızca Rusya’ya değil, Rusya ile savunma alanında işlem yapan üçüncü ülkelere de uygulanabileceğini göstermiştir. Garip olan şudur ki ABD ve Rusya arasında ki ticaret hacmi Trump döneminde hep artmıştır . Burada bu işin iç siyasette oy toplamak için yapılmış bir hamle olup olmayacağı tartışması da yine ayrı şekilde gündeme gelmektedir.</p>

<p>Burada uluslararası hukuk açısından temel tartışma şudur: Türkiye egemen bir devlet olarak savunma ihtiyacını hangi ülkeden karşılayacağına kendisi karar verebilir mi? Evet, devlet egemenliği ilkesi gereği bu karar Türkiye’ye aittir. Ancak ABD de kendi iç hukuku ve ulusal güvenlik politikası gereği, Rus savunma sektörüyle işlem yapan kişi veya kurumları kendi finansal ve ticari sisteminden dışlayabileceğini ileri sürmektedir. Hukuka aykırı olan budur. Kendi iç ilişkilerin yüzünden istemediğin sevmediğin devletlerle iyi ilişkilere sahip olan devletlere yönelik de bu yaptırımları uygulamak doğru değildir.</p>

<p>Bu nedenle mesele yalnızca hukuk meselesi değil, aynı zamanda güç ve jeopolitik meselesidir. ABD’nin finans sistemi üzerindeki etkisi, kendi iç hukukuna dayanan yaptırımları küresel ölçekte etkili hâle getirmektedir. Kırılgan ekonomiye sahip olan devletler de maalesef bu tür ikincil yaptırım dediğimiz yaptırımlardan daha çok etkilenmektedir.</p>

<p><strong>9. Tek Taraflı Yaptırımların Uluslararası Hukuk Açısından Sorunları</strong></p>

<p>Tek taraflı yaptırımların en tartışmalı yönü, egemen eşitlik ilkesidir. BM Şartı’na göre tüm devletler egemen eşittir. Bir devletin diğer devleti ekonomik baskıyla belirli bir politika değişikliğine zorlaması, bazı durumlarda iç işlerine karışmama ilkesiyle çatışabilir. Ancak burada kanuni bir boşluk da var diyebiliriz çünkü bu sözleşmelerin yazıldığı yapıldığı dönemlerde ki dünyanın içinde bulunduğu ekonomik koşullar ve ortam ve tabiki teknoloji seviyesiyle şimdiki düzen bir değildir. Buda bir nevi şu anda ekonomisi güçlü olan devletlerin bunu bir silah olarak kullanmasına sebep olmaktadır.</p>

<p>Uluslararası Adalet Divanı’nın Nikaragua kararında da iç işlerine karışmama ilkesi, devletlerin siyasal, ekonomik ve sosyal sistemlerini serbestçe belirleme hakkıyla bağlantılı olarak ele alınmıştır. Zorlama niteliğindeki müdahaleler bu ilke bakımından sorun yaratabilir.</p>

<p>İkinci sorun, ülke dışı uygulamadır. ABD yaptırımlarında sıkça görüldüğü üzere, ABD kendi iç hukukunu üçüncü ülke şirketlerine de fiilen uygulayabilmektedir. Bir Avrupa, Türk veya Asya şirketi ABD ile hiçbir doğrudan işlem yapmasa bile dolar sistemiyle bağlantısı varsa yaptırım riskiyle karşılaşabilir. Aslında burada dünya ticareti dolar üzerinden döndüğü için ülkelerde ki tüm şirketler de dolaylı yoldan bu durumdan ve oluşan enflasyondan etkilenmekte ve ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar.</p>

<p>Üçüncü sorun, orantılılık meselesidir. Yaptırımın hedefi ile sonucu arasında makul bir denge bulunmalıdır. Aksi hâlde yaptırım, hukuki tedbir olmaktan çıkıp ekonomik cezalandırmaya dönüşebilir. Bu da ilgili ülkede insanların yaşamlarını dahi doğrudan etkilediği için orantılılık ilkesini aşmaktadır ve orantısız bir yaptırıma dönüşmektedir.</p>

<p>Dördüncü sorun, insani etkidir. Özellikle geniş ekonomik ambargolar, hedef devletin yönetiminden çok sıradan halkı etkileyebilir. Bu nedenle modern yaptırım rejimleri artık daha çok “akıllı yaptırım” veya “hedefli yaptırım” modeline yönelmiştir.</p>

<p><strong>10. CAATSA Hukuka Uygun mudur?</strong></p>

<p>CAATSA’nın hukuka uygunluğu konusunda kesin ve tek cümlelik bir cevap vermek zordur.</p>

