<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 02 Sep 2026 17:00:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Kimse hukukun üzerinde değildir; hiçbir vatandaşımız da hukukun koruması dışında değildir”]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kimse-hukukun-uzerinde-degildir-hicbir-vatandasimiz-da-hukukun-korumasi-disinda-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kimse-hukukun-uzerinde-degildir-hicbir-vatandasimiz-da-hukukun-korumasi-disinda-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti’nin; köklü devlet geleneği, güçlü kurumları ve milletin iradesi üzerinde yükselen bir hukuk devleti olduğunu belirten Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Ben de 86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanı olarak bu makamı bir unvan değil, milletimizin ve devletimizin bize tevdi ettiği büyük bir emanet olarak görüyorum" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet hizmetlerinin kişi, düşünce, makam ayırt etmeksizin, milletin tamamına karşı taşıdığı müşterek bir sorumluluk olarak değerlendirdiğini ifade eden Bakan Gürlek, “Kimse hukukun üzerinde değildir; hiçbir vatandaşımız da hukukun koruması dışında değildir” diye konuştu.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde düzenlenen Adli Yıl Açılış Programı'na katıldı.</p>

<p>Konuşmasında tüm yargı teşkilatı mensuplarının yeni adli yılını kutlayan Bakan Gürlek, “Zabıt kâtibinden kürsü heyetine, infaz koruma memurundan merkez teşkilatımıza; ülkemizin en ücra köşesinde hukuk ve adalet nöbeti tutan savcılarımızdan yüksek yargımızın kıymetli mensuplarına kadar, her nerede ve hangi görevde olursa olsun, bu kutsal cübbeyi üzerinde taşıyan ve şanlı tarihimizin en köklü kurumlarından biri olan bu yüce çatı altında görev yapan bütün yol arkadaşlarımın yeni adli yılını kutluyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“EN ÖNEMLİ KONU VATANDAŞIN ADALET SİSTEMİNE GÜVENİ”</strong></p>

<p>Kendileri için en önemli konunun vatandaşların adalet sistemine duyduğu güven olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, “Zira adalet, devlet ile millet arasındaki güven ilişkisinin en temel dayanaklarından biridir. Vatandaşımız; hakkının korunacağına, haksızlığa uğradığında hukuk düzeninin kendisine güvence sağlayacağına, suç işleyenin hukuk önünde hesap vereceğine ve masum olanın korunacağına inanmalıdır” dedi.</p>

<p><strong>“BEN 86 MİLYOM VATANDAŞIN ADALET BAKANIYIM”</strong></p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin; köklü devlet geleneği, güçlü kurumları ve milletin iradesi üzerinde yükselen bir hukuk devleti olduğunu dile getiren Bakan Gürlek, “Ben de 86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanı olarak bu makamı bir unvan değil, milletimizin ve devletimizin bize tevdi ettiği büyük bir emanet olarak görüyorum. Adalet hizmetlerini kişi, düşünce, makam ayırt etmeksizin, milletimizin tamamına karşı taşıdığımız müşterek bir sorumluluk olarak değerlendiriyorum. Kimse hukukun üzerinde değildir; hiçbir vatandaşımız da hukukun koruması dışında değildir” diye konuştu.</p>

<p><strong>“SUÇLUNUN CEZALANDIRILMASI KADAR MASUMUN KORUNMASI DA ADALETİN GÖREVİDİR”</strong></p>

<p>Kamu vicdanını yaralayan yolsuzluk iddialarının da titizlikle ele alınacağını kaydeden Bakan Gürlek, kamu gücünü, kamu kaynağını veya kendisine tevdi edilen yetkiyi kişisel ya da örgütsel menfaat için kullananlara karşı hukukun gereğinin yapılmasının hukuk devletinin temel şartlarından olduğunu söyledi.</p>

<p>Milletin ortak kaynaklarını hedef alan hiçbir hukuka aykırılığın karşılıksız kalmaması gerektiğini vurgulayan Bakan Gürlek, soruşturma ve yargı süreçlerinde temel ölçünün hukuk ve somut deliller olacağını belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“Milletimizin ortak kaynaklarını ve kamu düzenini hedef alan hiçbir hukuka aykırılığın karşılıksız kalmaması, hukuk devletinin ve adalete duyulan güvenin temel gereğidir. Ancak bütün bunları yaparken temel ilkemizi hiçbir zaman unutmuyoruz. Suçlunun cezalandırılması kadar masumun korunması da adaletin görevidir. Devletimizin gücü, en ağır suçlarla mücadele ederken dahi hukuk içerisinde kalabilmesinden kaynaklanmaktadır. Hukuk millet için; millet de devleti var etmek için vardır.”</p>

<p><strong>“YARGININ GÜCÜ BAĞIMSIZLIĞINDAN, TARAFSIZLIĞINDAN, HUKUKA BAĞLILIĞINDAN KAYNAKLANIR”</strong></p>

<p>86 milyon vatandaşın bizden hızlı, adil, eşitlik ilkesine bağlı, güvenilir ve makul sürede sunulan bir adalet hizmeti beklediğinin altını çizen Bakan Gürlek, “Milletimizin bu beklentisini karşılamak ancak teşkilatımızın bütün unsurlarının ortak gayretiyle mümkündür. Hâkimlerimiz ve Cumhuriyet savcılarımız; kanuna ve hukuka bağlılıkla, dosya kapsamındaki delilleri titizlikle değerlendirerek ve vicdani kanaatleri doğrultusunda görevlerini yerine getirmektedir. Yargının gücü bağımsızlığından, tarafsızlığından, hukuka bağlılığından ve verdiği kararların gerekçeli, adil ve güvenilir olmasından kaynaklanmaktadır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“YARGIYA GÜVEN, ÜZERİNDE HASSASİYETLE DURDUĞUMUZ TEMEL MESELELERDEN BİRİDİR”</strong></p>

<p>Adalet teşkilatının her mensubunun mesleki etik değerlere ve kamu hizmetinin gerektirdiği sorumluluk anlayışına uygun hareket etmesinin vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Bakan Gürlek, “Yargıya güven, üzerinde hassasiyetle durduğumuz temel meselelerden biridir” dedi.</p>

<p>Savunmanın adil yargılanmanın temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Bakan Gürlek, avukatların mesleklerini daha güçlü, güvenli ve çağdaş şartlarda yerine getirebilmeleri amacıyla meslek örgütleriyle istişarelerin sürdürüldüğünü belirtti.</p>

<p>Avukatlık mesleğinin sağladığı güveni ve mesleki nüfuzu suistimal eden kişilerin hem vatandaşlara hem de avukatlık camiasının itibarına zarar verdiğine dikkati çeken Bakan Gürlek, bu tür suistimallere karşı gerekli hassasiyetin gösterilmesinin önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong>“KÜRSÜNÜN YÜKÜN KALEMİN AĞIRLIĞINI BİLİYORUM”</strong></p>

<p>Hayatımın büyük ve önemli bir bölümünü bu çatı altında, adliye koridorlarında, hâkim ve Cumhuriyet savcısı olarak geçirdiğini belirten Bakan Gürlek, “Bugün Adalet Bakanlığı görevini üstlenmiş olmanın bende sizlere karşı ayrıca büyük bir mesuliyet duygusu oluşturduğunu ifade etmek isterim. Bu camianın mutfağında yetişmiş bir kardeşiniz olarak kürsünün yükünü, kalemin ağırlığını, taşra adliyelerimizin şartlarını, personel ihtiyacını ve fiziki imkânların adalet hizmetinin niteliği üzerindeki etkisini yakından biliyorum” dedi</p>

<p><strong>“ADALETİN YÜZYILI BİZİM İÇİN BİR SLAGON DEĞİLDİR”</strong></p>

<p>Milletin adalete olan güvenini daha da güçlendirmek için ise yalnızca mevcut sistemi işletmekle yetinemeyeceklerini söyleyen Bakan Gürlek, “Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda bu dönemi aynı zamanda Adaletin Yüzyılı kılmak istiyoruz. Adaletin Yüzyılı bizim için yalnızca bir slogan değildir. Vatandaşımızın hakkına daha hızlı ulaştığı, yargılamaların makul sürede sonuçlandığı, hukuki güvenliğin ve öngörülebilirliğin arttığı, savunmanın güçlendiği, adalete erişimin kolaylaştığı ve teknolojinin adalet hizmetinin hızına ve kalitesine katkı sunduğu bir Türkiye hedefidir” dedi.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE’NİN TEMELİNDE GÜÇLÜ HUKUK, GÜÇLÜ HUKUKUN TEMELİNDE İSE MİLLETİMİZİN ADALETE DUYDUĞU GÜVEN BULUNMAKTADIR”</strong></p>

<p>Yeni adli yılda daha hızlı, daha etkin, daha erişilebilir ve daha öngörülebilir bir adalet sistemi için çalışmaya devam edeceklerini belirten Bakan Gürlek, “Adaletin Yüzyılı” hedefinin, hukukun üstünlüğünün daha da güçlendiği, temel hak ve özgürlüklerin güvence altında olduğu, vatandaşların haklarına zamanında ulaştığı, terörün ülke gündeminden çıktığı, suç ve vesayet yapılanmalarının devlet kurumlarında kendisine alan bulamadığı bir Türkiye ideali olduğunu kaydetti.</p>

<p>Adalet Bakanı Gürlek, şunları kaydetti:</p>

<p>“Bu hedefe yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına, hukukun üstünlüğüne, insan onuruna ve milletimizin adalete duyduğu güvene sahip çıkarak ulaşacağız. Çünkü güçlü Türkiye’nin temelinde güçlü hukuk, güçlü hukukun temelinde ise milletimizin adalete duyduğu güven bulunmaktadır.”</p>

<p><strong>“YARGININ GÜNLÜK İŞLEYİŞİNİ DAHA VERİMLİ HALE GETİRECEĞİZ”</strong></p>

<p>Yargının günlük işleyişini daha verimli hâle getirecek yeni sistemler kurduklarını söyleyen Bakan Gürlek, “Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarıyla uzun süren dava ve soruşturmaların sebeplerinin daha erken tespit edilmesini, hedef sürelerin daha sağlıklı takip edilmesini ve adalet hizmetlerinin verimliliğinin sürekli ölçülerek geliştirilmesini amaçlıyoruz. Yargısal kararın içeriğine değil, yargı hizmetinin daha düzenli, daha hızlı ve daha etkin işlemesine katkı sağlayacak idari ve teknik kapasitenin güçlendirilmesine odaklanıyoruz” diye konuştu.</p>

<p><strong>HIZLI, GÜVENLİ İLETİŞİM KANALI 135 ALO ADALET</strong></p>

<p>Bu anlayışın son adımlarından biri de Alo Adalet 135 hizmeti olduğunu belirten Bakan Gürlek, “1 Eylül itibarıyla Ankara Batı, İzmir ve Kayseri adliyelerinde pilot bölge olarak başlayan uygulamayla, özellikle uzun süren dava ve soruşturmalara ilişkin vatandaşlarımızın başvurularını hızlı ve güvenli biçimde ilgili mercilere ulaştırabilecekleri yeni bir iletişim kanalı oluşturduk. Vatandaşımızın sesini daha doğrudan duyan, gecikmelerin sebeplerini tespit eden ve çözüm üretme kapasitesini artıran bir adalet sistemi kurmayı hedefliyoruz” dedi</p>

<p><strong>“ÇOK SAYIDA FAİLİ MEÇHUL DOSYAYI AYDINLATTIK”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, faili meçhul olaylar ve kamu vicdanında yıllardır cevap bekleyen dosyalar üzerinde hassasiyetle durduklarını ifade etti. Bakanlık bünyesinde oluşturulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmalarıyla geçmişte aydınlatılamamış dosyaları günümüzün teknolojik ve kriminal imkânlarıyla yeniden değerlendirildiğini söyleyen Bakan Gürlek,“Bu çalışmalar kapsamında bugüne kadar çok sayıda faili meçhul olayın aydınlatılmasında önemli mesafe alınmıştır. Aradan geçen zaman, maddi gerçeğin değerini azaltmaz. Kamu vicdanında kapanmamış her dosyanın hukukun imkânları ve somut deliller çerçevesinde titizlikle ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Aynı şekilde tüm daire başkanlıklarımız da adalet hizmetlerindeki verimliliği artırmak uğruna yoğun mesailerine devam etmektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“YEŞİL VATANIN KORUNMASI DA HUKUK DEVLETİ SORUMLULUĞUNDA”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Gürlek, ‘Yeşil Vatan’ın korunmasının da hukuk devletinin sorumluluğu altında olduğunu belirtti. Bakan Gürlek, “Kasten çıkarılan yangınlardan sabotaj girişimlerine, ihmali davranışlarla büyük çevre zararlarına sebep olan eylemlere kadar bu alandaki soruşturmaların titizlikle yürütülmesi ve maddi gerçeğin süratle ortaya çıkarılması büyük önem taşımaktadır. Yeşil Vatan’ı korumak yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerimizin hakkını korumaktır. Bu yaklaşım Bakanlığımızın son dönem çalışmalarında da açık biçimde ortaya konulmuştur” dedi.</p>

<p><strong>“UCU NEREYE GİDERSE GİTSİN, HUKUKUN VE SOMUT DELİLLERİN GÖSTERDİĞİ İSTİKAMETTE MADDİ GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKARILACAĞINA İNANIYORUZ”</strong></p>

<p>Hiçbir dini yapılanmaya, milli oluşuma veya toplumsal fayda amacı taşıyan insani ve sosyal projeye karşı olmadıklarını vurgulayan Bakan Gürlek, toplumun değerlerini istismar eden, insanların iyi niyetini ve güvenini kötüye kullanan, hukuki boşluklardan yararlanarak haksız menfaat sağlayan kişi ve yapılara karşı hukuk içerisinde mücadele edileceğini belirtti. Adalet Bakanı Gürlek, “Biz hiçbir dini yapılanmaya, milli oluşuma veya toplumsal fayda amacı taşıyan insani ve sosyal projeye karşı değiliz. Bizim karşı olduğumuz, toplumumuzun değerlerini istismar eden, insanların iyi niyetini ve güvenini kötüye kullanan, hukuki boşluklardan yararlanarak haksız menfaat sağlayan, milletimizin vicdanını zedeleyen ve kamu düzenine zarar veren gerçek veya tüzel kişilerdir. Bu yapılara karşı yürütülen mücadelede, ucu nereye giderse gitsin, hukukun ve somut delillerin gösterdiği istikamette maddi gerçeğin ortaya çıkarılacağına inanıyoruz.” dedi.</p>

<p><strong>“SOKAK ÇETELERİ, ORGANİZE SUÇ YAPILANMALARI İLE MÜCADELEYİ HUKUK DEVLETİ ANLAYIŞI İÇİNDE DEĞERLENDİRİYORUZ”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, “Milletimizin huzurunu tehdit eden uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar, sokak çeteleri, organize suç yapılanmaları, suç gelirlerinin aklanması ve yeni nesil dijital suçlarla mücadeleyi de aynı hukuk devleti anlayışı içinde kararlılıkla sürdürüyoruz. Ailelerimizi ve gençlerimizi hedef alan; dini, millî ve insani duyguları suistimal eden, insanların güvenini kötüye kullanan veya suç gelirleri üzerinden haksız menfaat sağlayan yapılara karşı yürütülen mücadelede yargı mensuplarımızın hukuka bağlı, somut delile dayalı ve titiz çalışmalarını takdir ediyoruz” dedi.</p>

<p><strong>“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ ZEDELEMEYE YÖNELİK GİRİŞİMLERE KARŞI DİKKATLİYİZ”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, Türkiye’nin uzun yıllar ağır bedeller ödediği terör meselesine ilişkin “Terörsüz Türkiye” hedefinin milletin ortak geleceği, toplumsal huzur ile milli birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“Şehitlerimizin aziz hatırasını ve gazilerimizin fedakarlığını daima muhafaza ederek, devletimizin ve milletimizin birliğinden, ülkemizin bütünlüğünden ve hukuk devletinin temel esaslarından hiçbir şekilde taviz vermeden, terörün ülkemizin gündeminden tamamen çıktığı bir Türkiye hepimizin ortak temennisidir. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda ilerlerken, bu hassas süreci istismar etmeye, toplumsal huzuru bozmaya veya provokasyonlarla milletimizin birlik ve beraberliğini zedelemeye yönelik girişimlere karşı sizlerin de dikkatli ve duyarlı olmasını arzuluyorum.”</p>

<p>Bakan Gürlek, 2026-2027 Adli Yılı’nın ülkeye, millete ve hukuk camiasına hayırlı olması temennisinde bulunarak, adaletin tecellisi için görev yapan hâkimlere, Cumhuriyet savcılarına, avukatlara ve adalet teşkilatının bütün mensuplarına teşekkür etti.</p>

<p>Bakan Gürlek, konuşmasında bütün şehitleri ve şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı rahmet, minnet ve şükranla andığını ifade etti.</p>

<p>Törene, Adalet Bakan Yardımcısı Burak Ceyhan, Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay, HSK Başkanvekili Fuzuli Aydoğdu, HSK Birinci Daire Başkanı Turan Kuloğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız, Başsavcılar, Başsavcı vekilleri, çok sayıda yargı camiasından isim ve Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz da katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kimse-hukukun-uzerinde-degildir-hicbir-vatandasimiz-da-hukukun-korumasi-disinda-degildir</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/adsiz-195.jpg" type="image/jpeg" length="60064"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Denizli BAM 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/2855 E., 2026/1426 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/denizli-bam-4-hukuk-dairesinin-20252855-e-20261426-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/denizli-bam-4-hukuk-dairesinin-20252855-e-20261426-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 25/06/2026 tarihli, 2025/2855 E., 2026/1426 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.<br />
DENİZLİ<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
4. HUKUK DAİRESİ</strong></p>

<p><strong>DOSYA NO : ...<br />
KARAR NO : ...<br />
KARAR TARİHİ : 25/06/2026</strong></p>

<p><strong>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I</strong></p>

<p>BAŞKAN : ...<br />
ÜYE : ...<br />
ÜYE : ...<br />
KATİP : ...</p>

<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 02/10/2025<br />
NUMARASI :... Esas - ...Karar</p>

<p>DAVACI : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
DAVALI : ...<br />
VEKİLİ : Av. ...<br />
İHBAR OLUNAN : ...<br />
DAVANIN KONUSU : Alacak<br />
G.KARAR YAZIM TARİHİ :14/07/2026<br />
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.</p>

<p><strong>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firma işlerinde kullanmak üzere... iş makinesini satın almadan önce davalı tarafa başvurarak söz konusu araçların/ iş makinelerinin ekspertizinin yapılmasını talep ettiğini, davalı tarafça da ayrıntılı ekspertiz yapılarak ekspertiz raporunun müvekkiline teslim edildiğini, bunun karşılığında da davalı tarafa 15000,00 TL hizmet bedeli fatura karşılığında ödeme yapıldığını, müvekkili davalı tarafın ekspertizi sonucunda bahsi geçen iki adet iş makinasını satın almaya karar verdiğini ve satın aldığını, davalı tarafça düzenlenen ve müvekkili firmaya teslim edilen ekspertiz raporunda söz konusu arızlardan hiç bahsedilmediğini, davalı tarafça verilen hatalı ve/veya eksik, ayıplı ekspertiz raporu ve hizmet nedeni ile müvekkilinin araç bedelleri üzerinde ekstra masraf ve gider ödemek zorunda kaldıklarını, müvekkilinin işlerinin aksamaması adına bahsi geçen parçaları ivedilikle değiştirdiğini, değişim esnasında değişen tüm parçaların fotoğraf ve kamera kaydını aldığı gibi değişen parçaları da muhafaza ettiğini, dosya kapsamı incelendiğinde de görüleceği üzere ayıp bildirimi usule ve yasaya uygun şekilde ve makul sürede yapıldığını, davalı yanın hatalı ve/veya eksik, ayıplı ekspertiz raporu ve hizmeti nedeni ile müvekkili şirketin araç bedelleri üzerinde ekstra masraf ve gider ödemek zorunda kaldıklarını belirterek, davalarının kabulünü, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi de içeren şekilde, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile davalıdan 100,00TL’nin alınarak müvekkil şirkete verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>

<p>Davalı ... Makina Otomotiv İletişim San. ve Tic. A.Ş. Vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın, ... marka iş makinalarının bakım ve onarım işleriyle faaliyet gösteren bir yetkili servis olduğunu, somut olayda, ihbar olunanın ve davacı tarafın ortak talebi üzerine de ... marka iki adet iş makinasının bakım ve onarımı için müvekkili firmadan fiyat alabilmek amacıyla saha ekspertiz raporu ve bakım/onarım teklifi talep edildiğini, bunun üzerine de müvekkili firma tarafından 30.05.2024 tarihinde ihbar olunanın .../...da bulunan fabrikasında ve ihbar olunana ait ... ve ... model iş makinalarının kontrolü yapılmış, ekte sunulu evraktan da görüleceği ve talep üzerine imza karşılığında ilgili rapor davacıya da teslim edildiğini, dava konusu yapılan iş makinasına yönelik olarak düzenlenen rapor incelendiğinde alt takımın kullanılabilirlik oranın sol ve sağ olarak %60 oranında olduğu, motorda, pompalarda, hidroliklerde yağ kaçaklarının ve hortumlarında, borularında çatlaklar olduğu, ayrıca kabinde çürümelerle ön camında çatlaklar bulunduğu tespitlerinin gerçekleştiğini, bu tespitlere yönelik olarak da talep üzerine alt takımın tamiri hariç olarak 05.06.2024 tarihinde bakım ve onarım teklifi ihbar olunana iletildiğini, ihbar olunanın teklifi kabul etmemesi üzerine, iş makinaları üzerinde gerçekleştirilen tespit hizmetine yönelik olarak (servis, işçilik, yol ve araç bedeli) 15.000,00-TL tutarında faturanın davacı tarafa iletildiğini ve ödeme davacı tarafından ihtirazi kayıtsız olarak gerçekleştirildiğini, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.</p>

<p><strong>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:</strong></p>

<p>İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "13.02.2018 tarihlive 30331 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, satış ve dava tarihinde yürürlükte olan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin, davaya konu ekspertiz raporunun düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan "Ekspertiz raporu" başlıklı 14. maddesi, "(1) Yetki belgesine sahip işletme tarafından ikinci el motorlu kara taşıtı satışından hemen önce ekspertiz raporu alınır ve raporun bir nüshası satış esnasında alıcıya teslim edilir. Ekspertiz raporunun ücreti, satış işleminin alıcıdan kaynaklanan bir nedenle gerçekleşmemesi durumunda alıcı, diğer hallerde yetki belgesine sahip işletme tarafından ödenir. (2) Ekspertiz raporunda ikinci el motorlu kara taşıtının özellikleri, arıza ve hasar durumu ile kilometre bilgilerine yer verilir. ... (4) Ekspertiz raporu, Türk Standartları Enstitüsü tarafından belirlenen standarda göre verilen TSE hizmet yeterlilik belgesi bulunan işletmeler tarafından düzenlenir. (5) Ekspertiz raporunu düzenleyen kişiler ekspertiz raporundaki bilgilerin taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından sorumludur. ..." hükümlerini haiz olup iş bu yönetmelik ve dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı taraftan ekspertiz hizmetinin aldığı, ekspertiz işlemi neticesinde davalı tarafından servis raporu düzenlendiği, iş bu raporda iş makinesinin alt takımının %60 oranında kullanabilirliğinin olduğunun belirtildiği, ancak hangi parçaların arızalı hangi parçaların sağlam olduğu husunun belirtilmediği, dava dışı bir özel servisten alınan rapora göre hasar gören parçaların tamirinin mümkün olmadığı, yenileri ile değiştirilmesi gerektiği, aksi takdirde aracın kullanılamayacağının belirtildiği, ayıplı hizmetin varlığını ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu, aracın onarımından önceki ve sonraki hali arasındaki farklılıklar belirlenmek suretiyle davalının ayıplı hizmet ifa edip etmediği hususunun kesin olarak tespit edilebileceği, lakin davacı tarafından iş makinesinin onarımının gerçekleştirildiği, dosya kapsamında düzenlenen mahkememizce de gerekçeli ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ile davalı tarafından ekspertiz işleminde yapılması gereken tüm işlemlerinin yapıldığı ve davacıya bildirildiği anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine" dair karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İSTİNAF SEBEPLERİ:</strong></p>

<p>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu iş makinesinin incelenmesi ilk derece mahkemesinin 08/05/205 tarihli (1) numaralı ara kararına istinaden bilirkişilere verilen yerinde inceleme yetkisine binaen yapıldığını, söz konusu ara kararda da belirtildiği üzere iş makinesi o tarih itibariyle ... ili, ... ilçesi sınırları içerisinde bulunmakta olup keşif yapılmaksızın rapor alınmasının usule uygun olmadığını, taraflar ve mahkeme heyetinin hazır bulunmadığı bir ortamda bilirkişilerin kendi insiyatifi ve yöntemleri ile yapmış olduğu inceleme ile gidilen sonuç usule uygun olmadığı gibi bu yöntemin hatalı tespit ve değerlendirmelere neden olduğunu, bu şekilde alınan raporun hükme esas kabul edilmesi yasal olarak olanaksız olup böyle bir durumda "doğrudanlık ilkesi" ihlal edildiğini ve yargılama 6100 HMK'nin 27.maddesine açık aykırı hale geldiğini, mevcut durumda mahkeme hakimi; kendisi ya da başkaca bir hakim tarafında bizzat görülüp incelemeyen bir eşya hakkında hüküm kurma yoluna gittiğini, hal böyle iken sayın bilirkişi heyetinin; hukuk muhakemesi kapsamında yapılacak bir yargılamada kanıtların nasıl toplanması gerektiğine, toplanan kanıtların nasıl değerlendirileceğine, davanın nasıl açılması gerektiğine ilişkin görüş ve kanaat açıklaması kabul edilebilir olmadığı gibi ileri sürdükleri görüşlerde hukuki isabet de bulunmadığını, davacı şirketin, üretim esnasında iş makinelerinin düzgün ve verimli biçimde çalışmaması üzerine servis çağırdığını, gelen servis yetkilileri tarafından yapılan inceleme sonucunda iş makinesinin yürüyüş takımlarında makinin çalışabilmesi ve başka aksamlarınına zarar vermemesi için bazı parçalarının ivedi biçimde değiştirilmesinin zorunlu olduğunu, bu parçaların tamiratının mümkün olmadığını, değişim yapılmadığı takdirde iş makinesinin kullanılamayacağının yazılı olarak bildirildiğini, özetle; mevcut raporun bu hali ile hüküm kurmaya elverişli olmadığını, buna rağmen söz konusu rapora dayalı hüküm kurulması kararının hukuka aykırı hale getirdiğini ileri sürerek açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı istinaf dilekçesinde özetle; Verilen kararın usul hukukuna aykırılıklar taşıdığını, öncelikle eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olup oysaki davacının iddia ve taleplerine göre zararı belirli halde olduğunu, davacı dava dilekçesinde iddia ettiği parçaların tümünün değiştirildiğini, buna ilişkin kayıtlarının olduğunu ve ödemeyi yaptığını iddia ettiğini, yani zararı net ve belirli halde olduğunu, dolayısıyla zararı net ve belirli haldeyken davacının eldeki davayı belirsiz alacak davası olarak açması hukuken mümkün olmayıp, hukuki yararının da bulunmadığını, davacının davadan önce keşide etmiş olduğu hususunun ihtarname ile de sabit halde olduğunu, dolayısıyla eldeki davanın her şeyden önce dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerekirken, esastan reddi usul ve yasalara aykırı olduğunu, aksi düşünceyle dahi davacıya davasını belirli hale getirmek için süre verilmediğini, davaya yönelik harçların tamamlattırılmadığını, iş bu hususun da yasalara aykırı olduğunu, kaldı ki dava değerinin belirlenmesinin, eldeki davanın tabi olacağı istinaf ve temyiz aşamalarını etkileyecek olup neye göre istinaf ve temyiz yoluna açık olduğu da belirsiz halde olduğunu, bu mantıkla eldeki davanın istinafa tabi olmayıp kesin karar olacağı gözetildiğinde eldeki davanın kesinlik sınırı altında kaldığından bahisle davacının istinaf başvurusunun da reddinin gerektiğini, dolayısıyla ilgili Mahkeme kararı yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasalara aykırı olup kararın davalı şirket lehine ortadan kaldırılarak geri gönderilmesi veya talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, açıklanan sebeplerle ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/10/2025 tarih, ...Esas - ...Karar sayılı kararının davalı şirket lehine ortadan kaldırılarak, davalı lehine yeni bir karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:</strong></p>

<p>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;</p>

<p>Dava, satışa konu iş makinesinin ekspertiz hizmetinin ayıplı olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.</p>

<p>Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.</p>

<p>Dosyanın incelemesinde; 27/08/2024 tarihli ve 32645 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ekspertiz işletmesi, ekspertiz raporundaki bilgilerin taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından sorumlu olacaktır. Bu kapsamda mahkemece davanın esası hakkında inceleme yapılması yerindedir.</p>

<p>Ancak; mahkemece; uyuşmazlık kaynağı aracın ...'da bulunması nedeniyle 08/05/2025 tarihli celsede 1 numaralı ara kararla; başka il sınırlarında bulunan aracın incelenebilmesi için ilgili mahkemesine talimat yazılması gerekirken; bilirkişilere doğrudan inceleme yetkisi verilmesi ve bilirkişilerce bu şekilde hazırlanan rapor hükme esas alınmak suretiyle karar verilmesi yerinde görülemmiştir.</p>

<p>Dolayısıyla belirtilen usul hatası nedeniyle bilirkişi raporu hükme esas alınamayacak olup; istinaf itirazlarının kabulü ile; şayet araç halen başka il sınırlarında ise mahkemesine talimat yazılarak ve gerekirse bilirkişiye bu yönde yerinde inceleme yetkisi de verilmek suretiyle araç üzerinde inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup istinaf kanun yolu başvurusu açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararını HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına ve dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.</p>

<p><strong>HÜKÜM: </strong>Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;</p>

