<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 13 Jul 2026 16:54:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SİGORTA UYUŞMAZLIKLARINDA BİLİRKİŞİ ÜCRETİNİN KESİN SÜRE İÇİNDE ÖDENMEMESİNİN SONUÇLARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sigorta-uyusmazliklarinda-bilirkisi-ucretinin-kesin-sure-icinde-odenmemesinin-sonuclari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sigorta-uyusmazliklarinda-bilirkisi-ucretinin-kesin-sure-icinde-odenmemesinin-sonuclari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Dairelerinin Konuyla ilgili Çelişkili Kararlarının Değerlendirilmesi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ </strong></p>

<p>Uygulamada mahkemeler sıklıkla davacı tarafa, <strong>"Belirlenen süre içinde ilgili sağlık kuruluşuna müracaat et, muayene işlemlerini tamamlayarak raporu ibraz et ve gerekli masrafları yatır; aksi takdirde davanın reddine veya dosyadaki mevcut delillere göre karar verilecektir"</strong> şeklinde, ağır sonuçlar içeren kesin süre ihtarlı ara kararlar kurmaktadır. Ancak bu ara kararlarda öngörülen kesin sürelerin ve bu sürelere bağlanan hukuki sonuçların, her somut olayda mutlak ve katı bir şekilde uygulanması hukuken isabetli değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu husus, Türk yargı pratiğinde de önemli görüş farklılıklarına neden olmuştur. Öyle ki, kesin sürenin hukuki niteliği ve doğuracağı sonuçlar konusunda Yargıtay daireleri arasında derin görüş ayrılıkları bulunmakta; hatta aynı dairenin birbirine yakın tarihlerde tam tersi yönde kararlar verdiği müşahede edilmektedir.</p>

<p>Bu çalışmada öncelikle, Yargıtay’ın ilgili hukuk daireleri tarafından verilen emsal kararların özetlerine yer verilerek yüksek mahkemenin konuya yaklaşımı ortaya konulacaktır. Ardından, söz konusu kararlar doktrindeki görüşler ve usul hukukunun temel ilkeleri ışığında analiz edilerek, adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakları bağlamında kendi hukuki değerlendirmelerimiz ve çözüm önerilerimiz açıklanacaktır.</p>

<p><strong>A) KESİN SÜREYİ KATI ŞEKİLDE UYGULAYAN KARARLAR</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202515606-e-20261233-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yrg. 4. HD, T. 09.02.2026, E. 2025/15606 , K. 2026/1233</strong></a></p>

<p><strong>Uyuşmazlık Hakem Kararı </strong></p>

<p>Davacıya verilen kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmadığından bahisle davacının talebinin esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı, esastan değil usulden red karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir.</p>

<p><strong>İtiraz Hakem Heyeti Kararı </strong></p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti, verilen kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmamasının usule ilişkin olduğundan bahisle davacının itirazının kısmen kabulü ile başvurunun usulden reddine karar vermiştir.</p>

<p><strong>Davalı kararı temyiz etmiştir. </strong></p>

<p>Bilirkişi ücretinin yatırılmamış olmasının esastan red sebebi olduğunu ve usulden red kararı verilmesinin hatalı olduğunu, ispatlanamayan davanın esastan reddedilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay kararı </strong></p>

<p>Yargıtay temyiz talebini red etmiştir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313423-e-20256724-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>4. HD, T. 28.04.2025, E. 2023/13423, K. 2025/6724</strong></a></p>

<p><strong>Uyuşmazlık Hakem Kararı </strong></p>

<p>Dava konusu uyuşmazlıkta, Uyuşmazlık Hakemi, davacının sunduğu maluliyet raporu ile davalının sunduğu medikal görüş arasında çelişki olduğu gerekçesiyle çelişkiyi giderecek rapor almak için bilirkişi görevlendiriyor. Ancak davacı bilirkişi ücreti kendisine verilen sürede ödemediğinden davayı usulden red ediyor.</p>

<p><strong>İtiraz Hakemi Heyeti aşağıdaki gerekçeyle itirazı red ediyor </strong></p>

<p>Gerekçe: Somut uyuşmazlıkta Uyuşmazlık Hakem Heyetince iddianın haklı olup olmadığının belirlenmesi bakımından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek başvuru sahibi vekiline bilirkişi ücretini yatırması için kesin süre verildiği ve bu gereğin yerine getirilmemesinin sonuçlarının açıkça ihtar edildiği, ancak verilen kesin sürede bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, bu durumda başvuruya esas tazminatın varlığı ve miktarının kanıtlamadığı, bilirkişi ücretinin delil avansı niteliğinde bulunduğu, başvuran tarafından süresinde yatırılmaması halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin açık olduğu, başvurunun usulden reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay kararı </strong></p>

<p>Temyiz talebi red ediliyor</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20243768-e-202510003-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yrg 4. HD., T. 25.06.2025, E. 2024/3768, K. 2025/10003 </strong></a></p>

<p><strong>Uyuşmazlık Hakem Kararı </strong></p>

<p>Dava konusu uyuşmazlıkta, Uyuşmazlık Hakemi, davacıya verilen kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmadığından bahisle davacının talebinin esastan reddine karar vermiştir.</p>

<p>Davacı kararın esastan değil usulde reddi gerektiğini ileri sürerek itiraz etmiştir.</p>

<p><strong>İtiraz Hakem Heyeti Kararı </strong></p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti, verilen kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmamasının usule ilişkin olduğundan bahisle davacının itirazının kısmen kabulü ile başvurunun usulden reddine karar vermiştir.</p>

<p><strong>Davalı karara karşı temyiz yoluna başvuruyor</strong></p>

<p>Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; maluliyet raporuna yönelik itirazlarının kabul edildiğini ancak başvurunun reddine karar vermek yerine esasa ilişkin eksikliklerin giderilmesi amacıyla bilirkişi raporu tanzim edilmesine karar verildiğini, buna rağmen davacı vekilinin süresi içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığını, bilirkişi ücretinin yatırılmamış olması esastan red sebebi olup başvurunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken usulden ret kararı verilmesinin yerinde olmadığını belirtmiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay Kararı </strong></p>

<p>Temyiz talebini red ederek kararı onaylıyor.</p>

<p><strong>B) MADDİ GERÇEĞİ VE HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ÜSTÜN TUTAN KARARLAR</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20241951-e-20258501-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yrg. 4. HD T. 26.5.2025, E. 2024/1951, K. 2025/8501</strong></a></p>

<p><strong>Uyuşmazlık Hakem Kararı</strong></p>

<p>Davacı tarafça sunulan maluliyet raporu ile davalı tarafça sunulan maluliyet raporu arasında çelişki bulunduğu ve çelişkinin giderilmesi için rapor alınmasına karar verilmiş ise de davacı tarafça bilirkişi ücretinin yatırılmadığı dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>İtiraz Hakem Heyeti Kararı </strong></p>

<p>İtirazın reddine karar vermiştir.</p>

<p><strong>Davacının temyiz talebi ve gerekçesi </strong></p>

<p>Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilince sunulan maluliyet raporunun hükme esas alınması gerektiğini, bilirkişi ücretinin rapora itirazı olan taraftan istenmesi gerektiği, hekim olmayan hakem heyetinin dosyadaki maluliyet raporuna yönelik tıbbi değerlendirmede bulunamayacağını, kaldı ki bilirkişi ücretinin ödenmemesi halinde usulden red kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay Kararı </strong></p>

<p>Temyiz talebi red edilmiştir<strong>. </strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-23-hukuk-dairesinin-20181790-e-20194994-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>23. HD, T. 28.11.2019, E. 2018/1790, K. 2019/4994</strong></a></p>

<p>Bu karar sigorta uyuşmazlığı ile ilgili olmamakla birlikte sigorta davalarına bakan daire kararları ile diğer dairelerin aynı konuda verdikleri kararları karşılaştırmak amacıyla bu kararlar da incelenecektir.</p>

<p><strong>İl Derece Mahkemesi </strong></p>

<p>Mahkeme bilirkişi ücretini yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmesine dair ara karara rağmen davacının bilirkişi ücretini yatırmadığı, 08.11.2017 tarihli celsede bilirkişi ücretini yatırmak üzere son kez iki haftalık süre verildiği ve davacı tarafın yine bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesiyle HMK'nın 94. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay Kararı </strong></p>

<p>Bozma ilamı doğrultusunda mahkemece bilirkişi ücretine ilişkin verilen ara kararı uyarınca yatırılması istenen avans HMK 324. maddesinde düzenlenen delil avansı niteliğindedir. HMK 324. maddesi gereğince tarafların talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı kesin süre içinde yatırmak zorundadır.</p>

<p>Aksi halde bu delilden vazgeçmiş sayılır. Davanın niteliği itibariyle ispat yükü davacıdadır. Bu nedenle bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapılması için verilen kesin süreye rağmen ara karar yerine getirilmediğinden ve bu avansın delil avansı olması itibariyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Mahkemece bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken usulden reddine karar verilmesi doğru değilse de sonuç itibariyle red kararı doğru olduğundan hükmün davanın esastan reddine şeklinde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20232810-e-20245154-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>11. HD, 25.04.2024, E. </strong><strong>2023/2810 , K. 2024/5154 </strong></a></p>

<p><strong>İlk Derece Mahkemesi</strong></p>

<p>6100 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer tarafın bu avansı yatırabileceğinin, aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtar edildiği, davacı tarafça bilirkişi ücretinin kesin süre içinde depo edilmediği, yapılan yargılama sonunda toplanan delillerden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>İstinaf Dairesi Kararı </strong></p>

<p>Davacı, davanın esastan değil usulden red edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>Bilirkişi ücretine ilişkin delil avansı eksikliğinin tamamlanması için davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği, verilen süreye uyulmadığı takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ihtar edildiği, davacı vekilinin kesin süre içerisinde delil avansı eksikliğini tamamlamaması nedeniyle bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, çözümü teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren dava konusu uyuşmazlıkta bilirkişi raporu alınmasının zorunlu olması ve mevcut delil durumuna göre davacının davasını ispatlayamamış kabul edilmesinin usul ve yasaya uygun bulunması, avansın geç yatırılmasının da celse talikine neden olması gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>Yargıtay Kararı </strong></p>

<p>Temyiz talebi red edilmiştir. Pazartesi saat 15</p>

<p><strong>C) YARGITAY KARARLARINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELERİMİZ </strong></p>

<p>HMK m. 281/3 uyarınca mahkeme, maddi gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni bir bilirkişi görevlendirmekle yükümlüdür. Hukuk yargılamasında bilirkişi raporu alınması ve raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi; maddi gerçeğe ulaşılması ve hükmün denetime elverişli olması açısından mahkemenin temel görevlerindendir.</p>

<p>Bilirkişi ücretinin ödenmemesi durumunda bazı ilk derece mahkemeleri ve Yargıtay daireleri, bu ücreti "gider avansı" ile karıştırarak davanın usulden reddine karar vermektedir. Oysa davacının ödemesi gereken bilirkişi ücreti, niteliği itibariyle gider avansı değil, <strong>delil avansı</strong> mahiyetindedir. Kanunda gider avansı ile delil avansının yatırılmaması farklı hukuki sonuçlara bağlanmıştır. Gider avansının; tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif yapılması gibi delil ikamesine yönelik masrafları da kapsayacak şekilde geniş yorumlanması hatalıdır. Bu nedenle, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin ödenmemesinin sonucu; davanın açılmamış sayılması, usulden reddi veya esastan reddi değil, sadece o delilden vazgeçilmiş sayılması ve dosyadaki mevcut delillere göre karar verilmesidir. Bilirkişi ücreti ödenmemiş olsa dahi, hâkimin gerçeği ortaya çıkarma ve çelişkileri giderme yükümlülüğü devam eder.</p>

<p>Dikkate alınması gereken bir diğer husus da HMK uyarınca davanın takibi ve ispatı davacıya ait olsa bile, maluliyet oranının tespiti gibi hâkimin resen araştırma yapması gereken konularda, mahkemenin rapor almadan veya mevcut çelişkili sağlık raporlarını gidermeden "ara karar yerine getirilmedi" gerekçesiyle karar veremeyeceğidir. Mahkeme, bu durumda "iddia ispatlanamadı" diyerek davayı esastan reddedemez. Davacının sağlık kurulu veya Adli Tıp Kurumu (ATK) muayenesine gitmeyerek çelişkinin giderilmesini engellemesi hâlinde dahi davanın reddine karar verilmemelidir. Mahkeme gerekirse, davacının bizzat müracaatına gerek olmaksızın mevcut tüm tıbbi evrakları temin etmeli ve bu belgeleri Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi’ne göndererek davacının gıyabında (dosya üzerinden) çelişkiyi gideren nihai bir maluliyet raporu tanzim ettirmelidir.</p>

<p>Her ne kadar HMK m. 324 uyarınca delil avansı yatırılmazsa o delilden vazgeçilmiş sayılsa da maluliyet oranının ve süresinin tespiti ile bu raporlara göre aktüer hesabı yapılması; bu süreçte raporlar arasında doğan çelişkilerin giderilmesi, hâkimin hukuki bilgisiyle çözemeyeceği tıbbi ve teknik konulardır. Dolayısıyla hâkim, "delilden vazgeçtin" diyerek kendi takdirine göre veya hatalı rapora dayanarak uyuşmazlığın esası hakkında karar verip davayı reddedemez.</p>

<p>Ancak adli yardıma ihtiyacı olmayan bir davacı, mahkemenin verdiği kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmazsa kural olarak o bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılır. Uyuşmazlık; maluliyet oranı tespit edilmeden veya aktüer hesabı yaptırılmadan çözülemeyecek nitelikteyse, mahkeme davayı esastan değil, usulden reddetmelidir. Bu durumda usulden ret yerine esastan ret kararı verilmesi, mahkemeye erişim hakkına ağır bir müdahale teşkil eder. Zira davanın esasa ilişkin bir değerlendirme yapılmadan esastan reddedilmesi hâlinde, süresi içinde yeni bir dava açılması imkânsızlaşır. Bir hakkı sınırlamanın dayandığı amacın gerçekleştirilmesini sağlayan, aynı derecede etkili çeşitli araçlar söz konusuysa, bunlar arasından hakkı en az sınırlayan araç tercih edilmelidir. Bir başka ifadeyle, haklara yönelik ağır bir müdahaleye ancak daha hafif, alternatif bir aracın bulunmaması hâlinde başvurulmalıdır <i>(Hakların sakınılarak kullanılması ilkesi için bkz. Karasu, Rauf: Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’na Göre Anonim Şirketlerde Pay Sahibinin Bilgi Alma Hakkı, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. 23, Sa. 2, Y. 2005, s. 86; Karasu, Rauf, Informationsrecht des GmbH-Gesellschafters unter besonderer Berücksichtigung der Lösungsmöglichkeiten zur Unangemessenheit des § 51a GmbH, Konstanz 2003, s. 120 vd. ve orada anılanlar)</i>.</p>

<p>Hukuk yargılamasına ilişkin kurallar, yargılamanın düzenli yürütülmesi ve hakkın olabildiğince çabuk elde edilmesi amacıyla sevk edilmiştir. Bir hakkın elde edilmesi için araç niteliğinde olan bu usul kuralları, amaca uygun somut bir ihtiyacın varlığı hâlinde uygulama alanı bulur. Aksi takdirde, araç ile ulaşılması istenen amaç arasında gerçek ve esaslı bir bağın kalmaması durumu, anlamsız bir şekilciliği ortaya çıkarır. Mahkemelerin amacı, ne pahasına olursa olsun uyuşmazlıkları çözmek değil, gerçek hak sahibinin tespit ve hakkı sahibine teslim etmektir.</p>

<p>Yine hâkim, yargılama süresinin kısaltılmasını temel amaç kabul edip kesin süre kurumunu bu amacın bir silahı hâline getirmemelidir. Davanın makul sürede bitirilmesi adil yargılanma hakkının bir unsuru olsa da bu temel insan hakkı, diğer usuli hakların feda edilmesiyle gerçekleştirilebilecek bir hak değildir <a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20173179-e-2021806-k-sayili-karari" rel="dofollow"><i>(Yrg. HGK, T. 22.06.2021, E. 2017/3179, K. 806)</i>.</a></p>

<p>Hukukta “Usul esastan önce gelir” ilkesinin temel amacı, keyfiliği önlemek ve hukuki güvenliği sağlamaktır. Ancak şekilcilik hiçbir zaman adaletin önüne geçmemelidir. Nitekim Anayasa Mahkemesi de içtihatlarında, usul hukukunun bu katı uygulamasının, Anayasa ile güvence altına alınan Mahkemeye Erişim Hakkı'nı ihlal ettiğine karar vermiştir. 23.05.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan AYM kararında, dava tarihinden 9 yıl, dava konusu olay tarihinden 11 yıl sonra alınan bilirkişi raporu üzerine yapılan ıslah talebin, zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmesinin orantısız olduğuna ve başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir (23.05.2023 tarihli ve 32199 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, Anayasa Mahkemesi’nin 23.03.2023 tarihli ve 2019/430 Başvuru Numaralı kararı). Anaysa Mahkemesi en son verdiği güncel bir kararında da önceki içtihatlarını tekrarlamıştır. Bkz. Başvuru No:<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202165631-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> 2021/65631</a> Karar Tarihi 17.07.2025; RG 30 Aralık 2025, Gazete Sayı : 33123 <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202165631-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">(https://www.hukukihaber.net/aymnin-202165631-basvuru-numarali-karari).</a></p>

<p>Bazı hâllerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçlar doğurmakta ve davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya kötü niyetli olarak uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı; davanın reddedilmesi için bir usul tuzağı veya kestirme bir araç olarak görülmemelidir <a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20173179-e-2021806-k-sayili-karari" rel="dofollow"><i>(Yrg. HGK, T. 22.06.2021, E. 2017/3179, K. 806)</i>.</a></p>

<p>Sonuç olarak vurgulamak gerekirse, mahkemeler usul hukuku kurallarını katı ve aşırı şekilci uygulamak yerine Anayasa’da güvence altına alınan temel haklar ve ilkeleri dikkate alarak "hakkaniyet" lehine esneterek uygulamalıdır. Ancak yine Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, usul kurallarının uygulanmasında hukuki güvenlik ve istikrar ilkesini ortadan kaldıracak şekilde aşırı esnek de olunmamalıdır. Bu nedenle usul hukuku kurallarının uygulamasında hukuki güvenlik ve istikrar ilkesi ile mahkemeye erişim ve mülkiyet hakkı arasındaki hassas denge de gözetilmelidir.</p>

<p></p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf Karasu</strong></p>

<p><strong>Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Başkanı</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sigorta-uyusmazliklarinda-bilirkisi-ucretinin-kesin-sure-icinde-odenmemesinin-sonuclari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/10/terazi/sozlesmejasdfn.jpg" type="image/jpeg" length="83050"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/15606 E., 2026/1233 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202515606-e-20261233-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202515606-e-20261233-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2026 tarihli, 2025/15606 E., 2026/1233 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/15606 E., 2026/1233 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/846 D. İş 2024/841Karar</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan araç ile davacının sürücüsü olduğu motosikletin çarpışması sonucunda 09.06.2020 tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, sigortalı sürücünün kusurlu olduğunu, davacının maluliyet oranının %3 olduğunu, tazminatın ödenmesi için sigorta şirketine başvuru yapıldığını, talebin reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; sunulan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, medikal rapor ile sunulan rapor arasında çelişki oluştuğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispatlanmasının gerektiğini, hesaplamanın %1,8 teknik faize göre yapılmasının gerektiğini, ancak yasal faizden sorumlu olduklarını, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyeti yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya verilen kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmadığından bahisle davacının talebinin esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile verilen kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmamasının usule ilişkin olduğundan bahisle davacının itirazının kısmen kabulü ile başvurunun usulden reddine, davalıya verilen vekalet ücretinin "20,00 TL" olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın hatalı olduğunu, sunulan sağlık kuurlu raporunda uzman hekim değerlendirmesinin bulunmadığını, yara izine ilişkin deri ve zührevi hastalıkları uzman hekiminin bulunmadığını, raporda skar büyüklüğünün yönetmelikte oran karşılığının olmadığını, skarın büyüklüğüne göre maluliyetin oluşmadığını, bilirkişi ücretinin yatırılmamış olmasının esastan red sebebi olduğunu ve usulden red kararı verilmesinin hatalı olduğunu, ispatlanamayan davanın esastan reddedilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan araç ile davacının sürücüsü olduğu motosikletin karıştığı trafik kazasında yaralanan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.<br />
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI.KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;<br />
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,<br />
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,<br />
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202515606-e-20261233-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/yargi/yargitay-054.jpg" type="image/jpeg" length="67970"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/13423 E., 2025/6724 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313423-e-20256724-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313423-e-20256724-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 28.04.2025 tarihli, 2023/13423 E., 2025/6724 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/13423 E., 2025/6724 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/710 D.İş, 2023/724 K.<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : 2023/İHK-52990<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : K-2023/331522</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 16.05.2022 tarihinde davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, davacının sevk ve idaresindeki araçla karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacı sürücünün yaralanarak %7 oranında malul kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunu, davalıya başvuru yapılmasına karşın ödeme yapılmadığını belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik 108.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 750,00 TL rapor ücreti olmak üzere 108.750,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; usulüne uygun şekilde yapılmayan başvurunun usulden reddi gerektiğini, zira sunulan sağlık kurulu raporu geçersiz olduğu gibi kaza tarihi itibariyle son gelir belgesinin de sunulmadığını, maluliyet raporunun mevzuata uygun düzenlenmediğini, geçersiz raporda belirlenen orana itiraz ettiklerini, maluliyet raporunun kazadan 7 ay sonra alındığı gibi skar dokusu için oran verilebilmesi için minimum 170 cm olması gerektiğini, kusur raporu alınması ve müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, adli rapor ücreti talebinin reddi gerektiğini, avans faizi talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça sunulan raporda maluliyet oranının %7 olarak belirlendiği, davalı tarafça sunulan tıbbi mütalaada ise oranın %2 olarak değerlendirildiği, her iki rapor arasında önemli ölçüde çelişki bulunduğu anlaşılmakla her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesine karar verildiği, bilirkişi ücretinin ödenmesi için davacı tarafa ara kararla kesin süre verildiği, kesin sürede bilirkişi ücretinin ödenmemesi durumunda mevcut duruma göre karar verileceğinin ihtar edildiği, ancak kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin ödenmemesi nedeniyle inceleme yapılamadığı, davacı vekilinin 28.08.2023 tarihli dilekçesiyle dosyada mübrez maluliyet raporuyla hüküm kurulması gerektiğini ileri sürerek 22.08.2023 tarihli ara karadan rücu talebinde bulunulduğu, ancak raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesine yönelik inceleme yapılması gerektiği, ara karar gereğinin yerine getirilmediği, bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, bu nedenle iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta Uyuşmazlık Hakem Heyetince iddianın haklı olup olmadığının belirlenmesi bakımından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek başvuru sahibi vekiline bilirkişi ücretini yatırması için kesin süre verildiği ve bu gereğin yerine getirilmemesinin sonuçlarının açıkça ihtar edildiği, ancak verilen kesin sürede bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, bu durumda başvuruya esas tazminatın varlığı ve miktarının kanıtlamadığı, bilirkişi ücretinin delil avansı niteliğinde bulunduğu, başvuran tarafından süresinde yatırılmaması halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin açık olduğu, başvurunun usulden reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada mübrez maluliyet raporunun hükme esas alınması gerektiğini, davalının aldırdığı medikal raporun niteliği gereği herhangi bir hükmü bulunmadığını, sunulan raporun muayene yapılarak düzenlendiğini, ara kararıyla alınacak raporun ise güncel muayene yapılmadan düzenleneceğini, aksi kanaat halinde ise bu durum tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olup farklı bir ara kararı kurularak yeni bir raporun dosyaya sunulmasına karar verilmesi gerektiğini, kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu beyan etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, 16.05.2022 tarihinde davalı ... şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının sevk ve idaresindeki araçla karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.<br />
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;<br />
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,<br />
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,<br />
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,<br />
28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202313423-e-20256724-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/yargitaya-640x360.jpg" type="image/jpeg" length="88331"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/3768 E., 2025/10003 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20243768-e-202510003-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20243768-e-202510003-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 25.06.2025 tarihli, 2024/3768 E., 2025/10003 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/3768 E., 2025/10003 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/178 D.İş, 2024/178 K.</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 06.04.2022 tarihinde davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın davacının sevk ve idaresinde bulunan araca çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, kazanın oluşumunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 11.650,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 225,00 TL bakıcı gideri ve 1.125,00 TL SGK kapsamı dışında fatura edilemeyen tedavi gideri olmak üzere toplam 15.000,00 TL maddi tazminatın sigortaya başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava şartı noksanlığı nedeniyle başvurunun usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bilirkişi incelemesi yapılabilmesi için talep edilen bilirkişi ücretinin verilen kesin sürede davacı tarafından ödenmemesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporuna yönelik itirazlarının kabul edildiğini ancak başvurunun reddine karar vermek yerine esasa ilişkin eksikliklerin giderilmesi amacıyla bilirkişi raporu tanzim edilmesine karar verildiğini, buna rağmen davacı vekilinin süresi içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığını, bilirkişi ücretinin yatırılmamış olması esastan red sebebi olup başvurunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken usulden ret kararı verilmesinin yerinde olmadığını belirtmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 06.04.2022 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri ve tedavi masrafı talebine ilişkindir.</p>