<p>ABD iç hukuku bakımından CAATSA, Kongre tarafından kabul edilmiş bağlayıcı bir federal kanundur. ABD makamları açısından uygulanabilir niteliktedir.</p>

<p>Uluslararası hukuk bakımından ise CAATSA’nın meşruiyeti tartışmalıdır. Benim şahsi fikrim uluslararası hukuka kesinlikle uygun değildir. Özellikle ikincil yaptırımlar konusu kesinlikle uluslararası hukuka uygun değildir. Eğer CAATSA, ABD’nin kendi vatandaşlarına ve şirketlerine “şu kişi veya kurumlarla işlem yapmayacaksın” demesiyle sınırlıysa, bu devletin kendi ekonomik düzenini belirleme yetkisi kapsamında görülebilir. Hukuka uygun olur.</p>

<p>Ancak CAATSA, üçüncü devletleri kendi savunma, enerji veya dış politika tercihlerinden vazgeçmeye zorlayacak şekilde uygulanırsa, egemenlik ve iç işlerine karışmama ilkesi açısından tartışmalı hale gelir ve bu da hukuka uygun değildir. Özellikle ikincil yaptırımlar, uluslararası hukuk literatüründe en çok eleştirilen alanlardan biridir ve bu konuda bana göre de kesinlikle uluslararası hukuka uygun değildir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Uluslararası hukukta yaptırımlar, devletlerin ve uluslararası örgütlerin barış, güvenlik, insan hakları ve dış politika hedefleri doğrultusunda kullandığı önemli araçlardır. Ancak yaptırımların hukuki niteliği, onları kimin uyguladığına göre değişir.</p>

<p><strong>Av. Melihresül ŞENOĞLU</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/caatsa-ornegi-ve-uluslararasi-hukukta-yaptirim-konusu</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 18:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/caatsa-yaptirim.jpg" type="image/jpeg" length="11639"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUTUKLAMAYA DÖNÜK YAKALAMA EMRİ YASAL MI?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tutuklamaya-donuk-yakalama-emri-yasal-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tutuklamaya-donuk-yakalama-emri-yasal-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yakalama tedbiri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 90. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede; herkes tarafından geçici olarak yakalamanın yapılabileceği haller ile bunun dışında kalan yakalama sebepleri ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler düzenlenmiştir.</p>

<p>CMK m.91’de düzenlenen gözaltı tedbiri, prensip olarak ilgili Cumhuriyet başsavcılığının vereceği kararla mümkündür. Şartları CMK m.91/4’de sayılan toplu suçlarda, Cumhuriyet savcısı kararı olmaksızın istisnai olarak kolluk tarafından gözaltı tedbirine başvurulabileceği görülmektedir.</p>

<p>CMK m.94’de yakalanan kişinin hakime veya mahkemeye götürülmesi usulü ve m.98’de de yakalama emri ve nedenleri düzenlenmiştir. Toplam dört fıkradan oluşan CMK m.98’in ilk üç fıkrasında, yakalama emrinin düzenlenmesine ilişkin şartların yer aldığı görülmektedir.</p>

<p><strong>Ayrıca; </strong>CMK m.100 ila m.108’de düzenlenen tutuklama tedbirine ilişkin hiçbir hükümde gıyabi, yani yoklukta tutuklama veya tutuklamaya dönük yakalama kararı verilebileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır.</p>

<p>5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Yakalama emri” başlıklı 19. maddesinde; kasten işlenen suçlarda 3 yıl, taksirle işlenen suçlarda ise 5 yıldan fazla hapis cezası infazı olan suçlarda hükümlü hakkında doğrudan yakalama emrinin çıkarılacağı belirtilmiştir.</p>

<p><strong>Görüleceği üzere;</strong> yukarıda yer verdiğimiz hiçbir hükümde gıyabi tevkif/yoklukta tutuklama veya tutuklamaya dönük yakalama emri anlamına gelebilecek bir düzenlemeye yer verilmediği, ancak bunlardan CMK m.98/1’in 2. cümlesinde yer alan <i>“Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.” </i>hükmü ile Ceza İnfaz Kanunu m.19/2’nin, yani hapis cezasının infazı için yakalama emrinin tutuklamaya dönük yakalama emri olarak düşünülebileceği, bunlardan tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde çıkarılabilecek yakalama kararı üzerine yakalanan şüphelinin otomatik olarak tutuklanmayacağı, yakalama emrine rağmen ek sorgusu yapılmak ve savunması alınmak suretiyle serbest bırakılabileceği veya adli kontrol tedbirine tabi tutulabileceği,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnfaz Kanunu m.19/2’den kaynaklanan infaz için yakalamada ise, hapis cezasına mahkumiyetin infazı nedeniyle hükümlünün cezaevine koyulması için yakalama emrinin infaz edileceği, artık bunun bir tutukluluk sayılamayacağı, kesinleşmiş hapis cezası mahkumiyetinin infazı için Cumhuriyet savcısı tarafından çıkarılan yakalama emrinin, gerek yakalama emrini veren hakim veya mahkeme olmadığından ve gerekse hükümlünün cezasının infazı amacıyla yakalama emri çıkarıldığından, infaz için yakalamanın yoklukta tutuklama veya tutuklamaya dönük yakalama olarak nitelendirilemeyeceği,</p>

