<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 10 Jul 2026 01:35:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sanığın Cep Telefonu Şifresini Kendi Rızasıyla Vermesinin Etkin Pişmanlık Hükümleri Bakımından Değerlendirilmesi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sanigin-cep-telefonu-sifresini-kendi-rizasiyla-vermesinin-etkin-pismanlik-hukumleri-bakimindan-degerlendirilmesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sanigin-cep-telefonu-sifresini-kendi-rizasiyla-vermesinin-etkin-pismanlik-hukumleri-bakimindan-degerlendirilmesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte cep telefonları, ceza muhakemesinde en önemli delil kaynaklarından biri hâline gelmiştir. Soruşturma ve kovuşturma makamları bakımından cep telefonlarında bulunan veriler, suçun aydınlatılması açısından büyük önem taşımaktadır. Buna karşılık, sanığın telefon şifresini açıklamaya zorlanıp zorlanamayacağı, açıklaması hâlinde bunun hukuki sonuçlarının ne olacağı ve özellikle bu davranışın etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği öğretide ve uygulamada tartışmalıdır. Bu çalışmada, Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan kendini suçlamama hakkı, susma hakkı, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri ve Türk Ceza Kanunu’nun etkin pişmanlığa ilişkin düzenlemeleri birlikte değerlendirilerek, telefon şifresinin gönüllü şekilde verilmesinin etkin pişmanlık bakımından hukuki niteliği incelenmiştir.</p>

<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Akıllı telefonlar bireylerin haberleşme kayıtlarını, fotoğraflarını, banka işlemlerini, konum bilgilerini, sosyal medya hesaplarını ve kişisel verilerini bünyesinde barındırmaktadır. Bu nedenle ceza soruşturmalarında çoğu zaman en önemli delil kaynağını oluşturmaktadır.</p>

<p>Uygulamada şüpheli veya sanığa yöneltilen ilk sorulardan biri telefon şifresinin açıklanmasıdır. Bazı soruşturmalarda şifrenin gönüllü olarak verilmesi, etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmesi gereken bir davranış olarak ileri sürülmektedir. Ancak bu yaklaşımın hem ceza muhakemesinin temel ilkeleri hem de etkin pişmanlık kurumunun amacı bakımından ayrıca incelenmesi gerekir.</p>

<p>Bu çalışmanın temel sorusu şudur:</p>

<p><strong>Sanığın cep telefonu şifresini kendi iradesiyle vermesi tek başına etkin pişmanlık olarak kabul edilebilir mi?</strong></p>

<p><strong>I. Etkin Pişmanlığın Hukuki Niteliği</strong></p>

<p>Etkin pişmanlık, suç işlendikten sonra failin kendi iradesiyle suçun ortaya çıkarılmasına, zararın giderilmesine veya suç örgütünün çözülmesine somut katkı sağlaması karşılığında cezada indirim yapılmasını ya da ceza verilmemesini öngören şahsi bir cezasızlık veya cezada indirim nedenidir.</p>

<p>Etkin pişmanlığın temel amacı;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>suçla mücadeleyi kolaylaştırmak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>suç örgütlerini çözmek,</p>
 </li>
 <li>
 <p>kamu zararını azaltmak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>faili topluma yeniden kazandırmaktır.</p>
 </li>
</ul>

<p>Dolayısıyla etkin pişmanlık yalnızca pişmanlık duygusuna değil, <strong>somut ve sonuç doğuran bir katkıya</strong> dayanır.</p>

<p><strong>II. Telefon Şifresi Vermek Bir İkrar Değildir</strong></p>

<p>Telefon şifresinin açıklanması çoğu zaman ikrar olarak değerlendirilmektedir. Oysa teknik anlamda şifrenin verilmesi suçun kabulü anlamına gelmez.</p>

<p>Şifre;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>maddi bir delil değildir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>suçun kabulü değildir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>yalnızca dijital verilere erişim sağlayan teknik bir bilgidir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Dolayısıyla telefon şifresinin verilmesi ile suçun kabul edilmesi arasında doğrudan hukuki bağ kurulamaz.</p>

<p><strong>III. Kendini Suçlamama Hakkı</strong></p>

<p>Anayasa’nın 38/5. maddesine göre hiç kimse kendisini veya yakınlarını suçlayan beyanda bulunmaya zorlanamaz.</p>

<p>Bu ilke öğretide <strong>nemo tenetur se ipsum accusare</strong> ilkesi olarak bilinmektedir.</p>

<p>Şüpheli;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>susabilir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>cevap vermeyebilir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>telefon şifresini açıklamayabilir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu nedenle telefon şifresini vermemesi aleyhine yorumlanamaz.</p>

<p>Aksi kabul edildiği takdirde kişi kendi aleyhine delil üretmeye zorlanmış olur ki bu durum adil yargılanma hakkıyla bağdaşmaz.</p>

<p><strong>IV. Telefon Şifresinin Gönüllü Olarak Verilmesi</strong></p>

<p>Telefon şifresinin tamamen özgür iradeyle açıklanması mümkündür.</p>

<p>Ancak burada önemli olan husus şudur:</p>

<p>Şifrenin verilmesi yalnızca soruşturmayı kolaylaştırmaktadır.</p>

<p>Bunun tek başına suçun ortaya çıkmasına katkı sağladığı söylenemez.</p>

<p>Örneğin;</p>

<p>Telefon içerisinde suç unsuruna ilişkin hiçbir veri bulunmamış olabilir.</p>

<p>Bu durumda şifrenin verilmesi soruşturmaya hiçbir katkı sağlamamıştır.</p>

<p>Dolayısıyla sırf şifrenin açıklanması etkin pişmanlık sonucunu doğuramaz.</p>

<p><strong>V. Etkin Pişmanlık Açısından Değerlendirme</strong></p>

<p>Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesi incelendiğinde kanun koyucunun aradığı unsurun yalnızca iş birliği olmadığı görülmektedir.</p>

<p>Kanun;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>örgütün dağılmasına,</p>
 </li>
 <li>
 <p>örgüt mensuplarının yakalanmasına,</p>
 </li>
 <li>
 <p>suçların ortaya çıkarılmasına</p>
 </li>
</ul>

<p>somut katkı aranacağını açıkça kabul etmektedir.</p>

<p>Telefon şifresinin verilmesi ise çoğu zaman yalnızca teknik erişim sağlamaktadır.</p>

<p>Bu nedenle;</p>

<p>telefonun açılması ≠ etkin pişmanlık</p>

<p>şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılması mümkün değildir.</p>

<p><strong>VI. Ne Zaman Etkin Pişmanlık Sayılabilir?</strong></p>

<p>Kanaatimizce bazı istisnai hâllerde telefon şifresinin verilmesi etkin pişmanlığın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.</p>

<p>Örneğin;</p>

<p>telefon içerisinde;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>örgütün tüm hiyerarşik yapısı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>finans kaynakları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>silah depoları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>eylem planları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>diğer örgüt üyelerinin kimlikleri</p>
 </li>
</ul>

<p>bulunuyor ve bunların tamamı yalnızca şifrenin açıklanması sayesinde ortaya çıkarılmışsa artık sıradan bir teknik yardım değil, soruşturmaya ciddi katkı söz konusudur.</p>

<p>Bu durumda telefon şifresi tek başına değil;</p>

<p><strong>doğurduğu sonuç nedeniyle</strong></p>

<p>etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilir.</p>

<p><strong>VII. Hukuki Değerlendirme</strong></p>

<p>Kanaatimizce etkin pişmanlığın ölçütü davranış değil, davranışın sonucudur.</p>

<p>Bu nedenle;</p>

<p>telefon şifresini vermek</p>

<p>tek başına</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ne pişmanlığı,</p>

<p>ne suçun kabulünü,</p>

<p>ne de etkin pişmanlığı göstermektedir.</p>

<p>Asıl değerlendirilmesi gereken;</p>

<p>şifrenin verilmesi sonucunda ortaya çıkan katkının kapsamıdır.</p>

<p>Eğer soruşturma zaten telefon üzerinde yapılabilecek teknik incelemelerle aynı sonuca ulaşabilecekse kişinin şifreyi açıklaması olağan bir kolaylaştırıcı davranış olmaktan öteye geçmeyecektir.</p>

<p>Buna karşılık başka türlü elde edilmesi mümkün olmayan kritik deliller yalnızca sanığın gönüllü açıklaması sayesinde elde edilmişse etkin pişmanlığın amacına uygun bir katkıdan söz edilebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde telefon şifresinin açıklanması ile etkin pişmanlık kurumu birbirinden farklı hukuki müesseselerdir.</p>

<p>Telefon şifresi vermek;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>
 <p>tek başına ikrar değildir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>tek başına etkin pişmanlık değildir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>tek başına cezada indirim nedeni değildir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Ancak şifrenin açıklanması sayesinde suç örgütünün yapısı çözülmüş, suç ortakları yakalanmış veya suçun aydınlatılması bakımından kanunun aradığı düzeyde önemli ve gönüllü bir katkı sağlanmışsa, bu davranış etkin pişmanlığın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.</p>

<p>Sonuç olarak, etkin pişmanlığın ölçütü telefon şifresinin verilmiş olması değil, bu davranışın ceza adaletine sağladığı <strong>somut, gönüllü ve sonuç doğuran katkıdır</strong>. Aksi yöndeki bir yaklaşım hem Anayasa’nın güvence altına aldığı kendini suçlamama hakkını zedeleyecek hem de etkin pişmanlık kurumunun kanuni amacını aşan genişletici yorumlara yol açacaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-emrah-golgiyaz" title="Av. Emrah GOLGİYAZ"><img alt="Av. Emrah GOLGİYAZ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/emrah-golgiyaz.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-emrah-golgiyaz" title="Av. Emrah GOLGİYAZ">Av. Emrah GOLGİYAZ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sanigin-cep-telefonu-sifresini-kendi-rizasiyla-vermesinin-etkin-pismanlik-hukumleri-bakimindan-degerlendirilmesi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 00:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/cep-tel-sifre-terazi.jpg" type="image/jpeg" length="79953"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Konya Teknik Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/konya-teknik-universitesi-onlisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/konya-teknik-universitesi-onlisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya Teknik Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 10 Temmuz 2026 Tarihli ve 33306 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Konya Teknik Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>21/4/2019 tarihli ve 30752 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Konya Teknik Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 4 üncü, 9 uncu, 10 uncu, 21 inci ve 22 nci maddelerinde yer alan “Senatoca” ibareleri “Senato tarafından” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Katkı payını/öğrenim ücretini yatırmış olan öğrencinin eğitim-öğretim başladıktan sonra Üniversiteden ayrılması, çıkarılması, kaydının silinmesi veya mezun olması durumunda o yarıyılda ödemiş olduğu katkı payı/öğrenim ücreti iade edilmez.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“(2) Üniversiteye kayıt hakkı kazanan aday bizzat başvurarak veya e-Devlet kapısı üzerinden kayıt yapabilir. Yüz yüze kayıt yaptıracak adayın kesin kayıt için istenen belgelerin asıllarını veya asıllarını ibraz etmek şartı ile onaylı örneğini teslim etmesi gerekir. Mazereti sebebiyle bizzat başvuramayan aday, noter vekâletnamesini haiz vekili veya kanuni temsilcisi aracılığı ile kayıt yaptırabilir. Kesin kayıt için sahte veya tahrif edilmiş belge kullanan, yalan beyanda bulunan veya Üniversiteye giriş sınavında sahtecilik yaptığı belirlenen kişinin kaydı kayıt tarihi itibarıyla iptal edilir ve hakkında kanuni işlemler başlatılır. Bu kişi Üniversiteden ayrılmışsa kendisine verilen diploma dahil tüm belgeler iptal edilir. Bu kişilerin yatırmış olduğu katkı payları/öğrenim ücretleri geri ödenmez.”</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ilgili birime” ibaresi “Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 11- (1) Ders alma ile ilgili işlemler aşağıdaki şekilde yürütülür:</p>

<p>a) Öğrenci, yarıyıl başında öncelikle en alt sınıftan başlamak üzere alt sınıflardan hiç almadığı, devamsız kaldığı veya başarısız olduğu dersleri almak zorundadır. AKTS kredi sınırlamasını aşmamak kaydıyla bulunduğu yarıyıldan da ders alabilir. Öğrencinin alt sınıflardan başarısız olduğu dersler dikkate alınarak bulunduğu yarıyıldan alacağı derslere öğrenci ve danışmanı birlikte karar verebilir.</p>

<p>b) Öğrenci bir yarıyılda en fazla 45 AKTS (stajlar hariç) kredilik ders alabilir. Ancak devam zorunluluğu olan derslerin devam şartını sağlamayı engelleyecek şekilde çakışmaması gerekir.</p>

<p>c) Öğrenci, önceki eğitim-öğretim yarıyıllarında BB harf notundan daha düşük not aldığı ders/dersleri not yükseltmek için tekrar alabilir. Bu durumda en son alınan not geçerlidir. Bu dersler AKTS kredi sınırlamasına dahil edilir.</p>

<p>ç) Öğrencinin üst yıllardan ders almaması esastır. Ancak önceki yarıyıllardan başarısız dersi olmaması ve genel ağırlıklı not ortalaması (GANO)’nın en az 3,00 olması halinde öğrenci, bir üst yıldan da ders alabilir. Bu öğrencinin aldığı derslerin bir akademik yıl içerisinde AKTS kredileri toplamı 90’ı geçemez. Yaz öğretiminde alınan derslerden ilk defa alınanlar bu AKTS kredi sınırlamasına dahil edilir. Fakat yaz öğretiminde alınan derslerden başarısızlık sebebiyle veya not yükseltmek amacıyla tekrar alınan dersler bu AKTS kredi sınırlamasına dahil edilmez. Bu öğrencinin intibak işlemi ilgili birimin intibak yönergesine göre gerçekleştirilir. Bu konu ile ilgili diğer esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>d) Öğrencinin ders kaydı yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın öğrenim süresi devam eder. Ancak kayıt donduran bir öğrenci öğrenimine kaldığı yarıyıldan devam eder, bir üst yıldan ders alamaz.</p>

<p>e) Programdan kaldırılan ve yerine ders konulmayan herhangi bir dersten başarısız olan öğrencinin o dersten sorumluluğu kaldırılır ve o ders transkriptte yer almaz. Ancak mezun olabilmesi için gerekli toplam AKTS kredisini tamamlamak üzere başka ders alır.</p>

<p>f) Öğrenci sadece kaydolduğu derslere devam eder ve bu derslerin sınavlarına girer. Kaydolmadığı dersin sınavına giren öğrencinin notu iptal edilir.</p>

<p>g) Bazı dersler uzaktan eğitim metodu ile verilebilir. Uzaktan eğitime ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>ğ) Öğrenci, ilgili bölüm kurulunun önerisi ve ilgili yönetim kurulunun kararı ile ders kredileri veya AKTS kredileri ve ders içerikleri uygun olmak kaydı ile ulusal ve uluslararası öğrenci değişim programları ile öğrenimine başka üniversitelerde devam edebilir.</p>

<p>h) Öğretim planlarında yer aldığı takdirde öğrenci, ortak seçmeli dersler havuzundan ders alabilir. Öğrenci, Üniversitenin herhangi bir programından içeriği ve yerel kredisi veya AKTS kredisi uyan dersleri bölüm intibak komisyonu onayı ile alabilir. Lisans öğrencisi önlisans programından ders alamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Öğrenci uygulamalı ders statüsünde olmayan derslerde bir defa devam şartını yerine getirmiş ise o dersi yeniden alması halinde devam şartına tabi tutulmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“e) Muafiyet sınavı: Üniversiteye yeni kayıt yaptıran öğrenciler için zorunlu yabancı dil dersi veya yabancı dil hazırlık sınıfından muaf olmak için ilgili dil dersinden yarıyıl başında açılan sınavdır. Bu sınavlara ilişkin usul ve esaslar Senato tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve yedinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Bir dersin başarı notu, o derse ait yarıyıl içi etkinliği, ara sınav ve genel sınav/bütünleme sınavı ile belirlenir. Bir dersin yarıyıl içi etkinliğinden alınan puanın katkı yüzdesi %40 ve genel sınav/bütünleme sınavından alınan puanın katkı yüzdesi %60’tır. Öğrencinin bir dersten başarılı olabilmesi için genel sınav/bütünleme sınavından 100 tam puan üzerinden en az 35 puan alması gerekir. Bu puanı alamayan öğrencinin başarı notu FF’dir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(3) Bir dersin not değerlendirmesi sınav, kısa sınav, ödev, proje, vaka analizi, seminer, laboratuvar çalışması, arazi çalışması, atölye uygulaması, stüdyo ve benzeri araçlar ile yapılır. Bu faaliyetlerin ara sınav ve genel sınav/bütünleme sınavı puanına katkı yüzdesi %50’den fazla olamaz.”</p>

<p>“(7) Başarı notunun belirlenmesi aşağıdaki tabloya göre yapılır. Tablodaki harf notlarının açıklamaları şunlardır:</p>

<p><u>Not Aralıkları</u> <u>Harf Notu</u> <u>ECTS</u> <u>Harf Notu Katsayısı</u></p>

<p>90 – 100 AA A 4,00</p>

<p>82 – 89 BA B 3,50</p>

<p>75 – 81 BB C 3,00</p>

<p>67 – 74 CB D 2,50</p>

<p>60 – 66 CC E 2,00</p>

<p>50 – 59 DC FX 1,50</p>

<p>45 – 49 DD FX 1,00</p>

<p>0 – 44 FF F 0,00</p>

<p>0 F F 0,00</p>

<p>45 – 100 G - -</p>

<p>0 – 44 K - -</p>

<p>a) AA, BA, BB, CB ve CC: Başarılı.</p>

<p>b) DC, DD: Şartlı geçer. YANO’su 2,50 ve üzeri olanlar başarılı (Geçer) sayılır.</p>

<p>c) FF: Başarısız.</p>

<p>ç) F: Devamsız veya uygulamalardan başarısız.</p>

<p>d) G: Geçer. Kredisiz derste veya stajda başarılı.</p>

<p>e) K: Kalır. Kredisiz derste veya stajda başarısız.”</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Üniversite birimlerine yapılacak yatay ve dikey geçişler ile Üniversitenin birimlerinin bölüm veya programları arasındaki geçişler, çift ana dal ve yan dal eğitimi, 24/4/2010 tarihli ve 27561 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik esaslarına göre Senato tarafından belirlenir. Yatay ve dikey geçiş ile gelen öğrencilerin intibakları ilgili yönetim kurulu kararı ile sonuçlandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Geçiş hükmü</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 2- (1) İkinci öğretim programlarına kayıtlı olan öğrencilerin tamamı mezun oluncaya kadar geçerli olmak üzere birinci öğretim öğrencileri ikinci öğretimden, ikinci öğretim öğrencileri birinci öğretimden ders alamazlar. Öğrenci sayısı nedeniyle sınıf teşkil edilemediği için birinci ve ikinci öğretim derslerinin birleştirilmesiyle yapılan dersleri alan öğrenciler için, lisans ve mühendislik tamamlama öğrencileri, diploma denklik öğrencileri ve çift ana dal/yan dal öğrencileri için bu kural uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> Bu Yönetmeliğin;</p>

<p>a) 5 inci maddesiyle değiştirilen 11 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi, 8 inci maddesiyle değiştirilen 15 inci maddenin ikinci, üçüncü ve yedinci fıkraları 2026-2027 eğitim-öğretim yılı başında,</p>

<p>b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> Bu Yönetmelik hükümlerini Konya Teknik Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/konya-teknik-universitesi-onlisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="84682"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yaz Kızımdan Yapay Zekâya: Hâkimin Yanında mı, Yerine mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yaz-kizimdan-yapay-zekaya-hakimin-yaninda-mi-yerine-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yaz-kizimdan-yapay-zekaya-hakimin-yaninda-mi-yerine-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mahkeme salonlarının hafızasında yer eden bazı ifadeler vardır. Bunlardan biri de hiç kuşkusuz hâkimin zabıt kâtibine dönerek söylediği “Yaz kızım…” sözüdür. Bu ifade, yalnızca bir hitap biçimi değil; yargılamanın işleyişini anlatan sembolik bir anlatımdı. Hâkim kararını oluşturur, ara kararlarını açıklar; zabıt kâtibi ise bu iradeyi tutanağa geçirirdi. Karar veren hâkimdi, yazıya döken ise yardımcı konumundaydı.</p>

