<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 22 Jun 2026 22:00:07 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM KARARI SONRASI KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DAVALARINDA BEDELİN BELİRLENECEĞİ TARİH VE GERÇEK KARŞILIK İLKESİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-karari-sonrasi-kamulastirmasiz-el-atma-davalarinda-bedelin-belirlenecegi-tarih-ve-gercek-karsilik-ilkesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-karari-sonrasi-kamulastirmasiz-el-atma-davalarinda-bedelin-belirlenecegi-tarih-ve-gercek-karsilik-ilkesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamulaştırmasız el atma davalarında bedelin hangi tarih esas alınarak belirleneceği meselesi uzun yıllardır yargı kararlarının ve kanuni düzenlemelerin konusu olmuştur. Türk hukukunda bu konuda benimsenen temel ilke, bedelin dava tarihi itibarıyla belirlenmesidir. Günümüzde tartışma, bu ilkenin kendisinden ziyade dava tarihinde belirlenen bedelin ödeme tarihine kadar gerçek değerini koruyup korumadığı noktasında yoğunlaşmaktadır.</p>

<p><strong>Dava Tarihi İlkesinin Ortaya Çıkışı</strong></p>

<p>Bu konudaki temel yaklaşım, <strong>Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve E.1956/1, K.1956/6 sayılı kararı </strong>ile ortaya konulmuştur. Anılan kararda, idarenin herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın taşınmaza fiilen el atması halinde malikin müdahalenin önlenmesini talep edebileceği, ancak dilerse taşınmaz bedelini isteyerek mülkiyet hakkının idareye geçmesine razı olabileceği kabul edilmiştir. İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, bu durumda talep edilebilecek bedelin;</p>

<p><strong>"...mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel..."</strong></p>

<p>olduğunu açıkça belirtmiştir.</p>

<p>Böylece kamulaştırmasız el atma hukukunun temel prensibi şekillenmiştir: Malik, taşınmaz bedelini talep etmekle mülkiyetin devrine rıza göstermekte; bu iradenin ortaya çıktığı tarih dava tarihi olduğundan, taşınmazın değeri de dava tarihindeki koşullara göre belirlenmektedir.</p>

<p>Aradan geçen altmış yılı aşkın süre boyunca Yargıtay uygulaması bu ilkeden ayrılmamıştır. Nitekim kanun koyucu da bu yerleşik içtihadı benimseyerek 21.12.2019 tarihinde kabul edilen ve 24.12.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7201 sayılı Kanun ile <strong>2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na Ek 3. maddeyi</strong> eklemiştir. Söz konusu düzenlemede kamulaştırmasız el atma davalarında bedelin;</p>

<p><strong>"...dava tarihi itibarıyla..."</strong></p>

<p>tespit edileceği hüküm altına alınmıştır.</p>

<p>Bu düzenleme yeni bir ilke getirmemiş; yalnızca 1956 yılından beri uygulanan içtihadı kanun metnine taşımıştır.</p>

<p>Daha sonra <strong>Anayasa Mahkemesi'nin 04.05.2023 tarihli ve E.2019/93, K.2023/87 sayılı kararıyla Ek 3. maddede yer alan "...dava tarihi itibarıyla..." ibaresi iptal edilmiştir.</strong> Ancak bu iptal, dava tarihi ilkesinin terk edildiği anlamına gelmemiştir. <u>Çünkü ilkenin gerçek kaynağı Ek 3. madde değil, 1956 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararıdır.</u></p>

<p>Nitekim <strong>Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, iptal kararından sonra verdiği 10.10.2023 tarihli, E.2023/256, K.2023/8687 sayılı kararı ile 14.11.2023 tarihli, E.2023/5918, K.2023/10981 sayılı kararında</strong> yeniden 1956 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına dayanmış ve bedelin dava tarihi itibarıyla belirlenmesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır.</p>

<p>Bu nedenle bugün itibarıyla da kamulaştırmasız el atma davalarında taşınmaz bedelinin belirlenmesinde esas alınan tarih dava tarihidir.</p>

<p><strong>Enflasyonun Ortaya Çıkardığı Sorun</strong></p>

<p>Ancak zaman içerisinde başka bir sorun ortaya çıkmıştır. Sorun artık taşınmazın hangi tarihte değerlendirileceği değil, dava tarihinde belirlenen bedelin gerçek değerini koruyup korumadığıdır.</p>

<p>Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde, dava tarihinde doğru şekilde belirlenen bedellerin uzun süren yargılamalar sırasında önemli ölçüde değer kaybettiği görülmüştür. Böylece mahkeme tarafından hükmedilen bedel hukuken doğru olsa dahi, malik çoğu zaman taşınmazının gerçek ekonomik karşılığını elde edememektedir.</p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulunun Yaklaşımı</strong></p>

<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bu sorunu dikkate alarak <strong>08.04.2026 tarihli, E.2025/5-113, K.2026/114; E.2025/5-114, K.2026/115 ve E.2025/5-115, K.2026/116 sayılı kararlarında</strong>, Anayasa'nın 46. maddesinde yer alan "gerçek karşılık" ilkesine vurgu yapmıştır. Hukuk Genel Kurulu, dava tarihinde belirlenen bedelin yıllar sonra ödenmesi halinde taşınmazın gerçek karşılığının malik tarafından elde edilemediğini değerlendirmiştir. Bu kararlarla kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen bedele dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.</p>

<p>Böylece Hukuk Genel Kurulu, bedelin belirlenmesinde dava tarihi ilkesini korurken, dava tarihi ile ödeme tarihi arasında oluşan değer kaybını faiz yoluyla gidermeyi amaçlamıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak Hukuk Genel Kurulunun söz konusu kararlarından önce istinaf incelemesine gelen bazı dosyalarda, faiz talebinin dava ve ıslah dilekçelerinde yasal faiz olarak sınırlandırılmış olması ve istinaf aşamasında ıslah imkânının bulunmaması nedeniyle, yeni içtihadın uygulanması konusunda tereddütler ortaya çıkmıştır. Bu durum, bazı dosyalarda enflasyon nedeniyle oluşan değer kaybının giderilememesi sonucunu doğurmuştur. Bu nedenle sorun, bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesinin önüne taşınmıştır.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesinin Yaklaşımı</strong></p>

<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, dava tarihi ile ödeme tarihi arasında ortaya çıkan değer kaybını en yüksek kamu alacağı faizinin uygulanması yoluyla gidermeye çalışmıştır. Ancak tartışma burada sona ermemiştir.</p>

<p>Nitekim<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202022992-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> Anayasa Mahkemesi, </a><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202022992-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Mustafa Bahadır Bağyapan Başvurusu'nda (B. No: 2020/22992, 03.12.2025, RG 16.06,2026),</a> </strong>kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybetmesinin başvurucuya aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi böylece nominal bedel ile gerçek karşılık arasındaki farkı doğrudan mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirmiştir.</p>

<p>Bu karar, kamulaştırmasız el atma davalarındaki asıl meselenin bedelin hangi tarihte belirleneceği değil, belirlenen bedelin taşınmazın gerçek karşılığını sağlayıp sağlamadığı olduğunu ortaya koymuştur.</p>

<p>Gerçekten de 1956 yılından günümüze kadar Yargıtay bedelin belirlenmesinde dava tarihi ilkesini terk etmemiştir. Değişen husus, bedelin belirleneceği tarih değil, belirlenen bedelin gerçek değerinin nasıl korunacağı olmuştur. Gelinen noktada amaç, taşınmazını kaybeden kişinin yalnızca bir bedel elde etmesi değil, taşınmazının gerçek karşılığını alabilmesidir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202022992-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Mustafa Bahadır Bağyapan kararı,</a> kamulaştırmasız el atma davalarında yeni bir tartışma alanı açmıştır. Artık mesele yalnızca taşınmaz bedelinin hangi tarih esas alınarak belirleneceği değil, hükmedilen bedelin ödeme tarihinde de taşınmazın gerçek karşılığını sağlayıp sağlamadığıdır.</p>

<p>Bu karar sonrasında, benzer nedenlerle yapılacak bireysel başvuruların artması beklenmektedir. Zira Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının korunmasını yalnızca bir bedelin hüküm altına alınmasına değil, bu bedelin gerçek ekonomik değerini koruyarak hak sahibine ulaşmasına bağlamıştır.</p>

<p>Bu nedenle, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin enflasyon karşısında değer kaybetmesini önleyecek, Anayasa'nın 46. maddesinde güvence altına alınan gerçek karşılık ilkesini tam anlamıyla hayata geçirecek bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır. Zira mülkiyet hakkının güvencesi, yalnızca bir bedelin hüküm altına alınması değil, o bedelin taşınmazın gerçek karşılığını sağlayacak şekilde hak sahibine ulaştırılmasıdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-gokhan-bilgin" title="Av. Gökhan BİLGİN"><img alt="Av. Gökhan BİLGİN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/gokhan-bilgin.webp" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-gokhan-bilgin" title="Av. Gökhan BİLGİN">Av. Gökhan BİLGİN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-karari-sonrasi-kamulastirmasiz-el-atma-davalarinda-bedelin-belirlenecegi-tarih-ve-gercek-karsilik-ilkesi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 20:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/terazi/terajasasf.jpg" type="image/jpeg" length="25762"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GENETİK İNCELEME SONUÇLARININ İMHASI HÜKMÜNÜN İPTALİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/genetik-inceleme-sonuclarinin-imhasi-hukmunun-iptali-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/genetik-inceleme-sonuclarinin-imhasi-hukmunun-iptali-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/bir-suca-iliskin-olarak-elde-edilen-genetik-inceleme-sonuclarinin-saklanmasina-belli-durumlarda-imkan-taniyan-kurala-iliskin-itiraz-basvurusu-hakkinda-karar" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesi 18.03.2026 tarihli ve 33200 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 25.12.2025 tarihli, 2025/141 E. ve 2025/274 K. sayılı somut norm denetimi kararı</a>nda;</strong> 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Genetik inceleme sonuçlarının gizliliği” başlıklı 80. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, <strong><i>“Bu bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hallerinde Cumhuriyet savcısının huzurunda derhal yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir.” </i></strong>hükmü<i> </i>ile<i> </i>“Yönetmelik” başlıklı 82. maddesinde yer alan <strong><i>“75 ila 81 inci maddelerde öngörülen işlemlerin yapılması ile ilgili usuller yönetmelikte gösterilir.” </i></strong>hükümlerinin Anayasa aykırı olduğunda bahisle yapılan iptal talebini incelemiştir.</p>

<p><strong>II. İptal Talebinin Gerekçesi</strong></p>

<p>İstanbul Anadolu 90. Asliye Ceza Mahkemesi; Anayasa m.2, m.13, m.17, m.20 ve m.40’a aykırı olduğu gerekçesiyle, CMK m.80/2’nin ve m.82’nin iptali için, “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı Anayasa m.152 gereğince Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. <strong>Başvuru dilekçesinde;</strong></p>

<p>Genetik inceleme sonuçlarının özel nitelikteki kişisel veri olduğu, CMK m.80/2’de sözkonusu kişisel verilerin korunması için yeterli güvencelerin öngörülmediği, anılan fıkrada bazı kararların verilmesi ve kesinleşmesi durumunda genetik inceleme sonuçlarının imha edileceğinin düzenlendiği, bu itibarla sözkonusu kararlar haricinde bir kararın verilmesi halinde veya bu kararların henüz verilmediği durumlarda elde edilen inceleme sonuçlarının saklanmasına ve bu suretle DNA veri tabanının oluşturulmasına imkan tanındığı şeklinde yorumlanabileceği,</p>

<p>CMK m.82’de biyolojik örneklerin elde edilmesi ve incelenmesinin yanı sıra saklanmasına ilişkin işlemlerin de yönetmelikte<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> düzenleneceğinin öngörüldüğü, genetik verilerin ne şekilde elde edileceği, nerede ve hangi koşullarda saklanacağı ve imha edileceği gibi konuların kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiği, kuralların belirli ve öngörülebilir olmadığı, kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlemler içermediği,</p>

<p>Hususlarına yer verilmiştir.</p>

<p><strong>III. Anayasa Mahkemesi’nin Değerlendirmesi</strong></p>

<p><strong>Kanunun 80. maddesinin 2. fıkrası için;</strong> kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkının, insan onurunun korunması ve bireyin kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel biçimi olarak bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçladığı,</p>

<p>6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 6. maddesinde tahdidi olarak sayılan ve 6. maddenin 3. fıkrasında gösterilerin istisnalar dışında işlenmesinin yasak kılındığı özel nitelikteki kişisel verilerin içinde biyometrik ve genetik verilerin de yer aldığı, bu istisnalardan biri olan sözkonusu fıkranın (b) bendine göre kanunlarda açıkça öngörülmesi halinde özel nitelikli kişisel verilerini işlenmesinin mümkün olduğu,</p>

<p>İtiraz konusu kural uyarınca, bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla yapılan genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip bu kararların kesinleşmesi hallerinde derhal yok edilmesinin öngörüldüğü,</p>

<p>Kuralda genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin yukarıda sayılan kararların verilmesi hallerinde yok edileceği, ancak bu kararların verilmesi ve kesinleşmesine kadarki süreç ile bu kararlar dışında kalan mahkumiyet, davanın reddi veya düşmesi gibi kararların verilmesi halinde genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin ne kadar süreyle ve ne şekilde saklanacağı, imha edilip edilmeyeceği, imha sırasında izlenecek usul ile ilgililerin bu bilgilerin silinmesini isteyip isteyemeyeceği gibi konularda Kanunda herhangi bir düzenlemeye verilmediği,</p>

<p>Bu itibarla moleküler genetik inceleme sonucunda elde edilen verilerin korunmasına yönelik yeterli güvenceler ve temel ilkeler öngörülmeksizin kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getiren kuralın kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varıldığı,</p>

<p>Gerekçe gösterilerek, kuralın Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğunun ve iptalinin gerektiği,</p>

<p><strong>Kanunun 82. maddesi için;</strong> 80. maddenin iptali talebinin gerekçesinde sayılan hususlara yer verilerek, moleküler genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin yukarıda anılan kararların verilmesi hallerinde yok edilmesine ilişkin usulün yönetmelikte gösterileceği hükme bağlanmak suretiyle düzenleme yapma yetkisinin idareye bırakıldığı,</p>

<p>Sayılan konularda sözkonusu bilgilerin silinmesi veya içeriğine yönelik talepte bulunma imkanları ile buna ilişkin etkili başvuru yolunun sağlanıp sağlanmadığı gibi temel konularda yasal çerçeve çizilmeden yürütme organına sınırları ve kapsamı belirli olmayan bir yetki tanındığı, dolayısıyla kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına getirilen sınırlamanın “kanunilik” ilkesi ile bağdaşmadığı sonucuna varıldığı,</p>

<p>Açıklanarak, kuralın Anayasa m.13’e ve m.20/3’e aykırı olduğunun ve iptalinin gerektiği sonucuna varılmıştır.</p>

<p><strong>IV. Değerlendirme</strong></p>

<p><strong>Kişiye ait genetik veriler;</strong> 6698 sayılı Kanunun 6. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen özel nitelikli kişisel verilerden, <i>“Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkumiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve <strong>genetik verileri</strong> özel nitelikli kişisel veridir.” </i>hükmüne yer verilerek, sayma metodu ile sayılmış olup, özel nitelikli kişisel verilerden kabul edilmiştir.</p>

<p>Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi; KVKK m.6/3’de, <i>“Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi yasaktır. Ancak bu verilerin işlenmesi;” </i>ve 3. fıkranın (b) bendinde <i>“Kanunlarda açıkça öngörülmesi,” </i>hükümlerine yer verilmek suretiyle mümkün kılınmıştır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi’nin; hükümlerin her ikisi için de aykırı olduğuna gerekçe gösterdiği, Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesi ve “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesi de birlikte değerlendirildiğinde, Kanunda işlenmesi özel şartlara bağlanmış ve tahdidi olarak sayılan özel nitelikli kişisel veriler arasında yer verilen genetik verilerin korunmasının, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden gerekli güvenceleri karşılaması gerekmektedir.</p>

<p><strong>Nitekim;</strong> <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201823077-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi’nin Bestami Eroğlu Başvurusu kararı</a>nda da vurgulandığı üzere,<i> “viii. Din veya felsefi inanç, ırk veya etnik köken, cinsel yönelim, bazı örgütlenmelere üyelik, sağlık, genetik veriler, biyometrik veriler ve mahkumiyet verileri gibi hassas kişisel verilerin söz konusu olduğu durumlarda kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı kural olarak sınırlanmamalı ya da bu hakka müdahale edilmemelidir. Sınırlama ve müdahalenin zorunlu olduğu bazı istisnai hallerde ise bunun kişiler üzerinde ortaya çıkaracağı sonuçların ağırlığı ve kişiler hakkında ayrımcı uygulamalara yol açma tehlikesi dikkate alınarak kişisel verilerin korunmasına ilişkin güvenceler daha katı uygulanmalıdır<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201823077-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><strong>[2]</strong>.</a>”</i> paragrafı da dikkate alınarak, bu güvencelerin daha katı uygulanması gerektiği görüşündeyiz.</p>

<p><strong>Bununla birlikte;</strong> kişisel verilerin korumasını isteme hakkına yönelik müdahalelerin yalnızca kanunilik şartını sağlaması yeterli olmayıp, aynı zamanda “ölçülülük” ve “evleviyet” ilkelerine de uygun olması gerekmektedir. Genetik verilerin son derece hassas nitelikte olduğu gözönüne alındığında, bu verilerin saklanmasına ilişkin usullerin nispeten belirsiz bırakılması, müdahalenin orantılılığı bakımından da ciddi tereddütler doğuracaktır.</p>

<p><strong>Tüm bu sebeplerle;</strong> AYM’nin iptal kararını Resmi Gazete’de yayımlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe girecek şekilde vermiş olduğu ve hükümlerin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelik taşıdığı gözönüne alındığında, ivedilikle gerekli usuli güvenceleri öngören yasal düzenlemeye gidilmesi gerekmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sonuç olarak;</strong> iptal hükmünün Resmi Gazete’de yayımlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe gireceği ve Anayasa m.13 ile m.20/3 birlikte değerlendirildiğinde, bu hükümlerin Kanunda yeterli düzenlemeye yer verilerek Anayasal güvencelerle bağdaşır şekilde düzenlenmesi isabetli olacaktır. İptal kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı 18 Mart 2026 tarihinden başlayarak, 9 ay süreyle CMK m.80/2 ve m.82 uygulanmaya devam edecek, 9 ayın dolması ile iptal edilen hükümlerin yürürlüğü son bulacaktır. Kanun koyucunun bu arada yeni yasal düzenlemeye gitmesi gerektiği, konunun önemli olduğu, delil elde etme yöntemi olarak, CMK m.75’de şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması, m.76’da diğer kişilerin beden muayenesi ve vücutlarından örnek alınması ve m.78’de de moleküler genetik incelemeler yapılması hükümlerinin yürürlüğünün devam ettiği, yine CMK m.80/1’in yürürlükte olduğu, buna göre belirtilen hükümlere göre alınan örnekler üzerinde yapılan inceleme sonuçlarının kişisel veri niteliğinde olduğu ve başka amaçla kullanılamayacağının, dosya içeriğini öğrenme yetkisine sahip olanlar tarafından başkalarına da verilemeyeceğinin belirtildiği,</p>

<p>Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın verilip kesinleşmesi hallerinde Cumhuriyet savcısının huzurunda bu bilgilerin ortadan kaldırılacağına ve bu hususun dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa bağlanacağına dair hükmün ise, 9 ay sonra yürürlüğe girmek üzere Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, dolayısıyla saklanmasında gereği bulunmayan bu özel nitelikte kişisel verilerin ortadan kaldırılması ve tüm bunlara ilişkin gerekli yönetmeliğin çıkarılabilmesi amacıyla, bu iptal kararı yürürlüğe girmeden kanun koyucu tarafından yasal düzenleme yapılması gerektiği, çünkü Anayasa Mahkemesi’nin kanun koyucunun yerine geçerek yasal düzenleme yerini alacak şekilde karar veremeyeceği hususunun Anayasa m.153/2’de yasaklandığı,</p>

<p><strong>Bu nedenle;</strong> Anayasa m.153/3’de gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımı tarihinden itibaren azami 1 yılı geçemeyecek şekilde iptalin yürürlüğe girmesinin düzenlendiği, CMK m.80/2’nin ve m.82’nin iptalinden doğan boşluğun mağduriyete sebebiyet vermemesi amacıyla bir an evvel yasal düzenlemeye gidilmesinin, bu düzenlemede de Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçelerinin dikkate alınmasının isabetli olacağı, aksi halde saklanmasına lüzum kalmayan özel nitelikli kişisel verilerin imhasının mümkün olmayacağı, bunun da verilerin saklanması ve yasal altyapıya sahip imha yönünden hüküm olmadığından, genetik inceleme sonuçlarının sahiplerinin ve ilgililerinin mağduriyetine yol açabileceği,</p>

<p>Gözardı edilmemelidir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Stj. Av. Dündar Can Yorgun</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p>

<p><span style="color:#999999">---------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> Ceza Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemeler ve Fiziki Kimliğin Tespiti Hakkında Yönetmelik (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı Resmi Gazete)</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201823077-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201823077-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999"><i>Bestami Eroğlu</i> [GK], B. No: 2018/23077, 17.09.2020, § 144</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/genetik-inceleme-sonuclarinin-imhasi-hukmunun-iptali-1</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 20:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/dna-genetik-inceleme.jpg" type="image/jpeg" length="68175"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[81 ile 'Organize Suç Örgütleri ile Mücadele' genelgesi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/81-ile-organize-suc-orgutleri-ile-mucadele-genelgesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/81-ile-organize-suc-orgutleri-ile-mucadele-genelgesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 81 ilde 175 Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına, suç örgütlerine karşı adli süreçlerin daha hızlı, daha etkin ve topyekün bir şekilde yürütülmesi için 'Organize Suç Örgütleri ile Mücadele' konulu kapsamlı bir genelge gönderildiğini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; milletimizin huzurunu, esnafımızın emeğini, gençlerimizin geleceğini ve kamu düzenini hedef alan organize suç örgütleriyle mücadelemizi tavizsiz bir kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda talimatımızla, Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüz tarafından 81 ilde 175 Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına 'Organize Suç Örgütleri ile Mücadele' konulu yeni ve kapsamlı bir genelge gönderilmiştir. Genelgeyle; şehirlerde yapılanan, evlatlarımızı ve gençlerimizi istismar eden, sosyal medya üzerinden suç propagandası yapan, haraç, tehdit, yağma ve silahlı eylemlerle vatandaşlarımızı korkutmaya cüret eden suç örgütlerine karşı adli süreçlerin daha hızlı, daha etkin ve topyekün bir şekilde yürütülmesi hedeflenmiştir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'ÇETELERE GEÇİT VERİLMEYECEK'</strong></p>

<p>Soruşturmaların; örgütlü suçlar konusunda uzmanlaşmış Cumhuriyet savcıları eliyle yürütüleceğini belirten Gürlek, "Gerekli hallerde birden fazla savcı görevlendirilecek, kolluk birimleriyle kesintisiz ve sıfır toleranslı bir koordinasyon sağlanacak, hiçbir suçluya nefes aldırılmayacaktır. Bu yapılar sadece sokaktaki tetikçileriyle değil; yöneticileriyle, azmettiricileriyle, finans kaynaklarıyla, kripto varlıklar, yasa dışı bahis ve benzeri yöntemlerle aklamaya çalıştıkları suç gelirleriyle birlikte kökünden kazınmak üzere hedef alınacaktır. Çocuklarımızı ve gençlerimizi suç örgütlerinin karanlık ağına çekmeye çalışanlara karşı hukuk düzenimizin öngördüğü tüm yaptırımlar en ağır şekilde uygulanacak, örgütsel amaçlarla çocukların istismar edilmesi halinde cezanın artırılacağı hususu tüm soruşturmalarda titizlikle gözetilecektir. Sosyal medya üzerinden suç örgütlerine özendiren, korku salan, çocukları ve gençleri suça yönlendiren içeriklere karşı da derhal harekete geçilecek; suç propagandasına, tehdit diline ve dijital çetelere müsamaha gösterilmeyecektir. Güvenli başvuru, gizlilik ve tanık koruma mekanizmaları devletin güvencesi altında en etkin şekilde işletilecek; alın teriyle ekmeğini kazanan esnafımız çetelerin merhametine asla terk edilmeyecektir. Ağır ceza merkezlerinde Cumhuriyet başsavcılıklarımız, Cumhuriyet savcılarımız, emniyet, jandarma ve ilgili tüm birimler düzenli koordinasyon toplantılarıyla sahadaki mücadeleyi kesintisiz takip edecektir. Kim hangi maskenin arkasına saklanırsa saklansın; sokak çetelerine, organize suç örgütlerine, çocuklarımızı hedef alan yapılara, esnafımızı haraca bağlamaya çalışanlara, vatandaşımızın huzurunu bozanlara asla geçit vermeyeceğiz. Devletimiz; her daim vatandaşının, esnafının, gençlerinin ve çocuklarının yanında olmaya devam edecektir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>UZMAN SAVCILAR TARAFINDAN YAPILSIN</strong></p>

<p>Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet başsavcılıklarına gönderilen 'Organize Suç Örgütleri ile Mücadele' konulu talimat yazısında, organize suç örgütlerinin bilişim ve iletişim teknolojileri aracılığıyla çocuklara ve gençlere ulaşarak faaliyetlerini artırdığı, sanal medya paylaşımları ve iletişim kanalları üzerinden eleman temin ettiği belirtildi. Yazıda, örgütlerin suçtan elde ettikleri gelirleri aklamak amacıyla kripto varlık ticareti, yasa dışı bahis ve kumar gibi yöntemlere başvurduklarının değerlendirildiği ifade edildi. Organize suç örgütlerine yönelik soruşturmaların alanında uzman savcılar tarafından yürütülmesi, mali soruşturmaların eş zamanlı yapılması, internet ortamındaki propaganda ve eleman teminine yönelik yayınlar hakkında gerekli işlemlerin derhal gerçekleştirilmesi istendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/81-ile-organize-suc-orgutleri-ile-mucadele-genelgesi</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 18:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/akin-gurlek-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="84196"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Elektronik Posta Delilinin Türk ve Mukayeseli İspat Hukukundaki Yeri, Niteliği ve İspat Gücü]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/elektronik-posta-delilinin-turk-ve-mukayeseli-ispat-hukukundaki-yeri-niteligi-ve-ispat-gucu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/elektronik-posta-delilinin-turk-ve-mukayeseli-ispat-hukukundaki-yeri-niteligi-ve-ispat-gucu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1.Giriş </strong></p>

<p>İnsanlık tarihi boyunca hukuki ilişkilerin, ticari muamelelerin ve sözleşmesel taahhütlerin ispatı, medeniyetlerin teknolojik gelişim düzeyleriyle doğrudan bağlantılı bir evrim geçirmiştir. Yüzlerce yıl boyunca kil tabletler, papirüsler, mühür mumu ve nihayetinde ıslak imza taşıyan kâğıt belgeler üzerine inşa edilen klasik ispat hukuku dogmaları, yirminci yüzyılın son çeyreğinden itibaren eşi görülmemiş bir dijital devrimle karşılaşmıştır. Geleneksel ispat rejimleri, fiziksel bir taşıyıcıya ve doğrudan duyusal algıya dayanan kanıtları merkeze alırken günümüz bilgi toplumunda, fiziksel bir gerçekliği olmayan, yalnızca binary kodlardan oluşan ve saniyeler içinde kıtalar arası transfer edilebilen dijital veriler hukuki uyuşmazlıkların merkezine yerleşmiştir.</p>

<p>Bu dijital ekosistemin en temel iletişim aracı olan elektronik posta (e-posta), bireylerarası iletişimden devasa şirket evliliklerine, idari yazışmalardan işveren-işçi talimatlarına kadar hayatın her hücresine nüfuz etmiştir. Uyuşmazlıkların yargı mercileri önüne taşınması durumunda, tarafların iddialarını ispatlamak, sözleşme müzakerelerini kanıtlamak veya karşı tarafın temerrüdünü belgelemek amacıyla sunacakları en birincil vasıta elektronik posta kayıtları olmaktadır. Ne var ki, doğası gereği kopyalanabilen, manipüle edilebilen ve silinebilen bu dijital verilerin yargılamada hangi hukuki statüde kabul edileceği, hâkimi ne derece bağlayacağı ve maddi gerçeğe ulaşmada nasıl bir rol üstleneceği hususları, usul hukukunda uzun ve çetrefilli doktriner tartışmalara zemin hazırlamıştır.</p>

<p>Bu rapor, elektronik posta delilinin Türk ispat hukuku sistematiği içindeki yerini, delil başlangıcı veya kesin delil niteliğine bürünme şartlarını, güvenli elektronik imza mekanizmalarını ve adli bilişim standartlarını derinlemesine tahlil etmektedir. Analiz kapsamında salt şekli usul kuralları ile yetinilmeyip; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), Türk Ticaret Kanunu (TTK), Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararları sentezlenmiş, aynı zamanda Avrupa Birliği (eIDAS Yönetmeliği) ve Anglo-Sakson hukuku pratikleri ile kapsamlı bir mukayeseli hukuk perspektifi sunulmuştur.</p>

<p><strong>2.Türk Medeni Usul Hukukunda Elektronik Postanın Usuli Temelleri</strong></p>

<p><strong>2.1. Mülga HUMK Dönemindeki Normatif Boşluk ve Paradigmaların Tıkanması</strong></p>

<p>Bir uyuşmazlığın aydınlatılmasında e-postanın rolünü anlayabilmek için ispat hukukundaki kavramsal hiyerarşinin tarihsel gelişimini incelemek zaruridir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) döneminde, "belge" kavramı geleneksel ve son derece dar bir çerçevede ele alınmaktaydı. Belge denildiğinde akla gelen yegâne format, fiziksel kâğıt üzerindeki yazılı ve imzalı beyanlardı. Henüz telefon veya telgrafın dahi insan hayatını günümüzdeki ölçüde düzenlemediği bir çağda kaleme alınan HUMK, teknolojik gelişmelere cevap veremez hâle gelmişti.</p>

<p>Elektronik postaların niteliğinin yasalarda açıkça hüküm altına alınmamış olması, yargı uygulamasında ciddi tereddütler yaratmıştır. Doktrinde bir kısım yazar, e-postaların hiçbir şekilde yazılı delil yerine geçemeyeceğini savunurken, bir kısım yazar ise bunların ancak hâkimin serbestçe takdir edeceği emareler olabileceğini ileri sürmüştür. Bu katı yaklaşım, milyarlarca dolarlık ticari hacmin dijital platformlar üzerinden aktığı bir çağda ispat hakkının zedelenmesine ve hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanmasına yol açmıştır.</p>

<p><strong>2.2.6100 Sayılı HMK ve "Belge" Kavramının Yeniden İnşası</strong></p>

<p>1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), medeni usul hukukumuzda dijital devrimi normatif bir zemine oturtmuştur. HMK'nın 199. maddesi, klasik belge tanımını terk ederek uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile "elektronik ortamdaki verileri" ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılarını açık ve net bir biçimde "belge" olarak tanımlamıştır.</p>

<p>Bu devrim niteliğindeki düzenleme ile yasa koyucu, taşıyıcının türünden ziyade, bilginin ispat kabiliyetine odaklanmıştır. Elektronik cihazlarda oluşturulan, saklanan ve iletilen mesajlar ile veri logları, hukuki ihtilafın aydınlatılmasına hizmet ettiği sürece kanun nezdinde resmi bir belge statüsü kazanmıştır. HMK m. 199 uyarınca e-posta kayıtları, bilgisayar disklerinde, sunucularda veya mobil cihazlarda saklanan elektronik veriler olduklarından, yargı uygulamasında ve doktrinde artık tartışmasız bir biçimde belge delili olarak nitelendirilmektedir. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarında da elektronik postalar, WhatsApp yazışmaları ve diğer dijital mesajlaşma kayıtları HMK m. 199 kapsamında doğrudan belge olarak kabul edilmekte ve uyuşmazlıkların çözümünde anahtar rol oynamaktadır.</p>

<p><strong>3.İspat Gücü Rejimi</strong></p>

<p>Elektronik postanın usul hukuku bağlamında bir belge olarak kabul edilmesi, onun tek başına ve mutlak surette iddiayı ispatlamaya yeteceği anlamına gelmemektedir. Türk usul hukukunda senet ve belge kavramları birbirinin eşanlamlısı değildir, her senet bir belgedir ancak her belge bir senet vasfı taşımaz. E-postanın ispat gücü, içerdiği imzanın niteliğine, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin boyutuna ve davanın türüne göre değişkenlik gösterir.</p>

<p><strong>3.1.Katı Senetle İspat Kuralı ve E-Postanın Sınırları</strong></p>

<p>HMK m. 200 gereğince, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunda belirtilen parasal sınırı aşıyorsa mutlak surette senetle ispat edilmesi zorunludur. Senet, aleyhine delil olarak kullanılacak kişi tarafından ıslak veya güvenli elektronik imza ile imzalanmış, borç veya taahhüt içeren yazılı belgedir.</p>

<p>Günlük iş akışında ve ticari yazışmalarda kullanılan standart e-postalar (örneğin Gmail, Outlook gibi yaygın sağlayıcılar üzerinden gönderilen ve kriptografik e-imza barındırmayan metinler), fiziksel veya güvenli elektronik imza içermedikleri için hukuken "senet" olarak değerlendirilemezler. Dolayısıyla, yüksek değerli bir sözleşmesel ilişkinin veya alacağın varlığını ispat yükü altında olan bir taraf, mahkemeye sadece sıradan bir e-posta dökümü sunduğunda, bu belge senetle ispat kuralını tek başına karşılamaya yetmeyecektir. Eğer karşı tarafın açık muvafakati yoksa, bu durumda salt imzasız e-postaya dayanarak tanık dinletmek kural olarak mümkün olmamalıdır. Ancak kanun koyucu, senetle ispat kuralının doğurabileceği adaletsizlikleri ve ticari hayatın akışını tıkamasını engellemek adına son derece hayati bir istisna mekanizması kurgulamıştır.</p>

<p><strong>3.2. İspat Zinciri</strong></p>

<p>HMK m. 202'de düzenlenen delil başlangıcı kurumu, senetle ispat kuralının en önemli istisnasıdır. İlgili madde uyarınca, senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.</p>

<p>Mülga HUMK döneminde bu kurum "yazılı delil başlangıcı" olarak adlandırılmaktaydı ve belgenin mutlaka fiziksel bir kâğıt üzerinde yazılı olması gerektiği şeklinde yorumlanıyordu. HMK m. 202 ise "yazılı" ibaresini metinden çıkararak, HMK m. 199'da tanımlanan her türlü belgenin, teknik koşulları sağlaması hâlinde delil başlangıcı olabileceği devrimini yaratmıştır.</p>

<p>Bir e-postanın delil başlangıcı sayılabilmesi ve ispat kapısını tanık beyanlarına açabilmesi için üç kümülatif unsurun bir araya gelmesi gerekir:</p>

<p><strong>1. Belge Niteliği:</strong> E-posta, HMK m. 199 anlamında uyuşmazlık konusu vakıayı ispata elverişli, mahkemeye sunulabilir bir elektronik veri veya çıktısı olmalıdır.</p>

<p><strong>2. Hukuki İşlemi Muhtemel Gösterme:</strong> E-postanın içeriği, taraflar arasında ispatı istenen hukuki işlemin veya ihtilaf konusu vakıanın varlığına, ifasına yahut tarafların bu yöndeki iradelerine dair akla yatkın, mantıksal bir emare (karine) barındırmalıdır. Belgenin vakıayı tam olarak ispatlaması beklenmez, ihtimal dâhilinde göstermesi kâfidir.</p>

<p><strong>3. Aidiyet Unsuru:</strong> Belki de uygulamada en çok tartışılan unsur budur. E-posta, aleyhine delil sunulan kişi (karşı taraf) veya onun hukuken yetkili temsilcisi tarafından gönderilmiş olmalıdır. Bu unsurun varlığı, e-posta adresinin ilgili kişiye ait olduğunun ve mesajın o kişinin kontrolündeki sistemden gönderildiğinin tespitine bağlıdır.</p>

<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Daireleri (özellikle 3., 11., 15. ve 23. Hukuk Daireleri), güvenli elektronik imza ile oluşturulmamış sıradan e-posta yazışmalarının, faks mesajlarının, WhatsApp iletişimlerinin ve SMS kayıtlarının, HMK m. 199 ve m. 202 uyarınca açıkça "delil başlangıcı" niteliğinde olduğunu karara bağlamışlardır. Delil başlangıcının yargılamaya dâhil olmasıyla birlikte ispat hukuku açısından senetle ispat bariyeri aşılır. İddia sahibi taraf, iddialarını tanık, bilirkişi, keşif ve diğer takdiri delillerle destekleyerek hâkimde tam bir vicdani kanaat oluşturma imkânına kavuşur. Bu yaklaşım, ticari hayatın olağan işleyişini, taraflar arasındaki asimetrik güç dengelerini ve dijital çağın hızını adalet sistemine entegre eden son derece pragmatik bir çözüm sunmaktadır.</p>

<p><strong>4.Elektronik İmza, KEP ve Kesin Delil Kavramı</strong></p>

<p>İmzasız veya standart e-postaların delil başlangıcı olarak değerlendirilip hâkimin takdirine bırakıldığı durumun aksine, elektronik verinin hukuki güvenliğini kriptografik yöntemlerle sağlayan teknolojiler, elektronik delile fiziksel senedin gücünü kazandırmaktadır.</p>

<p><strong>4.1. Güvenli Elektronik İmza ve HMK 205</strong></p>

<p>Türkiye'de 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, e-imzayı "başka bir elektronik veriye eklenen veya elektronik veriyle mantıksal bağlantısı bulunan ve kimlik doğrulama amacıyla kullanılan elektronik veri" olarak tanımlamaktadır. Ancak ispat hukuku açısından asıl devrim niteliğindeki kavram Güvenli Elektronik İmzadır. Güvenli elektronik imza; münhasıran imza sahibine bağlı olan, sadece imza sahibinin tasarrufunda bulunan güvenli elektronik imza oluşturma aracı ile oluşturulan, nitelikli elektronik sertifikaya dayanarak imza sahibinin kimliğinin ve imzalanmış elektronik veride sonradan herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığının (bütünlük) tespitini sağlayan imza türüdür.</p>

<p>HMK m. 205/2 gereğince, usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler "senet hükmündedir" ve aksi ispat edilinceye kadar "kesin delil" sayılırlar. Evlenme, veraset ve intikal gibi istisnai katı şekil şartına tabi işlemler hariç olmak üzere, güvenli elektronik imza elle atılan ıslak imza ile birebir aynı ispat gücüne haizdir. Bir yargılamada güvenli elektronik imza ile oluşturulmuş bir e-posta veya belge sunulduğunda, hâkim bu delilin içeriğiyle bağlıdır ve takdir yetkisi kullanamaz.</p>

<p>Bu belgenin geçerliliğine itiraz eden (inkâr eden) taraf, HMK m. 210 uyarınca oldukça ağır bir ispat külfeti altına girer. İnkâr hâlinde, imzanın gerçekten o kişiye ait olmadığı, sertifikanın yetkisiz kişilerce kullanıldığı veya verinin manipüle edildiği gibi iddiaların, alanında uzman bilişim bilirkişilerinin incelemesi (adli bilişim) yoluyla kanıtlanması gerekir.</p>

<p><strong>4.2. Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) Sisteminin Hukuki Derinliği</strong></p>

<p>Standart elektronik posta (SEP) servislerinin hukuki geçerlilik açısından en büyük zafiyeti; mesajın gerçekten gönderilip gönderilmediği, alıcısına ne zaman ulaştığı, alıcı tarafından okunup okunmadığı ve iletim süreci boyunca içerikte bir manipülasyon (man-in-the-middle vb.) yapılıp yapılmadığı noktalarında somut ve inkâr edilemez bir kanıt sunamamasıdır. Sözleşme fesihleri, temerrüt ihtarları ve hukuki tebligatlar gibi saniyelerin bile hak kayıplarına yol açabileceği durumlarda, SEP bu güvenlik ihtiyacını karşılayamaz.</p>

<p>Bu riskleri bertaraf etmek üzere Türk Ticaret Kanunu m. 1525 ve ilgili Kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik (KEPSİEY) ile KEP sistemi hukuki bir altyapıya kavuşturulmuştur. KEP; elektronik iletilerin gönderimi ve teslimatı süreçlerine ilişkin hukukî kesin delil sağlayan, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yetkilendirilmiş Kayıtlı Elektronik Posta Hizmet Sağlayıcıları (KEPHS) adlı güvenilir üçüncü taraflarca yürütülen kapalı bir sistemdir.</p>

<p>KEP sisteminin çalışma mekanizması, çok katmanlı bir şifreleme ve onaylama döngüsüne dayanır. Gönderici, mesajını güvenli elektronik imza ile imzalayarak kendi KEPHS'sine iletir. KEPHS, mesajı "işlem sertifikası" ile imzalar, "zaman damgası" (time stamp) vurarak alıcının KEPHS'sine yönlendirir. Teslimat gerçekleştiğinde ve alıcı mesajı okuduğunda, sistem otomatik olarak onay alındıları üretir. KEP tarafından üretilen bu zaman damgalı log kayıtları, uyuşmazlık hâlinde mahkemeler nezdinde senet hükmünde kesin delil teşkil eder. KEP ile gönderilen bir ihtarnameye karşı alıcının "spam klasörüne düştü" veya "haberim olmadı" gibi savunmaları hukuken dinlenmez.</p>

<p>Özellikle şirketler hukuku bağlamında, tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların TTK m. 18 uyarınca noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imza kullanılarak KEP üzerinden yapılması zorunludur. İş hukukunda ise işveren ile işçi arasındaki fesih bildirimleri, savunma talepleri veya görevlendirmelerin KEP üzerinden yapılmasını engelleyen bir norm bulunmamaktadır; bilakis, KVKK ilkelerine uyulması ve iş sözleşmesinde veya sonradan yapılan bir protokolle bu hususta karşılıklı açık mutabakat sağlanması hâlinde KEP kayıtları, iş davalarında dahi kesin delil değeri taşır. Ayrıca 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na eklenen 7/a maddesi gereğince, anonim ve limited şirketler ile baroya kayıtlı avukatlara yapılacak tebligatların Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) ile entegre biçimde elektronik yolla yapılması kanuni bir zorunluluktur.</p>

<p><strong>5.Maddi Hukuk Dallarına Göre E-Posta Delilinin Görünümleri</strong></p>

<p>İspat gücünün analizi, yalnızca HMK çerçevesinde soyut usul kurallarıyla sınırlandırılamaz. E-postanın delil vasfı, uygulandığı maddi hukuk dalının özelliklerine, koruduğu menfaatlere ve kamu düzenine ilişkin önceliklerine göre somut uyuşmazlıklarda farklı içtihatlar üretilmesine neden olmuştur.</p>

<p><strong>5.1. İş Hukukunda Mobbing, İşe İade ve İşçi Alacakları</strong></p>

<p>İş hukuku, yapısı gereği işçinin korunması ilkesinin egemen olduğu, güç asimetrisini dengelemek amacıyla zaman zaman ispat yükünün yer değiştirdiği veya takdiri delillerin geniş yorumlandığı bir alandır. Günümüz çalışma koşullarında haksız fesih, fazla mesai iddiaları ve özellikle psikolojik taciz (mobbing) süreçleri genellikle e-posta, WhatsApp mesajları ve benzeri dijital iletişim kanallarında iz bırakmaktadır.</p>

<p>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kurum e-postası üzerinden çalışana iletilen ve nezaket sınırları içerisinde kalarak işin gereğine ilişkin olan görevlendirme ve talimatlar, mobbing iddiasının ispatı için yeterli değildir. Ancak, amirler veya mesai arkadaşları tarafından sürekli, sistematik, aşağılayıcı ve kişiyi işyerinde ötekileştirme amacı güden e-posta silsileleri, mobbingin varlığını ispatlayan en güçlü delil başlangıcı, hatta olayın seyrine göre doğrudan haklı fesih gerekçesi sayılmaktadır. Yargıtay kararlarında vurgulanan bir diğer husus, e-postada yer alan ağır ifadelerin sadece içeriğinin değil, bu mesajın aleniyet kazanıp kazanmadığının (örneğin diğer çalışanların "CC"ye eklenip eklenmediğinin) da çalışanın itibarının zedelenmesi açısından değerlendirilmesidir.</p>

<p>Öte yandan, işçinin veya işverenin, diğer tarafın kişisel veya kurumsal e-posta hesabına rızası dışında girerek, casus yazılım kullanarak ya da iletişimini hukuka aykırı şekilde denetleyerek elde ettiği e-postalar, HMK m. 189/2 ve Anayasa m. 20 bağlamında "hukuka aykırı delil" (zehirli ağacın meyvesi) niteliğinde olup, haklı fesih sebebi olarak dahi mahkemelerde dikkate alınamaz. Zaman damgası içermese bile, müdahale edildiği teknik incelemeyle ispatlanamayan işyeri bilgisayar sistemlerindeki kurum içi elektronik kayıtların (login/logout saatleri, atılan mailler), aksi ancak kesin delillerle ispat edilene kadar fazla mesai sürelerinin belirlenmesinde geçerli belge sayılacağı da Yargıtay kararlarında açıkça hüküm altına alınmıştır.</p>

<p><strong>5.2. Ticaret Hukuku, Cari Hesaplar ve İnançlı İşlemler</strong></p>

<p>Ticari hayatta sözleşme müzakereleri, sipariş formları, ayıp ihbarları ve borç mutabakatları kâğıt ortamından tamamen e-posta ve ERP yazılımlarına kaymıştır. TTK m. 89 uyarınca cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılması bir geçerlilik şartıdır. Ancak, halihazırda kurulmuş bir ticari ilişki içerisinde, tarafların e-posta yoluyla gönderdikleri hesap mutabakatları, sevk bildirimleri ve fatura teyitleri, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Ticaret Dairelerinin içtihatlarıyla, ticari defter kayıtlarını destekleyici HMK m. 199 kapsamında birer belge ve m. 202 anlamında delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Tarafların e-posta ile hesap mutabakatı yapması ve buna süresi içinde itiraz edilmemesi, ticari alacağın kesinleşmesine karine teşkil edebilir.</p>

<p>Mülkiyet hukukunun ve borçlar hukukunun en zor ispatlanan alanlarından biri olan inançlı işlemler (fiduciary transfers), tarihsel olarak 05.02.1947 tarihli ve 20/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın katı boyunduruğu altındadır. Bu karara göre inançlı işlemin ispatı ancak "yazılı delille" (veya hiç olmazsa yazılı delil başlangıcıyla) mümkündür. Güncel hukuk pratiğinde, Yargıtay (özellikle 7. HD ve HGK), dijitalleşmenin bir sonucu olarak, taraflar arasında inançlı işlemi destekler nitelikteki e-posta yazışmaları, WhatsApp kayıtları ve açıklama içeren banka dekontlarını, HMK m. 202 çerçevesinde ispatı mümkün kılan geçerli bir "delil başlangıcı" olarak kabul etmektedir. Böylelikle dijital izler, hukukun en şekilci alanlarında dahi adalet terazisinin dengelenmesine olanak tanımaktadır.</p>

<p><strong>5.3. Ceza Muhakemesi Hukukunda E-Posta Delili, Tehdit ve Şantaj</strong></p>

<p>Ceza yargılamasının temel gayesi maddi gerçeğe ulaşmak olduğundan, ispat rejimi hukuk davalarına kıyasla son derece esnektir. CMK m. 217/2'de vücut bulan vicdani delil sistemi uyarınca; yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Herhangi bir miktar sınırı veya senetle ispat gibi şekli kısıtlamalar bulunmamaktadır. Günümüzde özellikle hakaret (TCK 125), tehdit (TCK 106) ve şantaj (TCK 107) gibi iletişim yoluyla işlenen suçların başlıca ispat araçları e-postalar, sosyal medya mesajları ve mesajlaşma uygulamalarındaki loglardır.</p>

<p>Ceza yargılamasında bir e-postanın delil olarak kabul edilebilirliği (admissibility), içeriğinden ziyade "elde ediliş yönteminin" hukuka uygunluğuna dayanır. Bir e-postanın CMK bağlamında incelenebilmesi iki farklı usule tabidir:</p>

<p><strong>1. İletişimin Denetlenmesi (CMK m. 135):</strong> Suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunan durumlarda, henüz gerçekleşmekte olan (gerçek zamanlı) e-posta akışının dinlenmesi veya sinyal verilerinin kaydedilmesidir. Sadece kanunda sayılan "katalog suçlar" için ve mutlak surette ağır ceza mahkemesi/hâkim kararıyla yapılabilir.</p>

<p><strong>2. Bilgisayarlarda ve Kütüklerde Arama ve El Koyma (CMK m. 134):</strong> E-posta daha önceden gönderilmiş ve cihazda/sunucuda bir veri olarak depolanmışsa, artık haberleşmenin gizliliğinden çıkıp, depolanmış veriye dönüşür. Şüphelinin telefonuna, bilgisayarına veya diskine el konulup bu e-postaların incelenmesi için mutlaka CMK m. 134 kapsamında özel bir hâkim kararı (veya gecikmesinde sakınca bulunan acil hâllerde savcı emri) gereklidir.</p>

<p>Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Daireleri, kolluk kuvvetlerinin şüphelinin "rızası" var diyerek, mahkeme kararı olmaksızın dijital cihazlardaki WhatsApp mesajlarını veya e-postaları açıp tutanağa geçirmesini ağır bir hak ihlali olarak görmekte ve bu yolla elde edilen delilleri mutlak surette reddetmektedir. Buna mukabil, mağdurun kendisine yöneltilmiş bir tehdit veya şantaj e-postasını kendi bilgisayarında açarak ekran görüntüsü alması veya bu hesabı kolluğa kendi iradesiyle gösterip tutanak altma aldırması yahut noter tespiti yaptırması tamamen hukuka uygundur, zira haberleşmenin tarafı bizzat mağdurun kendisidir ve özel hayatın ihlali söz konusu değildir.</p>

<p><strong>6.Adli Bilişim Çerçevesinde E-Posta Bütünlüğü ve Orijinalliği</strong></p>

<p>Hukuki düzlemde bir verinin belge veya delil niteliğine sahip olması, onun maddi gerçeği temsil ettiği anlamına gelmez. Elektronik veriler, doğaları gereği manipülasyona, silinmeye ve değiştirilmeye (tampering) son derece açıktır. Salt bir ekran görüntüsü (screenshot) veya PDF olarak mahkemeye sunulan bir e-posta dökümü, karşı tarafın inkarı hâlinde zayıf bir argümandır. E-postanın yargılamada inandırıcı bir delile dönüşebilmesi; bütünlüğünün (integrity), orijinalliğinin (authenticity) ve şeffaflığının bilimsel standartlara uygun bir biçimde kanıtlanmasıyla mümkündür. Bu noktada devreye, hukukun teknik muhafızı olan Adli Bilişim (Digital Forensics) girmektedir.</p>

<p><strong>6.1. Kriptografik Özetler (Hash Analizi) ve Zincir Muhafaza</strong></p>

<p>Bir e-posta sunucusundan veya bilgisayardan delil elde edilirken, doğrudan orijinal cihaz üzerinde çalışılmaz, cihazın birebir bit-stream imajı (adli kopyası) alınır. Bu işlemin, cihaza veri yazılmasını engelleyen donanımsal engelleyiciler (write-blocker) kullanılarak yapılması esastır. Kopyanın orijinali ile birebir aynı olduğunun ispatı, MD5 veya SHA-256 gibi özetleme algoritmaları (hash değerleri) hesaplanarak yapılır. Hash değeri, o spesifik verinin benzersiz kriptografik parmak izidir. E-posta içeriğinde veya tarih damgasında yapılacak tek bir harf veya boşluk karakteri değişikliği dahi, tüm hash değerini radikal bir şekilde değiştirir. Mahkemeye sunulan kopyanın hash değeri, el koyma anındaki hash tutanağı ile eşleşmiyorsa, delilin bütünlüğünün bozulduğuna dair sanık müdafinin itirazı haklılık kazanır ve bu uyuşmazlık CMK m. 206 kapsamında delilin reddine kadar gidebilir.</p>

<p>Delilin güvenilirliğini koruyan diğer bir kavram "Zincir Muhafaza"dır (Chain of Custody). ISO/IEC 27037 standartlarına uygun olarak, bir dijital cihaza ilk müdahale edildiği andan itibaren, delile her temas eden kişinin kimliği, tarihi, saati ve müdahale amacı bir log defterine işlenmeli, cihazlar Faraday kafesi gibi izole çantalarda taşınmalı ve mühürlenmelidir.</p>

