<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 29 Apr 2026 16:07:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İcra takibi başlatan avukatı öldürdü! Alacaklıyı yaraladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/icra-takibi-baslatan-avukati-oldurdu-alacakliyi-yaraladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/icra-takibi-baslatan-avukati-oldurdu-alacakliyi-yaraladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’nın Gürsu ilçesinde H.Ç., borcunu ödemediği için hakkında icra takibi başlatan soğuk hava deposu sahibi Elif Çalışkan ile avukat kız kardeşi Hatice Kocaefe’yi (26) tabancayla vurdu. Avukat Kocaefe hayatını kaybederken, Çalışkan ise dizinden yaralandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Olay, dün saat 17.00 sıralarında, Gürsu ilçesi Ağaköy Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre H.Ç., soğuk hava deposu bulunan Elif Çalışkan’a armut sattı. Ödemesini yapan Çalışkan’dan ihracatta kullanılan 5 milyon TL’lik armut kasası satın alan H.Ç. ise borcunu ödemedi. Çalışkan, İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat olan kız kardeşi Hatice Kocaefe aracılığıyla hukuki süreç başlatınca, H.Ç. ile aralarında husumet oluştu. Yine iddiaya göre kız kardeşleri telefonda tehdit eden H.Ç., hakkında başlatılan icra takibinin geri çekilmesini istedi. Çalışkan ile Kocaefe olumsuz yanıt verip, hukuki sürecin devam edeceğini belirtti.</p>

<p>2 kız kardeş, babaları Rahmi Kocaefe ve erkek kardeşleri Muammer Kocaefe ile birlikte sahibi oldukları soğuk hava deposuna yürüyerek gittikleri sırada, otomobille önlerini kesen H.Ç. tarafından silahla ateş açıldı. Şüpheli otomobille kaçarken, Elif Çalışkan dizinden Hatice Kocaefe ise göğsünden yaralandı.</p>

<p>İhbarla bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Hatice Kocaefe ambulansla kaldırıldığı Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Tedaviye alınan Elif Çalışkan’ın sağlık durumunun ise iyi olduğu öğrenildi.</p>

<p>Çalışma başlatan jandarma ekipleri, olaya ilişkin 2 kişiyi gözaltına aldı. Saldırgan H.Ç.’nin yakalanması için de çalışmaların sürdüğü bildirildi.</p>

<p>Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p>

<p><strong>SALDIRI KAMERADA</strong></p>

<p>Bursa’nın Gürsu ilçesinde H.Ç.’nin, borcunu ödemediği için hakkında icra takibi başlatan soğuk hava deposu sahibi Elif Çalışkan'ı yaralayıp, avukat kız kardeşi Hatice Kocaefe’yi (26) tabancayla vurarak öldürdüğü saldırının güvenlik kamerası görüntüsü ortaya çıktı. Soğuk hava deposunun güvenlik kamerasına yansıyan görüntüde iki kız kardeşin yanlarında babaları ve erkek kardeşleriyle depodan çıkıp, toprak yolda yürüdüğü sırada, mahalle yolunda ilerleyen siyah otomobilden ateş açıldığı, kurşunların isabet ettiği kardeşlerin yere yığıldığı görüldü. Silah sesiyle birlikte çevredeki hayvanların koşarak uzaklaştığı, Elif Çalışkan’ın dizine isabet eden kurşuna rağmen yerden kalkıp, babası ve erkek kardeşiyle birlikte, ağır yaralanan kız kardeşi Hatice Kocaefe’ye yardıma gittiği anlar da görüntüye yansıdı. Silah seslerini duyan çevredekilerin de yardıma koştuğu görüldü.</p>

<p><strong>KEŞİF YAPMIŞ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan H.Ç.’nin saldırıdan önce mahallede 16 AGB 45 plakalı otomobiliyle 3-4 kez tur atıp, keşif yaptığı anlar ile saldırıyı düzenleyip, kaçtığı anlar da kameraya yansıdı.</p>

<p><strong>BAKAN GÜRLEK'TEN AÇIKLAMA</strong></p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Bursa'da Avukat Hatice Kocaefe'nin öldürülmesine ilişkin sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bursa’da menfur bir saldırı sonucu Avukat Hatice Kocaefe’nin hayatını kaybettiğini derin bir üzüntüyle öğrendim. Avukatlarımız, yargının kurucu unsurlarından biri olarak adaletin sağlanmasında hayati bir rol üstlenmektedir. Bu onurlu mesleğe yönelen her saldırı, adalete ve hukuk devletine yönelmiş bir tehdittir. Hayatını kaybeden genç avukat arkadaşımıza Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına ve tüm hukuk camiamıza başsağlığı, yaralanan vatandaşımıza acil şifalar diliyorum. Bu alçak saldırının failleri hukuk önünde mutlaka hesap verecek; savunma makamına yönelen hiçbir tehdide asla müsamaha gösterilmeyecektir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/icra-takibi-baslatan-avukati-oldurdu-alacakliyi-yaraladi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-126.jpg" type="image/jpeg" length="61600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanlığı taşra personeli, merkez teşkilatında görevlendirilecek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/adalet-bakanligi-tasra-personeli-merkez-teskilatinda-gorevlendirilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/adalet-bakanligi-tasra-personeli-merkez-teskilatinda-gorevlendirilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanlığı, merkez teşkilatındaki hizmet etkinliğini artırmak ve kurumsal kapasiteyi güçlendirmek amacıyla taşra teşkilatında görev yapan personelin merkez birimlerinde görevlendirileceğini duyurdu. Başvuru süreci bugün itibarıyla başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, merkez teşkilatındaki hizmet verimliliğini artırmak ve kurumsal kapasiteyi güçlendirmek amacıyla taşra teşkilatında görev yapan personeli merkez birimlerinde görevlendireceğini duyurdu. 28 Nisan itibarıyla başlayan süreçte, başvurular Bakanlığın resmi internet sitesi üzerinden elektronik ortamda alınacak.</p>

<p><i>İlgili duyuru şöyle;</i></p>

<p><strong>Taşra Teşkilatında Görev Yapan Personelin Merkez Teşkilatında Görevlendirilmesine İlişkin Duyuru</strong></p>

<p>Bakanlığımız merkez teşkilatında yürütülen hizmetlerin etkinliğinin artırılması, kurumsal bilgi ve tecrübenin değerlendirilmesi ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi amacıyla taşra teşkilatında görev yapan personel arasından Bakanlık merkez teşkilatı birimlerine görevlendirme yapılacaktır.<br />
<strong>Başvuru yapacak personelin aşağıda belirtilen alanlardaki yetkinlikleri öncelikli olarak değerlendirilecektir.</strong></p>

<ul>
 <li>İşe alım süreçlerinde (ilan hazırlama, aday tarama ve değerlendirme organizasyonu) deneyim sahibi olmak,</li>
 <li>İntibak, hizmet birleştirme, kazanılmış hak aylığı ve emeklilik hizmet süresi hesaplama, terfi gibi özlük işlemleri hakkında bilgi ve deneyim sahibi olmak,</li>
 <li>İhale, bütçe, maaş gibi mutemetlik işlemlerinde bilgi ve tecrübe sahibi olmak,</li>
 <li>Elektronik belge yönetimi süreçlerine hâkim olmak,</li>
 <li>MS Office programlarını etkin düzeyde kullanabilmek,</li>
 <li>Yazılım geliştirme, veri tabanı yönetimi veya web tasarım alanlarında yetkinlik sahibi olmak,</li>
 <li>Yapay zeka araçlarını kullanma konusunda deneyim sahibi olmak,</li>
 <li>İstatistik, veri analizi ve raporlama konularında bilgi sahibi olmak,</li>
 <li>Basın, iletişim ve metin yazarlığı alanlarında yetkinliği bulunmak,</li>
 <li>Grafik tasarım, video prodüksiyon, fotoğraf veya kamera alanlarında yetkinlik sahibi olmak,</li>
 <li>Mimari ve teknik çizim alanlarında deneyim sahibi olmak,</li>
 <li>Proje yazımı ve yönetimi hakkında bilgi sahibi olmak,</li>
 <li>Kriz ve afet yönetimi hakkında deneyim sahibi olmak.</li>
</ul>

<p><strong>BAŞVURU ŞARTLARI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li><strong>Kadrolu memur</strong> statüsünde görev yapıyor olmak,</li>
 <li>İcra, ceza infaz kurumları ve denetimli serbestlik müdürlükleri <strong>personeli olmamak.</strong></li>
</ul>

<p><strong>BAŞVURU ŞEKLİ VE SÜRESİ</strong><br />
Başvurular, <strong>28.04.2026</strong> tarihinden itibaren <a href="https://personel.adalet.gov.tr" rel="nofollow" target="_blank"><strong>personel.adalet.gov.tr</strong></a> adresinde yer alan <strong>Personel Yetkinlik Formunu</strong> doldurmak suretiyle elektronik ortamda yapılacaktır.<br />
<br />
<strong>DEĞERLENDİRME ve GÖREVLENDİRME</strong><br />
• <strong>Ön Değerlendirme:</strong> Eğitim durumu, mesleki deneyim, sertifikalar ve başvuruda belirtilen yetkinlikler çerçevesinde ön değerlendirme yapılacaktır.<br />
• <strong>Uygulamalı Değerlendirme:</strong> Ön değerlendirme neticesinde başvurusu uygun görülen personelin beyan ettikleri yetkinlikler uygulamalı olarak değerlendirilecektir.<br />
• <strong>Görevlendirme:</strong> Süreci başarıyla tamamlayan personel, hizmet gerekleri ve idari ihtiyaçlar doğrultusunda Bakanlık merkez birimlerine görevlendirilecektir.<br />
Duyurulur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURU</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/adalet-bakanligi-tasra-personeli-merkez-teskilatinda-gorevlendirilecek</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/yargi/adalet-4va.jpg" type="image/jpeg" length="76922"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığına Ayhan Tuncal yeniden seçildi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesi-baskanligina-ayhan-tuncal-yeniden-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesi-baskanligina-ayhan-tuncal-yeniden-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay'da 12. Hukuk Dairesi Başkanlığı seçimleri sona erdi. Mevcut başkan Ayhan Tuncal ile aynı daire üyesi Şanver Keleş arasında geçen seçim maratonu 7. turda tamamlandı. Ayhan Tuncal 168 oyla yeniden başkanlığa seçildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yargıtay bünyesinde bir süredir devam eden 12. Hukuk Dairesi Başkanlığı seçimleri sonuçlandı. Mevcut başkan Ayhan Tuncal, gerçekleştirilen oylamada yeniden başkanlığa seçildi.</p>

<p>Seçim sonuçlarına göre Ayhan Tuncal, toplam 168 oy alarak 12. Hukuk Dairesi Başkanlığı görevine seçildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AYHAN TUNCAL KİMDİR?</strong></p>

<p>1 Kasım 1966 tarihinde Bağyaka'da doğan Tuncal, Aydın İmam Hatip Lisesini bitirerek, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1990 yılında mezun olduktan sonra, askerliğini İzmir'de kısa dönem olarak yaptı. Aydın ve Muğla hakim adayı olarak mesleğe başlayan Tuncal; sırasıyla Koçarlı, Çaykara, Kurtalan, Nazilli ve Antalya Hakimliği görevlerinde bulundu.</p>

<p>Evli ve üç çocuk babası olan Tuncay, 22 Aralık 2011 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Ayhan Tuncal, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 10 Nisan 2018 tarihinde ilk kez, 13 Nisan 2022 tarihinde ikinci kez Yargıtay On İkinci Hukuk Dairesi Başkanlığına seçildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURU, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesi-baskanligina-ayhan-tuncal-yeniden-secildi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/yargitay-k.jpg" type="image/jpeg" length="93330"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HSK'dan yeni kararname: 34 hâkim ve savcının görev yeri değişti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hskdan-yeni-kararname-34-hakim-ve-savcinin-gorev-yeri-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hskdan-yeni-kararname-34-hakim-ve-savcinin-gorev-yeri-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HSK Birinci Dairesi, 29 Nisan 2026 tarihli ve 966 sayılı kararnamesiyle 34 hâkim ve savcının görev yerini yeniden belirledi. Kararname kapsamında Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemeleri ve il savcılıklarına önemli atamalar yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi, 29 Nisan 2026 tarihinde adli yargı mensuplarını kapsayan yeni bir atama kararnamesi yayımladı. 966 sayılı kararname ile 34 hâkim ve savcının görev yeri değiştirildi.</p>

<p><strong>Yargıtay'a Yeni Atamalar</strong></p>

<p>Kararname ile birçok isim Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı'na atandı. Adalet Bakanlığı'nda görev yapan tetkik hakimleri ve bölge adliye mahkemesi üyeleri arasından seçilen isimler arasında Seyit Ahmet Alperen, Fettah Çavuş, Tahsin Mutlu, Kenan Uzun, Yurdagül Keskin, Hakan Yelek ve Yasin Yıldırım yer aldı. Hanak Cumhuriyet Savcısı Rezzan Yıldız ise Yargıtay Tetkik Hakimliği'ne getirildi.</p>

<p><strong>Bölge Adliye Mahkemelerine Atamalar</strong></p>

<p>Ankara, İstanbul, İzmir ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılıklarına da yeni isimler atandı. Yargıtay Tetkik Hakimi Merve Özcan, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Üyeliği'ne yükseltildi. Bakırköy Hakimi Özgür Kuzulu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne, İzmir Cumhuriyet Savcısı Beyhan Karakaşlı ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne atandı.</p>

<p><strong>Antalya'da Yoğun Hareketlilik</strong></p>

<p>Kararname kapsamında en fazla atama Antalya yargı çevresinde yaşandı. Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'ne Behçet Tufan Turan, Mehdi Özçoban, Gamze Amalı ve Ahmet Kuşak atanırken; Antalya Cumhuriyet Savcılığı'na Zübeyde Dalgülge Şengül, Doğancan İnce, Yasir Aksoy, Yunus Emre Özdemir ve Alperen Kizizoğlu görevlendirildi. Gürkan Kütük ve Fatih Arıcıgil ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı'na getirildi.</p>

<p><strong>Diğer Önemli Atamalar</strong></p>

<p>Bakırköy Hakimi Pınar Şafak, Bakırköy Ticaret Mahkemesi Başkanlığı'na atanırken Adalet Bakanlığı Tetkik Hakimi Özlem Parlar Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na, Nevşehir Cumhuriyet Savcısı Hilmi Kahveci ise Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığı'na getirildi.</p>

<p><strong><i>İşte görev yeri değişen 34 hakim ve savcının listesi</i></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Hsk1" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/hsk1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="850" height="1242"></p>

<p><img alt="Hsk2" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/hsk2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="850" height="410"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURU, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hskdan-yeni-kararname-34-hakim-ve-savcinin-gorev-yeri-degisti</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/09/yargi/hsk-hakim.jpg" type="image/jpeg" length="97649"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRK CEZA MUHAKEMESİNDE BELİRLEYİCİ DELİLİN TANIK BEYANI OLMASININ İSPAT KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turk-ceza-muhakemesinde-belirleyici-delilin-tanik-beyani-olmasinin-ispat-kapsaminda-degerlendirilmesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turk-ceza-muhakemesinde-belirleyici-delilin-tanik-beyani-olmasinin-ispat-kapsaminda-degerlendirilmesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinin temel amacı, isnat edilen fiile ilişkin maddi gerçeğe hukuka uygun usullerle ulaşmak ve bu suretle adil bir yargılama sonucunda doğru bir hüküm tesis etmektir. Bu amaç doğrultusunda muhakeme makamlarının başvurduğu en önemli araç delildir. Delil, muhakeme konusu olayın aydınlatılmasını ve isnadın ispat edilip edilemeyeceğinin ortaya konulmasını sağlayan temel ispat vasıtasıdır. Türk ceza muhakemesi hukukunda, Anayasa’nın 138. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217. maddesinde ifadesini bulan vicdani delil sistemi benimsenmiş; hâkimin hukuka uygun olarak elde edilmiş ve duruşmada tartışılmış delilleri vicdanî kanaatiyle serbestçe değerlendirmesi kabul edilmiştir. Bununla birlikte, delil serbestisi ilkesi sınırsız değildir. Delilin hukuka uygun elde edilmiş olması, duruşmada ortaya konulup tartışılması ve akla, mantığa, hayatın olağan akışına uygun bir biçimde değerlendirilmesi zorunludur. Bu çerçevede ceza muhakemesinde ispat faaliyeti, yalnızca şekli bir doğrulamadan ibaret olmayıp, sanığın suçluluğu hakkında kuşkudan arınmış bir vicdanî kanaatin oluşmasını sağlayan usulî ve maddi bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>Bu genel yapı içerisinde tanık beyanı, ceza muhakemesinin en eski, en yaygın ve en tartışmalı delil türlerinden birini oluşturmaktadır. Çünkü tanık beyanının kaynağı insandır; insan hafızası, algısı, dikkat seviyesi, psikolojik durumu, taraflarla ilişkisi ve olayın gerçekleştiği koşullar, beyanın doğruluğu ve güvenilirliği üzerinde doğrudan etki gösterebilmektedir. Bu sebeple tanık beyanı, bir yandan maddi gerçeğe ulaşmada vazgeçilmez bir işlev görmekte; diğer yandan yanlış değerlendirilmesi hâlinde adil yargılanma hakkını zedeleyebilecek riskler de taşımaktadır. Nitekim özellikle olayın tek veya belirleyici delilinin bir tanık anlatımından ibaret olduğu hâllerde, bu beyanın hangi koşullarda alındığı, savunma tarafından sorgulanıp sorgulanamadığı, mahkemenin tanığın tavır ve tepkilerini doğrudan gözlemleyip gözlemlemediği ve beyanın diğer delillerle desteklenip desteklenmediği hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle, tanık beyanının yalnızca içerik bakımından değil; elde edilme, ikame edilme ve değerlendirilme usulü bakımından da incelenmesi gerekir.</p>

<p>Bu çalışmanın konusu, ceza muhakemesinde tanık beyanının özellikle mahkeme hükmünün kurulmasında belirleyici delil niteliği kazandığı durumlarda sahip olduğu ispat gücünün ve mahkeme tarafından hangi ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin ortaya konulmasıdır. Bu kapsamda öncelikle ceza muhakemesinde delil ve ispat kavramları ile vicdani ispat sisteminin niteliği incelenmiş; ardından tanık kavramı, tanığın muhakemedeki işlevi ve doğrudan doğruyalık ilkesi çerçevesinde tanığın duruşmada dinlenmesinin önemi ele alınmıştır. Devamında tanık beyanının güvenilirliğini etkileyen hukuki ve fiili unsurlar değerlendirilmiş; son olarak ise CMK m. 210 ve m. 211 hükümleri, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları ile öğretideki görüşler ışığında, tek veya belirleyici delil niteliğindeki tanık beyanının hükme esas alınmasının şartları tartışılmıştır. Çalışmanın temel problemi, ceza muhakemesinde tanık beyanının ne zaman ve hangi koşullarda mahkûmiyete elverişli bir ispat vasıtası olarak kabul edilebileceği; buna karşılık hangi hâllerde savunma hakkı, çelişmeli yargılama ilkesi ve doğrudan doğruyalık gereği ek usulî güvencelerin zorunlu hâle geldiğinin belirlenmesidir. Bu yönüyle çalışma, yalnızca teorik bir tartışmayı değil, uygulamada sıkça karşılaşılan ve hükmün adilliğini doğrudan etkileyen bir sorunu incelemeyi amaçlamaktadır.</p>

<p><strong>1. CEZA MUHAKEMESİNDE DELİL VE İSPAT KAVRAMLARI</strong></p>

<p><strong>1.1. Ceza Muhakemesinde Delil Kavramı Ve Delil Serbestisi</strong></p>

<p>“Delil” sözcüğü Arapça kökenli olup, insanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek nitelikteki iz, kanıt ya da emareyi ifade etmektedir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> Ceza muhakemesine ilişkin kanunlarda delillerin elde edilmesi, değerlendirilmesi ve benzeri hususlara ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olmasına rağmen, Ceza muhakemesinin nihai amacı olan maddi gerçeğe ulaşma aracı olan delillerin 1983 tarihli Polisin Adli Görevlerinin Yerine Getirilmesinde Delillerin Toplatılması, Muhafazası Ve İlgili Yerlere Gönderilmesi Hakkında Yönetmelik <a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a>haricinde açık bir tanımı yapılmamıştır. Delil öğretide kabul edilen tanıma göre; muhakeme konusu olayın veya durumun gerçekleşip gerçekleşmediğini ispata yarayan araçtır.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a></p>

<p>Ceza muhakemesinde bir şeyin delil olarak kabul edilebilmesi için; hukuka uygunluk, gerçeklik, akılcılık, erişilebilirlik, güvenilirlik, olayı temsil etme ve müştereklik özellikleri taşıması gerekir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a>Delillerin özellikleri ve delillerin çeşitleri çalışmanın kapsamına alınmadığından detaylı olarak incelenmeyecektir. Ceza muhakemesinde vicdani ispat sistemi geçerli olduğundan, ceza muhakemesinin sonunda vicdani kanaatin oluşmasını sağlayacak hukuka, ahlaka uygun olan her şey delil olarak kullanılabilir. Bu duruma delil serbestisi adı verilir.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a> Çalışmanın konusu bağlamında belirtmek gerekir ki; Ceza muhakememizde her ne kadar delil serbestisi geçerli olsa ve hakimin takdir yetkisi bulunsa da<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a>, kaynağı insan olan beyan delillerine ihtiyatla yaklaşılması gerekir.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a></p>