<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu geleneksel tablo da değişmeye başladı. Bilgisayarların yaygınlaşması, dijital kayıt sistemlerinin kullanılmaya başlanması ve elektronik dosya uygulamalarıyla birlikte yargılama süreçlerinde önemli dönüşümler yaşandı. Bazı uygulamalarda karar metinlerinin duruşmadan önce büyük ölçüde hazırlanmış olması, kamuoyunda “Tak kızım” şeklinde sembolleştirilen bir algının oluşmasına neden olmuştur. Bu durum, tarafların duruşmada ileri sürdükleri son açıklamaların ve savunmaların ne ölçüde dikkate alındığı konusunda tartışmaları da beraberinde getirmiştir.</p>

<p>Bugün ise yargı, bundan çok daha büyük bir dönüşümün eşiğindedir.</p>

<p>Artık mesele ne zabıt kâtibidir ne de dijital karar metinleri.</p>

<p>Yeni yardımcı, yapay zekâdır.</p>

<p>Yapay zekâ sistemleri; saniyeler içinde binlerce sayfalık dosyayı inceleyebilmekte, milyonlarca emsal kararı karşılaştırabilmekte, mevzuatı analiz edebilmekte, uyuşmazlıkları sınıflandırabilmekte ve gerekçeli karar taslakları hazırlayabilmektedir. Dosyaların ön incelemesinden içtihat eğilimlerinin belirlenmesine kadar birçok alanda önemli katkılar sunabilecek bu teknoloji, yargının geleceğinde kaçınılmaz olarak yerini alacaktır.</p>

<p>Kuşkusuz yapay zekânın yargıya sağlayacağı imkânlar büyüktür. Artan iş yükünün azaltılması, benzer uyuşmazlıklarda uygulama birliğinin güçlendirilmesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması bakımından önemli fırsatlar bulunmaktadır.</p>

<p>Ancak hukuk açısından asıl mesele teknolojinin varlığı değil, sınırıdır.</p>

<p>Çünkü hukukta araç ile karar verici birbirinden ayrıdır.</p>

<p>Kalem nasıl hâkimin yerine karar veremezse, bilgisayar da hüküm kuramaz. Aynı şekilde yapay zekâ da ne kadar gelişmiş olursa olsun, yargısal kararın sahibi ve sorumlusu hâkim olmak zorundadır.</p>

<p>Tam da bu noktada şu soru önem kazanmaktadır:</p>

<p>Yapay zekâ gerçekten hâkimin yardımcısı mı olacaktır, yoksa zaman içinde fark edilmeden hâkimin yerine düşünmeye başlayan görünmez bir karar vericiye mi dönüşecektir?</p>

<p>Bu soru, yalnızca geleceğe ilişkin teorik bir tartışma değildir. Hukuk uygulamasında yardımcı unsurların zaman zaman karar sürecinde belirleyici bir etkiye sahip olabildiği örnekler bulunmaktadır.</p>

<p>Bilirkişi raporları bunun en somut örneklerinden biridir. Bilirkişi, hukukumuzda teknik bilgi sunan yardımcı bir kişidir; karar veren kişi değildir. Ancak uygulamada bazı dosyalarda bilirkişi raporlarının yeterince eleştirel değerlendirmeye tabi tutulmadan hükme esas alındığı yönündeki eleştiriler bilinmektedir.</p>

<p>Eğer teknik bir konuda görüş sunan bilirkişi raporları zaman zaman karar üzerinde etkili olabiliyorsa, çok daha geniş veri analiz kapasitesine sahip yapay zekâ sistemlerinin etkisinin daha dikkatli yönetilmesi gerektiği açıktır.</p>

<p>Buradaki temel risk, yapay zekânın doğrudan karar vermesi değildir. Asıl risk, hâkimin yapay zekânın ortaya koyduğu sonucu yeterince sorgulamadan kendi kanaati hâline getirmesidir. Böyle bir durumda karar görünüşte hâkime ait olacak, ancak kararın düşünsel temeli algoritmik öneriler tarafından şekillendirilecektir.</p>

<p>Oysa hukukta karar vermek yalnızca bilgiye ulaşmak değildir. Karar vermek; tarafları dinlemeyi, delilleri değerlendirmeyi, olayın bütününü kavramayı, insan davranışlarını anlamayı ve hukuki kuralları adalet duygusuyla birlikte yorumlamayı gerektirir.</p>

<p>Vicdani kanaat, yalnızca delillerin değerlendirilmesi değil; hâkimin hukuka, adalete ve insan onuruna dayalı bağımsız muhakemesidir. Bu yönüyle vicdani kanaat, hiçbir algoritmanın bütünüyle ikame edemeyeceği insanî ve hukuki bir süreçtir.</p>

<p>Bu nedenle yapay zekânın yargıya dâhil olması, hâkimin sorumluluğunu azaltmaz; aksine artırır. Hâkim, yapay zekânın sunduğu analizleri sorgulamadan benimseyen bir onay makamı değil; bu verileri hukukun temel ilkeleri, dosyadaki deliller ve kendi vicdani kanaati ışığında değerlendiren bağımsız karar verici olmalıdır.</p>

<p>Anayasa’nın güvence altına aldığı hâkim bağımsızlığı ve vicdani kanaat ilkesi de bunu zorunlu kılar. Çünkü kararın hukuki sorumluluğunu taşıyan, gerekçesini oluşturan ve hesabını veren yapay zekâ değil, hâkimdir.</p>

<p>Bu sebeple yapay zekâ, yargının alternatifi değil; güçlü bir yardımcısı olmalıdır. Araştırabilir, analiz edebilir, tasnif yapabilir ve öneriler sunabilir. Ancak hüküm kuramaz.</p>

<p>Çünkü yargıda yapay zekânın sınırı, hâkimin vicdani kanaatinin başladığı yerde biter.</p>

<p>Dün mahkeme salonlarında “Yaz kızım…” deniliyordu.</p>

<p>Sonra teknoloji gelişti; “Tak kızım…” dönemi başladı.</p>

<p>Bugün ise yapay zekâ, yargının en güçlü yardımcılarından biri olmaya hazırlanmaktadır.</p>

<p>Yarın tartışılacak asıl mesele, teknolojinin ne kadar geliştiği değil; son sözün kime ait olduğudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapay zekâ yargının hafızası olabilir; ancak vicdanı olamaz.</p>

<p>Adaletin geleceğini belirleyecek olan teknoloji değil; hukuka bağlı, bağımsız ve tarafsız hâkimin vicdani kanaatidir.</p>

<p>Çünkü hukuk devletinde son söz daima insana ait olmalıdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN"><img alt="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/12/seyithan-deliduman.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-seyithan-deliduman" title="Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN">Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yaz-kizimdan-yapay-zekaya-hakimin-yaninda-mi-yerine-mi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/terazi/yapay-zeka-hakim.jpg" type="image/jpeg" length="99007"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukat Erhan Albayrak vefat etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukat-erhan-albayrak-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukat-erhan-albayrak-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Barosu üyesi Avukat Erhan Albayrak (13502) vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Ankara Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BAROMUZ ÜYESİ AV. ERHAN ALBAYRAK (13502) VEFAT ETMİŞTİR</strong></p>

<p>20.05.1998 tarihinde avukatlık mesleğine başlayan Baromuz üyesi Av. Erhan ALBAYRAK (13502) vefat etmiştir.</p>

<p>Cenazesi, 10.07.2026 Cuma günü Haymana Merkez Camii’nde kılınacak cuma namazının ardından defnedilecektir.</p>

<p>Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve Baromuz üyelerine başsağlığı dileriz.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/erhan-albayrak.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukat-erhan-albayrak-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 18:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/erhan-albayrak-1.jpg" type="image/jpeg" length="46089"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CAATSA Örneği ve Uluslararası Hukukta Yaptırım Konusu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/caatsa-ornegi-ve-uluslararasi-hukukta-yaptirim-konusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/caatsa-ornegi-ve-uluslararasi-hukukta-yaptirim-konusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Uluslararası hukukta devletlerin yaptırım uygulama yetkisi, modern dönemde dış politikanın en etkili araçlarından biri hâline gelmiştir. Özellikle ekonomik anlamda ve askeri anlamda güçlü olan devletler bunu bir nevi silah olarak kullanmakta ve ekonomik ve siyasi kırılganlığı fazla olan devletler üzerinde çok ciddi şekilde uygulamaya çalışmaktadırlar. Devletler artık yalnızca askeri güçle değil; ekonomik ambargo, mal varlığı dondurma, ihracat yasağı, finansal sistemden çıkarma, vize yasağı ve ikincil yaptırımlar gibi yöntemlerle diğer devletleri veya kişi ve kurumları baskı altına almaktadır. Bu sayede de bu devletler bir nevi birbirlerini dize getirmeye çalışmaktadırlar. Şu anda gündemde en meşhur olan ve herkesin konuştuğu CAATSA yaptırımları da ülkemizde düzenlenen NATO zirvesinde ki en önemli konulardan birisi olmuştur.</p>

<p>Ancak burada temel soru şudur: Bir devlet, başka bir devlete veya onun vatandaşlarına hangi hukuki dayanakla yaptırım uygular? Bu yaptırımlar uluslararası hukuka göre meşru mudur, yoksa güçlü devletlerin kendi iç hukukunu dünya çapında uygulama çabası mıdır? Yada ortaçağ da ki düzen dünyaya yeniden geri mi getirilmek istenmektedir , yani güçlü olanın sözünün geçtiği güçsüz olanın ezildiği yada sömürüldüğü bir düzen mi sağlanmaya çalışılmaktadır.</p>

<p>Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle yaptırımları ikiye ayırmak gerekir: Birincisi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulanan kolektif yaptırımlar, ikincisi ise devletlerin kendi iç hukuklarına dayanarak uyguladığı tek taraflı yaptırımlardır. CAATSA yaptırımları ikinci gruba, yani ABD’nin kendi iç hukukuna dayanan tek taraflı yaptırımlar kategorisine girer.</p>

<p><strong>1. Uluslararası Hukukta Yaptırım Kavramı</strong></p>

<p>Uluslararası hukukta yaptırım, bir devletin veya uluslararası örgütün, hukuka aykırı veya uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden bir davranışı değiştirmek amacıyla uyguladığı baskı aracıdır. Bu baskı aracı çoğu zaman dünya siyasetinde karışıklıkların çıktığı dönemlerde daha çok ortaya çıkmakta ve savaşların veya çatışmaların olduğu dönemlerde daha fazla gündeme gelmektedir. Ama şu anki değişen ve gelişen dünya düzeninde çatışma ortamı olmasa bile yaptırım kavramları gündeme gelmekte ve güçlü devletler bunu bir silah olarak kullanmaktadırlar. Burada en önemli etkilerden birisi de bu devletlerin yapmış olduğu lobi çalışmaları sonucu ortaya çıkmaktadır. Lobisi güçlü olanın sözünün geçtiği bir dönemdeyiz de diyebiliriz aslında. Bu baskı askeri olmak zorunda değildir. Hatta günümüzde yaptırımların büyük çoğunluğu ekonomik ve finansal niteliktedir.</p>

<p>Yaptırımların başlıca türleri şunlardır:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Ekonomik ambargo</li>
 <li>Mal varlığının dondurulması</li>
 <li>Bankacılık ve finans sistemine erişimin engellenmesi</li>
 <li>İhracat ve ithalat yasakları</li>
 <li>Savunma sanayii ambargoları</li>
 <li>Vize ve seyahat yasakları</li>
 <li>Belirli şirket ve kişilerin yaptırım listesine alınması</li>
 <li>İkincil yaptırımlar</li>
</ul>

<p>Özellikle ABD yaptırımları bakımından en etkili araçlardan biri, dolar sistemine ve Amerikan finans piyasalarına erişimin engellenmesidir. Çünkü uluslararası ticaretin önemli bir kısmı dolar üzerinden yürümektedir. Bu nedenle ABD’nin tek taraflı yaptırımları, yalnızca ABD vatandaşlarını değil, çoğu zaman üçüncü ülkelerdeki şirketleri de fiilen etkilemektedir. Amerika Birleşik Devletleri elindeki dolar silahını çok etkili şekilde kullanmakta ve ekonomik anlamda özellikle katma değeri yüksek teknolojik aletlerde ve savunma sanayi ürünlerinde dışa bağımlı olan devletleri bu silah ile çok ciddi şekilde sıkıştırmakta ve ülkelerde oluşması muhtemelen olan enflasyonun daha hızlı ve sert şekilde yükselmesini de yine bu silah ile tetiklemektedir. Buna en net örnek Trump ın ilk döneminde gördüğümüz şekilde ülkemize uygulanan yaptırımlar ve yapılan ekonomik saldırılar verilebilir.</p>

<p><strong>2. BM Güvenlik Konseyi Yaptırımları</strong></p>

<p>Uluslararası hukuk bakımından en güçlü ve tartışmasız yaptırım mekanizması Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yaptırımlarıdır. BM Şartı’nın VII. Bölümü, uluslararası barış ve güvenliğin tehdit edilmesi, barışın bozulması veya saldırı fiili hâlinde Güvenlik Konseyi’ne yaptırım uygulama yetkisi verir. BM Şartı m. 39’a göre Güvenlik Konseyi, barışa yönelik tehdit, barışın bozulması veya saldırı fiilinin varlığını belirler ve gerekli tedbirleri kararlaştırır. Bu maddeye en net ve bilinen örnek Keşmir olaylarına karşı bu maddenin devreye girmesidir.</p>

<p>BM Şartı m. 41 ise silahlı kuvvet kullanımını içermeyen tedbirleri düzenler. Bunlar ekonomik ilişkilerin kesilmesi, ulaşım ve haberleşme bağlantılarının durdurulması, diplomatik ilişkilerin askıya alınması gibi yaptırımlardır. Bu maddeyle ilgili herkesin hafızasında kalan açıklamalardan birisi olan tarafları sulhe davet etme ve çatışmasızlık ortamının sağlanmasına yönelik herkesin bildiği açıklamaların BM de görevli en üst düzey kişiler tarafından TV karşısında yapılması verilebilir. Tabi ki bugün bir ayrı tartışma konusu da bu BM kararlarının ne kadar etkili olduğu ve BM yaptırımlarının ne kadar dikkate alındığıdır. Bu yaptırımlar, BM üyesi devletler açısından bağlayıcı nitelik taşır.</p>

<p>Bu nedenle BM yaptırımları, uluslararası toplum adına alınan kolektif tedbirlerdir. Örneğin Kuzey Kore’ye yönelik BM yaptırımları, İran nükleer programına ilişkin eski yaptırım rejimleri veya bazı terör örgütlerine yönelik mal varlığı dondurma kararları bu kapsamdadır.</p>

<p><strong>3. Tek Taraflı Yaptırımlar</strong></p>

<p>BM yaptırımlarından farklı olarak tek taraflı yaptırımlar, bir devletin kendi iç hukukuna veya dış politika tercihine dayanarak başka bir devlete, şirkete veya kişiye yaptırım uygulamasıdır. Burada bu tek taraflı yaptırımların aslında yukarıda söylediğimiz yaptırımlardan çok daha etkili ve kesin sonuçlar verdiği aşikardır. Çünkü değişen ve gelişen dünyada artık sadece gücün kadar askerin kadar teknolojinden ziyade teknolojik savunma sanayi ürünlerin kadar etkili olduğun bir gerçek vardır ki artık bir çok devlet de bu gerçeği kabul etmek zorunda kalmıştır.</p>

<p>ABD, Avrupa Birliği, İngiltere, Kanada ve bazı diğer devletler bu yöntemi sıkça kullanmaktadır. Ancak özellikle ABD yaptırımları, Amerikan dolar sistemi ve küresel finans piyasaları üzerindeki etkisi nedeniyle diğer devletlerin yaptırımlarından daha güçlü sonuçlar doğurur.</p>

<p>Tek taraflı yaptırımların uluslararası hukuktaki meşruiyeti tartışmalıdır. Bir görüşe göre devletler, kendi ulusal güvenliğini, dış politikasını ve kamu düzenini korumak için kiminle ticaret yapacağını belirleme hakkına sahiptir. Bu nedenle kendi vatandaşlarına ve kendi şirketlerine yasak koyabilir.</p>

<p>Diğer görüşe göre ise bir devletin kendi iç hukukunu üçüncü ülkelerdeki kişi ve şirketlere uygulaması, devletlerin egemen eşitliği ve iç işlerine karışmama ilkesiyle çatışabilir. Özellikle ikincil yaptırımlar bu nedenle yoğun şekilde eleştirilmektedir.</p>

<p>Burada tartışmamız gereken ve önemli görülen bir konu tüm bu güçlü devletlerin yapmış olduğu bu yaptırımlara karşı her daim eşitliği ve insan haklarını savunduğunu açıklaması çelişkisidir. Zira bu devletlerin yapmış olduğu bu ambargolar doğrudan insan hayatını ve ambargo ve yaptırım uyguladıkları devletlerde yaşayan insanların hayatının her anını neredeyse etkilemektedir.</p>

<p><strong>4. Karşı Önlem Kavramı</strong></p>

<p>Uluslararası hukukta tek taraflı yaptırımlar bazen “karşı önlem” kavramıyla açıklanmaya çalışılır. Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun Devletlerin Uluslararası Haksız Fiillerinden Sorumluluğuna İlişkin Maddeleri’nde karşı önlemler düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören devlet, uluslararası hukuka aykırı fiilden sorumlu devleti yükümlülüklerine uymaya zorlamak amacıyla geçici bazı tedbirler alabilir. Ancak bu tedbirler sınırsız değildir.</p>

<p>Karşı önlemlerin temel şartları şunlardır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birincisi, ortada uluslararası hukuka aykırı bir fiil bulunmalıdır.</p>

<p>İkincisi, yaptırım uygulayan devlet bu fiilden zarar gören devlet olmalıdır.</p>

<p>Üçüncüsü, karşı önlem orantılı olmalıdır.</p>

<p>Dördüncüsü, karşı önlem geçici olmalı ve karşı tarafın hukuka uygun davranmasını sağlamayı amaçlamalıdır.</p>

<p>Beşincisi, kuvvet kullanma yasağı, temel insan hakları, diplomatik dokunulmazlıklar ve insancıl hukuk gibi emredici kurallar ihlal edilmemelidir.</p>

<p>Bu açıdan bakıldığında her tek taraflı yaptırım otomatik olarak hukuka uygun kabul edilemez. Yaptırımın amacı, kapsamı, muhatabı, orantılılığı ve uluslararası hukukla bağlantısı ayrıca değerlendirilmelidir. Ancak tüm bu maddeler ve sayılanlardan ziyade ortada bir dünya gerçeği vardır ki bu yazılı kuralların hiç birisi neredeyse uygulanmamaktadır. Devletler savaş durumunda da çatışma durumunda da meşru müdafa hakkı kapsamında karşılık vermesi gereken durumlarda dahi eğer güçlüyse orantısız şekilde bu gücü karşı devlete yönelik kullanmaktadırlar. Buna en net ve en belirgin örnek son dönemlerde yaşanan ve herkesin bildiği İsrail, İran, Amerika, Filistin, Rusya, Ukrayna gibi devletlerde gördüğümüz ve televizyonlardan canlı canlı tüm dünyanın izlediği savaş suçlarının göz göre göre işlenmesidir. Tüm bu durumlar göz göre göre yapılırken de bu şekilde süslü püslü kurallar olduğu halde hiçbir devletin buna uymaması da yine uluslararası hukukun ortadan fiilen kalktığını ve güçlü olanın gücünü sonuna kadar kullandığını bize göstermektedir.</p>

<p><strong>5. CAATSA Yaptırımları Nedir?</strong></p>

<p>CAATSA, İngilizce adıyla “Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act”, Türkçe karşılığıyla “Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası”dır. ABD’de 2017 yılında kabul edilmiş federal bir kanundur. Kanun; Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye yönelik yaptırım rejimlerini güçlendirmek amacıyla çıkarılmıştır. CAATSA 2 Ağustos 2017’de dönemin ABD Başkanı Donald Trump tarafından imzalanarak yürürlüğe girmiştir. Bu dönemde bunu yürürlüğe alan ABD , dünyada kaybettiği gücünü geri kazanmayı ve yeniden itibarını korumayı ve gücünü kaybettiği bölgelerde ki devletlere yönelik tekrardan dizginleme amacı taşımaktaydı ancak bu ne kadar başarılı oldu orası da bir ayrı tartışma konusudur.</p>

<p>CAATSA’nın en önemli yönlerinden biri, yalnızca doğrudan hedef devletleri değil, bu devletlerle belirli alanlarda önemli işlem yapan üçüncü ülke kişi ve kurumlarını da etkileyebilmesidir. Bu nedenle CAATSA, klasik yaptırım düzenlemelerinden farklı olarak “ikincil yaptırım” etkisi doğurur. Buda aslında yaptırımlar konusunda ikincil yaptırımlara maruz kalan devletlerin iç işlerine doğrudan bir müdahale niteliği taşımaktadır. Zira ABD ile dost olmayan bir devlet ile ilişkiniz iyiyse eğer ABD tarafından doğrudan yaptırıma maruz kalma tehlikesi ile karşı karşıya kaldınız demektir. Buda yine insan haklarına ve uluslararası hukuka aykırı bir durumdur.</p>

