<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 02 Jul 2026 22:52:07 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Elbistan Kadastro Mahkemesi 'sıfır dosya' hedefine ulaştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/elbistan-kadastro-mahkemesi-sifir-dosya-hedefine-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/elbistan-kadastro-mahkemesi-sifir-dosya-hedefine-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 1. Daire Başkanı Turan Kuloğlu, Elbistan Kadastro Mahkemesinin, "Sıfır Kadastro Dosyası" hedefine ulaşarak önemli bir başarıya daha imza attığını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Kuloğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı;</i></p>

<p><strong>BEKLEYEN DOSYA KALMADI</strong></p>

<p>"1973 yılında açılan ve 53 yıldır devam eden son kadastro uyuşmazlığının da karara bağlanmasıyla birlikte mahkemede bekleyen kadastro dosyası kalmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sonuç; Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğümüzün koordinasyonunda yürütülen çalışmaların, Hâkimler ve Savcılar Kurulumuzun yargının yönetimi ve organizasyonunu güçlendirmeye yönelik uygulamalarının ve en önemlisi hâkimlerimizin, Cumhuriyet savcılarımızın, yazı işleri personelimizin ve adalet teşkilatımızın özverili emeğinin ortak ürünüdür.</p>

<p>Uzun yıllardır çözülemeyen uyuşmazlıkların karara bağlanması; sadece dosyaların kapanması değil, vatandaşlarımızın Anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkına kavuşması ve adalete olan güvenin güçlenmesi anlamına gelmektedir.</p>

<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulumuzun yargının yönetimi ve organizasyonunu güçlendiren yaklaşımı doğrultusunda, gecikmeye neden olan süreçleri yerinde tespit eden, çözüm odaklı ve sürdürülebilir uygulamalarla daha etkin, verimli ve öngörülebilir bir adalet sistemi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.</p>

<p><strong>ÖZVERİLİ ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ</strong></p>

<p>Bu başarıda, Elbistan Kadastro Mahkemesi Hâkimimizin kararlı ve özverili çalışmasının önemli bir payı bulunmaktadır. Aynı zamanda Cumhuriyet başsavcılığımızı, Cumhuriyet savcılarımızı, yazı işleri müdürlerimizi, zabıt kâtiplerimizi, mübaşirlerimizi ve adalet teşkilatımızın tüm mensuplarını emekleri ve fedakârlıkları dolayısıyla gönülden tebrik ediyor, her birine teşekkür ediyorum. Adalet, ancak ortak emekle güç kazanır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/elbistan-kadastro-mahkemesi-sifir-dosya-hedefine-ulasti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 18:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/elbistan-adliye.jpg" type="image/jpeg" length="16800"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GÜMRÜK KANUNUNDA YETKİ KAVRAMINA İLİŞKİN USULİ EKSİKLİKLER]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gumruk-kanununda-yetki-kavramina-iliskin-usuli-eksiklikler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gumruk-kanununda-yetki-kavramina-iliskin-usuli-eksiklikler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Genel olarak usul hukukunda bir uyuşmazlığa hangi yargı düzeninde hangi mahkemenin bakacağı (hukuk/ceza mahkemeleri mi yoksa idare mahkemeleri mi ya da vergi mahkemeleri mi) “görev”; hangi coğrafi bölgedeki (yerdeki) mahkemenin bakacağı ise “yetki” kavramları ile ilişkilidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun (İYUK) 32 nci maddesinde<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> genel yetki kuralları belirlenmiştir. Bu maddeye göre yetkili idare mahkemesinin İYUK ya da diğer Kanunlarda belirtilmediği hallerde yetkili mahkeme, dava konusu olan idari işlemi yapan idari birimin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Ayrıca yetki kuralları kamu düzenindendir, bir diğer ifadeyle taraflar kendi aralarında anlaşma yaparak başka bir yerdeki mahkemeyi yetkili mahkeme olarak belirleyemezler.</p>

<p>Yine İYUK 37/b fıkrasına göre<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a>; Gümrük Kanunu’na göre alınması gereken vergilere ilişkin işlemlerde vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren idari birimin bulunduğu yerdeki vergi mahkemeleri yetkilidir.</p>

<p>Cahit YERCİ’nin “Gümrük Hukuku ve Davaları” isimli kitabında yer alan, idari yargılamaya konu olmuş bir örnekteki<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a> yetki kuralına ilişkin sorun bu makalenin konusunu oluşturmaktadır. Kitaptaki örnek ve Danıştay 7. Daire E.:2018/3056 K:2021/4347 sayılı ve 01/11/2021 tarihli Karar konusu olay; Kapıkule TIR Gümrük Müdürlüğü’nden ülkeye girişi yapılan eşyanın Halkalı Gümrük Müdürlüğü tarafından antrepoya alınması, daha sonra mahrece iadesi amacıyla Halkalı Gümrük Müdürlüğünce yeni bir TIR karnesi düzenlenmesi, Kapıkule TIR Gümrük Müdürlüğü tarafından da TIR karnesi konusu eşyanın araç içinde bulunmadığının tespit edilerek durumun Halkalı Gümrük Müdürlüğüne iletilmesi ve Halkalı Müdürlüğünce (Gümrük Kanunu 183 ncü maddeye istinaden) gümrük ile diğer vergilerin istenilmesi ile ilgilidir. İlk derece Mahkemesi, “<i>ithal edilen eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine giriş işlemlerini gerçekleştirerek anılan rejime tabi tutan idarenin Kapıkule TIR Gümrük Müdürlüğü olması nedeniyle söz konusu eşyayla ilgili olarak işlem tesis edilmesine anılan Müdürlüğün yetkili olduğu eşyanın serbest dolaşıma giriş rejimi işlemlerinin yapılması amacıyla sevk edildiği Halkalı Gümrük Müdürlüğünce işlem tesis edilmesinde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı</i>..” gerekçesiyle idari işlemin iptaline karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi ile Danıştay da kararlarında söz konusu ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğuna hükmedilmiştir<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a>.</p>

<p>Yazımız konusu örneğimizde, TIR Karnesi kapsamı eşyanın araçta bulunmadığını tespit eden ve Halkalı Gümrük Müdürlüğünü bilgilendiren idare Kapıkule TIR Gümrük Müdürlüğüdür. Gümrük Kanunu 183. Madde hükümleri uyarınca gümrük ile diğer vergilere dair işlemleri başlatan idare ise Halkalı Gümrük Müdürlüğüdür.</p>

<p>4458 sayılı Gümrük Kanununda yer alan tanımlara göre ülkeye girişte Kapıkule TIR Gümrük İdaresi “giriş” gümrük idaresi, eşyanın antrepo rejimine tabi tutulduğu Halkalı Gümrük Müdürlüğü ise “ithalat” gümrük idaresidir<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a>. Eşya, Halkalı tarafından gümrükçe onaylanmış rejimlerden birisi olan antrepo rejimine tabi tutulmuştur. Örneğimizdeki mahrece iade işlemlerinde ise ihracat gümrük idaresi Halkalı, çıkış Gümrük idaresi ise Kapıkule gümrük idaresidir. Olayda, kontrolleri yapan idare Kapıkule TIR, vergilere dair işlemleri başlatan idare ise Halkalı Gümrük Müdürlüğüdür.</p>

<p>Gümrük Kanunu 183 ncü maddede gümrük vergilerinden sorumluluğun doğması halinde bu vergilerin tahsil edilmesine ilişkin işlemlerin hangi yerdeki gümrük idaresince yerine getirileceği hususunda bir hüküm bulunmamaktadır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu husus Gümrük Kanununun bir eksikliğidir. Ancak yine de farklı bir açıdan bakarsak, Gümrük Kanununda hüküm bulunmamakla birlikte kısıtlama da bulunmamaktadır. Yani, Halkalı Gümrük İdaresinin vergilerin tahsiline dair işlemleri başlatmasının hukuka aykırı olduğu, bu konuda yetkisi olmadığı hususunda da bir hüküm bulunmamaktadır. İYUK 37/b de göz önüne alındığında, vergiyi tarh ve tahakkuk ettiren idarenin Halkalı olduğu anlaşılmaktadır, Kapıkule’nin eksikliğin farkına varması ve Halkalı’yı uyarması vergi tahsil işlemlerinin başlaması kapsamında değerlendirilmemelidir; Kapıkule’nin yaptığı bilgilendirme faaliyetleri hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığından idari işlem olarak nitelendirilemez. Bilakis vergilerin tahsilat işlemlerini başlatan idare Halkalı Gümrük İdaresidir. Diğer taraftan, mahrece iade işlemleri kapsamında transit rejimini başlatan idare de Halkalı Gümrük Müdürlüğüdür<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a>.</p>

<p>Diğer taraftan mahrece iade işlemleri için eşyanın Halkalıdan Kapıkule’ye varana dek transit rejimi kapsamında olacaktır. Transit rejimi işlemleri de Halkalı Gümrük Müdürlüğünde başlamıştır. İYUK 32, 37 hükümleri uyarınca da yetkili mahkemenin Halkalı Gümrük İdaresinin bulunduğu yargı çevresindeki mahkemeler olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>Görüldüğü üzere, gümrük işlemleri karmaşık bir yapıya sahiptir. Ceza/tahsil işlemleri için yetkili gümrük idarelerinin Gümrük Kanununda (bu karmaşık süreci kolaylaştıracak şekilde) detaylı belirlenmesi amacıyla düzenleme yapılması, yetki konusundaki belirsizliklerin önüne geçilmesi anlamında faydalı olacaktır. Gümrük Kanununda bu tür usule dair hükümlerin yer almamasının eksiklik olduğu görüşünü<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a> biz de isabetli buluyoruz.</p>

<p>Kısaca, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine/Bölgesinden getirilmesine/çıkartılmasına ilişkin ceza/tahsilat işlemlerinin, “ithalat”, “giriş” ya da “çıkış” veya “ihracat”<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">[8]</a> gümrük idarelerinden hangisince yerine getirileceğinin her bir rejim için bu kuralların ayrı ayrı belirtilmesiyle yargılama sürecindeki belirsizlikler ortadan kalkacak yargılama sürecinin de gereksiz uzamasının önüne geçilmiş olacaktır. Ayrıca, İYUK 32/1 hükmü de özel kanunlarda yetkili idare mahkemelerinin belirlenmesine cevaz vermektedir<a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">[9]</a>. Dolayısıyla, Gümrük Kanununda yetkili gümrük idareleri yanında hangi bölgedeki mahkemelerinin de söz konusu işlemlerde yetkili olduğu belirlenebilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-murat-tam" title="Av. Murat TAM"><img alt="Av. Murat TAM" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/02/murat-tam.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-murat-tam" title="Av. Murat TAM">Av. Murat TAM</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong><u>KAYNAKÇA</u></strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#999999">Yerci, Cahit; “Gümrük Hukuku ve Davaları”, 4. Basım, Seçkin Yayınları,2023, Ankara,</span></p>

<p><span style="color:#999999">------------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> <strong><i>İdari davalarda genel yetki: </i></strong></span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong><i>Madde 32 – </i></strong><i>1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir.</i></span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> <strong><i>Vergi uyuşmazlıklarında yetki:</i></strong><i> </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong><i>Madde 37 – </i></strong><i>Bu Kanununa göre vergi uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme: </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>a) Uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, zam ve cezaları kesen, </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>b) <strong>(Ek: 10/6/1994-4001/17 md.) </strong>Gümrük Kanunu’na göre alınması gereken vergilerle Vergi Usul Kanunu gereğince şikayet yoluyla vergi düzeltme taleplerinin reddine ilişkin işlemlerde; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>c) Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Kanunun uygulanmasında, ödeme emrini düzenleyen, </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>d) Diğer uyuşmazlıklarda dava konusu işlemi yapan, </i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>Dairenin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir.</i></span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> Yerci, Cahit; “Gümrük Hukuku ve Davaları”, 4. Basım, Seçkin Yayınları,2023, Ankara, s:81-82</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> Benzer bir kararında (2025/3468 E. , 2025/3944 K. T. 27/11/2025) Danıştay 7. Dairesi dava konusu işlemi yapan davalı idarenin Derince Gümrük Müdürlüğü olduğu, uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanunu'nun 37. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ihtilaf konusu vergiyi tahakkuk ettirmeye yetkili olan gümrük müdürlüğünün bulunduğu yerdeki idari yargı merciince çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın görüm ve çözümünde, Kocaeli Vergi Mahkemesinin yetkili mahkeme olarak belirlenmesine hükmetmiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> Gümrük Kanununa göre “İthalat gümrük idaresi” deyimi, Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşyanın risk analizine dayalı kontrolleri de dâhil olmak üzere gümrükçe onaylanmış bir işlem ve kullanıma tabi tutulmasına ilişkin işlemlerinin yerine getirildiği gümrük idaresini ifade eder.</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999"> Yerci, s.82</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999"> Yerci, s. 82</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">[8]</span></a><span style="color:#999999"> “<strong>İthalat gümrük idaresi</strong>” deyimi, Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşyanın risk analizine dayalı kontrolleri de dâhil olmak üzere gümrükçe onaylanmış bir işlem ve kullanıma tabi tutulmasına ilişkin işlemlerinin yerine getirildiği gümrük idaresini;</span></p>

<p><span style="color:#999999">“<strong>Giriş gümrük idaresi</strong>” deyimi, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine getirildiği ve risk analizine dayalı giriş kontrolüne tabi tutularak geciktirilmeksizin sevk işlemlerinin yapıldığı gümrük idaresini;</span></p>

<p><span style="color:#999999">“<strong>İhracat gümrük idaresi”</strong> deyimi, Türkiye Gümrük Bölgesini terk edecek eşyanın risk analizine dayalı kontrolleri de dâhil olmak üzere gümrükçe onaylanmış bir işlem ve kullanıma tabi tutulmasına ilişkin işlemlerinin yerine getirildiği gümrük idaresini;</span></p>

<p><span style="color:#999999">“<strong>Çıkış gümrük idaresi</strong>” deyimi, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesini terk etmeden önce sunulmasının gerekli olduğu ve çıkış işlemlerinin tamamlanması ile ilgili gümrük kontrolleri ve risk analizine dayalı kontrollere tabi tutulduğu gümrük idaresini;</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">[9]</span></a><span style="color:#999999"> Örneğin, İYUK 33/1 gereğince Kamu görevlilerinin atanması ve nakilleri ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlilerinin yeni veya eski görev yeri idare mahkemesidir. Diğer taraftan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu 37 md hükmüne göre, kamulaştırma işlemlerinden doğan tüm anlaşmazlıkların adli yargıda çözümlenmesi gerekenleri, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü ile görülür.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gumruk-kanununda-yetki-kavramina-iliskin-usuli-eksiklikler-1</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/terazi/terad1.jpg" type="image/jpeg" length="96137"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/2851 E., 2016/3143 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20152851-e-20163143-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20152851-e-20163143-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 29.02.2016 tarihli, 2015/2851 E., 2016/3143 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2015/2851 E., 2016/3143 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat<br />
Hüküm : Davanın reddi</p>

<p>Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;<br />
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;</p>

<p>Davacı vekili 14.02.2014 tarihli dilekçeleri ile müvekkili olan davacı hakkında 2009 yılında başlayan kovuşturmanın devam ettiğini ve davacının (sanığın) 5 yıldır tutuklu olarak yargılandığını uzun süren yargılama ve tutukluluk halinin yasa ve mevzuat ihlali olduğunu, tutuklamanın bir tedbir olması kuralının ihlal edildiğini, başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan tutuklama tedbirinin uzun süre devam ettiğini, maktu ve esasa etkili olmayan gerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğünü ve davacının manevi kayba uğradığı gerekçeleriyle CMK’nın 141/1-a-d maddeleri gereğince 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>Makul sürede yargılamanın yapılıp yapılmadığı ve tutukluluk süresinin uzun olduğu gerekçesi ile yasa ve mevzuat ihlali yapıldığına ilişkin iddia yönünden konuyla ilgili uluslararası ve ulusal normlar esas alınarak yapılan incelemede;</p>

<p>Konuya yürürlükteki hukuk normları açısından bakıldığında, 5271 sayılı CMK’nın 100. maddesinde tutuklama nedenleri, 101. maddesinde tutuklama kararı ile ilgili usul ve koşullar, 102. maddesinde ise, tutuklulukta geçecek azami süreler ve uzatma süreleri ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Tutuklamaya ilişkin 5271 sayılı sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin 1 inci fıkrasında;</p>

<p>"1)Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez, hükmü ile tutuklama kararındaki ölçüt belirtilmiştir. 2 nci fıkrasında ise, tutuklama nedeni olarak öngörülen temel esaslar sayılmış, 3 üncü fıkrasında da "katolog halinde sayılan bir takım suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeninin var sayılabileceği belirtilmiş, 4 üncü fıkrasında ise tutuklama yasağına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un tutuklama kararı başlıklı 101. maddesinde; "(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir. (5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir." hükmü ile kararın verilme yöntemi ile kararın gerekçesinde bulunması gereken hususlar ayrıntılı olarak belirtilmiş, tutuklulukta geçecek azami süreler ise 102. maddede (1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. (3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir" şeklinde ayrıntılı olarak düzenlenmiş, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından maddede yazılı süreler 5320 sayılı Yasanın 5739 sayılı Yasa ile değiştirilen 12. maddesi uyarınca 31.12.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aynı Kanun'un 108. maddesinde ise, "(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100’ üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.</p>

<p>(2)...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir" şeklinde tutukluluk halinin gözden geçirilmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Anılan normatif düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, genel görevli mahkemeler açısından tutuklulukta geçecek azami süreler ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde bir yıl, ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren işlerde iki yıl, uzatma süresi ise üç yıldır. Tutukluluk süresinden kural olarak iki yıllık temel süre anlaşılmalıdır. Zira uzatma süresine ayrıca "zorunlu hallerde" denilmek suretiyle ek koşul getirilmiştir. Bu nedenle de ‘uzatma süresi daha sıkı şartlara bağlanmıştır. Burada üzerinde durulması gereken husus, uzatma süresine zorunluluk bulundukça başvurulması ve temel tutukluluk süresi dolduktan sonra verilecek uzatma kararlarında gösterilecek gerekçenin ilk tutuklama kararından daha kuvvetli suç şüphesinin ve suçun işlendiği şüphesinin bulunduğunun ortaya konulması yönünden daha açıklayıcı nedenlere ve bu nedenleri haklı gösteren farklı hukuki gerekçelere dayanılmasını gerekli kılmaktadır. Buradan çıkarılacak sonuç ise, her dava dosyası ve olayın özelliği nazara alınmakla birlikte, beş yıllık azami tutukluluk süresinin mutlak uygulanmasının beklenmeyeceğidir.</p>

<p>Dolayısıyla uzatma süreleri de dahil olmak üzere, tutukluluk süreleri Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde bir yıl altı ay, Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise beş yılı aşamayacak, bu süre dolduğunda, yargılama makamları başkaca hiçbir değerlendirme yapmadan tutukluluğa son vereceklerdir. Bu kapsamda 102. maddedeki sürelerin dolması halinde artık bir tutuklama yasağı söz konusu olacağından, yargılama makamlarınca tutuklama kararı verilemeyeceği gibi tutukluluğun devamına da karar verilemeyecektir. Ayrıca Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren suçlarda toplam tutukluluk süresinin mutlak olarak beş yıl kabul edilmesi halinde gerek kanuni düzenleme ve uygulama gerekse AİHM’nin kararları birlikte gözetildiğinde ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (Sözleşme) 5. maddesinin 3. fıkrasının ihlali sonucunu doğuracağı da açıktır. Aynı bağlamda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90/5 maddesindeki "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” şeklindeki düzenleme uyarınca uluslararası antlaşmaların hükümleri ile iç hukukun çatışması ve antlaşma hükmünün lehe olması halinde iç hukuk kuralı uygulanamayacaktır.</p>

<p>İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi (AİHS): Madde 5- (1.) Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.(...)</p>

<p>c) Bir suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması; (...) (3.) Bu maddenin l. (c) fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir." Son (5) fıkrada da, "Bu madde hükümlerine aykırı olarak yapılmış bir yakalama ve tutulu kalma işleminin mağduru olan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır." hükmüne yer verilmiş,</p>

<p>Anayasanın 19. maddesinde de sözleşme hükmüne benzer şekilde; herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir. Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir, hükmüne yer verilmek suretiyle kişi özgürlüğünün sınırlanması açısından aynı koruma ve güvence sağlanmıştır.</p>

<p>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinde ise "Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir, hükmü ile makul sürede hakkaniyete uygun yargılama ilkesine yer verilmiş, adil yargılanma hakkının kapsam ve amacı, davada taraf olanların, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle, uğrayacakları maddi ve manevi elem ve sıkıntılardan korunmaları ile adaletin etkin şekilde sağlanması ve hukuka olan inanç ve güvenin korunmasıdır. Yine Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasına göre: ''Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrasında: Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargıya bir görev olarak yüklenmiştir. Makul süre incelemesinde yapılan yargılamaya ilişkin maddi vakıalar ve ispat araçları veya uygulanacak hukuk kurallarının karmaşık olması; tarafların yargılama sürecindeki tutumları, yargılama sürecinin uzamasındaki etkileri ve haklarını kullanırken gereken dikkat ve özeni gösterip göstermedikleri; yargı makamları yanında dava süreciyle ilgili kamu otoritesi kullanan tüm devlet organlarına atfedilebilir yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden kaynaklanan bir gecikme olup olmadığı ve yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilip gösterilmediği; somut olayda davacı için hukuki korumanın bir an önce gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın niteliği ve niceliğine ilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda tazminat isteminin haklı olup olmadığı irdelemesini yapacak olan mahkemenin temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunup bulunmadığının tespitidir. Konuya ilişkin AİHM ve Anayasa Mahkemesi'nin yargılama süresinin makul olup olmadığını her olayın kendine özgü koşullarını ve özellikle davanın karmaşık olup olmadığı, başvurucunun yargılama süresince gösterdiği tavır ve davranışlar, kamu otoritelerinin ve özellikle de yargılama organlarının tutumları, davanın başvurucu açısından taşıdığı önem ve eğer söz konusu yargılama bir ceza yargılaması ise başvurucunun tutuklu olup olmadığı gibi ölçütleri dikkate alarak değerlendirdiğini kararlarında belirtmektedirler.</p>

<p>Aynı şekilde tutuklamanın uzun sürmesi nedeniyle açılacak tazminat davalarında dayanak mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulunun aranmayacağı da dikkate alınarak bu çerçevede, dosya kapsamı itibariyle 02.10.2009 tarihinde tutuklanan ve dosyaya fotokopisi sunulan ve dosya içerisine alınan bir kısım kararlara göre tutukluluk hali farklı tarihlerde uzatılan sanık (davacı) hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/l-a-d maddeleri gereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin, makul sürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve dolayısıyla davacının manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi açısından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamı incelenerek, soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin incelenmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasının celp edilip soruşturma ve kovuşturma kapsamı ayrıntılı olarak incelenip bu hususa ilişkin ayrıntılı dosya inceleme tutanağı da düzenlenerek, özellikle davacı (sanık) hakkında düzenlenmiş olan yakalama, gözaltı ve ifade tutanakları, tutuklama kararı, tüm tutuklama inceleme tutanakları, tutuklama ve tahliye müzekkereleri ile iddianameler başta olmak üzere ilgili bütün karar, tutanak ve belgelerin eksiksiz ve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri de dosya içine alınarak yargılamaya konu olayın, savcılık ve mahkemece yapılan işlemlerin kapsamı ve niteliği ile soruşturma aşamasından itibaren yargılama süreci boyunca geçirilen tüm safhalar belirlenip göz önünde bulundurularak, davacının taleplerinin incelenmesi ve yukarıda bahsedilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 19/son maddesi “Hürriyeti kısıtlanan kişilerin en kısa zamanda bırakılmasının" sağlanmasını öngördüğü gibi yine Anayasa'nın 90/son maddesine göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalardan olan ve uygulama önceliği olan, İnsan Hakları Sözleşmesinin 5/3. maddesindeki “Yakalanan veya tutuk durumda bulunan herkes hemen bir hakim veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkarılır” düzenlemeleri ile birlikte 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141/1-d maddesine göre, “Kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen” kişilere de tazminat verilmesini öngördüğünden, somut olayda beş yıllık azami tutukluluk süresinin dolup dolmadığı da nazara alınarak tutukluluğun yasal dayanağının kalıp kalmadığı irdelenerek, tutukluluk hali ve yargılama süreci yönünden makul sürenin aşıldığı iddiasının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi,</p>

<p>Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20152851-e-20163143-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1.jpg" type="image/jpeg" length="73584"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/40469 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202140469-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202140469-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 11/6/2024 tarihli ve 2021/40469 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>F.A. BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/40469)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p>Karar Tarihi: 11/6/2024</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Muhterem İNCE</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Tuğçe TAKCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Av. Ebru DEMİRTEPE</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p><strong>A.</strong> <strong>Bireysel Başvuru Öncesi Süreç</strong></p>

<p>2. 10/7/2021 tarihinde Van'daki bir otobüs durağında PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasını içeren broşür bulunduğuna dair ihbar yapılmıştır. Sonrasında<i> "</i>[O.Y.]<i> futbol turnuvası, örgütlü gençlik ile özgür geleceğe, takımını kur, harekete geç" </i>ibareli broşürler bulunması ve broşürün alt kısmında iletişim bilgisi olarak verilen GSM hattının başvurucu tarafından kullanıldığının tespit edilmesi üzerine başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Van Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır.</p>

<p>3. Başvurucu 13/8/2021 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu; kolluktaki ifadesinde, Halkların Demokratik Partisi (HDP) parti meclis üyesi olduğunu, daha önceden terör suçlarından dolayı 5-6 defa gözaltına aldığını ve 14 ay ceza infaz kurumunda kaldığını, HDP Genel Merkezinin yönlendirmesiyle gençlik meclisi tarafından tiyatro, folklor ve halı saha turnuvalarının düzenlendiğini söylemiştir. Başvurucu ayrıca Komalen Ciwan ve Devrimci Gençlik Hareketi ile bir irtibatının bulunmadığını, futbol turnuvası için halı saha organizasyonlarını sağladığını, ayrıca turnuvanın reklamı için broşür dağıtıp afiş astığını, O.Y.nin HDP Gençlik Meclisinin eski çalışanı olduğunu ve ölmesi nedeniyle turnuvanın onun adına düzenlendiğini, turnuvanın O.Y. adına düzenlenmesi talimatının HDP Genel Merkezinden geldiğini, terör örgütü adına eylem ve faaliyetlerde bulunmadığını beyan etmiştir.</p>

<p>4. Başvurucu, Van 3. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) tarafından müsnet suçtan 16/8/2021 tarihinde tutuklanmıştır. Sorgusunda başvurucu; turnuvanın HDP Van il merkezi tarafından organize edildiğini, broşürdeki numaranın kendisine ait olmadığını, sadece HDP Gençlik Merkezine üye olduğunu ve futbol turnuvasında takımların eşleşmesiyle ilgilendiğini, broşürlerin Genel Merkez tarafından bastırıldığını belirtmiştir. Hâkimlik tutuklama gerekçesinde "<i>kollukça tanzim edilen tüm tutanaklar, hep birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, şüpheli</i>[n]<i>in üzerine atılı suçun... katalog suçlardan olması sebebiyle bir tutuklama nedeninin varsayıldığı, yargılama sonunda şüpheli... hakkında mahkumiyet hükmü tesis edilmesi halinde verilmesi muhtemel cezaya göre tutuklama tedbirinin ölçülü olacağı kanaatine varıl</i>[dığı]<i>...</i> " ifadelerine yer vermiştir.</p>

<p>5. Başvurucunun tutuklama kararına itirazı öncelikle Hâkimlik tarafından 25/8/2021 tarihinde incelenmiştir. Hâkimlik, itiraz sebeplerini yerinde görmeyerek dosyayı ilgili Hâkimliğe göndermiştir. Başvurucunun itirazını inceleyen<i> </i>Van 1. Sulh Ceza Hâkimliği 31/8/2021 tarihinde Hâkimliğin değindiği aynı gerekçelerle itirazın reddine karar vermiştir.</p>

<p>6. Ret kararı başvurucuya 8/9/2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu 13/9/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p><strong>B.</strong> <strong>Bireysel Başvuru Sonrası Süreç</strong></p>

<p>7. Bireysel başvuru sonrasında Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede, Başsavcılık tarafından düzenlenen 2/11/2021 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. İddianamede "<i>... afişlerin bulunması üzerine... kolluk kuvvetince yapılan açık kaynak araştırmalarında söz konusu broşürlerin </i>[Ç.T.]<i> ve </i>[R.V.]<i> isimli şahıslar tarafından dağıtıldığı, suça konu broşürün alt kısmında iletişim bilgisi verilen 05... nolu GSM numarasının iltisaklı kurumlar ile yapılan koordineli çalışmalar neticesinde F.A.isimli şahıs tarafından kullanıldığı ve söz konusu futbol turnuvasını F. A. isimli şahsın organize ettiğinin değerlendirildiği, broşürlerin üzerinde resmi ve adı bulunan</i> [O.Y.]<i> isimli şahsın HDP Gençlik Meclisi üyesi olduğu, terör örgütünün kırsal alanına katılım yapmış biri olduğu, PKK/KCK terör örgütünün güdümünde yayın organı olan 'Nuçe Ciwan' isimli internet sitesinde yapılan haberler ile bahse konu ... turnuvasının sahiplenildiği, 'HDPvangençlikmeclisi' isimli twitter kullanıcısı tarafından yapılan paylaşımlarla bahse konu broşürlerin dağıtımının ve turnuvaya davet edilmenin kendilerince sahiplenildiği, ilgi sayılı mahkeme kararınca HDP Gençlik Meclisi isimli oluşumun ... PKK/KCK terör örgütünün güdümünde hareket ederek terör örgütünün propagandasını yaptıkları, ...<strong> </strong>F.A.'ın<strong> </strong>ilgili mahkeme kararı doğrultusunda ikametinde arama yapıldığı, ... herhangi bir suç unsurunun tespit edilemediği, ... dosya kapsamında bulunan ve farklı illerde örgüt üyeliğinden yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen tanık beyanlarından, dijital materyallerden ve mevcut delillerden, HDP Gençlik yapılanmasının KCK kapsamında faaliyet yürüten YDGH (Yurtseven Devrim ve Gençlik Hareketi)'nin Silahlı Terör Örgütü PKK'nın illegal faaliyetlerine legal görünüm kazanmaya çalıştığının açıkça anlaşıldığı, ...yukarıda açıklandığı üzere HDP Gençlik Meclisi oluşumunun kırsala eleman temin eden, sözde şehir gerillacılığını hedefe geçirmeyi hedefleyen ve örgütün parçası olan bir yapılanma olduğu, şüphelilerin de bu yapılanma içinde faaliyet yürüttüğüne dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut delillerin mevcut olduğu, şüpheliler hakkında daha önce adli işlem yapılmış olmasına rağmen eylemlerine devam ettikleri, şüphelilerin yukarıda belirtilen eylemleri nedeniyle üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işledikleri..."</i> bilgilerine yer verilmiştir.</p>

<p>8. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi 11/11/2021 tarihli tensip kararıyla başvurucunun tahliyesine, hakkında yurt dışına çıkmama ve kolluk birimine giderek imza atma şeklinde adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına karar vermiştir.</p>

<p>9. Yargılama dosyası Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkında silahlı terör örgütü üyeliği isnadıyla yürütülen bağlantılı diğer yargılamayla birleştirilmiştir. Söz konusu yargılamaya esas iddianamede; başvurucunun müsnet suçtan 2/12/2020 tarihinde tutuklandığı, HDP Gençlik Meclisi içinde yer aldığı, aramalarda elde edilen dijital materyallerin incelemesinde PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasının yapıldığı değerlendirilen müziklerin, videoların bulunduğu, iletişimin tespiti tedbiri sırasında bazı şahıslarla terör örgütü propagandası sayılabilecek pankartları yapma hazırlığında olduklarının tespit edildiği bilgilerine yer verilmiştir. Başvurucu bu yargılama sırasında, isnat edilen suçla ilgili mevcut delil durumu, kaçma şüphesini uyandıracak somut olguların bulunmaması, bu aşamadan sonra delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme hususunda kuvvetli şüphe oluşturacak herhangi bir davranışının olmaması, tutuklu kaldığı süre gözetilerek bu aşamada adli kontrol tedbirinin yeterli olacağı kanaatine ulaşılması gerekçesiyle 30/4/2021 tarihinde tahliye edilmiş; hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve en yakın kolluk birimine imza atma yükümlülüğü şeklindeki adli kontrol tedbirine hükmedilmiştir.</p>

<p>10. Anılan dosya, Van 7. Ağır Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkında silahlı terör örgütü üyeliği isnadıyla yürütülen bağlantılı bir başka dosyayla birleştirilmiştir. Bu yargılamaya esas iddianamede başvurucunun A.Ö.nün fotoğrafının bulunduğu iki pankart ile "<i>15 Şubat Komplosunu Lanetliyoruz</i>" ibaresinin yazılı olduğu bir adet pankartı asmaya çalışırken yakalanıp kaçtığı, <i>twitter.com/WanHDP</i> sosyal medya adresinde duyurulan A.Ö.ye destek amaçlı yapılan açlık grevine ilişkin açıklamada yer aldığı, PKK/KCK silahlı terör örgütünü simgeleyen bezi bağlayarak gökyüzüne balon bıraktığı, gençlik yapılanmasına yönelik PKK/KCK terör örgütü propagandası içeren bir film gösterimine katıldığı, evindeki aramada ele geçen CD'de PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandası amacıyla hazırlanmış şarkıların tespit edildiği,<i> Facebook </i>hesabından 2016 tarihinde "<i>PKK halktır, halk burada</i>" şeklinde yorum yaptığı, 2017 tarihinde "<i>Sizce gerçek özgürlük nedir bir insana özgürlüğüm diyecek kadar sevmek mümkün müdür. Gerçek özgürlüğün aslında hiç kimseye bağlı olmama gerçeği ya da özgürlüğü o kadar isterken bi kadına bile bile mahkum olmak (gerillama)</i>" yazısını, yine "<i>Yüreğini, kimliğini ve siyasi birliğini kazanan bir halk için tanklar, toplar, bir hiçtir gerilla</i>" yazısını yazarak paylaştığı bilgilerine yer verilmiştir. Bu soruşturma kapsamında 26/4/2019 tarihinde müsnet suçtan tutuklanan başvurucu, yargılama sırasında 18/12/2019 tarihinde atılı suçun vasıf ve mahiyeti, tutuklulukta geçen süre, mevcut delil durumu, beklenen delillere başvurucunun müdahale edemeyeceği ve kaçma şüphesini uyandıracak somut delillerin bulunmadığı gerekçesiyle tahliye edilmiş; hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve en yakın kolluk birimine imza atma yükümlülüğü şeklindeki adli kontrol tedbirine hükmedilmiştir. Başvurucu hakkındaki yargılama derdesttir.</p>

<p>11. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve yargılama giderlerini ödemekten geçici olarak muaf tutulmasına, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>12. Başvurucu; futbol turnuvasının kendisinin üye olduğu siyasi parti tarafından düzenlenmesinin suç oluşturmayacağını, kuvvetli suç şüphesi bulunmadığını, tutuklanması sırasında kaçmasına ya da delilleri karartmasına yönelik bir değerlendirme yapılmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı görüşünde; başvurucunun tahliye olması nedeniyle tazminat davası yolunu tüketerek bireysel başvuruda bulunması gerekip gerekmediğinin başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinde gözetilmesi gerektiği, iddianın esası bakımından yapılacak incelemede ise kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu ve başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan suça ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığı dikkate alındığında adli kontrolün yetersiz kalacağının belirtildiğinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>13. Başvuru; otobüs durağında PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasını içeren ve terör örgütü üyesi olduğu değerlendirilen O.Y. adına düzenlenen futbol turnuvasıyla ilgili broşürün alt kısmında başvurucunun iletişim bilgisine ulaşılması sonucu yapılan araştırmada başvurucunun terör örgütüyle irtibatı bulunduğu şüphesiyle tutuklanmasının hukuka aykırı olduğu iddiasına ilişkindir.</p>

<p>14. Başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.</p>

<p>15. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre tutuklama tedbirinin uygulandığı yargılama neticesinde verilen kararının kesinleşmiş olması hâlinde başvurucunun tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiasına yönelik olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında tazminat davası açabileceği kabul edildiğinden (<i>Reşat Ertan,</i> B. No: 2013/5700, 15/4/2015, § 26; <i>Ömer Köse</i>, B. No: 2014/12036, 16/11/2016, § 34; <i>Eyyüp Güneş</i> [GK], B. No: 2017/28308, 21/10/2021, § 88; <i>Murat Ağırel ve diğerleri</i> [GK], B. No: 2020/11655, 7/4/2022, §§ 23-26) somut olayda başvurucu hakkındaki hüküm henüz kesinleşmemiş olmakla, başvuru yollarının tüketildiği sonucuna varılan ve açıkça dayanaktan yoksun olmayıp kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>16. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, PKK/KCK silahlı terör örgütünün üyesi olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.</p>

<p>17. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın<i> ön şartı</i> olan suçun işlendiğine dair<i> kuvvetli belirti</i> bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>18. Başvurucu; PKK/KCK silahlı terör örgütünün yayın organlarında düzenlenen futbol turnuvasının sahiplenildiği, başvurucunun HDP gençlik yapılanması üyesi olduğu, HDP Gençlik Meclisinin PKK/KCK terör örgütünün güdümünde hareket ettiği gibi bilgilere dayalı olarak<i> </i>terör örgütü üyeliği isnadıyla tutuklanmıştır. Belirtilen bu hususların tutuklama tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir.</p>

