<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 09 Apr 2026 13:20:19 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[VERGİ SUÇLARINDA ARAMA, BİLGİSAYAR İNCELEMESİ, BELGE İNCELEMESİ VE DELİL TOPLAMA]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/vergi-suclarinda-arama-bilgisayar-incelemesi-belge-incelemesi-ve-delil-toplama-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/vergi-suclarinda-arama-bilgisayar-incelemesi-belge-incelemesi-ve-delil-toplama-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I- Giriş</strong></p>

<p>213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 142 ila 147. maddelerinde; vergi suçlarında arama, elkoyma ve incelemeye dair özel hükümlere yer verilmiştir. <strong>VUK m.142’de;</strong> mükellefin vergi kaçırdığına dair emareler bulunması halinde, mükellef veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer şahıslar nezdinde ve bunların üzerinde arama tedbirine başvurulabileceği, bunun için vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların lüzum görmesi ve gerekçeli bir yazı ile sulh ceza hakiminden arama kararı talep etmesi, sulh ceza hakiminin arama kararı vermesi zorunluluğu düzenlenmiştir. <strong>VUK m.147’de ise;</strong> bu Kanunun aramaya ilişkin bölümünde açıkça yazılı olmayan hallerde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun arama ile ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.</p>

<p>VUK m.147’de düzenlenen ve CMK hükümlerinin uygulanacağına atıf yapılan hüküm sebebiyle; mükellef lehine yasal güvence teşkil eden ve “özel hüküm” niteliği taşıyan VUK’un aramaya ilişkin hükümlerinin mükellef aleyhine genişletilerek, CMK’nın aramaya ilişkin daha az güvence sağlayan hükümlerinin de tatbik edildiği görülmektedir. Ayrıca; arama kararının verileceği merci, arama işleminin usulü ve delillerin hukuka uygunluğu konularında tartışmalı hallerle karşılaşılabilmektedir.</p>

<p><strong>Belirtmek gerekir ki; vergi suçlarında arama, henüz ceza soruşturmasına aktif olarak başlanılmayan, vergi incelemesinde değerlendirilmek üzere delil toplanması amacına yönelik olan ve istisnai olarak başvurulan bir tedbirdir. Bu yönüyle, CMK’nın arama ile ilgili hükümlerinden ayrılmaktadır. Dolayısıyla; VUK m.147’nin, mükellef aleyhine genişletici şekilde yorumlanması ve tatbiki, detayları aşağıda açıklanacağı üzere, bizce hatalıdır.</strong></p>

<p><strong>II- Aramada CMK Hükümlerinin Uygulanma Sınırı</strong></p>

<p><strong>1. </strong><strong>CMK’nın Arama ile İlgili Hükümleri</strong></p>

<p><strong>CMK m.116’da;</strong> yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa şüphelinin veya sanığın üstünün, eşyasının, konutunun, işyerinin veya ona ait diğer yerlerin aranabileceği,</p>

<p><strong>CMK m.117’de; </strong>şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla diğer kişiler yönünden de arama yapılabileceği, bu hallerde aramanın, aranılan kişinin veya suçun delillerinin belirtilen yerlerde bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olayların varlığına bağlı olduğu, şüphelinin veya sanığın bulunduğu yerleri ve takibi sırasında girdiği yerleri kapsamayacağı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>CMK m.118’de;</strong> suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan haller ile yakalanan veya gözaltına alınan ancak firar eden kişinin tekrar yakalanması amacıyla yapılan aramalar hariç olmak üzere, gece vakti konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde arama yapılamayacağı,</p>

<p><strong>CMK m.119’da; </strong>arama için hakim kararı gerektiği, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile de kolluk görevlileri tarafından arama yapılabileceği, ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda aramanın, sadece hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabileceği, kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçlarının Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirileceği, Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin bulundurulacağı,</p>

<p><strong>CMK m.120’de; </strong>aranacak yerlerin sahibinin veya eşyanın zilyedinin aramada hazır bulunabileceği, kendisi bulunmazsa temsilcisi veya ayırt etme gücüne sahip hısımlarından birisinin veya kendisiyle birlikte oturmakta olan bir kişinin veya komşusunun hazır bulundurulacağı, kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamayacağı,</p>

<p><strong>CMK m.121’de; </strong>aramanın sonunda hakkında arama işlemi uygulanan kimseye istemi üzerine aramanın CMK m.116 ve 117’ye göre yapıldığını ve m.116’da gösterilen durumda soruşturma veya kovuşturma konusu fiilin niteliğini belirten bir belgenin ve istemi üzerine elkoyulan veya koruma altına alınan eşyanın listesini içeren bir defterin ve eğer şüpheyi haklı kılan bir şey elde edilmemiş ise bunu belirten bir belgenin verileceği,<i> </i></p>

<p><strong>CMK m.122’de; </strong>hakkında arama işlemi uygulanan kişinin belgelerini veya kağıtlarını inceleme yetkisinin Cumhuriyet savcısı ve hakime ait olduğu,</p>

<p><strong>CMK m.130’da; </strong>avukat bürolarında aramanın düzenlendiği, arama sonucunda elkoyulan unsurların avukatın müvekkili ile mesleki ilişkisine ait olduğu öne sürülerek itirazda bulunulması halinde, bu unsurların mühürleneceği ve mesleki ilişki ile ilgili olduğu saptandığında hakim kararı ile derhal avukata iade edileceği,</p>

<p><strong>CMK m.134’de; </strong>bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması halinde, hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından, şüphelinin kullandığı bilgisayarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin haline getirilmesine karar verileceği, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararların yirmi dört saat içinde hakim onayına sunulacağı, hakimin kararını en geç yirmi dört saat içinde vereceği, sürenin dolması veya hakim tarafından aksine karar verilmesi halinde çıkarılan kopyaların ve çözümü yapılan metinlerin derhal imha edileceği,</p>

<p>Düzenlenmiştir.</p>

<p><strong>2. </strong><strong>213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Arama ile İlgili Hükümleri</strong></p>

<p><strong>VUK m.142’de; </strong>ihbar veya yapılan incelemeler dolayısıyla, bir mükellefin vergi kaçırdığına delalet eden emareler bulunursa, bu mükellef veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer şahıslar nezdinde ve bunların üzerinde arama yapılabileceği, bunun için vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların buna lüzum göstermesi ve gerekçeli bir yazı ile arama kararı vermeye yetkili sulh ceza hakiminden talepte bulunması, sulh ceza hakiminin de talebi kabul etmesi ve istenilen yerlerde arama yapılmasına karar vermesi gerektiği,</p>

<p><strong>VUK m.143’de; </strong>aramada bulunan ve incelenmesine lüzum görülen defter ve vesikaların tutanakla tespit edileceği, arama yapıldığı sırada zaman yönünden uygunsuzluk ve sair sebeplerle bu tutanağın düzenlenmesi mümkün olmazsa, aramada bulunan ve incelemesine lüzum görülen defter ve vesikaların mükellef nezdinde emin bir yere koyulacağı veya daireye nakledileceği,</p>

<p><strong>VUK m.144’de; </strong>arama yapılan hallerde incelemenin çabuk ve her işten önce yapılacağı, inceleme sırasında vergi ile ilgisi olmayan şahsi belgelerin sahiplerine geri verileceği, mükellefin, ilgili memurun da bulunması kaydıyla, bu defterler ve vesikalar üzerinde incelemeler yapmaya ve bunlardan suret ve kayıtlar çıkarmaya yetkili olduğu,</p>

<p><strong>VUK m.145’de; </strong>arama neticesinde alınan defter ve vesikalar üzerinde incelemenin en geç üç ay içinde bitirilerek sahibine bir tutanakla geri verileceği, incelemenin haklı sebeplerle üç ay içinde bitirilmesine imkan bulunmadığı hallerde sulh ceza hakiminin vereceği karar üzerine bu sürenin uzatılabileceği, defter ve vesikaların incelenmesi sırasında kanuna aykırı görülen olayların ve hesap durumlarının tutanakla tespit edileceği, mükellefin bu tutanakları imzadan imtina etmesi halinde, yapılan tespitleri içeren defterlerin veya vesikaların, aramanın konusu olan ilgili vergiler ve cezalar kesinleşinceye kadar mükellefe iade edilmeyeceği, ilgililerin tutanaklara diledikleri itirazları ve mülahazaları kaydedebileceği, yine her zaman bu tutanakları imzalayarak defterlerini ve vesikalarını geri alabileceği, ancak bunun için bu defterlerin ve vesikaların suç delili teşkil etmemesi gerektiği,</p>

<p><strong>VUK m.146’da; </strong>arama neticesinde bulunan defterlerin ve vesikaların muhafaza altına alınması sebebiyle yapılamayan kayıtların yeniden işlenmesi ile ilgili hükümlere yer verildiği,</p>

<p><strong>VUK m.147’de; </strong>bu Kanunun aramaya ilişkin bölümünde açıkça yazılı olmayan hallerde, CMK’nın arama ile ilgili hükümlerinin uygulanacağı,</p>

<p>İfade edilmiştir.</p>

<p><strong>Bu hükümler ile ilgili şu kısa değerlendirmeyi yapabiliriz;</strong></p>

<p>VUK m.145’de belirtilen üç aylık inceleme süresinin uzun olduğu, buna ek olarak tanınan üç aylık sürenin de inceleme sürecini daha genişlettiği, bu nedenle en azından üç aylık ek sürenin kaldırılması ve mükellef üzerinde baskının azaltılması gerektiği, ayrıca artık tüm ticari defter, bilgi, belge ve kayıtların bilişim sisteminde ve dijital ortamda tutulduğu, incelemelerin daha kolay ve hızlı yapılabildiği, bu nedenle esasen CMK’da veya VUK’da vergi suçları öncesi yapılacak denetimlerde bilişim sistemlerinde ve hatta akıllı cep telefonlarında arama ve elkoyma tedbirlerine başvurulmasını mümkün kılan düzenlemeye gidilmesi gerektiği, ancak mevcut durumda bilişim sistemlerinde tutulan ticari defter, bilgi ve dijital belgeler üzerinde usule uygun denetim yapılabilmesi için “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı m.13’e uygun olarak yasal düzenlemeye gidilmesinin gerektiği, henüz ortada işlenmiş bir vergi suçu olmadığından mükellefin rızasına bağlı denetim usulünün yasal düzenlemede yer alabileceği, nitekim VUK m.139’da bu yönde bir düzenlemenin bulunduğu, fakat VUK m.142/1’de <i>“İhbar veya yapılan incelemeler dolayısiyle, bir mükellefin vergi kaçırdığına delalet eden emareler bulunursa, bu mükellef veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer şahıslar nezdinde ve bunların üzerinde arama yapılabilir.” </i>hükmüne yer verildiğinden, mükellefin rızası yerine şekil ve şartları belirlenecek yasal prosedürün işletilmesinin uygun olacağı, bu anlamda VUK m.142 ila m.147’nin yetersiz olduğu, esasen hukuki dayanak da oluşturamayacağı görülmektedir.</p>

<p><strong>3. </strong><strong>Arama Hükümleri Yönünden VUK ve CMK Karşılaştırması</strong></p>

<p>VUK m.142 ila m.147 ile CMK’nın yukarıda yer verdiğimiz hükümleri karşılaştırıldığında;</p>

<p>· Vergi suçlarında arama kararının sulh ceza hakimi tarafından verileceği düzenlenmiş olup, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabileceğine dair bir düzenlemenin bulunmadığı,</p>

<p>· Arama sırasında elde edilen belgelerin vergi incelemesi yapmaya yetkili olan memurlar tarafından incelenebileceği, CMK m.122’de ise inceleme yetkisinin Cumhuriyet savcısı ve hakime ait olduğunun belirtildiği,</p>

<p>· Aramanın kimler tarafından yapılacağı, kimlerin hazır bulunmasının zorunlu olduğu veya hazır bulunabileceği hakkında VUK’da özel düzenlemeye yer verilmediği,</p>

<p>· İnceleme için gerekli görülebilecek bilgisayarlarda, bilgisayar kayıtlarında ve kütüklerinde arama yapılabilmesi için özel düzenleme bulunmadığı, CMK m.134’de ise bilgisayarlar üzerinde aramanın sıkı şekil şartlarına tabi tutulduğu, bunun için “bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma bulunması”, “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı” ve “başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması” şartlarının benimsendiği,</p>

<p>· Vergi suçlarında inceleme ve ceza soruşturması usulünün VUK m.367’de özel hüküm olarak ayrıntılı düzenlendiği, buna göre vergi incelemesi sırasında veya neticesinde vergi suçunun işlediğine dair raporun ve mütalaanın Cumhuriyet savcısına bildirilmesinin zorunlu olduğu,</p>

<p>Anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>III- Uygulama Sorunları ve Görüşümüz</strong></p>

<p><strong>1. </strong><strong>Vergi incelemesinde gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığından bahisle Cumhuriyet savcısının VUK m.142 vd. uyarınca yazılı arama emri vermesi mümkün müdür?</strong></p>

<p><strong>VUK m.142’de;</strong> arama kararı verilebilmesi için, vergi incelemesi yapmaya yetkililerin gerekçeli şekilde talepte bulunması ve sulh ceza hakiminin bu talep doğrultusunda arama kararı vermesi zorunlu tutulmuştur. Bununla birlikte; VUK m.142’de, gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığı halinde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile aramanın yapılabileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir. VUK m.147 atfı ile; Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile arama yapılmasının mümkün olduğu yönünde görüşler ve gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığı ortaya koyulmak şartıyla Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılan aramayı hukuka uygun kabul eden kararlar bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin kararlarında<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title=""><strong>[1]</strong></a>;</strong></p>

<p>· Ceza muhakemesinde aramanın olağan bir koruma tedbiri olduğu, Vergi Hukukunda ise istisnai ve olağandışı bir denetim yolu olduğu,</p>

<p>· Niteliği itibariyle adli arama olmasına rağmen, bu aramanın adli kolluk tarafından değil, vergi inceleme elemanları tarafından yapıldığı, VUK m.7’ye göre genel kolluğun, talep üzerine ve sadece gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasını sağlamakla yükümlü olduğu,</p>

<p>· Vergi suçlarında aramanın, vergi incelemesi denetim yolunun ön basamağı olduğu,</p>

<p>· Emniyet görevlileri tarafından, sanığın VUK m.359/b kapsamında kalan suçu işlediğinin tespit edildiği durumda, gecikmesinde sakınca bulunduğuna ilişkin bir halin varlığı gösterilmiyorsa, sanık için kanun koyucunun öngördüğü ve daha güvenceli olan VUK m.142 ve devamında düzenlenen özel usule uygun olarak arama ve elkoyma işleminin gerçekleştirilmesi gerektiği, bu kapsamda Cumhuriyet başsavcılığının, yetkili sulh ceza hakiminden talepte bulunması ve arama kararı verilmesi halinde vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların arama işlemini gerçekleştirmesi gerekeceği,</p>

<p>· Genel hükümlere tabi bir suç ihbarı üzerine, delil elde edilmesi amacıyla CMK hükümleri uyarınca yapılan arama işlemi sonucunda, vergi suçunun da işlendiğini gösteren delillerin bulunması veya VUK m.147 hükmü karşısında, vergi suçuna ilişkin olmasına rağmen gecikmesinde sakınca bulunan hallerin varlığı halinde, CMK hükümlerine göre arama işlemi yapılabileceği ve bu şartlarda yapılan arama sonucunda elde edilen delillerin hukuka uygun kabul edilebileceği,</p>

<p>· Bunlar dışında; VUK hükümleri gözetilmeden, dolayısıyla hukuka aykırı arama elkoyma sonucunda elde edilen deliller üzerinden harekete geçilerek düzenlenen vergi inceleme raporlarının mahkumiyete esas alınamayacağı,</p>

<p>Belirtilmektedir.</p>

<p><strong>Özetle Yargıtay 11. Ceza Dairesi; </strong>vergi suçlarında, gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığı ortaya koyulduğu takdirde, VUK m.147’nin yollamasıyla, CMK hükümlerine göre arama yapılmasını hukuka uygun kabul etmektedir.</p>

<p><strong>Kanaatimizce; </strong>vergi kaçırıldığına dair ihbar veya emareler bulunması halinde arama yapılabilirse de, bu aramanın vergi kaçırmaya yönelik ceza soruşturmasını başlatmayacağı, öncelikle VUK hükümlerine göre vergi incelemesi yapılacağı, inceleme sırasında veya neticesinde vergi suçu işlendiğine dair İdare tarafından yapılan tespitlerin Cumhuriyet savcısına bildirileceği ve ancak bu halde ceza soruşturması yürütülebileceği dikkate alınmalıdır. <strong>Hal böyle iken, </strong>gecikmesinde sakınca bulunan bir halin varlığının ortaya koyulması çoğu zaman fiilen mümkün görünmemektedir. <strong>Ancak bunun da ötesinde; VUK m.147’den hareketle, VUK m.142’de özel ve sıkı şekilde düzenlenen arama kararı verilmesi usulünün genişletilmesi mümkün değildir. </strong>Kanun koyucu; vergi suçlarında arama için, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların gerekçeli talebini ve sulh ceza hakiminin arama kararı vermesini zorunlu tutmuş olup, gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığı halinde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile arama yapılabileceğine yer vermemiştir. VUK m.147; bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde CMK’nın arama ile ilgili hükümlerinin uygulanacağını belirttiğinden ve<strong> arama kararının ne şekilde ve hangi merci tarafından verileceği açık ve net şekilde VUK m.142’de düzenlendiğinden, “özel hüküm” olarak VUK m.142’nin mükellef aleyhine genişletilmesi Anayasa m.13’e aykırıdır. Dolayısıyla; henüz vergi incelemesi aşamasında iken, Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile arama yapılması bizce mümkün değildir.</strong></p>

<p><strong>VUK m.367/2’de; </strong>vergi suçlarının işlendiğini sair şekilde öğrenen Cumhuriyet Başsavcılığının hemen ilgili vergi dairesini haberdar ederek inceleme yapılmasını talep edeceği düzenlenmiş olup, doğrudan soruşturmaya dair işlem yapma yetkisi tanınmamıştır. <strong>Dolayısıyla; Cumhuriyet savcılığının kendiliğinden veya vergi inceleme elemanlarının talebi üzerine, gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığından bahisle arama emri vermesi hiçbir şekilde mümkün değildir.</strong></p>

<p><strong>VUK m.147 ile atıf yapılan CMK’nın aramaya dair hükümleri, mükellefin haklarını VUK hükümlerine kıyasen kısıtlamayan usul hükümleri ile sınırlı olacak şekilde uygulanmalıdır.</strong></p>

<p><strong>2. </strong><strong>Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı vergi suçları için CMK m.119 uyarınca işyerleri, depolar, meskenler hakkında arama emri verebilir mi?</strong></p>

<p><strong>Yukarıda açıkladığımız nedenlerle;</strong> Cumhuriyet savcısının, vergi suçlarında, henüz vergi incelemesi aşamasında, gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığından bahisle CMK m.119 uyarınca arama emri verebilmesi mümkün değildir.</p>

<p><strong>3. </strong><strong>CMK m.134’de düzenlenen bilgisayarlarda arama usulü vergi suçlarında tatbik edilebilir mi? Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı vergi suçları için CMK m.134 uyarınca bilgisayar ve cep telefonlarında arama ve inceleme yapılmasına karar verebilir mi?</strong></p>

<p>CMK m.134; kişinin kullandığı sabit veya taşınabilir bilişim araçlarında kayıtlı, yani bulunan her türlü bilgi, belge, görüntü, dosya ve yazılar ile ilgilidir. Bir suç sebebiyle yapılan soruşturmada; bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde (bilgisayar hafızasında) yapılacak arama, kopyalama ve elkoyma ile delil elde edilebileceği düşünülmekte ise, bu husus “Haberleşme hürriyeti” başlıklı Anayasa m.22 ile ilgili olmayıp, “Özel hayatın gizliliği” başlıklı Anayasa m.20’yi ilgilendireceğinden, şüphelinin kullandığı (maliki olması şart değil) bilgisayarlar hakkında CMK m.134’ün tatbiki gündeme gelecektir.</p>

<p><strong>Anayasa m.20/2’ye göre; </strong><i>“Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara elkonulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, elkoyma kendiliğinden kalkar”</i>. Kanun koyucu; CMK m.134’ü klasik aramaya ve elkoymaya göre daha farklı ve kısıtlı düzenlemekle beraber, bilişim cihazlarında bulunan bilgi ve belge özelliği taşıyan delilleri elde etmenin Anayasa ile ilgili öngörülen hukuki dayanağını Anayasa m.20 olarak kabul etmiştir.</p>

<p><strong><i>Özel hüküm </i></strong><strong>niteliğindeki<i> </i>CMK m.134’ün şartları;</strong> bir suç soruşturması olması, somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin bulunması, başka surette delil elde etme imkanının mümkün olmaması ve gecikmesinde sakınca bulunan bir hal varsa Cumhuriyet savcısının, yoksa da hakim kararının bulunmasıdır. Gecikmesinde sakınca bulunan bir halden dolayı kararı Cumhuriyet savcısının vermesi gerekirse, yine CMK m.134/1 uyarınca bu kararın 24 saat içerisinde hakim onayına sunulması ve hakimin de Cumhuriyet savcısının kararının onayına sunulmasından itibaren 24 saat içerisinde karar vermesi gerekmektedir. Bu sürelerin geçmesi veya hakim tarafından Cumhuriyet savcısı tarafından gelen onay talebinin aksine karar verilmesi halinde, çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhal imha edilecektir.</p>

<p><strong>Henüz vergi incelemesi aşamasında iken; </strong>vergi suçunun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin bulunması şartının gerçekleşmesi çoğu durumda mümkün olmayacağı gibi, <strong>esasen CMK m.134’ün ilk şartı olan “bir suç soruşturmasının olması” şartının da, “lekelenmeme hakkı” ve VUK m.367’de düzenlenen özel usul uyarınca vergi incelemesi aşamasında iken gerçekleşmeyeceği </strong>dikkate alınmalıdır. <strong>Ancak VUK m.142’ye uygun şekilde yapılan bir aramadan sonra ele geçirilen veya VUK m.139 uyarınca talep edilmesi üzerine mükellef tarafından sunulan defter ve belgeler incelendiği sırada; </strong>vergi suçu işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillere ulaşılmışsa, bu hususta VUK m.367’de belirtilen usule uygun şekilde Cumhuriyet başsavcılığına bildirim yapılmışsa, başka türlü delil elde etme imkanı da yoksa, <strong>sadece sulh ceza hakimliğinin CMK m.134 uyarınca vereceği kararla</strong> bilgisayarlarda arama yapılmasının mümkün olabileceği, buna karşılık gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığından bahisle <strong>Cumhuriyet savcısı tarafından arama emri verilemeyeceği</strong> kanaatindeyiz.</p>

<p><strong>Günümüzde artık mükelleflerin tüm bilgi ve belgeler ile defter kayıtlarını bilgisayarlarda ve bilişim sistemlerinde tuttukları ve sakladıkları ve hatta Vergi İdaresinin de bu yönde uygulamalarının bulunduğu, bu nedenle VUK m.142’nin ve m.147’nin bilgisayarlarda ve akıllı cep telefonlarında tatbiki ile ilgili özel düzenlemeye ihtiyaç olduğu, çünkü VUK m.142’nin bilgisayarları ve bilişim sistemini kapsamadığı, VUK m.147’nin de CMK m.134’de aranan “kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı” ile “başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması” şartları, henüz elde edilip incelenmemiş defterler bakımından suça konu olmayacağından, CMK m.134’ün tatbiki hukuka uygun olmayacağı, fakat bu şartların varlığı halinde belki VUK m.147 atfı ile CMK m.134’e müracaat edileceği söylenebilir.</strong></p>

<p><strong>Yeri gelmişken; </strong>bir an için VUK m.147 atfı ile CMK m.134’e göre bilgisayarlarda ve akıllı cep telefonlarında arama ve elkoyma tedbirlerinin tatbik edileceği kabul edilirse, bu konuda aşağıda gösterilen usulün tatbikinin gerektiği, ancak VUK m.147’nin tek başına CMK m.134’ün uygulanabilmesini mümkün kılmayacağını düşündüğümüzü, mükellef aleyhine bu tür bir düzenlemenin tatbiki için, ya Vergi Usul Kanunu’nda veya Ceza Muhakemesi Kanunu’nda özel bir hükme yer verilmesi gerektiği, bu görüşün kabul edilmemesi halinde ise, bilgisayar kütüklerinde ve akıllı cep telefonlarında arama ve elkoyma tedbirlerinin CMK m.134’e göre yapılması gerektiği sonucuna varılmalıdır.</p>