<p>Örneğin bir devlet, Rusya’nın savunma veya istihbarat sektörüyle “önemli işlem” yaparsa ABD bu devlete veya ilgili kurumlarına yaptırım uygulayabilir. Türkiye’ye yönelik S-400 meselesinde tartışılan yaptırımlar da bu çerçevede gündeme gelmiştir. Zira Türkiye yıllarca ABD den patriot hava savunma sistemlerini istemiş ama istediği şartlarda asla bu hava savunma sistemlerine sahip olamamıştır bu sebeple kendi milletinin ve devletinin güvenliği için satın alınan S-400 ler ABD nin hasmı olan Rusyadan alındığı için , ABD ambargosuna maruz kalmıştır.</p>

<p><strong>6. CAATSA’nın Hukuki Dayanağı</strong></p>

<p>CAATSA’nın doğrudan hukuki dayanağı uluslararası bir sözleşme değil, ABD iç hukukudur. Yani CAATSA, BM Güvenlik Konseyi kararıyla çıkarılmış bir yaptırım rejimi değildir. ABD Kongresi tarafından kabul edilen ve ABD Başkanı tarafından imzalanan bir federal kanundur. Yani demem o ki bir devlet kendi içinde almış olduğu kararla direkt olarak kendine düşman gördüğü devletlere yaptırım uygulamayı kendine hak görmekte ama burada kendi düşmanlarıyla ilişkilerini geliştiren devletlere de bunu göstererek ikincil yaptırım dediğimiz yaptırım türünü uygulamaktadır.</p>

<p>Bu nedenle CAATSA’nın kaynağı bakımından iki ayrı değerlendirme yapılmalıdır.</p>

<p>Birincisi, ABD iç hukuku bakımından CAATSA geçerli bir kanundur. ABD makamları, kendi vatandaşlarına, kendi şirketlerine, ABD finans sistemine erişmek isteyen yabancı kişi ve şirketlere bu kanunu uygulayabilir.</p>

<p>İkincisi, uluslararası hukuk bakımından CAATSA daha tartışmalı bir alandadır. Çünkü ABD, kendi iç hukukuna dayanarak üçüncü devletlerin egemen tercihlerini etkilemeye çalışmaktadır. Bu da doğrudan bir devletin aslında iç işlerine müdahale niteliği taşımakta ve dolaylı yoldan o devleti yönlendirmeye çalışmaktır diyebiliriz. Özellikle savunma sanayii alımlarında başka bir devletin hangi ülkeden silah sistemi alacağına dışarıdan müdahale edilmesi, egemenlik ve iç işlerine karışmama ilkesi yönünden tartışma yaratır.</p>

<p><strong>7. Devletler Neye Göre Yaptırım Uygular?</strong></p>

<p>Devletlerin yaptırım uygulama sebepleri genellikle şu başlıklarda toplanır:</p>

<p>Ulusal güvenlik gerekçesiyle yaptırım uygulanabilir. Bir devlet, başka bir devletin askeri kapasitesini, nükleer programını veya terör örgütleriyle ilişkisini kendi güvenliği için tehdit olarak görebilir. Ama bunu tehdit olarak görürken dahi elle tutulur gözle görülür hukuki delil olarak değerlendirilebilecek net kanıtlar olması lazımdır. Hayali olarak sırf bir devletin zengin doğalgaz ve petrol yatakları olması sebebiyle o devleti terör listesine almak yada o devleti nükleer silaha sahip olmakla itham etmek ne uluslararası hukuka ne de insanlığa sığar.</p>

<p>Dış politika gerekçesiyle yaptırım uygulanabilir. Bir devlet, başka bir devletin savaş, işgal, insan hakları ihlali veya seçimlere müdahale gibi davranışlarına karşı ekonomik baskı kurabilir. Bu en doğal hakkıdır ama bunda da yine net kanıtlar olması gerekmektedir.</p>

<p>İnsan hakları gerekçesiyle yaptırım uygulanabilir. Bazı yaptırım rejimleri, ağır insan hakları ihlallerine karışan kişi ve kurumların mal varlığının dondurulmasına dayanır. Bu en çok uygulanmaya çalışılan yaptırımlardan birisidir ve bunda dahi usulsüzlükler görülmektedir.</p>

<p>Terörle mücadele gerekçesiyle yaptırım uygulanabilir. Terör örgütleriyle bağlantılı kişi, kurum veya finansal ağlara yaptırım uygulanması bu kapsamdadır. Ama terör bağlantılı kişilerin daha sonra hedef devlete karşı kullanılması amacıyla kendi ülkelerinde sığınma barınma yaşama artık adına ne derseniz hak verilmesi hukuka aykırıdır.</p>

<p>Nükleer silahların yayılmasını önleme gerekçesiyle yaptırım uygulanabilir. İran ve Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımların önemli bir kısmı bu gerekçeye dayanır. Ama burada dahi nükleer silaha sahip olan devletlerin başka devletlerde nükleer silah istememe iki yüzlülüğü yine karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>CAATSA özelinde ise ABD, Rusya’nın savunma ve istihbarat sektörleriyle yapılan önemli işlemleri kendi ulusal güvenliği ve dış politika çıkarları bakımından tehdit olarak değerlendirmiştir.</p>

<p><strong>8. CAATSA ve Türkiye Örneği</strong></p>

<p>Türkiye bakımından CAATSA tartışması özellikle Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sistemi nedeniyle gündeme gelmiştir. ABD, Rus savunma sanayii ile yapılan bu alımı CAATSA kapsamında değerlendirmiştir. Bu olay, CAATSA’nın yalnızca Rusya’ya değil, Rusya ile savunma alanında işlem yapan üçüncü ülkelere de uygulanabileceğini göstermiştir. Garip olan şudur ki ABD ve Rusya arasında ki ticaret hacmi Trump döneminde hep artmıştır . Burada bu işin iç siyasette oy toplamak için yapılmış bir hamle olup olmayacağı tartışması da yine ayrı şekilde gündeme gelmektedir.</p>

<p>Burada uluslararası hukuk açısından temel tartışma şudur: Türkiye egemen bir devlet olarak savunma ihtiyacını hangi ülkeden karşılayacağına kendisi karar verebilir mi? Evet, devlet egemenliği ilkesi gereği bu karar Türkiye’ye aittir. Ancak ABD de kendi iç hukuku ve ulusal güvenlik politikası gereği, Rus savunma sektörüyle işlem yapan kişi veya kurumları kendi finansal ve ticari sisteminden dışlayabileceğini ileri sürmektedir. Hukuka aykırı olan budur. Kendi iç ilişkilerin yüzünden istemediğin sevmediğin devletlerle iyi ilişkilere sahip olan devletlere yönelik de bu yaptırımları uygulamak doğru değildir.</p>

<p>Bu nedenle mesele yalnızca hukuk meselesi değil, aynı zamanda güç ve jeopolitik meselesidir. ABD’nin finans sistemi üzerindeki etkisi, kendi iç hukukuna dayanan yaptırımları küresel ölçekte etkili hâle getirmektedir. Kırılgan ekonomiye sahip olan devletler de maalesef bu tür ikincil yaptırım dediğimiz yaptırımlardan daha çok etkilenmektedir.</p>

<p><strong>9. Tek Taraflı Yaptırımların Uluslararası Hukuk Açısından Sorunları</strong></p>

<p>Tek taraflı yaptırımların en tartışmalı yönü, egemen eşitlik ilkesidir. BM Şartı’na göre tüm devletler egemen eşittir. Bir devletin diğer devleti ekonomik baskıyla belirli bir politika değişikliğine zorlaması, bazı durumlarda iç işlerine karışmama ilkesiyle çatışabilir. Ancak burada kanuni bir boşluk da var diyebiliriz çünkü bu sözleşmelerin yazıldığı yapıldığı dönemlerde ki dünyanın içinde bulunduğu ekonomik koşullar ve ortam ve tabiki teknoloji seviyesiyle şimdiki düzen bir değildir. Buda bir nevi şu anda ekonomisi güçlü olan devletlerin bunu bir silah olarak kullanmasına sebep olmaktadır.</p>

<p>Uluslararası Adalet Divanı’nın Nikaragua kararında da iç işlerine karışmama ilkesi, devletlerin siyasal, ekonomik ve sosyal sistemlerini serbestçe belirleme hakkıyla bağlantılı olarak ele alınmıştır. Zorlama niteliğindeki müdahaleler bu ilke bakımından sorun yaratabilir.</p>

<p>İkinci sorun, ülke dışı uygulamadır. ABD yaptırımlarında sıkça görüldüğü üzere, ABD kendi iç hukukunu üçüncü ülke şirketlerine de fiilen uygulayabilmektedir. Bir Avrupa, Türk veya Asya şirketi ABD ile hiçbir doğrudan işlem yapmasa bile dolar sistemiyle bağlantısı varsa yaptırım riskiyle karşılaşabilir. Aslında burada dünya ticareti dolar üzerinden döndüğü için ülkelerde ki tüm şirketler de dolaylı yoldan bu durumdan ve oluşan enflasyondan etkilenmekte ve ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar.</p>

<p>Üçüncü sorun, orantılılık meselesidir. Yaptırımın hedefi ile sonucu arasında makul bir denge bulunmalıdır. Aksi hâlde yaptırım, hukuki tedbir olmaktan çıkıp ekonomik cezalandırmaya dönüşebilir. Bu da ilgili ülkede insanların yaşamlarını dahi doğrudan etkilediği için orantılılık ilkesini aşmaktadır ve orantısız bir yaptırıma dönüşmektedir.</p>

<p>Dördüncü sorun, insani etkidir. Özellikle geniş ekonomik ambargolar, hedef devletin yönetiminden çok sıradan halkı etkileyebilir. Bu nedenle modern yaptırım rejimleri artık daha çok “akıllı yaptırım” veya “hedefli yaptırım” modeline yönelmiştir.</p>

<p><strong>10. CAATSA Hukuka Uygun mudur?</strong></p>

<p>CAATSA’nın hukuka uygunluğu konusunda kesin ve tek cümlelik bir cevap vermek zordur.</p>

<p>ABD iç hukuku bakımından CAATSA, Kongre tarafından kabul edilmiş bağlayıcı bir federal kanundur. ABD makamları açısından uygulanabilir niteliktedir.</p>

<p>Uluslararası hukuk bakımından ise CAATSA’nın meşruiyeti tartışmalıdır. Benim şahsi fikrim uluslararası hukuka kesinlikle uygun değildir. Özellikle ikincil yaptırımlar konusu kesinlikle uluslararası hukuka uygun değildir. Eğer CAATSA, ABD’nin kendi vatandaşlarına ve şirketlerine “şu kişi veya kurumlarla işlem yapmayacaksın” demesiyle sınırlıysa, bu devletin kendi ekonomik düzenini belirleme yetkisi kapsamında görülebilir. Hukuka uygun olur.</p>

<p>Ancak CAATSA, üçüncü devletleri kendi savunma, enerji veya dış politika tercihlerinden vazgeçmeye zorlayacak şekilde uygulanırsa, egemenlik ve iç işlerine karışmama ilkesi açısından tartışmalı hale gelir ve bu da hukuka uygun değildir. Özellikle ikincil yaptırımlar, uluslararası hukuk literatüründe en çok eleştirilen alanlardan biridir ve bu konuda bana göre de kesinlikle uluslararası hukuka uygun değildir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Uluslararası hukukta yaptırımlar, devletlerin ve uluslararası örgütlerin barış, güvenlik, insan hakları ve dış politika hedefleri doğrultusunda kullandığı önemli araçlardır. Ancak yaptırımların hukuki niteliği, onları kimin uyguladığına göre değişir.</p>

<p><strong>Av. Melihresül ŞENOĞLU</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/caatsa-ornegi-ve-uluslararasi-hukukta-yaptirim-konusu</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 18:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/caatsa-yaptirim.jpg" type="image/jpeg" length="55679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUTUKLAMAYA DÖNÜK YAKALAMA EMRİ YASAL MI?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tutuklamaya-donuk-yakalama-emri-yasal-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tutuklamaya-donuk-yakalama-emri-yasal-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yakalama tedbiri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 90. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede; herkes tarafından geçici olarak yakalamanın yapılabileceği haller ile bunun dışında kalan yakalama sebepleri ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler düzenlenmiştir.</p>

<p>CMK m.91’de düzenlenen gözaltı tedbiri, prensip olarak ilgili Cumhuriyet başsavcılığının vereceği kararla mümkündür. Şartları CMK m.91/4’de sayılan toplu suçlarda, Cumhuriyet savcısı kararı olmaksızın istisnai olarak kolluk tarafından gözaltı tedbirine başvurulabileceği görülmektedir.</p>

<p>CMK m.94’de yakalanan kişinin hakime veya mahkemeye götürülmesi usulü ve m.98’de de yakalama emri ve nedenleri düzenlenmiştir. Toplam dört fıkradan oluşan CMK m.98’in ilk üç fıkrasında, yakalama emrinin düzenlenmesine ilişkin şartların yer aldığı görülmektedir.</p>

<p><strong>Ayrıca; </strong>CMK m.100 ila m.108’de düzenlenen tutuklama tedbirine ilişkin hiçbir hükümde gıyabi, yani yoklukta tutuklama veya tutuklamaya dönük yakalama kararı verilebileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır.</p>

<p>5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Yakalama emri” başlıklı 19. maddesinde; kasten işlenen suçlarda 3 yıl, taksirle işlenen suçlarda ise 5 yıldan fazla hapis cezası infazı olan suçlarda hükümlü hakkında doğrudan yakalama emrinin çıkarılacağı belirtilmiştir.</p>

<p><strong>Görüleceği üzere;</strong> yukarıda yer verdiğimiz hiçbir hükümde gıyabi tevkif/yoklukta tutuklama veya tutuklamaya dönük yakalama emri anlamına gelebilecek bir düzenlemeye yer verilmediği, ancak bunlardan CMK m.98/1’in 2. cümlesinde yer alan <i>“Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.” </i>hükmü ile Ceza İnfaz Kanunu m.19/2’nin, yani hapis cezasının infazı için yakalama emrinin tutuklamaya dönük yakalama emri olarak düşünülebileceği, bunlardan tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde çıkarılabilecek yakalama kararı üzerine yakalanan şüphelinin otomatik olarak tutuklanmayacağı, yakalama emrine rağmen ek sorgusu yapılmak ve savunması alınmak suretiyle serbest bırakılabileceği veya adli kontrol tedbirine tabi tutulabileceği,</p>

<p>İnfaz Kanunu m.19/2’den kaynaklanan infaz için yakalamada ise, hapis cezasına mahkumiyetin infazı nedeniyle hükümlünün cezaevine koyulması için yakalama emrinin infaz edileceği, artık bunun bir tutukluluk sayılamayacağı, kesinleşmiş hapis cezası mahkumiyetinin infazı için Cumhuriyet savcısı tarafından çıkarılan yakalama emrinin, gerek yakalama emrini veren hakim veya mahkeme olmadığından ve gerekse hükümlünün cezasının infazı amacıyla yakalama emri çıkarıldığından, infaz için yakalamanın yoklukta tutuklama veya tutuklamaya dönük yakalama olarak nitelendirilemeyeceği,</p>

<p>Sonucuna varılmalıdır.</p>

<p><strong>Ceza Muhakemesi Kanunu’nda “gıyabi tevkif/yoklukta tutuklama” usulü kabul edilmemiştir.</strong> Kanun koyucu; tutuklama konusunda ihsas-ı reye sebep olabilecek, bu konuda ön yargı içeren, sorgusu yapılmadan ve savunması alınmadan, yokluğunda şüphelinin veya sanığın tutuklanmasına veya tutuklanması amacıyla yakalanmasına, yakalandığında da gıyabi tevkifin vicahiye çevrilip şüpheli veya sanığın özgürlüğünden alıkoyulmasına izin vermemiştir.</p>

<p><strong>Uygulamada;</strong> gıyabi tevkifin, yani yoklukta tutuklamanın gerekli olduğu, şüphelinin veya sanığın yakalanmadan da dosya içeriğine ve delillere göre tutuklanması gerektiği, tutuklamanın oluşan şartları bakımından ayrıca sorgunun yapılıp savunmanın alınmasına gerek olmadığı, kaldı ki şüphelinin veya sanığın hakimin veya mahkemenin gıyabi tevkif kararı ile yakalanmasından hemen sonra vicahiye çevirmesi sırasında da sorgusunun yapılıp savunması alınacağından ve oluşan yeni şartlara göre gıyabi tutukluluğa son verilmesi mümkün olduğu düşüncesinden hareketle, CMK m.98/1’in 2. cümlesinin “tutuklama amaçlı yakalama” olarak adlandırılıp tatbik edildiği görülmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ancak tutuklama amaçlı veya tutuklamaya dönük yakalama emri çıkarılmasının doğru olmadığını, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile çeliştiğini,</strong> en önemlisi de mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu m.106/1 ve m.108/1 hükümlerine yeni Kanunda yer verilmediğini, bunun yerine CMK m.101’in kabul edildiğini, ayrıca CMK m.98/1’in ikinci cümlesinin “otomatik tutuklama”, “tutuklama amaçlı yakalama”, “yoklukta tutuklama”, veya “tutuklama yerine yakalama” olarak anlaşılmaya elverişli olmadığını, bir an için bu anlayışa uygun olduğu düşünülse bile, konuyu özel olarak düzenleyen CMK m.101’in 2 ila 4. fıkralarının yoklukta ve sorgusuz tutuklamayı yasakladığını belirtmek isteriz. Yasada değişikliğe gidilmeden, yoklukta tutuklamanın kabulü suretiyle hareket edilmesi mümkün değildir.</p>

<p><strong>Bu nedenle;</strong> Kanunda yer almayan gıyabi tevkifin, “Yakalama ve Gözaltı” başlığı altında yer alan CMK m.98’in kişi hürriyeti ve güvenliği aleyhine yorumla genişletilip, soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüphelinin veya tutuklama talebinin reddi kararına itiraz eden Cumhuriyet savcısının yaptığı bu itiraz üzerinde itiraz mercii tarafından çıkarılan yakalama kararı ile kovuşturma aşamasında yerel mahkemenin CMK m.100/1’i esas alıp, CMK m.199 uyarınca mahkumiyet kararı ile verdiği yakalama kararının “tutuklama amaçlı yakalama” olarak değerlendirilip, bu kararla yakalanan şüpheli veya sanığın sorgusu yapılıp savunması alınmadan veya bunlar yapılsa bile tutukluluk için gerekli şartların varlığı ayrıntılı değerlendirilip kararda gösterilmeden, CMK m.94’ü de kullanarak doğrudan tutuklama kararı verilmesi, yani çıkarılan yakalama kararının şüpheli veya sanığa okunmak suretiyle tutukluluğunun tatbiki de isabetli değildir.</p>

<p><strong>Uygulamada ise; </strong>yakalama tedbirinin ifadeye ve tutuklamaya dönük yakalama olarak ikiye ayrıldığı, ifadeye dönük yakalamanın CMK m.94 ve tutuklamaya dönük yakalamanın da m.98/1 kapsamında değerlendirildiği, esasen m.94’ün yakalanan kişinin hakime veya mahkemeye götürülmesi usulünü düzenlediği, ifadeye ve tutuklamaya dönük yakalama ayırımının, kanun koyucunun yoklukta tutuklama tedbirini düzenlememesinden kaynaklanan fiili bir durum olduğu,</p>

<p>Sanığın tutuklanması ve tutuklama müzekkeresinin şekli konulu mülga CMUK m.106/1’in ikinci cümlesinde öngörülen <i>“Sanık hazır değilse talebe ilişkin karar, yokluğunda ve evrak üzerinde verilir.” </i>hükmü ile mülga CMUK m.108’e benzer bir düzenlemenin yürürlükte olan Ceza Muhakemesi Kanunu’nda bulunmadığı, kasten insan öldürme, nitelikli yağma, cinsel saldırı veya cinsel istismar gibi suçlar ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen diğer <i>ağır </i>nitelikli suçlardan dolayı çıkarılan yakalama emirlerinin ciddiyetini göstermek ve yakalama emri üzerine yakalanan şüphelinin ifadesi alınıp serbest bırakılmaması amacıyla yakalama talepleri ile müzekkerelerinin üzerlerine “tutuklamaya dönük yakalama” ibaresinin yazıldığı,</p>