<p>1-)Davacı ve davalı vekillerinin istinaf taleplerinin KABULÜ İLE; ....Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ... Esas,... Karar sayılı 02/10/2025 tarihli kararının HMK'nın 353/1-a-6.maddesi gereğince KALDIRILMASINA,</p>

<p>2-)Dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>3-)İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde başvuran tarafa iadesine,</p>

<p>4-)İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,</p>

<p>5-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,</p>

<p>6-)HMK’nın 359/4.maddesi uyarınca iş bu kararın mahal mahkemesince taraflara tebliğine,</p>

<p>7-)İstinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5.maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat varsa, talep halinde iadesine,</p>

<p>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile kesin olarak karar verildi. 25/06/2026<br />
...<br />
Başkan ...<br />
Üye ...<br />
Üye ...<br />
Katip ...</p>

<p>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/denizli-bam-4-hukuk-dairesinin-20252855-e-20261426-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/denizli-bolge-adliye-mahkemesi.jpg" type="image/jpeg" length="34387"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi'nin 2023/423 E. 2025/1947 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-bam-13-hukuk-dairesinin-2023423-e-20251947-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-bam-13-hukuk-dairesinin-2023423-e-20251947-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 20/11/2025 tarihli, 2023/423 E. 2025/1947 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>İSTANBUL</strong></p>

<p><strong>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ</strong></p>

<p><strong>13. HUKUK DAİRESİ</strong></p>

<p><strong>DOSYA NO: 2023/423 Esas</strong></p>

<p><strong>KARAR NO : 2025/1947 Karar</strong></p>

<p><strong>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A</strong></p>

<p><strong>B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARIN</p>

<p>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</p>

<p>NUMARASI : 2020/983 Esas- 2022/919 Karar</p>

<p>TARİH: 15/11/2022</p>

<p>DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)</p>

<p>KARAR TARİHİ: 20/11/2025<br />
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:</p>

<p><strong>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den ... plakalı 2013 model ... ... cinsi,117 tipli aracı Bakırköy 56. Noterliğinin ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile 189.000,00TL bedelle 26/06/2020 tarihinde aldığını, araç alınmadan önce 26/06/2020 tarihinde davalı ekspertiz şirketinde ekspertiz yapıldığını, müvekkilinin aracı aldıktan sonra şirketin bulunduğu Samsun iline gittiğini, aracın burada motor arızası vererek hareket etmediğini, müvekkilinin Samsun'da aracını tamire götürdüğünü, aracın motor beyninde arıza olduğu, fren vakumu ve turbo valfinin değişmesi gerektiği, benzin pompası ve kaput fırlatma modülünün değişmesi gerektiği, direksiyon kutusunda arıza olduğu, aküsünün bitik durumda olduğu, ön amortisörlerin ve krank kasnağının değişmesi gerektiğini öğrendiğini, müvekkilinin aracını kendi imkanlarıyla Samsun'da tamir ettirdiğini ve toplamda 23.336,00TL masraf yaptığını, aracın satışından sadece 8 gün sonra aracın müvekkili tarafından yaptırılmaya başlandığını, 04.07.2020-24.07.2020 tarihleri arasında yukarıda belirtmiş oldukları müvekkilinden gizlenen kusurların müvekkili tarafından yaptırıldığını, araç satışından hemen sonra bu kusurların ortaya çıkmasının, davalılardan araç satışını gerçekleştiren ... Oto. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin kusurlu olduğunun açık bir göstergesi olduğunu, müvekkilinin aracı satın almadan önce konusunda uzman ekspertize aracı muayene ettirdiğini ve ekspertiz raporu aldırdığını, ekspertiz raporundaki değerlendirmelere güvenerek aracı satın aldığını ancak aracı satın aldıktan kısa bir süre sonra araçta yukarıda belirttikleri ayıplar olduğunu öğrendiğini, bu durumda iş bu davaya konu olayda TBK'nın 223/2. maddesinin uygulanması gerektiğini, müvekkilinin araç alım satım işleri yaptığını, aracı bir an önce yaptırmak adına kusurlarını giderdiğini, ihtarnameler ile durumu davalılara bildirdiğini, araçta bulunan kusurların ekspertiz raporunda da belirtilmediğini, araçta olağan bir gözden geçirme ile tespit edilebilecek nitelikte ayıbın olmadığı, araçta ağır kusur niteliğinde ayıbın bulunduğu, Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun 2020/271 Dosya No 2020/80336 Arabuluculuk dosya numarası kapsamında yaptıkları başvuru neticesinde anlaşmanın sağlanamadığını beyanla fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, araç satış tarihi olan 26/06/2020'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte araçta meydana gelen ve müvekkili tarafından yaptırılan zarar için şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Otomobil...Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava yetkili mahkemede açılmadığından, yetki itirazları bulunduklaırını, davacının, müvekkili şirketten 26.06.2020 tarihinde ... plakalı 2013 model ... ... cinsi tipli bir araç satın almış olduğunu, aracın Bakırköy 56. Noterliğinde araç satım sözleşmesiyle satılmış olduğunu, davacının aracı almadan önce ekspertiz raporu almak istediğini ve müvekkilinin de olumlu yanıt verdiğini, davacının aracı ...Araç Ekspertizlik Tic. Ltd.Şti 'ye götürerek ekspertiz incelemesinden geçirmiş olduğunu, ekspertiz raporu sonucunda davacının dilekçesinde belirttiği araç satış sözleşmesine imza atmış olduğunu, müvekkili şirket tarafından herhangi bir ayıbın gizlenmesinin söz konusu olmadığını, bu hususun davacının da kabulünde olduğunu, araca yapılan ekspertiz raporunda davacının gizli ayıp olarak nitelediği sorunların zaten var olduğunun açıkça göründüğünü, ilgili raporda aracın motor yağ kaçak durumunun kötü olduğu, motor yağının eksik olduğu ve hangi kontrollerinin yapılmadığının açıkça yazmakta olduğunu, kontrollerin yapılmasının sorumluluğunun alıcıya ait olduğunu, davacının TTK'ya göre tacir olduğunu, ekspertiz raporunda var olan ayıbı görmezden gelerek diğer kontrolleri yapmayarak sözleşmeye imza atan davacı şirketin kendi kusurunu müvekkiline haksız yere yüklemeye çalıştığını, müvekkili şirketin araç hakkında herhangi bir garanti taahhüdünün bulunmadığını, ticari hayatında ve araç satım piyasasında tanınan, güvenilen, dürüştçe çalışan, müşterilerinin haklarını korumaya çalışan bir şirket olduğunu beyanla davanın reddine, yetki itirazlarının kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı ... Araç Ekspertizlik Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin dava dilekçesinin, gerçeğe aykırı ve soyut iddialar barındırmakta olduğunu, davacının iddiasına göre araç alındıktan kısa bir süre sonra (iddiaya göre 8 gün) aracın motorunun arızalanmış olduğunu, araçtaki arızanın bu sekiz gün içerisinde meydana geldiğinin ispat edilmemiş olduğunu, ayrıca, aracın ekspertizden kaç km sonra arıza yaptığının belgelendirilmemiş olduğunu, uzun yola giden bir aracın uzun süre kullanıldığının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından hazırlanan ekspertiz raporunda, araçla ilgili bir çok kusur tespit edilmiş olduğunu, hazırlanan ekspertiz raporunda; aracın motor bölümünde kötü durumda muhtelif yağ kaçaklarının olduğunu, motor yağ seviyesinin eksik olduğunu, motor soğutma su kaçak kontrolünde hafif kaçak bulunduğunun, kayış seti ve gergi bilyalarının sorunlu olduğunun, turbo borularında oksitlenme tespit edildiğinin, aracın alt kontrollerinde ön ve arka düzenin iyi durumda olmadığının (vasat) tespit edilmiş olduğunu, yapılan tespitlerin yazılı olarak davacıya sunulmuş olduğunu, araçta bu arızaların bulunması sebebiyle, performans ve güç testi için olan dinamometre testi yapılmamış olduğunu, bu sebeple raporun sağ altındaki komponentler kısmının boş bırakılmış olduğunu, dinamometre testinin neden yapılmadığının ve komponentler kısmının neden boş bırakıldığının da davacıya anlatılmış olduğunu, araçtaki kusurların satın alındıktan sonra ve arıza çıkmadan önce davacı tarafından tamir ettirildiğine dair hiçbir bilgi bulunmadığını, araçtaki arızaları yaptırmadan aracı uzun süre kullanan davacının, ortaya çıkan zararlardan da sorumlu olması gerektiğini, TTK hükmünce basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gereken davacının, alması gereken tedbiri almamış olduğunu, aracın motorunda kötü seviyede yağ kaçağı varken aracın motor arızası vermesinin normal olduğunu, araçtaki motor arızalarının en önemli sebeplerinden birisinin yağlanma problemi olduğunu, dolayısıyla aracın motorunda meydana gelen arızanın da yağlanma kaynaklı olduğunun kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili şirketin motorun yağlanmasına ilişkin problemi davacıya bildirmişken, davacı da bunu tamir etmeden aracı kullanmaya devam etmişken, ortaya çıkan zarardan dolayı müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, iddiaya göre, davacının aracı arızalandıktan sonra özel bir ticari kuruluşta aracın tamirinin yaptırılmış olduğunu, aracın tamirinin yapıldığı firmanın, resmi ve tarafsız bir bilirkişi olmadığını, bu sebeple ticari bir işletme tarafından hazırlanan faturanın, mahkemede bilirkişi raporu gibi kıymet görmesinin mümkün olmadığını, mahkemeye sunulun bu faturaya itibar etmenin mümkün olmadığını, bununla beraber, servis tarafından hazırlanan faturaya itibar edilse bile, bu faturanın sadece, aracın arızalandıktan sonra (motor arızası sonrası) ne durumda olduğuna dair fikir verebileceğini, servis tarafından hazırlanan faturanın, aracın davalı müvekkili tarafından ekspertizi yapılırken ne durumda olduğunu göstermeyeceğini, göstermesinin de mümkün olmadığını, bu noktada tespit edilmesi gereken temel şeyin, araçtaki arızanın ne olduğu ve bu arızanın neden kaynaklandığı olduğunu, aracın hangi sebeple arıza çıkardığının belirsiz olduğunu, dolayısıyla aracın ekspertiz anında ayıplı olduğunu varsaymaları için hiçbir sebep bulunmadığını, aracın, davacıdan kaynaklı sebeplerden dolayı da arızalanmış olabileceğini, davacının, arızanın hangi sebepten kaynaklandığını tespit etmeden zararının giderilmesini istemesinin mümkün olmadığını, araçta var olduğu iddia edilen arızaların bazılarına ekspertiz raporunda da yer verilmiş olduğunu, davacı vekilinin iddiasına göre aracın motoru, motor beyni, fren vakumu ve turbo valfi, benzin pompası, kaput fırlatma modülü, direksiyon kutusu, ön amörtisorleri, krank kasnağı ve aküsünün problemli olduğunu, turbo borularında oksitlenme olduğunun raporda yazılı olduğunu, alt kısımdaki ön ve arka takımların (amörtisor ve krank kasnağı) iyi olmadığının raporda yazılı olduğunu, geriye sadece fren bakımı, kaput fırlatma modülü, benzin pompası, direksiyon kutusu ve akü kalmış olduğunu, resmi bir bilirkişinin bu arızaları tespit etmemiş olduğunu, iddiaya göre aracın yaptırıldığı için araçtaki arızaların da tespitinin de mümkün olmadığını, müvekkili şirketin sorumlu tutulabilmesi için, iddia edilen arızaların ekspertiz anında da var olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, halbuki bu arızaların, davacı uhdesinde iken de gerçekleşmiş olabileceğini, burada ispat yükümlülüğünün davacı üzerinde olduğunu, davacının, aracını tamir ettirmiş olduğunu, bu durum da araçtaki arızanın ve arızanın hangi sebeple meydana geldiğinin tespit edilmesini imkansız hale getirmiş olduğunu, bu sebeple mahkememiz tarafından atanacak bilirkişinin araç üzerinde yapacağı tespitin, yargılamaya katkı sağlamayacak olduğunu, kaldı ki iddiaya göre arızanın gerçekleştiği tarihten itibaren 6 ay geçmiş olduğunu, arıza anından 6 ay sonra yapılacak bir tespitin, aracın müvekkili tarafından ekspertizi yapıldığında ne durumda olduğunu göstermesinin mümkün olmadığını, aynı şekilde hazırlanacak bu raporun, araçtaki arızanın ne olduğunu ve arızanın neden kaynaklandığını tespit etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ekspertiz merkezlerinde araçların o anki durumu analiz edilip bilgi verildiğini, davaya konu olan aracın da 26.06.2020 tarihindeki durumunun ekspertiz raporunda belirtilmiş olduğunu, İkinci El Motorlu Taşıtların Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 14. Maddesinin 5. Fıkrasında da "Ekspertiz raporunu düzenleyen kişiler, ekspertiz raporundaki bilgilerin taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından sorumludur" denilmiş olduğunu, yani ekspertiz raporunu hazırlayan firmanın yapacağı tek işlemin, taşıtın ekspertiz anındaki gerçek durumunu belirlemek olduğunu, bu tarihten sonra oluşacak hasar ve ayıplardan müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, müvekkili şirketin, aracın sonradan arıza çıkarmayacağının garantisini veremeyeceğini, sadece anlık ölçüm ve analiz yaptığını, bu sebeple iddia edilen arızaların ve arızaların ekspertiz anında var olduğunun ispat edilmeden müvekkili şirketin sorumlu tutulması mümkün olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesi'nin 15/11/2022 tarih 2020/983 Esas- 2022/919 Karar sayılı kararında;"....Dava, ayıplı olarak satıldığı iddia olunan araca yapılan masrafların aracın satın alınmış olduğu şirketten ve ekspertiz şirketten tahsili talebine ilişkindir. Davacı vekilince tanık deliline dayanılmış olduğu ve davanın ayıba ilişkin olması nedeni ile ihbar yükümlülüğünün gereğince yerine getirilip getirilmediğinin tespiti için tanık dinlenilmesi talebi kabul edilmiştir. Ne var ki dinlenilen tanık beyanlarında aracın açık olarak ayıplı olduğu veya davacı tarafça ihbar yükümlüğünün gereğince yerine getirilmiş olduğuna dair görgüye dayalı herhangi bir beyanın yer almadığı görülmüştür. Dava konusu araç üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ise de, davacı vekilinin aracın satıldığına dair beyan dilekçesi dikkate alınarak dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Davacı vekilinin aracın satıldığına dair beyanı üzerine dosya üzerinden yapılan bilimsel esaslara uygun ve gerekçeli bilirkişi ek ve asıl raporu ile aracın alım-satımı sırasında ayıplı olarak satılmadığının tespit edildiği görülmüştür. Davacı tarafın ayıp iddiasını ispatlamaya yarar usulüne uygun başkaca herhangi bir delil dosya arasında yer almamaktadır. Açıklanan bu nedenlerle ispatlanamayana davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir..."gerekçesi ile,<br />
''AÇILAN DAVANIN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.</p>

<p><strong>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:</strong></p>

<p>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararında aracın ayıplı olduğunun ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispatlanamadığı ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun dosyayı aydınlatmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini;Dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları faturalar dikkate alındığında aracın satışından 8 gün sonra araçta ayıpların çıktığını, gizlenen ayıpların müvekkili tarafından yaptırılmaya başlanıldığını, dosyada bulunan ilk fatura tarihinin 04.07.2020 tarihi olduğunu, nitekim dosya kapsamında dinlenen tanıkların da aracın Temmuz başında kendilerine teslim edildiğini, araçtaki hasarları giderdikten sonra müvekkiline aracı Ağustos başında teslim ettiklerini belirttiğini, hayatın olağan akışına göre araç alındıktan 8 gün sonra ortaya hasar çıktığı ve bu hasarın satıcı ile ekspertiz firması tarafından belirtilmediği taktirde araç satın alındığında bu kusurların varlığının kabulü gerektiğini, nitekim davalı ekspertiz firmasının, cevap dilekçesinde "Araçların çok daha kısa süre içerisinde arızalanmasına sebebiyet verecek birçok sebep BULUNMAMAKTADIR." şeklindeki beyanıyla belirtmiş oldukları hususu doğruladığını, araçların alındıktan 8 gün içerisinde bozulmasına sebebiyet verecek birçok sebep bulunmadığı, yani satın alınan ve ekspertiz yapılan tarih itibariyle bu sebeplerin araçta var olduğu ancak gizlendiğinin davalı tarafça da açıkça ikrar edildiğini;Yerel mahkemece her ne kadar tanık beyanlarında aracın açık olarak ayıplı olduğunun görgüye dayalı bir beyanla ispat edilemediği belirtilmiş ise de, gerekçeli kararda yazılan sadece bu cümlenin dahi dosyanın Yerel mahkemece anlaşılmadığını gösterdiğini, davanın başından itibaren kendileri tarafından araçta bulunan ayıpların açık değil gizli ayıp olduğunun her dilekçede belirtildiğini, bu nedenle tanıkların da gizli ayıba ilişkin beyanda bulunmasının normal olduğunu, Yerel mahkemenin görgüye dayalı bir beyanda bulunulmadığı gerekçesinin de gülünç olduğunu, dinlenen tanıkların aracı tamir eden ve faturayı düzenleyen tanıklar olduğunu;</p>

<p>Müvekkilinin davaya konu araçtaki açıkça belli olmayan ayıpları öğrenmek için aracı dosya kapsamında tanık sıfatıyla dinlenen ustalara Temmuz ayının başında teslim ettiğini ve araçta bulunan ayıpları Ağustos ayının başında aracı teslim aldığında öğrendiğini, satıcı tarafından kendisine bildirilmeyen ve ekspertiz raporunda yer almayan ayıpları öğrenen müvekkilinin 07.08.2022 tarihinde davalı tarafa çekmiş olduğu ihtarnameler ile bildirdiğini, ihtarnamelerin kendileri tarafından mahkemeye sunulduğunu, müvekkilinin ihbar yükümlülüğüne riayet ettiği ve davaya konu aracın ayıplı olduğunun görüldüğünü;Yerel mahkemece bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunun iddia edildiğini, kendileri tarafından birçok hatayı barındıran bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, bilirkişi raporunda sadece ekspertiz raporu dikkate alınmış olup, aracın satın alındıktan sonra arıza yapması sebebiyle yapılmış olan onarımlara ilişkin sadece aracın yaşı ve kilometresinin neden olarak gösterildiğini, detaylı bilgiye yer verilmediğini, davaya konu aracın lüks sınıf araçlardan olan ... marka olup, ... marka bir araç için 7 yaş 196.000 km'nin de yüksek sayılamayacağının izahtan vareste olduğunu, rapordaki "aracın zaten yaşı ve kilometresi az değil bu arızalar olabilir" şeklindeki yaklaşımın da hukuk düzenince geçerliliği bulunmadığını, araçta ayıp varsa satıcı tarafından bildirilmesi gerektiğini ve ekspertiz raporunda bu hususların belirtilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından parası ödenen ve hizmet beklenen ekspertiz türünün "Plus Ekspertiz-Full" olduğunu, bu nedenle aracın her yönüyle incelenmesi gerektiğini ve araçtaki tüm kusurların ekspertiz raporunda belirtilmesi gerektiğini;Bilirkişi raporunda, ön amortisörlerin, direksiyon kutusunun, motor beyninin, fren vakumunun, turbo valfinin arızalı olduğunun ekspertiz raporunda belirtildiği, bu nedenle müvekkilinin bu arızlardan bilgisinin olduğu yönünde değerlendirme yapıldığını, bilirkişinin yapmış olduğu hatalı değerlendirmeler tek tek incelendiğinde; ekspertiz raporunda amortisörlere ilişkin olan kısımda süspansiyon sistemi kontrolünün "iyi" olarak belirtildiğini, 23.09.2021 tarihli talimat duruşmasında dinlenen tanıkların aracın amortisörlerinin bozuk olduğunu belirttiklerini, ekspertiz raporunda amortisörlere ilişkin belirtilen kısımların iyi olması halinde değişmesi gerekmeyeceği, bu haliyle ekspertiz raporunun hatalı olduğunun görüldüğünü, bilirkişi raporunda ise amortisörlerin kötü durumda olduğunun zaten belirtilmiştir şeklinde yaklaşımının gerçeği yansıtmadığını, ekspertiz raporunda direksiyon sitemi kontrolünün "iyi" olarak belirtildiğini, aracın direksiyon kutusunun bozuk olduğunu, ekspertiz raporunda bu husus belirtilmediği halde bilirkişinin hangi gerekçeyle bu hususun ekspertiz raporunda tespit edildiğini belirttiğini anlamanın mümkün olmadığını, ekspertiz raporunda motor beynine ilişkin olarak motor elektrik donanımının "iyi(DIAG arıza kaydına rastlanmadı)" olarak belirtildiğini, ekspertiz raporunda bu hususun da yanlış olarak düzenlendiği ve bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme yapıldığını, ekspertiz raporunda fren vakumuna ilişkin olarak fren sistemi kontrolünün "iyi" olarak belirtildiğini, ekspertiz raporunda bu hususun da yanlış olarak düzenlendiği ve bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme yapıldığını, ekspertiz raporunda turbo valfine ilişkin olarak Turbo ve intercooler kontrolünün "yok" olarak belirtildiğini, ekspertiz raporunda bu hususun da yanlış olarak düzenlendiği ve bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme yapıldığını;Bilirkişi raporunda araçtaki arızaların ekspertiz raporunda belirtilmiş olduğu iddia edilmişse de yukarıda belirtilen hususların ekspertiz raporunda yanlış olarak belirtildiği, aracı satan firmanın bu eksikleri müvekkiline söylemediği, müvekkilinin ekspertiz raporuna güvenerek aracı satın aldığının sabit olduğunu, kendileri tarafından yeni bir bilirkişi talebinde bulunulduğunu, Yerel mahkemece dosyanın aynı bilirkişi ek rapor için tevdi edildiğini, ek raporun dosyaya katkı sağlamayacağını, yeni bir bilirkişiden rapor alınmasının gerektiğini, nitekim bilirkişinin ek raporda da kök rapordaki iddialarını sürdürdüğünü ve aynı doğrultuda rapor düzenlediğini, ek rapora kendileri tarafından yapılan itiraz neticesinde Yerel mahkemece dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi edilmediğini, bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazlar ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde mevcut bilirkişi raporunun dosyayı aydınlatmaya elverişli olmadığının görüldüğünü, bu nedenle Yerel mahkeme kararının kaldırılıp, dosyayı yeni bir makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmesini talep ettiklerini;Yerel mahkeme 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi gereğince davalılar arabuluculuk görüşmelerine mazeretsiz katılmadıkları için 1.320,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verdiğini, ilgili maddenin; "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. " şeklinde düzenlendiğini, Mahkemece 9.200,00TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmesinin açıkça kanuna aykırılık teşkil ettiğini beyanla Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi!nin 15.11.2022 tarihli 2020/983 E. 2022/919 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:</strong></p>

<p>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ikinci el olarak satın alınan aracın gizli ayıplı olduğundan bahisle onarım için ödenen bedelin aracın satıcısı ile ekspertiz incelemesini yapan şirketten müştereken ve müteselsilen tahsili talebine ilişkindir.</p>

<p>Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; dava konusu aracın davalı ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davacıya, 26/06/2020 tarihinde, 112.000 TL bedelle satılmış olduğu, davacının kendisinin de araç alım satım işi yaptığı ve aracı satmak için aldığı, yargılama devam ederken de üçüncü bir kişiye sattığı, diğer davalının aracın satımından önce davacının talebi ile ekspertiz incelemesini yapan şirket olduğu, davacı tarafından aracın satın alınmasından kısa bir süre sonra çeşitli arızaların meydana geldiği ve onarım yaptırıldığı iddia edilerek buna ilişkin 2020 yılı Temmuz ayı içerisinde düzenlenmiş faturaların sunulduğu, davacı tarafından 28/07/2020 tarihinde davalılara ihbarda bulunularak onarım bedellerinin ödenmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmasıdır. Aynı Kanun'un 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini seçebileceği ve alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>Somut olayda; Mahkemece dava konusu araç üzerinde keşfen bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ise de, davacı vekilinin aracın satılmış olması sebebiyle bu ara karardan dönülmesi talebi üzerine bilirkişiye, dosya kapsamındaki delil ve belgelere göre inceleme yaptırılmış ve rapor alınmış, bilirkişi tarafından raporda, davacının sunduğu faturalara göre aracın değişen/onarılan parçaları ile ilgili olarak ekspertiz raporunda ne şekilde tespit yapıldığı açıklanmış ve ekspertiz raporunda hasarlı olduğu veya iyi durumda olmadığı belirtilmediği halde ortaya çıkan arızaların ise aracın bakımlarının zamanında yapılmamış olması sebebiyle oluşabileceği mütalaa edilmiştir. Davacı vekilinin itirazları üzerine Mahkemece bilirkişiden ek rapor alınmış ve ek raporda da aynı tespitlere yer verilmiştir.</p>

<p>Her ne kadar davacı tarafça yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğine dair istinaf sebebi ileri sürülmüş ise de, dosyada aracın hasarlandığı tarihte tutulmuş herhangi bir tutanak, servis formu, aracın ilk trafiğe çıktığı tarihten itibaren bakımlarının yaptırılıp yaptırılmadığı, daha önce ne şekilde kullanıldığı, kazasının bulunup bulunmadığına dair bir beyan ve delil bulunmadığı gibi araç üzerinde inceleme yapılması da mümkün olmadığından yeni bir bilirkişiden rapor alınmasının dosyaya katkısının olmayacağı açıktır. Bilirkişi raporunda tespit edilenin aksine davalı tarafça, aracın tüm bakımlarının süresi içerisinde yaptırıldığı ispat edilememiştir. Aracın km'si ve yaşı dikkate alındığında ekspertiz incelemesinin yapılmasından sonraki süreçte, inceleme sırasında mevcut olmayan arızaların ortaya çıkması pekala mümkündür.</p>

<p>Davalı satıcı tarafından aracın herhangi bir parçası için özellikle bir garanti taahhüdünde bulunulmamış, araç davacı tarafından ekspertiz incelemesi sırasında tespit edilen arızalara rağmen mevcut hali ile kabul edilmiştir. Ekspertiz raporunda iyi durumda olduğu belirtilmekle, sonradan arızalanan parçaların ise gizli ayıplı olduğu ispat edilemediğinden davacının, satım sözleşmesinin tarafı olan davalı ... Otomotiv Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nden TBK'nın 219 ve devamı maddeleri uyarınca talepte bulunması mümkün değildir. Ekspertiz incelemesini yapan davalı ...'nin ise satış sözleşmesinin tarafı olmaması sebebiyle anılan yasal düzenlemeler gereği herhangi bir sorumluluğu söz konusu değildir. Bu davalıya karşı ancak ayıplı hizmet nedeniyle başvurulması mümkün olup, davalının verdiği hizmetin ayıplı olduğu ispat edilmediğinden davanın her iki davalı yönünden de reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Mahkemenin karar tarihinde yürürlükte bulunan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 11. fıkrasına göre; Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.</p>

<p>Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağına göre, davalı ...'nin mernis adresine davet mektubunun kargo aracılığı ile gönderildiği ve alıcıya teslim edildiği, buna rağmen davalının geçerli bir mazeret bildirmeksizin arabuluculuk ilk toplantısına katılmadığı, diğer davalı ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye ise tebligat yapılamadığı anlaşıldığından Mahkemece 6325 sayılı Kanun'un 18/A-11 maddesi dikkate alınarak davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi isabetsiz olmuş, davacı vekilinin yalnızca bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden aynı şekilde karar verilmesi, yalnızca davalı ... Oto lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.</p>

<p><strong>HÜKÜM :</strong> Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br />
1-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2022 Tarih, 2020/983 Esas ve 2022/919 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,</p>

<p>2-Davanın Reddine,</p>

<p><strong>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:</strong></p>

<p>3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 454,40 TL harcın mahsubu kalan 161 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,</p>

<p>4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,</p>

<p>5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına</p>

<p>6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin arabuluculuk görüşmelerine katılmayan davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,</p>

<p>7-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 23.336,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,</p>

<p>8-Artan gider bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,</p>

<p><strong>İSTİNAF YÖNÜNDEN:</strong></p>

<p>9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,</p>

<p>10-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,</p>

<p>12-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 192,00 TL posta gideri toplamı olan 684,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,</p>