<p>CMK m.116 ila m.130 arama ve elkoyma tedbirlerini; genel eşya, taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma, bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen menfaatin bulunduğu hesabın askıya alınması ve elkoyma dahil olmak üzere düzenlemiş olup, CMK m.134’de tanımlanan bilgisayarlarda, bilgisayar programları ile kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma tedbiri özel nitelikli olup, arama ve elkoymanın diğer hükümlerinden hareketle alınacak hakim kararı veya yazılı emirler yoluyla, dijital materyalin ve dolayısıyla bilişim sistemine ilişkin makinenin bizzat kendisi bu suçun konusunu teşkil etmeyip de içeriğine bakılması gerektiğinde, bunlara ilişkin arama ve elkoyma tedbirlerinin CMK m.134’de gösterilen usule uygun yapılması, bunun dışında örneğin m.116 ve devamı hükümlerinden alınan arama ve elkoyma kararlarından hareketle bilgisayarlara veya akıllı cep telefonlarına elkoyup, sonrasında bunlarda arama yapmak için CMK m.134 uyarınca alınan kararın eksik olduğu, bu eksikliğin bir başka hükümden alınan kararla giderilemeyeceği, bu nedenle içeriğine bakılacak bilgisayar ve akıllı cep telefonları bakımından, hem arama ve hem de elkoyma tedbirlerinin CMK m.134 gereğince alınmak suretiyle tatbiki gerektiğinden, cihaza elkoyulduktan sonra geriye dönük olarak cihazda arama yapılabilmesi maksadıyla CMK m.134’den dolayı alınacak karar, bu yolla elde edilecek delili hukuka uygun hale getirmeyecektir. Çünkü makinenin ve cihazın bizzat kendisi suçun konusu olmayıp, CMK m.134’e göre arama yapılabilmesi için elkoyma tedbirine başvurulduğundan, öncelikle arama tedbirinin usule uygun yapılıp, devamında elkoyma ile birlikte içerik aramasına girilmesi gerekmekle, tüm bu prosedürün “özel hüküm” niteliği taşıyan CMK m.134/1-2’ye uygun yapılması ve beraberinde maddenin diğer fıkralarında tatbiki suretiyle koruma tedbirinin infazının gerçekleştirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>4. </strong><strong>Vergi suçlarına ilişkin aramalarda, delillerin karartılması tehlikesi nedeniyle gecikmesinde sakınca bulunan bir halin varlığı durumunda, aramanın vergi inceleme elemanı bulunmaksızın yalnızca iki işlem tanığıyla yapılması hukuka uygun mudur? CMK 119/4’de zorunlu şart olarak belirtilen iki işlem tanığı olmadan sadece iki vergi inceleme elemanıyla yapılan aramalar hukuka uygun mudur?</strong></p>

<p>VUK m.142 ila m.147’de, arama sırasında hazır bulunacaklar yönünden özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin yukarıda özetine yer verdiğimiz kararlarında da; vergi suçlarında arama niteliği itibariyle adli arama olmasına rağmen, bu aramanın adli kolluk tarafından değil, vergi inceleme elemanları tarafından yapıldığı, VUK m.7’ye göre genel kolluğun, talep üzerine ve sadece gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Vergi incelemesinin ve buna esas olmak üzere yapılan aramanın doğası gereği, vergi inceleme elemanı olmaksızın arama yapılması kanaatimizce mümkün değildir.</p>

<p>CMK m.119/4’de düzenlenen iki işlem tanığının bulunması yönünden ise; bu şartın mükellefin temel hak ve hürriyetlerini kısıtlayan aleyhe bir nitelik taşımayıp, aramanın ve delillerin sıhhatinin sağlanıp korunması amacına yönelik olması itibariyle, mükellef lehine olan bu şartın tatbikinin gerektiği ve aramada vergi inceleme elemanı dışında iki işlem tanığı olmasının gerekeceği düşünülebilir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin kabulüne göre de VUK m.142 uyarınca yapılan arama vergi inceleme elemanları aracılığıyla gerçekleştirilen bir adli arama olduğundan, CMK m.119/4’un vergi suçlarında arama yönünden de tatbiki gerekir.</p>

<p><strong>Son olarak belirtmeliyiz ki;</strong></p>

<p>VUK m.142’ye göre Cumhuriyet savcısı gecikmesinde zarar olunan halin varlığı gerekçesiyle yazılı arama emri veremeyeceğinden, bu şekilde verilen bir emrin süresinde hakim tarafından onaylanıp onaylanmadığının da bir önemi bulunmayacaktır. Bu tespitimiz; CMK m.134’de öngörülen bilgisayarlarda özel arama hükmü için de geçerli olup, bir an için CMK m.134’ün 213 sayılı VUK bakımından uygulanabileceği düşünülse bile, bu hüküm yönünden de vergi incelemeleri ile ilgili Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri kabul görmeyecektir, çünkü VUK m.142 arama kararı verme yetkisini, henüz ortada VUK m.367’ye göre yürütülen bir soruşturma olmadığından, yalnızca hakim kararına bağlanmıştır.</p>

<p><strong>Elkoyma tedbirinde ise;</strong> VUK m.143 ila m.146 özel hükümler öngördüğünden, bu hükümlerin uygulanması suretiyle arama sonrası elde edilen belgeler üzerinde yerinde inceleme ve istisnai hallerde de mühürleyip vergi dairesine götürmek suretiyle işlemler tamamlanacaktır.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Beyza Başer Berkün</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> <strong>Yargıtay 11. CD,</strong> 28.06.2021, 2017/9872 E., 2021/5973 K.; <strong>Yargıtay 11. CD, </strong>28.05.2019, 2016/4565 E., 2019/5069 K.; <strong>Yargıtay 11. CD, </strong>29.04.2019, 2017/8495 E., 2019/4124 K.; <strong>Yargıtay 11. CD,</strong> 08.05.2017, 2017/3532 E., 2017/3462 K.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/vergi-suclarinda-arama-bilgisayar-incelemesi-belge-incelemesi-ve-delil-toplama-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/delil-vergi-bilgisaray-belge-kelepce.jpg" type="image/jpeg" length="30495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HIZLI VE ETKİLİ YARGI BAKIMINDAN İSTİNAF CEZA UYGULAMALARI (1)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hizli-ve-etkili-yargi-bakimindan-istinaf-ceza-uygulamalari-1-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hizli-ve-etkili-yargi-bakimindan-istinaf-ceza-uygulamalari-1-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p><strong>1)</strong> Hızlı ve etkili yargılamanın arzulanan bir sonuç ve bu yönden aşılması gereken nedenler olduğu tartışmasızdır<strong>.</strong> Gerek bakanlığımız ve HSK gerekse de uygulamanın paydaşları olarak hukukçular ve baroların <strong>son zamanlardaki söylem ve çalışmaları umut verici olup önem arz eder</strong>. Daha da önemlisi bunun vatandaşa ve/veya uygulamaya gerçek anlamda yansımasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2)</strong> Faaliyete girmesiyle ülkemiz yargısının önemli bir parçası ve aşaması haline gelen, kısa adıyla istinaf, yasal tabirle <strong>bölge adliye mahkemelerinin isabetli ve yararlı olduğu değerlendirilmiştir</strong>. Bunun yanında özellikle fiili uygulamadan ve mevzuattan kaynaklanan aksaklıkların giderilerek istinaf işleyişinin daha hızlı ve etkili olmasının sağlanması, istinafların daha kısa zamanda kurumsallaşmasına katkı verebileceği gibi yargıya olan güvenin artırılmasına da katkı verebilecektir.</p>

<p>Bu itibarla, aşağıda belirtilen <strong>sorunların ve bunlara ilişkin önerilerin tartışılıp değerlendirilmesi</strong>nin yararlı olacağına dair kanaatimiz yüksek takdire maruzdur.</p>

<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Bu yöndeki çalışmalarımız sonucunda, gerek uygulamada görülen veya tereddüt oluşturan ya da tartışılmasında yarar görülen konular gerekse de yasaya aykırı olduğu düşünülen hususlar, daha çok “sorun ve çözüm önerisi” noktasında ele alınmıştır. Başka bir deyişle istinaf ceza uygulamalarıyla ilgili sorun ve önerilerimiz ilgili paydaş veya kurumların yüksek takdirine maruz olmak üzere bir kısmı aşağıda kısaca gösterilmiştir. Daha ayrıntılı ve gerekçeli hali ise ilgili kaynakta gösterilmiştir.</p>

<p><strong>İlgili Sorun ve Çözüm Önerileri</strong></p>

<p><strong>1) İstinafa Gönderilecek Dosyaların Kontrollerinin Yapılması</strong></p>

<p><strong>Sorun: Taraflarca istinaf talebi yapılan dosyanın istinaf incelemesi imkanı olmadığı halde mahallinde bu yönüyle inceleme yapılmadan veya bir ek karar verilmeden ve kesinleştirme işlemi yapılmadan dosyanın öylece istinafa gönderilmesi: </strong>İstinaf süresinin geçmesi, kararın yasal olarak kesin olması veya istinaf edenin istinaf etme hakkının olmaması nedenlerinden bir veya birden fazlasının gerçekleşmesi durumunda bu dosyanın normal şartlar altında istinafa gönderilmemesi gerekir. Böyle bir durumda hükmü veren ilk derece mahkemesi ek bir kararla istinaf istemini ret etmesi ve kararı kesinleştirip infaza vermesi gerekir. Taraflar isterse bu ret kararını istinaf edebilirler. Bu durumda da aksi karar verilmedikçe infaz durmaz. Çoğunlukla yasal koşulların oluşmadığının açık olmasına rağmen istinaf istemi her nasılsa ret edilmeden dosyaların istinafa gönderilmesi, gereksiz birikime neden olabildiği gibi kesinleştirme ve infazları da buna bağlı olarak gecikebilmektedir.</p>

<p><strong>Öneri:</strong> İstinaf şartları olmayan karar, istinaf edilse bile ek kararla talebin reddi ve kararın kesinleştirilmesi gerekir. Mümkün oldukça, dosyaların istinaf ve ilk derece mahkemeleri arasında <strong>gereksiz emek, masraf ve zamana neden olarak gidip gelmesini engellemek ve zamanında kesinleştirilip infaza verilmesini sağlamak</strong> için dosyanın ceza dairesine eksiksiz bir şekilde gelmesinin sağlanması, bunun için <strong>örneğin,</strong> her ne kadar ilk derece mahkemesinin (hakimin) veya yazı işleri müdürünün görevi ise de bu yönden ayrıca ve kuvvetlendirici olarak istinaf-temyiz-kanun yolu formuna eksikliklerin kontrol edildiğine ve/veya formun dosya kapsamına uygun olduğuna dair onay bölümü eklenebilir.</p>

<p><strong>2) Tebligat Eksiklikleri ve Uygulamanın Maliyeti</strong></p>

<p><strong>Sorun: Dosyanın sırf tebligat eksikliği nedeniyle mahalline iade edilmesi:</strong> CMK’nın, dosyanın bölge adliye mahkemesine tevzisini düzenleyen 278. maddesine göre, dava dosyası istinafa geldiğinde iş bölümüne göre görevli ceza dairesine verilir. Daire, varsa tebligat eksikliklerinin giderilmesini sağlar. Dairenin, varsa tebligat eksikliklerinin giderilmesini sağlayacağına dair düzenleme yasa maddesinde olduğu halde bu hüküm, daha çok eksikliğin dairece giderilmesi yolu olarak değil, dosyanın iade edilerek eksikliğin ilk derece mahkemesince mahallinde giderilmesi yolu olarak benimsenmiştir. Dosyanın sırf tebligat nedeniyle ilk derece mahkemesine gidip gelmesi hem zaman hem de ekstradan en az iki posta giderine neden olabilmektedir. Bunun yanında dairece esası kapatılan dosyanın ilk derece mahkemesine gitmesi ve dönüşünde tekrar esas numarası alması daha uzun bir süreye neden olabilecektir. Bu sürenin özellikle büyük şehirlerde altı aydan aşağı olamadığı görülüyor. Genellikle bu durum, esas hakkında karar verilmesi sırasında ele alınıyor ki dosya bu süreye kadar basit sayılabilecek bir nedenle beklemiş oluyor.</p>

<p><strong>Öneri: Dosyanın sırf tebligat eksikliği nedeniyle fiziki olarak ve posta yoluyla mahalline iade edilmemesi, bu eksikliğin istinafta giderilmesi</strong> yararlı olabilecektir. Kaldı ki artık Avukatlara UETS üzerinden elektronik tebligat yapılması zorunluluğu vardır. Dosya fiziki olarak postaya verilmeden de dairece UETS üzerinden tebligat yapılabilir. Ayrıca ilk derece mahkemesine dosyanın fiziki olarak iadesinden sonra ilk derece mahkemesi de zaten UETS üzerinden tebligat yapacaktır. Alternatif olarak, <strong>ilk derece mahkemesi yazı işleri müdürleri</strong>nin görevleri arasına istinafa gidilecek dosyaların tebligat işlemlerinin yapıldığına ve tebligat eksikliğinin olmadığına dair istinaf formunda stun açılması ve bu sütunun işaretlenmesinin sağlanması.</p>

<p><strong>3) Yasaya Aykırı Bozma Kararlarının Fazlalığı ve Etkisi</strong></p>

<p><strong>a-Sorun: Bozma kararlarının önemli oranının yasadaki düzenlemeye açıkça aykırı olması, kısmen de uygulama farklılığının mevcudiyeti söz konusudur.</strong> CMK’nın 280/1-e-f. maddesinde ceza dairelerinin, hangi hallerde hükmün bozulmasına kararı vereceği sınırlı sayıda ve sayma yöntemiyle açıkça gösterilmiştir. <a name="_Hlk226621254" style="background-color:#ffffff">Bu hallerin kesin hukuka aykırılık oluşturduğu veya bir kısım şartların-usullerin gerçekleşmediği kabul edilmiş ve dosya-karar üzerindeki etkisine bakılmaksızın hükmün bozulacağı kabul edilmiştir.</a> Buna rağmen uygulamada, yasa maddesinin bozma nedeni yapmadığı ama bir hukuki hata olan diğer gerekçeler bozma nedeniymiş gibi bozma kararı veriliyor. Bu yöntem, kararda dayanak gösterilen bozma gerekçesi ve yasa maddesi açıkça birbiriyle çeliştiği halde yasal duruma aykırı olarak dosya kesin kararla ilk derece mahkemesine gönderiliyor. İstinaf kararlarına karşı direnme yasağı olduğu için ilk derece mahkemesi dosyayı tekrar ele alarak kovuşturma yapmak zorunda kalıyor. Böylece bozma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine geri gönderileceğinden ve bunun üzerine ilk derece mahkemesinde yapılacak adeta ikinci kovuşturma sonucunda verilen karar tekrar yasa yoluna tabi olabileceğinden yargılama sürecini uzatabilmektedir. Başka bir tabirle bu uygulama, doğal olarak dosyanın gidişi-gelişi, nedeniyle sürecin uzaması yönünden etkili olabilecektir.</p>

<p>CMK’nın direnme yasağını düzenleyen 284. maddesine göre, bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı, itiraz ve temyize ilişkin hükümler saklı kalmak üzere direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez. Yine temyizi düzenleyen 286/1. maddeye göre, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. Dolayısıyla istinaf ceza dairesinin özellikle bozma kararlarının usul ve yasaya uygun olup olmadığının yasal denetimi, <a name="_Hlk226624900">tartışma ve yoruma açık bir konu olmakla birlikte </a>CMK’nın 308/A. maddesindeki olağan üstü itiraz dışında neredeyse mümkün değildir. Belirtilen bu aykırı bozma uygulamasının oranı gittikçe artmaktadır. Mevcut uygulamada verilen hükmün bozulmasına dair kararların önemli sayılabilecek oranı, CMK’nın ilgili maddesi olan 280/1-e-f. (289/1) maddesindeki düzenlemeye aykırıdır. Başka bir deyişle, fiili durumda işlerin yoğunluğuna neden olacağı endişesi olmakla beraber, yasada sınırlı sayıdaki bozma nedenlerinden olmadığı halde, yani, ancak duruşma açılarak giderilebilen eksiklikler bozma nedeni gösterilerek ve bu şekilde karar verilerek dosya ilk derece mahkemesine gönderilmesi önemli bir orana sahiptir. Ortalama olarak kararların yaklaşık dörtte birinin bu kapsamda kaldığı gözetildiğinde önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<p><strong>Öneri:</strong> Uygulamanın daha yasal, karar sürecinin daha hızlı olmasının sağlanması ve taraf mağduriyetinin önlenmesinin temini bakımından <strong>yasada sayılan bozma halleri dışındaki bir nedenin bozma gerekçesi yapılmaması, buna rağmen yasaya açıkça aykırı bir nedenin bozma kararına gerekçe yapılması halinde ise ilk derece mahkemesine direnme imkanı getirilmesi </strong>ve bu direnme kararının çözüme kavuşturulmasının kısa bir süreye bağlanarak acele iş sayılması yararlı olabilecektir. Bu çerçevede dairece verilen, özellikle bozma kararları başta olmak üzere, karar türünün, yasa maddesinde belirtilen hallere uygun olup olmadığına dikkat edilmesi yararlı olabilecektir. Özellikle, belirtilen yasa değişikliğinin daha da fiiliyata geçirilmesi hem yasaya daha uygun hem de daha faydalı olabilecektir. <a name="_Hlk226625396">Yasal olarak duruşma açılması gerekirken bunun yerine, yasada olmayan gerekçeyle bozma kararı verilerek, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi hukuka uygunluk yönünden kararı tartışmalı hale getirebileceğinden bu uygulamaya son verilmesi gerekir. </a></p>

<p><strong>b-</strong><strong>Sorun: </strong><strong>İkinci veya devamı bozma kararı da verilmektedir. </strong>Zaman zaman yasaya aykırı bozma sonrasında, ilk derece mahkemesinin bozma kararına yasal olarak direnememesi nedeniyle, dosyanın istinaf dönüşü üzerine duruşma sonrasında tekrar bozma öncesi kararların verildiği gözlenmektedir. Daireler bu kararlara karşı genellikle tekrar ve ikinci, hatta daha fazla kez bozma kararı vermektedir. Böyle bir uygulamanın zorunlu sonucu olarak dosyanın karar süreci fazlasıyla uzayabilmektedir.</p>

<p><strong>Öneri: </strong>Yasada olmayan nedene dayanarak istinaf ceza dairesinin bozma kararı verememesinin yanında her ne olursa olsun ikinci kez veya devamı olarak tekrar bozma yasağı getirilmesi hususunun tartışılması.</p>

<p><strong>Yukarıdaki Sorunlar İtibariyle Sonuç Olarak,</strong></p>

<p>Belirtilen durumlarda esas numarası verilerek dosya kapandığı için dairenin iş çıkarma yüzdesi de ciddi olarak artırabiliyor. Bir dosya nihai olarak sonuca bağlanmadığı halde dosyanın birden fazla kez gidişi-gelişi nedeniyle sene sonu istatistiklerine yüksek oranda ve başarı olarak yansıyabilmektedir. Bu uygulamadan dairelerin genel olarak serzenişi olmadığı gibi örtülü bir memnuniyet de söz konusudur. Bu da doğal olarak gecikmelere, tarafların durumuna göre leh veya aleyhte farklı sonuçlara neden olabilmektedir. Yargılamaların hızlı ve etkinliği adına yukarıdaki sorunların ele alınması, özellikle yasadaki bozma nedenlerine mümkün olduğunca uyulması ama bu durumun oluşturacağı iş yükünün önlenmesi için başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmayan hallerde istinaflara duruşma yapılmadan da gerektiğinde eylemin nitelendirmesini yapılabilmesi, bunun sonucunda dosya üzerinden beraate, mahkumiyete veya cezanın artırılabilmesine imkan sağlanması ama bu durumdaki kararların temyiz kanun yoluna tabi olarak verilmesinin tartışılması yararlı olabilecektir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisi-asim-ekren" title="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN"><img alt="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/03/asim-ekren.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisi-asim-ekren" title="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN">Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Alıntı yapılan kaynak:</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">Uygulamada İstinaf Ceza El Kitabı, İstanbul, Filiz Kitabevi, 7.Baskı, 2026</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hizli-ve-etkili-yargi-bakimindan-istinaf-ceza-uygulamalari-1-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/istinafsd.jpeg" type="image/jpeg" length="71583"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 8. Daire'nin 2024/427 E., 2025/63 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-8-dairenin-2024427-e-202563-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-8-dairenin-2024427-e-202563-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 8. Daire'nin 23/01/2025 tarihli, 2024/427 E., 2025/63 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
SEKİZİNCİ DAİRE<br />
Esas No : 2024/427<br />
Karar No : 2025/63</strong></p>

<p>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Valiliği<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...</p>

<p>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Davacı adına kayıtlı...plakalı aracın, belediye sınırları içerisinde izin ve ruhsat alınmaksızın ticari faaliyette bulunduğundan bahisle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun ek 2/3. maddesi uyarınca 60 gün süreyle trafikten men edilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; idari yaptırımlarda, yaptırımın dayanağı olan kuralın yürürlükten kaldırılması veya yargı mercilerince iptal edilmesi ya da sonradan lehe düzenleme yapılması sebepleriyle hukuk alemindeki varlığının sona ermesi halinde şahıslar lehine oluşan yeni hukuki durumun dikkate alınmasının, bir ceza hukuku müessesesi olan lehe olan kanun hükmünün uygulanması ilkesinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde idari yaptırımlarda da uygulanabileceğinin kabulü gerektiği, olayda, davacı adına tescilli aracın Göksel Katipoğlu adlı kişinin sevk ve idaresinde ilgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın yolcu taşımacılığı yaptığından bahisle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Ek 2/3.maddesi uyarınca 60 gün süreyle trafikten men edilmesine karar verildiği, bu durumda; Anayasa Mahkemesinin 09/04/2015 tarih ve 29321 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 11/9/2014 tarih ve E:2014/52,K:2014/139 sayılı iptal kararı ve gerekçesi dikkate alındığında, araç sahibi aynı zamanda araç sürücüsü olmadığından, araç sahibi olan davacının kusurunun bulunup bulunmadığı, belgesiz olarak ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapılmasına izin verip vermediği konusunda bir tespit ve belirleme olmadan, ilgili belediyeden izin veya ruhsat alınmaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapıldığından bahisle tescil plakası sahibi davacıya yalnızca ruhsat sahibi olması nedeniyle yaptırım uygulanmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar</p>

<p>verilmiştir.<br />
Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay Aşaması : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davacıya ait ... plakalı araçla, sürücüsü ...'nun sevk ve idaresinde iken, belediyeden tahditli S plaka ruhsatı ve güzergah izin belgesi alınmaksızın ticari amaçla personel taşımacılığı yapıldığı, sürücü tarafından yapılan bu izinsiz faaliyetin araç sahibi olan davacının bilgisi dahilinde olduğu kanaatine varıldığı, bu duruma göre D2 yetki belgesi olsa bile S plakası, servis ruhsatı ve güzergah izin belgesi bulunmayan aracın 60 gün süreyle trafikten men edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının araç sürücüsü olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden Mahkeme kararında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bu karar temyiz incelemesi sonucu Dairemizin 01/06/2023 tarih, E:2019/2716, K:2023/2988 sayılı kararı ile olayda, 24/02/2016 tarihli denetime ait tutanakta açıkça belirtilmemekle birlikte davalı idarenin savunma dilekçesinde söz konusu denetimin İzmir-Çanakkale Devlet Karayolu üzerinde gerçekleştirildiği, trafik denetleme ekiplerince düzenlenen tutanakta ise, hakkında S plakasız taşımacılık yaptığı yönünde ihbar bulunan ... plaka sayılı aracın ilgili belediyeden izin ve ruhsat almaksızın belediye sınırları dışına ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yaptığı yönündeki tespite dayalı olarak 2918 sayılı Kanunun Ek 2. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca işlem tesis edildiği, buna göre, davaya konu aracın belediye sınırları dışına ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yaptığından bahisle 2918 sayılı Kanunun Ek 2/3. maddesi uyarınca işlem tesis edilemeyeceğinden dava konusu işlemin sebep unsuru itibarıyla hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin kabulüne ... Bölge ...İdari Dava Dairesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Bozma kararı üzerine dosyanın gönderildiği ... Bölge ... İdari Dava Dairesi ... tarih, E:...,K:...sayılı kararında, Danıştay'ın bozma kararına konu olan Daire kararının verildiği tarih itibarıyla istinaf incelemesinde Daireleri görevli bulunmakta iken, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ...tarih ve ... sayılı kararı ile yeni kurulan ve 02/01/2019 tarihinde faaliyete geçen İzmir Bölge İdare Mahkemesi Yedinci İdari Dava Dairesinin, "Karayolları Trafik ve Taşımacılık Mevzuatına İlişkin İşler" konulu davaların istinaf incelemesinde görevlendirilmiş olması karşısında, ''Karayolları Trafik ve Taşımacılık Mevzuatına İlişkin İşler" konulu işbu davanın istinaf incelemesinde ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin görevli olduğu gerekçesiyle gönderme kararı verilmiş, dosya görevli ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince incelenmiş ve bozma kararına uyulduğu belirtildikten sonra “Başvuruya konu Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : </strong>Davalı idare tarafından, ilk derece Mahkemesi iptal kararının hüküm kurmaya elverişli olmadığı, idari işleme ilişkin evraktan anlaşılacağı üzere işleme konu aracın egzoz sisteminden çok yüksek ses geldiği, tesis edilen işlemin haklı ve hukuka uygun olduğu, yürürlükteki mevzuata göre karar verildiği ileri sürülmektedir.</p>