<p>Esasen; CMK m.90 uyarınca suçüstü hali başta olmak üzere bu maddede gösterilen haller ile CMK m.98’de sayılan sebeplerle sınırlı uygulanabilecek yakalama tedbirinde ve çıkarılacak yakalama emrinde bu maddelerde sayılan kurallara uyulmadığı, ortada suçüstü hali olmadan veya soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeme veya çağrı yapılamama gibi bir sebep de bulunmadan şüpheli hakkında doğrudan yakalama emrinin çıkarıldığının görüldüğü, bilhassa örgütlü suçlarda ortada örgütün faaliyeti kapsamında işlenen, yani suçüstü kapsamına giren bir suç olmaksızın örgüt suçu mütemadi/neticesi devam eden suçlardan denilerek, şüpheliler hakkında doğrudan yakalama emirlerinin düzenlendiği, bunun sebebinin de örgüt üyesi olduğu iddia edilen şüphelilerin kaçmalarının, delil karartmalarının ve birbirlerini uyarmalarının önüne geçilmesi olarak gösterildiği,</p>

<p>Anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>Sonuç olarak;</strong> Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutuklamaya dönük yakalama emrinin düzenlenmediği, bu usulün uygulamada geliştiği, ifadeye ve tutuklamaya dönük yakalama emirleri olarak ikili bir ayırımın yapıldığı, ihlal ettiği hukuki yararlar ve cezaların ağırlığı olan suçlar ile suç örgütü kurma suçunda tutuklamaya dönük yakalama emirlerinin düzenlendiği, hatta “Gözaltı” başlıklı CMK m.91/1’de <i>“Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir.” </i>dediği halde, çıkarılan yakalama emri sonrasında Cumhuriyet savcısı tarafından daha şüphelinin yakalanması beklenmeden gözaltı kararının da verilebildiği, tüm bu uygulamaların yasal dayanaktan yoksun olup, “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13’ün ihlal etmek suretiyle Anayasa m.17’nin güvencesi altında olan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının özünü zedelediği, ya uygulamanın Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen hükümlere göre hareket etmesi veya mülga CMUK m.106’da ve m.108’de yer alan hükümlere benzer bir düzenlemeye gidilmesi, yani kanun koyucu tarafından ifadeye ve tutuklamaya dönük yakalama emirlerinin özel olarak tanımlanmasının isabetli olacağı görülmektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN"><img alt="Prof. Dr. Ersan ŞEN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_1778u8tYyuYY1Yu77.81y0yuuoUY81ouuuai5yu2uu7uYYuouuuauY9u79uuuaYYuyY_1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN">Prof. Dr. Ersan ŞEN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tutuklamaya-donuk-yakalama-emri-yasal-mi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 18:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/hakim-teraziaffa.jpg" type="image/jpeg" length="73930"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bedelli askerlik ücreti 472 bin 653 lira oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bedelli-askerlik-ucreti-472-bin-653-lira-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bedelli-askerlik-ucreti-472-bin-653-lira-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı, bedelli askerlik ücreti ile ilgili açıklama yaparak, Temmuz 2026'da 472 bin 653 lira 60 kuruş uygulanacağını ilan etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haziran ayı enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından memur maaş katsayısı güncellendi. Bu gelişmeyle birlikte memur aylık katsayısına göre belirlenen bedelli askerlik ücreti de yeniden hesaplandı.</p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), yeni bedelli askerlik ücretinin 472 bin 653 lira 60 kuruş olarak uygulanacağını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MEMUR MAAŞ KATSAYISI YENİ TUTARI BELİRLEDİ</strong></p>

<p>Askeralma Kanunu kapsamında bedelli askerlik ücreti, memur aylık katsayısındaki değişime göre otomatik olarak güncelleniyor.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle birlikte bedelli askerlik ücreti 416 bin 361 lira 30 kuruştan 472 bin 653 lira 60 kuruşa yükseldi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bedelli-askerlik-ucreti-472-bin-653-lira-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/bedel4aas.jpg" type="image/jpeg" length="72083"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YABANCILAR HUKUKUNA İLİŞKİN PRATİK BİLGİLER-7 (Taşınmaz Alımı Yoluyla Vatandaşlık Başvurusu)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-7-tasinmaz-alimi-yoluyla-vatandaslik-basvurusu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-7-tasinmaz-alimi-yoluyla-vatandaslik-basvurusu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>YABANCILAR HUKUKUNA İLİŞKİN PRATİK BİLGİLER-7 </strong></p>

<p><strong>(Taşınmaz Alımı Yoluyla Vatandaşlık Başvurusu)</strong></p>

<p>Yabancılar hukukuna ilişkin yazmakta olduğum serinin yedincisi olacak bu yazıda taşınmaz alımı yoluyla vatandaşlık başvurusu yapmayı anlatacağım ve bazı pratik bilgilere değineceğim. Milletlerarası özel hukuka ve vatandaşlık-göç-göçmen hukukuna dair pratik bilgiler içeren bu seri umuyorum ki meslektaşlarıma faydalı olur.</p>

<p>Bir yabancı Türkiye’de taşınmaz edinimi yoluyla vatandaşlık başvurusu yapmayı planlıyorsa bu durumda 400.000 USD’lik bir taşınmaz almak zorundadır.</p>

<p>Eğer yabancı, Türkiye’de ikamet iznine sahip değilse ve yabancılara verilen kimlik numarası mevcut değilse öncelikle vergi dairelerine gidilerek bir “potansiyel vergi numarası” alınmalıdır. Bu durum banka hesabı açabilmek için gerekli olacaktır.</p>

<p>Sonrasında bir banka hesabı açabilmek için bankaya gidilmelidir. Bu aşamada kamu bankalarının potansiyel vergi numarası ile banka hesabı açmaya daha toleranslı baktığını ifade etmem gerekir. Banka hesabı açılırken şahsın kendisi mutlaka fiilen orada bulunmalıdır. Hatta bu aşamada vekaletle bir işleme de gerek yoktur. Ancak bankadaki görevliye, taşınmaz alımı yoluyla vatandaşlık başvurusunda bulunulacağı belirtilmelidir. Böylece bir döviz hesabı açılabilir ve limitler de düzenlenebilir.</p>

<p>Sonrasında, müvekkiliniz taşınmazı bulduktan sonra, Türkiye’deki hesabına, alım-satım aşamasına geçmeden evvel, en az 400.000 USD (taşınmaz bedeli ve tapu masrafları kadar) döviz olarak transfer edilmelidir.</p>

<p>Ardından taşınmazın alımı-satımı için işlemlere geçilmeden evvel yabancı müvekkilinize Türkiye’de pazarlığın oldukça yaygın olduğunu açıklamanız faydalı olabilir. Yine müvekkilinizin almayı düşündüğü taşınmazda bir KDV istisnası olup olmadığını da bu aşamada araştırmak gerekir.</p>

<p>Sonrasında taşınmaza dair takyidat sorgusu yapılmalıdır ve ayrıca “kapalı mahallede” olup olmadığına bakılmalıdır.</p>

<p>Taşınmaz bir şirketten alınıyorsa eğer şirket ana sözleşmesi incelenmeli, yetki hususu irdelenmeli, genel kurul kararı istenip istenmeyeceği tetkik edilmeli, İİK kapsamında kontroller yapılmalı, alacaklılara haber verme hususu, şirketin borç içinde olup olmadığı vs. bakımından inceleme yapılmalıdır.</p>

<p>Yabancı, taşınmazı vatandaşlığa geçişten dolayı aldığı için taşınmaz satışına dair noterde bir sözleşme yapılmalı, vatandaşlık aşamasında taşınmazdan kaynaklı bir sorun çıkması hakkında “cezai şart”, “iade” vs. hususlar tartışılmalı ve bu sözleşmede bu hususlara yer verilmelidir. Ayrıca taşınmaz bedelinin tapuda tam gösterilmesi de şarttır.</p>

<p>Bu aşamadan sonra taşınmaza dair alım-satım randevusunda “taşınmaz değerleme” başvurusu yapılır.</p>

<p>Değerleme raporu geldikten sonra taşınmazın bedeli göz önünde bulundurularak bankaya döviz satışı yapılacağı ve döviz alım belgesi talep edildiği belirtilmeli ve döviz alım belgesine başvurulmalıdır. Döviz alım belgesi ile birlikte tapuda işlemlere geçilebilir. Döviz alım belgesindeki miktarla, taşınmazın alım bedeli arasında uyumsuzluk olmamalıdır.</p>

<p>Tapuda, gayrimenkul yoluyla vatandaşlık işlemlerinde 3 yıllık satılmama şerhi konulacağı da unutulmamalıdır. Satamama süresi şerh tarihinden başlamaktadır. Bu başvuru WEB Tapu üzerinden yapılabilmektedir. Ayrıca uygunluk belgesine de başvurulmalıdır. Bu başvurular ve evrakların teslimi-alımı vekaletname ile yapılabilmektedir ancak WEB Tapu üzerinden muvafakat istenmektedir.</p>

<p>Şerh ve uygunluk belgesi işleminden sonra yine taşınmaz yoluyla vatandaşlık işlemlerinde ön şart olan “yatırım yoluyla ikamet iznine” başvurulmalıdır. Bu başvuru sırasında, başvuru formu, aile ile başvuru varsa nüfus kayıt belgesi, doğum belgesi, medeni hal belgesi, 2 adet biyometrik fotoğraf, uygunluk belgesi, online başvuru belgesi, adli sicil kaydı gibi belgeler istenmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir taşınmaz ile kişinin eşi ve çocukları da vatandaşlık için başvuruda bulunabilir ancak 18 yaşından büyük çocuklar başvuru yapamazlar.</p>

<p>Bu aşamadan sonra belge teslimi yapılır (il göçte) ve oturum izni geldikten sonra form doldurularak ve istenen belgeler ile birlikte vatandaşlık başvurusu yapılır.</p>

<p>Vekaletname aşamasında muhakkak il göçte, tapuda, vergi dairelerinde, nüfus ve vatandaşlıkta işlem yetkileri teferruatlı bir şekilde alınmalıdır. Ayrıca VAT4 formu doldurma yetkisi de alınmalıdır. Vekaletname mutlaka fotoğraflı, özel vekaletname olmalıdır. Ayrıca uygulamada sıklıkla değişiklik yaşandığı için ve bazı durumlarda farklı şehirlerde farklı uygulamalar söz konusu olabildiği için mağduriyet yaşanmaması adına mutlaka işlem sıralamaları ve belgeler vs. öğrenilmelidir.</p>

<p>Son olarak, göç hukuku söz konusu olduğunda yürütmenin geniş bir takdir yetkisi olduğundan, yatırım yoluyla vatandaşlık işlemlerinde de her zaman olumlu sonuç çıkmayabilir. Bu durumda eğer maddi bir hata olduğu yahut idarenin kararının objektif olmadığı düşünülüyorsa idare mahkemesine başvurulabilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-haldun-baris" title="Av. Haldun BARIŞ"><img alt="Av. Haldun BARIŞ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/11/haldun-baris-1.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-haldun-baris" title="Av. Haldun BARIŞ">Av. Haldun BARIŞ</a></strong></h4>

<p></p>

<p><strong><i><a href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-1-oturma-izni-sinir-disi-edilme-inad-yolcu-idari-gozetim-giris-yasagi" rel="dofollow">YABANCILAR HUKUKUNA İLİŞKİN PRATİK BİLGİLER-1 (Oturma İzni, Sınır Dışı Edilme, INAD Yolcu, İdari Gözetim, Giriş Yasağı)</a> (</i></strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-1-oturma-izni-sinir-disi-edilme-inad-yolcu-idari-gozetim-giris-yasagi" rel="dofollow">https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-1-oturma-izni-sinir-disi-edilme-inad-yolcu-idari-gozetim-giris-yasagi</a><strong><i>)</i></strong></p>

<p><strong><i><a href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-2-yabancilarin-evliligi-yabancilik-unsuru-tasiyan-bosanma-davalari" rel="dofollow">YABANCILAR HUKUKUNA İLİŞKİN PRATİK BİLGİLER-2 (Yabancıların Evliliği, Yabancılık Unsuru Taşıyan Boşanma Davaları)</a> (</i></strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-2-yabancilarin-evliligi-yabancilik-unsuru-tasiyan-bosanma-davalari" rel="dofollow">https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-2-yabancilarin-evliligi-yabancilik-unsuru-tasiyan-bosanma-davalari</a><strong><i>)</i></strong></p>

<p><strong><i><a href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-3" rel="dofollow">YABANCILAR HUKUKUNA İLİŞKİN PRATİK BİLGİLER-3</a> (</i></strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201940761-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><strong><i>AYM’nin 15.2.2024 Tarih ve 2019/40761 Başvuru Numaralı Kararının</i></strong></a><strong><i> - İstihbarat Raporu ile Sınır Dışı Edilme- Kısaca Değerlendirilmesi), (</i></strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-3" rel="dofollow">https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-3</a><strong><i>)</i></strong></p>

<p><strong><i><a href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-4-incoterms-pratik-uygulamasi-ve-yargitay-kararlari" rel="dofollow">YABANCILAR HUKUKUNA İLİŞKİN PRATİK BİLGİLER-4 (Incoterms Pratik Uygulaması ve Yargıtay Kararları</a>) (</i></strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-4-incoterms-pratik-uygulamasi-ve-yargitay-kararlari" rel="dofollow">https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-4-incoterms-pratik-uygulamasi-ve-yargitay-kararlari</a><strong><i>)</i></strong></p>

<p><strong><i><a href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-5-turk-kamu-duzenine-uygunluk-yabancilik-unsuru-iceren-bosanma-davalari-3-nolu-roma-tuzugu" rel="dofollow">YABANCILAR HUKUKUNA İLİŞKİN PRATİK BİLGİLER-5 (Türk Kamu Düzenine Uygunluk, Yabancılık Unsuru İçeren Boşanma Davaları, 3 Nolu Roma Tüzüğü)</a> (</i></strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-5-turk-kamu-duzenine-uygunluk-yabancilik-unsuru-iceren-bosanma-davalari-3-nolu-roma-tuzugu" rel="dofollow">https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-5-turk-kamu-duzenine-uygunluk-yabancilik-unsuru-iceren-bosanma-davalari-3-nolu-roma-tuzugu</a><strong><i>)</i></strong></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-6-tanima-tenfiz-davalari" rel="dofollow">YABANCILAR HUKUKUNA İLİŞKİN PRATİK BİLGİLER-6 (Tanıma-Tenfiz Davaları</a>) <a href="https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-6-tanima-tenfiz-davalari" rel="dofollow">(https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-6-tanima-tenfiz-davalari</a>)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yabancilar-hukukuna-iliskin-pratik-bilgiler-7-tasinmaz-alimi-yoluyla-vatandaslik-basvurusu-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/terazi-sozlesmea.jpg" type="image/jpeg" length="99758"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tasarrufun İptali Davası Devam Ederken Borcun Ödenmesi Davayı Nasıl Etkiler?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tasarrufun-iptali-davasi-devam-ederken-borcun-odenmesi-davayi-nasil-etkiler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tasarrufun-iptali-davasi-devam-ederken-borcun-odenmesi-davayi-nasil-etkiler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tasarrufun iptali davası, alacaklının alacağını tahsil etmesini engellemek amacıyla borçlu tarafından gerçekleştirilen belli tasarrufların, alacaklı bakımından hükümsüz sayılmasını sağlayan özel bir dava türüdür. Bu dava sonucunda tasarruf işlemi ortadan kaldırılmamakta; yalnızca alacaklıya, tasarrufa konu mal üzerinde cebri icra yoluyla takip yapabilme imkanı tanınmaktadır. Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için, davacının gerçek bir alacağının bulunması, bu alacağa ilişkin takibin kesinleşmiş olması, tasarrufun takip konusu borcun doğumundan sonra gerçekleştirilmiş olması ve kural olarak borçlu hakkında kesin veya geçici aciz belgesinin mevcut bulunması gerekmektedir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan sorunlardan biri ise, tasarrufun iptali davası devam ederken takip konusu borcun tamamen ödenmesidir. Bu durumda davanın akıbeti, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hangi tarafa yükletileceği hususu uzun süre tartışma konusu olmuş; özellikle son dönemde verilen Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları bu konuda önemli değerlendirmeler ortaya koymuştur.</p>

<p><strong>Borcun Dava Sırasında Ödenmesinin Davaya Etkisi</strong></p>

<p>Tasarrufun iptali davasının amacı, alacaklıya alacağını tahsil edebilme imkanı sağlamaktır. Bu nedenle takip konusu alacağın dava devam ederken tamamen tahsil edilmesi halinde, davanın dayandığı hukuki yarar ortadan kalkmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20258104-e-20258273-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2025/8104 Esas, 2025/8273 Karar sayılı ilamı</a></strong>nda da, icra dosyasının infaz edilmesiyle birlikte tasarrufun iptali davasında hukuki yararın ortadan kalktığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı; ancak yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden mutlaka davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır; ‘’<i>Ayrıca mahkeme dosyasına alacaklı vekilinin 11.11.2022 tarihli verdiği dilekçeyle de icra dosyasının infaz edildiği, hacizlerin kalktığı, davanın konusuz kaldığı beyan edilmiştir.HMK'nın 114/1-4. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. <strong>Hukuki yararın davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olması yeterli değildir. Dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar hukuki yararın devamı gerekir.</strong>Somut olayda, icra dosya borcu tahsil edilmiş olduğundan, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalkmıştır. O halde asıl dava olarak açılan istihkak davasının konusuz kaldığı durumda, karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddi gerekir. Bu durumda davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ile vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken haklılık değerlendirilmesi yapılmaması doğru görülmemiştir.’’</i></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20256313-e-2026927-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2025/6313 Esas, 2026/927 Karar sayılı ilamı</a></strong>nda; <strong>takip dosyasının haricen tahsil yoluyla kapanması nedeniyle tasarrufun iptali davasının konusuz kaldığı, bu durumda mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin ise davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir</strong>; ‘<i>’Somut olayda; davaya dayanak Adana 3. İcra Müdürlüğünün takip dosyası haricen tahsil yoluyla kapatılmış olup dava konusuz kalmıştır. Şu halde mahkemece, yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdiri yönünden tarafların haklılık durumu da değerlendirilmek suretiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.’’</i></p>

<p><strong>Aciz Belgesi ve Haklılık Değerlendirmesi</strong></p>

<p>Borcun dava sırasında ödenmesi, uygulamada özellikle aciz belgesi bakımından ayrı bir hukuki sorun ortaya çıkarmaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin çeşitli kararlarında; borcun tamamen ödenmesi sebebiyle artık aciz belgesi ibraz edilmesinin mümkün olmadığı, aciz belgesinin ise tasarrufun iptali davasının dava şartlarından biri olduğu belirtilerek, haklılık değerlendirmesinde bu hususun da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir;</p>

<p>“<i>Sonuç olarak davacının İstanbul 3. İcra Dairesi .. Esas sayılı takip dosyasında ki alacağının tahsil edilmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından İİK'nın 281/3 maddesi gereğince davanın reddine; Davada ki haklılık durumu bakımından değerlendirme yapıldığında; İİK'nın 277 vd. maddeleri <strong>kapsamında aciz vesikasına dair ön şartın dosya kapsamında bulunmadığı, borcun ödenmesi nedeniyle de aciz vesikası sunulamayacağı açıktır.</strong> TBK'nın 19. madde kapsamında yapılan değerlendirmede borçlunun borcunu ödememek için mal kaçırdığı ve mallarını sattığı iddia edilmiş ise de borçlu ile taşınmazı devralan 3. kişi davalı arasında ne tür bir muvazaa olduğunun, devir alan davalının borçlunun mali durumunu bilebilecek durumda olup olmadığının açıklanmadığı ve buna ilişkin delil sunulmadığı dava tarihi itibariyle TBK'nın 19. maddesi gereğince de iptal koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından yargılama gideri ve vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.”</i></p>

<p><i>“Davacının alacaklı olduğu takip dosyalarındaki borcun ihtirazi kayıt olmadan ödendiği ve bu nedenle de davanın konusuz kaldığı çekişmesizdir. Bu halde alacağın tahsil edilmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından İİK'nın 281/3. maddesi gereğince davanın reddine; İİK'nın 281/3.maddesi gereğince yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumluluğun hangi tarafa ait olduğunun belirlenmesi için davadaki haklılık durumu değerlendirildiğinde;</i></p>

<p><i>Takip konusu alacağın 29/03/2017 tanzim tarihli genel kredi sözleşmesine dayandığı, alacağın gerçek olduğu, takibin kesinleştiği, tasarrufun bu tarihten sonra 16/03/2022 tarihinde yapıldığı, davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmış ise de; <strong>her iki icra dosyasında da haciz tutanağı veya aciz vesikası niteliğinde bir belge bulunmadığı, icra dosyalarının 2 ay kadar bir sürede borcun ödenmesi nedeniyle kapatıldığı, aciz vesikasının dava şartlarından olduğu anlaşılmakla,</strong> dava şartları değerlendirilmeden haklılık durumunun değerlendirilmesi ve davalıların yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilmeleri doğru olmamıştır.”</i></p>

