<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 19 Jun 2026 11:20:23 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/1070 E., 2018/15646 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20161070-e-201815646-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20161070-e-201815646-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 17.12.2018 tarihli, 2016/1070 E., 2018/15646 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/1070 E., 2018/15646 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ</p>

<p><br />
Taraflar arasında görülen davada;<br />
Davacılar, mirasbırakan babaları ...’un ölümünden 7-8 yıl öncesinden beri ... .... .larında tıkanıklık gibi hastalıkları olduğunu son yıllarda da hafıza kaybı yaşadığını davalı oğulları ... .... . ve ...’ un bu durumdan faydalanmak suretiyle muris adına kayıtlı... .... .daki paraları aldıklarını, murisin davalı gelini ...’a emaneten verdiği paraların da malvarlığına geri dönmediğini, ileri sürüp öncelikle miras payları oranında davalılardan tahsilini, murisin ... .... . sağlığı yerinde olduğu kanaati oluşur ise saklı payları ihlal edildiğinden tenkise karar verilmesini istemişlerdir..</p>

<p>Davalılar, murisin akıl sağlığının yerinde olduğunu, davalı oğulları tarafından para çekildiği hususunun davacı tarafça ispat edilemediğini, çekilmiş olsa dahi geride murisin pek çok gayrimenkul bıraktığını, saklı paylarının ihlal edilmediği gibi davaya konu miktarın murisin özgürce tasarruf edebileceği kısmın çok altında olduğunu, belirterek davanın reddinin savunmuşlardır.</p>

<p>Mahkemece, davalılar ... ve ... yönünden sübut bulmadığından davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>-KARAR-</strong></p>

<p>Dava, mirasta iade, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.</p>

<p>Toplanan delillerden, tüm dosya içeriğinden mirasbırakanın ... .... .... .... .sında 87.606,44TL parasının olduğu 17.10.2002 tarihinde mirasbırakanın hesabının kapatıldığı ve bu paranın davalı ... hesabına aktarıldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Her ne kadar... .... . kayıtlarının ele geçirilememesi üzerine davalıya yemin teklif edilmiş, davalı da yemini eda etmiş ise de, bilahare... .... . kayıtları ile mirasbırakanın hesabındaki paranın davalının hesabına geçirildiği sabit olmuştur. Bu durumda yemine değer verilemeyeceği açıktır. ./..</p>

<p>Bilindiği üzere; TMK’nın 669. maddesinde ‘yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlar arası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>Somut olayda davalı mirasçı değildir. Dolayısıyla 669. maddenin uygulama yeri yoktur.</p>

<p>Hemen belirtilmelidir ki, TMK 637 ve devamı maddelerinde miras sebebiyle istihkak davası düzenlenmiştir.</p>

<p>Ne var ki; mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadığı gibi tenkis yönünden de bir inceleme yapılmamıştır.</p>

<p>Hal böyle olunca; öncelikle iddianın miras sebebiyle istihkak bakımından incelenmesi bunun koşullarının oluşmadığı saptanır ise tenkis yönünden inceleme yapılması gerekirken değinilen hususları içermeyen biçimde yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.</p>

<p>Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20161070-e-201815646-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/02/yargi/yargitay-556dfgv.jpg" type="image/jpeg" length="61812"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2016/615 E., 2018/5557 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-2016615-e-20185557-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-2016615-e-20185557-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 12.09.2018 tarihli, 2016/615 E., 2018/5557 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>14. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/615 E., 2018/5557 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.04.2014 gününde verilen dilekçe ile miras alacağından kaynaklı istihkak talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.02.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>_ K A R A R _</strong></p>

<p>Davacılar vekili; tarafların ortak murisleri ... Efe mirasçıları olduklarını, ancak davalılar tarafından çıkarttırılan mirasçılık belgesinde davacıların mirasçı olarak gösterilmediğini, davacıların bu mirasçılık belgesini iptal ettirerek yeni bir mirasçılık belgesi aldıklarını, davalıların muris ...'nin paylarının bulunduğu; 1186 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelini tahsil ettiklerini, 216 parsel sayılı taşınmazı da dava dışı 3. Kişiye sattıklarını, mirasçılık belgesine göre davacıların paylarına isabet eden miktarın 216 parsel sayılı taşınmaz için 78.000 TL, 1186 parsel için ise şimdilik 500 TL, toplam 78.500 TL'nin davalılardan tahsili ile payları oranında davacılara verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalılardan ... davaya cevap vermemiş, diğer davalılar zamanaşımının dolduğu, davanın reddi gerektiğine dair savunmada bulunmuşlardır.</p>

<p>Mahkemece ... yönünden dosya tefrik edilerek dava konusu 1186 parsel ile ilgili davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, dava konusu 216 parsel yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Hükmü davacılar vekili temyizetmiştir.</p>

<p>1-Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir. Bu davada hakim mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer. (TMK m.637/1)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa, açılan dava adi istihkak davasıdır. TMK 639 maddesinde yazılı zamanaşımı süresinin adi istihkak davasında uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Mal mevcut olduğu sürece zamanaşımı yoktur.</p>

<p>Davacılar mirasbırakanın ilk eşinden olan altsoyu, davalılar ise murisin ikinci eşinden altsoyudur. Davalılar davada davacı tarafın mirasçılık sıfatına itiraz etmemiştir. Tarafların mirasçılık sıfatları üzerinden uyuşmazlık bulunmadığından miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemez. Bu durumda davacıların 1186 parsel sayılı taşınmazdaki kamulaştırma bedelinden kaynaklanan talepleri bakımından; mirasçılar arasındaki adi istihkakta zamanaşımı söz konusu olmayacağından mahkemece davanın esası hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile zamanaşımdan dolayı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.</p>

<p>2- Dosya içerisinde yer alan 15.07.2003 tarih, 2003/328-733 E-K sayılı mirasçılık belgesine göre davacıların da muris ... Efe mirasçıları oldukları halde mirasçılık sıfatları ketmedilerek davalılar tarafından 216 parsel sayılı taşınmazın 26.05.2009 tarihli resmi senet ile 107.000,00 TL bedelle ... adlı kişiye satışı yapılmıştır. Davacıların miras payının ketmedildiği anlaşıldığından mahkemece, davacıların miras payları oranında tazminata karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tapusunun muris ... adına kayıtlı olmadığı, davalılar murisi ... adına kayıtlı bulunduğu, davacıların dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davalarının reddine karar verilmiştir. Ne var ki ...'nin, ... Efe'nin eşi olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden de ...'nin, eşi Fehmi'den sonra vefat ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu 216 parsel sayılı taşınmazda ...'nin de payı bulunduğu, dolayısıyla bu pay üzerinde davacıların da miras hissesi bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.09.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-2016615-e-20185557-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1a.jpg" type="image/jpeg" length="81760"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/14890 E., 2016/5928 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201514890-e-20165928-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201514890-e-20165928-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 16.05.2016 tarihli, 2015/14890 E., 2016/5928 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>14. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2015/14890 E., 2016/5928 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.12.2012 gününde verilen dilekçe ile miras sebebiyle istihkak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 07.01.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>_ K A R A R _</strong></p>

<p>Davacı, muris ...'ün 15.10.2011 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefat etmeden önce 15.04.2009 tarihinde davalı ...'ın nezaretinde ... hesabındaki 49.280 TL parasını çektiği ve davalıya borç olarak verdiğini, davalının parayı geri ödemediğini bu nedenle murisin davalıdan 49.280 TL alacağı olduğunun hükmen tespitini istemiştir.<br />
Davalı, murisin teyzesi olduğunu, annesine bankaya giderken yanında olmasını istediğini, annesinin kendisinden ...'ye götürmesini istemesi üzerine annesini ...'ye götürdüğünü, teyzesi ile birlikte bankaya gittiğini, teyzesinin yanında bankadan parayı çektiğini, daha sonra ...'de kalmak istemediğini, annesi ile ...'ta kalmak istediğini, bu nedenle kendilerini ...'a otobüsle gönderdiğini, iki yaşlı kadının emanetle ...'a gelmekten korkmaları nedeniyle parayı kendi hesabına yatırdığını, ...'a geldikten sonra kendi hesabından parayı çekerek teyzesine verdiğini, muris teyzesinden herhangi bir para almadığını bu nedenle davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Dava, miras sebebiyle istihkak istemine ilişkindir.</p>

<p>4721 sayılı TMK'nın 637. maddesine göre, yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.</p>

<p>Somut olaya gelince, davacı muris ...'e ait 49.280 TL'nin muris tarafından bankadan çekilerek davalı ...'a verdiğini, davalı ...'ın murise ait bu parayı murise ve muris öldükten sonra da mirasçılarına iade etmediğini iddia etmiştir. Davalı 23.01.2012 tarihli cevap dilekçesinde, belirtilen paranın kendisine ait banka hesabına yatırdığını kabul etmiş ancak daha sonra murise iade ettiğini savunmuştur.</p>

<p>Davalı muristen dava konusu parayı aldığını kabul ettiğinden, geri verdiğini ispat yükü altındadır. İspat yükünün yer değiştirdiği nazara alınarak davalının muristen almış olduğu parayı iade ettiğine ilişkin savunması ve bu husustaki delilleri değerlendirilmek suretiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 16.05.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201514890-e-20165928-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="63576"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/12241 E., 2016/3097 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201512241-e-20163097-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201512241-e-20163097-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2016 tarihli, 2015/12241 E., 2016/3097 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>14. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2015/12241 E., 2016/3097 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 23.09.2009 gününde verilen dilekçe ile istihkak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02.12.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>_ K A R A R _</strong></p>

<p>Dava, istihkak istemine ilişkindir.</p>

<p>Davacılar vekili, muris...'in 19.08.1985 tarihinde vefat ettiğini, murisin 1975 yılında.... Konut Yapı Kooperatifine üye olduğunu, davalının murisin vefatından 5 yıl sonra murisin yerine kooperatife üyeliğe kabul edildiğini, davalının terekedeki bu malı kardeşlerine haber vermeden kötüniyetle iktisap ettiğini bu nedenle terekeye ait payın terekeye iadesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p>Davalı vekili, 15 yıl boyunca kooperatif üyelik aidatının müvekkili tarafından ödendiğini, davacıların kooperatif üyeliğinden haberdar olduklarını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Miras açılınca, mirasçılar onun tamamına sahip olurlar, kanunda açıkça yazılı haller müstesna olmak üzere, müteveffanın alacakları ve bilcümle hakları ve zilyed bulunduğu malları, mirasçılarına intikal eder (743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 539). Mirasçı birden ziyade ise, terekedeki haklar ve borçlar taksime kadar müşa kalır. Tereke mirasçıların mülkü olup, mukavele veya kanun ile muayyen temsil ve idare hakları mahfuz kalmak üzere mirasçılar, bunda müştereken tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin talebi üzerine hakim, taksimin icrasına kadar miras şirketine bir mümessil tayin edebilir (TKM m. 581).</p>

<p>Terekeye veya bir kısmına vazıyed edenlere karşı kanuni veya mansup mirasçı sıfatı ile üstün bir hakka sahip olduğunu iddia eden kimse, miras sebebi ile istihkak davasında bulunabilir. Hakim davacının talebi üzerine hakkının muhafazası için iktiza eden tedbirleri ittihaz eyler. Bu tedbirler, teminat itası veya tapu kaydine şerh verilmesi gibi şeylerdir (TKM m. 577).</p>

<p>1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 14. maddesi "Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer.</p>

<p>Anasözleşmede gösterilecek şartlarla ölen ortağın mirasçılarının kooperatifte ortak olarak kalmaları sağlanabilir.</p>

<p>(Değişik: 06.10.1988 - 3476/3 md.) Ortaklık devredilebilir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder." şeklindedir.</p>

<p>Terekeye veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa açılan dava adi istihkak davası olarak adlandırılmaktadır. Adi istihkak davasında miras sebebiyle istihkak davasından farklı olarak mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmadığı gibi mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlık da mevcut değildir. Mirasçıların istihkak davası açması her zaman imkan dahilindedir.</p>

<p>Somut olayda; davacılar yasal mirasçı olduklarından ve mirasçılık sıfatlarına yönelik bir itiraz bulunmadığından 743 sayılı TKM'nin 577. maddesinde belirtilen hükümlerinin bu davada uygulanması mümkün değildir. Mirasçıların üstün hak iddiası bulunmadığından dava (adi) istihkak istemine ilişkindir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Muris.... 19.08.1985 tarihinde vefat etmiş, davalı mirasçı ... ise .... Geliştirme Kooperatifine Yönetim Kurulunun 10.08.1990 tarihli ve 60 sayılı kararı ile ortaklığa kabul olunmuştur. Bu itibarla mahkemece, gerekirse kooperatif kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle ...'in kooperatife üye olduğu tarihten vefat tarihine kadar yaptığı ödemeler ile davalı (mirasçı) ...'in kooperatif üyeliğine kabul sebebi ve dayanakları ile kooperatife yaptığı ödemeler tespit edilerek kooperatif tarafından tahsis edilen villanın dava tarihindeki rayiç bedeline oranlanmak suretiyle terekeye iade edilmesi gereken tereke malı olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Mahkemece belirtilen hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201512241-e-20163097-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/yargitay-logo1.jpg" type="image/jpeg" length="97163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVASI (TMK 637-639)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/miras-sebebiyle-istihkak-davasi-tmk-637-639-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/miras-sebebiyle-istihkak-davasi-tmk-637-639-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1. Genel Olarak</strong></p>

<p>Mirasçıların mirasçılık sıfatlarından doğan dava, miras sebebiyle istihkak<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> davası<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->dır. TMK’nın 637/1. maddesine göre, “kanuni veya atanmış mirasçı<!--[if supportFields]><span style='font-size:12.0pt;
line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span style='mso-element:
field-begin'></span> XE &quot;Atanmış Mirasçı&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->, terekeyi veya bazı tereke<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Tereke&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.” Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, miras sebebiyle istihkak davası, kanuni mirasçı ile atanmış mirasçı ve hatta belirli mal vasiyeti<!--[if supportFields]><span style='font-size:12.0pt;
line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span style='mso-element:
field-begin'></span> XE &quot;Belirli Mal Vasiyeti&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> lehtarı tarafından tereke mallarına gerek iyiniyetle gerek kötüniyetle mirasçı olarak el koymuş olan şahıslara karşı açılan davadır.</p>

<p>Davacı, tereke üzerinde sahip olduğu hakka dayanır. TMK’nın 637/2. maddesine göre, “Bu davada hâkim, mirasçılık sıfatı<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Mirasçılık Sıfatı&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->yla ilgili uyuşmazlıkları da çözer.” Terekeye veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunması şarttır. Yoksa yani üstün hak iddiasında bulunmuyorsa açılan dava TMK’nın 683. maddesinde düzenlenen adi istihkak davasıdır ve mahkemece adi istihkak davası olarak nitelendirilmelidir. Yargıtay’a göre; bir davanın miras sebebiyle istihkak davası sayılması için verasette uyuşmazlık bulunması gerekir. Mirasçılar, miras sebebiyle istihkak davası ile terekedeki bir mal veya hakkın iade edilmesini isteyebilecekleri gibi; adi istihkak davasını da açabilirler. Miras sebebiyle istihkak davasında mirasçılık sıfatı ön koşuldur ve bu nedenle bir tarafın mirasçı olduğu tereke mallarının iadesiyle ilgili olarak mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde tek bir dava şeklinde açılabilir. Külli bir davadır.</p>

<p>Bu dava, mirasçı olmadıkları halde, mirasçı zannıyla mirasbırakana ait malvarlığına el koyan kişilere karşı veya terekeye ait bir malı elinde bulunduran kişilere karşı açılır. Bu dava ile mirasçı, terekeye dâhil mal ve hakları tek tek istemek yerine tümünü isteyebilir. Mirasçıların istihkak davası açması her zaman imkân dâhilindedir. Amaç mülkiyet hakkına dayanarak malikin, dolaysız zilyetliğine kavuşmaktır. Mülkiyetin tespiti ile malın geri verilmesi istenir.</p>

<p>Dava, terekeyi veya bazı tereke<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Tereke&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> mallarını elinde bulunduran ancak, mirasçılıktan doğan üstün hakkı ileri süremeyen her kişiye karşı açılabilir. Kısaca miras sebebiyle istihkak davası, zilyet olmayan mirasçı tarafından üstün mirasçılık sıfatı olmayan mirasçı zilyede karşı açılır. Ancak, zilyetliği için özel bir nedene dayanan ve bunu ispat eden kişilere karşı miras sebebiyle istihkak<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> davası<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> açılamaz. Örneğin, şeyin mirasbırakan ile aralarındaki kira<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Kira&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> sözleşmesi<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Kira Sözleşmesi&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> ile kendisine teslim edildiğini ileri sürüp, ispatlayabilir.</p>

<p>Miras sebebiyle istihkak<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> davası<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> bir ayni davadır. Davacının mirasçılık sıfatı<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Mirasçılık Sıfatı&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> dolayısıyla tereke<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Tereke&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> üzerinde haiz olduğu hakka aykırı hareket eden herkese karşı ileri sürülebilir.</p>

<p>Eda davası<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Eda Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> olup, terekeye dâhil şeylerin davacıya iadesine ilişkin bir edayı içerir. Yoksa mirasçılık sıfatının tespitine ilişkin bir dava değildir. Dava sonucunda, alacakların temliki, taşınırlarda zilyetliğin iadesi, taşınmazlarda tapu sicili<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Tapu Sicili&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->nin düzeltilmesi gibi kararlar verilebilir.</p>

<p>Mülkiyet hakkına dayalı adi istihkak davalarında süre koşulu bulunmazken, miras sebebiyle istihkak davalarında TMK’nın 639. maddesi ile üç çeşit zamanaşımı<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Zamanaşımı&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> süresi öngörülmüştür. TMK’nın 639/1. maddesine göre, “Miras sebebiyle istihkak<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> davası<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Tereke&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” İyiniyetli zilyede karşı; bir ve on yıllık zamanaşımı<!--[if supportFields]><span style='font-size:12.0pt;
line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span style='mso-element:
field-begin'></span> XE &quot;Zamanaşımı&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> süresi öngörülmüştür. Kötüniyetli zilyede karşı ise yirmi yıllık zamanaşımı<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Zamanaşımı&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> süresi öngörülmüştür. TMK’nın 639/2. maddesine göre, “İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır.” Ayrıca iyiniyetli kişinin zamanaşımı süresini bertaraf edilmemesi için TMK’nın 638/2. maddesine göre, miras sebebiyle istihkak<!--[if supportFields]><span style='font-size:12.0pt;line-height:
110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span style='mso-element:field-begin'></span>
XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> davası<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->nda, davalı kazandırıcı zamanaşımıyla malı iktisap ettiğini ileri süremez. Bu süre de yasal mirasçı için mirasın açılmasından, atanmış mirasçı için ise vasiyetnamenin açılmasından itibaren başlar.</p>

<p>Miras sebebiyle istihkak davasında ispat yükü, TMK’nın 6 maddesinde düzenlenen genel kural gereği, kural olarak davacıda olup, yasal veya atanmış mirasçı olduğunu, mirasçılık sebebiyle üstün hak sahibi olduğunu, dava konusu malların terekeye ait olduğunu ve davalının haksız zilyet olduğunu ispatlamalıdır. Davalı ise, karşı ispat olarak üstün hakkını veya dava sürelerinin kaçırıldığını, sınırlı ayni hakka veya şahsi hakka dayalı özel bir nedenle mala sahip olduğunu iddia ediyorsa bu hakkını ispatlayabilir.</p>

<p>“<i>...Somut olayda davalı mirasçı değildir. Dolayısıyla 669. maddenin uygulama yeri yoktur. Hemen belirtilmelidir ki, TMK 637 ve devamı maddelerinde miras sebebiyle istihkak</i><!--[if supportFields]><span style='font-size:12.0pt;
line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span style='mso-element:
field-begin'></span> XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--><i> davası</i><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İstihkak Davası&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--><i> düzenlenmiştir. Ne var ki; mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadığı gibi tenkis yönünden de bir inceleme yapılmamıştır.</i></p>

<p><i>Hal böyle olunca; öncelikle iddianın miras sebebiyle istihkak</i><!--[if supportFields]><span style='font-size:12.0pt;
line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span style='mso-element:
field-begin'></span> XE &quot;İstihkak&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--><i> bakımından incelenmesi bunun koşullarının oluşmadığı saptanır ise tenkis yönünden inceleme yapılması gerekirken...</i>”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20161070-e-201815646-k-sayili-karari" rel="dofollow">[1]</a></p>

<p><i>“…Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir. Bu davada hâkim mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer. (TMK m.637/1)</i></p>

<p><i>Terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa, açılan dava adi istihkak davasıdır. TMK 639 maddesinde yazılı zamanaşımı süresinin adi istihkak davasında uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Mal mevcut olduğu sürece zamanaşımı yoktur.</i></p>

<p><i>Davacılar mirasbırakanın ilk eşinden olan altsoyu, davalılar ise murisin ikinci eşinden altsoyudur. Davalılar davada davacı tarafın mirasçılık sıfatına itiraz etmemiştir. Tarafların mirasçılık sıfatları üzerinden uyuşmazlık bulunmadığından miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemez. Bu durumda davacıların 1186 parsel sayılı taşınmazdaki kamulaştırma bedelinden kaynaklanan talepleri bakımından; mirasçılar arasındaki adi istihkakta zamanaşımı söz konusu olmayacağından mahkemece davanın esası hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile zamanaşımından dolayı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-2016615-e-20185557-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>[2]</strong></a></i></p>

<p>“<i>...Somut olaya gelince, davacı muris Şehri...’e ait 49.280 TL’nin muris tarafından bankadan çekilerek davalı Salih...’a verdiğini, davalı Salih...’ın murise ait bu parayı murise ve muris öldükten sonra da mirasçılarına iade etmediğini iddia etmiştir. Davalı 23.01.2012 tarihli cevap dilekçesinde, belirtilen paranın kendisine ait banka hesabına yatırdığını kabul etmiş ancak daha sonra murise iade ettiğini savunmuştur.</i></p>

<p><i>Davalı muristen dava konusu parayı aldığını kabul ettiğinden, geri verdiğini ispat yükü</i><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İspat Yükü&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--><i> altındadır. İspat yükü</i><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;İspat Yükü&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:105%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--><i>nün yer değiştirdiği nazara alınarak davalının muristen almış olduğu parayı iade ettiğine ilişkin savunması ve bu husustaki delilleri değerlendirilmek suretiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken...</i>”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201514890-e-20165928-k-sayili-karari" rel="dofollow">[3]</a></p>

<p><i>“…Terekeye veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa açılan dava adi istihkak davası olarak adlandırılmaktadır. Adi istihkak davasında miras sebebiyle istihkak davasından farklı olarak mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmadığı gibi mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlık da mevcut değildir. Mirasçıların istihkak davası açması her zaman imkân dahilindedir.</i></p>

<p><i>Somut olayda; davacılar yasal mirasçı olduklarından ve mirasçılık sıfatlarına yönelik bir itiraz bulunmadığından 743 Sayılı TKM'nin 577. maddesinde belirtilen hükümlerinin bu davada uygulanması mümkün değildir. Mirasçıların üstün hak iddiası bulunmadığından dava (adi) istihkak istemine ilişkindir…”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201512241-e-20163097-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>[4]</strong></a></i></p>

<p><strong>2. Davanın Tarafları</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2.1. Davacı</strong></p>

<p>TMK’nın 637/1 maddesine göre davacı, kanuni veya atanmış bir mirasçı olmalı ve sırf bu sıfatına dayanmalıdır. Yasal ve atanmış mirasçı dışındaki kişiler, örneğin vasiyet alacaklısı, miras payı alan üçüncü kişiler, şahsi hak sahipleri, mirası resmen idare edenler, vasiyeti tenfiz memurları bu davayı açamazlar. Ancak ön mirasçı kendi mirasçılık hakkına dayanarak miras sebebiyle istihkak davası açabileceği gibi, ön mirasçı bu davayı açmazsa artmirasçının mirasçılık sıfatı doğacağından bu davayı açabilir. Yine miras Devlete kaldığında Devlet de bu davayı açabilir. Eğer birden fazla mirasçı varsa ve miras ortaklığı devam etmekteyse elbirliği hak sahipliği geçerli olacağından bunlar üçüncü şahıslara karşı miras sebebiyle istihkak davasını mecburi dava arkadaşlığı nedeniyle ya birlikte veya tereke temsilcileri aracılığı ile açabilirler.</p>

<p><strong>2.2. Davalı</strong></p>

<p>Davalı ise, tereke malını ele geçiren, mülkiyet, kira, ariyet gibi bir takım özel nedenlerle tamamıyla veya bir kısmı ile elinde bulunduran ve mirasçılıktan doğan üstün hakkı ileri süremeyen her üçüncü kişi<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Üçüncü Kişi&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> olabilir.</p>

<p><strong>3. Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></p>

<p>HMK’nın 2/1. maddesine göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Görevli Mahkeme&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Asliye Hukuk Mahkemesi&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->dir.”</p>

<p>Yetkili mahkeme ise TMK’nın 576. maddesine göre, mirasbırakanın son yerleşim yeri<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Mirasbırakanın Son Yerleşim
Yeri&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span style='font-size:
12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> mahkemesi<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Mirasbırakanın Son Yerleşim
Yeri Mahkemesi&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]-->dir.</p>

<p>HMK’nın 11/1. maddesine göre, bu yetki kuralı kesin yetki<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Kesin Yetki&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> kuralı olup, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Taraflar bu yetki kuralının aksine bir yetki sözleşmesi<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Yetki Sözleşmesi&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> yapamayacakları gibi, mirasbırakanın son yerleşim yeri<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Mirasbırakanın Son Yerleşim
Yeri&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span style='font-size:
12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> mahkemesi<!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-begin'></span> XE &quot;Mirasbırakanın Son Yerleşim
Yeri Mahkemesi&quot; </span><![endif]--><!--[if supportFields]><span
style='font-size:12.0pt;line-height:110%;font-family:"Times New Roman",serif'><span
style='mso-element:field-end'></span></span><![endif]--> yanında ilave yetki kuralı koyamazlar.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aydin-tekdogan" title="Av. Aydın TEKDOĞAN"><img alt="Av. Aydın TEKDOĞAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/12/aydin-tekdogan-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aydin-tekdogan" title="Av. Aydın TEKDOĞAN">Av. Aydın TEKDOĞAN</a></strong></h4>

<p><strong>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi Emekli Başkanı</strong></p>

<p><span style="color:#999999">------------</span></p>

<p><span style="color:#999999">* Ayrıntılı bilgi için: Tekdoğan A., Miras İş ve İşlemleri ile Miras Davaları, 2. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ocak 2026, 1608 Sayfa.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20161070-e-201815646-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20161070-e-201815646-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2016/1070 K. 2018/15646 T. 17.12.2018</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-2016615-e-20185557-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-2016615-e-20185557-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2016/615 K. 2018/5557 T. 12.9.2018</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201514890-e-20165928-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201514890-e-20165928-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/14890 K. 2016/5928 T. 16.05.2016</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201512241-e-20163097-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201512241-e-20163097-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/12241 K. 2016/3097 T. 10.3.2016</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/miras-sebebiyle-istihkak-davasi-tmk-637-639-1</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/teradhak.jpg" type="image/jpeg" length="89185"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[5 ilde sokak çetelerine operasyon: 3'ü avukat 32 gözaltı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/5-ilde-sokak-cetelerine-operasyon-3u-avukat-32-gozalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/5-ilde-sokak-cetelerine-operasyon-3u-avukat-32-gozalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, önde gelen sokak çetelerinden birine yönelik İstanbul, Muş, Diyarbakır, Erzurum ve Tekirdağ'da eş zamanlı düzenlenen operasyonda; aralarında 3 avukatın da bulunduğu 32 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Sokak çeteleri, organize suç örgütleri ve milletimizin huzurunu hedef alan tüm suç yapılanmalarıyla mücadelemiz tavizsiz bir kararlılıkla sürmektedir. İçişleri Bakanlığımız ile tam bir eşgüdüm ve koordinasyon içerisinde hareket ediyor; şehirlerimizin huzuruna ve gençlerimizin geleceğine kasteden hiçbir yapıya asla göz açtırmıyoruz. Bu sabah İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde; önde gelen sokak çetelerinden birine yönelik İstanbul, Muş, Diyarbakır, Erzurum ve Tekirdağ illerimizde eş zamanlı operasyonlar düzenlenmiş, aralarında 3 avukatın da bulunduğu 32 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır" dedi.</p>

<p><strong>'CEZALARIN ARTIRILMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALARIMIZ SÜRÜYOR'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Gürlek, "Bu vesileyle şunu açıkça ifade etmek isterim; Suç örgütleri ve çeteler, evlatlarımızı kendi karanlıklarına çekerken 'nasıl olsa yaşınız küçük, ceza almazsınız' diyerek kirli bir dezenformasyon kampanyası yürütmektedir. Cezaların daha da artırılmasına yönelik çalışmalarımız devam etmekle birlikte; çocukların örgüt üyeliği, kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı saldırı ve yağma gibi nitelikli suçlara bulaştırılması halinde mevcut hukuk düzenimiz ağır yaptırımlar öngörmektedir. Çocuklarımızı suç örgütlerinin ağına düşürmeye çalışan, sokaklarımızın güvenliğini tehdit eden ve vatandaşlarımızı korkutarak haksız menfaat temin eden bu yapılara yönelik süpürme operasyonlarımız kökleri kazınana dek kararlılıkla devam edecektir. Soruşturmayı titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, operasyonu başarıyla icra eden İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze ve süreçte emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/5-ilde-sokak-cetelerine-operasyon-3u-avukat-32-gozalti</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/06/gozalti-1515a772bf8fed1642353.webp" type="image/jpeg" length="60375"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2022/76824 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202276824-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202276824-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 2/4/2026 tarihli ve 2022/76824 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>GENEL KURUL</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>E.</strong> <strong>B.</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2022/76824)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 2/4/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 19/6/2026- 33285</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>GENEL KURUL </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkanvekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkanvekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Rıdvan GÜLEÇ</p>

   <p>Recai AKYEL</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Tolga BAŞBOZKURT</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN KONUSU </strong></p>

<p>1. Başvuru, dernek üyeliği dolayısıyla terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan verilen mahkûmiyet hükmü nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p><strong>II. BAŞVURU SÜRECİ </strong></p>

<p>2. Başvuru 21/7/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>

<p>3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>4. İkinci Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından incelenmesine karar vermiştir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>5. Başvuruya konu Batı (Rojava) Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Dernek) 2014 yılında kurulmuş olup 22/11/2016 tarihli ve 29896 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 31/10/2016 tarihli ve 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (OHAL KHK) ile terör örgütleriyle veya Millî Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı ya da irtibatı veya bunlara aidiyeti olduğu değerlendirilerek kapatılmıştır. Başvurucu, başvuruya konu olaylar yaşandığında İzmir'de Dernekte sayman olarak görev yapmaktadır.</p>

<p><strong>A. Başvurucu Hakkındaki 5/10/2016 Tarihli Olaya İlişkin Soruşturma</strong></p>

<p>6. Kolluk güçleri tarafından Dernek organizasyonunda Edremit ve Ayvalık ilçesinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından seçim irtibat bürosu olarak kullanılan ve depo işlevi gören yerlerde biriktirilen zeytinlerin önce İzmir'e, sonra da Suriye'nin kuzey bölgesindeki PKK/KCK silahlı terör örgütünün uzantısı olan YPG/PYD kamplarına götürüleceği konusunda istihbari bilgi alınması üzerine Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda 5/10/2016 tarihinde üç şüpheli şahıs depodan kamyona zeytin yüklerken suçüstü yakalanarak gözaltına alınmıştır. Zeytinlere Başsavcılık tarafından usulüne uygun şekilde el konulmuştur.</p>

<p>7. Zeytinler yüklenirken yakalanan M.E.A. kollukta alınan ifadesinde Dernek üyesi olduğunu, toplanan yardımların nerelere gittiğini bilmediğini ancak yardımların Diyarbakır'a götürüldüğünü ve oradaki görevliler tarafından dağıtıldığını belirtmiştir. Devamında olay günü Edremit HDP ilçe binası ve Ayvalık Seçim Bürosundan zeytinleri teslim alarak İzmir'e götürmesi gerektiğini başvurucunun söylediğini ve gittiği yerlerde irtibat kuracağı kişilerin ismini de yine başvurucunun verdiğini, zeytinlerin nakliyesi için M.A. ile belli bir meblağ karşılığı anlaştığını ifade etmiştir.</p>

<p>8. Kolluk tarafından alınan ifadesinde M.A., M.E.A. ile zeytinlerin İzmir'e nakledilmesi için anlaştığını ancak makbuz kesmediğini belirtmiştir. Yakalanan diğer şüpheli İ.K. ise ifadesinde Dernekten tanımadığı bir şahsın arayarak Ayvalık'ta toplanan zeytinleri Mardin'de bulunan, Suriye'nin kuzeyinden gelen ve çadırlarda kalan mültecilere göndereceklerini, bu nedenle yardımcı olmasını istediğini, bunun üzerine M.E.A.nın kendisiyle irtibata geçtiğini beyan etmiştir.</p>

<p>9. Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığı üç şüphelinin 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet ettiği gerekçesiyle haklarında fezleke düzenleyerek dosyayı Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.</p>

<p>10. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı değerlendirme sonucunda söz konusu soruşturmayla bağlantısı olduğu için başvurucunun gözaltına alınmasına karar vermiştir. 21/12/2016 tarihinde gözaltına alınan başvurucunun ifadesine başvurulmuştur. Başvurucu; ifadesinde Dernekte sayman olarak görev yaptığını, Derneğin 2016 yılının Kasım ayında kapatıldığını, Suriye'deki iç savaş nedeniyle mağduriyetler yaşandığını, bu doğrultuda Dernek faaliyetleri kapsamında mültecilere yardımda bulunduklarını beyan etmiştir. Ayrıca olay günü ele geçirilen zeytinlerin aslında Diyarbakır'daki Dernek Genel Merkezine gönderildiğini ve oradan dağıtımının yapılacağını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir.</p>

<p>11. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı 26/12/2016 tarihinde başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması talebinde bulunmuşsa da Balıkesir Sulh Ceza Hâkimliği tutukluluk talebini reddederek başvurucunun adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir.</p>

<p>12. Başvurucuyla birlikte diğer üç kişi hakkında Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2017 tarihinde iddianame tanzim etmiştir. Başsavcılık, başvurucunun terör örgütüne üye olma, 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'na muhalefet etme suçlarından cezalandırılmasını talep etmiştir. Başsavcılık; iddianamede genel merkezi Diyarbakır'da olan Derneğin PKK silahlı terör örgütüyle irtibatı olduğunu, terör amaçları doğrultusunda hareket ettiğini, Derneğin yardım toplama izni olmayıp 677 sayılı OHAL KHK'sıyla kapatıldığını belirtmiştir.</p>

<p><strong>B. Başvurucu Hakkındaki 11/11/2016 Tarihli Olaya İlişkin Soruşturma</strong></p>

<p>13. PKK silahlı terör örgütüne yardım malzemesi gönderildiğine yönelik olarak kolluk güçlerine gelen ihbar üzerine 11/11/2016 tarihinde Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında M.K.nın şoförlüğünü yaptığı kamyon durdurulmuş, yapılan arama sonucunda on ton gıda malzemesine el konulmuştur. M.K. söz konusu malzemeleri İzmir'de başvurucudan teslim aldığını, Diyarbakır'a götürdüğünü, söz konusu malzemelerin kime gittiğini bilmediğini ancak ilgililerin Diyarbakır'daki Suriyelilere dağıtılacağını söylediklerini belirtmiştir.</p>

<p>14. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı, Manisa ve çevresindeki PKK silahlı terör örgütünün gençlik yapılanması ve terör örgütüyle irtibatı nedeniyle kapatılan Derneğin faaliyetleri hakkında yürüttüğü kapsamlı soruşturmaya 11/11/2016 tarihli olayı da dâhil etmiş ve başvurucunun 15/2/2017 tarihinde gözaltına alınmasına karar vermiştir.</p>

<p>15. Başvurucu 23/2/2017 tarihinde kollukta alınan ifadesinde Derneğe yardım toplama hususunda daha öncede gözaltına alındığını ancak serbest bırakıldığını, Derneğin yasal olduğunu, insani duygularla Dernek faaliyetleri kapsamında çalıştığını, M.K.yı nakliyeci olması nedeniyle tanıdığını, yakalanan yardım malzemelerinin göç mağdurları için Diyarbakır'a gönderildiğini, söz konusu yardımların PKK silahlı terör örgütüne gidip gitmediğini bilmediğini beyan etmiştir.</p>

<p>16. Başvurucunun yapılan üst aramasında ele geçirilen telefonuna usulüne uygun şekilde el konulmuştur. Bu doğrultuda telefonunda yapılan incelemede PKK silahlı terör örgütünü öven ve yücelten nitelikte bir müzik parçası tespit edilmiş; tespit neticesinde şarkı içeriğinde ''<i>Her zaman çalışırım, gerillayım ben, Adım Cudi'dedir, sesim Gabar'dadır, Ben Zilan'ın annesiyim, ben gerillayım." </i>şeklinde ifadelerin yer aldığı belirtilmiştir.</p>

<p>17. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının talebi doğrultusunda 28/2/2017 tarihinde terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir.</p>

<p>18. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucuyla birlikte 137 kişi hakkında 25/8/2017 tarihinde iddianame tanzim etmiş; başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. İddianamede; başvurucunun PKK/KCK silahlı terör örgütünün şehir yapılanmasında üye olarak faaliyet gösterdiği, terör örgütünün silahlı güçlerine gönderilmek üzere toplanan yardım malzemelerini organize ettiği ve nakil araçları temin ettiği belirtilmiştir.</p>

<p><strong>C. Başvurucu Hakkındaki Kovuşturma</strong></p>

<p>19. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının 26/12/2016 tarihli iddianamesinin kabulüne karar veren Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucuyla birlikte diğer üç kişinin yargılamasına başlamıştır. Mahkemenin 22/3/2017 tarihli ilk celsesinde başvurucunun savunmasına başvurulmuştur. Başvurucu 5/10/2016 tarihli olaya ilişkin soruşturma aşamasında yaptığı benzer savunmaları yapmıştır. Savunmasında ek olarak Derneğin İzmir şubesi olarak yardım toplama yetkisi olmadığını ancak 23/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu uyarınca bağış kabul edilebileceğini, bu doğrultuda da HDP ilçe teşkilatından gönderilen zeytinler için bağış makbuzu kesileceğini ancak zeytinler İzmir'e ulaşmadığı için bu makbuzun kesilemediğini belirtmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>20. Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 8/9/2017 tarihinde Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 25/8/2017 tarihli iddianamesinin kabulüne karar vermiştir.</p>

<p>21. Mahkemenin 14/12/2017 tarihli celsesinde 11/11/2016 tarihinde el konulan eşyaları taşıyan M.K.nın savunması alınmıştır. M.K. savunmasında el konulan malzemelerin Diyarbakır'a götürülmesi için başvurucuyla para karşılığında anlaştığını, irsaliyenin de Dernek adına kesildiğini, Diyarbakır'da bir depoya teslim etmesinin istendiğini ve orada kendisini karşılayacak olan kişinin de isminin kendisine verildiğini, iki ay önce de aynı yere eşya götürdüğünü, depoya malzemeleri indirdikten sonra oraya gelen yaşlı birine ismi yazılmak suretiyle ihtiyacı doğrultusunda bulgur vs. gıda ve erzak kolilerinin verildiğini gördüğünü belirtmiştir.</p>

