<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 06 Sep 2026 15:39:27 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Anayasal Hakları Korumayan Temyiz Denetimi Etkili Bir Denetim Sayılabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasal-haklari-korumayan-temyiz-denetimi-etkili-bir-denetim-sayilabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasal-haklari-korumayan-temyiz-denetimi-etkili-bir-denetim-sayilabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesinin Yusuf Koyuncu Kararı Üzerinden Hukuk Güvenliği, Adil Yargılanma Hakkı ve Olağan Kanun Yollarının İşlevi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anayasal Hakları Korumayan Temyiz Denetimi Etkili Bir Denetim Sayılabilir mi?</strong></p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesinin Yusuf Koyuncu Kararı Üzerinden Hukuk Güvenliği, Adil Yargılanma Hakkı ve Olağan Kanun Yollarının İşlevi</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesinin Yusuf Koyuncu başvurusu</a> hakkında verdiği 11 Şubat 2026 tarihli karar, ilk bakışta aleyhe ceza kanununun geçmişe uygulanması yasağına ilişkin bireysel bir ihlal kararı olarak görülebilir. Ancak kararın önemi, başvurucunun suç tarihinde yürürlükte bulunmayan bir düzenleme esas alınarak cezalandırılmış olmasının çok ötesindedir.</p>

<p>Kararın ortaya çıkardığı asıl sorun şudur: Anayasa’nın açık bir hükmüne aykırılık, temyiz dilekçesinde ileri sürülmesine rağmen Yargıtay tarafından neden giderilememiştir?</p>

<p>Üstelik hukuka aykırılık yalnızca Yargıtay ilgili ceza dairesinin incelemesinden geçmemiş; kararı inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aşamasında da fark edilmemiştir.</p>

<p>Başvurucu, suç tarihinde yürürlükte bulunmayan ve aleyhine sonuç doğuran kanun hükmünün uygulanmasına açıkça itiraz ettiği hâlde mahkûmiyet hükmü onanmış, ihlal ancak Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunda tespit edilebilmiştir.</p>

<p>Bu nedenle karar, yalnızca suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini gösteren bir içtihat değildir. Aynı zamanda olağan kanun yollarının, anayasal hakları koruma kapasitesini sorgulatan önemli bir yargı kararıdır.</p>

<p>Bu olay karşısında tartışılması gereken temel mesele, Yargıtayın bir hatayı “nasıl göremediği” ile sınırlı değildir. Daha esaslı soru şudur: Temyiz denetimi gerçekten temel hak odaklı bir hukukilik denetimi olarak mı yürütülmektedir, yoksa dosyanın şeklen incelendiği ve kanun hükümlerinin mekanik biçimde uygulandığı bir denetim modeline mi dönüşmektedir?</p>

<p><strong>I. Kararın Ortaya Koyduğu Temel Hukuki Sorun</strong></p>

<p>Başvurucu hakkındaki mahkûmiyet, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve sanık aleyhine sonuç doğuran bir kanuni düzenlemeye dayandırılmıştır. Başvurucu bu hususu temyiz dilekçesinde açıkça ileri sürmüş, buna rağmen mahkûmiyet hükmü Yargıtay tarafından onanmıştır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi ise değerlendirmesinde, başvurucunun suç tarihinde yürürlükte bulunmayan bir kanun hükmüne dayanılarak cezalandırıldığını belirlemiş ve Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağının, kanunilik ilkesinin zaman bakımından uygulanmasına ilişkin temel bir güvence olduğunu vurgulamıştır.</p>

<p>Ceza hukukunda temel kural açıktır: Bir fiilin hukuki sonuçları, kural olarak fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanuna göre belirlenir. Sonradan yürürlüğe giren bir kanun, sanığın durumunu ağırlaştırıyorsa geçmişe uygulanamaz. Lehe kanunun geçmişe uygulanması mümkün olmakla birlikte, aleyhe kanunun geçmişe yürütülmesi hem Anayasa’nın 38. maddesine hem de ceza hukukunun evrensel ilkelerine aykırıdır.</p>

<p>Dolayısıyla olayda karşılaşılan sorun, içtihat farklılığından veya hukuki yorum çeşitliliğinden kaynaklanmamaktadır. Sorun, açık bir anayasal güvencenin yargılamanın birden fazla aşamasında uygulanmamış olmasıdır.</p>

<p><strong>II. Temyiz Denetiminin Amacı Nedir?</strong></p>

<p>Temyiz, yalnızca dosyanın üst mahkemeye gönderildiği şekli bir inceleme yolu değildir. Temyiz merciinin temel işlevi, hükmün hukuka uygunluğunu denetlemek, hukuki hataları gidermek ve kanunların ülke genelinde yeknesak biçimde uygulanmasını sağlamaktır.</p>

<p>Ceza yargılamasında bu işlev daha da önemlidir. Çünkü temyiz incelemesinin konusu çoğu zaman kişinin özgürlüğü, itibarı ve geleceğidir. Bu nedenle Yargıtayın denetimi, kanun maddelerinin hükümde yer alıp almadığını kontrol eden yüzeysel bir incelemeye indirgenemez.</p>

<p>Temyiz denetimi en az üç temel işleve sahiptir:</p>

<p>Birincisi, somut uyuşmazlıkta hukukun doğru uygulanmasını sağlamaktır.</p>

<p>İkincisi, alt derece mahkemelerinin hukuka aykırı kararlarını düzelterek bireyin temel haklarını korumaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üçüncüsü ise benzer olaylarda uygulanacak hukuki ölçütleri belirleyerek hukuk birliğini ve öngörülebilirliği sağlamaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Yusuf Koyuncu kararı</a>nda ortaya çıkan tablo, bu üç işlev bakımından da ciddi bir sorun doğurmaktadır. Suç tarihinde yürürlükte bulunmayan aleyhe bir hükmün uygulanması engellenememiş,başvurucunun açık temyiz itirazı karşılanmamış ve anayasal ihlal olağan kanun yolu içinde giderilememiştir. Bu durumda temyiz denetiminin gerçekleşmiş olması, tek başına etkili bir denetim yapıldığı anlamına gelmemektedir.</p>

<p>Bir kanun yolunun varlığı ile o kanun yolunun etkili biçimde işletilmesi aynı şey değildir.</p>

<p><strong>III. Temyiz Dilekçesinde İleri Sürülen İtirazın Görülmemesi</strong></p>

<p>Kararın en ağır yönlerinden biri, hukuka aykırılığın başvurucu tarafından temyiz aşamasında açıkça ileri sürülmüş olmasıdır.</p>

<p>Bir hukuka aykırılığın taraflarca hiç dile getirilmemiş olması ile temyiz dilekçesinde açıkça belirtilmesine rağmen incelenmemesi aynı şekilde değerlendirilemez. İlk durumda inceleme eksikliğinden, ikinci durumda ise ileri sürülen esaslı bir hukuki itirazın karşılıksız bırakılmasından söz edilir.</p>

<p>Başvurucunun itirazı, davanın sonucunu doğrudan değiştirebilecek niteliktedir. Çünkü suç tarihinde yürürlükte bulunmayan aleyhe hüküm uygulanmasaydı, mahkûmiyetin hukuki dayanağı veya yaptırımın kapsamı farklılaşacaktı. Bu nedenle söz konusu itiraz, tali veya sonuca etkisiz bir savunma değildir. Hükmün hukuki geçerliliğini doğrudan ilgilendiren temel bir iddiadır.</p>

<p>Yargıtayın böyle bir iddiayı karşılamadan hükmü onaması, yalnızca Anayasa’nın 38. maddesi bakımından değil, gerekçeli karar hakkı ve etkili yargısal denetim bakımından da değerlendirilmelidir.</p>

<p>Mahkemeler, tarafların ileri sürdüğü her iddiaya ayrı ayrı cevap vermek zorunda değildir. Ancak davanın sonucunu değiştirebilecek, somut ve esaslı bir iddianın cevapsız bırakılması, kararın gerçek anlamda gerekçeli olup olmadığı konusunda tereddüt doğurur.</p>

<p>Temyiz dilekçesinde açıkça gösterilmiş bir anayasal aykırılık hakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın onama kararı verilmesi, temyiz incelemesinin şeklen mevcut fakat maddi olarak etkisiz kalmasına neden olur.</p>

<p><strong>IV. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Sorumluluğu</strong></p>

<p>Somut olayda aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağına ilişkin açık itiraza rağmen Yargıtay Ceza Dairesi tarafından verilen hukuka aykırı kararın görüldüsünü yapan yargıtay cumhuriyet savcısı tarafından da fark edilmemiş olması, denetim zincirinin yalnızca bir halkasında değil, birden fazla halkasında sorun bulunduğunu göstermektedir.</p>

<p>Buradaki eleştiri, yargı mensuplarının hiç hata yapmaması gerektiği yönünde gerçekçi olmayan bir beklentiye dayanmamaktadır. Yargısal faaliyet insan unsurunu içerir ve her yargı makamı hata yapabilir. Ancak hata ihtimalinin kabul edilmesi ile açık bir anayasal aykırılığın bütün olağan denetim mekanizmalarından geçebilmesini olağanlaştırmak farklı şeylerdir.</p>

<p>Özellikle hukuka aykırılık temyiz dilekçesinde açıkça gösterilmişse, artık “gözden kaçma” açıklaması tek başına yeterli değildir. Böyle bir durumda dosyanın hangi derinlikte incelendiği, esaslı temyiz itirazlarının gerçekten değerlendirilip değerlendirilmediği ve yüksek mahkeme denetiminin temel hak odaklı yürütülüp yürütülmediği sorgulanmalıdır.</p>

<p><strong>V. Hukuk Güvenliği Bakımından Sorun</strong></p>

<p>Hukuk güvenliği, bireyin yürürlükteki hukuk kurallarına güvenerek davranabilmesini ve karşılaşacağı hukuki sonuçları makul ölçüde öngörebilmesini gerektirir.</p>

<p>Ceza hukuku alanında bu güvence daha katıdır. Devlet, bir kişiyi ancak fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan açık ve öngörülebilir bir ceza normuna dayanarak cezalandırabilir.</p>

<p>Bireyin şu hususlara güvenebilmesi gerekir:</p>

<p>*Fiil tarihinde suç olmayan bir davranış nedeniyle sonradan cezalandırılmayacağına,</p>

<p>*Sonradan yürürlüğe giren daha ağır ceza hükümlerinin geçmişe uygulanmayacağına,</p>

<p>*Alt derece mahkemesi hata yaptığında üst derece mahkemelerinin bu hatayı gidereceğine,</p>

<p>*Açıkça ileri sürdüğü temel hukuki itirazların yargı mercilerince inceleneceğine.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Yusuf Koyuncu kararı</a>ndaki süreç, bu güvenin her aşamasını zedelemektedir.</p>

<p><strong>VI. Öngörülebilirlik İlkesi</strong></p>

<p>Kanunilik ilkesinin temel unsurlarından biri öngörülebilirliktir.</p>

<p>Birey, davranışının doğuracağı cezai sonuçları fiil tarihinde yürürlükte bulunan kanuna bakarak değerlendirebilmelidir. Devlet daha sonra yürürlüğe koyduğu aleyhe bir düzenlemeyi geçmişe uygulayarak bu öngörüyü bozamaz.</p>

<p>Aleyhe kanunun geçmişe uygulanması, bireyin yalnızca ceza miktarını öngörememesi anlamına gelmez. Aynı zamanda devletin ceza verme yetkisinin zaman bakımından sınırlarının belirsizleşmesine yol açar.</p>

<p><strong>VII. Adil Yargılanma Hakkı Bakımından Değerlendirme</strong></p>

<p>Bir sanığın davanın sonucunu doğrudan etkileyen temel bir hukuk iddiası temyiz merciine sunulmuşsa, bu iddianın gerçek anlamda incelenmesi adil yargılanmanın bir gereğidir.</p>

<p>Temyiz mercii, ileri sürülen esaslı bir hukuka aykırılığı değerlendirmeden hükmü onuyorsa, sanığa teorik olarak bir kanun yolu tanınmış olsa bile bu yolun pratikte ne ölçüde etkili olduğu tartışmalıdır.</p>

<p>Burada adil yargılanma hakkı bakımından üç sorun ortaya çıkmaktadır:</p>

<p><strong>1. Esaslı itirazın karşılanmaması</strong></p>

<p>Aleyhe kanunun geçmişe uygulanması iddiası, hükmün sonucunu belirleyen temel bir itirazdır. Bu iddianın cevapsız bırakılması, mahkeme kararlarının gerekçeli olması yükümlülüğü bakımından sorunludur.</p>

<p><strong>2. Etkili yargısal denetimin sağlanamaması</strong></p>

<p>Temyiz başvurusu yapılmış ve dosya yüksek mahkeme tarafından incelenmiş görünmektedir. Ancak temel hukuka aykırılık giderilememiştir.</p>

<p><strong>3. Yargılamanın bütününe duyulan güvenin zedelenmesi</strong></p>

<p>Adil yargılanma hakkı, yalnızca bireysel sonucun değil, yargılamanın güvenilirliğinin de korunmasını gerektirir. Bir kişinin yürürlükte bulunmayan aleyhe bir hükme göre cezalandırılması ve bu hatanın temyiz aşamasında düzeltilmemesi, yargılamanın bütününün adilliği konusunda haklı tereddütler oluşturur.</p>

<p><strong>VII- Anayasa Mahkemesinin İkincil Rolü</strong></p>

<p>Bireysel başvuru sisteminin temel özelliklerinden biri ikincilliktir. Anayasa Mahkemesi, olağan mahkemelerin yerine geçerek her hukuki hatayı yeniden inceleyen bir temyiz makamı değildir.</p>

<p>Temel hakların korunmasında birincil sorumluluk derece mahkemelerine, istinaf ve temyiz mercilerine aittir. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların gideremediği anayasal ihlalleri bireysel başvuru kapsamında denetlemektir.</p>

<p>Bu nedenle bireysel başvurunun varlığı, olağan kanun yollarındaki eksikliği meşrulaştırmaz.</p>

<p><strong>VII- AİHM Büyük Dairesinin Scoppola/İtalya (No. 2) ve Del Río Prada/İspanya Kararları</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesinin Yusuf Koyuncu kararı</a>nda ulaştığı sonuç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesi kapsamında geliştirdiği içtihatla da uyumludur.</p>

<p>AİHM, Sözleşme’nin 7. maddesini yalnızca suçların ve cezaların kanunla düzenlenmesini gerektiren şekli bir güvence olarak görmemektedir. Mahkemeye göre bu hüküm; ceza normlarının erişilebilir ve öngörülebilir olmasını, sanık aleyhine genişletici biçimde yorumlanmamasını ve daha ağır cezai sonuçların geçmişe yürütülmemesini de güvence altına almaktadır.</p>

<p>Bu bağlamda AİHM Büyük Dairesinin Scoppola/İtalya (No. 2) ve Del Río Prada/İspanya kararları özel önem taşımaktadır. Her iki karar da devletin bir kişinin cezai sorumluluğunu veya infaz edeceği cezanın ağırlığını, sonradan ortaya çıkan ve kişi aleyhine sonuç doğuran bir kanuni ya da içtihadi değişikliğe dayanarak ağırlaştıramayacağını göstermektedir.</p>

<p><strong>1. Scoppola/İtalya (No. 2): Lehe Kanunun Uygulanması Sözleşme Güvencesidir</strong></p>

<p>AİHM Büyük Dairesinin 17 Eylül 2009 tarihli Scoppola/İtalya (No. 2) kararı, Sözleşme’nin 7. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından dönüm noktası niteliğindedir.</p>

<p>Başvurucu, İtalyan hukukunda öngörülen basitleştirilmiş yargılama usulünden yararlanmayı tercih etmişti. Bu usulün seçildiği sırada uygulanacak düzenleme, mahkûmiyet hâlinde müebbet hapis yerine otuz yıl hapis cezası verilmesini öngörüyordu. Ancak yargılama devam ederken yapılan kanuni değişiklik ve bu değişikliğin iç hukukta uygulanış biçimi sonucunda başvurucu hakkında müebbet hapis cezasına hükmedilmişti. AİHM, başvurucunun yargılama usulünü seçtiği sırada öngörebileceği cezadan daha ağır bir cezayla karşı karşıya bırakılmasını Sözleşme’nin 7. maddesi bakımından incelemiş ve ihlal kararı vermiştir.</p>

<p>Kararın en önemli yönü, AİHM’in önceki yaklaşımını geliştirerek sonradan yürürlüğe giren lehe ceza kanununun uygulanması ilkesini Sözleşme’nin 7. maddesinin bir unsuru olarak kabul etmesidir. Buna göre suçun işlenmesinden sonra kabul edilen ceza kanunlarından biri, fail bakımından daha hafif bir sonuç doğuruyorsa kesin hüküm verilinceye kadar lehe olan hükmün uygulanması gerekir.</p>

<p><strong>2. Del Río Prada/İspanya: Aleyhe İçtihat Değişikliği de Geçmişe Yürütülemez</strong></p>

<p>AİHM Büyük Dairesinin 21 Ekim 2013 tarihli Del Río Prada/İspanya kararı ise kanunilik ilkesinin yalnızca kanun metnindeki değişikliklere karşı değil, cezanın infaz süresini öngörülemez biçimde ağırlaştıran yargısal yorumlara karşı da koruma sağladığını göstermektedir.</p>

<p>Başvurucu hakkında çeşitli mahkûmiyet kararları verilmiş ve cezaların infazı bakımından iç hukukta geçerli olan üst sınır uygulanmıştı. Ceza indirimi ve çalışma karşılığı kazanılan indirimlerin bu azami infaz süresi üzerinden hesaplanması sonucunda başvurucunun tahliye tarihi belirlenmişti. Ancak İspanya Yüksek Mahkemesinin daha sonra geliştirdiği ve “Parot doktrini” olarak adlandırılan yeni yorum, indirimlerin toplam ve azami infaz süresi yerine ayrı ayrı her ceza üzerinden hesaplanmasını öngördü. Bu yeni yaklaşımın başvurucunun geçmişte işlediği suçlara uygulanması, tahliye tarihinin yaklaşık dokuz yıl ertelenmesine yol açtı.</p>

<p>AİHM Büyük Dairesi, yeni yargısal yorumun başvurucunun cezasının fiilen infaz edilecek kapsamını ağırlaştırdığını belirledi. Mahkeme, başvurucunun suçları işlediği ve mahkûmiyetlerin kesinleştiği dönemde böyle bir değişikliği makul biçimde öngörmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaştı. Bu nedenle Sözleşme’nin 7. maddesinin ihlal edildiğine karar verildi. Başvurucunun hukuka uygun tahliye tarihinden sonra cezaevinde tutulmaya devam edilmesi nedeniyle ayrıca Sözleşme’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının da ihlal edildiği tespit edildi.</p>

<p><strong>VIII. Sonuç</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Yusuf Koyuncu kararı,</a> yalnızca aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağına ilişkin bir içtihat değildir. Karar, daha geniş bir perspektiften bakıldığında şu temel soruyu gündeme getirmektedir: Olağan kanun yolları, bireyin anayasal haklarını gerçekten koruyabiliyor mu?</p>

<p>İlk derece mahkemelerinin hata yapması mümkündür. İstinaf ve Temyiz merciinin de isabetli olmayan değerlendirmelerde bulunması teorik olarak mümkündür. Ancak ceza hukukunun en temel anayasal ilkelerinden biri olan aleyhe kanunun geçmişe uygulanmaması yasağının, savunmalarda ve temyiz dilekçesinde açıkça belirtilmesine rağmen ilk derece mahkemesinden başlayarak temyiz incelemesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aşaması dâhil tüm olağan denetim mekanizmalarında gözden kaçması, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir durumdur.</p>

<p>Bu kararın asıl önemi, bireysel bir hak ihlalini gidermesinden çok, hukuk devletinin temel dayanağı olan hukuk güvenliği, öngörülebilirlik, adil yargılanma hakkı ve olağan kanun yollarının anayasal hakları koruma yükümlülüğü konusunda güçlü bir hatırlatma yapmasında yatmaktadır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-halil-ibrahim-kebesoglu" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU"><img alt="Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/07/halil-ibrahim-kebesoglu.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-halil-ibrahim-kebesoglu" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU">Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasal-haklari-korumayan-temyiz-denetimi-etkili-bir-denetim-sayilabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/anayasa-mahkemsi.jpg" type="image/jpeg" length="18310"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'nin 2022/20463 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 11/2/2026 tarihli ve 2022/20463 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>BİRİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>YUSUF</strong> <strong>KOYUNCU</strong><strong> BAŞVURUSU</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2022/20463)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 11/2/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 17/7/2026 - 33312</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>BİRİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Recai AKYEL</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Alperen KONAK</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Yusuf KOYUNCU</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Av. Oğuz GÜREL</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru, aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağına aykırı olarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>2. Manyas Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişi hürriyetinden yoksun kılma ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını işlediği iddiası ile hakkında soruşturma başlatmıştır. Soruşturma neticesinde Manyas Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrası gereği Ağır Ceza Mahkemesinin görevine girdiğinden dosyayı fezlekeyle Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) göndermiştir. Başsavcılık, başvurucunun anılan suçlardan cezalandırılması talebiyle 6/8/2014 tarihinde iddianame düzenlemiştir.</p>

<p>3. İddianamenin kabulüyle açılan dava, Bandırma Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkemece 5/11/2014 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip tutanağında diğerlerinin yanı sıra mağdur G.İ.nin şikâyet ve delillerinin tespiti ile tanık beyanlarının tespiti için talimat yazılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>4. Mahkemenin 12/11/2014 tarihli kararıyla başvurucunun özel hayatın gizliliğini ihlal ve çocuğun basit cinsel istismarı suçlarından beraatine, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 15 yıl ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>5. Başvurucu, anılan karara karşı 17/11/2014 tarihli dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin (Ceza Dairesi) 11/6/2015 tarihli kararıyla çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün onanmasına karar verilmiş, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise <i>"...</i><i>olay günü mağdurenin kafe işleten arkadaşı sanığa mesaj çekmek suretiyle kafede buluşma teklifinde bulunması üzerine kapalı olan kafeyi açan sanığın yanına geldiği ve burada yalnız kaldığı sanıkla aynı zamanda düğün salonu olarak da kullanılan kafede sohbet eden mağdurenin bilgisayara bakmak için gelin odasına geçmelerinin ardından sanığın mağdureye karşı nitelikli cinsel istismar suçunu işleyip süre itibariyle bu eylemle sınırlı olacak şekilde tuttuğu mağdureyi sonradan kafeden gönderdiği anlaşıldığından, mevcut hâliyle olayda sanığın işlediği çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu dışında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığı gözetilerek müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi.</i><i>.." </i>gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>6. Ceza Dairesinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden verdiği 11/6/2015 tarihli onama kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 31/12/2019 tarihli itiraznameyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları gereğince itiraz etmiş, Ceza Dairesi itirazı kabul ederek kararını kaldırmış ve bozma kararı ile dosyayı Mahkemeye göndermiştir.</p>

<p>7. Mahkeme bozma kararına istinaden yaptığı yargılama sonucu başvurucunun reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi şöyledir :</p>

<p><i>"... Sanık </i>[başvurucu]<i> hakkında her ne kadar beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istenilmiş ise de, mağdurun ifadeleri, mağdurun gerçekleştiği iddia edilen olaydan hemen sonra yetkili makamlara başvurmadığı, aradan yaklaşık 15 gün geçtikten sonra etrafındaki arkadaşlarının yönlendirmesiyle şikayetçi olduğu, olay sırasında mağdurenin 17 yaşında olduğu, mağdurenin sanıkla buluşmayı kendisinin talep ettiği ve rızasıyla internet kafeye gittiği, sanıkla birlikte yemek söyleyip yedikleri, olaya ilişkin tanık beyanları ve dosya içerisinde bulunan doktor raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın mağdureyle zorla cinsel ilişkiye girdiğine ilişkin her türlü kuşkudan uzak somut ve yeterli delil bulunmadığı, bu haliyle sanığın eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 104/1'inci maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu anlaşıldığından sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir..."</i></p>

<p>8. Başvurucu, karara karşı 25/1/2021 tarihli dilekçeyle temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu; temyiz dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra suç tarihinin 21/4/2013 olduğunu, hapis cezasına konu 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 104. maddesindeki reşit olmayanla cinsel ilişki suçundaki cezanın alt ve üst sınırlarının değiştirilmesine dair düzenlemenin 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun'un 60. maddesiyle yapıldığını, Mahkemenin suçun işlendiği tarihteki hükmü uygulaması gerekirken bunu dikkate almayarak ceza verdiğini ileri sürmüştür. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 9/12/2021 tarihli kararında yerinde görülmeyen temyiz taleplerinin reddiyle hükmün onanmasına karar vermiştir.</p>

<p>9. Başvurucu, nihai kararı 20/1/2022 tarihinde öğrendikten sonra 17/2/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>10. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>11. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet kararına konu suçta 21/4/2013 tarihli suç tarihinden sonra 18/6/2014 tarihinde gerçekleşen aleyhe düzenlemeye göre cezalandırılması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, açık bir şekilde düzenlense dahi kanun maddelerinin mahkemeler tarafından yorumlanması gerektiği, bariz takdir hatası ve açık keyfîlik içermeyen tespit ve sonuçların Anayasa Mahkemesinin inceleme alanı dışında olduğu vurgulanmış; konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi içtihatlarına dikkat çekilmiştir. Bakanlık görüşüne karşı başvurucu, beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>13. Başvurucunun yukarıda yer verilen şikâyetlerinin özü, eylem tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemeye göre ceza verilmeyip daha sonrasında aleyhe yapılan düzenlemeye göre ceza tayin edilerek hapis cezası uygulanmasıdır. Bu nedenle ihlal iddiaları suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında incelenmiştir.</p>

<p>14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>"Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez."</i></p>

<p>16. 5237 sayılı Kanun'un <i>"Zaman bakımından uygulama"</i> başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"...(1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanunî neticeleri kendiliğinden kalkar...''</i></p>

<p>17. 5237 sayılı Kanun'un <i>"Reşit olmayanla cinsel ilişki"</i> başlıklı 104. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"...</i><i>(1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “altı aydan iki” ibaresi “iki yıldan beş” şeklinde değiştirilmiştir.)...''</i></p>

<p>18. Anayasa’nın <i>“</i><i>Suç ve cezalara ilişkin esaslar</i><i>”</i> başlıklı 38. maddesinin (1) fıkrasında yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak fiilleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmıştır (AYM, E.2019/9, K.2019/27, 11/4/2019, § 13).</p>

<p>19. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, temel hak ve özgürlüklerin somutlaştırıldığı uluslararası sözleşmelerde de yer almaktadır. Bu ilke Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu Sözleşme’nin <i>“Kanunsuz ceza olmaz”</i> başlıklı 7. maddesinin birinci paragrafında <i>“Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” </i>şeklinde, Medenî ve Siyasî Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 15. maddesinin birinci paragrafında ise <i>“Hiç kimse, işlendiği zamanda ulusal ya da uluslararası hukuk bakımından suç sayılmayan bir fiil ya da ihmal yüzünden suçlu sayılamaz. Suç sayılan bir fiile, işlendiği zaman yürürlükte olan bir cezadan daha ağır ceza verilemez. Fiilin işlenmesinden sonra yasalarda bu fiile karşılık daha hafif bir ceza öngörülecek olursa, fiili işleyene bu ikinci ceza uygulanır.” </i>biçiminde düzenlenmiştir (AYM, E.2020/16, K.2020/33, 25/6/2020, § 16).</p>

<p>20. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin kuralın suç ve cezalar yönünden özel düzenlemesi olarak değerlendirilebilir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, cezalandırmanın temel haklara etkisinden kaynaklanan özel önemi nedeniyle zaman içinde bir ceza hukuku kavramı olarak alt ilkeler de içerecek şekilde gelişmiştir. Bu bağlamda hukuki belirliliğin ve hukuk güvenliğinin gereği olarak Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında yer alan <i>“…kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” </i>hükmüyle aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasaklanmıştır. Ceza normlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyici nitelikteki bu kural, kanunilik ilkesinin bir alt ilkesi olan <i>aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağı </i>olarak ifade edilmektedir (AYM, E.2020/87, K.2022/44, 21/4/2022, § 26).</p>

<p>21. Bireysel başvuru konusu olayda Mahkeme, Ceza Dairesinin bozma kararı sonrasında yaptığı yargılamada başvurucu hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında mağdura yönelik mevcut eyleminin vasfını değiştirerek reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunu belirtmiş ve anılan suçtan mahkûmiyet kararı vermiştir (bkz. § 7). Başvurucu, bu karara karşı yapmış olduğu temyiz başvurusunda suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanun maddesinin daha lehe olduğunu ve fazla ceza tayin edildiğini ileri sürmüştür (bkz. § 8). Ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi, başvurucunun temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususları değerlendirmeksizin hükmün onanmasına karar vermiştir.</p>

<p>22. Mahkûmiyete konu eylemde cezayı düzenleyen kuralın yürürlük tarihinden sonra işlenip işlenmediği hususu suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının değerlendirilebilmesi için önemlidir (bkz. §§ 15-17). Bahse konu yargılamada suç tarihinin 21/4/2013 olduğu nazara alındığında 28/6/2014 tarihinde yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibarıyla aleyhe değişiklik getiren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayin edildiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda eylem tarihinde daha lehe olan cezai nitelikte bir hüküm olduğu hâlde sonradan yürürlüğe giren kanun maddesine göre başvurucunun cezalandırıldığı ve cezai nitelikte aleyhe kanunun geçmişe uygulandığı anlaşılmıştır. Buna karşın yargılamayı yapan mahkemelerce başvurucunun bu husustaki itirazları değerlendirilmemiştir. Sonuç olarak başvurucunun eylem tarihinde yürürlükte olmayan kanun maddesine dayanılarak cezalandırılması nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p><strong>III. GİDERİM</strong></p>

<p>24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>25. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz.<i> Mehmet Doğan </i>[GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60;<i> Aligül Alkaya ve diğerleri (2) </i>[1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66;<i> Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>26. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p>27. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV</strong><strong>. HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>B. Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>C. Kararın bir örneğinin suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bandırma 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2020/200, K.2020/187) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,</p>

<p>E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p>F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymmsa.jpg" type="image/jpeg" length="46879"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Miras Paylaşımında İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/miras-paylasiminda-izale-i-suyu-ortakligin-giderilmesi-davasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/miras-paylasiminda-izale-i-suyu-ortakligin-giderilmesi-davasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Medeni Kanunu’nun 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girmesinden bu yana</strong>, mirasçılar arasında taşınmaz paylaşımı konusunda anlaşma sağlanamadığında başvurulan en yaygın hukuki yol değişmedi: <strong>izale-i şuyu</strong>, güncel adıyla <strong>ortaklığın giderilmesi davası</strong>. Türkiye’de her yıl sulh hukuk mahkemelerinin önüne, miras bırakan aile büyüklerinin ardından paylaşılamayan ev, arsa veya tarla yüzünden açılan binlerce dava geliyor. Bu yazıda, davanın hangi durumlarda açıldığını, hangi mahkemenin yetkili olduğunu ve sürecin adım adım nasıl işlediğini güncel mevzuata dayanarak anlatıyoruz.</p>

<p><strong>İzale-i Şuyu Davası Nedir?</strong></p>

<p>Bir miras bırakan öldüğünde, geride kalan mal varlığı önce mirasçılar arasında <strong>elbirliği mülkiyeti</strong> hâlinde ortak olur. Yani hiçbir mirasçı, mesela evin belirli bir odasına ya da arsanın belirli bir köşesine “benim” diyemez; tüm mirasçılar bütün mal varlığının ortak sahibidir. Mirasçılar aralarında anlaşıp paylaşım yapabilir; ancak <strong>anlaşma sağlanamazsa</strong>, her mirasçı <strong>TMK’nın 642. maddesi</strong> uyarınca her zaman paylaşmayı isteme hakkına sahiptir.</p>

<p>Örneğin Mehmet Bey vefat ettiğinde geride üç çocuğu ve İstanbul’da bir apartman dairesi kalmış olsun. Çocuklardan ikisi daireyi satıp parayı paylaşmak isterken üçüncüsü daireyi elde tutmak istiyorsa, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı için <strong>izale-i şuyu davası</strong> gündeme gelir.</p>

<p><strong>Yasal Dayanak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dava, <strong>TMK’nın 699-703. maddeleri</strong> arasında düzenlenen paylı mülkiyetin sona ermesi hükümlerine ve <strong>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu</strong>‘nun ilgili yargılama usulüne dayanır</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="2"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Yöntem</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Ne Zaman Uygulanır</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Aynen taksim</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>Taşınmaz fiziksel olarak bölünmeye elverişliyse (örn. birden fazla bağımsız bölüm veya bölünebilir arazi)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Satış suretiyle paylaştırma</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>Bölünme mümkün değilse veya bölünme değeri ciddi biçimde düşürecekse</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Mahkeme önce taşınmazın fiilen bölünüp bölünemeyeceğini bilirkişi eliyle inceler.</p>

<p><strong>Dava Açarken Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></p>

<p>Dava açmadan önce göz önünde bulundurulması gereken birkaç kritik nokta var. Öncelikle, taraf teşkilinin eksiksiz yapılması gerektiğini yukarıda belirttik; unutulan bir mirasçı davanın uzamasına, hatta reddine yol açabilir.</p>

<p>İkinci olarak, izale-i şuyu <strong>çekişmeli bir süreç değildir</strong>, amaç suçlu bulmak değil, ortaklığı sona erdirmektir. Bu yüzden dava açılmadan önce, mirasçılar arasında ihtiyari arabuluculuk yoluyla kalıcı bir çözüm aranması da değerlendirilebilir; taraflar anlaşırsa hem zaman hem masraf tasarrufu sağlanır.</p>

<p>Son olarak, taşınmaz üzerinde henüz <strong>miras ortaklığının tasfiye edilmemiş</strong> olması (örneğin tapuda hâlâ murisin adının görünmesi) davayı etkileyebilir; bu durumda önce veraset ilamı ve tapu intikali işlemlerinin tamamlanması gerekebilir. Mirasçılardan biri mirası süresi içinde reddetmemişse bu durum paylaşıma dâhil olacağından, mirası reddetme süresini kaçırmanın sonuçlarını bilmek de davadan önce netleştirilmesi gereken bir konudur.</p>

<p><strong>İzale-i şuyu davası ne kadar sürer?</strong></p>

<p>Kesin bir süre vermek doğru olmaz; keşif, bilirkişi incelemesi ve varsa satış aşaması sürecin uzunluğunu doğrudan etkiler. Taraf sayısı fazla ve taşınmaz karmaşık olduğunda süreç uzayabilir.</p>

<p><strong>Dava sırasında taşınmazı kullanan mirasçı diğerlerine kira öder mi?</strong></p>

<p>Paydaşlardan biri ortak taşınmazı tek başına kullanıyorsa, diğer paydaşlar payları oranında ecrimisil (kullanım bedeli) talep edebilir; bu genellikle ayrı bir dava veya talep konusudur.</p>

<p><strong>Özetle:</strong> mirasçılar taşınmaz paylaşımında anlaşamadığında izale-i şuyu davası her zaman açılabilecek bir yoldur; öncelik aynen taksimde, mümkün olmadığında satışta aranır. Dava açmadan önce taraf teşkilini, miras ortaklığının tasfiye durumunu ve mümkünse arabuluculuk seçeneğini gözden geçirmek, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.</p>

<p><strong>Yasal Uyarı</strong></p>

<p>Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir; hukuki işlem yapmadan önce mutlaka bir avukata danışınız.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ"><img alt="Av. Aysel ABA KESİCİ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_177u8YhhhYlhlhjuauhghghhhghjhhhhhhhhjgjggjhhhhhghhghhhhhghghhjujhghhjhhjjhhhgjhjj8.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ">Av. Aysel ABA KESİCİ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/miras-paylasiminda-izale-i-suyu-ortakligin-giderilmesi-davasi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/tokmak-kitaps.jpg" type="image/jpeg" length="13588"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçi raporluyken işten çıkarılabilir mi? Hastalık raporu iş güvencesi sağlar mı?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/isci-raporluyken-isten-cikarilabilir-mi-hastalik-raporu-is-guvencesi-saglar-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/isci-raporluyken-isten-cikarilabilir-mi-hastalik-raporu-is-guvencesi-saglar-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/isci-raporluyken-isten-cikarilabilir-mi-hastalik-raporu-is-guvencesi-saglar-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/LkmJQI88QaE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35512"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/126 E., 2023/130 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2018126-e-2023130-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2018126-e-2023130-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.03.2023 tarihli, 2018/126 E., 2023/130 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2018/126 E., 2023/130 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ: Ağır Ceza</p>

<p><br />
<strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5, TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin ... 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.11.2013 tarihli ve 224-215 sayılı hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 06.04.2017 tarih, 3685-3609 sayı ve oy çokluğu ile;</p>

<p>"...Sanıklara ait olduğu iddia ve kabul edilen dinleme kayıtlarının dayanağı olan Kilis Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/472 değişik ... sayılı iletişim tespiti kararında, sanıklar hakkında usulüne uygun olarak alınmış bir iletişim tespiti kararı bulunmadığı, hükme esas alınan tape kayıtlarının sanıklara yönelik uygulanan bir tedbir kararına dayanmaması nedeniyle tape kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde bulunduğu, sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerine dair bu tape kayıtları dışında mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı başkaca delil elde edilemediği gözetilmeden yüklenen suçtan sanıkların beraatleri yerine yazılı gerekçe ile mahkûmiyetlerine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Daire Başkan Vekili ...; "Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında usulüne uygun olarak alınmış bir iletişimin tespit kararı bulunmamakla birlikte, sanıkların soruşturma ve kovuşturma aşamasında müdafi huzurunda verdikleri ifadelerinde ve savunmalarında tape kayıt içeriklerini doğrulamamışlarsa da tape kayıtlarına bir itirazlarının bulunmaması, bunların arkadaşlar arası konuşmalar olduğunu bildirmeleri suretiyle te'vile çalışmaları ayrıca dosya kapsamından ve tape kayıtlarından anlaşılacağı üzere Kilis ilinde silahlı terör örgütüne eleman kazandırmak için çaba sarf etmeleri, diğer sanıklarla ve kendi aralarındaki örgütsel irtibat ilişki ile örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu dikkate alındığında yerel mahkemenin sanıkların mahkûmiyetine dair kararının isabetli olduğu ve onanması kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun sanıkların atılı suçtan beraat etmeleri gerektiğine dair bozma düşüncesine iştirak etmemekteyim." şeklindeki,</p>