<p>Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br />
 </p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;<br />
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,<br />
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine<br />
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,<br />
25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20243768-e-202510003-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/03/yargi/yargitay-42adfs.jpg" type="image/jpeg" length="51737"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/1951 E., 2025/8501 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20241951-e-20258501-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20241951-e-20258501-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26.05.2025 tarihli, 2024/1951 E., 2025/8501 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/1951 E., 2025/8501 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/13 Değişik İş, 2024/18 Karar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalanan ve davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkıp takla atması sonucunda 21.06.2022 tarihinde tek taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa yapılan başvuru sonucunda, davalı tarafça 16.02.2023 tarihinde 28.977,00 TL ödeme yapılsa da yapılan ödemenin davacının zararını karşılamadığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 51.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 750,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 51.750,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından davacıya yapılan ödeme ile davacının zararının karşılandığını ve davacının bakiye zararının kalmadığını, müvekkilinin ZMSS poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacı tarafça sunulan maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça sunulan maluliyet raporu ile davalı tarafça sunulan maluliyet raporu arasında çelişki bulunduğu ve çelişkinin giderilmesi için rapor alınmasına karar verilmiş ise de davacı tarafça bilirkişi ücretinin yatırılmadığı dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine ve davalı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 3.850,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının usul ve yasaya uygun olmasına göre davacının itirazlarının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilince sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlandığını, davalı tarafça, müvekkilince sunulan rapora istinaden ödeme yapıldığını ve davacının müktesap hakkının oluştuğunu, uyuşmazlığın yapılan ödemin yeterli olup olmadığı hususunda olduğunu, müvekkilince sunulan maluliyet raporunun hükme esas alınması gerektiğini, bilirkişi ücretinin rapora itirazı olan taraftan istenmesi gerektiği, hekim olmayan hakem heyetinin dosyadaki maluliyet raporuna yönelik tıbbi değerlendirmede bulunamayacağını, kaldı ki bilirkişi ücretinin ödenmemesi halinde usulden red kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalı tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalanan ve davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkıp takla atması suretiyle meydana gelen tek taraflı yaralamalı trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.</p>

<p>Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;<br />
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine,<br />
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,<br />
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20241951-e-20258501-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-b.jpg" type="image/jpeg" length="12555"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2018/1790 E., 2019/4994 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-23-hukuk-dairesinin-20181790-e-20194994-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-23-hukuk-dairesinin-20181790-e-20194994-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 28.11.2019 tarihli, 2018/1790 E., 2019/4994 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>23. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2018/1790 E., 2019/4994 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.</p>

<p><strong>-K A R A R-</strong></p>

<p>Davacı vekili, davalının davacı kooperatifin üyesi ve ...sitesinde C Blok 7 no.lu dairenin maliki olduğunu, davalının 2005 - 2006 - 2007 yıllarına ait 1.572,80 TL ortak gider ile 2.572,87 TL site aidat bedelini ödemediğini, ödenmeyen kısım için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, %40 inkâr tazminatı ve genel kurulca alınan karara göre aylık %10 oranında faize karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p>Davalı vekili, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin 2006-2007-2008 yıllarına ait site ortak gider ve aidatı alacaklarına dayandığını, oysa davalının taşınmazı 24.11.2008 tarihinde satın aldığını, alırken borçlu olduğunu bilmediğini, borcunun olduğuna ilişkin kooperatif veya site defterinde herhangi bir kayıt bulunmadığını savunarak davanın reddine ve %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Dairemiz göreve ilişkin bozma kararı üzerine mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın, davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 03.10.2016 tarihli ve 2015/6425 Esas 2016/4301 Karar sayılı ilamı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda 14.06.2017 tarihli celsede bilirkişi ücretini yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmesine dair ara karara rağmen davacının bilirkişi ücretini yatırmadığı, 08.11.2017 tarihli celsede bilirkişi ücretini yatırmak üzere son kez iki haftalık süre verildiği ve davacı tarafın yine bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesiyle davanın HMK'nın 94. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bozma ilamı doğrultusunda mahkemece bilirkişi ücretine ilişkin verilen ara kararı uyarınca yatırılması istenen avans HMK 324. maddesinde düzenlenen delil avansı niteliğindedir. HMK 324. maddesi gereğince tarafların talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Aksi halde bu delilden vazgeçmiş sayılır.</p>

<p>Davanın niteliği itibariyle ispat yükü davacıdadır. Bu nedenle bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapılması için verilen kesin süreye rağmen ara karar yerine getirilmediğinden ve bu avansın delil avansı olması itibariyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken usulden reddine karar verilmesi doğru değilse de sonuç itibariyle red kararı doğru olduğundan hükmün davanın esastan reddine şeklinde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 28.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-23-hukuk-dairesinin-20181790-e-20194994-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/yargi/yargitayd4ss.jpg" type="image/jpeg" length="20959"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/2810 E., 2024/5154 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20232810-e-20245154-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20232810-e-20245154-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.06.2024 tarihli, 2023/2810 E., 2024/5154 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>11. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/2810 E., 2024/5154 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2021/1468 Esas, 2023/115 Karar<br />
HÜKÜM : Esastan ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)<br />
SAYISI : 2018/609 E., 2021/188 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketlerinin dünyada Rad Studio C++, Delphi ve Interbase yazılımlarının eser ve hak sahibi olduklarını, müvekkiline gelen lisansız kullanıma ilişkin ihbarlar üzerine, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/23 D.İş dosyası ile davalı şirket adresinde tespit yapılmış, davalı şirket adresindeki bilgisayarlarda kurulu ve aktif çalışır durumda olduğu bu şekilde yazılımın izinsiz olarak korsan tabir edilen biçimde yüklenmiş ve kullanılır olduğu tespit edildiğini, müvekkilinin zarara uğradığını, bu nedenle haksız eylem tarihinden itibaren fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL ticari faizi ile birlikte taraftan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirkette çalışan bir eleman kendi için üstün bir performans ve ücret kazanmak için kendi başına bilgisayarında program indirilmesi ve bu programının bilgisayarında bulunmasında şirketin hiçbir kusuru bulunmadığı gibi şirketin bu bilgisayarlarını denetleme ve kontrol etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin bu programdan dolayı bir kullanma veya bir çizim yaptığına dair bir kanıt olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin hazır bulunduğu 24.09.2020 tarihli duruşmada davacı vekiline 1.800,00 TL bilirkişi ücretini 100,00 TL posta giderini mahkeme veznesine yatırması için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 324 üncü maddesi gereği 20 günlük Kesin süre verilmesine, 6100 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince bu sürenin kesin olduğunun ve 6100 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer tarafın bu avansı yatırabileceğinin, aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtar edildiği, davacı tarafça bilirkişi ücretinin kesin süre içinde depo edilmediği, yapılan yargılama sonunda toplanan delillerden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, 24.09.2020 tarihli celsenin 2 no.lu ara kararında "toplam 1800 TL bilirkişi ücreti ve 100 TL posta gideri olmak üzere 1900 TL'nin davacının gider avansından karşılanmasına" şeklinde ara karar kurulduğunu ve taraflarına 20 gün kesin süre verildiğini, taraflarınca 01.10.2020 tarihinde 100,00 TL posta gideri yatırıldığını, mahkemece kurulan ara kararda yer alan 1.800,00 TL'nin ise dosyada bulunan gider avansından karşılanacağı şeklinde anlaşılarak, sadece 100,00 TL posta giderinin süresi içinde yatırıldığını, ara karardaki çelişki nedeniyle yanlış anlaşılma olduğunu, sürenin kaçırılmasının söz konusu olmadığını, ara karardaki çelişki ve belirsizlik nedeniyle sadece posta giderinin yatırıldığını, kaldı ki; daha sonraki celsenin hemen akabinde 1.800,00 TL bilirkişi ücretinin de tamamlandığını, davacı taraf olarak, yargılama süresini uzatmak gibi bir niyetlerinin olmadığını, yine de bilirkişi ücretinin sonradan yatırılmasına rağmen mahkemece red kararı verildiğini, ayrıca, davaların kısa zamanda sonuçlanması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım işlerin sürelere bağlandığını, bu sürelerin bazılarının kanunlarla belirlenirken bir kısmının ise işin özelliğine, tarafların durumuna göre belirlemesi için hakime bırakıldığını, 6100 sayılı Kanun'un 90 ıncı maddesine göre kanuni sürelerin açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesin olduğunu, kesin sürelerin kaçırılmasının o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olabildiğini, öncelikle kesin süreye ilişkin ara kararın, her tür yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılması gerektiğini, yapılacak işlerin tek tek belirtilmesi gerektiğini, ancak, ara kararda, dosyada ne kadar gider/delil avansının bulunduğu ve buna göre yatırmaları gereken kalan tutarın belirlenmediğini, hal böyle olunca, öncelikle taraflarına ait dosyada bulunan gider/delil avansı tespit edildikten sonra eksik kalan keşif ve bilirkişi giderinin tüm ayrıntılarıyla belirlendikten sonra dosyadaki delil/gider avansına göre yatırılması gereken eksik miktarın yatırılması için kesin süre tayin edilmesi gerekirken eksik inceleme ile davalarının reddedildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece, bilirkişi ücretine ilişkin delil avansı eksikliğinin tamamlanması için davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği, verilen süreye uyulmadığı takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ihtar edildiği, davacı vekilinin kesin süre içerisinde delil avansı eksikliğini tamamlamaması nedeniyle bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, çözümü teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren dava konusu uyuşmazlıkta bilirkişi raporu alınmasının zorunlu olması ve mevcut delil durumuna göre davacının davasını ispatlayamamış kabul edilmesinin usul ve yasaya uygun bulunması, avansın geç yatırılmasının da celse talikine neden olması gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, davacıya ait bilgisayar programının lisanssız kullanılması nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 324 üncü maddesi.</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20232810-e-20245154-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa.jpg" type="image/jpeg" length="68018"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/3179 E., 2021/806 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20173179-e-2021806-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20173179-e-2021806-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.06.2021 tarihli, 2017/3179 E., 2021/806 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2017/3179 E., 2021/806 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi</p>

<p><br />
1. Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.</p>

<p>2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>I. YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>Davacı istemi:</p>

<p>4. Davacı vekili; müvekkili şirketin iş yerine doğalgaz bağlatmak için 13.03.2007 tarihinde davalı kuruma (devirden önceki kurum olan Ego Genel Müdürlüğüne) başvuruda bulunulduğunu, davalı kurumca servis hattı hizmeti adı altında toplam 11.516,17 USD bedelin ödenmesinin istenilmesi üzerine ihtirazı kayıt konmak suretiyle makbuz karşılığında ödeme yapıldığını, talep edilen bedelin hukuki dayanağının bulunmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.658,86TL alacağın ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.</p>

<p>Davalı cevabı:</p>

<p>5. Davalı vekili; öncelikle zamanaşımı def’î ile kesin hüküm itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarak ise yapılan ödemenin EPDK kararlarına uygun olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından iki ayrı taahhütnamede hat uzatımı ve servis hattı çekilmesi işlerinin tüm ödemeler kendilerince karşılanmak suretiyle yetkili bir alt yapı firmasına yaptırılacağının ve hat uzatımı ile servis hattı konularına ilişkin olarak ileriye dönük herhangi bir hak veya tazminat talep edilmeyeceğinin taahhüt edildiğini, faiz talebinin de yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>Mahkeme Kararı:</p>

<p>6. Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.11.2012 tarihli ve 2012/583 E., 2012/447 K. sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş ve Mahkemenin 18.09.2013 tarihli ve 2012/684 E., 2013/501 K. sayılı kararı ile; verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı, bu hâliyle iddianın kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Özel Daire Bozma Kararı:</p>

<p>7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.</p>

<p>8. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29.09.2016 tarihli ve 2015/15420 E., 2016/11375 K. sayılı kararı ile;<br />
“…01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK. 114/g maddesinde gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 120. maddesinde; “davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya 2 haftalık kesin süre verilir” hükmüne; yine 324. maddesinde ise, “tarafların her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar, birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır” hükmü yer almaktadır.</p>

<p>Mahkemece; "Davacı tarafa, 29.05.2013 tarihli celsede, "...Dosya üzerinde iddia ve savunma doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişilere 400,00X2=800,00 TL ücret taktirine, gider avansında 300,00 bilirkişi ücreti olmakla bilirkişi ücretinden fark 500,00 TL yatırmak üzere davacı vekiline 2 hafta kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde yatırılmadığı taktirde bilirkişi incelemesi yaptırmaktan vazgeçmiş sayılmasına, bu hususun anlatılmasına (anlatıldı.) ücret yatırıldığında dosyanın celse arasında ismi resen belirlenecek bilirkişi heyetine tevdiine, rapor celse arasında geldiğinde duruşma günü beklenmeksizin rapor suretinin taraf vekillerine tebliğine, masrafın gider avansından karşılanmasına, "yönünde ara kararı alınarak; celse 18.09.2013 tarihine talik edilmiş , davacı tarafça öngörülen gider avansı kati mehilden sonra , ancak bir sonraki celse talikinden 3 ay kadar evvel 21.06 .2013 tarihinde yatırılmıştır.</p>

<p>Dava dosyası tetkik edildiğinde; 21.06.2013 (doğrusu 18.09.2013) tarihli celsede, kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından ödeme yapılmadığından davanın kanıtlanmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>Hukuk Yargılamasına ilişkin kurallar, yargılamanın düzenli yapılması ve hakkın olabildiğince çabuk elde edilmesi amacını gerçekleştirmek için getirilmiştir. İşte hakkın elde edilmesi için birer araç olan bu kurallar amaca uygun somut bir görevin varlığı halinde uygulama alanı bulurlar. Aksi halde araçla ulaşılması istenilen amaç arasında gerçek ve esaslı bağın bulunmaması anlamsızlığı (şekilcilik) ortaya çıkarır. Mahkemelerin amacı, ne olursa olsun uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak değil, pozitif hukukun ölçüsünde, hakkı belirleyerek sonuca ulaşmaktadır.</p>

<p>Yine hakim, davanın süratli bir şekilde bitirilmesini temel amaç kabul edip, kesin süre kurumunu bu amacın hizmetine vermemelidir. Zira davanın makul sürede bitirilmesi adil yargılama hakkının bir unsuru ise de, bu temel insan hakkı, diğer usulü hakların feda edilmesiyle gerçekleştirilebilecek bir hak değildir. ( HGK 28.04.2010 gün 2010/2-221, 241 E,K)</p>

<p>Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.</p>

<p>Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. ( 28.03.2012 Tarih 2012/19-55 E . 2012/49 Sayılı HGK İlamı)</p>

<p>Mahkemece verilen kesin süreden sonra, ancak celse tarihinden yaklaşık 3 ay evvel bilirkişi ücreti ile keşif mahkeme yolluğu mahkeme veznesine depo edilmiştir.<br />
Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, kesin sürenin temel amacı yargılamada çabukluğu sağlamak, daha açık ifadeyle taraflarca yargılamanın lüzumsuz yere uzatılmasının önüne geçmek olup; bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak, celsenin talik edildiği, 18.09.2013 tarihine kadar dosyanın bilirkişiye tevdiye bilirkişi raporunun tanzim kılınarak taraf vekillerine tebliğinin mümkün olduğu davacı vekilinin 21.06.2013 tarihi itibariyle bilirkişi ücretini yatırmasının celsenin talik edildiği tarihde nazara alındığında yargılamayı uzatmadığı apaçık ortadadır .</p>

<p>Her ne kadar, mahkemenin verdiği kesin süre şekli anlamda usulüne uygun ise de, yukarıda da açıklandığı üzere yargılamayı uzatmadığı sürece, savunma hakkının kutsallığının içeriğine dokunmadan kullanılması gereken bir usul hukuku yöntemi olduğu da dikkate alındığında, verilen kesin süre usul hukukuna konuluş amacına uygun kullanılmadığından, yöntemine uygun değildir ve bu suretle verilen kesin süre hukuki sonuç doğurmaz.</p>

<p>Bu itibarla; mahkemece 21.06.2013 de bilirkişi ücretinin dosyaya yatırılması gözönüne alınarak, dosyanın bilirkişiye tevdiiyle uyuşmazlık konusuna ilişkin rapor tanziminden sonra elde edilecek sonuç dairesinde hüküm tesisi gerekirken kati mehil müesesenin konuluş amacına aykırı olarak kesin süreye yanlış anlam verilmek suretiyle, bilirkişi ücretinin yatırıldığı tarihden yaklaşık 3 ay sonrasına tekabül eden celsede bilirkişi ücreti süresinde yatırılmadığından mevcut haliyle kanıtlanamayan davanın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.</p>

<p>Direnme Kararı:<br />
9. Mahkemenin 31.03.2017 tarihli ve 2017/119 E., 2017/243 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçelerinin yanında, verilen kesin sürenin Yargıtay tarafından benimsendiği, kesin süre içinde gerekli avansın yatırılmaması nedeniyle davalı yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu, mahkemece bu karardan dönülmesine imkân olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p>Direnme Kararının Temyizi:<br />
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p><strong>II. UYUŞMAZLIK</strong></p>

<p>11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; bilirkişi raporunun alınması için gerekli masrafın mahkemece verilen kesin süreden sonra ancak talik edilen duruşmadan önce yatırılması durumunda davalı yararına usulü kazanılmış hak doğup doğmayacağı, buradan varılacak sonuca göre bilirkişi incelemesinden vazgeçilmiş sayılması suretiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>12. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle delil avansı ve gider avansı ile ilgili mevzuat hükümlerine değinmekte fayda vardır.</p>

<p>13. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinin (g) bendinde, gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış olup aynı Kanun'un 115. maddesinin 1. fıkrasında, mahkemenin bu koşulun mevcut olup olmadığını kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında ise, bu şartın noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür.</p>

<p>14. 7251 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle değişik HMK’nın “Harç ve gider avansının ödenmesi” başlıklı 120. maddesinde;</p>

<p>“(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.</p>

<p>(2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.</p>

<p>(3) Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır.” düzenlemesi bulunmaktadır.</p>

<p>15. Anılan maddenin gerekçesinde ise; “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilan edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır.</p>

<p>16. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Delil ikamesi için avans” başlıklı 324. maddesinde ise;<br />
“(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.</p>

<p>(2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.</p>

<p>(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir.</p>

<p>17. Anılan madde gerekçesinde de; “…“Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125. maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119. maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125. madde hükmüdür.” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla, delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği belirtilmiştir.</p>

<p>18. 03.04.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde:</p>

<p>“(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.</p>

<p>(2) Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.</p>

<p>(3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.</p>

<p>(4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” düzenlemesi yer almaktadır.</p>

<p>19. Yönetmeliğin 45. maddesinde, gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır.</p>

<p>20. Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir. Gider avansının yatırılmaması hâlinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3); delil avansının yatırılmaması hâlinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır (Yön. m. 45/3). Bu durumda Yönetmeliğin 45. maddesinin birinci fıkrası ile dördüncü ve beşinci fıkraları arasında uyum bulunmadığından, HMK’nın 324. maddesi gözetilerek Yönetmeliğin 45. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının öncelikle uygulanması gerekir (Pekcanıtez H./Atalay O./Özekes., M.: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 13. Bası, Ankara 2012, s. 354 ).</p>

