<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 23 Sep 2026 00:41:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kirasını Ödeyen Kiracı Dükkânı Kapalı Tutabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kirasini-odeyen-kiraci-dukkani-kapali-tutabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kirasini-odeyen-kiraci-dukkani-kapali-tutabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kira uyuşmazlıklarının hem sayıca hem de çeşit olarak zirve yaptığı bir dönemden geçtiğimizi daha önce de yazmıştım. Bu yazıdaki odağımız, çarşı ve pasaj kiralarında son yıllarda giderek sık karşılaşılan bir mesele: kirasını ödeyen, fakat dükkânı aylardır açmayan, içerisini bakımsız bırakan ve kepen...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kira uyuşmazlıklarının hem sayıca hem de çeşit olarak zirve yaptığı bir dönemden geçtiğimizi daha önce de yazmıştım. Bu yazıdaki odağımız, çarşı ve pasaj kiralarında son yıllarda giderek sık karşılaşılan bir mesele: kirasını ödeyen, fakat dükkânı aylardır açmayan, içerisini bakımsız bırakan ve kepengi indirilmiş bir iş yerinin komşu esnaf üzerinde yarattığı olumsuz etki karşısında kiraya verenin ne yapabileceği.</p>

<p>Pratik olarak anlatmaya çalıştığım mevzu şöyle:</p>

<p>Anadolu'da bir ilde, birden fazla iş yerinin bulunduğu bir çarşıda çatılı iş yeriniz var. Kiracınız beş ayı aşkın süredir dükkânı açmıyor. İçerisi dağınık, vitrin bakımsız, akşamları ışık yok; dükkân dışarıdan bakıldığında terk edilmiş görünüyor. Komşu esnaf bu görüntünün çarşının genel düzenini bozduğundan, aydınlatmayı zayıflattığından, hatta kendi işlerini olumsuz etkilediğinden şikâyetçi. Kiraya veren olarak sizin kapınız çalınıyor ve sizden bir şey yapmanız bekleniyor.</p>

<p>Yüzeysel bir bakış açısıyla mesele şöyle görülebilir:</p>

<p><i>"Kiracı kirasını ödüyorsa dükkânı açıp açmaması kendi bileceği iş. Kiralananı kullanmak kiracının hakkıdır, borcu değil. Kiraya veren buna karışamaz."</i></p>

<p>Bu bakış açısı, kural düzeyinde, yanlış da değildir. Gerçekten de Türk Borçlar Kanunu kiracıya kiralananı fiilen kullanma borcu yüklememiştir; kiracı bedelini ödediği sürece kiralananı boş tutabilir. Ancak burada iki kavramın birbirine karıştırılmaması gerekir: kiralananı kullanmama ile kiralananı sözleşmeye ve özene aykırı kullanma. TBK m. 316/1, kiracının kiralananı "sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle" yükümlü olduğunu söyler. Anahtar kelime, "sözleşmeye uygun olarak" ibaresidir. Kiralananın hangi amaçla ve nasıl kullanılacağı sözleşmede belirlenmişse, kiracının kullanmama serbestisi de o sözleşmenin sınırları içinde kalır.</p>

<p>İşin ilginç yanı şu ki, bu konuyu araştırırken karşılaştığım Yargıtay kararları meseleyi üç ayrı cepheden aydınlatıyor ve her biri uygulamacı için ayrı bir uyarı içeriyor.</p>

<p><strong>Birinci cephe: Sözleşmede açık hüküm yoksa ne olur?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uygulamada en sık sorulan soru budur. Kira sözleşmesinde "kiracı kiralananı sürekli açık tutacaktır" gibi bir madde yoksa, kapalı tutma akde aykırılık sayılabilir mi? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bir okul binasının kiralanmasına ilişkin uyuşmazlıkta bu soruya olumlu cevap vermiştir. Somut olayda kiracı şirket, beklenen öğrenci sayısına ulaşamadığı gerekçesiyle okulu dönemsel olarak kapatmış; kiraya veren 30 gün süreli ihtar çekmiş; ilk derece mahkemesi ise sözleşmede kesintisiz faaliyet şartı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay kararı bozmuştur:</p>

<p><i>"Somut olayda; taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesi ve özellikle sözleşmenin 4. maddesindeki düzenlemeden; <strong>kiralananın okul/kreş olarak eğitim amaçlı ve sürekli kullanılmak üzere kiralandığı, kiralananın dönemsel olarak kapalı tutulmasının ve bu hususta kiraya verenden izin alınmamasının kiralama amacına ve akde aykırı olduğu</strong>, davacı tarafından davalıya 30 gün süreli ihtarname gönderildiği ve akde aykırılığın düzeltilmediği anlaşıldığından; mahkemece, bu husus gözetilerek karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş olup, bozmayı gerektirmiştir." </i><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20177373-e-ve-20171448-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">(Yargıtay 3. HD, 07.12.2017 tarihli ve 2017/7373 E., 2017/17221 K. sayılı kararı)</a></p>

<p>Kararın kıymeti, "kesintisiz faaliyet" diye bir maddeyi aramamasındadır. Yargıtay, sözleşmenin bütününden ve kiralama amacından ("kiralanan yerin münhasıran kreş, anaokulu, okul olarak kullanılacağı", "hizmet kalitesinin orman ada kompleksinin itibarına uygun şekilde en üst düzeyde koruyacağı") sürekli kullanımın kararlaştırıldığı sonucunu çıkarmış ve kapalı tutmayı bu amaca aykırılık olarak nitelemiştir. Bir çarşıda belirli bir ticari faaliyette bulunulmak üzere kiralanan dükkân için de aynı mantık pekâlâ işletilebilir; yeter ki sözleşmede bir kullanım amacı belirtilmiş olsun ve kiralananın o çarşı düzeni içinde işletilmesinin sözleşmenin doğal içeriği olduğu ortaya konulabilsin.</p>

<p><strong>İkinci cephe: Sözleşmede açık hüküm varsa ihtar atlanabilir mi?</strong></p>

<p>Cevap hayırdır ve bu, uygulamada davaların en çok kaybedildiği noktadır. Aynı Daire, sözleşmesinde "gayrimenkulün herhangi bir nedenle kapatılması veya kapalı tutulması halinde bu durumun sözleşmeye aykırılık teşkil edeceği ve sözleşmenin feshedilebileceği" şeklinde açık hüküm bulunan bir otel kirasında, kiraya verenin ihtar çekmeden doğrudan tahliye davası açması üzerine şöyle demiştir:</p>

<p><i>"...kiracının akde aykırı olarak kiralananı kapalı tutması halinde kiraya verenin sözleşmeye aykırılık sebebiyle tahliye davası açabilmesi için TBK'nun 316. maddesi uyarınca <strong>kiracıya en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi halde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirmesi ve bu bildirimin sonuçsuz kalması gerekir</strong>. '' hükmü dikkate alınarak tahliye talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru değildir."<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20177373-e-ve-20171448-e-sayili-kararlari" rel="dofollow"> </a></i><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20177373-e-ve-20171448-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">(Yargıtay 3. HD, 23.01.2017 tarihli ve 2017/1448 E., 2017/405 K. sayılı kararı)</a></p>

<p>Yani sözleşmedeki açık fesih hükmü, TBK m. 316/2'deki ihtar mekanizmasını devre dışı bırakmaz. Bu kural o kadar katı uygulanmaktadır ki, ihtar çeken fakat 30 yerine 15 gün süre veren kiraya verenin davası da reddedilmiştir. Yargıtay bu kararında ayrıca tahliye için aranan ölçütü de tekrarlar:</p>

<p><i>"Akde aykırılık nedenine dayanılarak açılan davada tahliye kararı verilebilmesi için <strong>akde aykırı davranışın önemli ve doğrudan doğruya kiralananın bizzat kullanılması ile ilgili olması gerekir</strong>. ... Dava konusu kiralanan çatılı işyeri niteliğinde olduğundan davacı tarafından yukarda açıklanan esaslar çerçevesinde, davalıya en az 30 gün süreli ihtar gönderilmesi gerekirken 15 gün süre verilmesi doğru değildir." </i><a href="https://www.hukukihaber.net/kiralananin-tahliyesi-kira-sozlesmesine-aykiriligin-giderilmesi" rel="dofollow">(Yargıtay 3. HD, 16.01.2018 tarihli ve 2017/8658 E., 2018/173 K. sayılı kararı)</a></p>

<p>Bu ölçüt, yazının başındaki somut olay bakımından bir uyarı içerir. Komşu esnafın "kârımız düştü" şikâyeti, hukuken kiracının kullanımıyla doğrudan ilgili bir aykırılık değildir; kiracının komşulara müşteri sağlama gibi bir borcu yoktur. Kiraya verenin ihtarını ve davasını kuracağı zemin, kiralananın kendisinin bakımsız, harap ve sözleşmedeki amaca aykırı şekilde atıl bırakılmasıdır; komşuların rahatsızlığı bunun sonucudur, sebebi değil.</p>

<p><strong>Üçüncü cephe: İhtar çektim, süre doldu, fesih bildirdim. Sözleşme bitti mi?</strong></p>

<p>Hayır. Okul kirasına ilişkin dosya bu noktada da öğreticidir. Bozma sonrası yerel mahkeme tahliyeyi ve sözleşmedeki cezai şartı kabul etmiş; Yargıtay bu kez cezai şart yönünden bozmuş ve karar düzeltme aşamasında ilkeyi şöyle özetlemiştir:</p>

<p><i>"Kira akdinin sona erme sebepleri ve akdin feshinin biçim ve koşulları TBK'nın 327. vd. maddelerinde sınırlı sayıda ve emredici şekilde düzenlenmiştir. Akdin feshi için bu maddelerde yer alan koşulların bulunması tek başına yetmez. Ayrıca bu konuda tahliye talebinin ilama bağlanmış olması gerekir. <strong>Tahliye davası açma koşullarının bulunması durumunda bile mahkeme kararı ile tahliye ilamı alınmadığı sürece akdin sona erdiğinden söz edilemez.</strong> Ayrıca emredici hukuk kurallarına aykırı düzenlenmiş tahliye şartı geçersiz olduğu gibi, bu şarta bağlı olarak öngörülen cezai şartta geçersizdir." </i><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20231296-e-20231064-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 3. HD, 10.04.2023 tarihli ve 2023/1296 E., 2023/1064 K. sayılı kararı)</a></p>

<p>Kiraya verenlerin en çok yanıldığı nokta burasıdır. İhtar ve fesih bildirimi, sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirmez; tahliye ilamı alınıncaya kadar kira ilişkisi devam eder, kira bedeli işlemeye devam eder ve feshe bağlanmış cezai şart istenemez. Bu yüzden ihtarname, sürecin sonu değil, sadece ilk ve zorunlu adımıdır.</p>

<p><strong>Kuralın istisnası: AVM'ler ve yönetim planlı çarşılar</strong></p>

<p>Buraya kadar anlatılanlar, kullanım biçiminin yalnızca kira sözleşmesiyle belirlendiği sıradan çarşı ve cadde dükkânları içindir. Alışveriş merkezleri ile kat mülkiyetine tabi iş hanı, pasaj ve çarşılarda ise tablo tersine döner: kiracının kullanmama serbestisi daha baştan daraltılmıştır ve kapalı tutma, istisna değil, kural olarak sözleşmeye aykırılıktır.</p>

<p>AVM kiralarında işletme yükümlülüğü, açık tutma saatleri, vitrin ve tabela standartları ve bunların ihlaline bağlı cezai şartlar hemen her sözleşmenin standart hükümleridir; AVM yönetimince belirlenen ortak çalışma düzeni de kiracıyı bağlar. Bunun üzerinde ayrıca bir kamu hukuku katmanı vardır: 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve buna dayanılarak çıkarılan Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelik, AVM'lerin nitelikleri, ortak kullanım alanları, ortak giderleri, faaliyet ve denetimi bakımından ayrı bir çerçeve kurar ve alışveriş merkezini çarşı, han ve pasaj gibi yapılardan bilinçli olarak ayırır; bu çerçevenin somut kira ilişkisine ne ölçüde yansıdığı, sözleşme hükümleri ve AVM'nin iç düzenlemeleriyle birlikte her somut olay özelinde ayrıca değerlendirilmelidir. Burada tartışma "kapalı tutma akde aykırı mı" sorusu üzerinde değil, sonuçları üzerinde döner. İki uyarı yine geçerlidir: Sözleşmede açık hüküm bulunması, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20177373-e-ve-20171448-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">2017/1448 sayılı karar</a>da görüldüğü gibi, TBK m. 316/2'deki 30 günlük ihtarı gereksiz kılmaz; ve <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20231296-e-20231064-k-sayili-karari" rel="dofollow">2023/1296 sayılı kararın</a> ortaya koyduğu üzere, feshe bağlanmış cezai şart tahliye ilamı alınmadıkça istenemez. Kapalı tutulan her gün için öngörülen, feshe bağlı olmayan cezai şart ise ayrı bir alacak kalemi olarak tartışılabilir.</p>

<p>Kat mülkiyetine tabi çarşı ve iş hanlarında ise ikinci bir katman vardır: yönetim planı. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m. 18 uyarınca kat malikleri, bağımsız bölümlerini kullanırken dürüstlük kurallarına uymak, birbirini rahatsız etmemek ve yönetim planı hükümlerine uymakla yükümlüdür ve aynı maddeye göre kat malikinin borçlarına dair hükümler bağımsız bölümlerdeki kiracılara da uygulanır. Yönetim planında çarşının ortak çalışma saatleri, bağımsız bölümlerin faaliyette bulundurulması, cephe ve aydınlatma düzeni gibi hükümler varsa, kiracı bu hükümlere sözleşmesinden bağımsız olarak bağlıdır ve bunların ihlali TBK m. 316 kapsamındaki akde aykırılık iddiasını somutlaştıran güçlü bir dayanak olur. Üstelik bu durumda komşu esnafın da kiraya verenden bağımsız bir yolu vardır: KMK m. 33 uyarınca, bir bağımsız bölümden kira akdine dayanarak faydalanan kimsenin borç ve yükümlerini yerine getirmemesi yüzünden zarar gören kat malikleri, sulh hukuk mahkemesinden hâkimin müdahalesini isteyebilir. Yazının başındaki komşu esnaf şikâyeti, kat mülkiyetli bir çarşıda hukuken karşılıksız değildir; yalnızca muhatabı ve yolu farklıdır.</p>

<p>Dolayısıyla uygulamacı, kiralananın hangi düzene tabi olduğunu en başta tespit etmelidir. Sıradan bir cadde dükkânında kiralama amacına ve özen borcuna dayanılacak; AVM'de sözleşmenin işletme hükümlerine; kat mülkiyetli çarşıda ise sözleşmeye ek olarak yönetim planına ve KMK m. 18'e dayanılacaktır. Her üç hâlde de 30 günlük ihtar ortak paydadır.</p>

<p><strong>Uygulamacı için birkaç not</strong></p>

<p>Birincisi, ihtarnamenin ağırlık merkezi doğru seçilmelidir. "Dükkânı açmıyor" demek yetmez; kiralananın kiralama amacına aykırı olarak işletilmeksizin kapalı tutulduğu, bakımsız ve harap bırakıldığı, TBK m. 317 uyarınca kiracıya ait olan temizlik ve bakımın yapılmadığı somut olarak yazılmalıdır. Sözleşme elde yoksa dahi, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20177373-e-ve-20171448-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">2017/7373 sayılı kararın</a> mantığıyla kiralama amacına dayanmak mümkündür.</p>

<p>İkincisi, delil ihtardan önce toplanmalıdır. Tarihli fotoğraflar, komşu esnafın imzalı tutanağı (kâr kaybı üzerine değil; ne zamandır kapalı olduğu, görünüm, aydınlatma, hijyen gibi gözleme dayalı olgular üzerine) ve mümkünse noter tespiti ya da HMK m. 400 vd. uyarınca delil tespiti. Kiracı ihtarı alınca bir gün içinde temizlik yapıp fotoğraf çekerse, ihtardan önce yapılmış tespit dosyanın omurgası olur.</p>

<p>Üçüncüsü, süre. Konut ve çatılı iş yeri kiralarında 30 gün asgari süredir; 29 gün, 15 gün, "derhal" ifadeleri davayı baştan kaybettirir. TBK m. 316/3'teki derhal fesih hâlleri (kasten ağır zarar, çekilmezlik) ise Yargıtay uygulamasında hakaret, tehdit, ceza mahkûmiyeti gibi ağır olgularda işletilmektedir; kapalı ve bakımsız bir dükkân için bu yola güvenilmemelidir.</p>

<p>Dördüncüsü, kira ve aidat borcu varsa aynı ihtarnameye TBK m. 315 uyarınca 30 günlük ödeme talebi de eklenmelidir. Tek ihtarla iki ayrı tahliye sebebi olgunlaşır ve kiracı hangi cepheden direnirse dirensin diğer cephe açık kalır. Süre dolduğunda ise 6325 sayılı Kanun m. 18/B uyarınca dava şartı arabuluculuk unutulmamalıdır.</p>

<p>Sonuç olarak; kiracının kiralananı kullanmaması kural olarak tahliye sebebi değildir, fakat kiralama amacına aykırı ve özensiz biçimde kapalı tutması TBK m. 316 kapsamında akde aykırılık oluşturabilir. Kiraya verenler için en sağlıklı yol, sözleşme aşamasında kullanım amacını ve işletme yükümlülüğünü açıkça yazmak; uyuşmazlık aşamasında ise 30 günlük ihtarı atlamamak, aykırılığı kiralananın kendisi üzerinden somutlaştırmak ve fesih bildiriminin sözleşmeyi bitirmediğini, tahliye ilamı alınıncaya kadar sürecin devam ettiğini bilmektir. Aksi takdirde zaten uzun süren yargılamaların bir de usulden aleyhe neticelenmesi ihtimali mevcuttur.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-muhammed-ali-ozturk" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK"><img alt="Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/03/muhammed-ali-ozturk.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-muhammed-ali-ozturk" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK">Av. Muhammed Ali ÖZTÜRK</a></strong></h4>

<h2><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/sahis-tasinmazi-sirket-ihtiyaci-tahliye-mumkun-mu" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">&gt;&gt; Şahıs Taşınmazı, Şirket İhtiyacı: Tahliye Mümkün mü?</span></a></strong></h2>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kirasini-odeyen-kiraci-dukkani-kapali-tutabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 00:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/kira-ev-bina-sozla.jpg" type="image/jpeg" length="53104"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SİGORTA ŞİRKETİNİN VARLIKLARININ BLOKE EDİLMESİ HÂLİNDE SİGORTALI ALACAKLARININ HUKUKİ DURUMU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sigorta-sirketinin-varliklarinin-bloke-edilmesi-halinde-sigortali-alacaklarinin-hukuki-durumu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sigorta-sirketinin-varliklarinin-bloke-edilmesi-halinde-sigortali-alacaklarinin-hukuki-durumu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 17, 20 ve 14. Maddeleri Çerçevesinde Bloke, Ruhsat İptali ve Güvence Hesabı Ayrımı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Bir sigorta şirketinin malî bünyesine ilişkin idarî tedbir haberleri kamuoyuna yansıdığında, o şirkette poliçesi bulunan ya da o şirketten tazminat bekleyen kişilerde tipik bir tepki ortaya çıkar: poliçenin geçersiz hâle geldiği, dosyanın "yandığı", artık yapılacak bir şey kalmadığı düşüncesi. Eylül 2026'da Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (SEDDK) bir sigorta şirketinin finansal kuruluşlardaki parasal varlıklarının Kurum lehine bloke edilmesine ilişkin kararı, bu tartışmayı yeniden gündeme taşımıştır.</p>

<p>Oysa 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, malî bünye zaafiyeti hâlinde uygulanacak tedbirleri kademeli bir yapı içinde düzenlemiş ve bu kademelerin her birine farklı hukukî sonuçlar bağlamıştır. Uygulamada en sık karıştırılan üç kavram; varlıkların blokesi, ruhsatın iptali ve iflastır. Bu üç hâl birbirinin yerine kullanılamaz; sigortalının hangi hukukî yola başvuracağı da doğrudan hangi kademede bulunulduğuna bağlıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu çalışmada, varlıkların bloke edilmesinin sigorta sözleşmesine ve sigortalı alacaklarına etkisi; teminat rejiminin sigortalıya sağladığı ayrıcalık; Güvence Hesabı'na başvuru şartlarının ne zaman doğduğu ve derdest tahkim ile dava dosyalarının akıbeti ele alınacaktır.</p>

<p><strong>I. MALÎ BÜNYE TEDBİRLERİNİN KADEMELİ YAPISI</strong></p>

<p>5684 sayılı Kanun'un 20. maddesi, malî bünyenin sigortalıların hak ve menfaatlerini tehlikeye düşürecek derecede zayıflaması hâlinde uygulanacak tedbirleri üç kademede düzenlemektedir.</p>

<p>Birinci kademede (m. 20/1) idare, şirketten iyileştirme planı sunulmasını, sermayenin artırılmasını, kâr dağıtımının durdurulmasını, ilave teminat tesis edilmesini ya da varlıkların elden çıkarılmasının durdurulmasını isteyebilir. Bu aşama, şirketin faaliyetine doğrudan müdahale içermeyen, düzeltici nitelikte tedbirlerden oluşur.</p>

<p>İkinci kademede (m. 20/2) idare, sigorta portföyünü teminat ve karşılıklarıyla birlikte başka bir şirkete devretmeye; devralacak şirket bulunamaması hâlinde portföyün idaresini Güvence Hesabı'na bırakmaya ya da portföyün tasfiyesine yönelik her türlü tedbiri almaya yetkilidir. Aynı fıkra uyarınca portföyün sınırlandırılması, yönetim veya denetim kurulu üyelerinin görevden alınarak yerlerine atama yapılması yahut yönetimin kayyıma devri de mümkündür.</p>

<p>Üçüncü kademe (m. 20/3) ise en ağır tedbirleri içerir. Bu fıkraya göre, öngörülen tedbirlerin uygulanmaması veya uygulanamayacağının anlaşılması, şirketin ödemelerini tatil etmesi, sigortalılara olan yükümlülüklerini yerine getirememesi veya özkaynakların minimum garanti fonunun altına düşmesi hâlinde idare; yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisini kaldırmaya, ruhsatları iptal etmeye ve varlıkları bloke etmeye yetkilidir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken nokta, m. 20/3'te sayılan üç yetkinin birbirinden bağımsız biçimde kullanılabilmesidir. Varlıkların bloke edilmesi, zorunlu olarak ruhsat iptalini ya da yeni sözleşme yapma yetkisinin kaldırılmasını beraberinde getirmez. Nitekim uygulamada, ruhsat iptaline gidilmeksizin yalnızca parasal varlıkların bloke edildiği kararlar verilebilmektedir. Bu ayrım, aşağıda görüleceği üzere Güvence Hesabı'na başvuru bakımından belirleyicidir.</p>

<p><strong>II. BLOKENİN SİGORTA SÖZLEŞMESİNE ETKİSİ</strong></p>

<p>Varlıkların bloke edilmesi, idarenin şirketin malvarlığı üzerinde tasarrufu sınırlayan bir denetim tedbiridir. Bu tedbir, sigorta ettiren ile sigortacı arasındaki sözleşme ilişkisine doğrudan son vermez. Poliçe, süresi içinde ve şartları dâhilinde geçerliliğini korur; rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortacının tazminat ödeme borcu doğmaya devam eder.</p>

<p>Bloke kararının pratik etkisi, borcun varlığında değil, ifasında kendini gösterir. Şirketin banka hesaplarındaki ve menkul kıymetlerindeki tasarruf yetkisi sınırlandığından, hasar ödemelerinde fiilî bir durma yaşanması olağandır. Ancak bu durum, sigortalının alacağını hukuken ortadan kaldırmaz; yalnızca tahsil aşamasını zorlaştırır. Bu ayrım, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlemeye devam ettiği gözetildiğinde büyük önem taşır: "nasıl olsa ödeyemiyor" düşüncesiyle başvuru ve dava yollarının geciktirilmesi, alacağın esastan kaybına yol açabilir.</p>

<p><strong>III. TEMİNAT REJİMİ: SİGORTALIYA TANINAN AYRICALIK</strong></p>

<p>Kamuoyunda bloke kararlarının sigortalı aleyhine sonuç doğurduğu yönünde bir algı bulunsa da, Kanun'un teminat rejimi tam tersi bir mantık üzerine kuruludur. 5684 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca sigorta şirketleri, yurt içinde akdettikleri sözleşmelerden doğan taahhütlerine karşılık olarak teminat ayırmak zorundadır.</p>

<p>Maddenin altıncı fıkrası, bu çalışmanın en kritik hükmünü içermektedir: "Teminatlar, sigortalıların tüm alacakları ödenmeden iflas veya tasfiye masasına dâhil edilemez, haczolunamaz, üzerlerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulamaz. Ancak, Müsteşarlığın, sigortalı alacaklarının korunması amacıyla teminatlar üzerinde ihtiyati tedbir koydurtma hakkı saklıdır."</p>

<p>Bu hüküm iki yönlü bir koruma getirmektedir. Birincisi, teminatlar üçüncü kişi alacaklıların takibinden ve masadan ayrılmıştır; sigortalı alacakları ödenmeden bu varlıklar genel alacaklılara tahsis edilemez. İkincisi, idarenin teminatlar üzerinde tedbir koydurtma yetkisi, açıkça "sigortalı alacaklarının korunması amacıyla" tanınmıştır. Dolayısıyla idarî bir bloke kararı, niteliği itibarıyla sigortalı aleyhine değil, sigortalı lehine bir muhafaza tedbiridir: amaç, şirketin kalan kaynaklarının sigortalı alacakları dışındaki yerlere aktarılmasını önlemektir.</p>