<p>Daire Üyesi H. Karahan; "Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... haklarında silahlı örgüt üyesi olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, mahkûmiyete yeterli delil olmadığından beraatlerine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına aşağıdaki gerekçelerle katılmak mümkün olmamıştır.</p>

<p>Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... haklarında alınmış iletişimin tespiti kararı dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılıyorsa da haklarındaki mahkûmiyet hükmü onanan diğer sanıklar hakkında alınmış iletişimin tespiti, dinlenilmesi, kayda alınması kararına dayanılarak yapılan dinlemelerde ortaya çıkan ve suç teşkil eden ilk iletişim tespitinin, tesadüfî delil olarak hükme esas alınmasında hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceği gibi sanıkların ilişkili olduğu davanın diğer sanıkları ..., ..., ..., ..., .'in kendileri hakkında verilen iletişimin tespiti dinlenilmesine ilişkin karar üzerine yapılan dinleme çözümlerine ilişkin olarak müdafileri huzurunda verdikleri aşamalardaki savunmalarında gerek kendileri ve gerekse hakkında dinleme kararı bulunmayan sanıkların eylem ve faaliyetlerine ilişkin anlatımlarda bulundukları; bu konuşmaların içeriklerini doğrulamaları, haklarında iletişimin tespiti, dinlenilmesi, kayda alınması kararı bulunmayan ..., ..., ..., ..., ...'in müdafileri huzuru ile verdikleri ve susma hakkını kullanmadıkları aşama beyanlarında konuşma içeriklerini doğrulayarak konuşmalarda örgütsel nitelik bulunmadığı yönündeki savunmaları karşısında hukuka uygun olarak elde edilen kendi ifadeleri ve davanın diğer sanıklarının hukuka uygun savunmaları ve suç teşkil eden ilk iletişimin tespiti dinlenmesine ilişkin delilin de tesadüfî delil olarak hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı cihetle ve bu delillerden hareketle sanıkların örgütle organik ilişki kurarak örgütsel içerikli toplantı ve faaliyetlerde bulundukları, örgütte eleman kazandırma çalışmaları yaptıkları, faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gözetildiğinde silahlı örgüt üyesi olma suçlarının sübuta erdiği ve bu nedenle hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak etmiyorum." biçimindeki görüşleriyle karşı oy kullanmışlardır.</p>

<p>Daire Üyesi E. G. ... ise; "Sanıkların kullandıkları telefonlar için olay öncesi ve sonrasında alınmış iletişimin tespiti, dinlenilmesi ve kayda alınmasına ilişkin kararlar bulunmadığı, ancak sanıklara atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun CMK'nın 135/8. maddesinde sayılan suçlardan olması nedeniyle haklarında iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulanan diğer sanıklarla yaptıkları ilk görüşme/mesaj kayıtlarının delil olarak kullanılabileceği, bu durumda da diğer delillerle desteklenmedikçe belirti delili niteliğindeki bu görüşme/mesaj içeriklerinin tek başına hükme esas alınamayacağı gözetildiğinde sanıkların ilk görüşme/mesaj içerikleri ile diğer eylem ve faaliyetleri denetime olanak verecek şekilde her sanık yönünden ayrı ayrı ele alınarak tartışılıp sonucuna göre hukukî durumlarının belirlenmesi gerekirken bu hususlar yerine getirilmeden yeterli olmayan gerekçe ile mahkûmiyetlerine karar verilmesi şeklindeki değişik gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun (B-1) nolu gerekçesine katılmamakla birlikte bozma düşüncesine iştirak ediyorum." şeklinde değişik gerekçesini belirtmiştir.</p>

<p><strong>II. İTİRAZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 07.07.2017 tarih ve 106501 sayı ile; "...Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında ayrıca alınmış iletişimin tespiti kararı bulunmadığı, haklarındaki mahkûmiyet hükmü onanan diğer sanıklar hakkında alınmış iletişimin tespiti, dinlenilmesi, kayda alınması kararına dayanılarak yapılan dinlemelerde ortaya çıkan ve suç teşkil eden ilk iletişime dair tespitin, tesadüfî delil olarak hükme esas alınmasında hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceği, sanıkların ilişkili olduğu davanın diğer sanıkları ..., ..., ..., ..., ...'in kendileri hakkında verilen iletişimin tespiti dinlenilmesine ilişkin karar üzerine yapılan dinleme çözümlerine ilişkin olarak müdafileri huzurunda verdikleri aşamalardaki savunmalarında gerek kendileri ve gerekse hakkında dinleme kararı bulunmayan sanıkların eylem ve faaliyetlerine ilişkin anlatımlarda bulunarak bu konuşmaların içeriklerini doğrulamaları, haklarında iletişimin tespiti, dinlenilmesi, kayda alınması kararı bulunmayan ..., ..., ..., ..., ...'in müdafileri huzuru ile verdikleri ve susma hakkını kullanmadıkları aşama beyanlarında konuşma içeriklerini doğrulayarak konuşmalarda örgütsel nitelik bulunmadığı yönündeki savunmaları karşısında hukuka uygun olarak elde edilen kendi ifadeleri ve davanın diğer sanıklarının hukuka uygun savunmaları ve suç teşkil eden ilk iletişimin tespiti dinlenmesine ilişkin delilin de tesadüfî delil olarak hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu delillerden hareketle sanıkların örgütle organik ilişki kurarak örgütsel içerikli toplantı ve faaliyetlerde bulundukları, örgütte eleman kazandırma çalışmaları yaptıkları, faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gözetildiğinde silahlı örgüt üyesi olma suçlarının sübuta erdiği ve bu nedenle hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.</p>

<p>CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 18.01.2018 tarih, 1839-42 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU</strong></p>

<p>Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçu bakımından verilen 6352 sayılı Kanun'un geçici 1/1-b maddesi uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin karar itiraz edilmeksizin, inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ise Özel Dairenin onama kararı ile kesinleşmiş olduğundan itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.</p>

<p>Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; inceleme dışı sanıklar hakkında alınan iletişimin tespitine ilişkin kararlar uyarınca devam eden soruşturmada sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in, CMK'nın 135. maddesi kapsamında haklarında alınmış bir karar olmaksızın telekomünikasyon yoluyla yaptıkları iletişimlerinin tespit edilmesinin hukuka uygun delil olarak kabul edilip edilmeyeceğinin ve buna bağlı olarak üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p><strong>IV. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>İncelenen dosya kapsamından;<br />
PKK silahlı terör örgütünün gençlik yapılanması olan DYG'yi (Demokratik Yurtsever Gençlik) .ilinde kurdukları ve bu yapılanma içinde faaliyet gösterdikleri değerlendirilen inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında başlatılan soruşturma kapsamında Kilis (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 14.04.2010 tarihli ve 2010/472 Değişik ... sayılı kararı ile adı geçen inceleme dışı sanıkların CMK'nın 135. maddesi uyarınca telekomünikasyon yoluyla yaptıkları iletişimlerinin tespit edilmesine, dinlenmesine, kayda alınmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar verildiği, bu kararın dört defa uzatılarak 10.01.2011 tarihine kadar uygulandığı, anılan kararın tatbik edilmesi esnasında inceleme dışı sanıklarla olan telefon konuşmaları ve mesajlaşmaları tespit edilen sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında söz konusu bu konuşmalarına ve mesajlarına da yer verilerek silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği,<br />
Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında telekomünikasyon yoluyla yaptıkları iletişimlerinin tespit edilmesi, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla CMK'nın 135. maddesi uyarınca alınmış herhangi bir kararın mevcut olmadığı,<br />
İnceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında alınan kararlara istinaden yapılan tespitler üzerine düzenlenen tape kayıtlarına göre;<br />
a) Sanık ...'in;</p>

<p>-14.07.2010 tarihinde saat 15.47'de inceleme dışı sanık ...'a gönderdiği mesajların; "Berxwadana 14 yè tîrmehè bi dîleki germ slav dîkım u lı ber berxwa","Daniyen 14 Tîrmehe ... Pir, Hayri Durmuş, Akif Yılmaz u ... Çicek" (14 Temmuz'da dağ kadrosundaki ... Pir, Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve ... Çiçek gönülden sıcak sevgilerimle onları selamlıyorum)<br />
"Bejna xwe ditawinim" (Önlerinde saygı ile eğiliyorum)</p>

<p>-Aynı mesajı 15.07.2010 tarihinde saat 14.18'de inceleme dışı sanık ...'e de gönderdiği,<br />
Söz konusu mesajla ilgili olarak kolluk tarafından yapılan açık kaynak araştırmasında PKK silahlı terör örgütünün görüş ve stratejisi doğrultusunda yayın yapan http://www.gündem.online.net isimli internet sitesinde "PKK'den 14 Temmuz açıklaması" başlığı altında haber yayımlandığı tespit edilmiştir.</p>

<p>-06.10.2010 tarihinde saat 14.09'da inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Valla ben de iyiyim sağolasın ee şı, sen geçenlerde aradın da dedin ben bir şey söyleyeceğim ...mesaj atmıştın ee söyle... (ses çakışıyor)<br />
... : Ya aslında hani ne bilim burada şimdi<br />
... : Hıh<br />
... : Dedim ee hani şeyii vardı ya o tutuklananlar falan<br />
... : Nerde<br />
... : Dedim işte onları hani şeye gitmeyecek misin?<br />
... : Nerde<br />
... : Yanlarına falan<br />
... : Hee bizim arkadaşları<br />
... : Hee<br />
... : Hiç tutuklama olmamış ki<br />
... : Ya o şeyler o hani buraya geldiler ya o kızlar falan vardı<br />
... : Hee<br />
... : Onlar<br />
... : A ı, hade ya nerde tutuklanmış?<br />
... : Sen dedin ya o ...'dakiler lo<br />
... : Hıı<br />
... : Hee<br />
... : E ya yok arkadaş ben onların yanına nasıl gideceğim<br />
... : Gidemeyiz<br />
... : Ee yok onlar ee şey vermeden biz gidemeyiz ki<br />
... : Gerçekkk<br />
... : Hee ya ismimizi vermeden biz gidemeyiz<br />
... : Viii<br />
... : Hee<br />
... : Ben dedim belki oluyor giderdik bi bakardık<br />
... : Yok vala biz gidemiyoruz<br />
... : Hee<br />
... : Bizim arkadaşlara da şey dava falan açılmış haberin var mı? (sesler çakışıyor)<br />
... : Öyle dediler de<br />
... : Hee<br />
... : Bilmiyom Diyar anlatıyordu<br />
... : Hee ya ifadelerini düzgün versinler sorun çıkmaz<br />
... : Hee inşallah<br />
... : Ben Diyar'a da söyledim diyar biraz sanki ifadeyi güzel vermemiş ben beğenmedim yani<br />
... : Öyle ya ben de ona dedim keşke öyle yapmasaydın ama ee o biraz korkmuş biliyorsun<br />
... : Hee hee aynı vardır (sesler çakışıyor)<br />
... : (sesler çakışıyor)<br />
... : Ben burada köydeyim bana diyordu Faruk sen ne yaptın e dedim ben ne yapacam Diyar ben sana diyorum orada bizim bi a, bi avukat arkadaş vardır<br />
... : Hee<br />
... : Sen onun yanına git ona ulaşmaya çalış<br />
... : Hıı hıı<br />
... : Olmazsa.... (sesler çakışıyor)<br />
... : (sesler çakışıyor) Çakı yok yok korkmuştu ha hemde çok çok korkmuştu<br />
... : Ya doğru daha yenidir normaldir (sesler çakışıyor) biliyorsun<br />
... : Hee<br />
... : Ben ona bişey demiyorum bir de ilk defa böyle bir şey yaşıyor<br />
... : Hee<br />
... : O biraz normaldir olabilir yani endişe vardır<br />
... : İnşallah bir şey olmaz artık<br />
... : E valla öyle işte<br />
... : Viii ... (sesler çakışıyor)<br />
... : (sesler çakışıyor)...Başka ne var Mücahit ne yapıyor?<br />
... : Valla onu da yolda gördüm konuşmadım ben ee yukardaydım onu pencereden gördüm o da iyidir ne yapsın<br />
... : Hee<br />
... : Gelmiş buraya<br />
... : Hee Faruk nasıl?<br />
... : Faruk iyidir o da, Mücahitin kardeşi vefat etti haberin var?<br />
... : Nee ha, hade yav<br />
... : Haberin yoktu<br />
... : Yok vala haberim yok ya Mücahit bizi aramadı<br />
... : Vii ne zamandandır vefat etmiş<br />
... : Ciddi (sesler çakışıyor)<br />
... : Hee valla<br />
... : O hasta olan<br />
... : Hee<br />
... : Hade ya niye söylemediniz ben arardım (sesler çakışıyor)<br />
... : (sesler çakışıyor) Vallahi sandım haberiniz var<br />
... : Valla benim haberim yok bizim arkadaşların da hiçbirinin haberi yok<br />
b) Sanık ...'nun;<br />
-11.05.2010 tarihinde saat 14.23'te inceleme dışı sanık ... ile olan mesajlaşmasının;<br />
... : "ya sizde Kurd olduğunuzu söylemeyin faşistiz deyin"<br />
... : "Beni biliyorsun asla kendimi başkası veya başka yerde yapıyorum ırk"<br />
... : "imi inkar etmem<br />
... : "Heval burası gezi olarak çok güzel muhteşem ama insanları kilislıle"<br />
... : "rden daha şerefsizler"<br />
... : "adar aralarında kalma o zaman az şerefsiz olanların arasına gel"<br />
... : "Iyi helal olsun onlara"<br />
... : "Ben burda arkadaşları bir araya getiriyorum vala gel gör bizimkiler"<br />
... : "her biri bir yerde onları azarladım şimdi 6 kişiyi bir araya getir"<br />
... : "dim"<br />
... : "Ilk geldim geri gelecektin bin pişman oldum şimdi iyi hele bir diya"<br />
... : "rbakırlı var bana türk bayrağını verdi al bu senin namusun dur dedi"<br />
... : "az kaldı öldürüyordun onu"<br />
... : "Ere kuro (evet çocuk) dedim sen bir daha ben diyarbakırlıyim deme bu bayrağı nam"<br />
... : "usu bilen bizden değildir dedim çıktım evinden"<br />
... : "O bayrak altında o kadar namussuzluk yaptılar bunun haberi yok herh"<br />
... : "alde neresindeydi bu hıyar"<br />
... : "Sen orda örgütlenmeyi yap tamamla gel denizê kinik"<br />
... : "Inşallah ama içimde kalacak o diyarbakırlı keşke deseydin o senin n"<br />
... : "amusun mu evet diyecekti sonra da sen alıp onun namusunu yırtacakti"<br />
... : "n tam yerini bulurdu"<br />
... : "a diyecektin o bayrağı namusum yapacak kadar namussuz değilim"<br />
... : "Merak etme ayakabimi temizledim onunla canını sıkma bizde öyle namu"<br />
... : "suz çok vala"<br />
... : "Iyi ettin"<br />
-14.05.2010 tarihinde saat 13.53'te inceleme dışı sanık ... ile olan mesajlaşmasının;<br />
... : "Heval burda asker uğurlama var herkes ağlıyor ne kadar güzel ölüme"<br />
... : "yolculuk var"<br />
... : "dansız senin onlardan farklı olman gerekir"<br />
... : "Ne ben haklıyım slogan atıyorlar agliyorlar hakettikleri ni söylüyo"<br />
... : "Rum"<br />
... : "Cahille cahil olma ömer onlar bilmiyorlar ya sen sende bunu yaparsa"<br />
... : "n onlardan bir farkın kalmaz yani bir köpek sana havladigi zaman se"<br />
... : "nde ona havlar misin"<br />
... : "Tamam ömer senin savunma mekanizman birşeyi anlamak için değil fiki"<br />
... : "r sahibi olmak için sadece kendini haklı çıkarma amacına sapmış"<br />
-30.08.2010 tarihinde saat 19.01'de inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Ekmek var yok (gülerek) he he<br />
... : Heh<br />
... : Dedım ekmek var mı yok mı?<br />
... : (Gülerek) he he vala ee ekmek e bu akşam güzel bişey bulduk da nasıl faydalanacağımızı düşünüyoruz<br />
c) Sanık ...'ın;<br />
-31.05.2010 tarihinde saat 14.08'de inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Ömer<br />
... : Heh<br />
... : Sen yürüyerek mi geleceksin?<br />
... : He yürüyerek geliyorum<br />
... : E o sen Seyfettin'lerdedir gazete<br />
... : Kimlerdedir?<br />
... : Seyfettin<br />
... : Şemsettin?<br />
... : Seyfettin Seyfettin<br />
... : Seyfettin eee<br />
... : Evini biliyor musun?<br />
... : Yok vala evini bilmiyorum<br />
... : Hee e tamam tamam kalsın<br />
-31.05.2010 tarihinde saat 14.24'te inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Daha şeydeyim o kan e kızılay kan merkezi var ya ordayım faks gönderiyorum<br />
... : Eee murtaza cami hangi sokakta geliyorsun?<br />
... : Hıh?<br />
... : Hangi sokaktan geleceksiniz?<br />
... : Hala ne diyorsun sen söyle ne işin var onu orda yapayım<br />
... : Ya Seyfettin'e diyecektin yolda seni görsün Yusuf onlar da bizdedir o şeyleri getir buraya<br />
... : E vallahi tamam ben şeyden geleceğim ... Bankasının ora hani nasıl diyeyim sana<br />
... : E tamam diyecektim bizim markete<br />
... : Cihanların evininin oraya gitsin veya şeyin Bizim Markettir nedir orda market vardır<br />
... : E e tamam oraya yaklaştın mı haber ver<br />
... : E tamam ben Bizim Marketin orada bekliyorum, bekleyeceğim<br />
-31.05.2010 tarihinde saat 14.25'te inceleme dışı sanık ... telefonuyla gerçekleştirdiği inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Sen ne zaman geliyorsun eve?<br />
... : E birazdan geleceğim işte e Bizim Marketin nedir orda ben bekleyeceğim Seyfettin gazeteleri verecek geleceğim<br />
-31.05.2010 tarihinde saat 14.34'te inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Efendim<br />
... : Ömer hani o köşeden dönünce ooo ııı ... Bankasına gelince hani Şekerbank var, Şok var yeni açıldı.<br />
... : Hee<br />
... : A orda bekle oraya geliyor ha<br />
... : Tamam Şekerbank’ın ordayım<br />
-31.05.2010 tarihinde saat 14.40'ta inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Efendim<br />
... : Tamam tamam buraya geldi</p>

<p>-31.05.2010 tarihinde saat 14.41'de inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : ... arkadaş<br />
... : Hıı<br />
... : Bu gazete Nuray ile onun<br />
... : O ...'ın mı?<br />
... : Evet ben onların gazetesini ne yapayım?<br />
... : Ya vallahi evdedirler, ben telefon,<br />
... : Hıh?<br />
... : Ben telefon ederim Halkmar'ın önüne gelsin<br />
... : De hele onları ara de telefonu söyle çalıyor mu?<br />
... : E tamam haydi<br />
... : E de haydi ben de burdan Halkmar'ın önüne gidiyorum<br />
... : E tamam gi, geldi mi git<br />
-31.05.2010 tarihinde saat 14.43'te inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Efendim arkadaş<br />
... : Ömer arkadaş ııı sınavdan ıı eve geliyormuş zaten halkmara yaklaştı<br />
... : Hıı<br />
... : Sen nasıl onu tanıyacaksın yav?<br />
... : Kimdir ismi nedir?<br />
... : Makbule<br />
... : Makbule<br />
... : Görmemişsin oni<br />
... : Valla görsem onu belki tanırım ya da ııı tişörtü siyah pantolonu siyah elinde gazete<br />
... : Ka, kapıda bekle ha<br />
... : Ya benim saçlarım da uzundur zaten tanır artık<br />
... : Eeee tamam kapıda bekle<br />
... : Eee haydi Halkmar'ın orda bekliyorum<br />
... : Haydi haydi uğurlar olsun<br />
-01.06.2010 tarihinde saat 14.28'de inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Gazete, gazeteyi getir gel<br />
... : Gazete bende değil ben arabayla geliyorum<br />
... : Tamam Seyfettin'dedir orda in Cihan'ın evinin orda getir gel<br />
-09.09.2010 tarihinde saat 07.50'de inceleme dışı sanık ...'a gönderdiği mesajların;<br />
"öcalansiz kürtlügün dayatildigi imha ve inkar savasimizin sürdürüldügü böylesi anlamli bir günde bile halkimizin huzurunun kacirilmasi Çabasinda olundug"<br />
"u bir atmosferde mücadelemizin kararligindan hicbir sey kaybetmeyecegini. özgürlüge olan inancimizin defalarca oldugu gibi tekrar yineliyor,orhansiz,ma"<br />
"zlumsuz,ceylansiz, gecen bayramlarin hüznü ve kederi ile kardesligin dayanismanin birlik ve beraberligin temsili olan;... bayraminizi barisin insanca"<br />
"diyalogun ve mazlum haklarin ozgurlugune vesile olmasi dilegiyle bayraminiz kutluyorum"</p>

<p>-30.09.2010 tarihinde saat 20.06'da inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Alo<br />
... : Hee Faruk ya benim telefon ee bozuktur e neyse telefonu değiştirdim<br />
... : Hee sorun değil iyisin?<br />
... : Sağ olasın valle memleketteyim daha<br />
... : Hee başka şekilde (sesler çakışıyor)<br />
... : (sesler çakışıyor) sen ne yapıyorsun?<br />
... : Ya valla sağlığın Diyar bugün bana dedi vallah benim de haberim ee şa, şaşırdım dedim nasıl böyle bişey olur<br />
... : Hee<br />
... : Dedi falan ...'dan diyor ...'dan böyle bi şikayet var e dedim ...'da kim şikayet edecek dedim araştır işte Diyar herhalde gitmiş şeyini almış<br />
... : Hee<br />
... : O ... Karakolu'nda diyor yarın herhalde mahkemeye çıkarılacak la<br />
... : Tamam de ya nasıl oluyor hemen direk mahkemeye çıkarılıyor daha ne olduğu belli değil<br />
... : E herhalde daha önceden gelmiş<br />
... : Hee<br />
... : Ya biliyorsun<br />
... : Hee<br />
... : Bu organize, organizeli bişeydir ben diyorum<br />
... : Efendim<br />
... : Ben diyorum organizeli bişeydir<br />
... : Nasıl yani?<br />
... : Yani ıı bunu organize düzenleyen bu hemen nasıl gidiyor kağıdını alıyor diyor biz işte yarın mahkemeye çıkıyorsun, işte ben de dedim orda bir avukat falan vardır biliyorsun<br />
... : Hee<br />
... : Diyar onlar sormuşlar o da ...'a gitmiş<br />
... : Hee<br />
... : E ben dedim olmasa Antep'tekilerle şey yapın irtibata girin<br />
... : Ee<br />
... : O da diyor ben nasıl onlara, onlara ileteceğim dedi Faruk buradadır ben kapatacağım Şırnaklı Faruk<br />
... : Hee<br />
... : Vala dedim bilmiyorum dedim sonra ben seni ararım daha aramadı<br />
... : Yav bilmiyorum nasıl öyle bi şey olur yani bişeysi yok ya ben<br />
... : Ee vala ... arkadaş ben de bi şey bilmiyorum bu du, duyuru nedir diye ben de bilmiyorum ama şey yapmanız lazım yani duyuruyu avukat öğrenebilir ya avukat biliyorsun<br />
... : Vala Cihan'la da konuştum<br />
... : Hıı<br />
... : Dedi bişey çıkmaz da dedi ben ee ...'dan ...'e dedi benimkini ...'a ee ...'e havala etsinler ...'de giderim<br />
... : Hee<br />
... : Dedi bişey yok<br />
... : Ya aynı doğrudur da bişey çıkmaz da ama insan merak ediyor diyor bu nedir hani<br />
... : He ya ...'dan yapılması<br />
... : Vallah<br />
... : İnsanı şaşırtıyor acaba<br />
... : E lov bu ...'da kim yav?<br />
... : ... (sesler çakışıyor)<br />
... : Ben diyor<br />
... : (Sesler çakışıyor) Adanaya gitmemişiz<br />
... : E ha, yani bi, bizim ...'yla bi sorunumuz yok ha biz anayla, ...'da bile bulunmamışız ha kim böyle ...'da bizi şey yapacaksa ben de kuran bilmiyorum<br />
... : Vallah ben de anlamadı hele yarın Diyar gitsin bakım inşallah bişey çıkmaz<br />
... : Hee sen yarın gideceksin?<br />
... : Ben cumartesi gidiyorum<br />
... : Hee e tamam arkadaş sen gittiğinizde mesela ne ifade vereceğinizi onu kararlaştırın<br />
... : Yav zaten hani zaten diyecek Diyar'a zaten<br />
... : Zaten şey yok ki?<br />
... : Diyecek ben gezmeye gitmişiz bişey yok hani bişey yapmamışız ki?<br />
... : Ya nereye gezmeye gitmişsinki sen hangi yeri diyorsun?<br />
... : Yo yo Antep'e gezmeye dedim yani (sesler çakışıyor)<br />
... : Hee<br />
... : Anladın<br />
... : Antep'e zaten (sesler çakışıyor)<br />
... : ... (sesler çakışıyor)<br />
... : Antep'e şeye gittik ee ismi nedir hayvanat bahçesine gittik<br />
... : Yani<br />
... : Onu da mı bize suç yapacaklar<br />
... : Vallah yav Kilis'ten çıkıyorsun hemen diyorlar nereye gittiniz?<br />
... : Valla biz taziye geldik de yolumuzu kestiler yine<br />
... : Hee yani hayatımda valahi ...'yı daha görmemişim<br />
... : (gülerek) hı hı<br />
... : Adanadan açılması neyse hele Diyar yarın gitsin<br />
... : E tamam hele Diyar yarın gitsin<br />
... : Senlen Diyar Faruk'la görüşmüş<br />
... : Hee o Şırnaklı ben dedim orda bi avukat var<br />
... : Hee<br />
... : Ben dedim şeydir bize yakındır dedim git onla görüşün o suç duyurusu nedir öğrenebilir yani<br />
... : Hee<br />
... : Yani onu söyledim<br />
... : Ne üzerine açılmış ben onu anlamadım ha<br />
... : İşte be, ben de onu bilimiyorum diyarda bilmiyor<br />
... : Hani ona gö, yani neyse hele Diyar (sesler çakışıyor)<br />
... : Bu ...'dan suç duyurusu var diye şikayet var o nerden kim söyledi onu?<br />
... : Babasını aramışlar<br />
... : Hee<br />
... : Vallah bizi kimse aramadı ne benimkini ne Cihan'ı Nayif'i<br />
... : Hee<br />
... : Bi de o da<br />
... : Nasıl babasını arıyorlar bu nerden çıktı<br />
... : Yav ben anla, ben anlamadımki bişey<br />
... : Lav kurana vala bilmiyorum arkadaş ...ama ee yani diyor gidip ifade vereceksin o bişey değildir<br />
... : Hee<br />
... : Ama bu ifadenin böyle ...'dan şikayet var beni düşündürüyor yani<br />
... : Lav İlhan beni acaba hani mesela senle aynı evde kalıyoruz ondan mı ...<br />
... : Yok lo o şey olur mu?<br />
... : Lav ne bileyim İlhan öyle dedi<br />
... : Yok yok öyle bişey nasıl çıkacak ben ya benim ev arkadaşım (gülerek) he he he öyle yok lo öyle bişey olur mu?<br />
... : Ne hele neyse yani<br />
... : Yani böyle bi basit bir ee iddianame olamaz yani<br />
... : Lo valleh bilmiyorum Faruk (sesler çakışıyor)<br />
... : (ses çakışıyor) ... ben illa, benim arkadaşım ...<br />
... : İddianame ortada yok o daha az basittir<br />
... : Doğru<br />
... : Yav kardeş<br />
... : E tamam arkadaş hele yarın Diyar gitsin takip ederiz yani<br />
... : E tamam hele yarın gitsin yarın yine görüşürüz<br />
... : Tamam arkadaş hade<br />
... : Tamam<br />
... : Merak etme yani sorun çıkmaz<br />
... : Yok yok arkadaş<br />
... : ... ne diyordu<br />
... : Valla ... diyordu bişey yoktur bilmiyorum ya nedir diye yani bişeysi yok çıkmazsa hani dedi ben şeydeyim Kilis'teyim şey bi ...'ye yerleşmişim<br />
... : Hee<br />
... : Onla, e yani söyleyin ...'ye yerleşmiş benimkini ...'e havale etsinler<br />
... : Hee ben şeydim sen onla görüşüyordun?<br />
... : Yok ben sadece bugün hani ismi<br />
... : Hee<br />
... : Çıktı diye bugün görüştüm<br />
... : Hee<br />
... : Konuştuk o da<br />
... : Hee<br />
... : Yoksa yüz yüze daha görüşmemişiz<br />
... : Hee e tamam arkadaş<br />
... : E tamam yarın görüşürüz arkadaş<br />
... : Tamam<br />
d) Sanık ...'ın;<br />
-19.05.2010 tarihinde saat 15.21'de inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Alo<br />
... : Hee Faruk arkadaş ben Nayif sen nerdesin<br />
... : Valla biz ee şeydeyiz Haşim'lerdeyiz arkadaş<br />
... : Siz niye bana haber vermediniz ben dedim bekliyorum şimdi çağırırlar<br />
... : Ya arkadaş sana söylememişler mi<br />
... : Söylemişsiniz yani Diyar dedi saat üç gibi de dedim acaba<br />
... : Tamam arkadaş de gel<br />
... : Ee onlar kaçın, şeyde oturuyor ben bilmiyorum onların evini<br />
... : Bir bir sen gel bu Arı Siteleri'nde renkli olan<br />
... : Renkli olan birdir<br />
... : D bloktur, renkli bina</p>

<p>-30.06.2010 tarihinde saat 15.13'te inceleme dışı sanık ...'e gönderdiği mesajların;<br />
"é@ @&amp; @a çalakiya azadiye darxwsti tekoera jina kurd heval zılan ...yasami ugruna ölecek kadar çok severdi zilan...30 haziran 1996 yilinda dersim de yaptigi é@"<br />
"@&amp;ı@|zgrlük eylemiyle tarihe geçen krd kadini zılan i yani ... kınacı yi saygiyla,gururla aniyoruz..."<br />
Söz konusu mesajla ilgili olarak kolluk tarafından yapılan açık kaynak araştırmasında PKK silahlı terör örgütüne müzahir http://www.fıratnews.tv isimli internet sitesinde "... Kınacı ...'da anıldı" başlıklı bir haber yayımlandığı tespit edilmiştir.<br />
-07.07.2010 tarihinde inceleme dışı sanık ...'e gönderdiği mesajın;<br />
"Yaşanan kirli savaşda kahramanca savaşan 10 HPG li GERİLLA yi sonsuzluğa uğurlarken tüm KÜRT halkının başı sağ olsun"<br />
Söz konusu mesajla ilgili olarak kolluk tarafından yapılan açık kaynak araştırmasında PKK silahlı terör örgütüne müzahir http://www.rojaciwan.com isimli internet sitesinde ... ili Pervari ilçesinde öldürülen 10 terör örgütü mensubunun resminin bulunduğu "Pervari şehitleri ölümsüzdür" başlığı altında haber yayımlandığı tespit edilmiştir.</p>

<p>e) Sanık ...'ın;<br />
-17.06.2010 tarihinde saat 21.34'te inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Alo<br />
... : Yusuf arkadaş nasılsın?<br />
... : Arkadaş ben dedim ya bizim bir şehit düştü<br />
... : Eee<br />
... : Ben onun adını biliyorum şimdi sen biliyor musun?<br />
... : Kimdir söyle hele arkadaş<br />
... : Ee şırnak'ta şehit düşmüş Sait Elçi<br />
... : Ee Sait<br />
... : Hee<br />
... : Sait Elçi<br />
... : Hee<br />
... : Ee tamam ben ona haber edeyim hele<br />
... : Tamam arkadaş<br />
... : Tamam</p>

<p>Söz konusu görüşmeyle ilgili olarak kolluk tarafından yapılan açık kaynak araştırmasında PKK silahlı terör örgütüne müzahir http://www.gündem.online.net isimli internet sitesinde "Uludere'de iki gerilla yaşamını yitirdi" başlığı altında yayımlanan haberde öldürülen Sait Elçi'nin resmine de yer verildiği tespit edilmiştir.</p>

<p>-22.06.2010 tarihinde saat 20.37'de inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Alo<br />
... : İlhan merhaba ben Yusuf<br />
... : Merhaba ya Yusuf arkadaş nasılsın?<br />
... : Vala İlhan<br />
... : Alo<br />
... : Ses geliyor mu oraya?<br />
... : Ne sesi?<br />
... : Ya eylem başladı burda ya<br />
... : He tamam havai fişek patlıyor<br />
... : Hee<br />
... : Çatışmanın ortasına sen mi yatıyorsun?<br />
... : Valla burda ee he he he<br />
... : Apocular geliyor<br />
... : Savaş başladı<br />
... : Hayırdır bişey inşallah<br />
... : Vallahi öyle bi yürüyüş var sadece yav<br />
... : Valla iyi o zaman birazdan çatışma da çıkar o zaman<br />
... : He birazdan anafede haberler çıkar şimdi ben takip edeceğim<br />
... : Hee gerçi ... bizimdir<br />
... : Heee yav<br />
... : Acayip bir sıkıntıdır içinden çıkamıyoruz en iyisi dedik senle de bi görüşelimmm<br />
... : Ne oldu<br />
... : Cihan'la Gülçin arasında bi şey çıktı ortaya<br />
... : Gülçin'le beraber<br />
... : Hee biz bunu deşifre ettik<br />
... : Hee<br />
... : Anlıyorsun şimdi bunun yaptırımını uygulayacağız biliyorsun<br />
... : Hee<br />
... : O yüzden birinden yardım istedik<br />
... : Anladım<br />
... : Cumaya kadar gelecek tamam mı o yardım<br />
... : Hee<br />
... : Tamam dedik haberin olsun yani en azından çünkü senin de hakkın vardır bilmeye<br />
... : Yani tabiki ya mutlaka sonuçta aynı yeri paylaşıyoruz aynı bişeyini yav<br />
... : İşte bakıyoruz bir yandan da yaptığı kabul edilebilir bişey değildir şimdi kabul edersek biz de suç ortağı olacağız bi yandan yav Cihan'ın mesela bilgisi birikimi falan vardır<br />
... : İlhan benim kapatmam lazım tekrar seni arayacağım tamam<br />
... : Tamam görüşürüz<br />
-30.06.2010 tarihinde saat 21.29'da inceleme dışı sanık ...'e gönderdiği mesajların;<br />
"Çalakiya azadiye darwsti Tekoera jina Kurd Heval Zılan ...yasami ugruna ölecek kadar Çok severdi Zilan...30 Haziran 1996 yilinda Dersim de yaptigi" (özgürlük savaşcısı türk kadını Zilan arkadaş, yaşamı uğruna ölecek kadar çok severdi…30 Haziran 1996 yılında dersimde yaptığı)<br />
"Özgürlük eylemiyle tarihe geÇen Krd Kadini Zılan i yani ... Kınacı yi saygiyla, gururla aniyoruz..."<br />
Söz konusu görüşmeyle ilgili olarak kolluk tarafından yapılan açık kaynak araştırmasında PKK silahlı terör örgütüne müzahir http://www.fıratnews.tv isimli internet sitesinde "... Kınacı ...'da anıldı" başlıklı bir haber yayımlandığı tespit edilmiştir.</p>

<p>-27.08.2010 tarihinde saat 23.19'da inceleme dışı sanık ... ile olan mesajlaşmasının;<br />
...: "hè slm heval nasilsın"<br />
... : "slm heval iyiyim seni sormali sen nasilsin"<br />
...: "kotüyüm heval.!"<br />
... : "hayirdir neyin var"<br />
...: "heval orda hepimiz dedik kayıt zamani gelceğiz ortada kimse yok."<br />
... : "zaten ben tahmin etmistim adam gibi sözünde duracak pek kisi yoktu. birde utanmadan gönüllü oluyorlar ya ona sinir oluyorum pesin gelemeyecegiz deseler o"<br />
... : "ona göre önlem alirdik. simdi sen tek mi varsin"<br />
...: "_hè ben hasım müslümün qelip qelmeyeceqide belli deqil"<br />
... : "sertaç tan haberin varmi peki. ben bu is yüzünden hiç birsey yapamiyorum eve zor gelip gidiyorum hayatla bagim kopmus inanki. sen arkadaslara ulasmaya çalış"<br />
... : "alisirsin zorla belki ikna edersin birilerini."<br />
... : "nasil haberin yok heval biz demistik gelecek olan arkadaslara verilsin gelis parasi diye. bu adamlar nasil gelecek dagitmis olmalari gerek"<br />
...: "sertac dahil hepsne ulastm o kadar dil döktüm hepsi bahanelerin arkasna saklanyr"<br />
... : "ben hepsini hasim e aktarmistim dagitmamis ise ondadir bende sonra onlar orda kaldi olmazsa abine sorarsin onun bilgisi vardir"<br />
...: "hasım orada qelenlere artık verir qelen kimsede yok zaten. hasım bide benim müslüm kesin deqil"<br />
... : "ne bahaneleri varmis ya kimler gelebilirim dedi hepsini biliyoruz o zaman sorar ifade aliriz"<br />
...: "hè aynen heval ifadelerini aliriz."<br />
... : "tamam heval sagol elimde olsa ben gelirim ama kardesimle büyük ihtimal kayit için balikesir e gidebilirim baska gidecek kimse de yok"<br />
...: "hè heval sen isine bak. biz qideriz elimizden qeldiğince ordakilere yardım ederiz."<br />
... : "tamam heval oldu para sikintisi çekerseniz bana haber verirsiniz ben yollarim olur mu"<br />
...: "hè yokya nasıl sıkınti cekeceğiz. o paralar hasımda dir. orda bize verir artık."<br />
... : "bakariz artik heval kafa dengi biri olursa aliriz yanimiza. eger o para yetmezse haberim olsun yine de olur mu"<br />
...: "hè yane heval kafa denqi biri olsa aliriz. hasımde olan para ne kadar"<br />
... : "vallahi heval tam olarak bilmiyorum ama 200den fazla olmasi gerek hasim tek kurusuna dokunmadan saklar zaten. yol paralarinin bir kismi çiksa yine yeter ya"<br />
...: "hè yane yol parasi cikarta bizde cebimizde para bulunduracağız zaten."<br />
... : "anlasildi heval yinede elimden gelen birsey olursa haber iletin size fazla bir yük binmesin"<br />
...: "yok ya fazla bi yük binmez.!"<br />
... : "tamam heval neyse ben uyuyorum hadi sev bas heval kendine iyi bak abine slm"<br />
...: "sewbas.a.s (iyi geceler.aleykümselam)"<br />
-22.10.2010 tarihinde saat 21.35'te inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Yusuf arkadaş merhaba<br />
... : Merhaba Faruk merhaba<br />
... : Artık bu olay öğrencilerden öğrencilerin olmaktan çıktı<br />
... : Ya arkadaş zaten bu her alanda öyledir<br />
... : Hee<br />
... : Yani yine yapacaklarını yapacaklar bırak yapsınlar<br />
... : Vallahi (sesler çakışıyor)<br />
... : (sesler çakışıyor) sonra siz bütün tedbirlerinizi alın arkadaş<br />
... : Arkadaş vallahi biz tedbirimizi<br />
... : Şöyle<br />
... : Hee<br />
... : Eviniz temiz olsun (sesler çakışıyor)<br />
... : Evimiz temizdir arkadaş (sesler çakışıyor) Allah'a çok şükür biliyorsun elektrikli süpürgemiz var bugün her tarafı tertemiz yaptık çe, ı, çektik falan temizledik halılarımızı falan silkeledik<br />
... : E iyi halılarınız böyle o diplerinde toz falan kalmasın<br />
... : Hee arkadaş yok ıı güzel bi bugün hipo da almıştım biliyorsun hipo falan aldık<br />
... : Hee<br />
... : Mutfaktan başladık temizliğe yani<br />
... : E vala iyi yapmışsınız yani bende gel...(sesler çakışıyor)<br />
... : Zaten şeydır arkadaş ee olayın ertesi sabahı<br />
... : Hee<br />
... : Ee terörle mücadeleden emniyet amiri okulun o sivil polisi Aziz var ya<br />
... : Hee o alçak<br />
... : Hee o üçü geldiler bizim evde oturdular<br />
... : Bırak bir bok yiyemezler<br />
... : Vallahi arkadaş biz evimizde oturmuşuz bekliyoruz<br />
... : Ya arkadaş böyle biliyorsun şey yaratmaya çalışıyorlar ha polilik yaratmaya çalışıyorlar<br />
... : Arkadaş ee birde bize dediler evi değişin arkadaşlar diyor evi değişelim<br />
... : Hee vala arkadaş Diyar da demin dedi<br />
... : Hee<br />
... : Bilmiyorum yo bence ev çok da değişmenin bir anlamı yoktur zaten...(sesler çakışıyor) hep burası<br />
... : ...(sesler çakışıyor) zaten evi değiştirmenin bi anlamı yoktur da arkadaş ee bizim ev ben de sonradan düşündüm hak verdim baya bi deşifre oldu bizim ev<br />
... : Ya zaten öyleydi arkadaş ...(sesler çakışıyor)</p>

