<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 04 Sep 2026 12:00:13 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Karşılıklı Hakaret ve Küfürde Kim Ceza Alır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/IgAapwh3SDg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44051"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/uyusturucu-ve-uyarici-madde-suclari-dal-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/uyusturucu-ve-uyarici-madde-suclari-dal-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Kamunun sağlığına karşı suçlar kapsamında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.188 hükmü uyuşturucu veya uyarıcı madde imali, ithali, ihracı, ticareti ve başkalarına verilmesi, m.190 hükmü uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, m.191 hükmünde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma, m.192 hükmünde de kolaylaştırma suçları hariç olmak üzere diğer suçlarla ilgili failin veya suça iştirak edenin etkin pişmanlık göstermesinin hukuki sonuçları düzenlenmiştir.</p>

<p></p>

<p><strong>1- Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti</strong></p>

<p></p>

<p>TCK m.188’in başlığında “ticaret” kavramına yer verilse de, maddenin 3. fıkrasında ticaretin karşılığı olan maddi menfaat sağlamayı aşan seçimlik hareketlere yer verildiği, maddenin ilk fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak üretilmesinin, ithalinin veya ihracının suç sayıldığı, karşılığında bu suçu işleyenlere yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ile iki bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezalarının verileceğinin belirtildiği, bu maddenin 2. fıkrasında ise yasak madde ihracı fiilinin bir başka ülke bakımından ithal olarak nitelendirilmesinden kaynaklanan sebeple ortaya çıkabilecek cezanın infazının mahsup edilmesinin düzenlendiği,</p>

<p></p>

<p>188. maddenin 4. fıkrasında iki bent halinde ve 5. fıkrasında da 1. ve 3. fıkralarda düzenlenen suçların cezalarını artıran hallerin tanımlandığı,</p>

<p></p>

<p>6. fıkrada reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı etkisi veren maddeler yönünden yarı oranında ceza indirimine gidileceğinin belirtildiği,</p>

<p></p>

<p>Maddenin 7. fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ham maddesi sayılan ürünler yönünden ayrı bir suç ve ceza tanımlamasına gidildiği,</p>

<p></p>

<p>8. fıkrada ise 188. maddede tanımlanan suçların faillerin sıfatlarından kaynaklanan sebeple cezalarının yarı oranında artırılmasının öngörüldüğü, anlaşılmaktadır.</p>

<p></p>

<p>TCK m.188/3’de tanımlanan ve kısaca <i>“ticaret suçu”</i> olarak adlandırılan hükümde; yasak madde ticareti suçunun cezası 10 yıl hapis cezasından başladığı ve üst sınırın somut olayın özelliklerine göre değişebildiği, ancak cezanın miktarı ne olursa olsun, her dosyada infaza tabi azami hapis cezasının 30 yıl olarak belirlendiği görülmektedir. Bu hapis cezalarının infazı, 3/4’ünün hükümlüye cezaevinde çektirilmesi suretiyle yapılmaktadır.</p>

<p></p>

<p>TCK m.188’in başlığında <i>“ticaret” </i>denilse de, şahsi kullanımın ötesine geçmek suretiyle failin bedelsiz olarak başkasına yasak madde vermesi hali m.188/3 kapsamında değerlendirilmektedir. Bu arada yasak maddenin şahsi kullanımı ile ticaret suçu sürekli karşı karşıya gelebilmektedir. Yargıtay; yasak maddenin çeşitliliği, miktarı ve saklandığı yerler gibi kriterlerden hareketle, somut olayın özelliklerini de dikkate alarak ayırımlar yapmakla birlikte, <i>“suçta ve cezada kanunilik”</i> ilkesine aykırı olarak, yani m.188/3’e ve m.191/1’e uymayan kararlar verebilmekte, gerçekten m.191/1’in kapsamına giren bir fiil, madde çeşitliliği ve miktarı gerekçe gösterilerek, yasak madde ticareti sayılabilmektedir ki, her iki suç arasında ceza miktarı ve infaz oranları itibariyle büyük farklar bulunmaktadır. Ayrıca; uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçlarına karşı izlenen suç ve ceza siyasetine göre, failin herhangi bir karşılık beklemeden ve ödeme almadan arkadaşına kullanması için yasak madde ikram etmesi veya arkadaş ortamında şahsi içici sayılanlarla yasak madde paylaşması ticaret suçu kapsamında görülebilmektedir.</p>

<p></p>

<p>Her ne kadar birden fazla içicinin birlikte madde temin edip aynı veya farklı ortamda kullanmaları veya aralarından birisinin maddeyi temin edip aynı ortamda birden fazla kişinin kullanması, m.191/1 kapsamında şahsi kullanma gibi görülse de, m.188/3’de yer alan bazı seçimlik hareketler ve m.190/1’de tanımlanan kolaylaştırma suçu incelendiğinde, pekala menfaat elde etmeksizin yasak maddeyi bir başkasına veya başkalarına veren kişinin şahsi içici olarak ikramda bulunduğunun dikkate alınmayarak, m.188/3 veya m.190/1 kapsamında sorumlu tutulabilmesi gündeme gelebilmektedir. Bunun nedeni; her ne kadar 188. maddenin başlığında <i>“ticaret”</i> yazılı olsa da, 3. fıkrasında yer alan seçimlik hareketler arasında “başkalarına veren” bulunduğu için, bundan başka 3. fıkrada yer alan <i>“kabul eden”, “bulunduran”</i> gibi icra hareketleri, fail ticareti faaliyette bulunmasa, yani alım satım yapmasa dahi, başkasına verdiğinden veya madde çeşitliliği, miktarı ve malların saklandığı <i>“zula”</i> olarak tanımlanan yerlerden dolayı m.191/1’den değil, m.188/3’den ve hatta m.188/4-5’de sayılan nitelikli haller de varsa, ciddi hapis cezalarına mahkum edilme ihtimali ile karşılaşabilmektedir.</p>

<p></p>

<p><strong>2- Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasını Kolaylaştırma</strong></p>

<p></p>

<p>TCK m.190’da yasak madde kullanmayı kolaylaştırma suçu düzenlenmiştir. Toplam iki fıkra ve seçimlik hareketler ile 3. fıkrasında da failin sıfatına göre ceza artırımı öngören m.190’ın 1. fıkrasında; madde kullanmayı kolaylaştırmak için özel yer, donanım, malzeme sağlayanın veya kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler alanların veya maddenin kullanma yöntemleri ile ilgili başkalarına bilgi verenlerin 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacakları,</p>

<p></p>

<p>190. maddenin 2. fıkrasında ise; yasak maddeyi kullanmayı herkesin görebileceği, duyabileceği, yani aleni şekilde kasten özendiren veya bu yönde yayın yapanların da 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacakları,</p>

<p></p>

<p>Bunun yanında, hem m.188’de ve hem de m.190’da hapis cezalarına ek olarak ciddi miktarda adli para cezalarına yer verildiği görülmektedir.</p>

<p></p>

<p><strong>3- Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanma (Şahsi İçicilik)</strong></p>

<p></p>

<p>TCK m.191’de; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak veya uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçlarının tanımlandığı, bu suçun adının <i>“şahsi içicilik” </i>veya <i>“şahsi kullanıcılık”</i> olarak da adlandırılabileceği, burada failin sadece kendisinin kullanması gerektiği, aynı ortamda birden fazla kişinin birlikte kullanması halinin de şahsi içicilik kapsamında olduğu, çünkü burada bulundurma amacının şahsi kullanıma yönelik olduğu, yine bir araya gelen kişilerin birbirlerine o an yasak madde ikram edip vermelerinin veya ortaklaşa para toplayıp birisinin maddeyi satın alıp, diğerleri ile birlikte kullanmalarının TCK m.191/1 kapsamında değerlendirilebileceği,</p>

<p></p>

<p>Bu konuda Yargıtay kararlarında m.188/3 ile m.191/1 arasında gelgitlerin yaşanabildiği, ince bir çizginin bulunduğu, Yargıtay’ın uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi bir başkasına veren, örneğin ikram eden kişiyi de TCK m.188/3 gereğince sorumlu tutabildiği, bununla beraber, birlikte kullanımı TCK m.191/1 kapsamında değerlendirdiği kararlarının da olduğu, burada esas olanın, maddenin bir kişiden diğer kişiye bedelsiz de olsa aktarımı olduğu, ancak birlikte kullanımın TCK m.191/1 kabul edildiği,</p>

<p></p>

<p>Burada karışıklığa sebep olanın, TCK m.188/3’de geçen <i>“başkalarına veren”</i> ifadesi olduğu, neticede ikram etme fiilinin de başkasına verme olduğu, maddeyi veren kişinin para almadığına ve bu işin ticaretini yapmadığına dair savunması karşısında, kanun koyucunun böyle bir düzenleme yapma ihtiyacı duyduğu,</p>

<p></p>

<p>Kullanma amacı dışında uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunduran failin TCK m.188/3’den sorumlu tutulmasının öngörüldüğü, burada kıstasın ticaret değil, kullanım olduğu, sırf birlikte kullanım amacıyla yasak madde ikram edenin doğrudan doğruya TCK m.188/3’de sorumluluğuna gidilemeyeceği,</p>

<p></p>

<p>Şahsi kullanım kapsamında ikram etme fiilinden bahsedilebilmesi için, aynı ortamda bulunan kişiler arasında ikramın gerçekleşip birlikte tüketilmesi gerekmekle birlikte, failin yasak madde verdiği şahsın orada tüketmeyip, bu madde ile dışarı çıktığında yakalanması halinde, bu maddeyi veren şahsın kastına bakılmasının gerektiği,</p>

<p></p>

<p>Birlikte kullanma amacının olduğu durumda TCK m.191/1’in, aksi halde m.188/3’ün gündeme gelebileceği, fakat her iki durumda da fiillerin m.188/3 ile m.191/1’e uygunluğunda sorun olduğu, çünkü m.188/3’de başkasına verme veya bu amaçla kabul etme fiillerinin düzenlendiği, aynı ortamda bulunurken yapılan ikramların başkasına verme veya bu amaçla kabul etme olarak değerlendirilemeyeceği, ancak m.191/1’de de şahsi kullanımdan bahsedildiği, hükümde yasak madde kullanılan ortamda başkasına kullanması için verilen maddelerin hükümde tanımlanan şahsi kullanıma uymadığı, fakat failin şahsi kullanma kastı olup da başkasına özellikle vermeyi içermeyen ve bulunulan ortamda birlikte kullanma kapsamında değerlendirilebilecek fiillerin şahsi kullanım olarak kabul edilmesinin kanun koyucunun amacına ve her iki hükümden kaynaklanan ceza sorumluluğunun ağırlığı da dikkate alındığında, ceza adaletine daha uygun olduğu, ancak suç ve ceza siyaseti bakımından kanun koyucunun uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımını önlemeye çalıştığı, bu nedenle de işin ticari olup olmadığına bakmaksızın başkasına verme veya bu amaçla satın alma veya kabul etme veya bulundurma fiillerini de TCK m.188/3’e dahil ettiği, m.191/1’de de ısrarla kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma fiillerine yer verdiği, bunun dışında şahsi maksatla da olsa kullandırma seçimlik hareketini m.191/1’de düzenlemediği, buradan da aynı ortamda bulunan yasak maddeyi oraya gelenlerin kullanmasının bir kullandırtma olarak değerlendirilemeyeceği, burada kanun koyucunun m.188/3’de aradığı başkalarına verme kastının bulunmadığı, çünkü tedavüle, yani dolaşıma sokulan bir maddeden bahsedilemeyeceği, failin aynı ortamda bulunduğu kişiye kendisinde bulunan yasak maddeyi ikram etmesinin, kişinin bu maddeyi kullanma amacıyla bulundurduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağı,</p>

<p></p>

<p>İlk defa yakalanan şahsi içici hakkında <i>“KADEK”</i> olarak da bilinen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.171’de öngörülen şartların gerçekleşmesi aranmaksızın verilmesinin zorunlu olduğu, bu nedenle madde kullanma suçu yönünden CMK m.100/4’de sayılan tutuklama yasağı yoksa da, KADEK sebebiyle şahsi kullanıcı fail hakkında tutuklama kararı verilemeyeceği, ancak m.191/2’de öngörülen tedbirin tatbikini sağlamak amacıyla CMK m.109/3’e göre adli kontrol tedbiri kararının verilebileceği, bunun önünde yasal bir engelin bulunmadığı, fail hakkında en az 1 yıl denetim ve kalan 4 yıl da tekrar yasak madde kullanmama şartına bağlı olarak, toplamda 5 yıl süre ile kamu davası açılmasının erteleneceği, yani iddianame düzenlenmeyeceği, bu sürede tekrar kullanma suçu işlemezse <i>“KYOK” </i>olarak da bilinen kovuşturmaya yer olmadığı kararının verileceği,</p>

<p></p>

<p>TCK m.191/4’e giren ihlallerden birisinin gerçekleşmesi halinde, örneğin failin ikinci kez yasak madde kullanması halinde bu ikincisinin denetimin ihlali sayılacağı, soruşturmaya ve kovuşturmaya konu edilmeyeceği, ancak ilki yönünden Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenlenip kamu davasının açılacağı sonucuna varılmalıdır.</p>

<p></p>

<p>Failin şahsi kullanıcı olup olmadığına dair CMK m.75 gereğince kanından, idrarından, saçından veya tırnağından örnekler alınması, bir yandan kendisinin m.188/3’den kurtulmasını sağlamak için olumlu görülürken, diğer yandan da Anayasa m.38/5’de yer alan “nemo tenetur”, yani “hiç kimse kendisi veya yakınları aleyhine beyanda bulunmaya veya delil göstermeye zorlanamaz” ilkesini ihlal ettiği, hatta bu nedenle CMK m.75’in “normlar hiyerarşisi” ilkesi gereğince Anayasa m.38/5’e aykırı olduğu söylenebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>4- Etkin Pişmanlık</strong></p>

<p></p>

<p>TCK m.192’de yasak madde ile ilgili m.188’de ve m.191’de tanımlanan suçlar yönünden fail ve suça iştirakçiler için etkin pişmanlık hükümlerinin düzenlendiğini,</p>

<p></p>

<p>TCK m.192/1-2’de cezasızlık halinin tanımlandığı, buna göre resmi makamlarca öğrenilmeden evvel failin kendisi, suç ve ortakları ile ilgili elverişli bilgiler vermesinin cezasızlık hali olarak öngörüldüğünü, bu hükümlerin madde ticareti ve şahsi kullanma suçlarını kapsadığını,</p>

<p></p>

<p>TCK m.192/3’de ise, yasak madde ile ilgili suçun resmi makamlarca haber alınmasından sonra yargılamanın soruşturma veya kovuşturma sürecinde olup olmadığına bakılmaksızın, ancak fail veya iştirakçi hakkında hüküm verilmeden (ilk derece mahkemesi veya duruşma açılması halinde istinaf aşaması tükenmeden) evvel elverişli bilgiler vererek, suçun ortaya çıkmasını veya suç ortaklarının yakalanmasını sağlayan faile verilecek cezanın yarı oranında indirileceğini, cezaların takdirden teşdiden değil, alt hadden uygulanabileceğini, yine 1/6 oranında hapis cezasında takdiri indirimin de faile tatbik edilebileceğini,</p>

<p></p>

<p>Ancak bunların uygulanabilmesi için; fail tarafından verilen bilgilerin suçun, diğer suçlular ile faillerin ortaya çıkmasını ve yakalanmalarını sağlaması gerektiğini, bizce failin verdiği bilgilerin somut, gerçek ve faydalı olmasının etkin pişmanlığın uygulanması için yeterli olacağını, fakat uygulamada artık bilgilerin doğruluğunu araştırmak ve sonuç elde etmek amacıyla açılan soruşturmanın ve kovuşturmanın sonuçlarının beklenmediğini, TCK m.192/3 uygulanmadan faile ceza verildiği ve bilgilerin ileride yararlı olması, yani etkin pişmanlıkta bulunan verdiği bilgilerden hareketle suçluların ortaya çıkarılması veya faillerin yakalanması halinde, bunun CMK m.311/1-e kapsamında yargılamanın yenilenmesi sebebi görüldüğünü ifade etmek isteriz.</p>

<p></p>

<p><strong>Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanma Suçu ile Ticaret Suçunu Arasındaki Fark</strong></p>

<p><br />
5237 sayılı Türk Ceza Kanununu m.188/3 hükmü uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunun düzenlendiği, bu hükme uyuşturucu veya uyarıcı madde verilenin veya satılanın çocuk olması halinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezasının en az 10 yıl yerine 15 yıl hapis cezası olarak 2014 yılında bir ekleme yapıldığı, her ne kadar 188. maddenin başlığı ticaret kavramına yer verse ve bu hükmün gerekçesinde de yine ticaretten ve kazanç elde etmeden bahsedilse de, uygulamada şahsi kullanımın, bu amaçla satın almanın, kabul etmenin veya bulundurmanın TCK m.191’de tanımlandığı görülmektedir.</p>

<p></p>

<p>Bunun dışında; ticari bir amaç ve kazanç elde etme gayesi olmasa bile, failin bir başkasına uyuşturucu veya uyarıcı madde vermesinin temin kapsamında görüldüğünü, burada m.191’in değil, <i>“suçta ve cezada kanunilik”</i> prensibinin fail aleyhine verdiği netice itibariyle, fail tarafından bir başkasına uyuşturucu veya uyarıcı madde temin edilmesinin m.188/3 kapsamında sayıldığını, başkalarına veren veya bu amaçla bulunduran failin ceza sorumluluğunun m.188/3’de öngörülen şekilde tayin edileceğini, ancak bunun için de failin ticari maksatla olmasa bile başkalarına verdiğini, vermeye teşebbüs ettiğini veya bu amaçla naklettiğini veya satın aldığını veya kabul ettiğini veya bulundurduğunu ispat yükünün iddia eden tarafta olduğunu unutmamak gerekir.</p>

<p><br />
Yasak maddenin miktarı, çeşitliliği ve yasak maddenin bulunduğu yere göre failin doğrudan m.188/3’e göre sorumlu sayılmasını gerekli kılmayacağı, sadece uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıcısı olduğu anlaşılan, bu nedenle TCK m.191’e göre ceza sorumluluğunun tayini gereken, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde temin ettiği, bulundurduğu veya taşıdığı anlaşılan failin, m.188/3’den sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığı, bu kabulün <i>“suçta ve cezada”</i> kanunilik ilkesine aykırı olacağı açıktır.</p>

<p></p>

<p>Esasen TCK m.188’in ithalatı, imalatı ve ticareti düzenlediği, fakat suç ve ceza siyaseti bakımından başkasına vermeyi, yani temin etmeyi de kapsam içine aldığı, ayrıca bulundurma fiilini de sayarak TCK m.191’e gittikçe yakınlaştığı, seçimlik hareketlerin tipikliği bakımından iki madde arasında bu derecede bir yakınlık olmasına rağmen, ceza sorumluluğuna ilişkin ağırlığın ciddi şekilde değiştiği, uyuşturucu veya uyarıcı madde satan ile arkadaş ortamında bir başkasına veren kişinin dahi m.188/3 kapsamında sayıldığı, böylece kazanç elde edilmeyen durumların da ceza sorumluluğunun TCK m.188/3’e göre belirlendiği, ticaret suçunun ağırlığı ile ceza muhakemesinde mahkumiyet için aranan şüphenin çokça tartışıldığı, bu konuda m.188/3 ile m.191/1 arasında deyim yerinde ise git gelin yaşandığı görülmektedir.</p>

<p></p>

<p>Her ne kadar ticaret suçunun maddi karşılıkla mümkün olabileceğini söylesek de, uygulamada herhangi bir maddi karşılık olmaksızın bir başkasına temin edilen, hatta aynı ortamda bulunan diğer kişiye veya kişilere verilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden dolayı TCK m.191’de tanımlanan şahsi kullanım suçu değil, ticaret suçunun, m.188/3’ün oluşacağı kabul edilmektedir. Gerçekten de suçta ve cezada kanunilik prensibi karşısında; hem m.188/3 ve hem de m.191/1 hükümleri incelendiğinde, maddi karşılık olsun veya olmasın başkasına bir defaya mahsus uyuşturucu veya uyarıcı madde temini ticaret suçu kapsamında değerlendirilmektedir. Suç ve ceza siyaseti gereğince uygulanan bu olmakla birlikte, maddi karşılık olmadan aynı ortamda bulunan bir başkasına uyuşturucu veya uyarıcı madde temin etmenin TCK m.188/3 kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini düşünmekteyiz. Aynı ortamda bulunan şahıslar aynı maddeden veya aynı vasıtadan birlikte kullanmışlarsa, yani ortak kullanım hali varsa, bu halde değerlendirme TCK m.188/3 kapsamında değil, her bir kullanım bakımında m.191/1’de suç sayılan şahsi kullanım suçu sayılmalıdır.</p>

<p></p>

<p>Failin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıcısı olduğu, bu yönde ikrarının bulunduğu, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti veya temini kapsamına giren fiilinin varlığını gösteren somut delilin elde edilemediği, bir başkasına verdiğine dair bir delile ulaşılamadığı, ancak evinde ve işyerinde yapılan aramalarda çeşitli uyuşturucu veya uyarıcı maddenin elde edildiği, hatta hassas terazinin bulunduğu, ancak bulunan yasak maddelerin çeşitliliğine ve hatta miktarına rağmen, failin TCK m.188/3’de ülke içinde satma, satışa arz etme, başkalarına verme, sevk etme, nakletme, depolama, satın alma, kabul etme, bulundurma şeklinde sayılan toplam dokuz seçimlik hareketten herhangi birisini icra ettiğine dair tespitin yapılamadığı veya bunun somut delille ortaya koyulamadığı durumlarda, ceza sorumluluğunun TCK m.188/3’e göre değil, TCK m.191’e göre yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmalıdır.</p>

<p></p>

<p>Failin evinde, işyerinde, arabasında veya üzerinde bulundurduğu uyuşturucu veya uyarıcı maddenin haliyle mütenasip olduğu, yani failin maddi durumunun bu uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almaya elverişli olduğu, uyuşturucu veya uyarıcı madde çeşitliliği ile miktarları konusuna makul açıklamalar getirebildiği, failin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığına dair yeterli delilin bulunduğu, m.191’den uzaklaşıp m.188/3’ün tatbikini gerekli kılan somut delillerin elde edilemediği, failin hassas teraziyi şahsi kullanımı için bulundurduğu, maddi gücünün yasak maddeleri almaya yeterli olduğu, yasak madde çeşitliliğinin ve miktarlarının biraz fazla olmasının da şahsi kullanım yerine, m.188/3’de sayılan seçimlik hareketlerinden birisinin kabulünü mümkün kılan bir tespitin ve somut delilin olmadığı, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi uyarınca, hem m.188’in başlığı ve hem de gerekçesi ile birlikte hüküm metninde yer alan seçimlik hareketlerin dışa dönük, m.191’de özel olarak suç sayılan şahsi kullanımın ve bu amaçla bulundurmanın ötesine geçen fiilleri kapsadığı, şüphenin sanık lehine olduğu, sırf uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bulunduğu yerin ve miktarı ile çeşitliliğinin m.188/3’ün tatbiki için yeterli olmayacağı ifade edilmelidir.</p>

<p></p>

<p>Ancak uygulamada yargı kararlarının bu şekilde olmadığı, kullanım sınırlarının içtihat vasıtasıyla oluştuğu, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-20182232-e-20184842-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 01.11.2018 tarihli, 2018/2232 E. ve 2018/4842 K. sayılı kararı</a>nda net 9,9 gram metamfetamin kişisel kullanım sınırında kaldığının kabul edildiği, miktarın kullanım sınırında kalması halinde ise, <i>“madde miktarının kişisel kullanma sınırları içinde kalması karşısında; sanığın uyuşturucu maddeyi kullanma amacı dışında satmak veya başkasına vermek amacıyla bulundurduğuna ilişkin kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı” </i>gerekçesine yer verilebildiği, ancak miktarın Yüksek Mahkemenin kararı ile belirlenen sınırları aşması halinde, ceza sorumluluğunun ticaret üzerinden yapıldığı görülmektedir.</p>

<p></p>

<p>TCK m.188/3’de sayılan seçimlik hareketlerden en az birisinin fail tarafından icra edildiğinin veya failin bu suça iştirak ettiğinin tespitinin gerektiği, failin ikrarı, elde edilen dijital materyalden ulaşılan sonuçlar, tanık beyanları, failin bu hükümde sayılan seçimlik hareketlerden en az birisini icra ettiğine veya buna müşterek fail, azmettiren veya yardım eden sıfatıyla katıldığına dair somut tespitler olmadan bu hükümden faile ceza sorumluluğu yüklenemeyeceği, aksi halde sırf hareket suçları kavramının öne çıkarılıp, yasak maddenin çeşitliliği ile miktarından hareketle, TCK m.188/3’ün tatbikinin mümkün hale gelebileceği, bunun da uygulamada adaletsiz sonuçlara yol açacağı dikkate alınmalıdır.</p>

<p></p>

<p>Yargıtay’ın sanık savunmalarına karşı yaklaşımı incelendiğinde, esasında <i>“savunmanın aksini gösterir bir delil bulunmadığı”</i> hallerde bu savunmaya itibar ettiği, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-15-ceza-dairesinin-201730600-e-20211039-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 10.02.2021 tarihli, 2017/30600 E. ve 2021/1039 K. sayılı kararı</a>nda, <i>“sanıkların en başta çekin karşılığını ödememe kastıyla hareket ettiklerine dair savunmalarının aksini gösterir bir delil bulunmadığı” </i>gerekçesiyle verilen beraat kararının onandığı, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-ceza-dairesinin-20233115-e-20246488-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 10.10.2024 tarihli, 2023/3115 E. ve 2024/6488 K. sayılı kararı</a>nda, <i>“taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumetin bulunmadığı, iki eş arasında yaşanan ve görgü tanığı bulunmayan olayda sanık savunmalarının aksini gösterir bir delilin bulunmadığı (…) ölümün sanık anlatımındaki şekilde itme sonucunda kafanın yere çarpması sonucu gerçekleşmiş de olabileceğine ilişkin hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı” </i>gerekçesiyle verilen mahkumiyet kararlarının bozulduğu, kasten öldürme suçlarında dahi failin kastı belirlenirken savunmasına itibar edildiği, aynı yaklaşımın evin, işyerinde ve arabasında yasak madde ele geçirilen kişiler bakımından da uygulanması gerektiği, benzer bir yaklaşımı yasaklayan kanun hükmünün bulunmadığı, hatta bunun <i>“şüpheden sanık yararlanır” </i>ile <i>“suçta ve cezada kanunilik” </i>prensiplerinin bir gereği olduğu, madde miktarının somut olay üzerinden objektif kriterlerle değerlendirilmesi gerektiği, örneğin failin “her maddenin niteliği aynı olmuyor, bu nitelikte bir malı bulmuşken satıcının elindekilerinin çoğunu almak istedim” veya “maddeleri evdekilerin görmemesi için gizli bölmeye sakladım” savunmalarının aksini gösteren somut bir delil bulunmadığı takdirde, yine elde edilen maddenin failin haliyle mütenasip olduğu, failin mevcut iktisadi durumu ile uyumlu olduğu, gelirini yasak madde ticaretinden kazanmadığını ortaya koyabildiği durumlarda, yalnızca iddiaya konu suç vasfından hareketle kişinin TCK m.188/3’den sorumlu tutulması hukuka uygun bir sonuç olmayacaktır.</p>

<p></p>

<p>TCK m.188/3 ve m.191’in metinlerinde de eşik madde miktarı veya daha farklı bir kıstas bulunmadığından, hükümler arasındaki asıl suçun manevi unsurunda olduğu, bu durumda da yukarıda yer verdiğimiz açıklamalar doğrultusunda bir değerlendirme yapılması gerektiği, failin iç dünyasını ilgilendiren manevi unsurun tespitinde, sırf hareket suçu anlayışından vazgeçilip, şüpheyi aleyhe yorumlamayıp, bu tespitin varsa somut deliller üzerinden yapılması, yoksa da ceza sorumluluğunun kullanım şeklinde belirlenmesi gerekmektedir. Failin kastı; her bir somut olayda her bir fail bakımından farklılık göstereceğinden, ilgili hükümlerin belli başlı kalıplaşmış kriterler üzerinden belirlenmesi adalet anlayışına ters düşer.</p>

<p></p>

<p>Kanun koyucu tarafından kalıplaşmış kriterlere yer verilmediğinden, her ne kadar bağlayıcı olmasa da TCK m.188/3’ün madde başlığı ile gerekçesinde ilgili suçun imalatı ve ticaretinden bahsedildiğinden, bu yol gösterici kaynaklardan kazanç amacının gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından, yasak maddeleri hangi gerekçe ile yüksek miktarda aldığını ve ne gerekçeyle bunları sakladığını açıklayan failin, savunmasının aksini gösteren delillerin olmadığı durumda, failin savunmasına itibar edilmesi gerektiği, somut olayın özelliklerinin bunu gerektirmesi halinde, sırf benimsenmiş yaklaşımın belli başlı kriterlerin üzerinden oturmuş olduğu gerekçesiyle kişilerin cezalandırılamayacağı, bunun her somut olayın kendi özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği hususuna da aykırı olduğu açıktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Bu durumda; ortaya ciddi bir ceza adaletsizliği çıkabileceği gibi, m.191/1’de düzenlenen suçun bir anlamının kalmayacağı, çünkü bu hükümde yer alan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma seçimlik hareketlerinden kullanma hariç diğer seçimlik hareketlerin m.188/3’de de yer aldığı, şahsi kullanım kriterinden hareketle bir ayırıma gidilmezse, m.188/3 ile m.191/1’in çelişeceği, bu iki hükmün ayırımının iyi yapılması gerektiği, bunun ceza adaleti bakımından gerekli olduğu tartışmasızdır.</p>

<p></p>

<p>TCK m.188’in uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçlarını kapsadığı, fakat kazanç elde etme gayesi olmadan teminin de suç ve ceza siyaseti bakımından bu madde kapsamında tutulduğu, ancak m.188/3’de ceza sorumluluğu en az 10 veya 15 yıl hapis cezası olarak öngörülüp, bu cezanın nitelikli hallerle artacağı, fakat bunun karşısında m.191/1’de yasak madde kullanmaya bağlı ceza sorumluluğunun 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlendiği dikkate alındığında, aralarında ciddi bir ceza farkının bulunduğu, dolayısıyla zaten yasak madde satma ve bu yolla kazanç elde etme fiili olmaksızın bir başkasına uyuşturucu madde vermenin TCK m.188/3 kapsamında suç kabul edildiği bir durumda, m.191/1’de öngörülen seçimlik hareketlerin ayrıca değerlendirilmesinin gerektiği, <i>“suçta ve cezada kanunilik” </i>ile <i>“şüphe sanık lehinedir” </i>ilkeleri gözetilerek, her somut olayda failin durumunun uyuşturucu veya uyarıcı madde çeşitliliği ile miktarı dışında, m.188/3 mü, m.191/1 mi kapsamına girdiğinin elde edilen delillere göre değerlendirilmesinin gerektiği sonucuna varılmalıdır.</p>

<p></p>

<p>Uygulamada; hangi yasal düzenlemeden hareketle, hangi yasak maddenin, hangi miktarda failin üzerinde, evinde, iş yerinde veya eşyasının arasında bulunduğunda, m.188/3’ün ve m.191/1’in seçimlik hareketleri ve <i>“maksat”</i> bir kenara koyularak, yasak madde şu kadar gram olduğundan bahisle m.188/3’den mahkumiyet hükmü kurulabileceğine dair bir ibare yer almaktadır? Kanun hükmünde böyle bir ibare ve açıklık yoksa, sırf uyuşturucu veya uyarıcı maddenin miktarına bakılmak suretiyle yasak madde ticaretinden dolayı kurulan mahkumiyet hükmü, hem <i>“suçta ve cezada kanunilik”</i> prensibine ve hem de TCK m.188/3’de ve m.191/1’de tanımlanan suçların maddi ve manevi unsurlarına aykırı olur. <i>“Kanunilik” </i>prensibi gereğince, suçu tanımlayan ceza normunun suçun maddi ve manevi unsurları yönünden net olması gerekir. TCK m.2 uyarınca, suçlarda ve cezalarda kıyas ve kıyasa varan genişletici yorum yapmak yasaktır. Bu nedenle; TCK m.188/3 ile m.191/1’in tatbikinde <i>“kanunilik”</i> prensibinden sapılmamalı ve bu prensibin dışına çıkarak, bu hükümler fail aleyhine uygulanmamalıdır.</p>

<p></p>

<p>Aynı şekilde; sırf kişinin üzerinde, evinde veya eşya arasında ele geçirilen uyuşturucu veya uyarıcı maddenin tek türde olmaması nedeniyle, uyuşturucu veya uyarıcı maddede <i>“çeşitlilik” </i>olduğundan bahisle, kişinin bu maddeleri <i>“satma”</i> amacıyla bulundurduğu kabul edilmemelidir; zira kullanıcı failin sadece tek bir maddenin kullanıcısı olabileceğine dair kaide bulunmadığı gibi, kullanıcının birden fazla maddeyi aynı anda veya değişik zamanlarda kullanması da mümkündür.</p>

<p></p>

<p>Uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarında hukuki değerlendirme, yalnızca ele geçirilen maddenin varlığına veya miktarına göre değil; olayın tüm koşulları, deliller, failin kastı, maddenin bulunduruluş amacı ve eylemin kullanım amacıyla bulundurma mı yoksa uyuşturucu madde ticareti mi olduğu yönündeki somut olgular birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır. TCK m.188 ve m.191 kapsamında farklı hukuki sonuçlar doğuran bu suçlarda, soruşturmanın ilk aşamasından itibaren savunmanın doğru şekilde kurulması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda delillerin hukuka uygunluğu, arama ve elkoyma işlemleri, tanık ve kolluk beyanları, teknik deliller ve olayın bütünlüğü ayrı ayrı incelenmelidir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-kerimhan-dal" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Kerimhan DAL"><img alt="Av. Kerimhan DAL" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/07/kerimhan-dal.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-kerimhan-dal" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Kerimhan DAL">Av. Kerimhan DAL</a></strong></h4>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/uyusturucu-ve-uyarici-madde-suclari-dal-1</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/terazi-kitapladas.jpg" type="image/jpeg" length="50934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[31 avukat hakkında gözaltı kararı, 39 farklı avukatlık bürosunda arama]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/31-avukat-hakkinda-gozalti-karari-39-farkli-avukatlik-burosunda-arama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/31-avukat-hakkinda-gozalti-karari-39-farkli-avukatlik-burosunda-arama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yasa dışı yollarla ele geçirilen kişisel verilerin yer aldığı 'panel' adı verilen sorgulama sistemini kullandığı belirlenen 31 avukat hakkında gözaltı kararı verildiğini ve 39 farklı avukatlık bürosunda arama ve el koyma işlemlerine başlatıldığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmanın büyük bir titizlikle yürütüldüğünü belirten Gürlek, "Hukuku istismar ederek hukuksuzluk yapan hiç kimsenin yanına kâr kalmayacaktır." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;</i></p>

<p>"Vatandaşlarımızın mahremiyeti bizim için dokunulmazdır!</p>

<p>Vatandaşlarımızın kişisel verilerinin hukuka aykırı yollarla ele geçirilmesi, ticari bir meta hâline getirilmesi ve bu bilgiler kullanılarak vatandaşlarımızın mağdur edilmesi asla kabul edilemez.</p>

<p>Bu çerçevede İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu koordinasyonunda, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalarda; vatandaşlarımıza ait kişisel verilerin yasa dışı yollarla ele geçirilerek “panel” adı verilen sorgulama sistemlerinde kullanıldığı tespit edilmiştir.</p>

<p>Yapılan incelemelerde bu yasa dışı sistemlerin bazı hukuk bürolarına ücret karşılığında satıldığı ve abonelik sistemiyle kullandırıldığı; bazı hukuk bürolarının da herhangi bir hukuki ilişkisi bulunmayan vatandaşların kişisel bilgilerine bu sistemler üzerinden ulaşılarak “borcunuz yasal takibe düştü”, “uzlaşma sürecini kaçırdınız”, “hakkınızda haciz işlemi başlatıldı” gibi gerçeğe aykırı ifadelerle mağdur edildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>Soruşturmanın ilk aşamasında yasa dışı sistemi kuran, işleten ve gelir akışında yer aldığı tespit edilen şüpheliler hakkında adli işlemler yapılarak 10 şüpheli hakkında kamu davası açılmıştır. Soruşturmanın genişletilmesiyle de yasa dışı panel sistemini kullandığına ilişkin somut deliller elde edilen 31 avukat hakkında bugün gözaltı kararı verilmiş, 39 farklı avukatlık bürosunda arama ve el koyma işlemlerine başlanmıştır.</p>