<p>Aynı maddenin beşinci fıkrası, şirketin ödeme güçlüğüne düşmesi hâlinde idarenin, sigortalılara teminatlardan ödeme yapılmasına karar verebileceğini öngörmektedir. Sekizinci fıkra ise, bütün branşlarda sözleşme yapma yetkisi kaldırılmış ya da ruhsatları iptal edilmiş şirketlerin olağan faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli kaynağın bulunamaması hâlinde kullanılmak üzere özel teminat ayrılmasına imkân tanımaktadır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, teminat rejiminin sigortalı alacaklarının tahsiline yönelik bağımsız bir kaynak oluşturduğu görülür.</p>

<p><strong>IV. GÜVENCE HESABI'NA NE ZAMAN BAŞVURULABİLİR?</strong></p>

<p>Malî bünye tedbiri haberleri sonrasında en sık sorulan soru, Güvence Hesabı'na başvurulup başvurulamayacağıdır. Kanun'un 14. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi bu konuda açıktır: Hesaba, "sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası hâlinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için" başvurulabilir.</p>

<p>Hükmün lafzı iki alternatif şart öngörmektedir: (i) malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsat iptali veya (ii) iflas. Buna karşılık yalnızca varlıkların bloke edilmiş olması, bu şartların hiçbirini karşılamaz. Ruhsat iptali kararı bulunmayan ve iflasına hükmedilmemiş bir şirket bakımından Güvence Hesabı'na yapılacak başvuru, şartların oluşmadığı gerekçesiyle sonuçsuz kalacaktır.</p>

<p>Ayrıca (c) bendinin kapsamı, Kanun'un 14/1. maddesi uyarınca zorunlu sorumluluk sigortaları ile sınırlıdır. Kasko gibi ihtiyarî sigortalardan doğan alacaklar, ruhsat iptali gerçekleşmiş olsa dahi bu bent kapsamında Hesaptan talep edilemez. Bu nokta, uygulamada sıkça gözden kaçmaktadır.</p>

<p>Güvence Hesabı'nın devreye girebileceği ikinci ve farklı bir ihtimal, m. 20/2-(a) hükmünde düzenlenen portföy devridir. Portföyü devralacak bir şirket bulunamaması hâlinde portföyün idaresi Hesaba bırakılabilir. Ancak bu, Hesabın m. 14/2-(c) kapsamındaki doğrudan ödeme yükümlülüğünden farklı, idarî nitelikte bir görevlendirmedir; iki mekanizmanın birbirine karıştırılmaması gerekir.</p>

<p><strong>V. PRİM BORCU, POLİÇE YENİLEME VE YENİ SÖZLEŞME YAPMA YETKİSİ</strong></p>

<p>Sigorta ettiren bakımından pratik önem taşıyan bir başka soru, bloke kararı sonrasında prim borcunun akıbetidir. Sözleşme ayakta kaldığına göre, taksitli primlerde ödeme yükümlülüğü de kural olarak devam eder. Türk Ticaret Kanunu'nun 1434. maddesi uyarınca prim ödenmezse sigortacının sözleşmeyi feshetme ve temerrüt hükümlerine başvurma imkânı bulunduğundan, primin tek taraflı biçimde ödenmemesi sigortalıyı teminatsız bırakma riski doğurur. İdarî tedbir, sigorta ettirene kendiliğinden bir ödememe hakkı vermez.</p>

<p>Poliçenin yenilenmesi ise farklı bir meseledir. Kanun'un 20/3. maddesi, idareye yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisini kaldırma imkânı tanır. Bu yetkinin kullanılması hâlinde şirket yeni poliçe düzenleyemeyeceği gibi mevcut poliçeleri de yenileyemez. Zorunlu sigortalarda bu durum, sigorta ettirenin teminatsız kalmaması için süresinde başka bir şirkete yönelmesini gerektirir; aksi hâlde 2918 sayılı Kanun'un 91. maddesindeki zorunluluğa aykırılık ve bunun idarî yaptırımları gündeme gelir. Önemle belirtmek gerekir ki, yeni sözleşme yapma yetkisinin kaldırılması geçmişe etkili değildir; hâlihazırda yürürlükte olan poliçeler süre sonuna kadar geçerliliğini korur.</p>

<p><strong>VI. BANKACILIKTAKİ MEVDUAT SİGORTASIYLA KARŞILAŞTIRMA</strong></p>

<p>Kamuoyunda sigorta şirketlerine ilişkin tedbirler, bankacılıktaki Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu uygulamasıyla özdeşleştirilmekte; sigortalıların alacaklarının benzer bir güvence kapsamında otomatik olarak karşılanacağı varsayılmaktadır. Bu varsayım hukuken isabetli değildir.</p>

<p>Mevduat sigortası, bankanın faaliyet izni kaldırıldığında belirli bir tutara kadar mevduatın Fon tarafından doğrudan ödenmesini öngören bir sistemdir. Sigortacılıkta ise Güvence Hesabı'nın yükümlülüğü hem şart hem de kapsam bakımından dardır: 5684 sayılı Kanun'un 14/2-(c) bendi, ödemeyi bütün branşlarda sürekli ruhsat iptali ya da iflas şartına bağlamış; 14/1. madde ise Hesabın görev alanını zorunlu sorumluluk sigortalarıyla sınırlamıştır. Dolayısıyla kasko, ihtiyarî malî mesuliyet veya sağlık gibi ihtiyarî sigortalardan doğan alacaklar bakımından Güvence Hesabı bir güvence oluşturmaz.</p>

<p>Bu sigortalılar için asıl koruma, yukarıda incelenen teminat rejiminden ve tasfiye hukukundaki sıradan doğar. Bu nedenle ihtiyarî sigortalardan alacaklı olanların, alacağını bir an önce karara bağlatmakta hukukî yararı daha da belirgindir.</p>

<p><strong>VII. DERDEST TAHKİM VE DAVA DOSYALARININ AKIBETİ</strong></p>

<p>Varlıkların bloke edilmesi, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdindeki başvuruları ya da adlî yargıda görülen davaları kendiliğinden durduran bir sebep değildir. Bloke kararı, şirketin taraf ehliyetini veya davada temsilini etkilemez; yargılama ve tahkim süreçleri işlemeye devam eder.</p>

<p>Bu durumda izlenmesi gereken yol, sürecin sonuna kadar götürülerek icra edilebilir bir karara ulaşılmasıdır. Hakem kararı ya da mahkeme ilamı, yalnızca cebrî icra imkânı sağlamakla kalmaz; şirketin ruhsatının iptali veya iflası gibi daha ağır bir aşamaya geçilmesi hâlinde alacağın varlığını ve miktarını belgeleyen en güçlü dayanak hâline gelir. Tasfiye ya da iflas sürecinde sıraya girmek, kesinleşmiş bir alacak belgesi bulunanlar bakımından belirgin biçimde kolaydır.</p>

<p>Buna karşılık, başvuru ve dava yollarının "şirket zaten ödeyemiyor" düşüncesiyle ertelenmesi ağır sonuçlar doğurabilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesindeki başvuru şartı ile 99. maddesindeki zamanaşımı süreleri, idarî tedbir kararından etkilenmez ve işlemeye devam eder. Aynı şekilde, Türk Ticaret Kanunu'nun 1420. maddesindeki zamanaşımı süreleri bakımından da bloke kararı bir durma veya kesilme sebebi değildir.</p>

<p><strong>VIII. SİGORTALI VE HAK SAHİPLERİ BAKIMINDAN YOL HARİTASI</strong></p>

<p>Yukarıdaki açıklamalar ışığında, varlıkları bloke edilen bir sigorta şirketinden alacağı bulunan kişiler bakımından izlenmesi gereken yol şu şekilde özetlenebilir:</p>

<p>· Poliçenin geçerliliği sorgulanmamalı; sözleşmeden doğan haklar bloke kararından etkilenmez.</p>

<p>· Riziko gerçekleşmişse hasar ihbarı süresinde yapılmalı, belgeler eksiksiz sunulmalıdır.</p>

<p>· Zorunlu sigortalarda KTK m. 97 uyarınca şirkete yazılı başvuru yapılmalı, on beş günlük süre beklendikten sonra tahkim ya da dava yoluna gidilmelidir.</p>

<p>· Derdest dosyalarda süreç sürdürülmeli, karar alınması hedeflenmelidir.</p>

<p>· Ruhsat iptali veya iflas kararı verilmesi hâlinde, zorunlu sigortalardan doğan alacaklar için Güvence Hesabı'na başvuru imkânı doğacağından bu gelişmeler takip edilmelidir.</p>

<p>· Teminatlardan ödeme yapılmasına karar verilmesi ihtimaline karşı, alacağın idare nezdinde de belgelenmesi yararlı olacaktır.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Sigorta şirketinin varlıklarının bloke edilmesi, 5684 sayılı Kanun'un 20/3. maddesinde öngörülen ağır tedbirlerden biri olmakla birlikte, tek başına ne poliçeyi geçersiz kılar ne de sigortalı alacağını ortadan kaldırır. Kanun'un 17/6. maddesindeki teminat rejimi, sigortalı alacaklarını genel alacaklılara karşı korumakta; idarenin tedbir yetkisi ise açıkça bu alacakların korunması amacına bağlanmaktadır.</p>

<p>Güvence Hesabı'na başvuru bakımından belirleyici olan ölçüt, varlıkların bloke edilmiş olması değil, malî bünye zaafiyeti nedeniyle bütün branşlarda ruhsatın sürekli olarak iptal edilmesi ya da iflastır. Bu şartlar gerçekleşmeden yapılacak başvurular sonuçsuz kalır; buna karşılık şartlar gerçekleştiğinde, elinde kesinleşmiş bir hakem kararı ya da ilam bulunan hak sahipleri belirgin bir avantaj elde eder.</p>

<p>Bu nedenle malî bünye tedbiri haberlerinin doğru okunması gerekir: yapılması gereken beklemek değil, süreleri korumak ve alacağı bir karara bağlamaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-kucukcankurtaran" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN"><img alt="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/08/melih-kucukcankurtaran.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-kucukcankurtaran" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN">Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">· 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, m. 14, 17, 20.</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 97, 99.</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 1401 vd., m. 1420, m. 1434.</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (mevduat sigortası ile karşılaştırma bakımından).</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Güvence Hesabı Yönetmeliği.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sigorta-sirketinin-varliklarinin-bloke-edilmesi-halinde-sigortali-alacaklarinin-hukuki-durumu-1</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/sigortaa.jpg" type="image/jpeg" length="98530"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanun Yararına Bozma Müessesesi'nin Uygulanma Biçimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kanun-yararina-bozma-muessesesinin-uygulanma-bicimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kanun-yararina-bozma-muessesesinin-uygulanma-bicimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giriş: Önceki adıyla ‘yazılı emir’ olarak adlandırılan Kanun Yararına Bozma müessesesi, 5271 sayılı CMK’nın 309. Maddesinde düzenlenmiş olağanüstü bir kanun yoludur. Diğer olağanüstü kanun yollarından ayrılan yönlerine bir başka makalemizde değineceğimizden, bu ayrıntıya şimdilik girmeyecek; meslekt...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş:</strong> Önceki adıyla ‘yazılı emir’ olarak adlandırılan Kanun Yararına Bozma müessesesi, 5271 sayılı CMK’nın 309. Maddesinde düzenlenmiş olağanüstü bir kanun yoludur. Diğer olağanüstü kanun yollarından ayrılan yönlerine bir başka makalemizde değineceğimizden, bu ayrıntıya şimdilik girmeyecek; meslektaşlarımıza bu kanun yolunun uygulanma biçimini aktarmaya çalışacağız.</p>

<p><strong>Usul:</strong> Kanun yararına bozma yoluna başvuru yapılabilmesinin temel şartı istinaf veya temyiz incelenmesinden geçmeden kesinleşmiş bir karar veya hükmün varlığıdır. Bu kesinleşmenin usuli yönünü yani kanun yararına bozma müessesesine konu edilip edilmeyeceği konusunu değerlendirmek üzere; İlk derece mahkemesinde görevlendirilen Cumhuriyet Savcıları bulunmaktadır. Yeri gelmişken ifade etmek isteriz, bu usuli değerlendirme sadece şekli bir inceleme olup, Cumhuriyet Savcılarının esasa ilişkin değerlendirme salahiyetleri bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>Dilekçe:</strong> Kanun Yararına Bozma yoluna başvurma kararının ardından ‘Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne’ hitaben dilekçe yazılır. İlk derece mahkemesince yukarıda bahsettiğimiz usuli değerlendirmenin akabinde ilgili dosya Bakanlık Muhabere marifetiyle Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilir. Bazı meslektaşlarımız bu aşamadan sonra dosyanın takibatını yapamadığından yakınmaktadırlar. Halbuki dosya Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce bir esasa kaydedilerek karar verilmek üzere sırasını bekler.</p>

<p><strong>Talebin Reddi:</strong> Uygulamada temyiz ya da istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiş ya da hakimin takdir yetkisine taalluk eden hususlarda yapılan Kanun Yararına Bozma taleplerin reddedildiğini görmekteyiz. Talep reddedilince dosya mahalline gönderilmek üzere postaya verilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Talebin Kabulü:</strong> Kanun yararına bozma talebimizin kabul edilmesi halinde dosya Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı nezninde yer alan Kanun Yararına Bozma Bürosuna gönderilir. bu aşamada dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında KYB numarası alır. Büroda görevli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Kanun Yararına Bozma yazısına ekleme çıkarma yapmadan sadece hangi dairenin görev alanına giriyorsa dosyayı ilgili Yargıtay dairesine gönderir ve dosya dairede karar verilmek üzere bir esasa kaydedilir. İlgili daire ya Kanun Yararına Bozma İsteminin Reddine ya da ilgili kararın Kanun Yararına Bozulmasına karar verir.</p>

<p><strong>Yeri gelmişken Yargıtay tarafından Kanun Yararına Bozma İsteminin reddine dair verilen karara karşı izlenebilecek hukuki bir yol var mıdır?</strong> Sorusuna müsbet bir cevap verebiliriz. Burada başvurulabilecek hukuki yol ise <i>artık bir Daire kararından bahsettiğimizden </i>5271 sayılı CMK’nın 308. Maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın itirazı gündeme gelecektir.</p>

<p><strong>Stj. Av. Fatih AŞKIN</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kanun-yararina-bozma-muessesesinin-uygulanma-bicimi</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/10/terazi/tesarsas.jpg" type="image/jpeg" length="84489"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026'da Kira Artış Sınırı Kalktı mı? Ev Sahibi ve Kiracının Güncel Haklar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/2026da-kira-artis-siniri-kalkti-mi-ev-sahibi-ve-kiracinin-guncel-haklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/2026da-kira-artis-siniri-kalkti-mi-ev-sahibi-ve-kiracinin-guncel-haklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Temmuz 2024’te yürürlükten kalkan yüzde 25’lik geçici kira artış sınırı, iki yılı aşkın süredir hâlâ birçok kiracı ve ev sahibinin kafasını karıştırıyor. Eylül 2026 itibarıyla sözleşmesini yenileyecek olanlar için yasal üst sınır yüzde 31,79 olarak açıklandı, yani sınır kalkmadı, sadece hesaplama...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1 Temmuz 2024’te yürürlükten kalkan <strong>yüzde 25’lik geçici kira artış sınırı</strong>, iki yılı aşkın süredir hâlâ birçok kiracı ve ev sahibinin kafasını karıştırıyor. Eylül 2026 itibarıyla sözleşmesini yenileyecek olanlar için yasal üst sınır <strong>yüzde 31,79</strong> olarak açıklandı, yani sınır kalkmadı, sadece hesaplama yöntemi değişti. Bu fark, kim haklı kim haksız tartışmasının merkezinde duruyor.</p>

<p><strong>Yüzde 25 Sınırı Neden ve Ne Zaman Kalktı?</strong></p>

<p>11 Haziran 2022 ile 1 Temmuz 2024 arasında yenilenen konut kira sözleşmelerinde artış oranı <strong>yüzde 25 ile sınırlıydı</strong>. Bu düzenleme, pandemi sonrası enflasyon şokunu yumuşatmak için getirilmiş geçici bir tedbirdi ve kanun koyucu süresini uzatmadı. Sonuç olarak 1 Temmuz 2024’ten itibaren bu tavan otomatik olarak devre dışı kaldı.</p>

<p>Örneğin sözleşmesi Ağustos 2024’te yenilenecek bir kiracı, artık yüzde 25 güvencesine değil, <strong>Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükmüne</strong> tabi oldu. Bu geçiş birçok kiracıyı hazırlıksız yakaladı, çünkü medyada “sınır kalktı” haberleri sınırın tamamen ortadan kalktığı algısını yarattı, oysa yerine başka bir sınır geldi.</p>

<p><strong>2026’da Geçerli Olan Gerçek Sınır: TÜFE Ortalaması</strong></p>

<p><strong>TBK m.344</strong> uyarınca, tarafların yenilenen kira döneminde uygulayabileceği artış oranı, bir önceki kira yılındaki <strong>tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) on iki aylık ortalamalarına göre değişim oranını</strong> geçemez. Eylül 2026’da sözleşme yenileyecek bir kiracı için bu oran yüzde 31,79 olarak hesaplandı; yaz aylarında bu rakam yüzde 31-32 bandında seyretti.</p>

<p>Diyelim ki Kadıköy’de oturan bir kiracının aylık kirası 20.000 TL. Ev sahibi TÜFE ortalamasını referans alarak <strong>en fazla 6.358 TL artış</strong> talep edebilir; bunun üzerinde bir rakam sözleşmede yazsa bile <strong>geçersizdir</strong> ve kiracı fazlasını ödemek zorunda değildir. Taraflar anlaşırsa daha düşük bir oran uygulanabilir, ama üst sınırı aşan bir artış hukuken bağlayıcı değildir.</p>

<p>Kira artışı hesaplanırken TÜFE 12 aylık ortalaması esas alınır.</p>

<p><strong>Ev Sahibinin Elindeki Gerçek Haklar</strong></p>

<p>Ev sahipleri açısından yüzde 25 sınırının kalkması psikolojik bir rahatlama yaratsa da, uygulamada beklenen serbestiyi getirmedi. TÜFE ortalaması zaten piyasa kira artışlarının çoğu zaman gerisinde kaldığından, birçok mülk sahibi hâlâ <strong>enflasyon karşısında reel kayıp</strong> yaşadığını düşünüyor.</p>

<p>Burada devreye <strong>TBK m.345</strong> giriyor: sözleşme beş yılı doldurduğunda, taraflar anlaşamazsa ev sahibi <strong>kira bedelinin tespiti davası</strong> açabilir ve hâkim, TÜFE sınırından bağımsız olarak emsal kira bedellerini, hak ve nesafet ilkesini gözeterek yeni bedeli belirleyebilir. Örneğin 2021’de kiraya verilen ve o günden beri hiç el değiştirmeyen bir daire için 2026’da açılacak tespit davasında hâkim, bölgedeki güncel emsal kiraları esas alarak TÜFE ortalamasının oldukça üzerinde bir rakama hükmedebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu noktada ev sahibinin dikkat etmesi gereken bir usul kuralı var: beş yıllık sürenin dolduğu kira döneminin bitiminden en az <strong>30 gün önce</strong> yazılı bildirim yapılmalı, tespit davası da bu süreye uygun şekilde açılmalıdır. Bildirim süresi kaçırılırsa sözleşme eski şartlarla bir yıl daha kendiliğinden uzar ve ev sahibi o yıl için TÜFE sınırının üzerine çıkamaz.</p>

<p><strong>Kiracının Hakları ve Kira Tespit Davasına Hazırlık</strong></p>

<p>Kiracı tarafında ise TÜFE sınırı hâlâ güçlü bir güvence sağlıyor: beş yıllık süre dolmadıkça ev sahibi bu oranın üzerinde bir artışı <strong>tek taraflı olarak dayatamaz</strong>. Sözleşmede yer alan daha yüksek bir oran, TBK m.344’ün emredici niteliği gereği kendiliğinden TÜFE sınırına iner. Bu durumda kiracının yapması gereken, fazladan tahsil edilen tutarı ödemeyi reddetmek veya ödediyse <strong>sebepsiz zenginleşme hükümlerine</strong> göre iadesini istemektir.</p>

<p>Somut bir örnek: Bahçelievler’de oturan bir kiracıya ev sahibi, yenileme döneminde TÜFE ortalamasının çok üzerinde bir zam yaptı ve ödemezse tahliye ile tehdit etti. Bu durumda kiracının önce yazılı olarak itiraz etmesi, gerekirse arabuluculuğa başvurması ve son çare olarak <strong>kira tespit davası</strong> açması mümkündür. Konuyu daha ayrıntılı işlediğimiz kira artış oranı yasal sınırı aştığında yapılacaklar yazısında bu sürecin adımlarını bulabilirsiniz.</p>

<p>Sözleşmenin kaçıncı yılında olunduğunu bilmek, uyuşmazlığı önlemenin ilk adımı.</p>

<p><strong>Tartışmanın Asıl Ekseni: Sınır Kalktı mı, Değişti mi?</strong></p>

<p>Kamuoyunda “sınır kalktı” başlıklarının yarattığı algının aksine, kanaatimizce 2026’da kira artışı hâlâ <strong>sınırsız değil, öngörülebilir bir çerçeveye</strong> bağlı. Asıl kırılma noktası yüzde 25’in kaldırılması değil, beş yıllık sözleşmelerde devreye giren <strong>hak ve nesafet</strong> uygulamasıdır; çünkü bu davalarda TÜFE sınırı işlemiyor ve sonuç büyük ölçüde bilirkişi raporuna bağlı kalıyor.</p>

<p>Bu nedenle hem ev sahibinin hem kiracının, sözleşmenin kaçıncı yılında olduğunu ve hangi hükmün (m.344 mi m.345 mi) uygulanacağını net biçimde bilmesi, gereksiz uyuşmazlıkların önüne geçer. Taraflardan biri süreci yanlış değerlendirirse, ödenmeyen fark zamanla ciddi bir icra riskine dönüşebilir.</p>

<p>Uygulamada gördüğümüz kadarıyla anlaşmazlıkların büyük kısmı, aslında tarafların hangi hükmün kendi durumlarına uygulanacağını bilmemesinden kaynaklanıyor. Sözleşme henüz beşinci yılını doldurmamışsa dava açmak yerine <strong>TÜFE oranını hesaplayıp karşı tarafa yazılı olarak bildirmek</strong> çoğu zaman uyuşmazlığı daha mahkemeye gitmeden çözüyor.</p>

<p><strong>Sonuç: Sözleşme Yenilerken Nelere Dikkat Edilmeli</strong></p>

<p>Kira sözleşmesi yenileme döneminde hem ev sahibinin hem kiracının şu sırayla hareket etmesi önerilir: önce sözleşmenin kaç yıllık olduğu kontrol edilmeli, beş yılı doldurmadıysa <strong>güncel TÜFE 12 aylık ortalaması</strong> esas alınmalı, beş yılı doldurduysa <strong>emsal kira araştırması</strong> yapılmalı. Taraflar arasında anlaşmazlık çıkarsa, dava açmadan önce <strong>arabuluculuk</strong> yoluna başvurmak hem zaman hem masraf açısından daha kalıcı bir çözüm sunabilir; mahkeme süreci aylar sürebilirken arabuluculukta taraflar genellikle birkaç oturumda ortak bir noktada buluşabiliyor.</p>

<p>Sonuç olarak yüzde 25 sınırının kalkması, kira artışının denetimsiz hale geldiği anlamına gelmiyor; sadece denetim mekanizması değişti. Bu değişikliği doğru okuyan taraf, gereksiz bir uyuşmazlığın içine düşmekten kurtulur.</p>

<p><strong>Yasal Uyarı</strong></p>

<p>Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir; hukuki işlem yapmadan önce mutlaka bir avukata danışınız.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ"><img alt="Av. Aysel ABA KESİCİ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_177u8YhhhYlhlhjuauhghghhhghjhhhhhhhhjgjggjhhhhhghhghhhhhghghhjujhghhjhhjjhhhgjhjj8.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ">Av. Aysel ABA KESİCİ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/2026da-kira-artis-siniri-kalkti-mi-ev-sahibi-ve-kiracinin-guncel-haklar</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/10/sozlesme-kira-ev-bina.jpg" type="image/jpeg" length="44396"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 34)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/mali-suclari-arastirma-kurulu-genel-tebligi-sira-no-34</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/mali-suclari-arastirma-kurulu-genel-tebligi-sira-no-34" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 34) ve  Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 5)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 33), 23 Eylül 2026 Tarihli ve 33379 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>MALİ SUÇLARI ARAŞTIRMA KURULU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 34)</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ile 27/12/2020 tarihli ve 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun kapsamına giren listeleme kararlarına konu kişi, kuruluş veya organizasyonlar ile ilgili olarak 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde ivedilikle alınması gereken tedbirleri belirlemektir.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Tebliğ, 10/12/2007 tarihli ve 2007/13012 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 27 nci maddesi ile 29/7/2016 tarihli ve 29785 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kapsamında İşlemlerin Ertelenmesine Dair Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Tebliğde geçen;</p>

<p>a) Başkanlık: Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığını,</p>

<p>b) Kanun: 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunu,</p>

<p>c) Yükümlü: Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde sayılanlar ile bunların şube, acente, temsilci ve ticari vekilleri ile benzeri bağlı birimlerini,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Kararların Duyurulması ve Yükümlülerce Alınacak Tedbirler</p>

<p><strong>Kararların duyurulması</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1 inci madde kapsamına giren listeleme kararlarına ve bu kararlara konu kişi, kuruluş veya organizasyonlara ilişkin olarak Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla iletilen bilgiler Başkanlığın internet sitesinde yayımlanarak duyurulur.</p>