<p>21. Yapılan açıklamalar ışığında, somut olayda mahkemece davacıdan kesin süre içinde yatırılması istenilen bilirkişi masrafının delil avansı niteliğinde olduğu hususu açıktır.</p>

<p>22. Gelinen aşamada, tarafların dayandığı delillerin toplanması amacıyla Mahkemece verilen kesin süreye ve kurulacak ara kararın mahiyetine değinmekte fayda vardır.</p>

<p>23. Türk yargı sistemine göre hukuk yargılamasında hâkim kendiliğinden bir davayı inceleyip uyuşmazlığı çözemez. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da hâkim, tarafların istekleri ile bağlı tutulmuştur [HMK, m. 24, 25, 26; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK, m. 72, 74, 75].</p>

<p>24. Kamu düzeninin gerektirdiği hâller dışında hâkimin re’sen yargılamayı sürdürmesi olanaklı olmadığından ve tarafların davayı hazırlama ve takip etmeleri gerektiğinden hâkimin davacının yapmadığı bir işlemi kendiliğinden ikmal etmesi olanaklı değildir (Taraflarca hazırlama ilkesi).</p>

<p>25. Az önce açıklanan genel kuraldan ayrık olarak, usul hukukunda hâkimin re'sen araştırma yapabileceği hâllere de yer verilmiştir. Bu gibi durumlarda olayın özelliğine göre hâkim, incelemelerin gerektirdiği masrafların taraflarca ödenmemesi hâlinde sonradan haksız çıkan taraftan alınmak üzere, Maliye Hazinesinden karşılanmak suretiyle gereğini yerine getirir (Re'sen araştırma ilkesi, HMK m. 325, HUMK m. 415;).</p>

<p>26. Bu bağlamda, taraflarca yapılması gereken işlemler, bunlar için yasada öngörülen süreler ile bunların yargılamaya etkisine ilişkin düzenlemeler ile yargısal uygulamanın irdelenmesi gerekmektedir.</p>

<p>27. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için konulmuş süreler ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Mahkemeler için konulmuş olan süreler hak düşürücü nitelikte değildir. Mahkemelerin süresinden sonra yapmış oldukları işlemler de (örneğin, mahkemenin vermiş oldukları kararlar da (HMK, m. 294/4) geçerlidir (Kuru, B./Aydın, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medenî Usul Hukuku, s. 614, İstanbul 2020). Eş söyleyişle hâkim, gecikmeli de olsa süreye bağlanmış olan işlemi yapabilir. Dolayısıyla, gecikmeli de olsa yapılan işlem, oluşturulan karar hukuken geçerlidir ve süresinde yapılmış gibi hukukî sonuç doğurur.</p>

<p>28. Şu hâlde, süreye ilişkin normların kabulüyle medeni usul hukukunda gerçekleştirilmek istenen amaçlar; adaletin bir an önce sağlanması, keyfiliğin önlenmesi, mahkemenin aynı işle uzun süre meşgul olmasının, başka ifadeyle diğer dava ve işlere yeterince zaman ayıramaz duruma düşürülmesinin önlenmesi; uluslarüstü ve ulusal nitelikteki emredici normlar uyarınca davanın makul sürede sonuçlandırılmasının sağlanması, yargılamanın belli bir düzen ve kestirilebilir bir sürede yürütülmesi, başka bir anlatımla yargılamanın adil şekilde yapılmasının sağlanması olarak özetlenebilir.</p>

<p>29. Sürelerin önemli bir kısmı ise taraflar için konulmuş sürelerdir. Taraflar, bu süreler içinde belli işlemleri yapabilirler veya yapmaları gerekir. Bu süre içinde yapılamayan işlemler, tekrar yapılamaz ve süreyi kaçıran taraf aleyhine sonuç doğurur (Kuru/Aydın, s. 612).</p>

<p>30. Taraflar için konulmuş süreler, kanunda belirtilen süreler ve hâkim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır:</p>

<p>i) Kanunda belirtilen süreler, kanun tarafından öngörülmüş sürelerdir (Cevap süresi, temyiz süresi gibi). Bu süreler kesindir ve bir işlemin kanunî süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re'sen gözetilir. Başka bir ifadeyle, kanunî süreler hak düşürücü niteliktedir (Kuru/Aydın, s. 613).</p>

<p>ii) Hâkimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hâkim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, HMK’nın 90/2. maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir (HMK m. 94/2; HUMK m. 163).</p>

<p>31. Yukarıda da belirtildiği üzere ilke olarak hâkimin verdiği süre kesin değildir. Kesinlik için şu iki durumdan birinin varlığı zorunludur:</p>

<p>i) İlk hâl, hâkimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hâkimin verdiği ikinci sürenin kesin olması, bu kesinliğin yasadan kaynaklanmasıdır (HMK 94/2; HUMK m. 163, c. 4). Bu hâlde, ikinci kez verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş ve ihtar edilmemiş olsa dahi sonuç değişmez.</p>

<p>ii) İkinci hâl ise, yasaya göre hâkimin, tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar verebilmesidir (HMK m. 94; HUMK m. 163/3 c. 3;). Ancak, böyle bir durumda kesin sürenin hukukî sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının da ilgili tarafa ihtar edilmiş olması gerekir.</p>

<p>32. Kesin süreye ilişkin ara kararın verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hâkimin de bağlı olduğu ve dolayısıyla hâkimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur.</p>

<p>33. Kısaca belirtmek gerekirse; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir.</p>

<p>34. Öte yandan, HMK’nın 94. maddesi ile HUMK’nın 163. maddesi uyarınca mahkemece kesin süreye ilişkin ara kararda; yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, özellikle tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukukî sonucun açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut delillere göre karar verilip, gerektiğinde ret kararı verilebileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır.</p>

<p>35. Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hâkim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hâkimin bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hâllerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması hâlinde, gereğinin hâkim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir.</p>

<p>36. Bazı hâllerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Buradan hareketle, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir.</p>

<p>37. Önemle vurgulanmalıdır ki, mahkemelerin gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hak düşürücü ara kararlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması ve sonuçlarının, sıfatı ne olursa olsun ilgilisine bildirilmesi zorunludur. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2010 tarihli ve 2010/17-510 E., 2010/485 K.; 08.06.2011 tarihli ve 2011/7-353 E., 2011/387 K.; 28.03.2012 tarihli ve 2012/19-55 E., 2012/249 K.; 30.01.2013 tarihli ve 2012/19-671 E., 2013/151 K.; 18.02.2021 tarihli ve 2017/4-1462 E., 2021/104 K. sayılı kararlarında da bu hususlara değinilmiştir.</p>

<p>38. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava, davalıya yapılan yersiz ödemenin tahsili istemine ilişkin olup Mahkemece verilen ara kararla bilirkişi masrafının yatırılması için verilen kesin süreye davacı tarafından uyulmaması, tayin edilen kesin süreden sonra fakat talik edilen duruşma tarihinden önce belirtilen ücret yatırılmışsa da, talik edilen duruşmada başkaca inceleme yapılmaksızın iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>39. Her ne kadar Mahkeme ile Özel Daire arasındaki çekişme eksik delil avansının belirtilen kesin süreden sonra ancak talik edilen duruşmadan önce yatırılması hâlinde ihtar edilen sonuçların diğer taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı noktasında düğümlenmekte ve uyuşmalık da bu çerçevede belirlenmiş ise de konumuzun çözümlenmesi için öncelikle Mahkemece verilen kesin sürenin usulüne uygun olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.</p>

<p>40. Mahkemenin 29.05.2013 tarihli duruşmasında verilen ara karar incelendiğinde; bilirkişi incelemesinin belirli bir şekilde hangi konuda yapılacağı anlaşılamadığı gibi tayin edilecek bilirkişilerin ve heyetin kaç kişiden teşekkül edeceği, hangi uzmanlık alanına sahip kişilerden oluşacağı ve her bir bilirkişiye ödenecek ücretin ne kadar olduğu ayrı ayrı belirtilmemiştir. Zira çözümü; uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorun açıkça belirtilmeden ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi görevlendirilemez. Ayrıca ara kararda verilen süreye uyulmaması durumunda davacı tarafın bu istekten vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesine karşın, mahkemece diğer deliller incelenmeden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Dolayısıyla mahkemenin bilirkişi ücretinin süresi içerisinde yatırılmaması durumunda uygulanacak olan yaptırıma ilişkin ihtarı dahi isabetsiz olmuştur.</p>

<p>41. Eş söyleyişle, davacıya verilen kesin süre HMK’nın 94. maddesi ile yargısal uygulamada öngörülen şartları taşımadığından hukukî bir sonuç doğurmaz.</p>

<p>42. O hâlde, Mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde HMK’nın 94. maddesinde belirtildiği gibi usulüne uygun olarak bilirkişi incelemesi amacıyla ara karar kurulup, müteakip işlemler de tamamlanmak suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun olmayan kesin süreye sonuç bağlamak suretiyle davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetsizdir.</p>

<p>43. Hâl böyle olunca direnme kararı açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmalıdır.</p>

<p><strong>IV. SONUÇ:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, direnme kararının yukarıdaki değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,</p>

<p>İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,</p>

<p>Aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 22.06.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20173179-e-2021806-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-2.jpg" type="image/jpeg" length="72784"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DOLANDIRICILIK OPERASYONLARINDA ELKONULAN PARALAR, DOLANDIRICILIK MAĞDURLARINA İADE EDİLİR Mİ?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-operasyonlarinda-elkonulan-paralar-dolandiricilik-magdurlarina-iade-edilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-operasyonlarinda-elkonulan-paralar-dolandiricilik-magdurlarina-iade-edilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doç. Dr. Enver KAŞLI yazdı...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İADE SÜRECİNDE ORTAYA ÇIKABİLECEK SORUNLAR</strong></p>

<p>Bir önceki yazımda son günlerde dolandırıcılık suçuyla ilgili oldukça önemli operasyonlar yapıldığını belirtmiştim. Tekrar etmek gerekirse farklı illerde farklı şüphelilere yönelik yapılan operasyonlar net olarak iki gerçeği göstermektedir:</p>

<p><strong>1-Dolandırıcılık suçu, toplum içinde bazı kişilerin mesleği haline gelmiştir. </strong></p>

<p><strong>2-Dolandırıcılık suçu, örgütlü olarak işlenmektedir.</strong></p>

<p>Bu operasyonlarda şüphelilerin yakalanması ve suç örgütlerinin ortaya çıkarılması kadar önemli bir konu da mağdurların, mağduriyetinin hızlı bir şekilde giderilmesidir. Nitekim kamuya yapılan açıklamalarda dolandırıcılık örgütlerinin yüklü miktarda işlem yaptığı bilgisine yer verilmektedir. Suç örgütlerine yönelik bu operasyonlar neticesinde örgütlerin hesaplarına ve suçtan elde edilen paralarına da elkoyma işlemi yapılmaktadır.</p>

<p>Elkoyma işlemi yapılan paralar, mağdurlara iade edilir mi? Edilirse ne zaman iade edilir? Dolandırıcılık mağdurları, bu soruların cevabını merak etmektedir.</p>

<p>Öncelikli olarak belirtmek gerekir ki, ceza hukukunun odak noktasında failin cezalandırılması bulunmaktadır. Mağdurun zararının giderilmesi ve mağdurun korunması fikri, son dönemlerde önem kazanmıştır. Bu noktada Türk hukukunda ceza muhakemesi içinde mağdurun zararının giderilmesi için belirli düzenlemeler mevcut olduğunu belirtmek gerekir. Mağdura ait olduğu anlaşılan malvarlığı değerlerinin mağdura iadesi, dolandırıcılık mağdurları için oldukça önemlidir. Bundan dolayıdır ki elkoyma işleminin, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilmesi zorunludur (CMK m. 127/5).</p>

<p>Suçtan elde edilen kazanç, mağdura ait bir mal veya para ise öncelikle mağdura iade edilir. Devlet bu kazanca müsadere yoluyla el koyamaz (TCK m. 55). Ayrıca bu iade işlemini düzenleyen maddenin lafzı, takdir yetkisi yerine bağlı yetki şeklinde düzenleme yaptığı görülmektedir. Elkonulan malvarlığı değerinin mağdura ait olması ve soruşturma için artık ihtiyaç kalmaması durumunda sahibine iade edilmesi gerekir.</p>

<p>Bir failin ve bir mağdurun olduğu olaylarda suçun konusu olan haksız kazancın mağdura iadesi kolaydır. Ancak olayda fail sayısı ve mağdur sayısı arttığında ve dolandırıcılık olaylarında olduğu gibi, suç işlemenin bir meslek haline geldiği durumlarda ortaya bazı sorunlar çıkmaktadır.</p>

<p><strong>1- Elkonulan Malvarlığı Tüm Mağdurlar için Yeterli Değilse</strong>: Şüphelilere ait elkonulan malvarlığı değerleri, tüm mağdurların zararlarını karşılamaya yeterli değilse, mağdurlara iadenin nasıl yapılacağı kanunda belirlenmiş değildir. Mağdurlara iade için zaman yönünden bir öncelik mi verilecek yoksa tüm mağdurların zararlarına göre orantılı mı iade yapılacaktır, kanunda belirlenmiş değildir. Ayrıca enflasyon nedeniyle yaşanan kayıplar da bu hesaplamalarda dikkate alınacak mıdır, açık değildir.</p>

<p><strong>2-Elkonulan Malvarlığı Mağdurlardan Alınan Parayla Elde Edilmişse</strong>: Başka bir sorun da şüpheliler, mağdurların paralarıyla başka eşyalar almışsa bunların da mağdurlara verilip verilmeyeceği ayrı bir değerlendirme gerekir. Önceki kararlarda örneğin "...<i>müsadereye konu araç mağdurdan çalınan para ile alındığından <strong>suça konu aracın</strong> mağdura iadesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde müsaderesine karar verilmesi,” bozmayı gerektirmiş</i>..." <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-17-ceza-dairesinin-201514419-e-20167021-k-sayili-karari" rel="dofollow">(<strong>17. Ceza Dairesi 2015/14419 E. 2016/7021 K.</strong>)</a> denilmekteyse de çok sayıda hukuki işlemle elde edilmiş malvarlıklarının çok sayıda mağdura iadesi de bahsedilen karardaki kadar kolay değildir ve bu uyuşmazlığın çözümü kanunda düzenlenmemektedir.</p>

<p>Sonuç olarak suçun meslek haline gelmesi ve suç örgütlerinin zenginleşmesi mağdur hakları bakımından da yeni sorunlara neden olmaktadır. Bu sorunları çözümü ise yeni kanuni düzenlemeyle mümkündür.</p>

<p><strong>DOLANDIRICILIK OPERASYONLARINDAN SONRA ÖNCEDEN KAPATILMIŞ DOSYALAR YENİDEN AÇILABİLİR Mİ?</strong></p>

<p>Dolandırıcılık suçlarıyla ilgili tartışmalar bir süredir kamuoyunun gündemindedir. Özellikle dolandırıcılık suçunda banka hesabını başkasına kullandıranların (IBAN Mağdurları veya TCK 158 Mağdurları diye de bilinmektedir) sosyal medya üzerinden taleplerini ve mağduriyetlerini yüksek sesle dile getirdikleri görülmektedir.</p>

<p>Bu konudan ayrı olarak son günlerde dolandırıcılık suçuyla ilgili yukarıda yer verilen oldukça önemli operasyonlar yapılmaktadır. Farklı illerde farklı şüphelilere yönelik yapılan operasyonlar net olarak iki gerçeği göstermektedir:</p>

<p><strong>1-Dolandırıcılık suçu, toplum içinde bazı kişilerin mesleği haline gelmiştir. </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2-Dolandırıcılık suçu, örgütlü olarak işlenmektedir.</strong></p>

<p>Profesyonel bir şekilde suç işleyen dolandırıcılar resmi makamların soruşturma esnasında toplayabilecekleri kayıtlı işlemleri de başkaları üzerinden gerçekleştirmektedir. Örneğin telefon hattını başkası adına çıkartmakta veya başkasının hattını kullanmakta, mağdurdan elde ettiği haksız kazancı başkasının banka hesabına havale ederek kendi kimliklerini gizlemektedir.</p>

<p>Dolandırıcılar, sosyal mühendislik yaparken hukuk sistemindeki boşlukları da iyi değerlendirmektedir. Dolandırıcılık mağdurları, resmi makamlara başvurduklarında kısa sürede paralarını geri alacaklarını ve dolandırıcıların en ağır şekilde cezalandırılacağını düşünse de çoğu dosya, daha soruşturma aşamasında takipsizlik alabilmektedir. Yargılamaya geçen bir kısım dosyalar ise mahkumiyet dışındaki kararlarla sonuçlanmaktadır.</p>

<p>2025 yılı suç istatistiklerine göre ceza mahkemelerinde dolandırıcılık sayıları % 18 artmıştır (s. 12). Soruşturma evresinde dolandırıcılık suçlarında toplam 1.144.287 dosya, 1.757.956 şüpheli ve 3.518.796 suç hakkında işlem yapılmıştır (s. 81). Bu suçlarla ilgili olarak 253.006 dosya, 469.296 şüpheli, 646.504 suç hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı; 180.277 dosya, 266.433 şüpheli ve 619.119 suç hakkında kamu davası açılması kararı verilmiştir (s. 85). Yargılama aşamasında ise 94.775 dosya, 60.375 sanık, 137.432 suç hakkında mahkumiyet; 33.803 dosya, 37.488 sanık, 56.540 suç hakkında beraat; 21.583 dosya, 18.696 sanık, 26.891 suç hakkında HAGB kararı verilmiştir (s. 113).</p>

<p>Bu sayılar da göstermektedir ki dolandırıcılık suçlarındaki artışın bir nedeni bu suçu işleyenlerin yeterli düzeyde cezalandırılamamasıdır. Özellikle dolandırıcılık suçu tanımındaki hile unsuru; özel hukuk uyuşmazlığı, özel hukuk hilesi veya basit (soyut) yalan gibi hukuki terimlerle mukayese edilerek açıklanmaya çalışıldığında çoğu kişinin mağduriyeti ceza hukuku alanından çıkarılıp özel hukuka dahil edilmektedir.</p>

<p>Oysaki bahsettiğimiz üzere, bir olay tek başına değerlendirildiğinde "basit" olabilir, "hukuki uyuşmazlık" olarak görülebilirse de bu olaya biraz daha yukarıdan bakıldığında olayların iç yüzünde "suçu meslek haline getirenlerin" ve "suç örgütlerinin" olduğu görülmektedir. Son dönemde yapılan operasyonlar da bu durumu çok iyi ortaya koymaktadır. Şimdi suç örgütlerinin kullandığı tüm hesaplar incelenmeli, mağdurlar tek tek tespit edilmelidir. Özellikle de daha önceden suç ihbarında bulunmuş ancak dosyası kapatılmış mağdurların da dosyaların yeniden açılmalıdır (CMK m. 172).</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/doc-dr-enver-kasli" title="Doç. Dr. Enver KAŞLI"><img alt="Doç. Dr. Enver KAŞLI" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/05/enver-kasli.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/doc-dr-enver-kasli" title="Doç. Dr. Enver KAŞLI">Doç. Dr. Enver KAŞLI</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-operasyonlarinda-elkonulan-paralar-dolandiricilik-magdurlarina-iade-edilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/07/terazi-tok-consultation-and-conference-of-male-lawy.webp" type="image/jpeg" length="57461"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 17.  Ceza Dairesi'nin 2015/14419 E., 2016/7021 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-17-ceza-dairesinin-201514419-e-20167021-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-17-ceza-dairesinin-201514419-e-20167021-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 17.  Ceza Dairesi'nin 09.05.2016 tarihli, 2015/14419 E., 2016/7021 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>17. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2015/14419 E., 2016/7021 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal<br />
HÜKÜM : Mahkumiyet</p>

<p>Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p>I-Sanıklar hakkında hırsızlık suçu bakımından verilen hükmün temyiz incelenmesinde;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.</p>

<p>Ancak;</p>

<p>1-Sanık ...'ın, suçtan elde ettiği para ile satın almış olduğu ... plakalı eski kasa ... Marka aracın TCK'nın 55/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmişse de; TCK'nın 55/1-son cümlesi uyarınca müsadere kararı verilebilmesi için suça konu kazanç veya eşyanın mağdura iade edilememesi gerekir. Dosyadaki mevcut delil durumuna göre, müsadereye konu araç mağdurdan çalınan para ile alındığından suça konu aracın mağdura iadesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde müsaderesine karar verilmesi,</p>

<p>2-T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,</p>

<p>Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... ile katılan ... vekilinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk nedeniyle; "TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin olan tüm kısımların" ve “Sanıklardan ...'ın çalıntı para ile satın almış olduğu ... plakalı eski kasa ... marka otonun TCK nun 55/1. maddesi uyarınca müsaderesine” ilişkin kısmın hükümlerden çıkartılması ile yerine "TCK'nın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle uygulanmasına" ve “Sanık ...'ın çalıntı para ile satın almış olduğu ... plakalı eski kasa ... marka otonun TCK'nın 55/1-son cümlesi uyarınca mağdura iadesine” cümlelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,</p>

<p>II-Sanıklar hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçu bakımından verilen hükmün temyiz incelenmesinde;</p>

<p>Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.</p>

<p>Ancak;</p>

<p>1-Sanıkların işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçunu birden fazla kişi ile birlikte işlemesi karşısında; haklarında TCK'nın 119/1-c. maddesi uyarınca ceza artırımı yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,</p>

<p>2- Kabule göre de;</p>

<p>T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,</p>

<p>Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... ile katılan ... vekilinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 09.05.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-17-ceza-dairesinin-201514419-e-20167021-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1aa1.jpg" type="image/jpeg" length="94830"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gizli Soruşturmacı ve Maddi Test: Anayasa Mahkemesi Kararı Üzerine Bir İnceleme]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gizli-sorusturmaci-ve-maddi-test-anayasa-mahkemesi-karari-uzerine-bir-inceleme-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gizli-sorusturmaci-ve-maddi-test-anayasa-mahkemesi-karari-uzerine-bir-inceleme-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gizli Soruşturmacı ve Maddi Test: <a href="http://www.hukukihaber.net/aymnin-202150710-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi’nin 2021/50710 Başvuru Numaralı Kararı </a>Üzerine Bir İnceleme</strong></p>