<p><strong>1.2. Ceza Muhakemesinde İspat Ve İspatın Nispiliği</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde ispat edilmesi gereken iki tür uyuşmazlık bulunmaktadır. Bunlardan ilki maddi ceza hukukuna ilişkin konular, ikincisi ise ceza muhakemesi hukukuna ilişkin konulardır. Suçun işlenip işlenmediği ve işlenmişse kim tarafından işlendiği hususu birinci gruba örnek teşkil ederken; tanıklıktan çekinme hakkını sanığın eşi olduğu gerekçesiyle kullanan kişinin gerçekten sanığın eşi olup olmadığının tespiti ise ikinci gruba örnek olarak gösterilebilir.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">[8]</a></p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 138 birinci fıkrasında yer alan “<i>Hâkimler… vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler</i>” düzenlemesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 217 birinci fıkrasında yer alan <i>“…deliller hâkimin vicdanı kanaatiyle serbestçe takdir edilir</i>” şeklindeki düzenleme, Türk ceza muhakemesinde ispat konusunda kabul edilen sistemin, “<i>vicdani delil/ispat sistemi</i>” olduğunu göstermektedir. <a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">[9]</a> Ancak hemen belirtelim ki, bu durum hâkimin keyfi hareket edebileceği anlamına gelmemekte delil olabilecek ispat vasıtalarının delil olarak değerlendirilebilmesi için ilk bölümde bahsettiğimiz bazı özellikleri taşıması da gerekmektedir. Aksi takdirde bu ispat vasıtalarına dayanılarak hüküm tesis edilemeyecektir.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10" title="">[10]</a></p>

<p>İspat ölçüleri ceza muhakemesinin evrelerine göre farklılık göstermektedir. Soruşturma evresini yürüten Cumhuriyet savcısının, bir fiil nedeniyle kamu davasının açılıp açılmayacağı hususunda karar verebilmesi için belirli bir ispat seviyesine ulaşması yeterli görülürken; kovuşturma evresinin sonunda mahkemenin mahkûmiyet kararı verebilmesi için suçun sanık tarafından işlendiğinin tam bir şekilde ispat edilmesi gerekmektedir.<a href="#_ftn11" name="_ftnref11" title="">[11]</a> Şüphe derecelerinin detaylı incelenmesi çalışmamız kapsamına alınmamıştır.</p>

<p>İspatın tam olarak gerçekleşmiş olması, uyuşmazlığa konu olgular bakımından herhangi bir kuşkunun kalmamasını ifade etmektedir. Bununla birlikte, ispat faaliyetini gerçekleştiren kişilerin farklılaşması ulaşılan sonuçların da değişmesine yol açabilmektedir. Bu durum, özellikle ceza muhakemesi hukukunda <strong>ispatın nispiliği</strong> kavramının gündeme gelmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda önem arz eden husus, hâkimin vicdani kanaat sistemini uygularken sübjektif kanaatinde herhangi bir boşluk veya çelişkinin bulunmaması, boşlukların akıl ve mantık kuralları ile doldurulup gerekçelendirilmesidir.<a href="#_ftn12" name="_ftnref12" title="">[12]</a> İspatın nispiliği dikkate alındığında, beyanına itibar edilmeyen her tanığın yalan tanıklık suçundan sorumlu tutulması mümkün değildir. Aynı şekilde, hâkimin tanık anlatımını reddetmeye yönelik takdiri, temyiz merciinin denetim alanı dışında kalmaktadır. Yargılamanın yenilenmesi kurumunun sınırlı bir çerçevede düzenlenmiş olması da bu yaklaşımın bir yansımasıdır. Bu bağlamda, ispat faaliyetinin hedefi maddi gerçeğin birebir tespiti değil, gerçeğe ilişkin yargısal bir kanaatin oluşturulmasıdır.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13" title="">[13]</a></p>

<p><strong>2. TANIK BEYANI VE CEZA MUHAKEMESİNDEKİ YERİ</strong></p>

<p><strong>2.1. Tanık Kavramı Ve Tanığın Ceza Muhakemesindeki İşlevi</strong></p>

<p>Ceza muhakemesine ilişkin kanunlarda tanık kavramından ne anlaşılması gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Doktrinde Tanık, kendisine karşı yürütülmeyen bir ceza soruşturmasında, ispat konusu olay hakkında beş duyu organı ile algılamalarını beyanı ile ifade eden kimse olarak tanımlanmaktadır. Ceza muhakemesinde tanıklık yalnızca muhakeme konusu fiile ilişkin değil aynı zamanda da fiili ve cezai sonuçlarına ilişkin etkili olabilecek her olaya ilişkin olabilir.<a href="#_ftn14" name="_ftnref14" title="">[14]</a>Bu noktada ceza muhakemesinde delil olan tanık beyanının, daha önce bahsettiğimiz delillerin sahip olması gereken genel özellikleri taşıması gerektiğini de belirtmek gerekir. Tanık beyanı olayın bir parçasını veya bütününü temsil edebilir.<a href="#_ftn15" name="_ftnref15" title="">[15]</a></p>

<p>Ceza muhakemesinde hâkim, hukuka uygun yollardan elde edilmiş ve duruşmada ortaya konularak tartışılmış olan delili vicdani kanaatine göre değerlendirmeye alacak ve o delilin olayı yansıtıp yansıtmadığına karar verecektir. Hâkim gerekçesini mantık kurallarına göre iyi hazırlamak ve hükümde gösterdiği sürece vicdani kanaatini bahsettiğimiz ölçüde kullanmakta serbesttir.<a href="#_ftn16" name="_ftnref16" title="">[16]</a> Ceza muhakemesinde maddi olayın tanığı olan kimselerin beyanlarına itibar edip etmemek de hâkimin vicdani kanaatinin büyük ölçüde etkili olduğunu belirtmek gerekir. Bu kapsamda hakimin tanığın beyanlarının çelişkili olduğu ve çelişkilerinin giderilmediği, tanığın taraflı şekilde beyan verdiği ve yorum kattığı, görgü tanığı olmadığı ve duyum üzerine beyan verdiği, diğer deliller ile ilişkisi değerlendirildiğinde olağan hayat akışı ile örtüşmediği gibi gerekçelerle tanıklık yaptığı olgunun ispatlanamadığına karar verebileceği gibi dosyadaki tüm deliller aksini işaret ederken veya dosyada başkaca bir delil bulunmamasına karşın hakimin vicdani kanaat sistemi ile tanık beyanına itibar etmesi de mümkündür. Bu nedenle, tanık beyanları, ceza muhakemesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında ve ispat faaliyetinde önemli bir fonksiyon icra etmektedir.</p>

<p><strong>2.2. Doğrudan Doğruyalık İlkesi Ve Tanığın Duruşmada Dinlenmesinin Önemi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu m. 43 kapsamında tanık dinlemeye yetkili olan makam, soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme, naip hâkim veya istinabe olunan hakimdir. <strong>Ceza Muhakemesi Kanunun m.217’nun birinci fıkrasında yer alan,</strong> <i>“Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir.” </i> hükmü genel itibariyle delillerin ortaya konulması ve değerlendirilmesinde doğrudan doğruyalık veya diğer bir ifade ile vasıtasızlık ilkesinin bensimsendiğini göstermektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulu-2017523-e-2020373-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Ceza Genel Kurulu 24.09.2020 tarihli, 2017/10-523 E. ve 2020/373 K. sayılı kararı</a>nda; <i>“Bir kimse hakkında mahkumiyet kararı verilmeden önce tüm deliller duruşmada ortaya konulmalı, sanığa ve müdafisine bu delillere karşı etkin şekilde itiraz edebilme olanağı tanınmalıdır. Bu kapsamda sanığa ve müdafisine, aleyhine beyanda bulunan tanığın beyanına karşı itiraz etmek ve soru sormak için yeterli ve tam bir imkân tanınmalıdır. Tanığın taraflarca duruşmada sorgulanmasını sağlamak, devletin de görevidir. Sanık ve müdafisi tarafından sorgulanmasına imkan tanınmayan bir tanığın beyanına dayandırılan mahkûmiyet hükmü, tanık beyanının ispat gücünü, sorgulanabilirliği ve inandırıcılığı yönünden tartışmalı hale getireceğinden savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde görülecek ve AİHS'in 6. maddesi uyarınca adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturacaktır.” </i>gerekçesine yer vererek, tanığın mahkeme huzurunda dinlenmesinin önemine dikkat çekmiştir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi'nin 15.02.2024 tarihli<a href="https://www.hukukihaber.net/hakkaniyete-uygun-yargilanma-hakkinin-ihlal-edilmesi-aym" rel="dofollow"> Erdal Sonduk (Başvuru No: 2020/23093) kararı</a>nda mahkûmiyet hükmüne esas teşkil eden tanıkların dinlendiği celselere katılmayan heyet başkanı ve bir üyenin, tanıkların güvenilirliği konusunda bizzat fikir sahibi olamaması doğrudan doğruyalık ilkesinin ihlali sayılmıştır. Anayasa Mahkemesi kararında, AİHM'in <i>Cutean/Romanya</i> kararına<a href="#_ftn17" name="_ftnref17" title="">[17]</a> atıf yaparak, hâkim değişikliği durumunda telafi edici tedbirlerin (yedek hâkim bulundurma, video kayıt izletme veya tanığı yeniden dinleme) alınmamasını hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. İşbu karar her ne kadar hâkim değişikliğinin doğrudan doğruyalık üzerindeki etkisine ilişkin olsa da doğrudan doğruyalık ilkesinin geçerli olduğu ceza muhakememizin her aşaması için önem arz eden bir karardır. Bu karar nazara alındığında görevsizlik kararı verdiği hallerde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi durumunda, görevsizlik kararı verilene değin yapılan işlemlerin, ikame edilen ve tartışılan delillerin yine tutanak halinde görevli mahkemeye gönderileceği nazara alındığında bu noktada da doğrudan doğruyalık ilkesi nazara alınarak görevli ve kararı verecek mahkemenin delilleri yeniden ikame etmesi ve deliller ile temas etmesi gerektiği düşüncesindeyiz.</p>

<p>Çalışmamızın konusu olan tanık beyanı hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun m.210’un birinci fıkrasında; <i>“Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez</i>.” hükmüne yer verilmiştir. Bu kapsamda, kural olarak maddi olayın delilinin bir tanığın beyanlarına dayanması hâlinde, tanığın ceza muhakemesinin soruşturma evresinde dinlenmiş olsa dahi ikamesi mümkün olduğu müddetçe kovuşturma aşamasında, yani duruşmada bizzat dinlenmesi zorunlu olup aksi hukuka aykırılık teşkil edeceği kanun koyucu tarafından açıkça düzenlenmiş durumdadır.</p>

<p>Kanun koyucunun bu düzenleme ile, özellikle mahkemenin hükmünü yüzyüzelik, sözlülük ve doğrudanlık (vasıtasızlık) ilkelerine uygun bir biçimde oluşturmasını amaçladığı madde gerekçesinde de vurgulanmıştır.<a href="#_ftn18" name="_ftnref18" title="">[18]</a></p>

<p><strong>3. TANIK BEYANININ GÜVENİLİRLİĞİNİ ETKİLEYEN HUSUSLAR</strong></p>

<p>Ceza muhakememizde temel yaklaşım bir kimsenin tanık olduğu olayın tamamı veya bir kısmını tam ve doğru olarak hatırlayamaması mümkün iken, istemeden gerçeğe aykırı bir beyanda bulunmasının mümkün olmadığıdır.<a href="#_ftn19" name="_ftnref19" title="">[19]</a> Muhakemede tanıkların kasten yanlış beyanda bulunmasını önleyen yalan tanıklığın suç sayılması(TCK m.272), tanıklıktan çekinme hakkı (CMK m. 45,46,48), hiç kimse kendisi ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamayacağı güvencesi (Anayasa m. 38), yemin (CMK m.54-55) gibi bir takım kanuni tedbirlere yer vermek suretiyle her zaman doğru bir tanık beyanına ulaşılabileceği düşünülmektedir. <a href="#_ftn20" name="_ftnref20" title="">[20]</a>Öte yandan insan hafızası ile kayıtlı olan bilgilerin zaman içinde değişime uğradığı, insan olması sebebiyle tanıkların da olayları algılamalarının değişebileceği ve maddi olaya ilişkin verilerin bilinç dışı olarak tasnif edilip insan beynine kaydedildiği de yadsınamaz bir gerçektir.<a href="#_ftn21" name="_ftnref21" title="">[21]</a> Bu noktada vicdani kanaati ile karar verecek hakimin kaynağı insan olan beyan delilleri ile doğrudan doğruya temas etmesi, tanıkların hem kendi anlatımlarındaki hem de birden fazla tanık var ise birbirlerinin anlatımlarındaki çelişki ve tutarlılıkları ortaya koyması hangi tanığın beyanının ne ölçüde ve hangi yönden etkilenmiş olabileceği konusunda değerlendirme yapması önem arz etmektedir.</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu m. 208 uyarınca kovuşturma aşamasında tanıklar dinlenmek üzere, tek tek duruşma salonuna alınır, dinlenir ve dinlenen tanık duruşma salonunda kalır. Dinlenen tanık ancak ve ancak mahkeme başkanı veya hakimin izni ile duruşma salonundan ayrılır. Kanun koyucunun bu düzenlemesinin nedeni de; tanıkların birbirleri ile yüzleştirmelerine ihtiyaç duyulması ihtimalidir.<a href="#_ftn22" name="_ftnref22" title="">[22]</a><a name="3.1.1._Türk_Mevzuatı_Açısından_Görüntü_A"></a><a name="_bookmark26"></a><strong> </strong>Ceza Muhakemesi m.208’de yer alan<strong> </strong>düzenlemenin hakimin vicdani kanaatinin oluşturulması ve adil yargılanma hakkı kapsamında yerinde olduğu kanaatindeyiz.</p>

<p><strong>4. CEZA MUHAKEMESİNDE BELİRLEYİCİ DELİL OLARAK TANIK BEYANININ İSPAT GÜCÜ VE DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>

<p>Öğretide bir görüş, Ceza Muhakemesi Kanunu m.210’un birinci fıkrasının yalnızca olayın tek delilinin tek bir tanık beyanından ibaret bulunduğu hâllerle sınırlı olarak anlaşılmaması gerektiğini, tanık beyanı dışında sanık ikrarı, bilirkişi raporu veya sair deliller mevcut olsa dahi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve şüphenin yenilmesi bakımından tanığın mahkeme huzurunda dinlenmesinin zorunlu olduğunu ileri sürmekte olup bu görüşe göre, anılan hüküm tüm tanık delilleri bakımından genel bir doğrudan dinleme kuralı getirmekte; Ceza Muhakemesi Kanunu m. 211’de düzenlenen istisnalar ise olayın tek tanığı veya birden fazla tanığı bulunup bulunmadığına bakılmaksızın bütün tanık beyanları yönünden uygulanabilmektedir.<a href="#_ftn23" name="_ftnref23" title="">[23]</a> Bu çerçevede, örneğin olayın tek tanığının ölmesi, akıl hastalığına tutulması veya bulunduğu yerin tespit edilememesi hâlinde, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 211’in birinci fıkrası kapsamında önceki ifadelerinin okunarak delil olarak değerlendirilmesi mümkün kabul edilmektedir.<a href="#_ftn24" name="_ftnref24" title="">[24]</a>Buna karşılık diğer görüşte, Ceza Muhakemesi Kanunu m.210’un birinci fıkrasının lafzı ve amacı gereği, yalnızca olayın tek delilinin bir tanık açıklamasından ibaret olduğu hâllere özgü istisnai ve sıkı bir koruma sağladığı, bu nedenle maddedeki “mutlaka dinlenir” ibaresinin genel değil, sınırlı bir zorunluluğa işaret ettiği savunulmakta olup bu görüş uyarınca, kural olarak tanıkların duruşmada dinlenmesi esas olmakla birlikte, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 211’de belirtilen istisnai durumların varlığı hâlinde önceki beyanların okunması mümkündür; ancak olayın tek veya belirleyici delili bir tanık beyanı ise, doğrudanlık ilkesinin zedelenmemesi için bu tanığın mahkeme huzurunda dinlenmesi zorunlu sayılmalıdır.<a href="#_ftn25" name="_ftnref25" title="">[25]</a></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-201221799-e-ve-20162085-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 30.06.2016 tarihli, 2012/21799 E. ve 2016/2085 K. sayılı kararı</a>nda;</strong> <i>“olayın tek tanığı olan ve beyanı hükme esas alınan N. Ç.’ın sanık ve müdafiine soru sorma olanağı da tanınmak suretiyle CMK’nın 210. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tanık olarak dinlenmesi, daha sonra tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,” </i>ifadelerine yer verilerek, olayın ispatının bir görgü tanığının beyanlarına dayandırıldığı hallerde, söz konusu tanığın duruşmada bizzat dinlenmesinin zorunlu olduğu<a href="#_ftn26" name="_ftnref26" title="">[26]</a>; bu kapsamda İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6/3-d maddesi ile güvence altına alınan ve Ceza Muhakemesi Kanunu m. 210 birinci fıkrasında düzenlenen, sanık ve müdafiine tanığa soru yöneltme hakkının tanınmasının adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu ifade edilmektedir.<a href="#_ftn27" name="_ftnref27" title="">[27]</a> Kararda aksi yönde bir uygulamanın ise eksik araştırma ile hüküm kurulması sonucunu doğuracağı ve bu durumun hükmün hukuka aykırılığına yol açacağı kabul edilmektedir. Bu itibarla, öğretideki tartışma devam etmekle birlikte, uygulamada baskın eğilimin Ceza Muhakemesi Kanununun m. 210 birinci fıkrası hükmünü olayın tek veya belirleyici delilinin tanık beyanı olduğu durumlarla sınırlı yorumlamak, buna karşılık diğer hâllerde Ceza Muhakemesi Kanunu m. 211’deki istisna rejimini devreye sokmak yönünde olduğu söylenebilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-18-ceza-dairesi-201914889-e-20207116-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 18. Ceza Dairesi 11.06.2020 tarihli, 2019/14889 E. ve 2020/7116 K. sayılı kararı</a>nda<i>; “Ceza Muhakemeleri Kanununun temel ilkelerinden birisi olan doğrudan doğruyalık ilkesinin bir gereği olarak hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurda tartışılmış delillere dayandırılabilir. Mahkeme huzurunda temel ilke olmakla birlikte bazı durumlarda talimatla dinleme veya eski ifadelerin bulunduğu tutanakların okunması ile yetinilmesinin yeterli olduğu istisnai haller de kabul edilmiştir. CMK’nın 211. maddesi uyarınca, tanığın bulunduğu yer öğrenilemezse dinlenmesi yerine daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir. Ancak, CMK’nın 210/1. maddesi uyarınca olayın delili bir tanığın açıklanmasından ibaret ise bu tanık mutlaka duruşmada dinlenir daha önce yapılan dinleme sonucu düzenlenen tutanağın okunması dinleme</i> <i>yerine geçmez denilerek doğrudan doğruyalık ilkesine bu durumda istisna tanınmamıştır.”</i> ifadelerine yer vermiştir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik yaklaşımına göre, sanığın aleyhine olan tanıkları sorgulama veya sorgulatma imkânına sahip olması adil yargılanma hakkının asli unsurlarındandır. Mahkeme, bu konuda özellikle <a href="https://www.hukukihaber.net/mahkumiyette-tek-veya-belirleyici-delilinin-sorgulanamayan-tanik-beyani-olmasi-453629" rel="dofollow">Ali Rıza Telek kararında[28]</a>, kovuşturma sırasında delillerin kural olarak aleni duruşmada ve sanığın huzurunda tartışılması gerektiğini; mahkûmiyetin yalnızca veya belirleyici ölçüde sanığın sorgulama imkânı bulamadığı kişilerin ifadelerine dayandırılması hâlinde savunma hakkının ağır biçimde zedeleneceğini vurgulamıştır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin <a href="https://www.hukukihaber.net/mahkumiyette-tek-veya-belirleyici-delilinin-sorgulanamayan-tanik-beyani-olmasi-453629" rel="dofollow">Onur Urbay kararı</a>nda, sanığa olayın kendi anlatımını sunma ve bazı delillerini ileri sürme imkânı tanınmış olmasının her zaman yeterli bir telafi mekanizması oluşturmayacağını; mahkûmiyette belirleyici ağırlığı bulunan tanığın duruşmada dinlenmemesinin, başka sınırlı güvencelerle giderilemeyebileceğini belirtmiştir.<a href="https://www.hukukihaber.net/mahkumiyette-tek-veya-belirleyici-delilinin-sorgulanamayan-tanik-beyani-olmasi-453629" rel="dofollow">[29]</a> Benzer şekilde Metin Akdemir kararında da, tanıkların neden bizzat ya da en azından SEGBİS aracılığıyla, sanık ve müdafiinin soru sorabileceği bir usulle dinlenmediğinin ortaya konulamaması; yalnızca yazılı beyanların dosyaya alınmasıyla yetinilmesi; mahkemenin tanığın tavır ve tepkilerini doğrudan gözlemleyememesi ve savunmanın beyanın güvenilirliğini sınayamaması, yargılamanın hakkaniyetini zedeleyen unsurlar olarak değerlendirilmiştir. <a href="#_ftn30" name="_ftnref30" title="">[30]</a></p>