<p>Özetlemek gerekirse; tasarrufun iptali davası devam ederken takip konusu borcun tamamen ödenmesi halinde davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığı, davanın konusuz kalacağı açıktır. Bununla birlikte, yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından yalnızca borcun ödenmiş olması belirleyici değildir. Mahkeme, davanın açıldığı tarihte tarafların haklılık durumunu değerlendirmek; tasarrufun iptali davasının dava şartlarının bulunup bulunmadığını incelemek ve buna göre hüküm kurmak zorundadır. Dolayısıyla borcun sonradan ödenmesi, tasarrufun iptali davasını kendiliğinden haksız hale getirmemekte; davanın açıldığı tarihte mevcut hukuki durum, yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından önemini korumaktadır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aynur-oguz-ekmekci" title="Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi"><img alt="Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/03/aynur-oguz-ekmekci.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aynur-oguz-ekmekci" title="Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi">Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tasarrufun-iptali-davasi-devam-ederken-borcun-odenmesi-davayi-nasil-etkiler-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/10/terazi/tesarsas.jpg" type="image/jpeg" length="32382"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/6313 E., 2026/927 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20256313-e-2026927-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20256313-e-2026927-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 16.02.2026 tarihli, 2025/6313 E., 2026/927 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/6313 E., 2026/927 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p>Davacı vekili; davalı borçlu tasfiye halinde ... Gıda Hububat Gübre Hayv.Dağ.San. ve Tic.Ltd.Şti. hakkında ... . İcra Müdürlüğünün 2023/91882 Esas (Eski:... . İcra Müdürlüğü 2014/15445 Esas) sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, borçlunun adına kayıtlı taşınmazı davalı ...’ya onun da diğer davalılara devrettiğini, devir işlemlerinin alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı şekilde yapıldığını ileri sürerek, İİK 277 ve devamına göre tasarrufun iptali ile tazminata hükmedilmesine, haciz ve satış yetkisi tanınmasına karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.<br />
Mahkemece; bozma ilamına uyulmasına karar verilerek; davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.</p>

<p>1-Dava İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.</p>

<p>Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK md. 283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan ... bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.</p>

<p>Tasarrufun iptali davalarında kural olarak, tasarrufun iptal edilebilmesi için borcun doğum tarihinin iptali istenilen tasarruf tarihinden önce olması gerekir. Bu husus, dava şartı olup mahkemece res'en araştırılmalıdır.</p>

<p>Somut olayda; davaya dayanak ... . İcra Müdürlüğünün 2023/91882 Esas sayılı takip dosyası haricen tahsil yoluyla kapatılmış olup dava konusuz kalmıştır. Şu halde mahkemece, yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdiri yönünden tarafların haklılık durumu da değerlendirilmek suretiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.</p>

<p>2-Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong></p>

<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.02.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20256313-e-2026927-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-2.jpg" type="image/jpeg" length="43255"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/8104 E., 2025/8273 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20258104-e-20258273-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20258104-e-20258273-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 16.12.2025 tarihli, 2025/8104 E., 2025/8273 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/8104 E., 2025/8273 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi</p>

<p><br />
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı ve üçüncü kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p>Korkuteli İcra Hukuk Mahkemesince; 2013/133 Esas, 2015/15 Karar, 23.01.2015 tarihli kararıyla yetkisizlik kararı verilmiş, bu karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2016/12929 Esas, 2019/9093 Karar sayılı kararıyla "istihkak davası asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. 6100 sayılı HMK’nın 7/1. maddesi gereğince davalının birden fazla olması halinde davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. Öncelikle haciz yapılan borçlunun belirlenmesi, hangi borçlu hakkında haciz yapılıyorsa ona karşı husumet yöneltilmesi, yetki kurallarının da bu çerçevede incelenmesi" yönünde bozulmuştur.</p>

<p>Korkuteli İcra Hukuk Mahkemesi 16.12.2022 tarih, 2020/119 Esas, 2022/156 Karar sayılı ilamıyla davaların konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Yargılama giderlerini taraflar üzerinde bırakmış, taraflar lehine vekalet ücretine hükmetmemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, alacaklı ve üçüncü kişinin aşağıdaki bent dışında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.</p>

<p>2-Asıl dava üçüncü kişinin İİK 96-97 maddelerine göre açtığı istihkak davası, karşı dava ise alacaklının İİK'nın 97/17. maddesine dayalı açtığı tasarrufun iptali davasıdır. Karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının amacı, bir alacağı ödememek için, mal varlığını azaltıcı veya artışını önleyici nitelikte, borçlu tarafından yapılan tek taraflı hukuki işlemler ve fiillerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kişilerle yaptığı tüm hukuki işlemleri alacaklının alacağı ile sınırlı olarak hükümsüz sayarak işlem konusu mal veya hak üzerinde borçluya aitmiş gibi cebri icraya devam edilerek alacaklının alacağını almasına imkan sağlamaktır.</p>

<p>İptal davası, icra hukuku yönünden alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlayan nispi nitelikteki yasadan ... bir dava olup, tasarrufa konu malların aynı ile ilgisi yoktur.<br />
İİK'nın 283/1. maddesine göre, tasarrufun iptali davasını açan davacının tasarrufun iptali davası sabit olduğu taktirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde, cebri icra yolu ile alacak miktarı kadar hakkını alma yetkisini elde eder ve söz konusu malın haczedilmesini ve satışını isteyebilir.</p>

<p>Davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından açılan istihkak davasında dosya borcu infaz edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İcra dosyası borcunun ödenmesi ile mal üzerindeki haciz de kalkar. Alacağını tahsil eden alacaklının icra takip işlemlerine devam etmekte hukuki yararı kalmamıştır.<br />
Antalya Genel İcra Müdürlüğünün 2021/45735 sayılı dosyasından mahkemeye verilen 15.12.2022 tarihli cevaba göre de icra dosyası 05.09.2022 tarihinde infazen kapatılmış, hacizler kaldırılmıştır.</p>

<p>Ayrıca mahkeme dosyasına alacaklı vekilinin 11.11.2022 tarihli verdiği dilekçeyle de icra dosyasının infaz edildiği, hacizlerin kalktığı, davanın konusuz kaldığı beyan edilmiştir.</p>

<p>HMK'nın 114/1-4. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararın davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olması yeterli değildir. Dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar hukuki yararın devamı gerekir.</p>

<p>Somut olayda, icra dosya borcu tahsil edilmiş olduğundan, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalkmıştır. O halde asıl dava olarak açılan istihkak davasının konusuz kaldığı durumda, karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddi gerekir.</p>

<p>Bu durumda davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ile vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken haklılık değerlendirilmesi yapılmaması doğru görülmemiştir.</p>

<p>Ayrıca önceki bozma ilamında belirtilen şekilde, alacaklı vekili dava konusu haczin.... ve ... Tarım Ürünleri Şirketi hakkında yapıldığını beyan etmiş olmasına rağmen tüm borçluların taraf gösterilmesi ve karar başlığında asıl davada borçluların davacı-karşı davalı, karşı davada ise tüm borçluların davacı-karşı davalı olarak gösterilmesi doğru görülmemiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Tarafların 1 nolu bentte yazılı nedenle sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile Korkuteli İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/119 Esas, 2022/156 Karar sayılı, 16.12.2022 tarihli kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20258104-e-20258273-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi1.jpg" type="image/jpeg" length="12333"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[NEFRET ve AYIRIMCILIK SUÇUNA DAİR BİR DEĞERLENDİRME]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/nefret-ve-ayirimcilik-sucuna-dair-bir-degerlendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/nefret-ve-ayirimcilik-sucuna-dair-bir-degerlendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nefret ve ayırımcılık suçu<br />
5237 sayılı TCK’nın 02/03/2014 tarih ve 6529 sayılı Yasa’nın 15.maddesi ile değişik 122.maddesinde düzenlenmiştir.</p>

<p>TCK’nın 122. maddesine göre;</p>

<p>(1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle;</p>

<p>a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,</p>

<p>b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,</p>

<p>c) Bir kişinin işe alınmasını,</p>

<p>d) Bir kişinin olağan bir<br />
ekonomik etkinlikte bulunmasını,<br />
engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>

<p>Madde gerekçesine göre;</p>

<p>Madde, insanlar arasında, yürürlükteki kanun ve nizamların izin vermediği ayırımlar yapılarak, bazı kişilerin hukukun sağladığı olanaklardan yoksun hâle getirilmelerini cezalandırmaktadır.</p>

<p>Madde suçun maddî unsurlarını üç ayrı bentte ayrı ayrı belirtmiştir. Bu fiiller, maddede sayılan ayırım nedenlerine dayanılarak bir taşınır veya taşınmaz malın satılmaması, devredilmemesi veya bir hizmetin icra olunmaması, hizmetten yararlanmanın engellenmesi, kişinin işe alınması veya alınmamasının bu ayırım nedenlerine bağlanması, besin maddelerinin verilmemesi, kamuya arzedilmiş bir hizmetin yapılmasından kaçınılması, kişinin herhangi bir ekonomik faaliyette bulunmasının engellenmesidir.</p>

<p>Ancak menfi nitelik arzeden ve ihmal tabiatında bulunan bütün bu hareketler maddenin birinci fıkrasında gösterilen saiklere bağlı olarak gerçekleştirilecektir; yukarıda belirtilen olumsuz hareketler, kişilere karşı kökenleri, cinsiyetleri, aile durumları, örf ve âdetleri, kişilerin değişik felsefî inançları, ayrı bir etnik gruba mensup bulunmaları, farklı ırk, din, mezhep mensubu bulunmaları nedeni ile gerçekleştirilmiş olacaktır. Yoksa söz gelimi iş sahiplerinin beğenmedikleri kişileri işe almamalarının cezalandırılması söz konusu değildir. Amaç, vatandaşlar arasında çeşitli etmenlere dayanan grup mensubiyeti nedeniyle ayrım yaptırmamaktır. Madde böylece aslında millet bireyleri arasında bölücülük yapılmasını önlemek amacını gütmektedir.</p>

<p>Yargıtay içtihatlarında ve uygulamada TCK’nın 122. maddesinin 6529 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile değiştirilerek maddenin “Ayırımcılık” olan başlığının “Nefret ve Ayırımcılık” olarak değiştirildiğine dikkat çekilmektedir.</p>

<p>6529 sayılı Yasanın gerekçesinde;</p>

<p>“Nefret suçlarında hedef mağdurdan öte mağdurun üyesi olduğu sosyal gruptur. Fail için ise ön yargı, açık veya örtülü şekilde suçun işlenme motivasyonunu oluşturmaktadır. Ayrımcılık temelli olması nedeniyle nefret suçu, fail ve mağdur ile birlikte tüm toplumu yakından etkilemektedir. Bu kapsamda Türk Ceza Adalet Sistemine daha uygun olacak şekilde TCK'da, ayrımcılık suçuyla birlikte nefret suçu da düzenlenmektedir.” ifadesi ile TCK 122. maddesinin, nefret suçunu da düzenlendiği vurgulanmıştır.</p>

<p>Suçun maddi unsuru;</p>

<p>Failin 122. maddesinde sayılan “engelleme, işe alınmaması veya alınması ile reddetme” hareketleridir. Bu suç, seçimlik ve bağlı hareketli bir suçtur. Hareketlerin gerçekleşmesi ile suç tamamlandığından bu yönüyle sırf hareket suçudur.</p>

<p>Suçun Manevi Unsuru;</p>

<p>Bu suç sadece kasıtla işlenebilen bir suçtur. Ancak genel kast yeterli değildir. Ayrıca failin maddede belirtilen seçimlik ve bağlı hareketlerden en az birini nefret saiki ile işlemesi gerekir. Maddede yapılan değişiklik ile ayırımcılık niteliğindeki hareketlerin nefret saiki ile işlenmesi manevi unsur olarak eklenmiştir.</p>

<p>TCK 122. maddesi; ırk, devlet, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefrete dayalı ayrımcılığı suç saymıştır.<br />
Yasa koyucu burada açık bir şekilde 10 koruma grubu belirlemiş ve bu 10 koruma gurubuna yönelik seçimlik ve bağlı hareketleri suç olarak düzenlenmiştir.</p>

<p>Suç ve cezada kanunilik ilkesi gereği bu 10 koruma grubu dışındaki bir gruba nefret saikiyle de olsa ayırımcılık yapılması durumunda veya bu 10 koruma grubuna karşı maddede belirtilen 4 farklı seçimlik hareket dışında bir eylemle ayırımcılık yapılması halinde ayırımcılık suçu oluşmayacaktır.</p>

<p>Korunan Hukuki Yarar;</p>

<p>İnsanlar arasında ayırım yapılması engellenerek kişilerin hukuken geçerli hak ve özgürlüklerden keyfi olarak yoksun bırakılmasının engellenmesidir.</p>

<p>TCK'nın 122. maddesinin başlığı “nefret ve ayırımcılık” suçu olarak belirtilmesine karşın TCK da, yukarıda tanımlanan anlamda bağımsız olarak nefret suçu düzenlenmesi yoluna gidilmemiştir. Yasa koyucunun TCK'nın 122. maddesi ile sadece nefret saiki ile işlenen ayırımcılık eylemlerini suç olarak düzenleme yolunu benimsediğini görmekteyiz.</p>

<p>Uygulamada karşılaşılan nefret ve ayırımcılık suçunu oluşturabilecek eylemlere örnek vermek gerekirse;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>📌 Tüm koşulları taşıdığı halde sırf cinsiyetinden kaynaklanan nefretle bir kadının işe alınmaması,</p>

<p>📌 Engelilikten kaynaklanan nefretle toplu taşıma hizmeti veren şoförün kamuya arz edilmiş hizmetten engelliyi faydalandırmayarak aracına almaması,</p>

<p>📌 Sırf Suriyeli oluşu,<br />
milliyetinden kaynaklanan nefretle iş yeri açma ruhsatı verilmeyerek olağan bir ekonomik etkinlikten alıkonulması,</p>

<p>📌 Siyasi düşüncesinden duyduğu nefretle bir belediye başkanının farklı siyasi düşünceye sahip vatandaşların sularını keserek ya da farklı fiyat uygulayarak kamuya arz edilmiş hizmetten faydalanmalarını engellemesi,</p>

<p>📌 Felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefretle herkese satılmak üzere kamuya arz edilmiş bir evin, benimsemediği felsefi inanç, din veya mezhep mensubu<br />
birine satılmaması,</p>

<p>📌 Sırf Yahudi olduğu için din farklılığından kaynaklanan nefretle bir fırıncının, Yahudi inancına sahip olanlara ekmek satmaması gibi…</p>

<p>Maddenin uygulamasında dikkat edilmesi gereken, suçun kanuniliği ilkesi gereği ,Yasa koyucunun yukarıda sayılan 10 koruma grubuna karşı, maddede belirtilen 4 farklı seçimlik hareket dışında bir eylemle ayrımcılık yapılması halinde ayırımcılık suçu oluşmayacağının gözden kaçırılmamasıdır.</p>

<p>Bu nedenle, kişilerin örneğin eğitim, meslek, cinsel tercih ya da sendika veya dernek, vakıf üyelikleri gibi nedenlerle ayırımcılığa maruz kalmaları halinde nefret ve ayırımcılık suçu oluşmayacaktır.</p>

<p>Yine, 10 koruma grubuna yönelik 4 farklı seçimlik hareketle bu suç işlenebileceğinden, örneğin 10 koruma grubundaki bir kişiye duyulan nefretle kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılması, devri veya kiraya verilmesi engellendiğinde bu suç oluşabilecekken, aynı taşınmazın duyulan nefretle ipotek ya da rehin edilmemesi bu suçu oluşturmayacaktır.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/03/onder-yaman-1.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/03/onder-yaman-1.jpg" /></a></p>

<p><strong>Önder YAMAN<br />
Bakırköy Cumhuriyet Savcısı</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/nefret-ve-ayirimcilik-sucuna-dair-bir-degerlendirme</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/dini-degerleri-asagilama-sucu1.jpg" type="image/jpeg" length="31203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KİRA TESPİT İLAMLARININ İCRASINDA USUL VE ESAS: KİRA FARKI MI, VEKÂLET ÜCRETİ Mİ?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kira-tespit-ilamlarinin-icrasinda-usul-ve-esas-kira-farki-mi-vekalet-ucreti-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kira-tespit-ilamlarinin-icrasinda-usul-ve-esas-kira-farki-mi-vekalet-ucreti-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Öz — </strong>Kira tespit davaları sonucunda verilen ilamlar, hukuk tekniği bakımından karma nitelik taşır: kira bedelinin belirlenmesine ilişkin kısım bir tespit hükmü, yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin kısım ise bir eda hükmüdür. Bu ayrım, ilamın icrasında izlenecek yolu doğrudan belirler. Çalışma, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve doktrindeki baskın görüş ışığında, kira farkı alacaklarının neden ilamlı icraya konu edilemeyeceğini, fer’i alacakların ilamlı icra yoluyla nasıl talep edileceğini ve her iki takip türü için ortak ön koşul olan kesinleşme şartını inceleyerek, kira tespit ilamlarının icrasına ilişkin ikili takip stratejisini bütüncül biçimde ortaya koymayı amaçlamaktadır.</p>

<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Kira hukukunda en çok karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri olan kira tespit davaları, sonuçları itibariyle icra hukukunda da kendine özgü bir uygulama alanı yaratmıştır. Meslek hayatımızda sıkça karşılaştığımız “Kira tespit ilamını nasıl icraya koymalıyım?” sorusunun cevabı, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla kristalize olmuş bir ikili ayrıma dayanmaktadır. Aşağıda bu ayrım, önce Yargıtay kararları ışığında, ardından doktrindeki yaklaşımlar çerçevesinde bütüncül biçimde ele alınmaktadır.</p>

<p><strong>I. Kira Farkı Alacağı: Neden İlamlı İcra Yapılamaz?</strong></p>

<p>Kira tespit davaları, teknik anlamda birer “tespit” davasıdır. Mahkeme bu dava sonucunda davalının bir miktar parayı ödemesine hükmetmez; sadece kira bedelinin ne olması gerektiğini tespit eder. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2018/4305 E., 2018/9893 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, kira tespit ilamları eda hükmü içermediğinden, kira farkı alacakları için ilamlı icra takibi başlatılması hukuken mümkün değildir. Benzer şekilde Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de 2014/15653 E., 2015/18128 K. sayılı ilamında, hüküm fıkrasının bu haliyle bir eda hükmü içermediğini, dolayısıyla ilamlı takibe konu edilemeyeceğini net bir şekilde ortaya koymuştur.</p>

<p>Peki, elimizdeki bu ilamla kira farkını nasıl tahsil edeceğiz? İşte burada devreye İİK m. 269 ve kamuoyunda “Örnek 13” olarak bilinen tahliye talepli ilamsız takip yolu girmektedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2015/12264 E., 2016/795 K. sayılı ilamına göre, kesinleşmiş kira tespit ilamı İİK m. 68 anlamında bir belge niteliğindedir. Dolayısıyla, kira farkı alacakları için ilamsız takip yoluna başvurulmalı ve borçluya Örnek 13 ödeme emri gönderilmelidir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de 2017/5411 E., 2018/2834 K. sayılı kararında, tespit hükmünü içeren ilamların tespite ilişkin bölümünün ancak ilamsız icraya konu edilebileceğini açıkça belirtmiştir.</p>

<p><strong>II. Vekâlet Ücreti ve Yargılama Giderleri: Eda Hükmünün Gücü</strong></p>

<p>İlamın kira bedeline ilişkin kısmı “tespit” niteliğinde olsa da, mahkeme masrafları ve vekâlet ücretine ilişkin kısımları “eda” hükmü niteliğindedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2009/25227 E., 2010/6799 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, ilam yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden bir eda içerdiğinden, bu kalemler için ilamlı takip yapılması mümkündür. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de 2015/3679 E., 2015/13004 K. sayılı kararında bu feri alacakların ilamlı icra takibine konu edilebileceğini teyit etmektedir. Yani, aynı ilamın bir kısmı için ilamsız, bir kısmı için ilamlı takip yolu izlenmesi gereken bir tablo ile karşı karşıyayız.</p>