<p><strong>Yükümlülerce alınacak tedbirler</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Yükümlüler, Kanunun 19/A maddesi başta olmak üzere ilgili mevzuat uyarınca, karara konu kişi, kuruluş veya organizasyonlar tarafından gerçekleştirilmek istenen işlemlerin ivedilikle Başkanlığa bildirilmesine ve ertelenmesine yönelik gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.</p>

<p>---</p>

<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>MALİ SUÇLARI ARAŞTIRMA KURULU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 5)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SIRA NO: 33)</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 9/4/2008 tarihli ve 26842 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 5)’nin 2.2.7 nci maddesinin birinci paragrafında yer alan “on bin” ibaresi “yirmi bin” şeklinde, “yirmi beş bin” ibaresi “elli bin” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Tebliğin 2.2.9 uncu maddesinin birinci paragrafında yer alan “iki bin yedi yüz elli” ibareleri “beş bin beş yüz” olarak değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Tebliğin 2.2.11 inci maddesinin birinci paragrafının (a) bendinde yer alan “iki bin yedi yüz elli” ibareleri “beş bin beş yüz” şeklinde, (b) bendinde yer alan “bin TL’yi” ibaresi “iki bin beş yüz TL’yi” şeklinde ve “iki bin yedi yüz elli” ibaresi “altı bin beş yüz” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/mali-suclari-arastirma-kurulu-genel-tebligi-sira-no-34</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/hazine-ve-maliye-bakanligia.jpg" type="image/jpeg" length="78172"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/29)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202629</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202629" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/29), 23 Eylül 2026 Tarihli ve 33379 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/29)</strong></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı, 25/5/2025 tarihli ve 32910 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2025/8) ile Çin Halk Cumhuriyeti menşeli 8544.42.90.00.11 ve 8544.60.10.00.11 gümrük tarife istatistik pozisyonları altında sınıflandırılan “güneş (solar) panelleri için bağlantı kutuları (junction box)” ile 8544.60.90.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonu altında sınıflandırılan “diğer tür iletkenli olanlar” eşya tanımlı “güneş panelleri için bağlantı kutuları” ürününe yönelik başlatılan ve Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen damping soruşturmasının tamamlanması neticesinde alınan kararın yürürlüğe konulmasıdır.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Tebliğ, 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun, 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Karar ve 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Tebliğde geçen;</p>

<p>a) CIF: Masraflar, sigorta ve navlun dâhil teslimi,</p>

<p>b) GTİP: Gümrük tarife istatistik pozisyonunu,</p>

<p>c) Kurul: İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulunu,</p>

<p>ç) TGTC: İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelini,</p>

<p>d) Yönetmelik: 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliği,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p><strong>Karar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Yürütülen soruşturma sonucunda, Çin Halk Cumhuriyeti menşeli soruşturma konusu ürün ithalatının dampingli olduğu ve yerli üretim dalında zarara neden olduğu tespit edilmiştir. Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülerek tamamlanan soruşturma sonucunda ulaşılan bilgi ve bulguları içeren Bilgilendirme Raporu EK’te yer almaktadır.</p>

<p>(2) Bu çerçevede, soruşturma neticesinde ulaşılan tespitleri değerlendiren Kurulun kararı ve Ticaret Bakanının onayı ile aşağıdaki tabloda GTİP’i, eşya tanımı ve menşe ülkesi belirtilen eşyanın Türkiye’ye ithalatında aşağıdaki tabloda gösterilen oranlarda dampinge karşı kesin önlemin uygulanmasına karar verilmiştir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="104">
   <p>GTİP</p>
   </td>
   <td width="151">
   <p>Eşya Tanımı</p>
   </td>
   <td width="77">
   <p><a name="RANGE!C1"></a>Menşe Ülke</p>
   </td>
   <td width="217">
   <p><a name="_Hlk235697958">Firma </a>Ünvanı</p>
   </td>
   <td width="85">
   <p>Dampinge Karşı Önlem (CIF Bedelin Yüzdesi)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" rowspan="2" width="104">
   <p>8544.42.90.00.11</p>
   </td>
   <td rowspan="2" width="151">
   <p>Güneş (solar) panelleri için bağlantı kutuları (junction box)</p>
   </td>
   <td rowspan="6" width="77">
   <p>Çin Halk Cumhuriyeti</p>
   </td>
   <td width="217">
   <p>Zhejiang Twinsel Electronic Technology Co., Ltd.</p>
   </td>
   <td nowrap="nowrap" width="85">
   <p>38,23</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="217">
   <p>Risen (Ningbo) New Material Co., Ltd.</p>
   </td>
   <td nowrap="nowrap" width="85">
   <p>38,23</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" rowspan="2" width="104">
   <p>8544.60.10.00.11</p>
   </td>
   <td rowspan="2" width="151">
   <p>Güneş (solar) panelleri için bağlantı kutuları (junction box)</p>
   </td>
   <td width="217">
   <p>QC Solar (Suzhou) Corporation</p>
   </td>
   <td nowrap="nowrap" width="85">
   <p>38,23</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="217">
   <p>QC Solar (JiangSu) Corporation</p>
   </td>
   <td nowrap="nowrap" width="85">
   <p>38,23</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td nowrap="nowrap" rowspan="2" width="104">
   <p>8544.60.90.00.00</p>
   </td>
   <td rowspan="2" width="151">
   <p>Diğer tür iletkenli olanlar (yalnız güneş (solar) panelleri için bağlantı kutuları (junction box))</p>
   </td>
   <td width="217">
   <p>Zhejiang Chint Xinhui PV Co., Ltd.</p>
   </td>
   <td nowrap="nowrap" width="85">
   <p>38,23</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="217">
   <p>Diğerleri</p>
   </td>
   <td nowrap="nowrap" width="85">
   <p>57,11</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Uygulama</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Gümrük idareleri, 4 üncü maddede GTİP’i, eşya tanımı ve menşe ülkesi belirtilen eşyanın, diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, serbest dolaşıma giriş rejimi kapsamındaki ithalatında karşısında gösterilen oranlarda dampinge karşı kesin önlemleri tahsil eder.</p>

<p>(2) Bilgilendirme Raporunda soruşturma konusu ürün ve benzer ürün ile ilgili açıklamalar genel içerikli olup uygulamaya esas olan yürürlükteki TGTC’de yer alan GTİP ve 4 üncü maddede bulunan tabloda yer alan eşya tanımıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(3) Önleme tabi ürünün yürürlükteki TGTC’de yer alan tarife pozisyonunda ve/veya tanımında yapılacak değişiklikler bu Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.</p>

<p>(4) Yönetmeliğin 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu Tebliğ kapsamındaki önlemler, yürürlük tarihinden itibaren 5 yıl sonra yürürlükten kalkar.</p>

<p>(5) Yönetmeliğin 35 inci maddesi uyarınca bu Tebliğ kapsamındaki önlemlerin sona erme tarihinden önce bir nihai gözden geçirme soruşturması başlatıldığı takdirde önlemler, soruşturma sonuçlanıncaya kadar yürürlükte kalmaya devam eder.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/09/20260923-5-1.pdf" rel="nofollow">Eki için tıklayınız</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202629</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="86284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kafkas Üniversitesi Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kafkas-universitesi-kuresel-isinma-ve-iklim-degisikligi-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kafkas-universitesi-kuresel-isinma-ve-iklim-degisikligi-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kafkas Üniversitesi Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, 23 Eylül 2026 Tarihli ve 33379 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kafkas Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>KAFKAS ÜNİVERSİTESİ KÜRESEL ISINMA VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Kafkas Üniversitesi Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; Kafkas Üniversitesi Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>b) Merkez: Kafkas Üniversitesi Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>c) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>ç) Rektör: Kafkas Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>d) Üniversite: Kafkas Üniversitesini,</p>

<p>e) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Amaçları ve Faaliyet Alanları</p>

<p><strong>Merkezin amaçları</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Merkezin amaçları şunlardır:</p>

<p>a) Küresel ısınmanın nasıl olduğunu, ne zaman başladığını ve küresel ısınmayı oluşturan faktörlerin neler olduğunu belirlemek.</p>

<p>b) Küresel ısınmanın etkisini azaltma yollarını ve geri döndürülebilirliğini araştırmak.</p>

<p>c) Küresel ısınmaya bağlı olarak meydana gelen iklim değişikliğini anlamak ve araştırmak.</p>

<p>ç) İklim değişikliğinin başlangıcı, günümüze kadar gelişmesi ve bundan sonraki zamanda nasıl bir seyir izleyeceğini araştırmak.</p>

<p>d) İklim değişikliğinin sucul ve karasal ekosistemlere etkilerini araştırmak.</p>

<p>e) İklim değişikliğinin dünyadaki ve ülkemizdeki coğrafi bölgelere göre değişimini araştırmak.</p>

<p>f) Küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin yağış rejimi ile yeraltı su kaynaklarına etkilerini araştırmak.</p>

<p>g) Küresel ısınma sonucunda artan deniz suyunun kaplayacağı karasal alanların belirlenmesi için araştırma yapmak.</p>

<p>ğ) İklim değişikliğine adaptasyonu ve mekanizmaları araştırmak.</p>

<p>h) Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin insanlar, doğal yaşamdaki bitkiler ve hayvanlar açısından incelemek.</p>

<p>ı) Doğal yaşamdaki canlıların adaptasyonlarından oluşan yaşam rehberinin insanlık ve tarım için uygulanabilirliğini araştırmak.</p>

<p><strong>Merkezin faaliyet alanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Merkezin faaliyet alanları şunlardır:</p>

<p>a) Küresel ısınmaya neden olan faktör ve kaynakları yerinde incelemek ve araştırmalar yapmak.</p>

<p>b) Az su kullanarak ya da kuru tarım ile ekolojik ürün yetiştiriciliği konularında, kamu, özel kuruluşlar ve ilgili sivil toplum kuruluşları ile iş birliği yaparak projeler geliştirmek.</p>

<p>c) İklim değişikliğine bağlı olarak yağış rejiminin ve kuraklığın araştırılması için ulusal ve uluslararası ilgili birimlerle projelere katılmak ve projeler hazırlamak.</p>

<p>ç) Tarımda ve diğer kesimlerde suyun ekonomik kullanılması için ilgili birimlerle iş birliği ve projeler geliştirmek.</p>

<p>d) Yurt içi ve yurt dışında ilgili coğrafyalarda bilimsel araştırmalar yapmak, projeler geliştirmek ve yapılan bilimsel araştırmalara katılmak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Yönetim Organları ve Görevleri</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Müdür; Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları bulunan Üniversite öğretim üyeleri arasından Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilir. Görev süresi sona eren Müdür aynı usulle yeniden görevlendirilebilir. Müdürün altı aydan fazla görevinin başında bulunmaması halinde görevi kendiliğinden sona erer ve yerine yeni bir Müdür görevlendirilir.</p>

<p>(2) Müdüre çalışmalarında yardımcı olmak üzere, Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları bulunan Üniversitede devamlı statüde çalışan iki öğretim elemanı Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için müdür yardımcısı olarak görevlendirilir. Müdür yardımcıları Müdürün vereceği görevleri yerine getirir. Müdür, görevi başında bulunmadığı zamanlarda müdür yardımcılarından birini vekil olarak bırakır. Müdür yardımcılarının görev süresi Müdürün görev süresi sona erdiğinde kendiliğinden sona erer. Görevinden ayrılan müdür yardımcısının yerine kalan süreyi tamamlamak üzere yine aynı usulle yeni bir müdür yardımcısı görevlendirilir.</p>

<p><strong>Müdürün görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Müdürün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezi temsil etmek.</p>

<p>b) Yönetim Kurulunu toplantıya çağırmak, gündemini hazırlamak ve toplantıya başkanlık etmek.</p>

<p>c) Müdür yardımcıları arasında görev paylaşımı yapmak ve yapılan işleri denetlemek.</p>

<p>ç) Merkezin ödenek ve personel ihtiyaçlarını, bütçe ile ilgili önerilerini ve görüşülecek diğer konuları tespit ederek gerekçesi ile birlikte Yönetim Kuruluna sunmak.</p>

<p>d) Müdür yardımcıları ile birlikte, Merkezin çalışma programını hazırlamak ve çalışma programını Yönetim Kurulunun onayına sunmak.</p>

<p>e) Merkezin yıllık faaliyet raporunu hazırlamak, Yönetim Kurulunun görüşünü aldıktan sonra Rektöre sunmak.</p>

<p>f) Araştırma projelerinin düzenlenmesini, yönlendirilmesini ve denetimini sağlamak.</p>

<p>g) Araştırma ve proje çalışma gruplarını kurmak.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yönetim Kurulu; Müdürün başkanlığında, müdür yardımcıları ve Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversitenin öğretim elemanları arasından Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen beş üye olmak üzere sekiz üyeden oluşur. Görev süresi sona eren üye aynı usulle yeniden görevlendirilir. Görev süresi bitmeden önce herhangi bir sebeple üyeliği sona eren üyenin yerine kalan süreyi tamamlamak üzere yeni bir üye aynı usulle görevlendirilir.</p>

<p>(2) Yönetim Kurulu, Müdürün çağrısı üzerine üç ayda bir kez toplanır. Müdür, gerekli gördüğü hallerde veya üyelerden üçünün yazılı talebi üzerine de Yönetim Kurulunu toplantıya çağırabilir. Üst üste üç kez Yönetim Kurulu toplantısına mazeretsiz katılmayan üyenin üyeliği kendiliğinden sona erer. Kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır, oyların eşitliği halinde Müdürün oyu yönünde çoğunluk sağlanmış sayılır.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1)Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin çalışmalarını düzenlemek.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan yıllık çalışma planını, gündemde bulunan araştırma ve eğitim projelerini görüşüp karara bağlamak.</p>

<p>c) Merkezin çalışmaları için gerekli görülen çalışma grupları ve komisyonları kurmak.</p>

<p>ç) Bir sonraki takvim yılı içinde yapılacak faaliyetleri belirlemek.</p>

<p>d) Müdür tarafından sunulan yıllık bütçe önerilerini ve idari ve teknik eleman eksikliğini görüşüp karara bağlamak.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Danışma Kurulu; Müdür, müdür yardımcıları ile Merkezin faaliyetleri ile ilgili alanlarda bilgi ve deneyime sahip Üniversite öğretim elemanları veya kamu ya da özel kurum ve kuruluşlarından Yönetim Kurulunun önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen beş üye olmak üzere toplam dokuz üyeden oluşur. Danışma Kurulu yılda bir kez toplanır. Toplantılarda salt çoğunluk koşulu aranmaz.</p>

<p><strong>Danışma Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Danışma Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin; amacı ile ilgili konularda görüş bildirmek, Merkezin genel faaliyetlerinin yönetimi ile ilgili konularda öneri sunmak, destek sağlamak, amaçlarına uygunluğu konusunda danışmanlık yapmak.</p>

<p>b) Kamu ve sivil toplum kuruluşları, özel sektörle bu konularda iş birliği sağlamak, küresel ısınma iklim değişikliği ile ilgili çözüm önerileri konusunda etkinlik ve proje önerileri geliştirmek.</p>

<p>c) Yapılacak bilimsel çalışmalara teknik ve bilimsel destek sağlamaya çalışmak ve yardımcı olmak.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Çalışma birimleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Merkezin verimlilik ve etkinliğinin arttırılması, hizmet kontrolünün sağlanması ve değerlendirilmesi amacıyla komiteler ya da komisyonlar şeklinde çalışma birimleri kurulabilir. Komite ve komisyonların görevleri, buralarda görevlendirilecek kişilerin görevleri ve çalışma şekline ilişkin esaslar Yönetim Kurulunca belirlenir.</p>

<p><strong>Personel ihtiyacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı Rektör tarafından görevlendirilen personel tarafından karşılanır.</p>

<p><strong>Harcama yetkilisi</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Merkezin harcama yetkilisi Müdürdür.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) 8/4/2011 tarihli ve 27899 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kafkas Üniversitesi Kuş Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Kafkas Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kafkas-universitesi-kuresel-isinma-ve-iklim-degisikligi-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="51202"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/1296 E., 2023/1064 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20231296-e-20231064-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20231296-e-20231064-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 10/04/2023 tarihli, 2023/1296 E., 2023/1064 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/1296 E., 2023/1064 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2021/597 E., 2022/71 K.</p>

<p>DAVA TARİHİ : 11.11.2015<br />
KARAR : Davanın reddine<br />
KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davacılar vekili</p>

<p>Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Davacılar vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacılar; dava konusu taşınmazın, salt orman ada ve çevre sakinlerinin okul gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik olarak kiraya verildiğini, kiracının izin almadan kiralanan yerin kullanım şekli ve amacını kısmen dahi olsa değiştirmesi veya bu konudaki yükümlülüklerine aykırı davranmasının, sözleşmenin fesih nedeni olarak kararlaştırıldığını, kiraya verme amaçlarının sadece çevre sakinlerini kendilerine yakın bir okula kavuşturmak olduğunu, davalı kiracının ise kötüniyetli davrandığını, Bahçeköy’de bulunan kendi okullarına rakip olabilecek bir okul faaliyetini önlemek için dava konusu binayı boş tutarak, bloke amaçlı kiraladıklarının sonradan anlaşıldığını, mevcut sözleşmenin açık hükümlerine rağmen davalı kiracının okulu kapattığını bildirmesi üzerine davalıya Beyoğlu 48. Noterliğinden 30 gün süreli ihtar gönderdiklerini, fesih bildirimi ve tahliye talepli ihtarların sonuçsuz kaldığını, davalı tarafın okulu açma niyetlerinin olmadığını, bu nedenle kira sözleşmesinin feshi işleminin geçerliliğini, davalının kiralanandan tahliyesini ve taşınmazın tahliye edilmesi gereken 27.09.2015 tarihinden tahliye edileceği tarihe kadar kira sözleşmesinin 13. maddesi gereğince her ay aylık kira bedelinin %50 oranındaki cezai şart bedelinin de davalıdan tahsilini istemiş, 16.09.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile alacak talebini fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 108.750 USD olarak yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı; çevre sakinlerinin okul ihtiyacının sözleşmede düzenlenmediğini, faaliyette bulunmadan da kiralananı ellerinde tutabileceklerini, kira bedellerinin ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. MAHKEME KARARI</strong><br />
Mahkemenin 14.06.2016 tarihli ve 2015/1277 E., 2016/563 K. sayılı kararıyla; sözleşmede kesintisiz olarak faaliyete devam edileceğine dair madde olmadığı, bu nedenle de akde aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong><br />
A. Birinci Bozma Kararı<br />
1. Mahkeme kararına karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>2. Dairenin 07.12.2017 tarihli ve 2017/7373 E., 2017/17221 K. sayılı ilamıyla; kiralananın okul/kreş olarak eğitim amaçlı ve sürekli kullanılmak üzere kiralandığı, kiralananın dönemsel olarak kapalı tutulmasının ve bu hususta kiraya verenden izin alınmamasının kiralama amacına ve akde aykırı olduğu, davacı tarafından davalıya 30 gün süreli ihtarname gönderildiği ve akde aykırılığın düzeltilmediği belirtilerek Mahkemece, bu husus gözetilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.</p>

<p>B. İkinci Bozma Kararı<br />
1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 14.01.2020 tarihli ve 2018/175 E., 2020/65 K. sayılı karar ile; davanın kısmen kabulü ile, davacının tahliye talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davanın alacak talebi açısından kabulü ile 108.750 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; söz konusu karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.</p>

<p>2. Dairenin 15.12.2020 tarihli ve 2020/10723 E., 2020/7822 K. sayılı ilamıyla; Mahkeme kararı ile tahliye ilamı alınmadığı sürece akdin sözleşmede belirlenen tarihten önce sona erdiğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla feshe dayalı olarak davalıdan cezai şart istenemeyeceği, bu nedenle Mahkemece davacının cezai şart isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.</p>

<p>C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar<br />
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacının tahliye talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının feshe dayalı cezai şarta ilişkin alacak talebinin Yargıtay İlamı doğrultusunda reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuran<br />
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Gerekçe ve Sonuç<br />
Dairenin 20.10.2022 tarihli ve 2022/7011 E., 2022/8054 K. sayılı kararıyla, Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR DÜ</strong>ZELTME<br />
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran<br />
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Karar Düzeltme Sebepleri<br />
Davacılar vekili; Yargıtay onama kararının, önceki kararıyla tamamen çeliştiğini, taraflarınca yapılan feshin ve buna bağlı cezai şart talebinin haklı olduğunu, kiracının tacir olduğunu ve yasa maddelerinin yürürlük tarihi itibariyle uygulanmasına ilişkin itirazları ile sözleşme maddelerine ait temyiz nedenlerinin incelenmediğini, oluşan zararlarının ispatlanmış olmasına rağmen karara bağlanmadığını, davalının geçerliliğini iddia ettiği protokolün ise geçerlilik kazanmadığını ileri sürerek; onama kararının düzeltilerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, kiralananın tahliyesi ve feshe dayalı ceza şart alacağına ilişkin tazminat istemine ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 316 ncı maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranması durumunda sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahliyesine karar verilebilmesi için kiraya verenin konut ve çatılı işyeri kirasında kiracıya en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.</p>

<p>2. Kira akdinin sona erme sebepleri ve akdin feshinin biçim ve koşulları TBK’nın 327. vd. maddelerinde sınırlı sayıda ve emredici şekilde düzenlenmiştir. Akdin feshi için bu maddelerde yer alan koşulların bulunması tek başına yetmez. Ayrıca bu konuda tahliye talebinin ilama bağlanmış olması gerekir. Tahliye davası açma koşullarının bulunması durumunda bile mahkeme kararı ile tahliye ilamı alınmadığı sürece akdin sona erdiğinden söz edilemez. Ayrıca emredici hukuk kurallarına aykırı düzenlenmiş tahliye şartı geçersiz olduğu gibi, bu şarta bağlı olarak öngörülen cezai şartta geçersizdir.</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
Mahkemece yukarıda açıklanan kanun hükümleri gözetilerek ve Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle karar verildiği, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Karar düzeltme talebinin REDDİNE,</p>

<p>Aşağıda yazılı para cezası ile bakiye harcın karar düzeltme isteyenlere yükletilmesine,</p>

<p>10/04/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20231296-e-20231064-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7a.jpeg" type="image/jpeg" length="22658"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/7373 E. ve 2017/1448 E. sayılı kararları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20177373-e-ve-20171448-e-sayili-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20177373-e-ve-20171448-e-sayili-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 07.12.2017 tarihli, 2017/7373 E., 2017/17221 K. sayılı kararı ile 23.01.2017 tarihli, 2017/1448 E., 2017/405 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2017/7373 E., 2017/17221 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ</p>

<p>Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>Y A R G I T A Y K A R A R I</strong></p>

<p>Davacılar; ... İli, ... ilçesi ...' de bulunan taşınmazın, salt orman ada ve çevre sakinlerinin okul gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik olarak kiraya verildiğini, kiracının izin almadan kiralanan yerin kullanım şekli ve amacını eğitimini niteliğinin kısmen dahi değiştirilmesi veya bu konudaki maddeler yükümlülüklerine aykırı davranması sözleşmenin fesih nedeni olarak kaydedildiğini, kiraya verme amaçlarının sadece çevre sakinlerinin kendilerine yakın bir okula kavuşturmak için kira bedelinin cüzi olarak tespit ettiğini, davalı kiracının bu imkana karşılık kötüniyetli amaç için kullandığını, ... kendi okullarına rakip olabilecek bir okul faaliyeti önlemek için binayı boş tutarak bloke amaçlı kiralamış olduğunu, mevcut sözleşmenin açık hükümlerine rağmen davalı kiracının okulu kapattığını bildirmesi üzerine davalıya ... 48. Noterliğinden 30 gün süreli ihtar gönderdiklerini, fesih bildirimi ve tahliye talepli ihtarların sonuçsuz kaldığını, davalı tarafın okulu açma niyetlerinin olmadığını, bu nedenle kira sözleşmesinin feshi işleminin geçerliliğine, davalının tahliyesine ve mecurun tahliye edilmesi gereken 27/09/2015 tarihinden tahliye edileceği tarihe kadar kira sözleşmesi 13. Maddesi gereğince her ay aylık kira bedelinin %50 oranındaki cezai şart bedelinin de davalıdan tahsilini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı; çevre sakinlerinin okul ihtiyacının sözleşmede düzenlenmediğini, faalliyette bulunmadan da kiralananı ellerinde tutabileceklerini, kira bedellerinin ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Mahkemece, sözleşmede kesintisiz olarak faaliyete devam edileceğine dair madde olmadığını, akde aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.</p>

<p>Türk Borçlar Kanununun 316. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranması durumunda sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahliyesine karar verilebilmesi için kiraya verenin konut ve çatılı işyeri kirasında kiracıya en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.</p>

<p>Taraflar arasında imzalanan 01.04.2013 başlangıç tarihli ve 31.08.2023 bitiş tarihli kira sözleşmesinin varlığına dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile taşınmaz okul/kreş olarak davalıya kiralanmıştır. Sözleşmenin 4. maddesinde; kiralanan yerin münhasıran kreş, anaokulu, okul olarak kullanılacağı, kiracının okuldaki eğitimin niteliğinin değiştirilmesi istendiğinde önceden kiraya verenden yazılı izin alınması gerektiği, yazılı izin alınmadan kullanma şeklinin amacını ve eğitimin niteliğini kısmen dahi olsa değiştirilemeyeceği veya ilave kullanma şekli ekleyemeyeceği, kiracının bu maddeye aykırı davranmasının fesih nedeni olabileceği, kiracı kiralanan yerin dekorasyon ve işletilmesine kadar her konuda modern bir eğitim kurumu olarak kiraya vereceği , hizmet kalitesinin orman ada kompleksinin itibarına uygun şekilde en üst düzeyde koruyacağı kararlaştırılmış. Kiracının diğer yükümlülüklerinde de yazılı izin alınmadan alt kiraya verilemeyeceği belirlenen tahsis amacına aykırı olarak kısmen dahi kullanılamayacağı, kanuna aykırı faaliyette bulunmayacak tüm yasal mevzuata uygun hareket edeceği kiralanan yerin güvenliğini sağlayacağı, orman ada tesisleri sakinlerine saygılı davranacağı onları rahatsız edici davranışlardan kaçınacağı hususları kararlaştırılmıştır.</p>