<p><strong>6.2.E-Posta Başlık Analizi ve Anti-Spoofing Protokolleri</strong></p>

<p>Hukuk ve ceza uyuşmazlıklarında e-postanın gerçekte kimin tarafından gönderildiğinin tespiti zorlayıcı olabilir; zira "Kimlik Avı" (Phishing) ve "Kimlik Taklidi" (Spoofing) yöntemleriyle, gönderici adının veya e-posta adresinin sahtesinin üretilmesi mümkündür. Bir çalışan, patronunun e-posta adresinden gelmiş gibi görünen sahte bir talimatla şirketi zarara uğratabilir.</p>

<p>Bu tür itirazlar karşısında bilirkişiler "E-Posta Header (Başlık) Analizi" gerçekleştirirler. Header bilgileri, e-postanın geçtiği tüm SMTP (Simple Mail Transfer Protocol) yönlendirme sunucularını, IP adreslerini, coğrafi lokasyonları ve kriptografik onay süreçlerini kronolojik bir log zinciri olarak barındırır. E-postanın iddia edilen alan adından (domain) yetkili sunucular aracılığıyla gönderildiğinin ispatı için üç temel güvenlik protokolünün (E-posta Güvenlik Standartları) sonuçlarına bakılır:</p>

<p><strong>1. SPF (Sender Policy Framework):</strong> E-postanın gönderildiği IP adresinin, gönderici alan adının DNS kayıtlarında e-posta göndermeye yetkili olup olmadığını denetler.</p>

<p><strong>2. DKIM (DomainKeys Identified Mail):</strong> E-postanın içeriğine asimetrik şifreleme algoritmasıyla bir dijital imza ekler. Alıcı sunucu, DNS'teki açık anahtarı kullanarak mesajın yolda (transit aşamasında) manipüle edilip edilmediğini doğrular.</p>

<p><strong>3. DMARC (Domain-based Message Authentication, Reporting, and Conformance):</strong> SPF ve DKIM protokollerini birleştirerek sahte iletilerin nasıl işleneceğini belirleyen bir politika standardıdır.</p>

<p>Eğer bir e-postanın header analizinde SPF ve DKIM "Pass" (Doğrulandı) sonucunu veriyorsa, adli bilişim standartlarında o e-postanın ilgili alan adından yetkili bir biçimde gönderildiği ve içeriğinin yolculuk boyunca tahrif edilmediği ispatlanmış olur. Bu teknik doğrulama, HMK veya CMK kapsamındaki yargılamanın kalbini oluşturur.</p>

<p><strong>7.Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Anayasa Mahkemesi İçtihatları</strong></p>

<p>Elektronik delillerin hukuki geçerliliği ve elde ediliş biçimi, yalnızca usul hukuku kurallarının değil, aynı zamanda Anayasa'nın doğrudan güvencesi altındaki "Özel Hayatın Gizliliği" (Anayasa m. 20) ve "Haberleşme Hürriyeti" (Anayasa m. 22) gibi evrensel temel hakların da konusudur. Teknolojinin işyerlerine entegre olması, özellikle çalışanlara tahsis edilen kurumsal e-posta hesaplarının işverenler tarafından denetlenmesi meselesinde işçi ve işveren hakları arasında derin uyuşmazlıklar yaratmıştır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi (AYM), iş hukukundan doğan işe iade veya tazminat davaları neticesinde önüne gelen bireysel başvurularda (örneğin; G.G. Başvurusu- B. No: 2014/16701, Ö.A., F.T., K.Ü. başvuruları), kurumsal e-postaların denetlenmesine ilişkin çerçeveyi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına uygun bir denge testiyle belirlemiştir. AYM kararlarında öne çıkan temel ilke, çalışana bilgisayar ve e-posta hesabı tahsis edilmesinin, işverene bu araçları her koşulda, sınırsız ve keyfi olarak inceleme yetkisi vermediğidir. Mesleki hayat, özel hayat kavramından tamamen dışlanamaz.</p>

<p>Bir işverenin, çalışanın kurumsal e-postasını inceleyerek elde ettiği yazışmaları haklı fesih gerekçesi yapabilmesi veya delil olarak sunabilmesi için AYM'nin aradığı asgari şartlar şunlardır:</p>

<p><strong>1. Açık ve Önceden Bilgilendirme (Aydınlatma):</strong> İşveren, e-posta sisteminin kişisel amaçlarla kullanılamayacağını ve iletişim trafiğinin önceden belirlenmiş kurallar çerçevesinde izlenebileceğini, çalışana önceden yazılı ve açık bir şekilde bildirmelidir. Eğer böyle bir bildirim yoksa, çalışanın söz konusu e-posta hesabının gizliliğine yönelik "haklı bir mahremiyet beklentisi" (legitimate expectation of privacy) doğar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2. Meşru Amaç ve Gereklilik:</strong> İnceleme, işletmenin güvenliğini sağlamak, ticari sırların sızmasını önlemek veya bir ihbarı araştırmak gibi mutlaka meşru ve haklı bir amaca dayanmalıdır.</p>

<p><strong>3. Ölçülülük İlkesi:</strong> İşverenin denetimi, ulaşılmak istenen meşru amaca elverişli olmalı ve çalışanın özel hayatına en az müdahale eden yöntem seçilmelidir. Konuyla ilgisi olmayan kişisel yazışmaların ifşası veya tamamının taranması ölçülülük ilkesini zedeler.</p>

<p>AYM ihlal kararlarında, çalışana önceden usulüne uygun aydınlatma yapılmaksızın rıza dışı elde edilen e-posta yazışmalarının delil olarak kullanıldığı ve derece mahkemelerinin bu hukuka aykırı bulguları esas alarak işe iade taleplerini reddettiği durumların, Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerini açıkça ihlal ettiğine hükmetmiştir.</p>

<p><strong>8.Mukayeseli Hukukta E-Posta Delilinin Kabul Edilebilirliği</strong></p>

<p>Elektronik verilerin ispat vasıtası olarak yargısal süreçlere entegrasyonu, tüm modern hukuk sistemlerinin ortak meselesidir. Kıt'a Avrupası (Civil Law) ile Anglo-Sakson (Common Law) sistemlerinin teknolojiye uyum sağlamak için kurguladıkları dogmatik araçlar farklı görünse de, vardıkları sonuçlar büyük ölçüde evrensel bir mutabakatı yansıtır.</p>

<p><strong>8.1. Avrupa Birliği ve eIDAS Yönetmeliği (910/2014)</strong></p>

<p>Avrupa Birliği genelinde geçerli olan 910/2014 sayılı eIDAS Tüzüğü, dijital pazarın güvenli, şeffaf ve entegre bir şekilde çalışmasını sağlayan temel yasal dayanaktır. Türkiye, AB üyesi olmasa da sınır ötesi dijital ticareti kolaylaştırmak adına iç mevzuatını ve özellikle Elektronik İmza Kanunu'nu eIDAS standartlarına büyük ölçüde uyumlu hale getirmiştir. eIDAS’ın getirdiği en büyük yenilik, bir elektronik delilin veya imzanın sırf dijital ortamda üretilmiş olması gerekçesiyle mahkemeler tarafından peşinen reddedilmesini yasaklamış olmasıdır. Bu durum, uluslararası ticari sözleşmelerde uyuşmazlıkların çözümünü hızlandran ve delil sunumunu standartlaştıran küresel bir yasal güvence oluşturur.</p>

<p>Basit Elektronik İmza (SES), günlük hayatta sıkça kullanılan, kimlik doğrulaması karmaşık kriptografik yöntemlerle yapılmayan ve sadece bir irade beyanı içeren imza türüdür. Bir e-postanın altına isim yazılması, mesajlaşma uygulamaları üzerinden onay verilmesi veya bir internet sitesindeki üyelik sözleşmesini onaylamak için kutucuğun tıklanması birer SES örneğidir. eIDAS Madde 25 uyarınca bu imza türü bir mahkemede sırf dijital formatta olduğu için yok sayılamaz. Ancak güvenlik düzeyi düşük olduğu için, bir dava esnasında karşı taraf imzayı kolayca inkâr edebilir ve bu durumda ispat yükü imzanın gerçek olduğunu iddia eden tarafa geçer. Türk hukuku açısından da bu durum kesin bir delil teşkil etmez; ancak uyuşmazlığın çözümüne yardımcı olan bir delil başlangıcı olarak nitelendirilir.</p>

<p>Gelişmiş Elektronik İmza (AES), eIDAS Madde 26'da yer alan teknik kriterlere göre münhasıran imza sahibine bağlı olan ve imza atan kişinin kimliğini kesin olarak tespit edebilen bir yapıya sahiptir. En önemli özelliği, imzalandıktan sonra belgede yapılacak herhangi bir tahrifatın sistem tarafından otomatik olarak belirlenebilmesidir. Günümüzde küresel imza platformlarının iki aşamalı doğrulama ve dijital sertifika şifrelemesi kullanarak attırdığı imzalar genellikle bu standarttadır. AES, ticari işlemlerde çok güçlü bir kabul edilebilirliğe sahiptir. Şirketler arası sözleşmelerde, tedarik zinciri yönetiminde ve uluslararası ticarette operasyonel hızı artırmak adına en çok tercih edilen yöntemdir. Kimlik doğrulama zinciri teknik olarak kayıt altına alındığı için, mahkemeler nezdinde ikna edicilik oranı basit imzalara kıyasla çok daha yüksektir.</p>

<p>Nitelikli Elektronik İmza (QES), teknik ve yasal hiyerarşinin zirvesinde yer alır. QES, sadece teknik bir şifreleme değil, aynı zamanda yetkili otoriteler tarafından lisanslanmış bir Nitelikli Sertifika Hizmet Sağlayıcısı tarafından verilen ve genellikle USB dongle veya akıllı kart gibi güvenli bir donanım üzerinde barındırılan imza türüdür. Bu imza, ıslak imza ile birebir aynı hukuki değere sahiptir. Bir üye ülkede yasal olarak alınan QES, tüm AB genelinde ve AB mahkemelerinde hiçbir ek doğrulama aranmaksızın kesin delil kabul edilir. Türk hukukundaki karşılığı, 5070 sayılı Kanun’da düzenlenen ve ıslak imza ile eş değer sayılan Güvenli Elektronik İmza'dır. Bu imza türünde ispat yükü tamamen tersine döner ve imzanın kendisine ait olmadığını iddia eden taraf, aksini kesin delillerle kanıtlamak zorundadır.</p>

<p>eIDAS Tüzüğü sadece bireysel imzalardan ibaret olmayıp kurumsal dijital güvenliğin tüm unsurlarını kapsar. Tüzüğün 43. maddesinde düzenlenen ERDS (Elektronik Nitelikli Teslimat Hizmeti), Türkiye’deki Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) sisteminin uluslararası düzeydeki doğrudan karşılığıdır. Bu sistem; iletinin göndericiden çıktığı anı, alıcının posta kutusuna ulaştığı zamanı ve alıcı tarafından okunduğu dakikayı yasal olarak günlük dosyalarına kaydeder ve tarafların inkâr mekanizmalarını tamamen kapatır. Elektronik mühür ise gerçek kişilerin attığı imzanın şirketlere, kurumlara ve bankalara uyarlanmış hali olup, belgenin doğrudan o tüzel kişi tarafından üretildiğini kanıtlayan bir dijital kaşedir. Nitelikli zaman damgaları da bir dijital verinin veya sözleşmenin, üzerinde yazan tarih ve saatte aynen o şekilde var olduğunu ve o andan itibaren hiçbir değişikliğe uğramadığını mühürleyerek AB mahkemelerinde manipüle edilmediğine dair yasal bir doğruluk karinesi yaratır.</p>

<p>Zürih'te planlanan doktora çalışmaları ile gelecekteki kurumsal uyum (compliance) ve uluslararası tahkim kariyeri bağlamında bu kurallar büyük bir önem taşır. İsviçre, AB üyesi olmasa da uluslararası ticaret ve finans merkezi olduğu için kendi e-imza kanununu (ZertES) büyük oranda bu eIDAS standartları ile uyumlu hale getirmiştir. Çok uluslu bir şirkette uyum direktörü olarak görev yaparken şirket sözleşmelerinde hangi imza türünün seçilmesi gerektiğine risk analizlerini yaparak karar vermek gerekir. Uluslararası tahkim uzmanı olarak da tarafların e-posta yazışmalarının veya dijital platformlar üzerinden onayladıkları revizyonların tahkim heyeti önünde ne derece bağlayıcı olduğu bu kurallara göre savunulur ve şirketlerin milyon dolarlık dijital delil süreçleri bu çerçevede yönetilir.</p>

<p><strong>8.2.Anglo-Sakson Hukuku (ABD) </strong></p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri hukuk sisteminde, elektronik verilerin mahkemede kabul edilebilirliği (admissibility), Federal Delil Kuralları (Federal Rules of Evidence - FRE) şemsiyesi altında çok daha analitik bir test silsilesine tabidir. E-postaların değerlendirilmesinde FRE Rule 901 (Authentication) ana mihenk taşıdır. Bu kural, delili sunan tarafın, o delilin gerçekten iddia ettiği şey olduğuna dair asgari bir destekleyici kanıt sunmasını emreder. ABD mahkemeleri, bir e-postanın orijinalliğini (authenticity), IP logları, sunucu kayıtları veya mesaj içeriğindeki benzersiz durumsal ifadeler (circumstantial evidence) üzerinden dolaylı yollarla da saptayabilmektedir.</p>

<p>Köklü usuli engel ise "Duyuma Dayalı Delil" (Hearsay) yasağıdır. Normal şartlarda mahkeme huzuru dışında söylenen sözlerin mahkemede ispat aracı yapılması yasaklanmıştır. Ancak e-postalar, yapay zekâ veya otomatize sistemler tarafından düzenli bir şekilde işlenen veriler bağlamında, ABD ve Kanada mahkemelerinde "ticari kayıtlar istisnası" (business records exception) kapsamında değerlendirilmekte ve Hearsay yasağından muaf tutularak yargılamaya kabul edilmektedir.</p>

<p><strong>9.Sonuç</strong></p>

<p>Elektronik postanın (e-posta) medeni, ticari ve cezai ispat hukuku kapsamındaki konumu, salt mekanik bir normatif yorum meselesi değil, hukukun teknolojiye adaptasyonunun, adaletin şekilciliğe üstünlüğünün ve şeffaflık ile mahremiyet arasındaki dengenin yansımasıdır.</p>

<p>Mülga HUMK döneminin şekilci duvarlarını yıkan 6100 sayılı HMK, 199. maddesindeki yenilikçi "belge" tanımı ile dijital gerçekliği adalet sistemine entegre etmiş, uyuşmazlıklara modern dünyanın kapılarını açmıştır. Gelinen noktada, güvenli elektronik imza ile desteklenmeyen sıradan e-postalar veya SMS yazışmaları "senet" olarak mutlak bir ispat gücüne sahip olamasalar da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin yenilikçi içtihatlarıyla, HMK m. 202 bağlamında "delil başlangıcı" olarak kabul edilmektedirler. Bu içtihadî ve dogmatik dönüşüm, senetle ispat bariyerini kırıp, davanın haklı tarafına tanık dinletme olanağı sunarak işçi-işveren ilişkilerinden devasa cari hesap mutabakatlarına kadar sayısız alanda adaletsizliklerin önüne geçmektedir.</p>

<p>Buna karşın, 5070 sayılı Kanun uyarınca güvenli elektronik imza ile oluşturulmuş elektronik postalar ile TTK m. 1525 doğrultusunda yetkili hizmet sağlayıcılarca yürütülen Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) sistemi bildirimleri, kriptografik güvenceleri sayesinde kâğıt üzerindeki ıslak imzalı fiziki bir senetle bütünüyle aynı ağırlıkta "kesin delil" statüsüne sahiptir. Bu sistemler, uyuşmazlığın çözümünde gönderim zamanı, içerik bütünlüğü ve taraf kimliği hususlarında inkârı imkânsız bir yasal karine ve matematiksel netlik sağlamaktadır.</p>

<p>Bununla birlikte, elektronik veri olarak e-postanın usul hukuku bağlamındaki ispat gücü, onun hukuka uygun yollarla elde edilmiş olmasına ve teknik bütünlüğünün korunmuş olmasına organik olarak bağlıdır. CMK ve HMK'nın amir hükümleri ile Anayasa Mahkemesi'nin özel hayatın gizliliğini önceleyen emsal ihlal kararları (Aydınlatma yükümlülüğü ve ölçülülük testleri) gereğince; izinsiz elde edilen, casus yazılım aracılığıyla incelenen veya adli bilişim (digital forensics) ilkeleri kapsamında bütünlüğü MD5/SHA-256 hash değerleri ve SPF/DKIM logları ile doğrulanamayan e-postalar mutlak surette "hukuka aykırı delil" (zehirli ağacın meyvesi) niteliği taşıyıp yargılamanın dışında bırakılmaya mahkûmdur.</p>

<p>Avrupa Birliği'nin eIDAS Yönetmeliği ve Anglo-Sakson (ABD) hukukunun Federal Delil Kuralları (FRE 901 ve En İyi Delil kuralı istisnaları) ile mukayeseli olarak incelendiğinde, Türk ispat hukukunun e-posta delillerine ilişkin geliştirdiği normatif ve içtihat temelli altyapının, gelişmiş ülkelerdeki hukuki evrim ile büyük ölçüde senkronize olduğu görülmektedir. Gelecek projeksiyonunda yapay zekâ entegrasyonu, dağıtık defter tabanlı değişmez kayıt kütükleri ve kuantum-dirençli kriptografik yöntemlerin ticari uyuşmazlıklara dâhil olmasıyla, elektronik delil ve ispat dogmatiği daha da sofistike bir hâl alacaktır. Hukuk uygulayıcılarının, hâkimlerin ve yasa koyucuların müşterek sorumluluğu, gelişen dijital mimariyi multidisipliner bir yaklaşımla kavramak ve ispat kurallarını şekilciliğe hapsetmeden maddi gerçeğin hizmetine sunmaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-muhammed-ali-yigit" title="Av. Muhammed Ali YİĞİT"><img alt="Av. Muhammed Ali YİĞİT" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/01/muhammed-ali-yigit.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-muhammed-ali-yigit" title="Av. Muhammed Ali YİĞİT">Av. Muhammed Ali YİĞİT</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/elektronik-posta-delilinin-turk-ve-mukayeseli-ispat-hukukundaki-yeri-niteligi-ve-ispat-gucu-1</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 18:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/tebligat-mail-mesaj.jpg" type="image/jpeg" length="45400"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[12. YARGI PAKETİNİN İÇERİĞİNDE NELER VAR?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinin-iceriginde-neler-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinin-iceriginde-neler-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, 12. Yargı Paketi'ne ilişkin açıklamada bulundu. Yargı paketi ile yapılacak olan yeni düzenlemeleri anlatan Akbaşoğlu, "Mahkemelerin iş yükünün azalması için idare mahkemelerinde tek hakimle çözülecek davaların kapsamını genişletiyoruz. " dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu, 12. Yargı Paketi'nin Meclis'e sunulduğunu açıkladı.</p>

<p>30 maddeden oluşan 12. Yargı Paketi Meclis Genel Kurulu'na sunuldu.</p>

<p>AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu paketin içeriği hakkında açıklama yaptı.</p>

<p><strong>“ADLİ TIP KURUMU'NUN BİLİMSEL KAPASİTESİ GÜÇLENECEK”</strong></p>

<p>Muhammed Emin Akbaşoğlu, Adli Tıp Kurumu'nun bilimsel kapasitesinin güçleneceğini de belirtti.</p>

<p><strong>“NOTERLİK İŞLEMLERİNDE BÜYÜK BİR KOLAYLIĞA GİDİYORUZ”</strong></p>

<p>Noterlik işlemlerinde de büyük bir kolaylığa gidileceğini söyleyen Akbaşoğlu “Noterlik evrak ve defterlerin asıllarının mahkeme veya başsavcılıklarca istenmesi halinde noterlerin aslına uygun örneğini yerinde saklayarak ilgili merciine aslını göndermesi onaylı örnek istendiğinde ise evrakı elektronik ortamda tarayarak güvenli elektronik imza ile saniyeler içerisinde ilgili merciine ulaştırmasını düzenliyoruz” dedi.</p>

<p><strong>DURUŞMALAR ARASI SÜRE 3 AYDAN FAZLA OLAMAYACAK</strong></p>

<p>Teklifle yargılamaların hızlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması ve makul sürede yargılanma hakkının daha etkin biçimde temini amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yapılacak değişikliğe göre hukuk yargılamalarında duruşmalar arası süre 3 aydan fazla olamayacak.</p>

<p>İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek daha uzun süre belirleyebilecek.</p>

<p><strong>E-DURUŞMA SİSTEMİNİN KAPSAMI GENİŞLETİLECEK</strong></p>

<p>Yargıda, bilişim teknolojilerinin sağladığı faydalardan daha fazla yararlanılması amacıyla e-Duruşma sisteminin kapsamı genişletilecek, ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma ile yapılacak.</p>

<p>Türk Ceza Kanunu'ndaki değişiklikle ise haksız menfaat için hesap bilgilerini başkalarıyla paylaşmak müstakil suç olarak düzenlenecek ve hapis cezası verilecek.</p>

<p><strong>HAKSIZ MENFAAT İÇİN HESAP BİLGİLERİNİ BAŞKALARIYLA PAYLAŞMAK SUÇ SAYILACAK</strong></p>

<p>Yeni suç ihdası dolayısıyla hesap bilgilerini başkalarıyla paylaşanlar ve bu hesapları dolandırıcılıkta kullanılanlar "nitelikli dolandırıcılık" yerine yeni suç kapsamında cezalandırılacak.</p>

<p><strong>YARGITAY'IN BOZMA YETKİSİNDE DÜZENLEME YAPILACAK</strong></p>

<p>Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması amacıyla bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin sadece görevsiz veya yetkisiz olduğu gerekçesiyle Yargıtay'ın bozma kararı veremeyeceğine yönelik düzenleme yapılacak.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları doğrultusunda, hukuki boşlukların doldurulması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılacak.</p>

<p>---</p>

<h3><strong>12. YARGI PAKETİNİN İÇERİĞİNDE NELER VAR?</strong></h3>

<p><strong>MADDE 1: </strong>2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na eklenen 34/a maddesiyle, adli yargı mercilerince idare aleyhine hükmedilen bir miktar para alacağı, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin ilamlar için doğrudan icra takibi başlatılması usulü değiştirilmektedir. Yeni düzenleme uyarınca, alacaklı veya vekili tarafından icra takibine geçilmeden önce idareye yazılı başvuruda bulunulması ve ödeme için banka hesap numarası bildirilmesi zorunluluğu getirilmektedir. İdareye tanınan bir aylık yasal ödeme süresi içinde ilamda belirtilen tüm alacak kalemlerinin faiz ve fer'ileriyle birlikte ödenmemesi halinde cebri icra yoluna başvurulabilecektir.</p>

<p><strong>MADDE 2: </strong>2004 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinde yapılan değişiklikle, miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesi (izale-i şuyu) ihalelerinde yaşanan suistimallerin önlenmesi ve mirasçıların mülkiyet haklarının korunması amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Buna göre, tüm maliklerin mirasçı olduğu taşınmaz satışlarında birinci açık artırma sadece malik olan mirasçılar arasında ve bir defaya mahsus olmak üzere uygulanacaktır. Bu özel artırmada teklif verme bedeli malın muhammen kıymetinin yüzde yüzü ve satış masrafları üzerinden başlayacak; mirasçılar arasında alıcı çıkmaması halinde ikinci artırma genel hükümlere tabi olarak herkese açık icra edilecektir.</p>

<p><strong>MADDE 3:</strong> 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 55 inci maddesinde yapılan değişiklikle, noterlik evrak ve defterlerinin gizliliği korunarak adli mercilerin ve soruşturmaya yetkili resmi dairelerin doğrudan belge talep etme ve inceleme süreçleri kolaylaştırılmaktadır. Mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından noterlik evrakının aslının istenmesi halinde noter, belgenin onaylı bir örneğini yerinde saklayarak aslını talep eden mercie gönderecektir. Evrakın onaylı örneğinin istendiği durumlarda ise noter evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile imzalayarak ilgili mercie elektronik ortamda iletecektir; teknolojik imkânsızlık halinde fiziki aslına uygun onaylı örnek gönderilecektir.</p>

<p><strong>MADDE 4: </strong>2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun geçici 27 nci maddesinde yapılan düzenlemeyle, Danıştayın daire sayısının on yediden, on daireye indirilmesine yönelik daha önce öngörülen on yıllık yasal süre, Danıştayın mevcut iş yükü dikkate alınarak dört yıl daha uzatılmakta ve azami süre on dört yıl olarak belirlenmektedir. Ayrıca daire sayısının dört yıl daha azalmayacak olması sebebiyle, üye sayısının kademeli olarak düşürülmesine yönelik her boşalan kadro için seçim yapılmaması uygulamasından da 23/7/2030 tarihine kadar vazgeçilmektedir. Böylece meslek mensubu kadro sayısında azalma yaşanmaması ve boşalan her üye kadrosu için aynı sayıda seçim yapılması sağlanarak yüksek mahkemenin verimliliği korunmaktadır.</p>

<p><strong>MADDE 5: </strong>2576 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle, idare mahkemelerinde heyet yerine tek hâkim tarafından çözümlenecek dava türlerinin kapsamı genişletilmektedir. Uygulamada içtihadın yerleştiği ve niteliği itibarıyla heyetçe tartışılması zaruri görülmeyen uyuşmazlıklar bu kapsama alınmıştır. Buna göre; konusu 2026 yılı için 486.000 TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davalarının yanı sıra; öğrencilerin ilişik kesme/uzaklaştırma hariç disiplin, sınıf geçme, not tespiti, yurt, burs işlemleri; kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman, izin ve uyarma cezası işlemleri; mesleki faaliyeti engellemeyen meslek kuruluşu disiplin cezaları ile 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanan muhtaçlık aylıklarına ilişkin davalar tek hâkim tarafından karara bağlanacaktır.</p>

<p><strong>MADDE 6: </strong>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45 inci maddesinde yapılan değişiklikle, ilk derece mahkemesi kararının sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gerekçesinin eksik veya hatalı bulunması hâlinde, bölge idare mahkemesine kararın gerekçesini değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilme imkânı tanınmaktadır. Ayrıca, bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderebileceği hâllerin sayısı artırılmakta; bu hâller dışında dosyanın geri gönderilemeyeceği açıkça hükme bağlanmaktadır. Bununla birlikte; keşif, bilirkişi incelemesi veya duruşma yapılmamasından kaynaklanan usul eksikliklerinin uygun görülmesi hâlinde bölge idare mahkemesince giderilebilmesine imkân tanınarak, uyuşmazlığın mümkün olduğunca istinaf aşamasında sonuçlandırılması amaçlanmaktadır.</p>

<p><strong>MADDE 7: </strong>2577 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda Bölge idare mahkemelerinin istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak uyuşmazlığın esası hakkında yeniden verdiği kararlara karşı, kural olarak tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay’da temyiz yolu açılmaktadır. Böylece hükmün yüksek mahkemece denetlenmesini talep etme hakkı güvenceye kavuşturulmaktadır. Ancak makul sürede yargılanma ve Danıştay’'ın iş yükünün dengelenmesi ilkeleri gözetilerek bir istisna getirilmekte; idare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar ile Çiftçi Mallarının Korunması Kanunu, Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uygulamasından doğan davalar ve sadece vekalet ücreti/yargılama giderine ilişkin kararlar, kaldırma üzerine yeniden hüküm kurulmuş olsa dahi temyiz incelemesi dışında tutulmaktadır. Bu düzenleme, yürürlükten sonra bölge idare mahkemelerince verilecek kararlara uygulanacaktır.</p>

<p><strong>MADDE 8:</strong> 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un mülga 26 ncı maddesi başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, daha önce Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenen atama şartları ve görev süreleri idarenin kanuniliği ilkesine uygun olarak kanun seviyesinde düzenlenmektedir. Buna göre, adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanabilmek için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmak şartı aranacaktır. İhtisas kurulu başkan ve üyeleri, adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirlenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 9: </strong>2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, hâkim ve savcı yardımcılarının eğitim ve sınav esasları kanun seviyesinde netleştirilmektedir.</p>

<p><strong>MADDE 10: </strong>2802 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesine eklenen bent ile yargılama faaliyetinde teknik veya özel bilgi gerektirmeyen, münhasıran mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuran hâkim ve Cumhuriyet savcıları hakkında disiplin yaptırımı olarak uyarma cezası verilebilmesi açıkça hükme bağlanmaktadır. Bu sayede bilirkişilik müessesesinin amacına uygun kullanılması ve yargılamaların daha hızlı, ekonomik yürütülmesi hedeflenmektedir.</p>

<p><strong>MADDE 11:</strong> 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1 inci maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı gerekçelerini karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmektedir. Paranın enflasyon karşısında değer kaybını önlemek ve alacaklı-borçlu dengesini adil bir zemine oturtmak amacıyla sabit yasal faiz oranı usulünden vazgeçilmektedir. Yeni sisteme göre faiz ödenmesi gereken ve miktarı sözleşmeyle belirlenmemiş hallerde yasal faiz oranı yıllık; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenidir. 30 Haziran günü belirlenen reeskont oranının, önceki yıl sonu oranından 5 puan veya daha fazla farklı olması halinde, yılın ikinci yarısı için bu yeni oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır.</p>

<p><strong>MADDE 12 - </strong>13: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 440 ve 444 üncü maddelerinde yapılan düzenlemeyle, vesayet altındaki kısıtlı kişilere ait taşınır ve taşınmaz malların satış usulü UYAP sistemine entegre edilmektedir. Söz konusu malların satışı, fiziki yer kısıtlamalarına maruz kalmaksızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile entegre çalışan elektronik satış portalı üzerinden açık artırmayla gerçekleştirilecektir. Böylelikle, daha rekabetçi bir ortamda çok daha fazla kişinin pey sürmesi sağlanarak kısıtlının menfaatleri azami düzeyde korunacaktır.</p>

<p><strong>MADDE 14: </strong>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 80 inci maddesinde, Anayasa Mahkemesi’nin kişisel verilerin korunması hakkı bağlamında verdiği iptal kararı doğrultusunda düzenleme yapılmaktadır. Moleküler genetik inceleme sonuçlarının saklanması, kullanılması ve imha süreçlerine ilişkin yasal çerçeve çizilmektedir. İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılarak mahsus bir sisteme kaydedilecek ve delil olarak dosyasına gönderilecektir. Bu bilgiler; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının kesinleşmesi halinde derhâl imha edilecektir. Mahkûmiyet, davanın reddi veya düşmesi gibi diğer hallerde ise kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısı huzurunda tutanakla yok edilecektir. Ayrıca veri sahibine, verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması halinde silinmesini talep etme hakkı tanınmaktadır.</p>

<p><strong>MADDE 15: </strong>5271 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesinde yapılan düzenleme ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda veri güvenliği güvenceleri eklenerek yeniden düzenlenmektedir. Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma tedbirlerinin temel şartları korunurken, elde edilen dijital deliller ve kişisel verilerin korunması için yeni bir fıkra eklenmektedir. Bu tedbirle elde edilen veriler adli emanette saklanacak; kovuşturmaya yer olmadığı veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren on beş yıl sonuna kadar muhafaza edildikten sonra Cumhuriyet savcısı huzurunda tutanakla imha edilecektir. İlgililere bu süre zarfında, amacın ortadan kalkması halinde verilerin silinmesini mahkemeden talep edebilme imkânı getirilmektedir.</p>

<p><strong>MADDE 16: </strong>5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde yapılan değişiklikle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun uygulanma sınırları Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda netleştirilmektedir. HAGB müessesesi, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlilerinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17 nci maddesi kapsamında "kötü muamele" kabul edilebilecek suçlar bakımından uygulanmayacaktır. Ayrıca kurumun usul yönünden iptal edilen diğer bağlantılı fıkraları da belirlilik ilkesine uygun olarak yeniden formüle edilmektedir.</p>

<p><strong>MADDE 17: </strong>5271 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanığa, savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek mahkemede bizzat hazır bulunması kaydıyla yargılamanın yenilenmesini talep edebilme hakkı tanınmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 18: </strong>5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinde yapılan değişiklikle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın ceza daireleri kararlarına karşı Ceza Genel Kurulu’na itiraz yetkisinin kapsamı ve süreleri hak arama hürriyetini genişletecek şekilde yeniden belirlenmektedir.</p>

<p><strong>MADDE 19: </strong>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesine eklenen fıkrayla, bedensel zararlar ile destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanmasında ve faiz işletilmesinde yeknesaklığın sağlanması ile uygulamadaki duraksamaların giderilmesi amaçlanmaktadır. Düzenleme uyarınca; çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında, kişinin kazancının belirli olduğu döneme ait (bilinen dönem) kısma haksız fiil tarihinden itibaren; geleceğe yönelik varsayımsal döneme ait (bilinmeyen dönem) kısma ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesi esası getirilmektedir. Ayrıca, peşin sermaye değerinin tazminattan mahsubunda "oransal mahsup" yönteminin uygulanacağı netleştirilmektedir.</p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>21: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılarak uygulamada hangi alacaklar için açılacağı hususunda ciddi tereddütlere ve yargılamaların uzamasına neden olan belirsiz alacak davası hukuk sistemimizden çıkarılmaktadır.Belirsiz alacak davasının alacağın tamamı yönünden zamanaşımını kesme ve hak kaybını önleme gibi sağladığı hukuki yararlar, eklenen fıkra ile kısmi dava kurumuna aktarılmaktadır. Düzenlemeyle, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda davacıya, ıslah hakkını kullanmak zorunda kalmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar alacağın geri kalan kısmını talep ederek dava değerini artırma hakkı verilmektedir. Bu durumda zamanaşımı, sonradan artırılan miktar veya kısım yönünden de dava açılan ilk tarihten itibaren kesilmiş sayılacaktır.</p>

<p><strong>MADDE 22: </strong>6100 sayılı Kanun’un 147 nci maddesine eklenen fıkrayla, makul sürede yargılanma hakkının temini ve usul ekonomi ilkesinin hayata geçirilmesi amacıyla hukuk mahkemelerinde yazılı yargılama usulünün uygulandığı davalarda iki duruşma arasındaki süre kural olarak üç aydan daha uzun olamayacaktır. Ancak bilirkişi incelemesinin niteliği gereği uzaması veya istinabe yoluyla başka yerlerde tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu ve kaçınılmaz hallerde hâkim, somut ve olaya uygun gerekçesini duruşma tutanağına açıkça yazmak şartıyla üç aydan daha uzun bir süre için de duruşma günü belirleyebilecektir.</p>

<p><strong>MADDE 23: </strong>6100 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesine eklenen fıkra ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasının kapsamı teknolojik imkânlardan üst düzeyde yararlanılması amacıyla genişletilmektedir. Yapılan düzenlemeyle, hukuk yargılamalarındaki ön inceleme duruşmaları da ses ve görüntü nakli yoluyla gerçekleştirilebilecektir. Uzaktan duruşmaya katılan taraf ve vekilleri hakkında; Kanun’un 154/3-ç maddesinde düzenlenen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma beyanlarına ilişkin ıslak imza atma zorunluluğu hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.</p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> 25: 6100 sayılı Kanun’un 166 ve 168 inci maddelerinde yapılan değişikliklerle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda davaların birleştirilmesi usulü yeniden düzenlenmektedir. Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerince verilen birleştirme kararlarının, ilk davanın açıldığı mahkemeyi doğrudan bağlaması esası değiştirilmektedir. Düzenleme doğrultusunda ikinci davanın açıldığı mahkemece verilen birleştirme kararı ancak kesinleşmesiyle birlikte ilk mahkemeyi bağlayacaktır. Bu kesinleşmeyi sağlamak üzere; taraflara esas hükmün verilmesini beklemek zorunda kalmaksızın, birleştirme kararlarına karşı doğrudan ve müstakilen istinaf kanun yoluna başvurabilme hakkı tanınmaktadır. İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararları ile bölge adliye mahkemelerinin birleştirme/ayırma kararlarına karşı ise ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna gidilebilecektir.</p>

<p><strong>MADDE 26: </strong>6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesine eklenen fıkrayla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği ve miktar veya değeri itibarıyla ilk derece mahkemesi parasal sınırının üzerinde olan kararları bakımından temyiz yolu açılmaktadır.</p>

<p><strong>MADDE 27: </strong>6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesine eklenen fıkra ile yargılamaların sırf usuli yetki uyuşmazlıkları nedeniyle öngörülemez şekilde uzamasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. İlk derece mahkemelerinin görev ve yetki durumları istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemelerince zaten esastan incelenip denetlendiğinden, istinaf aşamasını geçmiş dosyaların temyiz incelemesinde Yargıtay tarafından sadece görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozma kararı verilemeyeceği esası getirilmektedir. Ancak bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı ve karara bağladığı özel davalar bu yasağın dışında tutulmaktadır.</p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1: </strong>Teklifle getirilen değişikliklerin yargısal süreçlerde karmaşaya yol açmaması amacıyla zaman bakımından uygulanma esasları, geçiş hükümleri düzenlenmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketinin-iceriginde-neler-var</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/tokmak-kis.jpg" type="image/jpeg" length="17128"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HAKKI OLMAYAN YERE TECAVÜZ SUÇUNUN TCK M.154 DOĞRULTUSUNDA İNCELENMESİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hakki-olmayan-yere-tecavuz-sucunun-tck-m154-dogrultusunda-incelenmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hakki-olmayan-yere-tecavuz-sucunun-tck-m154-dogrultusunda-incelenmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hakkı olmayan yere tecavüz <strong><i>Madde 154- (1) Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.</i></strong></p>

<p><strong><i>(2) Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır.</i></strong></p>

<p><strong><i>(3) Kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştiren kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır.</i></strong></p>

<p>Bu düzenleme ile birlikte taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve zilyetliğin haksız saldırılara karşı korunması amaçlanmaktadır. Suçun unsurlarını sayacak olursak; Taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi Tamamen veya kısmen işgal eden, sınırlarını değiştiren, sınırlarını bozan, hak sahibinin kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kişidir. Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasını terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kişi hakkı olmayan yere tecavüz suçu işlemiş olacaktır.</p>

<p>Bu suç tipinde, hak sahibinin taşınmazdan kısmen de olsa yararlanmasına engel olmak seçimlik hareketlerden biridir. <strong>Bu engelleme, cebir veya tehdit kullanarak gerçekleştirilebileceği gibi taşınmazın etrafını dikenli tellerle çevirerek veya kapı kilidinin değiştirilmesi şeklinde de olabilir</strong>. Bu suç tipi kesintisiz (mütemadi) suç niteliğindedir, çünkü engelleme hareketinin devamlılık arz etmesi gerekmektedir. Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun temel halinin cezası 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve 1000 güne kadar adli para cezasıdır. Köylünün ortak yararlanmasına terk edilen mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları zapt eden kişi hakkında 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve 1000 güne kadar adli para cezası verilecektir.</p>

<p><strong>***Cezasızlık ve Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Haller Nelerdir Peki ?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.</p>

<p>Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.</p>

<p><strong>***Şikayet ve Uzlaşma Hususu.</strong></p>

<p>Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. <strong><u>Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun sadece TCK md. 154/1’de düzenlenen temel hali uzlaşmaya tabidir, diğer fıkralar uzlaşma kapsamı dışındadır.</u></strong></p>

<p><strong><u>Hakkı olmayan yere tecavüz suçu, TCK md. 154/1’deki temel hali şikayete tabi suçlar arasında yer almaktadır.</u></strong> TCK md. 154/1’de düzenlenen suçun temel halinin şikayet süresi, fail ve fiilin öğrenilmesinden itibaren başlamak üzere 6 aydır. Bu fıkra için şikayetten vazgeçme, ceza davasının düşmesi sonucunu doğurur. <strong>TCK md. 154/2-3’teki suçun diğer halleri şikayete tabi olmayıp savcılık tarafından kendiliğinden soruşturulur. Bu fıkralarda şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz.</strong></p>

<p><strong>***SONUÇ</strong></p>

<p>Hakkı olmayan yere tecavüz suçu, suçtan zarar görenin şikayetine bağlı ve uzlaşmaya tabi suçlardandır. Bu suçun oluşabilmesi için sanığın kendisine ait olmayan taşınmazda malik gibi hareket etmesi ve bu fiilin herhangi bir hukuki ilişkiye dayalı olmaması gerekmektedir. Örneğin sanık yetkili idareden izin alarak meraları kullanıyorsa bu suç oluşmayacak ve sanık hakkında ceza verilemeyecektir.</p>

<p>Kanunda suçun devlete ait taşınmazlar üzerinde işlenmesi halinde şikayete ve uzlaşmaya tabi olmayacağı şeklinde düzenlemelerin yer alması bu durumda somut mağdurun tespitinin zor olması karşısında sanığın cezasız kalmasının önüne geçmek içindir. Şikayete tabi olmayan suçlarda her bireyin suç duyurusu yapabileceği göz önüne alındığında ve tecavüz olgusu da ispatlandığında sanığın cezalandırılacağı açıktır. Suçun cezası az olarak belirlense de kanun koyucu devlete ait taşınmazlarda re’sen soruşturma sistemini seçerek uygulamak istediği hukuk politikasını işaret etmektedir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/05/kubra-nur-gogercin.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/05/kubra-nur-gogercin.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Kübra Nur GÖGERÇİN</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hakki-olmayan-yere-tecavuz-sucunun-tck-m154-dogrultusunda-incelenmesi</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/tok-kitpsaksg.jpg" type="image/jpeg" length="98380"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin bu haftaki Genel Kurul gündemi belli oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-genel-kurul-gundemi-belli-oldu-2506</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-genel-kurul-gundemi-belli-oldu-2506" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin bu haftaki (25 Haziran 2026) Genel Kurul gündemi belli oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p><strong>25 Haziran 2026 - Genel Kurul Gündemi</strong></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlan Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Toplantı Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Sonuç Tarihi</p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>16.6.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>25.6.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr valign="top">
   <td colspan="6" rowspan="1">
   <p><strong>Genel Kurul Gündemi </strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sıra No</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Esas Sayısı</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Konusu</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>İnceleme Evresi</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Türü</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sonuç</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>1</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/9 (Değişik İşler)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Anadolu Medeniyet Partisinin kendiliğinden dağılma hâlinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiğinin tespitine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>(Değişik İşler)</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>2</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/137</p>

   <p>İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na 28/3/2013 tarihli ve 6455 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen 153/A maddesinin 28/7/2024 tarihli ve 7524 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen üçüncü fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>3</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/132</p>

   <p>Birecik Kadastro Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 29. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin “<i>kadastro tespitine karşı 30 günlük askı ilan süresi içinde açılan tespite itiraz davaları</i>” yönünden iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>4</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/136</p>

   <p>Viranşehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’na 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle eklenen geçici 1. maddenin (2) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>5</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/139</p>

   <p>Ankara 12. Aile Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 308. maddesinin birinci fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>6</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/142</p>

   <p>Ulukışla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’na 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle eklenen geçici 1. maddenin (2) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>7</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/146</p>

   <p>Antalya 13. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 18/2/1965 tarihli ve 538 sayılı Kanun’un 43. maddesiyle değiştirilen 72. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>8</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/133</p>

   <p>Reşadiye Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 376. maddesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>9</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/153</p>

   <p>Gaziosmanpaşa 1. Sulh Ceza Hâkimliği</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>18/12/1953 tarihli ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’un 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 172. maddesiyle değiştirilen 44. maddesine 21/7/2025 tarihli ve 7557 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle eklenen ikinci fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>10</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/135</p>

   <p>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 75. maddesiyle eklenen ek 82. maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin “<i>…aylık bağlandığı sırada son defa uzun vadeli sigorta kolları açısından 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmakta olanlara,</i>” bölümünün iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>11</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/143</p>

   <p>Ankara 11. İş Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 27. maddesinin 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilen (1) ve (4) numaralı fıkralarının iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>12</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/138</p>

   <p>Ankara 8. İdare Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 5/4/2007 tarihli ve 5622 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle değiştirilen 221. maddesinin 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 73. maddesiyle değiştirilen üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “<i>…Gümrük ve Ticaret Bakanlığı taşra teşkilatına ait kadro ve pozisyonlarda bulunanlardan…</i>” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>13</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/154</p>

   <p>Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>A. 11/5/2000 tarihli ve 4566 sayılı Harp Okulları Kanunu’nun 40. maddesinin 22/5/2012 tarihli ve 6318 sayılı Kanun’un 74. maddesiyle değiştirilen bazı hükümlerinin iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>14</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/140</p>

   <p>Danıştay Dördüncü Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>A. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’na 29/11/2018 tarihli ve 7153 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle eklenen ek 12. maddenin ikinci fıkrasında yer alan “…<i>ile sisteme ilişkin teminatlar ve ücretler</i>…” ibaresinin,</p>

   <p>B. 24/12/2020 tarihli ve 7261 sayılı Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan <i>“</i>…<i>kurdurmak,</i>…” ve “…<i>veya işlettirmek; ilgili tarafların depozito yönetim sistemine dâhil olmasını sağlamak ve bunların yükümlülüklerini belirlemek</i>…” ibarelerinin,</p>

   <p>iptallerine karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>15</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/145</p>

   <p>Danıştay Sekizinci Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>15/5/1957 tarihli ve 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunu’nun 3/6/2004 tarihli ve 5184 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değiştirilen 38. maddesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>16</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/151</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>21/5/2026 tarihli ve (197) numaralı Savunma Sanayii Başkanlığına Kadro İhdas Edilmesine İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 1. maddesiyle ekli Liste’de yer alan kadronun ihdas edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ekli (I) Sayılı Cetvel'in ilgili bölümüne eklenmesinin iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk ve Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İptal Davası</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>17</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/141</p>

   <p>İstanbul Anadolu 71. Asliye Ceza Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>31/3/2011 tarihli ve 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 18. maddesinin (3) ve (8) numaralı fıkralarının iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>18</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/149</p>

   <p>Bodrum 2. Sulh Ceza Hâkimliği</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 46. maddesine;</p>

   <p>A. 12/2/2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle eklenen dördüncü fıkranın,</p>

   <p>B. 12/2/2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle değiştirilen beşinci fıkrasının;</p>

   <p>1. (f) bendinde yer alan “<i>…180.000 Türk lirası,</i>” ibaresinin,</p>

   <p>2. İkinci cümlesinde yer alan “<i>…sürücülerin…</i>” ve “<i>… ve araçları altmış gün süre ile trafikten menedilir.</i>” ibarelerinin,</p>

   <p>iptallerine karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>19</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/144</p>

   <p>Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle değiştirilen ek geçici 98. maddesinin ikinci fıkrasının altıncı cümlesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>20</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/147</p>

   <p>Aksaray 1. Sulh Ceza Hâkimliği</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 27/3/2015 tarihli ve 6639 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle eklenen 8/A maddesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>21</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/150</p>

   <p>İzmir 2. Vergi Mahkemesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na 20/1/2022 tarihli ve 7352 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen geçici 33. maddesine 27/12/2023 tarihli ve 7491 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle eklenen dördüncü fıkranın birinci cümlesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>22</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/152</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2/4/2026 tarihli ve 7577 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı hükümlerinin iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İptal Davası</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>23</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/148</p>

   <p>Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdari Dava Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un 31/8/1999 tarihli ve 574 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2. maddesiyle değiştirilen 29. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “<i>…hasarsız…</i>” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>24</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/72</p>

   <p>Danıştay Onüçüncü Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun’un 3/4/2008 tarihli ve 5752 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilen 8. maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>25</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/15</p>

   <p>Zonguldak 4. İş Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu’na 10/6/2010 tarihli ve 5995 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle eklenen ek 7. maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>26</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/46</p>

   <p>Hakkari 2. İdare Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Kanun’un 62. maddesiyle eklenen 45/A maddesinin (3) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan <i>“…kadrolu statüde</i>…” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>27</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/211</p>

   <p>Alanya 3. Asliye Ceza Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>31/3/2011 tarihli ve 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 18. maddesinin (3) ve (8) numaralı fıkralarının iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>28</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/247</p>

   <p>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan “<i>…(h) bentleri hariç…</i>” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>29</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/71</p>

   <p>Şanlıurfa 1. Çocuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 283. maddesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>30</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/188</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/4/2022 tarihli ve 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’nun 13. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İptal Davası</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>31</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/244</p>

   <p>Antalya 7. Aile Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 308. maddesinin birinci fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>32</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/48</p>

   <p>Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 287. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “<i>…tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.</i>” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>33</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/250</p>

   <p>Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 245. maddesinin (1) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-genel-kurul-gundemi-belli-oldu-2506</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/h-l-zl-dp-y-w0-a-im-uk-j.jpg" type="image/jpeg" length="52759"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TAKİP DOSYASININ YENİLENMESİ TALEBİ TAKİBİN DEVAMINI SAĞLAMAYA YÖNELİK İCRA İŞLEMİ OLMADIĞINDAN ZAMANAŞIMI SÜRESİNİ KESMEZ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/takip-dosyasinin-yenilenmesi-talebi-takibin-devamini-saglamaya-yonelik-icra-islemi-olmadigindan-zamanasimi-suresini-kesmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/takip-dosyasinin-yenilenmesi-talebi-takibin-devamini-saglamaya-yonelik-icra-islemi-olmadigindan-zamanasimi-suresini-kesmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alacaklı tarafından yapılan icra işleminin zamanaşımı süresini kesmesi için takibin ilerlemesini sağlamaya yönelik olması gerekmektedir. Somut olayda alacaklı vekilince 15.12.2020 tarihinde icra dosyasının yenilenmesi talep edilmiş ise de takip dosyasının yenilenmesi talebi takibin devamını sağlamaya yönelik icra işlemi olmadığından zamanaşımı süresini kesmez.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2025/349 E., 2026/253 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2024/2213 E., 2025/76 K.<br />
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16.10.2024 tarihli ve<br />
2024/3101 Esas, 2024/8666 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>Taraflar arasındaki şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin kabulüne karar verilmiştir.<br />
Kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.</p>

<p>Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. TALEP</strong></p>

<p>Borçlu vekili; alacaklı vekilinin müvekkili aleyhine bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlattığını, icra dosyasında en son 27.09.2018 tarihinde işlem yapıldığını, üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Alacaklı vekili; zamanaşımı süresi içerisinde icra dosyasında çeşitli tarihlerde işlem yapıldığından zamanaşımı süresinin dolmadığını, borçlu hakkında kesin aciz vesikası düzenlemesi için 26.09.2018 tarihinde icra müdürlüğüne başvurduklarını ancak taleplerinin reddedildiğini, memurluk işleminin iptali için icra mahkemesine başvurmaları üzerine Akçaabat İcra (Hukuk) Mahkemesinin 10.05.2019 tarihli ve 2018/157 Esas, 2019/44 Karar sayılı kararıyla haciz işlemi sırasında borçlunun haczi kabil hiçbir malın bulunmadığının haciz tutanağına yazıldığı, bu şekilde düzenlenen haciz tutanağının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 143. maddesi anlamında kesin aciz belgesi niteliğinde olduğundan ayrıca kesin aciz belgesi verilmesinin gerekmediği gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verildiğini, icra mahkemesince borçlunun adresinde gerçekleştirilen 25.09.2018 tarihli haciz tutanağı kesin aciz belgesi niteliğinde olduğundan zamanaşımı süresinin 25.09.2018 tarihinden itibaren yirmi yıl olduğunu, ayrıca Akçaabat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/520 Esas sayılı dosyasında görülen tasarrufun iptali davasının derdest olduğunu belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 10.04.2023 tarihli ve 2023/24 Esas, 2023/44 Karar sayılı kararı ile; takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde olduğundan zamanaşımı süresinin üç yıl olduğu, dosyada en son 27.09.2018 tarihli takip işleminin yapıldığı, alacaklı vekilince yapılan dosyanın yenilenmesi talebinin zamanaşımını kesen işlem olmadığı, dosyada 27.09.2021 tarihine kadar zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığı gerekçesiyle şikâyetin kabulü ile borçlu yönünden icranın geri bırakılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.03.2024 tarihli ve 2023/1246 Esas, 2024/584 Karar sayılı kararı ile; aynı takip dosyasında veya aynı alacak için daha sonra yapılan takip dosyasında, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararlarının kesinleşmiş olması koşuluyla sonraki icra mahkemesi kararları için kesin hüküm teşkil edeceği, Akçaabat İcra (Hukuk) Mahkemesinin 10.05.2019 tarihli ve 2018/157 Esas, 2019/44 Karar sayılı kararının gerekçesinde haciz tutanağının kesin aciz vesikası hükmünde olduğunun belirtildiği, bu nedenle aciz vesikasının kesin aciz belgesi niteliği taşıdığı, dolayısıyla uygulanacak zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ</strong></p>

<p>A. Bozma Kararı</p>

<p>1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;<br />
"...Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan senedin tanzim ve takip tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 661, 6 62... . maddelerinin uygulanması gerekir. TTK'nun 661. maddesi uyarınca bonolar için üç yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. Diğer yandan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan TTK’nun 662. maddesinde “müruruzaman; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleriyle kesilir” hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>Anılan maddede dava açılması ile kastedilen, kambiyo senetleri hukukuna ilişkin bir talep dolayısıyla yetkili mahkeme nezdinde, usulüne uygun bir davanın açılmış bulunmasıdır. Örneğin senet borçlusunun açtığı senet iptal davası zamanaşımını kesmez (TTK.669 vd.md.).</p>