<p>Şeklinde olduğu görülmüştür.</p>

<p>11.06.2010 tarihli İnceleme Ve Tespit Tutanağı'na göre; PKK silahlı terör örgütünün sözde merkez komite üyesi .'in 18.05.1977 tarihinde ... ili . ilçesinde öldürülmesi nedeniyle 18 Mayıs gününün örgüt tarafından sözde şehitler günü ilan edilmesi üzerine 17.05.2010 tarihinde örgüte müzahir www.fırat.nevs.egency isimli internet sitesi üzerinden "KCK'dan şehitliklere ziyaret çağrısı" başlıklı haber yayımlandığı, bu kapsamda 18.05.2010 tarihinde ... ili . ilçesi BDP ilçe teşkilatı binası önünde düzenlenen anma eylemine katılan ve adı geçen şahsın öldürüldüğü yere doğru yürüyen grubun içinde Kilis'ten gelen sanıklar ... ve ...'ın da yer aldığı,<br />
Bila tarihli Telefon İnceleme Ve Tespit Tutanağı'na göre; sanık ...'ın cep telefonunun gelen mesaj kutusunda .isimli bir şahıs tarafından 11.03.2011 günü saat 09.16'da gönderilen mesajın "Slm bra nerdesin bizim bir arkadaşin evine polis baskin yapmiş . i almiş götürmüş haberiniz olsun sizin tanidiğimiz bir avukat var mi" şeklinde olduğu,</p>

<p>Sanık ...'ın ikametinde yapılan aramada haklarında toplatma kararları bulunan örgütsel kitapların ve sanıklar ... ile ...'ın ikametinde yapılan aramada haklarında toplatma kararları bulunan örgütsel dergilerin ele geçirildiği,</p>

<p>... İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü'nün 13.03.2011 tarihli raporuna göre; sanık ...'ın evinde ele geçirilen Kingston marka 4 gb flash belleğin incelemesi neticesinde örgütün renklerinden oluşan bez parçalarının yer aldığı gösterilere ilişkin fotoğraflar ile Beritana min, Awvazen Ciya Destane Zape Kurdistan, Avşin Ciya, Amed ... Newroz 2010, ... Demirbaş'ın Oğlu Neden Dağa Çıktı ve Bizim Yiğit Çocuklar isimli videolar ve "Demokratik konfederalizm devlet olmayan demokratik ulus örgütlenmesidir." ibaresiyle başlayan 4 sayfalık belge bulunduğu,</p>

<p>Kolluk tarafından düzenlenen 12.03.2011 tarihli CD İnceleme Ve Tespit Tutanağı'na göre; sanıklar ... ve ...'ın ikamet ettikleri evden ele geçirilen 1/61 ve 1/62 sayılı CD'lerde PKK silahlı terör örgütünün öldürülen mensuplarına, eğitim faaliyetlerine ve sözde yöneticilerinin konuşmalarına ilişkin fotoğrafların yer aldığı,</p>

<p>Anlaşılmıştır.</p>

<p>İnceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... aşamalardaki ifadelerinde örgüt mensubu olmadıklarını, sanıkların da örgütle irtibatlarının olup olmadığını bilmediklerini, tape kayıtlarındaki telefon görüşmelerinin ve mesajlaşmaların öğrencilik ve ev arkadaşlığı çerçevesinde yapıldığını belirtmişlerdir.<br />
Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; suçlamaları kabul etmediğini, terör örgütüyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, aynı okulda okuduğu için tanıdığı sanık ...'a ... Pir'den bahisle mesaj göndermediğini,. adına kayıtlı telefonla yaptığı görüşmelerin doğru olduğunu, ancak orada geçen tutuklamalardan kastının üniversitedeki arkadaşlarının yaptıkları kavgadan dolayı tutuklanmalarıyla ilgili olduğunu ve herhangi bir örgütle alakasının bulunmadığını,<br />
Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; örgüt üyesi olmadığını, yaptığı telefon görüşmelerinin ve gönderdiği mesajların doğru olduğunu, ancak bunların herhangi bir terör örgütüyle ilgisinin bulunmadığını, bu görüşmelerde kimseyi örgüte kazandırmaya çalışmadığını, bir araya gelmelerinin örgütsel bir içerik taşımayıp maç veya yemek gibi sosyal etkinlik kapsamında olduğunu,</p>

<p>Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; suçlamaları kabul etmediğini, .r'in ölüm yıldönümüyle ilgili olarak ...'te düzenlenen anma törenine bilmeden katıldığını, ...'e gittiğinde davullu zurnalı bir eğlence olduğunu görünce eğlenmek amacıyla iştirak ettiğini, örgütle ilgili olduğunu anlayınca da gösteri alanından ayrıldığını, sanık ...'la olan telefon görüşmesinin doğru olduğunu, .Gazetesi'nin verdiği dünya klasiklerinin alınmasına ilişkin olarak yaptığını, sanık ...'le olan telefon görüşmelerinin de doğru olduğunu, bu görüşmeyi kendisi hakkında açılan soruşturmayla ilgili olarak gerçekleştirdiğini, oturduğu evin eşyalarını sanık ...'ten aldığı için ele geçen yasak yayınların ve CD'lerinin kendisiyle bir ilgisinin bulunmadığını,</p>

<p>Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; örgüt üyeliği ve örgüt propagandası yapma suçlamalarını kabul etmediğini, herhangi bir terör örgütüyle bağlantısının bulunmadığını, Haki Karaer'i tanımadığını ve onun ölüm yıldönümü sebebiyle yapılan anma törenine katılmadığını, sanık ...'i öğrenci olması nedeniyle arkadaş ortamından tanıdığını, sanık ...'le yaptığı telefon görüşmelerini hatırlamadığını, sanıklardan .'in cemaat toplantılarına katıldığını, kendilerinin de oraya katılmaları için yaptıkları telefon görüşmeleri olduğunu, sanık ...'le yaptığı görüşmeleri ve ona gönderdiği iddia edilen mesajı göndermediğini, evinde ele geçen kitapların ve broşürlerin yasak olduğunu bilmediğini,</p>

<p>Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; suçlamaları kabul etmediğini, herhangi bir terör örgütüyle bağlantısının olmadığını, sanık ...'le yaptığı telefon görüşmesindeki "Savaş başladı." ifadesinden kastının bu görüşmeyi evin balkonundan yaptığı sırada dışarıda meydana gelen gösteri olduğunu, sanık ...'e gönderdiği mesajın kendi telefonuna hazır mesaj olarak geldiğini, akabinde bu mesajı olduğu gibi sanık ...'e aktardığını, görüşmelerde geçen evin temizlenmesine ilişkin beyanın da evin gerçekten fizikî anlamda temizliğiyle ilgili olduğu için örgütsel bir niteliğinin bulunmadığını, zira yeni taşınmış olması nedeniyle temizlik yaptığını, evde bulunan CD'lerin kendisine ait olmayıp diğer arkadaşlarına ait olabileceğini, flash bellekte tespit edilen dokümanın okuduğu bölüm olan iktisatla ilgili bir araştırma konusu hakkında olduğunu,</p>

<p>Savunmuşlardır.</p>

<p><strong>V. GEREKÇE</strong></p>

<p>1- İnceleme dışı sanıklar hakkında alınan iletişimin tespitine ilişkin kararlar uyarınca devam eden soruşturmada sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in, CMK'nın 135. maddesi kapsamında haklarında alınmış bir karar olmaksızın telekomünikasyon yoluyla yaptıkları iletişimlerinin tespit edilmesinin hukuka uygun delil olarak kabul edilip edilemeyeceğine ilişkin olarak;</p>

<p>A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler<br />
Bireyin haberleşme özgürlüğüne ve haberleşmesinin gizliliğine kamu otoritelerince keyfî olarak müdahalede bulunulmasının önlenmesi Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Anayasa'da herkesin haberleşme hürriyetine sahip bulunduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu "Haberleşme hürriyeti" başlıklı 22. maddesinde;<br />
"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.</p>

<p>Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel ... ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.</p>

<p>İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir." şeklinde düzenlenmiştir.</p>

<p>Görüldüğü üzere Anayasa, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriğine ve şekline bakmaksızın haberleşmenin gizliliğini de korumaktadır. Bu doğrultuda bireylerin sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ve posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yaptıkları haberleşme faaliyetlerinin, haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi bu özgürlüğe yönelik ağır bir ihlal oluşturur. Bununla birlikte haberleşme özgürlüğü birtakım sınırlamalara tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmaktadır. Ayrıca aynı maddenin üçüncü fıkrasında istisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarının kanunda belirtileceği ifade edilmiştir. Dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yönelik müdahalelerde kanunîliğin ve müdahaleyi haklı kılan bir durumun var olup olmadığının her somut olaya özgü şartlar içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde de haberleşme özgürlüğüne müdahalenin, belirli değerlerin korunması amacıyla ve kanunla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabileceği belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince 24 Nisan 1990 tarihli Kruslin-Fransa; 20 Nisan 1990 tarihli Huvig-Fransa; 4 Mayıs 2000 tarihli Rotaru-Romanya; 2 Ağustos 1984 tarihli Malone-Birleşik Krallık ve 06 Ağustos 1978 tarihli Klass ve Diğerleri-Almanya davalarında verilen kararlar da bu yöndedir. Bu kararlarda özetle; "Telefon görüşmelerine dinleme veya diğer yöntemlerle müdahale edilmesi, özel hayata ve haberleşmeye ciddi bir müdahaledir ve bu nedenle özellikle kesin olan bir kanuna dayanmalıdır. Özellikle kullanılabilecek teknolojiler devamlı daha sofistike hale geldiği için, bu konuda açık ve detaylı kuralların olması önemlidir" ve "Gizli gözetim önlemlerinin uygulamaya geçirilmesi, söz konusu kişiler veya genel olarak kamu tarafından eleştiriye açık olmadığı için, yürütmeye verilen yasal taktir yetkisinin sınırsız bir güç olarak ifade edilmiş olması hukukun üstünlüğüne karşıdır. Bu nedenle, yetkililere verilen takdir yetkisinin kapsamı ve uygulanma yöntemi, bireye keyfi müdahaleye karşı gerekli korunmayı sağlayacak biçimde ve alınan önlemin meşru amacı göz önünde bulundurularak, kanunda yeterince açıklıkla belirtilmelidir." biçimindeki gerekçelere dayanılmak suretiyle, telefonla yapılan iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması ile bu şekilde elde edilecek delillerin kullanılması konusunda belirleyici sınırlamalar getirilmemiş, buna karşılık iletişimin dinlenmesi tedbirine ilişkin tüm ayrıntıların kanunlarda yer alması gerektiği vurgulanmıştır.</p>

<p>Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, mevzuatımızda ilk olarak yalnızca 30.07.1999 tarihli ve 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu'nda sayılı örgütlü suçlar için düzenlenmiş iken özellikle çıkar amaçlı ve örgütlü suçlulukla daha etkin şekilde mücadele edilebilmesi amacıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uygun bir düzenlemeye ihtiyaç duyulması sonucunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135 ilâ 138. maddelerinde bir koruma tedbiri olarak yeniden düzenlenmiş; 135. maddede iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirine yer verilip söz konusu tedbirlerin yerine getirilme şartları ve usulü hükme bağlanmış; bu konuya ilişkin olarak verilecek kararların kapsamına ve uygulama süresine yönelik ayrıntılı düzenleme yapılmıştır. CMK'nın 136. maddesinde, 135. maddede sayılan tedbirlerin uygulanmasına dair şüpheli veya sanığın müdafii için öngörülen istisnalar hüküm altına alınmış, 137. maddesinde telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması kararlarının ne suretle icra edileceği, kayda alınan iletişim muhtevasının yazıya dökülmesi, işlemlere son verilmesi, iletişimin içeriğine ilişkin kayıtların yok edilmesi ve ilgililerine bilgi verilmesi düzenlenmiş, 138. maddesinde tesadüfen elde edilen deliller, 139. maddesinde gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, 140. maddesinde ise teknik araçlarla izleme konuları hükme bağlanmıştır.</p>

<p>CMK'nın "İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" başlıklı 135. maddesi suç tarihi itibarıyla;</p>

<p>"(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.</p>

<p>(2) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.</p>

<p>(3) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok üç ay için verilebilir; bu süre, bir defa daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir.</p>

<p>(4) Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok üç ay için yapılabilir; bu süre, bir defa daha uzatılabilir.</p>

<p>(5) Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur.</p>

<p>(6) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:</p>

<p>a) Türk Ceza Kanununda yer alan;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),</p>

<p>2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),</p>

<p>3. İşkence (madde 94, 95),</p>

<p>4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),</p>

<p>5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),</p>

<p>6. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),</p>

<p>7. Parada sahtecilik (madde 197),</p>

<p>8. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),</p>

<p>9. Fuhuş (madde 227, fıkra 3),</p>

<p>10. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),</p>

<p>11. Rüşvet (madde 252),</p>

<p>12. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),</p>

<p>13. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),</p>

<p>14. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.</p>

<p>b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.</p>

<p>c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,</p>

<p>d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.</p>

<p>e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.</p>

<p>(7) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz." şeklinde düzenlenmiş iken,</p>

<p>06.03.2014 tarihli ve 28933 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile maddenin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere ''Talepte bulunulurken hakkında bu madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir.'' şeklinde ikinci fıkra ilave edilip madde fıkraları buna göre teselsül ettirilmiş, üçüncü fıkrada yer alan ''üç ay'', ''bir defa'' ve ''hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar'' ibareleri sırasıyla "iki ay'', "bir ay" ve "mahkeme yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere", dördüncü fıkrasında yer alan "üç ay" ve "bir defa" ibareleri sırasıyla "iki ay" ve "bir ay" şeklinde değiştirilmiş, mevcut altıncı fıkranın (a) bendinin (5) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere "6. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149)," alt bendi eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut (8) numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmış, mevcut altıncı fıkranın (a) bendinin (10) numaralı alt bendinde yer alan ",fıkra 3" ibaresi madde metninden çıkarılmış; 12.12.2014 tarihli ve 29203 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6572 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile birinci fıkrada yer alan "tespit edilebilir," ibaresi madde metninden çıkarılıp maddeye beşinci fıkradan sonra gelmek üzere "Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir." şeklinde altıncı fıkra ilave edilmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut yedinci fıkranın (a) bendinin (14) numaralı alt bendi "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302)" şeklinde değiştirilmiş, bu alt bentten sonra gelmek üzere "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316)" biçiminde (15) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiş; 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile de maddenin birinci fıkrasında yer alan "ağır ceza mahkemesi" ibaresi "hâkim" şeklinde, "mahkemenin" ibaresi "hâkimin" şeklinde, "mahkeme" ibareleri "hâkim" şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkranın son iki cümlesi yürürlükten kaldırılmış, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan "mahkeme" ibaresi "hâkim" şeklinde değiştirilmiş, 135. maddenin altıncı fıkrasına "hâkim" ibaresinden sonra gelmek üzere "veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı" ibaresi eklenmiş; sekizinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine "(madde 79, 80)" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile organ veya doku ticareti (madde 91)" ibaresi eklenmiş, aynı bendin (6) numaralı alt bendine "(madde 148, 149)" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158)" ibaresi eklenmiş, aynı bende (11) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (12) numaralı bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş, yapılan bu değişiklikler sonucunda 135. madde;</p>

<p>"(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır</p>

<p>(2) Talepte bulunulurken hakkında bu madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir.</p>

<p>(3) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.</p>

<p>(4) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok iki ay için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.</p>

<p>Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir.</p>

<p>(5) Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok iki ay için yapılabilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.</p>

<p>(6) Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir. Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.</p>

<p>(7) Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur.</p>

<p>(8) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:</p>

<p>a) Türk Ceza Kanununda yer alan;</p>

<p>1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),</p>

<p>2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),</p>

<p>3. İşkence (madde 94, 95),</p>

<p>4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),</p>

<p>5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),</p>

<p>6. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158),</p>

<p>7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),</p>

<p>8. Parada sahtecilik (madde 197),</p>

<p>9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),</p>

<p>10. Fuhuş (madde 227),</p>

<p>11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),</p>

<p>12. Tefecilik (madde 241),</p>

<p>13. Rüşvet (madde 252),</p>

<p>14. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),</p>

<p>15. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302) ,</p>

<p>16. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),</p>

<p>17. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.<br />
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.<br />
c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,<br />
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.<br />
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.</p>

<p>(9) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz." biçiminde son hâlini almıştır.</p>

<p>Suç tarihinde yürürlükte bulunan hâli ile maddenin birinci fıkrasında telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasının şartları ve usulü düzenlenmiş, ikinci fıkrasında şüphelinin tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimin kayda alınamayacağı hükme bağlanmış, üçüncü fıkrasında iletişimin tespiti kararında yer alması gereken bilgiler ile iletişimin tespitine ilişkin tedbirin türü, kapsamı ve süresinin gösterilmesi gerektiği belirtilmiş, dördüncü fıkrasında şüpheli veya sanığa ulaşılabilmesini sağlayabilecek olan diğer kişilerin mobil telefonunun yerinin tespiti imkânı getirilmiş, beşinci fıkrasında bu madde hükümlerine göre alınan hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararının gizliliği hususunda hükme yer verilmiş, altıncı fıkrasında telekomünikasyon yoluyla iletişimin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ancak fıkrada sayılan katalog suçlarla sınırlı olarak başvurulabileceği hüküm altına alınmış, yedinci fıkrasında maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimsenin, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemeyeceği ve kayda alamayacağı hükmü getirilmiştir.</p>

<p>Aynı Kanun'un 138. maddesi ise;<br />
"(1) Arama veya elkoyma koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ancak, diğer bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.</p>

<p>(2) Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir." düzenlemesini içermektedir.</p>

<p>CMK'nın 138. maddesindeki bu düzenleme ile sınırlı şekilde sayılan suçlarla ilgili olarak sınırlı hâllerde iletişimin denetlenmesi olanağı getirilmiştir. Yürürlükten kalkan 4422 sayılı Kanun'daki düzenlemeye paralel olmakla birlikte, anılan maddeyle ayrıca bir başka suçun işlendiği şüphesini uyandıracak şekilde tesadüfen elde edilen kanıtların değerlendirilmesi olanağı da tanınmıştır.</p>

<p>CMK'nın bu hükmü, telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesinde hâkim kararı aranması şartının bir defaya mahsus olmak üzere istisnasını oluşturmaktadır. Bu düzenlemeyle hakkında hâkim kararı bulunmayan kişinin iletişiminin ilk kez dinlenmiş olması hâlinde elde edilen delilin ceza muhakemesinde kullanılabilmesi mümkün hâle gelmekte, karar olmaksızın yapılan bu dinleme üzerine soruşturma başlatılabilmekte ve şartları varsa ilgili hakkında ayrıca dinleme kararı alınabilmektedir. Ancak, iletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen kanıtların dikkate alınabilmesi için söz konusu delilin, tedbire konu suç ile ilgili olmayan ve bir başka suç şüphesi uyandıran bir delil niteliği taşıması ve tedbire konu suçun CMK'nın 135. maddesinde sayılan katalog suçlar arasında yer alması gerekmektedir.</p>

<p>Nitekim, tesadüfen elde edilen deliller hakkında Genel Kurulun 03.07.2007 tarihli ve 23-167 sayılı kararında "...İletişimin tespiti kararı Av. Ç. Ö.'e ait cep telefonu için alınmış olup sanık Ö. G. S. hakkında verilmiş herhangi bir iletişimin dinlenmesi kararı bulunmamaktadır. Sanığa ait olan iletişimin tespiti tutanakları, tesadüfen elde edilmiş kanıt niteliğindedir. Bu konuşmalarda tesadüfen elde edildiği kabul edilen suç kanıtının değerlendirilebilmesi için 4422 sayılı Yasa'da herhangi bir hüküm yer almadığı gözetildiğinde iletişimin tespitine ilişkin bu tutanaklar yasa dışı elde edilmiş kanıt niteliğindedir. Kaldı ki, 5271 sayılı CMK'nın 138. maddesine göre de bu tutanağa yasal bir kanıt değeri verilmesi olanaksızdır. Zira, tesadüfen elde edilen bu kanıt üzerine ilk görüşmenin tespitinden sonra değil, bütün görüşmeler kayıt edildikten sonra durum C. savcısına bildirilmiş, sanık hakkında herhangi bir iletişimin tespiti kararı olmaksızın tespit yapılmış olduğundan bu tutanaklar yasa dışı elde edilmiş kanıt niteliğindedir. Yasa dışı elde edilen bir kanıtın ise soruşturma ve kovuşturma aşamalarında kullanılmasına olanak bulunmamaktadır." denilmektedir.</p>

<p>Ayrıca, Özel Dairenin 08.05.2017 tarihli 2524-5358 sayılı kararında da "...Yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma sırasında, soruşturma veya kovuşturma konusu suç dışında bir suçun işlendiğini gösteren deliller tesadüfen elde edilen delillerdir. CMK'da arama, el koyma ve iletişimin denetlenmesi koruma tedbirleri için düzenlenmiş olan bu tip deliller, diğer (örneğin teknik takip, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi) koruma tedbirlerinin uygulanmasıyla da elde edilmiş olabilir. Böyle bir durumda Ceza Muhakemesi Hukukunda kıyas yasağı olmadığından CMK'nın 138. maddesi hükmü kıyasen bu deliller hakkında da uygulanabilecektir.<br />
Tesadüfen elde edilen deliller ve bunların değerlendirilmesi, temel hak ve özgürlüklere müdahale alanını genişlettiği ve özel hayata yeni ve bağımsız bir müdahale niteliğinde olduğu için bazı sınırlamalara tabidir. Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen tesadüfî delillerin, çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi katalog suçlardan birine ilişkin olması öngörülmüştür. Tesadüfi delil elde edilince iletişimin dinlenmesine devam edilebilmesi için ortaya çıkan yeni suçla ilgili dinleme şartlarının yeniden değerlendirilip yeni bir hakim kararı alınması gerekir.</p>

<p>Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin dinlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfî delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için bu delilin elde edildiğine ilişkin derhal savcılığa bilgi verilmesi gerekir. Savcılığın bilgilendirilmesi, tesadüfî delil elde edildikten sonra dinlemenin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfî deliller de elde edildikten sonra gerçekleştirilmişse tesadüfî deliller hukuka aykırı hale gelecek ve kullanılamayacaktır." ifadelerine yer verilmiştir.</p>

<p>Bu aşamada ceza muhakemesi hukukunun en önemli ilkelerinden birisi olan delillerin serbestliği ve hukuka aykırı yöntemle elde edilen delillerin kullanılması konuları üzerinde de durulması gerekmektedir.</p>

<p>İstikrar kazanmış yargı kararlarında vurgulandığı ve öğretide de ifade edildiği üzere ceza muhakemesinin amacı usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda maddî gerçeğin her türlü şüpheden uzak biçimde kesin olarak belirlenmesidir. Maddî gerçeğe ulaşılmasında kullanılan ... delillerdir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Delilleri takdir yetkisi" başlıklı 217. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir." şeklindeki hükümle, ceza muhakemesinde kullanılacak delillerin hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş ve delillerin serbestliği ilkesine de vurgu yapılmıştır. Buna göre bütün deliller hukuka uygun olarak elde edilmeli ve değerlendirilmelidir.</p>

<p>Ceza muhakemesinde bir hususun hangi delille ispat olunacağı konusunda sınırlama bulunmayıp yargılamayı yapan hâkim, hukuka uygun şekilde elde edilen delilleri kullanmak suretiyle sanığın aleyhine olduğu kadar lehine olan delilleri de araştırıp değerlendirerek her türlü şüpheden arınmış bir neticeye ulaşmalıdır. Dolayısıyla yargılamaya konu olayın açıklığa kavuşturulması ve maddî gerçeğin bulunabilmesi için ispat amacıyla kullanılan her ... delil olarak kabul edilmiştir. Ancak maddi gerçek, her ne pahasına olursa olsun değil, hukuk kuralları içerisinde, şüpheli ve sanığın hakları korunarak araştırılmalıdır.</p>

<p>Öğretide "Ceza muhakemesinde delilleri elde etmek amacıyla kullanılan soruşturma işlemlerinin ve yöntemlerinin çoğunluğuyla, koruma tedbirlerinin tamamı, kişilerin temel hak ve özgürlüğüne müdahaleyi gerektirir. Ceza muhakemesi toplumun suçun aydınlatılmasındaki menfaati ile bireylerin temel hak ve özgürlüklerine dokunulmasındaki çıkarının dengelenmesi esasına dayanır. Özellikle soruşturma aşamasında maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla delil elde edilmeye çalışılırken, insan onuru ve insan hakları ile hukukun ve ceza muhakemesinin temel ilkelerinden ödün verilemez." denilmektedir (... Volkan Dülger, Ceza Muhakemesi Hukukunda Dışlama Kuralı ve Hukuka Aykırı Delillerin Uzak Etkisi, Seçkin Yayınları, ... 2014, s. 38.).</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmesi hâlinde reddolunacağı belirtilmiş, 217. maddesinin ikinci fıkrasında ise yüklenen suçun hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Madde metninden anlaşılacağı üzere hukuka uygun olarak elde edilmeyen deliller, ceza yargılama sistemimizde ispat aracı olarak kullanılamayacaktır. CMK'nın 230/1. maddesi uyarınca, hükmün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan veya reddedilen delillerin belirtilmesi, bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi zorunludur.</p>

<p>Ceza muhakemesinin amacı olan maddi gerçeğe ulaşabilmek için delil elde edilmesi aşamasında şahsi ve toplumsal değerlerin korunması da gereklidir. Kanun koyucu bu amaçla, delil serbestliği ilkesine öğreti ve uygulamada delil yasakları olarak adlandırılan birtakım sınırlamalar getirmiştir. Delil yasakları, delil elde etme ve değerlendirme yasakları olarak ikiye ayrılmaktadır. Delillerin elde edilme şekline ilişkin yasaklara delil elde etme yasakları, hukuka uygun olarak elde edilmiş bulunsa bile bir delilin yargı mercilerince ortaya konulup değerlendirilebilmesine ilişkin yasaklara ise delil değerlendirme yasakları denilmektedir.</p>

<p>İfade alma ve sorgunun yasak usullerle gerçekleştirilmesi, tanıklıktan çekinme hakkı olanlara bu hakkın hatırlatılmaması, aramanın herhangi bir karara dayanmadan yapılması, ses veya görüntülerin montajlanması delil elde etme yasağına; tanıklıktan çekinen şahidin önceki ifadelerinin okunamaması, iletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen delillerin CMK'nın 135/6. maddesinde sayılanlar dışındaki bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılamaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir.</p>

<p>Kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken gerek pozitif hukuk metinlerine gerekse kişilerin temel hak ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilmeli ve aykırılığın varlığı durumunda hukuka aykırılığın mevcudiyeti kabul edilmelidir.</p>

<p>B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme</p>

<p>PKK silahlı terör örgütünün gençlik yapılanması olan DYG'yi (Demokratik Yurtsever Gençlik) .ilinde kurdukları ve bu yapılanma içinde faaliyet gösterdikleri değerlendirilen inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında başlatılan soruşturma kapsamında . (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 14.04.2010 tarihli ve 2010/472 Değişik ... sayılı kararı ile adı geçen inceleme dışı sanıkların CMK'nın 135. maddesi uyarınca telekomünikasyon yoluyla yaptıkları iletişimlerinin tespit edilmesine, dinlenmesine, kayda alınmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar verildiği, bu kararın dört defa uzatılarak 10.01.2011 tarihine kadar uygulandığı, anılan kararların tatbik edilmesi esnasında inceleme dışı sanıklarla olan telefon konuşmaları ve mesajlaşmaları tespit edilen ancak haklarında iletişimlerinin tespit edilmesi, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla CMK'nın 135. maddesi uyarınca alınmış herhangi bir karar mevcut olmayan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... bakımından söz konusu bu konuşmalarına ve mesajlarına da yer verilerek silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmalarına hükmolunduğu anlaşılan somut olayda;</p>

<p>Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in, inceleme dışı sanıklarla gerçekleştirdikleri telefon konuşmalarının ve mesajlarının Cumhuriyet savcısına derhal bildirilmemesi ve ilk tespitin hemen akabinde CMK'nın 135. maddesi uyarınca bir karar da alınmaması nedeniyle aynı Kanun'un 138/2. maddesi kapsamında tesadüfen elde edilen delil mahiyetinde olduğu, bu itibarla ancak ilk tespit edilen konuşma veya mesajların delil olarak değerlendirilebileceği, hâl böyleyken aşamalardaki savunmalarında konuşma veya mesaj içeriklerini doğrulayarak veya tevil ederek bunların örgütsel niteliklerinin bulunmadığını belirtmelerinin de ilk tespitten sonra gerçekleşen konuşma veya mesajları hukuken geçerli duruma getirmeye imkân sağlamayacağı kabul edilmelidir.</p>

<p>Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının haklı nedene dayanmayan itirazının reddine karar verilmelidir.</p>

<p>2- Birinci uyuşmazlık hususunda kabul edilen sonuç dikkate alınmak suretiyle, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olup olmadığına ilişkin olarak Yerel Mahkeme gerekçesinin yasal ve yeterli kabul edilip edilemeyeceğinin de değerlendirilmesi gerektiğinin müzakere sırasında Ceza Genel Kurulu Başkanı ve bir kısım Ceza Genel Kurulu Üyelerince ileri sürülmesi üzerine;</p>

<p>A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde düzenlenmiştir.</p>

<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.",</p>

<p>"Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinde de;</p>

<p>"(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:</p>

<p>a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.</p>

<p>b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.</p>

<p>c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.</p>

<p>d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.</p>

<p>(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223'üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.</p>

<p>(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223'üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.</p>

<p>(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.",</p>

<p>"Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 232. maddesinde ise;</p>

<p>"(1) Hükmün başına, 'Türk Milleti adına' verildiği yazılır.</p>

<p>(2) Hükmün başında;</p>

<p>a) Hükmü veren mahkemenin adı,</p>

<p>b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,</p>

<p>c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,</p>

<p>d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı,</p>

<p>Yazılır.</p>

<p>(3) Hükmün gerekçesi ve varsa karşı oy gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur.</p>

<p>(4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.</p>

<p>(5) Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölür veya herhangi bir sebeple kararı imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar. Toplu mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer hâkimler tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli hâkim tarafından, hükmün altına diğer hâkimin imza edememesinin sebebi yazılarak imza olunur.</p>

<p>(6) Hüküm fıkrasında, 223'üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.</p>

<p>(7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir."<br />
Hükümlerine yer verilmiştir.</p>

<p>Buna göre, Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç (hüküm) bölümlerinden oluşmalıdır. Başlık bölümünde; hükmü veren mahkemenin adı, mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının, zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, varsa vekilinin ve kanunî temsilcisinin adı ve soyadı, sanığın açık kimliği ile varsa müdafiinin adı ve soyadı, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile hâlen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, sorun bölümünde; iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ortaya konulmalı, gerekçe kısmında; mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukukî nitelendirmeye yer verilmeli ve sonuç bölümünde açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, sonuç (hüküm) kısmında ise; CMK'nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı Kanun'un 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, TCK'nın 61. ve 62. maddelerinde belirtilen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı Kanun'un 53 ve devamı maddelerine göre mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkânının bulunup bulunmadığı, kanun yoluna başvurmak mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercii tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir.</p>

<p>5271 sayılı CMK'nın 230. maddesi uyarınca, hükmün gerekçe bölümünde suç oluşturduğu kabul edilen fiilin gösterilmesi, nitelendirilmesi ve sonuç (hüküm) bölümünde yer alan uygulamaların dayanaklarının belirtilmesi zorunludur. Gerekçe; hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya muhtevasına uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçe bölümünde hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da geçerli, yeterli ve kanunî olması gerekmektedir. Kanunî, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada da keyfîliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfîliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime imkân sağlamak bakımından hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.</p>

<p>Öte yandan, hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturacaktır.</p>

<p>B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme<br />
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulup örgüt hiyerarşisi içinde yer almanın ve süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren faaliyetlerde bulunulmasının gerektiği ve örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını ve ideolojisini benimsemek veya örgütsel yayınları okumak ve bulundurmak gibi eylemlerin örgüt üyeliği için yeterli olmadığı gözetilip Yerel Mahkeme gerekçesinin de her bir sanık yönünden örgütsel faaliyetlerin, eylemlerin ve delillerin bireyselleştirilmemesi nedeniyle yetersiz olduğu nazara alındığında sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in, inceleme dışı sanıklarla olan ilk konuşmaları veya mesajları ile dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler bir bütün hâlinde değerlendirilmek suretiyle üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının Yerel Mahkeme tarafından karar yerinde her sanık bakımından ayrı ayrı tartışılıp ortaya konulması gerektiği kabul edilmelidir.<br />
Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yerel Mahkemenin gerekçesi yeterli olduğundan suçun sübuta erip ermediğinin Ceza Genel Kurulunca esastan değerlendirilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.</p>

<p>VI. KARAR</p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının,</p>

<p>a) Birinci uyuşmazlık bakımından REDDİNE,</p>

<p>b) İkinci uyuşmazlık bakımından DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,</p>

<p>2- Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 06.04.2017 tarihli ve 3685-3609 sayılı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki bozma kararının KALDIRILMASINA,</p>

<p>3- ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2013 tarihli ve 224-215 sayılı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin, Anayasa'nın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içermemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,</p>

<p>4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 08.03.2023 tarihinde yapılan müzakerede birinci uyuşmazlık bakımından oy birliğiyle, ikinci uyuşmazlık bakımından ise oy çokluğuyla karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2018126-e-2023130-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-af.jpg" type="image/jpeg" length="57549"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CMK'nın İletişimin Tespitini Düzenleyen 135. Maddesinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu Üzerine]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cmknin-iletisimin-tespitini-duzenleyen-135-maddesinin-anayasaya-aykiriligi-sorunu-uzerine</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cmknin-iletisimin-tespitini-duzenleyen-135-maddesinin-anayasaya-aykiriligi-sorunu-uzerine" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>I. </strong><strong>Giriş</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/bilgisayar-bilgisayar-programlari-ve-kutuklerinde-arama-kopyalama-ve-elkoyma-islemlerine" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi, 12.02.2026 tarihli, 2023/128 E. ve 2026/36 K. sayılı kararı</a>yla, 5271 sayılı CMK'nın <i>“Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma”</i> başlıklı 134. maddesinin 1. ve 2. fıkralarını Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. İptal kararında vurgulanan hususlar CMK md. 135 için de mutatis mutandis uygulanabilir durumdadır.</p>

<p>Bu yazıda, Anayasa Mahkemesinin CMK md. 134 için ortaya koyduğu gerekçelerin CMK md. 135 için de geçerliliği ele alınacaktır.</p>

<p><strong>II. </strong><strong>Anayasa Mahkemesinin CMK md. 134 İptal Kararı ve Gerekçesi</strong></p>