<p>Bu önemli soruşturmayı büyük bir titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, İstanbul Emniyet Müdürlüğümüze ve soruşturmada görev alan tüm kamu görevlilerimize canı gönülden teşekkür ediyorum."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/31-avukat-hakkinda-gozalti-karari-39-farkli-avukatlik-burosunda-arama</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/baro/avukat-cubbes4.jpg" type="image/jpeg" length="17182"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu'nun 2024/441 E., 2025/575 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2024441-e-2025575-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2024441-e-2025575-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.12.2025 tarihli, 2024/441 E., 2025/575 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2024/441 E., 2025/575 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>KARARI VEREN<br />
YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi<br />
MAHKEMESİ :Ağır Ceza<br />
SAYISI : 436-386</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kasten öldürme suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 29/1, 53, 54, 58... . maddeleri uyarınca 15’er yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, sanık ...’ın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.01.2022 tarihli ve 64-52 sayılı, resen istinafa tabi olan hükümlere yönelik katılan ... vekili ile sanıklar müdafileri tarafından da istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 15.04.2022 tarih ve 957-1118 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da katılan ... vekili ile sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.05.2023 tarih ve 8330-3402 sayı ile; "...Hukuka uygunluk nedenlerinden biri olarak 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen meşru savunmanın yargısal kararlarda ve öğretide; bir kimsenin, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakkı hedef alan, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı, saldırı ile eş zamanlı olarak hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde, kendisinden veya başkasından uzaklaştırmak mecburiyetiyle saldırıda bulunan kişiye karşı işlediği ve hukuk düzenince meşru kabul edilen fiiller olarak kabul edilmesi karşısında, görüntü kayıtlarına göre ilk haksız saldırının maktul ... tarafından silah çekilip ateşlenmek suretiyle gerçekleştirildiği, maktul ...'in iki kişiyi vurup, vurulanlar ... ve ...'ın yere düşmesi sonrası silah elinde saldırısına devam etmesi üzerine sanıklar ... ve ...'ın birlikte maktule birden fazla el ateş ettikleri, sanıkların başka türlü def etme imkanı bulunmayan saldırıdan orantılı bir savunma ile kurtulmaya çalıştıkları, yaşam haklarına yönelen ve devam eden haksız saldırıyı, saldırı ile eş zamanlı olarak defeden sanıklar lehine 5237 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen meşru savunma koşullarının gerçekleştiği ve bu nedenle ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.<br />
Daire Üyesi ...; "...Her ne kadar ilk atış eylemi maktul ...'den gelmiş ise de sanıklar ve olay nedeniyle ölen ... ... ve ... ...'in olaydan önce maktul ...'in iş yerine giderek ve devamında yolda bağırarak maktule küfür edip, tehdit içerikli söylemlerde bulundukları, devamında olay günü bir tartışma yaşanacağı kabulü ile maktulün iş yeri önüne kalabalık halde gittikleri, tamamının üzerinde silahların olduğu ve yaşanacak bir tartışma ve çatışmayı öngörerek olay yerine gittiklerinin kabulünün gerektiği, yine taraf olarak değerlendirildiğinde maktul ... tarafında silah kullanan başkaca bir şahsın bulunmadığı, bu haliyle sanıkların maktul ve katılana karşı gerçekleştirdikleri eylemlerinde, kalabalık bir şekilde maktulün iş yeri önüne silahlı halde giden sanıkların önceki yaşanan olaylar da değerlendirildiğinde yaşanacak bir takım olayları öngörerek kabul ettikleri ve bu olaylara zemin hazırladıkları, bu haliyle silahlı çatışma iradesinde oldukları anlaşılan sanıkların kendi zemin hazırladıkları olaylardan faydalanarak meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinden yararlanma olanağı bulunmadığı" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.</p>

<p>Bozmaya direnen İlk Derece Mahkemesince 09.08.2023 tarih ve 436-386 sayı ile "...Maktul ve katılana karşı gerçekleştirdikleri eylemlerinde, kalabalık bir şekilde maktulün iş yeri önüne silahlı halde giden sanıkların önceki yaşanan olaylarda değerlendirildiğinde yaşanacak bir takım olayları öngörerek kabul ettikleri ve bu olaylara zemin hazırladıkları, bu haliyle silahlı çatışma iradesinde olduklerı anlaşılan sanıkların kendi zemin hazırladıkları olaylardan yaralanarak TCK'nun 25... . madde hükümlerinden yararlanmasının Mahkememizce mümkün görülmediği" şeklindeki gerekçeyle sanıkların bozma öncesi hükümler gibi mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.</p>

<p>Direnme kararına konu hükümlerin de sanıklar müdafiileri ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2023 tarihli ve 106985 sayılı "onama" istemli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 03.07.2024 tarih ve 9175-4936 sayı ile direnme gerekçesinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU</strong></p>

<p>Sanıklar ... ve ... hakkında inceleme dışı katılan ... ...'a yönelik eylemleri nedeniyle teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme; sanıklar hakkında maktul ...'e yönelik eylemleri nedeniyle kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.</p>

<p>Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözülmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar ... ve ...’ın maktul ...’e yönelik eylemlerinde, TCK’nın 25. maddesinde düzenlenen meşru savunma şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p><strong>III. DOSYADAKİ BİLGİ VE BELGELER</strong></p>

<p>İncelenen dosya kapsamından;</p>

<p>30.08.2020 tarihli tutanağa göre; Karadeniz Caddesi ... Market önünde silahlı kavga olayının anons edilmesi üzerine olay yerine gidildiğinde, yerde hareketsiz yatan maktul ...'in sağ bacağının yanında B6641 sayılı Model 85 Cal.9 Luger ibareli bir adet CZ marka tabancanın sürgü takımı geride kalmış şekilde ve içinde bir adet boş şarjörle birlikte ele geçirildiği, çevreden alınan bilgiye göre olaya karıştığı ihbar edilen mavi kot pantolonlu bir şahsın merdivenlerden yukarı doğru çıktığı bilgisi alınması üzerine yapılan araştırmada eşgale uyan sanık ...'in yakalandığı, sanığın üzerinde yapılan aramada Pietro Beretta Gardone ibareli ahşap kabzalı bir adet 9 mm çapında tabancanın ve takılı vaziyette bir adet boş şarjörün ele geçirildiği,<br />
30.08.2020 tarihli olay, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağa göre; saat 20.10 sıralarında olaya karıştığını ve bulunduğu yeri ihbar eden sanık ...'in verdiği adrese gidildiğinde, bir masada önünde üç adet tabanca ile birlikte sağ ayak topuk kısmından ateşli silahla yaralanmış şekilde oturan sanık ...'in; olay anında kullandığı Sıg Sauer marka 9 mm çaplı bir adet tabancanın şarjöründeki 4 adet 9 mm çaplı fişeğin kendisine ait olduğunu, Smith Vesson Sprinfield ibareli bir adet tabancanın ve şarjöründeki 7 adet 9 mm merminin amcası maktul ... ...'e ait olduğunu, kabza kısmı ahşap olan ve üzerinde Pietro Beratta Gardone Cal 9 ibaresi olan tabancanın ve şarjöründeki 6 adet 9 mm merminin babası maktul ... ...'e ait olduğunu beyan ettiği,</p>

<p>30.08.2020 tarihli tutanağa göre; hastaneye kaldırılan şahıslardan, maktul ... ...'in baş kısmından bir adet ateşli silah isabeti aldığı ve hastanede vefat ettiği, maktul ... ...'in sol yanağından ve sağ göğüs üst kısmından iki adet ateşli silah yaralanması giriş deliği olduğu ve hayati tehlikesinin devam ettiği, maktul ...'in sağ göğüs üst kısımdan iki adet giriş, sırt sağ üst kısmından iki adet çıkış deliği şeklinde yaralandığı ve hastanede vefat ettiği, inceleme dışı katılan ... ...'un belinin sağ yanında bir adet giriş, sağ kasık kısmından bir adet çıkış deliği, sağ kaba etinden bir adet giriş, sol kasık kısmından bir çıkış şeklinde yaralandığı ve tedavisinin devam ettiği, tanık ...'in sırt kısmından bir adet ateşli silah mermi sıyrığıyla hayati tehlike doğurmayacak şekilde yaralandığı, olaya karışan taraflardan sanıklar ... ve ... ile tanık ...'nın da yaralandıkları,</p>

<p>11.09.2020 tarihli uzmanlık raporuna göre; maktul ...'in sağ el üstü svaplarında, maktul ... ...'in her iki el içi ve üstü svaplarında atış artıklarına rastlandığının, maktul ... ..., sanıklar ... ve ..., mağdur ... ... ve tanık ...'den alınan tüm svaplarda ise atış artığına rastlanmadığının tespit edildiği; maktul ...'den alınan kanlı ve kesik tişörtte ön göğüs sağ tarafında üç adet arka sırtta iki adet delik etrafında yapılan analiz sonucu atışın uzak atış mesafesinden yapıldığı, ayrıca pantolonun üzerinde atış artıkları tespit edildiği, sanık ...'den alınan sağ ayakkabı tekinde yapılan incelemede atış artığına rastlanmadığı ancak pantolon paçasında mevcut iki delik üzerinde yapılan incelemede tespit edilen atış artıklarının dağılımına göre atışın uzak atış mesafesinden yapıldığı, maktul ... ...'den alınan tişört üzerinde bir adet delik üzerinde yapılan incelemede atış artıklarının yoğunluklarına göre atışın yakın atış mesafesinden yapıldığı, inceleme dışı katılan ... ...'dan alınan lacivert renkli kanlı şort üzerinde yapılan incelemede bir ve iki nolu deliklerdeki atış artıklarının dağılımına göre atışın uzak atış mesafesinden yapıldığı,<br />
22.09.2020 tarihli uzmanlık raporuna göre; maktul ... ...'in otopsisi sırasında vücudundan çıkartılan mermi çekirdeğinin incelenmesinde, olay yerinde bulunan ve maktul ...'in cesedinin yanından elde edilen 9x19 mm çapındaki CZ marka tabancadan mukayese için atılan mermi çekirdekleri ile aralarında uygunluklar bulunmakla bu tabancadan atılmış olduğunun tespit edildiği,</p>

<p>22.09.2020 tarihli uzmanlık raporuna göre; tetkik için gönderilen olay yerinden ve sanıkların üzerinden elde edilen toplamda beş adet tabancanın incelenmesinde çap ve tipine uygun fişekleri patlattıkları, olay yerinden elde edilen toplamda 9x19 mm çapındaki 29 adet boş kovanın üzerindeki mevcut izelere atfen 15+7+7 şeklide üç ayrı ateşli silah ile atıldıkları, gönderilen mermi çekirdeği ve gömlek parçalarıyla birlikte yapılan incelemede; birinci grup 15 adet boş kovan ile birlikte gönderilen 4 adet mermi çekirdeği gömlek parçasının maktul ...'in ayağının dibinden elde edildiği bildirilen CZ marka 85 model yarı otomatik tabanca ile atıldıkları, ikinci grup 7 adet kovanın sanık ...'den elde edilen Sıg Sauer marka, esasen çapına uygun ses ve gaz fişeklerini patlatmak amacıyla üretilen ancak yivli ve setli bir namlu monte etmek suretiyle 9x19 mm çapında fişek atabilir hale getirilen yarı otomatik tabancadan atıldıkları, üçüncü grup 7 adet boş kovanın ve birlikte gönderilen bir adet deforma mermi çekirdeğinin üzerindeki izlere göre sanık ...'den elde edildiği belirtilen Pietro Beretta Gardone ibareli 9x19 çapında fişek atar el yapısı yarı otomatik tabancadan atıldıkları, maktul ... ...'in cesedinden çıkartılan bir adet deforme mermi çekirdeğinin incelemeye konu CZ marka tabancadan atıldığı,<br />
22.10.2020 tarihli adli tıp raporuna göre; sanık ...'in sağ ayak iç yüzde bir cmlik giriş izi, sağ topuk altında ödemli ateşli silah mermi çekirdeği çıkış izi olduğu, yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı,</p>

<p>06.01.2021 tarihli CD izleme ve inceleme tutanağına göre; olayın meydana geldiği Karadeniz Caddesi ile isimsiz sokağın kesiştiği yeri gösteren ... Market isimli iş yerine ait güvenlik kamera görüntülerinin incelenmesinde, (güncel saatten 8 dakika ileri olan) kamera kaydına göre saat 14.29,14'te kamera görüntüsüne maktul ..., tanık ..., inceleme dışı katılan ... ve maktul ... ile sanık ...'ın kahvehanenin bulunduğu sokağın köşesinde kırmızı bir Doblo aracın yanında ayak üstü konuşmaya başladıkları, saat 14.31,04'te Karadeniz Caddesi üzerinden sağ taraftan maktul ... ...'in de kalabalığın yanına geldiği, etraftakilerle birlikte olay yerinin kalabalıklaştığı, yaklaşık on beş kişinin bir arada bir şeyler konuştukları, saat 14.31,15'te maktul ...'in birden konuştuğu kalabalıktan ayrılıp önündeki tanık ...'den sıyrılarak sağ elinde tuttuğu tabancayı doldurup döndükten sonra karşısındaki maktul ...'ya 1 metre mesafeden ateş ettiği, kalabalığın dağılmaya başladığı sırada sanıklar ... ve ...'ın da tabancalarını çıkarttıkları, 14.31,18'de maktul ...'nın yere düştüğü ve harekesiz yattığı, saat 14.31,19'da maktul ...'in kendisinin elinden tutmaya çalıştığı sırada ayağı tökezleyerek önüne düşen maktul ... ...'i önüne siper ederek sağ çaprazındaki sanık ... ile karşılıklı çatışmaya başladığı, bu sırada sanık ...'ın Karadeniz Caddesine doğru uzaklaşarak ateş etmeye başladığı, saat 14.31,22'de maktul ...'in önündeki maktul ...'in kafasına dayadığı tabancayla ateş ederek maktul ...'ı etkisiz hâle getirdiği, aynı anda sanık ...'in de sağ çaprazdaki aracı kendisine siper alarak maktul ...'e doğru ateş ettiği ve maktul ...'in elini sırtından tutarak vurulduğunun görüldüğü, çatışma sırasında saat 14.31,23'te inceleme dışı katılan ...'ın yaralanarak Doblo marka aracın arkasına kaçarken görüldüğü, saat 14.31,24'te sanık ...'in sağ çaprazdan, sanık ...'ın ise görüş açısı açık olan Karadeniz Caddesi üzerinden maktul ...'e doğru ateş etmeleri üzerine saat 14.31,26'da maktul ...'in yere düştüğü, saat 14.31,30'da ayağa kalkarak sanık ...'in üzerine yürüyüp ateş etmeye devam ettiği ve saat 14.31,40'da Karadeniz Caddesi üzerinde çömelerek ateşe devam ederken bir yandan da sırtını tutmaya başladığı, olay yerinde kimse kalmayınca saat 14.31,50'de köşedeki kahvehanesine doğru bir eliyle tabancasını bir eliyle sırtını tutarak yürümeye devam ettiği,</p>

<p>Anlaşılmaktadır.</p>

<p>Katılan ...'in; maktul ...'in eşi olduğunu, beş yıldır ... Kafe’yi işlettiğini, ... ...’un eşi ...’un olaydan iki gün önce telaşlı bir şekilde evine geldiğini, ne olduğunu sorduğunda ..., ..., ... ve yanlarında birkaç kişinin daha ... Kafe’den kendi evlerine gittikleri sırada yüksek sesle küfürlü konuştuklarını, hatta maktul ...’ın eşi için "O artık öldü helvasını kavurun, ...'i ben öldüreceğim, 20 senemi de ona heba edeceğim!" şeklinde bağırdığını duyduğunu, sonra hemen eşi maktul ...'i aradığını ve eve gelince ne olduğunu sorduğunu, eşinin kendisine sanık ...’ın kahvehaneye gelip çay parasını ödemediğini söylediğini, Cuma günü namaza giderken sanık ...'a neden çay parasını ödemediğini sorduğunu ancak cevap vermediğini anlattığını, olay günü ise saat 12.30 sıralarında evden kahvehaneye çıktığını, yanında silah görmediğini eşinin zaten üzerinde silah taşımadığını, bir süre sonra akrabalarının kızı ...'yı arayarak kahvehanede çatışma çıktığını ve eşi ...'in vurulduğunu söylediklerini,</p>

<p>İnceleme dışı katılan ... ...'un; tarafları tanıdığını ve kendisiyle bir husumeti olmadıklarını, maktul ... ile üvey kardeş olduklarını, maktulün de sanıklar ve öldürdüğü maktuller ile bir sıkıntısı olmadığını, ancak sanık ...'ın son zamanlarda maktul ...'in kahvehanesine gelerek çay parası vermemeye ve rahatsız etmeye başladığını, hatta eşinden ve çevreden duyduğu kadarıyla maktul ... ve kardeşlerinin maktul ...'i öldüreceklerini söylediklerini, tanıklar ... ve ...'ın kendisine ... ailesinden kişilerin "Bu kahveye gelmeyin, burası kan gölü olacak vurulursunuz!" gibi şeyler söylediklerini anlattıklarını, maktul ...'in ... ailesinden kişileri aradığını ancak telefonunu açan olmadığını, olay günü saat 14.25 sıralarında ise kahvehanede oyun oynadığı sırada maktul ...'in "Kimse peşime gelmesin" gibi bir şeyler söyleyip sinirli ve hızlı bir şekilde kahvehanenin önüne çıktığını, kendisinin de hemen arkasından koşarak yanına gittiğini, dışarıda kahvehanenin bahçesinden çıkıp sokakta maktul ...'in karşısında maktuller ... ve ..., sanıklar ... ve ... ile tanık ... varken konuşmaya başladıklarını, sanık ...'ın maktul ...'e bağırarak "Sizin ananızı avradınızı s..." dediğini, kendisinin araya girmediğini ancak sadece "Kahvehaneye küfür edip sonradan küfrettiğin yere giremezsin!" dediğini, sanık ...'ın cezaevinden yeni çıktığını, diyet ödediğini ve bu nedenle yiyip içip gerekirse para da vermeyeceğini söyleyerek tekrar küfrettiğini, maktul ...'in sanık ...'a küfretmemesini söylediğini, sonra maktul ...'nın elini beline atmasıyla karşılıklı silahların patladığını, sanıklar ... ve ... ile olay yerinde maktul ...'in silahıyla vurulan maktuller ... ve ...'ın da elinde tabanca olduğunu, çatışma anında derhal kaçmaya çalıştığını ancak karnından yaralanınca hemen oradan geçen bir araca binip hastaneye gittiğini, olay anında göremese de kamera görüntülerinden kendisini sanık ...'in vurduğunu gördüğünü, tanık ...'nın olayla bir ilgisi olmadığını, sanıklar ... ve ...'tan şikayetçi olduğunu,</p>

<p>Tanık ...'ın; maktul ... ve katılan ...'ı uzun süredir iyi tanıdığını, sanık ... ile maktuller ... ve ... ...'i de tanıdığını ancak samimiyeti olmadığını, olay günü maktul ...'in kahvesinde çay içtiği sırada yanında inceleme dışı sanık ... varken maktul ...'ın yanına gelerek kendisine "...abi biraz dışarı gelir misin?" dediğini, tek başına dışarı çıktığını, 10-15 metre uzakta kendisine "Bugün buralara takılma her an mermi yiyebilirsin!" dediğini, sebebini sormadığını, yolun karşısındaki başka bir kahvehaneye gittiğini, ancak sonra maktul ...'in kahvehanesine geri döndüğünü, bu sırada maktul ...'in birden dışarı fırladığını, maktul ... ... ile yüksek sesle tartışmaya başladıklarını, sonra maktul ...'ın da yanlarına geldiğini ve biraz yaklaşıp tartışmayı dinlediğini gördüğünü, bu sırada bir el silah duyduğunu, silah sesi çoğalınca oraya doğru baktıklarında maktul ...'in maktuller ... ve ...'a ateş ettiğini, bu sırada birden inceleme dışı katılan ...'ın "Ben yaralandım!" dediğini, hemen ...'a yardım edip bir araca bindirip hastaneye gönderdiklerini, dönüp baktığında sokak ortasında olay anında ellerinde silah olduğunu gördüğü maktuller ..., ... ve ...'ın yerde yattığını, başka kimsede silah görmediğini,</p>

<p>Tanık ...'ın; maktul ...'in kahvehanesinin yanındaki marketi çalıştırdığını, olaydan iki gün önce maktuller ... ve ... ile sanık ...'ın kahvehanenin önünde maktul ...'e ana avrat küfrederek bağırdıklarını, ancak maktul ... Cuma namazına gittiği için bunu çevredekilerden duyduğunu, bunun sebebinin sanık ...'ın kahvehanede içtiği çayın parasını vermemesi nedeniyle maktul ...'in sanık ...'ı uyarması olduğunu, olay günü sabah 10.30 sıralarında maktul ...'ın marketin önüne gelerek kameralara baktığını ve kendisine "Çalışıyor mu?" diye sorduğunu ve sonra "Birazdan burada kan gövdeyi götürecek, ...'in anasını si..." dediğini, saat 14.00-15.00 civarında ise maktuller ... ve ... ile sanıklar ... ve ...'in marketin önüne geldiklerini, maktul ...'nın marketin içine girdiğini ve "... anasını si... Bu iş burada bitecek!" diyerek belinden çıkardığı tabancasına doldur boşalt yapıp dışarı çıktığını, kendisinin ise maktul ...'ya "Sorunlar böyle çözülmez, sakın birşey yapmayın!" dediğini, iki dakika sonra kavga gürültü sesi duyduğunu, dışarı çıktığı sırada da silah sesi gelince markete girdiğini, kimin kimi vurduğunu görmediğini,<br />
Tanık ...'ün; olay günü sabah saat 09.00-10.00 sıralarında arkadaşı ... ile ekmek fırınında kahvaltı yaparken maktul ...'ın gelerek kardeşlerinin burada olup olmadığını sorduğunu, ...'in "Yukarıdalar" demesi üzerine yukarı çıktığını, sonra kendisinin de yukarı çıktığı bir anda maktul ...'ın yanında sanıklar ... ve ... ile maktul ...'yı gördüğünü, kendi aralarında küfürlü konuşup maktul ...'i vuracaklarını söylediklerini, bu duyduklarını çatışmadan sonra arkadaşı katılan ...'a anlattığını,</p>

<p>Tanık ...'un; sanıklar ... ve ... ile maktuller ... ve ...'ı, tanık ...'yı arkadaşları olduğundan tanıdığını, kahveci maktul ... ile inceleme dışı katılan ...'ı da tanıdığını, sanık ...'ın uzun zamandır cezaevinde yattıktan sonra maktul ...'in kahvehanesine gidip geldiğini, günlük 30-40 lira çay parası ödediğini, ancak sanık ...'ın dışarı çıktıktan sonra içtiği çayların parasını ödemediğini, maktul ...'ın hesabına yazıldığını ve bu nedenle maktul ... ile aralarında bir tatsızlık çıktığını duyduğunu, olay günü saat 13.30 civarı sanıklar ... ve ... ile maktul ...'yla birlikte yürüdükleri sırada maktul ...'in uzaktan "...! Az bekle" diye seslendiğini, sonra yanlarına gelip sanık ...'ın çay parasını ödemediğinden bahsettiğini, ...'nın ise "Biz her gün burdayız, iki çaylık adam mıyız? Yazarsın lafı mı olur" dediğini, sonra inceleme dışı katılan ...'ın kahvehaneden gelerek "Burada kimse sövemez, bağıramaz" dediğini, inceleme dışı katılan ...'ı sakinleştirmeye çalıştıkları sırada bu sefer de maktuller ... ve ...'nın hararetle tartıştıklarını, maktul ...'ın da gelmesiyle ortamın daha da gerildiğini, maktul ...'in aniden tabancasını çıkardığını, "Dur napıyorsun?" diyerek eline sarıldığında silahın bir el patladığını, vurulacağını düşünerek hemen kendisini bir arabanın altına attığını, peş peşe silah sesleri geldiğini, yerden kalktığı sırada maktuller ... ve ...'ın yerde yattığını, maktul ...'in ayakta durduğunu ancak kahvehanenin önüne gittiğinde onun da yere düştüğünü, sonra sanık ...'in elinde birkaç tabancayla maktul ...'in bulunduğu yere geldiğini, zannederse elinde iki tabanca daha tuttuğunu, sanık ...'in kendisine "Abi babamı öldürdü ya!" diyerek sayıkladığını, sonra maktul ...'in yanına tekrar gitmesini engellediğini, ilk önce maktul ...'in tabancasını çıkarttığını gördüğünü ancak diğer taraftan kimin kimi vurduğunu görmediğini,</p>

<p>Tanık ...; olay günü saat 14.00 civarında arkadaşı tanık ... ile fırında çay içtikleri sırada maktul ...'yı ve yanındaki sanık ...'ı yolda yürürken gördüklerini, selamlaştıklarını, horoz kümesine gidip çay içereceklerini söylediklerini, sonra sokağın köşesindeki kahvehaneden dönerken bir gürültü duyduklarını, tanık ... ile birlikte hemen yanlarına gittiklerini, sokağın köşesinde maktul ...'in hararetli bir şekilde karşısındaki sanık ... ve maktul ... ile tartıştığını, kalabalığın arasına sonradan gelen maktul ...'ın ise sanık ...'ı omzundan tutup dışarı doğru çektiğini, kavganın hararetlenmesi üzerine ilk önce maktul ...'in elini belini atıp tabancasını çıkardığını, kalabalığın bir anda dağıldığını ve silah sesi duyunca hemen marketin içine girip saklandığını, dışarıdan çok sayıda silah sesi gelince kimin kime vurduğunu görmediğini,</p>

<p>Tanık ...'in; arkadaşı ... ile fırında oturup çay içerken uzak akrabaları ... ve ...'nın gelip lavaboya girdikten sonra dışarı çıktıklarını, bir süre sonra dışarıdan gittikleri taraftan sesler duyunca ... ile kalabalığın oraya gittiklerini, maktuller ... ile ...'nın hararetli şekilde konuştuklarını, yanlarına yaklaşınca maktul ...'in tabancasını çıkartıp ateş etmeye başladığını, önce ...'yı sonra ...'ı vurduğunu ve sanık ...'e de ateş etmeye başladığını, kendisi kaçmaya çalışırken sırtından bir merminin sıyırdığını, kendisinde tabanca olmadığını, sadece ...'de tabanca gördüğünü,<br />
İfade ettikleri anlaşılmaktadır.</p>

<p>Sanık ...; maktuller ... ve ...'nın kardeşleri olduğunu, sanık ...'in ise yeğeni olduğunu, maktul ... ve inceleme dışı katılan ...'ı tanıdığını, olaydan yirmi yıl kadar önce maktul ...'in üvey kardeşi olan ...'yi bıçaklaması üzerine ...'nin oğlu ...'ın kardeşi ...'yı vurduğunu, ancak sonradan barıştıklarını ve aralarında husumet olmadığını, hatta ortak bir dernek açıp birlikte işlettiklerini, maktulün kahvehanesine de takıldıklarını, yedi yıldır yattığı cezaevinden Covid 19 izni ile çıktığını, olaydan önceki Çarşamba günü maktulün kahvehanesine gittiğinde maktulün yanına gelerek "Çay parasını vermemişsin ..., burası çay ocağı" dediğini, o anda cebinden para çıkartıp verdiğini, sonra başka bir arkadaşının geldiğini ve masada içtiklerini kendi üzerine yazdırdıklarını duyduğunu, maktulle aralarında bir tartışma geçmediğini, ancak sonradan maktulün ve üvey kardeşi inceleme dışı katılan ...'ın bunun lafını ettiğini duyduğunu, olaydan önceki Cuma günü ise abisi maktul ... ile birlikte maktulün kahvehanesine gittiklerinde abisinin maktul ...'e "Benim kardeşim bir liralık adam mı?" diye sorduğunu, abisine "Hadi gidelim." dediğini, maktul ...'ın da ...'e "Kardeşinin karısını si... adam benim arkadaşım olamaz!" dediğini, bunun sebebinin maktul ...'in kardeşi ...'nin karısı ... ile ilişkisi olduğunu, olay günü ise saat 13.00 sıralarında evden bir fırına gittiğini, önceden abileri maktuller ... ve ...'ın da orada olduğunu, sonra abileriyle ve tanık ... ile birlikte eve doğru yürümeye başladıklarını, yolda kahvehanenin önünden geçerken maktul ...'in uzaktan "... az bekle!" diye seslenmesi üzerine durduklarını, aralarında bir çay parası mevzu geçtiğini, ancak kendisinin hiç çay parası vermemezlik yapmadığını, maktul ...'in konuyu uzattığını, sonra inceleme dışı katılan ...'ın gelerek "Benim kahvemin önünde küfür edecek adamın anasını avradını s...!" dediğini, maktul ...'ın ...'a "Böyle konuşmana ne gerek var?" dediğini, tartışma hararetlenince maktul ...'in birden tabancasını çıkardığını ve ateş ettiğini, kendisinin de üzerindeki tabancasını çekip ateş etmeden kaçmaya başladığını, kaçarken arkasından çok sayıda silah sesi geldiğini, kendisine ateş edilip edilmediğini bilmediğini, abilerinin vurulduğunu sonra duyduğunu, havaya doğru 2-3 kez ateş edip olay yerinden uzaklaştığını, sonrasında olay yerinin aşağısında Yunus ekiplerinin kendisini yakaladıklarını ve üzerindeki tabancayı aldıklarını, yaralanmadığını ve kimseye ateş etmediğini,<br />
Sanık ...; maktul ...'ın babası, maktul ... ve sanık ...'ın amcaları olduğunu, olay günü saat 14.00 civarında babası maktul ..., amcaları olan sanık ... ve maktul ..., komşuları tanık ... ile birlikte kahvehanenin olduğu sokaktan yürüdükleri sırada maktul ...'in uzaktan "... az bekle!" diye seslendiğini, sonra yanlarına gelince maktul ...'nın maktul ...'e "Sen niye 1-2 çay yüzünden küfür ediyorsun? Çay varsa bize yaz..." dediğini, maktul ...'in "Ben iki çay parasında değilim" dediğini, bu sırada gelen inceleme dışı katılan ...'ın "Bu kahvenin önünde küfür edenin anasını avradını si... ben bitmişim zaten" dediğini, sanık ...'ın lafa girip maktule "İki çayın lafını neden ediyorsun ... abi?" dediğini, maktul ...'in aniden belindeki tabancasını çıkardığını, bu esnada tanık ...'in maktulün elini tutmaya çalıştığını ancak silahın bir kez patladığını, bu sırada amcası maktul ...'nın vurulduğunu, maktul ...'in önüne atlayan babası maktul ...'ı da vuracağı sırada önce panik halinde yanında taşıdığı tabancayı çıkaramadığını, sonra maktul ...'in kendisine ateş ettiğini ve sağ ayak topuğundan kendisini vurduğunu, o anda hedef gözetmeden ateş etmeye başladığını, ancak kaç el ateş ettiğini hatırlamadığını, bir arabanın arkasından ateş ettiğini, ancak maktul ...'in babasını vurup kendisine doğru ateş etmeye devam ettiğini, bu sırada maktul ...'in veya inceleme dışı katılan ...'ın vurulduğunu fark etmediğini, ateş edip kaçtığını, 50 -100 metre gittikten sonra kendine gelip babası yerdeyken nereye gittiğini düşünerek geri döndüğünü, babası ve amcasının yerde hareketsiz yattıklarını gördüğünü ve tabancalarını yerden alarak uzaklaşıp ilerideki binaya girdiğini, bir süre sonra ayağındaki kanamayı fark ederek kendisini ihbar ettiğini ve tabancasıyla birlikte teslim olduğunu, gözünün önünde babasını ve amcasını vurduklarını, kendisini korumak için ateş ettiğini, arabanın arkasına geçmeseydi şimdi kendisinin de ölmüş olabileceğini, amcaları ... ve ...'nın hasım sahibi olduklarını, kendisinin ise yeğenleri olduğu için tedirgin olduğunu ve bu nedenle tabanca taşımaya başladığını, Sig-Sauer marka tabancayı kendisinin kullandığını, olay yerinden aldığı Beretta marka olanın babası maktul ...'a, Smith Vesson marka olanın ise amcası maktul ...'ya ait olduğunu, ruhsatsız olduklarını, karşı taraftan sadece ...'in ateş ettiğini gördüğünü, kendi ailesinden veya karşı taraftan başka ateş eden olmadığını,</p>

<p>Savunmuşlardır.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna Dair Açıklamalar<br />
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2025 tarihli ve 279-75, 03.04.2024 tarihli ve 360-1 57... .06.2023 tarihli ve 118-333 sayılı içtihatları ve diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;</p>

<p>TCK'nın 25/1. maddesinde düzenlenen ve hukuka uygunluk nedenlerinden birini oluşturan meşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. Bir olayda meşru savunmanın oluştuğunun kabul edilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.</p>

<p>1- Saldırıya ilişkin şartlar:</p>

<p>a) Bir saldırı bulunmalıdır.</p>

<p>b) Bu saldırı haksız olmalıdır.</p>

<p>c) Saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka yönelik olmalıdır. Bu hakkın, kişinin kendisine veya bir başkasına ait olması arasında fark yoktur.</p>

<p>d) Saldırı ile savunma eş zamanlı bulunmalıdır.</p>

<p>2- Savunmaya ilişkin şartlar:</p>

<p>a) Savunma zorunlu olmalıdır. Zorunluluk ile kastedilen husus, failin kendisine veya başkasına ait bir hakkı koruyabilmesi için savunmadan başka imkânının bulunmamasıdır.</p>

<p>b) Savunma saldırana karşı olmalıdır.</p>

<p>c) Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır.</p>

<p>Hukuka uygunluk nedeninin bulunması, eylemin suç olmasını engelleyeceğinden, fail hakkında CMK’nın 223. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendi uyarınca beraat kararı verilecektir.</p>

<p>2. Uyuşmazlık Konusuna Dair Hukuki Nitelendirme</p>

<p>Sanık ... ile maktul ... arasında suç tarihinden önce çay parası, laf atma ve karşılıklı hakaretlerle başlayan anlaşmazlığa, sanık ...'ın kardeşleri olan maktuller ... ve ...'ın da dâhil oldukları, maktuller ... ve ...'ın suç tarihinden iki gün önce Cuma günü maktul ...'in kahvehanesine giderek sözlü olarak da bu tepkilerini gösterdikleri, maktuller ... ve ...'ın olay günü sabahında maktul ...'in kahvehanesinin etrafında silahlı bir şekilde dolaşarak maktul ...'den kendilerine karşı bir tepki gelirse buna silahla cevap vermeyi göze aldıklarının ve bu nedenle tedbir amaçlı silah taşımaya başladıklarının tanık ... ve inceleme dışı katılan ...'ın beyanlarıyla da doğrulandığı, ancak suç tarihine kadar ... ailesinin fertlerinin maktul ...'e bir eylem yapabileceklerini eşi ...dışında kimsenin doğrudan maktul ...'e söylemediği, olay sabahı ... ailesi fertlerinin silahlı şekilde gezdiğini gören tanıkların da maktul ...'e olay anına kadar bu hususta bir bilgi vermedikleri,</p>