<p>Keza ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, önceki davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması vs. davaları da zamanaşımını kesici nitelikte değildir. Kanundaki dava tabirinden maksat sadece eda davaları ise de, borçlu tarafından açılan menfi tespit davasında, alacaklının savunmalarını bildirmesi durumunda, anılan davanın da zamanaşımını keseceği kabul edilmektedir. Bu bağlamda yukarıda belirtilen nitelikte olmayan istihkak, izale-i şuyu, kıymet takdirine itiraz, senet iptali, tasarrufun iptali vb. nitelikteki davalar zamanaşımını kesmez.</p>

<p>İİK’nun 105/1. maddesine göre ‘Haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı 143. maddedeki aciz vesikası hükmündedir’. Aynı kanunun İİK'nun 143. maddesi uyarınca düzenlenen kesin aciz vesikası zamanaşımını keser ve aynı maddenin 6. fıkrası uyarınca aciz vesikasına bağlanan borç, borçluya karşı, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.</p>

<p>Görüldüğü üzere, borçlunun gösterilen adresinde yapılan hacizde, haczi kabil malın bulunamamış olması halinde ilke olarak tutulan tutanak aciz vesikası hükmündedir. Ne var ki, belirtilen ilkenin yasal sonuçlarını doğurabilmesi için, borçlunun malvarlığına ilişkin yapılan araştırmadan olumlu bir sonuç alınamaması ve haciz yapılan yerdeki adresi ile bağını koparmamış olması gerekir. Borçlunun malvarlığına ilişkin yapılacak araştırma şekli olmaktan uzak olmalı; malvarlığının bulunması ihtimal dahilinde olan yerlerde esaslı bir araştırma yoluna gidilmelidir. Ayrıca, borçlu haciz yapılan adresten ayrılmış ve başka bir adreste yaşadığı biliniyorsa, borçlu haciz yapılan yerde bulunamadığı için haczi kabil mala rastlanmamasına ilişkin tutulan tutanak şekli olup, yasanın aradığı anlamda kesin aciz vesikasının yasal sonuçlarını doğurmaya elverişli kabul edilemez.</p>

<p>Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılmasını ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği, aynı maddenin 2. fıkrasında ise; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.</p>

<p>Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Akçaabat İcra Hukuk Mahkemesinin 10.05.2019 tarih, 2018/157 Esas ve 2019/44 Karar sayılı kararına dayanılarak, kesin aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının zamanaşımını kestiğinden bahisle şikâyetin reddine karar verilmiş ise de bahsi geçen icra hukuk mahkemesi kararının incelenmesinde; netice itibariyle şikâyetin reddedildiği, yerleşik içtihatlarımıza göre aslolan hüküm fıkrası olup kararın bu haliyle kesinleştiği dolayısıyla dosyada kesin aciz niteliğinde bir belgenin bulunmadığı, anılan kararın gerekçesindeki saptama yerinde olmadığı gibi içeriğinde de çelişkiler bulunduğu, borçlu adına kayıtlı araç ve taşınmaz bulunduğu ve bunlar üzerine haciz konulduğunun belirtildiği, akabinde haciz tutanağının kesin aciz aciz belgesi niteliğinde olduğu cümlesinin yazıldığı, bu durumun ise maddi hataya müstenit olduğu, sonuçta mahkemenin açıkça şikâyeti reddettiği görülmektedir.</p>

<p>O halde, somut olayda, zamanaşımını kesen bir sebep bulunmayıp, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu görülmekle, istinaf başvurusunun esastan reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.</p>

<p>B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kesin hükmün kural olarak hüküm fıkrasına münhasır olduğu ve gerekçeye sirayet etmeyeceği, ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukuki ve mantıki tahlil ve istidlallerden (deliller) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunun kabulü gerektiği, Akçaabat İcra (Hukuk) Mahkemesinin 10.05.2019 tarihli ve 2018/157 Esas, 2019/44 Karar sayılı kararının kesinleşmiş olduğu, hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olan karar gerekçesinin bu dosya yönünden kesin hüküm oluşturacağı ve takip sonrasında zamanaşımı süresinin hesabında ilgili kararın dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Borçlu vekili; müvekkilinin taşınmazına ve aracına haciz konulduğunu ancak satışlarının istenmediğini, icra dosyasında kesin aciz belgesi alınmadığını, yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Uyuşmazlık<br />
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda alacaklı vekili tarafından kesin aciz belgesi verilmesi istemiyle başvurulan Akçaabat İcra (Hukuk) Mahkemesinin 10.05.2019 tarihli ve 2018/157 Esas, 2019/44 Karar sayılı kararıyla şikâyetin reddine karar verilmesi ancak kararın gerekçesinde 25.09.2018 tarihli haciz tutanağının kesin aciz belgesi niteliğinde olduğunun belirtilmesi karşısında, İİK’nın 105/1 ve 143/6. maddeleri gereğince zamanaşımı süresinin yirmi yıl olup olmadığı, zamanaşımı süresinin yirmi yıl olarak uygulanmayacağının kabulü hâlinde icra dosyasında alacaklı vekilinin üç yıllık zamanaşımı süresini kesen işlemlerinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.</p>

<p>D. Gerekçe<br />
1. İlgili Hukuk<br />
1. İcra ve İflas Kanunu'nun 33/a, 71/2,105, 1 43... /b maddeleri,<br />
2. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 661, 662, 6 63... . maddeleri.<br />
2. Değerlendirme</p>

<p>1. Borçlunun icra mahkemesine başvurusu İİK’nın 170/b maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 71/2 ve 33/a maddelerine dayalı olarak takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle icranın geri bırakılması talebine ilişkin olduğundan ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir.</p>

<p>2. İcra ve İflas Kanunu’nun 71/2. maddesinde; "Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır" hükmü yer almakta olup aynı Kanun'un 33/a-1. maddesinde ise; "İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmî vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükümler uyarınca borçlu takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını icra mahkemesinde süreye tâbi olmadan ileri sürebilir.</p>

<p>3. Takip konusu senedin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 690. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun'un 661. maddesi uyarınca bonolar için üç yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan TTK’nın 662. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler "dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi" şeklinde sınırlı olarak sayılmış olup bu maddede öngörülen sebepler dışında zamanaşımı kesilmez.</p>

<p>4. Türk Ticaret Kanunu'nun 662. maddesinde belirtilen dava tabirinden maksat eda davalarıdır. Bu nedenle istihkak, ortaklığın giderilmesi, kıymet takdirine itiraz, senet iptali, tasarrufun iptali gibi davalar zamanaşımını kesmez. Kanundaki dava tabirinden maksat sadece eda davaları ise de borçlu tarafından açılan menfi tespit davasında, alacaklının savunmalarını bildirmesi durumunda da zamanaşımı kesilir.</p>

<p>5. Türk Ticaret Kanunu'nun 663. maddesi uyarınca zamanaşımını kesen işlem kimin hakkında yapılmışsa, ancak ona karşı hüküm ifade eder. Alacaklının takibin devamını sağlamaya yönelik olarak yapacağı icra işlemleri ile süre her defasında yenilenir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.03.2022 tarihli ve 2018/12-752 Esas, 2022/384 Karar sayılı kararı ile 09.02.2021 tarihli ve 2017/12-351 Esas, 2021/57 Karar sayılı kararlarında da benimsendiği üzere, alacaklı tarafından icra işlemi (örneğin borçlunun mallarının haczedilmesi talebi) yapıldığı anda zamanaşımı kesilmekte olup ayrıca icra memurunca icra takip işlemi yapılmasına ihtiyaç yoktur. Çünkü alacaklı taraf icra işlemi ile kendi üzerine düşeni yapmaktadır.</p>

<p>6. Diğer taraftan İİK'nın 143. maddesi uyarınca düzenlenen kesin aciz vesikası zamanaşımını keser ve aynı maddenin 6. fıkrası uyarınca aciz vesikasına bağlanan borç, borçluya karşı aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.</p>

<p>7. Kesin aciz vesikası iki şekilde söz konusu olur. İcra takibi sonunda borçlunun haczedilen tüm malları satılıp bedeli alacaklılara paylaştırıldıktan sonra alacağını tamamen alamamış olan alacaklıya kesin aciz vesikası verilir (İİK md. 143/1). Haciz sırasında borçlunun haczi kabil hiçbir malı bulunamazsa bu durumu tespit eden haciz tutanağı da İİK'nın 143. maddesi anlamında kesin aciz vesikası yerine geçer (İİK md. 105/1). Ancak bunun için borçlunun sadece haciz yapılan yerde değil, bunun dışında da haczedilecek malının bulunmaması gerekir.</p>

<p>8. Geçici aciz vesikası ise İİK’nın 105. maddesinde düzenlenmiştir. Haciz sırasında borçlunun haczi kabil malları bulunmakla birlikte bunların takdir edilen kıymetlerinin takip konusu alacağı karşılamayacağı anlaşılırsa bu durumu belirleyen haciz tutanağı geçici aciz vesikası niteliğindedir. Burada aciz belgesi haciz aşamasında verildiğinden ve haczedilen malların alacağı gerçekten karşılayıp karşılamayacağı ancak satış sonunda anlaşılacağından aciz belgesi geçici niteliktedir. Geçici aciz vesikasının tek sonucu alacaklının tasarrufun iptali davası açabilmesine imkân tanımasıdır (Hakan Pekcanıtez vd., İcra ve İflas Hukuku, İstanbul, 2024, s.261-265).</p>

<p>9. Bu noktada belirtmek gerekir ki icra mahkemelerinin takip hukukuna ilişkin kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığından genel mahkemelerde açılan davalarda kesin hüküm tartışmasına konu edilmez ise de takip hukuku bakımından birbirlerine kesin hüküm oluşturabilir. Aynı takip dosyasında veya aynı alacak için daha sonra yapılan takip dosyasında, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararları, kesinleşmiş olması koşuluyla sonraki icra mahkemesi kararları için (şikâyet, itirazın kaldırılması) kesin hüküm teşkil ederler (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul, 2001, C. V, s.5043-5044).</p>

<p>10. Somut olayda ise alacaklı vekili tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte, ödeme emri şikâyetçi borçluya 24.04.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Alacaklı vekili 28.08.2018 tarihinde kesin aciz vesikasına esas olmak üzere sistemde kayıtlı tüm banka şubelerine birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi ve UYAP sisteminden malvarlığı sorgulamaları yapılarak haciz şerhi işletilmesi için kurumlara haciz müzekkeresi yazılmasını talep etmiştir.</p>

<p>11. Alacaklı vekili 25.09.2018 tarihinde borçlunun adresinde haciz yapılmasını talep etmiş, borçlunun adresinde 25.09.2018 tarihinde yapılan haciz işleminde evde bulunan eşyaların lüzumlu eşya olduğu belirtilerek haciz işlemine son verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>12. Alacaklı vekili 26.09.2018 tarihinde icra müdürlüğüne başvurarak Akçaabat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/129 Esas sayılı dosyasına sunulmak üzere kesin aciz vesikası verilmesini talep etmiştir. İcra müdürlüğünün 27.09.2018 tarihli işlemiyle, borçlunun hacizli ve fakat satışı yapılmamış bir aracının bulunduğu, ayrıca taşınmazının da olduğu, taşınmaz aile mezarlığı şeklinde tescil ettirilse de haciz ve satışına engel bir mevzuat hükmü bulunmadığı, bir malın kıymet takdiri ve satış işlemi yapılmaksızın açık artırma işleminin mahiyeti gereği ne bedelle satılacağının ve borcun ne oranda karşılanacağının bilinemeyeceği, ayrıca haciz sırasında tutulan menkul malın olmadığına ilişkin tutanağın İİK'nın 1 05... . maddeleri kapsamında aciz vesikası yerine kullanılabileceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>13. Alacaklı vekilince icra müdürlüğünün 27.09.2018 tarihli işlemine karşı şikâyet yoluna başvurulması üzerine Akçaabat İcra (Hukuk) Mahkemesinin 10.05.2019 tarihli ve 2018/157 Esas, 2019/44 Karar sayılı kararıyla şikâyetin reddine karar verilmiş, verilen karar istinaf edilmemesi üzerine 01.05.2023 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda icra mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla alacaklı vekilinin kesin aciz belgesi verilmesi talebinin reddine karar verildiğinden, ortada kesin aciz belgesi bulunduğundan ve zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğundan söz edilemez. Ayrıca takip dosyasında borçlu adına kayıtlı 61... plakalı araç ve Trabzon ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 15... parsel sayılı taşınmaz bulunduğundan 25.09.2018 tarihli haciz tutanağının kesin aciz vesikası hükmünde olduğu da kabul edilemez. Her ne kadar icra mahkemesi kararının gerekçesinde borçlu adına kayıtlı araç ve taşınmazın üzerine haciz konulduğu ancak satış işleminin yapılmadığı, haciz işlemi sırasında borçlunun haczi kabil hiçbir mal bulunmadığının haciz tutanağına yazıldığı ve bu şekilde düzenlenen haciz tutanağının İİK'nın 143. maddesi anlamında kesin aciz belgesi niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de aslolan hüküm fıkrası olduğu gibi gerekçe de kendi içinde çelişkilidir.</p>

<p>14. Diğer taraftan alacaklı tarafından yapılan icra işleminin zamanaşımı süresini kesmesi için takibin ilerlemesini sağlamaya yönelik olması gerekmektedir. Somut olayda alacaklı vekilince 15.12.2020 tarihinde icra dosyasının yenilenmesi talep edilmiş ise de takip dosyasının yenilenmesi talebi takibin devamını sağlamaya yönelik icra işlemi olmadığından zamanaşımı süresini kesmez.</p>

<p>15. O hâlde icra dosyasında alacaklı vekilinin 26.09.2018 tarihli talebinden sonra üç yıllık zamanaşımı süresini kesen, icra takibini sürdürme iradesini gösteren bir işlemi bulunmadığından borçlunun icranın geri bırakılması talebinin kabulü gerekir.</p>

<p>16. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.</p>

<p>17. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.</p>

<p><strong>VII. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,<br />
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,</p>

<p>Dosyanın HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br />
15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/takip-dosyasinin-yenilenmesi-talebi-takibin-devamini-saglamaya-yonelik-icra-islemi-olmadigindan-zamanasimi-suresini-kesmez</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4.jpg" type="image/jpeg" length="88403"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Yargısında Cezalandırma Olgusu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-yargisinda-cezalandirma-olgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-yargisinda-cezalandirma-olgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel yazdı;]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p><a name="_Hlk233006223"><strong>Ceza Yargısında Cezalandırma Olgusu</strong></a></p>

<p><strong>(Sentencing in the Criminal Justice)</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel</strong></p>

<p><strong>“Teoride teori ile pratik arasında hiçbir fark yoktur.<br />
Pratikte ise fark vardır</strong>.” Yogi Berra</p>

<p></p>

<p><strong>Ceza vermenin temel amaçları: Kamu güvenliği ve Orantılılık</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Cezalandırma olgusu, aşağıdakiler de dahil olmak üzere birçok önemli felsefi soruyu gündeme getirmektedir:</p>

<p>• Cezanın haklılığı, belirli yasal, siyasi ve sosyal kurumlarda nasıl işlediğine bağlı mıdır? Kolluk, savcılar, hâkimler ve yasama organları gibi kurumsal aktörleri nasıl değerlendiririz?</p>

<p>• Uygun ceza türünü ve miktarını nasıl belirleriz?</p>

<p>• Toplumun suçlularına karşı yükümlülükleri nelerdir ve özellikle çocuk suçlulara veya dezavantajlı grupların üyelerine karşı özel yükümlülükler var mıdır?</p>

<p>• Toplumun suçlularına yapabileceklerine sınırlar getirilmeli midir? Cezalandırıcı işkence hiç uygun mudur?</p>

<p>• Cezalandırma, kasıtlı olarak zararlı veya mağdurlara yardımcı olmada etkisiz olduğu için doğası gereği yanlış mıdır ve bu nedenle başka bir şeyle değiştirilmeli midir?</p>

<p></p>

<p>Aslında, suçluluk, suçluya ve onun eylemine atıfta bulunan bir sorumluluk atfıdır. Suçluluğun cezaya dönüşümü de nesnel bir değişim oranı olarak işlemeyip; bu dönüşüm ceza hukuku normlarına göre gelişen bir süreçtir. Bu nedenle, suçluluğun derecelendirilmesi ve eşdeğer cezanın derecelendirilmesi ceza hukukun temel konularından biri olmuştur.</p>

<p>Ceza verme, caydırma ve rehabilitasyon gibi belirli amaçlara ulaşmak için bir veya daha fazla suçtan dolayı bir kişiyi nasıl cezalandıracağına karar verme sürecidir. Ceza verme işlemi ancak mahkemenin bir kişiyi bir suçtan dolayı suçlu bulmasından sonra gerçekleşir. Hâkim, suç ve suçluyla ilgili tüm ilgili faktörleri belirleyecek, her faktörün önemini değerlendirecek ve uygun bir ceza hakkında karar verecektir.</p>

<p>Bir suçluyu işlediği suçla ilgili olarak yargılayan herhangi bir mahkeme, ceza verirken şu amaçları dikkate almalıdır: (a) Suçluların cezalandırılması, (b) Suçun azaltılması (caydırıcılık yoluyla azaltılması da dahil), (c) Suçluların rehabilitasyonu, (d) Kamu güvenliğinin korunması ve (e) Suçluların suçlarından etkilenen kişilere tazminat ödemesi. Bu durum, hâkimlerin çeşitli farklı amaçları göz önünde bulundurmasını ve ardından muhtemelen bunlardan birine öncelik vermesini gerektirdiğinden tutarsızlığa yol açabilir.</p>

<p><a name="_Hlk216856573">Ceza yaptırımları sisteminde yer alan hapis cezası, en pahalı bir yaptırım türüdür. Salıverilen hükümlülerin yeniden suç işlemesini önlemek açısından da diğer yaptırımlardan daha başarılı değildir (<i>yaptırımların ikamesi</i> <i>teorisi</i>). Bu yaptırım, mahpusluk süresince halkı zarar görme riskinden korumakta ve ciddi suçlar için halkın öç alma ihtiyacını (<i>retribution</i>) karşılamakta ise de cezaevleri nüfusunda oluşan aşırı kalabalık veya enflasyonist görüntü ciddi sorunlara neden olmaktadır. Bu sorunlara köklü çözüm getirmek üzere gerçekte çekilen hapis cezası süresini azaltan tedbirlerin geliştirilmesi bağlamında aşırı kalabalık hapishane yönetimi (genel af, kolektif <i>pardon)</i>şeklindeki kolektif tedbirler yerine erken şartlı salıverme <i>(parole</i>) gibi bireyselleştirilmiş tedbirlere öncelik verilmelidir.</a><a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">1</a> Nitekim son yıllarda benimsenen yaklaşım bu şekilde olmuştur.</p>

<p>Yalnız, köklü çözüm getirmek üzere hapis cezası süreleri ülkede yüksek oranda suç olmaksızın azaltılabilir. Nitekim, İngiltere dışındaki Avrupa örneklerine bakıldığında, mahkûmiyet süreleri önleyici etkisi kayba uğramadan azaltıldığına tanık olunmuştur. Genelde hapis cezasının toplumda işlenen suçların azalmasına doğrudan yapabileceği katkıyı belirlemek hiç de kolay değildir. Bunu etkileyen faktörler arasında;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Kişinin dışarıda olsaydı ne kadar suç işleyeceğinin bilinemediği;</li>
 <li>Ceza adaleti sisteminin, fazlaca suç işleyen kişilerin cezaevine gönderilmesini sağlamadaki başarı derecesinin bilinmediği;</li>
 <li>Suçların sayısallığı kısmı bir ölçme olup, sebebiyet verdikleri zarar ve ziyanın göz önüne alınmadığı;</li>
 <li>Farklı ölçümlerin farklı sonuçlar vermesi ve özellikle kolluktaki suç kayıtlarının mağdurlar üzerine yapılan anketlerden daha düşük olması yer almaktadır.</li>
</ul>

<p></p>

<p><a name="_Toc45290496">Roger Tarling (1994) İngiliz cezaevlerindeki hükümlü sayısı ile mevcut suç miktarına bakarak, İngiltere’de suç oranında yüzde 1’lik bir azalma sağlanması için cezaevi nüfusunda yüzde 25’lik bir artış olması tahmininde bulunmuştur-</a> <i>The Incapacitation Effect</i>. A.B.D’de yapılan tahminde ise, cezaevi nüfusunda yüzde 1’lik bir artışla suç oranında yüzde 0.12 ve yüzde 0.2 arasında ve en iyi tahminle yüzde 0.16’lık bir düşme olacağı belirtilmiştir. İki ülke arasındaki farkın önemli nedeni ise, ABD cezaevleri nüfusunun İngiltere’ dekinden çok fazla olması ve yüzde 25’lik bir artışın cezaevleri toplam nüfusuna 400.000 hükümlü ilavesinin işlenecek suçlar üzerindeki etkisi, İngiltere’de yaklaşık 16.000 hükümlü nüfusuna yüzde 25’lik bir ilavenin etkisinden daha fazla olacaktır. Bu açıklamaları matematiksel bir baza oturtmak, mahpusluğu suç önlemedeki maksimum etkisini belirlemek üzere şu formüle başvurulabilir:</p>

<p><strong>S=Y x S</strong></p>

<p><a name="_Toc45290497"><strong><sup> <i>max</i></sup></strong></a></p>

<p>S<strong>=</strong>Mahpusluk nedeniyle önlenen maksimum sayıdaki suç</p>

<p><sup>max</sup> <strong> </strong></p>

<p><a name="_Toc45290498">Y<strong>= </strong>Yıl olarak mahpusluk süresi</a></p>

<p>S<strong>=</strong>Suçlu tarafından bir yılda işlenen suç</p>

<p>Avrupa Konseyi tarafından toplanan ve yayınlanan veriler çoğu Avrupa ülkesinde son on beş yıl içerisinde cezaevi nüfus oranının arttığını göstermektedir. Özellikle Hollanda, Portekiz ve İspanya gibi ülkelerde cezaevi nüfusu 1984 yılına göre iki kat artış göstermiştir. Buna karşılık, İskandinav ülkeleri cezaevi nüfus oranında fazla bir değişiklik görülmezken, Finlandiya cezaevi nüfusu, yasal reformlarla birlikte, her 100 bin nüfusa düşen mahpus sayısı 1950 yılında 190’dan, 1977’de 110’a 2025’de 51’e düşecek kadar büyük bir oranda azaltılabilmiştir.<sup> </sup>Avrupa genelinde ortalama oran 100.000 kişide yaklaşık 113 civarındadır.</p>

<p>Kuşkusuz, yaptırımı bireysel duruma uyarlama işlevi, bazı önemli soruları da beraberinde getiriyor. Bu konuda iki önemli faktöre değinmek gerekir. Birincisi, bireysel durum ile cezayı karşılaştırmak için yeterli parametreler bulmak zordur. Böyle bir ölçüt olmadan, işlenen suça orantılı bir yaptırımdan doğru şekilde söz edilemez. İkincisi, ceza hukukunun genel amaç ve hedeflerinin, intikam dışında, yaptırımın ölçülmesinde ne kadar etkili olduğu tartışmalıdır.</p>

<p>Cezanın bireyselleştirilmesi, bir bakıma, hukuk güvenliği idesini terk edip, adli keyfiliğe doğru sel kapaklarının açılması sonucu ve riskini doğurabilir. İşte hukukun genel nitelikli kurallar ile hâkimlerin takdirine yer verilen düzenleme arasında dengenin kurulması; adalet ve nesafet adına gerekli görülmektedir. Hukuki düzenlemelerde sosyal ihtiyaç kadar adalet duygusu "can suyu" gibidirler. Genelde hukuki düzenleme görevi mantıksal olarak toptan ayakkabı veya benzer nesne imalatçılarıyla örtüşmektedir. İnsanın ayak ölçüleri değişik olup; iki insanın ayak ölçülerinin aynı olmadığını söylemek hakikati ifade edecektir. Ne var ki, deneyimle, mükemmel ayakkabı postulatlarına karşı gelmeksizin tüm normal istemleri karşılayıcı nitelikte ayakkabı ölçüleri saptanmıştır. Bu bağlamda şu sorular ortaya çıkmaktadır: Bu ayakkabı ölçüleri nasıl bulunmuştur? Bu ölçülerin sayısı nasıl belirlenmiştir? Yaklaşım ve çözümleme biçimi, ayakkabının ne rahatsızlık verici şekilde küçük ne de hoşnutsuzluk yaratacak şekilde büyük olmayıp; ikisi arasında denge sağlanmasında saklı olduğudur. Aynı yöntem ceza hukuku kuralları oluşturulması temelinde de yer almaktadır. Bir insanın diğer bir insanın yaşamına son vermesinin şekil ve durumları sayısı sonsuzdur. Hukukça yapılan ise, bu durumları belli sınıflarda kategorize etmektir, Nitekim adam öldürme suçu tipolojisinde taammüden, kasten ve taksirli adam öldürme türleri ayrımına tanık olunmaktadır. Bu düzenlemeleri yaparken olabildiğince muğlak (endeterminan) kural formüllerinden kaçınılmalı; hâkimlerce uygulanabilir olmasına özen gösterilmelidir. Bu formüllere özgü düzenlemede, eldeki enstrümanların elverdiğinden daha hassas sonuçlar elde etmeğe yeltenmek, çok narin bir ağaçtan heykel yapım projesinde bir heykeltıraşın keserle yontu işine girmesi gibi aptallık ifadesi olacaktır. Yukarda belirtildiği üzere, cezanın bireyselleştirilmesi sürecindeki adli takdir, yalnızca ceza mekanizmasında kâh genel hukuk kurallarınca mümkün olan dereceden fazla suçlular arasında ayrım oluşturabilme girişimi olarak algılanmalıdır. Aynı argüman yasama meclisine özgü takdir için de geçerlidir. Yasama organınca endüstrideki işçilerin günde kaç saat çalışması gerektiği sorusuna yanıt bulurken neden 10 veya 7 saat değil de 8 saatte karar kılınmıştır? Sınırın nerede çizileceği sorusu her zaman güncelliğini korumaktadır. Bu sorunun yanıtı a priori olarak verilemeyecektir; çünkü, farklı endüstri dalları olduğu kadar farklı zamanlardaki çalışma açısından farklı saptamalar yapılabilecektir.</p>

<p><a name="_Hlk216856683">Hürriyeti bağlayıcı cezaya aşırı derece başvuru sonucu cezaevleri nüfusu kabarıklığı/enflasyonu toplumsal savunu yönünden daha ciddi sorunlar nedeni olmaktadır.</a><a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">2</a> 2024 yılı sonuna dek Ülkemiz gündeminden düşmeyen “Adalet Bakanlığı bütçesinde cezaevinin payı” bunun en belirgin kanıtıdır.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">3</a> Hapis cezası en son başvurulacak bir yaptırım olarak ele alınmalı ve ancak işlenen suçun ciddiyeti herhangi bir başka yaptırım veya tedbiri açıkça uygun olmaktan çıkarması halinde başvurulmalıdır. Hâkime bireyselleştirme bağlamında çeşitli olanaklar sağlanmalıdır.</p>

<p><strong>Ceza Kanunundaki Düzenleme</strong></p>

<p>Hâkim, davanın kendine özgü özelliklerini, yani suçlu zihniyetinin yoğunluğunu, verilen zararın miktarını ve yeniden suç işleme olasılığını dikkate alarak, her bir davayı yasal çerçeveye uygun şekilde değerlendirmekle yükümlüdür. Yasal çerçeveye göre bu sınıflandırma esas olarak sezgisel olarak yapılır. Ancak hâkim keyfi davranmamalı, suçun ciddiyetini kapsamlı bir şekilde dikkate almalıdır:<strong> </strong>Daha hafif<strong> </strong>suçlar yasal ceza aralığının alt sınırda, ciddi suçlar ise üst sınırda ve benzeri şekilde sınıflandırılmalıdır.</p>

<p>Ancak, hükümde hem hakkaniyet hem de önleme yönlerine ilişkin makul bir değerlendirme yer almalıdır. Teori ve pratik arasındaki tutarsızlık nedeniyle, aşağıdaki düzenlemenin tek amacının, tek ve adil bir hükmün belirlenmesinin fiili imkansızlığını gizlemek olduğunu savunulmaktadır.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/174461173hhd-11.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Gerçekte ceza yaptırımlarının saptanmasına egemen olan kefaret olgusudur.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">4</a> Nitekim TCK.3. maddesinde yer alan<i> “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur”</i> normu ile bu ilke yargı pratiğinde de vurgulanmıştır. Zarar verilen sosyo-etik değer ne derece yüksekse, sosyal tepkide o derece güçlü olmaktadır. Bazı suçlarda ise, cezanın önleyici işlevine/toplumsal dengeye dayalı olarak miktarının saptandığı görülmektedir. Kuşkusuz,<strong> </strong>bilimsel görüşleri göz önüne almak yanında toplumda kontrol ve dengelere de ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Anayasa Mad. 17. </strong>Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse <strong>insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Madde 3-</strong> (1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla <strong>orantılı </strong>ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.</p>

<p></p>

<p><strong>TCK madde 61</strong>’e göre (1) Hâkim, somut olayda;</p>

<p>a) Suçun işleniş biçimini,</p>

<p>b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,</p>

<p>c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,</p>

<p>d) Suçun konusunun önem ve değerini,</p>

<p>e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,</p>

<p>f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,</p>

<p>g) Failin güttüğü amaç ve saiki,</p>

<p>Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında<br />
<strong>temel cezayı</strong> belirler.</p>

<p>(2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır.</p>

<p>(3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz.</p>

<p>(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda<strong>, temel ceza</strong>da önce artırma sonra indirme yapılır.</p>

<p>(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri <strong>indirim </strong>nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.</p>

<p></p>

<p><strong>TCK madde 62</strong>’ye göre takdiri indirim nedenleri de şöyledir:</p>

<p>(1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmi beş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.</p>

<p>(2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecinde- ki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri<a name="_Ref159413244"></a><sup> </sup>göz önünde bulundurulabilir. Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.<i> </i></p>

<p><strong>Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Kanunu (CeGTİK) madde 99’ye göre,</strong></p>

<p>(1) Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, <strong>varlıklarını ayrı ayrı korurlar</strong>. Ancak, bir kişi hakkında başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise, 107’nci maddenin uygulanabilmesi yönünden infaz hâkimliğinden bir <strong>toplama kararı istenir</strong>. (!?)</p>

<p>-Mahkûmiyetlerin yaptırım türüne göre dağılımı (2025)</p>

<p><strong><u>Toplam</u></strong> <strong><u>Hapis</u> <u>% </u> <u>Adli para</u> </strong></p>

<p><strong>Dosya</strong> <strong>2 231 571 784 972 35,1 544 221</strong></p>

<p><strong>Sanık 1 749 425 603 501 <u>34,4</u> 440 228</strong></p>

<p><strong>Suç 2 925 450 1 056 369 23,5 687 640</strong></p>

<p><strong>9/06/2026 tarihi itibariyle denetimli serbesti rejimindeki hükümlü sayısı: 291.062</strong></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/1744611737saw-9.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>2012-2026 yıllarındaki denetimli serbestiye tabi hükümlü seyri</strong></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/adsiz-154.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Ceza infaz kurumlarında bulunan kişi sayısı, 31 Aralık, 2012-2025</strong><a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">5</a></p>

<p></p>

<p>Almanya’da 2022 yılında, hüküm giymiş yetişkin suçluların %82,3'ü para cezası, %12,2'si erteleme cezası alırken<strong>, yalnızca <u>%5,5'i</u> hapis cezası aldı.</strong> Bu durumda ülkemizdeki hapis cezası Almanya’nın 6,25 katı olmaktadır.</p>

<p>-Suça sürüklenen çocuklarda yaptırım türüne dağılımı (2025)</p>

<p><strong><u>Toplam</u> <u>Hapis</u> <u>%</u> <u>Adli Para</u></strong></p>

<p><strong>Dosya </strong><strong>53 571 28 255 52,7 21 362</strong></p>

<p><strong>Suça Sürüklenen Çocuk 45 408 23 464 <u>51,6</u> 17 734</strong></p>

<p><strong>Suç</strong> <strong>75 498 41 556 55,0 28 645</strong></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/1744611737454-23.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Caydırıcılık</strong></p>

<p>Caydırıcılık, cezaların önleyici sonuçlarına odaklanması anlamında 'sonuçsal' olarak nitelendirilebilecek çeşitli ceza gerekçelerinden biridir. Aslında, caydırıcılık, ceza verme yoluyla suç önlemenin yalnızca olası bir yöntemidir: Tehditlere ve korkuya dayanırken, rehabilitasyon ve etkisiz hale getirme benzer bir amaca ulaşmak için farklı yöntemler benimsemektedir. Bireysel (veya özel) caydırıcılık ile genel caydırıcılık arasında ayrım yapmak önemlidir. İkincisi, diğer kişilerin bu tür suçları işlemesini engellemeyi amaçlarken, bireysel caydırıcılık bu belirli kişinin tekrar suç işlemesini engellemeyi amaçlar. Bireysel caydırıcılığı temel amaç olarak gören bir sistem, muhtemelen, hapis cezası dışındaki cezaların caydırıcılık sağlamaması durumunda hapis cezasının denenmesi gerektiği, bir yıl hapis cezasının caydırıcılık sağlamaması durumunda iki yıl hapis cezasının denenmesi gerektiği ve benzeri gerekçelerle, sürekli suç işleyenler için cezaları artıracaktır. Cezanın belirlenmesinde suçun ağırlığı esas belirleyici olmalıdır. Bu bağlamda önemli olan genel caydırıcılıktır. Jeremy Bentham bunun en büyük savunucusuydu ve tüm cezaların acı verici olduğu ve bu nedenle kaçınılması gerektiği görüşünden yola çıktı. Bununla birlikte, ceza, eğer (genel caydırıcılık açısından) faydaları, cezalandırılan suçluya verilen acıdan daha ağır basarsa ve aynı faydalar cezalandırıcı olmayan yöntemlerle elde edilemezse haklı görülebilir. Bu nedenle cezalar, başkalarının bu tür suçları işlemesini caydırmak için yeterli olacak şekilde hesaplanmalı ne daha fazla ne de daha az olmalıdır. Varsayım, vatandaşların rasyonel varlıklar olduğu ve ceza kanununun sağladığı caydırıcı unsurlara göre davranışlarını ayarlayacaklarıdır. Aynı varsayım, marjinal caydırıcılığa olan inanca yol açmaktadır: Ceza seviyelerinin belirli bir miktarda artırılmasının suç işleme oranlarında düşüşe neden olacağıdır. Modern ekonomi teorisyenleri de (örneğin Richard Posner gibi) benzer bir yaklaşım benimseyerek cezaları bir tür fiyatlandırma sistemi olarak görmüşlerdir. Gelişen argüman, belirli suç türlerinin bir tür rasyonel hesaplamadan (genellikle 'sınırlı rasyonellik' olarak adlandırılır) kaynaklanma eğiliminde olduğu ve bu tür suçlara verilen yanıtlarda bunun dikkate alınması ve bununla mücadele edilmesi gerektiğidir.</p>

<p>Caydırıcılık teorisine yönelik eleştiriler ampirik ve ilkesel olmak üzere ikiye ayrılabilir. Başlıca ampirik eleştiri, caydırıcılık yaklaşımın dayanağı olacak olgusal verilerin mevcut olmamasıdır. Çeşitli suçlar için çeşitli ceza türlerinin ve seviyelerinin marjinal genel caydırıcılık etkileri hakkında güvenilir bulgular bulmak zordur. Örneğin, ölüm cezasının caydırıcılık etkinliğini değerlendirme girişimlerinde karmaşık teknikler uygulanmış, ancak net ve güvenilir sonuçlar elde edilememiştir. Caydırıcılık (eğer varsa) potansiyel suçluların zihinlerinde işleyecektir; bu nedenle, muhtemel cezanın ağırlığını bilmeleri, suç işlemeye karar verirken bunu dikkate almaları, yakalanma riskinin göz ardı edilemeyecek düzeyde olduğuna inanmaları, yakalanıp cezalandırıldıklarında cezanın kendilerine uygulanacağına inanmaları ve bu nedenlerle suç işlemekten kaçınmaları şarttır. Bu öznel inançlar, caydırıcılık siyasetinin işleyişinde yaşamsal bileşenlerdir ve bu nedenle araştırmanın güvenilir olması için hepsinin incelenmesi gerekmektedir. Az sayıda çalışma bu kriterleri karşılamaktadır ve suç oranlarını azaltmak için artan ağırlığa dayalı ceza politikaları için hiçbir temel sağlamamaktadır. Bu, İngiliz İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen Cambridge çalışmasının ana bulgusu ise de çalışma, (inanılan) yüksek yakalanma riskinin caydırıcı etkisinin (inanılan) cezalardan daha iyi olduğunu da ortaya koydu.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">6</a> Nitekim, Planlı ve önceden düşünen kişiler tarafından işlenen bazı suç türlerinin caydırıcı ceza stratejilerine duyarlı olabileceğini öne süren az sayıda araştırma bulunmaktadır: Örneğin kriminolog Prof., silah taşımanın önemli ölçüde daha ağır bir cezaya tabi tutulması durumunda soyguncuların silahlanmaktan vazgeçtiğini bulmuştur.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">7</a> Bu, genel caydırıcılığın, dürtüsel suçlardan ziyade planlı veya "profesyonel" suçlar için daha etkili olma olasılığının daha yüksek olduğu önermesini destekler niteliktedir; ancak Harding, caydırıcı cezaların önemli önleyici etkiler yaratabilmesi için kamuoyu bilgilendirmesi ve uygun "sosyal öğrenme" fırsatlarıyla birleştirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Öte yandan, David Riley'nin alkollü araç kullananlar üzerine yaptığı çalışma ise bunun karşıt bir görüşünü ortaya koymaktadır; Riley, genel caydırıcı stratejinin sorunlarının, sürücülerin yakalanma riskine ilişkin iyimserliklerinde, cezanın bilinmemesinde ve suç işlemek için gereken alkol tüketim miktarının bilinmemesinde yattığını göstermektedir.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">8</a> Daha sonraki çalışmalar, polisin yaptırım gücünün artırılma-sının potansiyel caydırıcı etkisini incelemiş ise de, kamuoyunu bilgilendirme ve insanların tutumlarını değiştirmeye yönelik girişimleri içeren genel bir suç önleme stratejisinin, yalnızca cezalandırma veya yaptırım değişikliklerinden daha etkili olması muhtemel görünmektedir.</p>

<p>Caydırıcılık gerekçeleri ve ceza düzeylerinin uzun süredir geçerli olduğu birçok suç türü vardır; soygun ve uyuşturucu madde ticareti bunun başlıca örnekleridir. Buradaki argüman, bu tür suçlar için yüksek düzeyde genel önleme sağlamak amacıyla, mevcut ceza oranından daha ağır cezalar verilmesinin gerekli olduğudur.<strong> </strong></p>

<p>Cezalar, ceza adalet sisteminden kaynaklanan genel caydırıcılığın tek biçimi değildir. Bazı durumlarda, cezanın kendisi değil, yargılama süreci–yargılanmak, mahkemeye çıkmak, yerel gazetede kamuoyuna yansıyan haberler almak–cezanın kendisidir. Bazı durumlarda, aile ve arkadaşlarla ilgili utanç ve mahcubiyetin, cezanın kendisinden daha güçlü bir etkiye sahip olduğu söylenmektedir-Eller ne diyecek. Öte yandan, ceza verme ve sürecin caydırıcı etkileri, uygulama siyaseti veya en azından yakalanma riski hakkındaki inançlar tarafından önemli ölçüde azaltılabilir. Kanıtlar, insan davranışını etkileme olasılığı daha yüksek olanın, cezanın miktarı değil, tespit edilme olasılığı hakkındaki inançlar olduğunu göstermektedir. Yalnız, suçluların ve potansiyel suçluların inançları ve düşünce süreçleri hakkında ayrıntılı bilginin az olması bu konularda daha odaklı araştırmalara ihtiyaç olduğunu sergilemektedir. Karanlıkta kalan/faili meçhul suç oranlarının yüksekliği karşısında, ceza seviyelerinin potansiyel suçluların muhakemesi üzerindeki caydırıcı etkisinin, oldukça düşük tespit riski nedeniyle önemli ölçüde zayıflayabileceğine inanmak için gerekçeler vardır. Ne var ki, cezaların şiddetini artırarak marjinal caydırıcılığı destekleyen araştırmalar çok daha azdır. Ne var ki, bu siyasetin sonucu yüz bin nüfustaki cezaevi nüfusu orantısız biçimde yükselmektedir.</p>

<p>Gerçek dünyadaki tüm göstergeler, mahkemece hükmedilen ağır cezalar ile suç davranışı arasında hidrolik bir ilişki olduğunu varsaymanın safça olduğunu göstermektedir. Gerçekte olan ise ceza süresince onları etkisiz hale (suç işleyemez hale) getirmektir. Popüler biçimi olan ‘kamu güvenliği’nde bu, genel bir ceza amacı olarak ileri sürülebilir. Ancak, genellikle ‘tehlikeli’ suçlular, kariyer suçluları veya diğer sürekli suçlular gibi belirli gruplarla sınırlıdır. Ölüm cezası ve müessir fiil suçlarında, etkisiz hale getirme cezaları olarak değerlendirilebilir, ancak bu tür geri döndürülemez önlemlere karşı güçlü insani argümanlar mevcuttur. Tartışma genellikle uzun süreli hapis cezaları ve ehliyetten menedilme (örneğin, araba kullanmaktan, çocuklarla çalışmaktan, şirket yöneticisi olmaktan menedilme) ile ilgili olmuştur. Sokağa çıkma yasağı gibi bazı toplumsal önlemler de benzer sorunlar doğurabilir. Etkisiz hale getirme ceza stratejileri için neler iddia edilmiştir? Burada iki stratejiden bahsedilebilir. Bunlardan biri, ‘tehlikeli’ olarak kabul edilen suçlulara uzun, etkisizleştirici hapis cezaları verilmesidir. Bazı suçluların ‘tehlikeli’ olarak tanımlanabileceği, yani yakın gelecekte topluma salıverilmeleri halinde ciddi suçlar işleme olasılıklarının yüksek olduğu ve mağdurlar için risklerin o kadar büyük olduğu ki, bu tür suçluların daha uzun süre gözaltında tutulmasının haklı olduğu iddia edilmektedir. Buna karşı en büyük itiraz aşırı tahmindir: Çalışmalar, etkisizleştirici cezaların ‘tehlikeli’ suçlulardan daha fazla ‘tehlikeli olmayan’ suçluyu kapsadığını ve ‘yanlış pozitif’ oranının genellikle her üç kişiden ikisine ulaştığını göstermektedir. Bu, orantılı cezaya eklenen herhangi bir cezanın yalnızca hak edilmemiş olmakla kalmayıp, aynı zamanda o kişinin daha ciddi bir suç işlemesini önlemek için gereksiz olabileceği anlamına gelir.</p>

<p><strong>Rehabilitasyon </strong></p>

<p><strong>Suç Makinesi Çocuklardan İstanbul Turu</strong></p>

<p>Bir gün içinde iki minibüs çalan çocuklardan birinin hırsızlıktan 7 sabıkası, diğerinin 10 sabıkası olduğu saptandı. Hürriyet (15/06/2026)</p>

<p>Caydırıcılık ve etkisiz hale getirme gibi, cezalandırmanın rehabilitasyon gerekçesi (bazen 'yeniden toplumsallaştırma' olarak da adlandırılır), suçun önlenmesini sağlamanın bir yolu olarak zorunlu tedbirleri haklı çıkarmayı amaçlar; bu yöntem, suçlunun rehabilitasyonunu içerir. Bu genellikle çeşitli tedavi programları sunmak üzere tasarlanmış bir dizi ceza ve tesis gerektirir. Bazen odak noktası tutumların ve davranışsal sorunların değiştirilmesidir. Bazen amaç, suçluların suç dışında başka meslekler bulmalarını sağlayabileceği inancıyla eğitim veya beceri kazandırmaktır. Dolayısıyla, ceza veren için en önemli sorular, işlenen suçun ağırlığı değil, suçlunun algılanan ihtiyaçlarıyla ilgilidir. Rehabilitasyon yaklaşımı, suçluluğun nedenlerini bireysel patoloji veya bireysel uyumsuzlukta (psikiyatrik, psikolojik veya sosyal) bulan pozitivist kriminoloji biçimleriyle yakından bağlantılıdır. Caydırıcılık teorisi suçluları rasyonel ve hesapçı olarak görürken, rehabilitasyon teorisi yardıma ve desteğe ihtiyaç duyanlara yöneliktir. Bu ihtiyaçları belirlemede kilit unsurlardan biri, bir uzmandan gelen rapordur; örneğin, bir denetim memuru tarafından hazırlanan bir ön yargılama raporu veya bazen bir psikiyatrik rapor. Bu tür bir rapor genellikle suçlunun algılanan ihtiyaçlarına uygun program biçimini önerir ve mahkeme daha sonra uygun kararı verebilir. En parlak dönemlerinde, bu 'tedavi modellerinin' uygulanması, uzmanların görüşüne göre bir iyileşme sağlanana kadar kişinin yükümlülüklerinden kurtulmaması gerektiği ilkesine dayanarak, genellikle belirsiz hapis cezalarına yol açıyordu.</p>

<p>Rehabilitasyon politikalarına yönelik itiraz, bu politikaların sözde uzmanların yetkilerini önemli ölçüde artırması ve bireylerin eşit saygı ve ilgiye layık görülme hakkını tanımamasıdır. Belirsiz veya yarı belirsiz cezalar, suçluların serbest bırakılmasını genellikle sağlam kriterler, net hesap verebilirlik veya itiraz yolları ve gerekçeli karar alma mekanizmaları olmaksızın cezaevi veya denetimli serbestlik yetkililerinin eline bırakmaktadır. İşlenen suçun ciddiyetine orantısız zorunlu devlet müdahalesine maruz kalmama hakkının tanınması söz konusu bile değildir. Suç nispeten küçük olsa bile, yardıma ihtiyacı olduğu değerlendirilen bir suçlu, önemli bir süre devlet kontrolüne tabi tutulabilir. Motivasyon iyi niyetli ve "kişinin en iyi çıkarları doğrultusunda" olabilir. Aslında, bireysel suçlu, haklara sahip bir kişiden ziyade, manipüle edilebilir bir nesne olarak görülebilir. Rehabilitasyon mantığı son yıllarda yeniden canlandı. İkinci itiraz olan "kişiliğe saygı"ya verilen yanıt çeşitlidir: Bazıları, başarılı rehabilitasyon programlarına giden yollardan birinin, suçluların tedavilerini denetleyenlerin (özellikle denetimli serbestlik memurlarının) ahlaki otoritesine saygı geliştirmeleri olduğunu kabul ederken,76 diğerleri (özellikle hükümet çevrelerinde) kamu güvenliği ve kamu yararı kavramlarına daha fazla önem vererek, suçlunun esasen cezalandırıcı bir çerçeve içinde uyum sağlamasını talep etmektedir. İlk "kanıt eksikliği" itirazına verilen yanıt, çok sayıda küçük rehabilitasyon programının "meta-analizinin", seçilmiş suçlularla uygun koşullar altında olumlu sonuçlar elde edilebileceğini gösterdiğini öne sürmek olmuştur. Çeşitli bilişsel-davranışçı programlara yönelik coşku bazı çevrelerde yüksek olsa da 1998 tarihli bir İçişleri Bakanlığı araştırmasının uyarısı hala geçerliliğini koruyor: "Ülkemizde, rehabilitasyon ve yeniden suç işleme riskini azaltmayı amaçlayan programların etkinliğine dair çok az sayıda iyi tasarlanmış ve dikkatlice değerlendirilmiş çalışma yapılmıştır." Yeni programlar tasarlamak ve değerlendirmek için geçerli nedenler olduğunu, bunların uygun kaynaklarla desteklendiğini ve sağlam ilkelere dayandığını kabul etsek bile, bu durum birçok soruyu cevapsız bırakıyor. Çok sayıda suçlu için işe yarayabilecek rehabilitasyon programlarımız var mı? Uygunluğu önceden belirlenebilecek, daha az sayıda ancak yine de önemli sayıda suçlu için işe yarayabilecek programlarımız var mı?</p>

<p><strong>Hakkediş/Orantılılık </strong></p>

<p>Açıkçası, cezaların göreceli ağırlığının dikkate alınması, hem siyasiler tarafından ceza kanunları oluşturulurken hem de ceza adalet uygulamasında cezalar verilirken önemli bir rol oynamaktadır. Bu konu J. Bentham’dan bu yana tartışılmakta ve eleştiri konusu yapılmaktadır. Gündeme gelen başlıca sorulara bakıldığında, tecavüz, diğer şiddet suçlarından daha ağır cezalandırılmalı mı? Beyaz yakalı suçlar, diğer suç türlerine kıyasla genellikle çok mu hafif cezalandırılıyor? Ve eğer ceza verilirken önceki sabıkaları dikkate alınacaksa, mükerrer suçlu ilk defa suç işleyene göre ne kadar daha ağır cezalandırılmalıdır? Değişen ciddiyetteki suçlara nasıl yanıt vermemiz gerektiğine dair bu tür sorular, kamuoyu tartışmalarında geniş yer bulmaktadır.</p>

<p>Cezanın nesnel ve sübjektif etkileri arasındaki ayrım basittir. Basitçe söylemek gerekirse, nesnel etkiler cezanın bireye ne yaptığıyla, sübjektif etkiler ise bireyin kendisine yapılan şeyden nasıl etkilendiğiyle ilgilidir. Açıkçası, sırasıyla bir yıl ve iki yıl hapis cezaları veya 1000.-₺ ve 10.000.-₺ para cezaları nesnel etkiler açısından farklılık gösterir. Cezalar, suçlular üzerinde farklı etkiler yaratır. Bu, onları farklı cezalar yapan şeydir. Bu şaşırtıcı olmasa da isim olarak aynı olan cezaların bile nesnel etkiler açısından farklılık gösterebileceğini düşünmek daha ilginçtir. A ve B'nin her biri bir yıl hapis cezasına çarptırılırsa, nesnel olarak çok farklı şekilde etkilenebilirler. A, kapasite üstü hükümlü barındıran bir koğuşta kalırken B iyi işleyen bir cezaevine, göz hizasında bir penceresi olan daha konforlu bir hücreye, çeşitli imkanlara kolay erişime vb. sahip bir yere yerleştirilebilir. Elbette, bir toplum, farklı cezaevleri arasında koşulları mümkün olduğunca homojen hale getirmek için çaba gösterebilir. Ancak, isim olarak aynı olan cezalar arasında bir dereceye kadar nesnel farklılıkların olmayacağını hayal etmek zordur. Cezanın öznel etkileri farklı olabilir. İki birey, kuşkusuz, aynı nesnel etkiye farklı tepki verebilir. Bentham'ın da belirttiği gibi: "İsmi aynı olan bir ceza, iki farklı kişide her zaman aynı derecede acıya yol açmaz, hatta başkalarına aynı derecede acı veriyormuş gibi bile görünmeyebilir." <a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">9</a></p>

<p>Yinelersek, cezada orantılılık fikri, cezaların ciddiyetini ölçme ve sıralama yeteneğine sahip olmayı varsaymaktadır. Bir cezanın diğerinden daha ağır olup olmadığını söyleyemiyorsak, orantılılık fikri temelden yoksun kalacaktır. Orantılılığın ne anlama geldiği, A'nın B'nin işlediği suçtan daha ciddi bir suç işlemiş olması durumunda, A daha ağır bir şekilde cezalandırılmasıdır. A ve B'nin suçları eşit derecede ciddi ise, eşit şekilde cezalandırılmalıdırlar.</p>