<p>Ceza muhakemesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacı, sınırsız bir araştırma yetkisi anlamına gelmemektedir. Delillerin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmesi, hukuk devletinin vazgeçilmez bir unsuru olarak kabul edilmekte ve bu ilke Anayasa'nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında açıkça hükme bağlanmaktadır. Bu çerçevede özellikle örgütlü ve gizli işlenen suçlarla mücadelede başvurulan “gizli soruşturmacı görevlendirilmesi” usulü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 139. maddesinde düzenlenmiş ancak bu usulün sınırları ve kişiyi suça azmettirme yasağı ile ilişkisi uygulamada sürekli tartışma konusu olmuştur.</p>

<p>CMK'nın 139. maddesinde, soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu görevlilerinin gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebileceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre söz konusu görevlendirmeye ancak hâkim tarafından karar verilebilmekte; ayrıca gizli soruşturmacının görevini yerine getirirken suç işleyemeyeceği ve görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamayacağı hükme bağlanmaktadır. Bu sınırlamaların temelinde, devletin suçla mücadele yetkisini kullanırken bireylerin suç işlemeye yönlendirilmesinin veya bu yönde bir ortam hazırlanmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı düşüncesi yatmaktadır. <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202150710-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 6 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ve 16/12/2025 tarihinde karara bağlanan 2021/50710 başvuru numaralı kararı,</a> bu tartışmaya önemli bir katkı sunmakta ve kolluk görevlilerinin fuhşa aracılık suçuna ilişkin soruşturma faaliyetlerinin hangi koşullarda hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğini somut bir olay üzerinden ortaya koymaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karara konu başvuru, kolluğun provokasyonu sonucunda elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p><strong><u>Somut Olayın Özeti</u></strong></p>

<p>Başvuru dosyasından anlaşıldığı üzere, Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği’nde görevli polis memurlarınca fuhuş olaylarına ilişkin yürütülen çalışmalar kapsamında, fuhşa aracılık yaptığı yönünde duyum alınan K. isimli şahıs, müşteri gibi aranmıştır. Yapılan görüşme sonucunda iki kadın için belirli bir ücret karşılığında anlaşma sağlanmış, ancak K.'nın şehir dışında bulunduğu belirtilerek, Ankara'da bulunan başvurucunun kendileriyle iletişime geçeceği ve kadınları göndereceği ifade edilmiştir. Nitekim bir süre sonra başvurucu kolluk tarafından aranmış ve önceden belirlenen iki kadın otel önüne yönlendirilmiştir.</p>

<p>Olayın seyri, kararın değerlendirmesi bakımından kritik bir aşamaya bu noktadan sonra ulaşmaktadır: Kolluk görevlileri, başvurucudan yalnızca önceden anlaşılan iki kadını temin etmesiyle yetinmemiş, başvurucuya tekrar telefon ederek başka kadınlar bulup bulamayacağını sormuş, bunun üzerine başvurucu dört kadın daha temin edeceğini bildirmiştir. Sonuç olarak toplam altı kadın otele yönlendirilmiş ve herhangi bir ücret ödemesi gerçekleşmeden kolluk görevlileri kimliklerini açıklayarak soruşturma işlemlerine başlamıştır. Cumhuriyet savcısının talimatıyla yürütülen soruşturma sonucunda başvurucu hakkında fuhşa aracılık suçunu işlediği iddiasıyla iddianame düzenlenmiş ve dava Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanmıştır. Yapılan yargılama sonucunda başvurucunun mağdur sayısınca (altı kez) iki yıl hapis ve 600 TL adli para cezası ile cezalandırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun beş yıllık denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle dosya yeniden ele alınmış ve daha önce açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanmıştır. İstinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nce esastan reddedilmiş ve mahkûmiyet hükmü kesinleşmiştir.</p>

<p><strong><u>Anayasa Mahkemesi’nin Değerlendirmesi: Maddi Test ve Usul Güvenceleri Testi</u></strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma güvencesi yönünden incelemiştir. Kararda, kişilere yönelik suç isnadında bulunulabilmesi ve buna bağlı soruşturma ile kovuşturmaların yürütülebilmesi için öncelikle işlenmiş olduğu iddia edilen bir suça ilişkin şüphenin varlığının gerekli olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda, devletin kamu görevlileri aracılığıyla suç işleyebileceği tahmin edilen kişilerin suç işlemesine imkân verecek bir ortam hazırlaması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bununla birlikte örgütlü suçlardaki artış ve suçların karmaşık işlenme biçimleri, özel soruşturma tekniklerinin geliştirilmesi ihtiyacını doğurmuş olup, bu tekniklerin kullanılması tek başına adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmamaktadır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, kışkırtma veya tuzak kurma iddialarının değerlendirilmesinde iki aşamalı bir denetim yöntemi benimsemiştir. İlk aşama olan “<strong><u>maddi test</u></strong>” kapsamında gizli soruşturma tekniklerini kullanan görevlilerin soruşturmadaki eylemlerinin esasen pasif olup olmadığı incelenmektedir. Bu değerlendirmede, ilgili görevlinin başvurucunun faaliyetlerini pasif şekilde soruşturmakla sınırlı kalıp kalmadığı, yoksa suçun işlenmesine imkân sağlayacak şekilde bir etki uygulayıp uygulamadığı belirlenmelidir. Başka bir anlatımla, maddi test kavramı ile kastedilen bir kışkırtmanın ya da tuzak kurmanın olup olmadığının tespitidir.</p>

<p>Karara göre; kışkırtma ya da tuzak kurmanın bizzat kolluk kuvvetleri tarafından yapılıp yapılmamasının hiçbir önemi bulunmamaktadır. Bu eylemleri yapan kişi kolluğun talimatı ile aktif rol üstlendiyse bu durumda da maddi test olumsuz olarak değerlendirilecektir. Hatta, karara göre, bir kişinin gizli görevde çalışan kolluk görevlileriyle doğrudan temas halinde olmaması fakat polis tarafından doğrudan suç işlemeye teşvik edilen bir suç ortağı tarafından suça dahil edilmesi halinde de tuzağa düşürülmüş olabileceği kabul edilebilir.</p>

<p>Tuzağa düşürmenin olup olmadığının tespiti ise soruşturma makamlarına düşmektedir.</p>

<p>Somut olayda Anayasa Mahkemesi, kolluk görevlilerinin başvurucuyla buluştuktan sonra kadın bulmasına yönelik konuşmalar yapıp para vermek suretiyle rolünü pasif soruşturmayla sınırlı tutmadığı, aksine başvurucunun iki kadın bulmasının ardından dört kadın daha istemesiyle aktif bir tutum sergilediği sonucuna ulaşmıştır. Bu aktif müdahalenin, mağdur sayısının artmasına ve dolayısıyla verilen ceza miktarının da artmasına yol açtığı tespit edilmiştir.</p>

<p>Maddi testin olumsuz sonuçlanması üzerine “<strong><u>usul güvenceleri testi</u></strong>” uygulanmıştır. Bu test kapsamında, kışkırtma veya tuzak kurma iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda mahkemelerce gerekli adımların atılıp atılmadığı incelenmektedir. Anayasa Mahkemesi, somut olayda kolluk görevlilerinin soruşturma işlemini herhangi bir yargısal talimat olmaksızın kendiliğinden yürüttüğünü, bu görevlilerin gizli soruşturmacı veya gizli soruşturma yapan kolluk görevlisi statüsünde olup olmadığına yönelik herhangi bir belirleme yapılmadığını vurgulamıştır. CMK'nın 139. maddesi uyarınca kamu görevlilerinin gizli soruşturmacı olarak görevlendirilmesine ancak hâkim kararıyla karar verilebileceği hâlde, somut olayda böyle bir hâkim kararının bulunmadığı ortaya konulmuştur. Ayrıca istinaf aşamasında da müdahalenin adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun olup olmadığının, kolluk görevlilerinin ajan provokatör (kışkırtıcı ajan) gibi davranıp davranmadığının tartışılmadığı belirtilmiştir. Bu çerçevede, hukuk devleti ilkesine aykırı olarak başlatılan bir soruşturma neticesinde elde edilen delillerin mahkûmiyete esas alınmasının Anayasa'nın 36. maddesinin gerektirdiği hakkaniyete uygun yargılamayla bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p><strong><u>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadıyla Bağlantı</u></strong></p>

<p>Kararın gerekçesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) tuzağa düşürme (entrapment) şikâyetlerine ilişkin içtihadına geniş yer verilmiştir. AİHM'in yerleşik içtihadında, ulusal makamların başvuranın faaliyetlerini esasen pasif şekilde soruşturduğu ve başvuranı suç işlemeye teşvik etmediği <i><u>yeterli bir kesinlikle</u></i> tespit edildiği takdirde, gizli soruşturmacı tedbiriyle elde edilen delillerin ceza yargılamasında kullanılmasının Sözleşme'nin 6. maddesi bakımından sorun teşkil etmeyeceği kabul edilmektedir. Buna karşılık, kolluk görevlilerinin müdahalesi olmadan söz konusu suçun işlenemeyeceğini gösterir <u>somut bir olgu bulunmadığı hâlde</u> bu görevlilerin aktif bir rol üstlenmesi durumunda, yargılamanın hakkaniyete uygun yürütülmediği ve Sözleşme'nin 6. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin başvuruya konu olayda benimsediği yaklaşımın AİHM standardıyla büyük ölçüde uyumlu olduğu görülmektedir.</p>

<p><strong><u>Karşı Oy Değerlendirmesi</u></strong></p>

<p>Kararda, bazı AYM üyeleri tarafından çoğunluk görüşüne katılınmadığı belirtilmiştir. Karşı oy yazısında, Ahlak Büro Amirliği’nde görevli polislerin gizli soruşturmacı veya kışkırtıcı ajan olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, kolluğun 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu çerçevesinde kendisine verilen görevleri ifa ettiği ileri sürülmüştür. Karşı oyu kullanan üyelere göre, somut olayda suç şüphesinin varlığı üzerine polis tarafından harekete geçilmiş olup başvurucunun iradesinin hata, hile veya tehditle sakatlandığına dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca Fransız kolluk görevlilerinin fuhşa aracılık şüphesiyle bir veri iletişim sistemine müşteri gibi girmesinin kışkırtma teşkil etmediğine hükmeden AİHM'in <i>Eurofinacom/Fransa</i> kararına atıfla, somut olayda da benzer bir değerlendirmenin yapılması gerektiği savunulmuştur.</p>

<p><strong><u>Kanaatimizce</u></strong> karşı oy yazısında göz ardı edilen temel ilke, ceza muhakemesi hukukunun evrensel kabul gören esaslarından biri olan “<strong><i>zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir</i></strong>” (fruit of the poisonous tree) doktrinidir. Bununla birlikte, somut uyuşmazlık bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir diğer temel mesele, “<strong><i>hukuka aykırı delillerin uzak (dolaylı) ve yakın (doğrudan) etkisi</i></strong>” ayrımıdır. Nitekim Türk ceza muhakemesi hukukunda gerek öğretide gerekse yargısal uygulamada, hukuka aykırı delillerin uzak etkisinin kabul edilmediği yönünde baskın bir görüş bulunmaktadır. Bu doğrultuda, hukuka aykırı şekilde elde edilen ve hükme esas alınması mümkün olmayan bir delilden hareketle ulaşılan diğer deliller, kendi başlarına hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş olsalar dahi, ilk hukuka aykırılıkla aralarındaki nedensellik bağı devam ettiği sürece hükme esas alınmaları mümkün değildir (Ali Rıza Çınar, Hukuka Aykırı Kanıtlar, TBB Dergisi, C. 17, S. 55, 2004, s. 41; Vahit Bıçak, Ceza Muhakemesi Hukuku, 4. Baskı, Seçkin Yayıncılık, 2018, s. 610). Bu nedenle, karşı oy yazısında benimsenen yaklaşımın hem öğretide hâkim olan görüş hem de yerleşik uygulama ile bağdaşmadığı ve bu yönüyle hukuken isabetli olmadığı kanaatindeyiz.</p>

<p>Sonuç olarak incelenen karar, gizli soruşturma tekniklerinin ceza muhakemesindeki yerini iki temel eksende netleştirmektedir. Bunlardan ilki usule ilişkindir: CMK'nın 139. maddesi kapsamında kalan bir görevlendirmenin ancak hâkim kararıyla yapılabileceği, bu koşulun sağlanmadığı durumlarda kolluk görevlilerinin kendiliğinden yürüttüğü faaliyetlerin hukuki denetimden yoksun kalacağı belirtilmiştir.</p>

<p>İkincisi ise maddi niteliktedir: kolluğun soruşturma faaliyeti sırasında pasif konumdan aktif konuma geçerek suçun kapsamını genişletici bir etki yaratması, elde edilen delillerin hükme esas alınmasını hukuka aykırı hâle getirmektedir. Bu çerçevede kararın hem akademik çevreler hem de uygulayıcılar bakımından, kolluğun suçla mücadele yetkisi ile bireylerin hakkaniyete uygun yargılanma hakkı arasındaki dengenin nasıl kurulması gerektiğine dair önemli bir referans kaynağı teşkil ettiği söylenebilir. Kararın azınlıkta kalan üyelerce eleştirilmiş olması ise, konunun uygulamada hâlâ tartışmalı yönlerinin bulunduğunu ve benzer olaylarda somut olayın kendine özgü koşullarının titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-coskun-genc" title="Av. Coşkun GENÇ"><img alt="Av. Coşkun GENÇ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/06/coskun-genc.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-coskun-genc" title="Av. Coşkun GENÇ">Av. Coşkun GENÇ</a></strong></h4>

<h3 itemprop="headline"><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202150710-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">&gt;&gt; AYM'nin 2021/50710 başvuru numaralı kararı</a></strong></h3>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gizli-sorusturmaci-ve-maddi-test-anayasa-mahkemesi-karari-uzerine-bir-inceleme-1</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/03/yargi/anayasan.jpg" type="image/jpeg" length="79046"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/28878 E., 2019/3909 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201628878-e-20193909-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201628878-e-20193909-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 25/03/2019 tarihli, 2016/28878 E., 2019/3909 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>13. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/28878 E., 2019/3909 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi</p>

<p>Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.</p>

<p><strong>KARAR</strong></p>

<p>Davacı, davalı şirket ile arasında internetten canlı ders izlemek amacıyla 24.11.2015 tarihinde kapıdan satış sözleşmesi imzalandığını, telefonla arayarak sözleşmeyi iptal ettiğini, ancak davalı yanca sözleşme bedelinin talep edildiğini ileri sürerek sözleşmenin iptaline karar verilmesini istemiştir.<br />
Davalı, davanın reddini dilemiştir.</p>

<p>Mahkemece, cayma hakkının süresinde kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da “Kapıdan Satışlar” başlığı ile düzenlenen hükümler (m. 8-9), 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanunda da, “İş yeri dışında kurulan sözleşmeler” başlığı ile değiştirilmiş, yapılan değişiklik 47. maddede hüküm altına alınmıştır. İş yeri dışında kurulan sözleşmelerde tüketici, 4077 sayılı TKHK’da yedi gün olarak öngörülen geri alma hakkını, 6502 sayılı Kanunda yapılan düzenlemeyle on dört gün içinde kullanabilecektir.</p>

<p>1-Somut olayda, uyuşmazlığın çözümü sözleşme tarihi itibariyle 6502 sayılı yasa uygulamasına tabi olup, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelik uyarınca sözleşmede tüketicinin el yazısı, ad, soyad, imza ve tarihin el yazısı ile yazılması gerektiği, satıcının, sözleşmenin bir nüshasının elden aldım ve on dört gün içerisinde satıştan vazgeçme hakkımın olduğu konusunda bilgilendirildim ibaresinin tüketicinin kendi el yazısı ile yazılması gerektiği, cayma hakkını kullandığına dair bildirimin cayma süresi dolmadan, yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısıyla satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmesine ilişkin bildirime sözleşmede yer verilmesi gerekli olduğu düzenlemesine yer verilmiş olup, yine 6502 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanunun 47. maddesinde; Tüketicinin, iş yeri dışında kurulan sözleşme yada buna karşılık gelen herhangi bir öneri ile bağlanmadan önce ayrıntıları yönetmelikte belirlenen hususlarda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmesi zorunludur. Tüketicinin bilgilendirildiğine ilişkin ispat yükü satıcı veya sağlayıcıya aittir. Satıcı veya sağlayıcının bu maddede belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket etmesi veya tüketiciyi cayma hakkı konusunda gerektiği şekilde bilgilendirmemesi durumunda tüketici cayma hakkını kullanmak için on dört günlük süreyle bağlı değildir. Her halükarda bu süre cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer. Sözleşmenin zorunlu içeriği, kapsam dışı sözleşmeler, doğrudan satışlar, tüketici ile satıcı ve sağlayıcının hak ve yükümlülükleri, cayma hakkı, bilgilendirme yükümlülüğü,teslimat, satış yapacaklarda aranacak nitelikler ile diğer uygulama usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.</p>

<p>İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliğinin " ön Bilgilendirme" başlıklı 5. maddesinde; Cayma hakkının olduğu durumlarda, cayma hakkının kullanılma şartları, hususlarında satıcı veya sağlayıcı tarafından en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir bir şekilde yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile bilgilendirilmek zorundadır. Ön bilgilendirme yapıldığına ilişkin ispat yükü satıcı veya sağlayıcıya aittir. Cayma hakkının kullanımı" başlıklı 10. Maddesinin (3) fıkrasında "Satıcı veya sağlayıcı bu Yönetmeliğin ekinde yer alan formu sözleşmenin kurulduğu anda tüketiciye vermek zorundadır." düzenlemesi yer almaktadır. Satıcı veya sağlayıcı bu belgeyi tüketiciye verdiğini ispat etmekle yükümlüdür. Aynı yönetmeliğin " Eksik bilgilendirme" başlıklı 9. Maddesinde; Satıcı veya sağlayıcı, cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlüdür. Satıcı veya sağlayıcının bu Yönetmelikte belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket etmesi veya tüketiciyi cayma hakkı konusunda gerektiği şekilde bilgilendirmemesi durumunda tüketici cayma hakkını kullanmak için on dört günlük süreyle bağlı değildir. Bu süre her halükarda cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer.</p>

<p>Davaya konusu sözleşmenin ve eklerinin incelenmesinde davalının, tüketici davacıya cayma hakkı konusunda ön bilgilendirme yaptığına ve teslimine ilişkin bir belge sunmadığı, cayma belgesinin sözleşme metine ilave edilmek suretiyle düzenlendiği Hal böyleyken davalının İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliğine uygun olarak davacı tüketiciyi bilgilendirmediği dikkate alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2-Bozma nedenine göre, davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201628878-e-20193909-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1.jpg" type="image/jpeg" length="77664"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/25017 E., 2018/556 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201525017-e-2018556-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201525017-e-2018556-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2018 tarihli, 2015/25017 E., 2018/556 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>13. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2015/25017 E., 2018/556 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi</p>

<p>Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.</p>

<p><strong>K A R A R</strong></p>

<p>Davacı, davalı şirkete ait internet sitesi üzerinden iki adet tatil paketi satın aldığını, 4.460,00 TL bedel ödediğini, Yasadan kaynaklanan cayma hakkını kullanmak istemişse de davalı şirketin olumsuz yanıt verdiğini ancak henüz hizmetten yararlanmadığı için cayma süresinin başlamadığını ileri sürerek sözleşmenin feshi ile ödediği miktarın davalıdan ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Davalı, davacının internet üzerinden konaklama hizmeti satın aldığını, bu işlemin mesafeli satış niteliğinde olduğunu yasal cayma süresinde sözleşmenin feshedilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.</p>

<p>Mahkemece, cayma hakkı kullanma süresinin hizmetin verildiği tarihte başlayacağı belirtilerek henüz hizmetten yararlanılmaması nedeni ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>Davacı eldeki davası ile, internet üzerinden yaptığı tatil paketi satın alınmasına ilişkin sözleşmenin feshi ile ödediği bedelin iadesi isteminde bulunmuştur. Davalı, süresinde cayma hakkının kullanılmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece cayma hakkının hizmetten yaralanma ile başlayacağı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Sözleşmenin mesafeli satış sözleşmesi olduğu hususunda esasen taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uyuşmazlık cayma hakkının ne zaman kullanılabileceği noktasında toplanmaktadır. 6502 sayılı Tüketici Yasasının 48. maddesinde mesafeli satış sözleşmeleri düzenlenmiştir. İlgili maddenin 4 fıkrasında “Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir. Satıcı veya sağlayıcı, cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlüdür. Tüketici, cayma hakkı konusunda gerektiği şekilde bilgilendirilmezse, cayma hakkını kullanmak için on dört günlük süreyle bağlı değildir. Her hâlükârda bu süre cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer. Tüketici, cayma hakkı süresi içinde malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalardan sorumlu değildir.” hükmü düzenlenmiştir. Yine 29188 sayılı Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’nin 9. maddesinin 2. fıkrasında; “Cayma hakkı süresi, hizmet ifasına ilişkin sözleşmelerde sözleşmenin kurulduğu gün, mal teslimine ilişkin sözleşmelerde ise tüketicinin veya tüketici tarafından belirlenen üçüncü kişinin malı teslim aldığı gün başlar...” hükmü düzenlenmiştir.</p>

<p>Somut olayda, internet üzerinden davacı tarafından satın alma için onaylanan sözleşmede cayma hakkının sözleşme tarihinden itibaren 14 gün içerisinde yapılabileceği belirtilmiş olup gerek 6502 sayılı Yasanın 48/4 maddesi gerekse ilgili yönetmeliğin 9/2 maddesi gereğince, ilgili bildirim yapıldığından, davacının cayma hakkının sözleşme tarihinden itibaren kullanabileceği anlaşılmaktadır. Davacı ise bu hakkını yasal sürede kullanmamış olup bu nedenle davanın reddi gerekirken, hizmetten henüz yararlanılmadığından bahisle davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201525017-e-2018556-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1a.jpg" type="image/jpeg" length="20846"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mesafeli Satış Sözleşmesi'nin Önemli Unsurları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/mesafeli-satis-sozlesmesinin-onemli-unsurlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/mesafeli-satis-sozlesmesinin-onemli-unsurlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Birçok e-ticaret işletmesi, sitede bir mesafeli satış sözleşmesi ve ön bilgilendirme formu bulunmasının yeterli olduğunu düşünüyor. Oysa 6502 sayılı TKHK ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’ne aykırı, eksik ya da hatalı düzenlenmiş bir sözleşme; idari para cezalarına, tüketici hakem heyeti kararlarının aleyhe çıkmasına ve Yargıtay’a kadar uzanan uyuşmazlıklara yol açabiliyor. Aşağıda, mesafeli satış sözleşmesinde bulunması gereken zorunlu unsurlar; ön bilgilendirme, cayma hakkı – iade, KVKK boyutu ve Yargıtay kararları ışığında riskler adım adım tarafımca özetlendi.</p>

