<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 11 Jun 2026 21:53:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Düğününe 2 ay kalan icra müdür yardımcısı, evinde ölü bulundu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dugunune-2-ay-kalan-icra-mudur-yardimcisi-evinde-olu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dugunune-2-ay-kalan-icra-mudur-yardimcisi-evinde-olu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana'da icra müdür yardımcısı Berivan Tunç (31), yaşadığı apartman dairesinin banyosunda ölü bulundu. Tunç'un 2 ay sonra düğün yapmayı planladığı belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adana'da Çukurova ilçesi Beyazevler Mahallesi'nde yaşayan İcra Müdür Yardımcısı Berivan Tunç, mesaiye gelmeyince iş arkadaşları telefonla aradı ancak ulaşamadı. İhbarla adrese polis ekipleri sevk edildi. Evin zilini çalan ekipler, genç kadın kapıyı açmayınca itfaiye ekiplerine haber verdi. Gelen itfaiye ekibinin kapısını kırdığı daireye giren polis, Berivan Tunç'u banyoda hareketsiz yaparken buldu. Adrese gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, genç kadının hayatını kaybettiği belirlendi. Düğününe yaklaşık 2 ay kaldığı belirtilen Tunç'un cansız bedeni, otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu'nun morguna götürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dugunune-2-ay-kalan-icra-mudur-yardimcisi-evinde-olu-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 20:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/adanada-icra-mudur-yardimcisi-berivan-tunc-evinde-olu-bulundu.webp" type="image/jpeg" length="46907"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BAĞLANTILI SUÇLARDA ADİL/DÜRÜST YARGILANMA HAKKI SORUNU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/baglantili-suclarda-adildurust-yargilanma-hakki-sorunu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/baglantili-suclarda-adildurust-yargilanma-hakki-sorunu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p>İstinaf kanun yoluna ilişkin olarak Kanundan ve/veya uygulamadan kaynaklanan sorunlar, bireysel başvuru mekanizması aracılığı ile Anayasa Mahkemesi’nin (AYM’nin) önüne gelmeye devam etmektedir. Önceki çalışmalarımızda bilhassa; istinaf incelemesinin duruşma açılmaksızın gerçekleştirilmesi<a href="http://www.hukukihaber.net/istinaf-incelemesinin-durusmasiz-yapilmasi-sorunu-ersan-sen" rel="dofollow">[1],</a> incelemenin usule aykırı şekilde yürütülmesi<a href="http://www.hukukihaber.net/bam-ceza-dairelerinin-bozma-yetkisinin-siniri">[2]</a> ve bağlantılı suçlar bakımından istinaf incelemesi sonucunda dosyaların bölünmesi riskine<a href="http://www.hukukihaber.net/baglantili-suclarin-istinaf-incelemesi-ile-ortaya-cikan-dosyanin-bolunme-riski-ve-istinafta-bozma-kolayligi-ile-durusma-acma-zorlugu-meselesi" rel="dofollow">[3]</a> dikkat çekmiş olup, sözkonusu sorunların adil/dürüst yargılanma hakkının sağladığı güvenceleri zedeleyebilecek nitelikte olduğunu vurgulayarak, bunların giderilmesine yönelik önerilerimizi ortaya koymuş, bağlantılı ceza davalarında hükmün kısmen kesinleşmesi durumunda, temyiz denetimine tabi olmayan hükmün kesinleşerek infaz edilebilir hale geldiğini, kesinleşmeyen hükmün bu infazın ertelenmesine veya durdurulmasına engel olmadığını, bu sakıncalı durumun ortadan kaldırılmasının ancak bir kanun değişikliği ile mümkün olduğunu ifade etmiştik.</p>

<p><strong>II. </strong><strong>İstinaf Kanun Yoluna İlişkin Yakın Tarihli Kararlar</strong></p>

<p>Yukarıda belirtilen ilk iki sorun hakkında İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) ve AYM art arda istinaf incelemesine ilişkin uygulamadaki sorunlara değinerek önemli tespitlerde bulunmuştur.</p>

<p><strong>İstinaf incelemesinin duruşmalı/duruşmasız yapılması konusunda İHAM; </strong><i>Deliktaş/Türkiye</i> kararında, istinaf incelemesinin hukuki ve maddi vaka değerlendirmesini içerip, sanığın suçluluğu veya suçsuzluğu konusunda sonuca ulaştığı ve mahkumiyete esas alınan delillerin sanık veya tanık beyanları gibi sübjektif nitelik taşıdığı hallerde, istinaf mahkemesinin duruşma açılması talebini karşılıksız bırakmasının, adil/dürüst yargılanma hakkının gerekleriyle bağdaşmadığını vurgulamıştır (<i>Deliktaş/Türkiye,</i> B. No: 25852/16, 12/12/2023).</p>

<p><strong>AYM ise;</strong> <a href="https://www.hukukihaber.net/istinaf-incelemesinin-kanunda-belirlenen-usule-gore-yapilmamasindan-dolayi-temyiz-hakkinin-kullanilamadigi-iddiasiyla-yapilan-basvuruya-iliskin-karar" rel="dofollow"><i>Ömer Oral</i> kararı</a>nda, Bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerince usule aykırı olarak verilen bozma kararlarını mahkemeye erişim hakkı bakımından incelemiş ve istinaf incelemesinin duruşmasız yapılması sorununa da temas eden önemli belirlemelerde bulunmuştur (<a href="https://www.hukukihaber.net/istinaf-incelemesinin-kanunda-belirlenen-usule-gore-yapilmamasindan-dolayi-temyiz-hakkinin-kullanilamadigi-iddiasiyla-yapilan-basvuruya-iliskin-karar" rel="dofollow"><i>Ömer Oral</i> [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025).</a></p>

<p>AYM bu kararında özetle; BAM ceza dairelerinin istinaf incelemesi sonunda hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.280/1’in (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak düzenlendiğini, ilk derece mahkemesinin bozma kararıyla bağlı olduğu bu hallerin davanın esasına değil, yalnızca yargılama usulüne ilişkin açık hukuka aykırılıklara yönelik olduğunu, somut olayda ise BAM ceza dairesinin Kanunda öngörülen bu sınırlı hallerden birine dayanmaksızın dosya üzerinden delil değerlendirmesi yaparak başvurucu hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya ek araştırmalar yapılması gerektiği gerekçesi ile beraat hükümlerini bozduğunu, oysa bu nitelikteki değerlendirmelerin istinaf başvurusu üzerine doğrudan BAM tarafından yapılması gerektiğini; bu nedenle ceza dairesinin CMK m.280/1-g uyarınca duruşma açıp tarafları dinleyerek delilleri değerlendirmesi gerekirken dosya üzerinden karar vermesinin başvurucuyu yalnızca mahkemeye erişim hakkından değil, aynı zamanda istinaf mahkemesi önünde sözlü yargılanma ve buna bağlı usul güvencelerinden de mahrum bıraktığını, ayrıca sözkonusu uygulamanın temyiz hakkı bakımından da sonuç doğurduğunu; zira BAM ceza dairesinin davayı yeniden görüp mahkumiyet kararı vermesi halinde, bu kararın temyiz denetimine tabi olacak olmasına karşın kesin nitelikte bozma kararı verilmesi nedeniyle başvurucunun temyiz imkanından yoksun bırakıldığını, bu çerçevede istinaf incelemesine ilişkin kuralların BAM ceza dairesince yapılan yorumunun Kanunun lafzıyla bağdaşmadığını ve öngörülebilirlik ile belirlilik ölçütlerini karşılamadığını belirterek, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.</p>

<p><strong>III. </strong><strong>Bağlantılı Suçlarda Kanun Yolu İncelemesi ve AYM’nin Yaklaşımı</strong></p>

<p>AYM; 02.06.2026 tarihli ve 33268 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202039936-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><i>Fatma İyitütüncü</i> kararı</a>nda, ceza davasında bağlantılı suçlardan birine ilişkin temyiz incelemesi devam ederken, diğer suçtan kurulan hükmün istinaf aşamasında kesinleşmesi ve kesinleşen hüküm yönünden infaz aşamasına geçilmesi meselesini adil/dürüst yargılanma hakkı bakımından ele alarak, bu kez doğrudan Kanundan kaynaklanan sorun hakkında oldukça önemli bir karara imza atmıştır<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202039936-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> (<i>Fatma İyitütüncü</i> [GK], B. No: 2020/39936, 27/1/2026).</a></p>

<p><strong>CMK m.8 ila m.11’de “Bağlantılı Davalar” başlığı altında;</strong> bir veya birden fazla sanığın birden fazla suçtan veya birden fazla sanığın bir suçtan dolayı aynı mahkeme tarafından aynı dosyadan yargılanması şartlarını düzenlenmektedir.</p>

<p>Bilindiği üzere, CMK m.286/3’de sayılan suçlardan dolayı verilen hapis cezaları dışında kalan hapis cezalarının 5 yıl ve altında kalması halinde mahkumiyet hükümlerine karşı temyiz yolu kapalıdır. Bağlantılı ceza davalarında istinaf incelemesi sonucunda sanık hakkında verilen hükümlerden birinin temyize kapalı, diğerinin ise temyize açık olması, dosya bakımından kısmi kesinleşme sonucunu doğurabilmektedir; zira temyiz denetimine tabi olmayan hüküm kesinleşerek infaz edilebilir hale gelmekte ve bu hükmün infazına başlanması gündeme gelmektedir. Buna karşılık; bağlantılı hüküm yönünden temyiz sürecinin devam ediyor olması, kesinleşen hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına imkan vermemektedir.</p>

<p><strong>AYM Genel Kurulu;</strong> <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202039936-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><i>Fatma İyitütüncü</i> başvurusu</a> üzerine yaptığı incelemede, bu durum hakkında adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında değerlendirmelerde bulunmuştur. Başvuruya konu olayda; 2010 yılı Kamu Personeli Seçme Sınavı öncesinde sınav sorularının bazı adaylara ulaştırıldığı şüphesi ile yürütülen soruşturma ve devamında yapılan kovuşturma sonucunda, başvurucunun, resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve adli para cezası ile, FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçundan ise 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>Başvurucu;</strong> istinaf dilekçesinde, bilhassa, sınav sorularını önceden ele geçirdiği iddiasının terör örgütü üyesi olduğu kabulüne, terör örgütü üyesi olma suçunun da dolandırıcılık suçlamasına dayandırıldığını ileri sürmüş, bunun yanında yargılamanın adil/dürüst yürütülmediğine ilişkin birtakım başka şikayetler dile getirmiştir.</p>

<p>Başvurucunun istinaf talebi; kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık yapma suçundan verilen hapis cezası yönünden kesin, silahlı örgüte üye olma suçu yönünden ise temyiz yolu açık olmak üzere reddedilmiştir. Başvurucu, kesinleşen dolandırıcılık suçundan mahkumiyet yönünden AYM’ye bireysel başvuruda bulunmuş; bu arada silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan temyiz incelemesi sonucunda hüküm bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisinde yer aldığını gösteren kesin ve yeterli delil bulunmadığı ifade edilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.</p>

<p>Başvurucunun temel şikayetini (sınav sorularının yalnızca örgüte bağlı kişilere verildiği kabulünden hareketle, hem terör örgütü üyeliğinden ve hem de dolandırıcılıktan mahkum edilmesi) hukuk güvenliği ilkesi çerçevesinde değerlendiren AYM; genel ilkeler kısmında, bir uyuşmazlığın çözümünde belirleyici rol oynayan maddi vakaların, uygulanacak hukuk kurallarından farklı bir niteliğe sahip olduğunu; zira hukuk kurallarının genel ve soyut karakterine karşılık maddi vakaların yalnızca belirli bir somut olaya özgü bulunduğunu ve bu nedenle bunların ancak ilgili olayın kendine has koşulları, tarafların iddiaları ve dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde değerlendirilip anlamlandırılabileceğini, somut olayın yalnızca tek bir uyuşmazlığa konu edildiği ve aynı maddi vakaların tek bir yargılama süreci içerisinde değerlendirildiği hallerde, maddi olguların tespiti ve yorumlanması bakımından mahkemeler arasında bir görüş ayrılığının ortaya çıkmasının kural olarak mümkün olmadığını belirtmiştir (§ 50).</p>

<p>Bu çerçevede somut olayı inceleyen Mahkeme; dolandırıcılık ve terör örgütüne üye olma suçları bakımından da sözkonusu olduğu üzere, kesinleşmiş bir hüküm ile incelemesi devam eden bir yargılama arasında sübut veya hukuk kurallarının uygulanmasına ilişkin maddi vakalar yönünden yakın ilişki, bağlantı ya da bütünlük bulunması halinde, istinaf aşamasında kesinleşen mahkumiyet hükmüne rağmen temyiz incelemesi sonucunda verilebilecek olası bir bozma kararının, kesinleşerek infazına başlanmış, hatta infazı tamamlanmış bir hükümle telafisi güç veya imkansız çelişkilerin ortaya çıkmasına yol açabileceği, böyle bir durumun hukuk güvenliği ilkesine zarar vereceğini dile getirmiştir (§ 60).</p>

<p>AYM bunun yanında; maddi vaka konusunda istinaf ve temyiz mercilerinin farklı sonuçlara varması ve sübuta dair farklı değerlendirmeler yapması ihtimali karşısında, kişinin suçluluğu/suçsuzluğu hususunda çelişkilerin ortaya çıkacağını, bunun Anayasanın 38. maddesinde güvence altına alınan suçsuzluk/masumiyet karinesinin zedelenmesine neden olabileceğini (§ 63), ayrıca istinaf aşamasında kesinleşen dolandırıcılık suçunun gerekçesinde kabul edilen maddi vaka hakkında temyiz mercii tarafından farklı bir değerlendirme yapılmasının gerekçeli karar hakkının ihlalini de gündeme getirebileceğini (§ 64) belirtmiştir.</p>

<p>Yüksek Mahkeme tüm bu sebeplere, başvurucunun adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiş; olaydaki ihlalin doğrudan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Temyiz” başlıklı 286. maddesinde yer alan düzenlemelerden kaynaklandığını, tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının giderilebilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğunu, bununla birlikte sorunun doğrudan Kanundan kaynaklandığı da dikkate alındığında, yeniden yapılacak yargılamada Anayasanın 152. maddesi uyarınca Anayasaya aykırı olan normun iptali için AYM’ye başvurulmasının mümkün olduğunu, ihlalin giderilmesi açısından bunun en doğru yol olduğunu belirtmiştir (§ 71-72).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>IV. </strong><strong>Değerlendirme ve Sonuç</strong></p>

<p>Genel Kurulun <i>Fatma İyitütüncü</i> kararı, bağlantılı suçlarda kanun yolu incelemesine ilişkin olarak ortaya çıkan sorunlara kalıcı bir çözüm sunması açısından oldukça önemli bir karardır. AYM’nin hukuki güvenlik ilkesi çerçevesinde yaptığı değerlendirmelere ve suçsuzluk/masumiyet karinesi ile gerekçeli karar hakkı bakımından dikkat çektiği hususlara tamamen katıldığımızı belirmek isteriz.</p>

<p><strong>Şöyle ki;</strong> Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286. maddesinin başlığının “Temyiz” olduğu, maddede bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin temyizinin mümkün olduğunun belirtildiği, 286. maddenin 2. ve 3. fıkralarında suçun vasfından dolayı temyiz yasağından bahsedilmediği, bu nedenle hapis cezası süresine bakılmaksızın suçun vasfından, yani hukuki nitelendirmesinden kaynaklanan sebeple BAM ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararlarına karşı temyize gidilebileceği,</p>

<p><strong>Bunun yanında;</strong> istinaf kanun yolunun yürürlüğe girmesinden itibaren iki dereceli yargı sistemine geçildiği, buna göre temyiz mercii olan Yargıtay’ın yalnızca hukukilik denetimi yapmakla ve içtihat mahkemesi olmakla görevli kılındığı, verilen hapis cezasının 5 yılı geçmediği dosyalardan dolayı CMK m.286/3’de sayılan suçlar hariç temyize gidilemediği, bunun ciddi mağduriyetlere neden olabildiği,</p>

<p>Aynı dosyadan yargılanan sanığın birbiri ile bağlantılı birden fazla suçu nedeniyle verilen mahkumiyet kararlarından birisinin hapis cezasının 5 yılı geçmemesi sebebiyle temyiz yolunun kapandığı, fakat bu suçun ilgisi nedeniyle 5 yıl hapis cezasını geçen diğer iki suçu ve sonuçlarını etkileme ihtimalinin ortaya çıktığı, nitekim bu tür ihtimalin örgütlü suçlarda ve nitelikli dolandırıcılık suçları bakımından sahtecilik suçlarında gündeme gelebildiği,</p>

<p>Sanığın silahlı olmayan çıkar amaçlı suç örgütünden ceza aldığı ve bu cezasının 5 yıl ve altında hapis cezası olması sebebiyle bu suçtan verilen hapis cezasının temyize götürülemediği, ancak örgütün faaliyeti suçlarından verilen cezaların 5 yılı geçtiği ve örgütle ilgili olması sebebiyle sanığın hukuki durumunun etkilendiği,</p>

<p><strong>Bundan başka;</strong> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.220/5’de örgüt yöneticisinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan ayrıca sorumlu olduğunun belirtildiği, buna göre suç örgütü yöneticisinin sevk ve idaresinde gerçekleşen suçlardan örgüt yöneticisi olduğu kabul edilen sanığın da cezalandırıldığı, yine suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi sebebiyle nitelikli halin kabul edildiği, bu durumda suç örgütünün veya örgüt üyeliğinin varlığının veya yokluğunun tartışılmasının sanığın hukuki durumu etkileyeceğinin tartışmasız olduğu, bu nedenle istinaf kanun yolunda kesinleşen TCK m.220’den verilen cezaların denetiminin temyiz mercii olan Yargıtay tarafından yapılmasının gerektiği, çünkü suç örgütünden dolayı verilen cezanın kesinleştiğinden bahisle temyiz incelemesinin yapılamadığı durumda, sanığın bundan etkileneceğinin tartışmasız olduğu, bunun da sanığın hak arama hürriyeti ile dürüst yargılanma hakkının kapsamına giren hakkaniyetli yargılanma hakkını kısıtlayacağı,</p>

<p>Sanığın suç örgütü yöneticisi olup olmamasının onun ceza sorumluluğunu ve hukuki durumunu etkilediği, dolayısıyla suç örgütünün varlığının veya yokluğunun, bundan da önemlisi sanığın suç örgütünün yöneticisi olup olmadığının temyiz mercii tarafından denetiminin yapılmasının gerektiği, her ne kadar iki dereceli yargılama sisteminin kabul edildiği, bunun da İnsan Haklar Avrupa Sözleşmesi 7. Ek Protokolü’nün “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı 2. maddeye uygun olduğu söylense de, gerek bu hükmün ve gerekse CMK m.286’nın bağlantılı suçlardan birisi için verilen 5 yıllık hapis cezasının istinafta kesinleşmesi sebebiyle temyize gidilemeyeceğine dair hükmün, sanığın ceza sorumluluğunu ve hukuki durumunu etkilemesi sebebiyle engel teşkil etmeyeceği,</p>

<p>Birden fazla suçtan yargılanan ve suçlar arasında bağlantı bulunduğu anlaşılan suçlardan birisinin istinafta kesinleştiği halde, diğerinin veya diğer ikisinin kesinleşmeyip, bu suçlarla ilgili temyize başvurulduğu durumda, Yargıtay’ın tüm suçlardan dolayı suçlar arası bağlantı nedeniyle temyiz incelemesi yapabileceği, ayrıca bu bağlantıdan dolayı yapılacak temyiz incelemesinin sanığın hukuki durumunu etkilediği yerde, sırf CMK m.286/2-a gerekçe gösterilmek ve şekli kesinliği dikkate almak suretiyle bağlantılı suçlar yönünden birlikte temyiz incelemesinden kaçınılamayacağı,</p>

<p>Sahte belge kullanılarak işlendiği iddia edilen nitelikli dolandırıcılık suçlarında, sahtecilikten verilen hapis cezasının 5 yılın altında kaldığı, ancak nitelikli dolandırıcılık suçunun cezasının 5 yılın üstüne çıktığı, her iki suç arasında bağlantının bulunduğu, sahtecilik suçu oluşmazsa dolandırıcılık suçunun da işlenemeyeceğinin anlaşıldığı, buna rağmen istinaf kanun yolunda kesinleşen sahtecilik suçundan dolayı temyize gidilemediği, bu suçtan temyiz incelemesinin yapılamadığı, bunun da dolandırıcılık suçunu ve bu suçtan verilen cezayı etkilediği,</p>

<p>Bağlantılı suçlar nedeniyle Yargıtay’ın temyiz incelemesinde bağlantılı suçun cezasının 5 yıl veya altında olup olmamasına bakmaksızın inceleme yapmasının gerektiği, aksi uygulamanın sanığın mağduriyetine yol açacağı,</p>

<p><strong>Sonuç olarak; </strong>hem suçun vasfının CMK m.286’da öngörülen temyiz yasağı kapsamında olmaması ve hem de bağlantılı suçların birbirini etkilemesinden kaynaklanan sebeple, temyiz incelemesinin tüm suçlardan yapılmasının gerektiği, CMK m.286’nın da bu şekilde anlaşılmasının uygun olacağı, aksi uygulamaların sanığın hak arama hürriyeti ile dürüst yargılanma hakkının kapsamına giren hakkaniyetli yargılanma hakkını etkileyeceği,</p>