<p>Hak etme teorisi, cezalandırıcı felsefenin modern bir biçimidir ve cezalandırıcılık gibi çeşitli ton ve nüanslara sahiptir. Cezanın birbirine bağlı iki gerekçesi olduğu savunulmaktadır. Bir unsur, hak etme ve ceza arasındaki sezgisel bağlantıda yatmaktadır: Dolayısıyla hak etme, "övgü ve kınamanın günlük yargılarının ayrılmaz bir parçasıdır" ve devlet cezası bu kınama işlevini kurumsallaştırır. Dolayısıyla, cezalar resmi kınama veya suçlamayı iletir; bu iletişim esas olarak suçluya, ancak aynı zamanda mağdura ve genel olarak topluma yöneliktir. Bununla birlikte, kınama tek başına yeterli değildir: insan doğasının yanılabilirliği, normatif olana ihtiyatlı bir gerekçe eklemeyi gerekli kılar. Bu nedenle, ikinci gerekçelendirici unsur, genel caydırıcılık ihtiyacında yatmaktadır: polis, mahkemeler ve ceza sistemi olmadan, "mağdur edici davranışların o kadar yaygınlaşması muhtemeldir ki, hayatı gerçekten iğrenç ve vahşi hale getirecektir". Bu önleyici unsur, ceza sisteminin (şartlı) bir temeli olarak kabul edilir, ancak ağır cezaları haklı çıkarmaz: aksine, ceza ağır olursa, kınamanın ahlaki niteliğini "boğacaktır". Dolayısıyla hak ediş veya orantılılık teorisinin özü, cezanın suçluyu ahlaki bir özne olarak, davranışlarını değerlendirme ve bu değerlendirmeye yanıt verme kapasitesine sahip biri olarak ele almasıdır. Bu değerlendirme, caydırıcılık veya etkisiz hale getirme yoluyla önleyici bir amaca ulaşmak için suçluyu cezalandıran daha ağır bir ceza yerine, orantılı bir ceza verilerek iletilir. Bu şekilde, orantılılık teorisi hukukun üstünlüğü değerlerine saygı duyar ve devletin suçlular üzerindeki gücüne sınırlar getirir. Buradan da anlaşılacağı üzere, orantılılık kavramı temel ölçüttür ve terimin iki anlamı dikkatle ayırt edilmelidir. Sıralı orantılılık, suçların kendi aralarındaki göreceli ciddiyetini ilgilendirir. Kardinal orantılılık ise sıralı sıralamayı bir ceza ölçeğine bağlar ve cezanın, söz konusu suçun ağırlığıyla orantısız olmaması gerektiğini gerektirir. Farklı ülkelerin ceza ölçekleri için farklı başlangıç noktaları vardır; bunlar genellikle yıllar içinde çok fazla bilinçli düşünme olmaksızın gelişir ve doğal olarak uygun kabul edilir. Bazen hak etme söyleminin cezaların daha da ağırlaştırılmasına yol açabileceği iddia edilir, ancak orantılılık teorisini en tam olarak benimseyen yargı bölgelerinde–Finlandiya, İsveç ve Minnesota– bu kesinlikle böyle bir sonuç olmamıştır. Kaliforniya gibi bazı diğer yargı bölgelerinde ise ceza seviyelerin- de önemli artışlar yaşanmıştır, ancak bu esas olarak yetersizlik cezası uygulamasının devreye girmesinden kaynaklanmıştır. Çölleşme konusunda önde gelen yazarlar, gözaltının kullanımında kısıtlamaya vurgu yapmışlardır, ancak pratikte politikaların uygulanması, ilgili yargı bölgesindeki genel siyasi eğilimlere ve yargısal tutuma bağlıdır.</p>

<p><strong>Hak ettiği cezayı alması (?)</strong></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/b-c-o13cbb6c9-abaf-49ce-80cd-ad48d70aaa42.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Sonuç olarak, cezaların ağırlığı bakımından sanığın cezai davranışının ağırlığıyla orantılı olması- adaletin temel bir gerekliliği gibi görünmekte ise de, orantılılığa merkezi bir rol veren ancak diğer amaçlar için sınırlı sapmalara izin veren alternatif modeller tasarlanabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Ceza Gerekçesi</strong></p>

<p>Gerekçe belirtmek, doğru yargı kararı vermenin özünü oluşturmaktadır. Önemli işlevleri arasında kararın hukukun ve takdir yetkisinin doğru uygulanmasını içermesini sağlamak; suçlu için, verilen cezanın dayanağını açıklamak hem savcı hem de suçlu için, temyize başvurup başvurmamaya karar vermek; temyiz mahkemesi için, ilk derece mahkemesinin takdir yetkisini doğru kullanıp kullanmadığına karar vermek ve kamuoyu için mahkemelerin hangi ilkelerle hareket ettiğini bilgilendirmek yer almaktadır. Bu nedenle, ilke olarak, mahkeme her zaman belirli bir cezayı verme gerekçelerini belirtmelidir.</p>

<p>Ceza verme kalıplarını ve ceza verme tutarlılığını ölçmek için, ceza verme istatistiklerinin düzenli olarak toplanması ve yayınlanmasının gerekli olduğuna şüphe yok ise de bu veriler yayınlanmamaktadır. Bu konuda yayınlanacak istatistiki verilerin hâkimlere ve ceza adalet sisteminde çalışan diğer kişilere bilgi olarak hizmet etmesi için, kolayca anlaşılabilecek ve potansiyel olarak yanıltıcı olmayacak şekilde sunulmaları şarttır.</p>

<p>Mahkeme, verilen ceza ile aşağıda yer alan beş ceza verme amacından hangisine ulaşmayı hedeflediğini değerlendirmelidir. Birden fazla amaç ilgili olabilirse de ceza belirlenirken her birinin önemi, belirli suç ve suçlunun özellikleriyle karşılaştırılmalıdır:</p>

<p>· Suçluların cezalandırılması,</p>

<p>· Suç oranının düşürülmesi (caydırıcılık yoluyla düşürülmesi de dahil),</p>

<p>· Suçluların ıslahı ve rehabilitasyonu,</p>

<p>· Suç mağdurları da dahil olmak üzere halkın korunması, ve</p>

<p>· Suçluların, işledikleri suçlardan etkilenen kişilere tazminat ödemesi.</p>

<p><strong>Cezalandırmada Tutarlılık</strong></p>

<p>Ceza verme sürecinde tutarlılık sadece yasal bir ideal değil, aynı zamanda ceza adalet sistemimizde adaleti sağlamanın temel bir yönüdür. Avrupa Konseyi'nin No. R (92) 17 sayılı Cezalandırmada Tutarlılık (Consistency in Sentencing) hakkındaki tavsiyesi şu şekildedir: Cezalandırma için hangi gerekçeler öne sürülürse sürülsün, suçun ciddiyeti ile ceza arasında orantısızlıktan kaçınılmalıdır.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10" title="">10</a></p>

<p>Ceza eşitsizliği, çoğu zaman açıklanamayan nedenlere dayanan, adaletsiz ve sonuçları dezavantajlı olan, ceza infazında eşitsiz muamelenin bir biçimidir. Bu doktrinsel araştırmada, eşitsizlik, ceza adalet sisteminde ırk ve etnik kökenle ilişkilendirilerek gösterilmekte ve küresel düzeyde örnekler yardımıyla ırksal önyargılar gösterilmektedir. Irksal önyargılar çoğunlukla yaygın olup, bu önyargıdan etkilenen ülke Amerika Birleşik Devletleri'dir ve yazarın bu analizi iyi bir girişimdir. Doktrinsel araştırmada ayrıca, hâkimler tarafından verilen hükümler düzeyinde eşitsizliğin farklı biçimleri de ele alınmaktadır; yani <i>yargı</i> <i>bölgeleri arası, yargı bölgesi içi eşitsizlikler.</i> UYAP veri tabanından bu türden saptamaların yapılması önem arz etmektedir.</p>

<p>Ceza eşitsizliği, suçlulara verilen cezalarda tamamen adaletsiz ve sonuçları açısından dezavantajlı olan bir tür eşitsiz muameledir. Basitçe, tüm suçlulara adaletsiz ve eşitsiz muamele yapılması ve cezanın suçlarına göre verilmemesi anlamına gelir. Sadece ceza eşitsizliği yapılarak verilen ceza, kanunun dediği gibi tamamen yasa dışıdır: <i>Herkes kanun önünde eşittir, kimse kanunun üstünde değildir.</i></p>

<p>Eşitsizlik, kasıtlı önyargı veya ayrımcılıktan kaynaklanmayan, muamele veya sonuçtaki farklılıktır. Ceza verme sürecine uygulandığında, benzer suçluların farklı cezalar alması ve farklı suçluların aynı cezayı alması durumunda eşitsizlikler ortaya çıkar. Bu durum hem suç hem de ceza süreçlerinde kendini gösterir ve toplumumuzda yaygındır; bu tür uygulamalar sistemimizde devam etmekte ve biz bu tür toplumsal kötülük uygulamalarından gurur duyuyoruz.</p>

<p>Ceza eşitsizliğinin evrimi ve ortaya çıkışıyla birlikte, ceza eşitsizliği de çeşitli dallara veya farklı biçimlere ayrılır; bunlar <strong>arasında yargı bölgeleri arası, yargı bölgeleri içi</strong> ve <strong>hakimler arası eşitsizlikler yer alır.</strong> İlk biçimi ele alacak olursak, farklı yargı bölgelerindeki hakimler benzer durumdaki suçlulara farklı cezalar verir. Daha sonraki biçimlere geçecek olursak, ikincisinde aynı yargı bölgesinde- ki hakimler benzer durumdaki suçlulara farklı cezalar verir ve üçüncüsünde ise bireysel bir hâkim tutarsız ceza kararları alır. Tüm bu biçimler ceza adalet sisteminde büyük bir karmaşaya yol açar ve nihayetinde ceza politikasında eşitsizliğe neden olur.</p>

<p>Yoksullukla bağlantılı olarak, suç işleme teşviki, fırsat maliyetleri daha düşük olan veya göreceli yoksunlukları sosyal gerilimler yaratan en dezavantajlı kesimler arasında daha yüksektir. Bununla birlikte, suçluların büyük bir kısmının yoksulluk yaşamış olmasına rağmen, yoksulluk içinde yaşayan kişilerin yalnızca düşük bir oranının suç işlediğini belirtmek önemlidir (Webster ve Kingston, 2014).<a href="#_ftn11" name="_ftnref11" title="">11</a> Yoksulluk içinde yaşayan kişilerin suç mağduru olma olasılığı da daha yüksektir (Webster ve Kingston, 2014). Ayrıca, ekonomik olarak dezavantajlı grupların diğerlerine göre hapis cezası alma ve daha uzun hapis cezası alma olasılığının çok daha yüksek olduğuna dair ayrımcılık kanıtları da mevcuttur. Bu bulgular bağlamındaki görüntü aşağıda tabloda sergilenmiş olup,<strong> olması gerekli olan </strong>cezalandırma ilkeleri ve amaçlarının gözden geçirilmesi, ABD ve İngiltere örneğinde olduğu gibi ceza yaptırımları konusunda rehber ilkelerde söz sahibi olacak bağımsız bir kurul oluşturulmalıdır.<a href="#_ftn12" name="_ftnref12" title="">12</a></p>

<p><strong>Sorunlar ve Paradigmatik Değişim</strong></p>

<p>Ulusal düzeyde verilere dayalı saptamalar olmadığı için aşağıdaki tablodaki başlıklar kitle iletişim araçlarına yansıyanları içermektedir. Bu doğruda ancak UYAP veri tabanı ile tüketicilerle yapılacak anketler sonucu sağlanacak verilerle sağlıklı bir saptama yapılabilecektir.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/174461173df-4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Ceza verme süreci, kuşkusuz, kamusal bir süreçtir. Toplumun, temel değerlerini korumayı amaçlayan ceza kanunlarımızın kanıtlanmış bir ihlaline verdiği yanıttır. Demokratik bir toplumda, bu temel değerler ve bunların ihlaline vereceğimiz tepki, seçilmiş yetkililerimiz tarafından dile getirilmeli ve onların üstün kontrolü altında olmalıdır. Bu bağlamda, ceza vermenin amaç ve ilkelerine ilişkin yasal bir açıklama, hukukun üstünlüğüne dayalı, iyi işleyen bir demokratik toplumun önemli bir bileşenidir. Ve ceza verme süreçleri genellikle mahkûm edilmiş bir vatandaşın özgürlüklerine ve haklarına müdahale ettiğinden veya bunları ihlal ettiğinden, düzenli ve adil bir toplumun sağlanması için Parlamento'nun vatandaşlarına ve suçlulara ceza vermenin amacını ve mahkemenin adil ve hakkaniyetli bir ceza belirlemesinde hangi ilkelerin yol gösterici olduğunu açıkça belirtmesi önemlidir.</p>

<p>İkinci olarak, amaç ve ilkeler bildirisi, toplumun geri kalanı adına bireysel suçlulara yaptırım uygulama görevi verilenlere ilk yol gösterici katmanı sağlar. Bu açıdan, amaç ve ilkeler bildirisi, tüm hâkimlere aynı başlangıç ​​noktasını ve uygun bir cezaya ulaşmada bir yön duygusu vererek, adil ve eşit bir ceza sürecini destekler. Bu da ceza verme sürecinde daha fazla tutarlılık sağlama fırsatı sunar ve bireysel hâkimlerin kendi alakasız veya çelişkili ceza verme fikirlerini ortaya koyma olasılığını azaltır. Dolayısıyla, amaç ve ilkeler bildirgesi, cezalarda daha fazla tutarlılığa ve daha az haksız eşitsizliğe katkıda bulunur; tutarlılık ve eşitlik, ceza verme sürecinde kamuoyu nezdinde meşruiyet oluşturmada önemli hedeflerdir. Aşağıda yer verilen (<strong>negatif söylemli</strong>) amaç ve ilkeler bildirgesi, adil ve hakkaniyetli bir ceza verme sisteminin yalnızca başlangıç ​​noktasıdır:</p>

<p>· Açıkça ifade edilmiş bir ceza politikası veya amacının olmaması,</p>

<p>· Cezanın bir yaptırım olarak aşırı kullanımı,</p>

<p>· Ceza Kanununda belirtilen gerçekçi olmayan yüksek azami hapis süreleri,</p>

<p>· Zorunlu asgari cezaların uygulanmasındaki adaletsizlik,</p>

<p>· Farklı suç türleri ve suçlular için verilecek cezaların türü ve süresi konusunda yasal rehberliğin olmaması,</p>

<p>· Hâkimler tarafından verilen cezalarda yaygın ve haksız eşitsizlik,</p>

<p>· Şartlı salıverme (ve oranında değişiklikle erken tahliye) sistemlerine yönelik kamuoyundaki hayal kırıklığı (yani, gerçekte çekilen süreye ilişkin "ceza vermede kesinlik" eksikliği), ve</p>

<p>· Hâkimlere, avukatlara, politikacılara ve kamuoyuna mevcut ceza uygulamalarını uygulamada, anlamada ve değerlendirmede yardımcı olacak ceza uygulamalarına ilişkin neredeyse hiç veri ve bilgi bulunmamasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Verimlilik</strong></p>

<p></p>

<p>En ağır ceza olan hapis cezası, her zaman suç işlemeyi caydırmaz: İngiltere İçişleri Bakanlığı'nın bir araştırmasına göre, 1995 yılında tahliye edilen tüm hükümlülerin %58'i, serbest bırakıldıktan sonraki iki yıl içinde ciddi bir suçtan tekrar hüküm giydi. Bu oranın ülkemizde de %60’i bulmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Yaptırımlarda caydırıcılığın etkili olabilmesi için en az iki noktanın şart olduğu varsayılmaktadır:</p>

<p></p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li><i>Caydırıcılığı savunanlar, cezanın caydırıcı etki yaratabilmesi için yeterince ağır olması gerektiğine inanırlar.</i> Bu varsayım, ceza düzeyinin değiştirildiği bir örneği inceleyerek test edilebilir.<strong> </strong>14 Temmuz 2004 tarihinde yapılan 5218 sayılı kanuni düzenleme ile Türk Ceza Kanunu'ndaki (TCK) ölüm cezası maddeleri ilga edilerek hukuk sisteminden bütünüyle temizlendi. Bu değişikliğin cinayet oranları üzerinde kolayca tanımlanabilir bir etkisinin olmadığını gösteriyor. Her gün tanık olduğumuz kadın cinayetleri bu saptamanın en belirgin örneğidir. Ülkede cezaların ağırlaştırılması yönündeki genel kanı ve yasama girişimleri olmasına karşılık cezaların ağırlığının artırılmasının genel olarak caydırıcılık etkilerini artırabileceği sonucuna varmak için hiçbir dayanak bulunmadığı belirtmektedir.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13" title=""><sup>13</sup></a></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="2" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Caydırıcılığı savunanlar, potansiyel suçluların suçla ilişkili ödülleri ve riskleri tarttığını varsayarlar<i>.</i> Ancak, insanların yakalanma ihtimaline olan inançları, yakalanma riskinden veya cezanın düzeyinden muhtemelen daha önemlidir. Cezaevi deneyimi, suçlunun tahliye olduktan sonra mükerrir suçlu olma olasılığını ve belki de daha ciddi suçlar işlemesini artırabilir.</li>
</ol>

<p></p>

<p>Cezaların yeniden suç işleme oranını azaltmadaki etkinliğini değerlendirmek de zor bulunmaktadır:</p>

<p></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Birinin mükerrir suçlu olmaması, suç işlemeyi bıraktığı anlamına gelmeyip, yalnızca yakalanmamakta ustalaşmış olabileceği,</li>
 <li>Bir suçlunun kurumsal ıslah programından geçtikten sonra başına neler geldiğini görebilsek de cezasında bu tür unsurlar bulunmasaydı neler olacağını tahmin edemeyiz. Suçluların, cezalarını çektikten sonra yaşadıkları sosyal sorunların mükerrir suçluluğa davetiye çıkardığı neden göz ardı edilmektedir.<a href="#_ftn14" name="_ftnref14" title="">14</a></li>
</ul>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Karanlıkta kalan suçlular, yakalanması daha kolay olan suçluların hapse girmesinden etkilenmemektedir.</li>
</ul>

<p></p>

<p>Tutarlılığı ölçmek için, suçlunun ve suçun niteliğiyle ilgili tüm yasal olarak önemli değişkenlerin etkisini kontrol ettikten sonra ceza sonuçlarını karşılaştırmak gerekir. Ancak, bu değişkenlerin birçoğuna ilişkin veriler sistematik olarak toplanmamaktadır. Örneğin, suçların göreceli ciddiyetini ölçen bir yöntem şu anda mevcut değildir. Sonuç olarak, ceza verme uygulamasındaki tutarsızlık derecesini iyi bir şekilde tahmin etmek mümkün değildir. Ceza verme tutarlılığındaki artış kavramsal olarak basittir – benzer vakalar arasında ceza sonuçlarının değişkenliğinde bir azalmayı içerir.</p>

<p></p>

<p>Cezanın bireyselleştirilmesi sürecindeki adli takdirin sadece ceza mekanizmasında kâh genel hukuk kurallarınca mümkün olan dereceden fazla suçlular arasında ayrım oluşturabilme girişimi olarak algılanmandır. Ne var ki, kanunda bu kavramın dejenere edildiğine tanık olunmaktadır. Şöyle ki,</p>

<p></p>

<p>İndirim nedeni olarak" cezanın failin geleceği üzerinde olası etkilerini" saptamaya elverişli tahmin cetvelleri geliştirilmediğinden akılcı olmak yerine hâkimlerin sezgilerine dayalı bir değerlendirme olacak ve teknik açıdan oldukça farklı uygulama örneklerine tanık olunacaktır.</p>

<p></p>

<p>Hapis cezasının yalnızca gerekli olduğunda kullanılması ve cezaların suçun ciddiyetini ve suçlunun suçtan sorumluluğunu yansıtması gerektiği yönündeki açıklamalar geleneksel olarak apaçık olanı yansıtan ifadeler olarak görülmüştür.</p>

<p></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Ceza vermede orantılılık önemlidir. Suç işleyenlerin yaptıklarından sorumlu tutulması önemlidir. Ceza verme yönteminin suçu kontrol etmede etkili bir mekanizma olduğu öne sürülmemelidir. Başka bir deyişle, hakimler sert cezalarla suçu azaltamazlar. Hükümetlerin, suç gibi ciddi bir sorunun, işe yaramadığı bilinen mekanizmalarla azaltılabileceğini öne sürmeme sorumluluğu vardır.</li>
 <li>Aynı zamanda, orantılılık ilkesinin belirlediği sınırlar içinde, Kanada toplumunun kalitesini artıracak fırsatlar aramak da makul görünmektedir. Topluma yeniden entegrasyonu teşvik etmek, mağdurlara tazminat ödeme girişimleri gibi bu amaçlardan biri olacaktır.</li>
 <li>Hüküm giyenlerin ve mağdurların çıkarlarını sıfır toplamlı bir oyun olarak gören bir ceza adalet sistemini desteklemenin hiçbir değeri yoktur. Cezanın ağırlığı, suçun ciddiyetini ve suçlunun sorumluluğunu yansıtmalıdır. Ayrıca, mağdurların durumunun iyileştirilebileceği fırsatlar incelenmelidir.</li>
</ul>

<p></p>

<p>Cezaların verilmesine rehberlik edecek daha spesifik ilkelere bakıldığında, aşağıdakilerin her birinin ülkenin ceza verme konusundaki düşüncelerinin onlarca yıldır bir parçası olduğu bir kez daha açıkça görülmektedir:</p>

<p></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Verilen cezalar, verilen zararın ciddiyetine ve failin bu zarardaki sorumluluğuna orantılı olmalıdır.</li>
 <li>Cezaevi ölçülü bir şekilde kullanılmalıdır.</li>
</ul>

<p></p>

<p>Kesin olarak ceza verme sürecinin bir parçası olmasa da hapsedilerek bir süreliğine toplumdan uzaklaştırılan kişilere topluma yeniden entegre olmaları için fırsatlar ve rehberlik sağlanması kamu yararınadır.</p>

<p></p>

<p>Cezaevlerinin, bunlara maruz kalanların suç işleme olasılığını artırdığını artık bildiğimiz göz önüne alındığında, bunların kullanımını, suçun ağırlığını yeterince yansıtan başka alternatiflerin bulunamadığı veya yaratılamadığı durumlarla sınırlamak özellikle önemlidir.</p>

<p></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Geniş, soyut politikalar nasıl tanımlanır?</li>
 <li>Bu temel politikalar pratikte uygulanıyor mu?</li>
</ul>

<p></p>

<p><strong>Karşılaştırma</strong></p>

<p></p>

<p>Almanya'da, cinayet ve kasten öldürme suçları hariç, ilgili suç tanımlarına giren en ciddi fiiller için de azami ceza 15 yıldır. Birçok ciddi suçun, yıllar boyunca işlenmiş olması durumunda bile, tek bir yargılamada değerlendirilmesi halinde, Almanya'da 15 yıllık hapis cezası üst sınırı sabittir.</p>

<p></p>

<p>Alman Ceza Kanunu her suç için asgari zorunlu bir ceza öngörmektedir, ancak bu asgari cezalar düşüktür ve bu durum da nispeten düşük bir hapis oranına katkıda bulunmaktadır. Hırsızlık, dolandırıcılık, saldırı ve trafik suçları gibi sık işlenen suçlar, ağırlaştırıcı bir unsur bulunmadığı takdirde para cezasıyla cezalandırılabilir; ağırlaştırıcı bir unsur mevcutsa, mahkemeler hapis cezası yerine denetimli serbestliği tercih edebilir. Hatta nispeten yüksek yasal asgari cezaya sahip şiddet suçlarında bile (örneğin, silahlı soygun ve silahla tecavüz için beş yıl), belirsiz bir "daha az ciddi durum" maddesi, denetimli serbestlik seçeneğini açık bırakan daha düşük bir yasal asgari cezaya yol açabilir<strong>. </strong></p>

<p></p>

<p>Ömür boyu hapis cezası, yalnızca çok az sayıda suç için bir seçenektir. Cinayet suçundan mahkûmiyet, zorunlu müebbet hapis cezasına yol açar. Cinayetin ötesinde, ölümcül sonuçları olan diğer ciddi suçların çok az bir kısmı müebbet hapis cezasıyla veya alternatif olarak 10 ila 15 yıl arasında bir hapis cezasıyla cezalandırılabilir. Genel olarak, Alman mahkemeleri hafif ceza seviyelerini korumaktadır. Yasal çerçeve, geniş bir takdir yetkisine olanak tanımaktadır: Yasal minimumdan yasal maksimuma kadar<strong> </strong>olası cezaların aralığı genellikle oldukça geniştir ve nihai ceza sonucunun nasıl belirleneceğine dair ülkemizde olduğu ayrıntılı kurallar veya yönergeler yoktur. Ceza mahkemeleri tipik olarak yasal aralığın alt üçte birinde, yasal minimuma yakın cezalar seçmektedir.</p>

<p></p>

<p>Diğer ülkelerdeki tamamen profesyonelleşmiş mahkeme sistemlerinin aksine, Alman bölge ve eyalet mahkemeleri, profesyonel hâkimler ve halktan kişilerle oluşan karma paneller kullanmaktadır. Bu halk katılımı, toplumsal değerlerin, usule uygunluğun ve yerel toplumsal standartların bireyselleştirilmiş ceza verme sürecine doğrudan entegre edilmesini sağlamaktadır.</p>

<p></p>

<p><a name="_Hlk231889074">2022 yılında, hüküm giymiş yetişkin suçluların %82,3'ü para cezası, %12,2'si erteleme cezası alırken, <strong>yalnızca %5,5'i hapis cezası</strong> aldı.</a> Bu dağılım, büyük ölçüde yıllar boyunca aynı kaldı. Karşılaştırmalı bir bakış açısından şaşırtıcı olabilecek bir diğer nokta ise, uzun süreli hapis cezalarının azlığıdır. 2022 yılında verilen cezaların yalnızca çok küçük bir kısmı (tüm hapis cezalarının % 0,55'i=103) 10 ila 15 yıl aralığındaydı ve 5 ila 10 yıl aralığındaki cezalar bile enderdir (tüm hapis cezalarının %8,9'u=1.656).<a href="#_ftn15" name="_ftnref15" title="">15</a></p>

<p>Almanya, tüm ceza adalet sisteminin "suça karşı sert önlemler" yerine bireysel orantılılığa vurgu yapması sayesinde Avrupa'nın en düşük cezaevi nüfus oranlarından birine sahiptir.</p>

<p></p>

<p><strong>Yapay Zekânın Rolü</strong></p>

<p></p>

<p>Yapay zekâ (YZ) her yerde ve gelecekte insan yaşamı üzerindeki etkisi daha da artacağından YZ'nin ceza davalarında hüküm verme sürecinde ne gibi bir rolü olabilir? YZ, ceza verme konusunda insan hâkimlerin yerini alabilir mi? Robot hâkimler ceza verme konusunda gerçekten tutarlılık<br />
sağlayabilirler: Benzer özelliklere sahip davalar benzer cezalar alacaktır. Sonuçta, robot hâkimler insan hâkimler gibi bilişsel önyargılara veya öznel değerlendirmelere yatkın değildir. Ancak bir tuzağın varlığı da göz ardı edilmemelidir: Robot hâkimler önceki davalardan elde edilen verileri kullanıyor. Ve bu davalar insan hâkimler tarafından yargılanmış ve bu nedenle insan hâkimlerin önyargılarıyla etkilenmiştir. Robot hâkimler bu önyargıları tekrarladığından hâkimlerin kararlarında mevcut olan önyargılar algoritmaya yerleşerek mevcut eşitsizliği ve klişeleri güçlendirmektedir..</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/sfasfl-6.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Hiç kuşkusuz, yapay zekayı doğru biçimde kullanan hâkimlere de ihtiyaç olacağından Türkiye Adalet Akademisi (TAA) müfredatında doğru muhakeme yeteneği ile en doğru seçeneği elde edebilmek için yapay zekâ eğitimleri ve yapay zekâ destekli akıllı öğrenme sistemleri önemli olacaktır.<a href="#_ftn16" name="_ftnref16" title="">16</a></p>

<p></p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p></p>

<p>Hüküm verme, suçunu kabul eden veya suçlu bulunan bir kişi için uygun cezanın belirlenmesi ve uygulanması sürecidir. Ceza hükümleri, benzer suçlar için verilen diğer cezalara benzer olmalıdır. Gençler için verilecek ceza, yetişkinlerin alacağı cezadan daha ağır olamaz. Bu süreçte temel soru “hangi ceza uygulanmalıdır?” olup, suç oranını azaltmayı amaçlayan tüm faydacı hedefleri içeren kamu güvenliği şunları içermelidir:</p>

<p></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Suçluların rehabilitasyonu,</li>
 <li>Genel caydırıcılık,</li>
 <li>Tehlikeli suçluların etkisiz hale getirilmesi, ve</li>
 <li>Suçluların yasalara uyan topluma yeniden entegrasyonudur.</li>
</ul>

<p></p>

<p><a name="_Hlk184885450">Öte yandan, özel ceza yasaları ile yaratılan suçlar, ceza hukukunu toplumun sorunları için tek boyutlu bir çözüm haline getirmenin bir yan etkisi olan “aşırı suçluluk”</a> (<i>overcriminalization</i>) adı verilen ciddi bir soruna açılan bir pencere sunduğu da göz ardı edilmemelidir.</p>

<p></p>

<p>Avrupa Konseyi (AK), adalet, orantılılık ve rehabilitasyonu vurgulayan yönergeler aracılığıyla ceza infazına yaklaşmaktadır. Cezaevlerindeki aşırı kalabalığı azaltmak için cezaevi dışı tedbirlerin, onarıcı adaletin ve toplumsal yaptırımların kullanılmasını şiddetle tavsiye ederken, verilen tüm cezaların insan haklarına saygı göstermesini ve suçlunun topluma yeniden entegrasyonuna yardımcı olmasını sağlamayı da hedeflemektedir.<a href="#_ftn17" name="_ftnref17" title="">17</a></p>

<p></p>

<p>Ceza verme süreçlerinin tutarlılığını ve bütünlüğünü iyileştirme yöntemlerini incelerken, Bakanlar Komitesi sürekli olarak yargının bağımsızlığı ilkesini göz önünde bulundurdu. Yargı bağımsızlığını korurken tutarlılığı artırma görevine ilişkin farklı üye devletlerin ve diğer ülkelerin yaklaşımlarını uzun uzadıya inceleyerek önerileri şu beş temel ilkede topladı:</p>

<p></p>

<p>1. Her devlet, ceza verme gerekçelerini tanımlamaya çalışmalıdır. Birden fazla gerekçe beyan edilirse, devletler tutarlı bir ceza verme gerekçeleri kümesi geliştirmeye gayret etmelidir;</p>

<p>2. Bireysel davalardaki cezalar, suçun ciddiyetine orantısız olmamalıdır;<a href="#_ftn18" name="_ftnref18" title="">18</a></p>

<p>3. Devletler, yasal ve anayasal gelenekleri çerçevesinde, mahkemenin özel koşulları dikkate almasını sağlarken, ceza verme takdir yetkisinin kullanımını yapılandıran yönlendirme tekniklerinin getirilmesini değerlendirmelidir;</p>

<p>4. Ceza vermede uygun usul güvenceleri olmalıdır; ve</p>

<p>5. Hâkimler için, açıkça sunulan ve araştırmaya sağlam bir şekilde dayanan, daha fazla bilgi sağlanmalı, yargı eğitimi ve Avrupa bilgi alışverişi için daha fazla fırsat yaratılmalıdır.</p>

<p></p>

<p>Hiç kuşkusuz, benzer cezalar, bazı suçlular üzerinde önemli ölçüde farklı etkilere sahip olabilir. Bu nedenle, bir cezanın belirli bir suçlu üzerinde alışılmadık bir etkiye sahip olacağı ve belki de rehabilitasyonu engelleyebileceği durumlarda, olağanüstü zorluğun dikkate alınması önemlidir. Bu durum, örneğin yaşlılar, hastalar, çok küçük çocuklar vb. için geçerli olacaktır.</p>

<p></p>

<p>Avrupa Konseyi'nin hapis cezasına alternatif ceza tedbirlerine ilişkin olarak, hapis dışı yaptırımların kullanımını teşvik etme ve buna bağlı olarak hapis cezalarını en ciddi suç grupları için saklama yönündeki ilan edilmiş siyasetine tanık olunmaktadır.<a href="#_ftn19" name="_ftnref19" title="">19</a></p>

<p></p>

<p>Mükerrer/itiyadı suça yönelmenin nedenleri ve önceki suçların koşulları çeşitlilik gösterdiğinden suçların tekrarını, suçluluğun arttığının güvenilir bir göstergesi olarak görmek yanlış olacaktır.</p>

<p></p>

<p>Mükerrir suçlular, genel olarak ilk defa suç işleyenlere göre daha ağır cezalar almalıdır. Örneğin, mükerrir suçluya karşı daha güçlü bir caydırıcı önlem (bireysel önleme) gerekebilir; bu tür suçlulara karşı sosyal koruma önlemleri daha gerekli olabilir (koruyucu önlemler). Kuşkusuz, yaptırımlar, kuşkusuz, mükerrir suçluluk oranını azaltmada neyin işe yaradığına dair araştırmalara dayanmalı; herkes <i>için adil sonuçlar elde etmek</i> için yaptırımların tarafsız bir şekilde uygulamak anlamına geldiği unutulmamalıdır. Hürriyeti bağlayıcı ceza ciddi suçlar için ayrılması gerektiği ve bu ceza eşiğinin ancak geçildiği durumlarda, denetimli serbesti hem cezayı hem de ıslahı sağlayabiliyorsa, bunun değerlendirilmesi gerektiği benimsenmelidir.</p>

<p></p>

<p>Her halükârda, demokratik bir toplumda ceza verme sürecinde genel kamuoyunun değerleri ve inançları dikkate alınmalı ve içselleştirilmiş normlar/standartlar ceza verme sürecine entegre edilmelidir. Kabul görmüş standartları güçlendirme ihtiyacıyla hiçbir ilgisi olmayan bir ceza sistemi, gereksiz yere yüksek bir ceza standardıyla ifade edilen teknokratik bir ceza hukuku sistemine yol açacaktır.<a href="#_ftn20" name="_ftnref20" title="">20</a></p>

<p></p>

<p>Bu süreçte cezalandırma konusunda tarihsel süreçteki gelişmeler/iyileştirmelerin ülkede kayda değer bir gelişme sergilemesi açısından öncelikle hukuk fakültelerinde kriminoloji ve adalet psikoloji derslerinin tek sömestrlik/seçilmiş ders olmaktan çıkarılması yeğlenmelidir.</p>

<p></p>

<p><strong>Cezaevleri toplumsal sorunları ortadan kaldırmaz, insanları ortadan kaldırır.<br />
Evsizlik, işsizlik, uyuşturucu bağımlılığı, akıl hastalığı ve okuma yazma bilmemezlik,<br />
bu sorunlarla boğuşan insanlar kafeslere kapatıldığında kamuoyunun gözünden<br />
kaybolan sorunlardan sadece birkaçıdır. </strong>Angela Davis</p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">-------------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">1</span></a><span style="color:#999999"> Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin “Hapishaneler nüfusunda aşırı kalabalık/ enflasyon üzerine” R(99)22 sayılı Tavsiye Kararı (30/09/1999)Yargılama Sonrası Tedbirler Madde 25. Hükümlünün salıverildiğinde, cezalandırılmaya başladığı unutulmamalıdır. Kamu güvenliğini korumak için denetimli serbestinin (<i>parole’</i>un) en etkili bir enstrüman olduğu kanıtlanmıştır. Kanada’da yıllar itibariyle federal hükümlülerin %40’ı <i>parole </i>rejiminde, diğer %60’ı ise cezaevlerindedir. Ayrıca bkz. Council of Europe. <i>Key messages and conclusions</i><i> of the high-level Conference “Respense to Prison Overcrowding</i>” (24-25/04/2019). Ayrıca bkz. Adalet Bakanlığı. <strong>Türkiye’de Denetimli Serbestlik 10. Yıl Sempozyumu</strong> (8-10/12/2015 İstanbul).</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">2</span></a><span style="color:#999999"> Ceza adaletinin çeşitli evrelerinde, genel nüfusun üyesini cezaevi nüfus üyesi olmaktan ayırt edici nitelikteki süzgeçlerin çeşitliliği/işlevleri göz önüne alındığında, salt 100.000 nüfustaki cezaevi nüfus oranına bakarak ceza sisteminin şiddeti hakkında hüküm vermek pek anlamlı değildir. Nitekim, ülkelere göre aynı suça özgü ciddiyet değerlendirilmesi değişmekte; yaptırımlar zaman içinde farklılık göstermektedir. Council of Europe. <strong>Crime and Economy</strong>. Strasbourg, 1995, p.76. Ayrıca bkz. F.E.Zimring ve G.Hawkins. <strong>The Scale of Imprisonment </strong>1991; R.G.Shelden “Neden bu kadar cezalandırıcıyız? Son zamanlardaki hapsetme eğilimleri üzerine bazı gözlemler” <strong>Suç Politikası </strong>Seçkin 2006, ss.465-482. B.Mandıracı. <strong>Ceza İnfaz Politikalarına İlişkin Yapısal Sorunlar ve Çözüm Önerileri</strong>, TESEV, 2015. A.M.McLeod.“Prison Abolition and Grounded Justice” 62 <strong>UCLA L. Rev</strong>.2015, ss. 1156-1239. http://scholarship.law.georgetown.edu/facpub/1490 http://ssrn. com/ abstract= 2625217.Mustafa T. Yücel. </span><a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-yaptirimlari-mantigi-logic-of-penal-sanctions" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://hukukihaber.net/Ceza-Yaptırımları-Mantığı</span></a><span style="color:#999999">:Ağır ceza merkezleri itibariyle cezalardaki farklılığı sergilemektedir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">3</span></a><span style="color:#999999"> Ozan Bingöl. “Hastane mi, hapishane mi?” <strong>Sözcü</strong> (27/05/2026): Adalet Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi 389.5 milyar liradır. Bunun yaklaşık 160 milyar lirası Ceza ve İnfaz Kurumları’na gidiyor. Eğer hapishane nüfusu 2000 yılındaki oranlarda kalsaydı bu tutar 160 milyar lira değil sadece 25 milyar lira civarında olacaktı. Sadece 2026 yılı bütçesinde 135 milyar liralık bir tutar tasarruf edilmiş olacaktı.</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">4</span></a><span style="color:#999999"> İslam ceza hukuku için bkz. Ç.Üçok. <strong>Türk Hukuk Tarihi </strong>Ank., 1957, ss. 66-74; UNSDRI. <strong>The Effect of Islamic Legislation on Crime Prevention in Saudi Arabia </strong>(Symposium-9-13 Oct.,1976) Rome, 1980; M.T.Yücel. <strong>Hukuk Felsefesi</strong>, Ank.,2006, s.59; Hitit hukuk düzeninde tazminata dönüşen görüntüsü için bkz. M. Eğilmez. <strong>Anitta’nın Laneti </strong>Om Yayınevi İst., 2001, ss.158-159. “Ceza yaptırımı basit bir fikir olmayıp; oldukça girifttir. Yaptırım sadece masum bir kişinin suçlu kişiye bir miktar zarar vermesi ve suçlu kişinin de iktidarındaki her vasıtayı kullanarak ondan kaçınması değildir. Aynı zamanda insanın ruhuyla barışık hale gelmesidir. Kimse ellerinden bu işi almadığında, suçlu kişiler de kendilerine zarar verirler. İşte itiraflar, ruhu öldürmeyen türdeki yaptırım uygulaması durumundan az olmakla beraber, oldukça olağandır. Suçlu açısından ceza, kefaretini ödemedir. Onların adaletsizlik konusundaki en acı şikayetleri ceza mahkûmiyetlerine karşı olmayıp, suçun bedelini ödemelerine karşın toplumun onları halen suçlu olarak görerek dürüst bir yaklaşım sergilememesidir.” B.Shaw. <strong>The Crime of Imprisonment,</strong>The Citadel Press, New York 1961, pp.91-92. Gerçekte cezanın bir asırlık gelişim evresinin başlangıcında cezanın bir ödeşme aracı olarak algılanması (Lex Talionis), göze göz olarak dile getirilmesine tanık olunmaktaydı. Bu kuralın Solon tarafından geliştirilmiş türü şöyle idi: Tek gözlü bir kişinin gözünün kör edilmesi halinde verilecek ceza suçlu kişinin iki gözünün kör edilmesidir. Bu bağlamda şu sorular akla gelebilir: İki gözlü bir adamın bir gözünü çıkaran tek gözlü adama ne ceza verilecek? Seri katilin canı kaç kere alınabilecek? Bu çıkmazlarla birlikte ilkel hürriyetlerin uygar yaşam için kısıtlanması, sınırsız öç almanın adil bir ödeşmeyle ikame edilmesi istemi ile motive edilmiştir. Hâkimlerin ve yasaların olmadığı toplum koşulunda yaptırım daima öç alma biçimi almakta ve öç alma öznel bir iradenin eylemi olarak özürlü olmaktadır (Hegel). Ayrıca bkz. The <strong>Metaphysics of Morals </strong>(Trans. by M.Gregor) Cambridge and New York: Cambridge University Press, 1991, (333) 141; H.L.A. Hart <strong>Hukuk, Özgürlük ve Ahlak</strong> (Çev.E.Öz) Ankara: Dost Kitapevi, 2000 ss.61-67.</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">5</span></a><span style="color:#999999"> 1 Ocak-31 Aralık 2025 tarihleri arasında giren hükümlülerin %14,1'i hırsızlık, %11,9'u kasten yaralama, %9,5'i kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, %7,8’i dolandırıcılık, %5,8'i ise trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işledi. Bkz. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü <strong>Haber Bülteni 2025</strong>.</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">6</span></a><span style="color:#999999"> Julia Campbell<strong>. Risk Assessment and Sentencing in the Criminal Justice System: Considerations and Proposals, </strong>2018.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">7</span></a><span style="color:#999999"> Richard W. Harding. “Gun Control and Publiic Health in Australia” <strong>Sage Journals</strong>, Volume 16, Issue 1.</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">8</span></a><span style="color:#999999"> Bkz.<strong> </strong>David<strong> </strong>Riley.<strong> Drink Driving: The Effects of Enforcement (Alkollü Araç Kullanımı</strong>: Yaptırımların Etkileri) HM Kırtasiye Ofisi, 1991:<strong> </strong>Alkollü araç kullanmak, yol güvenliği için büyük bir tehdit oluşturmakta ve ceza adalet sistemine önemli bir yük getirmektedir; alkolmetre cihazının kullanılmaya başlanmasından bu yana bir milyondan fazla sürücü mahkûm edilmiştir. 1700 sürücünün katıldığı ulusal bir anketin sonuçlarına dayanan bu araştırmanın amacı, alkollü araç kullanma oranlarındaki farklılıkların, polis faaliyetlerinin düzeyindeki gerçek farklılıklarla ve sürücülerin alkollü araç kullanma denetimine ilişkin algılarındaki farklılıklarla ne ölçüde bağlantılı olduğunu incelemektir. Anket, genç erkek sürücülerin en çok alkol tüketen grup olduğunu ve ankete katılan tüm sürücülerin üçte birinin, sosyal hayatlarının bir kısmını sürdürebilmek için alkollü araç kullanmaktan kaçınmanın zor olduğunu söylediğini göstermiştir. Yarısından fazlası, yasal kan alkol sınırının üzerinde olduklarında önümüzdeki yıl en az bir kez araç kullanacaklarını düşünmüştür. Polis faaliyetlerinin alkollü araç kullanma oranlarını etkilediği görülmektedir: Çalışma, denetimlerin yoğun olduğu bölgelerdeki sürücülerin, denetimlerin düşük olduğu bölgelerdeki sürücülere göre alkollü araç kullanma olasılıklarının önemli ölçüde daha düşük olduğunu göstermiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">9</span></a><span style="color:#999999"> J. Bentham. <strong>The Principles of Morals and Legislation</strong>, Amherst, New York: Prometheus Books),1988, chap. 13, p. 182.</span></p>

<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10" title=""><span style="color:#999999">10</span></a><span style="color:#999999"> <strong>Consistency in Sentencing: </strong>Recommendation No. R (92) 17, Adopted by the Committee of Ministers of the Council of Europe on 19 October 1992 and Explanatory Memorandum, Council of Europe Press, 1993. Lyndon Harris. <strong>Achieving Consistency in Senten</strong>c<strong>ing</strong>, Edition 2022. Achieving consistency in sentencing YouTube</span></p>

<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11" title=""><span style="color:#999999">11</span></a><span style="color:#999999"> Colin Webster and Sarah Kingston. <strong>Poverty and Crime Review</strong> Centre for Applied Social Research (CeASR) Leeds Metropolitan University Centre for Applied Social Research (CeASR) Leeds Metropolitan University May 2014.</span></p>

<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12" title=""><span style="color:#999999">12</span></a><span style="color:#999999"> Ayrıca bkz. <strong>Queensland Sentencing Guide</strong> March 2023.</span></p>

<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13" title=""><span style="color:#999999">13</span></a><span style="color:#999999"> Nitekim, birden fazla sosyal sorunu olan (örneğin, barınma, istihdam, alkol, uyuşturucu ve mali sorunlar) yetişkin suçluların yeniden mahkûm edilme olasılığı daha yüksektir Home Office. <strong>Criminal Deterrence and Sentence Severity </strong>(Ceza Caydırıcılığı ve Ceza Ağırlığı), 1999<strong>.</strong></span></p>

<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14" title=""><span style="color:#999999">14</span></a><span style="color:#999999"> Mükerrir suçluluğu açıklama: Sosyal faktörlerin rolü için bkz. Suçluların Yeniden Mahkumiyeti, İniltere İçişleri Bakanlığı 1999): Önceki mahkumiyeti olanlarda mükerrirlik oranları daha yüksektir. Mustafa T. Yücel. </span><a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-yaptiriminda-yeni-model-arayisi-seeking-a-new-model-in-penal-sanctions" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://hukukihaber.net/Ceza-Yaptırımında-Yeni-Model-Arayışı</span></a><span style="color:#999999">; </span><a href="https://www.hukukihaber.net/turk-cezaevlerine-ozgu-ilkeler-demeti-a-set-of-principles-specific-to-turkish-prisons" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://hukukihaber.net/Türk-Cezaevlerine-Özgü-İlkeler-Demeti</span></a></p>

<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15" title=""><span style="color:#999999">15</span></a><span style="color:#999999"> FRANZ STRENG, STRAFRECHTLICHE SANKTIONEN. DIE STRAFZUMESSUNG UND IHRE GRUNDLAGEN, MN 428, 435 (2nd ed., 2002); Henning Radtke, in MÜNCHENER KOMMENTAR ZUM STGB, Vor ß 38, MN 66 (2003). T. Hörnle, ABD ve Almanya'daki Cezalandırıcılık Düzeyinin Karşılaştırılması. <strong>Ceza Hukuku Forumu</strong><i> </i><strong>36</strong>, 307–327 (2025). <strong> </strong>Tatjana Hornle.<strong> COMPARING THE LEVEL OF PUNITIVENESS IN THE U.S. AND GERMANY </strong>3 April 2025.<strong> </strong><strong>https://doi.org/10.1007/s10609-025-09505-6</strong><strong> </strong>Why Mılder. SENTENCING IN GERMANY HAS NOT (YET) BEEN SERIOUSLY CHALLENGED-No Major Reversal of the Legislative Reform Spirit of the 1960s and 1970s</span></p>

<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16" title=""><span style="color:#999999">16</span></a><span style="color:#999999"> “Türkiye Adalet Akademisinde yapay zekâ destekli yeni eğitim dönemi başladı” <strong>T24-</strong>Anadolu Ajansı (13/05/2026)</span></p>

<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17" title=""><span style="color:#999999">17</span></a><span style="color:#999999"> COUNCIL OF EUROPE COMMITTEE OF MINISTERS. EXPLANATORY MEMORANDUM to Recommendation No. R (92) 17 of the Committee of Ministers to member states Consistency in sentencing. Ayrıca bkz.<strong> </strong>Raşit Yıldırım<strong> </strong>“Adalette ceza ve merhamet dengesi” <strong>Karar</strong> (13/04/2026). Necati Doğru “Benzemez olsun!” <strong>Sözcü</strong> (13/06/2025).</span></p>

<p><a href="#_ftnref18" name="_ftn18" title=""><span style="color:#999999">18</span></a><span style="color:#999999"> Suçların ciddiyetine göre sıralanmasında bir fikir birliği olduğu ve çoğumuzun bazı cezaların belirli suç türlerine göre çok ağır veya çok hafif olduğuna dair sezgilere sahip olduğu görülmektedir. Ayrıca bkz. Murat Aydın. Ceza Hukukunda Orantılılık İlkesi, <strong>TAAD </strong>Yıl 15. Sayı 57, Ocak 2024, ss.141-168. AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOM İTESİNİN AVRUPA KONSEY! YAPTIRIMLARDA TUTARLILIK TAVSIYE KARARLARI HAKKINDAKİ R (92) 17 SAYILI TAVSİYE KARARI- Yaptırımlar için belirlenen gerekçeler ne olursa olsun, suçun ciddiyeti ile yaptırım arasındaki orantısızlıktan kaçınılmalıdır. İngiltere ve ABD’de söz konusu olan “ceza tayini duruşması” örneği için bkz. Judge Sentences Woman for Having Sexual Relationship with High School Student YouTube</span></p>

<p><a href="#_ftnref19" name="_ftn19" title=""><span style="color:#999999">19</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Kararı (76) 10); Mustafa T. Yücel. </span><a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-yaptirimi-ilkeleri-principles-of-penal-sanction" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://hukukihaber.net/Ceza-Yaptırımı-İlkeleri</span></a></p>

<p><a href="#_ftnref20" name="_ftn20" title=""><span style="color:#999999">20</span></a><span style="color:#999999"> Şahsi görüşüm, ne kadar değerli olursa olsun, İskandinav ülkelerinin, ciddi suçlar için bile olsa, hapis cezalarının süresi konusunda doğru yolda oldukları yönündedir. Ayrıca, aşırı tecrit uygulamasını reddediyorum ve belki de çok kısa süreler dışında, her koşulda kullanımını muhtemelen reddederdim. O halde bile, olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için iyileştirici önlemler almalıyız. Suçla, özellikle de ağır suçlarla mücadelede, güçlü sosyal yardım önlemlerini veya insana yakışır ücretli işlerin sağlanmasını önleyici tedbirler olarak savunanlarla yürekten aynı fikirdeyim. Richard L. Lippke “<strong>Incarceration” </strong> <strong>The Oxford Handbook of The Philosophy of Punishment</strong>, Edited by Jesper Ryberg, Oxford University Press, 2025, ss.208-209. Ayrıca bkz. Matthew C. Altman Editor. <strong>The Palgrave Handbook on the Philosophy of Punishment, </strong>Palgrave, 2023.</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-yargisinda-cezalandirma-olgusu</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/174461173dfaa-2.jpg" type="image/jpeg" length="27151"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatların Kişisel Verilerin Korunması Alanında Yaşadığı Güncel Sorunlar Çalıştayı gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-kisisel-verilerin-korunmasi-alaninda-yasadigi-guncel-sorunlar-calistayi-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-kisisel-verilerin-korunmasi-alaninda-yasadigi-guncel-sorunlar-calistayi-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Komisyonu tarafından düzenlenen “Avukatların Kişisel Verilerin Korunması Alanında Yaşadığı Güncel Sorunlar Çalıştayı”, 20 Haziran 2026 tarihinde Barolardan, kamu kurumlarından ve özel sektörden gelen temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avukatların kişisel verilerin korunması hukuku kapsamında yaşadığı mesleki zorluklara ilişkin deneyimlerin ve çözüm önerilerinin tartışıldığı çalıştayın açılış konuşmasını TBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Komisyonu Koordinatörü Av. Ali Bayram ile Komisyon Sözcüsü Av. Bahar Didem Sağın yaptı.</p>

<p>Bayram, kısa bir süre önce hayatını kaybeden TBB Delegesi ve İzmir Barosu önceki dönem başkanı Av. Özkan Yücel’i anarak başladığı konuşmasında, demokratik hukuk devletinin temelinin bağımsız savunma olduğunu vurgulayarak, son yıllarda KVKK uygulamalarının savunma hakkı ve hak arama özgürlüğü üzerinde ciddi tartışmalar yarattığını ifade etti.</p>

<p>Veri güvenliği ile adalete erişim arasındaki dengenin bozulduğunu; kamu kurumları, bankalar ve sigorta şirketlerinin KVKK hükümlerini genişletici ve hatalı yorumlayarak avukatların bilgi/belge taleplerini reddettiğini ifade eden Bayram, kurumların bilgiye sınırsız erişimi varken, avukatların aynı bilgiye ulaşamamasının "silahların eşitliği" ilkesine ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu belirtti.</p>

<p>“Adil yargılanma hakkı yalnızca mahkeme önünde usul güvencelerinden yararlanmaktan ibaret değildir. Aynı zamanda bilgiye, delile ulaşabilme, iddia ve savunmanın eşit koşullarda yarışabilme hakkıdır” diyen Bayram, savunmanın bilgiye erişemediği yerde adaletin bir ayağının eksik kalacağına dikkat çekti.</p>

<p>Bayram, kişisel verilerin korunmasının amacının bilgi akışını durdurmak değil, verilerin hukuka uygun işlenmesini sağlamak olduğunu söyleyerek, “Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesi avukata görevini yerine getirebilmesi için kamu kurumları ve diğer kuruluşlardan bilgi ve belge isteme yetkisi vermektedir. Bu yetkinin uygulamada etkisiz bırakılması yalnızca avukatın değil vatandaşın hak kaybına da yol açmaktadır” şeklinde konuştu.</p>