<p>13-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,</p>

<p>14-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,</p>

<p>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-bam-13-hukuk-dairesinin-2023423-e-20251947-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/04/yargi/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi.jpg" type="image/jpeg" length="70632"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/4122 E., 2026/1094 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20254122-e-20261094-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20254122-e-20261094-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.02.2026 tarihli, 2025/4122 E., 2026/1094 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>11. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/4122 E., 2026/1094 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2021/2380 Esas, 2025/1186 Karar<br />
HÜKÜM : Ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2019/63 E., 2021/686 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>KARAR<br />
I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu ikinci el aracın davalı tarafça hasarsız ve kazasız olduğunun beyan edilmesi üzerine aracın satın alındığını, ancak teslim alındıktan sonra kullanım esnasında araç motorunda bir takım esaslı arızaların bulunduğunun servis tarafından tespit edildiğini, ayrıca aracın muayene kayıtları incelendiğinde kilometresiyle oynanmış olduğunun tespit edildiğini, bu durumun .... Noterliği'nin 23.11.20 18... .12.2018 tarihli ihtarnamesi ile karşı tarafa bildirildiğini, ayıplarla ilgili olarak İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1176 Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, düzenlenen rapora göre, araçtaki maddi hasarın işçilik dahil tamirat bedelinin 52.333,00 TL, ikame araç bedelinin 1.500,00 TL olarak tespit edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tespit edilen hasar ve ikame araç bedeli ile 3.000,00 TL değer kaybının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davaya konu aracın davacı tarafça satın alınmadan önce dış aksamının tespiti için kaporta raporu alındığı ve ayrıca motor, alt takım ve elektronik bölümün kontrollerinin de... Oto Ekspertiz şirketine yaptırıldığını, bu şekilde kontrolleri yapılmak suretiyle mevcut haliyle satın alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu araçta meydana gelen hasarın tespiti için İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/176 D.İş. sayılı dosyasında 52.333,00 TL hasarın bulunduğunun tespit edildiği, ayrıca motorun tamamen açılması halinde başka hasarların da meydana çıkmasının kuvvetle muhtemel olduğunun tespit edildiği, aracın muayene kayıtlarına göre 22.10.2013 tarihinde 154,035 kilometrede olan aracın 16.10.2015 tarihinde 113.567 kilometrede olduğunun tespit edildiği, bu tarihler arasında aracın kilometresi ile oynandığı ve kilometresinin düşürüldüğü, bu yönü ile otomobildeki ayıbın haricen bilinmesi ve görülmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle gizli ayıp olduğunun tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, araçta satış öncesinde gizli ayıp bulunduğu, araçtaki arızanın giderilmesi için yedek parça ve işçilik olmak üzere 52.333,00 TL masraf gerektiği, aracın günlük kiralama bedeli 100,00 TL olduğu ve 15 gün tamir süresinin aracın düzenli ve sistemli çalışma ile makul süre olarak belirlendiği ve 1.500,00 TL onarım süresince ikame araç bedeli ücretinin uygun olduğunun belirlendiği, davalı vekilinin rapora itirazı üzerine bilirkişiden ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişi ek raporunda, aracın motorunun arızasının onarımı halinde motorun bire bir orjinali ile değiştirilmesinin söz konusu olduğu, aracın motorunun sıfırlandığı, bu nedenle mekanik parçalarda meydana gelen hasarlar aracın piyasa ikinci el değerinde her hangi bir değer kaybı meydana getirmediği, dava konusu araçta da değer kaybının oluşmadığının tespit edildiği, satıcının alıcıya karşı her hangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması nedeni ile sorumlu olduğu, ayrıca kullanım amacı bakımından değerinin ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da satıcının bu ayıpların varlığını bilmese bile sorumlu olduğu, dava açılmadan evvel delil tespiti ile yapılan tespite göre ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre, davalı tarafından davacıya satılan araçta gizli ayıp bulunduğu, motorun kilometresi ile oynanmış olduğu, davalının bu hususu bilmese bile bu ayıp nedeni ile satıcı olarak sorumlu olduğu, bu ayıp nedeni ile oluşan zararın ayıp nedeni ile yapılan onarım ve işçilik bedeli olmak üzere toplam 52.330,00 TL olduğu, ayrıca aracın onarım ve tamir süresince davacının aracı kullanamamasından kaynaklanan zararın da 1.500,00 TL olduğu, araçtaki gizli ayıp olan motor aksamının tamamen değişmesi nedeni ile ayıp nedeni ile araçta ayrıca bir değer kaybının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 52.333,00 TL hasar ve işçilik bedeli ile 1.500,00 TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 53.833,00 TL'nin 08.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça dava konusu aracın satın alınmadan önce davacı tarafça Auto Ekspertiz şirketine inceletilerek ekspertiz raporu alındığı, alınan raporda elektronik ve motor bölümü ile alt takımlarına ilişkin kontrollerin de yaptırıldığı, buna ilişkin raporun düzenlendiği ve davacı tarafça dava konusu aracın mevcut durumunun bilinerek aracın satın alındığı, bu nedenle davalıya sorumluluk yüklenemeyeceği hususlarının savunma olarak ileri sürüldüğü, dava konusu aracın satış tarihinden önce düzenlendiği anlaşılan ve... Auto Ekspertiz firması tarafından düzenlenen 28.08.2018 tarihli raporun incelenmesinden; 1. sayfasında kaporta raporunun düzenlendiği, 2. sayfasında aracın motor bölümü kontrollerinde motorda aşırı üfleme, turbo bölgesinde belirgin yağ kaçağı, carter bölgesinde belirgin yağ kaçağı, şanzıman bölgesinde yağ kaçağının bulunduğunun tespit edildiği, yine alt takım kontrolünde eksantirik zincirinde ses, enjektör temizlik ve bakım gerekli olduğu, yüksek devirde eksoz bölgesinde yağ dumanı olduğunun tespit edildiği, İzmir 35. Noterliği'nin 29.08.2018 tarihli "Araç Satış Sözleşmesi" içeriğine göre de, davaya konu 35... plakalı aracın, alıcı tarafından halihazır durumu ile görülüp beğenilerek ve bedeli tamamen ödenerek teslim aldığının belirtilmiş olması karşısında, davacı tarafça dava konusu araçtaki ekspertiz raporunda belirtilen mevcut arızalar bilinerek satın alındığı ve bu durumun da satış sözleşmesi içeriğinde belirtilmiş olması karşısında davanın reddi yerine, davaya konu ikinci el aracın gizli ayıplı olarak davacıya satıldığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme<br />
Dava, davacıya satılan araçtaki ayıp nedeni ile oluşan zarar miktarının ve bu ayıp nedeni ile aracın tamir süresince araç ikame bedeli tazminatı ve araçta meydana gelen değer kaybından kaynaklanan tazminatın tahsili talebine ilişkindir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. SONUÇ:</strong> Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20254122-e-20261094-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/yargi/yargitay-65437cf350acca5d8c7c48ac-1.jpg" type="image/jpeg" length="26251"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2025/1778 E., 2025/5794 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20251778-e-20255794-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20251778-e-20255794-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 02.12.2025 tarihli, 2025/1778 E., 2025/5794 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/1778 E., 2025/5794 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2024/1559 E., 2025/254 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Tüketici Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/582 E., 2024/207 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili, müvekkili ile davalı galerici arasında 41... plakalı 2009 model.............. 4 P marka araca ilişkin .............Noterliğinin 04.07.2022 tarihli araç satış sözleşmesi akdedildiğini, satış sözleşmesi kapsamında satış bedeli 260.000,00 TL'nin müvekkili tarafından davalıya banka kanalıyla nakden ve defaten ödendiğini, mevcut satışa konu aracın teslim alındıktan sonra hararet yapmak suretiyle yolda kaldığını, aracın çekici marifetiyle önce Kemalpaşa ilçesine, daha sonra ...'e, burada iki gün bekledikten sonra araç hususunda yardım istenmesine rağmen müspet bir dönüş yapılmaması nedeniyle Bursa iline götürüldüğünü, burada servise çekilen aracın turbosunun değiştirilip çalıştırılır hale getirilip (8.000,00 TL ödeme yapılarak) teslim alındığını ve Ankara'ya dönüş yolunda 8. km'sinde tekrar arızaya geçerek çalışamaz hale geldiğini ve aracın çekici marifetiyle Ankara iline getirildiğini, bu kapsamda çekici için 4.600,00 TL masraf yapıldığını, Ankara ilinde servise çekilen araçta motor sarması nedeniyle tüm parçaların değiştirildiğini, rektefe olduğunu, enjeksiyon bakımı yapıldığını ve aracın keşideci müvekkiline teslim edildikten sonra araçta yeni arızalar nüks ettiğini ve devamında araçta iki defa turbo değiştirildiğini, interkol cihazının, marş dinamosunun tamir edildiğini, rotların değiştirildiğini, egzoz emisyon sisteminin yenilendiğini, bu işlemler için müvekkili tarafından 36.000,00 TL ek ödeme, masraf yapıldığını, satış öncesi ve satış esnasında davalı tarafından herhangi bir arıza veya hasar kaydının bulunmadığının beyan edilmesine rağmen belirtilen hasar ve ayıpların ortaya çıktığını ileri sürerek; davaya konu aracın gizli ayıba konu olması sebebiyle satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim yapılması haklarını kullanmakla birlikte, aracın gizli ayıba konu hasar ve sorunlar nedeniyle araçta oluşan malzeme ve işçilik bedeli, ayıplı mal tazminat bedeli, çekici bedeli için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 32.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu aracı 30.06.2022 tarihinde Ankara ilinden satın aldığını ve doğrudan ikamet ettiği Kocaeli iline araçla geldiğini, müvekkilinin davaya konu aracı yaklaşık olarak 1 hafta ve 600 km kadar kullandığını, bu süre zarfında araçla ilgili herhangi bir problem ortaya çıkmadığını, satışın yapıldığı gün davacının müvekkilinin iş yerine geldiğini ve aracı beğendiğini, sonrasında davacının aracın ekspertizini yaptırıp araçla ilgili detaylı bilgi almak için tamamen kendisinin seçtiği ve güvendiği bir ekspertiz şirketine gittiğini, yapılan testler neticesinde bazı aksamları ile ilgili "problemli" veya "kontrol edilmeli" ibarelerinin sonuç kısmında ihtaren alıcının bilgisine sunulduğunu, turbo ve intercoolerın ise problemli olduğunun raporda açıkça belirtildiğini, aracın............Testi adında aracın motor mekanik aksamlarını son derece zorlayan ve araca zarar verme ihtimali oldukça yüksek olan bir motor performans testine tabi tutulduğunu, bu test yapılmadan önce davacının bu işlemin araca zarar verebileceği ile ilgili bilgilendirildiğini ve davacının bu riski alarak testi yaptırdığını, gösterge panelinde aracın hararet seviyesinin yükseldiği belirtilmesine rağmen davacının gereken tedbiri almadığını ve motorun su kaynatmasına sebep olduğunu, davacının müvekkilini aradığında ve aracın hararet yaptığını söylediğinde müvekkilinin aracı kesinlikle hareket ettirmemesi gerektiğini, aksi durumda motora ciddi derecede hasar verebileceğini ihtar ettiğini, tüm bu ihtarlara rağmen davacının aracı dilekçesinde belirttiği üzere Yalova ilinden ... ilçesine kadar 125 km boyunca kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu aracın satın alınmadan ekspertiz raporu alındığı ve ekspertiz raporu ekindeki Mekanik Kontrol Ek Not Formu adlı belgede "..Araca yakıt sistemi enjektör ve turbo için kontrol ve bakım önerildi-Araç motor şanzıman ve mekanik kontroller için servise sevk edildi. araçta duman atma ve rolanti dalgalanması görüldü.." şeklinde aracın sağlam olmadığı ve servise yönlendirildiği açıkça yazılmakla davacı tarafından aracın özellikleri bilinerek satın alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava konusu aracı ayıplı olduğunu bilerek satın aldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili; eksik ve hatalı inceleme ile hazırlanmış bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, satış öncesi ve satış esnasında, davalı tarafından herhangi bir araza veya hasar kaydının bulunmadığı beyan edilmesine rağmen sonrasında hasar ve ayıpların ortaya çıktığını, satışa konu aracın, piyasa rayiç bedellerine göre daha fazla bir bedelle satıldığını, davalı tarafından satışa konu aracın, ayıplı olduğunun müvekkilinden gizlendiğini, bilirkişi raporunda araçtaki arızaların aracın müvekkil tarafından satın alındıktan sonra mı yoksa öncesinde mi olduğu konusunda açıklama ve tespitlerin olmadığını, müvekkilinin aracın ayıplı olduğunu satın almadan önce bilmediğini, 25.01.2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan delillerin bilirkişilerce incelenmediğini<br />
ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, ayıplı araç nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.<br />
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle denetime açık, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre davacının aracı ayıplı olduğunu bilerek satın aldığı anlaşılmakla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeple;<br />
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,<br />
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,<br />
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br />
02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20251778-e-20255794-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/g-d-t-gue-x-m-a-i2-y-q.jpg" type="image/jpeg" length="82818"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/585 E., 2023/2577 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-2023585-e-20232577-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-2023585-e-20232577-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05.10.2023 tarihli, 2023/585 E., 2023/2577 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/585 E., 2023/2577 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2022/1406 E., 2022/1377 K.<br />
DAVA TARİHİ : 08.09.2021<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Tüketici Mahkemesi<br />
SAYISI : 2021/742 E., 2022/390 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili; müvekkilinin 83.545 kilometrede 2015 model ... ... marka aracı ihbar olunan ... Otomotiv Şirketi'nden 24.09.2020 tarihinde 850.000 TL karşılığında satın aldığını, satın aldığı aracın satıcının vadettiği nitelikte olup olmadığının tespiti amacıyla satış işleminden önce aynı tarihte davalı şirketten ekspertiz raporu aldığını, raporda aracın tavanının orijinal olduğu, motor kaputunun uç kısmında boyasız onarım işleminin mevcut olduğunun belirtildiğini, bu rapora itibar ederek aracı satın aldığını, 10.10.2020 tarihinde aracını satmak istediğinde farklı bir şirketten aldığı iki ayrı, ekspertiz raporunda aracın motor kaputu ve tavanın boyalı olduğunun belirtildiğini, davalı şirket tarafından hatalı rapor düzenlendiğini, araçtaki ayıpların ve değer kaybının tespiti için açılan davada düzenlenen 30.03.2021 tarihli raporda; tavanı ve kaputu boyalı araçta 150.000 TL değer kaybı meydana geleceğinin belirtildiğini, davalı şirketin davaya konu araç için düzenlediği 24.09.2020 tarihli ekspertiz raporunun hatalı olması ve bu rapora güvenerek aracı piyasa değerinden çok daha yüksek bir bedelle almış olması nedeniyle uğradığı zararın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 15.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı vekili; ayıplı maldan sadece satıcı, üretici ve ithalatçı firmanın sorumlu olduğunu, şirketin aracın satıcısı, üreticisi ve ithalatçısı olmadığını, davacı ekspertiz hizmetinin ayıplı olduğunun ispatlanması halinde sadece ekspertiz bedeli olan 400 TL'nin iadesini talep edebileceğini, davacı araç alım satım ile iştigal ediyorsa, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi, davalı alım satım işi ile iştigal etmiyorsa asliye hukuk mahkemesinin görevli, ekspertiz hizmetinin ayıplı olduğu gerekçesi ile dava açılmış ise görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, aracın 24.09.2020 tarihinde mevcut durumunun rapora yansıtıldığı gibi olduğunu, davacının aracı yeniden 10.10.2020 tarihinde incelettirdiğini 16 günde 1.000 km yol yapmış olan davacının araçta kendisinden kaynaklı hasarların meydana gelmiş olma ihtimalinin yüksek olduğunu, 30.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda parçalarda ezik çizik veya hata yoktur beyanı olmasına karşın düzenlenen raporda ön kaputta boyasız göçük onarımı yapıldığına dair ibare mevcut olduğunu, davacı tarafın beyanlarının çelişkili olduğunu, ... marka araçlarda boya mikron kalınlığı veya boya hatası çok çıktığını, parçanın orijinal iken boyalı gibi tespitinin yapılmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu, başka bir ekspertiz şirketinin beyanlarını doğru kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, tazminatın şartları oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ayıplı hizmet dolayısıyla 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 15 inci maddesi uyarınca uğradığı zararı davalıdan talep edebileceği, davacının söz konusu aracın hasar kaydı konusunda davalı tarafından aydınlatılmadığı ve hazırlanan check-up raporuna itibarla satış ilişkisi kurulmuş olmakla maddi zararının oluştuğu, meydana gelen değer kaybının hazırlanan teknik raporlar ile belirlendiği, dosya kapsamında yer alan dava konusu araca ilişkin tramer kayıtlarının 20.04.2018 tarihi ve öncesine ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 15.000,00 TL'nin dava tarihi olan 08.09.2021 tarihinden 135.000,00 TL'nin ıslah tarihi olan 09.12.2021 tarihnden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong><br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun teknik incelemeye değil, varsayıma dayanılarak tanzim edildiğini, 6502 sayılı Kanun'un 9 ve11 inci maddesi gereğince ayıplı maldan ancak satıcı, üretici ve ithalatçının sorumlu olduğunu, ekspertiz ücreti bakımından hakem heyeti başvurusunun dava şartı olduğunu, test sonrası meydan gelen arızadan sorumluluğunun bulunmadığını, zararın ispatlanamadığını, tazminatın şartlarının oluşmadığını ileri sürerek; İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğinin 24 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının b bendi uyarınca 13.07.2018 tarihinde yürürlüğe giren 14 üncü maddesi "ekspertiz raporunda ikinci el motorlu kara taşıtının özellikleri, arıza ve hasar durumu ile kilometre bilgilerine yer verilir ve ekspertiz raporunu düzenleyen kişiler ekspertiz raporundaki bilgilerin taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından sorumludur" hükmü uyarınca dava konusu araçta yapılan ekspertiz incelemesinin aracın kaporta ve boya kısımlarını kapsayıp raporda gösterilmeyen boyalı parçalara ilişkin ayıbın sonradan oluştuğunun ispat edilememesine, ayıp nedeniyle davacının talep edebileceği tutarın nispi metoda göre hesaplanacak bedelde indirim olup mahkemece hüküm altına alınan tutarın nispi metoda uygun olmasına göre, mevcut delillerin takdirinin ve kararın dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili; istinaf aşamasında ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, ekspertiz hizmetinin sağlıklı yapılmaması nedeniyle aracın değerinden fazlaya satın alınmasından dolayı uğranılan zararın istemine ilişkindir.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
1. 6502 sayılı Kanun'un "tüketicinin seçimlik hakları" başlıklı 15 inci maddesinde; "(1) Hizmetin ayıplı ifa edildiği durumlarda tüketici, hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme haklarından birini sağlayıcıya karşı kullanmakta serbesttir. Sağlayıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar sağlayıcı tarafından karşılanır. Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir." şeklinde belirtilmiştir.</p>

<p>2. İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin 5 numaralı bendinde;" (Değişik:RG-15/8/2020-31214) Ekspertiz işletmesi, ekspertiz raporundaki bilgilerin taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından sorumludur. " şeklinde belirtilmiştir.</p>

<p>3. Ayıp ve kusurlu imalatlar nedeni ile satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde, doktrinde, "mutlak metod", "nisbi metod" ve "tazminat metodu" adıyla bilinen değişik görüşler mevcutsa da, gerek Dairemiz gerekse Yargıtay tarafından öteden beri uygulanan "nispi metod" olarak adlandırılan hesaplama yöntemi benimsenmektedir. Bu metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Başka bir ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeri ile, ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanmaktadır.</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
1. Davalının, sorumlu olmadığına, ekspertiz ücret bedeli ile sınırlı olarak sorumlu olduğuna, zararın ispatlanamadığına, tazminatın şartlarının oluşmadığına ilişkin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p><br />
2. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan ve Bölge Adliye Mahkemesince de doğru olduğu kabul edilen bilirkişi raporunda aracın davaya konu ekspertiz raporundaki özellikleri ile satış bedelinin 850.000,00 TL, ekspertiz raporunda belirtilen özellikler ile birlikte kaputunun ve tavanının da boyalı olduğu değerin ise 700.000,00 TL olarak belirlenip aradaki 150.000,00 TL'lik farkın tazminat olarak hükmedildiği böylece araçta oluşan değer azalmasının tespiti yapılırken yukarıda yer verilen nisbi yöntemin yanlış şekilde yorumlandığı anlaşılmış olup, dava konusu aracın satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenerek sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin de kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>05.10.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-2023585-e-20232577-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1.jpg" type="image/jpeg" length="97104"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2012/25036 E., 2013/8521 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201225036-e-20138521-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201225036-e-20138521-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 03.04.2013 tarihli, 2012/25036 E., 2013/8521 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>13. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2012/25036 E., 2013/8521 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.</p>

<p><strong>K A R A R</strong></p>

<p>Davacı, davalı ...'in kendisine ikinci el araba satarken araçta önemsiz bir boya olduğunu söylediğini, davalı şirketin servisine kontrol için götürdüğünü, davalı şirketinde ekspertiz hizmeti verdiği sırada aracın kaportasında küçük bir boya olduğunu başka bir hasarının olmadığının söylediğini ve davalı ...' den 04.03.2010 tarihinde aracı satın aldığını, 31.12.2010 tarihinde aracı dava dışı ...'a sattığını ancak iki gün sonra aracı satın alan ...' in ... kayıtlarında aracın daha önceden pert olduğunun belirtildiğini söyleyerek aracı iade etmek istemesi üzerine 05.01.2011 tarihinde aracın eşi dava dışı ... tarafından geri alındığını ileri sürerek ayıplı aracı satan ve ayıplı hizmet veren davalılardan şimdilik 8.000.00.TL' nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.</p>

<p>Mahkemece, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.</p>

<p>Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, ekspertiz hizmeti verilmesinden kaynaklandığından, davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin 4077 sayılı yasanın 4/A maddesinde düzenlenen ayıplı hizmet kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.<br />
4077 sayılı Yasanın 23.maddesinde bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Diğer davalı hakkındaki davanında şirkete tebaen tüketici mahkemesinde görülmesi gerekir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece ayrı bir tüketici mahkemesi var ise görevsizlik kararı verilmesi yok ise ara kararıyla davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.</p>

<p>2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201225036-e-20138521-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yargi/yargi-tay-yeni12220100.jpg" type="image/jpeg" length="45817"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İKİNCİ EL ARAÇ SATIŞLARINDA EKSPERTİZLERİN HUKUKİ SORUMLULUĞU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ikinci-el-arac-satislarinda-ekspertizlerin-hukuki-sorumlulugu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ikinci-el-arac-satislarinda-ekspertizlerin-hukuki-sorumlulugu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İKİNCİ EL ARAÇ SATIŞLARINDA EKSPERTİZLERİN HUKUKİ SORUMLULUĞU</strong></p>

<p><strong>Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik m. 16/5 ile 6502 Sayılı Kanun'un Ayıplı Hizmet Hükümlerinin Kesişiminde Güncel Yargı Uygulaması</strong></p>

<p></p>

<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>İkinci el araç alım satımında ekspertiz raporu, alıcının satın alma kararını dayandırdığı başlıca belgedir. Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik ile raporun alınması işletmeler bakımından zorunlu hâle getirilmiş, içeriği standartlaştırılmış ve rapor noter satış sözleşmesine işlenir olmuştur. Buna karşılık raporun gerçeği yansıtmaması hâlinde ekspertiz işletmesinin hangi hukuki temelde, kime karşı ve ne ölçüde sorumlu olacağı sorusu, uygulamada hâlâ çoğu zaman yanlış cevaplanmaktadır. Ekspertiz işletmelerinin «sorumluluğumuz aldığımız ücretle sınırlıdır» yönündeki yaygın savunması bu yanlış cevapların başında gelir.</p>

<p>Bu çalışma, ekspertiz hizmetinin hukuki niteliğinden yola çıkarak ekspertiz işletmesinin sorumluluğunun dayanaklarını, kapsamını ve sınırlarını Yönetmelik ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un ayıplı hizmet hükümleri çerçevesinde ele almakta; tazminatın hesabı, raporun alıcı aleyhine işleyen yüzü ve ispat sorunlarını güncel Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararları ışığında değerlendirmektedir. Çalışmada, galeriden alınan ayıplı araçta tüketicinin haklarına ilişkin önceki yazımızda satıcı yönünden ele alınan rejimin ekspertiz işletmesi yönünden tamamlanması amaçlanmaktadır.</p>

<p><strong>I. EKSPERTİZ HİZMETİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE TARAFLARI</strong></p>

<p>Ekspertiz hizmeti, bir ücret karşılığında taşıtın mekanik, elektronik ve kaporta durumunun incelenerek sonucun yazılı bir raporla ortaya konulmasını konu alan bir hizmet sözleşmesidir. Sözleşmenin, ölçülebilir bir sonucu (rapor) taahhüt etmesi bakımından eser sözleşmesine, özenli bir inceleme faaliyetini taahhüt etmesi bakımından vekâlet sözleşmesine yaklaşan karma bir niteliği vardır. Bu nitelendirme tartışması, tüketici işlemi söz konusu olduğunda büyük ölçüde önemini yitirir; zira 6502 sayılı Kanun m. 3/1-(l) uyarınca hizmet, «bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusu» olarak tanımlanmıştır ve ekspertiz bu tanımın içinde kalır.</p>

<p>Yargıtay, ekspertiz hizmetinden doğan uyuşmazlıkların tüketici hukuku alanına girdiğini erken tarihli bir kararında kabul etmiştir. Ağır hasarlı bir aracı «küçük boya» kaydıyla raporlayan ekspertiz işletmesine karşı açılan davada 13. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın ayıplı hizmete ilişkin olduğunu ve tüketici mahkemesinin görevli bulunduğunu belirterek genel mahkemenin esasa girmesini bozma sebebi saymıştır<strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201225036-e-20138521-k-sayili-karari" rel="dofollow"> (Yargıtay 13. HD, 03.04.2013, 2012/25036 E., 2013/8521 K.)</a></strong>. Bugün de alıcının tüketici sıfatını taşıdığı hâllerde görevli mahkeme tüketici mahkemesi, uyuşmazlık değeri Kanun m. 68'deki parasal sınırın (2026 yılı için 186.000 TL) altında kaldığında ise tüketici hakem heyetidir.</p>

<p>Sözleşmenin tarafları bakımından belirleyici olan, raporu kimin yaptırdığıdır. Yönetmelik m. 16/1, işletme tarafından yapılan satışlarda raporun işletme tarafından alınmasını ve ücretinin kural olarak işletmece ödenmesini öngörür. Bu durumda ekspertiz sözleşmesinin tarafı satıcı işletme olup alıcı sözleşmeye yabancı üçüncü kişidir. Alıcının raporu kendisinin yaptırdığı hâllerde ise sözleşme doğrudan alıcı ile ekspertiz işletmesi arasında kurulur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin aşağıda ele alınacak kararına konu olayda da alıcı, satın alma öncesinde ekspertizi bizzat yaptırmış ve sözleşme ilişkisi bu şekilde kurulmuştur.</p>

<p><strong>II. YÖNETMELİK DÜZENİ: ZORUNLULUK, İÇERİK VE SORUMLULUK HÜKMÜ</strong></p>

<p>27 Ağustos 2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik m. 16, TSE hizmet yeterlilik belgesine sahip ekspertiz işletmesi bulunmayan illerdeki işletmeler hariç olmak üzere, tescil belgesinde araç sınıfı M1, M1G, N1 ve N1G olan taşıt satışlarından önceki on gün içinde ekspertiz raporu alınmasını zorunlu kılmıştır. Rapor yalnızca TSE hizmet yeterlilik belgeli ekspertiz işletmelerince düzenlenebilir; üç nüsha hazırlanır, iki nüshası satıcı işletmeye verilir ve hem satıcı hem ekspertiz işletmesi tarafından en az beş yıl saklanır. Model yılına göre sekiz yaşın veya yüz altmış bin kilometrenin üzerindeki taşıtlar için rapor zorunlu değildir (m. 16/3).</p>

<p>Raporun asgari içeriği m. 16/4'te sayılmıştır: taşıtın markası, cinsi, model yılı ve kilometresi; raporu düzenleyen işletmenin hizmet yeterlilik belgesi ve MERSİS numaraları ile unvanı; raporu alan işletmenin yetki belgesi numarası ve TSE'nin ilgili standardı ile belirlenen diğer hususlar. Rapor, m. 15/1-(c) uyarınca satış sırasında notere ibraz edilir; noter de m. 27 uyarınca raporun tarih ve sayısını, TSE belge numarasını ve kilometre bilgisini satış sözleşmesine işler. Rapor ibraz edilmemişse bu husus ile tarafların kilometre beyanı sözleşmeye yazılır. Böylece ekspertiz raporu, özel hukuk ilişkisinin ötesinde resmî senede bağlanan bir belge hâline gelmektedir.</p>

<p>Sorumluluk hükmü m. 16/5'tedir: «Ekspertiz işletmesi, ekspertiz raporundaki bilgilerin taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından sorumludur.» Hükmün devamı idari yaptırımı düzenler; gerçeğe aykırı rapor düzenleyen ve Bakanlık uyarısına rağmen aynı takvim yılında aykırılığı tekrarlayan işletmenin hizmet yeterlilik belgesi TSE tarafından on gün içinde iptal edilir, işletmeye ve sahiplerine bir yıl süreyle yetki belgesi verilmez. Fıkranın son cümlesi ise özel hukuk sorumluluğuna açık kapı bırakır: «Aldatıcı ve yanıltıcı ekspertiz raporları ile ilgili olarak tüketicilerin 6502 sayılı Kanunun ayıplı hizmete ilişkin hakları saklıdır.» Aynı yönde m. 28/1-(a), ekspertiz işletmelerini «hizmet verdiği kişilerin alım satım tercihlerini etkileyecek nitelikteki bilgileri gizlememekle» yükümlü tutar. Sorumluluk hükmü yeni değildir; 13 Şubat 2018 tarihli mülga İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik m. 14/5 de raporu düzenleyenleri aynı ifadelerle sorumlu tutmaktaydı ve Yargıtay'ın aşağıda incelenen kararı bu hükme dayanmıştır.</p>

<p><strong>III. SORUMLULUĞUN HUKUKİ DAYANAKLARI</strong></p>

<p>Ekspertiz işletmesinin sorumluluğunun dayanağı, alıcının sıfatına ve sözleşmenin tarafı olup olmamasına göre değişir. Tüketici alıcının raporu kendisinin yaptırdığı hâllerde sorumluluk, 6502 sayılı Kanun m. 13 ve devamındaki ayıplı hizmet hükümlerine tabidir. Kanun m. 13/2 uyarınca «hizmet sağlayıcısı tarafından bildirilen ... özellikleri taşımayan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler ayıplıdır». Aracın gerçek durumunu yansıtmayan rapor, tüketicinin hizmetten makul olarak beklediği faydayı — doğru bilgiye dayalı karar verme imkânını — ortadan kaldırdığından ayıplı hizmetin tipik örneğidir.</p>

<p>Ayıplı hizmet hâlinde tüketicinin seçimlik hakları m. 15/1'de sayılmıştır: hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme. Ekspertiz uyuşmazlıklarında bu hakların pratik değeri sınırlıdır; hizmetin yeniden görülmesi araç satın alındıktan sonra anlamını yitirir, bedelden indirim veya dönme ise en fazla ekspertiz ücretinin iadesini sağlar. Uyuşmazlığın asıl konusunu oluşturan hak, aynı fıkranın son cümlesinde saklı tutulan Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre tazminat talebidir. Tüketici, seçimlik haklarından biriyle birlikte ayıplı rapor nedeniyle uğradığı zararın tazminini de isteyebilir; sözleşmeye aykırılıktan doğan bu talep TBK m. 112 uyarınca kusur karinesine tabidir ve kusursuzluğunu ispat yükü ekspertiz işletmesindedir.</p>