<p>İzahtan varestedir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Doç. Dr. Erkan Duymaz</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">--------</span></p>

<p><a class="dofollow" href="http://www.hukukihaber.net/istinaf-incelemesinin-durusmasiz-yapilmasi-sorunu-ersan-sen"><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/istinaf-incelemesinin-durusmasiz-yapilmasi-sorunu-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/istinaf-incelemesinin-durusmasiz-yapilmasi-sorunu-ersan-sen</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">[2] </span><a href="https://www.hukukihaber.net/bam-ceza-dairelerinin-bozma-yetkisinin-siniri" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/bam-ceza-dairelerinin-bozma-yetkisinin-siniri</span></a><span style="color:#999999">; </span><a href="https://www.hukukihaber.net/usule-aykiri-istinaf-incelemesi-nedeniyle-mahkemeye-erisim-hakkinin-ihlali" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/usule-aykiri-istinaf-incelemesi-nedeniyle-mahkemeye-erisim-hakkinin-ihlali</span></a></p>

<p><a href="http://www.hukukihaber.net/baglantili-suclarin-istinaf-incelemesi-ile-ortaya-cikan-dosyanin-bolunme-riski-ve-istinafta-bozma-kolayligi-ile-durusma-acma-zorlugu-meselesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/baglantili-suclarin-istinaf-incelemesi-ile-ortaya-cikan-dosyanin-bolunme-riski-ve-istinafta-bozma-kolayligi-ile-durusma-acma-zorlugu-meselesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/baglantili-suclarin-istinaf-incelemesi-ile-ortaya-cikan-dosyanin-bolunme-riski-ve-istinafta-bozma-kolayligi-ile-durusma-acma-zorlugu-meselesi</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/baglantili-suclarda-adildurust-yargilanma-hakki-sorunu-1</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/thems-kitapsa.jpg" type="image/jpeg" length="43973"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu'nun 2019/239 E., 2021/325 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2019239-e-2021325-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2019239-e-2021325-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01/07/2021 tarihli, 2019/239 E., 2021/325 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C. </strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2019/239 E., 2021/325 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Kararı Veren<br />
Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi<br />
Mahkemesi :Asliye Ceza<br />
Sayısı : 8-616</p>

<p>Bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçundan sanık ...'ın beraatine ilişkin ... (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 13.03.2014 tarihli ve 909-242 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 12.05.2016 tarih ve 11097-6554 sayı ile;<br />
“Katılanın yargılamanın aşamalarında, sanık tarafından mail şifresinin kırılıp değiştirmek sureti ile kullanılmaz hâle geldiğini belirtmesi karşısında; suça konu eylemin TCK'nın 244/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve tartışmasının 5235 sayılı Yasa'nın 11. maddesi uyarınca Asliye Ceza Mahkemesinin görevi kapsamında bulunduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de; 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 84. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. madde ile Sulh Ceza Mahkemelerinin kaldırıldığı gözetilerek Asliye Ceza Mahkemesince değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>6545 sayılı Kanun'un 84. maddesiyle 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1. fıkrası uyarınca sulh ceza mahkemelerinin kaldırılması nedeniyle bozmadan sonra yargılama yapan ... 19. Asliye Ceza Mahkemesince 24.04.2017 tarih ve 722-326 sayı ile sanığın beraatine karar verilmiş, bu hükmün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 07.12.2017 tarih ve 21008-13932 sayı ile;</p>

<p>"08.12.2010 tarihli Turkcell ve 01.06.2011 tarihli Telekom'un yazıları içeriğinden, 13.11.2009 tarihinde katılanın tarifesinde gerçekleştirilen online tarife değişikliğinin sanık adına kayıtlı IP adresi üzerinden gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında sanığın TCK'nın 244/2. madde ve fıkrası uyarınca mahkûmiyeti yerine yazılı gerekçe ile beraatine hükmedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>... 19. Asliye Ceza Mahkemesi ise 03.09.2018 tarih ve 8-616 sayı ile;</p>

<p>"Tüm dosya kapsamına göre her ne kadar sanığın ortak oldukları dönemde katılanın MSN ve Turkcell şifrelerini öğrendiği, bu şifrelerle Turkcell firmasının internet sisteminden katılanın kullanımındaki 0 532 *** 01 71 nolu hattın tarifesini değiştirdiği, MSN şifresi ile katılana ait artemisgulisa@hotmail.com e-posta hesabı üzerinden oturum açarak görüşmeler yaptığı ve bu suretle bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçunu işlediği iddia olunmuş ise de; ... vekili Av. ...'ın 13.01.2014 tarihli yazısına göre artemisgulisa@hotmail.com e-posta hesabının şirket kayıtlarında yer almadığı, adreslerin 365 gün boyunca kullanılmayınca otomatik olarak ya da kullanıcı tarafından silinebileceğinin bildirildiği, Turkcell İletişim Hizmetlerinin 08.12.2010 tarihli yazısına göre 13.11.2009 tarihinde sanığın kullanımındaki IP adresi ile katılana ait telefon hattı için herhangi bir tarife işleminin yapılmadığının bildirildiği, aynı kurumun 02.12.2013 tarihli yazısına göre katılana ait 0 532 *** 01 71 nolu hattın abone tarife değişiklik işlemlerinin 13.11.2009 ve 10.01.2011 tarihlerinde online işlem merkezi, 10.12.2009 tarihinde müşteri hizmetleri aracılığıyla yapıldığının, online işlem merkezi kanalı ile yapıldığı görülen işlemlere ilişkin IP bilgisine ulaşılamadığının bildirildiği, tüm bu delillere göre katılana ait telefon hattının tarife değişikliği işleminin sanık tarafından yapıldığının her türlü kuşkudan uzak ve kesin şekilde tespit edilemediği," gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir.</p>

<p>Direnme kararına konu bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2018 tarihli ve 87657 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesi ile dosya, 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle değişik CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 15.04.2019 tarih ve 12217-5377 sayı ile; Yerel Mahkeme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
CEZA GENEL KURULU KARARI</strong></p>

<p>Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı bilişim sistemindeki verileri değiştirme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanığa atılı bilişim sistemindeki verileri değiştirme ile bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve arada kalma suçlarının sübutları bakımından eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Yapılan müzakere esnasında bir kısım CGK üyelerince asıl ve ön soruna ilişkin uyuşmazlık konularının ayrı ayrı değerlendirilmesi ve ayrıca ön soruna ilişkin uyuşmazlık konusunun da "Sanığın eyleminin bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçunu oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi bakımından eksik araştırma ile karar verilip verilmediği" şeklinde belirlenmesi gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine uyuşmazlık konuları bu doğrultuda ele alınmıştır.</p>

<p>İncelenen dosya kapsamından;</p>

<p>Katılan ... vekili Av. ... tarafından ibraz edilen 10.06.2010 tarihli şikâyet dilekçesinde; katılana ait şahıs şirketi olan ... Organizasyon ve Danışmanlık Şirketi adına kayıtlı 0 532 *** 01 71 numaralı telefon hattının bizzat katılan tarafından kullanıldığının, bu hattın faturasının abone olunan paket gereği ortalama 140-150 TL civarında gelmekte iken 2009 Aralık ve 2010 Ocak aylarından itibaren 850 TL civarında geldiğinin, bunun üzerine katılanın ilgili GSM operatörünü aradığında kendisine, internet üzerinden paket değişikliği yapılarak en pahalı konuşma paketinin seçildiğinin bildirildiğinin ayrıca katılanın gerek özel sohbetlerinde gerekse de ... görüşmelerinde artemisgulisa@hotmail.com elektronik posta ve MSN adresini kullandığının, ancak son 2-3 haftalık dönemde arkadaşlarının kendisini uyarması üzerine bu adresin bir başkası tarafından da kullanıldığını öğrendiğinin, katılana ait elektronik posta adresinin şifresini deşifre eden failin katılanın arkadaşları ile MSN üzerinden sohbetler ettiğinin, bu sohbetler esnasında da katılanı aşağılayıcı ve küçük düşürücü sözler söylediğinin, bu sohbetlerden bir adedinin ilgili tarafından bilgisayarına kaydedilerek katılana ulaştırıldığının, tanık ... ile yapılan bu sohbet içeriğinin delil olmak üzere ekte çıktısı alınmış hâlde sunulduğunun, ayrıca söz konusu kişinin katılanın ..., ... ve ... isimli arkadaşları ile de aynı şekilde elektronik posta adresleri üzerinden sohbetler yaptığının, ancak anılan kişilerin bu sohbetleri kaydetmediklerinin, bu nedenlerle katılana ait özel bilgileri deşifre ederek hem katılanın maddi zarara uğramasına neden olan, hem de katılanı aşağılayan failin tespit edilerek hakkında dava açılmasının talep edildiğinin belirtildiği, bu dilekçenin ekinde ise tanık ...'in artemisgulisa@hotmail.com adresini kullanan "Gulisa" kullanıcı adlı kişi ile MSN üzerinden 21.05.2010 tarihinde 18.09-18.16 saatleri arasında yaptığı görüşme içeriklerinin bulunduğu bilgisayar çıktılarının yer aldığı,<br />
Katılan vekilinin şikâyet dilekçesi üzerine dilekçede yer alan eylemleri gerçekleştiren kişi ya da kişilerin tespiti için ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.06.2010 tarih ve 24038 sayı ile ... İl Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, söz konusu müzekkereye cevap verilmemesi nedeniyle yazılan tekit yazısı üzerine ... İl Emniyet Müdürlüğünün 29.07.2010 tarihli ve 2662-50 sayılı yazısında; 22.06.2010 tarihinde artemisgulisa@hotmail.com isimli elektronik posta adresinin kullanımı sırasında hangi IP numarası ile bağlantı yapıldığının bildirilmesi için ...'a, yine aynı tarihte 0 532 *** 01 71 numaralı hatta ilişkin paket değişikliği yapıldığı anda hangi IP numarası ile bağlantı yapıldığının bildirilmesi için de Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'ye müzekkere yazıldığı, her iki kuruma yazılan yazı cevaplarının beklendiği bilgilerine yer verildiği,</p>

<p>Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'nin ... İl Emniyet Müdürlüğüne hitaben düzenlediği 29.07.2010 tarihli müzekkere cevabında; 0 532 *** 01 71 numaralı hattın paketinin çevrimiçi olarak değiştirildiği sırada sistemlerine hangi IP numarası ile bağlantı yapıldığının tespit edilerek bildirilmesi istenmiş ise de sorgulanması istenen tarih ya da tarih aralığı belirtilmediğinden herhangi bir işlem yapılamadığının, tarih aralığı bildirilmesi hâlinde araştırma yapılabileceğinin belirtildiği,<br />
Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'nin 08.12.2010 tarihli müzekkere cevabına göre; ... İl Emniyet Müdürlüğünün 09.08.2010 tarihli ve B.05.1.EGM. 4.27.14669/2662-50 sayılı yazısı ile istenen hususlara ilişkin yapılan inceleme neticesinde tespit edilen tarih, saat ve IP bilgilerinin "13.11.2009-13.49.39-IP= 78.164.61.188" şeklinde olduğu, aynı incelemede söz konusu bağlantıda anılan hat için yapılan tarife işlemine rastlanılmadığı,</p>

<p>78.164.61.188 numaralı IP'nin 13.11.2009 tarihinde saat 13.49.39'da hangi abone tarafından kullanıldığının tespit edilebilmesi için ... Türk Telekom Müdürlüğüne yazılan yazı üzerine ... Türk Telekom Network Yönetim Sistemleri Müdürlüğünün 01.06.2011 tarihli ve 1820 sayılı yazısı ekinde yer alan belgeye göre; 78.164.61.188 numaralı IP'nin 13.11.2009 tarihinde 09.58.32-17.43.56 saatleri arasında sanık ... adına kayıtlı 0 342 *** 75 95 numaralı hat tarafından kullanıldığı,</p>

<p>... (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesince 17.09.2913 tarih ve 909 sayı ile Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'den suça konu 0 532 *** 01 71 numaralı hattın abone tarife değişiklik işlem tarihlerinin belirlenerek, internet üzerinden tarife değişikliği yapılmış ise erişim sağlayan IP numarasının ve bu numaranın kim tarafından kullanıldığının belirlenmesinin istenmesi üzerine anılan kurumun 02.12.2013 tarihli ve 4275046 sayılı müzekkere cevabında; yapılan incelemede "... Organizasyon Danışmanlık" adına kayıtlı olan 0 532 *** 01 71 numaralı hatta ilişkin olarak 13.11.2009 ve 10.01.2011 tarihlerinde online işlem merkezi üzerinden, 10.12.2009 tarihinde ise müşteri hizmetleri üzerinden tarife değişiklik işlemleri yapıldığının, ancak online işlem merkezi üzerinden yapılan işlemlere ilişkin IP bilgilerine ulaşılamadığının belirtildiği,</p>

<p>...vekili Av. .... tarafından ... (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen 13.01.2014 tarihli müzekkere cevabında; artemisgulisa@hotmail.com adresinin anılan şirket kayıtlarında yer almadığı, söz konusu adreslerin 365 gün boyunca kullanılmamaları hâlinde otomatik olarak ya da kullanıcı tarafından her zaman kayıtlarından silinebileceği, bir e-posta adresinin kullanıcı tarafından ya da otomatik olarak silinmesi hâlinde bu adrese ilişkin bütün bilgilerin de anılan şirkete ait bilgisayar sistemlerinden silindiği, bu nedenlerle artemisgulisa@hotmail.com adresi ... kayıtlarında yer almadığından bu adresi ile ilgili herhangi bir IP bilgisinin de bulunmadığı bilgilerine yer verildiği,</p>

<p>Anlaşılmaktadır.</p>

<p>Katılan ... aşamalarda benzer şekilde; sanık ... ile organizasyon ve danışmanlık şirketi kurduklarını, bu şirketin adına tescilli olduğunu, sanığın ise ortağı olduğunu, daha sonra aralarında anlaşmazlık çıkınca sanığın ayrıldığını, şirket adına kayıtlı....numaralı telefon hattının ortalama aylık faturasının 100-150 TL arasında gelmekte iken sanık ayrıldıktan sonra 2009 Aralık ve 2010 Ocak dönemlerine ait faturaların 850 TL civarında gelmeye başladığını, bunun üzerine ilgili GSM operatörünü araması üzerine internet üzerinden paket değişikliği yapıldığını ve en pahalı konuşma paketinin seçildiğini öğrendiğini, söz konusu değişikliği kendisinin yapmadığını, yine gerek ... görüşmelerinde gerekse özel sohbetlerinde kullandığı artemisgulisa@hotmail.com isimli elektronik posta ve MSN adresine bilgisi olmadan girilerek adına kendisini aşağılayan sohbetlerin yapıldığını gördüğünü, bunun üzerine şikâyetçi olduğunu, bu eylemlerin kimin tarafından gerçekleştirildiğini bilmediğini ancak cep telefonu tarifesinin değişikliği sırasında kullanıldığını öğrendiği 0 342 *** 75 95 numaralı telefon hattının eski ortağı olan sanık ... adına kayıtlı olması ve sanığın gerek şirketinin cep telefonunu gerekse MSN ve elektronik posta adreslerini bildiğinden bu eylemleri sanığın yaptığını düşündüğünü, şifre ve bilgileri değiştirildiğinden şikâyetine konu elektronik posta adresini hâlen kullanamadığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini,</p>

<p>Tanık ... Savcılıkta; katılan ile sanığı tanıdığını, organizasyon işleri yapması nedeniyle bu kişilerle birlikte çalıştığını, hatırlamadığı bir tarihte çevrim içi olduğunu görmesi üzerine katılan ile bir konuda MSN üzerinden görüşme yapmak istediğini, bu görüşme sırasında karşısındaki kişinin konuşmalarından katılan olmadığını anladığını, bunun üzerine kendisine "Sen Gulisa değilsin." dediğini, karşısındaki kişinin de direkt olarak görüşmeyi kestiğini, daha sonra katılanı arayarak durumu kendisine anlattığını, bunun dışında katılanın gerek dilekçesinde gerekse ifadesinde geçen hususlarla ilgili herhangi bir bilgisi olmadığını,</p>

<p>Tanık ... Mahkemede; katılan ile çok eskiden beri tanıştığını, katılan adına açılmış internet adresinden gelen mesajların katılan tarafından gönderildiğini düşündüğünü ancak katılanın internet şifrelerini ele geçiren sanık tarafından kendisine mesajlar gönderilmiş olduğunu görüşmelerden sonra katılanın kendisini arayıp durumu anlatması üzerine öğrendiğini, "Şahitlik yapabilir misin?" dediğini, kendisinin de kabul ettiğini, gelen yazı ve konuşmaları hatırladığı kadarıyla sildiğini, çünkü söz konusu MSN adresini kullanmayı bıraktığını,</p>

<p>Tanık .... Mahkemede; sanık ... ile katılan ...'ın ayrılmalarından iki hafta sonra katılanın yanında işe başladığını, bir gün sanığın ofise geldiğini, malzeme almak istediğini, katılanın o sırada bulunmadığını, kendilerinin de malzeme vermediklerini, katılanı telefonla aradığını, katılanın, hiçbir şey verilmeyeceğini, o hesabın kapandığını söylediğini, daha sonra sanığın bahse konu malzemeyi depodan aldığını, olayın bu şekilde kapandığını, herhangi bir suç duyurusunda bulunulmadığını, yaklaşık bir buçuk yıl sonra ofiste otururken katılanın MSN'sinin açık olduğunu gördüğünü, katılan ile yazışmaya başladığını, daha sonra katılanı arayarak "Siz mi yazıyorsunuz?" dediğini, katılanın da yazmadığını söylediğini, bunun üzerine görüştüğü kişiye kim olduğunu sorduğunu, isminin "..." olduğunu söylediğini, ardından "Patronunun sevgilisiyim, eşinden boşanacak ve patronun benimle evlenecek." dediğini, bu sırada ... isimli şahsı aradığını, ofise çağırdığını, daha sonra yazışmaya devam ettiklerini, görüştüğü kişinin kendisine hakaretlerde bulunduğunu,</p>

<p>İfade etmişlerdir.</p>

<p>Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; ...Organizasyon isimli ... yerini çalıştırdığını, bilgisayar bilgisinin orta seviyede olduğunu, katılan ... ile daha önce ... Organizasyon ve Danışmanlık Şirketini ortak olarak çalıştırdıklarını, söz konusu ... yerinden 2009 yılının başlarında ayrılarak kendi ... yerini açtığını, şahsına ait 0 532 *** 35 00 numaralı hattı avantajlı olması nedeniyle katılan ile ortak oldukları dönemde şirket hattına çevirdiklerini....numaralı hattın ise şirket hattı olduğunu, ikisinin aynı kanaldan yürütüldüğünü, kendisinin sadece kendi adına kayıtlı hattın değişikliğini yapabileceğini,... numaralı hattın sadece kullanıcısı olduğunu, bu hatta ilişkin IP numarasından veya başka bir yerden değişiklik yapabilmesinin mümkün olmadığını, ortaklıktan ayrıldıktan sonra kendi adına kayıtlı hattı almak istediğini ancak katılanın hattının devrini vermek istemediğini, karşılığında para talep ettiğini, para vermeyeceğini hattı kapatabileceğini katılana söylediğini, katılanın da 0 532 *** 35 00 numaralı hattı kapattığını, katılanın kendisine "Bu parayı ben senden almasını bilirim." dediğini, kesinlikle... numaralı hat ile ilgili hiçbir işlem yapmadığını, teknik olarak işlem yapmasının mümkün olmadığını, tüm kullanıcı bilgilerinin katılana ait olduğunu, değişiklik yapılması ile ilgili suçlamaları kabul etmediğini, yine ortaklık yaptıkları tarihlerde beraber kullandıkları artemisgulisa@hotmail.com isimli elektronik posta adresini ortaklıktan ayrıldıktan sonra kesinlikle kullanmadığını, kablosuz internet kullandığını, katılanın ... yerinin kendi ... yerine çok yakın olduğunu, internet şifresi de bulunmadığından söz konusu değişikliklerin katılan tarafından hattına girilerek yapılmış olabileceğini, katılanın kendisinin ticari itibarı ile oynamak için bu şekilde hareket etmiş olabileceğini, anılan MSN adresini kesinlikle kullanmadığını, kablosuz internet kullanması nedeniyle kendi kullandığı IP numarasının tespit edilmiş olabileceğini savunmuştur.</p>

<p>1-Sanığa atılı bilişim sistemindeki verileri değiştirme suçunun sabit olup olmadığı;</p>

<p>"Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme" suçu TCK'nın 244. maddesinde;</p>

<p>"(1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>

<p>(2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>

<p>(3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.</p>

<p>(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur" şeklinde düzenlenmiştir.</p>

<p>Bu düzenleme ile bilişim sistemlerinin doğru ve işlevine uygun şekilde faaliyetine devam etmesi sağlanmak istenmiş olup, sistemin doğru ve işlevine uygun olarak faaliyetine engel olan fiiller bu maddeye uyan suçu oluşturmakta, sistemin doğru ve işlevine uygun olarak faaliyetine engel oluşturmayan eylemler ise bu maddede düzenlenen suçu oluşturmamaktadır.</p>