<p>22. Mahkemenin 15/12/2017 tarihli celsesinde başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu; savunmasında gözaltına alınana kadar Menemen Devlet Hastanesinde radyoloji teknikeri olarak çalıştığını ancak KHK'yla görevinden ihraç edildiğini belirtmiştir. Başvurucu hastanede çalıştığı dönemde Suriye'den gelen göç mağdurlarına acıması nedeniyle Derneğe üye olduğunu, zamanla da Dernekte sayman olarak görev aldığını ifade etmiştir. Derneğin PKK silahlı terör örgütüyle bir bağlantısı olmadığını söyleyen başvurucu, Dernekten terör örgütlerine yardım aktarıldığına dair cezai bir soruşturma yapılmadığını, aynı dosyada birlikte yargılandığı M.K.yı Dernek faaliyetleri kapsamındaki malzemeleri Diyarbakır'a taşıması vasıtasıyla tanıdığını, toplanan malzemelerin bağış makbuzuyla ve bağışlanan malzemelerin de tutanakla teslim alındığını, irsaliyenin Dernek Genel Merkezi adına düzenlendiğini, yapılan tüm işlemlerin resmî olduğunu, malzemelerin dağıtım yerlerinin de Derneğin internet sitesinde ilan edildiğini söylemiştir. Ayrıca; Dernek Genel Merkezinin terör örgütüne yardım ettiğine dair herhangi bir dava bulunmadığını, Derneğin sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde değil yurdun diğer yerlerinde de faaliyet gösterdiğini, telefonunda tespit edilen Kürtçe şarkının örgütsel niteliği olmadığını, kaldı ki söz konusu telefonun kendisine değil kuzenine ait olduğunu belirtmiştir.</p>

<p>23. Mahkeme 20/12/2017 tarihli celsesinde başvurucunun tahliyesine karar vererek adli kontrol altına alınmasına hükmetmiştir.</p>

<p>24. Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden yargılamada ise 8/1/2018 tarihinde başvurucu yönünden dosyada tefrik kararı verilmiş ve tefrik edilen dosyanın aradaki bağlantı nedeniyle başvurucu hakkında benzer suçtan Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden yargılamayla birleştirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>25. Birleşen dosya üzerinden yaptığı yargılama sonucunda Mahkeme 28/9/2018 tarihinde, başvurucunun eylemlerinin terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğu değerlendirmesiyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetmiştir.</p>

<p>26. Başvurucu, mahkeme kararından sonra istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 5/12/2019 tarihinde verdiği kararla başvurucuyla birlikte yargılanan 22 kişi hakkındaki hükmü bozmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, kararında farklı eylemlere sahip sanıkların usul ekonomisi gereğince ayrı ayrı yargılanması gerektiğini, 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin ilk derece mahkemesi tarafından düzeltilebileceğini belirtmiş; yargılama sırasındaki bazı usuli eksikliklere dikkat çekmiştir.</p>

<p>27. Bunun üzerine Mahkeme, başvurucunun dosyasını tefrik etmiş ve başvurucu hakkındaki dosyayı yeniden ele almıştır. Bu doğrultuda yaptığı değerlendirme sonucunda Mahkeme 5/3/2020 tarihinde başvurucunun terör örgütüne yardım etme suçundan 1 yıl 13 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme kararında yer alan gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"DELİLLER: </i></p>

<p><i>... </i></p>

<p><i>10) Sanığın ikametgahında yapılan arama sonucu ele geçirilen örgütsel döküman ve materyallere ilişkin 15.02.2017 tarihli arama el koyma tutanağı, </i></p>

<p><i>11) Balıkesir C. Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada sanığın ikametgahında yapılan arama sonucu ele geçirilen örgütsel döküman ve materyallere ilişkin 21.12.2016 tarihli arama el koyma, yakalama tutanağı, </i></p>

<p><i>12) Sanığın telefonunda yapılan inceleme sonucu 'her zaman çalışırım, gerillayım ben adım Cudi'dir, Sesim Gabar'dır ben Zilan'ın annesiyim, ben gerillayım' isimli PKK/KCK terör örgütü ve örgüt militanlarını övücü sahiplenici, örgütsel içerikli müzik parçasının tespit edildiğine ilişkin 26.02.2017 tarihli imaj DVD'si İnceleme ve Tespit Tutanağı, </i></p>

<p><i>13) Rojova Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin 23.07.2016 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 677 sayılı KHK ile kapatılan dernekler arasında olduğuna, derneğin Diyarbakır ili merkezli olduğuna ilişkin Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 10.12.2016 tarihli araştırma raporu, </i></p>

<p><i>14) Mahkememizin bu dosyası ile birleştirilen Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/19 esas sayılı dosyasına sunulan Batı Rojova Yardımlaşma Derneği ile ilgili 26.02.2017 tarihli MASAK raporu, </i></p>

<p><i>15) Mahkememizin bu dosyası ile birleştirilen Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/19 esas sayılı dosyasına sunulan Batı Rojava Yardımlaşma Derneğine ilişkin Emniyet tarafından düzenlenen Açık Kaynak Araştırma ve Tespit Tutanağı, </i></p>

<p><i>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: </i></p>

<p><i>Sanığın İzmir Alsancak'ta bulunan terör örgütü ile iltisaklı olduğundan bahisle 22.11.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı KHK ile kapatılan Rojova Derneğine 2015 yılı Mayıs ayı civarında üye olduğu, Rojova derneğinin haziran ayında yapılan genel kurulu sonucu derneğin yönetimine seçilerek saymanlık görevini yerine getirdiği, </i></p>

<p><i>Sanıkla ilgili Balıkesir C. Başsavcılığınca Terör Örgütüne Üye Olmak ve Terörizmin Finansmamının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet suçlarından TCK 314-2, 6485 sayılı yasanın 4/1 sevk maddeleri ile bahisle Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinde yapılıp bitirilen yargılama sonucu 18.01.2018 tarih 2018/10-1 esas karar sayılı ilamı ile mahkememiz dosyası ile mahkemelerinde sanık E. B. hakkında görülmekte olan dava dosyası arasında fiili ve hukuki irtibat bulnduğundan bahisle kamu davalarının mahkememiz dosyası üzerinde birleştirilmesine karar verildiği tespit edilmiştir, </i></p>

<p><i>Batı Rojova Derneğine ilişkin yapılan araştırma sonucu bu derneğin PKK/KCK silahlı terör örgütüyle iltisaklı olduğuna dair emniyet araştırma tutanağı ve eklerinin Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi dosyasına celp olunduğu tespit edilmiştir. </i></p>

<p><i>Manisa 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.02.2017 tarih 2017/600 D. İş sayılı kararı ile sanığın imajı alınan </i>[H.]<i> marka cep telefonu üzerinde yapılan imaj DVD'si incelemesi sonucunda 'koma s B ra gerilame' isimli müzik klasöre içeriğinde Kürtçe söylenmiş 'her zaman çalışırım gerillayım ben adım Cudi'dedir, sesim Gabar'dadır, ben Zilan'ın annesiyim, ben gerillayım' isimli PKK/KCK terör örgütü militanlarını, gerillaları övücü, sahiplenici örgütsel içerikli müzik parçası olduğunun görüldüğü, </i></p>

<p><i>Sanığın deliller ve olaylar kısmında anlatıldığı üzere 22.11.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı KHK ile kapatılan Rojova Derneğine 2015 yılı Mayıs ayı civarında üye olduğu, Rojova derneğinin haziran ayında yapılan genel kurulu sonucu derneğin yönetimine seçilerek saymanlık görevini yerine getirdiği, derneğin yardım toplama faaliyetlerinde aktif olarak yer aldığı, Batı Rojova Derneği adına toplanan yardımların sanık </i>[M.K.]<i> vasıtası ile Diyarbakır iline nakledilmesi hususunda aktif rol üstlendiği, bu şekilde örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği anlaşılmakla; </i></p>

<p><i>Sanığın sabit görülen suçtan dolayı eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddesi yollaması ile 314/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına TCK 220/7 maddesi gereğince cezasından indirim yapılmasına, sanığın eylemi örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediği anlaşılmakla, 3713 sayılı yasanın 5. Maddesi gereğince cezasında arttırım yapılmasına, sanığa verilen hapis cezasının miktarı göz önüne alınarak hakkında CMK 231/5 TCK 50 ve 51 maddelerinin uygulamasının yasal olarak mümkün olmadığının..."</i></p>

<p>28. Başvurucu, mahkeme kararına karşı yeniden istinaf kanun yoluna başvurmuşsa da Bölge Adliye Mahkemesi 21/10/2020 tarihinde başvurucunun istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir.</p>

<p>29. Başvurucu, bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay tarafından 18/5/2022 tarihinde yapılan değerlendirme sonucunda başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p>30. Başvurucu, nihai kararı 23/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra süresi içinde 21/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p><strong>IV. İLGİLİ HUKUK </strong></p>

<p><strong>A. Ulusal Hukuk </strong></p>

<p><strong>1. İlgili Mevzuat</strong></p>

<p>31. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun <i>"Terör tanımı" </i>başlıklı 1. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."</i></p>

<p>32. 3713 sayılı Kanun'un <i>"</i><i>Terör suçları</i><i>"</i> başlıklı 3. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır." </i></p>

<p>33. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:</p>

<p>"<i>Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.</i>"</p>

<p>34. 5237 sayılı Kanun'un 220. maddesinin (7) numaralı fıkrasının atıf yaptığı terör örgütüne üye olma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un "<i>Silâhlı örgüt</i>" başlıklı 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>"Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir." </i></p>

<p><strong>2. Yargıtay Kararları </strong></p>

<p>35. Terör örgütüne yardım etme suçunun oluşumuna ilişkin genel açıklamalar ve hangi eylemlerin suçun unsuru kabul edildiği veya edilmediğine yönelik detaylı birçok Yargıtay kararı için bkz. <i>Hanifi Yaliçli </i>[GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjcxNmQ0MzA5LWRmMTAtNDc3OC0xOTZhLTc5ZDgzYzk2MTNhNw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/5224</a>, 10/6/2021, §§ 35-38.</p>

<p><strong>B. Uluslararası Hukuk</strong></p>

<p>36. Uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları için bkz. <i>Hanifi Yaliçli, </i>§§ 39-47; <i>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjliOTdjM2EzLTc2YTUtMTQzMi1lMmJkLThlZGJkZjI2NDk2ZA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/920</a>, 25/5/2017, §§ 30, 31.</p>

<p><strong>V. İNCELEME VE GEREKÇE </strong></p>

<p>37. Anayasa Mahkemesinin 2/4/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü </strong></p>

<p>38. Başvurucu, dernek üyeliğinden dolayı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûm edilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, örgütlenme özgürlüğünün, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, Anayasa Mahkemesinin <i>Ahmet Urhan</i> ([1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjYzZmQ2NGU4LWNjNmItYjJjOC00MmRjLTMzY2RjNmU3OTU5Mw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/13961</a>, 9/10/2019) kararını emsal göstererek yasal olarak kurulan bir derneğe üye olmanın terör örgütüne yardım etme suçunun delili olarak kabul edilemeyeceğini, mahkûmiyet kararına delil olarak gösterilen eylemlerin bir temel hak kullanımı kapsamında olduğunu belirtmiştir.</p>

<p>39. Bakanlık görüşünde öncelikle başvuruda kabul edilebilirlik şartlarının karşılanıp karşılanmadığının incelenmesi gerektiği, kabul edilebilirlik şartlarının karşılandığının değerlendirilmesi hâlinde Anayasa Mahkemesince daha önce verilen kararlarda da belirtildiği üzere başvurucunun şikâyetinin esası bakımından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p><strong>B</strong><strong>. Değerlendirme </strong></p>

<p>40. Somut olayda yargı mercileri; başvurucunun mahkûmiyetinde PKK/KCK silahlı terör örgütüyle irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Dernekte sayman olarak görev yapmasına, Dernek üzerinden yapılan yardımlarda aktif rol oynamasına ve telefonunda terör örgütü mensuplarını övücü ve yüceltici nitelikte müzik parçası bulunmasına dayanmıştır.</p>

<p>41. Eldeki başvuruda çözümlenmesi gereken öncelikli mesele, PKK/KCK silahlı terör örgütüne yardım etme suçuna vücut verdiği kabul edilen fiilleri işlediği sırada başvurucunun bu fiiller nedeniyle cezai yönden sorumluluk altında kalabileceğini makul olarak öngörebilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesidir. Hiç şüphesiz başvurucunun mahkûmiyetine esas alınan fiilleri işlediği sırada, yardım ettiği yapının terör örgütünün bir parçası olduğunu bildiği ortaya konulduğu takdirde başvurucunun söz konusu fiillerden dolayı cezai yönden bir sorumluluk altına sokulabileceğini öngördüğü kabul edilecektir.</p>

<p>42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun fiilleri işlediği sırada cezai yönden sorumluluk altına sokulabileceğini makul olarak öngöremediği yönündeki şikâyetlerinin suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.</p>

<p>43. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınan ''<i>Suç ve cezalara ilişkin esaslar</i>'' başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>''Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.''</i></p>

<p><strong>1</strong><strong>. Kabul Edilebilirlik Yönünden </strong></p>

<p>44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.</p>

<p><strong>2. Esas Yönünden </strong></p>

<p><strong>a</strong><strong>. Genel İlkeler</strong></p>

<p>45. Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerle ilgili bölümlerinde kanunla düzenleme ilkesine pek çok maddede ayrı ayrı yer verildiği gibi 13. maddede ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkelerde de sınırlamaların ancak kanunla yapılabileceği kurala bağlanmıştır. Anayasa’nın suç ve cezaları düzenleyen 38. maddesinde de suçta ve cezada kanunilik ilkesi özel olarak güvence altına alınmıştır (<i>Karlis A.Ş.</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmUxYzk4YjYwLTVhNTAtNzU0NC01ZjIzLTIxMDI5ZTcyY2ZlMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2013/849</a>, 15/4/2014; § 31).</p>

<p>46. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi hukuk devletinin kurucu unsurlarındandır. Kanunilik ilkesinin genel olarak bütün hak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra suç ve cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlamı ve önemi olup bu kapsamda kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayı keyfî şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte, buna ek olarak suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili şekilde uygulanması sağlanmaktadır (<i>Karlis A.Ş.</i>, § 32; <i>Adnan Şen</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjVhMGU5YjgwLTgyOGQtYmU3Zi1kODY0LTYwMjczNjNhZmJlNA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/8903</a>, 15/4/2021, § 104; <i>Hasan Sarıcı</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjdhODhiZDY1LTNhM2YtZjlmOC0wNDFkLWY3NTAwMDViZGQ5OQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/37695</a>, 9/10/2024, § 46).</p>

<p>47. Bununla birlikte ne kadar açık ve anlaşılır şekilde düzenlenirse düzenlensin suç ve ceza öngören kurallar yargı organlarının yorumuna ihtiyaç duyabilir. Ancak yargı organlarınca yapılacak yorumun kuralın özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gerekir (<i>Mehmet Emin Karamehmet ve diğerleri </i>[2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjE4YWI3NzcxLTZmZWUtMGQxMC03ZTA4LTU2MTEzNGEzMjUwNg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2017/4902</a>, 28/1/2020, § 47). Özellikle terör suçları bakımından terörün veya terörizmin herkes tarafından kabul edilen evrensel bir tanımının bulunmadığı da gözardı edilmemelidir. Ancak bu durum, terör suçlarının kovuşturulması ve cezalandırılması söz konusu olduğunda Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamındaki güvencelerin sağlanmasına engel olacak şekilde yorumlanmamalıdır. Yargı organları, terör suçları da dâhil olmak üzere tüm suçlar bakımından suça veya cezaya ilişkin olguları değerlendirirken ve özellikle fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediğini belirlerken suçta ve cezada kanunilik ilkesini anlamsız kılacak şekilde öngörülemez bir yaklaşımda bulunmamalıdır (<i>Adnan Şen,</i> § 107).</p>

<p><strong>b.</strong><strong> Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme Suçuna İlişkin Değerlendirmeler</strong></p>

<p>48. 5237 sayılı Kanun'un 220. maddesinin (7) numaralı fıkrasında yer alan suç örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçu "<i>bir kimsenin, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olacak şekilde kurulmuş ve kendisinin üye olmadığı örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmesi</i>" şeklinde tanımlanmıştır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere suç örgütüne veya terör örgütüne yardım etme suçunda failin fiili, kanuni düzenlemede nitelikleri belirlenmiş bir suç örgütünün amacını gerçekleştirmesine katkı sağladığı için cezalandırılmaktadır. Bu itibarla bu suçun failinin faaliyetinin mutlaka örgüt tarafından gerçekleştirilen suçlara katılma şeklinde olması gerekmez.</p>

<p>49. Kanun koyucu, örgüte yardım etme suçunun hangi hareketlerle gerçekleştirilebileceğine ilişkin bir açıklamaya yer vermemiş veya yardım suçunu oluşturması muhtemel eylemleri tek tek saymamış, genel ve soyut bir düzenleme getirmiştir (<i>Hanifi Yaliçli,</i> § 83). Yargıtay içtihatlarında bir davranışın ancak örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etmesi hâlinde örgüte yardım olarak nitelendirilebileceği ifade edilmiştir. Başka bir deyişle Yargıtay, serbest hareketli bir suç olan örgüte yardım etme suçunun işlendiğini kabul etmek için örgütün hareketlerini kolaylaştıran, etkinliğini artıran, etki alanının genişlemesini veya varlığını devam ettirmesini sağlamaya yönelik eylemlerin (davranışların, icra hareketlerinin) netice olarak <i>terör</i> <i>örgütünün amacını gerçekleştirmeye hizmet ettiğinin belirlenmesi</i> şartını aramaktadır. Dolayısıyla uygulamada örgütün mevcudiyetini koruması, büyümesi, güçlenmesi, örgütsel amaçları gerçekleştirmesi için maddi ya da manevi bir katkıda bulunmuş ise failin örgüte yardım ettiği kabul edilmektedir (<i>Hanifi Yaliçli</i>, § 97).</p>

<p>50. Örgüte yardım etme suçu, failin yardım ettiği üye veya örgüt henüz bir suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür. Çünkü Anayasa Mahkemesinin suç örgütüne üye olma suçu bağlamında ifade ettiği gibi birden fazla kişinin suç işlemek için organize olması ve böyle bir organizasyona destek sağlanması toplum için daha açık ve yakın bir tehdit oluşturur. Özellikle günümüzde terörizmin gerek ulusal gerek uluslararası alanda ulaştığı düzey gözönüne alındığında bu tehdit oldukça somut hâle gelmektedir (<i>Metin Birdal</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjQ5YmQzYjM4LTkwNWYtZjc4NC0zYjU5LTBmZDUzZjMwN2IzYw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/15440</a>, 22/5/2019, § 61).</p>

<p>51. Anayasa Mahkemesi <i>Hanifi Yaliçli</i> kararında, temel hak ve özgürlükler kapsamında kalan birtakım eylemlerin terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûmiyet hükmüne esas alınmasını incelemiş; özellikle terör örgütüne yardım etme suçunun yapısına ve bu suç bağlamında yarışan değerler arasında denge kurulmasına dair ayrıntılı açıklamalar yapmıştır (<i>Hanifi Yaliçli, </i>§§ 67-121).</p>

<p>52. Anayasa Mahkemesi yukarıda yer verilen değerlendirmeler ve <i>Hanifi Yaliçli</i> kararında bir kişinin terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûm edilebilmesi için <i>terör</i> <i>örgütünün amacını gerçekleştirmeye hizmet ettiğinin belirlenmesi </i>şeklinde eldeki başvurunun çözümlenmesinde de önemli olan bazı değerlendirmelerde bulunmuştur. Her ne kadar gerçekleştirilecek olan bu hizmetin neler olduğu kanunda ayrı ayrı sayılmamışsa da terör örgütünün mevcudiyetini koruması, büyümesi, güçlenmesi, örgütsel amaçları gerçekleştirmesi için maddi ya da manevi katkıda bulunmasına yönelik eylemler bu suçun oluşmasında yeterli kabul edilmektedir. Dolayısıyla kişinin yasa dışı bir örgüte, örgütün bu özelliğini ve hareketinin örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etme neticesini doğuracağını bilerek ve isteyerek yardım ettiğinin yeterli bir gerekçe ile ispat edilmesi şarttır. Örgüte yardım suçunda iddia makamınca ortaya konulan maddi olayların gerçekleşip gerçekleşmediğinin yanı sıra suçun unsurlarının, nedensellik bağının, failin kusur yeteneğinin, kastının ve failin hareketlerinin hangi surette örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etme neticesini doğurduğunun gösterilmesi gerekir (<i>Hanifi Yaliçli, </i>§ 117).</p>

<p><strong>c. Başvurucunun Cezalandırılmasında Delil Olarak Kabul Edilen Faaliyetlerinin Değerlendirilmesi </strong></p>

<p>53. Başvurucunun yardım ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasına neden olan PKK, yaklaşık kırk yıldır yurdun Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yoğun olmak üzere ülkenin tümünde pek çok sivil vatandaş ile güvenlik gücünün ölümüne sebep olmuş şiddet eylemlerinin faili bir terör örgütüdür (<i>Metin Birdal</i>, § 74).</p>

<p>54. Somut olayda başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararında başvurucunun 677 sayılı OHAL KHK'sı ile PKK silahlı terör örgütü irtibatı nedeniyle kapatılan Derneğe üye olduğu, 2015 yılının Haziran ayından Derneğin kapatılmasına kadarki süreçte ise sayman olarak görev üstlendiği, Derneğin yardım toplama faaliyetlerinde aktif olarak görev aldığı ve örgütün silahlı güçlerine yardım malzemesi gönderilmesinde organizatör olarak görev aldığı, başvurucunun telefonunda PKK silahlı terör örgütü mensuplarını övücü nitelikte müzik parçası tespit edildiği belirtilmiştir. Mahkeme bu olgular ışığında başvurucunun terör örgütüne yardım etme suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar vermiş; karar, kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir.</p>

<p>55. Öncelikle Mahkemenin mahkûmiyet kararında dikkate alınan eylemleri yer, zaman, bağlam ya da kişinin bu eylemlerdeki rolü gibi kriterlerin hiçbiri yönünden <i>ilgili</i> ve <i>yeterli</i> bir gerekçe ile değerlendirmediği, sadece söz konusu olguları sıralayarak sonuca vardığı anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle Mahkemenin gerekçesi, delillere dayalı olguların makul seviyede analizine dayandırılmamıştır (<i>Ramazan Topuz</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjFhODljMGE3LWNjYzctYzlkZi02ZjYyLWI0MjJhYmI3ZjdjMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/37949</a>, 19/11/2024, § 31). Bu noktada belirtmek gerekir ki başvurucunun telefonunda tespit edilen ve ''<i>Her zaman çalışırım, gerillayım ben, Adım Cudi'dedir, sesim Gabar'dadır, Ben Zilan'ın annesiyim, ben gerillayım.</i>'' şeklinde içeriği olan müzik parçasının varlığının terör örgütüne nasıl bir yardım veya katkı sağladığı anlaşılamamıştır. Her ne kadar kanun koyucu tarafından hangi eylemlerin bu suçu oluşturacağı açısından kanun lafzında bir sayım yapılmamışsa da Yargıtay içtihadında terör örgütünün amaçlarını gerçekleştirmesine katkı sağlayan her türlü eylemin bu suçu oluşturabileceği kabul edilmektedir. Ancak mevcut başvuruda başvurucunun telefonunda bulunan ve terörü övücü nitelikte görülebilecek ses dosyasının terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçuna nasıl vücut verebileceği konusunda Mahkemenin herhangi bir açıklamada bulunmadığı görülmüştür.</p>

<p>56. Diğer yandan mahkûmiyet hükmünde başvurucunun Dernek yönetiminde sayman olarak görev aldığı ve Derneğin faaliyetlerine aktif olarak katıldığı vurgulanarak başvurucunun farklı tarihlerde ele geçirilen çeşitli malzemeleri terör örgütüne yardım amacıyla gönderme eylemini organize ettiği belirtilmiştir. Öncelikle başvurucu, Dernekte üstlendiği görev gereğince toplanan birtakım malzemelerin Derneğin merkezinin de bulunduğu Diyarbakır'a sevkini organize ettiğini kabul etmektedir. Bununla birlikte başvurucu, bu malzemelerin terör örgütüne gönderilmediğini, ihtiyaç sahiplerine dağıtıldığını savunmakta; nitekim tüm işlemlerin resmî prosedüre uygun olarak belgelendirildiğini, yardım malzemelerinin tutanak karşılığı teslim alındığını, malzemelerin Diyarbakır'a gönderildiğini gösteren sevk irsaliyesinin bulunduğunu, bu belgelerin de savunmasını desteklediğini ileri sürmektedir. Yargılama kapsamında ifadesine başvurulan M.K.nın da başvurucunun savunmasını doğrular şekilde beyanda bulunduğu görülmektedir. Bu durumda Mahkemenin öncelikle başvurucunun yaptığı savunma ile buna dair sunduğu belgelerin geçerli olup olmadığını ortaya koyması, ikinci ve daha önemli olarak ise söz konusu malzemelerin terör örgütüne gönderildiğinin ve başvurucunun bunu bildiğinin makul deliller ve bunlarla uyumlu bir izahla ispatlanabilmesi gerekir. Aksi hâlde eylemin terör örgütüne yardım etme suçuna vücut verdiğinin gerekçelendirilebildiğinden bahsetmek mümkün değildir.</p>

<p>57. Bu doğrultuda Mahkeme gerekçesine bakıldığında başvurucunun Derneğe üye olup saymanlık görevi üstlenmesinin ve farklı tarihlerde Diyarbakır'a malzeme gönderilmesini organize etmesinin terör örgütüne yardım etme suçu yönünden cezalandırılması için yeterli kabul edildiği görülmüştür. Bununla birlikte kararda söz konusu Derneğin PKK terör örgütü ile olan organik ilişkisine dair bir açıklamaya yer verilmemiş, sadece Derneğin anılan terör örgütüyle iltisaklı olması nedeniyle OHAL KHK'sı ile kapatıldığından bahsedilmiştir. Şu hâlde başvurucunun organize ettiği malzeme gönderme eylemlerinin nasıl PKK terör örgütüne yardım amacıyla yapıldığı, başvurucunun bu eylemleri söz konusu suça vücut verecek şekilde bilerek ve isteyerek nasıl icra ettiği mahkûmiyet gerekçesinden anlaşılamamaktadır. Bu durumda Mahkeme, herhangi bir gerekçe sunmaksızın başvurucunun dernek üyesi olmasını ve Dernekte saymanlık görevi üstlenmesini, PKK'nın nihai amacını bildiği ve bu amaca ulaşmasına katkı sağladığı sonucuyla mahkûmiyetine dayanak yapmıştır. Oysa PKK'yla iltisaklı olduğuna sonradan karar verilen sendika, dernek ve diğer yasal örgütleri kurmaları, bunlara üye olmaları veya yönetim ve denetim kurullarında yer almaları tek başına kişilerin bu yasal örgütlerin terörle bağlantılarını bildiği şeklinde değerlendirilemez (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçu yönünden dernek üyeliği delili açısından yapılan benzer açıklamalar için bkz. <i>Ramazan Topuz,</i> § 33). Bununla beraber kişiler kendi istedikleri şekilde dernek kurmakta veya bir derneğe üye olmakta özgürdür. Anayasa'nın 33. maddesinde herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahip olduğu gibi hiç kimsenin bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamayacağı da ifade edilmiştir (<i>Hint Aseel Hayvanları Koruma ve Geliştirme Derneği ve Hikmet Neğuç </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmZmM2MzNjcwLWM3MTktMzgzYi04NzI1LTcxMTI5YTlkNjIyOA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/4711</a>, 22/2/2017; <i>Bilal Celalettin Şaşmaz </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjVkOGZjNDQwLTY1N2EtNGI4MC0wMWNiLWQwZTBhYzA4ZTc2ZA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2019/20791</a>, 18/10/2022, § 58).</p>

<p>58. Öte yandan olayların yaşandığı tarihte Derneğin yasal olduğu yargı mercileri tarafından kabul edilse de Derneğin PKK silahlı terör örgütüyle irtibatlı olduğu ve örgüte yardım ettiği kabul edilmiştir. Bu yargıya varırken Mahkeme, Balıkesir İl Emniyet Genel Müdürlüğünün 10/12/2016 tarihli araştırma raporuna, 26/2/2017 tarihli mali suçları araştırma raporuna, Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğünün açık kaynak araştırma ve tespit tutanağına dayandığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar Mahkeme deliller kısmında bu dokümanları saymışsa da kararında Derneğin PKK silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket ettiğine yönelik tespitlerinde bu dokümanlarla bağlantı kurmamış ve açıklama yoluna da gitmemiştir. Dahası başvurucunun söz konusu Derneğin PKK silahlı terör örgütüyle bağlantısı olduğunu bilecek bir konumda olduğuna, amaçlarını benimsediğine ve bu amaçlar doğrultusunda hareket ettiğine yönelik herhangi bir açıklamada da bulunmamıştır.</p>

<p><strong>d. Başvurunun Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi Yönünden Değerlendirilmesi</strong></p>

<p>59. Ceza verme yetkisinin keyfî ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi kanunilik ilkesinin katı şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Bu kapsamda yargı organlarınca yapılacak yorumun ceza normlarının özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gerekir. Yargı organları, terör suçları da dâhil olmak üzere tüm suçlar bakımından suça veya cezaya ilişkin olguları değerlendirirken, özellikle fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediğini belirlerken suçta ve cezada kanunilik ilkesini anlamsız kılacak şekilde öngörülemez bir yaklaşımda bulunmamalıdır (<i>Mehmet Emin Karamehmet ve diğerleri,</i> § 47; <i>Adnan Şen</i>, § 107; <i>Hasan Sarıcı</i>, § 48). Bu kapsamda, somut olayda değerlendirilmesi gereken, terör örgütüne yardım etme suçunun kapsamının öngörülemez şekilde sanığın aleyhine olarak genişletici bir yoruma tabi tutulup tutulmadığıdır (terör örgütü üyeliği suçu bakımından benzer değerlendirmeler için bkz. <i>Ahmet Aslan</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjA5OTY2NDFhLWUzOTctM2IzYS0zOWU4LTUyZTM2M2VkODUyZQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2021/23949</a>, 6/10/2022, § 68; <i>Hasan Sarıcı</i>, § 48). Bu nedenle, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin denetlenmesinde normun mevcut deliller çerçevesinde somut olaya uygulanış biçiminin yasal düzenlemeyle bağdaşmaz ve öngörülemez bir sonuca yol açıp açmadığı incelenmelidir (<i>Hasan Sarıcı</i>, § 48).</p>

<p>60. Başvuru konusu olayda yargı mercileri; başvurucunun o tarihte yasal olan ancak daha sonra terör örgütüyle iltisaklı olduğunun değerlendirilmesi nedeniyle kapatılmış bir derneğe üye olmasını, dernekte aktif rol oynayarak faaliyette bulunmasını ve telefonunda terör örgütünü övücü nitelikte müzik parçası bulundurmasını terör örgütüne yardım suçu kapsamında değerlendirmiştir. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere yargı mercilerince başvurucunun mahkûmiyetine esas alınan olgular ile başvurucunun terör örgütüne yardım etme veya katkı sağlama bilinciyle hareket ettiğini, terör örgütünün amaçlarını benimseyerek ona hizmette bulunduğunu gösterir şekilde organik bir bağ kurulamamıştır. Dolayısıyla başvurucunun, mahkûmiyetine esas alınan fiillerinin kendisini cezai yönden sorumluluk altına sokacağını makul olarak öngörebildiğinin gösterilememiş olması karşısında Mahkemenin başvurucunun filleriyle ilgili yorumlarının terör örgütüne yardım etme suçuna ilişkin kuralın özüyle çeliştiği kanaatine ulaşılmaktadır. Bu hâliyle mahkûmiyet kararının varsayımsal sonuçlara dayandırıldığı yönünde bir izlenim uyanmaktadır. Sonuç olarak başvurucunun bu şekilde terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûm edilmesi anılan suçun başvurucunun aleyhine öngörülemez biçimde genişletici bir yoruma tabi tutulması ile mümkün olmuştur. Ortaya çıkan bu sonuç, Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrası ile bağdaşmamaktadır.</p>

<p>61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun terör örgütüne yardım etme suçundan mahkûmiyeti nedeniyle Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>62. Başvurucu, dernek üyeliği ve üstlendiği saymanlık görevinin mahkûmiyetine esas alınması nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün de ihlal edildiğini iddia etmiştir. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin mahkûmiyet kararlarına esas alınması, bireysel başvuru kapsamındaki çeşitli hak ve özgürlükler üzerinde caydırıcı etki doğurabilir. Bu durum Anayasa Mahkemesinin ilgi alanındadır (toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bağlamında bkz. <i>Metin Birdal</i>, § 48; örgütlenme özgürlüğü bağlamında bkz. <i>Hakan Yılmazöz </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjE4ZThmMzAyLTMyOTYtNzQzZS1kNmIxLWM0NzgyMWRlODQyMg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2017/37725</a>, 3/6/2020, § 25; <i>Tüncay Yıldız ve diğerleri </i>[2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjViN2Q0NjgyLWVhOGYtMzI4Zi05M2VmLTQ1ODExZmQzNzA3Mg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/12717</a>, 8/1/2020, § 31; din ve vicdan özgürlüğü bağlamında bkz. <i>Mehmet Bozhan </i>[2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjA1ZDdiOTQ2LWNjODQtODQ0Zi1lZjZjLTBkYmIzNmE1OTRmMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/2797</a>, 23/10/2019, § 51; toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile birlikte ifade özgürlüğü bağlamında bkz. <i>Uğur</i> <i>Ahmet Yaşar </i>[2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjkyY2FhZWFmLTUzOGQtOGE3NS01ZWE3LTJkYWJkMmIxOGVmMg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/11842</a>, 2/6/2020, § 33; <i>Candar Şafak Dönmez</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmFmODJkYWIxLWVlODItNzhiZi03ZmQ0LTBiNWI2MjA5M2JkOQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2015/15672</a>, 5/11/2020, § 78).</p>

<p>63. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi somut olaya benzer başvurularda çözümlenmesi gereken öncelikli meseleyi, terör örgütüne üye olma veya terör örgütüne yardım etme suçlarına dayanak alınan fiilleri işlediği sırada cezai yönden bir sorumluluk altına sokulabileceğini makul olarak öngörebilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi şeklinde kabul etmiştir (<i>Ramazan Topuz</i>, § 45; <i>Bilal Celalettin Şaşmaz</i>, § 40). Bu doğrultuda, eldeki başvuruda örgütlenme özgürlüğü kapsamında bir inceleme yapılmasına -suçta ve cezada kanunilik ilkesi yönünden yapılan tespitler ve varılan sonuç- gözönüne alınarak gerek görülmemiştir.</p>

<p>Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.</p>

<p><strong>V</strong><strong>I</strong><strong>. </strong><strong>GİDERİM </strong></p>

<p>64. Başvurucu ihlalin tespit edilmesi ve herhangi bir miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.</p>

<p>65. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjcxYTU0Nzc3LTdiNjAtYzdhYi1mNzVjLWMwZmJmM2Y2NjUyMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/8875</a>, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2)</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmY1NTk2NGNmLTFjNjctMmU2Yy01ZDA2LTg5ZGJiYTc3YTE2Yw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2016/12506</a>, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmMyNjlmZWU2LTM5YzUtYmU5ZC0wNWJjLTkyNzhlZTliOTUwYQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/32949</a>, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>66. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>VII. HÜKÜM </strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>B. Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>C. Başvurucunun diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>D. Kararın bir örneğinin, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2019/631, K.2020/109) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>E. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,</p>

<p>F. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p>G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/4/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p>​</p>

<p>​</p>

<p>​</p>

<p><strong>KARŞIOY </strong></p>

<p>Başvurucu, dernek üyeliği nedeniyle terör örgütüne yardım etme suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüş, Mahkememiz çoğunluğu tarafından başvurucunun, Anayasanın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği kabul edilmiştir. Aşağıda belirttiğim nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.</p>

<p>2014 yılında kurulan Batı (Rojava) Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, 22.11.2016 tarihli ve 29896 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 677 sayılı OHAL Kararnamesi ile devletin milli güvenliğine aykırı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek kapatılmıştır. Başvurucu olayların yaşandığı tarihte Dernek’te sayman olarak görev yapmaktadır. Başsavcılık tarafından düzenlenen iddianamede genel merkezi Diyarbakır’da olan Derneğin, PKK silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu ve terör amaçları doğrultusunda hareket ettiği, Derneğin yardım toplama izninin olmadığı ve 677 sayılı KHK ile kapatıldığı belirtilmiştir.</p>

<p>Yerel mahkeme gerekçeli kararında, başvurucunun derneğin yardım toplama faaliyetinde ve toplanan yardımların Diyarbakır iline nakli hususunda aktif görev aldığı, cep telefonunda terör örgütünü övücü, örgütsel içerikli müzik parçasının bulunduğunu belirtmiştir. Yargılamayı yapan Mahkemesi tüm dosya kapsamını nazara alarak, hukuk kurallarını nasıl uyguladığını ve yorumladığını, ayrıca takdir yetkisini gerekçelendirerek hüküm kurmuştur. Yerel Mahkemenin kararı istinaf ve temyiz kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir.</p>

<p>6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinde, bireysel başvurunun ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabileceği belirtilmiş olup, aynı Kanun’un 48. maddesinde, bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila 47. maddelerde öngörülen şartların taşınması gerektiği düzenlenmiştir. Yine, Kanun’un 48. maddesinde, Anayasa Mahkemesinin, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebileceği düzenlenmiştir. Buna göre, somut olayda başvurucunun bireysel başvurusunda yer alan iddiaları kanun yolu şikâyeti niteliğini haiz olup, bireysel başvuruda bu hususların değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle açıkça dayanaktan yoksun olan başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Yine Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi yargılamayı yapan derece mahkemelerinin görevidir. Anayasa Mahkemesinin görevi ise, derece mahkemelerinin yorumlarının açıkça keyfi veya bariz takdir hatası içerecek nitelikte olup olmadığını incelemektir. Yerel mahkeme somut olay bağlamında delilleri değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuştur. Yerel mahkemenin kararı gerekçeli olup, hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de mevcut değildir.</p>

<p>Bu nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td width="100%">
      <p>Üye</p>

      <p>Ömer ÇINAR</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202276824-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/yargi/anayasa-m4s.jpg" type="image/jpeg" length="49552"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2019/6030 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20196030-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20196030-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 24/2/2026 tarihli ve 2019/6030 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>GENEL KURUL</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>R.</strong> <strong>Ç.</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2019/6030)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 24/2/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 19/6/2026- 33285</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>GENEL KURUL </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Kadir ÖZKAYA</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkanvekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkanvekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Basri BAĞCI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Engin YILDIRIM</p>

   <p>Recai AKYEL</p>

   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>

   <p>Yıldız SEFERİNOĞLU</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>

   <p>Kenan YAŞAR</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>

   <p>Ömer ÇINAR</p>

   <p>Metin KIRATLI</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Hüseyin Özgür SEVİMLİ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN KONUSU </strong></p>

<p>1. Başvuru, terör örgütü üyeliği suçundan verilen mahkûmiyet kararında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda başkaca temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiaları da bulunmaktadır.</p>

<p><strong>II. BAŞVURU SÜRECİ</strong></p>

<p>2. Başvuru 18/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>

<p>3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>4. Birinci Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından incelenmesine karar vermiştir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR </strong></p>