<p>Çözüm önerilerini dile getirerek mevzuat çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Bayram, yargı reformları hazırlanırken baroların çalışmaya etkin katılımının sağlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Bayram, Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesinde yapılacak bir düzenleme ile KVKK'dan kaynaklanan engelleri kaldırmayı hedeflediklerini ve bu konudaki önerilerini ilgili makamlara ilettiklerini ifade etti.</p>

<p>Sigorta ve bankacılık sektöründe veri güvenliği adı altında savunma hakkını kısıtlayan uygulamaların da yeniden düzenlenmesi gerektiğinin altını çizen Bayram, “Hasar danışmanlığı adı altında faaliyet gösteren bazı yapıların kişisel verilere erişimi ve bu verilerin ticari amaçlarla kullanımı ciddi riskler doğurmaktadır” ifadesini kullandı.</p>

<p>Bayram, sır saklama yükümlülüğünün hak arama özgürlüğünü ortadan kaldıracak şekilde yorumlanmaması gerektiğini söyleyerek, “Müvekkil adına hareket eden avukatların bilgi edinme taleplerine ilişkin açık ve bağlayıcı düzenlemeler yapılmalıdır” dedi.</p>

<p>Komisyon Sözcüsü Av. Bahar Didem Sağın da çalıştayın temel amacının, teorik tartışmaların ötesine geçerek adliye koridorlarında, icra dairelerinde ve kamu kurumlarında avukatlık mesleğini icra edenlerin karşılaştığı "KVKK barikatları" gibi gerçek sorunlara dokunmak olduğunu söyledi.</p>

<p>KVKK'nın hak arama özgürlüğü, bilgi edinme yetkisi ve savunma hakkı önünde bir engel olmaması gerektiğini vurgulayan Sağın, amaçlarının katılımcıların vizyonu ve tecrübesiyle, bu yapısal soruna karşı Türkiye Barolar Birliği çatısı altında somut, dengeli ve sahada karşılığı olan pratik çözüm üretmek olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açılış konuşmalarının ardından beş ayrı çalışma masası oluşturularak sorunun tespiti ve çözüm önerileri değerlendirildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260621_avukatlarin_kisisel_/86542_1_21062026211047.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260621_avukatlarin_kisisel_/86542_2_21062026211052.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260621_avukatlarin_kisisel_/86542_3_21062026211052.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260621_avukatlarin_kisisel_/86542_4_21062026211052.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-kisisel-verilerin-korunmasi-alaninda-yasadigi-guncel-sorunlar-calistayi-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 00:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/adsiz-153.jpg" type="image/jpeg" length="70736"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Embriyo Üretimine Dair Tebliğ (No: 2026/8)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/embriyo-uretimine-dair-teblig-no-20268</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/embriyo-uretimine-dair-teblig-no-20268" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Embriyo Üretimine Dair Tebliğ (No: 2026/8), 22 Haziran 2026 Tarihli ve 33288 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>EMBRİYO ÜRETİMİNE DAİR TEBLİĞ</strong></p>

<p><strong>(TEBLİĞ NO: 2026/8)</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Tebliğin amacı ve kapsamı; manda dâhil damızlık sığır, koyun, keçi, kedi ve köpeklerden embriyo üretimi ile üretilen embriyoların transferi, depolanması, piyasaya arzı ve izlenebilirliğine dair usul ve esasları belirlemektir.</p>

<p><strong>Dayanak </strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Tebliğ; 11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ve 31/12/2024 tarihli ve 32769 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Üreme Ürünlerinin Üretimi, İthalat ve İhracatı ile Piyasaya Arzına Dair Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Tebliğde geçen;</p>

<p>a) Bakanlık: Tarım ve Orman Bakanlığını,</p>

<p>b) Cinsiyeti belirlenmiş embriyo: Cinsiyeti belirlenmiş sperma ile üretilen veya uygun metotlar kullanılarak cinsiyeti belirlenmiş dişi veya erkek embriyoyu,</p>

<p>c) Cinsiyeti belirlenmiş sperma: Biyoteknolojik yöntemler ile cinsiyet ayrımı yapılarak üretilen erkek ve dişi spermayı,</p>

<p>ç) Damızlık belgesi: Ana ve babası bilinen, ıslah kayıt sisteminde kayıtlı damızlık hayvanlar için; pedigri, damızlık sertifikası veya damızlık belgesi adıyla düzenlenen kimlik belgesini,</p>

<p>d) Damızlık hayvan: Irkına özgü morfolojik özellikleri taşıyan vasıflı ve belgeli hayvanı,</p>

<p>e) Donör adayı hayvan: Irkına özgü morfolojik özelliklerin, teknik kriterlerin, verim ve sağlık şartlarının uygunluğunun arandığı, oosit veya embriyo üretiminde kullanılacak dişi damızlık hayvanı,</p>

<p>f) Donör hayvan: Oosit veya embriyo üretiminde kullanılan dişi damızlık hayvanı,</p>

<p>g) Donör hayvan üretim izni: Embriyo üretim merkezi ile embriyo üretim ve satış işletmelerinde oosit veya embriyo üretiminde kullanılacak olan dişi donör hayvanlar için verilen izni,</p>

<p>ğ) Ekip sorumlusu veteriner hekim: Embriyo toplama veya embriyo üretim ekibi tarafından yürütülen faaliyetlerden sorumlu olan veteriner hekimi,</p>

<p>h) Embriyo: Oositin fertilizasyonu ile başlayıp fötal döneme kadar devam eden erken gelişme aşamalarındaki canlının, alıcı anaç hayvana transfer edilebilir durumdaki en erken gelişim evresini,</p>

<p>ı) Embriyo toplama ekibi: Donör hayvanlardan in vivo yöntemle embriyo üretimi işlemlerini yürüten ekibi,</p>

<p>i) Embriyo üretim ekibi: Donör hayvanlardan oositlerin toplanması ve toplanan oositlerden in vitro yöntemle embriyo üretimi işlemlerini yürüten ekibi,</p>

<p>j) Embriyo üretim işletmesi: Sadece kendi işletmesinde bulunan hayvanlara transfer edilmek üzere sığır cinsi donörlerden embriyo üreten Bakanlıktan izin alan hastalıktan ari işletmeyi,</p>

<p>k) Embriyo üretim ve satış işletmesi: İşletmesinde bulunan hayvanlara transfer etmek ve/veya piyasaya arz etmek üzere sığır cinsi donörlerden embriyo üreten Bakanlıktan izin alan hastalıktan ari işletmeyi,</p>

<p>l) Genel Müdürlük: Hayvancılık Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>m) Hastalıktan ari işletme: Bakanlıkça belirlenen hastalıklar için arilik sertifikasına sahip hayvancılık işletmesini,</p>

<p>n) Hayvan pasaportu: Sığır cinsi hayvanlarda, 2/12/2011 tarihli ve 28130 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sığır Cinsi Hayvanların Tanımlanması, Tescili ve İzlenmesi Yönetmeliği kapsamında, kedi ve köpek türü hayvanlarda, 26/2/2018 tarihli ve 30344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kedi, Köpek ve Gelinciklerin Kimliklendirilmesi ve Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelik kapsamında il/ilçe müdürlüğü veya yetkilendirilen kurum veya kuruluş tarafından tanzim edilen, hayvana ait bilgileri içeren, imzalı olarak veya elektronik ortamda düzenlenen belgeyi,</p>

<p>o) IETS: Uluslararası Embriyo Teknolojisi Topluluğunu,</p>

<p>ö) İl müdürlüğü: Bakanlık il tarım ve orman müdürlüğünü,</p>

<p>p) İlçe müdürlüğü: Bakanlık ilçe tarım ve orman müdürlüğünü,</p>

<p>r) İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI): Tek bir sperm hücresinin doğrudan bir oositin sitoplazmasına enjekte edildiği in vitro fertilizasyon prosedürünü,</p>

<p>s) İn vitro embriyo üretimi: Dişi donör hayvanların ovaryumlarından farklı yöntemlerle oositlerin toplanarak laboratuvar şartlarında olgunlaştırılması, fertilize edilmesi ve kültürde geliştirilmesiyle embriyoların üretilmesi yöntemini,</p>

<p>ş) İn vivo embriyo üretimi: Dişi donör hayvanlara uygulanan hormonlarla fazla sayıda oositin ovulasyonunun sağlanması ve ovule olan oositlerin suni tohumlama yöntemiyle fertilize edilerek embriyoların üretilmesi yöntemini,</p>

<p>t) İzlenebilirlik: Embriyoların üretimi, depolanması, hayvanlara transferi ile piyasaya arzının tüm aşamaları boyunca izinin sürülebilmesini ve takip edilebilmesini,</p>

<p>u) Mobil embriyo üretim aracı: Bakanlık tarafından belirlenen teknik ve hijyenik şartlara sahip in vivo yöntemle üretilen embriyoların incelenmesi, işlenmesi ve dondurulması gibi işlemlerin yapıldığı seyyar aracı,</p>

<p>ü) Oosit: Sekonder oosit ve ovum dâhil olmak üzere ootidogenez sürecindeki haploid hücreleri,</p>

<p>v) Pedigri: İthalatın yapıldığı ülkenin yetkili otoritesi ya da yetki verilen birlik/kooperatifler tarafından düzenlenen ve onaylanan, ihracatçı ülkenin soy kütüğüne kayıtlı, kulak numarası, cinsiyeti, ırkı, doğum tarihi, yetiştirici ve sahibi ile hayvanın cetlerine ait bilgileri ve/veya verimlerini belirten belgeyi,</p>

<p>y) Sığır cinsi hayvan: Et veya süt üretimi, damızlık veya diğer amaçlarla yetiştirilen, Bos taurus, Bos indicus, Bubalus bubalis (manda) ve Bison bison (bizon) türleri dâhil her yaştaki sığır ve mandaları,</p>

<p>z) Tanımlama araçları: Hayvanların tanımlanmasında kullanılan plastik kulak küpesi, elektronik kulak küpesi, mikroçip, bolus veya bileklik gibi tanımlama araçlarını,</p>

<p>aa) Taşıyıcı ana: Embriyo transferi yapılan dişi hayvanı,</p>

<p>bb) Taze embriyo: Dondurulma işlemine tabi tutulmadan, taze olarak taşıyıcı analara nakledilmek üzere üretilen embriyoyu,</p>

<p>cc) TDSYMB: Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliğini,</p>

<p>çç) TÜRKVET sistemi: Bakanlık tarafından oluşturulan, işletme, hayvan sahibi ve hayvanların kimlik ve hareket bilgilerinin kayıt altına alındığı ve izlendiği veri tabanını,</p>

<p>dd) Üretim: Donör hayvanlardan oositlerin toplanması, in vivo veya in vitro yöntemle embriyo elde edilmesi, işlenmesi, payetlenmesi ve dondurulması faaliyetlerini,</p>

<p>ee) Üretim merkezi: Embriyoların üretimi ile piyasaya arzı faaliyetlerini yürüten merkezi,</p>

<p>ff) Üretim ünitesi: Embriyo üretiminin yapıldığı laboratuvarı,</p>

<p>gg) Veri tabanı: Bakanlık kayıt sistemlerini,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Genel Hususlar, Üretim Merkezi/İşletmeler ile Donör Hayvanlarda</p>

<p>Aranacak Sağlık Şartları</p>

<p><strong>Genel hususlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Sığır cinsi donör hayvanlardan embriyo üretimi; embriyo üretim merkezleri, embriyo üretim ve satış işletmeleri ile embriyo üretim işletmelerinde yapılır.</p>

<p>(2) Koyun, keçi ile kedi ve köpek türü hayvanlardan embriyo üretimi yalnızca embriyo üretim merkezlerinde yapılır.</p>

<p>(3) Hayvanların tanımlanması, tescili ve izlenmesine ilişkin mevzuata uygun tanımlama araçları bulunmayan ve Bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı olmayan donör hayvanlardan embriyo üretimi yapılmaz.</p>

<p>(4) Embriyo üretim merkezleri ile embriyo üretim ve satış işletmeleri; üretimin yapıldığı yerde bulunan hayvanlara transfer ve/veya piyasaya arz etmek üzere embriyo üretimi yapabilir. Donör hayvanlar için üretim izni alınır, aksi durumda üretim yapılmaz.</p>

<p>(5) Embriyo üretim merkezleri, embriyo üretim ve satış işletmelerinde bulunan üretim izinli donör hayvanlardan kendisi adına piyasaya arz etmek üzere oosit/embriyo üretebilir. Bu durumda donör hayvanlar için üretim izni işletme tarafından alınır.</p>

<p>(6) Embriyo üretim işletmeleri; yalnızca üretimin yapıldığı işletmede bulunan hayvanlara transfer edilmek üzere embriyo üretimi yapabilir. Donör hayvanlar için 5 inci ve 11 inci maddelerde belirtilen hususlar aranır, donör hayvanlar için üretim izni şartı aranmaz.</p>

<p>(7) Bu Tebliğ kapsamında belirtilen tüm sağlık testleri, 11/12/2011 tarihli ve 28139 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Veteriner Teşhis ve Analiz Laboratuvarları Yönetmeliği kapsamında onay verilen laboratuvarlarda ve Bakanlık tarafından belirlenen test metotlarına göre yaptırılır. Bakanlık tarafından onay verilen laboratuvarlar, alınacak numuneler ile test metotları Genel Müdürlük internet sitesinde yayınlanır.</p>

<p>(8) Embriyo üretiminde kullanılacak dişi ve erkek donör hayvanların aynı ırktan olması, sığır cinsi ile koç ve teke türü hayvanlarda ise her iki donörün de Bakanlık ıslah veri tabanına kayıtlı olması zorunludur. Islah amaçlı hazırlanan projeler kapsamında farklı ırklar kullanılarak yapılan embriyo üretimi için Bakanlıktan izin alınır.</p>

<p>(9) Mezbahalarda kesilen hayvanlar oosit/embriyo donörü olarak kullanılmaz.</p>

<p>(10) Donör hayvanlara doğal aşım yaptırılmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(11) İn vivo yöntemle embriyo üretimi sırasında sığır cinsi hayvanların en az 13 aylık, mandaların en az 18 aylık, koyun ve keçi türlerinin en az 8 aylık, kedi ve köpek türlerinin ise en az 6 aylık olması gerekir.</p>

<p>(12) Embriyo üretimi için kullanılacak mobil embriyo üretim araçlarının asgari olarak;</p>

<p>a) 18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirtilen N sınıfında bir araç olması,</p>

<p>b) Üretim bölümünde yapılan tadilatların ilgili mevzuatına göre onaylanarak ruhsatına işlenmiş olması,</p>

<p>c) Üretim bölümü ile şoför mahallinin ayrı olması ve herhangi bir bağlantısının bulunmaması,</p>

<p>ç) Embriyo üretimi için ayrılan bölümünün;</p>

<p>1) Yüksekliğinin en az 170 cm olması,</p>

<p>2) Uzunluğunun en az 270 cm olması,</p>

<p>3) Genişliğinin en az 160 cm olması,</p>

<p>d) Üretim bölümünün; embriyo üretiminin yapıldığı bölüm ile kirli malzemelerin depolandığı bölüm olmak üzere iki ayrı alandan oluşması,</p>

<p>özelliklerine sahip olması gerekir.</p>

<p>(13) Embriyo üretimi için dışarıdan hizmet alınması durumunda; üretim yapan ve yaptıran taraflar arasında üretime dair sorumlulukların belirtildiği bir sözleşme hazırlanarak üretimden önce il müdürlüğüne bildirilir. Bu sözleşme; gerçek veya tüzel kişilerde yetkili kişi, kamu kurum ve kuruluşlarında yetkili amir, üniversitelerin veteriner fakültelerinde ise dekan tarafından imzalanır. Sözleşmenin feshedilmesi ya da sona ermesi durumu en geç 7 gün içinde il müdürlüğüne bildirilir. Birden fazla kişi, kurum ve kuruluştan aynı zamanda hizmet alınmaz.</p>

<p>(14) Sorumlu yönetici/sorumlu veteriner hekimlerin işverenle yapacağı sözleşmeler, iş mevzuatına uygun olarak yapılır. Üretim merkezi/işletmenin sahibi ya da ortağı veteriner hekim ise bu durumun belgelenmesi ve aynı ilde ikamet etmesi hâlinde sorumlu yönetici/sorumlu veteriner hekim olabilir. Bu durumda yalnızca meslek odasından alınan üyelik belgesi istenir.</p>

<p>(15) Üretim merkezlerinde;</p>

<p>a) Sorumlu yönetici ve/veya sorumlu veteriner hekimin işten ayrılması hâlinde bu durum ayrılan personel ve işveren tarafından 7 gün içinde Bakanlığa yazılı olarak bildirilir.</p>

<p>b) Sorumlu yönetici veya sorumlu veteriner hekimin farklı kişiler olması ve herhangi birinin işten ayrılması durumunda; ayrılan personelin görevini bir diğeri en fazla 30 gün süreyle yerine getirebilir. Bu süre sonunda yeni personelin göreve başlamasına kadar üretim yapılmaz.</p>

<p>c) Sorumlu yönetici ile sorumlu veteriner hekimin aynı kişi olması veya sorumlu yönetici ile sorumlu veteriner hekimin farklı kişiler olup aynı anda işten ayrılması durumunda üretim yapılmaz.</p>

<p>ç) Yeni sorumlu yönetici veya sorumlu veteriner hekimin, ayrılış tarihinden itibaren 60 gün içinde göreve başlamaması hâlinde üretim merkezinin izni askıya alınır; bu sürenin 90 günü aşması hâlinde çalışma izni ile donör hayvan izinleri iptal edilir.</p>

<p>d) Yeni sorumlu veteriner hekimin göreve başladığı tarihin 30 günü geçmesi durumunda; üretim merkezinde bulunan donör hayvanlarda hastalığa ilişkin mevzuatta belirtilen test aralıklarına uygun olacak şekilde rutin testlerin tekrarı yaptırılır.</p>

<p>(16) Embriyo üretim ve satış işletmeleri ile üretimi kendisi yapan embriyo üretim işletmelerinde;</p>

<p>a) Sorumlu veteriner hekimin işten ayrılması veya çıkarılması hâlinde bu durum hem ayrılan personel hem de işveren tarafından 7 gün içinde il müdürlüğüne yazılı olarak bildirilir.</p>

<p>b) Yeni sorumlu veteriner hekimin göreve başlamasına kadar üretim yapılmaz. Yeni sorumlu veteriner hekimin 60 günü geçmesine rağmen göreve başlamaması durumunda işletmenin izni askıya alınır, işten ayrıldığı tarihten itibaren sürenin 90 günü geçmesi durumunda işletme izni iptal edilir. Embriyo üretim ve satış işletmelerinde, işletme izninin iptaline bağlı olarak donör hayvanlara ilişkin izinler de iptal edilir.</p>

<p>c) Yeni sorumlu veteriner hekimin göreve başladığı tarihin 30 günü geçmesi durumunda; embriyo üretim ve satış işletmelerinde bulunan donör hayvanlarda hastalığa ilişkin mevzuatta belirtilen test aralıklarına uygun olacak şekilde rutin testlerin tekrarı yaptırılır.</p>

<p><strong>Genel sağlık şartları </strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Sığır cinsi ile koyun ve keçi türü hayvanlardan oosit/embriyo üretimi yapılan üretim merkezleri ile işletmeler, Bakanlık tarafından belirlenen hastalıklar için hastalıktan ari işletme sağlık sertifikasına sahip olmak zorundadır.</p>

<p>(2) Oosit/embriyo üretilecek olan sığır cinsi ile koyun ve keçi türü hayvanların başka üretim merkezi/işletmeden satın alınması durumunda sevk, test ve karantina prosedürleri hastalıktan ari işletmeler mevzuatı uyarınca yürütülür. Üretim merkezleri dâhil olmak üzere henüz ari işletmenin ana ari sürüsüne dâhil olmayan sığır cinsi ile koyun ve keçi türü hayvanlarda üretim faaliyetine izin verilmez.</p>

<p>(3) Donör hayvanların aşağıda belirtilen şartları sağlaması gerekir:</p>

<p>a) Oosit/embriyo üretiminden önceki en az 30 günlük süreyi üretimin yapılacağı üretim merkezi/işletmede geçirmesi.</p>

<p>b) Oosit/embriyo üretiminden önceki en az 30 günlük sürede ihbarı mecburi bir hastalık sebebiyle bu türe özgü oluşturulmuş kısıtlı bir bölgede yer almayan üretim merkezi/işletmede tutulmuş olması.</p>

<p>c) Oosit/embriyo üretiminden önceki en az 30 günlük sürede ihbarı mecburi bir hastalık sebebiyle bu türe özgü oluşturulmuş kısıtlı bölgelerde bulunan hayvanlarla temas etmemiş olması.</p>

<p>ç) Oosit/embriyonun üretildiği dönemde bulaşıcı hayvan hastalıkları yönünden klinik belirti göstermemiş olması.</p>

<p>(4) Bu Tebliğ ile donör hayvanlarda istenilen testlerden herhangi birinin sonucunun pozitif çıkması hâlinde; pozitif hayvan izole edilir ve tespit edilen hastalığa ilişkin mevzuat kapsamında işlem yapılır. Üretim merkezi/işletmede hastalık sonlandırılana kadar oosit toplanması ve embriyo üretimi faaliyetinde bulunulmaz, hastalık çıkan donör hayvanın üretim izni iptal edilir.</p>

<p>(5) Üretim merkezi/işletmede sorumlu veteriner hekiminin talep etmesi ve il müdürlüğü tarafından uygun görülmesi hâlinde test prosedürüne aykırı olmamak şartı ile belirtilenden daha sık ve fazla sayıda test yaptırılabilir.</p>

<p>(6) İthal edilecek donör adayı sığır cinsi hayvanlarda ithalatın gerçekleştirilmesini müteakip üretim izni başvurusunda, 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında yapılması gereken testler, talep edilmesi hâlinde fiilî ithalat aşamasındaki karantina sürecinde yaptırılan testlerle birlikte yaptırılabilir. Analiz yönteminin aynı olması hâlinde aynı testler için yeniden numune alınmaz. Fiili ithalatı tamamlanan hayvanlar için sahibi olduğu kişi, kurum ve kuruluşlar tarafından en geç 30 gün içerisinde donör hayvan üretim izni için il müdürlüğüne başvuru yapılması zorunludur.</p>

<p>(7) Üretilen oosit/embriyoların ihracatı durumunda; donör hayvanlarda yapılması istenen aşılar ile hastalık test ve metotları, veteriner sağlık sertifikasında belirtildiği şekilde uygulanır.</p>

<p><strong>Embriyo üretim işletmelerinde sığır cinsi hayvanların sağlık şartları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Donör hayvanlar için 5 inci maddede belirtilen şartların sağlanması koşuluyla hastalıktan ari işletmelerde hayvanlara uygulanan rutin sağlık test prosedürü dışında başka bir sağlık şartı aranmaz.</p>

<p><strong>Embriyo üretim merkezleri ile embriyo üretim ve satış işletmelerinde sığır cinsi hayvanların sağlık şartları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Donör hayvanlardan oosit toplanması ve embriyo üretimi için 5 inci maddede belirtilen sağlık şartlarının sağlanması koşuluyla hastalıktan ari işletmelerde hayvanlara uygulanan rutin sağlık testleri ile in vivo ve/veya in vitro üretim yöntemine göre aşağıda belirtilen test prosedürleri uygulanır ve tüm test sonuçlarının negatif çıkması durumunda üretilen oosit/embriyonun kullanımına veya piyasaya arzına izin verilir:</p>

<p>a) Üretim merkezleri/üretim ve satış işletmelerinde in vitro yöntemle embriyo üretimi için oosit donörü sığır cinsi hayvanlarda, mavi dil hastalığı yönünden aşağıda yer alan test prosedürlerinden herhangi biri uygulanır:</p>

<p>1) Donör hayvanlardan oositlerin toplandığı gün alınan numunede antijen testi yapılır.</p>

<p>2) Donör hayvanlardan oositlerin toplandığı tarihten sonraki 28-60 gün arasında alınan numunede serolojik test yapılır. Aşılı hayvanlarda serolojik test yapılmaz.</p>

<p>b) Üretim merkezleri/üretim ve satış işletmelerinin in vivo ve/veya in vitro yöntemle embriyo üretimi için aşağıdaki şartları sağlaması gerekir:</p>

<p>1) Üretim merkezi/işletmenin enzootik sığır löykozu (EBL) hastalığından ari olması ya da son 3 yılda EBL hastalığının teşhis edilmemiş olması ve üretim merkezi/işletmede bulunan 2 yaşından büyük hayvanlardan alınan numunelerde her yıl EBL hastalığı yönünden 12 ayı geçmeyen aralıklarda yapılan rutin serolojik testin negatif sonuçlanmış olması gerekir. 2 yaşından küçük donör hayvanların analarında yapılacak test sonucunun EBL yönünden negatif olması gerekir. Ananın test edilmesinin mümkün olmaması hâlinde donör hayvan 2 yaşına gelene ve negatif test sonucu alınana kadar üretilen embriyolar kullanılmaz ve piyasaya arzı yapılmaz. Hayvanların embriyo transferi yöntemiyle doğmuş olması hâlinde ana; embriyonun transfer edildiği anayı ifade eder.</p>

<p>2) Üretim merkezi/işletmede son bir yıldır infectious bovine rhinotracheitis/infectious pustular vulvovaginitis (IBR/IPV) hastalığının teşhis edilmemiş olması ve üretim merkezi/işletmede bulunan hayvanlardan alınan numunelerde her yıl IBR/IPV yönünden 12 ayı geçmeyen aralıklarda yapılan rutin serolojik testin negatif sonuçlanması gerekir.</p>

<p>3) Üretim merkezi/işletmede son 18 aydır bovine viral diarrhea/mucosal disease (BVD/MD) hastalığının teşhis edilmemiş olması ve üretim merkezi/işletmede bulunan hayvanlardan alınan numunelerde her yıl BVD/MD yönünden 12 ayı geçmeyen aralıklarda yapılan rutin antijen testinin negatif sonuçlanması gerekir.</p>

<p><strong>Embriyo üretim merkezlerinde koyun ve keçi türü hayvanların sağlık şartları</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Donör hayvanlarda 5 inci maddede belirtilen şartların sağlanması koşuluyla, hastalıktan ari işletmelerde uygulanan rutin sağlık test prosedürüne ek olarak mavi dil hastalığı yönünden aşağıda yer alan testlerden herhangi biri uygulanır ve tüm test sonuçlarının negatif çıkması durumunda üretilen oosit/embriyonun kullanımına veya piyasaya arzına izin verilir:</p>

<p>a) Donör hayvandan oosit/embriyoların toplandığı gün alınan numunede antijen testi yapılır.</p>

<p>b) Donör hayvandan oosit/embriyoların toplandığı tarihten sonraki 28-60 gün arasında alınan numunede serolojik test yapılır. Aşılı hayvanlarda serolojik test yapılmaz.</p>

<p><strong>Embriyo üretim merkezlerinde kedi ve köpek türü hayvanların sağlık şartları</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Donör hayvanların, oosit/embriyoların toplanma tarihinden önceki 1-12 ay içerisinde kuduz aşısı ile aşılanmış olması gerekir.</p>

<p>(2) Donör köpeklerde, oosit/embriyoların toplanma tarihinden önceki 30 gün içinde Echinococcus multilocularis’e karşı gerekli tedavi uygulamasının yapılması gerekir.</p>

<p><strong>Donör adayı/donör hayvanların aşılanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Sığır cinsi ile koyun ve keçi türü donör adayı/donör hayvanlara şap aşısı, oosit/embriyoların toplama tarihinden önceki 1-6 ay içerisinde uygulanır.</p>

<p>(2) Kedi ve köpek türü hayvanlara kuduz aşısı, oosit/embriyoların toplama tarihinden önceki 1-12 ay içerisinde uygulanır.</p>

<p>(3) Oosit/embriyo üretilen sığır cinsi ile koyun ve keçi türü donör hayvanlara talep edilmesi durumunda; uygulanacak test sonuçlarını etkilememesi için prospektüslerinde belirtilen seropozitiflik süreleri gözetilerek aşağıda belirtilen aşıların uygulaması yapılabilir:</p>

<p>a) Sığır cinsi hayvanlarda IBR hastalığına karşı inaktif marker aşı.</p>

<p>b) Sığır cinsi ile koyun ve keçi türü hayvanlarda bruselloza karşı konjuktival aşı.</p>

<p>c) Sığır cinsi ile koyun ve keçi türü hayvanlarda mavi dil hastalığına karşı inaktif aşı.</p>

<p>ç) Sığır cinsi hayvanlarda BVD/MD hastalığına karşı inaktif aşı.</p>

<p>(4) Aşılama tarihinden itibaren 30 gün içinde oosit toplanması ve embriyo üretimi gerçekleştirilmez.</p>

<p>(5) Hayvanların aşılanması durumunda; aşılama tarihleri ile hangi aşının kullanıldığı bilgisi numune gönderilirken açıklama olarak eklenir.</p>

<p>(6) Bu Tebliğde yer almayan aşılar için Bakanlık tarafından belirlenen programa uygun hareket edilir.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Piyasaya Arz Edilmek Üzere Embriyo Üretilecek Sığır Cinsi Donör Hayvanlarda</p>

<p>Aranan Teknik Kriter ve Verim Şartları, Donör Hayvanlar İçin</p>

<p>Üretim İzni Verilmesi</p>

<p><strong>Teknik kriterler</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) İthal olanlar dâhil donör adayı sığır cinsi hayvanların aşağıda belirtilen teknik kriterleri taşıması gerekir:</p>

<p>a) Genetik üstünlüğe sahip, sağlıklı ve üreme kabiliyetinin yüksek olması.</p>

<p>b) Donör hayvan ile ebeveyninin aynı ırktan olması ve Bakanlık ıslah veri tabanına kayıtlı olması.</p>

<p>c) Saflık oranının en az %87,5 olması ve cetlerine ait bilgileri içerecek şekilde donör hayvan dâhil geriye dönük en az 3 jenerasyonun damızlık belgesinde belirtilmesi.</p>

<p>ç) Sütçü ve kombine ırkların; suni tohumlama ya da embriyo transferi yoluyla, etçi ırk ve mandaların; suni tohumlama, embriyo transferi ya da izinli tabii tohumlama boğası yoluyla doğmuş olması.</p>

<p>d) Genel görünüşü, vücut gelişimi ile fiziksel yapısı yönünden ırk özelliklerini taşıması, yaş, ırk ve cinsiyet gibi özelliklerinin Bakanlık veri tabanından alınan belgelerdeki bilgilerle uyumlu olması.</p>

<p><strong>Siyah alaca (holstein) ve simental ırkı sığırlarda aranan verim şartları</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Siyah alaca (holstein) ve simental ırkı donör adayı sığırlarda aşağıda belirtilen verim şartları aranır:</p>

<p>a) Donör adayı hayvanın 305 günlük birinci laktasyon süt verimi veya birden fazla laktasyon süt verisi varsa ortalamasının, kendisinin laktasyon süt verimi kayıtlarının bulunmaması ya da 180 günün altında olması durumunda anasının, anasının aynı şartları yerine getirememesi durumunda anneannesinin, en az EK-1’de belirtilen kriterlere uygun değerlerde olması ve bu değerlerin damızlık belgesinde bulunması gerekir.</p>

<p>b) Donör adayı hayvan için (a) bendinde belirtilen şartların belgelendirilememesi durumunda, hayvanın aşağıda belirtilen prosedürlere göre genomik test ve genetik kusur analizlerinin yaptırılması ve sonuçların Bakanlık tarafından belirlenen ve Genel Müdürlük internet sitesinde yayınlanan kriterlere uygun değerlerde olması gerekir:</p>

<p>1) Genomik test ve genetik kusur analizi için donör adayından EK-2’de belirtilen hususlar doğrultusunda numune alınır ve Bakanlık tarafından belirlenen genomik test merkezine gönderilir. Test sonuçlarına yapılacak itirazlarda şahit numunede analiz tekrarı yapılır, şahit numunede tekrarlanan analiz sonucuna itiraz edilmez.</p>

<p>2) Yapılan genomik test sonuçları genomik damızlık değeri hesaplanmak üzere TDSYMB’ye gönderilir ve yapılan değerlendirmeler Bakanlık ıslah veri tabanına kayıt edilir.</p>

<p>(2) İthal donör adaylarının süt veriminin, EK-1’de belirtilen değerleri sağlaması ya da yurt dışında ilgili otoriteler tarafından onaylanan/yetkilendirilen uluslararası akredite laboratuvarlarda yaptırılan genomik test sonucunda testin yapıldığı ülkenin referans popülasyonunun ortalama değerinin üzerindeki damızlık değerine sahip olması ve Bakanlık tarafından belirlenen ırka özgü genetik kusurlardan ari olması gerekir.</p>

<p><strong>Siyah alaca (holstein) ile simental ırkı dışındaki diğer sütçü ve kombine ırklar, manda, etçi ve yerli ırk sığırlarda aranan verim özellikleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Siyah alaca (holstein) ve simental ırkı dışındaki diğer sütçü ve kombine ırk donör adayı hayvanın, kendisinin laktasyon süt verim kayıtlarının bulunmaması ya da 180 günün altında olması durumunda anasının, anasının aynı şartları yerine getirememesi durumunda anneannesinin, 305 günlük birinci laktasyon süt verimi veya birden fazla laktasyon süt verisi varsa ortalamasının en az EK-1’de belirtilen kriterlere uygun değerlerde olması ve bu değerlerin hayvanın damızlık belgesinde bulunması gerekir.</p>

<p>(2) Siyah alaca (holstein) ve simental ırkı dışındaki diğer sütçü ve kombine ırk donör adayı hayvanlar için birinci fıkrada belirtilen verim şartlarının belgelendirilememesi durumunda; donör adayı hayvanın yurt dışında ilgili otoriteler tarafından onaylanan/yetkilendirilen uluslararası akredite laboratuvarlarda yaptırılan genomik test sonucunda testin yapıldığı ülkenin referans popülasyonunun ortalama değerinin üzerindeki damızlık değerine sahip olması ve Bakanlık tarafından belirlenen ırka özgü genetik kusurlardan ari olması gerekir.</p>

<p>(3) EK-1’de belirtilen ırkların haricinde başvurusu yapılan donör adayı hayvan sütçü ırk ise Avrupa kırmızısı ırkların, kombine ırk ise simental ırkının süt verim şartları aranır.</p>

<p>(4) Yerli ırk donör adayları ile ithal orijinli olanlar dâhil etçi ırk donör adaylarında verim özelliği aranmaz.</p>

<p>(5) Donör adayı mandanın, kendisinin laktasyon süt verim kayıtlarının bulunmaması ya da 180 günün altında olması durumunda anasının, anasının aynı şartları yerine getirememesi durumunda anneannesinin, 270 günlük laktasyon süt verisi ortalamasının; en az 1800 kg olması gerekir. Verim kayıtlarının belgelendirilememesi durumunda mandalarda süt verimine ilişkin genomik damızlık değerinin bu koşulu sağlaması gerekir. Mandalarda yapılacak genomik damızlık değerine ilişkin prosedür, Bakanlık tarafından belirlenir ve internet sitesinde yayınlanır.</p>

<p>(6) Manda dahil ithal orijinli donör adaylarının; süt verimi yönünden EK-1’de belirtilen değerleri sağlaması ya da yurt dışında ilgili otoriteler tarafından onaylanan/yetkilendirilen uluslararası akredite laboratuvarlarda yaptırılan genomik test sonucunda ihracatçı ülkenin referans popülasyonunun ortalama değerinin üzerindeki damızlık değerine sahip olması ve Bakanlık tarafından belirlenen ırka özgü genetik kusurlardan ari olması gerekir.</p>

<p>(7) İthal veya yurt içinde üretim merkezi ile embriyo üretim ve satış işletmelerinde üretilen embriyoların taşıyıcı anaya transfer edilmesi sonucunda doğan yavruların embriyo donörü olarak kullanılması durumunda bu Tebliğde belirtilen verim şartları aranmaz. Embriyo transferinden doğan donör adayı hayvanın, Bakanlık ıslah veri tabanında kayıtlı olması gerekir.</p>

<p><strong>Sığır cinsi donör hayvanlar için üretim izni verilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Üretim merkezleri ile embriyo üretim ve satış işletmeleri donör adayı hayvanlara üretim izni almak için ekinde aşağıdaki bilgi ve belgelerin bulunduğu başvuru dosyasının yer aldığı EK-3’te yer alan dilekçe ile il müdürlüğüne başvuruda bulunur. İl müdürlüğü tarafından başvuru dosyası incelenir ve başvurunun uygun bulunması durumunda dosya Bakanlığa gönderilir. Başvuru dosyasında aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler bulunur:</p>

<p>a) Embriyo üretim merkezlerinin çalışma izni belge sureti, embriyo üretim ve satış işletmelerinin işletme izni belge sureti.</p>

<p>b) Üretim merkezinin hastalıktan ari işletme sağlık sertifikası sureti.</p>

<p>c) Embriyo üretim ve satış işletmelerinin hastalıktan ari işletme sağlık sertifikası sureti.</p>

<p>ç) TÜRKVET sisteminden alınan hayvan pasaportu.</p>

<p>d) Donör adayı hayvanın aşağıda belirtilen bilgilerin yer aldığı il müdürlüğü tarafından “Aslı gibidir” onaylı damızlık belgesi sureti:</p>

<p>1) Siyah alaca (holstein) ve simental ırklarında; süt verimi veya genomik test ile ırka göre yapılan genetik kusur analiz sonuçları.</p>

<p>2) Siyah alaca (holstein) ve simental ırkı dışındaki sütçü ve kombine ırklarda; süt verimi ya da yurt dışında yapılan genomik test ve ırka göre yapılan genetik kusur analiz sonuçları.</p>

<p>3) Mandalarda; süt verimi veya genomik test.</p>

<p>4) İthal orijinli donör adayı hayvanlarda ırka özgü süt verimi ya da yurt dışında yapılan genomik test ve genetik kusur analiz sonuçları.</p>

<p>e) Genomik test ve genetik kusur analizlerinin damızlık belgesinde yer almaması durumunda; yerli hayvanlar için TDSYMB tarafından düzenlenen Bakanlıkça onaylanan verilerin yer aldığı belge, ithal orijinli hayvanlar için ithalatın yapıldığı ülkenin bu konuda yetkili otoritesi ya da yetki verilmiş birlik/kooperatifler tarafından düzenlenen ve onaylanan ek deklarasyon belgesi sureti veya yetkili laboratuvar tarafından verilen genomik test sonuç raporu.</p>

<p>f) EK-4’te bulunan donör adayı hayvanın hastalık geçmişi bilgi formu.</p>

<p>g) 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen testlerin negatif olduğunu gösteren analiz sonuçları.</p>

<p>ğ) Donör adayı hayvanın; il/ilçe müdürlüğü resmî veteriner hekimleri tarafından, Bakanlık veri tabanından alınarak onaylanan aşılama bilgilerini gösterir belge.</p>

<p>h) Oosit/embriyo üretimi amaçlı olarak ithal edilen donör adayı hayvanlarda ithalatın yapıldığı ülkenin yetkili otoritesi tarafından düzenlenen orijinal veteriner sağlık sertifikası sureti.</p>

<p>ı) EK-5’te bulunan bilgilere göre düzenlenen embriyo payeti/etiketi örneği.</p>

<p>i) Bakanlık Merkez Döner Sermaye Saymanlığına bağlı Bakanlık birimleri tarafından yapılan başvurular hariç her bir donör hayvanın üretim izni için Bakanlık Merkez Döner Sermaye Saymanlığı hesabına yatırılan tutara ait makbuz veya banka dekontunun döner sermaye saymanlığı tarafından onaylı sureti veya Bakanlık Merkez Döner Sermaye Saymanlığı tarafından verilen e-fatura.</p>

<p>(2) Bakanlık tarafından başvuru dosyasının uygun bulunmaması hâlinde bu durum, gerekçesi belirtilerek, il müdürlüğü aracılığıyla başvuru sahibine resmî yazı ile bildirilir. Belgeleri uygun olan donör adayı hayvanlar için donör hayvan üretim izni verilir ve ıslah veri tabanına kaydedilmek üzere ilgili yetiştirici merkez birliğine bildirilir.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Piyasaya Arz Edilmek Üzere Embriyo Üretilecek Koyun, Keçi, Kedi ve Köpek</p>

<p>Türü Hayvanlarda Aranan Teknik Kriter ve Verim Şartları, Donör</p>

<p>Hayvanlar İçin Üretim İzni Verilmesi</p>

<p><strong>Koyun ve keçi türü hayvanlarda aranan teknik kriter ve verim şartları</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Donör adayı koyun ve keçi türü hayvanların aşağıda belirtilen teknik kriter ve verim şartlarını taşıması gerekir:</p>

<p>a) Fenotipik olarak ırk özelliklerini taşıyan saf ırk olması.</p>

<p>b) Donör adayları için Bakanlık ıslah veri tabanından alınan damızlık belgesi, damızlık belgesinin temin edilememesi durumunda Bakanlık ıslah programındaki elit sürülerden geldiğine dair ilgili il damızlık koyun keçi yetiştiricileri birliği yönetim kurulu başkanı, proje lideri ve proje genel koordinatörü imzalı, hayvanın ebeveyn ve verim kayıtlarını gösterir belge, kamu kurum ve kuruluşlarında ıslah programına dâhil olmayan ırklarda; yetkili amir, üniversitelerin veteriner fakültelerinde ise dekan tarafından imzalanmış üst yazı ekinde sunulan donör adayı hayvanın bulunduğu sürünün en az son 2 yıllık verim kayıtlarını.</p>

<p>c) Donör hayvan ile ebeveyninin aynı ırktan olması ve Bakanlık ıslah veri tabanına kayıtlı olması.</p>

<p>ç) İthal donör adayları hariç Bakanlık ıslah programlarındaki elit/damızlık sürülerinden seçilmiş olması.</p>

<p><strong>Koyun ve keçi türü donör hayvanlar için üretim izni verilmesi </strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Üretim merkezleri donör adayı hayvanlara üretim izni almak için EK-3’te yer alan dilekçe ve ekinde yer alan başvuru dosyası ile aşağıdaki bilgi ve belgelerin bulunduğu dosya ile il müdürlüğüne başvuru yapar. İl müdürlüğü tarafından başvuru dosyası incelenir ve uygun bulunması durumunda Bakanlığa gönderilir. Başvuru dosyasında aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler bulunur:</p>

<p>a) Embriyo üretim merkezinin çalışma izin belgesinin sureti.</p>

<p>b) Embriyo üretim merkezinin hastalıktan ari işletme sağlık sertifikasının sureti.</p>

<p>c) TÜRKVET sisteminden alınan işletmede bulunan koyun keçi türü hayvanlar raporu.</p>

<p>ç) Bakanlık ıslah veri tabanından alınan damızlık belgesi ya da damızlık belgesinin temin edilememesi durumunda Bakanlık ıslah programındaki elit sürülerden geldiğine dair ilgili il damızlık koyun keçi yetiştiricileri birliği yönetim kurulu başkanı, proje lideri ve proje genel koordinatörü imzalı, hayvanın ebeveyn ve verim kayıtlarını gösterir belge veya kamu kurum ve kuruluşlarında ıslah programına dâhil olmayan ırklarda donör adayı hayvanın bulunduğu sürünün en az son 2 yıllık verim kayıtları.</p>

<p>d) İthal donör adaylarında ülkenin yetkili otoritesi tarafından düzenlenen damızlık belgesinin sureti.</p>

<p>e) EK-6’da bulunan donör adayı hayvanın hastalık geçmişi bilgi formu.</p>

<p>f) Donör adayı hayvanın; il/ilçe müdürlüğü resmî veteriner hekimleri tarafından, Bakanlık veri tabanından alınarak onaylanan aşılama bilgilerini gösterir belge.</p>

<p>g) Oosit/embriyo üretimi amaçlı olarak ithal edilen donör adayı hayvanlar için ithalatın yapıldığı ülkenin yetkili otoritesi tarafından düzenlenen orijinal veteriner sağlık sertifikasının sureti.</p>

<p>ğ) EK-5’te bulunan bilgilere göre düzenlenen embriyo payeti/etiketi örneği.</p>

<p>h) Bakanlık Merkez Döner Sermaye Saymanlığına bağlı Bakanlık birimleri tarafından yapılan başvurular hariç her bir donör hayvanın üretim izni için Bakanlık Merkez Döner Sermaye Saymanlığı hesabına yatırılan tutara ait makbuz veya banka dekontunun döner sermaye saymanlığı tarafından onaylı sureti veya Bakanlık Merkez Döner Sermaye Saymanlığı tarafından verilen e-faturası.</p>

<p>(2) Başvuru dosyasının Bakanlık tarafından uygun bulunmaması hâlinde bu durum gerekçesi belirtilerek, il müdürlüğü aracılığıyla başvuru sahibine resmî yazı ile bildirilir. Belgeleri uygun olan donör adayı hayvanlar için donör hayvan üretim izni verilir ve ıslah veri tabanına kaydedilir.</p>

<p><strong>Kedi ve köpek türü donör hayvanlarda aranan teknik kriterler ile donör hayvanlar için üretim izni verilmesi </strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Donör adayı kedi/köpeklerin;</p>

<p>a) Mikroçipinin takılmış olması, pasaportunun bulunması ve Bakanlık PETVET veri tabanına kaydedilmiş olması,</p>

<p>b) Fenotipik olarak ırk özelliklerini taşıyan saf ırk olması,</p>

<p>gerekir.</p>

<p>(2) Üretim merkezleri tarafından, donör adayı hayvanlara üretim izni almak için EK-3’te yer alan dilekçe ve ekinde yer alan başvuru dosyası ile il müdürlüğüne başvuru yapılır. İl müdürlüğü tarafından başvuru dosyası incelenir ve uygun bulunması durumunda Bakanlığa gönderilir. Başvuru dosyasında aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler bulunur:</p>

<p>a) Embriyo üretim merkezinin çalışma izin belgesinin sureti.</p>

<p>b) Hayvan pasaportunun; hayvana ait bilgiler, hayvanın kimlik bilgileri, kuduz aşısı bilgileri ile Echinococcus multilocularis’e karşı gerekli tedavi uygulandığına dair sayfaların il müdürlüğü tarafından onaylı sureti.</p>

<p>c) EK-5’te bulunan bilgilere göre düzenlenen embriyo payeti/etiketi örneği.</p>

<p>ç) Bakanlık Merkez Döner Sermaye Saymanlığına bağlı Bakanlık birimleri tarafından yapılan başvurular hariç her bir donör hayvanın üretim izni için Bakanlık Merkez Döner Sermaye Saymanlığı hesabına yatırılan tutara ait makbuz veya banka dekontunun döner sermaye saymanlığı tarafından onaylı sureti veya Bakanlık Merkez Döner Sermaye Saymanlığı tarafından verilen e-faturası.</p>

<p>(3) Başvuru dosyasının Bakanlık tarafından uygun bulunmaması hâlinde bu durum gerekçesi belirtilerek il müdürlüğü aracılığıyla başvuru sahibine resmî yazı ile bildirilir, belgeleri uygun olan donör adayı hayvanlar için donör hayvan üretim izni verilir.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Embriyo Üretimi</p>

<p><strong>Embriyo üretimine dair genel hususlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Üretim merkezi, embriyo üretim ve satış işletmesi ve embriyo üretim işletmelerinde in vivo ve in vitro yöntemle embriyo üretiminde aşağıda şartları belirtilen genel hususlar aranır:</p>

<p>a) Donör hayvandan toplanan embriyolar diğer bölümlerden izole, fiziksel şartları iyi durumda, kolayca temizlenebilir ve dezenfekte edilebilir bir yerde üretilir.</p>

<p>b) Embriyo üretiminde kullanılacak sperma boğası ile embriyo donörü hayvanın babası ve babasının babası aynı boğa olamaz.</p>

<p>c) Oosit ve embriyoların toplanması, işlenmesi, payetlenmesi, dondurulması ve depolanması için kullanılan alet ve ekipmanların Uluslararası Embriyo Teknoloji Topluluğu (IETS) Kılavuzuna göre onaylanan yöntemlere göre sterilize edilmesi ve kullanılması gerekir.</p>

<p>ç) Embriyoların üretilmesinde kullanılan hayvansal kökenli ürünlerin, hayvan sağlığı açısından risk oluşturmayacak özellikte IETS Kılavuzuna göre elde edilmesi gerekir.</p>

<p>d) Üretilen oosit/embriyolar, belirli patojenlerin inaktivasyonu ve uzaklaştırılması amacıyla IETS Kılavuzu kurallarına göre yıkanır.</p>

<p>e) Antibiyotikler; toplama, işleme, yıkama ve saklama ortamlarına IETS Kılavuzunda tavsiye edildiği şekilde eklenir.</p>

<p>f) Oosit/embriyoların işlenmesi için kullanılan solüsyonlar, kriyojenik maddeler ile malzemelerin tek kullanımlık olması, aynı veya farklı donörler için ikinci kez kullanılmaması gerekir. Farklı donör hayvanlardan üretilen embriyolar aynı ortamlarda birlikte yıkanmaz.</p>

<p>g) Embriyo üzerinde uygulanacak manipülasyonlar ve yıkama işlemlerinin dondurulmadan önce yapılması gerekir.</p>

<p>ğ) Üretilen embriyoların kalitesi (A-mükemmel, B-iyi) ve gelişim döneminin (kompakt morula, erken blastosist ve blastosist) IETS’de belirtilen kriterlere uygun olması zorunludur.</p>

<p>h) Farklı donörlerden üretilen embriyoların; sınıflandırılma ve işlenmesinden sonra ayrı payetlenmesi ve üretildiği tarihlere göre ayrı kanisterlerde toplanması gerekir.</p>

<p>ı) Bu Tebliğ ile belirtilen esaslara aykırı olarak toplanan oositler ile üretilen embriyolar imha edilir.</p>

<p>(2) Donör hayvanların tamamının üretimden çıkarılması veya üretime ara verilmesi durumunda üretim merkezi tarafından en fazla bir yıl süreyle çalışma izninin askıya alınması talebinde bulunulabilir. Üretime başlamak üzere yeniden başvuru yapılması durumunda il müdürlüğü tarafından üretim merkezi, Üreme Ürünlerinin Üretimi, İthalat ve İhracatı ile Piyasaya Arzına Dair Yönetmelik kapsamında denetlenir. Denetim sonucunun uygun olması hâlinde üretim merkezinin yeniden faaliyetine izin verilir.</p>

<p>(3) Donör hayvanlardan oosit ve embriyo toplanan alan ile üretim ünitesinin bitişik olmaması durumunda servis penceresi bulunması şartı aranmaz.</p>

<p>(4) Donör hayvanların üretim merkezi/işletmeden ayrılması veya ölmesi durumunda üretim izni iptal edilir.</p>

<p>(5) Bu Tebliğ hükümleri kapsamında üretim izni iptal edilen kedi ve köpek dışındaki donör hayvanların bilgileri ıslah veri tabanına kaydedilir.</p>

<p><strong>İn vivo embriyo üretimi </strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Üretim merkezi/embriyo üretim ve satış işletmesi/embriyo üretim işletmelerinde in vivo yöntemle embriyo üretiminde aşağıda belirtilen hususlara uyulur:</p>

<p>a) Toplanan embriyolar sabit veya mobil üretim aracının üretim ünitesinde değerlendirilir, sınıflandırılır, işlenir ve etiketlenen payetlere yerleştirilir.</p>

<p>b) İn vivo yöntemle embriyo üretiminin sabit üretim ünitesinde yapılması durumunda EK-7’de, mobil embriyo üretim aracında yapılması durumunda ise EK-9’da listesi yer alan asgari alet ve ekipmanların bulunması zorunludur.</p>

<p>c) Her hayvan için ayrı ayrı tek kullanımlık veya sterilize edilebilen malzemeden yapılmış foley kateteri, Y bağlantı hortumu ve toplama kabı (filtre) kullanılır.</p>

<p>ç) İn vivo yöntemle embriyo üretiminde, Bakanlıktan izinli cinsiyeti belirlenmiş veya belirlenmemiş (konvansiyonel) spermalar kullanılabilir, cinsiyeti belirli sperma kullanılarak veya uygun biyoteknolojik yöntemlerle cinsiyeti belirli embriyolar üretilebilir.</p>

<p><strong>İn vitro embriyo üretimi</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Üretim merkezi, embriyo üretim ve satış işletmesi ile embriyo üretim işletmelerinde in vitro yöntemle embriyo üretiminde aşağıda belirtilen hususlara uyulur:</p>

<p>a) Toplanan oositler hayvan hastalıkları yönünden yasaklı bölge veya karantina önlemlerinin uygulanmadığı bir yerdeki sabit üretim ünitesinde in vitro olgunlaştırma (IVM), in vitro fertilizasyon (IVF) ve in vitro kültür (IVC) işlemlerine tabi tutulur, üretilen embriyolar değerlendirilir, sınıflandırılır, işlenir ve payetlenerek etiketlendirilir.</p>

<p>b) İn vitro yöntemle embriyo üretimi için EK-8’de listesi yer alan asgari alet ve ekipmanların bulunması zorunludur.</p>