<p>Maktul ...'in olaydan iki gün önce maktul ...'ın söylemlerinden eşi sayesinde haberdar olarak tedbir amacıyla yanında taşıdığı CZ marka tabancayla işlettiği kahvehaneye geldiği ve saat 14.30 civarında sanık ... ile abisi maktul ...'nın kahvehanenin köşesinden döndüklerini görmesiyle "Peşime kimse gelmesin" diyerek kahvehaneden dışarı çıktığı ve yanında kardeşleriyle birlikte yürürken gördüğü maktul ...’ya "...! Az bekle konuşalım." şeklinde seslendiği, maktul ...'in hemen arkasından inceleme dışı katılan ...'ın da dışarı çıktığı, kahvenin yanındaki isimsiz sokağın köşesinde önce maktul ... ve ... bir tarafta; maktul ..., sanık ... ve tanık ... diğer tarafta olmak üzere konuşmaya başladıkları, ancak iki dakika içinde sanık ..., maktul ... ve çevredekilerin de yanlarına gelmesiyle yaklaşık on beş kişilik kalabalık bir grup hâlinde iki üç dakika boyunca süren tartışma sırasında; maktul ...’nın maktul ...'e "Sen niye 1-2 çay yüzünden küfrediyorsun? Çay varsa bize yaz." dediği, maktul ...’in "Ben iki çay parasında değilim" dediği, inceleme dışı katılan ...’ın maktul ...’ya "Benim kahvemin önünde küfredecek adamın anasını avradını s...m" dediği, sanık ...’ın kalabalığın ortasına cezaevinden yeni çıktığını, diyet ödediğini, bu nedenle yiyip içip para vermeyeceğini bağırarak ve küfrederek söylediği, maktul ...’in sanık ...’a "Küfür etme!" dediği, bu sırada tartışmaya sanık ...’in babası maktul ...'ın da dâhil olarak sanık ...’ın omzundan çekip maktul ...’e "Ne iki çayın lafını ediyorsun? Böyle konuşmana ne gerek var?" şeklinde bağırarak tartışmayı hararetlendirdiği, bunun üzerine maktul ...’in ani bir hareketle kalabalıkta sıyrılıp belindeki tabancayı çıkartarak doldurduğu, sağ elinden tutan tanık ...'in maktulün elinden tabancayı almaya çalışsa da başarılı olamadığı, maktul ...’in ilk olarak karşısına aldığı maktul ...’ya ateş edip karnından vurduğu, maktul ...’nın yüz üstü yere düştüğü, maktul ...'in atik davranarak hemen sağ tarafında elinden tutmaya çalışan maktul ...’ı da bir eliyle tutarak kendisine siper yapıp sağ çaprazında kendisine silah doğrultan sanık ...’e ateş ettiği ve dosyadaki raporla sabit olduğu üzere ayağından yaraladığı, aynı anda hemen yanında olan inceleme dışı katılan ...'ın ise çatışmada arada kalarak sanık ... tarafından kalça kısmından vurulduğu ve aldığı iki isabetle sekerek uzaklaştığı, sanık ...’in yol kenarında duran arabanın arkasına kaçmasından faydalanan maktul ...'in ikinci olarak da sol eliyle yere yatırdığı maktul ...’ın başına tabancasını dayadığı anda gözlerinin önünde babasının başına tabanca dayandığını görmesi üzerine sanık ...’in aynı anda aracın arkasından çıkıp maktule doğru ateş ettiği, ancak maktul ...'in bitişik atış mesafesinden bir el sıkarak maktul ...'ı etkisiz hâle getirdiği, sanık ...'in maktul ...'e ateşine devam ettiği, bu sırada sanık ...'ın da bulunduğu sokağın kesiştiği Karadeniz Caddesine doğru kaçarken maktul ...’e doğru ateş ettiğinin olay yerinde ele geçen kovanlardan ve mukayeseli uzmanlık raporundan anlaşıldığı, maktul ...'in sırtından kan geldiği ve geri geri yere düştüğü, ancak buna rağmen hemen ayağa kalkarak sanık ...'in arkasından ateş etmeyi sürdürdüğü, maktul ...'in sağ köprücük kemiğinden giren iki adet mermi çekirdeğinin akciğer harabiyetine sebep vererek sırtından çıkmasına rağmen olay yerinden ayrılan sanık ...’in arkasından, çömelerek tabanca ile ateşine devam ettiği, sonrasında sırtını tutarak kahvehaneye girdiği ve kaldırıldığı hastanede gelişen iç ve dış kanama sonucu hayatını yitirdiği, maktuller ... ve ...'ın ise olay anında yanlarındaki tabancalarla hiçbir atış yapmaksızın olay sırasında yaralanarak kaldırıldıkları hastanede hayatlarını kaybettikleri olayda;</p>

<p>Sanıklar ... ve ...'ın, maktuller ... ve ... ile birlikte silahla kahvehanenin etrafında dolaşmaları ve maktul ...'in bu kişilerin silahla geleceğinden haberi olmaksızın kahvehanesine silahla gelmesinin, olay öncesinde birbirlerine karşı bir suç işleme iradesi içinde olduklarını veya ortak bir kararla doğrudan birbirlerini öldürmeyi kastettiklerini ya da bunu tasarladıklarını göstermediği gibi dosyada buna dair başkaca bir delilin de bulunmadığı, olay saatinde maktul ...'in sokağın köşesinde yürümekte olan sanık ... ve maktul ...'yı görmesi üzerine birden kahvehaneden "Peşime kimse gelmesin" diyerek çıkması ve sonra arkalarından "...! Az bekle konuşalım." şeklinde bağırarak yanlarına gidip iki üç dakika içinde etrafında yaklaşık on beş kişilik bir kalabalık ortasında konuşmaya başlamasının ise öncesinde birbirinden haberdar olunarak kararlaştırılan yer ve zamanda meydana gelecek bir çatışma ya da bir düello hazırlığı olarak da değerlendirilemeyeceği,</p>

<p>Dosyadaki kamera görüntülerinden de hareketle; yaklaşık on beş kişilik bir kalabalığın içinde iki dakika kadar süren sözlü tartışma anında kendisine silahlı bir saldırı veya tehdit olmamasına rağmen aniden sinirlenerek silahını ilk çıkartan ve maktul ...'yı yakın mesafeden vurarak ilk haksız saldırıyı başlatan kişinin maktul ... olduğunda ve bu ana kadar ... ailesinden kimsenin belindeki silahına davranmadığında tartışma bulunmadığı, bunun üzerine karşı taraftaki sanıklar ... ve ...'in ise yakınlarına ve kendilerine ateş etmesi kuvvetle muhtemel olan maktul ...'i engellemek için silahlarını çıkarıp ateş etmekten başka bir imkânları olmadığı, sanık ...'in babası, sanık ...'ın ise kardeşi olan ...'ın kafasına silah dayayan maktul ...'in silahlı saldırısına karşı ateş ederek karşılık vermelerinin söz konusu saldırıyla orantılı bir tepki olduğu, buna rağmen maktul ...'in hemen önündeki maktul ...'ı başından bitişik atışla vurduğu ve sanık ...'i de ayağından yaraladığının anlaşılması karşısında; sanıklar ... ve ...'ın maktul ...'e yönelik silahla ateş etmeleri yönündeki eylemlerini, ilk olarak maktul ...'nın vurulması üzerine başlayan aynı zamanda kendilerine ve akrabalarına yönelerek devam eden silahlı saldırıyı o anki hâl ve şartlara göre orantılı biçimde defetme zorunluluğuyla ve saldırıyla eş zamanlı olarak gerçekleştirdikleri, dolayısıyla sanıkların maktul ...'e yönelik eylemlerinde hukuka uygunluk nedenlerinden meşru savunma hâlinin şartlarının oluştuğu kabul edilmelidir.<br />
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin sanıklar hakkında verdiği direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin, sanıkların eylemlerini meşru savunma şartları altında gerçekleştirmeleri nedeniyle beraatlerine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetlerine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.</p>

<p>Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi Sayın ...; "Olay tarihinden bir süre önce maktül ...’e ait kahvehanede hesap ödememe meselesinden sanık ... ile aralarında tartışma yaşanması ile başlayan olaylar dizininde, olaydan iki gün önce 28.08.2020 tarihinde maktül ...’in çalıştırdığı kahvehaneden Cuma namazı için ayrıldığı zaman diliminde kahvehaneye gelen sanık ... ile kardeşleri maktuller ... ve ...’nın, yanlarında birkaç şahısla birlikte maktül ...’e gıyabında sinkaflı sözlerle hakaret edip tehdit ettikleri, bu durumun tarafsız tanık beyanlarıyla doğrulandığı, olay günü sanıklar ..., ... ve maktuller ... ve ...’nın silahlı şekilde maktül ...’e ait kahvehanin etrafında dolaştıkları, maktül ... ...’in bir ara kahvehanenin yakınındaki tanık ...’ın işlettiği markete girerek kameralara bakarak çalışıp çalışmadığını sorduğu ve akabinde 'Birazdan burada kan gövdeyi götürecek, ...’in anasını s...' dediği, daha sonra maktül ...’nın aynı markete girerek '...’in anasını s..., bu iş bu gün burada bitecek!' dedikten sonra belinden çıkardığı tabancanın namlusuna mermi sürdüğü ve tekrar beline koyduğu, yine maktül ...’ın, maktül ...’e ait kahvehaneye girerek ...’in üvey kardeşi olan mağdur ... ... ve tanık ...’la birlikte oturan tanık ...’ı dışarı çağırarak 'Bugün burada takılma, her an mermi yiyebilirsin' dediği, ..., ..., ... ve ...’nın kahvehanenin önünde gezinmeye devam ettikleri, bu sırada maktül ...’in kahvehaneden dışarı fırlayarak maktül ... ile tartışmaya başladığı, etrafın kalabalıklaştığı, tartışmanın hararetlendiği sırada maktül ...’in tabancasını çıkardığı, diğer maktül ve sanıkların da tabancalarını çıkardıkları, ancak maktül ...’in silahını erken ateşleyerek maktül ...’yı öldürdüğü, sanıklar ... ve ...’ın bu sırada mağdur ... ve maktül ...’e ateş ettikleri, maktül ...’i göğüs bölgesinden yaraladıkları, mağdur ...’ı yaralayarak öldürmeye teşebbüs ettikleri, maktül ...’in arbede sırasında önünde yerde bulunan ...’ın kafasına ateş ederek öldürdüğü, daha sonra maktül ...’in yaralı şekilde kahvehanenin önüne doğru gittiği ve orada düşüp öldüğü olayda, sanıklar ... ve ... hakkında TCK 25/1 maddesi kapsamında meşru müdafaa hükümlerinin uygulanamayacağı, zira meşru müdafaanın olmazsa olmaz unsurunun 'müdafaa kastıyla hareket etmek' olduğu, halbuki sanıklar ... ve ... ile maktüller ... ve ...’nın olay günü hepsi birden silahlı şekilde maktül ...’in kahvehanesinin bulunduğu yere gelip volta atmaları ve maktüller ... ve ...’nın tarafsız tanıklara ...’e saldıracaklarını beyan etmeleri, sanıklar ... ve ...’in de saldırı kastıyla olay yerine geldiklerini ortaya koymaktadır. Sanıklar ... ve ...’in hukuki durumlarının daha iyi anlaşılabilmesi için mağdur ...’a karşı işledikleri kabul edilen kastan öldürmeye teşebbüs suçunu da irdelemek gerekmektedir. Sanıklar ... ve ..., maktül ...’i öldürmekle kalmamış, olayın tarafı olmayan ancak sırf maktül ...’in üvey kardeşi olması nedeniyle ...’a da olay anında öldürme kastıyla ateş açmışlar ve mağdur ...’ı yaralamışlardır. Yerel mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesi ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin görüş ve kabulü de bu yöndedir. Sanıklar ... ve ..., olayın tarafı olmayan ve sırf maktül ...’in kardeşi olması nedeniyle mağdur ...’ı öldürmeye teşebbüs etmiş iken, aynı olay kapsamında olay öncesi davranışları da birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar ... ve ...’in kasıtlarında ayrışmaya gidilerek maktül ...’e karşı müdafaa kastıyla hareket ettiklerini kabul etmek çelişki oluşturacaktır. Açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesince 09.08.2023 tarih ve 436-386 sayı ile sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükümlerin, sanıkların eylemlerinin meşru savunma kapsamında kalması nedeniyle beraatlerine hükmolunması gerekirken mahkûmiyetlerine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,</p>

<p>2- Bozma gerekçesinin mahiyetine göre, maktul ...'e yönelik eylemleri nedeniyle tutuklu yargılandıkları anlaşılan sanıklar ... ve ...'in başka suçtan tutuklu veya hükümlü değillerse derhâl TAHLİYELERİNE,</p>

<p>3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2025 tarihli müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2024441-e-2025575-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi.jpg" type="image/jpeg" length="44146"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İKİ DAKİKALIK TARTIŞMA, ÜÇ CENAZE: CEZA GENEL KURULU'NUN MEŞRU SAVUNMADA ÇİZDİĞİ "İLK SİLAHI KİM ÇEKTİ" ÇİZGİSİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/iki-dakikalik-tartisma-uc-cenaze-ceza-genel-kurulunun-mesru-savunmada-cizdigi-ilk-silahi-kim-cekti-cizgisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/iki-dakikalik-tartisma-uc-cenaze-ceza-genel-kurulunun-mesru-savunmada-cizdigi-ilk-silahi-kim-cekti-cizgisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>I. GİRİŞ</strong></p>

<p>Güvenlik kamerasının saat damgasına göre 14.29'da başlayan görüntü sıradandır: bir kahvehanenin köşesinde, kırmızı bir hafif ticari aracın yanında birkaç kişi ayaküstü sohbet etmektedir. 14.31'de kalabalık on beş kişiye ulaşmış, sesler yükselmiştir. 14.31.15'te görüntüdeki adam kalabalıktan sıyrılıp beline uzanır. Kamera saatiyle tam iki dakika sonra, 14.31.40'ta sokakta üç kişi yerde hareketsiz yatmaktadır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2024441-e-2025575-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10 Aralık 2025 tarihli kararı</a>na konu olay, günlük hayatın en sıradan gerilimlerinden birinin - ödenmemiş bir çay parasının - nasıl bu noktaya geldiğini değil, o iki dakikanın hangi anından itibaren kimin "meşru savunma" iddiasında haklı olduğunu tartışır. Karar, hem çoğunluk hem karşı oy gerekçesiyle, meşru savunmanın en tartışmalı köşesine ışık tutar: taraflardan biri silahla gelmişse ve çatışma önceden az çok öngörülüyorsa, karşı tarafın ateşle karşılık vermesi hâlâ meşru savunma sayılır mı?</p>

<p><strong>II. OLAY: ÇAY PARASINDAN SİLAHLI ÇATIŞMAYA</strong></p>

<p>Anlaşmazlık, bir mahalle kahvehanesinde başlar. Kahveciyle bir müşterisi arasında, müşterinin içtiği çayların parasını ödememesi yüzünden gerginlik vardır. Müşteri yakın zamanda cezaevinden çıkmıştır; kahveci hesabı birkaç kez sözlü olarak hatırlatmıştır. Olaydan iki gün önce, müşterinin iki erkek kardeşi kahvehaneye gelip kahveciye küfürlü sözlerle çıkışır; tanıklardan birine göre kardeşlerden biri "O artık öldü, helvasını kavurun" diyecek kadar ileri gider.</p>

<p>Olay sabahı gerginlik fiziksel bir hazırlığa dönüşür. Aile üyeleri - müşteri, iki kardeşi ve müşterinin yeğeni - kahvehanenin bulunduğu sokakta silahlı biçimde dolaşmaya başlar. Yakındaki bir marketin sahibine göre içlerinden biri markete girip kameraya bakarak "Birazdan burada kan gövdeyi götürecek" der; bir diğeri ise belindeki tabancaya mermi sürüp yeniden kuşanır. Bu sırada kahvehanedeki bir müşteri de dışarı çağrılıp "Bugün buralara takılma, her an mermi yiyebilirsin" diye uyarılır.</p>

<p>Kahveci bu hazırlıktan, olaydan iki gün önceki tehditler üzerine eşinin de bilgilendirmesiyle haberdardır. Saat 14.30 sıralarında müşteriyle ağabeyinin sokağın köşesinden döndüğünü görünce "Peşimden kimse gelmesin" diyerek kahvehaneden çıkar - kendisi de yanına aldığı tabancayla. Arkasından seslenip müşteriyi durdurur, "konuşalım" der. İki üç dakika içinde etraf on beşe yakın kişiyle dolar; tartışma çay parası üzerinden yeniden alevlenir, kalabalıktan biri kahveciye küfür eder.</p>

<p>Bu noktada kahveci beklenmedik şekilde davranır: elini beline atıp tabancasını çıkarır ve karşısındaki - müşterinin kardeşlerinden birini - bir metreden vurur. Sonraki saniyeler kayıtlara göre şöyle gelişir: kahveci, kendisini tutmaya çalışan ikinci kardeşi kalkan gibi kullanarak müşteriye ateş eder ve ayağından yaralar; yakınlarda duran bir kişi çapraz ateşte kalçasından vurulur; kahveci yerdeki ilk kurbanın başına tabancasını dayayıp bitişik mesafeden ikinci bir el ateş eder. Müşteri ile yeğeni, bir aracın arkasına sığınarak kahveciye karşılık verir. Kahveci vurulmasına rağmen ayakta kalıp birkaç adım daha ateş eder, sonra sırtını tutarak kendi kahvehanesine döner ve orada iç kanamadan hayatını kaybeder.</p>

<p>Bilançoda üç ölü vardır: kahveci ve müşterinin iki kardeşinden biri olay yerinde, diğer kardeş hastanede. Müşteri ayağından, yakınındaki bir kişi kalçasından yaralanır. Yargılama, kahveciyi vuran müşteri ile yeğenine karşı kasten öldürme suçundan açılır.</p>

<p><strong>III. YARGILAMA SÜRECİ: MAHKÛMİYET, BOZMA, DİRENME</strong></p>

<p>Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi, iki sanığı da 15'er yıl hapisle cezalandırır; olayı meşru savunma değil, karşılıklı bir çatışma olarak değerlendirir. Sanıklar müdafileri ve katılan vekili istinaf eder, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi başvuruları esastan reddeder.</p>

<p>Dosya temyizde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin önüne gelir. Daire, görüntü kayıtlarına dayanarak ilk haksız saldırının kahveciden geldiğini, sanıkların ise "başka türlü def etme imkânı bulunmayan" bir saldırıdan orantılı savunmayla kurtulmaya çalıştığını tespit eder ve meşru savunma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle mahkûmiyet hükümlerini bozar. Ancak bu karar oy birliğiyle değildir: dairenin bir üyesi, sanıkların da kalabalık ve silahlı biçimde kahvehanenin önüne gelerek "silahlı çatışma iradesi" gösterdiklerini, bu nedenle kendi hazırladıkları zeminden yararlanamayacaklarını yazarak karşı oy kullanır.</p>

<p>Yerel mahkeme bozmaya uymaz, direnir. Gerekçesi dairenin karşı oyuyla neredeyse birebir örtüşür: sanıkların kalabalık ve silahlı hâlde kahvehane önüne gitmiş olması, olası bir çatışmayı öngörüp kabullendiklerini gösterir; bu nedenle meşru savunma hükümlerinden yararlanamazlar. Direnme kararı, Ceza Genel Kurulu önüne bu şekilde gelir.</p>

<p><strong>IV. HUKUKİ ÇERÇEVE: MEŞRU SAVUNMANIN İKİ KANADI</strong></p>

<p>TCK'nın 25/1. maddesi meşru savunmayı şöyle tanımlar:</p>

<p><i>"Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez."</i></p>

<p>Kurul, yerleşik içtihadıyla bu hükmü iki grup şarta ayırır. Saldırı tarafında: bir saldırının varlığı, bunun haksız olması, korunabilir bir hakka yönelmesi ve savunmayla eş zamanlı olması aranır. Savunma tarafında ise savunmanın zorunlu olması - yani failin başka bir kurtuluş imkânının bulunmaması -, saldırana yönelmesi ve saldırıyla orantılı olması gerekir. Bu şartlardan biri eksikse hukuka uygunluk nedeni oluşmaz; failin hukuka aykırı biçimde hareket ettiği kabul edilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanun, tam meşru savunmanın yanında bir de ara durumu düzenler. TCK'nın 27. maddesine göre "meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez" - ama bu, savunmanın orantısını aşan bir tepkinin varlığını, dolayısıyla kural olarak bir sorumluluğun bulunduğunu, sadece failin ruhsal durumu nedeniyle cezalandırılmadığını gösterir. Bu iki hüküm arasındaki fark, somut olayda özellikle önemlidir: mahkeme sanıkların hareketini tam meşru savunma mı, sınırı aşılmış bir savunma mı, yoksa hiç savunma sayılmayan bir çatışma mı olarak nitelendirecektir; sonuç sırasıyla beraat, orantısız da olsa cezasızlık ya da mahkûmiyettir.</p>

<p><strong>V. KARARIN DEĞERLENDİRMESİ: "İLK SİLAHI KİM ÇEKTİ" TESTİ</strong></p>

<p>Ceza Genel Kurulu çoğunluğu, meseleyi tek bir soruya indirger: kalabalığın içinde iki dakika süren sözlü tartışma sırasında, kendisine yönelik somut bir silahlı saldırı ya da tehdit olmaksızın ilk defa silahını çıkarıp ateş eden kişi kimdir? Kayıtlar bu soruyu tereddütsüz yanıtlar - kahveci. Kurul, bu tespitten hareketle, taraf ailelerin önceden silahla dolaşmasının ve olayın belirli ölçüde öngörülebilir olmasının, tek başına "ortak bir suç işleme iradesi" ya da "birbirlerini öldürmeyi kararlaştırma" anlamına gelmediğini vurgular. Kahvehane sahibinin dışarı çıkıp seslenmesi ile kalabalığın içindeki sözlü tartışma, kurula göre önceden planlanmış bir "düello" hazırlığı olarak da nitelendirilemez.</p>

<p>Bu çerçevede kurul, müşteri ile yeğeninin ateş etmesini, "ilk olarak [kardeşin] vurulması üzerine başlayan, aynı zamanda kendilerine ve akrabalarına yönelerek devam eden silahlı saldırıyı o anki hâl ve şartlara göre orantılı biçimde defetme zorunluluğuyla ve saldırıyla eş zamanlı olarak" gerçekleştirilmiş bir savunma olarak görür. Yeğenin, babasının başına tabanca dayanmış hâlde yerde yatarken ateş açması özellikle vurgulanır: kurula göre bu, saldırıyla tam eş zamanlı ve orantılı bir tepkidir.</p>

<p>Karara katılmayan kurul üyesi ise olayı bambaşka bir zaman diliminden okur. Ona göre mesele 14.31'de değil, iki gün önce başlamıştır: aile üyelerinin kahveciye yönelik sözlü tehditleri, olay sabahı silahla dolaşmaları ve markette "kan gövdeyi götürecek" sözleri, bir hazırlığın değil bir kararın işaretidir.</p>

<p><i>"Sanıklar ... ve ... ile maktüller ... ve ...'nın olay günü hepsi birden silahlı şekilde maktül ...'in kahvehanesinin bulunduğu yere gelip volta atmaları ve maktüller ... ve ...'nın tarafsız tanıklara ...'e saldıracaklarını beyan etmeleri, sanıklar ... ve ...'in de saldırı kastıyla olay yerine geldiklerini ortaya koymaktadır."</i></p>

<p>Karşı oy, meşru savunmanın "olmazsa olmaz unsuru"nun savunma kastıyla hareket etmek olduğunu, oysa önceden silahlanıp hedefin işyerine gidenlerin bu kasıtla değil saldırı kasıtla orada bulunduğunu savunur.</p>

<p>İki görüş de aynı görüntü kaydına, aynı tanık ifadelerine dayanır; ayrıldıkları nokta olgusal değil, hangi anın hukuken belirleyici olduğudur. Çoğunluk "saldırı ile savunma eş zamanlı olmalı" şartını harfiyen uygular ve eş zamanlılığı ateşin açıldığı ana kilitler; azınlık ise iki günlük süreci tek bir olay bütünü sayıp sanıkların o günkü fiili adım adım "hazırlık" olarak okur. Kanunun lafzı çoğunluğu destekler - meşru savunma şartları arasında "önceden bir çatışma ihtimalini öngörmemiş olmak" diye bir koşul yoktur - ama karşı oyun işaret ettiği risk de gerçektir: bu ölçüt, silahlı gruplar arasındaki önceden ilan edilmiş bir hesaplaşmada dahi "ilk ateşi kim açtı" sorusunu tek belirleyici kıstas hâline getirebilir.</p>

<p><strong>VI. UYGULAMAYA DÖNÜK SONUÇLAR</strong></p>

<p>Kararın en somut sonucu, temyiz aşamasında tutuklu bulunan iki sanığın derhâl tahliyesi olmuştur; kurul bozma kararıyla birlikte bu yönde ayrıca hüküm kurmuştur. Bu, meşru savunmanın tam bir hukuka uygunluk nedeni olmasının doğal sonucudur - sınırın aşılması hâlinde olduğu gibi kısmi bir cezasızlık değil, doğrudan beraat ve tutukluluğun sona ermesi söz konusudur.</p>

<p>Karardan çıkan ikinci sonuç, tedbir amaçlı silah taşımanın tek başına meşru savunma iddiasını geçersiz kılmadığıdır. Uygulamada sıkça karşılaşılan bir savunma stratejisi - "karşı taraf zaten silahlıydı, dolayısıyla çatışmayı göze almıştı" - kurul çoğunluğunca yeterli görülmemiştir. Belirleyici olan, silahın ne zaman ve kime karşı kullanılmaya başlandığıdır.</p>

<p>Üçüncü olarak, bu tür davalarda "kim önce ateş etti" sorusunun cevabı çoğu zaman hukuki değil teknik bir tespittir: güvenlik kamerası saniye saniye incelenmiş, atış artığı raporları, mermi çekirdeği-kovan eşleştirmeleri ve atış mesafesi analizleriyle desteklenmiştir. Meşru savunma iddiasının mahkemede kabul görmesi, büyük ölçüde bu delillerin olay anını dakika dakika, hatta saniye saniye yeniden kurabilmesine bağlıdır; salt taraf beyanına dayanan davalarda aynı sonuca ulaşmak çok daha güçtür.</p>

<p>Bu da savunma açısından pratik bir dersi beraberinde getiriyor. Toplu ve karşılıklı silahlı olaylarda müdafinin ilk işi, olay yerindeki kamera kayıtlarının el konulmadan ya da üzerine yeni kayıt yapılmadan muhafaza altına alınmasını sağlamak, atış artığı ve balistik incelemelerin hangi sanıktan hangi mesafeden yapıldığını netleştirecek biçimde yürütülmesini talep etmek olmalıdır. Aksi hâlde mahkeme, kurulun bu kararda yaptığı gibi saniyeler içindeki eş zamanlılığı tespit edemez ve olay bütün olarak "karşılıklı çatışma" başlığı altında değerlendirilebilir - ki bu, sanıklar için mahkûmiyet demektir.</p>

<p><strong>VII. SONUÇ</strong></p>

<p>Ceza Genel Kurulunun bu kararı, meşru savunmanın soyut tanımı ile toplu, karşılıklı silahlı olayların karmaşık gerçekliği arasındaki gerilimi görünür kılıyor. Kurul, iki günlük bir husumet zincirini değil, ateşin açıldığı anı esas alarak "ilk saldırgan kimdi" sorusuna odaklanmayı tercih etmiş; bu tercih, meşru savunmanın kanundaki eş zamanlılık şartına daha sadık olsa da, karşı oyun işaret ettiği gibi önceden silahlanarak bir hesaplaşmaya giden tarafları da koruma altına alma riski taşıyor. Sonucun isabetli olup olmadığı tartışılabilir; ama kararın asıl kıymeti, bu iki okumayı da gerekçeleriyle ortaya koyup okuyucuyu kendi kanaatini kurmaya davet etmesinde.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mete-celik" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Mete ÇELİK"><img alt="Av. Mete ÇELİK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/07/mete-celik.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mete-celik" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Mete ÇELİK">Av. Mete ÇELİK</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Yararlanılan Kaynaklar</strong></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2024441-e-2025575-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2024/441, K.2025/575, T.10.12.2025.</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">· 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.25 (Meşru savunma ve zorunluluk hâli), m.27 (Sınırın aşılması) - mevzuat.gov.tr güncel metni.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/iki-dakikalik-tartisma-uc-cenaze-ceza-genel-kurulunun-mesru-savunmada-cizdigi-ilk-silahi-kim-cekti-cizgisi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/terazi.jpg" type="image/jpeg" length="36773"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AVUKATA YÖNELİK ŞİDDETİN FAİLLERİ TUTUKLANDI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukata-yonelik-siddetin-failleri-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukata-yonelik-siddetin-failleri-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Maçka ilçesinde görevini yerine getirdiği sırada saldırıya uğrayan Trabzon Barosu üyesi Av. Çağla Özgür ve yanındakilere yönelik şiddet sonrasında gözaltına alınan failler “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlaması ile tutuklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>31 Ağustos akşam saatlerinde Maçka ilçesinde müvekkili adına denetim görevini ifa ettiği esnada karşı tarafın sözlü ve fiziki saldırısına maruz kalan Trabzon Barosu mensubu meslektaşımız Av. Çağla Özgür ve beraberindekilerin şikayetleri sonrasında başlatılan soruşturma kapsamında saldırı faillerinden teşhisi gerçekleştirilen ikisi tutuklandı.</p>

<p>Türkiye Barolar Birliği Avukat Hakları Merkezi, meslektaşımıza yönelik saldırının ardından süreci Trabzon Barosu ile birlikte yakından takip ederken; avukata yönelik şiddetin ulaştığı boyuta ve bu saldırılar karşısında etkili bir hukuki mücadelenin zorunluluğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>“Avukata yönelik şiddetin karşısında caydırıcılık için etkili tedbirler alınmalıdır”</strong></p>

<p>Türkiye Barolar Birliği Avukat Hakları Merkezi tarafından yapılan değerlendirmede, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef alınmasının artık birbirinden bağımsız olaylar olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek, avukatı üstlendiği dosyanın tarafı veya müvekkilinin temsil ettiği görüş ve menfaatlerin sahibi gibi gören anlayışın şiddeti beslediği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bir avukatın görevini yerine getirdiği için tehdit edilmesi, saldırıya uğraması veya özgürlüğünden yoksun bırakılması yalnızca meslektaşımıza karşı işlenmiş bir fiil olarak görülemez. Avukatı şiddet yoluyla görevini yapamaz hale getirmeye yönelik her girişim, yurttaşın savunma hakkına ve adalete erişimine, dolayısıyla doğrudan adalet mekanizmasına ve işleyişine yönelmiş bir müdahaledir.” ifadeleri ile devam eden açıklamada, avukata yönelik şiddetin hiçbir biçimde olağanlaştırılamayacağı kaydedildi.</p>

<p>2025-2026 yıllarında re’sen öğrenilen ya da bildirilen 87 olayda olduğu gibi bu saldırıda da hukuksal sürecin doğrudan takipçisi olunacağı ve sistematikleşen saldırılara karşı bütünlüklü ve etkin bir mücadele yürütülmesine devam edileceği, sadece tutukluluk tedbiri ile kalınmadan cezalandırmada da yargısal faaliyetin ve mensuplarının hedef alınması hususunda gerekli yasal düzenlemeler için taleplerde ısrarcı olunduğu belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukata-yonelik-siddetin-failleri-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/baro/avukat-ks.jpg" type="image/jpeg" length="32607"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YARGITAY’DAN KAT MÜLKİYETİ VE SİGORTA RÜCU DAVALARINDA GÖREVLİ MAHKEMEYE İLİŞKİN ÖNEMLİ BİR EMSAL KARAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitaydan-kat-mulkiyeti-ve-sigorta-rucu-davalarinda-gorevli-mahkemeye-iliskin-onemli-bir-emsal-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitaydan-kat-mulkiyeti-ve-sigorta-rucu-davalarinda-gorevli-mahkemeye-iliskin-onemli-bir-emsal-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>YARGITAY’DAN KAT MÜLKİYETİ VE SİGORTA RÜCU DAVALARINDA GÖREVLİ MAHKEMEYE İLİŞKİN ÖNEMLİ BİR EMSAL KARAR</strong></p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/yrg-5-hd-t-08062026-e-202611101-k-202610560.pdf" rel="dofollow">Yrg. 5. HD, T. 08.06.2026, E. 2026/11101, K. 2026/10560</a></p>

<p>Bu karar; hem kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıklarda <strong>dava şartı arabuluculuk</strong> uygulamasının zaman bakımından sınırını çizmesi hem de <strong>sigorta şirketlerinin rücu davalarında görevli mahkemenin</strong> tayini açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>I. DAVA VE KARARIN ÖZETİ</strong></p>

<p><strong>Uyuşmazlığın Kaynağı:</strong> Ana taşınmazın ortak gider borusunun tıkanması nedeniyle sigortalı bağımsız bölümü su basmıştır. Sigorta şirketi, sigortalısına konutta meydana gelen <strong>10.720,00 TL</strong> hasar bedelini ödedikten sonra, Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1472 uyarınca sigortalısının haklarına halef olarak zararın asıl sorumlusu olan kat maliklerine (apartman yönetimine) karşı rücuen icra takibi başlatmış ve itiraz üzerine iptal davası açmıştır.</p>

<p><strong>İlk Derece Mahkemesi Kararı:</strong> Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi, 11.08.2022 tarihinde açılan davada, uyuşmazlığı ticari dava olarak nitelendirip arabuluculuk dava şartı yokluğu gerekçesiyle davanın <strong>usulden reddine</strong> kesin olarak karar vermiştir.</p>

<p><strong>DAİRENİN KARARI</strong></p>

<p>Adalet Bakanlığı’nın <strong>kanun yararına temyiz</strong> istemi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Hukuk Dairesi; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan (KMK) kaynaklanan uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, kat mülkiyeti davalarında zorunlu arabuluculuk şartının ise <strong>01.09.2023</strong> tarihinde yürürlüğe girdiğini belirtmiştir. Davanın açıldığı 11.08.2022 tarihinde bu şartın aranamayacağını vurgulayan Daire; mahkemenin ticaret mahkemesini görevli görmesi halinde dahi usulden ret yerine görevsizlik kararı vermesi gerektiğine işaret ederek, kararın sonuca etkili olmamak üzere <strong>KANUN YARARINA BOZULMASINA</strong> oy birliğiyle karar vermiştir.</p>

<p><strong>Kararın Tam Metni:</strong> <a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/yrg-5-hd-t-08062026-e-202611101-k-202610560.pdf" rel="dofollow">Resmî Gazete - 04.09.2026/33360</a></p>

<p><strong>II. KARARA İLİŞKİN HUKUKİ DEĞERLENDİRMELERİMİZ</strong></p>

<p>Anılan karar, 01.09.2023 öncesinde açılmış ve derdest olan kat mülkiyeti uyuşmazlıkları yönünden emsal teşkil ettiği gibi, doktrin ve uygulamada uzun süredir tartışmalı olan <strong>"sigortacının halefiyete dayalı rücu davalarında görevli mahkeme"</strong> sorununu yeniden gündeme getirmesi açısından oldukça kıymetlidir.</p>

<p><strong>1. Yargıtay Gerekçesine İlişkin Eleştirimiz</strong></p>

<p>Kanaatimizce 5. Hukuk Dairesi, <i>"mahkeme ticaret mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varırsa usulden ret yerine görevsizlik kararı vermelidir"</i> şeklindeki ikili bir ihtimale kapı aralamak yerine, esasa yönelik daha net bir duruş sergilemeliydi. Dairenin; <i>"İşbu dava ticari bir dava olmadığından ve kat mülkiyetinden kaynaklanan davalar da davanın açıldığı tarihte henüz dava şartı arabuluculuğa tabi bulunmadığından, mahkemenin usulden ret kararı hukuka aykırıdır"</i> şeklinde doğrudan bir gerekçeyle hüküm kurması usul ekonomisine daha uygun düşerdi.</p>

<p><strong>2. Rücu Davalarında Görev Kriteri ve Temel İlişki Esası</strong></p>

<p>Doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında, sigorta tazminatını ödeyen sigortacının TTK m. 1472 uyarınca halefiyet hakkına dayanarak açtığı davaları, dayanağını TTK’dan alması sebebiyle <strong>mutlak ticari dava</strong> kabul eden görüşler mevcuttur. Ancak buna karşın savunageldiğimiz ve katıldığımız baskın görüş uyarınca; rücu veya halefiyet hakkının TTK'da düzenlenmiş olması, davanın niteliğini tek başına "ticari" yapmaya yetmez. Uyuşmazlığın özü taraflar arasındaki <strong>temel hukuki ilişkiye</strong> dayanır ve görevli mahkeme de bu temel ilişkiye göre belirlenmelidir. Bu husustaki detaylı görüşlerimizi daha önce Ankara Barosu'nun düzenlediği <i>“Sigorta Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Olarak Arabuluculuk”</i> konulu panelinde de açıkça dile getirmiştik (Bkz: Panel Yayını: <a href="https://www.youtube.com/watch?v=AfiMwBfUR_Y" rel="nofollow">https://www.youtube.com/watch?v=AfiMwBfUR_Y</a></p>

<p><strong>3. Özel Kanun Hükmü (KMK Ek M. 1) Karşısında Görev Durumu</strong></p>

<p>Yargıtay 5. Hukuk Dairesi güncel kararında, halefiyete dayalı rücu davalarında genel olarak sigortalı ile zarara neden olan failin tacir olup olmadığına ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunup bulunmadığına bakılması gerektiğini, bu şartlar varsa görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olacağını belirtmiştir.</p>

<p><strong>Ancak somut olayda gözden kaçırılmaması gereken özel bir kanun hükmü mevcuttur:</strong></p>

<p>Uyuşmazlık, kat mülkiyeti kurulu bir ana taşınmazın ortak borusundan kaynaklanan sızıntı sebebiyle doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. KMK m. 19 uyarınca her kat maliki, anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere kusuruyla verdiği zararlardan dolayı sorumludur. En önemlisi, <strong>KMK Ek Madde 1</strong> hükmü, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun uygulanmasından doğan <strong>HER TÜRLÜ UYUŞMAZLIĞIN</strong> dava değerine bakılmaksızın <strong>sulh hukuk mahkemesinde</strong> çözümleneceğini emredici şekilde düzenlemiştir.</p>