<p>Alıcının tacir olduğu veya taşıtı ticari işletmesi için aldığı hâllerde tüketici hukuku uygulanmaz; sorumluluk Türk Borçlar Kanunu'nun eser ve vekâlet sözleşmesine ilişkin genel hükümlerine tabi olup görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, araç alım satımı yapan bir tacirin «Plus-Full» ekspertiz raporuna güvenerek satın aldığı aracın sekiz gün sonra arızalanması üzerine açtığı davada, ekspertiz şirketinin satış sözleşmesinin tarafı olmadığını, ona karşı ancak ayıplı hizmet nedeniyle başvurulabileceğini belirtmiştir<a href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-bam-13-hukuk-dairesinin-2023423-e-20251947-k-sayili-karari" rel="dofollow"> (İstanbul BAM 13. HD, 20.11.2025, 2023/423 E., 2025/1947 K.).</a> Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi de iş makinesi ekspertizine ilişkin bir davada, 27 Ağustos 2024 tarihli Yönetmelik uyarınca ekspertiz işletmesinin raporun gerçek durumu yansıtmamasından sorumlu olacağını belirterek esasa girilmesini yerinde bulmuştur<a href="https://www.hukukihaber.net/denizli-bam-4-hukuk-dairesinin-20252855-e-20261426-k-sayili-karari" rel="dofollow"> (Denizli BAM 4. HD, 25.06.2026, 2025/2855 E., 2026/1426 K.).</a></p>

<p>En tartışmalı hâl, raporun satıcı işletme tarafından yaptırıldığı ve alıcının sözleşmeye yabancı olduğu durumdur. Yönetmelik m. 16/5 sorumluluğu raporu kimin yaptırdığına değil raporun gerçeği yansıtmamasına bağladığından ve rapor Yönetmelik gereği alıcıya bilgi vermek amacıyla düzenlenip notere ibraz edildiğinden, ekspertiz sözleşmesinin üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme olarak nitelendirilmesi ve alıcının sözleşmesel korumadan yararlandırılması savunulabilir. Bu görüş benimsenmese dahi, gerçeğe aykırı rapor düzenlenmesi m. 16/5 ve m. 28/1-(a)'daki davranış kurallarının ihlali olarak TBK m. 49 anlamında haksız fiil oluşturur; alıcı, zararının tazminini bu temelde de isteyebilir. Uygulamada güvenli yol, tüketici alıcının talebini hem ayıplı hizmet hem haksız fiil hükümlerine dayandırması ve satıcı ile ekspertiz işletmesini birlikte dava etmesidir. Satıcı ayıplı mal, ekspertiz işletmesi ise ayıplı hizmet veya haksız fiil nedeniyle aynı zarardan sorumlu olduğundan, TBK m. 61 ve 62 uyarınca dış ilişkide müteselsil sorumluluk söz konusudur.</p>

<p><strong>IV. SORUMLULUĞUN KAPSAMI VE TAZMİNATIN HESABI</strong></p>

<p>Ekspertiz işletmelerinin savunma stratejisi çoğu kez sorumluluğun kapsamına yöneliktir: rapor yalnızca ekspertiz anındaki durumu yansıtır, işletme aracın gelecekte arıza yapmayacağını garanti etmez ve sorumluluk en fazla alınan ücretle sınırlıdır. Bu üç önermeden ilk ikisi doğru, üçüncüsü yanlıştır.</p>

<p>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin konuya ilişkin temel kararında alıcı, satın almadan önce ekspertiz yaptırdığı aracın raporda gösterilmeyen ağır hasarlı olduğunu öğrenmiş ve ekspertiz firmasına karşı ayıplı hizmet davası açmıştır. Firma, sorumluluğunun yalnızca aldığı ekspertiz ücretiyle sınırlı olduğunu savunmuş; Daire bu savunmaya itibar etmeyerek Yönetmelik'in raporu düzenleyenleri raporun gerçek durumu yansıtmamasından sorumlu tutan hükmünü esas almıştır <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-2023585-e-20232577-k-sayili-karari" rel="dofollow">(Yargıtay 3. HD, 05.10.2023, 2023/585 E., 2023/2577 K.)</a></strong>. Karar, ekspertiz ücretinin sorumluluk için bir tavan oluşturmadığını; zararın, raporun yanlışlığı nedeniyle alıcının malvarlığında meydana gelen azalma üzerinden hesaplanacağını ortaya koymaktadır.</p>

<p>Aynı karar, tazminatın hesap yöntemi bakımından da yol göstericidir. İlk derece mahkemesi, aracın ayıpsız değeri ile ayıplı değeri arasındaki farkı doğrudan hükme bağlamıştır. Daire bu yöntemi hatalı bulmuş ve zararın nispi metotla hesaplanması gerektiğini belirtmiştir: ayıplı değerin ayıpsız değere oranı bulunur ve bu oran gerçek satış bedeline uygulanır; satış bedeli ile bu şekilde bulunan tutar arasındaki fark tazminatı oluşturur. Yöntem, satış bedelinin piyasa değerinden farklı olduğu hâllerde sonucu belirgin biçimde değiştirir. Örneğin ayıpsız değeri 850.000 TL, ayıplı değeri 700.000 TL olan bir araç 750.000 TL'ye alınmışsa, mutlak fark yöntemi 150.000 TL'ye götürürken nispi metot 750.000 × (1 − 700/850) ≈ 132.353 TL sonucunu verir. Yargıtay'ın ayıplı mal satışında yerleşik olarak uyguladığı bu yöntemin ekspertiz sorumluluğuna taşınması, ekspertiz işletmesinin ancak ayıbın aracın değerine yansıyan kısmından sorumlu olduğunu da teyit eder.</p>

<p>Sorumluluğun sınırları üç noktada belirginleşir. Birincisi, raporda «yapılmadı» veya «kontrol edilmedi» olarak işaretlenen kalemler için ekspertiz işletmesinin bir beyanı bulunmadığından bu kalemlerde sorumluluk doğmaz; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararında da raporda arızalı olduğu belirtilen kalemler ile hiç kontrol edilmeyen kalemler sorumluluk dışında bırakılmıştır. İkincisi, sorumluluk ekspertiz anındaki durumla sınırlıdır; sonradan ortaya çıkan ve ekspertiz anında mevcut olduğu ispat edilemeyen arızalar kapsam dışıdır. Üçüncüsü, alıcının raporda uyarılan bir arızayı gidermeksizin aracı kullanmaya devam etmesi gibi hâllerde TBK m. 52 uyarınca birlikte kusur indirimi gündeme gelir.</p>

<p><strong>V. RAPORUN TERS YÜZÜ: RAPORDA YAZAN ARIZA BİLİNEN AYIPTIR</strong></p>

<p>Ekspertiz raporu alıcı lehine bir sorumluluk kaynağı olduğu kadar, alıcı aleyhine işleyen bir bilgi karinesidir. Yönetmelik m. 18/1-(c), ekspertiz raporunda belirtilen arıza ve hasarları işletme garantisinin dışında bırakır. Daha önemlisi, raporda yazılı arıza TBK m. 222 ve 6502 sayılı Kanun m. 10/2 anlamında alıcının satış sırasında bildiği ayıp sayılır ve satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırır.</p>

<p>Yargıtay bu sonucu iki güncel kararında açıkça uygulamıştır. 11. Hukuk Dairesi, satıştan önce alınan ekspertiz raporunda arızaların yazılı olduğu ve aracın noterde «hâlihazır durumu ile görülüp beğenilerek» satın alındığı olayda, satıcıya karşı ileri sürülen gizli ayıp iddiasının dinlenemeyeceğini belirten kararı onamıştır<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20254122-e-20261094-k-sayili-karari" rel="dofollow"> (Yargıtay 11. HD, 25.02.2026, 2025/4122 E., 2026/1094 K.).</a> 3. Hukuk Dairesi ise ekspertiz raporunun ek notunda «turbo problemli, servise sevk» uyarısı bulunan aracın buna rağmen satın alınması hâlinde, sonradan ortaya çıkan turbo arızası için satıcıya yöneltilen ayıp davasının reddini onamıştır<strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20251778-e-20255794-k-sayili-karari" rel="dofollow"> (Yargıtay 3. HD, 02.12.2025, 2025/1778 E., 2025/5794 K.)</a></strong>. Bu kararlar, raporun bütününün — ek notlar dâhil — satın alma öncesinde okunmasının hukuki bir gereklilik olduğunu göstermektedir: raporda yazan arıza için ne satıcıya ne ekspertiz işletmesine başvurulabilir.</p>

<p><strong>VI. İSPAT VE USUL</strong></p>

<p>Ekspertiz sorumluluğu davalarının kaderi çoğu zaman esasta değil ispatta belirlenmektedir. İspatın konusu, aracın ekspertiz anındaki gerçek durumunun raporda beyan edilenden farklı olduğudur. Bu olgu ancak araç üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle ortaya konulabilir; incelemenin, ekspertiz tarihinden sonra araçta kaç kilometre yol yapıldığını ve arızanın ekspertiz anında mevcut olup olmadığını teknik olarak değerlendirmesi gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bölge adliye mahkemesi kararları bu noktada iki uyarı içermektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin anılan kararında alıcı, aracı yargılama sırasında üçüncü kişiye satmış; mahkeme, araç üzerinde inceleme yapılamadığından dosya üzerinden alınan raporla yetinmek zorunda kalmış ve raporda «iyi» yazan parçaların ekspertiz anında arızalı olduğu ispat edilemediği için davayı reddetmiştir. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi'nin anılan kararına konu olayda ise ilk derece mahkemesi, davacının makineyi onarttığını ve bu nedenle onarım öncesi-sonrası karşılaştırmasının yapılamadığını gerekçe göstermiştir; Daire kararı, başka ildeki makine için talimat yoluyla keşif yapılması gerekirken bilirkişiye doğrudan inceleme yetkisi verilmesini usul hatası sayarak kaldırmıştır. Her iki karardan çıkan sonuç aynıdır: alıcı, ayıbı öğrendiğinde aracı onarmadan ve elden çıkarmadan önce HMK m. 400 ve devamı uyarınca delil tespiti yaptırmalı, ihtarını yazılı olarak yöneltmeli ve ekspertiz ile tespit arasındaki kilometre farkını belgelemelidir.</p>

<p>Süre bakımından 6502 sayılı Kanun m. 16/1, ayıplı hizmetten sorumluluğu hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına bağlar; ayıp ağır kusur veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz (m. 16/2). Haksız fiil temeline dayanılan hâllerde TBK m. 72'deki iki ve on yıllık süreler geçerlidir. Usul bakımından tüketici alıcı, uyuşmazlık değerine göre tüketici hakem heyetine veya — m. 73/A uyarınca zorunlu arabuluculuk aşamasından sonra — tüketici mahkemesine başvurur; tacir alıcı için asliye ticaret mahkemesi görevli olup ticari davalarda dava şartı arabuluculuk uygulanır.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Ekspertiz işletmesinin hukuki sorumluluğu, Yönetmelik m. 16/5'te açık bir normatif temele kavuşmuş, Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri de bu temeli özel hukuk sorumluluğuna taşımıştır. Sorumluluğun dayanağı tüketici alıcı bakımından 6502 sayılı Kanun'un ayıplı hizmet hükümleri ile saklı tutulan tazminat talebi, tacir alıcı bakımından Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri, sözleşmeye yabancı alıcı bakımından ise üçüncü kişiyi koruyucu etki veya haksız fiildir. Sorumluluk ekspertiz ücretiyle sınırlı değildir; zarar, aracın değeri üzerinden ve nispi metotla hesaplanır.</p>

<p>Sorumluluğun sınırları da aynı ölçüde nettir. Ekspertiz işletmesi yalnızca beyan ettiği kalemlerden ve yalnızca ekspertiz anındaki durum bakımından sorumludur; raporda yazan arıza ise alıcının bildiği ayıp sayılarak hem satıcının hem ekspertiz işletmesinin sorumluluğunu dışlar. Bu tablo, uyuşmazlığın ağırlık merkezini ispata kaydırmaktadır. Raporun eksiksiz saklanması, araç üzerinde onarım ve devirden önce delil tespiti yaptırılması ve satıcı ile ekspertiz işletmesinin birlikte dava edilmesi, hakkın varlığı kadar tahsil edilebilirliğini de belirleyen adımlardır.</p>

<p>Ekspertiz sektörünün büyüklüğü ve raporların noter satış sözleşmesine işleniyor olması dikkate alındığında, gerçeğe aykırı raporların idari yaptırımla olduğu kadar özel hukuk sorumluluğuyla da karşılanması, piyasa disiplininin kurulması bakımından önem taşımaktadır. m. 16/5, henüz yeterince işletilmeyen ancak alıcı lehine ikinci ve çoğu zaman ödeme gücü daha yüksek bir muhatap yaratan bir hükümdür.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-kucukcankurtaran" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN"><img alt="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/08/melih-kucukcankurtaran.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-kucukcankurtaran" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN">Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>KAYNAKÇA / ATIFLAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3, 10, 13, 15, 16, 68, 73/A.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik (RG 27.08.2024, S. 32645) m. 15, 16, 18, 27, 28.</span></p>

<p><span style="color:#999999">İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik (RG 13.02.2018, S. 30331 — mülga) m. 14.</span></p>

<p><span style="color:#999999">6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49, 52, 61, 62, 72, 112, 222.</span></p>

<p><span style="color:#999999">6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 400 vd.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-2023585-e-20232577-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 3. HD, 05.10.2023, 2023/585 E., 2023/2577 K. </span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-13-hukuk-dairesinin-201225036-e-20138521-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 13. HD, 03.04.2013, 2012/25036 E., 2013/8521 K.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-20254122-e-20261094-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 11. HD, 25.02.2026, 2025/4122 E., 2026/1094 K.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20251778-e-20255794-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 3. HD, 02.12.2025, 2025/1778 E., 2025/5794 K.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-bam-13-hukuk-dairesinin-2023423-e-20251947-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">İstanbul BAM 13. HD, 20.11.2025, 2023/423 E., 2025/1947 K.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/denizli-bam-4-hukuk-dairesinin-20252855-e-20261426-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Denizli BAM 4. HD, 25.06.2026, 2025/2855 E., 2026/1426 K.</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ikinci-el-arac-satislarinda-ekspertizlerin-hukuki-sorumlulugu-1</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/terazi/arac-ekspertiz.jpg" type="image/jpeg" length="70263"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlar DavaTek'te neler yapabilir?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatlar-davatekte-neler-yapabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatlar-davatekte-neler-yapabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği'nin avukatların dosya takibi, sorgulama, evrak yönetimi ve kontrol işlemlerini daha düzenli ve verimli yürütmesine yardımcı olmak amacıyla hayata geçirdiği DavaTek – Dijital Avukat Veri Asistanı kullanıma açıldı. Peki DavaTek'te neler yapabilirsiniz? İşte ayrıntılar...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Barolar Birliği (TBB), avukatların günlük mesleki çalışmalarını kolaylaştırmaya ve dijital imkanları mesleğin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirmeye yönelik çalışmalarına bir yenisini ekledi. Dijital Avukat Veri Asistanı DavaTek, avukatların kullanımına açıldı.</p>

<p>Avukatlar DavaTek'te neler yapabilir? İşte ayrıntılar...</p>

<p><strong>NE SUNUYOR?</strong></p>

<p>Avukatların UYAP kullanımını kolaylaştırmak için geliştirildi.</p>

<p><strong>Dosya İşlemleri</strong></p>

<p>UYAP'ın yoğun olduğu zamanlarda bile dava numarası veya taraf adıyla UYAP üzerindeki dosyalarınıza saniyeler içinde ulaşın ve çevrimdışı çalışın.</p>

<p><strong>Duruşma Takibi</strong></p>

<p>Yaklaşan duruşmalarınızı otomatik listeleyin, tarih ve saat bilgilerini kaçırmadan takip edin.</p>

<p><strong>İcra Sorguları</strong></p>

<p>Birden fazla dosya ve borçlu için MERNİS, TAKBİS, SGK ve diğer kurum sorgularını tek tek yapmak yerine, tek tıkla toplu olarak gerçekleştirin.</p>

<p><strong>Evrak İçi Arama</strong></p>

<p>Bilgisayarınıza indirdiğiniz evraklarda hızlı, kolay ve kapsamlı kelime araması gerçekleştirin.</p>

<p><strong>Fark Takibi</strong></p>

<p>UYAP dosyalarınızı güncellediğinizde, indirilen evrak ve safahat kayıtlarındaki değişiklikleri kolayca tespit edin.</p>

<p><strong>Not ve Etiket</strong></p>

<p>Son güncellenen, favoriye eklediğiniz ve sık açılan dosyalarınıza hızlı erişim sağlayın.</p>

<p><strong>Uygulamanın Amacı</strong></p>

<p>DavaTek'in temel amacı, Avukat Portal işlemlerinde ihtiyaç duyulan dosya takibi, sorgulama, evrak kontrolü ve arşivleme işlemlerinin daha kolay yönetebilmesini sağlamaktır. Uygulama, sık gerçekleştirilen işlemleri tek bir arayüz altında bir araya getirerek dosyaların daha düzenli takip edilmesine ve tekrarlayan işlemlerde kullanıcıya zaman kazandırılmasına yardımcı olur.</p>

<p><strong>UYAP ile Entegre Çalışma</strong></p>

<p>DavaTek, Avukat Portal üzerinden erişilebilen bilgilerin kullanıcı tarafından daha düzenli şekilde takip edilebilmesini sağlar. UYAP bağlantılı işlemlerde aktif bir kullanıcı oturumu kullanılır. Avukat Portal'a giriş işlemi resmi UYAP giriş ekranı üzerinden gerçekleştirilir.</p>

<p><strong><i>DavaTek | Duruşma Sorgulama</i></strong></p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/jc6PVv3eEw4?si=OxgqfPj0bJH-OiCt" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p><strong><i>DavaTek | Fark Takibi</i></strong></p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/HavkiRWQ9yQ?si=YZTFG7_h07BEJbSC" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p></p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong>Temel özellikler</strong></span></p>

<p><strong>Dosya Yönetimi</strong></p>

<p>UYAP hesabınızda bulunan dava ve icra dosyalarını DavaTek'e aktarabilir, dosyalarınızı çeşitli kriterlere göre filtreleyebilir ve ihtiyaç duyduğunuz kayıtlara hızlı şekilde ulaşabilirsiniz. Dosya detaylarında taraflar, borçlu bilgileri, safahat kayıtları, mali bilgiler, evraklar, notlar ve etiketler gibi dosyayla ilişkili bilgiler bir arada görüntülenebilir.</p>

<p><strong>Fark Takip Sistemi</strong></p>

<p>DavaTek aracılığı ile daha önce bilgisayarınıza indirilen dosya bilgileri ile Avukat Portal'daki güncel kayıtlar karşılaştırılarak yeni safahat ve evrak bilgilerinin tespit edilmesine yardımcı olunur. Birden fazla dosya toplu olarak kontrol edilebilir, bulunan farklar dosya bazında incelenebilir ve sonuçlar excel formatında dışa aktarılabilir.</p>

<p><strong>İcra Sorgulama</strong></p>

<p>İcra dosyaları için desteklenen sorgular tekli veya toplu olarak gerçekleştirilebilir. Kullanıcı, sorgulanacak dosyaları uygulama içerisinden seçebileceği gibi desteklenen Excel şablonunu kullanarak çok sayıda dosyayı toplu sorgulama işlemine dahil edebilir. Sorgu işlemlerinin ilerleme durumu takip edilebilir.</p>

<p><strong>Evrak Yönetimi</strong></p>

<p>Avukat Portal aracılığıyla indirilen evraklar bilgisayarınızda belirlediğiniz klasörde dosya bazında saklanır. DavaTek içerisinden evrak klasörlerine erişebilir, belgeleri görüntüleyebilir, önizleyebilir ve içeriklerinde arama yapabilirsiniz. Evraklar ad veya tarih bilgisine göre sıralanabilir.</p>

<p><strong>Kişisel Çalışma Düzeni</strong></p>

<p>Dosyalara kullanıcı tarafından not ve etiket eklenebilir, sık takip edilen kayıtlar favorilere alınabilir ve yakın zamanda görüntülenen dosyalara hızlı şekilde erişilebilir. Bu özellikler kullanıcının kendi çalışma düzenini oluşturmasına yardımcı olur.</p>

<p><strong>Evrak ve Veri Yönetimi</strong></p>

<p>İndirilen evrakların hangi klasörde saklanacağı kullanıcı tarafından belirlenebilir. Uygulamadaki kayıtlar yedeklenebilir ve ihtiyaç halinde başka bir bilgisayara aktarılabilir. Bu sayede bilgisayar değişikliği gibi durumlarda çalışma düzeninin yeni sisteme taşınması kolaylaştırılır.</p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Nasıl Çalışır?</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>4 adımda başlayın</strong></span></h3>

<p><strong>1- Sisteme Giriş Yapın</strong></p>

<p>UHAP bilgileriniz ile sisteme giriş yapıp profil sayfanıza ulaşın.</p>

<p><strong>2- İndirin</strong></p>

<p>Profil sayfasında yer alan Windows veya macOS masaüstü sürümünü bilgisayarınıza indirin.</p>

<p><strong>3- Kurun</strong></p>

<p>Kurulum sihirbazını çalıştırın.</p>

<p><strong>4- Bağlanın ve Kullanın</strong></p>

<p>Portalde kimlik bilgilerinizle oturum açın. Dosya, evrak ve duruşma takibinizi masaüstü uygulamasından yönetin.</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong>Güvenlik ve veri yönetimi</strong></span></p>

<p><strong>Güvenli Oturum Kullanımı</strong></p>

<p>Kullanıcı doğrulaması resmi UYAP giriş ekranı üzerinden gerçekleştirilir. DavaTek, kullanıcı adı veya parola ile bağımsız bir UYAP doğrulama sistemi oluşturmaz. UYAP bağlantılı işlemler aktif kullanıcı oturumu üzerinden yürütülür. Oturumun sona ermesi veya geçerliliğini kaybetmesi durumunda kullanıcıdan yeniden Avukat Portal'a giriş yapması istenir.</p>

<p><strong>Verilerin Kullanıcı Kontrolünde Yönetilmesi</strong></p>

<p>DavaTek içerisinde oluşturulan notlar, etiketler, dosya kayıtları ve indirilen evraklara ilişkin bilgiler kullanıcının çalışma ortamının bir parçası olarak yönetilir. Kullanıcı, Ayarlar bölümünden verilerini dışa aktarabilir, daha önce oluşturulan bir yedeği geri yükleyebilir veya aktif kullanıcıya ait uygulama kayıtlarını temizleyebilir. Kalıcı silme işlemleri geri alınamayacağından gerekli verilerin önceden yedeklenmesi önerilir.</p>

<p></p>

<p><strong><span style="color:#c0392b">Kılavuz ve teknik destek</span></strong></p>

<p><strong>Kullanım Kılavuzu</strong></p>

<p>Bilgi Merkezi içerisinde bulunan Kullanım Kılavuzu, DavaTek'in temel modüllerini ve bu modüllerde gerçekleştirilebilecek işlemleri açıklamak amacıyla hazırlanmıştır. UYAP oturumu açma, dosya aktarımı, fark takibi, evrak yönetimi, icra sorgulama ve ayarlar gibi uygulamanın temel işlevleri hakkında kullanıcıya açıklayıcı bilgiler sunar.</p>

<p><strong>Teknik Destek</strong></p>

<p>DavaTek kullanımı sırasında karşılaştığınız teknik sorunları Bilgi Merkezi içerisindeki Teknik Destek bölümünde bulunan form üzerinden iletebilirsiniz. Ad, soyad, iletişim bilgileri, baro bilgileri, destek konusu ve yaşadığınız soruna ilişkin açıklama bilgileri talebin değerlendirilebilmesi amacıyla form üzerinden alınır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sorunun daha hızlı incelenebilmesi için gerçekleştirdiğiniz işlemi, karşılaştığınız hata mesajını ve sorunun hangi ekranda oluştuğunu açıklama alanında mümkün olduğunca ayrıntılı belirtmeniz önerilir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURU, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatlar-davatekte-neler-yapabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/adsiz-194.jpg" type="image/jpeg" length="50751"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2025/520 E., 2025/769 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025520-e-2025769-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025520-e-2025769-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.12.2025 tarihli, 2025/520 E., 2025/769 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2025/520 E., 2025/769 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/263 E., 2024/454 K.<br />
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.02.2024 tarihli ve<br />
2023/8852 Esas, 2024/754 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>1. Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 7. Aile Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.</p>

<p>2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>Davacı İstemi<br />
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların boşanmasına ilişkin kararın 13.03.2015 tarihinde kesinleştiğini, davalının evlilik birliği resmen devam ederken sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, eşlerin 05.08.2012 tarihinden itibaren bir araya gelmedikleri hâlde davalının 20.07.2013 tarihinde ... Devlet Hastanesinde kürtaj yaptırdığını, dolayısıyla henüz boşanma kararı dahi verilmemişken davalının eşini aldattığını ileri sürerek tarafların boşanmasına ilişkin yargılamanın yenilenmesi talebi ile tarafların boşanmalarına, davalı yararına hükmedilen nafaka ve tazminatların kaldırılmasına, müvekkili yararına 20.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı Cevabı<br />
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin davalı yararına hükmettiği tazminat ve nafakaların boşanmaya sebebiyet veren kusurlu davranışlara göre belirlendiğini, davacının dava ve cevaba cevap dilekçesinde yer almayan bir iddianın bu aşamada ileri sürülemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>Mahkemenin Birinci Kararı<br />
6. Bursa 7. Aile Mahkemesinin 12.01.2016 tarihli ve 2015/813 Esas, 2016/24 Karar sayılı kararı ile; tarafların boşanmalarına ilişkin dosya incelendiğinde boşanma kararının temyiz edilmeyerek 16.12.2013, nafaka ve tazminatlar yönünden ise karar düzeltme talebinin reddiyle 09.02.2015 tarihinde kesinleştiği, davacının süresi içerisinde ileri sürdüğü yargılamanın iadesi nedeninin yasada sayılan nedenlerden olduğu, ... Devlet Hastanesinin 05.10.2015 tarihli yazısı ile 20.07.2013 tarihinde davalının gebeliğinin kürtaj yoluyla sonlandırıldığı ve 21.07.2013 tarihinde taburcu edildiğinin anlaşıldığı, böyle olunca davalının boşanma davası devam ettiği sırada başka biri ile birlikte olduğu ve bu kişiden hamile kaldığı, böylece evliliğin bu hâle gelmesine erkeğin kadını evden atması ve yüksek sesle konuşması karşısında kadının da birlik görevlerini ihmâl ederek ve ayrı kalınan dönemde de olsa başka birisi ile ilişkiye girerek sadakat yükümlülüğünün ihlâl ettiği, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğu, ağır kusurlu eş yararına nafaka ve tazminatlara hükmedilemeyeceği gerekçesiyle yargılamanın iadesi tabinin kabulü ile 16.09.2013 tarihli ve 2012/270 Esas, 2013/706 Karar sayılı kararı ile kadın yararına hükmedilen nafaka ve tazminatların kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı<br />
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.</p>

<p>8. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.11.2017 tarihli ve 2016/7175 Esas, 2017/12424 Karar sayılı kararı ile;<br />
“…Davacı sunmuş olduğu dava dilekçesiyle; 16.09.2013 tarihli ve 2012/270 E., 2013/706 K. sayılı karar ile tarafların boşanmalarına, davalı kadın lehine aylık 250,00 TL yoksulluk nafakası ile 10.000TL manevi ve 5.000TL maddi tazminata hükmedildiğini, kararın temyiz aşamasından sonra 13.03.2015 tarihinde kesinleştiğini ancak daha sonraki süreçte davacı erkeğin harici duyumlar alması üzerine, evlilik birliği resmen devam ederken ve taraflar henüz boşanmamış iken davalı kadının ağır bir kusur işleyerek davanın esasını bozacak nitelikte ağır kusurlu ve hatalı eylemde bulunduğunu, tarafların, 05.08.2012 tarihinden itibaren ayrı yaşadıkları ve davacı erkek ile bir araya gelmedikleri halde davalı kadının 20.07.2013 tarihinde ... Devlet Hastanesinde kürtaj yaptırdığını, boşanma davasının davacı erkek tarafından 09.08.2012 tarihinde açıldığını, davalı kadının tahkikat devam ederken ve boşanma kararı dahi verilmemişken evlilik birliğinin gereklerinden olan sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak davacı erkeği aldattığını ve dolayısıyla davalı kadının ağır kusurlu olduğunu, nafaka ve tazminata hak kazanmaması gerektiğini, sundukları evrakların yargılama sürecinde ele geçirilemediğini, davalı kadının boşanma davası devam ederken başka birisiyle birlikte yaşadığı, ondan hamile kaldığı ve kürtaj yaptığının ispatlandığını, davalı kadının bu durumu mahkemeden gizlediğini, mahkemece ilgili hastaneden kayıtların istenmesi durumunda davalı kadının kusurlu olduğunun anlaşılacağını, dolayısıyla tarafların boşanmalarına karar verilerek davalı kadın lehine hükmedilen nafaka ve tazminatların açıklanan nedenlerle davalı kadının ağır kusurundan dolayı iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek mahkemece verilen karar hakkında yeni deliller ışığında yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 374 ve devamı maddelerinde yargılamanın yenilenmesi sebepleri tahdidi olarak sayılmış olup kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir istisnai ve olağanüstü bir yoldur. Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde yargılamanın yenilenmesine dair yasal mevzuat bir arada değerlendirildiğinde yargılamanın yenilenmesi şartları oluşmamış olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuş ve bozmayı gerektirmiştir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Birinci Direnme Kararı</p>