<p><strong>III. Olmazsa Olmaz Şart: Kesinleşme</strong></p>

<p>Kira tespit ilamlarının icrasında en kritik eşik “kesinleşme”dir. 12.11.1979 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, kira tespit ilamları kesinleşmeden infaz edilemez. Bu zorunluluk sadece kira farkı için değil, ilamın ferileri olan vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için de geçerlidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2009/25151 E., 2010/7082 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, kararın kendisi kesinleşmedikçe yargılama gideri ve vekâlet ücretinin de infazı istenemez. Ayrıca Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2007/1231 E., 2007/4050 K. sayılı kararında, kira uyarlaması/tespiti ilamına bağlı avukatlık ücretinin de kesinleşmeden takibe konulamayacağını hüküm altına almıştır.</p>

<p><strong><i>Ara Değerlendirme: Vekilin Stratejisi</i></strong></p>

<p>Kira tespit davasını kazanan bir vekil olarak stratejimiz net olmalıdır:</p>

<p>1. İlamın kesinleşmesini bekle.</p>

<p>2. Kira farkı alacakları için Örnek 13 (İlamsız Takip) yolunu seç.</p>

<p>3. Vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için İlamlı İcra yoluna başvur.</p>

<p>Bu ikili ayrımı gözetmemek, sadece takibin iptaline değil, aynı zamanda müvekkil nezdinde hak kaybına ve gereksiz yargılama giderlerine yol açacaktır. Yargıtay’ın bu “yoğun ve istikrarlı” kararları, icra takibi başlatırken pusulamız olmalıdır.</p>

<p><strong>IV. Kira Tespit İlamlarının İcrasına İlişkin Özet Tablo</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td valign="top" width="140">
   <p><strong>Alacak Kalemi</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Hukuki Niteliği</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Takip Usulü</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="156">
   <p><strong>Dayanak Yargıtay Kararı (Örnek)</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="140">
   <p>Kira Farkı Alacağı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="160">
   <p>Tespit Hükmü (Eda içermez)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="160">
   <p>İlamsız Takip (Örnek 13)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="156">
   <p>Yargıtay 8. HD, 2017/5411 E., 2018/2834 K.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="140">
   <p>Vekâlet Ücreti</p>
   </td>
   <td valign="top" width="160">
   <p>Eda Hükmü</p>
   </td>
   <td valign="top" width="160">
   <p>İlamlı İcra (Örnek 4-5)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="156">
   <p>Yargıtay 12. HD, 2010/12801 E., 2010/26667 K.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="140">
   <p>Yargılama Giderleri</p>
   </td>
   <td valign="top" width="160">
   <p>Eda Hükmü</p>
   </td>
   <td valign="top" width="160">
   <p>İlamlı İcra (Örnek 4-5)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="156">
   <p>Yargıtay 8. HD, 2013/2017 E., 2013/6565 K.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="140">
   <p>Tüm Kalemler</p>
   </td>
   <td valign="top" width="160">
   <p>Kesinleşme Şartı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="160">
   <p>İnfaz için zorunlu</p>
   </td>
   <td valign="top" width="156">
   <p>12.11.1979 tarihli YİBK</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>V. Analiz ve Uygulama Notları</strong></p>

<p>• <strong>İlamın Bütünlüğü ve Takip: </strong>Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2007/13130 E., 2007/16657 K. sayılı kararına göre, kira farkları için ilamsız, yargılama giderleri için ilamlı talebin aynı takip dosyasında istenilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.</p>

<p>• <strong>İcra Mahkemesinin Yetkisi: </strong>İcra mahkemeleri ilamın hüküm fıkrasını yorum yoluyla genişletemez (Yargıtay 8. HD, 2012/10577 E., 2012/13100 K.). Eğer ilamda açık bir eda hükmü yoksa, kira farkı için ilamlı takip yapılamaz.</p>

<p>• <strong>Kısmi İptal Gerekliliği: </strong>Eğer alacaklı hem kira farkını hem de ferileri ilamlı takibe konu etmişse, mahkemece sadece eda hükmü içermeyen kira farkı yönünden takibin iptaline karar verilmeli; vekâlet ücreti ve yargılama gideri yönünden takip ayakta tutulmalıdır (Yargıtay 8. HD, 2016/4721 E., 2016/6720 K.).</p>

<p>• <strong>Usul Ekonomisi: </strong>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (2015/12264 E., 2016/795 K.), usul ekonomisi gereği feri alacakların da kira farkı ile birlikte ilamsız takibe konu edilebileceğini kabul etmektedir.</p>

<p><strong>VI. Doktrinsel Çerçevede Genel Tespit</strong></p>

<p>Kira tespit davaları sonucunda verilen ilamlar, hukuk tekniği açısından “tespit” niteliğinde olup, kira bedelinin miktarını belirlemekle sınırlıdır; bu nedenle kira farkı alacakları yönünden doğrudan ilamlı icra takibine (İİK m. 32) konu edilemezler [L1], [L4]. Kira farkı alacaklarının tahsili için ilamsız icra yolu (özellikle tahliye talepli ise Örnek 13, sadece alacak ise Örnek 7 veya literatürdeki bazı görüşlere göre Örnek 49/51) tercih edilmelidir [L7], [L10]. Buna karşılık, ilamın fer’ileri niteliğindeki yargılama giderleri ve vekâlet ücreti, mahkemece taraflara yüklenen bir borç (eda hükmü) teşkil ettiğinden, bu kalemler için ilamlı icra takibi başlatılması hukuken zorunludur [L2], [L3]. Her iki takip türü için de 12.11.1979 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (YİBK) uyarınca ilamın kesinleşmiş olması bir ön şarttır [L8], [L9].</p>

<p><strong>VII. Kavramsal Çerçeve ve Terminoloji</strong></p>

<p>• <strong>Tespit Hükmü: </strong>Bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığını belirleyen hükümlerdir. Kira tespit ilamları, eda emri içermediği için kural olarak icra edilemez niteliktedir [L3], [L4].</p>

<p>• <strong>Eda Hükmü: </strong>Davalının bir şeyi vermeye, yapmaya veya yapmamaya mahkûm edildiği hükümlerdir. İlamlı icranın konusunu sadece bu hükümler oluşturur [L2].</p>

<p>• <strong>Kira Farkı: </strong>Tespit edilen yeni kira bedeli ile mevcut ödenen bedel arasındaki, davanın açıldığı tarihten itibaren geriye dönük veya ileriye dönük oluşan parasal farktır.</p>

<p>• <strong>Fer’i Alacaklar: </strong>Asıl davanın eki niteliğinde olan vekâlet ücreti, yargılama giderleri ve harç kalemleridir.</p>

<p><strong>VIII. Doktrindeki Ana Yaklaşımlar</strong></p>

<p>Literatürde, kira tespit ilamlarının icrası konusunda tam bir görüş birliği mevcuttur. Genel kabul, ilamın “karma nitelikte” olduğudur:</p>

<p>• <strong>Asıl Alacak Yönünden: </strong>Kira bedelinin belirlenmesi kısmı “müspet tespit” hükmüdür. Bu kısım eda emri içermediğinden ilamlı icraya konu olamaz [L1], [L2]. Ancak bu ilam, İİK m. 68 anlamında borç ikrarını içeren bir belge niteliği kazanır ve ilamsız takipte itirazın kaldırılmasına dayanak teşkil eder [L5].</p>

<p>• <strong>Fer’iler Yönünden: </strong>Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti kısımları, tespit hükmünden bağımsız olarak “eda hükmü” niteliğindedir. Bu nedenle bu kısımlar için ilamlı icra yolu açıktır [L3], [L6].</p>

<p><strong>IX. Yaklaşımlar Arasındaki Ayrışmalar ve Çatışmalar</strong></p>

<p>• <strong>Kesinleşme Şartı ve Eleştiriler: </strong>Yargıtay, 12.11.1979 tarihli YİBK ile kira tespit ilamlarının (fer’ileri dahil) kesinleşmeden icraya konulamayacağını hükme bağlamıştır [L8]. Doktrinde Prof. Dr. Baki Kuru gibi isimler, kira bedelinin tespiti davasının taşınmazın aynına (mülkiyetine) ilişkin olmadığını, bu nedenle kesinleşme beklemenin kanuna aykırı olduğunu savunarak bu uygulamayı eleştirmektedir [L2]. Ancak uygulama, YİBK’nın bağlayıcılığı nedeniyle kesinleşme şartını katı bir şekilde aramaktadır.</p>

<p>• <strong>Takip Yolu ve Örnek Numarası: </strong>Kullanıcı talebinde kira farkı için “Örnek 13” (tahliye talepli ilamsız takip) vurgulanmış olsa da, literatürde bazı yazarlar (örn. Talih Uyar) kira farkı için Örnek 49 veya 51 ödeme emri gönderilmesini önermektedir [L7]. Bununla birlikte, kira borcunun ödenmemesi nedeniyle tahliye de isteniyorsa, İİK m. 269 uyarınca Örnek 13 yoluna başvurulmasında hukuki yarar olduğu kabul edilmektedir [L10].</p>

<p><strong>X. Usuli Sonuçlar ve Dava Stratejisine Etkiler</strong></p>

<p>Kira tespit davasını kazanan bir vekilin izlemesi gereken strateji şu şekilde kristalize olmuştur:</p>

<p>• <strong>Kesinleşme Beklenmelidir: </strong>İlamın kesinleşme şerhi alınmadan hiçbir takip başlatılmamalıdır. Aksi takdirde takip, şikayet yoluyla iptal edilir [L1], [L6].</p>

<p>İkili Takip Yolu:</p>

<p>• <strong>İlamlı Takip: </strong>Sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için başlatılmalıdır.</p>

<p>• <strong>İlamsız Takip (Örnek 13): </strong>Kira farkı alacakları için başlatılmalıdır. Eğer alacaklı hem parayı tahsil etmek hem de ödenmemesi halinde tahliye yolunu açık tutmak istiyorsa, elindeki ilamı İİK m. 68 kapsamında belge olarak kullanarak Örnek 13 ödeme emri göndermelidir [L10], [L11].</p>

<p>• <strong>Şikayet Riski: </strong>Kira farkının ilamlı icraya konu edilmesi durumunda, borçlu süresiz şikayet yoluna başvurarak takibin iptalini sağlayabilir [L1].</p>

<p><strong>XI. Maddi Hukuk Sonuçları ve Risk Alanları</strong></p>

<p>• <strong>Muacceliyet (İfa Zamanı): </strong>Kira farkı alacağının muaccel hale gelmesi, kararın kesinleşmesine bağlıdır. Kesinleşme gerçekleşmeden borçlunun temerrüde düştüğünden bahsedilemez [L8], [L9].</p>

<p>• <strong>Faiz Başlangıcı: </strong>Kira farkı için faiz, kural olarak kararın kesinleştiği tarihten itibaren işletilebilir. Ancak ilamlı icraya konu olan vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi mümkündür (kesinleşme şartı saklı kalmak kaydıyla).</p>

<p><strong>XII. Somut Olaya Uygulanabilecek Çıkarımlar</strong></p>

<p>• <strong>Kira Farkı İçin: </strong>Elinizdeki kesinleşmiş ilamla birlikte İcra Müdürlüğü’ne başvurarak, kira farkı alacakları için ilamsız tahliye takibi (Örnek 13) başlatmalısınız. Bu takipte ilam, borcun varlığını kanıtlayan kesin delil (İİK m. 68) hükmündedir [L5].</p>

<p>• <strong>Vekâlet Ücreti ve Giderler İçin: </strong>Aynı ilama dayanarak, bu kez ilamlı icra takibi (İcra Emri) başlatmalısınız. Bu iki takibin ayrı dosyalardan yürütülmesi, usul ekonomisi ve takibin sıhhati açısından en güvenli yoldur [L7].</p>

<p><strong>XIII. Açık Sorular, İstisnalar ve Belirsizlikler</strong></p>

<p>• <strong>Harçların Durumu: </strong>Bazı Yargıtay kararlarında “harç” kaleminin ilamlı icraya konu olup olamayacağı konusunda nüanslar bulunmaktadır. Genel eğilim harcın da yargılama gideri kapsamında ilamlı icraya konu edilebileceği yönündedir ancak bazı kararlarda “harç dışında kalan kalemler” ifadesi kafa karışıklığı yaratabilmektedir [L1].</p>

<p>• <strong>İnşai Hüküm Tartışması: </strong>Kira tespit davasının teknik olarak “tespit” mi yoksa “inşai” (yenilik doğuran) mı olduğu doktrinde hâlâ tartışılmaktadır. Yargıtay’ın bu niteliği tam olarak netleştirmekten kaçınması, icra hukuku uygulamalarında teorik belirsizliklere yol açmaktadır [L4], [L9].</p>

<p><strong>Sonuç ve Genel Değerlendirme</strong></p>

<p>Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve literatürdeki baskın görüş uyarınca; kira tespit ilamları “bölünebilir” bir icra karakterine sahiptir. Kira farkı alacağı, eda hükmü içermediği gerekçesiyle ilamlı icraya konu edilemez; bu kalem için ilamsız takip (Örnek 13) yoluna başvurulmalıdır [L1], [L4], [L10]. Ancak ilamın fer’ileri olan vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, eda hükmü niteliği taşıdığından ilamlı icra yoluyla talep edilmelidir [L2], [L3]. Her iki durumda da ilamın kesinleşmiş olması, takibin iptal edilmemesi için mutlak bir zorunluluktur [L8]. Bu ikili ayrım, hem alacağın hızlı tahsili hem de borçlunun olası şikayet başvurularının önüne geçilmesi adına en sağlıklı dava stratejisidir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mert-can-faful" title="Av. Mert Can FAFUL"><img alt="Av. Mert Can FAFUL" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/09/mert-can-faful.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mert-can-faful" title="Av. Mert Can FAFUL">Av. Mert Can FAFUL</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong><i>Yargı Kararları</i></strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">1. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2007/23653, K. 2008/1900, T. 11.02.2008</span></p>

<p><span style="color:#999999">2. Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/3893, K. 2018/514, T. 23.01.2018</span></p>

<p><span style="color:#999999">3. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2009/25227, K. 2010/6799, T. 23.03.2010</span></p>

<p><span style="color:#999999">4. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/9762, K. 2015/9466, T. 27.04.2015</span></p>

<p><span style="color:#999999">5. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/10577, K. 2012/13100, T. 25.12.2012</span></p>

<p><span style="color:#999999">6. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2011/20336, K. 2012/5476, T. 28.02.2012</span></p>

<p><span style="color:#999999">7. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2011/11791, K. 2011/30063, T. 22.12.2011</span></p>

<p><span style="color:#999999">8. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/12041, K. 2017/7713, T. 25.05.2017</span></p>

<p><span style="color:#999999">9. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/13066, K. 2015/13018, T. 11.06.2015</span></p>

<p><span style="color:#999999">10. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/4626, K. 2018/11134, T. 08.11.2018</span></p>

<p><span style="color:#999999">11. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/3679, K. 2015/13004, T. 11.06.2015</span></p>

<p><span style="color:#999999">12. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/25604, K. 2016/8596, T. 10.05.2016</span></p>

<p><span style="color:#999999">13. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/4305, K. 2018/9893, T. 16.10.2018</span></p>

<p><span style="color:#999999">14. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/8779, K. 2023/1730, T. 16.03.2023</span></p>

<p><span style="color:#999999">15. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/4213, K. 2013/7506, T. 20.05.2013</span></p>

<p><span style="color:#999999">16. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/14934, K. 2016/15297, T. 31.05.2016</span></p>

<p><span style="color:#999999">17. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/5932, K. 2019/3733, T. 06.03.2019</span></p>

<p><span style="color:#999999">18. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/5411, K. 2018/2834, T. 27.02.2018</span></p>

<p><span style="color:#999999">19. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2007/13130, K. 2007/16657, T. 20.09.2007</span></p>

<p><span style="color:#999999">20. Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1288, K. 2025/4865, T. 15.10.2025</span></p>

<p><span style="color:#999999">21. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/4721, K. 2016/6720, T. 13.04.2016</span></p>

<p><span style="color:#999999">22. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/8322, K. 2017/9039, T. 14.06.2017</span></p>

<p><span style="color:#999999">23. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2010/29316, K. 2011/10312, T. 24.05.2011</span></p>

<p><span style="color:#999999">24. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/2441, K. 2013/5274, T. 09.04.2013</span></p>

<p><span style="color:#999999">25. Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/12264, K. 2016/795, T. 10.02.2016</span></p>

<p><span style="color:#999999">26. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/1514, K. 2013/4328, T. 26.03.2013</span></p>

<p><span style="color:#999999">27. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/13939, K. 2014/748, T. 21.01.2014</span></p>

<p><span style="color:#999999">28. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2011/25111, K. 2012/9804, T. 27.03.2012</span></p>

<p><span style="color:#999999">29. Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/7339, K. 2019/5407, T. 13.06.2019</span></p>

<p><span style="color:#999999">30. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2007/13714, K. 2007/16843, T. 24.09.2007</span></p>

<p><span style="color:#999999">31. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/2017, K. 2013/6565, T. 06.05.2013</span></p>

<p><span style="color:#999999">32. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/5494, K. 2018/10044, T. 27.03.2018</span></p>

<p><span style="color:#999999">33. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2008/9339, K. 2008/12214, T. 12.06.2008</span></p>

<p><span style="color:#999999">34. Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/11348, K. 2021/2148, T. 02.03.2021</span></p>

<p><span style="color:#999999">35. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/15653, K. 2015/18128, T. 12.10.2015</span></p>

<p><span style="color:#999999">36. Yargıtay, Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/256, K. 2012/829, T. 21.11.2011</span></p>

<p><span style="color:#999999">37. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2006/17274, K. 2006/20368, T. 03.11.2006</span></p>

<p><span style="color:#999999">38. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2006/14126, K. 2006/17210, T. 25.09.2006</span></p>

<p><span style="color:#999999">39. Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2009/8664, K. 2010/3229, T. 24.03.2010</span></p>

<p><span style="color:#999999">40. Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2016/2047, K. 2016/2452, T. 28.03.2016</span></p>

<p><span style="color:#999999">41. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2010/12801, K. 2010/26667, T. 11.11.2010</span></p>

<p><span style="color:#999999">42. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/8169, K. 2014/10072, T. 21.05.2014</span></p>

<p><span style="color:#999999">43. Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/2303, K. 2017/13422, T. 05.10.2017</span></p>

<p><span style="color:#999999">44. Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/12188, K. 2010/16880, T. 19.10.2010</span></p>

<p><span style="color:#999999">45. Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/19219, K. 2013/730, T. 23.01.2013</span></p>

<p><span style="color:#999999">46. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/13033, K. 2013/1547, T. 15.02.2013</span></p>

<p><span style="color:#999999">47. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2011/1277, K. 2011/17040, T. 29.09.2011</span></p>

<p><span style="color:#999999">48. Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/9006, K. 2014/11250, T. 20.10.2014</span></p>

<p><span style="color:#999999">49. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2009/6109, K. 2009/14503, T. 30.06.2009</span></p>

<p><span style="color:#999999">50. Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/864, K. 2015/2183, T. 04.03.2015</span></p>

<p><span style="color:#999999">51. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2007/1231, K. 2007/4050, T. 06.03.2007</span></p>

<p><span style="color:#999999">52. Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/4602, K. 2019/1173, T. 14.02.2019</span></p>

<p><span style="color:#999999">53. Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/1126, K. 2012/5410, T. 05.04.2012</span></p>

<p><span style="color:#999999">54. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/2323, K. 2019/4292, T. 18.04.2019</span></p>

<p><span style="color:#999999">55. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/23758, K. 2016/1062, T. 25.01.2016</span></p>

<p><span style="color:#999999">56. Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/3227, K. 2013/5196, T. 25.03.2013</span></p>

<p><span style="color:#999999">57. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2017/106, K. 2017/164, T. 24.01.2017</span></p>

<p><span style="color:#999999">58. Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/9110, K. 2010/13145, T. 01.12.2010</span></p>

<p><span style="color:#999999">59. Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/8835, K. 2010/14197, T. 27.12.2010</span></p>

<p><span style="color:#999999">60. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/16329, K. 2019/1144, T. 07.02.2019</span></p>

<p><span style="color:#999999">61. Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/4973, K. 2017/7242, T. 17.05.2017</span></p>

<p><span style="color:#999999">62. Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/1057, K. 2015/1703, T. 23.02.2015</span></p>

<p><span style="color:#999999">63. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/6553, K. 2019/5435, T. 03.04.2019</span></p>

<p><span style="color:#999999">64. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/550, K. 2024/1083, T. 10.10.2024</span></p>

<p><span style="color:#999999">65. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/4148, K. 2022/7715, T. 23.06.2022</span></p>

<p><span style="color:#999999">66. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/203, K. 2020/169, T. 19.03.2020</span></p>

<p><span style="color:#999999">67. Yargıtay, 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/16027, K. 2010/6520, T. 10.05.2010</span></p>