<p>5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:</p>

<p>6. Ergani Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında bireysel başvuru konusu olayların geçtiği tarihte lise öğretmeni olarak görev yapmakta olan başvurucunun da bulunduğu kişiler hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye oldukları şüphesiyle soruşturma başlatmıştır. Soruşturma kapsamında kolluk tarafından yapılan araştırmalar sonucunda başvurucunun kendi adına kayıtlı GSM hattı üzerinden ByLock programını kullandığına, Asya Katılım Bankası Anonim Şirketinde (Bank Asya) hesabı bulunup bu Bankanın çeşitli şubelerinde bankacılık işlemleri gerçekleştirdiğine, anılan örgütle irtibatı nedeniyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına (AKTİF EĞİTİM-SEN) üye ve sendikanın Ergani ilçe temsilcisi olduğuna dair tespitlerde bulunulmuştur.</p>

<p>7. Başvurucu; soruşturma evresinde alınan ifadelerinde AKTİF EĞİTİM-SEN'e memurların haklarını koruduğunu düşündüğü için herhangi bir yönlendirme olmadan üye olduğunu ancak bu Sendikanın hiçbir faaliyetine katılmadığını, Bank Asyayı faizsiz bankacılık nedeniyle tercih ettiğini, bu Bankadaki hesabını uzun süredir aktif olarak kullanmadığını, terör örgütüyle hiçbir bağlantısı olmadığını savunmuştur.</p>

<p>8. Soruşturmanın tamamlanması üzerine Ergani Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği fezleke doğrultusunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucu hakkında iddianame düzenlemiştir. Başsavcılık; iddianamede başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespit başta olmak üzere Bank Asya hesap hareketlerine, AKTİF EĞİTİM-SEN üyeliğine ve anılan örgütle irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten uzaklaştırılmasına dayanarak terör örgütüne üye olma suçunu işlediğini ileri sürmüştür.</p>

<p>9. Başvurucu hakkındaki yargılama Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmüştür. Mahkeme, duruşma hazırlığı işlemlerine dair 17/3/2017 tarihinde düzenlediği Tensip Tutanağı'nda -diğerlerinin yanı sıra- başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespite esas olan verilerin Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünden (KOM), GSM hattının kullanıldığı mobil cihazlara ait IMEI bilgilerinin de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) getirtilmesine karar vermiştir. BTK'dan gönderilen cevap yazısında hattın takılı olduğu mobil cihazların IMEI numaraları Mahkemeye bildirilmiştir.</p>

<p>10. Başvurucu; yargılamanın 23/6/2017 tarihli ilk celsesinde önceki savunmalarına ek olarak AKTİF EĞİTİM-SEN'in Ergani temsilciliği görevini yürütmediğini, ByLock tespiti yapılan GSM hattını kendisinin kullandığını ancak ByLock programından haberdar olmadığını ve bu programı kullanmadığını söylemiştir.</p>

<p>11. Celse arasında Mahkeme, başvurucunun kullandığı GSM hattına tanımlanan internet protokol (IP) numaraları ile ByLock programına ait IP numaraları arasındaki bağlantılara ilişkin CGNAT (HIS) kayıtlarının BTK'dan gönderilmesini kararlaştırmış; BTK anılan IP numaraları arasında yapılan bağlantılara dair CGNAT kayıtlarını dosyaya sunmuştur. Diğer yandan KOM, başvurucuyla ilişkilendirilen<i> 477264</i> user-ID numarasına ait ve bu numaraya bağlı olarak çözümlenen alt verileri içeren 16/6/2017 tarihli ByLock tespit ve değerlendirme tutanağını Mahkemeye göndermiştir. ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre söz konusu user-ID numarası ve bu numaraya bağlı olarak oluşturulan alt veriler şöyledir:</p>

<p>i. <i>"Kullanıcı Profil Bilgileri"</i> başlıklı kısımda bu user-ID'ye bağlı oluşturulan kullanıcı adı <i>"rmzn2143"</i>, şifre <i>"2340Er" </i>ve son çevrim içi olduğu tarihi "<i>19/2/2016"</i> dır.</p>

<p>ii. 477264 user-ID numarası başvurucu adına kayıtlı GSM hattı üzerinden kullanılmıştır. Tespit edilebilen ilk log tarihi <i>9/12/2015'</i>tir. Bu user-ID üzerinden aktif olarak yazışma/arama yapılmış, e-posta alınıp gönderilmiştir.</p>

<p>iii. Söz konusu user-ID numarasını arkadaş listesine (roster kayıtları) ekleyen ve gerçek kullanıcıların tespit edildiği belirtilen diğer ByLock kullanıcıları bu user-ID numarasına "<i>rmzn2143"</i> ve <i>"erganili Ramazan"</i> isimlerini vermiştir. Bu user-ID numarasının kendi roster kayıtlarına eklediği diğer user-ID numaralarının bazılarının da kullanıcıları tespit edilmiştir. Roster kayıtları içinde 352588 user-ID numarasını kullandığı belirlenen kişi G.Ç.dir.</p>

<p>iv. 477264 user-ID numarasının gerçek kullanıcıları tespit edilen/edilemeyen başka kişiler tarafından kurulan birden fazla gruba da üye olduğu, anılan gruplara katılan başka user-ID numaralarının bir kısmının da kimler tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir.</p>

<p>v. 477264 user-ID numaralı kullanıcı ile gerçek kimlik bilgileri tespit edilen/edilemeyen diğer ByLock user-ID numaraları arasında gerçekleşen aramalara dair kayıtlarla bu user-ID numarası ile ByLock kullanıldığı sırada oluşan IP bağlantılarına (log kayıtları) dair tablolar vardır.</p>

<p>12. Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü, anılan örgüte üye oldukları iddiasıyla haklarında ayrı soruşturma yürütülen F.D.nin 29/6/2017, H.Do.nun da 13/8/2017 tarihinde kollukta müdafilerinin de hazır bulunmasıyla ve şüpheli sıfatıyla alınan ifadelerine dair tutanaklarla kendilerine gösterilen fotoğraflar üzerinden yaptırılan teşhis işlemine dair tutanakları başvurucuyla ilgisi bulunduğundan bahisle celse arasında Mahkemeye göndermiştir. İfade ve teşhis tutanaklarına göre;</p>

<p>i. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan eden F.D. başvurucuyu örgüt içinde <i>Ergani ilçe abisi</i> olarak bildiğini, başvurucu hakkında başka bilgisi olmadığını beyan etmiştir.</p>

<p>ii. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan eden H.Do. 97084 user-ID numarası üzerinden ByLock programını kullandığını kabul etmiş; bu user-ID numarasına ait olup ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında yer alan veriler kendisine okunduğunda kendi kullandığı user-ID numarasının roster kayıtlarında yer alan 477264 user-ID numarasını başvurucunun kullandığını ve onun örgüt içinde<i>"Ergani ilçe abisi" </i>olduğunu söylemiştir.</p>

<p>iii. F.D. ve H.Do. kendilerine gösterilen fotoğraflar arasından başvurucuyu teşhis etmiştir.</p>

<p>13. Celse arasında dosyaya sunulan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtları ile F.D. ve H.Do.ya ait ifade tutanakları yargılamanın 25/10/2017 tarihli celsesinde başvurucuya okunmuştur. Başvurucu; ByLock programını kullanmadığına dair savunmasını tekrar ettikten sonra kendisiyle ilişkilendirilen 477264 user-ID numarasına dair roster kayıtlarında adı geçen G.Ç. ile kardeş olduklarını, bu kayıtlarda yer alan diğer kişilerin yanı sıra F.D. ile H.Do.yu tanımadığını, bu kişilerin suçlayıcı beyanlarını da kabul etmediğini belirtmiştir.</p>

<p>14. Yargılamanın 29/11/2017 tarihli son celsesinde başvurucu müdafii, H.Do.nun tanık olarak ifadesinin alınmasını talep etmiş; Mahkeme ise dosyanın geldiği aşama itibarıyla bu talebi reddetmiştir. Yargılama sonucunda Mahkeme, başvurucunun terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sonucuna ulaşmış; atılı suçtan başvurucu hakkında 7 yıl 6 ay hapis cezası vermiştir. Mahkûmiyet gerekçesi şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>DELİLLER : </i></p>

<p><i>1- İddia ve Sanığın Savunması: </i></p>

<p><i>2- </i><i>Bylock </i><i>Sorgu Tasnif Tutanakları: </i></p>

<p><i>Sanık R. Ç.'a ait olan </i> ... <i> İMEİ numaralı telefona takılı </i>...<i> numaralı GSM hattı ile uygulamaya, BTK'dan alınan cevabi yazısından da anlaşıldığı üzere Litvanya'da bulunan server bilgisayarına 04/03/2016 tarihine kadar ByLock sistemine giriş yaptığı tespit edilmiştir. </i></p>

<p><i>Kullanıcı ID numarası: 477264 Kullanıcı adı: 'rmzn2143' Şifre: '2340Er' olup, </i><i>Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı içerikleri incelendiğinde sanığa ait olan 477264 İd numarasını ekleyen şahısların sanığa 'mzn2143', 'erganili Ramazan' şeklinde isim verdiği ve kendi bylok listelerine bu şekil eklediği anlaşılmıştır. </i></p>

<p><i>3- </i><i>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 24/08/2017 tarih ve 29234571-401-01-01-2017.502315 sayılı cevabi yazısı ve ekinde bulunan CD, </i></p>

<p><i>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'dan alınan cevabi yazıya ekli CD içerisinde bulunan </i><i>HTS kayıtları incelendiğinde sanığın hem Bylock programının bulunduğu server bilgisayarına bağlantısına ilişkin olarak hem de telefon görüşmelerine ve data kullanımına ilişkin olarak baz istasyon kaydı verdiği anlaşılmıştır. </i></p>

<p><i>4- Nüfus ve Adli Sicil Kayıtları: </i></p>

<p><i>5- Dosya İçerisinde Bulunan Sair Belge ve Tutanaklar </i></p>

<p><i>... </i></p>

<p><i>Sanık FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetici/üyelerinin kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan ağ özelliğini bilerek (kasten), sisteme ancak şifre ile girilebilen dönemde bir çok kez kullandığı anlaşılmıştır. </i></p>

<p><i>... </i></p>

<p><i>Sanığın dahil olduğu örgütün silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğu, zira 15 Temmuz darbe girişiminde açıkça bu hususun alenileştiği, ancak daha önce de örgütün kendisine ait unsurları silah kullanma konusunda yönlendirdiğinin bilinen bir gerçek olduğu, kamu oyunda bilindiği üzere MİT tırlarının durdurulması olayında örgütün silahlı güçlerini kullandığı, bu yapının içerisinde yer alan sanığın yapılan toplantılarda sıkça dile getirildiği üzere örgütün sahip olduğu asker ve polis gücünü bildiği, bu gücün gerektiğinde silah kullanabileceğini de öngördüğü, özellikle MİT tırlarının durdurulması olayından sonra bu hususun yani örgütün silah kullanma konusundaki tavrının iyice açığa çıktığı, sanığın buna rağmen bu örgütün içerisinde yer aldığı, dolayısıyla dahil olduğu örgütün silahlı terör örgütü olduğunun anlaşılması verilecek olan cezalarda 3713 Sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca yapılacak olan 1/2 oranındaki arttırımın hukuki gerekçesi olmuştur. </i></p>

<p><i>Sanık; her ne kadar yukarıda bahsedildiği şekilde savunma yapıp, bylock kullanmadığını, FETÖ ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını belirterek suçlamayı kabul etmemişse de; </i></p>

<p><i>Yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim sisteminine bu özelliğini bilerek dahil olan ve bu sistemi bir çok kez kullanan, 15 Temmuz darbe girişimine kadar sözde meşruiyetini toplum nezdinde dini zemini, kamu otoritesi nezdinde ise hukuki zemini istismar ederek sağlayagelen örgütün, talimat ve haberleşmesinin tam bir örgütsel gizlilik ve kripto yöntemine dayanması ve tanık beyanı, arama, yakalama, el koyma tutanakları, Bylock sorgu tasnif tutanakları, BTİK'dan gelen sanığın kullandığını beyan ettiği </i>[...]<i> numaralı hatta ve hattın takılı olduğu cihazların bylock programının servis edildiği server bağlantısına ve hts kayıtlarına ilişkin cevabi yazılar hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmasına itibar edilememiş ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiştir. </i></p>

<p><i>Sanığın yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve örgütteki konumu itibariyle bu oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğu, sanığın örgüte bilinçli olarak katıldığı ve katılma sürecinden sonra eylemlerini sürdürdüğü, özellikle örgütün silahlı unsurlarının olduğunu bildiği, buna rağmen bu örgüte katılım gösterdiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlenmesi için şahsın illaki silah kullanmasının gerekmediği, örgütün silahlı örgüt olduğunu bilmesinin yeterli olduğu, sanığın da irtibat içerisinde kalarak bu hususları bildiği halde örgüte katılım gösterdiği, böylelikle üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek TCK'nın 314/2. maddesi, 3713 Sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca cezalandırılmasına, ancak verilen cezada sanığın yapmakta olduğu kamu görevinin niteliği ve örgütteki konumu, terör örgütünün haberleşme aracı olan Bylock programının sanık tarafından yoğun bir şekilde kullanmış olması göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılmasına </i>[karar verilmiştir.]<i>"</i></p>

<p>15. Başvurucu; ByLock programını örgütsel veya başka bir amaçla kullanmadığına, F.D. ile H.Do.nun Mahkeme huzuruna getirtilerek tanık sıfatıyla ifadelerinin alınması gerektiğine dair itirazlarını dile getirerek mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi (Daire) 3/4/2018 tarihli kararı ile başvurucunun istinaf talebini esastan reddetmiştir.</p>

<p>16. Başvurucu; diğerlerinin yanı sıra ByLock programını kullanmadığını, bu delilin güvenirlik açısından şüpheli olduğunu, F.D. ile H.Do.nun mahkeme huzurunda ve tanık sıfatıyla ifadelerinin alınması gerektiğini, içinde yer aldığı iddia edilen yapılanmanın terör örgütü olduğunu bildiğine dair değerlendirmelerin varsayımdan ibaret olduğunu, soruşturma evresinde gizlilik kararı alınması nedeniyle hakkındaki suçlamaya esas olan delillere ulaşamadığını ve bu delillere yönelik itirazlarını etkili şekilde ileri süremediğini, tutuklu kaldığı süreçte müdafii ile görüşmelerinin kısıtlandığını ileri sürerek Daire kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuş; (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesi 28/11/2018 tarihinde Daire kararını onamıştır.</p>

<p><strong>IV. İLGİLİ HUKUK </strong></p>

<p><strong>A. Ulusal Hukuk </strong></p>

<p><strong>1. Kanun Hükümleri </strong></p>

<p>17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun <i>"S</i><i>ilâhlı örgüt"</i> başlıklı 314. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. </i></p>

<p><i>(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. </i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>..." </i></p>

<p>18. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun <i>"Terör tanımı"</i> başlıklı 1. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."</i></p>

<p>19. 3713 sayılı Kanun'un <i>"</i><i>Terör suçlusu</i><i>"</i> başlıklı 2. maddesi şöyledir:</p>

<p><i>"Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur. </i></p>

<p><i>Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır."</i></p>

<p><strong>2. Yargıtay Kararları</strong></p>

<p>20. (Kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 25/6/2020 tarihli ve E.2019/11650, K.2020/3039 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"S</i><i>omut dosyada sanık </i>[S.nin]<i> kullandığını kabul ettiği </i>[...]<i> ID numaralı Bylock’ta sadece diğer sanık </i>[Ö.nün]<i> ekli olması ve yazışma içeriklerinin örgütsel nitelikte olmadığının anlaşılmasına rağmen hatalı değerlendirmeyle sanığın, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının kabul edilerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi</i> [kanuna aykırıdır.]"</p>

<p>21. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 30/9/2024 tarihli ve E.2022/3864, K.2024/11879 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesinin Ferhat Kara başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjkyYjkzMDM3LTc0ZjYtOWJkOS0xMDU5LWQ1MWVlNTYxOTIxYw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/15231</a> başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte,</i> <i>savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından 105485 User ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak görünen şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları ile </i><i>sanığın eşi </i>[H.A.nın]<i> yargılandığı d</i><i>ava dosyasının, yine iddianamede bir kısım beyanlarına yer verilen, kovuşturma aşamasında tanık sıfatı ile dinlenilen </i>[T.U.nun]<i> hazırlık aşaması ifade ve teşhis tutanaklarının getirtilip incelenerek, </i>[T.U.nun] b<i>eyanında geçen </i>[A.]<i> isimli kişinin sanık olup olmadığının da tespit edilerek, temyiz aşamasında geldiği anlaşılan Siirt Cumhuriyet Başsavcılığının </i>[...]<i> soruşturma numaralı dosyası içerisinde yer alan bilgi, belgelerin ve eşi ile adının geçtiği veri inceleme raporunun 5271 sayılı</i><i> CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılması, ilgili şahısların usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmelerinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken</i><i> eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.</i><i>"</i></p>

<p>22. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 31/10/2024 tarihli ve E.2022/7769, K.2024/12947 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"S</i><i>avunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi, </i></p>

<p><i>UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak sonucunda var ise bu araştırma kapsamında elde edilecek tüm delillerin CMK'nın </i><i>217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunması, sanığı</i><i>n söz konusu delillere ilişki beyanlarının alınması, var ise beyanda bulunan şahısların duruşmada tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, tespit edilen tüm delillerin karar yerinde tartışılması lüzumu</i><i>... </i>[bozmayı gerektirmiştir.]<i>"</i></p>

<p>23. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 19/11/2024 tarihli ve E.2022/6917, K.2024/14300 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında </i><i>roster</i><i> kayıtlarında ismi geçen şahısların kimlik bilgilerinin tespitine çalışılarak, bu suçtan sanık olup olmadıklarının, dosya sanığı ile ilgili beyanlarda bulunup bulunmadıklarının araştırılması ve var ise </i><i>dosyalarının</i><i> celp edilip incelenmesi ile tanık olarak duruşmaya çağrılıp dinlenilmeleri</i><i> sağlanarak</i> <i>5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi</i><i> uyarınca sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken</i><i> eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, </i></p>

<p><i>2- Temyiz aşamasında dosyaya gelen; Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporunda sanığın 'SAYV' olarak derecelendirildiği anlaşılmakla bahse konu raporda</i> [zümre başkanı H. ve öğretmen K.]<i> olarak kayıtlı olan şahısların</i><i> açık kimlik bilgilerinin tespiti ile haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılarak, soruşturma yürütüldüğünün tespit edilmesi durumunda söz konusu dosyaların getirtilip incelenmesi ve mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmelerinin sağlanılması ile</i> <i>UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığının araştırılması,</i><i> tespit edilmesi halinde</i><i> bu şahısların</i><i> usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri sağlanarak</i> <i>5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi</i><i> uyarınca sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken</i><i> eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, </i></p>

<p><i>3- </i><i>Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve talimat ile dinlenen tanık </i>[T.G.nin]<i> doğrudan aleni duruşmada sanıkların huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanunun 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasanın 36. maddeleri ile teminat altına alınan 'iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek' hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden;</i><i> tanığın dinlenilmesi için belirlenen günün sanık ve müdafine bildirilmeden, sanığın tanığı sorgulama hakkının engellenmesi suretiyle CMK 180/1 ve 181/1 maddelerindeki emredici hükümlere riayet edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde </i><i>CMK’nın 181/1 ve 210 uncu maddelerine muhalefet edilmesi</i> <i>... </i>[bozmayı gerektirmiştir.]<i>"</i></p>

<p>24. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 10/3/2025 tarihli ve E.2022/28880, K.2025/7321 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında,</i><i> sanığa ait ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında herhangi bir örgütsel içerik tespit edilemediği, ekli kişi olarak sadece bir hesap bulunduğu, programın okul dersleri konusunda haberleşmek için yurtdışında olduğu tespit edilen </i>[S.P.]<i> isimli kişinin kurduğu ve örgütsel amaçla kullanmadığı yönündeki savunmasının aksi ispatlanamayan, dosya içerisinde bunun </i><i>dışında bir delil bulunmayan sanığın, mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmaması karşısında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması... </i>[bozmayı gerektirmiştir.]<i>" </i></p>

<p>25. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17/3/2025 tarihli ve E.2022/15071, K.2025/8640 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında eşi </i>[M.E.]<i> dışında başka örgüt mensubu ekli bulunmayan ve herhangi örgütsel içerikli yazışma içeriği tespit edilemeyen, su</i><i>ç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı olmayan, kendi savunmasında da örgütsel herhangi bir sohbete katılmadığını ve örgüt içinde yer almadığını savunan, </i><i>UYAP'ta</i><i> oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında hakkında herhangi bir beyan yahut ifade bulunmayan sanığın </i><i>beraati</i><i> yerine mahkumiyetine karar verilmesi</i><i> ... </i>[bozmayı gerektirmiştir.]<i>" </i></p>

<p>26. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 21/4/2025 tarihli ve E.2022/19300, K.2025/12161 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında başka örgüt mensubu ekli bulunmayan ve herhangi örgütsel içerikli yazışma içeriği tespit edilemeyen, su</i><i>ç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı olmayan, kendi savunmasında da örgütsel herhangi bir sohbete katılmadığını ve örgüt içinde yer almadığını savunan, </i><i>UYAP'ta</i><i> oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında hakkında herhangi bir beyan yahut ifade bulunmayan sanığın </i><i>beraati</i><i> yerine mahkumiyetine karar verilmesi...</i> [bozmayı gerektirmiştir.]<i>"</i></p>

<p>27. ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında örgütsel içerik tespit edilemeyen kullanıcılar yönünden -somut olayın özelliğine göre- yapılması gerekli görülen araştırma ve inceleme işlemlerine ilişkin benzer yöndeki birçok karar arasından Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 30/10/2024 tarihli ve E.2022/6887, K.2024/12706; 31/10/2024 tarihli ve E.2022/13560, K.2024/12904; 4/11/2024 tarihli ve E.2022/8312, K.2024/13516; 5/11/2024 tarihli ve E.2022/8457, K.2024/13588; 25/11/2024 tarihli ve E.2024/17021, K.2024/15092; 28/11/2024 tarihli ve E.2022/15419, K.2024/15834; 6/1/2025 tarihli ve E.2022/28134, K.2025/427; 21/1/2025 tarihli ve E.2021/11306, K.2025/1891; 21/5/2025 tarihli ve E.2025/542, K.2025/15312 sayılı kararlarına bakılabilir.</p>

<p>28. (Kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/9/2017 tarihli ve E.2017/1823, K.2017/4870 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Dairemizin 24.04.2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilk derece kararında ve 14.07.2017 tarih 2017/1443 - 4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u yoğun biçimde kullandığı, yazışma içerikleri incelendiğinde örgüt içerisinde para toplamak ve toplantılar yapmak gibi faaliyetlerde bulunduğu, örgütsel gizlilik adına ayrıca Kakao isimli programı da kullandığı belirlenerek örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu kabul edilen sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA </i>[karar verildi.]<i>"</i></p>

<p>29. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 19/11/2024 tarihli ve E.2022/7236, K.2024/14303 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>ByLock kullanıcısı olduğu kesin delillerle tespit edilen, kod adı kullanan sanık hakkında; aşamalarda beyanları alınan tanıkların, FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde polis okulu öğrencisi abiliği yaparak sohbet toplantıları düzenlediğine ve örgüt içerisinde aktif faaliyet yürüttüğüne ilişkin ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; </i></p>

<p><i>... </i>[S]<i>anık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA... </i>[karar verildi.]<i>"</i></p>

<p>30. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 12/2/2025 tarihli ve E.2024/20610, K.2025/3943 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında yer alan sanığın gerçekleştirdiği örgütsel içerikteki mesajlaşmalar ve usulüne uygun olarak dinlenen tanıkların beyanları nazara alındığında; </i></p>

<p><i>...</i> [S]<i>anık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA </i>[karar verildi.]<i>"</i></p>

<p>31. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 21/4/2025 tarihli ve E.2023/1682, K.2025/11598 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, örgütsel içerikler bulunan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ve hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA... </i>[karar verildi.]<i>"</i></p>

<p>32. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13/5/2025 tarihli ve E.2022/21314, K.2025/14216 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>ByLock kullanıcısı olduğu dosyada yer alan ve örgütsel içerikler bulunduran ByLock tespit değerlendirme tutanağıyla tespit edilen sanığın faaliyetleri ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla; ... sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA... </i>[karar verildi.]<i>"</i></p>

<p>33. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 20/5/2025 tarihli ve E.2022/23340, K.2025/14964 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>Örgütün iletişim programı olan ByLock'ta örgütsel içerikli yazışmalar yaptığı görülen sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair kabulde ve verilen hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.</i><i>"</i></p>

<p>34. ByLock programının örgütsel iletişimin sağlanması amacıyla kullanıldığının mesaj içerikleri itibarıyla tespit edilmesi durumunda bu hususun terör örgütü üyeliği açısından belirleyici delil olarak değerlendirilmesine ilişkin birçok karar arasından Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 20/5/2025 tarihli ve E.2022/22009, K.2025/14978 sayılı ile 23/6/2025 tarihli ve E.2022/14013, K.2025/18271 sayılı kararlarına bakılabilir.</p>

<p><strong>B. Uluslararası Hukuk </strong></p>

<p><strong>1. Sözleşme Hükümleri </strong></p>

<p>35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"</i><i>Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan … bir mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…" </i></p>

<p><strong>2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı </strong></p>

<p>36. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan yapılan yargılama sonucunda ByLock programının kullanımına, örgütle bağlantılı sendika ile derneğe üye olunmasına ve Bank Asya hesap hareketlerine dayanılarak verilip kesinleşen mahkûmiyet kararı üzerine yapılan başvuruda verdiği <i>Yalçınkaya/Türkiye</i> ([BD], B. No: 15669/20, 26/9/2023) kararında belirleyici olarak ByLock delilinin kullanılmasını suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkı kapsamında ele almıştır.</p>

<p>37. AİHM, karara konu davada başvurucu hakkında mesaj veya e-posta yoluyla yapılan bir iletişimin belirlenemediği ByLock tespitinin mahkûmiyet kararı yönünden belirleyici delil olarak kabul edildiği sonucuna ulaşmıştır. Bu kabule göre ByLock deliline ilişkin olarak anılan kararda suçta ve cezada kanunilik ilkesi yönünden yaptığı değerlendirmelerde AİHM;</p>

<p>i. Başvurucunun terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyetinin 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrasına dayandığını belirtmiş, bu yasal çerçevenin bir kimsenin -gerektiğinde uygun hukuki danışmanlık alarak- hangi eylemlerin kendisini cezai olarak sorumlu kılacağını bilmesini sağlamak için yeterli hassasiyetle formüle edildiğini vurgulamıştır. Buna göre asıl meselenin iç hukukun gereklilikleri de gözönüne alındığında mahkûmiyetin yeterince öngörülebilir olup olmadığı olduğunu belirtmiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 245, 249, 254).</p>

<p>ii. Bu kapsamda mahkemelerin ilgili kanuna uymamasının veya belirli bir davada bu kanunu makul olmayan bir şekilde yorumlamasının ve uygulamasının da Sözleşme’nin 7. maddesinin ihlaline yol açabileceğine dikkati çekmiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§ 256).</p>

<p>iii. Ulusal hukuka göre terör örgütüne üye olma suçunun belirli bir kasıtla işlendiğini, Yargıtay kararlarında da terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyetin ancak sanığın faaliyetlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğuna dayalı olarak silahlı örgütle organik bağının tespit edilmesi, örgütün hiyerarşik yapısı içinde bilerek ve isteyerek hareket ettiğinin ve örgütün amaçlarını benimsediğinin ortaya konması hâlinde söz konusu olabileceğini açıklığa kavuşturduğunu belirtmiştir. Ayrıca Yargıtayın suçun manevi unsurunu <i>doğrudan kasıt ve suç işleme amacı veya hedefi</i> olarak belirlediğini, dolayısıyla bir örgüte katılan kişinin örgütün suç işleyen veya suç işlemeyi amaçlayan bir örgüt olduğunu bilmesi ve bu amacın gerçekleşmesi için özel bir niyeti olması gerektiğini ifade etmiştir. Terör örgütüne üye olma suçunun oluşması için örgütün faaliyetleriyle bağlantılı olarak ve örgütün amaçlarını gerçekleştirmek için fiilî bir suçun işlenmesi gerekmese de kişinin yine de örgütün fiilî varlığına veya güçlenmesine maddi ya da manevi somut bir katkıda bulunmuş olması gerektiğini vurgulamıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 247-249).</p>

<p>iv. ByLock'un sıradan bir ticari mesajlaşma uygulaması olmadığını ve kullanımının <i>prima facie </i>(ilk görünüşte) olarak FETÖ/PDY ile bir tür bağlantıya işaret edebileceğini kabul etmiştir. Bununla birlikte 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamında cezalandırılan fiilin iddia edildiği gibi sadece bir suç şebekesiyle bağlantı olmayıp kanunda belirtilen kurucu (maddi ve manevi) unsurlar temelinde tespit edildiği ölçüde <i>silahlı bir terör örgütüne üyelik</i> olduğunu belirtmiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 259, 260).</p>

<p>v. Somut olaya ilişkin olarak başvurucunun mahkûmiyetinin ByLock uygulamasını kullandığı iddiasından kaynaklandığını, ulusal mahkemelerin başvurucunun sendika ve dernek üyeliği ile Bank Asyadaki hesabına atıfta bulunmasına rağmen ilgili suçun tüm kurucu unsurlarının başvurucunun ByLock kullanmasına dayandığını, bunun terör örgütü üyeliğini ve özellikle de kişisel cezai sorumluluğunun tesis edilmesini sağlayan gerekli manevi bağı kurmak için tek başına yeterli kabul edildiğini belirtmiştir. ByLock kullanımına ilişkin tespitin delil değerinin ötesinde Yargıtay tarafından yorumlandığı şekliyle suçun maddi ve manevi unsurlarının varlığına ilişkin bireyselleştirilmiş bir tespitin yerini aldığı ve böylece 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrasının gerekliliklerini yerine getirmediği ve konuyu 7. maddenin alanına soktuğu kanaatine varmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§ 262).</p>

<p>vi. Bu bağlamda ilgili ulusal mahkemelerin kararlarında ByLock kullanımının başvurucunun FETÖ/PDY’nin cebir ve şiddet kullanarak terörist amaçlar taşıdığını bildiği sonucunu nasıl doğurduğuna, FETÖ/PDY’nin iradesine boyun eğdiğine, amaçlarını gerçekleştirmek için özel bir niyeti olduğuna ve hiyerarşisinin bir parçası olarak faaliyetlerine katıldığına veya ulusal hukukun gerektirdiği şekilde örgütün fiilî varlığına ya da güçlenmesine maddi veyahut manevi katkı sağladığına ilişkin anlamlı bir açıklama yapmadığına işaret etmiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§ 262).</p>

<p>vii. Ulusal mahkemelerin 5237 sayılı Kanun ile 3713 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerini geniş yorumlamak suretiyle ByLock kullanımının terör örgütü üyeliği anlamına geldiğini tespit ettiğini belirtmiştir. Ulusal hukuktaki suçun yasal tanımı kapsamında gerekli olan kastın varlığı tespit edilmeden ByLock kullanıcılarına etkili şekilde objektif sorumluluk yüklendiğini ifade etmiştir. Ulusal mahkemeler tarafından kanunun bu şekilde geniş ve öngörülemez şekilde yorumlanmasının suçun kurucu -özellikle de manevi- unsurlarını bir kenara bırakma ve bu suçu katı bir sorumluluk suçuna dönüştürme ve böylece iç hukukta açıkça belirtilen gerekliliklerden ayrılma etkisi yarattığı sonucuna varmıştır. Bu açıklamalar ışığında suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 271,272).</p>

<p>38. Söz konusu kararda adil yargılanma hakkı yönünden yaptığı değerlendirmelerde ise AİHM;</p>

<p>i. Hayatın her alanında dijitalleşmenin arttığı gözönünde bulundurulduğunda elektronik delillerin ceza yargılamalarında yaygın hâle geldiğini kabul etmiştir. Somut davada daha sonra yapacağı incelemeye halel getirmeksizin bir bireyin bir suç örgütü için özel olarak tasarlanmış ve münhasıran bu örgütün iç haberleşmesinde kullanılan şifreli bir mesajlaşma sistemini kullandığını kanıtlayan elektronik delillere başvurmanın organize suçlarla mücadelede çok önemli olabileceğini vurgulamıştır. Ayrıca elektronik delillerin geleneksel delil türlerinden pek çok açıdan farklı olduğunu, doğası gereği tahrip edilmeye, zarar görmeye, değiştirilmeye veya manipüle edilmeye daha yatkın olması nedeniyle farklı güvenilirlik sorunları ortaya çıkardığını kaydetmiştir. Bu bağlamda ayrıca ceza yargılamalarında test edilmemiş elektronik delillerin kullanılmasının bu tür delillerin toplanmasında uygulanan prosedür ve teknolojinin doğası gereği karmaşık olması dolayısıyla yargı açısından zorluklar içerebileceğini belirterek bu nedenle ulusal hâkimlerin bu delillerin gerçekliğini, doğruluğunu ve bütünlüğünü tespit etme kabiliyetinin azalabileceğini yinelemiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§ 312).</p>

<p>ii. Özellikle şifrelenmiş ve/veya hacim ya da kapsam bakımından çok büyük veriler söz konusu olduğunda elektronik delillerin ele alınmasının kolluk görevlilerini ve adli makamları hem soruşturma hem de kovuşturma evrelerinde ciddi pratik ve usuli zorluklarla karşı karşıya bırakabileceğini belirtmiştir. Bununla birlikte bu unsurların Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamındaki güvencelerin daha katı veya daha yumuşak bir şekilde farklı uygulanmasını gerektirmediğini vurgulamıştır. Usuli ve kurumsal güvenceler ile adil yargılamanın temel ilkeleri ışığında yargılamanın genel olarak hakkaniyete uygun olup olmadığını değerlendirmek durumunda olduğunu belirtmiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 312, 313).</p>

<p>iii. "<i>Delillerin Niteliği</i>" başlığı altında yaptığı inceleme sonucunda ulusal mahkemelerin başvurucu hakkındaki davada CGNAT verilerini tek başına değil ByLock sunucusundan elde edilen veriler ve HTS kayıtları ile birlikte değerlendirdiğini, bu ayrı veri setleri birlikte incelendiğinde verilerin başvurucunun ByLock uygulamasını kullandığını ortaya koyduğu sonucuna vardığını ifade etmiştir. Diğer yandan Millî İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilmesinden adli makamlara teslim edilmesine kadar ByLock verilerinin bütünlüğünü sağlamaya yönelik özel usuli güvencelerin bulunmadığını ve bu durumun da verilerin <i>niteliği</i> konusunda ilk bakışta şüphe uyandırdığını kabul etse de bu verilerin doğruluğunu sorgulamak için yeterli unsurları olmadığı değerlendirmesini yapmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§ 323).</p>

<p>iv. "<i>Başvurucunun Delillere İtiraz Edebilmesi</i>" başlığı altındaki incelemede ise başvurucunun dava dosyasında yer alan tüm ByLock raporlarına erişiminin olmasının bu raporların oluşturulduğu verilere erişim talep etme hakkı veya menfaati olmadığı anlamına gelmediğini belirtmiştir. Söz konusu ByLock verilerinin başvurucu hakkındaki ceza soruşturmasını tetiklediğini, dolayısıyla davada kritik önemi olduğunu, esasen bu verilerin sadece başvurucunun ByLock kullandığı iddiasına ilişkin bireyselleştirilmiş bilgilerin toplanmasına hizmet etmekle kalmadığını, aynı zamanda ByLock'un münhasıran örgütsel bir iletişim aracı olarak nitelendirilmesi için temel oluşturduğunu, böylece doğrudan başvurucunun mahkûmiyetine yol açtığını vurgulamıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 327, 328).</p>

<p>v. ByLock materyalinin potansiyel olarak başvurucunun kendisini aklamasına veya bu materyalin kabul edilebilirliğine, güvenilirliğine, eksiksizliğine veya delil değerine itiraz etmesine olanak tanıyabilecek unsurlar içerdiğinin gözardı edilemeyeceğini vurgulamıştır. ByLock sunucusundan elde edilen ham veriler başvurucuya açıklanmadığı için başvurucunun bu kanıtların bütünlüğünü ve güvenilirliğini ilk elden test edemediğini, bunlara atfedilen anlam ve öneme itiraz edemediğini ifade etmiştir. Bu durumun kural olarak ulusal mahkemelere bu konuları en kapsamlı incelemeye tabi tutma konusunda daha büyük bir sorumluluk yüklediğini ileri sürmüştür. Konuyu yerleşik içtihadı temelinde incelemiş, bu nedenle savunmaya yönelik zorlukların başvurucunun aleyhindeki delillere itiraz etme ve savunmasını etkili ve iddia makamıyla eşit şekilde yürütme fırsatına sahip olmasını sağlayan yeterli usuli güvencelerle dengelenmediği sonucuna varmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 329-331).</p>

<p>vi. Söz konusu kararda ulusal mahkemelerin ByLock’a ait ham verileri başvurucuya vermeme gerekçelerini sunmadıkları gibi başvurucunun verilerin içeriğinin ve bütünlüğünün doğrulanması için bağımsız bir inceleme talebine veya güvenilirliğine ilişkin endişelerine de yanıt vermediklerini açıklamıştır. Ayrıca başvurucuya şifresi çözülen ByLock materyalleri hakkında, özellikle de bu uygulama üzerindeki faaliyetlerinin niteliği ve içeriği hakkında bilgi edinme fırsatı da verilmediğini belirtmiştir. Bu hususun özellikle başvurucunun mahkûmiyetinde bu kanıtların baskın ağırlığı gözönüne alındığında savunma haklarının korunmasında önemli bir adım teşkil ettiğini vurgulamıştır. Bu eksiklikler nedeniyle savunmanın maruz kaldığı zorluğun yerel mahkemelerin ByLock deliline ilişkin inceleme eksiklikleriyle daha da arttığını dile getirmiştir. Mahkemelerin ByLock'un 5237 sayılı Kanun'un 314/2 maddesi anlamında FETÖ/PDY'nin üyesi olmayan biri tarafından kullanılmadığının ve kullanılamayacağının nasıl tespit edildiğini yeterince açıklamadığını ifade etmiştir (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 332-340).</p>

<p>vii. Ulusal mahkemelerin başvurucunun özel ve ilgili taleplerine ve itirazlarına cevap vermemesinin savunma argümanlarına karşı duyarsız kaldıkları ve başvurucunun gerçekten <i>dinlenmediği</i> konusunda meşru bir şüphe uyandırdığını ileri sürmüştür. Usulüne uygun olarak gerekçelendirilmiş kararların adaletin düzgün şekilde yerine getirilmesi açısından taşıdığı önem gözönünde bulundurulduğunda mahkemelerin davanın merkezinde yer alan hayati konulardaki sessizliğinin başvurucunun mahkemelerin tespitlerine ve ceza yargılamasının<i> sadece şekil açısından</i> yürütüldüğüne ilişkin haklı endişelerini de beraberinde getirdiği kanaatine varmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§ 341).</p>

<p>viii. Bu tür elektronik delillerin prensipte terörizm veya diğer organize suçlarla mücadelede çok önemli olabileceğini kabul etmekle birlikte bu delillerin ulusal mahkemeler tarafından adil yargılamanın temel ilkelerini zedeleyecek şekilde kullanılamayacağını vurgulamıştır. Mevcut davadaki eksikliklerin demokratik bir toplumda mahkemelerin kamuoyunda uyandırması gereken güveni sarsıcı ve yargılamanın adilliğini ihlal edici etkilere sahip olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle başvurucu hakkındaki ceza yargılamasının hakkaniyete uygun bir yargılamanın gereklilikleriyle uyuşmadığı değerlendirmesinde bulunmuştur. (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 344-346).</p>

<p>39. AİHM, <i>Yalçınkaya/Türkiye</i> kararında yer verdiği değerlendirmeler doğrultusunda, benzer nitelikteki ByLock tespitleri yönünden <i>Demirhan ve diğerleri/Türkiye</i> (B. No: 1595/20, 22/7/2025) kararında da suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.</p>