<p>Maddenin birinci fıkrasında, bir bilişim sisteminin işleyişini engelleme, bozma, ikinci fıkrasında, bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme, var olan verileri başka yere gönderme fiilleri suç olarak düzenlenirken üçüncü fıkrada, birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen eylemlerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde gerçekleştirilmesi hâlinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı hükmüne yer verilmiş, dördüncü fıkrada ise, birinci ve ikinci fıkralardaki fiillerin gerçekleştirilmesi suretiyle kişinin haksız çıkar sağlaması eyleminin, başka bir suçu oluşturmaması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasını gerektiren bir suç olarak cezalandırılacağı yaptırıma bağlanmıştır.</p>

<p>TCK'nın 244. maddesi ile bilişim alanında suçlar bölümünde yer alan 243. maddede olduğu gibi bilişim sistemi ve sistemin işleyişine yönelik saldırıların önlenmesi amaçlanmış olup, sistemin soyut unsurlarına karşı işlenen zarar verici fiiller yaptırım altına alınmıştır.</p>

<p>Madde gerekçesinde; "Maddenin birinci fıkrasında bir bilişim sisteminin işleyişini engelleme, bozma, sisteme hukuka aykırı olarak veri yerleştirme, var olan verileri başka bir yere gönderme, erişilmez kılma, değiştirme ve yok etme fiilleri, suç olarak tanımlanmaktadır. Böylece sistemlere yöneltilen ızrar fiilleri özel bir suç hâline getirilmiştir" denilmek suretiyle, maddede düzenlenen suçun mala zarar verme suçunun özel bir görünüş biçimini oluşturduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;</p>

<p>Sanık ...'ın, katılan ...'a ait ... Organizasyon Danışmanlık Şirketinin ortağı olduğu dönemde katılanın artemisgulisa@hotmail.com isimli elektronik posta adresinin şifresi ile bahse konu şirket adına kayıtlı olan 0 532 *** 01 71 numaralı hatta ilişkin internet şifresini öğrendiği, anılan şirketten ayrıldıktan sonra da katılanın bilgisi dışında söz konusu şifreleri kullanıp Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'nin bilişim sistemine girerek 0 532 *** 01 71 numaralı hattın tarifesini değiştirdiği, yine bahse konu elektronik posta adresinin şifresini kullanarak MSN üzerinden katılan adına görüşmeler yaptığı iddia edilen olayda;</p>

<p>... vekili Av. ... tarafından ... (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen 13.01.2014 tarihli müzekkere cevabında, artemisgulisa@hotmail.com adresinin anılan şirket kayıtlarında yer almadığının, söz konusu adreslerin 365 gün boyunca kullanılmamaları hâlinde otomatik olarak ya da kullanıcı tarafından her zaman kayıtlarından silinebileceğinin, elektronik posta adresinin kullanıcı tarafından ya da otomatik olarak silinmesi hâlinde bu adrese ilişkin bütün bilgilerin de anılan şirkete ait bilgisayar sistemlerinden silindiğinin, bu nedenlerle artemisgulisa@hotmail.com isimli elektronik posta adresine ilişkin ... kayıtlarında herhangi bir IP bilgisinin bulunmadığının; yine Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'nin 08.12.2010 tarihli yazı içeriği ile ... Türk Telekom Network Yönetim Sistemleri Müdürlüğünün 01.06.2011 tarihli yazısı ekinde yer alan belgeye göre sanık ... adına kayıtlı...numaralı hat tarafından kullanılan.... numaralı IP ile 13.11.2009 tarihinde saat 13.49.39'da ... Organizasyon Danışmanlık adına kayıtlı 0 532 *** 01 71 numaralı hatta ilişkin Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'nin bilişim sistemine giriş yapıldığı anlaşılmakta ise de Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'nin 08.12.2010 tarihli yazısında ayrıca anılan bağlantı sırasında 0 532 *** 01 71 numaralı hatta ilişkin tarife işlemine rastlanılmadığının, yine aynı kurumun 02.12.2013 tarihli yazısında da işlem saati belirtilmeksizin 13.11.2009 tarihinde 0 532 *** 01 71 numaralı hatta yönelik online işlem merkezi üzerinden yapılan tarife değişiklik işlemine ilişkin IP bilgisine ulaşılamadığının belirtilmesi karşısında; sanığın gerek katılana ait artemisgulisa@hotmail.com isimli elektronik posta adresinin şifresini kullanarak MSN üzerinden katılan adına görüşmeler yaptığı gerekse iddiaya konu tarife değişiklik işleminin sanık tarafından gerçekleştirildiği hususunda her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu anlamda sanığa atılı bilişim sistemindeki verileri değiştirme suçunun sabit olmadığı kabul edilmelidir.</p>

<p>2-Sanığın eyleminin bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçunu oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi bakımından eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin değerlendirilmesine gelince;<br />
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na yönelik yapılan çalışmalar sırasında Meclis ... Komisyonu tarafından kabul edilen Türk Ceza Kanunu Tasarısı'nın "Bilişim sistemine girme" başlıklı 243. maddesi;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"(1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.</p>

<p>(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.</p>

<p>(3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenip gerekçesi ise;</p>

<p>"Bilişim sistemlerine karşı suçların düzenlendiği Bölümde yer alan bu maddede bilişim sistemine girme fiili suç olarak tanımlanmıştır.</p>

<p>Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir.</p>

<p>Maddenin birinci fıkrasında bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak girmek veya orada kalmaya devam etmek fiili suç hâline getirilmiştir. Sisteme, hukuka aykırı olarak giren kişinin belirli verileri elde etmek amacıyla hareket etmiş bulunmasının önemi yoktur. Sisteme, doğal olarak, haksız ve kasten girilmiş olması suçun oluşması için yeterlidir.</p>

<p>İkinci fıkraya göre, birinci fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi, bu suç açısından daha az ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir.</p>

<p>Üçüncü fıkrada, bu suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli düzenlenmiştir. Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi nedeniyle sistemin içerdiği verilerin yok olması veya değişmesi hâlinde failin, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılması öngörülmüştür. Dikkat edilmelidir ki, bu hükmün uygulanabilmesi için, failin verileri yok etmek veya değiştirmek kastıyla hareket etmemesi gerekir.</p>

<p>Sistem içindeki bütün soyut unsurlar, fıkrada geçen 'veri' teriminin kapsamındadır." biçiminde açıklanmıştır.</p>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında anılan maddenin birinci fıkrasının; "(1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.", üçüncü fıkrasının ise "(3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklinde değiştirilmesine ilişkin önerge veren milletvekillerinden dönemin ... Milletvekili ....birinci fıkraya ilişkin değişiklik gerekçelerinden birini "Biliyorsunuz, bir de bilgisayar sistemini bozan hackerlar var; onlar size bir şey gönderdi, üzerine tıkladınız ve bir sisteme girdiniz. Hemen bunu suç haline getirirsek, çok geniş bir kapsama almış oluruz, suçun kapsamını genişletmiş oluruz. Burada da -hazırladığımız taslakta- girme ve orada kalma şartını koyduk; çünkü, bu bir kasıttır. Kazara girersiniz çıkarsınız, bu başka bir şey; ama, girdiniz, kaldınız, değiştirdiniz, bozdunuz, bu farklı bir şey. İşte biz, tasarıda buraya açıklık getirdik." şeklinde açıklamıştır (TBMM Genel Kurul Tutanağı, 22. Dönem, 2. Yasama Yılı, 121. Birleşim, 16.09.2004.). Bahse konu önergenin Genel Kurulca da kabul edilmesi üzerine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap, Üçüncü Kısımının, "Bilişim Alanında Suçlar" başlıklı Onuncu Bölümde yer alan "Bilişim sistemine girme" başlıklı 243. maddesi 12.10.2004 tarihli ve 25611 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.</p>

<p>Suç tarihinden sonra ise 07.04.2016 tarihli ve 29677 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6698 sayılı Kanun’un 30. maddesinin dördüncü fıkrası ile TCK'nın 243. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ve" ibaresi "veya" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye "Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." ibaresi dördüncü fıkra olarak eklenmek suretiyle anılan madde son hâlini almıştır.</p>

<p>TCK'nın 243. maddesinin birinci fıkrasına ilişkin TBMM Genel Kurulu görüşmeleri incelendiğinde kanun koyucunun madde metnine "veya" ibaresi yerine "ve" ibaresini koyması bilinçsiz bir tercihten ibaret değildir. Aksi bir yorum kanun koyucunun amacını aşacak ve "suçta ve cezada kanunilik" ilkesine aykırı olacaktır. O hâlde suç tarihi itibarıyla bu suçun oluşabilmesi için failin bilişim sisteminin bir kısmına veya bütününe hukuka aykırı olarak girmesi ve aynı zamanda girdiğini fark etmesine karşın belli bir süre orada kalması gerekmektedir. Fail sisteme girer girmez hemen çıkarsa anılan suç oluşmayacaktır. Failin yalnızca girmesi veya yalnızca orada kalması ile bu suç işlenemeyecektir. Fail girdi ve hemen geri çıktı veya fail bilişim sistemi üzerinde hakkı olan kimsenin rızasıyla veya hukuka uygun sayılan başka bir şekilde sisteme girmesine rağmen, süresi bitmesi veya rızanın başka nedenle kalkmasına karşın buradan çıkmaz ile anılan suç oluşmayacaktır. Bu suçun oluşması için icrai nitelikteki girme eyleminin ve ihmali nitelikteki sistemde kalmaya devam etme eyleminin birlikte gerçekleşmesi gerekir. Fail bilişim sisteminin tamamına veya bir kısmına dahil olduğunu anladığı sırada çıkması için gerekli olan makul süre dışında sistemde kalmış ise suç işlenmiş sayılmalıdır. Bu suç yalnızca bilişim sisteminin tamamına veya bir kısmına girilmesi ve çıkılması ile tamamlanır. Anılan suçun oluşması için, verilerin ele geçirilmesi şart değildir. Fail, bilişim sistemine girip hiçbir veriyi elde etmeden ve hiçbir bilgi edinmeden sistemden çıksa dahi, sisteme girmiş olması ve belli süre orada kalması suçun oluşumu için yeterli sayılacaktır (Osman Yaşar, ... Tahsin Gökcan, ... Artuç, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 5. Cilt, ... Yayınevi, ..., 2010, s. 6743-6745.). Bilişim sisteminde kalınan sürenin suçun oluşumu için yeterli olup olmadığı somut olaya göre hâkim tarafından belirlenmesi gerekmektedir.</p>

<p>Diğer taraftan, ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delilerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkanı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.</p>

<p>Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;</p>

<p>Sanık ... adına kayıtlı 0 342 *** 75 95 numaralı hat tarafından kullanılan 78.164.61.188 numaralı IP ile 13.11.2009 tarihinde saat 13.49.39'da ... Organizasyon Danışmanlık adına kayıtlı 0 532 *** 01 71 numaralı hatta ilişkin Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'nin bilişim sistemine giriş yapıldığı sabit ise de suç tarihi itibarıyla bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme suçunun oluşabilmesi için failin sadece bilişim sisteminin bir kısmına veya bütününe hukuka aykırı olarak girmesinin yeterli olmadığı, ayrıca girdiğini fark etmesine rağmen makul bir süre orada kalmasının da gerektiği, dosya kapsamında ise bu hususa ilişkin bir tespit bulunmadığı anlaşılmakla, 13.11.2009 tarihinde saat 13.49.39'da sanık ... adına kayıtlı 0 342 *** 75 95 numaralı hat tarafından kullanılan 78.164.61.188 numaralı IP ile ... Organizasyon Danışmanlık adına kayıtlı 0 532 *** 01 71 numaralı hatta ilişkin Turkcell online iletişim merkezine yapılan bağlantı süresinin gerek Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'den gerekse Türk Telekom AŞ'den sorularak tespit edilip sonucuna göre sanığın eyleminin bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu kabul edilmelidir.</p>

<p>Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığın eyleminin bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçunu oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi bakımından eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- ... 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.09.2018 tarihli ve 8-616 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığın eyleminin bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçunu oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi bakımından eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,</p>

<p>2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 01.07.2021 tarihinde yapılan müzakerede tüm uyuşmazlıklar yönünden oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2019239-e-2021325-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4.jpg" type="image/jpeg" length="84425"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bilişim Sistemine Girme ile Sistemi Engelleme ve Bozma Suçlarında Sistemde Makul Süre Kalma Unsuru]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bilisim-sistemine-girme-ile-sistemi-engelleme-ve-bozma-suclarinda-sistemde-makul-sure-kalma-unsuru-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bilisim-sistemine-girme-ile-sistemi-engelleme-ve-bozma-suclarinda-sistemde-makul-sure-kalma-unsuru-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk Ceza Kanunu’nun 243 ve 244. maddeleri kapsamında yürütülen soruşturmalarda çeşitli soruşturma usulleri bulunmaktadır. Bu kanun maddelerinde düzenlenen bilişim sistemine hukuka aykırı erişim ve bu sistemin işleyişine müdahale (erişim bozma, engelleme) suçlarının tespitinde, failin sistemde makul bir süre kalıp kalmadığının değerlendirilmesi, maddi gerçeğe ulaşılması bakımından önem arz eden temel inceleme alanlarından biridir.</p>

<p>Bilişim sistemine hukuka aykırı erişim (TCK m. 243) ve sistemi engelleme ve bozma (TCK m. 244) suçlarının soruşturulmasında, yalnızca sisteme yetkisiz girişin tespit edilmesi yeterli kabul edilmemekte; bunun yanında failin sistem içerisinde belirli bir süre kalıp kalmadığının da araştırılması gerekmektedir. Ancak bu hususun, somut olayın özelliklerine bağlı olduğu ve özellikle sanığın bilişim sistemine kasten ve bilerek girmediği yönünde bir savunma ileri sürmesi halinde değerlendirilmesi gereken bir olgu olduğu belirtilmelidir. Yargıtay da bazı kararlarında, bilişim sistemine erişim sağlayan kişinin sisteme giriş yaptığını fark etmesine rağmen <strong><u>makul bir süre boyunca sistemde kalmasının</u></strong> gerektiğini ifade etmektedir.</p>

<p>Bir sisteme yanlışlıkla erişim sağlama; kullanıcının kimlik doğrulama, yetkilendirme veya erişim süreçlerinde meydana gelen bir hata nedeniyle, örneğin başkasına ait açık bırakılmış bir oturumun kullanılması, yanlış bağlantıya tıklanması ya da hatalı şekilde iletilen kimlik bilgilerinin girilmesi sonucunda erişim yetkisi bulunmayan bir bilişim ağına, sunucuya veya veri tabanına istem dışı olarak giriş yapılması halini ifade etmektedir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2019239-e-2021325-k-sayili-karari" rel="dofollow">T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/239 E. 2021/325 K. ve 01/07/2021 tarihli ilamı</a></strong>ndaki değerlendirme aynen “...<i>suç tarihi itibarıyla bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme suçunun oluşabilmesi için failin sadece bilişim sisteminin bir kısmına veya bütününe hukuka aykırı olarak girmesinin yeterli olmadığı, ayrıca girdiğini fark etmesine rağmen makul bir süre orada kalmasının da gerektiği, dosya kapsamında ise bu hususa ilişkin bir tespit bulunmadığı anlaşılmakla, 13.11.2009 tarihinde saat 13.49.39'da sanık ... adına kayıtlı 0 342 *** 75 95 numaralı hat tarafından kullanılan 78.164.61.188 numaralı IP ile ... Organizasyon Danışmanlık adına kayıtlı 0 532 *** 01 71 numaralı hatta ilişkin Turkcell online iletişim merkezine yapılan bağlantı süresinin gerek Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'den gerekse Türk Telekom AŞ'den sorularak tespit edilip sonucuna göre sanığın eyleminin bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi gerektiği” </i>şeklindedir. Söz konusu kararda da görüleceği üzere, bir bilişim sistemine hukuka aykırı girme veya sisteme girşin engellenmesi ve bozulması suçunun oluşabilmesi için sanığın bu sistemde makul sayılabilecek bir süre boyunca kalmaya devam etmesi gerekmektedir. Bu kriterin aranmasının temelinde yatan husus ise, sanığın söz konusu sisteme istemeyerek erişim sağlamış olma ihtimalinin de irdelenmesidir.</p>

<p>Uyuşmazlığa konu bir diğer olayda, sanığın katılana ait e-posta hesabına yetkisiz şekilde erişim sağladığı sabit olmakla birlikte, bu e-posta adresiyle bağlantılı Facebook hesabına girerek çeşitli yorumlar ve paylaşımlar yaptığı iddiası bakımından Yargıtay’ın yaptığı incelemede; sanığın katılana ait sosyal medya hesabında başkalarıyla iletişim kurablecek kadar süreyle sistemde kalmasından ibaret eyleminin, bilişim sistemindeki verilerin bozulması olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. İlgili kararda “Sanığın, sübut bulan bilişim sistemine girip, katılan adına başkaları ile konuşma yapacak kadar kalmasından ibaret eyleminin TCK'nın 243/1. maddesinde tanımlanan “<i>Bilişim Sistemine Girme” suçunu oluşturacağı gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek, katılana ait bilişim sistemindeki verileri bozduğu, yok ettiği, değiştirdiği, erişilmez kıldığı, sisteme veri yerleştirdiği ve var olan verileri başka bir yere gönderdiği iddia edilmeyen sanık hakkında TCK'nın 244/2. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması </i>(T.C. Yargıtay 12. C.D.’nin 2013/11510 E. 2014/2982 K. ve 10/02/2014 tarihli ilamı” hukuka aykırı bulunmuştur.</p>

<p>Dolayısıyla, TCK 243 ve 244’e ilişkin soruşturmalarda sanığın sisteme bilmeyerek ve istemeyerek girdiğini ifade ettiği durumlarda sistemde makul süre boyunca kalınıp kalınmadığı hususunun alanında uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle ele alınması oldukça önem arz etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-coskun-genc" title="Av. Coşkun GENÇ"><img alt="Av. Coşkun GENÇ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/06/coskun-genc.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-coskun-genc" title="Av. Coşkun GENÇ">Av. Coşkun GENÇ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bilisim-sistemine-girme-ile-sistemi-engelleme-ve-bozma-suclarinda-sistemde-makul-sure-kalma-unsuru-1</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/themis-bilgis.jpg" type="image/jpeg" length="32214"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay İDDK'nun 2023/3171 E., 2025/746 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-iddknun-20233171-e-2025746-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-iddknun-20233171-e-2025746-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu'nun 27.03.2025 tarihli, 2023/3171 E., 2025/746 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>T.C.<br />
D A N I Ş T A Y<br />
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br />
Esas No : 2023/3171<br />
Karar No : 2025/746</strong></p>

<p>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p>KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ...<br />
VEKİLİ : Av. ...</p>

<p><strong>İSTEMİN KONUSU : </strong>... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>

<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ :</strong></p>

<p>Dava konusu istem: Zonguldak ili, Kdz. Ereğli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, .. parsel sayılı taşınmazdaki davacılara ait hisselerin 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca diğer paydaşa açık artırma usulüyle satışının yapılacağına dair Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işlemi ile bu işleme yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve E... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; çoğunluk hissesi sahibi paydaşın yüklenici firmayla imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ihtarname ekinde davacılara gönderildiği, bununla birlikte süreç içerisinde davacıların sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmelerinin istenildiği ancak davacıların bu sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmedikleri görüldüğünden, 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15/A maddesi kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, yapının 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli yapı olarak tespitinin yapıldığı, kat maliklerince kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile taşınmazın yeniden değerlendirilmesi yönünde Kanun'da öngörülen 2/3'ten fazla bir çoğunlukla karar alındığı, bu kararın davacılara tebliğ edildiği, davacıların anlaşmaya yanaşmaması üzerine, davacıların payının açık artırma yoluyla satışı için kıymet takdiri yapılarak satışa çıkarıldığı, satış ihalesinin yapılacağı tarih ve yerin davacılara ihaleden önce bildirildiği, çoğunluk hissesi sahibi paydaşın yüklenici firmayla imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesini ihtarname ekinde davacılara gönderdiği, bununla birlikte süreç içerisinde davacıların sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmelerinin istenildiği ancak davacıların bu sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmedikleri görülmekte olup tüm bu şekli hususlar yönünden dava konusu satış işleminde bir aykırılık görülmemekle birlikte Anayasa Mahkemesinin Başvuru Numarası:2018/1567 sayılı kararında yer alan değerlendirmeler dikkate alındığında ve Asliye Hukuk Mahkemesince kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşımın yerinde olup olmadığına dair bir irdeleme yapmaksızın bakılan dava dosyasında verilecek kararın bekletici mesele yapıldığı hususu değerlendirildiğinde, davacının temel yakınmasını oluşturan paylaşımın adil olup olmadığı noktasındaki değerlendirmenin yani satış işleminin dayanağı niteliğinde olan kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki dağıtımın yerinde olup olmadığının Dairelerince irdelenmesi gerektiği,</p>