<p>9. Bursa 7. Aile Mahkemesinin 08.03.2019 tarihli ve 2019/72 Esas, 2019/182 Karar sayılı kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; davacı tarafından ileri sürülen yargılamanın yenilenmesi talebi sonucu yapılan incelemede daha önce verilen kararın kesinleştiği, süresinde yargılama iadesi talebinde bulunulduğu ve yargılamanın iadesi nedeni olarak ileri sürülen hususun yasada sayılan nedenlerden olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p>Hukuk Genel Kurulu Kararı<br />
10. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.</p>

<p>11. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2022 tarihli ve 2019/2-634 Esas, 2022/901 Karar sayılı kararı ile;<br />
“…Özel Daire bozma kararı sonrasında usule uygun karar oluşturulmamış, direnmeye ilişkin kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarihli, 2018/1563-14006 E.K sayılı ilamı ile verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı önceki kararımızın maddi manevi tazminat ve nafaka davaları yönünden yargılama yenilenmesi yönündeki şartlar oluştuğu anlaşıldığından önceki kararımızda direnilmesine” denilmekle yetinilmiş, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve gerekçeli karar kurulmamıştır...” gerekçesiyle karar usulden bozulmuştur.</p>

<p>Mahkemenin Üçüncü Kararı<br />
12. Bursa 7. Aile Mahkemesinin 06.07.2023 tarihli ve 2022/709 Esas, 2023/554 Karar sayılı kararı ile; mahkemece verilen direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca usulden bozulduğu, belirtilen usulden bozma kararı öncesinde verilen Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bozma kararının usul ve yasaya uygun olduğu, önceki hâkim tarafından direnme kararı verilse de mahkemece yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı<br />
13. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.<br />
14. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.02.2024 tarihli ve 2023/8852 Esas, 2024/754 Karar sayılı kararı ile;<br />
“…Açıklanan nedenlerle, direnme kararı verildikten sonra söz konusu kararın esas yönünden bozulmasına ilişkin Hukuk Genel Kurulunca verilmiş bir karar bulunmadığı sürece başkaca bir karar verilmesinin mümkün olmadığı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2022 tarihli ve 2019/2-634 Esas, 2022/901 Karar sayılı kararında direnme kararının esas yönünden doğru veya yanlış olduğu yönünde bir inceleme yapılmaksızın usul yönünden bozma kararı verildiği hususu göz önüne alındığında, Mahkeme tarafından Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2022 tarih ve 2019/2-634 Esas, 2022/901 Karar sayılı bozma kararında açıklandığı şekilde usulüne uygun bir direnme kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile önceki direnme kararının davacı lehine usulî kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeksizin direnme kararı esastan bozulmuş gibi yorumlanarak Özel Dairenin bozma kararı doğrultusunda hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozulması gerekmiştir...” gerekçesiyle karar usulden bozulmuştur.</p>

<p>Direnme Kararı<br />
15. Bursa 7. Aile Mahkemesinin 28.05.2024 tarihli ve 2024/263 Esas, 2024/454 Karar sayılı kararı ile; her ne kadar 6100 sayılı Kanun’un 374 ve devamı maddelerinde yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin tahdidi olarak sayılıp kesinleşmiş olan hükümlere karşı başvurulan istisnai ve olağanüstü bir kanun yolu olsa da tarafların boşanmasına ilişkin 13.03.2015 tarihli kesinleşen mahkeme ilâmının bulunduğu, davalının boşanma aşamasında ... Devlet Hastanesinin 05.10.2015 tarihli yazısı ile “erken gebelikte vajinal kanama rahatsızlığı sebebiyle gebeliğinin kürtajla” sonlandırıldığının belirtildiği, böyle olunca davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davacının yargılamanın iadesi talebinin kabulü ile Bursa 7. Aile Mahkemesinin 2012/2 70... /706 karar sayılı boşanma ilâmının hüküm kısmının 2. paragrafı ile davalı kadın için verilen aylık 250,00 TL yoksulluk nafakası ile aynı ilamın hüküm kısmının 3. paragrafı ile davalı kadın lehine verilen 5.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaldırılmasına dair direnme kararı verilmiştir.</p>

<p>Direnme Kararının Temyizi<br />
16. Direnme kararı yasal süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p><strong>II. UYUŞMAZLIK</strong></p>

<p>17. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkin eldeki davada; 6100 sayılı Kanun’un 375/1-ç bendinde hüküm altına alınan iade sebebinin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>18. Uyuşmazlığın çözümü için yargılamanın iadesi kavramının açıklanmasında yarar vardır.</p>

<p>19. Bilindiği üzere bir uyuşmazlık karara bağlanıp verilen hükmün kesinleşmesinden sonra aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir yargılama yapılamaz. Kesin hükme bağlanmış olan bir davaya bakılamayacağına ilişkin kuralın en önemli istisnası yargılamanın iadesi yoludur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>20. Yargılamanın iadesi; bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul-2001, Cilt V, s. 5165). Zira karar kesinleşmiş olsa dahi bazı yargısal hatalar çok ağır olabilir. Bu ağır ve kabulü zor hataların, kararın kesinleşmesinden sonra anlaşılması hâlinde dahi kararı ayakta tutmaya çalışmak; toplum vicdanını derin bir şekilde zedelediği gibi hukuk düzenine duyulan güveni ortadan kaldırabilir (Muhammed Özekes/Tolga Akkaya, Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, İstanbul-2025, C. IV, s. 4123).</p>

<p>21. Bu yol her ne kadar 6100 sayılı Kanun sistematiği içerisinde kanun yolları arasında düzenlenmiş olsa da; konuyla ilgili 31.03.1937 tarihli ve 1/ 13... .05.1956 tarihli 8/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarında da belirtildiği ve doktrinde de benimsendiği üzere daha çok bir dava olarak kabul edilmektedir. Yargılamanın iadesi yolu esasen; kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olan hukuk ve ceza mahkemesi kararları ile Danıştay ve başkaca özel mahkeme kararlarının yasada belirtilen özel nedenlerin gerçekleşmesi hâlinde, aynı yargı yerinde yeniden incelenmesine, yargılama yapılmasına ve karar verilmesine olanak sağlayan olağanüstü yargılama yöntemi şeklinde tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lügatı, Ankara-2021, C. I, s. 1201).</p>

<p>22. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 374. maddesi ile maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini sağlamak amacıyla öngörülen yargılamanın iadesi; kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenebilir (Süha Tanrıver, Medeni Usul Hukuku, Ankara-2022, C. II, s. 142). Dolayısıyla yargılamanın iadesi yolu, kesinleşmiş hükümlere karşı başvurulan istisnai bir yoldur. Eğer ki mahkemenin kararı şeklen kesinleşmemişse veya şeklen kesinleşmiş olsa dahi maddi anlamda kesin hüküm oluşturmuyorsa yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Dolayısıyla ortada henüz kesinleşmiş bir karar yoksa, başvuru imkânları tüketilmemişse veya karar kesinleşmiş görünse dahi hükmün başka şekillerde yeniden ele alınıp incelenmesi mümkün ise yargılamanın iadesi talebi hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.03.2003 tarihli ve 2003/6-169 Esas, 2003/183 Karar sayılı kararında bu hususa işaret edilerek, usulsüz tebligatın yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü sonucu doğurmayacağı, zira usulsüz olarak tebliğ edilen bir kararın zaten kesinleşmiş bir karar olmadığı, şeklen kesinleştirme yapılmış olmasının da sonuca etkili olmayacağı açıklanmıştır.</p>

<p>23. Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Kanun'un 375. maddesinde on iki bent hâlinde sayılmış, ayrıca 376. maddesinde taraflar dışında üçüncü kişilerin yargılamanın iadesini istemesi durumu düzenlenmiştir. Kanunla belirtilen yargılamanın iadesi sebepleri sınırlı sayıda sayılmış olup gösterilen sebepler dışında, yargılama hatası ne kadar ağır olursa olsun yargılamanın iadesi istenemez. Yargılamanın iadesi: “a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.</p>

<p>b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hakimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.</p>

<p>c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.</p>

<p>ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.</p>

<p>d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmi makam önünde ikrar edilmiş olması.</p>

<p>e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.</p>

<p>f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.</p>

<p>g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.</p>

<p>ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.</p>

<p>h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.</p>

<p>ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.</p>

<p>i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması (Eklenmiş ibare RGT: 31.07.2018 RG No: 30495 Kanun No: 7145/19) veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi” sebeplerinden ibarettir.</p>

<p>24. Somut olayda davacı; boşanmaya sebep olan olaylarda her ne kadar ağır kusurlu olduğunun kabulü ile aleyhine nafaka ve tazminat ödenmesine karar verilmişse de, boşanma davası devam ederken kadının sadakat yükümlülüğünü ihlâl ettiğini, buna ilişkin hastane kaydının aleyhine hüküm verildikten sonra ele geçirdiğini ileri sürerek, 6100 sayılı Kanun’un 375/1-ç bendi uyarınca kadın yararına hükmedilen nafaka ve tazminatların yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>25. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375/1-ç bendine göre, yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Sözü edilen yargılamanın iadesi sebebinin işlerlik kazanabilmesi için; belgenin davanın bakıldığı sırada mevcut olması, hükmü etkileyecek nitelikte olması, belgenin hükmün kesinleşmesinden sonra ele geçirilmesi, belgenin yargılama sırasında bir mücbir sebepten veya lehine hüküm verilen tarafın eyleminden dolayı elde edilememiş olması gerekir. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki “elde olmayan sebepler” kavramının çok teknik bir nitelik taşıyan mücbir sebep kavramına nazaran, daha geniş bir içeriğe sahip olduğuna ve daha esnek bir kavram konumunda bulunduğuna vurgu yapmakta yarar vardır. Sözü edilen kavramın kapsamına, mücbir sebepler ile beklenmeyin hâllerin yanı sıra, lehine hüküm verilmiş olan tarafın gizleme veya saklama gibi eylemleri dâhil, aleyhine hüküm verilmiş olan tarafın iradesi dışında gelişen her türlü durum girer (Tanrıver, s. 154-156).</p>

<p>26. Anılan sebep çerçevesinde belirtilmesi gereken bir diğer önemli husus da, yeni vakıaların elde edilmesine ilişkindir. 6100 sayılı Kanun’un 375/1-ç bendinde yalnızca “belge” ibaresi yer aldığından, gerek dava tarihinden sonra gerçekleşen vakıalar, gerekse dava tarihinden önce gerçekleşmesine rağmen ileri sürülmeyen vakıalara dayanılarak yargılamanın yenilenmesinin talep edilmesi mümkün değildir (Abdurrahman Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku, İstanbul-2011, s. 661).</p>

<p>27. Yargılamanın iadesi; 6100 sayılı Kanun’un 377. maddesi ile her bir yargılamanın iadesi sebebine göre başlangıç tarihi değişen hak düşürücü süreler ile sınırlandırılmış olup bu süre kural olarak üç ay ve her hâlde yenileme talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır (Özekes/Akkaya, Pekcanıtez Usul, s. 4162).</p>

<p>28. Hak düşürücü süre; bir hakkın kullanılmasına ilişkin olarak, yasayla, sözleşmeyle ya da mahkeme kararıyla kesin olarak belirlenen ve bu süre içinde kullanılmadığında hakkın varlığını sona erdiren süredir. Hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkindir; süreyi belirleyen kurallar buyurucu niteliktedir. Bunun sonucu olarak yargıç ya da diğer yetkililerce kendiliğinden gözetilir. Sürenin geçirilmesi nedeniyle varlığı sona eren hakkı taraflar anlaşarak yeniden canlandıramazlar (Türk Hukuk Lügatı, s. 450). Başka bir anlatımla hak düşürücü süre, hâkim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulması gereken, davada “itiraz” olarak başvurulması zorunlu olan ve zamanaşımı gibi “kesme” ve “durma” hükümlerine bağlı olmayan, uyulmama hâlinde “hakkın” kaybına yol açan, diğer bir ifade ile hakkın özünü ortadan kaldıran süredir.</p>

<p>29. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375/1-ç bendinde belirtilen belgenin ele geçirilmiş olması hâlinde yargılamanın iadesini isteme süresi, belgenin elde edildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde yargılamanın iadesi talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır (6100 sayılı Kanun md. 377/1-c). Üç aylık süre; belgenin varlığının öğrenildiği tarihten itibaren değil, 6100 sayılı Kanun’un 377/1-c bendinde açıkça yazılı olduğu üzere belgenin yargılamanın iadesini isteyen tarafça elde edildiği tarihten itibaren başlar. Belge hüküm kesinleşmeden elde edilmiş ise, hüküm kesinleşmedikçe yargılamanın iadesi yoluna başvurulması mümkün olmadığından, hükmün kesinleşmesi tarihinden itibaren işlemeye başlar (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Ankara-2020, C. II, s. 1537-1538).</p>

<p>30. Tüm bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; tarafların 21.09.2011 tarihinde evlendikleri, erkeğin 09.08.2012 tarihinde evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma davası açtığı, Mahkemece 19.09.2013 tarihli karar ile boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına ve kadın yararına yoksulluk nafakası ile maddi-manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, hükmün erkek eş tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairenin onama kararı verdiği, erkeğin karar düzeltme talebinin 09.02.2015 tarihinde reddedilerek hükmün kesinleştiği, kesinleşen karara karşı erkeğin 31.07.2015 tarihinde yargılamanın iadesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelere bakıldığında ise dosya karar düzeltme aşamasında iken erkeğin 27.01.2015 tarihli dilekçesi ile 6100 sayılı Kanun’un 375/1-ç bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesine konu ettiği “kadının hastane kayıtlarına ilişkin” belgeyi elde ederek, Özel Dairece yapılacak olan incelemede dikkate alınmasını talep ettiği görülmüştür. Öyleyse davacı erkeğin; en geç 27.01.2015 tarihinde, yargılamanın iadesine konu tüm belgelere ulaşmış olduğunun kabulü gerekir.</p>

<p>31. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 377/1-c bendi uyarınca yargılamanın iadesi talebi için öngörülen üç aylık hak düşürücü süre; belgenin yargılamanın iadesini isteyen tarafça elde edildiği tarihten itibaren başlayacak ise de; belge hüküm kesinleşmeden önce elde edilmiş ise hükmün kesinleşmesi tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı yukarıda 29. paragrafta açıkça vurgulanmıştır. Dolayısıyla davacının 27.01.2015 tarihli dilekçesi ile elde etmiş olduğu anlaşılan belgeye dayalı yargılamanın iadesi talebi için üç aylık hak düşürücü süre Özel Dairenin 09.02.2015 tarihli karar düzeltme talebinin reddi ile başlamış ve eldeki dava tarihinden önce 09.05.2015 tarihinde düşmüş olup davacının yargılamanın iadesine yönelik hak düşürücü süre dolduktan sonra, 31.07.2015 tarihinde açılan eldeki davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmelidir.</p>

<p>32. Böyle olunca direnme kararının, açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;<br />
Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,</p>

<p>İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,</p>

<p>Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,</p>

<p>03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025520-e-2025769-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7a.jpeg" type="image/jpeg" length="85764"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/634 E., 2022/901 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2019634-e-2022901-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2019634-e-2022901-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.06.2022 tarihli, 2019/634 E., 2022/901 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2019/634 E., 2022/901 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi</p>

<p><br />
1. Taraflar arasındaki “yargılamanın yenilenmesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bursa 7. Aile Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.</p>

<p>2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>

<p><strong>I. YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>Davacı İstemi:</p>

<p>4. Davacı vekili 31.07.2015 tarihli yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesinde; tarafların boşanmasına ilişkin kararın 13.03.2015 tarihinde kesinleştiğini, davalının evlilik birliği resmen devam ederken sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, eşlerin 05.08.2012 tarihinden itibaren bir araya gelmedikleri hâlde davalının 20.07.2013 tarihinde Osmaniye Devlet Hastanesi’nde kürtaj yaptırdığını, dolayısıyla henüz boşanma kararı dahi verilmemişken davalının eşini aldattığını ileri sürerek tarafların boşanmasına ilişkin Bursa 7. Aile Mahkemesinin 19.09.2013 tarihli ve 2017/270 E., 2013/706 K. sayılı karar hakkında yargılamanın iadesi ile tarafların boşanmalarına, davalı yararına hükmedilen nafaka ve tazminatların kaldırılmasına, müvekkili yararına 20.000TL maddi ve 20.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı Cevabı:</p>

<p>5. Davalı vekili 02.12.2015 tarihli yargılamanın yenilenmesi talebine karşı sunduğu beyan dilekçesinde; mahkemenin davalı yararına hükmettiği tazminat ve nafakaların boşanmaya sebebiyet veren kusurlu davranışlara göre belirlendiği, davacının dava ve cevaba cevap dilekçesinde yer almayan bir iddianın bu aşamada ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle talebin reddini savunmuştur.</p>

<p>Mahkeme Kararı:</p>

<p>6. Bursa 7. Aile Mahkemesinin 12.01.2016 tarihli ve 2015/813 E., 2016/24 K. sayılı kararı ile; tarafların boşanma davasına ilişkin yapılan yargılama değerlendirildiğinde, boşanma kararının temyiz edilmeyerek 16.12.2013 tarihinde, nafaka ve tazminatların ise karar düzeltme talebinin reddiyle 09.02.2015 tarihinde kesinleştiği, davacının süresi içerisinde ileri sürdüğü yargılamanın iadesi nedeninin yasada sayılan nedenlerden olduğu, Osmaniye Devlet Hastanesinin 05.10.2015 tarihli yazısından, davalının 20.07.2013 tarihinde vajinal kanama nedeniyle doğum servisine yatışının yapıldığı ve yapılan tetkikler sonucunda gebeliğin kürtaj yoluyla sonlandırıldığı, 21.07.2013 tarihinde taburcu edildiği, hâl böyle olunca davalının boşanma davası devam ettiği sırada başka biri ile birlikte olduğu ve bu kişiden hamile kaldığı ancak daha sonra kürtaj yoluyla gebeliğine son verildiğinin anlaşıldığı, böylece evliliğin bu hâle gelmesine erkeğin kadını evden atması ve yüksek sesle konuşması karşısında kadının da birlik görevlerini ihmal ederek ve ayrı kalınan dönemde de olsa başka birisi ile ilişkiye girerek sadakat yükümlülüğünün ihlâl ettiği, hâl böyle olunca kadının eşine göre ağır kusurlu olduğu ve ağır kusurlu eş yararına nafaka ve tazminatlara hükmedilemeyeceği gerekçesiyle 16.09.2013 tarihli ve 2012/270 E., 2013/706 K. sayılı karar ile kadın yararına hükmedilen nafaka ve tazminatların kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Özel Daire Bozma Kararı:</p>

<p>7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.</p>

<p>8. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.11.2017 tarihli ve 2016/7175 E., 2017/12424 K. sayılı kararı ile;<br />
“…Davacı sunmuş olduğu dava dilekçesiyle; 16.09.2013 tarihli ve 2012/270 E., 2013/706 K. sayılı karar ile tarafların boşanmalarına, davalı kadın lehine aylık 250,00 TL yoksulluk nafakası ile 10.000TL manevi ve 5.000TL maddi tazminata hükmedildiğini, kararın temyiz aşamasından sonra 13.03.2015 tarihinde kesinleştiğini ancak daha sonraki süreçte davacı erkeğin harici duyumlar alması üzerine, evlilik birliği resmen devam ederken ve taraflar henüz boşanmamış iken davalı kadının ağır bir kusur işleyerek davanın esasını bozacak nitelikte ağır kusurlu ve hatalı eylemde bulunduğunu, tarafların, 05.08.2012 tarihinden itibaren ayrı yaşadıkları ve davacı erkek ile bir araya gelmedikleri halde davalı kadının 20.07.2013 tarihinde Osmaniye Devlet Hastanesinde kürtaj yaptırdığını, boşanma davasının davacı erkek tarafından 09.08.2012 tarihinde açıldığını, davalı kadının tahkikat devam ederken ve boşanma kararı dahi verilmemişken evlilik birliğinin gereklerinden olan sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak davacı erkeği aldattığını ve dolayısıyla davalı kadının ağır kusurlu olduğunu, nafaka ve tazminata hak kazanmaması gerektiğini, sundukları evrakların yargılama sürecinde ele geçirilemediğini, davalı kadının boşanma davası devam ederken başka birisiyle birlikte yaşadığı, ondan hamile kaldığı ve kürtaj yaptığının ispatlandığını, davalı kadının bu durumu mahkemeden gizlediğini, mahkemece ilgili hastaneden kayıtların istenmesi durumunda davalı kadının kusurlu olduğunun anlaşılacağını, dolayısıyla tarafların boşanmalarına karar verilerek davalı kadın lehine hükmedilen nafaka ve tazminatların açıklanan nedenlerle davalı kadının ağır kusurundan dolayı iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek mahkemece verilen karar hakkında yeni deliller ışığında yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 374 ve devamı maddelerinde yargılamanın yenilenmesi sebepleri tahdidi olarak sayılmış olup kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir istisnai ve olağanüstü bir yoldur. Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde yargılamanın yenilenmesine dair yasal mevzuat bir arada değerlendirildiğinde yargılamanın yenilenmesi şartları oluşmamış olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuş ve bozmayı gerektirmiştir,…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.</p>

<p>Direnme Kararı:<br />
9. Bursa 7. Aile Mahkemesinin 08.03.2019 tarihli ve 2019/72 E., 2019/182 K. sayılı kararı ile önceki karar gerekçesi yanında; daha önce verilen kararın kesinleştiği, süresinde yargılamanın iadesi talebinde bulunulduğu ve yargılamanın iadesi nedeni olarak ileri sürülen hususun yasada sayılan nedenlerden olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p>Direnme Kararının Temyizi:<br />
10. Direnme kararı yasal süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p><strong>II. UYUŞMAZLIK</strong></p>

<p>11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda; sadakat yükümlülüğünün evlilik birliğinin sürüyor olması nedeniyle eşlerin boşanmalarına ilişkin kararın kesinleşmesine kadar devam ettiği gözetildiğinde, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edemediği bir delili kararın verilmesinden sonra elde etmesi hâlinde bu delilin; yargılamanın iadesi nedeni olarak ileri sürülüp sürülemeyeceği noktasında toplanmaktadır.</p>

<p><strong>III. ÖN SORUN</strong></p>

<p>12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce; Mahkemece verilen ilk kararda davalı yararına hükmedilen maddi-manevi tazminat ile yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verildiği hâlde, Özel Daire bozma kararı sonrasında direnmeye ilişkin kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında sadece “direnilmesine” şeklinde hüküm kurulması karşısında, direnme adı altında verilen kararın usul ve yasa hükümlerine uygun olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>13. Bilindiği üzere, Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.</p>

<p>14. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294. maddesinin 3. fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>15. Ayrıca, bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarıda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikardır.</p>

<p>16. Nitekim Yargıtayın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu'nun 19.06.1991 tarihli ve 1991/323 E., 1991/391 K.; 10.09.1991 tarihli ve 1991/281 E., 1991/415 K.; 25.09.1991 tarihli ve 1991/355 E., 1991/440 K.; 05.12.2007 tarihli ve 2007/981 E. 2007/936 K.; 23.01.2008 tarihli ve 2008/29 E., 2008/4 K.; 05.10.2011 tarihli ve 2011/607 E., 2011/604 K. sayılı kararları).</p>

<p>17. Somut olaya gelince; Mahkemece verilen ilk kararda “Mahkememizin 2012/270 Esas ve 2013/706 Karar nolu boşanma ilamının hüküm kısmının 2. paragrafı ile davalı kadın için verilen aylık 250,00 TL yoksulluk nafakası ile aynı ilamın hüküm kısmının 3. paragrafı ile davalı kadın lehine verilen 5.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaldırılmasına” karar verilmiş, Özel Daire bozma kararı sonrasında usule uygun karar oluşturulmamış, direnmeye ilişkin kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarihli, 2018/1563-14006 E.K sayılı ilamı ile verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı önceki kararımızın maddi manevi tazminat ve nafaka davaları yönünden yargılama yenilenmesi yönündeki şartlar oluştuğu anlaşıldığından önceki kararımızda direnilmesine” denilmekle yetinilmiş, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve gerekçeli karar kurulmamıştır.</p>

<p>18. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır.</p>

<p>19. O hâlde mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz usule uygun karar oluşturulmasıdır.</p>

<p>20. Hâl böyle olunca direnme kararının usulden bozulması gerekmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>V. SONUÇ:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA,</p>

<p>Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,</p>

<p>İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,</p>

<p>Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.06.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2019634-e-2022901-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-af.jpg" type="image/jpeg" length="75409"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/8852 E., 2024/754 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20238852-e-2024754-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20238852-e-2024754-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 12.02.2024 tarihli, 2023/8852 E., 2024/754 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/8852 E., 2024/754 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>...<br />
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/709 E., 2023/554 K.<br />
DAVANIN KONUSU : Yargılamanın yenilenmesi<br />
DAVA TARİHİ : 09.09.2015<br />
KARAR : Ret</p>

<p>Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davasından dolayı bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><br />
<strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili 31.07.2015 tarihli yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesinde; tarafların boşanmasına ilişkin kararın 13.03.2015 tarihinde kesinleştiğini, davalının evlilik birliği resmen devam ederken sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, eşlerin 05.08.2012 tarihinden itibaren bir araya gelmedikleri hâlde davalının 20.07.2013 tarihinde Osmaniye Devlet Hastanesi’nde kürtaj yaptırdığını, dolayısıyla henüz boşanma kararı dahi verilmemişken davalının eşini aldattığını ileri sürerek tarafların boşanmasına ilişkin Bursa 7. Aile Mahkemesinin 19.09.2013 tarihli ve 2017/270 Esas, 2013/706 Karar sayılı karar hakkında yargılamanın iadesi ile tarafların boşanmalarına, davalı yararına hükmedilen nafaka ve tazminatların kaldırılmasına, müvekkili yararına 20.000,00 TL maddî ve 20.000,00 TL manevî tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı vekili 02.12.2015 tarihli yargılamanın yenilenmesi talebine karşı sunduğu beyan dilekçesinde; Mahkemenin davalı yararına hükmettiği tazminat ve nafakaların boşanmaya sebebiyet veren kusurlu davranışlara göre belirlendiği, davacının dava ve cevaba cevap dilekçesinde yer almayan bir iddianın bu aşamada ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle talebin reddini savunmuştur.</p>

<p><strong>III. MAHKEME KARARI</strong><br />
Bursa 7. Aile Mahkemesinin 12.01.2016 tarihli ve 2015/813 Esas, 2016/24 Karar sayılı kararı ile; tarafların boşanma davasına ilişkin yapılan yargılama değerlendirildiğinde, boşanma kararının temyiz edilmeyerek 16.12.2013 tarihinde, nafaka ve tazminatların ise karar düzeltme talebinin reddiyle 09.02.2015 tarihinde kesinleştiği, davacının süresi içerisinde ileri sürdüğü yargılamanın iadesi nedeninin yasada sayılan nedenlerden olduğu, Osmaniye Devlet Hastanesinin 05.10.2015 tarihli yazısından, davalının 20.07.2013 tarihinde vajinal kanama nedeniyle doğum servisine yatışının yapıldığı ve yapılan tetkikler sonucunda gebeliğin kürtaj yoluyla sonlandırıldığı, 21.07.2013 tarihinde taburcu edildiği, hâl böyle olunca davalının boşanma davası devam ettiği sırada başka biri ile birlikte olduğu ve bu kişiden hamile kaldığı ancak daha sonra kürtaj yoluyla gebeliğine son verildiğinin anlaşıldığı, böylece evliliğin bu hâle gelmesine erkeğin kadını evden atması ve yüksek sesle konuşması karşısında kadının da birlik görevlerini ihmal ederek ve ayrı kalınan dönemde de olsa başka birisi ile ilişkiye girerek sadakat yükümlülüğünün ihlâl ettiği, hâl böyle olunca kadının eşine göre ağır kusurlu olduğu ve ağır kusurlu eş yararına nafaka ve tazminatlara hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davacı tarafın yargılamanın iadesi talebinin kabulü ile, 16.09.2013 tarihli ve 2012/270 Esas, 2013/706 Karar sayılı karar ile kadın yararına hükmedilen nafaka ve tazminatların kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong><br />
A. Bozma Kararı<br />
1.Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>2.Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.11.2017 tarihli ve 2016/7175 Esas, 2017/12424 Karar sayılı kararı ile;<br />
“…Davacı sunmuş olduğu dava dilekçesiyle; 16.09.2013 tarihli ve 2012/270 E., 2013/706 K. sayılı karar ile tarafların boşanmalarına, davalı kadın lehine aylık 250,00 TL yoksulluk nafakası ile 10.000TL manevî ve 5.000TL maddî tazminata hükmedildiğini, kararın temyiz aşamasından sonra 13.03.2015 tarihinde kesinleştiğini ancak daha sonraki süreçte davacı erkeğin harici duyumlar alması üzerine, evlilik birliği resmen devam ederken ve taraflar henüz boşanmamış iken davalı kadının ağır bir kusur işleyerek davanın esasını bozacak nitelikte ağır kusurlu ve hatalı eylemde bulunduğunu, tarafların, 05.08.2012 tarihinden itibaren ayrı yaşadıkları ve davacı erkek ile bir araya gelmedikleri halde davalı kadının 20.07.2013 tarihinde Osmaniye Devlet Hastanesinde kürtaj yaptırdığını, boşanma davasının davacı erkek tarafından 09.08.2012 tarihinde açıldığını, davalı kadının tahkikat devam ederken ve boşanma kararı dahi verilmemişken evlilik birliğinin gereklerinden olan sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak davacı erkeği aldattığını ve dolayısıyla davalı kadının ağır kusurlu olduğunu, nafaka ve tazminata hak kazanmaması gerektiğini, sundukları evrakların yargılama sürecinde ele geçirilemediğini, davalı kadının boşanma davası devam ederken başka birisiyle birlikte yaşadığı, ondan hamile kaldığı ve kürtaj yaptığının ispatlandığını, davalı kadının bu durumu mahkemeden gizlediğini, mahkemece ilgili hastaneden kayıtların istenmesi durumunda davalı kadının kusurlu olduğunun anlaşılacağını, dolayısıyla tarafların boşanmalarına karar verilerek davalı kadın lehine hükmedilen nafaka ve tazminatların açıklanan nedenlerle davalı kadının ağır kusurundan dolayı iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek mahkemece verilen karar hakkında yeni deliller ışığında yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 374 ve devamı maddelerinde yargılamanın yenilenmesi sebepleri tahdidi olarak sayılmış olup kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir istisnai ve olağanüstü bir yoldur. Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde yargılamanın yenilenmesine dair yasal mevzuat bir arada değerlendirildiğinde yargılamanın yenilenmesi şartları oluşmamış olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuş ve bozmayı gerektirmiştir,…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.</p>