<p>19. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön şartı yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>20. Tutuklama kararında tutuklama tedbirinin meşru bir amacı bakımından sadece isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamındaki katalog suçlardan olması hususuna değinilmiştir. Bir suçun katalog suç olması öncelikle tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığını tespit etmeye engel oluşturmamaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrası tutuklama nedeninin varsayılabilmesine imkân tanısa da tutuklama nedeninin olmaması yönündeki tespiti geçersiz kılmaya imkân tanımamaktadır (<i>M.O.A.</i>, B. No: 2020/8074, 18/1/2023, § 20). Kanunun tutuklama nedenlerine ilişkin bir karine öngörmesi durumunda bile kişi özgürlüğüne müdahaleyi gerektiren somut olguların varlığının ikna edici biçimde ortaya konması gerekir (<i>Engin Demir</i> [GK], B. No: 2013/2947, 17/12/2015, § 66). Bu itibarla başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirine ilişkin kararda başvurucunun kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğuna dair<i> ilgili ve yeterli</i> gerekçenin ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.</p>

<p>21. Başvurucunun tutuklanmasına esas olan terör örgütü üyeliği isnadına dair yargılama başvurucu hakkında başka eylemleri nedeniyle yine terör örgütü üyeliğinden yürütülen diğer iki yargılama ile sırasıyla birleştirilmiştir (bkz. §§ 9, 10). Bu yargılamalar kapsamında 2/12/2020 tarihinde tutuklanan başvurucu; Van 4. Ağır Ceza Mahkemesince kaçma şüphesini uyandıracak somut olguların bulunmaması, bu aşamadan sonra delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme hususunda kuvvetli şüphe oluşturacak herhangi bir davranışının olmaması gerekçesiyle hakkında adli kontrol tedbirine hükmedilerek 30/4/2021 tarihinde tahliye edilmiştir (bkz. § 9). Benzer şekilde 26/4/2019 tarihinde tutuklanan başvurucu, Van 7. Ağır Ceza Mahkemesince 18/12/2019 tarihinde beklenen delillere başvurucunun müdahale edemeyeceği ve kaçma şüphesini uyandıracak somut delillerin bulunmadığı gerekçesiyle hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edilmiştir (bkz. § 10).</p>

<p>22. Bu durumda bireysel başvuruya konu edilen 16/8/2021 tarihli tutuklama tedbirinden önceki tarihler olan 18/12/2019 ve 30/4/2021'de başvurucunun benzer eylemleri nedeniyle terör örgütü üyeliği suçundan tahliyesine ve hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildiği de gözetildiğinde, tutuklama kararında başvurucunun kaçma şüphesi bulunup bulunmadığına dair bir gerekçenin bulunmaması bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Yine, silahlı terör örgütü üyeliğinden hakkında yürütülen diğer iki yargılamada gelinen aşamada delilleri yok etme gizleme veya değiştirmesine dair bir şüphe bulunmadığı belirtilen başvurucunun bireysel başvuruya konu ettiği tutuklama tedbirine esas teşkil eden delilin futbol turnuvasına ilişkin bir broşür olup bu delilin değiştirilmesi ya da karartılması ihtimalinin bulunmadığı dikkate alınarak bu tutuklama nedenine ilişkin olarak da tutuklama kararında hiçbir gerekçe bulunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirine ilişkin kararda yer alan açıklamaların başvurucunun kaçma şüphesinin ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğunu ve buna dair somut olgular olduğunu ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya koyduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedenle tutuklama tedbirinin hukuki olmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>23. Varılan bu sonuç karşısında tedbirin ölçülülüğü yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.</p>

<p>24. Açıklanan gerekçelerle tutuklama tedbirinin meşru bir amacının varlığına dair olgular yeterli dayanaklarla ortaya konulmadan başvurucu hakkında bu tedbirin uygulanmasının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.</p>

<p>25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>GİDERİM</strong></p>

<p>26. Başvurucu; ihlalin tespitini, yeniden yargılama yapılmasını ve 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>27. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde yer almaktadır.</p>

<p>28. Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bu itibarla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbiri sona ermiştir. Dolayısıyla ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Diğer taraftan yalnızca kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğinin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya talebiyle bağlı olarak net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>IV.</strong> <strong>HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>B. Anayasa’nın 19. maddesi üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,</p>

<p>D. 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p>E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE<strong> </strong>11/6/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202140469-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/yargi/aym-js.jpg" type="image/jpeg" length="10176"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUTUKLAMA DEĞİL ÖZGÜRLÜK ESASTIR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tutuklama-degil-ozgurluk-esastir-genc-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tutuklama-degil-ozgurluk-esastir-genc-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ceza muhakemesi hukukumuzda tutuklama; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100 ila 108. maddeleri arasında düzenlenen ve bir cezalandırma yöntemi olmayan, istisnai durumlarda geçici olarak delillerin karartılmasını, şüpheli veya sanığın kaçmasını önleme gibi nedenlerle başvurulması gereken bir koruma tedbiridir. Hukukumuzda esas olan tutuklama değil hürriyettir.</p>

<p>Uygulamacıların tutuklama isteminde bulunurken ve tutuklama kararı verirken yasa koyucunun iradesine uygun bir şekilde hareket etmesi, istem ve kararlarında tutuklamanın neden gerekli olduğuna ilişkin somut gerekçeler ortaya koyması, aslolanın hürriyet ve tutuksuz yargılanma olduğunu ve tutuklamanın son çare olduğunu bilerek hareket etmesi, sırf şüpheli ya da sanığı cezalandırmak için bu tedbire başvurulmaması gerektiğini içselleştirmesi, herkesin hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilinceye kadar masum olduğu bilincinde olması gerektiği kanaatindeyiz.</p>

<p>Yazımızın başında tutuklamaya ilişkin yasal düzenlemelerden bahsetmekte fayda görmekteyiz. Yasa koyucu istisnai bir tedbir olan tutuklamanın şartlarını yasada açıkça ortaya koymuştur. Tutuklama nedenleri 5271 sayılı CMK’nin 100.maddesinde düzenlenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100.maddesine göre tutuklamanın şartları şu şekildedir:</strong></p>

<p>1-) Kuvvetli suç şüphesinin olduğunu gösteren somut delillerin bulunması tutuklama koruma tedbirine başvurulabilmesi için ilk koşuldur. Ancak hiç şüphesiz suç işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması tek başına tutuklama koruma tedbirine başvurulması yeterli olmayacaktır <strong>(CMK m.100/1-ilk cümle).</strong></p>

<p>2-) Tutuklama koruma tedbirine başvurulabilmesi için somut delillerle desteklenen kuvvetli suç şüphesi mevcut olsa dahi ayrıca kanunda açıkça sayılan tutuklama nedenlerinden birinin somut olayda mevcut olması gerekmektedir. Yasada açıkça sayılan ve bir tutuklama nedeninin varsayılabileceği durumlar şunlardır:</p>

<p>a) Şüpheli veya sanığın kaçması veya saklanması <strong>(CMK m.100/2-a)</strong></p>

<p><strong>b) </strong>Şüpheli veya sanığın kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların varlığı <strong>(CMK m.100/2-a)</strong></p>

<p>c) Şüpheli veya sanığın davranışlarının; delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması <strong>(CMK m. 100/-b)</strong></p>

<p>d) Ceza Muhakemesi Kanunu m.100/3/a-k arasında sayılan suçların (kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı gibi) işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı (kanun koyucu burada hangi suçların varlığı halinde tutuklama nedeni olacağını suçları tek tek saymak suretiyle belirtmiştir)</p>

<p>Yukarıda belirttiğimiz bu dört nedenden birinin varlığı halinde ve kuvvetli suç şüphesinin olduğunu gösteren somut delillerin bulunması halinde, tutuklama yasağı durumu söz konusu değilse ve tutuklama koruma tedbirine başvurmanın ölçülü olduğu değerlendiriliyorsa tutuklama koruma tedbirine başvurulabilecektir.</p>

<p><strong>Nitekim CMK m.100/1-son cümleye göre;</strong> İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemeyecektir.</p>

<p>Yine sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemeyecektir <strong>(CMK m.100/4).</strong></p>

<p>Yukarıda tutuklamanın şartlarına ilişkin yaptığımız bu açıklamalardan sonra esasen yazımızın başlığından da anlaşılacağı üzere tutuklamanın son çare olması hususuna ilişkin açıklamalarda bulunmakta fayda görmekteyiz.</p>

<p>Yasada geçen açık ifadelerden de anlaşılacağı üzere; kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı söz konusu olması tek başına tutuklama koruma tedbirine başvurulmasına yetmemektedir. Yasa koyucu somut delillerle desteklenen kuvvetli suç şüphesinin yanında yasada sayılan tutuklama nedenlerinden (delillerin karartılması tehlikesi, kaçma şüphesi, CMK m.100/3’de sayılan suçların işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı) birinin olması ve işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olması durumda (tutuklamada orantılılık/ölçülülük ilkesi) ve tutuklama yasağı söz konusu değilse (CMK m.100/4) tutuklama koruma tedbirine başvurulabileceğini belirtmektedir. Buradan anlaşılması gereken en önemli husus; kuvvetli suç şüphesi+ tutuklama nedenlerinden birinin varlığı söz konusu olsa dahi tutuklama kararı verilmesini zorunlu tutmamış, tutuklama kararı verilebileceğini belirtmiştir.</p>

<p>Söz konusu bu düzenlemeler; tutuklamanın bir koruma tedbiri olduğunu ve istisnai bir müessese olduğunu, tutuklamanın son çare olduğunu açıkça göstermektedir.</p>

<p>Bunun yanında cumhuriyet savcısı tutuklama talebinde bulunurken mutlaka gerekçe göstermeli ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere isteminde yer vermelidir <strong>(CMK m.100/1).</strong> Ancak uygulamada; genellikle tutuklama istemlerinin söz konusu yasa hükümlerine uygun olmadığını, adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlerin somutlaştırılmadığını, yasada geçen ifadelerin genel-geçer bir şekilde kullanılarak tutuklama isteminde bulunulduğunu görmekteyiz.</p>

<p>Ancak kanun; tutuklama istemlerinin gerekçeli olması gerektiğini ve tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda da; kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmesini emretmektedir.</p>

<p>Yani tutuklama istemlerinde ve tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda kanundaki tabirlerin genel-geçer şekilde kullanılarak sonuca gidilmesi kanaatimizce hukuki bir gerekçe sayılamayacaktır. Gerekçesiz istemler ve kararlar kanuna aykırı olduğu gibi hiç şüphesiz tutuklamanın son çare olması ilkesine, adil yargılanma hakkına, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına da aykırı olacaktır.</p>

<p>Yargıtay birçok kararında tutuklama nedenlerinin somut gerekçelerle ortaya konulması gerektiğini vurgulamaktadır. <strong>Örneğin<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20152851-e-20163143-k-sayili-karari" rel="dofollow"> Yargıtay 12.CD 29.02.2016 tarih, 2015/2851 Esas-2016/3143 Karar sayılı kararı</a>nda;</strong> <i>"...Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir..."</i> diyerek kanun maddesine atıfta bulunmuştur.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi'de; tutuklama ile ilgili kararlarda kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğuna dair ilgili ve yeterli gerekçenin ortaya konulması gerektiğini hatta CMK m.100/3'de belirtilen suçlarda dahi tutuklama nedenlerinin varlığının somutlaştırılması gerektiğini kararlarında vurgulamakta ve bu yönde olmayan kararlara karşı yapılan bireysel başvurularda hak ihlali kararları vermektedir.</p>

<p><strong>Örneğin;<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202140469-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> Anayasa Mahkemesi’nin 11.06.2024 tarihli ve </a></strong><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202140469-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">2021/40469 başvuru numaralı kararı </a>bu yöndedir: </strong><i>“…Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön şartı yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. </i></p>

<p><i>Tutuklama kararında tutuklama tedbirinin meşru bir amacı bakımından sadece isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamındaki katalog suçlardan olması hususuna değinilmiştir. Bir suçun katalog suç olması öncelikle tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığını tespit etmeye engel oluşturmamaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrası tutuklama nedeninin varsayılabilmesine imkân tanısa da tutuklama nedeninin olmaması yönündeki tespiti geçersiz kılmaya imkân tanımamaktadır (Mehmet Onur Artar, B. No: 2020/8074, 18/1/2023, § 20). Kanunun tutuklama nedenlerine ilişkin bir karine öngörmesi durumunda bile kişi özgürlüğüne müdahaleyi gerektiren somut olguların varlığının ikna edici biçimde ortaya konması gerekir (Engin Demir [GK], B. No: 2013/2947, 17/12/2015, § 66). Bu itibarla başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirine ilişkin kararda başvurucunun kaçma ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğuna dair ilgili ve yeterli gerekçenin ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.</i></p>

<p><i>Başvurucunun tutuklanmasına esas olan terör örgütü üyeliği isnadına dair yargılama başvurucu hakkında başka eylemleri nedeniyle yine terör örgütü üyeliğinden yürütülen diğer iki yargılama ile sırasıyla birleştirilmiştir (bkz. §§ 9, 10). Bu yargılamalar kapsamında 2/12/2020 tarihinde tutuklanan başvurucu; Van 4. Ağır Ceza Mahkemesince kaçma şüphesini uyandıracak somut olguların bulunmaması, bu aşamadan sonra delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme hususunda kuvvetli şüphe oluşturacak herhangi bir davranışının olmaması gerekçesiyle hakkında adli kontrol tedbirine hükmedilerek 30/4/2021 tarihinde tahliye edilmiştir (bkz. § 9). Benzer şekilde 26/4/2019 tarihinde tutuklanan başvurucu, Van 7. Ağır Ceza Mahkemesince 18/12/2019 tarihinde beklenen delillere başvurucunun müdahale edemeyeceği ve kaçma şüphesini uyandıracak somut delillerin bulunmadığı gerekçesiyle hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edilmiştir (bkz. § 10).</i></p>

<p><i>Bu durumda bireysel başvuruya konu edilen 16/8/2021 tarihli tutuklama tedbirinden önceki tarihler olan 18/12/2019 ve 30/4/2021'de başvurucunun benzer eylemleri nedeniyle terör örgütü üyeliği suçundan tahliyesine ve hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildiği de gözetildiğinde, tutuklama kararında başvurucunun kaçma şüphesi bulunup bulunmadığına dair bir gerekçenin bulunmaması bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Yine, silahlı terör örgütü üyeliğinden hakkında yürütülen diğer iki yargılamada gelinen aşamada delilleri yok etme gizleme veya değiştirmesine dair bir şüphe bulunmadığı belirtilen başvurucunun bireysel başvuruya konu ettiği tutuklama tedbirine esas teşkil eden delilin futbol turnuvasına ilişkin bir broşür olup bu delilin değiştirilmesi ya da karartılması ihtimalinin bulunmadığı dikkate alınarak bu tutuklama nedenine ilişkin olarak da tutuklama kararında hiçbir gerekçe bulunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirine ilişkin kararda yer alan açıklamaların başvurucunun kaçma şüphesinin ve delilleri karartma şüphesinin bulunduğunu ve buna dair somut olgular olduğunu ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya koyduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedenle tutuklama tedbirinin hukuki olmadığı sonucuna varılmıştır.</i></p>

<p><i>Varılan bu sonuç karşısında tedbirin ölçülülüğü yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Açıklanan gerekçelerle tutuklama tedbirinin meşru bir amacının varlığına dair olgular yeterli dayanaklarla ortaya konulmadan başvurucu hakkında bu tedbirin uygulanmasının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır…”.</i></p>

<p>Ayrıca uygulamada karşılaşılan bir diğer husus ise delillerin henüz toplanmadığı gerekçesiyle tutuklama koruma tedbirine başvurulduğudur. Ancak yasa koyucu delillerin toplanmamasını tutuklama nedenleri arasında saymamıştır. Anayasa mahkemesi delillerin henüz toplanmadığı gerekçesiyle tutuklama kararı verilemeyeceğini kararlarında vurgulamaktadır.</p>

<p>Örneğin<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202128682-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> </a><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202128682-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi’nin 08.01.2025 tarihli ve 2021/28682 başvuru numaralı kararı</a> bu yöndedir: </strong><i>“…Sulh Ceza Hâkimliğinin adli kontrol tedbirine ilişkin kararı tutuklama sebepleri olan şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın delilleri yok etme, gizleme veya değiştirmesi, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunması hususlarına dair bir gerekçe içermemektedir. Kararda sadece delillerin tam olarak toplanamadığından bahsedilmiştir. Ancak bu husus bir tutuklama nedeni değildir…”.</i></p>

<p>Sonuç olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda ve Ceza Muhakemesi Hukukunda kişi hürriyetinin esas olduğu asıldır. Tutuklamanın istisnai bir koruma tedbiri olduğu ve aslolanın tutuksuz yargılanma olduğu hem kanunun emredici hükümlerinden hem Anayasa Mahkemesi kararlarından açıkça anlaşılmaktadır. Bu sebeple; tutuklama koruma tedbirinin gayesine uygun olarak şayet şüpheli ya da sanık hakkında somut delillerle desteklenen kuvvetli suç şüphesi var ise ve şüpheli ya da sanığın kaçma şüphesi olduğu somut olgularla gerekçeli bir şekilde ortaya konulabiliyorsa ya da şüpheli ya da sanığın davranışlarından delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, hususlarında kuvvetli şüphe oluşuyorsa ve bu davranışlar somut olarak ortaya konulabiliyorsa tutuklama koruma tedbirine başvurulabilmelidir. Ayrıca tutuklama istemlerinde ve tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Tutuklama istemlerinde ve tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda gerekçesiz bir şekilde sadece kanundaki ifadelere yer verilerek özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi Anayasa’nın <strong>“Kişi Hürriyeti ve Güvenliği”</strong> başlıklı 19.maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin <strong>“Özgürlük ve Güvenlik Hakkı”</strong> başlıklı 5.maddesine, CMK 100 vd. hükümlerine aykırı olacağı gibi şüpheli ya da sanık açısından da telafisi güç ağır sonuçlar ortaya çıkarabilecektir.</p>

<p>Yazımıza son verirken bir kez daha; tutuklamanın son çare olduğunu, aslolanın tutuksuz yargılanma ve özgürlük olduğunu, son çare olan tutuklamanın ilk tercihe dönüşmemesi gerektiğini, keyfi uygulamalarla ve kişiyi cezalandırmak maksadıyla gerekçesiz ve somut olgularla desteklenmeyen tutuklama kararları verilmemesi gerektiğini hukuk adına vurguluyoruz.</p>

<p>John Locke’nin ifade ettiği gibi <strong>“</strong><strong><i>Hukukun amacı, özgürlüğü ortadan kaldırmak veya kısıtlamak değil, korumak ve genişletmektir".</i></strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-hamit-genc" title="Av. Hamit GENÇ"><img alt="Av. Hamit GENÇ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Hamit-Genc.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-hamit-genc" title="Av. Hamit GENÇ">Av. Hamit GENÇ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tutuklama-degil-ozgurluk-esastir-genc-1</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/tutuklu-kelepce.jpg" type="image/jpeg" length="39687"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öğrenci affını içeren kanun teklifi Meclis'e sunuldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ogrenci-affini-iceren-kanun-teklifi-meclise-sunuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ogrenci-affini-iceren-kanun-teklifi-meclise-sunuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti, öğrenci affına ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çok sayıda öğrencinin beklediği adım atıldı. Öğrenci affı bugün TBMM Başkanlığı'na sunuldu.</p>

<p>AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada "Daha önceki aflardan yararlanmayan öğrenciler aftan yararlanacak. Öğrenciler ay içinde başvurabilecek. Öğrencilerin eğitim sürelerini uzatmış oluyoruz; üniversiteyi bitirme sürelerini." dedi.</p>

<p><strong>KİMLER YARARLANACAK?</strong></p>

<p>Ön lisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü öğrenim görenlerden 1 Temmuz 2022'den itibaren ilişikleri kesilenler ile kayıt yaptırma hakkı elde edip kayıt yaptırmayanlar, teklifin yasalaşarak yürürlüğe girmesinden 4 ay içinde ilişiklerinin kesildiği veya kayıt hakkı kazandıkları üniversiteye başvuruda bulunmaları şartıyla 2026-2027 eğitim ve öğretim yılında öğrenimlerine başlayacak.</p>

<p>Terör, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ve uyarıcı madde imalatı ve ticaretinden mahkum olanlar, sahte belge dolayısıyla kaydı iptal edilenler, kayıt sırasında sahte belge verenler ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna dair karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı olanlar, düzenleme kapsamı dışında tutulacak.</p>

<p><strong>KANUN TEKLİFİNDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR</strong></p>

<p>Kanun teklifinde yer alan farklı başlıklara da değinen AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, basın toplantısında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>Bir diğer önemli konu; kamuoyu çok tartıştı, biz de kendi aramızda çokça tartıştık. Değerli hocalarım da özellikle başta tıp fakülteleri olmak üzere Anadolu'daki üniversitelerimizde çok kıymetli hocalarımız var. Biz bu değerli hocalarımızın akademik hayatta daha fazla istifade etmek istiyoruz, onların tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz. Bu uygulama aslında var-vardı ama özlük haklarıyla ilgili bazı sıkıntılar vardı. Bu anlamda bu teklifimizle öğretim üyelerimize, emekli olduktan sonra sözleşmeli olarak devam etmek mümkün olabilecek 2 yıl süreyle ve kendilerine de ek ders ücreti, geliştirme ve akademik teşvik ödenekleri de ödeneklerinden diğer çalışanlar gibi, hocalarımız gibi aynı şekilde yararlanma imkanı olacak.</p>

<p>Bir diğer önemli konu üniversitelerimiz, sizler de biliyorsunuz artık teknoloji kampüsleri kuruyorlar. Buralarda teknoloji transfer ofisleri oluşturuluyor. Bunların güçlendirilmesini çok önemsiyoruz ve bu amaçla bilimsel üretimi, bilginin teknolojiye dönüştürülmesini sağlayan hocalarımızın buradan istifade etmesini sağlamak amacıyla bir düzenleme yapıyoruz. Bu buluşların ticarileştirilmesini çok önemsiyoruz ve bu ticarileştirmeden de hem bu bilgiyi üreten, bu teknolojiyi üreten üniversitenin hem de bu teknolojiyi üreten akademik ekibin buradan maddi olarak da istifade etmesini sağlamak üzerine bir maddemiz var.</p>

<p>Bir diğer önemli konu; Türkiye'de pek çok vakıf üniversitemiz var. Bu vakıf üniversitelerimizde tam burslu öğrencilerimizin olması çok önemli. Hem daha fazla gencin yararlanması hem de vakıf üniversitelerinin bir anlamda çıtasının daha yukarıya çıkabilmesi için burada da bir düzenlemeyle, bir vergi düzenlemesiyle birlikte tam burslu eğitim alacak öğrencilerin sayısının üniversitelerde artırılmasını hedefliyoruz.</p>

<p><strong>VAKIF ÜNİVERSİTESİ HASTANELERİ</strong></p>

<p>Bir diğer konu tıp fakültelerinin, bazı vakıf üniversitelerinde tıp fakültelerinin kendilerine ait hastaneleri yok. Bu konuyla ilgili olarak verilen bir süre vardı kendilerine. Bu sürenin sonuna gelmiştik. Bu konuyu da kendi aramızda uzunca tartıştık ve kesinlikle son kez olmak üzere ve bu anlamda adım atan, yani kendisine bir hastane yapmak üzere adım atanların öncelikli olarak hakkını hukukunu korumak üzere bir uzatma süresi veriyoruz kendilerine. Çünkü her bir vakıf üniversitesinin kendi hastanesine kavuşması bu eğitimin sağlıklı verilebilmesi için son derece önemli diye düşünüyoruz.</p>

<p>Tabii bu kanun teklifimizde her zaman olduğu gibi Anayasa Mahkemesi'nin zaman zaman konulara dair iptalleri oluyor. Burada da iptal edilen bazı kanunlar vardı, onlarla ilgili düzenlemeler yapma ihtiyacı duyduk. Bunlardan bir tanesi Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında oluşacak olan idari yaptırımlarla ilgili olarak bu önlemlerin ölçülülük ve orantılılık ilkesine uygun olarak yeniden şekillendirmiş olduk Anayasa Mahkemesi'nin, Mahkememizin kararları doğrultusunda.</p>

<p>Bir diğer önemli konu yan dal uzmanlığında bulunan öğretim üyelerinin ve araştırma görevlilerinin ek ödeme tavanları Sağlık Bakanlığı'nda görev yapan emsalleriyle aynı noktaya getirildi. Bunun ben özellikle yan dal uzmanlığı yapan hekimlerimiz için çok teşvik edici olacağına inanıyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca bilimsel ve teknolojik gelişmeye katkı sağlayan, AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla uygulama ve araştırma merkezinde görev yapan öğretim elemanlarına da döner sermayeden yapılması planlanan ücret ödemesiyle alakalı bir planlamayla bir düzenleme yapmış oluyoruz.</p>

<p><strong>ÜNİVERSİTELER FARKLI ÜLKELERDE KAMPÜS AÇABİLECEK</strong></p>

<p>Bir yeni şey daha; Türkiye'de çok başarılı üniversitelerimiz var. Dünyada da listelere giren, son derece iyi uygulamaları olan üniversitelerimiz var. Bu üniversitelerimizin yurt dışında yükseköğretim kurumu bünyesinde hem görevlendirmeleri var öğretim elemanlarımızın. Bunların süresiyle alakalı bir belirleme yapıyoruz, hem de üniversitelerimize farklı ülkelerde kampüs açmayla alakalı bir düzenleme ortaya koyuyoruz.</p>

<p>Yani devlet üniversitelerimiz yurt dışında tesis kurabilecekler ve buralarda da hem bulundukları ülkelerde öğrenci alıp yetiştirebilecekler hem de Türkiye'den üniversite sınavına girerek buradan öğrencilerimiz bu üniversitelerde eğitim hayatlarına devam edebilecekler.</p>

<p><strong>İZİNSİZ EĞİTİME KATI DÜZENLEME</strong></p>

<p>Bir diğer önemli konu değerli arkadaşlarım, izinsiz yabancı yükseköğretim kurumlarının faaliyet yaptığını zaman zaman görüyoruz Türkiye'de. Aslında bir kaçak uygulama tamamıyla. Bu anlamda Türkiye'de izinsiz ve mevzuata aykırı yükseköğretim faaliyeti yürütülmesini ve sahte diploma ve sertifika düzenlenmesinin önüne geçebilmek için son derece katı bir düzenleme yapıyoruz. Bununla ilgili hapis cezası da dahil olmak üzere bu tarz fiilleri cezalandıracak, bunun önüne geçecek ve bir anlamda kamuoyunu yanıltacak, gençleri yanıltacak ortamlara, diploma faaliyetlerine izin vermemek için bir düzenleme yapıyoruz.</p>

<p>Diğer bir konu disiplin soruşturmasında savunma hakkı. Bu da Anayasa Mahkemesi'nin daha evvel iptal ettiği bir düzenlemeydi. Bununla ilgili olarak da hangi prosedür dahilinde disiplin soruşturmalarının öğrenciler için yürütüleceğine dair sarih bir düzenleme ortaya ortaya koyuyoruz. Nasıl tebliğ edilecek, hangi şartlarda yapılacak, bununla alakalı bir düzenleme yapmış oluyoruz."</p>

<p><strong>ASKERLİK DURUMU</strong></p>

<p>Askerlik görevini ifa eden gençlerin de yararlanması için askerlik görevlerinin sona erdiği 2 ay içerisinde onlar da aftan yararlanabilecekler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ogrenci-affini-iceren-kanun-teklifi-meclise-sunuldu</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/meclis-jnjn7.jpg" type="image/jpeg" length="38665"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7584 Sayılı Kanun ile 6831 Sayılı Orman Kanununda Yapılan Değişiklikler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/7584-sayili-kanun-ile-6831-sayili-orman-kanununda-yapilan-degisiklikler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/7584-sayili-kanun-ile-6831-sayili-orman-kanununda-yapilan-degisiklikler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="https://www.hukukihaber.net/toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun">20.06.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununa Ek Madde 22 eklenmiş</a> ve uzun yıllardır tartışma konusu olan bazı orman kadastrosu uyuşmazlıklarına ilişkin önemli düzenlemeler getirilmiştir. Düzenleme, özellikle geçmişte kesinleşmiş orman kadastrosu nedeniyle devlet ormanı sınırları içerisinde bırakılan ancak tapuda gerçek veya tüzel kişiler adına kayıtlı bulunan taşınmazların hukuki durumunu yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır.</p>

<p></p>

<p>Yeni düzenleme kapsamında, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre tamamen veya kısmen devlet ormanı olarak sınırlandırılan ve halen gerçek veya tüzel kişiler adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazlar bakımından, belirli şartların gerçekleşmesi halinde mevcut tapu kayıtlarının bedelsiz olarak geçerli kabul edilmesi ve varsa orman şerhlerinin terkin edilmesi mümkün hale gelmiştir. Bunun yanında, devam eden davalar ile kesinleşmiş ancak henüz tapuda infaz edilmemiş kararlar yönünden de yeni hukuki değerlendirmelerin yapılması gündeme gelebilecektir.</p>

<p></p>

<p>Düzenleme, mülkiyet hakkının korunması bakımından önemli sonuçlar doğurabilecek nitelikte olmakla birlikte, uygulamanın kapsamı, idarenin takdir yetkisinin sınırları ve Anayasa'ya uygunluk tartışmaları bakımından da çeşitli hukuki değerlendirmeleri beraberinde getirmektedir. Ek Madde 22'nin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların ayrıca belirlenmesi öngörülmüş olup, uygulamaya yön verecek ikincil düzenlemelerin ve idari uygulamaların yakından takip edilmesi gerekmektedir.</p>

<p></p>

<p>MADDE 14-</p>

<p>6831 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p><i>“EK MADDE 22- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmenveya tamamen Devlet ormanı olarak sınırlandırılan taşınmazlardan;</i></p>

<p><i>a) Hazine adına kayıtlı olmayan, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre oluşturulup halen gerçek veyatüzel kişiler adına tapuda tescilli olanlar için malikleri, kadastro tespitleri davalı olanlar için ise davaya taraf olangerçek veya tüzel kişiler tarafından idareye başvurulması ve söz konusu başvurunun Orman Genel Müdürlüğünceuygun görülmesi,</i></p>

<p><i>b) Orman Genel Müdürlüğü tarafından resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda gerçek veya tüzelkişiler adına var olan tapu kayıtlarının doğruluğunun tespit edilmesi, hallerinde mevcut tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki varsa ormanşerhleri terkin edilerek söz konusu taşınmazlar hakkında bu Kanun hükümleri uyarınca işlem yapılır.</i></p>

<p><i>Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen ancak tapuda henüz infaz edilmeyenkararlara konu taşınmazlar hakkında taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararları gereğince ödeme yapılmamışolması veya taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararları gereğince ödeme yapılmışsa yapılan toplam ödemeninHazineye geri ödenmesi hallerinde bu madde uyarınca işlem yapılır. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazıngüncel rayiç bedelinden az olamaz.</i></p>

<p><i>Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terkedilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içindeönceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarakherhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geriödenmesi halinde ilgilisine iade edilir.</i></p>

<p><i>Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz.</i></p>

<p><i>İkinci ve üçüncü fıkralar kapsamında kalan taşınmazlardan Orman Genel Müdürlüğünce bildirilen, malikleriveya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulmayan veya mahkeme kararları gereği yapılan toplamödemesi Hazineye geri ödenmeyen üç hektardan küçük taşınmazlar ve alan büyüklüğüne bakılmaksızın taşınmazlararasındaki tescilli/tescilsiz yol, boşluk ve benzeri alanlar, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce değerlendirilebilir.</i></p>

<p><i>Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.</i></p>

<p><i>a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalaraçılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göreişlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarcavazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptalisebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılamagiderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez.</i></p>

<p><i>b) Yapılacak giderler tapu maliklerince Orman Genel Müdürlüğünün hesaplarına hizmet gideri olarak yatırılır.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>c) Mevcut orman izinleri ve yapılan kiralamalar iptal edilmiş sayılır.</i></p>

<p><i>ç) Ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılmış her nevi bina ve tesis bulunan yerler bumadde kapsamında değerlendirilmez.</i></p>

<p><i>d) Rayiç bedeller, 6292 sayılı Kanun kapsamında Milli Emlak Genel Müdürlüğünce hesaplanır.</i></p>

<p><i>e) İade işleminin gerçekleşmesi halinde idarelerden, hiçbir şekilde tazminat ve ecrimisil talep edilemez.</i></p>

<p><i>Bu madde hükümleri;</i></p>

<p><i>a) Sonradan imar uygulaması yapılmış olsa bile, 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı veYabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, mülga 11/6/1945 tarihli ve 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunukapsamında tapuya bağlanmış fakat temlik şartları yerine getirilmemiş, 9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı Kanunkapsamında bedeli ödenerek devletleştirilmiş, mülga 8/2/1937 tarihli ve 3116 sayılı Orman Kanununda mülga24/3/1950 tarihli ve 5653 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeler kapsamında tevzi edilmiş fakat tapuya bağlanmamış,tapu ve kadastro veya imar mevzuatı kapsamında yapılan çalışmalarda uygulama görememiş eski kayıtlı taşınmazlarile 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamındaki taşınmazlarda,</i></p>

<p><i>b) 2634 sayılı Kanun kapsamında sınırları tespit ve ilan edilen kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri,turizm merkezleri, turizm bölgeleri ve turizm alanlarında kalan, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu vemübadele anlaşmaları kapsamında olan yerler ile bu Kanuna göre belirlenmiş özel statülü orman alanları ile ormanrejimine alınan yerlerde bulunan, izin ve irtifak hakkı tesis edildiğinden ifraz edilerek oluşturulan, yanan ormansahalarında bulunan, geometrisi ve arz üzerindeki yeri belli olmayan taşınmazlarda,</i></p>

<p><i>uygulanmaz.</i></p>

<p><i>Bu madde kapsamında yapılan işlemler sonrasında orman kadastro kayıtları güncellenir.</i></p>

<p><i>Bu maddenin uygulanması sonucunda; tapu kayıtları geçerli kabul edilen, ilgililerine iade edilen ve dördüncüfıkra kapsamında Milli Emlak Genel Müdürlüğünce değerlendirilecek taşınmazların alanından az olmamak üzereDevletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar Orman GenelMüdürlüğüne orman tesis etmek veya orman olarak kullanılmak üzere tahsis edilir. </i></p>

<p><i>Bu maddenin uygulanmasından kaynaklanan tüm anlaşmazlıklar, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukukmahkemesinde görülür.</i></p>

<p><i>Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından görüşalınarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenir.”</i></p>

<p></p>

<p>Öncelikle ifade edelim ki bu fıkranın kapsamına, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih olan 20.06.2026 tarihinden önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmen veya tamamen Devlet ormanı olarak sınırlandırılarak kaydında orman şerhi mevcut olan ve henüz davası açılmamış olan taşınmazlar ile bu nitelikte olmakla birlikte davası devam eden taşınmazların girdiğini söylemek yerinde olacaktır.</p>

<p><br />
 </p>

<p><strong>Ek Madde 22 Kapsamında Tapu Maliklerine Sağlanan İmkanlar</strong></p>

<p></p>

<p>6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek Madde 22 ile birlikte, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosu işlemleri sonucunda devlet ormanı sınırları içerisinde bırakılmış bulunan bazı taşınmazlar bakımından mevcut tapu kayıtlarının korunması öngörülmektedir.</p>

<p></p>

<p>Buna göre;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Taşınmazın gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi adına tapuda kayıtlı olması,</li>
 <li>Orman kadastrosunun kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş bulunması,</li>
 <li>Kanunda belirtilen diğer şartların somut olay bakımından gerçekleşmesi,</li>
</ul>

<p></p>

<p>halinde mevcut tapu kayıtlarının geçerliliğini koruması ve taşınmaz üzerindeki orman şerhlerinin kaldırılması mümkün olabilecektir.</p>

<p></p>

<p>Düzenleme, özellikle geçmişte orman tahdidi içerisinde bırakılması nedeniyle kullanım imkânı önemli ölçüde kısıtlanan taşınmaz sahipleri açısından ciddi bir hukuki kazanım olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p></p>

<p>Bununla birlikte, Ek Madde 22'nin tüm taşınmazlar bakımından otomatik olarak uygulanmayacağı, her taşınmazın hukuki durumunun ayrı ayrı incelenmesi gerektiği unutulmamalıdır. Taşınmazın geçmiş kadastro kayıtları, tapu sicil bilgileri, hava fotoğrafları, amenajman planları ve teknik bilirkişi incelemeleri uygulamada önemini korumaya devam edecektir.</p>

<p><br />
 </p>

<p><strong>Devam Eden Davalara ve Kesinleşmiş Kararlara Etkisi</strong></p>

<p></p>

<p>Kanun değişikliğinin uygulamada en fazla tartışılacak yönlerinden biri, devam eden yargılamalar ile kesinleşmiş mahkeme kararları üzerindeki etkisidir. Özellikle;</p>

<p></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Tapu iptali ve Hazine adına tescil davaları,</li>
 <li>Orman kadastrosuna itiraz davaları,</li>
 <li>Tazminat talepleri,</li>
 <li>Mülkiyet hakkı ihlaline dayalı bireysel başvurular,</li>
</ul>

<p></p>

<p>bakımından yeni düzenlemenin sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p></p>

<p>Henüz kesin hükümle sonuçlanmamış davalarda yeni düzenlemenin doğrudan uygulanabilmesi mümkündür. Buna karşılık kesinleşmiş yargı kararları yönünden kanunun nasıl uygulanacağı, uygulama yönetmelikleri ve yargısal içtihatlar ile netleşecektir.</p>

<p><br />
 </p>

<p>Özellikle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Anayasa'nın 169. maddesinde düzenlenen ormanların korunmasına ilişkin hükümler arasındaki denge, önümüzdeki süreçte öğretide ve yargı kararlarında önemli tartışmalara konu olmaya devam edecektir.</p>

