<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 07 Sep 2026 16:27:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA["YENİ ADLİ YILDA TEMEL HEDEFİMİZ, ADALETE GÜVENİN GÜÇLENDİRİLMESİ OLMALIDIR"]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yeni-adli-yilda-temel-hedefimiz-adalete-guvenin-guclendirilmesi-olmalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yeni-adli-yilda-temel-hedefimiz-adalete-guvenin-guclendirilmesi-olmalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Barosu Başkanlığı tarafından, 2026-2027 dönemi adli yıl açılışı nedeniyle resepsiyon düzenlendi. Baro Başkanı Av. Gazi Özdemir konuşmasında, “Adaletin gecikmesi, çoğu zaman adaletin etkinliğini ve anlamını zedelemektedir. Yeni adli yılda temel hedefimiz; yargının iş yükünü azaltacak yapısal çözümlerin hayata geçirilmesi, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması ve her şeyden önemlisi, vatandaşın adaletin zamanında ve eşit şekilde tecelli edeceğine olan güveninin yeniden güçlendirilme]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Barosu Başkanı Av. Gazi Özdemir ve yönetim kurulu üyelerinin ev sahipliğinde Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayında düzenlenen resepsiyona Mersin Milletvekilleri Gülcan Kış ve Mehmet Emin Ekmen, Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Av. Hamit Mert Avcı, Mersin 3. İdare Mahkemesi Başkanı Gökhan Karabulut, KKTC Mersin Başkonsolosu Ülkü Alemdar ve Konsolos Muavini Enver Taşan, Mezitli Belediyesi Başkan Vekili Av. Samir Mannah, MHP MYK Üyesi Av. Bünyamin Köken, Yeni Parti Mersin İl Başkanı Cengiz Gökçel, DEM Parti İl Eş Başkanları Eylem Sonuvar ile Adnan Şahin, MHP Mersin İl Başkan Vekili Av. Nebi Mehmet Kaplan, MHP Toroslar İlçe Başkanı Av. Osman Mete Yıldız ve Mersin SMMMO Başkanı Emin Levent Türkili ve avukatlar katıldı.</p>

<p>Baro Başkanı Özdemir ve yönetim kurulu üyeleri, gecede canlı müzik eşliğinde eğlenen meslektaşlarına ve konuklarına eşlik etti.</p>

<p><strong>“YARGILAMALARIN MAKUL SÜREDE SONUÇLANDIRILAMAMASI, TOPLUMUN ADALETE VE HUKUK SİSTEMİNE DUYDUĞU GÜVENİ ZEDELİYOR”</strong></p>

<p>Gecede konuşma yapan Baro Başkanı Av. Gazi Özdemir, yargı sisteminin ve avukatlık mesleğinin sorunlarına değinerek, “Hukuk ve adalet toplumun ortak güvencesidir. Hukuk devleti; bağımsız ve tarafsız bir yargı ile özgür, etkin ve güçlü bir savunma makamının varlığıyla mümkündür.</p>

<p>Ancak bugün, yargı bağımsızlığına yönelik ciddi sorunların yaşandığı ve savunma makamının çeşitli baskı ve müdahalelerle karşı karşıya bırakıldığı bir süreçten geçiyoruz. Yürütmenin yargı süreçleri üzerindeki etkisinin artması, yargı kararlarının uygulanmasında yaşanan sorunlar ve ölçüsüz tutuklama uygulamaları, yurttaşların hukuka ve adalete duyduğu güveni ciddi biçimde zedelemektedir.</p>

<p>Ayrıca yargının en temel sorunlarından biri olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması; özellikle Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde uzun süredir sonuçlanmayı bekleyen dosyalar, hak arama özgürlüğünün etkin kullanılmasını güçleştirmekte; geciken yargılamalar, yalnızca taraflar bakımından değil, toplumun adalete ve hukuk sistemine duyduğu güven bakımından da ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Adaletin gecikmesi, çoğu zaman adaletin etkinliğini ve anlamını zedelemektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni adli yılda temel hedefimiz; yargının iş yükünü azaltacak yapısal çözümlerin hayata geçirilmesi, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması ve her şeyden önemlisi, vatandaşın adaletin zamanında ve eşit şekilde tecelli edeceğine olan güveninin yeniden güçlendirilmesi olmalıdır. Çünkü hukuk devletinin en güçlü teminatı, yalnızca adaletin varlığı değil, adaletin zamanında gerçekleşmesidir” diye konuştu.</p>

<p><strong>“SAVUNMANIN GÜÇSÜZLEŞMESİ, ADİL YARGILANMA HAKKININ HAYATA GEÇİRİLMESİNİ GÜÇLEŞTİRMEKTEDİR”</strong></p>

<p>Konuşmasında avukatlık mesleğinin sorunlarına çözüm önerilerini dile getiren Özdemir, “Avukatların ekonomik ve mesleki güvencelerinin zayıflatılması, savunma makamının etkinliğini doğrudan etkilemekte; savunmanın güçsüzleşmesi ise adil yargılanma hakkının hayata geçirilmesini güçleştirmektedir.</p>

<p>Plansız ve ihtiyaç analizinden uzak biçimde artırılan hukuk fakülteleri ve kontenjanların, hukuk eğitiminin niteliği ve mesleğin geleceği açısından önemli bir sorun oluşturduğunu her fırsatta dile getirmiş olmamız, bu konuda Türkiye Barolar Birliği ve barolarla iş birliği içerisinde gerekli kurumsal girişimler yapmamız ses getirmiştir. Devlet üniversiteleri ve vakıf üniversitelerindeki kontenjanların azaltılmasını ve hukuk fakültelerine girişte başarı sıralamasının yükseltilmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz; ancak bunun yeterli olmadığını düşünüyoruz. Nitelikli hukuk eğitiminin sağlanmasına yönelik kalıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>“ADALET GÜCÜ BAĞIMSIZ OLMAYAN BİR MİLLETİN, DEVLET HALİNDE VARLIĞI KABUL OLUNAMAZ”</strong></p>

<p>Avukata yönelik artan şiddetin son bulması, serbest çalışan avukatların iş alanlarının genişletilmesi, bağlı çalışan avukatlar için mesleğin onuruna uygun bir ücret rejimi oluşturulması, stajyer avukatlara destek sağlanması, kamu avukatlarının özlük haklarının düzenlenmesi, zorunlu müdafilik ödemelerinin artırılması ve adli yardım ödeneğinin yükseltilmesi hayati önem taşımaktadır. Türkiye Barolar Birliği’nin ve baroların ısrarlı taleplerini içeren bu düzenlemelerin yalnızca meslek için değil, toplumun adalete erişim hakkı için de kritik önemde olduğunu hatırlatıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Konuşmasını Mustafa Kemal Atatürk’ün “Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz” sözleriyle noktalayan Baro Başkanı Özdemir, “Yeni adli yıl, yalnızca yargının kurucu unsurları olan avukat, hakim ve savcıların değil, bütün yurttaşların adalet mücadelesinin yılı olmalıdır. Yeni adli yılın; bağımsız yargının güçlendiği, baroların özerkliğinin güvence altına alındığı, yargı mensuplarının ve toplumun tüm kesimlerinin adaletle buluştuğu bir yıl olmasını diliyoruz” diye konuştu.</p>

<p>Resepsiyon, İzmir Marşı ve 10. Yıl Marşı’nın hep birlikte söylenmesinin ardından sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yeni-adli-yilda-temel-hedefimiz-adalete-guvenin-guclendirilmesi-olmalidir</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/i-m-g-2815.JPG" type="image/jpeg" length="39172"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'nin bu haftaki Genel Kurul gündemi belli oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-genel-kurul-gundemi-belli-oldu-8-eylul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-genel-kurul-gundemi-belli-oldu-8-eylul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin bu haftaki (8 Eylül 2026) Genel Kurul gündemi belli oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>8 Eylül 2026 - Genel Kurul Gündemi</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlan Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Toplantı Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Sonuç Tarihi</p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>1.9.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>8.9.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr valign="top">
   <td colspan="6" rowspan="1">
   <p><strong>Genel Kurul Gündemi </strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sıra No</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Esas Sayısı</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Konusu</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>İnceleme Evresi</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Türü</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sonuç</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>1</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/202</p>

   <p></p>

   <p>Danıştay Onüçüncü Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 10. maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>2</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/204</p>

   <p></p>

   <p>Ankara 13. İdare Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 17/1/2012 tarihli ve 6270 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 89. maddesinin ikinci fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>3</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/213</p>

   <p></p>

   <p>Muğla İcra Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na 23/1/2026 tarihli ve 7573 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>4</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/214</p>

   <p></p>

   <p>Muğla İcra Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na 23/1/2026 tarihli ve 7573 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>5</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/215</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>11/6/2026 tarihli ve 7584 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı hükümlerinin iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İptal Davası</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>6</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/203</p>

   <p></p>

   <p>Muğla 2. İdare Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>10/7/2018 tarihli ve 30474 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (1) numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 371. maddesinin (3) numaralı fıkrasının “<i>…Bakanlığın düzenlemeleri çerçevesinde il düzeyinde personelin adil ve dengeli dağılımını yapar ve bu amaçla il içinde personel nakil ve görevlendirme işlemlerini doğrudan gerçekleştirir.</i>” bölümünün iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>7</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/207</p>

   <p></p>

   <p>Turgutlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine 14/2/2020 tarihli ve 7221 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen yirmi üçüncü fıkranın iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>8</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/217</p>

   <p></p>

   <p>Sivas 5. Asliye Ceza Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 251. maddesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>9</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/218</p>

   <p></p>

   <p>Sivas 5. Asliye Ceza Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12. maddesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…nitelikli dolandırıcılık (m. 158),…</i>” ibaresinin madde metninden çıkarılmasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>10</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/205</p>

   <p></p>

   <p>Ankara 28. Sulh Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 38. maddesine 14/11/2007 tarihli ve 5711 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın üçüncü cümlesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>11</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/206</p>

   <p></p>

   <p>Ankara 3. Vergi Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na 28/7/2024 tarihli ve 7524 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle eklenen Ek 32/C maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “<i>…indirim ve istisnalar düşülmeden önceki…</i>” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>12</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/212</p>

   <p></p>

   <p>Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 27. maddesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>13</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/208</p>

   <p></p>

   <p>Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu’na 11/6/2026 tarihli ve 7584 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle eklenen ek 22. maddenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının iptallerine karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>14</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/211</p>

   <p></p>

   <p>Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu’na 11/6/2026 tarihli ve 7584 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle eklenen Ek 22. maddenin;</p>

   <p>A. Birinci, yedinci ve onuncu fıkralarının,</p>

   <p>B. Beşinci fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinin,</p>

   <p>iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>15</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/216</p>

   <p></p>

   <p>Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan “<i>…bütün…</i>” ve <i>“…fiiller</i>…” ibarelerinin iptallerine karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>16</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/210</p>

   <p></p>

   <p>İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’na 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle eklenen geçici 1. maddenin (2) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>17</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/201</p>

   <p></p>

   <p>Danıştay Onüçüncü Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>26/9/2011 tarihli ve 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 25. maddesinin 3/11/2022 tarihli ve 7420 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değiştirilen (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>18</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/209</p>

   <p></p>

   <p>Muğla 2. İdare Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesinin (3) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlk</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>19</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/85</p>

   <p></p>

   <p>Gaziosmanpaşa 1. Sulh Ceza Hâkimliği</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2/3/1927 tarihli ve 984 sayılı Ecza Ticarethaneleriyle Sanat ve Ziraat İşlerinde Kullanılan Zehirli ve Müessir Kimyevi Maddelerin Satıldığı Dükkanlara Mahsus Kanun’a 21/7/2025 tarihli ve 7557 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen ek 1. maddenin birinci fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>20</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/129</p>

   <p></p>

   <p>Diyarbakır 4. İdare Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 21/1/2010 tarihli ve 5947 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle değiştirilen ek 33. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “<i>…(nöbet süresi kesintisiz 6 saatten az olmamak üzere)…</i>” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>21</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/6</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı hükümlerinin iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İptal Davası</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>22</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/112</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>19/2/2025 tarihli ve 7542 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı hükümlerinin iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İptal Davası</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>23</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/29</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>23/1/2026 tarihli ve 7573 sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 7. maddesiyle 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ek 19. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan <i>“…16.881…”</i> ibaresinin <i>“…20.000…”</i> şeklinde değiştirilmesinin iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İptal Davası</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>24</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/47</p>

   <p></p>

   <p>Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 221. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>25</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2025/7</p>

   <p></p>

   <p>Bakırköy 11. Sulh Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 409. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>26</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/9</p>

   <p></p>

   <p>Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’a 14/7/2023 tarihli ve 7456 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle eklenen geçici 27. maddenin birinci fıkrasının;</p>

   <p>A. Birinci cümlesinde yer alan “<i>…mahallinde mülki idare amirliğince ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı resmî internet sitesinde ilan edilir.</i>” ibaresinin,</p>

   <p>B. Beşinci cümlesinin,</p>

   <p>iptallerine karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>27</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/57</p>

   <p></p>

   <p>Sayıştay 4. Dairesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>25/12/2023 tarihli ve 7489 sayılı 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’na ekli “<i>EK DERS, KONFERANS VE FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETLERİ İLE DİĞER ÜCRET ÖDEMELERİNİN TUTARLARI</i>” başlıklı K- Cetveli'nin “<i>III. Fazla Çalışma Ücreti</i>” başlıklı bölümünün “<i>(B) Aylık Maktu Fazla Çalışma Ücreti</i>” kısmının (1) numaralı açıklamasının birinci cümlesinin “<i>Belediyeler ile bunlara bağlı müstakil bütçeli kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlarda (iktisadi işletmeler hariç), görevlerinin niteliği gereği 657 sayılı Kanunda belirtilen çalışma süre ve saatlerine bağlı olmaksızın zabıta ve itfaiye hizmetlerinde fiilen çalışan personele (destek hizmeti yürüten personel hariç),…</i>” bölümünün “<i>destek hizmeti yürüten personel</i>” yönünden iptaline karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>28</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/58</p>

   <p></p>

   <p>Hatay 1. Vergi Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>A. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 4/12/1985 tarihli ve 3239 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle değiştirilen 112. maddesinin 31/5/2012 tarihli ve 6322 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle yeniden düzenlenen (4) numaralı fıkrasında yer alan “<i>…6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi…</i>” ibaresinin,</p>

   <p>B. 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 48. maddesinin;</p>

   <p>1. Dördüncü fıkrasında yer alan “<i>…ilgili vekiller,…</i>” ibaresinin,</p>

   <p>2. 4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen altıncı fıkrasında yer alan “<i>…diğer şartları…</i>” ibaresinin,</p>

   <p>iptallerine karar verilmesi talebi.</p>

   <p></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>29</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/63</p>

   <p></p>

   <p>Ankara 20. İdare Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun;</p>

   <p>A. 48. maddesinin birinci, ikinci ve onuncu fıkralarının,</p>

   <p>B. 50. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinin,</p>

   <p>iptallerine karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>30</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/91</p>

   <p></p>

   <p>Edremit Sulh Ceza Hakimliği</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 61. maddesinin birinci fıkrasına 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen (o) bendinin iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>31</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>E.2026/80</p>

   <p></p>

   <p>Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 40. maddesinin birinci fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Esas</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İtiraz</p>

   <p>Başvurusu</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-bu-haftaki-genel-kurul-gundemi-belli-oldu-8-eylul</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/adsiz-199.jpg" type="image/jpeg" length="15672"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[OTUZ İKİ ŞİŞE KAÇAK İÇKİ, SEKİZ KARŞI OY: CEZA GENEL KURULU'NDAN ÖNLEME ARAMASI İLE ADLİ ARAMA ARASINDA TARTIŞMALI SINIR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/otuz-iki-sise-kacak-icki-sekiz-karsi-oy-ceza-genel-kurulundan-onleme-aramasi-ile-adli-arama-arasinda-tartismali-sinir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/otuz-iki-sise-kacak-icki-sekiz-karsi-oy-ceza-genel-kurulundan-onleme-aramasi-ile-adli-arama-arasinda-tartismali-sinir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>I. Giriş</strong></p>

<p>İhbar telefonu saat 21.20'yi gösteriyor. Manavgat'ta bir mahallede, plakası tutanağa yıldızlarla geçirilmiş bir araçta kaçak içki satıldığı söyleniyor. Jandarma ekibi olay yerine gittiğinde araç zaten park hâlde; içindeki kimse yok, sürücü aracın yanında duruyor. Görevliler bagajı "kabaca" kontrol ediyor, üstü açık bir kutunun içinde rakı şişeleri görülüyor. O andan itibaren dosya, sıradan bir kaçakçılık soruşturmasından çıkıp Yargıtay Ceza Genel Kurulunun önüne kadar gidecek bir tartışmaya dönüşüyor: kolluk, elindeki genel bir "önleme araması" izniyle mi hareket etmişti, yoksa somut bir ihbar üzerine yeni bir "adli arama" kararı mı alması gerekiyordu?</p>

<p>Sanığın savunması ise dosyaya beklenmedik bir sivil renk katıyor: içkileri yeğeninin sünnet düğününde misafirlere ikram etmek için aldığını söylüyor. Ceza Genel Kurulu bu savunmayı hiç tartışmıyor, doğrudan arama işleminin hukuka uygunluğuna odaklanıyor. Odaklandığı yer öyle tartışmalı çıkıyor ki, sonunda çoğunluk sekiz üyelik bir azınlığı karşısında buluyor.</p>

<p><strong>II. Olayın Seyri: İki Kez Bozulan Beraat</strong></p>

<p>Manavgat 1. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığı kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/18. maddesi ile TCK'nın 62, 52/2, 53, 58 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezasına mahkûm ediyor.</p>

<p>Sanığın istinaf başvurusunu inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi ise farklı düşünüyor: mahkûmiyet hükmünü kaldırıp sanığı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat ettiriyor, kaçak eşyanın ise 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla TCK'nın 54/4. maddesine göre müsaderesine karar veriyor. Katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesi, arama işleminin "Cumhuriyet savcısının talimatı ve usulüne uygun önleme araması kararı gereğince" yapıldığını, ele geçirilen içkilerin hukuka uygun delil sayılması gerektiğini belirterek beraat kararını bozuyor.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi bu kez bozmaya direniyor. Gerekçesi nettir: aracın uygulama noktasına kendiliğinden gelmediği, ihbar üzerine kolluğun aracın yanına gittiği, arama sırasında sanığa 1-30 Eylül 2018 tarihlerini kapsayan genel bir önleme araması izninin gösterildiği anlaşılmaktadır. Daireye göre bu tablo açıktır: "önleme araması kararına istinaden suç ihbarı üzerine sanığın aracının aranamayacağı, mahkeme veya Cumhuriyet Savcısından arama kararı alınması gerektiği, genel önleme araması kararıyla adli arama yapılmasının hukuka aykırı olduğu" tespit edilmiştir. Direnme kararı üzerine dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca önce Yargıtay 7. Ceza Dairesine, oradan da Ceza Genel Kuruluna taşınıyor.</p>

<p><strong>III. Uyuşmazlığın Özü: Önleme Araması Adli Aramanın Yerini Tutar mı?</strong></p>

<p>Ceza Genel Kurulunun çözmesi gereken soru aslında tek cümleyle özetlenebilir: elde bir önleme araması izni varken, somut bir ihbar üzerine kolluğun bu izne dayanarak yaptığı arama, ceza muhakemesi anlamında geçerli bir "adli arama" sayılır mı?</p>

<p>İki kurum birbirine benziyor ama amaçları farklı. Adli arama, CMK'nın 116 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir; "yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa" yapılır ve kural olarak hâkim kararına, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emrine bağlıdır (CMK m.116/1, m.119/1). Önleme araması ise Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 9. maddesinde düzenlenmiş, henüz bir suç işlenmeden "tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi" amacıyla, sulh ceza hâkiminin kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülki amirin yazılı emriyle yapılan, idari nitelikli bir tedbirdir. Kanun bu aramanın nerede yapılabileceğini de sınırlamıştır: toplantı ve gösteri alanları, umuma açık yerler ile "her türlü toplu taşıma araçlarında, seyreden taşıtlarda" önleme araması mümkündür; buna karşılık "konutta, yerleşim yerinde ve kamuya açık olmayan işyerlerinde ve eklentilerinde önleme araması yapılamaz."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Somut olayda araç bir sokakta, kamuya açık bir alanda park hâlindeydi — yani PVSK m.9 anlamında önleme araması yapılabilecek yerlerden biriydi. Tartışma, aramanın yapıldığı yerin uygunluğunda değil, aramayı tetikleyen sebepteydi: elde hazır duran genel bir önleme izni, somut bir ihbarla ortaya çıkan yeni ve bireyselleşmiş bir şüpheyi karşılamaya yeter miydi?</p>

<p>Kararın gerekçesinde bir üçüncü ihtimale de yer veriliyor: eşya zaten gözle görülür ya da açıkta bırakılmışsa, bunu ele geçirmek için hiç arama kararına ihtiyaç yoktur; çünkü tanım gereği "arama", gizli olanı ortaya çıkarma faaliyetidir. Buna karşılık eşya gizlenmişse ve kişi bunu sözde bir rızayla teslim ediyor görünüyorsa, Kurul bu görünüşteki rızanın CMK m.123'teki muhafaza altına alma usulünü devre dışı bırakmayacağını, çünkü çoğu zaman önce hukuka aykırı bir arama yapılıp eşyaya ulaşıldığını, "rıza"nın bu aramayı meşrulaştırmak için sonradan üretildiğini vurguluyor. Somut olayda kutunun üstü açık bırakılmış olması, Kurulun eşyanın "açıkta" görüldüğü tespitini güçlendiren bir ayrıntı.</p>

<p><strong>IV. Ceza Genel Kurulunun Çoğunluk Gerekçesi</strong></p>

<p>Ceza Genel Kurulu, konuyu önce ilkesel düzeyde ele alıyor. Kararda çağdaş ceza muhakemesinin amacının "maddi hakikati her ne pahasına olursa olsun değil, insan onuruna/şerefine yaraşır biçimde ortaya çıkarmak" olduğu vurgulanıyor ve bu amaca ancak hukuka uygun elde edilmiş delillerle ulaşılabileceği hatırlatılıyor. Kurul, önleme araması ile adli aramanın farklı kurumlar olduğunu, önleme aramasının "adli arama yerine ikame olunamayacağını" ilke olarak kabul ediyor.</p>

<p>Ne var ki somut olaya geldiğinde Kurul, farklı bir sonuca varıyor. Gerekçede, kolluğun ihbarı aldıktan sonra durumu Cumhuriyet savcısına bildirdiği, savcının sözlü talimatı doğrultusunda hareket edildiği ve arama işleminin süre ve kapsam bakımından ölçülü yürütüldüğü vurgulanarak şu sonuca ulaşılıyor:</p>

<p>"...konu hakkında bilgilendirilen Cumhuriyet savcısının sözlü talimatı doğrultusunda PVSK'nın 9 ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 27. maddesinde belirtilen önleme araması kararına istinaden süresi ve şartları itibarıyla makul ve sanığa en az sıkıntı verecek şekilde gerçekleştirilen arama işlemi sonucunda ele geçirilen kaçak eşyanın hukuka uygun yöntemle elde edildiğinin kabulü gerekmektedir."</p>

<p>Kurulun mantığı şudur: CMK'nın 161/3. maddesindeki "Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir" kuralı, arama işlemi için de kıyasen uygulanabilir. Savcı sözlü de olsa bir talimat vermiş, kolluk da ölçülü davranmıştır; bu çerçevede önceden alınmış önleme izninin somut olaya "eklemlenmesi", ayrı bir adli arama kararı aranmasını gereksiz kılar. Sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı bozuluyor ve dosya, mahkûmiyete giden yolun yeniden açılması için yerel mahkemeye gönderiliyor.</p>

<p><strong>V. Karşı Oy: Sekiz Üyenin İtirazı</strong></p>

<p>Kararın altında duran ayrıntı gözden kaçırılmamalı: bu, oy birliğiyle değil oy çokluğuyla verilmiş bir karardır ve karşı oyu kullanan üye sayısı sekizdir — Ceza Genel Kurulu ölçeğinde küçümsenmeyecek bir azınlık. Karşı oy yazısını kaleme alan üye, çoğunluğun kurduğu köprüyü kabul etmiyor. Ona göre ihbarla birlikte ortaya çıkan şüphe, önceden alınmış genel önleme izninden bağımsız, yeni ve somut bir şüphedir; bu şüphe karşısında kolluğun CMK'nın 119. maddesine göre ya Cumhuriyet savcısından acil bir yazılı arama emri alması ya da mahkemeden adli arama kararı çıkarması gerekirdi. Karşı oy, savcının sözlü talimatının önleme izniyle harmanlanmasını yeterli görmüyor ve sonucu şöyle bağlıyor:</p>

<p>"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın aracında usulüne uygun alınmış bir adli arama kararı bulunmadığı, yapılan arama hukuka aykırı olduğundan sanığın beraatine karar veren Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının hukuka uygun olduğu ve onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının bozulmasına karar veren, Ceza Genel Kurulunun sayın çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum."</p>

<p>Yedi üye de "benzer düşüncelerle" bu görüşe katılıyor. Karşı oyun arka planında, Anayasa'nın 20 ve 21. maddelerinde güvence altına alınan özel hayatın ve konut/eklenti dokunulmazlığının, idari bir önleme tedbiriyle değil ancak yargısal denetimden geçmiş somut bir adli kararla sınırlanabileceği düşüncesi yatıyor. Bu bakış açısına göre çoğunluğun yaklaşımı, PVSK m.9'un "önleme aramasının adli arama yerine geçemeyeceği" ilkesini, tam da uygulamada en çok ihtiyaç duyulan anda — bir ihbar geldiğinde — etkisiz bırakma riski taşıyor.</p>

<p><strong>VI. Değerlendirme</strong></p>

<p>İki görüşün de kendi içinde tutarlı bir mantığı var ve bu, kararı sıradan bir "arama-delil" içtihadından ayıran şey. Çoğunluğun gerekçesi pratik kaygıdan besleniyor: kolluk sahada, saniyeler içinde karar vermek zorunda; elinde geçerli bir önleme izni varken bunu görmezden gelip yeni bir adli arama kararı için saatler harcamasını beklemek, bazı hâllerde delillerin kaybolmasına yol açabilir. Karşı oyun kaygısı ise kurumsaldır: bugün bir kaçak içki ihbarında kabul edilen bu esneklik, yarın çok daha ağır soruşturmalarda "elimizde zaten bir önleme izni vardı" savunmasına dönüşüp adli arama güvencesini boşaltabilir.</p>

<p>Uygulamacı açısından çıkarılacak ders şudur: mahkeme, "elde hazır izin var mı" sorusuna değil, "bu izin somut ihbarı da kapsayacak nitelikte mi, savcı fiilen sürece dahil oldu mu ve arama ölçülü mü yürütüldü" sorularına bakıyor. Savunma tarafında çalışan bir avukat için önemli olan, dosyada önleme izninin kapsamını (yer, süre, gerekçe), savcıya bildirimin zamanını ve talimatın içeriğini titizlikle incelemektir; zira çoğunluğun kabul ettiği "eklemlenme" yalnızca bu unsurlar somut olayla örtüştüğünde işliyor. Kolluk tutanağında savcı talimatına dair bir kayıt yoksa ya da önleme izninin kapsamı (örneğin süresi dolmuş ya da farklı bir yer için verilmiş) somut olayla örtüşmüyorsa, karşı oyun çizdiği çizgiye geri dönülüp CMK m.206/2-a ve m.217/2 uyarınca delilin reddi istenebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2024148-e-2025313-k-sayili-karari" rel="dofollow">Ceza Genel Kurulunun bu kararı</a></strong>, önleme araması ile adli arama arasındaki sınırı ortadan kaldırmıyor; ama sekiz üyelik güçlü bir azınlığın da gösterdiği gibi, bu sınırı uygulamada nasıl çizeceğimiz konusunda Yargıtay içinde bile fikir birliği yok. Nitekim yalnızca 2025 yılı içinde Ceza Genel Kurulunun hukuka aykırı arama iddialarını konu alan birbirinden bağımsız birkaç kararı daha bulunuyor; bu da meselenin tek seferlik bir uyuşmazlık olmadığını, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay dairelerinin arama usulünde sık sık farklı sonuçlara vardığını gösteriyor.</p>

<p>Kaçakçılık, uyuşturucu ya da silah gibi arama sonucu ele geçen delillerin belirleyici olduğu dosyalarda, aramanın hangi hukuki temele dayandığının — sözlü talimat mı, yazılı emir mi, önleme izni mi, adli arama kararı mı — dosyaya eksiksiz yansıtılması, bundan sonra da tartışmanın merkezinde kalacak gibi görünüyor. Sanığın sünnet düğünü savunmasının kararda hiç tartışılmamış olması da bunun bir göstergesi: mahkemelerin gözünde asıl mesele, şişelerin kime ait olduğu değil, o şişelere hangi kapıdan girildiğiydi.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mete-celik" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Mete ÇELİK"><img alt="Av. Mete ÇELİK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/07/mete-celik.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mete-celik" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Mete ÇELİK">Av. Mete ÇELİK</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>Yararlanılan Kaynaklar</strong></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2024148-e-2025313-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2024/148, K.2025/313, T.02.07.2025</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">· 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m.116, m.119, m.123, m.127, m.148, m.160-162, m.206, m.217, m.230, m.288</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, m.9</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, m.3/18, m.13/1</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.20, m.21, m.35, m.38</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/otuz-iki-sise-kacak-icki-sekiz-karsi-oy-ceza-genel-kurulundan-onleme-aramasi-ile-adli-arama-arasinda-tartismali-sinir-1</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/arac-oto-bagaj.jpg" type="image/jpeg" length="58051"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu’nun 2024/148 E., 2025/313 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2024148-e-2025313-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2024148-e-2025313-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.07.2025 tarihli, 2024/148 E., 2025/313 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2024/148 E., 2025/313 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>KARARI VEREN<br />
YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi<br />
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 531-968</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>Sanığın kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/18 ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2, 53, 58 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve müsadereye ilişkin Manavgat 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11.02.2020 tarihli ve 305-53 sayılı hükmün, sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince 16.10.2020 tarih ve 1600-476 sayı ile; İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak, sanığın isnat edilen suçtan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla TCK'nın 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmiştir.</p>

<p>Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 10.01.2023 tarih ve 10546-176 sayı ile; "Olay tarihinde, Manavgat ilçesi ... mevkiinde 07 ** *** plakalı araçta kaçak içki satıldığı ihbarı üzerine kolluk görevlilerince bahse konu bölgede ihbara konu aracın yanında sanık ...’ın bulunduğu, aracın bagaj kısmını açtığında üstü açık vaziyette kutu içerisinde içki şişelerinin görüldüğü, mesai saatleri dışında Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine jandarma karakol komutanlığına çekilen aracın Manavgat Sulh Ceza Hakimliği’nin 2018/4121 değişik iş numarasında kayıtlı önleme araması kararı uyarınca arandığı ve dava konusu alkollü içkilerin ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; Cumhuriyet savcısının talimatı ve usulüne uygun önleme araması kararı gereğince, yapılan arama neticesinde ele geçirilen alkollü içkilerin hukuka uygun delil niteliğinde olduğu gözetilerek sanığın mahkûmiyeti yerine yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince 22.06.2023 tarih ve 531-968 sayı ile; "02/09/2018 tarihinde saat 21.20 itibariyle görevli jandarma ekibi tarafından tanzim edilen arama tutanağında, ... Mahallesinde 07** *** plakalı araçta alkollü içki satıldığı ihbarı üzerine olay yerine gidildiği, (sanığın ve aracının uygulama noktasına gelmediği, ihbar üzerine kolluğun sanığın aracının yanına geldiği) şahsın aracın yanında görülmesi üzerine kimlik kontrolü yapıldığı, şahıstan aracın bagajının açılmasının istendiği, kendi isteği ile aracın bagajını açması üzerine kutu içerisinde rakı şişeleri olduğunun görülmesi üzerine Sulh Ceza Hakimliğinin 31/08/2018 tarih ve 2018/4121 sayılı 1 Eylül - 30 Eylül 2018 tarihlerini kapsayan önleme araması izni gösterilerek arama yapılacağı hususunun izah edildiği, sanığın aracının otuz günlük önleme araması kararına istinaden olay mahallinden Beşkonak Jandarma karakoluna götürülerek yapılan aramada araçta başkaca suç unsuruna rastlanmadığı, yalnızca bagajdaki suça konu 32 adet alkollü içkinin ele geçtiği anlaşılmakla, önleme araması kararına istinaden suç ihbarı üzerine sanığın aracının aranamayacağı, mahkeme veya Cumhuriyet Savcısından arama kararı alınması gerektiği, genel önleme araması kararıyla adli arama yapılmasının hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir." gerekçesiyle bozma kararına direnilerek önceki hüküm gibi sanığın isnat edilen suçtan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.</p>

<p>Direnme kararına konu hükmün de katılan vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.10.2023 tarihli ve 102890 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 08.02.2024 tarih ve 18552-1111 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>II. UYUŞMAZLIK KONUSU</strong></p>

<p>Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça konu eşyanın hukuka uygun yöntemle elde edilip edilmediğinin belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>İncelenen dosya kapsamından;<br />
07 ** *** plaka sayılı araçta kaçak alkollü içki satıldığına dair gelen ihbar üzerine, anılan ihbarın gerçekliğini kontrol etmek için bahsi geçen adrese giden görevlilerin ihbarda bahsedilen aracı park hâlinde gördükleri, kabaca yapılan kontrolde aracın bagaj bölümünde alkollü içki şişelerinin görüldüğü, suç delilleri muhafaza altına alındıktan sonra Cumhuriyet savcısının talimatı ile 31.08.2018 tarihli ve 4121 değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden sanığa ait araçta yapılan aramada toplam 32 şişe kaçak alkollü içkinin ele geçirildiği,<br />
Anlaşılmaktadır.</p>

<p>Sanık aşamalarda; suç konusu kaçak içkileri yeğeninin sünnet düğününde misafirlere ikram etmek için aldığını savunmuştur.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>A. İlgili Mevzuat ve Asıl Uyuşmazlık Konuları ile Ön Soruna İlişkin Açıklamalar<br />
Konu ile doğrudan ilgili normatif düzenlemeler şöyledir:</p>

<p>Anayasa<br />
"IV. Özel hayatın gizliliği ve korunması<br />
A. Özel hayatın gizliliği<br />
Madde 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.<br />
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar...",</p>

<p>"B. Konut dokunulmazlığı<br />
Madde 21 – Kimsenin konutuna dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.",</p>

<p>" XII. Mülkiyet hakkı<br />
Madde 35 – Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.<br />
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.<br />
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.",</p>

<p>"C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar<br />
Madde 38 – ...Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.<br />
Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez...",<br />
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu</p>

<p>"Tanımlar<br />
Madde 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;<br />
a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,<br />
b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,<br />
...<br />
e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,<br />
f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi,<br />
...İfade eder.",<br />
"Şüpheli veya sanıkla ilgili arama<br />
Madde 116 – (1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.",<br />
"Arama kararı<br />
Madde 119 – Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir...",<br />
"Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması<br />
Madde 123 – (1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır.<br />
(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir...",</p>

<p>"Elkoyma kararını verme yetkisi<br />
Madde 127 – (1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir.<br />
...</p>

<p>(3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.",<br />
"İfade alma ve sorguda yasak usuller<br />
Madde 148 – (1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.</p>

<p>(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.</p>

<p>(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.</p>

<p>(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz...",<br />
"Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi<br />
Madde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.</p>

<p>(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.",</p>

<p>"Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri<br />
Madde 161 – (1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; ...</p>

<p>(2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.</p>

<p>(3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. (Ek cümle: 25/5/2005 - 5353/24 md.) Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir...",<br />
"Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi<br />
Madde 162 – (1) Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir."</p>

<p>"Adlî kolluk ve görevi<br />
Madde 164 – (1) Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, 10.3.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesi, 2.7.1993 tarihli ve 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi ve 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen soruşturma işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder.</p>

<p>(2) Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin emirlerini yerine getirir.</p>

<p>(3) Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde, üstlerinin emrindedir.",<br />
"Delillerin ortaya konulması ve reddi<br />
Madde 206 – ...</p>

<p>(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur:<br />
a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.<br />
...",<br />
"Delilleri takdir yetkisi<br />
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.<br />
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.",<br />
"Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar<br />
Madde 230 – (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:<br />
...<br />
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.<br />
...",<br />
"Temyiz nedeni<br />
Madde 288 – ...<br />
(2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.",</p>

<p>Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu<br />
"Madde Ek 6<br />
Adlî görev ve yetkiler<br />
Polis, bu maddede yazılı görevlerinin yanında, Ceza Muhakemesi Kanunu ve diğer mevzuatta yazılı soruşturma işlemlerine ilişkin görevleri de yerine getirir.</p>

<p>Polis, bir suça ilişkin olarak kendisine yapılan sözlü ihbar ve şikâyetleri ve görevi sırasında öğrendiği suça ilişkin bilgileri yazılı hale getirir.</p>

<p>Edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan polis, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhal gerekli tedbirleri alır.</p>

<p>Bir suç işlendiği veya işlenmekte olduğu bilgisini edinen polis, olay yerinin korunması, delillerin tespiti, kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirleri aldıktan sonra el koyduğu olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhâl Cumhuriyet savcısına bildirir ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapar...",</p>

<p>"Madde 25<br />
Polis teşkilatı bulunmayan yerlerde il, ilçe ve bucak jandarma komutanları ile jandarma karakol komutanları bu kanunda yazılı vazifeleri yapar ve yetkileri kullanırlar.".<br />
Çağdaş ceza muhakemesinin amacı maddi hakikati her ne pahasına olursa olsun değil, insan onuruna/şerefine yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Bu amaca da ancak hukuka uygun olarak elde edilmiş delillerle ulaşılabilecektir. Kamu güvenliği, suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru amaçlar için yapılan müdahalelerle kişi hak ve özgürlükleri arasında hakkaniyete uygun adil bir denge kurmak kamu otoriteleri için pozitif yükümlülüğün gereği iken yargı mercileri yönünden ayrıca kamu gücünü kullanan kurumların tüm eylem ve işlemlerinde hukuka uygun davranma zorunluluğunu netice veren hukuk devleti ilkesini, hak eksenli bir anlayışla yorumlayarak tahkim etme misyonunun yansımasıdır.</p>

<p>Elbette hiçbir devlet tehlikenin gelip çatmasını beklemez. Tehlikenin yakın ve açık olmasına göre yapacağı değerlendirmelerle her türlü önleme tedbirlerini alır. Bu bağlamda alınan tedbirlerin ve özellikle PVSK'nın 9, Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 18-26. maddelerinde düzenlenen ve "Millî güvenlik ve kamu düzeninin, genel sağlık ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silâh, patlayıcı madde veya eşyanın tespiti amacıyla, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin yazılı emriyle ikinci fıkrada belirtilen yerlerde, kişilerin üstlerinde, aracında, özel kâğıtlarında ve eşyasında yapılan arama işlemi.." (Yönetmelik'in 19. maddesi) olarak tanımlanan "önleme araması"nın ihtilaf konusu ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Buna rağmen önleme aramasının da ancak "hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin yazılı emriyle" yapılabileceği unutulmamalıdır. Bahsedilen aramada Cumhuriyet savcısının hiçbir görev ve yetkisi bulunmadığından ceza soruşturmasının bir öncülü, başlama sebebi olabilir ise de adli arama yerine ikame olunamaz. Aksinin kabulü, ceza soruşturmasının bir bölümünün, yerine göre mülki amirin</p>

<p>emir ve nezareti altında yapılabileceği neticesini doğurur.<br />
Sorun, başlatılıp icra edilen bir ceza soruşturması ve kovuşturması kapsamında yapılan arama ve/veya el koymanın hangi normatif düzenlemelere göre gerçekleştirilmesi hâlinde hukuka uygun olacağının belirlenmesi ile ilgilidir.</p>

<p>Adli arama, bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, iş yerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında CMK ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemidir (Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği madde 5).</p>

<p>Arama ve el koymaya ilişkin olarak CMK dışında kolluğa ilişkin kanunlarda da dolaylı düzenlemeler olduğu bilinmektedir. (PVSK, 2803 sayılı Jandarma Teşkilât, Görev ve Yetkileri Kanunu, 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, 5607 sayılı Kanun, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, 5253 sayılı Dernekler Kanunu, 2935 sayılı Olağanüstü Hâl Kanunu ile 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname gibi) Ancak söz konusu olan ceza soruşturması ve kovuşturması olduğunda, arama ve el koymanın birer koruma tedbiri olarak CMK'nın 116 ve devamı maddelerinde yer aldığı görülmektedir. Bu durumda ceza soruşturması ve kovuşturması bağlamında arama ve el koymaya dair temel düzenlemelerin, Anayasa'nın emredici mahiyetteki 20, 21, 38 ve 35. maddelerinin ışığında yorumlanması gereken ve yukarıda yer verilen CMK'nın 116 ve devamı maddeleri olduğunda kuşku duyulmamalıdır.<br />
Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemleri düzenleyen CMK’nın 90/4. maddesi gereğince kolluğun yakaladığı kişinin kaçmasını, kendisine ya da başkalarına zarar vermesini engelleyecek tedbirleri alma yetkisi bağlamında kişinin yakalanmasından sonra yaptığı "kaba üst araması"nın, PVSK'nın suç tarihinde yürürlükte bulunan "Durdurma ve kimlik sorma" başlıklı 4/A-ç bendinde belirtilen ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin suç tarihinde yürürlükte bulunan "Durdurma, durdurma sonrası kontrol ve arama işlemleri" başlıklı 27/6-a maddesinde zikredilen "yoklama biçiminde kontrol"ün, tamamen önleyici tedbir mahiyetinde olduğunda, bu işlemin bir kontrol tedbiri olan aramaya evrilemeyeceğinde kuşku yoktur. Anılan düzenlemelerde bu husus, "ancak bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez..." (PVSK madde 4/A-6/son cümle), "durdurulan kişi üzerinde giysilerinden herhangi birisi çıkarılmaksızın, yoklama biçiminde bir kontrol yapılır." (Yönetmelik madde 27/6-a) denilmek suretiyle sarahate kavuşturulmuştur. Bu işlemler ile aynı Kanun'un Ek 4. maddesinde yer alan; "bir suçla karşılaşan polisin, sanık ve suç delillerini tesbit, muhafaza…" etmesi niteliği itibariyle arama olmadığından bir arama kararına da ihtiyaç bulunmamaktadır. Ancak bu hâlde suçun işlendiği bilgisini alan kolluk, olay yerinde delillerin karartılmasını önleme yetki ve görevi kapsamında yakaladığı kişi ya da kişilerin kaba üst aramasını yapabilecek ve el koyduğu olayı, yakalanan kişi ya da kişiler ile uyguladığı tedbirleri en kısa zamanda Cumhuriyet savcısına bildirecektir.</p>

<p>İlgili bölümde yer verilen düzenlemeler aslında yoruma da yer bırakmayacak açıklıktadır. Şöyle ki; soruşturma, kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesi ile başlar (CMK madde 2-e). Polis, CMK ve diğer mevzuatta yazılı soruşturma işlemlerine ilişkin görevleri de yerine getirir. Polis, bir suça ilişkin olarak kendisine yapılan sözlü ihbar ve şikâyetleri ve görevi sırasında öğrendiği suça ilişkin bilgileri yazılı hâle getirir. Edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan polis, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhâl gerekli tedbirleri alır. Bir suç işlendiği veya işlenmekte olduğu bilgisini edinen polis, olay yerinin korunması, delillerin tespiti, kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirleri aldıktan sonra el koyduğu olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhâl Cumhuriyet savcısına bildirir ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapar (PVSK madde Ek 6).</p>

<p>Cumhuriyet savcısı da ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar (CMK madde 160/1). Adli kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür (CMK madde 160/2). Cumhuriyet savcısı, adli kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir (CMK madde 160/3). Cumhuriyet Başsavcılıklarınca arama ile ilgili kararları vermek üzere yirmi dört saat süreyle nöbetçi Cumhuriyet savcısı görevlendirilir. (Yön. md. 7/son) Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir (CMK madde 162/1).</p>

<p>Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, iş yeri veya ona ait diğer yerler aranabilir (CMK madde 116/1). Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak konutta, iş yerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhâl bildirilir (CMK madde 119/1).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şu hâle göre; (adli) kolluk görevlileri, bir önleme araması kararına dayansın ya da dayanmasın şüphelinin veya sanığın yakalanması veya suç delillerinin/(müsaderesi gerekecek eşya ya da kazancın) elde edilebileceği hususunda makul şüphe duyduğunda, gerekiyorsa genel ve delil güvenliği için gerekli tedbirleri aldıktan sonra bir koruma tedbiri olarak arama işlemini icra için CMK 116 ve devamı maddelerinde öngörülen şartlara uymakla mükelleftir. Yani kolluk görevlileri mümkün ise hemen Cumhuriyet savcısına ulaşacak ve onun delaletiyle sulh ceza hâkiminden arama kararı alınacaktır. Fakat gecikmesinde sakınca bulunan bir hâl varsa Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise (konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlar hariç) kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapabilecektir. CMK'nın 161/3. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir." şeklindeki düzenlemenin, acilliği de beraberinde taşıyan zorunluluk hâlinde arama işlemi için de uygulanabileceği kabul edilebilir. Doktrinde Kiziroğlu da aynı görüştedir. (Serap Keskin-Kiziroğlu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Basit Arama (Adli Arama) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2009, C.58, S. 1, s. 153).</p>

<p>Mer'i 5607 sayılı Kanun'un arama ve elkoymayı düzenleyen 9. maddesinin 1. fıkrası, arama ve elkoymalarda CMK’nın uygulanacağını emretmiş bulunmakla, 4926 sayılı Kanun'un mer'iyyeti döneminde uygulanmakta olan Yönetmelik'in 8. maddesinin "e" bendinin tatbik imkânının ortadan kalktığı gözetilmelidir.</p>

<p>Arama; "Arama işi, taharri, birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak, araştırmak, yoklamak" anlamlarına gelmektedir (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, 2009, s.113). Arama, gizli olanı ortaya çıkarmak için yürütülen bir faaliyet olduğundan gözle görülen veya açıkta bırakılan şeyler aramanın konusu olamaz. Diğer bir ifade ile bu durumda yapılmış bir arama olmadığından bu koruma tedbiri için öngörülen yasal şartların yerine getirilmesi de gerekmez.</p>

<p>Ne var ki bu gibi durumlarda, yani suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeyler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış ise bunların elde edilmesi CMK'nın 123. maddesi uyarınca gerçekleştirilecektir. Burada iki ihtimal vardır ve farklı usullere tabi tutulmuştur:</p>

<p>Birinci ihtimalde; ispat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, ilgilinin/şüphelinin (hukuka uygun) rızası ile teslim etmesi hâlinde muhafaza altına alınır (CMK madde 123/1). Rızaen teslim olgusunun; "Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz." şeklindeki Anayasa'nın 38. maddesi ile CMK'nın 148. maddesinde ve Adli ve Önleme Araması Yönetmeliği'nin 8/f bendindeki "Rızaen arama" hükmünün iptaline ilişkin Danıştayın 13.03.2007 tarihli ve 6392-948 sayılı kararında belirlenen parametreler ışığında değerlendirilmesi gerekir. Bu cümleden olarak şüphelinin ve sanığın beyanı/rızası özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılmamalı, kanuna aykırı bir yarar vaat edilmemelidir. Yasak usüllerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. İlgilinin/şüphelinin, tadat olunan şeyleri, (hukuka uygun) rızası ile teslim etmesi hâlinde elkoyma değil ve fakat muhafaza altına alma hâli olduğundan bir el koyma kararı da gerekmez.</p>

