<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 29 Apr 2026 07:02:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Gıda Kodeksi Bitki Adı ile Anılan Yağlar Tebliği (Tebliğ No: 2012/29)’nde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turk-gida-kodeksi-bitki-adi-ile-anilan-yaglar-tebligi-teblig-no-201229nde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turk-gida-kodeksi-bitki-adi-ile-anilan-yaglar-tebligi-teblig-no-201229nde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Gıda Kodeksi Bitki Adı ile Anılan Yağlar Tebliği (Tebliğ No: 2012/29)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2026/14), 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TÜRK GIDA KODEKSİ BİTKİ ADI İLE ANILAN YAĞLAR TEBLİĞİ (TEBLİĞ NO: 2012/29)’NDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/14)</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 12/4/2012 tarihli ve 28262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Bitki Adı ile Anılan Yağlar Tebliği (Tebliğ No: 2012/29)’nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine” ibaresi “19/2/2020 tarihli ve 31044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Tebliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliğinde” ibaresi “13/10/2023 tarihli ve 32338 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Tebliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliğinde” ibaresi “5/11/2023 tarihli ve 32360 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Tebliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’nde” ibaresi “27/9/2021 tarihli ve 31611 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Tebliğin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliğinde” ibaresi “13/2/2025 tarihli ve 32812 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Tebliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeler Yönetmeliğinde” ibaresi “5/4/2018 tarihli ve 30382 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemelere Dair Yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Tebliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliğinde” ibaresi “26/1/2017 tarihli ve 29960 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliğinde” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Tebliğin 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Gıda, Tarım ve Hayvancılık” ibaresi “Tarım ve Orman” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Tebliğin EK-1’inde yer alan Bitkisel Yağların Gaz Likit Kromatografi ile Tespit Edilen Yağ Asitleri Kompozisyonu (Toplam yağ asitleri yüzdesi olarak) tablosundaki ayçiçek yağı (yüksek oleik asitli) sütununun palmitoleik C16:1 satırında yer alan “TED-0,1” ibaresi “TED-0,2” şeklinde, aynı sütunun stearik C18:0 satırında yer alan “2,9-6,2” ibaresi “1,9-6,2” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Tebliğin Ek-2’sinde yer alan Diğer Kalite Kriterleri tablosundaki “Peroksit Sayısı” ibaresi “Peroksit Değeri” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Tebliğin Ek-4’ünde yer alan Bitkisel Yağların Sterol Kompozisyonu (Toplam sterol yüzdesi olarak) tablosundaki fındık yağı satırının delta-5-avenasterol sütununda yer alan “1,0-5,1” ibaresi “1,0-7,0” şeklinde değiştirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turk-gida-kodeksi-bitki-adi-ile-anilan-yaglar-tebligi-teblig-no-201229nde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/tarim-ve-orman-bakanligin.jpg" type="image/jpeg" length="14830"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/elektrik-piyasasi-lisans-yonetmeliginde-degisiklik-4</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/elektrik-piyasasi-lisans-yonetmeliginde-degisiklik-4" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>ELEKTRİK PİYASASI LİSANS YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 2/11/2013 tarihli ve 28809 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 5 inci maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>

<p>“(4) Üçüncü fıkra kapsamında yapılacak işlemlerde Kurul kararı ile belirlenen yükümlülüklerin süresi içerisinde yerine getirilmemesi halinde, eskisinin devamı mahiyetinde yeni lisans verilmesi uygun bulunan tüzel kişiye Kanunun 16 ncı maddesinde öngörülen yaptırımlar uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Önlisans veya lisans sahibi tüzel kişilerin ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranması veya Kurul kararı ile belirlenen yükümlülüklerini süresi içerisinde yerine getirmemesi durumunda, söz konusu aykırılık için ilgili mevzuatta ayrıca bir düzenlemeye yer verilmemiş olması halinde, fiilin niteliğine göre Kanunun 16 ncı maddesinde öngörülen yaptırımlar uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(15) Görevli tedarik şirketleri dışındaki tedarik lisansı sahibi tüzel kişiler, şirket ünvanında dağıtım lisansı sahibi şirketlerin bölge adına yer veremez ve dağıtım şirketleri ile aynı marka ve logoyu kullanamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 34/A maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(7) Toplayıcı lisansı sahibi tüzel kişiler, şirket ünvanında dağıtım lisansı sahibi şirketlerin bölge adına yer veremez ve dağıtım şirketleri ile aynı marka ve logoyu kullanamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 43 üncü maddesinin on altı, on yedi, yirmi bir ve yirmi ikinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.</p>

<p>“Tedarik veya toplayıcı lisansı sahibi şirketlerin ünvan ayrıştırması</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 47- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 34 üncü maddenin on beşinci fıkrası veya 34/A maddesinin yedinci fıkrası kapsamına aykırılıkları bulunan tüzel kişiler, durumlarını 31/12/2026 tarihine kadar söz konusu mevzuat hükümlerine uygun hale getirmekle yükümlüdürler.</p>

<p>Lisans alma bedeli ve lisans tadil bedelinin artırımlı uygulanmasının iptali</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 48- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilgili mevzuat çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmemiş olan tüzel kişiler hakkında, 43 üncü maddenin bu maddeyi ihdas eden Yönetmelik ile mülga edilen fıkraları kapsamında işlem tesis edilmeyenler için, 27 nci maddenin birinci fıkrası çerçevesinde işlem tesis edilir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/elektrik-piyasasi-lisans-yonetmeliginde-degisiklik-4</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="89546"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>TAŞINMAZ TİCARETİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>5/6/2018 tarihli ve 30442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi ve “yükümlülükleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “ödeme sisteminin kurulması, işletilmesi ve taşınmaz satışında ödeme sisteminin gerçek ve tüzel kişiler tarafından kullanılmasına ilişkin usul ve esasları,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıda şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi</p>

<p>MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir.</p>

<p>(2) Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.</p>

<p>(3) İşletme adresinin değişmesi nedeniyle yetki belgesinin tadili veya ticaret ünvanının veya işletme adının değişmesi nedeniyle yetki belgesinin yenilenmesi durumunda, yetki belgesinin tadil edildiği veya yenilendiği tarihten itibaren on gün içinde, o işletmenin sözleşmeli işletmelerinin yetki belgeleri de herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın tadil edilir veya yenilenir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Ödeme sistemi</p>

<p>EK MADDE 1- (1) İşletmelerin ve diğer gerçek veya tüzel kişilerin taşınmaz satışlarında ödemenin bir kısmının veya tamamının nakit, havale, elektronik fon transferi veya Bakanlıkça belirlenen diğer ödeme yöntemleriyle yapılması halinde taşınmaz satış bedeli, taşınmaz mülkiyeti ile satış bedelinin eş zamanlı el değiştirmesini sağlayacak şekilde oluşturulan ödeme sistemi üzerinden ödenir.</p>

<p>(2) Taşınmaz satış bedelinin bir kısmının veya tamamının 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka veya 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanununda tanımlanan finansman ve tasarruf finansman şirketleri tarafından kredilendirilmesi halinde kredi tutarı haricindeki ödemeler için ödeme sistemi kullanılır.</p>

<p>(3) Ödeme sistemi üzerinden yapılan her işlemde kullanım bedeli alınır. Kullanım bedeli satıcıya aktarılan taşınmaz satış bedelinden mahsup edilir.</p>

<p>(4) Ödeme sistemine ilişkin her türlü iş ve işlemin takibi, teknik sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ilgili birim temsilcilerinden oluşan bir komisyon oluşturulur.</p>

<p>(5) Ödeme sisteminin kurulmasına ve işletilmesine, sisteme dahil olmayacak taşınmaz satışlarına, verilen hizmetler karşılığında alınacak kullanım bedeli ile bu bedelin paylaşımına ve dördüncü fıkrada belirtilen komisyonun kuruluşuna, çalışmasına, görev ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlık tarafından belirlenir ve Bakanlığın resmî internet sayfasında duyurulur.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(10) 1/7/2026 tarihine kadar yapılacak taşınmaz satışlarında ek 1 inci maddede belirtilen ödeme sisteminin kullanılması zorunlu değildir. Bakanlık bu tarihi üç aya kadar uzatmaya yetkilidir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/ticaret-bakanligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="50404"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/motorlu-kara-tasitlarinin-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/motorlu-kara-tasitlarinin-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>MOTORLU KARA TAŞITLARININ TİCARETİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>27/8/2024 tarihli ve 32645 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “lise” ibaresi “ilköğretim” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi</p>

<p>MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir. Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren otuz gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/motorlu-kara-tasitlarinin-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="77213"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>KUYUM TİCARETİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>14/4/2021 tarihli ve 31454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verilmesi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadili,” ibaresi eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verilir,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tadil edilir,” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıda şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“Yetki belgesinin tadili ve yenilenmesi</p>

<p>MADDE 8- (1) Yetki belgesi, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilir. Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenir.</p>

<p>(2) Tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren on gün içinde Bilgi Sistemi üzerinden yapılır ve il müdürlüğünce başvuru tarihinden itibaren on gün içinde sonuçlandırılır.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “içinde” ibarelerinden sonra gelmek üzere “tadil veya” ibareleri eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="40173"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı Hazine ve Maliye Uzmanlığı Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hazine-ve-maliye-bakanligi-hazine-ve-maliye-uzmanligi-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hazine-ve-maliye-bakanligi-hazine-ve-maliye-uzmanligi-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı Hazine ve Maliye Uzmanlığı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 29 Nisan 2026 Tarihli ve 33238 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HAZİNE VE MALİYE UZMANLIĞI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> 25/1/2020 tarihli ve 31019 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hazine ve Maliye Bakanlığı Hazine ve Maliye Uzmanlığı Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.</p>

<p>“d) Fiili hizmet süresi: Aylıksız izin ile toplamı üç ayı aşan hastalık ve refakat izinleri hariç, Hazine ve Maliye Uzmanlığı ve/veya Hazine ve Maliye Uzman Yardımcılığında geçen süreyi,”</p>

<p>“ı) Yabancı Dil Sınavı (YDS/e-YDS): ÖSYM tarafından yapılan Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavını/Elektronik Yabancı Dil Sınavını,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(4) Giriş sınavı, Bakanlıkça yapılır. Ancak giriş sınavının yazılı ve sözlü olarak iki aşamalı düzenlenmesi halinde sınavın yazılı bölümü ÖSYM veya bu konuda uzmanlaşmış diğer kamu kurum ve kuruluşlarına da yaptırılabilir.</p>

<p>(5) Giriş sınavının yazılı bölümünün başka bir kuruma yaptırılması halinde, sınava ilişkin hususlar protokol ile belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “ile diğer fakültelerin” ibaresi yürürlükten kaldırılmış ve aynı fıkranın (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“ç) Bakanlıkça gerekli görüldüğü takdirde, son başvuru tarihi itibarıyla son beş yıl içinde giriş sınavı ilanında belirtilen yabancı dillerin birinden YDS/e-YDS’den en az (C) seviyesinde veya dil yeterliği bakımından bunlara denkliği ÖSYM tarafından kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan belgeye sahip olmak.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Giriş sınavı, şekli Bakanlıkça belirlenen formata uygun olarak Resmî Gazete ile e-Devlet portalı, Cumhurbaşkanınca belirlenen kurumun internet sitesi ile Bakanlık resmî internet sitesinde sınav tarihinden en az otuz gün önce en az bir defa ilan edilmek suretiyle duyurulur.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 7- (1) Giriş sınavına başvuru, elektronik ortamda yapılır. Bakanlık, duyuruda belirtilmesi kaydıyla başvuruları şahsen veya posta yoluyla da alabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) Atamaya esas belgelerini süresi içerisinde teslim etmeyenler, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda sayılanlar ile ataması yapılıp göreve başladıktan sonra çeşitli nedenlerle görevinden ayrılanların yerine, giriş sınav sonuçlarının Bakanlık resmî internet sitesinde duyurulmasından itibaren müteakip sınav tarihine kadar en geç bir yıl içerisinde başarı sırasına göre yedek listede yer alan adaylar arasından atama yapılabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 21- (1) Uzman yardımcılığı dönemi en az üç yıldır.</p>

<p>(2) Uzman yardımcıları; uzmanlığın gerektirdiği bilgi, beceri ve nitelikleri kazanmaları amacıyla birimlerin görüşü alınmak suretiyle Genel Müdürlük tarafından hazırlanan ve Bakanlık onayı ile yürürlüğe konulan plan dahilinde aşağıdaki konularda mesleki eğitime tabi tutulur:</p>

<p>a) Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı teşkilat yapısı.</p>

<p>b) Bakanlığın teşkilat yapısı ve görevleri.</p>

<p>c) Bakanlığın görev alanına giren konulara ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat.</p>

<p>ç) Yazışma, rapor yazma, bilimsel araştırma ve inceleme teknikleri ile mevzuat hazırlama.</p>

<p>d) Yetenek ve yetkinliklerini artırmaya yönelik kişisel gelişim.</p>

<p>e) Genel Müdürlük tarafından belirlenen diğer konular.</p>

<p>(3) Uzman yardımcıları, görevli oldukları birimin görev alanına giren konularda ilgili birimce ayrıca eğitime tabi tutulabilir.</p>

<p>(4) Uzman yardımcıları, yetişme döneminde;</p>

<p>a) Teze yönelik çalışmaları yürütür.</p>

<p>b) Yabancı dil bilgisinin geliştirilmesi amacıyla kurslardan yararlandırılabilir.</p>

<p>c) Diğer birimlerde ya da taşra teşkilatında staja tabi tutulabilir.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Tez jürisi; Bakanlık onayı ile uzman yardımcısının görev yaptığı birim amirinin veya yardımcısının başkanlığında; uzman yardımcısının görev yaptığı birimden veya Bakanlığın diğer birimlerinden en az Daire Başkanı düzeyinde iki veya daha fazla üye ile uzman yardımcılığı dahil en az on yıl hizmeti bulunan Hazine ve Maliye Uzmanları arasından seçilecek başkan dahil en az beş asıl ve üç yedek üyeden oluşturulur.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 24 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 24- (1) Uzman yardımcıları aşağıdaki şartları taşıması halinde yeterlik sınavına girmeye hak kazanır:</p>

<p>a) Fiili hizmet süresinin en az üç yıl olması.</p>

<p>b) Tezlerinin başarılı kabul edilmesi.</p>

<p>(2) Yeterlik sınavına girmeye hak kazananların sınavı en geç altı ay içinde yapılır.</p>

<p>(3) Yeterlik sınavına girmeye hak kazandığı halde geçerli mazeretine istinaden sınava giremeyenler, mazeretlerinin sona ermesini müteakip altı ay içerisinde Genel Müdürlükçe belirlenecek bir tarihte sınava alınır.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(6) Sınav sonuçları, Genel Müdürlükçe Bakanlık resmî internet sitesinde duyurulur. Adaylara, ayrıca tebligat yapılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğin 28 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yeterlik sınavından” ibaresi “yeterlik sınavı sonucunun ilanından” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 29- (1) Yeterlik sınavında başarılı olanların uzman kadrolarına atanabilmeleri, YDS’den asgari (C) düzeyinde veya dil yeterliği bakımından buna denkliği ÖSYM tarafından kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan başka bir belgeye yeterlik sınavı sonucunun ilanından itibaren en geç iki yıllık fiili hizmet süresi içinde sahip olma şartına bağlıdır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 35- (1) Uzman ünvanını kazandıktan sonra görevlerinden çeşitli sebeplerle ayrılanlardan yeniden atanmak isteyenler, ilgili mevzuatındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, kadro ve ihtiyaç durumuna göre Bakanlıkça uygun görülmesi halinde uzmanlığa yeniden atanabilirler.”</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</p>

<p>“Engellilerin sınavı</p>

<p>EK MADDE 1- (1) Bu Yönetmelik uyarınca düzenlenen sınavlar, engellilerin engellilik durumuna göre gerekli tedbirler alınmak suretiyle düzenlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Geçiş hükmü</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen giriş sınavı sonucunda başarılı olanların, uzman yardımcılığına atanması bu maddenin yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre gerçekleştirilir.</p>

<p>(2) Birinci fıkra kapsamına girenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Hazine ve Maliye Uzman Yardımcısı kadrolarında bulunanların yeterlik sınavları, uzmanlığa atanmaları ile diğer iş ve işlemleri, hizmet süresinin hesaplanması ile yeterlik sınav sonucunun ilanına ilişkin hükümler hariç olmak üzere, bu maddenin yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre gerçekleştirilir.”</p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hazine-ve-maliye-bakanligi-hazine-ve-maliye-uzmanligi-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/hazine-ve-maliye-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="43944"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu binasına 1 Mayıs pankartı asıldı: 'Halkın ekmeğidir adalet']]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosu-binasina-1-mayis-pankarti-asildi-halkin-ekmegidir-adalet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosu-binasina-1-mayis-pankarti-asildi-halkin-ekmegidir-adalet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu, 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesinde Baronun Beyoğlu'nda bulunan merkez binasına üzerinde “Halkın ekmeğidir adalet” yazılı dev parkart asıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, yönetim kurulu üyeleri ve baro çalışanlarıyla birlikte Baronun Beyoğlu'nda bulunan merkez binasına üzerinde “Halkın ekmeğidir adalet” yazılı dev parkartı sloganlar eşliğinde astı.</p>

<p>Pankartın asılmasının ardından baro binası önünde toplanan grup, hep birlikte 1 Mayıs sloganı attı. Etkinlikte birlik ve dayanışma mesajları öne çıkarken, “adalet” kavramının emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.</p>

<p>Baro yönetimi; 1 Mayıs öncesinde verdikleri bu mesajla, adaletin yalnızca hukukçuların değil, tüm halkın “ekmeği” olduğu gerçeğine dikkat çekmeyi amaçladıklarını ifade etti.</p>

<p><strong>1 MAYIS'TA KADIKÖY'E ÇAĞRI</strong></p>

<p>İstanbul Barosu ayrıca bütün meslektaşlarını 1 Mayıs’ta Kadıköy mitinge, İstanbul Barosu kortejine katılmaya çağırdı.</p>

<p><strong>BARO YÖNETİMİ VE ÇALIŞANLARINDAN ORTAK MESAJ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pankartın asılmasının ardından baro binası önünde toplanan grup, hep birlikte 1 Mayıs sloganları attı. Etkinlikte birlik ve dayanışma mesajları öne çıkarken, “adalet” kavramının emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>İSTANBUL’UN KALBİNDEN TOPLUMA ÇAĞRI </strong><strong>“ADALET SADECE HUKUKÇULARIN DEĞİL, HERKESİN EKMEĞİ”</strong></p>