<p>Davalı kiracı, davacının 07.09.2015 tarihinde keşide ettiği fesih ihtarına karşı cevap olarak keşide ettiği 10.09.2015 tarihli ihtarnamesinde; dönemsel olarak kiralananı işletemediklerini, bunun ticari bir karar olduğunu, beklenen öğrenci sayısına ulaşamadıklarını, ileriki dönemde faaliyete devam edip etmeyeceklerine dair karar alacaklarını beyan etmiştir. Yine davalı tarafından bir öğrenci velisine gönderilen 16.02.2015 tarihli e-mail de; 2015-2016 döneminde kapatıldığı, öğrencinin ...' de bulunan okula kaydının yapılabileceği belirtilmiştir.<br />
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü' nün davacıya yönelik 02.09.2015 tarihli yazısının incelenmesinden; 05.08.2015 tarihinde kiracının çalışma ruhsatının iptal edildiği belirtilmiştir.</p>

<p>Somut olayda; taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesi ve özellikle sözleşmenin 4. maddesindeki düzenlemeden; kiralananın okul/kreş olarak eğitim amaçlı ve sürekli kullanılmak üzere kiralandığı, kiralananın dönemsel olarak kapalı tutulmasının ve bu hususta kiraya verenden izin alınmamasının kiralama amacına ve akde aykırı olduğu, davacı tarafından davalıya 30 gün süreli ihtarname gönderildiği ve akde aykırlığın düzeltilmediği anlaşıldığından; mahkemece, bu husus gözetilerek karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş olup, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2017/1448 E., 2017/405 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :SULH ... MAHKEMESİ</p>

<p>Taraflar arasında görülen tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>Y A R G I T A Y K A R A R I</strong></p>

<p>...) Uyuşmazlık, akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı firmanın, mülkiyeti ...'ne ait ... ili, .... ilçesi, .... Mahallesi, ... ... ... ....i No: ... adresindeki taşınmazda 04.07.2014 tarihi itibariyle kiracı olduğunu, kira sözleşmesinin özel şartlar kısmının ....maddesinin ....fıkrasında '' gayrimenkulün herhangi bir nedenle kapatılması veya kapalı tutulması halinde bu durumun sözleşmeye aykırılık teşkil edeceği ve sözleşmenin feshedilebileceği'' hükmünün yer aldığını, huzurdaki davanın ikame tarihi itibariyle kiralanan taşınmazın kapalı tutulduğunu, bu hususun da akde aykırılık teşkil ettiğini belirterek, davalının kira sözleşmenin feshi ve taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, kiralanan yere işletme ruhsatı almak istendiğini, ancak mecurun kiralama öncesi deprem güçlendirme işlemine tabi tutulduğu, bunun için belediyeden güçlendirme projesi onaylattırıldığı, fakat güçlendirme işinin onaylı projesine aykırı yapıldığı, proje harici binaya bir kısım ilave ve değişikliklerin yapıldığı, bunun üzerine Belediye tarafından binaya yapı tadil tutanakları düzenlendiği, bu hali ile binaya iskan verilmesinin mümkün olmadığının öğrenildiği, iskanı olmayan bina için de otel ruhsatı alınamaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece taraflar arasında imzalanmış 04.07.2014 başlangıç tarihli sözleşmenin .... Maddesinin ....fıkrasında '' gayrimenkulün herhangi bir nedenle kapatılması veya kapalı tutulması halinde bu durumun sözleşmeye aykırılık teşkil edeceği ve sözleşmenin feshedileceği'' hükmünün yer aldığı, davalı tarafın dava konusu mecuru kapalı tuttukları, cevap dilekçelerinde mecurun iskan ruhsatının olmadığını belirttikleri dikkate alınarak kira sözleşmesindeki açık hükme rağmen mecurun kapalı tutulmasının akte aykırılık oluşturduğu, bu şekilde davacının davasının haklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından davacının davasının kabulü ile davalının dava konusu mecurdan akte aykırılık nedeni ile kira sözleşmesinin feshi ile tahliyesine'' karar verilmiştir. Türk Borçlar Kanununun 316.maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranması durumunda sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahliyesine karar verilebilmesi için kiraya verenin konut ve çatılı işyeri kirasında kiracıya en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.</p>

<p>Olayımıza gelince; Davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü taraflar arasındaki kira akdinin10. maddesinin ....fıkrasında '' gayrimenkulün herhangi bir nedenle kapatılması veya kapalı tutulması halinde bu durumun sözleşmeye aykırılık teşkil edeceği ve sözleşmenin feshedileceği'' hükmünün yer aldığı, kiracının akde aykırı olarak kiralananı kapalı tutması halinde kiraya verenin sözleşmeye aykırılık sebebiyle tahliye davası açabilmesi için TBK.’nun 316. maddesi uyarınca'' kiracıya en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi halde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirmesi ve bu bildirimin sonuçsuz kalması gerekir. '' hükmü dikkate alınarak tahliye talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru değildir.</p>

<p>...) Davalı vekili tarafından 06/.../2015 tarihli duruşmada davalı şirketin taşınmazı tahliye ettiği, davanın konusuz kaldığından söz edildiği anlaşıldığından, tahliyenin gerçekleşip gerçekleşmediği, anahtar tesliminin yapılıp yapılmadığı hususu araştırılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru değildir.<br />
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici ....madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK'nun 440/... maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere,<br />
23.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20177373-e-ve-20171448-e-sayili-kararlari</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-12aa4.jpg" type="image/jpeg" length="73636"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İLLEGAL TEKELLEŞMENİN GÖLGESİNDEKİ AVUKATLIK MESLEĞİ: Sigorta Tazminatı Vurgunundan Mesleki Arınmaya]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/illegal-tekellesmenin-golgesindeki-avukatlik-meslegi-sigorta-tazminati-vurgunundan-mesleki-arinmaya</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/illegal-tekellesmenin-golgesindeki-avukatlik-meslegi-sigorta-tazminati-vurgunundan-mesleki-arinmaya" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu çalışmanın amacı; sigorta tazminatlarında yaşanan büyük yolsuzluğun mali, toplumsal, hukuki ve mesleki bilançosunu çıkarmak; adli soruşturmaları bir dönüm noktası kabul ederek bu süreçte zedelenen adalet duygusunu ve mesleğin itibarını yeniden tesis etmektir. Çalışma, bu doğrultuda Baro Başkanlık...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu çalışmanın amacı; sigorta tazminatlarında yaşanan büyük yolsuzluğun mali, toplumsal, hukuki ve mesleki bilançosunu çıkarmak; adli soruşturmaları bir dönüm noktası kabul ederek bu süreçte zedelenen adalet duygusunu ve mesleğin itibarını yeniden tesis etmektir. Çalışma, bu doğrultuda Baro Başkanlıklarına, meslek ilke ve ahlakına aykırı unsurları tasfiye ederek acil bir arınma sürecine gitmeleri yönünde çağrıda bulunmayı hedeflemektedir.</p>

<p><strong>1. Sigorta Tazminat Davalarının İllegal Yapılar Tarafından 3-5 Avukatlık Ofisine Yönlendirilmesi</strong></p>

<p>21.09.2026 tarihinde tam 253 bin trafik kazası mağdurunun vekaletnamesini alarak 15,6 milyar TL haksız kazanç elde ettiği belirlenen şebekeye yönelik operasyonda, 825 şüpheli hakkında yasal işlem başlatıldı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; İstanbul, Ankara, Sakarya ve Gaziantep illerinde bulunan 6 avukatlık ofisi ile 20 şirkete eş zamanlı operasyonlar düzenlendi.</p>

<p>Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve SEDDK’nin derinlemesine yaptığı finansal analizler, şebekenin ağını gözler önüne serdi. Suç örgütleri trafik kazası mağdurlarına ait epikriz raporları, kimlik ve iletişim bilgileri gibi kişisel verileri hastane otomasyon sistemleri, kolluk tutanakları ve sigorta bilgi ağları üzerinden rıza dışı ve sistematik biçimde elde etmiştir. Elde edilen bu hassas veriler, sahada organize biçimde konumlanmış aracı takipçiler ve paravan hasar danışmanlık şirketleri eliyle önceden belirlenmiş hukuk bürolarına servis edilmiştir. Vatandaşların kaza sonrası içinde bulundukları travmatik durum ve çaresizlik istismar edilerek, yaklaşık 253 bin kazazede adına sistematik biçimde vekaletnameler düzenlettirilmiştir. Mağdurların iradelerinin yasadışı veri ağı ve aracı şirketlerin yönlendirmesiyle fesada uğratılması neticesinde elde edilen bu vekâletnameler, 3-5 avukatlık ofisine yönlendirilmiştir. Bu suretle, toplam 15,6 milyar Türk lirası söz konusu organize yapının kontrolüne geçmiştir. Kurulan bu hukuk dışı sistem aracılığıyla sigorta şirketlerinden tahsil edilen milyarlarca liralık tazminat bedelleri, asıl hak sahibi olan mağdurlara eksiksiz ve süresinde aktarılmak yerine, tahsilatların büyük bir kısmı komisyon, masraf veya gayri resmi pay adı altında paravan şirket hesaplarına ve işbirliği yapan kişilere transfer edilmiş, yahut uzun sürelerle şüphelilerin uhdesinde tutularak haksız menfaat sağlanmıştır.</p>

<p><strong>2. Tekelleşme Kıskacındaki Avukatlık Mesleği ve Fırsat Eşitsizliği</strong></p>

<p>Sigorta tazminatı tahsilat süreçlerinde bazı avukatlar illegal yapılarla işbirliği yapmamış olsaydı, bugün 253 bin mağdurun kişisel verileri çalınmayacak ve 15,6 milyar liralık devasa bir vurgunun önüne geçilecekti. Böylece milyarlarca liralık tazminat bedelleri, asıl hak sahiplerine eksiksiz ve zamanında ulaşabilecekti. Üstelik bu durum, tüm avukatlar için de son derece olumlu sonuçlar doğuracaktı. Üstelik bu durum, tüm hukuk camiası için de son derece olumlu sonuçlar doğuracaktı. Yüz binlerce sigorta tazminat davası yalnızca 3-5 avukatın elinde toplanmayacak; rasyonel ve adil bir şekilde dağılarak Türkiye’nin 81 ilindeki tüm avukatların sürece aktif katılımı sağlanacaktı. Vekalet ilişkileri şeffaflaşırken sektördeki haksız tekelleşme de tamamen kırılacaktı.</p>

<p>Örneğin; Yozgat’ta meydana gelen bir kaza sonucunda zarar gören bir vatandaşımız bu şebekenin kıskacına düşmeyecek, hakkını kendi tanıdığı, güvendiği yerel bir avukat aracılığıyla güvenle takip edebilecekti.</p>

<p>Bu istismar düzeni, yalnızca mağdur vatandaşları doğrudan maddi yıkıma sürüklemekle kalmamış; aynı zamanda yargının kurucu unsuru olan savunma makamının kamusal itibarını derinden yaralamış ve ülke çapında meslek etik kurallarına riayet ederek onuruyla çalışan, illegal yöntemlere başvurmayan binlerce avukatın bu büyük pastadan mahrum bırakarak binlerce avukat aleyhine bir haksız rekabet ortamı doğurmuştur.</p>

<p>Avukatların hasar danışmanlık şirketi kisvesi altında faaliyet gösteren aracı organizasyonlarla organik ve sistematik bir menfaat bağı kurarak vekalet temin etmesi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 48. maddesinin ağır ihlalidir. Söz konusu hüküm, çıkar karşılığı iş getirmeyi ve aracı kullanmayı doğrudan hapis cezası gerektiren bir suç olarak düzenlemiştir. Bu norm, avukatın iş sahibi karşısındaki bağımsızlığını teminat altına alırken, aynı zamanda haksız rekabeti bertaraf etmeyi hedefler.</p>

<p>Sigorta tazminatı tahsil süreçlerinde, hukukun hamisi olması gereken bazı avukatların illegal yapılarla işbirliğine gitmesi, hak sahiplerinin adalete erişimini engellerken toplumsal adalet duygusunu da derinden yaralamıştır. Az sayıda avukatın karıştığı bu illegal ortaklıklar, binlerce onurlu avukatın ve baroların kurumsal imajına da gölge düşürmüştür. Oysa adaletin tecelli etmesi, ancak yargı fonksiyonunun üç sacayağından (iddia, savunma, hüküm) biri olan savunma makamının bağımsızlığı ve etkinliği ile mümkündür. Avukat, aldığı vekaletle bireyin sesini hukukun diliyle yargı mercii önünde yükseltir. Vekalet yetkisi, avukata sadece müvekkilini temsil etme gücü vermez, aynı zamanda yargılamanın keyfileşmesini önleyen kamusal bir denetim yetkisi de yükler. Nasıl devlet ve toplumsal düzen (mülk) adaletsiz yaşayamazsa; adalet de kurumsal ve bağımsız bir savunma olmadan tecelli edemez. Bu dinamik sürecin maddi karşılığı olan vekalet ücretlerinin hakkaniyete aykırı biçimde, eşit ve adil paylaştırılmaması; savunmanın bağımsızlığını zedelediği gibi anayasal bir güvence olan savunma hakkına da zarar vermiştir.</p>

<p><strong>3. Baro Başkanlıklarına Çağrı: "Çürük Elmaları Ayıklama Zamanı" </strong></p>

<p>İllegal yapılar ve onlarla işbirliği yapan avukatlara yönelik başlatılan geniş kapsamlı soruşturmalar fırsat bilinerek, aynı veya benzer olayların yaşanmaması için barolar olarak gerekli tedbirler alınmalı ve disiplin işlemler başlatılarak çürük elmalar ayıklanmalıdır. Zira aracı şebekelerle hareket ederek müvekkillerinin haklarını ihlal eden avukatlar hakkında uygulanan işten çıkarma ve mesleki faaliyetten yasaklama tedbirleri, kamu hizmetinin ve meslek onurunun mutlak bir savunması niteliğindedir.</p>

<p>Ayrıca benzer veri sızıntılarının ve illegal yönlendirme (aracı/takipçi) faaliyetlerinin bütünüyle engellenmesi adına, barolar bünyesinde teknolojik ve hukuki denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesi elzemdir. Mesleki tekelin kırılması ve hak kayıplarının önlenmesi, kurumsal denetim altyapısının güçlendirilmesine bağlıdır.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" rel="nofollow" title="Rauf Karasu"><img alt="Rauf Karasu" height="480" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" width="861" /></a></p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf Karasu</strong></p>

<p><strong>Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/illegal-tekellesmenin-golgesindeki-avukatlik-meslegi-sigorta-tazminati-vurgunundan-mesleki-arinmaya</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 19:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/baro/avukdajasd1.jpg" type="image/jpeg" length="49842"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukata adliye otoparkında “gasp”]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukata-adliye-otoparkinda-gasp</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukata-adliye-otoparkinda-gasp" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adliye otoparkında gasp edilen ve neye uğradığını anlamayan Avukat Alparslan Kaya, hemen adliye içerisinde bulunan müvekkili Afşin O.’yu arayarak paranın çalındığını söyledi. Daha sonra Kaya, savcılığa giderek şikâyetçi oldu. Şikâyet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında yapılan incelemede, parayı zorla alarak kaçan Özlem K’nın, ödemeyi yapan borçlu İsmail Engin K’nın eşi olduğu anlaşıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir müvekkilinin alacağını tahsil etmek amacıyla Denizli Adliyesi’ne giden Avukat Alparslan Kaya, 1 milyon 250 bin lira parayı borçlunun arkadaşından teslim aldıktan sonra Özlem K. ile beraberindeki Osman A. tarafından adliye otoparkında güpegündüz gasp edildi. Neye uğradığını anlamayan avukatın şikâyeti üzerine yürütülen soruşturmada, parayı gasp eden kişinin ödemeyi yapan borçlu İsmail Engin K.’nın eşi olduğu anlaşıldı. İfadesinde eşinin dolandırıldığını sandığı için avukatın elinden parayı aldığını söyleyen Özlem K. İle arkadaşı Osman A. tutuklandı. Soruşturma sonunda avukattan zorla parayı alan iki şüpheli hakkında yağma suçundan dava açıldı. Alacaklı tarafından daha önce dolandırıldıklarını iddia eden Özlem K. ilk celsede tahliye edilirken, avukatların adliye sınırları içerisinde dahi saldırıya uğraması tepki çekti. T24’e konuşan Avukat Kaya, “Başıma çok daha ağır bir şey gelebilirdi. Canımdan olabilirdim. Bizim güvenliğimiz nasıl sağlanacak?” dedi.</p>

<p><strong>Parayı alıp kaçtılar</strong></p>

<p>Dosyaya göre dava konusu olay Mart 2026’da yaşandı. Bir müvekkilinin hukuki alacağına ilişkin uyuşmazlığın çözümü için Denizli Adliyesi’ne giden Avukat Alparslan Kaya, borçlu İsmail Engin K. ile yapılan feragat sözleşmesinin imzalanmasının ardından, anlaşma miktarı olan 1 milyon 250 bin lira parayı borçlunun arkadaşı Cüneyt Ü’den adliye otoparkı içerisinde teslim aldı. Parayı alarak kendi aracına doğru ilerlediği sırada arkasından seslenen Özlem K. isimli kadın aniden yanına yaklaşarak Avukat Kaya’nın elindeki para dolu torbayı almaya çalıştı. İkili arasında para dolu torba için mücadele yaşanırken yanlarına bir araba ile gelen Özlem K.’nın arkadaşı Osman A. da arbedeye dahil oldu. Bu esnada Avukat Kaya yere düşünce Özlem K. torbayı aldı. İkili daha sonra arabaya binerek uzaklaştı.</p>

<p><strong>Borçlunun eşi çıktı</strong></p>

<p>Güpegündüz adliye otoparkında gasp edilen ve neye uğradığını anlamayan Avukat Kaya, hemen adliye içerisinde bulunan müvekkili Afşin O.’yu arayarak paranın çalındığını söyledi. Daha sonra Kaya, savcılığa giderek şikâyetçi oldu. Şikâyet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında yapılan incelemede, parayı zorla alarak kaçan Özlem K’nın, ödemeyi yapan borçlu İsmail Engin K’nın eşi olduğu anlaşıldı. Olayın ardından çift karakola gelerek teslim oldu. Daha sonra da Özlem K’ya yardım ettiği belirlenen Osman A. ile borçlu İsmail Engin K. adına avukata parayı teslim eden Cüneyt Ü. de karakola geldi.</p>

<p><strong>Dolandırıldıklarını iddia etti</strong></p>

<p>Burada ifade veren Özlem K, eşi İsmail Engin K’nin çek aldığı bazı firmaların konkordato ilan etmeleri nedeniyle çeklerin karşılıksız hale geldiğini, bu nedenle sıkıntıya düşerek ödemelerini yapamadıklarını ve iflasa sürüklendiklerini, eşinin borç batağından kurtulmak için uğraşırken tanıştığı Afşin O’nun ise kendilerini dolandırdığını öne sürdü. Afşin O’nun, eşinden aldığı çekleri icraya koyduğunu, daha sonra eşi ile dosyayı çekmesi için 1 milyon 250 bin lira karşılığında anlaştığını kaydeden Özlem K., eşinin bu parayı borç aldığı arkadaşı Cüneyt Ü. ile birlikte dosyadan feragat işlemlerini yapmak üzere adliyeye gittiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Muvafakatname imzalanmadan parayı vermeyeceğim”</strong></p>

<p>Özlem K, kendisinin de eşinin peşinden arkadaşı Osman A. ile adliyeye geçtiğini, otoparkta Cüneyt Ü’nün feragat işlemleri yapılmadan Avukat Kaya’ya ödemeyi yaptığını sandığını belirterek, şunları anlattı: “Cüneyt Abi’ye muvafakatname imzalanmadan parayı neden teslim ettin. Bu adam bizi dolandırırsa senin yüzüne nasıl bakarız. Kocamı bu işten nasıl kurtarırız. Ben çocuktan (Avukat Alpaslan Kaya’dan) parayı alayım. Muvafakatname imzalanınca veririz’ diyerek elinde torba ile yürüyen şahsın yanına gittim. Paramızı ver anlaşmamız bu şekilde değildi, önce muvafakatname imzalanacaktı’ dedim. Şahıs torbayı vermemek için direndi. Bu sırada ‘Osman bana yardım edin paramızı alacaklar. Muvafakatname imzalanmadan parayı vermeyeceğim’ diye bağırdım, Osman geldi. Cüneyt ve Osman ne olduğunu anlayamadan ben parayı elinden alarak arabaya bindim ve eve gittik. Daha sonra eşim aradı, yanında polis olduğunu, benim de yanlarına gitmem gerektiğini söyledi. Ben de olayı anlatmak ve haksızlığa uğradığımızı dile getirmek için yanlarına gittim. Olayları tüm samimiyetimle anlattım”</p>

<p><strong>“Böyle bir şey yapacağını bilmiyordum”</strong></p>

<p>Olay sırasında Özlem K’yı adliye otoparkından alarak uzaklaştıran Osman A. ise ifadesinde, “Kendisinin İsmail Engin ve Özlem K’nin ricası üzerine adliyeye gittiğini, sadece araba içerisinde Özlem K’nın gelmesini beklediğini, böyle bir şey yapacağından haberinin olmadığını, Özlem ve Alparslan Kaya arasındaki hengameyi gördüğünü, bu sırada Özlem’in bir fırsat bularak torbayı aldığını ve eve gidelim elim ayağım titriyor demesi üzerine eve gittiklerini, akşam saatlerinde polisin araması üzerine emniyete geldiğini” söyledi. Her iki isim de beyanlarının ardından tutuklandı. Osman A. soruşturma aşamasında tahliye edilirken, savcılık Temmuz ayında şüpheliler hakkında “birden fazla kişiyle yağma” suçundan iddianame düzenledi. İddianamede parayı teslim ederek zararı giderdikleri belirtilen şüpheliler için ceza indirimi de talep etti. Geçen Ağustos ayında Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk celsesinde Özlem K. tahliye edildi.</p>

<p><strong>“Otoparkta kamera dahi yokmuş”</strong></p>

<p>Öte yandan soruşturma aşamasında Avukat Kaya’nın gasp edildiği adliye otoparkında kamera dahi olmadığı anlaşıldı. Olaya ilişkin görüntüler otoparkı gören bir spor salonuna ait kameralardan elde edilirken, avukatların adliye sınırları içerisinde dahi güvende olmaması da tepki çekti. T24’e konuşan Avukat Kaya, “Adliyede olduğum içim etrafımda polis olur diye düşündüm ama kimse yoktu. Hatta otoparkta kamera dahi yokmuş. Başıma çok daha ağır bir şey gelebilirdi. Canımdan olabilirdim. Son dönemde avukatlar neredeyse her gün farklı sebeplerle saldırıya uğruyor. Bizim güvenliğimiz nasıl sağlanacak?” diye sordu.</p>

<p><span style="color:#999999">Haber: Asuman Aranca / T24</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukata-adliye-otoparkinda-gasp</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 18:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/adsiz-201.jpg" type="image/jpeg" length="66210"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnfaz ve nafaka düzenlemesi geliyor!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/infaz-ve-nafaka-duzenlemesi-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/infaz-ve-nafaka-duzenlemesi-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti infaz düzenlemesi için etki analizlerini mercek altına alacak. Ardından da düzenleme, yılbaşından sonra Meclis'e sunulacak. Nafaka düzenlemesi için de akademisyen ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınacak. Meclis'in gündeminde başka neler olacak?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meclis'in yeni yasama döneminde gündemi yoğun olacak. Ekim ayında infaz düzenlemesine ilişkin Adalet Komisyonu üyeleriyle bir toplantı yapılması bekleniyor. Düzenlemeye dair hazırlanacak etki analizleri toplantıda ele alınacak.</p>

<p>AK Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre; analizlerde 11. Yargı Paketinde yer alan düzenlemeden kaç kişinin yararlandığına yer verilecek. İyi hale gelmiş ve bir daha suç işlemeyeceğine kanaat getirilmiş mahkumların kaç kişi olduğuna bakılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YILBAŞINDAN SONRA SUNULMASI BEKLENİYOR</strong></p>

<p>HaberTürk'ten Buse Gençtürk'ün haberine göre; yapılacak çalışmalardan sonra düzenlemenin, Meclis'e yeni yılla birlikte sunulması bekleniyor. İnfaz düzenlemesiyle koşullu salıverme şartları güçlendirilecek.</p>

<p><strong>“KOVİD BENZERİ BİR DÜZENLEME OLACAK”</strong></p>

<p>AK Parti kaynakları, "Kovid benzeri bir düzenleme olacak. Af niteliği taşımayacak" ifadelerini kullandı. Oranların sadeleştirilmesi gerektiğini belirten kaynaklar, "İstisnai suç tipleri hariç 1/2 oranı dememiz lazım" dedi.</p>

<p><strong>13. YARGI PAKETİ</strong></p>

<p>Ekim ayının ortasında 25-30 maddeden oluşacak paketin Meclis'e sunulması bekleniyor. Pakette yer alacak nafaka düzenlemesi için çalışmalar sürüyor. Düzenlemeye dair akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarından görüş alınacak.</p>

<p><strong>SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ</strong></p>

<p>13. Yargı Paketinden ayrı bir paket olarak Meclis'e sunulması öngörülüyor. Kimlik doğrulaması ile sosyal medya platformlarına girilmesine yönelik düzenleme yapılacak. Düzenlemeyle platformlara e-Devlet üzerinden giriş yapılması gündemde.</p>