<p>Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin itiraz (somut norm denetimi) başvurusunu inceleyen<a href="https://www.hukukihaber.net/bilgisayar-bilgisayar-programlari-ve-kutuklerinde-arama-kopyalama-ve-elkoyma-islemlerine" rel="dofollow"> Anayasa Mahkemesi, 12.02.2026 tarihli, 2023/128 E. ve 2026/36 K. sayılı kararıy</a>la, 5271 sayılı CMK'nın <i>“Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma”</i> başlıklı 134. maddesinin 1. ve 2. fıkralarını Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Her ne kadar Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin somut norm denetimi başvurusu ilgili maddenin tamamı yönünden olsa da; AYM, somut norm denetimi kapsamında incelenen kanun hükmünün, eldeki uyuşmazlığa potansiyel etkisi yönünden yetki tartışmasına girerek 5. fıkrayı incelememiştir. Ancak bu durum ilgili fıkranın Anayasa’ya uygun olduğu manasına gelmemekte, sadece AYM’nin inceleme yetkisinin sınırlarına işaret etmektedir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, iptal gerekçesinde tedbirin uygulanma şartlarının kanuniliğini tartışmamış; ancak elde edilen kişisel verilerin yargılama sonrasında ne şekilde saklanacağı, hangi sürenin bitiminde silineceği, silinmeyen verilerin işlenmesinin ne şekilde sınırlandırılacağı ve veri sahibinin haklarının neler olduğu hususlarında kanunda yeterli yasal güvencelerin bulunmadığına hükmetmiştir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, kişisel verilerin meşru amaç için gerekenden daha uzun süre saklanmaması gerektiğine, verilerin bir ceza soruşturmasında infaz işlemlerine yönelik olarak işlenmesi halinde bu bilgi ve belgelerin yer aldığı dava dosyalarının saklanma şartlarına ve süresine ilişkin kanun düzeyinde bir düzenleme bulunmamasını, özel hayatın gizliliğine ve kişisel verilerin korunması hakkına ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirmiştir.</p>

<p>Nitekim 27/4/2016 tarihli (AB) 2016/680 Sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi’nin gerekçeler kısmının 26. paragrafında da kişisel verilerin işlendikleri amaç için gerekenden daha uzun süre saklanmaması, bu verilerin delil amacıyla tutulması gerektiği hâllerde ise veri işlemenin sınırlandırılması ve sınırlanan verinin sadece silmeyi engelleyen amaçla işlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Anılan Direktif’in 16. maddesinde kişisel verilerin düzeltilmesi veya silinmesi ile işlenmesinin sınırlandırılması hakkına yer verilmiş; söz konusu maddenin (3) numaralı fıkrasında ise kişisel verilerin delil oluşturması amacıyla korunmuş olması, verilerin işlenmesinin sınırlandırılmasını gerektiren hâllerden biri olarak sayılmıştır. Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nde de suçların önlenmesi, soruşturulması, tespiti veya kovuşturulması veya cezaların infaz edilmesi amacıyla kişisel verilerin yetkili makamlar tarafından işlenmesi durumunda söz konusu verilerin Direktif hükümlerine tabi olacağı belirtilmiştir.</p>

<p>Ayrıca Yüksek Mahkeme, kararında anılan fıkrada yer alan <i>“…başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması…”</i> ibaresinin muğlak bir ifade olmasına rağmen kanuna her olayın somut durumuna ilişkin hususları yazmanın zorluğundan bahisle düzenlemenin öngörülemez olmadığına da dikkat çekmiştir. Ancak AYM’nin bu gerekçesine tamamiyle katılmak mümkün değildir. Zira, uygulamada CMK md. 134 ve md. 135 yönünden uygulanan tedbirlere çoğu zaman ezbere şekilde başvurulmaktadır ve bu durum keyfiliği de beraberinde getirmektedir. AYM'nin de belirttiği gibi her olayın kendine özgün gereklerini kanuna yazmak elbette mümkün değildir; ancak uygulamada farklı suç tipleri için gelişen tutarsız içtihatlar da keyfiliğin önünü açmaktadır. Bu durum da yurttaşların temel haklarının ihlal edilmesini kaçınılmaz hale getirmektedir.</p>

<p><strong>III. </strong><strong>İptal Gerekçelerinin CMK Md. 135 Bakımından Da Geçerli Olması</strong></p>

<p>Günümüz teknolojisinde akıllı cep telefonları, yalnızca anlık iletişim kurmaya yarayan araçlar olmaktan çıkmış, aynı zamanda devasa boyutta veri toplayan, saklayan ve işleyen bilgisayar niteliği kazanmıştır. Bu durum, cihazın içeriğindeki verilere müdahaleyi düzenleyen CMK md. 134 ile bu cihazlar üzerinden kurulan iletişime müdahaleyi düzenleyen CMK md. 135 arasındaki sınırı belirsizleştirmiştir. Başka bir deyişle, CMK’nın yürürlüğe girdiği 04.12.2004 tarihinde CMK md. 135’e göre tespit edilmesi öngörülen birçok veri, özellikle internet tabanlı mesajlaşma uygulamalarının yaygınlaşmasıyla ancak CMK md. 134’e göre tespit edilebilir hale gelmiştir. Bu haliyle iki madde arasındaki çizgi muğlaklaşırken, benzer güvencelerin getirilmesinin zorunluluğu da ortadadır.</p>

<p>CMK md. 135’e göre delil toplanan birçok dosyada, HTS kayıtları, tape kayıtları, SMS dökümleri gibi veriler karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde ise SMS’in fiili kullanımı kalmamışken, WhatsApp benzeri internet tabanlı mesajlaşma ve arama uygulamaları yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu haliyle, çoğunlukla bu verilerin tespiti CMK md. 135’e göre değil; ancak ilgili cihazların kolluk tarafından ele geçirilmesi suretiyle CMK md. 134’e göre yapılabilmektedir. Başka bir deyişle CMK md. 134, fiili olarak CMK md. 135’in yerini almıştır.</p>

<p>HTS kayıtları, tape kayıtları ve mesajlaşma içerikleri, Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında en üst düzeyde korunması gereken kişisel verilerdir. Tıpkı iptal edilen CMK md. 134 hükmünde olduğu gibi, CMK md. 135'te de elde edilen bu iletişim verilerinin yargılama bittikten veya kesin hüküm verildikten sonra ne kadar süreyle saklanacağı, nasıl imha edileceği, üçüncü kişilerin erişimine karşı nasıl korunacağı ve verilerin işlenmesinin ne şekilde sınırlandırılacağı hususunda hiçbir yasal güvence bulunmamaktadır. Kanun koyucu, iletişimin denetlenmesi neticesinde elde edilen verilerin akıbetine dair Anayasa'nın 13. maddesinde aranan ölçülülük ve Anayasa'nın 20. maddesinin 3. fıkrasında aranan kişisel verilerin korunması ilkelerine uygun bir çerçeve çizmemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haberleşme hürriyeti ve bu hürriyete müdahalenin sınırları konusunda <a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2018126-e-2023130-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/126 E. 2023/130 K. sayılı kararı</a>nda da vurgulandığı üzere: <i>"Bireyin haberleşme özgürlüğüne ve haberleşmesinin gizliliğine kamu otoritelerince keyfî olarak müdahalede bulunulmasının önlenmesi Anayasa ile güvence altına alınmıştır.</i>" CMK md. 135'in mevcut halinde, elde edilen dinleme ve HTS verilerinin saklanma ve imha koşullarının yasal düzeyde belirlenmemiş olması, kamu otoritelerinin bu veriler üzerindeki tasarrufunu keyfiliğe açık hale getirmekte ve anayasal güvenceleri ihlal etmektedir.</p>

<p>5651 Sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler uyarınca; yer sağlayıcılar ve erişim sağlayıcılar gibi yükümlüler, trafik verilerini en fazla 2 yıl süreyle saklayabilir. Ancak mevcut CMK md. 135 uygulamasında bu konuda herhangi bir süre sınırı getirilmemiştir. Bu haliyle, yer sağlayıcılar ve erişim sağlayıcılar için geçerli olan süre sınırı, ilgili verilerin dava dosyasına celbi halinde ortadan kalkmakta ve 5651 Sayılı Kanunun getirdiği güvenceler fiili olarak etkisiz hale gelmektedir.</p>

<p>Ayrıca yukarıda bahsedilen 27/4/2016 tarihli (AB) 2016/680 Sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifinin ortaya koyduğu ve kişisel verilerin saklanmasına ilişkin ilkeler CMK md. 135 için de ayniyle geçerlidir.</p>

<p>Bu nedenlerle; CMK md. 134’ün 1. ve 2. fıkralarının iptaline karar veren, <a href="https://www.hukukihaber.net/bilgisayar-bilgisayar-programlari-ve-kutuklerinde-arama-kopyalama-ve-elkoyma-islemlerine" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesinin 12.02.2026 tarihli, 2023/128 E. ve 2026/36 K. sayılı kararı</a>nın § § 21 – 68 paragrafları arasındaki gerekçeler, CMK md. 135 açısından da geçerlidir ve ilgili hükmün somut norm denetimiyle Anayasa Mahkemesine gitmesi halinde bir iptal kararı verilmesi kaçınılmaz ve gereklidir.</p>

<p><strong>IV. </strong><strong>Ne Yapılabilir?</strong></p>

<p>Bilindiği üzere, Anaysa Mahkemesi bir kanunun Anayasa’ya aykırılığını ancak başvuru üzerine ve somut olaya uygulanabilirliği yönünden katı sınırlar içinde inceleyebilmektedir. Nitekim CMK md. 134’ün 1. ve 2. fıkralarının iptaline karar verilen olayda, 5. fıkra yönünden herhangi bir inceleme yapılmamasının nedeni, somut norm denetimi sınırları içerisinde ilgili fıkranın eldeki olaya uygulanabilir olmamasıdır.</p>

<p>Bu nedenle CMK md. 135’e göre delil toplanan dosyalarda mahkemeler tarafından Anayasa Mahkemesine somut norm denetimi (itiraz) yoluna başvurulmadığı takdirde AYM tarafından bir inceleme yapılması mümkün değildir. Mahkemeler itiraz başvurusunu re’sen yapabileceği gibi, dosyada müdafii olarak bulunan avukatların talepte bulunması da mümkündür.</p>

<p>Mahkemelerin re’sen ya da talep üzerine itiraz yoluna başvurması halinde, AYM’nin vereceği karar ceza kovuşturmasında bekletici mesele yapılabilir.</p>

<p>Öte yandan, CMK md. 135’e göre verilen bir hükmün kesinleşmesi halinde AYM nezdinde bireysel başvuru yoluna gidilirken, yukarıda bahsedilen Anayasa’ya aykırılık gerekçeleri dile getirilebilir.</p>

<p><strong>V. </strong><strong>Netice</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi, CMK md. 134’ün 1. ve 2. fıkralarını iptal ederken; elde edilen kişisel verilerin yargılama sonrasında ne şekilde saklanacağı, hangi sürenin bitiminde silineceği, silinmeyen verilerin işlenmesinin ne şekilde sınırlandırılacağı ve veri sahibinin haklarının neler olduğu hususlarında kanunda yeterli yasal güvencelerin bulunmadığına hükmetmiştir. Aynı gerekçeler CMK md. 135 için de geçerlidir</p>

<p>Dolayısıyla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun md. 135 hükmü, Anayasa'nın md. 13, md. 20 ve md. 22 maddelerine aykırı olmakla, mahkemeler tarafından AYM’ye başvurulması halinde benzer bir iptal kararı verilmesi kaçınılmaz ve gereklidir. Ayrıca aynı gerekçeler, bireysel başvuru esnasında da dile getirilebilir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/enes-malik-kilic.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/enes-malik-kilic.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Enes Malik KILIÇ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cmknin-iletisimin-tespitini-duzenleyen-135-maddesinin-anayasaya-aykiriligi-sorunu-uzerine</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/02/yargi/aym-anayasa-g.jpg" type="image/jpeg" length="24905"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DURUŞMADA BULUNMAK YETMEZ: ETKİLİ KATILIM, SEGBİS VE YARGI ETİĞİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/durusmada-bulunmak-yetmez-etkili-katilim-segbis-ve-yargi-etigi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/durusmada-bulunmak-yetmez-etkili-katilim-segbis-ve-yargi-etigi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanık ekranda ve ceza infaz kurumundaki SEGBİS odasından salona bağlanmış; görüntü ara ara donuyor, ses gecikerek geliyor. Salonda tanık dinleniyor, deliller tartışılıyor. Sanık söz almak istiyor ama sözü duyulmuyor. Tutanağa düşen ise tek satır: “<i>Sanık, SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılmıştır.”</i></p>

<p>Bu senaryoda bu kişi yargılamaya gerçekten katılmış mıdır, yoksa kendi davasını uzaktan mı izlemiştir?</p>

<p>Adil yargılanma denilince akla ilk gelen güvencelerden biri, kişinin mahkeme önünde kendini savunabilmesidir. Ne var ki duruşmada bulunmak ile yargılamaya katılmak aynı şey değildir. Bir sanık salonda oturuyor ya da SEGBİS ile bağlanmış olabilir; buna rağmen hakkındaki iddiaları takip edemiyor, delillere ilişkin görüşünü açıklayamıyor, müdafiiyle iletişim kuramıyorsa, katılmış sayılması adil yargılanma hakkının bütün gereklerinin karşılandığı anlamına gelmez. İşte “<i>hazır bulunma”</i> ile <i>“etkili katılım</i>” arasındaki ayrım burada devreye girer.</p>

<p><strong>Yargılamanın seyircisi değil, tarafı olmak gerekir</strong></p>

<p>Etkili katılım; kişinin muhakemeyi takip edebilmesini, iddia ve delilleri anlayabilmesini, gerektiğinde bunlara karşı çıkabilmesini, savunmasını ortaya koyabilmesini ve yargılamanın gidişatına etki etmeye çalışabilecek araçlara sahip olmasını ifade eder. Kısacası sanık, yalnızca hakkında karar verilen kişi değil, muhakemenin öznesi olmalıdır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a></p>

<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, özellikle çocuk sanıkların yargılamaya katılımı bağlamında verdiği T./Birleşik Krallık ve S.C./Birleşik Krallık kararlarında etkili katılımı, sanığın yargılamanın genel niteliğini ve kendisi bakımından taşıdığı anlamı kavrayabilmesi ve savunmasına katkı sunabilmesi üzerinden açıklamıştır. Mahkeme, Marcello Viola/İtalya kararında video konferans yöntemini kategorik olarak Sözleşme’ye aykırı görmemiştir. Bununla birlikte yönteme başvurulması meşru bir amaca dayanmalı; uygulama, usule uygunluk ile savunma haklarının fiilen kullanılmasını güvence altına almalıdır.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a></p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi ne düşünmektedir?</strong></p>

<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196. maddesinin dördüncü fıkrası, hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak yurt içinde bulunan sanığın sorgusunun yapılabilmesine veya duruşmalara katılmasına karar verilebilmesine imkân tanımaktadır. Bu yetkinin anayasal sınırlarını ise Anayasa Mahkemesi içtihadı çizmiştir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a></p>

<p>Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 2020 tarihli<a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow"> Şehrivan Çoban</a> ve <a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow">Emrah Yayla kararları </a>başlangıç noktasıdır. <a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow">Şehrivan Çoban kararı</a>nda, sanığın bizzat hazır bulunma talebine rağmen duruşmaya ses ve görüntü aktarımıyla katılımının sağlanması; Emrah Yayla kararında ise infaz hâkimliği önündeki duruşmada aynı talebin karşılanmaması ihlal sayılmıştır.<a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow">[4]</a></p>

<p>Buradan <i>“SEGBİS zaten hak ihlalidir”</i> sonucu çıkmamaktadır. Mahkemenin yaklaşımında teknolojinin kullanılması kategorik olarak Anayasa’ya aykırı değildir. Aranan; kişi bizzat hazır bulunmak istediği hâlde SEGBİS’in neden tercih edildiğinin somut ve olaya özgü gerekçelerle açıklanması, müdahalenin gerekli ve ölçülü olmasıdır. Bizzat hazır bulunmayı imkânsız kılan veya ciddi biçimde güçleştiren koşullar ile alternatif tedbirler tartışılmalıdır.<a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow">[5]</a></p>

<p>Emre Kayadibi kararı madalyonun öbür yüzüdür. Başvurucu bazı celselere SEGBİS aracılığıyla katılmış; tutanaklarda bu yönteme itiraz ettiği görülmemiş; sonraki celsede bizzat hazır edilmiştir. Müdafii de duruşmalara katılmıştır. Mahkeme, başvurunun bu kısmını açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a></p>

<p>Görüldüğü üzere mesele kullanılan teknoloji değil, teknolojinin etkili katılımı ne ölçüde koruduğudur. İçtihat da canlılığını sürdürmektedir: Anayasa Mahkemesi, Mehmet Dağlı ve diğerleri kararında sanıkların bizzat hazır bulunma taleplerinin reddedilmesini ve duruşmaya uzaktan katılımlarının sağlanmasını yeniden ihlal saymıştır.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a></p>

<p><strong>Peki yargı etiğinin bununla ne ilgisi var?</strong></p>

<p>Tam burada konu, usul hukukunun sınırlarını aşmaktadır. Etkili katılım, kişiye teknik olarak söz verilmesinden ibaret değildir. O sözün gerçekten söylenebileceği bir ortamın oluşturulması da gerekir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/turk-yargi-etigi-bildirgesi-tam-metin" rel="dofollow">Türk Yargı Etiği Bildirgesi</a> 6 Mart 2019’da kabul edilmiş ve 14 Mart 2019’da Resmî Gazete’de yayımlanmıştı. İlkelerin uygulamadaki karşılığını somutlaştıran Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 15 Ekim 2025 tarihli ve 2025/1269 sayılı kararıyla kabul edildi. Rehber, mesleki nezaketi yalnızca bir üslup tercihi olarak değil, etik sorumluluk bağlamında ele alması bakımından dikkate değerdir. Rehbere göre hâkim ve savcılar, taraflara kendilerini ifade etmeleri için yeterli zamanı vermeli; hakkın kötüye kullanıldığını gösteren açık bir durum bulunmadıkça tarafları, vekillerini ve yasal temsilcilerini <i>“makul ölçüde sabırla”</i> dinlemelidir.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">[8]</a></p>

<p>Rehberin aynı paragrafındaki bir cümle, doğrudan tartışmamızın kalbine götürmektedir: Hâkimler ve savcılar, <i>“taraflardan birini layıkıyla dinlemeden verdikleri kararların hukuken doğru olsa bile adil olmayacağının bilincinde olmalıdırlar.”</i><a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">[9]</a></p>

<p>Bu cümlenin pratikteki karşılığı bellidir. Derdini anlatmaya çalışan tarafa <i>“bunlar zaten dilekçenizde yazıyor”</i> denilip geçilmesi, her somut olayda savunma hakkının ihlali sonucunu doğurmayabilir; ancak o kişi, kendisinin duyulmadığı hissiyle salondan ayrılır. Küçümseyici bir tutum, sürekli kesilen bir söz veya daha baştan karar verildiği izlenimi veren bir davranış, savunma şeklen kullanılabilse bile gerçek katılımı zayıflatır. Hitap biçimi, jestler ve yüz ifadeleri gibi görünüşte küçük ayrıntılar, tarafların yargılamanın tarafsızlığına ilişkin algısını etkileyebilir.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10" title="">[10]</a></p>

<p>Bir kişiye <i>“savunmanı yap” </i>demek başka, savunmasını gerçekten yapabileceği koşulları sağlamak başkadır.</p>

<p><strong>Teknoloji tek başına çözüm değil, tek başına sorun da değildir</strong></p>

<p>SEGBİS tartışması bu çerçevede ele alınmalıdır. Sanığın sesinin ve görüntüsünün salona ulaşması, yalnızca bağlantının kurulduğunu gösterebilir. Hukuken sorulması gereken sorular ise başkadır: Sanık duruşmayı takip edebilmiş midir? Müdafiiyle gerektiğinde gizli iletişim kurabilmiş midir? O celsede önemli deliller tartışılmış veya esas hakkında mütalaa verilmiş midir? Sanık bizzat bulunmak istemişse bu talep hangi somut gerekçeyle reddedilmiştir? Bunlar cevaplanmadan yalnızca bağlantının kurulmuş olmasına bakmak, etkili katılımı gereğinden fazla daraltır.<a href="#_ftn11" name="_ftnref11" title="">[11]</a></p>

<p>Aslında bu soruların cevabı çoğu zaman dosyada, özellikle duruşma tutanağında görünür hâle gelir. Sanığa duruşmada bizzat hazır bulunmak isteyip istemediği sorulmuş mu, cevabı yazılmış mı? SEGBİS’in neden tercih edildiği, tek cümleyle de olsa gerekçelendirilmiş mi? Sanığın müdafiiyle mahkemenin duyamayacağı biçimde görüşebilmesi için ara verilmiş mi? Bunların hiçbiri fazladan iş değildir; bunlar, sonradan <i>“etkili katılım sağlandı mı?”</i> sorusuna cevap verecek kayıtlardır.<a href="#_ftn12" name="_ftnref12" title="">[12]</a></p>

<p>Aynı değerlendirmeyi ters yönden de yapmak gerekir. Yargı hizmetlerinde teknolojiden yararlanmak başlı başına sakıncalı değildir; SEGBİS, mesafe, güvenlik ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması bakımından yarar sağlayabilir. Anayasa Mahkemesi de teknolojiyi yasaklayan değil, teknoloji ile temel haklar arasında denge arayan bir çizgide durmaktadır. Uzaktan katılıma ilişkin usul hükümleri de gelişmektedir. <a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">7589 sayılı Kanun</a>’un 22. maddesiyle HMK m. 149’a eklenen dördüncü fıkra, hukuk yargılamasında uzaktan duruşmaya katılanlar bakımından—ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma hâlleri dışında—elle atılan imzaya ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını düzenlemiştir. Değişiklik 31 Ekim 2026’da yürürlüğe girecektir. Bu düzenleme hukuk yargılamasına ve imza usulüne ilişkindir; ceza yargılamasında SEGBİS’e ilişkin anayasal ölçütleri değiştirmemektedir.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13" title="">[13]</a></p>

<p><strong>Adil yargılanma yalnızca doğru karar vermek değildir</strong></p>

<p>Adil yargılanma hakkı, mahkemenin sonunda doğru hukuki sonuca ulaşmasından ibaret değildir. O sonuca nasıl bir süreçten geçilerek varıldığı da önemlidir.</p>

<p>Bu nedenle etkili katılımın iki yönü olduğu kanaatindeyim. Birinci yön doğrudan usule ilişkindir: Kişiye duruşmada hazır bulunma, delilleri öğrenme, bunlara karşı çıkma ve savunmasını ortaya koyma imkânı verilmelidir. İkinci yön ise yargısal tutumla ilgilidir: Kişinin kendisini gerçekten ifade edebileceği, insan onuruna saygılı, tarafsız ve önyargıdan uzak bir ortam kurulmalıdır. Anayasa Mahkemesi kararları birinci yönü anayasal güvenceyle pekiştirirken Türk Yargı Etiği Bildirgesi ile Rehberi ikinci yönü görünür kılmaktadır.</p>

<p>İkisi birlikte okunduğunda varılacak sonuç şudur: Önemli olan kişinin salonda ya da ekranda görünmesi değil, kendisini ilgilendiren yargılamada gerçekten duyulmasıdır.</p>

<p>Dipnotlarda kullanılan kaynaklar</p>

<p><a name="_Hlk239234420"></a>Anayasa Mahkemesi:<a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow"> Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672</a>, 6/2/2020, özellikle §§ 74, 78-104<a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow">; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732</a>, 6/2/2020, özellikle §§ 60, 66-70, 81-86; Emre Kayadibi, B. No: 2020/22889, 4/10/2023, §§ 3-5, 12-17; Mehmet Dağlı ve diğerleri, B. No: 2022/79028, 23/12/2025.</p>

<p>AİHM: T./Birleşik Krallık [BD], B. No: 24724/94, 16/12/1999, § 84; S.C./Birleşik Krallık, B. No: 60958/00, 15/6/2004, §§ 28-29; Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/10/2006, § 67, §§ 72-76; Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, 2/11/2010, §§ 97, 102, 104; “Hearings via video link”, Key Theme, güncelleme 28/2/2026, ss. 1-3.</p>

<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu: <a href="http://www.hukukihaber.net/turk-yargi-etigi-bildirgesi-tam-metin" rel="dofollow">Türk Yargı Etiği Bildirgesi</a> (kabul: 6/3/2019; RG, 14/3/2019, S. 30714); Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi (HSK Genel Kurulu, 15/10/2025, Karar No: 2025/1269), özellikle s. 28, prg. 19.</p>

<p>Mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 196/4; <a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</a> (RG, 31/7/2026, S. 33326) m. 22 ve m. 26/b; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 149/4</p>

<p>ULAŞAN, Fatih, “Yargılamaya Etkili Katılım Açısından Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nin Adil Yargılanma Hakkına Katkıları”, Adalet Dergisi, S. 72, 2024, ss. 155-177; metinde özellikle ss. 158-160, 163 ve 174-175’ten yararlanılmıştır. DOI: 10.57083/adaletdergisi.1483988.</p>

<p>ATEŞ, Burak, “Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı ve SEGBİS Sistemi”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 51, 2022, ss. 443-482. DOI: 10.54049/taad.1140201.</p>

<p><img alt="Fatih Ulaşan" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2024/12/fatih-ulasan.jpg" / width="200" height="201"></p>

<p><strong>Doç. Dr. Fatih ULAŞAN</strong></p>

<p><strong>Cumhuriyet Savcısı</strong></p>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999">-Bu ayrım ve etkili katılımın unsurları için bkz. Fatih Ulaşan, “Yargılamaya Etkili Katılım Açısından Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nin Adil Yargılanma Hakkına Katkıları”, Adalet Dergisi, S. 72, 2024, DOI: 10.57083/adaletdergisi.1483988; AİHM, T./Birleşik Krallık [BD], B. No: 24724/94, 16/12/1999 S.C./Birleşik Krallık, B. No: 60958/00, 15/6/2004.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999">-AİHM, Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/10/2006; AİHM, “Hearings via video link”, Key Theme, güncelleme 28/2/2026.</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999">-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 196/4. Normun Anayasa Mahkemesi içtihadındaki değerlendirmesi için bkz.</span><a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999"> AYM, Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020.</span></a><span style="color:#999999"> Konunun genel incelemesi için ayrıca bkz. Burak Ateş, “Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı ve SEGBİS Sistemi”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 51, 2022, DOI: 10.54049/taad.1140201.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[4]-AYM, Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, §§ 99-104; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[5]-AYM, Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, §§ 90-104; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020.</span></a></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999">-AYM, Emre Kayadibi, B. No: 2020/22889, 4/10/2023.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999">-AYM, Mehmet Dağlı ve diğerleri, B. No: 2022/79028, 23/12/2025.</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">[8]</span></a><span style="color:#999999">-HSK, </span><a href="http://www.hukukihaber.net/turk-yargi-etigi-bildirgesi-tam-metin" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Türk Yargı Etiği Bildirgesi,</span></a><span style="color:#999999"> kabul: 6/3/2019, RG, 14/3/2019, S. 30714; HSK Genel Kurulu, Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi, 15/10/2025.</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">[9]</span></a><span style="color:#999999">-Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi.</span></p>

<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10" title=""><span style="color:#999999">[10]</span></a><span style="color:#999999">-Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi.</span></p>

<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11" title=""><span style="color:#999999">[11]</span></a><span style="color:#999999">-Benzer değerlendirme ölçütleri için “Video bağlantısında teknik engel bulunmaması ve müdafiyle etkili ve gizli iletişim gerekleri için bkz. AİHM, “Hearings via video link”, Key Theme, güncelleme 28/2/2026.</span></p>

<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12" title=""><span style="color:#999999">[12]</span></a><a name="_Hlk239268706"><span style="color:#999999">-Benzer değerlendirme ölçütleri için “</span></a><span style="color:#999999">Hearings via video link”, Key Theme, güncelleme 28/2/2026.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13" title=""><span style="color:#999999">[13]</span></a><span style="color:#999999">-</span><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</span></a><span style="color:#999999">, RG, 31/7/2026, S. 33326, m. 22 ve m. 26/b; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 149/4. Kanun’un 26/b maddesi uyarınca 22. madde, yayım tarihinden üç ay sonra 31/10/2026’da yürürlüğe girer.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/durusmada-bulunmak-yetmez-etkili-katilim-segbis-ve-yargi-etigi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/teradhak.jpg" type="image/jpeg" length="55080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nun yeni hizmet binası açıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosunun-yeni-hizmet-binasi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosunun-yeni-hizmet-binasi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından İstanbul Barosu’na kazandırılan, mesleki eğitim, araştırma ve sosyal dayanışma çalışmalarına yeni bir merkez oluşturacak hizmet binası, törenle açıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından İstanbul Barosu’na kazandırılan, mesleki eğitim, araştırma ve sosyal dayanışma çalışmalarına yeni bir merkez oluşturacak hizmet binası, TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan ile TBB Başkan Yardımcıları Av. Ercan Demir ve Av. Bahar Gültekin Candemir, Genel Sekreter Av. Ahmet Erdem Ekmekçi, Sayman Av. Ramazan Erhan Toprak ve Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Kemal Aytaç, Av. Makbule Tanış, Av. Talat Göğebakan, Av. Nizam Dilek ve Av. Ali Bayram’ın katıldığı törenle açıldı.</p>

<p>BaroAkademi, BaroKütüphane ve BaroLokal’i aynı çatı altında buluşturan İstanbul Barosu Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi; mesleki eğitimden akademik çalışmalara, staj eğitiminden meslektaşların bir araya gelebileceği sosyal alanlara uzanan çok yönlü bir hizmet yapısı olarak faaliyet gösterecek.</p>

<p>Yaklaşık 1.380 metrekarelik kullanım alanına sahip merkez; derslikleri, seminer salonları, kütüphanesi ve sosyal alanlarıyla başta İstanbul Barosu mensupları olmak üzere Türkiye’nin farklı illerinden avukatların kullanımına açık olacak.</p>

<p>Yeni hizmet binasının İstanbul Barosu’na kazandırılması, Türkiye Barolar Birliğinin meslek örgütlerinin kurumsal kapasitesini güçlendirmeye yönelik desteğinin somut örneklerinden biri oldu. TBB tarafından İstanbul Barosu’na kazandırılan bina, kapsamlı yenileme çalışmalarının ardından mesleğin ihtiyaçlarına uygun biçimde düzenlenerek hizmete hazır hâle getirildi.</p>

<p><strong>SAĞKAN: “TAŞTAN, DEMİRDEN YAPILI BİR BİNA DEĞİL ARTIK; RUHU OLAN BİR BİNA”</strong></p>

<p>Açılış töreninde konuşan TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, İstanbul Barosu Başkanı, TBB Yönetim Kurulu üyeleri, hukukçu milletvekilleri, meslektaşları ve İstanbul Barosu çalışanlarını selamlayarak, törene katılanlara Türkiye Barolar Birliği adına teşekkür etti.</p>

<p>Bir gün önce 107. yıl dönümü kutlanan Sivas Kongresi’ni hatırlatan Sağkan, Millî Mücadele’nin ve Cumhuriyetin kuruluş sürecinin önemli dönüm noktalarının, Cumhuriyeti kuranların bıraktığı emanete sahip çıkma sorumluluğunu her kuşağa yeniden hatırlattığını belirtti. Yeni hizmet binasının açılışını da bu sorumluluğun günümüzdeki karşılıklarından biri olarak değerlendiren Sağkan, Cumhuriyetin hukuk alanında gerçekleştirdiği dönüşüme dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağkan, “Cumhuriyetin en önemli devriminin hukuk devrimi olduğunu biliyoruz. Bizi kula kul olmaktan çıkarıp birey yapan Cumhuriyet, aynı zamanda haklarımızın korunması için de bir hukuk devletini hayata geçirmişti. O hukuk devletinin korunmasını da Türkiye’deki avukatlara ve onların meslek örgütü olan barolara yüklemişti.” dedi.</p>

<p>Bu sorumluluğun mesleki alandaki en önemli karşılıklarından birinin avukatların bilgi, birikim ve mesleki kapasitelerinin sürekli güçlendirilmesi olduğunu ifade eden Sağkan, baroların staj ve meslek içi eğitimler yoluyla üstlendikleri görevin doğrudan yurttaşların adalete erişimiyle bağlantılı olduğunu vurguladı. Donanımlı avukatların yurttaşların hak arama özgürlüğünün ve adalete erişiminin güvencesi olduğunu belirten Sağkan, yeni merkezin bu açıdan önemli bir işlev üstleneceğini kaydetti.</p>

<p>Yeni hizmet binasının bundan sonra taşıyacağı anlamı anlatan Sağkan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Bugün bulunduğumuz bina, tarihî bir bina olmakla birlikte taştan, demirden yapılı bir bina değil artık; ruhu olan bir bina. İçerisinde yüzlerce, binlerce stajyer avukatın, meslektaşımızın meslek içi eğitimlerle tecrübeleneceği; yemin törenlerinin yapılacağı, mesleğin kurallarına ve onuruna uygun davranacağına yemin eden gencecik meslektaşlarımızın buradan sokağa çıkıp yurttaşlarımızın yanında yer alacağı bir bina.”</p>

<p>Sağkan, merkezin derslikleri, seminer salonları, kütüphanesi ve sosyal donatılarıyla başta İstanbul Barosu mensupları olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanındaki avukatlara hizmet vereceğini belirterek, yeni hizmet binasının İstanbul Barosu’na ve meslektaşlara hayırlı olmasını diledi; tüm avukatların yeni adli yılını kutladı.</p>

<p><strong>KABOĞLU: “İSTANBUL BAROSU’NA YENİ BİR ETKİNLİK ALANI KAZANDIRDIK”</strong></p>

<p>İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu da açılış konuşmasında, TBB Başkanı Sağkan ve TBB Yönetim Kurulu üyelerinin açılışa katılmalarının kendileri açısından özel bir anlam taşıdığını belirterek, yeni hizmet binasının İstanbul Barosu’na kazandırılmasında Türkiye Barolar Birliğinin sağladığı katkıya teşekkür etti.</p>

<p>İstanbul Barosu yönetiminin göreve gelmesinin ardından Beyoğlu’nun yanı sıra Kartal, Çağlayan ve Bakırköy’de mesleki faaliyetlere hizmet edecek yeni alanlar oluşturmak amacıyla yürüttükleri çalışmalara değinen Kaboğlu, yeni hizmet binasının İstanbul Barosu’nun kullanımına sunulmasında ve kapsamlı yenileme çalışmalarının tamamlanmasında Türkiye Barolar Birliğinin kurumsal ve mali desteğinin belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p>Kaboğlu, merkezin taşıdığı önemi şu sözlerle ifade etti:</p>

<p>“5 Eylül 2026 günü bu binanın İstanbul Barosu Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi olarak açılması, İstanbul Barosu’na yeni bir etkinlik alanı katacaktır. Tabii ki yalnızca İstanbul Barosu’na değil; çünkü Türkiye’deki üç avukattan birinin bulunduğu İstanbul Barosu aslında bütün Türkiye’ye hizmet sunmaktadır.”</p>

<p><strong>YENİ MERKEZ STAJ EĞİTİMİNİN KAPASİTESİNİ DE ARTIRACAK</strong></p>

<p>Yeni merkezin özellikle staj eğitimi bakımından önemli bir ihtiyaca karşılık vereceğini belirten Kaboğlu, 2026–2027 adli yılı başlangıcında İstanbul Barosu’na 2 bin 500 stajyer avukat adayının başvurduğunu söyledi. İlk 250 kişilik grubun açılış dersinin gerçekleştirildiğini aktaran Kaboğlu, yeni binanın sağladığı imkânlarla staj eğitimlerinin üç ayrı salonda sürdürülebileceğini ifade etti.</p>

<p>Kaboğlu, yeni hizmet binasının hayata geçirilmesini kurumlar arasındaki dayanışmanın önemli bir sonucu olarak değerlendirerek, başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere sürece katkı sunanlara teşekkür etti.</p>

<p>BaroAkademi bünyesinde staj ve meslek içi eğitimler yürütülürken, BaroKütüphane avukatların akademik ve mesleki çalışmalarına kaynak sağlayacak. BaroLokal’in de önümüzdeki haftalarda faaliyete geçerek merkezin sosyal işlevini tamamlaması planlanıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/adsiz-198.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_1_5092026224013.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_2_5092026224018.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_3_5092026224018.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_4_5092026224018.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_5_5092026224018.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_6_5092026224018.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_7_5092026224018.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_8_5092026224018.jpeg" title="" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosunun-yeni-hizmet-binasi-acildi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/adsiz-197.jpg" type="image/jpeg" length="24784"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukatlara 'silah ruhsatı' ücretinde yüzde 50 indirim]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatlara-silah-ruhsati-ucretinde-yuzde-50-indirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatlara-silah-ruhsati-ucretinde-yuzde-50-indirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, avukatların silah ruhsatı ücretlerinde yüzde 50 indirim yapılacağını, yenilemelerden ise ücret alınmayacağını açıkladı. Gürlek, ekim ayında gündeme gelecek pakette boşanma davalarının uzamasını önleyecek tedbirler ile süresiz nafakaya ilişkin düzenlemelerin de yer alacağını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul 2 No’lu Barosu tarafından düzenlenen Adli Yıl Açılış Programı’nda konuştu. Avukatların çalışma koşulları ve mesleki taleplerine ilişkin yürütülen çalışmaları anlatan Gürlek, silah ruhsatı ücretlerinde indirime gidileceğini bildirdi.</p>

<p>Avukatların silah ruhsatı ücretlerine ilişkin talepleri bulunduğunu ifade eden Gürlek, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile görüşmelerin tamamlandığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bu konuda Maliye Bakanlığımızla görüşmeler yaptık. İnşallah ekim ayındaki pakete, silah ruhsatı ücretlerinin yarısının bir defaya mahsus alınması, daha sonra yenilemede ücretlerin alınmaması konusunda ortak bir mutabakata vardık.”</p>

<p>Beş yıllığına verilen silah taşıma ruhsatının harcı 2026 yılı için 187 bin 941 lira, bulundurma ruhsatının harcı ise 60 bin 147 lira olarak uygulanıyor.</p>

<p><strong>YENİ AVUKATLIK KANUNU HAZIRLIKLARI SÜRÜYOR</strong></p>

<p>Gürlek, 2025-2029 Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında savunmanın güçlendirilmesi ve avukatların adli süreçlere daha etkin katılımının öncelikleri arasında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Yeni Avukatlık Kanunu’na ilişkin hazırlıkların sürdüğünü belirten Gürlek; avukatların bilgi ve belgeye erişim yetkilerinin genişletilmesi, stajyer ve genç avukatların desteklenmesi ile mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi için çalışma yürüttüklerini kaydetti.</p>

<p>CMK ve adli yardım hizmetlerinin güçlendirilmesi, avukatlık hizmetlerindeki vergi yükünün azaltılması, UYAP ve e-Duruşma uygulamalarının geliştirilmesi ile avukatlara yönelik şiddetle mücadele konularını takip ettiklerini dile getiren Gürlek, çalışmaların barolarla istişare içinde yürütüleceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/h-reptkga-a-a-ah-mw-e.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>“AVUKATLAR DAVANIN NE ZAMAN BİTECEĞİNİ BİLMEK ZORUNDA”</strong></p>