<p>Ancak suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeylerler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış vaziyette değil ise yanında bulunduran kişinin (sözde) rızasıyla teslim etmesi, kural olarak usulüne uygun bir arama ve elkoyma kararı alınma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Çünkü her şeyden önce bu durumda çoğunlukla arama kararı olmadan yapılan arama ile bu eşyaya ulaşılmakta bunun üzerine zilyed eşyayı sözde rızaen teslim etmektedir. Oysa Anayasa'nın 20 ve 21. maddelerinde yer verilen "özel hayatın gizliliği" ve "konut dokunulmazlığı" hakları dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, kişiliğe bağlı temel haklardandır. Anayasa'da bu hakların hangi hâllerde ve nasıl sınırlanabileceği belirtilirken, anılan hakların vazgeçilmez niteliği nedeniyle sınırlama usulleri içinde ilgilinin rızasına yer verilmemiştir. Keza gerek Anayasanın zikredilen maddelerinde gerekse CMK'da, özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı hakkı ile kamu güvenliği arasında bir denge kurulmaya çalışılırken, birey ile kolluk arasındaki güç dengesizliğinin, ilgilinin rızasını sakatlayabileceği endişesiyle, bu hakların, mümkün olduğunca yargı yerlerince verilen kararlarla sınırlanması esası benimsenmiştir (Danıştay Onuncu Dairesi'nin 13.03.2007 günlü, E:2005/6392, K:2007/948 sayılı kararını onayan Danıştay İDDK., E. 2007/2257 K. 20). Zira, öncelikle bu şeylerlere/nesnelere bir arama kararı olmadan, aranarak ulaşılmış olmaktadır 14.9.2012 (tarihli ve 12/1117 sayılı) Bu nedenlerle suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeyler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış vaziyette değil ise zilyedin görünüşte rızaen tesliminin, kural olarak usulüne uygun bir arama ve elkoyma kararı alınma zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı kabul edilmelidir. Aksi hâlde özel hayatın gizliliği (Anayasa madde 20) konut dokunulmazlığının ihlali (Anayasa madde 21) ve mülkiyet hakkı (Anayasa madde 35) ile adil yargılanma hakkının (Anayasa madde 38) özü ile bağdaşmayan ve keyfî muamelelere karşı öngörülen usuli teminatları etkisiz kılan bir sonuca ulaşılır.</p>

<p>Diğer taraftan kanun koyucu arama işleminde karar koşulu açısından kişinin konutu ile iş yerini bir tutmuş, konuta göre daha açık bir alan olması nedeniyle iş yerini, konut dokunulmazlığının ihlali suçundaki rızayla karıştırmamış; ceza muhakemesi hukukunda arama koruma tedbiri açısından özgürlük yararına bir düzenleme yapmıştır. İş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunun düzenlendiği TCK'nın 116/2. maddesine göre, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan iş yerleri ve eklentilerine girilmesinde iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçu oluşmaz. Fakat bu husus, bu yerlerde arama işlemi yapabilmek için karar veya yazılı emir koşulunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz veya zayıflatmaz (Keskin-Kiziroğlu, s.152). Keza, kamuya açık kapalı alanların, kamuya açık olmayan kısımlarında yapılacak aramanın da hâkim kararı ya da şartları oluştuğunda Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile mümkün olacağının kabulü gerekir.</p>

<p>İkinci ihtimalde; yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği hâllerde bu tür eşyaya elkonulabilir (CMK madde 123/2). Ancak el koyma işlemi arama kararına paralel bir usule tabi tutulmuştur. Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar (CMK madde 127/1-3).</p>

<p>Anayasal ve yasal dayanakları bu şekilde ortaya konulan adli arama, öngörülen şartlara uyulmadan icra edildiğinde; "bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" (CMK madde 288) hâli ortaya çıkacağından, hukuka aykırı olacaktır. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez (Anayasa madde 38). Yüklenen suç, (ancak) hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delille ispat edilebileceğinden (CMK madde 217/2) delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse mahkemece reddolur (CMK madde 206/2-a). Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirtilir; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerekir (CMK madde 230/1-b).</p>

<p>B. Hukuki Değerlendirme<br />
07 ** *** plaka sayılı araçta kaçak alkollü içki satıldığına dair gelen ihbar üzerine, anılan ihbarın doğruluğunu kontrol etmek için bahsi geçen adrese giden görevlilerin ihbarda bahsedilen aracı park hâlinde gördükleri, kabaca yapılan kontrolde aracın bagajında alkollü içki şişelerinin bulunduğu, suç delilleri muhafaza altına alındıktan sonra konu hakkında bilgilendirilen Cumhuriyet savcısının sözlü talimatı doğrultusunda PVSK’nın 9 ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 27. maddesinde belirtilen önleme araması kararına istinaden süresi ve şartları itibarıyla makul ve sanığa en az sıkıntı verecek şekilde gerçekleştirilen arama işlemi sonucunda ele geçirilen kaçak eşyanın hukuka uygun yöntemle elde edildiğinin kabulü gerekmektedir.</p>

<p>Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.</p>

<p>Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Olay tarihinde sanığın arabasında kaçak eşya bulunduğuna dair polise yapıldığı iddia edilen ihbar nedeniyle, önceden alınmış önleme aramasına dayanılarak sanığın arabasının bagajının arandığı arabanın bagajında, kutu içerisinde alkollü içkilerin görülmesi nedeniyle önleme araması kararına dayanarak Cumhuriyet Savcısının sözlü talimatı ile arama yapıldığı görülmüş ise de,</p>

<p>Yapılan inceleme sonucunda polise yapılan ihbar nedeniyle suç işlendiğine dair şüphe oluştuğundan kolluğun CMK'nın 119. maddesine göre Cumhuriyet Savcısının acele hâllerde kendisi yazılı arama kararı vermesi veya mahkemeden adli arama kararı alarak arama yapması gerekirken, önceden alınmış önleme aramasına dayanılarak Cumhuriyet savcısının sözlü talimatı ile arama yapılması hukuka ayrıdır. Deliller CMK'nın 217/2. maddesinde belirtilen şekilde yüklenen suç hukuka uygun olan her türlü delile ispat edilebilir. Bu olayda hukuka aykırı arama kararı ile elde edilen delillerin CMK'nın 106/2- a maddesinde belirtilen şekilde reddedilmesi gerekir.</p>

<p>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın aracında usulüne uygun alınmış bir adli arama kararı bulunmadığı, yapılan arama hukuka aykırı olduğundan sanığın beraatine karar veren Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının hukuka uygun olduğu ve onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının bozulmasına karar veren, Ceza Genel Kurulunun sayın çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum." görüşüyle,</p>

<p>Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi ise benzer düşüncelerle,</p>

<p>Karşı oy kullanmışlardır.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 22.06.2023 tarihli ve 531-968 sayılı direnme kararına konu hükmünün, suça konu alkollü içeceklerin hukuka uygun yöntemle elde edildiği hususunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,</p>

<p>2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2024148-e-2025313-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-aaf.jpg" type="image/jpeg" length="76974"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu dosyası yeniden açıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kasif-kozinoglu-dosyasi-yeniden-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kasif-kozinoglu-dosyasi-yeniden-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında ceza infaz kurumunda rahatsızlanmasının ardından hayatını kaybetmesine ilişkin dosyanın yeniden açıldığını açıkladı. Bakan Gürlek, “Yıllar geçse de hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmamakta kararlıyız. Kamu vicdanında soru işareti oluşturan dosyaları, aradan geçen zamana bakmaksızın yeniden ele alıyor; ulaşılabilecek her delilin izini sürüyoruz.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soruşturma kapsamında olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılırken, 10 şüpheli gözaltına alındı. Bir şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edildi.</p>

<p>Adalet Bakanı Gürlek, Kozinoğlu’nun, tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011 tarihinde rahatsızlandığını belirterek, Silivri Devlet Hastanesine sevk edilen Kozinoğlu’nun hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybettiğinin tespit edildiğini söyledi.</p>

<p>Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ile tıbbi belgelerin incelendiğini, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personelinin yanı sıra Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları ve eşinin tanık olarak dinlendiğini belirten Bakan Gürlek, 10 Nisan 2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini kaydetti.</p>

<p>Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının dosyayı yeniden incelemeye aldığını açıklayan Bakan Gürlek, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının değerlendirmeleri doğrultusunda Silivri Sulh Ceza Hâkimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararının kaldırıldığını ve soruşturmanın yeniden başlatıldığını açıkladı.</p>

<p>Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alındığını ve özel bir soruşturma ekibi oluşturulduğunu belirten Bakan Gürlek, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla kapsamlı çalışmaların yürütüldüğünü söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>11 ŞÜPHELİ HAKKINDA ADLİ İŞLEM BAŞLATILDI</strong></p>

<p>Soruşturmada gelinen son aşamaya ilişkin bilgi veren Bakan Gürlek, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını açıkladı.</p>

<p>Şüphelilerden 10’unun gözaltına alındığını belirten Bakan Gürlek, bir şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğunun tespit edildiğini kaydetti.</p>

<p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ve ilgili kurumların koordinasyon içerisinde çalışmalarını sürdürdüğünü ifade eden Bakan Gürlek, gerçeğin ortaya çıkarılması ve varsa sorumluların tespit edilerek adalet önünde hesap vermelerinin sağlanması için soruşturmanın titizlikle yürütüldüğünü vurguladı.</p>

<p><strong>“HİÇBİR ŞÜPHEYİ ARAŞTIRILMADAN BIRAKILMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”</strong></p>

<p>Adalet Bakanı Gürlek, faili meçhul cinayetlerin, şüpheli ölümlerin ve kamu vicdanında cevapsız kalan dosyaların üzerine kararlılıkla gidilmeye devam edileceğini belirterek, şunları kaydetti:</p>

<p>“Yıllar geçse de hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmamakta kararlıyız. Kamu vicdanında soru işareti oluşturan dosyaları, aradan geçen zamana bakmaksızın yeniden ele alıyor; ulaşılabilecek her delilin izini sürüyoruz.</p>

<p>Faili meçhul cinayetlerin, şüpheli ölümlerin ve kamu vicdanında cevapsız kalan dosyaların üzerine aynı kararlılıkla gitmeye devam edeceğiz. Hiçbir dosyanın unutulmasına, hiçbir şüphenin araştırılmadan bırakılmasına müsaade etmeyeceğiz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kasif-kozinoglu-dosyasi-yeniden-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/kasif-kozinoglu.jpg" type="image/jpeg" length="27581"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cinsel Suçluların Tretmanına Özgün Yaklaşımlar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cinsel-suclularin-tretmanina-ozgun-yaklasimlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cinsel-suclularin-tretmanina-ozgun-yaklasimlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel yazdı;]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cinsel Suçluların Tretmanına Özgün Yaklaşımlar</strong></p>

<p><strong>(</strong><strong>Unique Approaches to the Treatment of Sex Offenders</strong><strong>)</strong></p>

<p>“<strong>En ciddi suçları, özellikle cinsel nitelikteki suçları işleyenler için uzun süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar doğru gözükse de gerçek şu ki, suçlular bir noktada serbest bırakılacaktır!</strong>”</p>

<p>Cinsel terslik (<i>paraphilia</i>) içinde olan bir kişi cinsel bir suç da işlememiş olabilir. İşte cinsel suçlara eğilirken bu davranışı üç açıdan kavramlaştırmak yararlı olacaktır:</p>

<p>a) Davranışın kendisi,</p>

<p>b) Davranışın sergilediği suçlar ve</p>

<p>c) Davranışa özgü saik.</p>

<p>Bir cinsel davranış yasal olarak tanımlandığında cinsel bir suç olmaktadır. Suç ve cinsel terslik olarak sınıflandırılan davranışlar şiddet derecesine göre röntgencilikten sadistik/ cinsel adam öldürmeye kadar oldukça değişmektedir.</p>

<p><strong><u>Temas Suçları </u> </strong></p>

<p>Irza geçme</p>

<p>Cinsel istismar</p>

<p>Çocukların cinsel istismarı</p>

<p>Fuhuş</p>

<p>Sadistik/cinsel adam öldürme</p>

<p><strong><u>Temassız Suçlar</u></strong></p>

<p>Teşhircilik</p>

<p>Röntgencilik</p>

<p>Kamusal alanda mastürbasyon</p>

<p>Cinsel suçlar zaman zaman daha fazla görünürlük kazanmış, büyük bir endişe ve toplumsal istikrarsızlık kaynağı oluşturmuştur. Bu durum, mağdurlar ve ailelerinin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı üzerindeki etkisi nedeniyle toplumda meydana gelen en ciddi şiddet biçimlerinden biri olarak kabul edilir. Mağdurların fiziksel ve psikolojik sağlık ve refahını olumsuz etkileyen cinsel suçlular genellikle eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmezler, duygu düzenleme ve dürtü kontrolünde zorluk çekerler. <a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">1</a></p>

<p><strong>Cinsel suçlar hakkında neler biliyoruz?</strong></p>

<p>Cinsel şiddet vakalarının bildirilme oranları düşüktür. Verilerde boşluklar vardır ve cinsel suçlara ilişkin resmimiz eksiktir. Kısacası, cinsel şiddetin ne kadar yaygın olduğunu bilmiyoruz. Araştırmalar büyük ölçüde ceza adalet sistemiyle temas kurmuş suçlulara dayanmaktadır; ancak bunlar cinsel şiddet uygulayanların sadece küçük bir bölümünü oluşturmaktadır.</p>

<p>Bildiğimiz kadarıyla cinsel suçlardan hüküm giyen kişiler çeşitlidir. Davranışları, özellikleri ve ihtiyaçları bakımından farklıdırlar. Çoğunlukla erkektirler ve çoğunlukla kurbanları tarafından tanınmaktadırlar.</p>

<p>İnsanların cinsel suç işlemesinin birçok açıklaması vardır. Bunlar arasında sosyal nedenler (örneğin, cinsiyet eşitsizliği), bireysel faktörler(empati sorunları gibi) ve kişinin içinde bulunduğu ortam (örneğin, suç işleme fırsatının olup olmaması gibi) yer almaktadır.</p>

<p>Cinsel suçlardan hüküm giyen kişilerin genellikle yeniden suç işleme oranı düşükse de bazılarının yeniden suç işleme olasılığı diğerlerinden daha yüksektir. Özellikle aile içi şiddet ve cinsel şiddet arasındaki örtüşme göz önüne alındığında, cinsel şiddet gösterisi toplumsal açıdan ciddiyetini korumaktadır.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, cinsel suç, genellikle zorlayıcı nitelikte, tamamlanmış veya teşebbüs edilmiş cinsel nitelikteki herhangi bir eylem olarak tanımlanmakta; bu eylem fiziksel teması ve şiddet kullanımını içerebilmektedir. Bunlar anal, vajinal ve/veya oral penetrasyon, okşama, insan ticareti veya istenmeyen yorumlar gibi çok çeşitli davranışları içerebilir. Çoğunlukla, cinsel suçlar her yaştan erkekler tarafından kadınlara veya çocuklara karşı işlenmekte;<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">2</a> mağdur ile fail arasında herhangi bir ilişkinin varlığına bağlı olmaksızın da ve kamusal alanlar (örneğin bahçeler) dahil olmak üzere farklı bağlamlarda (örneğin ev ve iş yerinde) meydana gelebilmektedir.</p>

<p>Cinsel suçlular, cinsiyet, yaş ve sapkın davranışın bağlamı (parafili türü, mağdur türü, psikiyatrik açıdan eşlik eden hastalıklar ve bağımlılık davranışlarıyla ilişkisi) gibi çeşitli ve heterojen özellikler sergilemektedir. Kuşkusuz, bu durum, farklı suç türlerine ve yasadışı cinsel davranışlara yol açarak, özel risk faktörlerini ve suç işlemeye yönelik ihtiyaçları (örneğin duygusal düzenleme eksiklikleri, sosyal zorluklar, suç işlemeyi destekleyici inançlar ve sapkın uyarılma) dikkate alan bireyselleştirilmiş tedavi planlamasını gerektirmektedir. Bu heterojenlik, cinsel suçluların etkili risk yönetimi ve tedavisini zorlaştırmış gibi görünmekte ve cinsel suçluların etkili bir şekilde tedavi edilip edilemeyeceği konusunda tartışmalar devam edegelmektedir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">3</a> Bu konuda önemli olan suçluları mükerrir suçlu konumuna getirecek alternatif düşünce ve davranışların geliştirilmesini sağlamaktır. Davranışları ve düşünceleri değiştirmek ilk adım olup, duygular yoluyla anlamak ve çalışmak ise ikinci adımdır.</p>

<p><strong>Toplumda Yüksek Riskli Cinsel Suçluların Yönetimi</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/jhhgfg-7.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></strong></p>

<p>Cinsel suçluların yönetimi ve tedavisi sürecinde ölçülebilir ilerleme veya ilerleme eksikliği olacaktır. Suç kalıplarının döngüsel doğası ve değişken yaşam stresleri nedeniyle, cinsel suçluların risk seviyeleri sürekli değişim halindedir. Cinsel suçluların yönetimi ve tedavisindeki başarının kalıcı olduğu varsayılamaz. Bu nedenlerle, cinsel suçlular adli gözetim altında oldukları sürece risk izlemesi sürekli bir süreç olmalıdır. Dahası, denetimli gözetimi döneminin sonu, tehlikeliliğin sonu olarak görülmemelidir. Bu konuda sistemde yer alan yetkin denetimli serbesti görevlilerin katılımı ile araştırma projeleri geliştirilip uygulanmasına gereksinme vardır.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">4</a></p>

<p><strong>Özellikleri</strong></p>

<p>Cinsel suçluların bazı ortak özellikleri olup, bunlar genelde, fiziksel, duygusal veya cinsel olsun, ihmal veya istismar geçmişi olan kişilerdir. Genellikle sosyal veya duygusal becerilerden yoksun olup, dürtü kontrolünde bozukluk, depresyon, anksiyete, uyuşturucu madde kullanımı ve bağımlılığı veya antisosyal kişilik bozukluğu gibi zihinsel bozukluklara sahiptirler. Ek olarak, bu bireyler genellikle yanlış olan (yani tecavüz miti) bir dizi bilişsel çarpıtma ve inanca sahip olma eğiliminde olup, bu da sapkın davranışlarına katkıda bulunabilmektedir. Sonuç olarak, birçok cinsel suçlu, davranışlarının yasadışı doğasını tanımaz, sorumluluğu kabul etmez veya eylemin rızaya dayalı olduğunu ve/veya mağdurun davranışından kaynaklandığını iddia etmekte ve bu nedenle mükerrirlik riski yüksek olmaktadır. Bu riski azaltmak ve suçluları topluma yeniden entegre etmek için yeterli bir <strong>risk değerlendirmesi </strong>yapılması zorunluluk sergilemektedir.</p>

<p>Bu doğrultuda cezalandırıcı yaptırımların güçlendirilmesine ek olarak, suçlular için psikolojik ve farmakolojik tedaviler de önem kazandı. Özellikle, cinsel suçlular için psikolojik tedavi geniş çapta incelendi ve etkinliğinin değerlendirilmesinde cinsel suçluların mükerrir suçlu olması temel ölçütlerden biri oldu. Farmakolojik tedaviler (antidepresan ilaç tedavisi ve testosteron düşürücü ilaçlar gibi), endokrin sistemdeki toplam ve serbest testosteronun azaltılması müdahalesi ilkesi kullanılarak cinsel dürtüyü ve dolayısıyla sapkın cinsel davranış da dahil olmak üzere cinsel davranışı önemli ölçüde azaltma hedeflendi. Önemli olan aşağıdaki tabloda yer cinsel suçlardaki mükerrrirlik oranının azaltılmasıdır. Bu konuda ülkemize ait bir veri bulunmamakta ise de küresel kriminoloji verileri ve geniş çaplı meta-analizler, cinsel suç faillerinin hırsızlık, uyuşturucu veya genel şiddet suçlularına kıyasla kendi suç kategorilerinde daha az mükerrerlik gösterdiğini ortaya koymaktadır.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p>Ülke</p>
   </td>
   <td valign="top" width="150">
   <p>Mükerrirlik oranı (%)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p>Finlandiya</p>
   </td>
   <td valign="top" width="150">
   <p>1*</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p>İsveç</p>
   </td>
   <td valign="top" width="150">
   <p>3,6 **</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="103">
   <p>A.B.D.</p>
   </td>
   <td valign="top" width="150">
   <p>5***</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>*Diğer suçlarda %33,5<br />
**Diğer suçlarda % 31,4</p>

<p>***Üç yıl içinde %5 olup- 15 yıllık süredeki oran ise yaklaşık %24</p>

<p></p>

<p>Aslında, mükerrir cinsel suçluların tedavi etkinliği üzerine çok sayıda çalışma yapılmış olmasına karşın, bazıları olumlu sonuçlar (belirli müdahale türleri/modaliteleri) bulmuştur. Diğerleri ise nötr veya olumsuz sonuçlara ulaşmıştır. Genelde, çoğu küçük örneklemler ve/veya düşük kaliteli kontrol grupları içermiştir. Cinsel suçlular için tedavi programlarının kaliteli değerlendirmelerine ihtiyaç duyulduğu konusunda yaygın bir görüş birliği olup; yüksek kalitede kanıt eksikliği karşısında tedavi programlarının mükerrir cinsel suçluluğu azaltabileceğine dair neredeyse kanıt söz konusu değildir.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">5</a></p>

<p>Cinsel suçlular için tedavinin etkinliği bilimsel ve profesyonel bir tartışma konusu olmaya devam ederken, en etkili psikolojik müdahalelerin Andrews ve Bonta tarafından önerilen Risk-İhtiyaç-Yanıt Verme (<strong>RNR</strong>) prensiplerini izlediğine dair kanıtlar vardır.</p>

<p>RNR, tedavinin yoğunluğunun mükerrirlik riskiyle orantılı olması gerektiğini, tedavinin mükerrirlikle ilgili sorunları ele alması gerektiğini ve tedavinin suçluların kültürü ve öğrenme tarzıyla tutarlı olması gerektiğini belirtmektedir. Bir öneri de tedavinin şunlara göre uyarlanması gerektiğidir: (a) Risk seviyesi ve (b) Suç oluşturan ihtiyaçlar. Buna ek olarak, eğitim seviyesi, öğrenme yeteneği, değişim motivasyonu, risk seviyesi ve işlenen suç türü gibi faktörler tedavi sırasında ele alınmalıdır. Örneğin, daha yüksek risk grubundaki suçlular (yani, mükerrer suç işleme olasılığı daha yüksek olanlar) daha yoğun tedavi görmelidir. Son olarak, RNR, bu suçlu türlerinin tedavisi için en uygun yaklaşım olarak Bilişsel Davranışçı Terapiyi (BDT) önermiştir.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">6</a> Ana amaç, aşağıdaki gibi farklı teknikler/stratejiler kullanarak riski azaltmak olmalıdır: (a) Bilişsel çarpıtmaların, özellikle cinsel suçla ilgili olanların yeniden yapılandırılması; (b) Yaşam becerilerinin geliştirilmesi; (c) Dürtüselliği azaltmak ve (d) Sapkın cinsel fantezileri ve uyarılmayı düşürmek.</p>

<p>Cinsel suçlardan hüküm giyen bireyler için katı cezalar ve etkili tedaviler konusunda kamuoyunda bir istek varsa da genelde basının ilgisi daha çok 'tecavüzcü' veya 'pedofil' gibi cinsel suç prototiplerine sahip olanlara odaklanmış durumdadır.</p>

<p><strong>Cinsel Suçluların Topluma Yeniden Kazandırılması ve Tedavisi:</strong></p>

<p><strong>Destek ve Sorumluluk Çemberleri (CoSA)<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">7</a></strong></p>

<p>Destek ve Sorumluluk Çemberleri (CoSA) olarak adlandırılan bu model, genellikle cinsel suçtan hüküm giymiş, yüksek riskli ve yüksek ihtiyaç grubundaki kişilerin cezaevinden evlerine dönüş sürecinde güvenli bir şekilde yeniden topluma kazandırılmasına odaklanmaktadır. Bu "çemberler" gönüllüler tarafından yönetilmektedir. CoSA, 1994 yılında Hamilton, Ontario'da ortaya çıkmış ve o zamandan beri Kanada genelinde ve ABD'nin bazı bölgelerinde daha yaygın olarak uygulanmaktadır.</p>

<p>Temel hedefler ve etkinlikleri şunlardır:</p>

<p>· Mükerrir suçluluk oranının düşürülmesi: Çalışmalar (örneğin Minnesota'nın CoSA programının değerlendirmeleri) tekrar suç işleme oranlarında önemli düşüşler olduğunu göstermektedir; bazı araştırmalar yeni bir cinsel suçtan dolayı tekrar tutuklanma riskinde %88'e varan bir azalma olduğunu ortaya koymaktadır.</p>

<p>· Kamu güvenliği: Bu yaklaşım, çekirdek üyenin izole olmaması veya tekrar suç işlememesi için duygusal ve lojistik destek sıkı topluluk gözetimiyle birleştirilmektedir.</p>

<p>Kanada'da CoSA'nın Değerlendirmeleri ve Birleşik Krallık CoSA katılımcıları arasında hem cinsel hem de cinsel olmayan mükerrir suçluluk oranlarının karşılaştırma gruplarına göre önemli ölçüde azaldığını göstermiştir. En önemlisi, Duwe'nin, Minnesota'da 2018 yılında yapılan randomize kontrollü bir CoSA denemesi, çekirdek üyeler arasında kontrol grubuna kıyasla cinsel mükerrir suçluluğun önemli ölçüde daha düşük olduğunu bulmuştur. Bu çalışmalar çekirdek üyelerden oluşan küçük örneklemlere dayanmasına rağmen, CoSA'nın cinsel suç tekrarını azaltma yeteneği hakkındaki kanıtlar umut verici olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p>Cinsel suçlardan hüküm giymiş kişilere yönelik bir yeniden entegrasyon programı olan Destek ve Sorumluluk Çemberleri (CoSA) engelli bireyleri destekleme modeline dayanarak geliştirilmiş bulunmaktadır.</p>

<p>Anahtar kelimeler şunlardır:</p>

<p>- Cinsel suçlardan hüküm giymiş kişiler,</p>

<p>- Destek ve hesap verebilirlik çemberleri,</p>

<p>- CoSA,</p>

<p>- Engelli insanlar,</p>

<p>- Engelli çekirdek üyeler,</p>

<p>- CoSA personeli ve gönüllüleri.</p>

<p></p>

<p>Destek ve Sorumluluk Çemberleri (CoSA), cinsel suçlardan hüküm giymiş kişileri cezaevinden çıktıktan sonra topluma geri dönmeleri sürecinde destekleyerek mükerrir cinsel suçluluğu azaltmayı ve suçtan vazgeçmeyi teşvik etmeyi amaçlamakta; CoSA, çekirdek üyelere pratik destek ve sorumluluk sağlayan eğitimli gönüllülerden oluşan bir grupla, çekirdek üyelerin toplumda yasalara uygun bir yaşam sürmeleri için daha donanımlı olacakları varsayımına dayanmaktadır.</p>

<p>CoSA'nın temel ilkelerinden biri, çekirdek üye etrafında oluşturulan her gönüllü çemberinin, bireysel çekirdek üyenin ihtiyaçlarına ve koşullarına yanıt verecek şekilde tasarlandığı için benzersiz olmasıdır. Buna rağmen, CoSA modeli tipik olarak çember üyelerinin (yani çekirdek üye ve gönüllüler ve bazı programlarda ücretli bir personel üyesi de) haftalık toplantılarını içermektedir. Çember üyeleri, özellikle bir çekirdek üyenin hapisten çıkışının ilk birkaç haftasında, haftalık toplantılar dışında da birbirleriyle iletişime geçebilirler. Haftalık toplantılar mutlaka belirli bir yapıya uymasa da genellikle çekirdek üyenin amaçlarına ve ilerlemesine, mücadelelerine veya sorunlarına ve bunların nasıl ele alınabileceğine odaklanır. Gönüllüler genellikle çekirdek üyelere hapisten sonra topluma yeniden entegre olma ile ilgili pratik görevlerde yardımcı olurlar; bunlar arasında kimlik belgeleri aramak, uygun konaklama yeri bulmak, gerekli eşyaları satın almak ve çekirdek üyenin hapiste olduğu süre boyunca meydana gelmiş olabilecek teknolojik veya diğer gelişmeler konusunda yardım sağlamak yer almaktadır. Kritik nokta şu ki, gönüllüler kişisel duygusal destek ve teşvik de sağlasalar da (örneğin, dinleme, rehberlik sunma), CoSA bir tedavi yöntemi olmayıp, aksine, çekirdek üyeler gönüllü olarak, bazen cinsel suçlu tedavisine ve/veya ıslah denetimine katılmayla eş zamanlı olarak CoSA'ya katılırlar.</p>

<p>Bu yaklaşıma egemen olan özellikler şunlardır:</p>

<p>1. Cinsel suçluların topluma yeniden kazandırılması sürecini yeniden düşünmek, risk paradigmasını tersine çevirerek suçtan vazgeçmeye odaklanmayı gerektirir.</p>

<p>2. Güçlü yönlere odaklanan model, yeniden entegrasyona yardımcı olmak için cezalandırıcı önlemler yerine topluluk desteğini vurgular.</p>

<p>3. Araştırmalar, cinsel suçluların uzun vadede yeniden suç işleme oranının %24 olduğunu ve bu oranın yaş ilerledikçe azaldığını göstermektedir.</p>

<p>4. Kamuoyunun tutumu, yeniden entegrasyonu önemli ölçüde engelliyor; kamuoyunun yalnızca %16'sı çocuk suçluların çoğunun ıslah edilebileceğine inanıyor.</p>

<p>5. Suçtan vazgeçme süreci, cinsel suç dışındaki suçluların izlediği yollardan farklı olarak, iş hayatını, ilişkileri ve yeni bir kimliği içerir.</p>

<p>Destek ve Sorumluluk Çemberleri (COSA), cinsel suçluların rehabilitasyon sürecini destekleyen eğitimli gönüllülerden oluşan bir grupla yeniden topluma kazandırılmasını sağlar. Etki çalışmaları, mükerrir suç oranlarında azalma konusunda umut verici sonuçlar göstermektedir. Kapsayıcılık, temel insan ihtiyaçlarını karşılamak ve cinsel suçluyu izlemeye ve hesap verebilir olmaya motive etmektir. Program bütünlüğü ve olumlu grup gelişimi, çember etkinliği için temel ön koşullardır.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">8</a></p>

<p>CoSA'nın temel üye için destek ve hesap verebilirlik konusundaki amaç ve hedefleri tutarlı kalırken, CoSA konum, uygulama, çalışma modelleri, finansman ve dış ilişkiler açısından önemli ölçüde farklılık gösterebilir. CoSA çeşitli işletme modellerine dayanır, çeşitli kaynaklardan (hükümet ve hayırsever kuruluşlar dahil) fon alabilir ve ceza adalet sistemleriyle farklı ilişkilere sahip olabilir.</p>

<p><strong>CoSA ve Engelli Bireyler</strong></p>

<p>Hocken ve diğerleri (2018, s.185) engelli çekirdek üyelerin daha az sosyal desteğe ve topluluk kaynakla- rına, istihdama veya yapıcı günlük aktivitelere daha az erişime sahip olabileceğini ve bu nedenle “bir Çemberin sunabileceği desteğe belki de daha çok ihtiyaç duyduklarını” savunmaktadırlar. Aslında, CoSA modeli başlangıçta engelli kişiler için “Destek Çemberleri”ne dayanıyordu.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">9</a> Engelliler için Destek Çemberlerinin amacını şu şekilde açıklamaktadır:</p>

<p>Destek Çemberlerinin en önemli amacı, kapsayıcı topluluklar oluşturmak, engelli bireylerin topluluklarına tam olarak katılmalarını, yeteneklerini ortaya koymalarını, destek almalarını ve topluluktaki doğal ağları temel alarak veya çoğaltarak değerli topluluk üyeleri olarak kabul edilmelerini sağlamaktır. Sosyal değişim ve engellilik edinme gibi bireysel koşullar nedeniyle, bu doğal yardım ağları ya bozulmuş ya da karşılıklı olarak yardım ve destek sağlama konusunda etkisiz hale gelmiştir.</p>

<p>Circles South East tarafından yürütülen analiz, CoSA çekirdek üyelerinin neredeyse dörtte birinin zihinsel engelli ve/veya Otizm Spektrum Bozukluğuna sahip olduğunu bulmuştur. Bu grubun, engeli olmayanlara göre daha kötü sonuçlar yaşadığı, gözaltına alınma, yeniden mahkûmiyet, ihlal, tutuklama ve Çemberlerinden ayrılma gibi durumlarla karşılaştığı ve birçoğunun Çemberlerinin kapanmasının ardından gelen haftalar ve aylarda yeni suçlar işlediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Hocken ve diğerleri (2018, s. 188) “Zihinsel Engellilik ve/veya Otizm Spektrum Bozukluğu olan temel üyeler için başarılı sonuçları iyileştirmek amacıyla en iyi uygulama modelinin geliştirilmesine yönelik açık bir ihtiyaç olduğuna dair kanıtlar” olduğunu savunmaktadır.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10" title="">10</a></p>

<p>Bu bağlamda, son zamanlarda Birleşik Krallık'ta özellikle bilişsel engelli çekirdek üyeler için bir dizi CoSA projesi hayata geçirilmiştir. Bu projelerin bu kişiler tarafından doğru bir şekilde anlaşılabilmelerini sağlamak için yazılı materyaller geliştirilmiş; daha az gönüllü kullanarak ve/veya gönüllüleri çekirdek üyeye kademeli olarak tanıtarak bilişsel engelli kişilerin büyük bir gruba tanıtıldığında zorlanabileceği göz önünde bulundurularak ve bilişsel engelli kişilerle etkili iletişim kurmayı kapsayan gönüllülere özel eğitim verilmesi şeklinde gerçekleştirilmiştir.</p>

<p>Norveç’te BASIS programı gibi gönüllülük ve uzmanlık esasına dayalı uygulamalar, cezaevinde başlayıp tahliye sonrasında da devam eden bir izleme sistemiyle mükerrer suç oranlarını düşürmeyi hedeflemektedir. Hükümlü ve psikoloğun tedavi için bir plan yapmak üzere birlikte çalışması söz konusudur. Tedavi <i>İyi Yaşamlar modeli </i>olarak bilinen temel üzerine kurulmuştur. Görüşmelerdeki başlıca konular şunlardır: Yaşam hedefleriniz nelerdir? Suç işlemeden hayat hedeflerinize nasıl ulaşabilirsiniz ve iyi bir hayata nasıl sahip olabilirsiniz? <a href="#_ftn11" name="_ftnref11" title="">11</a></p>

<p><strong>Ülkemizde Normatif Düzenlemeler ve Uygulama</strong></p>

<p>Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların ceza adaleti sistemindeki veriler oldukça düşündürücü nitelikte olup, kişilerin lekelenmeme hakkının göz ardı edildiğine tanık olunmaktadır. Cumhuriyet savcılığı evresinde kovuşturmaya yer olmayan şüpheli oranın %52,5, ceza mahkemelerindeki beraat oranının %38,8 olması oldukça sistemdeki erime (attrition) olgusunun ne derece ciddi olduğunun kanıtı olmaktadır.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/1744611737saw-14.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Cumhuriyet başsavcılıklarında soruşturma evresinde TCK 102-105. maddelerince (2025)</p>

<p>1. Toplam dosya, şüpheli ve dosya sayısı</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="64">
   <p>Dosya</p>
   </td>
   <td valign="top" width="97">
   <p>Şüpheli</p>
   </td>
   <td valign="top" width="94">
   <p>Suç</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="64">
   <p>102 109</p>
   </td>
   <td valign="top" width="97">
   <p>109 112</p>
   </td>
   <td valign="top" width="94">
   <p>127 634</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><br />
2. Kovuşturmaya yer olmadığı dosya, şüpheli ve suç sayıları (2025)</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="69">
   <p>Dosya</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>Şüpheli</p>
   </td>
   <td valign="top" width="76">
   <p>Suç</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="69">
   <p>51704 (%50,6)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="91">
   <p>57 695</p>

   <p>(%52,5)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="76">
   <p>62 012</p>

   <p>(%48,5)</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p>3. Ceza Mahkemelerine yıl içinde gelen (TCK 102-105) dosyalarda bulunan sanıkların<br />
cinsiyet, yaş ve uyruğa göre dağılımı (<strong>2024-2025</strong>)</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>Yıl</p>
   </td>
   <td valign="top" width="62">
   <p>Toplam</p>
   </td>
   <td valign="top" width="80">
   <p>E/K</p>
   </td>
   <td valign="top" width="80">
   <p>Yaş-12-14 <strong>E/K</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="71">
   <p>15-17</p>

   <p><strong>E/K</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80">
   <p>18+<br />
   <strong>E/K</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80">
   <p>Yabancı<br />
   E/K</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2024</p>
   </td>
   <td valign="top" width="62">
   <p><strong>44 654</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80">
   <p>43 656/996</p>
   </td>
   <td valign="top" width="80">
   <p>2 083 /91 3</p>
   </td>
   <td valign="top" width="71">
   <p>924/110</p>
   </td>
   <td valign="top" width="80">
   <p>35 380/666</p>
   </td>
   <td valign="top" width="80">
   <p>2 269/129</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="43">
   <p>2025</p>
   </td>
   <td valign="top" width="62">
   <p><strong>37 932</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80">
   <p>37 111/821</p>
   </td>
   <td valign="top" width="80">
   <p>1 896/ 102</p>
   </td>
   <td valign="top" width="71">
   <p>3 636/103</p>
   </td>
   <td valign="top" width="80">
   <p>29 862/548</p>
   </td>
   <td valign="top" width="80">
   <p>1 717/68</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p>4. Karar türüne göre ceza mahkemelerinde <a name="_Hlk239403113">(TCK 102-105) dosya, sanık ve suç sayıları (<strong>2025</strong></a>)</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="75">
   <p>Sanık</p>
   </td>
   <td valign="top" width="97">
   <p>Mahkûmiyet</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>Beraat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="81">
   <p>Hükmün açıklanmasının*</p>
   </td>
   <td valign="top" width="86">
   <p>Diğer Kararlar</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="75">
   <p>42 032</p>
   </td>
   <td valign="top" width="97">
   <p>15 463 (%36,7)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>13 799 (%32,8)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="81">
   <p>6 751(%16)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="86">
   <p>6 019(%14,3)</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>* geri bırakılması</p>

<p></p>

<p>2025 yılı verilerine göre çocukların cinsel istismarı (TCK 103) suçundan açılan ve karara bağlanan 15 bin 84 davanın (7065 beraat, 7 482 mahkûmiyet) %45'i beraatle sonuçlanmıştır.</p>

<p></p>

<p>Çocukların cinsel istismarı- dosya, sanık ve suç sayıları (<strong>2019</strong>)</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="76">
   <p>Suç sayısı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>Kamu davası</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>Mahkûmiyet</p>
   </td>
   <td valign="top" width="95">
   <p>Beraat</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>Diğer</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="76">
   <p>51 598</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>19 822 (%38,4)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>15 651(%55,2)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="95">
   <p>6 420 (%22,6)</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>6 289(%22,2)</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p>Kaynak.<strong> Adalet İstatistikleri 2024, 2025, 2019.</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Cinsel suçlardan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar verilir:</p>

<p></p>

<p>a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak,</p>

<p>b) Tedavi amaçlı programlara katılmak,</p>

<p>c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak,</p>

<p>d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak,</p>

<p>e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak, ve</p>

<p>f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanma.</p>

<p></p>

<p><a name="_Hlk239314905">Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlü- lükler Hakkında Yönetmelik </a>(26/07/2016/<i> </i><i>Resmî Gazete Sayısı: 29782</i>) ile Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan “Cinsel Suç Programı, 2006” cinsel suçlular ve mağdurlara özgü olması gereken çağdaş düzenlemeleri içermektedir. Önemli olan bu normatif düzenlemelerin (örneğin aşağıda yer alan Yönetmelik 6. maddesinin) uygulamada ne derece gerçekleştirildiğinin periyodik olarak saptanması; ciddi bir çalışma ürünü olan “Cinsel Suç Programı” konusunda bilinçlenme ve uygulamanın ne derece olduğuna dair veri analizlerinin yapılmasına gereksinme vardır.</p>

<p>Yönetmelik- Genel Esaslar</p>

<p>MADDE 6 (1) Cinsel suçlardan hüküm alanlar hakkında, cezanın infazı sırasında veya koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içerisinde, ikinci fıkrada belirtilen tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçına karar verilmesi için Cumhuriyet başsavcılığı tarafından derhal infaz hâkimliğine başvuruda bulunulur.</p>

<p>(2) Birinci fıkrada bahsedilen yükümlülükler şunlardır:</p>

<p>a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak,</p>

<p>b) Tedavi amaçlı programlara katılmak,</p>

<p>c) <u>Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak</u>,<a href="#_ftn12" name="_ftnref12" title="">12</a></p>

<p>ç) <u>Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak</u>,</p>

<p>d) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak,</p>

<p>e) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak.</p>

<p></p>

<p>Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak. Suç mağdurlarına verilen zararın ağırlığı göz önüne alınarak cinsel suçluların (özellikle sapıkların) yakından takibi ile yeniden cinsel suç işleme oranındaki herhangi bir azalma, toplum korunması ve zararın azaltılması açısından yararlı olacaktır. Bu doğrultuda herkesin ulaşabileceği cinsel suçlulara özgü bir veri tabanının kamuoyuna açılmasında yarar vardır. Bu veri tabanı, hüküm giymiş cinsel suçluların adları, adresleri ve doğum tarihleri gibi kişisel bilgilerini ilgili makama bildirmelerinin ve kişisel durumlarının değişmesi durumunda bu makamı derhal bilgilendirmelerinin gerekli olduğu bir araçtır.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13" title="">13</a> Yalnız cinsel bir suçlunun veri tabanında yer alması otomatik bir süreç olmak yerine tehlikelilik (yüksek risk) durumuna göre (iki veya daha fazla cinsel suçtan hüküm giyenlerin) hâkim kararı ile olmalıdır-<i>orantılılık ilkesi</i>.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/174461173dfaaa-2.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Ceza yargılaması sürecine rehberlik etmek için bilimi kullanmanın sezgisel değerine rağmen, cinsel suçlarla mücadele etmek için tasarlanan düzenlemeler ve siyasetlerin ampirik destekten yoksun olduğu da gözlenmektedir.<a href="#_ftn14" name="_ftnref14" title="">14</a> Çıkarım olarak, siyasetin korkular üzerine değil, gerçekler üzerine inşa edilmesi gerektiği vurgulanmalıdır.</p>

<p>Türkiye açısından, mükerrir suçluluk üzerine etkisi bakımından cinsel suçluların cezaevinde kaldıkları sürenin niteliği önemli olacaktır. Özel bir program için haftalık ayrılacak sürenin en azından sekiz saat olması gerekirken; diğer zamanları koğuş/odasında ve diğer hükümlülerle birlikte atölyelerde geçirmesi söz konusu olacaktır. Bu süreçte egemen olan varsayım, psikolojik ortamın çok önemli olduğu ve bunun devamlılık göstermesidir. Bu ortamdan yoksun olanların tretmana, kadına, eşitliğe ve sosyal kurallara karşı olumsuz duygular besleyebileceği bilinmektedir. Bu bağlamda cezaevi kültürüne özgü bir oluşum, psikopat türünde olan kişilerin ekseriya beslendiği düşünceler ile gayri resmi kuralların egemen olması göz ardı edilmemelidir. Kuşkusuz, bu türden bir ortam tretman çabalarını etkisiz bırakacaktır. Cezaevinde ne türden bir tretman programı uygulanırsa uygulansın “hürriyetten yoksunluk insana saygıyı sağlayıcı maddi ve manevi koşullarda ve Avrupa cezaevi kurallarına uygun içinde gerçekleştirilmelidir”.<a href="#_ftn15" name="_ftnref15" title="">15</a></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/174461173dfaa-13.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Cinsel suçlular açısından statik ve dinamik risk faktörleri (kriminojen faktörler) mükerrirlik riski bakımından söz konusu edilmektedir. Statik risk faktörleri değiştirilemeyeceğinden dinamik risk faktörlerine eğinilmelidir. Bu faktörler arasında, cinsel sapkınlık ve anti-sosyal yaşam stili yer almaktadır. Bunlar cinsel suçlulara özgü iki önemli mükerrirlik işaretleridir.</p>

<p>Yapılan bir çalışma, risk faktörlerinin genel olarak üç boyuttan birinde olabileceğini göstermiştir: (a) Pedofili, önyargılı cinsellik, cinsel sadizm ve teşhircilik gibi parafilileri kapsayan atipik cinsellik ve aşırı cinsel meşguliyet ve/veya yüksek cinsel istekte yansıyan hiperseksüalite; (b) Antisosyallik, antisosyal ve suç davranışıyla ilişkili bireysel farklılıkları kapsamakta, buna antisosyal kişilik özellikleri; suçu destekleyen tutumlar, inançlar ve değerler; yaşam tarzı istikrarsızlığı ve iş gibi sosyal, yapılandırılmış faaliyetlerin eksikliği girmektedir. (c) Kişilerarası eksiklikler ise, sosyal becerilerle ilgili sorunları, istikrarlı ve olumlu ilişkileri sürdürmede zorlukları ve yalnızlık duygularını kapsamaktadır.<a href="#_ftn16" name="_ftnref16" title="">16</a></p>

<p>Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik 7. Madde: “Tedavi, tanımda belirtilen hükümlülere yönelik olmak üzere, ayakta veya yatarak, ilaçla veya ilaçsız olarak veyahut her iki usul ile cinsel dürtünün azaltılmasına veya denetimine yönelik tedaviler.”</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Cinsel şiddete etkili bir şekilde müdahale etmek için, faillere odaklanmamız gerekiyor. Önemli olan cinsel şiddetin gerçekleşmeden önce önlenmesi veya devam etmesinin engellenmesidir. Bu amaçla insanların suç işlemesini önlemek için güvenli ve koordineli bir şekilde erken müdahalede bulunmalıyız. Ayrıca, suçun mükerrir suçluluğu önlememiz gerekiyor. Cinsel suç işlemiş kişileri cezaevi sonrası topluma intibaklarını sağlayıcı entegrasyon programlarıyla desteklemeliyiz. Bu konuda <i>Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik (Madde 8/4)</i> bağlamında Destek ve Sorumluluk Çemberleri'nin denemesi bir proje olarak yaşama geçirilebilir.<a href="#_ftn17" name="_ftnref17" title="">17</a></p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/afafgg-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>“Edep denilen bir şey var unutmayacaksın”.</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel</strong></p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">-------------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">1</span></a><span style="color:#999999"> Nergis Cantürk, Sermet Koç. “Adli Tıp Kurumunda Değerlendirilen Cinsel Suç Sanıklarının Sosyo-Demografik Özellikleri ve Psikiyatrik Profilleri” <strong>Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası</strong> 2010, 63(2).</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">2</span></a><span style="color:#999999"> Cinsel suç mağduru çocuk sayısı, dokuz yılda yüzde 287 arttı (TÜİK) Çocuklar ve Kadınlar Derneği adına takip eden avukat Arzu Sena Topuz beraat kararını şöyle yorumladı: “Maalesef çocuğa yönelik istismar eylemlerinin her bölgede var olduğunu ve her meslek mensubu tarafından gerçekleştirilebildiğini görüyoruz. Bu kadar derin bir sosyal gerçekliğin karşısında ise maalesef böylesi suçların kanıtlanmasının zorluğu gerçekliğiyle karşılaşıyoruz. Her ne kadar cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda en esaslı kanıtın mağdurun beyanı olduğunu sürekli hatırlatsak da maalesef bu dosyadaki gibi daha fazla delilin talep edildiği mahkeme kararlarıyla da halen karşılaşmaktayız.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar zaten yapıları gereği kimsenin görmeyeceği şekilde işlenir. Cizre’deki dosyamızda ifadelere katılan pedagoglar tarafından küçüğün ifadelerinin çelişkisiz ve samimi olduğuna dair raporlar dosyaya sunulmuştur. Savcılık tarafından verilen mütalaada küçüğün, sanığa iftira atmasını gerektirecek herhangi bir durum bulunmadığı ve ifadelerinin tutarlı olduğuna dair değerlendirme yapılmıştır. Suçun varlığının bu denli açık olduğu bir dosyada delil yetersizliği sebebiyle verilen beraat kararı tam da yukarda anlatmış olduğumuz cezasızlık sistemini yaratacak türden bir karardır.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak maalesef girdiğimiz her istismar dosyasında; istismarın delilinin beyan olduğunu, çocuğunun zaten halihazırda rızasının olamayacağını, çocukların istismar edildiklerinde korkudan tepki veremeyeceklerini, küçüğün eylem anında değil de biraz zaman geçtikten sonra uğradığı eylemin istismar olduğunu fark edebileceğini yeniden anlatmak zorunda kalıyoruz.” Barış Pehlivan “Bir çocuğun yargıyla tanışması” <strong>Cumhuriyet</strong> (6/03/2024).</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">3</span></a><span style="color:#999999"> THE EFFECTIVENESS OF SEXUAL OFFENDER REHABILITATION AND REINTEGRATION PROGRAMS: INTEGRATING GLOBAL AND LOCAL PERSPECTIVES TO ENHANCE CORRECTIONAL OUTCOMES, Research Report, 2019. Adalet Bakanlığı. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü. <strong>Cinsel Suç Programı</strong>, Ankara, 2008; <strong>Salıverme Öncesi Mahkûm Gelişim Programı, </strong>Ankara, 2006<strong>.</strong> <strong>Cinsel Suçlar: Uygulamada Yapılan En Önemli Yanlışlar |Konuk: </strong>Doç.Dr. Remzi Demir Youtube. Ayrıca bkz. TÜİK’in ilk defa gerçekleştirdiği Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması (TSMA): TÜİK Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması (TSMA) verilerine göre, cinsel taciz vakalarını resmî makamlara bildirme oranı yalnızca %11,0 civarındadır. Cinsel suçların büyük bir kısmı (%89 ila %95'i) adli mercilere bildirilmediği için, açıklanan resmî dava veya dosya sayıları "buzdağının sadece görünen yüzünü" yansıtmakta, gerçek mağduriyet oranları ise resmî kayıtlardan çok daha yüksek bulunmaktadır-(dark figure).</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">4</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. Cinsel Suçlu Risk Değerlendirmesi ve Yönetimi (SORAM) Entegre Bakım ve Destek İrlanda. Türkiye’de sosyal hizmet uzmanının Cezaevleri yönetim sistemine girmesi Genel Müdürlüğüm sırasında (1987 tarihinde) gerçekleşmiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">5</span></a><span style="color:#999999"> Nichola Tyler<sup> </sup>, Theresa A Gannon<sup> </sup>, Mark E Olver.<sup> “</sup>Cinsel Suçlulara Yönelik Tedavi İşe Yarıyor mu?” <strong>Güncel Psikiyatri Raporu</strong>. 2021 1 Temmuz;23(8):51. doi: 10.1007/s11920-021-01259-3. Ayrıca bkz. Adalet Bakanlığı-Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü. <strong>Cinsel Suç Programı</strong>, Ankara, 2008.</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">6</span></a><span style="color:#999999"> Bilişin çift süreçli modelleri, insanların bilgiyi işlemek için iki zihinsel 'sistem' kullandığını varsayar. Bu sistemlerden biri otomatik ve bilinçsizdir ve insanların az bilişsel çaba ile hızlı yargılar oluşturmasını sağlar. İkinci sistem daha ayrıntılıdır ve insanların karar vermeden önce bilinçli akıl yürütme ve mevcut bilgileri değerlendirmesini içerir (Kahneman, 2011).</span></p>