<p></p>

<p>7584 sayılı Kanun ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek Madde 22, orman kadastrosundan kaynaklanan mülkiyet uyuşmazlıkları bakımından son yılların en önemli yasal düzenlemelerinden birisini oluşturmaktadır. Düzenleme, geçmişte orman sınırları içerisinde bırakılan ve tapuda gerçek veya tüzel kişiler adına kayıtlı bulunan taşınmazlar bakımından yeni hukuki imkanlar sunarken, uygulama alanı ve kapsamı bakımından birçok teknik ve hukuki değerlendirmeyi de beraberinde getirmektedir.</p>

<p></p>

<p>Özellikle devam eden davaların durumu, kesinleşmiş mahkeme kararlarının etkisi, tapu kayıtlarının korunmasına ilişkin şartlar ve idarenin uygulama biçimi, taşınmaz maliklerinin haklarını doğrudan etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre hukuki durumun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi, gerekli başvuruların süresinde yapılması ve yargısal süreçlerin uzman desteği ile takip edilmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle 7584 sayılı Kanun kapsamında ortaya çıkabilecek yeni hukuki imkanların değerlendirilmesi ve olası hak kayıplarının önlenmesi bakımından uzman desteği alınması önem arz etmektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-kerimhan-dal" title="Av. Kerimhan DAL"><img alt="Av. Kerimhan DAL" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/07/kerimhan-dal.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-kerimhan-dal" title="Av. Kerimhan DAL">Av. Kerimhan DAL</a></strong></h4>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/7584-sayili-kanun-ile-6831-sayili-orman-kanununda-yapilan-degisiklikler-1</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/terazi/old-books-in-the-background.jpg" type="image/jpeg" length="55278"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 10. Daire'nin 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-10-dairenin-2022891-e-20243907-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-10-dairenin-2022891-e-20243907-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 10. Daire'nin 14/10/2024 tarihli 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONUNCU DAİRE<br />
Esas No : 2022/891<br />
Karar No : 2024/3907</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adına asaleten, ... ve ... adına velayeten ... (...)<br />
VEKİLLERİ : Av. ...</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Müdürlüğü / ...<br />
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri...</p>

<p>İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ:</strong><br />
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın kaçırılarak bıçaklandığı ve darp edildiği sırada 155 polis imdat hattını arayarak yardım istemesine rağmen hiçbir şey yapılmadığından bahisle meydana gelen ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık ... için 70.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 29.437,73 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, ... için 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 32.170,63 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 16/06/2016 tarih ve E:2016/741, K:2016/3393 sayılı bozma kararına uyularak, davacıların yakını ...'ın yaralı olduğu esnada 155 polis imdat hattını araması üzerine çağrıya cevap veren polis memuru ile aralarında geçen telefon konuşmasında yaralı şahsın ifadelerinin tam anlaşılamadığının ve sorulan surulara cevap veremediğinin, telefonun kapanması üzerine polis memuru tarafından dönüş yapıldığının ancak yine sağlıklı bir görüşme yapılamadığının, bu diyalog sonucu polis memurunun ekiplere anons yapabilmesi için araç plakası, olay yeri ve benzeri somut bir bilgi alamadığının anlaşıldığı, ilgili 155 polis imdat görevlisi polis memuru hakkında açılan disiplin soruşturmasında da bu hususlar dikkate alınarak görevi ihmal suçu işlendiğine dair kanaat oluşmadığı belirtilerek dosyanın disiplin yönünden işlemden kaldırılmasına karar verildiği, üçüncü kişinin eylemi sonucu davacılar yakınının yaşamını yitirdiği olayın meydana gelmesinde davalı idarenin kusurlu bir eyleminin bulunmadığı, olayı engellemek için yürütülmesi gereken güvenlik hizmetinin kötü işletildiğinden de söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava konusu olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülmektedir.</p>

<p>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.</p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...<br />
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE :<br />
MADDİ OLAY :</strong><br />
Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakını ...'ın, 10/01/2013 tarihinde daha öncesinden tanışıklığı bulunan ... isimli kişi ile buluştuğu, ...'a ait araçla ... ili, ... ilçesi, ... köyü yakınlarında bir yere geldikleri, bu sırada alacak meselesinden dolayı tartışmaya başladıkları, bu tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu ...'ın ...'ı bıçakla yaralayıp darp ettikten sonra aracın arka bagaj kısmına koyarak bir süre araçla dolaştırdığı, yaralı halde bulunan davacılar yakını ...'ın araç bagajında iken 155 polis imdat hattını arayarak yardım istediği, bu görüşme esnasında içinde bulunduğu aracın plakasını verdiği, yaralı olduğunu bildirdiği, bu sırada telefonun kapandığı, akabinde 155 polis imdat hattından ...'ın cep telefonunun arandığı, ancak ...'ın ...'ın elindeki cep telefonunu alarak araçtan fırlattığı, yaralı olan ...'ı ıssız alanda bıraktığı ve ...'ın burada vefat ettiği, davacılar tarafından, yakınları ... yaralı halde iken 155 polis imdat hattını arayarak yardım istemesine karşın hiçbir şey yapılmadığından bahisle meydana gelen ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık ... için 70.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 29.437,73 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, ... için 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 32.170,63 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong><br />
Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini, Anayasa'nın 125. maddesi gereğidir.</p>

<p>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.</p>

<p>Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.</p>

<p>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.</p>

<p>İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.</p>

<p>Öte yandan, İl Emniyet Müdürlükleri Acil Çağrı Hizmetleri Yönergesi'nin 1. maddesinde, 'Bu Yönergenin amacı, vatandaşlarımızın acil durumlardaki ihbar ve yardım taleplerini iletebilmeleri için il ve ilçe merkezlerinde tesis edilmiş olan her türlü iletişim ve bilişim araçları vasıtasıyla verilen Acil Çağrı Hizmetlerinin; etkin, hızlı ve verimli yürütülebilmesini sağlamak amacıyla kurulan acil çağrı merkezlerinin yapılanması ile çalışmasına ilişkin usul ve esaslan belirlemektir.' hükmüne; 13. maddesinde, '(1) Çağrı Alma ve Değerlendirme Kısmının çağrı alma işlemlerine ilişkin görevleri şunlardır; a) Gelen çağrıyı cevaplandırmak, b) Çağrı ile ilgili not almak, c) Yarım kalmış çağrılarda geri arama yapmak, ç) Çağrının çağrı durum tablosundaki yerini tespit etmek, d) Talep halinde çağrı yapanı bilgilendirmek, e) Çağrının doğruluğunu tespit etmek, şayet doğruluğu tespit edilemiyorsa gerekçesiyle birlikte kayda geçmek, f) Çağrı yapanın doğru ve sağlıklı bir çağrı yapmasını sağlamak için gerekli yardımda bulunmak, g) Bilgi akışının sürekliliğini sağlamaktır. (2) Çağrı Alma ve Değerlendirme Kısmının çağrı değerlendirme işlemlerine ilişkin görevleri şunlardır, a) Çağrı takibi yapmak, b) Çağrının, çağrı durum tablosundaki yerine göre işlem öncelik sıralaması yapmak, c) Verilecek bilgilerin neler olduğunu belirlemek, ç) Çağrının gizlilik derecesini tespit etmek, d) Çağrının konusuna göre ilgili ya da ilgililerini tespit etmek, e) Çağrı ile ilgili yapılacak işleme karar vermek, f) Çağrının ilgilisi ile irtibata geçerek gerekli bilgilendirmeyi eksiksiz olarak ve zamanında yapmak, g) Gerektiğinde çağrı yapan ile müzakere yapmak, ğ) Çağrının kaydını yapmaktır.' hükmüne; 18. maddesinde, '(1) Acil Çağrı Vasıtalarından Alınan Çağrılarda kısımların yapacağı ortak İşlemler, a) Gelen çağrı, çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden Acil durum kapsamına giriyor ise servis operatörü, olay, eşkal, plaka ve istikamet gibi bilgileri, çağrı yapana yardımcı olmak suretiyle tam olarak almaya çalışacak ve konuyu sevk ve yönetim kısmına süratle bildirerek gereğinin yapılması için işlemi başlatarak, yaptığı işlem ve konunun içeriği ile ilgili sıralı amirleri haberdar edecektir. b) Gelen çağrı; çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden bilgi talebi kapsamına giriyor ise servis operatörü ; bilgi talep edene 155 polis imdat hattının önemini ve bu hattın fazla meşgul edilmemesini hatırlatarak bilgi talebine ilişkin cevap alacak birim irtibat telefonlarını verecektir. c) Gelen çağrı, çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden kasıtlı ve lüzumsuz olarak yapılan yanlış arama kapsamına giriyor ise servis operatörü; 22,23,24 ve 25. maddelerde yer alan işlemleri uygulayacaktır.' hükmüne; 27. maddesinde, 'Çağrının iletilmesi konusunda servis operatörleri, a) Zamana karşı çok duyarlı olacak, almış oldukları çağrıyı mümkün olan en kısa zamanda ilgilisine bildireceklerdir. b) İşlem yapma noktasında kararsız kaldıkları veya tereddüde düştükleri noktalarda ve sıradan olmayan karmaşık olaylarla, başka kurum ve kuruluşlardan yardım istenmesini gerektirecek kadar büyük olayların bildirilmesi durumlarında derhal kısım sorumlularına bilgi vereceklerdir.' hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong><br />
İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ise, bir zararın mevcut olması, bu zararın idari bir işlemden veya eylemden meydana gelmesi ve oluşan zararla idari işlemden veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını ...'ın, ... isimli kişi tarafından 10/01/2013 tarihinde kaçırılarak bıçaklandığı ve darp edildikten sonra bagaja kapatıldığı, bu sırada ...'ın 155 polis imdat hattını arayarak yardım istediği, gerçekleştirilen 2 dakika 52 saniyelik telefon görüşmesinde yaralı olduğunu belirttiği, içinde bulunduğu aracın plakasını verdiği, görüşmeyi gerçekleştiren polis memuru tarafından arayan numaranın görülebilir olduğu, nitekim polis memuru tarafından aramayı yapan numaranın tekrar arandığı, arayan kişinin konuşma esnasında defaatle ölmek üzere olduğunu beyan ettiği, dosyada bulunan 155 polis imdat ihbarı CD çözüm tutanağından anlaşılmakta olup, ...'ın 12/01/2013 tarihinde polis merkezine vermiş olduğu ifadesinde de ...'ın polis memuru ile yapmış olduğu 2 dakika 52 saniyelik telefon görüşmesinde vermiş olduğu plakaya sahip aracın olayda kullanıldığının teyit edildiği görülmektedir.</p>

<p>Buna göre, davacılar yakınının 155 polis imdat hattında bulunan polis memuru ile yaptığı görüşmede; yaralı olduğunun, acil müdahale edilmesi gereken bir durumda bulunduğunun, araç plakasını verdiğinin ve cep telefonu numarasının bilindiği hususları birlikte değerlendirildiğinde 155 polis imdat hattında görevli polis memuru tarafından durumun derhal amirlerine veya ilgili birime bildirilmesi ve buna göre gerekli işlemlerin veya müdahalenin yapılması gerekirken yapılan acil çağrı görüşmesi üzerine amirlerine veya ilgili birime bildirim yapılmadığı dolayısıyla herhangi bir işlemin de yapılmadığı anlaşıldığından dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılmaktadır.</p>

<p>Bu itibarla, uyuşmazlığa konu olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunması sebebiyle davacıların zararlarının karşılanması gerektiği anlaşıldığından davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,</p>

<p>2. Davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,</p>

<p>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-10-dairenin-2022891-e-20243907-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/danistays.jpg" type="image/jpeg" length="80601"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ACİL ÇAĞRI HATTINA YAPILAN İHBARLA İLGİLİ İŞLEM YAPILMAMASI NEDENİYLE İDARENİN SORUMLULUĞU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/acil-cagri-hattina-yapilan-ihbarla-ilgili-islem-yapilmamasi-nedeniyle-idarenin-sorumlulugu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/acil-cagri-hattina-yapilan-ihbarla-ilgili-islem-yapilmamasi-nedeniyle-idarenin-sorumlulugu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Toplum hayatındaki ve teknolojideki değişmeler, yeni kamu hizmetlerine ihtiyaç oluşturduğu gibi mevcut kamu hizmetlerini de dönüştürebilmektedir. Ülkemizde kolluk, sağlık ve itfaiye gibi derhal müdahale gerektiren kamu hizmetlerine hızlı ve kolay erişim geçmişte farklı acil hat numaralarından sağlanırken günümüzde tek numara sistemine geçilmiştir. Polis tarafından kullanılan 155, Jandarma tarafından kullanılan 156, İtfaiye tarafından kullanılan 110 gibi acil çağrı numaraları ile ilgili diğer kurumların (110, 122, 177, 178) acil çağrı numaraları Avrupa’da da kullanılan 112 Acil Servis çağrı numarasında birleştirilmiş olup acil çağrıyla ilgili kurumların koordinasyonunu sağlamak amacıyla tek merkezden yönetim amacıyla 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlükleri kurulmuştur.</p>

<p>Acil çağrı numaralarının tek numarada birleştirilmesi acil durum içinde bulunan kişilerin, farklı kurumlara ait numaraların akılda tutulması ihtiyacını ortadan kaldırdığı gibi yapılan ihbarın kurumu ilgilendirmediğinden dolayı başka kurumlara yönlendirmeyi de önleyerek zaman ve kaynak tasarrufuna katkı sağlayabilmektedir.</p>

<p>Yangın, kaza, yaralanma, suç gibi olaylar yaşandığında zarar görenler acil yardıma ihtiyaç duyabilmektedir. Doğrudan zarar gören kişiler veya acil durumdan haberdar olan üçüncü kişilerin; telefon, mobil uygulama, e-mail ve benzeri yollarla ilgili kamu kurumlarından yardım talep etmesi acil çağrı olarak adlandırılmaktadır. Acil çağrı mevzuatta “kamu düzeni ve güvenliği, kişi sağlığı ve güvenliği, toplum sağlığı, su kaynakları ve sulak alanlar ile doğaya yönelik ani tehditler ve mala yönelik zararları içeren durumlara ilişkin her türlü çağrıyı” ifade etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İdare; kamu hizmeti sunarken sınırlı personel, araç ve diğer kaynaklar doğrultusunda hareket edebildiğinden dolayı her an her yerde ambulans, polis, itfaiye gibi araçların ve görevli personelin hazır bulundurulması olağan hayat akışı içinde mümkün değildir. Dolayısıyla acil çağrı, “acil” durumlarda yapılmalıdır. Acil durum, kısıtlı bir süre içinde “derhal” müdahale edilmediği takdirde daha fazla zarar ortaya çıkabilecek durumlardır.</p>

<p>İhbar alan görevliler, büyük bir sorumluluk altındadır, aynı zamanda tüm görüşmeler kayıt altındadır. Bu nedenle 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüklerinde görevli personel kriz yönetme becerilerini geliştirmeli, arayan kişiyle empati yapabilmeli, acil ve acil olmayan çağrılar arasında öncelik belirleyebilmelidir. Özellikle ihbarla ilgili olarak bir işlem yapılmaması, konunun sıralı amirlere ve gerekli birimlere bildirilmemesi durumunda idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğunun doğabileceği ve bu zararın, memura rücu edilebileceği gözden kaçırılmamalıdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-10-dairenin-2022891-e-20243907-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Danıştay 10. Dairesi 2022/891 E., 2024/3907 K. </strong>sayılı kararı</a>na konu olayda;</p>

<p>...MADDİ OLAY :</p>

<p>Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakını ...'ın, 10/01/2013 tarihinde daha öncesinden tanışıklığı bulunan ... isimli kişi ile buluştuğu, ...'a ait araçla ... ili, ... ilçesi, ... köyü yakınlarında bir yere geldikleri, bu sırada alacak meselesinden dolayı tartışmaya başladıkları, bu tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu ...'ın ...'ı bıçakla yaralayıp darp ettikten sonra aracın arka bagaj kısmına koyarak bir süre araçla dolaştırdığı, yaralı halde bulunan davacılar yakını ...'ın araç bagajında iken 155 polis imdat hattını arayarak yardım istediği, bu görüşme esnasında içinde bulunduğu aracın plakasını verdiği, yaralı olduğunu bildirdiği, bu sırada telefonun kapandığı, akabinde 155 polis imdat hattından ...'ın cep telefonunun arandığı, ancak ...'ın ...'ın elindeki cep telefonunu alarak araçtan fırlattığı, yaralı olan ...'ı ıssız alanda bıraktığı ve ...'ın burada vefat ettiği, davacılar tarafından, yakınları ... yaralı halde iken 155 polis imdat hattını arayarak yardım istemesine karşın hiçbir şey yapılmadığından bahisle meydana gelen ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık ... için 70.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, ... için 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 29.437,73 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi, ... için 20.000,00 TL (miktar artırımı ile 32.170,63 TL) maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı…</p>

<p>İLGİLİ MEVZUAT:</p>

<p>Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini, Anayasa'nın 125. maddesi gereğidir.</p>

<p>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.</p>

<p>Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.</p>

<p>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.</p>

<p>İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.</p>

<p>Öte yandan, İl Emniyet Müdürlükleri Acil Çağrı Hizmetleri Yönergesi'nin 1. maddesinde, 'Bu Yönergenin amacı, vatandaşlarımızın acil durumlardaki ihbar ve yardım taleplerini iletebilmeleri için il ve ilçe merkezlerinde tesis edilmiş olan her türlü iletişim ve bilişim araçları vasıtasıyla verilen Acil Çağrı Hizmetlerinin; etkin, hızlı ve verimli yürütülebilmesini sağlamak amacıyla kurulan acil çağrı merkezlerinin yapılanması ile çalışmasına ilişkin usul ve esaslan belirlemektir.' hükmüne; 13. maddesinde, '(1) Çağrı Alma ve Değerlendirme Kısmının çağrı alma işlemlerine ilişkin görevleri şunlardır; a) Gelen çağrıyı cevaplandırmak, b) Çağrı ile ilgili not almak, c) Yarım kalmış çağrılarda geri arama yapmak, ç) Çağrının çağrı durum tablosundaki yerini tespit etmek, d) Talep halinde çağrı yapanı bilgilendirmek, e) Çağrının doğruluğunu tespit etmek, şayet doğruluğu tespit edilemiyorsa gerekçesiyle birlikte kayda geçmek, f) Çağrı yapanın doğru ve sağlıklı bir çağrı yapmasını sağlamak için gerekli yardımda bulunmak, g) Bilgi akışının sürekliliğini sağlamaktır. (2) Çağrı Alma ve Değerlendirme Kısmının çağrı değerlendirme işlemlerine ilişkin görevleri şunlardır, a) Çağrı takibi yapmak, b) Çağrının, çağrı durum tablosundaki yerine göre işlem öncelik sıralaması yapmak, c) Verilecek bilgilerin neler olduğunu belirlemek, ç) Çağrının gizlilik derecesini tespit etmek, d) Çağrının konusuna göre ilgili ya da ilgililerini tespit etmek, e) Çağrı ile ilgili yapılacak işleme karar vermek, f) Çağrının ilgilisi ile irtibata geçerek gerekli bilgilendirmeyi eksiksiz olarak ve zamanında yapmak, g) Gerektiğinde çağrı yapan ile müzakere yapmak, ğ) Çağrının kaydını yapmaktır.' hükmüne; 18. maddesinde, '(1) Acil Çağrı Vasıtalarından Alınan Çağrılarda kısımların yapacağı ortak İşlemler, a) Gelen çağrı, çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden Acil durum kapsamına giriyor ise servis operatörü, olay, eşkal, plaka ve istikamet gibi bilgileri, çağrı yapana yardımcı olmak suretiyle tam olarak almaya çalışacak ve konuyu sevk ve yönetim kısmına süratle bildirerek gereğinin yapılması için işlemi başlatarak, yaptığı işlem ve konunun içeriği ile ilgili sıralı amirleri haberdar edecektir. b) Gelen çağrı; çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden bilgi talebi kapsamına giriyor ise servis operatörü ; bilgi talep edene 155 polis imdat hattının önemini ve bu hattın fazla meşgul edilmemesini hatırlatarak bilgi talebine ilişkin cevap alacak birim irtibat telefonlarını verecektir. c) Gelen çağrı, çağrı durum tablosunda yer alan seçeneklerden kasıtlı ve lüzumsuz olarak yapılan yanlış arama kapsamına giriyor ise servis operatörü; 22,23,24 ve 25. maddelerde yer alan işlemleri uygulayacaktır.' hükmüne; 27. maddesinde, 'Çağrının iletilmesi konusunda servis operatörleri, a) Zamana karşı çok duyarlı olacak, almış oldukları çağrıyı mümkün olan en kısa zamanda ilgilisine bildireceklerdir. b) İşlem yapma noktasında kararsız kaldıkları veya tereddüde düştükleri noktalarda ve sıradan olmayan karmaşık olaylarla, başka kurum ve kuruluşlardan yardım istenmesini gerektirecek kadar büyük olayların bildirilmesi durumlarında derhal kısım sorumlularına bilgi vereceklerdir.' hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ise, bir zararın mevcut olması, bu zararın idari bir işlemden veya eylemden meydana gelmesi ve oluşan zararla idari işlemden veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını ...'ın, ... isimli kişi tarafından 10/01/2013 tarihinde kaçırılarak bıçaklandığı ve darp edildikten sonra bagaja kapatıldığı, bu sırada ...'ın 155 polis imdat hattını arayarak yardım istediği, gerçekleştirilen 2 dakika 52 saniyelik telefon görüşmesinde yaralı olduğunu belirttiği, içinde bulunduğu aracın plakasını verdiği, görüşmeyi gerçekleştiren polis memuru tarafından arayan numaranın görülebilir olduğu, nitekim polis memuru tarafından aramayı yapan numaranın tekrar arandığı, arayan kişinin konuşma esnasında defaatle ölmek üzere olduğunu beyan ettiği, dosyada bulunan 155 polis imdat ihbarı CD çözüm tutanağından anlaşılmakta olup, ...'ın 12/01/2013 tarihinde polis merkezine vermiş olduğu ifadesinde de ...'ın polis memuru ile yapmış olduğu 2 dakika 52 saniyelik telefon görüşmesinde vermiş olduğu plakaya sahip aracın olayda kullanıldığının teyit edildiği görülmektedir.</strong></p>

<p>Buna göre, davacılar yakınının 155 polis imdat hattında bulunan polis memuru ile yaptığı görüşmede; yaralı olduğunun, acil müdahale edilmesi gereken bir durumda bulunduğunun, araç plakasını verdiğinin ve cep telefonu numarasının bilindiği hususları birlikte değerlendirildiğinde <strong>155 polis imdat hattında görevli polis memuru tarafından durumun derhal amirlerine veya ilgili birime bildirilmesi ve buna göre gerekli işlemlerin veya müdahalenin yapılması gerekirken yapılan acil çağrı görüşmesi üzerine amirlerine veya ilgili birime bildirim yapılmadığı dolayısıyla herhangi bir işlemin de yapılmadığı anlaşıldığından dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılmaktadır.</strong></p>

<p>Bu itibarla, uyuşmazlığa konu olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunması sebebiyle davacıların zararlarının karşılanması gerektiği anlaşıldığından.... denilmektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/doc-dr-enver-kasli" title="Doç. Dr. Enver KAŞLI"><img alt="Doç. Dr. Enver KAŞLI" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/05/enver-kasli.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/doc-dr-enver-kasli" title="Doç. Dr. Enver KAŞLI">Doç. Dr. Enver KAŞLI</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/acil-cagri-hattina-yapilan-ihbarla-ilgili-islem-yapilmamasi-nedeniyle-idarenin-sorumlulugu-1</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/terazi/terazi-tele-640009887783.jpg" type="image/jpeg" length="48390"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yediemin otoparkında yangın: 50 motosiklet ve 12 araç yandı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yediemin-otoparkinda-yangin-50-motosiklet-ve-12-arac-yandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yediemin-otoparkinda-yangin-50-motosiklet-ve-12-arac-yandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'in Bornova ilçesinde yediemin otoparkında çıkan yangında, 50 motosiklet ile 12 araç yanarak kullanılamaz hale geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yangın, saat 19.00 sıralarında Doğanlar Mahallesi'ndeki yediemin otoparkında meydana geldi.</p>

<p>Henüz belirlenemeyen sebeple başlayan ve kısa sürede büyüyen alevler, otoparkta bulunan motosiklet ve araçlara sıçradı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu yangın söndürüldü.</p>

<p>Yangında 50 motosiklet ile hafif ticari araç, kamyon ve otomobillerin olduğu 12 araç kullanılamaz hale geldi.</p>

<p>Yangının otoparkın yanında bulunan otluk alanda başladığı ve otoparka sıçradığı ileri sürülürken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yediemin-otoparkinda-yangin-50-motosiklet-ve-12-arac-yandi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-162.jpg" type="image/jpeg" length="36225"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yurt dışından getirilen telefonlar için yeni karar! IMEI kayıt kuralları değişti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yurt-disindan-getirilen-telefonlar-icin-yeni-karar-imei-kayit-kurallari-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yurt-disindan-getirilen-telefonlar-icin-yeni-karar-imei-kayit-kurallari-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), yurt dışından getirilen elektronik cihazların kayıt işlemlerine ilişkin yönetmelik ve tebliğde değişikliğe gitti. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemeyle başvurular e-Devlet üzerinden yapılacak, yabancı misyon personeline ait cihazların kayıt süreci yeniden düzenlenirken, arıza nedeniyle değiştirilen cihazların IMEI işlemlerine de yeni kurallar getirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), elektronik kimlik bilgisini (IMEI) haiz cihazların kayıt altına alınmasına ilişkin yönetmelik ve tebliğde değişiklik yaptı. Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemelerle cihaz kayıt işlemleri, başvuru süreçleri ve IMEI kullanımına ilişkin bazı uygulamalar güncellendi.</p>

<p><strong>BAŞVURULAR ARTIK E-DEVLET ÜZERİNDEN YAPILACAK</strong></p>

<p>Düzenlemeyle birlikte cihaz kayıt işlemlerinde başvurular e-Devlet Kapısı üzerinden gerçekleştirilecek.</p>

<p>Özellikle Dışişleri Bakanlığınca vergi muafiyeti tanınan Yabancı Misyon Kimlik Kartı sahipleri (Diplomatik statüye sahip resmi görevli kişiler), gerekli bilgi ve belgeleri tamamladıktan sonra başvurularını e-Devlet üzerinden yapacak. Başvuru sırasında beyan edilen bilgiler ise ilgili kurumlar tarafından elektronik ortamda doğrulanarak BTK’ya iletilecek.</p>

<p><strong>YABANCI MİSYON PERSONELİNİN CİHAZLARINA YENİ UYGULAMA</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeyle yabancı misyon personeline ait cihazların kullanım süreci de yeniden belirlendi.</p>

<p>Buna göre, vergi muafiyeti tanınan Yabancı Misyon Kimlik Kartı sahiplerinin cihazlarına ait IMEI numaraları, kimlik kartlarının geçerlilik süresi boyunca beyaz listede yer alacak.</p>

<p>Kimlik kartının süresi sona erdiğinde ise cihazlar 120 gün daha kullanılabilecek. Bu sürenin sonunda IMEI numaraları siyah listeye alınacak ve cihazın elektronik haberleşme hizmetlerinden yararlanması sona erecek.</p>

<p>Yolcu beraberinde yurt dışından getirilen cihazlar ise gerekli kontrollerin tamamlanmasının ardından beyaz listeye alınacak.</p>

<p><strong>SİYAH LİSTEYE ALINAN CİHAZLAR TAKİP EDİLECEK</strong></p>

<p>Yönetmelikle siyah listeye alınan cihazların yeniden kullanılmasına ilişkin uygulama da değiştirildi.</p>

<p>Buna göre, siyah listeye alınan bir cihaz herhangi bir telefon hattıyla yeniden kullanılmaya başlanırsa, ilgili işletmeci bu durumu abone numarası bilgisiyle birlikte derhal BTK’ya bildirecek.</p>

<p><strong>ARIZALANAN CİHAZLAR İÇİN IMEI DEĞİŞİKLİĞİNE YENİ DÜZENLEME</strong></p>

<p>Tebliğle birlikte, yolcu beraberinde yurt dışından getirilen cihazların arızalanması halinde uygulanacak IMEI değişikliği süreci de yeniden düzenlendi.</p>

<p>Buna göre, cihazın veya ana kartının arıza nedeniyle değiştirilmesi durumunda IMEI değişikliği yapılabilecek.</p>

<p>İlk kayıt başvurusunu yapan kişi, cihaz kayıt işlemini tamamladıktan sonraki üç takvim yılı içinde ve cihazın beyaz listede bulunduğu süre boyunca e-Devlet üzerinden başvuru yapabilecek.</p>

<p>Başvurunun değerlendirilebilmesi için değişimi yapan firmadan alınacak belgede firmanın bilgileri, değişimin arıza nedeniyle yapıldığına ilişkin ifade ile eski ve yeni IMEI numaralarının yer alması gerekecek.</p>

<p><i>Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazların Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik, 02 Temmuz 2026 Tarihli ve 33298 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.</i></p>

<p><strong>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>ELEKTRONİK KİMLİK BİLGİSİNİ HAİZ CİHAZLARIN KAYIT ALTINA ALINMASINA DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 1- </strong>12/7/2014 tarihli ve 29058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazların Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “(ses çağrısı başlatma, ses çağrısı sonlandırma ve kısa mesaj başlatma)” ibaresi “(ses çağrısı başlatma, ses çağrısı sonlandırma)” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (ö) bendinde yer alan “, kısa mesaj başlatma” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“c) Başvuru merci: e-Devlet kapısını,”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“f) Dışişleri Bakanlığınca vergi muafiyeti tanındığı belirlenen Yabancı Misyon Kimlik Kartı hamili kişilere ilgili mevzuat gereği verilen kimlik kartının geçerlilik süresinin sona ermesinden itibaren ilgili misyon mensubunun cihazının elektronik haberleşme bağlantısını yüz yirmi gün içerisinde,”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, altıncı fıkrası yürürlükten kaldırılmış, yedinci fıkrasında yer alan “Cihaza” ibaresi “Yolcu beraberinde getirilen cihaza” şeklinde değiştirilmiş, aynı maddeye yedinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş ve aynı maddenin mevcut dokuzuncu fıkrasında yer alan “kurum, kuruluş ve abone kayıt merkezinden” ibaresi “kurum ve kuruluşlardan” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Dışişleri Bakanlığınca vergi muafiyeti tanındığı belirlenen Yabancı Misyon Kimlik Kartı hamili kişiler ilgili mevzuat gereği verilen kimlik kartının geçerli olduğu süre içerisinde Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazların Kayıt Altına Alınmasına Dair Tebliğde belirtilen bilgi ve belgeleri tamamlayarak e-Devlet kapısı üzerinden başvurusunu gerçekleştirir.”</p>

<p>“(8) Dışişleri Bakanlığınca vergi muafiyeti tanındığı belirlenen Yabancı Misyon Kimlik Kartı hamili kişilerin cihazlarına ait IMEI numarası veya numaraları, ilgili misyon mensubuna mevzuat gereği verilen kimlik kartının geçerlilik süresi boyunca beyaz listeye alınır. Kimlik kartının geçerlilik süresinin sona ermesini müteakip ilgili IMEI numarası veya numaraları yüz yirmi günlük kullanım süresi sonunda siyah listeye alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 19/A maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Birinci fıkra kapsamında elektronik kimlik bilgisi siyah listeye alınan cihazın bir abone numarası ile tekrar kullanılması halinde, cihaz kullanıcısının elektronik haberleşme hizmetlerinden faydalanma talebi ilgili abone numarası bilgisi ile birlikte işletmeci tarafından derhal Kuruma bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yurt-disindan-getirilen-telefonlar-icin-yeni-karar-imei-kayit-kurallari-degisti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/cep-tah.jpg" type="image/jpeg" length="19433"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıbbi Bitki Çayları Hakkında Yönetmelik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tibbi-bitki-caylari-hakkinda-yonetmelik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tibbi-bitki-caylari-hakkinda-yonetmelik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıbbi Bitki Çayları Hakkında Yönetmelik, 02 Temmuz 2026 Tarihli ve 33298 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>TIBBİ BİTKİ ÇAYLARI HAKKINDA YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; insan sağlığını koruyucu, tedavi edici etkileri olan farmakope kalitesindeki tıbbi bitkiler ve bu tıbbi bitkilerden elde edilen droglardan hazırlanan tek drogla veya birden çok droğun karışımıyla hazırlanan çay preparatlarının kaliteli, etkili ve güvenli bir şekilde piyasaya sunulmasını sağlamaktır.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, endüstriyel olarak veya eczanelerde majistral olarak hazırlanan ve sadece eczanelerde satılan tek drogla veya birden çok droğun karışımıyla hazırlanan çay preparatlarından oluşan tıbbi bitki çayları için ruhsat başvurusunu ve bunlar için ruhsat başvurusunda bulunan gerçek kişileri ve ticaret şirketlerini kapsar.</p>

<p>(2) Takviye edici gıdalar ile gıda olarak piyasaya arz edilen bitki ve meyve çayları bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi ile 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 506 ncı, 508 inci ve 796 ncı maddeleri hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Ambalaj bilgileri: İç veya dış ambalaj üzerindeki bilgileri,</p>

<p>b) Bitkisel drog: Kullanılan tıbbi bitkilerin binomial sisteme göre verilmiş bilimsel adı, cins, tür, alt tür, varyete, kemotipi, otörü ve kullanılan bitki kısmının bilimsel adı ile beraber verilmek üzere işlem görmemiş halde çoğunlukla kurutulmuş, bazen taze, bütün, parçalanmış veya kesilmiş bitkileri veya bitki parçalarını, algleri, mantarları, likenleri ve özel bir işleme tabi tutulmamış bazı eksudatları,</p>

<p>c) Braille alfabesi: Tam veya kısmi görme kaybı veya bozukluğu olan görme engelli kişilere yönelik uluslararası çapta yaygın şekilde kullanılan okuma ve yazma sistemini,</p>

<p>ç) Dekoksiyon: Bitki veya bitki karışımının üzerine soğuk su ilave edilerek kaynatılıncaya kadar ısıtılması, 5-10 dakika kaynatılması ve birkaç dakika demlenip süzülmesi yoluyla uygulanan hazırlama yöntemini,</p>

<p>d) Dış ambalaj: İç ambalajın içine konulduğu ambalajı,</p>

<p>e) Dolgu droğu (Tamamlayıcı drog): Psikolojik olarak olumlu yönde etki göstermesi amacıyla esas etkili droğun etkisini bozmamak koşuluyla formülasyona eklenebilen droğu,</p>

<p>f) Düzeltici drog: Tıbbi bitki çayının tat ve kokusunu düzeltici, genellikle uçucu yağ taşıyan droglar içinden ve esas etkili drog ile aynı etki doğrultusundaki droğu,</p>

<p>g) Elektronik takip sistemi: Tıbbi bitki çaylarının karekod kullanılarak tekilleştirilmesini, her biriminin geçtiği noktalardan yapılan bildirimler ile üretim, ithalat, ihracat, alış, satış, devir, tüketim, zayi olma, geri ödeme gibi tedarik zincirinde gerçekleşen tüm hareketlerini ya da hareket iptallerini gerçek zamanlı izleyen, geri çekme, bloke etme gibi bu ürünler üzerinde yapılması gereken iş ve işlemlerin gerçekleştirildiği merkezi kayıt ve takip sistemini,</p>

<p>ğ) Farmakope: Türk Farmakopesi (Avrupa Farmakopesi Adaptasyonu), Avrupa Farmakopesi, Amerikan Farmakopesi, İngiliz Farmakopesi ve Japon Farmakopesini; bu farmakopelerin uygulanabilir olmadığı durumlarda ise Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu tarafından uygun bulunan farmakopeyi veya Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu tarafından uygun bulunan monografları ve standartları,</p>

<p>h) İç ambalaj: Tek drogla veya birden çok droğun karışımıyla hazırlanan çay preparatlarından oluşan süzen poşet hariç olmak üzere drog ile doğrudan temasta bulunan kap veya diğer ambalaj şeklini,</p>

<p>ı) İnfüzyon: Bitki veya bitki karışımı üzerine kaynar su veya kaynatıldıktan sonra yaklaşık 80 <sup>o</sup>C’ye kadar ılıtılmış su ilave edilerek 5-10 dakika demlenip süzülmesi yöntemini,</p>

<p>i) İyi bilinen kullanım: Bir bitkisel droğun en az on yıldan uzun süredir kullanılıyor olması ve etkililiği ile güvenliliğinin bilimsel veriler ile kanıtlanmış olmasını,</p>

<p>j) İyi tarım uygulamaları (İTU): Tarımsal üretim sistemini sosyal açıdan yaşanabilir, ekonomik açıdan kârlı ve verimli, insan sağlığını koruyan, hayvan sağlığı ve refahı ile çevreye önem veren bir hale getirmek için uygulanması gereken işlemleri,</p>

<p>k) Karışım bitki çayı: Birden çok bitkisel droğun yer aldığı karışımları içeren tıbbi bitki çayını,</p>

<p>l) Kayıt numarası: Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu tarafından tıbbi bitki çayına verilen kodu içeren numarayı,</p>

<p>m) Kullanma talimatı (KT): Tıbbi bitki çayı ile birlikte sunulan, kullanıcı için hazırlanmış standart monograf verilerini de içeren yazılı bilgileri,</p>

<p>n) Kurum: Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumunu,</p>

<p>o) Lisansör firma;</p>

<p>1) İthal edilen tıbbi bitki çayına Türkiye’de ruhsat verilmesine ve satışına ilişkin gerçek kişiyi veya ticaret şirketlerini yetkilendiren firmayı veya,</p>

<p>2) Lisanslı imal tıbbi bitki çayına Türkiye’de imaline, ruhsat verilmesine ve satışına ilişkin gerçek kişiyi veya ticaret şirketlerini yetkilendiren firmayı,</p>

<p>ö) Maserasyon: Drog veya bitki karışımının üzerine soğuk su ilave edilerek en fazla 24 saate kadar sürede uygun koşullarda bekletilip süzülmesi yoluyla hazırlama yöntemini,</p>