<p><strong>Mesafeli Sat</strong><strong>ış S</strong><strong>özle</strong><strong>şmesi Nedir? </strong></p>

<p>•Mesafeli sözleşme; satıcı/sağlayıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığı olmadan, uzaktan iletişim araçları kullanılarak kurulan sözleşmedir.</p>

<p>•İnternet sitesi, mobil uygulama, çağrı merkezi, sosyal medya üzerinden yapılan pek çok satış bu kapsamdadır.</p>

<p>•Bu sözleşmelere ilişkin özel hükümler TKHK m.48 ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’nde düzenlenir. Dolayısıyla e-ticaret yapan bir satıcı açısından, “hazır şablonu siteye koymak” değil; mevzuata uygun, güncel ve işletmenin süreçleriyle uyumlu bir metin hazırlamak esastır.</p>

<p><strong>Zorunlu Unsur 1:</strong> <strong>Ön Bilgilendirme</strong></p>

<p>Ön bilgilendirme, mesafeli satışın kalbidir. Yönetmelik m.5’e göre, tüketici herhangi bir ödeme yapmadan önce açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmelidir.</p>

<p><strong>Ön bilgilendirme formunda mutlaka yer alması gereken başlıca kalemler:</strong></p>

<p>1. Satıcı/Sağlayıcı Kimlik Bilgileri</p>

<p>• Ticaret unvanı, MERSİS/vergı numarası, açık adres</p>

<p>• Telefon, e-posta, hızlı iletişim kanalları</p>

<p><strong>2. Mal/Hizmetin Temel Nitelikleri</strong></p>

<p>• Ürünün/Hizmetin türü, modeli, önemli teknik özellikleri</p>

<p>• Dijital içerik ise format, uyumluluk, kullanım şartları</p>

<p><strong>3. Toplam Fiyat ve Ek Masraflar</strong></p>

<p>• Vergiler dahil toplam bedel</p>

<p>• Kargo, teslim, kuruluma ilişkin ilave masraflar</p>

<p>• Bu masraflar önceden açıklanmazsa, Ticaret Bakanlığı’na göre tüketici bu masrafları ödemekle yükümlü değildir.</p>

<p><strong>4. Ödeme, Teslim ve İfa Süreleri</strong></p>

<p>• Teslimat süresi, gecikme durumunda izlenecek yol</p>

<p>• Teslimatın üçüncü kişiye yapılabilmesi, kargo şirketi bilgisi</p>

<p><strong>5. Cayma Hakkı ve İstisnaları</strong></p>

<p>• 14 günlük cayma süresinin ne zaman başlayacağı</p>

<p>• Cayma hakkının nasıl kullanılacağı (form, e-posta, panel vb.)</p>

<p>• Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği m.15’te sayılan istisnalar (kişiye özel üretim ürünler, hijyen ürünleri, anında ifa edilen dijital hizmetler vb.).</p>

<p><strong>6. Şikâyet ve Uyuşmazlık Çözümü</strong></p>

<p>• Tüketici hakem heyeti ve tüketici mahkemesi yollarına atıf</p>

<p>• Müşteri hizmetleri–iade süreçlerine ilişkin irtibat bilgileri</p>

<p><strong>7. KVKK ve Kişisel Veri İşleme Bilgisi</strong></p>

<p>• Hangi kişisel verilerin hangi amaçla işlendiği</p>

<p>• Hukuki sebep, saklama süresi ve veri sahibi haklarına (KVKK m.11) atıf içeren aydınlatma metni linki Ön bilgilendirme, en az 12 punto, açık ve anlaşılır bir dilde ve kalıcı veri saklayıcısı (e-posta, PDF vb.) ile sunulmalıdır.</p>

<p><strong>Zorunlu Unsur 2: Mesafeli Sat</strong><strong>ış S</strong><strong>özle</strong><strong>şmesi Metninin </strong><strong>İçeri</strong><strong>ği</strong></p>

<p>Ön bilgilendirme, sözleşme öncesi aşamayı; mesafeli satış sözleşmesi ise hukuki ilişkiyi çerçeveleyen ana metni oluşturur. Bu sözleşmede özellikle:</p>

<p>• Tarafların unvan/ad-soyad ve iletişim bilgileri</p>

<p>• Sözleşme konusu mal/hizmetin türü, miktarı, marka/modeli</p>

<p>• Peşin/taahhütlü satışlarda ödeme planı, taksit bilgileri</p>

<p>• Teslimat şekli ve ifa süresi</p>

<p>• Cayma hakkı, istisnaları ve kullanım usulü</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• İade adresi, iade kargo masrafının kimde olduğu</p>

<p>• Ayıplı mal prosedürü, garanti koşulları</p>

<p>•Elektronik ticari iletilere (SMS, e-posta) ilişkin onay ve reddetme mekanizması (6563 sayılı Kanun çerçevesinde)</p>

<p>• Uygulanacak hukuk ve yetkili/ görevli mahkeme bilgileri açık ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde düzenlenmelidir.</p>

<p><strong>Cayma Hakk</strong><strong>ı, </strong><strong>İade S</strong><strong>üreci ve S</strong><strong>üreler</strong></p>

<p>TKHK m.48/4 ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği uyarınca:</p>

<p>• Tüketici, 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir.</p>

<p>• Cayma süresi; Hizmet sözleşmelerinde sözleşmenin kurulduğu gün, Mal satışında ise tüketicinin veya belirlediği üçüncü kişinin malı teslim aldığı gün başlar.</p>

<p>• Cayma bildiriminin bu süre içinde satıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir. <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201525017-e-2018556-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong><i>Yargıtay 13. HD, 2015/25017 E., 2018/556 K</i></strong>.</a> İnternet üzerinden alınan tatil paketi nedeniyle açılan davada Yargıtay, sözleşmenin mesafeli satış sözleşmesi niteliğinde olduğunu, tüketicinin cayma hakkına ilişkin bilgilendirildiği ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği m.9/2 gereği sürenin sözleşme tarihinden itibaren başladığını vurgulamış; tüketicinin süresinde caymadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, cayma süresinin başlangıcının sözleşme türüne göre doğru belirlenmesinin satıcı lehine ne kadar kritik olduğunu açıkça gösterir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/internet-uzerinden-alinan-cep-telefonun-cayma-hakki-suresinde-iade-edilmesi-malin-iade-edilmesinde-mutat-kullanimin-asilmasi" rel="dofollow"><strong><i>Yargıtay 3. HD, 2022/6784 E., 2022/8533 K. (07.11.2022)</i></strong> </a>İnternet sitesi üzerinden cep telefonu satın alan tüketici, ürünü 14 günlük süre içinde iade etmiş; satıcı ise telefonun 6 gün boyunca kullanıldığını, bu nedenle cayma hakkının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunmuştur. Yargıtay;</p>

<p>• Cep telefonunun Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği m.15’teki istisnalar arasında yer almadığını,</p>

<p>• Tüketicinin 14 günlük cayma hakkının bulunduğunu,</p>

<p>• Ancak “mutat kullanım” sınırının aşılıp aşılmadığının bilirkişiyle tespit edilmesi gerektiğini,</p>

<p>• Mutat kullanımı aşan yıpranma varsa bu bedelden tüketicinin sorumlu olacağını vurgulayarak eksik inceleme nedeniyle kararın kanun yararına bozulmasına hükmetmiştir. Bu içtihat, satıcının hem cayma hakkını tanıması, hem de iade edilen ürünün durumunu objektif kriterlerle değerlendirmesinin önemini ortaya koyar.</p>

<p><strong>Ön Bilgilendirme Eksikse Ne Olur?</strong></p>

<p>TKHK m.48/4’e göre; satıcı, tüketiciyi cayma hakkı konusunda gerektiği şekilde bilgilendirmezse, tüketici:</p>

<p>• 14 günlük süreyle bağlı değildir,</p>

<p>• Her hâlükârda bu süre, normal cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201628878-e-20193909-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong><i>Yargıtay 13. HD, 2016/28878 E., 2019/3909 K.</i></strong> </a>Canlı ders hizmetine ilişkin işyeri dışında kurulan sözleşmede Yargıtay, TKHK m.47 ve ilgili yönetmelik çerçevesinde;</p>

<p>•Tüketicinin cayma hakkı konusunda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmesi,</p>

<p>• Cayma hakkının el yazısıyla belirtilmesi,</p>

<p>• Cayma formunun ve bilgilendirmenin usulüne uygun teslim edildiğinin satıcı tarafından ispatı gerektiğini vurgulamış; satıcının cayma hakkı konusunda ön bilgilendirme yaptığını ispat edememesi hâlinde, tüketicinin 14 günlük süreyle bağlı olmayacağını açıkça ifade etmiştir. Bu içtihat her ne kadar işyeri dışında kurulan sözleşme özelinde olsada, TKHK m.48/4 ile paralel düzenleme nedeniyle mesafeli satışlarda da aynı mantık geçerlidir:</p>

<p><strong>KVKK Boyutu:</strong> Mesafeli Satış Sözleşmesinin Görünmeyen Yüzü E-ticaret yapan bir satıcı, mesafeli satış sözleşmesi ile 6698 sayılı KVKK’ya uygun bir veri işleme rejimi de kurmak zorundadır.</p>

<p>En azından şu unsurlar bulunmalıdır:</p>

<p>• Aydınlatma Metni: Hangi kişisel verilerin (ad-soyad, adres, IP, ödeme bilgisi vb.) Hangi amaçlarla (siparişin tamamlanması, faturalama, kargo, müşteri hizmetleri, pazarlama vb.)</p>

<p>Hangi hukuki sebeplere dayanılarak işlendiği (KVKK m.5/2, m.6) Ne kadar süre saklandığı</p>

<p>Verilerin kimlere ve hangi amaçla aktarıldığı</p>

<p><strong>• Açık Rıza Yönetimi:</strong> Zorunlu olmayan işleme faaliyetleri (profil çıkarma, kampanya SMS/epostaları vb.) için ayrı ve özgür iradeye dayalı açık rıza mekanizması</p>

<p>• <strong>Çerez Politikası:</strong> Analitik ve reklam çerezlerine ilişkin şeffaf bilgilendirme</p>

<p>Kullanıcının tercihlerini yönetebileceği bir arayüz KVKK’ya aykırı, e-ticaret altyapısı ile uyumsuz sözleşme ve politikalar; Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararları, idari para cezaları ve tazminat risklerini gündeme getirebilir.</p>

<p><strong>E-Ticarette Mesafeli S</strong><strong>özle</strong><strong>şmelerde S</strong><strong>ık Yap</strong><strong>ılan Hatalar</strong></p>

<p>1) “İadesi Yoktur” İfadesiyle Cayma Hakkının Kaldırılması</p>

<p>Cayma hakkının kanuni istisnaları dışında, sözleşme ile cayma hakkını tamamen kaldıran kayıtlar geçersizdir; Yargıtay ve doktrin bunu genel olarak haksız şart olarak görmektedir.</p>

<p>2) Kargo ve Ek Masrafların Gizlenmesi</p>

<p>Teslim/iadeye ilişkin masrafların önceden açıkça bildirilmemesi hâlinde tüketici bu bedelleri ödemek zorunda değildir.</p>

<p>3) Cayma Formunun Hiç Gönderilmemesi Yönetmelik ekindeki cayma formunun sözleşme anında veya sipariş teyidinde tüketiciye sunulmaması, 14 günlük sürenin uzamasına yol açar.</p>

<p>4) KVKK-Aydınlatma Metni Olmadan Veri Toplanması Üyelik, sipariş, bülten formlarında aydınlatma yapılmaması; açık rıza alanlarının yanlış kurgulanması KVKK yaptırımlarını tetikleyebilir.</p>

<p>5) Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’ndeki İstisnaların Yanlış Yorumu Dijital içerik, kişiye özel üretim veya hijyen ürünleri bakımından istisna hükmüne dayanmak isteyen satıcı, Yargıtay’ın mutad kullanım ve istisna hükümlerini oldukça dar yorumladığını gözden kaçırmamalıdır.</p>

<p><strong>Konu ile ilgili 3 Yargıtay Kararı</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201525017-e-2018556-k-sayili-karari" rel="dofollow">1) 13. HD, 2015/25017 E., 2018/556 K.</a> – “Cayma süresi ne zaman başlar?” Tatil paketi mesafeli satışında, sözleşmede cayma süresinin sözleşme tarihinden itibaren 14 gün olduğu açıkça yazılmış ve gerekli bilgilendirme yapılmıştır. Yargıtay, cayma süresinin hizmetten yararlanma tarihine değil, sözleşme tarihine göre hesaplanması gerektiğini vurgulamıştır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/internet-uzerinden-alinan-cep-telefonun-cayma-hakki-suresinde-iade-edilmesi-malin-iade-edilmesinde-mutat-kullanimin-asilmasi" rel="dofollow">2) 3. HD, 2022/6784 E., 2022/8533 K.</a> – “Mutad kullanım sınırı nereye kadar?” Cep telefonu 14 gün içinde iade edilmesine rağmen 6 gün kullanılmıştır. Yargıtay, cayma hakkının varlığını kabul etmiş; fakat mutad kullanımı aşan yıpranma varsa bunun satıcı lehine tazmin edilmesi gerektiğini, bunun da bilirkişi ile belirlenmesi gerektiğini ifade etmiştir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201628878-e-20193909-k-sayili-karari" rel="dofollow">3) 13. HD, 2016/28878 E., 2019/3909 K. </a>– “Ön bilgilendirme ve ispat yükü” Canlı ders sözleşmesinde tüketiciye cayma hakkı konusunda usulüne uygun ön bilgilendirme yapılmadığı, el yazısı ile zorunlu ibarelerin bulunmadığı durumda, Yargıtay satıcının ispat külfetini yerine getiremediğini belirterek tüketicinin 14 günlük süreyle bağlı olmadığını kabul etmiştir. Bu üç karar birlikte okunduğunda; metnin içeriği, ön bilgilendirme, cayma süresi ve mutad kullanım başlıklarının sözleşme tasarımında ne kadar kritik olduğu net şekilde görülür.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/kadir-bozdag.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Av. Kadir BOZDAĞ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/mesafeli-satis-sozlesmesinin-onemli-unsurlari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/akilli-sozlesme.jpg" type="image/jpeg" length="65918"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin bu haftaki Genel Kurul gündemi (14 - 16 Temmuz)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-genel-kurul-gundemi-14-16-temmuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-genel-kurul-gundemi-14-16-temmuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesinin bu haftaki Genel Kurul (14 Temmuz - 16 Temmuz 2026) gündemi belli oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<h1>14 Temmuz 2026 - Genel Kurul Gündemi</h1>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlan Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Toplantı Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Sonuç Tarihi</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>30.6.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>14.7.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="6" rowspan="1">
   <p><strong>14 Temmuz 2026 Salı Günü Saat 10.00 da Yapılacak Mahkeme Toplantısı Sözlü Açıklama Gündemi</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sıra No</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Esas Sayısı</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Konusu</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>İnceleme Evresi</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Türü</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sonuç</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>1</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2022/29</p>

   <p>Birleşeni E.2022/58</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>7/3/2022 tarihli ve (95) numaralı Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin;</p>

   <p>A. Tümünün,</p>

   <p>B. Bazı hükümlerinin,</p>

   <p>iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İptal Davası</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>2</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2022/57</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>5/3/2022 tarihli ve 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu’nun bazı hükümlerinin iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İptal Davası</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1"></td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<h1>16 Temmuz 2026 - Genel Kurul Gündemi</h1>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlan Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Toplantı Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Sonuç Tarihi</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2.7.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>16.7.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="6" rowspan="1">
   <p><strong>Genel Kurul Gündemi</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sıra No</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Esas Sayısı</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Konusu</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>İnceleme Evresi</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Türü</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sonuç</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>1</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/166<br />
   Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na 23/1/2026 tarihli ve 7573 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>2</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/175<br />
   İnegöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 68. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle değiştirilen birinci cümlesinde yer alan “<i>…zorunludur</i>.” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>3</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/179<br />
   Sakarya Tüketici Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 70. maddesinin;<br />
   A. 24/3/2022 tarihli ve 7392 Kanun’un 14. maddesiyle değiştirilen (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin,<br />
   B. (3) numaralı fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinin,<br />
   C. (5) numarası fıkrasının,<br />
   iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>4</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/167<br />
   Denizli 14. Asliye Ceza Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;<br />
   A. 12. maddesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “<i>…nitelikli dolandırıcılık (m. 158),…</i>” ibaresinin madde metninden çıkarılmasının,<br />
   B. 13. maddesiyle 5235 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin,<br />
   iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>5</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/173<br />
   Danıştay Dördüncü Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/12/1984 tarihli ve 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu’nun 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 439. maddesiyle değiştirilen 6. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>6</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/168<br />
   Danıştay Onuncu Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (1) numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 122. maddesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>7</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/169<br />
   Yüce Divan</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 98. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırılığının incelenmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>8</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/170<br />
   Muğla 4. Asliye Ceza Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 119. maddesinin 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>9</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/171<br />
   Muğla 4. Asliye Ceza Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 119. maddesinin 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>10</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/177<br />
   Diyarbakır 18. Asliye Ceza Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilen (2) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>11</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/172</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/4/2026 tarihli ve 7578 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı hükümlerinin iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İptal Davası</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>12</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/178<br />
   Afşin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’na 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle eklenen geçici 1. maddenin (2) numaralı fıkrasının iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>13</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/174<br />
   Danıştay Onuncu Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değiştirilen 49. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan “<i>…ısrar hariç…</i>” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>14</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/176<br />
   Ankara 11. İdare Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 17/1/2012 tarihli ve 6270 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 89. maddesinin ikinci fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>15</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/149<br />
   Ankara 73. İş Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinin 10/12/1982 tarihli ve 2762 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen onüçüncü fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>16</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/153<br />
   Danıştay İkinci Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’na 26/4/2005 tarihli ve 5336 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle eklenen ek 24. maddenin yedinci fıkrasında yer alan “<i>…bu merkezlerde eğitime alınacak öğrencilerde aranacak şartlar,…</i>” ve “<i>…öğrenciliğin sona ermesi,…</i>” ibarelerinin iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>17</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/258<br />
   Balıkesir 2. Aile Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesinin “<i>küçükler</i>” yönünden iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>18</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/23<br />
   Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

   <p></p>

   <p><u>Birleşenleri</u></p>

   <p>E.2026/26 E.2026/27 E.2026/39 E.2026/51 E.2026/53 E.2026/66 E.2026/82 E.2026/102 E.2026/112 E.2026/120 E.2026/136 E.2026/142</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;<br />
   A. 36. maddesiyle 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 734. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının;<br />
   1. Birinci cümlesinde yer alan “<i>…rayiç bedeli…</i>” ve “<i>…gecikmeksizin…</i>” ibarelerinin,<br />
   2. İkinci cümlesinde yer alan “<i>…kesin süre…</i>” ibaresinin,<br />
   B. 37. maddesiyle 4721 sayılı Kanun’a eklenen geçici 1. maddenin (2) numaralı fıkrasının<br />
   iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>19</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/52<br />
   Muğla 4. Asliye Ceza Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 250. maddesinin;<br />
   A. (8) numaralı fıkrasının (h) bendinde yer alan “<i>Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar…</i>” ibaresinin,<br />
   B. 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değiştirilen (14) numaralı fıkrasının,<br />
   iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>20</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/144<br />
   Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi</p>

   <p></p>

   <p><u>Birleşeni</u></p>

   <p>E.2026/44<br />
   E.2026/56</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 128. maddesinin;<br />
   A. Birinci cümlesinin “<i>…umumi kadınlar ve evlerin tabi olacakları hükümler ve bu fuhuş yüzünden intişar eden hastalıkların ve bilhassa zührevi hastalıkların sirayetine mani olacak tedbirleri…”</i> bölümünün,<br />
   B. İkinci cümlesinde yer alan “<i>…ve tahdit…</i>” ibaresinin,<br />
   iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>21</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/229<br />
   Ankara 16. İdare Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>A. 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 64. maddesine 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle eklenen ikinci fıkrasının,<br />
   B. 2797 sayılı Kanun’a 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 186. maddesiyle eklenen geçici 18. maddesinin,<br />
   iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="middle">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>22</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/28<br />
   Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’na 8/4/2022 tarihli ve 7394 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle eklenen geçici 6. maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin “<i>…bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla gerçekleşme oranı ilk sözleşme bedelinin yüzde 15’ine kadar olanlar (bu oran dâhil) yüklenicinin başvurusu üzerine feshedilip tasfiye edilir.</i>” bölümünün iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1"></td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-genel-kurul-gundemi-14-16-temmuz</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/adsiz-170.jpg" type="image/jpeg" length="54768"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[81 ilde FETÖ operasyonu: 968 şüpheli hakkında gözaltı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/81-ilde-feto-operasyonu-968-supheli-hakkinda-gozalti-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/81-ilde-feto-operasyonu-968-supheli-hakkinda-gozalti-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet ve İçişleri Bakanlığı'nca yapılan ortak açıklamaya göre 81 ilde 968 şüpheliyi kapsayan terör operasyonları gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet ve İçişleri Bakanlığı'nın ortak açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>15 Temmuz hain darbe girişiminin yıl dönümünü idrak ederken; vatanımız, bayrağımız, demokrasimiz ve milli irademiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle yâd ediyoruz.</p>

<p>Aziz milletimizin destansı direnişiyle bertaraf edilen FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne karşı mücadelemiz, aradan geçen yıllara rağmen aynı kararlılık, dikkat ve hassasiyetle sürdürülmektedir.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde devletimiz, 15 Temmuz'dan bu yana bütün kurumlarıyla büyük bir arınma seferberliği yürütmüş; milletimizin iradesine, devletimizin bekasına ve hukuk düzenimize kasteden bu ihanet şebekesine karşı tavizsiz bir mücadele ortaya koymuştur.</p>