<p>Yargılamaların makul sürede tamamlanmasının önemine değinen Gürlek, hakim ve savcıların hedef sürelere uyması gerektiğini belirterek, “Avukatlarımız dava açtığı zaman bu davanın ne kadar sürede biteceğini bilmek zorunda” dedi.</p>

<p>Kira tespit davalarının dokuz ayda, tahliye davalarının ise bir buçuk yılda sonuçlandırılmasının hedeflendiğini aktaran Gürlek, ekim ayında gündeme gelecek pakette boşanma davalarının uzamasını önleyecek tedbirler ile süresiz nafakaya ilişkin düzenlemelerin de yer alacağını bildirdi.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/h-repz-gf-ws-a-ao-ax-p.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>“SAVUNMA HAKKI HUKUK SİSTEMİMİZİN EN GÜÇLÜ VE EN DEĞERLİ UNSURLARINDAN BİRİDİR”</strong></p>

<p>İsimlerin önündeki sıfatlar farklı olsa da aynı amaca hizmet ettiklerini belirten Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Bizler devasa bir çınarın aynı köke bağlı, aynı gövdeye tutunan dalları ve budaklarıyız. Demokratik hukuk sistemimizde ülkemizin evrensel hukuk değerleri bakımından daha ileri noktalara ulaşması konusunda ayrımız gayrımız yok. Yağmurda, fırtınada ve güneşte yani iyi veya kötü her durumda aynı ölçüde etkilenen bir bütünüz” dedi.</p>

<p>İstanbul 2 No’lu Barosu’nun düzenlediği Adli Yıl Açılış Programına katılan Bakan Gürlek, ev sahipliği dolayısıyla Baro Başkanı Avukat Yasin Şamlı ve yönetim kurulunu teşekkür etti.</p>

<p>Yargının üç temel ayağından biri olan savunmayı temsil eden ‘Avukatlık Müessesi’nin hukukun gelişmesi ve demokrasinin güçlenmesine önemli katkı sağladığını ifade eden Bakan Gürlek, “Bu anlayışla faaliyet gösteren ve kıymetli mensuplarını bünyesinde barındıran İstanbul 2 No’lu baromuzun çalışmalarını takdir ile karşıladığımı özellikle ifade etmek istiyorum” dedi.</p>

<p>Bakan Gürlek, yeni adli yılın ülkemiz, milletimiz ve hukuk camiası için hayırlı olması temennisinde bulundu.</p>

<p><strong>“İŞ BİRLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”</strong></p>

<p>Avukatları temsil eden Barolar ile Bakanlığın çalışma ve istişare köprülerini hiçbir zaman koparmadıklarını belirten Bakan Gürlek, “Aksine bu yolların genişletilmesi için iş birliğimizin güçlenmesi için tüm gayretimiz ve samimiyetimizle istişare ortamlarını muhafaza ediyoruz. Aynı zamanda İstanbul 2 No’lu Baromuzun yönetimiyle avukatlarımızın çalışma şartlarını ve mesleki gereksinimleri konusunda oluşturulan çalışma grupları vasıtasıyla daima diyalog halinde olduğumuzu bilmenizi isterim” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bakan Gürlek, göreve geldiği tarihten itibaren gerçekleştirdiği İl ziyaretlerinde mutlaka baroları ve baro yönetimlerini ziyaret ettiğini ifade etti.</p>

<p>Aynı zamanda Bakan Gürlek, İstanbul 2 No’lu Barosunun meslek odaklı anlayışını son derece kıymetli bulduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>“DEVASA BİR ÇINARIN DALLARI VE BUDAKLARIYIZ”</strong></p>

<p>İsimlerin önündeki sıfatlar farklı olsa da aynı amaca hizmet ettiklerini söyleyen Bakan Gürlek, “Bizler devasa bir çınarın aynı köke bağlı, aynı gövdeye tutunan dalları ve budaklarıyız. Demokratik hukuk sistemimizde ülkemizin evrensel hukuk değerleri bakımından daha ileri noktalara ulaşması konusunda ayrımız gayrımız yok. Yağmurda, fırtınada ve güneşte yani iyi veya kötü her durumda aynı ölçüde etkilenen bir bütünüz. İsimlerimizin önündeki sıfatlar farklı olsa da aynı amaca hizmet eden görev neferleriyiz. Bu sebeple değerli Baromuzun, Bakanlığımıza önerileceği her türlü yapıcı, öngörülü ve çözüm odaklı projeye kapımız sonuna kadar açıktır” diye konuştu.</p>

<p><strong>“BATILI ÜLKELERİN HUKUK VE İNSAN HAKLARI SÖYLEMLERİNDEKİ ÇİFTE STANDARTLARA HEPİMİZ ŞAHİDİZ”</strong></p>

<p>Dünya hukuk düzenin adaletin yerinde ve zamanında tecelli etmesi konusunda çok ciddi bir sınav verdiğini dile getiren Bakan Gürlek, “Açıkça ifade etmek isterim ki evrensel hukuk değerlerini savunduğunu ifade eden batılı ülkelerin yaklaşımını son yıllarda bir güven kaybına uğramış, insanlık onuru çağdaş hukuk anlayışı karşısında adeta sahipsiz bırakılmıştır. Neden bahsettiğimi hepiniz anlamışsınızdır. Son yıllarda Orta Doğu coğrafyamızda çok sayıda insan hakkı ihlalinin yaşandığı, güçlünün zayıfı zulmüyle karşı karşıya bıraktığı, katliamların ve göçe zorlamaların sıradanlaştığı, insanlığın kabullenmemesi gereken ağır bir tabloyla karşılaştığı bir ortamdayız” dedi. Bakan Gürlek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Başta Filistin ve Gazze'de yaşananlar olmak üzere batılı ülkelerin hukuk ve insan hakları söylemlerindeki çifte standartlara hepimiz şahidiz. Yıllardır insan hakları söylemini kendi çıkarları doğrultusunda temelsiz ve ön yargılı bir biçimde örtülü bir baskı aracı haline getiren anlayışların gerçek ve somut mağduriyetler karşısında nasıl körleştiğini, nasıl sağırlaştığını, kendi çıkarları uğruna, zulme, işgale, katliama ve işkenceye karşı nasıl sessiz kaldığını hepimiz görüyoruz. Değerli dostlar, Gazze'de yaşanan zulüm karşısında Türkiye ve birkaç dost ülke haricinde hukuk ve adalet temelinde yeterince güçlü itirazların yükselmediğini görüyoruz.”</p>

<p><strong>“TÜRKİYE MAZLUMUN UMUDU OLMAYA DEVAM EDECEK”</strong></p>

<p>Batının hukuk ve insan hakları alanında oluşturduğu üstünlük iddiası ciddi biçimde sorgulanır hale geldiğini ifade eden Bakan Gürlek, “Batı kendi coğrafyasında yaşanan işgal ve savaşlarda rakip olarak gördüğü ülkelere ait kültür ve sanat eserlerine yönelik yasaklayıcı tutumlar sergileyecek kadar hukuk ve sağduyudan maalesef uzaklaşmıştır” diye konuştu.</p>

<p>Bakan Gürlek Türkiye’nin özellikle bölgede, tarihten aldığı güçlü mirasla mazlumların umudu olmaya devam edeceğini ifade etti. Bakan Gürlek, “Yeter ki iç cephemizi güçlendirelim. Öncelikle ülkemizin güvenli geleceğini inşa edelim ve insanlığın huzur ve barışı için en verimli katkılar sağlamaya devam edelim” dedi.</p>

<p><strong>2 NO’LU BARONUN GAZZE KONUSUNDAKİ HASSASİYETİNİ VURGULADI</strong></p>

<p>Gazze konusunda İstanbul 2 No’lu Barosunun ortaya koyduğu hassasiyet ve gayretin her türlü takdirin üzerinde kıymetli bir mücadele olduğunu vurgulayan Bakan Gürlek, “Baromuz bünyesinde oluşturulan Filistin Komisyonu başta olmak üzere hukukun ve insanlık onurunun savunulması amacıyla yürütülen çalışmaları son derece kıymetli buluyoruz. Baro yönetimini ve siz değerli üyelerimizi bu onurlu mücadelede gösterdiğiniz hassasiyet ve verdiğiniz emekler için gerçekten samimiyetle kutluyorum” dedi.</p>

<p><strong>“SAVUNMA HAKKI HUKUK SİSTEMİMİZİN EN GÜÇLÜ VE EN DEĞERLİ UNSURLARINDAN BİRİDİR”</strong></p>

<p>Avukatlık mesleğinin yalnızca bir meslek olarak görülmemesi gerektiğini, vatana ve millete hizmet noktasında görev bilinciyle hareket eden, saygın ve güven veren bir müessese olduğunu belirten Adalet Bakanı Gürlek, savunma hakkının hukuk sisteminin en güçlü ve değerli unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Türkiye’de barolara kayıtlı 200 binin üzerinde avukat bulunduğunu ifade eden Bakan Gürlek, “Avukatlık yalnızca bir meslek olarak algılanmamalı, vatana ve millete hizmet noktasında görev bilinciyle hareket eden, saygınlığını koruyan ve güven veren bir müessesi olarak yoluna devam etmelidir. Bu kutsal görev bilincine zarar verebilecek ve adil yargılama süreçlerinde kişisel çıkarlar doğrultusunda etkilemeye yönelebilecek tutumlara karşı mesleğin kendi etik değerleri içerisinde güçlü bir hassasiyet gösterilmesinin önemini özellikle ifade etmek isterim. Elbette savunma hakkı hukuk sistemimizin en güçlü ve en değerli unsurlarından biridir. Ancak bu kutsal mesleği temsil eden bazı kişi ve kurumların mesleki amaçlardan uzaklaşarak siyasi veya ideolojik çekişmelerin etkisi altında kalması bizleri son derece üzmektedir.” dedi.</p>

<p><strong>“HİÇBİR MARJİNAL ANLAYIŞIN ETKİSİ ALTINA GİRMEDEN MESLEKİ BAĞIMSIZLIĞINI VE SAYGINLIĞINI MUHAFAZA ETMESİNİ ÖNEMSİYORUZ”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, avukatların mesleki bağımsızlığını ve saygınlığını hiçbir marjinal anlayışın etkisi altında kalmadan muhafaza etmesini önemsediklerini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bu devasa yapı ülkemizin eğitim nesilleri konusunda sahip olduğu ve en önemli zenginliklerinden birisidir. Bununla gurur duyuyoruz. Bu kıymetli birikimin ülkemizin kalkınmasına, birlik ve beraberliğimizin korunmasına ve özellikle hukuk sistemimizin güçlü bir şekilde gelişmesine katkı sunmasını hiçbir marjinal anlayışın etkisi altına girmeden mesleki bağımsızlığını ve saygınlığını daima muhafaza etmesini son derece önemsiyoruz.”</p>

<p><strong>“AYNI AMACA HİZMET EDİYORUZ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avukatların çalışma şartlarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların hassasiyetle sürdürüldüğünü belirten Bakan Gürlek, “Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı olarak avukat dostlarımızın çalışma şartlarının iyileşmesine ve adliyelerimizde mesleklerini en iyi şekilde icra edebilmelerine yönelik çalışmalarımızı büyük bir hassasiyette sürdürdüğümüzü bilmenizi isterim. Sizler ve bizler aynı gemide, aynı yöne doğru ilerliyor, aynı amaca hizmet ediyoruz. Ortak gayemiz vatandaşlarımızın adalet sisteminden bekledikleri hizmeti yerinde ve zamanında karşılamaktır.” dedi.</p>

<p><strong>“HEP BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜ HUKUK SİSTEMİ VE ADİL BİR DÜZENİN İNŞASI İÇİN ÇALIŞMALARIMIZIN GEREKTİĞİNİN BİLİNCİNİ MUHAFAZA ETMELİYİZ”</strong></p>

<p>Yargı çatısı altında farklı görevler üstlenilse de ortak amacın adaletin tecellisini sağlamak olduğunu vurgulayan Bakan Gürlek, samimi eleştirilere ve yapıcı önerilere her zaman açık olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Vatandaşlarımıza ve devletimize hizmet şuuru ve görev aşkıyla hareket eden paydaşlarız. Sorunlar ve bunlara üreteceğimiz çözümler bizim için en güçlü ortak paydamızdır. Hep birlikte aynı masa etrafında daha güçlü hukuk sistemi ve vicdanlarda karşılık bulan adil bir düzenin inşası için çalışmalarımızın gerektiğinin bilincini muhafaza etmeliyiz. Samimi eleştirilere ve yapıcı önerilere her zaman açığız. Bununla birlikte kişisel çıkarları doğrultusunda devletin kurumlarını itibarsızlaştırmayı amaçlayan haksız ve mesnetsiz yaklaşımlar karşısında kurumlarımızın hukukunu ve itibarını kararlılıkla korumaya devam edeceğiz.”</p>

<p>2025-2029 Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında savunmanın güçlendirilmesi ve avukatların adli süreçlere daha etkin katılımının temel öncelikler arasında yer aldığını ifade eden Bakan Gürlek, Yeni Avukatlık Kanunu hazırlıklarının sürdüğünü kaydetti. Avukatların bilgi ve belgeye erişim yetkilerinin genişletilmesi, stajyer ve genç avukatlara sağlanacak destekler, avukatların mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi dahil birçok alanda çalışma yürütüldüğünü belirten Bakan Gürlek, CMK ve adli yardım hizmetlerinin güçlendirilmesi, avukatlık hizmetlerindeki vergi yükünün azaltılması, adliyelerde çalışma şartlarının iyileştirilmesi, UYAP ve e-Duruşma uygulamalarının geliştirilmesi ile avukata yönelik şiddetle etkin mücadelenin de gündemlerinde olduğunu söyledi.</p>

<p>Bakan Gürlek, “CMK ve adli yardım hizmetlerinin güçlendirilmesi, avukatlık hizmetlerindeki vergi yükünün azaltılması, adliyelerde çalışma şartlarının iyileştirilmesi, UYAP ve E-Duruşma uygulamalarının geliştirilmesiyle avukata yönelik şiddete etkin mücadele konularını da yakından takip ediyoruz. Koruyucu hukuk anlayışının geliştirmesi, avukatlarla temsilin yaygınlaştırılması ve tüm bu çalışmaların barolarımızla güçlü bir istişare içerisinde yürütülmesi konusundaki kararlılığımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum “dedi.</p>

<p>“<strong>AVUKATLARIN SİLAH RUHSATLARINA İLİŞKİN DÜZENLEME YAPILACAK”</strong></p>

<p>Avukatların silah ruhsatlarına ilişkin ücretler konusunda talepleri bulunduğunu ifade eden Bakan Gürlek, şöyle konuştu: “Bu konuda Maliye Bakanlığımızla görüşmeler yaptık. İnşallah Ekim ayındaki pakete silah ruhsatının ücretlerinin yarısının bir defaya mahsus alınması daha sonra yenilemede ücretlerin alınmaması konusunda ortak bir mutabakata vardık.</p>

<p><strong>“HEDEF SÜRELERE MUTLAKA RİAYET EDİLECEK, AVUKATLARIMIZ DAVA AÇTIĞI ZAMAN BİTECEĞİNİ BİLMEK ZORUNDA”</strong></p>

<p>Yargılamaların makul sürede tamamlanmasının önemini anlatan Bakan Gürlek, uzun adli süreçlerin vatandaşlar ve avukatlar açısından oluşturduğu zaman ve emek kaybını önlemeye yönelik çalışmaların uygulamaya geçirildiğini söyledi. Hedef süre uygulamasına özellikle önem verdiklerini belirten Bakan Gürlek, “Özellikle yargıda hedef süreye hâkim-savcı arkadaşlarımız mutlaka riayet edecek. Avukatlarımız dava açtığı zaman bu davanın ne kadar sürede biteceğini bilmek zorunda.” diye konuştu.</p>

<p>Kira tespit davalarının 9 ayda, tahliye davalarının ise 1,5 yılda sonuçlandırılmasının hedeflendiğini belirten Bakan Gürlek, ekim ayında gündeme gelecek pakette boşanma davalarının uzamasını önlemeye yönelik tedbirlerin de bulunduğunu, süresiz nafaka konusunda da Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından bazı yasal düzenlemeler hazırlandığını kaydetti.</p>

<p><strong>“AYNI AİLENİN PARÇASIYIZ”</strong></p>

<p>Uygulamadan geldiği için avukatların yaşadığı soruları yakından bildiğini anlatan Bakan Gürlek konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Ben uygulamadan geliyorum. Yargının üç sacayağından biri avukatlarımızın yaşadığı sorunları yakından biliyorum. Özellikle kalem personeliyle mahkeme kalemlerinde yaşadığı sorunları biliyorum. İnşallah bu konuda da hakim, savcı meslektaşlarımız başta olmak üzere adalet teşkilatımızın diğer meslektaşlarımızın bu konuda avukatlarımıza karşı tutum ve davranışlarında gerekli kibar, nezaket, insan ölçülere ulaşması, hassasiyet gösterilmesi konusunda her gittiğim yerde söylüyorum. Biz geniş bir aileyiz. Aynı ailenin parçasıyız. Biz 27 bin 500 kişilik hakim-savcıyız. Aynı zamanda da 211 bin kişilik bir avukat camiamız aynı ailenin ferdiyiz. İnşallah bu sorunları yeni adli yılımızda sizler de pratikte göreceksiniz.”</p>

<p>Adalet Bakanı Gürlek, güçlü Türkiye'ye giden yolda, adaletin yüzyılına açılan kapıda, sivil anayasanın inşa edilmesi konusunda kararlılıkla yürümeye devam edeceklerini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatlara-silah-ruhsati-ucretinde-yuzde-50-indirim</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/baro/avukat-silah.jpg" type="image/jpeg" length="72400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turkiye-uluslararasi-islam-bilim-ve-teknoloji-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turkiye-uluslararasi-islam-bilim-ve-teknoloji-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği, 06 Eylül 2026 Tarihli ve 33362 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>TÜRKİYE ULUSLARARASI İSLAM, BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç </strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesine bağlı lisansüstü programlarda yürütülen eğitim-öğretim ve sınavlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam </strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik, Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde yürütülen lisansüstü eğitim-öğretime ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak </strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü ve 44 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar </strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) AGNO: Ağırlıklı genel not ortalamasını,</p>

<p>b) Akademik takvim: Lisansüstü programlara öğrenci kabul, kayıt ve bu programlarda yürütülecek eğitim-öğretim faaliyetlerinin başlama ve bitiş tarihlerini içeren takvimi,</p>

<p>c) AKTS: Avrupa Kredi Transfer Sistemini,</p>

<p>ç) ALES: Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>d) Anabilim dalı: Üniversite bünyesindeki eğitim-öğretim hizmeti veren Lisansüstü Eğitim Enstitüsündeki ilgili anabilim dalını,</p>

<p>e) Anabilim dalı akademik kurulu: Enstitü anabilim dalının tam zamanlı öğretim üyelerinden oluşan kurulu,</p>

<p>f) Anabilim dalı başkanı: İlgili Enstitü anabilim dalı başkanını,</p>

<p>g) Anabilim dalı kurulu: Anabilim dalı başkanı ve bilim dalı başkanlarından oluşan kurulu,</p>

<p>ğ) Bilimsel hazırlık programı: Öğrencilerin kabul edildikleri programlarla ilgili akademik eksiklerini gidermek amacıyla en çok iki yarıyıl süren ve eğitim süresi içinde sayılmayan hazırlık eğitimini,</p>

<p>h) Danışman: Tezli yüksek lisans ve doktora öğrencisine rehberlik etmek ve tez danışmanlığı yapmak üzere ilgili anabilim dalı akademik kurulu tarafından önerilen ve Enstitü Yönetim Kurulunca atanan öğretim üyesini,</p>

<p>ı) Doktora yeterlik komitesi: İlgili anabilim dalı kurulunun görüşü alınarak anabilim dalı veya disiplinler arası anabilim dalı başkanlığınca önerilen ve Enstitü Yönetim Kurulunca onaylanan beş öğretim üyesinden oluşan komiteyi,</p>

<p>i) Doktora yeterlik sınavı: Doktora öğrencisinin temel konular ve doktora çalışmasıyla ilgili konularda yeterli bilgi sahibi olup olmadığının sınanmasına yönelik sınavı,</p>

<p>j) Enstitü: Üniversite bünyesindeki Lisansüstü Eğitim Enstitüsünü,</p>

<p>k) Enstitü Kurulu: Müdür, müdür yardımcıları ve anabilim dalı başkanlarından oluşan Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Kurulunu,</p>

<p>l) Enstitü Yönetim Kurulu: Müdür, müdür yardımcıları ve Enstitü Kurulunca seçilecek üç öğretim üyesinden oluşan Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Yönetim Kurulunu,</p>

<p>m) Etik Kurulu: Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde bulunan Etik Kurulunu,</p>

<p>n) ÖSYM: Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığını,</p>

<p>o) Seminer: Öğrencilerin ders döneminde aldıkları bilimsel bir konuyu araştırmaya, literatür takibine, kaynak incelemeye, rapor hazırlamaya ve sunmaya dayanan, yazılı bir rapordan oluşan kredisiz uygulama dersini,</p>

<p>ö) Senato: Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>p) Tez izleme komitesi: Doktora öğrencisinin tez çalışmalarına rehberlik etmek ve yönlendirmek amacıyla biri tez danışmanı olmak üzere en az üç öğretim üyesinden oluşan komiteyi,</p>

<p>r) Uzmanlık alan dersi: Tez danışmanı tarafından açılan, yüksek lisans ve doktora tez öğrencilerine yol gösterme amacıyla yapılan dersi,</p>

<p>s) ÜBYS: Üniversite Bilgi Yönetim Sistemini,</p>

<p>ş) Üniversite: Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesini,</p>

<p>t) Yabancı dil dınavı: Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen merkezi yabancı dil sınavları ile ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarını,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Program Açılması, Kabul, Kayıt ve İlişik Kesme İşlemleri</p>

<p><strong>Lisansüstü programlarının açılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Lisansüstü programlar; tezli yüksek lisans ve doktora programlarından oluşur.</p>

<p>(2) Lisansüstü program; ilgili anabilim dalı başkanlığının önerisi, Enstitü Kurulunun uygun görüşü üzerine Üniversite Yönetim Kurulu tarafından açılır.</p>

<p>(3) Bölüm veya anabilim dalından farklı ad taşıyan, disiplinler arası bir lisansüstü program açılabilir. Enstitü Müdürü tarafından ilgili anabilim dallarının öğretim üyelerinden biri, ilgili dekanların görüşü alınarak bu programı yürütmek üzere anabilim dalı başkanı olarak görevlendirilir.</p>

<p>(4) Lisansüstü programların öğrenci kontenjanları ilgili anabilim/anasanat dalının önerisi, Enstitü Kurulunun teklifi ve Üniversite Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p>(5) Öğretim elemanı ve öğrencilerin aynı mekânda bulunma zorunluluğu olmaksızın doktora programları hariç uzaktan öğretim programları açılabilir.</p>

<p>(6) Yurt içi ve yurt dışı yükseköğretim kurumları ile ortak lisansüstü programlar açılabilir.</p>

<p>(7) Tezli yüksek lisans programları ikinci öğretim programı olarak yürütülebilir.</p>

<p><strong>Lisansüstü programlara başvuru koşulları </strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Yüksek lisans programlarına başvurabilmek için lisans mezunu olmak; doktora programlarına başvurabilmek için tezli yüksek lisans mezunu olmak gerekir.</p>

<p>(2) Tezli yüksek lisans ve doktora programına başvurabilmek için adayların, başvurduğu puan türünde 55 puandan az olmamak üzere Senato tarafından belirlenecek ALES veya eşdeğer sınav puanına sahip olmaları gerekir. Ancak konservatuvar programları ile Güzel Sanatlar Fakültesinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının Enstitülerdeki ana sanat ve anabilim dallarına öğrenci kabulünde ve doktora/sanatta yeterlik/tıpta uzmanlık/diş hekimliğinde uzmanlık/veteriner hekimliğinde uzmanlık/eczacılıkta uzmanlık mezunlarının yüksek lisans ve doktora programlarına başvurularında, ALES şartı aranmaz.</p>

<p>(3) Doktora programına başvurabilmek için yabancı dil sınavlarından Senato tarafından daha yüksek bir puan belirlenmemişse en az 55 puan veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından bu puan muadili bir puan alınmış olması gerekir.</p>

<p>(4) Başvuru koşulları ilgili anabilim dalının önerisi, Enstitü Kurulunun teklifi ve Senatonun kararıyla kesinleşir. Başvuru ve kabul koşulları akademik takvime uygun olarak Enstitünün internet sayfasında ilan edilir.</p>

<p>(5) Başvurular elektronik ortamda alınır.</p>

<p>(6) Doktora/sanatta yeterlik/tıpta uzmanlık/diş hekimliğinde uzmanlık/veteriner hekimliğinde uzmanlık/eczacılıkta uzmanlık mezunlarının yüksek lisans ve doktora programlarına başvurularına yönelik değerlendirme işlemleri için Senato tarafından mezun olduğu lisansüstü programa girişteki puan türü veya uzmanlık alanı dikkate alınmaksızın, 55 puandan düşük 75 puandan fazla olmamak üzere bir puan belirlenir ve ilgili programın şartlarında ilan edilir. Bu adaylar daha önceden aldıkları puan türü veya doktora/sanatta yeterlik/uzmanlık alanından, farklı bir alanda başvuru yapabilir. İlan edilen puan, puan türüne bakılmaksızın ALES puanı olarak hesaplamalara dahil edilir.</p>

<p><strong>Yatay geçiş yoluyla öğrenci kabulü </strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Öğrencinin ilgili programın en güncel asgari başvuru şartlarını sağlamış olması gerekir.</p>

<p>(2) Bir lisansüstü programda en az bir yarıyılı tamamlamış olan başarılı öğrenci, eşdeğer diploma programlarına yatay geçiş yoluyla kabul edilebilir.</p>

<p>(3) Adaylar yatay geçişle ilgili kabul şartlarını sağladığına ilişkin belgeleri başvuru süresi içinde elektronik ortamda Enstitü Müdürlüğüne sunarlar.</p>

<p>(4) Öğrencilerin yatay geçiş başvuruları anabilim dalı tarafından incelenerek eğitim-öğretim başlama tarihinden önce Enstitü Yönetim Kurulunda karara bağlanır.</p>

<p>(5) Öğrencinin intibakı yapılırken alacağı ve muaf tutulacağı dersler, anabilim/anasanat dalı intibak komisyonunun teklifi ve Enstitü Yönetim Kurulunun kararı ile belirlenir. Enstitü Yönetim Kurulu tarafından geçerliliği onaylanan başarılmış derslerin notları öğrencinin not çizelgesine kaydedilir ve akademik ortalamaya katılır.</p>

<p>(6) Yatay geçişlerle ilgili diğer hususlar Senato tarafından karara bağlanır.</p>

<p><strong>Özel öğrenci kabulü </strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Bir yüksek lisans, doktora ya da sanatta yeterlik programına kayıtlı olan öğrenciler, diğer yükseköğretim kurumlarındaki lisansüstü derslere kayıtlı olduğu Enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığının onayı ile özel öğrenci olarak kabul edilebilir. Lisansüstü derslere kabul edilen öğrencilerin özel öğrenci olarak aldığı ve başarılı olduğu derslerin muafiyet işlemleri kayıtlı olduğu Enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığı tarafından yürütülür. Özel öğrenci kabul koşulları ve bu konudaki diğer hükümler Senato tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Uluslararası öğrenci kabulü </strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Uluslararası öğrenci kabul edilecek lisansüstü programlar, başvuru koşulları, son başvuru tarihi, istenen belgeler, kontenjanlar ve diğer hususlar Senato tarafından ilan edilir.</p>

<p><strong>Başvuruların kabulü ve değerlendirilmesi </strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Tezli yüksek lisans ve doktora programına başvuran adayların ön sıralaması; ALES puanının %50’si, lisans/yüksek lisans not ortalamasının %25’i ve yabancı dil puanının %25’i esas alınarak yapılır. Adayın not ortalaması Yükseköğretim Bilgi Sisteminde kayıtlı mezuniyet notu esas alınarak yüzlük sisteme göre değerlendirilir. Yükseköğretim Bilgi Sisteminde, yüzlük notu gösterilmeyen adaylar için Yükseköğretim Kurulu dönüşüm tablosu kullanılır. Sıralamada, ondalık sayılarda virgülden sonraki üç basamak dikkate alınır.</p>

<p>(2) Sıralama sonucunda kontenjan sayısının beş katı kadar aday yazılı ve sözlü bilimsel değerlendirme sınavına çağırılır. Sıralamaya göre son sırada aynı puana sahip birden fazla adayın olması halinde, bu adayların tamamı bilimsel değerlendirme sınavına çağrılır.</p>

<p>(3) Değerlendirmeyi yapacak olan sınav jürisi, anabilim dalı başkanlığınca önerilen ve Enstitü Yönetim Kurulu kararıyla belirlenen üç asıl ve iki yedek öğretim üyesinden oluşur.</p>

<p>(4) Bilimsel değerlendirme sınav jürisi tarafından yapılan yazılı ve sözlü sınavların ortalaması esas alınarak sınav sonucu ilan edilir. Notların eşitliği halinde yabancı dil puanı yüksek olan aday, bunun da eşitliği halinde ALES puanı yüksek olan aday başarılı kabul edilir.</p>

<p>(5) Adayın başarılı olup olmadığını değerlendirebilmek için daha yüksek bir puan belirlenmediği sürece, bilimsel değerlendirme yazılı ve sözlü sınav ortalamasının en az 70 puan olması gerekir.</p>

<p>(6) Bilimsel değerlendirme sınav jürisi, sınav sonuçlarını Enstitüye bildirir. Enstitü, başarılı adaylar arasından kontenjan sayısı kadar asıl ve kontenjan sayısının iki katı kadar yedek adayı belirleyerek programlara kayıt hakkı kazananları ilan eder.</p>

<p><strong>Kayıt </strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Kayıtlar, akademik takvimde belirtilen günlerde yapılır. Süresi içinde kesin kaydını yaptırmayan adaylar kayıt haklarını kaybederler. Gerçeğe aykırı beyana ve/veya sahte veya tahrif edilmiş belgeye dayalı olarak kesin kayıt yaptıranların kayıtları, programa kayıt tarihi itibarıyla iptal edilir. Kendilerine verilmiş olan diploma dahil tüm belgeler geçersiz sayılır ve haklarında yasal işlem yapılır.</p>

<p>(2) Kayıt; şahsen yapılabileceği gibi kanuni temsilci, noterden alınmış vekaletname sahibi ile kanuni/iradi temsilci tarafından ya da elektronik ortamda yapılabilir.</p>

<p>(3) Aynı anda birden fazla lisansüstü programa kayıt yaptırılamaz ve devam edilemez.</p>

<p><strong>Ders kaydı </strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Öğrencilerin bulundukları programdan mezun oluncaya kadar her dönem başında ilan edilen şekilde ve sürede ders kaydı yapmaları gerekir. Ders kaydını yenilemeyen öğrenci o dönem için öğrencilik haklarından yararlanamaz. Ders kaydı işlemlerinden öğrenci sorumludur.</p>

<p>(2) Öğrencinin ders kaydını yapmadığı yarıyıl, azamî öğrenim süresinden sayılır.</p>

<p>(3) Bilimsel araştırma teknikleri ve yayın etiği konusunda derslere lisansüstü programlarda yer verilmesi zorunludur.</p>

<p>(4) Uzmanlık alan dersi; Enstitü Yönetim Kurulunca tezli yüksek lisans ve doktora öğrencileri için danışmanının atandığı tarihten itibaren başlar, Enstitü Yönetim Kurulunun öğrencinin mezuniyetine karar verdiği tarihe kadar devam eder. Bu ders yarıyıl ve yaz tatillerinde de devam edebilir.</p>

<p>(5) Tezli yüksek lisans ve doktora öğrencileri, danışmanı tarafından açılan uzmanlık alan dersini almak zorundadır. Uzmanlık alan dersinin ulusal kredisi bulunmamaktadır. Öğrenci; devam ediyor, başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir.</p>

<p>(6) Dönem başında kayıt yaptıran öğrenciler, ancak akademik takvimde belirtilen günlerde ders ekleme ve silme işlemleri yapabilirler.</p>

<p>(7) Ders kayıt işlemleri danışman onayı ile sonuçlandırılır.</p>

<p>(8) Seçmeli bir derste başarısız olan öğrenci, aynı dersi veya yerine aynı kredili başka bir seçmeli dersi alabilir.</p>

<p><strong>Öğrenci katkı payı ve öğrenim ücreti </strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Yarıyıl kayıt işlemleri, öğrencinin varsa ilgili mevzuat hükümleri uyarınca katkı payı ya da öğrenim ücretini yatırması, yarıyıl ders seçme işlemlerini yapması ve danışmanın ders seçimlerini onaylaması ile gerçekleşir. Süresi içinde katkı payı veya öğrenim ücreti ödemeyen öğrenciler o dönem için kayıt yaptıramaz ve öğrencilik haklarından yararlanamaz.</p>

<p><strong>Kayıt dondurma </strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Öğrenci, belgelendireceği haklı ve geçerli mazeretlerle kayıt dondurma başvurusunda bulunabilir. Kayıt dondurma, Enstitü Yönetim Kurulunun kararıyla kesinleşir. Kaydın dondurulduğu dönem, öğrenim süresinden sayılmaz.</p>

<p>(2) Ders ekle-bırak tarihinden önce kaydı dondurulan öğrencinin ödemiş olduğu katkı payı veya öğrenim ücreti, ders kaydı yapacağı ilk dönemin katkı payından veya öğrenim ücretinden düşülür.</p>

<p>(3) Kayıt dondurma süresi bir defada en az bir dönemdir. Bundan daha uzun kayıt dondurma süreleri YÖK kararları doğrultusunda Enstitü Yönetim Kurulu tarafından kararlaştırılır.</p>

<p>(4) Öğrenci kayıt dondurduğu süre içinde öğrenimine devam edemez; sınavlara giremez.</p>

<p>(5) Kayıt dondurmuş olan öğrenciler kayıt dondurma süresinin bitimini takip eden yarıyılın başında yarıyıl ders kayıtlarını yaptırarak öğrenimlerine kaldıkları yarıyıldan devam ederler.</p>

<p><strong>Ders muafiyeti/intibak </strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Başka lisansüstü programlardan ders alan öğrenciler, bilim/anabilim dalı intibak komisyonunun görüşü ve Enstitü Yönetim Kurulunun kararı ile kayıt yaptırdığı programın benzer derslerinden muaf tutulabilir.</p>

<p>(2) Birinci fıkra dışındaki ders muafiyet işlemleri Enstitü Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Kayıt sildirme ve silme </strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Öğrenciler Enstitü Müdürlüğüne başvurarak kayıtlarını sildirme talebinde bulunabilirler.</p>

<p>(2) Enstitüden kaydı silinen öğrencilerin dosyalarında yer alan şahsi belgeler, talep etmeleri halinde ve gerekli yükümlülükleri yerine getirmeleri kaydıyla kendilerine veya kanuni/iradi temsilcilerine verilebilir.</p>

<p>(3) Kayıt sildirme talebi uygun görülen öğrencinin ödemiş olduğu katkı payı veya öğrenim ücreti iade edilmez.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Eğitim ve Öğretimle İlgili Genel Esaslar</p>

<p><strong>Dönemler</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Eğitim-öğretim döneminin başlangıcı, bitişi, yarıyıl/yılsonu sınav tarihleri akademik takvimde ilan edilir.</p>

<p><strong>Derslerin açılması ve ders sorumluları </strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Bir yarıyılda açılacak dersler ve bu dersleri verecek öğretim elemanları, Enstitü anabilim/anasanat dalı kurulunun kararı dikkate alınarak Enstitü Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p>(2) Öğrenciler danışman onayı ile kendi programları dışında dersler seçebilir.</p>

<p><strong>Bilimsel hazırlık </strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Tezli yüksek lisans ve doktora programlarına kabul edilen öğrencilerden iki yarıyılı geçmemesi kaydıyla bilimsel hazırlık dersleri almaları istenebilir. Bilimsel hazırlığı süresinde tamamlayamayan öğrencinin ilgili lisansüstü programdan kaydı silinir.</p>

<p>(2) Bilimsel hazırlığın uygulanmasına ilişkin ilkeler Enstitü Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p>(3) Bilimsel hazırlık programı ile ilgili devam, ders sınavları, ders notları, derslerden başarılı sayılma koşulları, kayıt silme ve diğer esaslar, alınan ders düzeyinin ilgili mevzuatında belirlenen kurallara tabidir. Bilimsel hazırlık dersleri lisansüstü not ortalamasında hesaba katılmaz.</p>

<p>(4) Bilimsel hazırlık programında alınması gereken dersler, ilgili lisansüstü programını tamamlamak için gerekli görülen derslerin yerine geçemez.</p>

<p><strong>Dil yeterliliği ve sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Öğretim dili Türkçe olan bir lisansüstü programa kabul edilen uluslararası aday, Türkçe yeterliğini Yükseköğretim Kurulu, ÖSYM (e-YDTS), Yunus Emre Enstitüsü (TYS) tarafından uygulanan veya kabul edilen merkezi yeterlik sınav sonucu ile belgelediği takdirde müracaat için belirlenen diğer şartları yerine getirmek kaydıyla, ilgili programa kayıt yaptırabilir.</p>

<p>(2) Öğretim dili Türkçe dışında bir dil olan lisansüstü programa kabul edilen aday, Senato tarafından tanınan sınavlarla ilgili yabancı dil yeterliklerini belgeledikleri takdirde, ilgili programa kayıt yaptırabilir.</p>

<p>(3) Başvurduğu programın öğretim dilinde yeterliği olmayan adayların yabancı dil hazırlık programına kabulü ile ilgili esaslar Enstitü tarafından belirlenir.</p>

<p>(4) Yabancı dil hazırlık programının süresi en çok iki yıldır. Bu süre içerisinde gerekli dil yeterliğini sağlayamayan öğrencilerin ilgili programdan ilişikleri kesilir.</p>

<p><strong>Danışman atama ilkeleri </strong></p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> (1) Kayıt yaptıran her tezli yüksek lisans ve doktora öğrencisine en geç birinci yarıyılın sonuna kadar öğrencinin talebi, ilgili anabilim dalı akademik kurulunun önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulunun kararıyla danışman atanır.</p>

<p>(2) Danışman öğretim üyesinin başka bir yükseköğretim kurumuna geçmek suretiyle yer değiştirmesi, emekliye ayrılması veya yükseköğretim üst kurullarında görev alması halinde, başlamış olan danışmanlıkları devam eder.</p>

<p>(3) Öğretim üyesi başına düşen danışmanlık sayısının üst sınırı Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlen sayıya göre düzenlenir.</p>