<p>Dolayısıyla konuya ilişkin Anayasa mahkemesinin yerleşik içtihatlarından mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici beyan söz konusuysa, ulaşılabilir durumdaki tanığın mümkünse duruşmada, bu mümkün değilse en azından savunmanın etkin katılımını sağlayacak şekilde dinlenmesi gerekir; aksi hâlde önceki beyanın okunması veya kaydın izletilmesi, tek başına adil yargılanma güvencelerini karşılamayacağı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, esasen tanığın duruşmada dinlenmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediğini değerlendirirken üç aşamalı bir test uygulamakta olup; buna göre önce tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı, ardından sorgulanamayan tanık beyanının mahkûmiyet bakımından tek veya belirleyici delil niteliğinde olup olmadığı, son olarak da savunmanın maruz kaldığı dezavantajı giderecek yeterli dengeleyici güvencelerin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Bu çerçevede, yalnızca soruşturma aşamasında alınmış beyanların veya yazılı tutanakların duruşmada okunmasıyla yetinilmesi, özellikle beyan hükme götüren temel delil niteliğindeyse, kural olarak yeterli kabul edilmemektedir.<a href="https://www.hukukihaber.net/belirleyici-delilin-tanik-beyani-olmasi-ve-tanigi-sorgulama-hakki" rel="dofollow">[31]</a></p>

<p>Bizim görüşümüze göre de; Ceza Muhakemesi Kanunu m.211, m.210 birici fıkrasının istisnası olmayıp özel hüküm niteliği taşıyan Ceza Muhakemesi Kanunu m.210 birinci fıkrası, Ceza Muhakemesi Kanunu m.211’in istisnası niteliğindedir. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 211; birden fazla tanığın varlığı veya olayın diğer delillerle ispatının mümkün olduğu hallerde tanık veya tanıklardan birisinin beyanının duruşmada alınamaması halinde, bu tanığın önceki beyanının okunmasına ilişkin bir istisna getirmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu m.210 birinci fıkrası; olayın delilinin tek bir tanığın beyanından ibaret görülmesi halinde, bu tanığın önceki beyanının m.211’de yer alan istisnalara dayanılarak okunmasına izin vermemektedir. Bu kapsamda belirleyici delilin tek tanık olduğu dosyalarda soruşturma evresinde beyanı alınmış olup da duruşmada dinlenilemeyen tanığın yalnızca beyanına dayanarak mahkumiyet hükmü tesis edemeyeceği düşüncesindeyiz.</p>

<p>Bu noktada, maddi olayın sübutu ile mahkûmiyet hükmünün esas itibarıyla mağdur çocuğun beyanına dayandığı ve bu beyanın Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 236. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sesli ve görüntülü şekilde kayıt altına alındığı durumlarda, anılan kaydın duruşmada yalnızca dinletilmesi veya izletilmesinin tek başına yeterli kabul edilip edilemeyeceği özel bir önem arz etmektedir. Her ne kadar Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 210. maddesinin birinci fıkrasının lafzında, olayın delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olması hâlinde, daha önce alınmış yazılı beyan veya tutanağın okunmasının dinleme yerine geçemeyeceği düzenlenmiş ise de; öğretide, bu hükmün salt lafzî bir yaklaşımla yorumlanmaması, bilakis sanığın yüz yüzelik, doğrudan doğruyalık ve çelişmeli yargılama ilkeleri çerçevesinde sahip olduğu usulî güvencelerin bir görünümü olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu nedenle, hükme esas alınan tek mağdur veya tanığın ulaşılabilir durumda bulunduğu hâllerde, soruşturma evresinde alınmış ses ve görüntü kaydının duruşmada izletilmesiyle yetinilmesi isabetli görülmemeli; maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve savunma hakkının etkin kullanılabilmesi bakımından, ilgili kişinin duruşmada bizzat dinlenmesi ve sanık ile müdafiine soru yöneltme imkânının tanınması gerektiği kabul edilmelidir.<a href="https://www.hukukihaber.net/olayin-delilinin-bir-tanigin-aciklamalarindan-ibaret-olmasi" rel="dofollow">[32]</a></p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde delil serbestisi ve vicdani ispat sistemi kabul edilmiş olmakla birlikte, bu sistem hâkime sınırsız ve keyfî bir takdir yetkisi tanımamaktadır. Aksine, hâkimin vicdanî kanaati ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş, duruşmada ortaya konulmuş, savunmanın tartışmasına açılmış ve akıl-mantık süzgecinden geçirilmiş deliller üzerinden oluşturulabilir. Bu bağlamda tanık beyanı, ceza muhakemesinde önemli ve çoğu zaman belirleyici bir delil türü olmakla birlikte, insan kaynaklı yapısı nedeniyle özel bir dikkat ve titizlikle değerlendirilmesi gereken bir ispat vasıtasıdır. Tanığın olayı algılama biçimi, hafızasının sınırlılıkları, taraflarla ilişkisi, olay sonrası etkilenme ihtimali, anlatımındaki çelişkiler ve beyanın diğer delillerle uyumu, bu delilin güvenilirliğini doğrudan etkileyen unsurlardır. Dolayısıyla tanık beyanı, tek başına şekli varlığı nedeniyle değil; iç tutarlılığı, dış destek unsurları ve hukuka uygun ikame edilme biçimi birlikte değerlendirilerek hükme esas alınmalıdır.</p>

<p>Çalışmada ulaşılan temel sonuçlardan biri, CMK m. 210/1 hükmünün, olayın tek veya belirleyici delilinin bir tanık açıklaması olduğu durumlarda, doğrudan doğruyalık ve çelişmeli yargılama ilkeleri bakımından özel bir güvence işlevi gördüğüdür. Olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaretse, bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi ve sanık ile müdafiine soru sorma olanağının tanınması gerekir. Tanığın önceki beyan tutanağının okunması ya da yalnızca yazılı anlatımla yetinilmesi, bu zorunluluğun yerine geçtiği şeklinde değerlendirilemez. CMK m. 211’de düzenlenen istisnalar ise, kuralın ortadan kaldırılması sonucunu değil, ancak bazı istisnai hâllerde önceki beyanların delil olarak kullanılabilmesini ifade eder. Ne var ki bu istisnaların, olayın tek veya belirleyici delili olan tanık bakımından geniş yorumlanması; savunma hakkını, sorgulama hakkını ve adil yargılanma güvencelerini zedeleme tehlikesi taşır. Bu nedenle m. 211’in uygulanmasında, m. 210’un koruyucu işlevi mutlaka gözetilmeli; özellikle mahkûmiyetin esasen tek tanık anlatımına dayandığı dosyalarda, önceki beyanın okunmasıyla yetinilerek mahkûmiyet kurulması kabul edilmemelidir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirildiğinde de, mahkûmiyetin yalnızca veya belirleyici ölçüde sorgulanamayan bir tanık beyanına dayandırılması hâlinde adil yargılanma hakkının ihlal edilme riski bulunduğu açıkça görülmektedir. Tanığın duruşmada hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı, beyanın hüküm bakımından tek veya belirleyici nitelikte olup olmadığı ve savunmanın maruz kaldığı dezavantajı giderecek dengeleyici güvencelerin mevcut bulunup bulunmadığı; bu konuda yapılacak anayasal ve usulî değerlendirmede belirleyici ölçütlerdir.</p>

<p>Özellikle ulaşılabilir durumdaki tanığın duruşmada veya en azından savunmanın etkin katılımını sağlayacak bir yöntemle dinlenmemesi, yalnızca önceki ses-görüntü kaydının izletilmesiyle yetinilmesi ya da beyanın dosyaya okunmak suretiyle alınması, tek başına yeterli bir telafi mekanizması olarak kabul edilmemelidir. Sonuç olarak ceza muhakemesinde tanık beyanı, maddi gerçeğe ulaşmada vazgeçilmez bir araç olmakla birlikte; tek veya belirleyici delil niteliği kazandığı anda, yalnızca bir ispat vasıtası değil aynı zamanda savunma hakkı, doğrudan doğruyalık ilkesi ve hakkaniyete uygun yargılanma bakımından sıkı usulî güvencelere tabi bir delil hâline gelmektedir. Bu sebeple, mahkemelerin tanık beyanını değerlendirirken sadece “ne söylendiğine” değil, aynı zamanda “nasıl, hangi koşullarda ve hangi güvenceler altında söylendiğine” odaklanmaları, ceza muhakemesinin adalet işlevinin bir gereğidir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-nur-nihal-tavlan" title="Av. Nur Nihal TAVLAN"><img alt="Av. Nur Nihal TAVLAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/05/nur-nihal-tavlan-saroglu.JPG" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-nur-nihal-tavlan" title="Av. Nur Nihal TAVLAN">Av. Nur Nihal TAVLAN ŞAROĞLU</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, www.tdk.gov.tr, E.T. 11.03.2026.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> 1983 tarihli Polisin Adli Görevlerinin Yerine Getirilmesinde Delillerin Toplatılması, Muhafazası Ve İlgili Yerlere Gönderilmesi Hakkında Yönetmelik Madde 3’te delil; “<i>Meydana gelen bir suçun aydınlatılması ve suç sanıklarının tespitine yarayan her türlü ispat vasıtası”</i> olarak tanımlanmıştır.</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> Nurullah Kunter/ Feridun Yenisey/ Ayşe Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, B.16, Beta Yayınevi, İstanbul, 2008, s.617.</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> Centel, Nur/Zafer, Hamide: Ceza Muhakemesi Hukuku 14.Baskı, İstanbul 2017, s.235-236.</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> Kunter/Yenisey/Nuhoğlu,s.620.</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999"> Cansu Akgül Çürük, Ceza Muhakemesinde Tanık Beyanı Ve Delil Değeri(Yüksek Lisans Tezi, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021), s.12-13.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999"> Harika Canpolat, Taraf Beyanı Vasıtasıyla Delil İkamesi(Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,2024),s.263-271.</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">[8]</span></a><span style="color:#999999"> Ali Şafak-Vahit Bıçak, Ceza Muhakemesi Hukuku ve Polis, Roma Yayınevi, Ağustos 2005, s. 277.</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">[9]</span></a><span style="color:#999999"> Centel, Nur/Zafer, Hamide: Ceza Muhakemesi Hukuku 14.Baskı, İstanbul 2017, s. 761.</span></p>

<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10" title=""><span style="color:#999999">[10]</span></a><span style="color:#999999"> Bahri Öztürk, “Ses veya Görüntü Kaydeden Araçlarla Yapılan Tespitlerin Ceza Muhakemesi Hukukunda Değeri”, Prof. Dr. Seyiullalı Edis’e Armağan, 2000, s. 9.</span></p>

<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11" title=""><span style="color:#999999">[11]</span></a><span style="color:#999999"> Yusuf Başlar, Hacettepe HFD, 12(2), 2022, s. 1396.</span></p>

<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12" title=""><span style="color:#999999">[12]</span></a><span style="color:#999999"> DOĞAN, Koray, Ceza Muhakemesinde Belirsizlik Kuşkudan Sanık Yararlanır İlkesi “in dubio pro reo”, 2. Basım, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2018, s. 34.</span></p>

<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13" title=""><span style="color:#999999">[13]</span></a><span style="color:#999999"> Yusuf Başlar, Hacettepe HFD, 12(2), 2022, s.1393.</span></p>

<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14" title=""><span style="color:#999999">[14]</span></a><span style="color:#999999"> Centel/Zafer, s. 256.</span></p>

<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15" title=""><span style="color:#999999">[15]</span></a><span style="color:#999999"> Bahri Öztürk/ Durmuş Tezcan/Mustafa Ruhan Erdem, vd., Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, B.10, Seçkin Yayınevi, Ankara,2016, s.312.</span></p>

<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16" title=""><span style="color:#999999">[16]</span></a><span style="color:#999999"> Centel/Zafer, s. 759.</span></p>

<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17" title=""><span style="color:#999999">[17]</span></a><span style="color:#999999"> AİHM Cutean/Romanya, B. No:53150/12, 02/12/2014, s.61 vd.</span></p>

<p><a href="#_ftnref18" name="_ftn18" title=""><span style="color:#999999">[18]</span></a><span style="color:#999999"> CMK Tasarısı’nda m. 210’u karşılayan düzenlemenin gerekçesinde, söz konusu hükmün delillerin doğrudan doğruyalığı ilkesini vurgulamak amacıyla kaleme alındığı ve m. 211’deki istisnalar dışında olayın delili olan tanığın duruşmada dinlenmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref19" name="_ftn19" title=""><span style="color:#999999">[19]</span></a><span style="color:#999999"> Yargıtay içtihatlarında da olduğu gibi yalan olduğu netleşmemiş tanık beyanına itibar edilmesi gerektiğine ilişkin bkz. Yargıtay 4. C.D., E.2013/2720, K. 2015/61, T. 05.01.2015.</span></p>

<p><a href="#_ftnref20" name="_ftn20" title=""><span style="color:#999999">[20]</span></a><span style="color:#999999"> Devrim Güngör, Ceza Muhakemesinde Tanık Beyanının Delil Değeri Üzerine Bazı Tespit Ve Değerlendirmeler, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt:6, Sayı 2, Yıl 2015, s.309.</span></p>

<p><a href="#_ftnref21" name="_ftn21" title=""><span style="color:#999999">[21]</span></a><span style="color:#999999"> Devrim Güngör, Ceza Muhakemesinde Tanık Beyanının Delil Değeri Üzerine Bazı Tespit Ve Değerlendirmeler, s.310.</span></p>

<p><a href="#_ftnref22" name="_ftn22" title=""><span style="color:#999999">[22]</span></a><span style="color:#999999"> Centel/Zafer, s. 742-743.</span></p>

<p><a href="#_ftnref23" name="_ftn23" title=""><span style="color:#999999">[23]</span></a><span style="color:#999999"> H. Karakehya, “Ceza Muhakemesinde Suçluluğun İspatının Tek Delile Dayanması”, Haluk Konuralp Anısına Armağan, C. II, Ankara, Yetkin Yayınları, 2009, s. 1010.</span></p>

<p><a href="#_ftnref24" name="_ftn24" title=""><span style="color:#999999">[24]</span></a><span style="color:#999999"> D. Soyaslan, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara, Yetkin Yayınları, 2010, s. 399.</span></p>

<p><a href="#_ftnref25" name="_ftn25" title=""><span style="color:#999999">[25]</span></a><span style="color:#999999"> Karakehya, 2009, s. 1011.</span></p>

<p><a href="#_ftnref26" name="_ftn26" title=""><span style="color:#999999">[26]</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. <i>AYM, İsmet Özkorul Başvurusu, B. No: 2013/7582, 11/12/2014, S.47.</i> (CMK 210/1'in doğrudan doğruyalık ilkesini somutlaştırdığı hakkında)., <i>Yargıtay 17. CD, 13.05.2019, 2019/5671 E., 2019/7194 K.</i> (Tek tanık beyanının okunmasıyla yetinilemeyeceği hakkında).</span></p>

<p><a href="#_ftnref27" name="_ftn27" title=""><span style="color:#999999">[27]</span></a><span style="color:#999999"> <i>Zehra Yılmaz, 5271 Sayılı CMK Kapsamında Doğrudan Soru Yöneltme, (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020), S.105 vd. , Cangül Altundiş, Ceza Muhakemesi Hukukunda Tanıklık, (Yüksek Lisans Tezi, Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020 )</i><i> </i>,S.69 vd.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/mahkumiyette-tek-veya-belirleyici-delilinin-sorgulanamayan-tanik-beyani-olmasi-453629" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[28]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/mahkumiyette-tek-veya-belirleyici-delilinin-sorgulanamayan-tanik-beyani-olmasi-453629" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, B.N. 2013/2630, T. 30.12.2024.,</span></a><span style="color:#999999"> R.G. Tarih-Sayı: 28/3/2015-29309.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/mahkumiyette-tek-veya-belirleyici-delilinin-sorgulanamayan-tanik-beyani-olmasi-453629" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[29]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/mahkumiyette-tek-veya-belirleyici-delilinin-sorgulanamayan-tanik-beyani-olmasi-453629" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, B.N. 2014/6222</span></a><span style="color:#999999">, T. 06.03.2019., R.G. Tarih ve Sayı: 28/3/2019x-30728.</span></p>

<p><a href="#_ftnref30" name="_ftn30" title=""><span style="color:#999999">[30]</span></a><span style="color:#999999"> Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, B.N. 2020/3964, T. 21.09.2022., R.G. Tarih ve Sayı: 21/10/2022-31990.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/belirleyici-delilin-tanik-beyani-olmasi-ve-tanigi-sorgulama-hakki" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[31]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/belirleyici-delilin-tanik-beyani-olmasi-ve-tanigi-sorgulama-hakki" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/belirleyici-delilin-tanik-beyani-olmasi-ve-tanigi-sorgulama-hakki</span></a><span style="color:#999999"> (E.T.23.03.2026)</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/olayin-delilinin-bir-tanigin-aciklamalarindan-ibaret-olmasi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[32]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/olayin-delilinin-bir-tanigin-aciklamalarindan-ibaret-olmasi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/olayin-delilinin-bir-tanigin-aciklamalarindan-ibaret-olmasi</span></a><span style="color:#999999"> (E.T.:23.03.2026)</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turk-ceza-muhakemesinde-belirleyici-delilin-tanik-beyani-olmasinin-ispat-kapsaminda-degerlendirilmesi-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/gizli-tanik-5.jpg" type="image/jpeg" length="71969"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANMA - KUSURUN HATALI BELİRLENMESİ - MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bosanma-kusurun-hatali-belirlenmesi-maddi-ve-manevi-tazminat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bosanma-kusurun-hatali-belirlenmesi-maddi-ve-manevi-tazminat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kabul Edilen ve Gerçekleşen Kusurlu Davranışlara Göre Evlilik Birliğinin Sarsılmasına Sebebiyet Veren Olaylarda Erkeğin Ağır Kadının Az Kusurlu Olduğunun Kabulü Gerektiği - Mahkemece Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları Tazminata Esas Olan Fiilin Ağırlığı İle 4721 SK 4. Maddesiyle 6098 Sayılı TBK 50. ve 51. Maddelerinde Düzenlenen "Hakkaniyet Kuralları" da Dikkate Alınarak Davalı-Karşı Davacı Kadın Yararına Uygun Miktarda Maddî ve Manevî Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.<br />
YARGITAY<br />
2. HUKUK DAİRESİ<br />
E. 2024/10521<br />
K. 2025/7055<br />
T. 10.9.2025</strong></p>

<p><strong>BOŞANMA</strong> ( Kabul Edilen ve Gerçekleşen Kusurlu Davranışlara Göre Evlilik Birliğinin Sarsılmasına Sebebiyet Veren Olaylarda Erkeğin Ağır Kadının Az Kusurlu Olduğunun Kabulü Gerektiği - Mahkemece Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları Tazminata Esas Olan Fiilin Ağırlığı İle 4721 SK 4. Maddesiyle 6098 Sayılı TBK 50. ve 51. Maddelerinde Düzenlenen "Hakkaniyet Kuralları" da Dikkate Alınarak Davalı-Karşı Davacı Kadın Yararına Uygun Miktarda Maddî ve Manevî Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği )</p>

<p><strong>KUSURUN HATALI BELİRLENMESİ</strong> ( Tarafların Evlilik Birliğinin Sarsılmasında Eşit Kusurlu Oldukları Yönündeki Değerlendirmenin Dosya Kapsamına Aykırı Olduğu/Erkeğin Kadına Göre Daha Ağır Kusurlu Olduğunun Kabulü Gerektiği )</p>

<p><strong>MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT</strong> ( Kadının Ağır veya Eşit Kusurlu Olmadığı Durumda Tazminat Talebinin Reddinin Hatalı Olduğu/Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları ile Hakkaniyet Kuralları Gözetilerek Kadın Yarına Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği )</p>

<p>4721/m.174</p>

<p>6098/m.50</p>

<p><strong>ÖZET: </strong>1-Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar birliğin sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken, hatalı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2-4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı- karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği ve erkeğin gerçekleşen kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 Sayılı Kanun'un 4. maddesiyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. ve 51. maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı- karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu isteğin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>DAVA : </strong>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadının davasının kabulü, velayet, reddedilen tazminat talepleri, tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, reddedilen tazminat talepleri, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>KARAR : </strong>1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine göre davacı- davalı erkek vekilinin tüm, davalı -davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.İlk Derece Mahkemesince taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda birliğin sarsılmasına sebep olan olaylarda kadının tam kusurlu olduğu belirtilerek kadının davasının reddine, erkeğin davsının ise kabulüyle tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin "ayrılık döneminde çocukları arayıp sormadığı, ihtiyaçları ile ilgilenmediği, çocukları görmeye gelmediği, kadının ailesine rencide edici sözler söylediği", kadının ise erkeğe "hakaret ettiği" vakıalarının sabit olduğu, gerçekleşen bu kusurlu davranışlara göre ise tarafların birliğin sarsılmasında eşit kusurlu oldukları kabul edilerek istinaf başvurusu kısmen kabul edilmiş, kabul edilen yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden kısmen esas hakkında hüküm tesis edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar birliğin sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>3.4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı- karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği ve erkeğin gerçekleşen kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 Sayılı Kanun'un 4. maddesiyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. ve 51. maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı- karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde isteğin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ : </strong>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve kadının reddedilen maddî ve manevî tazminat talebi yönlerinden kadın yararına BOZULMASINA</p>

<p>2.Davacı- davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 Sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'ye yükletilmesine,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ..'ya iadesine</p>