<p>Dosyada mevcut bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yıkılan binanın işlek ana caddeye cepheli zemin katında yer alan davacılara ait dükkanlar yerine yıkıldıktan sonra iki kat daha fazla yapılaşma şansı olan yapının arka cephesinden 3. katta 18 ve 19 nolu dükkanların davacılara paylaşımda önerildiği, arka cepheye bakan bağımsız bölümlerle işlek ana cadde üzerinde ön cepheye bakan bağımsız bölümler arasında büyük bir değer farkı bulunduğu, bu değer farkının yıkıldıktan sonra kat mülkiyeti çözülen ve arsa niteliğine bürünen taşınmazdaki hisse oranında davacılara düşen bedelin ödenmesi halinde dahi giderilemeyeceği, zira ön cephede değerli bir yerde küçük hisse sahibi olan davacıların kat mülkiyetinin çözülmesi sonrasında alelade mevcut küçük hissedar konumuna düşecekleri ve önceki çok değerli taşınmazın bedelini değil hisseleri oranında düşen arsa satış bedelini elde edebilecekleri, bu haliyle paylaşımın adil ve hakkaniyete uygun olmadığının teknik bir incelemeyi gerektirmeden paylaşım krokisi ve mevcut fotoğraflardan açıkça anlaşıldığı, ayrıca yıkım öncesi yapıdaki paylaşımın dosyada mevcut görsellerdekinden farklı olduğuna dair ne idare ne müdahil (davalı) tarafından bir iddiada bulunulmadığı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durumda, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlali sonucunu doğuracak biçimde yapılan paylaşıma dayalı olarak tesis edilen satış işlemiyle satış işlemine yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemlerin kesin olarak iptaline ve anılan kararın davalı yanında müdahil tarafından temyiz edilmesi üzerine, uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde belirtilen temyiz yoluna başvurulabilecek kararlar arasında yer almadığı ve aynı Kanun'un 45/6.maddesi kapsamında kalan kesin nitelikli karar olduğu gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararla temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 11/04/2023 tarih ve E:2022/8923, K:2023/3634 sayılı kararıyla;</p>

<p>Temyiz isteminin reddi yolunda ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı karara karşı yapılan temyiz istemi yönünden yapılan incelemede;</p>

<p>Uyuşmazlıkta, öncelikle anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının temyize tabi kararlardan olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği,</p>

<p>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde, "Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar." hakkında Bölge İdare Mahkemesince verilen kararların temyize tabi kararlar arasında sayıldığı,</p>

<p>Uyuşmazlığın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında davacılara ait arsa paylarının açık artırma usulüyle diğer paydaşlara açık artırma usulüyle satışının yapılacağına dair Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün ... tarih ve E... sayılı işlemi ile bu işleme yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve E... sayılı işleminden kaynaklandığı, dava konusu işlemde bildirilen satışın ise 20.01.2021 tarihinde yapıldığı, arsa paylarını satın alan kişinin müdahil ... olduğu, davacıların arsa paylarının bedelleri karşılığı olarak toplamda 379.200,00-TL ödediği,</p>

<p>Dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararı kaldırılarak dava konusu işlemin iptali yolunda ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince kesin olarak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizi üzerine, konusu yüz bin Türk lirasını aşan idari işlemlerden olduğu anlaşılan dava konusu işleme karşı açılan davanın temyize tabi olduğu, dolayısıyla kesin olarak değerlendirilemeyeceği açık olan anılan karara karşı davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından yapılan temyiz istemlerinin reddi yolunda verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararında hukuki isabet görülmediği,</p>

<p>Bu itibarla, anılan temyiz isteminin reddine ilişkin karar kaldırılmak suretiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince kesin olarak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı yapılan temyiz isteminin esasının incelenmesine geçilmiş,</p>

<p>Esas yönünden; arsa payı maliklerinin yeni yapının paylaşımına ilişkin olarak aldığı kararın, dava konusu satış işleminden önce alınması gerekli ve gerçek kişiler arasında alınan bir karar olduğu, bu kararda idarenin taraf olmadığı ayrıca, paylaşıma ilişkin bu karara karşı adli yargı yerinde açılan bir davanın da bulunduğu dikkate alındığında, paylaşıma ilişkin hususların hukuki olup olmadığının adli yargı yerince değerlendirilmesi sonucunda verilecek kararın bakılan davanın sonucunu etkileyeceği anlaşıldığından, adli yargı yerinde verilecek kararın bekletici mesele yapılabileceği gibi satış işleminden önce alınan kararların ve yapılan işlemlerin (arsa paydaşlarınca alınan kararlar, tebligat, ihtar, bedel tespiti vd.) dava konusu satış işleminin hukuki durumuna etkisinin 6306 sayılı Kanun ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği hükümleri kapsamında İdari Dava Dairesince keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle değerlendirilmesi gerektiği,</p>

<p>Bununla birlikte, keşif ve bilirkişi incelemesi ile arsa payının rayiç değeri belirlenirken, aralarında gayrimenkul değerleme uzmanlarının da bulunduğu bir bilirkişi kurulunca, taşınmazın satış tarihindeki cins ve nevi, yüzölçümü, kıymetini etkileyecek bütün nitelik ve unsurları, her unsurun ayrı ayrı değeri, varsa vergi beyanı, varsa resmi makamlarca veya Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarınca yapılmış kıymet takdirleri, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri, özel amacı olmayan emsal (uyuşmazlığa konu taşınmazın çevresinin imar planındaki kullanım biçimi, yapılaşma koşulları ve konumları açısından benzer özellikleri olan taşınmazlar arasından seçilmeli, davaya konu taşınmaz kadastro parseli ise; emsal alınacak taşınmaz da kadastro parseli olmalı ya da emsal parsel imar parseli ise, emsal taşınmazda kesilen düzenleme ortaklık payı oranı ölçüsünde davaya konu taşınmaz bedeli düşülerek taşınmazın gerçek bedeli belirlenmeli) satışlara göre satış değeri, bedele etki eden tüm kanuni veriler, imar verileri, taşınmazın özgün nitelik ve kullanım şekli, değeri etkileyen hak ve yükümlülükleri, gayrimenkul üzerinde ayni ve şahsi irtifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetleri vb. bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle taşınmaz bedelini tespit edecek nitelikteki rapor dikkate alınarak İdari Dava Dairesince karar verilmesinin tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gereklilik olduğu,</p>

<p>Bu durumda, davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlali sonucunu doğuracak biçimde yapılan paylaşıma dayalı olarak tesis edilen satış işlemiyle satış işlemine yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı, öte yandan, davacıların ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış oldukları düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali ve sözleşmenin uyarlamasına ilişkin davada alınan bilirkişi raporunda, davacılara ait taşınmazların yıkım öncesi ve tasarlanan proje sonrası hazırlanan mukayese tablosuna göre 3 kat oranında şerefiye farkı olduğunun açıkça belirtildiği ve Dairelerinin paylaşımın adil ve hakkaniyete uygun olmadığı yönündeki -bilirkişi incelemesi yapılmadan ortaya konulan- değerlendirmesiyle benzer bir yaklaşım sergilendiği gerekçeleriyle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.</p>

<p><strong>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :</strong> Davalı idare tarafından, temyize konu kararın yerindelik denetimi yapılması sonucunda verildiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu olan paylaşıma ilişkin hususların Adli Yargı yerince incelenebileceği, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın teknik bir konuda karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>

<p><strong>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :</strong> Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.</p>

<p><strong>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ:</strong> Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ısrar kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 11/04/2023 tarih ve E:2022/8923, K:2023/3634 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>

<p>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>İNCELEME VE GEREKÇE:<br />
MADDİ OLAY:</strong></p>

<p>Uyuşmazlığa konu 557,94 m² yüzölçümlü taşınmazın 2/48 hissesi (zemin katta bulunan 10 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin -dükkan-) davacılara, geri kalan 46/48 hissesi ise davaya müdahil ...'a ait olup, taşınmaz üzerindeki binanın riskli yapı olarak tespit edilmesi sonrasında, söz konusu bina yerine yeni bina yapılmak üzere yıkılmıştır.</p>

<p>Yıkılan binanın yerine yapılacak bina için 46/48 oranında pay sahibi ... ile ... Turizm Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında Kdz. Ereğli 2. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Anılan sözleşmenin "Paylaşım şekli ve oranları" başlıklı 4. maddesinde; arsa payı paylaşım oranının %50 arsa sahibine, %50 yükleniciye ait olacağı; zemin katta ve 1. katta bulunan 13 ve 14 nolu dükkanlar ile bodrum katta bulunan projede 13 ve 14 nolu dükkana bağlı olan 13 ve 14 nolu eklenti depolar'ın yükleniciye ait olacağı; 2. katta bulunan 15 nolu dükkan, 3. katta bulunan 16 ve 17 nolu dükkan ile 1 ve 2 nolu meskenler, 4. katta bulunan 3, 4, 5, 6 ve 7 nolu meskenler, 5. katta bulunan 8, 9, 10, 11, 12 nolu meskenlerin arsa sahibi olarak belirtilen ...'a ait olacağı; sözleşme eki krokide gösterilen 3. katta bulunan 61 m² alana sahip 19 nolu dükkan ile 3. katta bulunan brüt 60 m² alana sahip 18 nolu dükkanın ise sözleşmede taraf olmayan fakat yıkılmış binada 10 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin sahipleri olan Mehmet Köse mirasçıları ile ...'a (davacılara) anlaşma yapılması için ayrıldığı belirtilmiş, kat malikleri toplantısı için belirlenen ve usulünce paydaşlara bildirilen 18/10/2019 tarihli, (... ve ... haricindeki) paydaşların katıldığı toplantıda; riskli yapı olarak tespit edildikten sonra yıktırılan, kat irtifakları terkin edilen ve arsa vasfına dönüşümünün yapıldığı belirtilen taşınmaz için ... Değerleme ve Danışmanlık AŞ 'ye yaptırılmış ... tarih ve ... sayılı değerleme raporunun birer sureti dağıtıldıktan sonra ... ile ... Turizm Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 14/10/2019 tarihinde imzalanmış bulunan düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde inşaatın yapılmasına 2/3 oyçokluğunu da aşar şekilde 46/48 pay oranıyla karar verilmiştir.</p>

<p>Akabinde, 46/48 pay oranı sahibi ...'un 08/07/2020 tarihli dilekçesindeki talebi doğrultusunda; satış istemine binaen 13/07/2020 tarihli Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işlemiyle Bedel Tespit Komisyonu oluşturulmuş; karara katılmayan (uzlaşmayan) davacılara ait hisselerin 6306 sayılı Kanun uyarınca açık artırma usulüyle 2/3 çoğunlukla uzlaşma sağlayan hissedara açık artırma suretiyle satışının yapılacağı yolunda ... tarih ve E... sayılı Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işlemi tesis edilmiş, söz konusu satış kararı Kdz. Ereğli 2. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle tüm paydaşlara tebliğ edilmiş, satış kararına davacılar tarafından yapılan itiraz Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işlemiyle reddedilmiş, anılan itirazın reddine dair işlem ile satış kararının iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.</p>

<p><strong>İLGİLİ MEVZUAT</strong></p>

<p>6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasında, "Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır." kuralına, "Uygulama işlemleri" başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasında ise: "(Değişik: 14/04/2016 - 6704/23 md.) Üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakatleri aranmaksızın Bakanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce resen terkin edilerek, önceki vasfı ile değerlemede bulunularak veya malik ile yapılan anlaşmanın şartları tapu kütüğünde belirtilerek malikleri adına payları oranında tescil edilir. Taşınmazların niteliği resen mevcut duruma göre tescil edilir. Bu taşınmazların sicilinde bulunan ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan her türlü şerh, hisseler üzerinde devam eder. (Değişik cümle: 04/07/2019 - 7181/24 md.) Belirtilen haklar ve şerhler, tapuda; tevhit, ifraz, alan düzeltme, taksim, ihdas, terk, tescil, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisine ilişkin işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmez ve bu işlemlerde maliklerin ve ilgililerin muvafakati aranmaz. (Ek cümle: 04/07/2019 - 7181/24 md.) Yeni yapılar için kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisi safhasında belirtilen haklar ve şerhler, muvafakat aranmaksızın sadece söz konusu haklar ve şerhlerden yükümlü olan malike düşecek bağımsız bölümler üzerinde devam ettirilir. (Değişik cümle: 04/07/2019 - 7181/24 md.) Uygulama alanında cins değişikliği, tevhit, ifraz, alan düzeltme, taksim, ihdas, terk ve tescil işlemleri muvafakat aranmaksızın Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından resen yapılır veya yaptırılır. Bu parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesi esastır. Bu çerçevede riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yapılar yıktırılmadan önce, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir.</p>

<p>Bu karara katılmayanların arsa payları, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. (Değişik cümleler: 29/11/2018 - 7153/23 md.) Bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde bu paylar, riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilir ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır veya Bakanlıkça uygun görülenler TOKİ’ye veya İdareye devredilir. Riskli yapılarda ise anlaşma sağlayan diğer paydaşlara veya anlaşma sağlayan paydaşların kararı ile yapılan anlaşmaya uyularak işlem yapılmasını kabul etmek şartıyla üçüncü şahıslara satış yapılıncaya kadar satış işlemi tekrarlanır. (Ek cümle: 29/11/2018 - 7153/23 md.) Hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile alınan karara katılmayan maliklerin arsalarının veya arsa paylarının Kanun uyarınca satış yapılıncaya kadar, anlaşma sağlayan paydaşlar dışındaki üçüncü kişilere satılması durumunda, tapuda tescil işlemi yapılabilmesi için satın alanın elektronik tebligat adresini tapu müdürlüğüne bildirmesi zorunludur." kuralına yer verilmiştir.</p>

<p>6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin "Riskli yapıların bulunduğu parsellerde, riskli alanlarda ve rezerv yapı alanlarında yapılacak uygulamaları" gösteren 15. maddesinin ikinci fıkrasında: (Değişik: RG-27/10/2016 - 29870) "Riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etapta veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde; yapıların yıktırılmış olması şartı aranmaksızın ve yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, taksim, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, bütün maliklerce oybirliği ile karar verilememiş ise, anlaşma sağlanamayan maliklere ait taşınmazların değeri Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilir ve bu değer de gözetilerek oybirliği ile anlaşmaya çalışılır. Oybirliği ile anlaşma sağlanamaması halinde yapılacak uygulamalara sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karar anlaşma şartlarını ihtiva eden teklif ile birlikte karara katılmayanlara noter vasıtasıyla veya 7201 sayılı Kanuna göre tebliğ edilir ve bu tebliğde, onbeş gün içinde kararın ve teklifin kabul edilmemesi halinde arsa paylarının, Bakanlıkça tespit edilecek veya ettirilecek rayiç değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılacağı, paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu payların, rayiç bedeli Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edileceği bildirilir." düzenlemesi, Yönetmeliğin 15/A maddesinin (Ek: RG - 02/07/2013 - 28695) (Değişik: RG - 27/10/2016 - 29870) birinci fıkrasında: "Riskli alanlar, rezerv yapı alanları ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile alınan karara katılmayan maliklerin arsa paylarının satışı için; a) Maliklerin en az üçte iki çoğunlukla anlaştıklarına dair anlaşan maliklerce imzalı karar tutanağı veya anlaşan maliklere ait sözleşme veya vekâletname örnekleri gibi belgeler, b) Maliklerin en az üçte iki çoğunluğu ile alınan kararın ve anlaşma şartlarını ihtiva eden teklifin noter vasıtasıyla veya 7201 sayılı Kanuna göre karara katılmayan malike bildirilerek kabulü için onbeş gün süre verildiğine dair belgeler, c) Üçte iki çoğunlukla alınan karara katılmayan maliklere ait taşınmazların Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilen değerine ilişkin belgeler, ç) Satışı yapılacak arsa paylarının maliklerinin tebligata elverişli adres bilgileri ile birlikte yazılı olarak Müdürlüğe müracaatta bulunulur. Satış işleminin yapılabilmesi için yapıların yıktırılmış olması gerekmez." düzenlemesi yer almaktadır.</p>

<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>

<p>Benzer Uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesince verilen kararda;</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin Başvuru Numarası: 2018/1567 sayılı dosyasında, bakılan uyuşmazlıkta olduğu gibi riskli yapı olarak belirlenip yıkımı gerçekleştirilen yapının bulunduğu taşınmazın 2/3 çoğunluğu teşkil eden paydaşlarının imzaladığı kat karşılığı inşaat sözleşmesini kabul etmeyerek imzalamayan başvurucuların satışın iptali istemiyle açtıkları davanın reddedilmesi üzerine mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bahse konu başvuruyu yaptıkları anlaşılmaktadır. Başvurucuların aynı zamanda bakılan uyuşmazlıkta olduğu gibi adli yargı mercilerinde malikler kurulu kararının iptali ve sözleşmenin düzeltilmesi istemiyle dava açtıkları görülmektedir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesince verilen bahse konu başvuruya ilişkin kararda:</p>

<p>"103. Malikler Kurulunun üçte iki çoğunluğunun taşınmazın yeni paylaşım şekline ilişkin kararına rıza göstermeyen hissedarların paylarının satılması yolunda düzenleme yapılması kamu makamlarının takdir yetkisinde olsa da bu durum, İdarenin söz konusu yetkisini keyfî bir biçimde kullanabileceği anlamına gelmemektedir. Bu bağlamda hissedarların yeterli bir müzakere sonucu bir karara varmış olması, bu kararın azınlıkta kalan hissedarların menfaatlerini açık bir biçimde zedelememesi gerekir. Azınlıkta kalan hissedarların, kendi çıkarlarına açıkça aykırı olan, taşınmazın eski durumuna kıyasla açık dengesizlikler içeren bir projeyi kabul etmeye zorlayan karara iştirak etmemiş olmaları hisselerin satışı gibi ağır bir müdahaleyi haklılaştırmamaktadır. Azınlıkta kalan paydaşların hisselerinin Malikler Kurulunun çoğunluğunca kararlaştırılan yeni paylaşım yöntemine yönelik itirazları yargısal bir merci tarafından dinlenerek ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılanmadan satışa çıkarılması hâlinde en hafif zedeleyici araca başvurulduğu söylenemeyecektir. Dolayısıyla azınlıkta kalan hissedarların teklif edilen yeni paylaşım şekline yönelik iddialarının incelenip incelenmediği müdahalenin gerekliliği bağlamında oldukça önem taşımaktadır.</p>

<p>104. Somut olayda üçte iki çoğunluğun kararına iştirak etmeyen başvurucuların çoğunluk kararına karşı iki farklı yargısal yola başvurdukları görülmektedir. Başvurucular öncelikle Asliye Hukuk Mahkemesinde Malikler Kurulu kararının iptali ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin düzeltilmesi istemiyle dava açmıştır. Bu davada binanın eski hâlinde dört işyeri ve bir mesken olmak üzere toplam beş bağımsız bölüme sahip iken çoğunluk tarafından kabul edilen projeye göre kot seviyesinin altında iki bağımsız bölümün başvuruculara verildiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin toplantıdan önce ve başvurucularla müzakere edilmeden noterde imzalandığı ve çoğunluğun lehine olduğu ileri sürülmüştür. Asliye Hukuk Mahkemesi başvurucuların hisselerinin -davanın açılmasından sonra- İdare tarafından satıldığını gözeterek başvurucuların mülkiyet hakkının sona erdiği neticesine ulaşmış ve davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.</p>

<p>105. Başvurucular aynı iddiaları satış kararının iptali istemiyle İdare Mahkemesinde açtıkları davada da ileri sürmüştür. İdare Mahkemesi davayı reddederken başvurucuların bu iddialarına yönelik olarak 16/100 oranındaki hisselerinin yeni paylaşımda da değişmediği, ayrıca dört işyerinin aslında tek bir bağımsız bölüm olduğu hâlde fiilen dörde bölünerek kiralandığı vurgusunu yapmıştır. Bununla birlikte Bölge İdare Mahkemesi istinaf isteminin reddine ilişkin kararında İdare Mahkemesi kararında yer alan bu gerekçenin karar metninden çıkartılmasına karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi davanın konusunun satış kararının hukukiliğinin denetlenmesiyle sınırlı olduğunu, Malikler Kurulu kararının davaya konu olmadığını kabul ederek bu sonuca ulaşmıştır.</p>

<p>106. Bu durumda başvurucunun Malikler Kurulu kararına yönelik şikâyetlerinin hiçbir yargı mercii tarafından incelenmediği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere Malikler Kurulunun taşınmazın değerlendirme biçimini belirleyen kararının tarafların menfaatlerine uygun ve hakkaniyetli olması mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülük şartlarındandır.</p>

<p>... İdare Mahkemesi kararında başvurucuların hisse miktarının değişmediğine ve dört işyerinin gerçekte tek bir bağımsız bölüm olduğuna vurgu yapılarak başvurucuların taşınmazın yeni paylaşım biçimine yönelik iddiaları değerlendirilmiş ise de Bölge İdare Mahkemesi bu değerlendirmeleri içeren kısmı ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinden çıkarmıştır. Bölge İdare Mahkemesinin kabulüne göre Malikler Kurulu kararı davanın konusunu oluşturmamaktadır. Oysa Malikler Kurulu kararı davanın konusunu oluşturmasa da başvuruculara teklif edilen yeni paylaşım şeklinin kabul edilmemesi satış kararının temel sebebini teşkil etmektedir. Satış kararının hukukiliğinin denetlenmesi başvurucuların yeni paylaşım şekline rıza göstermemelerinin haklı bir temele dayanıp dayanmadığının da incelenmesini gerektirmektedir. Yeni paylaşım şeklinin dengeli ve adil olup olmadığı incelenmeden satış kararının hukukiliği yönünden yapılacak bir denetimin gerçek manada yargısal bir denetim olduğundan söz edilemez. Aksi takdirde idare mahkemesi salt şeklî bir denetim yapmış olur. Dolayısıyla Bölge İdare Mahkemesinin başvurucuların taşınmazın yeni paylaşım şekline yönelik itirazlarını inceleme dışı bırakan yaklaşımı Anayasa'nın 35. maddesinin devlete yüklediği gerekliliklere uygun bir denetim yapılmaması sonucunu doğurmuştur.</p>