<p><strong>V. İNCELEME VE GEREKÇE </strong></p>

<p>40. Anayasa Mahkemesinin 24/2/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia </strong></p>

<p><strong>1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü </strong></p>

<p>41. Başvurucu, başta ByLock programının örgütsel iletişimi sağlamak amacıyla kullanıldığına dair yargılama makamları tarafından mahkûmiyet kararına dayanak alınan delillere ve yapılan değerlendirmelere karşın davanın esasına etkili olarak ileri sürdüğü itirazlarının karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>42. Bakanlık görüşünde, konuya ilişkin yargısal içtihatlara değinilerek ihlal iddialarının anılan içtihatlar ve somut olayın kendine özgü koşulları birlikte ele alınarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p><strong>2. Değerlendirme </strong></p>

<p>43. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." </i></p>

<p>44. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”</i></p>

<p>45. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.</p>

<p><strong>a. Kabul Edilebilirlik Yönünden </strong></p>

<p>46. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.</p>

<p><strong>b. Esas Yönünden </strong></p>

<p><strong>i. Genel İlkeler</strong></p>

<p>47. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. <i>Sencer Başat ve diğerleri </i>[GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmYwODI0MTM0LWNiNTUtYWU2Mi05ODc1LTA2NWQzYTYyZmU5Mg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2013/7800</a>, 18/6/2014, §§ 31, 34).</p>

<p>48. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz.<i> Mehmet Yavuz</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmIxYjQ0YWFlLTRiMWUtZTNmZi0wODE1LTI2NDBlZTBjYzU0Ng&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2013/2995</a>, 20/2/2014, § 51).</p>

<p><strong>ii. İlkelerin Olaya Uygulanması </strong></p>

<p>49. Başvurucu; Bank Asya hesap hareketleri, örgütle iltisaklı sendikaya üye olması ve belirli kurumlarda çalışması nedenleriyle mahkûmiyet kararı verildiğini ileri sürmüş ise de hakkındaki mahkeme kararının içeriği gözönüne alındığında mahkûmiyetin ve temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin başvurucunun CGNAT kayıtları ve ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı doğrultusunda ByLock programı üzerinde <i>477264</i> user-ID numarası alıp bu numaraya bağlı alt veriler oluşturmak suretiyle anılan ağa dâhil olduğuna ve bu programı yoğun olarak kullandığına dair tespitlere dayandığı anlaşılmıştır. Kararda, başvurucunun kullandığı belirtilen ByLock programına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede bu programın FETÖ/PDY'nin haberleşme ağı olduğu ve bu yapılanma tarafından geliştirilip kullanıldığı, programın özellikleri itibarıyla bunu kullananların örgütle bağlantısının bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 14).</p>

<p>50. Anayasa Mahkemesi <i>Ferhat Kara</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjkyYjkzMDM3LTc0ZjYtOWJkOS0xMDU5LWQ1MWVlNTYxOTIxYw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/15231</a>, 4/6/2020) kararında<i> “yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkûmiyete dayanak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini tamamen etkisiz hâle getiren ve açıkça keyfî bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla ByLock'un mahkûmiyette tek veya belirleyici delil olarak kullanılmasına ilişkin iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu”</i>nu değerlendirmiştir (<i>Ferhat Kara, </i>§ 161).</p>

<p>51. Anayasa Mahkemesi, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ve onu destekleyen diğer veriler doğrultusunda ByLock programının kullanıldığına dair tespitin terör örgütü üyesi olma suçu açısından verilen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak değerlendirilmesini <i>Adnan Şen</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjVhMGU5YjgwLTgyOGQtYmU3Zi1kODY0LTYwMjczNjNhZmJlNA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/8903</a>, 15/4/2021) kararında <i>suçta ve cezada kanunilik ilkesi</i> açısından ele almıştır. Bu kararda Anayasa Mahkemesi <i>ByLock programını kullanma</i> şeklinde gerçekleşen faaliyetin örgütsel nitelikte olduğuna, başvurucunun örgüt içi iletişimin sağlanması amacıyla FETÖ/PDY mensuplarının kullanımına sunulan ByLock programını örgütsel amaçla kullandığına, dolayısıyla başvurucunun bu oluşumun suç işlemek amacında olduğunun bilincinde olduğuna dair adli makamlarca yapılan yorumların kanun koyucunun yasak olarak belirlediği fiilin kapsamını suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı olacak şekilde genişletmediğini, örgüt üyeliğine ilişkin kuralın özüyle çelişmediğini ve öngörülebilir olduğunu, atılı suçun unsurları netleştirilirken öngörülebilir ve suçun mahiyetine uygun olma konusunda özen gösterildiğini değerlendirmiş ve ihlal olmadığı sonucuna ulaşmıştır (<i>Adnan Şen</i>, § 121).</p>

<p>52. Bununla birlikte AİHM, Anayasa Mahkemesinin <i>Ferhat Kara </i>ve<i> Adnan Şen</i> kararlarından sonraki süreçte verdiği <i>Yalçınkaya/Türkiye</i> kararında, ulusal mahkemelerin mevzuat hükümlerini geniş ve öngörülemez bir şekilde yorumlayarak ByLock kullanımının terör örgütü üyeliği anlamına geldiğini tespit ettiklerini değerlendirmiş; bu bağlamda ulusal hukuktaki suçun yasal tanımı kapsamında gerekli olan kastın varlığı ayrıca tespit edilmeksizin ByLock programını kullanan kişilere doğrudan ve etkili şekilde objektif sorumluluk yüklendiği kanaatine varmıştır. Dolayısıyla AİHM, bu durumun suçun özellikle de manevi unsurlarının oluşup oluşmadığını değerlendirme gereği duyulmaksızın terör örgütü üyesi olma suçunu katı bir sorumluluk suçuna dönüştürme ve böylece iç hukukta açıkça belirtilen gerekliliklerden ayrılma etkisi yarattığı sonucuna varmıştır (<i>Yalçınkaya/Türkiye, </i>§§ 271, 272).</p>

<p>53. Yargıtay özellikle AİHM'in <i>Yalçınkaya/Türkiye</i> kararından sonraki tarihlerde verdiği kararlarda, örgütsel yazışma içeriği tespit edilemeyen sanıkların ByLock programını örgütsel iletişim amacıyla kullanıp kullanmadıklarının ve örgüt yapılanmasına dâhil olup olmadıklarının hukuki bir kesinlik içinde ortaya konulabilmesi için -somut olayın özelliğine göre ve ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'na yansıyan verilere yönelik olarak- yapılması gerekli görülen araştırma işlemlerini güncel ve istikrarlı içtihatlarında belirlemiştir (bkz. §§ 21-23, 27).</p>

<p>54. Bu çerçevede Yargıtayın anılan kararlarında, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre sanığı arkadaş listesine ekleyen, sanığın kendi listesine eklediği veya irtibatlı olduğu (roster kayıtları) -kimlik bilgileri belirlenebilmiş olan- diğer ByLock kullanıcıları hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığının araştırılması, varsa bu kişilerin sanıkla ilgili aşamalarda verdikleri tüm ifadelerin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca gerekli görülmesi hâlinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde (UYAP) araştırma yapılarak sanık hakkında verilmiş herhangi bir ifade bulunup bulunmadığının da belirlenmesi, varsa bu ifade tutanaklarının onaylı örneklerinin getirilerek duruşmada 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunması, aynı Kanun'un 210. maddesi kapsamında tek veya belirleyici ifade yahut beyan sahiplerinin duruşmada tanık sıfatıyla dinlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği de ifade edilmiştir.</p>

<p>55. Nitekim terör örgütü üyeliği suçu açısından Anayasa Mahkemesi de <i>Ali Bayram İskender</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjQwZjI5M2M1LWZmN2MtNDNiNS1hY2E0LWMyN2ViNjAyNzg3NA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/31370</a>, 25/9/2025) kararında, başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespitin terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak kabul edildiği somut olayda, kişilerin <i>örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının </i>belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların yerine getirilmediği kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi; anılan kararda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiasının kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğu ancak yargı makamları tarafından bu iddia hakkında somut bir değerlendirmede bulunulmadığı, bu eksikliğin kanun yolu incelemeleri sırasında da telafi edilmediği kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu nedenle başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığını değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır (<i>Ali Bayram İskender</i>, §§ 47-58).</p>

<p>56. Somut olayda Mahkemece başvurucunun ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtları doğrultusunda ByLock programını yoğun olarak kullandığı sonucuna ulaşılmışsa da mahkûmiyet kararının yanı sıra Daire ve Yargıtayın kararlarında da ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında yer alan yazışma ve e-posta verilerinin örgütsel nitelikte olup olmadığına, dolayısıyla bu programın örgütsel iletişimi sağlamak amacıyla kullanılıp kullanılmadığına dair herhangi bir değerlendirmede bulunulmamıştır (bkz. §§ 14-16). Öte yandan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağındaki roster kayıtlarında bulunan veya bu user-ID numarasının irtibatlı olduğu belirlenen diğer ByLock kullanıcılarının birçoğunun kimlik bilgileri de tespit edildiği hâlde, Yargıtayın ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nda yer alan verilere ve UYAP araştırmalarına ilişkin uygulamaları dikkate alındığında anılan kararlarda belirtilen araştırmalar da Mahkemece yapılmamıştır (Yargıtayın araştırılması gerektiğini değerlendirdiği hususlar yönünden bkz. §§ 21-23, 27). Nitekim Anayasa Mahkemesi de <i>Ferhat Kara</i> kararında somut olayın kendine özgü koşullarının kişilerin ByLock kullanımına yönelik itirazlarının ayrı ve açık yanıt verilmesini gerektirdiği durumlarda -Yargıtay kararlarında öngörülen- gerekli araştırma ve incelemelerin yapılması gerektiği sonucuna ulaşmıştır (<i>Ferhat Kara, </i>§ 157; gerekçeli karar hakkı yönünden bkz. <i>Yunus Usluer</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmVmNjVjMjFkLTEwYjgtOWY1Ni0wZGJiLTc2ZjNjOGZkYTRhMw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/38137</a>, 10/5/2022; §§ 40-44; <i>Nagehan Özgül</i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmJiNDEyMDg2LWU4YWEtMGU3My1lOGQ5LTNkZGY1YjlkMTcwNg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/38165</a>, 15/6/2022, §§ 45-48; silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden bkz. <i>Esra Saraç Arslan </i>[GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmVjOWM2OGQyLWVkYzItY2RlMi03ODRiLWM1MjZhZmZiZWM1ZA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2019/10514</a>, 28/12/2022, §§ 55-60; <i>Sabri Yılmaz</i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmQxZGM1ZjUwLTlkY2QtNGE1Mi1mY2IyLWM0YWE0ODgwNjc0Mg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/11960</a>, 30/3/2022, § 49; <i>Oğuzhan Aksoy</i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjYzOTdjZGU4LWRiYjItZThlNy04NWQyLWQ1YWFiYzA3MjI4NQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/37293</a>, 13/9/2022, §§ 66-68; <i>Harun Evren</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjMyMzVhYWNkLTFmZmMtMGFmNi1mMmQ3LWQ5MmIyYzc2MzczMw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/17037</a>, 13/4/2022, §§ 40-44; <i>Y.Y. </i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjAyNDRiNDM3LWFiODctODA0OC0xY2U0LWE0YjU5Zjk1NDA1Yg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/22966</a>, 19/10/2022, §§ 36-38).</p>

<p>57. Dolayısıyla mahkûmiyet gerekçesi ile Yargıtayın gelinen aşamadaki güncel uygulamaları dikkate alındığında kişilerin <i>örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının </i>belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların somut olayda yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiası kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğu hâlde Mahkemece bu iddia hakkında somut bir değerlendirmede bulunulmadığı, istinaf ve temyiz incelemesi sırasında da bu eksikliğin telafi edilmediği görülmüştür. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığı anlaşılmıştır.</p>

<p>58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.</p>

<p>59. Başvurucu ayrıca terör örgütüne üye olma suçuyla ilgili olarak yapılan yargısal yorumların öngörülebilir olmaması ve suç oluşturmayan bazı eylemlerin mahkûmiyete esas alınması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, aleyhinde ifade veren tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmemesi nedeniyle de adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuç ve uygun görülen giderime göre suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetler hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığına karar vermek gerekir.</p>

<p><strong>B. </strong><strong>Kamu Görevinden Çıkarılma Nedeniyle Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia</strong></p>

<p>60. Başvurucunun kamu görevinden çıkarılması nedeniyle çalışma hakkı kapsamında ileri sürmekle birlikte özel hayata saygı hakkı yönünden incelenen ihlal iddiasına ilişkin olarak aynı konuda daha sonradan yaptığı bireysel başvuruda Birinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından 1/10/2025 tarihli ve 2022/96970 başvuru numaralı kararla başvurunun özel hayata saygı hakkı yönünden diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildiği anlaşıldığından aynı konudaki başvurusunun <i>Mehmet</i> <i>Satıcıoğlu</i> <i>(2)</i> ([1. B.], B. No:<a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmY4Yjg3M2M5LWFmOWUtMWJmMy0yOWIyLWM3ZjE2YmFjOWNlMw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/11339</a>, 14/11/2018) ve <i>Mehmet</i> <i>Murat</i> <i>Dalkuş</i> ([1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjliZjBkOTZmLTg1YzUtNjcwYS05YjNiLTIyMGRmYjk2MzA0YQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2021/29292</a>, 13/2/2024, §§ 8-11) kararları doğrultusunda <i>mükerrer başvuru olması</i> nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>C. Diğer İhlal İddiaları</strong></p>

<p>61. Başvurucunun;</p>

<p>i. Suç isnadına bağlı tutulduğu muhakeme süreci itibarıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının <i>Mehmet</i> <i>Emin</i> <i>Kılıç</i> ([2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmRmNWJmNDJjLTBkNmEtNWM4MC1kZTNiLWZhNWU2OTNmNDhiNA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2013/5267</a>, 7/3/2014, §§ 19-32) ve <i>Mehmet</i> <i>Şimşek</i> ([1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmQxNDkwZDcwLTAwODAtNWEzYy0yODBmLWFiMzYyZTc4YmMzMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2018/10953</a>, 22/7/2020) kararları doğrultusunda <i>süre aşımı nedeniyle,</i></p>

<p>ii. UYAP kayıtlarına göre Ergani Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/8/2016 tarihli ve 2016/507 D. İş sayılı kararı ile başvurucunun mal varlığına yönelik verilen elkoyma kararının Hâkimliğin 29/12/2016 tarihli ve 2016/971 D. İş sayılı kararı ile kaldırıldığı anlaşıldığından tutuklandıktan sonra mal varlığı değerleri üzerine tedbir konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının <i>Hikmet</i> <i>Balabanoğlu</i> ([2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjI2MjBhNDM3LTNmNzctNWYzNy1iYTNhLTlmZGI1NmE0ZGZiOA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2012/1334</a>, 17/9/2013, § 24) kararı doğrultusunda <i>açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,</i></p>

<p>iii. Ceza infaz kurumunda kaldığı süreçte diğer hükümlülere tanınan telefon ile haberleşme ve görüş haklarından yararlandırılmaması nedeniyle haberleşme hürriyetinin yanı sıra özel hayata ve aile hayatına saygı haklarıyla bağlantılı ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının da ilgili yargısal yollar tüketilmeden bireysel başvuruda bulunulması nedeniyle <i>Süleyman</i> <i>Araç</i> ([2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmQyYzI1Nzg2LTU2NDAtY2IwNS04NjdiLWJlMzc5MjJlNDBmMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2015/7985</a>, 20/9/2018) kararı, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının <i>Veysi Ado</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjUyZjQwYjViLWE0MDAtMTQ5YS1hZmNjLTJiMWVlNjQxYTdjNw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2022/100837</a>, 27/4/2023) ve <i>Ahmet Kartalkuş</i> ([2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjk3OGNkNzc4LTVhMmYtNmNhNC0xZjc3LTQxODE3YjNlYjM4Mw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2019/39635</a>, 19/3/2024, §§ 25-42) kararları doğrultusunda <i>başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, </i></p>

<p>iv. Darbe girişimi sonrasında hâkim ve Cumhuriyet savcıları üzerinde baskı kurulması, ceza infaz kurumunda görevli Cumhuriyet savcısının etkin pişmanlıktan faydalanması hususunda kendisine telkinde bulunması ve Mahkemenin FETÖ/PDY'ye ilişkin davalarda yargılanan kişiler aleyhine ön yargılı davrandığına dair kamuoyunda yoğun bir algı bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, duruşmaların kısa sürmesi, savunmasını rahat ve yeterli şekilde hazırlayıp yapmasının engellenmesi nedeniyle savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının, sonradan kurulan özel mahkemelerde ve olağanüstü hâl sürecinde yargılanması, kendisiyle benzer durumda olan farklı kişilerin FETÖ/PDY'ye ilişkin yargılamadan muaf tutulmaları nedeniyle adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ve muhakeme süreci itibarıyla kendisiyle birlikte ailesinin de yıpratılıp toplumdan dışlanması nedeniyle de özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin temellendirmeksizin soyut şekilde ileri sürdüğü iddialarının <i>Cemal Günsel</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjc0ODJmM2VlLTY0MTItOTllNi0zMjAyLWU5YjUwMGM5YTBiZA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2016/12900</a>, 12/1/2021) kararı doğrultusunda <i>açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,</i></p>

<p>v. Müdafii ile serbestçe görüşmesinin engellenmesi ve görüşme sırasında görevlinin hazır bulundurulması nedeniyle müdafiden yararlanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının <i>Orhan</i> <i>Patarya</i> ([GK] B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmMwZTdhZGRmLTEwZTktY2FkNi01ZWNhLTFmOTFmYjlkY2E1NQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2019/42695</a>, 20/5/2021) kararı, ByLock verilerinin elde edilme usulü yönünden hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının <i>Özlem Yıldırım</i> ([GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmMwYzhhMzNmLTlhZGEtZTY5ZS1jZGZlLTE5ZTZiNDU5YjNkYg&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2022/73725</a>, 28/12/2022, §§ 30-33) kararı doğrultusunda <i>açıkça dayanaktan yoksun olması </i>nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>VI. GİDERİM </strong></p>

<p>62. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>63. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjcxYTU0Nzc3LTdiNjAtYzdhYi1mNzVjLWMwZmJmM2Y2NjUyMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/8875</a>, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2) </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmY1NTk2NGNmLTFjNjctMmU2Yy01ZDA2LTg5ZGJiYTc3YTE2Yw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2016/12506</a>, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmMyNjlmZWU2LTM5YzUtYmU5ZC0wNWJjLTkyNzhlZTliOTUwYQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/32949</a>, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>64. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da -Mahkemece hüküm kurulmadan önce dosyaya sunulan diğer delillerle hükmün kurulmasından sonra başvurucu hakkında dosyaya giren yeni deliller de dâhil olmak üzere- delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p>65. Başvurucu; maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin; ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından da manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>VII. HÜKÜM </strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>2. Kamu görevinden çıkarılma nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia bakımından başvurunun <i>mükerrer başvuru</i> olması nedeniyle REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>3. Diğer ihlal iddialarının <i>kabul edilebilirlik kriterlerini</i> karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>B. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,</p>

<p>C. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,</p>

<p>D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/275, K.2017/543) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 24/2/2026 tarihinde karar verildi.</p>

<p>​</p>

<p>​</p>

<p>​</p>

<p><strong>KARŞIOY </strong></p>

<p>Başvurucu, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş, Mahkememiz çoğunluğu tarafından, başvurucunun Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği kabul edilmiştir. Aşağıda belirttiğim nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.</p>

<p>Başvurucu olayların gerçekleştiği tarihte öğretmen olarak görev yapmaktadır. Başvurucuya iddianameye konu eylemler ve dosya kapsamı hakkında bilgi verilmiş ve savunması alınmıştır. Dosya kapsamında BTK’ya yazılan müzekkere ile ByLock programını kullanıp kullanmadığı sorulmuş, BTK tarafından CGNAT kayıtları gönderilmiş ve EGM-KOM tarafından başvurucu ile ilişkilendirilen 477… user ID numarasına ait alt verileri içeren ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı dosyaya sunulmuştur. Söz konusu kayıtlara göre 477… user ID numarasının başvurucu adına kayıtlı GSM hattı üzerinden kullanıldığı, tespit edilen ilk log tarihinin 9.12.2015 tarihi olduğu, bu user ID üzerinden aktif olarak yazışma/arama yapıldığı ve e posta alınıp gönderildiği tespit edilmiştir. Diğer ByLock kullanıcılarının başvurucuya “r….2143” ve “Erganili R….” İsmini verdikleri belirtilmiştir.</p>

<p>Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğünde müdafilerinin hazır bulunmasıyla ifadesi alınan ve etkin pişmanlıktan yararlanan F.D., başvurucuyu teşhis etmiş ve örgüt içerisinde “Ergani ilçe abisi” olarak bildiğini beyan etmiştir. Yine etkin pişmanlıktan faydalanan H.Do, başvurucuyu teşhis etmiş, kendi kullandığı user-ID numarasının roster kayıtlarında 477… user-ID numarasını başvurucunun kullandığını ve onun örgüt içinde “Ergani ilçe abisi” olduğunu beyan etmiştir. Emniyet Müdürlüğü bu tutanakları başvurucunun yargılandığı mahkemeye göndermiştir.</p>

<p>Yargılamada başvurucuya esas hakkında mütalaaya savunma imkânı tanınmış ve başvurucunun savunması sonrasında hüküm verilmiştir. Yargılamayı yapan Ağır Ceza Mahkemesi tüm dosya kapsamını nazara alarak, hukuk kurallarını nasıl uyguladığını ve yorumladığını, ayrıca takdir yetkisini gerekçelendirerek hüküm kurmuştur. Yerel Mahkemenin kararı istinaf ve temyiz kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir.</p>

<p>6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinde, bireysel başvurunun ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabileceği belirtilmiş olup, aynı Kanun’un 48. maddesinde, bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila 47. maddelerde öngörülen şartların taşınması gerektiği düzenlenmiştir. Yine, Kanun’un 48. maddesinde, Anayasa Mahkemesinin, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebileceği düzenlenmiştir. Buna göre, somut olayda başvurucunun bireysel başvurusunda yer alan iddiaları kanun yolu şikâyeti niteliğini haiz olup, bireysel başvuruda bu hususların değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle açıkça dayanaktan yoksun olan başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, Aydın Yavuz ve Diğerleri başvurusunda (<i>Başvuru Numarası: 2016/22169, Karar Tarihi: 20/6/2017, R.G. Tarih ve Sayı: 30/6/2017-30110</i>) darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaya ilişkin olarak FETÖ/PDY örgütünün özellikleri hakkında kapsamlı açıklamalara yer vermiştir. Söz konusu kararda Millî Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 20/7/2016 tarihli toplantısında darbe girişiminin değerlendirildiği, FETÖ/PDY’nin başlangıçta özellikle din ve eğitim alanında faaliyet göstererek toplumda meşruiyet kazanmaya çalıştığı, FETÖ/PDY’nin bünyesinde bulunan ışık (talebe) evleri, okullar, yurtlar ve dershaneler aracılığıyla ulaştığı gençleri amaçları doğrultusunda yetiştirdiği ve bu kişilerin yapılanmanın insan kaynağını oluşturduğu, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla milleti ve devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı, yetkili makamlar tarafından yapılan çok sayıda sözlü ve yazılı açıklamada genel olarak, darbe teşebbüsünün Fetullah Gülen'in talimatı ile başlatıldığı ve onun onayladığı plan doğrultusunda TSK içinde yuvalanmış FETÖ/PDY mensupları, örgüt yöneticisi konumundaki kamu görevlileri, siviller ile polis ve jandarma içine sızmış FETÖ/PDY üyeleri tarafından icra edildiği belirtilmiştir. Söz konusu kararda, FETÖ/PDY terör örgütünün ortaya çıkması ve toplumda meşruiyet kazanmasındaki en önemli unsur, eğitim faaliyetleri olarak belirtilmiştir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi’nin aynı kararında (Aydın Yavuz ve Diğerleri Başvurusu), yetkili makamlarca ve soruşturma mercilerince 15 Temmuz darbe teşebbüsünün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'ye ilişkin olarak özellikle son yıllarda yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda bu yapılanmanın özelliklerine ve faaliyetlerine ilişkin birçok tespit ve değerlendirmeye yer verilerek, özetle; FETÖ/PDY'nin yöneticileri ve üyelerinin, faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttüğü ve gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandığı, gizlilik anlayışı, devlet yönetimi bakımından önemli görülen TSK, yargı, emniyet ve mülki idare birimlerinde ayrı bir titizlikle uygulandığı, FETÖ/PDY'nin gerçek amacının devleti ele geçirmek olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Yine Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi yargılamayı yapan derece mahkemelerinin görevidir. Anayasa Mahkemesinin görevi ise, derece mahkemelerinin yorumlarının açıkça keyfi veya bariz takdir hatası içerecek nitelikte olup olmadığını incelemektir. Başvurucu hakkında terör örgütü üyeliğinin sübut bulduğunu kabul eden yerel mahkeme somut olay bağlamında ByLock kullanımını ve diğer delilleri değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuştur. Yerel mahkemenin kararı gerekçeli olup, hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de mevcut değildir.</p>

<p>Bu nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.</p>

<p>Üye</p>

<p>Ömer ÇINAR</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20196030-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymf.jpg" type="image/jpeg" length="91218"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2020/19019 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202019019-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202019019-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 4/3/2026 tarihli ve 2020/19019 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>BİRİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>A.</strong><strong>A.</strong> <strong>VE</strong> <strong>DİĞERLERİ</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2020/19019)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 4/3/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 19/6/2026- 33285</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>BİRİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan y.</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Tahir Hami TOPAÇ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Av. Serhat MENZİLCİOĞLU</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p>

<p>1. Başvuru, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>2. Başvurucular 24/4/2013 tarihinde Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (İdare) aleyhine kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davası açmıştır.</p>

<p>3. Başvurucular; dava dilekçesinde, hissedarı oldukları Ankara'nın Yenimahalle ilçesi, Susuz Mahallesi, 44744 ada ve 1 No.lu parselde kayıtlı taşınmaza İdare tarafından yüksek gerilim hattı yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını ileri sürmüştür.</p>

<p>4. İdarenin cevap dilekçesinde; enerji nakil hattıyla direk yerlerinin dava konusu imar parselinin altlığını oluşturan 1957 No.lu kadastro parselinden geçtiği, bu iki enerji hattı ve direk yerleriyle ilgili olarak 1957 yılında kamulaştırma yapıldığı bedelin o zamanki maliklerine ödendiği belirtilmiştir. Ayrıca bu kadastro parselinin imar uygulaması sonucu 44744 ada ve 1 No.lu parsel olduğu, başvurucuların da bu imar parselinden hisse satın aldıkları, kadastro parseli zamanında kamulaştırma işleminin yapılarak bedelin o zamanki hak sahiplerine ödendiği ifade edilmiştir.</p>

<p>5. Mahkemece 17/3/2015 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde; dava konusu imar parselinin altlığını oluşturan 1957 No.lu kadastro parselinden enerji nakil hatlarıyla direk yerlerinin geçirildiği, bu kadastro parselinin 1996 yılında ifraz görerek 3633, 3634, 3635, 3637 ve 3638 No.lu kadastro parsellerinin oluştuğu, direk yeri bakımından kamulaştırılan yerler için İdare adına 3633 ve 3634 No.lu parselin tescil edildiği, 3638 No.lu parsel üzerinden de enerji nakil hatlarının geçirildiği ve İdarece o tarihteki maliklere ödeme yapılarak İdare lehine 3638 No.lu parsel üzerinden daimî irtifak hakkı tesis edilip tapuya tescil edildiği belirtilmiştir. Gerekçede ayrıca 3616 ve 3638 No.lu parsellerin imar uygulamasına tabi tutulması sonucu dava konusu 44744 ada ve 1 No.lu imar parselinin oluştuğu, başvurucuların ise bu parselden 2013 yılında hisse satın alarak malik oldukları, 3638 No.lu parsel üzerinden geçen irtifak haklarının imar parseline aynen 1995 ve 1996 yıllarında aktarıldığı, başvurucuların da aktarılan bu irtifak haklarını görerek imar parselinden 2013 yılında hisse satın aldıkları, bu bağlamda kamulaştırmasız el atma durumunun söz konusu olmadığı, başvuruculara yeniden ödeme yapılmasının mükerrer ödemeye sebep olacağı belirtilmiştir.</p>

<p>6. Başvurucular, hükmü temyiz etmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Daire) 24/5/2016 tarihinde dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde dava konusu taşınmaz üzerinde dört irtifak hakkı tesis edildiği, buna karşın Mahkemece yapılan keşifte iki ayrı enerji nakil hattı geçirildiğinin anlaşıldığı, fen bilirkişisi krokili raporuna göre de 15.343,95 m²lik bölümün tapu kaydında 26.007 m² olarak gösterilen Kayabaşı-Ankara 2 Sincan enerji nakil hattı, 7.423,04 m²lik bölümün ise tapu kaydında 26.526 m² olarak gösterilen Ankara 2 Sincan Sanayi Bölgesi enerji nakil hattı olduğunun belirtildiği açıklandıktan sonra tapu kaydında 1996 yılında İdare lehine 26.007 m² olarak tesis edilen irtifak hakkı ile aynı yıl yine İdare lehine 26.526 m² olarak tesis edilen irtifak hakkına dayanak kamulaştırma belgelerinin davalı idareden, kamulaştırma işlemlerinin o tarihteki maliklerine tebliğine ilişkin tebliğ mazbatalarının ilgili noterlik ve davalı idareden, kamulaştırma bedelinin ödendiğine ilişkin belge ve tutanakların ise ilgili banka ve davalı İdareden getirtildikten sonra dosyanın gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.</p>

<p>7. Mahkemece eksiklikler giderildikten sonra dosya Daireye gönderilmiştir. Daire tarafından 4/4/2017 tarihinde dosyanın ikinci kez geri çevrilmesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde dosya içindeki fen bilirkişi krokili raporunda, kök parsel olan 1957 No.lu parselin, 25/3/1996 tarihinde gördüğü ifraz neticesi oluşan kısmen 3638 No.lu parselin 170.397 m² şuyulanması sonucu oluşan dava konusu taşınmazda 3638 No.lu parselde 11486/264466 pay sahibi kooperatif adına kayıtlıyken başvurucuların 5/4/2013 ve 10/4/2013 tarihlerinde satın alma yoluyla malik oldukları ve tapu kaydına 1996 yılında İdare lehine tesis edilen 26.526 ve 26007 m² irtifak hakkı kamulaştırmaları kök parsel olan 1957 parselken yürütüldüğünden kooperatifin 3638 parseldeki 11486/264466 payı kimlerden edindiği, edinme tarihi ve sebebini gösterir dayanak belgeleriyle birlikte, 1957 parselin ve gittisi olan 3638 parselin tapu kaydının ilgili Tapu Müdürlüğünden getirtildikten sonra dosyanın gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.</p>

<p>8. Mahkemece eksiklikler giderildikten sonra dosya Daire'ye gönderilmiştir. Daire tarafından 8/5/2018 tarihinde önceki maliklerin irtifak haklarına ilişkin olarak ferağ verdiklerinin anlaşıldığı belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p>9. Başvurucular, Dairenin onama kararına karşı karar düzeltme yoluna müracaat etmiştir. Daire tarafından 8/7/2019 tarihinde yeniden geri çevirme kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinde dava konusu Susuz Mahallesi 3638 parsel No.lu taşınmazda davalı İdare lehine 15/5/1996 tarihli ve 3511 yevmiye sayılı, 22/5/1996 tarihli ve 3760 yevmiye sayılı, 3636 parsel No.lu taşınmazda 15/5/1996 tarihli ve 3511 yevmiye sayılı ve 3938 parsel No.lu taşınmazda 4/6/1996 tarihli ve 4133 yevmiye sayılı işlemler ile tesis edilen irtifak hakkına ilişkin tüm dayanak resmî belgelerin ayrıca dava konusu kök 44744 ada ve 1 parsel No.lu taşınmazda Yenimahalle Belediye Encümeninin 30/4/2014 tarihli ve 715 sayılı kararı ve Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 3/7/2014 tarihli ve 1779 sayılı kararıyla onaylanan 84184/ ek-2 parselasyon planı gereğince başvurucular adına oluşan yeni tapu kayıtlarının ilgili tapu müdürlüklerinden getirtildikten sonra dosyanın gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.</p>

<p>10. Mahkemece eksiklikler giderildikten sonra dosya Daireye gönderilmiştir. Daire 27/2/2020 tarihinde karar düzeltme talebinin reddine karar vermiştir.</p>

<p>11. Başvurucular, nihai hükmü 19/3/2020 tarihinde öğrendikten sonra 7/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanun ile COVID-19 pandemisi nedeniyle yargı alanındaki süreler 13/3/2020 tarihinden 15/6/2020 tarihine kadar durdurulduğundan başvurunun süresinde olduğu anlaşılmıştır.</p>

<p>12. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>13. Başvurucular, usulüne uygun kamulaştırma işlemi yapılmaksızın ve bedeli ödenmeksizin maliki oldukları taşınmazlara el atılmasından yakınarak kamulaştırmasız el atma nedeniyle açtıkları tazminat davasının haksız olarak reddedildiğini ileri sürmüştür. Başvurucular; irtifak bedelinin kendilerine yahut önceki maliklere ödenmediğinin bilirkişi raporunda vurgulandığını, ilgili kurumun cevabi yazısında ferağ belgelerine rastlanılmadığının belirtildiğini, aynı taşınmaza ilişkin farklı hissedarlar tarafından açılan davalarda derece mahkemesinin usulüne uygun kamulaştırma yapılmadığına ve İdarenin kamulaştırmasız el atmada bulunduğuna dair verilen kararların temyiz incelemesinde onandığını ifade ederek mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.</p>

<p>14. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.</p>

<p>15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>16. Başvuruculara göre kamulaştırma yapılmaksızın el atılan, İdareye göre ise usulüne uygun kamulaştırma işlemleri yapılan taşınmazın mülk teşkil ettiği ve yapılan işlemin mülkiyet hakkına müdahale niteliğinde olduğu tartışmasızdır.</p>

<p>17. Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine göre mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (<i>Recep Tarhan ve Afife Tarhan</i> [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).</p>

<p>18. Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesinin birinci fıkrasında “<i>Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hâllerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.</i>” denilmektedir. Devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından yapılabilmesi, kamu yararının bulunması, kamulaştırma kararına ilişkin kanunda gösterilen esas ve usullere uyulması, gerçek karşılığın kural olarak peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanın anayasal ögeleridir (AYM, E.2018/156, K.2019/22, 10/4/2019, § 29). Gerçek karşılığın peşin olarak ödenmesi, Anayasa'nın 46. maddesiyle maliklerin lehine olarak getirilen özel bir güvence mahiyetindedir.</p>

<p>19. Başvuruya konu olayda uyuşmazlığın esası, önceki maliklerin ferağ belgesi verip vermediği noktasında toplanmaktadır. Başvurucular, ferağ belgesinin bulunmadığını ileri sürmüş; ilgili tapu müdürlüğü de cevabi yazısında ferağ belgelerine rastlanılmadığını bildirmiştir. Ayrıca başvurucular, aynı taşınmaza ilişkin farklı hissedarlar tarafından açılan davalarda derece mahkemelerinin usulüne uygun kamulaştırma yapılmadığına ve İdarenin kamulaştırmasız el atmada bulunduğuna dair verilen kararların temyiz incelemesinde Daire tarafından onandığını ifade ederek ilgili kararları da bireysel başvuru dosyasına sunmuştur. Nihayetinde başvurucular, dava konusu taşınmaza fiilen el atıldığını ve önceki maliklerin ferağ vermediklerini ileri sürerek iddialarını yeterli derecede temellendirerek somut verilere dayandırmıştır. Uyuşmazlığa ilişkin Daire kararında ise sadece önceki maliklerin ferağ verdiklerinin anlaşıldığı belirtilmiş, bu sonuca nasıl ulaşıldığı hususunda ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır. Kararda konuya ilişkin ilgili ve yeterli bir gerekçe sunulmamıştır.</p>

<p>20. Sonuç olarak yargısal sürecin bütününe bakıldığında mülkiyet hakkının korunmasında usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirilmediği, başvurucuların bu güvencelerden yararlandırılmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple başvurucuların mülkiyet hakkı ile müdahalenin dayandığı kamu yararı arasında olması gereken adil denge başvurucular aleyhine bozulmuş olup mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçüsüzdür.</p>

<p>21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III. GİDERİM</strong></p>

<p>22. Başvurucular, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama talep etmiştir.</p>

<p>23. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2) </i>[1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3) </i>[GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>24. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne veya reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM </strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2013/225, K.2015/118) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>D. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,</p>

<p>E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202019019-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymms.jpg" type="image/jpeg" length="41151"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yatırımcıların Due Diligence Sürecinde İlk Baktığı 10 Hukuki Risk]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yatirimcilarin-due-diligence-surecinde-ilk-baktigi-10-hukuki-risk-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yatirimcilarin-due-diligence-surecinde-ilk-baktigi-10-hukuki-risk-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir startup yatırım alamadığında sebep çoğu zaman ürün değildir. Bazen ürün çalışır, ekip güçlüdür, pazar büyüktür, büyüme hikayesi ikna edicidir. Ancak yatırımcı due diligence sürecine girdiğinde bambaşka bir tabloyla karşılaşır: Yazılım şirkete ait değildir, kurucular arasında yazılı bir sözleşme yoktur, hisse yapısı dağınıktır, KVKK süreçleri eksiktir, çalışanlarla fikri mülkiyet devri yapılmamıştır veya şirket yatırım almaya uygun bir hukuki zeminde kurulmamıştır.</p>

<p>İşte bu noktada yatırım görüşmesi artık “şirketin ne kadar büyüyebileceği” sorusundan çıkar; “bu şirkete yatırım yapmak ne kadar güvenli?” sorusuna dönüşür.</p>

<p>Due diligence, yatırımcının girişimi yalnızca finansal olarak incelemesi değildir. Hukuki, ticari, fikri mülkiyet, veri koruma, sözleşmesel ve kurumsal risklerin birlikte değerlendirildiği bir güven testidir. Bir yatırımcı için iyi fikir önemlidir. Ancak yatırım yapılabilir şirket, yalnızca iyi fikre sahip olan şirket değildir. Yatırım yapılabilir şirket; sahip olduğu ürünü, kodu, markayı, veriyi, sözleşmeleri, çalışan ilişkilerini ve ortaklık yapısını hukuken taşıyabilen şirkettir.</p>

<p>Türkiye’de startup ekosistemi olgunlaştıkça yatırımcıların baktığı başlıklar da değişiyor. Artık yalnızca “kaç kullanıcı var?”, “gelir modeli nedir?”, “değerleme ne kadar?” soruları sorulmuyor. Bunların yanında şu sorular da masaya geliyor:</p>

<p>· Bu yazılım gerçekten şirkete mi ait?</p>

<p>· Kurucular ayrılırsa hisseler ne olacak?</p>

<p>· Şirketin pay defteri ve cap table’ı uyumlu mu?</p>

<p>· KVKK süreçleri tamam mı?</p>

<p>· Çalışanlar ve freelancer geliştiriciler mali hak devri yaptı mı?</p>

<p>· Yatırım sonrası veto, imtiyaz, drag along, tag along hükümleri nasıl işleyecek?</p>

<p>· Exit aşamasında Rekabet Kurulu izni gerekir mi?</p>

<p>Bu sorulara net cevap veremeyen girişimler için yatırım süreci uzar, değerleme düşer veya yatırım tamamen iptal olabilir.</p>