<p><span style="color:#999999">68. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2009/25151, K. 2010/7082, T. 25.03.2010</span></p>

<p><span style="color:#999999">69. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2012/18690, K. 2012/25539, T. 10.09.2012</span></p>

<p><span style="color:#999999">70. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2011/31831, K. 2012/19272, T. 05.06.2012</span></p>

<p><span style="color:#999999">71. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/4613, K. 2018/11588, T. 15.11.2018</span></p>

<p><span style="color:#999999">72. Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/6212, K. 2015/6861, T. 02.07.2015</span></p>

<p><span style="color:#999999">73. Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/3472, K. 2018/8015, T. 13.09.2018</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong><i>Literatür Kaynakları</i></strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">1. Tespit Hükümlerinin ve İnşaî Hükümlerin İcra Hukuku Bakımından Durumu - Nuriye Saraçoğlu - 2020</span></p>

<p><span style="color:#999999">2. Taşınır Teslimine İlişkin İlamların İcrası - Zehra Nur Erim - 2024</span></p>

<p><span style="color:#999999">3. Medeni Usul Hukukunda Tespit Davalarında Hukuki Yarar - Merve Usta - 2020</span></p>

<p><span style="color:#999999">4. Tespit Davaları Bakımından Geçici Hukuki Koruma Tedbirleri - Selin Esenli - 2023</span></p>

<p><span style="color:#999999">5. Hukuk Mahkemesinde Verilebilecek Kararlar - Ceren Gökçe Aydın - 2023</span></p>

<p><span style="color:#999999">6. İstirdat Davası - Seda Yıldız Sarıboğa - 2024</span></p>

<p><span style="color:#999999">7. İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet Sebepleri (Iı) - Av. Talih Uyar , Av. Seda Akço - 2004</span></p>

<p><span style="color:#999999">8. Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kira Bedelinin Belirlenmesinde Süreler - Simge Duvan - 2024</span></p>

<p><span style="color:#999999">9. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununa Göre Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kira Bedelinin Belirlenmesi - Merve Akgün Akay - 2025</span></p>

<p><span style="color:#999999">10. İcra İflas Kanunu'na Göre Kiralanan Taşınmazların Tahliyesi - Beyza Kızılcık - 2024</span></p>

<p><span style="color:#999999">11. Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kiracının Kira Bedelini ve Yan Giderleri Ödeme Borcunda Temerrüdü (tbk M.315) ve İki Haklı İhtar Sebebiyle Tahliye (tbk M.352/2) - Gürcü Aksoy - 2023</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kira-tespit-ilamlarinin-icrasinda-usul-ve-esas-kira-farki-mi-vekalet-ucreti-mi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/ev-bina-gayrimenkulsa.jpg" type="image/jpeg" length="67394"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bursa Adliyesi'nde kavga: 1'i polis 3 yaralı, 5 gözaltı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bursa-adliyesinde-kavga-1i-polis-3-yarali-5-gozalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bursa-adliyesinde-kavga-1i-polis-3-yarali-5-gozalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Adliyesi'nde duruşma sırasında taraflar arasında başlayan tartışma kavgaya dönüştü. Adliye binası önünde devam eden arbedeye polis ekipleri müdahale etti. 1 polis ile 2 şüpheli yaralanırken, 5 kişi gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Osmangazi ilçesi Hacıilyas Mahallesi Kıbrıs Şehitleri Caddesi'ndeki Bursa Adalet Sarayı'nda görülen duruşma sırasında taraflar arasında tartışma çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duruşma salonundan çıkarılan kalabalık arasındaki tartışma adliye koridorunda devam ederken, adliye binasına takviye ekipler yönlendirildi. Binadan çıkarılan taraflar arasındaki tartışma, dışarıda kavgaya dönüştü.</p>

<p><strong>5 GÖZALTI</strong></p>

<p>Birbirlerine tekme ve yumruklarla saldıran kalabalığı polis ekipleri güçlükle ayırırken, o anlar kameraya yansıdı. Arbede sırasında 1 polis memuru kolundan yaralanırken, 2 şüpheli de darp sonucu yaralandı.</p>

<p>5 şüpheli gözaltına alınırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bursa-adliyesinde-kavga-1i-polis-3-yarali-5-gozalti</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/40746075-7fa3-4ea4-b657-316d67eabad4.webp" type="image/jpeg" length="76305"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2020/15317 E., 2022/15453 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202015317-e-202215453-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202015317-e-202215453-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20/06/2022 tarihli, 2020/15317 E., 2022/15453 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Ceza Dairesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2020/15317 E., 2022/15453 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama, tehdit<br />
HÜKÜMLER : Mahkumiyet<br />
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafileri</p>

<p><strong>KARAR</strong></p>

<p>Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:</p>

<p>Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.</p>

<p>Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.</p>

<p>Ancak;</p>

<p>1- Sanık ... hakkında; 5237 sayılı TCK’nın 86/3-e maddesi gereğince kamu davasının açıldığı, kovuşturma aşamasında ise eylemin silahtan sayılan herhangi bir cisimle gerçekleştirilmediğinin kabulü ile 5237 sayılı TCK’nın 86/3-e maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, bu nedenle sanığa atılı TCK'nın 86/2. maddesi kapsamında kalan kasten yaralama suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, sanık hakkında sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma hükümlerinin uygulanması ve sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,</p>

<p>2- Sanık ... hakkında; mala zarar verme, tehdit ve hakaret suçlarından kamu davası açıldığı ancak kovuşturma aşamasında tehdit eyleminin TCK'nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğunun kabul edilmiş olması, mala zarar verme suçundan ise beraat kararı verilmesi karşısında, hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik CMK'nın 253/1. madde hükmü uyarınca, sanığa atılı TCK'nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması nedeniyle TCK'nın 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret ve TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçlarından aynı Kanun'un 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,</p>

<p>3- Kabule göre de;<br />
Sanık ...’nın oluşa ve dosya kapsamına göre, sanık ...’a göndermiş olduğu “nerdesin yavşak” şeklindeki mesajının hakaret suçunu oluşturması karşısında, sanık ...’a yönelik "aç lan telefonu" şeklindeki mesajların, onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğunun anlaşılması karşısında, somut olayda zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçeyle TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,</p>

<p>Kanuna aykırı ve sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202015317-e-202215453-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/yargi/yargitaysay.jpg" type="image/jpeg" length="22341"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['VEKALET ÜCRETİ AÇISINDAN USULİ KAZANILMIŞ HAK VE ALEYHE BOZMA YASAĞI UYGULANMAZ']]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/vekalet-ucreti-acisindan-usuli-kazanilmis-hak-ve-aleyhe-bozma-yasagi-uygulanmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/vekalet-ucreti-acisindan-usuli-kazanilmis-hak-ve-aleyhe-bozma-yasagi-uygulanmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YARGITAY’IN ÜÇ FARKLI DAİRESİNDEN (2, 4 ve 11) AYNI KONUDA VERİLEN VE TEREDDÜTLERİ GİDEREN GÜNCEL KARARLAR]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20253249-e-20256624-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 11. HD, T. 05.11.2025, E. 2025/3249, K. 2025/6624</strong></a></p>

<p>“Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) Avukatlık ücretinin kapsadığı işler başlıklı 2. maddesinin 3. fıkrası "Hangi sebeple olursa olsun, temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır." düzenlemesini içermektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, Dairemiz bozma ilamına uyulduktan sonra karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bozma öncesi takdir edilen vekalet ücretine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/ 2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ HÜKÜM FIKRASININ (6) NUMARALI BENDİNDE YER ALAN “ (DAVACI LEHİNE BOZMA ÖNCESİ USULİ KAZANILMIŞ HAK OLUŞTUĞU NAZARA ALINARAK) 18.770,00 TL VEKALET ÜCRETİNİN” İBARESİNİN ÇIKARTILARAK YERİNE “30.000,00 TL VEKALET ÜCRETİNİN” İBARESİNİN YAZILMASI suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde davalılara iadesine, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20251967-e-202512362-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 4. HD, T, 11.09.2025, E. 2025/1967, K. 2025/12362</strong></a></p>

<p>“Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; İtiraz Hakem Heyetince Dairenin yukarıda anılan bozma ilamı sonrasında verilen kararda; aleyhe bozma yasağı gözetilerek davacı yararına vekalet ücretine hükmedildiği ve 30.08.2021 tarihli ve 2021/İHK-28180 Karar sayılı kararda hükmedilen vekalet ücreti miktarı olan 7.150,00 TL vekalet ücretinin hüküm altına alındığı görülmektedir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168 inci maddesinin üçüncü fıkrasında "Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. " şeklinde; yine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin(AAÜT) 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında "(3) Hangi sebeple olursa olsun, temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır." şeklinde düzenlemeler mevcuttur.<br />
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince anılan yasal düzenlemeler gözetilerek davacı yararına karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince belirlenecek olan vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İtiraz Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir.</p>

<p>KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının "6.SONUÇ" bölümünün (6.6) numaralı bendinde yer alan "aleyhe bozma yasağı da gözetilerek" ibaresinin hükümden çıkarılmasına, aynı bentte yer alan "7.150,00 TL" ibaresinin çıkarılarak yerine "30.000,00 TL maktu" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20255572-e-202510254-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 2. HD, T. 26.11.2025, E. 2025/5572, K. 2025/10254</strong></a></p>

<p>“KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı-davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Davalı-davacı kadın vekilinin lehine hükmedilmeyen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararına (5) numaralı paragraf olarak "Davalı kadın istinaf yargılaması sırasında vekille temsil olunduğundan ve istinaf incelemesi duruşmalı olarak yapıldığından ve bir celse sürdüğünden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 2/4 üncü maddesine göre belirlenen 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacı-davalı erkekten alınarak davalı-davacı kadına verilmesi" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ........'a yükletilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde yatıran ...............'e iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255401-e-202517415-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay​​​​​​​ 4. HD, T. 25.12.2025, E. 2025/5401, K. 2025/17415</strong></a></p>

<p>”Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya kapsamından, Dairemizce hükmün bozulmasından sonra İtiraz Hakem Heyetince davanın kabulüne ve davacı yararına Uyuşmazlık Hakem Heyetinin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ndeki maktu vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 21. maddesi "Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda; İtiraz Hakem Heyetince bozma kararından sonraki hüküm tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin esas alınması gerekirken Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen karar tarihindeki vekalet ücreti esas alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır.</p>

<p>Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İtiraz Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının (5) nolu bendinde yer alan "4.080,00 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "30.000,00 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”</p>

<p><strong>KİŞİSEL DEĞERLENDİRMELERİM</strong></p>

<p>Bu kararların en önemli özelliği ilk derece mahkemesi kararlarında bozma öncesi usuli kazanılmış hak veya aleyhe bozam yasağı gereği bozma sonrası geçerli güncel tarife yerine bozma öncesi tarifeye göre karar verilmesine rağmen Yargıtay Dairelerinin yine de kararları bozmasıdır.</p>

<p>Daireler Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) Avukatlık ücretinin kapsadığı işler başlıklı 2. maddesinin 3. Fıkrasını her ilke ve hükümden önce uygulamıştır. Söz konusu hükme göre, "Hangi sebeple olursa olsun, temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır."</p>

<p></p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf KARASU</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/vekalet-ucreti-acisindan-usuli-kazanilmis-hak-ve-aleyhe-bozma-yasagi-uygulanmaz</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/06/yargi/yargitay-avus.jpg" type="image/jpeg" length="50111"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/fenerbahce-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/fenerbahce-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 09 Temmuz 2026 Tarihli ve 33305 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Fenerbahçe Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>FENERBAHÇE ÜNİVERSİTESİ ÖN LİSANS VE LİSANS EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 1- </strong>26/9/2022 tarihli ve 31965 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Fenerbahçe Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Fenerbahçe Üniversitesinde yürütülen ön lisans ve lisans düzeyindeki eğitim ve öğretim faaliyetlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (k) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“h) Kredi: Avrupa Kredi Transfer Sistemi kredisini,”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “AKTS ve/veya” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış, beşinci fıkrasında yer alan “AKTS” ibaresi “kredi” şeklinde değiştirilmiş ve on birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(11) Yaz okulu, öğrenim ücreti dışında ücrete tabidir. Yaz okulu öğrenim ücretini ödeyerek derslere kayıt yaptıran öğrenciye, Üniversiteden ayrılma durumunda ücret iadesi yapılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 12- (1) Öğrenci, akademik takvimde belirtilen süre içinde her yarıyıl kayıt yeniler ve danışmanın onayı ile kesin ders kaydı yaptırır. Kayıt yenileme ve ders kaydı ile ilgili işlemleri yürütmede öncelikli sorumluluk öğrenciye aittir.</p>

<p>(2) Akademik takvimde belirtilen ders kaydı ve ders ekleme/bırakma süreleri içerisinde yarıyıl ders kaydını yaptırmayan öğrenci, derslere ve sınavlara giremez. Öğrencilik haklarından faydalanamaz. Bu süre, öğrencinin öğrenim süresinden sayılır.</p>

<p>(3) Ders yükü, öğrencinin bir yarıyılda almakla yükümlü olduğu derslerin kredi toplamı olup tüm programlarda her yarıyıl için 30 kredidir. Ancak, Senatonun uygun görmesi durumunda yaz aylarında yapılan staj derslerinin kredi değeri bu toplama dahil edilmeyebilir. Öğrencilerin ders yükü, genel not ortalamalarının en az 2,00 olması koşulu ile yarıyıl kredi toplamına dahil edilmeyen staj dersleri hariç en fazla 45 kredi olabilir. Genel not ortalaması 2,00’ın altında olan öğrenciler bir yarıyılda, yarıyıl kredi toplamına dahil edilmeyen staj dersleri hariç en fazla 35 kredi ders alabilirler.</p>

<p>(4) Genel not ortalaması en az 3,00 olan öğrenciler kayıt yaptıracakları yarıyıldaki toplam kredi değerinin 45’i aşmaması şartıyla üst sınıflardan derslere danışman onayıyla kaydolabilir.</p>

<p>(5) Azami öğrenim süreleri içerisinde dört yıl üst üste kayıt yenilemeyen öğrencilerin, Üniversite Yönetim Kurulu kararı ve YÖK’ün onayı ile ilişikleri kesilebilir.</p>

<p>(6) Değişim programlarına katılan bir öğrencinin kayıt yenileme işlemi, ilgili birimin yönetim kurulu kararı ile akademik takvimde belirlenen sürenin dışında da yapılabilir.</p>

<p>(7) Hazırlık programına devam eden ve güz yarıyılı sonunda dil yeterlilik koşullarını yerine getiren öğrenciler ile isteğe bağlı hazırlık programına devam eden öğrenciler isterlerse öğrenim görecekleri programın bahar yarıyılında açılmış olan derslerine kayıt yaptırabilirler. Bu duruma ilişkin öğrenim ücreti Mütevelli Heyetin kararı ile belirlenir.</p>

<p>(8) Hazırlık programını başarı ile tamamlayan öğrenciler ile isteğe bağlı hazırlık programına katılan öğrenciler, istedikleri takdirde hazırlık programı sonundaki yaz okulu döneminde kayıtlı oldukları eğitim-öğretim programının ilk yılı derslerinden ders alabilirler.”</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “İngilizce hazırlık” ibaresi “Hazırlık” olarak değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(6) Tekrarlanan, daha önce çekilme işlemi yapılan ve not ortalamasına katılmayan derslerden çekilme işlemi yapılamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 16- (1) Üniversitede öğretim, ders geçme esasına dayalıdır ve kredili sisteme göre yürütülür. Ders planında yer alacak dersler, çıkarılacak dersler ve bunların yerine intibakı yapılacak dersler birim kurulunun önerisiyle Senato tarafından karara bağlanır.</p>

<p>(2) Ders planları; Üniversitenin kurumsal öğrenme çıktıları, programların özellikleri ve öğrenci merkezli öğrenim yaklaşımı esas alınarak, ön lisans programları için Türkiye Yüksek Öğrenim Yeterlilikler Çerçevesi beşinci, lisans programları için altıncı düzey yeterlilik tanımları ile Temel Alan Yeterlilik tanımları ve kredi aralıkları göz önünde bulundurularak, öğrencilerin ilgili programı başarı ile tamamladıkları zaman kazanmış olmaları beklenen bilgi, beceri ve yetkinlik düzeyleri açık bir şekilde belirtilerek tasarlanır ve güncellenir.</p>

<p>(3) Örgün eğitim-öğretim programlarında yer alan ve Senato tarafından uygun görülen dersler, YÖK’ün belirlediği esaslar çerçevesinde, Senatoca belirlenen esaslara göre tamamen veya kısmen uzaktan öğretim yoluyla verilebilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “en az” ibaresinden sonra gelmek üzere “on dört hafta olan” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “yabancı dil” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “, AKTS” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesinin başlığı “Ders planları ve dersler” şeklinde değiştirilmiş, birinci fıkrasında yer alan “Öğretim programları” ibaresi “Ders planları” şeklinde değiştirilmiş, ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Öğrenciler ders planlarındaki tüm dersleri almak zorundadırlar.</p>

<p>(3) Bir derse kaydolabilmek için daha önce başarılmış olması gereken ders ön koşullu derstir. Ön koşullu dersler ilgili bölüm başkanlığı tarafından birim kuruluna önerilir ve kurulun kararı Senato onayından sonra kesinleşir. Ön koşullu dersler ders planında belirtilir.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinde yer alan “Yabancı Diller Bölümü tarafından” ibareleri yürürlükten kaldırılmış ve altıncı fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Öğretim dili Türkçe olan programlara kabul edilen Türkçe bilmeyen öğrencilerin öğrenimlerine başlayabilmeleri için Türkçe B2 dil seviyesine sahip olmaları gerekir. Diğer kurumlardan alınan dil belgelerinin kabulüne ilişkin hususlar yönergeyle düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “yarıyıl içi ve” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (ç), (d), (e) ve (f) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“ç) Mazeret sınavı: Mazeretleri nedeniyle yarıyıl içi sınavlarına giremeyen ve mazeretleri birim yönetim kurulunca kabul edilen öğrenciler için dersin öğretim elemanı tarafından mazeret sınavı düzenlenir. Mazeret sınavları yarıyıl sonu sınavları başlamadan önce yapılır. Yarıyıl sonu sınavları için mazeret sınavı düzenlenmez.</p>

<p>d) Üç ders sınavları: Ön lisans ve lisans programlarındaki mezuniyet için gerekli tüm dersleri alan öğrencilerden;</p>

<p>1) Not ortalamalarına katılan en çok üç dersten (FF) veya (FD) notu alan öğrencilere, bu notları aldıkları en fazla üç ders için,</p>

<p>2) (FF) veya (FD) notu almadıkları halde genel not ortalaması 2,00’ın altında olan öğrencilere genel not ortalamalarını yükseltmeleri amacıyla (DD) ve/veya (DC) notunu aldıkları en fazla üç ders için,</p>

<p>3) Yalnızca bir veya iki dersten (FF) veya (FD) notu alan öğrencilere (FF) veya (FD) notunu aldıkları bir ya da iki ders yanında genel not ortalamalarının aynı zamanda 2,00’ın altında olması halinde genel not ortalamalarını yükseltmek amacıyla (DD) veya (DC) notu aldıkları bir veya iki dersten toplam en fazla üç ders için sınav hakkı verilir. Bu durumdaki öğrenciler akademik takvimde belirtilen süre içerisinde ÖİDB’ye OİS üzerinden başvuruda bulunurlar. ÖİDB öğrencinin durumunu inceledikten sonra öğrenciye ve ilgili öğretim elemanlarına hangi derslerden sınav hakkı tanınacağını bildirir. Uygulamalı eğitim ve proje gibi yükümlülükleri olan derslerden üç ders sınavlarına girilemez. Öğrencilerin başarı durumları ve genel not ortalamaları bu sınavlardan aldıkları notlar esas alınarak hesaplanır. Bu sınavlar ücretli olup sınav ücretleri her yıl Mütevelli Heyet tarafından belirlenir.</p>

<p>e) Ek sınav: Azami süreler sonunda mezun olamayan son sınıf öğrencilerine 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde ek sınav verilebilir.</p>