<p><strong>Sonuç olarak;</strong> temel ilişki kat mülkiyeti hukukuna dayandığı ve kanunda bu hususta açık, özel bir görev düzenlemesi (KMK Ek m. 1) yer aldığı için, tarafların tacir sıfatı olup olmadığı araştırılmaksızın, sigorta şirketinin açtığı bu rücu davasının <strong>ticaret mahkemesinde değil, sulh hukuk mahkemesinde</strong> görülmesi yasal zorunluluktur. Yargıtay’ın kanun yararına bozma kararı, yerel mahkemenin bu mutlak görevi atlayarak verdiği hatalı usulden ret kararını ortadan kaldırması bakımından isabetlidir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" rel="nofollow" title="Rauf Karasu"><img alt="Rauf Karasu" height="480" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" width="861" /></a></p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf Karasu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Başkanı</strong></p>

<p><strong>Sigorta İtiraz Hakemi</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitaydan-kat-mulkiyeti-ve-sigorta-rucu-davalarinda-gorevli-mahkemeye-iliskin-onemli-bir-emsal-karar</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 07:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/bina-ev-terazi.jpg" type="image/jpeg" length="45167"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ELEKTRİKLİ ARAÇLARDA PERT BEDELİNE DAİR UYUŞMAZLIKLAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/elektrikli-araclarda-pert-bedeline-dair-uyusmazliklar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/elektrikli-araclarda-pert-bedeline-dair-uyusmazliklar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ELEKTRİKLİ ARAÇLARDA PERT BEDELİNE DAİR UYUŞMAZLIKLAR</strong></p>

<p><i>Kaza Tarihi Esası, Sovtaj Kalemi ve Bilirkişi Raporunun Denetimi</i></p>

<p></p>

<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Elektrikli araçların ikinci el pazarındaki payı hızla artarken, bu araçların karıştığı kazalar kasko sigortası uygulamasında alışılmış kalıpların dışına çıkan bir uyuşmazlık tipi doğurmuştur. İçten yanmalı araçlarda ağır hasar tartışması genellikle onarımın ekonomik olup olmadığı ekseninde yürürken, elektrikli araçlarda bu eşik çoğu zaman hızla aşılmakta ve taraflar aracın pert sayılması konusunda kısa sürede uzlaşmaktadır. Buna karşılık uyuşmazlık sona ermemekte, yalnızca yer değiştirmektedir: tartışma, aracın kaza tarihindeki rayiç değerinin ne olduğu ve hasarlı hâlin (sovtaj) hangi bedelle takdir edileceği noktasına taşınmaktadır.</p>

<p>Bu çalışma, elektrikli araçlarda pert hâlinde ödenecek tazminatın belirlenmesine ilişkin hukuki çerçeveyi; kaza tarihi esasının anlamını, rayiç ve sovtaj kalemlerinin birbirinden bağımsız denetlenmesi gereğini, poliçelerde yer alan rayiç bedel tespiti kayıtlarının genel işlem koşulu denetimine tabi olduğunu ve bilirkişi raporunun denetime elverişliliği ölçütünü, güncel Yargıtay kararları ışığında ele almaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>I. ELEKTRİKLİ ARAÇTA PERT EŞİĞİNİN ERKEN AŞILMASI</strong></p>

<p>Kara Taşıtları Kasko Sigortası uygulamasında bir aracın ağır hasarlı (pert) sayılması, onarım maliyetinin rizikonun gerçekleştiği tarihteki rayiç değere yaklaşması ya da bunu aşması esasına dayanır. Elektrikli araçlarda bu eşiğin erken aşılmasının teknik nedenleri bilinmektedir: yüksek voltaj batarya paketi tek başına aracın değerinin önemli bir bölümünü oluşturmakta, paket aracın taban gövdesine yapısal bir eleman olarak entegre edilmekte ve üreticiler termal kaçak riski nedeniyle kasaya ulaşan darbelerde kısmi onarıma izin vermemektedir. Buna soğutma devresi, yüksek voltaj kabloları ve sensörler ile döküm gövde parçalarının onarım yerine değişimi gerektirmesi eklendiğinde, dışarıdan sınırlı görünen bir hasarın parça listesi milyonlarca liralık bir maliyete ulaşabilmektedir.</p>

<p>Bu teknik zeminin hukuki sonucu şudur: elektrikli araç uyuşmazlıklarında pert nitelendirmesi çoğu zaman çekişme konusu değildir. Sigortalının itirazı, aracın pert sayılmasına değil, pert bedelinin hesabına yönelmektedir. Nitekim uygulamada başvuruların önemli bölümü, pert işlemini kabul eden ancak ödenen tutarın gerçek zararı karşılamadığını ileri süren bakiye tazminat talepleridir.</p>

<p><strong>II. TAZMİNATIN ÖLÇÜSÜ: KAZA TARİHİNDEKİ RAYİÇ DEĞER</strong></p>

<p>Türk Ticaret Kanunu m. 1459 uyarınca sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder. Zarar sigortasında ölçü, sigortalının malvarlığında rizikonun gerçekleşmesi ile meydana gelen eksilmedir. Pert hâlinde bu eksilme, aracın kaza tarihindeki ikinci el piyasa değerine karşılık gelir. Rayiç değerin hangi tarihe göre belirleneceği sorusu, elektrikli araçlarda içten yanmalı araçlara göre çok daha belirleyici bir sonuç farkı doğurmaktadır.</p>

<p>Uygulamada sıkça karşılaşılan bir yöntem hatası, bilirkişinin rapor tarihindeki güncel ilan fiyatlarını esas alıp tüketici fiyat endeksi ile geriye doğru bir indirim yaparak kaza tarihi değerini türetmesidir. Bu yöntem iki bakımdan sakattır. Birincisi, genel fiyat endeksi tek bir mal grubunun fiyat hareketini temsil etmez; elektrikli otomobil segmentinde ikinci el fiyatını belirleyen asıl değişkenler, üreticinin liste fiyatı hamleleri, vergi düzenlemeleri ve yeni versiyon çıkışlarıdır; bu değişkenler enflasyondan bağımsız ve çoğu zaman ters yönde hareket etmektedir. İkincisi, kaza tarihiyle örtüşen veri çoğu olayda mevcuttur: ilan siteleri geçmiş ilanları arşivde göstermese dahi, kaza tarihine yakın tarihli ekran görüntüleri, ilan numaraları, galeri fiyat listeleri ve yayımlanmış piyasa raporları dosyaya sunulabilir. Bu deliller sunulmuşsa, bilirkişinin bunlar hakkında olumlu veya olumsuz tek bir değerlendirme yapmaksızın sonuca varması kabul edilemez.</p>

<p><strong>III. İKİ KALEMLİ HESAP: RAYİÇ VE SOVTAJ</strong></p>

<p>Pert işleminde hasarlı aracın sigortalıda kalması hâlinde ödenecek nakit tazminat, kaza tarihindeki rayiç değerden sovtaj bedelinin düşülmesiyle bulunur. Hesabın iki ucu da kural olarak sigortacının atadığı eksper tarafından belirlenmektedir. Bu yapı, tek yönlü bir itirazın neden çoğu zaman yetersiz kaldığını açıklar: rayiç değerin aşağı çekilmesi ile sovtaj bedelinin yukarı takdir edilmesi, sigortalının malvarlığında birbirini toplayan iki ayrı eksilme doğurur. Bu nedenle itiraz, her iki kaleme birlikte yöneltilmelidir.</p>

<p>Elektrikli araçlarda sovtaj tartışması ayrı bir ağırlık taşır. Batarya modülleri, elektrikli motor ve invertör ikinci el pazarında değerli olduğundan, sovtaj oranı aynı segmentteki içten yanmalı araçlara göre belirgin biçimde yüksek takdir edilebilmektedir. Sovtaj bedelinin farazi biçimde yüksek belirlenmesi iddiası, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255501-e-2022839-e-ve-202313098-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 06.03.2024 tarihli ve 2022/839 E., 2024/2506 K. sayılı kararı</a>na konu olan uyuşmazlıkta da tartışılmıştır. Aynı kararda onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde iki husus daha belirginleşmektedir: rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükü TTK m. 1409 uyarınca sigortacıya aittir ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlık mutlak ticari iş niteliğinde olduğundan hükmedilecek tazminata yasal faiz değil avans faizi işletilmelidir.</p>

<p>Sovtajın sigortalıda kalmayacağı hâllerde ise hesap bütünüyle değişir; hasarlı aracın sigortacıya bırakılması durumunda tazminattan sovtaj indirimi yapılması söz konusu olmaz. Bu nedenle dosyada, sovtajın kimde kalacağının ve hangi belgeyle devredildiğinin açıklığa kavuşturulması gerekir.</p>

<p><strong>IV. RAYİÇ TESPİTİNDE YÖNTEM: POLİÇENİN ÖZEL ŞARTI VE GENEL İŞLEM KOŞULU DENETİMİ</strong></p>

<p>Genişletilmiş kasko poliçelerinin önemli bir bölümünde rayiç değerin nasıl belirleneceğini düzenleyen bir özel şart bulunmaktadır. Yaygın kurgu şöyledir: eksper, piyasadan (yetkili satıcılar, ikinci el satıcıları, galeriler) ve internet sitelerinden en az üç teklif alır; piyasa rayiç değeri, bu teklifler ile sigortacının uzman bir dış firmaya yaptırdığı çalışmanın sonucunun ortalaması alınarak belirlenir.</p>

<p>Bu metni sözleşmeye koyan taraf sigortacıdır. Dolayısıyla yöntemin unsurları gerçekleşmemişse — teklifler yazılı değilse, internet verisi hesaba hiç katılmamışsa, öngörülen ortalama alınmamışsa — varılan sonuç poliçeye aykırıdır. Kayda geçirilmemiş sözlü galerici beyanı, poliçenin aradığı anlamda bir teklif değildir: tarihsiz ve imzasızdır, kimin hangi sıfatla verdiği belgelenmemiştir ve karşı tarafça denetlenmesi fiilen imkânsızdır. Bu beyanların aracın ait olduğu piyasadan başka bir ilde faaliyet gösteren işletmelerden alınmış olması, temsil gücünü ayrıca zayıflatır.</p>

<p>Rayiç bedel tespiti kayıtları genel işlem koşulu niteliğindedir. Türk Borçlar Kanunu m. 23 uyarınca, genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır. Buna ek olarak TTK m. 1425/2, poliçenin ve eklerinin içeriği teklifnameden farklıysa, sigorta ettirenin, sigortalının ve lehtarın aleyhine öngörülmüş bulunan hükümleri geçersiz saymaktadır.</p>

<p>Bununla birlikte bu kayıtların iki yönlü çalıştığını vurgulamak gerekir. <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255501-e-2022839-e-ve-202313098-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 06.03.2024 tarihli ve 2023/13098 E., 2024/2526 K. sayılı kararı</a>na konu olayda, poliçenin “Rayiç Bedel Tespiti” klozunda daha önce trafikten çekilme işlemi görmüş araçlarda güncel piyasa rayiç değeri üzerinden yüzde yirmi beş tenzili muafiyet uygulanacağı öngörülmüş; bilirkişi tarafından kaza tarihi rayiç değeri 750.000 TL olarak hesaplanmasına rağmen, kloz gereği hesaplanan 562.500 TL'nin altında değil üstünde bir ödeme (625.000 TL) yapıldığı gerekçesiyle bakiye talebi reddedilmiş ve karar onanmıştır. Buradan çıkan pratik sonuç, poliçe özel şartlarının rayiç tartışmasında ilk okunması gereken metin olduğudur.</p>

<p><strong>V. TSB KASKO DEĞER LİSTESİNİN İŞLEVİ VE SINIRI</strong></p>

<p>Uygulamada rayiç tartışmasının sabit unsurlarından biri Türkiye Sigorta Birliği tarafından yayımlanan Kasko Değer Listesidir. Liste, kural olarak prim ve azami teminat hesabında kullanılan bir referans olup serbest piyasa rayicinin altında kalır; poliçeler de çoğunlukla listeye yalnızca emsal veya muadil araç bulunamadığı hâlde başvurulmasını öngörür. Bu nedenle listedeki değerin doğrudan rayiç yerine ikame edilmesi doğru değildir.</p>

<p>Ne var ki bu tespitin bir de tersi vardır. Liste değeri, piyasanın alt sınırını gösteren nitelikte olduğundan, bilirkişinin liste değerinin dahi altında bir sonuca varması başlı başına açıklanması gereken bir sapmadır. Elektrikli modellerde listenin piyasayı geriden takip etmesi ve bazı versiyonların listede hiç yer almaması, bu sapmanın gerekçesini değil, aksine piyasa araştırmasının daha titiz yapılması gereğini ortaya koyar.</p>

<p><strong>VI. ELEKTRİKLİ ARACA ÖZGÜ DEĞERLEME PARAMETRELERİ</strong></p>

<p>Elektrikli araçlarda rayiç tespitini güçleştiren ve raporlarda çoğu zaman gözden kaçan başlıca unsurlar şunlardır. Birincisi versiyon farkıdır: aynı model ve model yılında farklı menzil ve performans versiyonları arasında yüz binlerce liralık fark bulunabilmekte, yanlış tip kodu üzerinden yapılan araştırma değeri baştan saptırmaktadır. İkincisi ilan havuzunun sığlığıdır: aynı model, yıl, versiyon ve kilometre bandında ilan sayısı sınırlı olduğundan, birkaç ilan üzerinden alınan ortalama tek bir aykırı değerle kolayca aşağı çekilebilmektedir; örneklem genişletilmeli ve uç değerler ayıklanmalıdır. Üçüncüsü üreticinin fiyat hamleleridir. Dördüncüsü, araca tanımlı sürüş destek ve performans yazılım paketlerinin ikinci el fiyatına yansımasıdır; bu kalem raporlarda çoğunlukla hiç sorulmamaktadır. Beşincisi batarya sağlık durumudur: ikinci el alıcı için menzil kaybı belirleyici olmasına rağmen raporlarda ölçüm istenmemektedir. Altıncısı ise yukarıda değinilen liste gecikmesidir.</p>

<p><strong>VII. MUTABAKATNAME VE İBRA SORUNU</strong></p>

<p>Sigortacılar pert işlemlerinde ödemeden önce mutabakatname ya da ibraname imzalatmaktadır. Belgenin “fazlaya ilişkin haklarım saklı kalmak kaydıyla” şerhi düşülerek imzalanması hâlinde belge ibra niteliği taşımaz ve bakiye alacak talep edilebilir. Şerhin bulunmadığı hâllerde ise sonucun her zaman aleyhe olduğu söylenemez.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255501-e-2022839-e-ve-202313098-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29.05.2025 tarihli ve 2025/5501 E., 2025/8818 K. sayılı kararı</a>na konu olayda sigortacı, rayiç değeri 285.000 TL, sovtaj bedelini 211.900 TL kabul ederek sigortalıya 73.100 TL nakit ödemiş; sigortalı, gerçek rayicin 505.000 TL olduğunu ve ödemeyi bir an önce alabilmek için belgeyi imzaladığını, edimler arasındaki aşırı orantısızlığın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek bakiye talep etmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyeti davayı reddetmiş; İtiraz Hakem Heyeti ise pert işlemi konusunda mutabakat bulunduğunu, ancak yargılamanın konusunun pert işlemi yönünden bakiye alacak bulunup bulunmadığı olduğunu belirterek, gerekçeli ve denetime açık bilirkişi raporundaki tespite dayanarak 157.000 TL bakiye pert farkına hükmetmiştir. Yargıtay, sigortacının “mutabakat sağlandı, sorumluluğum kalmadı” savunmasını kabul etmeyerek kararı onamıştır.</p>

<p>Karar, mutabakatın varlığının rayicin yanlış belirlendiği iddiasının incelenmesine kendiliğinden engel oluşturmadığını göstermesi bakımından önemlidir. Buna karşılık yukarıda anılan <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255501-e-2022839-e-ve-202313098-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">2023/13098 E. sayılı karar</a>, ihtirazi kayıt konulmaksızın imzalanan mutabakatın, poliçe hükümleriyle birlikte değerlendirildiğinde sigortalı aleyhine sonuç doğurabileceğini ortaya koymaktadır. İki karar birlikte okunduğunda ulaşılan sonuç şudur: belirleyici olan belgenin başlığı değil, poliçe hükümleri karşısında ödenen tutarın gerçek zararı karşılayıp karşılamadığıdır. Şerh ise sigortalının ispat konumunu belirgin biçimde güçlendirmektedir.</p>

<p><strong>VIII. BİLİRKİŞİ RAPORUNUN DENETİME ELVERİŞLİLİĞİ VE UYGULAMADAN BİR ÖRNEK</strong></p>

<p>Rayiç uyuşmazlıklarında rapora itirazın “rakam düşük” beyanından ibaret kalması sonuç vermemektedir. İtirazın, raporun kendi verileri üzerinden kurulması gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 279 uyarınca bilirkişi raporunun gerekçeli olması ve denetime elverişli bulunması zorunludur; birden çok veri kaynağından yararlandığını belirten bir raporun, hangi kaynağa neden üstünlük tanıdığını ve hangisini neden dışladığını açıklamaması bu zorunluluğun ihlalidir.</p>

<p>Uygulamadan alınmış ve tarafların kimliği ile dosya bilgileri çıkarılarak anonimleştirilmiş bir örnek meseleyi somutlaştırmaktadır. 2023 model, kaza anında yaklaşık 64.000 kilometrede bulunan üst donanımlı bir elektrikli otomobil, Ocak 2026'da geçirdiği kaza sonucu pert işlemi görmüş; sigortacı 2.120.000 TL ödeme yapmıştır. Görevlendirilen bilirkişi, rayiç tespiti için dört ayrı kaynağa başvurmuş ve bunların tamamını raporuna dercetmiştir: Kasko Değer Listesinin kaza ayına ait değeri 2.923.205 TL, kendi internet ilan araştırması 2.550.000 TL, kendi endeks projeksiyonu 2.572.338 TL, oto galericilerden derlenen tablonun ortalaması ise 2.275.000 TL olarak raporda yer almıştır. Dört verinin aritmetik ortalaması 2.580.136 TL'dir. Buna karşılık rapor, sonuç bölümünde 2.250.000 TL değerini benimsemiştir; yani kendi topladığı verilerin istisnasız hepsinin ve hatta kendi galerici tablosunun ortalamasının da altında bir sonuca varmıştır. Benimsenen tutar, üç galericiden birinin telefonla bildirdiği rakamla birebir aynıdır. Aralarında 648.205 TL fark bulunan bulguların nasıl uzlaştırıldığına ilişkin raporda tek bir cümle bulunmamaktadır.</p>

<p>İtiraz üzerine alınan ek rapor, galerici tablosundaki ortalamanın hatalı hesaplandığını kabul etmiş ancak sonucu değiştirmemiştir. Uyuşmazlık ancak yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirildiğinde çözülmüş; ikinci heyet kaza tarihi değerini 2.450.000 TL olarak belirlemiştir. Bu değerden 1.488.000 TL sovtaj düşüldüğünde ödenmesi gereken tutar 962.000 TL iken sigortacının nakit ödemesi 632.000 TL'de kalmış; aradaki 330.000 TL, yalnızca rayiç rakamının doğru belirlenmesiyle ortaya çıkmıştır. Örnek, iki noktayı göstermektedir: itiraz dilekçesinde yalnızca ek rapor değil, açıkça yeni bilirkişi talebinin de yer alması gerekir; ayrıca sovtaj kalemi rayiç kadar denetlenmediğinde, doğru bulunan bir rayiç dahi sonucu yeterince düzeltmemektedir.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Elektrikli araçlarda pert uyuşmazlıkları, klasik ağır hasar tartışmasından farklı bir eksende yürümektedir. Pert nitelendirmesi çoğu olayda çekişmesizken, tazminatın miktarı iki değişkene indirgenmiştir: kaza tarihindeki rayiç değer ve sovtaj bedeli. Bu iki kalemin de sigortacının atadığı eksper tarafından belirlendiği bir yapıda, denetimin sözleşme metni ve rapor tekniği üzerinden yapılması gerekir.</p>

<p>Bu çerçevede üç ölçüt öne çıkmaktadır. Birincisi, rayiç değerin kaza tarihine göre ve o tarihle örtüşen verilerle belirlenmesi; endeksleme yoluyla türetmenin, hele elektrikli araç segmentinde, gerçek zararı yansıtmadığının kabulü. İkincisi, poliçenin kendi öngördüğü tespit yönteminin sigortacıyı da bağladığı ve genel işlem koşulu denetimine tabi olduğu. Üçüncüsü, bilirkişi raporunun kendi verileriyle tutarlılığının denetlenmesi ve tutarsızlık hâlinde ek raporla yetinilmeyip yeni bilirkişi incelemesi talep edilmesi. Sigortalı tarafından yapılması gereken ise, kaza tarihine yakın ilan ve teklif verisini rizikonun gerçekleşmesinin hemen ardından kayıt altına almak ve ödeme belgesini fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan bir şerhle imzalamaktır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-kucukcankurtaran" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN"><img alt="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/08/melih-kucukcankurtaran.jpg" width="96" /></a></strong></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-kucukcankurtaran" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN">Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255501-e-2022839-e-ve-202313098-e-sayili-kararlari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 29.05.2025 tarihli ve 2025/5501 E., 2025/8818 K. sayılı kararı.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255501-e-2022839-e-ve-202313098-e-sayili-kararlari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 06.03.2024 tarihli ve 2022/839 E., 2024/2506 K. sayılı kararı.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255501-e-2022839-e-ve-202313098-e-sayili-kararlari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 06.03.2024 tarihli ve 2023/13098 E., 2024/2526 K. sayılı kararı.</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1409, 1425, 1459.</span></p>

<p><span style="color:#999999">6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 23.</span></p>

<p><span style="color:#999999">6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 279.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/elektrikli-araclarda-pert-bedeline-dair-uyusmazliklar-1</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/terazi/arac-kaza-elektrikli.jpg" type="image/jpeg" length="36906"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/5501 E., 2022/839 E. ve 2023/13098 E. sayılı kararları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255501-e-2022839-e-ve-202313098-e-sayili-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255501-e-2022839-e-ve-202313098-e-sayili-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 29.05.2025 tarihli, 2025/5501 E., 2025/8818 K. sayılı kararı, 06.03.2024 tarihli, 2022/839 E., 2024/2506 K. sayılı kararı ve 06.03.2024 tarihli, 2023/13098 E., 2024/2526 K. sayılı kararı,]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/5501 E., 2025/8818 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI: 2022/886 Değişik İş - 2022/886 Karar</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketi nezdinde Genişletilmiş Kasko Sigorta poliçesi ile sigortalı aracın tek taraflı tarafik kazası sonucu maddi hasara uğradığını, davalı ... şirketi tarafından ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle pert-total işlemi yapıldığını, aracın rayiç değerinin 285.000,00 TL, sovtaj bedelinin ise 211.900,00 TL olarak belirlendiğini ve bakiye 73.100,00 TL'nin ödendiğini, davalı ... şirketi tarafından aracın rayiç değerinin hatalı belirlendiğini, aracın gerçek rayiç değerinin 505.000,00 TL olduğunu, kendisine uzatılan belgeyi imzalamaktaki kastının ödemeyi bir an önce alabilmek olduğunu, davacının zor durumda kalmasının edimler arasında aşırı orantısızlık ortaya çıkardığını, bu orantısızlığın giderilerek aracın kaza tarihindeki gerçek rayiç değeri esas alınarak tarafına bakiye zararının ödenmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL pert işlemi fark bedelinin 17.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 157.000,00 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; araçta meydana gelen hasarın tespit için yapılan incelemelerde araçta meydana gelen hasar sonucunda aracın pert total olarak değerlendirilmesi kanaatine varıldığını ve bu hususta mutabakat sağlandığını, davacıya 73.100,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme ile davalının poliçe hükümlerini tamamen yerine getirdiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve davalı şirket arasında pert total işlemine ilişkin mutabakat bulunduğu ve 285.000,00 TL rayiç bedel üzerinden ödeme yapıldığı, bu ödemenin davacı tarafından fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere kabul edildiği, her ne kadar dosyaya sunulan 13.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda araç onarımının ekonomik olduğu tespitinde bulunulmuş ise de aracın tam hasarlı olup olmadığı noktasında taraflar arasında niza bulunmadığı, yargılamanın konusunun pert total işlemi yönünden bakiye alacak bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, rayiç bedel hususunda gerekçeli ve denetime açık olarak hazırlanan bilirkişi raporunda tespiti yapılan bakiye 157.000,00 TL bedel yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilerek davanın kabulü ile 157.000,00 TL pert fark bedelinin 01.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V.TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirkete hasar aşamasında başvuru yapılmış olup, yapılan inceleme sonucunda aracın pert total olarak değerlendirilmesi kanaatine varıldığı ve bu hususta mutabakat sağlanarak araç rayiç bedelinin 285.000,00 TL ve sovtaj bedelinin 211.900, 00 TL olması sebebiyle davacıya 73.000,00 TL ödeme yapıldığını, taraflar arasında bedel hakkında mutabık kalındığından davalının sorumluluğunun kalmadığını, dava konusu olay ile ilgili sınırlı süre ve sınırlı araştırma yetkisini haiz hakem yargılaması tarafından adil ve temyiz denetimine elverişli bir yargılama yapılabilmesinin olanaksız olduğunu, araç hasarına ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olup fahiş hesaplama yapıldığını, KDV dahil bedele hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde tazminata ancak komisyona başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini ve davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.</p>

<p>B. Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından Genişletilmiş Kasko Sigortası Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu araçta meydana gelen hasara ilişkin pert fark bedeli talebine ilişkindir.</p>

<p>Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre karar, usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/839 E., 2024/2506 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2021/1546 E., 2021/1921 K.<br />
DAVA TARİHİ : 07.07.2020<br />
HÜKÜM/KARAR : Davacı Vekilinin ve Davalı Vekilinin İstinaf Başvurusunun Kabulüne ve Davanın Kısmen Kabulüne<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : K-2020/433 E, 2021/379 K</p>

<p>Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı idareye bağlı ambulansın araç ve donanımının davalı ... tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, ambulansın 20.05.2019 tarihinde görev esnasında kaza yaptığını, kaza nedeni ile araçta hasar oluşup aracın pert ... geldiğini, kazanın davalıya bildirildiğini, davalının yaptığı değerlendirme sonrası pert total rayiç bedel mutabakatnamesi isimli belgeyi düzenleyip davacıya bağlı hastaneye gönderdiğini ve davalının ek teminatlar dahil 70.000 TL ödemeyi teklif ettiğini, teklifin poliçeye aykırı olması nedeni ile kabul edilmediğini, teklifin reddedilmesi üzerine davalının teklifi 75.000 TL ve ardından 85.000 TL olarak revize edip yine aynı isimli belgeyi düzenlediğini, yeni tekliflerin de kabul edilmediğini, poliçe incelendiğinde aracın kasko bedelinin 93.428 TL ,aksesuar bedelinin ise 50.000 TL ile teminat altına alındığını, aracın tam hasarı nedeni ile Can Ekspertiz şirketi aracılığı ile eksper atandığını, eksperin tazminat bedeli olarak KDV dahil 239.543,53 TL tespit ettiğini, bunun sadece araç hasarına ilişkin olduğunu, araç iç donanımı hakkında bu tespitte değerlendirme yapılmadığını, davacının prim borçlarını ödemesine rağmen davalının tazminat bedelini poliçe kapsamında ödemediğini, aracın tam hasarlı olması nedeni ile poliçedeki bedellerin ödenmesi gerektiğini, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması ile perte ayrılan araç için davalının sigorta poliçesi ile üstlenmiş olduğu araç bedeli ve donanımı toplam 143.428,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksper incelemesi sonucu araçta 203.007,23 TL hasar oluştuğunun hesaplandığını, bedelin yüksek olması nedeni ile araca pert işlemi uygulanmasının gerekli olduğunu, pert işlemi uygulanması için aracın piyasa rayiç bedelinin bilirkişi tarafından tespiti gerektiğini, aracın piyasa rayiç bedelinin poliçede belirtilen tutardan az olduğunu, aracın sovtaj bedelinin tespiti gerektiğini, davacının talep ettiği aksesuar bedelinin teminat kapsamında olmadığını, talebin standart dışı aksesuar klozuna dahil edilmesi düşünülecek ise bu teminat limitinin azami 50.000 TL olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; bilirkişi heyetinden 05.04.2021 tarihli rapor alındığı, rapora göre aracın piyasa rayiç değerinin 60.000 TL olarak belirlendiği, bilirkişi raporunun bu miktar yönünden denetime elverişli ve hükme esas alınacak nitelikte olduğu, davacının sovtaj bedeli talebinin olmadığı, davalı ile davadan önce yapılan yazışmalarda davalının 50.000 TL araç aksesuar bedelini ödemeyi kabul ettiği, bu hali ile davacının aksesusar bedeli talebinin de yerinde olduğu, davalı yönünden temerrüdün 07.07.2019 tarihinde gerçekleştiği kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, aracın piyasa rayiç değeri ile aksesuar bedeli olarak toplam 110.000 TL talebin yerinde olması nedeni ile, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 110.000,00 TL tazminat bedelinin temerrüt tarihi olan 07.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ambulansın tam hasara uğraması nedeni ile davalı ... şirketince atanan eksper tarafından yapılan inceleme sonucunda tazminat bedelinin KDV dahil 239.543,53 TL olarak tespit edildiğini, davalı tarafından belirlenen ekspertizin söz konusu raporunda araç değerinin 93.428 TL olarak belirlendiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sırasında bilirkişi tarafından araç değerinin 60.000 TL olarak tespit edildiğini, bilirkişi tarafından araç, normal kullanıma özgülenmiş bir kamvonet olarak kabul edilerek araç değerinin belirlenmeye çalışıldığından yapılan tespitin hatalı olduğunu, zira herhangi bir kamyonetin ambulans olarak kullanılmasının söz konusu olmayıp ambulans olarak kullanılacak araçların gerek tıbbi gerek mekanik düzenlemeye uygun olması gerektiğini, aracın rayiç bedeli hesaplanırken benzer nitelikteki bir ambulansın referans alınarak araç rayiç değerinin belirlenmesi gerektiğini, kaza nedeni ile pert işlemi yapılan ambulans için bilirkişi tarafından hazırlanan raporda sovtaj bedeli 13.000 TL. olarak hesaplandığını ve aracın bedelinden bu meblağın indirilerek iç donanım hariç ödenecek tazminat miktarı hesaplanmış ise de pert olarak ayrıldığı ve tamiri mümkün görünmeyen ağır hasarlı kazalı ambulans için kullanılabilir- değerlendirilebilir olduğu düşünülen malzeme hesaplamasının hatalı olduğunu zira tamir masrafının 239.548,53 TL olarak hesaplandığı; eş deyişle tamir masrafının piyasa değerini geçtiği ekspertiz raporu ile belirlenmiş aracın sovtaj bedelinin farazi ve yüksek olarak belirlendiğinin açıkça gösterdiğini, ayrıca, pert işlemi uygulanan durumlarda sigortalının hasarlı aracı talep etmemesi halinde sigortacı tarafından ödenecek tazminattan sovtaj düşülmemesi gerektiğini, Yargıtay'ın kararlarının da bu yönde olduğunu, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmaksızın ve dosya yeniden bilirkişiye gönderilmeksizin araç rayiç değeri 60.000 TL olarak kabul edilerek istinafa konu hüküm kurulduğunu, ayrıca dava dilekçesinde araç kasko bedeli olan 93.428 TL, Aksesuar (Standart Dışı) sigorta bedeli olan 50.000 TL olmak üzere toplam 143.428 TL'nin davalı ... (tacir) tarafından müvekkili idareye temerrüt (ticari) faizi ile ödenmesini talep etmiş olmalarına karşın yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.</p>

<p>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, aracın piyasa bedelinin neye göre belirlendiğinin ayrıntılı şekilde açıklanmadığını, dava konusu aracın 2013 model bir araç olduğunu, kaza tarihi itibari ile aracın 531.688 km'de olduğunu, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, aracın raporda da belirtildiği üzere davaya konu kazanın öncesinde 4 farklı kazasının söz konusu olduğunu, ilgili kazaların raporda belirtilmiş ise de bu kazaların aracın piyasa değerine etkisi araştırılmaksızın ve herhangi bir gerekçe gösterilmeden 60.000,00 TL bedel takdirinin yerinde olmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda doğrudan aracın 20.05.2019 kaza tarihinde piyasa rayiç bedelinin 60.000,00 TL olduğu, aracın iç teçhizatındaki donanımların sağlık sektörü ile ilgili özel donanımlar olması sebebiyle bilirkişilerin uzmanlık alanına girmediğini, davacı ile müvekkili şirket arasında aracın iç teçhizatı değeri hakkında görüşmelerde 50.000,00 TL rakamının belirlendiğinin dikkate alınabileceğini, buna göre araç teçhizatının 50.000,00 TL olduğunun kabul edilmesi halinde aracın iç teçhizat dahil piyasa rayiç değerinin 110.000,00 TL olabileceği belirtildiğini, aracın sovtaj bedeline ilişkin olarak ise 13.000,00 TL bedelin takdir edilmiş ise de bu tutarın da oldukça düşük olduğunu, yerel mahkemece sovtaj bedeli de davacıya ödenecek şekilde hüküm kurulmuş ise de aracın hurda halinin çekme belgeli şekilde müvekkili şirkete bırakılması hususunda herhangi bir açıklık getirilmediğini, bu hususta hüküm kurulmadığını, rapora konu aracın rayiç bedelinin tespiti konusunun bilirkişilerin uzmanlık alanının dışında kalmasına rağmen bu rayiç bedel araştırmasının hangi parametreler esas alınarak yapıldığının ayrıntıları ile açıklanmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aksesuar bedeli bakımından 50.000,00 TL teminatın tamamının ödenmesi gerektiği belirtilmiş ise de raporda herhangi bir gerekçe gösterilmediğini ve bu hususta araştırma yapılmadığını, aracın iç teçhizatındaki donanımların sağlık sektörü ile ilgili özel donanımlar olması sebebiyle bilirkişi uzmanlık alanının dışında olduğu, ancak davacı ile müvekkili şirket arasında aracın iç teçhizatı değeri hakkında görüşmelerde 50.000,00 TL rakamın belirlendiğinin bu nedenle de bu tutarın hükmedilmesinin uygun olacağının belirtildiğini, ancak, söz konusu iç donanımın kaza sonrasında ne kadarlık bir kısmının kullanılamaz ... geldiği, bunların bir sovtaj bedeli olup olmayacağı hususlarının araştırılmadığını, bilirkişiler tarafından düzenlenen hesap raporunda aracın iç teçhizatındaki donanımlar sağlık sektörü ile ilgili özel donanımlar olması sebebiyle bilirkişi olarak uzmanlık alanlarının dışında olduğunun belirtildiği, bu bağlamda alanında uzman kişiler tarafından aracın rayiç bedelinin tespit edilerek değer tespiti yapılması gerekir iken mahkemece eksik inceleme ürünü bilirkişi raporu üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının talep ettiği aksesuar bedelinin teminat kapsamında olmadığını, yerel mahkemece verilen ilamda, tarafların iddiaları ve savunmalarının hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, reddedilen veya kabul edilen kısımla ilgili gerekçelere yer verilmediğini, delillerin tartışılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortaya konu edilen aracın pert kabul edilmesi gerektiği değerlendirilerek piyasa rayiç değerinin 60.000,00 TL olduğu, aracın hurda değerinin 13.000 TL olduğu belirtilmiş olup davacı 22.04.2020 tarihli dilekçesinde sovtaj taleplerinin bulunmadığını açıkça beyan ettiğinden hükmedilecek tazminat tutarının bu sonuca göre belirleneceği, bahse konu eksikliğin giderilmesi amacıyla Türkiye Noterler Birliğine müzekkere yazılmış olup gelen cevabi yazı incelendiğinde; ... plakalı araç kaydının aktif olduğunun belirtildiği, gelen cevabi yazı ve hükme esas alınmaya elverişli 05.04.2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler ışığında davacının gerçek zarar miktarının 47.000 TL olduğunun kabul edilerek davalının bu yöndeki istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, öte yandan davacı yanın dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağa temerrüt faizi işletilmesini talep ettiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı, bu durumda mahkemece hüküm altına alınan tazminata ticari faiz niteliğindeki avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekirken yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, davalı ... şirketinin 50.000 TL'lik aksesuar bedeline yönelik istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar davalı mahkemece araştırma yapılmadan 50.000 TL aksesuar bedelinin belirlenip karar verildiğini belirterek hükmü istinaf etmiş ise de davalı ... şirketince 22.05.2019 tarihinde eksper atandığı, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu aracın rayiç bedeli olarak davacıya 35.000 TL, aksesuar bedeli olarak 50.000 TL teklif edildiği sabit olup davacının şirkete verdiği cevabi yazıda 50.000 TL donanım bedeline bir itirazının bulunmadığı, davalı tacir olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 21/3 madde hükmündeki; "Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır." düzenlemesi karşısında davalının 50.000 TL donanım bedeli ödemeyi davadan önce kabul ettiği yine TTK 1409.maddesi uyarınca sözleşmelerde öngörülen rizikolardan herhangi biri veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükümlülüğünün sigortacıya ait olup sigortacının bu yöndede dosyaya delil sunmadığı görülmekle davalının bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacının ve davalının istinaf başvurularının kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2.maddesi gereğince Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 02.06.2021 tarih ve 2020/433 E - 2021/379 K sayılı nihai kararının kaldırılmasına, düzeltilerek yeniden karar verilmesi ile davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 97.000,00 TL tazminat bedelinin temerrüt tarihi olan 07.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, rayiç bedelin düşük belirlendiğini, aracın normal kullanıma özgülenmiş kamyonet gibi değerlendirildiğini, kısmen redde ilişkin kısmı kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedelinin tahsili talebine ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401 vd. maddeleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları.</p>