<p>Baro yönetimi; İstanbul’un kalbi sayılan Şişhane’de 1 Mayıs öncesinde verdikleri bu mesajla, adaletin yalnızca hukukçuların değil, tüm halkın “ekmeği” olduğu gerçeğine dikkat çekmeyi amaçladıklarını ifade etti.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/mJtxIQY73fQ?si=6jQnyjJRxMICdifL" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p><img alt="Ab9Bcbcd 2457 42B3 B677 8D620246D51B" height="768" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/ab9bcbcd-2457-42b3-b677-8d620246d51b.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="512" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosu-binasina-1-mayis-pankarti-asildi-halkin-ekmegidir-adalet</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 22:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/42da9f4c-92a9-47be-b409-48dfe6c8d29c.webp" type="image/jpeg" length="29876"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anayasa Mahkemesinde 64. Kuruluş Yıldönümü ve Andiçme Töreni Düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinde-64-kurulus-yildonumu-ve-andicme-toreni-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinde-64-kurulus-yildonumu-ve-andicme-toreni-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 64. kuruluş yıldönümü ve andiçme töreninde yaptığı konuşmada “Mahkememiz, ‘Türk Milleti adına’ verdiği kararlarla yalnızca hukuki uyuşmazlıkları çözmekle kalmamakta; aynı zamanda adalet ve hakkaniyet ilkelerini gözeterek ulusal ve uluslararası insan hakları standartlarını birlikte değerlendiren bütüncül bir yaklaşımı hayata geçirmektedir.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesinin 64. Kuruluş Yıldönümü ve Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Şaban Kazdal’ın Andiçme Töreni Yüce Divan Salonu’nda düzenlendi. Törene; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yüksek yargı organlarının başkanları, bakanlar ve diğer davetliler katıldı.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya törende yaptığı konuşmada, kuruluş yıldönümlerinin Anayasa Mahkemesinin tarihsel birikimini ve anayasal düzen içindeki yerini değerlendirme fırsatı sunduğunu, andiçme törenlerinin ise kurumsal sürekliliğinin bir göstergesi olarak anayasal düzene ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılığı teyit etme imkânı sunduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi Hukukun Üstünlüğünü Somutlaştıran Bir Teminat Makamıdır</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesinin kuruluşunun hukuk devleti ilkesinin soyut bir ideal olmaktan çıkarılarak kurumsal bir teminata kavuşturulmasının tarihsel ifadesi olduğunu belirten Başkan Kadir Özkaya, “Mahkememiz, sadece normların denetlendiği bir yargı kurumu olmanın ötesinde; anayasal düzenin istikrarını sağlayan, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan ve hukukun üstünlüğünü somutlaştıran bir teminat makamıdır.” dedi.</p>

<p>Kurumsal hafızanın anayasa yargısının en önemli dayanaklarından biri olduğunu ifade eden Başkan Kadir Özkaya, Yüksek Mahkemeyi güçlü kılan unsurun yalnızca anayasal yetkiler değil; zaman içerisinde oluşan içtihat birikimi, yerleşik ilkeler ve anayasal yorum geleneği olduğunu söyledi. Başkan Özkaya ayrıca Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlarla yalnızca uyuşmazlıkları çözmediğini, aynı zamanda anayasal değerleri yorumlayan ve gelecek kuşaklara aktaran bir kurum hâline geldiğini belirtti.</p>

<p><strong>Hukuk Kuralları, Ancak Adaleti Sağlıyorsa Anlam Kazanmaktadır</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca hukuki bir kavram olmadığını, bir medeniyetin varlık sebebini, yönünü ve istikbalini belirleyen kurucu bir ilke de olduğunu aktaran Başkan Kadir Özkaya, “Bu düşünsel miras bize, adaletin yalnızca bir hukuk enstrümanı değil aynı zamanda toplumsal düzenin ve insan onurunun vazgeçilmez temeli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” dedi. Hukuk kurallarının ancak adaleti sağlıyorsa anlam kazandığını söyleyen Başkan Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin anayasal ilkelerin yaşatılmasını sağlayan, hukuki istikrarı güçlendiren ve toplumsal güven duygusunu pekiştiren temel kurumlardan biri olduğunu dile getirdi.</p>

<p>“Anayasa Mahkemesi olarak bizler; adaletin devleti ayakta tutan, bireyi güven içinde yaşatan, topluma refah ve gelişme imkânı sağlayan asli dayanak olduğu bilinciyle Anayasa’nın çizdiği sınırlar çerçevesinde görev ve sorumluluklarımızı son derece özverili ve titiz bir çalışmayla yerine getirmeye devam edeceğiz.” diyen Başkan Kadir Özkaya, Mahkemenin çalışmalarını bu anlayışla sürdürdüğünü kaydetti.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin Türk anayasal sistemi içindeki konumunun, bir yargı kurumu olmakla beraber anayasal düzenin sürekliliğini ve bütünlüğünü teminat altına alan oldukça önemli bir fonksiyonu ifade ettiğini aktaran Başkan Kadir Özkaya, Mahkemenin en temel görevinin Anayasa’nın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını fiilen hayata geçirmek olduğunu söyledi.</p>

<p>Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin anayasal düzenin merkezinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin en üst düzeyde korunmasını sağlayan bir güvence mekanizması olarak işlev gördüğünü dile getiren Başkan Kadir Özkaya, “Mahkememiz, ‘Türk Milleti adına’ verdiği kararlarla yalnızca hukuki uyuşmazlıkları çözmekle kalmamakta; aynı zamanda adalet ve hakkaniyet ilkelerini gözeterek ulusal ve uluslararası insan hakları standartlarını birlikte değerlendiren bütüncül bir yaklaşımı hayata geçirmektedir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi, Geleceğin Hukuk Düzenini Şekillendiren Aktif Bir Anayasal Aktör Konumundadır</strong></p>

<p>Bireysel başvurunun kabulünden bugüne kadar 700 binden fazla başvurunun yapıldığını aktaran Başkan Özkaya, 14 yıl boyunca bu başvuruların büyük bir kısmının karara bağlanarak önemli bir içtihat birikimi oluşturulduğunu belirtti. Başkan Özkaya, başvuru yoğunluğunun bir yönüyle bireysel başvuru mekanizmasına duyulan güvenin bir göstergesi olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, artan iş yüküne rağmen başvuruların etkin ve makul sürede sonuçlandırılabilmesi amacıyla çeşitli tedbirler alınmaya devam edildiğini, yargı süreçlerinde teknolojinin daha etkin kullanımı, yapay zekâ destekli analiz imkânlarının geliştirilmesi, dijital başvuru sistemlerinin güçlendirilmesi ve başvuruların daha hızlı işlenmesine yönelik uygulamalara ağırlık verildiğini söyledi.</p>

<p>2026 yılı Eylül ayı itibarıyla bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamasında yapay zekânın devreye alınmasının hedeflendiğini açıklayan Başkan Kadir Özkaya, “Yapay zekânın ürettiği sonuçlara hiçbir şekilde hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yapay zekâdan raportörlerimiz, yalnızca hazırlık aşamasında faydalanacak; nihai hukuki değerlendirme ve karar, her zaman olduğu gibi insan aklına ve vicdanına ait olacaktır.” dedi.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, anayasa yargısının hem sürekliliği hem de değişimi aynı anda bünyesinde barındıran özgün bir kurumsal yapıyı temsil ettiğini belirterek “Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, bugün geçmişin birikimini taşıyan bir kurum olmakla beraber uluslararası etkileşim, dijital dönüşüm ve hak temelli yaklaşımıyla da geleceğin hukuk düzenini şekillendiren aktif bir anayasal aktör konumundadır.” ifadelerini kullanandı.</p>

<p>Hâkimlik ve savcılığın yalnızca hukuki bilgi ve tecrübeyle icra edilebilecek bir görev olmadığını vurgulayan Başkan Kadir Özkaya, bu görevin aynı zamanda güçlü bir ahlaki duruş, derin bir sorumluluk bilinci ve bağımsızlık ile tarafsızlık ilkelerine mutlak sadakat gerektirdiğini ifade etti. Hâkim ve savcıların dışsal etki ve baskı altında kalmadan, tarafsız bir tutumla, pozitif hukuk düzeninin öngördüğü çerçeve içinde, aklı ve bilimi daima başat konumda tutarak, hukuka ve vicdani kanaate göre özgürce karar vermeleri gerektiğini belirten Başkan Kadir Özkaya, adaletin tesisinde hamasete, husumete, kindarlığa ve kayırmacılığa yer olmadığını söyledi.</p>

<p>Gösterişten, riyadan, haramdan ve yalandan şiddetle kaçınılması gerektiğini ifade eden Başkan Kadir Özkaya, “Bir gram helalin yıllarca peşinden koşmalı, meccanen bir ton haram gelecek olsa ona sırtını çevirmelidirler.” dedi. Başkan Kadir Özkaya kul hakkının önemine dikkat çekerek adalet makamında bulunanların hem hukuki hem de ahlaki sorumluluğu birlikte taşıması gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>Mahkememiz, Küresel Ölçekte Etkin Bir Kurumsal Aktör Hâline Gelmiştir</strong></p>

<p>Uluslararası anayasa yargısı camiası ve muadili kurumlarla kurulan güçlü ilişkiler sayesinde Mahkemenin yalnızca ulusal düzeyde değil, küresel ölçekte de etkin bir kurumsal aktör hâline geldiğini aktaran Başkan Kadir Özkaya, uluslararası anayasa yargısı alanında gerçekleştirilen faaliyetlere değinerek şu ifadeleri kullandı: “Anayasa yargısı, günümüzde yalnızca ulusal sınırlar içinde değil evrensel hukuk normları ve uluslararası içtihatlarla da şekillenmektedir. Bu gerçek; hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, bireysel hakları daha etkili korumak ve küresel adaleti tesis etmek için farklı ülkelerin anayasa mahkemeleri ve yüksek yargı organları arasındaki iş birliğini vazgeçilmez kılmaktadır.”</p>

<p><strong>En Güçlü Silah Barıştır, En Güvenli Yaşam Alanı Adaletin Egemen Olduğu Alandır</strong></p>

<p>Dünyanın çok zorlu bir süreçten geçtiğini ifade eden Başkan Kadir Özkaya; savaşlar, ekonomik krizler, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ve uluslararası hukuk ihlallerinin küresel ölçekte ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Özellikle Gazze başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaşanan zulümlere dikkat çeken Başkan Kadir Özkaya, mevcut uluslararası sistemin ve özellikle uluslararası yargı kurumlarının bu sorunları çözmekte yetersiz kaldığını belirtti. Daha adil ve kapsayıcı bir uluslararası düzenin zorunluluk hâline geldiğini, kaydeden Başkan Özkaya, şunları söyledi: “En büyük adaletsizlik savaştır. En güçlü silah barıştır. En güvenli yaşam alanı adaletin egemen olduğu alandır. Barış için de adil, kapsayıcı ve etkin çok taraflı bir sistem inşa etmek tercih değil, çocuklarımıza karşı ortak borcumuzdur. Çocuklarımıza kavgaları değil hakkı, barışı, adaleti ve umudu miras bırakalım.”</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin geçmişten aldığı güçle geleceğe daha sağlam adımlarla ilerleyeceğine inandığını ifade ederek hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri ve insan onurunu esas alan anayasal düzenin güçlenmesine katkı sunmaya devam edeceğini vurguladı.</p>

<p>Başkan Özkaya, Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Şaban Kazdal’ı tebrik ederek kendisine başarılar diledi.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya’nın konuşmasının ardından Şaban Kazdal için andiçme töreni gerçekleştirildi. Öz geçmişi okunan yeni Üye Şaban Kazdal yemin etti. Kazdal’a kisvesi Başkan Kadir Özkaya tarafından giydirildi.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10266/1.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10267/2.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10268/3.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10269/4.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10253/5.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10254/6.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10255/7.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10271/17.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10257/9.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10258/10.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10259/11.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10260/12.jpeg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10260/12.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10261/13.jpg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10261/13.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10262/14.jpg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10262/14.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10263/15.jpeg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10263/15.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p>

<p><a href="https://www.anayasa.gov.tr/media/10264/16.jpeg?width=1000" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10264/16.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /> </a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinde-64-kurulus-yildonumu-ve-andicme-toreni-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-124.jpg" type="image/jpeg" length="67641"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul 2 Nolu Barosu'nda 16 avukat ruhsatnamesini aldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-2-nolu-barosunda-16-avukat-ruhsatnamesini-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-2-nolu-barosunda-16-avukat-ruhsatnamesini-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul 2 Nolu Barosu'nda staj dönemlerini başarıyla tamamlayan 16 avukat, and içerek cübbelerini giyip ruhsatnamelerini aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul 2 Nolu Barosu'nda stajını başarıyla tamamlayan ve and içerek cübbelerini giyen 16 genç avukat, avukatlık ruhsatlarını alarak mesleğe adım attı.</p>

<p>Baro genel merkezinde yapılan törende; Av. Joanna Kuruçaylıoğlu, Av. Ahmet Güler, Av. Necip Taha Gür, Av. Kürşat Emre Kutluk, Av. Zeynep Beyza Özdil Çabuk, Av. Ayşenur Cengiz, Av. Faruk Yalçınkaya, Av. Emre Cebeci, Av. Ömer Faruk Aygün, Av. Hasan Buğrahan Türker, Av. Görkem Zorbaş, Av. Emre Yeniçırak, Av. Muhammed Emin Ünal, Av. Muammer Yıldırım, Av. Seymen Gürtürk, Av. Fatih Karadağ ve Av. Serkan Kaya, ruhsatını aldı.</p>

<p>Baro Başkanı Avukat Yasin Şamlı, "Baro merkezimizde gerçekleşen ruhsat töreninde, mesleğe adım atan meslektaşlarımıza ruhsatlarını takdim etmenin mutluluğunu ve gururunu yaşadık. Her bir meslektaşımızın gözlerindeki heyecan, adalete olan inançları ve savunma mesleğine duydukları bağlılık bizlere umut verdi."</p>

<p>"Avukatlık; yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda hakkın, hukukun ve adaletin sesi olma sorumluluğudur.</p>

<p>Meslektaşlarımızın bu onurlu yolculukta başarıyla ilerleyeceğine yürekten inanıyor; hayatları boyunca adalet, vicdan ve kararlılıkla hareket etmelerini diliyorum.</p>

<p>Genç kardeşlerimize başarılar diliyorum. Baromuz hayat boyu yanlarında olacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Savunmanın bağımsız gücünü korumaya ve meslek dayanışmasını büyütmeye hep birlikte devam edeceğiz." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-2-nolu-barosunda-16-avukat-ruhsatnamesini-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/h-h-a2-u-i-za4-a-a-s-r1-u.jpg" type="image/jpeg" length="25590"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA TAHRİK SUÇU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1. TCK m.216/1’de Tanımlanan Suç</strong></p>

<p><strong>“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” başlıklı 216. maddenin 1. fıkrasına göre; </strong><i>“Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.</i></p>

<p><strong>Ceza Hukukunun en önemli ilkesinden birisi “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesi ise, ondan da önemlisi “suçta ve cezada kanunilik” ilkesidir.</strong> Bu ilke, özellikle Ceza Hukukunun uzak durmaya çalıştığı fikri suçlar alanı ile ifade hürriyetine yönelik getirilecek kısıtlamalar bakımından oldukça mühimdir. Ceza Hukuku; mümkün olduğu kadar fikri alana ve ifade hürriyetine dönük sınırlamalara girmemeli, korunacak bazı hukuki yararlar yönünden ifade hürriyetini sınırlayan suç ve ceza tanımları yapılması gerekmekte ise, bu tanımlarda suçun unsurları net ortaya koyulmalı, ama bir o kadar da “kanunilik” ilkesinin varlığını uygulamada hissettirmeli, Ceza Hukukunda yasak olan kıyas veya kıyasa varan genişletici yorum yasağı, özellikle suç ve ceza hükümleri tatbik edilirken gözardı edilmemelidir.</p>

<p><strong>Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun oluşabilmesinde;</strong> halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen, yani açıkça (net, kolayca anlaşılabilir ve herkese ulaşabilir biçimde) tahrik etme olarak düzenlenmiş, ancak sırf bu unsurun varlığı failin cezalandırılması için yeterli görülmemiş, ayrıca kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması, hareket ile sonuç arasında illiyet bağının kurulması aranmıştır.</p>

<p><strong>Bu suç;</strong> “somut tehlike” suçu olarak tanımlanmış ve somut tehlike, <i>“kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması”</i> olarak gösterilmiştir, yani somut olayda bu tehlike tespit edilmedikçe esasen suçun maddi unsurunun varlığından bahsedilemez. Bununla birlikte, somut tehlike için aranan şartın bir <i>objektif cezalandırılabilme şartı</i> olduğu kabul edilmektedir.</p>

<p>Fail; halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini (bir bölümü, bir bölgeyi veya ortak özellikleri taşıyan toplumu oluşturan bir topluluğu), diğer bir kesimi (bir bölümü, bir bölgeyi veya ortak özellikleri taşıyan toplumu oluşturan bir topluluğu) aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ederken, bu farklı özellikleri bilmeli ve isteyerek tahrik etmelidir<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title=""><sup><sup>[1]</sup></sup></a>.</p>

<p>Kamu barışını korumayı hedefleyen TCK m.216/1, açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halini aradığı için bir somut tehlike suçu olarak kabul edilir. Soyut tehlikede olan belirsizlik, somut tehlikede henüz zarara dönüşmemiş, ancak <i>belirginleşmiş </i>ve <i>fark edilebilir</i> tehlikenin varlığına işaret eder. Dolayısıyla, kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgularla tespit edilmesi gerekir. Kamu güvenliği; toplumun ve toplumu oluşturan bireylerin can ve mal güvenliğinin korunması, en önemlisi de bu güvenliğin kamu hizmeti olarak Devlet tarafından sağlanmasını ifade eder<a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-asagilama-suclari" rel="dofollow">[2].</a></p>

<p>Burada tahrikin; kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike ortaya çıkarması arandığından, tahrik ile kamu güvenliğinin gerçekten bozulması şart değildir, kamu güvenliğinin bozulması konusunda açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması yeterlidir<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title=""><sup><sup>[3]</sup></sup></a>. Hükümde geçen “açıklık” kavramından, tehlikenin şüpheye yer bırakmayacak ölçüde ortaya çıkması; “yakınlık” kavramından ise, düşünce açıklamasında kullanılan kelimelerin, bir zarara sebebiyet verme olasılığına yakın olma anlaşılmalıdır<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title=""><sup><sup>[4]</sup></sup></a>.</p>

<p>216. madde bir somut tehlike suçudur ve bu tehlikenin varlığının her somut olayda mutlaka ortaya koyulması gerekir. Tahrik amacıyla söylenen sözler ile ortaya çıkan tehlikelilik hali arasında illiyet bağının kurulması, bu sözlerin tahrik amaçlı olduğunun tespit edilmesi ve objektif olarak tehlikelilik halinin oluşmasına elverişli olması gerekir.</p>

<p><i>“Kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması”</i> hali, TCK m.216’nın uygulanması bakımından objektif cezalandırılma şartını oluşturur. Dolayısıyla failin; halkın bir kesimini diğer kesimine karşı TCK m.216/1’de belirtilen konulardan en az birisinden hareketle alenen tahrik ettiği, fakat kamu güvenliği açısından bu tahrikin açık ve yakın bir tehlikeye yol açmadığı durumda suç oluşmayacaktır.</p>