<p><span style="color:#999999">Sigmund Freud (1923), psikoloji literatürüne bilinçli ve bilinçsiz bilişsel süreçler arasında bir ayrım getiren ilk kişidir ve insan bilgi işlemesinin (ki buna psişik aktivite adını vermiştir) önce bilinçsiz düzeyde ('birincil süreç'; Sistem 1) ve daha sonra bilinçli farkındalık düzeyinde ('ikincil süreç'; Sistem 2) gerçekleştiğini öne sürmüştür. Bu ikili süreç modellerinin her biri, kararlarımızı iki farklı zihinsel sistem kullanarak verdiğimiz varsayımıyla başlar. İlk olarak, önceki deneyimleri kullanarak uzun süreli bellekte bir dizi sezgisel yöntem oluşturan hızlı, bilinçsiz bir sistemimiz vardır. Sezgisel yöntemler, bir uyaran sunulduğunda hızlı karar vermeyi kolaylaştıran zihinsel kısayollardır. Sezgisel yöntemleri kullanarak, uyaranı önceki deneyimler bağlamında bilinçsizce değerlendirebilir ve minimum bilişsel çaba harcayarak buna göre hareket edebiliriz. Bu nedenle, bu sezgisel yöntemler, gerçek dünyadaki anlayışımızı, bilgi işlememizi ve karar vermemizi temel alan bilişsel bir çerçeve görevi görür. En yaygın sezgisel yöntemler arasında kullanılabilirlik, temsil edilebilirlik ve duygu yer alır. Bu üç sezgisel yöntemin, cinsel suç işlemiş kişilere karşı insanların tepkilerini anlamada önemli bir rol oynadığı belirlenmiştir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">7</span></a><span style="color:#999999"> <strong>Circles of Support and Accountability (CoSA) Policy Framework Google</strong></span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">8</span></a><span style="color:#999999"> Queensland Ceza İnfaz Kurumlarından elde edilen idari verileri kullanarak, cinsel suçluların tedavi ve yeniden entegrasyon programlarının bileşimini ve sıralamasını, mükerrir suç işleme sonuçları üzerindeki etkisini araştırdık. Sonuçlar, 2010 ile 2017 yılları arasında cinsel suçlardan hüküm giymiş ve cezaevinden tahliye edilmiş 2.407 yetişkin erkek üzerinde ortalama 4,8 yıl (SD = 29,20 ay; aralık = 15 gün ila 9,25 yıl) boyunca karşılaştırıldı. Risk, yaş, tedavi yeri ve kültürel miras kontrol altına alındığında, hazırlık programları, rehabilitasyon ve yeniden entegrasyon programlarının bir kombinasyonunu tamamlayanların, programları tamamlamayan veya kısmen tamamlayanlara kıyasla tekrar suç işleme olasılıklarının daha düşük olduğu ve tekrar suç işlediklerinde önemli ölçüde daha iyi hayatta kalma oranlarına sahip oldukları görüldü. Bununla birlikte, diğer cezaevi programlarına katılımından bağımsız olarak, yeniden entegrasyon programları da kısa vadeli tekrar suç işleme oranını azaltmada başarı gösterdi. Bu bulgular bir araya getirildiğinde, ıslah programlarının bileşimi ve sıralamasının sonuçları iyileştirmede önemli bir rol oynadığını ve hapis sonrası yeniden entegrasyon programlarına katılımın, cinsel suçlardan hüküm giymiş erkekler için sonuçları iyileştirmede çok önemli olabileceğini göstermektedir. Bu tür bir sıralama ve program bileşimi daha fazla araştırma gerektirmektedir. Ayrıca bkz. Bridget Weir ve Kelly Richards. <strong>Destek ve Sorumluluk Çemberleri (CoSA), Çevrimiçi Cinsel Suçlara Karşı Uygun Bir Yanıt Mı? Çalışanların, Gönüllülerin ve Çekirdek Üyelerin Deneyimleri.</strong> Patrick Lussier, Evan McCuish, Stéphanie Chouinard Thivierge<sup>1</sup>, Julien Frechette<strong>. </strong>“A meta-analysis of trends in general, sexual, and violent recidivism among youth with histories of sex offending”<strong>, Trauma Violence Abuse. 2023 Jan 3;25(1):54–72. doi: </strong>10.1177/15248380221137653 Ayrıca bkz<strong>. World Population Review. Recidivism Rates by Country </strong>2026.</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">9</span></a><span style="color:#999999"> Kelly Richards and Bridget Weir. <strong>Circles of Support and Accountability (CoSA) for people with sexual offense convictions living with disability: an exploratory examination</strong> pp. 445-464, 20 August 2025.</span></p>

<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10" title=""><span style="color:#999999">10</span></a><span style="color:#999999"> Sexual Crime and Prevention 2018, https://doi.org/10.1007/978-3-319-98243-4</span></p>

<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11" title=""><span style="color:#999999">11</span></a><span style="color:#999999"> Berger, Ryan, Kriminalomsorgen: A Look at the World's Most Humane Prison System in Norway (December 10, 2016). Available at SSRN: https://ssrn.com/abstract=2883512 or http://dx.doi.org/10.2139/ssrn.2883512</span></p>

<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12" title=""><span style="color:#999999">12</span></a><span style="color:#999999"> 7 yaşında cinsel istismara uğrayan kız çocuğu Z.D (2016).</span></p>

<p><span style="color:#999999">İlk derece mahkemesinde 10 yıl hapis cezasına mahkûmiyet Yargıtay’da 8 yıl 4 ay; istinaf mahkemesinde 6 yıl 8 aya indirilmiş; çekilen süre de göz önüne alınarak tahliye edilen H.G., Z.D. nin yaşadığı mahalleye geri dönmüş(!). O gün Z.D. nin günlüğüne yazdığı, «Bugün Şubatın 6’sı. Bugün o çıktı, yani sesi, çok çok korkuyorum, ama anneme söylemiyorum.” “O geri döndü, çok korkuyorum» <strong>Hürriyet</strong> (9/02/2019) s.3. Bu haber çekilen cezadaki süredeki gariplik ile mağdurun korunmasındaki çarpıklığı gözler önüne sergilemektedir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13" title=""><span style="color:#999999">13</span></a><span style="color:#999999"> Çocukların Cinsel Sömürü ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin 2007 Avrupa Konseyi Sözleşmesi (CETS No. 201) Lanzarote, 25.X.2007: Çocukların cinsel sömürüsü ve cinsel istismarının, özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin (BİT) hem çocuklar hem de failler tarafından artan kullanımı açısından, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde endişe verici boyutlara ulaştığını ve bu tür cinsel istismarın önlenmesi ve bunlarla mücadele edilmesinin gerekli olduğunu gözlemleyerek, çocukların sömürülmesi ve cinsel istismarı uluslararası işbirliğini gerektirir.</span></p>

<p><span style="color:#999999">Tehlikeli cinsel suçlulara karşı halkın korunması amacıyla ABD’de (17 Mayıs 1996 tarihli Federal bir yasa ile) devletlere, cezaevlerinden tahliye edilen ve mahallelerinde ikamet eden tehlikeli suçlulardan halkın bilgilendirilmesi mecburiyeti getirilmiştir. Bu bildirime, denetimli serbestiye (probation) mahkumiyetin bir şartı olarak yer verildiği gibi Scarlet damgası olarak da yer verilmektedir-Nathaniel Hawthorne’nın The Scarlet Letter adlı klasik eserinde gayri meşru ilişkiden hamile kalan genç bir kadının elbisesinin göğüs kısmı üstüne zinayı ifade eden (Adultery) büyük bir A harfini görünür şekilde taşımaya icbar edilmesi hikaye edilmektedir. Nitekim, çocuğa cinsel tecavüz suçundan iki kez hüküm giyen bir cinsel suçlunun davasında, beş yıllık gözetimli erteleme yaptırımının bir şartı olarak arabasının her iki taraftaki kapısı ile ikametgahının önüne üç inç (7,62 cm) büyüklüğünde “TEHLİKELİ CİNSEL SUÇLU: ÇOCUKLAR GİREMEZ” ibaresinin konulmasına hükmedilmiştir (State v. Bateman, No. A 44951 Or. Ct. App.,1987). Antalya Denetimli Serbestlik Müdürlüğü. AB Ülkelerinde Cinsel Dokunulmazlık Suçlarından Hüküm Alan Yetişkinlerin Rehabilitasyonunda Uygulanan Müdahale Yöntemleri Projesi- Proje Kitapçığı, 2019.</span></p>

<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14" title=""><span style="color:#999999">14</span></a><span style="color:#999999"> Anayasa Mahkemesi binası önündeki heykelle simgesel olarak gözleri açılan yargı ajanlarının cinsel suçlu/sapıklar hakkında zihinsel resimden yoksunluğunu gidermek için bkz. M.T. Yücel. “Hukuk Eğitimi Üzerine” <strong>Ceza Adaletine Özgün Sorunlar</strong>, 2023, Adalet Yayınevi, ss. 287-319. Hapis cezasını infazından sonra, cinsel suçlular topluma yeniden entegrasyon sürecine girerler ve bu süreçte genellikle topluma başarılı bir şekilde geri dönüşlerini olumsuz etkileyebilecek çeşitli engellerle karşılaşırlar. Cinsel suçlularla yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlar, katılımcıların ekonomik zorlukları, suçun niteliğini ve damgalanmayı topluma yeniden entegrasyon süreçlerini engelleyen başlıca sosyal faktörler olarak algıladıklarını ortaya koymuştur. Ayrıca, cezaevi ve şartlı tahliye desteğinin yetersiz olduğu, katılımcıların özel ihtiyaçlarına odaklanmadığı ve etkili bir yardım sağlamadığı belirtilmiştir. Aksine, barınma ve duygusal ilişkiler başarılı bir yeniden topluma uyumun önündeki önemli engeller olarak algılanmamıştır. Bu bulgular, daha etkili bir yeniden uyum sürecini kolaylaştırmak için ekonomik fırsatları teşvik eden, damgalanmayı azaltan ve hem cezaevi içi hem de tahliye sonrası desteği artıran siyasetlere duyulan gereksinmeyi vurgulamaktadır. Bkz. Ana Rita Cardoso, Jorge Quintas, Gilda Santos.“Topluma Yeniden Entegrasyon Yolculuğunun Sırlarını Ortaya Çıkarmak: Şartlı Tahliye Altındaki Cinsel Suçlularla Yapılan Niteliksel Bir Çalışmanın Sonuçları” <strong>Uluslararası Suçlu Tedavisi Karşılaştırmalı Kriminoloji</strong>,27/02/2025;69(10-11):1544–1559. doi: 10.1177/0306624X25 1324661; Ayrıca bkz. <strong>Willpower is the wrong tool for changing habits. YouTube<br />
How Habits Are Formed: A Neuroscientist Explains the Science of Addiction YouTube </strong></span></p>

<p></p>

<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15" title=""><span style="color:#999999">15</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. Mustafa T. Yücel. Türk Ceza Siyaseti ve Kriminolojisi, TBB, Ank., 2007, s.430. Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik (26/07/2016); Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü. Cinsel Suç Programı, 2006. Ulvi Saran. “Devletin gücü cezaevinde belli olur” <strong>Karar</strong> (1/09/2026): Cezaevlerinin kapasitesinin üzerinde mahkumla çalışmak zorunda kalması; koğuşların aşırı kalabalıklaşması, personel, fiziki alan ve hizmet kapasitesinin mahkûm sayısındaki artışa aynı ölçüde cevap verememesi, daha başlangıçta yönetimin fiili kontrol kapasitesini zayıflatıyor. Aşırı kalabalık ortam, yalnızca barınma problemi oluşturmuyor; gözetimi zorlaştırıyor, mahkumlar arasındaki hiyerarşileri güçlendiriyor ve cezaevi yönetiminin mahkumların gündelik hayat rutini üzerindeki hakimiyetini azaltıyor.<strong> </strong>Ayrıca bkz.<strong> </strong><strong>Criminologist Breaks Down The Psychology Of Child Predators | Minutes With YouTube </strong>Ayrıca bkz. Mustafa T. Yücel. “Cezaevinde tretman rejimi” <strong>Adalet Psikolojisi</strong>, ss.192-199. 9.bası, 2026.</span></p>

<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16" title=""><span style="color:#999999">16</span></a><span style="color:#999999"> Michael C. Seto.The Motivation-Facilitation Model of Sexual Offending, 2017 sagepub. com/journals Permissions.nav DOI: 10.1177/1079063217720919 journals.sagepub.com/home/sax</span></p>

<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17" title=""><span style="color:#999999">17</span></a><span style="color:#999999"> Mechtild Höing, Bas Vogelvang ve Stefan Bogaerts . “Artık Farklı Bir Adamım”—Destek ve Sorumluluk Çevrelerindeki Cinsel Suçlular: İleriye Yönelik Bir Çalışma, <strong>Uluslararası Suçlu Terapisi ve Karşılaştırmalı Kriminoloji Dergisi</strong> 61(7):751-772, Ekim 2015 DOI: 10.1177/0306624X15612431. Üzücü olan 2016 tarihinde bu yana ülkemizde cinsel suçluların tretmanı konusunda bir araştırma projesine tanık olamamaktır. The National Registry of Exonerations verilerine göre, yetişkinlere yönelik cinsel saldırı davalarındaki haksız mahkûmiyetlerin %67'sinde hatalı tanık/mağdur teşhisi rol oynamıştır. (https://www.prosecutorintegrity.org/sa/)</span></p>

<p><span style="color:#999999">Yargıtay kararlarına göre cinsel suç ithamlarında adli hataya düşülmemesi için mahkemelerin şu ölçütleri araması zorunludur:</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Mağdur ile sanık arasında husumet bulunup bulunmadığı,</span></p>

<p><span style="color:#999999">· İddia edilen olayın hayatın olağan akışına uygunluğu,</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Şikâyetin makul sürede yapılıp yapılmadığı (gecikmeli şikayetlerin mantıklı bir nedene dayanması gerekir),</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Beyanların aşamalarda (savcılık, emniyet, mahkeme) çelişki barındırmaması. Ersan Şen, Buğra Şahin. Yargıtay Kararları Işığında Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar (24.11</span></p>

<p><span style="color:#999999">The National Registry of Exonerations verilerine göre, yetişkinlere yönelik cinsel saldırı davalarındaki haksız mahkûmiyetlerin % 67'sinde hatalı tanık/mağdur teşhisi rol oynamıştır. (https://www.prosecutorintegrity.org/sa/)</span></p>

<p><span style="color:#999999">Yargıtay kararlarına göre cinsel suç ithamlarında adli hataya düşülmemesi için mahkemelerin şu ölçütleri araması zorunludur:</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Mağdur ile sanık arasında husumet bulunup bulunmadığı,</span></p>

<p><span style="color:#999999">· İddia edilen olayın hayatın olağan akışına uygunluğu,</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Şikâyetin makul sürede yapılıp yapılmadığı (gecikmeli şikayetlerin mantıklı bir nedene dayanması gerekir),</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Beyanların aşamalarda (savcılık, emniyet, mahkeme) çelişki barındırmaması. Ersan Şen, Buğra Şahin. Yargıtay Kararları Işığında Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar (24.11.2021).</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cinsel-suclularin-tretmanina-ozgun-yaklasimlar</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/1744611737454-27.jpg" type="image/jpeg" length="10641"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırmızı ve Yeşil Reçeteli İlaçları Reçetesiz Kullanma ve Satma]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kirmizi-ve-yesil-receteli-ilaclari-recetesiz-kullanma-ve-satma-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kirmizi-ve-yesil-receteli-ilaclari-recetesiz-kullanma-ve-satma-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçları reçetesiz kullanma ve satma suçtur. Çünkü bu ilaçların etken ve yan etkenlerinden dolayı uyuşturucu olarak kullanılmaktadır. Bu yazımızda ise kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçları reçetesiz kullanma ve satma özelinde bilgi vereceğiz. Uyuşturucu madde ticareti suçlarında kişilerin üzerinde bulunan, yeşil veya kırmızı reçeteye tabi ilaçların etken maddesinin ne olduğunun ilk anda bilinmemesi sebebiyle kişiler uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla tutuklamaya sevk edilebilmektedir. Yeşil reçeteli ve kırmızı reçeteli ilaçların kullanılması için doktor izni gerekmektedir. Bu nedenle ilgili ilaçlar doktor tarafından reçeteye tabi tutularak günlük, haftalık hatta aylık miktarları da belirtilerek reçete edilir. Kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçları:</p>

<p>- Reçeteyle Taşımak: Xanax, Lyrica’yı doktorunuzun verdiği reçete varsa taşımak tamamen yasaldır. Reçeteniz yanınızda ise, yapılacak muayene sonucunda bu ilacı yasal olarak taşıdığınızı kanıtlayabilirsiniz.</p>

<p>- Reçetesiz taşıma: Lyrica’yı reçetesiz taşımak yasa dışıdır. TCK 191. Maddeden ceza alabilirsiniz. Şayet satarsanız TCK 188/6. maddeden ceza alırsınız.</p>

<p>Kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçların; Lexomil, Teriak, Bromazepan, Tavor, Tramadol, Adiolol, Valium, Stilnox, Xanax, Zolpiden vb. hapların etken maddesinin ne olduğunun ilk anda bilinmemesi sebebiyle uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla tutuklamaya sevk edildiğini uygulamada sıklıkla görüyoruz. İlaçlar üzerinde kriminal araştırma yapıldığında ve ilaçların etken maddelerin bilinmesi durumunda soruşturmaya konu olay hakkında daha net bir savunma yapılabilir.</p>

<p>Yukarıda adı geçen maddeler kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçlar olması sebebiyle doktor izni gerekmektedir ve buna ilişkin doktor tarafından reçeteye tabi tutularak günlük, haftalık hatta aylık miktarları da belirtilerek tüketilmesi gerekmektedir. Bu sebeple Adli Tıp İhtisas Kurumu’ undan rapor alınarak ele geçirilen ürünün niteliğine göre kullanım sınırlarını da belirtilecek şekilde ayrıntılı rapor alınması gerekmektedir.</p>

<p>Kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçları reçetesiz olarak satma durumunda suçla ilgili olarak öncelikle Adli Tıp İhtisas Kurumu’ undan rapor alınarak ele geçirilen ürünün niteliğine göre kullanım sınırlarını belirtilecek şekilde ayrıntılı rapor alınması gerekmektedir. Söz konusu ilaçların kullanım sınırları fazla olabileceği gibi bu durumun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun sınırlarıyla karıştırılmaması gerekmektedir.</p>

<p>Kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçları reçetesiz kullanmak suçtur. Bunu kullanan kişi reçeteli kullanırsa sorun teşkil etmez. Fakat reçetesiz alınırsa TCK 191. madde kapsamında uyuşturucu kullanmadan ceza alırsınız. Xanax, Lyrica (pregabalin) vs ilaçlar reçeteli bir ilaçtır ve reçetesiz bulundurulması veya satışı yasaktır. Yargı uygulamalarında, bu maddeleri kullananlara ceza verilmektedir.</p>

<p>Kırmızı ve yeşil reçeteli ilaç satmanın cezası, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın düzenlemelerine ve ilgili kanunlara göre belirlenir. Kırmızı reçeteli ilaçlar genellikle daha güçlü etkiye sahip ilaçlar olduğu için kontrol altında tutulurlar ve sadece yetkili sağlık profesyonelleri tarafından reçete edilirler. Bu nedenle, kırmızı reçeteli ilaçların yasa dışı satışı veya reçetesiz olarak elde edilmesi ciddi bir suç olarak kabul edilir.</p>

<p>Kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçları yasadışı satışı, Türk Ceza Kanunu madde 188 uyarınca, uyuşturucu madde ticareti kapsamında değerlendirilir. Bu suçu işleyen kişiler, 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ve ağır para cezaları ile karşı karşıya kalabilir. Ek olarak, bu ilaçların yasa dışı dağıtımı, eğer sağlık profesyonelleri veya eczacılar tarafından yapılırsa, meslekten men edilme veya lisans iptali gibi disiplin cezalarına da neden olabilir.</p>

<p>Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmeliğin 24. maddesine göre; <i>“Uyuşturucu ve psikotrop ilaçlar, elektronik imza ile imzalanmış elektronik reçete haricinde ancak özel reçetelerine yazılması hâlinde verilebilir. Bu reçeteler sahibine geri verilmez. Tekrarında yeni reçete getirilmesi gerekir.”</i></p>

<p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 188 göre; TCK m. 188/6: <i>"Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/22 md.) Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir."</i></p>

<p>Bu maddede belirtildiği üzere uyuşturucu ve uyarıcı madde içeren kırmızı ve yeşil reçete ile verilmesi gereken ilaçlar uyuşturucu ve uyarıcı madde kategorisine girmektedir. Bu nedenle de reçetesiz şekilde kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçların satılması TCK md. 188 kapsamında uyuşturucu ticareti suçuna sebebiyet verecektir. Ancak yeşil reçete ile satılan ilaçları reçetesiz olarak kullanmak <i>“Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak ya da Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanmak Suçu</i>”na sebep de olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçlar, uyuşturucu ve uyarıcı madde kapsamında değerlendirilebilir. Yeşil veya kırmızı reçeteye tabi; Lexomil, Teriak, Bromazepan, Tavor, Tramadol, Adiolol, Valium, Stilnox, Xanax, Zolpiden vb. hapların kişinin üzerinde reçetesiz şekilde bulunması nedeniyle uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla tutuklamaya sevk edildiğini uygulamada sıklıkla görüyoruz. Nitekim soruşturma aşamasının başında kolluk kuvveti tarafından ele geçirilen hapların miktarına bakılarak kişinin asıl kastı gözetilmeden uyuşturucu ticareti gerekçesiyle birçok kişi tutuklanmaktadır.</p>

<p><strong>Yeşil Reçete Nedir?</strong></p>

<p>Yeşil reçete, bağımlılık riski düşük ama kontrol gerektiren ilaçlar için düzenlenir. Genellikle anksiyete, uyku bozuklukları, hafif depresyon gibi durumlarda kullanılan ilaçlar bu gruba girer. Bazı merkezi sinir sistemi etkili ilaçlar ve sedatif özellik taşıyan ilaçlar da yeşil reçete ile yazılır. Yeşil reçeteye tabi ilaçlara örnekler:</p>

<p>- Diazepam gibi anksiyolitikler</p>

<p>- Zolpidem gibi uyku düzenleyiciler</p>

<p>- Bazı kas gevşeticiler</p>

<p>- Hafif etkilere sahip antidepresanlar</p>

<p>Bu reçeteler yalnızca yetkili hekimler tarafından yazılabilir ve sistem üzerinden takip edilir. Reçete eczaneye ulaştığında kimlik bilgileriyle eşleştirilir ve ilaç sadece reçete sahibine teslim edilir. Ayrıca bazı ilaçlar için reçete süresi dolmadan tekrar reçete yazılması da mümkün olmayabilir.</p>

<p><strong>Kırmızı Reçete Nedir?</strong></p>

<p>Kırmızı reçete, daha güçlü etkilere sahip, genellikle narkotik ve psikotrop ilaçları kapsayan bir reçete türüdür. Bu ilaçların bağımlılık riski oldukça yüksektir ve bu nedenle yazılması ve temin edilmesi özel prosedürlere bağlıdır. Kırmızı reçeteye tabi ilaçlar:</p>

<p>- Morfin, fentanil gibi güçlü ağrı kesiciler</p>

<p>- Metadon gibi madde bağımlılığı tedavisinde kullanılan ilaçlar</p>

<p>- Metilfenidat (örneğin Ritalin), dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisinde kullanılır</p>

<p>Bu ilaçlar sadece belirli uzmanlık alanlarına sahip doktorlar tarafından reçetelendirilir. Reçete, Sağlık Bakanlığı sistemine işlenir ve eczane, ilacın teslimatını ayrıca kayıt altına alır. Kırmızı reçeteler için hastanın düzenli kontrol altında olması ve tedavi sürecinin takip edilmesi zorunludur.</p>

<p><strong>Kırmızı ve Yeşil Reçeteli İlaçları Reçetesiz Kullanma ve Satma</strong></p>

<p><i>- Adli Tıp Kurumu Bursa Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesinin 05/06/2013 tarihli raporuna göre; sanığın kanında “alprazolam” bulunduğu, sanığın savunmasında diğer sanık …’den onun da kullandığı sayısını hatırlamadığı kadar Xanax isimli hap aldığını belirttiği, yeşil reçete ile satılan Xanax isimli ilaç aktif maddesi olan“alprazolam” isimli maddenin, “kullanmak amacı ile bulundurulmasının” suç oluşturmayacağı gözetilmeden, sanığın unsurları oluşmayan atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA. </i>(10. CD.,2020/8701 E. , 2021/2419 K.)</p>

<p><i>- Sanığın üzerinde ele geçirilen 94 adet tabletin yeşil reçete ile satılan ilaç olduğu, 18 adet tabletin yeşil reçete ile satılan ilaç olduğu, 27 adet tabletin yeşil reçete ile satılan ilaç olduğu … … “BU MADDENİN KULLANMAK AMACI İLE BULUNDURULMASININ” suç oluşturmayacağı ve uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle de saptanamadığı gözetilmeden, sanığın unsurları oluşmayan atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA. </i>(10. CD., 2015/1939 E. , 2018/9691 K.)</p>

<p><i>- Sanıkta herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilemediği, ele geçirilen tabletlerin yeşil reçete ile satılan haplar olduğu, yeşil reçeteye tabi ilaçların uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabulünün mümkün olmadığı, TCK’nın 188/6. maddesinde öngörülen suç saklı kalmak üzere bu maddenin ”kullanmak amacıyla bulundurulmasının” suç oluşturmayacağı, sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığının teknik yöntemlerle de belirlenmediği gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine hükmolunması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA,13.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” şeklinde karar verilmiştir. Bulunan söz konusu maddeler Pregabalin etken maddesini içermektedir. ” …Bu ilaçların üretiminin resmî makamların iznine bağlı olduğu, satışının 01/04/2019 tarihinden itibaren YEŞİL REÇETE İLE YAPILDIĞI VE PREGABALİN’İN; 5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU’NUN 188/6. MADDESİ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİNİN UYGUN OLACAĞI…” yönündeki 5. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından oybirliği ile hazırlanan mütalaa mahkemenize sunulmuştur. Görülmektedir ki söz konusu maddelerin tek kullanım amacı uyuşturucu madde vasfından ibaret değildir.</i> (9. CD., 2015/3360 E., 2016/6258 K.)</p>

<p><i>- 5237 sayılı TCK’nın 188/6. maddesinde, üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaretine ilişkin hükümlerin uygulanacağını öngörmekte ise de aynı Kanunun 191/1. maddesinde benzer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran maddenin üretimi ve ticareti, TCK’nın 188/6. maddesinde tanımlanan suçu oluşturmaktadır. Ancak bu maddeyi kullanmak, kanunun 191/1. maddesine göre suç değildir. Somut olayda, sanığın idrarında tesbit edilen “Benzodiazepin” maddesinin, 5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasına, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanuna, 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanuna, Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 sayılı TEK Sözleşmesinin 1 ve 2 numaralı cetvellerine, 2313 ve 3298 sayılı Kanunların verdiği yetki uyarınca çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarına göre uyuşturucu veya uyarıcı madde olmadığı ve fakat satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran maddelerden bulunduğunun uzman raporu ile tesbit edilmiş olmasına ve suç tarihi itibariyle, TCK’nın 297. maddesinin, 21 Ekim 2011 tarih, 28091 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 07.07.2011 tarihli ve E.:2010/69, K.:2011/116 sayılı Kararı ile iptal edilen 2. fıkrasını yeniden düzenleyerek, 188’inci maddede tanımlanan suçlar saklı kalmak üzere, yeşil reçeteye tabi ilaçları, ceza infaz kurumuna veya tutukevine sokmayı, buralarda bulundurmayı veya kullanmayı suç sayan, 24.11.2016 tarih, 6763 sayılı Kanunun 20. maddesi ile getirilen yeni düzenlemenin de mevcut ve mer’i olmamasına göre sanığın eyleminin suç teşkil etmediğinin kabulünde zorunluluk bulunduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımın itirazının farklı gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir.” </i>(16. CD., 2016/5922 E., 2017/3415 K.)</p>

<p>Kırmızı ve yeşil reçeteye tabi ilaçların reçetesiz şekilde temin edilmesi, bulundurulması veya üçüncü kişilere verilmesi ya da satılması, ilacın etken maddesi, niteliği, kullanım amacı ve somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Özellikle TCK m.188/6 kapsamında, üretimi veya satışı özel izin ya da reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran maddeler bakımından uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretine ilişkin hükümlerin uygulanması mümkündür. Bu nedenle ele geçirilen ilacın yalnızca “kırmızı reçeteli” veya “yeşil reçeteli” olması, tek başına suçun niteliğini belirlemek için yeterli değildir. İlacın etken maddesinin tespiti, Adli Tıp ve uzman raporları, miktar, bulundurma veya temin amacı, reçete kayıtları, kullanım durumu ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir. Nitekim Yargıtay uygulamasında da bazı yeşil reçeteli ilaçların kullanmak amacıyla bulundurulmasının somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçlara ilişkin soruşturmalarda özellikle TCK 188/6 kapsamında uyuşturucu madde ticareti iddiası, ilacın kişisel kullanım amacıyla bulundurulması, reçete durumu ve elde edilen delillerin hukuki niteliği bakımından uzman bir ceza hukuku değerlendirmesi önem taşımaktadır.</p>

<p>Uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarında hukuki değerlendirme, yalnızca ele geçirilen maddenin varlığına veya miktarına göre değil; olayın tüm koşulları, deliller, failin kastı, maddenin bulunduruluş amacı ve eylemin kullanım amacıyla bulundurma mı yoksa uyuşturucu madde ticareti mi olduğu yönündeki somut olgular birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır. TCK m.188 ve m.191 kapsamında farklı hukuki sonuçlar doğuran bu suçlarda, soruşturmanın ilk aşamasından itibaren savunmanın doğru şekilde kurulması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda delillerin hukuka uygunluğu, arama ve elkoyma işlemleri, tanık ve kolluk beyanları, teknik deliller ve olayın bütünlüğü ayrı ayrı incelenmelidir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-kerimhan-dal" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Kerimhan DAL"><img alt="Av. Kerimhan DAL" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/07/kerimhan-dal.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-kerimhan-dal" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Kerimhan DAL">Av. Kerimhan DAL</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kirmizi-ve-yesil-receteli-ilaclari-recetesiz-kullanma-ve-satma-1</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/02/ilac.jpeg" type="image/jpeg" length="38931"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AVUKATIN, KENDİSİNE VERİLEN KİŞİSEL VERİYİ SAVUNMA KAPSAMINDA DELİL OLARAK SUNMASI SUÇ KASTI OLUŞTURMADIĞINDAN BERAAT ETMELİDİR!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatin-kendisine-verilen-kisisel-veriyi-savunma-kapsaminda-delil-olarak-sunmasi-suc-kasti-olusturmadigindan-beraat-etmelidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatin-kendisine-verilen-kisisel-veriyi-savunma-kapsaminda-delil-olarak-sunmasi-suc-kasti-olusturmadigindan-beraat-etmelidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat olan sanığın, kendisine verilen katılana ait kişisel veriyi, yargılamada delil olarak kullanılmak amacıyla dava dosyasına sunması karşısında, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçları yönünde kastının bulunmadığı kabul edilerek suçtan beraatine karar verilmesi gerekir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2020/1485 E., 2024/2148 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ:Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2017/1035 E., 2018/1022 K.<br />
SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme<br />
HÜKÜM : Beraat<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılanlar tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong><br />
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 136/1, 62/1, 53/1 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılanların temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong><br />
Katılaların temyiz sebepleri; sanığın sunduğu delillerin hükme esas teşkil etmediği, sanığın evrakları usulsüz ele geçirildiğini bildiğinden suç işleme kastıyla hareket ettiği, suçun maddi ve manevi unsurunun oluştuğu, vesaire ilişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong><br />
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; avukat olan sanığın, vekilliğini üstlendiği cinsel taciz dosyasında müvekkilinin oğlu tarafından temin edilen, katılanın hastane kayıtlarına ilişkin belgeleri dosyaya delil olarak sunduğu olayda sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.</p>

<p>Bölge adliye mahkemesince dosyaya sunulan evrakların delil niteliğinde olduğunu düşünen ve avukat olan sanığın, suç işleme kastıyla hareket etmediği anlaşıldığından yerel mahkemenin sanığın mahkumiyetine yönelik kararı kaldırılarak, sanığın beraatine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE VE KARAR</strong><br />
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılanların yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;</p>

<p>Sanığın kast ve taksirle hareket etmediği anlaşılmakla beraat kararı verildiği belirtilmesine karşın hükmün esasını teşkil eden gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanık hakkında beraat hükmü kurulurken atılı suçun unsurlarının oluşmadığından, uygulanan Kanun ve maddesinin CMK’nın 223/2-a olarak gösterilmesi gerekirken, aynı Kanunun 223/2-c maddesi olarak gösterilmesi,</p>

<p>Kanuna aykırı olup, katılanların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “CMK’nın 223/2-c” ibaresinin hükümden çıkarıltılarak yerine “CMK’nın 223/2-a” ibaresinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>07.05.2024 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatin-kendisine-verilen-kisisel-veriyi-savunma-kapsaminda-delil-olarak-sunmasi-suc-kasti-olusturmadigindan-beraat-etmelidir</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 00:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/06/yargi/yargitay-avus.jpg" type="image/jpeg" length="99146"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AVUKATLARIN SERBEST MESLEK MAKBUZLARINDA STOPAJ UYGULAMASI AVUKATLIK ÜCRETLERİNDE %20 STOPAJ: HER ÖDEMEDE VAR MI?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-serbest-meslek-makbuzlarinda-stopaj-uygulamasi-avukatlik-ucretlerinde-20-stopaj-her-odemede-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-serbest-meslek-makbuzlarinda-stopaj-uygulamasi-avukatlik-ucretlerinde-20-stopaj-her-odemede-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kimden stopaj yapılır, kimden yapılmaz? Oran nedir? Karşı taraf vekâlet ücretinde uygulama nasıldır? Mahsup ve iade nasıl yapılır?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir Üstadımız:,</p>

<p>“Üstadım, avukatların kesecekleri faturalar açısından da stopaj hususunda bir bilgilendirme yazmanız çok faydalı olur kanaatimce. Stopaj nedir, hangi hallerde ve hangi müvekkillerde stopaj hususuna dikkat edilmeli, oranlar ve iadeler vs. hususunda paylaşımlarınızı bekliyoruz.”</p>

<p>şeklindeki talebi üzerine, konuyu biraz daha geniş ele almak istedim.</p>

<p>Aslında burada “avukatların kesecekleri fatura” demek yerine, teknik olarak <strong>serbest meslek makbuzu veya e-Serbest Meslek Makbuzu (e-SMM)</strong> demek daha doğru.</p>

<p>Fakat asıl mesele belge adı da değil.</p>

<p>Uygulamada çok sık karşılaşılan soru şu:</p>

<p><strong>“Avukata yapılan ödemede %20 stopaj var mı?”</strong></p>

<p>Bu sorunun cevabı her zaman “evet” değil.</p>

<p>Çünkü önce;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>ödemeyi kimin yaptığına,</li>
 <li>ödeme yapanın GVK 94 kapsamında olup olmadığına,</li>
 <li>ödemenin normal avukatlık hizmetine mi yoksa karşı taraf vekâlet ücretine mi ilişkin olduğuna,</li>
 <li>ödemenin kime yapıldığına,</li>
 <li>karşı taraf vekâlet ücretinde paranın hangi aşamada ödendiğine</li>
</ul>

<p>bakmak gerekiyor.</p>

<p>Üstelik bazı işlemlerde gelir vergisi stopajının yanında <strong>KDV tevkifatı</strong> da gündeme gelebiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla konu sadece yüzde hesabından ibaret değil.</p>

<p><strong>1. STOPAJ NEDİR?</strong></p>

<p>Stopaj veya vergi tevkifatı, verginin gelir sahibine ödenmesi sırasında belirli şartlarla ödeme yapan tarafından kesilerek vergi idaresine aktarılmasıdır.</p>

<p>Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinde, hangi kişi ve kurumların hangi ödemeler üzerinden tevkifat yapmak zorunda olduğu düzenlenmiştir.</p>

<p>Serbest meslek ödemelerinde de belirli şartlarda ödeme yapan tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.</p>

<p>Buradaki önemli nokta şu:</p>

<p><strong>Stopaj, avukat açısından aynı kazanç üzerinden ikinci bir gelir vergisi değildir.</strong></p>

<p>Yıl içinde kesilen stopaj, şartları dahilinde avukatın yıllık gelir vergisi beyannamesinde hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir.</p>

<p>GVK'nın 121. maddesi de yıllık beyannamede gösterilen gelire dahil kazançlardan kesilmiş bulunan vergilerin hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilmesini düzenlemektedir.</p>

<p>Yani basit anlatımla:</p>

<p>verginin bir kısmı yıl içinde kaynakta kesilir, yıllık beyanname verildiğinde hesaplanan vergiden düşülür.</p>

<p><strong>2. AVUKATLIK FAALİYETİNDE TEMEL KURAL NEDİR?</strong></p>

<p>Bağımsız olarak kendi nam ve hesabına avukatlık faaliyeti yürüten kişi, Gelir Vergisi Kanunu bakımından serbest meslek erbabıdır.</p>

<p>GVK'nın 65. maddesinde serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu düzenlenmiştir.</p>

<p>GVK 94 ise belirli kişi ve kurumların yaptıkları ödemeler sırasında gelir vergisi tevkifatı yapmasını öngörmektedir. Bu kapsamda serbest meslek ödemeleri için genel oran, GVK 18 kapsamındaki işler dışında <strong>%20</strong>'dir.</p>

<p>GİB uygulamasında da GVK 18 kapsamındaki serbest meslek ödemelerinde %17, diğer serbest meslek ödemelerinde ise %20 oranı esas alınmaktadır. Normal avukatlık hizmeti, kural olarak GVK 18 kapsamındaki bir telif/istisna faaliyeti değildir.</p>

<p>Dolayısıyla genel formül:</p>

<p><strong>GVK 94 kapsamında tevkifat sorumlusu + bağımsız avukata serbest meslek ödemesi = %20 gelir vergisi stopajı</strong></p>

<p>şeklindedir. Ancak bu formülden;</p>

<p><strong>“Avukata yapılan her ödeme %20 stopajlıdır.”</strong></p>

<p>sonucu çıkarılmamalıdır.</p>

<p><strong>3. HER MÜVEKKİLDEN STOPAJ YAPILIR MI?</strong></p>

<p><strong>Hayır.</strong></p>

<p>İşte uygulamadaki en önemli ayrım burada.</p>

<p>GVK 94'ün birinci fıkrasında tevkifat yapmakla yükümlü olanlar tek tek sayılmıştır.</p>

<p>Bunlar arasında;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>kamu idare ve müesseseleri,</li>
 <li>iktisadi kamu müesseseleri,</li>
 <li>ticaret şirketleri,</li>
 <li>iş ortaklıkları,</li>
 <li>dernek ve vakıflar ile bunların iktisadi işletmeleri,</li>
 <li>kooperatifler,</li>
 <li>yatırım fonu yönetenler,</li>
 <li>gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı,</li>
 <li>belirli şartlardaki diğer kişiler</li>
</ul>

<p>yer almaktadır.</p>

<p>Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus:</p>

<p><strong>“Müvekkil gerçek kişi mi?” sorusu tek başına yeterli değildir.</strong></p>

<p>Asıl soru:</p>

<p><strong>“Bu gerçek kişi GVK 94 kapsamında tevkifat yapmakla yükümlü mü?”</strong></p>

<p>olmalıdır.</p>

<p><strong>4. ÖRNEK: ŞİRKET MÜVEKKİL</strong></p>

<p>Avukat bir anonim şirkete hukuki danışmanlık hizmeti vermiş olsun.</p>

<p>KDV hariç hizmet bedeli:</p>

<p><strong>100.000 TL</strong></p>

<p>Şirket GVK 94 kapsamında tevkifat sorumlusudur.</p>

<p>Gelir vergisi stopajı:</p>

<p><strong>100.000 × %20 = 20.000 TL</strong></p>

<p>Örnekte KDV oranını %20 kabul edersek:</p>

<p><strong>Hizmet bedeli:</strong> 100.000 TL <strong>KDV:</strong> 20.000 TL <strong>Gelir vergisi stopajı:</strong> 20.000 TL <strong>Avukata yapılacak net ödeme:</strong> 100.000 TL</p>

<p>Burada ilk bakışta şaşırtıcı görünen nokta şudur:</p>

<p>120.000 TL toplam tahakkuktan 20.000 TL stopaj düşüldüğünde avukata 100.000 TL ödenir.</p>

<p>Ancak avukatın brüt serbest meslek hasılatı stopaj düşülmeden önceki tutar üzerinden değerlendirilir; kesilen 20.000 TL ise avukat adına ödenmiş gelir vergisidir.</p>

<p><strong>5. ÖRNEK: GVK 94 KAPSAMINDA OLMAYAN GERÇEK KİŞİ</strong></p>

<p>Bir avukat, kişisel uyuşmazlığı nedeniyle kendisine başvuran ve GVK 94 kapsamında tevkifat sorumluluğu bulunmayan bir gerçek kişiye hukuki hizmet vermiş olsun.</p>

<p>KDV hariç hizmet bedeli:</p>

<p><strong>100.000 TL</strong></p>

<p>Sadece “avukata ödeme yapılıyor” denilerek %20 gelir vergisi stopajı hesaplanmaz.</p>

<p>Ödeme yapan kişinin GVK 94 kapsamında olup olmadığına bakılır.</p>

<p>Bu nedenle şu cümle uygulamada akılda tutulmalıdır:</p>

<p>GİB'in özelgesinde de serbest meslek ödemesinin GVK 94'ün birinci fıkrasında sayılan kişilerce yapılması halinde tevkifat yapılacağı, aksi durumda tevkifat uygulanmayacağı açıkça belirtilmiştir.</p>

<p>Dolayısıyla:</p>

<p><strong>Avukata yapılan her ödeme stopajlı değildir.</strong></p>

<p><strong>6. KİŞİSEL DAVA İLE TİCARİ FAALİYET KAPSAMINDAKİ DAVA AYNI DEĞİL</strong></p>

<p>Burada ince bir ayrıntı var.</p>

<p>Bir gerçek kişinin avukata ödeme yapması ile ticari faaliyeti nedeniyle GVK 94 kapsamında bulunan bir mükellefin ödeme yapması aynı şey değildir.</p>

<p>Örneğin;</p>

<p><strong>A kişisi → kişisel boşanma davası → avukata ödeme</strong></p>

<p>ile</p>

<p><strong>B kişisi → ticari faaliyet sahibi → ticari faaliyetiyle ilgili avukatlık hizmeti → avukata ödeme</strong></p>

<p>aynı vergisel değerlendirmeye tabi olmayabilir.</p>

<p>Nitekim GİB'in bir özelgesinde, emekli maaşından yapılan kesintilerin iptali için açılan kişisel davalara ilişkin avukatlık ödemelerinde, ödeme yapan kişilerin GVK 94 kapsamında bulunmaması nedeniyle gelir vergisi tevkifatı yapılmayacağı belirtilmiştir.</p>

<p>Burada <strong>ödemenin hukuki ve vergisel niteliği</strong> önem kazanıyor.</p>

<p><strong>7. STOPAJ HANGİ TUTAR ÜZERİNDEN HESAPLANIR?</strong></p>

<p>Serbest meslek ödemelerinde gelir vergisi stopajı, KDV hariç tutar üzerinden hesaplanır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p><strong>Hizmet bedeli:</strong> 100.000 TL</p>

<p><strong>KDV:</strong> 20.000 TL</p>

<p><strong>Toplam:</strong> 120.000 TL</p>

<p>Gelir vergisi stopajı:</p>

<p><strong>100.000 × %20 = 20.000 TL</strong></p>

<p>olur.</p>

<p>Yani gelir vergisi stopajının matrahı:</p>

<p><strong>120.000 TL değil, 100.000 TL'dir.</strong></p>

<p>Bu ayrıntı özellikle yüksek tutarlı makbuzlarda önemlidir.</p>

<p><strong>8. “%17 Mİ, %20 Mİ?” SORUSU</strong></p>

<p>Bu konuda da zaman zaman karışıklık yaşanıyor.</p>

<p>GVK 94/2-b kapsamında;</p>

<p><strong>GVK 18 kapsamındaki serbest meslek işleri → %17</strong></p>

<p><strong>Diğer serbest meslek ödemeleri → %20</strong></p>

<p>olarak uygulanmaktadır.</p>

<p>Buradan normal avukatlık hizmetlerinin %17 oranına tabi olduğu sonucu çıkarılmamalıdır.</p>

<p>Normal avukatlık hizmetlerinde, GVK 94 kapsamında tevkifat sorumlusu tarafından yapılan serbest meslek ödemelerinde genel oran:</p>

<p><strong>%20</strong>dir. Dolayısıyla “serbest meslek stopajı %17” şeklindeki genel bir ifade doğru değildir</p>

<p><strong>9. KARŞI TARAF VEKÂLET ÜCRETİ: İŞİN EN ÇOK KARIŞAN KISMI</strong></p>

<p>Asıl dikkat edilmesi gereken konulardan biri karşı taraf vekâlet ücretidir.</p>

<p>7194 sayılı Kanunla GVK 94'e eklenen düzenleme ile mahkemelerce veya icra ve iflas müdürlüklerince karşı tarafa yükletilen ve avukata ait olan vekâlet ücretlerinde tevkifatın kim tarafından yapılacağı açıkça düzenlenmiştir.</p>

<p>311 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği'nin 25. maddesi de bu konuda ayrıntılı açıklamalar getirmiştir.</p>

<p>Burada <strong>üç ayrı incemeleyi </strong>dikkatlerinize sunacağız.</p>

<p><strong>1 — KAYBEDEN TARAF DOĞRUDAN AVUKATA ÖDÜYOR</strong></p>

<p>Mahkeme:</p>

<p><strong>100.000 TL karşı taraf vekâlet ücretine</strong></p>

<p>hükmetmiş olsun.</p>

<p>Kaybeden taraf bir şirket ve bedeli doğrudan kazanan tarafın avukatına ödüyor.</p>

<p>Şirket GVK 94 kapsamında ise:</p>

<p><strong>Vekâlet ücreti:</strong> 100.000 TL</p>

<p><strong>Gelir vergisi stopajı %20:</strong> 20.000 TL</p>

<p><strong>Avukata ödenecek tutar:</strong> 80.000 TL</p>

<p>Burada stopajı yapan:</p>

<p><strong>Kaybeden taraf</strong>tır.</p>

<p>311 Seri No.lu Tebliğ bunu açıkça düzenlemektedir.</p>

<p><strong>2 — PARA İCRA DOSYASINA YATIRILIYOR</strong></p>

<p>Kaybeden şirket, 100.000 TL karşı taraf vekâlet ücretini doğrudan avukata değil, icra ve iflas müdürlüğüne yatırıyor.</p>