<p><br />
3. Değerlendirme<br />
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p>

<p></p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/13098 E., 2024/2526 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/994 Değişik İş., 2022/996 Karar<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : 2022/İHK-49234<br />
Avukat ...<br />
DAVA TARİHİ : 27.01.2022<br />
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi/İtirazın Reddi<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : K-2022/165446</p>

<p><br />
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Karara davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.02.2021 tarihinde meydana gelen yangın neticesinde başvuru sahibinin aracının ağır derecede hasarlandığını, davalı şirket tarafından 625.000,00 TL ödendiğini, sigorta eksperi tarafından aracın rayiç değerinin 800.000,00 TL olarak belirlendiğini, ödenen 625.000,00 TL mahsup edilince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, ıslahla talebini 125.000,00 TL olarak belirlemiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından ihtirazi kayıt konulmadan imzalanan 23.03.2021 tarihli Kasko Ağır Hasarlı Pert Araç Mutabakatına göre 12.500,00 TL'nin sovtaj alıcısı tarafından ve 612.500,00 TL'nin sigorta kuruluşu tarafından ödenmesi şartıyla araç bedeli olarak davacıya toplam 625.000,00 TL ödendiğini, davalı ... şirketinin sorumluluğunu yerine getirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong><br />
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong><br />
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar<br />
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İtiraz Sebepleri<br />
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; davalı ... şirketinin sözleşme kurulurken müvekkiline ait hasar kaydını bildiğinden buna dayanarak tenzili muafiyet uygulanamayacağını, bilirkişi tarafından davalı ... şirketinin iddiaları göz önünde bulundurularak davalıdan ağır hasar kaydının bulunduğunu ispatlaması halinde aracın 2. el değeri üzerinden hesaplama yapılacağını belirtmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira davalı ... şirketinin özel bir sözleşme türü olan kasko poliçe sözleşmesini yaptığı esnada davacıya ait araçta ağır hasar kaydı bulunduğunu bildiğini, tenzili muafiyet şartlarının hiçbir şekilde gerçekleşmediğini, davalı ... şirketinin kasko poliçesinde belirtilen bedeli davacıya ödemek zorunda olduğunu, ayrıca ağır hasar işleminin aracın pert olduğu anlamına gelmeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından ihtirazi kayıt konulmadan imzalanan 23.03.2021 tarihli Kasko Ağır Hasarlı Pert Araç Mutabakatı incelendiğinde 12.500,00 TL'nin sovtaj alıcısı tarafından ve 612.500,00 TL'nin sigorta kuruluşu tarafından ödenmesi şartıyla araç bedeli olarak başvuru sahibine toplam 625.000,00 TL ödenmesi konusunda mutabık kalındığı, Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında 23.03.2021 tarihli Kasko Ağır Hasarlı Pert Araç Mutabakatı doğrultusunda başvuru sahibine 625.000,00 TL tutarın ödendiği, Akkasko-Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi'nde “8-Rayiç Bedel Tespiti” klozunda, “Daha önce trafikten çekilme işlemi yapılmış araçların, ağır hasara veya tam hasara uğraması durumunda güncel piyasa rayiç değeri üzerinden %25 tenzili muafiyet uygulanacaktır.” şeklinde detaya yer verildiği, dosya kapsamında sunulan SBM Tramer kayıtlarında davacının aracının 12.07.2020 tarihli hasar nedeni ile çekme belgeli olduğu, uzman bilirkişi tarafından hazırlanan raporda kaza tarihi itibari ile araç rayiç değerinin 750.000,00 TL olarak hesaplandığı, Akkasko-Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi'nde “8-Rayiç Bedel Tespiti” klozu doğrultusunda 750.000,00 TL'ye %25 tenzili muafiyet uygulanması durumunda 562.500,00 TL ödeme yapılması gerektiği, bu hesaba göre başvuru sahibine yapılan 625.000,00 TL ödeme ile zararın karşılandığının anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itirazlarında ileri sürülen nedenlerle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.<br />
<br />
C. Gerekçe:<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait araçta yangın sonucu meydana gelen hasar bedelinin tazmini talebine ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409, 1427 nci maddeleri, Kasko Sigortası Genel Şartları.</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p><br />
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20255501-e-2022839-e-ve-202313098-e-sayili-kararlari</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/yargi/yargitay-ll1.jpg" type="image/jpeg" length="84658"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarının Bilgi Sistemleri ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcılarının Ödeme Hizmetleri Alanındaki Veri Paylaşım Servislerine İlişkin Tebliğde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/odeme-ve-elektronik-para-kuruluslarinin-bilgi-sistemleri-ile-odeme-hizmeti-saglayicilarinin-odeme-hizmetleri-alanindaki-veri-paylasim-servislerine-iliskin-tebligde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/odeme-ve-elektronik-para-kuruluslarinin-bilgi-sistemleri-ile-odeme-hizmeti-saglayicilarinin-odeme-hizmetleri-alanindaki-veri-paylasim-servislerine-iliskin-tebligde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarının Bilgi Sistemleri ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcılarının Ödeme Hizmetleri Alanındaki Veri Paylaşım Servislerine İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, 04 Eylül 2026 Tarihli ve 33360 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından:</strong></p>

<p><strong>ÖDEME VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARININ BİLGİ SİSTEMLERİ İLE ÖDEME HİZMETİ SAĞLAYICILARININ ÖDEME HİZMETLERİ ALANINDAKİ VERİ PAYLAŞIM SERVİSLERİNE İLİŞKİN TEBLİĞDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 1/12/2021 tarihli ve 31676 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarının Bilgi Sistemleri ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcılarının Ödeme Hizmetleri Alanındaki Veri Paylaşım Servislerine İlişkin Tebliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“bbbb) Kimlik belgesi: 3/12/2019 tarihli ve 30967 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Yönetmeliğinde tanımlanan kimlik kartını,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Tebliğin 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “T.C. Kimlik Kartının” ibaresi “kimlik belgesinin” şeklinde değiştirilmiş ve on altıncı fıkrasında yer alan “resmi” ibareleri yürürlükten kaldırılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Tebliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve kimliği tespit edilecek kişinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “biyometrik verilerinin” ibaresi eklenmiş, birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri ile üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, yedinci fıkrasında yer alan “belgeler, bu belgelerin” ibaresi “kimlik belgesi, kimlik belgesinin” şeklinde değiştirilmiş, dokuzuncu fıkrasının (c) ve (ç) bentlerinde yer alan “belgenin” ibareleri “kimlik belgesinin” şeklinde değiştirilmiş, on dördüncü fıkrasında yer alan “30/4/2021 tarihli ve 31470 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“a) Kimlik tespitinin yapılabilmesi için kimliği tespit edilecek kişiden alınması gerekli bilgilerin ve kimlik belgesinin temin edilmesi.</p>

<p>b) Uzaktan kimlik tespiti için temin edilen kimlik belgesinin ve kimlik belgesinde bulunan veri ve bilgilerin doğruluğunun esas olarak yakın alan iletişimi kullanılarak kontrol edilmesi, beyaz ışık altında görsel olarak ayırt edilebilen güvenlik ögeleri, fotoğraf ve imza başta olmak üzere kimlik belgesinin ve kimlik belgesinde bulunan veri ve bilgilerin orijinallik, bütünlük, yıpranma ile tahrif edilme durumlarına ilişkin testlerinin yapılması ve kimlik belgesinin ön ve arka yüzünün görsel ögeler yönünden kontrolü sürecinin kesintisiz bir şekilde kayıt altına alınması.</p>

<p>c) (b) bendi uyarınca yakın alan iletişimi kullanılarak doğrulamanın herhangi bir nedenle yapılamaması halinde, kimlik belgesinin ve kimlik belgesinde bulunan veri ve bilgilerin doğruluğunun optik karakter tanıma, kart okuyucu veya MASAK’ın görüşü alınarak Banka tarafından belirlenen diğer yöntemlerden en az birisi kullanılarak kontrol edilmesi, beyaz ışık altında görsel olarak ayırt edilebilen ve en az 30/4/2021 tarihli ve 31470 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 19)’nde uygun görülen tür ve sayıdaki güvenlik unsurlarının, kimlik belgesinin ve kimlik belgesinde bulunan veri ve bilgilerin orijinallik, bütünlük, yıpranma ile tahrif edilme durumlarına ilişkin testlerin yapılması ve kimlik belgesinin ön ve arka yüzünün görsel ögeler yönünden kontrolü sürecinin kesintisiz bir şekilde kayıt altına alınması.”</p>

<p>“(3) Anonim ön ödemeli araçlar, 5549 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında kimlik tespiti yapılması zorunlu olmayan ve sürekli iş ilişkisi kapsamına girmeyen tek seferlik ödeme işlemleri ile Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 5)’nin 2.2.11 inci maddesinin birinci paragrafında belirtilen elektronik para ihracı ve ödeme işlemleri için gerekli bilgi, sözleşme, dekont ve benzeri belgelere ilişkin süreçlerin işletilmesi esnasında uzaktan iletişim aracı kullanılması halinde birinci fıkra hükümlerinin uygulanması zorunlu değildir.”</p>

<p>“(16) Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin kimlik tespiti Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 19)’nin 4/C maddesinde yer alan esaslar dâhilinde, Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatının (ICAO) 9303 sayılı standardına uygun, yakın alan iletişimi özelliği olan pasaport kullanılmak suretiyle uzaktan kimlik tespiti yoluyla yapılabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/odeme-ve-elektronik-para-kuruluslarinin-bilgi-sistemleri-ile-odeme-hizmeti-saglayicilarinin-odeme-hizmetleri-alanindaki-veri-paylasim-servislerine-iliskin-tebligde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="31936"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Miras Kalan Evde, Tek Başına Oturan Mirasçı, Diğer Mirasçılara, Kira Öder mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 23:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/heCKYfWcUo0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="73229"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KOŞULLU SALIVERİLME ORANLARI - DENETİMLİ SERBESTLİK SÜRELERİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kosullu-saliverilme-oranlari-denetimli-serbestlik-sureleri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kosullu-saliverilme-oranlari-denetimli-serbestlik-sureleri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td colspan="3" width="718">
   <h3><a name="_Toc133794613"><span style="color:#c0392b"><strong>KOŞULLU SALIVERİLME ORANLARI</strong></span></a></h3>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td width="353">
   <p><strong>Genel Kural</strong><br />
   Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.107/3-4’de öngörülen azami süreler değişmemiştir.</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p><strong>7242 sayılı Kanun Değişikliğinden Önce Oranlar</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="259">
   <p><strong>Güncel Oranlar</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="353">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>2/3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="259">
   <p>1/2</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="353">
   <p><strong>İstisnalar</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="259">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="353">
   <p>Kasten Öldürme Suçu (TCK m.81, 82, 83)</p>

   <p>Teşebbüs, olası kast ve haksız tahrik dahildir.</p>
   </td>
   <td width="107">
   <p>2/3</p>

   <p>(TCK m.83 yönünden 01.07.2016 tarihinden önce işlenen suçlarda 1/2)</p>
   </td>
   <td width="259">
   <p>2/3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="353">
   <p>Kasten Yaralama Neticesinde Mağdurun Yüzünde Sürekli Değişiklik Meydana Gelmesi (TCK m.87/2-d)</p>
   </td>
   <td width="107">
   <p>2/3</p>

   <p>(01.07.2016 tarihinden önce işlenen suçlarda 1/2)</p>
   </td>
   <td width="259">
   <p>2/3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="353">
   <p>İşkence ve Eziyet Suçları<br />
   (TCK m.94, 95, 96)</p>
   </td>
   <td width="107">
   <p>2/3 (01.07.2016 tarihinden önce işlenen suçlarda 1/2)</p>
   </td>
   <td width="259">
   <p>2/3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="353">
   <p>Basit Cinsel Saldırı Suçu<br />
   (TCK m.102/1)</p>
   </td>
   <td width="107">
   <p>2/3</p>
   </td>
   <td width="259">
   <p>2/3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="353">
   <p>Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu<br />
   (Yetişkin Hükümlü)<br />
   (TCK m.102/2)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>3/4<br />
   (28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlarda 2/3)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="259">
   <p>3/4<br />
   (28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlarda 2/3)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="353">
   <p>Çocuğun Cinsel İstismarı<br />
   (Yetişkin Hükümlü)<br />
   (TCK m.103)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>3/4<br />
   (28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlarda 2/3)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="259">
   <p>3/4<br />
   (28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlarda 2/3)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="353">
   <p>Reşit Olmayanla Cinsel İlişki<br />
   (TCK m.104/1)</p>
   </td>
   <td width="107">
   <p>2/3</p>
   </td>
   <td width="259">
   <p>2/3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="353">
   <p>Reşit Olmayanla Cinsel İlişki<br />
   Nitelikli Haller<br />
   (Yetişkin Hükümlü)<br />
   (TCK m.104/2-3)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>3/4<br />
   (28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlarda 2/3)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="259">
   <p>3/4<br />
   (28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlarda 2/3)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="353">
   <p>Cinsel Taciz<br />
   (TCK m.105)</p>
   </td>
   <td width="107">
   <p>2/3</p>
   </td>
   <td width="259">
   <p>2/3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="353">
   <p>Özel Hayata Karşı Suçlar<br />
   (TCK m.132 ila m.138)</p>
   </td>
   <td width="107">
   <p>2/3</p>
   </td>
   <td width="259">
   <p>2/3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="353">
   <p>Uyuşturucu ve<br />
   Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti<br />
   (Yetişkin Hükümlü)<br />
   (TCK m.188)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>3/4<br />
   (28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlarda 2/3)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="259">
   <p>3/4<br />
   (28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlarda 2/3)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="353">
   <p>Suç Örgütü Kurma, Yönetme ve Üye Olma Suçları ile Örgüt Faaliyeti Çerçevesinde İşlenen Suçlar<br />
   (TCK m.220, Örgüte Yardım Etme Hariç)</p>

   <p>Not: Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçları ile TCK m.102/2, 103, 104/2-3’de düzenlenen cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda koşullu salıverilme oranı Ceza İnfaz Kanunu m.108/9’a göre 3/4 olarak uygulanır.</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p></p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p>3/4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="259">
   <p></p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p>2/3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="353">
   <p>Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve<br />
   Casusluk Suçları<br />
   (TCK m.326 ila m.339)</p>
   </td>
   <td width="107">
   <p>2/3</p>
   </td>
   <td width="259">
   <p>2/3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="353">
   <p>Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu Kapsamına Giren Suçlar</p>
   </td>
   <td width="107">
   <p>2/3</p>

   <p>(01.07.2016 tarihinden önce işlenen suçlarda 1/2)</p>
   </td>
   <td width="259">
   <p>2/3</p>

   <p></p>

   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="353">
   <p><strong>Çocuk Hükümlüler:</strong><br />
   Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Tüm Suçlar<br />
   (TCK m.102 ila m.105),</p>

   <p>Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde<br />
   İmal ve Ticareti<br />
   (TCK m.188),</p>

   <p>Örgütlü Suçlar<br />
   (TCK m.220, yardım hariç),</p>

   <p>Terör Suçları<br />
   (3713 sayılı Kanun Kapsamına Giren Suçlar).</p>
   </td>
   <td width="107">
   <p>2/3</p>
   </td>
   <td width="259">
   <p>2/3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="353">
   <p></p>

   <p>Mükerrirler</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p></p>

   <p>3/4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="259">
   <p></p>

   <p>2/3</p>

   <p>(Tekerrür nedeniyle eklenecek süre, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz.)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="353">
   <p>İkinci Kez Mükerrirler</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>-</p>
   </td>
   <td valign="top" width="259">
   <p>3/4</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="353">
   <p>Terör Suçları</p>
   </td>
   <td width="107">
   <p>3/4</p>
   </td>
   <td width="259">
   <p>3/4</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="3" width="708">
   <h3><span style="color:#c0392b"><strong>DENETİMLİ SERBESTLİK SÜRELERİ</strong></span></h3>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3" valign="top" width="708">
   <p><strong>30.03.2020 Tarihinden Önce İşlenen Suçlar</strong></p>

   <p><strong>(5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Geçici m.6)</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="572">
   <p>Genel Kural</p>
   </td>
   <td colspan="2" valign="top" width="136">
   <p>3 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="572">
   <p>0-6 Yaş Aralığında Çocuğu Olan Kadın Hükümlüler</p>
   </td>
   <td colspan="2" valign="top" width="136">
   <p>4 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="572">
   <p>70 Yaşını Bitirmiş Hükümlüler</p>
   </td>
   <td colspan="2" valign="top" width="136">
   <p>4 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="572">
   <p>Ağır Hastalık, Engellilik ve Yaşlılık Sebebiyle Hayatını Tek Başına Sürdüremeyen 65 Yaş Üstü Hükümlüler</p>
   </td>
   <td colspan="2" valign="top" width="136">
   <p>Koşullu salıverilme için fiilen cezaevinde infaz edilmesi gereken süreler, azami süre sınırı olmaksızın denetimli serbestlikte infaz edilebilir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="572">
   <p><strong>Yukarıda Yer Alan Denetimli Serbestlik Sürelerinin İstisnaları:</strong></p>

   <p>1. Kasten öldürme (TCK m.81, 82, 83),</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

   <p>2. Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları,</p>

   <p>3. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (TCK m.87/2-d),</p>

   <p>4. İşkence suçu (TCK m.94 ve 95),</p>

   <p>5. Eziyet suçu (TCK m.96),</p>

   <p>6. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (TCK m.102, 103, 104 ve 105),</p>

   <p>7. Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (TCK m.132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138),</p>

   <p>8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (TCK m.188),</p>

   <p>9. TCK’nın İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan Millete ve Devlete karşı suçlar,</p>

   <p>10. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar.</p>

   <p></p>

   <p><strong>01.07.2016 Tarihinden Önce İşlenen Bazı Suçlar:</strong></p>

   <p>Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi (TCK m.83)</p>

   <p>Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (TCK m.87/2-d)</p>

   <p>İşkence suçu (TCK m.94 ve 95)</p>

   <p>Eziyet suçu (TCK m.96)</p>

   <p></p>

   <p>2, 3, 4, 5 ve 8 numarada yer alan suçlar; 0-6 yaş aralığında çocuğu bulunan kadın hükümlüler, yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler ile ağır hastalık, engellilik ve yaşlılık sebebiyle hayatını tek başına sürdüremeyen 65 yaş üstü hükümlüler yönünden istisna kapsamında değildir.</p>
   </td>
   <td colspan="2" valign="top" width="136">
   <p></p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p>1 Yıl</p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p></p>

   <p>2 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3" valign="top" width="708">
   <p><strong>30.03.2020 Tarihinden Sonra İşlenen Suçlar</strong></p>

   <p><strong>(5275 sayılı Kanun m.105/A)</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="572">
   <p>Genel Kural</p>
   </td>
   <td colspan="2" valign="top" width="136">
   <p>1 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="572">
   <p>0-6 Yaş Aralığında Çocuğu Olan Kadın Hükümlüler</p>
   </td>
   <td colspan="2" valign="top" width="136">
   <p>2 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="572">
   <p>Ağır Hastalık, Engellilik ve Yaşlılık Sebebiyle Hayatını Tek Başına Sürdüremeyen Hükümlüler</p>
   </td>
   <td colspan="2" valign="top" width="136">
   <p>3 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3" valign="top" width="708">
   <p>30.03.2020 tarihinden sonra işlenen suçlarda, hükümlünün denetimli serbestlikten faydalanabilmesi için açık ceza infaz kurumunda bulunması veya bu kuruma ayrılmaya hak kazanması gerekmektedir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3" valign="top" width="708">
   <p><strong>31.07.2023 Tarihi ve Öncesinde İşlenen Suçlar</strong></p>

   <p><strong>(5275 sayılı Kanun Geçici m.10/6)</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2" valign="top" width="574">
   <p><strong>01.07.2016 Tarihinden Önce İşlenen Bazı Suçlar:</strong></p>

   <p>Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi (TCK m.83)</p>

   <p>İşkence (TCK m.94 ve 95)</p>

   <p>Eziyet (TCK m.96)</p>

   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="134">
   <p>2 + 3 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2" valign="top" width="574">
   <p><strong>30.03.2020 öncesi (Geçici m.6 ve Geçici m.10/6 istisnaları dışındaki suçlar)</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="134">
   <p>3 + 3 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2" valign="top" width="574">
   <p><strong>30.03.2020 öncesi (Geçici m.6 istisnası olup Geçici m.10/6 istisnası olmayan suçlar)</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="134">
   <p>1 + 3 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2" valign="top" width="574">
   <p><strong>30.03.2020 öncesi (Geçici m.6 istisnası olmayıp Geçici m.10/6 istisnası olan suçlar)</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="134">
   <p>3 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2" valign="top" width="574">
   <p><strong>30.03.2020 - 31.07.2023 arası (Geçici m.10/6 istisnası olmayan suçlar)</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="134">
   <p>1 + 3 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2" valign="top" width="574">
   <p><strong>30.03.2020 - 31.07.2023 arası (Geçici m.10/6 istisnası olan suçlar)</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="134">
   <p>1 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2" valign="top" width="574">
   <p><strong>31.07.2023 - 04.06.2025 arası işlenen suçlar</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="134">
   <p>1 Yıl</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="2" valign="top" width="574">
   <p><strong>04.06.2025 sonrası işlenen suçlar</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="134">
   <p>1 Yıl (Beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilme süresinin onda birini kurumda geçirme şartıyla)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="3" valign="top" width="708">
   <p>5275 sayılı Kanun Geçici m.10/6’ya göre denetimli serbestlik uygulanan hallerde;</p>

   <p>- Toplam ceza on yıl ve daha fazla ise 3 ay (kapalı) + 3 ay (açık)</p>

   <p>- Toplam ceza on yıldan az ise 1 ay (kapalı) + 3 ay (açık)</p>

   <p>- Doğrudan açık ceza infaz kurumunda infaz edilen cezalarda 3 ay (açık)</p>

   <p>İnfaz şartı bulunmaktadır.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="0">
   <td width="572"></td>
   <td width="2"></td>
   <td width="134"></td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Beyza Başer Berkün</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/kosullu-tablo-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/kosullu-tablo-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/ds-tablo.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kosullu-saliverilme-oranlari-denetimli-serbestlik-sureleri-1</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/kelepce-tehs.jpg" type="image/jpeg" length="27631"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İdari İşleme Karşı İptal Davası: İdare Mahkemesinde Süre ve Şartlar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/idari-isleme-karsi-iptal-davasi-idare-mahkemesinde-sure-ve-sartlar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/idari-isleme-karsi-iptal-davasi-idare-mahkemesinde-sure-ve-sartlar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir belediyenin ruhsatınızı iptal ettiği, bir kurumun sizi görevden uzaklaştırdığı ya da bir kamu kurumunun talebinizi reddettiği tebligatı elinize aldığınız an, saat işlemeye başlar. <strong>İdari Yargılama Usulü Kanunu'na göre idare mahkemelerinde dava açma süresi kural olarak 60 gündür</strong> ve bu süre kaçırıldığında, işlem ne kadar hukuka aykırı olursa olsun dava açma hakkınız düşer. 2026 itibarıyla idare mahkemelerine yapılan başvuruların önemli bir kısmının, esasa girilmeden süre veya şekil şartları yüzünden reddedildiği biliniyor.</p>

<p>Bu yazıda idari işleme karşı iptal davasının hangi durumlarda açılabileceğini, sürenin nasıl hesaplandığını ve dilekçe aşamasında nelere dikkat edilmesi gerektiğini sade bir dille anlatıyorum.</p>

<p><strong>İdari İşlem Nedir, İptal Davasının Konusu Ne Olabilir?</strong></p>

<p>İdari işlem; bir kamu kurumunun, tek taraflı iradesiyle sizin hukuki durumunuzu doğrudan etkileyen kararıdır. Ruhsat iptali, disiplin cezası, imar planı değişikliği, sınav sonucunun iptali, kamulaştırma kararı ya da bir başvurunun reddi bunlara örnektir.</p>

<p>Diyelim ki bir esnaf olarak belediyeden işyeri açma ruhsatı aldınız, altı ay sonra belediye "usulsüzlük tespit edildi" gerekçesiyle ruhsatınızı iptal etti. Bu, sizin hukuki durumunuzu doğrudan ve <strong>kesin biçimde</strong> etkileyen bir idari işlemdir ve idare mahkemesinde iptal davasına konu olabilir. Danıştay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, dava konusu edilebilecek işlemin "kesin ve yürütülmesi zorunlu" nitelikte olması gerekir; hazırlık işlemleri veya görüş yazıları tek başına dava konusu yapılamaz.</p>

<p><strong>Bunu Biliyor Muydunuz?</strong></p>

<p>İdari işlemin "yazılı" olması şart değildir. Sözlü ya da zımni (üstü kapalı) ret de -belli koşullarda- dava konusu edilebilir. Örneğin başvurunuza 60 gün içinde hiç cevap verilmemesi, kanunda "zımni ret" sayılır ve süre bu tarihten itibaren işlemeye başlar.</p>

<p><strong>İdare Mahkemesinde Dava Açma Süresi: 60 Günlük Kritik Eşik</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) madde 7 uyarınca idare ve vergi mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı bir süre öngörülmemişse, <strong>60 gündür</strong>. Bu süre, yazılı bildirimin ilgiliye tebliğ edildiği tarihi izleyen günden başlar.</p>

<p>Şöyle bir örnek düşünelim: Ayşe Hanım'a 5 Mart'ta memuriyetten çıkarma kararı tebliğ edildi. 60 günlük süre 6 Mart'ta başlar ve tatile denk gelmiyorsa 4 Mayıs'ta sona erer. Ayşe Hanım bu tarihe kadar dava açmazsa, karar kesinleşir ve artık idare mahkemesinin önüne getirilemez.</p>

<p><strong>Süre Hesabında Dikkat Edilecek Noktalar</strong></p>

<p>Süre; tebliğ, ilan veya öğrenme tarihinden başlar. Sürenin son günü resmi tatile denk gelirse, dava açma hakkı tatili izleyen ilk iş günü sonuna kadar uzar. Vergi uyuşmazlıklarında da aynı 60 günlük genel süre geçerlidir, ancak bazı özel kanunlarda daha kısa süreler (ör. 30 gün) öngörülebilir, bu nedenle işlemin dayandığı kanunu mutlaka kontrol etmek gerekir.</p>

<p>Dava açma süresinin doğru hesaplanması, iptal davasının en kritik aşamasıdır.</p>

<p><strong>Dava Açmadan Önce Aranan Ön Şartlar</strong></p>

<p>Her idari işleme karşı doğrudan dava açılamaz. Bazı işlemler için önce idareye başvurmak, yani <strong>zorunlu idari başvuru yolunu</strong> tüketmek gerekir. Örneğin memur disiplin cezalarında veya bazı vergi işlemlerinde önce üst makama itiraz şartı aranabilir.</p>

<p>Mehmet Bey'in başından geçen bir durumu örnek verelim: kamulaştırma bedeline itiraz etmek isteyen Mehmet Bey, doğrudan idare mahkemesine gitmek yerine önce ilgili idareye yazılı başvuruda bulunmuş, idare 30 gün içinde cevap vermeyince bu süreyi bekleyip zımni ret oluştuktan sonra dava açmıştır. Doğru sırayı takip etmemiş olsaydı, davası "idari merci tecavüzü" gerekçesiyle usulden reddedilebilirdi.</p>

<p>Ayrıca dava açacak kişinin, işlemden <strong>menfaati doğrudan etkilenen</strong> (dava ehliyeti bulunan) kişi olması gerekir. Sadece "bu karar bana göre yanlış" demek yetmez; işlemin sizi kişisel, güncel ve meşru bir menfaat bakımından etkilediğini göstermeniz gerekir.</p>

<p><strong>Dava Dilekçesinde Bulunması Gereken Unsurlar</strong></p>

<p>İptal davası dilekçesi, İYUK'ta sayılan zorunlu unsurları içermelidir: tarafların kimlik ve adres bilgileri, dava konusu işlemin ne olduğu ve tebliğ tarihi, işlemin hangi gerekçelerle hukuka aykırı olduğu ve talep sonucu.</p>

<p>Pratikte en sık yapılan hatalardan biri, dilekçede sadece "haksızlık yapıldı" gibi genel ifadelere yer verip işlemin hangi kanun maddesine veya hangi usul kuralına aykırı olduğunu somut biçimde göstermemektir. İdare mahkemesi, dilekçedeki hukuki gerekçelerle ve dava dosyasındaki bilgi-belgelerle sınırlı inceleme yapar; bu yüzden dilekçenin ilk aşamada eksiksiz ve gerekçeli hazırlanması büyük önem taşır.</p>

<p><strong>Bunu Biliyor Muydunuz?</strong></p>

<p>Dava dilekçesi ile birlikte harç ve posta giderlerinin yatırılması da zorunludur. Bu eksik bırakılırsa mahkeme kalemi dilekçeyi işleme almaz ve süre kaybı yaşanabilir.</p>

<p><strong>Yürütmeyi Durdurma Talebi Ne Zaman İstenir?</strong></p>

<p>İdari işlemler, dava açılsa bile kural olarak <strong>uygulanmaya devam eder</strong>. İşlemin telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açacağı ve açıkça hukuka aykırı olduğu durumlarda, dava ile birlikte "yürütmenin durdurulması" talep edilebilir.</p>

<p>Örneğin işyeri ruhsatı iptal edilen bir esnaf, dava sonuçlanana kadar (bu süreç aylar sürebilir) işyerini kapatmak zorunda kalmamak için yürütmenin durdurulmasını isteyebilir. Mahkeme bu talebi kabul ederse, dava kesin karara bağlanana kadar işlemin uygulanması geçici olarak durur.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="2"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Aşama</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Ne Yapılır</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Tebliğ</p>
   </td>
   <td>
   <p>İşlem size veya vekilinize resmi olarak bildirilir, süre başlar.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>60 Gün İçinde Dava</p>
   </td>
   <td>
   <p>Dilekçe hazırlanır, gerekçeler ve deliller sunulur.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Yürütmeyi Durdurma</p>
   </td>
   <td>
   <p>Gerekliyse dilekçeyle birlikte talep edilir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Yargılama</p>
   </td>
   <td>
   <p>İdare savunma sunar, mahkeme dosya üzerinden inceler.</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Süreç başlamadan önce durumun bir avukatla birlikte değerlendirilmesi, olası usul hatalarını önler.</p>

<p><strong>Süreyi Kaçırırsanız Ne Olur?</strong></p>

<p>60 günlük süre geçtikten sonra açılan davalar, mahkeme tarafından işin esasına hiç girilmeden <strong>süre aşımı</strong> gerekçesiyle reddedilir. Bu, işlemin hukuka uygun bulunduğu anlamına gelmez; sadece dava açma hakkının artık kullanılamayacağı anlamına gelir.</p>

<p>Peki bu durumda hiçbir yol kalmıyor mu? Bazı istisnai hallerde (mücbir sebep, işlemin usulüne uygun tebliğ edilmemiş olması gibi) süre yeniden değerlendirilebilir. Ancak bu, kural değil istisnadır. Bu yüzden idari bir kararla karşılaştığınızda, "belki daha sonra hallederim" demek yerine süreyi hemen not etmek ve mümkünse vakit kaybetmeden bir değerlendirme yaptırmak en güvenli yoldur.</p>

<p>Şunu da hatırlatmakta fayda var: dava açmak her zaman tek yol değildir. Bazı idari uyuşmazlıklarda, taraflar arasında kalıcı ve daha hızlı bir çözüm için arabuluculuk veya idareyle uzlaşma seçenekleri de değerlendirilebilir; süreç herkes için yıpratıcı bir mahkeme sürecine dönüşmeden çözülebilir.</p>

<p><strong>İdare mahkemesine dava açmak için avukat tutmak zorunlu mu?</strong></p>

<p>Hayır, idare mahkemelerinde avukatla temsil zorunlu değildir; davacı dilekçesini kendisi de sunabilir. Ancak süre, ehliyet ve gerekçelendirme gibi teknik konularda hata riski yüksek olduğundan, bir avukattan destek almak sürecin sağlıklı ilerlemesine yardımcı olur.</p>

<p><strong>Zımni ret ne zaman oluşur?</strong></p>

<p>İdareye yaptığınız başvuruya 60 gün içinde cevap verilmezse, başvurunuz reddedilmiş sayılır. Bu tarihten itibaren dava açma süreniz işlemeye başlar; ancak cevap gelene kadar da bekleyebilirsiniz.</p>

<p><strong>Yasal Uyarı</strong></p>

<p>Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir; hukuki işlem yapmadan önce mutlaka bir avukata danışınız.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ"><img alt="Av. Aysel ABA KESİCİ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_177u8YhhhYlhlhjuauhghghhhghjhhhhhhhhjgjggjhhhhhghhghhhhhghghhjujhghhjhhjjhhhgjhjj8.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ">Av. Aysel ABA KESİCİ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/idari-isleme-karsi-iptal-davasi-idare-mahkemesinde-sure-ve-sartlar-1</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/terazi/tokamaksks.jpg" type="image/jpeg" length="25355"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YZ-Telif Kavgasında Sıradaki Cephe Lisans ve Ücret]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yz-telif-kavgasinda-siradaki-cephe-lisans-ve-ucret-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yz-telif-kavgasinda-siradaki-cephe-lisans-ve-ucret-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD yönetiminin New York Times–OpenAI davasında yapay zekâ eğitiminin genel olarak “adil kullanım” sayılması gerektiğini savunması, telif savaşında teknoloji şirketlerinin elini güçlendirdi. Ancak son mahkeme kararları, korsan kaynaklardan veri edinilmesi, eserlerle rekabet eden çıktılar ve gelişen lisans piyasası bakımından YZ şirketlerine umdukları açık çeki vermiyor. Avrupa ücret ve şeffaflık arayışını güçlendirirken, Türkiye’de komisyonda bulunan bir kanun teklifi YZ eğitimi için toplu lisans ve ödeme sistemi öngörüyor.</strong></p>

<p>Yapay zekâ şirketlerinin milyonlarca kitap, haber, müzik eseri ve diğer telifli içeriği modellerini eğitmek için hak sahiplerinden izin almadan kullanıp kullanamayacağına ilişkin küresel hukuk mücadelesi, ABD yönetiminin doğrudan ağırlık koymasıyla yeni bir aşamaya girdi.</p>

<p>ABD yönetimi, 1 Eylül'de New York federal mahkemesine sunduğu ve 2 Eylül'de kamuoyuna yansıyan görüşünde, OpenAI'nin New York Times ve diğer yayınlarla süren telif davalarında savunduğu temel teze destek verdi. Hükümete göre büyük dil modellerinin telifli metinlerle eğitilmesi genel olarak ABD telif hukukundaki “fair use” —adil kullanım— öğretisi kapsamında değerlendirilmeli. Yönetim, yapay zekâ gelişiminin bilimsel ilerleme, ekonomik büyüme ve ulusal güvenlikle da bağlantılı olduğunu ileri sürdü. Reuters'a göre bu, ABD federal yönetiminin hak sahipleri ile YZ şirketleri arasında büyüyen telif davalarına bu ölçüde doğrudan görüş bildirdiği ilk örnek olarak görünüyor.</p>

<p>Aynı gün ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick'in G20 ülkelerine, içerik üreticilerini korurken YZ şirketlerinin eserlerle model eğitebilmesine imkân veren düzenlemeler geliştirmeleri çağrısında bulunması, mahkemeye sunulan görüşün tek bir davaya ilişkin hukuki tercihten ibaret olmadığını gösterdi. Washington, geniş bir YZ eğitim alanını aynı zamanda teknoloji ve rekabet politikası meselesi olarak görüyor.</p>