<p><strong>Netice olarak halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunda üç husus önemlidir;</strong></p>

<p><strong>İlki; </strong>halkın bir kesimini diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen (açıkça) tahrik etmek gerekir ki, burada hangi kesimin hangi kesim aleyhine tahrik edildiği tespit edilmeli,</p>

<p><strong>İkincisi,</strong> failde kin ve düşmanlığa alenen tahrik şeklinde tezahür eden genel suç işleme kastı olmalı,</p>

<p><strong>Üçüncü olarak;</strong> objektif cezalandırılabilme şartı bulunmalı, yani kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike ortaya çıkmalıdır.</p>

<p>Bu üç unsur birlikte gerçekleşmedikçe, Türk Ceza Kanunu m.216/1’de tanımlanan halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu oluşmaz<a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-ne-zaman-olusur" rel="dofollow">[5].</a></p>

<p><strong>2. TCK m.216/1’de Geçen “Halkın Bir Kesimi” Ne Demektir?</strong></p>

<p>TCK m.216/1’de <i>halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine </i>ibaresine yer verildiği, bu nedenle suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmasında öncelikle ortada “kanunilik” ilkesine uygun düşecek halkın hükümde belirtilen niteliklerinden en az birisine sahip bir kesimi ile diğer bir kesiminin karşı karşıya getirilmesinin gerektiği,</p>

<p>Bu sebeple, ortada yasal tanıma uygun en az iki kesimin bulunmasının gerektiği,</p>

<p>Failde de icra ettiği fiili ve kastı itibariyle kanuni tanıma uygun iki farklı kesimi kin ve düşmanlığa tahrik etme kastının bulunması gerektiği,</p>

<p>Hükümde geçen aleniyetin maddi unsur içinde değerlendirilip, fıkranın sonunda gösterilen sebebin de bir objektif cezalandırılabilme şartı olarak kabulünün gerektiği,</p>

<p>İfade edilmelidir.</p>

<p><strong>Buna göre;</strong></p>

<p>Halkın hükümde belirtilen bir kesiminin ne olduğunun belirlenmesi gerektiği, bunun emeklilerden veya işçilerden oluşan sosyal bir sınıf olabileceği gibi, ırk, buna bağlı olarak etnik köken, din, mezhep veya bölgesel özelliklerin öne çıkarıldığı coğrafi bölgeler veya bir coğrafi bölgeden gelenlerin halkın bir kesimini oluşturacağı,</p>

<p>Bir siyasi partiye veya sivil toplum örgütüne mensubiyetin doğrudan halkın bir kesimi olarak adlandırılamayacağı, fakat kişilerin üye olarak bulundukları siyasi parti veya sivil toplum örgütünde yer almanın sosyal sınıf veya hükümde belirtilen diğer özelliklerden birisine ilişkin olduğu durumda yine halkın bir kesiminden bahsedileceği,</p>

<p>Ülkede bulunan yabancı kökenlilerin veya yabancıların veya göçmenlerin, bu kapsamda geçici koruma statüsünde bulunanların, “suçta ve cezada kanunilik” prensibi çerçevesinde TCK m.216/1’de yer alan tanıma uygun halkın bir kesimini oluşturup oluşturmayacağının da, bu şahısların sosyal sınıf, ırk ve buna bağlı etnik köken, din, mezhep veya bölgesel ortak özelliklere sahip kişilerden olup olmaması ile netleştirilmesinin gerektiği,</p>

<p>Dolayısıyla; ülkede yasal izinle veya izinsiz bulunan, ancak bulunma şartları ve sebepleri toplumda tartışılan yabancılar üzerinden yapılan eleştirilerin, bu insanlarla ilgili olumsuz değerlendirmelerin, konu bu şahıslara karşı suç oluşturabilecek fiillere, bu fiillere azmettirmeye veya yardıma dönüşmedikçe, TCK m.216/1’de tanımlanan halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik suçunu oluşturmayacağı,</p>

<p>İzahtan varestedir.</p>

<p><strong>3. Suçun Nitelikli Hali</strong></p>

<p>Türk Ceza Kanunu’nun “Ortak hüküm” başlıklı 218. maddesine göre, halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun basın ve yayın yoluyla ve dolayısıyla Türk Ceza Kanunu m.6/1-g uyarınca internet vasıtasıyla işlenmesi halinde, fail hakkında tayin edilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Bunun için, haber verme sınırlarının aşılması ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamasının dışına çıkılması gerekir.</p>

<p>Gerek Anayasanın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26. maddesi ve gerekse 5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Basın özgürlüğü” başlıklı 3. maddesi ile koruma altına alınan haber verme hakkının kapsamını aşmayan ve eleştiri amacı taşıyan ifadeler, TCK m.216/1’de tanımlanan suçu oluşturmaz.</p>

<p><strong>4. Sonuç</strong></p>

<p>Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçunda; fail tarafından yapılan hareketlerin bir objektif cezalandırma şartı olan <i>kamu güvenliği açısından, açık ve yakın bir tehlike </i>oluşturması gerektiği ve failin kesin bir şekilde cezalandırılabilmesi için bu şartın gerçekleştiğinin ortaya koyulması şarttır. Günümüz şartlarında, m.216/1’de aranan objektif cezalandırma şartının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda internet paylaşımlarından ve verilerinden yararlanılabilir.</p>

<p><i>Kamu güvenliği açısından, açık ve yakın bir tehlikenin </i>ortaya çıktığı ve bundan bir kişinin internet üzerinden paylaştığı sözleri dolayısıyla sorumlu olduğu iddia edildiğinde, o yerde <i>kamu güvenliği açısından, açık ve yakın bir tehlikenin </i>oluştuğu tarih veya tarihler arasında failin o ilde internet üzerinden ne kadar arandığı, bunun etkileşiminin ve etkisinin ne kadar olduğu gözönünde bulundurulabilir. Bu veriler, güvenilir olması kaydıyla suçun objektif cezalandırılabilirlik şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinde önem taşıyabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Görüldüğü üzere;</strong> TCK m.216’nın tatbiki oldukça sıkı şartlara bağlanmış, birçok suçta nitelikli hal olarak kabul edilen aleniyet unsurunun burada suçun maddi unsuru olarak aranmasının yanı sıra, kamu güvenliği açısından somut bir tehlikenin varlığı olmaksızın da icra edilen fiillerin cezalandırılamayacağı belirtilmiştir.</p>

<p><strong>TCK m.216/1’de geçen <i>halkın bir kesimi </i>ibaresinin ne anlama geldiği yukarıda açıklanmıştır. Bu kavramla ilgili “suçta ve cezada kanunilik” prensibine bağlı kalmak gerekir.</strong> Karşı karşıya getirilen iki kesimde; hükümde geçen <i>sosyal sınıf, ırk, buna bağlı olarak etnik köken, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip olma </i>hususlarının aranması gerektiği, burada geçen sınıf ve özelliklerin ne anlama geldiğinin her somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilebileceği, fakat hükümde geçen sosyal sınıf ve diğer özelliklerden başka bir özelliğe bağlı olarak yeni bir kesim ihdası yoluna gidilemeyeceği, çünkü kanun koyucunun “kanunilik” ilkesini koruyarak, <i>gibi, ve benzeri, buna benzer şekilde </i>türünde ibarelere hükümde yer vermediği izahtan varestedir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Av. Cem Serdar</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> Aykut Ersan, Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Dönem/Sayı: 2014/111, s.91.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-asagilama-suclari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> Ersan Şen/Mehmet Vedat Ervan, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-asagilama-suclari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik ve Aşağılama Suçları,</span></a><strong><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-asagilama-suclari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-asagilama-suclari</span></a></strong></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> Aykut Ersan, a.g.e., s.82.</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> Hasan Tahsin Gökcan/Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu Şerhi, Adalet Yayınevi, Ankara, 2021, s.7300.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-ne-zaman-olusur" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> Ersan Şen/Erkan Duymaz, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-ne-zaman-olusur" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu Ne Zaman Oluşur?</span></a><strong><span style="color:#999999">, </span><a href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-ne-zaman-olusur" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-ne-zaman-olusur</span></a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-1</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/terazi/tokmak-kitaplks.jpg" type="image/jpeg" length="33505"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MİRAS PAYININ İHLALİNDE SÜRE NE ZAMAN BAŞLAR?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/miras-payinin-ihlalinde-sure-ne-zaman-baslar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/miras-payinin-ihlalinde-sure-ne-zaman-baslar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tenkis Davalarına İlişkin Güncel Bir İnceleme</strong></p>

<p>Yeni bir olay düşünelim. Bir kişi hayatını kaybediyor. Geride kalan yakınları, doğal olarak onun malvarlığını öğrenmek için araştırma yapıyor. Bankalara gidiyorlar, hesap soruyorlar ve kendilerine “herhangi bir para yok” cevabı veriliyor. Bu nedenle, ortada paylaşılacak kayda değer bir nakit varlık olmadığı düşünülüyor ve konu kapanıyor.</p>

<p>Aradan aylar geçiyor. Günlük hayat devam ederken, tesadüfi bir sohbet sırasında dikkat çekici bir bilgi ortaya çıkıyor: <strong>Vefat eden kişinin geçmişte bir taşınmaz satışı yaptığı ve buradan elde ettiği parayı bankaya yatırmış olabileceği söyleniyor</strong>. Bu bilgi ilk başta bir ihtimal gibi görünse de, şüphe uyandırmaya yetiyor. Bunun üzerine yeniden bankaya başvuruluyor ve detaylı hesap hareketleri talep ediliyor.</p>

<p>Yapılan inceleme ise bambaşka bir tabloyu ortaya çıkarıyor. <strong>Vefat eden kişinin, ölümünden kısa bir süre önce, yüksek miktarda bir parayı tek bir kişiye gönderdiği anlaşılıyor.</strong> Üstelik bu işlemle ilgili herhangi bir açıklama da bulunmuyor.</p>

<p>İşte tam bu noktada bazı kritik sorular gündeme geliyor:</p>

<p>Bu durum ne zaman “<strong>öğrenilmiş</strong>” sayılacaktır?</p>

<p>Dava açmak için öngörülen süre, <strong>ölüm tarihinden mi başlar, yoksa bu işlemin gerçekten fark edildiği andan mı?</strong></p>

<p>Kâğıt üzerinde var olduğu kabul edilen süreler mi esas alınmalıdır, yoksa kişinin fiilen bildiği gerçek durum mu?</p>

<p>Ve en önemlisi, bu konular yeterince araştırılmadan verilen bir karar hukuka uygun kabul edilebilir mi?</p>

<p>Görüldüğü üzere mesele, basit bir süre tartışmasının çok ötesine geçmekte; kişilerin gerçekten neyi ne zaman öğrendiği, bunun nasıl ispat edileceği ve mahkemenin bu süreci ne kadar titizlikle incelediği gibi temel hukuki sorunları da beraberinde getirmektedir.</p>

<p>Öncelikle, hak düşürücü sürenin başlangıcına ilişkin değerlendirme yapılmalıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesi uyarınca tenkis davası açma hakkı, <strong>mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren</strong> işlemeye başlar. Burada esas olan “öğrenme” olgusu olup, bu olgunun somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekir.</p>

<p>Nitekim Yargıtay uygulaması da bu yöndedir.<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20164322-e-2019912-k-sayili-karari" rel="dofollow"> </a><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20164322-e-2019912-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 13.02.2019 tarihli ve 2016/4322 E., 2019/912 K. Sayılı kararı</a>nda</strong> <i>"Hâl böyle olunca; davacının tenkise konu işlemleri öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin hak düşürücü sürenin başlangıcı kabul edilmeyerek, <strong>davalının öğrenme tarihinin daha önce olduğunu savunması durumunda, davalının bu savunmasını ispat zorunluluğunda olduğunda kuşku bulunmamaktadır.</strong> <strong>Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 20.04.1983 gün ve 1980/1-1846-397 sayılı ve HGK'nun 01.06.2011 gün ve 2011/14-281-373 sayılı kararlarında</strong> aynı hususa işaret edilmiştir."</i> denilerek, hak düşürücü sürenin başlangıcında davacının ileri sürdüğü öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği, aksini iddia eden davalının bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu açıkça ifade edilmiştir. Aynı yaklaşım, 14.12.2015 ve 12.04.2018 tarihli kararlarında da tekrar edilerek, murisin ölüm tarihinin her durumda öğrenme tarihi olarak kabul edilemeyeceği; özellikle gizli işlemler bakımından <strong>“fiili öğrenme” esasının </strong>geçerli olduğu vurgulanmıştır.</p>

<p>Bu çerçevede, mirasbırakanın banka işlemleri gibi mirasçılardan gizli yürüttüğü tasarruflarda, öğrenme tarihinin murisin ölüm tarihi veya veraset ilamının alınması tarihi olarak kabulü mümkün değildir. Öğrenme, ancak ilgili işlemin somut verilerle ortaya çıktığı ve mirasçının saklı payının ihlal edildiğini idrak edebildiği anda gerçekleşir.</p>

<p>Yerel mahkemenin ise bu ilkelere aykırı şekilde, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’ndaki dört aylık süreyi kesin bir öğrenme tarihi olarak kabul ettiği görülmektedir. Oysa bu düzenleme kesin nitelikte olmayıp, <strong>yalnızca adi bir karine teşkil eder ve aksinin her zaman ispatı mümkündür</strong>. Bu karinenin mutlak kabulü, hak düşürücü sürenin yanlış belirlenmesine ve davanın esası incelenmeksizin reddine yol açmaktadır.</p>

<p>Öte yandan, hak düşürücü sürenin geçtiğini iddia eden tarafın bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu hususu da göz ardı edilmemelidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. ve Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddeleri uyarınca ispat yükü, iddiasını ileri süren tarafa aittir. <strong>Davalı taraf, mirasçının daha erken bir tarihte bilgi sahibi olduğunu somut delillerle ortaya koyamadığı sürece</strong>, davacının beyan ettiği öğrenme tarihinin esas alınması zorunludur.</p>

<p>Uyuşmazlığın bir diğer boyutu ise eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olmasıdır. Mahkemece, öğrenme tarihinin belirlenmesinde belirleyici nitelikte olan tanık beyanları ve diğer deliller toplanmaksızın karar verilmektedir. Oysa öğrenme tarihi, somut olayda tartışmalı olup, tanık dahil tüm delillerin değerlendirilmesini gerektirmektedir.</p>

<p>Nitekim Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, mahkemenin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında tarafların iddia ve savunmalarını netleştirmesi, delilleri toplaması ve özellikle öğrenme tarihini açıklığa kavuşturması gerekmektedir. Tanık listesi sunulmasına rağmen tanıkların dinlenmemesi ise açıkça hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir. Nitekim <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-201610294-e-20194259-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 01.07.2019 tarihli ve 2016/10294 E., 2019/4259 K. Sayılı kararı</strong></a> <i>"Somut olayda, <strong>davalı yanın tanık deliline dayandığı, tanık isim ve adreslerini 01.07.2014 tarihinde bildirdiği,</strong> mahkemece davalının tanık listesinin süresinde verilmediği belirtilerek anılan tanıkların dinlenmediği, bunun sonucunda davalının eldeki davada savunma hakkının kısıtlandığı ortadadır.</i></p>

<p><i>Hâl böyle olunca; <strong>davalı tarafça bildirilen tanıkların dinlenmeleri yönünde HMK'nın 240. v.d. maddeleri uyarınca işlem yapılması ve davalının ibraz ettiği bağış sözleşmesi de değerlendirilerek, murisin amacının tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekirken,</strong> davalı tanıkları dinlenilmeksizin savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle işin esası bakımından yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir..."</i></p>

<p>Esasa ilişkin olarak değerlendirildiğinde ise, dava konusu para transferinin niteliği önem kazanmaktadır. Murise ait taşınmazın satışından elde edilen bedelin kısa süre içerisinde davalıya aktarılması, işlemin karşılıksız bir kazandırma niteliğinde olduğunu göstermektedir.</p>

<p>Her ne kadar genel hukuk karinesine göre <strong>banka havaleleri bir borcun ifası olarak kabul edilse de, miras hukuku bakımından bu karine mutlak değildir.</strong> Taraflar arasında gerçek bir borç ilişkisinin bulunmaması, transferin yüksek tutarlı olması ve hayatın olağan akışına aykırılık teşkil etmesi, bu karinenin aksinin kabulünü mümkün kılar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nitekim Yargıtay kararlarında da, murisin banka hesabından yapılan yüksek tutarlı transferlerde, <strong>davalının borç iddiasını ispat edememesi halinde işlemin bağış olarak değerlendirilmesi gerektiği ve tenkise tabi tutulacağı açıkça ifade edilmektedir.</strong></p>

<p>Bununla birlikte, murisin önceki davranışları da değerlendirilmelidir. Murisin geçmişte benzer şekilde malvarlığını devretmeye yönelik işlemler yaptığı ve bu işlemlerin yargı kararlarına konu olduğu anlaşılmaktadır. <strong>Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 28.10.2004 tarihli ve 2004/1011 E., 2004/2177 K. Sayılı kararı</strong> <i>“Somut olaya gelince: miras bırakanın tanık beyanlarına göre mal satmaya ihtiyacı bulunmadığı, mal varlığının kendisini geçindirmeye yetecek düzeyde olduğu, davacının işi sebebiyle miras bırakanın yakın çevresinden uzak kaldığı, miras bırakanın davalılardan Mehmet ile birlikte oturduğu ve <strong>1982 yılından 2000 yılına kadar bağış ve satış sözleşmeleri ile birden ziyade taşınmazını terekeden çıkarma iradesini kararlılıkla sürdürdüğü, bedeller arasında açık fark olduğu, böylece miras bırakanın amacının mirasçılardan (terekeden) mal kaçırmak olduğu sonucuna varılmaktadır.</strong>"</i> Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, murisin gerçek iradesinin tespiti bakımından taraflar arasındaki ilişkiler, aile içi ihtilaflar ve işlemlerin sürekliliği büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; miras hukukunda saklı payın korunmasına yönelik davalarda, mirasbırakanın yaptığı tasarrufların niteliğinin doğru tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle karşılıksız kazandırma niteliği taşıyan işlemlerin, saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacına yönelik olup olmadığının somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Sonuç olarak; saklı payın korunmasına yönelik davalarda, hem süre kurallarının hem de maddi hukuka ilişkin değerlendirmelerin titizlikle ele alınması gerekmektedir. Bu çerçevede, mahkemeler tarafından yapılacak incelemenin; fiili öğrenme olgusunu esas alan, tüm delilleri kapsayan ve mirasbırakanın gerçek iradesini ortaya koymaya yönelik bir bütünlük içinde yürütülmesi, hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Aksi yöndeki uygulamalar, hem hukuki güvenliği zedeleyecek hem de benzer uyuşmazlıklarda öngörülebilirliği ortadan kaldıracaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-umut-ozer" title="Av. Umut ÖZER"><img alt="Av. Umut ÖZER" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/04/umut-ozer-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-umut-ozer" title="Av. Umut ÖZER">Av. Umut ÖZER</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/miras-payinin-ihlalinde-sure-ne-zaman-baslar-1</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/themis-kumsad.jpg" type="image/jpeg" length="35045"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/10294 E., 2019/4259 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-201610294-e-20194259-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-201610294-e-20194259-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 01/07/2019 tarihli, 2016/10294 E., 2019/4259 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/10294 E., 2019/4259 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ<br />
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL</p>