<p>c) Oositler, diğer bölümlerden izole, fiziksel şartları iyi durumda ve kolayca temizlenip dezenfekte edilebilir bir yerde işlenir.</p>

<p>ç) Embriyoların, Bakanlıktan izinli cinsiyeti belirli veya belirlenmemiş (konvansiyonel) spermalar kullanılarak in vitro fertilizasyon yoluyla üretilmesi gerekir. Cinsiyeti belirli sperma kullanılarak veya uygun biyoteknolojik yöntemler kullanılarak cinsiyeti belirli embriyolar üretilebilir.</p>

<p>d) İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) işlemi teknik ve hijyenik şartları uygun bir bölümde gerçekleştirilir.</p>

<p>(2) İn vitro embriyo üretiminde oositlerin toplanmasında aşağıda belirtilen usule uyulur:</p>

<p>a) İşlemin yapıldığı alanda rahat ve net görüntüleme sağlayacak bir aydınlatma sisteminin olması gerekir.</p>

<p>b) Kullanılacak alet ve ekipmanın yerleştirileceği masaların uygulamaya elverişli, kolaylıkla temizlenebilir ve dezenfekte edilebilir olması gerekir.</p>

<p>c) Kullanılacak alet ve ekipmanın hijyenik olması, tek kullanımlık ekipmanların sadece bir kez kullanılması gerekir. Tek kullanımlık olmayan alet ve ekipmanlar ise IETS Kılavuzunda belirtilen yöntemler kullanılarak yıkanıp tekrar sterilize edilir.</p>

<p>ç) Donör hayvandan toplanan oositlerin başka bir donör hayvandan alınan oositlerle temas etmemesi gerekir.</p>

<p>d) Oositlerin işlendiği in vitro olgunlaştırma (IVM), in vitro fertilizasyon (IVF) ve in vitro kültür (IVC) işlemlerinin yürütüldüğü odalarda havanın filtrelenmesi için pozitif basınç sağlanır, yüzey kontaminasyonunu önlemek için ultraviyole ışın kullanılır. Havanın filtre edilememesi durumunda kontaminasyonu engellemek için dikey veya yatay akış yönlü laminar flow cihazları kullanılır.</p>

<p><strong>Embriyoların depolanması ve piyasaya arzı </strong></p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> (1) Embriyoların depolanması ve piyasaya arzında aşağıdaki hususlara uyulur:</p>

<p>a) Embriyolar, kontaminasyon riskinin bulunmadığı kilitli bir depolama yerinde, hijyenik koşullarda, içi sıvı azot dolu tanklar içerisinde saklanır.</p>

<p>b) Üretimi tamamlanarak dondurulmuş olan embriyolar, üretim tarihinden itibaren depolama odasında en az 30 gün süreyle bekletilir. Bekleme süresi sonunda donör hayvanlarda bu Tebliğde belirtilen sağlık şartlarının sağlanması durumunda taşıyıcı analara transferine veya piyasaya arzına izin verilir.</p>

<p>c) Embriyonun saklanması ve nakliyesinde kullanılan her bir tankın üzerinde; üretimi yapan üretim merkezi/işletmesi ve embriyo toplama/üretim ekibine ait bilgiler ile tankın içindeki embriyoların izlenebilirliğinin sağlanması için kodlama veya embriyolara ait etiket bilgileri bulunur. Embriyonun saklanması için kullanılan payetler üzerinde aşağıda belirtilen bilgileri içeren etiketle tanımlanır ve muhafaza edilir. Tanımlama bilgileri, doğrudan payetin üzerine basılabilir ya da özel etiketlere yazdırılıp, tıpa üzerine yapıştırılarak payetin üzerine takılır. Payette aşağıdaki bilgiler bulunur:</p>

<p>1) Üretim yapılan üretim merkezi, embriyo üretim ve satış işletmesi veya embriyo üretim işletmesinin adı veya kodu.</p>

<p>2) Embriyo üretim tarihi.</p>

<p>3) IETS ve AB mevzuatına uygun şekilde kodlanarak yazılmış embriyonun biyolojik anası ve babasının ırkı ile kulak küpe/mikroçip numaraları.</p>

<p>4) Embriyonun kalite ve gelişim safhası ile işlem kodu.</p>

<p>5) Embriyolar üzerinde mikromanipülasyon gerçekleştiriliyorsa, zona pellucida’ya penetrasyonu içeren mikromanipülasyon tekniğinin kodlaması.</p>

<p>ç) Embriyoların üretimi, depolanması, taşıyıcı analara transferi ve piyasaya arzına yönelik tüm kayıtların mevcut olması gerekir.</p>

<p>d) Depolanan embriyolar ile kayıtlarının kontrol görevlisinin denetimine tabi olması gerekir.</p>

<p>e) Piyasaya arz edilecek embriyoların nakliyesi; varış yerine kadar uygun hijyen koşulları altında, kanisterlerdeki embriyolara ait bilgilerin bulunduğu etiketli ve içi sıvı azot dolu tank içerisinde yapılır.</p>

<p>f) Üretim merkezi/embriyo üretim ve satış işletmeleri tarafından üretilen embriyoların piyasaya arzı; kendisi tarafından veya satış deposu/bayii/distribütörler aracılığıyla yapılır.</p>

<p>g) Bu Tebliğ kapsamında faaliyette bulunan; üretim merkezleri, embriyo üretim ve satış işletmeleri ile embriyo üretim işletmelerinde depolama için uygunluk belgesi aranmaz.</p>

<p>ğ) Donör hayvanlarda hastalıktan ari işletmeler mevzuatı kapsamında ya da bu Tebliğ ile analizi istenilen diğer hastalıkların pozitif olarak tespit edilmesi hâlinde; il müdürlüğü tarafından üretim merkezi/işletmede bulunan tüm donör hayvanlardan üretilen oosit/embriyolar mahallinde tespit edilerek yediemine alınır ve hastalığa ilişkin mevzuat uyarınca işlem yapılır. Mevzuatında hüküm bulunmaması hâlinde hastalık çıkış tarihinden önce üretilen oosit/embriyolar hakkında aşağıda belirtilen işlemler uygulanır:</p>

<p>1) Sağlık testi pozitif sonuçlanan hayvandan; son negatif test tarihinden sonra üretilmiş ve piyasaya arz edilmiş olanlar dâhil tüm oosit ve embriyolar, il müdürlüğü nezaretinde imha edilir.</p>

<p>2) Diğer donör hayvanlarda ise; hastalıktan arilik kapsamında yapılan test/testlerin pozitif olarak tespit edilmesi hâlinde üretim merkezi/işletmenin hastalıktan arilik statüsü iade edilene kadar, bu Tebliğde belirtilen diğer hastalıklarda ise pozitif sonuç veren hastalığa ilişkin mevzuat doğrultusunda hastalığın sonlandırılmasına kadar, üretime ve pozitif test tarihinden önce geriye dönük son negatif çıkan teste kadar üretilen embriyoların hayvanlara transferine ve piyasaya arzına izin verilmez.</p>

<p>3) Üretim merkezleri tarafından embriyo üretim ve satış işletmesinde bulunan donör hayvanlardan kendisi için piyasaya arz etmek üzere embriyo üretilmesi ve üretim yapılan işletmede pozitif sonuç veren hastalık tespit edilmesi durumunda; üretilen oosit/embriyo için bu bentte belirtilen işlemler uygulanır.</p>

<p>4) Sağlık testlerinin pozitif çıkması dışındaki nedenlerle, hastalıktan ari işletme sertifikası veya çalışma izni/işletme izni askıya alınan, iptal edilen ya da kapanan üretim merkezi/embriyo üretim ve satış işletmelerinde; söz konusu işlemin gerçekleştiği tarihten önce üretilen embriyolardan bu Tebliğ hükümlerine uygun olmadığı tespit edilenler, imha edilir. Uygun olan embriyoların ise en geç 15 gün içinde hayvanlara transfer edilmesine ya da izinli satış deposu, bayi veya distribütörlerde depolanması şartıyla piyasaya arzına izin verilir. Embriyo üretim işletmelerinde ise; bu Tebliğ hükümlerine uygun olmadığı tespit edilen embriyolar imha edilir, uygun olan embriyoların hayvanlara transfer edilmesine izin verilir.</p>

<p>(2) Çalışma izni askıya alınan üretim merkezi ile embriyo üretim ve satış işletmelerinde, sorumlu veteriner hekimin çalışmaya devam etmesi koşuluyla; donör hayvanlarda bu Tebliğde belirtilen sağlık testleri devam ettirilebilir. Askı süresinin dolması ya da donör hayvanlarda sağlık test ve analizlerinin yaptırılmaması durumunda donörlerin üretim izinleri iptal edilir.</p>

<p><strong>Sığır cinsi donörler ve üretilen oosit/embriyolar için tutulması gerekli kayıtlar, bilgilerin veri tabanına girilmesi ve izlenebilirlik</strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Embriyo toplama ekibi; donör hayvana uygulanan işlemler, in vivo yöntemle embriyo üretimi, taşıyıcı analara transferi, depolanması veya piyasaya arzında izlenebilirliğin sağlanması amacıyla her bir donör hayvan için aşağıda yer alan kayıtları tutar:</p>

<p>a) Üretimin yapıldığı yerin ünvanı, bilgileri, dışarıdan hizmet alınması durumunda hizmet alınan kişi, kurum ve kuruluş bilgileri, ekip kodu.</p>

<p>b) Üretimin yapıldığı üretim ünitesi bilgileri.</p>

<p>c) Donör hayvanın; türü, ırkı, yaşı, kulak küpe numarası ve geldiği işletme, donör hayvan üretim izni olanlarda tarih ve numarası, izni iptal edilenlerde iptal tarihi ve nedeni.</p>

<p>ç) Donör hayvanın biyolojik ana-baba ırkı, kulak küpe numarası.</p>

<p>d) Donör hayvana uygulanan hormonlara dair bilgiler.</p>

<p>e) Sağlık testlerinin sonuçları, klinik muayeneler, yapılan tedaviler ve aşı bilgileri.</p>

<p>f) Embriyo üretimi için kullanılan sperma bilgileri.</p>

<p>g) Donör hayvanın suni tohumlama tarihi.</p>

<p>ğ) Toplanan embriyo sayısı.</p>

<p>h) Embriyoların değerlendirilmesi, işlenmesi ve payetlenmesine dair bilgiler.</p>

<p>ı) Embriyoların kalite ve gelişim dönemlerine ait bilgiler.</p>

<p>i) Taze/dondurulmuş embriyo sayısı.</p>

<p>j) Dondurulmuş embriyoların dondurma yöntemi ve tarihi.</p>

<p>k) Embriyonun depolama ve piyasaya arzına ilişkin bilgiler.</p>

<p>l) Üretilen embriyoların aynı yerde bulunan taşıyıcı analara transfer edilmesi durumunda; taşıyıcı anaların ırkı, yaşı ve kulak küpe numarası, gebelik ve doğum bilgileri.</p>

<p>(2) Embriyo üretim ekibi; in vitro yöntemle embriyo üretimine dair oositlerin toplanma metodu, toplanan oosit sayısı, embriyo üretimi, embriyoların taşıyıcı analara transferi veya depolanması işlemlerinde izlenebilirliğin sağlanması amacıyla her bir donör hayvan için aşağıda yer alan kayıtları tutar:</p>

<p>a) Üretimin yapıldığı yerin ünvanı, bilgileri, dışarıdan hizmet alınması durumunda hizmet alınan kişi, kurum ve kuruluş bilgileri, ekip kodu.</p>

<p>b) Donör hayvanın ırkı, yaşı ve kulak küpe numarası ile donör hayvan üretim izni olanlarda tarih ve numarası.</p>

<p>c) Donör hayvanın biyolojik ana-baba ırkı, kulak küpe numarası.</p>

<p>ç) Donör hayvana uygulanan hormonlara dair bilgiler.</p>

<p>d) Sağlık testlerinin sonuçları, klinik muayeneler, yapılan tedaviler ve aşı bilgileri.</p>

<p>e) Donör hayvana yapılan uygulamalar, oositlerin toplanma ve döllenme tarihi ile değerlendirme, işleme ve payetleme bilgileri.</p>

<p>f) Toplanan oosit ve üretilen embriyo sayısı.</p>

<p>g) İn vitro embriyo üretimi için oositlerin döllenmesinde kullanılan sperma bilgileri.</p>

<p>ğ) Embriyoların kalite ve gelişim dönemleri ile cinsiyetine ait bilgiler.</p>

<p>h) Embriyolar üzerinde mikromanipülasyon gerçekleştiriliyorsa, zona pellucida’ya penetrasyonu içeren mikromanipülasyon tekniklerinin ayrıntıları.</p>

<p>ı) Taze/dondurulmuş embriyo sayısı.</p>

<p>i) Dondurulmuş embriyoların dondurma yöntemi ve tarihi.</p>

<p>j) Oosit/embriyoların depolama ve/veya piyasaya arzı durumunda gideceği yere ilişkin bilgiler.</p>

<p>k) Üretilen embriyoların aynı yerde bulunan taşıyıcı analara transfer edilmesi durumunda; taşıyıcı anaların ırkı, yaşı ve kulak küpe numarası, gebelik ve doğum bilgileri.</p>

<p>(3) Embriyo üretimini yapan ekip sorumlusu veteriner hekim tarafından in vivo yöntemle embriyo üretimi için EK-10’da, in vitro yöntemle embriyo üretimi için EK-11’de bulunan embriyo üretim bilgi formu her üretimde doldurularak muhafaza edilir. Her üretimde üretilen, transfer edilen veya piyasaya arz edilecek embriyoların veri tabanına 5 gün içinde kaydı yapılır ve EK-12’de yer alan formun bir nüshası 7 gün içinde il müdürlüğüne bildirilir. İl müdürlüğü tarafından, taze embriyoların en geç 2 gün içinde, dondurulmuş embriyoların ise; bu Tebliğde belirtilen şartların sağlanması koşuluyla, üretim tarihinden itibaren en az 30 gün sonra taşıyıcı analara transferi veya piyasaya arzı için üretildiği kişi, kurum ve kuruluşlara veri tabanında tahsisi yapılır. Veri tabanında tahsisi yapılan embriyoların taşıyıcı analara nakli il müdürlüğünden embriyo transferi izni alan veteriner hekimler tarafından yapılır.</p>

<p>(4) İl müdürlüğü tarafından EK-12’deki bilgiler ile taşıyıcı anaların gebelik durumunun veri tabanında takibi yapılır, EK-13’te yer alan form, ikişer aylık periyotlarla takip eden bir sonraki ayın ilk haftası Bakanlığa gönderilir. Ariliği/izinleri askıya alınan, iptal edilen, yeniden verilen üretim merkezi veya işletmeler ile üretim izni verilen, iptal edilen donör hayvanların bilgileri aynı gün veri tabanında güncellenir.</p>

<p><strong>Koyun, keçi, kedi ve köpek türü donörler ve üretilen oosit/embriyolar için tutulması gerekli kayıtlar </strong></p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> (1) Her bir donör hayvan için in vivo embriyo üretimine ait aşağıda yer alan kayıtlar tutulur:</p>

<p>a) Üretimin yapıldığı üretim merkezi bilgileri.</p>

<p>b) Donör hayvanın; türü, ırkı, yaşı, kulak küpe/mikroçip numaraları ve geldiği işletme, donör hayvan üretim izni olanlarda tarih ve numarası, izni iptal edilenlerde iptal tarihi ve nedeni.</p>

<p>c) Sağlık testlerinin sonuçları, klinik muayeneler, yapılan tedaviler ve aşı bilgileri.</p>

<p>ç) Donör hayvanlara uygulanan hormonlara dair bilgiler.</p>

<p>d) Donör hayvanın ana-baba ırkı, kulak küpe/mikroçip numarası.</p>

<p>e) Embriyo üretimi için kullanılan sperma bilgileri.</p>

<p>f) Donör hayvanın suni tohumlama tarihi.</p>

<p>g) Toplanan embriyo sayısı.</p>

<p>ğ) Embriyoların değerlendirilmesi, işlenmesi ve payetlenmesine dair bilgiler.</p>

<p>h) Embriyoların kalite ve gelişim dönemleri ile cinsiyetine ait bilgiler.</p>

<p>ı) Taze/dondurulmuş embriyo sayısı.</p>

<p>i) Dondurulmuş embriyoların dondurma yöntemi ve tarihi.</p>

<p>j) Embriyonun depolama ve piyasaya arzına ilişkin bilgiler.</p>

<p>k) Embriyoların transfer edildiği hayvanların ırkı, yaşı, kulak küpe/mikroçip numarası.</p>

<p>(2) Her bir donör hayvan için in vitro embriyo üretimine ait aşağıda yer alan kayıtlar tutulur:</p>

<p>a) Üretim merkezinin ünvanı, donör hayvan üretim izni tarihi.</p>

<p>b) Donörün ırkı, yaşı, kulak küpe/mikroçip numarası.</p>

<p>c) Donör hayvanın biyolojik ana-baba ırkı, kulak küpe/mikroçip numarası.</p>

<p>ç) Sağlık testlerinin sonuçları, klinik muayeneler, yapılan tedaviler ve aşı bilgileri.</p>

<p>d) Donör hayvana yapılan uygulamalar, oositlerin toplanması ve döllenme tarihi, değerlendirilmesi, işlenmesi ve payetlenmesine dair bilgiler.</p>

<p>e) Toplanan oosit ve üretilen embriyo sayısı.</p>

<p>f) Embriyoların kalite ve gelişim dönemleri ile cinsiyetine ait bilgiler.</p>

<p>g) Oositlerin döllenmesinde kullanılan spermanın bilgileri.</p>

<p>ğ) Embriyolar üzerinde mikromanipülasyon gerçekleştiriliyorsa, zona pellucida’ya penetrasyonu içeren mikromanipülasyon tekniklerinin ayrıntıları.</p>

<p>h) Dondurulmuş embriyoların dondurma yöntemi, tarihi.</p>

<p>ı) Oosit/embriyonun depolama ve/veya piyasaya arzı durumunda gideceği yere ilişkin bilgiler.</p>

<p>(3) Embriyo üretimini yapan ekip sorumlusu veteriner hekim tarafından in vivo yöntemle embriyo üretimi için EK-10’da, in vitro yöntemle embriyo üretimi için EK-11’de bulunan embriyo üretim bilgi formu her üretimde doldurularak muhafaza edilir, EK-12’de yer alan formun bir nüshası 7 iş günü içinde il müdürlüğüne bildirilir. İl müdürlüğü tarafından, taze embriyoların en geç 2 gün içinde, dondurulmuş embriyoların ise; bu Tebliğde belirtilen şartların sağlanması koşuluyla, üretim tarihinden itibaren en az 30 gün sonra taşıyıcı analara transferi veya piyasaya arzı için üretildiği üretim merkezine tahsisi yapılır, EK-13’te yer alan form, 2 aylık periyotlarla takip eden bir sonraki ayın ilk haftası Bakanlığa gönderilir.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Son Hükümler</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) Bu Tebliğin;</p>

<p>a) 5 inci maddesinin altıncı fıkrası, 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ve 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi 1/1/2027 tarihinde,</p>

<p>b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> (1) Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.</p>

<p></p>

<p><strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260622-3-1.pdf" rel="nofollow">Ekleri için tıklayınız.</a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/embriyo-uretimine-dair-teblig-no-20268</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 00:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/02/resmi/tarim-ve-orman-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="74748"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Kültür Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-kultur-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-kultur-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Kültür Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği, 22 Haziran 2026 Tarihli ve 33288 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul Kültür Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ ÖN LİSANS VE LİSANS EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı; İstanbul Kültür Üniversitesinde ön lisans ve lisans düzeyinde yürütülen eğitim-öğretim faaliyetlerini düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; İstanbul Kültür Üniversitesinde ön lisans ve lisans düzeyinde yürütülen eğitim-öğretim faaliyetleri, süreç ve işlemlerine ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü ve 44 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Akademik danışman: Akademik birimde öğrenim gören öğrencilerin eğitim-öğretim ve diğer akademik sorunlarıyla ilgilenmek için, bölüm veya program başkanı tarafından tam zamanlı öğretim elemanları arasından görevlendirilen öğretim elemanını,</p>

<p>b) Akademik paket: Ön lisans ve lisans programları ile program çıktılarının ve ilgili programda yer alan derslerin içeriklerinin, başarı koşullarının, öğrenme çıktılarının yer aldığı kılavuzu,</p>

<p>c) Akademik takvim: Eğitim-öğretim yılının başlama ve bitiş tarihleri ile kayıt, sınav tarihleri ve benzeri faaliyetlerin tarihlerini içeren takvimi,</p>

<p>ç) AKTS: Avrupa Kredi Transfer Sistemini,</p>

<p>d) AKTS kredisi: AKTS’ye göre belirlenmiş öğrenci iş yükünü ifade eden ölçü birimini,</p>

<p>e) Ara sınav: Bir dersin yarıyıl içi sınavını,</p>

<p>f) Bahar yarıyılı: Çift sayılı yarıyılları,</p>

<p>g) Bütünleme sınavı: Bir dersin yarıyıl sonu sınavı yerine geçen sınavı,</p>

<p>ğ) Ders Yönetim Sistemi (DYS): Ders materyallerinin düzenlendiği ve paylaşıldığı, öğrenci ders katılımının takip edildiği, çevrimiçi sınavların, ödevlerin ve değerlendirmelerin yapıldığı ve öğrenci ile iletişimin sağlandığı sistemi,</p>

<p>h) Eğitim-öğretim programı: Bir programda öğrencilerin mezuniyet şartlarını, akademik ve mesleki yeterliliklerini sağlamak için tamamlaması gereken tüm dersler ve akademik çalışmalar ile bunların yarıyıllara göre dağılımını, kredilerini ve AKTS değerlerini içeren planı,</p>

<p>ı) Fakülte: İstanbul Kültür Üniversitesine bağlı fakülteleri,</p>

<p>i) Genel not ortalaması (GNO): Öğrencinin almış olduğu tüm derslerin AKTS kredilerinin başarı notları ile çarpımının toplam değerinin ortalamaya katılan, başarı notu P, E, V, Y, Z olan dersler hariç almış olduğu derslerin kredi toplamına bölümünü,</p>

<p>j) Güz yarıyılı: Tek sayılı yarıyılları,</p>

<p>k) İlgili kurul: Fakültelerde fakülte kurulunu, yüksekokullarda yüksekokul kurulunu, meslek yüksekokullarında meslek yüksekokulu kurulunu,</p>

<p>l) İlgili yönetim kurulu: Fakültelerde fakülte yönetim kurulunu, yüksekokullarda yüksekokul yönetim kurulunu, meslek yüksekokullarında meslek yüksekokulu yönetim kurulunu,</p>

<p>m) Meslek yüksekokulu: İstanbul Kültür Üniversitesi bünyesinde eğitim veren meslek yüksekokullarını,</p>

<p>n) Müdürlük: İlgili yüksekokul veya meslek yüksekokulu müdürlüğünü,</p>

<p>o) Mütevelli Heyet: İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyeti,</p>

<p>ö) Mikrokredi sistemi: Öğrencilerin, öğrencilikleri süresince gerçekleştirdikleri ders dışı akademik, kültürel, sosyal ve gönüllülük faaliyetlerinin desteklenmesi, belgelendirilmesi ve teşvik edilmesi amacıyla kurgulanan; sürdürülebilir, gelişim odaklı ve katılım esasına dayalı ölçülebilir değerlendirme sistemini,</p>

<p>p) Öğrenci Bilgi Yönetim Sistemi (ÖBYS): İstanbul Kültür Üniversitesinde öğrencilerin kayıt, ders kaydı, not ve sınav yönetimi, mezuniyet, belge yönetimi gibi verilerine ait işlem süreçlerinin yönetilmesini sağlamak üzere kullanılan programı,</p>

<p>r) Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı (ÖİDB): İstanbul Kültür Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığını,</p>

<p>s) Öğrenim ücreti: Öğrencinin öğretim programına devam edebilmesi ve öğrencilik haklarından yararlanabilmesi için ödemesi gereken ücreti,</p>

<p>ş) Rektörlük: İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörlüğünü,</p>

<p>t) Seçimlik alan dersi (SA): Zorunlu dersler dışında, meslekle ilgili formasyonu tamamlayan, ilgili bölüm/program tarafından belirlenen ve öğrencinin alan içinden aldığı dersi,</p>

<p>u) Seçimlik alan dışı ders (SAD): Zorunlu dersler dışında, genel kültür veya değişik ilgi alanlarında, Senato tarafından belirlenen ve öğrencinin alan dışından aldığı dersi,</p>

<p>ü) Senato: İstanbul Kültür Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>v) Üç ders sınavı: 2547 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin (c) fıkrasında belirtilen azami öğrenim süresini doldurmamış olan öğrencilerden; kayıtlı oldukları ön lisans/lisans diploma programındaki tüm dersleri almış olmalarına rağmen, ilgili eğitim-öğretim yılının güz/bahar yarıyılı ve yaz öğretimi sonunda transkriptine işlenen harf notlarına göre en fazla üç dersten (C-, D+, D, D-, F) notları olması nedeniyle mezuniyet koşullarını sağlayamayan, ancak bu derslere devam şartını yerine getirmiş olan öğrencilere yönelik olarak ayrıntılı akademik takvimde belirtilen tarihlerde uygulanan, her yarıyıl sonunda, bütünleme sınavlarının bitiş tarihinden itibaren otuz takvim günü içinde, yaz öğretimi sonunda ise takip eden akademik yılın ders ekleme-bırakma haftasından önce yapılacak şekilde ilgili takvime bağlı yürütülen sınavları,</p>

<p>y) Üniversite: İstanbul Kültür Üniversitesini,</p>

<p>z) Üniversite Yönetim Kurulu: İstanbul Kültür Üniversitesi Yönetim Kurulunu,</p>

<p>aa) Yarıyıl not ortalaması (YNO): Öğrencilerin tamamladıkları yarıyılda almış olduğu tüm derslerin AKTS kredilerinin başarı notları ile çarpımının toplam değerinin ortalamaya katılan, başarı notu P, E, V, Y, Z olan ve muaf olduğu dersler hariç almış olduğu derslerin kredi toplamına bölümünü,</p>

<p>bb) Yarıyıl sonu sınavı: Bir dersin yarıyıl sonunda yapılan sınavını,</p>

<p>cc) YÖK: Yükseköğretim Kurulunu,</p>

<p>çç) Yüksekokul: İstanbul Kültür Üniversitesi bünyesinde eğitim veren yüksekokulları,</p>

<p>dd) Zorunlu alan dışı ders (ZAD): 2547 sayılı Kanunda belirtilen Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi, Türk Dili, yabancı dil dersleri ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından ya da Senato kararı ile öngörülen diğer dersleri,</p>

<p>ee) Zorunlu ders: Bir programda; öğrencilerin mezuniyeti, akademik ve mesleki yeterliliği için öngörülen, alması ve başarı ile tamamlaması gereken dersi,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Kayıt ve Kabul ile İlgili Esaslar</p>

<p><strong>Öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Üniversitenin ön lisans ve lisans programlarına kabul edilecek öğrenci kontenjanları, Senatonun önerisi ile Mütevelli Heyet tarafından tespit edilerek Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına teklif edilir. Nihai kontenjanlar Yükseköğretim Kurulu kararı ile kesinleşir.</p>

<p>(2) Üniversitenin ön lisans ve lisans eğitim-öğretim programlarına öğrenci kabulü; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) tarafından yapılan sınav sonuçlarına veya Yükseköğretim Kurulu kararlarına göre yapılır.</p>

<p>(3) Yurt dışından öğrenci başvuru, kayıt ve kabul işlemleri, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde Senato tarafından belirlenen esaslara göre yapılır.</p>

<p><strong>İlk kayıt işlemleri ve gerekli belgeler</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Üniversitenin herhangi bir eğitim-öğretim programına kayıt hakkı kazanan öğrencilerin ÖBYS aracılığıyla kayıtları özel koşullu programlar haricinde elektronik olarak uzaktan ya da şahsen veya kayıtla ilgili özel vekâletname verdikleri vekilleri aracılığıyla ÖİDB tarafından yapılır. Kayıt tarihleri ve kayıt için gerekli belgeler Üniversite tarafından ilan edilir. Belgelerinde eksiklik veya tahrifat olanlar kayıt yaptıramaz. Bu durumdaki kişiler, kayıt yaptırmış olsalar bile kayıtları iptal edilir.</p>

<p>(2) Özel koşullu programlara kayıt yaptıracak adayların, programın koşul ve açıklamalarında yer alan belgelerini eksiksiz olarak ÖİDB’ye teslim etmeleri halinde, kayıtları şahsen veya kayıtla ilgili özel vekâletname verdikleri vekilleri aracılığıyla Üniversite tarafından ilan edilen tarih aralığında ÖİDB tarafından yapılır.</p>

<p>(3) Kesin kayıtlarını yaptıran öğrencilere, Üniversite öğrencisi olduklarını belirten fotoğraflı bir kimlik kartı ÖİDB tarafından verilir. Kimlik kartının kaybedilmesi halinde yenisinin verilebilmesi için, bir dilekçe ile ÖİDB’ye başvurulması gerekir. Bu durumda öğrenciye Mütevelli Heyet tarafından belirlenen bedel karşılığında yeni bir öğrenci kimlik kartı verilir.</p>

<p><strong>Yarıyıl kayıtları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Kayıt yenileme işlemi, tüm mali yükümlülüklerin yerine getirilmesini, yarıyıl öğrenim ücretinin ödenmiş olmasını ve derslere kayıt işlemlerinin tamamlanmasını içerir. Hazırlık sınıfı ve değişim programına katılan öğrenciler dâhil tüm öğrenciler, akademik takvimde belirtilen süreler içinde kayıtlarını yenilemek zorundadır. Gerekli hallerde Senato tarafından bu tarihlerde değişiklik yapılabilir. Öğrenciler, tüm mali yükümlülüklerini yerine getirmeleri ve o yarıyılın öğrenim ücretini ödemeleri koşuluyla mazeretli olarak akademik takvimdeki ders ekleme-bırakma süresinin bitimine kadar kayıt yaptırabilir. Yarıyıl kayıtları sırasında, öğrencinin o yarıyılda alacağı dersler belirlenir ve kaydı yapılır. Öğrenci değişim programlarına katılan ve ders alma süresi içinde değişim programı çerçevesindeki işlemleri tamamlanmayan öğrencilerin belirtilen tarihler içerisinde kayıt yenilemeleri koşuluyla ders alma işlemleri ilgili yönetim kurulu tarafından karara bağlanır. Değişim programlarıyla başka bir kuruma gönderilen öğrencilerin ilgili kurumda geçirdikleri süreler, azami öğrenim süresinden sayılır. Kaydını yaptırmadığı yarıyıl, öğrencinin öğrenim süresinden sayılır. Kayıt yaptırmadığı yarıyıllarda öğrenci, öğrencilik haklarından yararlanamaz.</p>

<p><strong>Yatay ve dikey geçiş yoluyla kayıt, ilk kayıt ve intibak</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Yatay ve dikey geçişlerde kabul ve kayıt ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır.</p>

<p>(2) Herhangi bir yükseköğretim kurumuna kayıtlı olan, mezun olan veya herhangi bir nedenle ilişiği kesilmiş bulunan öğrencilerden; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) tarafından yapılan merkezi yerleştirme sonucunda Üniversitenin bir bölüm veya programına yerleştirilenler, başarısız oldukları dersler hariç olmak üzere muafiyet taleplerini, Üniversiteye ilk kayıt yaptırdıkları tarihten itibaren yirmi iş günü içerisinde; kayıt yaptırdığı eğitim-öğretim yılında statüsü “hazırlık sınıfı” olan ve/veya kaydını donduran öğrenciler ise ön lisans/lisans eğitimine başlayacakları yarıyılın akademik takvimde ilan edilen kayıt yenileme tarihinden en geç yirmi iş günü öncesine kadar ilgili fakülte dekanlığına veya meslek yüksekokulu/yüksekokulu müdürlüğüne iletir. Öğrencinin muafiyet talebi Üniversite öğrenimi süresince bir kereye mahsus olmak üzere değerlendirilir. Öğrencinin ders muafiyet talebinde bulunması halinde, Yükseköğretim Kurulu tarafından denkliği kabul edilen herhangi bir yükseköğretim kurumunda öğrenim görmüş olanların okumuş olduğu derslerden hangilerinin muaf sayılabileceği, ilgili bölüm veya program başkanlığı tarafından oluşturulan intibak komisyonlarınca on iş günü içinde değerlendirilerek ilgili yönetim kurulunca karara bağlanır ve öğrencinin intibakı yapılır. İlgili dekanlık/müdürlük tarafından ÖİDB’ye iletilen sonuç, ÖBYS’ye işlenir ve öğrenciye yazılı veya e-posta yoluyla bildirilir. Öğrenci, ÖBYS’ye işlendiği tarihten itibaren on iş günü içerisinde yapılan ders muafiyetlerine itiraz etme hakkına sahiptir.</p>

<p>(3) Ders muafiyeti ve intibak işlemlerine ilişkin uygulama usul ve esasları Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(4) Kurum içi veya kurumlar arası yatay geçiş yapan öğrenciler ile aynı isimli programa merkezi yerleştirme puanı ile yatay geçiş yapan öğrencilerin, önceki yükseköğretim programlarında geçirdikleri süreler, 2547 sayılı Kanunda belirtilen azami öğrenim süresinden düşülür.</p>

<p>(5) 24/4/2010 tarihli ve 27561 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik kapsamında, kayıtlı olduğu programdan farklı bir programa yatay geçiş yapan öğrencilerin azami öğrenim süresi, kabul edildikleri yarıyıl/yıl çıkarılarak hesaplanır.</p>

<p>(6) Dikey geçiş sınavı (DGS) ile kayıt yaptıran veya ders muafiyeti talebinde bulunan öğrencilerin azami öğrenim süresi, muaf sayılan derslerin AKTS kredi toplamı dikkate alınarak, kayıt oldukları programa intibak ettirildikleri yarıyıl/yıl çıkarılarak hesaplanır.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Eğitim ve Öğretim, Akademik Danışmanlık, Sınav ve Değerlendirme ile İlgili Esaslar</p>

<p><strong>Öğrenim ücreti</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Üniversitede eğitim-öğretim ücretlidir ve eğitim-öğretim ücreti yıllık alınır. Yıllık eğitim-öğretim ücretleri ve ödeme esasları her yıl Mütevelli Heyet tarafından belirlenerek ilan edilir.</p>

<p>(2) Programlara devam edebilmek için öğrencinin, ilgili mevzuat hükümlerine göre Mütevelli Heyet tarafından belirlenen öğrenim ücretini ödemesi gerekir.</p>

<p><strong>Yabancı dil eğitim-öğretimi ve yabancı dil sınavları</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Üniversitenin Yabancı Diller Yüksekokulu, Yabancı Diller Bölümü tarafından İngilizce hazırlık sınıfı ve yabancı dil derslerinin eğitim-öğretiminde uygulanacak usul ve esaslar Senatonun onayı ile belirlenir.</p>

<p>(2) Öğretim dili Türkçe olan bölüm ve programlarda, ilgili mevzuat hükümlerine göre; yabancı dil yeterliliğini belgelemek suretiyle yabancı dil muafiyet sınavından muaf olan ve yabancı dil muafiyet sınavına girip başarılı olan öğrencilerin zorunlu yabancı dil dersleri Yabancı Diller Yüksekokulu tarafından harf başarı notu ile değerlendirilir. Bu notlar öğrencinin GNO hesabına katılır. Yabancı dil muafiyet sınavına girip başarısız olanlar ya da muaf olmadıkları halde yabancı dil muafiyet sınavına girmeyenler, zorunlu yabancı dil derslerinde, bu derslerin yer aldığı yarıyıllarda aldıkları harf başarı notu ile değerlendirilir. Bu notlar öğrencinin GNO hesabına katılır.</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim türleri ve modelleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Üniversitede örgün öğretim ve uzaktan öğretim türlerinde eğitim-öğretim yapılabilir.</p>

<p>(2) Uygulanacak olan eğitim-öğretim türü ve uygulamaya yönelik kuralları ilgili kurulların önerisi üzerine Senatonun kararı ile belirlenir.</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim yılı</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Bir eğitim-öğretim yılı yarıyıl sonu sınavları hariç, her biri en az on dört hafta (yetmiş iş günü) olarak güz ve bahar yarıyıllarından oluşur. Gerekli hallerde bu süre Senato tarafından değiştirilebilir. Dersler, yarıyıl esasına göre düzenlenir.</p>

<p>(2) Uzaktan öğretim, YÖK’ün belirlediği ilgili usul ve esaslar ile aynı usul ve esaslar kapsamında alınan Senato kararları uyarınca YÖK onayı ile yürütülür.</p>

<p>(3) Eğitim-öğretim yılının kapsadığı kayıt, ders, sınav ve benzeri faaliyetlerin süreleri ve tarihleriyle ilgili hususlar, Senatonun onayladığı akademik takvimde belirtilir.</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim programları, dersler ve akademik danışmanlık</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Eğitim-öğretim programları, öğrencilere akademik ve mesleki yeterlilik kazandırılmasını amaçlayarak ilgili programdan mezun olabilmek için başarı ile tamamlanması gereken ön lisans programları için en az 120 AKTS, lisans programları için en az 240 AKTS’lik teorik ders, laboratuvar, uygulama, proje, staj ve benzeri çalışmalardan oluşur.</p>

<p>(2) Programlarda yer alacak teorik ders, laboratuvar, uygulama, proje, staj ve benzeri çalışmaların saat değerleri, kredileri ve detaylarını içeren planlar fakültelerde ve yüksekokullarda bölüm başkanlığınca, meslek yüksekokullarında meslek yüksekokulu müdürlüğünce ilgili kurullara önerilir. Program, ilgili kurulda kabul edildikten sonra, Senatonun onayı ile kesinleşir. Bu programlarda yapılacak değişiklikler ile açılacak veya kaldırılacak dersler hakkında aynı yöntem uygulanır.</p>

<p>(3) Eğitim-öğretim programında yer alan dersler; zorunlu, zorunlu alan dışı, seçimlik alan ve seçimlik alan dışı olmak üzere gruplara ayrılır. Her öğrenci, kayıtlı bulunduğu programdaki zorunlu dersleri, zorunlu alan dışı dersleri ve seçimlik alan dersleri ile seçimlik alan dışı derslerini almak ve başarıyla tamamlamakla yükümlüdür.</p>

<p>(4) Bir eğitim-öğretim yılında açılacak SA ve SAD derslerden öğrenci alacağı dersleri, kendi ilgi alanı ve isteği doğrultusunda, akademik danışmanının yardımıyla belirler.</p>

<p>(5) Mikrokredi sistemi, Senatonun belirlediği esaslar kapsamında yürütülür.</p>

<p>(6) İlgili kurul tarafından belirlenen koşullar dâhilinde alınabilen dersler, koşullu ders olarak adlandırılır. Koşullu dersler, bölüm/program başkanlığınca ilgili kurula önerilir, kurulun ve Senatonun onayından sonra kesinleşir.</p>

<p>(7) Zorunlu alan dışı dersler ve gerektiğinde diğer dersler Senato kararı ile ilgili mevzuata uygun olarak uzaktan öğretim yoluyla da verilebilir.</p>

<p>(8) Lisans programına devam eden öğrencilerin, bütünleşik yüksek lisans programı kapsamında ders alabilmelerine ilişkin usul ve esaslar, ilgili mevzuata uygun olarak Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(9) Lisans ve ön lisans programlarında kayıtlı öğrencilere verilecek akademik danışmanlık süreçlerinde uygulanacak usul ve esaslar, Senato tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Ders yükü, ders ekleme, ders bırakma ve dersten çekilme</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Her yarıyıl için ilgili eğitim-öğretim programında belirtilen derslerin AKTS kredileri toplamı, o yarıyılın normal ders yükünü oluşturur. Öğrencinin alabileceği dersler, 13 üncü maddede yer alan hükümlere göre belirlenir. Ancak öğrenci birinci ve ikinci yarıyılın muaf olduğu dersler dışında kalan normal ders yükünü almak zorundadır. Bu ders yüklerinden çekilemez/bırakamaz ve bu yarıyıllarda normal ders yükünün üzerine çıkamaz. Ders muafiyeti nedeniyle ilgili yarıyıldaki ders yükü azalan öğrenciler, bu maddede belirtilen kısıtlamalar çerçevesinde ve üst yarıyıllara ait dersleri alabilir.</p>

<p>(2) Her yarıyıl başında öğrenciler, akademik takvimde belirtilen süreler içinde, bağlı olduğu eğitim-öğretim programına göre ÖBYS üzerinden alabileceği dersleri seçerek şahsen onaylar ve kaydını tamamlar. Ders değişikliği ise sadece akademik takvimde yer alan tarihlerde yapılabilir. Yapılan ders değişiklikleri bu Yönetmelik hükümleri göz önünde bulundurularak akademik danışmanın onayı ile gerçekleştirilir. Ancak, gerekli hallerde, ilgili yönetim kurulunun kararı istenir.</p>

<p>(3) Son iki yarıyılda (ön lisans için üçüncü ve dördüncü yarıyıl, lisans için yedinci ve sekizinci yarıyıl) olan öğrenciler hariç, herhangi bir yarıyılda bir öğrencinin kredi yükü 17 AKTS kredisinden az olamaz. Normal ders yükünden fazla kredi almak isteyen öğrencilerin durumu, 19 uncu maddeye göre değerlendirilir.</p>

<p>(4) Öğrenciler; 19 uncu ve 20 nci maddelerde belirtilen ders yükü ile ilgili kısıtlamalar saklı kalmak koşulu ile akademik takvimde belirtilen süreler içinde, kendi istekleri ve akademik danışmanlarının onayı ile yarıyıl kayıtları sırasında almış oldukları derslerden bazılarını bırakabilir/dersin şube değişikliğini yapabilir ve/veya yeni dersler alabilir.</p>

<p>(5) Öğrenci; yarıyıl başından itibaren, derslerin bitiminden dört hafta önce, 19 uncu ve 20 nci maddelerde belirtilen ders yükü ile ilgili kısıtlamalar saklı kalmak koşulu ile F, FD, Z ve V notu aldığı dersler haricinde akademik takvimde belirtilen süreler içinde, kendi isteği ve akademik danışmanının onayı ile her yarıyıl en çok bir dersten çekilebilir.</p>

<p><strong>Ders ve uygulamalara devam</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Öğrenciler; ilgili fakülte, yüksekokul, meslek yüksekokulu veya Rektörlüğe bağlı bölümlerin belirlediği esaslar doğrultusunda teorik derslere en az yüzde yetmiş (%70), uygulamalı teorik dersler ile laboratuvar, uygulama ve proje gibi uygulamalı derslere en az yüzde seksen (%80) devam etmek ve yarıyılı kapsayan her türlü sınava ve öğretim elemanlarının uygun gördüğü her yarıyıl başında akademik pakette ve/veya DYS’de bölüm/program/öğretim elemanı tarafından ilan edilen diğer çalışmalara katılmakla yükümlüdür. Uzaktan öğretim yoluyla verilen dersler için de aynı devam koşulları aranır. Öğrencilerin devam durumlarının izlenmesi, ilgili öğretim elemanının yükümlülüğündedir. Ancak, ara sınav tarihlerini kapsayan sağlık raporları kabul edilenler hakkında, 26 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.</p>

<p>(2) Devamsızlık sınırını aştığı belgelenen öğrenci, o dersin yarıyıl sonu ve yarıyıl sonu bütünleme sınavına alınmaz.</p>

<p><strong>Sınavlar ve değerlendirme</strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Sınavlar; ara sınav, ara sınav mazeret sınavı, yarıyıl sonu sınavı, yarıyıl sonu bütünleme sınavı, muafiyet sınavı ve üç ders sınavlarından oluşur. Sınavların kurallara uygun yapılmasından ilgili öğretim elemanları ve sınav gözetmenleri sorumludur.</p>

<p>(2) Öğrencilere bir yarıyılda; bitirme projesi, proje, staj ve benzeri dersler dışında her dersten en az bir ara sınav, bir yarıyıl sonu sınavı ve yarıyıl sonu bütünleme sınavı uygulanır. Öğretim elemanı, uygun gördüğü takdirde ödev, laboratuvar ve benzeri çalışmaları ara sınav olarak değerlendirebilir ve sonuçlar akademik takvimde belirtilen süre içinde öğrencilere ÖBYS üzerinden ilan edilir. Her yarıyıl sonunda öğrencilere başarı notu verilirken, ara sınav ve yarıyıl sonu sınavı ya da yarıyıl sonu bütünleme sınavı sonuçları, yarıyıl içi çalışmaları ve derse devamları göz önünde tutulur. Ağırlıkların belirlenmesinde ilgili öğretim elemanı yetkilidir. Öğretim elemanı, yarıyıl başında değerlendirme ölçütlerini öğrencilere duyurur ve ilgili bölüm/program başkanlığına bilgi verir. Dersle ilgili tüm evrak, yarıyıl sonunda bölüm/program başkanlığına teslim edilir.</p>

<p>(3) İş yeri uygulamaları veya stajlar ile işletmede mesleki eğitim ve uygulamalı derslerin eğitim-öğretimine ilişkin usul ve esasları, Senato tarafından belirlenir. Eğitim-öğretim programındaki tüm derslerini başaran öğrenciler dâhil, stajını tamamlamayan veya başarısız olan öğrenciler, akademik takvimde belirtilen tarihlerde kayıt yenileme işlemi yaparak staj dersine kayıt yaptırmak zorundadır.</p>

<p>(4) Ara sınav, yarıyıl sonu sınavı, yarıyıl sonu bütünleme sınavları ve üç ders sınavı tarihleri ile sonuçları ÖBYS’de öğrenciye ilan edilir.</p>

<p>(5) Yarıyıl sonu bütünleme sınavına, mezuniyet koşulunu yerine getirmiş olanlar hariç, ilgili yarıyıl sonunda kayıtlı olduğu derslerden C’nin altında notu olan öğrenciler katılabilir. İlgili yarıyıl sonunda oluşan en yüksek not başarı notudur.</p>

<p><strong>Başarı notları</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Öğrencilere, kayıtlı oldukları her ders için aşağıdaki harf notlarından biri, dersin öğretim elemanı tarafından verilir:</p>

<p>a)</p>

<p><u>Notlar</u> <u>Katsayı</u></p>

<p>A 4,0</p>

<p>A- 3,7</p>

<p>B+ 3,3</p>

<p>B 3,0</p>

<p>B- 2,7</p>

<p>C+ 2,3</p>

<p>C 2,0</p>

<p>C- 1,7</p>

<p>D+ 1,3</p>

<p>D 1,0</p>

<p>D- 0,7</p>

<p>F 0,0</p>

<p>FD 0,0</p>

<p>b) Ayrıca, aşağıdaki harf notlarından;</p>

<p>1) E: Yarıyıl içi çalışmaları eksik,</p>

<p>2) F: Başarısız,</p>

<p>3) FD: Devamsızlıktan başarısız,</p>

<p>4) P: Ders devam ediyor,</p>

<p>5) V: Dersten çekilmiş,</p>

<p>6) Y: Kredisiz olarak alınan dersten başarılı,</p>

<p>7) Z: Kredisiz olarak alınan dersten başarısız,</p>

<p>olarak tanımlanır.</p>

<p>(2) Herhangi bir dersten F, FD ve Z notunu alan öğrenci, o dersten başarısız sayılır. Hazırlık sınıfında devamsız öğrenciler için FD notu verilir ve başarısız sayılır.</p>

<p>(3) Ders devam koşulunu sağladığı halde, yarıyıl sonu sınavına giremeyen veya yarıyıl sonu bütünleme sınavı sonrasında başarısız olan öğrenciye F notu verilir. F notu alan öğrenci, dersi tekrar ettiğinde devam zorunluluğunu yerine getirmekle yükümlü değildir.</p>

<p>(4) Herhangi bir dersten FD notunu alan öğrenci, o dersten başarısız sayılır. FD notu; derse devam koşulunu yerine getirmemiş olan öğrenciye verilir. FD notu alan öğrenci dersi tekrar etmesi durumunda devam zorunluluğunu yerine getirmekle yükümlüdür.</p>

<p>(5) Başarı notunu yükseltmek amacıyla ders tekrarı yapan bir öğrenci, devam zorunluluğunu yerine getirmekle yükümlü değildir.</p>

<p>(6) Yarıyıl sonu sınavlarına girdiği halde, yarıyıl içi çalışmalarında eksiklikleri olan öğrenciye E notu verilir. Öğrenci, o dersin yarıyıl sonu sınavı tarihinden itibaren on iş günü içinde eksiklikleri tamamlamak zorundadır. Bu sürenin uzatılmasına, öğrencinin başvurusu ve ilgili öğretim elemanının onayı ile ilgili bölüm/program başkanı karar verir ve durumu ÖİDB’ye bildirir. Bu süre içinde gerekli çalışmaları tamamlayan öğrenciye başarı notu verilir, tamamlayamayan öğrencinin notu ise F’ye dönüşür.</p>

<p>(7) V notu, dersten çekilen öğrenciye verilir.</p>

<p>(8) Başka yükseköğretim kurumlarından geçiş yapmış, ayrılmış ya da mezun olmuş olan öğrencilerin Üniversiteye kayıt yaptırmaları ve muafiyet talebinde bulunmaları halinde daha önce almış oldukları derslerden, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca eşdeğerliği kabul edilen derslere Senato tarafından kabul edilen not dönüşümlerine göre başarı notu verilir.</p>

<p>(9) Diğer sistemlerdeki notların Üniversite not sistemine dönüşüm esasları Senato tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Notların açıklanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Başarı notları, akademik takvimde belirtilen sürelerde ÖBYS üzerinden ilgili öğretim elemanının onayı ile kesinleşir.</p>

<p>(2) Öğrencilerin başarı notları, GNO’ları ve toplam kredi güncellemeleri akademik takvimde belirtilen tarihte ÖBYS’de ilan edilir.</p>

<p>(3) Notlarda bir değerlendirme hatası olup olmadığının belirlenmesini isteyen öğrenci, akademik takvimde belirtilen sürelere göre, iki iş günü içinde ÖBYS üzerinden ilgili dekanlığa/müdürlüğe başvuruda bulunur. Başvurular, ilgili bölüm/program başkanlığı tarafından kurulan ve en az üç öğretim üyesinden/öğretim görevlisinden oluşan bir komisyonca, başvuruların bitiş süresinden itibaren üç iş günü içinde değerlendirilir. Sonuç, dekanlık/müdürlük veya Rektörlük kanalıyla ÖİDB’ye bildirilir.</p>

<p>(4) Başarı notlarında herhangi bir hata olması halinde, ilgili öğretim elemanının hatayı gerekçeli bir yazıyla öğrencinin kayıtlı olduğu dekanlık ya da müdürlüğe en geç ilgili yarıyılın yarıyıl sonu bütünleme sınav tarihlerine kadar bildirmesi gerekir. Sonuç, ilgili dekanlık ya da müdürlük tarafından ÖİDB’ye bildirilir.</p>

<p>(5) Her türlü öğrenci sınav evrakı ve ders başarı listeleri, sınava giriş tarihinden itibaren ilgili mevzuat hükümleri kapsamında, sınav evrakı teslim ve saklama usullerine uygun olarak saklanır.</p>

<p><strong>Not ortalamaları ve öğrencilerin başarı durumlarının izlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Öğrencilerin başarı durumları, tamamladıkları yarıyılda almış oldukları derslere ait başarı notları kullanılarak hesap edilen YNO ve kayıtlı oldukları eğitim-öğretim programında almış oldukları tüm derslere ait başarı notları kullanılarak hesap edilen GNO ile izlenir.</p>

<p>(2) YNO, öğrencinin o yarıyıl izlediği derslerin her birinden aldığı başarı notlarına karşılık gelen katsayılar ile derslerin AKTS kredi değerlerinin çarpılmasıyla bulunan sayıların toplamının, aynı derslerin AKTS kredi değerleri toplamına bölünmesi ile elde edilir. GNO ise, öğrencinin kayıtlı olduğu eğitim-öğretim programına başlamasından itibaren aldığı ve muaf sayıldığı derslerin tümü göz önüne alınarak aynı yöntemle hesaplanır. YNO ve GNO noktadan sonra iki hane olarak ifade edilir.</p>

<p>(3) Not ortalamalarının hesabında, A’dan FD’ye kadar olan notlar hesaba katılır. P, E, V, Y, Z notları hesaba katılmaz. Ancak, öğrencinin toplam kredi hesabında P, Y ve Z notları değerlendirmeye alınır. GNO’nun hesaplanmasında, tekrar edilen derslerde alınan en yüksek not dikkate alınır.</p>

<p>(4) GNO’ları 2,00 ve daha yüksek olan öğrenciler başarılı öğrenci sayılır. Başarılı öğrenciler, içinde bulundukları yarıyılın normal ders yüküne ek olarak en fazla 16 AKTS’ lik ders alabilir. Ancak, zorunlu staj ders kredileri fazla ders yüklerine dâhil değildir.</p>