<p>p) Paket transfer sistemi: Paydaşlar arasında transfer edilen tüm ürünlerin karekodlarını ve bu ürünleri içeren taşıma birimlerinin hiyerarşi bilgisinin transferini sağlayan uygulamayı,</p>

<p>r) Perkolasyon: Bitki veya bitki karışımı içerisinden sıcak ve soğuk çözücü geçirilerek çözünen bileşiklerin tüketilmesi yoluyla hazırlama yöntemini,</p>

<p>s) Ruhsat: Bir tıbbi bitki çayının Kurum tarafından belirlenen tek drogla ve birden çok droğun karışımıyla hazırlanan çay preparatları için kabul edilen ürün bilgilerine uygun olarak üretilip piyasaya sunulabileceğini gösteren Kurum tarafından düzenlenen belgeyi,</p>

<p>ş) Ruhsat düzenleme işlemleri: Tıbbi bitki çayının piyasaya sunulabilmesi için Kurum tarafından yapılan inceleme ve onay işlemlerini,</p>

<p>t) Ruhsat sahibi: Tıbbi bitki çaylarını piyasaya arz etmek üzere ruhsatı elinde bulunduran gerçek kişileri ve ticaret şirketlerini,</p>

<p>u) Ruhsatlı tıbbi bitki çayı: Kullanıma hazır şekilde, özel bir ambalajda ve belirli bir isim ile piyasaya sunulmak üzere Kurum tarafından ruhsat verilmiş tıbbi bitki çayını,</p>

<p>ü) Seri (Parti): Bir tıbbi bitki çayının üretim sırasında tek bir üretim döngüsünde elde edilen ve homojenliğin sağlandığı miktarını,</p>

<p>v) Süzen poşet: Bu Yönetmelik kapsamında üretilmiş uygun büyüklüğe parçalanmış drogları belli gramajlarda taşıyan ve içerdiği ürünün kendisine has bileşimini suya salma özelliğine sahip uygun malzemeden üretilmiş iplikli veya ipliksiz torbayı,</p>

<p>y) Takviye edici gıdalar: Normal beslenmeyi takviye etmek amacıyla vitamin, mineral, protein, karbonhidrat, lif, yağ asidi, amino asit gibi besin öğelerinin veya bunların dışında besleyici veya fizyolojik etkileri bulunan bitki, bitkisel ve hayvansal kaynaklı maddeler, biyoaktif maddeler ve benzeri maddelerin konsantre veya ekstraktlarının tek başına veya karışımlarının kapsül, tablet, pastil, tek kullanımlık toz paket, sıvı ampul, damlalıklı şişe ve diğer benzeri sıvı veya toz formlarda hazırlanarak günlük alım dozu belirlenmiş ürünleri,</p>

<p>z) Tek drog çayı: Dekoksiyon, infüzyon, maserasyon ve perkolasyon yöntemleri ile hazırlanarak kullanılan tek bir droğun yer aldığı tıbbi bitki çayını,</p>

<p>aa) Temel drog: Tıbbi bitki çayının en az %65-%70’ini teşkil edecek şekilde istenen etkiden sorumlu olan droğu,</p>

<p>bb) Tıbbi bitki çayı: Tedavi amacı ile dekoksiyon, infüzyon, maserasyon veya perkolasyon yöntemleri ile hazırlanarak kullanılan farmakope kalitesinde bir veya birden çok bitkisel droğu içeren preparatı,</p>

<p>cc) Tıbbi bitki çay monografı: Kurum tarafından yayımlanan tek drog veya karışım halindeki tıbbi bitki çaylarının üretiminde kullanılan bitkilerle ilgili bilimsel bilgilerin, drog veya droglarla hazırlanmış, kullanım şeklinin, kullanım amacının, kullanılmaması gereken durumların, raf ömrü ve etiket bilgisinin ve benzeri diğer gerekli bilgilerin bulunduğu Kurumca uygun bulunmuş monografları,</p>

<p>çç) Uluslararası olan ve mülkiyete konu edilemeyen isim (International nonproprietary name, INN): Bir etkin maddenin Dünya Sağlık Örgütünce kabul edilen veya önerilen, mülkiyete konu edilemeyen ve Dünya Sağlık Örgütü kuralları doğrultusunda marka tescilinde kullanılmaması gereken uluslararası ismini,</p>

<p>dd) Üretim yeri: Bitkisel drogların tek drogla veya birden çok droğun karışımıyla hazırlanan çay preparatlarının eleme, karıştırma, harmanlama işlemleri de dahil olmak üzere bulk ürünün üretildiği yer ile birlikte uygun koşullara sahip bitmiş ürün üretim alanını,</p>

<p>ee) Varyasyon: Tıbbi bitki çayı üretim yeri, droğun sağlandığı tedarikçi, primer ve sekonder ambalajlama yeri, poşet malzemeleri gibi hususlarda yapılan değişiklikleri,</p>

<p>ff) Yardımcı drog: Esas etkili droğun etkisini artıran veya etkiyi belirli bir tarafa yönelten, formülasyonda yer alan toplam ağırlığın %25’ini geçmeyecek şekilde bitkisel drog veya drogları,</p>

<p>gg) Yaygın isim: Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen INN veya INN’nin mevcut olmadığı hallerde, etkin maddenin bilimsel açıdan referans olarak kabul edilen klasik kaynaklarda geçen ismini,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Ruhsat Başvurusu</p>

<p><strong>Ruhsat sahibi yükümlülüğü</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerine göre Kurum tarafından ruhsat verilmemiş hiçbir tıbbi bitki çayı piyasaya sunulamaz ve eczanelerde majistral olarak tıbbi bitki çayı hazırlanması amacıyla kullanılamaz.</p>

<p><strong>Ruhsat başvurusu ve başvuru şekli</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Türkiye’de yerleşik bulunan gerçek kişiler ve ticaret şirketleri, bir tıbbi bitki çayı piyasaya sunmak amacıyla ruhsat alabilmek için bu Yönetmelik hükümlerine göre Kuruma başvuru yapar.</p>

<p>(2) Kurum tarafından gerekli görüldüğü haller, mücbir sebepler veya zorunlu haller dışında; ruhsat başvuruları sadece elektronik olarak kabul edilir ve ruhsat düzenleme sürecindeki tüm yazışmalar sadece elektronik ortamda gerçekleştirilir.</p>

<p>(3) Kurum, başvuru olması halinde, fiyat tarifesinde yer alan bir ücrete tabi olmak kaydı ile ruhsat başvurusu öncesinde veya başvuru süreci içinde başvuru sahibine bilimsel tavsiye verebilir.</p>

<p><strong>Ruhsat başvurusunda bulunacak kişiler</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Tıbbi bitki çayı piyasaya sunmak üzere ruhsat almak isteyen;</p>

<p>a) Gerçek kişilerin; yükseköğretim kurumlarının en az lisans programından mezun olmaları ve Türkiye’de mesleğini icra etme yetkisine sahip olmaları,</p>

<p>b) Ticaret şirketlerinin; birinci fıkranın (a) bendinde belirtilen vasıfları taşıyan birini “yetkili kişi” sıfatıyla istihdam etmeleri,</p>

<p>şarttır.</p>

<p>(2) Tıp, eczacılık, kimya veya biyoloji bilim dallarında eğitim veren yükseköğretim kurumlarından birisinden mezun olup ilgili alandan uzmanlığı veya sertifikası olan ve Türkiye’de mesleğini icra etme yetkisine sahip en az bir kişi tarafından hazırlanan tıbbi bitki çayının sağlık etkileri, kullanılmaması gereken durumları, klinik güvenlilik değerlendirmelerini, kalite süreçlerini, farmakopeye uygunluğunu ve formülasyon oluşturulması süreçlerini kapsayan ürünün kaliteli, etkili ve güvenli olduğuna dair rapor sunulur.</p>

<p><strong>Ürüne ilişkin bilgiler</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Bir tıbbi bitki çayına ruhsat almak isteyen gerçek kişiler ve ticaret şirketleri, bu Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış ve aşağıda sıralanan hususların yer aldığı bilgi ve belgelerle birlikte Kuruma başvuruda bulunur:</p>

<p>a) Tıbbi bitki çayının ticari ismi.</p>

<p>b) Tıbbi bitki çayının elde edildiği bitkinin binomial ismi, otörü ve familyası.</p>

<p>c) Uygulama metodu, yolu ve kullanım amacı.</p>

<p>ç) Raf ömrü ve saklama koşulları.</p>

<p>d) Ambalaj boyutu.</p>

<p>e) Ambalaj bilgisi.</p>

<p>f) Kullanma talimatı.</p>

<p>g) Kalite standartları (Avrupa veya Türk Farmakopesine Uygunluk Analiz Raporu).</p>

<p>ğ) Tıbbi bitki çayının Kurum tarafından yayımlanan monograf kriterlerine uygun olduğuna dair üretici beyanı.</p>

<p><strong>Ruhsat başvurusunda sunulması gereken bilgi ve belgeler</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Endüstriyel olarak veya eczanelerde hazırlanmak istenen tıbbi bitki çayının içeriği ve kullanım amacı Kurum tarafından belirlenir.</p>

<p>(2) Bir tıbbi bitki çayına ruhsat almak isteyen gerçek kişiler ve ticaret şirketleri bu Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış olan aşağıda sıralanan hususların yer aldığı belgelerle birlikte Kuruma başvuruda bulunur:</p>

<p>a) Yurt dışından temin edilen tüm resmî belgelerin Türkçe olarak sunulması esastır. Kurum tarafından uygun bulunan kısımları İngilizce olarak sunulabilir. Ancak bu diller dışındaki dillerde hazırlanmış olanların yeminli Türkçe tercümesi ile birlikte sunulması şarttır. Yeminli tercümenin ülkemizde yapılamadığı durumlarda başka bir ülkede Türkçeye veya İngilizceye çevrilmiş olan yeminli tercüme belgesi kabul edilebilir.</p>

<p>b) Başvuru sahibinin 7 nci maddede belirtilen eğitim programından mezun olduğunu gösteren diploması veya noter onaylı sureti veya Yükseköğretim Kurulundan alınan mezuniyet belgesi.</p>

<p>c) Başvuru sahibinin ticaret şirketi olması durumunda başvuruyu yapmaya yetkili olduğunu gösteren noter onaylı belge.</p>

<p>ç) Başvuru sahibinin ticaret şirketi olması durumunda, şirketin ortaklarını ve sorumlu kişilerin görev ve ünvanlarını belirten Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi.</p>

<p>d) Başvuru sahibinin adı veya firma adı, daimi adresi, kayıtlı elektronik posta (KEP) adresi, telefon ve faks numarası, e-posta adresi.</p>

<p>e) Üretim yerinin adı, daimi adresi, telefon ve faks numarası, e-posta adresi.</p>

<p>f) İç-dış ambalajlama, seri serbest bırakma ve seri kontrol analizleri ile diğer analizlerin yapıldığı yerlerin adı, adresi, telefon ve faks numarası.</p>

<p>g) Türkiye’de imal edilecek tıbbi bitki çaylarının başvuru sahibinin üretici olmaması durumunda, Kurumca düzenlenen üretim yeri izin belgesi ile birlikte tıbbi bitki çayı elde etmek için kullanılan bitkinin Avrupa Farmakopesi/Türk Farmakopesi uygunluk sertifikasına sahip bir üretici ile yaptığı fason üretim sözleşmesi.</p>

<p>ğ) Kurumca düzenlenen üretim yeri izin belgesi ile birlikte tıbbi çay elde etmek için kullanılan bitkinin Avrupa Farmakopesi/Türk Farmakopesi uygunluk sertifikası.</p>

<p>h) Yurt dışında yerleşik tıbbi bitki çayı üretim tesisleri Kurumun denetim hakkı saklı kalmak kaydı ile denetim kapsamına alınmaz. Bu tesisler için Avustralya İlaç Otoritesi, İngiltere İlaç Otoritesi, Uluslararası Harmonizasyon Komitesi kurucu veya daimi üyesi yetkili otoriteleri tarafından iyi imalat uygulamaları kılavuzlarına uygun üretim yapıldığını gösteren belge.</p>

<p>ı) Tıbbi bitki çayının lisans altında üretilmesi durumunda, lisansör firma tarafından düzenlenmiş, üretimi yapan gerçek kişiler ve ticaret şirketlerinin söz konusu ürünün Türkiye’de ruhsat alması, üretimi ve satışı konusunda yetkili tek temsilci olduğunu gösteren belge.</p>

<p>i) Başvurusu yapılan lisanslı üretilen tıbbi bitki çayları için, ruhsat başvurusu yapılmış diğer ülke/ülkelerin listesi ile Türkiye’de ruhsat düzenlenmeden önce listedeki ülkelerden birinin sağlık otoritesince onaylanmış ruhsat örneği veya ürünün ilgili otorite tarafından ruhsatın onaylandığını gösteren ve Kurumca kabul edilen bilgi ve belge.</p>

<p>j) Söz konusu tıbbi bitki çayının çevre için yarattığı potansiyel riskler de göz önünde bulundurularak tıbbi bitki çayının saklanması, hastalara uygulanması, 2/4/2015 tarihli ve 29314 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak atık ürünlerin imha edilmesi ile ilgili alınacak tedbir ve güvenlik önlemleri.</p>

<p>k) Kurum tarafından yayımlanan tıbbi bitki çayları ile ilgili vijilans kılavuzu doğrultusunda ruhsat başvurusu sırasında sunulması gereken vijilans ve alerji testi ile ilgili belgeler.</p>

<p>l) Türkiye’de imal edilen veya edilecek tıbbi bitki çayının ortak pazarlamaya konu edilmesi halinde, ortak pazarlama yapacak gerçek kişilerin veya ticaret şirketlerinin ortak pazarlama konusundaki yazılı onayları.</p>

<p>m) Ortak pazarlanan tıbbi bitki çayının başvurularında, ortak pazarlamaya konu tıbbi bitki çayının birebir aynı olduğuna, tüm varyasyon başvurularının eş zamanlı yapılacağına ve ortak pazarlamaya konu olan ürünün üretim yerinin birden fazla olması durumunda, ortak pazarlamaya konu tıbbi bitki çayının hepsinin bu üretim yerlerinden sadece birinde üretiminin yapılacağına ilişkin taahhüt.</p>

<p>n) Başvurusu yapılan tıbbi bitki çayının; ruhsat başvurusu, diğer ülkelerin yetkili otoritesi tarafından reddedilmiş veya başvuru sahibi tarafından geri çekilmiş ise veya ruhsatlı ürün geri çekilmiş veya ruhsatı askıya alınmış ise bu ülkelerin listesinin, ürünün söz konusu ülkedeki adı, yapılan işlemlerin tarihi ve gerekçesi ile birlikte belirtilmesi.</p>

<p>o) 11 inci, 12 nci ve 13 üncü maddelere uygun olarak hazırlanan kullanma talimatı veya benzeri belgenin ve ürüne ait piyasaya sunulacak boyut ve tasarımda ambalaj örnekleri ile ürünün ithalatı veya lisanslı üretimi durumunda ürünün piyasaya sunulduğu diğer ülke veya ülkelerin yetkili otoriteleri tarafından onaylanmış ve onay tarihini gösteren, ürüne ait güncel orijinal kullanma talimatı veya benzeri belge ve ambalaj örnekleri.</p>

<p>ö) Ürünün ithalatı veya lisanslı üretimi durumunda tıbbi bitki çayının yetkili otorite tarafından onaylanan ambalaj örneği, kullanma talimatının yeminli Türkçe tercümesi. Yeminli tercümenin ülkemizde yapılamadığı durumlarda başka bir ülkede Türkçe veya İngilizceye çevrilmiş olan yeminli tercüme belgesi.</p>

<p>p) Tıbbi bitki çayının elde edildiği bitki/bitkilerin Latince adı ve orijinini belirten üretici beyanı.</p>

<p>r) Tıbbi bitki çay ruhsatının verilmesine müteakip ürüne ait ruhsatın Ticaret Bakanlığının Tek Pencere Sistemine bildirileceğine dair beyan.</p>

<p>(3) Bu maddede yer alan bilgilerden güncellenenler için Kurum tarafından yayımlanan ilgili kılavuzda belirtilen usul ve esaslar ile belirlenen süreler içerisinde Kuruma başvuru yapılması zorunludur.</p>

<p>(4) Türkiye florasında yer alan ve/veya Türkiye’ye özgü endemik bitki türlerinden elde edilen drogların kullanılması durumunda;</p>

<p>a) Bitkinin Türkiye florasındaki taksonomik kaydının,</p>

<p>b) Endemik statüsüne ilişkin bilginin,</p>

<p>c) Doğal popülasyonların korunmasına yönelik sürdürülebilir temin planının,</p>

<p>ç) İlgili mevzuatına uygun üretim veya kültüre alma belgesinin,</p>

<p>d) Nesli tehlike altında olan türlerde, 27/9/1994 tarihli ve 4041 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES) ve ilgili koruma mevzuatına uygunluk beyanının,</p>

<p>başvuru dosyasında sunulması zorunludur.</p>

<p><strong>Başlangıç maddeleri, üretim yeri ve yöntemi, bitmiş ürün hakkında bilgiler</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Başlangıç maddelerinde; farmakope analizleri, üretim yöntemi, bitmiş ürün kontrolleri ve gerekli görüldüğünde Kurumca talep edilecek testlerin uygulanabilir olduğu durumlarda sonuçları aşağıdaki bilgileri içerecek şekilde ve bu Yönetmeliğe uygun olarak sunulur:</p>

<p>a) Droğun bilimsel adı.</p>

<p>b) Tıbbi bitki çayına ait spesifikasyonların farmakopeye uygunluğunu gösteren analiz raporları veya firma içi standart yöntemlerin kullanıldığı durumlarda analiz raporlarının yanı sıra analiz kontrol yöntemleri, kabul limitleri ve uygun yöntemlerle valide edilmiş metotlar.</p>

<p>c) Temin edildikleri yerlere ait detaylı bilgiler ve tarihleri.</p>

<p>ç) Spesifikasyonları.</p>

<p>d) Drogların farmakopeye uygunluğunu gösteren analiz raporları.</p>

<p>e) Analiz kontrol yöntemleri ve kabul limitleri.</p>

<p>(2) Üretim yöntemi hakkında aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler ilgili kılavuza uygun olarak sunulur:</p>

<p>a) Üretim yeri.</p>

<p>b) Üretim metodunun tanımı.</p>

<p>c) Üretim akış şeması.</p>

<p>ç) Üretim metotlarının validasyonları.</p>

<p>d) Depolama yeri.</p>

<p>(3) Üretim yeri bütün veya poşet çay üretilecek yerlerde tıbbi bitki çayı üretilecek ise ayrı bir mekanda veya daima tıbbi bitki çayı üretilecek ayrı bir paketleme hattında üretim yapılır.</p>

<p>(4) Tıbbi bitki çayı üretiminde kullanılacak droglar ve diğer malzemeler üretim yerinin diğer amaçlar için kullanılacak ürünlerinden farklı bir kısmında depolanır.</p>

<p>(5) Bitmiş ürün kontrolleri hakkında aşağıdaki bilgi ve belgeler ilgili kılavuzuna uygun olarak sunulur:</p>

<p>a) Stabilite testleri ile Kurum tarafından ilgili kılavuz veya uluslararası kuruluşlar tarafından yayımlanmış referans dökümanlar doğrultusunda;</p>

<p>1) Yürütülen çalışma tipleri, kullanılan protokoller ve çalışmaların sonuçları özetlenir.</p>

<p>2) Stabilite çalışmalarının ayrıntılı sonuçları, verilerin oluşması için kullanılan analitik yöntemler ve bu yöntemlerin validasyon bilgileri sunulur.</p>

<p>3) Ruhsat verildikten sonra stabilite protokolü ve stabilite taahhüdü sunulur.</p>

<p>(6) Tıbbi bitki çayının eczanede majistral olarak hazırlanması durumunda; 12/4/2014 tarihli ve 28970 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin 21 inci maddesinde yer alan laboratuvar kısmı alanında ve çapraz kontaminasyonlarla ilgili önlemlerin alınması sağlanır.</p>

<p>(7) Eczanelerde majistral olarak hazırlanmak istenen tıbbi çay içerikleri ve kullanım amaçları Kurum tarafından yayımlanan tıbbi çay monografları ile belirlenir.</p>

<p>(8) Kurum tarafından gerekli görüldüğü ve uygulanabilir olduğu durumlarda, ürünün etkililik ve güvenliliğini gösteren farmakolojik, toksikolojik ve alerji testlerinden oluşan preklinik ve klinik araştırmaların sonuçları ile Kurum tarafından talep edilen diğer bilgi ve belgeler ilgili kılavuzuna uygun olarak sunulur.</p>

<p>(9) Klinik araştırmaların Türkiye dışında yürütülmesi durumunda, başvuru sahibi tarafından 27/5/2023 tarihli ve 32203 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Klinik Araştırmaları Hakkında Yönetmelik ve/veya 9/3/2019 tarihli ve 30709 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarının Klinik Araştırmaları Hakkında Yönetmelikte düzenlenen etik gereklilikleri karşıladığına ilişkin açıklamayı içeren beyan sunulur.</p>

<p>ÜÇÜNÇÜ BÖLÜM</p>

<p>Kullanma Talimatı ve Ambalajlamaya Dair Şartlar</p>

<p><strong>Kullanma talimatı</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Kullanma talimatı, kullanıcının kolay anlayabileceği şekilde hazırlanır. Tıbbi bitki çayına ait kullanma talimatı Kurumca uygun bulunan bilgi ve belgeleri içerecek şekilde ilgili kılavuz doğrultusunda hazırlanır.</p>

<p><strong>Dış ambalaj üzerinde bulunması gereken bilgiler</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Tıbbi bitki çayının dış ambalajında;</p>

<p>a) Kurum tarafından kabul edilen ruhsata esas isim yer alır.</p>

<p>b) Tıbbi bitki çayının içeriğinde yer alan bitkilerin bilimsel isimleri (Türkçe, Latince) ve “kantitatif olarak” ifadesi yer alır.</p>

<p>c) Ağırlık, hacim veya kullanım miktarı, sayısı ve süreleri belirtilir.</p>

<p>ç) Uygulama yolu belirtilir.</p>

<p>d) “Çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız.” özel uyarısına yer verilir.</p>

<p>e) Hamilelik ve emzirme dönemi, özel hastalık durumlarında gerektiğinde tıbbi bitki çayı kullanılmaması durumu ile ilgili uyarılar var ise yer verilir.</p>

<p>f) “Kesilmiş veya açılmış ambalajları satın almayınız.”, “Kullanım sırasında beklenmeyen bir etki görüldüğünde ve kullanmadan önce hekim ve/veya eczacınıza danışınız.”, “Kullanmadan önce kullanma talimatını okuyunuz.”, “Sadece eczanelerde satılır.” uyarıları yer alır.</p>

<p>g) “Sadece tıbbi bitki çayı uygulamalarında kullanılır.” uyarısı yer alır.</p>

<p>ğ) 26/6/2021 tarihli ve 31523 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği gereğince ambalajların üzerinde geri kazanılabilir ambalaj sembolü ile ambalajın cinsini belirten kısaltma ve malzeme cinsine ait numara bulundurulur. Tıbbi bitki çaylarının dış ambalaj atıklarının yönetimi, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır.</p>

<p>h) Mevcut olması durumunda, ürüne ait diğer özel uyarılar belirtilir.</p>

<p>ı) Saklama koşulları ve ayrıca var ise özel saklama koşulları yer alır.</p>

<p>i) Kullanılmayan ürünlerin veya ürünlerden kaynaklanan atıkların imhasına dair özel uyarılar ile gerektiği takdirde uygun toplama sistemi belirtilir.</p>

<p>j) Ruhsat sahibinin ismi ve adresi bulunur. Ruhsat sahibinin amblemi veya logosu, lisansör firmanın ismi, amblemi veya logosu bulunabilir.</p>

<p>k) Üretim yerinin ismi ve adresi bulunur.</p>

<p>l) Ürünün ruhsat tarihi ve numarası yer alır.</p>

<p>m) Parti numarası bulunur. Dış ambalajda parti numarası, karekod yanında gözle okunabilir kodlar içinde yer almışsa ikinci kez dış ambalajın başka bir yerinde yazılmayabilir.</p>

<p>n) Son kullanma tarihi yer alır. Dış ambalajda son kullanma tarihi, karekod yanında gözle okunabilir kodlar içinde yer almışsa ikinci kez dış ambalajın başka bir yerinde yazılmayabilir. Son kullanma tarihi ayrıca yazılacak ise karekod yanındaki gözle okunabilir bilgilerde yer alan tarih ile uyumlu şekilde belirtilir.</p>

<p>o) Tıbbi bitki çayının takip edilebilirliğini sağlamak için, ilgili kılavuz doğrultusunda rakamsal ve sembolik bilgileri içeren karekod ve yanında karekodun içeriğine dair gözle okunabilir bilgiler yer alır.</p>

<p>ö) Barkodu bulunabilir.</p>

<p>p) Fiyat bilgisi bulunabilir.</p>

<p>r) Reçetesiz satılacak olan tıbbi ürünler için “Reçetesiz satılır.” ifadesi yer alır.</p>

<p>s) Kurum tarafından ruhsat düzenlendiğini gösteren ve ilgili kılavuzda yer alan logo tasarımı, ilgili kılavuzdaki renk ve şekle sadık kalmak koşulu ile ürünlerin dış ambalajlarının ön kısmında sağ veya sol alt köşede ambalaj ön yüzey alanının en az %8’i olacak şekilde yer alır.</p>

<p>ş) Braille alfabesi gerekliliği, ürünün ticari ismi için geçerlidir.</p>

<p>t) Kurum tarafından kabul edilen ruhsata esas ismi ve Kurum tarafından tıbbi bitki çayına verilen kayıt numarası yer alır.</p>

<p>u) Başvuru sahibi tarafından araç sürme veya makine kullanma becerisini bilinen şekilde azaltabileceği ya da engelleyebileceği ürün kullanma talimatında belirtilmiş ürünlerde dış ambalajda bir sembol (uyarı üçgeni) kullanılır. Üçgenin boyutu ambalaj bilgilerine uyacak şekilde ayarlanır. Sembolün altında “Kullanma talimatını okumadan araç/makine kullanmayınız.” açıklaması yer alır.</p>

<p>ü) Karışım bitki çayı ise formülü belirtilir.</p>

<p>v) Tıbbi bitki çayının hazırlanma yöntemi ayrıntılı bir şekilde belirtilir.</p>

<p>y) Kullanım amacı, dozu ve uygulama yöntemi belirtilir.</p>

<p>(2) Tıbbi bitki çayının dış ambalajı Türkçe hazırlanır.</p>

<p><strong>İç ambalaj üzerinde bulunması gereken bilgiler</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) İç ambalajlar; ikinci fıkranın (a) bendi ile 12 nci maddenin birinci fıkrasının (f), (g), (ğ), (h), (ı), (i), (j), (k), (l), (o), (ö), (p), (r) ve (s) bentlerinde belirtilen hususlar haricinde, 12 nci maddenin birinci fıkrasında belirlenen özellik ve bilgileri taşıyacak şekilde hazırlanır.</p>

<p>(2) Birinci fıkraya uygun olmak şartıyla ambalaj bilgileri yönünden 12 nci ve 14 üncü maddelerde belirlenen hususları içeren dış ambalajı olan iç ambalajlarda asgari olarak;</p>

<p>a) Ürün isminin,</p>

<p>b) Ruhsat sahibinin isminin veya ambleminin ya da logosunun,</p>

<p>c) Son kullanma tarihinin,</p>

<p>ç) Parti numarasının,</p>

<p>d) Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği gereğince ambalajların üzerinde geri kazanılabilir ambalaj sembolü ile ambalajın cinsini belirten kısaltma ve malzeme cinsine ait numaranın,</p>

<p>bulunması gerekir.</p>

<p>(3) Tıbbi bitki çayının iç ambalajı Türkçe hazırlanır.</p>

<p><strong>Semboller ve diğer bilgiler</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Dış ambalajda bitkinin veya droğun resmi konulabilir. Dış ambalajlar, 12 nci ve 13 üncü maddelerin birinci fıkralarında belirtilen bilgileri açıklayan semboller ve resimli diyagramlar ile kullanıcılar için yararlı olan ve tıbbi bitki çayının monografı ile uyumlu diğer bilgileri içerebilir.</p>

<p>(2) Birinci fıkrada belirtilen semboller, resimli diyagramlar ve bilgilere dair ayrıntılı hususlar ilgili kılavuzda düzenlenir.</p>

<p><strong>Ambalajlara dair diğer şartlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Tıbbi bitki çayı, kullanma talimatı ile iç veya dış ambalajla birlikte sunulur. Dış ambalajın üzerinde veya içerisinde kullanma talimatı bulunabilir.</p>

<p>(2) Ürünün piyasaya arz edilmesi için ambalaj bilgileri ve kullanma talimatına ait bilgilerin Türkçe olması zorunludur. Ancak gerekli hallerde ve istenilen durumlarda ambalaj bilgileri ve kullanma talimatında Türkçe yanında, Avrupa Birliğine üye ülkelerin resmî dillerinden birisi, kullanılan bütün dillerde aynı hususların yer alması koşuluyla ve Kurum onayı ile kullanılabilir. Avrupa Birliği dillerinden birisi ve Türkçenin bilgi ve kullanım talimatının ambalaj üzerinde olması şartıyla, diğer diller de Kurum onayı ile ambalaj üzerinde kullanılabilir.</p>

<p>(3) 12 nci ve 14 üncü maddelerin birinci fıkraları ile 13 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen bilgiler kolaylıkla okunabilir, açıkça anlaşılır ve silinemez olmak zorundadır.</p>

<p><strong>Dağıtım</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Her tıbbi bitki çayı Kurumun elektronik takip sistemine kayıt edilir.</p>

<p>(2) Ruhsat sahipleri, birden fazla tıbbi bitki çayı sevk ederken bu ürünlerin güvenilirliğini sağlamak üzere, uygun taşıma ambalajları kullanır.</p>

<p>(3) Taşıma ambalajlarının üstünde, taşıma ambalajını tanımlayan bilgileri içeren bir tanımlayıcı veya taşıma ambalajının içindeki tıbbi bitki çayının karekod bilgilerinin tümünü içeren bir tanımlayıcı bulunur. Taşıma ambalajı üzerine konulacak tanımlayıcılar ilgili kılavuzlarda belirlenen şekilde uygulanır. Paydaşlar bu tanımlayıcıları aralarında transfer etmek amacıyla paket transfer sistemini kullanabilirler.</p>

<p>(4) Tıbbi bitki çayının ambalajlarının özelliği sebebiyle karekodlanmasında sorun olan durumlarda birden fazla miktarı birlikte satılabilen tıbbi bitki çayının taşıma ambalajları bir ürün gibi karekodlanır.</p>

<p>(5) Taşıma ambalajlarının içerdiği miktarlar, satış esnasında açılmadan son noktaya kadar taşıyacak makul seviyelerde belirlenir.</p>

<p>(6) Tıbbi bitki çaylarının, üretiminden son satış yeri olan eczaneye kadar tekil kutu bazlı tüm hareketlerinin kayıt ve takibi sağlanır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Ruhsat Başvurusunun Değerlendirilmesi, Ruhsat Verme ve Satış İzni</p>

<p><strong>Başvurunun ön incelemesi ve değerlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Tıbbi bitki çayı için ruhsat almak üzere Kuruma sunulan başvuru dosyasının, başvurunun niteliğine göre sunulması gereken belgeler ve elektronik ruhsat başvurusu gereklilikleri açısından eksiksiz ve tam bir başvuru olup olmadığı hususu, Kurum tarafından ön incelemeye tabi tutularak değerlendirilir. Ruhsat düzenleme süreci bu değerlendirme yapılmadan başlatılmaz. Bu değerlendirme başvuru tarihi sırasına göre yapılır.</p>

<p>(2) Başvuru dosyasının Kuruma ulaşmasından itibaren otuz gün içinde gerekli değerlendirme yapılarak sonuç başvuru sahibine bildirilir. Başvurunun eksik bulunması halinde başvuru sahibi eksikliklerini otuz gün içinde tamamlar. Eksikliklerin tamamlanarak Kuruma sunulmasından sonra yapılacak ikinci ön inceleme de otuz gün içinde sonuçlandırılır.</p>

<p>(3) Gerçek kişiler veya ticaret şirketleri, takviye edici gıda ismi ile aynı isimde tıbbi bitki çayı için ruhsat başvurusu yapamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(4) Kurum, bir ürünün etkililiğini, güvenliliğini kanıtlayan ve kalitesini gösteren belgeleri bilimsel ve teknolojik açıdan inceler.</p>

<p>(5) Tıbbi bitki çayı, hayvansal kaynaklı maddeler içeriyorsa bulaşıcı süngerimsi Ensefalopati (TSE/BSE)’ye neden olma riski olmadığına dair başvuru sahibi beyanı ve varsa yetkili otoriteden yazı sunulması gerekir.</p>

<p><strong>Başvurunun usulden reddi</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Aşağıdaki durumların tespiti halinde, başvuru usulden reddedilerek sahibine iade edilir:</p>

<p>a) Kurum tarafından 17 nci madde kapsamında yapılan ilk ön değerlendirmeye ilişkin eksiklerin tamamlanarak süresi içinde ikinci başvurunun yapılmaması veya ikinci ön değerlendirme başvurusunda ilk ön değerlendirmeye ilişkin eksikliklerin tamamlanmaması.</p>

<p>b) Ruhsat düzenleme sürecinin tamamlanmış olduğunun başvuru sahibine bildirildiği tarihten sonraki altmış gün içinde ruhsat bedelinin ödenmemesi.</p>

<p>c) Ön inceleme süreci haricinde Kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgelerin veya sunulacağı tarih bilgisiyle birlikte, bu bilgi ve belgelerin sunulamadığına ilişkin gerekli açıklamanın en geç otuz gün içinde Kuruma sunulmaması.</p>

<p><strong>Ruhsat düzenleme süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Kurum, ön değerlendirme sırasında ruhsat başvurusunu, ruhsat verme kriterlerine göre inceler ve başvurunun kabul edildiğini veya reddedildiğini başvuru sahibine bildirir. Başvurunun kabul edildiğine dair bildirim, ruhsat verme süresinin başlangıcı olarak kabul edilmez. Değerlendirmesi tamamlanarak kabul edilen eksiksiz ruhsat başvuruları için ruhsat verme sürecinin başladığı Kurum tarafından başvuru sahibine ayrıca bildirilir. Bu bildirimin tarihi, ruhsat verme süreci başlangıç tarihi olarak kabul edilir. Ruhsatlandırma süreci sonraki doksan gün içinde sonuçlandırılır. Kurum yanında diğer kuruluşların değerlendirmeleri için geçen süre; hafta sonu tatili hariç olmak üzere resmî tatiller için geçen süre ve olağanüstü haller için geçen süre ruhsat verme süresine dâhil edilmez.</p>

<p>(2) Ortak pazarlanan tıbbi bitki çayları için yapılan ruhsat başvurusunda Kurum tarafından idari bilgileri içeren başvuru dosyası incelenir ve eksiksiz olması durumunda altmış gün içinde başvuru sonuçlandırılır.</p>

<p>(3) Kurum tarafından ruhsat düzenleme süreci sırasında gerektiğinde 8 inci, 9 uncu, 10 uncu ve 11 inci maddeler kapsamında başvuru sahibinden ek bilgi ve belge talep edildiği hallerde, ilgili bilgi ve belgeler temin edilene kadar ruhsat düzenleme süresi durdurulur.</p>

<p><strong>Ruhsat düzenleme kriterleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>(1) Tıbbi bitki çayı için ruhsat verilirken ürünle ilgili olarak Kurum tarafından dikkate alınacak kriterler şunlardır:</p>

<p>a) Kalitenin, farmakope kalitesinde olduğunun gösterilmiş olması.</p>

<p>b) Öngörülen kullanım şartlarında Kurum tarafından yayımlanan monograf doğrultusunda veya Kurumca kabul edilen içeriğin etkililiğinin ve güvenliliğinin uygun olması.</p>

<p>(2) Türkiye’deki endemik bitkilerden elde edilen droglar; kalite, güvenlilik ve etkililiklerinin bilimsel verilerle desteklenerek oluşturulan monografın Kurum tarafından uygun bulunması şartıyla söz konusu monograf tıbbi bitki çayı üretiminde kullanılabilir.</p>

<p><strong>Başvurunun esastan reddi</strong></p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>(1) Bir tıbbi bitki çayına ruhsat düzenlenmesi için Kuruma yapılan başvurunun değerlendirilme aşamasında aşağıda belirtilen her bir durum için etkililik, kalite ve güvenlilik değerlendirme sürecinde başvuru sahibine en fazla beş yazılı cevap hakkı tanınır. Bu cevap haklarından ikisi için başvuru sahibinin talep etmesi halinde, sunulan yazılı cevap aynı zamanda sözlü sunum olarak da yapılabilir. Değerlendirme süreci sonunda ürünün;</p>

<p>a) Normal kullanma şartlarında, potansiyel riskinin tedavinin yararlı etkisinden fazla olduğunun,</p>

<p>b) Terapötik etkisinin yetersiz olduğu veya terapötik etkisinin yeterli şekilde kanıtlanamadığının,</p>

<p>tespit edilmesi durumlarında ruhsat başvurusu esastan reddedilir.</p>

<p><strong>Başvurunun esastan reddinin bildirimi ve itiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>(1) Ruhsat başvurusunun esastan reddi halinde karar gerekçeli olarak başvuru sahibine bildirilir veya bildirim yapılamaması halinde Kurumun internet sitesinde ilan edilir. Başvuru sahibinin karara karşı bildirim veya ilan tarihinden itibaren kırk beş gün içinde Kuruma itiraz etme hakkı vardır. Kırk beş gün içinde itiraz edilmediği takdirde, başvuru belgeleri sahibine iade edilir. Başvuru sahibinin belgeleri iade almaması durumunda; 18/10/2019 tarihli ve 30922 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır.</p>