<p>B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı<br />
1.Bursa 7. Aile Mahkemesinin 08.03.2019 tarihli ve 2019/72 Esas, 2019/182 Karar sayılı kararı ile önceki karar gerekçesi yanında; daha önce verilen kararın kesinleştiği, süresinde yargılamanın iadesi talebinde bulunulduğu ve yargılamanın iadesi nedeni olarak ileri sürülen hususun yasada sayılan nedenlerden olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>2.Dairece 17.09.2022 tarih, 2019/4457 Esas, 2019/8767 Karar sayılı kararıyla, bozma kararının usul ve kanuna uygun bulunduğu ve mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>C. Hukuk Genel Kurulunun Bozma Kararı<br />
Hukuk Genel Kurulu 14.06.2022 tarihli ve 2019/2-634 E., 2022/901 K. sayılı kararıyla;<br />
"... Mahkemece verilen ilk kararda “Mahkememizin 2012/270 Esas ve 2013/706 Karar nolu boşanma ilamının hüküm kısmının 2. paragrafı ile davalı kadın için verilen aylık 250,00 TL yoksulluk nafakası ile aynı ilamın hüküm kısmının 3. paragrafı ile davalı kadın lehine verilen 5.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminatın kaldırılmasına” karar verilmiş, Özel Daire bozma kararı sonrasında usule uygun karar oluşturulmamış, direnmeye ilişkin kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarihli, 2018/1563-14006 E.K sayılı ilamı ile verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı önceki kararımızın maddî manevî tazminat ve nafaka davaları yönünden yargılama yenilenmesi yönündeki şartlar oluştuğu anlaşıldığından önceki kararımızda direnilmesine” denilmekle yetinilmiş, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve gerekçeli karar kurulmamıştır. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır. O hâlde mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz usule uygun karar oluşturulmasıdır. Hâl böyle olunca direnme kararının usulden bozulması gerekmiştir" gerekçesi ile usulden bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar<br />
Mahkemenin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.06.2022 tarih ve 2019/2-634 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı ile verilen usulden bozma kararına uyulmasına karar verilerek; dosya incelendiğinde, usulden bozma öncesinde verilen Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.11.2017 tarihli ve 2016/7175 Esas sayılı, 2017/12424 Karar sayılı kararın usul ve kanuna uygun olduğu, önceki hakim tarafından direnme kararı verilse de Mahkemece yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2022 tarihli, 2019/2-634 Esas, 2022/901 Karar sayılı kararının ise esasa yönelik olmadığı, usulden bozma kararı olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 374 ve devamı maddelerinde yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığı, kesinleşmiş olan hükümlere karşı başvurulan istisnai ve olağanüstü bir kanun yolu olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen hususların yargılamanın yenilenmesi sebepleri arasında yer almadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuran<br />
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; verilen direnme kararı ile ilgili Hukuk Genel Kurulu tarafından esas yönünden bir inceleme ve bozma olmamasına karşın Mahkemenin esas yönünden yeni karar vererek davayı reddetmesinin kanuna ve usule aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, Mahkemece verilen direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve gerekçeli karar kurulmadığı gerekçesiyle usulden bozulmasından sonra, Mahkemece direnme kararından dönülerek Özel Daire kararına uymak suretiyle karar vermesinin hukuken mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.</p>

<p>2. İlgili Hukuk<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 6100 sayılı Kanun'un 294 üncü ve 297 inci maddeleri. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı.</p>

<p>3.Değerlendirme<br />
1.Direnme kararları bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son kararlardandır. Direnme kararı ile Mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararın direnme doğrultusunda yazılmasından ibarettir. Bu bakımdan direnme kararından dönme (rücu) mümkün değildir. Esasen ilamın tefhim edilen karara uygun yazılması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardandır. Nitekim bu kurala yasa koyucu 6100 sayılı Kanun’un 294 üncü ve 297 nci maddeleriyle hayatiyet kazandırmıştır. 6100 sayılı Kanun'un 294 üncü ve 297 nci (1086 sayılı Kanun’un 381 inci ve 388 inci maddeleri) maddeleri emredici hükümlerden olup kamu düzeni amacı ile getirilmiştir. Bu madde hükümlerine göre kararların alenen tefhim edilmesi gerekir. Karar tefhim edildikten sonra bundan dönülerek yeni bir hüküm kurulamaz. Aksinin kabulü mahkemelere olan güveni sarsacağı için hiçbir suretle mümkün görülemez.</p>

<p>2.Bilindiği üzere, 6100 sayılı Kanun'da (mülga 1086 sayılı Kanun) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.</p>

<p>3.Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.</p>

<p>4.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına karşı direnme kararı vermesi ile direnme kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>5.Burada hemen belirtmek gerekir ki, usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır.</p>

<p>6.Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde somut olayda, mahkemece direnme kararı verilmekle davacı yönünden usulü kazanılmış hakkın doğduğunda kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Bu karardan dönülerek Özel Dairenin bozma kararına uyulması yasal olmadığı gibi, 1086 sayılı Kanun'un 439 uncu maddesinin son fıkrası gereğince mahkemeleri bağlayıcı nitelikte bulunan Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma ilamına aykırı karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.</p>

<p>7.Açıklanan nedenlerle, direnme kararı verildikten sonra söz konusu kararın esas yönünden bozulmasına ilişkin Hukuk Genel Kurulunca verilmiş bir karar bulunmadığı sürece başkaca bir karar verilmesinin mümkün olmadığı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2022 tarihli ve 2019/2-634 Esas, 2022/901 Karar sayılı kararında direnme kararının esas yönünden doğru veya yanlış olduğu yönünde bir inceleme yapılmaksızın usul yönünden bozma kararı verildiği hususu göz önüne alındığında, Mahkeme tarafından Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2022 tarih ve 2019/2-634 Esas, 2022/901 Karar sayılı bozma kararında açıklandığı şekilde usulüne uygun bir direnme kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile önceki direnme kararının davacı lehine usulî kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeksizin direnme kararı esastan bozulmuş gibi yorumlanarak Özel Dairenin bozma kararı doğrultusunda hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR;</strong><br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,</p>

<p>Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,</p>

<p>12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20238852-e-2024754-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/yargitay-kapiif.jpg" type="image/jpeg" length="86299"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/7175 E., 2017/12424 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20167175-e-201712424-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20167175-e-201712424-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 08.11.2017 tarihli, 2016/7175 E., 2017/12424 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>2. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2016/7175 E., 2017/12424 K.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi<br />
DAVA TÜRÜ : Yargılamanın Yenilenmesi</p>

<p>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p>Davacı sunmuş olduğu dava dilekçesiyle; 16/09/2013 tarih, 2012/270 esas ve 2013/706 karar sayılı karar ile tarafların boşanmalarına, davalı kadın lehine aylık 250,00 TL yoksulluk nafakası ile 10.000 TL manevi ve 5.000 TL maddi tazminata hükmedildiğini, kararın temyiz aşamasından sonra 13/03/2015 tarihinde kesinleştiğini ancak daha sonraki süreçte davacı erkeğin harici duyumlar alması üzerine, evlilik birliği resmen devam ederken ve taraflar henüz boşanmamış iken davalı kadının ağır bir kusur işleyerek davanın esasını bozacak nitelikte ağır kusurlu ve hatalı eylemde bulunduğunu, tarafların, 05/08/2012 tarihinden itibaren ayrı yaşadıkları ve davacı erkek ile biraraya gelmedikleri halde davalı kadının 20/07/2013 tarihinde Osmaniye Devlet Hastanesinde kürtaj yaptırdığını, boşanma davasının davacı erkek tarafından 09/08/2012 tarihinde açıldığını, davalı kadının tahkikat devam ederken ve boşanma kararı dahi verilmemişken evlilik birliğinin gereklerinden olan sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak davacı erkeği aldattığını ve dolayısıyla davalı kadının ağır kusurlu olduğunu, nafaka ve tazminata hak kazanmaması gerektiğini, sundukları evrakların yargılama sürecinde ele geçirilemediğini, davalı kadının boşanma davası devam ederken başka birisiyle birlikte yaşadığı, ondan hamile kaldığı ve kürtaj yaptığının ispatlandığını, davalı kadının bu durumu mahkemeden gizlediğini, mahkemece ilgili hastaneden kayıtların istenmesi durumunda davalı kadının kusurlu olduğunun anlaşılacağını, dolayısıyla tarafların boşanmalarına karar verilerek davalı kadın lehine hükmedilen nafaka ve tazminatların açıklanan nedenlerle davalı kadının ağır kusurundan dolayı iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek mahkemece verilen karar hakkında yeni deliller ışığında yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 374 ve devamı maddelerinde yargılamanın yenilenmesi sebepleri tahdidi olarak sayılmış olup kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir istisnai ve olağanüstü bir yoldur. Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde yargılamanın yenilenmesine dair yasal mevzuat bir arada değerlendirildiğinde yargılamanın yenilenmesi şartları oluşmamış olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuş ve bozmayı gerektirmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08.11.2017 (Çrş.)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20167175-e-201712424-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/yargi/yargi-tay-yeni122201.jpg" type="image/jpeg" length="99568"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KANITI DOSYAYA SUNDU, DAVAYI ZAMANINDA AÇMADI: HUKUK GENEL KURULU'NDAN YARGILAMANIN YENİLENMESİNDE SÜRE DERSİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kaniti-dosyaya-sundu-davayi-zamaninda-acmadi-hukuk-genel-kurulundan-yargilamanin-yenilenmesinde-sure-dersi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kaniti-dosyaya-sundu-davayi-zamaninda-acmadi-hukuk-genel-kurulundan-yargilamanin-yenilenmesinde-sure-dersi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. GİR</strong><strong>İŞ</strong></p>

<p>Bir mahkeme kararı kesinleştikten sonra onu yeniden yargılamaya açmak için tanınan süre, kanunun sınırlı saydığı hâllerde bile kural olarak üç aydır : doksan gün. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 3 Aralık 2025 tarihli kararına konu olan boşanma dosyasında taraflardan biri, aradığı kanıta zamanında ulaşmıştı. Kaçırdığı şey, o kanıtla ayrı bir dava açmak için tanınan doksan günün ta kendisiydi.</p>

<p>Dosya 2012 yılında açılmış sıradan bir boşanma davasıyla başlıyor. On üç yıl sonra Hukuk Genel Kurulu önüne geldiğinde tartışılan artık boşanmanın kendisi değil, kesinleşmiş bir hükmü yeniden yargılamaya açmanın ne kadar dar bir kapı olduğuydu.</p>

<p><strong>II. OLAY: KES</strong><strong>İNLE</strong><strong>Ş</strong><strong>MEDEN </strong><strong>Ö</strong><strong>NCE ELE GE</strong><strong>Ç</strong><strong>EN BELGE</strong></p>

<p>Taraflar 21 Eylül 2011'de evlenmiş, erkek 9 Ağustos 2012'de evlilik birliğinin sarsılması gerekçesiyle boşanma davası açmıştır. Bursa 7. Aile Mahkemesi 2013 yılının Eylül ayında verdiği kararla (E.2012/270, K.2013/706) tarafların boşanmasına, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin kadına göre daha ağır kusurlu olduğuna hükmetmiş; kadın yararına aylık 250 TL yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminata karar vermiştir. Boşanma hükmü temyiz edilmeden 16 Aralık 2013'te kesinleşmiş; nafaka ve tazminat kısmı ise Özel Dairenin onamasından sonra, karar düzeltme talebinin reddiyle 9 Şubat 2015'te kesinleşmiştir.</p>

<p>Ne var ki dosyada bir ayrıntı daha vardır. Erkek, karar düzeltme aşaması sürerken, 27 Ocak 2015 tarihli bir dilekçeyle Yargıtay'a başvurmuş; kadının hastane kayıtlarına ilişkin bir belgeyi ele geçirdiğini, bu belgenin incelemede dikkate alınmasını istediğini bildirmiştir. İddiasına göre kadın, boşanma davası henüz sürerken 20 Temmuz 2013'te bir devlet hastanesinde hamileliğini sonlandırmıştır. Erkeğin okuduğu anlam açıktır: evlilik birliği hukuken sona ermeden sadakat yükümlülüğü ihlal edilmiştir.</p>

<p>Özel Daire bu dilekçeyi ayrı bir talep gibi değerlendirmemiş, kararını onamış, karar düzeltmeyi reddetmiştir. Hüküm 9 Şubat 2015'te kesinleşmiştir.</p>

<p>Kadın tarafı ise davaya baştan itibaren iki noktadan direnmiştir: hükmedilen nafaka ve tazminatın zaten boşanmaya sebebiyet veren kusurlu davranışlar dikkate alınarak belirlendiğini, dolayısıyla ortada yeni bir kusur değerlendirmesini gerektirecek bir durum olmadığını; ayrıca sadakatsizlik iddiasının dava ve cevaba cevap dilekçelerinde hiç yer almamış yeni bir vakıa olarak, yargılamanın bu aşamasında ileri sürülemeyeceğini savunmuştur. Mahkeme bu savunmayı ilk etapta yerinde bulmamış, hastane kaydını yeterli görerek talebi kabul etmiştir.</p>

<p>Erkek bu kez farklı bir yola başvurmuştur: yargılamanın iadesi davası. Ama bu davayı ancak 31 Temmuz 2015'te, kesinleşmeden yaklaşık beş buçuk ay sonra açmıştır.</p>

<p>Dosya buradan sonra tam on yıl boyunca mahkemeler arasında gidip gelmiştir. Bursa 7. Aile Mahkemesi talebi ilk kez kabul etmiş, nafaka ve tazminatı kaldırmıştır (12.01.2016, E.2015/813, K.2016/24). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bunu esastan bozmuş, yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiğini belirtmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20167175-e-201712424-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E.2016/7175, K.2017/12424, T.08.11.2017)</a>. Mahkeme direnmiş; bu direnme kararı, hükmün usule uygun kurulmadığı gerekçesiyle bu kez Hukuk Genel Kurulundan dönmüştür <a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2019634-e-2022901-k-sayili-karari" rel="dofollow">(E.2019/2-634, K.2022/901, T.14.06.2022)</a>. Mahkeme yeniden karar vermiş, bu sefer talebi reddetmiştir (06.07.2023); Özel Daire bu kararı da usulden bozmuş (<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20238852-e-2024754-k-sayili-karari" rel="dofollow">E.2023/8852, K.2024/754, T.12.02.2024)</a> ve mahkeme son olarak yine kabul yönünde direnmiştir (28.05.2024). Dosya böylece ikinci kez temyize, oradan da Hukuk Genel Kuruluna taşınmıştır.</p>

<p><strong>III. HUKUK</strong><strong>İ Ç</strong><strong>ER</strong><strong>Ç</strong><strong>EVE: NEDEN "OLA</strong><strong>ĞAN</strong><strong>Ü</strong><strong>ST</strong><strong>Ü</strong><strong>" B</strong><strong>İR YOL</strong></p>

<p>Yargılamanın iadesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 374 ilâ 381. maddelerinde düzenlenmiştir. <strong>HMK m. 374</strong> açıktır: bu yola yalnızca kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı başvurulabilir. Kanun, kesin hükmün otoritesini bozmayı göze aldığı için sebepleri sınırlı saymıştır; <strong>HMK m. 375</strong>'te on iki bent hâlinde sayılan sebeplerin dışına çıkılamaz.</p>

<p>Somut olayda dayanılan sebep, maddenin (ç) bendidir: "Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması." Bu sebebin işlemesi için belgenin dava sırasında zaten var olması, hükmü etkileyecek nitelikte olması ve tarafın iradesi dışındaki bir nedenle o ana kadar elde edilememiş olması aranır.</p>

<p>Yargılamanın iadesi bir itiraz değil, ayrı bir davadır. Kanun sistematiğinde kanun yolları arasında sayılmış olsa da, 1937 ve 1956 tarihli iki İçtihadı Birleştirme Kararına dayanan yerleşik anlayışa göre bağımsız bir dava niteliğindedir.</p>

<p>Sürenin hesabı, <strong>HMK m. 377</strong>'de ayrı bir rejime bağlanmıştır: belge sebebine dayalı taleplerde süre "yeni belgenin elde edildiği" tarihten itibaren üç ay, her hâlde de hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır. Kanun metni tek bir başlangıç noktası öngörmüş gibi görünse de, Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanan uygulamasına göre belge kesinleşmeden önce ele geçirilmişse üç aylık süre kesinleşme tarihinden itibaren işlemeye başlar — çünkü hüküm kesinleşmeden zaten dava açılamaz.</p>

<p>Sürenin niteliği de gözden kaçmamalıdır. Bu üç aylık süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Aradaki fark pratikte belirleyicidir: zamanaşımı def'i taraflarca ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmazken, hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkindir, mahkeme onu resen gözetmek zorundadır ve taraflar anlaşarak bu süreyi ne durdurabilir ne de uzatabilir. Somut olayda karşı taraf süre itirazında bulunmamış olsaydı bile Kurul, dosyadaki tarihlerden süre aşımını kendiliğinden tespit edip davayı bu nedenle reddedebilirdi.</p>

<p>Davanın arkasındaki maddi hukuk sorunu da hatırlanmaya değer. Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesi eşlere birbirine sadık kalma yükümlülüğü yükler; aynı Kanunun 175. maddesi ise yoksulluk nafakasını, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan tarafa tanır. Erkeğin iddiası kabul görseydi kadının kusur durumu ağırlaşacak, nafaka ve tazminatın dayanağı sarsılacaktı. Ama Hukuk Genel Kurulu bu tartışmaya hiç girmemiştir; dava, esasa ulaşmadan süre eşiğinde kalmıştır.</p>

<p>Kanun koyucunun burada iki ayrı sınır öngörmesi tesadüf değildir. Üç aylık kısa süre, hakkını arayan tarafın makul bir hızla harekete geçmesini; on yıllık uzun süre ise kesin hükmün sonsuza kadar tehdit altında kalmamasını sağlar. İkisi birlikte, kesin hükmün istikrarı ile somut adalet arayışı arasındaki gerilimi dengelemeyi amaçlar. Uygulamada asıl tuzak, davacıların on yıllık üst sınıra güvenip üç aylık kısa süreyi gözden kaçırmasıdır — tam da bu dosyada yaşanan budur.</p>

<p><strong>IV. HUKUK GENEL KURULU'NUN DE</strong><strong>Ğ</strong><strong>ERLEND</strong><strong>İ</strong><strong>RMES</strong><strong>İ</strong></p>

<p>Kurul, kararında yargılamanın iadesini şöyle tanımlar:</p>

<p>"Yargılamanın iadesi; bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur."</p>

<p>Kurulun asıl işi ise tarihleri sıraya koymaktır. Erkeğin 27 Ocak 2015 tarihli dilekçesi, hastane kaydına ilişkin belgeyi o tarihte elde etmiş olduğunu göstermektedir. Bu, hükmün kesinleşme tarihinden (9 Şubat 2015) öncesine denk düşer. Kurul bu noktada şu tespiti yapar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Üç aylık süre; belgenin varlığının öğrenildiği tarihten itibaren değil, [...] belgenin yargılamanın iadesini isteyen tarafça elde edildiği tarihten itibaren başlar. Belge hüküm kesinleşmeden elde edilmiş ise, hüküm kesinleşmedikçe yargılamanın iadesi yoluna başvurulması mümkün olmadığından, hükmün kesinleşmesi tarihinden itibaren işlemeye başlar."</p>

<p>Buradan çıkan sonuç nettir: üç aylık süre 9 Şubat 2015'te başlamış, 9 Mayıs 2015'te dolmuştur. Erkeğin davayı açtığı 31 Temmuz 2015 ise bu son günün yaklaşık iki buçuk ay sonrasıdır.</p>

<p>Kurul ayrıca, belgenin karar düzeltme dilekçesiyle dosyaya sunulmuş olmasının ayrı bir dava açma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığının altını çizer. Özel Dairenin bu dilekçeyi ayrıca bir talep olarak değerlendirmemesi süreyi durdurmamış, tam tersine erkeğin bağımsız bir dava açması gerektiğini daha da belirgin kılmıştır.</p>

<p>Kararın kendi içinde bir ironi de var. Dosya bu noktaya gelene kadar iki kez daha Hukuk Genel Kurulundan geçmiş, ama 2022 ve 2024 tarihli iki bozma da süre meselesine hiç değinmemiş; ikisi de yalnızca hükmün ve direnme kararının yazım biçimi üzerinden, salt usulden bozulmuştur. Süre itirazı davanın esasına ilk kez, açılışından on yılı aşkın bir süre sonra, bu kararla girmiştir. Bu da yargılamanın iadesi gibi olağanüstü bir yolun, sıradan usul hatalarına karşı bile ne kadar dirençli biçimde ayakta kalabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Kararda karşı oy yoktur; Kurul bu sonuca oy birliğiyle ulaşmıştır. Bu da beklenen bir sonuçtur — çünkü tartışma, takdire açık bir kusur veya nafaka değerlendirmesi değil, dosyadaki tarihlerin nesnel biçimde okunmasından ibarettir. Sadakatsizlik iddiasının doğru olup olmadığı, dolayısıyla hiç tartışılmamıştır.</p>

<p><strong>V. UYGULAMAYA D</strong><strong>ÖN</strong><strong>Ü</strong><strong>K SONU</strong><strong>ÇLAR</strong></p>

<p><strong>S</strong><strong>üre, belgeyi </strong><strong>öğrendi</strong><strong>ğiniz an de</strong><strong>ğ</strong><strong>il, h</strong><strong>ükm</strong><strong>ün kesinle</strong><strong>şti</strong><strong>ği an işlemeye ba</strong><strong>şlayabilir.</strong> Belge kesinleşmeden önce ele geçirilmişse üç aylık süre kesinleşme tarihinden başlar; kesinleşmeden sonra ele geçirilmişse ele geçirildiği tarihten başlar. İkisini karıştırmak, davanın süre yönünden reddiyle sonuçlanır.</p>

<p><strong>Ana davaya dilek</strong><strong>çe sunmak, ayr</strong><strong>ı </strong><strong>dava a</strong><strong>çma zorunlulu</strong><strong>ğunu kar</strong><strong>şılamaz.</strong> Yargılamanın iadesi, kanun sistematiğinde kanun yolu gibi görünse de esasen bağımsız bir davadır; harcı yatırılmış, dilekçesi ayrı, hasmı gösterilmiş bir dava açılmadan bu yola başvurulmuş sayılmaz.</p>

<p><strong>On y</strong><strong>ıll</strong><strong>ık </strong><strong>üst s</strong><strong>ın</strong><strong>ır her zaman g</strong><strong>ü</strong><strong>vence de</strong><strong>ğildir.</strong> Kanun her hâlde on yıllık bir tavan öngörse de davaları fiilen düşüren çoğunlukla üç aylık kısa süredir. Bu süre hak düşürücüdür, hâkim tarafından resen gözetilir, tarafların iradesiyle uzatılamaz.</p>

<p><strong>Belgeyi elde eder etmez tarihini kay</strong><strong>ı</strong><strong>t alt</strong><strong>ı</strong><strong>na al</strong><strong>ın.</strong> Bir belgenin ne zaman ele geçirildiğini ispat yükü, yargılamanın iadesini isteyen taraftadır. Tebliğ-tesellüm belgesi, resmî yazışma tarihi ya da dilekçe havale tarihi gibi somut kayıtlar, sonradan yapılacak süre hesabında belirleyici olmaktadır.</p>

<p><strong>Yarg</strong><strong>ılaman</strong><strong>ın iadesi, h</strong><strong>ükm</strong><strong>ün tamam</strong><strong>ın</strong><strong>ı de</strong><strong>ğil yaln</strong><strong>ız etkilenen k</strong><strong>ısm</strong><strong>ın</strong><strong>ı hedef al</strong><strong>ır.</strong> Bu dosyada boşanmanın kendisi hiç tartışma konusu olmamış, hüküm 2013'te kesinleşmiş kalmıştır; yeniden yargılama talebi yalnızca nafaka ve tazminat kalemlerine yöneliktir. Uygulamada dilekçe kaleme alınırken talebin kapsamını gereğinden geniş tutmak, mahkemenin ve Yargıtayın işini karmaşıklaştırmaktan başka bir işe yaramaz.</p>

<p><strong>VI. SONU</strong><strong>Ç</strong></p>

<p>Hukuk Genel Kurulunun bu kararı, esasa hiç girmeden, salt bir tarih hesabıyla sonuçlanmıştır. On üç yıl süren bir boşanma davasının ve ardından gelen yargılamanın iadesi mücadelesinin akıbeti, üç aylık bir sürenin başlangıç noktası doğru hesaplanmadığı için belirlenmiştir. Kanaatimizce bu sonuç, kesin hükmün istikrarını korumaya yönelik kanun sisteminin tutarlı bir uzantısıdır: yargılamanın iadesi ne kadar haklı bir gerekçeye dayanırsa dayansın, kanunun çizdiği dar süre kapısından geçemeyen talep esasa hiç ulaşamadan kapanmaktadır. Uygulayıcılar için ders açıktır: yeni bir belge ele geçirildiğinde önce tarih, sonra dava.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mete-celik" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Mete ÇELİK"><img alt="Av. Mete ÇELİK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/07/mete-celik.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mete-celik" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Mete ÇELİK">Av. Mete ÇELİK</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Yararlan</strong><strong>ılan Kaynaklar</strong></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025520-e-2025769-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2025/520, K.2025/769, T.03.12.2025.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20167175-e-201712424-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2016/7175, K.2017/12424, T.08.11.2017.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2019634-e-2022901-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2019/2-634, K.2022/901, T.14.06.2022.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-2-hukuk-dairesinin-20238852-e-2024754-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/8852, K.2024/754, T.12.02.2024.</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">· 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.374, m.375/1-ç, m.377/1-c (mevzuat.gov.tr güncel metni).</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.175, m.185 (mevzuat.gov.tr güncel metni).</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul, 2001, C. V.</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Süha Tanrıver, Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2022, C. II.</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Muhammed Özekes / Tolga Akkaya, Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, İstanbul, 2025, C. IV.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kaniti-dosyaya-sundu-davayi-zamaninda-acmadi-hukuk-genel-kurulundan-yargilamanin-yenilenmesinde-sure-dersi-1</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/hukukihaber-yazi-11-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="14290"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2024/4959 E., 2024/5231 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-hukuk-dairesinin-20244959-e-20245231-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-hukuk-dairesinin-20244959-e-20245231-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 13.05.2024 tarihli, 2024/4959 E., 2024/5231 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/4959 E., 2024/5231 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2024/228 E., 2024/646 K.<br />
KARAR : Esastan ret<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. İş Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/213 E., 2023/151 K.</p>

<p>Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I.DAVA</strong><br />
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... ...'nun dava dışı şirketin borçlarından dolayı davacılar aleyhine düzenlenen ödeme emirlerinin iptalini talep ve dava etmişlerdir.</p>

<p><strong>II.CEVAP</strong><br />
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumda 2 8531 01 01 1140601 041 08 87 ve 2 8531 01 01 1105684 041 13 90 sicil sayılı dosyalarda işlem gören işyeri işvereni ... Öğretim Kurumları A.Ş. (12.10.2020 Devrelan Şirket ... İnovasyon ve Bilim Eğitim Hizmetleri A.Ş.)'nin 2018/5 ila 2019/3 aylardan ödenmeyen prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçlarından dolayı 20.04.2018 tarihli 423 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ve 22.03.2019 tarihli ve 415 sayılı Ticaret sicili gazetesiyle Yönetim Kurulu Başkanı olarak ... ...'nun sorumluluğunun tespit edildiğini, ancak Yönetim Kurulu Başkanı olarak ... ...'nun 04.07.2020 tarihinde vefat etmesi nedeniyle varisler hakkında icra takibi başlatıldığını ve varisi ...'a 04.10.2022 tarihli ve 53292569 sayıyla gönderilen ödeme emrinin 13.10.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, ...'na gönderilen 04.10.2022 tarihli ve 53292765 ödeme emrinin 13.10.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı tarafın mirasın reddini süresi içinde düzenlendiğini iddia ettiğini ancak bu iddianın yanlış olduğunu, müteveffanın ölüm tarihinin 04.07.2022 olduğunu, söz konusu ödeme emirlerinin 04.10.2022 tarihinde düzenlendiğini beyanla davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III.İLK DERECE MAHKEME KARARI</strong><br />
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davalı Kurumun davacılar aleyhine düzenlediği 04.10.2022 tarih ve 53292765 sayılı 04.10.2022 tarih ve 53292569 sayılı ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV.İSTİNAF</strong><br />
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.</p>

<p>B.İstinaf Sebepleri:<br />
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının Kuruma başvurmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davanın 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, ödeme emirlerinin mirasın reddi süresi içerisinde düzenlendiği iddiasının murisin ölüm tarihinin 04.07.2020, ödeme emirlerinin düzenlenme tarihinin 04.10.2022 olması nedeniyle kabul edilemez olduğunu, davanın kabulüne karar verildiğini, İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/33 Tereke sayılı dosyasının derdest olduğunu, en azından bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, terekeye ilişkin davada sadece davacılardan ... tarafından açıldığını, kararın hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>C.Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 7036 sayılı Kanun'un 4/1 (5521 sK m. 7) maddesinin uygulama yeri olmadığı, dava konusu olayda kişinin Kurumdan talebi değil, Kurumun davacıdan alacak talebi bulunmakta olduğu, Kanun'da ödeme emrine itiraz prosedürünün özel olarak düzenlendiği, Kuruma başvuru şartının bulunmadığı,</p>