<p>Sonucuna varılmalıdır.</p>

<p><strong>Ceza Muhakemesi Kanunu’nda “gıyabi tevkif/yoklukta tutuklama” usulü kabul edilmemiştir.</strong> Kanun koyucu; tutuklama konusunda ihsas-ı reye sebep olabilecek, bu konuda ön yargı içeren, sorgusu yapılmadan ve savunması alınmadan, yokluğunda şüphelinin veya sanığın tutuklanmasına veya tutuklanması amacıyla yakalanmasına, yakalandığında da gıyabi tevkifin vicahiye çevrilip şüpheli veya sanığın özgürlüğünden alıkoyulmasına izin vermemiştir.</p>

<p><strong>Uygulamada;</strong> gıyabi tevkifin, yani yoklukta tutuklamanın gerekli olduğu, şüphelinin veya sanığın yakalanmadan da dosya içeriğine ve delillere göre tutuklanması gerektiği, tutuklamanın oluşan şartları bakımından ayrıca sorgunun yapılıp savunmanın alınmasına gerek olmadığı, kaldı ki şüphelinin veya sanığın hakimin veya mahkemenin gıyabi tevkif kararı ile yakalanmasından hemen sonra vicahiye çevirmesi sırasında da sorgusunun yapılıp savunması alınacağından ve oluşan yeni şartlara göre gıyabi tutukluluğa son verilmesi mümkün olduğu düşüncesinden hareketle, CMK m.98/1’in 2. cümlesinin “tutuklama amaçlı yakalama” olarak adlandırılıp tatbik edildiği görülmektedir.</p>

<p><strong>Ancak tutuklama amaçlı veya tutuklamaya dönük yakalama emri çıkarılmasının doğru olmadığını, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile çeliştiğini,</strong> en önemlisi de mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu m.106/1 ve m.108/1 hükümlerine yeni Kanunda yer verilmediğini, bunun yerine CMK m.101’in kabul edildiğini, ayrıca CMK m.98/1’in ikinci cümlesinin “otomatik tutuklama”, “tutuklama amaçlı yakalama”, “yoklukta tutuklama”, veya “tutuklama yerine yakalama” olarak anlaşılmaya elverişli olmadığını, bir an için bu anlayışa uygun olduğu düşünülse bile, konuyu özel olarak düzenleyen CMK m.101’in 2 ila 4. fıkralarının yoklukta ve sorgusuz tutuklamayı yasakladığını belirtmek isteriz. Yasada değişikliğe gidilmeden, yoklukta tutuklamanın kabulü suretiyle hareket edilmesi mümkün değildir.</p>

<p><strong>Bu nedenle;</strong> Kanunda yer almayan gıyabi tevkifin, “Yakalama ve Gözaltı” başlığı altında yer alan CMK m.98’in kişi hürriyeti ve güvenliği aleyhine yorumla genişletilip, soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüphelinin veya tutuklama talebinin reddi kararına itiraz eden Cumhuriyet savcısının yaptığı bu itiraz üzerinde itiraz mercii tarafından çıkarılan yakalama kararı ile kovuşturma aşamasında yerel mahkemenin CMK m.100/1’i esas alıp, CMK m.199 uyarınca mahkumiyet kararı ile verdiği yakalama kararının “tutuklama amaçlı yakalama” olarak değerlendirilip, bu kararla yakalanan şüpheli veya sanığın sorgusu yapılıp savunması alınmadan veya bunlar yapılsa bile tutukluluk için gerekli şartların varlığı ayrıntılı değerlendirilip kararda gösterilmeden, CMK m.94’ü de kullanarak doğrudan tutuklama kararı verilmesi, yani çıkarılan yakalama kararının şüpheli veya sanığa okunmak suretiyle tutukluluğunun tatbiki de isabetli değildir.</p>