<p>Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;</p>

<p><strong>-KARAR-</strong></p>

<p>Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.</p>

<p>Davacı, mirasbırakan babası ...’ın 71 ( eski 2791) ve 73 ( eski 2793) parsel sayılı taşınmazlarını davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, temlik işleminin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, murisin akıl zayıflığından istifade eden davalının hileli hareketlerle taşınmazların temlikini sağladığını ileri sürerek davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Asli müdahiller, mirasbırakan babalarının dava konusu taşınmazlarını diğer mirasçıları mirastan yoksun bırakmak amacıyla gizlice üvey anneleri olan davalıya temlik ettiğini ileri sürüp, davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında tesciline karar verilmesini istemişlerdir.</p>

<p>Davalı, temlikin gerçek satış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>Mahkemece,‘’davalının alım gücünün bulunmadığı, mirasbırakanın çekişmeli taşınmazları satma ihtiyacı içerisinde olmadığı, satış işleminde öngörülen satış bedellerinin taşınmazların gerçek değerinin çok altında bulunduğu ‘’gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.</p>

<p>Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.</p>

<p>Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.</p>

<p>Öte yandan, yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanması zorunludur. Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Taraflara hukukî dinlenilme hakkı verilmesi anayasal bir haktır. 1982 Anayasası'nın 36. maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukukî dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.</p>

<p>Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 27. maddesinde: "(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir". hükmü düzenlenmiştir.</p>

<p>Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama süjelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gerekir.</p>

<p>Somut olayda, davalı yanın tanık deliline dayandığı, tanık isim ve adreslerini 01.07.2014 tarihinde bildirdiği, mahkemece davalının tanık listesinin süresinde verilmediği belirtilerek anılan tanıkların dinlenmediği, bunun sonucunda davalının eldeki davada savunma hakkının kısıtlandığı ortadadır.</p>

<p>Hâl böyle olunca; davalı tarafça bildirilen tanıkların dinlenmeleri yönünde HMK'nın 240. v.d. maddeleri uyarınca işlem yapılması ve davalının ibraz ettiği bağış sözleşmesi de değerlendirilerek, murisin amacının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekirken, davalı tanıkları dinlenilmeksizin savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle işin esası bakımından yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.</p>

<p>Davalının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01/07/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-201610294-e-20194259-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 18:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/g-d-t-gue-x-m-a-i2-y-q.jpg" type="image/jpeg" length="90696"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/4322 E., 2019/912 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20164322-e-2019912-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20164322-e-2019912-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2019 tarihli, 2016/4322 E., 2019/912 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/4322 E., 2019/912 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ<br />
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS-ECRİMİSİL</p>

<p>Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın süreden reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;</p>

<p><strong>-KARAR-</strong></p>

<p>Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.</p>

<p>Davacılar, mirasbırakan...nin tek erkek evladı olması nedeniyle davalıyı daha fazla koruyup kolladığını, duygu ve düşünceleri ile bu durumu belli ettiğini, paydaşı olduğu 1614 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki payının yarısını 24.10.1972 tarihinde davalıya bağış suretiyle devrettiğini, bu hususun ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/188 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile öğrendiklerini ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline, olmazsa tenkise, değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere 1.000 TL ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.</p>

<p>Davalı, davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>Mahkemece, mirasbırakanın bağış suretiyle yaptığı temlikte muris muvazaası iddiasının dinlenemeyeceği tenkis talebininde TMK'nın 571. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü sürede ileri sürülmediğinden hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Dosya içeriği ve toplanan delillerden, mirasbırakan...’nin 26.02.2013 tarihinde öldüğü, geriye çocukları davacılar ..., ..., davalı ... ile dava dışı .... ve ....’nin mirasçı olarak kaldığı, dava konusu 1614 ada 6 (eski 425 ada 391) parsel sayı 630,30 m2 miktarlı kargir ev ve arsası nitelikli taşınmazın 4/8 payı mirasbırakan ...adına kayıtlı iken 2/8 payını davalı ...’e 24.10.1972 tarihinde bağış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bilindiği üzere; TMK'nın hak düşürücü süreler başlıklı 571. maddesinde; “Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer. Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işleyemeye başlar. Tenkis iddiası, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir” hükmüne yer verilmiş olup, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisindeki düzenlemenin aksine, tenkis davasının bağlı olduğu süreler, zamanaşımı süresi olmaktan çıkarılmış, hak düşürücü süre hâline getirilmiştir. Öte yandan, 4722 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 17.maddesi gereğince, mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın ölümü tarihindeki yürürlükte olan hükümlere göre belirlenecektir. Anılan sürenin hak düşürücü nitelikte olması nedeniyle re’sen gözetilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur.</p>

<p>Hemen belirtilmelidir ki, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrenme tarihi, murisin ölüm tarihi olabileceği gibi, somut olayın özelliğine göre murisin ölüm tarihinden sonraki bir tarih de olabilecektir. Bir başka ifadeyle, murisin ölüm tarihinden sonra da davacı mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrenmesinin mümkün olduğu kuşkusuzdur.</p>

<p>Bu durumda, hak düşürücü sürenin hesabında davacının öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin esas alınması gerekir. Davalı tarafın bu tarihten daha önceki bir tarihte davacının saklı payının zedelendiğini öğrendiğini iddia etmesi durumunda bu iddiasını ispat etmek zorundadır.</p>

<p>Somut olayda; mirasbırakan Hüseyin Tekeli 26.03.2013 tarihinde ölmüş olup, buna göre eldeki davada uygulanması gereken yasal düzenleme 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 571. maddesi olacağı açıktır. Davacıların, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/188 Esas sayılı (mirasçılar... ve ... tarafından İsmail’e karşı dava dışı 207, 198, 202 ve 206 parsel sayılı taşınmazlar için muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istekli) dava dosyasında alınan 21.10.2014 tarihli bilirkişi raporu ile temliki öğrendiklerini iddia ederek eldeki davayı açtıkları, davalı ise; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/188 Esas sayılı davanın açıldığı 18.04.2013 tarihinden itibaren davacıların temliki bildikleri ve davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını iddia ederek, davanın reddini savunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.</p>

<p>Hâl böyle olunca; davacının tenkise konu işlemleri öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin hak düşürücü sürenin başlangıcı kabul edilmeyerek, davalının öğrenme tarihinin daha önce olduğunu savunması durumunda, davalının bu savunmasını ispat zorunluluğunda olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 20.04.1983 gün ve 1980/1-1846-397 sayılı ve HGK'nun 01.06.2011 gün ve 2011/14-281-373 sayılı kararlarında aynı hususa işaret edilmiştir.</p>

<p>Hal böyle olunca, davalının öğrenme tarihinin daha önce olduğunu kanıtlaması halinde tenkis talebinin süre yönünden reddine karar verilmesi, davalının aksini kanıtlayamaması halinde ise işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsizdir.<br />
Davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün bu bölümünün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20164322-e-2019912-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="71820"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hibrit Kopuş Savunması Perspektifinden Ceza Muhakemesinde Affect Heuristic]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasi-perspektifinden-ceza-muhakemesinde-affect-heuristic-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasi-perspektifinden-ceza-muhakemesinde-affect-heuristic-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özet</strong></p>

<p>Ceza muhakemesi, normatif düzeyde delil, gerekçe, ispat standardı, masumiyet karinesi ve adil yargılanma ilkeleri üzerine kurulur. Ancak fiilî yargılama pratiği yalnızca rasyonel değerlendirme süreçlerinden ibaret değildir. Ceza dosyaları çoğu zaman öfke, korku, tiksinti, acıma, merhamet, kamuoyu baskısı, mağduriyet algısı ve toplumsal güvenlik kaygısı gibi duygusal yoğunluklar içinde değerlendirilir. Bu nedenle ceza muhakemesinde karar psikolojisini anlamak için yalnızca hukuki normlara değil, duyguların kanaat üretimindeki rolüne de bakmak gerekir.</p>

<p><i>Affect heuristic</i>, yani duygulanım sezgisi, kişinin bir olaya, kişiye veya davranışa ilişkin değerlendirmesini çoğu zaman analitik muhakeme yerine ilk duygusal tepkisi üzerinden kurmasıdır. Bir kişi veya olay olumsuz duygu uyandırıyorsa risk daha yüksek, kusur daha ağır, fail daha tehlikeli ve delil daha güçlü algılanabilir. Buna karşılık olumlu duygu uyandıran kişi veya anlatılar daha güvenilir, daha masum veya daha anlaşılabilir görünebilir.</p>

<p>Ceza muhakemesinde affect heuristic; mağdur anlatısının delil değerini aşan duygusal güç kazanması, sanığın görünüşü ve davranışlarının karakter yargısına dönüşmesi, kamuoyu infialinin hukuki risk gibi algılanması, suç tipinin yarattığı tiksinti veya öfkenin ispat değerlendirmesine sızması ve hâkimin dosyaya ilişkin ilk duygusal konumlanmasının kanaati belirlemesi biçiminde görünür hale gelir. Hibrit Kopuş Savunması, bu yanlılık karşısında savunmayı duyguyu inkâr eden değil, duygunun hukuki ölçütün yerine geçmesini engelleyen stratejik bir müdahale pratiği olarak konumlandırır.</p>

<p><strong>I. Giriş: Ceza Muhakemesinde Duygunun Sessiz İktidarı</strong></p>

<p>Ceza muhakemesi, görünürde hukukî aklın alanıdır. Deliller toplanır, taraflar dinlenir, tanıklar sorgulanır, bilirkişi raporları tartışılır, savcı mütalaasını sunar, savunma cevap verir ve mahkeme vicdani kanaatine göre hüküm kurar. Normatif şema bu kadar berraktır. Fakat duruşma salonunun fiilî gerçekliği bu kadar steril değildir. Ceza yargılaması, insanî acının, öfkenin, korkunun, utancın, toplumsal tepkinin ve güvenlik kaygısının en yoğun biçimde sahneye çıktığı alanlardan biridir. Özellikle şiddet, cinsel suç, çocuk mağduriyeti, aile içi olaylar, örgüt suçları, trafik kazaları, kamu düzenini sarsan eylemler ve medyatik dosyalar, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda duygusal dosyalardır.</p>

<p>Bu dosyalarda mesele çoğu zaman şudur: Duygu, delilin önüne geçer mi? Acı, ispatın yerine geçer mi? Öfke, gerekçenin boşluğunu doldurur mu? Tiksinti, suç vasfını ağırlaştırır mı? Kamuoyu infiali, tutuklama nedeni gibi çalışır mı? Mağdurun anlatısının duygusal gücü, anlatının hukuki testten geçirilmesini zorlaştırır mı? <i>Affect heuristic</i> bu soruların merkezinde yer alır. Çünkü insan zihni, çoğu zaman önce hisseder, sonra gerekçelendirir. Bir olay bize kötü hissettiriyorsa, onun daha riskli, daha haksız, daha tehlikeli ve daha cezalandırılabilir olduğunu düşünebiliriz. Bir kişi bize olumsuz duygu veriyorsa, onun savunmasını daha az inandırıcı bulabiliriz. Bir mağduriyet anlatısı bizi derinden etkiliyorsa, bu anlatının çelişkilerini görmekte zorlanabiliriz.</p>

<p>Ceza muhakemesinde bu çok tehlikelidir. Çünkü ceza yargılaması duygusuz olamaz; fakat yalnızca duygu ile de yürütülemez. Mahkeme elbette insanî acıya kayıtsız kalamaz. Fakat insanî acı, hukuki ispat standardının yerine geçemez. Mağduriyetin yoğunluğu, sanığın suçluluğunu otomatik olarak ispatlamaz. Suç tipinin ağırlığı, somut delilin zayıflığını telafi etmez. Toplumun öfkesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesini askıya almaz.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bu noktada savunmayı soğuk, duygusuz, teknik ve insandan kopuk bir faaliyet olarak görmez. Aksine, savunma duygunun sahnedeki gücünü kabul eder. Ancak bu gücün hukuki ölçütün yerine geçmesine izin vermez. Savunmanın görevi, duyguyu yok etmek değil; duygunun delil gibi çalıştığı anı görünür hale getirmektir. Bu nedenle affect heuristic karşısında savunmanın temel sorusu şudur: <strong>Bu dosyada kanaat gerçekten delillerden mi doğuyor, yoksa deliller duygusal bir ilk tepkinin ardından mı okunuyor?</strong></p>

<p><strong>II. Affect Heuristic Nedir?</strong></p>

<p>Affect heuristic, kişinin karar verirken olaylara ilişkin duygusal izlenimlerini hızlı bir değerlendirme aracı olarak kullanmasıdır. İnsan zihni, her olayda uzun ve analitik bir muhakeme yapmaz. Çoğu zaman olayın bizde uyandırdığı duygu, olay hakkındaki ilk kanaatimizi belirler.</p>

<p>Bir kişi bize güven veriyorsa, onun davranışlarını daha makul yorumlayabiliriz. Bir kişi antipatik görünüyorsa, aynı davranışı daha kötü niyetli algılayabiliriz. Bir olay korku uyandırıyorsa riskini olduğundan yüksek değerlendirebiliriz. Bir suç tipi tiksinti veya öfke doğuruyorsa, somut delillerdeki boşluklara daha az dikkat edebiliriz.</p>

<p>Ceza muhakemesinde affect heuristic’in kritik tarafı şudur: Duygu çoğu zaman kendisini duygu olarak göstermez. Yani kişi “ben bu dosyada öfkelendiğim için böyle düşünüyorum” demez. Daha çok, “dosyanın kapsamı”, “suçun niteliği”, “olayın vahameti”, “sanığın hali”, “mağdurun samimi anlatımı” veya “toplum vicdanı” gibi görünürde rasyonel ifadelerle kanaatini kurar. Elbette bu kavramların hepsi hukuken önemsiz değildir. Suçun niteliği, olayın ağırlığı, mağdurun beyanı, sanığın davranışı ve toplum güvenliği belirli bağlamlarda değerlendirilebilir. Sorun bunların varlığı değil, duygusal yoğunluğun hukuki testin yerine geçmesidir.</p>

<p>Affect heuristic, ceza muhakemesinde üç tehlikeli kaymaya yol açabilir: Birincisi, <strong>duygusal yoğunluk ispat gücü gibi algılanabilir.</strong> Anlatı ne kadar etkileyiciyse, o kadar doğru sanılabilir. İkincisi, <strong>duygusal rahatsızlık risk gibi algılanabilir.</strong> Sanık veya olay rahatsız edici ise, kaçma, delil karartma veya yeniden suç işleme riski daha yüksekmiş gibi düşünülebilir. Üçüncüsü, <strong>duygusal kabul gerekçe gibi çalışabilir.</strong> Mahkeme, aslında delillerin ayrıntılı tartışılması gereken yerde, olayın ağırlığına ve mağduriyetin etkisine dayanarak kanaatini daha kolay kurabilir. Bu nedenle affect heuristic, yalnızca psikolojik bir hata değildir. Ceza muhakemesinde masumiyet karinesi, gerekçeli karar hakkı, delillerin tartışılması ilkesi ve adil yargılanma hakkı bakımından doğrudan sonuç doğurur.</p>

<p><strong>III. Ceza Muhakemesinde Affect Heuristic’in Beş Görünümü</strong></p>

<p><strong>1. Mağdur Anlatısının Delil Değerini Aşan Duygusal Güç Kazanması</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde mağdur anlatısı son derece önemlidir. Mağdurun dinlenmesi, korunması, ikincil örselenmeden uzak tutulması ve beyanının ciddiyetle değerlendirilmesi gerekir. Ancak mağdur anlatısının önemini kabul etmek ile bu anlatıyı hukuki testten muaf tutmak aynı şey değildir. Affect heuristic özellikle mağduriyetin yoğun olduğu dosyalarda çalışır. Mağdurun acısı, anlatının duygusal gücü, yaşanan olayın ağırlığı veya toplumda uyandırdığı tepki, beyanın iç tutarlılığının, dış desteklerinin ve çelişkilerinin yeterince tartışılmasını zorlaştırabilir.</p>

<p>Buradaki tehlike şudur: Mağdurun acısı gerçek olabilir; fakat bu acı, sanığın isnat edilen fiili işlediğini otomatik olarak ispatlamaz. Bir kişinin mağdur olması, olayın sanık tarafından ve iddia edildiği şekilde gerçekleştiğini tek başına göstermez. Ceza muhakemesinde mağduriyet ile fail isnadı arasında hâlâ delil köprüsü kurulmalıdır.</p>

<p>Savunmanın bu alandaki dili son derece dikkatli olmalıdır. Çünkü mağdur anlatısına yönelik kaba, küçümseyici veya saldırgan bir tutum, savunmanın ethosunu zedeler ve mahkemenin duygusal direncini artırır. Hibrit Kopuş Savunması burada duyguyu inkâr etmez; fakat delil standardını geri çağırır.</p>

<p>Savunma şu çizgide kurulmalıdır: “Mağdurun yaşadığı acı ve olayın insanî boyutu tartışma dışıdır. Ancak ceza muhakemesinde mahkûmiyet kararı, yalnızca mağduriyetin ağırlığına değil, isnadın sanık bakımından hukuken ispatlanmasına dayanmalıdır.” Bu cümle, iki şeyi aynı anda yapar: Mağduru incitmez; fakat duygusal anlatının delil yerine geçmesini engeller.</p>

<p><strong>2. Sanığın Görünüşü, Tavrı ve Sosyal Kimliğinin Karakter Yargısına Dönüşmesi</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde sanık yalnız sözleriyle değil, bedeniyle, yüz ifadesiyle, sessizliğiyle, kıyafetiyle, konuşma tarzıyla ve sosyal kimliğiyle de algılanır. Duruşma salonu yalnızca hukuki değil, aynı zamanda dramaturjik bir alandır. Sanığın nasıl oturduğu, hâkime nasıl baktığı, cevap verirken tereddüt edip etmediği, ağlayıp ağlamadığı veya fazla soğukkanlı kalıp kalmadığı bile kanaati etkileyebilir.</p>