<p><strong>1. Kurucular Arasında Yazılı Sözleşme Olmaması</strong></p>

<p>Birçok startup, başlangıçta güven ilişkisiyle kurulur.</p>

<p>· “Biz zaten arkadaşız.”</p>

<p>· “Şimdilik sözleşmeye gerek yok.”</p>

<p>· “Yatırım gelince düzenleriz.”</p>

<p>Ancak yatırımcı açısından bu yaklaşım ciddi bir kırmızı bayraktır. Çünkü kurucu ortaklar arasında yazılı bir founder agreement yoksa, şirketin en temel ilişkisi belirsizdir. Kurucuların görevleri, şirkete ayıracakları zaman, ayrılma halinde hisselerin akıbeti, rekabet yasağı, gizlilik yükümlülüğü, fikri mülkiyet devri ve karar alma mekanizması net değilse yatırımcı şu riski görür:</p>

<p>Bugün yatırım yaptığı şirket, yarın kurucu ortak kavgası nedeniyle yönetilemez hale gelebilir.</p>

<p>Founder agreement yalnızca “ortaklar arasında protokol” değildir. Girişimin kriz anında nasıl ayakta kalacağını belirleyen belgedir.</p>

<p><strong>2. Hissedarlık Yapısının Dağınık veya Yatırıma Uygun Olmaması</strong></p>

<p>Due diligence sürecinde yatırımcıların ilk incelediği belgelerden biri cap table’dır.</p>

<p>· Kim ne kadar paya sahip?</p>

<p>· Paylar gerçekten taahhüt edildi mi?</p>

<p>· Pay defteri güncel mi?</p>

<p>· Hisse devri işlemleri usulüne uygun mu?</p>

<p>· Eski ortaklar, danışmanlar veya pasif kişiler hala pay sahibi mi?</p>

<p>Özellikle erken aşama startuplarda sık görülen sorunlardan biri, geçmişte “yardım etti”, “tanıştırma yaptı”, “bir süre kod yazdı” diye kişilere küçük paylar verilmesidir. Bu paylar başlangıçta önemsiz görünür. Ancak yatırım turunda bu kişiler sözleşmenin tarafı haline gelir ve süreç karmaşıklaşır.</p>

<p>Yatırımcı açısından dağınık hissedarlık yapısı, ileride karar alma, sermaye artırımı, exit, yeni yatırım turu ve pay devri süreçlerinde engel yaratabilecek bir risktir. Bu nedenle yatırım öncesinde cap table’ın sade, izah edilebilir ve hukuken belgelenebilir olması gerekir.</p>

<p><strong>3. Şirket Türünün ve Sermaye Yapısının Yatırıma Uygun Olmaması</strong></p>

<p>Türkiye’de birçok girişim başlangıçta limited şirket olarak kuruluyor. Bu pratik ve maliyet açısından anlaşılabilir. Ancak yatırım alma hedefi olan girişimlerde anonim şirket yapısı çoğu zaman daha elverişlidir. Anonim şirketlerde pay devri, yatırım turları, imtiyazlı paylar, yönetim kurulu yapısı, kayıtlı sermaye sistemi ve ilerideki exit süreçleri daha esnek kurgulanabilir.</p>

<p>Güncel düzenlemeler uyarınca yeni kurulacak anonim şirketlerde asgari sermaye 250.000 TL, limited şirketlerde 50.000 TL, kayıtlı sermaye sistemini kabul eden halka açık olmayan anonim şirketlerde ise başlangıç sermayesi 500.000 TL’dir. Bu yalnızca teknik bir kuruluş detayı değildir. Yatırımcı açısından şirketin yatırım almaya hazır olup olmadığını gösteren kurumsal bir göstergedir. Yanlış şirket türü veya zayıf sermaye yapısı, yatırım sürecinde dönüşüm, esas sözleşme değişikliği, sermaye artırımı ve pay devri gibi ek işlemler doğurur. Bu da süreci uzatır ve yatırımcının risk algısını artırır.</p>

<p><strong>4. Yazılım ve Fikri Mülkiyet Haklarının Şirkete Ait Olmaması</strong></p>

<p>Startup due diligence sürecinin en kritik sorularından biri şudur:</p>

<p>Ürün kimin?</p>

<p>Bu soru basit görünür. Ancak birçok girişimde cevap sanıldığı kadar net değildir.</p>

<p>-Kod bir kurucunun şahsi GitHub hesabında olabilir.</p>

<p>-İlk MVP bir freelancer tarafından geliştirilmiş olabilir.</p>

<p>-Mobil uygulama bir ajansa yaptırılmış olabilir.</p>

<p>-Marka başvurusu şirket yerine kurucu adına yapılmış olabilir.</p>

<p>-Çalışan geliştiricilerle mali hak devri yapılmamış olabilir.</p>

<p>Bu durumda şirketin yatırımcıya sunduğu en değerli varlık, hukuken şirketin malvarlığı içinde görünmeyebilir.</p>

<p>Yazılım, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunabilir. Ancak koruma ile mülkiyet aynı şey değildir. Yazılımı geliştiren kişi ile şirket arasındaki sözleşmede mali hakların açık, kapsamlı ve yazılı şekilde devredilmesi gerekir. Yatırımcı için bu risk çok büyüktür. Çünkü yatırım yaptığı şirket, aslında sahip olmadığını sandığı bir teknoloji üzerinden değerleme alıyor olabilir.</p>

<p><strong>5. Freelancer ve Ajans Sözleşmelerinin Eksikliği</strong></p>

<p>Erken aşama girişimlerin büyük kısmı ürün geliştirme sürecinde freelancer, ajans veya dış geliştiricilerle çalışır. Bu model hızlıdır, esnektir ve maliyet avantajı sağlar. Ancak hukuki altyapı kurulmazsa ileride ciddi fikri mülkiyet krizleri doğurur.</p>

<p>Bir freelancer’a ödeme yapılmış olması, her zaman yazılım üzerindeki tüm mali hakların şirkete geçtiği anlamına gelmez. Sözleşmede işin kapsamı, kaynak kod teslimi, mali hak devri, üçüncü kişi haklarından ari olma taahhüdü, açık kaynak kullanım şartları, gizlilik ve rekabet hükümleri ayrıca düzenlenmelidir.</p>

<p>Due diligence sırasında yatırımcı genellikle şu belgeleri görmek ister:</p>

<p>· Yazılım geliştirme sözleşmeleri,</p>

<p>· Mali hak devir hükümleri,</p>

<p>· Kaynak kod teslim tutanakları,</p>

<p>· Açık kaynak lisans envanteri,</p>

<p>· Freelancer ve ajans gizlilik taahhütleri.</p>

<p>Bu belgeler yoksa yatırımcı için risk şudur: Ürünün kritik bir parçası üzerinde üçüncü bir kişinin hak iddiası ortaya çıkabilir.</p>

<p><strong>6. Marka, Patent ve Ticari Sır Stratejisinin Kurulmamış Olması</strong></p>

<p>Startup’lar çoğu zaman ürüne odaklanır; marka, patent ve ticari sır stratejisini sonraya bırakır. Ancak yatırımcı açısından marka ve fikri mülkiyet koruması yalnızca hukuki bir detay değildir. Şirket değerinin korunmasıdır.</p>

<p>Marka şirket adına tescilli değilse, ileride aynı veya benzer marka için üçüncü kişilerle uyuşmazlık çıkabilir. Patentlenebilir bir teknik çözüm kamuya açıklanmışsa, yenilik niteliği zarar görebilir. Ticari sır niteliğindeki algoritma, veri seti, müşteri listesi veya iş modeli gizlilik önlemleriyle korunmuyorsa, şirketin rekabet avantajı zayıflar.</p>

<p>Özellikle teknoloji girişimlerinde çalışan buluşları da ayrıca önemlidir. Çalışanın iş ilişkisi sırasında geliştirdiği hizmet buluşlarında işverenin belirli sürelerde hak talep etmesi ve süreci yazılı yürütmesi gerekir. Aksi halde şirket, patentlenebilir teknolojik çıktılar üzerinde hak kaybı yaşayabilir. Yatırımcı bu tabloya baktığında yalnızca bugünkü ürünü değil, şirketin gelecekteki korunabilir rekabet avantajını da değerlendirir.</p>

<p><strong>7. KVKK ve Veri Koruma Uyumunun Eksikliği</strong></p>

<p>Veri işleyen veya veri odaklı çalışan her startup için KVKK uyumu artık ertelenebilir bir konu değildir.</p>

<p>SaaS, fintech, healthtech, edtech, pazaryeri, yapay zeka ve mobil uygulama girişimlerinde kişisel veri işleme faaliyeti çoğu zaman iş modelinin merkezindedir. Buna rağmen birçok girişimde aydınlatma metni, açık rıza süreçleri, veri işleme envanteri, saklama-imha politikası, veri işleyen sözleşmeleri ve yurt dışına veri aktarım mekanizmaları eksik kalır. Yatırımcı açısından KVKK riski yalnızca idari para cezası riski değildir. Asıl soru şudur:</p>

<p>Bu startup, veriyi hukuka uygun şekilde işleyerek büyüyebilir mi?</p>

<p>Özellikle yurt dışı servis sağlayıcıları, bulut sistemleri, CRM araçları, analitik yazılımlar ve yapay zeka altyapıları kullanan girişimlerde veri aktarım süreçlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>2024 sonrası yurt dışına veri aktarım rejiminde standart sözleşmeler, uygun güvenceler ve bildirim yükümlülükleri daha kritik hale gelmiştir. Standart sözleşmelerin imzalanmasından sonra Kuruma bildirim süresi gibi teknik yükümlülükler dahi due diligence sürecinde incelenebilir. Veri işleme modeli belirsiz olan bir startup, yatırımcı için ölçeklenebilirlik riski taşır.</p>

<p><strong>8. Çalışan Sözleşmeleri, Rekabet Yasağı ve Gizlilik Eksikleri</strong></p>

<p>Startup’ların büyümesi çoğu zaman çalışanlar üzerinden gerçekleşir. Ancak çalışan ilişkileri hukuken doğru kurulmamışsa, yatırım sürecinde ciddi riskler ortaya çıkar.</p>

<p>Özellikle yazılımcılar, ürün yöneticileri, veri bilimcileri, satış ekipleri ve üst düzey yöneticilerle yapılan sözleşmelerde şu başlıklar kritik hale gelir:</p>

<p>-Gizlilik,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-Fikri mülkiyet devri,</p>

<p>-Rekabet yasağı,</p>

<p>-Müşteri ve çalışan ayartmama,</p>

<p>-Veri güvenliği,</p>

<p>-Şirket ekipmanları ve kaynak kod erişimi,</p>

<p>-İşten ayrılma sonrası yükümlülükler.</p>

<p>Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Rekabet yasağı sınırsız ve ölçüsüz yazılamaz. Süre, yer, konu ve menfaat dengesi gözetilmelidir.</p>

<p>Yatırımcı, şirketin kilit çalışanlarını kaybetmesi halinde ürünün devam edip edemeyeceğini ve ayrılan kişilerin rakip bir yapı kurup kuramayacağını değerlendirir. Çalışan sözleşmeleri zayıfsa, şirketin insan kaynağı üzerinden sahip olduğu değer de zayıflar.</p>

<p><strong>9. ESOP, Vesting ve Kurucu Ayrılığı Mekanizmalarının Olmaması</strong></p>

<p>Startup dünyasında en sık ihmal edilen konulardan biri vesting yapısıdır. Bir kurucu erken ayrıldığında tüm hisselerini yanında götürüyorsa, geride kalan ekip için ciddi bir adaletsizlik doğar. Daha önemlisi yatırımcı açısından şirketin sermaye yapısı bozulur.</p>

<p>Vesting ve reverse vesting mekanizmaları, kurucuların ve kilit çalışanların şirkete katkısını zamana yayarak düzenler. Good leaver / bad leaver ayrımı ise ayrılma sebebine göre payların veya hakların nasıl değerlendirileceğini belirler.</p>

<p>ESOP ise yetenekli çalışanları şirkete bağlamak için önemli bir araçtır. Ancak Türkiye’de klasik Amerikan tipi ESOP modellerinin doğrudan uygulanması her zaman kolay değildir. Bu nedenle gerçek pay opsiyonu, phantom share, prim sistemi veya sözleşmesel hak modelleri dikkatli kurgulanmalıdır. Yatırımcı açısından buradaki temel soru şudur:</p>

<p>Bu şirket, kurucular ve kilit ekip olmadan da sürdürülebilir mi?</p>

<p>Vesting ve ESOP yapısı olmayan bir startup’ta insan kaynağı riski doğrudan yatırım riskine dönüşür.</p>

<p><strong>10. Yatırım Sözleşmeleri, Kitle Fonlaması ve Exit Risklerinin Yanlış Kurgulanması</strong></p>

<p>Yatırım sürecinde term sheet, pay sahipleri sözleşmesi, pay devir sözleşmesi, SAFE, dönüştürülebilir borç araçları ve kitle fonlaması belgeleri birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Term sheet çoğu zaman “ön mutabakat” gibi görülür. Ancak gizlilik, münhasırlık, masraflar, bağlayıcı hükümler ve yatırımcının çıkış hakları bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>SAFE ve convertible note gibi yabancı hukuk kökenli araçlar da Türkiye’de birebir kopyalanmamalıdır. Bu belgeler sermaye artırımı, paya dönüşüm, borç ilişkisi, vergisel sonuçlar ve şirketler hukuku bakımından ayrıca uyarlanmalıdır.</p>

<p>Kitle fonlaması yoluyla yatırım alan girişimlerde ise SPK düzenlemeleri, bilgi formu, yatırımcı bilgilendirmesi, platform yükümlülükleri ve anonim şirkete dönüşüm gibi başlıklar ayrıca önem taşır. Bilgi formunda yer alan eksik veya yanıltıcı açıklamalar, ileride sorumluluk doğurabilir.</p>

<p>Exit aşamasında ise yalnızca pay devri sözleşmesi yeterli değildir. Rekabet hukuku, ortak kontrol, veto hakları, rekabet etmeme hükümleri ve belirli hallerde Rekabet Kurulu izni gündeme gelebilir. Yatırımcı bu nedenle sadece girişe değil, çıkışa da bakar. Çünkü iyi yatırım, yalnızca doğru şirkete girmek değil; doğru zamanda, doğru hukuki zeminde çıkabilmektir.</p>

<p><strong>Due Diligence Sürecinde Hukuki Risklerin Pratik Sonucu</strong></p>

<p>Bu risklerin her biri tek başına yatırımın iptaline neden olmayabilir. Ancak birleştiğinde yatırımcı açısından şirketin risk profilini ciddi şekilde değiştirir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>· IP devri eksikse değerleme düşebilir.</p>

<p>· KVKK uyumu yoksa kapanış ön şartı getirilebilir.</p>

<p>· Pay defteri ve cap table uyumsuzsa yatırım ertelenebilir.</p>

<p>· Kurucu sözleşmesi yoksa yatırımcı ek taahhüt isteyebilir.</p>

<p>· Vesting yoksa yatırım sonrası kurucu payları yeniden yapılandırılabilir.</p>

<p>· Rekabet hukuku riski varsa exit stratejisi değişebilir.</p>

<p>· Kitle fonlaması belgeleri eksikse yatırımcı sorumluluk analizi talep edebilir.</p>

<p>Bu nedenle due diligence, yalnızca geçmişi inceleyen bir süreç değildir. Şirketin yatırım sonrası büyümeye hazır olup olmadığını test eder.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Startup dünyasında çoğu zaman fikir, ürün ve yatırım miktarı konuşuluyor. Oysa yatırımcıların masasında başka bir dosya daha var: Şirketin hukuki altyapısı.</p>

<p>Bir girişimin yatırım alabilir hale gelmesi için yalnızca iyi bir ürüne, güçlü bir ekibe ve büyüme potansiyeline sahip olması yetmez. Aynı zamanda fikri mülkiyetini korumuş, ortaklık yapısını netleştirmiş, çalışan ilişkilerini düzenlemiş, veri süreçlerini uyumlu hale getirmiş ve yatırım belgelerini doğru kurgulamış olması gerekir.</p>

<p>Bugünün yatırımcıları artık yalnızca “bu fikir büyür mü?” diye sormuyor. Şunu da soruyor:</p>

<p>Bu şirket hukuken yatırım yapılabilir durumda mı?</p>

<p>Çünkü yatırımcılar artık yalnızca fikre değil, hukuki altyapıya da yatırım yapıyor.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fatma-tokat" title="Av. Fatma TOKAT"><img alt="Av. Fatma TOKAT" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/fatma-tokat.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fatma-tokat" title="Av. Fatma TOKAT">Av. Fatma TOKAT</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yatirimcilarin-due-diligence-surecinde-ilk-baktigi-10-hukuki-risk-1</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/sozlesme-contract.jpg" type="image/jpeg" length="86194"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/10-22)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202610-22</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202610-22" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/10) ile İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/22), 19 Haziran 2026 Tarihli ve 33285 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/10)</strong></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Tebliğin amacı, yerli üretici Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş. firması tarafından yapılan ve Düzce Cam Sanayi ve Ticaret A.Ş., Europen Endüstri İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş., Çağdaş Cam Sanayi ve Ticaret A.Ş., Okandan Cam Sanayi ve Ticaret A.Ş., Salt Cam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., Camplaza Solar Cam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. firmaları tarafından desteklenen başvuruya istinaden Çin Halk Cumhuriyeti, Malezya ve Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti menşeli 70.06 ve 70.07 gümrük tarife pozisyonları altında sınıflandırılan “solar cam” ürünlerine yönelik bir damping soruşturması açılması ve açılan soruşturmanın usul ve esaslarının belirlenmesidir.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Tebliğ, 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun, 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Karar ve 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Tebliğde geçen;</p>

<p>a) Bakanlık: Ticaret Bakanlığını,</p>

<p>b) CIF: Masraflar, sigorta ve navlun dâhil teslimi,</p>

<p>c) ÇHC: Çin Halk Cumhuriyeti’ni,</p>

<p>ç) EBYS: Elektronik Belge Yönetim Sistemini,</p>

<p>d) Genel Müdürlük: Bakanlık İthalat Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>e) GTP: Gümrük tarife pozisyonunu,</p>

<p>f) Kanun: 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanunu,</p>

<p>g) Karar: 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kararı,</p>

<p>ğ) KEP: Kayıtlı elektronik posta adresini,</p>

<p>h) TGTC: İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelini,</p>

<p>ı) Vietnam: Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’ni,</p>

<p>i) Yönetmelik: 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliği,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p><strong>Soruşturma konusu ürün</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Soruşturma konusu ürün, 70.06 ve 70.07 GTP’leri altında sınıflandırılan solar camdır.</p>

<p>(2) Bahse konu GTP’ler yalnızca bilgi amaçlı verilmiş olup bağlayıcı mahiyette değildir.</p>

<p>(3) Ürünün TGTC’de yer alan tarife pozisyonunda ve/veya eşya tanımında yapılacak değişiklikler bu Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.</p>

<p><strong>Başvurunun temsil niteliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Başvuru aşamasında sunulan delillerden, Yönetmeliğin 18 inci maddesi çerçevesinde yerli üretim dalını temsil niteliğini haiz olduğu anlaşılan yerli üretici Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş. tarafından yapılan başvurunun Yönetmeliğin 20 nci maddesi uyarınca yerli üretim dalı adına yapıldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda, söz konusu firma bu Tebliğin ilgili bölümlerinde “yerli üretim dalı” olarak anılacaktır.</p>

<p><strong>Damping iddiası</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Normal değerin tespitinde başvuru konusu ülkelerin geçerli iç piyasa fiyatlarına ulaşılamamıştır. Bu kapsamda, Yönetmeliğin 5 inci maddesi hükümleri çerçevesinde, normal değerin tespiti için ilk yöntem olarak oluşturulmuş normal değer kullanılmıştır. Bu çerçevede, başvuru konusu ürün için normal değer Türkiye’de benzer malın birim imalat maliyetine satış, genel ve idari giderler ile finansman gideri ve makul bir kârın eklenmesiyle oluşturulmuştur. Normal değerin tespitinde, başvuru konusu ülkeler koşullarına ilişkin lehte ayarlamalar yapılmıştır. Söz konusu değerin fabrika çıkış aşamasında olduğu kabul edilmiştir.</p>

<p>(2) İhraç fiyatının tespitinde, ilk yöntemde, inceleme dönemi olan 1/10/2024-30/9/2025 dönemi için Bakanlık istatistik veri tabanında yer alan ithalat beyannameleri bazında veriler kullanılarak başvuru konusu ürünün başvuru konusu ülkelerden ithalatında oluşan ağırlıklı ortalama ihraç fiyatı dikkate alınmıştır. Söz konusu ihraç fiyatından, Bakanlık istatistik veri tabanından elde edilen harici navlun ve sigorta bedelleri düşülerek anılan değerin fabrika çıkış aşamasında olduğu kabul edilmiştir.</p>

<p>(3) Bu maddede açıklandığı şekilde ilk yöntem ile tespit edilen normal değer ile Türkiye’ye ihraç fiyatı mümkün olduğu ölçüde aynı ticari aşamada, diğer bir ifadeyle, fabrika çıkış aşamasında karşılaştırılmış olup hesaplanan damping marjlarının Yönetmeliğin 28 inci maddesinde zikredilen ihmal edilebilir oranın üzerinde olduğu tespit edilmiştir.</p>

<p>(4) İkinci bir yöntem olarak, Yönetmeliğin 5 inci maddesi hükümleri çerçevesinde, normal değerin tespiti için başvuru konusu ürünün uygun bir üçüncü ülkeye ihracatında temsil niteliği taşıyan karşılaştırılabilir ihraç fiyatı normal değer olarak kabul edilmiştir. Uluslararası Ticaret Merkezi verilerinin kullanıldığı bu hesaplama yönteminde, söz konusu üçüncü ülke, başvuru konusu ürünü üretme kabiliyetleri ve başvuru konusu ülkelerin ihracatındaki yerleri dikkate alınarak belirlenmiştir. Bu yöntemle belirlenen normal değerlerin fabrika çıkış aşamasında olduğu kabul edilmiştir. Söz konusu yöntemle tespit edilen normal değerler, Uluslararası Ticaret Merkezi verilerinin en son 2024 yılı için yayımlanmış olması nedeniyle 2024 yılı verileri esas alınarak hesaplanmıştır.</p>

<p>(5) İkinci yöntemle yapılan hesaplamada ihraç fiyatının tespitinde ise, 2024 yılı için Uluslararası Ticaret Merkezi verileri çerçevesinde başvuru konusu ürünün başvuru konusu ülkelerden Türkiye’ye ağırlıklı ortalama ihraç fiyatları dikkate alınmıştır.</p>

<p>(6) Bu maddede açıklandığı şekilde ikinci yöntem ile tespit edilen normal değer ile Türkiye’ye ihraç fiyatı mümkün olduğu ölçüde aynı ticari aşamada, diğer bir ifadeyle, fabrika çıkış aşamasında karşılaştırılmış olup hesaplanan damping marjlarının Yönetmeliğin 28 inci maddesinde zikredilen ihmal edilebilir oranın üzerinde olduğu tespit edilmiştir.</p>

<p><strong>Zarar ve nedensellik iddiası</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Yönetmeliğin 17 nci maddesi çerçevesinde zarar iddiası 1/1/2022-30/9/2025 dönemi için incelenmiştir.</p>

<p>(2) ÇHC, Malezya ve Vietnam menşeli başvuru konusu ürün ithalatı 1/1/2022-30/9/2025 döneminde mutlak olarak, ÇHC ve Vietnam menşeli başvuru konusu ürün ithalatı 1/1/2022-30/9/2025 döneminde mutlak ve nispi olarak artış göstermiştir.</p>

<p>(3) ÇHC, Malezya ve Vietnam menşeli başvuru konusu ürün ithalatının, 1/1/2022-30/9/2025 döneminde yerli üretim dalının yurt içi birim satış fiyatlarını kırdığı ve baskıladığı görülmüştür.</p>

<p>(4) Solar cam ürününde yerli üretim dalı tarafından zarara ilişkin olarak sunulan bilgi, belge ve deliller kullanılarak yapılan değerlendirmede, yerli üretim dalının üretim, yurt içi satış miktarı, ürün nakit akışı, kapasite kullanım oranı, verimlilik ve pazar payı gibi temel ekonomik göstergelerinde 1/1/2022-30/9/2025 döneminde bozulmalar yaşandığı tespit edilmiştir.</p>

<p>(5) Başvuru aşamasında sunulan deliller ve ithalata ilişkin Bakanlık istatistik veri tabanında yer alan veriler esas alınarak yapılan tespitler ışığında, dampingli olduğu iddia edilen solar cam ürününde, ÇHC, Malezya ve Vietnam menşeli ithalatın yerli üretim dalının ekonomik göstergelerinde maddi zarara yol açtığı değerlendirilmiştir.</p>

<p><strong>Karar ve işlemler</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Yapılan inceleme sonucunda, damping soruşturması açılabilmesi için yeterli bilgi, belge ve delillerin bulunduğu anlaşıldığından, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulunun kararı ile ÇHC, Malezya ve Vietnam menşeli solar cam ürününe yönelik olarak Yönetmeliğin 20 nci maddesi çerçevesinde bir damping soruşturması açılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>Piyasa ekonomisi değerlendirmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) ÇHC ve Vietnam’da yerleşik soruşturmaya tabi üretici veya üreticilerin soruşturma konusu ürünün üretiminde ve satışında Yönetmeliğin ek 1 inci maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde piyasa ekonomisi koşullarının geçerli olduğunu 12 nci maddede belirtilen süreler içinde yeterli deliller ile ispat etmesi durumunda bu üretici veya üreticiler için normal değerin tespitinde Yönetmeliğin 5 inci maddesi, aksi takdirde Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümleri uygulanır. Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümlerinin tatbiki halinde adı geçen ülke için piyasa ekonomisi uygulayan emsal ülke olarak Türkiye’nin seçilmesi öngörülür.</p>

<p><strong>İlgili taraflara soruşturma açılışının bildirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Yönetmeliğin 23 üncü maddesi uyarınca, soruşturma konusu malın ihracatçısı, yabancı üreticisi, ithalatçısı, üye çoğunluğu bunlardan oluşan meslek kuruluşları, ihracatçı ülke hükümeti, benzer malın Türkiye’deki üreticisi, üye çoğunluğu benzer malın Türkiye’deki üreticilerinden oluşan meslek kuruluşları ilgili taraflar olarak kabul edilir. Ancak, 12 nci maddede belirtilen süreler içinde soru formlarını cevaplamak veya görüşlerini sunmak suretiyle kendilerini yetkili merciye bildirenler soruşturmada ilgili taraf olarak dikkate alınır.</p>

<p>(2) Soruşturma açılmasını müteakip, soruşturma konusu ülkelerde yerleşik bilinen üretici/ihracatçılara, soruşturma konusu ülkelerin Ankara’daki büyükelçilikleri ile başvuruda belirtilen ve Bakanlıkça tespit edilen soruşturma konusu ürünün bilinen ithalatçılarına soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimde bulunulur.</p>

<p>(3) Bildirimde, soruşturma açılış Tebliği, başvurunun gizli olmayan özeti ve soru formlarına erişim hususunda bilgiye yer verilir.</p>

<p>(4) Bildirim gönderilemeyen veya kendilerine bildirim ulaşmayan diğer ilgili taraflar, soruşturma ile ilgili bilgilere Bakanlığın “https://www.ticaret.gov.tr/ithalat” uzantılı internet sitesinden sırasıyla “Ticaret Politikası Savunma Araçları”, “Damping ve Sübvansiyon”, “Soruşturmalar” sekmelerini takip ederek soruşturmaya dair ilgili başlıktan erişebilir.</p>

<p><strong>Yetkili merci, ilgili tarafların görüş ve cevaplarını sunmaları</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Soruşturma, aşağıda iletişim bilgileri yer alan Genel Müdürlük tarafından yürütülür.</p>

<p>T.C. Ticaret Bakanlığı</p>

<p>İthalat Genel Müdürlüğü</p>

<p>Damping ve Sübvansiyon Dairesi</p>

<p>Adres: Söğütözü Mah. Nizami Gencevi Caddesi No:63/1 06530 Çankaya/ANKARA</p>

<p>Tel: +90 312 204 75 00</p>

<p>(2) Soruşturmada “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlar”, soru formlarına cevapları ile resmî görüşlerini kendilerine ait KEP adreslerinden Bakanlığın aşağıda yer alan KEP adresine gönderir.</p>

<p>KEP adresi: <u>ticaretbakanligi@hs01.kep.tr</u></p>

<p>(3) Soruşturmada “yurt dışında yerleşik firma, kurum ve kuruluşlar”, soru formlarına cevapları ile resmî görüşlerini yazılı olarak, soru formu cevaplarına ve resmî görüşlerine ilişkin ekleri ise yalnızca elektronik ortamda (CD/USB ile) Bakanlığın posta adresine gönderir. Soru formu cevapları, resmî görüşler ve bunların ekleri ayrıca aşağıda yer alan e-posta adresine gönderilir.</p>

<p>EBYS e-posta adresi: <u>ithebys@ticaret.gov.tr</u></p>

<p>(4) Soruşturma kapsamında yurt dışında yerleşik firma, kurum ya da kuruluşların soru formu cevaplarını bir yasal temsilci vasıtasıyla Bakanlığa iletmeleri durumunda, ilgili firma, kurum ya da kuruluşların anılan yasal temsilci adına resmî bir vekaletname (yetki belgesi) düzenlemesi gerekmektedir. Düzenlenecek vekaletnamenin soru formu cevaplarını ileten yurt dışında yerleşik firma, kurum ya da kuruluşun imza yetkilisi tarafından imzalanmış olması; Türkçe veya İngilizce tercümesinin sunulması, Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesine uygun olarak “apostil tasdik şerhi” taşıması, apostil tasdik şerhi bulunmaması halinde o ülkedeki Türk Konsolosluğunun tasdikini içermesi gerekmektedir.</p>

<p>(5) Soruşturmaya ilişkin yazılı ve sözlü iletişim Türkçe yapılır. Soru formuna yanıtlar hariç olmak üzere, Türkçe dışında bir dilde sunulan hiçbir bilgi, belge, görüş ve talep dikkate alınmaz.</p>

<p>(6) İlgili taraflarca soru formuna verilen cevaplar, soruşturmayla ilgili sunulan diğer bilgi, belge, görüş ve destekleyici deliller aksi belirtilmedikçe yazılı olarak sunulur. Yazılı sunumlarda ilgili tarafların isim ve ünvanı, adres bilgileri, elektronik posta adresi, telefon numaraları belirtilir. “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler” tarafından yazılı sunumlarda kendilerine ait KEP adresleri de belirtilir.</p>

<p>(7) İlgili taraflar, soru formunda istenilen bilgiler haricinde soruşturmayla ilgili olduğu düşünülen diğer bilgi, belge ve görüşlerini, destekleyici deliller ile birlikte Genel Müdürlüğe yazılı olarak 12 nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde sunabilir.</p>

<p>(8) Soruşturma süresince Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde gizlilik kaydıyla verilen her türlü bilgi, belge ve görüşün gizli olmayan bir özeti sunulur. Gizli olmayan özet, esas bilginin makul ölçüde anlaşılmasına olanak sağlayacak ayrıntıda olur. İlgili taraflar, istisnai hallerde bu bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olduklarını belirtebilir. Bu gibi istisnai durumlarda, bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olmasının nedenlerinin belirtilmesi gerekir.</p>

<p><strong>Süreler</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen bildirimin gönderildiği bütün ilgili taraflar için soru formunu cevaplama süresi, soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimin gönderildiği tarihten itibaren posta süresi dâhil 37 gündür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(2) 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasında yer alan bildirimin gönderilemediği ilgili taraflar soru formuna ilişkin cevaplarını ve soruşturma ile ilgili görüşlerini bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren başlayacak 37 günlük süre içerisinde sunar.</p>

<p>(3) Soruşturmanın sonucundan etkilenebileceklerini iddia eden ve 10 uncu maddenin birinci fıkrası dışında kalan diğer yerli ve yabancı taraflar görüşlerini bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren soruşturmanın akışını etkilemeyecek şekilde soruşturma süreci içerisinde sunabilir.</p>

<p><strong>İş birliğine gelinmemesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Yönetmeliğin 26 ncı maddesi hükmü çerçevesinde, ilgili taraflardan birinin verilen süreler dâhilinde ve istenilen biçimde gerekli bilgi ve belgeleri sağlamaması ya da bu bilgi ve belgelere erişimi reddetmesi veya soruşturmayı engellediğinin anlaşılması veya yanlış ya da yanıltıcı bilgi vermesi hallerinde söz konusu taraf iş birliğine gelmemiş sayılır. Bu gibi hallerde soruşturma kapsamındaki geçici veya nihai belirlemeler, olumlu ya da olumsuz şekilde, mevcut verilere göre yapılabilir.</p>

<p>(2) İlgili tarafların iş birliğine gelmemesi veya kısmen iş birliğine gelmesi halinde bahse konu taraf için soruşturmanın sonucu iş birliğine gelinmesine nazaran daha az avantajlı olabilir.</p>

<p><strong>Geçici önlem alınması ve önlemlerin geriye dönük uygulanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Kanun ve Kararın ilgili hükümleri uyarınca, soruşturma süresince geçici önlem uygulanması kararlaştırılabilir ve kesin önlem geriye dönük olarak uygulanabilir.</p>

<p><strong>Soruşturmanın başlangıç tarihi</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Soruşturma, bu Tebliğin yayımı tarihinde başlamış kabul edilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p>

<p>----</p>

<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/22)</strong></p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Tebliğin amacı, yerli üretici Adokim Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. firması tarafından yapılan başvuruya istinaden Çin Halk Cumhuriyeti menşeli 2915.31.00.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonu altında sınıflandırılan “etil asetat” ürününe yönelik bir damping soruşturması açılması ve açılan soruşturmanın usul ve esaslarının belirlenmesidir.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Tebliğ, 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun, 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Karar ve 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Tebliğde geçen;</p>

<p>a) Bakanlık: Ticaret Bakanlığını,</p>

<p>b) CIF: Masraflar, sigorta ve navlun dâhil teslimi,</p>

<p>c) ÇHC: Çin Halk Cumhuriyeti’ni,</p>

<p>ç) EBYS: Elektronik Belge Yönetim Sistemini,</p>

<p>d) Genel Müdürlük: Bakanlık İthalat Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>e) GTİP: Gümrük tarife istatistik pozisyonunu,</p>

<p>f) Kanun: 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanunu,</p>

<p>g) Karar: 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kararı,</p>

<p>ğ) KEP: Kayıtlı elektronik posta adresini,</p>

<p>h) TGTC: İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelini,</p>

<p>ı) Yönetmelik: 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliği,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p><strong>Soruşturma konusu ürün</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Soruşturma konusu ürün, ÇHC menşeli 2915.31.00.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonu altında sınıflandırılan “etil asetat”tır.</p>

<p>(2) Bahse konu GTİP yalnızca bilgi amaçlı verilmiş olup bağlayıcı mahiyette değildir.</p>

<p>(3) Ürünün TGTC’de yer alan tarife pozisyonunda ve/veya eşya tanımında yapılacak değişiklikler bu Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.</p>

<p><strong>Başvurunun temsil niteliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Başvuru aşamasında sunulan delillerden, Yönetmeliğin 18 inci maddesi çerçevesinde yerli üretim dalını temsil niteliğini haiz olduğu anlaşılan yerli üretici Adokim Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. firması tarafından yapılan başvurunun Yönetmeliğin 20 nci maddesi uyarınca yerli üretim dalı adına yapıldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda, söz konusu firma bu Tebliğin ilgili bölümlerinde “yerli üretim dalı” olarak anılacaktır.</p>

<p><strong>Damping iddiası</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Normal değerin tespiti için ÇHC’de geçerli iç piyasa fiyatlarına ulaşılamamış olup oluşturulmuş normal değer kullanılmıştır. Bu kapsamda, başvuru konusu ürün için normal değer Türkiye’de benzer malın birim imalat maliyetine satış, genel ve idari giderler ile finansman gideri ve makul bir kârın eklenmesiyle oluşturulmuş ve söz konusu değerin fabrika çıkış aşamasında olduğu kabul edilmiştir.</p>

<p>(2) İhraç fiyatının tespitinde inceleme dönemi olan 1/1/2025-31/12/2025 dönemi için Bakanlık istatistik veri tabanında yer alan ithalat beyannameleri bazında veriler kullanılarak başvuru konusu ürünün ÇHC’den ithalatında oluşan CIF ağırlıklı ortalama ihraç fiyatı dikkate alınmıştır. Söz konusu ihraç fiyatından Bakanlık istatistik veri tabanından elde edilen harici navlun ve sigorta bedelleri düşülerek anılan değerin fabrika çıkış aşamasında olduğu kabul edilmiştir.</p>

<p>(3) Bu maddede açıklandığı şekilde tespit edilen normal değer ile Türkiye’ye ihraç fiyatı mümkün olduğu ölçüde aynı ticari aşamada, diğer bir ifadeyle, fabrika çıkış aşamasında karşılaştırılmış olup başvuru konusu ürün için hesaplanan damping marjının Yönetmeliğin 28 inci maddesinde zikredilen ihmal edilebilir oranın üzerinde olduğu tespit edilmiştir.</p>

<p><strong>Zarar ve nedensellik iddiası</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Yönetmeliğin 17 nci maddesi çerçevesinde zarar iddiası 1/1/2023-31/12/2025 dönemi için incelenmiştir.</p>

<p>(2) ÇHC menşeli başvuru konusu ürün ithalatı 1/1/2024-31/12/2025 döneminde mutlak ve nispi olarak artış göstermiştir.</p>

<p>(3) ÇHC menşeli ithalatın birim fiyatının yerli üretim dalının yurt içi birim satış fiyatını 2023, 2024 ve 2025 yıllarında kırdığı ve baskıladığı görülmüştür.</p>

<p>(4) Yerli üretim dalı tarafından zarara ilişkin olarak sunulan bilgi, belge ve deliller kullanılarak yapılan değerlendirmede, yerli üretim dalının üretim, yurt içi satış miktarı, yurt içi satışların birim mutlak kârlılığı, stok miktar ve değeri, istihdam, yurt içi pazar payı ve kapasite kullanım oranı gibi temel ekonomik göstergelerinde 1/1/2023-31/12/2025 döneminde bozulmalar yaşandığı tespit edilmiştir.</p>

<p>(5) Başvuru aşamasında sunulan deliller ve ithalata ilişkin Bakanlık istatistik veri tabanında yer alan veriler esas alınarak yapılan tespitler ışığında, dampingli olduğu iddia edilen ÇHC menşeli ithalatın yerli üretim dalının ekonomik göstergelerinde maddi zarara yol açtığı değerlendirilmiştir.</p>

<p><strong>Karar ve işlemler</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Yapılan inceleme sonucunda, damping soruşturması açılabilmesi için yeterli bilgi, belge ve delillerin bulunduğu anlaşıldığından, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulunun kararı ile ÇHC menşeli başvuru konusu ürüne yönelik olarak Yönetmeliğin 20 nci maddesi çerçevesinde bir damping soruşturması açılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>Piyasa ekonomisi değerlendirmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) ÇHC’de yerleşik soruşturmaya tabi üretici veya üreticilerin soruşturma konusu ürünün üretiminde ve satışında Yönetmeliğin ek 1 inci maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde piyasa ekonomisi koşullarının geçerli olduğunu 12 nci maddede belirtilen süreler içinde yeterli deliller ile ispat etmesi durumunda bu üretici veya üreticiler için normal değerin tespitinde Yönetmeliğin 5 inci maddesi, aksi takdirde Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümleri uygulanır. Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümlerinin tatbiki halinde adı geçen ülke için piyasa ekonomisi uygulayan emsal ülke olarak Türkiye’nin seçilmesi öngörülür.</p>