<p>Ancak yönetimin görüşü davaya bakan mahkemeyi bağlamıyor. Üstelik “YZ eğitimi adil kullanımdır” önermesi, eserin korsan yollarla elde edilmesini, üçüncü kişilere dağıtılmasını veya modelin telif hakkını ihlal eden çıktılar üretmesini kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmiyor. ABD'de oluşmaya başlayan içtihadın en önemli özelliği de tam burada: <strong>“Eğitim” adı verilen sürecin bütün aşamalarını tek hukuki fiil gibi değerlendirmek giderek güçleşiyor.</strong></p>

<p><strong>Mahkemeler henüz “YZ istediği eseri kullanabilir” demedi</strong></p>

<p>ABD hukukundaki <i>fair use</i>, Türk hukukundaki genel bir “adil kullanım hakkının” karşılığı değil. Telifli bir eserin izin alınmadan kullanılmasının belirli koşullarda hukuka uygun sayılmasına imkân veren ve kullanımın amacı, eserin niteliği, kullanılan bölümün miktarı ile eserin mevcut veya muhtemel pazarı üzerindeki etkisini birlikte değerlendiren açık uçlu bir Amerikan öğretisi.</p>

<p>2025 ve 2026'da çıkan kararlar da bu nedenle birbirine benzeyen davalarda farklı sonuçlara yol açabiliyor.</p>

<p>En çok YZ şirketlerinin lehine yorumlanan karar, yazarların Anthropic'e karşı açtığı <strong>Bartz v. Anthropic</strong> davasında Haziran 2025'te çıktı. Federal Yargıç William Alsup, kitapların büyük dil modellerinin eğitiminde kullanılmasını “son derece dönüştürücü” bularak davadaki eğitim kullanımının adil kullanım kapsamında olduğuna karar verdi. Anthropic'in satın aldığı basılı kitapları tarayıp dijitalleştirmesi de ayrı bir gerekçeyle adil kullanım sayıldı.</p>

<p>Fakat kararın genellikle ikinci planda kalan başka bir bölümü vardı. Anthropic milyonlarca kitabı korsan internet kütüphanelerinden indirmiş ve bunların önemli bölümünü ileride kullanmak üzere kalıcı bir dijital kütüphanede tutmuştu. Mahkeme, korsan nüshaları elde edip genel amaçlı bir kütüphanede saklama işlemini eğitimdeki dönüştürücü kullanımın arkasına gizlemedi. Bu bölüm daha sonra 1,5 milyar dolarlık toplu dava uzlaşmasına dönüştü; uzlaşmaya Temmuz 2026'da nihai onay verildi. Bu bir mahkemenin 1,5 milyar dolar tazminata hükmetmesi değil, tarafların korsan kitaplar konusundaki davayı bu bedelle sona erdirmesi anlamına geliyor.</p>

<p>Meta hakkındaki <strong>Kadrey v. Meta</strong> kararı da teknoloji şirketleri lehine sonuçlandı, fakat kararın kapsamı daha da dikkatli okunmayı gerektiriyor. Yargıç Vince Chhabria Haziran 2025'te Meta'nın 13 davacı yazarın kitaplarını Llama modellerini eğitmek için kullanması bakımından adil kullanım savunmasını kabul etti. Bunun temel nedenlerinden biri, davacıların YZ tarafından üretilen eserlerin kitap pazarını “seyreltip” kendi eserleriyle rekabet edeceğine ilişkin anlamlı kanıt sunamamış olmasıydı.</p>

<p>Yargıç, Mart 2026 tarihli sonraki kararında yanlış anlaşılmaya yer bırakmayacak kadar açık bir düzeltme yaptı: Meta'nın kazanmasının nedeni, “korunan eserleri YZ eğitimi için kopyalamanın gerçekten adil kullanım olması” değildi; davacı avukatlarının pazar zararına ilişkin yeterli delil ortaya koyamamasıydı. Üstelik Meta'nın eserleri BitTorrent üzerinden indirirken aynı zamanda üçüncü kişilere dağıtıp dağıtmadığına ilişkin ayrı iddialar davada ileri sürülmeye devam etti.</p>

<p>Buna karşılık <strong>Thomson Reuters v. Ross Intelligence</strong> davasında Delaware federal mahkemesi farklı sonuca ulaştı. Ross'un Westlaw'daki telif korumalı hukuk özetlerinden yararlanarak doğrudan Westlaw ile rekabet edecek bir hukuki araştırma aracı geliştirmesini adil kullanım saymadı. Bununla birlikte Ross'un sistemi üretken YZ değildi; dolayısıyla kararın ChatGPT benzeri büyük dil modellerine doğrudan uygulanabilecek genel bir emsal olarak sunulması da doğru değil. Kararın önemi, ticari rekabet ve hak sahibinin pazarı üzerindeki etkinin adil kullanım değerlendirmesinde nasıl ağırlaşabileceğini göstermesinde. Karar ayrıca ara temyize açıldı.</p>

<p>Ortaya çıkan tablo, “YZ eğitimi serbesttir” veya “her eğitim için lisans gerekir” şeklindeki iki uç formülden hiçbirini henüz doğrulamıyor.</p>

<p><strong>Asıl savaş pazar zararına kayabilir</strong></p>

<p>ABD Telif Hakları Ofisinin Mayıs 2025'te yayımladığı üretken YZ eğitimi raporu da tam bu nedenle kategorik bir sonuçtan kaçınıyor. Kuruma göre bazı eğitim kullanımları adil kullanım sayılacak, bazıları sayılmayacak. Ticari olmayan araştırma amacıyla yapılan ve eserin parçalarını çıktıda yeniden üretmeyen kullanım yelpazenin bir ucundayken; korsan kaynaktan alınan ifade değeri yüksek eserlerin, piyasada bu eserlerle rekabet edecek sınırsız içerik üretmek üzere kullanılması diğer ucunda yer alıyor.</p>

<p>Bu ayrım, telif savaşının önümüzdeki dönemindeki en önemli soruyu da ortaya çıkarıyor: <strong>Bir YZ sistemi özgün eseri birebir kopyalamasa bile, aynı pazarda çok büyük miktarda ikame içerik üreterek o eserin ekonomik değerini azaltıyorsa ne olacak?</strong></p>

<p>Meta kararında Yargıç Chhabria'nın özellikle işaret ettiği “market dilution”, yani pazarın YZ üretimi benzer içeriklerle seyrelmesi tezi, bu nedenle hak sahipleri için güçlü fakat henüz yeterince denenmemiş bir dava yolu olabilir. ABD Telif Hakları Ofisi de yapay zekânın üretim hızı, hacmi ve eğitimde kullanılan eser sayısı nedeniyle telifli eserlerin pazarları üzerindeki etkinin daha önce görülmemiş bir ölçeğe ulaşabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Bu yaklaşım teorik değil. Sony Music Publishing ve Warner Chappell, Ağustos sonunda Anthropic'e karşı açtıkları yeni davada şirketin telifli şarkı sözleri ve notaları korsan kaynaklardan elde ettiğini, bunları eğitimde kullandığını ve Claude'un bazı sözleri yeniden üretebildiğini ileri sürdü. Anthropic iddialara karşı çıkıyor ve uygulamalarını mahkemede savunacağını ifade ediyor. Dava henüz sonuçlanmış değil; ancak eğitim, veri edinme yöntemi ve çıktıların birbirinden ayrı telif sorunları hâline gelmesinin güncel bir örneğini oluşturuyor.</p>

<p><strong>“Adil kullanım” yaratıcı emeğin karşılıksız aktarımına dönüşebilir mi?</strong></p>

<p>Yazarların ve yayıncıların itirazının ekonomik ağırlık noktası burada oluşuyor.</p>

<p>Bir YZ şirketi milyonlarca kitabı, haberi, fotoğrafı veya müzik eserini herhangi bir lisans bedeli ödemeden modelinin geliştirilmesinde kullanabiliyor ve bunun sonucunda ortaya çıkan ticari sistem aynı yaratıcı pazarlarda metin, görsel ya da müzik üretebiliyorsa hak sahipleri bunun yalnızca “öğrenme” olarak nitelendirilemeyeceğini savunuyor. New York Times da ABD yönetiminin son görüşüne verdiği yanıtta, hem YZ'nin hem yaratıcıların gelişebileceğini ancak YZ şirketlerinin ürünlerini mümkün kılan içerik için adil bedel ödemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Teknoloji şirketlerinin karşı savı da küçümsenebilecek türden değil. Milyarlarca eserin her biri için ayrı ayrı izin alınmasının işlem maliyeti yalnız en büyük şirketlerin karşılayabileceği ölçüye ulaşabilir; telif rejimi bu durumda eser sahiplerini korurken istemeden YZ sektöründe birkaç dev şirketin hâkimiyetini pekiştirebilir. ABD Telif Hakları Ofisi de lisans zorunluluklarının rekabet üzerindeki bu etkisini raporunda ayrıca tartışıyor.</p>

<p>Bu nedenle “adil kullanım sömürüye yol açar mı?” sorusunun basit bir evet-hayır cevabı yok. Fakat tartışmanın dengesi değişiyor: <strong>Eserlerin YZ için ekonomik bir değere sahip olmadığı artık söylenemiyor; çünkü eser sahipleri ile YZ şirketleri arasında gerçek bir lisans pazarı oluşmaya başladı.</strong></p>

<p>Nitekim davacı pozisyonundaki New York Times bile 2025'te Amazon'la yaptığı anlaşmayla haberlerinin ve diğer içeriklerinin Amazon'un YZ ürünlerinde ve kendi modellerinin eğitiminde kullanılmasına lisans verdi. Bu durum Times'ın OpenAI'ye karşı davasıyla çelişmekten çok, hukuki çekişmenin “YZ eserleri kullanabilir mi?” sorusundan <strong>“kimin izniyle ve hangi bedelle kullanabilir?”</strong> sorusuna kaydığını gösteriyor.</p>

<p>ABD Telif Hakları Ofisi de bazı yaratıcı sektörlerde doğrudan ve toplu lisans piyasalarının gelişmeye başladığını tespit etmiş durumda. Kurum, mevcut aşamada zorunlu bir devlet lisans sistemi getirmenin erken olduğunu, özel lisans piyasalarının gelişmesine fırsat verilmesi gerektiğini düşünüyor; ancak piyasanın dolduramadığı alanlarda daha sonra genişletilmiş toplu lisans modellerinin gündeme gelebileceği fikrini de göz ardı etmiyor.</p>

<p>Burada önemli bir hukuki incelik var: Bir hak sahibinin “bu kullanım için artık ücret istiyorum” demesi tek başına adil kullanımı ortadan kaldırmaz. ABD hukukunda dikkate alınan lisans pazarı, yalnızca sonradan talep edilmiş herhangi bir ödeme pazarı değil; geleneksel, makul veya gelişmesi muhtemel pazar olmalı. Ancak gerçek lisans anlaşmaları çoğaldıkça, YZ eğitiminin ekonomik bir lisans konusu olabileceğini kanıtlamak da hak sahipleri bakımından kolaylaşabilir.</p>

<p><strong>Tek tek sözleşme yerine toplu lisans mı?</strong></p>

<p>Tam bu noktada mahkeme salonlarının yanında yeni bir altyapı yarışı başladı.</p>

<p>ABD'deki Authors Guild, her YZ şirketinin milyonlarca yazarla ayrı ayrı anlaşmasının uygulanabilir olmadığını kabul ediyor ve bunun yerine gönüllü bir <strong>kolektif hak yönetimi</strong> modeli öneriyor. Sisteme katılan yazarların haklarını bir ortak kuruluş temsil edecek, YZ şirketleriyle ücret ve kullanım koşullarını müzakere edecek, tahsil edilen parayı yazarlara dağıtacak.</p>

<p>RSL Collective gibi yeni girişimler de internet yayıncılarının YZ kullanımına ilişkin şartlarını makine tarafından okunabilir biçimde ifade edebildiği ve topluca telif tahsil edebildiği modeller geliştiriyor. Buradaki düşünce, bugünkü “ya ai botunu tamamen engelle ya da içeriği serbest bırak” ikiliğinin yerine; eğitime izin, çıktı başına kullanım, atıf ve ücret gibi farklı şartların bilgisayarlar tarafından okunabilen lisanslara dönüştürülmesi. Sistemler henüz küresel standart niteliğinde değil; fakat telif tartışmasının salt yasaklama meselesinden <strong>hak yönetimi altyapısı</strong> meselesine geçtiğinin işaretlerinden biri.</p>

<p>Bunun işlerlik kazanabilmesi ise “ödeme havuzu” oluşturmaktan daha zor bir problemi çözmeyi gerektiriyor: Eserin ve paranın kime ait olduğunun belirlenmesi.</p>

<p>Dünya Fikri Mülkiyet Örgütünün WIPO Connect sistemi hâlihazırda eser, hak sahibi, kullanım ve telif ödemelerini eşleştirmek için kolektif hak yönetimi kuruluşlarınca kullanılabilecek bir altyapı sağlıyor. WIPO'nun International Standard Name Identifier (ISNI) sistemiyle yaptığı işbirliği de yaratıcıların aynı veya benzer isimlerden ayrıştırılarak benzersiz biçimde tanımlanmasını amaçlıyor. Ancak bir yazara dijital kimlik verilmesi tek başına YZ-telif sorununu çözmüyor. Sağlıklı bir ödeme sistemi için <strong>yazar → eser → hangi hakların kime ait olduğu → hangi YZ kullanımına hangi koşulla izin verildiği → gerçek kullanım → ödenecek bedel</strong> zincirinin kurulması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu, gelecekte telif hukukunun görünenden daha teknik cephesi olabilir. Milyarlarca veri parçasının kullanıldığı bir sistemde kullanımın ölçülemediği ve hak sahibinin güvenilir biçimde belirlenemediği durumda, mahkemenin tanıdığı ücret hakkı bile uygulamada tahsil edilemeyen bir hak olarak kalabilir.</p>

<p><strong>Avrupa ABD'den farklı bir denge arıyor</strong></p>

<p>Avrupa Birliği'nin çıkış noktası ABD'den farklı. AB hukukunda Amerikan tipi açık uçlu <i>fair use</i> öğretisi yerine, Telif Hakları Direktifi'nde metin ve veri madenciliğine ilişkin özel istisnalar bulunuyor. Genel metin ve veri madenciliği istisnasında hukuka uygun erişim şartı aranıyor ve hak sahibi çevrim içi içerikte haklarını uygun biçimde saklı tuttuğunda istisnadan yararlanmanın sınırı değişiyor.</p>

<p>AB Yapay Zekâ Tüzüğü de genel amaçlı YZ modeli sağlayıcılarına Birlik telif hukukuna uyum politikası oluşturma, hak sahiplerinin hak saklı tutma beyanlarını tanıma ve eğitimde kullanılan içeriğe ilişkin yeterince ayrıntılı bir özet yayımlama yükümlülüğü getiriyor. Bu hükümler doğrudan “her eğitim için ücret ödenecek” anlamına gelmiyor; ancak hak sahiplerinin hangi içeriğin kullanıldığını öğrenmesini ve haklarını ileri sürebilmesini kolaylaştıran bir şeffaflık katmanı oluşturuyor.</p>

<p>Avrupa Parlamentosu ise Mart 2026'da kabul ettiği bağlayıcı olmayan fakat siyasi yönü gösteren kararda daha ileri gitti. Parlamento, hak sahiplerinin adil ücret almasını, sektör bazında gönüllü toplu lisans anlaşmalarının geliştirilmesini, hak sahiplerinin eğitim dışında çıkarım ve benzeri kullanımlar üzerinde daha güçlü söz sahibi olmasını ve geçmiş kullanımlar için de orantılı bir ücret mekanizmasının incelenmesini istedi. Buna karşılık bütün eserleri kapsayan tek bir sabit bedelli “küresel lisans” fikrine karşı çıktı.</p>

<p>Dolayısıyla dünya tek bir rejime doğru ilerlemiyor. ABD şimdilik teknolojik dönüşümü <i>fair use</i> aracılığıyla geniş yorumlamaya daha açıkken, AB şeffaflık, hak saklı tutma ve gelişen lisans piyasasını daha belirgin biçimde sistemin içine çekiyor.</p>

<p><strong>Türkiye'de teklif için ABD'den çok farklı bir model öngörülüyor</strong></p>

<p>Türkiye bakımından mesele yalnız karşılaştırmalı hukuk tartışması değil.</p>

<p>Nisan 2026'da Türkiye Adalet Akademisi Dergisi'nde yayımlanan güncel bir çalışma, FSEK'te YZ eğitimi ve metin-veri madenciliğine özgü açık bir düzenleme bulunmadığını; mevcut istisnaların ABD'deki <i>fair use</i> gibi açık uçlu değil, sınırlı ve belirli kullanım hâllerine bağlı olduğunu belirtiyor. Çalışma, Türkiye için ayrıca bir metin ve veri madenciliği düzenlemesi öneriyor.</p>

<p>Bu çalışmayla aynı günlerde, 8 Nisan 2026'da TBMM'ye sunulan <strong>2/3634 esas numaralı FSEK değişikliği teklifi</strong> ise farklı bir tercihi ortaya koydu. MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk imzalı teklif 3 Eylül itibarıyla hâlen komisyonda.</p>

<p>Teklif yasalaşırsa Türkiye'de kullanıma sunulan YZ sistemlerinin eğitimi, geliştirilmesi, ince ayarı, test edilmesi, veri seti oluşturulması ve model iyileştirilmesi amacıyla eser ve bağlantılı hak konusu içeriklerin çoğaltılması, işlenmesi, veri madenciliğine tabi tutulması ve depolanması <strong>“uygun bedel karşılığında” lisansa bağlanacak</strong>. Sistem, hak sahiplerinin tek tek YZ şirketlerine başvurması yerine farklı eser alanlarının katılımıyla oluşturulacak tek bir ortak lisanslama birliği üzerinden işletilecek. Üye olmayan hak sahipleri de sistemden çıkmadıkları sürece temsil edilecek; isteyen hak sahibi yazılı bildirimle sistemden ayrılabilecek.</p>

<p>Teklif bununla da yetinmiyor. YZ çıktılarının mevcut eserleri doğrudan veya dolaylı olarak ikame etmesi, onların ekonomik değerinden yararlanması ya da onlarla ticari veya mesleki olarak rekabet etmesi hâlinde çıktı kullanımını da ücretli lisans kapsamına sokuyor. Tarifede kullanımın kapsamı ve yoğunluğu, kullanılan eser sayısı, hizmetin ticari ölçeği, hak sahibinin pazarındaki ikame etkisi, YZ kullanımındaki veri hacmi, yeniden kullanım sıklığı, modelin ticari yaygınlığı ve çıktıların ekonomik değeri gibi ölçütlerin dikkate alınması öngörülüyor.</p>

<p>Teklifin genel gerekçesi de tartışmanın ekonomik özünü alışılmadık açıklıkta ifade ediyor: bütün kullanımların serbest bırakılmasının insan emeğine dayalı üretici sektörlerden büyük teknoloji aktörlerine doğru <strong>“karşılıksız bir değer transferi”</strong> doğurabileceği, buna karşılık her hak sahibinden tek tek izin istemenin de fiilen işlemeyeceği belirtiliyor. Önerilen toplu lisans sistemi bu iki uç arasında bir ara çözüm olarak sunuluyor.</p>

<p>Bu model, yasalaşması hâlinde ABD'nin <i>fair use</i> ağırlıklı yaklaşımından belirgin biçimde ayrılacağı gibi, mevcut AB hukukundan da daha açık bir ücretlendirme tercihi içerecek. Bununla birlikte teklif yeni sorular da doğuruyor. Özellikle bir YZ çıktısının bir eseri “dolaylı olarak ikame edip etmeği” veya “ekonomik değerinden yararlanıp yararlanmadığı” sınırın nasıl ölçüleceği, ücretin hangi eser sahipleri arasında nasıl dağıtılacağı ve milyarlarca eğitim verisinin hangi esere ne ölçüde katkıda bulunduğunun nasıl saptanacağı uygulamanın en zorlu alanları olmaya aday.</p>

<p><strong>Kavganın ikinci dönemi başlıyor</strong></p>

<p>YZ-telif savaşının ilk dönemi büyük ölçüde şu soruyla geçti: <strong>Bir makinenin öğrenmesi için telifli eserlerin kopyalanması izin gerektirir mi?</strong></p>

<p>Mahkemelerden gelen ilk kararlar bu soruya tek bir cevap vermedi. Buna karşılık yeni bir ayrım giderek belirginleşiyor: Eser hangi kaynaktan elde edildi? Eğitimde ne amaçla kullanıldı? Model eserin kendisini yeniden üretebiliyor mu? Ürettiği içerik eser sahibinin pazarıyla rekabet ediyor mu? Bu kullanım için çalışan bir lisans piyasası var mı?</p>

<p>ABD yönetiminin OpenAI lehine görüşü bu denklemin teknoloji ve inovasyon tarafına ciddi siyasi ağırlık koyuyor. Fakat 1,5 milyar dolarlık Anthropic uzlaşması, devam eden korsan veri davaları ve büyüyen lisans piyasası, bunun yaratıcı eserlerin sınırsız ve bedelsiz bir YZ hammaddesine dönüşmesi anlamına gelmediğini gösteriyor.</p>

<p>Muhtemel gelecek de “yasaklama” ile “bedava kullanım” arasındaki tercihten ibaret olmayacak. Hukuka uygun veri kaynağı, kullanım şeffaflığı, hak saklı tutma mekanizmaları, bireysel ve toplu lisanslama, güvenilir eser ve hak sahibi tanımlayıcıları ile kullanım üzerinden ücret dağıtımını bir araya getiren katmanlı sistemler şimdiden ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bu nedenle telif savaşının bundan sonraki en önemli gündemi belki de makinelerin insan eserlerini “okuyup okuyamayacağı” değil. <strong>İnsanların ürettiği eserlerden YZ ekonomisinde doğan değeri kimin, hangi hukuk kuralıyla ve hangi payla alacağı.</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Şamil DEMİR"><img alt="Av. Şamil DEMİR" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/09/samil-demir.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Şamil DEMİR">Av. Şamil DEMİR</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yz-telif-kavgasinda-siradaki-cephe-lisans-ve-ucret-1</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/11/terazi/yapay-zeka-avukatlik-tekeli.png" type="image/jpeg" length="79368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağustos ayı kira artış oranı yüzde 31,79 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/agustos-ayi-kira-artis-orani-yuzde-3179-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/agustos-ayi-kira-artis-orani-yuzde-3179-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu, kiralara gelecek zamma ilişkin enflasyon verisini açıkladı. Ağustos ayı kira zam oranı da yüzde 31,79 oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ağustos 2026 TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) – Yİ-ÜFE (Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi) Oranları Türkiye İstatistik Kurumu tarafından belirlendi. Açıklanan verilere göre yeni oranlar aşağıdaki gibidir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="49"></td>
   <td valign="top" width="75"></td>
   <td colspan="2" width="118">
   <p><strong>Önceki Aya Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="121">
   <p><strong>Önceki Yılın Aralık Ayına Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="118">
   <p><strong>Önceki Yılın Aynı Ayına Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
   <td colspan="2" width="116">
   <p><strong>12 Aylık Ortalamalara Göre</strong></p>

   <p><strong>%</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="49">
   <p><strong>YIL</strong></p>
   </td>
   <td width="75">
   <p><strong>AY</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="60">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="60">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="61">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="60">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>Yİ-ÜFE</strong></p>
   </td>
   <td width="58">
   <p><strong>TÜFE</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="49">
   <p><strong>2026</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="75">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>2,57</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><strong>1,84</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><strong>20,88</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="61">
   <p><strong>22,07</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><strong>27,95</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>31,51</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>27,76</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p><strong>31,79</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Türk Borçlar Kanunu’nun 344. Maddesi gereğince; taraflarca bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla belirlenecek olup; Ağustos 2026 Kira artış oranı %<strong>31,79 </strong>olmuştur.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong>Kira Artışına Türk Borçlar Kanunu Uyarınca Uygulanan Endeksler (Oranlar)</strong></span></p>

<p></p>

<p>1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk borçlar kanunu 344. Madde</p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"></td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2026 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2027 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2028 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2029 YILI</strong></p>

   <p><strong><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2030 YILI</strong></p>

   <p><strong><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></strong><strong> </strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong>Ocak*</strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">33,98</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Şubat</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">33,39</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Mart</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">32,82</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Nisan</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">32,43</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Mayıs</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">32,24</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Haziran</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">32,03</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Temmuz</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">31,90</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>

   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Ağustos</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">31,79</td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>

   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Eylül</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Ekim</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Kasım</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Aralık</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109"></td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103"></td>
   <td valign="bottom" width="107"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"></td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2021 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2022 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2023 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2024 YILI</strong></p>

   <p><strong><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2025 YILI</strong></p>

   <p><strong><strong>ENDEKS</strong><strong>**</strong></strong><strong> </strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong>Ocak*</strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">12,53</td>
   <td valign="bottom" width="107">22,58</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>72,45</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>54,72</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>56,35</p>

   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Şubat</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">12,81</td>
   <td valign="bottom" width="107">25,98</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>71,83</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>55,91</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">53,83</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Mart</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">13,18</td>
   <td valign="bottom" width="107">29,88</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>70,20</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>57,50</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">51,26</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Nisan</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">13,70</td>
   <td valign="bottom" width="107">34,46</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>67,20</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>59,64</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">48,73</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Mayıs</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">14,13</td>
   <td valign="bottom" width="107">39,33</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>63,72</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>62,51</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">45,80</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Haziran</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">14,55</td>
   <td valign="bottom" width="107">44,54 (25,00)***</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>59,95</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>65,07</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">43,23</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Temmuz</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">15,15</td>
   <td valign="bottom" width="107">49,65 (25,00)***</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>57,45</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">65,93</td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p></p>

   <p>41,13</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Ağustos</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">15,78</td>
   <td valign="bottom" width="107">54,69 (25,00)***</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>56,28</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>64,91</p>

   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">39,62</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Eylül</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">16,42</td>
   <td valign="bottom" width="107">59,91 (25,00)***</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>55,30</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">63,47</td>
   <td valign="bottom" width="107">38,36</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Ekim</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">17,09</td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>65,26</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>54,26</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">62,02</td>
   <td valign="bottom" width="107">37,15</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Kasım</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">17,71</td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>70,36</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>53,40</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">60,45</td>
   <td valign="bottom" width="107">35,91</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72"><strong><strong>Aralık</strong></strong></td>
   <td valign="bottom" width="109">19,60</td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>72,31</p>

   <p>(25,00)***</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>53,86</p>

   <p>(25,00)****</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">58,51</td>
   <td valign="bottom" width="107">34,88</td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2016 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2017 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2018 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS </strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2019 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS** </strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2020 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS** </strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Ocak*</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,50</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>4,96</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,66</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>17,16</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>14,52</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Şubat</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,61</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>5,87</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,50</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>17,93</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>13,94</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,64</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>6,89</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,35</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>18,70</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>13,33</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,47</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>8,01</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,36</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,39</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,66</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Mayıs</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>5,19</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>9,02</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,80</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,91</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,10</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Haziran</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,91</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>9,98</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>16,57</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,88</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,88</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,77</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>10,94</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>17,41</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,91</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,51</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,51</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,05</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>18,78</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>19,62</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,27</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Eylül</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,07</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>13,26</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>21,36</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>18,27</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,47</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Ekim</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>3,83</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>14,47</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">23,73</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>16,81</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>11,74</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Kasım</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>3,93</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>15,38</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">25,52</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,87</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,04</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p><strong>Aralık</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p>4,30</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>15,82</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">27,01</td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p>15,18</p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p>12,28</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2015 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2014 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2013 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2012 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2011 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ocak*</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>9,59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>5,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>11,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>8,89</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Şubat</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>6,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>4,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,23</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>6,95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>4,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,36</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>7,36</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>7,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,17</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mayıs</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>8,66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,57</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,21</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Haziran</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,24</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,42</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,43</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,26</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,59</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,76</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Eylül</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,92</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>8,65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,03</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ekim</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,58</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,11</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>3,93</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>7,80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,26</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Kasım</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,32</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>4,10</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,98</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,72</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Aralık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,28</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,25</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>4,48</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,09</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2010 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2009 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2008 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2007 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2006 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>1,14</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>12,81</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,45</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Şubat</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>1,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>12,63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>5,94</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,08</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,04</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>1,63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,99</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>5,95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,63</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,49</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>2,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>10,65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>11,01</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,09</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mayıs</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>3,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>8,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>7,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,95</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,27</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Haziran</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>4,30</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>7,34</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>8,39</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,97</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,33</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,47</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,76</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>9,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>5,82</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>4,19</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>10,68</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>8,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>6,49</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Eylül</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>3,22</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>11,29</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>7,77</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>7,06</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ekim</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>7,71</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>2,20</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>12,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>7,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>7,76</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Kasım</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,27</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>1,37</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>12,56</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>8,60</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Aralık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>1,23</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>12,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>6,31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>9,34</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="bottom" width="72">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="109">
   <p><strong>2005 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2004 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2003 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="103">
   <p><strong>2002 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="107">
   <p><strong>2001 YILI</strong></p>

   <p><strong>ENDEKS</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ocak</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>14,55</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>23,61</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>45.9</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>66.8</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>48.0</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Şubat</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>14,70</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>21,49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>42.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>72.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>44.5</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mart</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>15,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>19,18</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>39.4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>75.4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>42.1</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Nisan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>14,96</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>17,03</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>37.8</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>75.3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>41.8</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Mayıs</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>13,97</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>15,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>36.7</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>73.6</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>42.3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Haziran</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>12,78</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>13,73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>35.4</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>71.5</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>43.3</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Temmuz</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>11,72</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>12,51</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>33.8</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>69.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>44.8</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ağustos</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>10,65</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,62</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>32.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>66.3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>46.9</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Eylül</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>9,54</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>30.3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>63.0</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>49.7</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Ekim</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>8,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>28.5</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>59.0</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>53.2</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Kasım</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>6,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,07</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>27.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>54.6</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>57.0</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="72">
   <p><strong>Aralık</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="109">
   <p>5,89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>11,09</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>25.6</p>
   </td>
   <td valign="top" width="103">
   <p>50.1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="107">
   <p>61.6</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p>* 26.02.2014 Tarihli ve 6527 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile 5429 sayılı Kanuna eklenen fıkra gereğince “Muhtelif mevzuatta Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE) ve Üretici Fiyat Endeksine (ÜFE) yapılmış olan atıflar, Kurumca hesaplanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksine (Yİ-ÜFE), tarım sektörü TEFE ve ÜFE’ye yapılan atıflar Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksine yapılmış sayılır.</p>

<p>** Özel hüküm bulunmayan durumlar için Türk Borçlar Kanunu’nun 344. Maddesine göre kira artış oranında 12 aylık ortalamaya göre belirlenen TÜFE oranı esas alınır.</p>

<p>*** <strong> </strong>7409 sayılı Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na eklenen Geçici 1. madde uyarınca (11.06.2022 ile 01.07.2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere) konutlarda kira artışına % 25 oranında üst sınır getirilmiştir. 12 aylık TÜFE ortalaması %25'ten daha düşük açıklanmış ise, üst sınır TÜFE'ye göre belirlenecek olup şayet 12 aylık TÜFE ortalaması %25'ten daha yüksek açıklanmış ise, bu durumda %25 oranında artış yapılabilecektir.</p>

<p>**** <strong> </strong>7456 sayılı Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na eklenen Geçici 2. madde uyarınca (02.07.2023 ile 01.07.2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere) konutlarda kira artışına % 25 oranında üst sınır getirilmiştir. 12 aylık TÜFE ortalaması %25'ten daha düşük açıklanmış ise, üst sınır TÜFE'ye göre belirlenecek olup şayet 12 aylık TÜFE ortalaması %25'ten daha yüksek açıklanmış ise, bu durumda %25 oranında artış yapılabilecektir.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/agustos-ayi-kira-artis-orani-yuzde-3179-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/kira-paras.jpg" type="image/jpeg" length="89349"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2022/2295 E., 2022/4956 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20222295-e-20224956-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20222295-e-20224956-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 23.06.2022 tarihli, 2022/2295 E., 2022/4956 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay </strong></p>

<p><strong>12. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/2295 E., 2022/4956 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi<br />
Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması<br />
Hüküm : CMK'nın 231/11. maddesine göre açıklanan; TCK'nın 133/1-3, 62, 52, 50, 52, 52/4. maddeleri gereğince mahkumiyet</p>

<p>Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:<br />
Dairemizin 26.01.2022 tarihli tevdii kararı uyarınca, katılan vekiline gerekçeli kararın sanığın temyiz dilekçesi ile birlikte usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve katılan adına vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmadığı belirlenerek yapılan incelemede:</p>

<p>Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 133/1-3, 62, 52. maddeleri gereğince 1 ay hapis ve 3.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına dair Üsküdar 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.05.2012 tarihli ve 2011/1496 Esas - 2012/836 Karar sayılı kararının 09.10.2012 tarihinde kesinleşmesini müteakip sanığın denetim süresi içinde 27.09.2014 tarihinde TCK'nın 86/2. maddesinde tanımlanan kasten yaralama suçunu işlediği ve Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verdiği, hükmün 05.06.2015 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına dair İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2016 tarihli ve 2015/914 Esas - 2016/171 Karar sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.</p>

<p>Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1- Sanık ...’in, katılan ...’ın çalışanı olduğu firmaya reklam hizmeti tedarik ederken, hizmetleri yeterli görülmeyip, kendisine iş verilmemesi nedeniyle gerek firma gerek firma çalışanlarını hedef aldığı dönemde, kendi ikrarına da konu olacak şekilde MSN aracılığıyla gerçekleşen görüntülü ve sesli görüşmeyi kaydederek, TCK’nın 133/1. madde ve fıkrasındaki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;</p>

<p>Katılanın, duruşmanın, 14.12.2011 tarihli oturumunda alınan; “…sanık yine internet ortamında işi devrettiği bayanın ortamdaki konuşmalarını kaydetmiş benimle ilgili olarak ta karşılıklı cep telefondunda yaptığımız konuşmaları kaydetip bunları montajlayarak internetteki kurduğu sitede yayınladı…” biçimindeki iddiasının aksine, sanığın, duruşmanın 11.05.2012 tarihli oturumunda alınan; “…beni işten çıkardılar, parasız kaldım, sonrasında yine müşteki ile ortak çalışan benim kuzenim olan İsmail … ve eşi Emine … ile internet ortamında görüntülü olarak görüşüyorduk, görüşme bitti zannederek bu kişiler müşteki ile konuşmaya başladılar, ben de bu görüntü ve sesleri kayda aldım, benim ve annemin aleyhine olumsuz şeyler konuşulmuştu, bu görüntüleri hiçbir yerde yayınlamadım…” biçimindeki savunması karşısında,</p>

<p>Maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi, sübuta ve suç vasfına ilişkin tereddütlerin giderilmesi amacıyla; iddianameye konu edilen görüntülü ve sesli kayıt sanıktan temin edilip, bir bilirkişiye inceletilerek, katılana ait konuşmaların hangi tarihte, nerede, kimler arasında geçtiğini ve içeriğini denetime olanak verecek şekilde açıklayan rapor düzenlettirilmesi, kayıtta montaj olup olmadığı hususu taraflardan sorulup, gerektiğinde uzman bir kriminal ses laboratuvarından rapor alınması, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, iddia ve savunmanın doğruluk derecesi açıklığa kavuşturulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,</p>

<p>2- Kabul ve uygulamaya göre de:</p>

<p>a) Sanık hakkında temel ceza belirlenirken, TCK’nın 133/1. madde ve fıkrasının yanında uygulama alanı bulunmayan aynı Kanunun 133/3. madde ve fıkrasının da yazılması suretiyle CMK'nın 232/6. madde ve fıkrasına uyulmaması,</p>

<p>b) Sanığın sübutu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 133. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu için temel ceza miktarının “iki aydan altı aya kadar hapis cezası” olarak belirlendiği gözetilmeden, sanığa hapis cezası yanında adli para cezası da hükmedilmesi,</p>

<p>c) CMK'nın 231. maddesinin 11. fıkrası uyarınca, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık hakkında durumunun değerlendirilerek kısmi infaz veya koşulların varlığı halinde TCK'nın 50. ve 51. maddelerinin uygulanması suretiyle yeni bir mahkumiyet hükmü kurulabileceği gözetilmeksizin, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işleyen ve kendisine yükümlülük yüklenmeyen sanık hakkında, yasal zorunluluk hali de bulunmadığı halde, sanığın 5 ay hapis ve günlüğü 20,00 TL’den 150 gün karşılığı 3.000,00 TL yerine hesap hatası sonucu 3.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve netice hapis cezasının gerekçeden yoksun şekilde 5 ay yerine 1 ay hapis cezası olarak tayinine ilişkin önceki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi yerine, açıklanması geri bırakılan hükümle birlikte verilen 5 ay hapis cezasının açıklanan hükümde günlüğü 20,00 TL’den 3.000,00 TL yerine hesap hatası sonucu 6.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesi ve adli para cezası ile ilgili önceki hükümdeki hesap hatası düzeltilerek doğrudan hükmedilen adli para cezasının 3.000,00 TL olarak belirlenmesi,</p>