<p><strong>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : </strong>Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.</p>

<p><strong>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : </strong>Anayasa'nın 36. maddesinde açıkça düzenlenen adil yargılanma hakkı ile Anayasa'nın 141. ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddelerinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının, idari yargı mercilerince yapılan hukukilik denetiminde yargısal etkinliğin sağlanmasında öncelikle gözetilmesi gerekmektedir. Yargı kararı gerekçesinin davanın muhatapları açısından hukuki temellendirilme vasfı ile açık, net ve davanın tarafları arasındaki uyuşmazlığı çözücü nitelikte olması önemlidir. Bu kapsamda; temyiz incelemesi sonucu Dairemizin 01/06/2023 tarih, E:2019/2716, K:2023/2988 sayılı kararı ile, dava konusu işlemin,... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı iptal kararında belirtilen gerekçeden farklı bir hukuki sebeple, dava konusu işlemin iptali yönünde, verilen bozma kararına ilişkin olarak ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi tarafından bozma kararına uyulduğu belirtildikten sonra, dava konusu işlemin sebebini oluşturan delil ve tespitlere ilişkin gerekçeye yer verilmeden sadece... İdare Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi, gerekçeli karar hakkının ihlali niteliğinde olduğundan, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong><br />
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE:<br />
MADDİ OLAY :</strong><br />
Menemen Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliği ekiplerince İzmir-Çanakkale Devlet Karayolu üzerinde 24/02/2016 tarihinde yapılan denetimde; araç sürücüsü Göksel Katipoğlu sevk ve idaresinde iken kontrol amaçlı durdurulan ... plaka sayılı otobüs içerisinde bulunan ve Star Rafineride çalışan 21 işçi ile yapılan görüşmede, Menemen Asarlık durağından binen işçilerin iş bitiminde ikametgahlarına döndüklerinin belirtildiği, ilgili belediyeden izin ve ruhsat almaksızın belediye sınırları dışına ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapıldığından bahisle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Ek 2/3. maddesi gereğince aracın 60 gün süre ile trafikten men edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.</p>

<p><strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercîleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile âdil yargılanma hakkına sahiptir.”<br />
; 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” kuralları yer almış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nun 24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, kararın dayandığı hukukî sebepler ile gerekçe, kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır.</p>

<p>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrasında "Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir" hükmü, 4. fıkrasında ise,"Bölge İdare Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir..." hükmü bulunmaktadır.</p>

<p>2577 sayılı Kanunun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin (e) bendinde; "Kararın dayanağı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarı"nın Mahkeme kararında yer alması gerektiği belirtilmiştir.</p>

<p>Yine aynı Kanunun 50. maddesinin 3. fıkrasına göre, Bölge İdare Mahkemeleri Danıştayca verilen bozma kararlarına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebileceği hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Araçların tescil edildikleri amacın dışında kullanılması" başlıklı Ek 2. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan halinde; araçlarını motorlu araç tescil ve trafik belgesinde gösterilen maksadın dışında kullananlar ile sürülmesine izin veren araç sahiplerinin 14.400.000 lira para cezası ile cezalandırılacağı, ayrıca, aracın on beş gün süre ile trafikten men edileceği, ilgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın, belediye sınırları dahilinde ticari amaçlı yolcu taşıyan kişiye, araç sahibine, bağlı bulunduğu durak, işyeri ve işletmelerin sorumlularına birinci fıkrada gösterilen idari para cezasının üç kat olarak, fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tekerrürü halinde ise beş kat olarak uygulanacağı, ayrıca, aracın her defasında altmış gün süre ile trafikten men edileceği hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>Anayasa'nın 141. maddesinde bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı kurala bağlanmış ve bu konuda herhangi bir istisnaya yer verilmemiştir.</p>

<p>Türk Dil Kurumuna göre gerekçe, Mahkeme kararlarının dayandığı kanuni ve hukuki sebeplerdir.</p>

<p>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Âdil Yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizâlar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının mâkûl bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, âdil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın mâkûl bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve alenî yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çekişmeli dava, gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin hukukî olup olmadığı, yeterli ve mâkûl olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin mâkûl sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi'nin 13/06/2013 tarih ve Başvuru No: 2013/1235 sayılı kararında;</p>

<p>' 23.Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri, dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez.</p>

<p>24.Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyucak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortaya usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.<br />
25.Bununla birlikte derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğu bulunmayıp, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koyması yeterlidir. Diğer taraftan kanun yolu mercilerince; onama, itiraz veya başvurunun reddi kararları verilmesi hâlinde alt derece mahkemelerinin kararlarında gösterdikleri gerekçeler kabul edilmiş olacağından, anılan kararlarda ayrıca gerekçe gösterilmesine gerek bulunmamaktadır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da bu yönde' olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>2577 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak istinaf isteminin reddine karar verebileceği gibi mahkemenin hukuka uygun bulmadığı gerekçesini değiştirerek hüküm verebileceği de tabidir.</p>

<p>Dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararıyla, sürücü tarafından yapılan izinsiz faaliyetin araç sahibi olan davacının bilgisi dahilinde olduğu kanaatine varıldığı belirtilerek D2 yetki belgesi olsa bile S plakası, servis ruhsatı ve güzergah izin belgesi bulunmayan aracın 60 gün süreyle trafikten men edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,... İdare Mahkemesince dava konusu işlemin dayandığı yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi nedeniyle dava konusu işlemin yasal dayanaktan yoksun kaldığından bahisle verilen iptal kararının kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, bu kararın temyiz incelemesi sonucunda ise Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulduğu anlaşılmaktadır.<br />
Dairemizin bozma kararı, Bölge İdare Mahkemesi kararı hakkında verilmiş olup, anılan kararın 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinde de sayılan hususlar yönünden değerlendirilmesinden ibarettir. Kanunun 50. maddesi uyarınca Bölge İdare Mahkemesinin Danıştay tarafından verilen bozma kararlarına uyabileceği gibi kararlarında ısrar da edebileceği açıktır.</p>

<p>Görülmekte olan davada; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince Danıştay'ın bozma kararına uyulduğunu belirttikten sonra bu kararında herhangi bir gerekçe yazmadan ... İdare Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Dairemizin 01/06/2023 tarih, E:2019/2716, K:2023/2988 sayılı bozma kararı incelendiğinde, kararın gerekçesinin, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı iptal kararında belirtilen gerekçeden farklı olduğu açıktır. Bu haliyle; ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararında bozma kararına uyulduğu belirtildikten sonra, ayrıca bir gerekçe belirtilmeden istinaf isteminin reddine karar verilmesi, ilk derece mahkemesi kararında belirtilen gerekçenin kabul edilerek, Dairemizin bozma kararındaki gerekçeye katılmadığı anlamına gelmektedir. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince kastedilen bu ise yapılması gereken, 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca ısrar kararı vermektir. Dairemizin bozma kararındaki gerekçeye katılınmış olması durumunda ise ilk derece mahkemesi kararının gerekçesini değiştirmek suretiyle istinaf istemini reddetmek gerekir.</p>

<p>Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu gerekçesiz Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,</p>

<p>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,</p>

<p>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,</p>

<p>4. Kesin olarak, 23/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-8-dairenin-2024427-e-202563-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/10/yargi/danistay.jpg" type="image/jpeg" length="70964"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 13. Daire'nin 2020/1049 E., 2023/2197 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-13-dairenin-20201049-e-20232197-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-13-dairenin-20201049-e-20232197-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 13. Daire'nin 04/05/2023 tarihli, 2020/1049 E., 2023/2197 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br />
Esas No:2020/1049<br />
Karar No:2023/2197</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVACI) :... Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 01/12/2018 tarihinde 10:00-11:00 saatleri arasındaki 1 saatlik zaman dilimi içerisinde yer verilen reklam kuşağının süresi dolayısıyla 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'unun 10. maddesinin 2. fıkrasının ihlâl edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 17.065,00-TL idari para cezası uygulanmasına dair ... tarih ve ... no'lu Radyo ve Televizyon Üst Kurul (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi Hâkimliği'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; söz konusu yayın her ne kadar davalı idarece reklam olarak nitelendirilmek suretiyle, bir saat başından bir sonraki saat başına kadar olan dilim içinde 12 dakikayı aşacak şekilde reklam yayınına yer verildiğinden bahisle idari para cezası uygulanmış ise de, dava konusu yayınların radyo ve televizyon reklamı değil, tele-alışverişe yönelik yayın olduğu, tele-alışveriş yayınlarının "bir saat başından bir sonraki saat başına kadarki yayın içinde yüzde yirmiyi aşmama" yasağından istisna tutulduğu gözetildiğinde, dava konusu yayınların hatalı olarak nitelendirilmesi neticesinde tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :</strong> Davalı idare tarafından, davacının yayınında belirttiği ibare doğrultusunda işlem yapıldığı, yayının reklam veya tele-alışveriş olması durumunda mevzuat hükümlerine uygun olarak bu durumun belirtilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p><strong>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : </strong>Davacı tarafından, yayının reklam mı, tele-alışveriş mi olduğunun tespiti açısından yayın içeriğine bakılması gerektiği, davaya konu yayının reklam değil, tele-alışveriş yayını olduğu, tele-alışveriş yayınında farklı olarak, izleyicilerin ekranda belirtilen telefon numarasını arayarak ürüne sahip olabildiği, yayının bu kapsamda değerlendirilmesi neticesinde Kanun'un 10.maddesinin 2. fıkrasına aykırılık taşımadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur</p>

<p><strong>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : </strong>Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong><br />
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE:<br />
ESAS YÖNÜNDEN:<br />
MADDİ OLAY :</strong></p>

<p>Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 01/12/2018 tarihinde 10:00-11:00 saatleri arasındaki yayının bir saatlik zaman dilimi içerisinde yer verilen reklam kuşağı süresinin 6112 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrasında yer alan düzenlemeyi aşacak şekilde 29 dakika 41 saniye olduğunun tespiti üzerine, davacı şirket hakkında anılan sayılı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ... tarih ve ... no'lu Üst Kurul kararıyla 17.065,00 TL idari para cezası verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.</p>

<p>Dava konusu yayının incelenmesinden; saat 09:56'da Kız Kulesi manzarası ekrana getirilerek sağ alt köşede "REKLAM" ibaresine yer verildiği, akabinde 3 farklı renkte kışlık mont ekrana getirilerek bir kadın ve bir erkek sunucu tarafından bu ürünün özelliklerinin anlatılmaya başlandığı, "soğuk geçirmez", "yağmur geçirmez" gibi ürünü övücü ifadelerin sarf edildiği, saat 09:58'i gösterdiğinde bir mont alana bir montun hediye olduğunun belirtildiği ve bu esnada ekranın sağ alt kısmında ürün fiyatı olarak "109 TL (kargo dahil)" ibaresine yer verildiği, ekranın orta alt kısmında ise irtibat numarasının gösterildiği, sol alt köşede ise "kış gelmeden aldın aldın" ibaresine yer verildiği, sunucular tarafından yayın süresi boyunca ürünün övüldüğü ve "hemen şimdi arayın siparişinizi verin" şeklinde ifadelerin kullanıldığı, bu yayının saat 10:14'e kadar devam ettiği; saat 10:45'de Kız Kulesi manzarası ekrana getirilerek sağ alt köşede "REKLAM" ibaresine yer verilmek suretiyle yeni yayına başlandığı, bu sefer "lokma tamir seti" isimli ürünün özelliklerinin anlatılmaya başlandığı, yayın boyunca ekranın sol alt köşesinde "59 TL+kargo" ibaresinin, orta alt kısmında irtibat numarasının yer aldığı, ekrandaki numaranın aranarak bu ürüne sahip olunabileceğinin ifade edildiği, bu yayının da saat 11.01'de sona erdiği görülmektedir.</p>

<p><strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p>

<p>6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (ş) bendinde, radyo ve televizyon reklamı; "Taşınmazlar, hak ve yükümlülükler dâhil olmak üzere mal veya hizmetlerin teminini teşvik etmek, bir amaç veya düşünceyi yaymak veya başka etkileri oluşturmak amacıyla ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı gerçek ve tüzel kişi tarafından, bir ücret veya benzeri bir karşılıkla yapılan her türlü duyuru veya öz tanıtım yayını" olarak; (v) bendinde ise, tele-alışveriş, "Taşınmazlar, hak ve yükümlülükler dâhil olmak üzere, mal veya hizmetlerin bir ücret karşılığında temini amacıyla kamuya yönelik doğrudan arz yayını" olarak tanımlanmıştır.</p>

<p>Aynı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrasında, "Televizyon ve radyo yayın hizmetlerinde reklamlar ile tele-alışveriş, sesli ve/veya görüntülü bir uyarıyla açıkça fark edilebilecek ve program hizmetinin diğer unsurlarından kolaylıkla ayırt edilebilecek biçimde düzenlenir."; 2. fıkrasında, "Tele-alışveriş yayınları hariç her türlü reklam yayınlarının oranı, bir saat başından bir sonraki saat başına kadarki yayın içinde yüzde yirmiyi aşamaz."; 32. maddesinin 2. fıkrasında ise, "8'inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlâlin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı gözönünde bulundurularak, ihlâlin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz." kurallarına yer verilmiştir.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>Dava konusu yayında, incelemenin yapıldığı bir saatlik zaman dilimi içerisinde gösterilen reklam kuşağı süresinin Kanun'da belirtilen süreyi aştığı gerekçesiyle, yayının 6112 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrasına uygun olmaması nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği, ancak, Mahkemece, dava konusu yayınların radyo ve televizyon reklamı değil tele-alışverişe yönelik yayın olduğu, tele-alışveriş yayınlarının da "bir saat başından bir sonraki saat başına kadarki yayın içinde yüzde yirmiyi aşmama" yasağından istisna tutulduğu gerekçesiyle işlemin hukuka aykırı olduğu tespiti yapılmıştır. Öte yandan, aynı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenlemeye göre, davacının yayınında tele-alışveriş veya reklama yönelik sunduğu hizmeti sesli ve/veya görüntülü bir uyarıyla açıkça fark edilebilecek ve program hizmetinin diğer unsurlarından kolaylıkla ayırt edilebilecek biçimde belirtmesi gerektiği, dava konusu yayında ise bu kurala aykırı olarak tele-alışveriş yayını olduğu belirtilmeksizin yayının gerçekleştirildiği, bu hususun, davacı tarafın 11/03/2020 tarihli temyiz başvurusuna cevap dilekçesinde de kabul edildiği görülmektedir.</p>

<p>Dava konusu Kurul kararında, ilgili yayının Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrasına aykırı bulunması nedeniyle aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası hükmü kapsamında idari para cezasının verildiği, bununla birlikte Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası kapsamında bir ihlâlin bulunması durumunda da yine aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası hükmü kapsamında, ihlâlin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezasının verileceği anlaşılmaktadır.</p>

<p>İdarenin dava konusu işlemi tesis ederken 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası kapsamında, yayının anılan Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrasına aykırılığı gerekçesiyle idari para cezası vermiş olmasına rağmen, Mahkemece ilgili yayının bir tele-alışveriş yayını olduğunun tespit edilmiş olduğu ve davacı tarafından da bu durumun kabul edildiği görüldüğünden, yayının bu hâliyle Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrasına aykırılık taşıdığı neticesine varılmıştır. Ayrıca, Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrasının ihlâli durumunda da aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası kapsamında ceza verilmesi gerektiğinden, söz konusu uyuşmazlığın "sebep ikamesi" müessesesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>İdare, idari işlemlerinde işlemin sebep ve amaç unsurlarıyla bağlıdır. İdari işlemi diğer hukuki işlemlerden ayıran esas unsurlar da bunlardır. Zira idare ve kişi arasındaki eşitsizlik, idarenin işleyişi bakımından zaruri bir eşitsizlik olmakla birlikte, ancak bu unsurların bağlayıcılığı altında kabul edilebilir (MERMUT, Güler, “İptal Davalarının Şartı Olarak Kanuna Aykırılık”, İdare Hukuku ve İdari Yargı ile İlgili İncelemeler - I, Danıştay Yayınları, Ankara, 1976, s. 319).</p>

<p>Sebep ikamesi; idari yargı yerlerince, idari işlemin hukuka aykırı maddi sebebinin, idarece ileri sürülmemiş ancak mahkemece re'sen saptanmış hukuka uygun başka bir maddi sebeple değiştirilmesidir (KARA, Burkay Can, "İptal Davasında Sebep İkamesi" Yetkin Yayınları, Ankara, 2020, s. 43).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 03/12/1999 tarih ve E:1999/775, K:1999/1200 sayılı kararında sebep ikamesi; “Açılan bir davada idarece ileri sürülmemiş ancak idari yargı yerince dosyanın incelenmesi sonucu başka bir neden saptanmış ve idarece ileri sürülen nedenin hukuken geçerli olmadığı belirlenmiş ise idarenin ileri sürdüğü nedenin bir yana bırakılarak dosyadan saptanan nedene göre uyuşmazlığın çözümlenebilmesi…” olarak tanımlanmıştır.</p>

<p>İdari yargı yerlerince sebep ikamesi yapılması durumunda çelişmeli yargılama ilkesi çerçevesinde yeni durumun taraflara bildirilmek suretiyle görüş ve itirazları alınarak yeterli tartışma olanağının tanınması yahut ilk derece mahkemesince karar aşamasında sebep ikamesi yapılmış ise karara karşı taraflara etkili ve sonuç alabilecek kanun yollarına başvuru yapma imkânı verilerek yeni sebebe ilişkin yeterli itirazların sunulmasının sağlanması ve bu yeni sebebe karşı tarafların ileri sürdüğü uyuşmazlığın sonucuna etkili iddiaların temyiz merciince değerlendirilmesi durumunda çelişmeli yargılama ilkesinin gerekleri yerine getirilebilecektir. İdarî yargı yeri sebep ikamesine başvuracaksa; çelişmeli yargılama ilkesini gerçekleştirebilmek için, tarafların yeni sebebe ilişkin görüş ve itirazlarını almak zorundadır (Koray Erdoğan, B. No: 2013/1989, 10/03/2016).</p>

<p>Çelişmeli yargılama ilkesi; tarafların dava sonucunu etkilemek için sundukları deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olmalarını, bunları yorumlama imkânlarının bulunmasını ve taraflarca ileri sürülen deliller, görüşler ve bunlara ilişkin yorumların çelişmesi sonucu karara ulaşılmasını gerektirir (İNCEOĞLU, Sibel, “Adil Yargılanma Hakkı”, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Anayasa – Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Kapsamında Bir İnceleme, Beta Yayınları, B. 2, İstanbul, 2013, s. 192 vd.; SUNAY, Zühal Aysun, İptal Davalarında Gerekçeli Karar Hakkı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2016, s. 129 vd.; YILMAZ ÖZEL, Nurcan, Adil Yargılanma Hakkı Kriterlerinin Türk İdari Yargılama Hukuku Açısından Muhtemel ve Gerçekleşen Etkileri, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2016, s. 351 vd).</p>

<p>Dava konusu olayda, idarenin söz konusu yayın nedeniyle ihlâl kararının hukuki sebebinin 6112 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrasına dayandığı, ancak ilgili yayının bir tele-alışveriş yayını olduğunun tespit edilmesi sonucunda yayının 10. maddenin 2. fıkrasına aykırılık taşımadığı, ancak tele-alışveriş olduğu belirtilmeden yapılan yayının aynı maddenin 1. fıkrasına aykırılık taşıdığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>Her iki fıkranın ihlâli durumunda da Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereğince, ihlâlin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezasının verileceği görüldüğünden, sebep ikamesi uygulanması durumunda para cezasının oranı yönünden idarenin yerine geçerek karar verme niteliğinde yerindelik denetimi yasağına aykırı karar verilmemesi açısından değerlendirme yapılması gerekmektedir.</p>

<p>Bu kapsamda, dava konusu Kurul kararına bakıldığında, her ne kadar Kanun'da belirtilen en yüksek oran olan yüzde üç üzerinden uygulanmasına karar verilmiş olsa da, davacının ticari iletişim geliri beyanı bulunmadığından, para cezası miktarının, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000,00 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağını düzenleyen mevzuat gereği, 2018 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 17.065,00 (onyedibinaltmışbeş) Türk Lirası üzerinden belirlendiği görülmektedir. Bu nedenle, verilecek olan cezanın kanunen belirtilen alt sınırın altında kalmış olması nedeniyle, alt sınırdan ceza verildiği ve idari para cezasının farklı bir oran üzerinden uygulanması durumunda da bu durumun sonucu değiştirmeyeceği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Ayrıca, yukarıda bahsedilen Anayasa Mahkemesi kararında belirtildiği üzere çelişmeli yargılama ilkesine aykırılık oluşturmaması açısından durum incelendiğinde, Mahkeme kararlarında sebep ikamesi yapılması durumunda, dayanılan sebebin karşı taraf tarafından öğrenilmiş ve konu hakkında görüşlerini sunmuş olması şartının arandığı görülmektedir. Bu kapsamda, Mahkeme kararı ile, davacının yayınının bir tele-alışveriş yayını olduğunun tespit edildiği, söz konusu kararın davacıya 04/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu tespite ilişkin itirazlarını istinaf ve temyiz aşamasında ileri sürme imkânının sağlandığı ve davacı vekilinin temyize cevap dilekçesiyle, "Bir yayının reklam mı yoksa tele-alışveriş mi olduğunun nitelendirilmesi bakımından yayının içeriği esas alınmalıdır. Bu nedenle, müvekkil yayıncı kuruluşun davaya konu yayını reklam değil, tele-alışveriş yayınıdır." şeklinde ibareler kullanarak söz konusu tespite cevap verdiği görülmüştür.</p>

<p>Bu nedenle, yargılama sürecinde, silahların eşitliği, savunma ve adil yargılanma hakkına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen usule uygun olarak, davacıya yayının tele-alışveriş olarak nitelendirilmesine dair itirazlarını sunma imkânının tanındığı anlaşılmıştır.</p>

<p>Bu itibarla, 6112 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrasına aykırı olduğu anlaşılan uyuşmazlık konusu yayın nedeniyle, davacı şirket hakkında aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca idari para cezası uygulanmasına ilişkin Üst Kurul kararının sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>KARAR </strong>SONUCU :</p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;</p>

<p>2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi Hâkimi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,</p>

<p>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 04/05/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-13-dairenin-20201049-e-20232197-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/yargi/danistay-kararlari-85.jpg" type="image/jpeg" length="15988"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 13. Daire'nin 2021/3757 E., 2022/4578 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-13-dairenin-20213757-e-20224578-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-13-dairenin-20213757-e-20224578-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 13. Daire'nin 06/12/2022 tarihli, 2021/3757 E., 2022/4578 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br />
Esas No:2021/3757<br />
Karar No:2022/4578</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı<br />
VEKİLİ : Av. …</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVACI) : … İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.<br />
VEKİLLERİ : Av. …<br />
Av. …</p>

<p>İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile 09/07/2018 tarihinde 16.485 baş sığır ve 416.512 baş koyun alımı için Yurtiçi Hayvan Alım Sözleşmesi imzalayan davacı şirketin, sözleşmenin uygulanması sırasında yasak fiil ve davranışlarda bulunduğundan bahisle bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan 2 (iki) yıl süreyle yasaklanmasına ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 06/11/2019 tarih ve 30940 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan işleminin iptali istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında firma yetkililerinin tutuklandığı ve para hareketlerinin kısıtlanması nedeniyle firma tarafından sözleşmeden kaynaklı problemlerin çözüme kavuşturulamadığı, yürütülen soruşturmanın resmî belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve rüşvetten kaynaklı olduğu, bu durumun ilgili mevzuat hükmüne göre yasak fiil ve davranışlar kapsamında bulunduğu, yaşanan bu süreç üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığı'nca davalı idareye tebliğ edilen … tarih ve … sayılı soruşturma müzekkeresinde, davacı şirket hakkında kamu yararı da gözetilerek ivedi bir şekilde yasaklama kararı alınması gerektiğinin bildirildiği, davalı idarece bu kapsamda mevzuat hükümleri uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 3. maddesinde düzenlenen istisna kapsamındaki bir işin yürütülmesi sırasında yasak fiil veya davranışların işlenmesi hâlinde, ihalelere katılmaktan yasaklama işleminin, 4734 sayılı Kanun hükümlerine göre değil, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine dayanılarak tesis edileceği, bu durumda, davacının imzaladığı sözleşme konusu olan işin yürütülmesi sırasında yasak fiil veya davranışlarda bulunduğundan bahisle 4734 sayılı Kanun'un 58. maddesi dayanak alınarak tesis edilen ihalelere katılmaktan yasaklanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>Belirtilen gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile .... İdare Mahkemesi’nce verilen kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı; esas yönünden ise, davacı firmanın sözleşme imzalandıktan sonra Kanun'da yasaklanan fiilleri işlediğinin sabit olduğu 4735 sayılı Kanun'un 25. maddesi icabı tesis edilen işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir.</p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.</p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE:<br />
MADDİ OLAY :</strong></p>