<p>108. Öte yandan İdare Mahkemesinin yeni paylaşım şeklindeki hisse oranının eski paylaşım yöntemine uygun olup olmadığıyla sınırlayan denetiminin de Anayasa'nın 35. maddesindeki güvencelere uygun olduğu söylenemez. Anayasa'nın 35. maddesinin aradığı manada bir denetim yeni paylaşım şeklinin ekonomik yönden dengeli olup olmadığının incelenmesini gerektirmektedir. Bu da gerekirse bilirkişi incelemesi yapılmasıyla anlaşılabilecek bir husustur. İdare Mahkemesinin yeni paylaşım şeklinin adil ve dengeli olup olmadığı yolunda -gerekirse bilirkişi görüşünü alarak- bir inceleme yapmadan salt şeklî denetimle yetinmesi başvurucuların hisselerinin satışının son çare olup olduğunun gösterilememesi neticesini husule getirmiştir." şeklinde değerlendirmelerde bulunulmuş ve sonuç olarak başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>

<p>Somut olayda da, Danıştay Altıncı Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle bozulmasına ilişkin kararın, aktarılan Anayasa Mahkemesi kararında yapılan değerlendirmeler çerçevesinde uyuşmazlığın sürüncemede kalmasına neden olacağı anlaşılmıştır. Zira, dava konusu satışa ilişkin işlemlerin, dayanağı olan, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali ve sözleşmenin uyarlanması istemiyle ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşımın yerinde olup olmadığına dair bir irdeleme yapılmaksızın bakılan davada verilecek kararın bekletici mesele yapıldığı göz önüne alındığında, uyuşmazlığın sürüncemede bırakılmaması için, temyizen incelenen bu dosyada paylaşımın adil olup olmadığına dair bir inceleme yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p>Bu halde, yapının 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli yapı olarak tespitinin yapıldığı, kat maliklerince kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile taşınmazın yeniden değerlendirilmesi yönünde Kanun'da öngörülen 2/3'ten fazla bir çoğunlukla karar alındığı, bu kararın davacılara tebliğ edildiği, davacıların anlaşmaya yanaşmaması üzerine, davacılar payının açık artırma yoluyla satışı için kıymet takdiri yapılarak satışa çıkarıldığı, satış ihalesinin yapılacağı tarih ve yerin davacılara ihaleden önce bildirildiği, çoğunluk hissesi sahibi paydaşın yüklenici firmayla imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesini ihtarname ekinde davacılara gönderdiği, bununla birlikte süreç içerisinde davacıların sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmelerinin istenildiği ancak davacıların bu sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmedikleri görülmekte olup tüm bu şekli hususlar yönünden dava konusu satış işleminde bir aykırılık görülmemekle birlikte yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararında yer alan değerlendirmeler dikkate alındığında ve Asliye Hukuk Mahkemesince kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşımın yerinde olup olmadığına dair bir irdeleme yapmaksızın bakılan dava dosyasında verilecek kararın bekletici mesele yapıldığı hususu değerlendirildiğinde, davacının temel yakınmasını oluşturan paylaşımın adil olup olmadığı noktasındaki değerlendirmenin yani satış işleminin dayanağı niteliğinde olan kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki dağıtımın yerinde olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.</p>

<p>Dosyada mevcut bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yıkılan binanın işlek ana caddeye cepheli zemin katında yer alan davacılara ait dükkanlar yerine bina yıkıldıktan sonra iki kat daha fazla yapılaşma şansı olan yapının arka cephesinden 3. katta 18 ve 19 nolu dükkanların davacılara önerildiği, arka cepheye bakan bağımsız bölümlerle işlek ana cadde üzerinde ön cepheye bakan bağımsız bölümler arasında büyük bir değer farkı bulunduğu, bu değer farkının yıkıldıktan sonra kat mülkiyeti çözülen ve arsa niteliğine bürünen taşınmazdaki hisse oranında davacılara düşen bedelin ödenmesi halinde dahi giderilemeyeceği, zira ön cephede değerli bir yerde küçük hisse sahibi olan davacıların kat mülkiyetinin çözülmesi sonrasında alelade mevcut küçük hissedar konumuna düşecekleri ve önceki çok değerli taşınmazın bedelini değil hisseleri oranında düşen arsa satış bedelini elde edebilecekleri, bu haliyle paylaşımın adil ve hakkaniyete uygun olmadığının teknik bir incelemeyi gerektirmeden paylaşım krokisi ve mevcut fotoğraflardan açıkça anlaşıldığı, ayrıca yıkım öncesi yapıdaki paylaşımın dosyada mevcut görsellerdekinden farklı olduğuna dair ne idare ne müdahil (davalı) tarafından bir iddiada bulunulmadığı da görülmüştür.</p>

<p>Bu durumda, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlali sonucunu doğuracak biçimde yapılan paylaşıma dayalı olarak tesis edilen satış işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.</p>

<p>Öte yandan, davacıların ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış oldukları düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali ve sözleşmenin uyarlamasına ilişkin davada alınan bilirkişi raporunda, davacılara ait taşınmazların yıkım öncesi ve tasarlanan proje sonrası hazırlanan mukayese tablosuna göre 3 kat oranında şerefiye farkı olduğu açıkça belirtilmiş ve ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin paylaşımın adil ve hakkaniyete uygun olmadığı yönündeki -bilirkişi incelemesi yapılmadan ortaya konulan- değerlendirmesiyle benzer bir yaklaşım sergilenmiştir.<br />
Bu itibarla, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki temyize konu ısrar kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.</p>

<p><strong>KARAR SONUCU:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,</p>

<p>2.Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü, kararın kaldırılması, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,</p>

<p>3.Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 27/03/2025 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğu ile karar verildi.</p>

<p><strong>KARŞI OY</strong></p>

<p>X-Uyuşmazlıkta, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacıların hissedarı bulunduğu, Zonguldak ili, Kdz.Ereğli ilçesi, ... Mahallesi adresinde ve tapunun ... ada, ... sayılı parselinde kayıtlı bulunan yapının 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli yapı olarak tespitinin yapıldığı, kat maliklerince kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile taşınmazın yeniden değerlendirilmesi yönünde Kanun'da öngörülen 2/3'ten fazla bir çoğunlukla karar alındığı, bu kararın davacılara tebliğ edildiği, davacıların anlaşmaya yanaşmaması üzerine, davacılar payının açık artırma yoluyla satışı için yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca davacının payının kıymet takdiri yapılarak satışa çıkarıldığı, satış ihalesinin yapılacağı tarih ve yerin davacılara ihaleden önce bildirildiği, davacıların alınan 2/3 çoğunluk kararı doğrultusunda sözlemeyi imzalamadığı, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin ''Açık artırma usulü ile satış'' başlıklı 15/A maddesinin 11. fıkrasına aykırı hareket ettiği davacıya ait taşınmaz payının satışına ilişkin işlemlerin yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiği, davalı idarenin imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi içeriğini irdeleme, hakkaniyete uygun olup olmadığı hususunda değerlendirme yapma yetkisi ve görevi bulunmadığı, aksi halde bu inceleme, değerlendirmenin Kanun'un kamusal zorunluluklardan dolayı belli süreler çerçevesinde belli prosedürlere bağlanma amacına aykırılık oluşturabileceği kaldı ki uyuşmazlık konusu olayda fahiş/çok açık bir dengesizlikten bahsedilmesinin mümkün olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesinde davacılar tarafından açılan davada da sürece dair işlemlere dair tedbir ya da işlemlerin iptaline dair bir karar da bulunmadığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu durumda; çoğunluk hissesi sahibi paydaşın yüklenici firmayla imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ihtarname ekinde davacılara gönderildiği, bununla birlikte süreç içerisinde davacıların sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmelerinin istenildiği ancak davacıların bu sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmedikleri görüldüğünden, 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15/A maddesine uygun olarak tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ve aksi yönde verilen Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.</p>

<p><br />
<strong>KARŞI OY</strong><br />
XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 11/04/2023 tarih ve E:2022/8923, K:2023/3634 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.</p>

<p><br />
<strong>KARŞI OY</strong><br />
XXX-Dava konusu satışa ilişkin işlemlerin, dayanağı olan ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış oldukları düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali ve sözleşmenin uyarlamasına ilişkin davanın bekletici mesele yapılarak, anılan davada verilecek nihai karar sonrasında uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği oyuyla, işin esasının incelenmesi suretiyle verilen karara katılmıyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-iddknun-20233171-e-2025746-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/danistays.jpg" type="image/jpeg" length="94839"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ÇOĞUNLUK KARARINA UYMAYAN MALİKLERİN PAYLARININ ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE SATIŞINA İLİŞKİN DANIŞTAY KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cogunluk-kararina-uymayan-maliklerin-paylarinin-ucuncu-kisilere-satisina-iliskin-danistay-kararinin-degerlendirilmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cogunluk-kararina-uymayan-maliklerin-paylarinin-ucuncu-kisilere-satisina-iliskin-danistay-kararinin-degerlendirilmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. İrfan NİĞDELİ yazdı;]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ÇOĞUNLUK KARARINA UYMAYAN MALİKLERİN PAYLARININ ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE SATIŞININ İPTALİ DAVALARINDA İDARİ YARGININ ADLİ YARGININ GÖREV ALANINA GİREN KONULARDA HUKUKİ DENETİM YAPABİLECEĞİNE DAİR DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURUL KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>

<p>Bu çalışmayı, kentsel dönüşüm sürecinde, hukuk düzenimizin, kısaca <strong>“çoğunluğun kararlarına uymayanların payları satılır</strong>” anlayışını kabul etmediğini, çoğunluğun süreci hukuka ve adalete uygun olarak planlayıp yönetmeleri gerektiğini, kat malikleri kurulu kararları başta olmak üzere alacakları tüm kararların dengeli ve eşitlik ilkesine uygun olması gerektiğini, aksi hallerde hukuki yollara başvurulması halinde tüm maliklerin yıllarca sürmesi muhtemel yargısal mücadele içinde bulabilecekleri, zaman ve para kaybedeceklerini hatırlatma amaçlı olarak yapıyoruz. Bu ihtimal; kabul oranı fark etmeksizin, kararların yüzde 99 çoğunlukla alınmış olması hallerinde de geçerlidir. Diğer yandan özellikle ekonomik yönden kanuni ve adil yürüyen bir süreçte çoğunluğun kararlarına uymayan, azınlık pay sahiplerinin de mülkiyet haklarını kaybetmeleri gibi ağır müeyyidelerle karşılaşacağını hatırlatmak isteriz.</p>

<p>Çalışmamızda, çoğunluk kararlarını kabul etmeyen, yüzde 16 pay oranına sahip bir azınlığın, paylarının açık arttırma ile satılması sonrasında Hukuk Mahkemelerinde çözümsüz kalan haklılıklarını, İdari yargı yoluyla çözdükleri bir Yüksek Yargı Kararını inceledik. İdari yargı aslında Hukuk Mahkemelerinin görev alanında olan kök ihtilafı, mülkiyet hakkının özüne dokunulduğu, bu sebeple Anayasal temelleri olduğu gerekçesiyle resen ele alıp satış işlemini iptal etmiştir.</p>

<p><strong>İnceleme konumuz<a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-iddknun-20233171-e-2025746-k-sayili-karari" rel="dofollow"> DANIŞTAY, İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU, E. 2023/3171, K. 2025/746, T. 27.03.2025 tarihli kararı</a>dır. </strong></p>

<p>Karara konu olan olayda; yüzde 84 çoğunlukça benimsenen, yeni paylaşım şeklini kabul etmeyen, yüzde 16 oranında paya sahip malikin payı, yetkili idare tarafından açık arttırma yolu ile satılmıştır. Bu satış işlemine karşı, azınlıkta kalan malikler tarafından yürütülen hukuki mücadele sonunda, satış işleminin İdari Yargı tarafından iptaline karar verilmiştir. Kararla, tüm kentsel dönüşüm süreci on yıldan fazla bir süre sonra başa dönmüştür. Kendilerine hukuk yoluyla avantaj sağlamaya çalışan, yüksek çoğunluğun başlangıçtan itibaren aldığı tüm kararlar, yaptıkları masraflar, boşa düşmüş, malikler büyük zarara uğramışlardır.</p>

<p>Kararın ayrıksı özelliği idari yargının, adli yargının görev alanına giren konularda da bağımsız olarak değerlendirme yapmış olmasıdır. Dava konusu olayda, idari yargı tarafından, kat malikleri kurulu kararları dahil olmak üzere baştan itibaren tüm kentsel dönüşüm sürecinin dengeli ve adil olup olmadığına dair yargısal bir denetim yapılmıştır.</p>

<p>Kararda benzer bir olay sebebiyle, bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi tarafından görülen davada verilen karara atıf ve alıntılar yer almaktadır. Örnek olarak;</p>

<p><strong><i>Oysa Malikler Kurulu kararı davanın konusunu oluşturmasa da başvuruculara teklif edilen yeni paylaşım şeklinin kabul edilmemesi satış kararının temel sebebini teşkil etmektedir. Satış kararının hukukiliğinin denetlenmesi başvurucuların yeni paylaşım şekline rıza göstermemelerinin haklı bir temele dayanıp dayanmadığının da incelenmesini gerektirmektedir. Yeni paylaşım şeklinin dengeli ve adil olup olmadığı incelenmeden satış kararının hukukiliği yönünden yapılacak bir denetimin gerçek manada yargısal bir denetim olduğundan söz edilemez. Aksi takdirde idare mahkemesi salt şeklî bir denetim yapmış olur.</i></strong></p>

<p>Danıştay Kurul kararında gerekçenin özünü oluşturan bu cümleler değerlendirildiğinde, İdare Mahkemelerinin azınlık payı satış işlemlerinde, imzalanan sözleşme, paylaşım modeli ve bu işlemlere dayanak olan kat malikleri kurulu kararlarının da hukuka uygunluğunu denetleme görevi olduğu gibi bir anlam çıkmaktadır.</p>

<p>Yazının devamında, bahsi geçen Yüksek Yargı kararları yorumlanarak, çoğunluğun tercihlerine katılmayan maliklerin, paylarının satış işleminin iptali davasında, İdari Yargının, Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girerek yaptığı hukuki denetim somut olaya yönelik olarak değerlendirilmiştir.</p>

<p></p>

<p><strong>KARARA KONU ALAN OLAY VE HUKUKİ AŞAMALAR</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: </strong><i>... İdare Mahkemesi’nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; çoğunluk hissesi sahibi paydaşın yüklenici firmayla imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ihtarname ekinde davacılara gönderildiği, bununla birlikte süreç içerisinde davacıların sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmelerinin istenildiği ancak davacıların bu sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmedikleri görüldüğünden, 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15/A maddesi kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</i></p>

<p></p>

<p><strong>Görüldüğü üzere, İlk Derece Mahkemesi yargılamada 6306 sayılı Kanun’un 15/A maddesine uygunluk denetimi ile sınırlı ve şekilsel bir inceleme yapmakla yetinmiştir. Yasal çoğunlukla alınan kararın ve sözleşmenin, maddede tarif edildiği şekilde, karara katılmayanlara usulünce tebliğ edilmesini yeterli görmüştür. </strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>BÖLGE İDARE MAHKEMESİ İDARİ DAVA DAİRESİ KARARININ ÖZETİ</strong> <i>dava konusu satış işleminde bir aykırılık görülmemekle birlikte Anayasa Mahkemesinin Başvuru Numarası:2018/1567 sayılı kararında yer alan değerlendirmeler dikkate alındığında ve Asliye Hukuk Mahkemesince kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşımın yerinde olup olmadığına dair bir irdeleme yapmaksızın bakılan dava dosyasında verilecek kararın bekletici mesele yapıldığı hususu değerlendirildiğinde, davacının temel yakınmasını oluşturan paylaşımın adil olup olmadığı noktasındaki değerlendirmenin <strong>yani satış işleminin dayanağı niteliğinde olan kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki dağıtımın</strong></i><strong><i> yerinde olup olmadığının Dairelerince irdelenmesi gerektiği,</i></strong><i> Dosyada mevcut bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yıkılan binanın işlek ana caddeye cepheli zemin katında yer alan davacılara ait dükkanlar yerine yıkıldıktan sonra iki kat daha fazla yapılaşma şansı olan yapının arka cephesinden 3. katta 18 ve 19 nolu dükkanların davacılara paylaşımda önerildiği, arka cepheye bakan bağımsız bölümlerle işlek ana cadde üzerinde ön cepheye bakan bağımsız bölümler arasında büyük bir değer farkı bulunduğu, <strong>bu değer farkının yıkıldıktan sonra kat mülkiyeti çözülen ve arsa niteliğine bürünen taşınmazdaki hisse oranında davacılara düşen bedelin ödenmesi halinde dahi giderilemeyeceği,</strong> <strong>bu haliyle paylaşımın adil ve hakkaniyete uygun olmadığının teknik bir incelemeyi gerektirmeden paylaşım krokisi ve mevcut fotoğraflardan açıkça anlaşıldığı, </strong> Bu durumda, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlali sonucunu doğuracak biçimde yapılan paylaşıma dayalı olarak tesis edilen satış işlemiyle satış işlemine yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. Maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemlerin kesin olarak iptaline………..</i></p>

<p></p>

<p><strong>Görüldüğü üzere, Bölge İdare Mahkemesi istinaf incelemesinde, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını kaldırarak, satış işleminin iptaline karar vermiştir. Burada dikkat çeken husus <i>“Asliye Hukuk Mahkemesi yargılamasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmişse de</i>” tespiti yapıldıktan sonra, İstinaf Mahkemesi’nce bekletici meselenin ne şekilde çözüleceğini görmeden, geçmişte malikler arasında paylaşım yapılırken davacılar lehine, açık haksızlık yapıldığının, dosyadan anlaşılması sebebiyle satış işleminin iptal edilmesidir. İdari Yargı, bu kararla Hukuk Mahkemelerince çözülmesi gereken bir meseleyi resen ele almıştır. Projede davacı azınlık pay sahiplerinin aleyhine yapılan eşitsizliğin açıkça belli olduğunu, bu durumu da satış işlemini sakatlayan bir ihlal olarak değerlendirmiştir.</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>DANIŞTAY ALTINCI DAİRESİNİN 11/04/2023 TARİH VE E:2022/8923, K:2023/3634 SAYILI DAİRE KARARININ ÖZETİ</strong></p>

<p></p>

<p><i>Esas yönünden; arsa payı maliklerinin yeni yapının paylaşımına ilişkin olarak aldığı kararın, dava konusu satış işleminden önce alınması gerekli ve gerçek kişiler arasında alınan bir karar olduğu, bu kararda idarenin taraf olmadığı ayrıca, paylaşıma ilişkin bu karara karşı adli yargı yerinde açılan bir davanın da bulunduğu dikkate alındığında, paylaşıma ilişkin hususların hukuki olup olmadığının adli yargı yerince değerlendirilmesi sonucunda verilecek kararın bakılan davanın sonucunu etkileyeceği anlaşıldığından<strong>, adli yargı yerinde verilecek kararın bekletici mesele yapılabileceği gibi satış işleminden önce alınan kararların ve yapılan işlemlerin (arsa paydaşlarınca alınan kararlar, tebligat, ihtar, bedel tespiti vd.) dava konusu satış işleminin hukuki durumuna etkisinin 6306 sayılı Kanun ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği hükümleri kapsamında İdari Dava Dairesince keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle değerlendirilmesi gerektiği</strong>, …….. Bununla birlikte, keşif ve bilirkişi incelemesi ile arsa payının rayiç değeri belirlenirken, aralarında gayrimenkul değerleme uzmanlarının da bulunduğu bir bilirkişi kurulunca, taşınmazın satış tarihindeki cins ve nevi, yüzölçümü, kıymetini etkileyecek bütün nitelik ve unsurları, her unsurun ayrı ayrı değeri, varsa vergi beyanı, varsa resmi makamlarca veya Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarınca yapılmış kıymet takdirleri, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri, özel amacı olmayan emsal (uyuşmazlığa konu taşınmazın çevresinin imar planındaki kullanım biçimi, yapılaşma koşulları ve konumları açısından benzer özellikleri olan taşınmazlar arasından seçilmeli, davaya konu taşınmaz kadastro parseli ise; emsal alınacak taşınmaz da kadastro parseli olmalı ya da emsal parsel imar parseli ise, emsal taşınmazda kesilen düzenleme ortaklık payı oranı ölçüsünde davaya konu taşınmaz bedeli düşülerek taşınmazın gerçek bedeli belirlenmeli) satışlara göre satış değeri, bedele etki eden tüm kanuni veriler, imar verileri, taşınmazın özgün nitelik ve kullanım şekli, değeri etkileyen hak ve yükümlülükleri, gayrimenkul üzerinde ayni ve şahsi irtifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetleri vb. bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle taşınmaz bedelini tespit edecek nitelikteki rapor dikkate alınarak İdari Dava Dairesince karar verilmesinin tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gereklilik olduğu……… Bu durumda, davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.</i></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Danıştay ilgili dairesi yukarıda bahsettiğimiz İstinaf Kararını eksik inceleme sebebiyle bozmuştur. Buna göre; Hukuk Mahkemesi kararının, bekletici mesele yapıp yapmama konusundaki takdiri Mahkeme yapacaktır. Adli yargının konusu olan kısım bekletici mesele olarak ele alınmamışsa, hukuk yargılamasının konusu olan satış işleminden önce alınan kararlar dahil olmak üzere denetim yapabileceği, bu denetimin uzmanlık gerektiren konularda bilirkişi incelemesi ile ayrıntılı olarak yapılması gerektiği, son tahlilde hukuk Mahkemelerinin görevine giren konularda yapılan tespitlerin satış işlemine etkisini değerlendirerek yargılama yapılması gerekliliğini vurgulamıştır. </strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>BÖLGE İDARE MAHKEMESİ ISRAR KARARININ ÖZETİ: ...</strong></p>