<p>Burada önemli bir yanlış anlaşılma var:</p>

<p><strong>“Parayı icra müdürlüğü aldı, o halde stopajı icra müdürlüğü yapar.”</strong></p>

<p>Bu yaklaşım doğru değildir.</p>

<p>311 Seri No.lu Tebliğe göre, borçlu tarafından avukata ödenmek üzere icra ve iflas müdürlüğüne yatırılan tutarlarda da GVK 94 kapsamında tevkifat sorumluluğu borçlu taraftadır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p><strong>Vekâlet ücreti:</strong> 100.000 TL</p>

<p><strong>Stopaj:</strong> 20.000 TL</p>

<p><strong>Net:</strong> 80.000 TL</p>

<p>GİB'in 31.07.2024 tarihli ve <strong>E-62030549-120-1020639 sayılı özelgesi</strong> de bu konuda son derece açıklayıcıdır.</p>

<p>Özelgede, tevkifat yapmakla yükümlü borçlu şirket tarafından karşı taraf vekâlet ücretinin icra müdürlüğüne yatırılması hâlinde gelir vergisi tevkifatının borçlu şirket tarafından yapılması gerektiği belirtilmiştir. İcra müdürlüğü burada stopaj sorumlusu hâline gelmez.</p>

<p><strong>3 — PARA ÖNCE KAZANAN TARAFA ÖDENİYOR</strong></p>

<p>Burada tablo değişiyor.</p>

<p>Kaybeden taraf, 100.000 TL'yi önce davayı kazanan tarafa ödüyor.</p>

<p>Daha sonra kazanan taraf bu parayı avukatına ödüyor.</p>

<p>311 Seri No.lu Tebliğ bu durumda stopajın, <strong>kazanan tarafın avukata ödeme yaptığı sırada</strong>, kazanan taraf GVK 94 kapsamında tevkifat sorumlusu ise yapılacağını açıklıyor.</p>

<p>Örneğin kazanan taraf bir şirket ise:</p>

<p><strong>Avukatlık ücreti:</strong> 100.000 TL</p>

<p><strong>Stopaj:</strong> 20.000 TL</p>

<p><strong>Avukata net ödeme:</strong> 80.000 TL</p>

<p>Dolayısıyla:</p>

<p><strong>-“Parayı kaybeden taraf ödedi, stopajı da mutlaka kaybeden taraf yapar.”</strong></p>

<p>şeklindeki yaklaşım her durumda doğru değildir. Ödeme zincirine bakmak gerekir.</p>

<p><strong>PEKİ KAYBEDEN TARAF STOPAJ SORUMLUSU DEĞİLSE?</strong></p>

<p>Bu da önemli.</p>

<p>311 Seri No.lu Tebliğ açıkça, GVK 94'ün birinci fıkrasında sayılmayan, yani tevkifat yükümlülüğü bulunmayan kişiler tarafından yapılan vekâlet ücreti ödemelerinde gelir vergisi tevkifatı yapılmayacağını belirtmektedir.</p>

<p>Örneğin kaybeden taraf sıradan bir gerçek kişi ve GVK 94 kapsamında tevkifat sorumlusu değilse, sırf karşı taraf vekâlet ücreti söz konusu diye otomatik %20 stopaj hesaplanmaz.</p>

<p><strong>ÜCRETLİ ÇALIŞAN AVUKATTA AYRI BİR DURUM VAR</strong></p>

<p>Çok önemli ama genellikle atlanan bir konu.</p>

<p>Avukat bağımsız olarak çalışmıyor, bir işverenin yanında <strong>ücretli çalışan</strong> olarak görev yapıyorsa, karşı taraf vekâlet ücretinin vergilendirilmesi farklılaşır.</p>

<p>311 Seri No.lu Tebliğin 25. maddesinde, ücretli çalışan avukatların işverenlerine yapılan vekâlet ücreti ödemelerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacağı; işverenin bu vekâlet ücretini avukata ödemesi sırasında ücret hükümlerine göre tevkifat yapılacağı belirtilmiştir.</p>

<p>Yani: <strong>Serbest çalışan avukat </strong>ile <strong>işverene bağlı çalışan avukat </strong>aynı şekilde değerlendirilmez.Bu ayrım özellikle hukuk bürolarında önemlidir.</p>

<p><strong>KARŞI TARAF VEKÂLET ÜCRETİNDE SMM KİMİN ADINA?</strong></p>

<p>Burada da önemli bir ayrıntı var.</p>

<p>Karşı taraf vekâlet ücreti kaybeden taraf tarafından doğrudan avukata ödeniyorsa, serbest meslek makbuzu: <strong>kaybeden taraf adına</strong></p>

<p>düzenlenir. Aynı şekilde kaybeden taraf tarafından bedel icra veya iflas müdürlüğü aracılığıyla avukata ödeniyorsa, makbuz yine:<strong>kaybeden taraf adına </strong>düzenlenir.</p>

<p>GİB özelgesinde de bu durum açıkça teyit edilmiştir.Dolayısıyla karşı taraf vekâlet ücretinde:</p>

<p><strong>“Müvekkilim kim?” </strong>sorusu her zaman yeterli değildir. Belge düzeni bakımından: <strong>“Bu tahsilatın gerçek ödeyicisi kim?” </strong>sorusunun da cevabı verilmelidir.</p>

<p><strong>MAHKEME KARARINDA “KDV HARİÇ” YAZMIYORSA?</strong></p>

<p>İşte burada yine önemli bir ayrıntı var.</p>

<p>311 Seri No.lu Tebliğin 25. maddesine göre mahkeme kararında <strong>“KDV hariç”</strong> şeklinde açık bir ifade bulunmuyorsa, vekâlet ücretinin KDV dahil olduğu kabul edilmekte ve KDV iç yüzde yöntemiyle hesaplanmaktadır.</p>

<p>Ancak gelir vergisi stopajı:</p>

<p><strong>KDV hariç tutar üzerinden </strong>yapılır. Örneğin karar: <strong>120.000 TL vekâlet ücreti </strong>diyor ve “KDV hariç” ifadesi bulunmuyorsa, KDV dahil kabul edilen tutarın içinden KDV ayrıştırılması gerekir. %20 KDV varsayımında: 120.000 / 1,20 = <strong>100.000 TL KDV hariç bedel</strong></p>

<p>KDV: <strong>20.000 TL </strong></p>

<p>Gelir vergisi stopajı:</p>

<p>100.000 × %20 = <strong>20.000 TL </strong>olacaktır.</p>

<p>Burada 120.000 TL'nin tamamı üzerinden %20 gelir vergisi stopajı yapmak doğru değildir.</p>

<p><strong>GELİR VERGİSİ STOPAJI İLE KDV TEVKİFATINI KARIŞTIRMAYALIM</strong></p>

<p>Bu iki kavram uygulamada zaman zaman birbirine karıştırılmaktadır.</p>

<p><strong>Gelir vergisi stopajı</strong></p>

<p>→ GVK kapsamında</p>

<p><strong>KDV tevkifatı</strong></p>

<p>→ KDV Kanunu ve KDV Genel Uygulama Tebliği kapsamında. Bunların oranları ve matrahları aynı değildir. Bazı durumlarda ikisi aynı işlemde birlikte karşımıza çıkabilir.</p>

<p>Aynı işlemde ikisinin birlikte bulunması mümkündür.</p>

<p>Bu nedenle;</p>

<p><strong>“%20 stopaj yaptım, KDV tevkifatı konusunu da çözmüş oldum.” </strong>denilemez.</p>

<p>İkisi ayrı ayrı incelenmelidir.</p>

<p><strong>BANKAYA VERİLEN AVUKATLIK HİZMETİNDE KDV TEVKİFATI</strong></p>

<p>Burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir konu var.</p>

<p>GİB'in konuya ilişkin özelgesinde, bankalara verilen avukatlık hizmetlerinin KDV Genel Uygulama Tebliğinin <strong>I/C-2.1.3.2.13 – Diğer Hizmetler</strong> bölümü kapsamında değerlendirilerek şartların oluşması hâlinde <strong>5/10 oranında KDV tevkifatına</strong> tabi tutulması gerektiği açıklanmıştır.</p>

<p>Burada 2026 yılı bakımından önemli bir güncelleme bulunmaktadır.</p>

<p>Eskiden yayımlanmış bazı özelgelerde <strong>1.000 TL veya 2.000 TL</strong> şeklinde tevkifat alt sınırları görülebilmektedir.</p>

<p>Bu rakamlar güncel uygulamada kullanılmamalıdır.</p>

<p>KDV Genel Uygulama Tebliği'nin güncel hâline göre kısmi tevkifat uygulamasındaki alt sınır, <strong>işlemin yapıldığı yıl için VUK 232 uyarınca geçerli fatura düzenleme sınırına</strong> bağlanmıştır.</p>

<p><strong>2026 yılı VUK 232 fatura düzenleme sınırı 12.000 TL'dir.</strong></p>

<p>KDV Genel Uygulama Tebliği'nin güncel hâline göre kısmi tevkifat uygulamasındaki alt sınır, <strong>işlemin yapıldığı yıl için VUK 232 uyarınca geçerli fatura düzenleme sınırına</strong> bağlanmıştır.</p>

<p><strong>2026 yılı VUK 232 fatura düzenleme sınırı 12.000 TL'dir.</strong></p>

<p>Dolayısıyla 2026 yılında kısmi KDV tevkifatı bakımından değerlendirme yapılırken <strong>KDV dâhil 12.000 TL sınırı</strong> dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Sınır aşılırsa yalnızca aşan kısım değil, işlemin tamamı üzerinden ilgili oranda KDV tevkifatı uygulanır.</p>

<p>Aynı işlem, yalnızca tevkifattan kaçınmak amacıyla bölünerek sınırın altında bırakılamaz.</p>

<p><strong>Bu nokta özellikle eski özelgeler okunurken gözden kaçırılmamalıdır.</strong></p>

<p><strong>KAMU KURUMLARINA VERİLEN HUKUK HİZMETLERİ</strong></p>

<p>KDV Genel Uygulama Tebliğinin “Diğer Hizmetler” bölümünde; 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare ve kurumların yanı sıra kanunla veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kurulan bazı kamu kurumları, döner sermayeli kuruluşlar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, bankalar, sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri ile maddede sayılan diğer alıcılara verilen ve başka bir tevkifat başlığında özel olarak düzenlenmemiş hizmetlerde <strong>5/10 KDV tevkifatı</strong> öngörülmektedir.</p>

<p>Bu nedenle avukatın müşterisi;</p>

<p><strong>banka, sigorta veya emeklilik şirketi, kamu kurumu veya Tebliğde belirtilen diğer alıcılardan biri ise KDV tevkifatı ayrıca kontrol edilmelidir.</strong></p>

<p>Ancak her “belirlenmiş alıcıya” verilen her hizmetin otomatik olarak aynı orana tabi olduğunu söylemek de doğru değildir.</p>

<p>Öncelikle hizmetin Tebliğde başka bir başlıkta özel olarak düzenlenip düzenlenmediği incelenmelidir.</p>

<p><strong>STOPAJ YAPILMADIYSA NE OLUR?</strong></p>

<p>Uygulamadaki en önemli sorunlardan biri budur.</p>

<p>GVK 94 kapsamında gelir vergisi tevkifatı yapılması gereken bir ödeme var, fakat ödeme yapan kişi veya kurum stopajı kesmemiş olsun.</p>

<p>Avukat;</p>

<p><strong>“Normalde %20 kesilmesi gerekiyordu, ben yine de yıllık beyannamemde bu tutarı mahsup ederim.”</strong></p>

<p>diyemez.</p>

<p>GİB'in 31.07.2024 tarihli özelgesinde, tevkifat yapmakla yükümlü olduğu hâlde tevkifatı gerçekleştirmeyen sorumlular hakkında gerekli tarhiyatların yapılacağı; avukat tarafından ise tahsil edilen vekâlet ücretinin brüt tutarının kazanca dâhil edileceği belirtilmektedir.</p>

<p>Dolayısıyla <strong>fiilen kesilmeyen bir stopajın, kesilmiş gibi mahsup edilmesi mümkün değildir.</strong></p>

<p><strong>Örnek</strong></p>

<p>Avukatlık hizmet bedeli:</p>

<p><strong>100.000 TL</strong></p>

<p>Ödeme yapanın %20 gelir vergisi stopajı yapması gerekiyordu fakat yapmadı.</p>

<p>Kesilmesi gereken tutar:</p>

<p><strong>20.000 TL</strong></p>

<p>Avukat yıllık beyannamesinde;</p>

<p><strong>“20.000 TL zaten stopajdı.”</strong></p>

<p>diyerek kendiliğinden mahsup yapamaz.</p>

<p>Avukat kazancını brüt tutarıyla dikkate alır.</p>

<p>Stopajın yapılmamasından kaynaklanan vergi sorumluluğu ise ödeme yapan bakımından ayrıca değerlendirilir.</p>

<p>Bu husus özellikle yıl sonu mahsup kontrollerinde önemlidir.</p>

<p><strong>STOPAJ KESİLDİ” DEMEK YETMEZ: BEYAN KONTROLÜ DE ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Pratikte avukat ile ödeme yapanın kayıtlarının birbiriyle uyumlu olması önemlidir.</p>

<p>Makbuzda stopaj gösterilmiş olması tek başına bütün sürecin sağlıklı yürüdüğü anlamına gelmez.</p>

<p>Ödeme yapanın ilgili stopajı vergi sorumlusu sıfatıyla doğru dönemde beyan etmesi de önem taşır.</p>

<p>Özellikle yüksek tutarlı mahsup veya iade taleplerinde, kesinti bilgilerinin vergi idaresinin kayıtlarıyla uyumsuz olması işlemleri geciktirebilir.</p>

<p>Bu nedenle yıl sonu gelmeden;</p>

<p><strong>“Makbuzda stopaj var mı?”</strong></p>

<p>kontrolünün yanında;</p>

<p><strong>“Stopaj karşı tarafça doğru şekilde beyan edilmiş mi?”</strong></p>

<p>kontrolünün de yapılmasını faydalı buluyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>AVUKATIN KESİLEN STOPAJI NASIL MAHSUP EDİLİR?</strong></p>

<p>Yıl içerisinde avukat adına toplam;</p>

<p><strong>400.000 TL gelir vergisi stopajı</strong></p>

<p>yapıldığını varsayalım.</p>

<p>Yıllık gelir vergisi beyannamesinde hesaplanan gelir vergisi:</p>

<p><strong>650.000 TL</strong></p>

<p>olsun.</p>

<p>Şartları çerçevesinde;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>650.000 - 400.000 = 250.000 TL</strong></p>

<p>ödenecek gelir vergisi kalacaktır.</p>

<p>Yani yıl içinde kaynakta kesilen 400.000 TL, yıllık vergi hesabında yeniden vergi olarak alınmaz; hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir.</p>

<p><strong>STOPAJ HESAPLANAN VERGİDEN FAZLAYSA?</strong></p>

<p>Şimdi tersini düşünelim.</p>

<p>Yıl içinde kesilen stopaj:</p>

<p><strong>600.000 TL</strong></p>

<p>Yıllık beyannamede hesaplanan gelir vergisi:</p>

<p><strong>450.000 TL </strong>olsun.</p>

<p>Öncelikle: <strong>450.000 TL </strong>mahsup edilir.</p>

<p>Kalan: <strong>150.000 TL </strong>Bu tutar şartların gerçekleşmesi hâlinde iade konusu olabilir.</p>

<p>Ancak burada özellikle şu ifadeyi kullanmak gerekir:</p>

<p><strong>“150.000 TL kesin olarak otomatik iade edilir.” </strong>demek yerine,</p>

<p><strong>“Mahsup edilemeyen tutarın iadesi, GVK 121 ve ilgili iade usul ve şartları çerçevesinde gündeme gelir.” </strong>demek daha doğrudur. Çünkü iade işleminin kendi usulü ve şartları bulunmaktadır.</p>

<p><strong>ÖRNEK: MAHKEME KARARI 2026'DA, TAHSİLAT 2027'DE</strong></p>

<p>Serbest meslek kazancında tahsil esası ayrıca önemlidir.</p>

<p>Örneğin mahkeme 2026 yılında;</p>

<p><strong>200.000 TL karşı taraf vekâlet ücretine</strong></p>

<p>hükmetmiş olsun.</p>

<p>Ancak avukat bu bedeli 2027 yılında tahsil etmiş olsun.</p>

<p>Sadece mahkeme kararının 2026 yılında verilmiş olmasından hareketle;</p>

<p><strong>“Bu mutlaka 2026 yılı serbest meslek kazancıdır.”</strong></p>

<p>demek doğru değildir.</p>

<p>Serbest meslek kazancının tespitinde GVK 67 kapsamında tahsilat esasının dikkate alınması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>Karar tarihi ile vergisel tahsil dönemi her zaman aynı dönem olmayabilir.</strong></p>

<p>Özellikle yıl sonuna yakın kesinleşen veya icra yoluyla sonraki yılda tahsil edilen vekâlet ücretlerinde bu ayrım önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>BİR DOSYADA HEM GELİR VERGİSİ STOPAJI HEM KDV TEVKİFATI OLABİLİR</strong></p>

<p>Örneğin:</p>

<p><strong>KDV hariç avukatlık hizmeti:</strong> 100.000 TL</p>

<p><strong>KDV:</strong> 20.000 TL</p>

<p><strong>Toplam:</strong> 120.000 TL</p>

<p>Gelir vergisi yönünden %20 stopaj şartlarının oluştuğunu varsayalım:</p>

<p><strong>Gelir vergisi stopajı:</strong> 20.000 TL</p>

<p>Ayrıca işlem KDV tevkifatı kapsamındaysa ve 5/10 oranı uygulanıyorsa:</p>

<p><strong>Hesaplanan KDV:</strong> 20.000 TL</p>

<p><strong>KDV tevkifatı:</strong> 10.000 TL Burada:</p>

<p><strong>20.000 TL gelir vergisi stopajı </strong>ile <strong>10.000 TL KDV tevkifatı </strong>aynı şey değildir. İki farklı vergi uygulamasıdır.</p>

<p><strong>“MÜVEKKİL ŞİRKETSE KESİLİR, GERÇEK KİŞİYSE KESİLMEZ” DE DEMEYELİM</strong></p>

<p>Bu da uygulamada kullanılan ama eksik bir cümledir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p><strong>Müvekkilin hukuki ve vergisel statüsüne bakılmalıdır.</strong></p>

<p>Bir şirketin ödeme yapması genellikle GVK 94 bakımından tevkifat sorumluluğunu gündeme getirir.</p>

<p>Ancak gerçek kişiler açısından da GVK 94'te sayılan durumlar bulunabilir.</p>

<p>Dolayısıyla sadece:</p>

<p><strong>Şirket = stopaj</strong></p>

<p><strong>Gerçek kişi = stopaj yok </strong>şeklinde bir şema kurmak doğru değildir.</p>

<p><strong>UYGULAMADA BİR MAKBUZ GELDİĞİNDE NEYE BAKILMALI?</strong></p>

<p>Ben meslektaşların özellikle şu sırayla ilerlemesini daha sağlıklı buluyorum:</p>

<p><strong>Önce hizmeti tanımlayalım.</strong> Normal avukatlık hizmeti mi, karşı taraf vekâlet ücreti mi?</p>

<p><strong>Sonra ödeyeni belirleyelim.</strong> Şirket mi, gerçek kişi mi, kamu kurumu mu, banka mı?</p>

<p><strong>GVK 94 sorumluluğunu kontrol edelim.</strong> Ödeyen gelir vergisi stopajı yapmak zorunda mı?</p>

<p><strong>Doğru oranı belirleyelim.</strong> Normal avukatlık hizmetinde genel olarak %20.</p>

<p><strong>Stopaj matrahını doğru tespit edelim.</strong> KDV dâhil toplam üzerinden gelişigüzel %20 hesaplamayalım.</p>

<p><strong>Karşı taraf vekâlet ücretinde ödeme zincirini izleyelim.</strong> Doğrudan avukata mı, icra müdürlüğüne mi, önce davayı kazanan tarafa mı ödeme yapılmış?</p>

<p><strong>SMM'nin kimin adına düzenleneceğini belirleyelim.</strong></p>

<p><strong>KDV'yi ayrıca değerlendirelim.</strong></p>

<p><strong>KDV tevkifatı bulunup bulunmadığını kontrol edelim.</strong></p>

<p><strong>Kesilen stopajın beyan ve mahsup sürecini takip edelim.</strong></p>

<p>Bana göre sağlıklı uygulama sırası budur.</p>

<p><strong>EN ÇOK YAPILAN 8 HATA</strong></p>

<p>Buraya özellikle dikkat etmek gerekiyor.</p>

<p><strong>1. “Avukata yapılan her ödeme %20 stopajlıdır.” demek. Yanlış. Önce ödeme yapanın GVK 94 kapsamındaki durumu incelenmelidir.</strong></p>

<p><strong>2. “Şirketse stopaj var, gerçek kişiyse yok.” demek.</strong> Eksik. Gerçek kişinin hangi sıfatla ödeme yaptığı da önemlidir.</p>

<p><strong>3. Gelir vergisi stopajını KDV dâhil toplam üzerinden hesaplamak.</strong> Yanlış. KDV gelir vergisi stopaj matrahına dâhil edilmez.</p>

<p><strong>4. Karşı taraf vekâlet ücretinde stopajı her durumda kaybeden tarafın yapacağını düşünmek.</strong> Yanlış. Para önce davayı kazanan tarafa ödenmişse ödeme zinciri değişmektedir.</p>

<p><strong>5. İcra müdürlüğünü gelir vergisi stopaj sorumlusu kabul etmek.</strong> Yanlış. Borçlunun avukata ödenmek üzere icra müdürlüğüne yatırdığı bedellerde şartların bulunması hâlinde tevkifat sorumluluğu borçluya aittir.</p>

<p><strong>6. Kesilmeyen stopajı avukatın kendiliğinden mahsup etmesi.</strong> Yanlış. Fiilen kesilmemiş bir tutar kesilmiş stopaj gibi mahsup edilemez.</p>

<p><strong>7. Gelir vergisi stopajı ile KDV tevkifatını aynı şey sanmak.</strong> Yanlış. İki ayrı vergi uygulamasıdır.</p>

<p><strong>8. Eski KDV tevkifat özelgelerindeki 1.000 veya 2.000 TL sınırlarını bugün de kullanmak.</strong> Yanlış. Güncel sistemde sınır VUK 232 fatura düzenleme haddine bağlanmıştır ve <strong>2026 yılı için KDV dâhil 12.000 TL'dir.</strong></p>

<p></p>

<p>Avukatlık hizmetlerinde stopaj konusu birkaç rakamdan ibaret değildir.</p>

<p><strong>%20 oranını bilmek yetmez.</strong></p>

<p>Asıl önemli olan, <strong>%20'nin ne zaman uygulanacağını bilmektir.</strong></p>

<p>Ödemeyi yapan kim?</p>

<p>GVK 94 kapsamında mı?</p>

<p>Hizmet normal avukatlık hizmeti mi?</p>

<p>Karşı taraf vekâlet ücreti mi?</p>

<p>Para doğrudan avukata mı ödendi?</p>

<p>İcra ve iflas müdürlüğüne mi yatırıldı?</p>

<p>Önce davayı kazanan tarafa mı ödendi?</p>

<p>SMM kimin adına düzenlenecek?</p>

<p>Mahkeme kararındaki tutar KDV dâhil mi, hariç mi?</p>

<p>KDV tevkifatı var mı?</p>

<p>KDV tevkifatında 2026 yılı alt sınırı aşılmış mı?</p>

<p>Kesilen gelir vergisi stopajı karşı tarafça beyan edilmiş mi?</p>

<p>Yıllık beyannamede mahsup edilecek mi?</p>

<p>Mahsup sonrasında iade hakkı doğuyor mu?</p>

<p>Bütün bu sorular birlikte değerlendirilmeden yalnızca;</p>

<p><strong>“Avukatlık ücretinde %20 stopaj vardır.”</strong></p>

<p>demek uygulama açısından eksik, hatta bazı durumlarda hatalı sonuca götürebilir.</p>

<p>Özellikle karşı taraf vekâlet ücretlerinde <strong>mahkeme kararı, ödeme şekli, icra dosyası ve ödemeyi yapanın vergisel statüsü birlikte değerlendirilmelidir.</strong></p>

<p>Benim önerim şudur:</p>

<p><strong>Önce işlemin niteliğini belirleyelim. Sonra gelir vergisi stopajını değerlendirelim. Ardından KDV ve varsa KDV tevkifatını kontrol edelim. En son belge düzenini netleştirelim.</strong></p>

<p>Çünkü vergi uygulamasında çoğu zaman sorun matematik değildir.</p>

<p><strong>Asıl sorun, hangi hesabın yapılması gerektiğinin yanlış tespit edilmesidir.</strong></p>

<p><strong>BAŞLICA KAYNAKLAR</strong></p>

<p><strong>193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu</strong> Md. 65 – Serbest meslek kazancı Md. 67 – Serbest meslek kazancının tespiti Md. 94 – Vergi tevkifatı Md. 96 – Vergi tevkifatının kapsamı Md. 121 – Vergi tevkifatının mahsubu</p>

<p><strong>213 sayılı Vergi Usul Kanunu</strong> Md. 232 – Fatura düzenleme haddi Md. 236 – Serbest meslek makbuzu</p>

<p><strong>3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu</strong> Md. 1 – Verginin konusu Md. 9 – Vergi sorumluluğu</p>

<p><strong>311 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği</strong> Md. 25 – Vekâlet ücretlerinde vergi tevkifatı uygulaması Md. 26 – Vekâlet ücreti ödemelerinde belge düzeni</p>

<p><strong>KDV Genel Uygulama Tebliği</strong> I/C-2.1.3 – Kısmi tevkifat uygulaması I/C-2.1.3.2.13 – Diğer Hizmetler I/C-2.1.3.4.1 – Tevkifat uygulamasında sınır</p>

<p><strong>GİB Özelgesi:</strong> 31.07.2024 tarih ve <strong>E-62030549-120-1020639</strong> sayılı “Avukatlara ödenen vekâlet ücretlerinin vergilendirilmesi” konulu özelge.</p>

<p><strong>GİB Özelgesi:</strong> Bankalara verilen avukatlık hizmetlerinde KDV Genel Uygulama Tebliğinin I/C-2.1.3.2.13 bölümü kapsamında <strong>5/10 KDV tevkifatı</strong> uygulanmasına ilişkin özelge.</p>

<p><strong>2026 NOTU:</strong> Kısmi KDV tevkifatında alt sınır, VUK 232'deki fatura düzenleme sınırına bağlıdır. 2026 yılı için bu sınır <strong>KDV dâhil 12.000 TL'dir.</strong></p>

<p><strong>ÖMER KÖKLÜCE</strong></p>

<p><strong>Mali Müşavir – Sosyal Güvenlik Uzmanı</strong></p>

<p><strong>İstanbul</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatlarin-serbest-meslek-makbuzlarinda-stopaj-uygulamasi-avukatlik-ucretlerinde-20-stopaj-her-odemede-var-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/baro/serbest-stopaj-avukatlik.jpg" type="image/jpeg" length="61750"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Aydın Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-aydin-universitesi-lisansustu-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-aydin-universitesi-lisansustu-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Aydın Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 07 Eylül 2026 Tarihli ve 33363 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Aydın Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>21/2/2022 tarihli ve 31757 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İstanbul Aydın Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.</p>

<p>“u) Eşdeğer diploma programı: İsimleri aynı olan veya Enstitü Yönetim Kurulu tarafından içeriklerinin en az %80’inin aynı olduğu tespit edilen diploma programlarını,</p>

<p>ü) UZEM: Uzaktan Eğitim Platformunu,</p>

<p>v) UBİS: Üniversite Bilgi Sistemini,</p>

<p>y) Akademik takvim: Her yıl Senato tarafından onaylanan lisansüstü eğitim-öğretim dönemlerinin başlama ve bitiş tarihleri ile başvuru, kayıt, sınav ve diğer önemli tarihleri içeren takvimi,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“İkinci danışman başvurusunun yapılabilmesi için Enstitü Yönetim Kurulu tarafından onaylanmış bir tez konusunun olması gerekir.”</p>

<p>“(6) Öğrenciyle ikinci derece dâhil olmak üzere kan veya kayın hısımlığı bulunan öğretim üyeleri, tez danışmanı olarak atanamaz ve jüri üyeliklerinde görev alamazlar.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Aynı Yönetmeliğe 8 inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Tez danışmanı değişikliği</p>

<p>MADDE 8/A- (1) Tez danışmanı, tez sürecinin her aşamasında değiştirilebilir. Tez danışmanı değişikliği, tez danışmanının veya danışman ve öğrencinin ortak talebi üzerine gerçekleştirilir.</p>

<p>a) Tez danışmanının talebi üzerine;</p>

<p>1) Hastalık, emeklilik, kurum değişikliği, iş değişikliği, şehir veya ülke değişikliği gibi zorunlu nedenler halinde,</p>

<p>2) Öğrencinin tez sürecine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi, danışman ve öğrenci iş birliğinin sürdürülememesi, bu durumun somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması durumunda,</p>

<p>ilgili anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulu kararıyla yeni tez danışmanı atanabilir.</p>

<p>b) Öğrencinin ve danışmanın ortak talebi üzerine, tez aşamasında tez danışmanı değişikliği yapılabilir. Bu talep, ilgili anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulunun onayı ile karara bağlanır.”</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Tez savunma sınavları 45 dakikadan az olamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “CD” ibaresi “CD ya da USB” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “CD” ibaresi “CD ya da USB” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(6) Öğrenciyle ikinci derece dâhil olmak üzere kan veya kayın hısımlığı bulunan öğretim üyeleri; tez danışmanı olarak atanamaz, tez izleme komitesinde ve jüri üyeliklerinde görev alamazlar.”</p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> Aynı Yönetmeliğe 20 nci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Tez danışmanı değişikliği</p>

<p>MADDE 20/A- (1) Tez danışmanı, tez sürecinin her aşamasında değiştirilebilir. Tez danışmanı değişikliği, tez danışmanının veya danışman ve öğrencinin ortak talebi üzerine gerçekleştirilir.</p>

<p>a) Tez danışmanının talebi üzerine;</p>

<p>1) Hastalık, emeklilik, kurum değişikliği, iş değişikliği, şehir veya ülke değişikliği gibi zorunlu nedenler halinde,</p>

<p>2) Öğrencinin tez sürecine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi, danışman ve öğrenci iş birliğinin sürdürülememesi, bu durumun somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması durumunda,</p>

<p>ilgili anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulunun kararıyla yeni tez danışmanı atanabilir.</p>

<p>b) Öğrencinin ve danışmanın ortak talebi üzerine, tez aşamasında tez danışmanı değişikliği yapılabilir. Bu talep, ilgili anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulunun onayı ile karara bağlanır.”</p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin yedinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“(4) Öğrenci, jüri üye sayısı kadar tezini ve tezini kaydettiği bir adet CD ya da USB’yi danışmanın tezin yazım kurallarına uygunluğunu belirten yazısıyla birlikte Enstitü Müdürlüğüne teslim eder.”</p>

<p>“Tez savunma sınavları 45 dakikadan az olamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “CD” ibaresi “CD ya da USB” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(6) Öğrenciyle ikinci derece dâhil olmak üzere kan veya kayın hısımlığı bulunan öğretim üyeleri; tez danışmanı olarak atanamaz, tez izleme komitesinde ve jüri üyeliklerinde görev alamazlar.”</p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> Aynı Yönetmeliğe 33 üncü maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Tez danışmanı değişikliği</p>

<p>MADDE 33/A- (1) Tez danışmanı, tez sürecinin her aşamasında değiştirilebilir. Tez danışmanı değişikliği, tez danışmanının veya danışman ve öğrencinin ortak talebi üzerine gerçekleştirilir.</p>

<p>a) Tez danışmanının talebi üzerine;</p>

<p>1) Hastalık, emeklilik, kurum değişikliği, iş değişikliği, şehir veya ülke değişikliği gibi zorunlu nedenler halinde,</p>

<p>2) Öğrencinin tez sürecine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi, danışman ve öğrenci iş birliğinin sürdürülememesi, bu durumun somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması durumunda,</p>

<p>ilgili anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulunun kararıyla yeni tez danışmanı atanabilir.</p>

<p>b) Öğrencinin ve danışmanın ortak talebi üzerine, tez aşamasında tez danışmanı değişikliği yapılabilir. Bu talep, ilgili anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulunun onayı ile karara bağlanır.”</p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> Aynı Yönetmeliğin 37 nci maddesinin yedinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</p>

<p>“Tez savunma sınavları 45 dakikadan az olamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> Aynı Yönetmeliğin 39 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “CD” ibaresi “CD ya da USB” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>Aynı Yönetmeliğin 43 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Enstitünün farklı bir anabilim/anasanat dalında veya başka bir yükseköğretim kurumunun lisansüstü programında en az bir yarıyılını başarıyla tamamlamış öğrenciler, eşdeğer diploma programlarına yatay geçiş yoluyla kabul edilebilir. Yatay geçiş yoluyla kabul edilme koşulları ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütülür.”</p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> Aynı Yönetmeliğe 43 üncü maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</p>

<p>“Bütünleşik yüksek lisans öğrenci kabulü</p>

<p>MADDE 43/A- (1) Lisans programına kayıtlı olup kabul edilme koşullarını sağlayan öğrenciler, bütünleşik yüksek lisans programına kayıt yaptırabilir. Bütünleşik yüksek lisans programına öğrenci alımında ilgili mevzuat hükümleri ve Senato tarafından belirlenen esaslar uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> Aynı Yönetmeliğin 50 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Bir yarıyılda hangi lisansüstü derslerin açılacağı ve bu derslerin doktora veya eşdeğeri lisansüstü eğitim mezunu hangi öğretim elemanları ile 2547 sayılı Kanunun ek 46 ncı maddesi uyarınca görevlendirilen araştırmacılar tarafından verileceği, ilgili Enstitü anabilim/anasanat dalları başkanlarının önerileri üzerine Enstitü Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> Aynı Yönetmeliğin 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(4) Uzaktan eğitimle yürütülen lisansüstü programlarda başarı notu, ara sınav not ortalamasının %40’ı ile yarıyıl sonu sınavı veya bütünleme sınavının %60’ının toplamı alınarak hesaplanır.”</p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> Aynı Yönetmeliğin 55 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Yüksek lisans öğrencileri yüksek lisans programlarından, doktora öğrencileri ise doktora programlarından olmak üzere, kayıtlı oldukları programla eşdeğer sayılabilecek diğer lisansüstü programlardan ders alabilir. Alınacak derslerin eşdeğerliği ve derslerin hangi programdan alınacağı, her iki anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulu kararı ile kesinleşir.”</p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> Aynı Yönetmeliğin 56 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(6) Doğum yapan lisansüstü kadın öğrencilere, talepleri halinde doğum sonrası iki yarıyıl ek süre verilebilir. Bu haktan yararlanmak isteyen öğrencilerin, doğum raporu veya belgesini içeren yazılı dilekçe ile Enstitüye başvurmaları gerekir. Öğrencinin bu talebi, Enstitü Yönetim Kurulunca karara bağlanır. Bu kapsamda verilen ek süreler, ilgili programın azami öğrenim süresinden sayılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> Bu Yönetmelik hükümlerini İstanbul Aydın Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-aydin-universitesi-lisansustu-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="21070"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bingöl Üniversitesi Veteriner Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bingol-universitesi-veteriner-saglik-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bingol-universitesi-veteriner-saglik-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bingöl Üniversitesi Veteriner Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, 07 Eylül 2026 Tarihli ve 33363 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bingöl Üniversitesinden:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ VETERİNER SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Bingöl Üniversitesi Veteriner Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik; Bingöl Üniversitesi Veteriner Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>b) Dekan: Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanını,</p>

<p>c) Merkez (Hayvan Hastanesi): Bingöl Üniversitesi Veteriner Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>ç) Müdür (Başhekim): Merkezin Müdürünü,</p>

<p>d) Müdür yardımcısı (Başhekim yardımcısı): Merkezin müdür yardımcısını,</p>

<p>e) Rektör: Bingöl Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>f) Senato: Bingöl Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>g) Üniversite: Bingöl Üniversitesini,</p>

<p>ğ) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Amaçları ve Faaliyet Alanları</p>

<p><strong>Merkezin amaçları</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Merkezin amaçları şunlardır:</p>

<p>a) Veteriner sağlık sistemini etkinleştirmek.</p>

<p>b) Merkeze başvuran acil ve diğer hasta hayvanlara modern poliklinik ve klinik sağlık hizmeti sunmak.</p>

<p>c) Veteriner hekim ve veteriner sağlık personelinin eğitimlerine katkı sağlamak.</p>

<p>ç) Bilimsel uygulama ve araştırma yapma olanağı sağlamak amacıyla Veteriner Fakültesi ve Üniversite bünyesindeki veteriner sağlık hizmetleri ile ilgili alanlarda eğitim-öğretim veren fakülte, enstitü, yüksekokullar, uygulama ve araştırma merkezleri başta olmak üzere diğer kurumlarla iş birliği yapmak.</p>

<p>d) Eğitim ve sağlık hizmetlerinin verimliliğini ve niteliğini artırmak.</p>

<p>e) Bilimsel uygulama ve araştırmaların en üst düzeyde gerçekleşmesi için araştırma koşullarını hazırlamak.</p>

<p>f) Merkezin stratejik planı ve hedefleri çerçevesinde modern hastane işletme yönetimi ilkeleri doğrultusunda faaliyette bulunmak ve bölgesel hayvan sağlık hizmetinin kaliteli verilmesini sağlamak.</p>

<p><strong>Merkezin faaliyet alanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Merkezin faaliyet alanları şunlardır:</p>

<p>a) Veteriner sağlık hizmeti almak üzere Merkeze getirilen hayvanlara çağdaş, bilimsel etik değerlere bağlı ve güvenilir sağlık hizmeti sunmak.</p>

<p>b) Veteriner Fakültesi öğrencilerine hasta hayvan üzerinde uygulama imkânı sağlamak.</p>

<p>c) Üniversite bünyesinde faaliyet gösteren veteriner hekim ve veteriner sağlık personeli yetiştiren fakülte ve diğer eğitim-öğretim birimleri öncelikli olmak üzere sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerine ilişkin alt yapıyı hazırlamak.</p>

<p>ç) Bölgesel ve ulusal alanda hayvan sağlığı ve refahının korunması ve geliştirilmesi için ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla ortak projeler geliştirmek.</p>

<p>d) Üniversite öğrencilerinin sağlıklı yaşam ve hayvan sevgisi bilinci kazanmalarını ve bu alandaki projelerde etkin görev almalarını sağlamak ve bu alanda çalışmak isteyenleri desteklemek.</p>

<p>e) Sağlıklı bir toplumun geliştirilmesi için kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşları ile iş birliği yaparak ülke düzeyinde bilim ve toplum arasında bütünleşme görevini üstlenmek.</p>

<p>f) Ulusal ve uluslararası kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarına Merkezin amaçları doğrultusunda projeler hazırlamak, eğitim programları düzenlemek, bilimsel mütalaada bulunmak ve benzeri hizmetleri vermek.</p>

<p>g) Toplumun hayvan sağlığı, hayvan sağlığı ile ilişkili insan sağlığı konusunda bilgilendirilmesi ve eğitilmesi amacıyla kitap, dergi, broşür ve benzeri yayımlar yapmak, yazılı ve görsel basın organlarında programlar düzenlemek.</p>

<p>ğ) Merkezin amaçları doğrultusunda, Rektörlüğün ve Merkezin yönetim organlarının kararlaştıracağı diğer benzeri faaliyetlerde bulunmak.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Yönetim Organları</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür (Başhekim).</p>

<p>b) Yönetim Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür (Başhekim)</strong></p>

<p><strong>MADDE 8-</strong> (1) Müdür (Başhekim); Veteriner Fakültesi öğretim elemanları arasından Dekanın önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilir. Görev süresi sona eren Müdür (Başhekim) aynı usulle yeniden görevlendirilebilir. Gerekli görülen hallerde, görev süresi bitmeden Müdür (Başhekim) Rektör tarafından görevinden alınabilir.</p>

<p>(2) Müdüre (Başhekime) çalışmalarında yardımcı olmak üzere Üniversitenin tam zamanlı öğretim elemanları arasından iki öğretim elemanı Müdürün (Başhekimin) önerisi üzerine Rektör tarafından müdür yardımcısı (başhekim yardımcısı) olarak görevlendirilir. Müdürün (Başhekimin) görevi sona erdiğinde müdür yardımcılarının (başhekim yardımcılarının) görevi de sona erer.</p>

<p>(3) Müdürün (Başhekimin) herhangi bir nedenle görevinin başında bulunmadığı zamanlarda, müdür yardımcılarından (başhekim yardımcılarından) biri Müdüre (Başhekime) vekâlet eder. Müdür yardımcılarının (başhekim yardımcılarının) da bulunmadıkları zamanlarda, Yönetim Kurulu üyeleri arasından bir üye Yönetim Kurulunca seçilerek Müdüre (Başhekime) vekâlet eder.</p>

<p>(4) Müdür yardımcıları (başhekim yardımcıları), Müdürün (Başhekimin) kendilerine yapacağı yetki devrine göre Merkezin hizmetlerinin yürütülmesinde Müdüre (Başhekime) yardımcı olurlar.</p>

<p><strong>Müdürün (Başhekimin) görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Müdürün (Başhekimin) görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin stratejik plan ve hedefleri doğrultusunda gelişmesi için gerekli tedbirleri almak, gerekli düzenleme ve çalışmaları yapmak.</p>

<p>b) Merkezin amaçları doğrultusunda; klinik, poliklinik, acil servis, eczane, ameliyathane, tanı ve araştırma laboratuarları, hasta kabul ve çıkarma, tıbbi dokümantasyon ve arşiv, teşhis, tedavi, bakım ve diğer sağlık, idari, teknik destek hizmet birimlerinin düzenli, uyumlu, etkin, sürekli ve verimli biçimde çalışmalarını sağlamak ve bunun için gerekli fiziki şartları oluşturmak, personel ihtiyacının tespiti ve giderilmesi için gerekli planlama, koordinasyon ve denetimini sağlamak ve hizmet içi eğitim altyapı imkânlarını oluşturmak.</p>

<p>c) Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulunu toplantıya çağırmak, başkanlık etmek ve alınan kararların uygulanmasını sağlamak.</p>

<p>ç) Merkeze bağlı idari, sağlık ve teknik olmak üzere tüm personelin yönetim, koordinasyon, denetim ve genel gözetimini yapmak.</p>

<p>d) Merkezin mesai sonrası çalışması, nöbet ve yönetim hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri belirlemek ve uygulanmasını sağlamak.</p>

<p>e) Merkezin gerekçeli bütçe ödenek ihtiyacını, personel ihtiyaçlarını ve yıllık faaliyet raporunu Rektöre sunmak.</p>

<p>f) Merkezin faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli her türlü cari mal ve hizmet alımı, cihaz ve diğer demirbaş malzeme temin ve bakım-onarım ihtiyaçları ile bina bakım-onarım ihtiyaçlarını tespit etmek.</p>

<p>g) Merkeze alınacak her türlü cari mal ve demirbaş malzemelerinin ilgili mevzuat çerçevesinde giriş-çıkış işlemlerini yapmak ve kurulacak muayene kabul komisyonlarının görev ve işlemlerini izlemek.</p>

<p>ğ) Dekanlığın, bölüm başkanlıklarının ve anabilim dalı başkanlıklarının Merkez hizmetlerine ilişkin faaliyetlerinde gerekli koordinasyonu sağlamak.</p>

<p>h) Merkezin amaçları ve faaliyetlerine ilişkin Rektör tarafından verilen diğer benzeri görevleri yapmak.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulu ve görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Yönetim Kurulu, Müdür (Başhekim) başkanlığında, bir müdür yardımcısı (başhekim yardımcısı) ile Veteriner Fakültesi öğretim elemanları arasından Müdürün (Başhekimin) önerisi üzerine Rektör tarafından görevlendirilen beş üye olmak üzere toplam yedi üyeden oluşur.</p>

<p>(2) Yönetim Kurulu, yılda en az iki defa Müdürün (Başhekimin) daveti üzerine üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve kararlar oy çokluğu ile alınır. Oyların eşitliği halinde Müdürün (Başhekimin) kullandığı oy yönünde çoğunluk sağlanmış sayılır. Müdür (Başhekim) gerekli gördüğü hallerde Yönetim Kurulunu toplantıya çağırabilir. Rektör gerekli hallerde Yönetim Kuruluna başkanlık edebilir. Geçerli mazereti olmaksızın üç kez üst üste Yönetim Kurulu toplantısına katılmayan üyelerin görevleri kendiliğinden sona erer.</p>

<p>(3) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin idari faaliyetlerinde Müdüre (Başhekime) yardımcı olmak.</p>

<p>b) Hastane hizmetlerinin verimli ve düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlamak.</p>

<p>c) Eleştiri ve önerileri değerlendirmek ve bunlar arasından Merkezin amaçlarına ve faaliyetlerine uygun ve yararlı olanlar hakkında prensip kararları almak.</p>

<p>ç) Merkezin hasta bakımı ve tedavi hizmetleri ile ilgili esasları, plan ve programları tasarlamak.</p>

<p>d) Merkezin yatırım, program ve bütçe tekliflerini hazırlamak.</p>

<p>e) Gerekli görülen hallerde, geçici veya sürekli çalışma grupları ve komiteleri kurmak ve bunların görevlerini düzenlemek.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu ve görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Danışma Kurulu; Müdürün (Başhekimin) başkanlığında, müdür yardımcısı (başhekim yardımcısı) ve Veteriner Fakültesi öğretim elemanları arasından üç yıllık süre için Rektör tarafından görevlendirilen beş üye olmak üzere toplam yedi üyeden oluşur. Danışma Kuruluna, Üniversite dışından bir üye Rektör tarafından görevlendirilebilir ancak bu üyenin oy hakkı yoktur. Görev süresi sona eren üye aynı usulle yeniden görevlendirilebilir.</p>

<p>(2) Danışma Kurulu yılda en az iki kez toplanır. Gerek duyulduğunda Müdür (Başhekim), Danışma Kurulunu toplantıya çağırabilir. Danışma Kurulu üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve kararlar oy çokluğu ile alınır. Rektör, gerekli hallerde Danışma Kuruluna başkanlık edebilir.</p>

<p>(3) Danışma Kurulu, Merkezin çalışmaları ile ilgili konularda tavsiye niteliğinde görüş ve önerilerde bulunur.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Merkezin birimleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Merkezin birimleri şunlardır:</p>

<p>a) Klinikler: Hayvanların çeşitli hastalıklarının ayakta teşhis ve tedavisinin yapıldığı birimlerdir. Bunlar; cerrahi kliniği, iç hastalıkları kliniği, doğum ve jinekoloji kliniği ile reprodüksiyon ve suni tohumlama kliniğinden oluşur.</p>

<p>b) Laboratuvar: Merkeze getirilen hayvanların tanı ve tedavileri için gerekli tetkiklerin standartlara uygun şekilde yürütülmesini sağlayan birimdir.</p>

<p>c) Görüntüleme ünitesi: Merkez bünyesinde bulunan röntgen, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve benzeri radyoloji, ultrasonografi, ekokardiyografi ve endoskopi gibi uygulamaların yapıldığı birimdir.</p>

<p>ç) Eczane: Merkezin kliniklerinde ihtiyaç duyulan ilaç ve tıbbi sarf malzeme gibi her türlü veteriner tıbbi ürünün takibi ve teminini sağlayan birimdir.</p>

<p>d) Acil Birimi: Resmî mesai saatleri dışında acil müdahale gerektiren hastalara acil klinik hizmetlerini sunan birimdir. Acil klinik hizmetinin usul ve esasları Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>e) Diğer birimler: Merkezin diğer birimleri; hasta kayıt kabul, enfeksiyöz hastalıklar birimi, operasyon salonları, sterilizasyon ünitesi, reanimasyon ünitesi, yoğun bakım ünitesi, hospitalizasyon ünitesi, merkezî medikal gaz istasyonu, karantina birimi ve atık toplama birimidir.</p>

<p><strong>Çalışma grupları ve görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Müdürün (Başhekimin) teklifi üzerine Yönetim Kurulu kararıyla Merkezin verimlilik ve etkinliğinin arttırılması, hizmet kontrolünün sağlanması ve değerlendirilmesi amacıyla süreli veya süresiz çalışma grupları kurulabilir.</p>