<p>(5) GNO’ları 2,00’dan düşük olan öğrenciler, başarısız öğrenci sayılırlar. Başarısız öğrenciler, staj dersi hariç olmak üzere içinde bulundukları yarıyılın normal ders yükünden fazla ders alamaz. Başarısız öğrenci iken GNO’sunu 2,00 ve üzerine çıkartan öğrenciler başarılı öğrenci olarak öğrenimlerine devam ederler.</p>

<p>(6) Ön lisans ve lisans program sürelerinin son iki yarıyılında (ön lisans için üçüncü ve dördüncü yarıyıl, lisans için yedinci ve sekizinci yarıyıl) olan başarısız öğrenciler, alabilecekleri ders yüküne ek olarak staj dersi hariç olmak üzere en çok 8 AKTS’lik fazla ders alabilir.</p>

<p>(7) Her eğitim-öğretim yılı başında GNO, öğrencinin tamamladığı son yarıyıl veya diğer yükseköğretim kurumundan yaz öğretiminde ders almış ise yaz öğretimi sonundaki genel not ortalamasına göre belirlenir.</p>

<p>(8) Yaz öğretimi Senatonun belirlediği esaslar kapsamında yürütülür.</p>

<p>(9) Mezuniyet koşullarını sağlayarak ilişiği kesilme durumuna gelen öğrenciler yaz öğretiminde ders alamaz.</p>

<p>(10) Başarısız dersi bulunmayan ve disiplin cezası almamış olan öğrencilerden, herhangi bir eğitim-öğretim yılı sonunda GNO’su 3,00-3,49 (3,49 dâhil) arasında olanlar onur öğrencisi, GNO’su 3,50-4,00 arasında olanlar ise yüksek onur öğrencisi olarak kabul edilir.</p>

<p><strong>Ders tekrarı</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Başarılı ve başarısız öğrenciler, F, FD, Z ve V notu aldıkları zorunlu dersleri, bağlı bulundukları eğitim-öğretim programında dersin ait olduğu yarıyıl esas alınarak ilgili dersin açıldığı güz veya bahar yarıyılında almak zorundadır. Bu derslerin AKTS kredi toplamı (stajlar hariç), ilgili yarıyılın normal ders yükünü aşıyorsa, öğrenci stajlar hariç olmak üzere yalnızca normal ders yükü kadarını alabilir. Ayrıca varsa 19 uncu maddede belirtilen fazla kredi hakkını, bu dersleri açıldıkları ilk yarıyılda tekrar almak için kullanmakla yükümlüdür.</p>

<p>(2) Başarı sağlanamayan veya V notu alınan SA veya SAD ders yerine, programda yer alan başka bir SA veya SAD ders alınabilir.</p>

<p>(3) Öğrenciler, GNO’larını yükseltmek amacıyla, ders yükü ile ilgili hükümler saklı kalmak koşuluyla, C-, D+, D ve D- notu aldıkları dersleri tekrarlayabilirler. 22 nci maddede belirtilen mezuniyet koşullarını sağlayan öğrenciler bu haktan yararlanamazlar.</p>

<p><strong>Öğrenim süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> (1) Üniversitede ön lisans eğitim-öğretim programlarının normal süresi dört, lisans eğitim-öğretim programlarının normal süresi sekiz yarıyıldır. Yabancı dil hazırlık sınıfları bu sürelere dâhil değildir. Azami öğrenim süresi dolan öğrenciler için uygulamalar, 2547 sayılı Kanunun ilgili hükmü ve Yükseköğretim Kurulunun kararları doğrultusunda ve Senato kararı ile yürütülür.</p>

<p>(2) Öğrencinin kayıtlı olduğu programda geçirdiği her yarıyıl/yıl, kayıt yenileyip yenilemediğine bakılmaksızın azami öğrenim süresinden sayılır.</p>

<p>(3) Öğrencinin bulunduğu yarıyıl ve sınıf, ilgili lisans veya ön lisans programının ders programında yer alan yarıyıllık kredi yükü esas alınarak ve öğrencinin F, FD, Z ve P notu haricinde başarı notu belirlenerek oluşan tüm derslerin AKTS kredi yükü toplamı üzerinden aşağıdaki biçimde hesaplanır:</p>

<p>Ön lisans</p>

<p><u>Yarıyıl</u> <u>Sınıf</u> <u>Tamamlanan AKTS Kredi Aralığı</u></p>

<p>1 1 0-20</p>

<p>2 1 21-55</p>

<p>3 2 56-85</p>

<p>4 2 86-120</p>

<p></p>

<p>Lisans</p>

<p><u>Yarıyıl</u> <u>Sınıf</u> <u>Tamamlanan AKTS Kredi Aralığı</u></p>

<p>1 1 0-20</p>

<p>2 1 21-45</p>

<p>3 2 46-75</p>

<p>4 2 76-105</p>

<p>5 3 106-140</p>

<p>6 3 141-175</p>

<p>7 4 176-200</p>

<p>8 4 201-240</p>

<p>(4) Lisans öğrenimlerini tamamlamayan veya tamamlayamayan öğrencilere, 18/3/1989 tarihli ve 20112 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Lisans Öğrenimlerini Tamamlamayan veya Tamamlayamayanların Ön Lisans Diploması Almaları veya Meslek Yüksekokullarına İntibakları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ön lisans diploması verilir. Alınacak olan diplomada “bu diploma alan belirtmemekte sadece ön lisans derecesini belgelemektedir.” ibaresi yer alır.</p>

<p>(5) Meslek yüksekokuluna intibak için bir lisans programının en az dört yarıyılının bütün derslerinden veya o lisans programının en az yüzde altmışından başarılı olup da lisans programını tamamlamayan veya tamamlayamayanlar, Üniversite ile ilişkilerinin kesildiği tarihten itibaren altı ay içinde Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına dilekçe ile müracaat etmeleri şartıyla meslek yüksekokullarının benzer ve uygun programlarına intibak ettirilebilirler.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Mezuniyet Koşulları, Diplomalar, Disiplin İşlemleri, Kayıt Sildirme ve</p>

<p>İlişik Kesme, Kayıt Dondurma ve Mazeretler</p>

<p><strong>Mezuniyet koşulları ve diplomalar</strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Kayıtlı oldukları ön lisans ve lisans eğitim-öğretim programlarının tüm gereklerini yerine getiren, GNO’su 2,00 veya daha yüksek olmak koşulu ile ön lisans için en az 120 AKTS kredisine, lisans için en az 240 AKTS kredisine sahip olan öğrenciler, mezuniyet koşullarını sağlamış sayılırlar. Bunlardan, mezuniyet şartlarını yerine getirerek ilişik kesme işlemlerini gerçekleştirenlere;</p>

<p>a) Mezuniyet koşullarını, kayıtlı oldukları fakülte ve bölümlerde yerine getiren öğrencilere, bitirdikleri eğitim-öğretim programının özelliklerini belirten bir lisans diploması ve diploma eki,</p>

<p>b) Mezuniyet koşullarını, kayıtlı oldukları meslek yüksekokulu programlarında yerine getiren öğrencilere, bitirdikleri eğitim-öğretim programının özelliklerini belirten bir ön lisans diploması ve diploma eki,</p>

<p>c) Öğrencilere, diploma hazırlanana kadar bir defaya mahsus olmak üzere, altı ay süreli geçici mezuniyet belgesi,</p>

<p>verilir.</p>

<p>(2) Altı ay süreli verilen geçici mezuniyet belgesinin, diploma alınırken iadesi gerekmez.</p>

<p>(3) Üniversiteden mezun olan öğrencilere, GNO’larını, devam ettikleri bölüm ya da programda aldıkları ders, proje, laboratuvar, bitirme projesi, staj, atölyeler ve bunlardan sağladıkları başarıyı gösteren bir öğrenim belgesi (transkript) düzenlenir ve diploma ekinde mikrokredi sistemi kapsamındaki faaliyetleri belirtilir. Ayrıca, Senato kararları doğrultusunda, öğrencilerin öğrenim süreleri boyunca, bilgisayar, yabancı dil veya mesleki formasyon gibi tamamlayıcı alanlardaki yeterliliklerini gösteren belgeler verilebilir.</p>

<p>(4) Mezuniyet hakkını kazanan ve öğrenimleri süresince herhangi bir disiplin cezası almamış olan öğrencilerden GNO’su 3,00 ile 3,49 (3,49 dâhil) arasında olan mezun öğrencilere onur belgesi, GNO’su 3,50 ve üstü olan mezun öğrencilere ise yüksek onur belgesi diplomaları ile birlikte verilir.</p>

<p>(5) 24 üncü maddede belirtilen ilişik kesme işlemlerini gerçekleştiren öğrencilerin, kendilerine veya diploma teslimi ile ilgili resmî vekâletname verdikleri vekillerine diploma veya geçici mezuniyet belgesi ile ekleri verilir.</p>

<p>(6) Belge geçerlilik süresinden önce geçici mezuniyet belgesini veya diplomasını kaybedenler ülke çapında dağıtımı yapılan bir gazeteye kayıp ilanı verirler. Bu ilanda kayıp edilen belgenin tam adı, nereden alındığı, mezuniyet tarihi ve kaybedilmesinden dolayı geçersiz olduğu belirtilir. Belgesini kaybeden kişi, bir dilekçe ekinde kayıp ilanının çıktığı gazeteyi ÖİDB’ye teslim eder.</p>

<p><strong>Disiplin</strong></p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> (1) Öğrencilerin disiplin iş ve işlemleri, 2547 sayılı Kanuna göre yürütülür. Disiplin cezası nedeniyle Üniversiteden uzaklaştırılan öğrenciler, bu süre içinde öğrenim ücretini ödemekle yükümlüdürler. Bu süre içinde ödenen ücretler iade edilmez. Üniversiteden uzaklaştırma disiplin cezası alan öğrencilerin, ceza aldıkları süre öğrenim süresinden sayılır.</p>

<p><strong>Kayıt sildirme ve ilişik kesme</strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) Kendi isteği ile Üniversitedeki kaydını sildirmek isteyen öğrenci şahsen ya da Üniversiteden kayıt silme ile ilgili resmi vekâletname verdiği vekili aracılığıyla ÖİDB’ye başvurur. Bu öğrencinin içinde bulunduğu yarıyıl ücretinin tamamını ödemesi gerekir. Öğrenci Bilgi Yönetim Sistemi üzerinden ilişik kesme işlemi yürütülerek, ilgili yönetim kurulu kararıyla öğrencinin kaydı silinir. İlgili yönetim kurulu kararının Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına bildirilmesi ile öğrencinin Üniversite ile ilişiği kesilir, dosyasındaki diploma ve diğer belgeler kendisine ya da ilgili resmi vekâletname verdiği vekiline geri verilir.</p>

<p>(2) Üniversiteden yatay geçiş yapmasında engel bulunmadığına dair belge alarak başka bir yükseköğretim kurumuna yatay geçiş başvurusunda bulunan öğrencilerin, yatay geçişlerinin kabul edildiğinin ve kayıt işlemlerinin tamamlandığının ilgili yükseköğretim kurumu tarafından Üniversiteye yazılı olarak bildirilmesi hâlinde, ilgili yönetim kurulu kararıyla kayıtları silinir ve Üniversite ile ilişiği kesilir, dosyasındaki diploma ve diğer belgeler ilgili yükseköğretim kurumuna gönderilir.</p>

<p>(3) Üniversiteden çıkarılma cezası alan öğrencinin 2547 sayılı Kanun hükümlerine göre, ilgili yönetim kurulu kararı ile kaydı silinir, Üniversite ile ilişiği kesilir, dosyasındaki diploma ve diğer belgeleri geri verilir.</p>

<p>(4) Üniversiteden mezun olarak ayrılan veya Üniversite tarafından kaydı silinen öğrenciler hakkında ilişik kesme işlemi, Öğrenci Bilgi Yönetim Sistemi üzerinden gerçekleştirilir. İlişik kesme ve kayıt silme işlemleri tamamlanan öğrencilerin istemeleri halinde, kendilerine öğrenim durumlarını gösteren bir belgeyle birlikte kayıt sırasında ÖİDB’ye teslim ettiği diplomaları ve diğer belgeleri şahsen ya da Üniversiteden kayıt silme ya da ilişik kesme ile ilgili resmi vekâletname verdikleri vekillerine de verilir. Üniversiteden ayrılan öğrencilerin tüm öğrencilik hakları sona erer.</p>

<p><strong>Kayıt dondurma ve kayıt açtırma</strong></p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> (1) Öğrencilerin kayıt dondurabilmesi için ilgili yarıyıla ait kayıt işlemlerini tamamlamış ve öğrenim ücretini ödemiş olmaları gerekir. Kayıt dondurma işlemi akademik takvimde ilan edilen süreler içinde ÖBYS üzerinden yapılır. Bu başvurular, ilgili yönetim kurulu tarafından karara bağlanır. Kayıt dondurma işlemi akademik takvimde ilan edilen süreler içinde yapılır. Kayıt dondurma işlemlerinde ilgili yarıyıl için varsa ders kayıtları iptal edilir. Aynı eğitim-öğretim yılı içinde kayıt açtırmak isteyen öğrenciler başvurularını ÖİDB’ye yaparlar.</p>

<p>(2) Öğrencilerin bir seferde iki yarıyıl, tüm öğrenim sürelerinde toplam dört yarıyıl kayıt dondurma hakkı vardır. Yabancı dil hazırlık sınıfında kayıtlı öğrencilerin bir dönem kayıt dondurma talepleri ilgili yönetim kurulu tarafından değerlendirilir. Askerlik, tedavi süreci, tutukluluk ve mahkûmiyet durumlarında ise bir seferde tüm kayıt dondurma hakkı kullanılabilir. Ayrıca rahatsızlığı ve tedavi sürecinin devam etmesi nedeniyle kayıt dondurma talebinde bulunan öğrenciler ile hükümlü öğrenciler için mazereti ilgili yönetim kurulu tarafından değerlendirilerek dört yarıyıldan fazla kayıt dondurabilmesine karar verilebilir. Bu süreler, öğrenim süreleri dışında tutulur. Öğrenci, kaydını dondurduğu süre içinde yapılan sınavlara giremez, girdiği takdirde aldığı not geçersiz sayılır.</p>

<p>(3) Kaydı dondurulan öğrenciler, bu süre içinde izinli sayılırlar.</p>

<p>(4) Kayıt dondurma durumunda, ödenen öğrenim ücreti iade edilmez. Kayıt açtırılan eğitim-öğretim yılının öğrenim ücretinden mahsup edilir.</p>

<p>(5) Öğrencilerin kayıtları, aşağıda belirtilen haklı ve geçerli nedenlerin varlığı halinde dondurulabilir:</p>

<p>a) Öğrencinin, bir sağlık kurumundan alacağı sağlık raporuyla belgelenmiş, sağlıkla ilgili mazeretinin olması.</p>

<p>b) Mahallin en büyük mülkî amiri tarafından verilecek bir belge ile belgelenmiş olması şartıyla, doğal afetler nedeniyle öğrencinin öğrenimine ara vermek zorunda kalması.</p>

<p>c) Öğrencinin, tecil hakkını kaybetmesi veya tecilinin kaldırılması suretiyle askere alınması.</p>

<p>ç) Öğrencinin, yabancı dil öğrenmek amacıyla yurt dışına gideceğini beyan etmesi.</p>

<p>d) Yükseköğretim kurumundan süreli uzaklaştırma veya çıkarma cezası alan öğrenciler dışında, öğrencinin tutukluluk ve mahkûmiyet hâli.</p>

<p>e) İlgili yönetim kurulunca haklı ve geçerli kabul edilen ekonomik, ailevi ve benzeri nedenlerin ortaya çıkması.</p>

<p>(6) Kayıtları dondurulmuş öğrenciler, sürenin bitiminde yarıyıl kayıtlarını yenileyerek öğrenimlerine kaldıkları yerden devam ederler. Sağlık nedeni ile kayıtlarını dondurmuş olan öğrenciler, süresinden önce ya da süresinin sonunda kayıt açtırmak isterlerse, sağlık durumlarının düzeldiğini sağlık raporu ile belgelendirmek zorundadırlar.</p>

<p>(7) İki yarıyıl kayıt dondurmuş olan öğrenciler, kayıtlarının dondurulmuş olduğu ilk yarıyılın sonunda, öğrenimlerine devam etmek istedikleri takdirde, ÖİDB’ye dilekçe ile başvurarak kayıt açtırabilirler.</p>

<p>(8) Kayıt dondurulduğunda, öğrencilerin Üniversiteye girişte verdiği belgeler geri verilmez.</p>

<p><strong>Mazeretler</strong></p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> (1) Yarıyıl sonu sınavlarının, yarıyıl sonu bütünleme sınavlarının ve üç ders sınavının mazereti yoktur. Ancak, Rektörlük veya Üniversite Yönetim Kurulu tarafından görevlendirilmeleri nedeniyle yarıyıl sonu sınavı ve yarıyıl sonu bütünleme sınavlarına giremeyen öğrenciler için mazeret sınav hakkı tanınır.</p>

<p>(2) Kayıt dondurma dışında, öğrencilerin ara sınavlar ile ilgili mazeretleri, aşağıda belirtilen haklı ve geçerli nedenlerin varlığı halinde ilgili bölüm/program başkanlıkları tarafından değerlendirilir:</p>

<p>a) Bir sağlık kurumundan alınan ve Üniversite tarafından onaylanan sağlık raporu veya resmî belge.</p>

<p>b) Ölüm ve defin tarihleri ile akrabalığın belgelenmesi kaydıyla, birinci ve ikinci derece yakınının ölümü.</p>

<p>c) Belgelenmesi kaydıyla Üniversitedeki derslerin sınav saatlerinin çakışması, ÖSYM tarafından yapılan sınavlar, toplumsal olaylar, kazalar ve doğal afetler.</p>

<p>ç) Öğrencinin askerlik tecil hakkını kaybetmesi veya tecilinin kaldırılması suretiyle askere alınması.</p>

<p>d) Burs, staj gibi imkânların doğması ve belgelenerek öğrencinin bölüm/program başkanlığına bildirmesi veya Üniversite tarafından görevlendirilmesi gibi nedenlerle öğrencinin Üniversite dışında bulunması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>e) Öğrencinin tutukluluk hali.</p>

<p>f) İlgili yönetim kurulu tarafından kabul edilebilecek diğer hallerin ortaya çıkması hali.</p>

<p>(3) Haklı ve geçerli mazereti olan öğrencilerden, en az iki günlük sağlık raporu alan öğrencilerin rapor süresinin bitimini izleyen üç iş günü içinde; sağlık sorunları dışında mazereti olan öğrencilerin ise mazeretin meydana geldiği tarihten sonraki beş iş günü içinde mazeretlerine ilişkin belgelerini ilgili bölüm/program başkanlığına teslim etmeleri gerekir. İlgili bölüm/program başkanlığı, ara sınavlar ile ilgili mazeretleri karara bağlayarak gerekirse mazeret sınavı yapar veya öğrenciye eksik olan çalışmalarını tamamlama hakkı verir. Mazereti kabul edilen öğrenci, mazeretli olduğu süre içinde yapılan sınavlara giremez girdiği takdirde aldığı not geçersiz sayılır.</p>

<p>(4) Mazeret sınavına giremeyen öğrencilere bir daha mazeret sınavı yapılmaz.</p>

<p>(5) Kayıt dondurma dışında haklı ve geçerli nedenlerle izinli sayılan, tutukluluğu kovuşturmaya yer olmaması veya beraat kararı ile sona eren veya sağlık raporu alan öğrenciler, raporlu veya izinli geçen süreler için öğrenim ücretini öderler.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Engelli öğrenciler</strong></p>

<p><strong>MADDE 27-</strong> (1) İlgili yönetim kurulu ve Üniversite Yönetim Kurulu engelli öğrencilerin eğitim-öğretim, sınavlar ve Üniversite içindeki ulaşımı konusunda gerekli imkânları sağlar ve önlemleri alır.</p>

<p><strong>Tebligat</strong></p>

<p><strong>MADDE 28-</strong> (1) Her türlü tebligat; öğrencinin Üniversiteye ilk kayıt sırasında bildirdiği veya daha sonra resmi işlemler esnasında beyan ettiği posta adresine taahhütlü olarak gönderilmek ya da Üniversite tarafından verilen e-posta adresine iletilmek, ilgili fakülte/yüksekokul/meslek yüksekokulu/müdürlükte ilan edilmek ya da Öğrenci Bilgi Yönetim Sistemi (ÖBYS) üzerinden duyurulmak suretiyle tamamlanmış sayılır.</p>

<p>(2) Öğrenci, Üniversite tarafından verilen veya dilekçe ile ÖİDB’ye başvurmak suretiyle bildirdiği e-posta adresini aktif durumda tutmak, sürekli e-postalarını takip etmek, Üniversiteye kayıt sırasında bildirdiği adresi değiştiği takdirde yeni adresini ÖİDB’ye on iş günü içinde yazılı olarak bildirmek zorundadır. Öğrencinin takip etmemesi nedeniyle Üniversite tarafından verilen e-posta adresinin aktif olmaması durumunda e-postanın gönderildiği, yanlış veya eksik adres beyan edilmiş adrese yapılmış tebligatlar da tebliğ edilmiş sayılır.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 30-</strong> (1) 25/10/2017 tarihli ve 30221 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İstanbul Kültür Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>İntibak</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümleri, bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce kayıtlı öğrencilere, kazanılmış hakları ve öğretim bütünlüğü göz önünde tutularak uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 31-</strong> (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 32-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-kultur-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="54052"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gemi Geri Dönüşüm Tesislerinin Yetkilendirilmesi Hakkında Yönetmelik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gemi-geri-donusum-tesislerinin-yetkilendirilmesi-hakkinda-yonetmelik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gemi-geri-donusum-tesislerinin-yetkilendirilmesi-hakkinda-yonetmelik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gemi Geri Dönüşüm Tesislerinin Yetkilendirilmesi Hakkında Yönetmelik, 22 Haziran 2026 Tarihli ve 33288 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>GEMİ GERİ DÖNÜŞÜM TESİSLERİNİN YETKİLENDİRİLMESİ HAKKINDA YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı; tesislerin, 7/3/2017 tarihli ve 6931 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 2009 Gemilerin Emniyetli ve Çevreye Duyarlı Geri Dönüşümü Hakkında Hong Kong Uluslararası Sözleşmesi kapsamında yetkilendirilmesine ve çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar ile gemilerin tesislerde geri dönüştürülmesiyle ilgili ihlallere yönelik yaptırımların belirlenmesini ve uygulanmasını temin etmektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik; Ülkemizde faaliyet gösteren gemi geri dönüşüm tesislerine uygulanır.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik, açıkça belirtilmediği müddetçe, Sözleşme kapsamı dışında kalan gemilerin geri dönüşümünü yapan kamu kurum ve kuruluşları tarafından işletilen tesislere uygulanmaz.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik; 14/4/1341 tarihli ve 618 sayılı Limanlar Kanununa, 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununa, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa, 7/3/2017 tarihli ve 6931 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 2009 Gemilerin Emniyetli ve Çevreye Duyarlı Geri Dönüşümü Hakkında Hong Kong Uluslararası Sözleşmesine, 26/9/2011 tarihli ve 655 Sayılı Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 482 nci maddesi ile 490 ıncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Bakanlık: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını,</p>

<p>b) Genel Müdürlük: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğünü,</p>

<p>c) Hak lehtarlığı: Tesisin bulunduğu taşınmazın kullanım hakkının aidiyetini gösteren ve bunu kullanma izni, irtifak hakkı, kira, tapu, işletme hakkı devri, geçici veya kesin devir, ön izin gibi sözleşmelerle ispatlayan belgeyi,</p>

<p>ç) IMO: Uluslararası Denizcilik Örgütünü,</p>

<p>d) İdare: Bir geminin, bayrağını taşımaya yetkili olduğu veya yetkisi altında faaliyet gösterdiği devletin hükümet organını,</p>

<p>e) İTDK: İnceleme, Tespit ve Denetim Komisyonunu,</p>

<p>f) Kıyı tesisi uzmanı: Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş kişiyi,</p>

<p>g) Liman başkanlığı: Gemi geri dönüşüm tesisi ve/veya geri dönüşümle ilişkilendirilmiş geminin bulunduğu liman idari sahasından sorumlu Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bölge liman başkanlığını/liman başkanlığını,</p>

<p>ğ) Rehberler: Avrupa Birliği gemi geri dönüşüm mevzuatı kapsamında hazırlanmış teknik rehberler, Bakanlıkça geliştirilen rehber ve talimatlar ile Sözleşmede atıf yapılan uygulanabilir standart, tavsiye ve rehberleri,</p>

<p>h) Sözleşme: 7/3/2017 tarihli ve 6931 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 2009 Gemilerin Emniyetli ve Çevreye Duyarlı Geri Dönüşümü Hakkında Hong Kong Uluslararası Sözleşmesini,</p>

<p>ı) SRFP: Gemi geri dönüşüm tesis planını,</p>

<p>i) SRP: Gemi geri dönüşüm planını,</p>

<p>j) Tanınmış kuruluş: 18/1/2017 tarihli ve 29952 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gemiler İçin Yetkilendirilmiş Kuruluşlar Yönetmeliğinde tanımlanan kuruluşu,</p>

<p>k Tesis: Gemi geri dönüşüm tesisini,</p>

<p>l) Tesis organizasyonu ve yerleşim planı: Gemi geri dönüşüm tesisinin sınırları ile bu sınırlar dahilindeki mevcut ve planlanan alan, yapı, mahal ve donatılar ile önemli teçhizatın gösterildiği ölçekli planı,</p>

<p>m) Tesis yetkilisi: Sözleşmede geri dönüşüm şirketi olarak tanımlanan, bu Yönetmeliğin ortaya koyduğu tüm görev ve sorumlulukları yerine getirmeyi taahhüt eden gemi geri dönüşüm tesisinin sahibi veya gemi geri dönüşüm tesisinin sahibinden gemi geri dönüşüm faaliyetinin sorumluluğunu alan herhangi bir gerçek veya tüzel kişiyi,</p>

<p>n) Veri tabanı programı: Gemi geri dönüşüm tesislerine ve gemi geri dönüşümü yapılan gemilere ilişkin bilgilerin girildiği Genel Müdürlükçe hazırlanan programı,</p>

<p>o) Yetkilendirilmiş kuruluş: Gemiler İçin Yetkilendirilmiş Kuruluşlar Yönetmeliği çerçevesinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yetkilendirilen kuruluşu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelikte yer almayan tanımlar için Sözleşmede belirtilen tanımlar esas alınır.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Yetkilendirme</p>

<p><strong>Gemi geri dönüşüm planı </strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Tesis yetkilisince, bir geminin geri dönüştürülmesinden önce rehberler dikkate alınarak gemiye özgü bir SRP hazırlanır. SRP hazırlanırken, SRFP’de yer almayan veya özel işlemler gerektiren her nevi gemiye özel hususlar göz önüne alınır. Gemi geri dönüşümü, SRP’ye uygun şekilde gerçekleştirilir.</p>

<p>(2) SRP Türkçe hazırlanır. Onaylanan SRP, tesis yetkilisince İngilizce, Fransızca veya İspanyolca dillerinden birine tercüme edilir.</p>

<p>(3) SRP onayı başvurusu, gemiyi geri dönüştürecek tesis veya tesisler tarafından Bakanlığa yapılır.</p>

<p>(4) Başvurunun teslim alındığına dair bildirim üç iş gün içinde Bakanlık tarafından tesis yetkilisine, donatana ve ilgili idareye iletilir.</p>

<p>(5) Bakanlığın koordinasyonunda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ve gerekli görülmesi halinde ilgili diğer Bakanlıkların uygun görüşü alınmak suretiyle SRP Bakanlık tarafından onaylanır veya reddedilir.</p>

<p>(6) Bakanlık, SRP’nin değerlendirilmesine yönelik olarak ilgili kurumların katılımıyla oluşacak bir komisyon marifetiyle çalışma yapılması dahil olmak üzere sürecin daha etkin yürütülmesi için gerekli düzenlemeleri yapabilir.</p>

<p>(7) Bakanlık, SRP’nin onay veya reddine ilişkin kararın yazılı bildirimini tesis yetkilisine, donatana ve idareye iletir.</p>

<p>(8) SRP değerlendirme ve onayına ilişkin ücretlere dair hususlar ilgili Bakanlıklarca ayrıca düzenlenir. Belirlenen ücretin yatırıldığına dair makbuz onay başvurusunda Bakanlığa ibraz edilir.</p>

<p>(9) SRP onaylanması öncesinde kıyı tesisi uzmanı tarafından içeriğinin rehberlere uygunluğu kontrol edilir. Kontrol eden kıyı tesisi uzmanı ve kontrol tarihi SRP’de belirtilir.</p>

<p><strong>Gemi geri dönüşüm tesis planı </strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Gemi geri dönüşüm yetki belgesi talebinde bulunan tesis yetkilisi, rehberleri de göz önünde bulundurarak tesisi için SRFP hazırlar ve gerektiği hallerde günceller. Bu plan tesisin yönetim kurulu veya tesisin uygun idari organı tarafından onaylanır.</p>

<p>(2) Tesisteki bütün faaliyetler SRFP’ye uygun şekilde gerçekleştirilir.</p>

<p>(3) SRFP’de yapılan değişiklikler gemi geri dönüşüm yetki belgesinin yenilenmesini gerektirmez. SRFP’de yapılan değişiklikler Bakanlığa bildirilir.</p>

<p>(4) Gemi geri dönüşüm yetki belgesi başvurularının değerlendirilmesinde ana doküman SRFP’dir. Gerçekleştirilen saha denetimlerinde SRFP’de izah edilen prosedürlerin tesis tarafından uygulamasının gözlemlenmesi amaçlanır.</p>

<p>(5) Gemi geri dönüşüm yetki belgesi verilen tarihteki ortaklık yapısı ve sonrasında gerçekleşen değişikliklere ilişkin bilgiler SRFP’de yer alır.</p>

<p>(6) Tesis atık yönetim planının onaylandığını gösteren üst yazı ile tesis organizasyonu ve yerleşim planı SRFP ekinde yer alır.</p>

<p>(7) SRFP onaylanması öncesinde kıyı tesisi uzmanı tarafından içeriğinin rehberlere uygunluğu kontrol edilir. Kontrol eden kıyı tesisi uzmanı ve kontrol tarihi SRFP’de belirtilir.</p>

<p><strong>Tesis organizasyonu ve yerleşim planı </strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Tesis yetkilisi, tesis organizasyonu ve yerleşim planını Genel Müdürlüğün belirlediği usul ve esaslara uygun şekilde hazırlar ve tesisteki faaliyetlere ve tesisin fiili durumuna uyumsuz olduğu hâllerde günceller. Tesis organizasyonu ve yerleşim planında yapılan değişiklik sonrası, yeni planın sayısal örneği ile değişikliğe ilişkin açıklayıcı bilgi Genel Müdürlüğe sunulur.</p>

<p><strong>Gemi geri dönüşüm yetki belgesi başvurusu</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Sözleşme kapsamında olan gemileri geri dönüştürecek tesisler rehberler göz önünde bulundurularak yetkilendirilir. Bu yetkilendirme işlemi, gerekli belgelerin kontrolü ve saha denetimini içerir.</p>

<p>(2) Gemi geri dönüşüm yetki belgesi başvurusu için tesis yetkilisi aşağıdaki belgeler veya belgelerin örnekleri ile Bakanlığa başvurur:</p>

<p>a) Başvuru dilekçesi.</p>

<p>b) Ticaret sicil tasdiknamesi.</p>

<p>c) SRFP.</p>

<p>ç) İTDK ücretinin yatırıldığına dair makbuz.</p>

<p>(3) Başvuru, üç ayı aşmayan bir süre içinde Bakanlık tarafından değerlendirilir.</p>

<p>(4) Sunulan dokümanların içeriğinin kontrolü yapılır ve daha sonra saha denetimi gerçekleştirilir. İncelemede diğer kurum veya kuruluşlarca gerçekleştirilen inceleme ve denetimlere ait belgelerden de yararlanılabilir.</p>

<p>(5) Saha denetiminin amacı sunulan belgelerle birlikte sahada gerçekleştirilen operasyonların bu Yönetmelik, Sözleşme ve rehberlere uygunluğunu doğrulamaktır. Saha denetiminde, sunulan belgeler ile tesiste gerçekleştirilen faaliyetlerin tutarlılığı kontrol edilir. Saha denetiminde tesisin geri dönüşüm faaliyetleri incelenir ve rehberlerde belirtilen hususlar dikkate alınır. Tesiste gerçekleştirilen ilk saha denetiminde faaliyetlerin genelinin gözlemlenebilmesi ve ilgili tüm personel ile görüşülebilmesini temin etmek için tesis yetkilisi bilgilendirilir.</p>

<p>(6) Bu Yönetmelikte tesisler için belirlenen şartlar ile gerekliliklerin karşılandığını göstermesi amacıyla saha denetimi öncesinde, esnasında veya sonrasında ilave bilgi ve belge istenebilir. Tesis yetkilisi, gerekli kolaylık ve iş birliğini sağlamakla yükümlüdür.</p>

<p>(7) İTDK tarafından gerçekleştirilen belge ve saha denetimi sonrasında oluşturulacak rapor Bakanlığa sunulur. Bakanlık, sunulan rapor üzerinden değerlendirme yapar.</p>

<p>(8) Bu Yönetmelik gerekliliklerini karşıladığı değerlendirilen tesise gemi geri dönüşüm yetki belgesi düzenlenir. Gemi geri dönüşüm yetki belgesi düzenlenmesinin uygun görülmediği durumlarda tesis yetkilisine belge düzenlenmesine mâni olan eksiklikler hakkında bilgi verilir.</p>

<p>(9) Eksikliklerin giderilmesinden sonra tesis yetkilisi tarafından Bakanlık bilgilendirilir. Eksikliğin niteliği ve niceliği ile eksikliğin giderilme süresi dikkate alınarak Bakanlıkça doküman üzerinden inceleme yapılması sonrasında belge düzenlenmesine, başvurunun ilave bilgi ve belgelerle ve/veya saha denetimi yapılarak değerlendirilmesine veya başvurunun olumsuz neticelenmesine karar verilir. Saha denetimi yapılarak değerlendirilmeye devam edilmesi hâlinde tesis yetkilisince ilgili İTDK ücreti yatırılır.</p>

<p>(10) Eksikliklerin bildiriminden sonra en geç kırk beş gün içinde giderilmemesi, eksikliğin olası olumsuz etkisinin büyüklüğü ile eksiklik giderilmesine yönelik başvurunun yetersiz bulunması nedenlerinden en az birinin olması ve bu madde gereklerinin karşılanmadığı durumlarda başvurunun olumsuz neticelenmesine karar verilir.</p>

<p>(11) Olumsuz neticelenen başvurularda yetkilendirme için yeni başvuru yapılır.</p>

<p><strong>Gemi geri dönüşüm yetki belgesi düzenlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca bu Yönetmelik hükümlerine uygunluğuna kanaat getirilen tesise Bakanlık tarafından beş yıla kadar geçerli gemi geri dönüşüm yetki belgesi düzenlenir.</p>

<p>(2) Tesis yetkilisi, gemi geri dönüşüm yetki belgesi geçerlilik süresi dolmadan en az altmış gün öncesinde bu belgenin yenilenmesi için Bakanlığa başvuru yapar. Bu süreden önce Genel Müdürlüğe talepte bulunmayan ve talebe yönelik incelemesi belge geçerlilik tarihinden önce neticelenmeyen tesisin gemi geri dönüşüm yetki belgesi geçerliliğini yitirir. Bu süreden önce başvuru yapılmışsa Bakanlığın değerlendirmesi sonuçlanıncaya kadar tesis faaliyete devam eder.</p>

<p>(3) Gemi geri dönüşüm yetki belgesi ücretinin yatırıldığına dair makbuz, gemi geri dönüşüm yetki belgesi verilmeden önce Bakanlığa ibraz edilir.</p>

<p>(4) Gemi geri dönüşüm yetki belgesi, belgenin düzenlendiği tesis dışında başka bir gerçek ve tüzel kişi veya tesis tarafından kullanılamaz veya devredilemez.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Tesis Gereklilikleri, İTDK ve Denetim</p>

<p><strong>Tesis gereklilikleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Yetkilendirilen bir tesiste; insan sağlığına ve çevreye menfi etkilerin önlenmesi, tehlikeli maddelerin emniyetli ve çevreye duyarlı yönetimi amacıyla Sözleşme ve rehberler dikkate alınarak prosedürler geliştirilmesi ve uygulanması gerekir.</p>

<p>(2) Tesisler, Sözleşme ve rehberleri dikkate alarak aşağıda belirtilen hususları yerine getirmekle yükümlüdür:</p>

<p>a) Gemi geri dönüşüm faaliyetinin güvenli ve çevreye duyarlı şekilde yapılabilmesine imkân sağlayacak şekilde tasarlanmış, inşa edilmiş ve işletiliyor olmak.</p>

<p>b) Hizmet amacına uygun olarak inşa edilmiş bina ve yapı ile açık ve kapalı alanlarda faaliyet göstermek.</p>

<p>c) Çalışanlar ve tesisin çevresindeki nüfus için sağlık riskleri ile gemi geri dönüşümü sebebiyle çevreye olan olumsuz etkileri önlemek, en aza indirmek ve mümkün olduğu ölçüde ortadan kaldırmak amacıyla yönetim ve izleme sistemleri, prosedürler ve teknikler geliştirmek.</p>

<p>ç) SRFP hazırlamak ve bu plana uygun faaliyet göstermek.</p>

<p>d) Gelgit bölgesini de içerecek şekilde her türlü sızıntının kontrol edilebilirliğinin gösterimi dahil olmak üzere, insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkileri çevre mevzuatı kapsamında önlemek.</p>

<p>e) Aşağıdakiler dahil olmak üzere, güvenli ve çevreye duyarlı şekilde tehlikeli maddelerin ve atıkların yönetimini ve depolanmasını sağlamak:</p>

<p>1) Gemi geri dönüşümünün her safhasında, gemide bulunan tüm tehlikeli maddelerin, çevre mevzuatına uygun yönetiminin sağlanması ve çevreye salıverilmesini engelleyecek şekilde muhafazası ve ayrıca tehlikeli maddelerin ve gemi geri dönüşüm sürecinde ortaya çıkan atıkların, yalnızca etkili tahliye sistemleri olan sızdırmaz zeminlerde işleniyor olması ve atıkların geçici depolandığı alanlar için geçici depolama izni alınması.</p>

<p>2) Gemi geri dönüşüm faaliyeti sonucu oluşan tüm atıkların yönetiminde 2/4/2015 tarihli ve 29314 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Atık Yönetimi Yönetmeliği ile getirilen yükümlülüklere uyulması.</p>

<p>f) Acil durum planları hazırlamak, ilgili kurum ve kuruluşlardan onay almak, muhafaza etmek ve plan gerekliliklerini sağlamak; yangın söndürme ekipmanları ve araçları, ambulanslar ve vinçler dahil olmak üzere, acil müdahale ekipmanının, gemiye ve tesisin her bölgesine hızlı erişimini sağlayacak tedbirleri almak.</p>

<p>g) Tesiste gerçekleştirilen faaliyetler için uygun kişisel koruyucu donanım kullanılmasını temin etmek dahil olmak üzere çalışanların güvenliğini ve eğitimini sağlamak.</p>

<p>ğ) Olaylar, kazalar, meslek hastalıkları ve kronik etkiler hakkında kayıt tutmak ve kurumlar tarafından istenildiği takdirde, çalışanların güvenliği, insan sağlığı ve çevre için risk oluşturan veya oluşturma ihtimali bulunan tüm bulguları, olayları, kazaları, meslek hastalıkları veya kronik etkileri raporlamak.</p>

<p>h) Gemi geri dönüşümü faaliyetine yönelik ulusal ve uluslararası sorumluluklarını yerine getirmek.</p>

<p><strong>Tesis güvenliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Tesis yetkilisi; çalışan, araç ve iş makinelerinin tesise giriş ve çıkışının kontrol altında tutulabilmesi için tesis sınır güvenliğine yönelik altyapıyı sağlar. Bu altyapı tesiste ve mümkün mertebe geri dönüştürülen gemilerde bulunan çalışanlar ve misafirler dahil tüm kişilerin sayısının belirli bir anda sorgulanabilmesine imkân sağlar.</p>

<p>(2) Tesiste; çalışanların ve araçların giriş-çıkış yaptığı alanlar, güvenliği sağlayıcı ve giriş-çıkış kayıtlarının tutulabileceği şekilde düzenlenir. Giriş-çıkış kayıtları en az üç ay süreyle tesis yetkilisince saklanır.</p>

<p>(3) Tesis, sınır ve çalışma alanlarının görüntülenebildiği kapalı devre kamera sistemi ile kontrol edilir. Görüntü kayıtları en az iki ay veya bir geminin tesiste geri dönüştürülme süresinden hangisi uzun ise o süreyle tesis yetkilisi tarafından saklanır.</p>

<p><strong>Saha düzeni</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Tesis alanı organizasyonu ve yerleşim planında gösterilen alanlar uygun şekilde birbirinden ayrılır.</p>

<p>(2) Gemilerin emniyetli ve güvenli bir şekilde tesise yanaştırılması ve sabitlenmesi için gerekli altyapı ve donanım bulundurulur.</p>

<p>(3) Tesiste yer alan bölümler, yapılar ve alanlar uygun tanıtıcı ve uyarıcı işaret levhaları ile donatılır. Bölüm, yapı ve alanların girişlerinde; gerekli ise yetkili veya sorumlu personelin bilgileri belirtilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(4) Tesis içi yollar; en az kıyı çizgisine kadar ambulans, itfaiye ve ağır iş makinelerinin ulaşabileceği özellikte inşa edilir ve açık tutulur. Geçici atık depolama alanı ile dolum gerektiren tanklar gibi alan ve yerler için uygun genişlikte tesis içi yol tanzim edilir. Tesis içi yol, acil durum toplanma alanı olarak kullanılmaz.</p>

<p>(5) Tesis, gemi geri dönüşümünden kaynaklı hiçbir tehlikeli madde ve atığın deniz veya toprak ortamı ile temas etmeyeceği şekilde inşa edilir ve faaliyet süresince gerekli çevresel önlemler alınır.</p>

<p>(6) Sıvı atıkların deniz veya toprak ortamı ile temas etmemesini sağlamak için alınan tedbir ile sisteme ilişkin proje SRFP’de izah edilir. Sistemin projesinde kapasite ve atıkların geçici depolanacağı alanlar gösterilir.</p>

<p>(7) Gemi, tesise yanaştırıldıktan sonra geri dönüşümü tamamlanana kadar oluşabilecek kirliliğin yayılmasını önlemek amacıyla gerekli tedbirler alınır.</p>

<p><strong>İnsan sağlığına ve çevreye yönelik olumsuz etkilerin önlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Tesiste bulunan ve aşağıda ana başlıkları ile belirtilen teçhizat, donanım ve iş makinelerinin periyodik muayeneleri; teçhizatın imalatçısı veya Türk Akreditasyon Kurumundan ilgili teçhizat, donanım ve iş makinalarının periyodik muayeneleri konusunda akredite olmuş A tipi muayene kuruluşlarına yaptırılır. Periyodik muayenesi için yetkilendirilmiş Türk Akreditasyon Kurumundan yetkili A tipi muayene kuruluşu bulunmayan teçhizat için Bakanlığın talimatına göre işlem yapılır. Periyodik kontrol, test ve kalibrasyonla ilgili raporlar tesiste muhafaza edilir:</p>

<p>a) Kaldırma ve iletme makineleri.</p>

<p>b) Basınçlı kaplar.</p>

<p>c) Kazanlar.</p>

<p>ç) Atmosferik depolama tankları.</p>

<p>d) Yangından korunma sistemleri.</p>

<p>e) Elektrik tesisatı.</p>

<p>f) Asansörler.</p>

<p>(2) Gemide gerçekleştirilen gaz ölçüm işlemleri SRFP ve SRP’de izah edilir.</p>

<p>(3) Geri dönüştürülen gemide, çalışan giriş ve çıkışına elverişli, en az biri acil çıkış olarak belirlenmiş, birbirinden mümkün mertebe uzak ve tesisin kaçış yolu olarak belirlenmiş alanları ile bütünlük arz eden en az iki farklı gemi giriş/çıkış alanı belirlenir. Zorunlu hallerde kaldırma donanımı ve uygun sepet vasıtasıyla çalışanların gemiden nakledilebilir olması alternatif giriş/çıkış yolu olarak kabul edilir.</p>

<p>(4) Tesis yetkilisince; tesisin deniz çevresine olan etkilerinin detaylı olarak belirlenmesi ve zamana bağlı değişiminin izlenmesi amacıyla su kolonunda, deniz sedimanında ve biyotada Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenmiş kriter ve parametreler kullanılarak yıllık izleme çalışmaları yapılır ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına sunulur. Bu konuda gerçekleştirilen iş ve işlemlere, Sözleşme kapsamında tesis tarafından hazırlanan dokümanlarda yer verilir.</p>

<p><strong>Bildirimler</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Sözleşme kapsamında yapılan ihlal bildirimi ve bilgi veya rapor talepleri Bakanlık tarafından değerlendirilir. Farklı kurum ve kuruluşları ilgilendiren durumlarda ilgili kurum ve kuruluşların görüşüne başvurulabilir ve ortak çalışma yapılabilir. Sözleşme kapsamında yapılan ihlal bildiriminin değerlendirilmesi neticesinde, bu Yönetmelik, Sözleşme ve/veya rehberlerin ihlal edildiği tespit edilirse Bakanlık ihlale karşılık olarak belirlenen idari yaptırımı uyguladıktan sonra Sözleşme uyarınca gereken bildirimleri yapar.</p>

<p>(2) Tesis yetkilisi gerçekleşen kazayı en geç bir saat içinde Bakanlığa bildirir.</p>

<p>(3) Tesis yetkilisi, insan sağlığı ve/veya çevreye zarar veren olayları ve kazaları da içeren bir raporu tamamlanma bildirimi ile birlikte Bakanlık ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına gönderir.</p>

<p>(4) Tesiste meydana gelen kaza veya olayın yetkilendirme şartlarının sürdürülememesi neticesinde meydana geldiğine yönelik şüphe oluşursa Bakanlık tarafından kaza veya olay ile nedenlerine yönelik idari inceleme gerçekleştirilir. Tesis yetkilisi; bu inceleme esnasında gerekli kolaylık ve iş birliğini sağlamak, delilleri muhafaza etmek ve sorulacak sorulara cevap vermekle yükümlüdür. İdari inceleme sürecinde Bakanlık tarafından tesis faaliyetlerinin kısıtlanması dahil olmak üzere ilave tedbir ve düzenleme istenebilir. Bakanlık tarafından gerçekleştirilen idari inceleme, diğer kurum veya kuruluşların kaza ve olayla ilgili yapmakla yükümlü oldukları denetim, inceleme ve raporlamalardan bağımsızdır ve onlara engel veya dayanak teşkil etmez.</p>

<p>(5) Tesis yetkilisi; herhangi bir olay, kaza, meslek hastalığı veya iş sağlığı ve güvenliği ile çevre üzerine olumsuz etkisi olan veya olabilecek kronik etkileri Bakanlığa bildirir. Bu bildirim; olay, kaza, meslek hastalığı ve kronik etkilerin tanımı, sebebi, yapılan müdahaleler, sonuçları ve alınan düzeltici önlemleri içerir. Bu bildirim en az üç sene boyunca tesiste saklanır.</p>

<p>(6) Bildirimler ilgili kurumlarla iş birliği içerisinde değerlendirilir.</p>

<p><strong>İnceleme, tespit ve denetim komisyonu </strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) İTDK, en az üç kişiden oluşacak şekilde oluşturulur.</p>

<p>(2) İTDK üyelerinin en az ikisi üniversitelerin en az dört yıllık fakültelerinden mezun olan mühendis olmak zorundadır. Bakanlık tarafından İTDK’da görev alacakların niteliği, eğitimi ve yeterli bilgi, deneyim ve beceri şartları belirlenir.</p>

<p>(3) Gerçekleştirilen inceleme ve denetimlerde gerek görülmesi halinde numune alma, analiz, test, kalibrasyon, ölçüm ve ilave ekipman temini gibi ihtiyaç duyulabilecek her türlü hususa ilişkin giderler, tesis yetkilisi tarafından karşılanır.</p>

<p>(4) İTDK marifetiyle yapılan program dışı denetimler ve tesis yetkilisinin belgelendirmeyle ilişkili talep ve şikayetlerinden bağımsız denetimler bilabedel gerçekleştirilir.</p>

<p>(5) Tesis yetkilisi, İTDK üyelerinin tesise ve gemiye girişi-çıkışı ile yapacağı çalışmalar esnasında gereken emniyet ve güvenlik tedbirlerini alır. Tesis yetkilisi; İTDK’nın ihtiyaç duyacağı her türlü kişisel koruyucu donanım, bilgi, belge, araç, gereç ve teçhizatı sağlar.</p>

<p>(6) Bakanlık, İTDK’nın çalışma usul ve esaslarına ilişkin ilave düzenlemeler yapabilir.</p>

<p>(7) İTDK marifetiyle mahallinde yapılan incelemede gemi geri dönüşüm yetki belgesine yönelik koşulların sağlanıp sağlanmadığı ve yetkilendirme için sunulmuş belgelerin geçerliliğini koruyup korumadığı kontrol edilir.</p>

<p><strong>İnceleme ve denetim</strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Gemi geri dönüşüm yetki belgesine sahip bir tesisin faaliyetine devam edebilmesi için Sözleşme, rehberler ve bu Yönetmelikte belirlenmiş koşulların sağlandığının teyidine yönelik incelemeler gemi geri dönüşüm yetki belgesi geçerlilik süresince gerek görülen zamanlarda Bakanlık tarafından yapılabilir. Yetki belgesi süresinin yaklaşık olarak ortasına gelen bir zamanda en az bir defa olmak kaydıyla bir denetim gerçekleştirilir.</p>

<p>(2) Bakanlık; tesislerin bu Yönetmeliğe, Sözleşmeye ve rehberlere uygun hareket edip etmediklerini her zaman denetleme yetkisine sahiptir. Bu kapsamda İTDK marifetiyle, tesise bildirim yapılmadan ve bir takvime bağlanmadan program dışı denetimler gerçekleştirilebilir.</p>

<p>(3) Bakanlık, aynı bölgede faaliyet gösteren tesislerin denetim ve incelemelerini eş zamanlı yapabilmek için gemi geri dönüşüm yetki belgelerinin geçerlilik tarihlerinden en fazla iki ay önceki veya sonraki bir tarihte denetim yapabilir.</p>

<p>(4) Denetim sonucuna ilişkin uygulamanın, belge geçerlilik tarihinden erken veya geç yapılması durumunda; bir sonraki belge geçerlilik tarihi, belgenin ilk yayımlandığı tarih dikkate alınarak hesaplanır.</p>

<p><strong>Veri tabanı programı </strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Tesisler, veri tabanı programına kaydolmak ve istenilen bilgileri güncellemekle yükümlüdür.</p>

<p>(2) Faaliyeti sonlanan tesise ait veri tabanı kaydı Genel Müdürlük tarafından kapatılır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Gemi Geri Dönüşüm Faaliyeti</p>

<p><strong>Ön bildirim</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Geri dönüşüm için bir gemiyi kabul etmeye hazırlanan tesis, geri dönüşüme yönelik niyetini, Sözleşmede belirtilen bilgileri içerir şekilde uygun zamanda yazılı olarak Liman Başkanlığına bildirir.</p>

<p>(2) Gemi geri dönüşümü planlanan bir gemi için, Uluslararası Geri Dönüşüme Hazır Sertifikası alındığı zaman tesis yetkilisi, liman başkanlığına geminin geri dönüşüm için planlanan başlangıç tarihini bildirir. Bu bildirim, Sözleşmeye uygun şekilde Bakanlıkça istenen diğer ilave bilgilerle Uluslararası Geri Dönüşüme Hazır Sertifikasının bir kopyasını içerir. Bu bildirim yapılmadan gemi tesise yanaştırılmaz ve geri dönüşümüne başlanmaz.</p>

<p><strong>Gemilerin tesise yanaştırılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Geminin tesise yanaştırılması sırasında veya sonrasında emniyet, güvenlik ve çevre kirliliği ile ilgili risklerin oluşacağının değerlendirilmesi durumunda liman başkanlığı tarafından geminin tesise yanaştırma operasyonuna izin verilmez.</p>

<p>(2) Tesise, geri dönüştürülmek amacıyla gemi yanaştırılırken tesis yetkilisi, geminin, tesisin ve üçüncü tarafların faaliyetten olumsuz etkilenmemesi için gerekli emniyet, güvenlik ve çevre kirliliğini önleme ile ilgili tedbirleri alır ve liman başkanlığı tarafından verilecek talimatlara uyar.</p>