<p></p>

<p><i>Somut olayda üçte iki çoğunluğun kararına iştirak etmeyen başvurucuların çoğunluk kararına karşı iki farklı yargısal yola başvurdukları görülmektedir. Başvurucular öncelikle Asliye Hukuk Mahkemesinde Malikler Kurulu kararının iptali ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin düzeltilmesi istemiyle dava açmıştır. Bu davada binanın eski hâlinde dört işyeri ve bir mesken olmak üzere toplam beş bağımsız bölüme sahip iken çoğunluk tarafından kabul edilen projeye göre kot seviyesinin altında iki bağımsız bölümün başvuruculara verildiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin toplantıdan önce ve başvurucularla müzakere edilmeden noterde imzalandığı ve çoğunluğun lehine olduğu ileri sürülmüştür. Asliye Hukuk Mahkemesi başvurucuların hisselerinin -davanın açılmasından sonra- İdare tarafından satıldığını gözeterek başvurucuların mülkiyet hakkının sona erdiği neticesine ulaşmış ve davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir……Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlali sonucunu doğuracak biçimde yapılan paylaşıma dayalı olarak tesis edilen satış işlemiyle satış işlemine yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı, öte yandan, davacıların ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış oldukları düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali ve sözleşmenin uyarlamasına ilişkin davada alınan bilirkişi raporunda, davacılara ait taşınmazların yıkım öncesi ve tasarlanan proje sonrası hazırlanan mukayese tablosuna göre 3 kat oranında şerefiye farkı olduğunun açıkça belirtildiği ve Dairelerinin paylaşımın adil ve hakkaniyete uygun olmadığı yönündeki -bilirkişi incelemesi yapılmadan ortaya konulan- değerlendirmesiyle benzer bir yaklaşım sergilendiği gerekçeleriyle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. …Bölge İdare Mahkemesi, Hukuk yargılamasında bilirkişi incelemesi yapıldığı, rapora göre, eski bina ile yapılması tasarlanan yeni binada davacılara ayrılan pay değerinde 3 kat fark bulunduğunun tespit edildiği bu suretle davacıların mülkiyet haklarının ciddi ölçüde zedelendiği, bozma kararında belirtilen eksikliklerin tamamlanmasına gerek olmadan hukuk yargılamasında gelinen noktada satış işleminden önce malikler tarafından kararlaştırılan paylaşımın satış işlemini de sakatladığı sonucuna varılmıştır…….</i></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>İstinaf Mahkemesi ısrar kararında, ihtilafın kökeni olan paylaşım şekline karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı ancak davanın konusuz kaldığı, bu halde paylaşım şekline ilişkin denetimin kendilerince yapılacağına karar vermiştir. Buna karşın, bilirkişi incelemesi dahil olmak üzere, daha kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiği, inceleme sonucunda tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilerek paylaşım adaletsizliğinin satış işlemini etkileyip etkilemediğini tespit ettikten sonra karar vermesi gerektiği yönündeki Danıştay bozma gerekçelerini kabul etmeyerek ilk kararında ısrar etmiştir. Yargılamada konusuz kalma kararından önce Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan bilirkişi incelemesinin de değerlendirildiği anlaşılmaktadır</strong>.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-iddknun-20233171-e-2025746-k-sayili-karari" rel="dofollow">DANIŞTAY, İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU, E. 2023/3171, K. 2025/746, T. 27.03.2025 TARİHLİ KARARI </a>ÖZETİ</strong></p>

<p></p>

<p><i>Benzer Uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesince verilen kararda; Anayasa Mahkemesinin Başvuru Numarası: 2018/1567 sayılı dosyasında, bakılan uyuşmazlıkta olduğu gibi…… Malikler Kurulunun üçte iki çoğunluğunun taşınmazın yeni paylaşım şekline ilişkin kararına rıza göstermeyen hissedarların paylarının satılması yolunda düzenleme yapılması kamu makamlarının takdir yetkisinde olsa da bu durum, İdarenin söz konusu yetkisini keyfî bir biçimde kullanabileceği anlamına gelmemektedir. Bu bağlamda hissedarların yeterli bir müzakere sonucu bir karara varmış olması, bu kararın azınlıkta kalan hissedarların menfaatlerini açık bir biçimde zedelememesi gerekir. Azınlıkta kalan hissedarların, kendi çıkarlarına açıkça aykırı olan, taşınmazın eski durumuna kıyasla açık dengesizlikler içeren bir projeyi kabul etmeye zorlayan karara iştirak etmemiş olmaları hisselerin satışı gibi ağır bir müdahaleyi haklılaştırmamaktadır. Azınlıkta kalan paydaşların hisselerinin Malikler Kurulunun çoğunluğunca kararlaştırılan yeni paylaşım yöntemine yönelik itirazları yargısal bir merci tarafından dinlenerek ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılanmadan satışa çıkarılması hâlinde en hafif zedeleyici araca başvurulduğu söylenemeyecektir. Dolayısıyla azınlıkta kalan hissedarların teklif edilen yeni paylaşım şekline yönelik iddialarının incelenip incelenmediği müdahalenin gerekliliği bağlamında oldukça önem taşımaktadır……….Malikler Kurulu kararına yönelik şikâyetlerinin hiçbir yargı mercii tarafından incelenmediği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere Malikler Kurulunun taşınmazın değerlendirme biçimini belirleyen kararının tarafların menfaatlerine uygun ve hakkaniyetli olması mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülük şartlarındandır…………Somut olayda da, Danıştay Altıncı Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle bozulmasına ilişkin kararın, aktarılan Anayasa Mahkemesi kararında yapılan değerlendirmeler çerçevesinde uyuşmazlığın sürüncemede kalmasına neden olacağı anlaşılmıştır. Zira, dava konusu satışa ilişkin işlemlerin, dayanağı olan, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali ve sözleşmenin uyarlanması istemiyle ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşımın yerinde olup olmadığına dair bir irdeleme yapılmaksızın bakılan davada verilecek kararın bekletici mesele yapıldığı göz önüne alındığında, uyuşmazlığın sürüncemede bırakılmaması için, temyizen incelenen bu dosyada paylaşımın adil olup olmadığına dair bir inceleme yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu halde, yapının 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli yapı olarak tespitinin yapıldığı, kat maliklerince kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile taşınmazın yeniden değerlendirilmesi yönünde Kanun'da öngörülen</i> <i>2/3'ten fazla bir çoğunlukla karar alındığı, bu kararın davacılara tebliğ edildiği, davacıların anlaşmaya yanaşmaması üzerine, davacılar payının açık artırma yoluyla satışı için kıymet takdiri yapılarak satışa çıkarıldığı, satış ihalesinin yapılacağı tarih ve yerin davacılara ihaleden önce bildirildiği, çoğunluk hissesi sahibi paydaşın yüklenici firmayla imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesini ihtarname ekinde davacılara gönderdiği, bununla birlikte süreç içerisinde davacıların sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmelerinin istenildiği ancak davacıların bu sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmedikleri görülmekte olup tüm bu şekli hususlar yönünden dava konusu satış işleminde bir aykırılık görülmemekle birlikte yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararında yer alan değerlendirmeler dikkate alındığında ve Asliye Hukuk Mahkemesince kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşımın yerinde olup olmadığına</i></p>

<p><i>dair bir irdeleme yapmaksızın bakılan dava dosyasında verilecek kararın bekletici mesele yapıldığı hususu değerlendirildiğinde, davacının temel yakınmasını oluşturan paylaşımın adil olup olmadığı noktasındaki değerlendirmenin yani satış işleminin dayanağı niteliğinde olan kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki dağıtımın yerinde olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir</i></p>

<p><i>Dosyada mevcut bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yıkılan binanın işlek ana caddeye cepheli zemin katında yer alan davacılara ait dükkanlar yerine bina yıkıldıktan sonra iki kat daha fazla yapılaşma şansı olan yapının arka cephesinden 3. katta 18 ve 19 nolu dükkanların davacılara önerildiği, arka cepheye bakan bağımsız bölümlerle işlek ana cadde üzerinde ön cepheye bakan bağımsız bölümler arasında büyük bir değer farkı bulunduğu, bu değer farkının yıkıldıktan sonra kat mülkiyeti çözülen ve arsa niteliğine bürünen taşınmazdaki hisse oranında davacılara düşen bedelin ödenmesi halinde dahi giderilemeyeceği, zira ön cephede değerli bir yerde küçük hisse sahibi olan davacıların kat mülkiyetinin çözülmesi sonrasında alelade mevcut küçük hissedar konumuna düşecekleri ve önceki çok değerli taşınmazın bedelini değil hisseleri oranında düşen arsa satış bedelini elde edebilecekleri, bu haliyle paylaşımın adil ve hakkaniyete uygun olmadığının teknik bir incelemeyi gerektirmeden paylaşım krokisi ve mevcut fotoğraflardan açıkça anlaşıldığı, ayrıca yıkım öncesi yapıdaki paylaşımın dosyada mevcut görsellerdekinden farklı olduğuna dair ne idare ne müdahil (davalı) tarafından bir iddiada bulunulmadığı da görülmüştür. Bu durumda, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlali sonucunu doğuracak biçimde yapılan paylaşıma dayalı olarak tesis edilen satış işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır……</i></p>

<p></p>

<p>Özetini alıntıladığımız, <a href="https://www.hukukihaber.net/danistay-iddknun-20233171-e-2025746-k-sayili-karari" rel="dofollow">Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu kararı</a>na esas teşkil eden tespitler şunlardır.</p>

<p></p>

<p>Davacılar tarafından kat malikleri kurul kararları ve sözleşmenin iptaline dayalı Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmıştır. Bu dosyada paylaşımda açık dengesizlik bulunduğuna dair bilirkişi raporu dosyaya ibraz edilmiştir. Devam eden süreçte, bina yıkıldığı için davanın konusuz kalmasına karar verilmiştir. Temel noktalardan biri, paylaşım adaletsizliğinin hiçbir yargı mercii tarafından incelenmemiş/incelenememiş olmasıdır.</p>

<p></p>

<p>Bölge İdare Mahkemesinin kabulüne göre Malikler Kurulu kararı davanın konusunu oluşturmamaktadır. Oysa Malikler Kurulu kararı davanın konusunu oluşturmasa da başvuruculara teklif edilen yeni paylaşım şeklinin kabul edilmemesi satış kararının temel sebebini teşkil etmektedir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Malikler Kurulunun taşınmazın değerlendirme biçimini belirleyen kararının tarafların menfaatlerine uygun ve hakkaniyetli olması mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülük şartlarındandır. Azınlıkta kalan hissedarların, kendi çıkarlarına açıkça aykırı olan, taşınmazın eski durumuna kıyasla açık dengesizlikler içeren bir projeyi kabul etmeye zorlayan karara iştirak etmemiş olmaları hisselerin satışı gibi ağır bir müdahaleyi haklılaştırmamaktadır.</p>

<p></p>

<p>Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşımın yerinde olup olmadığına dair bir irdeleme yapılmaksızın bakılan davada verilecek kararın bekletici mesele yapıldığı göz önüne alındığında, uyuşmazlığın sürüncemede bırakılmaması için, temyizen incelenen bu dosyada paylaşımın adil olup olmadığına dair bir inceleme yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>GENEL DEĞERLENDİRME - SORULAR VE SORUNLAR</strong></p>

<p></p>

<p>Yukarıda; azınlık pay satışının iptali davasında, somut bir olayda idari yargı mercilerince verilen karar özetleri ile yapılan tespitler esas alınarak, sürece ilişkin bilgiler verilmiştir. Giriş kısmında da kısaca bahsettiğimiz gibi idari yargı, adli yargı tarafından çözümlenmesi gereken konularda da esasa girerek yargılama yapmıştır. Hukuk sistemimizde çoğunluk kararını kabul etmeyen maliklerin payının yetkili idare tarafından 6306 sayılı Kanun gereğince satışı işlemi idari bir işlem olup, satışın iptali yönündeki ihtilaflar idari yargı mercilerinin görev alanındadır. Buna karşın kat malikleri kurulunun aldığı kararlar ile bu kararlar sebebiyle imzalanmasına karar verilen sözleşmelere ve paylaşıma dair yapılan itirazlar adli yargı mercilerince çözüme kavuşturulur.</p>

<p></p>

<p>Karar sadece somut olay yönünden bağlayıcı olsa da, Anayasa Mahkemesi Kararından alıntılarla mülkiyet hakkı ve genel hukuki ilkelere atıfta bulunması sebebiyle benzer davalarda emsal olarak gösterileceğini düşünüyoruz. <strong>Ancak kararda, somut olaydan farklı olarak davacıların yasal imkânları varken, Hukuk Mahkemelerinde hiç dava açmadıkları hallerde dahi idari yargının bu durumu değerlendirebileceğine dair emareler var. Özellikle Anayasa Mahkemesi kararına yapılan atıflarda bu durum öne çıkıyor. Gerekçe kısmında bazı ifadeler somut olayı aşar nitelikte ve tüm azınlık pay satış işlemlerinde uygulanabileceğine yönelik bir tereddütte yaratıyor. </strong></p>

<p></p>

<p>Bu karışıklığın, uygulamaya yönelik daha geniş kapsamlı sorunlar ve cevaplanması gereken sorular yarattığı düşüncesindeyiz. Buna göre</p>

<p></p>

<p><strong>1</strong>- Davacıların Hukuk Mahkemesine hiç başvurmamış olmaları halinde, somut olaydaki gibi davacılara bir önceki arsa paylarına oransal yönüyle uygun pay ayrılmış olmasına rağmen şerefiye yönünden adaletsizlik yapılmışsa, idari yargı resen veya talep üzerine bu hususta bir inceleme yapabilecek midir? Örneğin yükleniciye verilecek pay çıktıktan sonra, tüm maliklere yeni binada verilecek arsa payının yüzde 20 oranında küçüldüğü bir olayda, oransal olarak dengeli bir dağıtım yapıldığı söylenebilir. Aynı olayda arsa payı oranında değişiklik olmasa da, yeni binada yapılacak paylaşımda şerefiye yönünden ciddi bir hak kaybı olduğunu varsayalım. Buna göre paylaşımda Hukuk Mahkemelerine hiç başvurulmamış olması halinde dahi, ekonomik adaletsizliğin satış işleminin sakatlayıp sakatlamadığı İdari Yargı tarafından gözetilebilecek midir?</p>

<p></p>

<p><strong>2</strong>-Fiili olarak kat malikleri kurul toplantısının yapılmaması veya sözleşmede resmi şekil şartlarına uyulmaması gibi örneklerde, adli yargının konusuna giren işlemlerin yokluk veya mutlak butlan müeyyidelerine tabi olduğu hallerde Hukuk Mahkemesine hiç müracaat edilmediği hallerde, bu durumu satış işlemlerinin iptali davasında İdari Yargı resen gözetecek midir?</p>

<p></p>

<p><strong>3</strong>-Hukuk Mahkemelerinde, örneğin sözleşme iptali davalarında tüm tarafları davaya dahil etme gerekliliği, sözleşme bedelleri üzerinden hesaplanması sebebiyle harç ve masrafların yüksek oluşu gibi özellikleri sebebiyle hak arama özgürlüğünü kısıtlar nitelikte olduğu bir gerçek. Sırf bu sebeple hak sahiplerinin hukuki çözüm gerektiren şerefiye adaletsizliği gibi konuları, satış işleminin iptali davasında ileri sürme talepleri yargı cephesinde olumlu bir yaklaşıma dönüşür mü?</p>

<p></p>

<p><strong>4</strong>-Karar; kaleme alınışındaki hatalar ya da, kritik net tespitler yapılmadığı için sadece Hukuk Mahkemeleri’ne başvurma imkânının olmadığı ya da somut olaydaki gibi Hukuk Mahkemelerindeki yargılamanın, davacıların kusuru olmaksızın konusuz kalması gibi hallere mi özgüdür?</p>

<p></p>

<p>Hukuk sistemimizin, bu son soruya olumlu cevap vermeyi, yani kararın somut olaya özgü olduğunu kabul etmeyi gerekli kıldığını düşünüyoruz. Ancak Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu, idari yargının önüne gelen uyuşmazlıkta adli yargının görev alanına giren konularda da karar verebileceği tespitini yapmaktadır. Özetle; karara göre, davacılar, tüm hukuki imkânlarını usulünce kullandıktan sonra adli yargının konusuna giren ihtilafı herhangi bir yargı merciinde çözümletemeden ya da çözümletmesi ihtimali kalmadığı hallerde İdari Yargı, mülkiyetin özünü ilgilendiren satış işleminin iptali davalarında, tüm kentsel dönüşüm sürecini özel hukuk kurallarına göre değerlendirebilecek bu sayılan hallerde Hukuk Mahkemelerince sonuçlanmış bir yargılama şartını aramayacaktır.</p>

<p></p>

<p>Bu aşamada yaptığımız yorum ve vardığımız sonuçların şahsi değerlendirmelerimiz olduğunu özellikle vurgulamak isteriz. Yazının başlangıcında ifade ettiğimiz gibi kentsel dönüşüm sürecindeki adaletsizlikler talep olduğu takdirde hukuki değerlendirilmeye tabidir. Çalışmamamız, çoğunluğun kararlarına uymayanların paylarının salt bu sebeple üçüncü kişilere satılacağı anlayışını, hukukun kabul etmediğini, bu yönde ortaya çıkan hukuk yolu eksikliklerini de farklı yargı çevrelerinin görev kabul edip somut olaydaki gibi çözümsüz bırakmadığını göstermektedir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/05/irfan-nigdeli.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/05/irfan-nigdeli.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. İrfan NİĞDELİ</strong></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cogunluk-kararina-uymayan-maliklerin-paylarinin-ucuncu-kisilere-satisina-iliskin-danistay-kararinin-degerlendirilmesi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/05/yargi/danistay-177017700.jpg" type="image/jpeg" length="70405"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir merkezli 12 ilde FETÖ operasyonu: 80 gözaltı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/izmir-merkezli-12-ilde-feto-operasyonu-80-gozalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/izmir-merkezli-12-ilde-feto-operasyonu-80-gozalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, İzmir merkezli 12 ilde düzenlenen FETÖ’ye yönelik operasyonlarda 80 şüphelinin yakalandığını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre; polis tarafından İzmir merkezli 12 ilde düzenlenen operasyonlarda 80 şüpheli yakalandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Daire başkanlıkları ve Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde yakalanan şüphelilerin örgütün güncel eğitim ile kadın ve erkek yapılanmaları içerisinde faaliyet gösterdikleri belirlendi.</p>

<p>Ayrıca, örgüt içerisinde sorumlu düzeyde faaliyetlerine devam ettikleri, örgüte finansal destek sağladıkları, yurt dışına gezi adı altında farklı tarihlerde örgütsel olarak eğitim kamp faaliyetlerine katıldıkları, örgüt evlerinin kira, iaşe ve temel ihtiyaçlarını karşıladıkları tespit edildi.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/h-kh-j-oxz-w-i-a-aavp-z.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/izmir-merkezli-12-ilde-feto-operasyonu-80-gozalti</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/gozalall.jpg" type="image/jpeg" length="51874"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM Başkanı Özkaya Mersin Üniversitesinde öğrencilerle bir araya geldi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-mersin-universitesinde-ogrencilerle-bir-araya-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-mersin-universitesinde-ogrencilerle-bir-araya-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Mersin Üniversitesinde öğrencilerin katılımıyla düzenlenen söyleşide “Adalet, hayatın üzerinde yürüdüğü temeldir. Bu nedenle ne olursa olsun asla adaletten ayrılmayın. Çünkü adalet yalnızca hukukçuların meselesi değildir. Adalet, bir toplumun ortak vicdanıdır.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başkan Kadir Özkaya, Mersin Üniversitesi Akdeniz Kültür Merkezi’nde 9 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen programda, doğup büyüdüğü topraklarda öğrenciler ve akademisyenlerle bir araya gelmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Üniversitelerin düşünen, sorgulayan, araştıran, üreten ve topluma yön veren insanların yetiştiği ilim ve irfan merkezleri olduğunu söyleyen Başkan Özkaya, bir ülkenin geleceğinin yetiştirdiği insan kaynağının niteliğiyle belirlendiğini kaydetti.</p>

<p><strong>Anayasa Toplumun Ortak Değerlerini, Birlikte Yaşama İradesini ve Gelecek Tasavvurunu Yansıtan Bir Toplumsal Sözleşmedir</strong></p>

<p>Anayasa’nın yalnızca hukuki bir metin olmadığını, aynı zamanda toplumun ortak değerlerini, birlikte yaşama iradesini ve gelecek tasavvurunu yansıtan bir toplumsal sözleşme olduğunu aktaran Başkan Özkaya, “Bugüne kadar Anayasa’mızı okumadıysanız diğer hususlarla birlikte hepimizin temel hak ve özgürlüklerini de düzenleyen bu metni bir kez olsun okumanızı tavsiye ediyorum.” dedi.</p>