<p>Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">kazanci.com</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bosanma-kusurun-hatali-belirlenmesi-maddi-ve-manevi-tazminat</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/yargi/yargiitay404-1.jpg" type="image/jpeg" length="54046"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Garame İpoteği: Hukuki Niteliği, Kurulumu ve İcra Sürecinde Ortaya Çıkan Sorunlar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/garame-ipotegi-hukuki-niteligi-kurulumu-ve-icra-surecinde-ortaya-cikan-sorunlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/garame-ipotegi-hukuki-niteligi-kurulumu-ve-icra-surecinde-ortaya-cikan-sorunlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İpotek, taşınmazın teminat gösterilmesi suretiyle alacağın güvence altına alınmasını sağlayan en temel ayni teminatlardan biridir. Klasik ipotek sisteminde alacaklılar arasında öncelik sırası esastır; alacağın tahsili, derece ve sıra kuralları çerçevesinde gerçekleştirilir. Bununla birlikte uygulamada, birden fazla alacaklının aynı taşınmaz üzerinde eşit derecede teminat altına alınmak istendiği durumlarda, farklı bir yapı olan garame ipoteği gündeme gelmektedir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Garame ipoteği, birden fazla alacaklının aynı taşınmaz üzerinde aynı derece ve aynı şartlarla ipotek hakkı tesis ettikleri ve satış bedelinden alacakları oranında paylaştıkları bir teminat modelidir. Bu yönüyle garame ipoteği, klasik öncelik sisteminin istisnasını oluşturmakta; alacaklılar arasında öncelik değil, eşitlik esasına dayanan bir paylaşım öngörmektedir.</p>

<p>Bu yapının temel amacı, özellikle finansman ilişkilerinde birden fazla alacaklının aynı teminattan birlikte yararlanabilmesini sağlamak ve alacaklılar arasında denge kurmaktır. Ancak bu eşitlik ilkesi, uygulamada her zaman öngörülebilir sonuçlar doğurmamakta; özellikle icra aşamasında çeşitli uyuşmazlıklara zemin hazırlayabilmektedir.</p>

<p>Garame ipoteğinin kurulumu, tarafların açık iradesine bağlıdır. Tapu sicilinde ipoteğin tesisine ilişkin kayıtlarda, alacaklıların aynı derece içinde ve garame esasına göre teminat altına alındığının açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Aksi halde ipoteğin klasik derece sistemine tabi olduğu kabul edilir.</p>

<p>Uygulamada karşılaşılan sorunların önemli bir kısmı, ipoteğin kuruluş aşamasında ortaya çıkmaktadır. Garame iradesinin açıkça ortaya konulmaması veya tapu kaydının bu hususu tereddüde yer bırakmayacak şekilde yansıtmaması, icra aşamasında alacaklılar arasında ciddi ihtilaflara yol açabilmektedir.</p>

<p>Garame ipoteğinin en kritik yansıması, taşınmazın paraya çevrilmesi sürecinde görülmektedir. İcra takibi sonucunda satıştan elde edilen bedel, alacaklılar arasında öncelik sırasına göre değil, alacak miktarları oranında paylaştırılmaktadır.</p>

<p>Yargıtay da aynı derecede yer alan ipotek alacaklıları arasında satış bedelinin paylaştırılmasına ilişkin uyuşmazlıklarda garame ilkesinin uygulanması gerektiğini istikrarlı şekilde kabul etmektedir. Yüksek Mahkeme, aynı derecede ipotek hakkına sahip alacaklılar arasında öncelik ilişkisi kurulamayacağını ve paylaştırmanın oran esasına göre yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.</p>

<p>Bununla birlikte uygulamada icra müdürlükleri nezdinde yapılan paylaştırmalarda farklı hesaplama yöntemlerine rastlanabilmekte; bu durum sıra cetveline itiraz davalarının artmasına neden olmaktadır. Özellikle alacak kalemlerinin kapsamı ve fer’ilerin paylaşıma dahil edilmesi konuları tartışmalıdır.</p>

<p>Kanaatimce garame ipoteği, alacaklılar arasında eşitliği sağlamayı amaçlamakla birlikte, uygulamada bu eşitliğin sağlanabilmesi büyük ölçüde sözleşme ve tapu kurgusunun açıklığına bağlıdır. Kuruluş aşamasındaki belirsizlikler, icra aşamasında çözülemeyen uyuşmazlıklara dönüşmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İpotek kaldırma süreci bakımından da garame ipoteği özellik arz etmektedir. Alacaklılardan birinin alacağının sona ermesi halinde ipoteğin kısmen kaldırılması gündeme gelebilmekte; bu durumda diğer alacaklıların haklarının nasıl etkileneceği önem kazanmaktadır.</p>

<p>Sonuç olarak garame ipoteği, doğru kurgulandığında önemli bir teminat aracı olmakla birlikte, uygulamada dikkatli düzenlenmediği takdirde ciddi uyuşmazlıklara yol açabilecek niteliktedir. Bu nedenle kuruluş aşamasında açık düzenleme yapılması ve icra sürecine ilişkin ihtimallerin önceden öngörülmesi büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/filiz-sutcigil.jpg" rel="nofollow" title="Filiz Sutcigil"><img alt="Filiz Sutcigil" height="202" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/filiz-sutcigil.jpg" width="200" /></a></p>

<p><strong>Av. Filiz Sütçigil</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/leasing-sat-geri-kirala-islemleri-gercekten-bir-kiralama-mi-hukuki-niteligi-ve-uygulama-riskleri" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9"><strong>&gt;&gt; Leasing (Sat-Geri Kirala) İşlemleri Gerçekten Bir Kiralama mı? Hukuki Niteliği ve Uygulama Riskleri</strong></span></a></p>

<h2 itemprop="description"></h2></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/garame-ipotegi-hukuki-niteligi-kurulumu-ve-icra-surecinde-ortaya-cikan-sorunlar</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/10/terazi/business-and-law-course-banner.jpg" type="image/jpeg" length="65180"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Muhakemesinde Omission Bias: Yapılmayanın Görünmezliği ve Savunmanın İhmal Edileni Sahneye Taşıma Görevi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasi-perspektifinden-ceza-muhakemesinde-omission-bias-yapilmayanin-gorunmezligi-ve-savunmanin-ihmal-edileni-sahneye-tasima-gorevi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasi-perspektifinden-ceza-muhakemesinde-omission-bias-yapilmayanin-gorunmezligi-ve-savunmanin-ihmal-edileni-sahneye-tasima-gorevi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hibrit Kopuş Savunması Perspektifinden Ceza Muhakemesinde Omission Bias: Yapılmayanın Görünmezliği ve Savunmanın İhmal Edileni Sahneye Taşıma Görevi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde hakikat arayışı yalnızca dosyada mevcut olan deliller, beyanlar, tutanaklar ve raporlar üzerinden kurulmaz. Aynı zamanda dosyada yer almayan, araştırılmayan, toplanmayan, tartışılmayan ve gerekçede cevaplanmayan unsurlar da yargısal kanaatin oluşumunda belirleyici rol oynar. Ancak ceza yargılaması pratiğinde yapılan işlemler çoğu zaman görünür hale gelirken, yapılmayan işlemler nötr bir boşluk gibi algılanır. İşte <i>omission bias</i>, yani ihmal yanlılığı, bu noktada ceza muhakemesi bakımından kritik bir bilişsel ve usulî sorun olarak karşımıza çıkar.</p>

<p>Omission bias, insan zihninin aktif eylemlerden doğan sonuçları daha kolay fark etmesine, buna karşılık eylemsizlikten, ihmalden veya araştırma eksikliğinden doğan sonuçları daha az görünür ve daha az sorumlu kabul etmesine dayanır. Ceza muhakemesinde bu yanlılık; toplanmayan delilin eksiklik olarak değil yokluk olarak görülmesi, dinlenmeyen tanığın dosyaya etkisinin fark edilmemesi, araştırılmayan alternatif fail ihtimalinin görünmez kalması, lehe delillerin tartışılmamasının sıradan bir usul tercihi gibi algılanması ve gerekçede cevaplanmayan savunma argümanlarının hüküm üzerindeki etkisinin silinmesi biçiminde ortaya çıkar.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bu bağlamda savunmayı yalnızca dosyada mevcut delillere cevap veren bir faaliyet olarak değil, dosyanın sustuklarını görünür kılan stratejik bir müdahale biçimi olarak konumlandırır. Savunmanın görevi, yalnızca “dosyada ne var?” sorusunu değil, aynı zamanda “dosyada ne yok, neden yok ve bu yokluk kimin aleyhine sonuç doğuruyor?” sorusunu sormaktır.</p>

<p></p>

<p><strong>I. Giriş: Ceza Muhakemesinde Görünmeyen Eksiklik Sorunu</strong></p>

<p>Ceza muhakemesi çoğu zaman dosyada bulunanlar üzerinden konuşur. İddianame vardır, kolluk tutanağı vardır, müşteki beyanı vardır, bilirkişi raporu vardır, HTS kaydı vardır, kamera görüntüsü vardır, mütalaa vardır. Mahkeme de doğal olarak önüne konulan bu materyal üzerinden kanaat oluşturmaya yönelir.</p>

<p>Fakat ceza muhakemesinin en kritik sorularından biri bazen dosyada bulunanlara değil, bulunmayanlara ilişkindir.</p>

<p>Hangi kamera kaydı alınmadı?<br />
Hangi tanık dinlenmedi?<br />
Hangi HTS verisi çözümlenmedi?<br />
Hangi baz istasyonu analizi yapılmadı?<br />
Hangi parmak izi araştırılmadı?<br />
Hangi alternatif fail ihtimali hiç sorgulanmadı?<br />
Hangi lehe delil iddianamede yer bulmadı?<br />
Hangi savunma argümanı gerekçeli kararda cevaplanmadı?</p>

<p>Bu sorular çoğu zaman dosyanın kenarında kalır. Çünkü yargılama pratiği görünür olanı sever. Yazılmış olan, okunmuş olan, tutanağa geçmiş olan, rapora bağlanmış olan, mütalaaya girmiş olan unsur daha güçlü görünür. Buna karşılık yapılmamış işlem, toplanmamış delil ve sorulmamış soru çoğu zaman görünmez kalır.</p>

<p>İşte <i>omission bias</i> tam da bu görünmezlik alanında işler. İnsan zihni aktif bir eylemden doğan sonucu daha kolay fark eder; fakat yapılmayan bir işlemden doğan sonucu aynı güçle algılamaz. Oysa ceza muhakemesinde yapılmayan şeyler de hüküm doğurur. Hatta bazen yapılan işlemlerden daha belirleyici hale gelir.</p>

<p>Bir delilin toplanmaması yalnızca dosyada eksiklik yaratmaz; aynı zamanda dosyada tek taraflı bir görünürlük düzeni kurar. Bir tanığın dinlenmemesi sadece bir beyanın yokluğu değildir; bazen mevcut beyanların karşılıksız kalmasıdır. Bir savunma argümanının gerekçede cevaplanmaması yalnızca yazım eksikliği değildir; savunmanın muhakeme içindeki etkisinin silinmesidir.</p>

<p>Bu nedenle ceza muhakemesinde “yokluk” hiçbir zaman bütünüyle nötr değildir. Dosyada olmayan şey, bazen dosyada olan şeyin olduğundan daha güçlü görünmesine neden olur. Toplanmayan lehe delil, mevcut aleyhe delilin tartışmasızlaşmasına yol açabilir. Dinlenmeyen tanık, dinlenen tanığın beyanını tek hakikat gibi gösterebilir. Araştırılmayan alternatif ihtimal, iddia makamının olay örgüsünü zorunlu tek açıklama haline getirebilir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bakımından bu alan son derece önemlidir. Çünkü savunmanın görevi yalnızca iddianın görünen kısmına cevap vermek değildir. Savunma, dosyanın görünmeyen mimarisini de açığa çıkarmalıdır. Dosya yalnızca içerdiği belgelerle değil, dışarıda bıraktığı ihtimallerle de hüküm kurar.</p>

<p>Bu nedenle omission bias karşısında savunmanın temel sorusu şudur:</p>

<p><strong>Bu dosyada yapılmayan ne, toplanmayan ne, sorulmayan ne, tartışılmayan ne ve bu ihmal kimin aleyhine kanaat üretmektedir?</strong></p>

<p><strong>II. Omission Bias Nedir?</strong></p>

<p>Omission bias, genel anlamıyla insanların aktif eylemlerden doğan zararları, ihmallerden veya eylemsizlikten doğan zararlara göre daha ağır, daha görünür ve daha sorumlu kabul etme eğilimidir. Başka bir ifadeyle, yapılan bir şeyin sonucu daha kolay fark edilir; yapılmayan bir şeyin sonucu ise çoğu zaman doğal akış, kader, eksiklik, unutkanlık veya önemsiz ayrıntı gibi algılanır.</p>

<p>Bu yanlılık gündelik hayatta da sık görülür. Bir kişi yanlış bir karar verdiğinde bu kararın sonucu kolayca ona bağlanır. Fakat hiç karar vermediğinde veya gerekli müdahaleyi yapmadığında doğan sonuç aynı açıklıkla görülmez. Oysa bazen hareketsizlik de en az eylem kadar sonuç doğurur.</p>

<p>Ceza muhakemesinde omission bias daha ciddi bir sorun haline gelir. Çünkü burada ihmal edilen şey sıradan bir ayrıntı değil, kişinin özgürlüğünü, lekelenmeme hakkını, adil yargılanma hakkını ve mahkemenin maddi gerçeğe ulaşma imkânını etkileyen bir unsurdur.</p>

<p>Bir soruşturma makamı delil topladığında dosyada görünür bir faaliyet oluşur. Fakat toplamadığı deliller görünmez kalır. Kolluk bir tutanak düzenlediğinde bu tutanak dosyada güçlü bir metne dönüşür. Fakat tutanağa alınmayan ayrıntılar, sorulmayan sorular ve gidilmeyen ihtimaller çoğu zaman tartışma dışı kalır. Mahkeme bir tanığı dinlediğinde o tanık beyanı dosyaya girer. Fakat dinlenmeyen tanığın ne söyleyebileceği çoğu zaman “varsayım” gibi görülür.</p>

<p>Bu noktada savunma, omission bias’ın doğurduğu en temel tehlikeyi görmelidir: <strong>Dosyada bulunmayan şey, sanki hiç var olmamış gibi kabul edilir.</strong> Oysa ceza muhakemesinde bulunmayan her şeyin neden bulunmadığı da tartışma konusudur.</p>

<p>Bir kamera kaydı gerçekten yok mudur, yoksa zamanında istenmediği için mi silinmiştir?<br />
Bir tanık gerçekten önemsiz midir, yoksa dinlenmediği için mi önemsiz görünmektedir?<br />
Bir bilirkişi incelemesi gerçekten gereksiz midir, yoksa yapılmadığı için mi dosya tek yönlü kalmıştır?<br />
Bir alternatif fail ihtimali gerçekten zayıf mıdır, yoksa hiç araştırılmadığı için mi zayıf görünmektedir?</p>

<p>Bu sorular, savunmanın omission bias karşısındaki temel çalışma alanını oluşturur. Çünkü ihmalin görünmezliği, çoğu zaman iddianın görünür gücünü artırır.</p>

<p><strong>III. Ceza Muhakemesinde Omission Bias’ın Beş Görünümü</strong></p>

<p><strong>1. Toplanmayan Delilin Yokluk Değil, İhmal Olarak Görülmemesi</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, toplanmayan delilin yok sayılmasıdır. Dosyada bir kamera kaydı yoksa, çoğu zaman sanki o kamera hiç olmamış gibi davranılır. HTS analizi yapılmamışsa, sanki bu analiz dosyaya katkı sunmayacakmış gibi kabul edilir. Parmak izi, DNA, dijital materyal veya baz verisi araştırılmamışsa, sanki bunlar zaten önemsizmiş gibi değerlendirme yapılabilir.</p>

<p>Oysa delilin dosyada bulunmaması ile delilin gerçekte mevcut olmaması aynı şey değildir. Delil, zamanında istenmediği için kaybolmuş olabilir. Gerekli teknik inceleme yapılmadığı için dosyaya girmemiş olabilir. Soruşturma makamı yalnızca iddiayı destekleyen delillere yoğunlaştığı için lehe ihtimaller dışarıda bırakılmış olabilir.</p>

<p>Bu noktada omission bias şöyle işler: Toplanmamış delil, dosyanın dışında kaldığı için zihinsel olarak da etkisizleşir. Mahkeme önüne gelen dosyada ne varsa onunla düşünür; olmayan delilin neden olmadığı üzerinde yeterince durmayabilir. Böylece soruşturma eksikliği, zamanla delil yokluğu gibi görünmeye başlar.</p>

<p>Bu savunma açısından çok tehlikelidir. Çünkü aleyhe deliller dosyada somut biçimde görünürken, lehe olabilecek fakat toplanmamış deliller soyut talep gibi algılanır. İddia makamının eksik araştırması, sanığın aleyhine delil zayıflığı olarak değil, savunmanın ispatlanmamış iddiası olarak görülebilir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması burada şu ayrımı ısrarla kurmalıdır:</p>

<p><strong>Delilin dosyada bulunmaması, o delilin önemsiz olduğunu değil; çoğu zaman araştırma faaliyetinin eksik kaldığını gösterir.</strong></p>

<p>Savunma, toplanmayan delili soyut biçimde istemekle yetinmemelidir. O delilin dosya içindeki işlevini, hangi ihtimali aydınlatacağını, mevcut kanaati nasıl test edeceğini ve yokluğunun neden sanık aleyhine sonuç doğurduğunu göstermelidir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Sayın Mahkeme, olay yerinde kamera bulunup bulunmadığı araştırılmamış; varsa görüntülerin muhafazası için zamanında işlem yapılmamıştır. Bu eksiklik, yalnızca dosyanın teknik bir boşluğu değildir. Çünkü iddia anlatısının olayın başlangıç anına ilişkin kısmı, yalnızca müşteki beyanına dayanmaktadır. Kamera kaydının toplanmamış olması, bu beyanın doğrulanma veya çürütülme imkânını ortadan kaldırmıştır. Bu ihmalin sanık aleyhine yorumlanması mümkün değildir.”</p>

<p>Bu ifade, toplanmayan delili görünür hale getirir. Savunma, “kamera kaydı yok” demekle kalmaz; “kamera kaydının yokluğu nasıl oluştu ve bu yokluk kimin aleyhine kullanılamaz?” sorusunu mahkemenin önüne koyar.</p>

<p><strong>2. Dinlenmeyen Tanığın Dosya Kanaatine Etkisinin Fark Edilmemesi</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde tanık beyanları çoğu zaman dosyanın seyrini belirler. Ancak yalnızca dinlenen tanıklar değil, dinlenmeyen tanıklar da dosyanın kaderini etkiler. Çünkü bir tanığın dinlenmemesi, dosyadaki mevcut beyanların karşılıksız kalmasına neden olabilir.</p>

<p>Bir olayda yalnızca müşteki tarafın tanıkları dinlenmiş, sanık lehine bilgi verebilecek kişiler dinlenmemiş olabilir. Olay yerinde bulunan bağımsız kişiler araştırılmamış olabilir. Kolluk aşamasında ismi geçen fakat sonradan dosyaya çağrılmayan kişiler bulunabilir. Sanığın bildirdiği tanıklar “sonuca etkili olmayacağı” gerekçesiyle reddedilmiş olabilir.</p>

<p>Burada omission bias şöyle çalışır: Dinlenen tanığın beyanı dosyada somut bir metindir. Dinlenmeyen tanığın beyanı ise varsayımsal görünür. Mahkeme, dosyada mevcut olan beyanı daha gerçek, daha somut ve daha değerlendirilebilir kabul eder. Dinlenmeyen tanığın dosyaya ne katabileceği ise belirsiz görüldüğü için çoğu zaman önemsenmez.</p>

<p>Oysa bu yaklaşım, savunma hakkı bakımından ciddi bir sorun doğurur. Çünkü savunmanın tanığı dinlenmeden, mahkeme onun gerçekten önemsiz olup olmadığını bilemez. Bir tanığın beyanının hükme etkili olmayacağı, çoğu zaman ancak o tanık dinlendikten sonra anlaşılabilir. Önceden “sonuca etkili olmaz” demek, bazen savunmanın delil üretme hakkını zihinsel bir kestirmeyle sınırlamak anlamına gelir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması burada dinlenmeyen tanığı yalnızca “tanık listesi” olarak değil, dosyadaki eksik anlatı parçası olarak sunmalıdır. Savunma, tanığın hangi olay kesitini açıklayacağını, mevcut beyanlarla hangi noktada çelişki veya tamamlayıcılık kuracağını, neden dosyanın sonucuna etkili olabileceğini somutlaştırmalıdır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Tanık Ahmet’in dinlenmesi, savunmanın soyut bir talebi değildir. Bu tanık olayın yalnızca sonrasına değil, olaydan önce taraflar arasında geçen konuşmaya da vakıftır. Dosyada mevcut müşteki beyanı olayın başlangıç sebebini tek yönlü açıklamaktadır. Bu tanık dinlenmeden, olayın başlangıç bağlamı eksik kalacaktır.”</p>

<p>Bu tür bir müdahale, omission bias’ın etkisini azaltır. Çünkü dinlenmeyen tanık artık soyut bir isim değil, dosyanın eksik kalan sahnesini tamamlayacak bir unsur olarak görünür hale gelir.</p>