<p><strong>İlgili taraflara soruşturma açılışının bildirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Yönetmeliğin 23 üncü maddesi uyarınca, soruşturma konusu malın ihracatçısı, yabancı üreticisi, ithalatçısı, üye çoğunluğu bunlardan oluşan meslek kuruluşları, ihracatçı ülke hükümeti, benzer malın Türkiye’deki üreticisi, üye çoğunluğu benzer malın Türkiye’deki üreticilerinden oluşan meslek kuruluşları ilgili taraflar olarak kabul edilir. Ancak, 12 nci maddede belirtilen süreler içinde soru formlarını cevaplamak veya görüşlerini sunmak suretiyle kendilerini yetkili merciye bildirenler soruşturmada ilgili taraf olarak dikkate alınır.</p>

<p>(2) Soruşturma açılmasını müteakip, soruşturma konusu ülkede yerleşik bilinen üretici/ihracatçılara, soruşturma konusu ülkenin Ankara’daki Büyükelçiliği ile başvuruda belirtilen ve Bakanlıkça tespit edilen soruşturma konusu ürünün bilinen ithalatçılarına soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimde bulunulur.</p>

<p>(3) Bildirimde, soruşturma açılış Tebliği, başvurunun gizli olmayan özeti ve soru formlarına erişim hususunda bilgiye yer verilir.</p>

<p>(4) Bildirim gönderilemeyen veya kendilerine bildirim ulaşmayan diğer ilgili taraflar, soruşturma ile ilgili bilgilere Bakanlığın “https://www.ticaret.gov.tr/ithalat” uzantılı internet sitesinden sırasıyla “Ticaret Politikası Savunma Araçları”, “Damping ve Sübvansiyon”, “Soruşturmalar” sekmelerini takip ederek soruşturmaya dair ilgili başlıktan erişebilir.</p>

<p><strong>Yetkili merci, ilgili tarafların görüş ve cevaplarını sunmaları</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Soruşturma, aşağıda iletişim bilgileri yer alan Genel Müdürlük tarafından yürütülür.</p>

<p>T.C. Ticaret Bakanlığı</p>

<p>İthalat Genel Müdürlüğü</p>

<p>Damping ve Sübvansiyon Dairesi</p>

<p>Adres: Söğütözü Mah. Nizami Gencevi Caddesi No:63/1 06530 Çankaya/ANKARA</p>

<p>Tel: +90 312 204 75 00</p>

<p>(2) Soruşturmada “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlar”, soru formlarına cevapları ile resmî görüşlerini kendilerine ait KEP adreslerinden Bakanlığın aşağıda yer alan KEP adresine gönderir.</p>

<p>KEP adresi: <u>ticaretbakanligi@hs01.kep.tr</u></p>

<p>(3) Soruşturmada “yurt dışında yerleşik firma, kurum ve kuruluşlar”, soru formlarına cevapları ile resmî görüşlerini yazılı olarak, soru formu cevaplarına ve resmî görüşlerine ilişkin ekleri ise yalnızca elektronik ortamda (CD/USB ile) Bakanlığın posta adresine gönderir. Soru formu cevapları, resmî görüşler ve bunların ekleri ayrıca aşağıda yer alan EBYS e-posta adresine gönderilir.</p>

<p>EBYS e-posta adresi: <u>ithebys@ticaret.gov.tr</u></p>

<p>(4) Soruşturma kapsamında yurt dışında yerleşik firma, kurum ya da kuruluşların soru formu cevaplarını bir yasal temsilci vasıtasıyla Bakanlığa iletmeleri durumunda, ilgili firma, kurum ya da kuruluşların anılan yasal temsilci adına resmî bir vekâletname (yetki belgesi) düzenlemesi gerekmektedir. Düzenlenecek vekâletnamenin soru formu cevaplarını ileten yurt dışında yerleşik firma, kurum ya da kuruluşun imza yetkilisi tarafından imzalanmış olması, Türkçe veya İngilizce tercümesinin sunulması, Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesine uygun olarak “apostil tasdik şerhi” taşıması, apostil tasdik şerhi bulunmaması halinde o ülkedeki Türk Konsolosluğunun tasdikini içermesi gerekmektedir.</p>

<p>(5) Soruşturmaya ilişkin yazılı ve sözlü iletişim Türkçe yapılır. Soru formuna yanıtlar hariç olmak üzere, Türkçe dışında bir dilde sunulan hiçbir bilgi, belge, görüş ve talep dikkate alınmaz.</p>

<p>(6) İlgili taraflarca soru formuna verilen cevaplar, soruşturmayla ilgili sunulan diğer bilgi, belge, görüş ve destekleyici deliller aksi belirtilmedikçe yazılı olarak sunulur. Yazılı sunumlarda ilgili tarafların isim ve ünvanı, adres bilgileri, elektronik posta adresi, telefon numaraları belirtilir. “Türkiye’de yerleşik firma, kurum ve kuruluşlardan ilgili taraf olmak isteyenler” tarafından yazılı sunumlarda kendilerine ait KEP adresleri de belirtilir.</p>

<p>(7) İlgili taraflar, soru formunda istenilen bilgiler haricinde soruşturmayla ilgili olduğu düşünülen diğer bilgi, belge ve görüşlerini, destekleyici deliller ile birlikte Genel Müdürlüğe yazılı olarak 12 nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde sunabilir.</p>

<p>(8) Soruşturma süresince Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde gizlilik kaydıyla verilen her türlü bilgi, belge ve görüşün gizli olmayan bir özeti sunulur. Gizli olmayan özet, esas bilginin makul ölçüde anlaşılmasına olanak sağlayacak ayrıntıda olur. İlgili taraflar, istisnai hallerde bu bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olduklarını belirtebilir. Bu gibi istisnai durumlarda, bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olmasının nedenlerinin belirtilmesi gerekir.</p>

<p><strong>Süreler</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen bildirimin gönderildiği bütün ilgili taraflar için soru formunu cevaplama süresi, soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimin gönderildiği tarihten itibaren posta süresi dâhil 37 gündür.</p>

<p>(2) 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasında yer alan bildirimin gönderilemediği ilgili taraflar soru formuna ilişkin cevaplarını ve soruşturma ile ilgili görüşlerini bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren başlayacak 37 günlük süre içerisinde sunar.</p>

<p>(3) Soruşturmanın sonucundan etkilenebileceklerini iddia eden ve 10 uncu maddenin birinci fıkrası dışında kalan diğer yerli ve yabancı taraflar görüşlerini bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren soruşturmanın akışını etkilemeyecek şekilde soruşturma süreci içerisinde sunabilir.</p>

<p><strong>İş birliğine gelinmemesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Yönetmeliğin 26 ncı maddesi hükmü çerçevesinde, ilgili taraflardan birinin verilen süreler dâhilinde ve istenilen biçimde gerekli bilgi ve belgeleri sağlamaması ya da bu bilgi ve belgelere erişimi reddetmesi veya soruşturmayı engellediğinin anlaşılması veya yanlış ya da yanıltıcı bilgi vermesi hallerinde söz konusu taraf iş birliğine gelmemiş sayılır. Bu gibi hallerde soruşturma kapsamındaki geçici veya nihai belirlemeler, olumlu ya da olumsuz şekilde, mevcut verilere göre yapılabilir.</p>

<p>(2) İlgili tarafların iş birliğine gelmemesi veya kısmen iş birliğine gelmesi halinde bahse konu taraf için soruşturmanın sonucu iş birliğine gelinmesine nazaran daha az avantajlı olabilir.</p>

<p><strong>Geçici önlem alınması ve önlemlerin geriye dönük uygulanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Kanun ve Kararın ilgili hükümleri uyarınca, soruşturma süresince geçici önlem uygulanması kararlaştırılabilir ve kesin önlem geriye dönük olarak uygulanabilir.</p>

<p><strong>Soruşturmanın başlangıç tarihi</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Soruşturma, bu Tebliğin yayımı tarihinde başlamış kabul edilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p>

<p>---</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ithalatta-haksiz-rekabetin-onlenmesine-iliskin-teblig-no-202610-22</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="54543"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nükleer Tesislerde Bağımsız Gözetim Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/nukleer-tesislerde-bagimsiz-gozetim-faaliyetlerine-iliskin-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/nukleer-tesislerde-bagimsiz-gozetim-faaliyetlerine-iliskin-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nükleer Tesislerde Bağımsız Gözetim Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 19 Haziran 2026 Tarihli ve 33285 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Nükleer Düzenleme Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>NÜKLEER TESİSLERDE BAĞIMSIZ GÖZETİM FAALİYETLERİNE İLİŞKİN YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>1/8/2024 tarihli ve 32619 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Nükleer Tesislerde Bağımsız Gözetim Faaliyetlerine İlişkin Yönetmeliğin adı “Nükleer Tesislerde ve Radyoaktif Atık Tesislerinde Bağımsız Gözetim Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelik” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 1 inci maddesinin birinci fıkrasına “nükleer tesislere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve radyoaktif atık tesislerine” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasına “nükleer tesislere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve radyoaktif atık tesislerine” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine “Nükleer tesislere” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya radyoaktif atık tesislerine” ibaresi, (c) bendine “Nükleer tesise” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya radyoaktif atık tesisine” ibaresi, (ç) bendine “Nükleer tesislerde” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya radyoaktif atık tesislerinde” ibaresi, (d) bendine “Nükleer tesislere” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya radyoaktif atık tesislerine” ibaresi eklenmiş, aynı fıkranın (g) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“g) Kuruluş: Bir nükleer tesis veya radyoaktif atık tesisi kurmak üzere Kuruma niyet bildiriminde bulunan, onay almak veya yetkilendirilmek üzere başvuran ya da yetkilendirilen ve düzenleyici kontrol kapsamında bulunan Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına göre kurulmuş tüzel kişiyi,”</p>

<p>“i) Tesis: Nükleer tesis veya radyoaktif atık tesisini,”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Nükleer tesislere” ibaresi “Tesislere” şeklinde değiştirilmiş, aynı maddeye üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut yedinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “pay sahibi olduğu” ibaresi “pay sahibi olduğu veya yönetim kurullarında görev aldığı” şeklinde değiştirilmiş, mevcut yedinci ve sekizinci fıkralarında yer alan “projelendirme,” ibareleri yürürlükten kaldırılmış, mevcut onuncu fıkrasının (c) bendinde yer alan “durdurulması ve devam etmesine” ibaresi “gözetiminin reddedilmesine ve gözetime devam edilmesine” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Bu Yönetmeliğin ekipman imalatına ilişkin hükümleri, radyoaktif atık tesislerine uygulanmaz.</p>

<p>(5) BGŞ’ler gözetim faaliyetlerini bağımsız yürütür, kontrol noktalarını bağımsız belirler. BGŞ’ler gözetim faaliyetlerini Kuruluşun kendisine bildirdiği iletişim yöntem ve araçlarına ilişkin prosedüre uygun şekilde yürütür, bu prosedürlere uygun olmayan çağrılara dayalı yürütmez. BGŞ habersiz denetimler yapabilir.”</p>

<p>“Sözleşmede BGŞ’nin bağımsızlığıyla bağdaşmayacak şekilde hizmet bedelinin ödenmesini gözetim faaliyetinin sonuçlarına bağlayan hükümlere yer verilmez.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına (a) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiş, üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş ve mevcut beşinci fıkrada yer alan “faaliyetin durdurulması da dâhil olmak üzere” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p>“b) Bağımsız gözetime konu faaliyetin tanımını, BGŞ’nin bağımsız denetim programı yaparak gerekli insan kaynağını belirlemesine izin verecek ayrıntıda yapar; bu kapsamda gizlilik ilkelerine riayet ederek gerekli bilgi ve belgeleri BGŞ ile paylaşır.”</p>

<p>“a) Kalite planlarını, uygulama projelerini ve işletmeye alma faaliyetleri kapsamındaki test program ve prosedürlerini işin başlamasından en az yirmi iş günü önce ve varsa güncellemeleri, güncellemeye konu iş başlamadan en az on iş günü önce,”</p>

<p>“(4) BGŞ’nin işin gözetimini reddetmesi hariç herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi ya da sözleşmesinin sona ermesi durumunda Kuruluş, BGŞ’nin gözetimi altındaki ilgili faaliyetin veya işin durdurularak uygun niteliklere sahip başka bir BGŞ gözetiminde sürdürülmesini sağlayacak önlemleri alır. BGŞ’nin işin gözetimini reddetmesi durumunda ise 10 uncu maddenin altıncı fıkrası uygulanır.”</p>

<p>“(5) Kuruluşun;</p>

<p>a) BGŞ ile arasındaki iletişim yöntem ve araçlarına,</p>

<p>b) Gözetim taleplerinin oluşturulmasına, yönetilmesine ve buna ilişkin onay süreçlerine,</p>

<p>c) Gözetim sonuçlarının değerlendirilmesi, uygun olmayan hususların kayıt altına alınması ve giderilmesine,</p>

<p>ç) BGŞ’lerin gözetimi reddetmesi veya gözetimlere katılmaması durumunda yapılacak işlemlere,</p>

<p>d) Bu Yönetmelikle çelişmemek koşuluyla BGŞ için tanımladığı ilave görev, yetki ve sorumluluklar ile niteliklere,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>e) Herhangi bir nedenle BGŞ değişikliği olması hâlinde uygulanacak usule,</p>

<p>ilişkin prosedürleri bulunur. Kuruluş bu prosedürlere uygun hareket eder, bu prosedürleri BGŞ’lere iletir ve talep edilmesi hâlinde Kuruma sunar.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş ve mevcut dördüncü fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“(2) BGŞ’nin mali yapısı, Kuruluştan sağlanan gelire münhasır bir bağımlılık oluşturmayacak ve faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini temin edecek nitelikte olmalıdır.”</p>

<p>“ğ) Proje yöneticisinin görev, yetki ve sorumluluklarını,”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, altıncı fıkrasına “açık bir arşiv” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve elektronik veri tabanı üzerinde çalışan bir uygunsuzluk yönetimi sistemi” ibaresi eklenmiş ve aynı maddenin dokuzuncu fıkrasında yer alan “çeyreğini” ibaresi “çeyrek dönemini” şeklinde, “on beş” ibaresi “yirmi” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) BGŞ, Kuruluşla sözleşme yapması durumunda işin gerektirdiği yetkinliklere sahip yeterli sayıda personel istihdamını sağlar ve sürdürür. BGŞ tesis sahasında yürütülen gözetim faaliyetleri için sahada tam zamanlı olarak bir proje yöneticisi bulundurur. Proje yöneticisi; Kuruluş ile BGŞ arasındaki koordinasyonun sağlanmasından, gözetim faaliyetlerinin planlanması ve yürütülmesinin izlenmesinden ve BGŞ personelinin görevleri kapsamında gerekli organizasyonun tesis edilmesinden sorumludur. BGŞ’ler, görev ve sorumlulukları ile orantılı olarak personelinin güvenlik kültürüne sahip olmasından ve tesisin gerektirdiği emniyet önlemlerine uygun davranmalarının sağlanmasından sorumludur.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve muayenelerde” ibaresi “, muayene ve ölçüm faaliyetlerinde” şeklinde değiştirilmiş; dördüncü fıkrasının (ç) ve (d) bentlerinde yer alan “muayene, test ve” ibareleri “test, muayene ve ölçüm faaliyetleriyle” şeklinde, (f) bendinde yer alan “ölçüm ve muayene” ibaresi “muayene ve ölçüm” şeklinde değiştirilmiş, beşinci fıkrasında yer alan “ekipmanın” ibareleri “bileşenin” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkrada yer alan “nükleer” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasına “yerde” ibaresinden sonra gelmek üzere “en az iki” ibaresi eklenmiş, aynı maddeye dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut beşinci fıkrasına (l) bendinden ve mevcut altıncı fıkrasına (ğ) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bentler eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiş ve mevcut yedinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “prosedürlerinde” ibaresi “programlarında ve prosedürlerinde” şeklinde, (f) bendinde yer alan “prosedür ve programlara” ibaresi “program ve prosedürlere” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) BGŞ’nin yapacağı denetimler; varsa ilgili uygunluk değerlendirmesi raporlarının ve işin kalite planı, uygulama projeleri ile işletmeye alma faaliyetleri kapsamındaki test program ve prosedürlerinin BGŞ tarafından incelenmesiyle başlar. BGŞ; kalite planı, uygulama projeleri veya işletmeye alma faaliyetleri kapsamındaki test program ve prosedürleri üzerinden işe özel denetim programını bağımsız olarak ve dereceli yaklaşımla belirler, Kuruluşa, varsa tedarikçiye ve Kuruma bildirir. BGŞ; kalite planı, uygulama projeleri veya işletmeye alma faaliyetleri kapsamındaki test program ve prosedürleri üzerinden belirlediği kontrol noktalarını ve bu noktalara ilişkin değişiklikleri kayıt altına alır ve kontrol noktalarını ve değişiklikleri faaliyetten önce Kurumun erişimine açar.</p>

<p>(2) BGŞ, denetimlerde faaliyete ilişkin bilgi ve belgeleri inceler; izleme, tetkik, test, muayene ve ölçümleri yapar; gerekli kontrolleri gerçekleştirir ve denetim sonuçlarını kanıtlayıcı bilgi ve belgeleriyle izlenebilir olarak kayıt altına alır.”</p>

<p>“(4) BGŞ, denetim sonucunda tespit ettiği uygun olmayan hususlar ile kanıtlayıcı bilgi ve belgeleri BGŞ’nin kendi bünyesinde oluşturduğu uygunsuzluk yönetimi sisteminde kayıt altına alır, giderilmek üzere Kuruluşa raporlar ve Kurumun bilgisine sunar. BGŞ, uygunsuzluk yönetimine dair sistemini Kurum ve Kuruluşun erişimine açar.”</p>

<p>“(5) BGŞ, gerek gördüğü takdirde işin önemi, geri dönülmesinin zorluğu, faaliyetin gerçekleşmesi sonrasında kontrolün zorluğu, test, muayene ve ölçüm faaliyetleri için numune talebinin reddedilmesi gibi hususları da dikkate alarak uygun olmayan hususlar giderilinceye kadar ilgili işin gözetimini gerekçeleriyle birlikte reddeder. BGŞ gözetimin reddedilmesine ilişkin kararını Kurum ve Kuruluşa ivedilikle bildirir.</p>

<p>(6) Kuruluş ve tedarikçileri BGŞ tarafından işin gözetiminin devamına karar verilinceye kadar geçen süreçte BGŞ gözetimi olmaksızın faaliyet yürütemez. Faaliyetin yürütülmesine, ancak BGŞ’nin gerekçeleriyle birlikte vereceği karar sonrasında devam edilebilir. Kuruluş, BGŞ’nin işin gözetiminin devamına ilişkin kararını ve bu karara esas gerekçeleri Kuruma ivedilikle bildirir.”</p>

<p>“m) Yangına karşı alınan önlemlerin 5/5/2023 tarihli ve 32181 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Nükleer Tesislerde Yangın Güvenliği Yönetmeliği hükümlerine uygunluğunu,”</p>

<p>“h) Yangınla ilişkili uygulama projelerinin 27/11/2007 tarihli ve 2007/12937 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygunluğunu,”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Nükleer tesisler” ibaresi “Tesisler” şeklinde değiştirilmiş ve (c) bendine “bilgileri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “mali yeterliliğini ve çalıştıracağı personelinin yetki kapsamıyla uyumlu iş deneyimine sahip olduğunu gösteren belgeleri,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Nükleer tesisler” ibaresi “Tesisler” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasına “Mevzuatta,” ibaresinden sonra gelmek üzere “yetki koşullarında, Kurum kararlarında ve talimatlarında,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “nükleer yapı denetimi kuruluşları,” ibaresi “nükleer yapı denetimi kuruluşları BGŞ olarak kabul edilir ve” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(5) 17/3/2023 tarihinden önce nükleer tesisler için Kurum tarafından verilen yetkiler kapsamında yürütülmekte olan nükleer yapı denetimi faaliyetleri için bu Yönetmelikle getirilen ilave yükümlülükler, 31/12/2027 tarihine kadar Kuruluş ve BGŞ tarafından yerine getirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“İlave yükümlülükler için geçiş hükmü</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu maddeyi ihdas eden Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle bağımsız gözetim faaliyetleri için getirilen ilave yükümlülükler, 31/12/2027 tarihine kadar yerine getirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Nükleer Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/nukleer-tesislerde-bagimsiz-gozetim-faaliyetlerine-iliskin-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="75844"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir Barosu eski başkanı Özkan Yücel hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/izmir-barosu-eski-baskani-ozkan-yucel-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/izmir-barosu-eski-baskani-ozkan-yucel-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Barosu önceki dönem Başkanı avukat Özkan Yücel (61), hayatını kaybetti. Yücel'in ölümü büyük bir üzüntü yarattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Barosu’nun önceki dönem başkanı avukat Özkan Yücel, bugün evinde yaşamını yitirdi.</p>

<p>2018-2022 yılları arasında iki dönem üst üste İzmir Barosu Başkanlığı görevini yürüten Yücel’in yapılan ilk belirlemelere göre kalp krizi sebebiyle hayatını kaybettiği üzerinde durulduğu öğrenildi.</p>

<p>Kentin hukuk camiasında derin izler bırakan Özkan Yücel’in vefatı büyük üzüntü yarattı.</p>

<h2><strong>Acımız Sonsuz</strong></h2>

<p>Türkiye Barolar Birliği'nden paylaşılan taziye mesajında şu ifadeler kullanıldı: "Türkiye Barolar Birliği delegesi ve İzmir Barosu önceki başkanı Avukat Özkan Yücel'i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.</p>

<p>Savunma mesleğinin örnek temsilcisi Avukat Özkan Yücel'e rahmet; ailesine, yakınlarına, dostlarına, İzmir Barosu'na ve tüm hukuk camiasına başsağlığı dileriz."</p>

<h3><strong>Özkan Yücel kimdir?</strong></h3>

<p>Özkan Yücel, 1965 yılında doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. İzmir Barosu bünyesinde Staj Eğitim Merkezi ve CMK Servisi gibi birimlerde uzun yıllar eğitmen olarak görev aldı.</p>

<p>2010 – 2014 yılları arasında İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Özkan Yücel, 2018 – 2022 yılları arasında iki dönem boyunca İzmir Barosu Başkanlığı görevi yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye Ceza Hukuku Derneği ve Çağdaş Hukukçular Derneği üyesiydi.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/i-m-g-20260618-201727.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/izmir-barosu-eski-baskani-ozkan-yucel-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/ozkan-yucel.webp" type="image/jpeg" length="97473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EDİMİN İFASINA FESAT KARIŞTIRMA SUÇUNDA “İHALE” ŞARTI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/edimin-ifasina-fesat-karistirma-sucunda-ihale-sarti-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/edimin-ifasina-fesat-karistirma-sucunda-ihale-sarti-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p><strong>Bu yazımızda; </strong>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Edimin ifasına fesat karıştırma” başlıklı 236. maddesinde düzenlenen suçu açıkladıktan sonra, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin ilgili kararı ışığında değerlendirmelerimize yer vererek, edimin ifasına fesat karıştırma suçunda “ihale” kavramına değineceğiz. Bir başka ifadeyle; edimin ifasına fesat karıştırma suçunun gerçekleşebilmesi için, ihale yapılması şart mı, bir ihale türü olmayan doğrudan temin usulü ile kamu idaresinin veya iştirakinin mal veya hizmet teminine konu olan edimin ifasının ayıplı veya eksik olması halinde, edimin ifasına fesat karıştırma suçu oluşur mu, bu suçun oluşması için ayıbın nitelikli olması zorunlu mu?</p>

<p><strong>Edimin ifasına fesat karıştırma suçu;</strong> TCK’nın 236. maddesinde, TCK m.235’de yer alan ihaleye fesat karıştırma suçundan bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.</p>

<p>Maddenin 1. fıkrasında, <strong>kamu kurum veya kuruluşlarına</strong>, <strong>kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına</strong>, <strong>bunların iştiraki ile kurulmuş şirketlere</strong> ve <strong>bunların bünyesinde faaliyet gösteren vakıflar</strong> ile <strong>kamu yararına çalışan derneklere</strong> ya da <strong>kooperatiflere</strong> karşı taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat karıştırılması fiili suç olarak düzenlenmiştir.</p>

<p>TCK m.236/1’de yer alan edimin ifasına fesat karıştırma suçunun tanımına bakıldığında; “hile” şartından bahsedilmediği, fakat <i>“taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat karıştıran kişi” </i>ibaresine yer verildiği, buna göre “fesat” kavramının hile, bozma ve karıştırma anlamına geldiği, yani kanun koyucunun suçun adında da kullandığı “fesat” kavramından hareketle, bir edimin ayıbının veya eksikliğinin suç sayılabilmesi için, mal veya hizmet şeklinde ortaya çıkabilen edimin ifasına hile karıştırılmasının arandığı, aksi halde “suçta ve cezada kanunilik” prensibi gereğince, sırf edimin eksik, kalitesiz, geç veya hatalı yerine getirilmesi, edimin ifasına fesat karıştırma suçunun oluşmasında yeterli görülmeyecek, konu hukuki ihtilaf kapsamında değerlendirilecektir. Kanun koyucu; TCK m.236/1’de “fesat” kavramına yer verdikten sonra, hemen maddenin 2. fıkrasında beş bent halinde fesadın, yani hilenin neler olduğunu ve hangi seçimlik hareketlerin gerçekleşmesi halinde, edimin ifasına fesat karıştırma suçunun oluşacağını saymış, yani edimin ifasına fesat karıştırma suçunun serbest hareketle işlenemeyeceğini, sınırlı seçimlik hareketlerden en az birisinin icrası suretiyle işlenebileceğini ortaya koymuştur.</p>

<p>Maddenin 2. fıkrasında <strong><i>“hileli olarak yapılması halinde”</i></strong><i> </i>denilerek, hile yapmak suretiyle edimin ifasına nasıl fesat karıştırılacağına dair seçimlik hareketler beş başlıkta sayılmış olup, bunlar;</p>

<p><i>“<strong>a)</strong> <strong>İhale kararında veya sözleşmede</strong> evsafı belirtilen maldan başka bir malın teslim veya kabul edilmesi.</i></p>

<p><strong><i>b)</i></strong><i> <strong>İhale kararında veya sözleşmede</strong> belirtilen miktardan eksik malın teslim veya kabul edilmesi.</i></p>

<p><strong><i>c)</i></strong><i> Edimin <strong>ihale kararında veya sözleşmede</strong> belirtilen sürede ifa edilmemesine rağmen, süresinde ifa edilmiş gibi kabul edilmesi.</i></p>

<p><strong><i>d)</i></strong><i> <strong>Yapım ihalelerinde</strong> eserin veya kullanılan malzemenin şartname veya sözleşmesinde belirlenen şartlara, miktar veya niteliklere uygun olmamasına rağmen kabul edilmesi.</i></p>

<p><strong><i>e)</i></strong><i> Hizmet niteliğindeki edimin, <strong>ihale kararında veya sözleşmede</strong> belirtilen şartlara göre verilmemesine veya eksik verilmesine rağmen verilmiş gibi kabul edilmesi.”</i></p>

<p>Olarak sıralanmıştır.</p>

<p><strong>Maddenin 3. fıkrasında;</strong> edimin ifasına fesat karıştırma suçu nedeniyle menfaat temin eden görevli kişilerin, ayrıca bu nedenle gerçek içtima hükümlerine göre cezalandırılacağına yer verilmiştir. Bu durumda; kamu görevlileri hakkında rüşvet alma, irtikap, haksız mal edinme veya görevden kaynaklanan yetkinin kötüye kullanılması suçları öne çıkacak, TCK m.44’de düzenlenen fikri içtima uygulanmayacak ve cezanın ağırlığına bakılmaksızın haksız edinilen menfaat nedeniyle işlenen suçtan da kamu görevlisinin cezalandırılması yoluna gidilecektir.</p>

<p><strong>II. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin Kararı</strong></p>

<p><strong><a href="http://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20215557-e-20242716-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 12.03.2024 tarihli, 2021/5557 E. ve 2024/2716 K. sayılı kararı</a>nda;</strong></p>

<p>Hile olmaksızın, malın veya hizmetin ayıplı veya eksik ifasının sözkonusu olduğu durumlarda, madde metninde sayılan seçimlik hareketlerin <i>“hileli olarak yapılması”</i> gerektiğinden bahisle, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin gereği olarak edimin ifasına fesat karıştırma suçunun oluşmayacağı,</p>

<p>Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda, mal veya hizmetin salt ayıplı veya eksik ifa edilmesi bu suçu oluşturmaz. Suçun oluşabilmesi için; ayıplı veya eksik ifanın hileli hareketlerle gizlenmesi, yani bunun için özel bir gayret sarf edilmesi ve sözleşmenin tarafı olup da mal veya hizmetin alıcısı konumunda olanın da zarar görmesi gerekir.</p>

<p>Suçun oluşabilmesi için; malın veya hizmetin, ayıplı veya eksik ifa edilmiş olmasının tek başına yeterli olmayacağı, ayrıca hileli hareketlerle gizlenmeye çalışılmış olmasının gerektiği,</p>

<p>Zarar, suçun bir unsuru olarak kabul edilmemişse de;<strong> </strong>28633 sayılı ve 30.04.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un değişiklik önergesinde yer alan, <i>“Yapılan teselsül doğrultusunda çerçeve 11’inci maddeden sonra gelmek üzere, ihaleye fesat karıştırma suçları bakımından suçta ve cezada ölçülülük ilkesine aykırı olarak ceza miktarı tayin edildiği ve <strong>özellikle suç dolayısıyla ilgili kamu kurumu veya kuruluşunun herhangi bir zarara uğramaması</strong> veya <strong>ihaleye fesat karıştıran kişinin, kendisine veya başka kişilere menfaat sağlamaması durumunda ceza adaletinin sağlanması için</strong> ceza yaptırımlarında indirim sağlanması amacıyla değişiklik öngören çerçeve 12’nci madde ihdas edilmiştir. Diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.” </i>gerekçe gösterilerek, “zarar” unsurunun kabul edildiği,</p>

<p>Açıklanmıştır.</p>

<p><strong>Somut olayın; </strong>Şirketin ortağı ve çalışanı olan sanıklar tarafından, yurt dışından şirket adına fotokopi makinesi ithal edilmesine rağmen, beyannamelerde, ithal edilen ürünleri ahşap stand olarak göstermek suretiyle kaçakçılık yapıldığı ihbarı üzerine soruşturmanın başlatılması,</p>

<p>İlgili Halk Eğitim Merkezi ve Hastane tarafından ihale usulü ile değil, doğrudan temin yöntemi ile yapılan alımlarda; sözkonusu kaçak fotokopi makinelerinin teslim edilmesi şeklinde gerçekleştiği belirtilmiştir.</p>

<p><strong>Daire tarafından; </strong>kaçak olduğu iddia edilen fotokopi makineleri ile ilgili olarak 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefetten açılan kamu davasının akıbetinin araştırılmasının gerektiği, ilgili Halk Eğitim Merkezi ve Hastaneye teslimi yapılan fotokopi makinelerinin ise, kaçak olarak ithal edilen makinelerden olup olmadığının tespit edilmesinin gerektiği,</p>

<p>Fotokopi makinelerinin ihale şartnamelerine uygunluğuna dair inceleme yaptırıldıktan sonra, bahse konu makinelerden dolayı kamu kurumunun zarar uğrayıp uğramadığı da araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulmasının gerektiği,</p>

<p>Gerekçelerine yer verilerek, eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle hüküm kurulması sonucunda bozma yönünde karar verilmiştir.</p>

<p><strong>Kararda yer alan karşıoyda;</strong></p>

<p><strong>Doktrinde ağırlıklı görüşün;</strong> yalnızca ihale kararı sonrasında yapılan sözleşmelerin, madde metninde yer alan <i>“sözleşme” </i>terimi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, ihale ile alım usulü olmayan “doğrudan temin” yoluna başvurulmasından sonra yapılan sözleşmelerin ise bu kapsamda değerlendirilemeyeceğinden bahisle, sözkonusu sözleşmeler ile idarenin yaptığı diğer sözleşmeler gereğince taahhüt edilen edimin yerine getirilmesinde hileli hareketlerde bulunulmasının, edimin ifasına fesat karıştırma suçunun kapsamında değerlendirilemeyeceği olduğu,</p>

<p>Suçun oluşabilmesi için TCK m.236/1’de sayılan, <i>“Kamu kurum veya kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bunların iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler ya da kooperatiflere” </i>karşı taahhüt altına girilen bir ihalenin var olmasının gerektiği,</p>

<p>Madde metninde de;<i> “sözleşmede” </i>ifadesinin, <i>“ihale kararında” </i>kararında kavramından sonra yer almasının, kanun koyucunun; “sözleşme” kavramından, ihale sonucunda imzalanan sözleşmeyi kastettiği,</p>

<p><strong>Sonuç olarak; </strong>ihalenin olmadığı yerde, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi uyarınca, TCK m.236’da düzenlenen edimin ifasına fesat karıştırma suçunun da oluşamayacağı hususlarına yer verilmekle, taahhüt altına girilen edimin ihaleye dayalı olmasının yasal zorunluluk olduğu ve alımların doğrudan temin usulü ile yapıldığı,</p>

<p>Hususlarının belirtildiği, bozma kararına katılmakla birlikte, sayın Üye tarafından farklı gerekçenin ortaya koyulduğu görülmektedir.</p>

<p><strong>III. Değerlendirme</strong></p>

<p><strong>Değerlendirmelerimize geçmeden önce;</strong> 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhale Süreci” başlıklı İkinci Kısımının, “İhale Usulleri ve Uygulaması” başlıklı Birinci Bölümünde düzenlenen m.18, m.19, m.20 ve m.21 hükümlerine, Yargıtay kararlarına ve Ticaret Bakanlığı’nın doğrudan temin usulünü açıklayan raporunun ilgili kısımlarına yer vermek isteriz.</p>

<p><strong>4734 sayılı Kanunun “Uygulanacak ihale usulleri” başlıklı 18. maddesinde; </strong>19. maddesinde düzenlenen açık ihale usulüne, 20. maddesinde düzenlenen belli istekliler arasında ihale usulüne ve 21. maddesinde düzenlenen pazarlık usulü ihalelere yer verildiği,</p>

<p>Kanun metninde daha önce yer alsa da, 25200 sayılı ve 15.08.2003 tarihli Resmi Gazete ile yürürlüğe giren 4964 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 12. maddesi ile madde metninden “doğrudan temin” usulünün çıkartıldığı,</p>

<p>İhale usulleri arasında sayılan usullerin düzenlendiği 19, 20 ile 21. maddelerin <i>“ihale” </i>kelimesi üzerinden düzenlendiği görülmesine rağmen, “Doğrudan temin” başlıklı 22. maddede “ihale” kelimesinin yalnızca zorunluluğun bulunmadığı bir halden bahsedilirken geçtiği,</p>

<p>Kanundan da anlaşıldığı üzere; doğrudan temin usulünün bir ihale yöntemi sayılamayacağı ve bu yolla gerçekleştirilen usulde, diğer usullerdeki gibi ihaleden bahsedilemeyeceği görülmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Nitekim <a href="http://hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20233765-e-202312724-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin; 28.12.2023 tarihli, 2023/3765 E. ve 2023/12724 K. sayılı kararı</a>, </strong><i>“Dairemizin birçok ilamında da belirtildiği üzere <strong>doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması”</strong></i><strong>, <a href="http://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-202111133-e-20259626-k-sayili-karari" rel="dofollow">24.09.2025 tarihli, 2021/11133 E. ve 2025/9626 K. sayılı kararı,</a> </strong><i>“(…) <strong>doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması</strong> nedeniyle ihaleye fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı” </i>ve<strong><a href="http://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20211838-e-2026885-k-sayili-karari" rel="dofollow"> 22.01.2026 tarihli, 2021/1838 E. ve 2026/885 K. sayılı kararı,</a> </strong><i>“(…) <strong>doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması”</strong></i> gerekçelerini içermekte, dolayısıyla doğrudan teminin hukuki niteliği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>Ticaret Bakanlığı İç Denetim Birimi Başkanlığı’nın Aralık 2022 tarihli “100 Soruda Doğrudan Temin” raporunun 27. sahifesinde;</strong> <i>“(…) doğrudan teminde, Kanun’un ihale usulleri için öngördüğü kuralların uygulanma zorunluluğu bulunmamakla birlikte”</i>, <i>“İhale kapsamı alımlar için 4734 sayılı Kanun ve alt düzey mevzuatta, idarelerce uygulanabilecek tip şartname, tip sözleşme, standart form gibi dokümanlar öngörülmüştür. Bu dokümanların doğrudan temin yönteminde kullanılması zorunlu değildir.”</i>, <strong><i>“Doğrudan temin bir alım yöntemi olması nedeniyle, Kanun’un 4’üncü maddesindeki ‘ihale’ tanımına uygun değildir.”</i></strong><i> </i>ve <strong><i>“Doğrudan temin Kanun’da bir ihale usulü olarak düzenlenmediği için, Kanun’un ihale usulleri için öngördüğü kurallara uymak mecburiyeti yoktur.”</i></strong><i> </i>açıklamalarına yer verildiği görülmektedir.</p>

<p><strong>Bu durumda;</strong></p>

<p>TCK m.236’da sayılan müesseseler dışında kalan bir birim tarafından açılan ihale varsa veya Kanunda sayılan birimlerden olmakla birlikte, ortada bir ihale yoksa veya ihale olup da bu ihaleyi açan, örneğin belediye iştiraki ile kurulan bir şirketin yapım ihalesi ise, bu durumlarda sonraki tasarruflarla ihale konusu edimin ifasına fesat karıştırıldığı iddiasının dikkate alınmayacağı<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a>,</p>

<p>Edimin ifasına fesat karıştırma suçu; sadece TCK m.236/2’de düzenlenen seçimlik hareketlerin yapılması ile oluşacağından ve TCK m.236/2’nin her bir bendinde “ihale” kelimesine yer verildiğinden, ortada bir ihale olmaksızın “edimin ifasına fesat karıştırma” suçunun oluşamayacağı<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a>,</p>

<p>Doğrudan temin usulünün bir ihale usulü olmadığı anlaşılmakla, doğrudan temin usulünün uygulandığı bir olayda edimin ifasına fesat karıştırma suçundan cezalandırmanın; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.7, Anayasa m.38 ve TCK m.2 ile güvence altına alınmış olan “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine aykırı olacağı,</p>

<p>Görülmektedir.</p>

<p><strong>Yukarıda yer verdiğimiz Yargıtay kararı bakımından;</strong> somut olayda yer alan satın alma usulünün “doğrudan temin” olduğu, bu yöntemin 4734 sayılı Kanunda “ihale” tanımına uyan bir usul olmadığı, ihale sayılmayan bir usulün ise, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi gereğince TCK m.236’da düzenlenen edimin ifasına fesat karıştırma suçuna konu olamayacağı, “zarar” kavramının suçun unsuru olarak kabul edildiği görüşe karşı ise; TCK m.236’nın “zarar” unsurundan değil, taahhüt altına girilen mal veya hizmetin ifasına fesat karıştırılmasından bahsettiği, suçun oluşması için edimin ifasına fesat karıştırılmasının yeterli olduğu, maddi zararın somut olarak gerçekleşmediği veya sonradan giderildiği fiillerin daha az ceza öngörülerek düzenlenmesi gerektiği düşünülebilir.</p>

<p><strong>IV. Sonuç</strong></p>

<p>Ceza Hukukunda <strong>“suçta ve cezada kanunilik” </strong>prensibinin esas olduğu, bu prensibin terkinin mümkün olmadığı, istisnasının da bulunmadığı,</p>