<p><strong>Personel ihtiyacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 14-</strong> (1) Merkezin akademik, teknik, idari ve diğer personel ihtiyacı, 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca Rektör tarafından görevlendirilen personel tarafından karşılanır.</p>

<p><strong>Harcama yetkilisi</strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Merkezin harcama yetkilisi Müdür (Başhekim)’dür.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 2547 sayılı Kanun ile ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Bingöl Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bingol-universitesi-veteriner-saglik-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="80097"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anayasal Hakları Korumayan Temyiz Denetimi Etkili Bir Denetim Sayılabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasal-haklari-korumayan-temyiz-denetimi-etkili-bir-denetim-sayilabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasal-haklari-korumayan-temyiz-denetimi-etkili-bir-denetim-sayilabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesinin Yusuf Koyuncu Kararı Üzerinden Hukuk Güvenliği, Adil Yargılanma Hakkı ve Olağan Kanun Yollarının İşlevi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anayasal Hakları Korumayan Temyiz Denetimi Etkili Bir Denetim Sayılabilir mi?</strong></p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesinin Yusuf Koyuncu Kararı Üzerinden Hukuk Güvenliği, Adil Yargılanma Hakkı ve Olağan Kanun Yollarının İşlevi</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesinin Yusuf Koyuncu başvurusu</a> hakkında verdiği 11 Şubat 2026 tarihli karar, ilk bakışta aleyhe ceza kanununun geçmişe uygulanması yasağına ilişkin bireysel bir ihlal kararı olarak görülebilir. Ancak kararın önemi, başvurucunun suç tarihinde yürürlükte bulunmayan bir düzenleme esas alınarak cezalandırılmış olmasının çok ötesindedir.</p>

<p>Kararın ortaya çıkardığı asıl sorun şudur: Anayasa’nın açık bir hükmüne aykırılık, temyiz dilekçesinde ileri sürülmesine rağmen Yargıtay tarafından neden giderilememiştir?</p>

<p>Üstelik hukuka aykırılık yalnızca Yargıtay ilgili ceza dairesinin incelemesinden geçmemiş; kararı inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aşamasında da fark edilmemiştir.</p>

<p>Başvurucu, suç tarihinde yürürlükte bulunmayan ve aleyhine sonuç doğuran kanun hükmünün uygulanmasına açıkça itiraz ettiği hâlde mahkûmiyet hükmü onanmış, ihlal ancak Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunda tespit edilebilmiştir.</p>

<p>Bu nedenle karar, yalnızca suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini gösteren bir içtihat değildir. Aynı zamanda olağan kanun yollarının, anayasal hakları koruma kapasitesini sorgulatan önemli bir yargı kararıdır.</p>

<p>Bu olay karşısında tartışılması gereken temel mesele, Yargıtayın bir hatayı “nasıl göremediği” ile sınırlı değildir. Daha esaslı soru şudur: Temyiz denetimi gerçekten temel hak odaklı bir hukukilik denetimi olarak mı yürütülmektedir, yoksa dosyanın şeklen incelendiği ve kanun hükümlerinin mekanik biçimde uygulandığı bir denetim modeline mi dönüşmektedir?</p>

<p><strong>I. Kararın Ortaya Koyduğu Temel Hukuki Sorun</strong></p>

<p>Başvurucu hakkındaki mahkûmiyet, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve sanık aleyhine sonuç doğuran bir kanuni düzenlemeye dayandırılmıştır. Başvurucu bu hususu temyiz dilekçesinde açıkça ileri sürmüş, buna rağmen mahkûmiyet hükmü Yargıtay tarafından onanmıştır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi ise değerlendirmesinde, başvurucunun suç tarihinde yürürlükte bulunmayan bir kanun hükmüne dayanılarak cezalandırıldığını belirlemiş ve Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağının, kanunilik ilkesinin zaman bakımından uygulanmasına ilişkin temel bir güvence olduğunu vurgulamıştır.</p>

<p>Ceza hukukunda temel kural açıktır: Bir fiilin hukuki sonuçları, kural olarak fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanuna göre belirlenir. Sonradan yürürlüğe giren bir kanun, sanığın durumunu ağırlaştırıyorsa geçmişe uygulanamaz. Lehe kanunun geçmişe uygulanması mümkün olmakla birlikte, aleyhe kanunun geçmişe yürütülmesi hem Anayasa’nın 38. maddesine hem de ceza hukukunun evrensel ilkelerine aykırıdır.</p>

<p>Dolayısıyla olayda karşılaşılan sorun, içtihat farklılığından veya hukuki yorum çeşitliliğinden kaynaklanmamaktadır. Sorun, açık bir anayasal güvencenin yargılamanın birden fazla aşamasında uygulanmamış olmasıdır.</p>

<p><strong>II. Temyiz Denetiminin Amacı Nedir?</strong></p>

<p>Temyiz, yalnızca dosyanın üst mahkemeye gönderildiği şekli bir inceleme yolu değildir. Temyiz merciinin temel işlevi, hükmün hukuka uygunluğunu denetlemek, hukuki hataları gidermek ve kanunların ülke genelinde yeknesak biçimde uygulanmasını sağlamaktır.</p>

<p>Ceza yargılamasında bu işlev daha da önemlidir. Çünkü temyiz incelemesinin konusu çoğu zaman kişinin özgürlüğü, itibarı ve geleceğidir. Bu nedenle Yargıtayın denetimi, kanun maddelerinin hükümde yer alıp almadığını kontrol eden yüzeysel bir incelemeye indirgenemez.</p>

<p>Temyiz denetimi en az üç temel işleve sahiptir:</p>

<p>Birincisi, somut uyuşmazlıkta hukukun doğru uygulanmasını sağlamaktır.</p>

<p>İkincisi, alt derece mahkemelerinin hukuka aykırı kararlarını düzelterek bireyin temel haklarını korumaktır.</p>

<p>Üçüncüsü ise benzer olaylarda uygulanacak hukuki ölçütleri belirleyerek hukuk birliğini ve öngörülebilirliği sağlamaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Yusuf Koyuncu kararı</a>nda ortaya çıkan tablo, bu üç işlev bakımından da ciddi bir sorun doğurmaktadır. Suç tarihinde yürürlükte bulunmayan aleyhe bir hükmün uygulanması engellenememiş,başvurucunun açık temyiz itirazı karşılanmamış ve anayasal ihlal olağan kanun yolu içinde giderilememiştir. Bu durumda temyiz denetiminin gerçekleşmiş olması, tek başına etkili bir denetim yapıldığı anlamına gelmemektedir.</p>

<p>Bir kanun yolunun varlığı ile o kanun yolunun etkili biçimde işletilmesi aynı şey değildir.</p>

<p><strong>III. Temyiz Dilekçesinde İleri Sürülen İtirazın Görülmemesi</strong></p>

<p>Kararın en ağır yönlerinden biri, hukuka aykırılığın başvurucu tarafından temyiz aşamasında açıkça ileri sürülmüş olmasıdır.</p>

<p>Bir hukuka aykırılığın taraflarca hiç dile getirilmemiş olması ile temyiz dilekçesinde açıkça belirtilmesine rağmen incelenmemesi aynı şekilde değerlendirilemez. İlk durumda inceleme eksikliğinden, ikinci durumda ise ileri sürülen esaslı bir hukuki itirazın karşılıksız bırakılmasından söz edilir.</p>

<p>Başvurucunun itirazı, davanın sonucunu doğrudan değiştirebilecek niteliktedir. Çünkü suç tarihinde yürürlükte bulunmayan aleyhe hüküm uygulanmasaydı, mahkûmiyetin hukuki dayanağı veya yaptırımın kapsamı farklılaşacaktı. Bu nedenle söz konusu itiraz, tali veya sonuca etkisiz bir savunma değildir. Hükmün hukuki geçerliliğini doğrudan ilgilendiren temel bir iddiadır.</p>

<p>Yargıtayın böyle bir iddiayı karşılamadan hükmü onaması, yalnızca Anayasa’nın 38. maddesi bakımından değil, gerekçeli karar hakkı ve etkili yargısal denetim bakımından da değerlendirilmelidir.</p>

<p>Mahkemeler, tarafların ileri sürdüğü her iddiaya ayrı ayrı cevap vermek zorunda değildir. Ancak davanın sonucunu değiştirebilecek, somut ve esaslı bir iddianın cevapsız bırakılması, kararın gerçek anlamda gerekçeli olup olmadığı konusunda tereddüt doğurur.</p>

<p>Temyiz dilekçesinde açıkça gösterilmiş bir anayasal aykırılık hakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın onama kararı verilmesi, temyiz incelemesinin şeklen mevcut fakat maddi olarak etkisiz kalmasına neden olur.</p>

<p><strong>IV. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Sorumluluğu</strong></p>

<p>Somut olayda aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağına ilişkin açık itiraza rağmen Yargıtay Ceza Dairesi tarafından verilen hukuka aykırı kararın görüldüsünü yapan yargıtay cumhuriyet savcısı tarafından da fark edilmemiş olması, denetim zincirinin yalnızca bir halkasında değil, birden fazla halkasında sorun bulunduğunu göstermektedir.</p>

<p>Buradaki eleştiri, yargı mensuplarının hiç hata yapmaması gerektiği yönünde gerçekçi olmayan bir beklentiye dayanmamaktadır. Yargısal faaliyet insan unsurunu içerir ve her yargı makamı hata yapabilir. Ancak hata ihtimalinin kabul edilmesi ile açık bir anayasal aykırılığın bütün olağan denetim mekanizmalarından geçebilmesini olağanlaştırmak farklı şeylerdir.</p>

<p>Özellikle hukuka aykırılık temyiz dilekçesinde açıkça gösterilmişse, artık “gözden kaçma” açıklaması tek başına yeterli değildir. Böyle bir durumda dosyanın hangi derinlikte incelendiği, esaslı temyiz itirazlarının gerçekten değerlendirilip değerlendirilmediği ve yüksek mahkeme denetiminin temel hak odaklı yürütülüp yürütülmediği sorgulanmalıdır.</p>

<p><strong>V. Hukuk Güvenliği Bakımından Sorun</strong></p>

<p>Hukuk güvenliği, bireyin yürürlükteki hukuk kurallarına güvenerek davranabilmesini ve karşılaşacağı hukuki sonuçları makul ölçüde öngörebilmesini gerektirir.</p>

<p>Ceza hukuku alanında bu güvence daha katıdır. Devlet, bir kişiyi ancak fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan açık ve öngörülebilir bir ceza normuna dayanarak cezalandırabilir.</p>

<p>Bireyin şu hususlara güvenebilmesi gerekir:</p>

<p>*Fiil tarihinde suç olmayan bir davranış nedeniyle sonradan cezalandırılmayacağına,</p>

<p>*Sonradan yürürlüğe giren daha ağır ceza hükümlerinin geçmişe uygulanmayacağına,</p>

<p>*Alt derece mahkemesi hata yaptığında üst derece mahkemelerinin bu hatayı gidereceğine,</p>

<p>*Açıkça ileri sürdüğü temel hukuki itirazların yargı mercilerince inceleneceğine.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Yusuf Koyuncu kararı</a>ndaki süreç, bu güvenin her aşamasını zedelemektedir.</p>

<p><strong>VI. Öngörülebilirlik İlkesi</strong></p>

<p>Kanunilik ilkesinin temel unsurlarından biri öngörülebilirliktir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birey, davranışının doğuracağı cezai sonuçları fiil tarihinde yürürlükte bulunan kanuna bakarak değerlendirebilmelidir. Devlet daha sonra yürürlüğe koyduğu aleyhe bir düzenlemeyi geçmişe uygulayarak bu öngörüyü bozamaz.</p>

<p>Aleyhe kanunun geçmişe uygulanması, bireyin yalnızca ceza miktarını öngörememesi anlamına gelmez. Aynı zamanda devletin ceza verme yetkisinin zaman bakımından sınırlarının belirsizleşmesine yol açar.</p>

<p><strong>VII. Adil Yargılanma Hakkı Bakımından Değerlendirme</strong></p>

<p>Bir sanığın davanın sonucunu doğrudan etkileyen temel bir hukuk iddiası temyiz merciine sunulmuşsa, bu iddianın gerçek anlamda incelenmesi adil yargılanmanın bir gereğidir.</p>

<p>Temyiz mercii, ileri sürülen esaslı bir hukuka aykırılığı değerlendirmeden hükmü onuyorsa, sanığa teorik olarak bir kanun yolu tanınmış olsa bile bu yolun pratikte ne ölçüde etkili olduğu tartışmalıdır.</p>

<p>Burada adil yargılanma hakkı bakımından üç sorun ortaya çıkmaktadır:</p>

<p><strong>1. Esaslı itirazın karşılanmaması</strong></p>

<p>Aleyhe kanunun geçmişe uygulanması iddiası, hükmün sonucunu belirleyen temel bir itirazdır. Bu iddianın cevapsız bırakılması, mahkeme kararlarının gerekçeli olması yükümlülüğü bakımından sorunludur.</p>

<p><strong>2. Etkili yargısal denetimin sağlanamaması</strong></p>

<p>Temyiz başvurusu yapılmış ve dosya yüksek mahkeme tarafından incelenmiş görünmektedir. Ancak temel hukuka aykırılık giderilememiştir.</p>

<p><strong>3. Yargılamanın bütününe duyulan güvenin zedelenmesi</strong></p>

<p>Adil yargılanma hakkı, yalnızca bireysel sonucun değil, yargılamanın güvenilirliğinin de korunmasını gerektirir. Bir kişinin yürürlükte bulunmayan aleyhe bir hükme göre cezalandırılması ve bu hatanın temyiz aşamasında düzeltilmemesi, yargılamanın bütününün adilliği konusunda haklı tereddütler oluşturur.</p>

<p><strong>VII- Anayasa Mahkemesinin İkincil Rolü</strong></p>

<p>Bireysel başvuru sisteminin temel özelliklerinden biri ikincilliktir. Anayasa Mahkemesi, olağan mahkemelerin yerine geçerek her hukuki hatayı yeniden inceleyen bir temyiz makamı değildir.</p>

<p>Temel hakların korunmasında birincil sorumluluk derece mahkemelerine, istinaf ve temyiz mercilerine aittir. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların gideremediği anayasal ihlalleri bireysel başvuru kapsamında denetlemektir.</p>

<p>Bu nedenle bireysel başvurunun varlığı, olağan kanun yollarındaki eksikliği meşrulaştırmaz.</p>

<p><strong>VII- AİHM Büyük Dairesinin Scoppola/İtalya (No. 2) ve Del Río Prada/İspanya Kararları</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesinin Yusuf Koyuncu kararı</a>nda ulaştığı sonuç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesi kapsamında geliştirdiği içtihatla da uyumludur.</p>

<p>AİHM, Sözleşme’nin 7. maddesini yalnızca suçların ve cezaların kanunla düzenlenmesini gerektiren şekli bir güvence olarak görmemektedir. Mahkemeye göre bu hüküm; ceza normlarının erişilebilir ve öngörülebilir olmasını, sanık aleyhine genişletici biçimde yorumlanmamasını ve daha ağır cezai sonuçların geçmişe yürütülmemesini de güvence altına almaktadır.</p>

<p>Bu bağlamda AİHM Büyük Dairesinin Scoppola/İtalya (No. 2) ve Del Río Prada/İspanya kararları özel önem taşımaktadır. Her iki karar da devletin bir kişinin cezai sorumluluğunu veya infaz edeceği cezanın ağırlığını, sonradan ortaya çıkan ve kişi aleyhine sonuç doğuran bir kanuni ya da içtihadi değişikliğe dayanarak ağırlaştıramayacağını göstermektedir.</p>

<p><strong>1. Scoppola/İtalya (No. 2): Lehe Kanunun Uygulanması Sözleşme Güvencesidir</strong></p>

<p>AİHM Büyük Dairesinin 17 Eylül 2009 tarihli Scoppola/İtalya (No. 2) kararı, Sözleşme’nin 7. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından dönüm noktası niteliğindedir.</p>

<p>Başvurucu, İtalyan hukukunda öngörülen basitleştirilmiş yargılama usulünden yararlanmayı tercih etmişti. Bu usulün seçildiği sırada uygulanacak düzenleme, mahkûmiyet hâlinde müebbet hapis yerine otuz yıl hapis cezası verilmesini öngörüyordu. Ancak yargılama devam ederken yapılan kanuni değişiklik ve bu değişikliğin iç hukukta uygulanış biçimi sonucunda başvurucu hakkında müebbet hapis cezasına hükmedilmişti. AİHM, başvurucunun yargılama usulünü seçtiği sırada öngörebileceği cezadan daha ağır bir cezayla karşı karşıya bırakılmasını Sözleşme’nin 7. maddesi bakımından incelemiş ve ihlal kararı vermiştir.</p>

<p>Kararın en önemli yönü, AİHM’in önceki yaklaşımını geliştirerek sonradan yürürlüğe giren lehe ceza kanununun uygulanması ilkesini Sözleşme’nin 7. maddesinin bir unsuru olarak kabul etmesidir. Buna göre suçun işlenmesinden sonra kabul edilen ceza kanunlarından biri, fail bakımından daha hafif bir sonuç doğuruyorsa kesin hüküm verilinceye kadar lehe olan hükmün uygulanması gerekir.</p>

<p><strong>2. Del Río Prada/İspanya: Aleyhe İçtihat Değişikliği de Geçmişe Yürütülemez</strong></p>

<p>AİHM Büyük Dairesinin 21 Ekim 2013 tarihli Del Río Prada/İspanya kararı ise kanunilik ilkesinin yalnızca kanun metnindeki değişikliklere karşı değil, cezanın infaz süresini öngörülemez biçimde ağırlaştıran yargısal yorumlara karşı da koruma sağladığını göstermektedir.</p>

<p>Başvurucu hakkında çeşitli mahkûmiyet kararları verilmiş ve cezaların infazı bakımından iç hukukta geçerli olan üst sınır uygulanmıştı. Ceza indirimi ve çalışma karşılığı kazanılan indirimlerin bu azami infaz süresi üzerinden hesaplanması sonucunda başvurucunun tahliye tarihi belirlenmişti. Ancak İspanya Yüksek Mahkemesinin daha sonra geliştirdiği ve “Parot doktrini” olarak adlandırılan yeni yorum, indirimlerin toplam ve azami infaz süresi yerine ayrı ayrı her ceza üzerinden hesaplanmasını öngördü. Bu yeni yaklaşımın başvurucunun geçmişte işlediği suçlara uygulanması, tahliye tarihinin yaklaşık dokuz yıl ertelenmesine yol açtı.</p>

<p>AİHM Büyük Dairesi, yeni yargısal yorumun başvurucunun cezasının fiilen infaz edilecek kapsamını ağırlaştırdığını belirledi. Mahkeme, başvurucunun suçları işlediği ve mahkûmiyetlerin kesinleştiği dönemde böyle bir değişikliği makul biçimde öngörmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaştı. Bu nedenle Sözleşme’nin 7. maddesinin ihlal edildiğine karar verildi. Başvurucunun hukuka uygun tahliye tarihinden sonra cezaevinde tutulmaya devam edilmesi nedeniyle ayrıca Sözleşme’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının da ihlal edildiği tespit edildi.</p>

<p><strong>VIII. Sonuç</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Yusuf Koyuncu kararı,</a> yalnızca aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağına ilişkin bir içtihat değildir. Karar, daha geniş bir perspektiften bakıldığında şu temel soruyu gündeme getirmektedir: Olağan kanun yolları, bireyin anayasal haklarını gerçekten koruyabiliyor mu?</p>

<p>İlk derece mahkemelerinin hata yapması mümkündür. İstinaf ve Temyiz merciinin de isabetli olmayan değerlendirmelerde bulunması teorik olarak mümkündür. Ancak ceza hukukunun en temel anayasal ilkelerinden biri olan aleyhe kanunun geçmişe uygulanmaması yasağının, savunmalarda ve temyiz dilekçesinde açıkça belirtilmesine rağmen ilk derece mahkemesinden başlayarak temyiz incelemesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aşaması dâhil tüm olağan denetim mekanizmalarında gözden kaçması, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir durumdur.</p>

<p>Bu kararın asıl önemi, bireysel bir hak ihlalini gidermesinden çok, hukuk devletinin temel dayanağı olan hukuk güvenliği, öngörülebilirlik, adil yargılanma hakkı ve olağan kanun yollarının anayasal hakları koruma yükümlülüğü konusunda güçlü bir hatırlatma yapmasında yatmaktadır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-halil-ibrahim-kebesoglu" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU"><img alt="Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/07/halil-ibrahim-kebesoglu.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-halil-ibrahim-kebesoglu" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU">Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasal-haklari-korumayan-temyiz-denetimi-etkili-bir-denetim-sayilabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/anayasa-mahkemsi.jpg" type="image/jpeg" length="16912"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'nin 2022/20463 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 11/2/2026 tarihli ve 2022/20463 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>BİRİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>YUSUF</strong> <strong>KOYUNCU</strong><strong> BAŞVURUSU</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2022/20463)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 11/2/2026</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 17/7/2026 - 33312</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>BİRİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Recai AKYEL</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>

   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Alperen KONAK</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Yusuf KOYUNCU</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Av. Oğuz GÜREL</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru, aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağına aykırı olarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>2. Manyas Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişi hürriyetinden yoksun kılma ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını işlediği iddiası ile hakkında soruşturma başlatmıştır. Soruşturma neticesinde Manyas Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrası gereği Ağır Ceza Mahkemesinin görevine girdiğinden dosyayı fezlekeyle Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) göndermiştir. Başsavcılık, başvurucunun anılan suçlardan cezalandırılması talebiyle 6/8/2014 tarihinde iddianame düzenlemiştir.</p>

<p>3. İddianamenin kabulüyle açılan dava, Bandırma Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkemece 5/11/2014 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip tutanağında diğerlerinin yanı sıra mağdur G.İ.nin şikâyet ve delillerinin tespiti ile tanık beyanlarının tespiti için talimat yazılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>4. Mahkemenin 12/11/2014 tarihli kararıyla başvurucunun özel hayatın gizliliğini ihlal ve çocuğun basit cinsel istismarı suçlarından beraatine, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 15 yıl ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>5. Başvurucu, anılan karara karşı 17/11/2014 tarihli dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin (Ceza Dairesi) 11/6/2015 tarihli kararıyla çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün onanmasına karar verilmiş, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise <i>"...</i><i>olay günü mağdurenin kafe işleten arkadaşı sanığa mesaj çekmek suretiyle kafede buluşma teklifinde bulunması üzerine kapalı olan kafeyi açan sanığın yanına geldiği ve burada yalnız kaldığı sanıkla aynı zamanda düğün salonu olarak da kullanılan kafede sohbet eden mağdurenin bilgisayara bakmak için gelin odasına geçmelerinin ardından sanığın mağdureye karşı nitelikli cinsel istismar suçunu işleyip süre itibariyle bu eylemle sınırlı olacak şekilde tuttuğu mağdureyi sonradan kafeden gönderdiği anlaşıldığından, mevcut hâliyle olayda sanığın işlediği çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu dışında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığı gözetilerek müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi.</i><i>.." </i>gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>6. Ceza Dairesinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden verdiği 11/6/2015 tarihli onama kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 31/12/2019 tarihli itiraznameyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları gereğince itiraz etmiş, Ceza Dairesi itirazı kabul ederek kararını kaldırmış ve bozma kararı ile dosyayı Mahkemeye göndermiştir.</p>

<p>7. Mahkeme bozma kararına istinaden yaptığı yargılama sonucu başvurucunun reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi şöyledir :</p>

<p><i>"... Sanık </i>[başvurucu]<i> hakkında her ne kadar beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istenilmiş ise de, mağdurun ifadeleri, mağdurun gerçekleştiği iddia edilen olaydan hemen sonra yetkili makamlara başvurmadığı, aradan yaklaşık 15 gün geçtikten sonra etrafındaki arkadaşlarının yönlendirmesiyle şikayetçi olduğu, olay sırasında mağdurenin 17 yaşında olduğu, mağdurenin sanıkla buluşmayı kendisinin talep ettiği ve rızasıyla internet kafeye gittiği, sanıkla birlikte yemek söyleyip yedikleri, olaya ilişkin tanık beyanları ve dosya içerisinde bulunan doktor raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın mağdureyle zorla cinsel ilişkiye girdiğine ilişkin her türlü kuşkudan uzak somut ve yeterli delil bulunmadığı, bu haliyle sanığın eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 104/1'inci maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu anlaşıldığından sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir..."</i></p>

<p>8. Başvurucu, karara karşı 25/1/2021 tarihli dilekçeyle temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu; temyiz dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra suç tarihinin 21/4/2013 olduğunu, hapis cezasına konu 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 104. maddesindeki reşit olmayanla cinsel ilişki suçundaki cezanın alt ve üst sınırlarının değiştirilmesine dair düzenlemenin 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun'un 60. maddesiyle yapıldığını, Mahkemenin suçun işlendiği tarihteki hükmü uygulaması gerekirken bunu dikkate almayarak ceza verdiğini ileri sürmüştür. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 9/12/2021 tarihli kararında yerinde görülmeyen temyiz taleplerinin reddiyle hükmün onanmasına karar vermiştir.</p>

<p>9. Başvurucu, nihai kararı 20/1/2022 tarihinde öğrendikten sonra 17/2/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>10. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>11. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet kararına konu suçta 21/4/2013 tarihli suç tarihinden sonra 18/6/2014 tarihinde gerçekleşen aleyhe düzenlemeye göre cezalandırılması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, açık bir şekilde düzenlense dahi kanun maddelerinin mahkemeler tarafından yorumlanması gerektiği, bariz takdir hatası ve açık keyfîlik içermeyen tespit ve sonuçların Anayasa Mahkemesinin inceleme alanı dışında olduğu vurgulanmış; konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi içtihatlarına dikkat çekilmiştir. Bakanlık görüşüne karşı başvurucu, beyanda bulunmamıştır.</p>

<p>13. Başvurucunun yukarıda yer verilen şikâyetlerinin özü, eylem tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemeye göre ceza verilmeyip daha sonrasında aleyhe yapılan düzenlemeye göre ceza tayin edilerek hapis cezası uygulanmasıdır. Bu nedenle ihlal iddiaları suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında incelenmiştir.</p>

<p>14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:</p>

<p><i>"Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez."</i></p>

<p>16. 5237 sayılı Kanun'un <i>"Zaman bakımından uygulama"</i> başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"...(1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanunî neticeleri kendiliğinden kalkar...''</i></p>

<p>17. 5237 sayılı Kanun'un <i>"Reşit olmayanla cinsel ilişki"</i> başlıklı 104. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:</p>

<p><i>"...</i><i>(1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “altı aydan iki” ibaresi “iki yıldan beş” şeklinde değiştirilmiştir.)...''</i></p>

<p>18. Anayasa’nın <i>“</i><i>Suç ve cezalara ilişkin esaslar</i><i>”</i> başlıklı 38. maddesinin (1) fıkrasında yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak fiilleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmıştır (AYM, E.2019/9, K.2019/27, 11/4/2019, § 13).</p>

<p>19. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, temel hak ve özgürlüklerin somutlaştırıldığı uluslararası sözleşmelerde de yer almaktadır. Bu ilke Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu Sözleşme’nin <i>“Kanunsuz ceza olmaz”</i> başlıklı 7. maddesinin birinci paragrafında <i>“Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” </i>şeklinde, Medenî ve Siyasî Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 15. maddesinin birinci paragrafında ise <i>“Hiç kimse, işlendiği zamanda ulusal ya da uluslararası hukuk bakımından suç sayılmayan bir fiil ya da ihmal yüzünden suçlu sayılamaz. Suç sayılan bir fiile, işlendiği zaman yürürlükte olan bir cezadan daha ağır ceza verilemez. Fiilin işlenmesinden sonra yasalarda bu fiile karşılık daha hafif bir ceza öngörülecek olursa, fiili işleyene bu ikinci ceza uygulanır.” </i>biçiminde düzenlenmiştir (AYM, E.2020/16, K.2020/33, 25/6/2020, § 16).</p>

<p>20. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin kuralın suç ve cezalar yönünden özel düzenlemesi olarak değerlendirilebilir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, cezalandırmanın temel haklara etkisinden kaynaklanan özel önemi nedeniyle zaman içinde bir ceza hukuku kavramı olarak alt ilkeler de içerecek şekilde gelişmiştir. Bu bağlamda hukuki belirliliğin ve hukuk güvenliğinin gereği olarak Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında yer alan <i>“…kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” </i>hükmüyle aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasaklanmıştır. Ceza normlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyici nitelikteki bu kural, kanunilik ilkesinin bir alt ilkesi olan <i>aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağı </i>olarak ifade edilmektedir (AYM, E.2020/87, K.2022/44, 21/4/2022, § 26).</p>

<p>21. Bireysel başvuru konusu olayda Mahkeme, Ceza Dairesinin bozma kararı sonrasında yaptığı yargılamada başvurucu hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında mağdura yönelik mevcut eyleminin vasfını değiştirerek reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunu belirtmiş ve anılan suçtan mahkûmiyet kararı vermiştir (bkz. § 7). Başvurucu, bu karara karşı yapmış olduğu temyiz başvurusunda suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanun maddesinin daha lehe olduğunu ve fazla ceza tayin edildiğini ileri sürmüştür (bkz. § 8). Ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi, başvurucunun temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususları değerlendirmeksizin hükmün onanmasına karar vermiştir.</p>

<p>22. Mahkûmiyete konu eylemde cezayı düzenleyen kuralın yürürlük tarihinden sonra işlenip işlenmediği hususu suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının değerlendirilebilmesi için önemlidir (bkz. §§ 15-17). Bahse konu yargılamada suç tarihinin 21/4/2013 olduğu nazara alındığında 28/6/2014 tarihinde yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibarıyla aleyhe değişiklik getiren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayin edildiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda eylem tarihinde daha lehe olan cezai nitelikte bir hüküm olduğu hâlde sonradan yürürlüğe giren kanun maddesine göre başvurucunun cezalandırıldığı ve cezai nitelikte aleyhe kanunun geçmişe uygulandığı anlaşılmıştır. Buna karşın yargılamayı yapan mahkemelerce başvurucunun bu husustaki itirazları değerlendirilmemiştir. Sonuç olarak başvurucunun eylem tarihinde yürürlükte olmayan kanun maddesine dayanılarak cezalandırılması nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.</p>

<p><strong>III. GİDERİM</strong></p>

<p>24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>25. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz.<i> Mehmet Doğan </i>[GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60;<i> Aligül Alkaya ve diğerleri (2) </i>[1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66;<i> Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>26. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.</p>

<p>27. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV</strong><strong>. HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>B. Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>C. Kararın bir örneğinin suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bandırma 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2020/200, K.2020/187) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,</p>

<p>E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p>F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202220463-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymmsa.jpg" type="image/jpeg" length="38102"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Miras Paylaşımında İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/miras-paylasiminda-izale-i-suyu-ortakligin-giderilmesi-davasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/miras-paylasiminda-izale-i-suyu-ortakligin-giderilmesi-davasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Medeni Kanunu’nun 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girmesinden bu yana</strong>, mirasçılar arasında taşınmaz paylaşımı konusunda anlaşma sağlanamadığında başvurulan en yaygın hukuki yol değişmedi: <strong>izale-i şuyu</strong>, güncel adıyla <strong>ortaklığın giderilmesi davası</strong>. Türkiye’de her yıl sulh hukuk mahkemelerinin önüne, miras bırakan aile büyüklerinin ardından paylaşılamayan ev, arsa veya tarla yüzünden açılan binlerce dava geliyor. Bu yazıda, davanın hangi durumlarda açıldığını, hangi mahkemenin yetkili olduğunu ve sürecin adım adım nasıl işlediğini güncel mevzuata dayanarak anlatıyoruz.</p>

<p><strong>İzale-i Şuyu Davası Nedir?</strong></p>

<p>Bir miras bırakan öldüğünde, geride kalan mal varlığı önce mirasçılar arasında <strong>elbirliği mülkiyeti</strong> hâlinde ortak olur. Yani hiçbir mirasçı, mesela evin belirli bir odasına ya da arsanın belirli bir köşesine “benim” diyemez; tüm mirasçılar bütün mal varlığının ortak sahibidir. Mirasçılar aralarında anlaşıp paylaşım yapabilir; ancak <strong>anlaşma sağlanamazsa</strong>, her mirasçı <strong>TMK’nın 642. maddesi</strong> uyarınca her zaman paylaşmayı isteme hakkına sahiptir.</p>

<p>Örneğin Mehmet Bey vefat ettiğinde geride üç çocuğu ve İstanbul’da bir apartman dairesi kalmış olsun. Çocuklardan ikisi daireyi satıp parayı paylaşmak isterken üçüncüsü daireyi elde tutmak istiyorsa, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı için <strong>izale-i şuyu davası</strong> gündeme gelir.</p>

<p><strong>Yasal Dayanak</strong></p>

<p>Dava, <strong>TMK’nın 699-703. maddeleri</strong> arasında düzenlenen paylı mülkiyetin sona ermesi hükümlerine ve <strong>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu</strong>‘nun ilgili yargılama usulüne dayanır</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="2"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Yöntem</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Ne Zaman Uygulanır</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Aynen taksim</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>Taşınmaz fiziksel olarak bölünmeye elverişliyse (örn. birden fazla bağımsız bölüm veya bölünebilir arazi)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Satış suretiyle paylaştırma</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>Bölünme mümkün değilse veya bölünme değeri ciddi biçimde düşürecekse</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Mahkeme önce taşınmazın fiilen bölünüp bölünemeyeceğini bilirkişi eliyle inceler.</p>

<p><strong>Dava Açarken Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></p>

<p>Dava açmadan önce göz önünde bulundurulması gereken birkaç kritik nokta var. Öncelikle, taraf teşkilinin eksiksiz yapılması gerektiğini yukarıda belirttik; unutulan bir mirasçı davanın uzamasına, hatta reddine yol açabilir.</p>

<p>İkinci olarak, izale-i şuyu <strong>çekişmeli bir süreç değildir</strong>, amaç suçlu bulmak değil, ortaklığı sona erdirmektir. Bu yüzden dava açılmadan önce, mirasçılar arasında ihtiyari arabuluculuk yoluyla kalıcı bir çözüm aranması da değerlendirilebilir; taraflar anlaşırsa hem zaman hem masraf tasarrufu sağlanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son olarak, taşınmaz üzerinde henüz <strong>miras ortaklığının tasfiye edilmemiş</strong> olması (örneğin tapuda hâlâ murisin adının görünmesi) davayı etkileyebilir; bu durumda önce veraset ilamı ve tapu intikali işlemlerinin tamamlanması gerekebilir. Mirasçılardan biri mirası süresi içinde reddetmemişse bu durum paylaşıma dâhil olacağından, mirası reddetme süresini kaçırmanın sonuçlarını bilmek de davadan önce netleştirilmesi gereken bir konudur.</p>

<p><strong>İzale-i şuyu davası ne kadar sürer?</strong></p>

<p>Kesin bir süre vermek doğru olmaz; keşif, bilirkişi incelemesi ve varsa satış aşaması sürecin uzunluğunu doğrudan etkiler. Taraf sayısı fazla ve taşınmaz karmaşık olduğunda süreç uzayabilir.</p>

<p><strong>Dava sırasında taşınmazı kullanan mirasçı diğerlerine kira öder mi?</strong></p>

<p>Paydaşlardan biri ortak taşınmazı tek başına kullanıyorsa, diğer paydaşlar payları oranında ecrimisil (kullanım bedeli) talep edebilir; bu genellikle ayrı bir dava veya talep konusudur.</p>

<p><strong>Özetle:</strong> mirasçılar taşınmaz paylaşımında anlaşamadığında izale-i şuyu davası her zaman açılabilecek bir yoldur; öncelik aynen taksimde, mümkün olmadığında satışta aranır. Dava açmadan önce taraf teşkilini, miras ortaklığının tasfiye durumunu ve mümkünse arabuluculuk seçeneğini gözden geçirmek, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.</p>

<p><strong>Yasal Uyarı</strong></p>

<p>Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir; hukuki işlem yapmadan önce mutlaka bir avukata danışınız.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ"><img alt="Av. Aysel ABA KESİCİ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_177u8YhhhYlhlhjuauhghghhhghjhhhhhhhhjgjggjhhhhhghhghhhhhghghhjujhghhjhhjjhhhgjhjj8.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ">Av. Aysel ABA KESİCİ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/miras-paylasiminda-izale-i-suyu-ortakligin-giderilmesi-davasi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/tokmak-kitaps.jpg" type="image/jpeg" length="57573"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçi raporluyken işten çıkarılabilir mi? Hastalık raporu iş güvencesi sağlar mı?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/isci-raporluyken-isten-cikarilabilir-mi-hastalik-raporu-is-guvencesi-saglar-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/isci-raporluyken-isten-cikarilabilir-mi-hastalik-raporu-is-guvencesi-saglar-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/isci-raporluyken-isten-cikarilabilir-mi-hastalik-raporu-is-guvencesi-saglar-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/LkmJQI88QaE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/126 E., 2023/130 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2018126-e-2023130-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2018126-e-2023130-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.03.2023 tarihli, 2018/126 E., 2023/130 K. sayılı kararı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2018/126 E., 2023/130 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ: Ağır Ceza</p>

<p><br />
<strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5, TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin ... 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.11.2013 tarihli ve 224-215 sayılı hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 06.04.2017 tarih, 3685-3609 sayı ve oy çokluğu ile;</p>

<p>"...Sanıklara ait olduğu iddia ve kabul edilen dinleme kayıtlarının dayanağı olan Kilis Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/472 değişik ... sayılı iletişim tespiti kararında, sanıklar hakkında usulüne uygun olarak alınmış bir iletişim tespiti kararı bulunmadığı, hükme esas alınan tape kayıtlarının sanıklara yönelik uygulanan bir tedbir kararına dayanmaması nedeniyle tape kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde bulunduğu, sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerine dair bu tape kayıtları dışında mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı başkaca delil elde edilemediği gözetilmeden yüklenen suçtan sanıkların beraatleri yerine yazılı gerekçe ile mahkûmiyetlerine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Daire Başkan Vekili ...; "Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında usulüne uygun olarak alınmış bir iletişimin tespit kararı bulunmamakla birlikte, sanıkların soruşturma ve kovuşturma aşamasında müdafi huzurunda verdikleri ifadelerinde ve savunmalarında tape kayıt içeriklerini doğrulamamışlarsa da tape kayıtlarına bir itirazlarının bulunmaması, bunların arkadaşlar arası konuşmalar olduğunu bildirmeleri suretiyle te'vile çalışmaları ayrıca dosya kapsamından ve tape kayıtlarından anlaşılacağı üzere Kilis ilinde silahlı terör örgütüne eleman kazandırmak için çaba sarf etmeleri, diğer sanıklarla ve kendi aralarındaki örgütsel irtibat ilişki ile örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu dikkate alındığında yerel mahkemenin sanıkların mahkûmiyetine dair kararının isabetli olduğu ve onanması kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun sanıkların atılı suçtan beraat etmeleri gerektiğine dair bozma düşüncesine iştirak etmemekteyim." şeklindeki,</p>

<p>Daire Üyesi H. Karahan; "Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... haklarında silahlı örgüt üyesi olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, mahkûmiyete yeterli delil olmadığından beraatlerine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına aşağıdaki gerekçelerle katılmak mümkün olmamıştır.</p>

<p>Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... haklarında alınmış iletişimin tespiti kararı dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılıyorsa da haklarındaki mahkûmiyet hükmü onanan diğer sanıklar hakkında alınmış iletişimin tespiti, dinlenilmesi, kayda alınması kararına dayanılarak yapılan dinlemelerde ortaya çıkan ve suç teşkil eden ilk iletişim tespitinin, tesadüfî delil olarak hükme esas alınmasında hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceği gibi sanıkların ilişkili olduğu davanın diğer sanıkları ..., ..., ..., ..., .'in kendileri hakkında verilen iletişimin tespiti dinlenilmesine ilişkin karar üzerine yapılan dinleme çözümlerine ilişkin olarak müdafileri huzurunda verdikleri aşamalardaki savunmalarında gerek kendileri ve gerekse hakkında dinleme kararı bulunmayan sanıkların eylem ve faaliyetlerine ilişkin anlatımlarda bulundukları; bu konuşmaların içeriklerini doğrulamaları, haklarında iletişimin tespiti, dinlenilmesi, kayda alınması kararı bulunmayan ..., ..., ..., ..., ...'in müdafileri huzuru ile verdikleri ve susma hakkını kullanmadıkları aşama beyanlarında konuşma içeriklerini doğrulayarak konuşmalarda örgütsel nitelik bulunmadığı yönündeki savunmaları karşısında hukuka uygun olarak elde edilen kendi ifadeleri ve davanın diğer sanıklarının hukuka uygun savunmaları ve suç teşkil eden ilk iletişimin tespiti dinlenmesine ilişkin delilin de tesadüfî delil olarak hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı cihetle ve bu delillerden hareketle sanıkların örgütle organik ilişki kurarak örgütsel içerikli toplantı ve faaliyetlerde bulundukları, örgütte eleman kazandırma çalışmaları yaptıkları, faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gözetildiğinde silahlı örgüt üyesi olma suçlarının sübuta erdiği ve bu nedenle hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak etmiyorum." biçimindeki görüşleriyle karşı oy kullanmışlardır.</p>

<p>Daire Üyesi E. G. ... ise; "Sanıkların kullandıkları telefonlar için olay öncesi ve sonrasında alınmış iletişimin tespiti, dinlenilmesi ve kayda alınmasına ilişkin kararlar bulunmadığı, ancak sanıklara atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun CMK'nın 135/8. maddesinde sayılan suçlardan olması nedeniyle haklarında iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulanan diğer sanıklarla yaptıkları ilk görüşme/mesaj kayıtlarının delil olarak kullanılabileceği, bu durumda da diğer delillerle desteklenmedikçe belirti delili niteliğindeki bu görüşme/mesaj içeriklerinin tek başına hükme esas alınamayacağı gözetildiğinde sanıkların ilk görüşme/mesaj içerikleri ile diğer eylem ve faaliyetleri denetime olanak verecek şekilde her sanık yönünden ayrı ayrı ele alınarak tartışılıp sonucuna göre hukukî durumlarının belirlenmesi gerekirken bu hususlar yerine getirilmeden yeterli olmayan gerekçe ile mahkûmiyetlerine karar verilmesi şeklindeki değişik gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun (B-1) nolu gerekçesine katılmamakla birlikte bozma düşüncesine iştirak ediyorum." şeklinde değişik gerekçesini belirtmiştir.</p>

<p><strong>II. İTİRAZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 07.07.2017 tarih ve 106501 sayı ile; "...Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında ayrıca alınmış iletişimin tespiti kararı bulunmadığı, haklarındaki mahkûmiyet hükmü onanan diğer sanıklar hakkında alınmış iletişimin tespiti, dinlenilmesi, kayda alınması kararına dayanılarak yapılan dinlemelerde ortaya çıkan ve suç teşkil eden ilk iletişime dair tespitin, tesadüfî delil olarak hükme esas alınmasında hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceği, sanıkların ilişkili olduğu davanın diğer sanıkları ..., ..., ..., ..., ...'in kendileri hakkında verilen iletişimin tespiti dinlenilmesine ilişkin karar üzerine yapılan dinleme çözümlerine ilişkin olarak müdafileri huzurunda verdikleri aşamalardaki savunmalarında gerek kendileri ve gerekse hakkında dinleme kararı bulunmayan sanıkların eylem ve faaliyetlerine ilişkin anlatımlarda bulunarak bu konuşmaların içeriklerini doğrulamaları, haklarında iletişimin tespiti, dinlenilmesi, kayda alınması kararı bulunmayan ..., ..., ..., ..., ...'in müdafileri huzuru ile verdikleri ve susma hakkını kullanmadıkları aşama beyanlarında konuşma içeriklerini doğrulayarak konuşmalarda örgütsel nitelik bulunmadığı yönündeki savunmaları karşısında hukuka uygun olarak elde edilen kendi ifadeleri ve davanın diğer sanıklarının hukuka uygun savunmaları ve suç teşkil eden ilk iletişimin tespiti dinlenmesine ilişkin delilin de tesadüfî delil olarak hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu delillerden hareketle sanıkların örgütle organik ilişki kurarak örgütsel içerikli toplantı ve faaliyetlerde bulundukları, örgütte eleman kazandırma çalışmaları yaptıkları, faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gözetildiğinde silahlı örgüt üyesi olma suçlarının sübuta erdiği ve bu nedenle hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.</p>

<p>CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 18.01.2018 tarih, 1839-42 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU</strong></p>

<p>Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçu bakımından verilen 6352 sayılı Kanun'un geçici 1/1-b maddesi uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin karar itiraz edilmeksizin, inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ise Özel Dairenin onama kararı ile kesinleşmiş olduğundan itirazın kapsamına göre inceleme sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.</p>

<p>Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; inceleme dışı sanıklar hakkında alınan iletişimin tespitine ilişkin kararlar uyarınca devam eden soruşturmada sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in, CMK'nın 135. maddesi kapsamında haklarında alınmış bir karar olmaksızın telekomünikasyon yoluyla yaptıkları iletişimlerinin tespit edilmesinin hukuka uygun delil olarak kabul edilip edilmeyeceğinin ve buna bağlı olarak üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p><strong>IV. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>İncelenen dosya kapsamından;<br />
PKK silahlı terör örgütünün gençlik yapılanması olan DYG'yi (Demokratik Yurtsever Gençlik) .ilinde kurdukları ve bu yapılanma içinde faaliyet gösterdikleri değerlendirilen inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında başlatılan soruşturma kapsamında Kilis (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 14.04.2010 tarihli ve 2010/472 Değişik ... sayılı kararı ile adı geçen inceleme dışı sanıkların CMK'nın 135. maddesi uyarınca telekomünikasyon yoluyla yaptıkları iletişimlerinin tespit edilmesine, dinlenmesine, kayda alınmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar verildiği, bu kararın dört defa uzatılarak 10.01.2011 tarihine kadar uygulandığı, anılan kararın tatbik edilmesi esnasında inceleme dışı sanıklarla olan telefon konuşmaları ve mesajlaşmaları tespit edilen sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında söz konusu bu konuşmalarına ve mesajlarına da yer verilerek silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği,<br />
Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında telekomünikasyon yoluyla yaptıkları iletişimlerinin tespit edilmesi, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla CMK'nın 135. maddesi uyarınca alınmış herhangi bir kararın mevcut olmadığı,<br />
İnceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında alınan kararlara istinaden yapılan tespitler üzerine düzenlenen tape kayıtlarına göre;<br />
a) Sanık ...'in;</p>

<p>-14.07.2010 tarihinde saat 15.47'de inceleme dışı sanık ...'a gönderdiği mesajların; "Berxwadana 14 yè tîrmehè bi dîleki germ slav dîkım u lı ber berxwa","Daniyen 14 Tîrmehe ... Pir, Hayri Durmuş, Akif Yılmaz u ... Çicek" (14 Temmuz'da dağ kadrosundaki ... Pir, Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve ... Çiçek gönülden sıcak sevgilerimle onları selamlıyorum)<br />
"Bejna xwe ditawinim" (Önlerinde saygı ile eğiliyorum)</p>

<p>-Aynı mesajı 15.07.2010 tarihinde saat 14.18'de inceleme dışı sanık ...'e de gönderdiği,<br />
Söz konusu mesajla ilgili olarak kolluk tarafından yapılan açık kaynak araştırmasında PKK silahlı terör örgütünün görüş ve stratejisi doğrultusunda yayın yapan http://www.gündem.online.net isimli internet sitesinde "PKK'den 14 Temmuz açıklaması" başlığı altında haber yayımlandığı tespit edilmiştir.</p>