<p>d) Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 133. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçuna ilişkin olduğu, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu için TCK'nın 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 133. maddesinin 1. fıkrasında temel ceza miktarının “iki aydan altı aya kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas - 2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas - 2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile “...kovuşturma evresine geçilmiş..., ...hükme bağlanmış...” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle;</p>

<p>Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,</p>

<p>Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilerek saklı tutulmasına, 23.06.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20222295-e-20224956-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/yargitaya-640x360.jpg" type="image/jpeg" length="73002"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deepfake ile Mücadelede Adli Bilişim: Yapay İçeriklerin Tespit Yöntemleri ve Sınırları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/deepfake-ile-mucadelede-adli-bilisim-yapay-iceriklerin-tespit-yontemleri-ve-sinirlari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/deepfake-ile-mucadelede-adli-bilisim-yapay-iceriklerin-tespit-yontemleri-ve-sinirlari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p>Derin sahte (deepfake) teknolojisi, yapısı gereği gerçekte var olmayan bir sesin, görüntünün yahut video kaydının gerçekmiş gibi yahut var olan bu verilerin farklı şekil ve içeriklerle topluma sunulmasını mümkün kılmaktadır. Bu sahtecilik ile kişiler hakkında şantaj ya da kişiler üzerinden menfaat temin edilebilmektedir. Kişisel verilerin belirli algoritmik süreçlerden geçirilerek manipülasyona açık hâle getirilmesi; finansal kayıplar, siber zorbalık ve dolandırıcılık gibi zararlı eylemlerin artmasına zemin hazırlamakta, özellikle teknolojik okuryazarlık seviyesi düşük olan çocuklar ve yaşlı bireyler saldırganlar açısından kolay hedef hâline gelmektedir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> Bu tablo karşısında, derin sahtecilikle mücadele ve bu sahteciliğin tespiti için geliştirilmiş bazı teknolojik önerilerin bilinmesinde fayda bulunmaktadır. Zira soruşturma evresinde bir kaydın yapay olup olmadığının saptanamaması, hem masum kişilerin sahte delillerle itham edilmesine hem de gerçek delillerin sahtelik iddiasıyla etkisizleştirilmesine yol açabilecektir.</p>

<p><strong>II. Tespit Yöntemleri</strong></p>

<p><strong>Konuşmacı Tanıma (Speaker Recognition): </strong>Konuşmacı tanıma sistemleri, konuşmacı kimlik tespiti (identification) ve konuşmacı doğrulama (verification) olmak üzere iki temel bileşen üzerine inşa edilmiştir. Kimlik tespiti sistemleri, yalnızca ses girdisine dayanarak konuşmacının kim olduğunu belirlemeyi amaçlarken; otomatik konuşmacı doğrulama sistemleri, belirli bir ses örneğinin beyan edilen kimliğe ait olup olmadığını doğrulamaya yönelik çalışmaktadır. Bu teknolojiler, yeni ses örneklerinin, önceden oluşturulmuş ses izleri (voice prints) veri tabanlarıyla karşılaştırılması esasına dayanmaktadır.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a></p>

<p><strong>Ses Canlılığı Tespiti (Voice Liveness Detection): </strong>Ses canlılığı tespiti teknolojileri, bir sesin gerçek bir birey tarafından o anda üretilip üretilmediğini veya önceden kaydedilmiş bir ses dosyasından gelip gelmediğini belirleyebilmektedir. İnsan kulağı tarafından neredeyse ayırt edilemez düzeyde üretilen ses klonları dahi, bu tür yapay zekâ tabanlı tespit sistemleri tarafından fark edilebilen belirli akustik anomaliler veya üretilmiş ses artefaktları içerebilmektedir. Bununla birlikte telefon görüşmeleri veya radyo röportajları gibi düşük kaliteli ses kayıtlarında bu sistemlerin doğruluk oranı ve güvenilirliği önemli ölçüde azalmaktadır.</p>

<p><strong>Yüz Tanıma (Facial Recognition): </strong>Yüz tanıma sistemleri, dijital ortamlarda kişilerin kimliğini belirlemek amacıyla kullanılan biyometrik tabanlı yazılımlar olup, aynı zamanda sahte veya manipüle edilmiş görsel materyallerin analizinde de kullanılabilmektedir. Derin sahte algoritmaları; yüzleri bükme, germe, yeniden biçimlendirme veya yalnızca belirli yüz hatlarını değiştirme eğiliminde olup, bu durum morfolojik tutarsızlıklar veya orantısal bozulmalar meydana getirmektedir. Dolayısıyla yüz tanıma sisteminin görseldeki kişi ile beyan edilen kimliği eşleştirememesi, derin sahtecilik olduğuna karine oluşturabilir.</p>

<p><strong>Yüz Özelliklerinin Analizi (Facial Feature Analysis): </strong>Son yıllarda yapılan çalışmalar; burun, ağız ve gözlerin konumu, hareketi ve kas dinamikleri gibi yüz hattına ilişkin işaretlerin (facial landmarks) analizi yoluyla derin sahte manipülasyonlarını tespit edebilen algoritmaların geliştirilmesine odaklanmaktadır. Görsel adli bilişim alanında yer alan araştırmalar; göz kırpma frekansındaki eksiklikler, kaş hareketlerindeki senkronizasyon bozuklukları veya mikro düzeydeki ifadelerin tutarsızlıkları gibi göstergeleri temel alarak sahte içeriklerin belirlenebildiğini ortaya koymaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Geçici Tutarsızlıkların Analizi (Temporal Inconsistencies): </strong>Derin sahte videoların üretim süreci genellikle bir video dizisindeki her bir kareye (frame) ayrı ayrı müdahale edilmesi yoluyla yürütülmektedir. Bu durum, kareler arasında zamansal bütünlüğün bozulmasına ve doğal olmayan hareket geçişlerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu tür tutarsızlıklar; baş pozisyonunda ani değişimler, dudak hareketlerinin konuşma ile uyumsuzluğu veya yüz kaslarının doğallıktan uzak hareketleri şeklinde gözlemlenebilir.</p>

<p><strong>Görsel Artefaktlar (Visual Artefacts): </strong>Görsel derin sahtecilik sürecinde yalnızca görüntünün belirli bölümleri değiştirildiğinde, algoritmalar orijinal ve manipüle edilmiş bölgeler arasında yapay bir geçiş yüzeyi oluşturmak zorundadır. Bu geçişler genellikle bulanıklık, renk geçişinde düzensizlik ve kenar bozulmaları gibi görsel artefaktlar şeklinde ortaya çıkmaktadır. Ayrıca derin öğrenme modeli sınırlı sayıda kaynak görüntü ile eğitilmişse, hedef yüzün belirli mimik ve ifadeleri algoritma tarafından tahmin edilmekte ve bu durum doğallık dışı yüz ifadelerinin üretilmesine yol açmaktadır. Arka planların gerçeklik düzeyinin düşük olması ve ışıklandırma değişimlerinin doğru biçimde modellenememesi de derin sahteciliğe işaret eden karakteristik göstergelerden kabul edilebilir.</p>

<p><strong>Gerçeklik Göstergelerinin Yokluğu (Lack of Authentic Indicators): </strong>Kamera sensörleri, çiplerin üretim sürecinden kaynaklanan küçük farklılıklar nedeniyle duyarlılığı az da olsa değişen mikroskobik pikseller oluşturmaktadır. Bu farklılıklar, her kamera ile kaydedilen görüntü veya videoda tespit edilebilen bir tür gürültü filigranı (noise watermark) oluşturmaktadır. Deepfake algoritmaları ise çoğu zaman bu ayırt edilebilir deseni bozarak ya da tamamen ortadan kaldırarak, içeriğin sahte olduğuna işaret eden bir belirti bırakmaktadır.</p>

<p><strong>III. Teknolojik Tespitin Sınırları</strong></p>

<p>Derin sahtecilik yöntemleriyle üretilmiş verilerin tespiti için yapay zekâ modellerinin kullanılması tavsiye edilse de, bu yöntemin her zaman sağlıklı sonuçlar vermeyebileceği ileri sürülmüştür. Bu görüşe göre; yalnızca derin sahteleri tespit etmeye yönelik yapay zekâ modelleri geliştirmek, görsel-işitsel yanlış veya yanıltıcı bilgi (mis/disinformation) sorununa tek başına koruma sağlamaz. İlk olarak, yapay zekâ tarafından üretilen videolar manipüle edilmiş medyanın yalnızca bir örneğini oluşturmakta ve günümüzdeki görsel manipülasyonların büyük bir kısmı düşük teknolojili (low-tech) ve yapay zekâ temelli olmayan yöntemlerle gerçekleştirilmektedir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a> Örneğin Mayıs 2019'da yayımlanan ve ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'yi sarhoşmuş gibi gösteren video, bir shallowfake yani basit manipülasyon örneğidir; çünkü video yalnızca yavaşlatılarak değiştirilmiştir. Genel olarak bakıldığında, video temelli yanlış bilgilendirme örneklerinin büyük kısmı, görüntü veya sesin doğrudan değiştirilmesinden ziyade, bağlamından koparılmış ya da yanlış başlıklarla sunulmuş gerçek içeriklerden oluşmaktadır.</p>

<p>İkinci olarak, derin sahtecilikle üretilmiş bir videonun tespit edilmesi durumunda dahi, tespite ilişkin anlamın doğru biçimde yorumlanması gerekmektedir. Teknik tespit araçları, bir videonun nasıl üretildiği veya sahteciliğe konu edildiği hakkında bilgi verebilir; ancak içeriğin yanlış bilgi mi, yoksa yanlış yönlendirme mi içerdiğini, hatta bağlamını belirleyememektedir. Dolayısıyla bir teknoloji platformu, yanıltıcı ve aldatıcı yapay içerikleri kaldırmak isteyebilir; fakat aynı zamanda yapay zekâ ile üretilmiş mizahi, sanatsal veya tarafsız içeriklerin platformda kalmasında bir sakınca görmeyebilir. Ayrıca içeriğin doğası, her zaman üreticinin niyetini (örneğin aldatmak mı, bilgilendirmek mi) açık biçimde ortaya koymamaktadır.</p>

<p><strong>IV. Hukuk ile Teknolojinin Eş Güdümü</strong></p>

<p>Yavuz'a göre derin sahteciliğin kötüye kullanımıyla mücadelede teknolojiden faydalanmak sorunları kayda değer ölçüde dindirebilir; teknolojik çözümler, derin sahtelerin insan hakları ve demokrasiye karşı oluşturduğu tehditlere karşı bir ölçüde derman olabilir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a> Bizim de katıldığımız bu yaklaşım, sağlıklı ve gerçekçi bir mücadele ve müdahale yollarından biridir. Çünkü hukuk kuralları, toplumsal değişimlerin yaratacağı muhtemel sonuçlar henüz belirginleşmeden proaktif bir yaklaşımla düzenleme yapabildiği gibi; bazen de ortaya çıkan sorunlara karşı deneme-yanılma yöntemiyle gecikmeli çözümler ve yaptırımlar geliştirebilmektedir. Bu ikinci durumda hukuki normların tesisi ancak toplumsal düzen sarsıldıktan sonra gerçekleşebilmekte; hukuk, yeri geldiğinde maalesef geç kalınmış bir adalet mekanizmasına dönüşebilmektedir. Söz konusu durumların; toplum, birey ve kurum menfaatlerini geri dönüşü olmayan ihlallere maruz bırakması, bu ihlallerle mücadelede hukuk ile teknolojinin eş güdümlü hareket etmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda gerekli yazılımsal altyapıların inşası, ilgili personelin eğitimi ve araştırma-geliştirme laboratuvarlarının tesisi, derin sahteciliğin suistimal edilmesine karşı hukuki düzlemde de en etkin stratejik adımları teşkil edecektir. Aksi takdirde ilgili hukuk normları ihdas edilse dahi, teknik yetersizlikler nedeniyle bu normların işlerlik kazanması ve suçun tespiti mümkün olmayacaktır.</p>

<p><strong>V. Yargı Uygulamasına Yansımalar</strong></p>

<p>Türk yargı uygulaması, kayıtların otantikliğinin teknik incelemeyle denetlenmesi gerektiğini kabul etmektedir.<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20222295-e-20224956-k-sayili-karari" rel="dofollow"> Yargıtay 12. Ceza Dairesi</a>; iddiaya konu görüntülü ve sesli kaydın bilirkişiye inceletilmesi, kayıtta montaj olup olmadığının araştırılması ve gerektiğinde uzman bir kriminal ses laboratuvarından rapor alınması gerektiğini vurgulamıştır.<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20222295-e-20224956-k-sayili-karari" rel="dofollow">[5]</a> Aynı hassasiyetin köklerini, <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-197141-e-197167-k-sayili-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi'nin 1971 tarihli kararı</a>nda da bulmak mümkündür: Mahkeme, ses bantlarını inceleyen bilirkişilerin kimliklerinin ve teknik yetkinliklerinin denetlenememesini delil değerini gölgeleyen bir husus olarak kaydetmiş; teknik verilerin hukuk yönünden tam bir güvenle kabul edilebilmesi için dışsal ve usulüne uygun destekleyici unsurlarla tahkim edilmesi gerektiğini belirtmiştir<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-197141-e-197167-k-sayili-karari" rel="dofollow">.[6] </a>Deepfake çağında bu içtihadi birikim; tespit raporlarının hangi yöntemle, hangi yetkinlikteki uzmanlar tarafından ve hangi hata payıyla düzenlendiğinin mahkemelerce sorgulanması gerektiği şeklinde güncellenmelidir.</p>

<p><strong>VI. Sonuç</strong></p>

<p>Tüm açıklamalar kapsamında denilebilir ki; derin sahteciliğin tespitine yönelik teknolojik yöntemler soruşturma makamları için vazgeçilmez araçlar olmakla birlikte, hiçbiri tek başına mutlak güvenilirlik sunmamaktadır. Suçun soruşturulması evresinde yalnızca yasal düzenlemelerin varlığı yeterli olmayıp; elektronik delillerin otantikliğini saptayabilecek gelişmiş yazılımsal altyapıların inşası ve teknik kapasitesi yüksek uzman personelin istihdamı, suçun tespiti ve normların etkin tatbiki açısından stratejik bir zorunluluktur. Teknik veriye duyulan hukuki güven, ancak katı usuli güvencelerle ve teknoloji-hukuk eş güdümüyle korunabilecektir.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-coskun-genc" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Coşkun GENÇ"><img alt="Av. Coşkun GENÇ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/06/coskun-genc.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-coskun-genc" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Coşkun GENÇ">Av. Coşkun GENÇ</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999">Deepfake Bilgi Notu, Kişisel Verileri Koruma Kurulu, KVKK Yayınları, No: 75, Ankara, 2025, s. 8.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999">Tespit yöntemlerine ilişkin açıklamalar için bkz. UNIT, Scientific Foresight, Tackling Deepfakes in European Policy, European Parliament, Brussels, 2021, s. 17-19.</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999">The Deepfake Detection Challenge: Insights and Recommendations for AI and Media Integrity, Partnership on AI, 2020, s. 8.</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999">Yavuz, Can, Deepfake (Derin Sahte): Yapay Zekâ Tarafından Üretilen Yeni Nesil Görsel-İşitsel İçerik, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2022, s. 274-275.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20222295-e-20224956-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20222295-e-20224956-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2022/2295 E., 2022/4956 K. sayılı ve 23.06.2022 tarihli kararı</span></a><span style="color:#999999">. Kararın tam metni için </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20222295-e-20224956-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-ceza-dairesinin-20222295-e-20224956-k-sayili-karari</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-197141-e-197167-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[6]AYM'nin 17.8.1971 ve 19.8.1971 günlü, 1971/41 E., 1971/67 K. sayılı kararı </span></a><span style="color:#999999">(RG 15.1.1972, S. 14073). </span><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-197141-e-197167-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/aymnin-197141-e-197167-k-sayili-karari</span></a></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999">Konuya ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerimiz için bkz. GENÇ, Coşkun, Bilişim Suçlarının Soruşturulması ve Koruma Tedbirleri, Yetkin Yayınları, Ankara, 2026, s. 426 vd.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/deepfake-ile-mucadelede-adli-bilisim-yapay-iceriklerin-tespit-yontemleri-ve-sinirlari-1</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/terazi/yapay-zekama.jpg" type="image/jpeg" length="79468"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay Zeka Ve Hukuk - Yapay Zekâ Bizi Platon’un Mağarasına Geri mi Döndürüyor?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yapay-zeka-ve-hukuk-yapay-zeka-bizi-platonun-magarasina-geri-mi-donduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yapay-zeka-ve-hukuk-yapay-zeka-bizi-platonun-magarasina-geri-mi-donduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Platon, ünlü Devlet eserinin yedinci kitabı <i>Mağara Alegorisi’</i>nde insanlığın düşünsel esaretini çarpıcı bir metaforla anlatır. Karanlık bir mağarada, çocukluklarından beri boyunlarından ve bacaklarından zincirlenmiş insanlar yaşar. Kafalarını bile çeviremeyen bu esirlerin tek gerçekliği, arkalarında yanan bir ateşin önünden geçen nesnelerin mağara duvarına yansıttığı gölgelerdir. Esirler gölgelere isimler verir, onlar üzerine teoriler üretir ve o gölgeleri mutlak hakikat kabul ederler. Ta ki içlerinden biri zincirlerini kırıp mağaranın dışındaki ışığa, yani hayatın asıl amacı ve hakikatine ulaşana dek.</p>

<p>Bugün hukuk dünyasının eşiğinde durduğu teknolojik devrime baktığımızda, sormamız gereken can alıcı soru şudur: Biz hukukçular zincirlerimizi kırıp adaletin özüne, yani ışığa mı yürüyoruz; yoksa yapay zekânın bizim için inşa ettiği yeni ve ışıltılı bir dijital mağaranın duvarındaki sentetik gölgeleri mi izliyoruz?</p>

<p>Hukuk, sadece kağıtlara veya dijital ekranlara basılmış metinlerden ibaret bir gölgeler oyunu değildir. Zira o, zincirleri kırıp mağaranın dışındaki mutlak adalete ulaşma çabasıdır. Ancak yapay zekâ teknolojilerinin adalet mekanizmasına entegre edilmesi, bizi tarihin yeni bir mağara deneyimiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Günümüzde yapay zekâ algoritmaları, önümüze kusursuz ve objektif gibi görünen hukuki analizler, dilekçe taslakları ve hatta ceza oranı tahminleri bile koymaktadır. Devasa veri yığınlarını saniyeler içinde tarayan bu sistemler, ilk bakışta adaleti hızlandıran birer mucize gibi görünebilir. Fakat burada gözden kaçırılan felsefi bir paradoks vardır. Yapay zekâ, geleceği sadece geçmişin verileriyle inşa eder.</p>

<p>Bir yapay zekâ modelini beslediğimiz veri havuzu, geçmişin insan kaynaklı ön yargılarını, hatalı veya olmayan yargı kararlarını ve dönemsel adaletsizliklerini barındırır. Algoritma bu verileri işleyip önümüze bir hukuki çıktı olarak koyduğunda, aslında yaptığı şey geçmişin kusurlarını makine estetiğiyle yeniden duvara yansıtmaktır. Bir sanığın mahkemede avazı çıktığı kadar kendisini savunma çabasını veya maruz kaldığı baskı altındaki çelişkili ifadelerini, sadece kelime tutarlılık testlerine sokarak güvenilmezlik olarak algılayan bir algoritma, adil bir yargı sunmaz. O sadece insanın köşeye sıkışmışlık hissini ve adalete olan inancının çırpınışını okuyamayan, şekli bir doğruluk üreten yazılımsal bir şablondur. Biz bu çıktıları mutlak doğru kabul ettiğimiz an, Platon’un mağarasındaki o esirlerden hiçbir farkımız kalmaz.</p>

<p>Hukuk felsefesinin ezeli tartışması, hukuki pozitivizm ile doğal hukuk arasındadır. Pozitif hukuk önümüzdeki yazılı kurallara odaklanırken, doğal hukuk vicdanı, ahlakı, insan onurunu ve hakkaniyeti esas alır. Yapay zekâ, doğası gereği tarihin görebileceği en radikal ve en kusursuz hukuki pozitivist örneği olarak verilebilir. O, binlerce sayfayı ezberleyebilir, normlar hiyerarşisini hatasız uygulayabilir ve en karmaşık usul kurallarını saniyeler içinde işleyebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak yapay zekânın yapamayacağı şey, mağaranın dışına çıkıp adalet hissini kavramaktır. Bir algoritma kuralları ve usulü en ince ayrıntısına kadar analiz eder ama haksızlığa uğrayan insanın feryadını hissedemez. Kanunun lafzını kusursuz uygular ama o lafzın arkasındaki ruhu, yani hakkaniyeti göremez. Çünkü adalet, sadece mantıksal bir çıkarım veya matematiksel bir problem değildir. Adalet, insan olmanın, vicdan taşımanın ve her somut olayın kendine has trajedisini hissetmenin getirdiği bir erdemdir.</p>

<p>Teknolojiyi dışlamak, sadece yapıcı olmayan bir direnç üretmekten öteye geçmeyecektir. Nitekim yapay zekâ, hukukçunun elinde adliye koridorlarının hantal bürokrasisini azaltacak, içtihat taramalarını kolaylaştıracak muazzam bir yardımcı araçtır. Ancak tehlike, yardımcının efendiye dönüşmesidir.</p>

<p>Avukatlar, hakimler ve savcılar olarak tembelliğe kapılıp kararlarımızı, dilekçelerimizi ve savunmalarımızı yapay sistemlerin konforuna emanet edemeyiz. Bir yapay zekâ modelinin hazırladığı gerekçeyi sorgulamadan kararına geçiren bir yargıç ve bir yapay zeka modelinin hazırladığı savunmayı sorgulamadan dilekçesine geçiren bir avukat cübbesini bir yazılıma devretmiş demektir. Oysa hukukçunun asıl görevi, Platon’un filozofu gibi, önüne konulan her hazır gölgeyi kuşkucu bir akılla sorgulamak ve o gölgenin arkasındaki gerçeği aramaktır.</p>

<p>Geleceğin dünyasında bizi bekleyen tehlike, robotların dünyayı ele geçirmesi gibi distopik bir senaryo değildir. Asıl tehlike, hukukçuların robotlaşmasıdır. Adalet mekanizması sentetikleştikçe, insan onuru yapay zekada satırlara indirgenme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.</p>

<p>Biz hukukçular, yapay zekânın sunduğu algoritmik konforun bizi yeni bir dogma mağarasına zincirlemesine izin vermemeliyiz. Teknolojiyi kullanmalı, ancak kararlarımızın merkezine her zaman insan aklını, vicdanını ve hakkaniyeti koymalıyız. Unutulmamalıdır ki adalet, kodların ve algoritmaların ötesinde, insanın kendi özünde ve vicdanında parıldayan evrensel bir ışıktır. Ve bizim mesleki namusumuz, o ışığa doğru yürümekten asla vazgeçmemektir.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/emirhan-altuntas.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Av. Emirhan ALTUNTAŞ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yapay-zeka-ve-hukuk-yapay-zeka-bizi-platonun-magarasina-geri-mi-donduruyor</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/yapay-zjaja.jpg" type="image/jpeg" length="98960"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GENÇ GİRİŞİMCİLİK DESTEĞİNİN KALDIRILMASINDA KANUNLARIN GERİYE YÜRÜYEMEZLİĞİ VE KAZANILMIŞ HAK KAVRAMI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/genc-girisimcilik-desteginin-kaldirilmasinda-kanunlarin-geriye-yuruyemezligi-ve-kazanilmis-hak-kavrami-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/genc-girisimcilik-desteginin-kaldirilmasinda-kanunlarin-geriye-yuruyemezligi-ve-kazanilmis-hak-kavrami-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği üzere 7566 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile genç girişimcilere sağlanan Bağ-Kur prim desteği 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla genç girişimcilik faaliyetlerine başlamış, gerekli şartları sağlamış ve ilgili teşvikten yararlanmak üzere başvurularını tamamlamış kişilerin hukuki durumunun ne olacağı önemli bir tartışma alanı yaratmıştır.</p>

<p>Bu noktada mesele yalnızca bir sosyal güvenlik teşvikinin kaldırılmasından ibaret olmayıp kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce hukuki durumunu mevcut mevzuata göre şekillendiren kişilerin; kanun yürürlüğe girdikten sonra nasıl etkileneceğidir. Bu kişilerin teşvik desteği kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle doğrudan kesilmeden önce; kanunların zaman bakımından uygulanması, kazanılmış hak, hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkeleri gibi hukukun temel kavramları yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.</p>

<p><strong>I. </strong><strong>Genç Girişimci Bağ-Kur Prim Desteğinin Hukuki Dayanağı ve Kaldırılması</strong></p>

<p>Bilindiği üzere 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81. maddesinin birinci fıkrasının mülga (k) bendi, belirli şartları taşıyan genç girişimcilerin Bağ-Kur primlerinin bir yıl süreyle Hazine tarafından karşılanmasını öngörmekteydi.</p>

<p>Anılan düzenlemeye göre, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 20. maddesi kapsamında genç girişimci kazanç istisnasından yararlanan, mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla 18 yaşını doldurmuş ve 29 yaşını doldurmamış olan ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b kapsamında ilk defa sigortalı sayılan gerçek kişilerin primleri, bir yıl süreyle prime esas kazanç alt sınırı üzerinden Hazine tarafından karşılanmaktaydı.</p>

<p>Bu düzenleme, 19 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan ilgili kanun hükmüyle 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla genç girişimcilik teşviki, 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi kapsamında 31 Aralık 2025 tarihine kadar uygulanmıştır. Kanun değişikliğinin yürürlük tarihinin belirlenmesi, düzenlemenin hangi tarihten itibaren uygulanacağının tespiti açısından önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>II. </strong><strong>Kanunların Geriye Yürümezlik İlkesi ve Kazanılmış Hak Kavramı</strong></p>

<p>Kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin temel ilke, bir kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olay ve hukuki ilişkilere uygulanmasıdır. Hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin doğal bir sonucu olan bu yaklaşım, kişilerin yürürlükte bulunan hukuk kurallarına güvenerek gerçekleştirdikleri işlem ve faaliyetlerin sonradan çıkarılan düzenlemelerle geçmişe etkili biçimde değiştirilmesini engellemeyi amaçlamaktadır.</p>

<p>Yargıtay kararlarında da sürekli olarak vurgulandığı üzere; kanunların zaman bakımından geriye dönük olarak geçmişte gerçekleşmiş ve tamamlanmış hukuki olaylara uygulanamayacağı ve bu yaklaşımın temelinde kazanılmış haklara saygı, hukuk devleti, hukuki güvenlik kavramlarının bulunduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Kural olarak maddi hukuka ilişkin kanun değişiklikleri, yürürlüğe girdikleri tarihten sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanır. Daha önce ortaya çıkmış hukuki olay ve ilişkilerin ise meydana geldikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına tabi olması gerekmektedir. Aksi yöndeki bir uygulama, kişilerin işlem yaptıkları tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre şekillendirdikleri hukuki durumlarının sonradan öngörülemeyen biçimde değiştirilmesine neden olacaktır.</p>

<p>Kanunların geçmişe etkili olmamasının temelinde hukuki güvenlik ilkesi yatmaktadır. Zira kişiler yürürlükte bulunan hukuk kurallarına uygun olarak işlem ve eylemlerde bulunurlar. Kişinin yapmış olduğu bu iş ve eylemler, daha sonra çıkan bir hukuk kuralı ile geçersiz sayılır ise kişilerin hukuka olan güveni zedelenir. Nitekim kişilerin kendilerini hukuki güvenlik içerisinde hissetmeleri için hukuk kuralları belli ve önceden bilinebilir olmalıdır. ¹</p>

<p>Anayasa Mahkemesi de kanunların zaman bakımından uygulanması ile ilgili olarak kanunların kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği özel durumlar dışında, ilke olarak yürürlük tarihinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarıldığını ve daha önceki olay, işlem ve eylemlerin kanunun etki alanı dışında kaldığını, sonradan yürürlüğe giren kanunların daha önceki ve kesinleşmiş hukuksal durumlara etkili olmamasının hukukun genel ilkelerinden olduğunu ifade etmiştir. ²</p>

<p>Kanun değişikliklerinin mevcut hukuki durumlara etkisi değerlendirilirken kazanılmış hak ile haklı beklenti kavramlarının birbirinden ayrılması gerekir. Her hukuki beklentinin kazanılmış hak niteliğinde olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Bununla birlikte, henüz tamamen kazanılmış bir hak niteliğine ulaşmamış olsa dahi, yürürlükte bulunan hukuk kurallarına güvenilerek oluşturulmuş ve objektif koşullara dayanan bazı beklentilerin hukuk düzeni tarafından korunması gerekebilir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi kararlarında da hukuki güvenlik ilkesinin yalnızca teessüs etmiş kazanılmış hakları değil, belirli koşullar altında kazanılmış hakka dönüşmemiş beklentileri de koruyabileceği ifade edilmiştir.</p>

<p><i>“Kişilere hukuk güvenliğinin sağlanması, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin ön koşullarındandır. Hukuk devleti, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Hukuk güvenliğinin sağlanması, bu doğrultuda yasaların geleceğe yönelik öngörülebilir belirlemeler yapılabilmesine olanak verecek kurallar içermesini gerekli kılar. </i></p>

<p><i>Geriye dönük düzenlemelerle kişilerin haklarının, hukuki istikrar ve güvenlik ilkesi gözetilmeden kısıtlanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Hukuk devletinin gereği olan hukuk güvenliğini sağlama yükümlülüğü, kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. “Yasaların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca yasalar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir. </i></p>

<p><i>Öte Yandan, hukuk devletinin hukuk güvenliği ilkesi belirliliği de gerektirir. Belirlilik ilkesi, yükümlülüğün hem kişiler hem de idare yönünden belli ve kesin olmasını, yasa kuralının, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesini gerekli kılar.” ³</i></p>

<p>Bu değerlendirmeler, genç girişimci teşvikinden yararlanmak amacıyla faaliyetini yürürlükte bulunan mevzuata göre başlatan kişiler bakımından ayrıca önem taşımaktadır. Çünkü burada yalnızca gelecekte ortaya çıkması muhtemel soyut bir avantajdan değil, kanunda açıkça düzenlenmiş koşullar çerçevesinde belirli işlemlerin gerçekleştirilmesi sonucunda doğan hukuki bir durumdan söz edilmektedir.</p>

<p><strong>III. </strong><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Genç girişimcilere sağlanan Bağ-Kur prim desteğinin 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılması ancak yeni düzenlemenin yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2026 tarihinden sonra genç girişimcilik faaliyetini başlatacak kişiler bakımından sonuç doğurmalıdır. Bu halde kanunun yürürlüğe girmesinden önce, yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 81/1-k maddesinde öngörülen şartları sağlayarak faaliyetini başlatan ve teşvikten yararlanmak için gerekli hukuki işlemleri gerçekleştiren kişiler bakımından 1 yıllık süre ile teşvik desteğine devam edilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Bu kişilerin hukuki durumunun değerlendirilmesinde yalnızca teşvik düzenlemesinin 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmış olması yeterli bir gerekçe olarak kabul edilmemelidir. Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşen hukuki olaylar, tamamlanan işlemler yer verdiğimiz temel hukuki ölçütler çerçevesinde değerlendirilmelidir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-yagmur-aricak" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Yağmur ARICAK"><img alt="Av. Yağmur ARICAK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yagmur-aricak.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-yagmur-aricak" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Yağmur ARICAK">Av. Yağmur ARICAK</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynakça</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">· ¹ Muhammet Özekes, Özel Hukuk-Kamu Hukuku ve Yargılama Hukuku Bakımından Kanunların Zaman İtibariyle Uygulanması, Cilt II, Ankara 2010, s. 2864</span></p>

<p><span style="color:#999999">· ² Anayasa Mahkemesi 07.02.2008 tarihli ve 2005/128 Esas, 2008/54 Karar</span></p>

<p><span style="color:#999999">· ³ Anayasa Mahkemesi 2016/195 Esas ve 2017/158 sayılı kararında atıf yapılan 2010/7 Esas ve 2011/172 sayılı Karar</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/ictihatlari-birlestirme-hukuk-genel-kurulunun-20162-e-20184-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 13.04.2018 tarihli ve 2016/2 Esas, 2018/4 Karar</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/ictihatlari-birlestirme-hukuk-genel-kurulunun-20162-e-20184-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 2016/2 Esas, 2018/4 Karar</span></a></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/genc-girisimcilik-desteginin-kaldirilmasinda-kanunlarin-geriye-yuruyemezligi-ve-kazanilmis-hak-kavrami-1</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/terazi/home-office.jpg" type="image/jpeg" length="97373"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YARGITAY KARARLARI BAĞLAMINDA NOTERLİKÇE TASDİKLİ TAHLİYE TAAHHÜDÜNE DAYALI İTİRAZIN KALDIRILMASI VE TAHLİYE]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-kararlari-baglaminda-noterlikce-tasdikli-tahliye-taahhudune-dayali-itirazin-kaldirilmasi-ve-tahliye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-kararlari-baglaminda-noterlikce-tasdikli-tahliye-taahhudune-dayali-itirazin-kaldirilmasi-ve-tahliye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Konut ve çatılı işyeri kiralarında tahliye taahhüdü, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltma iradesine hukuki sonuç bağlayan özel bir sona erme sebebidir. Türk Borçlar Kanunu'nun 352. maddesi, taahhüdün kiralananın tesliminden sonra ve yazılı olarak verilmesini aramakta; kiraya verene, taahhüt edilen tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurma veya dava açma imkânı tanımaktadır.</p>

<p>Tahliye taahhüdünün noterlikçe resen düzenlenmesi yahut tarih ve imzasının noterlikçe tasdik edilmesi, adi yazılı taahhütten farklı olarak icra mahkemesindeki ispat rejimini doğrudan etkiler. Bununla birlikte noterlik işleminin varlığı tek başına tahliye kararı verilmesi için yeterli değildir. Taahhüdün teslimden sonra verilmiş olması, tahliye tarihinin belirli bulunması, takibin süresinde başlatılması, takip ile davanın doğru kişilere yöneltilmesi ve kiracının kira ilişkisinin uzatıldığına ilişkin savunmasının dayandığı belgeler birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Yargıtay, bu uyuşmazlıklarda yalnızca belgenin şekline bakmamakta; taahhüt, kira sözleşmesi, sonraki sözleşme, takip ve tebligat tarihleri arasındaki kronolojiyi her somut olayın özelliğine göre incelemektedir.</p>

<p><strong>I. NOTERLİKÇE TASDİKLİ TAHLİYE TAAHHÜDÜNÜN BELGE KUVVETİ</strong></p>

<p>Tahliye taahhüdünün geçerliliği için noterlik şekli zorunlu değildir. Adi yazılı belge de maddi hukuk bakımından geçerli olabilir. Ancak noterlikçe resen düzenlenen veya tarih ve imzası tasdik edilen taahhüt, İcra ve İflas Kanunu'nun 275. maddesinde öngörülen nitelikli belge rejimi içinde değerlendirilir. Bu durumda kiracının kira ilişkisinin yenilendiğini veya uzatıldığını aynı kuvvet ve mahiyette bir belgeyle ortaya koyması gerekir.</p>

<p>Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, noter huzurunda kiracının talebi üzerine düzenlenen tahliye taahhüdüne karşı ileri sürülen soyut imza inkârına değer verilemeyeceğini kabul etmiştir. Somut olayda kiracı, taahhüt tarihinde taşınmazda kiracı olduğunu kabul etmiş; buna karşılık kira ilişkisinin uzatıldığını aynı kuvvette bir belgeyle kanıtlayamamıştır. Daire, işin genel yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle verilen ret kararını bozarak itirazın kaldırılması ve tahliye kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir (1).</p>

<p>Noterlikçe tasdik, belgenin ispat gücünü artırmakla birlikte taahhüdün teslimden önce alınmış olması, bir aylık sürenin geçirilmesi veya takipte taraf eksikliği bulunması gibi itirazları ortadan kaldırmaz. Resmî belgenin sahteliğine ilişkin iddia ile genel nitelikteki imza inkârı da aynı hukuki sonuçlara tabi değildir.</p>

<p><strong>II. TAAHHÜDÜN TESLİMDEN SONRA VERİLMESİ VE TAHLİYE TARİHİNİN BELİRLİ OLMASI</strong></p>

<p>TBK m. 352/1 uyarınca taahhüt, kiralananın tesliminden sonra verilmelidir. Düzenlemenin amacı, kiracının henüz kiralanana kavuşmadan önce barınma veya işyeri ihtiyacının baskısıyla tahliye taahhüdü vermesini önlemektir. Bu nedenle kira sözleşmesinden sonraki bir tarihi taşıması, taahhüdün her durumda teslimden sonra verildiğini göstermez; anahtar teslimi ve fiilî kullanım tarihi somut olayda ayrıca araştırılmalıdır.</p>