<p>Affect heuristic burada sanığın “hoşa gitmeyen” görünümünü suçluluk algısına dönüştürebilir. Sanık öfkeli görünüyorsa saldırgan, soğukkanlı görünüyorsa pişmanlıksız, susuyorsa saklayan, çok konuşuyorsa manipülatif, ağlıyorsa rol yapan, ağlamıyorsa duygusuz kabul edilebilir. Yani sanığın hemen her davranışı, mevcut duygusal çerçeve içinde aleyhe yorumlanabilir. Bu durum özellikle sosyal olarak dışlanmış, yoksul, eğitimsiz, öfkeli, travmatize, iletişim becerisi zayıf veya kendisini ifade etmekte güçlük çeken sanıklar bakımından daha ağır sonuç doğurur. Çünkü mahkeme bazen sanığın dosyadaki fiilini değil, salondaki etkisini yargılamaya başlar.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması burada müvekkili yalnız hukuki olarak değil, dramaturjik olarak da hazırlamalıdır. Müvekkilin kontrolsüz konuşma dürtüsü, gereksiz jestleri, hakime doğrudan çıkışları, mağdur tarafla göz teması, ironik gülümseme, omuz silkme veya öfke patlaması gibi davranışları, affect heuristic’i tetikleyebilir.</p>

<p>Savunmanın görevi iki yönlüdür: Birincisi, müvekkili duruşma sahnesine hazırlamak.<br />
İkincisi, sanığın kişilik izlenimi ile somut fiilin ispatı arasına hukuki mesafe koymak. Savunma gerektiğinde şu çerçeveyi kurmalıdır: “Müvekkilin duruşmadaki heyecanı, öfkesi veya kendisini ifade etme güçlüğü, isnat edilen fiilin sübutuna ilişkin delil olarak değerlendirilemez. Bu yargılamanın konusu müvekkilin duruşma performansı değil, iddianameye konu somut fiilin hukuken ispatlanıp ispatlanmadığıdır.” Bu ifade, karakter yargılamasını fiil yargılamasına geri çeker.</p>

<p><strong>3. Suç Tipinin Yarattığı Öfke veya Tiksintinin İspat Değerlendirmesine Sızması</strong></p>

<p>Bazı suç tipleri doğal olarak güçlü duygusal tepkiler üretir. Çocuklara karşı suçlar, cinsel suçlar, kadına yönelik şiddet, yaşlılara karşı eylemler, hayvanlara eziyet, toplum güvenliğini sarsan suçlar veya kamu vicdanını yaralayan olaylar, yargılama aktörlerinde de güçlü duygular doğurabilir.</p>

<p>Bu duygular insanî olarak anlaşılabilir. Fakat ceza muhakemesi açısından risklidir. Çünkü suç tipinin ağırlığı ile somut ispat gücü birbirine karışabilir. Suç ne kadar ağırsa, sanığın mahkûm edilmesi gerektiği yönündeki duygusal baskı artabilir. Oysa ceza hukukunun temel paradoksu şudur: Suç ne kadar ağırsa, ispat standardı fiilen o kadar dikkatli işletilmelidir. Çünkü hata ihtimalinin sonucu da o kadar ağırdır.</p>

<p>Affect heuristic burada “bu kadar ağır bir olay karşısında beraat verilirse toplum vicdanı yaralanır” gibi bir düşünceyi besleyebilir. Fakat ceza muhakemesinde toplum vicdanı, hukuki ispatın yerine geçemez. Hatta toplum vicdanının gerçekten korunması, masum bir kişinin duygusal baskı altında mahkûm edilmemesini de gerektirir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması bu tür dosyalarda çok hassas bir denge kurmalıdır. Savunma, suç tipinin ağırlığını küçümsememeli; fakat bu ağırlığın delil standardını düşürmesine izin vermemelidir.</p>

<p>Savunma dili şöyle kurulabilir: “İsnat edilen suçun ağırlığı tartışmasızdır. Ancak suçun ağırlığı, ispat standardını hafifletmez; aksine mahkemenin delilleri daha titiz, daha dikkatli ve daha gerekçeli değerlendirmesini zorunlu kılar.” Bu cümle affect heuristic’e karşı oldukça güçlüdür. Çünkü duygusal ağırlığı reddetmez; onu daha yüksek muhakeme dikkatine dönüştürür.</p>

<p><strong>4. Kamuoyu İnfialinin Hukuki Risk Gibi Algılanması</strong></p>

<p>Kamuoyu infiali, affect heuristic’in ceza muhakemesindeki en güçlü tetikleyicilerinden biridir. Özellikle sosyal medya çağında bazı dosyalar mahkeme salonuna gelmeden önce toplumun duygusal mahkemesinden geçer. Sanık hakkında etiketler üretilir, olay belirli bir çerçeveye yerleştirilir, mağduriyet anlatısı yayılır, öfke örgütlenir ve yargıdan “beklenen karar” daha yargılama başlamadan ilan edilir.</p>

<p>Bu atmosferde tutuklama, adli kontrol, tahliye ve beraat kararları çok daha zor hale gelir. Çünkü yargısal karar artık yalnızca dosyaya değil, kamuoyunun duygusal tepkisine de temas eder. Mahkeme, hukuken doğru kararı vermekle kamuoyu tepkisini yönetmek arasında görünmez bir baskı hissedebilir.</p>

<p>Affect heuristic burada kamuoyu öfkesini hukuki risk gibi gösterir. Toplumun tepkisi yüksekse sanığın kaçacağı, delilleri karartacağı veya serbest kalırsa yeni bir tehlike doğuracağı daha kolay varsayılabilir. Oysa kamuoyu tepkisinin yoğunluğu, tek başına somut tutuklama nedeni değildir.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması burada kamuoyuyla kavga etmez. Kamuoyunun acısını veya hassasiyetini küçümsemez. Ancak mahkemeye hukuki ölçütü hatırlatır. Örneğin: “Toplumsal hassasiyetin varlığı anlaşılabilir olmakla birlikte, kişi özgürlüğünü sınırlayan tedbirler somut olgulara dayanmalıdır. Kamuoyu infiali, kaçma şüphesi veya delil karartma ihtimalinin yerine geçemez.” Bu cümle, kamuoyu tepkisinin duygusal ağırlığını hukuki risk kategorisinden ayırır. Böylece savunma, affect heuristic’in tutuklama kararına sızmasını engellemeye çalışır.</p>

<p><strong>5. Hâkimin İlk Duygusal Konumlanmasının Kanaati Belirlemesi</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde hâkim de insandır. Dosyayı okurken, sanığı görürken, mağduru dinlerken, olayın detaylarıyla karşılaşırken belirli duygular yaşayabilir. Bu duygular tamamen ortadan kaldırılamaz. Fakat sorun, ilk duygusal konumlanmanın daha sonra delillerin okunma biçimini belirlemesidir. Bir hâkim dosyayı ilk okuduğunda sanığa karşı olumsuz bir izlenim geliştirmişse, sonraki savunma argümanlarını daha dirençli karşılayabilir. Mağdurun anlatısı güçlü bir empati doğurmuşsa, beyan çelişkileri daha tolere edilebilir görülebilir. Sanığın tavrı mahkemede rahatsızlık yaratmışsa, sanık lehine açıklamalar daha az inandırıcı bulunabilir.</p>

<p>Bu noktada affect heuristic, confirmation bias ile birleşebilir. İlk duygusal tepki, daha sonra kendisini doğrulayan delilleri seçmeye başlar. Böylece duygu ile delil arasında kapalı bir döngü oluşur. Hibrit Kopuş Savunması’nın görevi, bu döngüyü kırmaktır. Savunma, mahkemeyi doğrudan “duygusal davranıyorsunuz” diye itham etmemelidir. Bu genellikle direnç üretir. Bunun yerine delil değerlendirmesini yeniden yapılandıracak sorular sormalıdır:</p>

<p>Bu beyan hangi dış delille desteklenmektedir?<br />
Bu görüntünün öncesi ve sonrası dosyada mevcut mudur?<br />
Sanığın davranışı hangi somut delille suçla ilişkilendirilmektedir?<br />
Mağduriyetin ağırlığı ile fail isnadının ispatı birbirinden ayrılmış mıdır?<br />
Duygusal olarak çarpıcı olan unsur, hukuken belirleyici midir?</p>

<p>Bu sorular, hâkimin duygusal kanaatini doğrudan hedef almadan, kanaatin delil zeminine geri dönmesini sağlar.</p>

<p><strong>IV. Affect Heuristic ve Mağduriyet Dilinin Çift Yönlü Riski</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde mağduriyet dili iki yönlü bir risk taşır. Bir yandan mağdurun acısını görünmez kılan, onu ikinci kez yaralayan, beyanını peşinen değersizleştiren bir savunma dili adil değildir. Diğer yandan mağduriyetin duygusal gücünü hukuki ispatın yerine geçiren bir yargılama dili de adil değildir. Bu nedenle savunma, mağduriyet anlatısını inkâr eden değil, onu hukuki sınırına yerleştiren bir dil kurmalıdır. Savunmanın en zor ama en gerekli işi budur. Özellikle hassas suç tiplerinde savunmanın hatalı bir cümlesi mahkeme salonundaki bütün duygusal dengeyi değiştirebilir. Mağduru suçlayıcı, aşağılayıcı, küçük düşürücü veya travmayı hafife alan bir dil, savunmanın meşruiyetini zayıflatır. Ancak savunma, bu hassasiyet nedeniyle delil tartışmasından da vazgeçemez.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması burada “ölçülü pathos” ilkesini devreye sokar. Savunma duygusuz değildir; fakat duygunun esiri de değildir. Mağdurun acısını kabul eder, fakat sanığın mahkûmiyeti için hukuki ispat arar. Toplumun hassasiyetini anlar, fakat kişi özgürlüğünün ancak somut olgularla sınırlanabileceğini vurgular. Suçun ağırlığını inkâr etmez, fakat suçun ağırlığının ispat yükünü ortadan kaldırmadığını söyler.</p>

<p>Bu dengenin temel cümlesi şu olabilir: <strong>“İnsanî acıya saygı, hukuki ispat zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.”</strong> Bu cümle, affect heuristic karşısında savunmanın etik ve stratejik merkezidir.</p>

<p><strong>V. Hibrit Kopuş Savunmasının Affect Heuristic Karşısındaki Müdahale Dereceleri</strong></p>

<p><strong>1. Birinci Derece: Duyguyu İnkâr Etmeden Hukuki Zemini Hatırlatma</strong></p>

<p>Duygusal yoğunluğun düşük veya orta düzeyde olduğu dosyalarda savunma, mahkemeyi doğrudan uyarmak yerine yumuşak bir hatırlatma yapabilir.</p>

<p>Örneğin: “Dosyanın insanî boyutu elbette önemlidir; ancak nihai değerlendirme, duruşmada tartışılan somut deliller üzerinden yapılmalıdır.” Bu dil uyumludur. Mahkemenin duygusal hassasiyetini reddetmez. Fakat değerlendirme zeminini delile çeker.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2. İkinci Derece: Duygusal Anlatı ile Delil Değeri Arasında Ayrım Kurma</strong></p>

<p>Eğer mağdur anlatısı, kamuoyu tepkisi veya olayın ağırlığı delil değerlendirmesini baskılamaya başlamışsa savunma daha belirgin bir ayrım kurmalıdır.</p>

<p>Örneğin: “Anlatının etkileyici olması ile isnadın hukuken ispatlanması farklı değerlendirme düzlemleridir. Savunmanın talebi, bu iki düzlemin birbirine karıştırılmamasıdır.” Bu cümle affect heuristic’i doğrudan hedefler. Fakat bunu saldırgan olmayan bir dille yapar.</p>

<p><strong>3. Üçüncü Derece: Delil Tartışmasını Duygusal Çerçeveden Çıkarmak</strong></p>

<p>Mahkeme veya iddia makamı sürekli olayın vahametine, mağduriyetin ağırlığına veya sanığın olumsuz izlenimine dayanıyorsa savunma delil tartışmasını yeniden kurmalıdır.</p>

<p>Örneğin: “İsnat edilen fiilin ağırlığı konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. Tartışma, bu ağır fiilin müvekkil tarafından işlendiğinin hangi somut, güvenilir ve çelişkiden uzak delillerle ispatlandığı noktasındadır.” Bu cümle savunmanın alanını netleştirir. Suçun ağırlığını değil, fail isnadının ispatını tartışır.</p>

<p><strong>4. Dördüncü Derece: Duygusal Baskının Adil Yargılanma Sorununa Dönüştüğünü Gösterme</strong></p>

<p>Kamuoyu baskısı, medya dili veya mahkeme salonundaki duygusal atmosfer savunmanın etkinliğini zayıflatıyorsa, savunma bunu adil yargılanma meselesi olarak kurmalıdır.</p>

<p>Örneğin: “Yargılamanın kamuoyu tepkisinin gölgesinde yürütülmesi, delillerin serbestçe tartışılmasını ve savunmanın etkili biçimde dinlenmesini zorlaştırmaktadır. Savunma olarak talebimiz, dosyanın duygusal atmosferden arındırılarak yalnızca hukuka uygun deliller üzerinden değerlendirilmesidir.” Bu artık daha açık bir Hibrit Kopuş hamlesidir.</p>

<p><strong>5. Beşinci Derece: Duygusal Yargılamanın Meşruiyetini Tartışmaya Açma</strong></p>

<p>Bazı dosyalarda affect heuristic sistematik hale gelir. Medya mahkemesi kurulmuş, sanık peşinen mahkûm edilmiş, mahkeme salonu toplumsal öfkenin sahnesine dönüşmüş ve savunmanın her itirazı mağdura saldırı gibi algılanmaya başlamış olabilir.</p>

<p>Bu durumda savunma, yargılamanın meşruiyet zeminini tartışmaya açabilir: “Savunmanın her delil tartışmasının mağduriyeti inkâr gibi algılandığı, kamuoyu tepkisinin yargılama atmosferini belirlediği ve sanığın daha hüküm kurulmadan toplumsal olarak mahkûm edildiği bir ortamda, adil yargılanma hakkının fiilen korunması mümkün değildir.” Bu sert bir müdahaledir. Her dosyada kullanılmaz. Fakat bazı dosyalarda savunmanın kayıt oluşturması, üst yargı ve hak ihlali denetimi bakımından zorunlu hale gelebilir.</p>

<p><strong>VI. Affect Heuristic’e Karşı Hazır Savunma Cümleleri</strong></p>

<p>“Dosyanın insanî ağırlığı, ispat standardını hafifletmez.”</p>

<p>“Mağduriyetin varlığı ile fail isnadının sanık bakımından ispatı ayrı değerlendirme konularıdır.”</p>

<p>“Duygusal olarak çarpıcı olan unsur, hukuken belirleyici unsur olmayabilir.”</p>

<p>“Toplumsal tepki, CMK anlamında somut tutuklama nedeni yerine geçemez.”</p>

<p>“Sanığın duruşmadaki tavrı, isnat edilen fiilin sübutuna ilişkin delil olarak değerlendirilemez.”</p>

<p>“Suçun ağırlığı, delil değerlendirmesinde daha düşük değil, daha yüksek bir dikkat yükümlülüğü doğurur.”</p>

<p>“Savunmanın delil tartışması, mağduriyeti inkâr anlamına gelmez.”</p>

<p>“İnsanî acıya saygı, hukuki ispat zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.”</p>

<p>“Bu dosyada tartışılması gereken husus, olayın yarattığı duygusal etki değil, isnadın somut delillerle ispatlanıp ispatlanmadığıdır.”</p>

<p>“Mahkûmiyet kanaati, duygusal kabulden değil, duruşmada tartışılmış delillerden doğmalıdır.”</p>

<p><strong>VII. Sonuç: Savunma, Duygunun Delil Gibi Çalıştığı Anı Görünür Kılar</strong></p>

<p>Ceza muhakemesi insansız bir alan değildir. Bu nedenle duygunun yargılamadan tamamen çıkarılması mümkün değildir. Mağdurun acısı, sanığın korkusu, toplumun öfkesi, hâkimin insanî tepkisi ve duruşma salonunun atmosferi yargılamanın gerçek parçalarıdır. Ancak ceza muhakemesi, duygunun varlığını kabul ederken onun delilin yerine geçmesine izin veremez.</p>

<p>Affect heuristic’in tehlikesi tam da buradadır. Duygu, kendisini duygu olarak değil, kanaat olarak sunar. Öfke risk gibi görünür. Acı ispat gibi algılanır. Tiksinti suç vasfını ağırlaştırır. Kamuoyu infiali tutuklama nedeni gibi çalışır. Sanığın sevimsizliği suçluluk izlenimine dönüşür.</p>

<p>Hibrit Kopuş Savunması, bu duygusal akışı inkâr etmez. Onu teşhis eder, adlandırır ve hukuki zemine geri çeker. Savunmanın görevi mağduriyeti küçümsemek değildir; mağduriyetin sanığın suçluluğunu otomatik olarak ispatlamadığını göstermektir. Savunmanın görevi kamuoyunu karşısına almak değildir; kamuoyu tepkisinin hukuki ölçütün yerine geçemeyeceğini hatırlatmaktır. Savunmanın görevi hâkimi duygusuzlaştırmak değildir; duygusal ilk tepkinin delil değerlendirmesini yönetmesini engellemektir.</p>

<p>Bu nedenle affect heuristic karşısında savunmanın temel ilkesi şudur: <strong>Duygu yargılamada inkâr edilemez; fakat hükmün gerekçesi haline de getirilemez.</strong> Hibrit Kopuş Savunması’nın bu başlıktaki ana cümlesi ise şöyle kurulabilir: <strong>Savunma, duygunun delil gibi çalıştığı anı görünür kılan ve yargılamayı yeniden hukuki ispat zeminine çeken stratejik müdahaledir.</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN"><img alt="Av. Fahrettin KAYHAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Fahrettin-KAYHAN.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" title="Av. Fahrettin KAYHAN">Av. Fahrettin KAYHAN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hibrit-kopus-savunmasi-perspektifinden-ceza-muhakemesinde-affect-heuristic-1</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 17:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/teraaszl.jpg" type="image/jpeg" length="75717"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2025/6650 E., 2025/9689 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20256650-e-20259689-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20256650-e-20259689-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 09.12.2025 tarihli, 2025/6650 E., 2025/9689 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>9. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/6650 E., 2025/9689 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2025/1180 E., 2025/1596 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli İş Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/321 E., 2025/72 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.12.2025</p>

<p>Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.</p>

<p>Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... duruşmaya geldiler.</p>