<p>Davacı şirket ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü arasında 46.512 adet koyun ve 16.485 adet sığırın "Genç Çiftçi Projesi" kapsamında teslimine ilişkin sözleşme 09/07/2018 tarihinde imzalanmıştır.</p>

<p>Davacı ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü arasında imzalanan Yurtiçi Hayvan Alım Sözleşmesi'nin 27. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "Sözleşmenin uygulanması sırasında ÜRETİCİ'nin 4735 sayılı Kanun'un 25'inci maddesinde sayılan yasak fiil veya davranışlarda bulunduğunun tespit edilmesi"nin sözleşmenin feshi ve işin tasfiyesine neden olacağı kuralına yer verilmiştir.</p>

<p>Sözleşme ilişkisinin devam ettiği sırada davacı firma ve sözleşme konusu işle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında … Cumhuriyet Başsavcılığı'nca gönderilen 06/09/2019 tarihli yazı ile, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile davacı arasında imzalanan Yurtiçi Hayvan Alım Sözleşmelerinin 27. maddesinin 1-b fıkrası gereğince sözleşmenin feshedilmesi talep edilmiştir.</p>

<p>Bunun üzerine Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ticaret Daire Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı yazısı ile, davacının 4735 sayılı Kanun'un 26. maddesi kapsamında 2 (iki) yıl süreyle tüm kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklanması teklif edilmiştir.</p>

<p>Bu teklife uygun olarak, … tarih ve … sayılı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu kararı ile davacı şirketin sözleşmenin uygulanması sırasında 4735 sayılı Kanun'un 25. maddesinde belirtilen yasak fiil veya davranışlarda bulunduğundan bahisle 4735 sayılı Kanun'un 26. maddesi gereğince 2 (iki) yıl süreyle ihalelere katılmaktan yasaklanmasına karar verilmiştir.<br />
Söz konusu karar ilgili Bakan tarafından … tarih ve … sayılı Olur ile onaylanmış, bu işlemde davacının "4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 58. maddesi gereğince" yasaklandığı ifade edilmiştir.</p>

<p>Bu kararın 06/11/2019 tarihli ve 30940 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanması üzerine bakılan dava açılmıştır.</p>

<p><strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p>

<p>4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun "Yasak fiil ve davranışlar" başlıklı 25. maddesinde, "Sözleşmenin uygulanması sırasında aşağıda belirtilen fiil veya davranışlarda bulunmak yasaktır:</p>

<p>a) Hile, vaat, tehdit, nüfuz kullanma, çıkar sağlama, anlaşma, irtikap, rüşvet suretiyle veya başka yollarla sözleşmeye ilişkin işlemlere fesat karıştırmak veya buna teşebbüs etmek.</p>

<p>b) Sahte belge düzenlemek, kullanmak veya bunlara teşebbüs etmek.</p>

<p>c) Sözleşme konusu işin yapılması veya teslimi sırasında hileli malzeme, araç veya usuller kullanmak, fen ve sanat kurallarına aykırı, eksik, hatalı veya kusurlu imalat yapmak.</p>

<p>d) Taahhüdünü yerine getirirken idareye zarar vermek.</p>

<p>e) Bilgi ve deneyimini idarenin zararına kullanmak veya 29. madde hükümlerine aykırı hareket etmek.</p>

<p>f) Mücbir sebepler dışında, ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak taahhüdünü yerine getirmemek.</p>

<p>g) Sözleşmenin 16. madde hükmüne aykırı olarak devredilmesi veya devir alınması."; "İhalelere katılmaktan yasaklama" başlıklı 26. maddesinde ise, "25. maddede belirtilen fiil veya davranışlarda bulundukları tespit edilenler hakkında fiil veya davranışlarının özelliğine göre, bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar … bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı verilir. Katılma yasakları, sözleşmeyi uygulayan bakanlık veya ilgili veya bağlı bulunulan bakanlık, herhangi bir bakanlığın ilgili veya bağlı kuruluşu sayılmayan idarelerde bu idarelerin ihale yetkilileri, il özel idareleri ve bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmelerde İçişleri Bakanlığı; belediyeler ve bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmelerde ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilir… Bu fiil veya davranışlarda bulundukları tespit edilenler, yasaklama kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar aynı idare tarafından yapılacak ihalelere de iştirak ettirilmezler… İdareler, 25. maddede belirtilen yasaklamayı gerektirir bir durumla karşılaştıkları takdirde, gereğinin yapılması için bu durumu ilgili veya bağlı bulunulan bakanlığa bildirmekle yükümlüdür." kuralı yer almıştır.</p>

<p><strong>HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>Açılan bir davada idarece ileri sürülmemiş, ancak idarî yargı yerince dosyanın incelenmesi sonucu işlemin tesisine esas alınabilecek başka bir sebep belirlenmiş ve idarece ileri sürülen sebebin hukuken geçerli olmadığı sonucuna varılmış ise, idarenin ileri sürdüğü sebebin bir yana bırakılarak dosyadan tespit edilen sebebe göre uyuşmazlığın çözümlenebilmesine idare hukukunda "sebep ikamesi" denilmekte olup, idarenin belli bir yönde davranması zorunluluğunu ifade eden bağlı yetkiye sahip olduğu hâllerde yargı yerinin idarece ileri sürülmese dahi sebep ikamesi yoluyla bağlı yetki durumunu öngören mevzuat hükmünü re'sen göz önüne alarak yargısal denetimini buna göre yapacağı yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır (Dairemizin 05/10/2012, E:2009/7353, K: 2013/2345; 14/04/2017 tarih ve E:2014/4828, K:2017/1022 sayılı kararları ile İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 18/06/2009 tarih ve E:2009/189 sayılı yürütmenin durdurulması kararı).</p>

<p>Adil yargılama hakkının unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda mahkemece tarafların dinlenmemesi, taraflara delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine neden olabilecektir. İdarî yargı yerlerince sebep ikamesi yapılması durumunda çelişmeli yargılama ilkesi çerçevesinde yeni durumun taraflara bildirilmek suretiyle görüş ve itirazların alınarak yeterli tartışma olanağının tanınması yahut ilk derece mahkemesince karar aşamasında sebep ikamesi yapılmış ise karara karşı etkili ve sonuç alabilecek kanun yollarına başvuru yapma imkânı verilerek yeni sebebe ilişkin yeterli itirazların sunulmasının sağlanması gerekmektedir (Anayasa Mahkemesi, Birinci Bölüm, Koray Erdoğan Başvurusu, 10/03/2016, 2013/1898, R.G. 19/04/2016-29689).</p>

<p>Uyuşmazlıkta, davacının 4735 sayılı Kanun'un (Kanun) 26. maddesi gereğince 2 (iki) yıl süreyle bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklanmasının teklif edildiği ve bu teklif uyarınca 02/10/2019 tarih ve 549 sayılı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu kararı ile davacı şirketin sözleşmenin uygulanması sırasında Kanun'un 25. maddesinde belirtilen yasak fiil veya davranışlarda bulunduğundan bahisle 26. maddesi gereğince 2 (iki) yıl süreyle ihalelere katılmaktan yasaklanmasına karar verildiği görülmüştür.</p>

<p>Öte yandan, davacının yasaklanması yönündeki teklif, Kanun'un 26. maddesi dayanak alınarak tesis edilmiş keza … tarih ve … sayılı Olur'un ilk sayfasında da İhale Sözleşmesi'nin 27.1.b maddesine gönderme yapılarak, davacının, Kanun'un 25. maddesinde sayılan yasaklı fiillerden birisini işlediğinden bahsedilmiş, fakat aynı kararın devamında, davacının "4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 58. maddesi gereğince" yasaklandığı ifade edilmiştir. Nitekim bu kararın yayımlandığı 06/11/2019 tarih ve 30940 sayılı Resmî Gazete'de de 4734 sayılı Kanun uyarınca davacının 2 (iki) yıl süreyle tüm kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklandığının belirtildiği görülmüştür.</p>

<p>Her ne kadar dava konusu işlem 4734 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmiş ise de, somut olayda davacının eylemlerinin 4735 sayılı Kanun'un 25. maddesi kapsamında olduğu ve yasaklanmanın 26. madde uyarınca yapıldığı değerlendirilerek sebep ikamesi yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.</p>

<p>Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesi'nce, davacının, çelişmeli yargılama ilkesine uygun biçimde itiraz ve savunmaları alındıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin 4734 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesis edildiği gerekçesiyle verilen iptal kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU :</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;</p>

<p>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,</p>

<p>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 06/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-13-dairenin-20213757-e-20224578-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/07/yargi/danistay-s1.jpg" type="image/jpeg" length="99714"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay 13. Daire'nin 2019/1893 E., 2021/2033 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-13-dairenin-20191893-e-20212033-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-13-dairenin-20191893-e-20212033-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay 13. Daire'nin 02/06/2021 tarihli, 2019/1893 E., 2021/2033 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br />
Esas No:2019/1893<br />
Karar No:2021/2033</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br />
VEKİLİ : Av. …</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı / …<br />
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …, …</p>

<p>İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Siirt ili, Merkez, … mahallesi … ada … ve … sayılı parsellerin hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları depolama ve geri kazanım tesisi olarak 10 yıllığına kiralanması için 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca 25/09/2018 tarihinde yapılan ihalede, 2886 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca davacı üzerinde kalan ihalenin feshine ilişkin, … tarih ve … sayılı Siirt Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; dava konusu işlem gerekçesi olarak davalı Belediye tarafından, davacının teknik şartnamede belirtilen bazı yükümlülükleri yerine getirmediği ve Belediyenin faaliyetlerinden elde edilen hafriyat ve yıkıntı atıklarının depolanması ile ilgili olarak "bedelsiz" şartının sehven unutulduğu, 2886 sayılı Kanun'un 20. maddesi gereğince ihale ilanının mevzuata uygun olmaması gerekçesiyle dava konusu işlemin tesis edildiği savunulmakta ise de, 2886 sayılı Kanun'un 17. ve 18. maddesinde düzenlenen ilan ve ilanda bulunması zorunlu olan hususlar arasında, "sehven unutulan" şartlardan söz edilmediği ve unutulan şartlar sebebiyle ihale veya sözleşmenin feshedilebileceğine ilişkin bir düzenlemeye de yer verilmediği, idarenin belli bir yönde davranması zorunluluğunu ifade eden bağlı yetkiye sahip olduğu hâlde yargı yerinin idarece ileri sürülmese dahi "sebep ikamesi yoluyla" bağlı yetki durumunu öngören mevzuat hükmünü re'sen göz önüne alarak yargısal denetimini buna göre yapacağı, 2886 sayılı Kanun'un 20. maddesindeki ilanın geçersizliğinin ihalenin yapılmasından sonra anlaşılması halinde ihalenin feshedileceği yönündeki emredici hüküm dolayısıyla idarenin bağlı yetkiye sahip olduğu, ihale ilanının Siirt ilinde günlük çıkan gazetelerde 14/09/2018 ve 20/09/2018 tarihinde iki defa duyurulduğu, ihalenin ise 25/09/2018 tarihinde yapıldığı, ilk ilan ile ihale günü arasında on gün bulunduğu, ancak ikinci ilan ile ihale günü arasında en az beş gün olması gerekirken dört gün bulunduğu, yapılan ihale ilanının bu hâliyle 2886 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine uygun olmadığı, bu sebeple yapılan ihale ilanının geçersiz olduğu anlaşıldığından, ihalenin feshine ilişkin dava konusu işlemde netice itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br />
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 20. maddesinde feshin hangi hâllerde yapılacağının açıkça düzenlendiği, dava konusu fesih işleminin bu şartları taşımadığı ileri sürülmektedir.</p>

<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Belediyenin kendi faaliyetleri neticesinde elde ettiği hafriyat ve yıkıntı atıklarının depolanması ile ilgili olarak "bedelsiz" kaydının ihale ilanına sehven konulmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.</p>

<p>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE:</strong></p>

<p><strong>ESAS YÖNÜNDEN:<br />
MADDİ OLAY :</strong></p>

<p>Dosyanın incelenmesinden; davalı Siirt Belediye Başkanlığı tarafından 25/09/2018 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "Siirt İli, … mahallesi, … ada … parsel sayılı 474.451,22 m² yüz ölçümlü taşınmazın 27.385,24 m²lik kısmı ile … ada … parsel sayılı 207.973,11 m² yüz ölçümlü taşınmazın 18.486,97 m²'lik kısmının hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları depolama ve geri kazanım tesisi olarak 10 yıllığına kiralanması" ihalesinin davacı üzerinde bırakıldığı, anılan işe ait sözleşmenin 08/10/2018 tarihinde imzalandığı, davacının sözleşmenin imzalanmasından sonra Kazanım Tesisi Teknik Şartnamesi'nin 20. maddesinde belirtilen; "Yüklenici kiralanan yer içinde yapacağı her türlü yapı ve (güvenlik kulübesi, idari ofis, wc, vb.) için idareden yazılı izin alacaktır.", 28. maddesinde belirtilen; "Depolama ve geri kazanım sahasında toz oluşumunu engelleyici sulama ve sıkıştırma işleminde kullanılacak sulama hatları ve ekipmanları yüklenici tarafından yapılacak. Sulama hatlarının projesi yüklenici tarafından idarenin onayına sunulduktan sonra yapılacaktır.", 30. maddesinde belirtilen; "Döküm alanlarının yüzeylerine, şev dibi çevresine ve şev üstlerine insan ve diğer canlıların yaklaşmasını engelleyici önlemler alınacak ve uyarı levhaları konulacaktır.", 31. maddesinde belirtilen; "Depolama ve geri kazanım sahasının etrafı en az 2 metre yüksekliğinde tel örgü ile çevrilecektir." yükümlülüklerine uymadığı ve idari ve teknik şartname hazırlanırken davalı Belediyenin kendi çalışmalarından elde ettiği hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıklarının depolanması ile ilgili olarak "bedelsiz" kaydının konulmasının sehven unutulduğu, bu durumun kamu zararına sebebiyet verebileceği gerekçe gösterilmek suretiyle 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 20. maddesine dayanılarak … tarih ve … sayılı Belediye Encümeni kararıyla davacı üzerinde bırakılan ihalenin feshine karar verildiği, bu işlemin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p><i>İLGİLİ MEVZUAT:</i></p>

<p>2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun "Kapsam" başlıklı 1. maddesinde, genel bütçeye dâhil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin bu Kanun'da yazılı hükümlere göre yürütüleceği; 2. maddesinde, bu Kanun'un yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanmasının esas olduğu; 31. maddesinde ise, ihale komisyonları tarafından alınan ihale kararlarının, ita amirlerince karar tarihinden itibaren en geç 15 iş günü içinde onaylanacağı veya iptal edileceği, ita amirince karar iptal edilirse ihalenin hükümsüz sayılacağı kurallarına yer verilmiştir.</p>

<p>2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun "İlanlarda bulunması zorunlu hususlar" başlıklı 18. maddesinde, "İlanlarda aşağıdaki hususların belirtilmesi zorunludur. (a) İhale konusu olan işin niteliği, yeri ve miktarı, (b) Şartname ve eklerinin nereden ve hangi şartlarla alınacağı, (c) İhalenin nerede, hangi tarih ve saatte ve hangi usulle yapılacağı, (d) Varsa tahmin edilen bedel ve geçici teminat miktarı, (e) İsteklilerden aranılan belgelerin neler olduğu, (f) Kapalı teklif usulüyle yapılacak ihalelerde, tekliflerin hangi tarih ve saate kadar nereye verileceği" kuralı, "İlanın uygun olmaması" başlıklı 20. maddesinde, "17 ve 18 inci maddelerdeki hükümlere uygun olmayan ilanlar geçersizdir. Bu durumda ilan yenilenmedikçe ihale yapılamaz. İlanların geçersizliği ihale yapıldıktan sonra anlaşılırsa, ihale veya sözleşme feshedilir. Ancak, işde ivedilik ve ihalede Devletin yararı varsa, ihale ve sözleşme Maliye Bakanlığının uygun görüşü ve birinci derece ita amirinin onayı ile geçerli sayılabilir. İhalenin veya sözleşmenin bozulması halinde, müteahhit veya müşterinin fesih tarihine kadar yapmış olduğu gerçek masrafları ile, varsa, tahakkuk etmiş hakedişleri verilir." kuralı mevcuttur.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>Dava konusu ihalede, Belediyenin faaliyetlerinden elde edilen hafriyat ve yıkıntı atıklarının depolanması ile ilgili olarak "bedelsiz" şartının sehven unutulduğu, bu sebeple 2886 sayılı Kanun'un 20. maddesi gereğince ihale ilanının mevzuata uygun olmaması gerekçesiyle dava konusu işlemin tesis edildiği, ancak, Mahkemece, 2886 sayılı Kanun 17. ve 18. maddelerinde düzenlenen ilan ve ilanda bulunması zorunlu olan hususlar arasında, "sehven unutulan" şartlardan söz edilmediği ve unutulan şartlar sebebiyle ihale veya sözleşmenin feshedilebileceğine ilişkin bir düzenlemeye de yer verilmediği sonucuna varıldığı, dolayısıyla idare tarafından tesis edilen işlemin "sebep unsuru" yönüyle hukuka aykırı olduğu, ancak yapılan ikinci ihale ilanı ile ihale günü arasında en az beş gün olması gerekirken dört gün bulunduğu, yapılan ihale ilanının bu hâliyle 2886 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine uygun olmadığı bu sebeple yapılan ihale ilanın geçersiz olduğu, netice itibarıyla işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu anlamda Mahkemece dava konusu işlemin "sebep" unsuru yönünden hukuka aykırılığı tespit edildikten sonra "sebep ikamesi yoluyla" idarece gösterilen sebepten farklı bir sebebe dayanılarak işlemin hukuka uygun olduğu kanaatiyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p>İdare, idari işlemlerinde işlemin sebep ve amaç unsurlarıyla bağlıdır. İdari işlemi diğer hukuki işlemlerden ayıran esas unsurlar da bunlardır. Zira idare ve kişi arasındaki eşitsizlik, idarenin işleyişi bakımından zaruri bir eşitsizlik olmakla birlikte, ancak bu unsurların bağlayıcılığı altında kabul edilebilir. ( MERMUT, Güler, “İptal</p>

<p>Davalarının Şartı Olarak Kanuna Aykırılık”, İdare Hukuku ve İdari Yargı ile İlgili İncelemeler - I, Danıştay Yayınları, Ankara, 1976, s. 319.)<br />
Sebep ikamesi; idari yargı yerlerince, idari işlemin hukuka aykırı maddi sebebinin, idarece ileri sürülmemiş ancak mahkemece re'sen saptanmış hukuka uygun başka bir maddi sebeple değiştirilmesidir. (KARA, Burkay Can, "İptal Davasında Sebep İkamesi" Yetkin Yayınları, Ankara, 2020, s.43)</p>

<p>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun E:1999/775, 03/12/1999 tarih ve K:1999/1200 sayılı kararında sebep ikamesi; “Açılan bir davada idarece ileri sürülmemiş ancak idari yargı yerince dosyanın incelenmesi sonucu başka bir neden saptanmış ve idarece ileri sürülen nedenin hukuken geçerli olmadığı belirlenmiş ise idarenin ileri sürdüğü nedenin bir yana bırakılarak dosyadan saptanan nedene göre uyuşmazlığın çözümlenebilmesi…” olarak tanımlanmıştır.</p>

<p>İdari yargıda sürpriz karar verme, tarafların öngörülemeyen bir kararla karşılaşmaları anlamına gelmektedir. Taraflarca öngörülememenin temel kriteri, mahkemenin yargılama safhalarında daha önce tartışılmamış bir sebebe dayanarak karar vermesidir. Sürpriz karar verme yasağı; mahkemenin bu tip bir karar vermeden önce tarafları dayanacağı sebep hakkında bilgilendirmesini ve kararını dayandıracağı bu sebebi yeterli ölçüde tartışmaya açmasını gerektirir. Sebep ikamesi, idari yargıda sürpriz karar verilmesi sonucunu doğurabilir. Zira ikame sebebin taraflara bildirilmemesi hâlinde taraflar bu sebebi ancak kararla birlikte öğrenebilmektedir. (SUNAY, Zühal Aysun, İptal Davalarında Gerekçeli Karar Hakkı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2016, s. 86-88.)</p>

<p>İdari yargı yerlerince sebep ikamesi yapılması durumunda çelişmeli yargılama ilkesi çerçevesinde yeni durumun taraflara bildirilmek suretiyle görüş ve itirazları alınarak yeterli tartışma olanağının tanınması yahut ilk derece mahkemesince karar aşamasında sebep ikamesi yapılmış ise karara karşı taraflara etkili ve sonuç alabilecek kanun yollarına başvuru yapma imkânı verilerek yeni sebebe ilişkin yeterli itirazların sunulmasının sağlanması ve bu yeni sebebe karşı tarafların ileri sürdüğü uyuşmazlığın sonucuna etkili iddiaların temyiz merciince değerlendirilmesi durumunda çelişmeli yargılama ilkesinin gerekleri yerine getirilebilecektir. İdarî yargı yeri sebep ikamesine başvuracaksa; çelişmeli yargılama ilkesini gerçekleştirebilmek için, tarafların yeni sebebe ilişkin görüş ve itirazlarını almak zorundadır. (Koray Erdoğan, B. No: 2013/1989, 10.03.2016)</p>

<p>Çelişmeli yargılama ilkesi; tarafların dava sonucunu etkilemek için sundukları deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olmalarını, bunları yorumlama imkânlarının bulunmasını ve taraflarca ileri sürülen deliller, görüşler ve bunlara ilişkin yorumların çelişmesi sonucu karara ulaşılmasını gerektirir. (İNCEOĞLU Sibel, “Adil Yargılanma Hakkı”, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Anayasa – Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Kapsamında Bir İnceleme (Ed. İNCEOĞLU Sibel) Beta Yayınları, B. 2, İstanbul, 2013, s. 192 vd.; SUNAY, s. 129 vd.; YILMAZ ÖZEL Nurcan, Adil Yargılanma Hakkı Kriterlerinin Türk İdari Yargılama Hukuku Açısından Muhtemel ve Gerçekleşen Etkileri, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2016, s, s. 351 vd)</p>

<p>İdare Mahkemesince "sebep ikamesi yoluna" gidilmeden önce tarafları dayanacağı sebep hakkında bilgilendirmesi ve kararını dayandıracağı bu sebebi yeterli ölçüde tartışmaya açması, Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği şekilde "adil yargılanma hakkının gereklerini" yerine getirebilmek ve çelişmeli yargılama ilkesini gerçekleştirebilmek amacıyla tarafların yeni sebebe ilişkin görüş ve itirazlarının alınması gerekirken bu yola gidilmeden karar verilmesinde usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.</p>

<p>Mahkeme kararının ikame edilen sebep yönünden incelenmesine gelince; Mahkemece ikinci ilan ile ihale günü arasında en az beş gün olması gerekirken dört gün bulunduğu, yapılan ihale ilanının bu haliyle 2886 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine uygun olmadığı, bu sebeple yapılan ihale ilanının geçersiz olduğu, ihalenin feshine ilişkin dava konusu işlemde netice itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Her ne kadar Mahkeme kararında, uyuşmazlık konusu ihalenin son ilan tarihi ile ihale tarihi arasında en az beş günlük süre bulunmadığı, bu nedenle ilanın usûlüne uygun olmadığı belirtilmişse de dava konusu ihaleye ilişkin ihale ilanının Siirt ilinde günlük çıkan gazetelerde 14/09/2018 tarihinde ve 20/09/2018 tarihinde iki defa ilan edildiği, ihalenin ise 25/09/2018 tarihinde yapılmış olması nedeniyle son ilan tarihi ile ihale tarihi arasında "ilan edilen gün dahil" beş günlük sürenin bulunduğu açıktır.</p>

<p>Uyuşmazlığın, ihale ve diğer işlemlerin ihale ilanındaki eksiklik nedeniyle dava konusu encümen kararı ile geri alınmasından kaynaklandığı göz önüne alındığında, ihtilafın çözümünde idarî işlemin geri alınma şartlarının oluşup oluşmadığının ortaya konması, bilahare geri alma işleminin, unsurları yönünden mevzuata ve kamu yararına uygun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.</p>

<p>İdare, 2886 sayılı Kanun'da yer alan ihalede açıklık ve rekabetin sağlanması ilkeleri uyarınca, ihale usûl ve kurallarına göre ihaleyi gerçekleştirmek zorundadır. İhalede açıklık ve yeterli rekabet ortamının sağlanamaması durumunda, ihalenin 2886 sayılı Kanun'da öngörülen ilke ve kurallara aykırı olacağı açıktır.</p>