<p>Buna karşılık kiracının kira süresi devam ederken veya ilk kira yılı içinde kalan bir tarih için tahliye taahhüdü vermesi tek başına geçersizlik sebebi değildir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin önüne gelen olayda kira sözleşmesi 12.07.2013 tarihinde başlamış, kiracı 03.09.2013 tarihli noter taahhüdüyle taşınmazı 30.06.2014 tarihinde boşaltacağını bildirmiştir. İlk derece mahkemesi, tahliye gününün ilk bir yıllık kira süresi içinde kaldığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; Yargıtay ise taşınmazda kiracı olarak bulunan kişinin sözleşme süresi içinde herhangi bir tarih için taahhüt verebileceğini belirterek kararı bozmuştur (2).</p>

<p>Benzer biçimde 14.09.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesinden bir gün sonra, 15.09.2009 tarihinde noterce resen düzenlenen ve 15.09.2011 tahliye gününü içeren taahhüt de icra hukuku bakımından geçerli kabul edilmiştir (3).</p>

<p><strong>III. BİR AYLIK SÜRE, TAHLİYE EMRİ VE İTİRAZ</strong></p>

<p>Kiraya veren, taahhüt edilen tahliye tarihinden başlayarak bir ay içinde dava açmalı veya icra takibi başlatmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Tahliye iradesinin daha önce kiracıya bildirilmesi süreyi korumaz; buna karşılık bir aylık süre içinde başlatılan icra takibi koruyucu etki doğurur. Bu durumda itiraz üzerine açılacak dava veya yapılacak başvuru, sırf tahliye tarihinden itibaren bir aylık süre geçtikten sonra gerçekleştirildiği gerekçesiyle reddedilemez (4).</p>

<p>Tahliye emrinin tebliği üzerine kiracı yedi gün içinde itiraz edebilir ve bu itiraz takibi durdurur. Tahliye emrinde yer alan on beş günlük süre ise itiraz edilmeyen takipte zorla tahliyeye geçilebilmesi için beklenmesi gereken süredir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, kiracı yedi günlük sürede itiraz etmişse kiraya verenin on beş günün dolmasını beklemeden icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebileceğini kabul etmiştir (5). Böylece yedi günlük itiraz süresi ile on beş günlük tahliye süresinin farklı işlevlere sahip olduğu ortaya konulmuştur.</p>

<p><strong>IV. SONRAKİ KİRA SÖZLEŞMESİNİN TAHLİYE TAAHHÜDÜNE ETKİSİ</strong></p>

<p>Tahliye taahhüdünden sonra yeni bir kira sözleşmesi yapılması, uygulamada en sık ileri sürülen itirazlardan biridir. Ancak sonraki tarihli her sözleşme tahliye taahhüdünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Belirleyici olan, yeni sözleşmenin taahhüt edilen tarihten sonraki dönem için kira ilişkisini devam ettirme iradesini ortaya koyup koymadığıdır.</p>

<p>Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin incelediği bir olayda kiracı, noterlikçe düzenlenen 01.07.2010 tarihli taahhütten sonra 15.07.2010 tarihinde imzalanmış on iki aylık kira sözleşmesini sunmuştur. Kiraya veren sözleşmedeki imzayı inkâr etmemiştir. Daire, bu sözleşmeyi İİK m. 275/2 anlamında ikrar edilmiş belge saymış ve tarafların kira süresini uzattığını kabul ederek tahliye isteminin reddi gerektiği sonucuna ulaşmıştır (6).</p>

<p>Buna karşılık taraflar arasındaki kira ilişkisinin yazılı olarak yenilenmesi, yeni sözleşme taahhüt edilen tarihten sonraki dönemi kapsamıyorsa taahhüdü geçersiz kılmaz. Yargıtay, 01.09.2009 başlangıç tarihli kira ilişkisi devam ederken 27.08.2010 tarihinde verilen ve 31.08.2011 tahliye gününü içeren taahhütten sonra sözleşmenin 01.09.2010 tarihinden itibaren bir yıl yenilenmesini, esasen kira parasının yeniden belirlenmesi olarak değerlendirmiş; yeni sözleşmenin taahhüt tarihinden sonraki dönemi uzatmadığını kabul etmiştir (7).</p>

<p>Aynı ayrım, yeni sözleşmenin bitiş tarihi ile taahhüt edilen tahliye tarihinin aynı güne rastladığı olayda da uygulanmıştır. 04.12.2013 tarihinde verilen taahhütte tahliye günü 04.12.2014 olarak belirlenmiş; ertesi gün düzenlenen yeni kira sözleşmesi de aynı tarihte sona ermiştir. Sözleşmede taahhüdün kaldırıldığına ilişkin bir hüküm bulunmadığından, Yargıtay yeni sözleşmenin tahliye taahhüdünü hükümsüz kılmadığı sonucuna varmıştır (8).</p>

<p>Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, sonraki sözleşmenin etkisi yalnızca düzenleme tarihine göre belirlenemez. Sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihleri, taahhüt edilen gün, kira bedelinin değiştirilip değiştirilmediği ve taahhüdü açıkça kaldıran bir hükmün bulunup bulunmadığı birlikte incelenmelidir.</p>

<p><strong>V. KİRAYA VERENLERİN BİRDEN FAZLA OLMASI</strong></p>

<p>Tahliye taahhüdüne dayalı takip ve davayı kural olarak kiraya veren yürütür. Kiraya veren olmayan malik yalnızca mülkiyet sıfatıyla bu yola başvuramaz; ancak yeni malik, önceki malik ve kiraya verenin halefi olarak önceki dönemde verilmiş taahhüde dayanabilir.</p>

<p>Birden fazla kiraya verenin bulunduğu ilişkide tahliye kira ilişkisinin tamamı üzerinde sonuç doğurduğundan, kiraya verenler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin incelediği olayda kira sözleşmesinde üç kiraya veren bulunduğu hâlde icra takibi bunlardan ikisi tarafından başlatılmıştır. Takibe katılmayan kiraya veren daha sonra noterlikçe düzenlenen muvafakatname sunmuşsa da Yargıtay, takipteki taraf eksikliğinin itirazın iptali davasında sonradan giderilemeyeceğini kabul etmiştir (4).</p>

<p><strong>VI. KİRACILARIN BİRDEN FAZLA OLMASI</strong></p>

<p>Kira sözleşmesi ve tahliye taahhüdü birden fazla kiracı tarafından imzalanmışsa tahliye bölünemez bir sonuç doğurur. Bu nedenle takip ve dava tarafları, yalnızca kimin itiraz ettiğine göre değil kira sözleşmesi ile taahhüdün taraf yapısına göre belirlenmelidir.</p>

<p>Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin önüne gelen olayda kira sözleşmesi ve noterlikçe düzenlenen tahliye taahhüdü iki kiracı tarafından imzalanmış, icra takibi her iki kiracı hakkında başlatılmış; buna karşılık itirazın kaldırılması istemi yalnızca itiraz eden kiracıya yöneltilmiştir. Daire, kiracılardan birinin itiraz etmemesinin zorunlu dava arkadaşlığını ortadan kaldırmayacağını, davanın her iki kiracıya karşı açılması gerektiğini belirtmiştir (9).</p>

<p><strong>VII. SOMUT OLAYIN DEĞERLENDİRİLMESİNDE ESAS ALINACAK ÖLÇÜTLER</strong></p>

<p>Noterlikçe tasdikli tahliye taahhüdüne dayalı bir dosyada öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihi ile kiralananın fiilen teslim edildiği tarih belirlenmelidir. Ardından taahhüdün düzenleme biçimi, noterlik yevmiye numarası, imzalayanların kimliği ve varsa temsil yetkisi incelenmelidir. Düzenleme tarihi ile tahliye tarihi birbirinden ayrılmalı ve taahhütte tereddütsüz bir tahliye günü bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.</p>

<p>İkinci aşamada icra takibinin taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde başlatılıp başlatılmadığı; tahliye emrinin bütün kiracılara usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve itirazların süresi ile kapsamı değerlendirilmelidir. Birden fazla kiraya veren veya kiracı varsa taraf teşkili daha takip açılmadan doğru kurulmalıdır.</p>

<p>Son olarak kiracının sunduğu sonraki tarihli sözleşme veya diğer belgeler incelenmelidir. Bu belgelerin noterlikçe düzenlenmiş, tarih ve imzası tasdikli yahut imzası kiraya veren tarafından ikrar edilmiş olup olmadığı kadar, kira ilişkisini taahhüt gününden sonraki döneme taşıyıp taşımadığı da önemlidir. Yargıtay kararlarının ortaya koyduğu üzere, soyut yenileme iddiası yeterli değildir; sonraki kullanım hakkının belgeyle somutlaştırılması gerekir.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde; noterlikçe resen düzenlenen veya tarih ve imzası tasdik edilen tahliye taahhüdünün, icra mahkemesinde kiraya veren lehine güçlü bir ispat aracı olduğu görülmektedir. Kiracı, kira ilişkisinin taahhüt edilen tarihten sonraya uzatıldığını aynı kuvvette ve mahiyette bir belgeyle ortaya koyamadığı sürece soyut imza inkârı veya taahhüdün formalite gereği verildiği savunması sonuç doğurmaz.</p>

<p>Bununla birlikte taahhüdün teslimden sonra verilmiş olması, takibin bir aylık hak düşürücü sürede başlatılması ve takip ile davanın bütün zorunlu taraflara yöneltilmesi zorunludur. Sonraki kira sözleşmesinin taahhüde etkisi ise her somut olayda sözleşmenin kapsadığı dönem esas alınarak belirlenmelidir. Yeni sözleşme taahhüt gününden sonraki dönemi açıkça uzatıyorsa kiracının itirazı haklı görülebilir; yalnızca kira bedelini güncelliyor veya taahhüt tarihiyle aynı gün sona eriyorsa taahhüt geçerliliğini korur.</p>

<p>Bu nedenle noterlikçe tasdikli tahliye taahhüdüne dayalı uyuşmazlıklarda sonuca, tek bir belgenin şekli üstünlüğünden hareketle değil; teslim, taahhüt, yenileme, takip, tebligat ve taraf yapısına ilişkin bütün olguların kronolojik ve birlikte değerlendirilmesiyle ulaşılmalıdır.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/01/ahmet-oguzhan-tarhan.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/01/ahmet-oguzhan-tarhan.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Arb. Ahmet Oğuzhan TARHAN</strong></p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>KULLANILAN YARGITAY KARARLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">(1) Yargıtay 6. HD, 2013/15668 E., 2013/16032 K., 28.11.2013.</span></p>

<p><span style="color:#999999">(2) Yargıtay 6. HD, 2015/2409 E., 2015/6326 K., 24.06.2015.</span></p>

<p><span style="color:#999999">(3) Yargıtay 6. HD, 2012/4203 E., 2012/6900 K., 08.05.2012.</span></p>

<p><span style="color:#999999">(4) Yargıtay 6. HD, 2012/12249 E., 2012/14224 K., 05.11.2012.</span></p>

<p><span style="color:#999999">(5) Yargıtay 6. HD, 2005/3590 E., 2005/5752 K., 06.06.2005.</span></p>

<p><span style="color:#999999">(6) Yargıtay 6. HD, 2011/7271 E., 2011/12349 K., 03.11.2011.</span></p>

<p><span style="color:#999999">(7) Yargıtay 6. HD, 2012/4199 E., 2012/6899 K., 08.05.2012.</span></p>

<p><span style="color:#999999">(8) Yargıtay 6. HD, 2015/8397 E., 2015/10929 K., 10.12.2015.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#999999">(9) Yargıtay 6. HD, 2014/8085 E., 2014/10046 K., 18.09.2014.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-kararlari-baglaminda-noterlikce-tasdikli-tahliye-taahhudune-dayali-itirazin-kaldirilmasi-ve-tahliye</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/08/kira-sozle-ev-bina-kf.jpg" type="image/jpeg" length="38134"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Ben Robot Değilim” Tuzağı: Çalışanın Bir Tıklaması Şirket İçin Veri İhlaline Dönüşebilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ben-robot-degilim-tuzagi-calisanin-bir-tiklamasi-sirket-icin-veri-ihlaline-donusebilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ben-robot-degilim-tuzagi-calisanin-bir-tiklamasi-sirket-icin-veri-ihlaline-donusebilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnternette karşımıza çıkan “Ben robot değilim” doğrulamaları artık kullanıcıların üzerinde fazla düşünmeden tamamladığı rutin işlemlerden biri hâline geldi. Ancak siber saldırganlar da tam olarak bu alışkanlıktan yararlanmaya başladı.</p>

<p>“ClickFix” olarak adlandırılan sosyal mühendislik yönteminde saldırganlar; CAPTCHA, güvenlik doğrulaması veya teknik hata ekranına benzeyen sahte sayfalar aracılığıyla kullanıcıyı kendi cihazında zararlı bir komut çalıştırmaya yönlendirebiliyor.</p>

<p>İlk bakışta teknik bir siber güvenlik meselesi gibi görünen bu yöntem, saldırıya uğrayan cihazın bir şirket çalışanına ait olması hâlinde çok daha önemli bir hukuki soruyu gündeme getiriyor:</p>

<p><strong>Çalışanın kandırılması sonucunda şirket sistemlerindeki kişisel verilere erişilirse sorumluluk kime ait olacaktır?</strong></p>

<p><strong>Tehlike Kutucuğa Tıklamaktan İbaret Değil</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öncelikle önemli bir yanlış anlamayı ortadan kaldırmak gerekiyor.</p>

<p>Her “Ben robot değilim” kutucuğuna tıklamak tehlikeli değildir. ClickFix yöntemini tehlikeli hâle getiren, kullanıcının gerçek bir doğrulama işlemi yaptığını düşünürken tarayıcının dışına çıkarılması ve bilgisayarında bir komut çalıştırmaya yönlendirilmesidir.</p>

<p>Saldırgan tarafından hazırlanan komut kullanıcının panosuna kopyalanabilmekte; ardından kullanıcıdan Windows “Çalıştır” ekranını, Terminal veya PowerShell'i açması, komutu yapıştırması ve çalıştırması istenebilmektedir.</p>

<p>Böylece kullanıcı, farkında olmadan saldırı zincirinin bir parçası hâline gelmektedir.</p>

<p>Üstelik saldırı artık yalnızca Windows sistemleriyle sınırlı değildir. ClickFix yönteminin farklı işletim sistemlerini hedef alan kampanyalarda da kullanıldığı güvenlik araştırmalarında ortaya konulmaktadır.</p>

<p><strong>Bir Çalışanın Hatası Şirketin Sorumluluğunu Ortadan Kaldırır mı?</strong></p>

<p>Kanaatimce konunun hukuken en dikkat çekici noktası burada ortaya çıkmaktadır.</p>

<p>Bir şirket çalışanının bu tür bir sosyal mühendislik saldırısına kanarak zararlı komutu çalıştırdığını ve saldırganların bu yolla şirket tarafından işlenen kişisel verilere eriştiğini düşünelim.</p>

<p>Şirket, “Saldırı çalışanın hatası nedeniyle gerçekleşti” diyerek sorumluluktan kurtulabilir mi?</p>

<p>6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 12. maddesi bu sorunun değerlendirilmesinde temel düzenlemedir.</p>

<p>Kanuna göre veri sorumlusu; kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini ve bu verilere hukuka aykırı erişilmesini önlemek, ayrıca kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır.</p>

<p>Dolayısıyla bir veri güvenliği olayının çalışan davranışı üzerinden gerçekleşmiş olması, veri sorumlusunun bu yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Ancak bunun tersi de doğrudur: Bir çalışanın saldırıya kanmış olması, şirketin her durumda ve otomatik olarak KVKK'ya aykırı davrandığı anlamına gelmez.</p>

<p>Belirleyici olan, somut olayın koşullarında veri sorumlusunun gerekli teknik ve idari tedbirleri alıp almadığıdır.</p>

<p><strong>Kurulun 2024 Tarihli Kararı Önemli Bir Örnek</strong></p>

<p>Bu noktada Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 10.09.2024 tarihli ve 2024/1523 sayılı kararı dikkat çekicidir.</p>

<p>Karara konu olayda, bir çalışana phishing içerikli bir e-posta gönderilmiş; çalışanın e-postadaki bağlantıya tıklaması sonucunda bilgisayarı yetkisiz üçüncü kişilerin kontrolüne geçmiştir.</p>

<p>Kurul değerlendirmesini yalnızca “çalışan yanlış bağlantıya tıkladı” tespitiyle sınırlı tutmamıştır. Çalışanların eğitimi ve farkındalığı, parola güvenliği, e-posta güvenliği, sistemlerdeki teknik zafiyetler ve diğer güvenlik önlemleri birlikte değerlendirilmiştir.</p>

<p>Karar, günümüzde sosyal mühendislik saldırıları bakımından önemli bir noktaya işaret etmektedir: İnsan hatası, veri güvenliği sisteminin dışında kalan bir unsur değildir.</p>

<p>Şirketlerin çalışanların hata yapabileceğini öngören bir güvenlik sistemi oluşturması gerekir.</p>

<p><strong>Çalışanın Tıklaması Her Zaman “Kişisel Veri İhlali” midir?</strong></p>

<p>Hayır. Bu ayrım özellikle önemlidir.</p>

<p>Bir çalışanın sahte CAPTCHA ekranına tıklaması veya zararlı bir komutu çalıştırması tek başına mutlaka KVKK anlamında kişisel veri ihlalinin gerçekleştiğini göstermez.</p>

<p>Öncelikle saldırganın hangi sistemlere eriştiğinin, kişisel verilere erişimin veya verilerin elde edilmesinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve hangi verilerin etkilendiğinin teknik olarak araştırılması gerekir.</p>

<p>Ancak işlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edildiğinin belirlenmesi hâlinde KVKK'nın 12. maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen bildirim yükümlülüğü gündeme gelir.</p>

<p>Kanun bu bildirimin “en kısa sürede” yapılmasını öngörmektedir. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 24.01.2019 tarihli ve 2019/10 sayılı kararıyla “en kısa sürede” ifadesi, ihlalin öğrenilmesinden itibaren gecikmeksizin ve en geç 72 saat olarak yorumlanmıştır.</p>

<p>Dolayısıyla şirket açısından olay sonrasında yapılması gereken yalnızca zararlı yazılımı temizlemek değildir. Hangi sistemlere erişildiğinin, kişisel verilerin etkilenip etkilenmediğinin, hangi veri kategorilerinin risk altında bulunduğunun, kaç kişinin etkilendiğinin ve ihlalin muhtemel sonuçlarının hızla ortaya çıkarılması gerekir.</p>

<p><strong>Ceza Hukuku Boyutu da Gözden Kaçırılmamalı</strong></p>

<p>ClickFix benzeri saldırıların sonuçları KVKK ile sınırlı değildir.</p>

<p>Saldırganın bilişim sistemine hukuka aykırı şekilde erişmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu'nun 243. maddesinde düzenlenen bilişim sistemine girme suçu; sistemin işleyişine veya verilere müdahale edilmesi durumunda TCK'nın 244. maddesi gündeme gelebilir.</p>

<p>Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi veya başkasına verilmesi durumunda ise olayın özelliklerine göre TCK'nın 136. maddesi kapsamında ayrıca değerlendirme yapılması gerekebilir.</p>

<p>Saldırının yöntemi, amacı ve ortaya çıkan sonuçlara göre başka suç tiplerinin oluşup oluşmadığı da somut olay özelinde incelenmelidir.</p>

<p><strong>Siber Güvenlik Artık Yalnızca Bilgi İşlem Biriminin Sorunu Değil</strong></p>

<p>ClickFix örneğinin ortaya koyduğu asıl gerçek kanaatimce budur.</p>

<p>Şirketler uzun yıllar boyunca siber güvenliği ağırlıklı olarak antivirüs programları, güvenlik duvarları ve bilgi işlem departmanlarının sorumluluğu üzerinden ele aldı.</p>

<p>Oysa günümüzde saldırganların hedefinde yalnızca sistemlerin teknik açıkları değil, insan davranışları da bulunmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle veri güvenliğinde çalışan eğitimi, erişim yetkilerinin sınırlandırılması, güçlü kimlik doğrulama yöntemleri, sistemlerin izlenmesi, olay müdahale planlarının oluşturulması ve düzenli güvenlik kontrolleri birbirinden bağımsız düşünülemez.</p>

<p>Bir çalışanın birkaç saniye içerisinde gerçekleştirdiği işlem, teknik bir güvenlik olayından kişisel veri ihlaline; oradan idari ve hatta cezai süreçlere kadar uzanan sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>Bu nedenle şirketler açısından doğru yaklaşım, “çalışanlarımız hata yapmaz” varsayımı üzerine bir güvenlik sistemi kurmak değildir.</p>

<p><strong>Asıl mesele, insan hatasının kaçınılmaz olabileceğini kabul ederek, tek bir hatanın şirket çapında bir veri ihlaline dönüşmesini engelleyecek teknik ve idari sistemi önceden kurmaktır.</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-filiz-sutcigil" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Filiz SÜTÇİGİL"><img alt="Av. Filiz SÜTÇİGİL" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/04/filiz-sutcigil.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-filiz-sutcigil" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Filiz SÜTÇİGİL">Av. Filiz SÜTÇİGİL</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ben-robot-degilim-tuzagi-calisanin-bir-tiklamasi-sirket-icin-veri-ihlaline-donusebilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/kisisel-hacker-veri-dolandirici-bilgisa.jpg" type="image/jpeg" length="72944"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aracı Kurumlar, Portföy Yönetim Şirketleri ve Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılar Tarafından Kullanılacak Uzaktan Kimlik Tespiti Yöntemlerine ve Elektronik Ortamda Sözleşme İlişkisinin Kurulmasına İlişkin Tebliğ (III-42.1)’de Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/araci-kurumlar-portfoy-yonetim-sirketleri-ve-kripto-varlik-hizmet-saglayicilar-tarafindan-ku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/araci-kurumlar-portfoy-yonetim-sirketleri-ve-kripto-varlik-hizmet-saglayicilar-tarafindan-ku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aracı Kurumlar, Portföy Yönetim Şirketleri ve Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılar Tarafından Kullanılacak Uzaktan Kimlik Tespiti Yöntemlerine ve Elektronik Ortamda Sözleşme İlişkisinin Kurulmasına İlişkin Tebliğ (III-42.1)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (III-42.1.b), 03 Eylül 2026 Tarihli ve 33359 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sermaye Piyasası Kurulundan:</strong></p>

<p><strong>ARACI KURUMLAR, PORTFÖY YÖNETİM ŞİRKETLERİ VE KRİPTO VARLIK HİZMET SAĞLAYICILAR TARAFINDAN KULLANILACAK UZAKTAN KİMLİK TESPİTİ YÖNTEMLERİNE VE ELEKTRONİK ORTAMDA SÖZLEŞME İLİŞKİSİNİN KURULMASINA İLİŞKİN TEBLİĞ (III-42.1)’DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (III-42.1.b)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 8/2/2022 tarihli ve 31744 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aracı Kurumlar, Portföy Yönetim Şirketleri ve Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılar Tarafından Kullanılacak Uzaktan Kimlik Tespiti Yöntemlerine ve Elektronik Ortamda Sözleşme İlişkisinin Kurulmasına İlişkin Tebliğ (III-42.1)’in 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“g) Kişi: Uzaktan kimlik tespiti yapılacak gerçek kişiyi, gerçek kişi taciri veya tüzel kişiyi temsile yetkili gerçek kişiyi ya da gerçek kişileri,”</p>

<p>“m) Gerçek faydalanıcı: 10/12/2007 tarihli ve 2007/13012 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelikte tanımlanan gerçek faydalanıcıyı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>n) Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS): 19/12/2012 tarihli ve 2012/4093 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Ticaret Sicili Yönetmeliğinde tanımlanan Merkezi Sicil Kayıt Sistemini,</p>

<p>o) Ticaret Sicili Gazetesi: Ticaret Sicili Yönetmeliğinde tanımlanan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesini,</p>

<p>ö) Tüzel kişi: 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenen ticaret siciline kayıtlı ticaret şirketlerini,”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Tebliğe 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin uzaktan kimlik tespiti</p>

<p>MADDE 8/A- (1) Aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri ve kripto varlık hizmet sağlayıcılar, sürekli iş ilişkisinin tesis edildiği tarihte Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin kimlik tespitini aşağıdaki esaslar dâhilinde, Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatının (ICAO) 9303 sayılı standardına uygun, yakın alan iletişimi özelliği olan pasaport kullanmak suretiyle uzaktan kimlik tespiti yoluyla yapabilirler:</p>

<p>a) Bu madde kapsamında sadece yakın alan iletişimi kullanılarak, pasaportun yongasında yer alan kimlik bilgilerinin pasaport üzerinde yer alan bilgilerle eşleştiği doğrulanır. Bu doğrulamanın, herhangi bir nedenle yakın alan iletişimi kullanılarak yapılamaması halinde uzaktan kimlik tespiti yoluyla iş ilişkisi tesis edilemez.</p>

<p>b) 8 inci maddenin beş ila yedinci fıkralarında kimlik belgesi için öngörülen uygulamalar (Kimlik Paylaşım Sisteminden doğrulama zorunluluğu hariç olmak üzere), pasaport belgesi hakkında da uygulanır. Ayrıca uzaktan kimlik tespitinde kullanılan pasaportun Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatının (ICAO) 9303 sayılı standardına uygunluğu yönünden kontrolü de dahil olmak üzere gerekli işlemler yapılır.</p>

<p>c) Bu madde kapsamında yapılacak uzaktan kimlik tespitinde kişinin adres bilgisinin alınması ve yerleşim yeri belgesi, ilgili adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz gibi adres temelli abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve işlem tarihinden önceki üç ay içinde düzenlenmiş fatura, herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge veya ilgili ülkenin kamuya açık veri tabanları üzerinden risk bazlı yaklaşım çerçevesinde en geç üç ay içerisinde doğrulanması zorunludur. Adres teyidi yapılmadan para ve kripto varlık transferi ile sermaye piyasası araçlarının virmanı yapılamaz.</p>

<p>ç) Müşterinin işlem yaptığı elektronik ortamdan elde edilen teknik veriler (IP/port bilgisi, cihaz kimliği, coğrafi konum, tarayıcı bilgileri ve benzeri) ile pasaporttaki bilgiler risk temelli yaklaşım çerçevesinde değerlendirilir. Yapılan değerlendirme neticesinde şüpheli bir durumun saptanması halinde, uzaktan kimlik tespiti süreci sonlandırılır.</p>

<p>d) Bu madde kapsamında uzaktan kimlik tespiti, 6 ncı maddedeki hükümlere ilaveten, pasaportla uzaktan kimlik tespiti konusunda özel olarak eğitim verilmiş personel tarafından görüntülü görüşme yoluyla gerçekleştirilir. Ancak bu zorunluluk, bu madde kapsamında yapılacak uzaktan kimlik tespit sürecinde, canlılık testi veya fotoğraf karşılaştırma amacıyla 14/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları sağlayan yapay zeka temelli uygulamaların kullanılmasına engel teşkil etmez.</p>

<p>e) Görüntülü görüşme sürecinde kişiyi ve kişi tarafından sunulan pasaport üzerindeki bilgileri gösteren görüntüler alınır.</p>

<p>(2) Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin uzaktan kimlik tespitinde, tüzel kişiliği temsile yetkili Türk uyruklu olmayan gerçek kişinin kimlik tespiti; Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında temsile yetkili kişiler için aranan bilgilerin alınması kaydıyla, birinci fıkrada belirtilen esaslara göre yapılabilir. Bu kapsamda, 9/A maddesinin altıncı fıkrası uyarınca gerekli tedbirler alınır.</p>

<p>(3) Pasaport kullanılarak uzaktan kimlik tespiti yapılan gerçek kişiler yüksek risk grubunda izlenir. Bu şekilde edinilen müşteriler hakkında 7 nci maddenin sekizinci fıkrası ile Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 26/A maddesi dikkate alınır. Müşteri profiline ve iş ilişkisi tesisindeki amaca uygun olmayan işlemlerin tespiti halinde müşteri hakkında gerekli tedbirler alınır.</p>

<p>(4) Pasaport kullanılarak uzaktan kimlik tespiti yapılan kişinin hesabına sadece yurt dışındaki bir bankada kendi adına açılmış hesabından para transferi gerçekleştirilebilir. Açılan bu hesaptan para çıkışının da sadece söz konusu kişinin kendi banka hesabına yapılabilmesi sağlanır. Bu hesaplara ilişkin para transferleri yalnızca SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication) sistemi aracılığı ile yapılır. Para transferi için söz konusu sistem üzerinden üretilen mesajlardaki ayırt edici bilgilerle hesabın açılması için uzaktan kimlik tespiti kapsamında müşteriden edinilen bilgilerin uyuştuğu kontrol edilir. Söz konusu transfer ve kontrol işlemleri, müşteri hesabında başka herhangi bir işlem gerçekleştirilmeden önce tamamlanır.</p>

<p>(5) Pasaport kullanılarak uzaktan kimlik tespiti yapılması hâlinde, bu maddede belirtilen hususlara ek olarak, bu Tebliğde öngörülen diğer kontrol ve tedbirler ile Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 19)’nin 4/C maddesi hükümlerinden bu maddeye aykırı olmayanlar uygulanır.</p>

<p>(6) Uzaktan kimlik tespiti yöntemiyle müşteri kabul edilen kişilere ilişkin bilgiler ile bu kişilerin portföy büyüklükleri ve yatırım tutarları takvim yılı esas alınarak her üç aylık dönemin son ayında Mali Suçları Araştırma Kuruluna bildirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Tebliğe 9 uncu maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Tüzel kişinin uzaktan kimlik tespiti ve temsil yetkisinin doğrulanmasına ilişkin esaslar</p>

<p>MADDE 9/A- (1) Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin uzaktan kimlik tespitinde, Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 19)’nin 4/B maddesinde yer alan ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin uzaktan kimlik tespitine ilişkin hükümleri uygulanır.</p>

<p>(2) Tüzel kişi temsilcisinin kimliğinin tespit edilmesini teminen; kişinin bu Tebliğ uyarınca kimlik tespiti yapılır ve tüzel kişiyi temsile yetkili olduğu doğrulanır. Tüzel kişiyi müştereken temsile yetkili birden fazla kişinin bulunması durumunda bu kişilerin kimlik tespitinin aynı oturumda veya farklı zamanlarda yapılması mümkündür.</p>

<p>(3) Kişinin temsil yetkisi, kişiden alınan bilgilerin MERSİS ve/veya Ticaret Sicili Gazetesinden edinilen güncel bilgiler ile eşleştirilmesi suretiyle doğrulanır.</p>

<p>(4) Aracı kurum, portföy yönetim şirketi veya kripto varlık hizmet sağlayıcı tarafından ihtiyaç duyulması halinde personel, kişi tarafından sunulan ve kişinin tüzel kişiyi temsile yetkili olduğunu gösteren imza sirkülerinin bir örneğini imza sirkülerinin üzerindeki bilgileri gösteren fotoğraf ve/veya ekran görüntüleri oluşturmak suretiyle alır. Personel, imza sirkülerinden aldığı imza örneğini, kişinin kimlik belgesinde ve/veya MERSİS’te bulunan imza örneği ile karşılaştırır. Ayrıca, imza sirkülerinin noter onaylı olup olmadığını ve doğruluğunu üzerindeki tarih ve yevmiye numarasını kullanmak suretiyle teyit eder.</p>

<p>(5) Tüzel kişiye ilişkin temsile yetkili kişiden alınan bilgilerin, MERSİS, Ticaret Sicili Gazetesi ve Gelir İdaresi Başkanlığının veri tabanından sorgulama yapılmak suretiyle alınan güncel bilgiler ile eşleştiği teyit edilir.</p>

<p>(6) Tüzel kişinin temsilcisinin kimlik tespiti sürecinde; tüzel kişinin gerçek faydalanıcısının ortaya çıkarılması için gerekli tedbirler alınır. Gerçek faydalanıcının belirlenememesi, sunulan bilgiler arasında uyumsuzluk bulunması veya şüpheli bir durumun tespit edilmesi hâlinde uzaktan kimlik tespiti süreci sonlandırılır.</p>

<p>(7) Tüzel kişiyi temsile yetkili kişinin aynı aracı kurum, portföy yönetim şirketi veya kripto varlık hizmet sağlayıcı nezdinde halihazırda hesabının bulunuyor olması halinde, temsilcisi olduğu tüzel kişiye ilişkin sürekli iş ilişkisi tesis etmeye yönelik talebini, kullanıma açık olan internet şubesi veya mobil uygulama üzerinden yapabilir. Bu durumda tüzel kişinin kimlik tespitine ilişkin süreç, söz konusu uygulamalar üzerinden oturum açılması suretiyle kişinin kimliğinin doğrulanması sonrasında kesintisiz şekilde devam eder.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Bu Tebliğ hükümlerini Sermaye Piyasası Kurulu yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/araci-kurumlar-portfoy-yonetim-sirketleri-ve-kripto-varlik-hizmet-saglayicilar-tarafindan-ku</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 00:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="66272"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ANAYASA 12. MADDE, Kişiliğe Bağlı Dokunulmaz Devredilmez Vazgeçilmez Temel Hak ve Hürriyetler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/80nffuJknF0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="18554"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağ Kalan Eş Tüm Mirası Alabilir mi? Sağ Kalan Eşin Miras Payı Ne Kadardır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel ABA KESİCİ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/NxG_pyEHe2c/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50399"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çalışmayan Eş Mal Paylaşımından Hak Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/q9zrApwaHn0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="73206"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dolandırıldım Paramı Geri Alabilir miyim? Nasıl Bir Yol İzlemeliyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/PwJqSY6b4hQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="66997"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçinin Cumartesi Pazar Çalışması Hangi Durumlarda Fazla Çalışma Sayılır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HxbnVnNAD4Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="64480"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçi İşveren Tarafından Fazla Çalışmaya Zorlanabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşveren işçiyi fazla mesaiye zorlayabilir mi, fazla çalışma hangi hallerde hukuka uygundur, hangi durumlarda işçi fazla çalışmayı reddedebilir?</p>

<p>Bu videoda 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde fazla çalışma kavramını, zorunlu fazla mesai şartlarını, yazılı onay gerekliliğini, fazla mesai ücretinin nasıl hesaplanacağını ve işçinin haklarını somut örneklerle açıklıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşverenin tek taraflı talimatının sınırlarını, fazla çalışmayı kabul etmemenin sonuçlarını ve fazla mesai alacağının nasıl talep edileceğini öğrenmek için videoyu izleyin.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mHIgpReRC5E/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="53351"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taşeron İşçi Tazminatlarını ve İşçilik Alacaklarını Kimden Alır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Taşeron işçi alacaklarını kimden talep edebilir?</p>

<p>Bu videoda; taşeron işçi ile asıl işveren arasındaki hukuki ilişki, müteselsil sorumluluk ilkesi, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, ücret alacakları ve diğer işçilik alacaklarının hangi şartlarda taşeron firmadan veya asıl işverenden istenebileceği ayrıntılı ve sade bir dille ele alınmaktadır.</p>

<p>Alt işveren–asıl işveren ilişkisinde Yargıtay uygulamaları, muvazaa kavramı, bordro ve SGK kayıtlarının önemi, zamanaşımı süreleri ve dava sürecinde dikkat edilmesi gereken temel hususlar bu videoda açıklanmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taşeron işçilerin hak kaybı yaşamaması için hukuki çerçeve net ve anlaşılır şekilde aktarılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/UIoYSNE_Jz4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69366"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İbraname İmzalayan İşçi Tazminat Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu videoda, işten ayrılırken ibraname imzalayan işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını alıp alamayacağı konusunu tüm hukuki yönleriyle ele aldım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uygulamada işverenler tarafından sıkça imzalatılan ibranamelerin hangi şartlarda geçerli sayıldığı, hangi durumlarda işçinin haklarını ortadan kaldırmadığı ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda ibranamenin hukuki sonuçlarını ayrıntılı şekilde anlattım. İbranamenin tarihinin, içeriğinin, ödemenin banka yoluyla yapılıp yapılmadığının ve iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra düzenlenip düzenlenmediğinin işçi alacakları açısından neden hayati önem taşıdığını bu videoda net örneklerle bulabilirsiniz.</p>

<p>Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve diğer işçilik alacakları bakımından ibranameye rağmen hak kaybı yaşanıp yaşanmayacağı konusunda merak edilen tüm sorular bu yayında cevaplanmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/IqrYkROXq9U/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="65782"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="93195"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="20945"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="60314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="42841"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="25666"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="91716"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="96001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="56775"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="25213"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="45867"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