<p>Bu kapsamda; 81 il Cumhuriyet Başsavcılığımızın, 81 il Emniyet Müdürlüğü ve il Jandarma Komutanlıklarımızla FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün deşifre edilmesine yönelik yürüttüğü müşterek çalışmalar neticesinde, bu sabah 81 ilde 968 şüpheliye yönelik operasyon başlatılmıştır.</p>

<p><strong>EN FAZLA ŞÜPHELİNİN BULUNDUĞU İL ANKARA, İZMİR VE İSTANBUL</strong></p>

<p>Operasyon kapsamında en fazla şüphelinin bulunduğu iller Ankara, İzmir ve İstanbul olurken; diğer illerimizde de örgütün güncel yapılanmalarına, mahrem yapılanmasına ve bağlantılı unsurlarına yönelik çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir.</p>

<p>Adalet ve İçişleri Bakanlıkları olarak; Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Emniyet ve Jandarma Teşkilatlarımız, Cumhuriyet Başsavcılıklarımız ile ilgili tüm kurumlarımızla güçlü bir koordinasyon içerisinde mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hiçbir terör örgütünün ve hiçbir vesayet odağının azız milletimizin iradesine, devletimizin bekasına ve hukuk düzenimize kastetmesine izin vermeyeceğiz.</p>

<p>15 Temmuz'un bize yüklediği tarihî sorumluluğun bilinciyle; şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin fedakârlığına ve milletimizin istiklal iradesine sahip Çıkacağız.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek ise sosyal medya hesabından operasyonlara ilişkin yaptığı paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>Milletimizin iradesine ve devletimizin bekasına kasteden ihanet şebekesi FETÖ/PDY'ye karşı mücadelemiz ilk günkü kararlılık ve hassasiyetle devam etmektedir.</p>

<p>Bu sabah, 81 ilimizde Cumhuriyet Başsavcılıklarımız, Emniyet ve Jandarma Teşkilatlarımızın yürüttüğü müşterek çalışmalar neticesinde; örgütün mahrem yapılanmasının deşifre edilmesi ve bağlantılı unsurlarının çökertilmesine yönelik 968 şüpheliyi kapsayan geniş çaplı bir operasyon başlatılmıştır.</p>

<p>Devletimizin tüm kurumlarıyla yürüttüğü bu büyük arınma seferberliğinde liderliğiyle kararlılığımıza güç katan Sayın Cumhurbaşkanımız<br />
Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı arz ediyorum. Bu haklı mücadelemizde, güçlü koordinasyonun sağlanmasında vermiş oldukları destekten dolayı İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi ’ye teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong>HİÇBİR VESAYET ODAĞINA İZİN VERMEYECEĞİZ</strong></p>

<p>Hiçbir terör örgütünün veya vesayet odağının devletimizin bekasına, hukuk düzenimize ve aziz milletimizin iradesine kastetmesine asla izin vermeyeceğiz! Türkiye Yüzyılı vizyonuyla yürüdüğümüz bu yolda, güçlü Türkiye hedefine ulaşmamıza hiçbir güç engel olamayacaktır.</p>

<p>15 Temmuz hain darbe girişimini unutmadık. Bundan 10 yıl önce vatanımız, bayrağımız, demokrasimiz ve millî irademiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle yâd ediyorum.</p>

<p>Şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin fedakârlığına ve milletimizin istiklal iradesine sonuna kadar sahip çıkacağız.</p>

<p><strong>"SÖZDE BÖLGELERE SÖZDE ATAMALAR"</strong></p>

<p>Devam eden operasyonlarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da yazılı bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:</p>

<p>“Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan soruşturmalar kapsamında;</p>

<p>İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı koordinesinde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalar neticesinde;</p>

<p>Örgütün, zayıflayan organizasyon yapısını yeniden güçlendirmek ve faaliyetlerini sürdürmek amacıyla İstanbul'u sözde bölgelere ayırdığı, her bölgeye sözde sorumlular atadığı ve bu kişiler aracılığıyla örgüte yeni eleman kazandırmaya çalıştığı tespit edilmiştir.</p>

<p>Güvenlik ve örgütsel gizliliği sağlamak amacıyla internet tabanlı haberleşme uygulamaları üzerinden örgütsel toplantılar gerçekleştiren ve örgütün güncel Millî Eğitim Bakanlığı yapılanması içerisinde faaliyet yürüttüğü belirlenen 3'ü aktif, 17'si ihraç öğretmen olmak üzere toplam 20 şüpheli hakkında işlem başlatılmıştır.</p>

<p>Ayrıca, örgütün üniversite öğrencilerini örgüt bünyesinde tutmak, yeni eleman temin etmek, kamu kurumlarına sızmalarını sağlamak ve örgütsel aidiyetlerini güçlendirmek amacıyla yurt dışında vize istemeyen ülkelerde düzenlediği eğitim kamplarına katıldığı belirlenen 28 şüpheli tespit edilmiştir.</p>

<p>Bunun yanında İstanbul, Yalova, Kırklareli ve Tekirdağ illerinde örgütün güncel finans yapılanması içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğü, himmet ve bağış adı altında para topladığı, örgüt mensuplarıyla para transferi ve iletişim kayıtları bulunduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında da işlem yapılmıştır.</p>

<p>Bu kapsamda FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün güncel yapılanması içerisinde faaliyet yürüttüğü belirlenen toplam 64 şüpheli tespit edilmiştir.</p>

<p>Tespit edilen şüphelilerin yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesine yönelik olarak, 13.07.2026 günü İstanbul merkezli olmak üzere 11 ilde (İstanbul 43, Muğla 2, Kocaeli 3, Tekirdağ 1, Sakarya 3, Yalova 2, Elazığ 1, Ankara 1, Kahramanmaraş 1, Bursa 5 ve Gaziantep 2) toplam 64 farklı adrese eş zamanlı operasyon gerçekleştirilmiştir.</p>

<p>Operasyon sonucunda 54 şüpheli yakalanmış, 5 şüphelinin yurt dışında bulunduğunun tespit edilmesi üzerine haklarında yakalama kararı çıkarılmış, yakalanamayan diğer 5 şüphelinin ise yakalanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.</p>

<p>Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda; 1.069.310 TL, 78.800 Amerikan Doları, 6.330 Euro, 130 Sterlin ve 765 gram altın ile çok sayıda dijital materyale el konulmuş olup, ele geçirilen para ve altının toplam piyasa değerinin yaklaşık 9.700.000 TL olduğu değerlendirilmektedir.</p>

<p>Öte yandan Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğünce FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne yönelik yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında;</p>

<p>Garson (K) kod adlı gizli tanıktan elde edilen SD kart içerisinde EMAR (Emniyet Mahrem Analiz Raporu) kayıtları bulunan, örgütün mahrem yapılanmalarında yer alan kişilerle irtibatlı olduğu belirlenen, Bank Asya hesap kaydı bulunan, şüpheli tarihlerde hesap hareketlerinde olağan dışı artış tespit edilen, ankesörlü/ardışık aranma kayıtları bulunan ve örgütün emniyet mahrem yapılanması içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğü değerlendirilen;</p>

<p>8'i aktif kamu görevlisi, 11'i özel sektör çalışanı ve 6'sının aktif SGK kaydı bulunmayan toplam 25 şüpheliye yönelik olarak 13.07.2026 tarihinde İstanbul merkezli 8 ilde (Ankara, Denizli, Giresun, Konya, Muğla, Niğde ve Sakarya) toplam 25 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiştir.</p>

<p>Gerçekleştirilen operasyon neticesinde 25 şüpheliden 24'ü yakalanmış, firari durumdaki 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/81-ilde-feto-operasyonu-968-supheli-hakkinda-gozalti-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/gozalti-4305838061896a10e1a112.webp" type="image/jpeg" length="23116"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukat Mehmet Mert vefat etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukat-mehmet-mert-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukat-mehmet-mert-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Barosu üyesi Avukat Mehmet Mert (5316) vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Ankara Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;</i></p>

<p><strong>BAROMUZ ÜYESİ AV. MEHMET MERT (5316) VEFAT ETMİŞTİR</strong></p>

<p>24.01.1974 tarihinde avukatlık mesleğine başlayan Baromuz üyesi Av. Mehmet MERT (5316) vefat etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cenazesi, 05.07.2026 tarihinde İzmir Dikili Salihler Köyü Mezarlığı'na defnedilmiştir.</p>

<p>Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve Baromuz üyelerine başsağlığı dileriz.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/mehmet-mert.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukat-mehmet-mert-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/07/mehmet-mert-1.jpg" type="image/jpeg" length="27992"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk ve Sosyal Bilimler Arasında Etkileşimler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-ve-sosyal-bilimler-arasinda-etkilesimler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-ve-sosyal-bilimler-arasinda-etkilesimler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel yazdı;]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hukuk ve Sosyal Bilimler Arasında Etkileşimler</strong></p>

<p>(<strong>Interactions Between Law and Social Sciences)</strong></p>

<p></p>

<p>Hukuk disiplini çok zorlu bir yük taşımakta; profesyonel hukukçular her gün toplumdan kaynaklanan düzensiz anlaşmazlıklar ve sorunlarla başa çıkmakla yükümlü iken sosyal bilimciler de çevrelerindeki sosyal dünyayı anlamak için düzenli çerçeveler geliştirmeye yönelmektedirler. Bu bağlamda ortaya çıkan temel sorular, sosyal bilimler hukuki karar alma süreçlerinde rol oynamalı mı? Sosyal bilimlerin bugüne kadar hukuk üzerinde herhangi bir etkisi oldu mu ve olduysa, ne tür bir etki oldu? Hukuki ortamlarda sosyal bilim bilgisini kullanmanın en iyi yolu nedir? Bu sorular bağlamında ülke gerçeğine bakıldığında genelde hukuk, sosyal disiplinlerle kardeşçe ilişkilerden yoksundur. Bu durum fazlaca avukatlar/hâkimlerin kusurudur. Onlara göre, hukuki sorular, hukuk kurallarının öğreti bağlamında yorumlanması üzerine sorulardır. Akademisyenler de hukuku esasta hukuk kurallarının incelenmesi olarak görmektedirler. Ne var ki, hukuka farklı bir yaklaşım, hukuk ve diğer sosyal bilimler arasında iki taraflı temas ve trafiği ön görmektedir.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/174461173hhd-14.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Her toplumun/devletin varlık gereği ve sonucu olan hukukun işlev gördüğü <i>ethos</i>’a göre her teorik yaklaşımın hukuka farklı bir boyut getirdiği görülmekte; zaman ve mekân boyutunda hukukun değiştiğine ve günümüzde de hukukun küreselleşmesi olgusuna tanık olunmaktadır.</p>

<p><br />
İşte tüm bu sosyolojik gerçeklere karşın yargı mensubu avukatlar/hâkimler ve savcılar Mars’dan, davranış bilimcileri/psikolog/sosyal hizmet uzmanları ise sanki Venüs’ten gelmişler.<sup> </sup>İşte bu durumun başlıca nedenleri şunlardır:</p>

<p>1. Hukuk ile davranış bilimcileri farklı dilleri konuşmakta; eğitimleri farklı, inter-disipliner eğitim alanları sayısı ise çok azdır.</p>

<p>2. Bu alanlar, değerler sistemleri ekseriya çatışma içinde olan farklı dünyaları temsil etmektedir. Hukukçular için öğretiler, medeni haklar, örnek içtihat ile müvekkiline özgün bir davada arzulanan sonucu sağlamak önemli bileşenlerdir.</p>

<p>3. Hukukta, davranış bilimlerindeki sorulardan farklı sorular sorulmaktadır. Birincisi için yeterli olan bir <i>gerçek,</i> diğeri için yeterli olmayabilir. Hukukta kanıt kurallarınca<i> gerçek</i> belirlenirken, güvenirlik/<i>güvenilirlik</i>, sunulan kanıtın kabul edilip edilmemesinde önemli bir faktördür. Bunun tam karşıtı olarak, gerçeğin belirlenmesi için davranış bilimleri yöntemleri oldukça farklıdır. Bunlar deneylere, sistematik gözleme, güvenilir ve geçerli sonuçların tekrarlanabilmesine (<i>replicability</i>) dayalıdır.</p>

<p>Hukuk öğreti ve mantık temelli iken, davranış bilimleri, bilimsel metotların tatbiki ile bilimsel teorilere yapılabilecek katkı ile ilgilidir. İstatistik olasılıklar ve eşleşen belirsizlikler, ampirik metodolojiye özgüdür. Hukukta istatistik olasılıklarla değil, kanıt derecesine (o da bilimsel olmayan biçimde ve ampirik <i>tasarım</i> limitleri dışında) bakılmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4. Davranış bilimleri insan davranışına odaklı teorik modeller sunarken, hukuk ender olarak davranışın deterministik açıklamasıyla ilgilenmektedir. Tam karşıtı bir yaklaşımla, hukukta davranışın otonom özgür iradeye dayalı rasyonel bir karar ürünü olduğu varsayımı egemen olmaktadır. Ne var ki, bu temel varsayım da suç işleyen akıl hastası kişilerin varlığı ile yetersiz kalmaktadır.</p>

<p>Sıralanan tüm karşıtlıklara rağmen hukuk ve sosyal bilimler arasındaki etkileşim olabildiğince varlık sergilemektedir. Hukuk sosyal bir boşlukta oluşmaz; hukuk düzeni ile sosyal düzen ilişkilidir. Yapılan düzenleme ile belli bir görevin takip edilmesi hedeflenmektedir. İşte bu nedenle, hukuk daima iki boyut (<i>legalite</i> ve <i>meşruiyet</i>) arasındaki bir uzlaşıdır. Hukuk sosyal süreçlerle yaratılmakta ve uygulamaya konulmaktadır. Aynı şekilde sosyal değişimler hukuk mühendisliği ile gerçekleşmektedir. Bu nedensel ilişkiler ötesinde hukukun aile, mülkiyet, şirket, suç ve hatta kişiyi de yarattığı görülmektedir. Şurup süz lokma tatlısı olmayacağı gibi salt hukuk olamayacağından olabildiğince “hukuk-‘ve’ler”e tanık olunmaktadır: Hukuk ve felsefe, hukuk ve tarih, hukuk ve sosyoloji, hukuk ve psikoloji, hukuk ve ekonomi, hukuk ve istatistik.</p>

<p>Sosyal bilimlerin ayırıcı özelliklerinden birincisi, sosyal bilimlerin hukuk hakkında test edilebilir hipotezler geliştirme arayışında olmasıdır. İkincisi ise, onların nötr olmasıdır. Hukuk ve sosyal bilimsel sonuçlar, analizler sağlamaktadır. Bu disiplinlerdeki uygulamacılar, “X olduğunda, özel bir kanunun vazetmenin, özel bir kanunu yürürlükten kaldırmanın ve değiştirmenin sonucu ne olacaktır?” sorusunu sorarlar.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title=""><sup>1</sup></a></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/jhhgfg-4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Hukuk ve sosyolojisi arasındaki etkileşime bakıldığında, sosyal normlar ile kanunların uygulanması; onların işlevleri ve etkileri hakkında bilgi vermekte; hukuk sisteminin, sınırları, olanakları ve toplumla etkileşimi hakkında teorilerin testine olanak sağlamaktadır. Bu bağlamda şu sorular irdelenmektedir: Toplumda bazı yasalar benimsenirken ötekileri neden göz ardı edilmektedir? Normlar ve kanunlar, sürdürülebilir bir toplum yaşamına nasıl bir katkı sağlayabilir? İnsanların hukuka neden uydukları veya uymadıkları, neden bazı ülkelerde hukuk yerine moral değerlerin daha etili olduğu, ihtilafları çözmek için formal yerine neden enformal yollara başvurdukları?<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title=""><sup>2</sup></a> Öte yandan, hukuk ve psikolojiye bakıldığından her iki arasında ikiz kardeş derecesinde bir ilişki söz konusudur. Sanki ikiz doğmuşlar ve doğum sonrası birbirinden ayrılıp, yıllar sonra aynı cadde ve aynı binada aynı görevleri yaptıklarını anlamışlardır. Bir suç işlendiğinde kişinin ne derece kusurlu olduğu arayışına gidilmekte; suç işleyen kişinin akli durumuna bakılmaktadır. Adam öldürme örneği ele alındığında, bir insanın diğer bir insan tarafından öldürülmesi, salt tanımı ile (örneğin meşru müdafaa ve zaruret hali söz konusu olduğunda) bir suç oluşturmamaktadır. İşleniş şekli ile suç olmakta (<i>actus reus</i>) ise de manevi öğenin (<i>mens rea</i>) ağırlığı irdelenmektedir. Nitekim taammüden adam öldürmede kastın yoğunlaşmasına tanık olunmaktadır.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title=""><sup>3</sup></a> Şimdilerde de hukukta <i>terapötik yaklaşım</i> ağırlığını hissettirdiğinden bu konu da aşağıda irdelenmiştir.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/174461173dfaa-11.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Terapötik Hukuk Yaklaşımı</strong></p>

<p>Hukukçular için problem çözmek uzman sistem yazılım paketleri (robot-hukukçular) ile oldukça kolaylaşacak ise de hukukun insanileştirilmesi bilişim teknolojisi ile şimdilik mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle, <i>terapötik jurisprudence </i>(hukuk bilimi) bağlamında hukukun potansiyel bir terapötik ajan olarak ele alınması, sistemde yer alan ajanların ellerindeki şişelere alabildikleri kadar insani sıvıların sosyal bilimler alanlarından aktarılması gerek. Sonuçları itibariyle terapötik alanda varlık gösterdikleri unutulmamalıdır. Adalet sisteminde aktörlerin verdikleri kararlar sonuçları itibariyle insanı etkilemektedir-<i>tüketici perspektifi.</i> Bu sonuç değerler bazen terapötik iken bazen de anti-terapötik olmaktadır. Unutmayın ki, aile hukuku, çocuk hukuku, çocuk suçluluğu, uyuşturucu madde bağımlısı davasına bakan hâkim sosyal çalışmacı olarak yer almaktadır. Bu konudaki ilke ve teknikleri kullanamadığında kötü bir sosyal çalışmacı olacaktır. Bu nedenle, hukuk fakültesi eğitiminde kriminoloji, adalet psikoloji seçimlik ders olmaktan çıkarılarak en azından iki dönemlik dersler konumuna getirilmelidir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title=""><sup>3</sup></a> Bu gerçekleşmediğinde yargı sisteminde yer alan uzmanlarla sembolik etkileşime girebilme olanağı olmayacaktır. Yani “hukuk eğitimi insanileştirilmeli” derken, öğrencilerin şimdiye dek gayri insanı eğitildikleri söyleyerek şimşekleri de üzerime çekmek gibi bir niyetim yok. Alışkanlıklar ve gelenekler terk edilerek, arzu edilen “balance”’in tesis edilmesidir. Şimdilik balans dışılık (<i>out of balance</i>) söz konusudur. <strong>Psikoloji, adalet psikolojisi ve sosyal hizmet dersini almak iyi hâkim/avukat olmak bakımından önemlidir. </strong></p>

<p>Söylemek istediğim hukukun terapötik olabileceğidir. Verilen kararlar insanların duygusal kimliklerini/ beyin sapını derinden etkilemekte ve etki genelde de olumsuz olmaktadır. Hukuki Gerçekçilerin vurguladığı üzere disiplinler arası yaklaşım öne çıkarılmalıdır.</p>

<p>Tüm olası gelişmelere karşın <i>de facto</i> uygulamaya bakmak gereklidir: <i>Sosyal gerçeklik bizlere neler söylemektedir</i>? Sistemde anılan konulara ilişkin olarak yapılması gereken doktorların yaptığı check-up türü legal check-up’lar söz konusu olmalıdır.</p>

<p>Bu bağlamda terapötik jurisprudence’u gerekli yapan bir husus da ceza adaleti sistemine gelen süjelerin toplumsal zayiatlar olarak görülmesi; toplumsal genel ve ikincil (<i>tertiary</i>) önleyici tedbirlerle sorunu çözemediği için sisteme gelen bireylerin terapötik bir gereksinmeye ihtiyaç duymalarıdır.</p>

<p><strong>H</strong>ukukun <strong>t</strong>erapötik bir ajan olarak rolünü incelemek, hukuk ve sosyal bilimlerin birlikteliğini içeren disiplinler arası bir alandır. TH, akıl sağlığı ve etkilediği bireylerin akıl sağlığı üzerindeki kaçınılmaz sonuçları olan sosyal bir güce işaret etmektedir. TH, sosyal güç odakları olarak hukuk kuralları, usulleri ve sistemdeki aktörlerin ekseriya bilinçli veya bilinçsiz terapötik veya anti-terapötik sonuçlar ürettiğini tanımaktadır. Bu bilim dalının belirgin amacı terapötik sonuçları maksimize ederken, anti-terapötik sonuçları minimize etmektir. Bu nedenle, kişilerin psikolojik ve duygusal sağlıkları ve refahına odaklanmaktadır. Bu amaçla, daha fazla terapötik sonuçlar elde etmek üzere yasalar ve usullerin uygulanması veya reformu konusundaki öneriler ağırlık merkezini oluşturmalıdır. Bu bağlamda, sistemde hâkimler, savcılar, avukatlar, denetimli serbesti görevlileri ile kolluk görevlileri içeren aktörlerin davranışları değerlendirilmelidir.</p>

<p><i>Terapötik sonuç</i> terimi genelde sağlıklı psikolojiyi simgelemekte; stres, endişe veya tahrikten uzak veya olabildiğince azaltılmasını içermektedir. <strong>İşte yasalar, usuller ve sistemdeki aktörler belli işlevsel davranış veya düşünceleri teşvik veya beslediklerinde, kişiler için terapötik olabilirler</strong>. En dramatik örnekler olarak uyuşturucu madde bağımlısı bir suçlunun tretmanı için saiksel bir yapı ile şiddet mağduru olan kadınlar için yalnızlık hissinden kurtularak otonomluğun sağlanmasıdır.</p>

<p>Sosyal hizmet mesleği, akıl sağlığı ve sosyal bilimlerden öğeleri içeren teoriler ve uygulamalar sentezini temsil etmektedir. Nihai amacı insanlara yardım ederek onların uyum yetenekleri ve yetilerini güçlendirip artan ölçüde kendilerine yeterli hale gelmelerini sağlamak ve bu süreçte çevresel engelleri azaltmaktır. Özetle sosyal bağlamda kişinin ve toplumun iyiliği/ refahı hedeflenmektedir. Bu konuda tarihsel/kültürel örnekler de irdelenmelidir.</p>