<p>Tesis ettiği idarî işlemlerin hukuka uygunluğu aslolan idarenin, hukuka aykırı olan idarî işlemleri geri almak suretiyle hukuka uygunluğu sağlaması, hukuk devleti ilkesinin tabii bir sonucudur. Ancak, idarî işlemleri geri alma yetkisinin, idarî istikrarı sağlayabilmek ve kazanılmış hakları koruyabilmek için belli şartlara bağlı tutulması da hukukî bir zorunluluktur.</p>

<p>Uyuşmazlık konusu olayda, dava açma süresi geçtikten sonra hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir idarî işlemin geri alınması söz konusu olduğundan, geri alınan işlemin, idarece ilgililerin gerçeğe aykırı beyanı veya hilesi nedeniyle veya açık hataya düşülerek tesis olunup olunmadığı veya yok hükmünde olup olmadığının tespit ve tayini gerekmektedir. Zira, anılan işlem yukarıda belirtilen nitelikte ise bu işlemin ilgililer lehine hak doğurması mümkün olmadığından, dava açma süresi geçmiş olsa bile her zaman geri alınması mümkündür.</p>

<p>İhalenin, Siirt ilinde günlük çıkan gazetelerde 14/09/2018 tarihinde ve 20/09/2018 tarihinde iki defa ilan edildiği ve 25/09/2018 tarihinde ihalenin yapıldığı, sözleşmenin 08/10/2018 tarihinde imzalandığı, dava konusu işlemin ise ihale ve sözleşme imza tarihinden sonra 18/12/2018 tarihinde tesis edildiği anlaşılmaktadır.<br />
İhale aşamasında ve sonrasında Belediyenin faaliyetlerinden elde edilen hafriyat ve yıkıntı atıklarının depolanması ile ilgili olarak "bedelli mi" ya da "bedelsiz mi" yapılacağı hususunda bir tereddüt yaşandığına ilişkin istekli ya da istekli olabilecek kişi ya da kişiler tarafından yapılmış bir şikâyet veya itiraz da bulunmadığı dosyanın incelenmesinden anlaşılmaktadır.</p>

<p>Geri alınan işlemin yok hükmünde olduğu veya ilgililerin gerçeğe aykırı beyanı veya hilesi nedeniyle ya da idarece açıkça hataya düşülerek ihale yapıldığına dair bilgi ve belge bulunmadığından geri almaya ilişkin şartların gerçekleşmediği, ilanda belirtilmeyen "Belediyenin faaliyetlerinden elde edilen hafriyat ve yıkıntı atıklarının bedelsiz depolanması" gerektiğine ilişkin olarak eksik olduğu iddia edilen düzenlemenin ise ilanda belirtilmesi zorunlu hususlardan olmadığı anlaşılmaktadır.<br />
İhalenin tüm aşamalarında ve sonrasında ilandaki bu eksiklik nedeniyle tereddüte düşüldüğü ve rekabetin engellediğine ilişkin bir hususun da ortaya konulamadığı dikkate alındığında, idarece ileri sürülen ihalenin feshine ilişkin sebebin sonuca etkili ve esaslı olmayan bir durum olduğu da açıktır.</p>

<p>Bu durumda, taşınmazın 2886 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan ihale ile 10 yıl süreli kiralama ihalesinin, kamu yararı açısından haklı bir sebep gösterilmeksizin iptali ile sözleşmenin feshedilmesinin, idarî istikrar ilkesini zedeleyeceği anlaşılmakta olup, dava konusu işlemlerde bu bakımdan hukuka uygunluk bulunmadığından davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet görülmemiştir.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU :</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;</p>

<p>2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,</p>

<p>3. DAVA KONUSU İŞLEMİN İPTALİNE,</p>

<p>4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ilk derece ve temyiz yargılama giderleri toplamı …-TL ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,</p>

<p>5. Posta giderleri avansından artan tutarın ve istemi hâlinde ilk derece aşamasında kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine,</p>

<p>6. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,</p>

<p>7. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 02/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-13-dairenin-20191893-e-20212033-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/danif4s.jpg" type="image/jpeg" length="61201"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İDARİ YARGILAMADA SÜRPRİZ KARAR YASAĞI: HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI BAĞLAMINDA BİR İNCELEME]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/idari-yargilamada-surpriz-karar-yasagi-hukuki-dinlenilme-hakki-baglaminda-bir-inceleme-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/idari-yargilamada-surpriz-karar-yasagi-hukuki-dinlenilme-hakki-baglaminda-bir-inceleme-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>İdari yargılama hukukunda adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri, tarafların yargılamaya etkin katılımını güvence altına alan hukuki dinlenilme hakkıdır. Bu hakkın en somut görünümlerinden biri ise öğretide ve yargı içtihatlarında “sürpriz karar yasağı” olarak ifade edilmektedir.</p>

<p>Sürpriz karar yasağı, mahkemenin kararını tarafların yargılama sürecinde tartışma imkânı bulamadığı bir hukuki veya maddi sebebe dayandırmasını yasaklayan temel bir usul ilkesidir. Bu ilke, yalnızca şekli bir güvenceden ibaret olmayıp, aynı zamanda hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve çelişmeli yargılama ilkelerinin de doğal bir sonucudur.</p>

<p><strong>I. SÜRPRİZ KARAR YASAĞININ KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ</strong></p>

<p>Sürpriz karar yasağı, idari yargılama sürecinde tarafların öngöremeyecekleri bir hukuki gerekçeye dayanılarak karar verilmesini engelleyen bir ilkedir. <a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-13-dairenin-20191893-e-20212033-k-sayili-karari" rel="dofollow">Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 02.06.2021 tarih ve E:2019/1893, K:2021/2033 sayılı kararı</a>nda, bu yasağın ölçütü açıkça ortaya konulmuş; taraflarca öngörülememenin temel kriterinin, mahkemenin daha önce hiç tartışılmamış bir sebebe dayanarak karar vermesi olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Bu yönüyle sürpriz karar yasağı, yalnızca usuli bir teknik değil; Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının doğrudan bir yansımasıdır.</p>

<p><strong>II. HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI VE SÜRPRİZ KARAR YASAĞI</strong></p>

<p>Hukuki dinlenilme hakkı; tarafların yargılamadan haberdar olmasını, açıklama yapabilmesini ve sundukları iddia ve delillerin mahkemece değerlendirilmesini ifade eden çok boyutlu bir ilkedir.</p>

<p>Doktrinde hâkim görüşe göre sürpriz karar yasağı, hukuki dinlenilme hakkının “bilgi edinme” ve “açıklama yapma” unsurlarının zorunlu bir sonucudur. Zira tarafın, mahkemenin kararını dayandıracağı hukuki sebebi öngörememesi halinde, bu sebebe karşı savunma yapması fiilen imkânsız hale gelir.</p>

<p>Bu bağlamda sürpriz karar yasağı, hukuki dinlenilme hakkının tamamlayıcı değil, ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmelidir.</p>

<p><strong>III. SEBEP İKAMESİ VE ÇELİŞMELİ YARGILAMA İLKESİ</strong></p>

<p>İdari yargıda mahkemenin, idarenin ileri sürdüğü gerekçeden farklı bir hukuki sebebe dayanarak karar vermesi “sebep ikamesi” olarak adlandırılmaktadır. Ancak bu yetkinin kullanımı, sürpriz karar yasağı ile sınırlandırılmıştır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-13-dairenin-20213757-e-20224578-k-sayili-karari" rel="dofollow">Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 06.12.2022 tarih ve E:2021/3757, K:2022/4578 sayılı kararı</a>nda, mahkemenin işlemin dayanağı olan kanun maddesini re’sen değiştirmesi ve tarafların savunmasını almadan karar vermesi, çelişmeli yargılama ilkesine aykırı bulunmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna karşılık, <a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-13-dairenin-20201049-e-20232197-k-sayili-karari" rel="dofollow">Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 04.05.2023 tarih ve E:2020/1049, K:2023/2197 sayılı kararı</a>nda, tarafların istinaf ve temyiz aşamalarında yeni hukuki değerlendirmeye karşı görüş bildirme imkânı bulduğu durumlarda hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmediği kabul edilmiştir.</p>

<p>Bu içtihatlar birlikte değerlendirildiğinde, sebep ikamesinin mutlak olarak yasaklanmadığı; ancak taraflara savunma imkânı tanınmaksızın uygulanmasının hukuka aykırılık oluşturduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>IV. DELİLLERE ERİŞİM VE BİLİRKİŞİ RAPORLARI BAĞLAMINDA SÜRPRİZ KARAR</strong></p>

<p>Sürpriz karar yasağı yalnızca hukuki nitelendirme ile sınırlı olmayıp, delil rejimi bakımından da önem arz etmektedir. Hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak tarafların, dava dosyasındaki tüm delillere erişim hakkı bulunmaktadır.</p>

<p>Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 11.02.2025 tarihli (E:2024/3631, K:2025/937 ve E:2024/3737, K:2025/936) kararlarında, başka bir dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesinin taraflara tebliğ edilmeden hükme esas alınması açıkça adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir.</p>

<p>Benzer şekilde Danıştay Onuncu Dairesi’nin 26.04.2021 (E:2019/6629, K:2021/1920) ve 30.11.2021 (E:2019/6788, K:2021/5970) tarihli kararlarında, HMK’nın 280 ve 281. maddeleri uyarınca bilirkişi raporunun taraflara tebliği ve itiraz süresi tanınmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır.</p>

<p>Bu içtihatlar, sürpriz karar yasağının deliller bakımından da mutlak bir uygulama alanı bulduğunu ortaya koymaktadır.</p>

<p><strong>V. SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ VE GİZLİ BELGELERE DAYALI KARAR YASAĞI</strong></p>

<p>Silahların eşitliği ilkesi, tarafların yargılamada eşit imkânlara sahip olmasını gerektirir. Bu ilkenin doğal sonucu olarak, taraflardan birine sunulmayan bilgi ve belgelerin hükme esas alınması mümkün değildir.</p>

<p>Danıştay Beşinci Dairesi’nin 25.10.2022 tarih ve E:2018/2319, K:2022/7571 sayılı kararında, idarece mahkemeye sunulmayan veya “çok gizli” olduğu gerekçesiyle davacıdan saklanan bilgi ve belgelere dayanılarak karar verilemeyeceği açıkça ifade edilmiştir.</p>

<p>Bu yaklaşım, sürpriz karar yasağının aynı zamanda silahların eşitliği ilkesinin bir görünümü olduğunu göstermektedir.</p>

<p><strong>VI. GEREKÇELİ KARAR HAKKI İLE İLİŞKİSİ</strong></p>

<p>Sürpriz karar yasağı ile gerekçeli karar hakkı arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Mahkemenin kararını hangi hukuki ve maddi sebeplere dayandırdığını açık ve anlaşılır şekilde ortaya koyması gerekmektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-8-dairenin-2024427-e-202563-k-sayili-karari" rel="dofollow">Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 23.01.2025 tarih ve E:2024/427, K:2025/63 sayılı kararı</a>nda, mahkemelerin delilleri ve hukuk kurallarını nasıl yorumladığını makul şekilde gerekçelendirmesi gerektiği vurgulanmıştır.</p>

<p>Öte yandan Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 16.11.2022 tarih ve E:2022/1278, K:2022/1421 sayılı kararında, birden fazla çelişkili gerekçeye dayanılmasının hukuki belirlilik ilkesini zedelediği ifade edilmiştir.</p>

<p>Bu bağlamda, sürpriz karar yasağı ihlallerinin çoğu, aynı zamanda gerekçeli karar hakkının ihlali niteliği de taşımaktadır.</p>

<p><strong>VII. DOKTRİNDEKİ YAKLAŞIMLAR VE TARTIŞMALAR</strong></p>

<p>Doktrinde sürpriz karar yasağı üç temel yaklaşım çerçevesinde ele alınmaktadır:</p>

<p>Birinci yaklaşım, bu yasağı adil yargılanma hakkının doğrudan bir gereği olarak görmektedir. Bu görüşe göre, tarafların öngöremediği bir hukuki zemine dayanılarak verilen kararlar, yargılamanın hakkaniyetini ortadan kaldırır.</p>

<p>İkinci yaklaşım, sürpriz karar yasağını hukuki dinlenilme hakkının bir alt unsuru olarak değerlendirmektedir. Bu görüş, özellikle bilgi edinme ve açıklama yapma haklarının ihlaline vurgu yapmaktadır.</p>

<p>Üçüncü yaklaşım ise sürpriz karar yasağını gerekçeli karar hakkı üzerinden denetlemekte ve ihlalin ancak kararın gerekçesi incelenerek tespit edilebileceğini savunmaktadır.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Sürpriz karar yasağı, idari yargılama hukukunda adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biridir. Bu ilke;</p>

<p>- Hukuki dinlenilme hakkının somut bir görünümü,</p>

<p>- Çelişmeli yargılama ilkesinin zorunlu sonucu,</p>

<p>- Hukuki güvenlik ve öngörülebilirliğin teminatı</p>

<p>olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>Danıştay içtihatları ve doktrinel yaklaşımlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemelerin re’sen araştırma yetkilerinin, tarafların savunma haklarını ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamayacağı açıktır. Aksine, bu yetki, tarafların bilgilendirilmesi ve sürece aktif katılımının sağlanması yönünde kullanılmalıdır.</p>

<p>Bu nedenle, tarafların tartışmadığı bir hukuki veya maddi sebebe dayanılarak verilen her karar, maddi açıdan doğru olsa dahi usul hukuku bakımından sakat kabul edilmeli ve adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-alper-bayram" title="Av. Alper BAYRAM"><img alt="Av. Alper BAYRAM" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/03/alper-bayram.png" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-alper-bayram" title="Av. Alper BAYRAM">Av. Alper BAYRAM</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/idari-yargilamada-surpriz-karar-yasagi-hukuki-dinlenilme-hakki-baglaminda-bir-inceleme-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/05/yargi/danistay-177017700.jpg" type="image/jpeg" length="68565"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/2923 E., 2021/1640 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20202923-e-20211640-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20202923-e-20211640-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2021 tarihli, 2020/2923 E., 2021/1640 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2020/2923 E., 2021/1640 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ<br />
İLK DERECE<br />
MAHKEMESİ : RİZE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ</p>

<p>Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun miktar yönünden reddine, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik kesin olarak verilen hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; bölge adliye mahkemesi tarafından verilen ek kararla temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş olup, bu defa davacı vekili tarafından ek karar temyiz edilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>Y A R G I T A Y K A R A R I</strong></p>

<p>Davacı; dedesinin vasisi olduğunu, dedesini rahat ettirmek amacıyla mahkemeden izin alıp dedesi adına araç aldığını, aracın bedelini ve tüm masraflarını kendisinin karşıladığını, araç için toplamda 81.421,36 TL ödemiş olduğunu, dedesinin vefatı üzerine mirasçıları olan davalıların araca yönelik ortaklığın satış suretiyle giderilmesi davası açtıklarını belirterek araç için ödemiş olduğu bedelin murisin ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Davalılardan ... ve ...; aracın satış bedeli ile tüm masraflarını davacının ödediğini belirterek davayı kabul etmişlerdir. Davalılardan ..., ... ve ... ise; davacının vasinin maaşını ve çay gelirlerini kullanarak davaya konu aracı aldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir.</p>

<p>İlk derece mahkemesince; dosya içerisinde bulunan evrak ve belgelerden söz konusu aracın muris adına davalı tarafından bedel ödenmek kaydı ile alındığı hususunun sabit olduğu, ancak vesayet makamından alınan izin uyarınca aracın muris adına alındığı, davacı tarafça ödenen araç bedelinin murise yapılmış bir bağış niteliğinde olduğu, bu suretle ölümü üzerine terekeye ait kabul edilerek mirasçılarından sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesinin talep edilemeyeceği, aksi durumun kabulü halinde vesayet makamınca verilen iznin davacı tarafça ÖTV indiriminden faydalanmak ve kanunu kötüye kullanmak suretiyle aracı kendi adına satın almış olduğunun kabul edilmiş sayılacağı gerekçesiyle davalılardan ..., ... ve ...'a açılan davanın reddine; davalılar ... ve ...'in ise açılan davayı kabul etmeleri nedeniyle bu davalılar yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar ve davacı tarafından istinaf edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bölge adliye mahkemesince, bir kısım davalıların sadece vekalet ücreti yönünden istinaf isteminde bulundukları ve istinaf konusu edilen talebin kesinlik sınırının altında olması nedeni ile davalılar ..., ... ve ...'in istinaf dilekçesinin reddine; davacı tarafın istinaf talebi yönünden ise, hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince ek kararla kararın kesin nitelikte olduğu, temyiz yolunun açık olmadığı gerekçesiyle davacı tarafın temyiz başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiş; davacı temyiz isteminin reddi kararıyla birlikte hükmü temyiz etmiştir.</p>

<p>1-Bölge adliye mahkemesince, temyize konu edilen kararın kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle ek kararla temyiz başvuru dilekçesinin reddine karar verilmişse de, davaya konu aracın değeri ve davaya konu aracın elbirliği mülkiyetine tabi olması ile araç bedeli bakımından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olmaları dikkate alındığında, dava değeri itibariyle kararın kesin nitelikte olmadığı sabit olup bölge adliye mahkemesi kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından 03/03/2020 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek; davacının temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.</p>

<p>2- Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesine göre, haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.<br />
Somut olayda; davacı, davalıların murisi olan ...'in vasisi olup, vesayet makamından izin almak suretiyle ... adına araç satın almıştır. Vesayet makamının araç satın alınmasına ilişkin 05/09/2017 tarihli kararında, araç bedelinin davacı vasi ... tarafından karşılanması şartıyla kısıtlı yönünden borçlandırıcı işlem olmaması nedeni ile aracın kısıtlı ... adına alınmasına izin verilmiştir. Dosya içerisinde yer alan belge ve faturalardan, araç bedelinin davacı tarafından ödendiği anlaşılmıştır. Bu durum ilk derece mahkemesi kararında da açıkça belirtilmiş olup, mahkemece davacı tarafça ödenen araç bedelinin murise yapılmış bir bağış niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, muris ile davacı arasında bağış sözleşmesi bulunduğu hususu davalılar tarafından ileri sürülmemiş olmakla birlikte, buna dair bir delil de dosya içerisinde bulunmamaktadır.</p>

<p>O halde, davalılara miras yolu ile geçen aracın bedelinin davacı tarafından ödendiği ve davalıların davacının ödediği araç bedeli kadar sebepsiz zenginleştikleri dikkate alınarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davalılar ..., ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p>İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 17/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20202923-e-20211640-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/g-d-t-gue-x-m-a-i2-y-q.jpg" type="image/jpeg" length="94265"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Muafiyetli Araç Alımlarında Mülkiyet İhtilafları, Miras Hukuku, Sebepsiz Zenginleşme ve Enflasyonist Kayıplar Açısından Bir Değerlendirme]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ozel-tuketim-vergisi-otv-muafiyetli-arac-alimlarinda-mulkiyet-ihtilaflari-miras-hukuku-sebepsiz-zenginlesme-ve-enflasyonist-kayiplar-acisindan-bir-degerlendirme-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ozel-tuketim-vergisi-otv-muafiyetli-arac-alimlarinda-mulkiyet-ihtilaflari-miras-hukuku-sebepsiz-zenginlesme-ve-enflasyonist-kayiplar-acisindan-bir-degerlendirme-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Aile İçi Dayanışmadan Hukuki İhtilafa Giden Yol</strong></p>

<p>Engelli veya ağır hasta bireylerin toplumsal hayata katılımını desteklemek amacıyla sağlanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) muafiyeti, uygulamada genellikle muafiyet sahibinin yakınları tarafından finanse edilmektedir. Parayı fiilen bir başkası ödese dahi araç, yasal zorunluluk gereği hak sahibi adına tescil edilmektedir. Başlangıçta aile içi dayanışma ve zımni bir mutabakatla sorunsuz işleyen bu süreç, ruhsat sahibinin vefatıyla birlikte yerini içinden çıkılması zor hukuki ihtilaflara bırakmaktadır.</p>

<p><strong>Vefat Hâlinde Mülkiyetin Akıbeti ve İkili Hukuki Tablo</strong></p>

<p>Türk Medeni Kanunu gereğince, mirasbırakanın vefatı anında tüm malvarlığı kendiliğinden yasal mirasçılara geçer. Türk hukukunda motorlu taşıt mülkiyeti trafik siciline tescil esasına dayandığından, aracın bedelini kimin ödediğinin mülkiyetin tespiti noktasında doğrudan bir önemi kalmaz. Vefat ile birlikte araç terekeye dâhil olur ve bu aşamada ödemeyi yapan kişi açısından ikili bir hukuki tablo ortaya çıkar. Şayet aracı alan ve bedelini ödeyen kişi murisin yasal mirasçısı konumundaysa, yıllarca tek başına kullandığı ve finanse ettiği bu araç üzerinde, bir anda diğer tüm mirasçılarla birlikte elbirliği mülkiyetine tabi sıradan bir ortak konumuna düşer. Ancak fiili ödemeyi yapan kişi, örneğin kayın hısımlarından biri veya yasal mirasçı olmayan bir akraba, yasal mirasçı sıfatını taşımıyorsa, karşılaştığı tablo çok daha ağırdır. Bu kişi mirasın açılmasıyla birlikte kendi parasıyla aldığı araca hukuken ortak dahi olamaz. Aracın mülkiyeti bir bütün hâlinde ve doğrudan yasal mirasçılara geçer.</p>

<p>Bu noktada "parayı ben ödedim, mülkiyet benimdir" şeklindeki bir iddianın doğrudan mahkemeler nezdinde dinlenebilirliği yoktur. Hukuk sistemimizin bu tür haksızlıkları gidermek için sunduğu temel çözüm yolu, Türk Borçlar Kanunu kapsamında yer alan sebepsiz zenginleşme kurumudur. Mirasın açılmasıyla birlikte araca hiçbir bedel ödemeksizin malik veya ortak olan yasal mirasçılar, aracı kendi bütçesiyle satın alan kişiye karşı sebepsiz zenginleşmiş sayılırlar.</p>

<p><strong>Sebepsiz Zenginleşme Kurumu ve Yargıtay'ın Emsal Kararı</strong></p>

<p>Nitekim<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20202923-e-20211640-k-sayili-karari" rel="dofollow"> Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2021 tarihli, E. 2020/2923 ve K. 2021/1640 sayılı emsal kararı</a> bu durumu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Söz konusu uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi davacı vasi tarafından ödenen araç bedelinin murise yapılmış bir bağış niteliğinde olduğunu kabul ederek davayı reddetme yoluna gitmiştir. Ancak Yargıtay bu kararı bozarken, Kanun'un "haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür" hükmüne dayanmıştır. Yüksek Mahkeme öncelikle şu tespiti yapmıştır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>"Dosya içerisinde yer alan belge ve faturalardan, araç bedelinin davacı tarafından ödendiği anlaşılmıştır."</i></p>

<p>Kararın mihenk taşını ise ispat yüküne dair şu ifadeler oluşturur:</p>

<p><i>"Muris ile davacı arasında bağış sözleşmesi bulunduğu hususu davalılar tarafından ileri sürülmemiş olmakla birlikte, buna dair bir delil de dosya içerisinde bulunmamaktadır."</i></p>

<p>Yargıtay bu tespitiyle, ödemeyi yapanın bağışlama kastıyla hareket ettiğinin karine olarak kabul edilemeyeceğini vurgulamış ve şu sonuca varmıştır:</p>

<p><i>"Davalılara miras yolu ile geçen aracın bedelinin davacı tarafından ödendiği ve davalıların davacının ödediği araç bedeli kadar sebepsiz zenginleştikleri dikkate alınarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20202923-e-20211640-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/2923, K. 2021/1640, T. 17.02.2021)</a></i></p>

<p><strong>Enflasyon ve Faiz Çıkmazı</strong></p>

<p>Ne var ki kâğıt üzerinde kusursuz görünen bu hukuki zaferin pratiğe yansımasında çok ciddi bir ekonomik handikap gizlidir: enflasyon karşısında eriyen alım gücü.</p>

<p>Sebepsiz zenginleşme davalarında, talep edilecek iade bedeline işletilecek faizin başlangıç tarihi, zenginleşmenin hukuken gerçekleştiği an olan vefat tarihidir. İlk bakışta adil ve yeterli görünen bu durum, günümüz ekonomik gerçeklikleri göz önüne alındığında fiilen enflasyona yenik düşmek anlamına gelmektedir. Yıllar süren dava, istinaf ve temyiz aşamaları boyunca uygulanan yasal faiz oranlarının reel enflasyonun çok altında kalması kaçınılmazdır. Bu durum, davanın sonunda lehe hükmedilen rakamın alım gücünün dramatik bir şekilde erimesiyle sonuçlanabilir. Yıllar önce eksiksiz bir otomobil bedeline tekabül eden o meblağ, dava sonunda tahsil edildiğinde belki de sadece o aracın küçük bir parçasını alabilecek seviyeye inmiş olacaktır.</p>