<p>f) Bütünleme sınavı: Bütünleme sınavları akademik takvimde belirtilen sınav döneminde yapılır ve sınav tarihleri sınav dönemi başlamadan önce öğrencilere duyurulur. Sadece ilgili yarıyılda alınan derslerin bütünleme sınavına girilebilir. Bütünleme sınavları için ayrıca mazeret sınavları düzenlenmez. Hazırlık programı dersleri için ve yaz okulu sonlarında bütünleme sınavı düzenlenmez. Dersin izlencesinde yarıyıl sonu sınavına girmek için bir koşul belirtilmişse bu koşul bütünleme sınavına girmek için de aynen geçerlidir. Bu koşulu sağlayamayan öğrenci bütünleme sınavına da giremez. Yarıyıl sonu sınavına girme koşulunu sağlayan ancak herhangi bir sebeple girmeyen veya sınava girerek (FF) veya (FD) notu alan öğrenciler bütünleme sınavına girebilir. Bütünleme sınavına girmek için başvuruya gerek yoktur. Bütünleme sınavı puanı, yarıyıl sonu sınavı puanı yerine geçer; ders başarı notu yeniden hesaplanır ve ilan edilir. Dersten çekilmiş (W) ve Eksik (I) notu alınan derslerin bütünleme sınavına girilemez. Geçer not alınan derslerden not yükseltme ve benzeri amaçlarla bütünleme sınavına girilemez. Yarıyıl sonu sınavı yapılmayan uygulamalı eğitim, proje, stüdyo gibi dersler için bütünleme sınavı düzenlenmez.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesinin ikinci, sekizinci ve on birinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Harf notu hesaplama yöntemi, öğrencilerin derse devam durumlarının yarıyıl sonu sınavlarına katılmaya veya yarıyıl harf notuna katkısı, öğrencilerin sorumlu oldukları yarıyıl içi sınavı, ödev, uygulama ve benzeri çalışmalar ile bunların yarıyıl harf notuna katkısı ile harf notuna etki eden diğer hususlar öğretim elemanı tarafından belirlenir ve yarıyıl başında öğrencilere verilen ders izlencesinde açıklanır ve OİS’de duyurulur.”</p>

<p>“(8) Değerlendirme süreci tamamlanmamış ders için öğrenciye geçici olarak (I) notu verilebilir. Bir sonraki yarıyılın ders kayıtları başlamadan dönüştürülmeyen (I) notu kendiliğinden (FF) veya (U) notuna dönüşür.”</p>

<p>“(11) Genel not ortalaması ve yarıyıl not ortalaması en az 2,00 olan öğrenciler başarılı sayılırlar. Bu öğrencilerden bir yarıyıl sonunda en az 24 kredilik dersten geçer not almak ve başarısız bir dersi olmamak koşuluyla o yarıyılın not ortalaması 3,00-3,49 olanlar yarıyıl onur öğrencisi, 3,50-4,00 arasında olanlar yarıyıl yüksek onur öğrencisi sayılırlar. O yarıyıl içinde 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükmüne göre disiplin cezası almış olan öğrenciler onur veya yüksek onur öğrencisi olamazlar.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 29- (1) Notlara itiraz, sınav sonuçlarının OİS sayfasında ilanını izleyen üç iş günü içinde öğrencinin kaydının bulunduğu birime yazılı başvuru ile yapılır. Bu süreyi geçirenler itiraz hakkını kaybetmiş olur. İtiraz üzerine sınav evrakı, dersin öğretim elemanı tarafından itiraz süresinin bitiminden itibaren en geç üç iş günü içinde incelenir; sonuç yazılı ve gerekçeli olarak ilgili birim yönetimine bildirilir. İlgili birim yöneticisi gerektiğinde, sınav evrakının incelenmesi için dersin öğretim elemanı hariç ilgili üç öğretim elemanından oluşan bir komisyon kurabilir. Komisyon, incelemesini itiraz süresinin bitiminden itibaren en geç on gün içinde sonuçlandırır. İtiraz sonucu ilgili birim yönetim kurulu tarafından karara bağlanarak ÖİDB’ye bildirilir ve ayrıca üç iş günü içinde itirazda bulunan öğrenciye duyurulur. Bildirimler için ayrıca tebligat yapılmaz. Uygulama esasları çerçevesinde yürütülen derslere ilişkin notlara itiraz süreçleri bu derslerin uygulama esaslarında belirtilir.”</p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> Aynı Yönetmeliğin 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “AKTS” ibareleri “kredi” şeklinde değiştirilmiş, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; beşinci, altıncı ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“(4) Tekrarlanan derste önceki nota bakılmaksızın alınan son not geçerlidir.”</p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 31- (1) Öğrenciler “FD”, “FF”, “U”, “W” ve “A” harf notu aldıkları dersleri, bu derslerin tekrar verildiği ve müfredatlarında yer aldığı ilk yarıyılda tekrar almak zorundadırlar.</p>

<p>(2) Başarı sağlanamayan seçimlik dersin yerine ders planında yer alan başka bir seçimlik ders alınabilir.</p>

<p>(3) Öğrenciler, GNO’larını yükseltmek amacıyla daha önceki yarıyıllarda aldıkları dersleri tekrarlayabilirler.</p>

<p>(4) Öğrenciler, ders planlarındaki değişiklik sonucu ders planından çıkarılmış olan bir dersten başarısız olmaları hâlinde o ders ile eşleştirilen ders/dersleri alırlar.”</p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> Aynı Yönetmeliğin 32 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 32- (1) Kayıtlı olduğu ön lisans programında en az 120 kredi, 4 yıllık lisans programında en az 240 kredi, 5 yıllık lisans programında en az 300 kredi ve 6 yıllık lisans programında en az 360 kredi değerindeki dersleri başarıyla tamamlayan, GNO’su en az 2,00 olan ve diğer yükümlülüklerini yerine getiren öğrenciye, kayıtlı olduğu programın diploması ve diploma eki verilir. Ders muafiyeti ve buna bağlı olarak sınıf intibakı yapılan bir öğrencinin lisans mezuniyetine/diplomasına hak kazanabilmesi için Üniversitede en az 60 kredi, ön lisans mezuniyetine/diplomasına hak kazanabilmesi için Üniversitede en az 30 kredi değerinde ders almış olması zorunludur.</p>

<p>(2) Diploma, Üniversitenin mezuniyet belgelerine ilişkin düzenlemelerine ve ilgili mevzuata uygun olarak hazırlanır. Diplomanın üzerinde öğrencinin kayıtlı olduğu programın YÖK tarafından onaylanmış adı yer alır.</p>

<p>(3) Öğrenciler, bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde üst sınıflardan ders alma, derslerden muafiyet, yaz okulundan ders alma ve benzeri uygulamalarla mezuniyet koşullarını normal öğrenim sürelerinden daha önce yerine getirerek mezun olabilirler.</p>

<p>(4) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa göre, Devletin şahsiyetine karşı işlediği cürümler sebebiyle hüküm giyenler ile disiplin cezası alarak yükseköğretim kurumlarından uzaklaştırılanlar hariç olmak üzere, 2547 sayılı Kanunun hükümleri uyarınca bir lisans programının en az ilk dört yarıyılının bütün derslerinden başarılı olan öğrencilere öğrenim gördükleri programda ön lisans diploması verilir. Ön lisans diploması almak için yapılacak başvurular herhangi bir süre ile sınırlı değildir.</p>

<p>(5) Bir lisans programının en az dört yarıyılının bütün derslerinden veya o lisans programının toplam kredi değerinin en az yüzde altmışından başarılı olup da lisans programını tamamlamayan veya tamamlayamayanlar, ilişiklerinin kesildiği tarihten itibaren 6 ay içinde müracaat etmek şartıyla Üniversite bünyesindeki meslek yüksekokullarının benzer ve uygun programlarına intibak ettirilebilirler. Ancak bu durumda olanların, 5237 sayılı Kanuna göre, Devletin şahsiyetine karşı işlenen cürümler sebebiyle hüküm giymemiş ve disiplin cezası alarak yükseköğretim kurumlarından uzaklaştırılmamış olmaları şarttır.</p>

<p>(6) Genel not ortalaması 3,00’dan 3,49’a kadar olan öğrenciler onur, 3,50 veya daha yukarı olan öğrenciler yüksek onur öğrencisi olarak mezun olurlar.</p>

<p>(7) Mezuniyete hak kazanan öğrencilerin mezuniyet dereceleri ve mezuniyet sıralamalarına ilişkin hususlar yönergeyle düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve sekizinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Bu öğrencilerin Üniversiteye karşı olan yükümlülüklerini tamamladıkları tarih itibarıyla ÖİDB tarafından Üniversite ile ilişikleri kesilir.”</p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 34- (1) Öğrenciler sağlık, askerlik, yurt içi veya yurt dışı yükseköğretim kurumlarında eğitim, doğal afet, tutukluluk, maddi ve ailevi nedenlerle ilgili birim yönetim kurulu ve Üniversite Yönetim Kurulu kararıyla her defasında iki yarıyılı aşmamak koşulu ile en fazla dört yarıyıl süre ile kayıt dondurabilirler. Zorunlu hâllerde Üniversite Yönetim Kurulu kararı ile bu süreler uzatılabilir.</p>

<p>(2) Kayıt dondurma talebinin değerlendirmeye alınabilmesi için öğrencinin kayıt yenileme işlemlerini ilgili yıl için tamamlamış olması ve birinci fıkrada belirtilen nedenlerden herhangi birinin ortaya çıktığı tarihten itibaren otuz gün içinde kayıt dondurma talebiyle doğrudan veya kanuni temsilcisi vasıtasıyla ilgili birime başvurması gerekir. Öğrenci haklı ve geçerli nedenleri kanıtlayan belgelerini başvuru sırasında eklemek zorundadır.</p>

<p>(3) Öğrenci, mazeretinin kayıt dondurma süresinden önce sona ermesi hâlinde birim tarafından belirlenen yükümlülükleri yerine getirerek kaydının açılmasını talep edebilir.</p>

<p>(4) Kayıt donduran öğrencilere uygulanacak kurallar şunlardır:</p>

<p>a) Öğrenci, kayıt dondurmuş olduğu sürede başka bir kurumdan almış olduğu dersleri Üniversitedeki programına transfer edemez.</p>

<p>b) 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükmüne göre uzaklaştırma cezası alan öğrenciler kayıt donduramaz.</p>

<p>(5) Kayıt dondurma hâlinde öğrencinin 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde öngörülen azami öğrenim süresi işlemez. Kayıt dondurulan süreler zarfında öğrenciye giremediği laboratuvar, uygulama, yarıyıl içi ve yarıyıl sonu sınavları için tekrarlama hakkı verilmez. Kayıtları dondurulmuş öğrenciler, sürenin bitiminde yarıyıl kayıtlarını yenileyerek öğrenimlerine kaldıkları yerden devam ederler.</p>

<p>(6) Sağlık nedeni ile kayıtlarını dondurmuş olan öğrenciler, süresinden önce veya sürenin sonunda kayıt açtırmak isterlerse sağlık durumlarının düzeldiğini sağlık raporu ile belgelendirmek zorundadırlar.</p>

<p>(7) Kayıt dondurulduğunda öğrencilerin Üniversiteye girişte verdiği belgeler kendisine iade edilmez.</p>

<p>(8) Kayıtlarını donduran öğrencilerin öğrenim ücreti Mütevelli Heyet tarafından belirlenir.</p>

<p>(9) Kayıt dondurma işlemi tamamlanan öğrencilerin ilgili yarıyılda almış oldukları dersler kayıtlarından düşürülür.”</p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> Aynı Yönetmeliğin 37 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “posta adresine ve” ibaresi “posta adresine veya” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> Aynı Yönetmeliğin 38 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “AKTS” ibaresi “kredi” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> Bu Yönetmelik hükümlerini Fenerbahçe Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/fenerbahce-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="43480"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bursa Teknik Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bursa-teknik-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bursa-teknik-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Teknik Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 09 Temmuz 2026 Tarihli ve 33305 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Bursa Teknik Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>9/11/2016 tarihli ve 29883 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bursa Teknik Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“m) Eşdeğer diploma programı: İsimleri aynı olan veya enstitü yönetim kurulu tarafından içeriklerinin en az %80’inin aynı olduğu tespit edilen lisansüstü diploma programlarını,”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(4)Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen yükseköğretim kurumlarının Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen öncelikli alanlarındaki doktora programlarına Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen sayı kadar doktora öğrencisi seçimi; Türk vatandaşları için 9/11/2018 tarihli ve 30590 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri, yabancı uyruklular için Yükseköğretim Kurulunca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “lisansüstü programlara” ibaresi “eşdeğer diploma programına” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “hangi öğretim üyeleri” ibaresi “doktora veya eşdeğeri lisansüstü eğitim mezunu hangi öğretim elemanları ile 2547 sayılı Kanunun ek 46 ncı maddesi uyarınca görevlendirilen araştırmacılar” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.</p>

<p>“2547 sayılı Kanunun ek 46 ncı maddesi kapsamında kısmi zamanlı olarak görevlendirilen en az doktora derecesine sahip araştırmacılar da tez danışmanı olarak seçilebilir. Ancak bu kişilerin danışman olarak görevlendirilebilmesi için öğrencinin talebi, ilgili araştırmacının yazılı muvafakati ve enstitü yönetim kurulunun kararı şarttır.”</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 21- (1) Lisansüstü öğrencilerinin disiplin iş ve işlemleri 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre yürütülür.”</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> Aynı Yönetmeliğin 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“Danışman tezin savunulabilir ve tez yazım kurallarına uygun olduğuna ilişkin görüşü ile tezini ve danışman onaylı intihal beyanını anabilim dalı başkanlığı aracılığı ile enstitüye gönderir.”</p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Tez sınavında başarılı olmak ve Senato tarafından belirlenen mezuniyet için gerekli diğer koşulları da sağlamak kaydıyla, yüksek lisans tezinin kopyasını tez sınavına giriş tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili enstitüye teslim eden ve tezi şekil yönünden uygun bulunan yüksek lisans öğrencisine Senatoca uygun görülen tezli yüksek lisans diploması verilir.”</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> Aynı Yönetmeliğin 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“Danışman tezin savunulabilir ve tez yazım kurallarına uygun olduğuna ilişkin görüşü ile tezini ve danışman onaylı intihal beyanını anabilim dalı başkanlığı aracılığı ile enstitüye gönderir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 10-</strong> Aynı Yönetmeliğin 44 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Tez savunmasında başarılı olmak ve diğer koşulları da sağlamak kaydıyla doktora tezinin kopyasını tez sınavına giriş tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili enstitüye teslim eden ve tezi şekil yönünden uygun bulunan öğrenci Senatoca uygun görülen doktora diploması almaya hak kazanır.”</p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> Aynı Yönetmeliğin 45 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>

<p>“(6) Afet ve salgınlarda, tez aşamasındaki lisansüstü eğitim öğrencilerinin talepleri halinde bir dönem; afet veya salgının aşamasına göre tekrar başvurmaları durumunda bir dönem daha olmak üzere en fazla iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azami süreden sayılmaz.</p>

<p>(7) Doğum yapan lisansüstü kadın öğrencilere talepleri halinde doğum sonrası iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azami süreden sayılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> Bu Yönetmelik hükümlerini Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bursa-teknik-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="47510"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2025/5572 E., 2025/10254 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20255572-e-202510254-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20255572-e-202510254-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 26.11.2025 tarihli, 2025/5572 E., 2025/10254 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/5572 E., 2025/10254 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2025/430 E., 2025/1047 K.<br />
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma</p>

<p>Taraflar arasında görülen ve istinaf incelemesinden geçen karşılıklı boşanma davasında bozma sonrasında yapılan yargılama sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından tazminatlar yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise tazminatlar ve vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p>1.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmadığı, Mahkemece bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olduğu anlaşılmakla; davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin ise aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.03.10.2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası; "Temyiz başvurusu üzerine verilen bozma kararı sonrasında istinafta görülen duruşmalı işlerde, duruşma sayısına göre, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 18 inci sırasının (b) veya (c) bentlerine göre avukatlık ücretine hükmolunur." hükmünü amir olup bu hüküm uyarınca kendisini vekil ile temsil ettiren davalı-davacı kadın yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bu yönden düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
1.Davacı-davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Davalı-davacı kadın vekilinin lehine hükmedilmeyen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararına (5) numaralı paragraf olarak "Davalı kadın istinaf yargılaması sırasında vekille temsil olunduğundan ve istinaf incelemesi duruşmalı olarak yapıldığından ve bir celse sürdüğünden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 2/4 üncü maddesine göre belirlenen 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacı-davalı erkekten alınarak davalı-davacı kadına verilmesi" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ........'a yükletilmesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde yatıran ...............'e iadesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20255572-e-202510254-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 23:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1aa1.jpg" type="image/jpeg" length="29650"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/5401 E., 2025/17415 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255401-e-202517415-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255401-e-202517415-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 25.12.2025 tarihli, 2025/5401 E., 2025/17415 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/5401 E., 2025/17415 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2025/257 D. İş, 2025/257 K.<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : KIT/2025-2602<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : K-2021/123623</p>

<p><br />
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalı olan araç ile davacıya ait araç arasında meydana gelen çift taraflı trafik kazası neticesinde davacıya ait aracın maddi hasara uğradığını, davalı ... şirketine yapılan başvurunun reddedildiğini belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca 100,00 TL hasar onarım bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında bedel artırım dilekçesi ile talebini 43.000,00 TL'ye artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait araçta meydana geldiği iddia olunan zararın karşılanması talebiyle davalı şirkete başvurulması üzerine davalı şirket nezdinde hasar dosyasının açıldığını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmaması nedeniyle başvurunun reddedildiğini, davalıya sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilemeyeceğini, tedarik iskontosu uygulanması gerektiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.B maddesi uyarınca hasarlı aracın değişmesi gereken parçasının piyasada eş değeri mevcut ise eş değer parça ile değiştirilmesi gerektiğini, davalı ... şirketinin KDV dahil bedelden sorumluluğunun bulunmadığını ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i oranında kadar olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve 43.000,00 TL hasar tazminatının 14.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 25.11.2021 tarih ve İHK-2021/40502 sayılı kararı ile kazaya karışan araçların kusur oranlarının tespiti için adli trafik bilirkişisinden alınan kusur raporunun dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm tesisine elverişli olduğu, davalı ... tarafından davacının başvurusunun reddedildiği, dolayısıyla iskonto uygulanacağına ilişkin başvurana bir bildirim yapılmadığı gibi tedarik sözleşmesi vs. gibi bir belgenin de dosyada mevcut olmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409. maddesine göre sigortacının, sigortalının gerçek zararını ödemekle yükümlü olduğu, davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmetinin de 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesi gereğince KDV'ye tabi olduğu, bu nedenle davacı lehine KDV dahil edilerek hasar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu ve davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. Bozma Kararı<br />
İtiraz Hakem Heyetinin 25.11.2021 tarih ve İHK-2021/40502 sayılı kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 11.01.2024 tarihli ve 2023/12760 Esas, 2024/292 Karar sayılı ilamıyla; ''...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Somut olayda, dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında, davacıya ait aracın sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda sürücülere ait kusurlardan ''öndeki aracı geçerken geçme kurallarına riayet etmemek'' kuralını ihlal ettiğinin, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığının tespit edildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetinde Adli Trafik Bilirkişisinden kusur raporu alındığı, raporda, davalı sigortalı araç sürücüsünün asli ve %75 oranında, davacıya ait araç sürücüsünün ise tali ve %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davalıya sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya itibar edildiği anlaşılmaktadır. Kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunmaktadır. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli fen heyetinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 3. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.'' gerekçesiyle karar bozulmuş; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.</p>

<p>B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar<br />
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak alınan kusur raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve % 75 oranında, davacıya ait aracın sürücüsünün tali ve %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği ve alınan raporun denetime ve hüküm tesisine elverişli olduğu gerekçesiyle davalının itirazının vekalet ücreti yönünden kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilerek davanın kabulü ile 43.000,00 TL hasar tazminatının 14.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI.TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İtiraz Hakem Heyeti'nin karar tarihi 05.02.2025 tarihi olmasına rağmen Uyuşmazlık Hakem Heyetinin karar tarihi olan 22.09.2021 tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedeli talebine ilişkindir.</p>

<p>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;<br />
Dosya kapsamından, Dairemizce hükmün bozulmasından sonra İtiraz Hakem Heyetince davanın kabulüne ve davacı yararına Uyuşmazlık Hakem Heyetinin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ndeki maktu vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 21. maddesi "Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır." şeklinde düzenlenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durumda; İtiraz Hakem Heyetince bozma kararından sonraki hüküm tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin esas alınması gerekirken Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen karar tarihindeki vekalet ücreti esas alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İtiraz Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir.</p>

<p><strong>VII. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının (5) nolu bendinde yer alan "4.080,00 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "30.000,00 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,<br />
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,<br />
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,<br />
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255401-e-202517415-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 23:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aa.jpeg" type="image/jpeg" length="24462"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83701"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="80184"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="58947"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="22145"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15009"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="36500"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="94381"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="14488"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92530"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="47225"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="87048"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="56257"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="39423"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="42894"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="38426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="80744"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="73183"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="15367"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="70154"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="55523"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