<p>Temel hak ve özgürlüklerin etkili şekilde korunmasının hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri olduğuna işaret eden Başkan Kadir Özkaya; “Özgürlüğün olmadığı yerde bilim gelişmez, düşüncenin serbestçe ifade edilemediği yerde ilerleme sağlanamaz, adaletin bulunmadığı yerde ise toplumsal barış ve huzur kalıcı şekilde tesis edilemez. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin korunması yalnızca hukukçuların değil toplumun bütün kesimlerinin ortak sorumluluğudur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin görevleri hakkında da bilgi veren Başkan Özkaya, “Anayasa Mahkemesi olarak bizler kararlarımızı, hukukun çizdiği sınırlar içinde vicdanımızın sesine kulak vererek merkezinde yalnızca objektif adaletin olduğu bir anlayışla şekillendiriyoruz. Tüm kişi ve kurumlarla olan ilişkilerimizi bu anlayış içerisinde yürütüyoruz. Bu bilinçle adalet, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler gibi değerlerin gerçekleşmesine katkı yapmaya, bireylerin ve kurumların adalet duygularını tatmin etmeye, onların devlete ve hukuka olan güvenlerini daha da artırmaya çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin faaliyetlerine ve uluslararası anayasa yargısı alanında yürüttüğü çalışmalara da değinen Başkan Özkaya, şunları söyledi: “Üniversiteler ve akademik dünya ile de kurduğumuz iletişim sayesinde hukuk ve yargı alanındaki bilimsel etkinliklerde aktif bir rol üstlenmekteyiz. Hukuk fakültesi öğrencilerimize, avukat stajyerlerimiz ile hâkim ve savcı yardımcılarımıza Anayasa Mahkemesi çatısı altında staj yapabilme imkânı sağlıyoruz. Tüm derecelerdeki yargı organlarımız ile güçlü ve verimli bir iletişim tesis etmek amacıyla bölge toplantıları gerçekleştiriyoruz. Hak arama yollarının etkinliğini artırmak amacıyla teknolojik dönüşüme özel önem veriyoruz. Mahkememiz iç hukuk sistemimizdeki çalışmalarının yanı sıra uluslararası alanda da etkin faaliyetler yürütmektedir. Bugüne kadar 35 farklı ülkenin yüksek mahkemeleriyle ikili iş birliği anlaşmaları imzaladık. Mahkememizin, çok sayıda ülkenin yüksek yargı organlarınca ve uluslararası kuruluşlarca örnek alınan ve örnek gösterilen bir mahkeme olarak dikkat çektiğini gururla söyleyebilirim. Raportörlerimizin mesleki birikimlerini ve uzmanlıklarını güçlendirmeye önem veriyoruz. Bu kapsamda yurt dışında dil eğitimi almalarına imkân sağlıyor, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını destekliyoruz.”</p>

<p><strong>İnsan Onurunu, Etik Değerleri, Adalet Duygusunu ve Hukukun Evrensel İlkelerini Gözetmek Suretiyle Teknolojiyi Mutlaka Kullanın</strong></p>

<p>Başkan Özkaya; gençlere çok okumaları, zamanın kıymetini bilmeleri, iyi ve gerekli olan hiçbir şeyi ertelememeleri, kendilerine yatırım yapmaları, yabancı dil öğrenmeleri, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeleri tavsiyesinde bulundu. Yapay zekâ ve yeni teknolojilerin hayatın her alanını dönüştürdüğünü ifade eden Başkan Özkaya, “Teknolojiyi anlamak, üretmek ve etkin şekilde kullanmak büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle teknolojiyi yakından takip edin ve insan onurunu, etik değerleri, adalet duygusunu ve hukukun evrensel ilkelerini gözetmek suretiyle teknolojiyi mutlaka kullanın. Unutmayınız ki geleceğin dünyasında başarılı olacak olanlar, teknolojiyi etik değerlerle, hukukla ve insanlık idealleriyle buluşturarak kullananlar olacaktır.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Daima Adalet ve Vicdan Dolu Kalpleriniz Olsun</strong></p>

<p>Gençlere hangi mesleği seçerlerse seçsinler yalnızca kendileri için değil aileleri, toplumları ve ülkeleri için de değer üretmeye çalışmaları yönünde tavsiyelerde bulunan Başkan Kadir Özkaya, şöyle devam etti: “Daima adalet ve vicdan dolu kalpleriniz olsun. Bilgi ile vicdanı birlikte taşımanız gerektiğini hiçbir zaman unutmayın. Mesleki başarı elbette önemlidir. Ancak insanı gerçekten değerli kılan; dürüstlüğü, çalışkanlığı, adalet duygusu ve insan onuruna duyduğu saygıdır. Hayat size zaman zaman kolay olanla doğru olan arasında bir tercih sunacaktır. Her daim kolay olanı değil doğru olanı tercih etme cesareti gösterin. Farklı düşüncelere saygı gösterin. Hata yapmaktan korkmayın. Başarı çoğu zaman hatasız olmaktan değil düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmekten doğar.”</p>

<p><strong>Adalet, Bir Toplumun Ortak Vicdanıdır</strong></p>

<p>Adaletin hayatın üzerinde yürüdüğü temel olduğunu belirten Başkan Kadir Özkaya, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu temelin sağlamlığı ve sarsılmazlığı, her şeyden daha öncelikli ve önemlidir. Bu nedenle ne olursa olsun hiçbir zaman ve zeminde asla adaletten ayrılmayın. Çünkü adalet yalnızca hukukçuların meselesi değildir. Adalet, bir toplumun ortak vicdanıdır. Tarih boyunca milletimizin benimsediği ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ sözü aslında hukuk devletinin de özünü ifade etmektedir. İnsan onurunu koruyan, temel hak ve özgürlüklere saygı gösteren, hukukun üstünlüğünü esas alan devletler güçlü olur; vatandaşlarının güvenini kazanır ve geleceğe daha sağlam adımlarla yürür. İnanıyorum ki sizler enerjiniz, idealistliğiniz ve çalışma azminizle ülkemizin geleceğine önemli katkılar sunacak; bulunduğunuz her yerde bilginizle, duruşunuzla ve insanlığınızla güzel izler bırakacaksınız. Bilgiyle vicdanı, özgür düşünceyle sorumluluk duygusunu birlikte taşıyan, ülkesine, milletine ve insanlığa fayda üreten bireyler olarak geleceğin Türkiye’sine yön vereceksiniz.”</p>

<p>Mersin Valisi Atilla Toros ise programda yaptığı konuşmada adaletin devlet ve toplum hayatındaki önemine dikkat çekti. Güçlü devletin şartının güçlü kurumlar, güçlü kurumların şartının da adalete duyulan güven olduğunu belirten Vali Atilla Toros, Anayasa Mahkemesinin anayasal düzenin, temel hak ve özgürlükler ile hukuk devletinin güvencelerinden biri olduğunu vurguladı.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’nın gerçekleştireceği söyleşinin gençler için çok kıymetli bir fırsat olduğunu da dile getiren Vali Toros, “İnanıyorum ki sayın Başkan’ımızın paylaşacağı bilgi, tecrübe ve değerlendirmeler her birinizin kariyer yolculuğunda ve düşünce dünyasında yepyeni pencereler açacaktır.” dedi.</p>

<p>Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar da Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’yı Üniversitede ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Öğrencilerin Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ile bir araya gelmesinin önemli bir fırsat olduğunu belirten Yaşar, söyleşinin öğrencilerin akademik ve mesleki gelişimlerine katkı sağlayacağına inandığını söyledi.</p>

<p>Başkan Özkaya, söyleşinin ardından öğrencilerden gelen soruları da yanıtladı.</p>

<p><strong>Başkan Özkaya’nın İlkokul Öğretmenleri de Söyleşiye Katıldı</strong></p>

<p>Başkan Kadir Özkaya’nın Tarsus Karakütük Köyü İlkokulundaki öğretmenleri Ahmet Birdoğan ve Mahmut Akgül de programa katıldı. Başkan Özkaya, kendisi üzerinde büyük emekleri olduğunu belirttiği öğretmenlerine çiçek takdim etti. Anayasa Mahkemesi Başkanvekilleri Basri Bağcı ve İrfan Fidan da öğretmenlere plaket takdim etti.</p>

<p>Ayrıca Mersin Valisi Atilla Toros da Başkan Özkaya’ya ilkokuldaki karnesini hediye etti.</p>

<p>Öte yandan Başkan Özkaya ve beraberindeki heyet, Rektör Prof. Dr. Erol Yaşar’ı makamında ziyaret etti. Başkan Özkaya, ziyaretin ardından Mersin Üniversitesi Şeref Defteri’ni de imzaladı.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10355/1.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10356/2.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10357/3.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10358/4.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10359/5.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10360/6.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10361/7.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10362/8.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10363/9.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10364/10.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10365/11.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10366/12.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-mersin-universitesinde-ogrencilerle-bir-araya-geldi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/1-24.jpeg" type="image/jpeg" length="53707"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ÖRGÜTLÜ SORUŞTURMAYA VE YARGILAMAYA İLİŞKİN ESASLAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/orgutlu-sorusturmaya-ve-yargilamaya-iliskin-esaslar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/orgutlu-sorusturmaya-ve-yargilamaya-iliskin-esaslar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1></h1>

<p>Soruşturmanın ve yargılamanın nasıl yapılacağını, soruşturma ve yargılama süjelerinin hak ve yükümlülüklerini, ceza muhakemesi hukukuna egemen ilkeler ışığında ortaya koyması nedeniyle ceza muhakemesi hukuku hayati bir önem taşır. Ceza muhakemesi hukukunun bilimsel olmadığı bir düzende hukuk güvenliği, kamu düzeni, kamu güvenliği ve adalet gerçekleşemez<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a>.</p>

<p><strong>Soruşturma kapsamında belirlenen deliller üzerinden suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının titiz bir inceleme ile belirlenmesi gerekir. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından dosya kapsamındaki eylemlerin ve hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş delillerin net bir şekilde ortaya konulması gerekir. Soruşturma ve kovuşturmalarda masumiyet karinesi ihlal edilmeden hukuki sınırlar içerisinde kalınması ve dosyanın magazinleştirilmemesi gerekir.</strong></p>

<p><strong>İddianamede hangi şüphelinin veya şüphelilerin hangi eylem veya eylemleriyle kanunilik sınırları içerisinde kalmak kaydıyla hangi suçu ne şekilde işlediğinin delilleriyle birlikte ortaya konulması şarttır. Genel geçerli ifadelerle şüphelileri veya sanıkları suçlamak yerine bilimsel ve teknik veriler ışığında somut delillerle atılı suçun belirtilmesi adil yargılanma ilkesi açısından bir gereklilik oluşturmaktadır.</strong></p>

<p><strong>Bilirkişi incelemesi örgütlü suçlarda olayın aydınlatılması ve şüpheli ya da sanığın beyanlarının doğruluk derecesinin ortaya çıkarılması açısından hayati bir öneme haizdir. İletişimin tespiti, dijital izler ve ele geçen bilgi ve belgeler ile UYAP veri havuzunda bulunan bilgi ve belgelerin araştırılarak bilirkişi vasıtasıyla dosya kapsamında delil olarak kabul edilmektedir.</strong></p>

<p><strong>Tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmeleri CMK’nın 180. maddesinde şöyle düzenlenmiştir;</strong></p>

<p>(1) Hastalık veya malullük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir.</p>

<p>(2) Bu hüküm, konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasından dolayı getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde de uygulanır.</p>

<p>(3) <strong>Davayı görmekte olan mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, katılan, sanık, müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe yoluyla dinlenmesine karar veremez.</strong></p>

<p>(4) İstinabe olunan mahkeme, büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise, ilgililer kendi yargı çevresinde bulunmasa da büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerine getirilmesi gereken istinabe evrakını geri çevirmeksizin gereğini yapar.</p>

<p>(5) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre <strong>tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak ifade alınır.</strong></p>

<p>Yargıtay’ın CMK’nın 180. maddesinin uygulanmasına yönelik bir kararında şöyle denilmektedir;” Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve talimat ile dinlenen tanıklar M., Ö, E., M. ve A.. E'nin doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya <strong>5271 sayılı Kanun'un 180. maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36. maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması, sanığın örgütteki konumu ve faaliyetleri ile ilgili olarak ayrıntılı beyanlarının alınması gerektiği gözetilmeden; ifade metinlerinin okunması ile yetinilerek 5271 sayılı Kanun'un 181. maddesinin birinci fıkrası ve 210. maddelerine muhalefet edilmesi, bozmayı gerektirmektedir”</strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari" rel="dofollow">[2]<strong>.</strong></a></p>

<p><strong>Soruşturma veya yargılamanın şüpheli veya sanık bazında örgütsel bağları ortaya çıkarmak amacıyla çok yönlü yapılarak fiziksel ve dijital deliller ışığında hukuki veya fiili bağlantısı bulunan soruşturma veya yargılamaların araştırılması gerekir. </strong><a name="_Hlk218435953">Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir; “ </a>Sanık hakkında düzenlenen veri inceleme raporunda sanığın öğretmeni ile zümre başkanı olarak belirtilen kişilerin açık kimlik bilgilerinin tespiti ile haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılarak, soruşturma yürütüldüğünün tespit edilmesi durumunda söz konusu dosyaların getirtilip incelenmesi ve mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmelerinin sağlanılması ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığının araştırılması, tespit edilmesi halinde bu şahısların usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri sağlanarak 5271 sayılı Kanun’un 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafisine diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırılık oluşturmaktadır<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari" rel="dofollow">[3].</a></p>

<p>Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ByLock tespitine ilişkin belgelerin ve ayrıntılı <strong>ByLock Tespit ve Değerlendirme Raporunun getirtilmesi ile; ekleyen, eklenen ve aynı grupta yer alan kişilerin, sanık ile irtibatlı olup olmadığı, bu kişiler hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve ekli kişilerin tanık olarak ifadelerine başvurulması ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığının araştırılması, tespit edilmesi halinde bu şahısların usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri sağlanarak</strong> 5271 sayılı Kanun’un 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırılık oluşturmaktadır”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari" rel="dofollow">[4].</a></p>

<p>Sanığın, temyiz aşamasında sunmuş olduğu ayrıntılı beyanlarını içeren dilekçe ile etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirmesi halinde, sanığın duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun faydalı bilgiler olup olmadığı eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunmaktadır. 5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; <strong>etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır</strong>. 5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari" rel="dofollow">[5].</a></p>

<p>Örgüt suçlarında atılı suçları işlediği kabul edilen sanığın mahkûmiyetine ilişkin yargılama sürecindeki usule ilişkin işlemlerin kanuna uygun olarak yapılması, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlenmesi, ilk derece ve istinaf aşamalarında ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilenmesi, suçun unsurları kapsamında hükme esas alınan delillerin özleri değiştirilmeksizin tartışılması, deliller ve olgular ışığında oluşan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayanması, sanık veya sanıklarla ilişkilendirilen eylem veya eylemlerin doğru olarak vasıflandırılması ile kanunda öngörülen suç tipine uygun olarak cezanın talepler de tartışılmak suretiyle bireyselleştirilmesi şarttır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sanık veya sanıklar hakkında yargılama yapılırken güncel olan Anayasa Mahkemesi Kararları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları ile Yargıtay Kararları ışığında yargılama yapılması gerekir</strong>. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin Ferhat … başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi, örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından; ilgili birimlerden ByLock tespitine ilişkin belgeler ve ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu ile ByLock programına bağlanılırken kullanıldığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtlarının, ByLock programının ilk kullanım tarihinden itibaren ilgili kurumdan getirtilerek, savunma ve beyanların denetlenmesi bakımından, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişilerden açık kimlik bilgilerine ulaşılanların bu dönemde kullanımlarında bulunan GSM numaraları üzerinden sanık ile HTS irtibatlarının bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi amacıyla uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor alınması, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve ekli kişilerin mahkeme huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5. maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1. maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak ifadelerine başvurulmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırılık oluşturmaktadır”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20233501-e-202527564-k-sayili-karari" rel="dofollow">[6].</a></p>

<p><strong>Delillerin usule uygun olarak toplanarak duruşmada okunmak suretiyle sanığa diyeceklerinin sorulması şarttır. Tanık ifadelerinin manipülasyona açık olması nedeniyle tanık beyanlarının lehe veya aleyhe olanlarının sanığa sorulması ve sanığa tanık ile yüzleşme hakkı tanınarak silahların eşitliği kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması şarttır</strong>. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” Mahkûmiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve mahkemece soruşturma ifadesinin okunulması ile yetinilen E.. adlı şahsın doğrudan <strong>aleni duruşmada sanığın huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı Kanun'un 180’inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181’inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36’ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; ifade metinlerinin okunması ile yetinilerek hüküm verilmesi gerekir</strong><a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a><strong>.</strong></p>

<p>Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, s.383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler s. 280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, <strong>Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mubah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında,</strong> <strong>Örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği yönünde hakkında yeterli delil bulunmayan, örgütün gizli haberleşme programlarını kullanmayan, kod adı bulunmayan sanığın; silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra örgütsel herhangi bir faaliyetinin tespit edilememesi ve operasyonel eylemlerden önceki döneme ilişkin belirtilen eylem ve bağlantısının ise sanığın örgütün nihai amacını bildiği, bu amacı bilerek örgütle organik bir bağ kurup hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetlerde bulunduğu yönünde her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olduğu gözetilmeksizin atılı suçtan beraatı yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, hukuka aykırıdır</strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202233073-e-202527334-k-sayili-karari" rel="dofollow">[8]<strong>.</strong></a></p>

<p>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin Ferhat .. başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın, örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından; ilgili birimlerden ByLock tespitine ilişkin belgeler ve ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu ile ByLock programına bağlanılırken kullanıldığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtlarının, ByLock programının ilk kullanım tarihinden itibaren ilgili kurumdan getirtilerek, savunma ve beyanların denetlenmesi bakımından, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişilerden açık kimlik bilgilerine ulaşılanların bu dönemde kullanımlarında bulunan GSM numaraları üzerinden sanık ile HTS irtibatlarının bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi amacıyla uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor alınması, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve ekli kişilerin mahkeme huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5. maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1. maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak ifadelerine başvurulmasından sonra ve UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında bilgi ve beyan bulunup bulunmadığı araştırılıp, varsa aşama beyanlarının aslı veya onaylı suretleri getirtilerek, bunların CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafisine okunarak savunmaları alındıktan ve bu kişilerin tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, kanuna aykırılık oluşturmaktadır<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20231895-e-202527276-k-sayili-karari" rel="dofollow">[9].</a></p>

<p></p>

<p><strong>Doç. Dr. Cengiz APAYDIN</strong><br />
<strong><strong>Cumhuriyet Savcısı</strong></strong></p>

<p><strong>Cenk Ayhan APAYDIN</strong><br />
<strong><strong>Avukat</strong></strong></p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">----------------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> Apaydın, Cengiz, <strong>Ceza Muhakemesine Egemen İlkeler Işığında Olağan ve Olağanüstü Kanun Yolları</strong>, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2025, 7.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 3. 12. 2025 tarihli, 2022/28802 esas ve 2025/27406 sayılı kararı</span></a><span style="color:#999999"> (</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari</span></a><span style="color:#999999">).</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 3. 12. 2025 tarihli, 2022/28802 esas ve 2025/27406 sayılı kararı</span></a><span style="color:#999999"> (</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari</span></a><span style="color:#999999">).</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 3. 12. 2025 tarihli, 2022/32511 esas ve 2025/27404 sayılı kararı</span></a><span style="color:#999999"> (</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari</span></a><span style="color:#999999">).</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 3. 12. 2025 tarihli, 2022/32511 esas ve 2025/27404 sayılı kararı</span></a><span style="color:#999999"> (</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari</span></a><span style="color:#999999">).</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20233501-e-202527564-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[6</span></a><span style="color:#999999">] </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20233501-e-202527564-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 3. 12. 2025 tarihli, 2023/3501 esas ve 2025/27564 sayılı kararı</span></a><span style="color:#999999"> (</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20233501-e-202527564-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20233501-e-202527564-k-sayili-karari</span></a><span style="color:#999999">).</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202230025-e-202527339-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202230025-e-202527339-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2. 12. 2025 tarihli, 2022/30025 esas ve 2025/27339 sayılı kararı</span></a><span style="color:#999999"> (</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202230025-e-202527339-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202230025-e-202527339-k-sayili-karari</span></a><span style="color:#999999">).</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202233073-e-202527334-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[8]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202233073-e-202527334-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2. 12. 2025 tarihli, 2022/33073 esas ve 2025/27334 sayılı kararı</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202233073-e-202527334-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">(https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202233073-e-202527334-k-sayili-karari</span></a><span style="color:#999999">).</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20231895-e-202527276-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[9]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20231895-e-202527276-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2. 12. 2025 tarihli, 2023/1895 esas ve 2025/27276 sayılı kararı</span></a><span style="color:#999999"> (</span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20231895-e-202527276-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20231895-e-202527276-k-sayili-karari</span></a><span style="color:#999999">).</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/orgutlu-sorusturmaya-ve-yargilamaya-iliskin-esaslar-1</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/terazi/themis-jjdkfa1a.jpg" type="image/jpeg" length="63730"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2022/28802 E., 2025/27406 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 03.12.2025 tarihli, 2022/28802 E., 2025/27406 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/28802 E., 2025/27406 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2020/863 E., 2020/1120 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2020/1 E., 2021/12 K.<br />
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma<br />
HÜKÜM : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1; TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;</p>