<p>Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.</p>

<p>Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait işyerinde 28.09.1998 tarihinde işe başladığını, müvekkilinin son ücretinin brüt 3.370,00 TL olduğunu, müvekkilinin özveriyle işini yaptığını, ancak davalı Şirket tarafından terfi ettirilmediğini, yeni personellerin birkaç yılda terfi ettiğini ve zam aldığını, işyerinde personel kayırmacılığının olduğunu, müvekkilinin bu durum ile ilgili yöneticilerine bu aksaklıkları, haksızlıkları, adaletsizlikleri içeren e-postalar gönderdiğini, müvekkilinin hiçbir cevap ve sonuç alamadığını, bunun üzerine müvekkilinin Yönetim Kurulu üyelerine e-posta gönderdiğini, gönderilen bu e-posta nedeniyle iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini, müvekkilinin Şirket yöneticilerinin şahsına ya da şirketin kurumsal yapısına herhangi bir söz söylemediğini, müvekkilinin seçtiği atasözünün hakaret içermediğini, eleştirel düşüncenin ifade biçimi olduğunu belirterek kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kullanmış olduğu kelimelerin hakaret içerdiğini, davacının yazdığı e-posta içeriğinde ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarını aştığını, kullanılan üslubun ölçülü olması gerektiğini, davacının mevcut e-postasını düzeltme ihtiyacı ile yeni bir e-posta gönderdiğini kabul etmekle ölçüyü kaçırdığını ikrar ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İHLAL KARARINDAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. İlk Derece Mahkemesi Kararı</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 18.10.2018 tarihli kararı ile; davacı tarafından gönderilen e-posta içeriğinin değerlendirilmesinde, her ne kadar diğer cümleler eleştiri kapsamında rahatsız olunan durumun dile getirilmesi olarak değerlendirilebilecek ise de "bokla yapılan sidikle yıkılır derler. ... enerji de işler bok' la yapılıyor sidikle yıkılmaya mahkumdur." ifadesinin eleştiri sınırlarını aştığı, bu ifadenin hakaret içermesi nedeniyle eleştiri sınırının üstünde kalacağı, bu nedenle işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>B. İstinaf</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 18.10.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2021 tarihli kararı ile; davacı tarafından atılan e-posta içeriğinin değerlendirilmesinde, her ne kadar diğer cümleler eleştiri kapsamında rahatsız olunan durumun dile getirilmesi olarak değerlendirilebilecek ise de "bokla yapılan sidikle yıkılır derler. ... enerji de işler bok' la yapılıyor sidikle yıkılmaya mahkumdur." ifadesinin eleştiri sınırlarını aştığı, bu ifadenin hakaret içermesi nedeniyle eleştiri sınırının üstünde kalacağı, bu nedenle işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. ANAYASA MAHKEMESİ KARARI VE İHLAL KARARINDAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>A. Bireysel Başvuru ve Anayasa Mahkemesi Kararı</p>

<p>Kesin olarak verilen karara karşı davacı tarafın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması üzerine Anayasa Mahkemesinin 17.07.2024 tarihli ve 2021/53760 Başvuru No.lu ve kararı ile; başvurucunun sıralı amirlerine yaşadığı sorunları iletmesine karşın sonuç alamaması nedeniyle haklı fesih nedeni olarak kabul edilen ifadeleri içeren e-postayı gönderdiğini, işverenin başvurucunun kullandığı sözleri kaba ve rahatsız edici bulduğu, bununla birlikte başvurucunun değer yargısı niteliği taşıyan bu ifadeleri kullanmasındaki temel amacın işverenlere yönelik bir hakaret değil uğradığı haksızlıklar hususunda farkındalık yaratmak olduğu ve başvurucunun bunları Kurum işleyişini nitelemek için kullandığı, haklı fesih nedeni olarak kabul edilen bu ifade, içerdiği kelimeler nedeniyle sosyoekonomik olarak daha yüksek seviyelerdeki bazı çevrelerde kaba olarak nitelendirilse dahi bu ifadenin toplumun bir kesimince vahim ve kabul edilemez işleri eleştirmek amacıyla kullanıldığının da bilindiği, ayrıca söz konusu ifadelerin taşıdığı kabalığın on dokuz yıl gibi uzun sayılabilecek bir süre Şirkete emek ve mesaisini harcayan, buna karşın haksızlığa uğradığını düşünen başvurucunun agresif anlatımının bir parçası olduğu, bir iş sözleşmesinin feshinin temel hak ve özgürlüklerin ihlaline neden olmaması için iş ilişkisinin devam ettirilmesini imkânsız kıldığı değerlendirilen ve doğrudan en ağır yaptırıma bağlanmış olan bu sebeplerin işverence ve daha sonra denetleme yapan ilk derece mahkemelerince hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmuş olması gerektiği, buna karşın başvurucunun iş sözleşmesinin sonlandırılmasında ve buna bağlı olarak tazminat talebinin reddedilmesinde feshin son çare olması prensibinin değerlendirilmediği, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25. maddesinin aşırı bir yoruma tâbi tutularak düşünce açıklamalarının dolaylı sınırlandırılmasına dayanak yapıldığı ve derece mahkemelerinin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 26. maddesinde güvence altına alınan ilkelere uygun hareket etmedikleri, bu nedenle başvurucunun Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiş ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>B. İlk Derece Mahkemesi Kararı</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Anayasa'nın 153. maddesinin “Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” hükmünü içerdiği, bu itibarla yapılan incelemede e-posta içeriği incelendiğinde davacının, işverenin kişilere ve topluma yararlı çok sayıda faaliyette bulunduğunu ifade ettikten sonra kendisinin de bir parçası olduğu Kurumun işleyişini eleştirdiği, bu bağlamda kullanılan sözlerin muhataplarının şahsına sarf edilmiş hakaret içerikli ifadeler değil kurumsal işleyişe ilişkin değer yargısı içeren eleştiri mahiyetinde ifadeler olduğu, bu nedenle davacının iş sözleşmesinin haksız feshedildiği ve davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, fesih tarihinin 23.05.2017, dava tarihinin 16.03.2018, ıslah tarihinin ise 09.01.2025 tarihi olduğu, kural olarak fesih tarihi olan 23.05.2017 tarihine 10 yıllık zamanaşımı süresi eklendiğinde 23.05.2027 tarihinde zamanaşımı süresinin sona ereceği, ancak 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun geçici madde 8/2 hükmüne göre, zamanaşımı süresinin 25.10.2017 tarihinden sonraki kısmı 5 yıldan uzun olduğundan 25.10.2022 tarihinin zamanaşımı süresinin sonu olduğu, bu tarihe arabuluculuk sürecinde geçen ve Covid-19 salgını döneminde duran süreler eklendiğinde zamanaşımının tamamlandığı tarihin 08.02.2023 tarihi olduğu, ıslah edilen taleplerin zamanaşımına uğramaması için 08.02.2023 tarihine kadar talep edilmiş olması gerektiği, somut olayda ise ıslah dilekçesinin 09.01.2025 tarihinde sunulduğu, davalı tarafça süresinde ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunulduğu, buna göre dava dilekçesinde talep edilen miktarlarla sınırlı olarak dava konusu tazminatların kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>C. İstinaf</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davacı vekili temyiz dilekçesinde;</p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi kararında tespit edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gerekli işlemlerin yapılması gerektiğini, ihlal kararı sonrasında yeniden yargılama yapıldığını, yeniden yargılamada tahkikata geri dönüldüğüne göre zamanaşımı yönünden de tahkikatın yapıldığı ana dönülmesi gerektiğini,</p>

<p>2. Yapılan yargılamada yeni bir hak ihlaline daha sebep olunmaması gerektiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık, dava konusu kıdem ve ihbar tazminatının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.</p>

<p>Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu eksik bir borç hâline dönüştürür ve alacağın dava edilebilme özelliğini ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.</p>

<p>Zamanaşımı; bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da yargılamayı yapan hâkim tarafından, yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, kanunda öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur.</p>

<p>Zamanaşımı başlangıcına esas alınan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakkının doğumu işçi açısından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihtir.</p>

<p>Zamanaşımı; harekete geçememek, istemde bulunamamak durumunda bulunan kimsenin aleyhine işlemez.</p>

<p>4857 sayılı Kanun'un "Zamanaşımı süresi" kenar başlıklı ek 3. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:</p>

<p>"İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır.</p>

<p>a) Kıdem tazminatı.</p>

<p>b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.<br />
..."</p>

<p>4857 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi şöyledir:</p>

<p>"Ek 3 üncü madde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra sona eren iş sözleşmelerinden kaynaklanan yıllık izin ücreti ve tazminatlar hakkında uygulanır.<br />
Ek 3 üncü maddede belirtilen yıllık izin ücreti ve tazminatlar için bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri, değişiklikten önceki hükümlere tabi olmaya devam eder. Ancak, zamanaşımı süresinin henüz dolmamış kısmı, ek 3 üncü maddede öngörülen süreden uzun ise, ek 3 üncü maddede öngörülen sürenin geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş olur."</p>

<p>Somut uyuşmazlıkta davacı taraf iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Davacı taraf verilen kararın ifade özgürlüğünün ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi yukarıda belirtilen gerekçe ile Mahkemece verilen kararın davacının ifade özgürlüğünün ihlal ettiği gerekçesi ile ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>İhlal kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği kabul edilerek ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alınmak suretiyle ıslah ile artırılan miktarların zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı dava dilekçesinde talep edilen miktarlar yönünden hüküm altına alınmıştır. Davacı tarafın istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Bu karar sonrasında davacı tarafın dava konusu tazminat taleplerini dava yoluyla talep etme imkânı bulunmamaktadır. Oysa davacı tarafça yapılan bireysel başvuru üzerine yapılan inceleme sonrasında Anayasa Mahkemesince hak ihlaline karar verilmiştir. Zamanaşımı, harekete geçememek, istemde bulunamamak durumunda bulunan kimsenin aleyhine işlemez. Bu nedenle davacının bireysel başvurusu ile Anayasaya Mahkemesinin kararı sonrasında yeniden yargılamaya başlandığı tarihler arasında zamanaşımı süresinin işlemediğinin kabulü gerekmektedir. Buna göre davacı tarafça ihlal kararı sonrasında yapılan yargılamada dava konusu tazminatların miktarı, 09.01.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile artırılmış olup davacının iş sözleşmesinin fesih tarihi, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi, arabuluculuk sürecinde geçen ve Covid 19 salgını döneminde duran süreler ile ıslah tarihi dikkate alındığında davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin zamanaşımına uğramadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin ıslah dilekçesinde artırılan miktarlar üzerinden hüküm altına alınması gerekli iken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,</p>

<p>Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20256650-e-20259689-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/03/yargi/yargitay-42adfs.jpg" type="image/jpeg" length="92255"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kazada ölen Sıla'nın davasında 'çelişkili raporlar' nedeniyle yeni rapor alınacak]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kazada-olen-silanin-davasinda-celiskili-raporlar-nedeniyle-yeni-rapor-alinacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kazada-olen-silanin-davasinda-celiskili-raporlar-nedeniyle-yeni-rapor-alinacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekirdağ'da Hukuk Fakültesi 3'üncü sınıf öğrencisi Sıla Pehlivanoğlu’nun, kullandığı motosikletin başka bir motosikletle çarpıştığı kazada ölümüne ilişkin diğer sürücü A.Ç.’nin 'Taksirle ölüme neden olma' suçundan yargılandığı davaya devam edildi. Duruşmada kazaya ilişkin raporlardaki çelişkilerin giderilmesi için Adlı Tıp Kurumu'ndan yeni rapor istenmesine karar verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kaza, 28 Aralık 2024'te Süleymanpaşa ilçesi Cumhuriyet Mahallesi Büşra Sokak'ta meydana geldi. Evden yemek almak üzere çıkan Namık Kemal Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3'üncü sınıf öğrencisi Sıla Pehlivanoğlu'nun kullandığı 22 ADV 295 plakalı motosiklet ile karşı yönden gelen A.Ç.'nin kullandığı 59 AHZ 560 plakalı motosikletle çarpıştı. Yaralanan Pehlivanoğlu, kaza yerine sevk edilen ambulansla, Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Yoğun bakımda tedaviye alınan Sıla Pehlivanoğlu, 4 Ocak 2025'te yaşamını yitirdi. Pehlivanoğlu, memleketi Edirne'nin Keşan ilçesinde toprağa verildi. Gözaltına alınan diğer motosiklet sürücüsü A.Ç. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.</p>

<p><strong>SILA, 'ASLİ' KUSURLU BULUNDU</strong></p>

<p>A.Ç. hakkında Tekirdağ 6'ncı Asliye Ceza Mahkemesi'nde 'Taksirle ölüme neden olma' suçundan dava açıldı. Hazırlanan iddianamede, sanık motosiklet sürücüsü A.Ç. 'tali', ölen Sıla Pehlivanoğlu 'asli' kusurlu bulundu.</p>

<p>Davanın görülen 3'üncü duruşmasına Sıla'nın annesi Emel Pehlivanoğlu, yakınları ve taraf avukatları katıldı. Duruşma savcısı soruşturma ve kavuşturma sırasında sanık hakkında farklı raporlar bulunduğunu belirterek, 'Alınan bilirkişi raporlarında sanığa tali kusur ve kusursuz olduğu yönünde farklı raporlar bulunduğu, çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu uzmanlar kurulundan ayrıca rapor aldırılması' talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, raporların çelişkilerinin ortadan kalkması için Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesine ve oradan gelecek raporun beklenmesine karar vererek duruşmayı 10 Eylül 2026 tarihine erteledi.</p>

<p><strong>'HUKUKÇU SILA İÇİN ADALET İSTİYORUZ'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duruşma sonrası konuşan Emel Pehlivanoğlu, kızı Sıla'nın üniversite öğrencisi olduğunu belirterek, "Kızımız Sıla Pehlivanoğlu gece yarısı hızla üzerine sürülen motosikletin çarpması sonucu bizce kasten ölümüne sebebiyet verilmiştir. Kızımız Sıla'nın direkt üstüne şerit ihlali yapılarak motorun hızla sürülerek ölümüne sebep olan sanık A.Ç.'nin taksirle ölüme neden olma suçundan bugün yapılan yargılanmasında mahkemece önceki celsede verilen ara karardan dönülerek dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nde tarafların kusur durumuna ilişkin raporlar arasındaki çelişkinin de giderilmek suretiyle rapor aldırılmasına karar verdi" diye konuştu.</p>

<p><strong>'DOSYANIN YENİDEN ADLİ TIP'A GİTMESİNİ ANLAYAMADIK'</strong></p>

<p>Sanık A.Ç.'nin avukatı Recep Yüksekyayla ise kazaya ilişkin verilen ilk raporda müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığının yer aldığını söyledi. Yüksekyayla, "Dosya Adli Tıp'a gitti. Adli Tıp raporunda anlamadığımız bir tali kusur verildi, kusurda şu şekilde; biz kamera görüntülerinde şeridimizde gidiyoruz, ölen rahmetli Sıla Hanım kendi şeridinden çıkarak bizim şeridimize giriyor, bunların hepsi kamera görüntülerinde mevcut. Adli Tıp da tali kusuru verirken şu şekilde verdi. Sen kendi şeridinde de gitsen, yolun sağından git demeye getiriyor ama şerit bize ait. Biz de dedik ki, bu bir acıma kararıdır, bunu İstanbul'a teknik bilirkişilere gönderelim dedik ve dosya teknik bilirkişilere gitti. İstanbul'daki teknik bilirkişilerden de bizim herhangi bir kusurumuz olmadığı ortaya çıktı. Geçtiğimiz duruşmada tekrar rapor talep edilmişti ancak mahkeme bu talebi reddetti. Ancak bugün ne hikmetse dosya yeniden Adli Tıp'a gitme gereği duyuldu, bunun nedenini bir türlü çözemedik" dedi.</p>

<p>Raporlara yönelik savunmalarını yapacaklarını söyleyen Yüksekyayla, "Dosyaya aile tarafından sunulmuş uzman raporları var. Bu raporları da inceledik, bir doktor öğretim üyesinin yazmış olduğu rapor var. Doktor öğretim üyesi hukuki mütalaa vermek yerine sanki bir teknik bilirkişiymiş gibi bir trafik polisi veya Adli Tıp uzmanı gibi bizi yüzde 100 kusurlu göstermiş. Karşı tarafı yüzde 100 kusursuz. Bununla beraber birkaç tane daha rapor var bu şekilde. Bu biraz mahkemenin kararını etkilemeye yönelik olduğunu düşünüyoruz. Aileye tekrar başsağlığı diliyoruz ama bizim burada asıl amacımız hukukun tecelli etmesi" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kazada-olen-silanin-davasinda-celiskili-raporlar-nedeniyle-yeni-rapor-alinacak</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/69f09aaece3eb91b24a1ab19.webp" type="image/jpeg" length="22568"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Leasing (Sat-Geri Kirala) İşlemleri Gerçekten Bir Kiralama mı? Hukuki Niteliği ve Uygulama Riskleri]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/leasing-sat-geri-kirala-islemleri-gercekten-bir-kiralama-mi-hukuki-niteligi-ve-uygulama-riskleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/leasing-sat-geri-kirala-islemleri-gercekten-bir-kiralama-mi-hukuki-niteligi-ve-uygulama-riskleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Finansal kiralama uygulamasında sat-geri kirala (sale &amp; leaseback) işlemleri, özellikle likidite ihtiyacı bulunan şirketler açısından önemli bir finansman yöntemi olarak öne çıkmaktadır. Bu modelde, şirket aktifinde yer alan bir varlık finansal kiralama şirketine devredilmekte ve aynı varlık kiracı sıfatıyla kullanılmaya devam edilmektedir. Bu yönüyle işlem, mülkiyet devri ile kullanım hakkının ayrıştığı kendine özgü bir hukuki yapı ortaya koymaktadır.</p>

<p>Sat-geri kirala işlemleri, normatif dayanağını 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında bulmakla birlikte, uygulamada ortaya çıkan uyuşmazlıklar, işlemin yalnızca klasik bir finansal kiralama ilişkisi olarak değerlendirilmesinin her zaman yeterli olmadığını göstermektedir. Bu yönüyle sat-geri kirala işlemleri, yalnızca taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiyi değil; mülkiyet hakkı, alacaklıların korunması ve icra hukuku bakımından üçüncü kişileri de etkileyebilen sonuçlar doğurmaktadır.</p>

<p>Bu işlemlerde görünürde bir satış sözleşmesi kurulmakta; ancak ekonomik gerçeklik çoğu zaman bir finansman sağlanmasına yönelmektedir. Bu durum, sat-geri kirala işlemlerinin hukuki niteliğinin belirlenmesinde yalnızca sözleşme metnine bağlı kalınmasının yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Nitekim uygulamada tarafların iradesi ile işlemin ekonomik amacı her zaman örtüşmemekte; bu da işlemin bazı durumlarda teminat amaçlı mülkiyet devri olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışmasını gündeme getirmektedir.</p>

<p>Kanaatimce, sat-geri kirala işlemleri kural olarak geçerli bir finansal kiralama ilişkisi kurmakla birlikte, özellikle finansman amacının ağır bastığı durumlarda teminat ilişkisine yaklaşan sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle, bu tür işlemlerde hukuki nitelendirme yapılırken yalnızca şekli unsurların değil, işlemin ekonomik amacının ve tarafların gerçek iradesinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Yargıtay uygulamasında finansal kiralama sözleşmeleri genel olarak geçerli kabul edilmekte; ancak uyuşmazlık halinde taraflar arasındaki ilişkinin gerçek mahiyetinin araştırılması gerektiği vurgulanmaktadır. İşlemin görünürdeki hukuki niteliği ile ekonomik amacı arasında farklılık bulunması halinde, hukuki değerlendirmenin işlemin gerçek niteliğine göre yapılması gerektiği yönündeki yaklaşım, sat-geri kirala işlemleri bakımından da önem taşımaktadır. Zira bu işlemler, şeklen bir satış ve kira ilişkisi gibi görünmekle birlikte, çoğu zaman bir finansman ilişkisi kurma amacına hizmet etmektedir.</p>