<p>(2) Yapılan itiraz doksan gün içinde Kurum tarafından değerlendirilerek sonuç başvuru sahibine bildirilir. İtirazın değerlendirilmesi sırasında, gerekli görülür ise başvuru sahibine sözlü açıklama ve savunma hakkı verilir.</p>

<p>(3) İtirazın değerlendirilmesi sonucunda verilen karar kesin olup mezkûr karara ilişkin Kuruma itiraz edilemez.</p>

<p>(4) Başvurunun esastan reddedilmesi, başvuru sahibinin aynı ürün için yeniden bir ruhsat başvurusu yapmasına engel teşkil etmez.</p>

<p><strong>Ruhsatın verilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>(1) Başvuru sahibi tarafından Kuruma sunulan belgelerin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda, bu Yönetmelikte öngörülen hususlara uygun olduğu tespit edilen tıbbi bitki çaylarına ruhsat düzenlenir ve başvuru sahibi bilgilendirilir.</p>

<p>(2) Aynı gerçek kişi veya ticaret şirketi aynı kullanım amacına sahip tıbbi bitki çayını, farklı yetilik veya uygulama yolu için farklı bir ticari isim ile kullanamaz.</p>

<p>(3) Kurum tarafından tıbbi bitki çayına ruhsat verildikten sonra aynı isimde takviye edici gıda üretilemez.</p>

<p>(4) Kurum tarafından ruhsat fiziki doküman olarak da hazırlanabilir.</p>

<p>(5) Ruhsatlı tıbbi bitki çay listesi Kurumun resmî internet sitesinde her ayın son iş günü ilan edilir.</p>

<p>(6) Kurum, ilgili tıbbi bitki çayının vijilans sistemine ilişkin ticari olarak gizli nitelikteki bilgileri içermeyen halka açık bir değerlendirme raporu düzenleyebilir. Bu değerlendirme raporu, ilgili tıbbi bitki çayının kalitesinin, güvenliliğinin veya etkililiğinin değerlendirilmesi için önemli olan yeni bilgiler elde edildiğinde güncellenir. Halka açık değerlendirme raporu, özellikle tıbbi bitki çayının kullanım koşulları ile ilgili bir bölümün yer aldığı bir özet içerir.</p>

<p><strong>Ruhsatlandırma sonrası varyasyonlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>(1) 30 uncu madde istisna olmak üzere, tıbbi bitki çayına ruhsat verildikten sonra bu ürüne ilişkin tüm değişiklikler için ilgili kılavuza göre ruhsat sahibi tarafından Kuruma başvuru yapılır.</p>

<p>(2) Kurum, başvuru olması halinde fiyat tarifesinde yer alan bir ücrete tabi olmak kaydı ile tıbbi bitki çayına ruhsat verildikten sonra başvuru sahibine bilimsel tavsiye verebilir.</p>

<p>(3) Birinci fıkraya göre yapılan varyasyon başvurusu için Kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgelerin veya sunulacağı tarih bilgisi ile birlikte bu bilgi ve belgelerin sunulamadığına ilişkin gerekli açıklamaların en geç otuz gün içinde Kuruma sunulmaması durumunda, varyasyon başvurusu geçerliliğini yitirir. Varyasyonun uygulanamamasının ilgili tıbbi bitki çayı için kalite, etkililik ve güvenlilik sorunları oluşturduğu durumlarda 26 ncı madde doğrultusunda işlem başlatılır.</p>

<p><strong>Ruhsatın geçerlilik süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>(1) Kurum, ürünlerin monografları ile ilgili değişiklik yapabilir. Bu hususların yerine getirilmesi ruhsat sahibinin sorumluluğundadır. Bu sorumluluk yerine getirildiği sürece ruhsat geçerliliğini korur.</p>

<p>(2) Kurumca terkibi ve kullanım amacı kabul edilen ruhsatlı ürünler için bilimsel literatür doğrultusunda ürünün etkililiği, kalitesi ve güvenliliği etkileyen bir güncel gelişme olması durumunda, bu bilimsel gelişme gerekliliğinin yerine getirilmesi ruhsat sahibinin sorumluluğundadır. Bu sorumluluk yerine getirildiği sürece ruhsat geçerliliğini korur.</p>

<p><strong>Ruhsatın askıya alınması</strong></p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>(1) Ruhsatlı bir tıbbi bitki çayı ile ilgili olarak;</p>

<p>a) Normal kullanım şartlarında zararlı etkilerinin ortaya çıkması,</p>

<p>b) Terapötik etkisinin olmadığının veya yetersiz olduğunun tespiti,</p>

<p>c) Ruhsata esas olan formülden farklı bir formül ile üretilmesi,</p>

<p>ç) Ruhsata esas formül, yetilik ve ambalaj bilgilerinde Kurumun bilgisi veya onayı dışında değişiklik yapılması,</p>

<p>d) Ruhsat sahibi tarafından üretim ve kontrol yöntemleri bakımından bilimsel ve teknik ilerlemelerin dikkate alınmaması ve tıbbi bitki çayının genel kabul gören bilimsel yöntemlerle üretilmesini ve kontrol edilmesini sağlamak amacıyla gerekli değişikliğin yapılmaması veya değişiklik yapılmışsa Kurumun onayına sunulmaması,</p>

<p>e) Yapılan piyasa kontrolleri sonucunda hatalı olduğu tespit edilen ürünler için yapılan uyarının dikkate alınmaması ve hatalı üretime devam edilmesi,</p>

<p>f) 10 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile aynı maddenin beşinci fıkrasında yer alan üretici tarafından kullanılan kontrol metotlarının ve üretim metodunun belirtildiği şekilde uygulanmadığının tespit edilmesi,</p>

<p>g) Ambalaj bilgileri ve kullanma talimatı ile ilgili mevzuat hükümlerine uyulmaması,</p>

<p>ğ) Kullanma talimatında gerekli güncellemelerin yapılmaması veya bildirilmemesi,</p>

<p>h) Ruhsat sahibi tarafından, tıbbi bitki çayı ile ilgili olarak Kurum talimatlarına Kurumca belirlenen sürede cevap verilmemesi,</p>

<p>ı) Bu Yönetmeliğin hükümlerine göre bir tıbbi bitki çayı için yapılan başvuruda sunulan belgelerde ürünün kalite, etkililik veya güvenliliğini etkileyecek yanlışlık olduğunun tespit edilmesi veya sunulan belgelerin geçerliliğini yitirmesi,</p>

<p>i) Kurum tarafından uygun bulunması şartıyla, ticari serinin büyüklüğü nedeniyle tek bir ülke piyasası için üretilmediği veya ülkemiz piyasasına sunulamadığı durumlar hariç olmak üzere; bir tıbbi bitki çayı ruhsat aldığı tarihten itibaren ilk otuz ay içinde en az bir ticari serisinin piyasaya sunulmamış olması,</p>

<p>j) Ülkemizde imal edilen ve daha önce piyasaya sunulmuş olan, karekod uygulaması kapsamındaki ruhsatlı bir tıbbi bitki çayının, kesintisiz otuz ay boyunca en az bir ticari serisinin yurt içi veya yurt dışı piyasalarda; ülkemize ithal edilen ürünler için ise yurt içi piyasada olmadığının belirlenmesi veya karekod uygulamasının kapsamı dışındaki tıbbi bitki çayı için piyasaya sunulduğunu gösteren resmî belgelerin Kuruma sunulmaması,</p>

<p>k) Vijilans uygulamaları çerçevesinde ulaşan bildirimler için Kurum tarafından yapılan risk/yarar değerlendirmesi sonucunda ruhsatın askıya alınmasına karar verilmesi,</p>

<p>l) Tıbbi bitki çayları ile ilgili vijilans kılavuzu hükümlerine göre ruhsatın askıya alınmasını gerektiren hallerin tespit edilmesi,</p>

<p>m) 29 uncu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi,</p>

<p>n) 30 uncu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan taahhütlerin yerine getirilmemesi,</p>

<p>o) Halk sağlığının sürdürülebilirliği açısından önem arz eden tıbbi bitki çayının, Kurum tarafından talep edilmesine rağmen, talep tarihinden itibaren altı ay içinde ruhsat sahibi tarafından piyasaya arz edilmemesi,</p>

<p>ö) 30 uncu madde kapsamında yapılan ruhsat devri başvurularında izne esas üretim yerlerinin üretim ruhsatına göre uygun üretim yapıldığını gösteren belgenin ve Türkiye’de faaliyet gösteren etkin madde üretim yerleri için üretim yeri izin belgesinin ruhsat sahibi tarafından sunulmaması,</p>

<p>p) 25 inci maddede belirtilen sorumlulukların yerine getirilmemesi,</p>

<p>durumlarından en az birine ilişkin uygunsuzluğun tespit edilerek sübut bulunması halinde ilgili uygunsuzluğa ilişkin Kurumca yapılan güvenliliği de içerecek değerlendirme neticesine göre veya ruhsat sahibi tarafından ürünün ruhsatın iptalinin talep edilmesi halinde, tıbbi bitki çayına ait ruhsat Kurum tarafından askıya alınır.</p>

<p>(2) Ruhsatı askıya alınan tıbbi bitki çayının piyasaya arz için yapılan üretimi veya ithalatı durdurulur. Hâlihazırda ithal edilmiş veya üretilmiş olan tıbbi bitki çayları Kurum tarafından aksi yönde karar alınmadıkça piyasaya arz edilemez. Piyasada bulunan tıbbi bitki çayı hakkındaki karar, ruhsatın askıya alınma gerekçesi dikkate alınarak Kurum tarafından verilir.</p>

<p>(3) Kurum, gerektiğinde kullanıma hazır bulunmamaları durumunda ciddi halk sağlığı sorunlarına yol açabilecek veya ülkemiz piyasasında hiç ihtiyaç duyulmayan ancak ihraç edilen, tıbbi bitki çayları için birinci fıkranın (i) ve (j) bentlerinin uygulanmasına istisna getirebilir.</p>

<p>(4) Ruhsatı askıya alınan tıbbi bitki çaylarının listesi Kurumun resmî internet sitesinde ilan edilir.</p>

<p>(5) Birinci fıkranın (i) veya (j) bentlerinde belirtilen nedenlerle ruhsatı askıya alınan ürünlerin tekrar piyasaya verilmek istenmesi halinde, Kurumca belirlenen usullere uygun olarak, ürünü en geç on sekiz ay içinde piyasaya arz etme taahhüdü ile birlikte Kuruma başvurulur. İlgili başvurunun Kurum tarafından uygun bulunması durumunda ürün ruhsatı askıdan indirilir. Taahhüt edilen süre içerisinde piyasaya arz edilmeyen ürünler için 27 nci madde doğrultusunda işlem tesis edilir.</p>

<p><strong>Ruhsat iptali</strong></p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) Aşağıda belirtilen durumlardan birinin mevcudiyeti halinde tıbbi bitki çayı için verilmiş olan ruhsat iptal edilir:</p>

<p>a) 26 ncı maddenin birinci fıkrasında sayılan hallerden biri veya birkaçı sebebiyle ruhsatı askıya alınan ürünler hakkında ruhsat sahibi tarafından ruhsatı askıya alındığı tarihten itibaren en geç altı ay içinde askıya alınma gerekçesinin aksini ispatlayan belgelerin sunulmaması veya durumu açıklayan belgelerin Kurum tarafından uygun bulunmaması.</p>

<p>b) Ruhsat üzerinde Kuruma tebliğ edilmiş haciz veya tedbir kararı bulunmaması koşuluyla, ruhsat sahibinin talebi ve Kurumun uygun görmesi.</p>

<p>c) 26 ncı maddenin beşinci fıkrası uyarınca taahhüt edilen süre içerisinde ürünlerin piyasaya arz edilmemesi.</p>

<p>ç) Halk sağlığı ve kamu maliyesi açısından önem arz eden tıbbi bitki çayının, Kurum tarafından talep edilmesine rağmen, talep tarihinden itibaren altı ay içinde ruhsat sahibi tarafından piyasaya arz edilmemesi.</p>

<p>(2) Ruhsatı iptal edilen bir tıbbi bitki çayının üretimi veya ithalatı durdurulur. Hâlihazırda piyasada bulunan mevcut ürünler hakkındaki karar, ruhsatın iptal gerekçesi dikkate alınarak Kurum tarafından verilir.</p>

<p>(3) Birinci fıkranın (b) bendine göre iptaline karar verilen ruhsat; ürünün piyasada bulunabilirliğini sağlamak için ruhsat iptali öncesinde altı ay süreyle Kurumun resmî internet sitesinde ilan edilir. Bu durumdaki ruhsat belgeleri; talep halinde, ürünü piyasaya verme taahhüdünde bulunan ve bu Yönetmelikte tanımlanan ruhsat başvurusunda bulunma şartlarını haiz gerçek kişilere veya ticaret şirketlerine, bunların talepleri ve ruhsat sahibinin rızası bulunması halinde, ruhsat devri başvuru şartlarının sağlanması koşuluyla devredilir. Devir başvurusu yapılan ruhsatın iptali işlemine devam edilmez.</p>

<p>(4) Kurum tarafından ruhsatı iptal edilen tıbbi bitki çaylarının listesi Kurumun resmî internet sitesinde ilan edilir.</p>

<p><strong>Ruhsatın zayi olması</strong></p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>(1) Kurum tarafından verilmiş olan ruhsatın zayi olması durumunda ruhsat sahibi tarafından ruhsatın zayi olduğunu gösterir gazete ilanı ile Kuruma zayi ruhsat başvurusu yapılır. Bu durumda yeni bir ruhsat düzenlenir.</p>

<p><strong>Ruhsat sahibinin sorumluluğu</strong></p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>(1) Ruhsat sahibi, piyasada olan bir ürününü herhangi bir nedenle piyasaya arz edemeyecekse bu durumun oluşmasından en az otuz gün önce Kuruma ürünü piyasaya arz edemeyeceğini bildirmekle yükümlüdür.</p>

<p>(2) Ruhsat sahibi, ruhsatına sahip olduğu tıbbi bitki çayı ile ilgili aşağıdaki hususlarda Kuruma karşı sorumludur:</p>

<p>a) Tıbbi bitki çayının, ürünün başvuru ekinde verilen ve Kurum tarafından kabul edilen tıbbi bitki çayı monograflarına uygun olarak üretilmesi.</p>

<p>b) Üretim ve kontrol yöntemleri bakımından bilimsel ve teknik ilerlemelerin dikkate alınması ve tıbbi bitki çayının genel kabul gören bilimsel yöntemlerle üretilmesini ve kontrol edilmesini sağlamak amacıyla gerekli her türlü değişikliği yapmak üzere Kurumun onayına sunulması.</p>

<p>c) Tıbbi bitki çayının doğru, etkin ve güvenli kullanımını sağlamak için tıbbi bitki çayı monograflarının güncellenmesi.</p>

<p>ç) Tıbbi bitki çayı ile ilgili herhangi bir değişiklik olduğunda, ilgili değişikliğin Kuruma bildirilmesi.</p>

<p>d) Tıbbi bitki çayı hakkında Kurum tarafından talep edilen hususlara zamanında cevap verilmesi.</p>

<p>e) Ruhsatına sahip olduğu tıbbi bitki çayının piyasada bulunabilirliğinin sağlanması.</p>

<p>f) İthal edilen, ihraç edilen veya lisans altında ülkemizde üretilen tıbbi bitki çayının, kalite ve/veya etkililik ve/veya güvenlilik nedeniyle; ruhsatlı olduğu diğer ülkelerde ruhsatın askıya alınması veya iptal edilmesi veya piyasadan geri çekilmesi veya toplatılması durumunun Kuruma bildirilmesi.</p>

<p>g) Tıbbi bitki çayı ile ilgili belirlenmiş harçların ve ücretlerin ödenmesi.</p>

<p>ğ) Tıbbi bitki çayının elde edildiği bitkinin doğru teşhis edilmesi.</p>

<p>h) Tıbbi bitki çaylarının ambalaj bilgileri, kullanma talimatı ve takibi ile ilgili kılavuzlarda yer alan elektronik takip sistemine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi.</p>

<p>(3) Ruhsat veya başvuru sahibi bu Yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olarak başvuru yapmak ve Kuruma sunduğu bilgi ve belgelerin doğruluğunun teyidi ile yükümlü olup bu bilgi ve belgelerin sonuçlarından doğacak her türlü sorumluluğu kabul eder.</p>

<p>(4) Ruhsat veya başvuru sahibi tıbbi bitki çayı ile ilgili Kuruma sunduğu tüm belgelerin asıllarını saklamakla ve talep edildiğinde Kuruma sunmakla sorumludur.</p>

<p>(5) Ruhsat sahibi, 26 ncı maddenin birinci fıkrasının (ç) veya (d) bentlerinde belirtilen nedenlerle ruhsatı askıya alınan ürünlerin, piyasaya arz edilmek istenmesi durumunda ürüne ilişkin değerlendirmelerin tümü yeniden yapılacağı için ruhsat askı süresince ikinci fıkranın (d) ve (g) bentleri ile aynı maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları hükümlerinden sorumludur.</p>

<p><strong>Ruhsat devri</strong></p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>(1) Kurum tarafından ruhsat verilmiş bir tıbbi bitki çayının ruhsat devri yapılabilir. Ruhsat devir işlemleri için aşağıdaki belgeler Kuruma sunulur:</p>

<p>a) Mahkeme veya icra dairesince ruhsat devrine dair verilmiş karar veya,</p>

<p>b) Aşağıdaki hususları içeren noter huzurunda düzenlenmiş sözleşme;</p>

<p>1) Ruhsat devri işlemine konu olan tıbbi bitki çayının ismi, ruhsat tarihi ve sayısı.</p>

<p>2) Ruhsat devri ile ruhsatı devredecek ve ruhsatı devralacak olan gerçek kişilerin veya ticaret şirketlerinin isim ve adresleri.</p>

<p>3) Kurum tarafından onaylanmış, tam ve güncellenmiş olan mevcut tıbbi bitki çayı dosyasının eksiksiz bir biçimde devralan kişiye teslim edildiğine dair tutanak.</p>

<p>c) Ruhsatı devralan kişinin, ruhsat sahibinden beklenen tüm sorumlulukları yerine getirebileceğini gösteren;</p>

<p>1) 7 nci maddede ruhsat başvurusunda bulunabilecek kişiler için belirtilen mesleklerden birine mensup olduğunu gösteren diploma aslı veya noter onaylı sureti veya Yükseköğretim Kurulundan alınan mezuniyet belgesi.</p>

<p>2) Ticaret şirketi olması durumunda, şirketin ortaklarını ve sorumlu kişilerin görev ve ünvanlarını belirten Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi.</p>

<p>3) Tıbbi bitki çayları ile ilgili vijilans kılavuzu kapsamında vijilans yetkilisi ile ilgili belgeler.</p>

<p>4) Kurum tarafından yayımlanan kılavuz kapsamında bilim servisini tanımlayan belge ve bu servisin adresi, telefon numarası ve KEP adresi.</p>

<p>ç) Ruhsatı devralan kişinin adı, soyadı, adresi, telefon numarası ve KEP adresi ile birlikte tıbbi bitki çayının güncellenmiş iç ve dış ambalajın birer örneği ve noter aracılığıyla yapılan devirlerde, söz konusu ürün için daha önce verilmiş olan ruhsat aslı; gerekli tüm değişiklik ve güncellemelerin tıbbi bitki çayına ruhsat devir işlemleri tamamlandıktan sonra ilgili kılavuzlar doğrultusunda yapılacağına ve onay alınmadan satış izni başvurusu yapılmayacağına ilişkin devralan tarafından eksiksiz olarak hazırlanmış taahhütname.</p>

<p>d) Tıbbi bitki çayının ithalatı durumunda, lisansör firma tarafından düzenlenmiş, ithalatı yapan gerçek kişinin veya ticaret şirketinin; söz konusu ürünün Türkiye'ye ithalatı, Türkiye’de ruhsat düzenlenmesi ve satışı konusunda yetkili tek temsilci olduğunu gösteren belge.</p>

<p>e) Tıbbi bitki çayının lisans altında üretilmesi durumunda, lisansör firma tarafından düzenlenmiş, üretimi yapan gerçek kişinin veya ticaret şirketinin; söz konusu ürünün Türkiye’de ruhsat düzenlemesi, üretimi ve satışı konusunda yetkili tek temsilci olduğunu gösteren belge.</p>

<p>f) Türkiye’de imal edilecek tıbbi bitki çayı başvuru sahibinin üretici olmaması durumunda, Kurumca düzenlenen üretim yeri izin belgesi ile birlikte tıbbi bitki çayı elde etmek için kullanılan bitkinin Avrupa Farmakopesi/Türk Farmakopesi uygunluk sertifikasına sahip üretici ile yaptığı fason üretim sözleşmesi.</p>

<p>(2) Noter aracılığı ile yapılan devirlerde, birinci fıkrada sayılan belgelere ek olarak aşağıdaki hususlar geçerlidir:</p>

<p>a) Devralan firma tarafından hazırlanan, devir başvurusu sırasında tıbbi bitki çayı ile ilgili herhangi bir değişiklik yapılmadığına ilişkin taahhütnamenin sunulması zorunludur.</p>

<p>b) Devir işleminin gerçekleşmesinin ardından, tıbbi bitki çayına ilişkin olarak gerekli tüm değişiklik ve güncellemelerin yapılacağına dair, devralan firma tarafından hazırlanmış bir taahhütnamenin eksiksiz olarak sunulması halinde, mevcut ürün dosyasına ilişkin olarak gerekli güncellemeler ve varsa eksikliklerin giderilmesine yönelik işlemler, ürünün ruhsat devir işlemleri yapıldıktan sonra, ilgili kılavuzlar doğrultusunda yapılır ve onay alınmadan satış iznine başvurulamaz.</p>

<p>c) Talep olması halinde; ruhsatı devreden ve devralan firmaların yazılı ve noter tasdikli mutabakatı koşulu ile yeni ruhsatın düzenlendiği tarihten sonra altı ay süre ile eski barkodlu ürünlerin üretilmesine ve sadece devralan firma tarafından piyasaya sunulmasına ruhsat verilir. Bu durumdaki ürünlerin üretim bildirimlerine ilişkin kontrol işlemleri ilaç takip sistemi üzerinden gerçekleştirilir. Bu ürünler, miatları doluncaya kadar piyasada bulunabilir. İthal edilirken devredilen ürünlerin devreden firma tarafından piyasaya arzı durdurulur. Yeni ruhsatın düzenlendiği tarihten sonra altı ay süre ile eski barkodlu ürünler devreden firma tarafından ruhsatı devreden ve devralan firmaların yazılı ve noter tasdikli mutabakatı koşulu ile ithal edilebilir. Ancak bu ürünler devreden firma tarafından ilaç takip sistemine üretim bildirimi yapılması ve ürünlerin ilaç takip sistemi üzerinden devralan firmaya devredilmesi koşulu ile piyasaya arz edilebilir.</p>

<p>(3) Lisansör firmanın söz konusu ürünün Türkiye’de ruhsat düzenlenmesine, satışına ve üretimine ilişkin yetkilendirdiği gerçek kişiyi veya ticaret şirketini değiştirmesi durumunda, birinci fıkrada sayılan belgelere ek olarak mevcut ruhsat sahibinin ruhsat aslını iade ettiğini bildiren yazısının sunulması; mevcut ruhsat sahibinin yetkisinin kalmadığını gösteren mahkeme kararı sunulduğunda ise birinci fıkranın (a) bendi hariç tıbbi bitki çayına güncel başvuru dosyası ile birlikte bu maddedeki tüm gerekliliklerin yerine getirilmesi zorunludur.</p>

<p>(4) Kurum, yapılan ruhsat devri başvurusunu otuz gün içinde değerlendirir.</p>

<p><strong>Ruhsat başvurusunun devri</strong></p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>(1) Ruhsat başvurusu yapan gerçek kişi veya ticaret şirketi başvurudan oluşan haklarını 30 uncu maddede belirtilen ilgili koşulları yerine getirmek suretiyle başka bir gerçek kişiye veya ticaret şirketine devredebilir.</p>

<p><strong>Satış izni alınması ve piyasaya arz</strong></p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerine göre Kurum tarafından ruhsat düzenlenerek ilk kez piyasaya sunulacak tıbbi bitki çayı için satış izni alınması zorunludur.</p>

<p>(2) Ruhsat sahibi; depolama faaliyetlerini kendi özel veya tüzel kişiliğine ait tesislerde yapması durumunda, Kurum tarafından düzenlenen belgeyi, bunun dışındaki durumlarda ise depolama yerine ait Kurum tarafından düzenlenen belge ile taraflar arasında ürünün depolanmasına yönelik olarak imzalanmış belgeyi ve satış numunesini satış izni başvurusu ile birlikte Kuruma sunar.</p>

<p>(3) Kurum, satış izni için başvurulan tıbbi bitki çayının numunesini ve numuneye ilişkin tüm basılı materyalleri gerekli bilgileri açısından inceler.</p>

<p>(4) Tıbbi bitki çayının ruhsata esas ambalaj bilgilerinin ve/veya özelliklerinin ve/veya kullanma talimatının değişmesine yol açan işlemler için yeniden satış izni alınmaz. Ancak üretim yerinin yurt dışından ülkemize ya da ülkemizden yurt dışına transferi, ambalaj boyutu değişikliği, ruhsat devir işlemleri sonrasında ve 26 ncı maddenin beşinci fıkrası doğrultusunda ruhsatın askıda olma durumu kaldırılan ürünler piyasaya sunulmadan önce; bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen belgeler ve satış numunesi ile birlikte Kuruma başvurularak satış izni alınır.</p>

<p>(5) Tıbbi bitki çayları; takviye edici gıdalar, kozmetik ürünler, beşeri tıbbi ürünler, tıbbi cihazlar ve aromoterapötik ürünler ile aynı isim ile piyasaya arz edilemez.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Satış kanalı</strong></p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>(1) Bu Yönetmelik kapsamında yer alan tıbbi bitki çayları reçeteli veya reçetesiz olmak üzere sadece eczanelerde satılır.</p>

<p><strong>Tanıma</strong></p>

<p><strong>MADDE 34- </strong>(1) Kurum, bu Yönetmelik hükümleri kapsamındaki değerlendirmelerde, ilgili ülkelerin resmî sağlık otoritelerince verilmiş ilgili kararları kabul edebilir.</p>

<p>(2) Bu Yönetmeliğin uygulanmasına yönelik yayımlanmış kılavuzların olmadığı durumlarda; Kurum resmî internet sayfasında ilan etmek kaydıyla ülkelerin resmî sağlık otoritelerince veya uluslararası kuruluşlarca yayımlanan kılavuzları kabul edebilir.</p>

<p><strong>Tanıtım</strong></p>

<p><strong>MADDE 35- </strong>(1) Tıbbi bitki çaylarının doğru ve güvenli kullanımı esas alınarak eczane içerisinde Kurum tarafından onaylanan kullanım amacına yönelik tanıtımı yapılabilir.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik kapsamındaki tıbbi bitki çaylarının tanıtımına ilişkin diğer hususlar için Kurum tarafından yayımlanan ilgili kılavuz hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Kılavuz</strong></p>

<p><strong>MADDE 36- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasını göstermek amacıyla Kurum tarafından gerekli kılavuzlar Kurumun resmî internet sitesinde yayımlanır.</p>

<p><strong>Gizlilik</strong></p>

<p><strong>MADDE 37- </strong>(1) Bir tıbbi bitki çayına ruhsat almak üzere başvuru sahibi tarafından Kuruma sunulan bilgiler gizlidir. Bu bilgiler, Kurum tarafından korunur.</p>

<p><strong>Geri çekme</strong></p>

<p><strong>MADDE 38- </strong>(1) Bu Yönetmelik kapsamında olan klinik araştırmada kullanılan tıbbi bitki çayları da dâhil olmak üzere tıbbi bitki çaylarının imha işlemleri ilgili kılavuz doğrultusunda gerçekleştirilir.</p>

<p><strong>Diğer hususlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 39- </strong>(1) 17 nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süreler Kurum tarafından altmış güne, 19 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre ise Kurum tarafından doksan güne kadar uzatılabilir.</p>

<p><strong>Üretim yerleri ile ilgili geçiş süreci</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmelik kapsamında öngörülen üretim yeri izin belgesi işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirleyen kılavuz yürürlüğe girinceye kadar 21/10/2017 tarihli ve 30217 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Beşeri Tıbbi Ürünler İmalathaneleri Yönetmeliğinin ilgili hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 40- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 41- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tibbi-bitki-caylari-hakkinda-yonetmelik</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="52832"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/geleneksel-bitkisel-tibbi-urunler-ruhsatlandirma-yonetmeliginde-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/geleneksel-bitkisel-tibbi-urunler-ruhsatlandirma-yonetmeliginde-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 02 Temmuz 2026 Tarihli ve 33298 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>GELENEKSEL BİTKİSEL TIBBİ ÜRÜNLER RUHSATLANDIRMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 3/2/2023 tarihli ve 32093 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliğinin 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ile bitkisel kaynaklı, geleneksel kullanıma uyumlu tıbbi bitki çayları ve aromaterapide kullanılan beşeri tıbbi ürünler” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde yer alan “homeopatik tıbbi ürünleri” ibaresi “homeopatik tıbbi ürünleri, tıbbi bitki çaylarını, aromaterapötik ürünleri” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “14/5/1928 tarihli ve 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu,” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ), (i), (s) ve (ee) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (c), (m) ve (z) bentleri yürürlükten kaldırılmış ve aynı fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“ğ) Etkin madde: Bir geleneksel bitkisel tıbbi ürünün üretiminde kullanılması planlanan, üretiminde kullanıldığında fizyolojik fonksiyonları düzeltmek, iyileştirmek veya değiştirmek veya tıbbi teşhis amacıyla farmakolojik, immünolojik veya metabolik etki göstermek üzere ürünün etkin bileşeni olan bitkisel drog/bitkisel preparat veya bunların karışımını,”</p>

<p>“i) Geleneksel bitkisel tıbbi ürün: Geleneksel kullanımı bibliyografik olarak kanıtlanmış veya kurum tarafından yapılan değerlendirme ile bilimsel geçerliliği kabul edilmiş veya doğrulanabilir belgelerle kanıtlanmış, geleneksel kullanım ile uyumlu endikasyonu bulunan; haricen, oral veya inhalasyon yoluyla kullanılan ürünleri,”</p>

<p>“s) Öncelik Değerlendirme Kurulu: Tedavide veya teşhiste ilk olan, yenilik getiren veya geleneksel bitkisel tıbbi ürünlere erişimin sürdürülebilirliğini veya geleneksel bitkisel tıbbi ürünlerin topluma hızlı bir şekilde ulaşmasını temin etmek üzere halk sağlığı açısından ihtiyaç duyulan, stratejik önemi haiz geleneksel bitkisel tıbbi ürünlere ait başvurulara Kurum iş ve işlemlerinde öncelik verilmesi amacıyla oluşturulmuş; çalışma usul ve esasları ilgili kılavuz doğrultusunda belirlenen Kurulu,”</p>

<p>“ee) Yarar/risk dengesi: Bir geleneksel bitkisel tıbbi ürünün etkilerinin, hastaların sağlığı ya da halk sağlığı açısından oluşturduğu tüm kalite, güvenlilik ve etkililik riskleri ile birlikte değerlendirilmesini,”</p>

<p>“ğğ) Endemik bitkilerden elde edilen bitkisel drog/bitkisel preparat ruhsatlandırma başvurusu: Tıbbi amaçlı kullanımı tespit edilmiş endemik bitkilerden elde edilen bitkisel drog/bitkisel preparat ruhsatlandırılması başvurusu, Türkiye florasına özgü veya endemik tıbbi bitkiler için geleneksel kullanımı Ulusal Biyoçeşitlilik Veri Tabanında yer alan dokümanlara atıfta bulunarak yapılan başvuruyu,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>hh) İyi bilinen kullanım: Bir bitkisel tıbbi ürünün etkin maddesinin Avrupa Birliği ülkelerinde ve/veya Türkiye’de on yıldan uzun süredir kullanılıyor olması ve etkililiği ile güvenliliğinin bilimsel veriler ile kanıtlanmış olmasını,”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a), (c) ve (ç) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“a) Terkip ve kullanım amaçları itibarıyla, teşhis veya tedavi için reçeteli veya reçetesiz kullanılmak üzere tasarlanmış ve geleneksel bitkisel tıbbi ürünlere uygun endikasyonlarının olması,”</p>

<p>“c) Oral, haricen uygulanan veya inhalasyon yoluyla kullanılan geleneksel bitkisel tıbbi ürün olması,</p>

<p>ç) Geleneksel kullanımın bibliyografik veya kurum tarafından yapılan değerlendirme ile bilimsel geçerliliği kabul edilmiş veya doğrulanabilir belgelerle kanıtlanmış veya iyi bilinen kullanımının bilimsel veriler ile kanıtlanmış olması,”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanunun 5 inci maddesi gereğince, geleneksel” ibaresi “Geleneksel” şeklinde ve aynı fıkranın (a) bendinde yer alan “tıp” ibaresi “tıp, ziraat mühendisliği, beslenme ve diyetetik, biyoloji, moleküler biyoloji ve genetik, biyomühendislik, kimya mühendisliği” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (s) ve (y) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“s) Geleneksel bitkisel tıbbi ürünlerin, bitmiş ürünün tüm üretim basamakları için Türkiye’de faaliyet gösteren üretim yeri/yerleri için Kurumca verilmiş izin belgesi; yurt dışında faaliyet gösteren üretim yeri/yerleri için yetkili bir sağlık otoritesi tarafından verilen, uluslararası kabul görmüş iyi imalat uygulamaları kılavuzlarına uygun üretim yapıldığını gösteren Kurumca kabul edilen bilgi ya da belge.”</p>

<p>“y) Geleneksel bitkisel tıbbi ürünlerin tanıtım ve reklam faaliyetleri ile ilgili Kurum tarafından yayınlanan düzenlemeler kapsamında bilim servisini tanımlayan belge ve bu servisin adresi, KEP adresi, telefon numarası ve e-posta adresi.”</p>

<p>“(5) Geleneksel bitkisel tıbbi ürünler için ilgili kılavuzda belirtilen renkteki, şekildeki ve tasarımdaki logo, dış ambalajlarının ön yüzeyinin sağ veya sol alt köşelerinde, kolaylıkla okunacak şekilde kılavuzda belirtilen boyutta yer alır.</p>

<p>(6) Tıbbi amaçlı kullanımı tespit edilmiş Türkiye florasında yer alan ve/veya Türkiye’ye özgü endemik bitki türlerinden elde edilen bitkisel drog/bitkisel preparatlar için yapılan ruhsat başvurularında; bitkinin Türkiye florasındaki taksonomik kaydı kontrollü tarım, endemik statüsüne ilişkin bilgi, doğal popülasyonlardan sürdürülebilir faydalanmanın sağlanmasına yönelik Orman Genel Müdürlüğü ilgili mevzuatı uyarınca hazırlanan sürdürülebilir faydalanma planı, Tarım ve Orman Bakanlığı mevzuatına uygun üretim veya kültüre alma belgesi, ormanlık alanlardan temin edilen bitkiler için Orman Genel Müdürlüğünden alınan izin belgesinin ve Orman Genel Müdürlüğü döner sermaye bütçesine yatırılan ürün bedeline ait ödeme belgesinin, nesli tehlike altında olan türlerde CITES (Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme) belgesi ve ilgili koruma mevzuatına uygunluk beyanının başvuru dosyasında sunulması zorunludur.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan “geleneksel kullanıma” ibaresi “geleneksel kullanıma/iyi bilinen kullanıma” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Kurum tarafından ya da Avrupa İlaç Ajansı (EMA) tarafından yayımlanmış tıbbi bitkinin geleneksel kullanımına veya iyi bilinen kullanıma ilişkin monografları referans göstererek yapılan başvurular kısaltılmış başvuru olarak adlandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “fakültelerinin farmakognozi veya farmasötik botanik ana bilim dallarından birinde en az doktora programını tamamlamış” ibaresi “veya tıp fakültelerinden mezun ve ilgili alanda uzmanlığı, yüksek lisansı, doktorası veya Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış fitoterapi sertifikası olan” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Ruhsat sahibi ruhsat tarihini takip eden ilk beş yılın sona ermesinden en az üç ay öncesinde, gerekli farmakovijilans verileri ile birlikte ruhsatın verildiği tarihten itibaren tüm değişiklikleri kapsayacak biçimde kalite, güvenlilik ve etkililiğine ilişkin bilgileri Kuruma sunar. Sunulan verilerin bilimsel değerlendirmesini takiben ruhsat geçerliliğinin devam ettiğine dair uygunluk verilir.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 24 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“ç) Ruhsat yenileme başvurusu Kurum tarafından uygun bulunmayan ürün için ürün sahibi tarafından otuz gün içerisinde Kuruma itirazda bulunulmaması veya yapılan itirazın Kurum tarafından uygun bulunmaması.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde yer alan “Beşerî Tıbbi Ürünlerin Tanıtım Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik” ibaresi “Geleneksel bitkisel tıbbi ürünlerin tanıtım ve reklam faaliyetleri ile ilgili Kurum tarafından yayımlanan düzenlemeler” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesinin birinci fıkrasına “Konsey Direktifi” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bu Direktif doğrultusunda hazırlanan 31/3/2024 tarihli ve 2004/24/AT sayılı Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Direktifi” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “iki yıl” ibaresi “beş yıl” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Üretim yerleri ile ilgili geçiş süreci</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 7- (1) Bu maddeyi ihdas eden Yönetmelik kapsamında öngörülen üretim yeri izin belgesi işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirleyen kılavuz yürürlüğe girinceye kadar Beşeri Tıbbi Ürünler İmalathaneleri Yönetmeliğinin ilgili hükümleri uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/geleneksel-bitkisel-tibbi-urunler-ruhsatlandirma-yonetmeliginde-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="78653"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aromaterapötik Ürünler Hakkında Yönetmelik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aromaterapotik-urunler-hakkinda-yonetmelik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aromaterapotik-urunler-hakkinda-yonetmelik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aromaterapötik Ürünler Hakkında Yönetmelik, 02 Temmuz 2026 Tarihli ve 33298 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>AROMATERAPÖTİK ÜRÜNLER HAKKINDA YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; insan sağlığını koruyucu, tedavi edici veya tedaviyi destekleyici etkisi olan ve sağlığın iyi halinin sürdürülmesine katkı sağlayan, aromaterapötik ürünlerin kaliteli, etkili ve güvenli bir şekilde piyasaya sunulmasını sağlamaktır.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik;</p>