<p>Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE,</p>

<p>Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;</p>

<p>Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;</p>

<p>1. UYAP bilişim sisteminde yapılan kontrolde 17.09.2019 tarihli celsenin duruşma tutanağının ... sicil numaralı başkan tarafından elektronik imza ile imzalanmadığı anlaşılmış ise de mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.</p>

<p>2. Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve talimat ile dinlenen tanıklar...,...,................'nin doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180. maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36. maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması, sanığın örgütteki konumu ve faaliyetleri ile ilgili olarak ayrıntılı beyanlarının alınması gerektiği gözetilmeden; ifade metinlerinin okunması ile yetinilerek 5271 sayılı Kanun'un 181. maddesinin birinci fıkrası ve 210. maddelerine muhalefet edilmesi,</p>

<p>3. Sanık hakkında düzenlenen veri inceleme raporunda sanığın öğretmeni ile zümre başkanı olarak belirtilen kişilerin açık kimlik bilgilerinin tespiti ile haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılarak, soruşturma yürütüldüğünün tespit edilmesi durumunda söz konusu dosyaların getirtilip incelenmesi ve mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmelerinin sağlanılması ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığının araştırılması, tespit edilmesi halinde bu şahısların usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri sağlanarak 5271 sayılı Kanun’un 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,</p>

<p>Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202228802-e-202527406-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3a.jpg" type="image/jpeg" length="77715"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2022/32511 E., 2025/27404 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 03.12.2025 tarihli, 2022/32511 E., 2025/27404 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/32511 E., 2025/27404 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2019/1302 E., 2021/463 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2017/362 E., 2019/119 K.<br />
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma<br />
HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nın 314/2; 3713 sayılı Kanun'un 5/1; TCK'nın 53, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;</p>

<p>Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;</p>

<p>Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;</p>

<p>1. ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ByLock tespitine ilişkin belgelerin ve ayrıntılı ByLock Tespit ve Değerlendirme Raporunun getirtilmesi ile; ekleyen, eklenen ve aynı grupta yer alan kişilerin, sanık ile irtibatlı olup olmadığı, bu kişiler hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve ekli kişilerin tanık olarak ifadelerine başvurulması ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığının araştırılması, tespit edilmesi halinde bu şahısların usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri sağlanarak 5271 sayılı Kanun’un 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,</p>

<p>2. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/14 26... /12 92... .10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).</p>

<p>5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.</p>

<p>Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;</p>

<p>Sanığın, temyiz aşamasında sunmuş olduğu ayrıntılı beyanlarını içeren 14.08.2023 tarihli dilekçesi ile etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirmesi karşısında, sanığın duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun faydalı bilgiler olup olmadığı eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması lüzumu;<br />
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202232511-e-202527404-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3.jpg" type="image/jpeg" length="68972"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2023/3501 E., 2025/27564 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20233501-e-202527564-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20233501-e-202527564-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 03.12.2025 tarihli, 2023/3501 E., 2025/27564 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/3501 E., 2025/27564 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2019/2348 E., 2021/1363 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2019/352 E., 2019/360 K.<br />
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma<br />
HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nın 314/2; 3713 sayılı Kanun'un 5/1; TCK'nın 62/1, 53, 58/9 ve 63/1. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma</p>

<p>Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;</p>

<p>Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;</p>

<p>Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe</p>

<p>içeriğine göre yapılan incelemede;</p>

<p>1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi, örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından; ilgili birimlerden ByLock tespitine ilişkin belgeler ve ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu ile ByLock programına bağlanılırken kullanıldığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtlarının, ByLock programının ilk kullanım tarihinden itibaren ilgili kurumdan getirtilerek, savunma ve beyanların denetlenmesi bakımından, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişilerden açık kimlik bilgilerine ulaşılanların bu dönemde kullanımlarında bulunan GSM numaraları üzerinden sanık ile HTS irtibatlarının bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi amacıyla uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor alınması, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve ekli kişilerin mahkeme huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5. maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1. maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak ifadelerine başvurulmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,</p>

<p>2. Sanık ile ilgili UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra örgütsel herhangi bir faaliyetinin olup olmadığının tespit edilebilmesi açısından, sanık hakkında herhangi bir şüpheli beyanı bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa aşama beyanları dosyaya getirtilip tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,</p>

<p>Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20233501-e-202527564-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-b.jpg" type="image/jpeg" length="57860"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2022/30025 E., 2025/27339 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202230025-e-202527339-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202230025-e-202527339-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 02.12.2025 tarihli, 2022/30025 E., 2025/27339 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/30025 E., 2025/27339 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2019/1043 E., 2021/584 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2017/85 E., 2019/209 K.<br />
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma<br />
HÜKÜM : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62/1, 53-1-2-3, 58/9 delaletiyle 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;</p>

<p>Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;</p>

<p>Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;</p>

<p>Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Mahkûmiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve mahkemece soruşturma ifadesinin okunulması ile yetinilen ...... adlı şahsın doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; ifade metinlerinin okunması ile yetinilerek hüküm verilmesi,</p>

<p>2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın, örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından; ilgili birimlerden ByLock tespitine ilişkin belgeler ve ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu ile ByLock programına bağlanılırken kullanıldığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtlarının, ByLock programının ilk kullanım tarihinden itibaren ilgili kurumdan getirtilerek, savunma ve beyanların denetlenmesi bakımından, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişilerden açık kimlik bilgilerine ulaşılanların bu dönemde kullanımlarında bulunan GSM numaraları üzerinden sanık ile HTS irtibatlarının bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi amacıyla uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor alınması, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve ekli kişilerin mahkeme huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5. maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1. maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak ifadelerine başvurulmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,</p>

<p>3. Hükümden sonra dosyaya gelen, sanık hakkında düzenlenen veri inceleme raporunda sanığın öğretmeni ile zümre başkanı olarak belirtilen kişilerin açık kimlik bilgilerinin tespiti ile haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılarak, soruşturma yürütüldüğünün tespit edilmesi durumunda söz konusu dosyaların getirtilip incelenmesi ve mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmelerinin sağlanılması,</p>

<p>4. UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığının araştırılması, tespit edilmesi halinde bu şahısların usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri sağlanarak 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,</p>

<p>Kabul ve uygulamaya göre de;</p>

<p>Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9. maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6. maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi,</p>

<p>Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı sair yönleri incelenmeyen hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202230025-e-202527339-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-2.jpg" type="image/jpeg" length="35726"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2022/33073 E., 2025/27334 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202233073-e-202527334-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202233073-e-202527334-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 02.12.2025 tarihli, 2022/33073 E., 2025/27334 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/33073 E., 2025/27334 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2020/495 E., 2021/605 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2018/388 E.,2019/488 K.<br />
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma<br />
HÜKÜM : TCK'nın 314/2; TMK'nın 5; TCK'nın 62/1, 53-1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;</p>

<p>Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;</p>

<p>Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;</p>

<p>Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;</p>

<p>Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;</p>

<p>Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.</p>

<p>Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).</p>

<p>Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).<br />
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında,<br />
Örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği yönünde hakkında yeterli delil bulunmayan, örgütün gizli haberleşme programlarını kullanmayan, kod adı bulunmayan sanığın; silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra örgütsel herhangi bir faaliyetinin tespit edilememesi ve operasyonel eylemlerden önceki döneme ilişkin belirtilen eylem ve bağlantısının ise sanığın örgütün nihai amacını bildiği, bu amacı bilerek örgütle organik bir bağ kurup hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetlerde bulunduğu yönünde her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olduğu gözetilmeksizin atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,</p>

<p>Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-202233073-e-202527334-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi.jpg" type="image/jpeg" length="79320"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2023/1895 E., 2025/27276 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20231895-e-202527276-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20231895-e-202527276-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 02.12.2025 tarihli, 2023/1895 E., 2025/27276 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/1895 E., 2025/27276 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2020/658 E., 2021/946 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2018/341 E., 2020/135 K.<br />
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma<br />
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;</p>

<p>Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;</p>

<p>Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;</p>

<p>Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299. maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın, örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından; ilgili birimlerden ByLock tespitine ilişkin belgeler ve ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu ile ByLock programına bağlanılırken kullanıldığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtlarının, ByLock programının ilk kullanım tarihinden itibaren ilgili kurumdan getirtilerek, savunma ve beyanların denetlenmesi bakımından, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişilerden açık kimlik bilgilerine ulaşılanların bu dönemde kullanımlarında bulunan GSM numaraları üzerinden sanık ile HTS irtibatlarının bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi amacıyla uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor alınması, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve ekli kişilerin mahkeme huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5. maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1. maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak ifadelerine başvurulmasından sonra ve UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında bilgi ve beyan bulunup bulunmadığı araştırılıp, varsa aşama beyanlarının aslı veya onaylı suretleri getirtilerek, bunların CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafisine okunarak savunmaları alındıktan ve bu kişilerin tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,</p>

<p>Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-ceza-dairesinin-20231895-e-202527276-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi1.jpg" type="image/jpeg" length="99703"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara'daki hakim ve savcılara idari izin kararı; Duruşmalar ve keşifler yapılacak]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ankaradaki-hakim-ve-savcilara-idari-izin-karari-durusmalar-ve-kesifler-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ankaradaki-hakim-ve-savcilara-idari-izin-karari-durusmalar-ve-kesifler-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi dolayısıyla kentteki birçok adliyede görev yapan hakim, Cumhuriyet savcısı ve personele yönelik 6-12 Temmuz haftası için idari izin kararı alındı. Ancak, Önceden planlanmış duruşma, keşif gibi işlemlerin o mahkemenin yetkili hakimi tarafından yerine getirilmesi istendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi dolayısıyla kentteki birçok adliyede görev yapan hakim, Cumhuriyet savcısı ve personele yönelik 6-12 Temmuz haftası için idari izin kararı alındı.</p>

<p><strong>ZİRVE HAFTASI ADLİ PERSONELE İDARİ İZİN</strong></p>

<p>Ekranhaber.com sitesinde yer alan habere göre, Cumhurbaşkanlığı tarafından uygun görülen düzenlemeyle; Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Pursaklar, Sincan ve Yenimahalle ilçelerinde bulunan adli kurumlarda görevli hakim, Cumhuriyet savcısı ve personel arasında zirvede doğrudan görevli olmayanlara, 6-12 Temmuz 2026 haftasında idari izin hakkı tanındı.</p>

<p>Buna göre, Ankara Adliyesi, Ankara Batı Adliyesi, Gölbaşı Adliyesi, Ankara İdari ve Vergi Mahkemeleri ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlığı ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığı'nda görev yapan tüm personel idari izinli sayılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Adalet Komisyonu Başkanı tarafından gönderilen yazıda şöyle denildi</i></p>

<p>"Bu kapsamda:</p>

<p>Ankara Adliyesi. Ankara Batı Adliyesi. Gölbaşı Adliyesi. Ankara İdari ve Vergi Mahkemeleri. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlığı ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığında görev yapan hakim ve Cumhuriyet savcılarının idari izinli sayılmaları.</p>

<p>Yargılama faaliyetlerinin zamanında, tam ve etkin bir şekilde yürütülebilmesi bakımından.</p>

<p>-Önceden planlanmış duruşma, keşif gibi işlemlerin o mahkemenin yetkili hakimi tarafından yerine getirilmesi,</p>

<p>-Diğer işlerin ise nöbet hizmetlerine ilişkin 30/04/2014 tarihli ve (3) sıra sav ılı Yönerge uuarınca genel nöbet esasına göre yerine getirilmesi hususlarında.<br />
gereğini ve bilgilerini rica ederim"</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ankaradaki-hakim-ve-savcilara-idari-izin-karari-durusmalar-ve-kesifler-yapilacak</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/07/yargi/ankara-adaletsarayi.jpg" type="image/jpeg" length="90349"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Danıştay Üyeliklerine seçim kararı Resmi Gazete’de]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/danistay-uyeliklerine-secim-karari-resmi-gazetede-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/danistay-uyeliklerine-secim-karari-resmi-gazetede-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına göre Danıştay Üyeliği'ne Şükrü Doğan, HSK Genel Kurulu Kararı ile Danıştay Üyeliklerine ise Gülten Hatipoğlu ve Recep Yılmaz Korkmaz seçildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Resmi Gazete Danıştay Üyeliği'ne Seçme Kararı'na göre, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 155’inci maddesi ile 2575 sayılı Danıştay Kanununun 8 ve 9’uncu maddeleri gereğince Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Eski Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Şükrü Doğan seçildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HSK GENEL KURUL KARARI İLE DANIŞTAY ÜYELİKLERİNE 2 KİŞİ SEÇİLDİ</strong></p>

<p>Resmi Gazete’de yayımlanan Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı'nın Genel Kurul Kararı ile Danıştay Üyeliklerine Seçme Kararı'na göre, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 8 ve 9’uncu maddeleri ile Geçici 27’inci maddesinin 17’inci fıkrası uyarınca boş bulunan üyelik kadrolarına seçim yapılması hususunun görüşülmesi üzerine, Ankara İdare Mahkemesi Başkanı Gülten Hatipoğlu ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Recep Yılmaz Korkmaz seçildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/danistay-uyeliklerine-secim-karari-resmi-gazetede-2026</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/resmi/resmi-gazete.jpg" type="image/jpeg" length="76165"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay zekaya yaptırdığı fotoğraflarla kendisini MİT’le irtibatlı gibi gösteren şüpheli gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yapay-zekaya-yaptirdigi-fotograflarla-kendisini-mitle-irtibatli-gibi-gosteren-supheli-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yapay-zekaya-yaptirdigi-fotograflarla-kendisini-mitle-irtibatli-gibi-gosteren-supheli-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medya üzerinden paylaştığı yapay zeka üretimi fotoğraflarla kendisini Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve kamu yöneticileriyle irtibatlıymış gibi gösteren B.N.E., gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep’te oturduğu öğrenilen B.N.E.’nin uzun süredir kendisini kamu yöneticileri ve birimleriyle irtibatlı gösteren yapay zeka destekli içerikler üretip sanal medya hesaplarında paylaştığı tespit edildi. Aralarında MİT Başkanı İbrahim Kalın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de olduğu kişilerle görüşmüş gibi fotoğraf paylaşan B.N.E., Gaziantep Güvenlik Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı.</p>

<p>B.N.E. hakkında 'kişisel bilgileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak' suçlarından UYAP kaydının bulunduğu, şüphelinin bu yıl Gaziantep Güvenlik Şube Müdürlüğü tarafından 'kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçlarından da gözaltına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yapay-zekaya-yaptirdigi-fotograflarla-kendisini-mitle-irtibatli-gibi-gosteren-supheli-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 09:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/6a29bc787d14dcf64525afb7.webp" type="image/jpeg" length="72163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Edirne Bölge İdare Mahkemesi Kuruldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/edirne-bolge-idare-mahkemesi-kuruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/edirne-bolge-idare-mahkemesi-kuruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edirne Bölge İdare Mahkemesinin kurulmasına ilişkin karar Resmi Gazete'de yayımlandı. Yargı çevresi; Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale illerinin mülki sınırları olarak belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Resmi Gazete'de yayımlanan Bölge İdare Mahkemesinin Kurulmasına ve Yargı Çevresinin Belirlenmesine İlişkin Karar ile;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Edirne Bölge İdare Mahkemesinin kurulmasına,</p>

<p>- Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinin halihazırda bağlı bulundukları İstanbul Bölge idare Mahkemesinin yargı çevresinden; Çanakkale ilinin halihazırda bağlı bulunduğu Bursa Bölge Idare Mahkemesi yargı çevresinden çıkarılarak Edirne Bölge İdare Mahkemesinin yargı çevresine dâhil edilmesine,</p>

<p>- İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin yargı çevresinin; İstanbul ve Kocaeli illerinin mülki sınırları olarak yeniden belirlenmesine,</p>

<p>- Bursa Bölge İdare Mahkemesinin yargı çevresinin; Bursa, Balıkesir, Bilecik, Eskişehir, Kütahya, Sakarya ve Yalova illerinin mülki sınırları olarak yeniden belirlenmesine karar verildi.<br />
 </p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/h-ke0ssn-xc-a-abi-h7.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURU, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/edirne-bolge-idare-mahkemesi-kuruldu</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/10/yargi/adalet-aa.jpg" type="image/jpeg" length="38169"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2020/3044 E., 2021/11019 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20203044-e-202111019-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20203044-e-202111019-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 23/12/2021 tarihli, 2020/3044 E., 2021/11019 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2020/3044 E., 2021/11019 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><strong>KANUN YARARINA</strong></p>

<p>Davacı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı Akaryakıt İşletmesi vekili Av. ... tarafından, davalı ... aleyhine 07/03/2018 gününde verilen dilekçe ile hal hakem kararının iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; 10/10/2019 günlü davanın kabulüne ilişkin karara yönelik olarak Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma talep edilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>K A R A R</strong></p>

<p>Davacı vekili, Bursa Büyükşehir Belediye Encümeninin 19/12/2017 tarih ve 10609 sayılı kararı ile davalıdan 750,00 TL cezalı hal rüsumu alınmasına karar verildiğini, davalının şikayeti üzerine kararın 16/02/2018 tarih ve 13 sayılı Adana Hal Hakem Heyetince kaldırıldığını, söz konusu encümen kararının yerinde olduğunu ve Adana Hal Hakem Heyetinin yetkisiz olduğunu belirterek Hal Hakem Heyeti kararının iptalini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>Mahkemece; dava konusu edilen tutarın belediyeye ait gelir olması nedeniyle bu tür kararlara karşı idari yargı yerinde dava açılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile görevli olmayan hakem heyeti tarafından verilen kararın iptaline karar verilmiş; Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün 14/07/2020 gün ve 39152028-153.01-785-2020-E. 982/17563 sayılı yazısı ile hükmün, HMK’nın 363/1. maddesi uyarınca “kanun yararına bozulması” için temyiz talebinde bulunulmuştur.</p>

<p>Dava, hal hakem kararının iptali istemine ilişkindir.</p>

<p>5957 sayılı Kanun'un 10/5. maddesine göre “Değeri elli bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda, hal hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar ilam hükmündedir. Bu kararlar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar, bu kararlara karşı on beş gün içinde hal hakem heyetinin bulunduğu yerde ticarî davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz, hal hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hâkim, hal hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Hal hakem heyeti kararlarına yapılan itiraz üzerine asliye ticaret mahkemesinin vereceği karar kesindir.”</p>

<p>İdari yargı yerlerinde açılacak davalarda husumetin kimlere yöneltileceğini düzenleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2. maddesi gereğince idari yargı yerlerinde sadece ilgili idareye karşı dava açılabilir. Gerçek kişiler hakkında idare mahkemelerinde dava açılamaz. Davacı, gerçek kişi davalı aleyhine Hal Hakem Heyeti kararının iptali istemi ile eldeki davayı açtığına göre davalı yönünden davanın çözüm yeri idari yargı yeri olmayıp adli yargıdır.</p>

<p>Şu halde, anılan yasal düzenlemeler altında mahkemece dava konusu edilen tutarın belediyeye ait gelir olması nedeniyle bu tür kararlara karşı idari yargı yerinde dava açılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda gösterilen nedenle, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile; 6100 sayılı HMK’nın 363. maddesi uyarınca Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/10/2019 günlü 2018/292 Esas ve 2019/750 Karar sayılı hükmünün, hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile kanun yararına BOZULMASINA; dosyanın gereği yapılmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine 23/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-20203044-e-202111019-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 00:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3.jpg" type="image/jpeg" length="12330"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76187"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="51918"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69579"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="56022"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="26980"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75940"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35087"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="96293"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="28697"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tutuklunun Salıverildiğinde Yükümlülükleri Nelerdir CMK 106</p>

<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında salıverilen kişinin yükümlülükleri ele alınıyor. Tutukevinden çıkan bir kişinin adres bildirim yükümlülüğü, adres değişikliğini bildirme zorunluluğu ve bildirmeme durumunda doğacak hukuki sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanıyor.</p>

<p>Birçok kişinin farkında olmadığı bu yükümlülükler, dava sürecinde savunma hakkını doğrudan etkileyen ve yargılamanın kesintisiz yürütülmesini sağlayan önemli konulardır. Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Salıverilen kişi hangi bilgileri bildirmek zorundadır?<br />
Adres değişikliği nasıl ve ne zaman bildirilmelidir?<br />
Bildirim yapılmazsa tebligat nasıl geçerli olur?<br />
İhtar süreci nasıl işler ve hangi belgeler düzenlenir?<br />
CMK m.106’nın amacı nedir?</p>

<p>Bu video, salıverilen kişinin sorumluluklarını, tebligatın geçerliliğini, yargılamanın adil yürütülmesini ve hak kayıplarının önlenmesini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/tutuklunun-saliverildiginde-yukumlulukleri-nelerdir-cmk-106</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vz86x23hrLw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15964"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="75074"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="88632"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="36851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="51062"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="37259"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="65065"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="92142"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="64122"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="32132"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="23482"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