<p>Uygulamada bu işlemler çoğu zaman finansman ihtiyacı doğrultusunda hızlı şekilde planlanmakta; ancak hukuki altyapının yeterince oluşturulmaması ilerleyen aşamalarda ciddi uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Özellikle temerrüt hükümlerinin açık olmaması, fesih şartlarının net düzenlenmemesi ve malın geri alınmasına ilişkin prosedürlerin belirsiz bırakılması, uygulamada sürecin uzamasına ve taraflar açısından hak kayıplarına neden olabilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sat-geri kirala işlemlerinde en kritik aşamalardan biri temerrüt sürecidir. İhtarların usulüne uygun yapılmaması, ileride başlatılacak hukuki süreçleri doğrudan etkilemektedir. Bununla birlikte uygulamada en fazla sorun yaşanan alanlardan biri de malın geri alınması sürecidir. Özellikle taşınmazlarda tahliye sürecinin beklenenden uzun sürmesi, bu işlemlerin teoride sunduğu hızlı geri alma avantajının pratikte her zaman gerçekleşmediğini göstermektedir.</p>

<p>Uygulamada edinilen tecrübeler, sat-geri kirala işlemlerinin çoğu zaman yalnızca finansal avantajları dikkate alınarak yapılandırıldığını; buna karşılık hukuki risklerin ikinci planda kaldığını ortaya koymaktadır. Oysa bu işlemler, mülkiyet devrini de içermesi nedeniyle klasik kira ilişkilerinden daha karmaşık bir yapı arz etmekte ve uyuşmazlık halinde tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesini güçleştirmektedir.</p>

<p>Sonuç olarak, sat-geri kirala işlemleri doğru kurgulandığında şirketler açısından etkili bir finansman aracı olmakla birlikte, hukuki altyapının eksik kurulması halinde önemli riskler barındırmaktadır. Bu nedenle, sözleşme hazırlanırken yalnızca finansal koşulların değil; temerrüt, fesih ve malın geri alınması süreçlerinin de ayrıntılı şekilde düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır. Aksi halde, taraflar açısından öngörülen faydanın sağlanması güçleşebilecek ve süreç uzun süren uyuşmazlıklara dönüşebilecektir.</p>

<p><img alt="Filiz Sutcigil" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/filiz-sutcigil.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="200" height="202"></p>

<p><strong>Av. Filiz Sütçigil</strong><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/leasing-sat-geri-kirala-islemleri-gercekten-bir-kiralama-mi-hukuki-niteligi-ve-uygulama-riskleri</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/06/terazi/bina-ev-dlsss-sozles-kira.jpg" type="image/jpeg" length="40403"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Heyeti Anıtkabir’i Ziyaret Etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-heyeti-anitkabiri-ziyaret-etti-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-heyeti-anitkabiri-ziyaret-etti-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, Anayasa Mahkemesinin 64. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başkan Kadir Özkaya; başkanvekilleri, üyeler ve raportörlerle birlikte Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi. Başkan Özkaya’nın mozoleye çelenk sunmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu.</p>

<p>Daha sonra heyetle birlikte Misak-ı Millî Kulesi’ne geçen Başkan Özkaya, Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı. Başkan Özkaya, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı:</p>

<p>“Aziz Atatürk, Anayasa Mahkememizin 64. kuruluş yıldönümünün derin anlam ve sorumluluğunun idrakiyle huzurunuzda bulunuyoruz.</p>

<p>Milletimizin ortak iradesiyle kurulan ve sizin de “en büyük eserim” diyerek bizlere emanet ettiğiniz Türkiye Cumhuriyeti, hukukun üstünlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda kararlılıkla yoluna devam etmektedir. Bu köklü miras, bizlere yalnızca geçmişe değil geleceğe karşı da büyük bir sorumluluğumuzun bulunduğunu hatırlatmaktadır.</p>

<p>Anayasal bir organ olarak, demokratik hukuk devleti ilkeleri üzerinde gelişen geçmişimizden aldığımız güçle temel hak ve özgürlüklerin korunması, anayasal düzenin güvence altına alınması ve adaletin tesisine katkı sağlama görevimizi sarsılmaz bir inançla sürdürmekteyiz.</p>

<p>Yüksek hatıranız önünde, bize emanet ettiğiniz Cumhuriyet’i daha da güçlendirme azim ve kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, vatan, millet ve bayrak uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle yâd ediyoruz. Ruhunuz şad olsun.”</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10245/1.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10246/2.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10247/3.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10248/4.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10249/5.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10250/6.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-heyeti-anitkabiri-ziyaret-etti-2026</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-91.jpg" type="image/jpeg" length="12061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İFLASTA TAKAS VE BANKALARIN TAKAS YETKİSİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/iflasta-takas-ve-bankalarin-takas-yetkisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/iflasta-takas-ve-bankalarin-takas-yetkisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I.GENEL OLARAK </strong></p>

<p>İflas alacaklıları, tasfiye sonunda genellikle alacaklarını tam olarak alamayıp, yalnız o alacağa düşen, nispette alacaklarını alabilmektedirler. Nitekim iflas alacaklıları, müflise ait satılabilir (ekonomik değeri olan) tüm mallardan elde edilen gelirin alacaklılara orantılı bir şekilde (garameten) paylaştırılması suretiyle iflasta bir kısım tahsilat yapabilmeleri mümkün iken; müflisin borçluları, borçlarını iflas masasına aynen ve tam olarak ödemek zorundadır.</p>

<p>İflasta takasa izin verilmesi hâlinde ise, iflasın açıldığı anda hem müflise borçlu hem de müflisten alacaklı olan kişilerin, yalnızca alacaklı konumunda bulunanlara kıyasla daha avantajlı bir duruma geçtiği görülmektedir. Zira bu kişiler, müflise olan borçları oranında, iflas alacaklarını fiilen tam olarak tahsil etmiş sayılmaktadır.</p>

<p>Örneğin, (A)’nın müflise 250 TL borçlu, buna karşılık müflisten 200 TL alacaklı olduğu ve iflas masasının %30 oranında ödeme yaptığı bir durumda; takas imkânının tanınmaması hâlinde (A), 250 TL borcunu masaya tamamen ödeyecek, buna karşılık 200 TL’lik alacağı için yalnızca 60 TL tahsil edebilecektir. Bu durumda (A)’nın net kaybı 190 TL olacaktır. Buna karşılık, takas imkânının tanınması hâlinde (A), yalnızca borç ve alacak farkı olan 50 TL’yi masaya ödemekle yükümlü olacak; böylece daha elverişli bir mali sonuca ulaşacaktır.</p>

<p>Bu çerçevede, iflasta takas kural olarak mümkün olmakla birlikte, takasın sağladığı bu avantajın diğer alacaklılar aleyhine kötüye kullanılma ihtimali de mevcuttur. Bu sebeple kanun koyucu, bir yandan takasa izin verirken diğer yandan bu yetkinin muvazaalı işlemler yoluyla diğer alacaklıların zararına kullanılmasını engelleyici sınırlamalar öngörmüştür.</p>

<p>Şöyle ki; hukuki durumun doğru şekilde nitelendirilebilmesi bakımından Türk Borçlar Kanunu m.139 ve devamı hükümleri ile İcra ve İflas Kanunu m.200 ve devamı hükümleri ile Bankacılık Kanunu m.61 hükümlerinin birlikte ve sistematik biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Öncelikle, bankacılık ilişkisi çerçevesinde müflisin bankada bulunan mevduatı bakımından, 5411 sayılı Kanun’un 61. maddesi uyarınca, mevduat ve katılım fonu sahiplerinin alacaklarını geri alma haklarının kural olarak sınırlandırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak aynı düzenlemede, diğer kanunların tanıdığı yetkiler saklı tutulmuş olup; özellikle rehin, hapis hakkı ve takasa ilişkin hükümler bakımından sözleşmesel düzenlemelere de geçerlilik tanınmıştır. Bu kapsamda, banka ile hesap sahibi arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi veya bankacılık hizmet sözleşmesinde açık bir takas-mahsup kaydının bulunması halinde, bankanın takas hakkını kullanabilmesi kural olarak mümkündür.</p>

<p>Genel hüküm niteliğindeki Türk Borçlar Kanunu’nun 139. maddesi uyarınca; iki kişinin karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş edimleri birbirine borçlu olmaları ve her iki borcun muaccel bulunması halinde, taraflardan her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Nitekim aynı Kanun’un 142. maddesinde, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların, henüz muaccel olmasa dahi alacaklarını müflise olan borçları ile takas edebileceği açıkça düzenlenmiş olup, bu hükümle iflasın, bazı borçlar bakımından muacceliyet etkisi doğurduğu kabul edilmiştir.</p>

<p>Bununla birlikte, özel düzenleme niteliğinde olan İcra ve İflas Kanunu’nun 200. maddesi, iflas halinde takasa ilişkin sınırlamaları açıkça ortaya koymaktadır. Anılan hükme göre; kural olarak alacaklı, alacağını müflisin kendisindeki alacağı ile takas edebilir ise de, özellikle (i) iflasın açılmasından sonra taraflar arasında alacaklılık veya borçluluk sıfatının kazanılması, (ii) alacağın kambiyo senedine dayanması gibi hallerde takas yasağı söz konusu olmaktadır. Bu düzenleme, iflas masasının bütünlüğünü ve alacaklılar arasında eşitlik ilkesini koruma amacına yöneliktir.</p>

<p>İcra ve İflas Kanunu m.200 hükmünde yer alan “iflas açıldıktan sonra” ibaresi, takas yasağının kapsamını belirleyen kritik bir zaman kesitine işaret etmektedir. Buna göre, iflasın açılmasından sonra müflis ile alacaklı arasında kurulan yeni veya bağımsız bir hukuki ilişkiye dayanarak tarafların birbirine karşı alacaklı veya borçlu sıfatı kazanması hâlinde, bu ilişkiden doğan alacakların takas ve mahsup konusu yapılması mümkün değildir. Kanun koyucu, bu düzenleme ile iflas masasının bütünlüğünü ve alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesini korumayı amaçlamış; iflas sonrasında tesis edilecek hukuki veya ticari işlemler yoluyla bazı alacaklılara öncelik sağlanmasının önüne geçmek istemiştir. Nitekim iflasın açılmasından sonra müflisin faaliyet izni alarak ticari faaliyetlerini sürdürmesi kapsamında doğan borç ve alacaklar yahut iflas masası tarafından gerçekleştirilen kiralama ve benzeri işlemlerden kaynaklanan hukuki ilişkiler bu kapsamda değerlendirilmekte olup, bu tür alacakların takasa konu edilmesi kanunen yasaklanmıştır. Buna karşılık, iflasın açılmasından önce mevcut bulunan ve takas şartlarını haiz alacaklar bakımından, kanunda öngörülen sınırlamalar saklı kalmak kaydıyla takas ve mahsup işleminin mümkün olduğu kabul edilmektedir.</p>

<p>Bu çerçevede değerlendirme yapıldığında; bankanın müflis nezdindeki mevduat üzerinde takas ve mahsup hakkını kullanabilmesi için, her şeyden önce karşılıklı alacakların iflas tarihinden önce doğmuş olması, takas şartlarının gerçekleşmiş bulunması ve İcra ve İflas Kanunu’nun 200. maddesinde öngörülen yasaklı hallerden birinin mevcut olmaması gerekmektedir. Ayrıca, uygulamada önem arz ettiği üzere, bu hakkın sözleşmesel bir takas-mahsup kaydı ile de desteklenmiş olması, bankanın hukuki konumunu güçlendiren bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>Öte yandan, müflisin banka hesabında bulunan paranın, iflas masasına kayıt talebinde bulunulmaksızın banka tarafından doğrudan takas ve mahsup edilip edilemeyeceği hususunda; öğretide ve yargı içtihatlarında ağırlıklı olarak kabul edilen görüş, takasın kanuni şartları mevcut ise bunun bir “ödeme” değil, borcu sona erdiren bir hesaplaşma işlemi olduğu ve bu nedenle ayrıca masaya kayıt prosedürüne tabi olmadığı yönündedir.</p>

<p>Ancak bu durum, bankanın keyfi şekilde hareket edebileceği anlamına gelmemekte; iflas tarihinden sonra doğan alacaklara dayanılarak takas yapılması veya İİK m.200’de yasaklanan hallerin varlığı durumunda gerçekleştirilen işlemler geçersiz sayılmaktadır.</p>

<p>Sonuç olarak; müflisin banka hesabındaki paranın takas ve mahsup edilebilmesi, sıkı kanuni koşullara bağlı olup, özellikle alacakların doğum zamanı, muacceliyet durumu ve iflasın açılma tarihi belirleyici niteliktedir. Bu şartların varlığı halinde banka tarafından takas işlemi yapılması mümkün ise de, aksi halde gerçekleştirilecek işlemler hukuka aykırılık teşkil edecektir.</p>

<p><strong>II. GÜNCEL YARGI KARARLARI </strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-23-hukuk-dairesinin-2012495-e-20121481-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2012/495 Esas ve 2012/1481 Karar</strong></a></p>

<p>Davacı vekili, müvekkili bankanın borçlu şirkete genel kredi sözleşmelerine istinaden nakdi ve gayri nakdi teminat mektubu kredisi kullandırdığını, borçlunun kredi borcunu ödememesi üzerine ihtarname gönderilerek takibe girişildiğini, daha sonra borçlu şirketin iflasına karar verildiğini, müvekkilinin iflas tarihi itibariyle toplam 1.479.870,45 TL alacaklı olduğunu, müflisin bankada bulunan 85.288,19 TL'sinin rehinli olması nedeni ile firma borcuna mahsup edilerek bakiye 1.395.813,71 TL'nin iflas masasına kayıt edildiğini, ancak iflas idare memurlarının, müflisin bankada rehinli bulunan ve borçlarından mahsup edilen 85.288,19 TL'nin iflas masasına ödenmesini istediklerini, İİK’nun 200. maddesi uyarınca müflisin borçlarına mahsup edilen paranın masaya ödenmesinin gerekmediğini, genel kredi sözleşmesi, rehin ve borçlunun temerrüdünün iflas tarihinden önce olduğunu ileri sürerek, anılan miktarın iflas masasına ödenmemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p>Davalı iflas idare memuru ..., davacının, müflisten rehin borcunu tahsil ettiğinden artan paranın masaya iadesi gerektiğini, davacının alacağının masaya kaydedildiğini ve sıra cetveline itiraz süresinin geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının iflas tarihi itibari ile 1.479.870,45 TL alacaklı olduğu, alacağın 1.395.813,71 TL'sinin iflas masasına kaydedildiği, davacının, müflise ait rehinli hesapta bulunan 85.288,19 TL'sını müflisin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcu için mahsup ettiği, müflisin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcunun iflas tarihinden önce doğduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile teminat mektubu kredisi karşılığı rehnedilen müflise ait 85.288,19 TL üzerinde davacı bankanın alacağına karşılık takas mahsup hakkı olduğunun tespiti ile bu paranın ... 1. İflas Müdürlüğünün 2009/6 iflas sayılı iflas masasına ödenmemesine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararı, iflas idaresi memuru... temyiz etmiştir.</p>

<p>1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, iflas idaresi memuru...'nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.</p>

<p>2- Kayıt kabul davaları alacağın iflas masasına kaydı istemine ilişkin olup, belirli bir miktarın ödenmesine yönelik bulunmadığından bu tür davalarda vekalet ücreti ve harcın maktu olarak belirlenmesi gerekir. Somut olayda da, davacı, rehin hakkı bulunduğunu iddia ettiği miktarın İİK ‘nun 200. maddesi uyarınca iflas masasına iadesi gerekmediğinin tespitini istemiş olup, bu tür davalarda da maktu harç ve vekalet ücretinin tahsiline karar verilmesi gerekirken vekalet ücreti ve harcın dava değeri üzerinden nisbi olarak tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-hukuk-dairesinin-201424283-e-20165746-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2014/24283 Esas ve 2016/5746 Karar</strong></a></p>

<p>Borçlu vekili, müvekkili şirket ile ...İcra Müdürlüğü'nün 2011/1050 Esas sayılı takip dosyasında alacaklı olan ...'nin birleştiğini, bu nedenle müvekkilinin ... 'den hem alacaklı hem borçlu olduğunu, takas mahsup talebinde bulunduklarını ancak İcra Müdürlüğü'nce reddedildiğini, takas mahsup talebinin kabulü ile borcun sona ereceği göz önüne alınarak hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.</p>

<p>Mahkemece, takas mahsup talep edildiği tarihte .... hakkında iflas açılmış olduğundan yasa gereği takiplerin durduğu, alacakların masaya yazılması gerektiği, takas ve mahsuba konu olamayacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.</p>

<p>İİK'nun 200. maddesinde "Alacaklı alacağını müflisin kendinde olan alacağı ile takas edebilir. Aşağıdaki hallerde takas yapılamaz.</p>

<p>1- Müflisin borçlusu iflas açıldıktan sonra müflisin alacaklısı olursa,</p>

<p>2 -Müflisin alacaklısı iflas açıldıktan sonra müflisin veya masanın borçlusu olursa,</p>

<p>3-Alacaklının alacağı hamile muharrer bir senede müstenit ise,</p>

<p>Anonim, limited ve kooperatif şirketlerin iflasları halinde esas mukavele gereğince verilmesi lazımgelen hisse senedi bedellerinin henüz ödenmemiş olan kısımları veya konması taahhüt edilen ve fakat konmamış olan sermayeler bu şirketlerin borçlarıyla takas edilemez." hükmü düzenlenmiştir.</p>

<p>Somut olayda, icra takibinin dayanağı ilamın ve takibin alacaklısı .... hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/666 Esas 2013/756 K sayılı kararı ile 25.12.2013 tarihinde iflas kararı verilmiştir. ... İcra Müdürlüğü'nün 2011/1050 Esas sayılı dosya alacaklısı, ... ile birleşmesi nedeniyle alacaklı hale gelen ...'nin ise anılan ilamsız takibe konu alacağının bu takipte ödeme emrine itiraz üzerine, 26.03.2013 tarihinde .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 2012/289 Esas 2013/131 sayılı karar ile itirazın iptaline karar verilen kısım için kesinleştiği görülmektedir.</p>

<p>Bu durumda, .... İcra Müdürlüğü'nün 2011/1050 Esas sayılı ilamsız takip dosyasındaki alacağın itirazın iptaline ilişkin kararda belirtilen kısmı, iflas tarihinden önce kesinleşmiş olduğundan ve yukarıda yazılı Yasa maddesi kapsamında takas edilemeyecek alacak niteliğinde bulunmadığından, anılan alacak için takas mahsup talebinin kabulü gerekir. Mahkemece aksinin kabulü ile alacağın iflas masasına yazdırılacağından bahisle talebin reddine karar verilmesi isabetsizdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-201812921-e-201810014-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2018/12921 Esas ve 2018/10014 Karar</strong></a></p>