<p>Mirasçılardan ... tarafından 27.09.2020 tarihinde resmi defter tutulması talebiyle İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığı, TMK'nın 625/1 maddesi uyarınca resmi defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları için takip yapılamayacağı, mirasçılardan birinin terekenin resmi defterinin tutulması talebinin diğer mirasçıları da etkileyeceği, davanın derdest olduğu,</p>

<p>Mirasbırakan ... ...'nun 04.07.2020 tarihinde vefat ettiği, mirasçılardan ... tarafından 1 aylık süresi içerisinde resmi defter tutulması talebinde bulunulduğu, TMK'nın 619. Maddesine göre mirasçılardan birisinin resmi defter tutulması talebinin diğer mirasçılar hakkında da etkili olacağı, bu halde diğer davacı ... yönünden de süresi içerisinde defter tutma talebinde bulunduğunun kabulü gerektiği, defter tutulma aşamasının tamamlanmasından sonra sulh hukuk mahkemesi hakiminin belirleyeceği sürede mirasçıların mirası reddettiğini yahut resmi tasfiye talep ettiğini ya da deftere göre veya mirası kayıtsız şartsız kabul ettiğini açıklayabileceği, resmi defter tutma aşaması devam ettiği sürece mirası açıkça kabul ettiğini beyan etmeyen mirasçılar dışındaki mirasçıların mirasçılık sıfatının bulunduğu kabul edilemeyeceği, davacılar tarafından resmi defter tutulması talep edildiğine göre davacıların mirasçılık sıfatının bulunup bulunmadığı bu aşamada belli olmadığından murisin amme borçları nedeniyle davacılar yönünden takip yapılamayacağı, İlk Derece Mahkemesinin takiplerin iptali ve ihtiyati tedbir talebinin kabulü yönünden vermiş olduğu kararların yerinde olduğu anlaşılmakla istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V.TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı Kurum vekili; istinaf taleplerinin tekrarla temyiz talebinde bulunmuştur.</p>

<p>C.Gerekçe<br />
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Dava, ödeme emrinin iptali davasıdır.</p>

<p>2.İlgili Hukuk<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri;</p>

<p>6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55 ve devamı maddeleri ilgili hükümleri, TMK 619 uncu maddesi, 625 inci maddesinin 1inci fıkrası.</p>

<p>3. Değerlendirme<br />
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-hukuk-dairesinin-20244959-e-20245231-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa.jpg" type="image/jpeg" length="50044"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/2668 E., 2016/2688 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-20152668-e-20162688-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-20152668-e-20162688-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 03.03.2016 tarihli, 2015/2668 E., 2016/2688 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>14. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2015/2668 E., 2016/2688 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi</p>

<p><br />
Tereke tespiti isteyen vekili tarafından, davalı aleyhine 10.04.2012 gününde verilen dilekçe ile terekenin tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; murisin tereke mevcudunun tespit edildiği mahkemece yapılacak başka bir işlem olmadığından terekeden el çekilmesine dair verilen 04.06.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi tespit isteyen vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşündü:</p>

<p><strong>_ K A R A R _</strong></p>

<p>Davacı, muris ...'un 13.01.2012 tarihinde vefat ettiğini, terekesinin tespiti ile defterinin tutulmasını, tespit edilecek tüm tereke malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.</p>

<p>Mahkemece, muris...'ın terekesinin dosyaya gelen yazı cevapları ve mevcut duruma göre tespitine, mahkeme kasasında olan eşyaların yediemin sıfatı ile eşi ...'a teslimine karar verilmiştir.<br />
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Tereke tespiti davaları delil tespiti niteliğinde olup, istihkak davası niteliğinde değildir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir.</p>

<p>Davacının defter tutulmasına dair isteği, Türk Medeni Kanununun 619. maddesinde düzenlenen mirası kabul veya redde esas olmak üzere "resmi defter tutma" değil, aynı Kanunun 589. ve devamı maddelerinde yer olan "koruma önlemi" olarak ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurları belirlemek, böylece olası ihtilaflarda başvuru kaynağı oluşturmak, bu sayede terekenin içeriği ile ilgili ölüm anındaki durumu öğrenme imkanını elde etmeye yönelik olarak terekede bulunan mal ve hakların tespitine ilişkindir. Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir. Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır.</p>

<p>Bu itibarla mahkemece, resmi kurumlardan murisin taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığına ilişkin bilgi istenmek, tereke mallarını zilyetliğinde bulunduran veya murise borcu olan mirasçıların murisin mali durumu ile ilgili bilgi vermekle yükümlü oldukları hatırlatılarak bu hususta mirasçılardan bilgi alınmak suretiyle "Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün" 33'üncü maddesi gereğince; ölüm anı itibarıyla terekedeki (taşınır veya taşınmaz) mal ve hakların tespit edilip hükümde gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda belirtilen nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran tarafa geri verilmesine, 03.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-20152668-e-20162688-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/yargi/yargitay7mghj74.jpg" type="image/jpeg" length="40694"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/1036 E., 2016/551 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20141036-e-2016551-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20141036-e-2016551-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.04.2016 tarihli, 2014/1036 E., 2016/551 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2014/1036 E., 2016/551 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Taraflar arasındaki “şikayet” kanun yolundan dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesince istemin kabulüne dair verilen 21.09.2011 gün; 2009/3412 E. - 2011/998 K. sayılı kararın incelenmesi karşı taraf/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10.05.2012 gün ve 2011/32221 E. - 2012/16241 K. sayılı ilamı ile;</p>

<p>"...Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;<br />
Alacaklı tarafından başlatılan ilamlı icra takibinde borçlu mirasçıları TMK.nun 625.maddesi resmi defter tutulması süresince icra takibi yapılamayacağından bahisle takibin iptalini talep etmişler ve mahkemece takibin iptaline karar verildiği görülmüştür.</p>

<p>İİK.nun 53/2 maddesine göre; "icra takibi sırasında borçlu öldüğünde tereke henüz taksim edilmemiş veya resmi tasfiyeye tabi tutulmamış yahut mirasçılar arasında aile şirketi tesis olunmamışsa, borçlu hayatta olsaydı hangi usul tatbik olunacak idi ise terekeye karşı ona göre takip devam eder." Aynı maddenin üçüncü fıkrası ise; "Bu takibin mirasçıya karşı devam edebilmesi ancak rehinin paraya çevrilmesi veya haciz yolları ile kabildir" düzenlemesini içermektedir.</p>

<p>Türk Medeni Kanununun 625 maddesinde; "Resmi defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları için icra takibi yapılamaz. Bu süre içinde zamanaşımı işlemez. Acele haller dışında davalara devam edilemeyeceği gibi yeni dava açılamaz." hükmü yer almaktadır.</p>

<p>Somut olayda mirasçıların, Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/54 esasında kayıtlı olan murisin terekesinin, resmi defter tutulması yolu ile tespitini talep ettikleri görülmektedir. TMK.nun 625. maddesi, resmi defter tutulması süresince icra takibi yapılamayacağını öngörmekte olup, açılmış olan takiplerin iptal edileceğine ilişkin bir hüküm içermemektedir. Bu durumda takip, defter tutulması sona erip, mirasçılara tutulan defter gereğince mirası kabul veya reddetmeleri için TMK'nun 626 ve 627. maddeleri gereğince, verilecek bir aylık süre sonuna kadar ertelenir.</p>

<p>O halde mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca, resmi defter tutulmasının sonucu beklenerek, mirasçıların TMK.nun 627.maddesi uyarınca verecekleri karara göre sonuca gidilmesi gerekirken, takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir..."</p>

<p>gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.</p>

<p><strong>HUKUK GENEL KURULU KARARI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:</p>

<p>İstek, takibin iptali istemine ilişkindir.</p>

<p>Şikayetçi/borçlular vekili, İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2009/2821 E. sayılı dosyasında ... mirasçıları olan müvekkilleri hakkında 06.08.2009 tarihinde ilamlı takip yapıldığını, ancak müvekkillerince Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/54 Tereke sayılı dosyası ile 18.06.2009 tarihinde terekenin resmi defterinin tutulması ve terekeye temsilci atanması için talepte bulunulduğunu, TMK'nın 625/1. maddesi gereğince defter tutma işlemi süresince takip yapılamayacağını belirterek, takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Karşı taraf/alacaklı vekili, şikayetin reddini talep etmiştir.</p>

<p>Yerel Mahkemece, Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/54 Tereke sayılı dosyasında M. S. Erdem mirasçıları tarafından resmi defter tutulmasının talep edildiği, TMK’nın 625. maddesi uyarınca defter tutma işleminin devamı müddetince terekenin borçları hakkında icra takibi yapılamayacağı, yasanın bu emredici hükmüne aykırılığın süresiz şikayete tabi olduğu gerekçesi ile şikayetin kabulü ile takibin iptaline dair verilen karar, karşı taraf/alacaklı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>Direnme kararını karşı taraf/alacaklı vekili temyize getirmiştir.</p>

<p>Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; icra takip borçlusunun mirasçılarının, takip tarihinden önce terekenin resmi defter tutulması yolu ile tespitini talep etmeleri halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 625. maddesi uyarınca, takibin ertelenmesine mi, yoksa iptaline mi karar verilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.</p>

<p>Hemen belirtmek gerekir ki; miras açılınca mirasçılar, külli halef olarak, aktif ve pasifi ile terekeyi iktisap (TMK m. 599) ederler. Mirasçının öz mal varlığı ile tereke bir bütün haline gelmiş olur.</p>

<p>Bunun, bazı hallerde sakıncalı olacağını gözeten kanun koyucu, yarar dengesinin sağlanması için tedbirler almak gereğini duymuştur.</p>

<p>Terekenin, mirasçıyı külfet altına sokacağı konusunda mirasçı yeterli bilgi veya kanaate sahip ise, üç ay içinde hiçbir gerekçe göstermeden mirası reddedebilir (TMK. m. 605, 606).</p>

<p>Eğer tereke borca batıksa ve bu durum mirasçı tarafından açıkça bilinmekte ise, red hakkının kullanılmasına da gerek yoktur. Çünkü kanun koyucu, terekenin kendiliğinden (hükmen) reddedilmiş sayıldığını kabul etmiştir (TMK. m. 605). Mirasçı borca batıklığı bilmese bile, hükmen reddin sonuçlarından yararlanır.</p>

<p>Bazen tereke, açık ve kesin bir durum ifade etmez. Bu hallerde mirasçı, red hakkını kullanıp kullanmamakta tereddüde düşer. İşte bu haklı şüphe karşısında kabul veya red konusunda güvenli bir karara varmasını sağlamak için, terekenin defterinin tutulması öngörülmüştür (TMK. m. 619 vd). Bu yolla mirasçı, bilinçli olarak red hakkını kullanıp tereke borçlarından şahsî mal varlığı ile sorumlu olmaktan kurtulacağı gibi, deftere göre kabul etmekle de, borçlar ödendikten sonra, geriye kalanı almak hakkını kazanır.</p>

<p>Defter tutma işleminin yapıldığı sürece, ancak telafisi (gecikmesi) terekenin zararına olan idarî tasarruflar yapılabilir. Resmi defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları için icra takibi yapılamaz, yapılmakta olan icra takibi durur, bu süre içinde zamanaşımı işlemez. Acele haller dışında, davalara devam edilemeyeceği gibi, yeni dava da açılamaz (TMK. m. 625).</p>

<p>Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya gelince, davacıların murisi ...’in 23.05.2009 tarihinde vefat ettiği, davacılar tarafından Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/54 Tereke sayılı dosyası ile 18.06.2009 tarihinde terekenin resmi defterinin tutulması ve terekeye temsilci atanması için talepte bulunulduğu ve İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2009/2821 sayılı dosyası ile ... mirasçıları olan davacılar aleyhine 06.08.2009 tarihinde uyuşmazlık konusu ilamlı takibin başlatıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere TMK'nın 625/1. maddesi uyarınca resmî defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları nedeniyle icra takibi yapılaması mümkün bulunmadığından resmi defter tutulması isteminden sonra başlatılan icra takibinin iptaline karar verilmesi gerekir.</p>

<p>Hal böyle olunca; yerel mahkemenin, TMK’nın 625. maddesi uyarınca resmi defter tutma işleminin devamı müddetince terekenin borçları nedeniyle icra takibi yapılamayacağı gerekçesi ile takibin iptaline dair verdiği kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.</p>

<p>O halde, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.</p>

<p><strong>S O N U Ç : </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle karşı taraf/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 27.04.2016 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20141036-e-2016551-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1aa1.jpg" type="image/jpeg" length="38702"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MİRASI KABUL VEYA REDDE ESAS OLMAK ÜZERE TEREKENİN RESMİ DEFTERİNİN TUTULMASI (TMK 619-631)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/mirasi-kabul-veya-redde-esas-olmak-uzere-terekenin-resmi-defterinin-tutulmasi-tmk-619-631-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/mirasi-kabul-veya-redde-esas-olmak-uzere-terekenin-resmi-defterinin-tutulmasi-tmk-619-631-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p><a name="_Toc124584504"><strong>1. </strong></a><strong>Genel Olarak</strong></p>

<p>Bilindiği üzere TMK’nın 605. ve 606. maddeleri gereği mirasçı üç ay içinde hiçbir gerekçe göstermeden mirası reddedebilir. Eğer tereke borca batıksa ve bu durum mirasçı tarafından açıkça bilinmekte ise, ret hakkının kullanılmasına da gerek yoktur. Çünkü kanun koyucu, terekenin kendiliğinden (hükmen) reddedilmiş sayıldığını kabul etmiştir. Mirasçı, terekenin borca batık olduğunu bilmese bile, hükmen reddin sonuçlarından yararlanır.</p>

<p>Ancak bazen tereke<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BTereke%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E-->, açık ve kesin bir durum ifade etmediğinden mirasçı, ret hakkını kullanıp kullanmamakta tereddüde düşer. Bu durumda TMK’nın 619. ve devamı maddelerinde ret hakkı bulunan mirasçıya güvenli bir karar verebilmesi için, terekenin defterinin tutulması isteme hakkı tanınmıştır. Bu şekilde mirasçı, terekenin mevcut durumunu bildiği için bilinçli olarak ret hakkını kullanıp tereke borçlarından şahsi malvarlığı ile sorumlu olmaktan kurtulacak, deftere göre kabul ettiğinden, borçlar ödendikten sonra, geriye kalanı almak hakkını kazanır.</p>

<p>“<i>...uyuşmazlık; icra takip borçlusunun mirasçılarının, takip tarihinden önce terekenin resmi defter tutulması yolu ile tespitini talep etmeleri halinde 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 625. maddesi uyarınca, takibin ertelenmesine mi, yoksa iptaline mi karar verilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.</i></p>

<p><i>Hemen belirtmek gerekir ki; miras açılınca mirasçılar, külli halef</i><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%2520style%253D'font-size%253A12.0pt%253B%250Aline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%2520style%253D'mso-element%253A%250Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BK%25C3%25BClli%2520Halef%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><i> olarak, aktif ve pasifi ile terekeyi iktisap (TMK 599) ederler. Mirasçının öz mal varlığı ile tereke</i><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BTereke%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><i> bir bütün haline gelmiş olur. Bunun, bazı hallerde sakıncalı olacağını gözeten kanun koyucu, yarar dengesinin sağlanması için tedbirler almak gereğini duymuştur.</i></p>

<p><i>Terekenin, mirasçıyı külfet altına sokacağı konusunda mirasçı yeterli bilgi veya kanaate sahip ise, üç ay içinde hiçbir gerekçe göstermeden mirası reddedebilir (TMK 605, 606).</i></p>

<p><i>Eğer tereke</i><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BTereke%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><i> borca batıksa ve bu durum mirasçı tarafından açıkça bilinmekte ise, ret hakkının kullanılmasına da gerek yoktur. Çünkü kanun koyucu, terekenin kendiliğinden (hükmen) reddedilmiş sayıldığını kabul etmiştir (TMK 605). Mirasçı borca batıklığı bilmese bile, hükmen reddin sonuçlarından yararlanır.</i></p>

<p><i>Bazen tereke</i><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BTereke%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><i>, açık ve kesin bir durum ifade etmez. Bu hallerde mirasçı, ret hakkını kullanıp kullanmamakta tereddütte düşer. İşte bu haklı şüphe karşısında kabul veya ret konusunda güvenli bir karara varmasını sağlamak için, terekenin defterinin tutulması öngörülmüştür (TMK 619 vd.). Bu yolla mirasçı, bilinçli olarak ret hakkını kullanıp tereke borçlarından şahsi mal varlığı ile sorumlu olmaktan kurtulacağı gibi, deftere göre kabul etmekle de borçlar ödendikten sonra, geriye kalanı almak hakkını kazanır.</i></p>

<p><i>Defter tutma işleminin yapıldığı sürece, ancak telafisi (gecikmesi) terekenin zararına olan idari tasarruflar yapılabilir. Resmi defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları için icra takibi</i><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253B%25C4%25B0cra%2520Takibi%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><i> yapılamaz, yapılmakta olan icra takibi durur, bu süre içinde zamanaşımı</i><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BZamana%25C5%259F%25C4%25B1m%25C4%25B1%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><i> işlemez. Acele haller dışında, davalara devam edilemeyeceği gibi, yeni dava da açılamaz (TMK 625).</i></p>

<p><i>Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya gelince, davacıların murisi ...’in 23.05.2009 tarihinde vefat ettiği, davacılar tarafından... Sulh Hukuk Mahkemesi</i><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BSulh%2520Hukuk%2520Mahkemesi%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><i>’nin dosyası ile 18.06.2009 tarihinde terekenin resmi defterinin tutulması ve terekeye temsilci atanması için talepte bulunulduğu ve... İcra Müdürlüğünün dosyası ile... mirasçıları olan davacılar aleyhine 06.08.2009 tarihinde uyuşmazlık konusu ilamlı takibin başlatıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere TMK’nın 625/1. maddesi uyarınca resmi defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları sebebiyle icra takibi</i><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253B%25C4%25B0cra%2520Takibi%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><i> yapılaması mümkün bulunmadığından resmi defter tutulması isteminden sonra başlatılan icra takibinin iptaline karar verilmesi gerekir.</i></p>

<p><i>Hal böyle olunca; yerel mahkemenin, TMK’nın 625. maddesi uyarınca resmi defter tutma işleminin devamı müddetince terekenin borçları sebebiyle icra takibi</i><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253B%25C4%25B0cra%2520Takibi%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><i> yapılamayacağı gerekçesi ile takibin iptaline dair verdiği kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır...</i>”<a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20141036-e-2016551-k-sayili-karari" rel="dofollow">[1]</a></p>

<p>“<i>...Davacının defter tutulmasına dair isteği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 619. maddesinde düzenlenen mirası kabul veya redde esas olmak üzere “resmi defter tutma” değil, aynı Kanunun 589. vd. maddelerinde yer olan “koruma önlemi” olarak ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurları belirlemek, böylece olası ihtilaflarda başvuru kaynağı oluşturmak, bu sayede terekenin içeriği ile ilgili ölüm anındaki durumu öğrenme imkanını elde etmeye yönelik olarak terekede bulunan mal ve hakların tespitine ilişkindir. Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe tereke</i><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BTereke%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A105%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><i> paylaşılmadığı sürece istenebilir. Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır...</i>”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-20152668-e-20162688-k-sayili-karari" rel="dofollow">[2]</a></p>

<p><strong>2. Resmi Defter Tutulmasının Koşulları</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TMK’nın 619. maddesine göre, terekenin resmi defterinin tutulmasını mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, mirasın reddi<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BMiras%25C4%25B1n%2520Reddi%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E-->ne ilişkin usule uyulmak suretiyle, bir ay içinde sulh hâkiminden isteyebilir. Yani defter tutma istemi mirasın reddine ilişkin sürenin işlemeye başladığı tarihten itibaren bir ay içerisinde istenilmelidir. Bu süre hak düşürücü süre<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BHak%2520D%25C3%25BC%25C5%259F%25C3%25BCr%25C3%25BCc%25C3%25BC%2520S%25C3%25BCre%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E-->dir. Mirasçılardan birinin defter tutma istemi, diğerleri hakkında da etkili olur. Ancak mirasın resmi defterini tutma mirasçılara tanınmış bir hak olduğundan, başvuru öncesi kabul veya ret yönünde bir irade açıklamasında bulunmuşlarsa artık resmi defterinin tutulmasını isteyemezler.</p>

<p>Ancak Devletin son mirasçı olması halinde TMK’nın 631/1. maddesine göre, “Mirasın Devlete geçmesi halinde sulh mahkemesi, re'sen yukarıdaki usuller uyarınca terekenin resmi defterini düzenler.”</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="" title="Bağlantı" /><a name="_Toc168416628"><strong>3. Resmi Defter Tutma Usulü</strong></a></p>

<p>TMK’nın 620. maddesi gereği sulh hukuk mahkemesi<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BSulh%2520Hukuk%2520Mahkemesi%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E-->, deftere terekeye ait aktif ve pasifler takdir edilen değerleriyle birlikte yazar. Resmi defterde mirasbırakanın tüm malvarlığı değerleri tek tek gösterilecek ve resmi kayıtlardan yahut mirasbırakanın uhdesindeki belgelerden varlığı anlaşılan alacak ve borçları da resmi deftere yazılır. Yine deftere mirasbırakanın alacağı kefaletle garanti edilmiş alacaklıları ile ölen borçluya kefil olması sebebiyle borçlu olan borçluları da yazılacaktır.</p>

<p>TMK’nın 621. maddesi gereği sulh hukuk mahkemesi<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BSulh%2520Hukuk%2520Mahkemesi%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--> yasal ve atanmış mirasçılar yönünden başvuru üzerine, Devletin mirasçılığı halinde re’sen mirasbırakanın alacaklıları ile borçlularını belli bir süre içinde alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri için bir ay arayla iki defa yapılacak ilan yoluyla<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253B%25C4%25B0lan%2520Yoluyla%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--> çağırır. Çağrı, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar. İlanda bildirimde bulunmamanın sonuçları hakkında alacaklıların dikkatleri çekilir. Bildirim süresi, ikinci ilandan başlayarak en az bir aydır. Bu bir aylık süre hak düşürücü süredir.</p>

<p>TMK’nın 620. maddesinin ikinci fıkrasında bilgi verme yükümlülüğü<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%2520style%253D'font-size%253A12.0pt%253B%250Aline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%2520style%253D'mso-element%253A%250Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BBilgi%2520Verme%2520Y%25C3%25BCk%25C3%25BCml%25C3%25BCl%25C3%25BC%25C4%259F%25C3%25BC%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--> düzenlenmiştir. Düzenleme gereği mirasbırakanın mali durumu hakkında bilgi sahibi olan herkes, sulh mahkemesi tarafından istenilen bilgiyi vermekle yükümlüdür. Haklı bir sebep olmaksızın bilgi vermeyenler veya yanlış ya da eksik bilgi verenler, bundan doğacak zararları mirasçılara, vasiyet alacaklıları<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BVasiyet%2520Alacakl%25C4%25B1lar%25C4%25B1%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E-->na veya üçüncü kişilere tazminle yükümlüdürler. Üçüncü fıkrasında mirasçıların bu konudaki yükümlülüğüne ayrıca işaret edilmiş olup mirasçılar, özellikle mirasbırakanın kendilerince bilinen borçlarını sulh mahkemesine bildirmek zorundadırlar.</p>

<p>Resmi defterin tutulma şekli TMK’nın 622. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, resmi kayıtlardan veya mirasbırakanın belgelerinden varlığı anlaşılan alacaklar ve borçlar, deftere doğrudan doğruya geçirilir. Deftere geçirilenler, alacaklılara ve borçlulara bildirilir. Defter tutma giderleri terekeden ödenir. Giderler terekeden karşılanamazsa defter tutulmasını istemiş olan mirasçılardan alınır.</p>

<p>Resmi defterin nasıl tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="" title="Bağlantı" /><a name="_Toc168416629"><strong>4. Defter Tutma Sürecinde Yapılamayacak İşlemler ve Yönetim Şekli</strong></a></p>

<p>TMK’nın 624. maddesine göre, defter tutma süresince ancak zorunlu yönetim işleri yapılabilir. Resmi defter tutulması devam ettiği sürece mirasbırakanın borçları için icra takibi<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253B%25C4%25B0cra%2520Takibi%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--> yapılamaz. Bu süre içinde zamanaşımı<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BZamana%25C5%259F%25C4%25B1m%25C4%25B1%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--> işlemez. Acele haller dışında, davalara devam edilemeyeceği gibi, yeni dava da açılamaz.</p>

<p>TMK’nın 625. maddesine göre, mahkemece bu süre içerisinde mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi mirasçılardan birine veya birkaçına bırakılabilir. Bu durumda diğer mirasçılar güvence göstermesini isteyebilirler.</p>

<p><img alt="Bağlantı" src="" title="Bağlantı" /><a name="_Toc168416630"><strong>5. Defter Tutmanın Sonuçları</strong></a></p>

<p>TMK’nın 626. maddesine göre, defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır. Koşullar gerektirdiği takdirde sulh mahkemesi, tereke<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BTereke%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--> mallarına yeni değer biçilmesi, uyuşmazlıkların çözümü ve benzeri durumlar için ek süre verebilir.</p>

<p>TMK’nın 627. maddesine göre ise, mirasçılardan her biri, tanınan süre içinde mirası reddettiğini veya resmi tasfiye<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BResmi%2520Tasfiye%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--> istediğini ya da deftere göre veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan edebilir. Yani bu aşamada mirasçıların dört seçimlik hakları mevcut olup, bunlar; mirası kabul, mirası ret, mirası tutulan defter uyarınca kabul ve son olarak resmi tasfiye isteyebilmek. Ancak süresi içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, belirtilen seçimlik hakkını kaybeder ve mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır. Mirasçıların tümünün mirası reddetmeleri halinde ise TMK’nın 612. Maddesi gereği iflas hükümlerine göre tasfiyeye gidilir.</p>

<p>Resmi deftere göre kabulün sonuçları TMK’nın 628 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yapılan düzenlemelere göre;</p>

<p>Resmi deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer. Bu suretle mirasın geçmesi, mirasın açıldığı tarihten başlayarak hüküm ifade eder. Mirasçı, mirasbırakanın deftere yazılmış olan borçlarından hem tereke<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%2520XE%2520%2526quot%253BTereke%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Astyle%253D'font-size%253A12.0pt%253Bline-height%253A110%2525%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--> malları, hem kendi malvarlığı ile sorumludur. Öte yandan alacaklarını süresi içinde yazdırmayan alacaklılara karşı mirasçı, kendi kişisel mallarıyla sorumlu olmadığı gibi; terekeden kendisine geçen mallarla da sorumlu tutulamaz. Ancak, alacaklının kusuru olmadan deftere yazdıramadığı veya bildirdiği halde deftere yazılmamış alacakları için mirasçı, zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu kalır. Alacakları, tereke mallarıyla güvence altına alınmış olan alacaklılar deftere geçirilmemiş olsa bile bu haklarını güvenceden alabilirler.</p>

<p>Mirasbırakanın kefaletten doğan borçları TMK’nın 630. maddesine göre defterde ayrı bir yere yazılır ve mirasçılar, mirası kayıtsız ve şartsız kabul etmiş olsalar bile, bu borçlardan terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi halinde kefalet sebebiyle alacaklı olanlara ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.</p>

<p>“<i>…</i><i>Mirasbırakanın 04.07.2020 tarihinde vefat ettiği, mirasçılardan... tarafından 1 aylık süresi içerisinde resmi defter tutulması talebinde bulunulduğu, TMK'nın 619. maddesine göre mirasçılardan birisinin resmi defter tutulması talebinin diğer mirasçılar hakkında da etkili olacağı, bu halde diğer davacı... yönünden de süresi içerisinde defter tutma talebinde bulunduğunun kabulü gerektiği, defter tutulma aşamasının tamamlanmasından sonra sulh hukuk mahkemesi hakiminin belirleyeceği sürede mirasçıların mirası reddettiğini yahut resmi tasfiye talep ettiğini ya da deftere göre veya mirası kayıtsız şartsız kabul ettiğini açıklayabileceği, resmi defter tutma aşaması devam ettiği sürece mirası açıkça kabul ettiğini beyan etmeyen mirasçılar dışındaki mirasçıların mirasçılık sıfatının bulunduğu kabul edilemeyeceği, davacılar tarafından resmi defter tutulması talep edildiğine göre davacıların mirasçılık sıfatının bulunup bulunmadığı bu aşamada belli olmadığından murisin amme borçları nedeniyle davacılar yönünden takip yapılamayacağı…</i>”<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-hukuk-dairesinin-20244959-e-20245231-k-sayili-karari" rel="dofollow">[3]</a></p>

<p></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aydin-tekdogan" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aydın TEKDOĞAN"><img alt="Av. Aydın TEKDOĞAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/12/aydin-tekdogan-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aydin-tekdogan" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aydın TEKDOĞAN">Av. Aydın TEKDOĞAN</a></strong></h4>

<p>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi</p>

<p>2. Hukuk Dairesi Emekli Başkanı</p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">----------------</span></p>