<p><strong>3. Araştırılmayan Alternatif Fail veya Alternatif Olay Örgüsünün Görünmez Kalması</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde iddianame çoğu zaman belirli bir olay örgüsü kurar. Bu örgü içinde fail, mağdur, hareket, zaman, yer, kast ve sonuç belirli bir düzene yerleştirilir. Ancak bir olay örgüsünün kurulmuş olması, onun tek mümkün açıklama olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Bazı dosyalarda alternatif fail ihtimali hiç araştırılmamış olabilir. Bazı dosyalarda olayın başka bir şekilde gerçekleşmiş olabileceği ihtimali göz ardı edilmiş olabilir. Bazı dosyalarda sanık aleyhine kurulan anlatı, diğer ihtimaller dışlandığı için değil, yalnızca onlar hiç araştırılmadığı için güçlü görünür.</p>

<p>Omission bias burada çok tehlikeli çalışır. Araştırılmayan alternatif ihtimal, zamanla gerçek dışı veya önemsiz gibi görünmeye başlar. Oysa alternatif ihtimalin zayıf olması ile hiç araştırılmamış olması aynı şey değildir. Araştırılmamış bir ihtimalin zayıf olduğu söylenemez; çünkü onun zayıflığı da ancak araştırmayla ortaya konulabilir.</p>

<p>Özellikle maddi delilin sınırlı olduğu, beyanların çelişkili olduğu, olay yerinin kalabalık olduğu, dijital izlerin eksik incelendiği veya suçun zaman aralığının belirsiz olduğu dosyalarda alternatif fail ve alternatif olay örgüsü ihtimalleri büyük önem taşır.</p>

<p>Savunmanın burada yapması gereken şey, “başkası yapmış olabilir” gibi soyut bir iddia ortaya atmak değildir. Bu, çoğu zaman mahkeme nezdinde zayıf kalır. Hibrit Kopuş Savunması, alternatif ihtimali dosyanın içinden üretmelidir. Yani mevcut delillerdeki boşlukları, çelişkileri, zaman uyumsuzluklarını, teknik eksiklikleri ve araştırılmayan kişileri göstererek alternatif ihtimali somutlaştırmalıdır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Savunma, soyut biçimde alternatif fail iddiasında bulunmamaktadır. Ancak dosyada olay saatinde aynı bölgede bulunduğu tespit edilen kişilerin araştırılmadığı, kamera güzergâhının tamamının incelenmediği ve müşteki beyanında geçen üçüncü kişinin kimliğinin belirlenmediği görülmektedir. Bu eksiklikler giderilmeden, isnadın sanık üzerinde kesinleştiği kabul edilemez.”</p>

<p>Bu cümle, alternatif fail ihtimalini spekülasyon olmaktan çıkarıp soruşturma eksikliği düzeyine taşır. Böylece yapılmayan araştırma görünür hale gelir.</p>

<p><strong>4. Lehe Delilin Tartışılmamasının Usul Hatası Değil, Dosya Tercihi Gibi Görülmesi</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde lehe delillerin toplanması ve tartışılması, savunma hakkının merkezinde yer alır. Ancak uygulamada kimi zaman lehe deliller dosyanın kenarında kalır. İddianame aleyhe deliller etrafında kurulur; mütalaa bu çerçeveyi devam ettirir; mahkeme de kararında ağırlıklı olarak aleyhe unsurları tartışır. Lehe deliller ise ya hiç değerlendirilmez ya da genel ifadelerle geçiştirilir.</p>

<p>Omission bias burada şu şekilde işler: Lehe delilin tartışılmaması aktif bir hata gibi algılanmaz. Mahkeme, “dosyada mahkûmiyete yeterli delil var” diyerek lehe delillerin ayrıntılı tartışılmamasını önemsiz görebilir. Oysa ceza muhakemesinde mesele yalnızca aleyhe delillerin varlığı değildir. Lehe delillerin bu aleyhe delilleri nasıl zayıflattığı da tartışılmalıdır.</p>

<p>Bir sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilirken, savunmanın ileri sürdüğü lehe ihtimallerin neden kabul edilmediği açıklanmalıdır. Aksi halde gerekçe, yalnızca mahkûmiyeti destekleyen unsurların sıralandığı tek taraflı bir metne dönüşür. Bu da vicdani kanaatin gerçekten tüm dosya üzerinden mi, yoksa yalnızca seçilmiş deliller üzerinden mi kurulduğu sorusunu doğurur.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması burada lehe delilin sadece varlığını değil, tartışılmamasının yarattığı usulî sakatlığı vurgulamalıdır. Savunma, lehe delilin hükme etkisini görünür hale getirmeli ve mahkemeyi bu delile cevap vermeye zorlamalıdır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Savunma tarafından sunulan mesaj kayıtları, olayın tehdit olarak değil, karşılıklı tartışma bağlamında geliştiğini göstermektedir. Bu kayıtlar değerlendirilmeden yalnızca müşteki beyanına dayanılması, dosyadaki lehe delilin tartışma dışı bırakılması sonucunu doğuracaktır.”</p>

<p>Bu tür bir müdahale, mahkemenin lehe delili görmezden gelmesini zorlaştırır. Çünkü savunma, lehe delili hüküm açısından belirleyici bir tartışma noktasına dönüştürmüştür.</p>

<p><strong>5. Gerekçede Cevaplanmayan Savunmanın Hüküm Üzerindeki Etkisinin Silinmesi</strong></p>

<p>Omission bias’ın en ağır görünümlerinden biri gerekçeli kararda ortaya çıkar. Savunma yargılama boyunca çok sayıda argüman ileri sürebilir. Delil çelişkilerini gösterebilir, tanık beyanlarını tartışabilir, bilirkişi raporuna itiraz edebilir, hukuki vasıflandırmaya karşı çıkabilir, alternatif olay örgüsü sunabilir. Fakat mahkeme kararında bu argümanlara açıkça cevap verilmezse, savunmanın yargılama içindeki varlığı karar metninde silikleşir.</p>

<p>Bu durum, yalnızca yazım tekniği sorunu değildir. Çünkü gerekçe, hükmün denetlenebilirliğini sağlar. Mahkeme savunmanın temel itirazlarını neden reddettiğini açıklamadığında, hem taraflar kararın neden verildiğini anlayamaz hem de üst mahkeme sağlıklı denetim yapamaz.</p>

<p>Omission bias burada şöyle işler: Cevaplanmayan savunma argümanı, sanki önemsizmiş gibi görünür. Kararda yer almayan husus, kararın dışında kalır. Böylece savunmanın yargılama boyunca kurduğu itiraz hattı, hüküm metninde yok olur. Bu yokluk çoğu zaman mahkemenin aktif bir tercihi gibi değil, kararın doğal sadeleşmesi gibi algılanır.</p>

<p>Oysa bazı savunma argümanlarının cevaplanmaması, hükmün merkezini etkiler. Örneğin sanığın olay yerinde bulunmadığına ilişkin teknik veri tartışılmamışsa, kastın oluşmadığına dair savunma değerlendirilmemişse, hukuka aykırı delil itirazına cevap verilmemişse, alternatif fail ihtimali gerekçede dışlanmamışsa, kararın ikna ediciliği ve denetlenebilirliği zayıflar.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bu nedenle yalnızca duruşma sırasında değil, hüküm sonrası aşamada da omission bias’a karşı çalışır. İstinaf ve temyiz dilekçelerinde savunmanın cevaplanmayan argümanları sistematik biçimde gösterilmelidir.</p>

<p>Şu tarz bir başlık kullanılabilir:</p>

<p><strong>“Mahkeme Kararında Cevaplanmayan Esaslı Savunma Noktaları”</strong></p>

<p>Altında her savunma argümanı ayrı ayrı gösterilebilir:</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Kamera kaydının olay başlangıcını göstermediği itirazı cevaplanmamıştır.</li>
 <li>Tanık beyanları arasındaki çelişki tartışılmamıştır.</li>
 <li>Sanık lehine HTS verisinin isnatla bağdaşmadığı değerlendirilmemiştir.</li>
 <li>Hukuki vasıflandırmaya ilişkin savunma gerekçede karşılanmamıştır.</li>
 <li>Lehe delillerin neden hükme esas alınmadığı açıklanmamıştır.</li>
</ol>

<p>Bu yöntem, gerekçedeki ihmalin görünmez kalmasını engeller. Savunma, mahkemenin sustuğu noktaları üst yargı önünde yeniden konuşturur.</p>

<p><strong>IV. Dosyanın Sessiz Alanları: Savunmanın Asıl Çalışma Zemini</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde dosyanın sessiz alanları vardır. Bunlar ilk bakışta görülmez. Bazen klasörün arasında kaybolur, bazen tutanağa hiç girmez, bazen duruşmada sorulmaz, bazen mütalaada yok sayılır, bazen gerekçede cevaplanmaz. Fakat bu sessiz alanlar, dosyanın gerçek anlamını değiştirebilir.</p>

<p>Savunmanın en önemli görevlerinden biri bu sessiz alanları tespit etmektir. Çünkü iddia makamı çoğu zaman kendi anlatısını kuran delilleri görünür hale getirir. Savunma ise bu anlatının dışında bırakılanları, gölgede kalanları ve araştırılmayanları sahneye taşır.</p>

<p>Bu nedenle savunma stratejisinde şu sorular mutlaka sorulmalıdır:</p>

<p>Dosyanın en güçlü görünen delili hangi eksiklik nedeniyle güçlü görünüyor?<br />
Hangi delil toplanmış olsaydı mevcut kanaat değişebilirdi?<br />
Hangi tanık dinlenmediği için tek taraflı anlatı oluştu?<br />
Hangi teknik inceleme yapılmadığı için iddia kolaylaştı?<br />
Hangi lehe husus mütalaada hiç karşılanmadı?<br />
Hangi savunma argümanı gerekçede suskunlukla geçiştirildi?</p>

<p>Bu sorular, savunmanın klasik delil tartışmasını aşan daha derin bir alana geçmesini sağlar. Çünkü savunma artık yalnızca dosyadaki metinlerle değil, dosyanın boşluklarıyla da çalışmaktadır.</p>

<p>Burada önemli bir nokta vardır: Savunma her eksikliği aynı yoğunlukta büyütmemelidir. Her yapılmayan işlem hükme etkili değildir. Her dinlenmeyen tanık dosyanın kaderini değiştirmez. Her toplanmayan delil mahkûmiyeti sakatlamaz. Bu nedenle Hibrit Kopuş Savunması, eksiklikleri stratejik öneme göre ayırmalıdır.</p>

<p>Üç tür eksiklik vardır:</p>

<p><strong>Birinci tür eksiklik:</strong> Dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek esaslı eksiklikler.<br />
Örneğin olay yerindeki kamera kaydının alınmaması, alternatif fail ihtimalinin araştırılmaması, sanığın olay yerinde olmadığını gösterebilecek HTS verisinin incelenmemesi.</p>

<p><strong>İkinci tür eksiklik:</strong> Dosyanın bağlamını değiştirebilecek tamamlayıcı eksiklikler.<br />
Örneğin olay öncesi konuşmaların araştırılmaması, taraflar arasındaki önceki ilişkinin eksik bırakılması, tanıkların yalnızca olay sonrasına ilişkin dinlenmesi.</p>

<p><strong>Üçüncü tür eksiklik:</strong> Teknik veya usulî görünse de üst yargı denetimi bakımından önem taşıyan eksiklikler.<br />
Örneğin savunma taleplerinin gerekçesiz reddi, lehe delil taleplerinin tutanağa eksik geçirilmesi, delil tartışmasının sınırlanması.</p>

<p>Savunma bu ayrımı yaptığında, mahkeme nezdinde daha güçlü görünür. Çünkü her şeyi aynı anda ve aynı ağırlıkta söyleyen savunma, bazen asıl önemli noktayı zayıflatır. Hibrit Kopuş Savunması’nın gücü, eksikliği yalnızca bulmasında değil, onun stratejik ağırlığını doğru belirlemesindedir.</p>

<p><strong>V. Omission Bias Karşısında Hibrit Kopuş Savunmasının Müdahale Dereceleri</strong></p>

<p><strong>1. Birinci Derece: Eksikliği Nazikçe İşaretleme</strong></p>

<p>Bazı dosyalarda mahkeme delil toplamaya açıktır. Henüz kanaat sertleşmemiştir. Savunmanın talepleri dinlenmektedir. Böyle durumlarda savunma eksikliği çatışmacı bir dille değil, tamamlayıcı bir dille sunabilir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Sayın Mahkeme, dosyanın daha sağlıklı değerlendirilebilmesi için olay yerindeki kamera kayıtlarının araştırılmasını talep ediyoruz.”</p>

<p>Bu dil uyumludur. Mahkemeyi suçlamaz. Eksikliği “adil ve tam değerlendirme” ihtiyacı üzerinden kurar. Birinci derece savunma özellikle yargılamanın erken aşamalarında işlevseldir.</p>

<p>Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Nazik dil, belirsiz dil olmamalıdır. Savunma talebinin neye hizmet ettiği açıkça gösterilmelidir. “Tanıklarımız dinlensin” demek yerine, “tanık şu hususu açıklayacaktır” denmelidir. “Kamera kayıtları istensin” demek yerine, “kamera kaydı olayın başlangıç anını gösterecektir” denmelidir.</p>

<p><strong>2. İkinci Derece: Eksikliği Tutanaklaştırma</strong></p>

<p>Mahkeme savunmanın delil talebini geçiştiriyor, eksikliği önemsiz görüyor veya talebi gerekçesiz reddediyorsa, savunma ikinci dereceye geçmelidir. Bu aşamada amaç, eksikliği duruşma tutanağına açık ve denetlenebilir biçimde geçirmektir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Savunma olarak, olay yerindeki kamera kayıtlarının celbini talep ettiğimizi; bu kayıtların olayın başlangıç anını ve tarafların konumunu gösterebilecek nitelikte olduğunu; talebimizin reddi halinde bunun savunma hakkı bakımından eksiklik oluşturacağına ilişkin beyanımızın zapta geçirilmesini talep ederiz.”</p>

<p>Bu cümle, omission bias’a karşı çok değerlidir. Çünkü yapılmayan işlemi görünür hale getirir. Artık eksiklik yalnızca dosyanın dışında kalan bir boşluk değildir; tutanakta kayda bağlanmış bir savunma meselesidir.</p>

<p>Tutanaklaştırma, Hibrit Kopuş Savunması’nın en önemli mikro müdahale araçlarından biridir. Çünkü ceza muhakemesinde birçok ihmal, tutanağa girmediği için üst yargı önünde görünmez hale gelir. Savunma, ihmali görünür kılmak istiyorsa önce kayıt altına almalıdır.</p>

<p><strong>3. Üçüncü Derece: Delil Tartışmasını Zorunlu Kılma</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı durumlarda eksiklik yalnızca talep düzeyinde bırakılmamalıdır. Savunma, mahkemeyi delil tartışmasına zorlamalıdır. Özellikle aleyhe delil güçlü görünüyorsa ve lehe delil toplanmamışsa, savunma bu dengesizliği açıkça tartışmalıdır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Bu dosyada müşteki beyanı mahkûmiyet için merkezî delil olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu beyanı test edebilecek kamera kaydı araştırılmamış, olay yerinde bulunan bağımsız tanıklar dinlenmemiş ve teknik veriler dosyaya getirtilmemiştir. Test edilmemiş bir beyanın, araştırılmamış lehe ihtimaller aleyhine kesin delil gibi kabul edilmesi mümkün değildir.”</p>

<p>Bu artık daha açık bir müdahaledir. Savunma, sadece eksik delil istememekte; mevcut delilin neden bu eksiklikler nedeniyle zayıf olduğunu göstermektedir.</p>

<p>Üçüncü derece müdahale, özellikle mahkemenin dosyada mevcut aleyhe delile aşırı ağırlık verdiği durumlarda kullanılmalıdır. Çünkü omission bias çoğu zaman aleyhe delilin olduğundan güçlü görünmesine neden olur. Savunma bu görünürlüğü dengelemek zorundadır.</p>

<p><strong>4. Dördüncü Derece: Adil Yargılanma ve Silahların Eşitliği İtirazı</strong></p>

<p>Eğer mahkeme savunmanın esaslı delil taleplerini sürekli reddediyor, lehe delilleri tartışmıyor, gerekçe göstermiyor veya savunmanın dosyayı dengeleme imkânını fiilen sınırlıyorsa, mesele artık basit delil eksikliği olmaktan çıkar. Adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği sorunu haline gelir.</p>

<p>Bu aşamada savunma daha net bir normatif çerçeve kurmalıdır:</p>

<p>“Savunmanın olayın aydınlatılması bakımından zorunlu gördüğü delil taleplerinin gerekçesiz reddedilmesi, yargılamanın yalnızca iddia makamı tarafından görünür kılınan deliller üzerinden yürütülmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu durum silahların eşitliği ve etkili savunma hakkı bakımından ciddi sakınca yaratmaktadır.”</p>

<p>Bu ifade, eksikliği bireysel bir talep olmaktan çıkarır; yargılamanın adilliği sorununa dönüştürür. Dördüncü derece kopuşun amacı mahkemeyle kavga etmek değil, yargılamanın normatif sınırlarını hatırlatmaktır.</p>

<p>Bu aşamada savunma özellikle şu hususları tutanağa geçirmelidir:</p>

<p>Delil talebinin konusu,<br />
Delilin hangi vakıayı aydınlatacağı,<br />
Talebin neden esaslı olduğu,<br />
Reddin hangi savunma hakkı sonucunu doğurduğu,<br />
Bu hususun üst yargı denetimine taşınacağı.</p>

<p>Böylece ihmal görünmez kalmaz. Savunma, yapılmayan işlemi yargılamanın meşruiyet sorununa bağlar.</p>

<p><strong>5. Beşinci Derece: Sistematik Eksiklik Üzerinden Meşruiyet Tartışması</strong></p>

<p>Bazı dosyalarda omission bias münferit bir eksiklik olarak değil, yargılamanın bütününe yayılan sistematik bir sorun olarak karşımıza çıkar. Soruşturma yalnızca aleyhe delilleri toplamış olabilir. Lehe delil talepleri sürekli reddedilmiş olabilir. Tanık dinletme hakkı fiilen sınırlanmış olabilir. Teknik incelemeler yapılmamış olabilir. Mahkeme kararında savunmanın temel argümanları cevaplanmamış olabilir.</p>

<p>Bu durumda savunma, artık tek tek eksiklikleri değil, yargılamanın genel yapısını tartışmaya açmalıdır. Çünkü sorun yalnızca “şu delil eksik” değildir; sorun, yargılamanın iddia merkezli, tek yönlü ve savunmayı etkisizleştiren bir yapıya dönüşmesidir.</p>

<p>Beşinci derece müdahale dikkatli kullanılmalıdır. Her eksiklik sistem kırılması değildir. Fakat eksiklikler bir araya gelerek savunmanın etkili katılımını ortadan kaldırıyorsa, savunma bunu açıkça ortaya koymalıdır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Bu yargılama sürecinde savunmanın bildirdiği esaslı deliller toplanmamış, lehe tanıklar dinlenmemiş, teknik inceleme talepleri karşılanmamış ve mevcut aleyhe delillerin güvenilirliğini test edecek imkânlar sağlanmamıştır. Bu haliyle yargılama, maddi gerçeği tüm yönleriyle araştıran bir süreç olmaktan uzaklaşmış; iddia makamı tarafından kurulan anlatının doğrulanması biçimine dönüşmüştür.”</p>

<p>Bu sert bir ifadedir. Ama bazı dosyalarda gerekli olabilir. Hibrit Kopuş Savunması’nın beşinci derecesi, yargılamanın artık olağan savunma araçlarıyla dengelenemediği durumlarda devreye girer.</p>

<p><strong>VI. Omission Bias’a Karşı Savunmanın Kullanabileceği Hazır Müdahale Cümleleri</strong></p>

<p>Savunma pratiği bakımından aşağıdaki cümleler, omission bias’a karşı kullanılabilecek stratejik kalıplar olarak değerlendirilebilir:</p>

<p>“Dosyada bu delilin bulunmaması, delilin önemsiz olduğunu değil, araştırma faaliyetinin eksik kaldığını göstermektedir.”</p>

<p>“Toplanmayan delilin yokluğu, sanık aleyhine yorumlanamaz.”</p>

<p>“Savunmanın talep ettiği delil, soyut bir araştırma talebi değil, iddia anlatısını test edecek esaslı bir delildir.”</p>

<p>“Dinlenmeyen tanığın beyanının sonuca etkili olmayacağı, tanık dinlenmeden peşinen kabul edilemez.”</p>

<p>“Bu dosyada mevcut aleyhe delil, araştırılmayan lehe ihtimaller nedeniyle olduğundan daha güçlü görünmektedir.”</p>

<p>“Alternatif fail ihtimali soyut bir varsayım olarak değil, dosyada araştırılmamış somut boşluklar üzerinden ileri sürülmektedir.”</p>

<p>“Lehe deliller tartışılmadan yalnızca aleyhe delillerin sıralanması, vicdani kanaatin bütün dosya üzerinden değil, seçilmiş deliller üzerinden kurulduğu izlenimini doğuracaktır.”</p>

<p>“Savunmanın esaslı itirazlarına gerekçeli kararda cevap verilmemesi, hükmün denetlenebilirliğini zayıflatmaktadır.”</p>

<p>“Dosyanın ne içerdiği kadar, neyi dışarıda bıraktığı da yargısal kanaat bakımından önemlidir.”</p>

<p>“Savunmanın talebi, eksik bırakılan ihtimalin yargılamanın konusu haline getirilmesidir.”</p>