<p>Bir fiilin suç sayılabilmesi ve cezası için <strong>“kanuni tanım”</strong> şartının arandığı, suç olarak tanımlanmayan bir fiilden dolayı kimsenin suçlanamayacağı ve cezalandırılamayacağı, suçun işlendiği sırada geçerli olan cezadan daha ağırının da uygulanamayacağı,</p>

<p><strong>Kıyas</strong> veya kıyasa varan genişletici yorum yaparak, suç ve ceza koymanın da mümkün olmadığı,</p>

<p>İzahtan varestedir.</p>

<p>Ceza kanunlarında suçu ve cezayı tanımlayan ve bağlayıcı olanın hüküm metni olduğu, başlığın ve gerekçenin bağlayıcı olmadığı, ancak bir bütünde edimin ifasında yaşanan sorunların suça konu olabilmesi için “fesat” veya “hile” şartının suçun maddi unsuru bakımından gerçekleşmesinin gerektiği,</p>

<p>TCK m.236/1’de “ihale” kavramına yer verilmeden ve “ihale konusu edimin ifasına fesat karıştıran” denilmeden, sadece “edimin ifasına fesat karıştıran” ibaresine yer verildiği, bundan çıkan sonucun ise, ihale konusu olsun veya olmasın kamu kurum veya kuruluşları ile 1. fıkrada sayılan yerlere karşı taahhüt altına girilen edimin ifasına fesat olarak kabul edildiği, ancak bu kabulün hatalı olduğu, çünkü 2. fıkrada “fesat” veya “hile” için sayılan sebeplerden en az birisinin varlığı halinde, edimin ifasına fesat karıştırıldığı neticesine varılabileceği,</p>

<p>Toplam beş bent halinde sayılan seçimlik fiillerin her birisinde “ihale” kavramına yer verildiği, dolayısıyla maddenin başlığına ve gerekçesine bakılmaksızın, suçun ihaleye konu edimin ifasına fesat karıştırma olduğu, bunun başka bir şekilde kabul edilemeyeceği, çünkü kanun koyucunun maddenin 2. fıkrasında yer vererek, 1. fıkrada tanımlanan suçun maddi unsurunun kayıtladığı ve “ihale” şartına bağladığı, ayrıca m.236/2’nin beş bendinde de geçen <i>ihale kararında veya sözleşmede</i> ibaresinden anlaşılması gerekenin ihale şartnamesi veya yapılan ihale sonucunda taraflar arasında imzalanan ihaleye bağlı sözleşme olduğunda tartışmaya mahal bulunmadığı,</p>

<p>Her ne kadar TCK m.236’da bağımsız bir suç tipi olarak edimin ifasına fesat karıştırma düzenlense de, maddenin lafzından ve içeriğinden ihaleye konu olan edimin anlaşılması gerektiği, dolayısıyla ihale konusu olmayan edimin ifasında yaşanan hukuka aykırılıklar ile hileli hareketlerin “suçta ve cezada kanunilik” prensibi kapsamında TCK m.236’ya göre değerlendirilemeyeceği,</p>

<p><strong>Sadece kamu ihalelerinden kaynaklanan sözleşmelerin değil, “doğrudan temin” olarak bilinen usullerle kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan mal ve hizmet alım satımlarının TCK m.236 kapsamına dahil edilmesi düşünülüyorsa;</strong> “suçta ve cezada kanunilik” prensibi gereğince bu hususun madde metnine açıkça yazılması, ancak Ceza Hukukunun hukuki ihtilaflara müdahalesinin önüne geçilmesi amacıyla, yine alım satım sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda “hile” unsurunun açıkça aranması, esas itibariyle nitelikli dolandırıcılık suçuna da konu olabilecek bu hususun TCK m.236’da özel olarak düzenlenmesi mümkün olabileceği halde, böyle bir özel hüküm yerine işin TCK m.157’ye ve m.158’e de bırakılabileceği, “doğrudan temin” usulünün bir ihale usulü olmadığında tereddüdün bulunmadığı, bu usulde ihalenin şartı olan işi en ucuza kimin yapacağına dair istekliler arasında fiyat eksiltme yönteminin uygulanmadığı,</p>

<p><strong>Bu nedenlerle; </strong>bir ihale usulü olmayan doğrudan temin yöntemi ile kamuya yapılan mal ve hizmet alımlarında yaşanan usulsüzlüklerin edimin ifasına fesat karıştırma suçu kapsamında değil, yine “kanunilik” ilkesi çerçevesinde dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma gibi malvarlığına karşı işlenen suçların unsurları dikkate alınarak değerlendirilmesinin uygun olacağı,</p>

<p>Dikkate alınmalıdır.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Stj. Av. Dündar Can Yorgun</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">---------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> Ersan Şen, Ertekin Aksüt, Uygulamada İhaleye Fesat Karıştırma Suçları, 4. Baskı, Ankara, 2014, s.289.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> Ibid</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/edimin-ifasina-fesat-karistirma-sucunda-ihale-sarti-1</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/terazi/llm.jpg" type="image/jpeg" length="31295"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2021/1838 E., 2026/885 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20211838-e-2026885-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20211838-e-2026885-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 22.01.2026 tarihli, 2021/1838 E., 2026/885 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>5. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2021/1838 E., 2026/885 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2014/493 Esas, 2016/436 Karar<br />
SUÇLAR : Tüm sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma, sanık ... hakkında ayrıca icrai davranışla görevi kötüye kullanma<br />
HÜKÜM : Beraat<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;<br />
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile .... Devlet Hastanesi bünyesinde gerçekleşen ihalelere yönelik ihaleye fesat karıştırma, sanık ... hakkında ayrıca görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Orman Genel Müdürlüğünün katılma ve hükümleri temyiz hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, Hazine vekilinin temyiz dilekçesi başlığında sanık ...'ın ismine yer vermediği de gözetilerek, başvurusunun kapsamına göre incelemenin adı geçen sanık dışındaki diğer sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçunda verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:</p>

<p>Servergazi Devlet Hastanesi tarafından 29.04.2013 tarihinde doğrudan temin yöntemi ile yapılan taşıma hizmet alımı işine yönelik ihaleye fesat karıştırma suçundan kamu davası açılmış ise de doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması nedeniyle ihaleye fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı, bu nedenle kamu görevlisi olmayan sanıklara yönelik isnatların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 40/2. maddesi uyarınca özgü suç olan ve aynı Kanun'un 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna iştirak olarak değerlendirilmesi gerektiği keza .... Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından açık ihale usulü ve pazarlık usulü ile yapılan ihalelerde, ihalelerin yaklaşık maliyetlerin altında ve en uygun teklifi veren istekliler üzerine bırakılmış olmaları karşısında kurum zararı bulunmadığı nazara alındığında, sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde suç tarihlerinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı Kanun'un 6459 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle değişik 235/3-b maddesi kapsamında düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturabileceği, söz konusu suçların belirtilen maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 04.12.20 14... .07.2015 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20211838-e-2026885-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3a.jpg" type="image/jpeg" length="75322"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2021/11133 E., 2025/9626 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-202111133-e-20259626-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-202111133-e-20259626-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 24.09.2025 tarihli, 2021/11133 E., 2025/9626 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>5. Ceza Dairesi </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2021/11133 E., 2025/9626 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2020/354 Esas, 2021/105 Karar<br />
SUÇ : İhaleye fesat karıştırma<br />
HÜKÜM : Beraat<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;</p>

<p>Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre ... tarafından yapılan 08.05.2009 tarihli ihale ile ... tarafından 06.05.2009-10.06.2009 tarihleri arasında doğrudan teminle yapılan alımlara yönelik ihaleye fesat karıştırma suçundan doğrudan zarar görmeyen Milli Savunma Bakanlığının katılma ve temyiz hakkının olmadığı anlaşıldığından, vekilinin anılan ihale ve alımlara ilişkin ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 17... ile 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddelerine göre ... İstanbul Tedarik Bölge Başkanlığı tarafından 25.03.2009 tarihinde yapılan ihaleyle alakalı sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan ve 11.12.2019 tarihli katılma talebi karara bağlanmayan Milli Savunma Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, aynı Kanun'un 237/2. madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanılarak hakkında anılan sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davasına katılan olarak KABULÜNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılanlardan Hazine vekilinin tüm hükümlere, ... vekilinin ise ... İstanbul Tedarik Bölge Başkanlığı tarafından 25.03.2009 tarihinde yapılan ihaleyle alakalı sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:</p>

<p>..... Üniversitesi Rektörlüğünce 06.05.2009-10.06.2009 tarihleri arasında doğrudan temin yöntemi ile yapılan 9 adet yemek alım işine yönelik ihaleye fesat karıştırma suçundan kamu davaları açılmış ise de doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması nedeniyle ihaleye fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı, bu nedenle kamu görevlilerinin eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu, kamu görevlisi olmayan sanıklara yönelik isnatların ise aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça iştirak olarak değerlendirilmesi gerektiği keza ... ve ... İstanbul Tedarik Bölge Başkanlığı tarafından açık ihale usulü ile yapılan ihalelerde dava konusu ihalelerin yaklaşık maliyetlerin altında ve en uygun teklifi veren istekliler üzerine bırakılmış olmaları karşısında ihaleler nedeniyle oluşan kurum zararı bulunmadığı nazara alındığında; sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 6459 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle değişik 235/3-b maddesi kapsamında düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturabileceği, söz konusu suçların belirtilen maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 12.04.20 11... .05.2011 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-202111133-e-20259626-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4.jpg" type="image/jpeg" length="81871"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2023/3765 E., 2023/12724 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20233765-e-202312724-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20233765-e-202312724-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 28.12.2023 tarihli, 2023/3765 E., 2023/12724 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>5. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/3765 E., 2023/12724 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2011/375 Esas, 2015/164 Karar<br />
SUÇLAR : İhaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma<br />
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama, bozma<br />
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme</p>

<p>Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2011/375 Esas, 2015/164 sayılı Kararının sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile katılanlar Hazine ve ... vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:</p>

<p>Sanıklardan ..., ..., ... ve ... müdafii olan Av. ...'in 02.06.2015 havale tarihli süre tutum dilekçesiyle ..., ... ve ... hakkında verilen beraat kararlarını da temyiz ettiği ancak 03.09.2015 tarihli dilekçe ile beraat hükümlerine yönelik temyiz talebinden feragat ettiği belirlenmiş olup adı geçen avukatın temyizinin ... hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteği ile sınırlı olarak incelenmesine karar verilmiştir.</p>

<p>Sanık ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükmünün sanık müdafiine tefhim edilerek açıklandığı, verilen temyiz dilekçesi üzerindeki havale tarihinin 03.06.2015 olduğu ancak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) evrak işlem kütüğündeki kayıtlara göre dilekçenin 02.06.2015 tarihinde oluşturularak onaylandığı anlaşıldığından adı geçen sanık müdafiinin beraat eden sanık aleyhine yargılama giderine hükmedildiğinden bahisle kararın bozulması talebini içeren temyizinin süresinde olduğu kabul edilmiştir.</p>

<p>Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle iddianamede sanık ... tarafından kiralanan hastane büfesinin işletilmesi sırasında gerçekleştirilen bir kısım usulsüzlükler (hijyen şartlarına uyulmaması, faturaların zamanında ödenmemesi, sigortasız işçi çalıştırılması, işletmede sigara satılması vb.) ile sözleşmede belirlenen kapalı alandan daha fazlasını bedelsiz olarak kullanmak ve sanıklardan hastane başhekimi ...'ın da bu hususlara kayıtsız kalmak suretiyle kamu zararına sebebiyet vermek şeklindeki isnatlar yönünden sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında suçtan zarar görenin Milli Emlak Müdürlüğü olduğu nazara alındığında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Sağlık Bakanlığının katılma ve bu isnatlara ilişkin verilen hükümleri temyiz hakkı olmadığı, usulsüz biçimde kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilmesinin de hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.</p>

<p>Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesince temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince yukarıda belirtilen husus dışında temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1.Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.10.2011 tarihli ve 2009/11700 Soruşturma, 2011/3929 Esas, 2011/222 numaralı İddianamesiyle özetle;</p>

<p>A.70. Yıl Tarsus Devlet Hastanesi tarafından farklı tarihlerde ve konularda gerçekleştirilen toplam 21 ihalenin 18'inin ... firması, 3'ünün ise bu firma ile bağlantılı Bilmer firması tarafından yaklaşık maliyetin hemen altında tekliflerle kazanıldığı, bu hususun gizli kalması gereken yaklaşık maliyetin firmalara bildirildiğini gösterdiği isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>B. 26.11.2007 tarihli ve 2007/156719 kayıt numaralı "Temizlik, Yemek ve Hasta Karşılama" konulu açık ihale usulü ile yapılan ihalede; benzer iş niteliği taşımayan işlerin bir arada ihale edildiği, idari şartnamede rekabeti engelleyici hükümlere yer verildiği, ihaleye yönelik bir kısım firmalar tarafından yapılan itirazların gerçekte ... tarafından düzenlenen raporla reddedildiği halde şeklen bu konuda gerekli bilgi ve tecrübeye de sahip olmayan ...'ın itirazları değerlendirmek için gerekli incelemeyi yapmakla görevlendirilerek bu şahıs tarafından inceleme raporu düzenlenmiş gibi imzası alınıp değerlendirildiği ve ... tarafından onaylandığı isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>C.26.11.2007 tarihli ve 2007/156719 kayıt numaralı ihale üzerinde bırakılan ... firmasının teknik şartnameye göre yemek hizmeti alımına ilişkin; hizmet alımı sırasında mutfakta 1 diyetisyen veya gıda mühendisi çalıştırma zorunluluğuna uymadığı halde kabul işleminin gerçekleştirildiği ve firmaya ödeme yapıldığı isnadıyla sanıklar ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>D.26.11.2007 tarihli ve 2007/156719 kayıt numaralı ihale üzerinde bırakılan ... firmasının, 11.07.2008-31.07.2008 tarihleri arasında fiili sayımda belirlenen öğün sayıları üzerinde dağıtım yapmış gibi kabulle firmaya fazla ödeme yapılması isnadıyla sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>E.09.08.2007 tarihli "Bilgisayarlı Radyoloji Sistemi" konulu ihale üzerine bırakılan ... firmasının teknik şartnamede PACS sistemi kurulmasını sağlamakla da yükümlü olduğu ve söz konusu sistemin hastaneye kurulmadığı halde bu konuda adı geçen firmaya her ay düzenli ödeme yapıldığı isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>F.08.03.2006 tarihli ve 2006/18329 kayıt numaralı "HBYS Otomasyon Programı Alımı" konulu ihalede; ihalenin açık ihale usulü ile gerçekleştirilmesi gerekirken daha sonraki tarihlerde aynı firmadan ilgili hizmetleri doğrudan temin usulü ile almak amacıyla pazarlık usulü ile gerçekleştirildiği, bu hususun rekabeti engelleyici mahiyette olduğu, teknik şartnamenin bakanlık genelgelerine aykırılık teşkil ettiği isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>G.12.06.2006 tarihli "5 Kişi ile HBYS Otomasyon Yazılım Bakım Onarım ve VHKİ Hizmet Alımı" konulu doğrudan temin usulü ile gerçekleştirilen alımda yaklaşık maliyetin muvazaalı ve yüksek tespit edildiği ve gizliliğin ihlal edildiği isnadıyla sanıklar ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>H.10.07.2007 tarihli "8 Kişi ile HBYS Otomasyon Alt Yapı ve Donanım Bakım Onarım Hizmet Alımı" konulu doğrudan temin usulü ile gerçekleştirilen alımda konunun hastane ihtiyacına yönelik olmayıp istihdama yönelik olduğu ve bu nedenle bakanlık genelgesine aykırı bulunduğu ayrıca 08.03.2006 tarihli ve 2006/18329 kayıt numaralı ihale gerekçe gösterilerek doğrudan temin yoluna gidilmesinin katılımı engellediği isnadıyla sanıklar ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>I.04.01.2008 tarihli "HBYS Otomasyon Programı İşletim ve Bakım Destek Hizmeti" konulu doğrudan temin usulü ile gerçekleştirilen alımda yaklaşık maliyetin muvazaalı ve yüksek belirlendiği, yazılıma dair olan bu hususun bakanlık genelgesi dikkate alınarak aynı konuda veri kaydına ilişkin açık ihale usulü ile yapılan 20.11.2007 tarihli ihalede tek tedarikçiden alınması gerekliliğine uyulmayarak ayrı ayrı temini yoluna gidilip rekabetin engellendiği isnadıyla sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>J.14.07.2006 tarihli "55 Operatör, 5 Bilgisayar Teknisyeni ile HBYS Otomasyon Veri Giriş ve Donanım Bakım Onarım Hizmet Alımı" konulu ihaleyi kazanan Persys firmasının idare ile sözleşme imzaladıktan sonra mali acziyet sebebiyle sözleşmeyi ... firmasına devrinin 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'na aykırı olduğu isnadıyla sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>K.27.11.2006 tarihli ve 2006/154061 kayıt numaralı açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "65 Kişi ile HBYS Otomasyon Veri Girişi Hizmeti" konulu ihalede; ihaleye katılan firmalardan Kardelen firmasının en uygun teklifi verdiği ve katılımcılar için aranan İSO belgesinin veri girişini de kapsadığı halde buna dair ibarenin belgede yer almadığı gerekçe gösterilerek komisyon kararıyla ihale dışı bırakılmasının ihaleyi ... firması üzerine bırakmak için kasıtlı olarak yapıldığı, Kamu İhale Kurumuna yapılan itiraz üzerine sözleşme imzalanmayarak hizmet alımının zaruri olduğundan bahisle aynı konuda pazarlık usulü ile yapılan 3 ayrı ihaleye Kardelen firmasının çağrılmamasının ve adı geçen kurum tarafından iddiaya konu ihalenin itiraz sonrası iptal edilmesinin bu hususu desteklediği böylece ihaleye katılma yeterliğine sahip olan firmanın ihaleye katılımının engellendiği isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>L.20.11.2007 tarihli ve 2007/155710 kayıt numaralı açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "80 Kişi ile HBYS Otomasyon Veri Girişi Hizmeti" konulu ihalenin yaklaşık maliyet bilgisi gizliliğinin ihlal edildiği, veri kaydına dair olan bu hususun bakanlık genelgesi dikkate alınarak aynı konuda yazılıma ilişkin 04.01.2008 tarihinde "HBYS Otomasyon Programı İşletim ve Bakım Destek Hizmeti" konulu doğrudan temin usulü ile gerçekleştirilen alımla tek tedarikçiden alınması gerekliliğine uyulmayarak ayrı ayrı temini yoluna gidilip rekabetin engellendiği, teknik şartnamede gerçekleştirilen değişikliklerin ilan edilmediği, ihaleye yönelik bir kısım firmalar tarafından yapılan itirazların gerçekte ... tarafından düzenlenen raporla reddedildiği halde şeklen bu konuda gerekli bilgi ve tecrübeye de sahip olmayan ...'ın itirazları değerlendirmek için gerekli incelemeyi yapmakla görevlendirilerek bu şahıs tarafından inceleme raporu düzenlenmiş gibi imzası alınıp değerlendirildiği ve ... tarafından onaylandığı isnadıyla sanıklar ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>M.30.01.2007 tarihinde herhangi bir ihale veya alım usulüne uyulmaksızın lüzum raporu üzerine oluşturulan alım komisyonu tarafından ... firmasından temin edilen 77 kalem "Hastanenin HBYS Alt Yapısı 2. Aşama ve Güvenlik Kamera Sistemleri İşi" konulu ve bedeli banka promosyon parasından ödenen alımın yüksek fiyatla gerçekleştirildiği isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>N.30.01.2007 tarihinde herhangi bir ihale veya alım usulüne uyulmaksızın lüzum raporu üzerine oluşturulan alım komisyonu tarafından ... firmasından temin edilen 77 kalem "Hastanenin HBYS Alt Yapısı 2. Aşama ve Güvenlik Kamera Sistemleri İşi" konulu alıma ilişkin firmadan fatura temin edilmeden ödeme yapılarak vergi kaybına sebep olunması isnadıyla sanıklar ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma,</p>

<p>O.19.03.2008 tarihli ve 2008/27329 kayıt numaralı pazarlık usulü ile gerçekleştirilen "3 kalem PACS sistemi alımı" ihalesinde yaklaşık maliyetin muvazaalı ve yüksek belirlendiği isnadıyla sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... (...) ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>P.19.03.2008 tarihli ve 2008/27329 kayıt numaralı pazarlık usulü ile gerçekleştirilen "3 kalem PACS sistemi alımı" ihalesinde eksik ve çalışmayan sistem teslim edilmesine rağmen kabul işlemlerinin yapılması isnadıyla sanıklar ..., ..., ... (Tümay), ..., ... ve ... (...) ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>R.Hastane binasının deprem güçlendirme projesi kapsamında gerçekleştirilen aynı nitelikteki işlerinin 3 ayrı doğrudan temin yöntemi ve 2 ayrı pazarlık usulü ihale ile gerçekleştirilerek kısımlara bölünmesi, bu kapsamda; hastane H4 bloku için tek ihale ile yapılması gereken işlerin doğrudan temin sınırı içerisinde kalmasının sağlanarak 3 ayrı kısma bölünmesi, 21.06.2007 tarihli pazarlık usulü yapılan ihalede hastanenin tüm alanının 30.000 m2 olmasına karşın 33.000 m2 üzerinden ihaleye çıkılması ve bu alana daha önce doğrudan temin yöntemi ile gerçekleştirilen 4.000 m2'lik H4 blokunun da ilave edilmesi, tüm bu işlemlerin, işlerin ... firmasına gördürülmek maksadıyla gerçekleştirilmesi, bu doğrultuda pazarlık usulü yapılan ihalelere ... firması ile bağlantılı şirketlerin çağrılması isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>S.23.07.2008 tarihli ve 2008/90733 kayıt numaralı pazarlık usulü ile gerçekleştirilen "Yapım ve Malzeme Alım İşi" ihalesine konu işin ihale yapılmadan önce fiilen Mega firmasına yaptırıldığı ve yapım sonrası ihale evrakının düzenlendiği isnadıyla sanıklar ..., ... ve Medeni Fidan hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>T.Bakım, onarım ve benzeri nitelikteki işlerin Mega firması tarafından gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla kısımlara bölünmesi ve bu kapsamda doğrudan temin sınırına düşürülmesi, böylece rekabetin engellenmesi isnadına yönelik sanıklar ... ve Medeni Fidan hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma,</p>

<p>U.Doğrudan temin ve pazarlık usulü ile Mega firmasına gördürülen işlerde her zaman firmanın yaklaşık maliyetin altında fiyat teklifinde bulunmasının ve aynı firmaların teklif vermeye çağrılmasının ihale ile yapılması gereken işlerin firmaya gördürüldükten sonra usulü tamamlama amacıyla formaliteden ibaret işlemler olduğunu gösterdiği isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>V.Doğrudan temin usulü ile sanayi tipi tuz alımları isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>Y.Kiraya verilen hastane büfesinin işletilmesi sırasında gerçekleştirilen bir kısım usulsüzlükler (hijyen şartlarına uyulmaması, faturaların zamanında ödenmemesi, sigortasız işçi çalıştırılması, işletmede sigara satılması vb.) ile sözleşmede belirlenen kapalı alandan daha fazlasını bedelsiz olarak kullanma isnadıyla sanıklar ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma,</p>

<p>Suçlarından kamu davası açılmıştır.</p>

<p>2.Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2011/375 Esas, 2015/164 sayılı Kararı ile;</p>

<p>A.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...) ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında üzerlerine atılı ihaleye fesat karıştırma suçundan beraatlerine,<br />
B.Sanık ... hakkında 20.11.2007 tarihli ve 2007/155710 kayıt numaralı açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "80 Kişi ile HBYS Otomasyon Veri Girişi Hizmeti" konulu ihalenin yaklaşık maliyet bilgisi gizliliğinin ihlal edildiği, veri kaydına dair olan bu hususun bakanlık genelgesi dikkate alınarak aynı konuda yazılıma ilişkin 04.01.2008 tarihinde "HBYS Otomasyon Programı İşletim ve Bakım Destek Hizmeti" konulu doğrudan temin usulü ile gerçekleştirilen alımla tek tedarikçiden alınması gerekliliğine uyulmayarak ayrı ayrı temini yoluna gidilip rekabetin engellendiği, teknik şartnamede gerçekleştirilen değişikliklerin ilan edilmediği, ihaleye yönelik bir kısım firmalar tarafından yapılan itirazların gerçekte ... tarafından düzenlenen raporla reddedildiği halde şeklen bu konuda gerekli bilgi ve tecrübeye de sahip olmayan ...'ın itirazları değerlendirmek için gerekli incelemeyi yapmakla görevlendirilerek bu şahıs tarafından inceleme raporu düzenlenmiş gibi imzası alınıp değerlendirildiği ve ... tarafından onaylandığı isnadı ile sanıklar ... ve ... hakkında hastane binasının deprem güçlendirme projesi kapsamında gerçekleştirilen aynı nitelikteki işlerinin 3 ayrı doğrudan temin yöntemi ve 2 ayrı pazarlık usulü ihale ile gerçekleştirilerek kısımlara bölünmesi, bu kapsamda; hastane H4 bloku için tek ihale ile yapılması gereken işlerin doğrudan temin sınırı içerisinde kalmasının sağlanarak 3 ayrı kısma bölünmesi, 21.06.2007 tarihli pazarlık usulü yapılan ihalede hastanenin tüm alanının 30.000 m2 olmasına karşın 33.000 m2 üzerinden ihaleye çıkılması ve bu alana daha önce doğrudan temin yöntemi ile gerçekleştirilen 4.000 m2'lik H4 blokunun da ilave edilmesi, tüm bu işlemlerin, işlerin ... firmasına gördürülmek maksadıyla gerçekleştirilmesi, bu doğrultuda pazarlık usulü yapılan ihalelere ... firması ile bağlantılı şirketlerin çağrılması isnadı dışında kalan diğer isnatlar yönünden sanıklar ... ve ... hakkında üzerlerine atılı ihaleye fesat karıştırma suçundan beraatlerine,</p>

<p>C.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan açılan kamu davalarında sanıkların ihaleye fesat karıştırma suçundan beraatlerine,</p>

<p>D.Sanık ... hakkında 20.11.2007 tarihli ve 2007/155710 kayıt numaralı açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "80 Kişi ile HBYS Otomasyon Veri Girişi Hizmeti" konulu ihalenin yaklaşık maliyet bilgisi gizliliğinin ihlal edildiği, veri kaydına dair olan bu hususun bakanlık genelgesi dikkate alınarak aynı konuda yazılıma ilişkin 04.01.2008 tarihinde "HBYS Otomasyon Programı İşletim ve Bakım Destek Hizmeti" konulu doğrudan temin usulü ile gerçekleştirilen alımla tek tedarikçiden alınması gerekliliğine uyulmayarak ayrı ayrı temini yoluna gidilip rekabetin engellendiği, teknik şartnamede gerçekleştirilen değişikliklerin ilan edilmediği, ihaleye yönelik bir kısım firmalar tarafından yapılan itirazların gerçekte ... tarafından düzenlenen raporla reddedildiği halde şeklen bu konuda gerekli bilgi ve tecrübeye de sahip olmayan ...'ın itirazları değerlendirmek için gerekli incelemeyi yapmakla görevlendirilerek bu şahıs tarafından inceleme raporu düzenlenmiş gibi imzası alınıp değerlendirildiği ve ... tarafından onaylandığı isnadına ilişkin ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davasında bu suçtan, hastane binasının deprem güçlendirme projesi kapsamında gerçekleştirilen aynı nitelikteki işlerinin 3 ayrı doğrudan temin yöntemi ve 2 ayrı pazarlık usulü ihale ile gerçekleştirilerek kısımlara bölünmesi, bu kapsamda; hastane H4 bloku için tek ihale ile yapılması gereken işlerin doğrudan temin sınırı içerisinde kalmasının sağlanarak 3 ayrı kısma bölünmesi, 21.06.2007 tarihli pazarlık usulü yapılan ihalede hastanenin tüm alanının 30.000 m2 olmasına karşın 33.000 m2 üzerinden ihaleye çıkılması ve bu alana daha önce doğrudan temin yöntemi ile gerçekleştirilen 4.000 m2'lik H4 blokunun da ilave edilmesi, tüm bu işlemlerin, işlerin ... firmasına gördürülmek maksadıyla gerçekleştirilmesi, bu doğrultuda pazarlık usulü yapılan ihalelere ... firması ile bağlantılı şirketlerin çağrılması isnadına ilişkin ihaleye fesat karıştırma ve kiraya verilen hastane büfesinin işletilmesi sırasında gerçekleştirilen bir kısım usulsüzlükler (hijyen şartlarına uyulmaması, faturaların zamanında ödenmemesi, sigortasız işçi çalıştırılması, işletmede sigara satılması vb.) ile sözleşmede belirlenen kapalı alandan daha fazlasını bedelsiz olarak kullanma isnadına ilişkin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarında eylemlerinin zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle bu suçtan ayrı ayrı mahkumiyetine,</p>

<p>E.Sanık ... hakkında hastane binasının deprem güçlendirme projesi kapsamında gerçekleştirilen aynı nitelikteki işlerinin 3 ayrı doğrudan temin yöntemi ve 2 ayrı pazarlık usulü ihale ile gerçekleştirilerek kısımlara bölünmesi, bu kapsamda; hastane H4 bloku için tek ihale ile yapılması gereken işlerin doğrudan temin sınırı içerisinde kalmasının sağlanarak 3 ayrı kısma bölünmesi, 21.06.2007 tarihli pazarlık usulü yapılan ihalede hastanenin tüm alanının 30.000 m2 olmasına karşın 33.000 m2 üzerinden ihaleye çıkılması ve bu alana daha önce doğrudan temin yöntemi ile gerçekleştirilen 4.000 m2'lik H4 blokunun da ilave edilmesi, tüm bu işlemlerin, işlerin ... firmasına gördürülmek maksadıyla gerçekleştirilmesi, bu doğrultuda pazarlık usulü yapılan ihalelere ... firması ile bağlantılı şirketlerin çağrılması isnadına ilişkin ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davasında eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle bu suçtan mahkumiyetine,</p>

<p>F.Sanık ... hakkında üzerine atılı icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine,<br />
Karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>1.Katılan ... vekilinin temyiz isteği; beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkumiyetine karar verilen sanıklar için belirlenen cezaların daha fazla olması gerektiğine,</p>

<p>2.Katılan Hazine vekilinin temyiz isteği; tüm sanıkların atılı suçlardan cezalandırılması yoluna gidilmesi gerekirken yeterli inceleme yapılmadan beraat kararları verilmesi ile mahkumiyetine karar verilen sanıklar için uygulanan cezada indirim sebeplerinin hukuka aykırı olduğuna, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere,</p>

<p>3.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, mahkumiyet kararı verilen suçların yasal unsurlarının oluşmadığına, dosya kapsamında mahkumiyeti gerektirir somut ve kesin delil bulunmadığına, bir kısım isnatlar yönünden sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine karşın aynı koşulları taşıyan ve mahkumiyete esas alınan isnatlar yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,</p>

<p>4.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; güçlendirme projesi yapılacak alanın hesaplanması sırasında bir kısım sebeplerle çatı alanlarının da bu hesaba dahil edilmesine karar verildiğinden toplam alanın 33.000 m2 olarak belirlenmesi yoluna gidildiğine, bu konunun hastane müdür yardımcısı olan ... tarafından katılan bakanlık ile görüşülmesinden sonra tespit edilip evrak üzerindeki rakamın 30.000 m2 iken 33.000 m2 olarak düzeltilip paraflandığına, dolayısıyla sanığın suç işleme kastı bulunmadığına, sanığa verilen hapis cezasının ertelenme imkanı varken bu hususta mahkemece bir değerlendirme yapılmadığına, temyiz aşamasında nazara alınacak sair nedenlere,</p>

<p>5.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği ise; sanık hakkında beraat kararı verilmiş olmasına karşın kısa kararda aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğuna,<br />
İlişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>70. Yıl Tarsus Devlet Hastanesi tarafından gerçekleştirilen birçok ihalenin ... firması üzerine bırakıldığı, 8 yıldır söz konusu firmanın hastane hizmet alım ihalelerini kazandığı, 26.11.2007 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin şartnamesinin firma yetkilisinin kardeşi ile hastane görevlileri tarafından firmanın lehine olacak şekilde düzenlendiği, bu kapsamda firmaya haksız kazanç sağlandığı gibi iddialar içeren isimsiz ve imzasız ihbar mektubu üzerine adı geçen hastanede idari soruşturma işlemlerine başlanılmıştır.</p>

<p>Yapılan incelemeler sonucunda ... Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 09.10.2009 tarihli ve 78/11 sayılı raporla belirlenen usulsüzlüklere ve suç teşkil ettiği düşünülen eylemlere ilişkin suç duyurusunda bulunulmuştur.</p>

<p>Savcılık makamı tarafından suç duyurusuna konu eylemler yönünden bilirkişi raporları temin edilmiş ve sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma suçlarından kamu davaları açılmıştır.</p>

<p>Mahkemece yapılan yargılama sırasında da iddianamede yer alan her bir isnadı irdeler mahiyette bilirkişi heyet raporu temini yoluna gidilmiş ve sonuç olarak beraat ve mahkumiyet kararları verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>A.29.10.2018 tarihli tebliğnamede her ne kadar sanıklardan ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davaları yönünden de hüküm kurulmadığı belirtilmiş ise de; kısa karar ile hükmün gerekçe kısmı birlikte değerlendirildiğinde, kısa kararda adı geçen sanığa ilişkin ölüm nedeniyle düşürülme hükmü kurulurken suç isminin sevk maddesi olarak gösterilen icrai davranışla görevi kötüye kullanma yerine ihmali davranışla görevi kötüye kullanma şeklinde belirtilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edildiğinden bu yöndeki düşünceye iştirak edilmemiştir.</p>

<p>B. 26.11.2007 tarihli ve 2007/156719 kayıt numaralı "Temizlik, Yemek ve Hasta Karşılama" konulu açık ihale usulü ile yapılan ihalede; benzer iş niteliği taşımayan işlerin bir arada ihale edildiği, idari şartnamede rekabeti engelleyici hükümlere yer verildiği, ihaleye yönelik bir kısım firmalar tarafından yapılan itirazların gerçekte ... tarafından düzenlenen raporla reddedildiği halde şeklen bu konuda gerekli bilgi ve tecrübeye de sahip olmayan ...'ın itirazları değerlendirmek için gerekli incelemeyi yapmakla görevlendirilerek bu şahıs tarafından inceleme raporu düzenlenmiş gibi imzası alınıp değerlendirildiği ve ... tarafından onaylandığı isnadına yönelik sanık ... hakkında ihaleye fesat karıştırma,</p>

<p>26.11.2007 tarihli ve 2007/156719 kayıt numaralı ihale üzerinde bırakılan ... firmasının teknik şartnameye göre yemek hizmeti alımına ilişkin; hizmet alımı sırasında mutfakta 1 diyetisyen veya gıda mühendisi çalıştırma zorunluluğuna uymadığı halde kabul işleminin gerçekleştirildiği ve firmaya ödeme yapıldığı isnadına yönelik sanıklar ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>26.11.2007 tarihli ve 2007/156719 kayıt numaralı ihale üzerinde bırakılan ... firmasının, 11.07.2008-31.07.2008 tarihleri arasında fiili sayımda belirlenen öğün sayıları üzerinde dağıtım yapmış gibi kabulle firmaya fazla ödeme yapılması isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,<br />
09.08.2007 tarihli "Bilgisayarlı Radyoloji Sistemi" konulu ihale üzerine bırakılan ... firmasının teknik şartnamede PACS sistemi kurulmasını sağlamakla da yükümlü olduğu ve söz konusu sistemin hastaneye kurulmadığı halde bu konuda adı geçen firmaya her ay düzenli ödeme yapıldığı isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>14.07.2006 tarihli "55 Operatör, 5 Bilgisayar Teknisyeni ile HBYS Otomasyon Veri Giriş ve Donanım Bakım Onarım Hizmet Alımı" konulu ihaleyi kazanan Persys firmasının idare ile sözleşme imzaladıktan sonra mali acziyet sebebiyle sözleşmeyi ... firmasına devrinin 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'na aykırı olduğu isnadına yönelik sanıklar ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,</p>

<p>30.01.2007 tarihinde herhangi bir ihale veya alım usulüne uyulmaksızın lüzum raporu üzerine oluşturulan alım komisyonu tarafından ... firmasından temin edilen 77 kalem "Hastanenin HBYS Alt Yapısı 2. Aşama ve Güvenlik Kamera Sistemleri İşi" konulu alıma ilişkin firmadan fatura temin edilmeden ödeme yapılarak vergi kaybına sebep olunması isnadına yönelik sanıklar ... ve ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma,</p>

<p>19.03.2008 tarihli ve 2008/27329 kayıt numaralı pazarlık usulü ile gerçekleştirilen "3 kalem PACS sistemi alımı" ihalesinde eksik ve çalışmayan sistem teslim edilmesine rağmen kabul işlemlerinin yapılması isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ... (Tümay), ..., ... ve ... (...) ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma,<br />
Bakım, onarım ve benzeri nitelikteki işlerin Mega firması tarafından gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla kısımlara bölünmesi ve bu kapsamda doğrudan temin sınırına düşürülmesi, böylece rekabetin engellenmesi isnadına yönelik sanıklar ... ve Medeni Fidan hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma,<br />
Suçlarından açılan kamu davalarına ilişkin kararın gerekçe kısmında değerlendirme yapılmasına karşın herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşıldığından değinilen isnatlar yönünden adı geçen sanıklar hakkında atılı suçlardan zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.<br />
C.Dosya kapsamında yer alan tüm belgeler, sanık savunmaları ve bunlar ile uyumlu kovuşturma aşamasında temin edilen bilirkişi heyet raporları nazara alındığında;<br />
Mahkemece; 27.11.2006 tarihli ve 2006/154061 kayıt numaralı açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "65 Kişi ile HBYS Otomasyon Veri Girişi Hizmeti" konulu ihalede; ihaleye katılan firmalardan Kardelen firmasının en uygun teklifi verdiği ve katılımcılar için aranan İSO belgesinin veri girişini de kapsadığı halde buna dair ibarenin belgede yer almadığı gerekçe gösterilerek komisyon kararıyla ihale dışı bırakılmasının ihaleyi ... firması üzerine bırakmak için kasıtlı olarak yapıldığı, Kamu İhale Kurumuna yapılan itiraz üzerine sözleşme imzalanmayarak hizmet alımının zaruri olduğundan bahisle aynı konuda pazarlık usulü ile yapılan 3 ayrı ihaleye Kardelen firmasının çağrılmamasının ve adı geçen kurum tarafından iddiaya konu ihalenin itiraz sonrası iptal edilmesinin bu hususu desteklediği, böylece ihaleye katılma yeterliğine sahip olan firmanın ihaleye katılımının engellendiği isnadına yönelik "kriterleri belirlenemeyen bir konuda değerlendirme yapılması da mümkün olmadığından atılı suçun unsurlarının oluşmadığı" şeklindeki beraat gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.</p>

<p>D.Yukarıda hukuki süreç bölümünün birinci fıkrasının (A), (B), (F) ve (L) bentlerinde belirtilen isnatlara ilişkin ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davaları yönünden zarar isnadı olmadığı gibi bu yönde bir tespitte de bulunulmamıştır.</p>