<p><strong>Uygulamada ise; </strong>yakalama tedbirinin ifadeye ve tutuklamaya dönük yakalama olarak ikiye ayrıldığı, ifadeye dönük yakalamanın CMK m.94 ve tutuklamaya dönük yakalamanın da m.98/1 kapsamında değerlendirildiği, esasen m.94’ün yakalanan kişinin hakime veya mahkemeye götürülmesi usulünü düzenlediği, ifadeye ve tutuklamaya dönük yakalama ayırımının, kanun koyucunun yoklukta tutuklama tedbirini düzenlememesinden kaynaklanan fiili bir durum olduğu,</p>

<p>Sanığın tutuklanması ve tutuklama müzekkeresinin şekli konulu mülga CMUK m.106/1’in ikinci cümlesinde öngörülen <i>“Sanık hazır değilse talebe ilişkin karar, yokluğunda ve evrak üzerinde verilir.” </i>hükmü ile mülga CMUK m.108’e benzer bir düzenlemenin yürürlükte olan Ceza Muhakemesi Kanunu’nda bulunmadığı, kasten insan öldürme, nitelikli yağma, cinsel saldırı veya cinsel istismar gibi suçlar ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen diğer <i>ağır </i>nitelikli suçlardan dolayı çıkarılan yakalama emirlerinin ciddiyetini göstermek ve yakalama emri üzerine yakalanan şüphelinin ifadesi alınıp serbest bırakılmaması amacıyla yakalama talepleri ile müzekkerelerinin üzerlerine “tutuklamaya dönük yakalama” ibaresinin yazıldığı,</p>

<p>Esasen; CMK m.90 uyarınca suçüstü hali başta olmak üzere bu maddede gösterilen haller ile CMK m.98’de sayılan sebeplerle sınırlı uygulanabilecek yakalama tedbirinde ve çıkarılacak yakalama emrinde bu maddelerde sayılan kurallara uyulmadığı, ortada suçüstü hali olmadan veya soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeme veya çağrı yapılamama gibi bir sebep de bulunmadan şüpheli hakkında doğrudan yakalama emrinin çıkarıldığının görüldüğü, bilhassa örgütlü suçlarda ortada örgütün faaliyeti kapsamında işlenen, yani suçüstü kapsamına giren bir suç olmaksızın örgüt suçu mütemadi/neticesi devam eden suçlardan denilerek, şüpheliler hakkında doğrudan yakalama emirlerinin düzenlendiği, bunun sebebinin de örgüt üyesi olduğu iddia edilen şüphelilerin kaçmalarının, delil karartmalarının ve birbirlerini uyarmalarının önüne geçilmesi olarak gösterildiği,</p>

<p>Anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>Sonuç olarak;</strong> Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutuklamaya dönük yakalama emrinin düzenlenmediği, bu usulün uygulamada geliştiği, ifadeye ve tutuklamaya dönük yakalama emirleri olarak ikili bir ayırımın yapıldığı, ihlal ettiği hukuki yararlar ve cezaların ağırlığı olan suçlar ile suç örgütü kurma suçunda tutuklamaya dönük yakalama emirlerinin düzenlendiği, hatta “Gözaltı” başlıklı CMK m.91/1’de <i>“Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir.” </i>dediği halde, çıkarılan yakalama emri sonrasında Cumhuriyet savcısı tarafından daha şüphelinin yakalanması beklenmeden gözaltı kararının da verilebildiği, tüm bu uygulamaların yasal dayanaktan yoksun olup, “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13’ün ihlal etmek suretiyle Anayasa m.17’nin güvencesi altında olan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının özünü zedelediği, ya uygulamanın Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen hükümlere göre hareket etmesi veya mülga CMUK m.106’da ve m.108’de yer alan hükümlere benzer bir düzenlemeye gidilmesi, yani kanun koyucu tarafından ifadeye ve tutuklamaya dönük yakalama emirlerinin özel olarak tanımlanmasının isabetli olacağı görülmektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN"><img alt="Prof. Dr. Ersan ŞEN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_1778u8tYyuYY1Yu77.81y0yuuoUY81ouuuai5yu2uu7uYYuouuuauY9u79uuuaYYuyY_1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN">Prof. Dr. Ersan ŞEN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tutuklamaya-donuk-yakalama-emri-yasal-mi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 18:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/hakim-teraziaffa.jpg" type="image/jpeg" length="90039"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="80532"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="70912"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="85173"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88263"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="41066"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="65190"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="78050"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="19554"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17845"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="12937"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="44818"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="85168"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="84138"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="50245"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="21936"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="17061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="15000"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="73637"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="10720"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="67139"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