<p>Bu cümlelerin ortak yönü şudur: Yapılmayan işlemi görünür kılar. İhmali sessiz bir boşluk olmaktan çıkarıp, hukuki tartışmanın merkezine taşır.</p>

<p><strong>VII. Sonuç: Savunma, Dosyanın Sustuklarını Konuşturma Sanatıdır</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde omission bias, yapılmayanın görünmezliği sorunudur. Toplanmayan delil, dinlenmeyen tanık, araştırılmayan ihtimal, tartışılmayan lehe unsur ve cevaplanmayan savunma argümanı; çoğu zaman yargılamanın kenarında kalır. Fakat bu kenarda kalış, masum değildir. Çünkü dosya yalnızca içerdiği delillerle değil, dışarıda bıraktığı ihtimallerle de kanaat üretir.</p>

<p>Bu nedenle savunmanın görevi yalnızca dosyadaki aleyhe delillere cevap vermek değildir. Savunma, dosyanın sessiz alanlarını açığa çıkarmalıdır. Hangi delilin toplanmadığını, hangi tanığın dinlenmediğini, hangi ihtimalin araştırılmadığını, hangi lehe argümanın tartışılmadığını ve hangi savunma noktasının gerekçede cevapsız bırakıldığını göstermelidir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bu bağlamda savunmayı aktif bir görünürleştirme faaliyeti olarak kurar. Savunma, ihmal edileni sahneye taşır. Dosyanın sustuklarını konuşturur. Yok sayılan ihtimalleri hukuki tartışmanın konusu haline getirir. Böylece yargılamayı yalnızca mevcut delillerin okunması olmaktan çıkarıp, mevcut olmayan ama araştırılması gereken delillerin de sorgulandığı gerçek bir muhakeme alanına dönüştürür.</p>

<p>Ceza muhakemesinde bazen en belirleyici delil dosyada bulunan değil, dosyada neden bulunmadığı açıklanamayan delildir. Bazen en önemli tanık dinlenen değil, neden dinlenmediği gerekçelendirilemeyen tanıktır. Bazen hükmün en zayıf noktası, yazılan gerekçede değil, cevaplanmayan savunma argümanındadır.</p>

<p>Bu nedenle omission bias karşısında savunmanın temel cümlesi şudur:</p>

<p><strong>Dosyanın sessizliği, hakikatin yokluğu değil; çoğu zaman araştırmanın eksikliğidir.</strong></p>

<p>Ve Hibrit Kopuş Savunması’nın bu alandaki en güçlü ilkesi şöyle formüle edilebilir:</p>

<p><strong>Savunma, yalnızca dosyada görünenle mücadele etmez; dosyada görünmez bırakılanı da yargılamanın merkezine taşır.</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN"><img alt="Av. Fahrettin KAYHAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Fahrettin-KAYHAN.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN">Av. Fahrettin KAYHAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasi-perspektifinden-ceza-muhakemesinde-omission-bias-yapilmayanin-gorunmezligi-ve-savunmanin-ihmal-edileni-sahneye-tasima-gorevi-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/terazi/themis-kitap-efkm.jpg" type="image/jpeg" length="66960"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İŞYERİNDE KENDİSİNE TALİMAT VEREN BAŞKA BİR YÖNETİCİNİN BULUNMADIĞI BANKA MÜDÜRÜNÜN FAZLA ÇALIŞMA ALACAĞI TALEBİNİN REDDİ GEREKMEKTE OLUP BU DURUMDA KARŞI TARAF LEHİNE VEKÂLET ÜCRETİNE HÜKMEDİLECEKTİR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/isyerinde-kendisine-talimat-veren-baska-bir-yoneticinin-bulunmadigi-banka-mudurunun-fazla</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/isyerinde-kendisine-talimat-veren-baska-bir-yoneticinin-bulunmadigi-banka-mudurunun-fazla" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Somut uyuşmazlıkta; davacıların işyerinde banka müdürü olarak çalıştıkları ve aynı yerde davacılara talimat veren başka bir yöneticinin de bulunmadığı sabittir. Mahkemelerce fazla çalışma alacaklarının reddi yerinde ise de bu sonuç, içtihat değişikliğinden kaynaklanmamaktadır. Hâl böyle olunca ispat edilemeyen fazla çalışma alacağının reddi hâlinde, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıktır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>YARGITAY</strong></p>

<p><strong>9. HUKUK DAİRESİ</strong></p>

<p><strong>Esas Numarası: 2025/7997</strong></p>

<p><strong>Karar Numarası: 2025/8076</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi: 20.10.2025</strong></p>

<p><strong>FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ TALEBİ</strong></p>

<p><strong>VEKÂLET ÜCRETİ</strong></p>

<p><strong>ÖZETİ: </strong>Somut uyuşmazlıkta; davacıların işyerinde banka müdürü olarak çalıştıkları ve aynı yerde davacılara talimat veren başka bir yöneticinin de bulunmadığı sabittir. Mahkemelerce fazla çalışma alacaklarının reddi yerinde ise de bu sonuç, içtihat değişikliğinden kaynaklanmamaktadır. Hâl böyle olunca ispat edilemeyen fazla çalışma alacağının reddi hâlinde, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıktır.</p>

<p><strong>I. BAŞVURU</strong></p>

<p>Başvurucu vekili dilekçesinde; Yargıtay 9. Hukuk Dairesince Eylül 2020 tarihi itibarıyla işçilik alacakları ile ilgili olarak köklü içtihat değişikliğine gidildiğini, işyerinde şube müdürü olarak çalışan işçilerin fazla çalışma alacağı talebiyle açtıkları davalarda içtihat değişikliği nedeniyle ret kararları verilip davalı lehine vekâlet ücretine hükmedildiğini, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu bu konuda ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2023/743 Esas, 2025/968 Karar sayılı kararında; davacının fazla çalışma alacağı reddedilmesine rağmen davalı lehine vekâlet ücretine hükmedildiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesinin 05.03.2025 tarihli ve 2024/1987 Esas, 2025/190 Karar sayılı dosyasında da fazla çalışma alacağının reddine karar verildiği, davalı lehine verilen vekâlet ücretinin ise 08.05.2025 tarihli tavzih kararı ile kaldırıldığını, her iki Daire kararı arasında uyuşmazlık bulunduğunu belirterek uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI</strong></p>

<p>... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 19.09.2025 tarihli ve 2025/24 Esas, 2025/24 Karar sayılı kararı ile; uyuşmazlığın giderilmesi talebinin kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2023/743 Esas, 2025/968 Karar sayılı dosyası ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesinin 05.03.2025 tarihli ve 2024/1987 Esas, 2025/190 Karar sayılı kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu, uyuşmazlığın ... Bölge Adliyesi Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki kararı benimsenerek giderilmesi için 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35/3.maddesi uyarınca Yargıtay 9. Hukuk Dairesine başvurulmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>A. ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 Tarihli ve 2023/7 43... /968 Karar Sayılı Kararı</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararları ile; davacının davalı işyerinde 10.04.2006 tarihinden itibaren şube müdürü olarak çalıştığı, son olarak ... Şubesi müdürü olarak görev yaptığı, bu sebeple bulunduğu yerde en üst düzey yönetici sıfatıyla çalıştığının ve yetki alanı gereğince çalışma düzenini kendisinin belirleyebilecek konumda olduğunun anlaşılmasına göre davacının fazla çalışma ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen kabul kararının hatalı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış ve davalı lehine reddedilen alacaktan dolayı vekâlet ücreti takdir edilerek yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı vekili tarafından tavzih talebinde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ek karar ile gerekçeli kararının tashihini ve tavzihini gerektirir aykırılık veya maddi hatta bulunmadığı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi ilâmları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararı öncesinde de Yargıtay ve ilk derece mahkemelerinde şube müdürlerinin fazla çalışma alacağı talebiyle açılan davaların kabulü ve reddine dair kararların bulunduğu, davacının bulunduğu yerde en üst düzey yönetici sıfatıyla çalışmış olduğu, yetki alanı gereğince çalışma düzenini kendisi belirleyebilecek konumda bulunduğu, fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği, fazla çalışma ücreti alacağı talebinin reddinden kaynaklı davacı aleyhine vekâlet ücreti takdir edilmesinde aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle talep reddedilmiştir.</p>

<p>B. ... Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesinin 03.05.20 25... /19 87... /190 Karar Sayılı Kararı</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararları ile; davacının davalı bankada şube müdürü olduğu, Bu konuda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi Kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2023/6171 Esas, 2023/4908 Karar sayılı ilâmı dikkate alındığında, davacının zamanaşımına rastlamayan dönemde davalı Bankada şube müdürü olarak görev yapması sebebiyle bulunduğu yerde en üst düzey yönetici sıfatıyla çalışmış olduğu, yetki alanı gereğince çalışma düzenini kendisinin belirleyebilecek konumda olduğu, fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiş, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilerek davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı vekili tarafından tavzih talep edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının kurulan hükmün tamamlanmasına ilişkin talebi Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi ilâmları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2023/6171 Esas, 2023/4908 Karar sayılı ilâmı doğrultusunda yerinde bulunmasa da; somut davada fazla çalışma ücreti yönünden verilen kararın aynı zamanda Yargıtay ve Dairenin değişen uygulamasından kaynaklandığı, bu nedenle kararının (7) numaralı bendindeki davalı lehine hükmedilen 30.000,00 TL'nin kaldırılması gerektiği, dava açıldığı tarihte Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2023/6171 Esas, 2023/4908 Karar sayılı ilâmı henüz ortada bulunmadığından davalı lehine vekâlet ücretine hükmolunmayacağı gerekçeleriyle davalı lehine hükmedilen vekâlet ücreti kaldırılarak tavzih talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>Uyuşmazlık, işyerinde üst düzey yönetici olarak çalışan işçinin fazla çalışma alacağı konusunda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin içtihat değişikliğinin bulunup bulunmadığı ve talebin reddi nedeniyle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği konularındadır.</p>

<p>1.Uyuşmazlığın esasına yönelik değerlendirmeden önce, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesine dayanan taleplerle ilgili olarak dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine karar verdiği sırada, uyuşmazlığın hangi daire görüşü doğrultusunda veya ne şekilde giderilmesi gerektiğine yönelik görüş bildirip bildiremeyeceği ele alınmalıdır. İlgili hükümde, uyuşmazlığın giderilmesinin gerekçeli olarak istenmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun kendi aralarında toplanacakları ve kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini isteyecekleri düzenlenmiştir. Kanun'daki "kendi görüşleri" ifadesinden anlaşılması gereken husus, Başkanlar Kurulunun Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığı yönündeki görüşüdür. Uyuşmazlığın giderilmesinin gerekip gerekmediği veya hângi daire kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği yönündeki karar, Yargıtay ilgili hukuk dairesince verilir. Keza ilgili daire uyuşmazlığı mutlaka uyuşmazlık konusu daire kararları çerçevesinde ele alıp gidermek zorunda değildir. Gerektiği takdirde uyuşmazlığın, bölge adliye mahkemesi kararlarında belirtilen gerekçelerden farklı gerekçe ile de giderebilir. Başkanlar Kurulunun uyuşmazlığın hangi bölge adliye mahkemesinin kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği konusunda bir görüş ortaya koyması, ilgili yasal düzenlemeye aykırı olduğu gibi yargısal bir faaliyette bulunulması anlamına geleceğinden yerinde de değildir. Somut olayda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunca daire kararları arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile yetinilmesi gerekirken, uyuşmazlığın hangi daire görüşü doğrultusunda giderilmesi gerektiğinin belirtilmesi isabetsiz olup eleştirilmiştir.</p>

<p>2.Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin başvurunun dayanağı özetle üst düzey yöneticilerin fazla çalışma ücretleri konusunda içtihat değişikliği olup olmadığı, içtihat değişikliği mevcut ise önceki içtihada güvenerek dava açanlar aleyhine vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceği noktasındadır. Bu çerçevede öncelikle değerlendirilmesi gereken husus, başvuru konusu dosyalar bakımından içtihat değişikliği bulunup bulunmadığıdır.</p>

<p>Dairemizin yerleşik uygulamasına göre işyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması hâlinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. Üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.</p>

<p>Bu noktada belirtmek gerekir ki belirli bir ünvanda çalışan kişinin sırf bu ünvan nedeniyle peşinen üst düzey yönetici olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bunun için her somut olay bakımından yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre ayrı ayrı değerlendirme yapılarak sonuca gidilmelidir.</p>

<p>Daha önce Dairemizin 04.04.2023 tarihli ve 2023/6171 Esas, 2023/4908 Karar sayılı ilâmı ile ... Bölge Adliye Mahkemelerinin ilgili Daireleri arasındaki uyuşmazlığın "...Dosya içeriklerine göre davacıların davalı Bankalarda şube müdürü olarak görev yapmaları sebebiyle bulunduğu yerde en üst düzey yönetici sıfatıyla çalışmış oldukları, yetki alanı gereğince çalışma düzenlerini kendilerinin belirleyebilecek konumda oldukları anlaşılmakla; fazla çalışma ücreti talep edemeyeceklerinin kabulü gerekmektedir." şeklindeki gerekçeyle "davacının üst düzey yönetici olması nedeniyle fazla çalışma alacağına hak kazanamayacağı yönündeki ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesinin 15.09.2022 tarihli ve 2019/549 Esas, 2022/1372 Karar sayılı kararı doğrultusunda giderilmesine," karar verilmiştir. Somut uyuşmazlığa özgü olan söz konusu karar, Dairemizin üst düzey yöneticilerin fazla çalışma ücreti talep edemeyecekleri yönündeki yerleşik uygulamasına uygun olup bir içtihat değişikliği şeklinde de değerlendirilemez.</p>

<p>Bu açıklamalara göre başvuru konusu kararlar değerlendirildiğinde; somut uyuşmazlıkta; davacıların işyerinde banka müdürü olarak çalıştıkları ve aynı yerde davacılara talimat veren başka bir yöneticinin de bulunmadığı sabittir. Mahkemelerce fazla çalışma alacaklarının reddi yerinde ise de bu sonuç, içtihat değişikliğinden kaynaklanmamaktadır. Hâl böyle olunca ispat edilemeyen fazla çalışma alacağının reddi hâlinde, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıktır.</p>

<p>Dairemizce ... Bölge Adliye Mahkemesinin farklı dairelerinin kararları arasındaki uyuşmazlığın, ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2023/743 Esas, 2025/968 Karar sayılı ilâmı doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>1. ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından iletilen işyerinde üst düzey yönetici olarak görev yapan işçilerin fazla çalışma alacağının reddi hâlinde davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği yönündeki uyuşmazlığın; ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2023/743 Esas, 2025/968 Karar sayılı ilâmı doğrultusunda giderilmesine;</p>

<p>2. Dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,</p>

<p>3. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,</p>

<p>20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">legalbank.net</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/isyerinde-kendisine-talimat-veren-baska-bir-yoneticinin-bulunmadigi-banka-mudurunun-fazla</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/yargitadyayd1.jpg" type="image/jpeg" length="69129"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emlak satışında yeni dönem! Tapuda elden ödeme dönemi bitti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/emlak-satisinda-yeni-donem-tapuda-elden-odeme-donemi-bitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/emlak-satisinda-yeni-donem-tapuda-elden-odeme-donemi-bitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemeye göre, taşınmaz alım satımında ödemelerin bankalar ve yetkili finans kuruluşları aracılığıyla oluşturulan "ödeme sistemi" üzerinden yapılması zorunlu hale getirildi. Bu sistemin kullanımı 1 Temmuz 2026 tarihine kadar zorunlu değil. Ancak bu tarihten sonra zorunlu hale gelecek. Bakanlığın ise bu tarihi üç aya kadar uzatma yetkisi bulunuyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hazine Bakanlığı tarafından hazırlanan "Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlandı. Yönetmelikleri birlikte gayrimenkul ticaretinde ilişkin kurallarda düzenleme yapıldı.</p>

<p>Düzenlemeye göre, emlak alım-satım işlemlerine ödemenin bir kısmı ya da tamamı bankalar ve Bankacılık Kanunu kapsamında faaliyet gösteren finansal kuruluşlar tarafından oluşturulan "ödeme sistemi" üzerinden yapılacak.</p>

<p>Düzenlemeye göre, taşınmaz satış bedelinin bir kısmının veya tamamının bankalar ya da finansman ve tasarruf finansman şirketleri tarafından kredilendirilmesi halinde, kredi tutarı dışındaki geri kalan ödeme bu sistem üzerinden yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HİZMET BEDELİ ALINACAK</strong></p>

<p>Bu kapsamda, satış işlemlerinde krediyle karşılanmayan tutarların güvenli ve kayıtlı bir şekilde aktarılması zorunlu hale getirilecek.</p>

<p>Ayrıca bu sistemi kullananlardan bir hizmet bedeli alınacak ve bu bedel satıcıya aktarılan tutardan düşülecek.</p>

<p>Bakanlığın açıkladığı yönetmelikle, söz konusu ödeme sisteminin usul ve esasları ile birlikte bu sürecin takibi ve teknik sorunların çözümü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirleneceği ifade edildi.</p>

<p>Düzenlemeyle işletme adresi, ticaret unvanı veya faaliyet konusuna ilişkin değişikliklerin belirli süreler içinde bildirilmesi zorunlu hale getirilirken, değişikliklerde yetki belgesinin de yenilenmesinin gerekli olacağı belirtildi.</p>

<p>Bu sistemin kullanımı 1 Temmuz 2026 tarihine kadar zorunlu değil. Ancak bu tarihten sonra zorunlu hale gelecek. Bakanlığın ise bu tarihi üç aya kadar uzatma yetkisi bulunuyor.</p>

<p>Bu yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girecek ve hükümlerini Ticaret Bakanı yürütecek.</p>

<p>---</p>

<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TAŞINMAZ TİCARETİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>5/6/2018 tarihli ve 30442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi ve “yükümlülükleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “ödeme sisteminin kurulması, işletilmesi ve taşınmaz satışında ödeme sisteminin gerçek ve tüzel kişiler tarafından kullanılmasına ilişkin usul ve esasları,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıda şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi</p>

<p>MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir.</p>

<p>(2) Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.</p>

<p>(3) İşletme adresinin değişmesi nedeniyle yetki belgesinin tadili veya ticaret ünvanının veya işletme adının değişmesi nedeniyle yetki belgesinin yenilenmesi durumunda, yetki belgesinin tadil edildiği veya yenilendiği tarihten itibaren on gün içinde, o işletmenin sözleşmeli işletmelerinin yetki belgeleri de herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın tadil edilir veya yenilenir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Ödeme sistemi</p>

<p>EK MADDE 1- (1) İşletmelerin ve diğer gerçek veya tüzel kişilerin taşınmaz satışlarında ödemenin bir kısmının veya tamamının nakit, havale, elektronik fon transferi veya Bakanlıkça belirlenen diğer ödeme yöntemleriyle yapılması halinde taşınmaz satış bedeli, taşınmaz mülkiyeti ile satış bedelinin eş zamanlı el değiştirmesini sağlayacak şekilde oluşturulan ödeme sistemi üzerinden ödenir.</p>

<p>(2) Taşınmaz satış bedelinin bir kısmının veya tamamının 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka veya 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanununda tanımlanan finansman ve tasarruf finansman şirketleri tarafından kredilendirilmesi halinde kredi tutarı haricindeki ödemeler için ödeme sistemi kullanılır.</p>

<p>(3) Ödeme sistemi üzerinden yapılan her işlemde kullanım bedeli alınır. Kullanım bedeli satıcıya aktarılan taşınmaz satış bedelinden mahsup edilir.</p>

<p>(4) Ödeme sistemine ilişkin her türlü iş ve işlemin takibi, teknik sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ilgili birim temsilcilerinden oluşan bir komisyon oluşturulur.</p>

<p>(5) Ödeme sisteminin kurulmasına ve işletilmesine, sisteme dahil olmayacak taşınmaz satışlarına, verilen hizmetler karşılığında alınacak kullanım bedeli ile bu bedelin paylaşımına ve dördüncü fıkrada belirtilen komisyonun kuruluşuna, çalışmasına, görev ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlık tarafından belirlenir ve Bakanlığın resmî internet sayfasında duyurulur.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(10) 1/7/2026 tarihine kadar yapılacak taşınmaz satışlarında ek 1 inci maddede belirtilen ödeme sisteminin kullanılması zorunlu değildir. Bakanlık bu tarihi üç aya kadar uzatmaya yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/emlak-satisinda-yeni-donem-tapuda-elden-odeme-donemi-bitti</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/tapu-anahtarkapak-100718.jpg" type="image/jpeg" length="23204"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM, bireysel başvuruda 'yapay zeka'yı devreye alıyor]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-bireysel-basvuruda-yapay-zekayi-devreye-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-bireysel-basvuruda-yapay-zekayi-devreye-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, hâkim ve savcılara, “Cesur, doğru olun. Hâkim ve savcıların üzerinde kul hakkı olmamalıdır” uyarısında bulunurken “Eylül itibarıyla bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamasında yapay zekâyı devreye almayı hedefliyoruz” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa Mahkemesi 64. Kuruluş Yıldönümü ve Ant İçme Töreni’ne katıldı. Törende yeni üye Şaban Kazdal yemin ederken cübbesi AYM Başkanı Kadir Özkaya tarafından giydirildi. Özkaya, törende yaptığı konuşmada özetle şöyle dedi.</p>