<p>Sosyal hizmet uzmanları farklı üç seviyede müvekkil sistemleri ile etkileşime girmektedirler: Mikro-bireysel, mezo-ufak gruplar ve makro-kurum ve toplumsal düzeyde değişim hedeflenmektedir.</p>

<p>Sosyal hizmet alanı, hukuk eğitimi ve uygulaması için yararlı bir bağlam sağlamaktadır. Klinik hukuk öğretimi bağlamında öğretim görevlisi ve öğrencilerin katılımı ile geliştirilecek klinik çalışmalarla klinik hukuk öğretim görevlisi, sosyal hizmet değerleri, ilkeleri, kavramları ve tekniklerini uyulama olanağı bulabileceklerdir. Bu doğrultuda Türk Yargı sisteminde <i>terapötik bir yargıya</i> doğru ciddi bir adım atılmış olacaktır.</p>

<p>Terapötik yargının temel yaklaşımı, hukukun etkilenen bireyler için adalet ve öteki ilgili normatif değerlerle tutarlı terapötik sonuçlar geliştirmesi esas olmalıdır. Bu bağlamda bilimsellik adına tek bir normatif bağlam yerine yarışan değerler olabileceği göz ardı edilmemekle beraber yargıya özgü durumlar bakımından belirli koşullar tahtında nasıl davranılması gerektiği hususu belirlenmelidir. Yinelersek, bunun en somut hali ceza adaleti sistemi ve psikoloji arasındaki ilişkide somutlaşmaktadır. Her iki arasında ikiz kardeş derecesinde bir ilişki söz konusudur. Sanki ikiz doğmuşlar ve doğum sonrası birbirinden ayrılıp, yıllar sonra aynı cadde ve aynı binada aynı görevleri yaptıklarını anlamışlar. Bir suç işlendiğinde kişinin suçlu olduğunu ne belirlemektedir? Suç işlendiğinde ceza adaleti sürecinde kişinin ne derece kusurlu olduğu arayışına girilmekte; suç işleyen kişinin akli durumuna bakılmaktadır. Adam öldürme örneği ele alındığında, bir insanın diğer bir insan tarafından öldürülmesi, salt tanımı ile bir suç (örneğin meşru müdafaa ve zaruret hali) oluşturmamaktadır. İşleniş şekli ile suç olmakta; manevi öğenin ağırlığı irdelenmektedir.</p>

<p>İşte terapötik yargı alanında psikolojik açıdan <strong>hassas/duyarlı alanlar</strong> kavramı öne çıkmaktadır. Bu kavram Batıda legal açıdan hassas noktaları önleyici hukuk fikrinden neşet ederek gelişme gösterdi. Hassas/duyarlı alanlar potansiyel hukuki ihtilafları içeren alanlardır. Sosyal hizmet anlayışıyla hareket eden proaktif bir hukuk ajanı/avukat bunları tahmin, planlama, düzeltme ve minimize etmeye çalışmalıdır. Psikolojik hassasiyet özellikle aile hukuku gibi maddi hukuk alanlarında oldukça fazladır. Bu bağlamda en hassas olanı ise çocuk refahıdır.</p>

<p>Hukuk fakültelerine artık topluma hizmet etmesi fikri ve sosyal adalete adanmışlığı öğrencilerin bilincinde yer ettirmesi egemen olmalıdır. Bu doğrultuda çocuk refahına ilişkin olarak çocuk<i> hukuku</i> öğretiminde, ekonomik açıdan sağlıksız koşullarda olan çocuklar ve aileler gibi riskli nüfusun yaşamlarını geliştirme hedef alınmalıdır. Doğası gereği disiplinler arası bir konumda olan çocuk ve aile hukuku, çocuğun (velayeti ve üstün menfaati/best interest gibi) meseleleri içeren alanlarda sosyal hizmet gibi alanlardan edinilmiş bilimsel verilere dayalı olmak zorundadır.</p>

<p>Bu konulara ilişkin olarak öğretim ve uygulama arasındaki ilişkiye odaklanan ve öğrencilerin nasıl tecrübi öğrenim kazanabilecekleri konusunda sayısız yayına tanık olunmaktadır. Bu doğrultuda karakolda krize müdahale timleri/grup çalışmaları/uygulamaları/uzlaşma modelleri/mağdurun zararının karşılanması/yetenek geliştirme programları; etik sorunlar örneğin sır saklama(<i>confidentiality</i>) karşıtı güvenlik/ıslah karşıtı güvenlik düşüncesi devreye girmektedir. Sonuçta amaç sosyal adaletin gelişmesine katkıda bulunmak; bu konuda kolektif bir bilinç yaratılmasıdır. <a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">4</a></p>

<p>Pedagojik amaçla yinelersek, altmış yıllık tecrübemin sergilediği üzere, derslerdeki çeşitlilik (temel dersler) yelpazesi yerine derinlik kazanımına öncelik vermek isteyen bir hukuk fakültesi geleneksellik kıskacında kalarak daha esnek bir sistemi sebepsiz yere göz ardı etmektedir. Örneğin ticaret hukuku, aile hukuku ve iş hukukuna eğilen bir kişi için temel derslerden bir kısmının programdan çıkarılması halinde hiç de endişe verici bir durum söz konusu olmamalıdır. Kuşkusuz, hukuk eğitimindeki temel dersler diğer hukuk konularından daha fazla özel değildirler. Çoğu derslerin, muhtevası geniş ölçüde unutulan ezberleme ve hatırlama egzersizi ile sınırlı kaldığı unutulmamalıdır. Önemli olan gelecekteki hukuk uygulaması için nelerin <i>sine qua non</i> olduğunu saptamak; esnek/ modüler bir sistem sunabilmek- tir. Öte yandan, hukuk eğitiminin ne türden bir bilinçlenmeye odaklandığı da (adalete mi, yoksa taraf savunulmasına odaklı oyuna) irdelenmeli; hukuk fakültelerinde klinik hukuk eğitimine ivedilikle geçilmelidir. Kuşkusuz, sosyal hizmet alanı, hukuk eğitimi ve uygulaması için yararlı bir bağlam sağlamaktadır. Klinik hukuk öğretimi bağlamında öğretim görevlisi ve öğrencilerin katılımı ile geliştirilecek klinik çalışmalarla klinik hukuk öğretim görevlisi sosyal hizmet değerleri, ilkeleri, kavramları ve tekniklerini uyulama olanağı bulabileceklerdir. Bu doğrultuda Türk Yargı sisteminde <i>terapötik bir yargıya</i> doğru ciddi bir adım atılmış olacaktır. Bu doğrultuda etkilenen çocuklar ve ailesi için hizmetlerin yürütülen yargısal sürecin daha terapötik olmasını sağlamak üzere <i>aile sistemleri</i> yaklaşımı öngörülmelidir.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">5</a></p>

<p>Klinik çalışmada müvekkil ve öğrenci için terapötik olacak şekilde sorunlara yaklaşılmalıdır. Bu doğrultuda iyi yerleşmiş sosyal hizmet uygulamalarından “müvekkilin bulunduğu konumdan” işe başlanılmalıdır.</p>

<p>Sorunu anlamak ve uygun bir çözüme doğru bir strateji geliştirmek sürecinde de;</p>

<p>1. Devam eden değerlendirme ile edinilecek sorunları belirlemek;</p>

<p>2. Bu sonuca uyarlı sosyal hizmet ilke veya tekniğini uygulamak söz konusu olmalıdır.</p>

<p>Sosyal hizmet uygulamalarını temellendiren teoriler, sosyoloji, psikoloji, ekonomi, insan biyolojisi ve siyaset biliminden edinilmiştir. Bu disiplinler sosyal çalışmacıya insan davranışı, gelişmesi, akıl sağlığı, aile ve grup dinamikleri, kültürler ve siyasal süreçleri anlama yetisiyle ekolojik değerlendirmeler sonucu beliren sistem seviyesinde müdahaleye elvermektedir.</p>

<p>Aşağıdaki şekilde daire merkezine sosyal hizmet alındığında, ilişkili olduğu alanlar gereği hukuk merkeze alındığında da ilişkili bulunduğu alanlarla etkileşim göz önünde bulundurulmalıdır. Aksi takdirde şu tablo değişmeyecektir: Mükemmel bir düzenlemenin, onun paradigmasını algılayamamış, onunla duygudaşlık kuramamış bir uygulama tarafından gerçeğe dönüştürülmesi, beklentileri realize etmesi mümkün görülmemektedir. Savcılık (sağ el), “sosyal sorunlar” ile ilgilenen aktör ve organların oluşturduğu sol elin ne yaptığını bilmek istemiyor mu? J.P. Satre’ın söylediği gibi, kötü niyeti, kişinin kendisine yalan söylemesi olarak tanımlarsak, burada da söz konusu olan, kurumsal kötü niyet midir?</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/1744611737saw1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>İşte yargı mesleğine özgü adalette, fair-play ve ahlakiliği geliştirmeyi de içeren temel profesyonel yetenekler ve değerler de önem kazanmakta; aile dinamikleri ve insan gelişimi ön plana çıkmaktadır. Hukuk öğrencileri bunlara yabancı kalmamalıdır.</p>

<p><strong>Aile Yapısı ve İşlevi</strong></p>

<p>Bireyleri anlamak için aile yapısı ve işlevine odaklanılmalıdır. Bu bağlamda <i>aile sistemler teorisi</i> önem kazanmaktadır. Bu teoriye göre, kişiyi, anlamanın biricik yolu bireye aile içinde bakılması ve aile içindeki etkileşimin anlaşılmasıdır. Bu teori çocuğun menfaatini/yararını anlama özel yöntemidir. Bu teoride iki önemli ve özgün kavramdan biri “karşılıklı etkileşim”, ötekisi, “sorumluluk paylaşımı” dır. Aile etkileşimli ve dinamik bir sistem olarak, bireyin davranışını da içermek üzere vuku bulan her şey bir şekilde aileye izafe edilmektedir. Bu yaklaşım/kavram, her aile bireyinin olan her şeyden ve aile üyelerinin işlevlerinin geliştirilmesi açısından önemli olduğuna vurgu yapmaktadır.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">6</a></p>

<p>Aile sistemleri düşüncesi, “niçinler” yerine “nelerdir” üzerine odaklanıp, mevcut işlevi tasvir etmeye yönelmekte; geçmişe ve ailenin bir iç görüsü olup olmadığına odaklanmaktadır. Bu teorik yaklaşımda, ailede var olan patolojiden çok potansiyelin/güçlerin belirlenmesine vurgu yapılmaktadır. Bu teoride egemen olan felsefe, kişilerin kısıtlamalar kaldırıldığında kullanılmamış veya kapasite altı kullanılmakta olan yeteneklerin ve kaynakların mobilize edilmesidir.</p>

<p>Terapötik yargı süreci için avukatından yardım talebinde bulunan müvekkilin, bu yardımı kabullenmek için gerekli adımları atması, sosyal hizmete havale edilenin direnç göstermemesi, müvekkilin değişim için hazır olması gibi unsurlar da göz ardı edilmemelidir.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">7</a></p>

<p><strong>Adli Hata Bilinci</strong></p>

<p>Hatalı mahkumiyetler şimdilik yeterli kamusal bilinçten yoksun olarak, halen toplumsal radar kapsamı dışında seyretmektedir.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">8</a> Bu tür hataları azaltmanın tek yolu önleyici yasal düzenlemeler olmayıp, adli yönergeler, etik kurallar ve eğitim olabilir. Ceza adaleti reformuna bel bağlandığında, bunun uzun soluklu bir proje olacağı da unutulmamalıdır. Sonuçta başarısızlığın bedelini ne Ankara’daki siyasetçiler ne de savcılar ve hâkimler değil, adli hataların mağdurları ve halkın hukuk sistemine güvensizliği ile ortaya çıkan zararla ödenecektir.</p>

<p>İşte olası adli hataları en aza indirgemek amacıyla geliştirilecek projede yer alacak beş değişken aşağıda sergilenmiştir.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/agagrg.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Entegre Ceza Adaleti Modeli</strong></p>

<p>Yukardaki modelde ilişkili beş alan olası adli hataları sergilemektedir. Merkezde yer alan “siyaset alanı” öteki alanlarla çevrelenmiştir. Psikoloji ve bilim alanlarına ayrıca yer verilerek tüm adalet sisteminin algısal ve öteki önyargılardan haberdar olmasına işaret edilmektedir. Her iki alan da kanıta dayalı delil saptama arayışında referans olmaktadır. Adli hataların önlenmesi açısından bilimsel bulgular, adli hatalara özgü hataların başında gelen görgü tanığı ifadelerinden daha fazla önemsenmelidir. Bu modelin altında yatan teori, adli hatalı mahkûmiyet nedenlerinden her biri keşfedilip giderildiğinde hatalı mahkûmiyet sorunu kalmayacaktır. Her alan kendi içinde dava sonuçlarına etkili olan kurumlar, işlevler, personel, düzenleyici kavramlar, ideolojiler ve idealleri barındırmaktadır.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Kuşkusuz, kurumları çoklu sosyolojik perspektiflerden anlamak, işlevleri ve başarısızlıklarıyla eleştirel bir şekilde ilgilenmemizi sağlar. Karmaşık, hızla değişen bir dünyada, kurumlar <strong>geleneği</strong> yenilikle, <strong>düzeni</strong> adaletle ve <strong>sürekliliği</strong> de reformla dengelemelidir. Toplumun aktif üyeleri olarak, kurumlarla yalnızca pasif yararlanıcılar olarak değil, <strong>değişim ajanları</strong> olarak da etkileşim kurulmalıdır.</p>

<p>Kanunlar boşlukta var olamaz; insan davranışlarını, toplumsal normları ve kültürel gerçekleri yansıtmalıdır. İşte hukuk ve sosyal bilimler arasındaki etkileşim, çok boyutlu bir sosyo-hukuk ağı oluşturmaktadır. Geleneksel hukuk çalışmaları (hukuk dogmatiği) yalnızca iç kurallara odaklanırken, sosyal bilimler yasaların gerçekte nasıl işlediğini incelemekte ve bu kesişim, hukuk sistemlerini değerlendirmek ve mevzuatın modern sosyal değişimlere uyum sağlamasını sağlamak için ampirik yöntemler sunmaktadır. Hukuk ve sosyal bilimler arasındaki nihai köprü, adaletin peşinde koşmaktır. Hukuk mekanizmayı sağlarken, sosyal bilimler bir kanunun/ uygulamasının adil olup olmadığını ölçmek için etik ve ampirik bağlamı sunmaktadır.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10" title="">9</a> Yalnız, toplum gibi sosyal bilimler de dinamik bilimlerdir. Toplumlar geliştikçe vizyonlar da değişmektedir. Buradaki ciddi soru, vizyonların teoriler için test edilebilecek veya dogmaların sergilenmesi için bir temel oluşturup oluşturamayacağıdır.<a href="#_ftn11" name="_ftnref11" title="">10</a></p>

<p>Özetle, hukuk, genel olarak sosyal bilimler için çok önemli bir konudur; siyaset bilimi, sosyoloji, kriminoloji, ekonomi ve diğer sosyal bilimlerin hukukla açık bağlantıları vardır. Bu disiplinlerin öğrencileri bu bağlantıları anlayabilmeli ve hukuki ihtilaflara çeşitli bakış açılarından yaklaşabilmelidir.</p>

<p>Sosyal bilimler, kuşkusuz, hâkimlerin çevrelerindeki toplumun yönlerini "algılamalarına ve ifade etmelerine" ve hatta belki de o toplumun sınırlarında ortaya çıkabilecek bir şeyi "sağduyu" olarak anlamalarına yardımcı olmada rol oynayabilir.</p>

<p>“<strong>Önleyici adalet, aklın her ilkesi gereği, insancıl ve doğru bir siyasettir ve her bakımdan ‘cezalandırıcı adalete tercih edilir</strong>.”</p>

<p>William Blacstone, <i>Commentaries on the laws of England</i></p>

<h3><strong>Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel</strong></h3>

<h3><span style="color:#999999">-----------</span></h3>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">1</span></a><span style="color:#999999"> Bkz.J.R.Macey. “Law and the Social Science” (1997). Faculty Scholarship Series, Paper 1451. A.B.D’de varlıklı bir bayanın kırmızı ışıkta geçerek neden olduğu kaza ve olay yerini terk suçu nedeniyle hâkimin sosyal bilimler bilinci ile yürüttüğü duruşma için bkz. Arrogant Millionaire CEO's Daughter Mocks Judge Caprio, Gets Maximum Sentence INSTANTLY <strong>YouTube</strong> http://digitalcommens.law.yale.edu/fss-papers/1451 </span><a href="https://www.hukukihaber.net/toplumsal-degerler-analizi-yucel" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://hukukihaber.net/Toplumsal-Değerler-Analizi</span></a><span style="color:#999999"><strong> </strong></span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">2</span></a><span style="color:#999999"> M.T.Yücel. <strong>Hukuk Sosyolojisi</strong>, 5.bası,2017. </span><a href="https://www.hukukihaber.net/sosyolojik-akil-ve-hukuk-sociological-mind-and-law" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://hukukihaber.net/Sosyolojik-Akıl-ve-Hukuk</span></a></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">3</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. G.Tahincioğlu. Yüzleşme-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'ndan skandal emsal karar: Hatice Kaçmaz önce bıçakla, sonra katile 'indirim'le katledildi! <strong>T24 </strong>(13/03/2022).</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">3</span></a><span style="color:#999999"> Ayrıca bkz. S. Yumak. “Kriminoloji ve Ceza Hukuku: Hukuk Fakültelerinde Kriminoloji Öğretiminin Faydaları ve Türkiye’deki Güncel Durum” <strong>TAAD, </strong>Temmuz 2015, S.22, Yıl. 6, ss.549-585.</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">4</span></a><a name="_Hlk233178204"><span style="color:#999999"> </span></a><span style="color:#999999">Sosyal adalet, toplumda kaynakların, fırsatların ve ayrıcalıkların adil dağılımını ifade etmekte, toplumun sosyal kaynaklarını nasıl dağıttığı konusunda adaleti vurgulamaktadır. Sosyal adaletin en ünlü incelemelerinden biri John Rawls'ın <strong>Adalet Teorisi</strong> (1971) adlı eseridir. Rawls "adalet olarak eşitlik" vizyonunu ortaya koymuştur.</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">5</span></a><span style="color:#999999"> Türkiye’de hukuk bilinci için bkz. M. Şenocaklı “Ergenekon davasında aftan başka çözüm yok”-Prof. S. Selçuk’la söyleşi <strong>Vatan</strong> (17/12/2012 ve 18/12/2012). Ayrıca bkz. Mustafa T. Yücel. “Hukuk Eğitimi Üzerine Sosyo-Juridik Bir İnceleme-Yeni Ufuklar” <strong>Ceza Adaletine Özgün Sorunlar</strong>, Adalet, 2023, ss.287-324; Mustafa T. Yücel. “Hukuk Eğitiminde Klinik Çalışma” <strong>Yargı Sistemi Üzerine Denemeler</strong>, Seçkin, 2019.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">6</span></a><span style="color:#999999"> J. Bentham önleyici adaleti vurgulamak üzere <strong>Anayasa Kodu</strong> adlı eserinde suçluluğu ve felaketi önlemek üzere “Önleyici Hizmetler Bakanlığı” kurulmasının araştırılmasını önermişti. J.Bentham. <strong>Constitutional Code</strong>, 1830, s.213. Bentham, panoptik cezaevi mimarisi planları dışında güvenliği, çevresel tasarım ve risk azaltılması projesi olarak daha kapsamlı olarak kavramlaştırdı.</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">7</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. E. Richardson, P.Spencer ve D.Wexler. “The International Framework for Court Excellence and Therapeutic Jurisprudence: Creating Excellent Court and Enchancing” 25 <strong>Journal of Judicial Administration</strong>, 2016, ss.148-166.</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">8</span></a><span style="color:#999999"> Hatalı mahkumiyetleri önlemek üzere ceza adaleti sistemi masum sanıkları nasıl belirleyebilir sorusu için bkz.<br />
Jon B. Gould, Julia Carrano, Richard Leo, Joseph Young. Predicting Erroneous Convictions: A Social Science Approach to Miscarriages of Justice. Document No.: 241389, February 2013; B.E.Turvey ve C.M.Cooley.<br />
<strong>Miscarriages of Justice-Actual Innocence, Forensic Evidence and the Law</strong>, Elsevier, 2014; M.Naughton.<br />
<strong>Rethinking Miscarriages of Justice-Beyond the tip of the Iceberg</strong>, Palgrave, 2007.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Hâkimler iki tür hata yapabilmektedir:</span></p>

<p><span style="color:#999999">1. Masum bir sanığın mahkûm olması, kuşkusuz, ilgili kişiye karşı ciddi bir adaletsizlik olduğu gibi toplum gerçek suçlunun yeniden suç işlemesi riski altındadır.</span></p>

<p><span style="color:#999999">2. Bir sanığın beraat etmesi de mağdurlara veya yaşayan yakınlarına karşı adaletsizlik olduğu gibi toplum yine gerçek suçlunun yeniden suç işlemesi riski altındadır (Yazarın notudur).</span></p>

<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10" title=""><span style="color:#999999">9</span></a><span style="color:#999999"> <strong>Law and The Social Sciences</strong> edited by Leon Lipson and Stanton Wheeler, New York, 1986.</span></p>

<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11" title=""><span style="color:#999999">10</span></a><span style="color:#999999"> Mustafa T. Yücel.</span><a href="https://www.hukukihaber.net/sosyolojik-acidan-hukuk-bilimi-sociologically-informed-jurisprudence" rel="dofollow"><span style="color:#999999"> Sosyolojik-Açıdan-Hukuk-Bilimi</span></a><span style="color:#999999"> ; </span><a href="http://hukukihaber.net/sosyal-adalet-ve-ceza-adaleti-social-justice-and-criminal-justice" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://hukukihaber.net/Sosyal-Adalet-ve-Ceza-Adaleti</span></a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-ve-sosyal-bilimler-arasinda-etkilesimler</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/hukuk-35-1-1024x576.jpg" type="image/jpeg" length="69232"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suç Örgütüne Üye Olma Suçu Ne Zaman Oluşur? TCK m.220 Kapsamında Güncel Yargıtay Kararlarıyla Hukuki Değerlendirme]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/suc-orgutune-uye-olma-sucu-ne-zaman-olusur-tck-m220-kapsaminda-guncel-yargitay-kararlariyla-hukuki-degerlendirme-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/suc-orgutune-uye-olma-sucu-ne-zaman-olusur-tck-m220-kapsaminda-guncel-yargitay-kararlariyla-hukuki-degerlendirme-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Özet</strong></p>