<p>-06.10.2010 tarihinde saat 14.09'da inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Valla ben de iyiyim sağolasın ee şı, sen geçenlerde aradın da dedin ben bir şey söyleyeceğim ...mesaj atmıştın ee söyle... (ses çakışıyor)<br />
... : Ya aslında hani ne bilim burada şimdi<br />
... : Hıh<br />
... : Dedim ee hani şeyii vardı ya o tutuklananlar falan<br />
... : Nerde<br />
... : Dedim işte onları hani şeye gitmeyecek misin?<br />
... : Nerde<br />
... : Yanlarına falan<br />
... : Hee bizim arkadaşları<br />
... : Hee<br />
... : Hiç tutuklama olmamış ki<br />
... : Ya o şeyler o hani buraya geldiler ya o kızlar falan vardı<br />
... : Hee<br />
... : Onlar<br />
... : A ı, hade ya nerde tutuklanmış?<br />
... : Sen dedin ya o ...'dakiler lo<br />
... : Hıı<br />
... : Hee<br />
... : E ya yok arkadaş ben onların yanına nasıl gideceğim<br />
... : Gidemeyiz<br />
... : Ee yok onlar ee şey vermeden biz gidemeyiz ki<br />
... : Gerçekkk<br />
... : Hee ya ismimizi vermeden biz gidemeyiz<br />
... : Viii<br />
... : Hee<br />
... : Ben dedim belki oluyor giderdik bi bakardık<br />
... : Yok vala biz gidemiyoruz<br />
... : Hee<br />
... : Bizim arkadaşlara da şey dava falan açılmış haberin var mı? (sesler çakışıyor)<br />
... : Öyle dediler de<br />
... : Hee<br />
... : Bilmiyom Diyar anlatıyordu<br />
... : Hee ya ifadelerini düzgün versinler sorun çıkmaz<br />
... : Hee inşallah<br />
... : Ben Diyar'a da söyledim diyar biraz sanki ifadeyi güzel vermemiş ben beğenmedim yani<br />
... : Öyle ya ben de ona dedim keşke öyle yapmasaydın ama ee o biraz korkmuş biliyorsun<br />
... : Hee hee aynı vardır (sesler çakışıyor)<br />
... : (sesler çakışıyor)<br />
... : Ben burada köydeyim bana diyordu Faruk sen ne yaptın e dedim ben ne yapacam Diyar ben sana diyorum orada bizim bi a, bi avukat arkadaş vardır<br />
... : Hee<br />
... : Sen onun yanına git ona ulaşmaya çalış<br />
... : Hıı hıı<br />
... : Olmazsa.... (sesler çakışıyor)<br />
... : (sesler çakışıyor) Çakı yok yok korkmuştu ha hemde çok çok korkmuştu<br />
... : Ya doğru daha yenidir normaldir (sesler çakışıyor) biliyorsun<br />
... : Hee<br />
... : Ben ona bişey demiyorum bir de ilk defa böyle bir şey yaşıyor<br />
... : Hee<br />
... : O biraz normaldir olabilir yani endişe vardır<br />
... : İnşallah bir şey olmaz artık<br />
... : E valla öyle işte<br />
... : Viii ... (sesler çakışıyor)<br />
... : (sesler çakışıyor)...Başka ne var Mücahit ne yapıyor?<br />
... : Valla onu da yolda gördüm konuşmadım ben ee yukardaydım onu pencereden gördüm o da iyidir ne yapsın<br />
... : Hee<br />
... : Gelmiş buraya<br />
... : Hee Faruk nasıl?<br />
... : Faruk iyidir o da, Mücahitin kardeşi vefat etti haberin var?<br />
... : Nee ha, hade yav<br />
... : Haberin yoktu<br />
... : Yok vala haberim yok ya Mücahit bizi aramadı<br />
... : Vii ne zamandandır vefat etmiş<br />
... : Ciddi (sesler çakışıyor)<br />
... : Hee valla<br />
... : O hasta olan<br />
... : Hee<br />
... : Hade ya niye söylemediniz ben arardım (sesler çakışıyor)<br />
... : (sesler çakışıyor) Vallahi sandım haberiniz var<br />
... : Valla benim haberim yok bizim arkadaşların da hiçbirinin haberi yok<br />
b) Sanık ...'nun;<br />
-11.05.2010 tarihinde saat 14.23'te inceleme dışı sanık ... ile olan mesajlaşmasının;<br />
... : "ya sizde Kurd olduğunuzu söylemeyin faşistiz deyin"<br />
... : "Beni biliyorsun asla kendimi başkası veya başka yerde yapıyorum ırk"<br />
... : "imi inkar etmem<br />
... : "Heval burası gezi olarak çok güzel muhteşem ama insanları kilislıle"<br />
... : "rden daha şerefsizler"<br />
... : "adar aralarında kalma o zaman az şerefsiz olanların arasına gel"<br />
... : "Iyi helal olsun onlara"<br />
... : "Ben burda arkadaşları bir araya getiriyorum vala gel gör bizimkiler"<br />
... : "her biri bir yerde onları azarladım şimdi 6 kişiyi bir araya getir"<br />
... : "dim"<br />
... : "Ilk geldim geri gelecektin bin pişman oldum şimdi iyi hele bir diya"<br />
... : "rbakırlı var bana türk bayrağını verdi al bu senin namusun dur dedi"<br />
... : "az kaldı öldürüyordun onu"<br />
... : "Ere kuro (evet çocuk) dedim sen bir daha ben diyarbakırlıyim deme bu bayrağı nam"<br />
... : "usu bilen bizden değildir dedim çıktım evinden"<br />
... : "O bayrak altında o kadar namussuzluk yaptılar bunun haberi yok herh"<br />
... : "alde neresindeydi bu hıyar"<br />
... : "Sen orda örgütlenmeyi yap tamamla gel denizê kinik"<br />
... : "Inşallah ama içimde kalacak o diyarbakırlı keşke deseydin o senin n"<br />
... : "amusun mu evet diyecekti sonra da sen alıp onun namusunu yırtacakti"<br />
... : "n tam yerini bulurdu"<br />
... : "a diyecektin o bayrağı namusum yapacak kadar namussuz değilim"<br />
... : "Merak etme ayakabimi temizledim onunla canını sıkma bizde öyle namu"<br />
... : "suz çok vala"<br />
... : "Iyi ettin"<br />
-14.05.2010 tarihinde saat 13.53'te inceleme dışı sanık ... ile olan mesajlaşmasının;<br />
... : "Heval burda asker uğurlama var herkes ağlıyor ne kadar güzel ölüme"<br />
... : "yolculuk var"<br />
... : "dansız senin onlardan farklı olman gerekir"<br />
... : "Ne ben haklıyım slogan atıyorlar agliyorlar hakettikleri ni söylüyo"<br />
... : "Rum"<br />
... : "Cahille cahil olma ömer onlar bilmiyorlar ya sen sende bunu yaparsa"<br />
... : "n onlardan bir farkın kalmaz yani bir köpek sana havladigi zaman se"<br />
... : "nde ona havlar misin"<br />
... : "Tamam ömer senin savunma mekanizman birşeyi anlamak için değil fiki"<br />
... : "r sahibi olmak için sadece kendini haklı çıkarma amacına sapmış"<br />
-30.08.2010 tarihinde saat 19.01'de inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Ekmek var yok (gülerek) he he<br />
... : Heh<br />
... : Dedım ekmek var mı yok mı?<br />
... : (Gülerek) he he vala ee ekmek e bu akşam güzel bişey bulduk da nasıl faydalanacağımızı düşünüyoruz<br />
c) Sanık ...'ın;<br />
-31.05.2010 tarihinde saat 14.08'de inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Ömer<br />
... : Heh<br />
... : Sen yürüyerek mi geleceksin?<br />
... : He yürüyerek geliyorum<br />
... : E o sen Seyfettin'lerdedir gazete<br />
... : Kimlerdedir?<br />
... : Seyfettin<br />
... : Şemsettin?<br />
... : Seyfettin Seyfettin<br />
... : Seyfettin eee<br />
... : Evini biliyor musun?<br />
... : Yok vala evini bilmiyorum<br />
... : Hee e tamam tamam kalsın<br />
-31.05.2010 tarihinde saat 14.24'te inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Daha şeydeyim o kan e kızılay kan merkezi var ya ordayım faks gönderiyorum<br />
... : Eee murtaza cami hangi sokakta geliyorsun?<br />
... : Hıh?<br />
... : Hangi sokaktan geleceksiniz?<br />
... : Hala ne diyorsun sen söyle ne işin var onu orda yapayım<br />
... : Ya Seyfettin'e diyecektin yolda seni görsün Yusuf onlar da bizdedir o şeyleri getir buraya<br />
... : E vallahi tamam ben şeyden geleceğim ... Bankasının ora hani nasıl diyeyim sana<br />
... : E tamam diyecektim bizim markete<br />
... : Cihanların evininin oraya gitsin veya şeyin Bizim Markettir nedir orda market vardır<br />
... : E e tamam oraya yaklaştın mı haber ver<br />
... : E tamam ben Bizim Marketin orada bekliyorum, bekleyeceğim<br />
-31.05.2010 tarihinde saat 14.25'te inceleme dışı sanık ... telefonuyla gerçekleştirdiği inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Sen ne zaman geliyorsun eve?<br />
... : E birazdan geleceğim işte e Bizim Marketin nedir orda ben bekleyeceğim Seyfettin gazeteleri verecek geleceğim<br />
-31.05.2010 tarihinde saat 14.34'te inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Efendim<br />
... : Ömer hani o köşeden dönünce ooo ııı ... Bankasına gelince hani Şekerbank var, Şok var yeni açıldı.<br />
... : Hee<br />
... : A orda bekle oraya geliyor ha<br />
... : Tamam Şekerbank’ın ordayım<br />
-31.05.2010 tarihinde saat 14.40'ta inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Efendim<br />
... : Tamam tamam buraya geldi</p>

<p>-31.05.2010 tarihinde saat 14.41'de inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : ... arkadaş<br />
... : Hıı<br />
... : Bu gazete Nuray ile onun<br />
... : O ...'ın mı?<br />
... : Evet ben onların gazetesini ne yapayım?<br />
... : Ya vallahi evdedirler, ben telefon,<br />
... : Hıh?<br />
... : Ben telefon ederim Halkmar'ın önüne gelsin<br />
... : De hele onları ara de telefonu söyle çalıyor mu?<br />
... : E tamam haydi<br />
... : E de haydi ben de burdan Halkmar'ın önüne gidiyorum<br />
... : E tamam gi, geldi mi git<br />
-31.05.2010 tarihinde saat 14.43'te inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Efendim arkadaş<br />
... : Ömer arkadaş ııı sınavdan ıı eve geliyormuş zaten halkmara yaklaştı<br />
... : Hıı<br />
... : Sen nasıl onu tanıyacaksın yav?<br />
... : Kimdir ismi nedir?<br />
... : Makbule<br />
... : Makbule<br />
... : Görmemişsin oni<br />
... : Valla görsem onu belki tanırım ya da ııı tişörtü siyah pantolonu siyah elinde gazete<br />
... : Ka, kapıda bekle ha<br />
... : Ya benim saçlarım da uzundur zaten tanır artık<br />
... : Eeee tamam kapıda bekle<br />
... : Eee haydi Halkmar'ın orda bekliyorum<br />
... : Haydi haydi uğurlar olsun<br />
-01.06.2010 tarihinde saat 14.28'de inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Gazete, gazeteyi getir gel<br />
... : Gazete bende değil ben arabayla geliyorum<br />
... : Tamam Seyfettin'dedir orda in Cihan'ın evinin orda getir gel<br />
-09.09.2010 tarihinde saat 07.50'de inceleme dışı sanık ...'a gönderdiği mesajların;<br />
"öcalansiz kürtlügün dayatildigi imha ve inkar savasimizin sürdürüldügü böylesi anlamli bir günde bile halkimizin huzurunun kacirilmasi Çabasinda olundug"<br />
"u bir atmosferde mücadelemizin kararligindan hicbir sey kaybetmeyecegini. özgürlüge olan inancimizin defalarca oldugu gibi tekrar yineliyor,orhansiz,ma"<br />
"zlumsuz,ceylansiz, gecen bayramlarin hüznü ve kederi ile kardesligin dayanismanin birlik ve beraberligin temsili olan;... bayraminizi barisin insanca"<br />
"diyalogun ve mazlum haklarin ozgurlugune vesile olmasi dilegiyle bayraminiz kutluyorum"</p>

<p>-30.09.2010 tarihinde saat 20.06'da inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Alo<br />
... : Hee Faruk ya benim telefon ee bozuktur e neyse telefonu değiştirdim<br />
... : Hee sorun değil iyisin?<br />
... : Sağ olasın valle memleketteyim daha<br />
... : Hee başka şekilde (sesler çakışıyor)<br />
... : (sesler çakışıyor) sen ne yapıyorsun?<br />
... : Ya valla sağlığın Diyar bugün bana dedi vallah benim de haberim ee şa, şaşırdım dedim nasıl böyle bişey olur<br />
... : Hee<br />
... : Dedi falan ...'dan diyor ...'dan böyle bi şikayet var e dedim ...'da kim şikayet edecek dedim araştır işte Diyar herhalde gitmiş şeyini almış<br />
... : Hee<br />
... : O ... Karakolu'nda diyor yarın herhalde mahkemeye çıkarılacak la<br />
... : Tamam de ya nasıl oluyor hemen direk mahkemeye çıkarılıyor daha ne olduğu belli değil<br />
... : E herhalde daha önceden gelmiş<br />
... : Hee<br />
... : Ya biliyorsun<br />
... : Hee<br />
... : Bu organize, organizeli bişeydir ben diyorum<br />
... : Efendim<br />
... : Ben diyorum organizeli bişeydir<br />
... : Nasıl yani?<br />
... : Yani ıı bunu organize düzenleyen bu hemen nasıl gidiyor kağıdını alıyor diyor biz işte yarın mahkemeye çıkıyorsun, işte ben de dedim orda bir avukat falan vardır biliyorsun<br />
... : Hee<br />
... : Diyar onlar sormuşlar o da ...'a gitmiş<br />
... : Hee<br />
... : E ben dedim olmasa Antep'tekilerle şey yapın irtibata girin<br />
... : Ee<br />
... : O da diyor ben nasıl onlara, onlara ileteceğim dedi Faruk buradadır ben kapatacağım Şırnaklı Faruk<br />
... : Hee<br />
... : Vala dedim bilmiyorum dedim sonra ben seni ararım daha aramadı<br />
... : Yav bilmiyorum nasıl öyle bi şey olur yani bişeysi yok ya ben<br />
... : Ee vala ... arkadaş ben de bi şey bilmiyorum bu du, duyuru nedir diye ben de bilmiyorum ama şey yapmanız lazım yani duyuruyu avukat öğrenebilir ya avukat biliyorsun<br />
... : Vala Cihan'la da konuştum<br />
... : Hıı<br />
... : Dedi bişey çıkmaz da dedi ben ee ...'dan ...'e dedi benimkini ...'a ee ...'e havala etsinler ...'de giderim<br />
... : Hee<br />
... : Dedi bişey yok<br />
... : Ya aynı doğrudur da bişey çıkmaz da ama insan merak ediyor diyor bu nedir hani<br />
... : He ya ...'dan yapılması<br />
... : Vallah<br />
... : İnsanı şaşırtıyor acaba<br />
... : E lov bu ...'da kim yav?<br />
... : ... (sesler çakışıyor)<br />
... : Ben diyor<br />
... : (Sesler çakışıyor) Adanaya gitmemişiz<br />
... : E ha, yani bi, bizim ...'yla bi sorunumuz yok ha biz anayla, ...'da bile bulunmamışız ha kim böyle ...'da bizi şey yapacaksa ben de kuran bilmiyorum<br />
... : Vallah ben de anlamadı hele yarın Diyar gitsin bakım inşallah bişey çıkmaz<br />
... : Hee sen yarın gideceksin?<br />
... : Ben cumartesi gidiyorum<br />
... : Hee e tamam arkadaş sen gittiğinizde mesela ne ifade vereceğinizi onu kararlaştırın<br />
... : Yav zaten hani zaten diyecek Diyar'a zaten<br />
... : Zaten şey yok ki?<br />
... : Diyecek ben gezmeye gitmişiz bişey yok hani bişey yapmamışız ki?<br />
... : Ya nereye gezmeye gitmişsinki sen hangi yeri diyorsun?<br />
... : Yo yo Antep'e gezmeye dedim yani (sesler çakışıyor)<br />
... : Hee<br />
... : Anladın<br />
... : Antep'e zaten (sesler çakışıyor)<br />
... : ... (sesler çakışıyor)<br />
... : Antep'e şeye gittik ee ismi nedir hayvanat bahçesine gittik<br />
... : Yani<br />
... : Onu da mı bize suç yapacaklar<br />
... : Vallah yav Kilis'ten çıkıyorsun hemen diyorlar nereye gittiniz?<br />
... : Valla biz taziye geldik de yolumuzu kestiler yine<br />
... : Hee yani hayatımda valahi ...'yı daha görmemişim<br />
... : (gülerek) hı hı<br />
... : Adanadan açılması neyse hele Diyar yarın gitsin<br />
... : E tamam hele Diyar yarın gitsin<br />
... : Senlen Diyar Faruk'la görüşmüş<br />
... : Hee o Şırnaklı ben dedim orda bi avukat var<br />
... : Hee<br />
... : Ben dedim şeydir bize yakındır dedim git onla görüşün o suç duyurusu nedir öğrenebilir yani<br />
... : Hee<br />
... : Yani onu söyledim<br />
... : Ne üzerine açılmış ben onu anlamadım ha<br />
... : İşte be, ben de onu bilimiyorum diyarda bilmiyor<br />
... : Hani ona gö, yani neyse hele Diyar (sesler çakışıyor)<br />
... : Bu ...'dan suç duyurusu var diye şikayet var o nerden kim söyledi onu?<br />
... : Babasını aramışlar<br />
... : Hee<br />
... : Vallah bizi kimse aramadı ne benimkini ne Cihan'ı Nayif'i<br />
... : Hee<br />
... : Bi de o da<br />
... : Nasıl babasını arıyorlar bu nerden çıktı<br />
... : Yav ben anla, ben anlamadımki bişey<br />
... : Lav kurana vala bilmiyorum arkadaş ...ama ee yani diyor gidip ifade vereceksin o bişey değildir<br />
... : Hee<br />
... : Ama bu ifadenin böyle ...'dan şikayet var beni düşündürüyor yani<br />
... : Lav İlhan beni acaba hani mesela senle aynı evde kalıyoruz ondan mı ...<br />
... : Yok lo o şey olur mu?<br />
... : Lav ne bileyim İlhan öyle dedi<br />
... : Yok yok öyle bişey nasıl çıkacak ben ya benim ev arkadaşım (gülerek) he he he öyle yok lo öyle bişey olur mu?<br />
... : Ne hele neyse yani<br />
... : Yani böyle bi basit bir ee iddianame olamaz yani<br />
... : Lo valleh bilmiyorum Faruk (sesler çakışıyor)<br />
... : (ses çakışıyor) ... ben illa, benim arkadaşım ...<br />
... : İddianame ortada yok o daha az basittir<br />
... : Doğru<br />
... : Yav kardeş<br />
... : E tamam arkadaş hele yarın Diyar gitsin takip ederiz yani<br />
... : E tamam hele yarın gitsin yarın yine görüşürüz<br />
... : Tamam arkadaş hade<br />
... : Tamam<br />
... : Merak etme yani sorun çıkmaz<br />
... : Yok yok arkadaş<br />
... : ... ne diyordu<br />
... : Valla ... diyordu bişey yoktur bilmiyorum ya nedir diye yani bişeysi yok çıkmazsa hani dedi ben şeydeyim Kilis'teyim şey bi ...'ye yerleşmişim<br />
... : Hee<br />
... : Onla, e yani söyleyin ...'ye yerleşmiş benimkini ...'e havale etsinler<br />
... : Hee ben şeydim sen onla görüşüyordun?<br />
... : Yok ben sadece bugün hani ismi<br />
... : Hee<br />
... : Çıktı diye bugün görüştüm<br />
... : Hee<br />
... : Konuştuk o da<br />
... : Hee<br />
... : Yoksa yüz yüze daha görüşmemişiz<br />
... : Hee e tamam arkadaş<br />
... : E tamam yarın görüşürüz arkadaş<br />
... : Tamam<br />
d) Sanık ...'ın;<br />
-19.05.2010 tarihinde saat 15.21'de inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Alo<br />
... : Hee Faruk arkadaş ben Nayif sen nerdesin<br />
... : Valla biz ee şeydeyiz Haşim'lerdeyiz arkadaş<br />
... : Siz niye bana haber vermediniz ben dedim bekliyorum şimdi çağırırlar<br />
... : Ya arkadaş sana söylememişler mi<br />
... : Söylemişsiniz yani Diyar dedi saat üç gibi de dedim acaba<br />
... : Tamam arkadaş de gel<br />
... : Ee onlar kaçın, şeyde oturuyor ben bilmiyorum onların evini<br />
... : Bir bir sen gel bu Arı Siteleri'nde renkli olan<br />
... : Renkli olan birdir<br />
... : D bloktur, renkli bina</p>

<p>-30.06.2010 tarihinde saat 15.13'te inceleme dışı sanık ...'e gönderdiği mesajların;<br />
"é@ @&amp; @a çalakiya azadiye darxwsti tekoera jina kurd heval zılan ...yasami ugruna ölecek kadar çok severdi zilan...30 haziran 1996 yilinda dersim de yaptigi é@"<br />
"@&amp;ı@|zgrlük eylemiyle tarihe geçen krd kadini zılan i yani ... kınacı yi saygiyla,gururla aniyoruz..."<br />
Söz konusu mesajla ilgili olarak kolluk tarafından yapılan açık kaynak araştırmasında PKK silahlı terör örgütüne müzahir http://www.fıratnews.tv isimli internet sitesinde "... Kınacı ...'da anıldı" başlıklı bir haber yayımlandığı tespit edilmiştir.<br />
-07.07.2010 tarihinde inceleme dışı sanık ...'e gönderdiği mesajın;<br />
"Yaşanan kirli savaşda kahramanca savaşan 10 HPG li GERİLLA yi sonsuzluğa uğurlarken tüm KÜRT halkının başı sağ olsun"<br />
Söz konusu mesajla ilgili olarak kolluk tarafından yapılan açık kaynak araştırmasında PKK silahlı terör örgütüne müzahir http://www.rojaciwan.com isimli internet sitesinde ... ili Pervari ilçesinde öldürülen 10 terör örgütü mensubunun resminin bulunduğu "Pervari şehitleri ölümsüzdür" başlığı altında haber yayımlandığı tespit edilmiştir.</p>

<p>e) Sanık ...'ın;<br />
-17.06.2010 tarihinde saat 21.34'te inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Alo<br />
... : Yusuf arkadaş nasılsın?<br />
... : Arkadaş ben dedim ya bizim bir şehit düştü<br />
... : Eee<br />
... : Ben onun adını biliyorum şimdi sen biliyor musun?<br />
... : Kimdir söyle hele arkadaş<br />
... : Ee şırnak'ta şehit düşmüş Sait Elçi<br />
... : Ee Sait<br />
... : Hee<br />
... : Sait Elçi<br />
... : Hee<br />
... : Ee tamam ben ona haber edeyim hele<br />
... : Tamam arkadaş<br />
... : Tamam</p>

<p>Söz konusu görüşmeyle ilgili olarak kolluk tarafından yapılan açık kaynak araştırmasında PKK silahlı terör örgütüne müzahir http://www.gündem.online.net isimli internet sitesinde "Uludere'de iki gerilla yaşamını yitirdi" başlığı altında yayımlanan haberde öldürülen Sait Elçi'nin resmine de yer verildiği tespit edilmiştir.</p>

<p>-22.06.2010 tarihinde saat 20.37'de inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Alo<br />
... : İlhan merhaba ben Yusuf<br />
... : Merhaba ya Yusuf arkadaş nasılsın?<br />
... : Vala İlhan<br />
... : Alo<br />
... : Ses geliyor mu oraya?<br />
... : Ne sesi?<br />
... : Ya eylem başladı burda ya<br />
... : He tamam havai fişek patlıyor<br />
... : Hee<br />
... : Çatışmanın ortasına sen mi yatıyorsun?<br />
... : Valla burda ee he he he<br />
... : Apocular geliyor<br />
... : Savaş başladı<br />
... : Hayırdır bişey inşallah<br />
... : Vallahi öyle bi yürüyüş var sadece yav<br />
... : Valla iyi o zaman birazdan çatışma da çıkar o zaman<br />
... : He birazdan anafede haberler çıkar şimdi ben takip edeceğim<br />
... : Hee gerçi ... bizimdir<br />
... : Heee yav<br />
... : Acayip bir sıkıntıdır içinden çıkamıyoruz en iyisi dedik senle de bi görüşelimmm<br />
... : Ne oldu<br />
... : Cihan'la Gülçin arasında bi şey çıktı ortaya<br />
... : Gülçin'le beraber<br />
... : Hee biz bunu deşifre ettik<br />
... : Hee<br />
... : Anlıyorsun şimdi bunun yaptırımını uygulayacağız biliyorsun<br />
... : Hee<br />
... : O yüzden birinden yardım istedik<br />
... : Anladım<br />
... : Cumaya kadar gelecek tamam mı o yardım<br />
... : Hee<br />
... : Tamam dedik haberin olsun yani en azından çünkü senin de hakkın vardır bilmeye<br />
... : Yani tabiki ya mutlaka sonuçta aynı yeri paylaşıyoruz aynı bişeyini yav<br />
... : İşte bakıyoruz bir yandan da yaptığı kabul edilebilir bişey değildir şimdi kabul edersek biz de suç ortağı olacağız bi yandan yav Cihan'ın mesela bilgisi birikimi falan vardır<br />
... : İlhan benim kapatmam lazım tekrar seni arayacağım tamam<br />
... : Tamam görüşürüz<br />
-30.06.2010 tarihinde saat 21.29'da inceleme dışı sanık ...'e gönderdiği mesajların;<br />
"Çalakiya azadiye darwsti Tekoera jina Kurd Heval Zılan ...yasami ugruna ölecek kadar Çok severdi Zilan...30 Haziran 1996 yilinda Dersim de yaptigi" (özgürlük savaşcısı türk kadını Zilan arkadaş, yaşamı uğruna ölecek kadar çok severdi…30 Haziran 1996 yılında dersimde yaptığı)<br />
"Özgürlük eylemiyle tarihe geÇen Krd Kadini Zılan i yani ... Kınacı yi saygiyla, gururla aniyoruz..."<br />
Söz konusu görüşmeyle ilgili olarak kolluk tarafından yapılan açık kaynak araştırmasında PKK silahlı terör örgütüne müzahir http://www.fıratnews.tv isimli internet sitesinde "... Kınacı ...'da anıldı" başlıklı bir haber yayımlandığı tespit edilmiştir.</p>

<p>-27.08.2010 tarihinde saat 23.19'da inceleme dışı sanık ... ile olan mesajlaşmasının;<br />
...: "hè slm heval nasilsın"<br />
... : "slm heval iyiyim seni sormali sen nasilsin"<br />
...: "kotüyüm heval.!"<br />
... : "hayirdir neyin var"<br />
...: "heval orda hepimiz dedik kayıt zamani gelceğiz ortada kimse yok."<br />
... : "zaten ben tahmin etmistim adam gibi sözünde duracak pek kisi yoktu. birde utanmadan gönüllü oluyorlar ya ona sinir oluyorum pesin gelemeyecegiz deseler o"<br />
... : "ona göre önlem alirdik. simdi sen tek mi varsin"<br />
...: "_hè ben hasım müslümün qelip qelmeyeceqide belli deqil"<br />
... : "sertaç tan haberin varmi peki. ben bu is yüzünden hiç birsey yapamiyorum eve zor gelip gidiyorum hayatla bagim kopmus inanki. sen arkadaslara ulasmaya çalış"<br />
... : "alisirsin zorla belki ikna edersin birilerini."<br />
... : "nasil haberin yok heval biz demistik gelecek olan arkadaslara verilsin gelis parasi diye. bu adamlar nasil gelecek dagitmis olmalari gerek"<br />
...: "sertac dahil hepsne ulastm o kadar dil döktüm hepsi bahanelerin arkasna saklanyr"<br />
... : "ben hepsini hasim e aktarmistim dagitmamis ise ondadir bende sonra onlar orda kaldi olmazsa abine sorarsin onun bilgisi vardir"<br />
...: "hasım orada qelenlere artık verir qelen kimsede yok zaten. hasım bide benim müslüm kesin deqil"<br />
... : "ne bahaneleri varmis ya kimler gelebilirim dedi hepsini biliyoruz o zaman sorar ifade aliriz"<br />
...: "hè aynen heval ifadelerini aliriz."<br />
... : "tamam heval sagol elimde olsa ben gelirim ama kardesimle büyük ihtimal kayit için balikesir e gidebilirim baska gidecek kimse de yok"<br />
...: "hè heval sen isine bak. biz qideriz elimizden qeldiğince ordakilere yardım ederiz."<br />
... : "tamam heval oldu para sikintisi çekerseniz bana haber verirsiniz ben yollarim olur mu"<br />
...: "hè yokya nasıl sıkınti cekeceğiz. o paralar hasımda dir. orda bize verir artık."<br />
... : "bakariz artik heval kafa dengi biri olursa aliriz yanimiza. eger o para yetmezse haberim olsun yine de olur mu"<br />
...: "hè yane heval kafa denqi biri olsa aliriz. hasımde olan para ne kadar"<br />
... : "vallahi heval tam olarak bilmiyorum ama 200den fazla olmasi gerek hasim tek kurusuna dokunmadan saklar zaten. yol paralarinin bir kismi çiksa yine yeter ya"<br />
...: "hè yane yol parasi cikarta bizde cebimizde para bulunduracağız zaten."<br />
... : "anlasildi heval yinede elimden gelen birsey olursa haber iletin size fazla bir yük binmesin"<br />
...: "yok ya fazla bi yük binmez.!"<br />
... : "tamam heval neyse ben uyuyorum hadi sev bas heval kendine iyi bak abine slm"<br />
...: "sewbas.a.s (iyi geceler.aleykümselam)"<br />
-22.10.2010 tarihinde saat 21.35'te inceleme dışı sanık ... ile olan görüşmesinin;<br />
... : Yusuf arkadaş merhaba<br />
... : Merhaba Faruk merhaba<br />
... : Artık bu olay öğrencilerden öğrencilerin olmaktan çıktı<br />
... : Ya arkadaş zaten bu her alanda öyledir<br />
... : Hee<br />
... : Yani yine yapacaklarını yapacaklar bırak yapsınlar<br />
... : Vallahi (sesler çakışıyor)<br />
... : (sesler çakışıyor) sonra siz bütün tedbirlerinizi alın arkadaş<br />
... : Arkadaş vallahi biz tedbirimizi<br />
... : Şöyle<br />
... : Hee<br />
... : Eviniz temiz olsun (sesler çakışıyor)<br />
... : Evimiz temizdir arkadaş (sesler çakışıyor) Allah'a çok şükür biliyorsun elektrikli süpürgemiz var bugün her tarafı tertemiz yaptık çe, ı, çektik falan temizledik halılarımızı falan silkeledik<br />
... : E iyi halılarınız böyle o diplerinde toz falan kalmasın<br />
... : Hee arkadaş yok ıı güzel bi bugün hipo da almıştım biliyorsun hipo falan aldık<br />
... : Hee<br />
... : Mutfaktan başladık temizliğe yani<br />
... : E vala iyi yapmışsınız yani bende gel...(sesler çakışıyor)<br />
... : Zaten şeydır arkadaş ee olayın ertesi sabahı<br />
... : Hee<br />
... : Ee terörle mücadeleden emniyet amiri okulun o sivil polisi Aziz var ya<br />
... : Hee o alçak<br />
... : Hee o üçü geldiler bizim evde oturdular<br />
... : Bırak bir bok yiyemezler<br />
... : Vallahi arkadaş biz evimizde oturmuşuz bekliyoruz<br />
... : Ya arkadaş böyle biliyorsun şey yaratmaya çalışıyorlar ha polilik yaratmaya çalışıyorlar<br />
... : Arkadaş ee birde bize dediler evi değişin arkadaşlar diyor evi değişelim<br />
... : Hee vala arkadaş Diyar da demin dedi<br />
... : Hee<br />
... : Bilmiyorum yo bence ev çok da değişmenin bir anlamı yoktur zaten...(sesler çakışıyor) hep burası<br />
... : ...(sesler çakışıyor) zaten evi değiştirmenin bi anlamı yoktur da arkadaş ee bizim ev ben de sonradan düşündüm hak verdim baya bi deşifre oldu bizim ev<br />
... : Ya zaten öyleydi arkadaş ...(sesler çakışıyor)</p>

<p>Şeklinde olduğu görülmüştür.</p>

<p>11.06.2010 tarihli İnceleme Ve Tespit Tutanağı'na göre; PKK silahlı terör örgütünün sözde merkez komite üyesi .'in 18.05.1977 tarihinde ... ili . ilçesinde öldürülmesi nedeniyle 18 Mayıs gününün örgüt tarafından sözde şehitler günü ilan edilmesi üzerine 17.05.2010 tarihinde örgüte müzahir www.fırat.nevs.egency isimli internet sitesi üzerinden "KCK'dan şehitliklere ziyaret çağrısı" başlıklı haber yayımlandığı, bu kapsamda 18.05.2010 tarihinde ... ili . ilçesi BDP ilçe teşkilatı binası önünde düzenlenen anma eylemine katılan ve adı geçen şahsın öldürüldüğü yere doğru yürüyen grubun içinde Kilis'ten gelen sanıklar ... ve ...'ın da yer aldığı,<br />
Bila tarihli Telefon İnceleme Ve Tespit Tutanağı'na göre; sanık ...'ın cep telefonunun gelen mesaj kutusunda .isimli bir şahıs tarafından 11.03.2011 günü saat 09.16'da gönderilen mesajın "Slm bra nerdesin bizim bir arkadaşin evine polis baskin yapmiş . i almiş götürmüş haberiniz olsun sizin tanidiğimiz bir avukat var mi" şeklinde olduğu,</p>

<p>Sanık ...'ın ikametinde yapılan aramada haklarında toplatma kararları bulunan örgütsel kitapların ve sanıklar ... ile ...'ın ikametinde yapılan aramada haklarında toplatma kararları bulunan örgütsel dergilerin ele geçirildiği,</p>

<p>... İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü'nün 13.03.2011 tarihli raporuna göre; sanık ...'ın evinde ele geçirilen Kingston marka 4 gb flash belleğin incelemesi neticesinde örgütün renklerinden oluşan bez parçalarının yer aldığı gösterilere ilişkin fotoğraflar ile Beritana min, Awvazen Ciya Destane Zape Kurdistan, Avşin Ciya, Amed ... Newroz 2010, ... Demirbaş'ın Oğlu Neden Dağa Çıktı ve Bizim Yiğit Çocuklar isimli videolar ve "Demokratik konfederalizm devlet olmayan demokratik ulus örgütlenmesidir." ibaresiyle başlayan 4 sayfalık belge bulunduğu,</p>

<p>Kolluk tarafından düzenlenen 12.03.2011 tarihli CD İnceleme Ve Tespit Tutanağı'na göre; sanıklar ... ve ...'ın ikamet ettikleri evden ele geçirilen 1/61 ve 1/62 sayılı CD'lerde PKK silahlı terör örgütünün öldürülen mensuplarına, eğitim faaliyetlerine ve sözde yöneticilerinin konuşmalarına ilişkin fotoğrafların yer aldığı,</p>

<p>Anlaşılmıştır.</p>

<p>İnceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... aşamalardaki ifadelerinde örgüt mensubu olmadıklarını, sanıkların da örgütle irtibatlarının olup olmadığını bilmediklerini, tape kayıtlarındaki telefon görüşmelerinin ve mesajlaşmaların öğrencilik ve ev arkadaşlığı çerçevesinde yapıldığını belirtmişlerdir.<br />
Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; suçlamaları kabul etmediğini, terör örgütüyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, aynı okulda okuduğu için tanıdığı sanık ...'a ... Pir'den bahisle mesaj göndermediğini,. adına kayıtlı telefonla yaptığı görüşmelerin doğru olduğunu, ancak orada geçen tutuklamalardan kastının üniversitedeki arkadaşlarının yaptıkları kavgadan dolayı tutuklanmalarıyla ilgili olduğunu ve herhangi bir örgütle alakasının bulunmadığını,<br />
Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; örgüt üyesi olmadığını, yaptığı telefon görüşmelerinin ve gönderdiği mesajların doğru olduğunu, ancak bunların herhangi bir terör örgütüyle ilgisinin bulunmadığını, bu görüşmelerde kimseyi örgüte kazandırmaya çalışmadığını, bir araya gelmelerinin örgütsel bir içerik taşımayıp maç veya yemek gibi sosyal etkinlik kapsamında olduğunu,</p>

<p>Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; suçlamaları kabul etmediğini, .r'in ölüm yıldönümüyle ilgili olarak ...'te düzenlenen anma törenine bilmeden katıldığını, ...'e gittiğinde davullu zurnalı bir eğlence olduğunu görünce eğlenmek amacıyla iştirak ettiğini, örgütle ilgili olduğunu anlayınca da gösteri alanından ayrıldığını, sanık ...'la olan telefon görüşmesinin doğru olduğunu, .Gazetesi'nin verdiği dünya klasiklerinin alınmasına ilişkin olarak yaptığını, sanık ...'le olan telefon görüşmelerinin de doğru olduğunu, bu görüşmeyi kendisi hakkında açılan soruşturmayla ilgili olarak gerçekleştirdiğini, oturduğu evin eşyalarını sanık ...'ten aldığı için ele geçen yasak yayınların ve CD'lerinin kendisiyle bir ilgisinin bulunmadığını,</p>

<p>Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; örgüt üyeliği ve örgüt propagandası yapma suçlamalarını kabul etmediğini, herhangi bir terör örgütüyle bağlantısının bulunmadığını, Haki Karaer'i tanımadığını ve onun ölüm yıldönümü sebebiyle yapılan anma törenine katılmadığını, sanık ...'i öğrenci olması nedeniyle arkadaş ortamından tanıdığını, sanık ...'le yaptığı telefon görüşmelerini hatırlamadığını, sanıklardan .'in cemaat toplantılarına katıldığını, kendilerinin de oraya katılmaları için yaptıkları telefon görüşmeleri olduğunu, sanık ...'le yaptığı görüşmeleri ve ona gönderdiği iddia edilen mesajı göndermediğini, evinde ele geçen kitapların ve broşürlerin yasak olduğunu bilmediğini,</p>

<p>Sanık ... aşamalarda benzer şekilde; suçlamaları kabul etmediğini, herhangi bir terör örgütüyle bağlantısının olmadığını, sanık ...'le yaptığı telefon görüşmesindeki "Savaş başladı." ifadesinden kastının bu görüşmeyi evin balkonundan yaptığı sırada dışarıda meydana gelen gösteri olduğunu, sanık ...'e gönderdiği mesajın kendi telefonuna hazır mesaj olarak geldiğini, akabinde bu mesajı olduğu gibi sanık ...'e aktardığını, görüşmelerde geçen evin temizlenmesine ilişkin beyanın da evin gerçekten fizikî anlamda temizliğiyle ilgili olduğu için örgütsel bir niteliğinin bulunmadığını, zira yeni taşınmış olması nedeniyle temizlik yaptığını, evde bulunan CD'lerin kendisine ait olmayıp diğer arkadaşlarına ait olabileceğini, flash bellekte tespit edilen dokümanın okuduğu bölüm olan iktisatla ilgili bir araştırma konusu hakkında olduğunu,</p>

<p>Savunmuşlardır.</p>

<p><strong>V. GEREKÇE</strong></p>

<p>1- İnceleme dışı sanıklar hakkında alınan iletişimin tespitine ilişkin kararlar uyarınca devam eden soruşturmada sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in, CMK'nın 135. maddesi kapsamında haklarında alınmış bir karar olmaksızın telekomünikasyon yoluyla yaptıkları iletişimlerinin tespit edilmesinin hukuka uygun delil olarak kabul edilip edilemeyeceğine ilişkin olarak;</p>

<p>A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler<br />
Bireyin haberleşme özgürlüğüne ve haberleşmesinin gizliliğine kamu otoritelerince keyfî olarak müdahalede bulunulmasının önlenmesi Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Anayasa'da herkesin haberleşme hürriyetine sahip bulunduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu "Haberleşme hürriyeti" başlıklı 22. maddesinde;<br />
"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.</p>

<p>Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel ... ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.</p>

<p>İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir." şeklinde düzenlenmiştir.</p>

<p>Görüldüğü üzere Anayasa, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriğine ve şekline bakmaksızın haberleşmenin gizliliğini de korumaktadır. Bu doğrultuda bireylerin sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ve posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yaptıkları haberleşme faaliyetlerinin, haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi bu özgürlüğe yönelik ağır bir ihlal oluşturur. Bununla birlikte haberleşme özgürlüğü birtakım sınırlamalara tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmaktadır. Ayrıca aynı maddenin üçüncü fıkrasında istisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarının kanunda belirtileceği ifade edilmiştir. Dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yönelik müdahalelerde kanunîliğin ve müdahaleyi haklı kılan bir durumun var olup olmadığının her somut olaya özgü şartlar içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde de haberleşme özgürlüğüne müdahalenin, belirli değerlerin korunması amacıyla ve kanunla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabileceği belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince 24 Nisan 1990 tarihli Kruslin-Fransa; 20 Nisan 1990 tarihli Huvig-Fransa; 4 Mayıs 2000 tarihli Rotaru-Romanya; 2 Ağustos 1984 tarihli Malone-Birleşik Krallık ve 06 Ağustos 1978 tarihli Klass ve Diğerleri-Almanya davalarında verilen kararlar da bu yöndedir. Bu kararlarda özetle; "Telefon görüşmelerine dinleme veya diğer yöntemlerle müdahale edilmesi, özel hayata ve haberleşmeye ciddi bir müdahaledir ve bu nedenle özellikle kesin olan bir kanuna dayanmalıdır. Özellikle kullanılabilecek teknolojiler devamlı daha sofistike hale geldiği için, bu konuda açık ve detaylı kuralların olması önemlidir" ve "Gizli gözetim önlemlerinin uygulamaya geçirilmesi, söz konusu kişiler veya genel olarak kamu tarafından eleştiriye açık olmadığı için, yürütmeye verilen yasal taktir yetkisinin sınırsız bir güç olarak ifade edilmiş olması hukukun üstünlüğüne karşıdır. Bu nedenle, yetkililere verilen takdir yetkisinin kapsamı ve uygulanma yöntemi, bireye keyfi müdahaleye karşı gerekli korunmayı sağlayacak biçimde ve alınan önlemin meşru amacı göz önünde bulundurularak, kanunda yeterince açıklıkla belirtilmelidir." biçimindeki gerekçelere dayanılmak suretiyle, telefonla yapılan iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması ile bu şekilde elde edilecek delillerin kullanılması konusunda belirleyici sınırlamalar getirilmemiş, buna karşılık iletişimin dinlenmesi tedbirine ilişkin tüm ayrıntıların kanunlarda yer alması gerektiği vurgulanmıştır.</p>

<p>Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, mevzuatımızda ilk olarak yalnızca 30.07.1999 tarihli ve 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu'nda sayılı örgütlü suçlar için düzenlenmiş iken özellikle çıkar amaçlı ve örgütlü suçlulukla daha etkin şekilde mücadele edilebilmesi amacıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uygun bir düzenlemeye ihtiyaç duyulması sonucunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135 ilâ 138. maddelerinde bir koruma tedbiri olarak yeniden düzenlenmiş; 135. maddede iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirine yer verilip söz konusu tedbirlerin yerine getirilme şartları ve usulü hükme bağlanmış; bu konuya ilişkin olarak verilecek kararların kapsamına ve uygulama süresine yönelik ayrıntılı düzenleme yapılmıştır. CMK'nın 136. maddesinde, 135. maddede sayılan tedbirlerin uygulanmasına dair şüpheli veya sanığın müdafii için öngörülen istisnalar hüküm altına alınmış, 137. maddesinde telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması kararlarının ne suretle icra edileceği, kayda alınan iletişim muhtevasının yazıya dökülmesi, işlemlere son verilmesi, iletişimin içeriğine ilişkin kayıtların yok edilmesi ve ilgililerine bilgi verilmesi düzenlenmiş, 138. maddesinde tesadüfen elde edilen deliller, 139. maddesinde gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, 140. maddesinde ise teknik araçlarla izleme konuları hükme bağlanmıştır.</p>

<p>CMK'nın "İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" başlıklı 135. maddesi suç tarihi itibarıyla;</p>

<p>"(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.</p>

<p>(2) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.</p>

<p>(3) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok üç ay için verilebilir; bu süre, bir defa daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir.</p>

<p>(4) Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok üç ay için yapılabilir; bu süre, bir defa daha uzatılabilir.</p>

<p>(5) Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur.</p>

<p>(6) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:</p>

<p>a) Türk Ceza Kanununda yer alan;</p>

<p>1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),</p>

<p>2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),</p>

<p>3. İşkence (madde 94, 95),</p>

<p>4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),</p>

<p>5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),</p>

<p>6. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),</p>

<p>7. Parada sahtecilik (madde 197),</p>

<p>8. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),</p>

<p>9. Fuhuş (madde 227, fıkra 3),</p>

<p>10. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),</p>

<p>11. Rüşvet (madde 252),</p>

<p>12. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),</p>

<p>13. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),</p>

<p>14. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.</p>

<p>b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.</p>

<p>c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,</p>

<p>d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.</p>

<p>e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.</p>

<p>(7) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz." şeklinde düzenlenmiş iken,</p>

<p>06.03.2014 tarihli ve 28933 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile maddenin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere ''Talepte bulunulurken hakkında bu madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir.'' şeklinde ikinci fıkra ilave edilip madde fıkraları buna göre teselsül ettirilmiş, üçüncü fıkrada yer alan ''üç ay'', ''bir defa'' ve ''hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar'' ibareleri sırasıyla "iki ay'', "bir ay" ve "mahkeme yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere", dördüncü fıkrasında yer alan "üç ay" ve "bir defa" ibareleri sırasıyla "iki ay" ve "bir ay" şeklinde değiştirilmiş, mevcut altıncı fıkranın (a) bendinin (5) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere "6. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149)," alt bendi eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut (8) numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmış, mevcut altıncı fıkranın (a) bendinin (10) numaralı alt bendinde yer alan ",fıkra 3" ibaresi madde metninden çıkarılmış; 12.12.2014 tarihli ve 29203 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6572 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile birinci fıkrada yer alan "tespit edilebilir," ibaresi madde metninden çıkarılıp maddeye beşinci fıkradan sonra gelmek üzere "Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir." şeklinde altıncı fıkra ilave edilmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut yedinci fıkranın (a) bendinin (14) numaralı alt bendi "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302)" şeklinde değiştirilmiş, bu alt bentten sonra gelmek üzere "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316)" biçiminde (15) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiş; 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile de maddenin birinci fıkrasında yer alan "ağır ceza mahkemesi" ibaresi "hâkim" şeklinde, "mahkemenin" ibaresi "hâkimin" şeklinde, "mahkeme" ibareleri "hâkim" şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkranın son iki cümlesi yürürlükten kaldırılmış, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan "mahkeme" ibaresi "hâkim" şeklinde değiştirilmiş, 135. maddenin altıncı fıkrasına "hâkim" ibaresinden sonra gelmek üzere "veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı" ibaresi eklenmiş; sekizinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine "(madde 79, 80)" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile organ veya doku ticareti (madde 91)" ibaresi eklenmiş, aynı bendin (6) numaralı alt bendine "(madde 148, 149)" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158)" ibaresi eklenmiş, aynı bende (11) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (12) numaralı bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş, yapılan bu değişiklikler sonucunda 135. madde;</p>

<p>"(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır</p>

<p>(2) Talepte bulunulurken hakkında bu madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir.</p>

<p>(3) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.</p>

<p>(4) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok iki ay için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.</p>

<p>Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir.</p>

<p>(5) Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok iki ay için yapılabilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.</p>

<p>(6) Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir. Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.</p>

<p>(7) Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur.</p>

<p>(8) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:</p>

<p>a) Türk Ceza Kanununda yer alan;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),</p>

<p>2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),</p>

<p>3. İşkence (madde 94, 95),</p>

<p>4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),</p>

<p>5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),</p>

<p>6. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158),</p>

<p>7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),</p>

<p>8. Parada sahtecilik (madde 197),</p>

<p>9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),</p>

<p>10. Fuhuş (madde 227),</p>

<p>11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),</p>

<p>12. Tefecilik (madde 241),</p>

<p>13. Rüşvet (madde 252),</p>

<p>14. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),</p>

<p>15. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302) ,</p>

<p>16. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),</p>

<p>17. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.<br />
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.<br />
c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,<br />
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.<br />
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.</p>

<p>(9) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz." biçiminde son hâlini almıştır.</p>

<p>Suç tarihinde yürürlükte bulunan hâli ile maddenin birinci fıkrasında telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasının şartları ve usulü düzenlenmiş, ikinci fıkrasında şüphelinin tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimin kayda alınamayacağı hükme bağlanmış, üçüncü fıkrasında iletişimin tespiti kararında yer alması gereken bilgiler ile iletişimin tespitine ilişkin tedbirin türü, kapsamı ve süresinin gösterilmesi gerektiği belirtilmiş, dördüncü fıkrasında şüpheli veya sanığa ulaşılabilmesini sağlayabilecek olan diğer kişilerin mobil telefonunun yerinin tespiti imkânı getirilmiş, beşinci fıkrasında bu madde hükümlerine göre alınan hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararının gizliliği hususunda hükme yer verilmiş, altıncı fıkrasında telekomünikasyon yoluyla iletişimin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ancak fıkrada sayılan katalog suçlarla sınırlı olarak başvurulabileceği hüküm altına alınmış, yedinci fıkrasında maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimsenin, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemeyeceği ve kayda alamayacağı hükmü getirilmiştir.</p>