<p>Alacaklı tarafından, borçlu aleyhine ... ... 13. İş Mahkemesi’nin 28.11.2013 tarih ile 2013/1651 Esas ve 2013/584 Karar sayılı işçilik alacağı konulu ilama dayalı olarak takip başlatıldığı, borçlunun, şikayete konu işçilik alacağının ilam alacaklısı/dava dışı ...’ten icra takip tarihi ve devir tarihi itibari ile ... ... 14. İcra Müdürlüğü’nün 2013/20113 Esas sayılı takip dosyası ile alacaklı olduğu için takas talebinde bulunarak, aleyhindeki takibin, dosya borcunun mahsubu ile kalmayacağı ve yine anılan takipteki faizin de ilama aykırı olarak fazla hesaplandığı gerekçesiyle iptalini talep ettiği, mahkemece; davacının ... ... 14. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3174 sayılı dosyasına ilişkin faize itirazın kabulüyle takipten önce işlemiş faiz miktarının 10.913,66 TL olarak tespitiyle bu miktardan fazla istenen işlemiş faizin iptaline, davacının takas talebinin kısmen kabul kısmen reddiyle ... ... 14. İcra Müdürlüğü’nün 2014/3174 sayılı takibinin 4.439,00 TL vekalet ücreti ve bu ücrete takipten önce işleyen 48,32 TL vekalet ücretinin faizi dışındaki diğer kalemler yönünden iptaline, takibin vekalet ücreti ve vekalet ücretine işlemiş faiz yönünden devamına ve ... ... 14. İcra Müdürlüğü'nün 2013/20113 sayılı takibinin takas mahsup tarihi itibariyle 49.909, 81 TL asıl alacak üzerinden devamına bakiye kısmın iptaline hükmolunduğu görülmektedir.</p>

<p>İki kişinin karşılıklı ve aynı cinsten muaccel olan borçlarının birbirini karşıladığı oranda, taraflardan birinin tek taraflı irade açıklamasıyla sona erdirilmesine takas denilmektedir. Borcun sona ermesi hallerinden biri olan takas, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 139. maddesinde; ''İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.</p>

<p>Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar başlığını taşıyan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 144. maddesinde ise; ''Aşağıdaki alacaklar takas haklarının doğumundan sonra, ancak alacaklıların rızasıyla takas edilebilir:</p>

<p>1.Tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.</p>

<p>2.Haksız olarak alınmış veya aldatma sonucunda alıkonulmuş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.</p>

<p>3.Nafaka ve işçi ücreti gibi, borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu olup, özel niteliği gereği, doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklar.'' hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Öncelik Hakları ve Bağlı Hakların Geçişi" başlıklı 189. maddesinin birinci bendi gereğince, alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Alacağı temlik edenle temlik alan arasındaki işbu anılan halefiyet kuralında, öncelikle imtiyazlı alacaklardan bahsedilmektedir, haliyle işçilerin ücret alacakları da bu madde kapsamında yer almaktadır.</p>

<p>Somut olayda, takas ve mahsup talebine konu, ... ... 11. İcra Müdürlüğü’nün 2014/3174 Esas sayılı takip dosyasında takip dayanağı olan; ... ... 13. İş Mahkemesi’nin 28.11.2013 tarih ile 2013/1651 Esas ve 2013/584 Karar sayılı ilam konusu; borçlu ... İnşaat ... ve Ticaret Sanayi Limited Şirketi tarafından gerçekleştirilen haksız fesih iddiasına dayalı işçilik alacağı olup, anılan ilamda davanın kısmen kabulü ile dava dışı ... lehine bir kısım işçilik alacağına hükmedilmiştir. Sonrasında, dava dışı ... ise anılan işçilik alacağını, tüm fer'ileri ile ... 8. Noterliği 06.02.2014 tarih ve 03067 nolu temlikname ile ...’a temlik etmiş ve temlik alacaklısı da 07.02.2014 tarihinde işbu anılan ilama dayalı olarak borçlu şirket aleyhine takip başlatmıştır. Her ne kadar borçlu, takas talebinde bulunarak, aleyhindeki takibin, dosya borcunun mahsubu ile kalmayacağı gerekçesiyle iptalini talep etmişse de, takas ve mahsup talebine konu olan alacağın, takip dayanağı ilama göre işçilik alacağı olduğu, bizzat alacaklısının rızası olmadan takasa konu edilemeyeceği açıktır. Kaldı ki yukarıda da ifade olunduğu üzere, anılan alacağın, temlik öncesi de temlik sonrası da imtiyazlı alacaklardan olduğu ve rıza dışı takasa konu edilemeyeceği, temlik eden dava dışı ...’in ve temlik alan ...’ın ise borçlunun takas talebine rıza göstermedikleri de anlaşılmaktadır.</p>

<p>O halde, mahkemece; borçlunun takas ve mahsup talebine konu ... ... 11. İcra Müdürlüğü’nün 2014/3174 Esas sayılı takip dosyasının dayanağı ilamın, işçilik alacağı konulu olduğu, gerek ilam alacaklısı, gerekse temlik alacaklısı olan takip alacaklısının, anılan talep için rıza göstermedikleri anlaşılmakla, istemin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-2024665-e-20245580-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/665 Esas ve 2024/5580 Karar</strong></a></p>

<p>Alacaklılar tarafından borçlular hakkında, Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2016/19992 Esas sayılı dosyasında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinin, Asliye Ticaret Mahkemesince verilen itirazın iptali kararı gereğince devamı sırasında borçluların İcra</p>

<p>Mahkemesine yaptıkları başvuru ile; söz konusu icra takibinin borçlusu olan ... ...A.Ş. tarafından takibin alacaklısı olan Plasmak ...A.Ş. hakkında İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün 2019/17394 Esas sayılı dosyasında başlatılan ilamsız takibinin de İcra Hukuk Mahkemesinin itirazın kaldırılması kararı gereğince devam ettiğini ve bu dosyadaki alacak tutarının, şikayete konu takip dosyasındaki borçtan fazla olduğunu ileri sürerek, alacaklı olunan takip dosyasındaki alacağın, Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2016/19992 E.(2021/17023) sayılı takip dosyasındaki borç ile takas ve mahsubunu talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince istemin reddine hükmedildiği, kararın borçlular tarafından istinaf edilmesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince, her iki takipte tarafların aynı olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür.</p>

<p>6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 139. maddesinde "İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir." düzenlemesi bulunmaktadır.</p>

<p>Takas hakkı doğduğu tarihten itibaren kullanılabilen ve karşı tarafa ulaştığı anda geriye yönelik olarak hukuksal sonuç meydana getiren ve yenilik doğuran bir haktır.</p>

<p>HGK'nın 12.10.1994 tarih ve 1994/251-593 sayılı kararında da benimsendiği üzere dar yetkili icra mahkemesinin yargılama usulü göz önünde tutulduğunda takip hukuku bakımından takas ve mahsup iddiası kural olarak;</p>

<p>1- Takasa konu alacağın İİK'nın 68. maddesindeki belgelere dayalı bulunması,</p>

<p>2- Bu alacakla ilgili olarak icra takibinin yapılmış ve takibin kesinleşmiş olması,</p>

<p>3- Alacağın ilama bağlanması hallerinde nazara alınabilir.</p>

<p>Bir alacağın ilama bağlanmış olması halinde takas ve mahsuba konu edileceği tartışmasız olup takas ve mahsup yapılabilmesi için ilamın kesinleşmesi de zorunlu değildir. İlama dayalı takas itirazı icra mahkemesinde her zaman ileri sürülebilir.</p>

<p>Somut olayda, takas-mahsuba konu olan her iki alacağın da ilama bağlandığı, takas mahsuba konu Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2016/19992 E. (2021/17023) sayılı dosyasında takip borçlusu olan ... Telekomünikasyon Paz. San. ve Tic. A.Ş.'nin İstanbul Anadolu 12. İcra Dairesinin 2019/17394 E. sayılı dosyasında alacaklı konumunda; Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2016/19992 E.(2021/17023) sayılı dosyasında takip alacaklısı olan Plasmak Plastik Makineleri A.Ş.’nin ise İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü’nün 2019/17394 E. sayılı dosyasında borçlu konumunda yer aldığı, Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2016/19992 E. sayılı dosyasında bu tarafların yanında alacaklı olarak ...'ın; borçlu olarak da ...'nin yer almasının her iki ilamda alacaklı ve borçlu konumunda yer alan şikayetçi ....A.Ş’nin takas-mahsup talebinin esasının incelemesine engel teşkil etmeyeceği açıktır.</p>

<p>O halde, mahkemece, borçlu şirket takas mahsup talebinin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mustafa-zafer" title="Av. Mustafa ZAFER"><img alt="Av. Mustafa ZAFER" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/Mustafa-ZAFER111.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mustafa-zafer" title="Av. Mustafa ZAFER">Av. Mustafa ZAFER</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/iflasta-takas-ve-bankalarin-takas-yetkisi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/bankas07.jpg" type="image/jpeg" length="86194"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/665 E., 2024/5580 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-2024665-e-20245580-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-2024665-e-20245580-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2024 tarihli, 2024/665 E., 2024/5580 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/665 E., 2024/5580 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi<br />
DAVACILAR/BORÇLULAR : ..., ... Telekomünikasyon Pazarlama Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi<br />
DAVALILAR/ALACAKLILAR: ..., Plasmak Plastik Makineleri Anonim Şirketi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :<br />
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;</p>

<p>Alacaklılar tarafından borçlular hakkında, Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2016/19992 Esas sayılı dosyasında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinin, Asliye Ticaret Mahkemesince verilen itirazın iptali kararı gereğince devamı sırasında borçluların İcra Mahkemesine yaptıkları başvuru ile; söz konusu icra takibinin borçlusu olan ... ...A.Ş. tarafından takibin alacaklısı olan Plasmak ...A.Ş. hakkında İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün 2019/17394 Esas sayılı dosyasında başlatılan ilamsız takibinin de İcra Hukuk Mahkemesinin itirazın kaldırılması kararı gereğince devam ettiğini ve bu dosyadaki alacak tutarının, şikayete konu takip dosyasındaki borçtan fazla olduğunu ileri sürerek, alacaklı olunan takip dosyasındaki alacağın, Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2016/19992 E.(2021/17023) sayılı takip dosyasındaki borç ile takas ve mahsubunu talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince istemin reddine hükmedildiği, kararın borçlular tarafından istinaf edilmesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince, her iki takipte tarafların aynı olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür.</p>

<p>6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 139. maddesinde "İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir." düzenlemesi bulunmaktadır.</p>

<p>Takas hakkı doğduğu tarihten itibaren kullanılabilen ve karşı tarafa ulaştığı anda geriye yönelik olarak hukuksal sonuç meydana getiren ve yenilik doğuran bir haktır.<br />
HGK'nın 12.10.1994 tarih ve 1994/251-593 sayılı kararında da benimsendiği üzere dar yetkili icra mahkemesinin yargılama usulü göz önünde tutulduğunda takip hukuku bakımından takas ve mahsup iddiası kural olarak;</p>

<p>1- Takasa konu alacağın İİK'nın 68. maddesindeki belgelere dayalı bulunması,</p>

<p>2- Bu alacakla ilgili olarak icra takibinin yapılmış ve takibin kesinleşmiş olması,</p>

<p>3- Alacağın ilama bağlanması hallerinde nazara alınabilir.</p>

<p>Bir alacağın ilama bağlanmış olması halinde takas ve mahsuba konu edileceği tartışmasız olup takas ve mahsup yapılabilmesi için ilamın kesinleşmesi de zorunlu değildir. İlama dayalı takas itirazı icra mahkemesinde her zaman ileri sürülebilir.</p>

<p>Somut olayda, takas-mahsuba konu olan her iki alacağın da ilama bağlandığı, takas mahsuba konu Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2016/19992 E. (2021/17023) sayılı dosyasında takip borçlusu olan ... Telekomünikasyon Paz. San. ve Tic. A.Ş.'nin İstanbul Anadolu 12. İcra Dairesinin 2019/17394 E. sayılı dosyasında alacaklı konumunda; Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2016/19992 E.(2021/17023) sayılı dosyasında takip alacaklısı olan Plasmak Plastik Makineleri A.Ş.’nin ise İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü’nün 2019/17394 E. sayılı dosyasında borçlu konumunda yer aldığı, Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2016/19992 E. sayılı dosyasında bu tarafların yanında alacaklı olarak ...'ın; borçlu olarak da ...'nin yer almasının her iki ilamda alacaklı ve borçlu konumunda yer alan şikayetçi ....A.Ş’nin takas-mahsup talebinin esasının incelemesine engel teşkil etmeyeceği açıktır.</p>

<p>O halde, mahkemece, borçlu şirket takas mahsup talebinin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>SONUÇ:</strong></p>

<p>Yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi’nin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin 18.10.2023 tarih, 2022/1705E. - 2023/1914K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,</p>

<p>Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 07.06.2022 tarih, 2021/756 Esas - 2022/492 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.05.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-2024665-e-20245580-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/02/yargi/yargitay-556dfgv.jpg" type="image/jpeg" length="45250"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="16423"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90019"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76364"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88501"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25614"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek gündeme ilişkin soruları yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adalet-bakani-akin-gurlek-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/bsNmtSsrlGc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69582"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tutuklulukta Şüpheli veya Sanığın Salıverilme İstemleri CMK 104</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen salıverilme istemi (tahliye talebi) kurumunu ele alıyoruz. Bu hükümler, tutuklama tedbirine karşı en önemli güvencelerden birini oluşturarak, şüpheli veya sanığın bireysel başvuru hakkını ve mahkeme tarafından tutukluluğun denetlenmesini güvence altına alır.</p>

<p><strong>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</strong></p>

<p>Salıverilme istemi nedir ve hangi aşamalarda talep edilebilir?<br />
CMK m.104 ve 105 neyi düzenler?<br />
Tutukluluk hangi makamlarca denetlenir?<br />
Sulh Ceza Hâkimi, mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu süreçte nasıl görev yapar?<br />
Salıverilme istemine ilişkin usul nasıldır ve karar süreleri nelerdir?<br />
Terör veya örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda süre farkı neden vardır?<br />
Tahliye taleplerine itiraz nasıl yapılır?</p>

<p>Bu video, özgürlük hakkının korunması, tutuklama tedbirinin denetimi, itiraz yolları ve adil yargılanma hakkı konularında temel hukuki bilgiler sunmaktadır.<br />
Ayrıca, CMK 104 ve 105 hükümlerinin, bireyin özgürlüğünü koruyan hızlı, denetlenebilir ve hukuka uygun bir sistem oluşturduğunu detaylarıyla açıklamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-supheli-veya-sanigin-saliverilme-istemleri-cmk-104</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HyLPmzX8YUg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44795"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Durumunun Yakınlarına Bildirilmesi Hakkı | CMK 107 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107. maddesi, yani tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi konusunu ele alıyoruz.</p>

<p>Tutuklama kararı verildiğinde yakınlara bilgi verilmesi nasıl olur, kim bilgilendirilir, yabancı uyruklular için süreç nasıl işler? Tüm detayları bu videoda bulabilirsiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 107 nedir?</p>

<p>Tutuklama kararı alındığında kim bilgilendirilir?</p>

<p>Tutuklu kişi ailesine haber verebilir mi?</p>

<p>Yabancı uyruklu tutuklular için konsolosluk bildirimi nasıl yapılır?</p>

<p>Bu düzenlemenin amacı ve insan haklarıyla bağlantısı nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını hem de aile bağlarının korunmasını güvence altına alır. Ayrıca yabancı uyruklu tutukluların konsolosluk korumasına erişimini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-durumunun-yakinlarina-bildirilmesi-hakki-cmk-107</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OtFl4vYXEXo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="42198"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklulukta İncelenme Süresi, Ne Kadar Süreler İle Değerlendirme Yapılır | CMK108 |]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi, yani tutukluluk süresinin sınırları konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararı ne kadar süreyle uygulanabilir, hangi hâllerde uzatılabilir, çocuklar ve ağır suçlar açısından durum nasıldır? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p>

<p>CMK 102 nedir?</p>

<p>Tutukluluk süresi ne kadar olabilir?<br />
Hangi suçlarda tutukluluk uzatılabilir?<br />
Katalog suçlar ve terör suçlarında tutukluluk süresi neden uzundur?<br />
18 yaşından küçükler için tutuklama süresi nasıl uygulanır?<br />
Uzatma kararlarında hangi gerekçeler aranır?<br />
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları bu konuda ne diyor?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve masumiyet karinesinin gereği olarak keyfî tutuklulukların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Ayrıca, katalog suçlar ve terörle mücadele kapsamındaki suçlarda öngörülen uzun tutukluluk sürelerinin, uygulamada ne gibi sorunlara yol açtığı ve AİHM’in bu konuda Türkiye’ye yönelik kararlarında neleri eleştirdiği de detaylı biçimde açıklanmıştır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklulukta-incelenme-suresi-ne-kadar-sureler-ile-degerlendirme-yapilir-cmk108</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/3UIwS8bH73w/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="28392"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savcının Tutuklama Kararının Geri Alınmasını İstemesi, CMK Madde 103]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 103. maddesi, yani Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin yetkileri konusunu ele alıyoruz. Tutuklama kararının kaldırılması nasıl olur, savcı hangi durumlarda şüpheliyi serbest bırakabilir, hâkim ve savcı yetkileri arasındaki fark nedir? Tüm bu soruların yanıtlarını bu videoda bulabilirsiniz.</p>

<p>📘 Bu videoda öğrenecekleriniz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>CMK 103 nedir?</strong></p>

<p>Cumhuriyet savcısının serbest bırakma yetkisi hangi durumlarda uygulanır?<br />
Tutuklama kararının kaldırılmasını kim talep edebilir?<br />
Adli kontrol tedbiri nedir ve ne zaman uygulanır?<br />
Savcının serbest bırakma yetkisi hangi aşamada geçerlidir?<br />
Anayasa’nın 19. maddesi bu konuda neyi güvence altına alır?<br />
AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) özgürlük ve güvenlik hakkı ile bu düzenleme arasındaki ilişki nedir?</p>

<p>Bu düzenleme, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve tutuklamanın sürekli gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki anayasal ilkenin somut bir yansımasıdır.</p>

<p>Cumhuriyet savcısına tanınan bu yetki, tutukluluğun istisnaî olma niteliğini güçlendirir, keyfî özgürlük kısıtlamalarının önüne geçer ve özgürlük lehine yargısal denetimin etkinleşmesini sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/savcinin-tutuklama-kararinin-geri-alinmasini-istemesi-cmk-madde-103</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/I-GtWxno8mo/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="32433"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="98251"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="43769"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="18932"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="82530"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="13457"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="95369"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="31015"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="87867"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="44104"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="68580"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