<p><strong>Sonuç ve Stratejinin Önemi</strong></p>

<p>Bu nedenle, ÖTV muafiyetli araç alımlarında sadece "ileride dava açarak paramı faiziyle kurtarırım" düşüncesine sığınmak, ağır ve telafisi imkânsız ekonomik kayıpları baştan kabullenmek demektir. Sürecin en başından itibaren, vefat sonrası ortaya çıkacak miras ve mülkiyet ihtilaflarını engelleyecek ve enflasyonist erimeyi bertaraf edecek nitelikte sözleşmelerin, teminatların bir hukuki zemin üzerine inşa edilmesi şarttır. Hukuk, yalnızca hakkı ihlal edildiğinde mahkeme kapısını çalanı değil, hakkını henüz tehlikeye girmeden doğru ve öngörülü bir stratejiyle güvence altına alanı tam anlamıyla korur.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ziya-celep" title="Av. Ziya CELEP"><img alt="Av. Ziya CELEP" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/04/ziya-celep.png" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ziya-celep" title="Av. Ziya CELEP">Av. Ziya CELEP</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ozel-tuketim-vergisi-otv-muafiyetli-arac-alimlarinda-mulkiyet-ihtilaflari-miras-hukuku-sebepsiz-zenginlesme-ve-enflasyonist-kayiplar-acisindan-bir-degerlendirme-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/08/engelli-arac-alimi-1150x600.webp" type="image/jpeg" length="92200"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25135"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kamu İhale Genel Tebliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kamu-ihale-genel-tebliginde-degisiklik-4</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kamu-ihale-genel-tebliginde-degisiklik-4" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu İhale Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, 09 Nisan 2026 Tarihli ve 33219 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kamu İhale Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>KAMU İHALE GENEL TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 22/8/2009 tarihli ve 27327 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu İhale Genel Tebliğinin 10.1 inci maddesinde yer alan “yayımlanması zorunlu” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, aynı maddede yer alan “yoksa” ibaresi “ya da” şeklinde değiştirilmiş, aynı Tebliğe 10.1.3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiş ve 10.6 ncı maddesinin birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“10.1.4. Serbest meslek erbabı aday veya istekliler eşdeğer belge kapsamında sadece ilgili mevzuatına göre düzenlenmiş ve onaylanmış serbest meslek kazanç defteri özetini sunabileceklerdir. Bu belge dışında, aranan kriterlerin sağlandığını göstermek üzere sunulan hiçbir belge, eşdeğer belge olarak kabul edilmeyecektir.”</p>

<p>“İhale Uygulama Yönetmeliklerinde ihale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde ihale veya son başvuru tarihinin içinde bulunduğu yıldan iki önceki yıla ait belgelerin sunulacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Tebliğe 15.3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddeler eklenmiştir.</p>

<p>“15.4. İhale dokümanında yer verilmeyecek hususlar</p>

<p>15.4.1. İhale dokümanında, ihalede teklif edilecek veya kullanılacak malzemeye/cihaza/ürüne ilişkin “makale yayımlanmış olması ya da yayın yapılması” veya “literatüre girmiş klinik çalışmalarla desteklenmesi” gibi düzenlemelere yer verilmeyecektir.</p>

<p>15.4.2. İhale dokümanında, teklif edilecek veya kullanılacak malzemeye/cihaza/ürüne ilişkin yabancı ülkelerde ürünün piyasaya arzı için alınması zorunlu belgelerin ve onayların veya yurt dışındaki bir belgelendirme kuruluşu ya da dernek ve benzeri kuruluşlarca düzenlenen belgelerin sunulmasına yönelik düzenlemelere yer verilmeyecektir.</p>

<p>15.4.3. İhale dokümanında, yerli malı teklif edilmesini ya da kullanılmasını engelleyen veya doğrudan yabancı menşeli ürünlerin teklif edilmesine veyahut kullanılmasına yönelik düzenlemelere yer verilmeyecektir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Tebliğe 22/A maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddeler eklenmiştir.</p>

<p>“22/B– İş deneyim belgesi düzenlenemeyen hallerde iş deneyimini gösteren diğer belgeler ve bu belgelerde aranacak kriterler</p>

<p>22/B.1. İhale Uygulama Yönetmeliklerine göre iş deneyim belgesi düzenlenemeyen hallerde iş deneyiminin tevsikine ilişkin olarak sunulan belgeler kapsamında sözleşmeye ait damga vergisinin ilk ilan veya davet tarihi itibarıyla ödendiğine ilişkin belgelerin sunulması gerekmektedir. Ancak damga vergisinden istisna ya da muaf olunması durumunda aday veya istekliler tarafından konuya ilişkin açıklayıcı belgelerin başvuru veya teklifleri kapsamında sunulması zorunludur. Bu belgelerden, ilgili kurum veya kuruluş tarafından düzenlenen belgeler veya adayın/isteklinin beyanını içeren imzalı ve/veya kaşeli dilekçe anlaşılır.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Tebliğin 45.1.5 inci maddesinin birinci paragrafının birinci cümlesi ve son paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“İsteklilerin iş kalemleri/iş grupları için kamu kurum ve kuruluşlarınca ilan veya davet tarihinin içinde bulunduğu aya ait yayımlanmış güncel birim fiyatları veya bu fiyatlardan daha yüksek fiyatları teklif etmeleri ve söz konusu iş kalemleri/grupları için; hangi kamu kurum ve kuruluşunun birim fiyatını kullandıklarını, birim fiyat poz numarasını da yazmak suretiyle liste halinde belirterek açıklamaları kapsamında sunmaları durumunda analiz düzenlemeleri zorunlu değildir.”</p>

<p>“İlan veya davet tarihinde, bu tarihin içinde bulunduğu aya ait güncel birim fiyatların yayımlanmamış olması durumunda, istekli tarafından son yayımlanmış birim fiyatlar kullanılabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Tebliğin 45.1.6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“45.1.6. Analizler ile yardımcı ve/veya alt analizlerde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenerek ilan veya davet tarihinin içinde bulunduğu aya ait yayımlanmış güncel rayiçleri kullanan ve söz konusu rayiçleri poz numaralarını da belirtmek suretiyle liste halinde sunan isteklilerin, söz konusu rayiçlere ilişkin olarak 45.1.13 maddesinde belirtilen belgeleri sunmalarına gerek bulunmamaktadır.</p>

<p>İlan veya davet tarihinde, bu tarihin içinde bulunduğu aya ait güncel rayiçlerin yayımlanmamış olması durumunda, istekli tarafından son yayımlanmış rayiçler kullanılabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Tebliğin 53.3.4 üncü maddesinin sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.</p>

<p>“(ğ) bendinde yer alan fiyat dışı unsur puanlamasına ilişkin; iş kaleminin yaklaşık maliyetteki ağırlık oranı dikkate alınarak ihale dokümanında asgari ve azami oranlar belirlenir. Bu durumda iş kaleminin isteklinin teklifindeki ağırlık oranının, belirlenen asgari ve azami oranlar arasında olması halinde istekliye puan verileceğine dair düzenleme yapılır. Puanlamaya ilişkin düzenleme, iş kaleminin isteklinin teklifindeki ağırlık oranının, aynı iş kaleminin yaklaşık maliyetteki ağırlığının belli oranları arasında olması halinde istekliye puan verileceği şeklinde yapılamaz. Örneğin; yaklaşık maliyetteki ağırlık oranı %30 olan ve puanlama yapılması öngörülen “Plentmiks temel temin edilmesi (kırılmış ve elenmiş ocak taşı ile)” iş kalemi için, bu iş kaleminin isteklinin teklifindeki ağırlık oranının, bu iş kaleminin yaklaşık maliyetteki ağırlığının %90’ı ile %110’u arasında olması halinde istekliye puan verileceğine dair düzenleme yapılamaz. Aynı iş kaleminin isteklinin teklifindeki ağırlık oranının, %27 ile %33 oranları arasında olması halinde istekliye puan verileceğine dair aşağıdaki örnek tabloya göre düzenleme yapılabilir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="113">
   <p>İş Kaleminin Adı ve Kısa Açıklaması</p>
   </td>
   <td width="99">
   <p>Asgari Oran</p>
   </td>
   <td width="84">
   <p>Azami Oran</p>
   </td>
   <td width="84">
   <p>Fiyat Dışı<br />
   Unsur Puanı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="113">
   <p>Plentmiks temel temin edilmesi (kırılmış ve elenmiş ocak taşı ile)</p>
   </td>
   <td width="99">
   <p>%27</p>
   </td>
   <td width="84">
   <p>%33</p>
   </td>
   <td width="84">
   <p>5</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="113">
   <p>…</p>
   </td>
   <td width="99">
   <p>…</p>
   </td>
   <td width="84">
   <p>…</p>
   </td>
   <td width="84">
   <p>…</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Tebliğin 58.3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “Gıda Sicil Belgesi (Sertifikası) ya da aday ve istekli adına ve teklif edilen ürüne ilişkin düzenlenen Gıda Üretim Sertifikası/Gıda Üretim İzin Belgesi” ibaresi “İşletme Kayıt Belgesi” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> Aynı Tebliğin 62.5 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> Aynı Tebliğin 62/A.1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve 62/A.1.1 inci ve 62/A.1.2 nci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“62/A.1. Mal alımı ihalelerinde aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesinde 79 uncu maddedeki hükümler uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Tebliğin 75.3 üncü maddesinde yer alan “Gıda Üretim İzni Belgesi’nin” ibaresi “İşletme Kayıt Belgesinin” şeklinde değiştirilmiş, “Çalışma İzni ve Gıda Sicil Belgesi,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı maddeye aşağıdaki cümleler eklenmiştir.</p>

<p>“İdari şartnamede birden fazla faaliyet konusuna ilişkin işletme kayıt belgesinin istendiği ihalelerde, faaliyet konularının işletme kayıt belgesinde bulunması hususunun birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı istendiğinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Bu konuya ilişkin bir açıklık bulunmaması durumunda belirlenen faaliyetlerden herhangi birine dair belge sunulması yeterli kabul edilecektir.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Tebliğin 75.7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“75.7. Kamu hizmetlerinin gerektirdiği taşıt ihtiyacının, 17/3/2006 tarihli ve 2006/10193 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Hizmet Alımı Suretiyle Taşıt Edinilmesine İlişkin Esas ve Usuller çerçevesinde araç kiralama hizmet alımı ile karşılandığı ihalelerde, idare tarafından ihale konusu işin yürütülmesinde kullanılacak araçlara ilişkin istenecek listeye anılan Esas ve Usullerin 6 ncı maddesinde sayılan taşıtlar bakımından ihale dokümanında yer verilmesi ve istekliler tarafından bu listenin sayı, marka, model ve/veya ilgili diğer bilgileri gösterecek şekilde doldurularak teklifleri kapsamında sunulması gerekmektedir.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Tebliğin 79.2.1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“79.2.1. Aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenirken idarece aşırı düşük teklif açıklama talebine ilişkin e-form kullanılır. Bu formda;</p>

<p>a) Teklifte önemli olduğu tespit edilen ve açıklanması istenen teklif bileşenlerine, işin mahiyetine uygun ve bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde, açık ve net olarak tek tek saymak suretiyle yer verilmesi,</p>

<p>b) Tekliflerin açıklanmasında kullanılmak üzere 79.2.2 nci maddede sayılan yöntemleri sınırlandıran veya dışlayan yeni yöntemlerin belirlenmemesi,</p>

<p>c) Aşırı düşük teklif açıklaması sunulması için isteklilere üç (3) iş gününden az olmamak üzere uygun bir süre verilmesi,</p>

<p>zorunludur.</p>

<p>İdareler tarafından önemli teklif bileşenleri belirlenirken “ve diğer giderler”, “gibi bileşenler”, “her türlü gider”, “tüm giderler”, “vb.” gibi açık ve net olmayan ibareler kullanılamaz. Bu gibi ibarelerin kullanılması halinde aşırı düşük teklif açıklamalarının değerlendirilmesinde bunlar dikkate alınmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Tebliğin 79.2.6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“79.2.6. Malzemeli yemek hizmet alımı ihalelerinde aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesinde kullanılmak üzere teknik şartnamede iki haftalık örnek menü düzenlemesi yapılır ve bu menüde yer alan yemeklerin içerikleri ile girdi miktarları belirtilir.</p>

<p>Bu ihalelerde; aşırı düşük teklif açıklamaları kapsamında “ana girdi”, “işçilik” ve “yardımcı girdi” oranlarının belirtildiği malzemeli yemek sunumu hesap cetveline ilişkin e-form kullanılır. Bu cetvelde belirtilen “(Ana Girdi Maliyeti+İşçilik Maliyeti)/Toplam Teklif Tutarı” oranının 0,80’den az ve 0,95’ten çok olmaması gerekir.</p>

<p>Bu maddede yer alan ana girdi ibaresi kapsamında; kırmızı et, beyaz et, balık, işlenmiş et ürünleri (sucuk, salam, sosis, kavurma gibi), kuru gıdalar (pirinç, bulgur, nohut, mercimek, kuru fasulye gibi), sebze, meyve, toz şeker, süt, yoğurt, ayran, yağ ürünleri (ayçiçek yağı, zeytinyağı, tereyağı), kahvaltı malzemeleri (peynir, zeytin, yumurta, reçel, bal gibi), ambalajlı su, ekmek ile bu girdilerin dışında yemeğin içeriğinde bulunan tali girdiler dışındaki tüm malzemeler ana girdi olarak dikkate alınır. Yemek pişirilmesi için gerekli enerji giderleri (doğalgaz, LPG gibi), temizlik malzemeleri, su, sigorta giderleri, ilaçlama ve hijyen sağlama giderleri, bakım onarım, amortisman, nakliye, sözleşme giderleri ve genel giderler, portör muayenesi ve tali girdiler (tuz, baharat, tatlandırıcı vb.) gibi unsurlar “yardımcı girdiler” başlığında değerlendirilir.</p>

<p>79.2.6.1. İdarece, örnek öğün menüsüne ilişkin e-forma uygun şekilde hazırlanan iki haftalık örnek menüde açıklama istenecek girdiler belirtilir ve bu form aşırı düşük teklif sorgulama yazısı ekinde gönderilir.</p>

<p>Açıklama istenecek girdilerin belirlenmesinde aşağıdaki kurallar uygulanır:</p>

<p>a) Örnek menüdeki öğünlerde yer alan ve reçetesi düzenlenen her bir yemeğin karakteristiğini yansıtan yalnızca bir ana girdisi, açıklama istenecek girdi olarak belirlenir. Ancak idarece yemeğin türü ve niteliğine göre ihtiyaç duyulması halinde, en fazla bir ana girdi daha açıklama istenecek girdi olarak belirlenebilir. Ana girdi; bakliyat yemeklerinde ağırlıklı kullanılan bakliyat ürününü, sebze yemeklerinde ağırlıklı kullanılan sebze ürününü ifade eder. Ancak bir yemeğin içeriğinde kırmızı et, beyaz et, balık ve/veya işlenmiş et ürünlerinin bulunması durumunda, yemeğin ana girdisi olarak sadece bu girdilerin belirlenmesi zorunludur. İçeriğinde yemek bulunmayan kahvaltı, ara öğün gibi öğünlerde ise yalnızca bir ana girdi açıklama istenecek girdi olarak belirlenir. Herhangi bir öğünde açıklama istenecek ana girdi olarak belirlenen bir girdi için, yer aldığı tüm öğünlerde de açıklama istenir.</p>

<p>b) (a) bendine göre belirlenen girdilerin yanında varsa her bir öğün içindeki ekmek, ambalajlı su, yoğurt, süt, ayran, reçel ve bal gibi paketli gıdalar ile meyve ve reçetesi düzenlenmeyen hazır tatlıların da her durumda açıklama istenecek girdiler olarak belirlenmesi zorunludur.</p>

<p>c) İşçilik girdisine açıklama istenecek girdiler içinde yer verilir.</p>

<p>ç) Yardımcı girdiler için açıklama istenmez.</p>

<p>Örneğin;</p>

<p>Tulum peyniri, zeytin, domates, salatalık, çay, ambalajlı su ve ekmek girdilerinden oluşan bir kahvaltı öğününde; öğün girdilerinden tulum peyniri ile ekmek ve ambalajlı su girdileri,</p>

<p>Omlet, beyaz peynir, zeytin, çay, ambalajlı su ve ekmekten oluşan bir kahvaltı öğününde; omlet yemeğinin karakteristiğini yansıtan yumurta ile ekmek ve ambalajlı su girdileri,</p>

<p>Yeşil mercimek çorbası, haşlama tavuk, yoğurtlu semizotu salatası, armut, ekmek ve ambalajlı su girdilerinden oluşan bir öğle öğününde; yemeklerin karakteristiğini yansıtan yeşil mercimek, tavuk but ve yoğurt girdileri ile ekmek, ambalajlı su ve armut girdileri,</p>

<p>Ezogelin çorba, etli karışık dolma, kış salatası, hazır baklava, ekmek ve ambalajlı su girdilerinden oluşan bir akşam öğününde; yemeklerin karakteristiğini yansıtan kırmızı mercimek, dana eti, kıvırcık girdileri ile ekmek, ambalajlı su ve hazır baklava girdileri,</p>

<p>Cevizli kurabiye, elma, çay ve ambalajlı su girdilerinden oluşan bir ara öğünde; ceviz içi girdisi ile elma ve ambalajlı su girdileri,</p>

<p>İşçilik girdisi,</p>

<p>açıklama istenecek girdiler olarak belirlenebilecektir.</p>

<p>Örnek:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="6" valign="top" width="487">
   <p>Öğle Yemeği</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="80">
   <p>Yemekler</p>
   </td>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Girdiler</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>Miktar</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p>Birim Fiyat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p>Tutar</p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td rowspan="6" valign="top" width="80">
   <p>Yeşil Mercimek Çorbası</p>
   </td>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Yeşil mercimek</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>30 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>Açıklama<br />
   istenecektir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Domates salçası</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>10 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Domates</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>10 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Ayçiçek yağı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>5 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Şehriye</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>10 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Buğday unu</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>5 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td rowspan="6" valign="top" width="80">
   <p>Haşlama Tavuk</p>
   </td>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Tavuk but</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>250 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>Açıklama<br />
   istenecektir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Patates</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>100 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Havuç</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>30 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Ayçiçek yağı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>5 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Buğday unu</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>10 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Limon</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>5 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td rowspan="5" valign="top" width="80">
   <p>Yoğurtlu Semizotu Salatası</p>
   </td>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Yoğurt</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>100 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>Açıklama<br />
   istenecektir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Süzme yoğurt</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>50 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Semizotu</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>100 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Zeytinyağı sızma</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>5 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="84">
   <p>Kuru sarımsak</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>1 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>-</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="80">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="84">
   <p>Armut</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>200 gr</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>Açıklama<br />
   istenecektir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="80">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="84">
   <p>Ekmek</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>1 adet</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>Açıklama<br />
   istenecektir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="80">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="bottom" width="84">
   <p>Su</p>
   </td>
   <td valign="top" width="58">
   <p>1 adet</p>
   </td>
   <td valign="top" width="74">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>Açıklama<br />
   istenecektir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="4" valign="top" width="296">
   <p>Öğün Maliyeti Toplamı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="83">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>79.2.6.2. Malzemeli yemek alımı ihalelerinde, aşırı düşük teklif sahibi istekliler tarafından yapılan açıklamalar kapsamında malzemeli yemek sunumu hesap cetveline ilişkin e-form sunulur. Bu cetvelde “(Ana Girdi Maliyeti+İşçilik Maliyeti)/Toplam Teklif Tutarı” oranını belirtmeyen veya belirttiği oran 0,80’den az veya 0,95’ten çok olan isteklilerin teklifleri reddedilir.</p>

<p>Örneğin; 1.000 öğün yemek alımı için çıkılan bir ihalede, birim fiyat olarak 100 TL teklif veren bir isteklinin, 100.000 TL olan toplam teklif bedelinin aşırı düşük olarak değerlendirilmesi ve istekli tarafından sunulan malzemeli yemek sunumu hesap cetvelinde “(Ana Girdi Maliyeti+İşçilik Maliyeti)/Toplam Teklif Tutarı” oranının 0,90 olarak belirtilmesi halinde, teklifin 90.000 TL’sinin ana girdi ile işçilik toplamını içerdiği ve teklifin 10.000 TL’lik kısmının ise yardımcı girdilere ilişkin olduğu kabul edilir.</p>

<p>Aşırı düşük teklif açıklamalarının, idarece gönderilen sorgulama yazısı ekindeki forma uygun şekilde yapılması gerekmekte olup işin tamamı için toplam miktar ve tutar açıklaması yapılmayacaktır. İsteklilerce her bir öğün için teklif edilen birim fiyatın, iki haftalık örnek menüdeki ana girdiler ile bu menünün üretimi için gerekli işçilik girdisi üzerinden ulaşılan ortalama öğün maliyetleri esas alınarak açıklanması gerekmektedir. Yardımcı girdiler ile örnek menüde açıklama istenmeyen ana girdiler için fiyat öngörülmesi yeterli olup bu girdilere ilişkin açıklama sunulmayacaktır.</p>

<p>Açıklama istenecek ana girdi fiyatlarının tevsiki amacıyla üçüncü kişilerden alınan fiyat teklifleri ile isteklinin kendi ürettiği, aldığı veya sattığı mallara ilişkin fiyatlar kullanılamaz. Ancak 79.2.2 nci maddede yer alan diğer yöntemlerden herhangi biri ile açıklama yapılmasının fiilen mümkün olmadığının anlaşıldığı durumlarda, üçüncü kişilerden alınan fiyat teklifleri ve isteklinin kendi ürettiği, aldığı veya sattığı mallara ilişkin fiyatlar ile açıklama yapılabilir.</p>

<p>Açıklama istenen ana girdilere ilişkin istekliler tarafından öngörülen fiyatın, 79.2.2 nci maddede sayılan yöntemlere uygun olarak tevsik edilmesi koşuluyla, teknik şartname ve/veya örnek menü düzenlemeleri ile aşırı düşük teklif açıklamaları arasında bu ana girdilerin nitelikleri bakımından uyumsuzluk bulunması durumunda, uyumsuzluk bulunan ana girdilerin iki haftalık örnek menüdeki toplam tutarının, örnek menü ana girdi maliyetinin yüzde birinin altında olması halinde açıklama uygun kabul edilir.</p>

<p>Örneğin; açıklama istenecek ana girdi olarak belirlenen “baldo pirinç” fiyatının tevsiki için “pirinç” girdisine ilişkin ticaret borsası fiyatının kullanıldığı bir aşırı düşük teklif açıklamasında, örnek menünün tüm öğünlerinde yer alan “baldo pirinç” girdisine ilişkin miktar ile birim fiyatın çarpılması sonucunda 25 TL olarak bulunan toplam girdi tutarı, malzemeli yemek sunumu hesap cetvelinde gösterilen iki haftalık menünün tüm ana girdilerinin toplam maliyeti olarak hesaplanan 3.000 TL tutarının yüzde biri olan 30 TL’nin altında olduğu için açıklama uygun kabul edilecektir. Bununla birlikte, aynı açıklama kapsamında “sızma zeytinyağı” fiyatının tevsiki için “zeytinyağı” girdisine ilişkin ticaret borsası fiyatının kullanılması durumunda, toplam girdi tutarının 10 TL olarak hesaplanması ile uyumsuzluk bulunan girdilerin (baldo pirinç ve sızma zeytinyağı) toplam tutarı, örnek menü ana girdi maliyetinin yüzde biri olan 30 TL’lik tutarı aşacağından (25 TL + 10 TL = 35 TL) açıklama reddedilecektir.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Tebliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Başlamış olan ihaleler</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 23- (1) Bu maddeyi yürürlüğe koyan Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı veya yazılı olarak duyurusu yapılmış olan ihaleler, ilanın veya duyurunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan Tebliğ hükümlerine göre sonuçlandırılır. Ancak, bu maddeyi yürürlüğe koyan Tebliğin 2 nci, 4 üncü, 5 inci, 8 inci ve 10 uncu maddeleri, ilan veya duyuru tarihlerine bakılmaksızın bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Bu Tebliğin;</p>

<p>a) 1 inci, 7 nci, 12 nci ve 13 üncü maddeleri yayımı tarihinden bir ay sonra,</p>

<p>b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Kamu İhale Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel, KAMU HUKUKU</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kamu-ihale-genel-tebliginde-degisiklik-4</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 00:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/kamu-ihal.jpg" type="image/jpeg" length="54244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Tebliğde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ihalelere-yonelik-basvurular-hakkinda-tebligde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ihalelere-yonelik-basvurular-hakkinda-tebligde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, 09 Nisan 2026 Tarihli ve 33219 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kamu İhale Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>İHALELERE YÖNELİK BAŞVURULAR HAKKINDA TEBLİĞDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 28/1/2009 tarihli ve 27124 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Tebliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sayılmıştır” ibaresi “sayılmış, on ikinci fıkrasında dilekçenin içeriğine ilişkin uyulması zorunlu hususlara yer verilmiştir” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(9) Yönetmeliğin 8 inci maddesinin on ikinci fıkrasında itirazen şikâyet dilekçelerinin içeriğine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre;</p>