<p><strong>YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI</strong></p>

<p>Siyasetin gündem başlıklarından olan yeni anayasa için çalışmalar da sürüyor. Ekim ayında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunum yapması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/infaz-ve-nafaka-duzenlemesi-geliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/meclis-jnjn7.jpg" type="image/jpeg" length="48416"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi Tanıtıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi-tanitildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi-tanitildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) ile Türkiye Barolar Birliği (TBB) iş birliğinde hazırlanan “Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi”, Kişisel Verileri Koruma Kurumu Konferans Salonu’nda düzenlenen programla tanıtıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Programın açış konuşmaları Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. R. Erinç Sağkan tarafından yapıldı.</p>

<p>Programa TBB Başkanı Sağkan’ın yanı sıra TBB Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ali Bayram ile TBB Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Komisyonu üyeleri de katıldı.</p>

<p>Rehberin amaç ve kapsamı ile avukatlık mesleği bakımından sunduğu iyi uygulamaların ve mesleki uygulamalara sağlayacağı katkıların ele alındığı programda, avukatların mesleki faaliyetleri sırasında kişisel verilerin korunmasına ilişkin karşılaştıkları sorunlar da değerlendirildi.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi"><strong>&gt;&gt; Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi için <span style="color:#2980b9">TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p><strong>BİLİR, KURUM İLE TBB ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİNE DEĞİNDİ</strong></p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, açış konuşmasında kişisel verilerin korunmasına ilişkin çalışmalar ile avukatlık mesleği bakımından ortaya çıkan uygulamalara değindi.</p>

<p>Kurumun avukatlık mesleğine ilişkin kararlarına yönelik değerlendirmelerde bulunan Bilir, kişisel verilerin korunması alanında yürütülen çalışmalar ve rehberin hazırlanmasına uzanan süreç hakkında katılımcılara bilgi verdi.</p>

<p><strong>SAĞKAN: “ İKİ HAK ARASINDAKİ İLİŞKİ GERİLİM OLARAK DEĞİL, DENGE OLARAK ELE ALINMALIDIR”</strong></p>

<p>TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, konuşmasının başında Türkiye’de ve dünyada kişisel verilerin korunması alanındaki gelişmeleri önemsediklerini belirterek, bu kapsamda TBB bünyesinde Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Komisyonunun oluşturulduğunu anlattı.</p>

<p>Sağkan, Kişisel Verileri Koruma Kurumu ile yapılan görüşmeler sonucunda 14 Aralık 2022 tarihinde iş birliği protokolü imzalandığını, ardından iki kurumun birlikte çalışma pratiklerini geliştirmek amacıyla bir koordinasyon kurulu oluşturulduğunu hatırlattı. Sağkan, 26 Eylül 2023 tarihinde TBB çatısı altında düzenlenen etkinliğin ardından bugün tanıtımı yapılan rehbere ilişkin çalışmaların sürdürüldüğünü ve rehberin kamuoyuyla paylaşılma aşamasına geldiğini ifade etti.</p>

<p>2023 yılındaki etkinliğin açış konuşmasında da aynı konuya dikkat çektiğini hatırlatan Sağkan şöyle konuştu:</p>

<p>“Türkiye’de kişisel veriler ile savunma hakkı arasında tercihte bulunmanızı gerektiren bir gerilim varmış gibi görünüyor. Oysa ki bu iki hak arasındaki ilişki kanımca gerilim olarak değil, denge olarak ifade edilmelidir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hukuk düzeninde hak ve özgürlüklerin somut olaylarda zaman zaman birbiriyle çatışabileceğini söyleyen Sağkan, bu gibi durumlarda bir hakkın diğerine tercih edilmesinin yanlış olacağını belirtti. Sağkan, yapılacak dengelemede demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkelerinin yol gösterici olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumunun hukuk düzenindeki işlevlerinden birinin de bu dengenin sağlanması olduğunu ifade eden Sağkan, Kurulun avukatlık mesleğine ilişkin ve savunma hakkını esas alan kararlarını memnuniyetle karşıladıklarını kaydetti.</p>

<p><strong>AVUKATLIK MESLEĞİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI</strong></p>

<p>Avukatlık mesleğinin kişisel verilerle son derece yakın ilişkili olduğuna dikkat çeken Sağkan, avukatların hukuki temsil ilişkisi kapsamında müvekkillerinin ve üçüncü kişilerin kişisel verileriyle çalıştıklarını; temsil ilişkisi ve savunma hakkının doğası gereği özel nitelikli veriler ile kişilerin en yakınlarıyla dahi paylaşamadıkları bilgilerin avukatlarla paylaşılabildiğini ifade etti.</p>

<p>Sağkan, yapay zekâ uygulamalarının avukatlık mesleğinde kullanılması bakımından da kişisel verilerin korunmasının önemine değindi. TBB’nin yapay zekâ çalışmalarında kişisel verilerin korunmasını öncelikli konulardan biri olarak ele aldığını belirten Sağkan, kısa süre önce yayımlanan Avukatlar İçin Yapay Zekâ Kullanımı Tavsiye Rehberinde de avukatların meslekleri nedeniyle elde ettikleri kişisel verilerin korunmasına özel önem verildiğini söyledi.</p>

<p><strong>“BU DÜZENLEMELER BELKİ DE TÜRKİYE’NİN İLK KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KURALLARIDIR”</strong></p>

<p>Avukatlık mesleğinin kişisel verilerin korunmasına ilişkin sorumluluğunun yeni olmadığına dikkat çeken Sağkan, henüz kişisel verilerin korunması hukukunun bugünkü anlamıyla gündemde olmadığı 1969 yılında dahi Avukatlık Kanunu’nun 36. maddesinde avukatların meslekleri dolayısıyla öğrendikleri bilgileri açıklamalarının yasaklandığını hatırlattı.</p>

<p>Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarında da avukatların meslek sırlarını koruma yükümlülüğünün düzenlendiğine işaret eden Sağkan: “Bu düzenlemeler belki de Türkiye’nin ilk kişisel verilerin korunması kurallarıdır.” dedi.</p>

<p>Sağkan, bu nedenle avukatların kişisel verilerin korunması hakkına karşı olmadıklarını; buna karşılık kişisel verilerin gerekçe gösterilerek kişilerin adalete erişiminin engellenmesine yönelik hukuka aykırı uygulamaların ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti.</p>

<p><strong>SAĞKAN, AVUKATLIK KANUNU’NUN 2. MADDESİNE DİKKAT ÇEKTİ</strong></p>

<p>Sağkan, konuşmasının önemli bir bölümünü avukatların bilgi ve belgeye erişiminde yaşadığı sorunlara ayırdı.</p>

<p>Avukatların bilgi ve belgeye erişiminde kurumların gerekli hassasiyeti göstermesine ilişkin düzenlemenin Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinde bulunduğunu belirten Sağkan, kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerden önce de uygulamada sorunların yaşandığını, ancak Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun bazı kurumlar tarafından mazeret olarak kullanılmasının sorunu daha ağır hâle getirdiğini söyledi.</p>

<p>Sağkan bu durumu şu sözlerle ifade etti: “Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun bir kılıf olarak özellikle idareler tarafından kullanıldığını ifade etmek zorundayız. Bu gerçekten avukatlık mesleğinin önündeki en temel sorun hâline dönüşüyor.”</p>

<p><strong>BİLGİ VE BELGEYE ERİŞİMİN YARGILAMA SÜREÇLERİNE ETKİSİ</strong></p>

<p>Bilgi ve belgeye erişimde karşılaşılan güçlüklerin yargısal süreçlere de yansıdığına dikkat çeken Sağkan, yargılamaların uzun sürmesine ilişkin tartışmalar kapsamında farklı ülkelerdeki uygulamalara değindi.</p>

<p>Bazı hukuk sistemlerinde delillerin toplanması konusunda avukatlara yalnızca yetki değil aynı zamanda sorumluluk da verildiğini ifade eden Sağkan, Türkiye’de ise avukatların bilgi ve belgeye erişiminin önüne çıkarılan engellerin sorunu daha da derinleştirdiğini söyledi.</p>

<p>Ceza yargılamasında ise meselenin adil yargılanma hakkı bakımından daha farklı bir boyut taşıdığına işaret eden Sağkan, iddia makamının yargılamanın sujelerine ilişkin tüm verilere ulaşabildiği, savunmanın ise neredeyse hiçbir veriye erişemediği bir tabloda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin tartışmalı hâle geleceğini ifade etti.</p>

<p>Sağkan, avukatların delil sunmaları nedeniyle baskı altında kalmasının ceza yargılamalarının sağlıklı biçimde yürütülmesi ve adil yargılanma ilkeleri bakımından doğuracağı sonuçlara dikkat çekti.</p>

<p><strong>“AVUKATLIK KANUNU’NUN İKİNCİ MADDESİNİN TARTIŞMAYA MAHAL VERMEDEN UYGULANMASININ ÖNÜ AÇILMALI”</strong></p>

<p>Sorunun kaynağının kişisel verilerin korunması hakkının özü olmadığını vurgulayan Sağkan, bugün tanıtılan rehberin avukatların uygulamada yaşadıkları sorunların çözümüne katkı sağlamasını beklediklerini belirtti.</p>

<p>Adalet Bakanlığıyla görüşmelerin sürdüğünü belirten Sağkan, Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinin uygulanması konusunda ayrıca mevzuat düzenlemesine ihtiyaç bulunduğunu söyledi: “Avukatlık Kanunu’nun ikinci maddesinin artık hiçbir tartışmaya mahal vermeden uygulanmasının önünü açacak bir mevzuat düzenlemesine ihtiyacımız olduğu da açıktır.”</p>

<p>Sağkan konuşmasının sonunda rehberi hazırlayan Kişisel Verileri Koruma Kurumu yetkililerine ve katkı sunan TBB Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Komisyonu üyelerine teşekkür etti.</p>

<p><strong>REHBER AVUKATLIK MESLEĞİ BAKIMINDAN ELE ALINDI</strong></p>

<p>Açış konuşmalarının ardından “Rehberin Tanıtımı ve Rehberin Avukatlık Mesleği Bakımından Değerlendirilmesi” başlıklı oturum gerçekleştirildi.</p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkan Yardımcısı Dr. Cihan Kanlıgöz’ün moderatörlüğündeki oturumda, KVKK Uzmanı Yurdagül Koca Ertan “Rehberin Amaç ve Kapsamı”, KVKK Uzmanı İrem Arık ise “Rehberin Sunduğu İyi Uygulamalar” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.</p>

<p>Ankara Barosundan Av. B. Didem Sağın Karaman, rehberin mesleki uygulamalara beklenen katkılarını değerlendirirken; Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Doç. Dr. Hüseyin Can Aksoy da kişisel veri işleme faaliyetleri kapsamında avukatlık mesleğinin ihtiyaçlarını ele aldı.</p>

<p>Program, sunum ve değerlendirmelerin ardından sona erdi.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi"><strong>&gt;&gt; Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi için <span style="color:#2980b9">TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_1_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_2_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_3_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_4_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_5_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_6_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_7_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_8_22092026143624.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_9_22092026143625.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_10_22092026143625.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260922_avukatlarin_mesleki_/86703_11_22092026143625.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi-tanitildi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/86703-10-22092026143625.jpeg" type="image/jpeg" length="74801"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Eğitiminde "Önce Kendi Başına Düşün Sonra YZ ile Çalış" Formülü]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-egitiminde-once-kendi-basina-dusun-sonra-yz-ile-calis-formulu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-egitiminde-once-kendi-basina-dusun-sonra-yz-ile-calis-formulu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de bazı hukuk fakülteleri bu öğretim yılına ilk bakışta çelişkili görünen iki kararla başladı: Öğrencilerin ders sırasında dizüstü bilgisayar ve telefon kullanmasını sınırlarken, aynı öğrencilere yapay zekâ eğitimi vermeyi zorunlu hale getirdiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortaya çıkan yaklaşım, yapay zekâyı hukuk eğitiminden uzaklaştırmayı değil, hangi aşamada devreye gireceğini yeniden belirlemeyi amaçlıyor. Öğrencinin hukuki muhakemeyi, yazmayı ve sözlü tartışmayı kendi zihinsel çabasıyla öğrenmesi istenirken; mesleğe hazırlanırken YZ araçlarını kullanması, çıktıları denetlemesi ve hatalarını yakalaması ayrı bir yeterlilik olarak görülmeye başlanıyor.</p>

<p>Reuters'ın 21 Eylül'de yayımladığı araştırmaya göre, ABD'de en az 12 hukuk fakültesi bu yaz YZ kullanımına ilişkin politikasını değiştirdi veya yeni kurallar getirdi. Suffolk University Law School Dekanı Andrew Perlman'ın oluşturduğu veri tabanı da 180 hukuk fakültesindeki açık kaynaklı politika ve eğitim uygulamalarını izliyor. Reuters'ın incelemesine göre bunların otuzdan fazlasında öğrencilerin bir şekilde YZ eğitimi alması artık zorunlu.</p>

<p>Bu tablo, hukuk eğitiminde birkaç yıl önce daha çok "Öğrenci YZ ile ödevini yaparsa ne olacak?" sorusu etrafında yürüyen tartışmanın yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Yeni mesele artık yapay zekânın kullanılıp kullanılmayacağından çok, <strong>öğrencinin hangi beceriyi YZ yardımı olmadan edinmesi gerektiği, hangi aşamadan sonra da YZ ile çalışmayı öğrenmesi gerektiği</strong>.</p>

<p><strong>Georgia: Derste cihaz yok, mezuniyet için teknoloji yeterliliği gerekli</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yeni yaklaşımın en belirgin örneklerinden biri University of Georgia School of Law.</p>

<p>Fakültenin 2026-2027 öğretim yılı için benimsediği politika uyarınca sınıfta dizüstü bilgisayar, tablet ve telefon kullanılması kural olarak yasak. Öğretim üyesi dersin niteliğine göre cihaz kullanımına izin verebiliyor; özellikle YZ araçlarının doğrudan öğretildiği dersler bunun dışında tutulabiliyor.</p>

<p>Aynı fakülte, 2026 güzünde eğitime başlayan öğrencilerden mezun olmadan önce "teknolojik yeterlilik" şartını karşılayan en az bir ders almalarını da istiyor. Birinci sınıftaki hukuki araştırma eğitiminde verilen YZ eğitimi de bunun öncesindeki temel katmanı oluşturuyor.</p>

<p>Georgia Hukuk Fakültesi Dekanı Usha Rodrigues'in Reuters'a anlattığı gerekçe, cihaz yasağının neden yalnız disiplin veya dikkat meselesi olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Amerikan hukuk eğitiminde yaygın olan Sokratik yöntemde öğretim üyesi, öğrenciye önceden hazırlanmadığı bir soru yönelterek onun o anda hukuki muhakeme yürütmesini bekliyor. Amaç yalnız doğru cevabı bulmak değil; öğrencinin baskı altında düşünmesi, yanılabilmesi, gerekçesini savunması ve diğer öğrencilerin cevaplarını değerlendirmesi.</p>

<p>Öğrencinin o sırada soruyu gizlice bir YZ sistemine yöneltmesi, yalnız cevabın kaynağını değiştirmiyor; gelişmesi amaçlanan zihinsel muhakemenin kendisini ortadan kaldırabiliyor. Rodrigues, fakültenin "analog sınıf" yaklaşımının ortaya çıkmasında bu tür örneklerin de etkili olduğunu söylüyor.</p>

<p>Buradaki ayrım hukuk eğitimi bakımından önemli: <strong>Meslek hayatında zaman kazandıran bir araç, öğrenme aşamasında erken kullanıldığında kazanılması gereken becerinin gelişmesini engelleyebilir.</strong></p>

<p><strong>Chicago: Önce YZ'siz yaz, sonra YZ ile çalış</strong></p>

<p>University of Chicago Law School ise bu ayrımı doğrudan eğitim programına yerleştirdi.</p>

<p>Fakülte, 2026-2027 öğretim yılında zorunlu birinci sınıf derslerinde dizüstü bilgisayar, tablet ve telefon kullanımını kural olarak kaldırdı. Birinci sınıf sınavları da internet, uygulama ve elektronik dosyalara erişim olmadan yapılacak.</p>

<p>Ancak aynı fakülte, hukuki araştırma ve yazma dersinde bambaşka bir yaklaşım benimsiyor.</p>

<p>Chicago'nun modeli, öğrencinin önce YZ kullanmadan yazabilmesini temel kabul ediyor; ardından bu becerinin üzerine YZ ile araştırma, metin geliştirme, taslak üzerinde çalışma ve sözlü savunmaya hazırlanma yeteneğini ekliyor. Öğrencilerin yalnız YZ çıktısı üretmesi değil, bu çıktıyı incelemesi, değerlendirmesi ve iyileştirebilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Dolayısıyla teknoloji eğitime sonradan eklenen bağımsız bir ders olmaktan çıkıyor. Öğrenciye iki ayrı beceri kazandırılmaya çalışılıyor:</p>

<p><strong>YZ olmadan hukuki muhakeme edebilmek ve YZ kullanırken hukuki muhakemeyi YZ'ye devretmemek.</strong></p>

<p>Bu ayrım, hukuk fakültelerinin karşı karşıya olduğu temel çıkmazı da görünür hale getiriyor. Hukuki muhakemesi yeterince gelişmemiş bir öğrencinin YZ'nin verdiği cevaptaki ince bir hatayı yakalaması güç. Buna karşılık YZ araçlarını hiç kullanmamış bir öğrencinin de teknolojinin hızla yerleştiği hukuk piyasasına hazırlanmış sayılması giderek zorlaşıyor.</p>

<p><strong>Berkeley daha sert, Columbia daha esnek</strong></p>

<p>Bununla birlikte ABD'de üzerinde uzlaşılmış tek bir model yok.</p>

<p>Berkeley Law'ın 2026 yazında yürürlüğe giren politikası daha sınırlayıcı. Öğrencilerin not verilen çalışmalarında YZ'yi konu veya tez bulmak, taslak planlamak, metin yazmak, düzeltmek, yeniden düzenlemek ve hatta dilbilgisi hatalarını gidermek amacıyla kullanmaları kural olarak yasak. Sınavlarda da YZ kullanımına izin verilmiyor.</p>

<p>Ancak Berkeley bunu "YZ yasağı" olarak tanımlamıyor. Öğretim üyeleri dersin amacı gerektiriyorsa farklı kurallar benimseyebiliyor; fakülte ayrıca YZ ve teknoloji alanında çok sayıda ders veriyor. Berkeley'in gerekçesi, YZ'yi etkili kullanabilmek için öğrencinin önce kendi başına hukuki analiz yapabilecek zihinsel altyapıya sahip olması gerektiği düşüncesine dayanıyor.</p>

<p>Columbia Law School ise 1 Ağustos 2026'da yürürlüğe giren yeni politikasında daha esnek bir çizgi izliyor.</p>

<p>Öğrenciler YZ'yi hukuki kavramları öğrenmek, kaynak araştırmak, örnekler üretmek, kendi gerekçelerini sınamak, eleştiri almak ve anlatımı geliştirmek için kullanabiliyor. Buna karşılık ödevin ölçmeyi amaçladığı özgün hukuki analiz, muhakeme ve hüküm verme sürecinin YZ'ye bırakılması yasak. Öğrenci sunduğu çalışmadaki her önemli düşünceyi açıklayabilmek, savunabilmek ve doğruluğundan sorumlu olmak zorunda. Sınavlarda ise öğretim üyesinin açık izni bulunmadıkça YZ kullanılamıyor.</p>

<p>Farklılıklarına rağmen bu politikaların ortak noktası belirgin: <strong>YZ'yi tamamen dışlamak yerine, insana ait olması gereken zihinsel faaliyet ile YZ'ye devredilebilecek yardımcı işler arasındaki sınırı tarif etmeye çalışıyorlar.</strong></p>

<p><strong>Bir yılda tartışmanın yönü değişti</strong></p>

<p>Bu dönüşüm birden ortaya çıkmadı.</p>

<p>Reuters, Eylül 2025'te ABD'de en az sekiz hukuk fakültesinin birinci sınıf öğrencilerine YZ eğitimini zorunlu hale getirmeye başladığını bildirmişti. O dönemde Fordham, Arizona State, Case Western, Suffolk ve Washington University gibi okullarda zorunlu oryantasyonlar, hukuki araştırma-yazma derslerine eklenen YZ bölümleri veya ayrı dersler ortaya çıkıyordu. Eğitimlerde genel amaçlı modeller ile hukuk alanına özgü araçlar arasındaki fark, doğru istem verme, çıktıların doğrulanması ve YZ'nin uydurduğu hukuki kaynakların fark edilmesi gibi konular işleniyordu.</p>

<p>Bir yıl sonra tartışmanın ikinci yarısı daha görünür hale gelmiş durumda.</p>

<p>Hukuk fakülteleri artık yalnız öğrencinin <strong>YZ kullanmayı öğrenmesi</strong> gerektiğini kabul etmiyor; YZ'nin kullanılmaması gereken öğrenme alanlarını da yeniden belirlemeye çalışıyor.</p>

<p>Bunun ardında mesleki hayatın oluşturduğu baskı da var. Reuters'ın görüştüğü hukuk eğitimcileri, hukuk büroları ve diğer işverenlerin yeni mezunlardan en azından temel düzeyde YZ aşinalığı beklemeye başladığını belirtiyor. Öte yandan mahkemelere YZ'nin uydurduğu içtihatları sunan avukatlar hakkındaki yaptırımlar, aracı kullanmanın tek başına yeterlilik sayılamayacağını da gösteriyor.</p>

<p>Dolayısıyla hukuk fakültelerinin önünde birbirine zıt görünen iki risk var:</p>

<p><strong>YZ'siz çalışmayı bilmeyen hukukçu ile YZ ile çalışmayı bilmeyen hukukçu.</strong></p>

<p>Yeni eğitim politikaları bu iki risk arasında bir denge arıyor.</p>

<p><strong>Türkiye'de dersler çoğalıyor; fakat iki farklı YZ eğitimi birbirinden ayrılmalı</strong></p>

<p>Türkiye'de de yapay zekâ hukuk fakültelerinin müfredatına girmiş durumda.</p>

<p>MEF Üniversitesi'nde "Yapay Zekâ Hukuku", Başkent Üniversitesi ve Ankara Bilim Üniversitesi'nde "Yapay Zeka ve Hukuk", Bursa Uludağ Üniversitesi'nde "Yapay Zeka ve Ceza Hukuku", Çukurova Üniversitesi'nde "Yapay Zeka ve İdare Hukuku", Yeditepe Üniversitesi'nde "Yapay Zeka ve Robotik Hukuku" gibi dersler bulunuyor. TOBB ETÜ ise "Hukukta Yapay Zekâ Uygulamaları" başlıklı seçmeli bir ders sunuyor.</p>

<p>Ancak erişilebilen ders tanımları önemli bir ayrımı da ortaya çıkarıyor.</p>

<p>Türkiye'deki örneklerin önemli bölümü <strong>"yapay zekânın hukuku"</strong> üzerine yoğunlaşıyor: YZ'nin hukuki statüsü, sorumluluk, kişisel veriler, fikrî mülkiyet, ceza hukuku, idare hukuku veya teknolojinin nasıl düzenleneceği.</p>

<p>Bu alanın öğretilmesi kuşkusuz gerekli. Fakat öğrencinin <strong>"yapay zekâ ile hukukçuluk"</strong> yapmayı öğrenmesi başka bir eğitim meselesi.</p>

<p>Bir hukuk öğrencisinin YZ destekli hukuki araştırma yapması, modelin gösterdiği içtihadı asıl kaynaktan doğrulaması, bir sözleşmedeki riskleri YZ ile taradıktan sonra analizi denetlemesi, gizli veya kişisel verileri hangi sisteme aktarabileceğini değerlendirmesi, modelin cevabındaki uydurma atfı fark etmesi ve gerektiğinde YZ kullanmamayı seçmesi farklı yeterlilikler gerektiriyor.</p>

<p>Türkiye'de uygulamaya yönelik örnekler de bulunuyor. TOBB ETÜ'nün dersi YZ'nin hukuk alanındaki kullanım yerlerini ele alırken, üniversiteler bünyesinde hukuki araştırma, belge inceleme, sözleşme analizi ve YZ platformlarının kullanımına ilişkin uygulamalı eğitimler de görülmeye başlanmış durumda. Ancak ABD'deki bazı fakültelerde ortaya çıkan biçimiyle, bütün öğrenciler için aşamalı ve sistematik bir <strong>mesleki YZ yeterliliğinin</strong> hukuk lisans eğitiminin ortak unsuru haline geldiğini söylemek için henüz yeterli veri yok.</p>

<p>Türk hukuk eğitiminin YZ çağında yeniden ele alınması gerektiği akademik alanda da tartışılıyor. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi'nde Nisan 2026'da yayımlanan ve TÜBİTAK desteğiyle hazırlanan bir çalışma, yalnız yeni YZ dersleri eklemenin yeterli olmayacağını; öğrencilerin YZ çıktılarının doğruluğunu denetleyebilmesi ve teknolojiyi sorumlu biçimde kullanabilmesi için öğretim yöntemlerinin de değişmesi gerektiğini savunuyor.</p>

<p><strong>TBB rehberi fakülteler için de bir yön işaret ediyor</strong></p>

<p>Meslek tarafındaki gelişmeler bu tartışmayı daha da somutlaştırıyor.</p>

<p>Türkiye Barolar Birliği'nin 28 Ağustos 2026'da yayımladığı "Avukatlar İçin Yapay Zeka Kullanımı Tavsiye Rehberi"; meslek sırrının ve kişisel verilerin korunması, insan denetimi, hukuki doğrulama ve avukatın nihai sorumluluğu gibi ilkeleri öne çıkarıyor. Rehber bağlayıcı bir meslek kuralı değil; ancak avukatın YZ kullanırken hangi yeterliliklere sahip olması gerektiğine ilişkin açık bir çerçeve sunuyor.</p>