<p><strong>ADALETLİ OLMAK ÖMRÜ UZATIR</strong></p>

<p>“AYM, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan ve hukukun üstünlüğünü somutlaştıran bir teminat makamıdır. Bir insan uzun ömürlü olmak isterse adaletli olsun. Devletlerde de durum aynıdır. Adaletli olmak ömrü uzatır. Hâkim ve savcılar daima cesur olmalıdırlar, doğru olmalıdırlar. Hiçbir zaman beklenti ve kaygılarının etkisiyle doğruluktan sapmamalıdırlar. Oturdukları makamda daima doğru karar vermek için oturduklarını unutmamalıdırlar. Bunun asli görevleri olduğunu hiç hatırdan çıkarmamalıdırlar. Tanıklarla, avukatlarla ya da görev gereği diyalog kurdukları kişilerle ilişkilerinde sabırlı, nazik ve vakur olmalıdırlar. İşyükü ve zaman baskısı ya da başka bir nedenle yargılama süreçlerinde usul hatası yapmamalıdırlar. Hiçbir zaman bulanık bir mantıkla hareket etmemelidirler. Asla akılcılıktan uzak bir muhakeme yürütme yöntemi kullanmamalıdırlar. Adaletin tesisinde hamasete, husumete, kindarlığa, kayırmacılığa ve hatta duygusallığa yer olmadığını asla unutmamalıdırlar.</p>

<p><strong>KUL HAKKI İBADETLE AFFOLMAZ</strong></p>

<p>Kul hakkı ile Allah’ın huzuruna gitmekten daha korkunç bir şey olmadığını hiç hatırdan çıkarmamalıdırlar. Kimseyi aldatmamalı, kimseye de aldanmamalıdırlar. Bu bağlamda hâkim ve savcılar gösterişten, riyadan, haramdan, yalandan şiddetle kaçınmalıdırlar. Üzerlerinde kul hakkı olmamalıdır. Kul hakkı çok önemlidir, ibadetle affolmaz. Dolayısıyla bir gram helalin yıllarca peşinden koşmalı, meccanen bir ton haram gelecek olsa ona sırtını çevirmelidirler. Unutmayalım ki haram kazancı Cenabıallah düzgün bir yere sarf ettirmez. Ayrıca şunu da bilelim ki midede haram lokma olursa ne takva ne de fetva kurtarır. Haram yiyen insanların gönül gözleri gerçeği göremez. Zira bir ağızda, midede haram lokma olduğu sürece o ağzın, o midenin sahibinin basireti her tarafa kapalıdır. Haram ile abat olanın sonu berbat olur.</p>

<p><strong>AHİRETTE HESABI ÇOK DAHA GÜÇ</strong></p>

<p>Kıymetli hâkim ve savcı kardeşlerim; "Haram helal ver Allah’ım. Yiyemezsem al Allah’ım. Aciz kuluna ver Allah’ım. Yarın öte yanda hesabını sor Allah’ım. Ateş topuzu ile kafama vur Allah’ım" anlayış ve tercihi ile bazıları her şeyi dünyada istiyor; hem hesabını ahirete bırakarak hem de ahirette sorulacak hesabı hafife alarak. Oysa bir şekilde bu dünyada kurtarmış olmak, ahiret hesabının da kurtarıldığı anlamına gelmez. Unutmayalım ve inanalım ki ahiretin hesabı çok daha güç ve çetin olacaktır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YAPAY ZEKÂNIN SONUÇLARI</strong></p>

<p>Özkaya, bireysel başvuru sisteminin kabulünden bu yana 700 bini aşkın başvuru yapıldığını, başvuruları karşılama oranının yüzde 111’e ulaştığını söyledi: “Eylül itibarıyla bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamasında yapay zekâyı devreye almayı hedefliyoruz. Yapay zekânın ürettiği sonuçlara hiçbir şekilde hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yapay zekâdan raportörlerimiz yalnızca hazırlık aşamasında faydalanacak; nihai hukuki değerlendirme ve karar her zaman olduğu gibi insan aklına ve vicdanına ait olacaktır.”</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, artan iş yüküne rağmen başvuruların etkin ve makul sürede sonuçlandırılabilmesi amacıyla çeşitli tedbirler alınmaya devam edildiğini, yargı süreçlerinde teknolojinin daha etkin kullanımı, yapay zekâ destekli analiz imkânlarının geliştirilmesi, dijital başvuru sistemlerinin güçlendirilmesi ve başvuruların daha hızlı işlenmesine yönelik uygulamalara ağırlık verildiğini söyledi.</p>

<p>2026 yılı Eylül ayı itibarıyla bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamasında yapay zekânın devreye alınmasının hedeflendiğini açıklayan Başkan Kadir Özkaya, “Yapay zekânın ürettiği sonuçlara hiçbir şekilde hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yapay zekâdan raportörlerimiz, yalnızca hazırlık aşamasında faydalanacak; nihai hukuki değerlendirme ve karar, her zaman olduğu gibi insan aklına ve vicdanına ait olacaktır.” dedi.<img alt="Adsız-125" height="553" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-125.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="999" /></p>

<p>Özkaya, İsrail’i de eleştirerek “Adil olmazsan, hak ile olmazsan, dünyada ne kadar güçlü olursan ol, gücün ne kadar büyük olursa olsun Cenabıallah’ın yanında bir sinek kadar bile olamazsın. Ancak gerçek hak ile olursan, adalet üzere olursan dünyadaki en süper güç bile senin yanında sinek kadar olur” dedi.</p>

<p><strong>ERDOĞAN AYM’DE ANT İÇME TÖRENİNE KATILDI</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin 64’üncü kuruluş yıldönümü ve yeni üye Şaban Kazdal’ın ant içme törenine katıldı. Törende Kazdal’ın ant içmesinin ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, cübbesini giydirdi. Erdoğan, yeni Anayasa Mahkemesi üyesi Kazdal’ı tebrik etti. Kazdal’ın çocukları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elini öptü. (Oya Armutçu / Hürriyet)</p>

<p><img alt="Adsız-124" height="496" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-124.jpg" width="900" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-bireysel-basvuruda-yapay-zekayi-devreye-aliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aym77af.jpg" type="image/jpeg" length="37234"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Gıda Kodeksi Bitki Adı ile Anılan Yağlar Tebliği (Tebliğ No: 2012/29)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turk-gida-kodeksi-bitki-adi-ile-anilan-yaglar-tebligi-teblig-no-201229nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turk-gida-kodeksi-bitki-adi-ile-anilan-yaglar-tebligi-teblig-no-201229nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Gıda Kodeksi Bitki Adı ile Anılan Yağlar Tebliği (Tebliğ No: 2012/29)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2026/14), 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TÜRK GIDA KODEKSİ BİTKİ ADI İLE ANILAN YAĞLAR TEBLİĞİ (TEBLİĞ NO: 2012/29)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/14)</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 12/4/2012 tarihli ve 28262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Bitki Adı ile Anılan Yağlar Tebliği (Tebliğ No: 2012/29)’nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine” ibaresi “19/2/2020 tarihli ve 31044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Tebliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliğinde” ibaresi “13/10/2023 tarihli ve 32338 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Tebliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliğinde” ibaresi “5/11/2023 tarihli ve 32360 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Tebliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’nde” ibaresi “27/9/2021 tarihli ve 31611 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Tebliğin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliğinde” ibaresi “13/2/2025 tarihli ve 32812 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Tebliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeler Yönetmeliğinde” ibaresi “5/4/2018 tarihli ve 30382 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemelere Dair Yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Tebliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliğinde” ibaresi “26/1/2017 tarihli ve 29960 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Tebliğin 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Gıda, Tarım ve Hayvancılık” ibaresi “Tarım ve Orman” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Tebliğin EK-1’inde yer alan Bitkisel Yağların Gaz Likit Kromatografi ile Tespit Edilen Yağ Asitleri Kompozisyonu (Toplam yağ asitleri yüzdesi olarak) tablosundaki ayçiçek yağı (yüksek oleik asitli) sütununun palmitoleik C16:1 satırında yer alan “TED-0,1” ibaresi “TED-0,2” şeklinde, aynı sütunun stearik C18:0 satırında yer alan “2,9-6,2” ibaresi “1,9-6,2” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Tebliğin Ek-2’sinde yer alan Diğer Kalite Kriterleri tablosundaki “Peroksit Sayısı” ibaresi “Peroksit Değeri” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Tebliğin Ek-4’ünde yer alan Bitkisel Yağların Sterol Kompozisyonu (Toplam sterol yüzdesi olarak) tablosundaki fındık yağı satırının delta-5-avenasterol sütununda yer alan “1,0-5,1” ibaresi “1,0-7,0” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turk-gida-kodeksi-bitki-adi-ile-anilan-yaglar-tebligi-teblig-no-201229nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/tarim-ve-orman-bakanligin.jpg" type="image/jpeg" length="68401"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/elektrik-piyasasi-lisans-yonetmeliginde-degisiklik-4</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/elektrik-piyasasi-lisans-yonetmeliginde-degisiklik-4" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>ELEKTRİK PİYASASI LİSANS YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 2/11/2013 tarihli ve 28809 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 5 inci maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“(4) Üçüncü fıkra kapsamında yapılacak işlemlerde Kurul kararı ile belirlenen yükümlülüklerin süresi içerisinde yerine getirilmemesi halinde, eskisinin devamı mahiyetinde yeni lisans verilmesi uygun bulunan tüzel kişiye Kanunun 16 ncı maddesinde öngörülen yaptırımlar uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Önlisans veya lisans sahibi tüzel kişilerin ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranması veya Kurul kararı ile belirlenen yükümlülüklerini süresi içerisinde yerine getirmemesi durumunda, söz konusu aykırılık için ilgili mevzuatta ayrıca bir düzenlemeye yer verilmemiş olması halinde, fiilin niteliğine göre Kanunun 16 ncı maddesinde öngörülen yaptırımlar uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(15) Görevli tedarik şirketleri dışındaki tedarik lisansı sahibi tüzel kişiler, şirket ünvanında dağıtım lisansı sahibi şirketlerin bölge adına yer veremez ve dağıtım şirketleri ile aynı marka ve logoyu kullanamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 34/A maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(7) Toplayıcı lisansı sahibi tüzel kişiler, şirket ünvanında dağıtım lisansı sahibi şirketlerin bölge adına yer veremez ve dağıtım şirketleri ile aynı marka ve logoyu kullanamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 43 üncü maddesinin on altı, on yedi, yirmi bir ve yirmi ikinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.</p>

<p>“Tedarik veya toplayıcı lisansı sahibi şirketlerin ünvan ayrıştırması</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 47- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 34 üncü maddenin on beşinci fıkrası veya 34/A maddesinin yedinci fıkrası kapsamına aykırılıkları bulunan tüzel kişiler, durumlarını 31/12/2026 tarihine kadar söz konusu mevzuat hükümlerine uygun hale getirmekle yükümlüdürler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lisans alma bedeli ve lisans tadil bedelinin artırımlı uygulanmasının iptali</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 48- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilgili mevzuat çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmemiş olan tüzel kişiler hakkında, 43 üncü maddenin bu maddeyi ihdas eden Yönetmelik ile mülga edilen fıkraları kapsamında işlem tesis edilmeyenler için, 27 nci maddenin birinci fıkrası çerçevesinde işlem tesis edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/elektrik-piyasasi-lisans-yonetmeliginde-degisiklik-4</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="36624"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TAŞINMAZ TİCARETİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>5/6/2018 tarihli ve 30442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi ve “yükümlülükleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “ödeme sisteminin kurulması, işletilmesi ve taşınmaz satışında ödeme sisteminin gerçek ve tüzel kişiler tarafından kullanılmasına ilişkin usul ve esasları,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıda şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi</p>

<p>MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(2) Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.</p>

<p>(3) İşletme adresinin değişmesi nedeniyle yetki belgesinin tadili veya ticaret ünvanının veya işletme adının değişmesi nedeniyle yetki belgesinin yenilenmesi durumunda, yetki belgesinin tadil edildiği veya yenilendiği tarihten itibaren on gün içinde, o işletmenin sözleşmeli işletmelerinin yetki belgeleri de herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın tadil edilir veya yenilenir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Ödeme sistemi</p>

<p>EK MADDE 1- (1) İşletmelerin ve diğer gerçek veya tüzel kişilerin taşınmaz satışlarında ödemenin bir kısmının veya tamamının nakit, havale, elektronik fon transferi veya Bakanlıkça belirlenen diğer ödeme yöntemleriyle yapılması halinde taşınmaz satış bedeli, taşınmaz mülkiyeti ile satış bedelinin eş zamanlı el değiştirmesini sağlayacak şekilde oluşturulan ödeme sistemi üzerinden ödenir.</p>

<p>(2) Taşınmaz satış bedelinin bir kısmının veya tamamının 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka veya 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanununda tanımlanan finansman ve tasarruf finansman şirketleri tarafından kredilendirilmesi halinde kredi tutarı haricindeki ödemeler için ödeme sistemi kullanılır.</p>

<p>(3) Ödeme sistemi üzerinden yapılan her işlemde kullanım bedeli alınır. Kullanım bedeli satıcıya aktarılan taşınmaz satış bedelinden mahsup edilir.</p>

<p>(4) Ödeme sistemine ilişkin her türlü iş ve işlemin takibi, teknik sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ilgili birim temsilcilerinden oluşan bir komisyon oluşturulur.</p>

<p>(5) Ödeme sisteminin kurulmasına ve işletilmesine, sisteme dahil olmayacak taşınmaz satışlarına, verilen hizmetler karşılığında alınacak kullanım bedeli ile bu bedelin paylaşımına ve dördüncü fıkrada belirtilen komisyonun kuruluşuna, çalışmasına, görev ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlık tarafından belirlenir ve Bakanlığın resmî internet sayfasında duyurulur.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(10) 1/7/2026 tarihine kadar yapılacak taşınmaz satışlarında ek 1 inci maddede belirtilen ödeme sisteminin kullanılması zorunlu değildir. Bakanlık bu tarihi üç aya kadar uzatmaya yetkilidir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/ticaret-bakanligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="29635"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/motorlu-kara-tasitlarinin-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/motorlu-kara-tasitlarinin-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>MOTORLU KARA TAŞITLARININ TİCARETİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>27/8/2024 tarihli ve 32645 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “lise” ibaresi “ilköğretim” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi</p>

<p>MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir. Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren otuz gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/motorlu-kara-tasitlarinin-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="81336"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>KUYUM TİCARETİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>14/4/2021 tarihli ve 31454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıda şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi</p>

<p>MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir.</p>

<p>(2) Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="57077"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı Hazine ve Maliye Uzmanlığı Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hazine-ve-maliye-bakanligi-hazine-ve-maliye-uzmanligi-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hazine-ve-maliye-bakanligi-hazine-ve-maliye-uzmanligi-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı Hazine ve Maliye Uzmanlığı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HAZİNE VE MALİYE UZMANLIĞI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 25/1/2020 tarihli ve 31019 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hazine ve Maliye Bakanlığı Hazine ve Maliye Uzmanlığı Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“d) Fiili hizmet süresi: Aylıksız izin ile toplamı üç ayı aşan hastalık ve refakat izinleri hariç, Hazine ve Maliye Uzmanlığı ve/veya Hazine ve Maliye Uzman Yardımcılığında geçen süreyi,”</p>

<p>“ı) Yabancı Dil Sınavı (YDS/e-YDS): ÖSYM tarafından yapılan Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavını/Elektronik Yabancı Dil Sınavını,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(4) Giriş sınavı, Bakanlıkça yapılır. Ancak giriş sınavının yazılı ve sözlü olarak iki aşamalı düzenlenmesi halinde sınavın yazılı bölümü ÖSYM veya bu konuda uzmanlaşmış diğer kamu kurum ve kuruluşlarına da yaptırılabilir.</p>

<p>(5) Giriş sınavının yazılı bölümünün başka bir kuruma yaptırılması halinde, sınava ilişkin hususlar protokol ile belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “ile diğer fakültelerin” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı fıkranın (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“ç) Bakanlıkça gerekli görüldüğü takdirde, son başvuru tarihi itibarıyla son beş yıl içinde giriş sınavı ilanında belirtilen yabancı dillerin birinden YDS/e-YDS’den en az (C) seviyesinde veya dil yeterliği bakımından bunlara denkliği ÖSYM tarafından kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan belgeye sahip olmak.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Giriş sınavı, şekli Bakanlıkça belirlenen formata uygun olarak Resmî Gazete ile e-Devlet portalı, Cumhurbaşkanınca belirlenen kurumun internet sitesi ile Bakanlık resmî internet sitesinde sınav tarihinden en az otuz gün önce en az bir defa ilan edilmek suretiyle duyurulur.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 7- (1) Giriş sınavına başvuru, elektronik ortamda yapılır. Bakanlık, duyuruda belirtilmesi kaydıyla başvuruları şahsen veya posta yoluyla da alabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) Atamaya esas belgelerini süresi içerisinde teslim etmeyenler, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda sayılanlar ile ataması yapılıp göreve başladıktan sonra çeşitli nedenlerle görevinden ayrılanların yerine, giriş sınav sonuçlarının Bakanlık resmî internet sitesinde duyurulmasından itibaren müteakip sınav tarihine kadar en geç bir yıl içerisinde başarı sırasına göre yedek listede yer alan adaylar arasından atama yapılabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 21- (1) Uzman yardımcılığı dönemi en az üç yıldır.</p>

<p>(2) Uzman yardımcıları; uzmanlığın gerektirdiği bilgi, beceri ve nitelikleri kazanmaları amacıyla birimlerin görüşü alınmak suretiyle Genel Müdürlük tarafından hazırlanan ve Bakanlık onayı ile yürürlüğe konulan plan dahilinde aşağıdaki konularda mesleki eğitime tabi tutulur:</p>

<p>a) Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı teşkilat yapısı.</p>

<p>b) Bakanlığın teşkilat yapısı ve görevleri.</p>

<p>c) Bakanlığın görev alanına giren konulara ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat.</p>

<p>ç) Yazışma, rapor yazma, bilimsel araştırma ve inceleme teknikleri ile mevzuat hazırlama.</p>

<p>d) Yetenek ve yetkinliklerini artırmaya yönelik kişisel gelişim.</p>

<p>e) Genel Müdürlük tarafından belirlenen diğer konular.</p>

<p>(3) Uzman yardımcıları, görevli oldukları birimin görev alanına giren konularda ilgili birimce ayrıca eğitime tabi tutulabilir.</p>

<p>(4) Uzman yardımcıları, yetişme döneminde;</p>

<p>a) Teze yönelik çalışmaları yürütür.</p>

<p>b) Yabancı dil bilgisinin geliştirilmesi amacıyla kurslardan yararlandırılabilir.</p>

<p>c) Diğer birimlerde ya da taşra teşkilatında staja tabi tutulabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Tez jürisi; Bakanlık onayı ile uzman yardımcısının görev yaptığı birim amirinin veya yardımcısının başkanlığında; uzman yardımcısının görev yaptığı birimden veya Bakanlığın diğer birimlerinden en az Daire Başkanı düzeyinde iki veya daha fazla üye ile uzman yardımcılığı dahil en az on yıl hizmeti bulunan Hazine ve Maliye Uzmanları arasından seçilecek başkan dahil en az beş asıl ve üç yedek üyeden oluşturulur.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 24 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 24- (1) Uzman yardımcıları aşağıdaki şartları taşıması halinde yeterlik sınavına girmeye hak kazanır:</p>

<p>a) Fiili hizmet süresinin en az üç yıl olması.</p>

<p>b) Tezlerinin başarılı kabul edilmesi.</p>

<p>(2) Yeterlik sınavına girmeye hak kazananların sınavı en geç altı ay içinde yapılır.</p>

<p>(3) Yeterlik sınavına girmeye hak kazandığı halde geçerli mazeretine istinaden sınava giremeyenler, mazeretlerinin sona ermesini müteakip altı ay içerisinde Genel Müdürlükçe belirlenecek bir tarihte sınava alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(6) Sınav sonuçları, Genel Müdürlükçe Bakanlık resmî internet sitesinde duyurulur. Adaylara, ayrıca tebligat yapılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 28 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yeterlik sınavından” ibaresi “yeterlik sınavı sonucunun ilanından” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 29- (1) Yeterlik sınavında başarılı olanların uzman kadrolarına atanabilmeleri, YDS’den asgari (C) düzeyinde veya dil yeterliği bakımından buna denkliği ÖSYM tarafından kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan başka bir belgeye yeterlik sınavı sonucunun ilanından itibaren en geç iki yıllık fiili hizmet süresi içinde sahip olma şartına bağlıdır.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 35- (1) Uzman ünvanını kazandıktan sonra görevlerinden çeşitli sebeplerle ayrılanlardan yeniden atanmak isteyenler, ilgili mevzuatındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, kadro ve ihtiyaç durumuna göre Bakanlıkça uygun görülmesi halinde uzmanlığa yeniden atanabilirler.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Engellilerin sınavı</p>

<p>EK MADDE 1- (1) Bu Yönetmelik uyarınca düzenlenen sınavlar, engellilerin engellilik durumuna göre gerekli tedbirler alınmak suretiyle düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Geçiş hükmü</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen giriş sınavı sonucunda başarılı olanların, uzman yardımcılığına atanması bu maddenin yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre gerçekleştirilir.</p>