<p>(4) Danışmanı atanan tezli yüksek lisans ve doktora öğrencileri, danışmanlarının uzmanlık alan dersine; tez dönemine geçen öğrenciler ise tez dersine kayıt yaptırmakla yükümlüdür.</p>

<p>(5) Danışmanlık görevi danışman atanıncaya kadar Enstitü bilim/anabilim dalı başkanı tarafından yürütülür.</p>

<p>(6) İlgili anabilim/anasanat dalı akademik kurulunun gerekçeli önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulunun kararı ile başka bir yükseköğretim kurumundan öğretim üyesi ikinci tez danışmanı olarak belirlenebilir.</p>

<p>(7) Doktora tez danışmanı, en az dört yarıyıl süreyle bir lisans programında veya iki yarıyıl süreyle yüksek lisans programında ders vermiş ve bir yüksek lisans tezi yönetmiş olan ve Üniversite kadrosunda bulunan öğretim üyeleri arasından atanır.</p>

<p>(8) Danışmanın gerekçeli talebi üzerine, Üniversite dışından doktora derecesine sahip kişiler Enstitü Yönetim Kurulunca ikinci tez danışman olarak atanabilir.</p>

<p>(9) Öğrencinin talebi ve danışmanın uygun görüşü üzerine veya danışmanın talebi doğrultusunda Enstitü Yönetim Kurulu tarafından danışman değişikliği yapılabilir. Öğrencinin talebine danışmanın uygun görüş vermemesi hâlinde, Enstitü Yönetim Kurulu danışmanın gerekçesini alarak gerekli kararı verir.</p>

<p><strong>Devam zorunluluğu </strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Programlarda derslere ve uygulamalara devam zorunludur. Her bir dönemde kaydolduğu dersin %80’ine devam etmeyen öğrenci, o dersin yarıyıl sonu sınavına katılma hakkını kaybeder. Öğrencinin sağlık raporu aldığı süreler devamsızlık süresinden sayılır.</p>

<p>(2) Öğrencilerin devam durumları dersin öğretim üyesi tarafından izlenir. Devam şartlarını yerine getirmeyen öğrenciye (DZ) notu verilir.</p>

<p>(3) Öğrencilerin yoklama listeleri, dönem sonu sınav sonuçlarının ilanından itibaren ilgili öğretim üyesi tarafından en az iki yıl süreyle saklanır.</p>

<p><strong>Sınavlar ve başarı puanı </strong></p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> (1) Her bir kredili ders için akademik takvimde belirtilen sürelerde bir yarıyıl sonu sınavı yapılır. Sınav, ilgili öğretim elemanı tarafından ÜBYS’de ilan edilen tarihte ve yerde yapılır. ÜBYS’den yapılan ilan tebligat mahiyetindedir.</p>

<p>(2) Kredili derslerde ara sınav yapılıp yapılmayacağı; yapılacaksa sınavların sayısı ve ne şekilde yapılacağı, ilgili öğretim elemanı tarafından ÜBYS üzerinden dönem başında ilan edilir.</p>

<p>(3) Ara sınav ve yarıyıl sonu sınavının ders başarı notuna etki oranları ilgili öğretim elemanı tarafından dönem başında belirlenir ve ÜBYS’den öğrencilere duyurulur.</p>

<p>(4) Kredili derslerde, sınav/ödev/projeler 100 puan üzerinden değerlendirilir.</p>

<p>(5) Sınav evrakı, cevap anahtarı, sınav yoklama listesi ve diğer basılı belgeler sınav sonuçlarının ilanından itibaren ilgili öğretim üyesi tarafından en az iki yıl süreyle saklanır.</p>

<p>(6) Not ortalaması hesaplarında dikkate alınan harf notlarının katsayıları ve puanları aşağıda belirtilmiştir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p><u>Puanlar </u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p><u>Notlar</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><u>Katsayılar</u></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>90-100</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>AA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>4,00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>85-89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>BA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>3,50</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>80-84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>BB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>3,00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>75-79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>CB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>2,50</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>70-74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>CC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>2,00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>65-69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>DC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>1,50</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>60-64</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>DD</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>1,00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>50-59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>FD</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>0,50</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>0-49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>FF</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>0,00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>Devamsız</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>DZ</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>Sınava girmedi</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>GR</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>Devam ediyor</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>DE</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>BŞ</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>BŞZ</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>Muaf</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>M</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>(7) Yüksek lisans programlarında öğrencinin bir dersten başarılı sayılabilmesi için en az (CC), doktora programlarında en az (CB) notu alması gerekir.</p>

<p>(8) Yüksek lisans programlarında (DC), doktora programlarında ise (CC) notuyla başarısız olan öğrencinin ders tekrarında devam zorunluluğu yoktur. Diğer harf notlarıyla başarısız olan öğrencinin ders tekrarında devam zorunluluğu vardır.</p>

<p>(9) (DZ) notu, not ortalaması hesabında (FF) harf başarı notu işlemi görür.</p>

<p>(10) (GR) notu, sınava girme hakkı olduğu halde girmeyen öğrencilere verilir. Bu not, not ortalaması hesabında (FF) harf başarı notu işlemi görür.</p>

<p>(11) Tez çalışmasını sürdüren öğrenciye uzmanlık alan dersi için (DE) notu verilir. Öğrencinin tez çalışmasını sürdürüp sürdürmediği yüksek lisans programlarında tez danışmanı tarafından değerlendirilir. Doktora programlarında ise danışman, tez izleme komitesi tarafından hazırlanan raporları dikkate alarak değerlendirme yapar. Belirlenen sürelerde çalışmalarını tez izleme komitesine sunmayan doktora öğrencilerine başarısız (BŞZ) notu verilir.</p>

<p>(12) Uzmanlık alan dersi, başarılı (BŞ) veya başarısız (BŞZ) harf notu ile değerlendirilir.</p>

<p>(13) Seminer dersi, başarılı (BŞ) veya başarısız (BŞZ) harf başarı notu ile değerlendirilir.</p>

<p>(14) (M) harf notu, muaf olunan dersi ifade eder.</p>

<p>(15) Geçerli bir mazereti nedeniyle ara sınavlara katılamayan ve mazereti ilgili anabilim/ana sanat dalı akademik kurulu tarafından kabul edilen öğrencilere, süresi içinde başvurmaları hâlinde mazeret sınav hakkı verilir. Yarıyıl sonu sınavına giremeyen öğrenciler için yapılacak mazeret sınavı, bütünleme sınavından ibarettir. Bu sınava giremeyen öğrenciler için başka bir mazeret sınavı yapılmaz.</p>

<p>(16) Öğrenciler, mazeret sınavına ilişkin başvurularını mazeretin sona erdiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde Enstitüye dilekçe vererek bildirirler.</p>

<p><strong>Ağırlıklı dönem not ortalaması ve ağırlıklı genel not ortalaması </strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) Her dönem sonunda öğrencilerin ağırlıklı dönem not ortalaması ile AGNO’su hesaplanır ve bu hesaplamaya göre başarı durumları belirlenir.</p>

<p>(2) Ağırlıklı dönem not ortalaması, öğrencinin o yarıyılda aldığı tüm derslerin başarı notlarının kredileriyle (AKTS) çarpımları toplamının, o yarıyılda alınan derslerin kredileri (AKTS) toplamına bölünmesiyle hesaplanır.</p>

<p>(3) AGNO’su, öğrencinin ilk yarıyıldan itibaren aldığı tüm derslerin başarı notlarının kredileriyle (AKTS) çarpımları toplamının, ilk yarıyıldan itibaren alınan derslerin kredileri (AKTS) toplamına bölünmesiyle hesaplanır.</p>

<p>(4) Hesaplama sonucu, virgülden sonra iki hane dikkate alınır.</p>

<p><strong>Sınav sonuçlarının duyurulması ve sonuçlara itiraz </strong></p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> (1) Sınavlar, ilgili öğretim elemanı tarafından değerlendirilir, hesaplanan notlar akademik takvimde belirtilen süreler içerisinde ÜBYS’ye girilir ve ilan edilir. Sonuçlara, ilan tarihinden itibaren üç iş günü içerisinde ilgili bilim/anabilim dalı başkanlığına dilekçe ile itiraz edilebilir.</p>

<p>(2) İtirazlar, ilgili öğretim elemanı tarafından itiraz dilekçesinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde değerlendirilir. Notlarda değişiklik olması hâlinde, bu değişiklik ilgili öğretim elemanı tarafından talep formunda belirtilir ve söz konusu form bilim/ana bilim dalı başkanlığınca Öğrenci İşleri Dairesi Başkanlığına iletilmek üzere Enstitü Müdürlüğüne gönderilir.</p>

<p>(3) Notlardaki herhangi bir maddî hata, dersi veren öğretim üyesinin başvurusu ve anabilim dalı başkanının onayı üzerine dönem notları için belirlenen son giriş tarihinden itibaren bir hafta içinde Öğrenci İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından düzeltilir.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Yüksek Lisans Programları</p>

<p><strong>Tezli yüksek lisans programı </strong></p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> (1) Tezli yüksek lisans programı toplam yirmi bir krediden az olmamak koşuluyla en az sekiz ders, bir seminer dersi ve tez çalışmasından oluşur. Seminer dersi ve tez çalışması kredisiz olup başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir. Tezli yüksek lisans programı bir eğitim-öğretim dönemi 60 AKTS kredisinden az olmamak koşuluyla toplam en az 120 AKTS kredisinden oluşur.</p>

<p>(2) Seminer dersinde yapılacak çalışmaların ve hazırlanacak yazılı raporun çerçevesi, Enstitü tarafından belirlenir. İlgili rapor, dönem sonu sınav sonuçlarının ilanından en geç bir hafta önce anabilim dalı başkanlığı tarafından Enstitüye gönderilir.</p>

<p><strong>Süre </strong></p>

<p><strong>MADDE 27-</strong> (1) Tezli yüksek lisans programı, kayıt yaptırılıp yaptırılmadığına bakılmaksızın toplam dört yarıyıl süreli olup en fazla altı yarıyılda tamamlanır. Program süresinin başlangıcı, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç olmak üzere ilk ders dönemidir.</p>

<p>(2) Dört yarıyıl sonunda öğretim planında yer alan kredili dersleri ve seminer dersini başarıyla tamamlayamayan, gerekli genel not ortalamasını sağlayamayan, azamî süreler içerisinde tez çalışmasını başarı ile tamamlamayan veya tez savunmasına girmeyen öğrencilerin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Yüksek lisans tezi </strong></p>

<p><strong>MADDE 28-</strong> (1) Öğrenci, danışmanıyla beraber belirlediği tez konusunu en geç ikinci yarıyılın sonuna kadar ilgili anabilim dalı başkanlığına önerir. Anabilim dalı kurulu tarafından uygun görülen öneri, ilgili anabilim dalı başkanlığınca Enstitüye gönderilir. Tez konusu, Enstitü Yönetim Kurulu onayı ile kesinleşir. Öğrenci veya danışmanın tez konusuyla ilgili değişiklik talepleri aynı sürece tabidir.</p>

<p>(2) Tez konusunun uygun görülmemesi halinde, Enstitü Yönetim Kurulu değişiklik yapılması hususunu ilgili anabilim dalı başkanlığına bildirir.</p>

<p>(3) Öğrencinin tez aşamasına geçebilmesi ve tez çalışması dersine kayıt yaptırabilmesi için, ilgili yüksek lisans programında en az iki yarıyıl öğrenim görmüş olması, gerekli program dersleri ile bir semineri ve diğer öğrenim etkinliklerini başarıyla tamamlamış bulunması ve tez konusu öneri formunun Enstitü tarafından onaylanmış olması gerekir. Öğrencinin yatay geçiş veya özel öğrencilik kapsamında aldığı derslerin sayılması hâlinde, en az iki yarıyıl öğrenim görme şartı aranmaz.</p>

<p>(4) Tez çalışması için gerekli olan etik kurul onayı, öğrenci tarafından Enstitüye sunulur.</p>

<p>(5) Öğrencinin tez teslim tarihinden önce, kendisinin veya kendisiyle birlikte bir öğretim elemanının yazar olarak yer aldığı anabilim/anasanat dalının uygun göreceği bir kongre, konferans, sempozyum ve benzeri etkinlikte bildiri sunmuş olması veya ilgili anabilim/anasanat dalının uygun göreceği bilimsel bir dergide yayımlanmış makalesinin, çevirisinin veya kitap kritiğinin/incelemesinin bulunması veya ders kitapları veya özgün nitelikte olmayan derleme kitaplar hariç Book Citation Index-WoS’da taranan yayınevlerinde bir uluslararası bilimsel kitap veya uluslararası bilimsel kitap bölümünü yayımlamış olması ya da yayın kabul yazısı almış olması ve ilgili programın mezuniyet için öngördüğü diğer şartları yerine getirmiş olması gerekir. İlgili etkinlikte veya yayında Üniversitenin adının geçmesi şartı aranır.</p>

<p>(6) Öğrenci, tez çalışması sırasında elde ettiği sonuçları, Senato tarafından kabul edilen tez yazım kılavuzuna uygun biçimde yazar ve tezini jüri önünde sözlü olarak savunur.</p>

<p>(7) Öğrenci, yüksek lisans tezini, savunma öncesinde danışmanına sunar. Daha önce hakkında düzeltme kararı verilen tezlerde, öğrenci tezle birlikte yapmış olduğu düzeltmeleri içeren raporunu da danışmanına sunar. Danışman, Enstitü tarafından belirlenen benzerlik oranlarını esas alarak intihal/benzerlik raporunu hazırlar ve tezi, kendi görüşüyle birlikte ilgili anabilim dalı başkanlığına iletir. Anabilim dalı başkanlığı, önereceği tez jürisiyle birlikte tezi Enstitüye gönderir.</p>

<p>(8) Yüksek lisans tez jürisi, Enstitü Yönetim Kurulu kararı ile atanır. Jüri, biri öğrencinin tez danışmanı, en az biri de Üniversite dışından olmak üzere üç veya beş öğretim üyesinden oluşur. Jürinin üç kişiden oluşması durumunda ikinci tez danışmanı jüri üyesi olamaz. Ayrıca en az biri Üniversite dışından olmak üzere, iki yedek jüri üyesi belirlenir. Jüri sayısından bir fazla sayıda tez nüshası Enstitüye teslim edilir.</p>

<p>(9) Yüksek lisans tez sınavı, tezin jüri üyelerine teslim tarihinden itibaren bir ay içinde, jüri tarafından kararlaştırılarak danışman tarafından Enstitüye bildirilen ve Enstitü Yönetim Kurulu tarafından onaylanan gün, yer ve saatte yapılır. Sınav, eksik üyeyle yapılamaz. İlan edilen günde yapılamayan tez sınavı ile ilgili durum bir tutanakla tespit edilerek Enstitüye bildirilir. Aynı usulle en geç on beş gün içinde ikinci bir tez sınav günü belirlenir. Jürinin toplanamaması halinde yapılacak işlemler hakkında Enstitü karar verir.</p>

<p>(10) Tez sınavı, iki bölümden oluşur. İlk bölümde, öğrenci hazırlamış olduğu teze dair bir sunum gerçekleştirir. İkinci bölümde ise jüri üyeleri, tezle ilgili bilimsel değerlendirmelerini ifade ederler. Gerekli gördükleri takdirde jüri üyeleri, öğrenciye tezle ilgili olarak sorular yöneltebilirler. Tez sınavı, öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak gerçekleştirilir.</p>

<p>(11) Tez sınavının tamamlanmasından sonra, jüri tez hakkında salt çoğunlukla kabul, ret veya düzeltme kararı verir. Bu karar, ilgili anabilim dalı başkanlığınca tez sınavını izleyen üç gün içinde Enstitüye tutanakla bildirilir.</p>

<p>(12) Tezi hakkında ret kararı verilen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(13) Tezi hakkında düzeltme kararı verilen öğrenci, istenilen düzeltmeleri yaparak en geç üç ay içinde tezini aynı jüri önünde yeniden savunur. Bu savunma sonunda, tezi hakkında ret kararı verilen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(14) Tez savunma sınavında başarılı olan öğrenci; tez yazım kılavuzuna göre hazırladığı yüksek lisans tezinin ciltlenmiş en az bir kopyasını, tezin tamamı ile Türkçe ve İngilizce özetlerini içeren elektronik kopyasını, tezin, tez yazım kılavuzuna uygunluğuna dair danışmanın yazılı görüşü ile birlikte tez savunma sınavına giriş tarihinden itibaren bir ay içinde Enstitüye teslim eder.</p>

<p><strong>Diploma </strong></p>

<p><strong>MADDE 29-</strong> (1) Tez sınavında başarılı olan ve Senato tarafından belirlenen diğer mezuniyet koşullarını sağlayan öğrenciye tezli yüksek lisans diploması verilir. Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci, koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azamî süresinin dolması halinde ilişiği kesilir.</p>

<p>(2) Tezli yüksek lisans diploması üzerinde, öğrencinin kayıtlı olduğu Enstitü anabilim dalındaki programın Üniversite Yönetim Kurulu tarafından onaylanmış adı bulunur. Mezuniyet tarihi tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalı nüshasının teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(3) Tezin tesliminden itibaren üç ay içinde yüksek lisans tezinin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere Enstitü tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilir.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Doktora Programları</p>

<p><strong>Genel esaslar </strong></p>

<p><strong>MADDE 30-</strong> (1) Doktora programı, tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için toplam yirmi bir krediden ve bir eğitim-öğretim dönemi 60 AKTS’den az olmamak koşuluyla en az sekiz ders, seminer, yeterlik sınavı, tez önerisi ve tez çalışması olmak üzere en az 240 AKTS kredisinden oluşur.</p>

<p>(2) Doktora programlarında, Enstitü anabilim dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulu onayı ile diğer yükseköğretim kurumlarında verilmekte olan doktora derslerinden en fazla iki ders seçilebilir.</p>

<p>(3) Doktora çalışması sonunda hazırlanacak tezin, bilime yenilik getirme, yeni bir bilimsel yöntem geliştirme, bilinen bir yöntemi yeni bir alana uygulama niteliklerinden en az birini yerine getirmesi gerekir.</p>

<p>(4) Seminer dersinde yapılacak çalışmaların ve hazırlanacak yazılı raporun çerçevesi, Enstitü tarafından belirlenir. İlgili rapor, dönem sonu sınav sonuçlarının ilanından en geç bir hafta önce anabilim dalı başkanlığı tarafından Enstitüye gönderilir.</p>

<p><strong>Süre </strong></p>

<p><strong>MADDE 31-</strong> (1) Doktora programı, kayıt yaptırılıp yaptırılmadığına bakılmaksızın toplam sekiz yarıyıl süreli olup en fazla on iki yarıyılda tamamlanır. Program süresinin başlangıcı, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç olmak üzere ilk ders dönemidir.</p>

<p>(2) Doktora programı için gerekli kredili dersleri başarıyla tamamlamanın azamî süresi dört yarıyıldır. Bu süre içinde kredili derslerini başarıyla tamamlayamayan ve/veya gerekli genel not ortalamasını sağlayamayan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Kredili derslerini başarıyla bitiren, yeterlik sınavında başarılı bulunan ve tez önerisi kabul edilen ancak tez çalışmasını birinci fıkrada belirtilen on iki yarıyıl sonuna kadar tamamlayamayan öğrencinin ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Doktora yeterlik sınavı </strong></p>

<p><strong>MADDE 32-</strong> (1) Doktora yeterlik sınavları her yarıyıl bir kez olmak üzere akademik takvimde belirtilen süreler içinde yapılır. Öğrenci; derslerini, seminerini, kredisini ve AKTS kredisini başarıyla tamamlamak şartıyla en erken üçüncü, en geç beşinci yarıyılın sonunda yeterlik sınavına girmek zorundadır. Beşinci yarıyıl sonuna kadar yeterlik sınavına girmeyen öğrenci ilk yeterlik sınavından başarısız olmuş sayılır.</p>

<p>(2) Yeterlik sınavları, Enstitü anabilim dalı başkanlığı tarafından önerilen ve Enstitü Yönetim Kurulu tarafından onaylanan biri anabilim dalı başkanı olmak üzere, beş kişilik doktora yeterlik komitesi tarafından düzenlenir ve yürütülür. Komite, anabilim dalını oluşturan bilim dalları için farklı sınavları hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek amacıyla sınav jürileri kurar. Sınav jürisi en az ikisi Üniversite dışından olmak üzere, danışman dahil beş öğretim üyesinden oluşur. Yeterlik sınavı toplantıları öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(3) Doktora yeterlik komitesi, anabilim/bilim dalı başkanlığınca önerilir ve Enstitü Yönetim Kurulu tarafından üç yıl süre ile atanır.</p>

<p>(4) Doktora yeterlik sınavı, yazılı ve sözlü olarak iki bölüm hâlinde yapılır. Sınavlar her bir jüri üyesi tarafından 100 tam puan üzerinden değerlendirilir. Yazılı sınav ortalaması en az 70 puan olan öğrenci sözlü sınava alınır. Sözlü sınav ortalaması da en az 70 puan olan öğrenci başarılı sayılır. Sınav sonuçları, anabilim dalı başkanlığınca yeterlik sınavını izleyen üç gün içinde Enstitüye bildirilir.</p>

<p>(5) Yeterlik sınavında başarısız olan öğrenci başarısız olduğu sınavdan bir sonraki yarıyılda tekrar sınava alınır. Bu ikinci sınava girmeyen veya bu sınavda da başarısız olan öğrencinin doktora programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Tez izleme komitesi </strong></p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>(1) Yeterlik sınavında başarılı bulunan öğrenci için ilgili Enstitü anabilim dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulu onayı ile bir ay içinde bir tez izleme komitesi oluşturulur.</p>

<p>(2) Tez izleme komitesi üç öğretim üyesinden oluşur. Komitede tez danışmanından başka Enstitü anabilim dalı içinden ve dışından birer üye yer alır. İkinci tez danışmanının atanması durumunda ikinci tez danışmanı dilerse komite toplantılarına oy hakkı olmaksızın katılabilir.</p>

<p>(3) Tez izleme komitesinin kurulmasından sonraki dönemlerde, Enstitü anabilim dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulu onayı ile üyelerde değişiklik yapılabilir.</p>

<p><strong>Tez önerisi savunması </strong></p>

<p><strong>MADDE 34-</strong> (1) Doktora yeterlik sınavını başarı ile tamamlayan öğrenci, en geç altı ay içinde, yapacağı araştırmanın amacını, yöntemini ve çalışma planını kapsayan tez önerisini tez izleme komitesi önünde sözlü olarak savunur. Öğrenci, tez önerisi ile ilgili yazılı bir raporu sözlü savunmadan en az on beş gün önce komite üyelerine dağıtır.</p>

<p>(2) Tez izleme komitesi, öğrencinin sunduğu tez önerisinin kabul, düzeltme veya reddedileceğine salt çoğunlukla karar verir. Düzeltme için bir ay süre verilir. Bu süre sonunda kabul veya ret yönünde salt çoğunlukla verilen karar, Enstitü anabilim dalı başkanlığınca işlemin bitişini izleyen üç gün içinde Enstitüye tutanakla bildirilir.</p>

<p>(3) Tez önerisi reddedilen öğrenci, yeni bir danışman ve/veya tez konusu seçme hakkına sahiptir. Bu durumda yeni bir tez izleme komitesi atanabilir. Programa aynı danışmanla devam etmek isteyen öğrenci üç ay içinde, danışman ve tez konusunu değiştiren öğrenci ise altı ay içinde tekrar tez önerisi savunmasına alınır. Tez önerisi bu savunmada da reddedilen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Tez önerisi kabul edilen öğrenci için tez izleme komitesi, ocak-haziran ve temmuz-aralık ayları arasında birer defa olmak üzere yılda iki kez toplanır. Öğrenci, toplantı tarihinden en az bir ay önce komite üyelerine yazılı bir rapor sunar. Bu raporda o ana kadar yapılan çalışmaların özeti ve bir sonraki dönemde yapılacak çalışma planı belirtilir. Öğrencinin tez çalışması, komite tarafından başarılı veya başarısız olarak belirlenir. Komite tarafından üst üste iki kez veya aralıklı olarak üç kez başarısız bulunan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(5) Tez önerisi savunmasına geçerli bir mazereti olmaksızın birinci fıkrada belirtilen sürede girmeyen öğrenci başarısız sayılarak tez önerisi reddedilir.</p>

<p><strong>Doktora tezinin sonuçlandırılması </strong></p>

<p><strong>MADDE 35-</strong> (1) Doktora öğrencilerinin, tez teslim tarihinden önce, kendisinin veya kendisiyle birlikte bir öğretim elemanının yazar olarak yer aldığı en az bir makaleyi ilgili anabilim dalının uygun göreceği hakemli bir dergide veya ders kitapları veya özgün nitelikte olmayan derleme kitaplar hariç Book Citation Index-WoS’da taranan yayınevlerinde bir uluslararası bilimsel kitap veya uluslararası bilimsel kitap bölümünü yayımlamış olması veya yayın kabul yazısı almış olması gerekir. İlgili yayında, Üniversitenin adının geçmesi şartı aranır.</p>

<p>(2) Doktora programındaki bir öğrenci, elde ettiği sonuçları Senato tarafından kabul edilen tez yazım kılavuzuna uygun biçimde yazar ve tezini jüri önünde sözlü olarak savunur.</p>

<p>(3) Öğrencinin tezinin sonuçlanabilmesi için en az üç tez izleme komitesi raporu sunulması gerekir.</p>

<p>(4) Öğrenci, doktora tezini savunmadan önce ve düzeltme verilen tezlerde ise düzeltme ile birlikte tezini danışmanına sunar. Danışman, Enstitü tarafından belirlenen benzerlik oranlarını dikkate alarak yazılım programları marifetiyle intihal/benzerlik oranı raporunu hazırlar ve teze ilişkin görüşü ile birlikte tezi ilgili anabilim dalı başkanlığına teslim eder. Anabilim dalı başkanlığı önereceği tez jürisi ile birlikte tezi Enstitüye gönderir.</p>

<p>(5) Doktora tez jürisi, danışman ve Enstitü anabilim dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulu onayı ile atanır. Jüri, üçü öğrencinin tez izleme komitesinde yer alan öğretim üyeleri ve en az ikisi Üniversite dışından olmak üzere danışman dahil beş öğretim üyesinden oluşur. Ayrıca biri Üniversite dışından olmak üzere iki de yedek üye belirlenir. Ayrıca ikinci tez danışmanı oy hakkı olmaksızın jüride yer alabilir.</p>

<p>(6) Doktora tez sınavı, tezin jüri üyelerine teslim tarihinden itibaren bir ay içindeki bir tarihte, Enstitü Yönetim Kurulu tarafından belirlenen gün, yer ve saatte yapılır. Jüri toplantıları eksik üyeyle yapılamaz. İlan edilen günde yapılamayan jüri toplantısı için durum bir tutanakla belirlenerek Enstitüye bildirilir ve en geç on beş gün içinde ikinci bir toplantı günü belirlenir. İkinci kez toplanamayan jüriler konusunda yapılacak işleme Enstitü Yönetim Kurulu karar verir.</p>

<p>(7) Tez savunma sınavı, tez çalışmasının sunumu ve bunu izleyen soru-cevap bölümünden oluşur. Tez savunma toplantıları öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(8) Tez sınavının tamamlanmasından sonra jüri dinleyicilere kapalı olarak, tez hakkında salt çoğunlukla kabul, ret veya düzeltme kararı verir. Tezi kabul edilen öğrenciler başarılı olarak değerlendirilir. Bu karar, Enstitü anabilim dalı başkanlığınca tez sınavını izleyen üç gün içinde Enstitüye tutanakla bildirilir. Tezi başarısız bulunarak reddedilen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir. Tezi hakkında düzeltme kararı verilen öğrenci en geç altı ay içinde gerekli düzeltmeleri yaparak tezini aynı jüri önünde yeniden savunur. Bu savunmada da başarısız bulunan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Doktora diploması </strong></p>

<p><strong>MADDE 36-</strong> (1) Tez savunma sınavında başarılı olan öğrenci; tez yazım kılavuzuna göre hazırladığı doktora tezinin ciltlenmiş en az üç kopyasını, tezin tamamı ile Türkçe ve İngilizce özetlerini içeren elektronik kopyasını, danışmanın tez yazım kılavuzuna uygunluğu yönünden yazılı olarak belirttiği görüşü ve intihal raporu ile birlikte tez savunma sınavına giriş tarihinden itibaren bir ay içinde Enstitüye teslim eder.</p>

<p>(2) Tez sınavında başarılı olmak ve Senato tarafından belirlenen mezuniyet için gerekli diğer koşulları da sağlamak kaydıyla, tezi şekil yönünden uygun bulunan doktora öğrencisine doktora diploması verilir. Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azamî süresinin dolması halinde ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Doktora diploması üzerinde Enstitü anabilim dalındaki programın Üniversite Yönetim Kurulu tarafından onaylanmış adı bulunur. Mezuniyet tarihi tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalı nüshasının teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(4) Enstitü tarafından tezin tesliminden itibaren üç ay içinde doktora tezinin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilir.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Engelli öğrenciler </strong></p>

<p><strong>MADDE 37-</strong> (1) Engellilik durumu ve derecesi sağlık raporu ile kanıtlanmış olan, lisansüstü programlara kayıtlı öğrenci, bu Yönetmeliğin ders almaya ilişkin hükümlerine uymakla yükümlüdür. Ancak engeli nedeniyle herhangi bir dersin gereklerini yerine getirmekte güçlük çekmesi durumunda, danışmanının ve dersin öğretim elemanının onayıyla söz konusu güçlüklerin giderilmesine ilişkin değişiklikler, uyarlamalar, düzenlemeler yapılarak öğrencinin dersi alması sağlanır. Öğrenci dersin gereklerini yerine getiremiyor ise, varsa o derse eşdeğer olan başka bir ders alır.</p>

<p>(2) Lisansüstü programlara kayıtlı engelli öğrenci, 23 üncü maddede belirtilen sınavlara girmek zorundadır. Ancak öğrencinin performansının en iyi şekilde değerlendirilebilmesi için öğrencinin engeli temel alınarak dersi veren öğretim elemanı onayı ile sınav yeri, süresi, biçimi değiştirilip uygun hale getirilebilir. Sınavda kullanılacak özel alfabe, bilgisayar, büyüteç gibi ek gereçler, okumaya ya da yazmaya yardımcı kişi ya da araçlar ilgili Enstitü anabilim dalı başkanlığı tarafından sağlanır.</p>

<p><strong>İzinler </strong></p>

<p><strong>MADDE 38-</strong> (1) Üniversite tarafından, afet ve salgınlarda tez aşamasındaki lisansüstü eğitim öğrencilerine talepleri halinde bir dönem, afet veya salgının aşamasına göre tekrar başvurmaları durumunda bir dönem daha olmak üzere en fazla iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azamî süreden sayılmaz.</p>

<p>(2) Doğum yapan lisansüstü kadın öğrencilere talepleri halinde doğum sonrası iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azamî süreden sayılmaz.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 39-</strong> (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâllerde 2547 sayılı Kanun, 20/4/2016 tarihli ve 29690 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Tebligat ve duyurular </strong></p>

<p><strong>MADDE 40-</strong> (1) İlgili tebligat mevzuatı hükümleri saklı kalmak kaydıyla öğrenciye her türlü tebligat ve duyurular, ÜBYS’den ve öğrencinin resmî kayıtlarda yer alan posta adresine ve/veya öğrenciye Üniversite tarafından sağlanan elektronik posta adresine gönderilerek yapılır.</p>

<p>(2) Öğrenci, Üniversite tarafından sağlanan elektronik posta adresine gönderilen iletileri izlemekle yükümlüdür.</p>

<p><strong>Yürürlük </strong></p>

<p><strong>MADDE 41-</strong> (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme </strong></p>

<p><strong>MADDE 42-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turkiye-uluslararasi-islam-bilim-ve-teknoloji-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="74446"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-sen-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-sen-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden fail, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezası yarı oranında artırılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir somut tehlike suçu olan bu tahrik suçu ile korunan hukuki yarar kamu barışıdır. Suçun tespitinde, düşünce açıklaması bir bütün olarak ve amacı dikkate alınarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike doğmamışsa, objektif cezalandırılabilme şartı gerçekleşmediğinden, suç tüm unsurları ile oluşa bile cezalandırma yoluna gidilemez.</p>

<p>Haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Açıklama; haber verme sınırlarını aşmamış ve eleştiri sınırında kalmışsa, suçun manevi ve hukuka aykırılık unsurları oluşmadığından, bir suçun varlığından da bahsedilemez.</p>

<p>Kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması için, suça konu edilen açıklamalardan dolayı çok sayıda kişinin şikayetçi olması yeterli olmayıp, kanunda gösterilen somut tehlikenin oluştuğu tespit edilmelidir.</p>

<p>Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ile basın hürriyetinin sınırları Anayasa m.13’e, m.26’ya ve m.28’e göre; bilim ve sanat hürriyetinin sınırları da Anayasa m.13’e ve m.27’ye göre belirlenir. Bu çerçeveye uygun düşen yasal düzenlemeler ile bunların uygulamaları Anayasaya uygun sayılırken, kanunda dışına çıkıldığında Anayasaya aykırılık, Anayasaya uygun çıkarılan kanunlarca belirlenen sınırların dışına çıkıldığında da “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine aykırılık gündeme gelir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="noopener" target="_blank" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN"><img alt="Prof. Dr. Ersan ŞEN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_1778u8tYyuYY1Yu77.81y0yuuoUY81ouuuai5yu2uu7uYYuouuuauY9u79uuuaYYuyY_1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="noopener" target="_blank" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN">Prof. Dr. Ersan ŞEN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-sucu-sen-1</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 19:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/terazi/tera4za-1.jpg" type="image/jpeg" length="28594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karadeniz Bölgesi Genişletilmiş Baro Başkanları Toplantısı Kastamonu'da gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/karadeniz-bolgesi-genisletilmis-baro-baskanlari-toplantisi-kastamonuda-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/karadeniz-bolgesi-genisletilmis-baro-baskanlari-toplantisi-kastamonuda-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Bölgesi Genişletilmiş Baro Başkanları Toplantısı, Kastamonu Barosu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Bölge barolarının yanı sıra Yozgat, Kırşehir, Çankırı ve Bilecik Barolarının da katıldığı toplantıda, avukatlık mesleğinin güncel sorunları, yargının işleyişine ilişkin başlıklar ve çözüm önerileri değerlendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplantıya Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. R. Erinç Sağkan ile TBB Yönetim Kurulu Üyesi Av. Melih Yardımcı katıldı.</p>

<p>Baroların farklı illerde karşı karşıya kaldığı mesleki sorunların ve uygulamadaki ihtiyaçların doğrudan paylaşılmasına imkân sağlayan toplantıda; bölgesel deneyimlerin ortaklaştırılması, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve barolar ile Türkiye Barolar Birliği arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi üzerinde duruldu.</p>

<p><strong>SAĞKAN: “BU TOPLANTILARDAN ÇIKAN SONUÇLARI ETKİN ŞEKİLDE TAKİP EDİYORUZ”</strong></p>

<p>Toplantıda konuşan TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, bölgesel baro başkanları toplantılarının mesleğin ve meslektaşların sorunlarının ele alınmasının yanı sıra Türkiye’de hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi bakımından da önemli bir istişare zemini oluşturduğunu vurguladı.</p>

<p>Sağkan, <strong>“</strong>Biz, bu toplantıların mesleğimiz, meslektaşlarımız ve Türkiye’de hukukun üstünlüğü bakımından çok kıymetli olduğu inancındayız.” diyerek, baroların sahadaki deneyimlerinden hareketle ortaya koyduğu görüş ve önerilerin TBB’nin çalışmalarına önemli katkı sunduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Toplantılarda sunulan değerlendirmelerin yalnızca tespit düzeyinde bırakılmadığını belirten Sağkan, <strong>“</strong>Bu toplantılardan çıkan sonuçları da Türkiye Barolar Birliği olarak etkin şekilde takip ediyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kastamonu’nun Millî Mücadele dönemindeki yerine de değinen Sağkan, toplantının gerçekleştirilmesine sağladığı katkı ve ev sahipliği dolayısıyla Kastamonu Barosu Başkanı Av. Özgür Demir ile Yönetim Kurulu üyelerine ve baro çalışanlarına teşekkür etti.</p>

<p>Toplantı, baro başkanlarının avukatlık mesleğinin ve yargının güncel gündemine ilişkin değerlendirmelerini, sahada karşılaşılan sorunları ve çözüm önerilerini paylaşmalarının ardından tamamlandı.</p>

<p><strong>MESLEKTE 50 YILA VEFA</strong></p>

<p>Program kapsamında, avukatlık mesleğinde 50 yılı geride bırakan Av. İsmet Yeni ve Av. Şükrü Tuncel’e, mesleğe yarım asır boyunca verdikleri emek ve katkılar dolayısıyla 50. Yıl Plaketleri takdim edildi.</p>