<p>Bu durum hukuk eğitimi bakımından doğal bir konuyu beraberinde getiriyor:</p>

<p><strong>Meslek örgütü avukattan YZ çıktısını doğrulamasını, veriyi korumasını ve kullandığı aracın sınırlarını bilmesini bekliyorsa, bu beceriler hukukçunun mesleğe başlamasından sonra mı edinilecek, yoksa hukuk fakültesinde mi öğretilecek?</strong></p>

<p>Türkiye'deki Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nın güncel konu dağılımında da yapay zekâ, hukuk teknolojileri veya dijital hukukçuluk ayrı bir yeterlilik alanı olarak yer almıyor. Bu durum tek başına bir eksiklik göstergesi değil; sınav esas olarak temel hukuk disiplinlerindeki bilgiyi ölçmek üzere tasarlanmış durumda. Ancak mesleğe girişte ölçülen bilgi ile modern hukuk pratiğinde giderek önem kazanan teknolojik yeterliliklerin şimdilik iki ayrı kulvarda ilerlediğini gösteriyor.</p>

<p><strong>Asıl mesele YZ'nin kullanılıp kullanılmayacağı değil</strong></p>

<p>ABD'deki son uygulamalar kalıcı hale gelir mi, bütün hukuk fakültelerine yayılır mı, henüz belli değil. Berkeley'in sınırlayıcı modeliyle Columbia'nın daha serbest yaklaşımı arasındaki fark bile hukuk eğitimcilerinin doğru denge konusunda henüz ortak bir kanıya sahip olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Fakat tartışmanın yönü değişmiş görünüyor.</p>

<p>Hukuk fakültelerinin önündeki mesele artık yalnız "Öğrenci ChatGPT kullanabilir mi?" sorusu değil. Esas mesele, hukukçunun mesleki gelişiminin hangi aşamasında hangi zihinsel işi teknolojiye devredebileceği.</p>

<p>Bu nedenle hukuk eğitiminde belirmeye başlayan yeni formül, teknoloji taraftarlığı ile teknoloji karşıtlığı arasındaki bir uzlaşmadan daha fazlasını ifade ediyor:</p>

<p><strong>Önce kendi başına düşünmeyi, yazmayı ve hüküm vermeyi öğren; ardından bunları yapay zekâ ile daha etkili yapmayı ve yapay zekânın nerede durması gerektiğini öğren.</strong></p>

<p>Türkiye bakımından da önümüzdeki tartışmanın yalnız hukuk fakültelerine "Yapay Zekâ Hukuku" dersi eklenip eklenmeyeceği üzerinden yürümemesi muhtemel. Daha önemlisi, YZ ile çalışacak hukukçunun ihtiyaç duyduğu araştırma, doğrulama, veri güvenliği, mesleki sorumluluk ve insan denetimi becerilerinin hukuk eğitiminin neresinde ve nasıl öğretileceği olacak.</p>

<p>Çünkü giderek belirginleşen ayrım, YZ kullanmayı bilen hukukçu ile bilmeyen hukukçu arasında değil; <strong>hangi işi yapay zekâya bırakabileceğini ve hangi işi önce kendisinin öğrenmesi gerektiğini bilen ve bilmeyen hukukçu arasında</strong> olabilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Şamil DEMİR"><img alt="Av. Şamil DEMİR" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/09/samil-demir.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Şamil DEMİR">Av. Şamil DEMİR</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-egitiminde-once-kendi-basina-dusun-sonra-yz-ile-calis-formulu-1</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 15:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/08/terazi/sanal-ters.jpg" type="image/jpeg" length="25739"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından, Türkiye Barolar Birliğinin görüş ve katkılarından yararlanılarak hazırlanan Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rehberde; avukatların, tevkil edilen avukatların, avukat çalışanlarının ve ilgili kişilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamındaki nitelikleri, avukatların gerçekleştirdiği kişisel veri işleme faaliyetlerinin hukuki dayanakları, kişisel verilerin işlenme şartları, yurt içi ve yurt dışına aktarılması, üretken yapay zekâ araçlarının kullanımı, genel ilkeler, veri sorumlusunun yükümlülükleri ve veri güvenliği konuları ele alındı.</p>

<p>Ayrıca, Kanunun uygulanmasında ortaya çıkan sorunlara yönelik çözüm önerilerine ve iyi uygulama örneklerine yer verildi.</p>

<p><strong><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi.pdf" rel="nofollow">&gt;&gt; Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi TAM METİN için <span style="color:#2980b9">TIKLAYINIZ</span></a></strong></p>

<p><strong>AVUKATLARIN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA İLİŞKİN UYGULAMA REHBERİ</strong></p>

<p><strong>GİRİŞ </strong></p>

<p>19.03.1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun (Avukatlık Kanunu) 1’inci maddesi uyarınca avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı, serbestçe temsil etmektedir. Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olup avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis etmektedir.</p>

<p>Avukat her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesine hizmet ederken 24.03.2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (6698 sayılı Kanun, Kanun) 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde tanımlanan kişisel veri işleme faaliyetlerini gerçekleştirmektedir.</p>

<p>6698 sayılı Kanunun “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesi uyarınca Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanmaktadır. Bu çerçevede anılan madde uyarınca 6698 sayılı Kanun, avukatlık mesleğinin sürdürülmesi sırasında kişisel veri işleme faaliyeti gerçekleştiren avukatlar hakkında da uygulanacaktır</p>

<p>Avukatlık mesleğinin sürdürülmesi sırasında avukatlar, 6698 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde tanımlanan “ilgili kişiler”in kişisel verilerini işlemekte olup söz konusu ilgili kişiler; müvekkil, potansiyel müvekkil, danışmanlık hizmetlerine veya uyuşmazlıklara konu taraflar ile diğer üçüncü kişiler olabilmektedir.</p>

<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumu (Kurum) ile Türkiye Barolar Birliği (TBB) arasında, kişisel verilerin korunması konusunda yapılması planlanan çalışmalara dair iş birliği protokolü 14.12.2022 tarihinde imzalanmış olup anılan Protokol kapsamında kişisel verilerin korunmasıyla ilgili ortak çalışmalar yapmak amacıyla koordinasyon grubu kurulması, çalışma grupları oluşturulması ve faaliyetler gerçekleştirilmesi planlanmıştır. Bu çerçevede avukatlar tarafından işlenen kişisel verilere ilişkin olarak ilgili mevzuat ve iyi uygulama örneklerini içeren Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi (Rehber), Kurum tarafından hazırlanmış olup hazırlık sürecinde TBB’nin görüş ve katkılarından yararlanılmıştır.</p>

<p><strong>AMAÇ VE KAPSAM </strong></p>

<p>Müvekkiller, potansiyel müvekkiller, uyuşmazlığın tarafı olan borçlu ve davalı ile diğer üçüncü kişilere ait kişisel verilerin avukatlar tarafından işlenmesi, avukatların mesleki faaliyetlerinin kaçınılmaz bir parçasıdır. Bu süreç, avukat – müvekkil ilişkisinin özünü oluşturan güvene dayalı gizlilik prensibi ile de yakından ilgilidir. Avukatların hem müvekkillerinin meşru menfaatleri ile haklarının tesisi, kullanılması ve korunması hem kendi hukuki yükümlülüklerini yerine getirmeleri için kişisel verileri hukuka uygun olarak işlemesi gerekmektedir. Ayrıca, hukuka uygun olarak kişisel verilerin işlenmesi, müvekkillerin özel hayatının gizliliğini muhafaza etmenin yanı sıra hukuki süreçlerin doğru bir zeminde yürütülmesi açısından da büyük önemi haizdir. Bu sebeple avukatların kişisel veri işleme faaliyetlerine özen göstermeleri mesleki sorumlulukları ile de ilişkilidir.</p>

<p>Temel hak ve özgürlüklerden biri olan “adil yargılanma hakkı”, demokratik bir düzende kişilerin hukuki güvenliğinin teminat altına alınmasını sağlayan temel bir insan hakkı olup adaletin sağlanması bakımından vazgeçilmezdir. “Adil yargılanma hakkı” kişilerin bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yargılanma, etkili bir savunma yapma ve hukuki süreçlerde haklarını koruma imkânını içerir1 . Ancak, adil yargılanma hakkının uygulanması sürecinde, 6698 sayılı Kanun kapsamında davaya taraf olan tüm şahısların anayasal bir temel hak olan “kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı” ile Avukatlık Kanunu uyarınca yürütülen temsil ve savunma faaliyetleri arasında zaman zaman bir çatışma ortaya çıkabilir. Bu durumda, yargılama süreçlerinin şeffaf ve adil bir şekilde gerçekleştirilmesi için kişisel verilerin korunmasını talep etme hakkı, yasada öngörülen sınırlar içerisinde kısıtlanabilecektir. Ancak bu kısıtlamanın, kişisel verilerin sadece zorunlu olduğu ölçüde ve yargılamanın gereklilikleri doğrultusunda işlenmesi suretiyle kişilerin özel hayatın gizliliği hakkı ve kişisel verilerin korunmasını talep etme hakkına mümkün olduğunca saygı gösterilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir</p>

<p>Diğer taraftan kişisel verilerin korunmasını talep etme hakkının da sınırsız bir hak olmadığı dikkate alındığında bu hakkın, adil yargılanma hakkı ile karşı karşıya gelmesi durumunda söz konusu hakların toplumsal fonksiyonları göz önünde bulundurulmalı ve aralarında, başta hukuka uygunluk ve ölçülülük ilkeleri olmak üzere temel haklar arasında denge gözeten bir yaklaşım benimsenmelidir. Aksi takdirde, kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali söz konusu olabilecektir.</p>

<p>Öte yandan avukatlar tarafından kişisel verilerin hukuka uygun olarak işlenmesi avukatların gizlilik ve sır saklama yükümlülüğüne uygun hareket edebilmesi bakımından da büyük önemi haizdir. Nitekim bu hakkın ihlali, söz konusu yükümlülüklere uyulmasını da tehlikeye atabilecek olup gizliliği, güveni, uzmanlığı ve etiği garanti eden bir mesleği ifa eden avukatların kişisel verilerin korunması uygulamalarına da öncülük etmesi gerekmektedir.</p>

<p>Avukatlar, müvekkillerinin hak ve menfaatlerini savunmak ve çeşitli hukuki süreçleri yürütmek amacıyla geniş yelpazede kişisel veri elde etmekte ve işlemektedir. Bu nedenle özel yaşamın gizliliği ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin ilkelerin ön planda tutulması mesleki bir zorunluluk olup bu durum avukatlık mesleği çerçevesinde dikkatle ele alınması gereken hususların başında gelmektedir. Nitekim avukatların, mesleği gereği yalnızca müvekkillerinin sırları ve kişisel verilerini değil, müvekkillerinin hukuki ilişki içerisinde olduğu kişilerin verilerini de 6698 sayılı Kanunun 5’inci ve 6’ncı maddesi kapsamında işlemesi gerekmektedir.</p>

<p>Avukatlar müvekkillerinin ve müvekkil dışındaki kişilerin 6698 sayılı Kanun kapsamındaki verilerini işleyerek hukuki yardım sunmakta, davalar açmakta, icra takipleri yürütmekte, itiraz ve şikâyet etmekte, çeşitli kurum ve kuruluşlara başvurularda bulunarak inceleme, bilgi ve belge temini talep etmekte ve tüm hukuki süreçleri yönetmektedir. Bu süreçte avukatlar, müvekkillerin ve diğer üçüncü kişilerin kimlik verileri, adresleri, mali durumu, sağlık verileri gibi verilerini elde etmekte ve işlemektedir. Avukatların söz konusu kişisel verileri işlerken mahremiyet ve güvenlik standartlarına uygun hareket etmeleri hukuki bir zorunluluktur.</p>

<p>Kişisel verilerin korunması, bir yasal zorunluluk olmanın ötesinde avukatların meslek kurallarına uygun şekilde hareket etmeleri için de gereklidir. Nitekim müvekkillerin, avukatlarına verdikleri kişisel verilerin güvenli şekilde saklandığını ve üçüncü kişilere amacı dışında aktarılmadığını bilmesi, avukat-müvekkil ilişkisinin temelini oluşturan güvenin sağlanması açısından hayati önem taşımaktadır. Bu da avukatların mesleki itibarını korumasına ve müvekkillerine daha etkili hizmet sunmasına katkı sağlamaktadır.</p>

<p>Diğer bir ifadeyle kişisel verilerin Kanuna ve ikincil mevzuata uygun şekilde işlenmesi ve işleme faaliyetleri sırasında verilerin korunması, avukatlık mesleğinin ayrılmaz bir parçası olup avukatların, mesleğini icra ederken kişisel verilerin korunmasına dair en iyi uygulamaları benimsemesi ve müvekkillerinin haklarını gözetmesi gerekmektedir.</p>

<p>Avukatlar, mesleki çalışmaları yönünden öncelikle Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları (Meslek Kuralları)3 gibi belirli hukuki düzenlemelere tabidir. 6698 sayılı Kanunun 2’nci maddesi uyarınca 6698 sayılı Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır. Öte yandan 6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesinde ise Kanunun tamamen veya kısmen uygulanmayacağı hallere yer verilmiştir. Bu doğrultuda bir kişisel veri işleme faaliyetine 6698 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tespiti açısından, Kanunun 2’nci maddesi ile 28’inci maddesinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, öncelikle avukatların gerçekleştirdiği veri işleme faaliyetlerinin 6698 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti gerekmektedir.</p>

<p>6698 sayılı Kanunun 28‘inci maddesinde kısmen yahut tamamen kapsamı dışında olan durumlar hüküm altına alınmıştır. Mezkûr maddenin birinci fıkrasında tamamen istisna olan haller, ikinci fıkrasında ise kısmi istisna olan haller düzenlenmiştir. Tam istisna halinde 6698 sayılı Kanun hükümleri hiçbir şekilde uygulanmayacak olup kısmi istisna hallerinde ise 6698 sayılı Kanunun sadece bazı hükümleri uygulanmayacaktır.</p>

<p>6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca;</p>

<p>“a) Kişisel verilerin, üçüncü kişilere verilmemek ve veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere uyulmak kaydıyla gerçek kişiler tarafından tamamen kendisiyle veya aynı konutta yaşayan aile fertleriyle ilgili faaliyetler kapsamında işlenmesi.</p>

<p>b) Kişisel verilerin resmi istatistik ile anonim hâle getirilmek suretiyle araştırma, planlama ve istatistik gibi amaçlarla işlenmesi.</p>

<p>c) Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini, ekonomik güvenliği, özel hayatın gizliliğini veya kişilik haklarını ihlal etmemek ya da suç teşkil etmemek kaydıyla, sanat, tarih, edebiyat veya bilimsel amaçlarla ya da ifade özgürlüğü kapsamında işlenmesi. ç) Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi.</p>

<p><strong>d) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi.”</strong></p>

<p>hâllerinde 6698 sayılı Kanun hükümleri uygulama alanı bulmayacaktır.</p>

<p>6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin ikinci fıkrasında ise Kanunun amacına ve temel ilkelerine uygun ve orantılı olmak kaydıyla;</p>

<p>“a) Kişisel veri işlemenin suç işlenmesinin önlenmesi veya suç soruşturması için gerekli olması.</p>

<p>b) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş kişisel verilerin işlenmesi.</p>

<p>c) Kişisel veri işlemenin kanunun verdiği yetkiye dayanılarak görevli ve yetkili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca, denetleme veya düzenleme görevlerinin yürütülmesi ile disiplin soruşturma veya kovuşturması için gerekli olması.</p>

<p>ç) Kişisel veri işlemenin bütçe, vergi ve mali konulara ilişkin olarak Devletin ekonomik ve mali çıkarlarının korunması için gerekli olması.”</p>

<p>hâllerinde veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğünü düzenleyen 10’uncu, zararın giderilmesini talep etme hakkı hariç, ilgili kişinin haklarını düzenleyen 11’inci ve Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğünü düzenleyen 16’ncı maddelerinin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>Avukatların mesleki faaliyetleri çerçevesinde gerçekleştirdiği kişisel veri işleme faaliyetlerinin 6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde tam istisna kapsamında olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. 6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesine ilişkin gerekçede birinci fıkranın (d) bendinin “Ayrıca, kişisel verilerin; kovuşturma, soruşturma, yargılama ile infaz mercileri ... tarafından ilgili kanun hükümleri uyarınca işlenmesi de kapsam dışında tutulmuştur.” şeklinde değerlendirildiği görülmektedir. Kurula, avukatlara yönelik yapılan şikâyetlerde, veri sorumlusu avukatların ilk itirazlarının, avukatlar tarafından gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetlerinin 6698 sayılı Kanun kapsamında olmadığı yönünde olduğu görülmektedir . Bu çerçevede avukatın söz konusu ilk itirazının değerlendirilmesi neticesinde alınan, Kurulun 14.01.2020 tarihli ve 2020/26 sayılı kararında:</p>

<p>“Kanunun 28 inci maddesi kapsamında bir istisnadan söz edebilmek için, veri işlemenin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olması; ayrıca veri işlemenin yargı makamları veya infaz mercilerince işlenmesi gerektiği, maddede belirtilen yargı makamlarının tanımlaması yapılmamış olsa da, Devletin yasama ve yürütme faaliyetleri dışında kalan yargı organlarının bu kapsama girdiği, ayrıca, şikayete konu olayda, kişinin borcuna dair bilgilerin kardeşinin telefonuna kısa mesaj olarak iletilmesi; yani borcunu ödemeye ikna etmek amacıyla caydırıcı bir unsur oluşturmak niyetiyle bir yakınıyla paylaşılmasının, Kanunun 28 inci maddesinde sayılan soruşturma, kovuşturma, yargılama ve infaz işlemlerine ilişkin bir işlem olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı...”</p>

<p>ifade edilmiştir. Görüleceği üzere avukatların kişisel veri işleme faaliyetleri 6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyecektir. Özellikle uygulamada tereddütlerin önlenmesi ve hükmün doğru şekilde anlaşılmasını sağlamak adına, Rehberde konuya ilişkin açıklamalara yer verilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu bağlamda ilk olarak “yargılama mercileri” veya “yargı makamları” terimlerine hangi kurum ve organların dâhil olduğunun belirlenmesi önem arz etmektedir.</p>

<p>6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin lafzından anlaşılacağı üzere hüküm kapsamındaki kişisel veri işleme faaliyetinin kanundan istisna olabilmesi, iki koşulun kümülatif olarak bulunmasını gerektirmektedir. İlki “kişisel verilerin kovuşturma, soruşturma, yargılama veya infaz işlemleri” çerçevesinde işlenmesi, diğeri ise söz konusu kişisel veri işleme faaliyetinin “bir infaz mercii veya yargı makamı tarafından yerine getirilmesi”dir. Bu konuda dikkat edilmesi gereken nokta, infaz mercilerinin ve yargı makamlarının tüm kişisel veri işleme faaliyetlerinin 6698 sayılı Kanundan muaf tutulmadığıdır. Yalnızca kovuşturma, soruşturma, yargılama veya infaz işlemleriyle ilgili kişisel veri işleme faaliyetleri istisna kapsamında değerlendirilmiştir.</p>

<p>T.C. Anayasasının 9’uncu maddesinde yargı yetkisinin, tarafsız ve bağımsız mahkemeler tarafından Türk Milleti adına kullanılacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu hüküm ile yargılama faaliyetinde bulunan makamların “bağımsız mahkemeler” olduğuna vurgu yapılmıştır. Ülkemizdeki yargı kolları T.C. Anayasası’nın 146 ila 158’inci maddeleri arasında sayılmıştır. Bu yargı kolları ise Anayasa Yargısı, İdari Yargı, Adli Yargı (Hukuk Yargılaması ve Ceza Yargılaması) ve Uyuşmazlık Yargısı (Uyuşmazlık Mahkemesi) olarak ifade edilebilecektir. Yargı makamları veya yargı mercileri esasında, adaletin sağlanması amacıyla hukuki uyuşmazlıkları çözmek ve ceza davalarını karara bağlamakla görevli olan yetkili organlardır. Bu çerçevede ilk derece mahkemeleri (sulh hukuk mahkemesi, asliye hukuk mahkemesi, sulh ceza mahkemesi, idare mahkemesi vd.), istinaf mahkemeleri (bölge idare mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri) ve temyiz mahkemeleri (Danıştay ve Yargıtay gibi) ve Anayasa Mahkemesi yargı makamlarıdır.</p>

<p>Maddede belirtilen yargılama makamlarının Anayasada yer verilen yargı makamları olarak anlaşılması gerekmektedir. Başka bir deyişle, anılan maddede istisna tutulan kişisel veri işleme faaliyetleri, mahkemeler ve savcılık makamları tarafından gerçekleştirilen, soruşturma, kovuşturma ve yargılama işlemlerine ilişkin faaliyetlerdir.</p>

<p>Yargısal faaliyet, genel hukuk kurallarının, bağımsız ve tarafsız yargı organları tarafından usullere uygun şekilde somut olay veya ilişkilerde uygulanması olarak tanımlanabilir. Diğer taraftan, mahkemeler ile hakimlerin ve savcıların da yargısal faaliyetleri olduğu hususu göz önüne alındığında yargısal faaliyet tanımında yer verilen “yargı organı” tanımına savcılık makamı da girmektedir. Anayasanın Cumhuriyet savcılarını düzenleme yeri ve şekli de göz önüne alınarak Cumhuriyet savcılarının yargı yapılanması içerisinde yer aldığı ve işlemlerinin adlî nitelikte olduğu görülmektedir. Soruşturma evresinde delilleri değerlendiren ve suçu niteleyen Cumhuriyet savcılarının yetkileri de bu çerçevede yargısal niteliktedir.</p>

<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.10.2009 tarihli ve 2009/362 E., 2009/400 K. sayılı kararında ceza yargılamasında savcılığın iddia görevini yerine getiren, gerektiğinde sanık haklarını da göz önüne alan bir yargılama makamı olmasının yanı sıra yargılama faaliyeti içinde fiilen ve hukuken yer alan bir unsur olarak kabul edildiği vurgulanmış; idari görevlerinin varlığının aynı zamanda savcılığın yargılama görevlerinin varlığının kabulünü gerektirdiğine işaret edilmiştir.</p>

<p>Görüleceği üzere 6698 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde hüküm altına alınan “kişisel verilerin kovuşturma, soruşturma, yargılama ve infaz mercileri tarafından ilgili kanun hükümleri uyarınca işlenmesi” istisnası; avukatların mesleki faaliyetleri çerçevesinde yürüttüğü kişisel veri işleme faaliyetleri bakımından uygulanmayacaktır.</p>

<p>6698 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde kişisel verilerin işlenmesi; “Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem” olarak tanımlanmıştır. Görüleceği üzere kişisel veri işleme faaliyetine elde etme, açıklanma, aktarma gibi örnekler verilmekle birlikte kişisel veri işleme faaliyetinin kapsamına neler girdiği sınırlı olarak sayılmamıştır.</p>

<p>Kişisel veri işleme faaliyetinin hukuka uygun olabilmesi için 6698 sayılı Kanunun 5’inci maddesi ile 6’ncı maddesinde sayılan kişisel veri işleme şartlarından en az bir tanesinin mutlaka bulunması; aynı zamanda veri işleme faaliyetinin 6698 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinde sayılan genel ilkelerle uyumlu olması gerekmektedir.</p>

<p>Bu Rehberin amacı, 6698 sayılı Kanun ve Kurul kararları kapsamında avukatların, tevkil edilen avukatların, avukat çalışanlarının, müvekkillerin, potansiyel müvekkillerin, uyuşmazlığın tarafları olan borçlu ve davalı ile diğer gerçek kişilerin Kanun kapsamındaki niteliğinin tespiti, avukatların kişisel veri işleme faaliyetlerinin hukuki dayanağı ile Kanunun uygulanmasında ortaya çıkan sorunların bertaraf edilmesi amacıyla çözüm önerilerinde bulunulması ve iyi uygulama örneklerine yer verilmesidir.</p>

<p><strong>TAVSİYELER</strong></p>

<p>Avukatlar tarafından mesleklerinin gereğini yerine getirmek için kişisel veri işleme faaliyeti gerçekleştirilmektedir ve bu doğrultuda 6698 sayılı Kanun’a uygunluk açısından yoğun bir çaba gösterilmesi gerektiği açıktır. İlgili mevzuat kapsamında Kurumumuz tarafından yayımlanan diğer rehber ve dokümanlarda belirtilen hususlara ek olarak avukatların kişisel veri işleme faaliyetine ilişkin tavsiyeler aşağıda sıralanmıştır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Avukat tarafından kişisel veri işleme faaliyeti sırasında 6698 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinde yer verilen ilkelere, hiçbir ilke mesleki faaliyet kapsamında geri planda bırakılmaksızın uyulmalıdır.</p>

<p>- Avukat tarafından, Kanuna uygun veri işleme faaliyeti yürütebilmek ve talep edildiği takdirde ilgili kişiye ve Kuruma gerekli bilginin sunulabilmesi için işlenen kişisel verilerin kimden/hangi kaynaktan elde edildiği bilgisine sahip olunmalıdır.</p>

<p>- Her ne kadar avukatların Kurulun 02.04.2018 tarihli ve 2018/32 sayılı Kararı ile Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğü olmasa da ilgili kişiye ait hangi kişisel verilerin işlendiği, kişisel veri işleme amacının ne olduğu, işlenen kişisel verinin kimlere aktarıldığı gibi kişisel veri işleme faaliyetine ilişkin hususlar Kanun kapsamında talep edildiği takdirde ilgili kişiye ve Kuruma tam ve doğru bilginin sunulabilmesi için Avukat tarafından gerekli teknik ve idari tedbirler alınmalıdır.</p>

<p>- Avukat tarafından veri güvenliğine ilişkin alınması gereken idari ve teknik tedbirler titizlikle uygulanmalıdır.</p>

<p>- Avukat tarafından işlenen kişisel veriler arasında özel nitelikli kişisel verilerin de bulunmasının kuvvetle muhtemel olduğu dikkate alındığında “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenmesinde Veri Sorumlularınca Alınması Gereken Yeterli Önlemler” ile ilgili Kurulun 31.01.2018 tarihli ve 2018/10 sayılı kararının incelenmesi ve bu verilerin işlenmesinde yeterli önlemlerin alınması gereklidir.</p>

<p>- 6698 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen “kişisel verilerin işlenmesi” tanımına dahil olabilecek her türlü işleme ilişkin görevlendirilebilecek hukuk bürosu çalışanlarına kişisel verilerin korunmasına ilişkin gerekli eğitim verilmelidir.</p>

<p>- Hukuka Aykırı Olarak Elde Edilen Veriler Üzerinden Vatandaşların Kimlik ve İletişim Bilgileri Gibi Kişisel Verilerinin Sorgulanmasına İmkân Tanıyan Yazılım/Program/Uygulamalara Yönelik Kurulun 18.10.2019 tarihli ve 2019/308 Sayılı İlke kararı ile de duyurulduğu üzere avukat tarafından kişisel verilere erişim için bu tür uygulamalar kullanılmamalıdır.</p>

<p></p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi.pdf" rel="nofollow"><strong>&gt;&gt; Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi TAM METİN için <span style="color:#2980b9">TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-mesleki-faaliyetlerinde-kisisel-verilerin-korunmasina-iliskin-uygulama-rehberi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/baro/avukat-31212a.jpg" type="image/jpeg" length="75085"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SOSYETE AVUKATI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sosyete-avukati-ozgur-turkes-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sosyete-avukati-ozgur-turkes-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskiden ne kadar güzeldi; evinizi müteahhite verirdiniz, karşılığında iki daire alırdınız. Birinde otur, diğerini kiraya ver. Hele hele daha da önceden ver kaçak yaptığın gecekondunu, yeni yapılan apartmandan dört dairen olsun.