<p>a) Endüstriyel olarak elde edilen, doğrudan ya da eczanelerde majistral olarak hazırlanan karışımlarda kullanılan, farmakope ve monograflara göre standardize edilmiş uçucu yağlar ile taşıyıcı amaçla kullanılan sabit yağlar için ruhsat başvurusunda bulunan gerçek kişileri veya ticaret şirketlerini,</p>

<p>b) Dahilen kullanım için hazırlanmış ürünler hariç olmak üzere Kurum tarafından yayımlanan monograflara göre hazırlanmış ya da terkibi ve kullanım amacı Kurum tarafından uygun bulunan, uçucu yağ ve karışımlarını içeren ürünler için Kuruma yapılan aromaterapötik ürün ruhsat başvurularını,</p>

<p>kapsar.</p>

<p>(2) Takviye edici gıda, gıda olarak piyasaya arz edilen bitki ve bu bitkileri bileşen olarak içeren gıda, kozmetik ürün, tıbbi cihaz ve geleneksel bitkisel tıbbi ürün olarak sınıflandırılıp uçucu yağ ve karışımlarını içeren ürünler bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır.</p>

<p>(3) Bu madde hükümleri dışında kalan ve aromaterapide kullanılmak üzere hazırlanan diğer ürünler Kurum tarafından değerlendirilir.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi ve 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 506 ncı, 508 inci ve 796 ncı maddeleri hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Ambalaj bilgileri: İç veya dış ambalaj üzerindeki bilgileri,</p>

<p>b) Ambalaj örneği: Gerektiğinde kesme ve katlamanın ardından, izne esas bilgiler ile hazırlanan ambalaj bilgileri metninin üç boyutlu sunumunun net olmasını sağlayacak şekilde iç ve dış ambalajın kopyasını sunan, tam renkli iki boyutlu, kesilip katlandığında piyasaya verilecek ambalajın birebir örneğinin oluşturulabildiği çizimi,</p>

<p>c) Aromaterapi: Uçucu yağların insan sağlığını korumak, tedavi etmek veya tedaviyi desteklemek ve sağlığın iyi halinin sürdürülmesine katkı sağlamak amacıyla, inhalasyon, gargara, topikal kullanım, masaj, kompres ve banyo şekliyle uygulanan yöntemi,</p>

<p>ç) Aromaterapötik ürün: Bütün üretim aşamalarından geçmiş, son ambalajı içinde aromaterapi yöntemleriyle etki gösteren ve kullanım amacı belirlenmiş olan, bitkisel kaynaklardan elde edilen, tek başına veya karışım olarak uçucu yağ kullanılarak formüle edilmiş farmasötik şekilde hazırlanan ürünleri,</p>

<p>d) Banyo yöntemi: Aromaterapötik ürünlerin banyo suyuna ilave edilmesiyle gerçekleştirilen tedavi yöntemini,</p>

<p>e) Bitkisel drog: Kullanılan tıbbi bitkilerin binominal sisteme göre verilmiş bilimsel adı, cins, tür, alt tür, varyete, otörü ve kullanılan bitki kısmının bilimsel adı ile beraber verilmek üzere işlem görmemiş halde çoğunlukla kurutulmuş, bazen taze, bütün, parçalanmış veya kesilmiş bitkileri veya bitki parçalarını, algleri, mantarlar, likenleri ve özel bir işleme tabi tutulmamış bazı eksudatları,</p>

<p>f) Bitmiş ürün: Bütün üretim aşamalarından geçmiş, son ambalajı içinde kullanıma hazır farmasötik şekilde olan aromaterapötik ürünü,</p>

<p>g) Dış ambalaj: İç ambalajın içine konulduğu ya da birlikte paketlendiği ambalajı,</p>

<p>ğ) Distilasyon (Damıtma): Bitkisel materyalden su, buhar veya her ikisi kullanılarak uçucu yağın sürüklenmesi suretiyle elde edilmesini,</p>

<p>h) Elektronik takip sistemi: Aromaterapi ürünlerinin karekod kullanılarak tekilleştirilmesini, her biriminin geçtiği noktalardan yapılan bildirimler ile üretim, ithalat, ihracat, alış, satış, devir, tüketim, zayi olma, geri ödeme gibi tedarik zincirinde gerçekleşen tüm hareketlerini ya da hareket iptallerini gerçek zamanlı izleyen, geri çekme, bloke etme gibi bu ürünler üzerinde yapılması gereken iş ve işlemlerin gerçekleştirildiği merkezi kayıt ve takip sistemini,</p>

<p>ı) Farmakope: Türk Farmakopesi, Avrupa Farmakopesi, Amerikan Farmakopesi, İngiliz Farmakopesi ve Japon Farmakopesini; bu farmakopelerin uygulanabilir olmadığı durumlarda ise Kurum tarafından uygun bulunan farmakopeyi,</p>

<p>i) Farmasötik şekil: Aromaterapötik ürünün kullanım amacına uygun olarak üretilmiş takdim şeklini,</p>

<p>j) Gargara yöntemi: Lokal etki için çözeltinin ağız içine veya boğaza uygulanmasını,</p>

<p>k) Hidrosol: Bitkisel materyalden distilasyon yöntemiyle elde edilen yağ altı suyunu,</p>

<p>l) İç ambalaj: Aromaterapötik ürün ile doğrudan temas eden, ürün içeriğiyle etkileşmeyen, piyasaya sürülmek üzere hazırlanmış kap, kapak dahil olmak üzere birincil ambalajı,</p>

<p>m) İçten damlalıklı şişe ve kap kapak sistemi: Aromaterapötik ürünlerin kontrollü dozda uygulanmasını sağlamak amacıyla, şişenin boynuna preslenerek yerleştirilen, içerdiği sıvıyı yalnızca damla formunda çıkmasına izin veren, sızdırmaz damlalık ve kapak sistemini,</p>

<p>n) İnhalasyon yöntemi: Aromaterapötik ürünlerin limbik sistem ve solunum sisteminde etki sağlamak amacıyla buhar, sprey veya aerosol şeklinde uygulanmasını,</p>

<p>o) Karışım uçucu yağ: Birden fazla uçucu yağın etken madde olarak yer aldığı, raf ömrü analizinin gösterilmiş olduğu uçucu yağ karışımlarını,</p>

<p>ö) Kemotip: Morfolojik olarak aynı olduğu halde, farklı kimyasal bileşime sahip olan bitki taksonlarını,</p>

<p>p) Kompres yöntemi: Aromaterapötik ürünlerin sıcak ya da soğuk şekilde uygun bir materyalle uygulanmasını,</p>

<p>r) Kullanma talimatı (KT): Aromaterapötik ürün ile birlikte sunulan, kullanıcı için hazırlanmış yazılı bilgileri,</p>

<p>s) Kurum: Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunu,</p>

<p>ş) Lisansör firma;</p>

<p>1) İthal edilen aromaterapötik ürüne Türkiye’de ruhsat verilmesine ve satışına ilişkin gerçek kişiyi veya ticaret şirketlerini yetkilendiren firmayı veya,</p>

<p>2) Lisanslı imal aromaterapötik ürünün Türkiye’de imaline, ruhsat verilmesine ve satışına ilişkin gerçek kişiyi veya ticaret şirketlerini yetkilendiren firmayı,</p>

<p>t) Masaj yöntemi: Vücudun çeşitli bölgelerine lokal olarak uygulanan aromaterapötik ürünlerin kullanılması işlemini,</p>

<p>u) Maserasyon yöntemi: Oda ısısında bitkisel drogun uygun bir sabit yağ içerisinde belirli bir süre bekletilerek tüketilmesi işlemini,</p>

<p>ü) Masere yağ: Bitkisel drog ve sabit yağlar kullanılarak maserasyon yöntemi ile hazırlanmış yağ karışımlarını,</p>

<p>v) Mekanik işlem: Citrus türleri için uçucu yağ veya bitkisel materyalden sabit yağın soğukta sıkım işlemi ile eldesini,</p>

<p>y) Ortak pazarlanan ürün: Ruhsata sahip bir aromaterapötik ürün ile aynı kalitatif ve kantitatif terkibe, aynı farmasötik şekle, aynı üretim yerlerine sahip olan ve ticari ismi hariç her açıdan tamamen aynı olan aromaterapötik ürünü,</p>

<p>z) Ölçü kabı: Aromaterapötik ürünün kullanma talimatındaki pozolojisi ile uyumlu şekilde kullanılmasını sağlayacak şekilde ölçeklendirilmiş damlalık gibi ambalajda yer alan uygulama kabını,</p>

<p>aa) Paket transfer sistemi: Paydaşlar arasında transfer edilen tüm ürünlerin karekodlarını ve bu ürünleri içeren taşıma birimlerinin hiyerarşi bilgisinin transferini sağlayan uygulamayı,</p>

<p>bb) Ruhsat: Bir aromaterapötik ürünün belirli bir formül ile belirli bir farmasötik şekil ve yetilikte kabul edilen ürün bilgilerine uygun olarak üretilip piyasaya sunulabileceğini gösteren Kurum tarafından düzenlenen belgeyi,</p>

<p>cc) Ruhsat sahibi: Aromaterapötik ürünün ruhsatına sahip olan gerçek kişiyi veya ticaret şirketini,</p>

<p>çç) Sabit yağ: Aromaterapide taşıyıcı olarak kullanılan genellikle tohumdan soğuk sıkım ya da sıvılaştırılmış gazlarla ekstraksiyon ile elde edilmiş, özellikleri Kurum tarafından yayımlı monograf veya farmakopeye uygun olan yağı,</p>

<p>dd) Seri (Parti): Bir aromaterapötik ürünün üretim sırasında tek bir üretim döngüsünde elde edilen ve homojenliğin sağlandığı miktarını,</p>

<p>ee) Takviye edici gıda: Normal beslenmeyi takviye etmek amacıyla vitamin, mineral, protein, karbonhidrat, lif, yağ asidi, aminoasit gibi besin öğelerinin veya bunların dışında besleyici veya fizyolojik etkileri bulunan bitki, bitkisel ve hayvansal kaynaklı maddeler, biyoaktif maddeler ve benzeri maddelerin konsantre veya ekstraktlarının tek başına veya karışımlarının, kapsül, tablet, pastil, tek kullanımlık toz paket, sıvı ampul, damlalıklı şişe ve diğer benzeri sıvı veya toz formlarda hazırlanarak günlük alım dozu belirlenmiş ürünleri,</p>

<p>ff) Taşıyıcı yağ: Aromaterapide kullanılacak uçucu yağlar saf kullanılacaksa cilde uygulamadan önce belirli oranlarda seyreltmek amacıyla kullanılan sıvı ya da yarı katı bitkisel sabit veya masere yağları,</p>

<p>gg) Tıbbi bitki: Bir veya daha fazla kısmı tedavi edici veya hastalıkları önleyici olarak kullanılabilen bitkileri,</p>

<p>ğğ) Uçucu yağ: Botanik olarak tanımlanmış ham bitki materyallerinden distilasyon, ekstraksiyon ya da belli türleri için ısıtma olmaksızın uygun bir mekanik işlem ile elde edilen, hoş kokulu, genellikle kompleks kimyasal yapıya sahip karışımları,</p>

<p>hh) Uçucu yağ, sabit yağ ve hidrosol monografı: Uçucu yağ, sabit yağlar ve hidrosoller ile ilgili elde etme yönteminin, spesifikasyonların, kullanım amacı ve şeklinin, varsa gıda, ilaç ve diğer yağlarla etkileşmelerinin ve diğer bilgilerin bulunduğu Kurum tarafından yayımlanan veya kabul edilen monografları,</p>

<p>ıı) Uluslararası olan ve mülkiyete konu edilemeyen isim (International nonproprietary name, INN): Bir uçucu yağın Dünya Sağlık Örgütünce kabul edilen veya önerilen, mülkiyete konu edilemeyen ve Dünya Sağlık Örgütü kuralları doğrultusunda marka tescilinde kullanılmaması gereken uluslararası ismini,</p>

<p>ii) Üretim yeri: Uçucu yağ, sabit yağ ve hidrosollerin üretildiği yer dahil olmak üzere, iç ve dış ambalajlamanın yapıldığı yeri,</p>

<p>jj) Üretim yeri izin belgesi: Uçucu yağ, sabit yağ, hidrosollerin ve bitmiş aromaterapötik ürünlerin üretilmesi için Kurum tarafından uygun bulunan üretim yerlerine verilen izin belgesini,</p>

<p>kk) Varyasyon: Aromaterapötik ürünün üretim yeri, bitkinin sağlandığı tedarikçi, iç ve dış ambalajlama yeri, ambalaj malzemeleri gibi hususlarda yapılan değişiklikleri,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Ruhsat Başvurusu, Ruhsat Hazırlama Usul ve Esasları</p>

<p><strong>Ruhsat sahibi yükümlülüğü</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerine göre Kurum tarafından ruhsat düzenlenmeyen hiçbir aromaterapötik ürün, piyasaya sunulamaz ve eczanelerde majistral olarak aromaterapötik ürün hazırlanması amacıyla kullanılamaz.</p>

<p><strong>Ruhsat başvurusu ve başvuru şekli</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Türkiye’de yerleşik bulunan gerçek kişiler veya ticaret şirketleri, bir aromaterapötik ürünü piyasaya sunmak amacıyla ruhsat alabilmek için bu Yönetmelik hükümlerine göre Kuruma başvuru yapar.</p>

<p>(2) Kurum tarafından gerekli görüldüğü haller, mücbir sebepler veya zorunlu haller dışında; ruhsat başvuruları sadece elektronik olarak kabul edilir ve ruhsat düzenleme sürecindeki tüm yazışmalar sadece elektronik ortamda gerçekleştirilir.</p>

<p>(3) Kurum, başvuru olması halinde fiyat tarifesinde yer alan bir ücrete tabi olmak kaydı ile ruhsat başvurusu öncesinde veya başvuru süreci içinde başvuru sahibine bilimsel tavsiye verebilir.</p>

<p><strong>Ruhsat başvurusunda bulunacak kişiler</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Aromaterapötik ürünü piyasaya sunmak üzere ruhsat almak isteyen;</p>

<p>a) Gerçek kişilerin; yükseköğretim kurumlarının en az lisans programından mezun olmaları ve Türkiye’de mesleğini icra etme yetkisine sahip olmaları,</p>

<p>b) Ticaret şirketlerinin; Birinci fıkranın (a) bendinde belirtilen vasıfları taşıyan birini “yetkili kişi” sıfatıyla istihdam etmeleri,</p>

<p>şarttır.</p>

<p>(2) Tıp, eczacılık, kimya veya biyoloji bilim dallarında eğitim veren yükseköğretim kurumlarından birisinden mezun olup ilgili alandan uzmanlığı veya sertifikası olan ve Türkiye’de mesleğini icra etme yetkisine sahip en az bir kişi tarafından hazırlanan aromaterapötik ürünün sağlık etkileri, kullanılmaması gereken durumları, klinik güvenlilik değerlendirmelerini, kalite süreçlerini, farmakopeye uygunluğunu ve formülasyon oluşturulması süreçlerini kapsayan ürünün kaliteli, etkili ve güvenli olduğuna dair rapor sunulur.</p>

<p><strong>Ürüne ilişkin bilgiler</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Bir aromaterapötik ürün için ruhsat almak isteyen gerçek kişi veya ticaret şirketi, ilgili kılavuza uygun olarak hazırlanmış ve aşağıda sıralanan hususların yer aldığı bilgi ve belgelerle birlikte Kuruma başvuruda bulunur:</p>

<p>a) Aromaterapötik ürünün ticari ismi.</p>

<p>b) Aromaterapötik ürünün içeriğinde yer alan tüm uçucu yağların, taşıyıcı yağların ve hidrosollerin bilimsel isimleri (Türkçe, Latince, İngilizce) kullanılarak kantitatif olarak ifadesi.</p>

<p>c) Varsa uçucu yağın elde edildiği bitkinin kemotipleri.</p>

<p>ç) Üründe bulunan uçucu yağların, taşıyıcı yağların ve hidrosollerin elde edildiği bitkinin binominal ismi, otörü ve familyası.</p>

<p>d) Uçucu yağların, taşıyıcı yağların ve hidrosollerin elde edilme yöntemi ve kullanılan bitkinin kısımları.</p>

<p>e) Farmasötik şekli.</p>

<p>f) Ambalaj bilgisi.</p>

<p>g) Uygulama metodu ve yolu.</p>

<p>ğ) Kullanma talimatı.</p>

<p>h) Ambalaj boyutu.</p>

<p>ı) Yetiliği.</p>

<p>i) Ürünün kullanım amacı veya amaçları, kontrendikasyonları, uyarılar ve etkileşmeler.</p>

<p>j) Raf ömrü ve saklama koşulları.</p>

<p>k) Uçucu yağların, taşıyıcı yağların ve hidrosollerin Kurum tarafından yayımlanan monograf kriterlerine veya Kurum tarafından kabul edilen kriterlere göre uygunluğuna dair üretici beyanı.</p>

<p><strong>Ruhsat başvurusunda sunulması gereken bilgi ve belgeler</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Bir aromaterapötik ürüne ruhsat almak isteyen gerçek kişiler veya ticaret şirketleri, ilgili kılavuza uygun olarak hazırlanmış ve aşağıda sıralanan hususların yer aldığı bilgi ve belgelerle birlikte Kuruma başvuruda bulunur:</p>

<p>a) Yurt dışından temin edilen tüm resmî belgelerin bilimsel terminolojiye uygun bir Türkçe kullanılarak sunulması esastır. Kurum tarafından uygun bulunan kısımları İngilizce olarak sunulabilir. Ancak bu diller dışındaki dillerde hazırlanmış olanların yeminli Türkçe tercümesi ile birlikte sunulması şarttır. Yeminli tercümenin ülkemizde yapılamadığı durumlarda başka bir ülkede Türkçeye veya İngilizceye çevrilmiş olan yeminli tercüme belgesi kabul edilebilir.</p>

<p>b) Başvuru sahibinin, 7 nci maddede yer alan eğitim programından mezun olduğunu gösteren diploması, noter onaylı sureti veya Yükseköğretim Kurulundan alınan mezuniyet belgesi.</p>

<p>c) Başvuru sahibinin ticaret şirketi olması durumunda başvuruyu yapmaya yetkili olduğunu gösteren noter onaylı belge.</p>

<p>ç) Başvuru sahibinin ticaret şirketi olması durumunda, şirketin ortaklarını ve sorumlu kişilerin görev ve ünvanlarını belirten Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi.</p>

<p>d) Başvuru sahibinin adı veya firma adı, daimi adresi, kayıtlı elektronik posta (KEP) adresi, telefon ve faks numarası.</p>

<p>e) Üretim yerinin adı, daimi adresi, telefon ve faks numarası.</p>

<p>f) İç-dış ambalajlama, seri serbest bırakma ve seri kontrol analizleri ile diğer analizlerin yapıldığı yerlerin adı, adresi, telefon ve faks numarası.</p>

<p>g) Kurumca düzenlenen üretim yeri izin belgesi.</p>

<p>ğ) Türkiye’de imal edilecek uçucu yağ, sabit yağların ve hidrosollerin başvuru sahibinin üretici olmaması durumunda, Kurumca düzenlenen üretim yeri izin belgesine sahip bir üretici ile yaptığı fason üretim sözleşmesi.</p>

<p>h) Yurt dışında yerleşik uçucu yağ, sabit yağ ve hidrosollerin üretim tesisleri Kurumun denetim hakkı saklı kalmak kaydı ile denetim kapsamına alınmaz. Bu tesisler için Avustralya İlaç Otoritesi, İngiltere İlaç Otoritesi, Uluslararası Harmonizasyon Komitesi kurucu veya daimi üyesi yetkili otoriteleri tarafından iyi imalat uygulamaları kılavuzlarına uygun üretim yapıldığını gösteren belgenin sunulması gereklidir. Ancak, mezkûr belgelerin sunulamadığının kanıtlandığı durumlarda, bu belgeler yerine Kurum tarafından değerlendirilmek üzere sırasıyla aşağıdaki belgeler sunulur:</p>

<p>1) Uçucu yağ, sabit yağ ve hidrosoller için Avrupa Farmakopesi veya Türk Farmakopesi Uygunluk Sertifikası.</p>

<p>2) Bu bendin birinci alt bendinde belirtilen belgenin sunulamadığı durumda, Kurum tarafından yayımlanmış monograflara uygunluğunu gösteren valide yöntemler ile yapılmış analiz sonuçları.</p>

<p>ı) Aromaterapötik ürün lisans altında üretilmesi durumunda, lisansör firma tarafından düzenlenmiş, üretimi yapan gerçek kişileri ya da ticaret şirketlerinin, söz konusu ürünün Türkiye’de ruhsat alması, üretimi ve satışı konusunda yetkili tek temsilci olduğunu gösteren belge.</p>

<p>i) Başvurusu yapılan ithal veya lisanslı üretilen aromaterapötik ürünler için, ruhsat başvurusu yapılmış diğer ülke veya ülkelerin listesi ile Türkiye’de ruhsat düzenlenmeden önce listedeki ülkelerden birinin sağlık otoritesince onaylanmış ruhsat örneği veya ürünün ilgili otorite tarafından ruhsatının onaylandığını gösteren ve Kurumca kabul edilen bilgi veya belge.</p>

<p>j) Aromaterapötik ürünlerin çevre için yarattığı potansiyel riskler de göz önünde bulundurularak aromaterapötik ürünlerin saklanması, hastalara uygulanması, 2/4/2015 tarihli ve 29314 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak, atık ürünlerin imha edilmesi ile ilgili alınacak tedbir ve güvenlik önlemleri.</p>

<p>k) Kurum tarafından yayımlanan aromaterapötik ürünler ile ilgili vijilans kılavuzu doğrultusunda ruhsat başvurusu sırasında sunulması gereken vijilans ve alerji testi ile ilgili belgeler.</p>

<p>l) Türkiye’de imal edilen veya edilecek aromaterapötik ürünün ortak pazarlamaya konu edilmesi halinde, ortak pazarlama yapacak gerçek kişilerin veya ticaret şirketlerinin ortak pazarlama konusundaki yazılı onayları.</p>

<p>m) Ortak pazarlanan aromaterapötik ürün başvurularında, ortak pazarlamaya konu aromaterapötik ürünlerin birebir aynı olduğuna, tüm varyasyon başvurularının eş zamanlı yapılacağına ve ortak pazarlamaya konu olan ürünün üretim yerinin birden fazla olması durumunda, ortak pazarlamaya konu aromaterapötik ürünlerin hepsinin bu üretim yerlerinden sadece birinde üretiminin yapılacağına ilişkin taahhüt.</p>

<p>n) Başvurusu yapılan aromaterapötik ürünün; ruhsat başvurusu, diğer ülkelerin yetkili otoritesi tarafından reddedilmiş veya başvuru sahibi tarafından geri çekilmiş ise veya ruhsatlı ürün geri çekilmiş veya ruhsatı askıya alınmış ise bu ülkelerin listesinin, ürünün söz konusu ülkedeki adı, yapılan işlemlerin tarihi ve gerekçesi ile birlikte belirtilmesi.</p>

<p>o) 11 inci ve 12 nci maddelere uygun olarak hazırlanan kullanma talimatı veya benzeri belgenin ve ürüne ait piyasaya sunulacak boyut ve tasarımda ambalaj örnekleri ile ürünün ithalatı veya lisanslı üretimi durumunda ürünün piyasaya sunulduğu diğer ülke veya ülkelerin yetkili otoriteleri tarafından onaylanmış ve onay tarihini gösteren, ürüne ait güncel orijinal kullanma talimatı veya benzeri belge ve ambalaj örnekleri.</p>

<p>ö) Ürünün ithalatı veya lisanslı üretimi durumunda aromaterapötik ürünün yetkili otorite tarafından onaylanan ambalaj örneği, kullanma talimatının yeminli Türkçe tercümesi, yeminli tercümenin ülkemizde yapılamadığı durumlarda başka bir ülkede Türkçe veya İngilizceye çevrilmiş olan yeminli tercüme belgesi.</p>

<p>p) Aromaterapötik ürünün ruhsatının verilmesine müteakip ürüne ait ruhsatın Ticaret Bakanlığının Tek Pencere Sistemine bildirileceğine dair beyan.</p>

<p>(2) Bu maddede yer alan bilgilerden güncellenenler için Kurum tarafından yayımlanan ilgili kılavuzda belirtilen usul ve esaslar ile belirlenen süreler içerisinde Kuruma başvuru yapılması zorunludur.</p>

<p>(3) Türkiye florasında yer alan ve/veya Türkiye’ye özgü endemik bitki türlerinden elde edilen drogların kullanılması durumunda;</p>

<p>a) Bitkinin Türkiye florasındaki taksonomik kaydının,</p>

<p>b) Endemik statüsüne ilişkin bilginin,</p>

<p>c) Doğal popülasyonlardan sürdürülebilir faydalanmanın sağlanmasına yönelik ilgili mevzuat uyarınca hazırlanan sürdürülebilir faydalanma planının,</p>

<p>ç) İlgili mevzuata uygun üretim veya kültüre alma belgesinin,</p>

<p>d) Nesli tehlike altında olan türlerde 27/9/1994 tarihli ve 4041 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES) ve ilgili koruma mevzuatına uygunluk beyanının,</p>

<p>başvuru dosyasında sunulması zorunludur.</p>

<p><strong>Uçucu yağların, sabit yağların ve hidrosollerin üretim yeri, üretim yöntemi ve bitmiş ürün hakkında bilgiler</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Uçucu yağların, taşıyıcı yağların ve hidrosollerin kontrolü, üretim yöntemi, bitmiş ürün kontrolleri, fiziksel ve kimyasal özellikleri, biyolojik veya mikrobiyolojik testleri, uygulanabilir olduğu durumlarda sonuçları aşağıdaki bilgileri içerecek şekilde ve ilgili kılavuza uygun olarak sunulur:</p>

<p>a) Uçucu yağın, taşıyıcı yağın ve hidrosolün spesifikasyonlarının Kurum tarafından yayımlanan monograflar ve ilgili farmakopeye uygunluğunu gösteren analiz raporları veya firma içi yöntemlerin kullanıldığı durumlarda analiz raporlarının yanı sıra analiz kontrol yöntemleri, kabul limitleri ve uygun yöntemlerle valide edilmiş metotlar.</p>

<p>b) Pestisit analizi.</p>

<p>(2) Üretim yöntemi hakkında aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler ilgili kılavuza uygun olarak sunulur:</p>

<p>a) Bitmiş ürün üretim yeri.</p>

<p>b) Üretim metodunun tanımı.</p>

<p>c) Üretim akış şeması.</p>

<p>ç) Üretim metotlarının validasyonu.</p>

<p>d) Üretici tarafından kullanılan, uygulanabilir olduğu durumda farmakopeye uygun olarak sunulan, kontrol metotlarının tanımı. (Kurum tarafından uygun görülmesi hâlinde; kalite, etkililik ve güvenliliği etkilememek koşuluyla ürün bazında sayılan bu analiz, test ve kontrollerin bazılarından vazgeçilebilir.)</p>

<p>(3) Bitmiş ürün kontrolleri hakkında aşağıdaki bilgi ve belgeler ilgili kılavuza uygun olarak sunulur:</p>

<p>a) Stabilite testleri ile Kurum tarafından ilgili kılavuz veya uluslararası kuruluşlar tarafından yayımlanmış referans dökümanlar doğrultusunda;</p>

<p>1) Yürütülen çalışma tipleri, kullanılan protokoller ve çalışmaların sonuçları özetlenir.</p>

<p>2) Stabilite çalışmalarının ayrıntılı sonuçları, verilerin oluşması için kullanılan analitik yöntemler ve bu yöntemlerin validasyon bilgileri sunulur.</p>

<p>3) Ruhsat verildikten sonra stabilite protokolü ve stabilite taahhüdü sunulur.</p>

<p>(4) Aromaterapötik ürün eczanede majistral olarak hazırlanacak ise eczanenin; çapraz kontaminasyonlarla ilgili önlemlerin alındığı şartlar sağlandıktan sonra 12/4/2014 tarihli ve 28970 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin 21 inci maddesinde yer alan laboratuvar kısmı alanında hazırlanır. Elektronik ortamda tutulan kayıtta uçucu/sabit yağlar ve hidrosoller ile ilgili bilgilerin yanında özellikle yağın son kullanma tarihi belirtilir. Tek veya karışım uçucu/sabit yağlar ve hidrosoller Kurumca belirlenmiş olan uygun ambalajlara konulur. Ambalaj üzerinde yer alması gereken bilgiler 14 üncü maddeye göre belirtilir.</p>

<p>(5) Eczanelerde majistral olarak hazırlanmak istenen aromaterapötik ürün terkibi ve kullanım amacı Kurum tarafından yayımlanan aromaterapötik ürün majistral monografları ile belirlenir.</p>

<p>(6) Kurum tarafından gerekli görüldüğü ve uygulanabilir olduğu durumlarda ürünün etkililik ve güvenliliğini gösteren farmakolojik, toksikolojik ve alerji testlerinden oluşan preklinik ve klinik araştırmaların sonuçları ile Kurum tarafından talep edilen tüm bilgi ve belgeler ilgili kılavuza uygun olarak sunulur.</p>

<p>(7) Klinik araştırmaların Türkiye dışında yürütülmesi durumunda, 27/5/2023 tarihli ve 32203 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Klinik Araştırmaları Hakkında Yönetmelik ve/veya 9/3/2019 tarihli ve 30709 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarının Klinik Araştırmaları Hakkında Yönetmelikte düzenlenen etik gereklilikleri karşıladığına ilişkin açıklamayı içeren başvuru sahibi beyanı sunulur.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Kullanma Talimatı ve Ambalajlamaya Dair Şartlar</p>

<p><strong>Kullanma talimatı </strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Kullanma talimatı, kullanıcının kolay anlayabileceği şekilde hazırlanır. Kullanma talimatı ilgili monograflar veya terkibi ve kullanım amacı Kurumca uygun bulunan aromaterapötik ürünlerin bilgi ve belgeleri doğrultusunda ilgili kılavuza göre hazırlanır.</p>

<p><strong>Dış ambalaj üzerinde bulunması gereken bilgiler </strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Aromaterapötik ürünün dış ambalajında:</p>

<p>a) Kurum tarafından kabul edilen ruhsata esas isim yer alır.</p>

<p>b) Aromaterapötik ürünün içeriğinde yer alan tüm uçucu yağların, taşıyıcı yağların ve hidrosollerin bilimsel isimleri (Türkçe, Latince) ve varsa kemotipleri kullanılarak “kantitatif olarak” ifadesi yer alır.</p>

<p>c) Farmasötik şekil ve ağırlık, hacim veya doz sayısı bakımından içerikleri belirtilir.</p>

<p>ç) Uygulama yolu belirtilir.</p>

<p>d) “Çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız.” özel uyarısına yer verilir.</p>

<p>e) Hamilelik ve emzirme dönemi, epilepsi hastaları, astım ve KOAH hastalarında uçucu yağların kullanılmaması durumu ile ilgili uyarılar var ise yer verilir.</p>

<p>f) “Kesilmiş veya açılmış ambalajları satın almayınız.”, “Kullanım sırasında beklenmeyen bir etki görüldüğünde ve kullanmadan önce hekim veya eczacınıza danışınız.”, “Kullanmadan önce kullanma talimatını okuyunuz.”, “Sadece eczanelerde satılır.” uyarıları yer alır.</p>

<p>g) “Yutulmamalıdır.” uyarısı yer alır.</p>

<p>ğ) “Sadece aromaterapi uygulamalarında kullanılır.” uyarısı yer alır.</p>

<p>h) Ürünün farmasötik şekline göre “Tahriş edici özelliğinden dolayı göz, cilt veya mukozaya direkt temastan kaçınılmalıdır.” uyarısı yer alır.</p>

<p>ı) 26/16/2021 tarihli ve 31523 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği gereğince ambalajların üzerinde geri kazanılabilir ambalaj sembolü ile ambalajın cinsini belirten kısaltma ve malzeme cinsine ait numara yer alır. Aromaterapötik ürünlerin dış ambalaj atıklarının yönetimi, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır.</p>

<p>i) Mevcut olması durumunda, ürüne ait diğer özel uyarılar belirtilir.</p>

<p>j) Saklama koşulları ve ayrıca var ise özel saklama koşulları yer alır.</p>

<p>k) Kullanılmayan ürünlerin veya ürünlerden kaynaklanan atıkların imhasına dair özel uyarılar ile gerektiği takdirde uygun toplama sistemi belirtilir.</p>

<p>l) Ruhsat sahibinin ismi ve adresi bulunur. Ruhsat sahibinin amblemi veya logosu, lisansör firmanın ismi, amblemi veya logosu bulunabilir.</p>

<p>m) Üretim yerinin ismi ve adresi bulunur.</p>

<p>n) Ürünün ruhsat tarihi ve numarası yer alır.</p>

<p>o) Parti numarası bulunur. Dış ambalajda parti numarası, karekod yanında gözle okunabilir kodlar içinde yer almışsa ikinci kez dış ambalajın başka bir yerinde yazılmayabilir.</p>

<p>ö) Son kullanma tarihi yer alır. Dış ambalajda son kullanma tarihi, karekod yanında gözle okunabilir kodlar içinde yer almışsa ikinci kez dış ambalajın başka bir yerinde yazılmayabilir. Son kullanma tarihi ayrıca yazılacak ise karekod yanındaki gözle okunabilir bilgilerde yer alan tarih ile uyumlu şekilde belirtilir.</p>

<p>p) Aromaterapötik ürünün takip edilebilirliğini sağlamak için, ilgili kılavuz doğrultusunda rakamsal ve sembolik bilgileri içeren karekod ve yanında karekodun içeriğine dair gözle okunabilir bilgiler yer alır.</p>

<p>r) Barkodu bulunur.</p>

<p>s) Fiyat bilgisi bulunabilir.</p>

<p>ş) Reçetesiz satılacak olan aromaterapötik ürünler için “Reçetesiz satılır.” ifadesi yer alır.</p>

<p>t) Kurum tarafından ruhsat düzenlendiğini gösteren ve ilgili kılavuzda yer alan logo tasarımı ilgili kılavuzdaki renk ve şekle sadık kalmak koşulu ile ürünlerin dış ambalajlarının ön kısmında sağ veya sol alt köşede ambalaj ön yüzey alanının en az %8’i olacak şekilde yer alır.</p>

<p>u) Braille alfabesi gerekliliği, ürünün ticari ismi için geçerlidir.</p>

<p>(2) Aromaterapötik ürünün dış ambalajı Türkçe hazırlanır.</p>

<p><strong>İç ambalaj üzerinde bulunması gereken bilgiler </strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) İç ambalajlar; ikinci fıkra ile 12 nci maddenin birinci fıkrasının (f), (ğ), (ı), (i), (j), (k), (l), (m), (n), (p), (r), (s), (ş) ve (t) bentlerinde belirtilen hususlar haricinde, 12 nci maddenin birinci fıkrasında belirlenen özellik ve bilgileri taşıyacak şekilde hazırlanır.</p>

<p>(2) Bu maddenin birinci fıkrası hükmüne uygun olmak şartıyla, ambalaj bilgileri yönünden 12 nci ve 14 üncü maddelerin birinci fıkralarında belirlenen özellik ve bilgilerin yer alamayacağı kadar küçük iç ambalajı olan ürünlerde asgari olarak;</p>

<p>a) Ürün ismi ve varsa kullanılan bitkinin kemotipi,</p>

<p>b) Uygulama yöntemi,</p>

<p>c) “Yutulmamalıdır.” ve “Göz, cilt veya mukozaya direkt temastan kaçınılmalıdır.” uyarısı,</p>

<p>ç) Son kullanma tarihi,</p>

<p>d) Ağırlık, hacim veya birim olarak içeriği,</p>

<p>e) Parti numarası,</p>

<p>f) Yetiliği,</p>

<p>yer alır.</p>

<p>(3) Aromaterapötik ürünün iç ambalajı Türkçe hazırlanır.</p>

<p>(4) Bitmiş aromaterapötik ürün pozolojisi gereği damlatılarak kullanılması gereken bir ürün ise, iç ambalajın içten damlalıklı şişe ve kap kapak sistemine sahip olan bir ambalajda sunulur.</p>

<p><strong>Semboller ve diğer bilgiler</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Dış ambalaja ilgili bitkinin veya drogun resmi konulabilir. Ambalajlar, 12 nci ve 13 üncü maddelerin birinci fıkralarında belirtilen bilgileri açıklayan semboller ve resimli diyagramlar ile kullanıcılar için yararlı olan bilgileri içerebilir.</p>

<p>(2) Birinci fıkrada belirtilen semboller, resimli diyagramlar ve bilgilere dair ayrıntılı hususlar, ilgili kılavuzda düzenlenir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ambalajlara dair diğer şartlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Bu Yönetmelik kapsamında üretilmiş aromaterapötik ürünler; uçucu yağların, sabit yağların ve hidrosollerin özelliklerini bozmayacak, tanımına uygun iç ambalaj şekillerinde sunulur.</p>

<p>(2) Aromaterapötik ürünün kullanma talimatı karekod ve fiziki olarak sunulur. Kullanma talimatı, ürünün dış ambalajının içerisinde veya iç ambalajda veya dış ambalajda bulunur.</p>

<p>(3) Çözüldükten, seyreltildikten veya açıldıktan sonra kullanım süresi kısıtlı olan ürünler için kullanım süresi ve saklama şartları ambalaj üzerinde ayrıca belirtilir.</p>