<p>Aynı Kanun'un 138. maddesi ise;<br />
"(1) Arama veya elkoyma koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ancak, diğer bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.</p>

<p>(2) Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir." düzenlemesini içermektedir.</p>

<p>CMK'nın 138. maddesindeki bu düzenleme ile sınırlı şekilde sayılan suçlarla ilgili olarak sınırlı hâllerde iletişimin denetlenmesi olanağı getirilmiştir. Yürürlükten kalkan 4422 sayılı Kanun'daki düzenlemeye paralel olmakla birlikte, anılan maddeyle ayrıca bir başka suçun işlendiği şüphesini uyandıracak şekilde tesadüfen elde edilen kanıtların değerlendirilmesi olanağı da tanınmıştır.</p>

<p>CMK'nın bu hükmü, telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesinde hâkim kararı aranması şartının bir defaya mahsus olmak üzere istisnasını oluşturmaktadır. Bu düzenlemeyle hakkında hâkim kararı bulunmayan kişinin iletişiminin ilk kez dinlenmiş olması hâlinde elde edilen delilin ceza muhakemesinde kullanılabilmesi mümkün hâle gelmekte, karar olmaksızın yapılan bu dinleme üzerine soruşturma başlatılabilmekte ve şartları varsa ilgili hakkında ayrıca dinleme kararı alınabilmektedir. Ancak, iletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen kanıtların dikkate alınabilmesi için söz konusu delilin, tedbire konu suç ile ilgili olmayan ve bir başka suç şüphesi uyandıran bir delil niteliği taşıması ve tedbire konu suçun CMK'nın 135. maddesinde sayılan katalog suçlar arasında yer alması gerekmektedir.</p>

<p>Nitekim, tesadüfen elde edilen deliller hakkında Genel Kurulun 03.07.2007 tarihli ve 23-167 sayılı kararında "...İletişimin tespiti kararı Av. Ç. Ö.'e ait cep telefonu için alınmış olup sanık Ö. G. S. hakkında verilmiş herhangi bir iletişimin dinlenmesi kararı bulunmamaktadır. Sanığa ait olan iletişimin tespiti tutanakları, tesadüfen elde edilmiş kanıt niteliğindedir. Bu konuşmalarda tesadüfen elde edildiği kabul edilen suç kanıtının değerlendirilebilmesi için 4422 sayılı Yasa'da herhangi bir hüküm yer almadığı gözetildiğinde iletişimin tespitine ilişkin bu tutanaklar yasa dışı elde edilmiş kanıt niteliğindedir. Kaldı ki, 5271 sayılı CMK'nın 138. maddesine göre de bu tutanağa yasal bir kanıt değeri verilmesi olanaksızdır. Zira, tesadüfen elde edilen bu kanıt üzerine ilk görüşmenin tespitinden sonra değil, bütün görüşmeler kayıt edildikten sonra durum C. savcısına bildirilmiş, sanık hakkında herhangi bir iletişimin tespiti kararı olmaksızın tespit yapılmış olduğundan bu tutanaklar yasa dışı elde edilmiş kanıt niteliğindedir. Yasa dışı elde edilen bir kanıtın ise soruşturma ve kovuşturma aşamalarında kullanılmasına olanak bulunmamaktadır." denilmektedir.</p>

<p>Ayrıca, Özel Dairenin 08.05.2017 tarihli 2524-5358 sayılı kararında da "...Yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma sırasında, soruşturma veya kovuşturma konusu suç dışında bir suçun işlendiğini gösteren deliller tesadüfen elde edilen delillerdir. CMK'da arama, el koyma ve iletişimin denetlenmesi koruma tedbirleri için düzenlenmiş olan bu tip deliller, diğer (örneğin teknik takip, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi) koruma tedbirlerinin uygulanmasıyla da elde edilmiş olabilir. Böyle bir durumda Ceza Muhakemesi Hukukunda kıyas yasağı olmadığından CMK'nın 138. maddesi hükmü kıyasen bu deliller hakkında da uygulanabilecektir.<br />
Tesadüfen elde edilen deliller ve bunların değerlendirilmesi, temel hak ve özgürlüklere müdahale alanını genişlettiği ve özel hayata yeni ve bağımsız bir müdahale niteliğinde olduğu için bazı sınırlamalara tabidir. Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen tesadüfî delillerin, çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi katalog suçlardan birine ilişkin olması öngörülmüştür. Tesadüfi delil elde edilince iletişimin dinlenmesine devam edilebilmesi için ortaya çıkan yeni suçla ilgili dinleme şartlarının yeniden değerlendirilip yeni bir hakim kararı alınması gerekir.</p>

<p>Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin dinlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfî delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için bu delilin elde edildiğine ilişkin derhal savcılığa bilgi verilmesi gerekir. Savcılığın bilgilendirilmesi, tesadüfî delil elde edildikten sonra dinlemenin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfî deliller de elde edildikten sonra gerçekleştirilmişse tesadüfî deliller hukuka aykırı hale gelecek ve kullanılamayacaktır." ifadelerine yer verilmiştir.</p>

<p>Bu aşamada ceza muhakemesi hukukunun en önemli ilkelerinden birisi olan delillerin serbestliği ve hukuka aykırı yöntemle elde edilen delillerin kullanılması konuları üzerinde de durulması gerekmektedir.</p>

<p>İstikrar kazanmış yargı kararlarında vurgulandığı ve öğretide de ifade edildiği üzere ceza muhakemesinin amacı usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda maddî gerçeğin her türlü şüpheden uzak biçimde kesin olarak belirlenmesidir. Maddî gerçeğe ulaşılmasında kullanılan ... delillerdir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Delilleri takdir yetkisi" başlıklı 217. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir." şeklindeki hükümle, ceza muhakemesinde kullanılacak delillerin hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş ve delillerin serbestliği ilkesine de vurgu yapılmıştır. Buna göre bütün deliller hukuka uygun olarak elde edilmeli ve değerlendirilmelidir.</p>

<p>Ceza muhakemesinde bir hususun hangi delille ispat olunacağı konusunda sınırlama bulunmayıp yargılamayı yapan hâkim, hukuka uygun şekilde elde edilen delilleri kullanmak suretiyle sanığın aleyhine olduğu kadar lehine olan delilleri de araştırıp değerlendirerek her türlü şüpheden arınmış bir neticeye ulaşmalıdır. Dolayısıyla yargılamaya konu olayın açıklığa kavuşturulması ve maddî gerçeğin bulunabilmesi için ispat amacıyla kullanılan her ... delil olarak kabul edilmiştir. Ancak maddi gerçek, her ne pahasına olursa olsun değil, hukuk kuralları içerisinde, şüpheli ve sanığın hakları korunarak araştırılmalıdır.</p>

<p>Öğretide "Ceza muhakemesinde delilleri elde etmek amacıyla kullanılan soruşturma işlemlerinin ve yöntemlerinin çoğunluğuyla, koruma tedbirlerinin tamamı, kişilerin temel hak ve özgürlüğüne müdahaleyi gerektirir. Ceza muhakemesi toplumun suçun aydınlatılmasındaki menfaati ile bireylerin temel hak ve özgürlüklerine dokunulmasındaki çıkarının dengelenmesi esasına dayanır. Özellikle soruşturma aşamasında maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla delil elde edilmeye çalışılırken, insan onuru ve insan hakları ile hukukun ve ceza muhakemesinin temel ilkelerinden ödün verilemez." denilmektedir (... Volkan Dülger, Ceza Muhakemesi Hukukunda Dışlama Kuralı ve Hukuka Aykırı Delillerin Uzak Etkisi, Seçkin Yayınları, ... 2014, s. 38.).</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmesi hâlinde reddolunacağı belirtilmiş, 217. maddesinin ikinci fıkrasında ise yüklenen suçun hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Madde metninden anlaşılacağı üzere hukuka uygun olarak elde edilmeyen deliller, ceza yargılama sistemimizde ispat aracı olarak kullanılamayacaktır. CMK'nın 230/1. maddesi uyarınca, hükmün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan veya reddedilen delillerin belirtilmesi, bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi zorunludur.</p>

<p>Ceza muhakemesinin amacı olan maddi gerçeğe ulaşabilmek için delil elde edilmesi aşamasında şahsi ve toplumsal değerlerin korunması da gereklidir. Kanun koyucu bu amaçla, delil serbestliği ilkesine öğreti ve uygulamada delil yasakları olarak adlandırılan birtakım sınırlamalar getirmiştir. Delil yasakları, delil elde etme ve değerlendirme yasakları olarak ikiye ayrılmaktadır. Delillerin elde edilme şekline ilişkin yasaklara delil elde etme yasakları, hukuka uygun olarak elde edilmiş bulunsa bile bir delilin yargı mercilerince ortaya konulup değerlendirilebilmesine ilişkin yasaklara ise delil değerlendirme yasakları denilmektedir.</p>

<p>İfade alma ve sorgunun yasak usullerle gerçekleştirilmesi, tanıklıktan çekinme hakkı olanlara bu hakkın hatırlatılmaması, aramanın herhangi bir karara dayanmadan yapılması, ses veya görüntülerin montajlanması delil elde etme yasağına; tanıklıktan çekinen şahidin önceki ifadelerinin okunamaması, iletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen delillerin CMK'nın 135/6. maddesinde sayılanlar dışındaki bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılamaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir.</p>

<p>Kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken gerek pozitif hukuk metinlerine gerekse kişilerin temel hak ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilmeli ve aykırılığın varlığı durumunda hukuka aykırılığın mevcudiyeti kabul edilmelidir.</p>

<p>B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme</p>

<p>PKK silahlı terör örgütünün gençlik yapılanması olan DYG'yi (Demokratik Yurtsever Gençlik) .ilinde kurdukları ve bu yapılanma içinde faaliyet gösterdikleri değerlendirilen inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında başlatılan soruşturma kapsamında . (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 14.04.2010 tarihli ve 2010/472 Değişik ... sayılı kararı ile adı geçen inceleme dışı sanıkların CMK'nın 135. maddesi uyarınca telekomünikasyon yoluyla yaptıkları iletişimlerinin tespit edilmesine, dinlenmesine, kayda alınmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar verildiği, bu kararın dört defa uzatılarak 10.01.2011 tarihine kadar uygulandığı, anılan kararların tatbik edilmesi esnasında inceleme dışı sanıklarla olan telefon konuşmaları ve mesajlaşmaları tespit edilen ancak haklarında iletişimlerinin tespit edilmesi, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla CMK'nın 135. maddesi uyarınca alınmış herhangi bir karar mevcut olmayan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... bakımından söz konusu bu konuşmalarına ve mesajlarına da yer verilerek silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmalarına hükmolunduğu anlaşılan somut olayda;</p>

<p>Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in, inceleme dışı sanıklarla gerçekleştirdikleri telefon konuşmalarının ve mesajlarının Cumhuriyet savcısına derhal bildirilmemesi ve ilk tespitin hemen akabinde CMK'nın 135. maddesi uyarınca bir karar da alınmaması nedeniyle aynı Kanun'un 138/2. maddesi kapsamında tesadüfen elde edilen delil mahiyetinde olduğu, bu itibarla ancak ilk tespit edilen konuşma veya mesajların delil olarak değerlendirilebileceği, hâl böyleyken aşamalardaki savunmalarında konuşma veya mesaj içeriklerini doğrulayarak veya tevil ederek bunların örgütsel niteliklerinin bulunmadığını belirtmelerinin de ilk tespitten sonra gerçekleşen konuşma veya mesajları hukuken geçerli duruma getirmeye imkân sağlamayacağı kabul edilmelidir.</p>

<p>Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının haklı nedene dayanmayan itirazının reddine karar verilmelidir.</p>

<p>2- Birinci uyuşmazlık hususunda kabul edilen sonuç dikkate alınmak suretiyle, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olup olmadığına ilişkin olarak Yerel Mahkeme gerekçesinin yasal ve yeterli kabul edilip edilemeyeceğinin de değerlendirilmesi gerektiğinin müzakere sırasında Ceza Genel Kurulu Başkanı ve bir kısım Ceza Genel Kurulu Üyelerince ileri sürülmesi üzerine;</p>

<p>A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde düzenlenmiştir.</p>

<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.",</p>

<p>"Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinde de;</p>

<p>"(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:</p>

<p>a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.</p>

<p>b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.</p>

<p>c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.</p>

<p>d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.</p>

<p>(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223'üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.</p>

<p>(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223'üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.</p>

<p>(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.",</p>

<p>"Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 232. maddesinde ise;</p>

<p>"(1) Hükmün başına, 'Türk Milleti adına' verildiği yazılır.</p>

<p>(2) Hükmün başında;</p>

<p>a) Hükmü veren mahkemenin adı,</p>

<p>b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,</p>

<p>c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,</p>

<p>d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı,</p>

<p>Yazılır.</p>

<p>(3) Hükmün gerekçesi ve varsa karşı oy gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur.</p>

<p>(4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.</p>

<p>(5) Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölür veya herhangi bir sebeple kararı imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar. Toplu mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer hâkimler tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli hâkim tarafından, hükmün altına diğer hâkimin imza edememesinin sebebi yazılarak imza olunur.</p>

<p>(6) Hüküm fıkrasında, 223'üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.</p>

<p>(7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir."<br />
Hükümlerine yer verilmiştir.</p>

<p>Buna göre, Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç (hüküm) bölümlerinden oluşmalıdır. Başlık bölümünde; hükmü veren mahkemenin adı, mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının, zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, varsa vekilinin ve kanunî temsilcisinin adı ve soyadı, sanığın açık kimliği ile varsa müdafiinin adı ve soyadı, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile hâlen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, sorun bölümünde; iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ortaya konulmalı, gerekçe kısmında; mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukukî nitelendirmeye yer verilmeli ve sonuç bölümünde açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, sonuç (hüküm) kısmında ise; CMK'nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı Kanun'un 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, TCK'nın 61. ve 62. maddelerinde belirtilen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı Kanun'un 53 ve devamı maddelerine göre mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkânının bulunup bulunmadığı, kanun yoluna başvurmak mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercii tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir.</p>

<p>5271 sayılı CMK'nın 230. maddesi uyarınca, hükmün gerekçe bölümünde suç oluşturduğu kabul edilen fiilin gösterilmesi, nitelendirilmesi ve sonuç (hüküm) bölümünde yer alan uygulamaların dayanaklarının belirtilmesi zorunludur. Gerekçe; hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya muhtevasına uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçe bölümünde hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da geçerli, yeterli ve kanunî olması gerekmektedir. Kanunî, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada da keyfîliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfîliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime imkân sağlamak bakımından hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.</p>

<p>Öte yandan, hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturacaktır.</p>

<p>B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme<br />
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulup örgüt hiyerarşisi içinde yer almanın ve süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren faaliyetlerde bulunulmasının gerektiği ve örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını ve ideolojisini benimsemek veya örgütsel yayınları okumak ve bulundurmak gibi eylemlerin örgüt üyeliği için yeterli olmadığı gözetilip Yerel Mahkeme gerekçesinin de her bir sanık yönünden örgütsel faaliyetlerin, eylemlerin ve delillerin bireyselleştirilmemesi nedeniyle yetersiz olduğu nazara alındığında sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in, inceleme dışı sanıklarla olan ilk konuşmaları veya mesajları ile dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler bir bütün hâlinde değerlendirilmek suretiyle üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının Yerel Mahkeme tarafından karar yerinde her sanık bakımından ayrı ayrı tartışılıp ortaya konulması gerektiği kabul edilmelidir.<br />
Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yerel Mahkemenin gerekçesi yeterli olduğundan suçun sübuta erip ermediğinin Ceza Genel Kurulunca esastan değerlendirilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.</p>

<p>VI. KARAR</p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının,</p>

<p>a) Birinci uyuşmazlık bakımından REDDİNE,</p>

<p>b) İkinci uyuşmazlık bakımından DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,</p>

<p>2- Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 06.04.2017 tarihli ve 3685-3609 sayılı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki bozma kararının KALDIRILMASINA,</p>

<p>3- ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2013 tarihli ve 224-215 sayılı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin, Anayasa'nın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içermemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,</p>

<p>4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 08.03.2023 tarihinde yapılan müzakerede birinci uyuşmazlık bakımından oy birliğiyle, ikinci uyuşmazlık bakımından ise oy çokluğuyla karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2018126-e-2023130-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-af.jpg" type="image/jpeg" length="71274"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CMK'nın İletişimin Tespitini Düzenleyen 135. Maddesinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu Üzerine]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/cmknin-iletisimin-tespitini-duzenleyen-135-maddesinin-anayasaya-aykiriligi-sorunu-uzerine</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/cmknin-iletisimin-tespitini-duzenleyen-135-maddesinin-anayasaya-aykiriligi-sorunu-uzerine" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>I. </strong><strong>Giriş</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/bilgisayar-bilgisayar-programlari-ve-kutuklerinde-arama-kopyalama-ve-elkoyma-islemlerine" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi, 12.02.2026 tarihli, 2023/128 E. ve 2026/36 K. sayılı kararı</a>yla, 5271 sayılı CMK'nın <i>“Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma”</i> başlıklı 134. maddesinin 1. ve 2. fıkralarını Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. İptal kararında vurgulanan hususlar CMK md. 135 için de mutatis mutandis uygulanabilir durumdadır.</p>

<p>Bu yazıda, Anayasa Mahkemesinin CMK md. 134 için ortaya koyduğu gerekçelerin CMK md. 135 için de geçerliliği ele alınacaktır.</p>

<p><strong>II. </strong><strong>Anayasa Mahkemesinin CMK md. 134 İptal Kararı ve Gerekçesi</strong></p>

<p>Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin itiraz (somut norm denetimi) başvurusunu inceleyen<a href="https://www.hukukihaber.net/bilgisayar-bilgisayar-programlari-ve-kutuklerinde-arama-kopyalama-ve-elkoyma-islemlerine" rel="dofollow"> Anayasa Mahkemesi, 12.02.2026 tarihli, 2023/128 E. ve 2026/36 K. sayılı kararıy</a>la, 5271 sayılı CMK'nın <i>“Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma”</i> başlıklı 134. maddesinin 1. ve 2. fıkralarını Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Her ne kadar Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin somut norm denetimi başvurusu ilgili maddenin tamamı yönünden olsa da; AYM, somut norm denetimi kapsamında incelenen kanun hükmünün, eldeki uyuşmazlığa potansiyel etkisi yönünden yetki tartışmasına girerek 5. fıkrayı incelememiştir. Ancak bu durum ilgili fıkranın Anayasa’ya uygun olduğu manasına gelmemekte, sadece AYM’nin inceleme yetkisinin sınırlarına işaret etmektedir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, iptal gerekçesinde tedbirin uygulanma şartlarının kanuniliğini tartışmamış; ancak elde edilen kişisel verilerin yargılama sonrasında ne şekilde saklanacağı, hangi sürenin bitiminde silineceği, silinmeyen verilerin işlenmesinin ne şekilde sınırlandırılacağı ve veri sahibinin haklarının neler olduğu hususlarında kanunda yeterli yasal güvencelerin bulunmadığına hükmetmiştir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, kişisel verilerin meşru amaç için gerekenden daha uzun süre saklanmaması gerektiğine, verilerin bir ceza soruşturmasında infaz işlemlerine yönelik olarak işlenmesi halinde bu bilgi ve belgelerin yer aldığı dava dosyalarının saklanma şartlarına ve süresine ilişkin kanun düzeyinde bir düzenleme bulunmamasını, özel hayatın gizliliğine ve kişisel verilerin korunması hakkına ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirmiştir.</p>

<p>Nitekim 27/4/2016 tarihli (AB) 2016/680 Sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi’nin gerekçeler kısmının 26. paragrafında da kişisel verilerin işlendikleri amaç için gerekenden daha uzun süre saklanmaması, bu verilerin delil amacıyla tutulması gerektiği hâllerde ise veri işlemenin sınırlandırılması ve sınırlanan verinin sadece silmeyi engelleyen amaçla işlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Anılan Direktif’in 16. maddesinde kişisel verilerin düzeltilmesi veya silinmesi ile işlenmesinin sınırlandırılması hakkına yer verilmiş; söz konusu maddenin (3) numaralı fıkrasında ise kişisel verilerin delil oluşturması amacıyla korunmuş olması, verilerin işlenmesinin sınırlandırılmasını gerektiren hâllerden biri olarak sayılmıştır. Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nde de suçların önlenmesi, soruşturulması, tespiti veya kovuşturulması veya cezaların infaz edilmesi amacıyla kişisel verilerin yetkili makamlar tarafından işlenmesi durumunda söz konusu verilerin Direktif hükümlerine tabi olacağı belirtilmiştir.</p>

<p>Ayrıca Yüksek Mahkeme, kararında anılan fıkrada yer alan <i>“…başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması…”</i> ibaresinin muğlak bir ifade olmasına rağmen kanuna her olayın somut durumuna ilişkin hususları yazmanın zorluğundan bahisle düzenlemenin öngörülemez olmadığına da dikkat çekmiştir. Ancak AYM’nin bu gerekçesine tamamiyle katılmak mümkün değildir. Zira, uygulamada CMK md. 134 ve md. 135 yönünden uygulanan tedbirlere çoğu zaman ezbere şekilde başvurulmaktadır ve bu durum keyfiliği de beraberinde getirmektedir. AYM'nin de belirttiği gibi her olayın kendine özgün gereklerini kanuna yazmak elbette mümkün değildir; ancak uygulamada farklı suç tipleri için gelişen tutarsız içtihatlar da keyfiliğin önünü açmaktadır. Bu durum da yurttaşların temel haklarının ihlal edilmesini kaçınılmaz hale getirmektedir.</p>

<p><strong>III. </strong><strong>İptal Gerekçelerinin CMK Md. 135 Bakımından Da Geçerli Olması</strong></p>

<p>Günümüz teknolojisinde akıllı cep telefonları, yalnızca anlık iletişim kurmaya yarayan araçlar olmaktan çıkmış, aynı zamanda devasa boyutta veri toplayan, saklayan ve işleyen bilgisayar niteliği kazanmıştır. Bu durum, cihazın içeriğindeki verilere müdahaleyi düzenleyen CMK md. 134 ile bu cihazlar üzerinden kurulan iletişime müdahaleyi düzenleyen CMK md. 135 arasındaki sınırı belirsizleştirmiştir. Başka bir deyişle, CMK’nın yürürlüğe girdiği 04.12.2004 tarihinde CMK md. 135’e göre tespit edilmesi öngörülen birçok veri, özellikle internet tabanlı mesajlaşma uygulamalarının yaygınlaşmasıyla ancak CMK md. 134’e göre tespit edilebilir hale gelmiştir. Bu haliyle iki madde arasındaki çizgi muğlaklaşırken, benzer güvencelerin getirilmesinin zorunluluğu da ortadadır.</p>

<p>CMK md. 135’e göre delil toplanan birçok dosyada, HTS kayıtları, tape kayıtları, SMS dökümleri gibi veriler karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde ise SMS’in fiili kullanımı kalmamışken, WhatsApp benzeri internet tabanlı mesajlaşma ve arama uygulamaları yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu haliyle, çoğunlukla bu verilerin tespiti CMK md. 135’e göre değil; ancak ilgili cihazların kolluk tarafından ele geçirilmesi suretiyle CMK md. 134’e göre yapılabilmektedir. Başka bir deyişle CMK md. 134, fiili olarak CMK md. 135’in yerini almıştır.</p>

<p>HTS kayıtları, tape kayıtları ve mesajlaşma içerikleri, Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında en üst düzeyde korunması gereken kişisel verilerdir. Tıpkı iptal edilen CMK md. 134 hükmünde olduğu gibi, CMK md. 135'te de elde edilen bu iletişim verilerinin yargılama bittikten veya kesin hüküm verildikten sonra ne kadar süreyle saklanacağı, nasıl imha edileceği, üçüncü kişilerin erişimine karşı nasıl korunacağı ve verilerin işlenmesinin ne şekilde sınırlandırılacağı hususunda hiçbir yasal güvence bulunmamaktadır. Kanun koyucu, iletişimin denetlenmesi neticesinde elde edilen verilerin akıbetine dair Anayasa'nın 13. maddesinde aranan ölçülülük ve Anayasa'nın 20. maddesinin 3. fıkrasında aranan kişisel verilerin korunması ilkelerine uygun bir çerçeve çizmemiştir.</p>

<p>Haberleşme hürriyeti ve bu hürriyete müdahalenin sınırları konusunda <a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2018126-e-2023130-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/126 E. 2023/130 K. sayılı kararı</a>nda da vurgulandığı üzere: <i>"Bireyin haberleşme özgürlüğüne ve haberleşmesinin gizliliğine kamu otoritelerince keyfî olarak müdahalede bulunulmasının önlenmesi Anayasa ile güvence altına alınmıştır.</i>" CMK md. 135'in mevcut halinde, elde edilen dinleme ve HTS verilerinin saklanma ve imha koşullarının yasal düzeyde belirlenmemiş olması, kamu otoritelerinin bu veriler üzerindeki tasarrufunu keyfiliğe açık hale getirmekte ve anayasal güvenceleri ihlal etmektedir.</p>

<p>5651 Sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler uyarınca; yer sağlayıcılar ve erişim sağlayıcılar gibi yükümlüler, trafik verilerini en fazla 2 yıl süreyle saklayabilir. Ancak mevcut CMK md. 135 uygulamasında bu konuda herhangi bir süre sınırı getirilmemiştir. Bu haliyle, yer sağlayıcılar ve erişim sağlayıcılar için geçerli olan süre sınırı, ilgili verilerin dava dosyasına celbi halinde ortadan kalkmakta ve 5651 Sayılı Kanunun getirdiği güvenceler fiili olarak etkisiz hale gelmektedir.</p>

<p>Ayrıca yukarıda bahsedilen 27/4/2016 tarihli (AB) 2016/680 Sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifinin ortaya koyduğu ve kişisel verilerin saklanmasına ilişkin ilkeler CMK md. 135 için de ayniyle geçerlidir.</p>

<p>Bu nedenlerle; CMK md. 134’ün 1. ve 2. fıkralarının iptaline karar veren, <a href="https://www.hukukihaber.net/bilgisayar-bilgisayar-programlari-ve-kutuklerinde-arama-kopyalama-ve-elkoyma-islemlerine" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesinin 12.02.2026 tarihli, 2023/128 E. ve 2026/36 K. sayılı kararı</a>nın § § 21 – 68 paragrafları arasındaki gerekçeler, CMK md. 135 açısından da geçerlidir ve ilgili hükmün somut norm denetimiyle Anayasa Mahkemesine gitmesi halinde bir iptal kararı verilmesi kaçınılmaz ve gereklidir.</p>

<p><strong>IV. </strong><strong>Ne Yapılabilir?</strong></p>

<p>Bilindiği üzere, Anaysa Mahkemesi bir kanunun Anayasa’ya aykırılığını ancak başvuru üzerine ve somut olaya uygulanabilirliği yönünden katı sınırlar içinde inceleyebilmektedir. Nitekim CMK md. 134’ün 1. ve 2. fıkralarının iptaline karar verilen olayda, 5. fıkra yönünden herhangi bir inceleme yapılmamasının nedeni, somut norm denetimi sınırları içerisinde ilgili fıkranın eldeki olaya uygulanabilir olmamasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle CMK md. 135’e göre delil toplanan dosyalarda mahkemeler tarafından Anayasa Mahkemesine somut norm denetimi (itiraz) yoluna başvurulmadığı takdirde AYM tarafından bir inceleme yapılması mümkün değildir. Mahkemeler itiraz başvurusunu re’sen yapabileceği gibi, dosyada müdafii olarak bulunan avukatların talepte bulunması da mümkündür.</p>

<p>Mahkemelerin re’sen ya da talep üzerine itiraz yoluna başvurması halinde, AYM’nin vereceği karar ceza kovuşturmasında bekletici mesele yapılabilir.</p>

<p>Öte yandan, CMK md. 135’e göre verilen bir hükmün kesinleşmesi halinde AYM nezdinde bireysel başvuru yoluna gidilirken, yukarıda bahsedilen Anayasa’ya aykırılık gerekçeleri dile getirilebilir.</p>

<p><strong>V. </strong><strong>Netice</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi, CMK md. 134’ün 1. ve 2. fıkralarını iptal ederken; elde edilen kişisel verilerin yargılama sonrasında ne şekilde saklanacağı, hangi sürenin bitiminde silineceği, silinmeyen verilerin işlenmesinin ne şekilde sınırlandırılacağı ve veri sahibinin haklarının neler olduğu hususlarında kanunda yeterli yasal güvencelerin bulunmadığına hükmetmiştir. Aynı gerekçeler CMK md. 135 için de geçerlidir</p>

<p>Dolayısıyla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun md. 135 hükmü, Anayasa'nın md. 13, md. 20 ve md. 22 maddelerine aykırı olmakla, mahkemeler tarafından AYM’ye başvurulması halinde benzer bir iptal kararı verilmesi kaçınılmaz ve gereklidir. Ayrıca aynı gerekçeler, bireysel başvuru esnasında da dile getirilebilir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/enes-malik-kilic.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/enes-malik-kilic.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Enes Malik KILIÇ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/cmknin-iletisimin-tespitini-duzenleyen-135-maddesinin-anayasaya-aykiriligi-sorunu-uzerine</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/02/yargi/aym-anayasa-g.jpg" type="image/jpeg" length="64652"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DURUŞMADA BULUNMAK YETMEZ: ETKİLİ KATILIM, SEGBİS VE YARGI ETİĞİ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/durusmada-bulunmak-yetmez-etkili-katilim-segbis-ve-yargi-etigi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/durusmada-bulunmak-yetmez-etkili-katilim-segbis-ve-yargi-etigi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanık ekranda ve ceza infaz kurumundaki SEGBİS odasından salona bağlanmış; görüntü ara ara donuyor, ses gecikerek geliyor. Salonda tanık dinleniyor, deliller tartışılıyor. Sanık söz almak istiyor ama sözü duyulmuyor. Tutanağa düşen ise tek satır: “<i>Sanık, SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılmıştır.”</i></p>

<p>Bu senaryoda bu kişi yargılamaya gerçekten katılmış mıdır, yoksa kendi davasını uzaktan mı izlemiştir?</p>

<p>Adil yargılanma denilince akla ilk gelen güvencelerden biri, kişinin mahkeme önünde kendini savunabilmesidir. Ne var ki duruşmada bulunmak ile yargılamaya katılmak aynı şey değildir. Bir sanık salonda oturuyor ya da SEGBİS ile bağlanmış olabilir; buna rağmen hakkındaki iddiaları takip edemiyor, delillere ilişkin görüşünü açıklayamıyor, müdafiiyle iletişim kuramıyorsa, katılmış sayılması adil yargılanma hakkının bütün gereklerinin karşılandığı anlamına gelmez. İşte “<i>hazır bulunma”</i> ile <i>“etkili katılım</i>” arasındaki ayrım burada devreye girer.</p>

<p><strong>Yargılamanın seyircisi değil, tarafı olmak gerekir</strong></p>

<p>Etkili katılım; kişinin muhakemeyi takip edebilmesini, iddia ve delilleri anlayabilmesini, gerektiğinde bunlara karşı çıkabilmesini, savunmasını ortaya koyabilmesini ve yargılamanın gidişatına etki etmeye çalışabilecek araçlara sahip olmasını ifade eder. Kısacası sanık, yalnızca hakkında karar verilen kişi değil, muhakemenin öznesi olmalıdır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a></p>

<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, özellikle çocuk sanıkların yargılamaya katılımı bağlamında verdiği T./Birleşik Krallık ve S.C./Birleşik Krallık kararlarında etkili katılımı, sanığın yargılamanın genel niteliğini ve kendisi bakımından taşıdığı anlamı kavrayabilmesi ve savunmasına katkı sunabilmesi üzerinden açıklamıştır. Mahkeme, Marcello Viola/İtalya kararında video konferans yöntemini kategorik olarak Sözleşme’ye aykırı görmemiştir. Bununla birlikte yönteme başvurulması meşru bir amaca dayanmalı; uygulama, usule uygunluk ile savunma haklarının fiilen kullanılmasını güvence altına almalıdır.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a></p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi ne düşünmektedir?</strong></p>

<p>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196. maddesinin dördüncü fıkrası, hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak yurt içinde bulunan sanığın sorgusunun yapılabilmesine veya duruşmalara katılmasına karar verilebilmesine imkân tanımaktadır. Bu yetkinin anayasal sınırlarını ise Anayasa Mahkemesi içtihadı çizmiştir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a></p>

<p>Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 2020 tarihli<a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow"> Şehrivan Çoban</a> ve <a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow">Emrah Yayla kararları </a>başlangıç noktasıdır. <a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow">Şehrivan Çoban kararı</a>nda, sanığın bizzat hazır bulunma talebine rağmen duruşmaya ses ve görüntü aktarımıyla katılımının sağlanması; Emrah Yayla kararında ise infaz hâkimliği önündeki duruşmada aynı talebin karşılanmaması ihlal sayılmıştır.<a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow">[4]</a></p>

<p>Buradan <i>“SEGBİS zaten hak ihlalidir”</i> sonucu çıkmamaktadır. Mahkemenin yaklaşımında teknolojinin kullanılması kategorik olarak Anayasa’ya aykırı değildir. Aranan; kişi bizzat hazır bulunmak istediği hâlde SEGBİS’in neden tercih edildiğinin somut ve olaya özgü gerekçelerle açıklanması, müdahalenin gerekli ve ölçülü olmasıdır. Bizzat hazır bulunmayı imkânsız kılan veya ciddi biçimde güçleştiren koşullar ile alternatif tedbirler tartışılmalıdır.<a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow">[5]</a></p>

<p>Emre Kayadibi kararı madalyonun öbür yüzüdür. Başvurucu bazı celselere SEGBİS aracılığıyla katılmış; tutanaklarda bu yönteme itiraz ettiği görülmemiş; sonraki celsede bizzat hazır edilmiştir. Müdafii de duruşmalara katılmıştır. Mahkeme, başvurunun bu kısmını açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a></p>

<p>Görüldüğü üzere mesele kullanılan teknoloji değil, teknolojinin etkili katılımı ne ölçüde koruduğudur. İçtihat da canlılığını sürdürmektedir: Anayasa Mahkemesi, Mehmet Dağlı ve diğerleri kararında sanıkların bizzat hazır bulunma taleplerinin reddedilmesini ve duruşmaya uzaktan katılımlarının sağlanmasını yeniden ihlal saymıştır.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a></p>

<p><strong>Peki yargı etiğinin bununla ne ilgisi var?</strong></p>

<p>Tam burada konu, usul hukukunun sınırlarını aşmaktadır. Etkili katılım, kişiye teknik olarak söz verilmesinden ibaret değildir. O sözün gerçekten söylenebileceği bir ortamın oluşturulması da gerekir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/turk-yargi-etigi-bildirgesi-tam-metin" rel="dofollow">Türk Yargı Etiği Bildirgesi</a> 6 Mart 2019’da kabul edilmiş ve 14 Mart 2019’da Resmî Gazete’de yayımlanmıştı. İlkelerin uygulamadaki karşılığını somutlaştıran Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 15 Ekim 2025 tarihli ve 2025/1269 sayılı kararıyla kabul edildi. Rehber, mesleki nezaketi yalnızca bir üslup tercihi olarak değil, etik sorumluluk bağlamında ele alması bakımından dikkate değerdir. Rehbere göre hâkim ve savcılar, taraflara kendilerini ifade etmeleri için yeterli zamanı vermeli; hakkın kötüye kullanıldığını gösteren açık bir durum bulunmadıkça tarafları, vekillerini ve yasal temsilcilerini <i>“makul ölçüde sabırla”</i> dinlemelidir.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">[8]</a></p>

<p>Rehberin aynı paragrafındaki bir cümle, doğrudan tartışmamızın kalbine götürmektedir: Hâkimler ve savcılar, <i>“taraflardan birini layıkıyla dinlemeden verdikleri kararların hukuken doğru olsa bile adil olmayacağının bilincinde olmalıdırlar.”</i><a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">[9]</a></p>

<p>Bu cümlenin pratikteki karşılığı bellidir. Derdini anlatmaya çalışan tarafa <i>“bunlar zaten dilekçenizde yazıyor”</i> denilip geçilmesi, her somut olayda savunma hakkının ihlali sonucunu doğurmayabilir; ancak o kişi, kendisinin duyulmadığı hissiyle salondan ayrılır. Küçümseyici bir tutum, sürekli kesilen bir söz veya daha baştan karar verildiği izlenimi veren bir davranış, savunma şeklen kullanılabilse bile gerçek katılımı zayıflatır. Hitap biçimi, jestler ve yüz ifadeleri gibi görünüşte küçük ayrıntılar, tarafların yargılamanın tarafsızlığına ilişkin algısını etkileyebilir.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10" title="">[10]</a></p>

<p>Bir kişiye <i>“savunmanı yap” </i>demek başka, savunmasını gerçekten yapabileceği koşulları sağlamak başkadır.</p>

<p><strong>Teknoloji tek başına çözüm değil, tek başına sorun da değildir</strong></p>

<p>SEGBİS tartışması bu çerçevede ele alınmalıdır. Sanığın sesinin ve görüntüsünün salona ulaşması, yalnızca bağlantının kurulduğunu gösterebilir. Hukuken sorulması gereken sorular ise başkadır: Sanık duruşmayı takip edebilmiş midir? Müdafiiyle gerektiğinde gizli iletişim kurabilmiş midir? O celsede önemli deliller tartışılmış veya esas hakkında mütalaa verilmiş midir? Sanık bizzat bulunmak istemişse bu talep hangi somut gerekçeyle reddedilmiştir? Bunlar cevaplanmadan yalnızca bağlantının kurulmuş olmasına bakmak, etkili katılımı gereğinden fazla daraltır.<a href="#_ftn11" name="_ftnref11" title="">[11]</a></p>

<p>Aslında bu soruların cevabı çoğu zaman dosyada, özellikle duruşma tutanağında görünür hâle gelir. Sanığa duruşmada bizzat hazır bulunmak isteyip istemediği sorulmuş mu, cevabı yazılmış mı? SEGBİS’in neden tercih edildiği, tek cümleyle de olsa gerekçelendirilmiş mi? Sanığın müdafiiyle mahkemenin duyamayacağı biçimde görüşebilmesi için ara verilmiş mi? Bunların hiçbiri fazladan iş değildir; bunlar, sonradan <i>“etkili katılım sağlandı mı?”</i> sorusuna cevap verecek kayıtlardır.<a href="#_ftn12" name="_ftnref12" title="">[12]</a></p>

<p>Aynı değerlendirmeyi ters yönden de yapmak gerekir. Yargı hizmetlerinde teknolojiden yararlanmak başlı başına sakıncalı değildir; SEGBİS, mesafe, güvenlik ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması bakımından yarar sağlayabilir. Anayasa Mahkemesi de teknolojiyi yasaklayan değil, teknoloji ile temel haklar arasında denge arayan bir çizgide durmaktadır. Uzaktan katılıma ilişkin usul hükümleri de gelişmektedir. <a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">7589 sayılı Kanun</a>’un 22. maddesiyle HMK m. 149’a eklenen dördüncü fıkra, hukuk yargılamasında uzaktan duruşmaya katılanlar bakımından—ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma hâlleri dışında—elle atılan imzaya ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını düzenlemiştir. Değişiklik 31 Ekim 2026’da yürürlüğe girecektir. Bu düzenleme hukuk yargılamasına ve imza usulüne ilişkindir; ceza yargılamasında SEGBİS’e ilişkin anayasal ölçütleri değiştirmemektedir.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13" title="">[13]</a></p>

<p><strong>Adil yargılanma yalnızca doğru karar vermek değildir</strong></p>

<p>Adil yargılanma hakkı, mahkemenin sonunda doğru hukuki sonuca ulaşmasından ibaret değildir. O sonuca nasıl bir süreçten geçilerek varıldığı da önemlidir.</p>

<p>Bu nedenle etkili katılımın iki yönü olduğu kanaatindeyim. Birinci yön doğrudan usule ilişkindir: Kişiye duruşmada hazır bulunma, delilleri öğrenme, bunlara karşı çıkma ve savunmasını ortaya koyma imkânı verilmelidir. İkinci yön ise yargısal tutumla ilgilidir: Kişinin kendisini gerçekten ifade edebileceği, insan onuruna saygılı, tarafsız ve önyargıdan uzak bir ortam kurulmalıdır. Anayasa Mahkemesi kararları birinci yönü anayasal güvenceyle pekiştirirken Türk Yargı Etiği Bildirgesi ile Rehberi ikinci yönü görünür kılmaktadır.</p>

<p>İkisi birlikte okunduğunda varılacak sonuç şudur: Önemli olan kişinin salonda ya da ekranda görünmesi değil, kendisini ilgilendiren yargılamada gerçekten duyulmasıdır.</p>

<p>Dipnotlarda kullanılan kaynaklar</p>

<p><a name="_Hlk239234420"></a>Anayasa Mahkemesi:<a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow"> Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672</a>, 6/2/2020, özellikle §§ 74, 78-104<a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow">; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732</a>, 6/2/2020, özellikle §§ 60, 66-70, 81-86; Emre Kayadibi, B. No: 2020/22889, 4/10/2023, §§ 3-5, 12-17; Mehmet Dağlı ve diğerleri, B. No: 2022/79028, 23/12/2025.</p>

<p>AİHM: T./Birleşik Krallık [BD], B. No: 24724/94, 16/12/1999, § 84; S.C./Birleşik Krallık, B. No: 60958/00, 15/6/2004, §§ 28-29; Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/10/2006, § 67, §§ 72-76; Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, 2/11/2010, §§ 97, 102, 104; “Hearings via video link”, Key Theme, güncelleme 28/2/2026, ss. 1-3.</p>

<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu: <a href="http://www.hukukihaber.net/turk-yargi-etigi-bildirgesi-tam-metin" rel="dofollow">Türk Yargı Etiği Bildirgesi</a> (kabul: 6/3/2019; RG, 14/3/2019, S. 30714); Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi (HSK Genel Kurulu, 15/10/2025, Karar No: 2025/1269), özellikle s. 28, prg. 19.</p>

<p>Mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 196/4; <a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow">7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</a> (RG, 31/7/2026, S. 33326) m. 22 ve m. 26/b; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 149/4</p>

<p>ULAŞAN, Fatih, “Yargılamaya Etkili Katılım Açısından Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nin Adil Yargılanma Hakkına Katkıları”, Adalet Dergisi, S. 72, 2024, ss. 155-177; metinde özellikle ss. 158-160, 163 ve 174-175’ten yararlanılmıştır. DOI: 10.57083/adaletdergisi.1483988.</p>

<p>ATEŞ, Burak, “Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı ve SEGBİS Sistemi”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 51, 2022, ss. 443-482. DOI: 10.54049/taad.1140201.</p>

<p><img alt="Fatih Ulaşan" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2024/12/fatih-ulasan.jpg" / width="200" height="201"></p>

<p><strong>Doç. Dr. Fatih ULAŞAN</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Cumhuriyet Savcısı</strong></p>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999">-Bu ayrım ve etkili katılımın unsurları için bkz. Fatih Ulaşan, “Yargılamaya Etkili Katılım Açısından Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nin Adil Yargılanma Hakkına Katkıları”, Adalet Dergisi, S. 72, 2024, DOI: 10.57083/adaletdergisi.1483988; AİHM, T./Birleşik Krallık [BD], B. No: 24724/94, 16/12/1999 S.C./Birleşik Krallık, B. No: 60958/00, 15/6/2004.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999">-AİHM, Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/10/2006; AİHM, “Hearings via video link”, Key Theme, güncelleme 28/2/2026.</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999">-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 196/4. Normun Anayasa Mahkemesi içtihadındaki değerlendirmesi için bkz.</span><a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999"> AYM, Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020.</span></a><span style="color:#999999"> Konunun genel incelemesi için ayrıca bkz. Burak Ateş, “Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı ve SEGBİS Sistemi”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 51, 2022, DOI: 10.54049/taad.1140201.</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[4]-AYM, Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, §§ 99-104; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/durusmaya-ses-ve-goruntu-bilisim-sistemiyle-katilimin-saglanmaya-calisilmasi-nedeniyle-durusmada-hazir-bulunma-hakkinin-ihlal-edilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">[5]-AYM, Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, §§ 90-104; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020.</span></a></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999">-AYM, Emre Kayadibi, B. No: 2020/22889, 4/10/2023.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999">-AYM, Mehmet Dağlı ve diğerleri, B. No: 2022/79028, 23/12/2025.</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">[8]</span></a><span style="color:#999999">-HSK, </span><a href="http://www.hukukihaber.net/turk-yargi-etigi-bildirgesi-tam-metin" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Türk Yargı Etiği Bildirgesi,</span></a><span style="color:#999999"> kabul: 6/3/2019, RG, 14/3/2019, S. 30714; HSK Genel Kurulu, Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi, 15/10/2025.</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">[9]</span></a><span style="color:#999999">-Türk Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi.</span></p>

<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10" title=""><span style="color:#999999">[10]</span></a><span style="color:#999999">-Yargı Etiği Bildirgesi Rehberi.</span></p>

<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11" title=""><span style="color:#999999">[11]</span></a><span style="color:#999999">-Benzer değerlendirme ölçütleri için “Video bağlantısında teknik engel bulunmaması ve müdafiyle etkili ve gizli iletişim gerekleri için bkz. AİHM, “Hearings via video link”, Key Theme, güncelleme 28/2/2026.</span></p>

<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12" title=""><span style="color:#999999">[12]</span></a><a name="_Hlk239268706"><span style="color:#999999">-Benzer değerlendirme ölçütleri için “</span></a><span style="color:#999999">Hearings via video link”, Key Theme, güncelleme 28/2/2026.</span></p>

<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13" title=""><span style="color:#999999">[13]</span></a><span style="color:#999999">-</span><a href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayimlandi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</span></a><span style="color:#999999">, RG, 31/7/2026, S. 33326, m. 22 ve m. 26/b; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 149/4. Kanun’un 26/b maddesi uyarınca 22. madde, yayım tarihinden üç ay sonra 31/10/2026’da yürürlüğe girer.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/durusmada-bulunmak-yetmez-etkili-katilim-segbis-ve-yargi-etigi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/teradhak.jpg" type="image/jpeg" length="45031"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'nun yeni hizmet binası açıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosunun-yeni-hizmet-binasi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosunun-yeni-hizmet-binasi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından İstanbul Barosu’na kazandırılan, mesleki eğitim, araştırma ve sosyal dayanışma çalışmalarına yeni bir merkez oluşturacak hizmet binası, törenle açıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından İstanbul Barosu’na kazandırılan, mesleki eğitim, araştırma ve sosyal dayanışma çalışmalarına yeni bir merkez oluşturacak hizmet binası, TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan ile TBB Başkan Yardımcıları Av. Ercan Demir ve Av. Bahar Gültekin Candemir, Genel Sekreter Av. Ahmet Erdem Ekmekçi, Sayman Av. Ramazan Erhan Toprak ve Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Kemal Aytaç, Av. Makbule Tanış, Av. Talat Göğebakan, Av. Nizam Dilek ve Av. Ali Bayram’ın katıldığı törenle açıldı.</p>

<p>BaroAkademi, BaroKütüphane ve BaroLokal’i aynı çatı altında buluşturan İstanbul Barosu Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi; mesleki eğitimden akademik çalışmalara, staj eğitiminden meslektaşların bir araya gelebileceği sosyal alanlara uzanan çok yönlü bir hizmet yapısı olarak faaliyet gösterecek.</p>

<p>Yaklaşık 1.380 metrekarelik kullanım alanına sahip merkez; derslikleri, seminer salonları, kütüphanesi ve sosyal alanlarıyla başta İstanbul Barosu mensupları olmak üzere Türkiye’nin farklı illerinden avukatların kullanımına açık olacak.</p>

<p>Yeni hizmet binasının İstanbul Barosu’na kazandırılması, Türkiye Barolar Birliğinin meslek örgütlerinin kurumsal kapasitesini güçlendirmeye yönelik desteğinin somut örneklerinden biri oldu. TBB tarafından İstanbul Barosu’na kazandırılan bina, kapsamlı yenileme çalışmalarının ardından mesleğin ihtiyaçlarına uygun biçimde düzenlenerek hizmete hazır hâle getirildi.</p>

<p><strong>SAĞKAN: “TAŞTAN, DEMİRDEN YAPILI BİR BİNA DEĞİL ARTIK; RUHU OLAN BİR BİNA”</strong></p>

<p>Açılış töreninde konuşan TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, İstanbul Barosu Başkanı, TBB Yönetim Kurulu üyeleri, hukukçu milletvekilleri, meslektaşları ve İstanbul Barosu çalışanlarını selamlayarak, törene katılanlara Türkiye Barolar Birliği adına teşekkür etti.</p>