<p><span style="color:#999999">Ayrıntılı bilgi için: Tekdoğan A., Miras İş ve İşlemleri ile Miras Davaları, 2. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ocak 2026, 1608 Sayfa.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20141036-e-2016551-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-20141036-e-2016551-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay Hukuk Genel Kurul<!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%2520lang%253DX-NONE%2520style%253D'font-size%253A%250A12.0pt%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%2520style%253D'mso-element%253Afield-begin'%253E%253C%252Fspan%253E%250AXE%2520%2526quot%253BGenel%2520Kurul%2526quot%253B%2520%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E--><!--{C}%3C!%2D%2D%7BC%7D%253C!%252D%252D%255Bif%2520supportFields%255D%253E%253Cspan%250Alang%253DX-NONE%2520style%253D'font-size%253A12.0pt%253Bfont-family%253A%2522Times%2520New%2520Roman%2522%252Cserif'%253E%253Cspan%250Astyle%253D'mso-element%253Afield-end'%253E%253C%252Fspan%253E%253C%252Fspan%253E%253C!%255Bendif%255D%252D%252D%253E%2D%2D%3E-->u E. 2014/12-1036 K. 2016/551 T. 27.4.2016</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-20152668-e-20162688-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-20152668-e-20162688-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/2668 K. 2016/2688 T. 3.3.2016</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-hukuk-dairesinin-20244959-e-20245231-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-hukuk-dairesinin-20244959-e-20245231-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E. 2024/4959 K. 2024/5231 T. 13.5.2024</span></a></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/mirasi-kabul-veya-redde-esas-olmak-uzere-terekenin-resmi-defterinin-tutulmasi-tmk-619-631-1</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/terazi/terazi-koltutut.jpg" type="image/jpeg" length="35863"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay Başkanı Ömer KERKEZ'in 2025-2026 Adli Yıl Açılış Konuşması]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-baskani-omer-kerkezin-2025-2026-adli-yil-acilis-konusmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-baskani-omer-kerkezin-2025-2026-adli-yil-acilis-konusmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong><span style="color:#c0392b">Yargıtay Başkanı Ömer KERKEZ'in 2025-2026 Adli Yıl Açılış Konuşması</span></strong></h3>

<p>Sayın Cumhurbaşkanı Vekilim,</p>

<p>Çok değerli misafirlerimiz,</p>

<p>2025-2026 Adli Yıl açılışı nedeniyle düzenlemiş olduğumuz törenimize hoş geldiniz şeref verdiniz.</p>

<p>Bugüne kadar yargımızın her aşamasında büyük hizmetlerde bulunup emekliliğe ve onursal üyeliğe ayrılmış tüm meslektaşlarımıza ömür boyu sağlık ve mutluluk temenni ediyorum.</p>

<p>Ayrıca vefat eden bütün meslektaşlarıma da</p>

<p>Allah’tan rahmet diliyorum.</p>

<p>Tarihimizin en büyük destanlarından biri olan 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.</p>

<p>Aldığı emirle ilk hedefini Akdeniz olarak belirleyen ordularımız ve milletimizin azim ve kararlılığıyla, yine milletimizin istiklali kazanılmış, ülkemiz düşman işgalinden kurtarılmıştır.</p>

<p>Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm silah arkadaşlarını ve vatan uğruna can veren bütün kahraman şehitlerimizi şükran ve minnet duygularıyla anıyor, kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum.</p>

<p>İnsanlığın başlangıcından bu yana, her zaman ve her yerde iyi ile kötünün mücadelesi olmuştur.</p>

<p>İyi ve kötünün ilk temsilcileri olan Habil ile Kabil arasındaki kavga ile başlayan bu mücadele günümüze kadar gelmiş ve halen devam etmektedir.</p>

<p>İyi ile kötünün,haklı ile haksızın,mağdur ile suçlunun bu mücadelesinde, insan olarak her birimizin üzerine düşen görev, net bir şekilde tarafımızı iyiden ve haklıdan yana ortaya koymak olmalıdır.</p>

<p>Günümüzde iyi ile kötünün, haklı ile haksızın, mağdur ile suçlunun mücadelesi en yoğun bir şekilde maalesef Gazze’de yaşanmaktadır.</p>

<p>Burada haklı, mağdur ve mazlum olan Filistin halkı haksız, suçlu ve zalim olan ise İsrail’dir.</p>

<p>Zalimin zulmüne ses çıkarmamak ise neredeyse zalimin zulmü kadar acıdır.</p>

<p>Hiçbir inanış, hiç bir düşünce ve hiç bir gerekçe, savunmasız insanları, kadınları ve özellikle çocukları, yerinden etmeyi, aç bırakmayı ve öldürmeyi haklı kılamaz.</p>

<p>Dünyanın ve insanlığın bir an önce insafa gelmesini ve bu insanlık dramının, toplu katliamların ve soykırımın sona ermesini yürekten diliyorum. Bu insanlık dışı tutumundan dolayı İsrail’i nefretle kınıyorum.</p>

<p>“Hak” mücadelesi süreklilik arz eden bir olgudur.</p>

<p>Aile hayatında, iş ve arkadaş ortamında, ticarette, her zaman hakkını arama, hukukunu koruma isteği vardır.</p>

<p>Hakkı olana hakkını vermenin ve hukukunu korumanın adı “Adalet” tir. Adalet her ülkede herkesin ve özellikle yargının görevi ve mutlaka sağlaması gereken bir hedefidir.</p>

<p>Yargı hiçbir beklenti veya korku içinde olmadan, kamuoyunun ve sosyal medyanın baskısı ve etkisi altında kalmadan, tamamen ve sadece gerçekler ve deliller ışığında, vicdani kanaatine göre hareket etmelidir.</p>

<p>Sonuçta adaletin tecellisi olarak ortaya koyduğu karara herkesten önce ve herkesten çok kendisinin inanması gerekir. Adalete güven duygusu ancak bu şekilde tesis edilir.</p>

<p>Hâkim bir dava dosyasının iki kapağı arasındadır.</p>

<p>Hâkim cübbesini giyer.</p>

<p>Dosyasını önüne alır. Dosyanın kapağını kaldırırken dosya dışındaki her şeyi kapağın arkasında bırakır. Sadece dava veya suç konusuna ve delillere odaklanır.</p>

<p>Davacı ve davalının veya mağdur ile sanığın, kanunen dikkat edilmesi gereken dışındaki hiçbir özelliğiyle de asla ilgilenmez.</p>

<p>Hatta hâkim dosyanın kapağını tekrar kapatana kadar kendi kişisel düşünce ve varsa önyargılarından da sıyrılmayı başarabilmelidir.</p>

<p>Bu şekilde dosyanın kapağını kapatan hâkim, bu sefer de dosyada olanı kapağın altında bırakır.</p>

<p>Bir toplumda yaşayanlar arasında, herkes tarafından kabul edilen güzel hasletlerin yaygınlaşması, o toplumda huzurun ve adaletin sağlanmasını çok daha kolay ve sağlam kılacaktır.</p>

<p>Hoşgörü, tarafsızlık, eşitlik, sağduyu, hakkına razı olma, başkasının hakkına saygı duyma gibi çok daha fazla sayabileceğimiz birçok davranış şekliyle, o toplumda huzur ve adalet büyük ölçüde fiilen sağlanmış olacaktır. Bu güzel hasletlerden biri de empatidir.</p>

<p>Üzülerek görüyoruz ki, ülkemizde empati kültürü giderek azalmaya başlamıştır.</p>

<p>Komşusu aç iken tok yatmayan bir inanışa sahip olan yüce bir millet olarak kendimizi her zaman diğerinin yerine koyabilmeliyiz.</p>

<p>Aynı olayın o anda hangi tarafında isek ona göre düşünüp konuşmaktan, bir başka ifadeyle, arabayla giderken yayalara, yaya giderken arabalara kızmaktan kendimizi kurtarmamız gerekir.</p>

<p>Ülkemizde yargı alanında bir an önce çözüme kavuşturmamız gereken temel olarak iki husus vardır. Bunlar dava dosya sayısının azaltılması ve karar süresinin kısaltılmasıdır.</p>

<p>Çok sayıda dava açılmasının ve yargılama süresinin uzun olmasının sebeplerinin iyi tahlil edilerek çözümlerin tespit edilmesi ve ihtiyaç halinde mevzuat değişiklikleriyle bu çözümlerin hayata geçirilmesi gerekir.</p>

<p>Geçici bir rahatlama sağlayan, sorunun bütününü kapsamayan tedbir veya uygulamalar yerine, kök sorunun çözümüne yönelik düzenlemelerin yapılması konusunda yoğun çaba sarf etmeliyiz.</p>

<p>Çünkü birçok zaman sorunun temelini ve genelini çözmeye yaramayan tedbirler ve uygulamalar kendi handikapını da beraberinde getirebilmekte ve yeni sorunlara yol açmaktadır. Mümkün olduğu kadar vatandaşlarımızın, dava açılmasına ihtiyaç duymayacağı veya dava açmak mecburiyetinde kalmayacağı şekilde düzenlemeler yapılması son derece faydalı olacaktır.</p>

<p>Bunun sağlanabilmesi için ise her türlü hukuki ilişkinin, mevzuatla çerçevesi çizilmiş şekil şartına uygun olarak ve ileride ispat şartını sağlayıcı nitelikte yapılması gerekir.</p>

<p>Şekil ve ispat şartının yasal bir zorunluluk olmasının yanında vatandaşlarımız arasında bu konuda bir kültürün de oluşması çok önemlidir. Çünkü haklı olmakla hakkını kanun ve mahkeme nezdinde ispat etmek farklıdır. Hâkim için önemli olan davacının davasını ispat etmesidir.</p>

<p>Bazı durumlarda gerçekte haklı olan bir vatandaşımız, hakkını kanunun aradığı şekilde ispat edemediği için hakkını alamamakta, sonuçta hakkına kavuşmadığı için de yargıya olan güveni azalmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle kanuni düzenlemeler ile vatandaşlarımızın hukuki ilişkilerdeki uygulamaları arasında mümkün olduğu kadar bir uyum sağlanması yerinde olacaktır</p>

<p>Hukuki ilişkilerin şekil ve ispat şartlarına uygun olarak yapılması davaların bir an önce sonuçlanmasını da sağlayacaktır.</p>

<p>Kira ilişkisi var kira kontratı yoksa, vekâlet ilişkisi var ücret sözleşmesi yoksa, gayrimenkul alım satımı var tapu veya noter senedi yoksa, ticari ilişki var yazılı sözleşme yoksa yargılamanın uzaması kaçınılmaz olacaktır.</p>

<p>Bu durumda haklı olanın hakkını ispat etmesi yoğun bir uğraş ve uzun bir süreç gerektirmektedir. Yapılan keşifler, alınan bilirkişi raporları, itiraz üzerine tekrar yapılan keşifler ve tekrar alınan raporlar yargılama sürecini uzatmakta, yargıya olan güvenin azalmasına sebebiyet vermektedir.</p>

<p>Doğumu sırasında iki gözünü de kaybeden bir bebeğin anne ve babasının açtığı tazminat davasının temyiz duruşması sırasında, duruşma salonuna 12 yaşında bir çocuk geldi. Ve o çocuğun gözleri görmüyordu. Yani o bebek büyümüş ve kendi duruşmasına gelmişti.</p>

<p>O çocuğun görmeyen gözlerinin arkasında ne hissettiğini anlamak mesleğimizin en önemli hassasiyetlerinden biri olmalıdır.</p>

<p>O gün biz o çocuğun gözlerinin davasına bakıyorduk</p>

<p>ama gözlerine bakamıyorduk.</p>

<p>Adalet bir hâkimin kalbinin en derininde hissettiği duygudur.</p>

<p>Buradan tüm samimiyetimle söylemek istiyorum ki, yargılama sürecinin uzaması vatandaşlarımız kadar bizleri de derinden etkileyen bir husustur.</p>

<p>Adli ve idari yargıda gerek ilk derece ve istinaf mahkemelerinde, gerekse yüksek mahkemelerde görev yapan hakim ve savcılar olarak, çok ağır bir dosya yükü altında büyük bir özveriyle çalıştığımızdan emin olmanızı istiyoruz. Bundan sonra da yine canla başla çalışacağımıza söz veriyoruz.</p>

<p>Bu vesileyle söylemek isterim ki, geçen yıldan bugüne Yargıtay’daki dosya sayımız 420 binlerden 300 binlere düşmüştür. Bir yüksek mahkeme için 300 bin dosya sayısı da aslında korkunç bir rakamdır. Sonuçta çalışma gününe tekabül eden dosya sayısı izahtan varestedir.</p>

<p>Yargıtay olarak dosyaların bekleme sürelerini en az seviyeye indirme gayretimiz devam etmektedir.</p>

<p>Yargıtayımızda önceki adli yıl açılışından bu yana 313 bin dosya karara bağlanmıştır. Bu nedenle üstün gayretlerinden dolayı kıymetli genel kurul ve daire başkanlarımız ile Yargıtay üyelerimizi ve değerli tetkik hâkimlerimiz ile Yargıtay savcılarımızı kutluyor, kendilerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.</p>

<p>Toplumsal adaleti yaralayan en büyük hususlardan birisi de cezaların yetersizliği algısıdır.</p>

<p>Bu konuda özellikle infaz rejimimizin toplumun beklentilerine uygun bir bakış açısıyla yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p>Çünkü ülkemizde neredeyse cezanın miktarından ziyade bu cezanın yeteri kadar infaz edilmediği konusunda ciddi bir algı oluşmuştur.</p>

<p>Ayrıca, mağdurun uğradığı maddi ve manevi zararın tam olarak giderilmesi gerekir. Öncelikle mağdurun suç işlenmeden önceki haline döndürülmesi, bunun mümkün olmaması hallerinde ise, mağdurun yeterli tazminat hakkına kavuşması gerekir.</p>

<p>Bu kapsamda manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiği konusundaki içtihadımızın ve uygulamamızın yeniden gözden geçirilmesi kanaatindeyim.</p>

<p>Suçlu yüzünden kolunu, bacağını, gözünü kaybeden bir mağdurun alacağı tazminat miktarı belirlenirken, mağdurun zenginleşmesi meselesi değil, bir koldan, bir gözden ne kadar miktar paraya vazgeçilebileceği hesaplanmalıdır.</p>

<p>Devletin maddi olarak zarara uğradığı suçlarda ise, suçlunun işlediği suçun cezasını tam olarak çekmesinin yanında verdiği zararı giderinceye kadar etkili bir infaz sisteminin devam etmesi gerekir.</p>

<p>Ülke olarak her alanda uymamız ve uygulamamız gereken önemli hususlardan biri de “Etik Kurallar” dır.</p>

<p>Yazılı olmayan ama yazılı olmasına gerek olmadan herkesin kabul edeceği, uyulmaması halinde yapılan iş veya davranışın kabulünü ve itibarını düşüren, neredeyse görevin gerekleri kadar önemli olan etik ilkelerine dikkat edilmesi, özellikle kamu görevi yapan her meslek grubunun vazgeçilmezi olmalıdır.</p>

<p>Bugün burada düzenlediğimiz törenle tüm yargı mensuplarımıza üstün başarı dileklerimle Türkiye’de Adli Yıl’ı açmış bulunuyoruz.</p>

<p>Gerek ilk derece ve istinaf mahkemelerimizde, gerekse yüksek mahkemelerimizde görevli hâkim ve savcı meslektaşlarımıza başarılı bir adli yıl diliyorum.</p>

<p>Amacımız ve hedefimiz vatandaşlarımızın beklentilerine en hızlı ve en adaletli bir şekilde karşılık verebilmektir. Ayrıca yargı sistemimizin vazgeçilmezi olan avukat meslektaşlarımızın da yeni adli yılını tebrik ediyor, kendilerine üstün başarılar diliyorum.</p>

<p>Ve özel olarak her türlü övgüyü hak eden, çok değerli genel kurul ve daire başkanlarımıza ve kıymetli Yargıtay üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu özel ve güzel günümüzde uzak yollardan gelerek aramızda bulunan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan’ın çok değerli Yüksek Mahkeme Başkanları ve Başsavcıları ile beraberindeki heyetlerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki Türk Yargıcımıza hem hoş geldiniz diyor hem de kendilerine teşekkür ediyorum.</p>

<p>Yine bizleri onurlandıran başta Cumhurbaşkanı Vekilimiz Sayın Cevdet Yılmaz’a ve tüm konuklarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyor ve konuşmamı şu sözlerimle tamamlamak istiyorum.</p>

<p>Adalet huzurun temelidir.</p>

<p>Adalet barışın temelidir.</p>

<p>Adalet hoşgörünün temelidir.</p>

<p>Adalet liyakatin temelidir.</p>

<p>Adalet ekonominin temelidir.</p>

<p>Adalet demokrasinin temelidir.</p>

<p>Adalet cumhuriyetin temelidir.</p>

<p>Adalet insanlığın temelidir.</p>

<p>Adalet mülkün temelidir.</p>

<p>Teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-baskani-omer-kerkezin-2025-2026-adli-yil-acilis-konusmasi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/yargitay-baskani-omer-kerkez-in-adli-yil-acilis-1.jpg" type="image/jpeg" length="45869"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜKETİCİ UYUŞMAZLIĞI - KISMİ DAVA VE BELİRSİZ ALACAK DAVASI - TÜKETİCİ MAHKEMESİNİN GÖREV SINIRI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/tuketici-uyusmazligi-kismi-dava-ve-belirsiz-alacak-davasi-tuketici-mahkemesinin-gorev-siniri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/tuketici-uyusmazligi-kismi-dava-ve-belirsiz-alacak-davasi-tuketici-mahkemesinin-gorev-siniri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Davacının Tüketici Hakem Heyetine Başvurmak Yerine Tüketici Mahkemesinde Kısmi Dava ve Belirsiz Alacak Davası Açarak Talep Ettiği Alacağın Miktar Olarak Tüketici Mahkemesinin Görev Sınırında Kaldığını İddia Etmesi Durumunda Dava Değerini Mahkemenin Görevli Olacağı Şekilde En Az Tüketici Mahkemesinin Görev Sınırı Kadar Göstermek Mecburiyeti Vardır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YARGITAY</strong></p>

<p><strong>3. HUKUK DAİRESİ</strong></p>

<p><strong>Esas Numarası: 2025/5731</strong></p>

<p><strong>Karar Numarası: 2026/2980</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi: 12.05.2026</strong></p>

<p><strong>AYIPLI MAL</strong></p>

<p><strong>TÜKETİCİ UYUŞMAZLIĞI</strong></p>

<p><strong>DAVA ŞARTI</strong></p>

<p><strong>KISMİ DAVA VE BELİRSİZ ALACAK DAVASI</strong></p>

<p><strong>TÜKETİCİ MAHKEMESİNİN GÖREV SINIRI</strong></p>

<p><strong>ÖZETİ: </strong>Somut olayda; davacı vekili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında belirlenecek; 100,00 TL tamir ve işçilik masrafının, 100,00 TL değişen parça bedelinin, 100,00 TL araç ikame bedelinin, yine Kanun’un 107. maddesi kapsamında belirlenecek; 100,00 TL araçta oluşan değer kaybının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı, Tüketici Hakem Heyetine başvurmak yerine Tüketici Mahkemesinde kısmi ve belirsiz alacak davası açarak talep ettiği alacağın miktar olarak Tüketici Mahkemesinin görev sınırında kaldığını iddia etmektedir. Bu durumda dava değerini mahkemenin görevli olacağı şekilde en az Tüketici Mahkemesinin görev sınırı kadar göstermek mecburiyeti vardır. Hal böyle olunca mahkemece davacıya süre verilerek talep ettiği miktarı açıklatmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, kararın bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkete ait olan petrol istasyonundan düzenli olarak ********** plakalı aracına motorin aldığını, aracı aldığı tarihten bu yana davalılara ait petrol istasyonundan başka istasyondan motorin almadığını, son olarak ******** tarihinde motorin aldıktan sonra aracından bir takım ses ve arızların ortaya çıktığını fark ettiğini, tamirci tarafından yapılan incelemeler neticesinde aracındaki bahse konu arızaların nedeni olarak aracın içinde bulunan motorindeki su oranın fazla olmasından kaynaklandığının tespiti edildiğini, davalılar tarafından müvekkile satılan ayıplı mal/hizmetten dolayı müvekkilin aracının arızalandığını, bahse konu arızalanmadan dolayı müvekkil tarafından tamir ve parça değişimleri yapıldığını, aracın müvekkili tarafından tamir edilmesine rağmen bir türlü arızalar son bulmadığından, dava konusu aracın değerinin çok altında satılması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davalıların müvekkilinin aracında meydana gelen zararı karşılamadıklarını ileri sürerek; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında belirlenecek; 100,00 TL tamir ve işçilik masrafının, 100,00 TL değişen parça bedelinin, 100,00 TL araç ikame bedelinin, Kanunun 107. maddesi kapsamında belirlenecek; 100,00 TL araçta oluşan değer kaybının, zararın oluştuğu tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>1. Davalı ******* Otomotiv vekili; satış ve uyuşmazlık konusu olan araçla ilgili olarak teknik bakımdan müvekkili şirketin herhangi bir kusuru ve araçla ilgili herhangi bir ayıp, kusur ve eksiklik bulunmadığını belirterek; davanın reddini istemiştir.</p>

<p>2. Davalı ******* Petrolcülük vekili; müvekkili şirkete ait akaryakıt tanklarında bulunan ve diğer davalı şirket tarafından tedariki sağlanan akaryakıtta herhangi bir aykırılık bulunmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava değerinin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68/1 maddesi ile öngörülen parasal sınırların altında kaldığı, Tüketici hakem heyetine başvuru yapmadan dava açmak isteyen davacının dava değerini davanın açıldığı tarih de gözetilerek 104.000,00 TL veya üzerinde bir değer olarak belirlemesi gerektiği, dolayısıyla anılan tüketici işlemi bakımından tüketici hakem heyetine başvurunun zorunlu olduğu gerekçesiyle; dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kısmi dava ve belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürülen ayıplı mal ve hizmet satışı nedeniyle tazminat istemlerinde, talep tarihi itibariyle tüketici hakem heyetlerinin zorunlu görev sınırı dâhilinde bir dava değeri (toplam 400,00 TL) gösterilmiş olup, bu hâlde öncelikle tüketici hakem heyetine başvuruda bulunulması gerekli olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davacı vekili; dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemlerinin hiçbirinin önceden hesaplanmasının mümkün olmadığını, araçta yapılan tamir ve işçilik bedeli, araç ikame bedeli, orjinal parça bedeli ve araç değer kaybının hesaplanmasının özel uzmanlık gerektiren ve konunun uzmanları tarafından rapor tanzim edilmesi neticesinde hesaplanabilir nitelikte olduğunu, mahkeme tarafından gerekli tahkikat yapılıp konusunda uzman bilirkişilerden rapor aldırıldıktan sonra miktarın tüketici hakem heyeti sınırı altından kalması neticesinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe</p>

<p>Uyuşmazlık, ayıplı hizmet nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.</p>

<p>Somut olayda; davacı vekili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında belirlenecek; 100,00 TL tamir ve işçilik masrafının, 100,00 TL değişen parça bedelinin, 100,00 TL araç ikame bedelinin, yine Kanun’un 107. maddesi kapsamında belirlenecek; 100,00 TL araçta oluşan değer kaybının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı, Tüketici Hakem Heyetine başvurmak yerine Tüketici Mahkemesinde kısmi ve belirsiz alacak davası açarak talep ettiği alacağın miktar olarak Tüketici Mahkemesinin görev sınırında kaldığını iddia etmektedir. Bu durumda dava değerini mahkemenin görevli olacağı şekilde en az Tüketici Mahkemesinin görev sınırı kadar göstermek mecburiyeti vardır. Hal böyle olunca mahkemece davacıya süre verilerek talep ettiği miktarı açıklatmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, kararın bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>

<p>2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">legalbank.net</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/tuketici-uyusmazligi-kismi-dava-ve-belirsiz-alacak-davasi-tuketici-mahkemesinin-gorev-siniri</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aaa.jpeg" type="image/jpeg" length="66088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağ Kalan Eş Tüm Mirası Alabilir mi? Sağ Kalan Eşin Miras Payı Ne Kadardır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel ABA KESİCİ]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/NxG_pyEHe2c/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="71542"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çalışmayan Eş Mal Paylaşımından Hak Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/q9zrApwaHn0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="86976"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dolandırıldım Paramı Geri Alabilir miyim? Nasıl Bir Yol İzlemeliyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/PwJqSY6b4hQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="28663"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşçinin Cumartesi Pazar Çalışması Hangi Durumlarda Fazla Çalışma Sayılır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HxbnVnNAD4Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="65641"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşçi İşveren Tarafından Fazla Çalışmaya Zorlanabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşveren işçiyi fazla mesaiye zorlayabilir mi, fazla çalışma hangi hallerde hukuka uygundur, hangi durumlarda işçi fazla çalışmayı reddedebilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde fazla çalışma kavramını, zorunlu fazla mesai şartlarını, yazılı onay gerekliliğini, fazla mesai ücretinin nasıl hesaplanacağını ve işçinin haklarını somut örneklerle açıklıyoruz.</p>

<p>İşverenin tek taraflı talimatının sınırlarını, fazla çalışmayı kabul etmemenin sonuçlarını ve fazla mesai alacağının nasıl talep edileceğini öğrenmek için videoyu izleyin.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mHIgpReRC5E/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87032"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Taşeron İşçi Tazminatlarını ve İşçilik Alacaklarını Kimden Alır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Taşeron işçi alacaklarını kimden talep edebilir?</p>

<p>Bu videoda; taşeron işçi ile asıl işveren arasındaki hukuki ilişki, müteselsil sorumluluk ilkesi, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, ücret alacakları ve diğer işçilik alacaklarının hangi şartlarda taşeron firmadan veya asıl işverenden istenebileceği ayrıntılı ve sade bir dille ele alınmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alt işveren–asıl işveren ilişkisinde Yargıtay uygulamaları, muvazaa kavramı, bordro ve SGK kayıtlarının önemi, zamanaşımı süreleri ve dava sürecinde dikkat edilmesi gereken temel hususlar bu videoda açıklanmaktadır.</p>

<p>Taşeron işçilerin hak kaybı yaşamaması için hukuki çerçeve net ve anlaşılır şekilde aktarılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/UIoYSNE_Jz4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="89859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İbraname İmzalayan İşçi Tazminat Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda, işten ayrılırken ibraname imzalayan işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını alıp alamayacağı konusunu tüm hukuki yönleriyle ele aldım.</p>

<p>Uygulamada işverenler tarafından sıkça imzalatılan ibranamelerin hangi şartlarda geçerli sayıldığı, hangi durumlarda işçinin haklarını ortadan kaldırmadığı ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda ibranamenin hukuki sonuçlarını ayrıntılı şekilde anlattım. İbranamenin tarihinin, içeriğinin, ödemenin banka yoluyla yapılıp yapılmadığının ve iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra düzenlenip düzenlenmediğinin işçi alacakları açısından neden hayati önem taşıdığını bu videoda net örneklerle bulabilirsiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve diğer işçilik alacakları bakımından ibranameye rağmen hak kaybı yaşanıp yaşanmayacağı konusunda merak edilen tüm sorular bu yayında cevaplanmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/IqrYkROXq9U/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="12796"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davası Açıldığında Taraflar Aynı Evde Yaşamak Zorunda mıdır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasi-acildiginda-taraflar-ayni-evde-yasamak-zorunda-midir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasi-acildiginda-taraflar-ayni-evde-yasamak-zorunda-midir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma davası açıldığında tarafların aynı evde yaşamak zorunda olup olmadığı, uygulamada en çok merak edilen konulardan biridir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda; boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin fiilen ayrı yaşamasının hukuki sonucu, ayrı yaşamanın davaya etkisi, ortak konutta kalmanın zorunlu olup olmadığı, tedbir kararları, uzaklaştırma ve barınma düzenlemeleri sade ve anlaşılır bir dille ele alınmaktadır.</p>

<p>Çekişmeli ve anlaşmalı boşanma davalarında farklılık gösteren bu durumun, nafaka, kusur değerlendirmesi ve velayet sürecine etkileri de Yargıtay uygulaması çerçevesinde açıklanmaktadır.</p>

<p>Boşanma sürecinde hak kaybı yaşanmaması için bilinmesi gereken temel noktalar bu videoda yer almaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasi-acildiginda-taraflar-ayni-evde-yasamak-zorunda-midir</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/g2F3bNvXUls/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="21318"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Istifa Eden İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/istifa-eden-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/istifa-eden-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda istifa eden işçinin kıdem tazminatı alıp alamayacağı konusu ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır. Kural olarak istifa eden işçi kıdem tazminatı alamaz; ancak iş hukukunda bunun çok önemli istisnaları vardır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haklı nedenle fesih, evlilik, askerlik ve emeklilik nedeniyle istifa eden işçilerin kıdem tazminatı hakkı bulunmaktadır. Ayrıca işverenin ücret ödememesi, sigortasız çalıştırması, fazla mesai ücretlerini ödememesi, mobbing ve hakaret gibi durumlar da işçi açısından haklı fesih sebebi sayılmaktadır.</p>

<p>Bu videoda istifa dilekçesinin önemi, işçinin hak kaybı yaşamaması için dikkat etmesi gereken hususlar ve uygulamadaki en sık yapılan hatalar sade ve anlaşılır bir dille anlatılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/istifa-eden-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/5k4Zt3NOFjc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="93746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşçinin Fazla Çalışma Alacağı Kaç Yılda Zamanaşımına Uğrar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-fazla-calisma-alacagi-kac-yilda-zamanasimina-ugrar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-fazla-calisma-alacagi-kac-yilda-zamanasimina-ugrar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda, işçinin fazla çalışma alacağı ve işçinin fazla çalışma ücreti bakımından zamanaşımı süresini sade ve net bir şekilde ele aldım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fazla mesai alacağı kaç yıl içinde talep edilir, zamanaşımı ne zaman başlar, hangi hâllerde hak kaybı yaşanır, işçi fazla çalışma ücretini hangi delillerle ispat edebilir gibi en çok merak edilen soruları bu videoda yanıtladım. İşten çıkarılan işçiler, sigortalı ya da sigortasız çalışanlar, bordro imzalayanlar ve fazla mesai ücreti alamayanlar için yol gösterici bilgiler içeren bu video, iş davaları ve işçi alacakları konusunda temel farkındalık sağlamayı amaçlamaktadır.</p>

<p>İşçinin fazla çalışma alacağı, fazla mesai ücreti, iş davalarında zamanaşımı, işçilik alacakları, işçi hakları, fazla mesai davası, iş hukuku, arabuluculuk süreci ve dava açma süreleri hakkında güncel ve pratik bilgiler için videoyu dikkatle izleyiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-fazla-calisma-alacagi-kac-yilda-zamanasimina-ugrar</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eBOEX3ZWvEY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17343"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="23554"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="33374"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="61052"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="92757"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="27038"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="27757"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="71465"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="33410"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="88578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="38356"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