<p>(4) Aromaterapötik ürünün piyasaya arz edilmesi için ambalaj bilgileri ve uçucu yağa ait bilgilerin Türkçe olması zorunludur.</p>

<p>(5) 12 nci ve 14 üncü maddelerin birinci fıkraları ile 13 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen bilgiler kolaylıkla okunabilir, açıkça anlaşılır ve silinemez olmak zorundadır.</p>

<p><strong>Dağıtım </strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Her bir aromaterapötik ürün Kurumun elektronik takip sistemine kayıt edilir.</p>

<p>(2) Ruhsat sahipleri, birden fazla aromaterapötik ürün sevk ederken, bu ürünlerin güvenilirliğini sağlamak üzere, uygun taşıma ambalajları kullanır. Taşıma ambalajlarının içerdiği miktarlar nakliye esnasında ürün bütünlüğü bozulmadan son noktaya kadar taşıyacak makul seviyelerde belirlenir.</p>

<p>(3) Taşıma ambalajlarının üstünde, taşıma ambalajını tanımlayan bilgileri içeren bir tanımlayıcı veya taşıma ambalajının içindeki aromaterapötik ürünün karekod bilgilerinin tümünü içeren bir tanımlayıcı bulunur. Taşıma ambalajı üzerine konulacak tanımlayıcılar ilgili kılavuzlarda belirlenen şekilde uygulanır. Paydaşlar bu tanımlayıcıları aralarında transfer etmek amacı ile paket transfer sistemini kullanabilirler.</p>

<p>(4) Aromaterapötik ürünlerin, üretiminden son satış yeri olan eczaneye kadar tekil kutu bazlı tüm hareketlerinin kayıt ve takibi sağlanır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Ruhsat Başvurusunun Değerlendirilmesi, Ruhsat Verme ve Satış İzni</p>

<p><strong>Başvurunun ön incelemesi ve değerlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Aromaterapötik ürün için ruhsat almak üzere Kuruma sunulan başvuru dosyasının, başvurunun niteliğine göre sunulması gereken belgeler ve elektronik ruhsat başvurusu gereklilikleri açısından eksiksiz ve tam bir başvuru olup olmadığı hususu, Kurum tarafından ön incelemeye tabi tutularak değerlendirilir. Ruhsat düzenleme süreci bu değerlendirme yapılmadan başlatılmaz. Bu değerlendirme başvuru tarihi sırasına göre yapılır.</p>

<p>(2) Başvuru dosyasının Kuruma ulaşmasından itibaren otuz gün içinde gerekli değerlendirme yapılarak sonuç başvuru sahibine bildirilir. Başvurunun eksik bulunması halinde başvuru sahibi eksikliklerini otuz gün içinde tamamlar. Eksikliklerin tamamlanarak Kuruma sunulmasından sonra yapılacak ikinci ön inceleme de otuz gün içinde sonuçlandırılır.</p>

<p>(3) Gerçek kişiler veya ticaret şirketleri, sahibi oldukları takviye edici gıda ismi ile aynı isimde aromaterapötik ürün için ruhsat başvurusu yapamaz.</p>

<p>(4) Kurum, ürünün etkililiğini, güvenliliğini kanıtlayan ve kalitesini gösteren belgeleri bilimsel ve teknolojik açıdan inceler.</p>

<p>(5) Aromaterapötik ürün, hayvansal kaynaklı maddeler içeriyorsa bulaşıcı süngerimsi ensefalopati (TSE/BSE)’ye neden olma riski olmadığına dair başvuru sahibi beyanı ve varsa yetkili otoriteden yazı sunulması gerekir.</p>

<p><strong>Başvurunun usulden reddi</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Aşağıdaki durumların tespiti halinde, başvuru usulden reddedilerek sahibine iade edilir:</p>

<p>a) Kurum tarafından 17 nci madde kapsamında yapılan ilk ön değerlendirmeye ilişkin eksiklerin tamamlanarak süresi içinde ikinci başvurunun yapılmaması veya ikinci ön değerlendirme başvurusunda ilk ön değerlendirmeye ilişkin eksikliklerin tamamlanmaması.</p>

<p>b) Ruhsat düzenleme sürecinin tamamlanmış olduğunun başvuru sahibine bildirildiği tarihten sonraki altmış gün içinde ruhsat bedelinin ödenmemesi.</p>

<p>c) Ön inceleme süreci haricinde Kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgelerin veya sunulacağı tarih bilgisiyle birlikte, bu bilgi ve belgelerin sunulamadığına ilişkin gerekli açıklamanın en geç otuz gün içinde Kuruma sunulmaması.</p>

<p><strong>Ruhsat düzenleme süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Kurum, ön değerlendirme sırasında ruhsat başvurusunu, ruhsat verme kriterlerine göre inceler ve başvurunun kabul edildiğini veya reddedildiğini başvuru sahibine bildirir. Başvurunun kabul edildiğine dair bildirim, ruhsat verme süresinin başlangıcı olarak kabul edilmez. Değerlendirmesi tamamlanarak kabul edilen eksiksiz ruhsat başvuruları için ruhsat verme sürecinin başladığı Kurum tarafından başvuru sahibine ayrıca bildirilir. Bu bildirimin tarihi, ruhsat verme süreci başlangıç tarihi olarak kabul edilir. Ruhsat verme süreci sonraki altmış gün içinde sonuçlandırılır. Kurum yanında diğer kuruluşların değerlendirmeleri için geçen süre; hafta sonu tatili hariç olmak üzere resmî tatiller için geçen süre ve olağanüstü haller için geçen süre ruhsat verme süresine dahil edilmez.</p>

<p>(2) Ortak pazarlanan aromaterapötik ürünler için yapılan ruhsat başvurusunda Kurum tarafından aromaterapötik ürün ruhsat başvuru kılavuzunun idari bilgileri içeren bölümü incelenir ve eksiksiz olması durumunda altmış gün içinde başvuru sonuçlandırılır.</p>

<p>(3) Kurum tarafından ruhsat düzenleme süreci sırasında gerektiğinde 8 inci, 9 uncu, 10 uncu ve 11 inci maddeler kapsamında başvuru sahibinden ek bilgi ve belge talep edildiği hallerde ilgili bilgi ve belgeler temin edilene kadar ruhsat düzenleme süresi durdurulur.</p>

<p><strong>Ruhsat düzenleme kriterleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>(1) Aromaterapötik ürün ruhsatı verilirken, ürünle ilgili olarak Kurum tarafından dikkate alınacak kriterler şunlardır:</p>

<p>a) Kalitenin, uygun teknolojik ve farmasötik özellikler ile gösterilmiş olması.</p>

<p>b) Öngörülen kullanım şartlarındaki Kurum tarafından yayımlanan monograf doğrultusunda veya Kurumca kabul edilen içeriğin etkililiğinin ve güvenliliğinin uygun olması.</p>

<p><strong>Başvurunun esastan reddi </strong></p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>(1) Bir aromaterapötik ürüne ruhsat düzenlenmesi için Kuruma yapılan başvurunun değerlendirilme aşamasında aşağıda belirtilen her bir durumu için etkililik, kalite ve güvenlilik değerlendirme sürecinde başvuru sahibine en fazla beş yazılı cevap hakkı tanınır. Bu cevap haklarından ikisi için başvuru sahibinin talep etmesi halinde sunulan yazılı cevap aynı zamanda sözlü sunum olarak da yapılabilir. Değerlendirme süreci sonunda ürünün;</p>

<p>a) Normal kullanma şartlarında, potansiyel riskinin tedavinin yararlı etkisinden fazla olduğunun,</p>

<p>b) Terapötik etkisinin yetersiz olduğu veya terapötik etkisinin yeterli şekilde kanıtlanamadığının,</p>

<p>tespit edilmesi durumlarında ruhsat başvurusu esastan reddedilir.</p>

<p><strong>Başvurunun esastan reddinin bildirimi ve itiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>(1) Ruhsat başvurusunun esastan reddi halinde karar gerekçeli olarak başvuru sahibine bildirilir veya bildirim yapılamaması halinde Kurumun internet sitesinde ilan edilir. Başvuru sahibinin karara karşı bildirim veya ilan tarihinden itibaren kırk beş gün içinde Kuruma itiraz etme hakkı vardır. Kırk beş gün içinde itiraz edilmediği takdirde, başvuru belgeleri sahibine iade edilir. Başvuru sahibinin belgeleri iade almaması durumunda; 18/10/2019 tarihli ve 30922 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır.</p>

<p>(2) Yapılan itiraz doksan gün içinde Kurum tarafından değerlendirilerek sonuç başvuru sahibine bildirilir. İtirazın değerlendirilmesi sırasında, gerekli görülür ise, başvuru sahibine sözlü açıklama ve savunma hakkı verilir.</p>

<p>(3) İtirazın değerlendirilmesi sonucunda verilen karar kesin olup mezkûr karara ilişkin Kuruma itiraz edilemez.</p>

<p>(4) Başvurunun esastan reddedilmesi başvuru sahibinin aynı ürün için yeniden bir ruhsat başvurusu yapmasına engel teşkil etmez.</p>

<p><strong>Ruhsatın verilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>(1) Başvuru sahibi tarafından Kuruma sunulan belgelerin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda, bu Yönetmelikte öngörülen hususlara uygun olduğu tespit edilen aromaterapötik ürünlere ruhsat düzenlenir ve başvuru sahibi bilgilendirilir.</p>

<p>(2) Aynı gerçek kişi veya ticaret şirketi aynı kullanım amacına sahip aromaterapötik ürünün, farklı yetilik veya uygulama yolu veya farmasötik şekilleri için farklı bir ticari isim kullanamaz.</p>

<p>(3) Kurum tarafından aromaterapötik ürüne ruhsat verildikten sonra, aynı isimde takviye edici gıdalar, beşeri tıbbi ürünler, tıbbi cihazlar, kozmetik ürünler ve tıbbi bitki çayları piyasaya arz edilemez.</p>

<p>(4) Kurumca ruhsat, sertifika ve diğer uluslararası geçerliliği olan belgeler fiziki doküman olarak da hazırlanabilir.</p>

<p>(5) Ruhsatı olan aromaterapötik ürünlerin listesi Kurum resmî internet sitesinde her ayın son iş günü ilan edilir.</p>

<p>(6) Kurum, ilgili aromaterapötik ürünün vijilans sistemine ilişkin ticari olarak gizli nitelikteki bilgileri içermeyen halka açık bir değerlendirme raporu düzenleyebilir. Bu değerlendirme raporu, ilgili aromaterapötik ürünün kalitesinin, güvenliliğinin veya etkililiğinin değerlendirilmesi için önemli olan yeni bilgiler elde edildiğinde güncellenir. Halka açık değerlendirme raporu, özellikle aromaterapötik ürünün kullanım koşulları ile ilgili bir bölümün yer aldığı bir özet içerir.</p>

<p><strong>Ruhsat sonrası varyasyonlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>(1) 30 uncu madde istisna olmak üzere, aromaterapötik ürün ruhsatı verildikten sonra bu ürüne ilişkin tüm değişiklikler için ilgili kılavuza göre ruhsat sahibi tarafından Kuruma başvuru yapılır.</p>

<p>(2) Kurum, başvuru olması halinde fiyat tarifesinde yer alan bir ücrete tabi olmak kaydı ile aromaterapötik ürün ruhsatı verildikten sonra başvuru sahibine bilimsel tavsiye verebilir.</p>

<p>(3) Birinci fıkraya göre yapılan varyasyon başvurusu için Kurum tarafından talep edilen bilgi ve belgelerin veya sunulacağı tarih bilgisi ile birlikte bu bilgi ve belgelerin sunulamadığına ilişkin gerekli açıklamaların en geç otuz gün içinde Kuruma sunulmaması durumunda, varyasyon başvurusu geçerliliğini yitirir. Varyasyonun uygulanamamasının ilgili aromaterapötik ürün için kalite, etkililik ve güvenlilik sorunları oluşturduğu durumlarda 26 ncı madde doğrultusunda işlem başlatılır.</p>

<p><strong>Ruhsatın geçerlilik süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>(1) Kurum, ürünlerin monografları ile ilgili değişiklik yapabilir. Üretici tarafından bu hususların yerine getirilmesi ruhsat sahibinin sorumluluğundadır. Bu sorumluluk yerine getirildiği sürece ruhsat geçerliliğini korur.</p>

<p>(2) Kurumca terkibi ve kullanım amacı kabul edilen ruhsatlı ürünler için bilimsel literatür doğrultusunda ürünün etkililiği, kalitesi ve güvenliliği etkileyen bir güncel gelişme olması durumunda bu bilimsel gelişme gerekliliğinin yerine getirilmesi ruhsat sahibinin sorumluluğundadır. Bu sorumluluk yerine getirildiği sürece ruhsat geçerliliğini korur.</p>

<p><strong>Ruhsatın askıya alınması </strong></p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>(1) Ruhsatlı bir aromaterapötik ürün ile ilgili olarak;</p>

<p>a) Normal kullanım şartlarında zararlı etkilerinin ortaya çıkması,</p>

<p>b) Terapötik etkisinin olmadığının veya yetersiz olduğunun tespiti,</p>

<p>c) Ruhsata esas olan formülden farklı bir formül ile üretilmesi,</p>

<p>ç) Ruhsata esas formül, farmasötik şekil, ambalaj, yetilik ve kısa ürün bilgilerinde Kurumun bilgisi veya onayı dışında değişiklik yapılması,</p>

<p>d) Ruhsat sahibi tarafından üretim ve kontrol yöntemleri bakımından bilimsel ve teknik ilerlemelerin dikkate alınmaması ve aromaterapötik ürünün genel kabul gören bilimsel yöntemlerle üretilmesini ve kontrol edilmesini sağlamak amacıyla gerekli değişikliğin yapılmaması veya değişiklik yapılmışsa Kurumun onayına sunulmaması,</p>

<p>e) Yapılan piyasa kontrolleri sonucunda hatalı olduğu tespit edilen ürünler için yapılan uyarının dikkate alınmaması ve hatalı üretime devam edilmesi,</p>

<p>f) 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (b) ve (d) bentlerinde yer alan üretim metodu ve üretici tarafından kullanılan kontrol metotlarının belirtildiği şekilde uygulanmadığının tespit edilmesi,</p>

<p>g) Ambalaj bilgileri ve kullanma talimatı ile ilgili mevzuat hükümlerine uyulmaması,</p>

<p>ğ) Kullanma talimatında gerekli güncellemelerin yapılmaması veya bildirilmemesi,</p>

<p>h) Ruhsat sahibi tarafından, aromaterapötik ürünle ilgili olarak Kurum talimatlarına Kurumca belirlenen sürede cevap verilmemesi,</p>

<p>ı) Bu Yönetmeliğin hükümlerine göre bir aromaterapötik ürün için yapılan başvuruda sunulan belgelerde ürünün kalite, etkililik veya güvenliliğini etkileyecek yanlışlık olduğunun tespit edilmesi veya sunulan belgelerin geçerliliğini yitirmesi,</p>

<p>i) Kurum tarafından uygun bulunması şartıyla, ticari serinin büyüklüğü nedeniyle tek bir ülke piyasası için üretilmediği veya ülkemiz piyasasına sunulamadığı durumlar hariç olmak üzere; bir aromaterapötik ürünün ruhsat aldığı tarihten itibaren ilk otuz ay içinde en az bir ticari serisinin piyasaya sunulmamış olması,</p>

<p>j) Ülkemizde imal edilen ve daha önce piyasaya sunulmuş olan, karekod uygulaması kapsamındaki ruhsatlı bir aromaterapötik ürünün kesintisiz otuz ay boyunca en az bir ticari serisinin yurt içi veya yurt dışı piyasalarda; ülkemize ithal edilen ürünler için ise yurt içi piyasada olmadığının belirlenmesi veya karekod uygulamasının kapsamı dışındaki aromaterapötik ürünler için piyasaya sunulduğunu gösteren resmî belgelerin Kuruma sunulmaması,</p>

<p>k) Vijilans uygulamaları çerçevesinde ulaşan bildirimler için Kurum tarafından yapılan risk, yarar değerlendirmesi sonucunda ruhsatın askıya alınmasına karar verilmesi,</p>

<p>l) Aromaterapötik ürünler ile ilgili vijilans kılavuzu hükümlerine göre ruhsatın askıya alınmasını gerektiren hallerin tespit edilmesi,</p>

<p>m) 30 uncu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan taahhütlerin yerine getirilmemesi,</p>

<p>n) Halk sağlığı ve ürüne erişimin sürdürülebilirliği açısından önem arz eden aromaterapötik ürünün, Kurum tarafından talep edilmesine rağmen, talep tarihinden itibaren altı ay içinde ruhsat sahibi tarafından piyasaya arz edilmemesi,</p>

<p>o) 30 uncu madde kapsamında yapılan ruhsat devri başvurularında ruhsatına esas üretim yerlerinde üretim izin belgesine göre uygun üretim yapıldığını gösteren belgenin ve Türkiye’de faaliyet gösteren etkin madde üretim yerleri için üretim yeri izin belgesinin ruhsat sahibi tarafından sunulmaması,</p>

<p>ö) Halk sağlığının sürdürülebilirliği açısından önem arz eden aromaterapötik ürünlerin, Kurum tarafından talep edilmesine rağmen, talep tarihinden itibaren altı ay içinde ruhsat sahibi tarafından piyasaya arz edilmemesi,</p>

<p>p) 25 inci maddede belirtilen sorumlulukların yerine getirilmemesi,</p>

<p>durumlarından en az birine ilişkin uygunsuzluğun tespit edilerek sübut bulunması halinde ilgili uygunsuzluğa ilişkin Kurumca yapılan güvenliliği de içerecek değerlendirme neticesine göre veya ruhsat sahibi tarafından ürünün ruhsatının iptalinin talep edilmesi halinde, aromaterapötik ürüne ait ruhsat Kurum tarafından askıya alınır.</p>

<p>(2) Ruhsatı askıya alınan aromaterapötik ürünün, piyasaya arz için yapılan üretimi veya ithalatı durdurulur. Hâlihazırda ithal edilmiş veya üretilmiş olan aromaterapötik ürünler Kurum tarafından aksi yönde karar alınmadıkça piyasaya arz edilemez. Piyasada bulunan aromaterapötik ürünler hakkındaki karar, ruhsatının askıya alınma gerekçesi dikkate alınarak Kurum tarafından verilir.</p>

<p>(3) Kurum, gerektiğinde kullanıma hazır bulunmamaları durumunda ciddi halk sağlığı sorunlarına yol açabilecek veya ülkemiz piyasasında hiç ihtiyaç duyulmayan ancak ihraç edilen, aromaterapötik ürünler için birinci fıkranın (i) ve (j) bentlerinin uygulanmasına istisna getirebilir.</p>

<p>(4) Ruhsatı askıya alınan aromaterapötik ürünlerin listesi Kurum resmî internet sitesinde ilan edilir.</p>

<p>(5) Birinci fıkranın (i) veya (j) bentlerinde belirtilen nedenlerle ruhsatı askıya alınan ürünlerin tekrar piyasaya verilmek istenmesi halinde Kurumca belirlenen usullere uygun olarak, ürünü en geç on sekiz ay içinde piyasaya arz etme taahhüdü ile birlikte Kuruma başvurulur. İlgili başvurunun Kurum tarafından uygun bulunması durumunda ürün ruhsatı askıdan indirilir. Taahhüt edilen süre içerisinde piyasaya arz edilmeyen ürünler için 27 nci madde doğrultusunda işlem tesis edilir.</p>

<p><strong>Ruhsat iptali</strong></p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) Aşağıda belirtilen durumlardan birinin mevcudiyeti halinde aromaterapötik ürün için verilmiş olan ruhsat iptal edilir:</p>

<p>a) 26 ncı maddenin birinci fıkrasında sayılan hallerden biri veya birkaçı sebebiyle ruhsatı askıya alınan ürünler hakkında ruhsat sahibi tarafından, ruhsatının askıya alındığı tarihten itibaren en geç altı ay içinde askıya alınma gerekçesinin aksini ispatlayan belgelerin sunulmaması veya durumu açıklayan belgelerin Kurum tarafından uygun bulunmaması.</p>

<p>b) Ruhsat üzerinde Kuruma tebliğ edilmiş haciz veya tedbir kararı bulunmaması koşuluyla, ruhsat sahibinin talebi ve Kurumun uygun görmesi.</p>

<p>c) 26 ncı maddenin beşinci fıkrası uyarınca taahhüt edilen süre içerisinde ürünlerin piyasaya arz edilmemesi.</p>

<p>ç) Halk sağlığı ve kamu maliyesi açısından önem arz eden aromaterapötik ürünün, Kurum tarafından talep edilmesine rağmen, talep tarihinden itibaren altı ay içinde ruhsat sahibi tarafından piyasaya arz edilmemesi.</p>

<p>(2) Ruhsatı iptal edilen bir aromaterapötik ürünün üretimi veya ithalatı durdurulur. Hâlihazırda piyasada bulunan mevcut ürünler hakkındaki karar, ruhsatının iptal gerekçesi dikkate alınarak Kurum tarafından verilir.</p>

<p>(3) Birinci fıkranın (b) bendine göre iptaline karar verilen ruhsatlar; ürünün piyasada bulunabilirliğini sağlamak için ruhsat iptali öncesinde altı ay süreyle Kurumun resmî internet sitesinde ilan edilir. Bu durumdaki ruhsatlar; talep halinde, ürünü piyasaya verme taahhüdünde bulunan ve bu Yönetmelikte tanımlanan ruhsat başvurusunda bulunma şartlarını haiz gerçek kişilere veya ticaret şirketlerine, bunların talepleri ve ruhsat sahibinin rızası bulunması halinde, ruhsat devri başvuru şartlarının sağlanması koşuluyla devredilir. Devir başvurusu yapılan ruhsatının iptali işlemine devam edilmez.</p>

<p>(4) Birinci fıkranın (b) bendine göre ruhsat iptali talep edilen ürünlerin; ortak pazarlanan ve ruhsat başvurusu tam ve eksiksiz dosya ile yapılan aromaterapötik ürün olması durumunda, ruhsat sahibinin ortak pazarlamaya konu edilen diğer aromaterapötik ürünlerin listesini Kuruma sunması zorunludur.</p>

<p>(5) 26 ncı maddenin birinci fıkrasının (i), (j) ve (o) bentleri gereğince askıya alınan ürünlerin ruhsat askı süresi Kurum tarafından uygun bulunması hâlinde altı aya kadar uzatılabilir.</p>

<p>(6) Kurum tarafından ruhsatları iptal edilen aromaterapötik ürünlerin listesi Kurum resmî internet sitesinde ilan edilir.</p>

<p><strong>Ruhsatın zayi olması</strong></p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>(1) Kurum tarafından verilmiş olan ruhsatın zayi olması durumunda ruhsat sahibi tarafından, ruhsatının zayi olduğunu gösterir gazete ilanı ile Kuruma zayi ruhsat başvurusu yapılır. Bu durumda yeni bir ruhsat düzenlenir.</p>

<p><strong>Ruhsat sahibinin sorumluluğu </strong></p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>(1) Ruhsat sahibi, piyasada olan bir ürününü herhangi bir nedenle piyasaya arz edemeyecekse bu durumun oluşmasından en az otuz gün önce Kuruma ürünü piyasaya arz edemeyeceğini bildirmekle yükümlüdür.</p>

<p>(2) Ruhsat sahibi, ruhsatına sahip olduğu aromaterapötik ürün ile ilgili aşağıdaki hususlarda Kuruma karşı sorumludur:</p>

<p>a) Aromaterapötik ürünün Kurum tarafından kabul edilen üretim metoduna göre uygun olarak üretilmesi.</p>

<p>b) Üretim ve kontrol yöntemleri bakımından bilimsel ve teknik ilerlemelerin dikkate alınması ve aromaterapötik ürünün genel kabul gören bilimsel yöntemlerle üretilmesini ve kontrol edilmesini sağlamak amacıyla gerekli her türlü değişikliği yapmak üzere Kurumun onayına sunulması.</p>

<p>c) Aromaterapötik ürünün doğru, etkin ve güvenli kullanımını sağlamak için aromaterapötik ürünün kullanma talimatının güncellenmesi.</p>

<p>ç) Aromaterapötik ürün ile ilgili herhangi bir değişiklik olduğunda, ilgili değişikliğin Kuruma bildirilmesi.</p>

<p>d) Aromaterapötik ürün hakkında Kurum tarafından talep edilen hususlara zamanında cevap verilmesi.</p>

<p>e) Ruhsata sahip olduğu aromaterapötik ürünün piyasada bulunabilirliğinin sağlanması.</p>

<p>f) İthal edilen, ihraç edilen veya lisans altında ülkemizde üretilen aromaterapötik ürünün kalite ve/veya etkililik ve/veya güvenlilik nedeniyle; ruhsatlı olduğu diğer ülkelerde ruhsatının askıya alınması veya iptal edilmesi veya piyasadan geri çekilmesi veya toplatılması durumunun Kuruma bildirilmesi.</p>

<p>g) Aromaterapötik ürün ile ilgili belirlenmiş harçların ve ücretlerin ödenmesi.</p>

<p>ğ) Uçucu yağın, sabit yağın ve hidrosolün elde edildiği bitkinin doğru teşhis edilmesi.</p>

<p>h) Aromaterapötik ürünlerin ambalaj bilgileri, kullanma talimatı ve takibi ile ilgili kılavuzlarda yer alan elektronik takip sistemine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi.</p>

<p>(3) Ruhsat veya başvuru sahibi bu Yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olarak başvuru yapmak ve Kuruma sunduğu bilgi ve belgelerin doğruluğunun teyidi ile yükümlü olup bu bilgi ve belgelerin sonuçlarından doğacak her türlü sorumluluğu kabul eder.</p>

<p>(4) Ruhsat veya başvuru sahibi aromaterapötik ürün ile ilgili Kuruma sunduğu tüm belgelerin asıllarını saklamakla ve talep edildiğinde Kuruma sunmakla sorumludur.</p>

<p><strong>Ruhsat devri</strong></p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>(1) Kurum tarafından ruhsat verilmiş bir aromaterapötik ürünün ruhsat devri yapılabilir. Ruhsat devir işlemleri için aşağıdaki belgeler Kuruma sunulur:</p>

<p>a) Mahkeme veya icra dairesince ruhsat devrine dair verilmiş karar veya,</p>

<p>b) Aşağıdaki hususları içeren noter huzurunda düzenlenmiş sözleşme;</p>

<p>1) Ruhsat devri işlemine konu olan aromaterapötik ürünün ismi, ruhsat tarihi ve sayısı.</p>

<p>2) Ruhsatı devredecek ve ruhsatı devralacak olan gerçek kişilerin veya ticaret şirketlerinin isim ve adresleri.</p>

<p>3) Kurum tarafından onaylanmış, tam ve güncellenmiş olan mevcut aromaterapötik ürün dosyasının eksiksiz bir biçimde devralan kişiye teslim edildiğine dair tutanak.</p>

<p>c) Ruhsatı devralan kişinin, ruhsat sahibinden beklenen tüm sorumlulukları yerine getirebileceğini gösteren;</p>

<p>1) 7 nci maddede ruhsat başvurusunda bulunabilecek kişiler için belirtilen şartların sağlandığını gösteren diploma aslı veya noter onaylı sureti ya da Yükseköğretim Kurulundan alınan mezuniyet belgesi.</p>

<p>2) Ticaret şirketi olması durumunda, şirketin ortaklarını ve sorumlu kişilerin görev ve ünvanlarını belirten Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi.</p>

<p>3) Aromaterapötik ürünler ile ilgili vijilans kılavuzu kapsamında vijilans yetkilisi ile ilgili belgeler.</p>

<p>4) Aromaterapötik ürünlerin tanıtımı ile ilgili kılavuz kapsamında bilim servisini tanımlayan belge ve bu servisin adresi, telefon numarası ve KEP adresi.</p>

<p>ç) Ruhsatı devralan kişinin adı, soyadı, adresi, telefon numarası ve KEP adresi ile birlikte aromaterapötik ürünün güncellenmiş iç ve dış ambalajın birer örneği ve noter aracılığıyla yapılan devirlerde, söz konusu ürün için daha önce verilmiş olan ruhsatının aslı, güncellenmiş kullanma talimatı sunulamadığı durumlarda aromaterapötik ürüne ait kullanma talimatı ile ilgili, gerekli tüm değişiklik ve güncellemelerin aromaterapötik ürüne ruhsat devir işlemleri tamamlandıktan sonra ilgili kılavuzlar doğrultusunda yapılacağına ve onay alınmadan satış izni başvurusu yapılmayacağına ilişkin devralan tarafından eksiksiz olarak hazırlanmış taahhütname.</p>

<p>d) Aromaterapötik ürünün ithalatı durumunda, lisansör firma tarafından düzenlenmiş, ithalatı yapan gerçek kişinin veya ticaret şirketinin; söz konusu ürünün Türkiye’ye ithalatı, Türkiye’de ruhsat düzenlenmesi ve satışı konusunda yetkili tek temsilci olduğunu gösteren belge.</p>

<p>e) Aromaterapötik ürünün lisans altında üretilmesi durumunda, lisansör firma tarafından düzenlenmiş, üretimi yapan gerçek kişinin veya ticaret şirketinin; söz konusu ürünün Türkiye’de ruhsat düzenlemesi, üretimi ve satışı konusunda yetkili tek temsilci olduğunu gösteren belge.</p>

<p>f) Aromaterapötik ürünün üretimini ruhsatı devralacak olan gerçek kişilerin veya ticaret şirketleri tarafından üretilecekse, Kurum tarafından verilen üretim yeri izin belgesi.</p>

<p>g) Türkiye’de imal edilecek aromaterapötik ürünlerde başvuru sahibinin üretici olmaması durumunda, Kurumca düzenlenen üretim yeri izin belgesine sahip üretici ile yaptığı fason üretim sözleşmesi.</p>

<p>(2) Noter aracılığı ile yapılan devirlerde, birinci fıkrada sayılan belgelere ek olarak aşağıdaki hususlar geçerlidir:</p>

<p>a) Devralan firma tarafından hazırlanan, devir başvurusu sırasında aromaterapötik ürün ile ilgili herhangi bir değişiklik yapılmadığına ilişkin taahhütnamenin sunulması zorunludur.</p>

<p>b) Devir işleminin gerçekleşmesinin ardından, aromaterapötik ürüne ilişkin olarak gerekli tüm değişiklik ve güncellemelerin yapılacağına dair, devralan firma tarafından hazırlanmış bir taahhütnamenin eksiksiz olarak sunulması halinde, mevcut ürün dosyasına ilişkin olarak gerekli güncellemeler ve varsa eksikliklerin giderilmesine yönelik işlemler, ürünün ruhsat devir işlemleri yapıldıktan sonra, ilgili kılavuzlar doğrultusunda yapılır ve onay alınmadan satış iznine başvurulamaz.</p>

<p>c) Talep olması halinde; ruhsat devreden ve devralan firmaların yazılı ve noter tasdikli mutabakatı koşulu ile yeni ruhsatının düzenlendiği tarihten sonra altı ay süre ile eski barkodlu ürünlerin üretilmesine ve sadece devralan firma tarafından piyasaya sunulmasına izin verilir. Bu durumdaki ürünlerin üretim bildirimlerine ilişkin kontrol işlemleri elektronik takip sistemi üzerinden gerçekleştirilir. Bu ürünler, miatları doluncaya kadar piyasada bulunabilir. İthal edilirken devredilen ürünlerin devreden firma tarafından piyasaya arzı durdurulur. Yeni ruhsatının düzenlendiği tarihten sonra altı ay süre ile eski barkodlu ürünler devreden firma tarafından ruhsatını devreden ve devralan firmaların yazılı ve noter tasdikli mutabakatı koşulu ile ithal edilebilir. Ancak bu ürünler devreden firma tarafından elektronik takip sistemine üretim bildirimi yapılması ve ürünlerin elektronik takip sistemi üzerinden devralan firmaya devredilmesi koşulu ile piyasaya arz edilebilir.</p>

<p>(3) Lisansör firmanın söz konusu ürünün Türkiye’de ruhsat düzenlenmesine, satışına ve üretimine ilişkin yetkilendirdiği gerçek kişiyi veya ticaret şirketini değiştirmesi durumunda, birinci fıkrada sayılan belgelere ek olarak mevcut ruhsat sahibinin ruhsat aslını iade ettiğini bildiren yazısının sunulması; mevcut ruhsat sahibinin yetkisinin kalmadığını gösteren mahkeme kararı sunulduğunda ise birinci fıkranın (a) bendi hariç aromaterapötik ürünün güncel aromaterapötik ürün ruhsat başvuru kılavuzunun idari bilgileri içeren bölüm dosyası ile birlikte bu maddedeki tüm gerekliliklerin yerine getirilmesi zorunludur.</p>

<p>(4) Kurum, yapılan ruhsat devri başvurusunu otuz gün içinde değerlendirir.</p>

<p><strong>Ruhsat başvurusunun devri</strong></p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>(1) Ruhsat başvurusu yapan gerçek kişi veya ticaret şirketi başvurudan oluşan haklarını 30 uncu maddede belirtilen ilgili koşulları yerine getirmek suretiyle başka bir gerçek kişiye veya ticaret şirketine devredebilir.</p>

<p><strong>Satış izni alınması ve piyasaya arz</strong></p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerine göre Kurum tarafından ruhsat düzenlenerek ilk kez piyasaya sunulacak aromaterapötik ürün için satış izni alınması zorunludur.</p>

<p>(2) Ruhsat sahibi; depolama faaliyetlerini kendi özel veya tüzel kişiliğine ait tesislerde yapması durumunda Kurum tarafından düzenlenen belgeyi, bunun dışındaki durumlarda ise depolama yerine ait Kurum tarafından düzenlenen belge ile taraflar arasında ürünün depolanmasına yönelik olarak imzalanmış belgeyi ve satış numunesini satış izni başvurusu ile birlikte Kuruma sunar.</p>

<p>(3) Kurum, satış izni için başvurulan ve Kurumca fiyatı onaylanan aromaterapötik ürüne ilişkin ambalaj örneğini ve kullanma talimatını gerekli bilgileri açısından inceler.</p>

<p>(4) Aromaterapötik ürünün ruhsatına esas ambalaj bilgilerinin ve/veya özelliklerinin ve/veya kullanma talimatının değişmesine yol açan işlemler için yeniden satış izni alınmasına gerek yoktur. Ancak üretim yerinin yurt dışından ülkemize ya da ülkemizden yurt dışına transferi, ambalaj boyutu değişikliği, ruhsat devir işlemleri sonrasında ve 26 ncı maddenin beşinci fıkrası doğrultusunda ruhsatının askıda olma durumu kaldırılan ürünler piyasaya sunulmadan önce; bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen belgeler ve satış numunesi ile birlikte Kuruma başvurularak satış izni alınması gerekir.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Satış kanalı</strong></p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>(1) Bu Yönetmelik kapsamında yer alan aromaterapötik ürünler reçeteli veya reçetesiz olmak üzere sadece eczanelerde satılır.</p>

<p><strong>Tanıma</strong></p>

<p><strong>MADDE 34- </strong>(1) Kurum, bu Yönetmelik hükümleri kapsamındaki değerlendirmelerde, ilgili ülkelerin resmî sağlık otoritelerince verilmiş ilgili kararları kabul edebilir.</p>

<p>(2) Bu Yönetmeliğin uygulanmasına yönelik yayımlanmış kılavuzların olmadığı durumlarda; Kurum resmî internet sitesinde ilan etmek kaydıyla ülkelerin resmî sağlık otoritelerince veya uluslararası kuruluşlarca yayımlanan kılavuzları kabul edebilir.</p>

<p><strong>Tanıtım</strong></p>

<p><strong>MADDE 35- </strong>(1) Aromaterapötik ürünlerin doğru ve güvenli kullanımı esas alınarak eczane içerisinde Kurum tarafından onaylanan kullanım amacına yönelik tanıtımı yapılabilir.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik kapsamındaki aromaterapötik ürünlerin tanıtımına ilişkin diğer hususlar için Kurum tarafından yayımlanan ilgili kılavuz hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Kılavuz </strong></p>

<p><strong>MADDE 36- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasını göstermek amacıyla Kurum tarafından gerekli kılavuzlar Kurumun internet sitesinde yayımlanır.</p>

<p><strong>Gizlilik</strong></p>

<p><strong>MADDE 37- </strong>(1) Bir aromaterapötik ürüne ruhsat almak üzere başvuru sahibi tarafından Kuruma sunulan bilgiler gizlidir. Bu gizlilik Kurum tarafından korunur.</p>

<p><strong>Geri çekme</strong></p>

<p><strong>MADDE 38- </strong>(1) Bu Yönetmelik kapsamında olan klinik araştırmada kullanılan aromaterapötik ürünler de dâhil olmak üzere aromaterapötik ürünlerin geri çağrılma, geri çekme, toplatma ve imha işlemleri ilgili kılavuz doğrultusunda gerçekleştirilir.</p>

<p><strong>Diğer hususlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 39- </strong>(1) 17 nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süreler Kurum tarafından altmış güne, 19 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre ise Kurum tarafından doksan güne kadar uzatılabilir.</p>

<p><strong>Geçiş sürecinde uygulanacak mevzuat</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmelik kapsamında öngörülen üretim yeri izin belgesi işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirleyen kılavuz yürürlüğe girinceye kadar 21/10/2017 tarihli ve 30217 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Beşeri Tıbbi Ürünler İmalathaneleri Yönetmeliğinin ilgili hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 40- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 41- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aromaterapotik-urunler-hakkinda-yonetmelik</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="91807"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2024/9060 E., 2025/5953 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20249060-e-20255953-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20249060-e-20255953-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 17.06.2025 tarihli, 2024/9060 E., 2025/5953 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/9060 E., 2025/5953 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2024/1099 E., 2024/1245 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. Aile Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/93 E., 2024/292 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı kadın vekili tarafından birleşen davanın kabulü, evliliğin iptali talebinin reddi, kusur belirlemesi, reddedilen nafakalar, hükmedilen tazminatların miktarı, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden; davalı- davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, hükmedilen ve reddedilen tazminatlar ile reddi hakim talebi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;</p>