<p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinde düzenlenen suç işlemek amacıyla örgüte üye olma suçu, uygulamada en fazla tartışılan suç tiplerinden biridir. Örgüt üyeliğinin oluşabilmesi için yalnızca örgüt mensuplarıyla irtibat kurulması veya aynı çevrede bulunulması yeterli değildir. Failin örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dahil olması, örgüt iradesine bağlı hareket etmesi ve bu ilişkinin somut delillerle ortaya konulması gerekir. Yargıtay kararlarında organik bağ, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk ölçütleri belirleyici kabul edilmektedir.</p>

<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Organize suçlarla mücadele kamu düzeninin korunması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte örgüt üyeliği suçunun geniş yorumlanması, masumiyet karinesi ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkeleri bakımından sakıncalar doğurabilir. Bu nedenle mahkemeler, her somut olayda örgüt üyeliğinin kanuni unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini ayrı ayrı değerlendirmek zorundadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1. TCK m.220'nin Amacı</strong></p>

<p>TCK m.220, henüz işlenmemiş suçların önlenmesini amaçlayan bir tehlike suçudur. Kanun koyucu, belirli bir organizasyon içinde suç işlemeyi hedefleyen yapıları cezalandırarak kamu güvenliğini korumayı amaçlamıştır. Her birlikte hareket eden kişi topluluğu örgüt sayılmaz; devamlılık gösteren bir organizasyon ve suç işleme amacı bulunmalıdır.</p>

<p><strong>2. Örgüt Üyeliğinin Unsurları</strong></p>

<p>Örgüt üyeliği bakımından ilk şart, fail ile örgüt arasında organik bağ bulunmasıdır. Organik bağ, geçici bir ilişkiyi değil, örgütün disiplini içinde devam eden aidiyeti ifade eder. İkinci şart, failin hiyerarşik yapıya bilerek katılmasıdır. Talimat alma, görev üstlenme veya örgütsel faaliyetlere düzenli katılım bu değerlendirmede önem taşır. Üçüncü olarak faaliyetlerin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk göstermesi aranır. Tek bir olay çoğu zaman üyelik için yeterli görülmez.</p>

<p><strong>3. Hangi Davranışlar Tek Başına Yeterli Değildir?</strong></p>

<p>Yargıtay uygulamasında yalnızca telefon görüşmeleri, aynı ortamda bulunmak, akrabalık veya arkadaşlık ilişkisi, ticari ilişki ya da sosyal medya üzerinden iletişim kurulması tek başına örgüt üyeliğini ispatlayan deliller olarak kabul edilmemektedir. Bu tür olgular ancak diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanabilir.</p>

<p><strong>4. Delillerin Değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Örgüt üyeliği davalarında dijital materyaller, iletişim kayıtları, tanık beyanları ve fiziki takip tutanakları birlikte değerlendirilir. Ancak hiçbir delil tek başına mutlak kabul edilmez. Mahkemenin görevi, deliller arasında örgütsel bağlılığı ortaya koyan tutarlı bir bütünlük bulunup bulunmadığını incelemektir.</p>

<p><strong>5. Etkin Pişmanlık</strong></p>

<p>TCK m.221 uyarınca örgütten kendi iradesiyle ayrılan ve yetkili makamlara örgütün yapısı ile faaliyetleri hakkında soruşturmayı ilerletecek nitelikte bilgi veren kişiler hakkında cezada indirim veya kanuni şartları varsa cezasızlık uygulanabilir. Etkin pişmanlık için verilen bilginin gerçek, doğrulanabilir ve somut katkı sağlaması gerekir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Suç örgütüne üye olma suçu ağır sonuçlar doğurduğundan, mahkumiyet kararı ancak kanuni unsurların kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanması halinde verilebilir. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımı, salt irtibatı yeterli görmeyip organik bağ, hiyerarşik yapı ve süreklilik kriterlerini birlikte aramaktadır. Bu yaklaşım, hem örgütlü suçlarla etkin mücadeleyi hem de temel hak ve özgürlüklerin korunmasını dengeleyen bir anlayışı yansıtmaktadır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-emrah-golgiyaz" title="Av. Emrah GOLGİYAZ"><img alt="Av. Emrah GOLGİYAZ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/emrah-golgiyaz.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-emrah-golgiyaz" title="Av. Emrah GOLGİYAZ">Av. Emrah GOLGİYAZ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/suc-orgutune-uye-olma-sucu-ne-zaman-olusur-tck-m220-kapsaminda-guncel-yargitay-kararlariyla-hukuki-degerlendirme-1</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 00:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/tok-kitpsaksg.jpg" type="image/jpeg" length="34604"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HAK ARAMA KÜLTÜRÜ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hak-arama-kulturu-dasli-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hak-arama-kulturu-dasli-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>“<i>Kültür, stratejiyi kahvaltıda yer</i>.”</p>

<p><i>P. DRUCKER</i></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>A. </strong><strong>GENEL OLARAK</strong></p>

<p>Toplumun ihtiyaçlarına uygun gelişmiş bir hukuk sistemi inşası, ancak hak arama kültürünün gelişmesi ile mümkündür. Gelişmiş hukuk sistemi, her bir vatandaşın, kurallara uyarak ve hakkını arayarak ördüğü devasa kurşun geçirmez bir örümcek ağıdır. Aranmamış her hak ve ihlal edilmesi bir yol haline gelmiş her kural, kimi ne zaman mağdur edeceği belli olmayan kör kurşunlardır.</p>

<p></p>

<p>Mutlaka denk gelmişsinizdir, “<i>avukatım</i>” dediğinizde; “<i>bizim avukatlık işimiz olmaz</i>” cevabına. Bunu bir övünç kaynağı olarak görüp gururla söyleyenler olduğu gibi bu tavra kutsallık atfedip başına “<i>çok şükür</i>” ekleyeler de vardır.</p>

<p></p>

<p>Daha insaflı ve belki hayatın gerçekleriyle yüzleşmiş olanlar ise, “<i>mahkemeye işim düşmesin ama mahkemesiz de kalmayalım</i>” derler. Her ne kadar mahkemenin adını duymak sokağından geçmek istemeseler de mahkemelerin yokluğunun daha beter bir durum olduğunu dile getiren bir tavırdır bu.</p>

<p></p>

<p>Mahkemeleri sadece kaşık çatlı, somurtkan suratlı insanların doldurduğu bunaltıcı bir mekan olarak imgeleyen bu düşünüş şekli mahkemelerin asıl fonksiyonunu anlamaktan oldukça uzaktır.</p>

<p></p>

<p>Bu yaklaşıma sahip olanlar sadece vatandaşlar değil. Hukukçuların birçoğu da mahkemeye yolu düşmeyen insanları “<i>şanslı insan</i>” olarak görüyor. Ayrıca, avukatlık mesleğinin, ücretsiz hizmet alma fırsatçılığına maruz kalmaktan bıkmış bir meslek olduğu da herkesin malumudur. Maalesef, meslektaşlarımızın yolu adliyeye düşen vatandaşlarımıza bakış açısını da bu fırsatçılık tutumu şekillendiriyor.</p>

<p></p>

<p>Dahası, hakimlik ve savcılık görevi icra eden hukukçular da bazen dava sayısının ve iş yükünün aşırı derece artması endişesi ile yeni konuların dava edilmesine sıcak bakmıyorlar. Halbuki, bir konunun dava edilmemesi aynı zamanda hakim ve savcıların o konuyu tartışmasını engelleyen bir husustur. Yeni gelişen alanlarda, mevzuatın statik yapısı toplumsal ihtiyaçların gerisinde kalmaktadır ve bu boşluk ancak yargısal süreçlerin işletilmesi ile doldurulabilir. Üstelik, yargıçlık mesleğinin asıl sanatını konuşturacağı yer de tam burasıdır. Bu nedenle, yeni veya farklı özellik arz eden davalar, hakimlerin meziyetlerini sergilemeleri için de büyük bir fırsat alanı sunar.</p>

<p></p>

<p><strong>B. </strong><strong>UYGARLIK TARİHİ AKSİNİ GÖSTERİYOR</strong></p>

<p>İnsanlık tarihinin gösterdiği gerçeklerden biri de her hayat deneyiminin sadece onu yaşayan tarafından algılanabilen yönlerinin olduğudur. Bu nedenle, insani deneyimlerin hukuk sistemine yansıtılması hayati öneme sahiptir. Aksi takdirde, hukuk ile hayat arasındaki makas giderek açılır ve neticede birbiriyle bağdaştırılması mümkün olmayan “<i>gereklilikler</i>” ortaya çıkar.</p>

<p></p>

<p>İnsan deneyimleri ile uyumlu yaşanabilir bir sisteme sahip olabilmemiz için her birimizin mahkemelere intikal ettirmesi gereken meseleler vardır. Eğer bu meseleleri mahkemelere intikal ettirip adil bir kriter üretilmesi için efor sarf etmezsek, aynı sıkıntıları yüzlerce insan yaşamaya devam eder.</p>

<p></p>

<p><strong>C. </strong><strong>SİSTEM İNŞA ETMEK VE VATANDAŞLIK</strong></p>

<p></p>

<p>Sistem inşa etmek de mi vatandaşın meselesi, o zaman meclis niye var? Dediğinizi duyar gibiyim. Elbette, meclisin temel görevi yasama faaliyetidir ve dolaysıyla ihtiyaç olan kuralları koymak ve gerekli yasaları çıkarmaktır. Fakat, mesele bu kadar basit değil!</p>

<p></p>

<p>Hiçbir insan ve hiçbir uzman, tüm ihtimalleri hesaba katamaz. Hukuk normları da tıpkı bir insanın doğup büyümesi gibi olgunlaşarak meydana gelir. Söz gelimi, şuan yapay zeka ile ilgili temel bir kanun metni yok. Çünkü, yapay zekanın riskleri, yaşatabileceği farklı ihtimaller ve sorunlar henüz yeterince öngörülebilir değil. Şu ana kadar yapay zeka ile ilgili yapılan hukuki çalışmalar ve kodifikasyonlar tıpkı bir bebek gibi emekleme çağında. Yapay zekaya ilişkin sorunlar, ne kadar hızlı şekilde mahkemelere intikal ettirilirse ve ne kadar verimli tartışmalar yapılırsa, o kadar etkin bir yapay zeka hukukumuz olur. İşte bu yüzden, hukuki meselelerin de tıpkı bir insan hayatı gibi bir “<i>olgunlaşma sürecinden</i>” geçtiğini bilmek ve hukuki konuları değerlendirirken olgunlaşma süreçlerini de dikkate almak gerekir, tıpkı bir insanı değerlendirirken onun yaşını ve mesleki tecrübesini dikkate aldığımız gibi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>D. </strong><strong>YARGILAMA SORUNUN TARTIŞMASINI SAĞLAR</strong></p>

<p></p>

<p>Bir ülkenin ve hatta dünyanın, bir konuda sağlam bir fikre varabilmesi, o fikrin etkin, derinlikli ve objektif bir şekilde tartışılmasına bağlıdır. Burada tartışma kavramından kastımız, bir meselenin fikri olarak “<i>kritik</i>” edilmesidir, yoksa ülkemizde neredeyse her önemli meselenin çözümsüzlüğe terk edilmesine yol açan “<i>polemik yöntemi</i>” değildir. Görüş ayrılıklarının derinleşip taraftarlığa dönüştüğü aşamadan sonra objektif bir şekilde fikir çarpışması(tez-antitez) yaşanmasını beklemek gerçekçi olmaz.</p>

<p></p>

<p>O halde, adil bir hukuki norma ihtiyaç duyulan her meselenin hukuki muhakemenin adresi olan mahkemelere taşınması ve verimli bir tartışmaya(<i>kritiğe</i>) tabi tutulması, gelişmiş ve sağlam bir hukuk sistemine sahip olabilmemizin yegâne yolu ve yöntemidir.</p>

<p></p>

<p>Aksi takdirde, sorular cevapsız ve toplum hukuksuz kalır. Bir toplumsal meselenin kurallara bağlanması ve öngörülebilir hale gelmesi ancak davalarla mümkündür. Bunun en tipik örneklerinden biri kira hukukudur. Gerçekten kira sözleşmeleri çok fazla dava konusu olduğu için zengin bir içtihat birikimi mevcuttur. Bu nedenle, bir kiracı ya da kirayaveren hukukçulara danıştığında sorularına detaylı ve tatmin edici cevaplar alabilir, aldığı cevaplara göre tutumunu belirleyebilir. Böylece, kira ilişkisini minimum problemle ve maksimum fayda ile yönetme imkanı bulur. Daha önemlisi, gereksiz kavgalara ve lüzumsuz münakaşalar girip yıpranmaktan kurtulur. Oysa, sorunlarına hukuk içerisinde cevap bulamayan veya etkisiz cevaplar bulan bir kişi, kira ilişkisinin psikolojik yükünü taşımaya devam eder ve maalesef bu yükü artık taşıyamadığı noktada da “<i>istenmeyen vakalar</i>” yaşanır. İstenmeyen vakalar yaşandığında ise “<i>mahkemeye gitmek</i>” bir tercih olmaktan çıkıp bir “<i>mecburiyet</i>” haline gelir.</p>

<p></p>

<p><strong>E. </strong><strong>YARGILAMA KONUSU OLMAYAN MESELELER </strong></p>

<p></p>

<p>Söz gelimi, iş hukuku uygulamasında bayan personellerin “<i>süt izni</i>” haklarına dair birçok hukuki problem ortaya çıkar. Fakat ne içtihatlarda ne de doktrin de bu problemlere yanıt olabilecek bilgiler ve kriterler bulunamaz. Çünkü, süt izni hakkı neredeyse hiçbir zaman bir davaya konu olmaz. Davaya konu olmadığı için de hakkında hukuki düşünceler üretilmez, içtihatlar bulunmaz ve bilgi temin edilemez. En kapsamlı iş hukuku kitaplarında bile süt izni konusu birkaç sayfa ile sınırlıdır. Halbuki, süt izni hakkı hem bebek için hem de anne için çok önemlidir. Dolayısıyla toplumsal hayat açısından çok önemli bir konudur. Ama bu konun mahkemelerde tartışılmasına elverişli bir olgunluğa sahip olmadığımız için hakkında hukuk normu üretilmesi de beklenemez. Neticede, hukuksuz ve sistemsiz kalan bir konu on binlerce bebeği ve anneyi mağdur eder ve etmeye devam eder. Oysa, bir personel süt izni için mahkemeye başvurduğunda aslında işverenine karşı bir eylemde bulunmuş olmaz. O, kendi sorununa hukuki çözüm isteyen bir bireydir ve bunun son derece doğal karşılanması gerekir.</p>

<p></p>

<p>Bugünkü hukuk bilinci seviyemiz ve olgunlaşma düzeyimiz itibariyle, bir personelin hem çalıştığı firmaya dava açması hem de orada çalışmaya devam etmesi tuhaf görünüyor olabilir. Ancak, hak arama temelli davranışların desteklenmesi ve teşvik edilmesi herkes için fayda sağlayan bir kamu menfaatidir. Zira, yarın işveren yahut yakınları da aynı sorunu bir başka firma ile yaşayabilir ve hukuki bir çözüme ihtiyaç duyabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>F. </strong><strong>HAK ARAMA KÜLTÜRÜ BİR ÜTOPYA MI?</strong></p>

<p></p>

<p>Bu makalede anlatılan konular çok ütopik görünebilir. Çünkü, tamamen para kazanma odaklı bir iktisadi sistemin içerisinde yaşıyoruz. Dolayısıyla maddi bir menfaat sağlamadıkça kimse hukuku ve sistemi umursamıyor. Üstelik, iktisadi koşulların bu kadar zorlu olduğu bir ortamda kimseden hak arama kültürü inşa etmesini, hukuk sisteminin gelişimine katkı sağlamasını bekleyemeyiz!</p>

<p></p>

<p>Hak arama kültürü inşa etmek ve sistemin gelişimine katkı sağlamak, bir “<i>iktisadi değer</i>” olarak tanımlanırsa durum değişebilir. Söz gelimi, icatların önünü açan gelişme, icat etme faaliyetinin bir “<i>ekonomik değer</i>” olarak tanımlanması ve ona bir hukuki statü(<i>patent</i>) verilmesi ile gerçekleşmiştir. Dolayısıyla hukuk üretiminin devamı için de benzer formüller düşünülebilir.</p>

<p></p>

<p>Esasen, yapay zekâ ile birlikte bugün avukatlık piyasasında kazanç kaynağı olan dava türlerinin çoğunun biteceği de tahmin edilmektedir. Ancak yapay zekâ insan ilişkilerini ortadan kaldırmayacaktır, aksine farklı bir boyuta taşıyacaktır. Bununla birlikte insan ilişkileri yeni ihtilaflar üretmeye devam edecektir. Uzun sözün kısası, yapay zeka alanında yaşanan gelişmeler de artık standart bir bakış açısından çıkıp yeni bir vizyon ile hak arama meselesini ele almamızı zorunlu kılmaktadır.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>G. </strong><strong>HUKUK İNŞASI DESTEKLENMESİ GEREKEN BİR ÜRETİM FAALİYETİ</strong></p>

<p></p>

<p>Belki, bu tarz konularda başvurusu ile aslında sisteme katkı sunan ve hukuk inşa edilmesini sağlayan kişilere de bir “<i>devlet teşviği</i>” verilmesi düşünülebilir. Nasıl ki, sporda başarı gösteren bir kişiye teşvik veriliyorsa, belli sektörlerde girişimcilere mali kaynaklar sunuluyorsa, neticede bir hayat meselesini hukuki sisteme getiren, onun ilk kez tartışmasını sağlayan kişiler de aynı şekilde ödüllendirilmeyi hak ediyorlardır. Sadece maddi kaynakları daha ekonomik rakamlara üretenler değil, hayat sorunlarının daha kolay ve adil çözümünü sağlayanlar da kazanç ya da ödül elde etmelidir.</p>

<p></p>

<p>Hak arama kültürünün, böyle bir paradigmaya oturtulması toplumsal hayatımız ve hukuk sistemimiz açısından hayati önem sahip. Tabi ki, bu paradigma değişiminin gerçekleşebilmesi için öncellikle hukukçuların buna öncülük etmesi ve kendilerini bu konuda adeta <i>gönüllü birer eğitmen</i> olarak görmesi gerekir.</p>

<p></p>

<p>Artık şunu kabul etmek zorundayız; standart işlemlere ve kalıplaşmış varsayımlara dayanan tartışmadan(<i>kritik</i>ten) yoksun yargılamalar ile hiçbir yere varamayız. Hukukçular olarak, içinde bulunduğumuz çağda varlığımızı devam ettirebilmek istiyorsak, gerçek sorunları derinlikli analizlerle muhakeme edip adil normlar üretmek zorundayız. Üstelik bunu kalite standartlarına uygun bir yargılama hizmeti ile gerçekleştirmeliyiz.</p>

<p></p>

<p><strong>H. </strong><strong>YAPAY ZEKA BU MAKALE İÇİN NE DEDİ?</strong></p>

<p></p>

<p>Okuyuculara kolaylık olsun diye bir yapay zeka hukuk programından makaleyi mevcut literatür ve içtihatlar çerçevesinde değerlendirmesini istedim, cevabı şunlar oldu:</p>

<p></p>

<p>· “<i>Hak Arama Kültürü</i>” başlıklı makalenin temel iddiaları, Türk hukuk literatüründeki "<i>yaşayan hukuk</i>" ve "<i>hakimin hukuk üretmesi</i>" teorileriyle yüksek derecede uyumludur.</p>

<p></p>

<p>· Yargı kararları, özellikle teknolojinin ve sosyal ihtiyaçların hızla değiştiği alanlarda, kanun koyucunun eksik bıraktığı boşlukları dolduran birer "<i>norm laboratuvarı</i>" işlevi görmektedir. Ancak, hak arama kültürünün gelişmesi için sadece usuli yolların varlığı yeterli değildir; adalete erişimin dijital araçlarla kolaylaştırılması ve avukatların "<i>hukuk mimarı</i>" rolünü üstlenerek stratejik davalar açması gerekmektedir.</p>

<p></p>

<p>· Süt izni gibi konulardaki "<i>hukuki sessizlik</i>", literatürdeki "<i>etkili başvuru yolu eksikliği</i>” ve "<i>toplumsal ihtiyacın yasama tarafından geç fark edilmesi</i>" riskleriyle doğrudan örtüşmektedir. Bu rapor, hak arama kültürünün güçlendirilmesinin, Türk hukuk sisteminin dinamizmini ve adalet üretim kapasitesini artıracağını teyit etmektedir. Süt iznine değinmese de, makalenin "<i>sessiz kalınan hakların mağduriyet üretmesi</i>" tezini desteklemektedir</p>

<p></p>

<p>· Makalede önerilen "<i>hak arayanlara devlet teşviği verilmesi</i>" hususuna dair somut bir yasal düzenleme veya derinlemesine akademik tartışma tespit edilememiştir. Bu konu literatürde "<i>de lege ferenda</i>" (olması gereken hukuk) düzeyinde bir boşluk olarak durmaktadır.</p>

<p></p>

<p>· Avukatların yapay zekâ sistemlerini sağduyulu ve etik bir şekilde kullanma sorumluluğu, onları sadece uyuşmazlık çözen değil, aynı zamanda "<i>etik ve adil normlar üreten</i>" aktörler haline getirmektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-engin-dasli" title="Av. Engin DAŞLI"><img alt="Av. Engin DAŞLI" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_177u8YhhhYlhlhjuauhghkghgghh.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-engin-dasli" title="Av. Engin DAŞLI">Av. Engin DAŞLI</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hak-arama-kulturu-dasli-1</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 00:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/06/terazi/adalet.jpg" type="image/jpeg" length="65401"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="52085"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="53846"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="84479"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83587"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="85347"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="21039"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="66338"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81657"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="95520"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55946"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="93853"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="98073"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="67448"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="17197"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="10946"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="63343"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="35037"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="87010"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="57735"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="18155"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