<p>a) İlan, ön yeterlik veya ihale dokümanına yönelik başvurulara ilişkin dilekçelerde, ilan, ön yeterlik veya ihale dokümanındaki her bir kriter ve/veya madde ayrı bir husus olarak kabul edilir ve ayrı iddia olarak gösterilir. Örneğin; ihale dokümanında iş deneyim belgesinin yanı sıra iş hacmine ilişkin düzenlemenin mevzuata aykırı olduğu iddiasını içeren bir başvuru dilekçesinde iş deneyimine ilişkin husus birinci iddia, iş hacmine ilişkin husus ise ikinci iddia olarak belirtilmelidir.</p>

<p>b) İlan, ön yeterlik veya ihale dokümanına yönelik başvurulara ilişkin dilekçelerde, ilan, ön yeterlik veya ihale dokümanındaki kriter ve/veya maddelerin mevzuata aykırı bulunma sebeplerinin aynı hususa ilişkin olması halinde, bu sebepler tek bir iddia kapsamında gösterilir. Örneğin; teknik şartnamedeki birden fazla maddenin birlikte değerlendirilmesi sonucunda tek bir markanın işaret edildiğinin veya rekabetin daraltıldığının ileri sürüldüğü bir başvuru dilekçesinde, aynı hususa ilişkin olması nedeniyle mevzuata aykırı bulunma sebepleri tek bir iddia olarak belirtilmelidir.</p>

<p>c) Başvuruların veya tekliflerin sunulması, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılmasına yönelik başvurulara ilişkin dilekçelerde, aday veya isteklilere yönelik her bir husus ayrı bir iddia olarak gösterilir. Örneğin; ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif sahibi isteklilerin iş deneyimi ile birlikte aşırı düşük teklif açıklamalarının mevzuata uygun olmadığının ileri sürüldüğü bir başvuru dilekçesinde, ekonomik açıdan en avantajlı birinci teklif sahibinin iş deneyimine yönelik husus birinci iddia, aşırı düşük teklif açıklamalarına yönelik husus ikinci iddia; ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibinin iş deneyimine yönelik husus üçüncü iddia ve aşırı düşük teklif açıklamalarına yönelik husus ise dördüncü iddia olarak belirtilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ç) Başvuruların veya tekliflerin sunulması, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılmasına yönelik başvurulara ilişkin dilekçelerde, bir belgenin birden fazla sebeple mevzuata aykırı olduğuna yönelik iddialar tek bir iddia olarak gösterilir. Örneğin; iş deneyim belgesinin tutarının ve benzer işe uygunluğunun mevzuata uygun olmadığının ileri sürüldüğü bir başvuru dilekçesinde, mevzuata aykırı bulunma sebeplerinin aynı hususa yönelik olması nedeniyle, ileri sürülen bu iddialar tek bir iddia olarak belirtilmelidir.</p>

<p>d) Başvuruların veya tekliflerin sunulması, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılmasına yönelik başvurulara ilişkin dilekçelerde, istekli tarafından teklif edilen cihazın/ürünün birden fazla sebeple ihale dokümanına aykırı olduğuna yönelik iddialar tek bir iddia olarak gösterilir. Örneğin; istekli tarafından teklif edilen cihazın teknik şartnamenin 3, 5 ve 7 nci maddelerinde belirtilen kriterleri karşılamadığının ileri sürüldüğü bir başvuru dilekçesinde, mevzuata aykırılık sebeplerinin aynı cihaza yönelik olması nedeniyle, ileri sürülen bu iddialar tek bir iddia olarak belirtilmelidir.</p>

<p>e) Bir isteklinin aşırı düşük teklif açıklamalarının birden fazla sebeple mevzuata aykırı olduğuna yönelik başvurulara ilişkin dilekçelerde, her bir aykırılık sebebinin, sonucu itibarıyla aşırı düşük teklif açıklamasının reddedilmesine yönelik olması nedeniyle, ileri sürülen bu iddialar tek bir iddia olarak gösterilir. Örneğin; bir isteklinin aşırı düşük teklif açıklamasının reddedilmesine yönelik olarak; ana girdi maliyeti ile işçilik maliyeti toplamının, toplam teklif tutarına oranının 0,80-0,95 arasında olmadığı, açıklama kapsamında sunulan maliyet/satış tutarı tespit tutanağının mevzuata uygun olarak düzenlenmediği ve örnek yemek menüsünde yer alan ana girdilerin fiyatlarının tevsiki amacıyla ilan/davet tarihinden önceki tarihli fiyat tarifelerinin kullanıldığı iddialarına yer verilen bir başvuru dilekçesinde, mevzuata aykırı bulunma sebeplerinin aynı hususa yönelik olması nedeniyle, ileri sürülen bu iddialar tek bir iddia olarak belirtilmelidir.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Kamu İhale Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ihalelere-yonelik-basvurular-hakkinda-tebligde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 00:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/resmi/kamu-ihale-genel.jpg" type="image/jpeg" length="45519"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yapim-isleri-ihaleleri-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yapim-isleri-ihaleleri-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 09 Nisan 2026 Tarihli ve 33219 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kamu İhale Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>YAPIM İŞLERİ İHALELERİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>4/3/2009 tarihli ve 27159 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 30/7/2025 tarihli ve 32971 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile eklenen (j) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“k) Alt endeks: Türkiye İstatistik Kurumu tarafından aylık yayımlanan endekslerden; rayiçler için Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (2003=100) CPA 2008 kısım, bölüm ve gruplarına göre tarihsel seri tablosu ile Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi 2003=100, CPA 2008 seçilmiş sınıflar tablosunun alt sektörler itibarıyla ilgili endeksini, işçilik rayiçleri için ise Tüketici Fiyat Genel Endeksini,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Yayınlanması zorunlu olan yıl sonu” ibaresi “Yıl sonu” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) İhale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, ihale veya son başvuru tarihinin içinde bulunduğu yıldan iki önceki yıla ait yıl sonu bilançosu veya bilançonun gerekli görülen bölümleri ya da bunlara eşdeğer belgeler sunulur. Bu belgelerde, yeterlik kriterini sağlayamayanlar ise iki önceki yılın belgeleri ile üç önceki ve dört önceki yılın belgelerini birlikte sunabilirler. Bu durumda, belgeleri sunulan yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 36 ncı maddesinin beşinci fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“İhale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, ihale veya son başvuru tarihinin içinde bulunduğu yıldan iki önceki yıla ait gelir tablosu sunulur. Bu gelir tablosu ile yeterlik kriterini sağlayamayanlar ise iki önceki yıldan başlamak üzere son altı yıla kadarki gelir tablolarını birlikte sunabilirler ve bu durumda gelir tabloları sunulan yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 46 ncı maddesinin beşinci fıkrasına “tespitinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ilk sözleşme bedelinin %20’sini aşmamak üzere” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Hüküm bulunmayan haller</p>

<p>EK MADDE 4- (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, diğer ihale uygulama yönetmeliklerinde yer alan hükümler niteliğine uygun düştüğü takdirde uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.</p>

<p>“Başlamış olan ihaleler</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 35- (1) Bu maddeyi yürürlüğe koyan Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı veya yazılı olarak duyurusu yapılmış olan ihaleler, ilanın veya duyurunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre sonuçlandırılır. Ancak, bu maddeyi yürürlüğe koyan Yönetmeliğin 5 inci maddesi, ilan veya duyuru tarihlerine bakılmaksızın bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanır.</p>

<p>Uygulanmaya başlama süresi</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 36- (1) Bu maddeyi yürürlüğe koyan Yönetmeliğin 4 üncü maddesi ile yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı veya yazılı olarak duyurusu yapılmış olan ihalelere ilişkin sözleşmeler kapsamında düzenlenen veya düzenlenecek iş deneyim belgeleri için uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmeliğin;</p>

<p>a) 2 nci ve 3 üncü maddeleri yayımı tarihinden bir ay sonra,</p>

<p>b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Kamu İhale Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yapim-isleri-ihaleleri-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-2</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 00:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/resmi/kamu-ihalaa4.jpg" type="image/jpeg" length="77658"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/mal-alimi-ihaleleri-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/mal-alimi-ihaleleri-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 09 Nisan 2026 Tarihli ve 33219 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kamu İhale Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>MAL ALIMI İHALELERİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>4/3/2009 tarihli ve 27159 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 30/7/2025 tarihli ve 32971 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile eklenen (k) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“l) Alt endeks: Türkiye İstatistik Kurumu tarafından aylık yayımlanan endekslerden Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (2003=100) CPA 2008 kısım, bölüm ve gruplarına göre tarihsel seri tablosu ile Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi 2003=100, CPA 2008 seçilmiş sınıflar tablosunun alt sektörler itibarıyla ilgili endeksi,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Yayınlanması zorunlu olan yıl sonu” ibaresi “Yıl sonu” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) İhale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, ihale veya son başvuru tarihinin içinde bulunduğu yıldan iki önceki yıla ait yıl sonu bilançosu veya bilançonun gerekli görülen bölümleri ya da bunlara eşdeğer belgeler sunulur. Bu belgelerde yeterlik kriterini sağlayamayanlar ise iki önceki yılın belgeleri ile üç önceki yılın belgelerini birlikte sunabilirler. Bu durumda, belgeleri sunulan yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(8) İhale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, ihale veya son başvuru tarihinin içinde bulunduğu yıldan iki önceki yıla ait gelir tablosu sunulur. Bu gelir tablosu ile yeterlik kriterini sağlayamayanlar ise iki önceki yılın gelir tablosu ile üç önceki yılın gelir tablosunu birlikte sunabilirler. Bu durumda gelir tabloları sunulan yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Özel sektöre gerçekleştirilen işler ile alt yükleniciler tarafından gerçekleştirilen işlerde; işe ilişkin sözleşme ve bu sözleşmenin uygulanmasına yönelik olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde düzenlenen fatura örnekleri veya bu örneklerin noter, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir veya vergi dairesi onaylı suretleri ile serbest meslek makbuzu nüshaları veya bu nüshaların noter, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir veya vergi dairesi onaylı suretleri ile sözleşmeye ait damga vergisinin ilk ilan veya davet tarihi itibarıyla ödendiğine ilişkin belgeler veya damga vergisinden istisna ya da muaf olunduğuna ilişkin belgeler, iş deneyimini gösteren belgelerdir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Hüküm bulunmayan haller</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>EK MADDE 4- (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, diğer ihale uygulama yönetmeliklerinde yer alan hükümler niteliğine uygun düştüğü takdirde uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Başlamış olan ihaleler</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 26- (1) Bu maddeyi yürürlüğe koyan Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı veya yazılı olarak duyurusu yapılmış olan ihaleler, ilanın veya duyurunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre sonuçlandırılır. Ancak, bu maddeyi yürürlüğe koyan Yönetmeliğin 5 inci maddesi, ilan veya duyuru tarihlerine bakılmaksızın bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmeliğin;</p>

<p>a) 2 nci ve 3 üncü maddeleri yayımı tarihinden bir ay sonra,</p>

<p>b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Kamu İhale Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/mal-alimi-ihaleleri-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-2</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/resmi/kamu-ihale-genel.jpg" type="image/jpeg" length="62451"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ihalelere-yonelik-basvurular-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ihalelere-yonelik-basvurular-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 09 Nisan 2026 Tarihli ve 33219 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kamu İhale Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>İHALELERE YÖNELİK BAŞVURULAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 3/1/2009 tarihli ve 27099 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(12) İtirazen şikayet başvuru dilekçelerinin içeriğine ilişkin olarak aşağıdaki kurallara uyulması zorunludur:</p>

<p>a) İlan, ön yeterlik veya ihale dokümanına yönelik başvurulara ilişkin dilekçelerde, bir iddia kapsamında tek bir hususa yer verilir. İlan, ön yeterlik veya ihale dokümanındaki her bir kriter ve/veya madde ayrı bir husus olarak kabul edilir. Birden fazla kriter ve/veya maddeye yönelik mevzuata aykırı bulunma sebepleri, aynı hususa ilişkin olması kaydıyla, tek bir iddia kapsamında belirtilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>b) Başvuruların veya tekliflerin sunulması, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılmasına yönelik başvurulara ilişkin dilekçelerde, her bir aday veya istekliye yönelik her bir hususa ayrı iddia olarak yer verilir. Birden fazla hususa yönelik mevzuata aykırı bulunma sebepleri, aynı hususa ilişkin olması kaydıyla, tek bir iddia kapsamında belirtilir.”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(6) 8 inci maddenin on ikinci fıkrası kapsamında;</p>

<p>a) Dilekçede birden fazla hususun tek bir iddia altında toplanması halinde, her bir husus Kurum tarafından ayrı birer iddia şeklinde ayrıştırılarak incelenir.</p>

<p>b) Aynı hususa ilişkin birden fazla aykırılık sebebinin farklı iddialar kapsamında ileri sürülmesi halinde, bu iddialar Kurum tarafından tek bir iddia altında toplanarak incelenir.</p>

<p>c) İtirazen şikayet başvuru bedelinin iadesine ilişkin işlemlerde, (a) ve (b) bentlerindeki hükümler uyarınca tespit edilen iddia sayısı esas alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Aynı Yönetmeliğe 18 inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“İtirazen şikayet başvuru bedelinin iadesi</p>

<p>MADDE 18/A- (1) İtirazen şikayet başvuru bedelinin, itirazen şikayet başvuru dilekçesinde yer verilen iddialar dikkate alınarak belirlenecek haklılık oranına karşılık gelen kısmının başvuru sahibinin talebi halinde Kurul kararı ile iadesine karar verilir. Ancak Kurum tarafından Kanunun 54 üncü maddesinin on birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca başvurunun reddine veya eşit muamele ilkesi yönünden yapılan inceleme sonucunda Kanunun 54 üncü maddesinin on birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca ihalenin iptaline veya düzeltici işlem belirlenmesine karar verilmesi halinde başvuru bedeli iade edilmez.</p>

<p>(2) İtirazen şikayet başvuru bedelinin iadesinde esas alınacak haklılık oranı ile bu orana göre iade edilecek başvuru bedeli aşağıdaki şekilde belirlenir:</p>

<p>a) Haklılık oranı; Kurul kararında başvuru sahibinin haklı olduğu tespit edilen iddia sayısının, 18 inci maddenin altıncı fıkrasına göre belirlenen toplam iddia sayısına oranlanması suretiyle bulunur. Bu oran virgülden sonra en yakın iki ondalık basamaklı sayıya yuvarlanır. Bir iddia kapsamında aynı hususa ilişkin birden fazla aykırılık sebebine yer verilmesi ve bu sebeplerin herhangi birinde haklı bulunulması halinde, başvuru sahibinin bu iddiasında haklı olduğu kabul edilir.</p>

<p>b) İade edilecek başvuru bedeli; (a) bendine göre belirlenen haklılık oranı ile itirazen şikayet başvuru bedelinin çarpımı sonucunda bulunan tutarın virgülden sonra en yakın iki ondalık basamaklı sayıya yuvarlanması suretiyle bulunur.</p>

<p>(3) Kısmi teklife açık ihalelerde tekliflerin sunulması, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılmasına yönelik başvurularda iade edilecek başvuru bedeli;</p>

<p>a) Başvuruya konu kısmın yaklaşık maliyetine göre fazla yatırıldığı tespit edilen tutarla,</p>

<p>b) İkinci fıkranın (a) bendine göre belirlenen haklılık oranı ile başvuruya konu kısmın/kısımların yaklaşık maliyetine karşılık gelen itirazen şikayet başvuru bedelinin çarpımı sonucunda bulunan tutarın virgülden sonra en yakın iki ondalık basamaklı sayıya yuvarlanması suretiyle bulunan tutar,</p>

<p>toplanarak tespit edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrasına (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“f) İtirazen şikayet başvuru bedelinin iade edilip edilmeyeceği, iade edileceği hallerde başvuru sahibinin iddialarındaki haklılık oranı ile iade edilecek başvuru bedeli,”</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Kamu İhale Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ihalelere-yonelik-basvurular-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/kamu-ihal.jpg" type="image/jpeg" length="32074"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hizmet-alimi-ihaleleri-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hizmet-alimi-ihaleleri-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 09 Nisan 2026 Tarihli ve 33219 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kamu İhale Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>HİZMET ALIMI İHALELERİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 4/3/2009 tarihli ve 27159 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 30/7/2025 tarihli ve 32971 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile eklenen (i) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“j) Alt endeks: İşçilik için brüt asgari ücreti, işçilik dışındaki girdiler için ise Türkiye İstatistik Kurumu tarafından aylık yayımlanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (2003=100) CPA 2008 kısım, bölüm ve gruplarına göre tarihsel seri tablosu ile Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi 2003=100, CPA 2008 seçilmiş sınıflar tablosunda yer alan alt sektörler itibarıyla ilgili endeksi,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Yayınlanması zorunlu olan yıl sonu” ibaresi “Yıl sonu” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) İhale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, ihale veya son başvuru tarihinin içinde bulunduğu yıldan iki önceki yıla ait yıl sonu bilançosu veya bilançonun gerekli görülen bölümleri ya da bunlara eşdeğer belgeler sunulur. Bu belgelerde yeterlik kriterini sağlayamayanlar ise iki önceki yılın belgeleri ile üç önceki yılın belgelerini birlikte sunabilirler. Bu durumda, belgeleri sunulan yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 36 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(9) İhale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, ihale veya son başvuru tarihinin içinde bulunduğu yıldan iki önceki yıla ait gelir tablosu sunulur. Bu gelir tablosu ile yeterlik kriterini sağlayamayanlar ise iki önceki yılın gelir tablosu ile üç önceki yılın gelir tablosunu birlikte sunabilirler. Bu durumda, gelir tabloları sunulan yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yurt dışında gerçekleştirilen işler hariç bu madde kapsamında yer alan işlerde; sözleşme ve bu sözleşmenin uygulanmasına ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde düzenlenen; fatura örnekleri veya bu örneklerin noter, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir veya vergi dairesi onaylı suretleri veya serbest meslek makbuzu nüshaları ya da bu nüshaların noter, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir veya vergi dairesi onaylı suretleri ile sözleşmeye ait damga vergisinin ilk ilan veya davet tarihi itibarıyla ödendiğine ilişkin belgeler veya damga vergisinden istisna ya da muaf olunduğuna ilişkin belgeler, personel çalıştırılan işlerde ise bu belgelere ek olarak o işe ait sözleşme kapsamında personel çalıştırıldığını gösteren Sosyal Güvenlik Kurumu internet sayfası üzerinden düzenlenmiş ve idarece teyidi yapılabilen belgeler, iş deneyimini gösteren belgelerdir.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Hüküm bulunmayan haller</p>

<p>EK MADDE 4- (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, diğer ihale uygulama yönetmeliklerinde yer alan hükümler niteliğine uygun düştüğü takdirde uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Başlamış olan ihaleler</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 32- (1) Bu maddeyi yürürlüğe koyan Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı veya yazılı olarak duyurusu yapılmış olan ihaleler, ilanın veya duyurunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre sonuçlandırılır. Ancak, bu maddeyi yürürlüğe koyan Yönetmeliğin 5 inci maddesi, ilan veya duyuru tarihlerine bakılmaksızın bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmeliğin;</p>

<p>a) 2 nci ve 3 üncü maddeleri yayımı tarihinden bir ay sonra,</p>

<p>b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Kamu İhale Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hizmet-alimi-ihaleleri-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-3</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/resmi/kamu-ihalaa4.jpg" type="image/jpeg" length="61997"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danismanlik-hizmet-alimi-ihaleleri-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danismanlik-hizmet-alimi-ihaleleri-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 09 Nisan 2026 Tarihli ve 33219 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kamu İhale Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>DANIŞMANLIK HİZMET ALIMI İHALELERİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>4/3/2009 tarihli ve 27159 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 30/7/2025 tarihli ve 32971 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile eklenen (k) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“l) Alt endeks: İşçilik için brüt asgari ücreti, işçilik dışındaki girdiler için ise Türkiye İstatistik Kurumu tarafından aylık yayımlanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (2003=100) CPA 2008 kısım, bölüm ve gruplarına göre tarihsel seri tablosu ile Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi 2003=100, CPA 2008 seçilmiş sınıflar tablosunda yer alan alt sektörler itibarıyla ilgili endeksi,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “belgeleri veya serbest meslek kazanç defteri özetinin” ibaresi “belgelerin” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Yayınlanması zorunlu olan yıl sonu” ibaresi “Yıl sonu” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) İhale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, ihale veya son başvuru tarihinin içinde bulunduğu yıldan iki önceki yıla ait yıl sonu bilançosu veya bilançonun gerekli görülen bölümleri ya da bunlara eşdeğer belgeler sunulur. Bu belgelerde yeterlik kriterini sağlayamayanlar ise iki önceki yılın belgeleri ile üç önceki yılın belgelerini birlikte sunabilirler. Bu durumda, belgeleri sunulan yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesinin sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(8) İhale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, ihale veya son başvuru tarihinin içinde bulunduğu yıldan iki önceki yıla ait gelir tablosu sunulur. Bu gelir tablosu ile yeterlik kriterini sağlayamayanlar ise iki önceki yılın gelir tablosu ile üç önceki yılın gelir tablosunu birlikte sunabilirler. Bu durumda, gelir tabloları sunulan yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yurt dışında gerçekleştirilen işler hariç bu madde kapsamında yer alan işlerde; sözleşme ve bu sözleşmenin uygulanmasına ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde düzenlenen; fatura örnekleri veya bu örneklerin noter, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir veya vergi dairesi onaylı suretleri ile serbest meslek makbuzu nüshaları veya bu nüshaların noter, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir veya vergi dairesi onaylı suretleri ile sözleşmeye ait damga vergisinin ilk ilan veya davet tarihi itibarıyla ödendiğine ilişkin belgeler veya damga vergisinden istisna ya da muaf olunduğuna ilişkin belgeler, iş deneyimini gösteren belgelerdir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Hüküm bulunmayan haller</p>

<p>EK MADDE 3- (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, diğer ihale uygulama yönetmeliklerinde yer alan hükümler niteliğine uygun düştüğü takdirde uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Başlamış olan ihaleler</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 26- (1) Bu maddeyi yürürlüğe koyan Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı veya yazılı olarak duyurusu yapılmış olan ihaleler, ilanın veya duyurunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre sonuçlandırılır. Ancak, bu maddeyi yürürlüğe koyan Yönetmeliğin 6 ncı maddesi, ilan veya duyuru tarihlerine bakılmaksızın bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmeliğin;</p>

<p>a) 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri yayımı tarihinden bir ay sonra,</p>

<p>b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Kamu İhale Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danismanlik-hizmet-alimi-ihaleleri-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-2</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/resmi/kamu-ihale-genel.jpg" type="image/jpeg" length="18038"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Elektrik Piyasası Yan Hizmetler Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/elektrik-piyasasi-yan-hizmetler-yonetmeliginde-degisiklik-4</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/elektrik-piyasasi-yan-hizmetler-yonetmeliginde-degisiklik-4" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elektrik Piyasası Yan Hizmetler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 09 Nisan 2026 Tarihli ve 33219 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>ELEKTRİK PİYASASI YAN HİZMETLER YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>26/11/2017 tarihli ve 30252 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Yan Hizmetler Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğğğ) bendi yürürlükten kaldırılmış ve aynı fıkranın (ooo) bendinde yer alan “Yetkilendirilmiş bağımsız firmalar” ibaresi “TEİAŞ” olarak değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“b) Sunulacak yan hizmete ilişkin performans testlerinin TEİAŞ tarafından gerçekleştirilmesinin sağlanması.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 8- (1) Yan hizmet anlaşmaları kapsamında veya tedarik süreci neticesinde yan hizmet sağlamak üzere yükümlülük üstlenen veya bu hizmeti yükümlenen tüzel kişiden transfer yoluyla devralan veya bu hizmeti sunmak isteyen tüzel kişiler yan hizmetleri sağlayacakları tesislerinin ilgili yan hizmeti sağlama niteliğine sahip olduğunu TEİAŞ tarafından gerçekleştirilecek performans testleri neticesinde TEİAŞ tarafından onaylanan standart test raporu veya sertifikası ile belgelendirirler.</p>

<p>(2) Yan hizmet piyasa katılımcısı tüzel kişiler, devrede olan yan hizmet birimleri için hazırlanmış olan yan hizmet raporlarını veya sertifikalarını ilgili yan hizmet için bu Yönetmelikte düzenlenen tedarik sürecinde belirtilen aşamada veya yan hizmet anlaşmasında yer alan şartlar dahilinde TEİAŞ’a sunar.</p>

<p>(3) TEİAŞ’ın yaptığı izleme ya da kontroller neticesinde yan hizmet sunan bir tesisin veya toplayıcının ilgili hizmeti yan hizmetler anlaşmasında belirtilen esaslar çerçevesinde sağlamadığının tespit edilmesi durumunda, TEİAŞ ilgili tesisin veya toplayıcının yan hizmet sertifikasının veya test raporunun yenilenmesini talep edebilir. TEİAŞ’ın talep etmesi halinde, tüzel kişinin ilgili yan hizmeti sunmaya ilişkin sertifikasının veya test raporunun yenilenmesi zorunludur. TEİAŞ’ın yan hizmet sertifikasının veya test raporunun yenilenmesi talebinden itibaren ilgili test raporu veya sertifika geçersiz sayılır ve söz konusu tesisten ilgili yan hizmet alınmaz. Zorunlu yan hizmetlere katılan tesisler bu süre içerisinde ilgili hizmetlere katılmakla yükümlü olup, bu hizmetlere ilişkin yenilenmiş test sertifikalarını 60 gün içerisinde TEİAŞ’a sunmakla yükümlüdür.</p>