<p>(2) Birinci fıkra kapsamına girenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Hazine ve Maliye Uzman Yardımcısı kadrolarında bulunanların yeterlik sınavları, uzmanlığa atanmaları ile diğer iş ve işlemleri, hizmet süresinin hesaplanması ile yeterlik sınav sonucunun ilanına ilişkin hükümler hariç olmak üzere, bu maddenin yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre gerçekleştirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hazine-ve-maliye-bakanligi-hazine-ve-maliye-uzmanligi-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/hazine-ve-maliye-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="69282"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu binasına 1 Mayıs pankartı asıldı: 'Halkın ekmeğidir adalet']]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosu-binasina-1-mayis-pankarti-asildi-halkin-ekmegidir-adalet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosu-binasina-1-mayis-pankarti-asildi-halkin-ekmegidir-adalet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu, 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesinde Baronun Beyoğlu'nda bulunan merkez binasına üzerinde “Halkın ekmeğidir adalet” yazılı dev parkart asıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, yönetim kurulu üyeleri ve baro çalışanlarıyla birlikte Baronun Beyoğlu'nda bulunan merkez binasına üzerinde “Halkın ekmeğidir adalet” yazılı dev parkartı sloganlar eşliğinde astı.</p>

<p>Pankartın asılmasının ardından baro binası önünde toplanan grup, hep birlikte 1 Mayıs sloganı attı. Etkinlikte birlik ve dayanışma mesajları öne çıkarken, “adalet” kavramının emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.</p>

<p>Baro yönetimi; 1 Mayıs öncesinde verdikleri bu mesajla, adaletin yalnızca hukukçuların değil, tüm halkın “ekmeği” olduğu gerçeğine dikkat çekmeyi amaçladıklarını ifade etti.</p>

<p><strong>1 MAYIS'TA KADIKÖY'E ÇAĞRI</strong></p>

<p>İstanbul Barosu ayrıca bütün meslektaşlarını 1 Mayıs’ta Kadıköy mitinge, İstanbul Barosu kortejine katılmaya çağırdı.</p>

<p><strong>BARO YÖNETİMİ VE ÇALIŞANLARINDAN ORTAK MESAJ</strong></p>

<p>Pankartın asılmasının ardından baro binası önünde toplanan grup, hep birlikte 1 Mayıs sloganları attı. Etkinlikte birlik ve dayanışma mesajları öne çıkarken, “adalet” kavramının emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>İSTANBUL’UN KALBİNDEN TOPLUMA ÇAĞRI </strong><strong>“ADALET SADECE HUKUKÇULARIN DEĞİL, HERKESİN EKMEĞİ”</strong></p>

<p>Baro yönetimi; İstanbul’un kalbi sayılan Şişhane’de 1 Mayıs öncesinde verdikleri bu mesajla, adaletin yalnızca hukukçuların değil, tüm halkın “ekmeği” olduğu gerçeğine dikkat çekmeyi amaçladıklarını ifade etti.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/mJtxIQY73fQ?si=6jQnyjJRxMICdifL" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Ab9Bcbcd 2457 42B3 B677 8D620246D51B" height="768" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/ab9bcbcd-2457-42b3-b677-8d620246d51b.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="512" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosu-binasina-1-mayis-pankarti-asildi-halkin-ekmegidir-adalet</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 22:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/42da9f4c-92a9-47be-b409-48dfe6c8d29c.webp" type="image/jpeg" length="55848"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anayasa Mahkemesinde 64. Kuruluş Yıldönümü ve Andiçme Töreni Düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinde-64-kurulus-yildonumu-ve-andicme-toreni-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinde-64-kurulus-yildonumu-ve-andicme-toreni-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 64. kuruluş yıldönümü ve andiçme töreninde yaptığı konuşmada “Mahkememiz, ‘Türk Milleti adına’ verdiği kararlarla yalnızca hukuki uyuşmazlıkları çözmekle kalmamakta; aynı zamanda adalet ve hakkaniyet ilkelerini gözeterek ulusal ve uluslararası insan hakları standartlarını birlikte değerlendiren bütüncül bir yaklaşımı hayata geçirmektedir.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesinin 64. Kuruluş Yıldönümü ve Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Şaban Kazdal’ın Andiçme Töreni Yüce Divan Salonu’nda düzenlendi. Törene; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yüksek yargı organlarının başkanları, bakanlar ve diğer davetliler katıldı.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya törende yaptığı konuşmada, kuruluş yıldönümlerinin Anayasa Mahkemesinin tarihsel birikimini ve anayasal düzen içindeki yerini değerlendirme fırsatı sunduğunu, andiçme törenlerinin ise kurumsal sürekliliğinin bir göstergesi olarak anayasal düzene ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılığı teyit etme imkânı sunduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi Hukukun Üstünlüğünü Somutlaştıran Bir Teminat Makamıdır</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesinin kuruluşunun hukuk devleti ilkesinin soyut bir ideal olmaktan çıkarılarak kurumsal bir teminata kavuşturulmasının tarihsel ifadesi olduğunu belirten Başkan Kadir Özkaya, “Mahkememiz, sadece normların denetlendiği bir yargı kurumu olmanın ötesinde; anayasal düzenin istikrarını sağlayan, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan ve hukukun üstünlüğünü somutlaştıran bir teminat makamıdır.” dedi.</p>

<p>Kurumsal hafızanın anayasa yargısının en önemli dayanaklarından biri olduğunu ifade eden Başkan Kadir Özkaya, Yüksek Mahkemeyi güçlü kılan unsurun yalnızca anayasal yetkiler değil; zaman içerisinde oluşan içtihat birikimi, yerleşik ilkeler ve anayasal yorum geleneği olduğunu söyledi. Başkan Özkaya ayrıca Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlarla yalnızca uyuşmazlıkları çözmediğini, aynı zamanda anayasal değerleri yorumlayan ve gelecek kuşaklara aktaran bir kurum hâline geldiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hukuk Kuralları, Ancak Adaleti Sağlıyorsa Anlam Kazanmaktadır</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca hukuki bir kavram olmadığını, bir medeniyetin varlık sebebini, yönünü ve istikbalini belirleyen kurucu bir ilke de olduğunu aktaran Başkan Kadir Özkaya, “Bu düşünsel miras bize, adaletin yalnızca bir hukuk enstrümanı değil aynı zamanda toplumsal düzenin ve insan onurunun vazgeçilmez temeli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” dedi. Hukuk kurallarının ancak adaleti sağlıyorsa anlam kazandığını söyleyen Başkan Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin anayasal ilkelerin yaşatılmasını sağlayan, hukuki istikrarı güçlendiren ve toplumsal güven duygusunu pekiştiren temel kurumlardan biri olduğunu dile getirdi.</p>

<p>“Anayasa Mahkemesi olarak bizler; adaletin devleti ayakta tutan, bireyi güven içinde yaşatan, topluma refah ve gelişme imkânı sağlayan asli dayanak olduğu bilinciyle Anayasa’nın çizdiği sınırlar çerçevesinde görev ve sorumluluklarımızı son derece özverili ve titiz bir çalışmayla yerine getirmeye devam edeceğiz.” diyen Başkan Kadir Özkaya, Mahkemenin çalışmalarını bu anlayışla sürdürdüğünü kaydetti.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin Türk anayasal sistemi içindeki konumunun, bir yargı kurumu olmakla beraber anayasal düzenin sürekliliğini ve bütünlüğünü teminat altına alan oldukça önemli bir fonksiyonu ifade ettiğini aktaran Başkan Kadir Özkaya, Mahkemenin en temel görevinin Anayasa’nın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını fiilen hayata geçirmek olduğunu söyledi.</p>

<p>Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin anayasal düzenin merkezinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin en üst düzeyde korunmasını sağlayan bir güvence mekanizması olarak işlev gördüğünü dile getiren Başkan Kadir Özkaya, “Mahkememiz, ‘Türk Milleti adına’ verdiği kararlarla yalnızca hukuki uyuşmazlıkları çözmekle kalmamakta; aynı zamanda adalet ve hakkaniyet ilkelerini gözeterek ulusal ve uluslararası insan hakları standartlarını birlikte değerlendiren bütüncül bir yaklaşımı hayata geçirmektedir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi, Geleceğin Hukuk Düzenini Şekillendiren Aktif Bir Anayasal Aktör Konumundadır</strong></p>

<p>Bireysel başvurunun kabulünden bugüne kadar 700 binden fazla başvurunun yapıldığını aktaran Başkan Özkaya, 14 yıl boyunca bu başvuruların büyük bir kısmının karara bağlanarak önemli bir içtihat birikimi oluşturulduğunu belirtti. Başkan Özkaya, başvuru yoğunluğunun bir yönüyle bireysel başvuru mekanizmasına duyulan güvenin bir göstergesi olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, artan iş yüküne rağmen başvuruların etkin ve makul sürede sonuçlandırılabilmesi amacıyla çeşitli tedbirler alınmaya devam edildiğini, yargı süreçlerinde teknolojinin daha etkin kullanımı, yapay zekâ destekli analiz imkânlarının geliştirilmesi, dijital başvuru sistemlerinin güçlendirilmesi ve başvuruların daha hızlı işlenmesine yönelik uygulamalara ağırlık verildiğini söyledi.</p>

<p>2026 yılı Eylül ayı itibarıyla bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamasında yapay zekânın devreye alınmasının hedeflendiğini açıklayan Başkan Kadir Özkaya, “Yapay zekânın ürettiği sonuçlara hiçbir şekilde hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yapay zekâdan raportörlerimiz, yalnızca hazırlık aşamasında faydalanacak; nihai hukuki değerlendirme ve karar, her zaman olduğu gibi insan aklına ve vicdanına ait olacaktır.” dedi.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, anayasa yargısının hem sürekliliği hem de değişimi aynı anda bünyesinde barındıran özgün bir kurumsal yapıyı temsil ettiğini belirterek “Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, bugün geçmişin birikimini taşıyan bir kurum olmakla beraber uluslararası etkileşim, dijital dönüşüm ve hak temelli yaklaşımıyla da geleceğin hukuk düzenini şekillendiren aktif bir anayasal aktör konumundadır.” ifadelerini kullanandı.</p>

<p>Hâkimlik ve savcılığın yalnızca hukuki bilgi ve tecrübeyle icra edilebilecek bir görev olmadığını vurgulayan Başkan Kadir Özkaya, bu görevin aynı zamanda güçlü bir ahlaki duruş, derin bir sorumluluk bilinci ve bağımsızlık ile tarafsızlık ilkelerine mutlak sadakat gerektirdiğini ifade etti. Hâkim ve savcıların dışsal etki ve baskı altında kalmadan, tarafsız bir tutumla, pozitif hukuk düzeninin öngördüğü çerçeve içinde, aklı ve bilimi daima başat konumda tutarak, hukuka ve vicdani kanaate göre özgürce karar vermeleri gerektiğini belirten Başkan Kadir Özkaya, adaletin tesisinde hamasete, husumete, kindarlığa ve kayırmacılığa yer olmadığını söyledi.</p>

<p>Gösterişten, riyadan, haramdan ve yalandan şiddetle kaçınılması gerektiğini ifade eden Başkan Kadir Özkaya, “Bir gram helalin yıllarca peşinden koşmalı, meccanen bir ton haram gelecek olsa ona sırtını çevirmelidirler.” dedi. Başkan Kadir Özkaya kul hakkının önemine dikkat çekerek adalet makamında bulunanların hem hukuki hem de ahlaki sorumluluğu birlikte taşıması gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>Mahkememiz, Küresel Ölçekte Etkin Bir Kurumsal Aktör Hâline Gelmiştir</strong></p>

<p>Uluslararası anayasa yargısı camiası ve muadili kurumlarla kurulan güçlü ilişkiler sayesinde Mahkemenin yalnızca ulusal düzeyde değil, küresel ölçekte de etkin bir kurumsal aktör hâline geldiğini aktaran Başkan Kadir Özkaya, uluslararası anayasa yargısı alanında gerçekleştirilen faaliyetlere değinerek şu ifadeleri kullandı: “Anayasa yargısı, günümüzde yalnızca ulusal sınırlar içinde değil evrensel hukuk normları ve uluslararası içtihatlarla da şekillenmektedir. Bu gerçek; hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, bireysel hakları daha etkili korumak ve küresel adaleti tesis etmek için farklı ülkelerin anayasa mahkemeleri ve yüksek yargı organları arasındaki iş birliğini vazgeçilmez kılmaktadır.”</p>

<p><strong>En Güçlü Silah Barıştır, En Güvenli Yaşam Alanı Adaletin Egemen Olduğu Alandır</strong></p>

<p>Dünyanın çok zorlu bir süreçten geçtiğini ifade eden Başkan Kadir Özkaya; savaşlar, ekonomik krizler, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ve uluslararası hukuk ihlallerinin küresel ölçekte ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Özellikle Gazze başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaşanan zulümlere dikkat çeken Başkan Kadir Özkaya, mevcut uluslararası sistemin ve özellikle uluslararası yargı kurumlarının bu sorunları çözmekte yetersiz kaldığını belirtti. Daha adil ve kapsayıcı bir uluslararası düzenin zorunluluk hâline geldiğini, kaydeden Başkan Özkaya, şunları söyledi: “En büyük adaletsizlik savaştır. En güçlü silah barıştır. En güvenli yaşam alanı adaletin egemen olduğu alandır. Barış için de adil, kapsayıcı ve etkin çok taraflı bir sistem inşa etmek tercih değil, çocuklarımıza karşı ortak borcumuzdur. Çocuklarımıza kavgaları değil hakkı, barışı, adaleti ve umudu miras bırakalım.”</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin geçmişten aldığı güçle geleceğe daha sağlam adımlarla ilerleyeceğine inandığını ifade ederek hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri ve insan onurunu esas alan anayasal düzenin güçlenmesine katkı sunmaya devam edeceğini vurguladı.</p>

<p>Başkan Özkaya, Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Şaban Kazdal’ı tebrik ederek kendisine başarılar diledi.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya’nın konuşmasının ardından Şaban Kazdal için andiçme töreni gerçekleştirildi. Öz geçmişi okunan yeni Üye Şaban Kazdal yemin etti. Kazdal’a kisvesi Başkan Kadir Özkaya tarafından giydirildi.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10266/1.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10267/2.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10268/3.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10269/4.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10253/5.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10254/6.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10255/7.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10271/17.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10257/9.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10258/10.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10259/11.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10260/12.jpeg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10260/12.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10261/13.jpg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10261/13.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10262/14.jpg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10262/14.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10263/15.jpeg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10263/15.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10264/16.jpeg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10264/16.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinde-64-kurulus-yildonumu-ve-andicme-toreni-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-124.jpg" type="image/jpeg" length="19536"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul 2 Nolu Barosu'nda 16 avukat ruhsatnamesini aldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-2-nolu-barosunda-16-avukat-ruhsatnamesini-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-2-nolu-barosunda-16-avukat-ruhsatnamesini-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul 2 Nolu Barosu'nda staj dönemlerini başarıyla tamamlayan 16 avukat, and içerek cübbelerini giyip ruhsatnamelerini aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul 2 Nolu Barosu'nda stajını başarıyla tamamlayan ve and içerek cübbelerini giyen 16 genç avukat, avukatlık ruhsatlarını alarak mesleğe adım attı.</p>

<p>Baro genel merkezinde yapılan törende; Av. Joanna Kuruçaylıoğlu, Av. Ahmet Güler, Av. Necip Taha Gür, Av. Kürşat Emre Kutluk, Av. Zeynep Beyza Özdil Çabuk, Av. Ayşenur Cengiz, Av. Faruk Yalçınkaya, Av. Emre Cebeci, Av. Ömer Faruk Aygün, Av. Hasan Buğrahan Türker, Av. Görkem Zorbaş, Av. Emre Yeniçırak, Av. Muhammed Emin Ünal, Av. Muammer Yıldırım, Av. Seymen Gürtürk, Av. Fatih Karadağ ve Av. Serkan Kaya, ruhsatını aldı.</p>

<p>Baro Başkanı Avukat Yasin Şamlı, "Baro merkezimizde gerçekleşen ruhsat töreninde, mesleğe adım atan meslektaşlarımıza ruhsatlarını takdim etmenin mutluluğunu ve gururunu yaşadık. Her bir meslektaşımızın gözlerindeki heyecan, adalete olan inançları ve savunma mesleğine duydukları bağlılık bizlere umut verdi."</p>

<p>"Avukatlık; yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda hakkın, hukukun ve adaletin sesi olma sorumluluğudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meslektaşlarımızın bu onurlu yolculukta başarıyla ilerleyeceğine yürekten inanıyor; hayatları boyunca adalet, vicdan ve kararlılıkla hareket etmelerini diliyorum.</p>

<p>Genç kardeşlerimize başarılar diliyorum. Baromuz hayat boyu yanlarında olacaktır.</p>

<p>Savunmanın bağımsız gücünü korumaya ve meslek dayanışmasını büyütmeye hep birlikte devam edeceğiz." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-2-nolu-barosunda-16-avukat-ruhsatnamesini-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/h-h-a2-u-i-za4-a-a-s-r1-u.jpg" type="image/jpeg" length="60580"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="51441"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="24006"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87945"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="56416"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10251"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek gündeme ilişkin soruları yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/bsNmtSsrlGc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104</strong></p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen salıverilme istemi (tahliye talebi) kurumunu ele alıyoruz. Bu hükümler, tutuklama tedbirine karşı en önemli güvencelerden birini oluşturarak, şüpheli veya sanığın bireysel başvuru hakkını ve mahkeme tarafından tutukluluğun denetlenmesini güvence altına alır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</strong></p>

<p>Salıverilme istemi nedir ve hangi aşamalarda talep edilebilir?<br />
CMK m.104 ve 105 neyi düzenler?<br />
Tutukluluk hangi makamlarca denetlenir?<br />
Sulh Ceza Hâkimi, mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu süreçte nasıl görev yapar?<br />
Salıverilme istemine ilişkin usul nasıldır ve karar süreleri nelerdir?<br />
Terör veya örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda süre farkı neden vardır?<br />
Tahliye taleplerine itiraz nasıl yapılır?</p>

<p>Bu video, özgürlük hakkının korunması, tutuklama tedbirinin denetimi, itiraz yolları ve adil yargılanma hakkı konularında temel hukuki bilgiler sunmaktadır.<br />
Ayrıca, CMK 104 ve 105 hükümlerinin, bireyin özgürlüğünü koruyan hızlı, denetlenebilir ve hukuka uygun bir sistem oluşturduğunu detaylarıyla açıklamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HyLPmzX8YUg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75082"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirilmesi Hakkı | CMK 107 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107. maddesi, yani tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi konusunu ele alıyoruz.</p>

<p>Tutuklama kararı verildiğinde yakınlara bilgi verilmesi nasıl olur, kim bilgilendirilir, yabancı uyruklular için süreç nasıl işler? Tüm detayları bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 107 nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklama kararı alındığında kim bilgilendirilir?</p>

<p>Tutuklu kişi ailesine haber verebilir mi?</p>

<p>Yabancı uyruklu tutuklular için konsolosluk bildirimi nasıl yapılır?</p>

<p>Bu düzenlemenin amacı ve insan haklarıyla bağlantısı nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem de aile bağlarının korunmasını güvence altına alır. Ayrıca yabancı uyruklu tutukluların konsolosluk korumasına erişimini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OtFl4vYXEXo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="74896"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta İncelenme Süresi, Ne Kadar Süreler İle Değerlendirme Yapılır | CMK108 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi, yani tutukluluk süresinin sınırları konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararı ne kadar süreyle uygulanabilir, hangi hâllerde uzatılabilir, çocuklar ve ağır suçlar açısından durum nasıldır? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 102 nedir?</p>

<p>Tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Hangi suçlarda tutukluluk uzatılabilir?<br />
Katalog suçlar ve terör suçlarında tutukluluk süresi neden uzundur?<br />
18 yaşından küçükler için tutuklama süresi nasıl uygulanır?<br />
Uzatma kararlarında hangi gerekçeler aranır?<br />
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları bu konuda ne diyor?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve masumiyet karinesinin gereği olarak keyfî tutuklulukların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Ayrıca, katalog suçlar ve terörle mücadele kapsamındaki suçlarda öngörülen uzun tutukluluk sürelerinin, uygulamada ne gibi sorunlara yol açtığı ve AİHM’in bu konuda Türkiye’ye yönelik kararlarında neleri eleştirdiği de detaylı biçimde açıklanmıştır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/3UIwS8bH73w/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="49052"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savcının Tutuklama Kararının Geri Alınmasını İstemesi, CMK Madde 103]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesi, yani Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin yetkileri konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararının kaldırılması nasıl olur, savcı hangi durumlarda şüpheliyi serbest bırakabilir, hâkim ve savcı yetkileri arasındaki fark nedir? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p><strong>CMK 103 nedir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet savcısının serbest bırakma yetkisi hangi durumlarda uygulanır?<br />
Tutuklama kararının kaldırılmasını kim talep edebilir?<br />
Adli kontrol tedbiri nedir ve ne zaman uygulanır?<br />
Savcının serbest bırakma yetkisi hangi aşamada geçerlidir?<br />
Anayasa’nın 19. maddesi bu konuda neyi güvence altına alır?<br />
AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) özgürlük ve güvenlik hakkı ile bu düzenleme arasındaki ilişki nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve tutuklamanın sürekli gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki anayasal ilkenin somut bir yansımasıdır.</p>

<p>Cumhuriyet savcısına tanınan bu yetki, tutukluluğun istisnaî olma niteliğini güçlendirir, keyfî özgürlük kısıtlamalarının önüne geçer ve özgürlük lehine yargısal denetimin etkinleşmesini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/I-GtWxno8mo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="77883"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="61515"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="67285"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="86708"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="23794"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="57108"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="66787"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="70761"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="72415"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="94402"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="99134"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