<p>Plaket takdimiyle, mesleğe uzun yıllar emek veren avukatların deneyim ve birikimlerinin mesleki hafızanın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması bakımından taşıdığı değere vurgu yapıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_1_5092026153325.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_2_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_3_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_4_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_5_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_6_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_7_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_8_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_9_5092026153330.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_10_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_11_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_12_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_13_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_karadeniz_bolgesi_ge/86662_14_5092026153330.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/karadeniz-bolgesi-genisletilmis-baro-baskanlari-toplantisi-kastamonuda-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/adsiz-196.jpg" type="image/jpeg" length="89483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/1083 E., 2024/4577 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20231083-e-20244577-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20231083-e-20244577-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.06.2024 tarihli, 2023/1083 E., 2024/4577 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>11. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2023/1083 E., 2024/4577 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MAHKEMESİ :Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI :2022/163 Esas, 2022/2294 Karar<br />
HÜKÜM :Esastan ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ :Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI :2019/583 E., 2021/219 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, diğer yedi ortağın şirketi ... Group isimli bir şirkete devretmeyi planladıklarını, 10.10.2019 tarihinde ana sözleşmenin şirket hisselerinin üçüncü şahıslara devrinin oy birliği şartına bağlı olmasına yönelik 15 inci maddesinin davacının yokluğunda diğer ortaklar tarafından tadil edildiğini ve hisselerin devrinde devir serbestisi düzenlenmesinin kabul edildiğini, 14.11.2019 günlü genel kurul kararında ise ... Group adına yapılan hisse devir işlemine ve bu şirket yetkilisinin yönetim kurulunda yer almasına yönelik karara muhalefet şerhi koydurduklarını, iptalini talep ettikleri genel kurulların ilkinde hisse devrinde aranan oy birliği şartının değiştirildiğini, diğerinde ise hisse devir işlemlerinin yapılan değişikliğe bağlı olarak tamamlandığını, bu nedenle de her iki genel kurul kararlarının birbirini etkileyecek durumda olması nedeniyle iptal davasını tek dava olarak açtıklarını, 10.10.2019 tarihli genel kurul çağrısının usulüne uygun yapılmadığını ve davacının katılmasının engellendiğini, davalı şirketin tüm paydaşlar arasında yapılmış olan sadakat protokolü üzerinde uzlaşma sağlanarak kurulduğunu, şirketin kurulmasından sonra ortaklık protokolü olarak adlandırıldığını ve ortakların tamamının bu protokole sadık kalacaklarının imzaları ile deklare edildiğini, 10.10.2019 günlü genel kurulda yapılan esas sözleşme değişikliğinin şirketin başka bir şirket tarafından devralınması, şirketin bağımsızlığını ve adeta varlığını yitirmesi sonucunu doğuran bir karar olduğunu, yapılan değişikliğin hissedarların menfaatine olmadığını, davacı haricindeki ortakların aynı zamanda hekim olup diş hekimi sıfatıyla da hizmet verdiklerini ve çalışmalarına göre ücret aldıklarını, ortaklık sıfatı ile de kar payı aldıklarını, şirketin ... Group bünyesine katılması ile birlikte aylık cirodan %7 gibi yüksek bir meblağın franchise bedeli olarak ödenmek zorunda kalınacağını, bu haliyle ortaklık payları karşılığında alınacak kar payının da azalacağını, 14.11.2019 tarihli genel kurul çağrısının da usulüne uygun yapılmadığını, 2 nolu karar ile hisse devrine ilişkin kararın oy çokluğuyla kabul edildiğini, 3 nolu karar ile de ... Group yetkilisi ...'nin yönetim kuruluna seçilmesinin oy çokluğuyla kabul edildiğini, şirkete dışarıdan yeni bir şirketin dahil olmasının ve doğrudan yönetim kuruluna seçilmesine dair alınan bu kararların müktesep hak yaratan ortaklık protokolü uyarınca oy birliği ile alınması gerektiğini, alınan kararların şirket ve hissedarlar menfaatine olmadığını ve kabul edilemez sonuçlar doğurduğunu ileri sürerek, 10.10.2019 ve 14.11.2019 tarihli genel kurullarda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kurulların usulüne uygun bir şekilde yapıldığını, şirketin sıkıntılı bir sırada bazı ortakların şirketten ayrılmalarının gündeme gelmesi sonucunda kalan ortakların ayrılacak ortakların paylarını ödeyebilecek ekonomik durumlarının olmaması nedeniyle şirkete dışarıdan ortak alma sürecine girildiğini, bu kapsamda öncelikle şirket esas sözleşmesinin hisse devrini düzenleyen maddesinin değiştirildiğini, 10.10.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının ilanının Ticaret Sicili Gazetesinde yapıldığını, davacının bu toplantıya katılmadığını, belirtilen genel kurulda esas sözleşmenin hisse devri başlıklı 15 inci maddesinin değiştirilerek şirkete dışarıdan ortak alınmasının önünün açıldığını, böylece hisselerini devredip şirketten ayrılmak isteyen ortakların hisselerinin ... Grup tarafından devralındığını, devirler sonucunda yeni yönetim kurulunun belirlenmesi ve hisse devirlerinin görüşülmesi için genel kurulun tekrar 14.11.2019 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısına çağrıldığını, toplantı çağrısının usulüne uygun olarak yapıldığını ve davacı vekilinin toplantıya katılarak olumsuz oy kullandığını, davacının genel kurulların iptal edilmesi gerektiği yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, şirketin 350.000,00 TL sermaye ile kurulmasına rağmen bu aşamadan sonra 1.000.000,00 TL kredi kullandığını, bunların tükenmesi üzerine sermayesini 850.000,00 TL'ye çıkardığını, bu sermayenin de bitmesi sonucunda ortaklardan 960.000,00 TL borç alındığını, şirketin devamı için çalışan ortakların hiçbir zaman hakedişlerini tam olarak alamadıklarını, şirketin kredilerini geri ödemek için kredi kullandığını, sarf malzemelerini aldığı diş depolarına ve diş protez laboratuvarlarına ödemelerini gecikmeli olarak yaptığını, şirketin davacının iddia ettiği gibi kar etmediğini zarar ettiğini, ... Grup ile yapılan ortaklık sonrasında şirketin tasfiyeye girmesinin önlendiğini ve şirketin devamlılığının sağlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.10.2019 tarihli genel kurul kararının çağrısının usulsüz olmasına rağmen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, etki kuralı gereğince bunun sonuca etkili olmaması, ana sözleşme değişikliğinin kanunda belirlenen nisaplara uygun olarak değiştirilmesi nedeniyle usulüne uygun olduğu, 14.11.2019 günlü genel kurul kararında ana sözleşmeye ve kanuna aykırı olmadığı gerekçesi ile<br />
davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda belirtilen görüşün aksine her iki genel kurulda alınan kararların, taraflar arasında imzalanan ortaklık protokolüne açıkça aykırı olduğunu, yapılan bu değişikliğin dürüstlük kuralı ile izah edilmesinin mümkün olmadığını, iptalini talep ettikleri genel kurullarda alınan kararların kanuna, ortaklık protokolüne ve dürüstlük kuralına aykırı olarak ADEN şirketinin adı, ticari kimliği, işletme ve yönetim modeli dâhil olmak üzere tüm geçmişi sıfırlanmak suretiyle ... GROUP bünyesine aktarıldığı açıkken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesinde "Kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır." hükmüne yer verildiği, eldeki uyuşmazlıkta, 10.10.2019 tarihli olağanüstü genel kurulun 2 nci gündem maddesi ile şirket ana sözleşmesinin 15 inci maddesinin değiştirildiği, hazirun cetveline göre toplantıya davacı dışındaki tüm ortakların katıldığı, 3400 paydan 3026'sının toplantıda temsil edildiği ve kararın toplantıya katılanların oy birliği ile toplam sermayeye göre ise oy çokluğu ile alındığı, bu durumda nisaplar yönünden iptal sebebinin bulunmadığı; 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin ikinci fıkrasında "Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin" iptal davası açabileceğinin hüküm altına alındığı, dolayısıyla çağrının usulsüzlüğünün iptal nedeni olarak kabul edilmesi için sonuca etkili olması gerektiği, eldeki uyuşmazlıkta ise çağrının usulüne uygun olması halinde, davacının olumsuz oyu nisaplara etki etmeyeceği, 14.11.2019 tarihli genel kurulun 2 nci gündem maddesinde bir kısım şirket ortaklarının paylarının devrinin görüşülüp karara bağlandığı, 3 üncü gündem maddesinde şirket yönetim kurulu üyelerinin seçildiği, davacının, çağrının usulsüzlüğüne ilişkin istinaf isteminin, çağrısız yapılan bu genel kurula hazirun cetveline göre davacı (vekili vasıtasıyla) dahil tüm ortakların katılması, toplantıya itiraz edenin bulunmaması nedeni ile anılan Kanun'un 416 ncı maddesindeki koşullarının sağlandığı, anonim şirketlerde payların 6102 sayılı Kanun'un 476 ncı ve devamı maddelerinde düzenlendiği, 484 üncü maddesine göre pay senetlerinin hamiline ve nama yazılı olduğu, hamiline yazılı pay senetlerinin zilyetliğin devri ile mümkün bulunduğu, nama yazılı pay senetlerinin kanunda ve esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe bir sınırlamaya tabi olmaksızın devredileceği (489 uncu ve 490 ncı maddeleri), eldeki uyuşmazlıkta, payların senede bağlanmadığı ve noter sözleşmesi ile devredildiği görülmekte olup, payların devrinde şekle aykırı bir husus olmadığının anlaşıldığı, davacı yanca pay devirlerinin "Ortaklık Protokolü" isimli sözleşme uyarınca geçerli olmadığının ileri sürüldüğü, davacının iddia ettiği sözleşmenin, doktrinde ve uygulamada "pay sahipleri sözleşmesi" olarak adlandırıldığı, bu sözleşmenin ana sözleşmeye eklenip ana sözleşme hükmü haline getirilmediği müddetçe şirket ortaklarına göre 3. kişi konumunda olan şirketi bağlamayacağı, şirket genel kurulu eliyle pay sahipleri sözleşmesinin aksine karar alabileceği (Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarih, 2019/4971 E., 2020/2971 K., 11.10.2016 tarih, 2016/1275 E., 2016/8000 K. sayılı ilamları), davacının sunduğu "Ortaklık Protokolü" isimli sözleşmenin ana sözleşmenin hükmü haline getirilmediği, ancak bu protokolün 4 üncü maddesinde belirtilen hisse devrine ilişkin hükmün ana sözleşmenin 15 inci maddesinde düzenlendiğinin görüldüğü, ancak ortaklardan ayrı bir tüzel kişiliği olan şirketin ana sözleşmedeki bu hükmü ana sözleşme ve kanundaki nisaplarla her zaman değiştirebileceği, şirket genel kurulunun da 10.10.2019 tarihli toplantısında ana sözleşmenin 15 inci maddesinin değiştirilmesine karar verdiği, bu kararının ana sözleşmenin nisaplara ilişkin 10 uncu ve 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen nisaplara uygun alındığı, bu itibarla dava konusu her iki genel kurul kararının ana sözleşmeye ve kanuna aykırı olmadığı, kaldı ki davacının, 06.03.2019 tarihli genel kurulun 9 uncu maddesi ile davacının da şirket ortaklığından ayrılma talebini şirkete ilettiği gözetildiğinde, davalı şirketin ana sözleşmenin hisse devri hükmünün değiştirilmesine ilişkin 10.10.2019 tarihli genel kurul kararı ile pay devrinin onaylanmasına ve yeni yönetim kurulu seçimine ilişkin 14.11.2019 tarihli genel kurul kararlarının dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, tüm bu açıklamalara göre; davacının ileri sürdüğü iddialar ile genel kurulların çağrı işlemleri, toplantı tutanağı ve karar nisapları dikkate alındığından genel kurulların butlanla malul olmadığı ve iptal nedeninin bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeple;<br />
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20231083-e-20244577-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-1.jpg" type="image/jpeg" length="11396"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/1275 E., 2016/8000 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2016 tarihli, 2016/1275 E., 2016/8000 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>11. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2016/1275 E., 2016/8000 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ</p>

<p>Taraflar arasında görülen davada ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/03/2015 tarih ve 2014/408-2015/169 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/10/2016 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ile Av. ... ve davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br />
Davacı vekili, %25'lik pay oranına sahip müvekkili ile %75'lik pay oranına sahip ... S.A. tarafından davalı şirketin kurulduğunu, müvekkili ile diğer ortak arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli sözleşme uyarınca ilk üç aydan sonra müvekkilinin müdürlük görevini diğer ortak yetkilisi ve temsilcisi ... ile müvekkilinin birlikte .... şirketini ilzam ve temsil etmeleri hususunda anlaştıklarını, ancak 10.04.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısında iyi niyet kurallarına ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak müvekkilinin müdürlük görevine son verildiğini ve davalı şirketin müdürlüğüne tek başına temsile yetkili olarak on yıllığına ...'un seçildiğini, ayrıca söz konusu olağan genel kurul toplantısında karar nisabının ... adına oy kullanan vekilin vekâletnamesinde usuli eksiklikler sebebiyle toplantıda oy kullanma yetkisine elverişli olmadığından sağlanamadığını ileri sürerek, 10/04/2013 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısında karar yeter sayısı sağlanmadan alınan kararın yokluğunun tespitini, yokluğun tespiti istemlerinin reddilmesi halinde ise kanuna ve özellikle de dürüstlük kuralına aykırı olarak alınan kararın iptalini talep ve dava etmiştir.</p>

<p>Davalı vekili, ...'nin verdiği vekaletnamenin mevzuata uygun olduğunu, ortaklar arasında imzalanan sözleşmenin pay sahipleri sözleşmesi olduğunu, pay sahipleri sözleşmesinin sözleşmeye taraf olmayan şirketi, şirket organlarını ve taraf olmayan diğer ortakları bağlamayacağını, dolayısıyla da müvekkili şirketin taraf olmadığı bir sözleşme nedeniyle genel kurulda aldığı kararın iptal edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı diğer ortak vekilinin 10/04/2013 tarihli genel kurul toplantısına usulüne uygun vekaletnameyle katıldığı, ortaklar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli sözleşmenin sadece tarafı olan ortakları bağlayacağı, şirket tüzel kişiliği bakımından bağlayıcı olmadığı, her ne kadar alınan karar taraflar arasındaki sözleşme hükmüne aykırı ise de, şirket organı olan genel kurulda alınan kararların geçerliliği bakımından ortaklar arasındaki harici sözleşmenin değil, şirket sözleşmesinin esas alınması gerektiği, ortaklar arasındaki sözleşme hükmünün çoğunluk ilkesini bertaraf edici nitelikte olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/hukukihaber-yazi-08-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="50335"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/4971 E., 2020/2971 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 tarihli, 2019/4971 E., 2020/2971 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>11. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2019/4971 E., 2020/2971 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/02/2017 tarih ve 2014/873 E.- 2017/95 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/09/2019 tarih ve 2018/1344 E.- 2019/1028 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:</p>

<p>Davacı vekili, davalı Şirketin 10/09/2014 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmış olup müvekkilinin toplantıya katılmadığını, toplantıda Şirketin sermayesinin 13.000.000,00 TL iken 21.000.000,00 TL'ye arttırıldığını, genel kurul toplantısının pay sahibi olan müvekkiline geç bildirilmiş olup çağrının usulüne uygun yapılmadığını, iadeli taahhütle bildirim yapılması gerekirken taahhütlü olarak genel kurulun bildirildiğini, genel kurulun Şirket internet adresinde ilan edilmediğini, genel kurul toplantısında 23/09/2008 tarihli protokolün 3.B maddesi gereği ERES'e teminat olarak verilen 13.200 adet hisseye ait oy hakkı artı-M/Zeynel BAL'ın önerisi doğrultusunda kullanılması gerekmekte iken bunun yapılmadığını ve protokole aykırı davranıldığını, genel kurul toplantısına denetçilerin katılması zorunlu olup toplantı tutanağından denetçilerin hazır bulunmadığını, tüm hissedarlar arasında 23/09/2008 tarihinde yapılan sözleşme ile hüküm altına alınan hususların taraflar için bağlayıcı nitelikte olduğunu, şirketin ana sözleşmesine ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olan 3 numaralı kararın iptalinin gerektiğini belirterek davanın kabulü ile 10/09/2014 tarihinde gerçekleşen davalı - Şirket olağan genel kurulunda alınan 3 numaralı kararın iptalini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı vekili, genel kurulun toplantıya çağrılması ile ilgili olarak öncelikle davacı bakımından etki kuralı gereğince; dava şartı gerçekleşmediğini, davacının genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu, bir başka deyişle "karar" ile "aykırılık" arasındaki "illiyet bağını" da ispat etmekle yükümlü olduğunu, yeni getirilen hükümle davacının genel kurul toplantısında alınan kararlara etki edebilecek pay miktarına sahip olması gerektiğini, davacının pay miktarı dikkate alındığından 10/09/2014 tarihli olağan genel kurulda alınan kararlara muhalif kalsa da etki edemeyeceğini, şirketin bağımsız denetim kapsamında bir şirket olmadığını, genel kurulda denetçi bulunmasına gerek olmadığı ve internet sitesi kurma mecburiyetinin de bulunmadığını, alınan kararla sermaye artırımı gereksizliği yada küçük sermayedarları zarara uğratmak amacından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 13.000.000,00 TL olan davalı şirket sermayesinin 35,00 TL'sine sahip olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 446. maddesi gereğince; genel kurul toplantısına katılmayan ortakların genel kurulda alınan kararların iptalini isteyebilmek için söz konusu aykırılığın genel kurul kararın alınmasını etkilediğini kanıtlaması gerektiği, davalı şirketin bağımsız denetime tabi olmadığı, bu nedenle internet sitesi kurma zorunluluğunun da bulunmadığı, dava konusu genel kurulun toplantı gününden iki hafta önce Ticaret Sicil Gazetesinde usulüne uygun olarak yayınlandığı, daha önceki genel kurul toplantılarında olduğu gibi dava konusu genel kurulun da taahhütlü mektupla davacıya bildirildiği, davacı vekilinin ileri sürdüğü 23/09/2008 tarihli pay sahipleri sözleşmesinin taraflar için bağlayıcı olduğu ve uyulması gerektiğine ilişkin iddiasının, pay sözleşme hükümlerinin şirket ana sözleşmesi olarak tespit edilmemişse üçüncü kişileri ve şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, pay sahipleri sözleşmesindeki ERES'e teminat verilen hisseye ait oy hakkının kullanımına ilişkin şirket ana sözleşmesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, sermaye arttırımından yasa ve iyi niyet kurallarına aykırı herhangi bir durumun da söz konusu olmadığı, 10/09/2014 tarihli davalı şirketin olağanüstü ortaklar kurulunda alınan şirket sermayesinin arttırılmasına ilişkin kararın şirket ana sözleşmesi, yasa ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı kanısına varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı şirketin bağımsız denetime tabi şirketler arasında yer almadığından bağımsız denetime tabi olmadığı gibi internet sitesi kurma zorunluluğu da bulunmadığı, dava konusu yapılan genel kurulun toplantı gününden iki hafta önce Ticaret Sicil Gazetesinde usulüne uygun olarak yayınlandığı, daha önceki genel kurul toplantılarında yapıldığı üzere dava konusu genel kurulunda taahhütlü mektupla davacıya bildirildiği, çağrının usulüne uygun olduğu, davacı vekilinin iptal sebebi olarak ileri sürdüğü 23/09/2008 tarihli Pay Sahipleri Sözleşmesi'nin tarafları için bağlayıcı olduğu ve uyulması gerektiğine yönelik iddiasının pay sahipleri sözleşmesinin şirket ana sözleşmesi olarak tespit edilmemesi halinde 3.kişilere ve şirketlere karşı ileri sürülemeyeceği, davacı tarafça bu yönde aksini kanıtlar şekilde delil sunulmadığı gibi pay sahipleri sözleşmesindeki teminata verilen hisseye ait oy hakkının kullanımına ilişkin şirket ana sözleşmesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, sermaye artırımın yasa, esas sözleşme, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı herhangi bir yönünün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br />
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davacıya yapılan tebligatın usulüne uygun yapılmış olduğunun saptanmış olmasına, davacının toplantıya katılıp alınan kararlara olumsuz oy verdiği ve muhalefetini tutanağa geçirtmediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aaa.jpeg" type="image/jpeg" length="27590"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[START-UP’LARA YATIRIMDA GELECEKTE PAY EDİNME ARACI OLARAK SAFE SÖZLEŞMELERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE SONUÇLARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/start-uplara-yatirimda-gelecekte-pay-edinme-araci-olarak-safe-sozlesmelerinin-hukuki-niteligi-ve-sonuclari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/start-uplara-yatirimda-gelecekte-pay-edinme-araci-olarak-safe-sozlesmelerinin-hukuki-niteligi-ve-sonuclari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Erken aşamadaki girişim şirketlerinde yatırım tarihindeki şirket değerinin sağlıklı biçimde belirlenmesi çoğu zaman güçtür. Bu nedenle yatırım tutarının derhâl şirkete aktarılması, pay ediniminin ve değerlemenin ise sonraki yatırım turuna bırakılması uygulamada tercih edilebilmektedir. Simple Agreement for Future Equity (SAFE), yatırımcının sağladığı fon karşılığında belirli bir olayın gerçekleşmesi üzerine pay edinmesini öngören sözleşme modeli olarak tanımlanabilir. Model, Y Combinator<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> tarafından dönüştürülebilir borçlanma araçlarına alternatif olarak geliştirilmiş, faiz ve vade içermeyen kısa metni sebebiyle girişim yatırımlarında yaygınlaşmıştır.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a></p>

<p>SAFE, Türk hukukunda kanunla düzenlenmiş bir sözleşme tipi değildir. SAFE’nin bu atipik durumu, sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğu anlamına gelmez. Hukuki sorun, tarafların gelecekte pay edinimine ilişkin bir borç ilişkisi kurup kuramayacağından çok, bu borcun Türk Ticaret Kanunu'nun sermaye artırımı, pay taahhüdü, rüçhan hakkı ve şirket organlarının devredilemez yetkilerine ilişkin hükümleri çerçevesinde nasıl ifa edileceğidir. Amerikan hukukuna göre hazırlanmış standart metindeki otomatik dönüşüm kaydı, Türk anonim şirketinde gerekli korporatif işlemleri tek başına ikame etmez.</p>

<p><strong>SAFE SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ</strong></p>

<p>SAFE'in tarafları bakımından asli edimler, yatırımcının kararlaştırılan tutarı şirkete aktarması ve şirket ile sözleşmeye katılan diğer kişilerin tetikleyici olay gerçekleştiğinde yatırımcının pay edinmesini sağlayacak işlemleri yerine getirmesidir. Standart SAFE, kural olarak anaparanın belirli bir vadede iadesini ve faiz ödenmesini öngörmez. Bu sebeple klasik kredi sözleşmesinden ayrılır. İmza tarihinde pay sahipliği doğurmadığından, pay edinme veya iştirak taahhüdünün tamamlanmış hâli olarak da nitelendirilemez. Sözleşmenin hukuki niteliği, içeriğine göre belirlenmek kaydıyla, gelecekte pay edinimini amaçlayan atipik bir yatırım sözleşmesi olarak açıklanabilir.</p>

<p>Türk Borçlar Kanunu'nun 26'ncı maddesi sözleşme özgürlüğünü kabul etmekte; 27'nci maddesi ise emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı yahut konusu imkânsız sözleşmelerin kesin hükümsüz olduğunu düzenlemektedir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a></p>

<p>“Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.” (TBK m. 26)</p>

<p>Bu hükümler uyarınca SAFE'in atipik nitelikte olması geçerliliğine engel teşkil etmez. Ancak sözleşmenin borçlandırıcı etkisi ile pay sahipliğini doğuracak şirketler hukuku işlemleri birbirinden ayrılmalıdır. Şirketin ileride yeni pay çıkaracağına ilişkin taahhüdü, yetkili organın sermaye artırımı kararının yerine geçmez. Aynı şekilde kurucuların belirli yönde oy kullanma taahhüdü, henüz alınmamış bir genel kurul kararını mevcut hâle getirmez. Pay sahipleri sözleşmeleri bakımından öğretide kabul edilen nispi etki, SAFE hükümleri yönünden de geçerlidir; sözleşme taraflarını bağlayan kayıtlar, emredici şirketler hukuku hükümlerini bertaraf edemez.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>SERMAYE ARTIRIMI YOLUYLA PAY EDİNİMİ</strong></p>

<p>Yatırımcının yeni çıkarılacak payları edinmesi kararlaştırılmışsa, esas sermaye sisteminde genel kurulun; kayıtlı sermaye sisteminde ise esas sözleşmeyle yetkilendirilmiş yönetim kurulunun sermaye artırımı kararı alması gerekir. Sermaye taahhüdü, esas sözleşme değişikliği, gerekli rapor ve beyanların düzenlenmesi ile tescil dâhil olmak üzere kanunda öngörülen işlemler tamamlanmadan yalnızca SAFE bedelinin şirkete ödenmiş olması pay sahipliği sonucunu doğurmaz. Bu nedenle sözleşmede şirketin ve kurucu pay sahiplerinin yalnızca genel bir dönüşüm borcu değil, sermaye artırımının icrası için gerekli her bir işlemi gerçekleştirme yükümlülüğü de düzenlenmelidir.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a></p>

<p>Dönüşüm bedelinin belirlenmesinde TTK'nın itibari değerin korunmasına ilişkin emredici hükmü gözetilmelidir. Değerleme tavanı veya indirim oranı yatırımcı lehine daha düşük bir pay edinme bedeli ortaya çıkarsa dahi, yeni paylar itibari değerinin altında çıkarılamaz.</p>

<p>“İtibarî değerinden aşağı bedelle pay çıkarılamaz. Payların itibarî değerinden yüksek bir bedelle çıkarılabilmeleri için esas sözleşmede hüküm veya genel kurul kararı bulunmalıdır..” (TTK m. 347)<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title=""><strong>[6]</strong></a></p>

<p>Bu sınırlama sebebiyle dönüşüm formülünde payın itibari değeri taban olarak alınmalı, itibari değeri aşan kısmın emisyon primi niteliği ve muhasebeleştirilme biçimi açıkça gösterilmelidir. Yatırımın yabancı para üzerinden yapılması hâlinde uygulanacak kur, kurun tespit tarihi ve küsuratlı pay hesabının sonucu da sözleşmede belirlenmelidir. Aksi hâlde ekonomik mutabakat, ifa aşamasında belirli veya belirlenebilir bir pay adedine dönüştürülemeyebilir. Türk parasının kıymetini koruma mevzuatı uyarınca, Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdettikleri ve 32 Sayılı Karar’ın 4’üncü maddesinin (g) bendinde sayılan sözleşmelerde, Bakanlıkça belirlenen istisnalar dışında, sözleşme bedeli ve diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz. Keza, SAFE sözleşmesinin her iki tarafının Türkiye’de yerleşik olması, yatırım bedelinin zorunlu olarak Türk lirası cinsinden belirlenmesini tek başına gerektirmez. SAFE’in anılan sınırlamaya tabi olup olmadığı, sözleşmenin hukuki niteliği ve öngörülen pay edinme yöntemi esas alınarak belirlenmelidir. Bununla birlikte, yatırım tutarının sermaye artırımı yoluyla paya dönüştürülmesi hâlinde, Türk lirası cinsinden belirlenen sermaye ve payların itibarî değeri gözetilmeli, dönüşümde uygulanacak döviz kuru, kurun tespit tarihi ve hesaplama yöntemi sözleşmede açıkça düzenlenmelidir.</p>

<p>Yeni payların SAFE yatırımcısına tahsisi, mevcut pay sahiplerinin rüçhan haklarının sınırlandırılmasını veya kaldırılmasını gerektirebilir. TTK m. 461/2 uyarınca bu yöndeki karar ancak haklı sebeplerin bulunması ve kanunda öngörülen ağırlaştırılmış nisabın sağlanmasıyla alınabilir. Düzenleme ayrıca herhangi bir kişinin haklı görülmeyecek şekilde yararlandırılmasını veya kayba uğratılmasını yasaklamaktadır.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a></p>

<p>“Genel kurulun, sermayenin artırımına ilişkin kararı ile pay sahibinin rüçhan hakkı, ancak haklı sebepler bulunduğu takdirde ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir..” (TTK m. 461/2 birinci cümle)</p>

<p>Şirketin erken aşama finansman ihtiyacı somut olayın şartlarına göre haklı sebep oluşturabilir. Bununla birlikte finansman ihtiyacının varlığı, rüçhan hakkının her türlü sınırlandırılmasını kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. Yönetim kurulu raporunda finansman ihtiyacı, yatırım tutarı, dönüşüm fiyatı ve mevcut pay sahiplerinde meydana gelecek seyrelme somut verilerle açıklanmalıdır. Değerleme tavanı ile indirim oranının şirket menfaati bakımından gerekçelendirilememesi, sermaye artırımı kararının eşit işlem ve dürüstlük kuralları yönünden tartışılmasına yol açabilir.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">[8]</a></p>

<p><strong>ŞARTA BAĞLI SERMAYE ARTIRIMININ UYGULANABİLİRLİĞİ</strong></p>

<p>TTK m. 463 ve devamında düzenlenen şarta bağlı sermaye artırımı, pay ediniminin belirli bir hakkın kullanılmasına bağlanmasına imkân verir. Kanun, yeni çıkarılan tahviller veya benzeri borçlanma araçları nedeniyle şirketten ya da topluluk şirketlerinden alacaklı olanlara ve çalışanlara değiştirme veya alım hakkı tanınmasını öngörmektedir. Hak kullanıldığı ve sermaye borcu takas veya ödeme yoluyla yerine getirildiği ölçüde sermaye artar.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">[9]</a></p>

<p>Standart SAFE'in faiz, vade ve geri ödeme borcu içermemesi, bu sözleşmenin her durumda “tahvil veya benzeri borçlanma aracı” sayılmasını güçleştirir. Bu sebeple şarta bağlı sermaye artırımı hükümlerinin SAFE'e doğrudan uygulanacağı varsayımı ihtiyatla ele alınmalıdır. Bu yöntem tercih edilecekse esas sözleşmede kanunun aradığı dayanak oluşturulmalı, şartlı artırılan sermaye için öngörülen üst sınır gözetilmeli ve yatırımcının hakkı kanunun aradığı açıklıkta belirlenmelidir. Somut işlemde bu koşullar sağlanamıyorsa, tetikleyici olay üzerine olağan sermaye artırımı yapılması veya kuruculara ait mevcut payların devri alternatifleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Mevcut pay devri, yatırım tutarının şirkete girmesi ile payın kurucudan iktisap edilmesi arasındaki ekonomik ve vergisel sonuçlar dikkate alınarak yapılandırılmalıdır.</p>

<p><strong>YARGITAY KARARLARININ SAFE SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİ</strong></p>

<p>Kamuya açık kaynaklarda SAFE sözleşmesine özgü yerleşik bir Yargıtay içtihadına rastlanmamaktadır. Buna karşılık pay sahipleri sözleşmelerine ilişkin kararlar, SAFE'in borçlandırıcı etkisinin sınırlarını değerlendirmek bakımından önem taşır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11.10.2016 tarihli kararında:</p>

<p><i>“Ortaklar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli sözleşmenin sadece tarafı olan ortakları bağlayacağı, şirket tüzel kişiliği bakımından bağlayıcı olmadığı, her ne kadar alınan karar taraflar arasındaki sözleşme hükmüne aykırı ise de, şirket organı olan genel kurulda alınan kararların geçerliliği bakımından ortaklar arasındaki harici sözleşmenin değil, şirket sözleşmesinin esas alınması gerektiği, ortaklar arasındaki sözleşme hükmünün çoğunluk ilkesini bertaraf edici nitelikte olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir</i><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari" rel="dofollow">[10]</a><i>”</i></p>

<p>Aynı Daire, 17.06.2020 tarihli ve sermaye artırımına ilişkin kararında, esas sözleşme hükmü hâline getirilmemiş pay sahipleri sözleşmesinin şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği yönündeki yaklaşımını sürdürmüştür.<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari" rel="dofollow">[11]</a></p>

<p>Dairenin 03.06.2024 tarihli kararında da esas sözleşmeye yansıtılmamış ortaklık protokolünün şirketi bağlamayacağı ve genel kurulun protokol hükümlerinden farklı yönde karar alabileceği belirtilmiş, 2016 ve 2020 tarihli kararlara açıkça atıf yapılmıştır<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20231083-e-20244577-k-sayili-karari" rel="dofollow">.[12]</a> Karara göre:</p>

<p>“Eldeki uyuşmazlıkta, payların senede bağlanmadığı ve noter sözleşmesi ile devredildiği görülmekte olup, payların devrinde şekle aykırı bir husus olmadığının anlaşıldığı, davacı yanca pay devirlerinin "Ortaklık Protokolü" isimli sözleşme uyarınca geçerli olmadığının ileri sürüldüğü, davacının iddia ettiği sözleşmenin, doktrinde ve uygulamada "pay sahipleri sözleşmesi" olarak</p>

<p>adlandırıldığı, bu sözleşmenin ana sözleşmeye eklenip ana sözleşme hükmü haline getirilmediği müddetçe şirket ortaklarına göre 3. kişi konumunda olan şirketi bağlamayacağı, şirket genel kurulu eliyle pay sahipleri sözleşmesinin aksine karar alabileceği (<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarih, 2019/4971 E., 2020/2971 K.</a>, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari" rel="dofollow">11.10.2016 tarih, 2016/1275 E., 2016/8000 K. sayılı ilamları</a>), davacının sunduğu "Ortaklık Protokolü" isimli sözleşmenin ana sözleşmenin hükmü haline getirilmediği, ancak bu protokolün 4 üncü maddesinde belirtilen hisse devrine ilişkin hükmün ana sözleşmenin 15 inci maddesinde düzenlendiğinin görüldüğü, ancak ortaklardan ayrı bir tüzel kişiliği olan şirketin ana sözleşmedeki bu hükmü ana sözleşme ve kanundaki nisaplarla her zaman değiştirebileceği, şirket genel kurulunun da 10.10.2019 tarihli toplantısında ana sözleşmenin 15 inci maddesinin değiştirilmesine karar verdiği, bu kararının ana sözleşmenin nisaplara ilişkin 10 uncu ve 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen nisaplara uygun alındığı, bu itibarla dava konusu her iki genel kurul kararının ana sözleşmeye ve kanuna aykırı olmadığı, kaldı ki davacının, 06.03.2019 tarihli genel kurulun 9 uncu maddesi ile davacının da şirket ortaklığından ayrılma talebini şirkete ilettiği gözetildiğinde, davalı şirketin ana sözleşmenin hisse devri hükmünün değiştirilmesine ilişkin 10.10.2019 tarihli genel kurul kararı ile pay devrinin onaylanmasına ve yeni yönetim kurulu seçimine ilişkin 14.11.2019 tarihli genel kurul kararlarının dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, tüm bu açıklamalara göre; davacının ileri sürdüğü iddialar ile genel kurulların çağrı işlemleri, toplantı tutanağı ve karar nisapları dikkate alındığından genel kurulların butlanla malul olmadığı ve iptal nedeninin bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir”.</p>

<p>Bu kararların SAFE bakımından sonucu, sözleşmesel taahhüdün organ kararından bağımsız değerlendirilmesidir. SAFE'e aykırı bir genel kurul veya yönetim kurulu kararı, sırf sözleşmeye aykırılık sebebiyle kendiliğinden hükümsüz hâle gelmez. Sözleşmeye aykırılık, şartları varsa aynen ifa, tazminat veya cezai şart gibi borçlar hukuku yaptırımlarını gündeme getirir. Bununla birlikte sermaye artırımı kararının kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığı ayrıca ileri sürülebilir. Yargıtay kararlarını inceleyen güncel öğretide, finansman ihtiyacının gerçekliği, artırım miktarı, seçilen finansman yönteminin amaca uygunluğu ve azınlık paylarında meydana gelen seyrelmenin yargısal denetimde dikkate alındığı belirtilmektedir.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13" title="">[13]</a></p>

<p><strong>SÖZLEŞMENİN HAZIRLANMASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR</strong></p>

<p>Türk hukukuna tabi bir SAFE hazırlanırken şirketin yanı sıra, dönüşüm için alınacak organ kararlarında etkili olacak kurucu pay sahiplerinin de uygun kapsamda sözleşmeye taraf edilmesi veya ayrıca oy taahhüdünde bulunması değerlendirilmelidir. Yatırım tutarı, tetikleyici olay, değerleme tavanı, indirim oranı, dönüşüm kuru, itibari değer tabanı, emisyon primi ve yatırımcıya tahsis edilecek pay adedinin hesaplama yöntemi tereddüde yer bırakmayacak şekilde kaleme alınmalıdır. Sermaye artırımı kararı, rüçhan haklarının sınırlandırılması, iştirak taahhüdü, esas sözleşme değişikliği ve tescil için uygulanabilir süreler öngörülmelidir. Kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunun sermaye artırma, primli pay çıkarma ve rüçhan hakkını sınırlandırma yetkisinin esas sözleşmede mevcut olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.<a href="#_ftn14" name="_ftnref14" title="">[14]</a></p>

<p>Nitelikli finansman turunun gerçekleşmemesi ihtimali de sözleşmede karşılanmalıdır. Bu çerçevede bekleme süresinin sonu, tasfiye veya şirket satışında uygulanacak hükümler, yatırımcının bilgi alma imkânı, en çok gözetilen yatırımcı kaydı, temerrüt ve sona erme sebepleri açıkça düzenlenmelidir. Birden fazla SAFE imzalanması hâlinde sözleşmelerin birbirleriyle ilişkisi ve sonraki yatırım turunda doğuracağı toplam seyrelme önceden hesaplanmalıdır. Vade içermeyen bir SAFE'in yatırımcıyı belirsiz süreyle sözleşme ilişkisi içinde bırakmaması için, belirli bir tarihten sonra kullanılabilecek sona erme veya alternatif ifa mekanizmasına yer verilmesi uygun olur.<a href="#_ftn15" name="_ftnref15" title="">[15]</a></p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>SAFE, Türk hukukunda kanunen yasaklanmış veya niteliği gereği kesin hükümsüz sayılması gereken bir sözleşme değildir. Bununla birlikte sözleşmenin geçerli kurulması, yatırımcının payı kendiliğinden iktisap ettiği anlamına gelmez. Pay sahipliği, TTK'nın sermaye artırımı, organ yetkisi, rüçhan hakkı, itibari değer ve tescile ilişkin hükümlerinin gerektirdiği işlemlerin tamamlanmasıyla doğar. Bu itibarla, SAFE metninde ekonomik koşulların yanında, dönüşümün şirketler hukuku bakımından hangi işlem sırasıyla gerçekleştirileceği ve bu işlemlerin yerine getirilmemesinin sonuçları da düzenlenmelidir. Salt yabancı bir standart metnin tercüme edilerek kullanılması yerine, somut şirketin sermaye sistemi, esas sözleşmesi ve pay sahipliği yapısı dikkate alınarak Türk hukukuna özgü bir sözleşme kurulması uyuşmazlık riskini azaltacaktır kanaatindeyiz.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mehmet-talha-isik" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Mehmet Talha IŞIK"><img alt="Av. Mehmet Talha IŞIK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/09/mehmet-talha-isik-2.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mehmet-talha-isik" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Mehmet Talha IŞIK">Av. Mehmet Talha IŞIK</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> Y Combinator (YC), erken aşamadaki teknoloji girişimlerine yatırım yapan ve hızlandırma programları yürüten ABD merkezli bir girişim sermayesi kuruluşudur. SAFE sözleşme modelini 2013 yılında geliştirmiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999">Y Combinator, <i>Post-Money SAFE User Guide</i>, 2023, s. 3 (https://www.ycombinator.com/assets/ycdc/Website%20User%20Guide%20Feb%202023%20-%20final-28acf9a3b938e643cc270b7da514194d5c271359be25b631b025605673fa9f95.pdf); Seren Deniz Yanık, "Girişim Şirketlerinin Sermaye İhtiyaçlarını Karşılamak İçin Kullandıkları Fon Mekanizmaları<i>", Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi</i>, Sayı 2, 2021, s. 363-365 (https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2328479).</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999">11.01.2011 Tarih ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 26-27 (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf).</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999">Muhammed Sulu, "Pay Sahipleri Sözleşmelerinden Kaynaklanan Uyuşmazlıkların Çözümünde Arabuluculuk ve Tahkim", <i>Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi</i>, Cilt 8, Sayı 2, 2022, s. 511-513 (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2169245).</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999">13.01.2011 Tarih ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 456, 459 (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6102.pdf).</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999">13.01.2011 Tarih ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 347 (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6102.pdf).</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999">13.01.2011 Tarih ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 461 (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6102.pdf); Fahri Özsungur, "Rüçhan Hakkının Kullanılmaması ve Sermaye Artırımında Pay Taahhütlerinin Kısmen Yerine Getirilmesi Sorunu", <i>Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi</i>, Cilt 4, Sayı 2, 2014, s. 148-150 (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/701508).</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">[8]</span></a><span style="color:#999999">Selen Serder Yılmaz, "TTK'da Anonim Şirketlerde Sermaye Artırımına İlişkin Genel Hükümler ve Kayıtlı Sermaye Sisteminde Dış Kaynaklardan Sermaye Artırımı<i>", Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi</i>, Cilt VIII, Sayı 1, 2013, s. 223-224 (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4286250).</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">[9]</span></a><span style="color:#999999">13.01.2011 Tarih ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 463-465 (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6102.pdf); Yılmaz, <i>op. cit</i>., s. 191-193.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[10]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20161275-e-20168000-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11.10.2016 Tarih ve E.2016/1275, K.2016/8000 Sayılı Karar</span></a><span style="color:#999999"><i>: 23/09/2008 tarihli Pay Sahipleri Sözleşmesi'nin tarafları için bağlayıcı olduğu ve uyulması gerektiğine yönelik iddiasının pay sahipleri sözleşmesinin şirket ana sözleşmesi olarak tespit edilmemesi halinde 3.kişilere ve şirketlere karşı ileri sürülemeyeceği, davacı tarafça bu yönde aksini kanıtlar şekilde delil sunulmadığı gibi pay sahipleri sözleşmesindeki teminata verilen hisseye ait oy hakkının kullanımına ilişkin şirket ana sözleşmesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, sermaye artırımın yasa, esas sözleşme, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı herhangi bir</i></span></p>