<p>(4) Yan hizmet sağlayan tüzel kişiler, yan hizmet sertifikasının ve/veya test raporunun geçerlilik süresi dolmadan yan hizmet performans testlerinin güncellenmesini talep edebilirler. Bu durumda güncellenen performans testlerinin sonucunda elde edilen ünite parametreleri ile diğer yan hizmet testlerinin sonucunda elde edilen ünite parametrelerinin uyumlu olması zorunludur. Aksi takdirde TEİAŞ, ilgili tesisin diğer yan hizmetlere ilişkin sertifikalarının ve/veya test raporlarının yenilenmesini talep edebilir.</p>

<p>(5) Yan hizmet sertifikaları ve test raporları Elektrik Şebeke Yönetmeliğinde yer alan performans testlerine dayandırılır. Yan hizmet sağlayacak söz konusu yan hizmet birimine ilişkin performans testleri sonucunda belirlenen hizmet parametreleri ilgili yan hizmet sertifikasında veya sekonder frekans kontrol performans test raporunda belirtilir.</p>

<p>(6) Yan hizmet sağlayacak olan bir tüzel kişinin, ilgili yan hizmete ilişkin performans testlerinin TEİAŞ tarafından gerçekleştirilmesi ve ilgili yan hizmet sertifikasının ve/veya test raporunun TEİAŞ’a sunulması ilgili tüzel kişinin sorumluluğundadır.</p>

<p>(7) 1/1/2025 tarihinden sonra elektrik üretim lisansı almış üretim tesisleri, sınırlı frekans hassasiyet modu hizmeti testini yapmakla yükümlüdür.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Yan hizmet performans testlerinin TEİAŞ tarafından gerçekleştirilmesi</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 12- (1) Yan hizmet performans testlerinin gerçekleştirilmesi ve test sertifikalarının ve/veya raporlarının düzenlenmesi, 1/9/2026 tarihinden itibaren TEİAŞ tarafından gerçekleştirilir. Bu tarihe kadar gerçekleştirilecek yan hizmet performans testlerinde, TEİAŞ gözlemcisi bulunması kaydıyla, testi yapacak firmalardan akreditasyon şartı aranmaz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/elektrik-piyasasi-yan-hizmetler-yonetmeliginde-degisiklik-4</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="45054"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aile-hekimligi-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aile-hekimligi-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 09 Nisan 2026 Tarihli ve 33219 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sağlık Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 25/1/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan “sağlık kuruluşunu” ibaresi “kamu sağlık kuruluşunu” şeklinde değiştirilmiş, (d), (g), (ğ), (h), (ı) ve (o) bentleri yürürlükten kaldırılmış, (j) ve (k) bentlerinde yer alan “izni” ibareleri “izni, eğitim” şeklinde değiştirilmiş, (m) bendinde yer alan “ve Bağlı Kuruluşları” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, (ö) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (p) bendine “sağlık kuruluşunu” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya toplum sağlığı merkezinin kurulmadığı ilçelerde ilçe sağlık müdürlüğünü” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>“ö) Müdürlük: İl sağlık müdürlüğünü,”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve Kurumca” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, üçüncü fıkrasının (g) bendinde yer alan “evde” ibaresi “evde, uzaktan” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“o) Vekalet veya görevlendirme halinde bakmakla yükümlüğü olduğu birimin tüm işlemlerini yapmak.</p>

<p>ö) Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre uzaktan sağlık hizmeti sunmak.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine “evde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve uzaktan” ibaresi eklenmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“ı) Vekalet veya görevlendirme halinde bakmakla yükümlüğü olduğu birimin tüm işlemlerini yapmak.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve Kurum” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Sağlık hizmeti sunumu sırasında meydana gelen şiddet olayının adli veya mülki idare makamlarınca verilen belgeyle belgelendirilmesi durumunda, aile hekimi veya aile sağlığı çalışanına şiddet uygulayan kişinin müdürlükçe mevcut aile hekiminden kaydı, ikamet ettiği bölge göz önünde bulundurulmak suretiyle öncelikle farklı aile sağlığı merkezine, ikametine yakın farklı aile sağlığı merkezi bulunmuyor ise aynı aile sağlığı merkezinde bulunan kayıtlı nüfusu en düşük aile hekimine yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “24/12/2010 tarihli ve 2010/1237 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte” ibaresi “29/6/2021 tarihli ve 4198 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte” ibaresi “Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “içinde, sözleşme” ibaresi “içinde aile hekimliği yerleştirme işlemi yapılır ve sözleşme” şeklinde ve (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddenin beşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş, altıncı fıkrasının (a) bendinde yer alan “aile hekimliği yapan aile hekimliği uzmanları” ibaresi “görev yapanlardan, önce aile hekimliği yapan aile hekimliği uzmanları, daha sonra diğer aile hekimliği uzmanları” şeklinde ve yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“a) Fiilen en az altı ay aile hekimliği yaparak akabinde askerlik (bedelli hariç) veya doğum nedeniyle ücretsiz izne ayrılması şartıyla sözleşmesini fesheden aile hekimlerine, askerlik veya doğum sonrası kamu görevine başlama tarihine göre, kamu görevlisi olmayan hekimler için ise müdürlüğe başvuru tarihine göre bir defaya mahsus öncelik verilir. Bu öncelik hakkı; terhis tarihinden itibaren bir ay, doğum nedeni ile ücretli izin süresinin bitimi tarihinden itibaren iki yıl on beş gün içerisinde müracaatları üzerine aile hekimliği hizmet sözleşmesini fesih ettiği ilde kullanılır.”</p>

<p>“25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununa istinaden bedelli askerlik yapmak üzere pozisyonlarının korunması talebinde bulunarak askerlik görevini ifa edip ayrılmadan önce çalıştığı aile hekimliği biriminde sözleşme imzalayarak göreve başlatılanlar için bedelli askerlik öncesinde feshedilen sözleşmesi kapsamında görev yaptığı süreler bu fıkra kapsamında dikkate alınır.”</p>

<p>“(7) Münhal aile hekimliği pozisyonlarından, birinci fıkra çerçevesinde yerleştirme yapılamamış pozisyonlar için Devlet hizmeti yükümlülüğü kurasında ilan edilmek suretiyle atama yapılabilir. Bu şekilde ilan edilecek pozisyonlar için yerleştirilen hekimler, aile hekimliği biriminin bulunduğu yerdeki toplum sağlığı merkezine atanarak başlayış yapmalarına müteakiben en geç ertesi günün mesai bitimine kadar aile hekimliği sözleşmesi imzalayarak sözleşme talepleri olmaması halinde ise görevlendirme ile aile hekimliği biriminde göreve başlar.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Sözleşmeli aile sağlığı çalışanı bulunmayan pozisyonlara Bakanlıkça ilan edilmek suretiyle 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 45/A maddesi hükümleri çerçevesinde aile sağlığı çalışanı istihdam edilebilir. Bu şekilde ilan edilecek pozisyonlar için yerleştirilenler, aile hekimliği biriminin bulunduğu yerdeki toplum sağlığı merkezine atanarak başlayış yapmalarına müteakiben atandığı aile hekimliği biriminde aile sağlığı çalışanı hizmet sözleşmesi imzalayarak, sözleşme talepleri olmaması halinde ise görevlendirme ile göreve başlar. Mezkûr kanun hükmünde kararname kapsamında sözleşmeli olduğu müddetçe bu görevlendirme devam eder ve bu birimlerde başka bir aile sağlığı çalışanı ile aile sağlığı çalışanı hizmet sözleşmesi imzalanamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkranın üçüncü ve dördüncü cümleleri yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“Bu durumda, 26/3/2013 tarihli ve 28599 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi hükümlerine göre işlem tesis edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği” ibaresi “Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesinin birinci fıkrasına üçüncü cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Birinci aşama uyum eğitimi aile hekiminin yerleştiği tarihten itibaren en geç 3 ay içinde tamamlanır.”</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğin 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ö) ve (dd) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş, aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “ve Kurumca” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, dördüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“ö) Enjektör, intraket, gazlı bez, atel, sargı bezi, sütur materyali gibi Bakanlıkça belirlenen gerekli sarf malzemeleri.”</p>

<p>“dd) Glikometri ve stripleri.”</p>

<p>“ll) Pulse oksimetre.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“(4) Aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının kullanmak zorunda oldukları teknik, tıbbi cihaz, bilgisayar, donanım, yazılım, bilgi, bilişim ve iletişim teknolojileri ile gezici sağlık hizmetlerinin sunumu için gerekli olan motorlu araçlar, esas olarak aile hekimleri tarafından temin edilir.</p>

<p>(5) Aile hekimleri, aile sağlığı merkezinde yangına karşı alınması gereken tedbirleri alır, tıbbi atıklar ve çöpler için 25/1/2017 tarihli ve 29959 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak gerekli tedbirleri alır.”</p>

<p>“(8) Aile sağlığı merkezlerinde yer alan ortak kullanım alanları ile bu alanlarda bulunan ve ortak kullanıma tahsis edilen her türlü demirbaş, tıbbi cihaz, ekipman ve sair malzeme müşterek kullanım kapsamındadır. Bunlar aile sağlığı merkezi yönetim karar defterine kaydedilir. Aile hekimleri tarafından, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinin 18 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi hükümlerine istinaden aile sağlığı merkezinin gider ödemesiyle temin edilmesinden dolayı müşterek kullanım kapsamında bulunan alan ve malzemeler üzerinde ayni veya şahsi herhangi bir hak iddiasında bulunulamaz; bedel, katkı payı veya sair ad altında talepte bulunulamaz; bunların devri istenilemez ve kullanımı engellenemez. Bu alan ve malzemeler, aile sağlığı merkezinde kullanılmaya devam edilir.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bakanlık, Kurum veya” ibaresi “Bakanlık ve” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinin dördüncü ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin beşinci ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“(4) Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı hizmet sunumunda Bakanlığa ait olan sağlık bilgi yönetim sistemini kullanmak zorundadır. Bakanlığa ait bilgi sistemine geçişe ilişkin usul ve esaslar ile takvim planı Bakanlıkça belirlenir.”</p>

<p>“(6) Aile hekimliği biriminden, sağlık hizmeti alan kişilere ait tüm veriler, Bakanlıkça belirlenen sistemler haricindeki herhangi bir ortama kaydedilemez.”</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte” ibaresi “Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Düzenlemelere uyum</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 5- (1) Bu maddeyi ihdas eden Yönetmelik ile 24 üncü maddede ve EK-1’de yapılan değişiklikleri, aile hekimliği birimleri 1/9/2026 tarihine kadar yerine getirir.”</p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>Aynı Yönetmeliğin EK-1’inin dördüncü ve beşinci satırlarında yer alan “dört” ibareleri “beş” şeklinde değiştirilmiş, on birinci satırı yürürlükten kaldırılmış ve aynı ekin on beşinci satırı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="30">
   <p>15</p>
   </td>
   <td valign="top" width="315">
   <p>Aile sağlığı merkezi girişinin, bekleme alanlarının ve oda girişlerinin görüntülendiği güvenlik kamera sistemi mevcuttur.</p>
   </td>
   <td valign="top" width="28">
   <p><i>+</i></p>
   </td>
   <td valign="top" width="56">
   <p><strong>+</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="46">
   <p><strong>+</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="48">
   <p><strong>+</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>”</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>Aynı Yönetmelikte yer alan “Kurumun” ibareleri “Bakanlığın” şeklinde, “Türkiye Halk Sağlığı Kurumu” ibaresi “Bakanlıkça” şeklinde, “Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca” ibaresi “Bakanlıkça” şeklinde, “Kurumca” ibareleri “Bakanlıkça” şeklinde, “Kurum” ibareleri “Bakanlık” şeklinde, “Kurumdan” ibaresi “Bakanlıktan” şeklinde ve “Kuruma” ibaresi “Bakanlığa” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aile-hekimligi-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik-2</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/09/hemsire-doktor-saglik.jpg" type="image/jpeg" length="26359"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çarşı ve Mahalle Bekçiliğine Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/carsi-ve-mahalle-bekciligine-giris-ve-egitim-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/carsi-ve-mahalle-bekciligine-giris-ve-egitim-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çarşı ve Mahalle Bekçiliğine Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 09 Nisan 2026 Tarihli ve 33219 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İçişleri Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>ÇARŞI VE MAHALLE BEKÇİLİĞİNE GİRİŞ VE EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>17/3/2023 tarihli ve 32135 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çarşı ve Mahalle Bekçiliğine Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 5- (1) Çarşı ve mahalle bekçiliğine alınacaklarda aşağıdaki niteliklerin bulunması şarttır:</p>

<p>a) Türk vatandaşı olmak.</p>

<p>b) Son başvuru tarihi itibarıyla en az lise veya dengi okul mezunu olmak.</p>

<p>c) Son başvuru tarihi itibarıyla erkek adaylar için askerlik ödevini bitirmiş olmak.</p>

<p>ç) 18 yaşını tamamladıktan sonra yaptırılan yaş düzeltmelerinde düzeltmeden önceki yaş dikkate alınmak şartıyla, sınavın yapıldığı yılın 1 Ocak tarihi itibarıyla 18 yaşını tamamlamış ve 31 yaşından gün almamış olmak.</p>

<p>d) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;</p>

<p>1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûm olmamak.</p>

<p>2) Affa uğramış olsa bile 5237 sayılı Kanunun İkinci Kitap Birinci Kısım Birinci ve İkinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan veya zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, hayasızca hareketler, müstehcenlik ve fuhuş suçlarından mahkûm olmamak veya bu suçlardan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiş olmak.</p>

<p>e) Kamu haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmış olmamak.</p>

<p>f) Silah taşımaya veya silahlı görev yapmaya engeli bulunmamak.</p>

<p>g) İlgili mevzuattaki sağlık şartlarını taşımak.</p>

<p>ğ) İlgili mevzuata göre sağlık nedeniyle ilişiği kesilenler hariç olmak üzere;</p>

<p>1) Herhangi bir nedenle askeri okullardan, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığına bağlı okul ve eğitim/öğretim kurumlarından çıkarılmamış olmak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2) Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli iken kusuru nedeniyle ilişiği kesilmemiş olmak.</p>

<p>h) Başvuru tarihinde herhangi bir siyasi partiye veya siyasi partilerin yan kuruluşlarına üye olmamak.</p>

<p>ı) Son başvuru tarihi itibarıyla yerleşim yeri son bir yıldır başvuru yapılan ilin sınırları içerisinde bulunmak.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/carsi-ve-mahalle-bekciligine-giris-ve-egitim-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/bekcia44.jpg" type="image/jpeg" length="22924"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Çalışma Usul ve Esasları ile Kıyafetlerine Dair Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/carsi-ve-mahalle-bekcilerinin-calisma-usul-ve-esaslari-ile-kiyafetlerine-dair-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/carsi-ve-mahalle-bekcilerinin-calisma-usul-ve-esaslari-ile-kiyafetlerine-dair-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Çalışma Usul ve Esasları ile Kıyafetlerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 09 Nisan 2026 Tarihli ve 33219 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İçişleri Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>ÇARŞI VE MAHALLE BEKÇİLERİNİN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI İLE KIYAFETLERİNE DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 5/4/2023 tarihli ve 32154 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Çalışma Usul ve Esasları ile Kıyafetlerine Dair Yönetmeliğin 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 6- (1) Çarşı ve mahalle bekçilerinin haftalık çalışma süresi kırk saattir. Personel yetersizliği, görev yoğunluğu ve benzeri durumlarda emniyet ve asayişin gerektirdiği hâllerin ortaya çıkması hâlinde valinin onayı ile haftalık kırk saatlik çalışma süresi en fazla elli altı saate kadar artırılabilir. Belirtilen durumların ortadan kalkması ile fazla çalışılan süre istirahat süresine eklenir.</p>

<p>(2) Günlük çalışma saatleri esas olarak güneşin batış saatinden doğuş saatine kadar olan zaman dilimini kapsayacak şekilde düzenlenir.</p>

<p>(3) Çarşı ve mahalle bekçileri olağanüstü hâl, terör, toplumsal olaylar, doğal afet, salgın hastalık, mevsim koşulları ve benzeri durumlarda güvenlik veya kamu düzeni ile görevi etkileyen zorunluluk hâllerinin ortaya çıkması hâlinde Bakanın onayı ile ikinci fıkrada belirtilen zaman dilimi dışında çalıştırılabilir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 12- (1) Çarşı ve mahalle bekçilerinin yaya devriye görevleri sırasında uyulması gereken kurallar aşağıda belirtilmiştir:</p>

<p>a) Sıralı amirlerinin izni olmadıkça herhangi bir sebep ve bahane ile devriye hizmetine ara verilemez.</p>

<p>b) Görev süresince bağlı bulundukları birim ile ne şekilde temas ve irtibat kuracakları yetkili amir tarafından tespit edilir.</p>

<p>c) Devriyeler en az iki kişiden oluşur. Kıdemli olan devriyenin amiridir, sağda yürür.</p>

<p>ç) Tabancalar kılıflarında bulunur. Yalnız tehlikeli anlarda ele alınır.</p>

<p>d) Görev esnasında yürüyüş ağır adımlarla yapılır, dönemeçlerde köşe başlarında durularak etraf gözetilip incelenir. Yürüyüşlerde ani dönüşler yapılarak gözetlenip gözetlenmediği veya izlenip izlenmediği kontrol edilir. Zaman zaman suç işlenmesini önleme maksadıyla tek düdük çalınır.</p>

<p>e) Bölge sınırlarında karşılaşan çarşı ve mahalle bekçileri birbirlerine olaylara ait bilgileri aktarırlar ve gecikmeksizin devriye görevine devam ederler.</p>

<p>f) Çarşı ve mahalle bekçileri, yapılacak kontrolün ardından, görevin icra edileceği bölgenin mesafesi göz önüne alınarak gerektiğinde görevlendirildikleri bölgelere bırakılabilir ve görev sona erdiğinde geri alınabilir.</p>

<p>(2) Çarşı ve mahalle bekçilerinin araçla devriye görevleri genel kolluk nezaretinde yerine getirilir. Bu durumda mevzuatla genel kolluk kuvvetlerine tevdi edilen görevlerde genel kolluk kuvvetlerine yardımcı olurlar.</p>

<p>(3) Çarşı ve mahalle bekçileri, görevlendirildikleri bölgelerdeki mahalle, cadde ve sokakları, meydan, park, bahçe, mesire yeri gibi yerler ile sağlık hizmeti veren yerleri, önemli bina ve tesisleri, kamu kurum ve kuruluşları, umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ve emniyet ve asayiş bakımından önemli olan diğer yerleri öğrenmeye mecburdurlar.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (ç) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“b) Görev bölgeleri içerisinde bulunan konut, işyeri ve araçların güvenliğini temin edecek tedbirleri alır.”</p>

<p>“ç) Görevlendirildikleri kamu bina ve tesislerinin koruma ve güvenliğini temin eder.”</p>

<p>“g) Görev saatleri içinde görevlendirildikleri bölgede tespit ettikleri kabahat fiillerini önler ve genel kolluğa bildirir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“b) Durdurulan kişi üzerinde veya aracında silah ya da kendisinin veya başkasının yaşamını tehlikeye sokabilecek bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı hâlinde, kendisine veya başkasına zarar verilmesini önlemek amacıyla kişiler üzerinde yoklama suretiyle el ile dıştan kontrol yapabilir. Araçlarda ise aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünen bölümlerini kontrol edebilir. Bu amaçla üst ve araç araması yapılamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 19- (1) Çarşı ve mahalle bekçileri mevzuatla genel kolluk kuvvetlerine tevdi edilen görevlerde genel kolluk kuvvetlerine yardımcı olurlar.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/carsi-ve-mahalle-bekcilerinin-calisma-usul-ve-esaslari-ile-kiyafetlerine-dair-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/06/bekcia40.jpg" type="image/jpeg" length="98886"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83276"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="39054"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="84048"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="30616"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek gündeme ilişkin soruları yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/bsNmtSsrlGc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55365"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104</strong></p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen salıverilme istemi (tahliye talebi) kurumunu ele alıyoruz. Bu hükümler, tutuklama tedbirine karşı en önemli güvencelerden birini oluşturarak, şüpheli veya sanığın bireysel başvuru hakkını ve mahkeme tarafından tutukluluğun denetlenmesini güvence altına alır.</p>

<p><strong>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</strong></p>

<p>Salıverilme istemi nedir ve hangi aşamalarda talep edilebilir?<br />
CMK m.104 ve 105 neyi düzenler?<br />
Tutukluluk hangi makamlarca denetlenir?<br />
Sulh Ceza Hâkimi, mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu süreçte nasıl görev yapar?<br />
Salıverilme istemine ilişkin usul nasıldır ve karar süreleri nelerdir?<br />
Terör veya örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda süre farkı neden vardır?<br />
Tahliye taleplerine itiraz nasıl yapılır?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, özgürlük hakkının korunması, tutuklama tedbirinin denetimi, itiraz yolları ve adil yargılanma hakkı konularında temel hukuki bilgiler sunmaktadır.<br />
Ayrıca, CMK 104 ve 105 hükümlerinin, bireyin özgürlüğünü koruyan hızlı, denetlenebilir ve hukuka uygun bir sistem oluşturduğunu detaylarıyla açıklamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HyLPmzX8YUg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="19949"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirilmesi Hakkı | CMK 107 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107. maddesi, yani tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi konusunu ele alıyoruz.</p>

<p>Tutuklama kararı verildiğinde yakınlara bilgi verilmesi nasıl olur, kim bilgilendirilir, yabancı uyruklular için süreç nasıl işler? Tüm detayları bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 107 nedir?</p>

<p>Tutuklama kararı alındığında kim bilgilendirilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklu kişi ailesine haber verebilir mi?</p>

<p>Yabancı uyruklu tutuklular için konsolosluk bildirimi nasıl yapılır?</p>

<p>Bu düzenlemenin amacı ve insan haklarıyla bağlantısı nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem de aile bağlarının korunmasını güvence altına alır. Ayrıca yabancı uyruklu tutukluların konsolosluk korumasına erişimini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OtFl4vYXEXo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="58701"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta İncelenme Süresi, Ne Kadar Süreler İle Değerlendirme Yapılır | CMK108 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi, yani tutukluluk süresinin sınırları konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararı ne kadar süreyle uygulanabilir, hangi hâllerde uzatılabilir, çocuklar ve ağır suçlar açısından durum nasıldır? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 102 nedir?</p>

<p>Tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Hangi suçlarda tutukluluk uzatılabilir?<br />
Katalog suçlar ve terör suçlarında tutukluluk süresi neden uzundur?<br />
18 yaşından küçükler için tutuklama süresi nasıl uygulanır?<br />
Uzatma kararlarında hangi gerekçeler aranır?<br />
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları bu konuda ne diyor?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve masumiyet karinesinin gereği olarak keyfî tutuklulukların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca, katalog suçlar ve terörle mücadele kapsamındaki suçlarda öngörülen uzun tutukluluk sürelerinin, uygulamada ne gibi sorunlara yol açtığı ve AİHM’in bu konuda Türkiye’ye yönelik kararlarında neleri eleştirdiği de detaylı biçimde açıklanmıştır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/3UIwS8bH73w/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="96683"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savcının Tutuklama Kararının Geri Alınmasını İstemesi, CMK Madde 103]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesi, yani Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin yetkileri konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararının kaldırılması nasıl olur, savcı hangi durumlarda şüpheliyi serbest bırakabilir, hâkim ve savcı yetkileri arasındaki fark nedir? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>CMK 103 nedir?</strong></p>

<p>Cumhuriyet savcısının serbest bırakma yetkisi hangi durumlarda uygulanır?<br />
Tutuklama kararının kaldırılmasını kim talep edebilir?<br />
Adli kontrol tedbiri nedir ve ne zaman uygulanır?<br />
Savcının serbest bırakma yetkisi hangi aşamada geçerlidir?<br />
Anayasa’nın 19. maddesi bu konuda neyi güvence altına alır?<br />
AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) özgürlük ve güvenlik hakkı ile bu düzenleme arasındaki ilişki nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve tutuklamanın sürekli gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki anayasal ilkenin somut bir yansımasıdır.</p>

<p>Cumhuriyet savcısına tanınan bu yetki, tutukluluğun istisnaî olma niteliğini güçlendirir, keyfî özgürlük kısıtlamalarının önüne geçer ve özgürlük lehine yargısal denetimin etkinleşmesini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/I-GtWxno8mo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="59398"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="32178"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="70120"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="18293"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="90272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="58956"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="42456"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="83967"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="35533"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="10248"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="65219"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