Sonra kentsel dönüşüm dendi, işler kötü gitmeye başladı. Artık daire...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eskiden ne kadar güzeldi; evinizi müteahhite verirdiniz, karşılığında iki daire alırdınız. Birinde otur, diğerini kiraya ver. Hele hele daha da önceden ver kaçak yaptığın gecekondunu, yeni yapılan apartmandan dört dairen olsun.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonra kentsel dönüşüm dendi, işler kötü gitmeye başladı. Artık daire almak bir yana, eski metrekaremizi bile kurtaramaz olduk. Hatta hiç unutmuyorum benim sabık baldız Göztepe’deki 120 metrekare dairesinin yerine 60 metrekare alabilmişti.</p>

<p>Tabii bu işler pazarlık üzeri oluyor. Kim sonuna kadar direnirse o kazanıyor. Tüm kat malikleri onay verse dahi o inatçı on bir numara yüzünden yıllarca beklemek zorunda kalabiliyordun. Sonra <i>Kat Mülkiyeti Kanunu</i>’nda değişiklik yaptık, artık oy birliğine gerek kalmadı. Önce beşte dört, sonra dörtte üç aradık. <i>6306 Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun m. 6 </i>ile bunu üçte ikiye indirdik, hele hele deprem riski varsa artık oy çokluğu bile yeter oldu. Ama oran n’olursa olsun her zaman için anlaşmadan mutsuz olabilecek birileri olacaktır. Arsa payını kaybedebilir, dairesi en yüksekteyken, deniz görürken artık göremeyebilir, velhasıl olur da olur. İşte bu durumda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde anlaşmaya katılmayanların hakları n’olacak?</p>

<p>Metrekareniz az olur, daireniz az olur, her şey olur da siz hiç kiraya verme karşılığı inşaat sözleşmesi duydunuz mu? Ben gördüm efendim <i>İstanbul 6. BİM 2018/1159 Esas </i>ile. Adamın evini alıyorlar karşılığında 157 ay kiralamasına izin veriyorlar. Ya, sizinki gene iyi efendim.</p>

<p>Efendim malumunuz bendeniz sadece adli tatilde değil mali tatilde de çalışmıyorum. Bu da yazları yazamamakla sonuçlanıyor. Okuyucularımız da sağ olsunlar merak etmişler, n’oldu diye sormuşlar. Vallahi efendim bol bol seyahat yaptım; Ürdün üzerinden Tayland, Kore üzerinden Japonya, Çin üzerinden Tayvan derken en son Moldova ve Pridnestrovia’yı bitirdim dükkanın başına geçtik.</p>

<p>Tabii geziyoruz derken tatil anlaşılmasın bu; incelemelerde bulunuyorum efendim, potansiyel müstakbel müvekkillerle görüşüyorum, ülke şartlarını analiz ediyorum. Önümüzdeki yazılarda da Almanya ve Fransa’da avukatlık mevzularını irdeleyeceğim; bizimki hani Bodrum’da denize sıfır askeri kamplar olur ya, eğitim tesisleri, o hesap efendim, tatil değil yani.</p>

<p>Böyle bir çıkıp ta iki ay sonra da dönmüyoruz, onar günlük seyahatler halinde çoğunlukla, aralarda da bol bol seminerlere, eğitimlere katılıyorum. İşte onlardan biri 1905 Hukukçular Derneği’nin düzenlediği Arsa Payı İnşaat Sözleşmesinde Anlaşmaya Katılmayanların Hakları semineri oldu. Bu dernek eskiden platformdu, dernek olmaları iyi oldu çünkü platform olarak suç duyurusunda bulunduk, şunu yaptık, bunu gerçekleştirdik denildiğinde ilginç duruyordu; malum, platformların tüzel kişiliği olmaz. Şimdi Baro tarafından tanınmış iki Galatasaraylı dernek oldu, bunlardan biri de Galatasaraylı Hukukçular ve Girişimciler Derneği. Biri tamamen hukukçulardan oluşuyor diğeri de Galatasaray Kulübü’nden akredite. Bakalım n’olacak…</p>

<p>Konuşmacı biraz geç geldi özür dileyerek. Her defasında bu Baro’nun Kültür Merkezi’ne geleceğim zaman kayboluyorum, haritalarda da çıkmıyor.</p>

<p>Doğru diyor. Ben de kaç kere kaybolmuştum.</p>

<p>Güzel güzel anlatmaya başladı uygulamalarda neler olduğunu. Vesayet altındaki kişinin malı satılır mı dedi, vallahi tapu müdürlüğü satıyor. Bir genelge göndermiş tapu memurlarına, <i>TMK m. 444 </i>ilga edilmiş ve vesayet makamının izni olmasa da, amir demişse satıyor memur<i>.</i></p>

<p>Ben dedi, aslında harita mühendisiyim, şehir planlamacısıyım.</p>

<p>Hah, şimdi anlaşıldı bu derin hukuki bilgilerin sebebi. Daha önceden başka meslekten gelip hukukçu olanların çok farklı bir bakış açısı olur genellikle, bu da rafine bir hukuk bilgisi sağlar. Demek bu da onlardan.</p>

<p>Yok, o öyle değilmiş. Hiç gitmemiş hukuk fakültesine. Bir anda yüzümüz değişti, küçümsemeye başladık. Ama hani n’oldu biraz önce heyecanlı heyecanlı hukuki mütalaalarını dinliyorduk. Demek demese hukuk fakültesi mezunu değilim, kimse fark etmeyecek.</p>

<p>Hani dedik ya bu anlaşmaya katılmayanların hakları n’olacak diye. <i>Yargıtay 3. HD’nin 2018/4855 Esas</i>’ı var. Burada da oy çokluğuyla değil oy birliğiyle malikler evlerini müteahhite veriyorlar. Sonra biri bakıyor ki, eşit dağıtım yapılması gerekirken kendisine az metrekare düşmüş, dağılımı kötüymüş. Gitmiş dava açmış diğer maliklere. Onlar da demiş ki ya biz aynı taraftayız, bir haksızlık varsa git yükleniciye dava aç. Derece mahkemesi de hiç incelememiş bir orantısızlık var mı yok mu diye, siz rızai anlaşma yapmışsınız, geçmiş olsun. Hani Yargıtayın Doğru Bildiği Yanlışlar<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> diyoruz da, kurtarmış bu sefer bizi 3. Daire git bir bilirkişiye sor bakalım ortada sebepsiz zenginleşme var mı, fakirleşme var mı diye.</p>

<p><i>AYM Hanife Yıldız Torum ve Nimet Filiz Seven Başvurusu </i>var. Dört işyeri ve bir dairelerini almışlar, karşılığında bodrumda iki daire vermişler. Kat malikleri kurulun kararına katılmayan maliklerin de hisselerini ucuza satmış idare. İşin sonunda da mahkeme zaten 16/100 arsa payı değişmedi diye işin içinden çıkmış. Haliyle ihlal kararı.</p>

<p>Sonradan okuyucumuz sordu, madem sen bu kadar gezdin, ben seni İnstagram’dan da takip ediyorum, hiç bu seyahat paylaşımlarını göremedim. Neden?</p>

<p>Ya müvekkilin bin bir derdi var, ya eşinden boşanıyor, ya şirketini kapatıyor, ya alacak davası, işe iadesi, tahliye derdi var…Şimdi tutup da sen Pasifik Asya maceralarını paylaşırsan hoş durmaz.</p>

<p>E sen de hep fakir müvekkil bulma, biraz da durumu iyi olanlarla çalışmaya bak.</p>

<p>Güldüm…Şimdi <i>AvK m. 55 </i>ihlali yapmayalım da Ece Yalçın Akademi bile benim danışanlarımın arasındadır. Ancak müvekkilin zengin olması derdinin olmayacağı, seni eğlenirken gördüğünde sinirlenmeyeceği anlamına gelmez. Bu meslekte siyah Mercedes’inin motor gücü ve modeli çok önemlidir, giyimin, çantan, kalemin de öyle. Müvekkil hep seni en zengin olarak görmek ister; bunlar mesleki bilginin sonucunu ortaya koyar onun gözünde. Ama istemez seni o parayı yerken görmeyi. Çok başarılı ama parayı yiyecek zamanı yok demelidir.</p>

<p>Bak bende neler var; halka insin diye oğlunu Robert College’e gönderen var. Düşün nasıl bir çevrede yaşıyorlar ki Robert onlar için halk seviyesinde kalıyor. Babasına niye biz tarifeli uçakla uçuyoruz diye sorabilen var. Mayosu ıslakken denize giremeyen var. Bodrum’daki villasından denize rahat gidebilmek için sekiz kişilik golf arabası alan var. Birini küçümsemek için “ayol onu ben biliyorum, Göztepe Tanzimat Sokak’ta oturuyor” diyen de var.</p>

<p>Göztepe Tanzimat Sokak’mış. Sanki Esenyurt Sormagir Sokak.</p>

<p>On bir, on iki yaşlarında olmalıyım. Telefon çaldı. O zamanlar ev telefonu var, geçen milenyum. Alolardan bir demet diyerek açtım.</p>

<p>“Ben Güneeer” diye cevapladı karşı taraf. Pederim Av. Pekcan TÜRKEŞ ile görüşmek istiyormuş. Meğer o kişi Güner ÜMİT’miş. Arık o zamanlar mum söndü davası mı, sıkma baş mı ne, bir davası vardı. Konuşmaları bittikten sonra babam benim oğlum da avukat olacak dedi.</p>

<p>Çocuğun işine karışma, ne isterse o olsun. Sonra bana döndü büyüyünce ne olmak istediğimi sordu.</p>

<p>Şimdi bilemiyorum o anda kafam karışık olduğu için mi, yoksa “zekice” bir cevap verebilmek derdiyle mi, sosyeteye girmek istiyorum dedim.</p>

<p>Sosyeteye giremezsin, sosyeteye alınırsın cevabı aslında kendi çapında güzel bir hayat dersiydi.</p>

<p>Sosyete avukatı olacağız diye girdiğimiz bu mecrada Mafya Avukatı<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a> olmaktan kıl payı kurtulduk, bize de kala kala sendika avukatlığı kaldı efendim.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/ozgur-turkes" rel="noopener" target="_blank" title="Özgür TÜRKEŞ"><img alt="Özgür TÜRKEŞ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/12/ozgur-turkes-resim.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/ozgur-turkes" rel="noopener" target="_blank" title="Özgür TÜRKEŞ">Özgür TÜRKEŞ</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">--------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitayin-dogru-bildigi-yanlislar-ozgur-turkes"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitayin-dogru-bildigi-yanlislar-ozgur-turkes</span></a></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/mafya-avukati-ozgur-turkes"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/mafya-avukati-ozgur-turkes</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sosyete-avukati-ozgur-turkes-1</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/08/baro/avukat-themis.jpg" type="image/jpeg" length="99485"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DOLANDIRICILIK SUÇUNA GETİRİLEN CEZA İNDİRİMİNİN UYGULAMASI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indiriminin-uygulamasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indiriminin-uygulamasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12. Yargı Paketi olarak bilinen, 16.07.2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildikten sonra 31.07.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlenmesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesiyle...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">12. Yargı Paketi</a> olarak bilinen, 16.07.2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildikten sonra 31.07.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren <a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlenmesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</a>’un 13. maddesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Nitelikli dolandırıcılık” başlıklı 158. maddesine 4. fıkra<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> olarak eklenen cezayı hafifletici indirim sebebini, <a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584" rel="dofollow">“Dolandırıcılık Suçuna Getirilen Ceza İndirimi (TCK m.158/4) [2]”</a> ve “<a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-iban-magdurlugu-ile-suca-istirakin-ince-cizgisi" rel="dofollow">Dolandırıcılık Suçunda ‘IBAN Mağdurluğu” ile Suça İştirakin İnce Çizgisi [3]</a>” başlıklı yazılarımızda teknik içeriği bakımından yoğun şekilde incelemiş ve izah etmiş idik.</p>

<p><strong>Bu kısa yazıda ise; </strong>hukukçu olmayan kişilerin de anlayabileceği sadelikte dolandırıcılık suçuna getirilen ceza indirimi halinin kimler için uygulanıp kimler için uygulanamayacağını, bunun yanında uygulanabilecek kişiler bakımından nasıl bir başvuru yönteminin gerçekleştirilmesi gerektiğini açıklayacağız.</p>

<p><strong>A. Ceza İndiriminden Yararlanabilecek Kişiler</strong></p>

<p><strong>Kişilerin 158/4’de yer alan ceza indiriminden faydalanabilmeleri için; </strong>dolandırıcılık suçunun işleneceğini ve o suçun işlenmesinde kullanılacağını bilmek suretiyle <i>“hesap veya ödeme bilgilerini faile vermesi”</i> gerekmektedir ki, bu hüküm uyarınca cezalandırılabilme, ancak failin iştirak iradesiyle dolandırıcılık suçundan haberdar olarak bu bilgileri vermesi ve yine yalnızca katkısının, yani fiilinin bu bilgileri vermek ile sınırlı kaldığının hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ispatlanması durumunda mümkün olacaktır.</p>

<p>Dolayısıyla; ceza indiriminden faydalanması mümkün olan kişiler, dolandırıcılık suçlarına yalnızca <i>“suçta kullanılacak hesap veya kart bilgilerini vermekle” </i>sınırlı olarak katılanlar olabilecek, bu fiil haricinde dolandırıcılık suçunun işlenmesi sırasında başkaca bir katkısı da bulunanlar ceza indiriminden yararlanamayacaklardır.</p>

<p><strong>B. Ceza İndiriminden Yararlanabilecek Kişilerin İzlemesi Gereken Yöntem</strong></p>

<p>Dolandırıcılık suçuna getirilen ceza indiriminden, halihazırda dosyası soruşturma aşamasında bulunan veya kovuşturma aşamasına geçmiş olup da yerel mahkemede derdest bulunanlar açısından hüküm yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal uygulanabilecektir.</p>

<p><strong>Burada esas izah edilmesi gereken;</strong> bu düzenlemenin yürürlüğe girmesine müteakip dosyası kanun yolu aşamasında derdest durumda olanlar ile dosyası kesinleşmiş olanlardır ki, kanun koyucu da bu hususu gözönüne alarak bu kişiler bakımından ayrıca geçici düzenleme yapma gereği duymuştur. Bu kapsamda aşağıda iki başlık altında bu kişiler bakımından uygulamanın nasıl olacağını göstereceğiz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><i>1. Dosyası Kanun Yolu Aşamasında Derdest Olanlar Bakımından Uygulama</i></strong></p>

<p>Kanun koyucu; dosyası kanun yolu aşamasında derdest olanlar bakımından izlenecek yöntemi, 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 6. fıkrasında<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a> düzenlemiştir. Buna göre; hakkında TCK m.158/4 uyarınca indirim tatbik edilmesi gereken kişinin talepte bulunup bulunmaması önemli olmaksızın, bölge adliye mahkemesi ceza dairesinde bulunan dosyalar bakımından dairenin bozma kararı vererek dosyayı ilk derece mahkemesine göndermesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bulunan dosyalar için ise tebliğname düzenlenmeden ve dosya dairesine iletilmeden ilk derece mahkemesine gönderilmesi, ancak elbette BAM ceza dairesinin ilk derece mahkemesinin hükmünü kaldırarak yeni hüküm kurduğu dosyalarda ise ilgili BAM ceza dairesine gönderilmesi zorunlu olarak düzenlenmiştir. Dosya; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tebliğname düzenlenmek suretiyle ilgili ceza dairesine geçtiyse de, ceza dairesinin bozma kararı vererek ilk derece mahkemesine dosyayı göndermesi gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır.</p>

<p>Kanun yolu aşamasında derdest olan dosyalar hakkında ceza indiriminin uygulanması bakımından; kişi talepte bulunabileceği gibi, bulunmadığı durumda da, bu hususun, olması gerektiği şekilde BAM ceza dairesi veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen ele alınması gerektiği isabetli şekilde Kanunda öngörülmüştür.</p>

<p><strong><i>2. Dosyası Kesinleşenler Bakımından Uygulama</i></strong></p>

<p>Dosyası kesinleşenler bakımından özel düzenlemeye de 7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 7. fıkrasında<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a> yer verilmiş olup, bu hüküm, yasa değişikliği öncesinde istinaf veya temyiz aşamasından geçmeden veya geçerek kesinleşen ya da yasa değişikliğinin yürürlüğe girmesi sonrasında da olsa istinaf ve temyiz edilmeden kesinleşen dosyalar bakımından uygulanabilecektir.</p>

<p><strong>Kanun hükmünden anlaşıldığı üzere; </strong>hangi şekilde kesinleşmiş olursa olsun dosyası kesinleşenler bakımından kararı veren mahkemenin, hakkında TCK m.168 uyarınca etkin pişmanlık uygulanmayan hükümlünün fiilinin TCK m.158/4 kapsamında olabileceğini tespit ettiği durumda hükümlüye ihtarda bulunması yine talebe bağlı olmaksızın zorunlu olarak öngörülmüştür. Bu aşamadan sonra ise mağdurun zararını giderenler ve gidermeyenler bakımından farklı uygulama öngörülmüştür.</p>

<p><strong><i>Zararı Karşılayanlar Bakımından:</i></strong><strong> </strong>İhtar sonrasında hükümlünün; mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, hakkında dosya üzerinden ek bir kararla TCK m.168 uyarınca etkin pişmanlık indirimi uygulanacak ve zararın tümü karşılandığı için infazın durdurulup durdurulmayacağına ilişkin de bir karar verilecektir. Ek karar sonrasında, fiilinin TCK m.158/4 kapsamında olup olmadığı bakımından da uyarlama yargılaması yapılmak suretiyle duruşma açılarak yeniden hüküm kurulabilecektir.</p>

<p><strong><i>Zararı Karşılamayanlar Bakımından: </i></strong>İhtar yapılması sonrasında bu kişiler bakımından önemli olan husus, mağdurun zararını 6 ay içerisinde tümüyle gidermeyen hükümlüler bakımından infazın ertelenmesine veya durdurulması karar verilemeyeceğidir. Ancak dikkat edilmesi gerekir ki; mağdurun zararı giderilmese dahi, hükmedilen ceza miktarı, hükümlünün cezaevinde kaldığı süre ve koşullu salıverilme süreleri değerlendirilerek, dosya üzerinden ve ek kararla etkin pişmanlık indirimi uygulanmadan sadece TCK m.158/4 indiriminin uygulandığı duruma bakılarak, infazın durdurulup durdurulmaması ile ilgili bir karara varılabilecektir. Bu karar sonrasında; yine uyarlama davası uyarınca duruşma açılmak suretiyle TCK m.158/4 maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirmesi yapılarak, yeniden hüküm verilebilecektir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Cem Serdar</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow" target="_blank"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow " target="_blank"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">-------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> <strong>TCK m.158/4’e göre; </strong><i>“Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir”.</i></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> Ersan Şen/Cem Serdar, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584" rel="dofollow"><span style="color:#999999">“Dolandırıcılık Suçuna Getirilen Ceza İndirimi (TCK m.158/4)”</span></a><span style="color:#999999">, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indirimi-tck-m1584,</span></a><span style="color:#999999"> (Erişim tarihi: 22.09.2026)</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-iban-magdurlugu-ile-suca-istirakin-ince-cizgisi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[3] </span></a><span style="color:#999999">Ersan Şen/Cem Serdar, “</span><a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-iban-magdurlugu-ile-suca-istirakin-ince-cizgisi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Dolandırıcılık Suçunda ‘IBAN Mağdurluğu’ ile Suça İştirakin İnce Çizgisi</span></a><span style="color:#999999">”, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-iban-magdurlugu-ile-suca-istirakin-ince-cizgisi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-iban-magdurlugu-ile-suca-istirakin-ince-cizgisi,</span></a><span style="color:#999999"> (Erişim tarihi: 22.09.2026)</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> <strong>7589 sayılı Kanun geçici m.1/6’ya göre;</strong> <i>“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir”.</i></span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> <strong>7589 sayılı Kanun geçici m.1/7’ye göre;</strong> <i>“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır”.</i></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucuna-getirilen-ceza-indiriminin-uygulamasi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/10/yazar/ersan-sen-2025-7.jpg" type="image/jpeg" length="73892"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Temel Hak Ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması Anayasa Madde 13]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/temel-hak-ve-hurriyetlerin-sinirlandirilmasi-anayasa-madde-13</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/temel-hak-ve-hurriyetlerin-sinirlandirilmasi-anayasa-madde-13" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/temel-hak-ve-hurriyetlerin-sinirlandirilmasi-anayasa-madde-13</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zzo_Q2fyy6E/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="18541"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukat Ayla Tok vefat etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukat-ayla-tok-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukat-ayla-tok-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Barosu eski üyesi Avukat Ayla Tok (3332) vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Ankara Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;</i></p>

<p><strong>BAROMUZ ESKİ ÜYESİ AV. AYLA TOK (3332) VEFAT ETMİŞTİR</strong></p>

<p>01.12.1966 tarihinde avukatlık mesleğine başlayan Baromuz eski üyesi Av. Ayla TOK (3332) vefat etmiştir.</p>

<p>Cenazesi, 22.09.2026 Salı günü (bugün) Karşıyaka Mezarlığı Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve Baromuz üyelerine başsağlığı dileriz.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/ayla-tok.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukat-ayla-tok-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/ayla-tok-1.jpg" type="image/jpeg" length="87079"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BARO BAŞKANI ÖZDEMİR: “EĞİTİM YUVALARINDA GÜVENLİK NEDEN SAĞLANAMIYOR?”]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/baro-baskani-ozdemir-egitim-yuvalarinda-guvenlik-neden-saglanamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/baro-baskani-ozdemir-egitim-yuvalarinda-guvenlik-neden-saglanamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Barosu Başkanı Av. Gazi Özdemir, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde bir öğrenci tarafından yapılan silahlı saldırıya ilişkin yaptığı yazılı açıklamasında, “Eğitim yuvalarında güvenlik neden sağlanamıyor?” diyerek, devletin en temel görevlerinden birinin, başta çocuklar olmak üzere, tüm bireylerin yaşam hakkını korumak olduğunu hatırlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>YAŞANAN BU OLAYLAR MÜNFERİT VAKALAR OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ</strong></p>

<p>Mersin Barosu Başkanı Av. Gazi Özdemir açıklamasında, okullarda güvenlik tedbirlerinin sağlanamamasına ve okulda yaşanan silahlı saldırıya tepki göstererek şu ifadelere yer verdi: “Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde bir öğrencinin okula av tüfeğiyle girerek ateş açması sonucu bir öğrencinin hayatını kaybettiğini, dört öğrencinin ise yaralandığını derin bir üzüntü ve endişeyle öğrenmiş bulunuyoruz.</p>

<p><strong>BİR ÖĞRENCİ, AV TÜFEĞİYLE OKULA NASIL GİREBİLMİŞTİR?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geçtiğimiz aylarda Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta öğretmen ve öğrencilerin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıların ardından bugün Manisa’da bir okulda benzer bir olayın yaşanması, eğitim kurumlarında can güvenliğinin sağlanması konusunda ciddi eksikliklerin bulunduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Yaşanan bu olaylar münferit vakalar olarak değerlendirilemez. Gerekli güvenlik önlemlerinin zamanında ve etkin biçimde alınmaması, sorumlulukların eksiksiz şekilde yerine getirilmemesi, çocuklarımızı ve eğitim emekçilerimizi ciddi risklerle karşı karşıya bırakmaktadır.</p>

<p>Şu soruların yanıtlanması gerekmektedir: Av tüfeği bir çocuğun eline nasıl geçmiştir? Bir öğrenci, av tüfeğiyle okula nasıl girebilmiştir? Okullarda çocuklarımızın ve eğitim çalışanlarının güvenliğini sağlamak için hangi tedbirler alınmaktadır?</p>

<p><strong>YASAL SÜRECİN TAKİPÇİSİYİZ</strong></p>

<p>Devletin en temel görevlerinden biri, başta çocuklar olmak üzere tüm bireylerin yaşam hakkını korumaktır. Bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi, her yeni olayda telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açmaktadır. Bireysel silahlanmanın önlenmesine yönelik etkili ve caydırıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi, mevcut yasal mekanizmaların kararlılıkla uygulanması ve okullarımızda güvenliğin somut, etkin ve sürdürülebilir tedbirlerle güçlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.</p>

<p>Yaşamını yitiren öğrencimize Allah’tan rahmet, ailesine, arkadaşlarına ve tüm eğitim camiamıza başsağlığı; yaralanan öğrencilerimize acil şifalar diliyoruz. Yasal sürecin takipçisiyiz. Yaşanan olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını, varsa ihmal ve sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların tespit edilerek gerekli hukuki süreçlerin işletilmesini kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/baro-baskani-ozdemir-egitim-yuvalarinda-guvenlik-neden-saglanamiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/gazi-ozdemir-1.jpg" type="image/jpeg" length="76026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhuriyet Savcısının Tahliye Kararına İtiraz Hakkı Var mı?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisinin-tahliye-kararina-itiraz-hakki-var-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisinin-tahliye-kararina-itiraz-hakki-var-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Tutuklama kararı” başlıklı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.101/5, “Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri” başlıklı m.104/2, “Usul” başlıklı m.105/1’in son cümlesinde, tutuklama tedbiri ile ilgili itiraz yolu öngörülmüştür.

“Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını iste...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Tutuklama kararı” başlıklı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.101/5, “Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri” başlıklı m.104/2, “Usul” başlıklı m.105/1’in son cümlesinde, tutuklama tedbiri ile ilgili itiraz yolu öngörülmüştür.</p>

<p>“Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi” başlıklı m.103/1 ile “Tutukluluğun incelenmesi” başlıklı m.108’de tutukluluğa karşı itiraz kanun yolu öngörülmese de, m.104/2 ve m.105/1’in son cümlesi gereğince bu bir yasal eksiklik görülmemektedir. Ayrıca, tutuklama tedbiri ile ilgili bu itiraz hükümleri sebebiyle; CMK m.267’de yer alan, hakim kararlarına karşı itiraz yolu açık olmakla birlikte, sadece kanun koyucunun gösterdiği hallerde mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna başvurulabileceğine dair bir engelle de kovuşturma aşamasında karşılaşılmayacaktır.</p>

<p><strong>Belirtmeliyiz ki;</strong> CMK m.104/2’nin ikinci cümlesinde bulunan “Ret kararına” ibaresi, 2018 yılında “Bu kararlara” olarak değiştirilmiştir. Olağanüstü hal döneminde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen bu hüküm; olağanüstü hal devam ederken Anayasa gereğince kanunla uygun bulunma zorunluluğu taşıdığından, 2018 yılında çıkarılan 7079 sayılı Kanunla kanunlaştırılmış olup, esasında olağanüstü hal dönemi bitmekle kendiliğinden yürürlükten kalkması gerekirken, kanaatimizce Anayasaya aykırı olarak yürürlükte kalmaya devam etmiştir. Tahliye kararları aleyhine itiraz edilebileceği, hatta bu itiraz reddedilse bile, yeni sebep olmadan tutuklama talebine ve itiraza tekrar gidilebileceği ve hatta tutukluluğa yapılan itiraza karşı itiraz mercii tarafından verilen tahliye kararları aleyhine itiraza gidilebileceğine dair, tümü ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı aleyhine, Anayasa m.19’a, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.5’e ve özellikle de Anayasa m.13’e aykırı yapılan yorum ve uygulamaların kaynağı maalesef CMK m.104/2’de yapılan değişiklik olmuştur.</p>

<p><strong>Uygulamada;</strong> <i>“Bu kararlara itiraz edilebilir.” </i>şeklinde Ceza Muhakemesi Kanunu m.104/2’nin ikinci cümlesinde değişikliğe gidildiği, fıkranın ilk cümlesinde ise <i>“Şüpheli veya sanığın tutukluluk halinin devamına veya salıverilmesine hakim veya mahkemece karar verilir.”</i> hükmüne yer verildiği, bu maddenin soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüphelinin veya sanığın salıverilmesini isteyebileceği, salıverilme isteminin kabulü veya reddi kararlarına soruşturma aşamasında asliye ceza mahkemesi ve kovuşturma aşamasında da yargılamayı yapan mahkemenin kararlarına karşı yapılan itirazı incelemeye yetkili itiraz mercii nezdinde itiraz edilebileceği şeklinde anlaşıldığı, ancak m.104/2’nin ikinci bir itirazı mümkün kıldığına dair bir sonuca varılamayacağı, yani şüphelinin veya sanığın salıverilmediği, yani tahliye talebinin reddi kararına karşı yapılan itiraz üzerine şüphelinin veya sanığın salıverildiği durumda, artık bu karara karşı Cumhuriyet savcısının itiraz hakkının olmadığı izahtan varestedir. Bununla birlikte, uygulamada maalesef itiraz merciinin ilk defa verdiği tahliye kararlarına karşı Cumhuriyet savcısının itiraz hakkı olduğuna dair hukuka aykırı bir yöntem geliştirilmiştir. İtiraz merciinin salıverme kararına Cumhuriyet savcısının itiraz hakkı olduğuna dair usulün yasal karşılığı bulunmamaktadır, çünkü itiraz merciinin kararı kesindir.</p>

<p><strong>Ayrıca, Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin tutuklanması talebinin sulh ceza hakimliği tarafından reddi üzerine yapılan itiraz hakkında karar veren itiraz merciinin kararı her durumda kesin olup, buna itiraz edilmesi mümkün değildir.</strong></p>

<p>İtiraz merciinin ilk defa verdiği tutuklama kararına ise, CMK m.271/4 gereğince itiraz mümkündür. Kanun koyucu burada kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının tutukluluk yoluyla kısıtlanmasına karşı bir hassasiyet geliştirmiş ve itiraz merciinin verdiği tutukluluk kararına karşı istisnai olarak itiraz yolu açık tutulmuştur.</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutuklama tedbiri ile ilgili yer alan itiraz yolu; sadece şüphelinin lehine değil, aleyhine de kullanılabilecek bir kanun yolu olarak kabul edilmekte, özellikle de CMK m.104/2’nin ikinci cümlesinde bulunan <i>“Ret kararına itiraz edilebilir.”</i> hükmünün 2108 yılında <i>“Bu kararlara itiraz edilebilir.”</i> olarak değiştirilmesi nedeniyle, sadece tutuklama ve tutukluluğun devamı veya uzatılması kararlarına karşı değil, Cumhuriyet savcısının da şüphelinin veya sanığın tahliye kararlarına karşı itiraz edebileceği fikri ileri sürülmektedir.</p>

<p><strong>Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını tümü ile kısıtlayan tutuklama tedbiri; </strong>“son çare” niteliği taşıyan, ceza özelliği olmayan, adaletten kaçma ve/veya delil karartma ihtimalinin olduğu durumlarda, suçu işlediğine dair hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunan şüpheliye ve sanığa uygulanır. Tutuklama kararını; soruşturma evresinde sulh ceza hakimi, kovuşturma evresinde ise davaya bakan mahkeme verir, sulh ceza hakimi talep olmadan karar veremezken, mahkeme re’sen, yani Cumhuriyet savcısının talebi olmadan da tutuklama kararı verebilir. Soruşturmada Cumhuriyet savcısı tutuklama kararı veremezken, sulh ceza hakimi kararı olmaksızın şüphelinin tahliyesine karar verebilir, savcının kovuşturma evresinde böyle bir yetkisi bulunmamaktadır. Şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sanığın beraatına karar verildiğinde, tutuklama veya adli kontrol tedbiri kendiliğinden kalkar.</p>

<p>Her ne kadar tutuklamanın sıkı şartlara bağlı olduğunu söylesek de uygulamada bu koruma tedbirine sıklıkla başvurulduğu, tutukluların tutuldukları yerlerin tutukevleri/tevkifevleri olmadığı, kapalı infaz kurumlarında tutuldukları, bu kurumlarda tutuklulara “hükümlü” gibi yapılan muamele sebebiyle, suçsuzluk/masumiyet karinesi altında yargılanan şüphelinin ve sanığın ciddi mağduriyetler yaşadığı, bu sorunun çözümü için adım da atılmadığı görülmektedir. Tutukluyu zorlayan cezaevi şartları; henüz “suçlu” sayılmayan şüphelinin veya sanığın savunma hakkını kısıtlayabilmekte, şüphelinin veya sanığın adaletten kaçma veya delil karartma ihtimalinin ötesine geçerek, iddia makamı yönünden delil elde imkanını gündeme getirebilmekte ve dürüst yargılanma hakkının ihlaline yol açabilmektedir.</p>

<p><strong>Şikayetçiye ve mağdura, tutuklama talep ve tahliye kararlarına itiraz hakkı tanınmamıştır.</strong> “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13’e uygun şekilde öngörülmeyen sınırlama kabul edilmeyeceğinden, şikayetçinin ve mağdurun tutuklama tedbiri ile ilgili bir talep ve itiraz hakkının olmadığını söylemeliyiz.</p>

<p><strong><u>Her ne kadar daha önce aynı başlıklı yazımızda katılanın tahliye kararlarına itiraz yetkisi olmadığını belirtmişsek de, konu ile ilgili görüşümüzü aşağıda yer alan gerekçeyle değiştiriyoruz.</u></strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun hiçbir düzenlemesi; şikayetçiye ve mağdura tutuklama ve adli kontrol tedbirleri ile ilgili talepte bulunma hakkı tanımamıştır. Bu hak ve yetki, münhasıran şüpheliye, sanığa, müdafiine ve Cumhuriyet savcısına aittir. Katılan, yani müdahil konusunda bir tereddüt olmakla birlikte, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun hiçbir hükmü, katılanın tutuklama veya diğer koruma tedbirleri bakımından yasal yola müracaat edemeyeceğine dair bir açıklığa yer vermemiştir. Aksine; “Katılanın kanun yoluna başvurması” başlıklı CMK m.242/1’de, “Katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir.” denilerek, kanun yolları arasında ayırım yapılmaksızın katılanın da itiraz, istinaf, temyiz gibi kanun yollarına başvurabileceği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bir an için CMK m.242/1 olmasa idi, belki o zaman temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması kapsamında Anayasa m.13’e uygun düzenleme olmadığından ve katılana koruma tedbirleri ile ilgili kanun yollarına başvurma hakkı verilmediğinden bahisle, katılanın da tutuklulukla ve diğer koruma tedbirleri ile ilgili yasal yollara başvuramayacağı söylenebilirdi. Yasada açık düzenleme olduğundan, Anayasa m.13’e ve m.19’a aykırılık olmadığını belirtmek isteriz. Bu konuda farklı görüşler olsa da, yapılan incelemede ve çalışmada katılan bakımından da koruma tedbirleri ile ilgili yasal yollara başvurma engeli olmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p><strong>Peki soruşturmayı yürüten ve kovuşturmada da “taraf” sıfatını haiz Cumhuriyet savcısının tutuklama tedbiri ile ilgili yetkisi nedir?</strong></p>

<p><strong>1-</strong> Cumhuriyet savcısı; soruşturmada tutuklama tedbirini talep etmeden, re’sen veya adli kontrol tedbiri talep etmişken, yerine sulh ceza hakimliği tarafından tutuklama kararı verilemez. <strong>Neden?</strong> Çünkü soruşturmada Cumhuriyet savcısının talebi ile bağlılık kuralı vardır. Cumhuriyet savcısı tutuklama talep etmişse, sulh ceza hakimi bu talebi kabul etmek zorunda değildir. Hakim; Cumhuriyet savcısının gerekçesini sevk yazısında gösterdiği tutuklama talebini reddedileceği gibi, yerine şüpheli veya sanık hakkında daha hafif bir tedbir olarak kabul edilen adli kontrol tedbiri uygulanmasına da karar verebilir.</p>

<p><strong>Kanaatimizce;</strong> soruşturma ve kovuşturma evreleri arasında fark gözetilmeksizin, tutuklama, tutuklamanın devamı veya uzatılması kararlarına karşı şüpheli ve sanık ile müdafiinin tahliye talebinde bulunma ve itiraz hakları vardır, fakat Cumhuriyet savcısının prensip olarak itiraz hakkı bulunmamaktadır. Soruşturma evresinde tutuklama talebi reddedilmişse, Cumhuriyet savcısı buna CMK m.101/5 gereğince itiraz edebilmelidir. Ancak savcının tutuklama talebine rağmen, hakim tarafından tutuklama tedbiri değil de CMK m.101 ve m.109 gereğince “evleviyet” ve “ölçülülük” ilkeleri gereğince, tutuklama ile aynı şartlara sahip olan, fakat somut olayın veya şüphelinin sağlığı veya yaşı nedeniyle adli kontrol tedbirine tabi tutulmasına karar verildiğinde, bu karara karşı savcıya itiraz yetkisi tanınmamalıdır. Şüphelinin ve müdafiinin, hem adli kontrol ve hem de tutuklama tedbirlerine karşı itiraz hakkı ise hiçbir durumda kısıtlanamaz.</p>

<p>“Silahların eşitliği” ilkesi üzerinden giderek, soruşturmada şüpheliye ve müdafiine tanınan itiraz hakkının, tersi istikamette Cumhuriyet savcısına da tanınması gerektiğine dair düşüncenin savunulabilir yanı olmamakla birlikte, CMK m.160 ve devamı hükümleri uyarınca soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısına; kovuşturma evresine sirayet etmeyecek kadar, soruşturma evresi ile sınırlı olarak, ilk tutuklama talebinin hakim tarafından reddi kararı yanında, tutukluluğa yapılan itirazla veya aylık inceleme üzerine verilen bihakkın veya adli kontrol tedbiri tatbiki suretiyle verilen tahliye kararlarına karşı itiraz etme yetkisi tanınmalıdır. Hatta ilk tutukluluk talebinde uygulanan adli kontrol tedbirine karşı da tutukluluk yönünde itiraz yetkisi savcıya tanınmalı, bu değilse de devam eden tutukluluklarla ilgili verilen bihakkın tahliye veya tutukluluğu adli kontrol tedbirine dönüştürme kararlarına savcının itiraz edebilmesi gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Esasen yukarıda yer verdiğimiz, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı aleyhine uygulanma ihtimalleri nedeniyle eleştiriye açık itiraz hükümleri bu düşünceyi, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının önemi gereği mümkün kılabilmektedir. Kaldı ki, tutuklama ve adli kontrol tedbirleri ile ilgili soruşturma evresinde hakim denetimi devam etmektedir her ne kadar uygulamada koruma tedbirleri bakımından özellikle de arama elkoyma tutuklama adli kontrol ve kayyum tayini gibi tedbirlerin tatbikinde hakim denetiminin zayıf olduğu ve Cumhuriyet savcısının güçlü olduğu söylense de teorik altyapıda yasal düzenlemede hakim denetimi varlığını korumaktadır, ama bu hukukilik denetimi güçlendirilmeli, temel hak ve hürriyetlerin korunması yönünden maddi hakikate ve adalete ulaşılmayı da engellemeden, koruma tedbirlerinin fonksiyonlarına ve amaçlarına uygun kullanılmaları da gözetilerek, etkin hale getirilmeli, en önemlisi yasalarda bulunan hükümlerin kağıt üzerinde kalmalarının önüne geçilerek, eşit ve yeknesak şekilde uygulamada tatbiki sağlanabilmelidir.</p>

<p><strong>2- </strong>Kovuşturma aşamasında artık Cumhuriyet savcısı makamı temsilen davanın bir tarafı ve iddia edeni olmaktadır. Bir itham belgesi olan iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı, bu defa savcılık makamını temsilen “çelişmeli yargılama” ilkesi gereğince kovuşturma aşamasında ve mahkeme huzurunda maddi hakikate ve adalete ulaşılması için iddia eden taraftadır. Kovuşturma aşamasında mahkemenin, sanığı re’sen tutuklama ve tahliye etme yetkisi bulunmaktadır. Kovuşturma aşamasında, soruşturma aşamasından farklı olarak tutuklama veya adli kontrol tedbirlerinin uygulanması için Cumhuriyet savcısının talebi gerekmez.</p>

<p><strong>Prensip, sanığın tutuksuz yargılanmasıdır.</strong> Tutuklama şartlarının somut olayda olduğu düşünüldüğünde, bu tedbirinin devamının gerekli olup olmadığına CMK m.104/1, m.105 ve m.108 uyarınca davayı gören mahkemece bakılır. Davayı huzurda usul ve esas yönlerinden gören mahkeme; yargıladığı bir sanığın tutuklanıp tutuklanmaması gerektiğine, tutuklu ise tutuklamanın şartlarının devam edip etmediğine, bihakkın veya adli kontrol tedbiri ile serbest bırakılmasına dair ayrıntılı inceleme yapabilme imkan ve kabiliyetine sahiptir, çünkü önüne gelen dosyayı ve yargıladığı sanıklarla ilgili koruma tedbirleri ile ilgili en iyi değerlendirmeyi davayı gören mahkemenin yapacağına inanılır. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının en sert şekilde kısıtlanmasına yol açan tutuklama tedbiri istisna, sanığın tutuksuz yargılanması ise esastır. Bu durumda; davayı gören mahkeme artık sanığın tutuksuz yargılanması gerektiğine karar vermişse, CMK m.104/2’nin ikinci cümlesi ve m.105/1’in son cümlesi tahliye kararına karşı Cumhuriyet savcısının itirazına hukuki dayanak kılınmamalıdır. Ancak 2018 yılında m.104/2’nin ikinci cümlesinde yapılan değişiklikle, sadece tahliye talebi ret kararlarına değil, tahliye talebi kabul kararlarına da itiraz edilebileceği söylenmektedir. Nitekim CMK m.105/1’in son cümlesi de tahliyeye itiraz etmek isteyen Cumhuriyet savcısına hukuki dayanak olarak gösterilmektedir.</p>

<p>Gerçekten de tutuklama işin esası ile ilgili olmayan ve ceza muhakemesi sürecine yardımcı olan bir kontrol tedbiri olmakla, işin ve dosyanın esasından ayrı düşünülmesi gerekir, ancak bu ayrı düşünme, işin esası hakkında karar verme yetkisine sahip mahkemenin, daha yargılama aşamasında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kısıtlanan tutuklu sanığın tutukluluğunun devamı ile ilgili kesin karar vermesini engellemez. Bu karar kesinliğinin; sadece tahliye talebinin reddi kararları için düşünülmesi gerektiğini, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına aykırı şekilde tahliye kararlarına itirazın mümkün kılınamayacağını savunan düşünce, CMK m.104/2’nin ikinci cümlesinin <i>“Ret kararlarına itiraz edilebilir.”</i> hükmünü savunmaktadır.</p>

<p>Kanaatimizce; kovuşturma aşamasında tutuklulukla ilgili kararları davayı gören mahkeme vermeli, kovuşturma aşamasında verilen ilk tutukluluk kararı itiraza tabi olmalı, fakat tutukluluğun devamı veya uzatılması kararlarının kabulü ve reddi yönünde esas mahkemesinin verdiği kararlara karşı itiraz yolu kapalı tutulmalıdır.</p>

<p><strong>Şu an kovuşturma aşamasında uygulamada; </strong>kovuşturma aşamasında tutuklama tedbirinin talep veya re’sen tatbiki üzerine verilen kararlar ile tutukluluğun devamı ve/veya uzatılması kararlarına karşı, sanığın lehinde ve aleyhinde itiraz kanun yoluna gidilebildiği görülmektedir. Bizce, en azından “Tutukluluğun incelenmesi” başlıklı CMK m.108/3’de öngörülen ve kovuşturma aşamasında esas mahkemesince re’sen yapılan tutukluluk incelemelerine ilişkin olumlu veya olumsuz kararlara karşı itiraz yoluna gidilmemelidir. Esasen CMK m.108’de itiraz yolu da öngörülmemiş ve esas mahkemesinin re’sen yaptığı tutukluluk incelemelerine ilişkin verdiği kararların kesin olduğuna işaret edilmiştir. Bununla birlikte; CMK m.104/2 ve m.105/1 nedeniyle, CMK m.108’de öngörülen tutukluluk incelemesinin kabul veya ret kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği ileri sürülebilir.</p>

<p><strong>Sonuç olarak; </strong>tutuklamanın bir tedbir olduğu, soruşturma aşamasında koruma tedbirleri ile ilgili talep yetkisinin Cumhuriyet savcısına bırakılmakla birlikte, temel hak ve hürriyetleri kısıtlayan koruma tedbirlerinin gerekip gerekmediği ile ilgili hakime denetim yetkisi tanındığı, ancak soruşturma aşamasında koruma tedbirleri ile ilgili karar veren hakimin kararlarına karşı Cumhuriyet savcısının CMK m.267 başta olmak üzere, tutuklama tedbiri yönünden CMK m.101/5, m.104/2 ve m.105/1 uyarınca itiraz yoluna başvurabileceği, bu itiraz yetkisinin kovuşturma aşamasında ise kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının lehine olarak dar ele alınması gerektiği, ancak uygulamada 2018 yılında yapılan yasa değişikliği ile maalesef Cumhuriyet savcısının kovuşturma aşamasında da tutuklama ile ilgili kararlara itiraz yetkisinin geniş tutulduğu, böylelikle dosyayı usul ve esas açısından inceleyen mahkemenin tutuklama tedbiri ile ilgili kararlarına itiraz mercii sıfatıyla bir başka mahkemenin müdahale edebildiği, işin esası hakkında bilgisi ve yetkisi olmayan mahkemenin, davayı gören mahkemenin tutuklama tedbiri uygulayıp uygulamayacağına dair karar verebildiği, böylelikle davaya ve esas mahkemesinin kovuşturmayı yürütme şekline müdahale edebildiği görülmektedir. Bu uygulama ve buna imkan tanıyan yasal düzenlemeler hatalıdır.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Ertekin Aksüt</strong></p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow" target="_blank"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow " target="_blank"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisinin-tahliye-kararina-itiraz-hakki-var-mi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/03/yazar/ersan-sen-yazdi1-hakim-durusma-2024.jpg" type="image/jpeg" length="48759"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşiniz Sürekli Telefonunuzu Kontrol Ediyorsa Bu Boşanma Sebebi midir?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esiniz-surekli-telefonunuzu-kontrol-ediyorsa-bu-bosanma-sebebi-midir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esiniz-surekli-telefonunuzu-kontrol-ediyorsa-bu-bosanma-sebebi-midir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esiniz-surekli-telefonunuzu-kontrol-ediyorsa-bu-bosanma-sebebi-midir</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/0B-32EuotgQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="29553"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alacaklıdan Kaçmak İçin Devredilen Tapu Geri Alınabilir mi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Ofhr1d4UISA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90480"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzaktan Çalışmada İşverenin Kamera Açtırarak İşçiyi Denetlemesi Hukuka Uygun mu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/uzaktan-calismada-isverenin-kamera-actirarak-isciyi-denetlemesi-hukuka-uygun-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/uzaktan-calismada-isverenin-kamera-actirarak-isciyi-denetlemesi-hukuka-uygun-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/uzaktan-calismada-isverenin-kamera-actirarak-isciyi-denetlemesi-hukuka-uygun-mu</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/fqR8FfNaZb0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="79632"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Barışma ve Evlilik Beklentisiyle Devredilen Tapular İçin Açılan Tapu İptal Ve Tescil Davaları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/barisma-ve-evlilik-beklentisiyle-devredilen-tapular-icin-acilan-tapu-iptal-ve-tescil-davalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/barisma-ve-evlilik-beklentisiyle-devredilen-tapular-icin-acilan-tapu-iptal-ve-tescil-davalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/barisma-ve-evlilik-beklentisiyle-devredilen-tapular-icin-acilan-tapu-iptal-ve-tescil-davalari</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/xpPUSEOCGYM/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="12467"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alacaklıdan Kaçmak İçin Devredilen Tapu Geri Alınabilir mi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/n5XxfI7M_tw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="79404"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmada Devam Eden Kredi Borcu Mal Paylaşımına Etki Eder mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmada-devam-eden-kredi-borcu-mal-paylasimina-etki-eder-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmada-devam-eden-kredi-borcu-mal-paylasimina-etki-eder-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmada-devam-eden-kredi-borcu-mal-paylasimina-etki-eder-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/AqX-OBTJ_ws/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20313"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Deneme Süreli Çalışan İşçi İhbar Tazminatı Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/deneme-sureli-calisan-isci-ihbar-tazminati-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/deneme-sureli-calisan-isci-ihbar-tazminati-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/deneme-sureli-calisan-isci-ihbar-tazminati-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ul4Hwub_Qn0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="82289"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuğunuz Yoksa Mirasınız Kime Kalır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/cocugunuz-yoksa-mirasiniz-kime-kalir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/cocugunuz-yoksa-mirasiniz-kime-kalir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/cocugunuz-yoksa-mirasiniz-kime-kalir</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 17:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/U6-DhcVisf8/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17735"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hisseli Tapuda Hissedarların Onayı /İzni Olmadan Satış Yapılabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/hisseli-tapuda-hissedarlarin-onayi-izni-olmadan-satis-yapilabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/hisseli-tapuda-hissedarlarin-onayi-izni-olmadan-satis-yapilabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/hisseli-tapuda-hissedarlarin-onayi-izni-olmadan-satis-yapilabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 14:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/jHC5NaOXSJQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="14430"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;

Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="47688"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="80029"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="92041"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="68281"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="13061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="14588"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="10537"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="53638"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="97088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="74644"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