<p>(R) bendinde yer alan hastane binasının deprem güçlendirme projesi kapsamında gerçekleştirilen aynı nitelikteki işlerinin 3 ayrı doğrudan temin yöntemi ve 2 ayrı pazarlık usulü ihale ile gerçekleştirilerek kısımlara bölünmesi, bu kapsamda; hastane H4 bloku için tek ihale ile yapılması gereken işlerin doğrudan temin sınırı içerisinde kalmasının sağlanarak 3 ayrı kısma bölünmesi, 21.06.2007 tarihli pazarlık usulü ile yapılan ihalede hastanenin tüm alanının 30.000 m2 olmasına karşın 33.000 m2 üzerinden ihaleye çıkılması ve bu alana daha önce doğrudan temin yöntemi ile gerçekleştirilen 4.000 m2'lik H4 blokunun da ilave edilmesi, tüm bu işlemlerin, işlerin ... firmasına gördürülmek maksadıyla gerçekleştirilmesi, bu doğrultuda pazarlık usulü yapılan ihalelere ... firması ile bağlantılı şirketlerin çağrılması isnadına yönelik eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu şeklindeki mahkeme vasıflandırmasının isabetli olduğu kabul edilmiştir.</p>

<p>İhaleye fesat karıştırma suçunun konusunu 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun (4734 sayılı Kanun) 18 inci maddesinde belirtilen mahiyetteki ihaleler oluşturmaktadır. Bu kapsamda herhangi bir ihale işlemi gerçekleştirilmeden yapılan alımlar yönünden suçun konusu bulunmadığından ihaleye fesat karıştırma suçunun oluştuğundan da bahsedilemeyecektir. Diğer yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda (5237 sayılı Kanun) 235 inci maddesinde ihaleye fesat karıştırma halleri yasa koyucu tarafından tahdidi olarak sayılmıştır. Maddede sayılan seçimlik hareketlerin genişletilmesinin 5237 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceğinde bir kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla sırf yaklaşık maliyetin yüksek belirlenmesi, şartnamelerde rekabeti engelleyici mahiyette hükümlere yer verilmesi, ihalenin gerçekleştirilmesi gereken usulden farklı bir usulle yapılması gibi fiiller başlı başına ihaleye fesat karıştırma suçunun oluşumu için yeterli olmayacaktır. Bunların yanında Dairemizin birçok ilamında da belirtildiği üzere doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması nedeniyle bu usulle gerçekleştirilen alımlarda ve ihaleye konu işin daha önceden icra edilip akabinde mevzuata uygunluğun sağlanması ile ödeme yapılabilmesi için gerçekte ihale yapılmadığı halde yapılmış gibi evrak düzenlenmesi hallerinde ortada gerçek bir ihalenin bulunmamasından dolayı ihaleye fesat karıştırma suçunun unsurları oluşmayacaktır.</p>

<p>Bu açıklamalar ışığında sanıklara isnat edilen eylemler değerlendirildiğinde; zincirleme suçlarda suç tarihinin son eylemin gerçekleştirildiği tarih olduğu hususu da gözetilerek hukuki süreç bölümünün (A), (B), (F) ve (L) bentlerinde belirtilen isnatların sübutu halinde suç tarihlerinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6459 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 235 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendindeki, (G), (H), (I), (M), (O), (S), (U) ve (V) bentlerinde belirtilen isnatların sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrasındaki, sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında sadece (A) bendinde belirtilen isnat yönünden kamu davası açılmış olması ve suç tarihleri nazara alındığında isnatların sübutu halinde lehe olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 366 ncı maddesindeki suçları oluşturacağı, bu eylemler ile isnat edilen ve sübutu kabul edilip doğru biçimde vasıflandırması yapılan eylemler yönünden anılan Kanunların belirtilen maddeleri uyarınca belirlenecek cezaların üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık, 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.</p>

<p>Sonuç olarak; hüküm kurulmadığı bildirilen iddialar dışındaki (A), (B), (F), (G), (H), (I), (L), (M), (O), (R), (S), (U), (V) ve (Y) bentlerinde belirtilen isnatlara ilişkin sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden suç tarihleri ile hükümlerin kurulduğu tarih arasında, diğer sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...) ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden ise suç tarihlerinden, temyiz incelemesi tarihine kadar, belirtilen olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.<br />
Bu haliyle sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla beraat hükümleri kurulduğu görülmüştür.</p>

<p>E.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan açılan kamu davalarında sanıkların ihaleye fesat karıştırma suçundan beraatlerine karar verilmek suretiyle çelişkiye neden olunması hukuka aykırı bulunmuştur.</p>

<p>Sanıklardan ...'in 31.05.2012 tarihinde hükümden önce öldüğü anlaşılmasına rağmen hakkında düşme kararı verilmesi yerine beraat hükmü tesis edildiği, keza ...'nun ise 31.07.2017 tarihinde hükümden sonra öldüğü Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşıldığından, bu hususlar mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince bir karar verilmesi lüzumu adı geçen sanıklar hakkında verilen hükümlerin bozulmasını gerektirmiştir.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle ... vekilinin iddianamede "... tarafından kiralanan hastane büfesinin işletilmesi sırasında gerçekleştirilen bir kısım usulsüzlükler (hijyen şartlarına uyulmaması, faturaların zamanında ödenmemesi, sigortasız işçi çalıştırılması, işletmede sigara satılması vb.) ile sözleşmede belirlenen kapalı alandan daha fazlasını bedelsiz olarak kullanmak ve hastane başhekimi ...'ın da bu hususlara kayıtsız kalmak suretiyle kamu zararına sebebiyet vermek" şeklindeki isnatlar yönünden sanıklar ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,</p>

<p>2.Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2011/375 Esas, 2015/164 sayılı Kararında katılanlar Hazine ve ... vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden adı geçen katılanlar vekillerinin temyiz sebeplerinin reddiyle 27.11.2006 tarihli ve 2006/154061 kayıt numaralı açık ihale usulü ile gerçekleştirilen "65 Kişi ile HBYS Otomasyon Veri Girişi Hizmeti" konulu ihalede; ihaleye katılan firmalardan Kardelen firmasının en uygun teklifi verdiği ve katılımcılar için aranan İSO belgesinin veri girişini de kapsadığı halde buna dair ibarenin belgede yer almadığı gerekçe gösterilerek komisyon kararıyla ihale dışı bırakılmasının ihaleyi ... firması üzerine bırakmak için kasıtlı olarak yapıldığı, Kamu İhale Kurumuna yapılan itiraz üzerine sözleşme imzalanmayarak hizmet alımının zaruri olduğundan bahisle aynı konuda pazarlık usulü ile yapılan 3 ayrı ihaleye Kardelen firmasının çağrılmamasının ve adı geçen kurum tarafından iddiaya konu ihalenin itiraz sonrası iptal edilmesinin bu hususu desteklediği, böylece ihaleye katılma yeterliğine sahip olan firmanın ihaleye katılımının engellendiği isnadına yönelik sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükümlerinin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,</p>

<p>3.Gerekçe bölümünün (D) bendinde açıklanan nedenlerle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2011/375 Esas, 2015/164 sayılı Kararına yönelik sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile katılanlar Hazine ve ... vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, karar bölümünün ikinci bendindeki onama kararına konu ve hüküm kurulmayan isnatlar dışında kalan diğer iddialar yönünden sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...) ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ...,<br />
, ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen beraat, sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat ve mahkumiyet ile sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı, ek Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4. Gerekçe bölümünün (E) bendinde açıklanan nedenlerle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2011/375 Esas, 2015/164 sayılı Kararına yönelik katılanlar Hazine ve ... vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sanıklar ..., ..., ..., ... ile ... hakkında verilen ve sair yönleri incelenmeyen beraat hükümlerinin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>28.12.2023 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20233765-e-202312724-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4asaa.jpg" type="image/jpeg" length="24635"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2021/5557 E., 2024/2716 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20215557-e-20242716-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20215557-e-20242716-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 12.03.2024 tarihli, 2021/5557 E., 2024/2716 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>5. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2021/5557 E., 2024/2716 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2010/480 Esas, 2013/475 Karar<br />
SUÇ : Edimin ifasına fesat karıştırma<br />
HÜKÜM : Beraat<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama<br />
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma</p>

<p>Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:<br />
5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre edimin ifasına fesat karıştırma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Milli Eğitim Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkrası gereğince başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek yapılan incelemede;</p>

<p>Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun ihaleye fesat karıştırma suçundan bağımsız bir suç tipi olarak 5237 sayılı TCK’nın 236. maddesinde düzenlendiği, hile olmaksızın mal veya hizmetin ayıplı veya eksik ifasının söz konusu olduğu durumlarda, mal veya hizmetin salt ayıplı veya eksik ifa edilmiş olmasının edimin ifasına fesat karıştırma suçunu oluşturmayacağı, suçun oluşabilmesi için ayıplı veya eksik ifanın ayrıca hileli hareketlerle gizlenmeye çalışılmış olması, sözleşmenin tarafı olup da mal veya hizmetin alıcısı konumundaki tarafın da zarar görmesinin de gerektiği, maddedeki suç tanımında zarar unsur olarak açıkça belirtilmemiş olmakla birlikte, 6459 sayılı Yasa'ya ilişkin değişiklik önergesinin gerekçesinde de ihaleye fesat karıştırma suçunun ... şekline ilişkin ceza ile TCK’nın 236. maddesinde düzenlenen ve bir zarar suçu niteliği taşıyan edimin ifasına fesat karıştırma suçunun cezası arasındaki uyumsuzluğu gidermek amacıyla 235. maddenin birinci fıkrasındaki cezaların alt ve üst sınırlarında değişiklik yapıldığının ifade edilmesi karşısında, zararın suçun unsuru olarak kabul edilmesinin zorunlu olduğu,</p>

<p>... Elektronik Ofis Sistemleri Ltd. Şti'nin ortağı ve çalışanı olan sanıklar tarafından, yurt dışından şirket adına fotokopi makinesi ithal edildiği halde beyannamelerde ahşap stand göstermek suretiyle kaçakçılık yapıldığı ihbarı üzerine başlatılan soruşturmada, ..., .... Halk Eğitim Merkezi ve Edirne Devlet Hastanesi tarafından doğrudan temin yöntemiyle yapılan alımlarda söz konusu kaçak fotokopi makinelerinden teslim edilmek suretiyle edimin ifasına fesat karıştırdıkları iddia edilen somut olayda; öncelikle kaçak olduğu iddia olunan makinelerle ilgili olarak sanıklar haklarında 5607 sayılı Yasa'ya muhalefet suçundan açılan kamu davasının akıbetinin araştırılarak, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı ile ..., ... Halk Eğitim Merkezi ve Edirne Devlet Hastanesi'ne teslimi yapılan fotokopi makinelerinin söz konusu davada kaçak olarak ithal edilen makinelerden olup olmadığı tespit edilip, bahse konu makinelerin ihale şartnamelerine uygunluğuna dair inceleme de yaptırıldıktan sonra edime konu mallar sebebiyle kurumun zarara uğrayıp uğramadığı da araştırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini yerine eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hükümler kurulması,</p>

<p>Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 12.03.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.</p>

<p><strong>KARŞI OY</strong></p>

<p>Madde metninde yer alan sözleşme teriminin, ihale kararına dayalı olarak yapılan sözleşmeyi mi, yoksa idareye karşı belli bir edimde bulunma yükümlülüğü altına girilen tüm sözleşmeleri mi kapsadığı hususunun değerlendirilmesi suçun konusu bağlamında oluşumu açısından önem arz etmektedir.<br />
Öğretide bir kısım görüşe göre herhangi bir ihale usulü takip edilmeksizin piyasadan sağlanan mal veya hizmet edimleri de suçun konusunu oluşturabilmektedir. (Özgenç, İzzet. İhale Sürecinde İşlenen Suçlar, 4. Baskı, Ankara 2013, s.115-116 Dipnot 84, Altıparmak, ..., Türk Ceza Kanunu’nda İhaleye İlişkin Suçlar, Seçkin 2012, s.138, Arslan, Çetin/Töngür, ... .... Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, TAAD 2013/14, s.234, Ünal, Nurdoğan/..., .../..., Mesut. İhale ve Sözleşme Yönetiminde Kamu Görevlilerinin Cezai-İdari-Mali Sorumlulukları, Ankara 2015, s.148)</p>

<p>Öğretide ağırlıklı görüşe göre ise; ihale kararı sonrası yapılan sözleşmeler bu kapsamda değerlendirilecek, ihale ile alım usulü olmayan doğrudan temin yoluna başvurulmasından sonra yapılan sözleşmeler ile idarenin yaptığı diğer sözleşmeler gereğince taahhüt edilen edimin yerine getirilmesinde hileli hareketlerde bulunulması, TCK’nın 236. maddesinde düzenlenen edimin ifasına fesat karıştırma suçu kapsamında değerlendirilmeyecektir. (Gökcan, ... .../Artuç, .... Türk Ceza Kanunu Şerhi, Adalet Yayınevi, VI. Cilt, Ankara 2021, s. 7927 vd.; Akbulut, Berrin. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, Ceza Hukuku Dergisi, Ağustos 2009, sh. 50, Demir, Nazlı Hilal, Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, Fasikül, Nisan 2013, Sayı: 41, s.25, Eker Kazancı, Behiye. İhaleye Fesat Karıştırma ve Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçları, 2. Baskı Ankara 2011, s.216, Şen, Ersan/Aksüt Ertekin, Uygulamada İhaleye Fesat Karıştırma Suçları, 4. Baskı, Ankara 2014, s. 289)<br />
O halde bu suçun oluşabilmesi için olmazsa olmaz şart, maddenin birinci fıkrasında gösterilen tüzel kişilere karşı taahhüt altına girilen bir ihalenin var olmasıdır. (Dülger, ... Volkan. Ekonomik Suçlar Bağlamında İhale Sürecine ve Sözleşmesine İlişkin Suçların Değerlendirilmesi, Uğur Alacakaptan’a ..., İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2008, sh. 231)</p>

<p>Bunun gerekçesi olarak, madde metninde, “ihale kararında veya sözleşmesinde” ibaresi kullanılmayarak, “ihale kararında veya sözleşmede” ifadesinin tercih edilmesi gösterilebilir. Madde de, “ihale kararında” kavramından sonra, “sözleşmede” ifadesinin yer alması, bu ifade ile sözleşmenin ihale sonucunda imzalanan sözleşme olması gerekliliğini vurgulamıştır. (Demir, Nazlı Hilal, Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, Fasikül, Nisan 2013, Sayı: 41, s.25)</p>

<p>Edimin ifasına fesat karıştırma suçunun ihaleye fesat karıştırma suçundan hemen sonra düzenlenmesi bu suçların birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olduğu ve ortak özelliklerinin ihale yolsuzluklarını engellemek olması nedeniyle, ihalenin olmadığı yerde edimin ifasına fesat karıştırmanın mümkün olmadığı ifade edilmektedir. (Yaşin, .... İhale İstisnası Kamu Satın Alımlarında Edimin İfasına Fesat Karıştırılması Mümkün müdür?, Mali Kılavuz, 2007/97, s. 99, Akbulut, Berrin. Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, Ceza Hukuku Dergisi, Ağustos 2009, sh. 50)</p>

<p>İhale sonrasında sözleşmenin yapılması kural olmakla beraber, belirtmek gerekir ki, ihale sonrasında sözleşmenin yapılmadığı bazı istisnai durumlar bulunmaktadır. Buna örnek olarak, Kamu İhale Kanunu madde 21'de belirtilen pazarlık usulü ile yapılan ihaleler gösterilebilir. Yine, Devlet İhale Kanunu madde 51'de belirtilen bazı işlerin pazarlık usulüyle yapılabileceği ve bu işler ile ilgili olarak şartname düzenlenmesi, tahmini bedel tespiti, teminat alınması ve sözleşme yapılmasının zorunlu olmadığı düzenlenmiştir. Bu nedenle madde metninde, “ihale kararında veya sözleşmesinde” ibaresi kullanılmayarak, “ihale kararında veya sözleşmede” ifadesinin tercih edilmesinin bilinçli bir tercih olduğunu kabul etmek gerekir. Birinci fıkrada taahhüt altına girilen edim tabiri kullanıldıktan sonra suçun oluşumunu bağlı hareketli olarak gösteren ikinci fıkranın beş bendinde de ihale tabirinin kullanılmış olması, taahhüt altına girilen edimin ihaleye dayalı olmasını zorunlu kılmaktadır. (Demir, Nazlı Hilal, Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, s. 25, Kaplan, ..., Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçu, İHFM Füsun Sokullu-Akıncıya ..., Cilt 2, 2013, s.713 Dipnot 19) (aynı şekilde doğrudan temin kapsamında alımı yapılacak olan malın teslimi veya hizmetin ya da yapım işinin tamamlanmasının belli bir süreyi gerektirmesi durumunda alımın bir sözleşmeye bağlanması zorunlu olup bir defada yapılacak alımlarda sözleşme yapılması idarenin takdirindedir. Bu halde idareler, sözleşme yapmayabilirler. Doğanyiğit, .... Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, 15. Baskı, s.566)</p>

<p>İhale sonrasında sözleşmenin yapılmadığı bazı istisnai durumlar bulunması, bir kısım halde ise sözleşme yapılmasının idarenin takdirinde olması, takdire bağlı olarak yapılacak sözleşme ile suçun oluştuğunun kabul edilmesinin mümkün olmaması, birinci fıkrada taahhüt altına girilen edim tabiri kullanıldıktan sonra suçun oluşumunu bağlı hareketli olarak gösteren ikinci fıkranın beş bendinde de ihale tabirinin kullanılmış olması nedeniyle taahhüt altına girilen edimin ihaleye dayalı olması yasal zorunluluktur. Alımların doğrudan temin usulüyle yapılmış olması karşısında gerekçesi yerinde olmamakla birlikte sonucu itibarıyla doğru olduğundan hükümlerin onanması kanaatiyle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20215557-e-20242716-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-baa.jpg" type="image/jpeg" length="34744"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dilekçesinde yapay zekanın 'uydurma' künyelerini kullanan avukata soruşturma!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dilekcesinde-yapay-zekanin-uydurma-kunyelerini-kullanan-avukata-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dilekcesinde-yapay-zekanin-uydurma-kunyelerini-kullanan-avukata-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’da bir avukat, dilekçesini güçlendirmek için yapay zekadan yardım alınca kendisini savcılık ve baro soruşturmasının ortasında buldu. Yapay zekanın gerçek Yargıtay kararlarına uydurma esas ve karar numaraları eklediğinin duruşmada fark edilmesi üzerine mahkeme suç duyurusunda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde bir davanın seyri sırasında hazırlanan savunma dilekçesi, yapay zeka teknolojilerinin hukuk dünyasındaki sınırlarını ve doğurabileceği riskleri gözler önüne serdi. Deneyimli bir avukatın, metni güçlendirmek adına yapay zekadan yararlanarak eklediği Yargıtay kararlarının dosya künyelerinin uydurma çıkması, avukat hakkında hem savcılık hem de baro tarafından soruşturma açılmasına neden oldu. Karşı tarafın uyarısıyla fark edilen bu teknik hata üzerine mahkemenin aynı gün başlattığı soruşturmalar, hukuk çevrelerinde de "savunma hakkına baskı" tartışması yarattı.</p>

<p>Kısa Dalga'dan Gülseven Özkan'ın haberine göre; Hakkında soruşturma başlatılan avukat E.Ç., yaptığı açıklamada, Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davada sunulan dilekçenin karşı taraf avukatının duruşma sırasında kullandığı ifadeler nedeniyle hazırlandığını anlattı. E.Ç., mahkemeden yalnızca ilgili avukatın meslek etiği açısından uyarılmasını talep ettiklerini dile getirdi.</p>

<p><strong>“Dilekçenin içeriği değişmedi, içtihat eklenmiş”</strong></p>

<p>E.Ç., dilekçenin hazırlanma sürecini şöyle anlattı:</p>

<p>“Üç avukat birlikte çalışıyorduk ancak dilekçedeki imza bana aitti. Hazırladığımız metnin içeriğini değiştirmedik. Yalnızca dilekçeyi içtihatlarla desteklemek amacıyla yapay zekadan yararlandık. Yapay zeka, mevcut Yargıtay kararlarını ekledi, ancak bu kararlara ait künyeleri yanlış yazdı. Künye dosyanın esas ve karar numarasını içeriyor. Yapay zeka bu konuda ekleme yapmış.”</p>

<p>Avukat E.Ç.’ye göre, sorun kararların içeriğinde değil, kararların esas ve karar numaralarında ortaya çıktı. Yapay zeka üç farklı Yargıtay kararı göstermiş gibi görünse de sonradan yapılan incelemede bunların aynı kararın farklı ve hatalı künyelerle sunulmuş versiyonları olduğunu iddia etti. E. Ç., “Kararlar tamamen uydurma değildi. İçerikleri mevcut olan Yargıtay kararlarıydı. Ancak daire numaraları ve karar künyeleri yanlış yazılmıştı. İçerik doğruydu, numaralar yanlıştı” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Suçlamanın merkezinde karşı avukatın asılsız iddiası var”</strong></p>

<p>E.Ç., söz konusu dilekçenin ortaya çıkış nedeninin karşı taraf avukatının mahkeme sürecindeki açıklamaları olduğunu söyledi. Karşı tarafın bilirkişi raporlarının kendi lehine sonuç vermemesi üzerine müvekkilleri ve avukatları hakkında ağır ithamlarda bulunduğunu iddia eden E.Ç., şöyle konuştu:</p>

<p>“Karşı taraf bilirkişilerin ve avukatların rüşvet aldığını ileri sürdü. Somut bir iddia ortaya koymadan kesin ifadeler kullandı. Biz de bunun avukatlık meslek etiğiyle bağdaşmadığını belirterek mahkemeden gerekli uyarının yapılmasını istedik. Aslında beklediğimiz şey bir özürdü. Bu konu dilekçenin içeriğiydi. Başka bir konu yaratılmak suretiyle örtülü başka bir saldırı yapıldı.”</p>

<p><strong>“Duruşmada fark edildi, aynı gün suç duyurusu yapıldı”</strong></p>

<p>E.Ç.’nin ifadesine göre, hatalı künyeler duruşma sırasında karşı taraf avukatının dikkat çekmesiyle ortaya çıktı. E. Ç., “Duruşmada bunların uydurma kararlar olduğu söylendi. Açıkçası ben de o anda şaşırdım. Kararların farklı kaynaklardan alındığını düşündüğüm için inceleme yapıp beyanda bulunacağımı söyledim. Ancak aynı gün mahkeme hem Ankara Barosu’na hem de savcılığa soruşturma yazısı gönderdi” dedi.</p>

<p>Avukat E. Ç., mahkemenin kararında “dilekçede belirtilen Yargıtay kararlarının UYAP üzerinden yapılan incelemede belirtilen şekliyle bulunamadığını, numaraların gelişigüzel yazılmış izlenimi verdiği belirtilerek ilgili avukat hakkında Türk Ceza Kanunu kapsamında işlem yapılmasının” istendiği dile getirdi.</p>

<p><strong>“Hangi suçla itham edildiğimi söyleyemediler”</strong></p>

<p>Soruşturma sürecinin en önemli yönünün isnat edilen suçun açıkça belirtilmemesi olduğunu iddia eden E.Ç., savcılık ifadesinde ilk olarak bunu sorduğunu dile getirdi. Avukat, “Normalde bir suç duyurusunda hangi suçtan işlem yapıldığı yazılır. Hakaret denir, iftira denir, rüşvet denir. Burada böyle bir tanımlama yoktu. Savcıya ilk sorduğum soru hangi suçla itham ediliyorum oldu. İfade tutanağında isnat edilen suçun ne olduğu belirtilmedi” diye konuştu. Savunmasında yapay zekanın yanlış yönlendirmesi sonucu ortaya çıkan bir hata bulunduğu yönünde ifade verdiğini anlatan E.Ç., kasıt unsuru olmadan suçtan söz edilemeyeceğini vurguladı. “Ortada sehven yapılmış bir hata var. Kasıt yok. Zaten hangi suçun işlendiği de açıklanabilmiş değil” dedi.</p>

<p><strong>“Yapay zeka kolaylığını keşke kullanmasaydım”</strong></p>

<p>Yaşananlardan sonra yapay zeka kullanımına ilişkin eleştirilerde bulunan E.Ç., mesleki anlamda önemli bir deneyim kazandığını ifade etti. “Bugün dönüp baktığımda keşke o kolaylıktan yararlanmasaydım diyorum. Meslektaşlarım arasında da şaka konusu oldum. 25 yıllık meslek hayatımda ilk kez hem savcılık hem de baro aşamasında bir soruşturmayla karşı karşıya kaldım” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Avukat Hakları Grubu: “Bu süreç savunma faaliyetinin cezalandırılmasıdır”</strong></p>

<p>Avukat Hakları Grubu Ankara Genel Koordinatörü Emrah Altunoğlu ise, yaşananları yalnızca bir yapay zeka tartışması olarak değil, avukatlık faaliyetlerine yönelik bir baskı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Mesleki dayanışma amacıyla E.Ç.’nin yanında olduklarını belirten Altunoğlu, savunma hakkının özgürce kullanılabilmesi gerektiğini vurguladı. Altunoğlu, “Avukatlar kendilerini özgür biçimde ifade edebilmeli. Savunma faaliyetinin sınırları geniş tutulmalı. Aksi halde yurttaşların adil yargılanma hakkı zarar görür. Bu tür soruşturmalar savunma faaliyetini baskı altına alma sonucunu doğurur” dedi.</p>

<p><strong>“BM Havana kuralları açık”</strong></p>

<p>Altunoğlu, uluslararası hukuk açısından da soruşturmanın sorunlu olduğunu iddia etti. Birleşmiş Milletler’in (BM) avukatların rolüne ilişkin temel ilkelerine atıfta bulunan Altunoğlu, avukatların yürüttükleri dava ve duruşmalardaki faaliyetleri nedeniyle idari ya da cezai soruşturmalara maruz bırakılmaması gerektiğini savundu. “Havana Kuralları’nın ilgili hükümleri son derece açık. Avukatlar yürüttükleri dava kapsamındaki söz ve faaliyetleri nedeniyle baskı altına alınmamalı. Türkiye açısından da uluslararası hukuk kurallarının uygulanması anayasal bir yükümlülük” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Ortada kasıt, kusur yok”</strong></p>

<p>Altunoğlu, olayda avukatın kasıtlı hareket ettiğine ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını söyledi. Altunoğlu, “Meslektaşımızın burada bırakın kastını kusur atfedilebilecek bir durumunun dahi bulunmadığını düşünüyoruz. Bir dilekçedeki teknik hata gerekçe gösterilerek soruşturma yürütülüyor. Bu kabul edilemez” sözleriyle soruşturma kararına karşı çıktı. Hakimin tutumunu da eleştiren Altunoğlu, soruşturma kararının yargısal bir değerlendirmeden çok kişisel bir memnuniyetsizliğin sonucu gibi göründüğünü savundu.</p>

<p><strong>“Yapay zeka hukuk alanında da kullanılacak”</strong></p>

<p>Altunoğlu, olayın yapay zeka teknolojilerinin hukuk alanında kullanımına yönelik yeni tartışmaları da gündeme getirdiğini söyledi. Yapay zeka kaynaklı hataların yalnızca avukatları değil, doğrudan yurttaşların haklarını etkileyebileceğini belirten Altunoğlu, hukuk alanında bu teknolojilerin kullanımına ilişkin daha net düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Altunoğlu, “Hukukla ilgili yanlış bir yönlendirme insanların hayatını etkileyebilir. Bu nedenle yapay zekanın hukuk alanındaki kullanımına ilişkin sınırların ve denetim mekanizmalarının tartışılması gerekiyor” dedi.</p>

<p><strong>“Hukuki hata ceza soruşturmasının konusu yapılamaz”</strong></p>

<p>Altunoğlu, hukuki değerlendirmelerin ceza tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının yargı sisteminin işleyişini olumsuz etkileyeceğini savundu.</p>

<p>Altunoğlu, “Savcıların hazırladığı iddianameler sonucunda beraat kararları çıkabiliyor. Hakimlerin verdiği kararlar üst mahkemeler tarafından bozulabiliyor. Bu durum savcıları ya da hakimleri cezai soruşturmanın konusu yapmıyor. Aynı yaklaşım avukatlar için de geçerli olmalı. Hukuki değerlendirmelerin doğruluğunu yargı makamları denetler, bunların ceza soruşturmasına dönüştürülmesi savunma mesleğini baskı altına alır” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dilekcesinde-yapay-zekanin-uydurma-kunyelerini-kullanan-avukata-sorusturma</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/baro/yapay-avukat21.jpg" type="image/jpeg" length="45420"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arabuluculuk Odasında Mahkeme Gölgesi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/arabuluculuk-odasinda-mahkeme-golgesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/arabuluculuk-odasinda-mahkeme-golgesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p><i>Türkiye’de arabuluculuk, mahkemeye alternatif bir müzakere alanı olarak kurgulandı; fakat dava şartı, süre, yetki, vekâletname ve tutanak güvenliği kaygıları içinde giderek kendi özgün karakterini kaybetme riski taşıyor.</i></p>

<p><strong>Arabuluculuk Odasında Mahkeme Gölgesi</strong></p>

<p>Arabuluculuk, Türkiye’de mahkeme koridorlarının dışında daha sakin, daha esnek ve daha insani bir çözüm imkânı olarak anlatıldı. Taraflar yalnızca haklı-haksız ekseninde değil; ihtiyaçlar, menfaatler, ilişkiler, ticari gerçeklikler ve gelecekteki çözüm ihtimalleri üzerinden konuşacaktı.</p>

<p>Fakat yıllar içinde arabuluculuk, hukukçuların dönüştürdüğü bir alan olmaktan çok, hukukçu reflekslerinin dönüştürdüğü bir alana benzemeye başladı.</p>

<p>Bugün birçok dosyada arabuluculuk, gerçek bir müzakere sürecinden çok, dava açılabilmesi için geçilmesi gereken kontrollü bir usul igibi işliyor. Başvuru doğru mu? Süre başladı mı? Taraf teşkili tamam mı? Vekâletnamede özel yetki var mı? İlk toplantıya katılmamanın sonucu ne olacak? Son tutanağa hangi ifade yazılmalı?</p>

<p>Bunların hiçbiri önemsiz değildir. Aksine, sürecin hukuki güvenliği bakımından gereklidir. Ama sorun tam da burada başlıyor: Tutanak güvenliği, arabuluculuğun asgari şartıdır; iyi arabuluculuk değildir.</p>

<p>Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun arabuluculuk tanımı bile odağına sürecte yerine getirilecek usul işlemlerini değil; sistematik tekniklerle tarafları bir araya getirmeyi, müzakereyi kolaylaştırmayı, birbirlerini anlamalarını ve kendi çözümlerini üretmelerini koyar. Yani arabuluculuğun odağında belge değil, temas vardır; tutanak değil, müzakere vardır.</p>

<p>Ne var ki dava şartı arabuluculuk alanı genişledikçe bu refleks giderek zayıfladı. İş uyuşmazlıklarıyla başlayan, ticari uyuşmazlıklar ve tüketici uyuşmazlıklarıyla genişleyen, kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarla gündelik hayatın daha geniş alanlarına yayılan dava şartı arabuluculuk modeli, kurumu nicelik olarak büyüttü. Fakat her büyüme nitelik artışı anlamına gelmez.</p>

<p>Taraflar çoğu zaman çözüm aramak için değil, dava açabilmek için gerekli son tutanağı almak üzere sürece geliyor. Arabulucu da dosyayı gerçek bir müzakere alanı olarak değil, ileride usul tartışmasına yol açmayacak bir işlem olarak yönetmeye başlıyor. Böylece arabuluculuk, mahkemeye alternatif olmaktan çıkıp mahkemeye giriş kapısındaki turnikeye dönüşme riskiyle karşı karşıya kalıyor.</p>

<p>Bu durumun temel sebebi, hukukçu refleksidir.</p>

<p>Hukukçu zihni doğal olarak haklılık, ispat, talep, savunma, zamanaşımı, görev, yetki ve dava şartı kavramlarıyla çalışır. Bu refleks yargılama için gereklidir; avukatlık için de hâkimlik için de vazgeçilmezdir. Fakat arabuluculuk başka bir zihinsel eşik ve çalışma disiplini gerektirir.</p>

<p>Arabulucu zihni şu soruları da sorabilmelidir: Taraflar gerçekten ne istiyor? Talep edilen şey ile ihtiyaç duyulan şey aynı mı? Uyuşmazlığın görünen konusu para ama alttaki mesele güven kaybı olabilir mi? Bir işçi yalnızca alacağını mı istiyor, yoksa görülmeyi ve haksızlığa uğradığının kabul edilmesini mi bekliyor? Bir tacir davayı kazanmak kadar ticari ilişkiyi sürdürmeyi de önemsiyor olabilir mi?</p>

<p>Bu sorulara arabulucunun mevzuat ve usul bilgisi değil, arabuluculuk bilgi ve becerileri yanıt verir.</p>

<p>Bu nedenle arabuluculukta en tehlikeli yanılgılardan biri şudur: “Hukukunu biliyorum; demek ki arabuluculuğu biliyorum.”</p>

<p>Hayır: hukuku bilmek arabuluculuk için zorunludur, fakat arabuluculuğu bilmek demek değildir.</p>

<p>Arabulucu elbette hukuk bilmelidir. Uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olup olmadığını, dava şartı kapsamını, temsil yetkisini, gizlilik ilkesini ve anlaşma belgesinin sonuçlarını bilmelidir. Sürecin hukuki sınırları çizilmeden sağlıklı bir arabuluculuk yapılamaz.</p>

<p>Fakat bunları bilmek, yalnızca zemini netleştirir. Arabulucunun asıl ustalığı, o zemin üzerinde taraflara konuşabilecekleri güvenli alanı açabilmektir.</p>

<p>Bugün uygulamada bu alan çoğu zaman geçiştiriliyor. Arabulucu, tarafların ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak yerine tutanağın ileride tartışılıp tartışılmayacağını düşünmek zorunda kalıyor. Avukat, haklı olarak müvekkilinin usuli ve maddi haklarını korumaya odaklanıyor. Taraflar ise çoğu zaman sürecin ne olduğunu tam anlamadan, “anlaşma varılamadı” yazılı bir belgeyle arabulucunun bürosundan ayrılıyor.</p>

<p>Bu durumda şu soru akla geliyor: Bir süreç hukuken doğru işletilmiş olabilir; ama gerçekten arabuluculuk yapılmış mıdır?</p>

<p>Arabulucu hâkim değildir. Ön inceleme görevlisi değildir. Taraflara kimin haklı olduğunu söyleyen bir gölge yargıç değildir. Arabulucunun varlık sebebi, mahkemenin yapacağını daha hızlı yapmak değil; mahkemenin yapamayacağı şeyi mümkün kılmaktır.</p>

<p>Mahkeme geçmişe bakar; arabuluculuk taraflara geleceği de konuşturur.</p>

<p>Mahkeme talep sonucuyla bağlıdır; arabuluculukta taraflar ihtiyaçlarını ifade etme ve gerektiğinde taleplerini değiştirme fırsatı bulur.</p>

<p>Mahkeme hüküm kurar; arabuluculuk tarafların kendi çözümlerini bulmalarına alan açar.</p>

<p>Bu fark ortadan kalktığında, arabuluculuk yargılamanın ucuz ve hızlı bir versiyonuna dönüşür. Oysa kurumun dünyadaki ve Türkiye’deki amacı bu değildir.</p>

<p>Aynı sorun uzmanlık alanlarında da görülüyor. İş, ticaret, tüketici, kira, sigorta, inşaat, banka-finans gibi alanlarda uzmanlık elbette gereklidir. Ancak uzman arabulucu, “ihtisas mahkemesi hâkimi gibi” davranan kişi değildir. Uzmanlık, uyuşmazlığın yalnızca hukuki değil; sektörel, ekonomik, psikolojik ve ilişkisel boyutlarını da okuyabilmek için anlamlıdır.</p>

<p>Bir iş uyuşmazlığında yalnızca bordroya bakmak yetmez; iş ilişkisinin neden sona erdiğini de duymak gerekir. Bir ticari uyuşmazlıkta yalnızca faturayı görmek yetmez; tarafların piyasadaki itibar ve güven ilişkisini de anlamak gerekir. Bir kira uyuşmazlığında yalnızca emredici hükümlere dikkat etmek yetmez; barınma kaygısı ile mülkiyet hakkı arasındaki çekişmeyi de fark etmek gerekir.</p>

<p>Uzmanlık, arabuluculuğu hukukun sınırlarına hapsetmemeli; hukuki zemini koruyarak müzakere kalitesini yükseltmelidir.</p>

<p>Bugün arabuluculuk uygulamasında sayılar sıkça konuşuluyor: Kaç başvuru yapıldı, kaç dosya anlaşmayla sonuçlandı, yargının iş yükü ne kadar azaldı? Bunlar önemli verilerdir. Ancak arabuluculuğun başarısını yalnızca anlaşma oranlarına indirgemek tehlikelidir.</p>

<p>Çünkü her anlaşma adil değildir. Her son tutanak, gerçek bir müzakerenin ürünü değildir. Her kapanan dosya, gerçekten çözülmüş bir uyuşmazlık anlamına gelmez.</p>

<p>Daha önemli sorular vardır: Taraflar gerçekten konuştu mu? Güçsüz taraf baskı altında mı kaldı? Anlaşma sürdürülebilir mi? Taraflar neye imza attığını anladı mı? Arabulucu, tarafsızlığı ve eşitliği etkin biçimde koruyabildi mi?</p>

<p>Bu sorular sorulmadığında, arabuluculuk uygulaması dosya kapatma istatistiğine dönüşür. Oysa çözüm, yalnızca dosyanın kapanması değildir.</p>

<p>Elbette çözüm, arabuluculuğu usulsüz ve denetimsiz bırakmak değildir. Usul güvenliği gerekir. Tutanak önemlidir. Dava şartı dikkat ister. Vekâlet, süre, yetki, imza ve anlaşma belgesi hafife alınamaz. Hukuki güvenliği olmayan bir arabuluculuk, taraflar için yeni ihtilaflar üretir.</p>

<p>Fakat bütün bunlar arabuluculuğun kabuğudur. Bu yolun özü, tarafların birbirini duyabilmesinde; menfaatlerin görünür hâle gelmesinde, mahkeme kararının sağlayamayacağı esneklikte çözümler üretilebilmesindedir.</p>

<p>Avukatların rolü de bu çerçevede yeniden düşünülmelidir. Arabuluculukta avukat, yalnızca dava ihtimaline hazırlanan kişi değildir. Aynı zamanda müvekkili için iyi bir anlaşmanın hukuki, ekonomik ve stratejik değerini ölçebilen profesyoneldir. Arabuluculukta avukatlık, hak kaybını önleme işlevinin yanında çözüm mimarlığı işlevini de içermelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arabuluculuk hukuksuz olmaz; ama yalnızca hukukla da olmaz.</p>

<p>Bugün arabuluculuğa en büyük zararı, onu bilmeyenlerden çok, yalnızca hukukunu bilip arabuluculuğu da bildiğini zannedenler veriyor olabilir.</p>

<p>Arabuluculuk, dava açmadan önce alınacak belgenin üretildiği yer değildir.</p>

<p>Mahkemenin küçük bir provası değildir.</p>

<p>Tutanakla tamamlanan bir usul oyunu değildir.</p>

<p><strong>Arabuluculuk, tarafların kendi sözünü söyleyebildiği, kendi çözümünü ve kendi geleceğini tasarlayabildiği ölçüde arabuluculuktur.</strong></p>

<p></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" title="Av. Şamil DEMİR"><img alt="Av. Şamil DEMİR" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/09/samil-demir.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" title="Av. Şamil DEMİR">Av. Şamil DEMİR</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/arabuluculuk-odasinda-mahkeme-golgesi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/terazi/arabuluculuk-durusma.jpg" type="image/jpeg" length="65336"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62072"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="22486"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="12569"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="38097"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="29444"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25064"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="19297"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="11767"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50015"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="63971"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="46290"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="51146"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="67544"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="69843"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="60117"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="74676"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="35984"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="60775"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="72461"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