<p>(3) Tesise yanaştırılmış geminin deniz tarafına başka bir gemi yanaştırılamaz. Zorunlu nedenlerle gemilerin üst üste bağlanması, komşu parsellerin faaliyetlerine engel olmamak kaydı ve komşu tesislerden alınan muvafakatname ile liman başkanlığının uygun görüşüne tabidir.</p>

<p><strong>Bitişin bildirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Geri dönüştürülmekte olan geminin tüm atıkları ile malzemelerinin, tesisin sızıntı önleyici tedbirlerle donatılmış sızdırmaz zeminine taşınmış ve tesiste belirlenmiş uygun alanlara taşınmış olması durumunda, geminin geri dönüşümü tamamlanmış kabul edilir.</p>

<p>(2) Bir geminin kısmen veya tamamen geri dönüşümü tamamlandığında tamamlama beyanı tesis yetkilisi tarafından on dört gün içinde hazırlanır ve Bakanlığa iletilir. Bakanlık tarafından geri dönüşüm tamamlama beyanı örneği gemiye Uluslararası Geri Dönüşüme Hazır Sertifikasını düzenlemiş olan idareye gönderilir. Bu beyan, Sözleşmede belirtildiği şekilde düzenlenir ve eğer var ise insan sağlığı ve/veya çevreye zarar veren olayları ve kazaları kapsayan bir raporu içerir.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Genel Esaslar ve Yaptırımlar</p>

<p><strong>Genel esaslar</strong></p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> (1) Sözleşme ve rehberlerde uzman kişiler için belirlenmiş görev ve sorumlulukların sadece uzman kişiler tarafından yerine getirilmesi esastır. Tesis yetkilisi, uygun görev ve sorumluluklar için uzman kişi olabilir ve kendisinden başka çalışanları uzman kişi olarak belirli görevler için atayabilir. Tesis yetkilisi, kendisinden başka uzman kişilerce yerine getirilen görev ve sorumluluklar için nihai sorumludur.</p>

<p>(2) Uzman kişi tarafından yerine getirilecek görev ve sorumlulukların tanımı ile uzman kişi olarak atanmış personel, SRFP ve SRP’de açıkça belirtilir.</p>

<p>(3) Kıyı tesisi uzmanı tesis yetkilisince görevlendirilir. Kıyı tesisi uzmanının görev ve sorumluluklarının tanımı ile irtibat bilgileri SRFP ve SRP’de belirtilir.</p>

<p>(4) Bu Yönetmelik kapsamında verilen hizmetler ile düzenlenen belgelere yönelik ücretler, Bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ayrıca belirlenir, güncellenir ve duyurulur.</p>

<p>(5) Bu Yönetmelik kapsamında düzenlenmiş bir belgeye veya bir izne sahip olunması ile yapılmış bildirimler, tesisler ile gemiler için diğer kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili meslek kuruluşları tarafından özel mevzuatına göre verilen ruhsatlar, izinler, denetimler ile tescil ve benzeri işlemlerin mükellefiyetini ortadan kaldırmaz.</p>

<p>(6) Gemi geri dönüşüm tesisi dışında gemi geri dönüşüm işlemi yapılamaz. Gemi geri dönüşüm tesisi dışında bulunan bir geminin, zorunlu hallerde ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının uygun görüşü alınmak kaydıyla bulunduğu yerde geri dönüşümü gerçekleştirilebilir. Yerinde gemi geri dönüşüm esnasında alınacak çevresel tedbirlere ilişkin usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ayrıca belirlenir.</p>

<p>(7) SRFP ve SRP; Sözleşme ve rehberlerde izah edilen hususlara ilave olarak Bakanlık ve diğer ilgili kurum veya kuruluşların talep edeceği bilgi ve belgeleri de içerir.</p>

<p>(8) Bu Yönetmelik, Sözleşmeye taraf olmayan Devletlerin bayrağını taşıyan gemilere ayrıcalıklı muamele yapılmamasını sağlayacak şekilde uygulanır. Bu gemilerin geri dönüşüm işlemlerinde yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından düzenlenmiş belgeler kabul edilebilir. İlgili bildirimler ve gerekmesi durumunda ilave düzenlemeler Bakanlık tarafından yapılır.</p>

<p>(9) Bu Yönetmelikte açıkça belirtilmeyen hususlarda, bu Yönetmelik ve ilgili mevzuata aykırı olmamak üzere Sözleşme ve rehberlerin hükümleri uygulanır.</p>

<p>(10) Bu Yönetmelikte atıf yapılan mevzuat ve rehberlerin güncellenmesi halinde güncellenen metinlere uygun şekilde işlem tesis edilir.</p>

<p>(11) Sözleşmenin kapsamı dışında kalan gemilerin geri dönüşümlerinde makul ve uygulanabilir olduğu ölçüde bu Yönetmelik ile uyumlu şekilde hareket edilmesini temin edecek önlemler Bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından düzenlenir.</p>

<p>(12) Bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Sözleşme ile yetkili otoriteye verilen yetkileri, yetkilendirilmiş veya tanınmış kuruluşlar ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı meslek odaları içerisinden bu konuda yetkilendirdiği kuruluşlara devredebilir. Yetki devri yapılması durumunda verilen yetki kapsamında gerçekleştirilen her türlü inceleme ve denetimlere ilgili Bakanlıklar tarafından dış uzman veya gözlemci olarak katılım sağlanabilir.</p>

<p><strong>Yaptırımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Bu Yönetmelik kapsamında yapılan bir denetim veya inceleme sonucunda bu Yönetmelik hükümlerine uymayanlara, 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre Genel Müdürlük veya Genel Müdürlük adına liman başkanlığı tarafından;</p>

<p>a) Gemi geri dönüşümünü, SRP’ye uygun olarak gerçekleştirmeyen tesis yetkilisine yüz bin Türk lirası,</p>

<p>b) Yerinde gemi geri dönüşüm izni olmadan gemi geri dönüşüm yapıldığının tespiti halinde ayrı ayrı uygulanmak üzere, geri dönüşüm işinin sorumlusu gerçek veya tüzel kişiliğe bir milyon Türk lirası, geri dönüşümde çalışan her bir kişiye yüz bin Türk lirası, geminin donatanına bir milyon Türk lirası, geri dönüşüm yapılan taşınmazın hak lehtarının bir işletme olması durumunda işletme sahibine bir milyon Türk lirası,</p>

<p>c) Faaliyetlerini SRFP’ye uygun şekilde gerçekleştirmeyen tesis yetkilisine yüz bin Türk lirası,</p>

<p>ç) Tesise gemi yanaştırılması operasyonunda 19 uncu madde hükümlerine aykırı hareket eden tesis yetkilisine beş yüz bin Türk lirası,</p>

<p>d) Başlama bildirimini yapmadan gemi geri dönüşüm işine başlayan tesis yetkilisine beş yüz bin Türk lirası,</p>

<p>e) Tesis yetkilisi tarafından, veri tabanı programında yer alan, tesis ve tesis yetkilisiyle ilgili bilgileri güncellenmesi ve geri dönüştürülen gemilerin bilgisinin girilmesi için liman başkanlığı tarafından verilen üç iş günlük sürede eksikliğin giderilmemesi halinde tesis yetkilisine yüz bin Türk lirası,</p>

<p>f) 20 nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süre içinde ve uygun şekilde tamamlama bildirimini yapmayan tesis yetkilisine yüz bin Türk lirası,</p>

<p>g) Faaliyeti sonlandırılan ve yetki belgesi askıya alınan tesiste faaliyet tespit edilmesi durumunda tesis yetkilisine bir milyon Türk lirası,</p>

<p>ğ) Tesis organizasyonu ve yerleşim planının güncel tutulmadığı tepsitinden sonra tesis yetkilisine verilen on iş günlük sürede eksikliğin giderilmemesi halinde tesis yetkilisine yüz bin Türk lirası,</p>

<p>h) Bakanlık tarafından yapılan veya yaptırılan her türlü inceleme ve denetimde İTDK veya bu Yönetmelik kapsamında oluşturulmuş komisyon tarafından istenen bilgi ve belgeleri sunmaktan imtina eden, belge sakladığı tespit edilen, gerekli kolaylık ve iş birliğini sağlamayan tesis yetkilisine beş yüz bin Türk lirası,</p>

<p>ı) Geri dönüşüm için planlanan başlangıç tarihini uygun şekilde bildirmeyen tesis yetkilisine yüz bin Türk lirası,</p>

<p>i) Tesiste durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran tesis yetkilisine bir milyon Türk lirası,</p>

<p>tutarında idari para cezası verilir.</p>

<p>(2) Birinci fıkradaki fiillerin bir takvim yılı içinde ikinci kez tekrarı hâlinde idari para cezaları en fazla bir milyon Türk lirası olmak üzere bir kat artırılarak uygulanır.</p>

<p>(3) İdari para cezasına konu aynı eylemin bir takvim yılı içinde üç kez tekrarlanması halinde tesisin gemi geri dönüşüm yetki belgesi üç ay boyunca askıya alınır.</p>

<p>(4) Cezalara yönelik imzalanmış idari para cezası karar tutanağı düzenlenir. Tutanak düzenleyen aşağıdaki hususları yerine getirmekle yükümlüdür:</p>

<p>a) Tutanaklara ilgili birimin adını açıkça yazmak ve damgasını basmak.</p>

<p>b) Tutanakları imzalayan personelin adının, soyadının, görev unvanının ve sicil numarasının yazılı olduğunu kontrol etmek.</p>

<p>c) Tebliğ mahiyetinde olmak üzere, hakkında tutanak düzenlenen özel veya tüzel kişiliğin imzasını almak ve bir nüshasını vermek, imzalamaktan kaçınanlar için imzadan imtina etti şerhi koymak.</p>

<p>(5) İdari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren bir aylık ödeme süresi içinde vergi dairelerine, cezayı veren birimin muhasebe birimlerine, mal müdürlüklerine ve defterdarlık muhasebe müdürlüklerine ödenir.</p>

<p>(6) İdari para cezasının 1 aylık ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde, cezadan yüzde yirmi beş oranında indirim yapılır.</p>

<p>(7) İdari para cezasına muhatap olanın ekonomik durumunun müsait olmaması hâlinde idari para cezasının ilk taksitinin peşin ödenmesi şartıyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde ödenmesine karar verilebilir.</p>

<p>(8) Süresinde ödenmeyen ve kesinleşen idari para cezaları; 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip ve tahsil edilmek üzere borçlunun gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine, borçlunun gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesi bulunmaması halinde ikametgâhının bulunduğu yerdeki süreksiz vergileri tahsil ile görevli vergi dairesine, birden fazla süreksiz vergi dairesi bulunması hâlinde cezanın takibi hususunda yetkili vergi dairesine bildirilir.</p>

<p>(9) İdari para cezaları genel bütçeye gelir kaydedilir.</p>

<p>(10) Bu maddede yer alan idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu suretle idari para cezasının hesabında bir Türk lirasının küsuru dikkate alınmaz.</p>

<p>(11) İdari Para Cezası Karar Tutanağı, tebligat usulleri ve idari yaptırımların uygulanmasına ilişkin hususlarda 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır.</p>

<p>(12) Tesiste gerçekleştirilen gemi geri dönüşüm faaliyetleri çerçevesinde emniyet, güvenlik veya çevre kirliliği ile ilgili alınması gereken önlemlerin alınmaması veya eksik alınması kaynaklı ciddi risk oluşturabilecek bir husus İTDK tarafından tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, riskin niteliği ve etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak, İTDK tarafından sunulacak rapora istinaden Bakanlık tarafından tesisin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulabilir. Ancak tespit edilen hususun acil müdahaleyi gerektirmesi hâlinde; tespiti yapan İTDK, Bakanlık tarafından karar alınıncaya kadar geçerli olmak kaydıyla işi durdurur. Tesisin tümünde işin durdurulması kararları, mülki idare amiri tarafından kolluk kuvvetleri marifetiyle yirmi dört saat içinde yerine getirilir. Ancak, tespit edilen hususun acil müdahaleyi gerektirmesi nedeniyle verilen işin durdurulması kararı, mülki idare amiri tarafından kolluk kuvvetleri marifetiyle aynı gün yerine getirilir. Tesis yetkilisince işin durdurulmasını gerektiren hususların giderildiğinin Bakanlığa yazılı olarak bildirilmesi sonrasında tespit edilen hususun ortadan kaldırıldığına kanaat getirilmesi durumunda iş durdurma kararı Bakanlık tarafından kaldırılır.</p>

<p>(13) Bu Yönetmelikte yer alan yaptırımların uygulandığı tesis yetkilisi, donatan ile gerçek veya tüzel kişinin yaptırıma konu kabahatini uygun sürede sonlandırmaması ve/veya düzeltici önlemler almaması hâlinde; emniyet, güvenlik veya çevre kirliliği riskine sebep olabileceğinden ilgili mülki idare amirinden faaliyetin durdurulmasını talep eder.</p>

<p><strong>Tesis yetki belgesinin askıya alınması, iptal edilmesi ve geçerliliğini yitirmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> (1) Gemi geri dönüşüm yetki belgesi; belirtilen koşulların gerçekleşmesi hâlinde geçerliliğini yitirir, askıya alınır veya iptal edilir.</p>

<p>(2) Geçerlilik süresi sona eren gemi geri dönüşüm yetki belgesi geçerliliğini yitirir.</p>

<p>(3) İlgili kurum veya kuruluş tarafından faaliyeti geçici olarak durdurulan veya faaliyet göstermesine ilişkin belgesi askıya alınan tesisin gemi geri dönüşüm yetki belgesi, askıya alınır.</p>

<p>(4) İlgili kurum veya kuruluş tarafından faaliyetten men edilen tesisin gemi geri dönüşüm yetki belgesi iptal edilir.</p>

<p>(5) Gemi geri dönüşüm yetki belgesi, tesisin bulunduğu taşınmazın hak lehtarlığı tesis yetkilisi adına son bulduğunda geçerliliğini yitirir.</p>

<p>(6) Gemi geri dönüşüm yetki belgesi verilen tarihteki ortaklık yapısına göre şirket hisselerinin yüzde ellisinden fazlasının devrinin gerçekleşmesi halinde gemi geri dönüşüm yetki belgesi, geçerliliğini yitirir.</p>

<p>(7) 22 nci maddenin on ikinci fıkrasında belirtilen durum ve eksiklikler haricinde bu Yönetmelikte tesisler için belirlenmiş şartlar ile gerekliliklerin karşılanmadığına yönelik tespit edilen uygunsuzlukların giderilmesi için üç aydan fazla olmamak üzere süre verilebilir. Tespit edilen uygunsuzlukların giderildiği tesis yetkilisi tarafından Bakanlığa bildirilir ve Bakanlık tarafından yapılacak değerlendirme neticesinde tesis faaliyetine devam eder. Bu süre içinde uygunsuzlukların giderilmemesi hâlinde gemi geri dönüşüm yetki belgesi iptal edilir.</p>

<p>(8) Gemi geri dönüşüm yetki belgesi askıya alınan tesise, bu işlemin uygulandığı tarihten önce demirde beklemeye alınmış gemi hariç olmak üzere yeni bir geminin yanaştırılmasına müsaade edilmez.</p>

<p>(9) Tesisin kapasitesini veya kara alanını en az yüzde yirmi oranında etkileyebilecek değişimlerde gemi geri dönüşüm yetki belgesi, geçerliliğini yitirir.</p>

<p>(10) Tesisteki faaliyetler, tesisin yetki şartlarını yerine getirmediği sonucunu ortaya koymakta ise tesis yetkilisi durumu Bakanlığa bildirir. Bakanlık bu madde ile 22 nci maddeye uygun şekilde işlem tesis eder.</p>

<p>(11) Gemi geri dönüşüm yetki belgesinin geçerliliğin yitirmesi veya iptal edilmesi hâlinde bu Yönetmelik kapsamında gemi geri dönüşüm yetki belgesi başvurusu yapılır. Gemi geri dönüşüm yetki belgesinin askıya alındığı hâllerde tesis yetkilisi tarafından bu durumun dayanağının ortadan kalkması sonrasında Bakanlık bilgilendirilir ve Bakanlık tarafından değerlendirme yapılarak uygun bulunması hâlinde askıya alma işlemi sonlandırılır.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Kıyı tesisi uzmanı</strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) Kıyı tesisi uzmanının nitelik, eğitim, belgelendirilme koşulları, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları Bakanlık tarafından düzenlenir.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik hükümlerinin etkin yürütülmesi ve kamu kaynaklarının verimli kullanımını temin etmek amacıyla bu Yönetmelikte açıkça belirtilenlere ilave olarak kıyı tesisi uzmanı tarafından sunulacak hizmetler Bakanlık tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> (1) 8/3/2004 tarihli ve 25396 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gemi Söküm Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yerinde gemi geri dönüşümü</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1-</strong> (1) 21 inci maddenin altıncı fıkrası uyarınca yerinde gemi geri dönüşüm esnasında alınacak çevresel tedbirlere ilişkin usul ve esaslar bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten itibaren bir yıl içinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin;</p>

<p>a) 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 6 ncı maddesinin yedinci fıkrası ile 21 inci maddesinin üçüncü fıkrası 31/12/2028 tarihinde,</p>

<p>b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,</p>

<p>yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı birlikte yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gemi-geri-donusum-tesislerinin-yetkilendirilmesi-hakkinda-yonetmelik</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakanligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="14644"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şikayet Hakkı Ne Zaman İftira Suçuna Dönüşür? – II]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sikayet-hakki-ne-zaman-iftira-sucuna-donusur-ii-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sikayet-hakki-ne-zaman-iftira-sucuna-donusur-ii-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Önceki yazımızda, iftira suçunun unsurları ile ihbar ve şikayet yoluyla işlenişini ele aldık. Bu yazıda ise şikayet hakkı ile iftira suçu arasındaki ayrımı, hak arama ve savunma hakkının sınırları ile başvuru sahibinin bilgisi ve isnat amacı üzerinden inceleyeceğiz.</i></p>

<p><strong>IV. Hak Arama Hürriyeti ve Savunma Hakkının Sınırları</strong></p>

<p><strong>Anayasa’nın 36. maddesinde herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, 74. maddesinde ise vatandaşların ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahip bulunduğu kabul edilmiştir. </strong>Hak arama ve başvuru hakkı, kişinin elindeki bilgi ve bulgulara dayanarak yetkili makamlara başvurabilmesini kapsamaktadır. İleri sürülen iddianın doğruluğu ise başvuru üzerine yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda belirlenir. Kişi, doğrudan gözlemlediği olaylara, tanık anlatımlarına, belge ve kayıtlara ya da hukuka aykırılık bulunduğu yönünde kuşkuya neden olan diğer somut bilgilere dayanarak bildiklerini yetkili makama aktarabilir ve araştırma yapılmasını isteyebilir. Başvuru sahibinin mevcut bilgi ve olguları yanlış değerlendirmesi, hukuki nitelendirmede yanılması veya inceleme sonunda iddianın doğrulanamaması, tek başına iftira suçunun oluşması için yeterli olmayacaktır. Suçun oluşabilmesi için failin, mağdurun isnat edilen fiili işlemediğini bildiği halde mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hareket ettiğinin belirlenmesi gerekir. Olayın araştırılması, delillerin toplanması ve hukuki nitelendirmenin yapılması adli ve idari makamlara aittir. Yargıtay, anayasal şikayet hakkı ile iftira suçu arasındaki ayrımda başvuruda ileri sürülen isnadın sonradan doğrulanıp doğrulanmamasının yanında isnadın dayandığı maddi olguları, taraflar arasındaki ilişkiyi, başvuru sahibinin bilgi düzeyini, isnadın niteliğini ve failin mağdurun isnat edilen fiili işlemediğini bilip bilmediğini birlikte değerlendirmektedir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20234907-e-20259883-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 03.12.2025 tarihli, 2023/4907 E., 2025/9883 K. sayılı kararı</a>nda, </strong>sanığın önceden anlaşmazlık yaşadığı şikayetçilerden birinin silahlı saldırıda bulunarak kendisini öldüreceğini, diğerinin ise 2.000 kilogram eroinin silahlı terör örgütü adına yurt dışına çıkarılması olayında örgüt bağlantısının bulunduğunu belirterek Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçeyle ve adliye santralini aramak suretiyle ihbarda bulunduğu, yürütülen soruşturmada şikayetçilerin isnat edilen suçları işlemediklerinin anlaşılması üzerine haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği olayda, sanığın şikayetçilerin bu suçları işlemediklerini bildiği halde haklarında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı fiil isnat etmesinin anayasal şikayet hakkının sınırlarını aşarak iftira suçunu oluşturduğu belirtilerek mahkumiyet hükmü onanmıştır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202419218-e-20257492-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 08.10.2025 tarihli, 2024/19218 E., 2025/7492 K. sayılı kararı</a>nda,</strong> sanığın önceden husumet yaşadığı kardeşi olan katılanın sahte evrak düzenleyerek gerçeğe aykırı Çiftçi Kayıt Sistemi kaydı üzerinden haksız kredi aldığı ve bu suretle kamuyu zarara uğrattığı iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, soruşturma sonucunda katılanın isnat edilen fiilleri işlemediğinin belirlenerek hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği olayda, taraflar arasındaki husumet, şikayet içeriği ve soruşturma dosyası birlikte değerlendirilerek sanığın katılanın bu fiilleri işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı fiil isnat ettiği, eylemin anayasal şikayet hakkının kullanılması kapsamında kalmayıp TCK m.267/1’de düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu belirtilerek beraat hükmünün kaldırılması suretiyle verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-2023635-e-20247513-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 09.10.2024 tarihli, 2023/635 E., 2024/7513 K. sayılı kararı</a>nda, </strong>şüphelinin boşanma sürecinde olduğu eşinin kardeşi olan polis memuru şikayetçinin Diyarbakır’a tayini çıkmasına rağmen ilişiğini kesmediği, ailesinin devlet işlerini kolaylıkla hallettiği ve bu sebeple kendisi ile aile bireylerinin silahlı terör örgütüyle bağlantılı olabilecekleri yönünde ihbarda bulunması üzerine şikayetçi hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütülerek soyut ve genel nitelikteki ihbar dışında delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği olayda, isnatların makul şüpheye, maddi vakıaya ve somut delile dayanmadığı, taraflar arasındaki boşanma sürecinden kaynaklanan husumet ile mesaj içerikleri birlikte değerlendirildiğinde şüpheli hakkında iftira suçundan kamu davası açılmasını gerektiren yeterli şüphenin bulunduğu ve delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığı kararına yönelik itirazın reddi kanun yararına bozulmuştur.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20231363-e-2024792-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 25.01.2024 tarihli, 2023/1363 E., 2024/792 K. sayılı kararı</a>nda,</strong> otoparkın mühürlenmesi ve girişinin beton bariyerlerle kapatılması işlemleri sırasında görevli zabıta memurlarının kendisinden zorla 200 TL istediklerini ileri süren sanığın paranın seri numarasını kaydettikten sonra polisi aradığı, olay yerine gelen zabıta amirinin talebi üzerine paranın zabıta görevlilerinden birinin cebinden çıkarıldığı, zabıta görevlilerinin ise paranın sanık tarafından belediye aracının açık camından içeri atıldığını savundukları ve haklarında tehdit ile icbar suretiyle irtikap suçlarından yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği olayda, ilk derece mahkemesince sanığın parayı zabıta aracına atarak maddi eser ve delil uydurmak suretiyle iftira suçunu işlediği kabul edilmiş ise de sanığın iddiasını ispatlayamamasının tek başına iftira suçunun oluşmasına yeterli olmadığı, taraf ve tanık beyanları, kolluk tutanakları, disiplin incelemesi, idare mahkemesi kararları ve olayın gerçekleşme biçimi birlikte değerlendirildiğinde paranın kim tarafından bırakıldığı ile sanığın katılanlara işlemediklerini bildiği bir fiili isnat ettiği ve iftira kastıyla hareket ettiği hususlarının mahkumiyete yeterli kesinlikte belirlenemediği belirtilerek beraat hükmü, sanık lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi suretiyle düzeltilerek onanmıştır.</p>

<p>Savunma hakkı, kişinin hakkında yürütülen adli veya idari süreçte olayın oluşuna ilişkin açıklamalarını sunmasını, aleyhindeki iddialara cevap vermesini ve lehine olan bilgi ve belgeleri ileri sürmesini kapsamaktadır. Kişinin, hakkındaki suçlamadan veya yaptırım tehdidinden kurtulmak amacıyla, üçüncü kişinin işlemediğini bildiği hukuka aykırı bir fiili o kişiye yüklemesi ve bu kişi hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını sağlamaya elverişli bir isnatta bulunması, savunma hakkının sınırlarını aşarak Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesi kapsamında değerlendirilir. Nitekim uygulamada, savunma sırasında üçüncü kişiye yöneltilen isnatlar bakımından açıklama ile savunma konusu arasındaki bağlantı ve isnadın üçüncü kişi hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını sağlamaya elverişliliği esas alınmaktadır.</p>

<p><strong>V. Failin Bilgisi ve İsnat Amacı</strong></p>

<p>Başvurunun hukuki niteliği, dilekçe, ihbar, şikayet veya araştırma talebi olarak adlandırılmasından çok isnadın içeriği, başvuru anındaki bilgi ve belgeler, bu bilgi ve belgelerin yetkili makama aktarılış biçimi ile başvuru sahibinin amacı esas alınarak belirlenmelidir. Gözlemlenen olayların olduğu gibi aktarılması ve hukuka aykırılık bulunup bulunmadığının araştırılmasının istenmesi hak arama hürriyeti kapsamındadır. Olayın değerlendirilmesini etkileyecek hususların bilinçli biçimde saklanması, isnadın aksini gösteren bilgilerin başvurudan çıkarılması, tanık anlatımlarının anlamının değiştirilmesi veya mevcut kayıtların içeriğine aykırı aktarım yapılması, failin isnat anındaki bilgisinin ve mağdur hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlama amacının belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Başvuruda ihtiyatlı ifadelerin kullanılması da aktarılan maddi vakıalar, başvuru sahibinin bilgisi ve isnatla ulaşılmak istenen amaçla birlikte değerlendirilmelidir. Failin, mağdurun isnat edilen fiili işlemediğine ilişkin bilgisinin belirlenmesinde çoğu kez dolaylı delillerden ve olayın bütün koşullarından yararlanılır. Bu nedenle tanık anlatımları, sağlık raporları, kamera görüntüleri, resmi kayıtlar, bilirkişi raporları, taraflar arasındaki ilişki ve failin olayın gerçek niteliğine ilişkin bilgi düzeyi birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20235150-e-20261116-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 02.02.2026 tarihli, 2023/5150 E., 2026/1116 K. sayılı kararı</a>nda, </strong>sanığın karakolda ifadesi alındığı sırada müşteki tarafından darbedildiği ve hakarete uğradığı iddiasıyla şikayette bulunduğu, bu iddiaların karakolda hazır bulunan tanıkların beyanları ve sağlık raporlarıyla doğrulanmadığı, buna rağmen işlenmediğini bildiği fiilleri müştekiye isnat ederek hakkında soruşturma başlatılmasına neden olduğu belirtilerek iftira suçundan verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202422294-e-20255149-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 23.06.2025 tarihli, 2024/22294 E., 2025/5149 K. sayılı kararı</a>nda,</strong> infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın, kaldığı odada çıkan kavgaya karışmadığı halde başmemur ve iki infaz koruma memuru tarafından geçici odaya götürülerek darbedildiğini, iki infaz koruma memurunun da kapıda beklediğini ileri sürerek beş kamu görevlisi hakkında suç ihbarında bulunduğu olayda, kamera görüntüleri, doktor raporları ve dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirilerek isnatların gerçeği yansıtmadığı ve sanığın işlemediklerini bildiği hukuka aykırı fiilleri aynı suç işleme kararı kapsamında birden fazla kişiye isnat ettiği belirtilerek TCK m.267/1 ve 43/2-1 uyarınca verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-2024244-e-20246373-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 09.09.2024 tarihli, 2024/244 E., 2024/6373 K. sayılı kararı</a>nda,</strong> sanığın şirketiyle katılanların avukatlık yaptıkları dönemde yürütülen davalar ve karşılıklı şikayetler nedeniyle aralarında oluşan husumet üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu dilekçede katılanların belirli bir zihniyetteki adli makamları organize ederek sahte delillerle lehlerine karar verilmesini sağladıklarını, bu kararları veren on bir hakim ve savcıdan yedisinin silahlı terör örgütü mensubu oldukları gerekçesiyle meslekten çıkarıldığını ve katılanların da örgüt üyesi olduklarını ileri sürdüğü, ihbar üzerine katılanlar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmada isnatları destekleyen belge veya başka bir delil bulunamadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği olayda, sanığın katılanların örgüt mensubu olmadıklarını bildiği halde geçmişe dayalı husumet nedeniyle haklarında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı fiil isnat ettiği ve aynı fiille birden fazla kişiye karşı iftira suçunu işlediği belirtilerek TCK m.267/1 ve 43/2 uyarınca verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İsnat edilen hususun failin görev, yetki veya uzmanlık alanına girmesi halinde, mağdurun hukuka aykırı fiili işlemediğini bilme unsuru, sıradan bir başvuru sahibine göre daha sıkı değerlendirilecektir.</strong> Mevzuatı uygulayan, denetleyen veya bu mevzuata göre işlem yapan kamu görevlisi, idareci ya da meslek mensubunun, görev alanına ilişkin düzenlemeleri, yapılan işlemin hukuki dayanağını ve mesleki faaliyetin sınırlarını bilmesi beklenir. Bu kişilerin görevleri gereği sahip oldukları bilgi, deneyim ve erişim imkanı, isnat konusu fiilin hukuka aykırı olup olmadığını değerlendirebilme düzeylerinin belirlenmesinde dikkate alınmaktadır. Failin ilgili işlemin hazırlanmasına veya uygulanmasına katılması, belge ve kayıtlara erişebilmesi ya da aynı alanda mesleki faaliyet yürütmesi, isnada konu eylemin gerçek niteliği hakkındaki bilgi düzeyinin tespitinde önem taşımaktadır. Failin, isnada konu işlemin hukuki dayanağını ve gerçek mahiyetini bildiği halde maddi vakıaları farklı bir anlatımla aktarması, eylemi hukuka aykırı bir fiil olarak mağdura yüklemesi ve mağdur hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla yetkili makama başvurması, Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde yer alan “işlemediğini bildiği halde” ve “sağlamak için” unsurları bakımından belirleyicidir.</p>

<p><strong>VI. </strong><strong>Sonuç</strong></p>

<p>İhbar veya şikayet üzerine yapılan incelemede isnadın doğrulanmaması, iftira suçu bakımından ancak başvuru sahibinin isnat anındaki bilgisi ve amacıyla birlikte anlam kazanır. Başvurunun hukuki niteliği, isnadın içeriği, başvuru sahibinin isnat anında sahip olduğu bilgiler, bu bilgilerin yetkili makama aktarılış biçimi ve başvuru amacı birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir. Kişinin elindeki somut bilgilere dayanarak yetkili makamlara başvurması ve olayın araştırılmasını istemesi, hak arama ve başvuru hakkı kapsamındadır. İftira suçunda ise failin, bir kimsenin işlemediğini bildiği hukuka aykırı bir fiili, o kişi hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla isnat etmesi aranmaktadır.</p>

<p>Kanaatimizce uygulamada üzerinde durulması gereken asıl husus, isnadın gerçeğe aykırı çıkması ile failin bu gerçeğe aykırılığı başvuru anında bilmesi arasındaki farktır. Failin bilgisi ve amacı, taraflar arasındaki ilişki, başvurudan önce sahip olduğu bilgiler, isnadın dayanağı ve olayın yetkili makama aktarılış biçimi birlikte incelenerek belirlenmelidir. İhbar ve şikayet hakkı ile iftira suçu arasındaki sınır belirlenirken, yetkili makamlara başvurma hakkı ile gerçeğe aykırı isnat sebebiyle adli veya idari sürece maruz kalan kişinin hukuki güvenliği birlikte gözetilmelidir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ozer-alisan-ekren" title="Av. Özer Alişan EKREN"><img alt="Av. Özer Alişan EKREN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/06/ozer-alisan-ekren-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-ozer-alisan-ekren" title="Av. Özer Alişan EKREN">Av. Özer Alişan EKREN</a></strong></h4>

<h3><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/sikayet-hakki-ne-zaman-iftira-sucuna-donusur" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">&gt;&gt; Şikayet Hakkı Ne Zaman İftira Suçuna Dönüşür? - I</span></a></strong></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sikayet-hakki-ne-zaman-iftira-sucuna-donusur-ii-1</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/themisis41a.jpg" type="image/jpeg" length="37807"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/244 E., 2024/6373 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-2024244-e-20246373-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-2024244-e-20246373-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 09.09.2024 tarihli, 2024/244 E., 2024/6373 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/244 E., 2024/6373 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>BOZMA ÜZERİNE<br />
İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2023/1116 Esas, 2023/1405 Karar<br />
SUÇ : İftira<br />
HÜKÜM : Mahkumiyet<br />
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılanlar vekilleri<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2017 tarihli ve 24.07.2018 tarihli iddianameleriyle; sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen iftira suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.</p>

<p>2. İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2019 tarihli kararıyla davaların birleştirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>3. İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2020 tarihli kararıyla; sanığın, iftira suçundan (iki kere) 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve cezaların ertelenmesine karar verilmiştir. Kararın sanık müdafileri ve katılanlar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarihli kararıyla; sanığın, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine ve hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarihli kararının katılanlar ve vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05.06.2023 tarihli ilamıyla, hükmün; sanığın iftira suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>5. Mahkemesince; Yargıtay 8. Ceza Dairesinin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 20.11.2023 tarihli kararıyla; sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>1.Katılanlar vekillerinin temyiz istemleri; sanığa az ceza verildiğine, sanığa verilen cezanın 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezanın yarı oranında artırılması gerektiğine ve hükmün sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir.</p>

<p>2.Sanık müdafinin temyiz istemi ise; suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, şüpheye dayanılarak mahkumiyet kararı verilemeyeceğine ve beraat kararı verilmesi gerektiğine, cezanın ertelenmesi gerektiğine ilişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>1.Dava konusu olay; sanığın husumetli olduğu katılanlar hakkında 22.01.2017 tarihli dilekçe ile FETÖ/PDY üyesi olduklarından bahisle asılsız ihbarda bulunarak atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>2. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunun 29.06.2017 tarihli, 2017/64068-47325 Soruşturma ve Karar sayılı kararı ile katılanların örgüt üyesi olmadıkları anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilip; karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.</p>

<p>3. Katılanların 2011-2012 yıllarında avukatlık yaptıkları dönemde sanığın şirketi ile aralarındaki bir kısım davalardan dolayı katılanlarla sanık ve vekili arasında husumet oluştuğu tüm dosya kapsamına göre tespit edilmiştir.</p>

<p>4. Mahkemesince bozma ilamına uyularak sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong><br />
Oluş ve tüm dosya kapsamına göre; katılanların 2011-2012 yıllarında avukatlık yaptıkları dönemde sanığın şirketi ile aralarındaki bir kısım davalardan dolayı katılanlarla sanık ve vekili arasında zamanla husumet oluştuğu tespit edilmiştir. Sanık, 22.01.2017 tarihinde avukatı vasıtası ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçede; taraflar arasında görülen çeşitli davalarda katılanların belirli zihniyetteki adli makamları organize ederek sahte delillerle aleyhlerinde kararlar aldıklarını, bu davalarda katılanlar lehine şaibeli kararlar veren 11 hakim - savcıdan 7'sinin FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarıldıklarını ve katılanların da örgüt üyesi olduğunu iddia etmiştir. Bu ihbar neticesinde; katılanlar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/64068 sayılı soruşturma yapılmıştır. Soruşturma sonucunda katılanların terör örgütü üyesi olduklarına dair belge ya da başkaca bir delil bulunmadığı gerekçesiyle 29.06.2017 tarih ve 2017/47325 Karar sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Taraflar arasındaki geçmişe dayalı bağlantı incelendiğinde; karşılıklı olarak çok sayıda davalar bulunduğu, şikayetler olduğu anlaşılmakla sanığın katılanlarla aralarındaki geçmişe dayalı husumet ve davalar sebebiyle işlenmediğini bildiği halde katılanların örgüt mensubu oldukları yönünde suç isnadında bulunduğu bu şekilde zincirleme olarak iftira suçunu işlediği sabit olduğundan sanık hakkında kurulan hükümde ve uygulamada hukuka aykırılık bulunmamıştır.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong><br />
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 20.11.2023 tarihli, 2023/1116 Esas ve 2023/1405 Karar sayılı kararında katılanlar vekilleri ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2024 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-2024244-e-20246373-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/yargitaya-640x360.jpg" type="image/jpeg" length="49993"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/22294 E., 2025/5149 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202422294-e-20255149-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202422294-e-20255149-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 23.06.2024 tarihli, 2024/22294 E., 2025/5149 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/22294 E., 2025/5149 K.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><br />
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/186 E., 2024/248<br />
SUÇ : İftira<br />
HÜKÜM : Mahkumiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. Yargıtay Bozma İlâmı<br />
Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2016 tarihli ve 2016/450 Esas, 2016/585 Karar sayılı kararının Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 27.02.2023 tarih, 2020/18007 Esas, 2023/843 Karar sayılı kararı ile " sanığın zincirleme suç hükümlerine göre iftira suçundan cezalandırılması gerektiği'' nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>B. Yargıtay Bozma İlâmından Sonraki Yargılama Süreci<br />
Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.04.2024 tarihli ve 2023/186 Esas, 2024/248 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267/1, 43/2-1, 53, 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Sanığın Temyiz İstemi<br />
Atılı suçu işlemediğine, haksız yere ceza aldığına, lehe hükümlerin uygulaması gerektiğine ilişkindir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Olay tarihinde infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan ve kaldığı odada kavga çıkan sanığın olaya karışmadığı halde ... isimli Başmemur ve yanındaki iki infaz koruma memuru tarafından 2 nolu geçici odaya götürüldüğünü, odada üç memur tarafından darp edildiğini, iki memurun kapıda beklediğini ileri sürerek resmi mercie suç ihbarında bulunmak suretiyle iftira suçunu işlediği iddia olunan olayda, Kamera görüntüleri, doktor raporları ve tüm dava dosyası kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından, sanığın temyiz sebebinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.</p>

<p><strong>III. KARAR</strong><br />
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.04.2024 tarihli ve 2023/186 Esas, 2024/248 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2024 tarihinde karar verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202422294-e-20255149-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/yargitaya-640x360.jpg" type="image/jpeg" length="40163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2023/5150 E., 2026/1116 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20235150-e-20261116-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20235150-e-20261116-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 02.02.2026 tarihli, 2023/5150 E., 2026/1116 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/5150 E., 2026/1116 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/307 Esas, 2023/595 Karar<br />
SUÇ : İftira<br />
HÜKÜM : Mahkumiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama</p>

<p>Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Yargıtay bozma ilâmı üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. Yargıtay Bozma İlâmı<br />
Pazar (Rize) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2015/653 Esas, 2016/476 Karar sayılı kararı ile sanığın iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiş olup; kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2021/1226 Esas, 2023/1342 Karar sayılı kararı ile "Hüküm tarihinde, davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında ..Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanığın, duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün tefhim olunduğu oturumda hazır bulundurulması veya SEGBİS yolu ile duruşmaya katılması sağlanıp, yüzüne karşı hüküm verilmesi gerektiği gözetilmeden, yokluğunda yargılamaya devam edilip karar verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur. Hükmün sair yönleri incelenmemiştir." gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>B. Yargıtay Bozma İlâmından Sonraki Yargılama Süreci<br />
Pazar (Rize) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2023/307 Esas, 2023/595 Karar sayılı kararı ile sanığın iftira suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 267/1, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>II. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Sanık Müdafinin Temyiz İstemi<br />
Sanığın atılı suçu işlemediğine ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Dava dosyası kapsamına göre, başka bir suçtan tutuklu bulunan sanığın, karakolda ifadesi alınırken müşteki .. tarafından darp edildiği ve hakarete uğradığı iddiasıyla şikâyette bulunduğu, yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu suretle sanığın, işlenmediğini bildiği bir suç nedeniyle müştekinin cezalandırılmasını sağlamak amacıyla şikâyet dilekçesi sunduğu iddiasına ilişkin olarak;</p>

<p>Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun şekilde yapıldığı, iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışıldığı anlaşılmıştır. Sanığın darp edildiği yönündeki iddiasının olay yeri olduğu iddia edilen karakolda hazır bulunan tanıklar .. ve ..'nün beyanları ve sağlık raporlarıyla doğrulanmadığı, buna rağmen müşteki hakkında şikâyette bulunarak soruşturma başlatılmasına sebebiyet verdiği dikkate alındığında, işlenmediğini bildiği bir suçtan müşteki hakkında isnatta bulunma eyleminin sanık tarafından gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır. Mahkemenin vicdani kanaatinin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği tespit edildiğinden, sanık müdafinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.</p>

<p><strong>III. KARAR</strong><br />
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Pazar (Rize) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2023/307 Esas, 2023/595 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak oybirliğiyle ONANMASINA,<br />
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.02.2026 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20235150-e-20261116-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/07/yargi/yargitayd4ss.jpg" type="image/jpeg" length="30147"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2023/1363 E., 2024/792 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20231363-e-2024792-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20231363-e-2024792-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 25.01.2024 tarihli, 2023/1363 E., 2024/792 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/1363 E., 2024/792 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><br />
İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2023/268 E., 2023/353 K.<br />
SUÇ : İftira<br />
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi<br />
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılanlar vekili<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 05.04.2017 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında her bir katılana yönelik iftira suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.</p>

<p>2. İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.04.2019 tarihli kararı ile sanığın her bir katılana yönelik iftira suçundan 1 yıl 6 ay olarak hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>3. İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.04.2019 tarihli kararına karşı sanık müdafii ve katılanlar vekili istinaf itirazında bulunmuş olup İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 19.12.2019 tarihli kararı ile iftira suçuna ilişkin olarak "...Suçun sübutu halinde sanığın aynı kasıt altında aynı sözlerle birden fazla müştekiye karşı iftira ettiğinin anlaşıldığından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesi ile uygulama yapılması gerekirken, Mahkemece suçun her müştekiye karşı ayrı ayrı oluştuğu hatalı kabulü ile sanığa fazla ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>4. Bozma sonrası İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.11.2022 tarihli kararı ile sanığın iftira suçundan 1 yıl 21 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.</p>

<p>5. İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.11.2022 tarihli kararına karşı sanık müdafii ve katılanlar vekili istinaf itirazında bulunmuş olup İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 24.02.2023 tarihli kararı ile katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen mahkumiyet kararındaki hüküm bentlerinin kaldırılarak yerine, sanık hakkında iftira suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine ilişkin hüküm eklenerek 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 280 inci maddesi birinci fıkrası (a) bendi uyarınca hükmün düzeltilerek esastan reddine, karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>1. Katılanlar vekilinin temyiz isteği; sanığın müvekkili hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı bir fiil isnat ederek iftira suçunu işlediğine, bozma öncesi ve bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesi kabulünün çelişkili olduğuna, eksik ve hatalı değerlendirme sonucu verilen beraat kararının hukuka aykırı olduğuna, sanığın en ağır biçimde cezalandırılmasının gerektiğine ilişkindir.</p>

<p>2. Sanık müdafiinin temyiz istemi; lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>Dava konusu olay, 16.02.2015 tarihinde görevli zabıta memurlarının sanığa ait otoparkın mühürlenmesi işlemi için işyerine geldikleri, sanığın buna engel olduğu ve daha sonra zabıta memurlarının beton bariyerlerle otoparkın girişini kapattıkları, olay günü ise katılan görevli zabıta memurlarının belediyeye ait araç ile mühür bozma iddiasıyla otoparka geldikleri, tekrar beton bariyerleri koymaya çalıştıkları, Şuayip isimli görevlinin "görüntü yap, biz seni idare edelim, zorda bırakmayız, biz toplam 3 kişiyiz" dediği, sanığın da kulübeden 200 TL para alıp geldiği, bu paranın seri numarasını yazarak kaydettiği, daha sonra polis imdatı aradığı, olay yerine polislerin geldiği, polislerin zabıta amirini aradığı, zabıta amirinin de geldikten sonra arabada arama yapıldığı, paranın bulunamadığı, zabıta amirinin "parayı çıkarın" dediğinde Gökhan isimli zabıtanın parayı cebinden çıkardığı, sanığın kendisinden zorla para alındığını, bu nedenle zabıta görevlilerinden şikayetçi olduğunu beyan ettiği, bunun üzerine katılan zabıta görevlileri hakkında tehdit ve icbar suretiyle irtikap suçlarından yapılan soruşturma sonucu ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, katılan zabıta memurlarının sanıktan herhangi bir para talep etmedikleri, para almadıkları, zabıta memurlarının ifadelerinden arabanın açık olan camından bahse konu 200 TL nin sanık tarafından atıldığı, böylece sanığın katılan zabıta memurları hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak için hukuka aykırı olarak isnatta bulunduğu, iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;<br />
İlk Derece Mahkemesince, sanığın üzerine atılı iftira suçunu işlediği sabit olduğu ve zabıta aracı içerisine para atmak suretiyle maddi eser ve delilleri uydurmak suretiyle iftirada bulunduğu anlaşıldığından sanığın takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;<br />
Bölge Adliye Mahkemesince; "...sanığın iddiasını ispat edememesi tek başına iftira suçuna vücut vermeyeceğinden, yasal unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu..." gerekçesiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV.GEREKÇE</strong></p>

<p>1. Dosya kapsamı, sanığın aşamalardaki savunmaları, katılan zabıta görevlilerinin beyanları, tanık beyanları, olayın kolluğa intikal ediş şekli, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar, mühür bozma tutanağı, takipsizlik kararı, katılan zabıta memurlarına disiplin cezası verilmesini gerektiren bir durum olmadığına dair rapor, idare mahkemesi kararları ve dava dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanığın iftira kastıyla hareket ettiğine dair delillerin bulunmadığı, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamış ve hukuka aykırılık görülmemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2. Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.</p>

<p>3. Mahkemece, kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, Hazine aleyhine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği gözetilmemiştir.</p>

<p>Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bu hususun dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>1. Katılanlar yönünden;<br />
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Mahkemesinin 24.02.2023 tarihli kararında katılanların temyiz itirazı ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanların temyiz itirazının reddine,</p>

<p>2. Sanık müdafiinin talebi yönünden;<br />
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına "sanık kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin II. Kısmının II. Bölümü gereğince 5.500,00 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanığa verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi hükmüne yönelik temyiz talebinin REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.01.2024 tarihinde karar verilmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-20231363-e-2024792-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargiadtaddsa.jpg" type="image/jpeg" length="28586"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2023/635 E., 2024/7513 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-2023635-e-20247513-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-2023635-e-20247513-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 09.10.2024 tarihli, 2023/635 E., 2024/7513 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2023/635 E., 2024/7513 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği<br />
SAYISI :2021/2804 Değişik İş sayılı kararı<br />
SUÇ :İftira<br />
İNCELEME KONUSU<br />
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :İlgili kararın kanun yararına bozulması</p>

<p>İftira suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 06.11.2021 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara şikayetçi tarafından yapılan itirazın mercii Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22.03.2021 tarih ve 2021/2804 Değişik İş sayılı kararı ile kesin olarak reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br />
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.12.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarih ve KYB-2023/1932 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. İSTEM</strong><br />
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarih ve KYB-2023/1932 sayılı kanun yararına bozma isteminin;</p>

<p>" ...Dosya kapsamına göre, şüphelinin müşteki Nabi Nalbantoğlu hakkında isnatlarda bulunarak, silahlı terör örgütü üyesi olduğundan bahisle iftira suçunu işlediği iddiası ile soruşturmaya başlanıldığı, dosyaya getirtilen ve müşteki hakkında soruşturmanın yapıldığı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 01/10/2018 tarihli ve 2017/12838 soruşturma, 2018/101895 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ile müşteki hakkında özetle; 09/08/2016 tarihli başvurusu üzerine şüpheli hakkında soruşturma işlemlerine başlandığı, Fetö/Pdy üyeliği ile alakalı şüpheli bakımından araştırma tutanağı ile doğrulanmayan soyut genel nitelikteki ihbar dışında delil bulunmadığı, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin karar verildiği, şüphelinin 27/09/2017 tarihli ifadesinde eşinin ve aile bireylerinin örgüt üyesi olduğunu düşündüğünü, polis olan müştekinin Diyarbakır'a tayini çıkmasına rağmen ilişiğini kesmeyip gitmediğini, devlet işlerini çok kolay hallettiklerini, bu nedenle örgüt üyesi olabileceklerini düşündüğünü belirtmesi, şüpheli hakkında somut isnatlarda bulunmayışı, müştekinin ablası ile boşanma sürecinde olan şüphelinin, müştekinin ablası ve babası ile husumetli olduğu dava süreci ve müştekinin ablasına gönderdiği mesaj çıktıları da nazara alındığında, şüphelinin eylemine ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince yapılması gerektiği ve bu nedenle şüpheli hakkında kamu davası açılması gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."<br />
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>II. GEREKÇE</strong><br />
1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası "Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindedir.<br />
2.Somut olayda; şüphelinin, makul şüpheye , maddi vakıa ve somut olguya dayandırmayıp şikayetçinin ablası ile boşanma sürecinde olmasından dolayı aralarında süregelen husumet nedeniyle şikayetçi hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduğuna dair ihbarda bulunduğuna dair yeterli şüphe bulunduğu bu nedenle şüpheli hakkında kamu davasının açılmasını gerektirir yeterli delil mevcut olması ve delillerin mahkemesince takdir edilmesi gerektiği gözetildiğinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.</p>

<p><strong>III. KARAR</strong><br />
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,<br />
2.Ankara 7.Sulh Ceza Hakimliği'nin 22.03.2021 tarih ve 2021/2804 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,</p>

<p>5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,<br />
09.10.2024 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-2023635-e-20247513-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa1a.jpg" type="image/jpeg" length="77881"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/19218 E., 2025/7492 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202419218-e-20257492-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202419218-e-20257492-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 17.09.2024 tarihli, 2024/19218 E., 2025/7492 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>8. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/19218 E., 2025/7492 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ:Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2022/2928 Esas, 2024/124 Karar<br />
SUÇ : İftira<br />
HÜKÜM : Mahkûmiyet<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama</p>

<p>Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. İlk Derece Mahkemesi Kararı<br />
Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.06.2020 tarihli ve 2019/271 Esas, 2020/156 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.</p>

<p>B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı</p>

<p>1.Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.06.2020 tarihli ve 2019/271 Esas, 2020/156 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 11.05.2022 tarihli ve 2020/1870 Esas, 2022/711 Karar sayılı kararı ile katılan hakkındaki takipsizlik kararı verilen dosya, dosya arasına alınıp, dosya kapsamı ile birlikte birlikte değerlendirilerek, iftira suçu bakımından sanığın kastının ortaya konulması gerekirken, eksik araştırmayla yazılı biçimde hüküm kurulması kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün 5271 sayılı Kanunun 280/1-f maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>2. Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada; Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2022 tarihli ve 2022/319 Esas, 2022/492 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5271 sayılı Kanunun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.</p>

<p>3. Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2022 tarihli ve 2022/319 Esas, 2022/492 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 17.01.2024 tarihli ve 2022/2928 Esas, 2024/124 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasına, sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267/1, 62/1, 50/1-a, ve 52/2 maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi<br />
Sanığın haklılığına inandığı olay ile ilgili yasal şikayet hakkını kullandığına, iddiasının beyanlar ve duruşma tutanakları ile sabit olduğuna, hukuk yargılamasında katılanın tarlayı kullanmadığının beyan edildiğine, yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğine, iftira kastı bulunmadığına ilişkindir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Dava dosyası kapsamına göre, sanığın, daha önce arasında husumet bulunan ve kardeşi olan katılanın sahte evrak düzenleyerek haksız ÇKS kredisi almak suretiyle kamuyu zararı uğrattığı iddiasıyla katılan hakkında asılsız suç isnadında bulunarak iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak;</p>

<p>Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, sanığın öncesinde husumetli olduğu katılan hakkında sahte evrak düzenleyerek haksız kredi aldığını iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda katılanın atılı suçu işlemediği anlaşıldığından katılan hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin anayasal şikayet hakkını aşarak katılanın iddia edilen suçu işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için, katılana hukuka aykırı bir fiil isnat etme boyutuna ulaştığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.</p>

<p><strong>III. KARAR</strong><br />
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 17.01.2024 tarihli ve 2022/2928 Esas, 2024/124 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p><br />
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2024 tarihinde karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-8-ceza-dairesinin-202419218-e-20257492-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa.jpg" type="image/jpeg" length="63873"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="42886"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67343"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="98013"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67487"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="27315"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="22673"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="23074"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="65473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50058"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="12925"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="52838"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="31609"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="79849"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="20994"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="86746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="69063"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="74015"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="81105"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="63003"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="99154"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