<p>1.Davalı-davacı erkeğin reddi hakim talebine yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;</p>

<p>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.</p>

<p>Somut uyuşmazlıkta, erkek vekilince istinaf dilekçesinde reddi hakim talebi ileri sürülmemiş olup, kaldı ki reddi hakim talebi 6100 sayılı Kanun'un 38 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sürede de ileri sürülmemiştir. Bu nedenle erkeğin buna ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.</p>

<p>2.Davalı-davacı erkek vekilinin reddedilen yön dışındaki yönlerden, davacı-davalı kadın vekilinin ise tüm yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;</p>

<p>a)Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı kadının tüm, davalı-davacı erkeğin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>b)Davacı-davalı kadın tarafından evliliğin butlan sebebiyle iptali, kabul edilmemesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmesi talebiyle dava açılmıştır. Davalı- davacı erkek tarafından ise birleşen dava ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma talep edilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin eksik inceleme nedeniyle verdiği iki kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince verilen son kararda birliğin sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda, erkeğin annesinin evlilik birliğine sürekli müdahale etmesi ve erkeğin bu duruma sessiz kalması, kadına karşı cinsel yönden soğuk ve ilgisiz davranması, her ne kadar alınan sağlık raporlarında her iki tarafta da cinsel yönden organik bir problem bulunmasa da taraflar arasında erkekten kaynaklanan sebeplerle cinsel ilişki yaşanmaması nedeniyle erkeğin ağır kusurlu; erkeğin ailesi ve çevresi yanında erkek hakkında küçük düşürücü ve rencide edici sözler söylemesi nedeniyle kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulüne, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, kadının evliliğin butlan nedeniyle iptali talebinin reddine, kadının nafaka taleplerinin reddine ve kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Her iki tarafın kararı istinaf etmeleri üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.</p>

<p>Mahkemece her ne kadar boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu kanaatine varılmış ise de; erkeğe yüklenen annesinin evliliğe müdahalesine sessiz kalması vakıası kadın tarafından ispatlanamamış olup, dosyaya sunulan mesaj kayıtlarından kadının, erkeğin annesi ile irtibat halinde olma isteğinde olduğu anlaşılmakla, bu durumun erkeğe kusur olarak yüklenmesi hatalıdır. Somut durumda, erkekten kaynaklanan sebeplerle taraflar arasında cinsel ilişki yaşanamadığı ve kadının erkeğin ailesinin yanında “Halil erkek değil, yapamadı” şeklinde rencide edici ve küçük düşürücü şekilde konuştuğu sabittir. Gerçekleşen bu durum karşısında tarafların evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyleyken yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>c)Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu olup, eşit kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilemez. Davacı-davalı kadın yararına 4721 sayılı Kanunu'nun 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası koşulları somut olayda gerçekleşmemiştir. O halde, kadının maddî ve manevî tazminat isteğinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde kadın lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;<br />
1.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin reddi hakim talebine yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE,</p>

<p>2.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin diğer, davacı-karşı davalı kadın vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>a.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve kadın lehine hükmedilen tazminatlar yönünden erkek yararına ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>b.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve kadın lehine hükmedilen tazminatlar yönünden erkek yararına BOZULMASINA,</p>

<p>c.Davacı-davalı kadın vekilinin tüm, davalı-davacı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazlı temyiz giderinin ....'ya yükletilmesine,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde yatıran ....'e iadesine,<br />
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br />
17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20249060-e-20255953-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 23:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3.jpg" type="image/jpeg" length="15397"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hakim ve savcı yardımcılığı mülakatında bin 38 aday başarılı oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hakim-ve-savci-yardimciligi-mulakatinda-bin-38-aday-basarili-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hakim-ve-savci-yardimciligi-mulakatinda-bin-38-aday-basarili-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, hâkim ve savcı yardımcılığı mülakatlarında başarılı olan aday sayısını açıkladı. 2025 ve 2024 yıllarında yapılan yazılı yarışma sınavları sonrası mülakata katılan adaylardan toplam 1.038 kişi başarılı oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, hâkim ve savcı yardımcılığı mülakat sonuçlarına ilişkin açıklama yaptı. Gürlek, yargı teşkilatının insan kaynağını güçlendirmeye ve adalet hizmetlerinin niteliğini artırmaya devam ettiklerini belirtti.</p>

<p>Gürlek’in açıklamasına göre, 20-21 Aralık 2025 tarihlerinde ÖSYM tarafından yapılan Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavı’nı kazanarak Adalet Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen mülakatlara katılan adaylardan 850’si adli yargı hâkim ve savcı yardımcılığı, 99’u avukat-adli yargı hâkim ve savcı yardımcılığı, 50’si ise idari yargı hâkim yardımcılığı mülakatında başarılı oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TOPLAM 1.038 ADAY BAŞARILI OLDU</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 21-22 Aralık 2024 tarihlerinde yapılan Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavı’na ilişkin soru iptali sonrası mülakata katılan adayların sonuçlarını da paylaştı. Buna göre, adli yargı hâkim ve savcı yardımcılığı mülakatında 33 aday, avukat-adli yargı hâkim ve savcı yardımcılığı mülakatında 4 aday, idari yargı hâkim yardımcılığı mülakatında ise 2 aday başarılı oldu.</p>

<p>Böylece mülakatlarda başarılı olan toplam aday sayısı 1.038’e ulaştı. Gürlek, sonuçlara Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün internet sayfasından erişilebileceğini belirtti.</p>

<p><strong>“GÜVEN VEREN YARGI SİSTEMİ İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”</strong></p>

<p>Yargı teşkilatına katılmaya hak kazanan adayları tebrik eden Bakan Gürlek, yeni meslektaşlarına görevlerinde başarılar diledi.</p>

<p>Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı kılma” vizyonu doğrultusunda güçlü, etkin ve güven veren bir yargı sistemi için çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.</p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>20 – 21 ARALIK 2025 / 21 – 22 ARALIK 2024 (SORU İPTALİ) HÂKİM VE SAVCI YARDIMCILIĞI MÜLAKAT SONUÇLARI DUYURUSU</strong></span></h3>

<p>20 - 21 Aralık 2025 tarihlerinde Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından gerçekleştirilen Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavı sonucunda mülakata katılmaya hak kazanan adaylar, hukuk alanında doktora yapmış olup mülakata katılmaya hak kazanan adaylar ile 21 - 22 Aralık 2024 tarihlerinde ÖSYM tarafından gerçekleştirilen Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavında gerçekleşen soru iptali üzerine mülakata katılmaya hak kazanan adayların mülakat süreci tamamlanmış olup, sonuçlar erişime açılmıştır.</p>

<p>Adaylar, mülakat sonuçlarını aşağıda belirtilen bağlantı üzerinden öğrenebileceklerdir.</p>

<p>İlgililere duyurulur.</p>

<p><strong>20 – 21 Aralık 2025 Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavında Başarılı Olanlar İle Hukuk Alanında Doktora Yapmış Olanların;</strong></p>

<p>🔗 Adli Yargı Mülakat Sonuç Ekranı <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/1-2025-adli01072026060350" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a></p>

<p>🔗 İdari Yargı Mülakat Sonuç Ekranı <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/2-2025-idari-yargi01072026060424" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a></p>

<p>🔗 Avukatlık Mesleğinden Geçen Adli Yargı Mülakat Sonuç Ekranı <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/3-2025-avukat-adli-yargi01072026060452" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a><br />
<br />
<strong>21 – 22 Aralık 2024 Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavı Soru İptali Sonrası Başarılı Olanların;</strong></p>

<p>🔗 Adli Yargı Mülakat Sonuç Ekranı <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/4-2024-sip-adli01072026060526" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a></p>

<p>🔗 İdari Yargı Mülakat Sonuç Ekranı <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/5-2024-sip-idari-yargi01072026060553" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a></p>

<p>🔗 Avukatlık Mesleğinden Geçen Adli Yargı Mülakat Sonuç Ekranı <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/6-2024-sip-avukat-adli-yargi01072026060631" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a><br />
<br />
Mülakat sonucunda başarılı olan adaylar, atama süreçleriyle ilgili detayları ve gerekli evrak bilgilerini Bakanlığımız <a href="https://pgm.adalet.gov.tr/" rel="nofollow">https://pgm.adalet.gov.tr/</a> resmi internet sitesinden takip edebileceklerdir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURU, MESLEKİ HUKUK, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hakim-ve-savci-yardimciligi-mulakatinda-bin-38-aday-basarili-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/hakim-kadin-durusma.jpg" type="image/jpeg" length="16018"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HSK’dan İstanbul’da kritik görev değişikliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hskdan-istanbulda-kritik-gorev-degisikligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hskdan-istanbulda-kritik-gorev-degisikligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi’nin yayımladığı kararnameyle İstanbul’daki Ağır Ceza ve Ticaret Mahkemelerinde kapsamlı görev değişiklikleri yapıldı. Çok sayıda mahkeme başkanının görev yeri değişirken, yargı teşkilatında yeni görevlendirmeler dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi’nin yayımladığı kararnameyle İstanbul’da görev yapan çok sayıda Ağır Ceza Mahkemesi ve Ticaret Mahkemesi başkanının görev yeri değiştirildi. Kararla birlikte mahkemelerde önemli başkanlık değişimleri yaşandı.</p>

<p><strong>HSK’DAN BAŞKANLARA YENİ GÖREVLER</strong></p>

<p>HSK Birinci Dairesi’nin 30 Haziran 2026 tarihli karar kapsamında İstanbul’da görevli 20. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Özlem Aydın, 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, 34. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Zafer Taşkın 18. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, 35. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Cansu Büyükarslan 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, 36. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hakan Özer 20. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, 38. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Utku Ercan 8. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, 40. Ağır Ceza Mahkemesi 1. Heyet Başkanı Selçuk Aylan 33. Ağır Ceza Mahkemesi 1. Heyet Başkanlığı’na, 41. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Nursel Bedir ise 16. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na atandı.</p>

<p><strong>TİCARET MAHKEMELERİNDE DE DEĞİŞİM OLDU</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kararname kapsamında Ticaret Mahkemelerinde de değişiklikler yapıldı. 1. Ticaret Mahkemesi Başkanı Özlem Aktaş, 23. Ticaret Mahkemesi Başkanlığı’na atanırken, 6. Ticaret Mahkemesi Başkanı Semra Tekin Doğan 1. Ticaret Mahkemesi Başkanlığı’na getirildi. 22. Ticaret Mahkemesi Başkanı Fatma Banu Polat ise 17. Ticaret Mahkemesi Başkanlığı görevine atandı. Nimet Gündoğdu 24. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, Günseli Özçelik Yıldız 23. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na, Harun Serdar Akyel ise 15. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na görevlendirildi.</p>

<p><span style="color:#999999">Haber: Sontv</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hskdan-istanbulda-kritik-gorev-degisikligi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 20:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/hsk-a1.jpg" type="image/jpeg" length="40669"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2025/231 E., 2026/82 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025231-e-202682-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025231-e-202682-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 16/4/2026 tarihli, 2025/231 esas - 2026/82 karar sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p><strong>Esas Sayısı</strong> <strong>: 2025/231</strong></p>

<p><strong>Karar Sayısı</strong> <strong>:</strong> <strong>2026/82</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi</strong> <strong>:</strong> <strong>16/4/2026</strong></p>

<p><strong>R.G. Tarih - Sayı : 30/6</strong><strong>/</strong><strong>2026-33296</strong></p>

<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN:</strong> Ankara 73. İş Mahkemesi</p>

<p><strong>İTİRAZIN KONUSU:</strong> 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesinin;</p>

<p><strong>A.</strong> Başlığının,</p>

<p><strong>B.</strong> (1) numaralı fıkrasının,</p>

<p><strong>C.</strong> (3) numaralı fıkrasında yer alan “<i>…kısmi…</i>” ibaresinin,</p>

<p>Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 35., 36., 40. ve 141. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.</p>

<p><strong>OLAY:</strong> İşçilik alacaklarının tahsili talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.</p>

<p><strong>I.</strong> <strong>İPTALİ İSTENEN KANUN HÜK</strong><strong>ÜMLERİ</strong></p>

<p>Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 109. maddesi şöyledir:</p>

<p>“<i><strong><u>Kısmi dava</u></strong></i></p>

<p><i>MADDE 109-</i> <i><strong><u>(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.</u></strong></i></p>

<p><i>(2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4</i> <i>md.</i><i>)</i></p>

<p><i>(3)</i> <i>Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında,</i> <i><strong><u>kısmi</u></strong></i> <i>dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez</i><i>.</i>”</p>

<p><strong>II. İLK İNCELEME</strong></p>

<p><strong>1.</strong> Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 6/11/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>

<p><strong>2.</strong> Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Muhammed Nuri ÖZGÜR tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p><strong>A</strong><strong>. Anlam ve Kapsam</strong></p>

<p><strong>3.</strong> 6100 sayılı Kanun’un 105. maddesinde eda davası düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında eda davası yoluyla mahkemeden, davalının bir şeyi vermeye veya yapmaya yahut yapmamaya mahkûm edilmesinin talep edilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda eda davasıyla şahsi ve ayni hakların verilmesinin, davalının olumlu veya olumsuz bir edayı yerine getirmesine karar verilmesinin talep edilmesi mümkündür. Eda davasının kabul edilmesi hâlinde davacının ileri sürdüğü hakkın tespitinin yanı sıra davalı, bir şeyi vermeye, yapmaya veya yapmamaya mecbur edilir.</p>

<p><strong>4.</strong> Anılan Kanun’un 109. maddesinin itiraz konusu (1) numaralı fıkrasında talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği öngörülmüştür.</p>

<p><strong>5.</strong> Bu itibarla kısmi davanın açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir nitelikte olması gerekmekte olup maddi ve hukuki nedenlerle bölünememesi hâlinde kısmi davayla söz konusu hakkın ileri sürülmesi mümkün değildir.</p>

<p><strong>6.</strong> Kısmi davanın davacı açısından bazı avantajları ve dezavantajları vardır. Davacı davasını açarken ispat zorluğu içinde bulunabilir. Davayı kaybetmesi durumunda yüksek yargılama giderlerinden sorumlu olma riskiyle karşı karşıya kalan davacı bu riski azaltabilmek amacıyla alacağın yalnızca bir kısmını dava konusu edebilir. Bu davanın sonucuna göre alacağın diğer kısmı için ayrı bir dava açabilir. Bununla birlikte alacağın bir kısmının dava konusu edilmesi hâlinde zamanaşımı alacağın tamamı için değil yalnızca dava konusu edilen kısım için kesilir. Davanın açılması sırasında alacakla birlikte faiz talep edilmişse ve borçlu daha önce temerrüde düşmemişse dava tarihinden itibaren faiz, alacağın yalnızca dava konusu edilen kısmı için talep edilebilir.</p>

<p><strong>7.</strong> Anılan maddenin (3) numaralı fıkrasında dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında kısmi davanın açılmasının talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceği hükme bağlanmıştır. Anılan fıkrada yer alan “<i>…kısmi…</i>” ibaresi itiraz konusu diğer kuralı oluşturmaktadır.</p>

<p><strong>B</strong><strong>. İtirazın Gerekçesi</strong></p>

<p><strong>8.</strong> Başvuru kararında özetle; talep sonucunun artırılması, borçlunun temerrüde düşürülmesi ve zamanaşımının kesilmesi konularında davacı bakımından belirsiz alacak davasının kısmi davaya göre daha avantajlı olduğu, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilir olduğu durumda alacağın ancak kısmi dava yoluyla talep edilebildiği, itiraz konusu kurallar nedeniyle bazı işçilik alacaklarının belirsiz alacak davası yoluyla talep edilemediği, bu durumun mahkemeye erişim hakkını sınırladığı, yargılamaların uzamasına neden olduğu ve mülkiyet hakkını zedelediği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 35., 36., 40. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>

<p><strong>C</strong><strong>.</strong> <strong>Anayasa’ya Aykırılık Sorunu</strong></p>

<p><strong>1. Kanun’un 109. Maddesinin Başlığının İncelenmesi</strong></p>

<p><strong>9.</strong> Anayasa Mahkemesinin norm denetimi yetkisinin kapsamına Anayasa değişikliği, kanun, kanun hükmünde kararname, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü adı verilen normlar (kurallar) girmektedir. Söz konusu düzenlemeler, Anayasa’nın yetkili kıldığı organlar tarafından yazılı bir şekilde ve bu adlar altında tespit edilen genel, sürekli ve soyut hukuk normlarıdır. Norm ise insan davranışını yönlendirmek amacıyla belirli bir şeyin yapılmasını yasaklayan ya da belirli bir şeyin yapılmasına izin veya yetki veren ve cebirle desteklenmiş irade açıklamalarıdır. Dolayısıyla hukuk normları daima emir, yasak, izin veya yetki içeren önermelerden oluşur. İnsan davranışını yönlendirmeyi hedeflemeyen yani emir vermeyen, yasak koymayan, izin veya yetki vermeyen bir önerme, normatif nitelikte olmadığından hukuk kuralı sayılmaz.</p>

<p><strong>10.</strong> Bu itibarla madde başlıkları da başlı başına bir yargı ifade etmediğinden denetlenebilir norm niteliğinde değildir. Anılan niteliği sebebiyle madde başlıklarının iptal davasına konu edilmesi mümkün değildir (aynı yöndeki kararlar için bkz. AYM, <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjUzMzIxNzQ5LTUzNjItYjEwMi02NjFkLTVhZTY2MTZkNWUwOA&amp;type=NormDenetimi" rel="nofollow" target="_blank">E.2021/44</a>, K.2024/172, 17/10/2024, §§ 44-46; <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjgzMTc3MzQ3LWUzMmEtOGM4MS1hZmJhLTc4MDdkYTFjMDkzNw&amp;type=NormDenetimi" rel="nofollow" target="_blank">E.2021/125</a>, K.2023/213, 7/12/2023, §§ 67-70; <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmNlNWZlNzFkLWU5ZjYtYzFhOS01MTU0LWI3MzcwMzRhZWMzMw&amp;type=NormDenetimi" rel="nofollow" target="_blank">E.2017/162</a>, K.2018/100, 17/10/2018, §§ 63-65).</p>

<p><strong>11.</strong> Açıklanan nedenlerle 6100 sayılı Kanun’un 109. maddesinin başlığına yönelik itiraz başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir.</p>

<p><strong>2. Kanun’un 109. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının ve (3) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “</strong><i><strong>…kısmi…</strong></i><strong>” İbaresinin İncelenmesi</strong></p>

<p><strong>12.</strong> 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 142. maddesi yönünden de incelenmiştir.</p>

<p><strong>13.</strong> Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.</p>

<p><strong>14.</strong> Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi gereğince kanunlar kamu yararı amacıyla çıkarılır. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre kamu yararı genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Kanunun amaç ögesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi için çıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir. Kanunun kamu yararı dışında bir amaçla yalnız özel çıkarlar için veya yalnızca belirli kişilerin yararına olarak çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsa amaç unsuru bakımından Anayasa’ya aykırılık söz konusudur.</p>

<p><strong>15.</strong> Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında “<i>Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.</i>” hükmüne yer verilmiştir. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı bir temel hak niteliği taşımasının yanı sıra diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.</p>

<p><strong>16.</strong> Ayrıca adil yargılanma hakkı, niteliği gereği devletin düzenleme yapmasını gerektiren bir haktır. Zira bu hakkın Anayasa’da ifade edilmiş olması kendi başına bir anlam ifade etmemekte, bireylerin bu haktan yararlanabilmesi için devletin en azından yargı teşkilatını kurması ve yargılama usullerini belirlemesi gerekmektedir. Kişilerin ne şekilde bu haktan yararlanacakları ve bu hakkın temini bakımından nasıl bir sistemin kurulacağı hususunda kanun koyucunun geniş takdir yetkisi vardır.</p>

<p><strong>17.</strong> Anayasa’nın 141. maddesinin dördüncü fıkrasında “<i>Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.</i>” denilmiş, usul ekonomisi olarak da adlandırılan bu ilkeyle yargılama maliyetinin en düşük şekilde olmasının ve bu sürecin mümkün olan en hızlı yöntemlerle gerçekleştirilmesinin yargının görevlerinden olduğu belirtilmiştir.</p>

<p><strong>18.</strong> Anayasa’nın 142. maddesinde ise “<i>Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.</i>” hükmüne yer verilmiştir. Hukuk devletinde kanun koyucu, Anayasa’nın temel ilkelerine ve Anayasa’da öngörülen kurallara bağlı kalmak koşuluyla yargılama usullerinin belirlenmesi konusunda takdir yetkisine sahiptir.</p>

<p><strong>19.</strong> Davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını öngören Anayasa’nın 141. maddesi ile Anayasa’nın mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini öngören 142. maddesinin Anayasa’nın 36. maddesiyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır. Anayasa’nın tüm maddeleri aynı etki ve değerde olup aralarında bir üstünlük sıralaması bulunmadığından uygulamada bunlardan birine öncelik tanımak mümkün değildir. Bu nedenle Anayasa’da aynı konuya ilişkin olan farklı düzenlemelerin birlikte uygulanmasını sağlayacak şekilde yorum yapılmalıdır. Bu bağlamda hukuk sisteminin ve özellikle yargılama usulünün yargılamaların makul süre içinde bitirilmesini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi ve bu düzenlemelerde davaların nedensiz olarak uzamasına yol açacak usul kurallarına yer verilmemesi makul sürede yargılanma ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu amaçla alınacak kanuni tedbirler yargılama sonucunda işin esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluşturmamalıdır. Açıklanan bu ilkelere uygun olmak kaydıyla yargılama yöntemini belirlemek ise Anayasa’nın 142. maddesi gereğince kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır (AYM, <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmFkMjhlMDM3LTA1ZjItNjQzYS1jYjgxLTAwYzdmYjNmZjhhNg&amp;type=NormDenetimi" rel="nofollow" target="_blank">E.2017/120</a>, K.2018/33, 28/3/2018, § 20; <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmI0MDE5NDgzLTIwY2QtY2Q2MC05OTg0LWUwNjg0Njg5YzkxNg&amp;type=NormDenetimi" rel="nofollow" target="_blank">E.2020/101</a>, K.2021/95, 16/12/2021, § 23).</p>

<p><strong>20.</strong> 6100 sayılı Kanun’un 323. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yargılama giderlerinin kapsamı belirlenmiştir. Buna göre yargılama giderleri genel olarak harçlardan, tebligat, keşif ve bilirkişi giderleri ile sair giderlerden ve vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinden oluşmaktadır.</p>

<p><strong>21.</strong> Anılan Kanun’un “<i>Yargılama giderlerinden sorumluluk</i>” başlıklı 326. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilmektedir. Söz konusu maddenin (2) numaralı fıkrasında davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkması hâlinde yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre mahkemece paylaştırılacağı öngörülmüştür. Kanun’un 330. maddesinde de vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin haklı çıkan taraf lehine hükmedileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla yargı harçları, masraflar ve vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderleri ilke olarak haksız çıkan tarafa yüklenmektedir.</p>

<p><strong>22.</strong> Davanın reddine karar verilmesi hâlinde yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesi kişinin yargı yoluna başvurmasındaki tavrını etkileyebilecek niteliktedir. Bu bağlamda alacağın tamamının tek seferde ileri sürülmesinin zorunlu tutulması, davanın reddedilmesi durumunda davacıyı yüksek yargılama masraflarına katlanmak zorunda bırakabilir. Bu ihtimalin, kişinin hakkını arama konusunda çekingen davranmasına, hatta dava açmaktan vazgeçmesine neden olabileceği açıktır.</p>

<p><strong>23.</strong> Ayrıca özellikle nispi harca tabi davalarda ödenecek peşin harcın dava değeri üzerinden hesaplanması nedeniyle kişinin talep sonucunun tamamını dava konusu etmesi hâlinde ödemesi gereken peşin harcın oldukça yüksek miktarlara ulaşması mümkündür. Bu durum kişinin mahkemeye ve adalete erişimini zorlaştırabilecek niteliktedir.</p>

<p><strong>24.</strong> Kanun koyucunun, hakkını arayan kişinin karşılaşabileceği söz konusu olumsuzlukları gözeterek kurallarla talep sonucunun bir kısmının dava konusu edilebileceğini öngörmek suretiyle kişilerin hak arama özgürlüğünden daha kolay faydalanmalarına imkân tanıdığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralların kamu yararı amacına yönelik olmadığı söylenemez.</p>

<p><strong>25.</strong> Öte yandan talep sonucunun bir kısmı için dava açılmasına imkân tanınmasının belirli ve bölünebilir nitelikteki talep konusu için çok sayıda dava açılmasına, böylelikle uyuşmazlıkla ilgili yargısal sürecin uzatılarak yargının iş yükünün artmasına neden olabileceği de ileri sürülebilir. Bununla birlikte kısmi davada dava konusu edilmeyen alacak bakımından zamanaşımı süresinin işlemeye devam etmesi ve alacağın bu kısmına bazı durumlarda faiz işletilememesinin bu kısmın değer kaybına uğramasına neden olması gibi kişi açısından bazı dezavantajlarının bulunduğu gözetildiğinde alacaklıların her durumda kısmi dava yoluna başvurması beklenmez.</p>

<p><strong>26.</strong> Aynı zamanda kısmi davanın kabulüne karar verilmesi durumunda borçlunun alacağın dava edilmeyen kısmını ifa etmesinin ya da tarafların sulh veya arabuluculuk gibi alternatif yöntemlerle uyuşmazlığı çözüme kavuşturmalarının mümkün olduğu gözetildiğinde tek bir dava ile uyuşmazlığın sona ermesi de söz konusu olabilir.</p>

<p><strong>27.</strong> Kaldı ki alacağın dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde parçalara ayrılarak çok sayıda davaya konu edilmesi durumunda hukuki yarar yokluğundan bu davaların reddedilebileceği de dikkate alındığında kurallar kapsamında kısmi dava yoluyla talep sonucunun bir kısmının ileri sürülmesine imkân tanınmasının çok sayıda davanın açılmasına ve uyuşmazlıkla ilgili yargısal sürecin gereksiz yere uzamasına neden olacağı söylenemez.</p>

<p><strong>28.</strong> Bu itibarla talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülebilmesinin ve kısmi dava açılmasının talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceğini öngören kuralların kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında ihdas edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kurallarda hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmadığı gibi kişilerin dava açmalarını kolaylaştırıcı niteliği gözetildiğinde kuralların devletin, hak arama özgürlüğünün sağlamasına ve yargılamaların gereksiz yere uzamasının engellenmesine yönelik pozitif yükümlülüğüyle çelişmediği sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p><strong>29.</strong> Açıklanan nedenle kurallar, Anayasa’nın 2., 36., 141. ve 142. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.</p>

<p>Kuralların Anayasa’nın 5., 10., 13., 35. ve 40. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM</strong></p>

<p>12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesinin;</p>

<p><strong>A.</strong> Başlığına ilişkin itiraz başvurusu hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,</p>

<p><strong>B.</strong> (1) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,</p>

<p><strong>C</strong><strong>.</strong> (3) numaralı fıkrasında yer alan “<i>…</i><i>kısmi</i><i>…</i>” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,</p>

<p>16/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Başkan</p>

      <p>Kadir ÖZKAYA</p>
      </td>
      <td>
      <p>Başkanvekili</p>

      <p>Basri BAĞCI</p>
      </td>
      <td>
      <p>Başkanvekili</p>

      <p>İrfan FİDAN</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

      <p>Engin YILDIRIM</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Recai AKYEL</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Selahaddin MENTEŞ</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Kenan YAŞAR</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Yılmaz AKÇİL</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Ömer ÇINAR</p>
      </td>
      <td>
      <p>Üye</p>

      <p>Metin KIRATLI</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-2025231-e-202682-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/aymamna.jpg" type="image/jpeg" length="92106"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[E-tebligatta kapsam yeniden belirlendi... İşte sisteme dahil olanlar ve istisnalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/e-tebligatta-kapsam-yeniden-belirlendi-iste-sisteme-dahil-olanlar-ve-istisnalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/e-tebligatta-kapsam-yeniden-belirlendi-iste-sisteme-dahil-olanlar-ve-istisnalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vergi Usul Kanunu’nda e-tebligata ilişkin kapsam yeniden belirlendi. Bazı mükellefler için elektronik tebligat sistemi zorunlu hâle getirildi.
Düzenlemeyle elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan kişi ve kurumlar yeniden belirlendi. Mevcut sistemde yer alanlar ise yeni başvuru yapmadan sistemi kullanmaya devam edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="http://www.hukukihaber.net/7587-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow">7587 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun,</a> 01 Temmuz 2026 Tarihli ve 33297 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>

<p>Düzenlemeyle Vergi Usul Kanunu’nda e-tebligata ilişkin kapsam yeniden belirlendi. Bazı mükellefler için elektronik tebligat sistemi zorunlu hâle getirildi. Kanunun Vergi Usul Kanunu’na ilişkin maddeleri, Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, elektronik tebligat sisteminin teknik altyapısını kurma, mevcut altyapıları kullanma ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisine sahip olacak.</p>

<p><strong>KİMLER İÇİN ZORUNLU?</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeye göre kurumlar vergisi mükellefleri, ticari, zirai ve mesleki kazançları nedeniyle gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri, kollektif şirketler ve adi komandit şirketler elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olacak.</p>

<p>Ayrıca Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli II sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi malların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler, tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküller de kapsama alındı.</p>

<p>Resmî Gazete’de düzenleme şu ifadelerle yer aldı:</p>

<p>“MADDE 107/A- Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselerden aşağıda sayılanlar Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurulan elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır. Bu kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, elektronik tebligat sistemi vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.</p>

<p>1. Kurumlar vergisi mükellefleri,</p>

<p>2. Ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri,</p>

<p>3. Kollektif şirketler ile adi komandit şirketler,</p>

<p>4. 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller."</p>

<p><strong>ENGELLİLER İÇİN İSTİSNA GETİRİLDİ</strong></p>

<p>Düzenlemede engelliler için de özel bir istisna yer aldı. Buna göre engellilik oranı yüzde 90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu bulunmayacak.</p>

<p>Resmî Gazete’de bu hüküm şöyle yer aldı:</p>

<p>“Engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu bulunmamaktadır.”</p>

<p><strong>65 YAŞ ÜSTÜNE ÇIKIŞ HAKKI</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeyle elektronik tebligat sisteminden çıkışa ilişkin usuller de belirlendi. Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler, sicil kayıtlarının silindiği tarihe göre sistemden çıkarılacak. Gerçek kişiler ise ölüm veya gaiplik kararı hâlinde sistemden çıkarılacak.</p>

<p>65 yaşını dolduran kişiler ise talep etmeleri durumunda elektronik tebligat sisteminden çıkabilecek. İsteğe bağlı olarak sisteme girenler de zorunluluk gerektiren başka bir durum yoksa başvuruyla sistemden ayrılabilecek.</p>

<p>Resmi Gazete'de e-tebligat sisteminden çıkışlarına ilişkin şunlar ifade edildi:</p>

<p>"Zorunlu veya isteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanların elektronik tebligat sisteminden çıkışlarına ilişkin usuller şunlardır:</p>

<p>1. Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler ticaret sicil kayıtlarının, diğer tüzel kişiler ise tabi oldukları sicil kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>2. Gerçek kişiler, kişinin ölüm tarihi veya gaipliğine karar verildiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>3. Birinci fıkra kapsamında zorunlu olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olan gerçek kişiler mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonundan itibaren talep etmeleri halinde ve elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla, elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>4. İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak, elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>5. 65 yaşını doldurmuş kişiler, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır."</p>

<p><strong>TEBLİGAT BEŞ GÜNÜN SONUNDA YAPILMIŞ KABUL EDİLECEK</strong></p>

<p>Düzenlemede elektronik tebligatın ne zaman yapılmış sayılacağı da açıkça belirlendi. Buna göre elektronik ortamda gönderilen tebligat, sisteme ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış kabul edilecek.</p>

<p><i>Resmî Gazete’de bu ifade şöyle yer aldı:</i></p>

<p>“Elektronik ortamda tebligat, tebliğin bu sistem ile muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.”</p>

<p><strong>MEVCUTLAR İÇİN AÇIKLAMA</strong></p>

<p>Kanuna eklenen geçici maddeyle, düzenleme yürürlüğe girmeden önce elektronik tebligat sistemine dâhil olanların durumu da netleştirildi. Buna göre mevcut kullanıcılar yeni bir başvuru yapmadan sistemi kullanmaya devam edecek.</p>

<p>Resmî Gazete’de geçici madde şu ifadelerle yer aldı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“GEÇİCİ MADDE 38- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanunun 107/A maddesi kapsamında elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, yeni bir başvuru yapmaksızın elektronik tebligat sistemini kullanmaya devam eder.”</p>

<p><strong>BEŞ KATINA ÇIKARILDI</strong></p>

<p>Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257’nci maddesinde de değişiklik yapıldı. Maddenin birinci fıkrasının 8 numaralı bendinde yer alan “iki katına” ibaresi “beş katına” şeklinde değiştirildi.</p>

<p><i>İlgili madde şöyle;</i></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/7587-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun" rel="dofollow"><strong>&gt;&gt; 7587 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</strong></a></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 107/A- Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselerden aşağıda sayılanlar Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurulan elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır. Bu kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, elektronik tebligat sistemi vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.</p>

<p>1. Kurumlar vergisi mükellefleri,</p>

<p>2. Ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri,</p>

<p>3. Kollektif şirketler ile adi komandit şirketler,</p>

<p>4. 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller.</p>

<p>Bu maddenin birinci fıkrası kapsamına girmeyenler, talep etmeleri halinde elektronik tebligat sistemine dâhil olabilirler.</p>

<p>Engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>

<p>Zorunlu veya isteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanların elektronik tebligat sisteminden çıkışlarına ilişkin usuller şunlardır:</p>

<p>1. Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler ticaret sicil kayıtlarının, diğer tüzel kişiler ise tabi oldukları sicil kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>2. Gerçek kişiler, kişinin ölüm tarihi veya gaipliğine karar verildiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>3. Birinci fıkra kapsamında zorunlu olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olan gerçek kişiler mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonundan itibaren talep etmeleri halinde ve elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla, elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>4. İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak, elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>5. 65 yaşını doldurmuş kişiler, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.</p>

<p>Elektronik ortamda tebligat, tebliğin bu sistem ile muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>213 sayılı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde yer alan “iki katına” ibaresi “beş katına” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>213 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“GEÇİCİ MADDE 38- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanunun 107/A maddesi kapsamında elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, yeni bir başvuru yapmaksızın elektronik tebligat sistemini kullanmaya devam eder.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/e-tebligatta-kapsam-yeniden-belirlendi-iste-sisteme-dahil-olanlar-ve-istisnalar</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/tebligat-mail-mesaj.jpg" type="image/jpeg" length="72656"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2013/20758 E., 2014/8997 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-201320758-e-20148997-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-201320758-e-20148997-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 30.04.2014 tarihli, 2013/20758 E., 2014/8997 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2013/20758 E., 2014/8997 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : TERME 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 21/02/2013<br />
NUMARASI : 2011/653-2013/113</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;</p>

<p><strong>-KARAR-</strong></p>

<p>Dava, üzerinde kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmamış paylı mülkiyet konusu taşınmaz üzerindeki dükkanlara elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.</p>

<p>Mahkemece, kiracı olan davalıların dava konusu taşınmazı iyi niyetli olarak başlangıçta verilen rıza ile kullandıkları ve kira bedellerinin de dava dışı paydaşa ve davacının babasına ödendiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu üzerinde kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmamış 2 adet dükkandan (lokanta ve giyim mağazasından) oluşan bina bulunan 104,00 m2 yüzölçümlü 78 ada 21 parsel sayılı taşınmazın davacı ve dava dışı A.adına paylı mülkiyet üzere eşit hisselerle kayıtlı olduğu, 05.12.2011 tebliğ tarihli ihtarnameden sonra eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Davacı, davalıların tasarrufunun haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalılar ise dava dışı paydaşın kiracısı olduklarını,kira bedellerini ödediklerini, davacının da bilgi ve icazeti bulunduğunu savunmuşlardır.</p>

<p>Bilindiği ve TMK'nın 691. maddesi 6.5.1955 tarih 12/18 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca paylı mülkiyete tabi taşınmazın kiraya verilmesi önceki idari tasarruflardan olup kira sözleşmesinin geçerliliği için pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması zorunludur. Kira sözleşmesinde yer almayan paydaş yada paydaşların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 299. (818 sayılı Borçlar Kanununun 248.) maddesinde yazılı olan ve kiranın esaslı unsurunu teşkil eden bedelden paylarına isabet eden miktarı sonradan aldıklarının anlaşılması durumunda ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 46. (818 sayılı Borçlar Kanununun 38.) maddesi uyarınca kendilerinin taraf olmadığı sözleşmeye icazet verdikleri kabul edilmelidir.</p>

<p>Somut olaya gelince; İki paydaşlı taşınmazlarda, bir paydaşın taşınmazı üçüncü kişiye kiraya vermesi durumunda, hiçbir zaman paydaş çoğunluğu sağlanamayacağından, oybirliğinin gerekli olacağı kuşkusuzdur. Kaldı ki, yapılan sözleşmeye 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 46. (818 sayılı Borçlar Kanununun 38.) maddesi gereğince icazet verilmediği gibi davacının babası Mustafa'nın şirket hesabına yapılan ödelemeler de davacıyı bağlamaz.</p>

<p>Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.</p>

<p>Davacı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-201320758-e-20148997-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4asaa.jpg" type="image/jpeg" length="94840"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62617"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87785"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="22778"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="74122"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15020"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="18029"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50839"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="19541"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="13284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50699"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="70716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="75567"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="23722"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="16618"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="70505"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="95291"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="30682"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="22438"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="46852"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="92280"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