<p><span style="color:#999999"><i>yönünün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</i></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[11]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20194971-e-20202971-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 17.06.2020 Tarih ve E.2019/4971, K.2020/2971 Sayılı Karar</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20231083-e-20244577-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[12]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20231083-e-20244577-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03.06.2024 Tarih ve E.2023/1083, K.2024/4577 Sayılı Karar</span></a><span style="color:#999999"> </span></p>

<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13" title=""><span style="color:#999999">[13]</span></a><span style="color:#999999">Destina Kantik / Mehmet Helvacı, "Yargıtay Kararları Işığında Anonim Şirketlerde Dürüstlük Kuralına Aykırı Sermaye Artırımı Kararlarının İptali", <i>İstanbul Hukuk Mecmuası</i>, Cilt 84, Sayı 1, 2026, s. 84-85 (https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/6115887).</span></p>

<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14" title=""><span style="color:#999999">[14]</span></a><span style="color:#999999">13.01.2011 Tarih ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 460/4-5 (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6102.pdf); Selen Serder Yılmaz, op. cit., s. 223-224.</span></p>

<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15" title=""><span style="color:#999999">[15]</span></a><span style="color:#999999">Yanık<i>, op. cit</i>., s. 364-365.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/start-uplara-yatirimda-gelecekte-pay-edinme-araci-olarak-safe-sozlesmelerinin-hukuki-niteligi-ve-sonuclari-1</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/terazi/emekli-calisan.jpg" type="image/jpeg" length="15951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uygulamada Tutuklama Tedbiri ile İlgili Yaşananlar Sorunlar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/uygulamada-tutuklama-tedbiri-ile-ilgili-yasananlar-sorunlar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/uygulamada-tutuklama-tedbiri-ile-ilgili-yasananlar-sorunlar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1-</strong> Tutuklamanın ön şartı olarak; katalog suçlar bakımından muhakkak, diğer suçlar bakımından tutuklama nedenlerinden birisi de olmak kaydıyla, şüphelinin veya sanığın suçu işlediğine dair kuvvetli şüpheyi gösteren somut delillerin,</p>

<p><strong>2-</strong> Katalogda yer almayan suçlar bakımından, adaletten kaçmaya ilişkin somut olguların veya delil karartmaya ilişkin somut delillerin,</p>

<p><strong>3-</strong> Yalnızca kuvvetli suç şüphesinin yeterli olduğu, ayrıca bir tutuklama nedenin aranmadığı katalog suçların varlığı ile ilgili delillerin ve somut gerekçenin,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>4- </strong>“Ölçülülük” ve “evleviyet” ilkeleri gereğince, adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kaldığına ve “son çare” niteliği taşıyan tutuklama tedbirinin neden uygulandığına dair sebeplerin,</p>

<p>Her bir şüpheli veya sanık bakımından bireyselleştirilerek; ilk tutukluluk kararlarında, özellikle de tutukluluğun devamı veya uzatılması kararlarında gösterilmesi gerektiği halde gösterilmeyerek, yetersiz gerekçe ile karar verilmesi olarak sıralanabilir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="noopener" target="_blank" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN"><img alt="Prof. Dr. Ersan ŞEN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_1778u8tYyuYY1Yu77.81y0yuuoUY81ouuuai5yu2uu7uYYuouuuauY9u79uuuaYYuyY_1.jpg" width="96" /></a></strong></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="noopener" target="_blank" title="Prof. Dr. Ersan ŞEN">Prof. Dr. Ersan ŞEN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/uygulamada-tutuklama-tedbiri-ile-ilgili-yasananlar-sorunlar-1</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/terazi/tokmak-kelepce-adli-kontrol-nedir-780x470.jpg" type="image/jpeg" length="23166"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vergi hukuku duayeni Prof. Dr. Veysi Seviğ hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/vergi-hukuku-duayeni-prof-dr-veysi-sevig-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/vergi-hukuku-duayeni-prof-dr-veysi-sevig-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vergi hukuku uzmanı ve akademisyen Prof. Dr. Veysi Seviğ, 87 yaşında vefat etti. 30 yılı aşkın süredir aralıksız şekilde kaleme aldığı yazılarıyla iş dünyasını, mali müşavirleri ve okurlarını vergi mevzuatı konusunda aydınlatan Seviğ'in vefatı, ekonomi ve akademi camiasında derin üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1939 yılında dünyaya gelen Veysi Seviğ, kariyerine devlet bürokrasisinde başlayarak vergi ve maliye alanında kritik görevler üstlendi. Uzun yıllar Maliye Bakanlığı bünyesinde Baş Hesap Uzmanı olarak görev yapan Seviğ, Türkiye'nin finansal yapılanmasında önemli sorumluluklar aldı. Türkiye'nin Londra Büyükelçiliği Ekonomi Ataşeliği nezdinde yürüttüğü uluslararası çalışmaların yanı sıra, Devlet Planlama Teşkilatı'nda (DPT) 5 Yıllık Kalkınma Planları'nın hazırlanmasında alt komisyonlarda aktif görev aldı.</p>

<p>Devlet tecrübesini yönetim kademelerine de taşıyan Seviğ; Milli Güvenlik Konseyi döneminde vergi kanunları konusunda danışmanlık yaptı, Tansu Çiller hükümeti döneminde ise Başbakanlık Danışmanlığı görevinde bulundu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesindeki çeşitli komisyonlarda da yer alarak reel sektör ile kamu arasındaki köprülerin kurulmasına katkı sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>30 yıl aralıksız vergi hukuku köşesi yazdı</strong></p>

<p>Bürokrasi ve kamu görevlerinin ardından akademik hayata adım atan Prof. Dr. Veysi Seviğ, Anadolu Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi'nde uzun yıllar öğretim üyesi olarak ders verdi; binlerce öğrenci ve çok sayıda akademisyen yetiştirdi. İlerleyen yıllarda İstanbul Ticaret Odası'nda (İTO) Başkan Danışmanlığı görevini üstlenerek iş dünyasının vergi ve mevzuat sorunlarına çözümler üretti.</p>

<p>Mali literatüre de yön veren Seviğ, hesap uzmanları tarafından yayınlanan ve alanının köklü yayınlarından biri olan Vergi Dünyası dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Basın dünyasındaki yarım asırlık yolculuğunda ise tam 30 yıl boyunca aralıksız her gün vergi hukuku ve finansal yönetim alanında yazdığı makalelerle okurlarına rehberlik etti. Ekonomi Gazetesi'nde köşe yazılarını sürdüren Seviğ, arkasında devasa bir yazılı külliyat bıraktı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/vergi-hukuku-duayeni-prof-dr-veysi-sevig-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/veysi-sevig.webp" type="image/jpeg" length="47675"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YASA DIŞI PANELLERDEN TEMİN EDİLEN VERİLER MUTLAK HUKUKA AYKIRI DELİL NİTELİĞİNDEDİR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yasa-disi-panellerden-temin-edilen-veriler-mutlak-hukuka-aykiri-delil-niteligindedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yasa-disi-panellerden-temin-edilen-veriler-mutlak-hukuka-aykiri-delil-niteligindedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hukuk Devletinde Adalet, Yasa Dışı Yöntemlerle Temin Edilen Deliller Üzerine Bina Edilemez]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>4 Eylül 2026</strong> tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş çaplı bir soruşturma kapsamında; aralarında vekalet ilişkisi dahi bulunmayan vatandaşların kişisel verilerini yasa dışı panellerden çekerek <i>"Hakkınızda icra takibi var, uzlaşma dosyanız son aşamada"</i> şeklindeki asılsız beyanlarla menfaat temin etmeye çalışan <strong>31 avukat hakkında gözaltı kararı verildi</strong>. Soruşturma kapsamında <strong>39 hukuk bürosunda</strong> eş zamanlı arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu çalışmada; öncelikle 'panel' olarak nitelendirilen illegal yapıların tanımı ve kapsamı ele alınacak, ardından avukatların bu yasa dışı platformlara başvurma amaçları ile söz konusu verilerin hukuk mahkemelerindeki delil değeri hukuki açıdan incelenecektir.</p>

<p><strong>PANEL OLARAK ADLANDIRILAN YAPILARIN ANLAMI</strong></p>

<p>"Panel" olarak tabir edilen yapılar; siber saldırılar veya veri sızıntıları neticesinde hukuka aykırı biçimde ele geçirilen kişisel verilerin konsolide edilerek, tek bir kullanıcı arayüzü üzerinden sorgulanabilir hale getirildiği illegal yazılımlardır.</p>

<p>Bu platformlar; bir kişinin ad, soyad veya T.C. kimlik numarasından yola çıkarak; güncel ikametgah, soybağı, mülkiyet kayıtları, SGK dökümleri ve aktif GSM numaraları gibi geniş bir kişisel ve özel nitelikli veri havuzuna saniyeler içinde erişim imkanı sunmaktadır.</p>

<p><strong>AVUKATLAR YASA DIŞI BU PANELLERİ HANGİ AMAÇLARLA KULLANIYOR?</strong></p>

<p>Yürütülen soruşturmalar ve kolluk kuvvetlerinin tespitleri; avukatların, resmi kanallardan yürütülmesi bürokratik süreçler nedeniyle zaman alan işleri hızlandırmak amacıyla bu panellere başvurduğunu göstermektedir.</p>

<p>Avukatların bu illegal sistemleri özellikle şu amaçlarla kullandığı belirlenmiştir:</p>

<p>· <strong>İcra-İflas Hukuku ve Borçlu Tespiti:</strong> Borçluların ve borçlu yakınlarının güncel iletişim bilgilerine, adreslerine ve mal varlıklarına ulaşarak tahsilat süreçlerini hızlandırmak.</p>

<p>· <strong>Dava Öncesi Stratejik İstihbarat:</strong> Özellikle boşanma, miras veya yüksek meblağlı tazminat davalarından önce; karşı tarafın gizlediği tapu, araç veya şirket ortaklığı gibi mal varlıklarının illegal yollardan raporlanarak dava stratejisi oluşturulması.</p>

<p>· <strong>Hasar Danışmanlığı ve Kurumsal Haksız Rekabet:</strong> Trafik veya iş kazaları sonrasında mağdurların ya da vefat edenlerin yakınlarının iletişim bilgilerine saniyeler içinde erişilerek, diğer meslektaşlardan önce vekaletname toplama (haksız aracılık) faaliyeti yürütülmesi.</p>

<p><strong>SÖZ KONUSU VERİLERİN HUKUK MAHKEMELERİNDEKİ DELİL DEĞERİ</strong></p>

<p>Medeni usul hukukunun temel gayesi maddi gerçeğe ulaşmak olmakla birlikte, bu amaca her ne pahasına olursa olsun ulaşılamaz. Hukuk devleti ilkesi, yargılamanın dürüst ve adil bir usul çerçevesinde yürütülmesini; bireylerin anayasal güvence altındaki temel hak ve özgürlüklerinin yargı organları veya taraflarca çiğnenmemesini emreder.</p>

<p>Anayasa’nın 20. maddesinin 3. fıkrası, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını temel bir anayasal hak olarak teminat altına almıştır. Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrasında yer alan "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez" hükmü ise herhangi bir ayrım gözetmeksizin tüm yargılama süreçleri için bağlayıcı üst norm niteliğindedir.</p>

<p>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189. maddesinin 2. Fıkrasına göre, "hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz". Kanun koyucu bu düzenleme ile hakime herhangi bir takdir yetkisi tanımamış; elde ediliş biçimi hukuka aykırı olan delilin doğrudan dışlanmasını emretmiştir.</p>

<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre, bir delilin mahkemece kabul edilebilmesi için o delilin hukuka aykırı yollarla elde edilmemiş ve kurgusal olarak "yaratılmamış" olması zorunludur (<a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20131183-e-2014960-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yrg HGK, E.2013/1183, K.2014/960</a>; <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-hukuk-genel-kurulunun-20112-703-e-201270-k-sayili-karari" rel="dofollow">HGK, E.2011/703, K.2012/70</a>).</p>

<p>Bireylerin gizli kalması gereken iletişim, adres ve aile bağlarının gayriresmi yollarla taranması Türk Medeni Kanunu m. 24 ve Anayasa m. 20'deki kişilik haklarına ağır bir saldırıdır. Zor kullanılarak veya şifre kırılarak elde edilen dijital veriler nasıl mutlak hukuka aykırı sayılıyorsa (<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-2024101-e-20247537-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yrg 2. HD, E.2024/101, K.2024/7537)</a>, illegal panellerden çekilen kayıtlar da aynı hukuki akıbete tabidir.</p>

<p>Hukuka aykırı delillerin yargılama dışı bırakılması, tarafların tasarruf yetkisine veya ileri sürme şartına bağlı bir "nisbi itiraz" sebebi değildir. Kamu düzenine ilişkin olan delil yasakları, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen (kendiliğinden) gözetilmek zorundadır.</p>

<p>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin istikrarlı kararlarında vurgulandığı üzere, delilin her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi halinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi gerekir.<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-201222755-e-20132-k-sayili-karari" rel="dofollow"> (Yrg. 3. E.2012/22755, K.2013/2)</a>. Bu nedenle, borçlunun veya davalının panel verisine açıkça itiraz etmemiş olması, zımnen kabul etmesi ya da süresinde cevap vermemesi bu veriye meşruiyet kazandırmaz. Hâkim, delil listesinde sunulan veya dosyaya sunulan adres/GSM/malvarlığı bilgisinin yasa dışı panel çıktısı olduğunu tespit ettiği anda bu</p>

<p>İcra takip süreçlerinde alacaklı vekillerinin borçluya veya borçlunun yakınlarına ulaşmak amacıyla harici panellerden sorgulama yapması, sıklıkla "yargısal faaliyet istisnası" (KVKK m. 28/1-d) arkasına sığınılarak savunulmakla birlikte, <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin kararları</a> dikkate alındığında bu yaklaşımın yanlış olduğunu açıktır.<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari" rel="dofollow"> (E.2022/8195, K.2023/832;</a> <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">E.2022/9859, K.2023/2649;</a> <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari" rel="dofollow">E.2022/11539, K.2023/3731</a>). KVKK m. 28/1-d hükmü yalnızca mahkemelerin ve icra organlarının kanunun çizdiği sınırlar içerisindeki resmi işlemlerine özgüdür; alacaklı veya vekiline üçüncü kişilerin verilerini gayriresmi yollarla tarama hakkı vermez.</p>

<p><strong>HUKUKA AYKIRI DELİLİN HÜKME ETKİSİ VE "ZEHİRLENEN AĞACIN MEYVESİ" DENGESİ</strong></p>

<p>Hukuka aykırı bir ilk delilden (ağaç) türetilen diğer tüm ikincil deliller (meyveler) de kural olarak geçersiz sayılır. İlk işlem hukuka aykırı (zehirli) olduğu için o yoldan elde edilen sonraki deliller de hukuka aykırı (zehirli) kabul edilir ve yargılamada kullanılamaz.</p>

<p>Ancak burada ikili bir ayrım yapmayı da unutmamak gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davanın Yalnızca Yasak Delile Dayanması:</p>

<p>İddia veya vakıa, örneğin borç ilişkisi yalnızca illegal panelden elde edilen verilerle ispatlanmaya çalışılmış ve dosyada başkaca yasal delil bulunmuyorsa; hukuka aykırı delil dışlandığında dava ispatlanamamış sayılarak reddedilmelidir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-2024101-e-20247537-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yrg 2. HD, E.2024/101, K.2024/7537)</a></p>

<p>Dosyada Bağımsız Hukuka Uygun Delillerin Bulunması:</p>

<p>İlk derece mahkemesi karar gerekçesinde hukuka aykırı elde edilen veriye dayanmış olsa dahi; dosyada aynı vakıayı ispata yeterli resmi kayıtlar, tanık beyanları veya yasal belgeler mevcutsa, hukuka aykırı deliller kararın geçerliliğine etki etmez <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20193321-e-20206569-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yrg 1. HD, E.2019/3321, K.2020/6569)</a>.</p>

<p><strong>SONUÇ VE DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>Hukuk devletinde adalet, yasa dışı yöntemlerle temin edilen deliller üzerine bina edilemez.</p>

<p>Yasa dışı paneller, sızıntı veri tabanları veya kaynağı belirsiz sorgu motorları üzerinden elde edilen her türlü kişisel veri (adres, iletişim, tapu, aile bağı vb.); Anayasa m. 38/6 ve HMK m. 189/2 gereğince mutlak hukuka aykırı delil niteliğindedir.</p>

<p>Yargılamayı yürüten hâkim, tarafların itirazına bakılmaksızın bu verileri re'sen dosyadan dışlamak ve ispata esas almamak zorundadır. Bu tür verileri dosyaya sunan avukat veya taraf yönünden ise hem TCK m. 136 kapsamında cezai sorumluluk hem de Avukatlık Kanunu m. 34/135 ve KVKK m. 12/18 uyarınca disiplin ve idari yaptırım süreçleri gündeme gelecektir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" rel="nofollow" title="Rauf Karasu"><img alt="Rauf Karasu" height="480" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" width="861" /></a></p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf Karasu</strong></p>

<p><strong>Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yasa-disi-panellerden-temin-edilen-veriler-mutlak-hukuka-aykiri-delil-niteligindedir</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/kisisel-veri-bilgisaray-ters.jpg" type="image/jpeg" length="17062"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/8195 E., 2022/9859 E. ve 2022/11539 E. sayılı kararları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 14.02.2023 tarihli, 2022/8195 E., 2023/832 K. sayılı kararı, 13.04.2023 tarihli, 2022/9859 E., 2023/2649 K. sayılı kararı ve 25.05.2023 tarihli, 2022/11539 E., 2023/3731 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2022/8195 E., 2023/832 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi</p>

<p><br />
Taraflar arasındaki şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetçilerin şikayetlerinin kabulüne ,icra takip dosyasında 09.04.2021 tarihli kararının kaldırılmasına ve iptaline, bu karara bağlı olarak ... İlçesi ... Mahallesi 363 Ada 2 Parsel Sayılı ... adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacılar vekili dava dilekçesinde; icra dosyasına taraf olmayan 3. kişiler hakkında yapılan nüfus kayıt ve tapu kaydı araştırmasının kişisel verilerin açıkça ihlali niteliğinde olduğunu belirterek 09.04.2021 tarihli İcra Müdürlüğü kararı ve bu karar doğrultusunda oluşturulan tüm işlemlerinin iptalini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalının cevap dilekçesinde; davacıların şikayet yoluna başvurdukları işlem hukuken uygun olup; kişisel verilerin ihlalini oluşturmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra dosyasının tarafı olmayan üçüncü kişiye ait, 6698 sayılı Yasa'nın 3/1-d maddesi kapsamında kişisel veri niteliğinde bulunan nüfus ve tapu kaydının icra müdürlüğünden celbinin istenemeyeceği, 6698 sayılı Kanun'un 28/1-d maddesindeki yargısal organlara tanınan istisnanın ancak uyuşmazlığın tarafları açısından geçerli olabileceği, Anayasa'nın 20/3 maddesine göre aynı zamanda temel haklardan olan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının, 6698 sayılı Yasa'nın 28/1-d maddesinin geniş yorumlanması ile daraltılamayacağı, kanunda kısıtlı olarak öngörülen kişisel verilere ulaşma imkanının birden fazla yolla sağlanması halinde, verilere kimlerin ulaştığının denetiminin zorlaşacağı nazara alındığında icra müdürlüğü kararı usul ve Yasa'ya aykırı olduğu anlaşıldığından icra memurluğunun 09.04.2021 tarihli kararının iptali ile 363 Ada 2 Parsel sayılı ... adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Davalı vekili; icra dairesinin işleminin hukuka uygun olduğunu, taleplerinin dosyanın infazına yönelik olup, icra dairesininde dosyanın infazında gerekli delili toplama yetkisine sahip olduğunu, İİK'nın 8/a maddesinin 6. fıkrası gereğince sorgulamanın mümkün olduğunu, yapılan işlemin borçlulardan ... ile ilgili mal varlığı tespitine ilişkin olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müdürlük kararıyla da sabit olduğu üzere borçluların anneleri ve babalarına ait nüfus kayıtları sorgulandığı ve miras payları üzerine haciz konulduğu, borçlu dışında kalan kişilerin nüfus kayıtlarının sorgulanması ve bu sorgulama neticesinde işlem yapılmasının Anayasa'nın 20. maddesine aykırı sayıldığı, yerel mahkemenin taleple ilgili hukuki tanı ve gerekçesi yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili; istinaf sebeplerini tekrarla şikayetin reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, İcra Müdürlüğünün 09.04.2021 tarihli işleminin iptali ve bu karar doğrultusundaki hacizlerin iptali talebini içeren şikayete ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
1. İİK'nın 16. madde, İİK'nın 8/a maddesi, Anayasa'nın 20. maddesi.</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>14.02.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.<br />
(M)</p>

<p><br />
İHÖ/MBÇ</p>

<p><br />
Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı :</p>

<p>Alacaklı vekilinin talebi üzerine borçlunun anne babasının ölü olup olmadığının sorgulanması ve talep doğrultusunda işlem yapılmasına karar verildiği, bu karar doğrultusunda borçlunun babasına ait taşınmazın üzerine ihtiyati haciz konulduğu, bu işlemin borçlu vekilince şikayet edilmesi üzerine, şikayet icra mahkemesince kabul edilerek haczin kaldırıldığı karara gerekçe olarak 6098 Sayılı Kanun'un 3/1-d maddesi belirtildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>İİK'nın 94. maddesi gereğince mirasçıların, murislerinden kendilerine intikal edecek hisseleri haczedilebilir. Türk Miras Hukuku'nda geçerli külli halefiyet kuralına göre gerçek kişinin ölümü üzerine ölen kişinin hak ve borçları mirasçılara geçer. Alacaklının, borçlunun murisinin malvarlığını sorgulama hakkı olmadığından icra müdürlüğünden bu sorgulamayı yapması ve sorgulama sonucu bulunacak mal üzerine haciz konması talep edilebilir. İcra müdürünün bu işlemi kişisel verilerin ihlaline yol açmaz. Alacaklının alacağına kavuşması, borçlunun mal kaçırmaması için icra müdürü bu talebi kabul etmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak icra mahkemesi kararının bozulması görüşünde olduğumdan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.14.02.2023</p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/9859 E., 2023/2649 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi<br />
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesi</p>

<p>İcra memur muamelesine şikayetten dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. ŞİKAYET</strong><br />
Alacaklı icra mahkemesine başvurusunda; borçlunun pasif taşınmaz kayıtlarının sorgulanarak dosyaya kaydedilmesine dair talebinin reddine ilişkin 04.11.2021 tarihli icra müdürlüğü işleminin iptalini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Şikayetçi alacaklı tarafından icra mahkemesine yapılan başvuru hasımsız olduğundan herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra dosyasının tarafı olmayan üçüncü kişiye ait 6698 Sayılı Yasa'nın 3/1-d maddesi kapsamında kişisel veri niteliğinde bulunan tapu kaydı ve satış sözleşmelerinin icra müdürlüğünce istenmesi mümkün olmadığı, aynı Yasa'nın 28/1-d maddesindeki yargısal organlara tanınan istisnanın, ancak uyuşmazlığın tarafları açısından geçerli olabileceği, T.C. Anayasası'nın 20/3. maddesine göre aynı zamanda temel haklardan olan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, 6698 Sayılı Yasa'nın 28/1-d maddesinin geniş yorumlanması ile daraltılamayacağı, takip alacaklılarının ileride açabilecekleri muhtemel davaların malzemelerinin toplanması ödevinin icra müdürlüğüne ait olmadığı, mülkiyet hakkının korunması amacıyla açılacak bir davanın taraflarını tespit edebilmek için 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2/3. maddesine göre avukat yazılı başvuru ile tapu sicilinde inceleme yapabileceği, alacaklının hukuki yararının, üçüncü şahısların Anayasa ile korunan özel hayatın gizliliğine ilişkin temel hakkından üstün tutulmasının mümkün olmadığı, somut olayda, borçlular adına pasif taşınmaz kayıtlarının tespiti ile sorgulaması yapılan taşınmazların resmi senet ve ilgili evraklarının getirtilmesinin istendiği dikkate alındığında, icra müdürünün şikayete konu kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçeleriyle şikayetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuran<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Alacaklı, talep ettikleri bilgilerin icra dosyasının tarafı olmayan 3. kişiler ile ilgili olmayıp bizzat borçlunun yaptığı işlemlere ilişkin olduğunu, istenilen bilgilerin tapu kütüğünde yer alan aleni bilgiler olduğunu, borçlunun yaptığı işlemlerin hangi tapu müdürlüğünde yapıldığını tespit etmek ve her tapu müdürlüğünden ayrı ayrı sorgulama yapmanın avukata gereğinden fazla külfet yükleyeceğini, Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesi dikkate alındığında müdürlük kararının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlunun pasif mal varlığının sorgulanmasında ulaşılacak bilgiler hali hazırdaki malike ait bilgiler de yer alacağından anayasal güvenceye bağlanan kişisel verilerin korunması düzenlemesine aykırı olduğu, icra müdürlüğünün açılacak davaya delil toplamak görevinin bulunmadığı gibi icra müdürlüğüne böyle bir yükümlülüğün getirilmesinin de mümkün olmadığı, aksi durumun kabulünün kişisel verilerin korunması kuralının ihlali sonucunu doğuracağı gerekçesiyle alacaklı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuran<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Alacaklı, istinaf dilekçesi içeriğini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, borçlu adına kayıtlı pasif taşınmaz bilgilerinin sorgulanması yönündeki alacaklı talebinin reddine dair icra müdürü işleminin iptaline ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 3/1-d ve 28/1-d maddeleri, İcra İflas Kanunu'nun 8/a,16. 17, 18, 78. maddesi,</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Temyizen incelenen karar, davacının iddia ve savunmasına, dayandığı belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,</p>

<p><br />
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2022/11539 E., 2023/3731 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2022/1253 E., 2022/1279 K.<br />
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/305 E., 2022/312 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki icra memur muamelesini şikayet nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. ŞİKAYET</strong><br />
Alacaklı icra mahkemesine başvurusunda; borçlunun vukuatlı nüfus kaydının sorgulanarak sisteme kaydının yapılması ve vefat eden anne/babası var ise bunlara ilişkin taşınmazların sorgulanması ile borçluya intikal edecek hisseleri üzerine haciz konulması, yine bunların taşınır/taşınmaz mal varlıklarının sorgusunun yapılarak banka hesaplarının bulunması halinde bu hesaplara 89/1'e ilişkin haciz ihbarnamesinin gönderilmesine dair icra müdürlüğünden talepte bulunduklarını, icra müdürlüğünce hukuka aykırı olarak taleplerinin reddine karar verildiğini belirterek icra müdürlüğü işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Şikayetçi alacaklı tarafından icra mahkemesine yapılan başvuru hasımsız olduğundan herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu dışında olan ve borçlunun anne ile babanın nüfus kaydının alınarak ölü olup olmadıklarının, ölmüş iseler dosyaya taraf olarak kaydedilip mal varlığı sorgusunun yapılmasının mümkün olmadığı, zira bu kişilerin halihazırda icra dosyasının tarafı olmayıp 3. kişi konumunda bulunduğu, nüfus kaydı ve diğer bir kısım sorgulamanın ancak hakkında takip kesinleşen borçlulara yönelik yapılabileceği, 3. kişilere yönelik bu tür sorgulamaların yapılamayacağı, bu durumun icra müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında da olmadığı ancak alacaklı tarafça borçlunun anne ve babasının ölmüş olduğu kesin olarak bildirilir ve taşınmaz bilgileri sunulur ise bir kısım işlemin yapılabileceği, davacı tarafça borçlunun anne babasının kesin olarak öldüğünün bildirilmediği ve buna ilişkin gerekli belgelerin sunulmadığı, bundan dolayı bu kişilerin 3. kişi sıfatına haiz olduğu ve bu kişilere yönelik sorgulama yapılamayacağı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Alacaklı istinaf dilekçesinde; borçlunun müteveffa anne/babasının vefattan sonra kişisel hakkı olamayacağından, mal varlığının mirasçılarına geçmiş olacağını, borçluya intikal eden malvarlığından dolayı talepleri doğrultusunda mal varlığı sorgusu yapma görev ve yükümlülüğünün icra müdürlüğüne ait olduğunu, taraflarınca müteveffaya ait taşınmaz ya da taşınır olup olmadığını tespit etme olanağının bulunmadığını, icra müdürlüğünün sorgulama yapmayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu mal varlığının mirasçıların el birliği ile mülkiyeti haline geldiğini ve malikin borçlu olduğundan müteveffanın mal varlığı sorgusu yapılması taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, şikayetçi alacaklı tarafın şikayet konusu yaptığı müdürlük ret kararına ilişkin yukarıda açıklanan talebinin takip borçlusunun murisleri de olsalar icra takibi ile ilgisi olmayan borçlunun babası hakkında mal varlığı sorgulamasının yapılmasının Anayasadaki temel hak ve özgürlüklere aykırı olduğu gibi, 24.03.2016 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununda "Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi" şeklinde tanımlanan ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 135-139. maddelerinde de koruma altına alınan kişisel verilerin korunması kanuna aykırılık teşkil edeceği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Alacaklı temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesini tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, icra müdürü işleminin iptaline ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 3/1-d ve 28/1-d maddeleri, İcra İflas Kanunu'nun 8/a,16. 17, 18, 78. maddesi,</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
Şikayetçinin, İİK'nın 94. maddesi gereğince veraset ilamı almak için icra müdürlüğüne yapacağı yetki talebi ile sonuca gitmesinin mümkün olduğunun anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Harç alınmasına yer olmadığına,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>25.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.</p>

<p>(M)</p>

<p>HK/AK<br />
Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı;<br />
Alacaklı banka, borçlunun vukuatlı nüfus kayıt kaydının sorgulanarak sisteme kaydının yapılması, vefat eden anne veya baba bulunması halinde UYAP'a muris olarak kaydının yapılması, taşınır, taşınmaz mal varlıklarının sorgulanması, bulunması halinde haciz konulması, banka hesaplarının sorgulanması, bulunması halinde 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesi talebinde bulunmuş olup, talebin icra müdürlüğünce reddine kararı verilmesi üzerine ret kararın kaldırılması için icra mahkemesine şikayette bulunmuştur. Borçlunun vefat eden anne ve babasının vefat sonrası kişisel hakkı bulunmayacağı gibi, mal varlığıda mirasçısı olan borçluya geçmiş olur. İcra müdürünün borçlunun murisinin mal varlığı sorgulaması yapma görev ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sorgulamanın Anayasanın 20 maddesinde düzenlenen temel hak ve hürriyete aykırılık oluşturması söz konusu değildir. Borçlu olan mirasçılara, murise ait taşınmaz intikalleri yapılmamış olsa bile elbirliği mülkiyeti haline dönüşen taşınmaz hisseleri üzerine İİK'nın 94 maddesine göre haciz konulabilir. İİK 121 maddesine göre satışı yapılabilir. Bu nedenle şikayetin reddi kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddi kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılamıyorum.25.05.2023<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20228195-e-20229859-e-ve-202211539-e-sayili-kararlari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-bayrak.jpg" type="image/jpeg" length="92121"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2019/3321 E., 2020/6569 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20193321-e-20206569-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20193321-e-20206569-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 09.12.2020 tarihli, 2019/3321 E., 2020/6569 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2019/3321 E., 2020/6569 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ: ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ<br />
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL - TAZMİNAT</p>

<p>Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılardan ... ile aralarında kurulmuş olan borç ilişkisi nedeniyle, 24 ada 13 parsel sayılı taşınmaza ilişkin geniş yetkiler içeren ... 3. Noterliği'nin 27/10/2014 tarihli vekaletnamesi ile Şaban’ı vekil tayin ettiğini, Şaban’ın vekalet görevini kötüye kullanarak gerçek değerinin çok altında bir bedelle çekişmeli taşınmazı diğer davalı ...’a satış yoluyla devrettiğini, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini ileri sürerek çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Davalılardan ..., davacı ile arasında herhangi bir borç ilişkisinin bulunmadığını, davacının çekişmeli taşınmazın satımı için pazarlık aşamasından bedeli almasına kadar her aşamada bulunduğunu, işyerinden izin alamayacağı gerekçesi ile sadece tapudaki devir işlemleri için kendisini yetkilendirdiğini, davacının isteği ile işlemi gerçekleştirdiğini belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalı ... ise, davacı ile yüz yüze görüşerek evin satımı konusunda pazarlık yaptıklarını, davacı ile satım ve bedel konusunda anlaştıklarını, vekaletin ise sadece tapuda devir işlemleri için verildiğini, vekil ile aralarında herhangi bir akrabalık ya da geçmişe dayalı bir arkadaşlık ilişkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı ... vekilince istinafı üzerine, ...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; kayıt malikinin kötüniyetli ya da vekil ile işbirliği içinde hareket ettiğinin ispatlanamadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı hmk'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulüne, davalılardan Mehtap yönünden davanın reddine, taşınmaz bedelinin diğer davalı ...’dan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p>Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi ...’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.</p>

<p><strong>K A R A R</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hukuka aykırı olarak elde edilen konuşma kayıtları gerekçe yapılarak sonuca gidilmesi 6100 sayılı HMK’nın 189/2. maddesi gereğince doğru değil ise de, dosya kapsamındaki sair deliller değerlendirildiğinde verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğuna göre davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 10.00 TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-hukuk-dairesinin-20193321-e-20206569-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-aaf.jpg" type="image/jpeg" length="39382"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karşılıklı Hakaret ve Küfürde Kim Ceza Alır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/IgAapwh3SDg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="47039"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Miras Kalan Evde, Tek Başına Oturan Mirasçı, Diğer Mirasçılara, Kira Öder mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 23:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/heCKYfWcUo0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="95822"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ANAYASA 12. MADDE, Kişiliğe Bağlı Dokunulmaz Devredilmez Vazgeçilmez Temel Hak ve Hürriyetler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/80nffuJknF0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="39858"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağ Kalan Eş Tüm Mirası Alabilir mi? Sağ Kalan Eşin Miras Payı Ne Kadardır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel ABA KESİCİ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/NxG_pyEHe2c/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92936"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çalışmayan Eş Mal Paylaşımından Hak Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/q9zrApwaHn0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="73870"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dolandırıldım Paramı Geri Alabilir miyim? Nasıl Bir Yol İzlemeliyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/PwJqSY6b4hQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15404"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçinin Cumartesi Pazar Çalışması Hangi Durumlarda Fazla Çalışma Sayılır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HxbnVnNAD4Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="94927"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçi İşveren Tarafından Fazla Çalışmaya Zorlanabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşveren işçiyi fazla mesaiye zorlayabilir mi, fazla çalışma hangi hallerde hukuka uygundur, hangi durumlarda işçi fazla çalışmayı reddedebilir?</p>

<p>Bu videoda 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde fazla çalışma kavramını, zorunlu fazla mesai şartlarını, yazılı onay gerekliliğini, fazla mesai ücretinin nasıl hesaplanacağını ve işçinin haklarını somut örneklerle açıklıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşverenin tek taraflı talimatının sınırlarını, fazla çalışmayı kabul etmemenin sonuçlarını ve fazla mesai alacağının nasıl talep edileceğini öğrenmek için videoyu izleyin.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mHIgpReRC5E/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67114"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taşeron İşçi Tazminatlarını ve İşçilik Alacaklarını Kimden Alır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Taşeron işçi alacaklarını kimden talep edebilir?</p>

<p>Bu videoda; taşeron işçi ile asıl işveren arasındaki hukuki ilişki, müteselsil sorumluluk ilkesi, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, ücret alacakları ve diğer işçilik alacaklarının hangi şartlarda taşeron firmadan veya asıl işverenden istenebileceği ayrıntılı ve sade bir dille ele alınmaktadır.</p>

<p>Alt işveren–asıl işveren ilişkisinde Yargıtay uygulamaları, muvazaa kavramı, bordro ve SGK kayıtlarının önemi, zamanaşımı süreleri ve dava sürecinde dikkat edilmesi gereken temel hususlar bu videoda açıklanmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taşeron işçilerin hak kaybı yaşamaması için hukuki çerçeve net ve anlaşılır şekilde aktarılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/UIoYSNE_Jz4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="16968"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="72357"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="67861"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="54295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="98307"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="69947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="55345"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="71673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="94619"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="44155"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="61634"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