<p>Bir gün önce 107. yıl dönümü kutlanan Sivas Kongresi’ni hatırlatan Sağkan, Millî Mücadele’nin ve Cumhuriyetin kuruluş sürecinin önemli dönüm noktalarının, Cumhuriyeti kuranların bıraktığı emanete sahip çıkma sorumluluğunu her kuşağa yeniden hatırlattığını belirtti. Yeni hizmet binasının açılışını da bu sorumluluğun günümüzdeki karşılıklarından biri olarak değerlendiren Sağkan, Cumhuriyetin hukuk alanında gerçekleştirdiği dönüşüme dikkat çekti.</p>

<p>Sağkan, “Cumhuriyetin en önemli devriminin hukuk devrimi olduğunu biliyoruz. Bizi kula kul olmaktan çıkarıp birey yapan Cumhuriyet, aynı zamanda haklarımızın korunması için de bir hukuk devletini hayata geçirmişti. O hukuk devletinin korunmasını da Türkiye’deki avukatlara ve onların meslek örgütü olan barolara yüklemişti.” dedi.</p>

<p>Bu sorumluluğun mesleki alandaki en önemli karşılıklarından birinin avukatların bilgi, birikim ve mesleki kapasitelerinin sürekli güçlendirilmesi olduğunu ifade eden Sağkan, baroların staj ve meslek içi eğitimler yoluyla üstlendikleri görevin doğrudan yurttaşların adalete erişimiyle bağlantılı olduğunu vurguladı. Donanımlı avukatların yurttaşların hak arama özgürlüğünün ve adalete erişiminin güvencesi olduğunu belirten Sağkan, yeni merkezin bu açıdan önemli bir işlev üstleneceğini kaydetti.</p>

<p>Yeni hizmet binasının bundan sonra taşıyacağı anlamı anlatan Sağkan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Bugün bulunduğumuz bina, tarihî bir bina olmakla birlikte taştan, demirden yapılı bir bina değil artık; ruhu olan bir bina. İçerisinde yüzlerce, binlerce stajyer avukatın, meslektaşımızın meslek içi eğitimlerle tecrübeleneceği; yemin törenlerinin yapılacağı, mesleğin kurallarına ve onuruna uygun davranacağına yemin eden gencecik meslektaşlarımızın buradan sokağa çıkıp yurttaşlarımızın yanında yer alacağı bir bina.”</p>

<p>Sağkan, merkezin derslikleri, seminer salonları, kütüphanesi ve sosyal donatılarıyla başta İstanbul Barosu mensupları olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanındaki avukatlara hizmet vereceğini belirterek, yeni hizmet binasının İstanbul Barosu’na ve meslektaşlara hayırlı olmasını diledi; tüm avukatların yeni adli yılını kutladı.</p>

<p><strong>KABOĞLU: “İSTANBUL BAROSU’NA YENİ BİR ETKİNLİK ALANI KAZANDIRDIK”</strong></p>

<p>İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu da açılış konuşmasında, TBB Başkanı Sağkan ve TBB Yönetim Kurulu üyelerinin açılışa katılmalarının kendileri açısından özel bir anlam taşıdığını belirterek, yeni hizmet binasının İstanbul Barosu’na kazandırılmasında Türkiye Barolar Birliğinin sağladığı katkıya teşekkür etti.</p>

<p>İstanbul Barosu yönetiminin göreve gelmesinin ardından Beyoğlu’nun yanı sıra Kartal, Çağlayan ve Bakırköy’de mesleki faaliyetlere hizmet edecek yeni alanlar oluşturmak amacıyla yürüttükleri çalışmalara değinen Kaboğlu, yeni hizmet binasının İstanbul Barosu’nun kullanımına sunulmasında ve kapsamlı yenileme çalışmalarının tamamlanmasında Türkiye Barolar Birliğinin kurumsal ve mali desteğinin belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p>Kaboğlu, merkezin taşıdığı önemi şu sözlerle ifade etti:</p>

<p>“5 Eylül 2026 günü bu binanın İstanbul Barosu Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi olarak açılması, İstanbul Barosu’na yeni bir etkinlik alanı katacaktır. Tabii ki yalnızca İstanbul Barosu’na değil; çünkü Türkiye’deki üç avukattan birinin bulunduğu İstanbul Barosu aslında bütün Türkiye’ye hizmet sunmaktadır.”</p>

<p><strong>YENİ MERKEZ STAJ EĞİTİMİNİN KAPASİTESİNİ DE ARTIRACAK</strong></p>

<p>Yeni merkezin özellikle staj eğitimi bakımından önemli bir ihtiyaca karşılık vereceğini belirten Kaboğlu, 2026–2027 adli yılı başlangıcında İstanbul Barosu’na 2 bin 500 stajyer avukat adayının başvurduğunu söyledi. İlk 250 kişilik grubun açılış dersinin gerçekleştirildiğini aktaran Kaboğlu, yeni binanın sağladığı imkânlarla staj eğitimlerinin üç ayrı salonda sürdürülebileceğini ifade etti.</p>

<p>Kaboğlu, yeni hizmet binasının hayata geçirilmesini kurumlar arasındaki dayanışmanın önemli bir sonucu olarak değerlendirerek, başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere sürece katkı sunanlara teşekkür etti.</p>

<p>BaroAkademi bünyesinde staj ve meslek içi eğitimler yürütülürken, BaroKütüphane avukatların akademik ve mesleki çalışmalarına kaynak sağlayacak. BaroLokal’in de önümüzdeki haftalarda faaliyete geçerek merkezin sosyal işlevini tamamlaması planlanıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/adsiz-198.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_1_5092026224013.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_2_5092026224018.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_3_5092026224018.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_4_5092026224018.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_5_5092026224018.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_6_5092026224018.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_7_5092026224018.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260905_istanbul_barosunun_/86663_8_5092026224018.jpeg" title="" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-barosunun-yeni-hizmet-binasi-acildi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/adsiz-197.jpg" type="image/jpeg" length="58839"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukatlara 'silah ruhsatı' ücretinde yüzde 50 indirim]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukatlara-silah-ruhsati-ucretinde-yuzde-50-indirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukatlara-silah-ruhsati-ucretinde-yuzde-50-indirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, avukatların silah ruhsatı ücretlerinde yüzde 50 indirim yapılacağını, yenilemelerden ise ücret alınmayacağını açıkladı. Gürlek, ekim ayında gündeme gelecek pakette boşanma davalarının uzamasını önleyecek tedbirler ile süresiz nafakaya ilişkin düzenlemelerin de yer alacağını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul 2 No’lu Barosu tarafından düzenlenen Adli Yıl Açılış Programı’nda konuştu. Avukatların çalışma koşulları ve mesleki taleplerine ilişkin yürütülen çalışmaları anlatan Gürlek, silah ruhsatı ücretlerinde indirime gidileceğini bildirdi.</p>

<p>Avukatların silah ruhsatı ücretlerine ilişkin talepleri bulunduğunu ifade eden Gürlek, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile görüşmelerin tamamlandığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Bu konuda Maliye Bakanlığımızla görüşmeler yaptık. İnşallah ekim ayındaki pakete, silah ruhsatı ücretlerinin yarısının bir defaya mahsus alınması, daha sonra yenilemede ücretlerin alınmaması konusunda ortak bir mutabakata vardık.”</p>

<p>Beş yıllığına verilen silah taşıma ruhsatının harcı 2026 yılı için 187 bin 941 lira, bulundurma ruhsatının harcı ise 60 bin 147 lira olarak uygulanıyor.</p>

<p><strong>YENİ AVUKATLIK KANUNU HAZIRLIKLARI SÜRÜYOR</strong></p>

<p>Gürlek, 2025-2029 Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında savunmanın güçlendirilmesi ve avukatların adli süreçlere daha etkin katılımının öncelikleri arasında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Yeni Avukatlık Kanunu’na ilişkin hazırlıkların sürdüğünü belirten Gürlek; avukatların bilgi ve belgeye erişim yetkilerinin genişletilmesi, stajyer ve genç avukatların desteklenmesi ile mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi için çalışma yürüttüklerini kaydetti.</p>

<p>CMK ve adli yardım hizmetlerinin güçlendirilmesi, avukatlık hizmetlerindeki vergi yükünün azaltılması, UYAP ve e-Duruşma uygulamalarının geliştirilmesi ile avukatlara yönelik şiddetle mücadele konularını takip ettiklerini dile getiren Gürlek, çalışmaların barolarla istişare içinde yürütüleceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/h-reptkga-a-a-ah-mw-e.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>“AVUKATLAR DAVANIN NE ZAMAN BİTECEĞİNİ BİLMEK ZORUNDA”</strong></p>

<p>Yargılamaların makul sürede tamamlanmasının önemine değinen Gürlek, hakim ve savcıların hedef sürelere uyması gerektiğini belirterek, “Avukatlarımız dava açtığı zaman bu davanın ne kadar sürede biteceğini bilmek zorunda” dedi.</p>

<p>Kira tespit davalarının dokuz ayda, tahliye davalarının ise bir buçuk yılda sonuçlandırılmasının hedeflendiğini aktaran Gürlek, ekim ayında gündeme gelecek pakette boşanma davalarının uzamasını önleyecek tedbirler ile süresiz nafakaya ilişkin düzenlemelerin de yer alacağını bildirdi.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/h-repz-gf-ws-a-ao-ax-p.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>“SAVUNMA HAKKI HUKUK SİSTEMİMİZİN EN GÜÇLÜ VE EN DEĞERLİ UNSURLARINDAN BİRİDİR”</strong></p>

<p>İsimlerin önündeki sıfatlar farklı olsa da aynı amaca hizmet ettiklerini belirten Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Bizler devasa bir çınarın aynı köke bağlı, aynı gövdeye tutunan dalları ve budaklarıyız. Demokratik hukuk sistemimizde ülkemizin evrensel hukuk değerleri bakımından daha ileri noktalara ulaşması konusunda ayrımız gayrımız yok. Yağmurda, fırtınada ve güneşte yani iyi veya kötü her durumda aynı ölçüde etkilenen bir bütünüz” dedi.</p>

<p>İstanbul 2 No’lu Barosu’nun düzenlediği Adli Yıl Açılış Programına katılan Bakan Gürlek, ev sahipliği dolayısıyla Baro Başkanı Avukat Yasin Şamlı ve yönetim kurulunu teşekkür etti.</p>

<p>Yargının üç temel ayağından biri olan savunmayı temsil eden ‘Avukatlık Müessesi’nin hukukun gelişmesi ve demokrasinin güçlenmesine önemli katkı sağladığını ifade eden Bakan Gürlek, “Bu anlayışla faaliyet gösteren ve kıymetli mensuplarını bünyesinde barındıran İstanbul 2 No’lu baromuzun çalışmalarını takdir ile karşıladığımı özellikle ifade etmek istiyorum” dedi.</p>

<p>Bakan Gürlek, yeni adli yılın ülkemiz, milletimiz ve hukuk camiası için hayırlı olması temennisinde bulundu.</p>

<p><strong>“İŞ BİRLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avukatları temsil eden Barolar ile Bakanlığın çalışma ve istişare köprülerini hiçbir zaman koparmadıklarını belirten Bakan Gürlek, “Aksine bu yolların genişletilmesi için iş birliğimizin güçlenmesi için tüm gayretimiz ve samimiyetimizle istişare ortamlarını muhafaza ediyoruz. Aynı zamanda İstanbul 2 No’lu Baromuzun yönetimiyle avukatlarımızın çalışma şartlarını ve mesleki gereksinimleri konusunda oluşturulan çalışma grupları vasıtasıyla daima diyalog halinde olduğumuzu bilmenizi isterim” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bakan Gürlek, göreve geldiği tarihten itibaren gerçekleştirdiği İl ziyaretlerinde mutlaka baroları ve baro yönetimlerini ziyaret ettiğini ifade etti.</p>

<p>Aynı zamanda Bakan Gürlek, İstanbul 2 No’lu Barosunun meslek odaklı anlayışını son derece kıymetli bulduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>“DEVASA BİR ÇINARIN DALLARI VE BUDAKLARIYIZ”</strong></p>

<p>İsimlerin önündeki sıfatlar farklı olsa da aynı amaca hizmet ettiklerini söyleyen Bakan Gürlek, “Bizler devasa bir çınarın aynı köke bağlı, aynı gövdeye tutunan dalları ve budaklarıyız. Demokratik hukuk sistemimizde ülkemizin evrensel hukuk değerleri bakımından daha ileri noktalara ulaşması konusunda ayrımız gayrımız yok. Yağmurda, fırtınada ve güneşte yani iyi veya kötü her durumda aynı ölçüde etkilenen bir bütünüz. İsimlerimizin önündeki sıfatlar farklı olsa da aynı amaca hizmet eden görev neferleriyiz. Bu sebeple değerli Baromuzun, Bakanlığımıza önerileceği her türlü yapıcı, öngörülü ve çözüm odaklı projeye kapımız sonuna kadar açıktır” diye konuştu.</p>

<p><strong>“BATILI ÜLKELERİN HUKUK VE İNSAN HAKLARI SÖYLEMLERİNDEKİ ÇİFTE STANDARTLARA HEPİMİZ ŞAHİDİZ”</strong></p>

<p>Dünya hukuk düzenin adaletin yerinde ve zamanında tecelli etmesi konusunda çok ciddi bir sınav verdiğini dile getiren Bakan Gürlek, “Açıkça ifade etmek isterim ki evrensel hukuk değerlerini savunduğunu ifade eden batılı ülkelerin yaklaşımını son yıllarda bir güven kaybına uğramış, insanlık onuru çağdaş hukuk anlayışı karşısında adeta sahipsiz bırakılmıştır. Neden bahsettiğimi hepiniz anlamışsınızdır. Son yıllarda Orta Doğu coğrafyamızda çok sayıda insan hakkı ihlalinin yaşandığı, güçlünün zayıfı zulmüyle karşı karşıya bıraktığı, katliamların ve göçe zorlamaların sıradanlaştığı, insanlığın kabullenmemesi gereken ağır bir tabloyla karşılaştığı bir ortamdayız” dedi. Bakan Gürlek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Başta Filistin ve Gazze'de yaşananlar olmak üzere batılı ülkelerin hukuk ve insan hakları söylemlerindeki çifte standartlara hepimiz şahidiz. Yıllardır insan hakları söylemini kendi çıkarları doğrultusunda temelsiz ve ön yargılı bir biçimde örtülü bir baskı aracı haline getiren anlayışların gerçek ve somut mağduriyetler karşısında nasıl körleştiğini, nasıl sağırlaştığını, kendi çıkarları uğruna, zulme, işgale, katliama ve işkenceye karşı nasıl sessiz kaldığını hepimiz görüyoruz. Değerli dostlar, Gazze'de yaşanan zulüm karşısında Türkiye ve birkaç dost ülke haricinde hukuk ve adalet temelinde yeterince güçlü itirazların yükselmediğini görüyoruz.”</p>

<p><strong>“TÜRKİYE MAZLUMUN UMUDU OLMAYA DEVAM EDECEK”</strong></p>

<p>Batının hukuk ve insan hakları alanında oluşturduğu üstünlük iddiası ciddi biçimde sorgulanır hale geldiğini ifade eden Bakan Gürlek, “Batı kendi coğrafyasında yaşanan işgal ve savaşlarda rakip olarak gördüğü ülkelere ait kültür ve sanat eserlerine yönelik yasaklayıcı tutumlar sergileyecek kadar hukuk ve sağduyudan maalesef uzaklaşmıştır” diye konuştu.</p>

<p>Bakan Gürlek Türkiye’nin özellikle bölgede, tarihten aldığı güçlü mirasla mazlumların umudu olmaya devam edeceğini ifade etti. Bakan Gürlek, “Yeter ki iç cephemizi güçlendirelim. Öncelikle ülkemizin güvenli geleceğini inşa edelim ve insanlığın huzur ve barışı için en verimli katkılar sağlamaya devam edelim” dedi.</p>

<p><strong>2 NO’LU BARONUN GAZZE KONUSUNDAKİ HASSASİYETİNİ VURGULADI</strong></p>

<p>Gazze konusunda İstanbul 2 No’lu Barosunun ortaya koyduğu hassasiyet ve gayretin her türlü takdirin üzerinde kıymetli bir mücadele olduğunu vurgulayan Bakan Gürlek, “Baromuz bünyesinde oluşturulan Filistin Komisyonu başta olmak üzere hukukun ve insanlık onurunun savunulması amacıyla yürütülen çalışmaları son derece kıymetli buluyoruz. Baro yönetimini ve siz değerli üyelerimizi bu onurlu mücadelede gösterdiğiniz hassasiyet ve verdiğiniz emekler için gerçekten samimiyetle kutluyorum” dedi.</p>

<p><strong>“SAVUNMA HAKKI HUKUK SİSTEMİMİZİN EN GÜÇLÜ VE EN DEĞERLİ UNSURLARINDAN BİRİDİR”</strong></p>

<p>Avukatlık mesleğinin yalnızca bir meslek olarak görülmemesi gerektiğini, vatana ve millete hizmet noktasında görev bilinciyle hareket eden, saygın ve güven veren bir müessese olduğunu belirten Adalet Bakanı Gürlek, savunma hakkının hukuk sisteminin en güçlü ve değerli unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Türkiye’de barolara kayıtlı 200 binin üzerinde avukat bulunduğunu ifade eden Bakan Gürlek, “Avukatlık yalnızca bir meslek olarak algılanmamalı, vatana ve millete hizmet noktasında görev bilinciyle hareket eden, saygınlığını koruyan ve güven veren bir müessesi olarak yoluna devam etmelidir. Bu kutsal görev bilincine zarar verebilecek ve adil yargılama süreçlerinde kişisel çıkarlar doğrultusunda etkilemeye yönelebilecek tutumlara karşı mesleğin kendi etik değerleri içerisinde güçlü bir hassasiyet gösterilmesinin önemini özellikle ifade etmek isterim. Elbette savunma hakkı hukuk sistemimizin en güçlü ve en değerli unsurlarından biridir. Ancak bu kutsal mesleği temsil eden bazı kişi ve kurumların mesleki amaçlardan uzaklaşarak siyasi veya ideolojik çekişmelerin etkisi altında kalması bizleri son derece üzmektedir.” dedi.</p>

<p><strong>“HİÇBİR MARJİNAL ANLAYIŞIN ETKİSİ ALTINA GİRMEDEN MESLEKİ BAĞIMSIZLIĞINI VE SAYGINLIĞINI MUHAFAZA ETMESİNİ ÖNEMSİYORUZ”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, avukatların mesleki bağımsızlığını ve saygınlığını hiçbir marjinal anlayışın etkisi altında kalmadan muhafaza etmesini önemsediklerini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bu devasa yapı ülkemizin eğitim nesilleri konusunda sahip olduğu ve en önemli zenginliklerinden birisidir. Bununla gurur duyuyoruz. Bu kıymetli birikimin ülkemizin kalkınmasına, birlik ve beraberliğimizin korunmasına ve özellikle hukuk sistemimizin güçlü bir şekilde gelişmesine katkı sunmasını hiçbir marjinal anlayışın etkisi altına girmeden mesleki bağımsızlığını ve saygınlığını daima muhafaza etmesini son derece önemsiyoruz.”</p>

<p><strong>“AYNI AMACA HİZMET EDİYORUZ”</strong></p>

<p>Avukatların çalışma şartlarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların hassasiyetle sürdürüldüğünü belirten Bakan Gürlek, “Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı olarak avukat dostlarımızın çalışma şartlarının iyileşmesine ve adliyelerimizde mesleklerini en iyi şekilde icra edebilmelerine yönelik çalışmalarımızı büyük bir hassasiyette sürdürdüğümüzü bilmenizi isterim. Sizler ve bizler aynı gemide, aynı yöne doğru ilerliyor, aynı amaca hizmet ediyoruz. Ortak gayemiz vatandaşlarımızın adalet sisteminden bekledikleri hizmeti yerinde ve zamanında karşılamaktır.” dedi.</p>

<p><strong>“HEP BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜ HUKUK SİSTEMİ VE ADİL BİR DÜZENİN İNŞASI İÇİN ÇALIŞMALARIMIZIN GEREKTİĞİNİN BİLİNCİNİ MUHAFAZA ETMELİYİZ”</strong></p>

<p>Yargı çatısı altında farklı görevler üstlenilse de ortak amacın adaletin tecellisini sağlamak olduğunu vurgulayan Bakan Gürlek, samimi eleştirilere ve yapıcı önerilere her zaman açık olduklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Vatandaşlarımıza ve devletimize hizmet şuuru ve görev aşkıyla hareket eden paydaşlarız. Sorunlar ve bunlara üreteceğimiz çözümler bizim için en güçlü ortak paydamızdır. Hep birlikte aynı masa etrafında daha güçlü hukuk sistemi ve vicdanlarda karşılık bulan adil bir düzenin inşası için çalışmalarımızın gerektiğinin bilincini muhafaza etmeliyiz. Samimi eleştirilere ve yapıcı önerilere her zaman açığız. Bununla birlikte kişisel çıkarları doğrultusunda devletin kurumlarını itibarsızlaştırmayı amaçlayan haksız ve mesnetsiz yaklaşımlar karşısında kurumlarımızın hukukunu ve itibarını kararlılıkla korumaya devam edeceğiz.”</p>

<p>2025-2029 Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında savunmanın güçlendirilmesi ve avukatların adli süreçlere daha etkin katılımının temel öncelikler arasında yer aldığını ifade eden Bakan Gürlek, Yeni Avukatlık Kanunu hazırlıklarının sürdüğünü kaydetti. Avukatların bilgi ve belgeye erişim yetkilerinin genişletilmesi, stajyer ve genç avukatlara sağlanacak destekler, avukatların mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi dahil birçok alanda çalışma yürütüldüğünü belirten Bakan Gürlek, CMK ve adli yardım hizmetlerinin güçlendirilmesi, avukatlık hizmetlerindeki vergi yükünün azaltılması, adliyelerde çalışma şartlarının iyileştirilmesi, UYAP ve e-Duruşma uygulamalarının geliştirilmesi ile avukata yönelik şiddetle etkin mücadelenin de gündemlerinde olduğunu söyledi.</p>

<p>Bakan Gürlek, “CMK ve adli yardım hizmetlerinin güçlendirilmesi, avukatlık hizmetlerindeki vergi yükünün azaltılması, adliyelerde çalışma şartlarının iyileştirilmesi, UYAP ve E-Duruşma uygulamalarının geliştirilmesiyle avukata yönelik şiddete etkin mücadele konularını da yakından takip ediyoruz. Koruyucu hukuk anlayışının geliştirmesi, avukatlarla temsilin yaygınlaştırılması ve tüm bu çalışmaların barolarımızla güçlü bir istişare içerisinde yürütülmesi konusundaki kararlılığımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum “dedi.</p>

<p>“<strong>AVUKATLARIN SİLAH RUHSATLARINA İLİŞKİN DÜZENLEME YAPILACAK”</strong></p>

<p>Avukatların silah ruhsatlarına ilişkin ücretler konusunda talepleri bulunduğunu ifade eden Bakan Gürlek, şöyle konuştu: “Bu konuda Maliye Bakanlığımızla görüşmeler yaptık. İnşallah Ekim ayındaki pakete silah ruhsatının ücretlerinin yarısının bir defaya mahsus alınması daha sonra yenilemede ücretlerin alınmaması konusunda ortak bir mutabakata vardık.</p>

<p><strong>“HEDEF SÜRELERE MUTLAKA RİAYET EDİLECEK, AVUKATLARIMIZ DAVA AÇTIĞI ZAMAN BİTECEĞİNİ BİLMEK ZORUNDA”</strong></p>

<p>Yargılamaların makul sürede tamamlanmasının önemini anlatan Bakan Gürlek, uzun adli süreçlerin vatandaşlar ve avukatlar açısından oluşturduğu zaman ve emek kaybını önlemeye yönelik çalışmaların uygulamaya geçirildiğini söyledi. Hedef süre uygulamasına özellikle önem verdiklerini belirten Bakan Gürlek, “Özellikle yargıda hedef süreye hâkim-savcı arkadaşlarımız mutlaka riayet edecek. Avukatlarımız dava açtığı zaman bu davanın ne kadar sürede biteceğini bilmek zorunda.” diye konuştu.</p>

<p>Kira tespit davalarının 9 ayda, tahliye davalarının ise 1,5 yılda sonuçlandırılmasının hedeflendiğini belirten Bakan Gürlek, ekim ayında gündeme gelecek pakette boşanma davalarının uzamasını önlemeye yönelik tedbirlerin de bulunduğunu, süresiz nafaka konusunda da Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından bazı yasal düzenlemeler hazırlandığını kaydetti.</p>

<p><strong>“AYNI AİLENİN PARÇASIYIZ”</strong></p>

<p>Uygulamadan geldiği için avukatların yaşadığı soruları yakından bildiğini anlatan Bakan Gürlek konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Ben uygulamadan geliyorum. Yargının üç sacayağından biri avukatlarımızın yaşadığı sorunları yakından biliyorum. Özellikle kalem personeliyle mahkeme kalemlerinde yaşadığı sorunları biliyorum. İnşallah bu konuda da hakim, savcı meslektaşlarımız başta olmak üzere adalet teşkilatımızın diğer meslektaşlarımızın bu konuda avukatlarımıza karşı tutum ve davranışlarında gerekli kibar, nezaket, insan ölçülere ulaşması, hassasiyet gösterilmesi konusunda her gittiğim yerde söylüyorum. Biz geniş bir aileyiz. Aynı ailenin parçasıyız. Biz 27 bin 500 kişilik hakim-savcıyız. Aynı zamanda da 211 bin kişilik bir avukat camiamız aynı ailenin ferdiyiz. İnşallah bu sorunları yeni adli yılımızda sizler de pratikte göreceksiniz.”</p>

<p>Adalet Bakanı Gürlek, güçlü Türkiye'ye giden yolda, adaletin yüzyılına açılan kapıda, sivil anayasanın inşa edilmesi konusunda kararlılıkla yürümeye devam edeceklerini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukatlara-silah-ruhsati-ucretinde-yuzde-50-indirim</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/baro/avukat-silah.jpg" type="image/jpeg" length="34727"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turkiye-uluslararasi-islam-bilim-ve-teknoloji-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turkiye-uluslararasi-islam-bilim-ve-teknoloji-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği, 06 Eylül 2026 Tarihli ve 33362 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>TÜRKİYE ULUSLARARASI İSLAM, BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç </strong></p>

<p><strong>MADDE 1-</strong> (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesine bağlı lisansüstü programlarda yürütülen eğitim-öğretim ve sınavlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam </strong></p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> (1) Bu Yönetmelik, Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde yürütülen lisansüstü eğitim-öğretime ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak </strong></p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü ve 44 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar </strong></p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> (1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) AGNO: Ağırlıklı genel not ortalamasını,</p>

<p>b) Akademik takvim: Lisansüstü programlara öğrenci kabul, kayıt ve bu programlarda yürütülecek eğitim-öğretim faaliyetlerinin başlama ve bitiş tarihlerini içeren takvimi,</p>

<p>c) AKTS: Avrupa Kredi Transfer Sistemini,</p>

<p>ç) ALES: Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>d) Anabilim dalı: Üniversite bünyesindeki eğitim-öğretim hizmeti veren Lisansüstü Eğitim Enstitüsündeki ilgili anabilim dalını,</p>

<p>e) Anabilim dalı akademik kurulu: Enstitü anabilim dalının tam zamanlı öğretim üyelerinden oluşan kurulu,</p>

<p>f) Anabilim dalı başkanı: İlgili Enstitü anabilim dalı başkanını,</p>

<p>g) Anabilim dalı kurulu: Anabilim dalı başkanı ve bilim dalı başkanlarından oluşan kurulu,</p>

<p>ğ) Bilimsel hazırlık programı: Öğrencilerin kabul edildikleri programlarla ilgili akademik eksiklerini gidermek amacıyla en çok iki yarıyıl süren ve eğitim süresi içinde sayılmayan hazırlık eğitimini,</p>

<p>h) Danışman: Tezli yüksek lisans ve doktora öğrencisine rehberlik etmek ve tez danışmanlığı yapmak üzere ilgili anabilim dalı akademik kurulu tarafından önerilen ve Enstitü Yönetim Kurulunca atanan öğretim üyesini,</p>

<p>ı) Doktora yeterlik komitesi: İlgili anabilim dalı kurulunun görüşü alınarak anabilim dalı veya disiplinler arası anabilim dalı başkanlığınca önerilen ve Enstitü Yönetim Kurulunca onaylanan beş öğretim üyesinden oluşan komiteyi,</p>

<p>i) Doktora yeterlik sınavı: Doktora öğrencisinin temel konular ve doktora çalışmasıyla ilgili konularda yeterli bilgi sahibi olup olmadığının sınanmasına yönelik sınavı,</p>

<p>j) Enstitü: Üniversite bünyesindeki Lisansüstü Eğitim Enstitüsünü,</p>

<p>k) Enstitü Kurulu: Müdür, müdür yardımcıları ve anabilim dalı başkanlarından oluşan Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Kurulunu,</p>

<p>l) Enstitü Yönetim Kurulu: Müdür, müdür yardımcıları ve Enstitü Kurulunca seçilecek üç öğretim üyesinden oluşan Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Yönetim Kurulunu,</p>

<p>m) Etik Kurulu: Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde bulunan Etik Kurulunu,</p>

<p>n) ÖSYM: Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığını,</p>

<p>o) Seminer: Öğrencilerin ders döneminde aldıkları bilimsel bir konuyu araştırmaya, literatür takibine, kaynak incelemeye, rapor hazırlamaya ve sunmaya dayanan, yazılı bir rapordan oluşan kredisiz uygulama dersini,</p>

<p>ö) Senato: Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>p) Tez izleme komitesi: Doktora öğrencisinin tez çalışmalarına rehberlik etmek ve yönlendirmek amacıyla biri tez danışmanı olmak üzere en az üç öğretim üyesinden oluşan komiteyi,</p>

<p>r) Uzmanlık alan dersi: Tez danışmanı tarafından açılan, yüksek lisans ve doktora tez öğrencilerine yol gösterme amacıyla yapılan dersi,</p>

<p>s) ÜBYS: Üniversite Bilgi Yönetim Sistemini,</p>

<p>ş) Üniversite: Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesini,</p>

<p>t) Yabancı dil dınavı: Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen merkezi yabancı dil sınavları ile ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarını,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Program Açılması, Kabul, Kayıt ve İlişik Kesme İşlemleri</p>

<p><strong>Lisansüstü programlarının açılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> (1) Lisansüstü programlar; tezli yüksek lisans ve doktora programlarından oluşur.</p>

<p>(2) Lisansüstü program; ilgili anabilim dalı başkanlığının önerisi, Enstitü Kurulunun uygun görüşü üzerine Üniversite Yönetim Kurulu tarafından açılır.</p>

<p>(3) Bölüm veya anabilim dalından farklı ad taşıyan, disiplinler arası bir lisansüstü program açılabilir. Enstitü Müdürü tarafından ilgili anabilim dallarının öğretim üyelerinden biri, ilgili dekanların görüşü alınarak bu programı yürütmek üzere anabilim dalı başkanı olarak görevlendirilir.</p>

<p>(4) Lisansüstü programların öğrenci kontenjanları ilgili anabilim/anasanat dalının önerisi, Enstitü Kurulunun teklifi ve Üniversite Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p>(5) Öğretim elemanı ve öğrencilerin aynı mekânda bulunma zorunluluğu olmaksızın doktora programları hariç uzaktan öğretim programları açılabilir.</p>

<p>(6) Yurt içi ve yurt dışı yükseköğretim kurumları ile ortak lisansüstü programlar açılabilir.</p>

<p>(7) Tezli yüksek lisans programları ikinci öğretim programı olarak yürütülebilir.</p>

<p><strong>Lisansüstü programlara başvuru koşulları </strong></p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> (1) Yüksek lisans programlarına başvurabilmek için lisans mezunu olmak; doktora programlarına başvurabilmek için tezli yüksek lisans mezunu olmak gerekir.</p>

<p>(2) Tezli yüksek lisans ve doktora programına başvurabilmek için adayların, başvurduğu puan türünde 55 puandan az olmamak üzere Senato tarafından belirlenecek ALES veya eşdeğer sınav puanına sahip olmaları gerekir. Ancak konservatuvar programları ile Güzel Sanatlar Fakültesinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının Enstitülerdeki ana sanat ve anabilim dallarına öğrenci kabulünde ve doktora/sanatta yeterlik/tıpta uzmanlık/diş hekimliğinde uzmanlık/veteriner hekimliğinde uzmanlık/eczacılıkta uzmanlık mezunlarının yüksek lisans ve doktora programlarına başvurularında, ALES şartı aranmaz.</p>

<p>(3) Doktora programına başvurabilmek için yabancı dil sınavlarından Senato tarafından daha yüksek bir puan belirlenmemişse en az 55 puan veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından bu puan muadili bir puan alınmış olması gerekir.</p>

<p>(4) Başvuru koşulları ilgili anabilim dalının önerisi, Enstitü Kurulunun teklifi ve Senatonun kararıyla kesinleşir. Başvuru ve kabul koşulları akademik takvime uygun olarak Enstitünün internet sayfasında ilan edilir.</p>

<p>(5) Başvurular elektronik ortamda alınır.</p>

<p>(6) Doktora/sanatta yeterlik/tıpta uzmanlık/diş hekimliğinde uzmanlık/veteriner hekimliğinde uzmanlık/eczacılıkta uzmanlık mezunlarının yüksek lisans ve doktora programlarına başvurularına yönelik değerlendirme işlemleri için Senato tarafından mezun olduğu lisansüstü programa girişteki puan türü veya uzmanlık alanı dikkate alınmaksızın, 55 puandan düşük 75 puandan fazla olmamak üzere bir puan belirlenir ve ilgili programın şartlarında ilan edilir. Bu adaylar daha önceden aldıkları puan türü veya doktora/sanatta yeterlik/uzmanlık alanından, farklı bir alanda başvuru yapabilir. İlan edilen puan, puan türüne bakılmaksızın ALES puanı olarak hesaplamalara dahil edilir.</p>

<p><strong>Yatay geçiş yoluyla öğrenci kabulü </strong></p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> (1) Öğrencinin ilgili programın en güncel asgari başvuru şartlarını sağlamış olması gerekir.</p>

<p>(2) Bir lisansüstü programda en az bir yarıyılı tamamlamış olan başarılı öğrenci, eşdeğer diploma programlarına yatay geçiş yoluyla kabul edilebilir.</p>

<p>(3) Adaylar yatay geçişle ilgili kabul şartlarını sağladığına ilişkin belgeleri başvuru süresi içinde elektronik ortamda Enstitü Müdürlüğüne sunarlar.</p>

<p>(4) Öğrencilerin yatay geçiş başvuruları anabilim dalı tarafından incelenerek eğitim-öğretim başlama tarihinden önce Enstitü Yönetim Kurulunda karara bağlanır.</p>

<p>(5) Öğrencinin intibakı yapılırken alacağı ve muaf tutulacağı dersler, anabilim/anasanat dalı intibak komisyonunun teklifi ve Enstitü Yönetim Kurulunun kararı ile belirlenir. Enstitü Yönetim Kurulu tarafından geçerliliği onaylanan başarılmış derslerin notları öğrencinin not çizelgesine kaydedilir ve akademik ortalamaya katılır.</p>

<p>(6) Yatay geçişlerle ilgili diğer hususlar Senato tarafından karara bağlanır.</p>

<p><strong>Özel öğrenci kabulü </strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Bir yüksek lisans, doktora ya da sanatta yeterlik programına kayıtlı olan öğrenciler, diğer yükseköğretim kurumlarındaki lisansüstü derslere kayıtlı olduğu Enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığının onayı ile özel öğrenci olarak kabul edilebilir. Lisansüstü derslere kabul edilen öğrencilerin özel öğrenci olarak aldığı ve başarılı olduğu derslerin muafiyet işlemleri kayıtlı olduğu Enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığı tarafından yürütülür. Özel öğrenci kabul koşulları ve bu konudaki diğer hükümler Senato tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Uluslararası öğrenci kabulü </strong></p>

<p><strong>MADDE 9-</strong> (1) Uluslararası öğrenci kabul edilecek lisansüstü programlar, başvuru koşulları, son başvuru tarihi, istenen belgeler, kontenjanlar ve diğer hususlar Senato tarafından ilan edilir.</p>

<p><strong>Başvuruların kabulü ve değerlendirilmesi </strong></p>

<p><strong>MADDE 10-</strong> (1) Tezli yüksek lisans ve doktora programına başvuran adayların ön sıralaması; ALES puanının %50’si, lisans/yüksek lisans not ortalamasının %25’i ve yabancı dil puanının %25’i esas alınarak yapılır. Adayın not ortalaması Yükseköğretim Bilgi Sisteminde kayıtlı mezuniyet notu esas alınarak yüzlük sisteme göre değerlendirilir. Yükseköğretim Bilgi Sisteminde, yüzlük notu gösterilmeyen adaylar için Yükseköğretim Kurulu dönüşüm tablosu kullanılır. Sıralamada, ondalık sayılarda virgülden sonraki üç basamak dikkate alınır.</p>

<p>(2) Sıralama sonucunda kontenjan sayısının beş katı kadar aday yazılı ve sözlü bilimsel değerlendirme sınavına çağırılır. Sıralamaya göre son sırada aynı puana sahip birden fazla adayın olması halinde, bu adayların tamamı bilimsel değerlendirme sınavına çağrılır.</p>

<p>(3) Değerlendirmeyi yapacak olan sınav jürisi, anabilim dalı başkanlığınca önerilen ve Enstitü Yönetim Kurulu kararıyla belirlenen üç asıl ve iki yedek öğretim üyesinden oluşur.</p>

<p>(4) Bilimsel değerlendirme sınav jürisi tarafından yapılan yazılı ve sözlü sınavların ortalaması esas alınarak sınav sonucu ilan edilir. Notların eşitliği halinde yabancı dil puanı yüksek olan aday, bunun da eşitliği halinde ALES puanı yüksek olan aday başarılı kabul edilir.</p>

<p>(5) Adayın başarılı olup olmadığını değerlendirebilmek için daha yüksek bir puan belirlenmediği sürece, bilimsel değerlendirme yazılı ve sözlü sınav ortalamasının en az 70 puan olması gerekir.</p>

<p>(6) Bilimsel değerlendirme sınav jürisi, sınav sonuçlarını Enstitüye bildirir. Enstitü, başarılı adaylar arasından kontenjan sayısı kadar asıl ve kontenjan sayısının iki katı kadar yedek adayı belirleyerek programlara kayıt hakkı kazananları ilan eder.</p>

<p><strong>Kayıt </strong></p>

<p><strong>MADDE 11-</strong> (1) Kayıtlar, akademik takvimde belirtilen günlerde yapılır. Süresi içinde kesin kaydını yaptırmayan adaylar kayıt haklarını kaybederler. Gerçeğe aykırı beyana ve/veya sahte veya tahrif edilmiş belgeye dayalı olarak kesin kayıt yaptıranların kayıtları, programa kayıt tarihi itibarıyla iptal edilir. Kendilerine verilmiş olan diploma dahil tüm belgeler geçersiz sayılır ve haklarında yasal işlem yapılır.</p>

<p>(2) Kayıt; şahsen yapılabileceği gibi kanuni temsilci, noterden alınmış vekaletname sahibi ile kanuni/iradi temsilci tarafından ya da elektronik ortamda yapılabilir.</p>

<p>(3) Aynı anda birden fazla lisansüstü programa kayıt yaptırılamaz ve devam edilemez.</p>

<p><strong>Ders kaydı </strong></p>

<p><strong>MADDE 12-</strong> (1) Öğrencilerin bulundukları programdan mezun oluncaya kadar her dönem başında ilan edilen şekilde ve sürede ders kaydı yapmaları gerekir. Ders kaydını yenilemeyen öğrenci o dönem için öğrencilik haklarından yararlanamaz. Ders kaydı işlemlerinden öğrenci sorumludur.</p>

<p>(2) Öğrencinin ders kaydını yapmadığı yarıyıl, azamî öğrenim süresinden sayılır.</p>

<p>(3) Bilimsel araştırma teknikleri ve yayın etiği konusunda derslere lisansüstü programlarda yer verilmesi zorunludur.</p>

<p>(4) Uzmanlık alan dersi; Enstitü Yönetim Kurulunca tezli yüksek lisans ve doktora öğrencileri için danışmanının atandığı tarihten itibaren başlar, Enstitü Yönetim Kurulunun öğrencinin mezuniyetine karar verdiği tarihe kadar devam eder. Bu ders yarıyıl ve yaz tatillerinde de devam edebilir.</p>

<p>(5) Tezli yüksek lisans ve doktora öğrencileri, danışmanı tarafından açılan uzmanlık alan dersini almak zorundadır. Uzmanlık alan dersinin ulusal kredisi bulunmamaktadır. Öğrenci; devam ediyor, başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir.</p>

<p>(6) Dönem başında kayıt yaptıran öğrenciler, ancak akademik takvimde belirtilen günlerde ders ekleme ve silme işlemleri yapabilirler.</p>

<p>(7) Ders kayıt işlemleri danışman onayı ile sonuçlandırılır.</p>

<p>(8) Seçmeli bir derste başarısız olan öğrenci, aynı dersi veya yerine aynı kredili başka bir seçmeli dersi alabilir.</p>

<p><strong>Öğrenci katkı payı ve öğrenim ücreti </strong></p>

<p><strong>MADDE 13-</strong> (1) Yarıyıl kayıt işlemleri, öğrencinin varsa ilgili mevzuat hükümleri uyarınca katkı payı ya da öğrenim ücretini yatırması, yarıyıl ders seçme işlemlerini yapması ve danışmanın ders seçimlerini onaylaması ile gerçekleşir. Süresi içinde katkı payı veya öğrenim ücreti ödemeyen öğrenciler o dönem için kayıt yaptıramaz ve öğrencilik haklarından yararlanamaz.</p>

<p><strong>Kayıt dondurma </strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Öğrenci, belgelendireceği haklı ve geçerli mazeretlerle kayıt dondurma başvurusunda bulunabilir. Kayıt dondurma, Enstitü Yönetim Kurulunun kararıyla kesinleşir. Kaydın dondurulduğu dönem, öğrenim süresinden sayılmaz.</p>

<p>(2) Ders ekle-bırak tarihinden önce kaydı dondurulan öğrencinin ödemiş olduğu katkı payı veya öğrenim ücreti, ders kaydı yapacağı ilk dönemin katkı payından veya öğrenim ücretinden düşülür.</p>

<p>(3) Kayıt dondurma süresi bir defada en az bir dönemdir. Bundan daha uzun kayıt dondurma süreleri YÖK kararları doğrultusunda Enstitü Yönetim Kurulu tarafından kararlaştırılır.</p>

<p>(4) Öğrenci kayıt dondurduğu süre içinde öğrenimine devam edemez; sınavlara giremez.</p>

<p>(5) Kayıt dondurmuş olan öğrenciler kayıt dondurma süresinin bitimini takip eden yarıyılın başında yarıyıl ders kayıtlarını yaptırarak öğrenimlerine kaldıkları yarıyıldan devam ederler.</p>

<p><strong>Ders muafiyeti/intibak </strong></p>

<p><strong>MADDE 15-</strong> (1) Başka lisansüstü programlardan ders alan öğrenciler, bilim/anabilim dalı intibak komisyonunun görüşü ve Enstitü Yönetim Kurulunun kararı ile kayıt yaptırdığı programın benzer derslerinden muaf tutulabilir.</p>

<p>(2) Birinci fıkra dışındaki ders muafiyet işlemleri Enstitü Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Kayıt sildirme ve silme </strong></p>

<p><strong>MADDE 16-</strong> (1) Öğrenciler Enstitü Müdürlüğüne başvurarak kayıtlarını sildirme talebinde bulunabilirler.</p>

<p>(2) Enstitüden kaydı silinen öğrencilerin dosyalarında yer alan şahsi belgeler, talep etmeleri halinde ve gerekli yükümlülükleri yerine getirmeleri kaydıyla kendilerine veya kanuni/iradi temsilcilerine verilebilir.</p>

<p>(3) Kayıt sildirme talebi uygun görülen öğrencinin ödemiş olduğu katkı payı veya öğrenim ücreti iade edilmez.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eğitim ve Öğretimle İlgili Genel Esaslar</p>

<p><strong>Dönemler</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Eğitim-öğretim döneminin başlangıcı, bitişi, yarıyıl/yılsonu sınav tarihleri akademik takvimde ilan edilir.</p>

<p><strong>Derslerin açılması ve ders sorumluları </strong></p>

<p><strong>MADDE 18-</strong> (1) Bir yarıyılda açılacak dersler ve bu dersleri verecek öğretim elemanları, Enstitü anabilim/anasanat dalı kurulunun kararı dikkate alınarak Enstitü Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p>(2) Öğrenciler danışman onayı ile kendi programları dışında dersler seçebilir.</p>

<p><strong>Bilimsel hazırlık </strong></p>

<p><strong>MADDE 19-</strong> (1) Tezli yüksek lisans ve doktora programlarına kabul edilen öğrencilerden iki yarıyılı geçmemesi kaydıyla bilimsel hazırlık dersleri almaları istenebilir. Bilimsel hazırlığı süresinde tamamlayamayan öğrencinin ilgili lisansüstü programdan kaydı silinir.</p>

<p>(2) Bilimsel hazırlığın uygulanmasına ilişkin ilkeler Enstitü Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.</p>

<p>(3) Bilimsel hazırlık programı ile ilgili devam, ders sınavları, ders notları, derslerden başarılı sayılma koşulları, kayıt silme ve diğer esaslar, alınan ders düzeyinin ilgili mevzuatında belirlenen kurallara tabidir. Bilimsel hazırlık dersleri lisansüstü not ortalamasında hesaba katılmaz.</p>

<p>(4) Bilimsel hazırlık programında alınması gereken dersler, ilgili lisansüstü programını tamamlamak için gerekli görülen derslerin yerine geçemez.</p>

<p><strong>Dil yeterliliği ve sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 20-</strong> (1) Öğretim dili Türkçe olan bir lisansüstü programa kabul edilen uluslararası aday, Türkçe yeterliğini Yükseköğretim Kurulu, ÖSYM (e-YDTS), Yunus Emre Enstitüsü (TYS) tarafından uygulanan veya kabul edilen merkezi yeterlik sınav sonucu ile belgelediği takdirde müracaat için belirlenen diğer şartları yerine getirmek kaydıyla, ilgili programa kayıt yaptırabilir.</p>

<p>(2) Öğretim dili Türkçe dışında bir dil olan lisansüstü programa kabul edilen aday, Senato tarafından tanınan sınavlarla ilgili yabancı dil yeterliklerini belgeledikleri takdirde, ilgili programa kayıt yaptırabilir.</p>

<p>(3) Başvurduğu programın öğretim dilinde yeterliği olmayan adayların yabancı dil hazırlık programına kabulü ile ilgili esaslar Enstitü tarafından belirlenir.</p>

<p>(4) Yabancı dil hazırlık programının süresi en çok iki yıldır. Bu süre içerisinde gerekli dil yeterliğini sağlayamayan öğrencilerin ilgili programdan ilişikleri kesilir.</p>

<p><strong>Danışman atama ilkeleri </strong></p>

<p><strong>MADDE 21-</strong> (1) Kayıt yaptıran her tezli yüksek lisans ve doktora öğrencisine en geç birinci yarıyılın sonuna kadar öğrencinin talebi, ilgili anabilim dalı akademik kurulunun önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulunun kararıyla danışman atanır.</p>

<p>(2) Danışman öğretim üyesinin başka bir yükseköğretim kurumuna geçmek suretiyle yer değiştirmesi, emekliye ayrılması veya yükseköğretim üst kurullarında görev alması halinde, başlamış olan danışmanlıkları devam eder.</p>

<p>(3) Öğretim üyesi başına düşen danışmanlık sayısının üst sınırı Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlen sayıya göre düzenlenir.</p>

<p>(4) Danışmanı atanan tezli yüksek lisans ve doktora öğrencileri, danışmanlarının uzmanlık alan dersine; tez dönemine geçen öğrenciler ise tez dersine kayıt yaptırmakla yükümlüdür.</p>

<p>(5) Danışmanlık görevi danışman atanıncaya kadar Enstitü bilim/anabilim dalı başkanı tarafından yürütülür.</p>

<p>(6) İlgili anabilim/anasanat dalı akademik kurulunun gerekçeli önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulunun kararı ile başka bir yükseköğretim kurumundan öğretim üyesi ikinci tez danışmanı olarak belirlenebilir.</p>

<p>(7) Doktora tez danışmanı, en az dört yarıyıl süreyle bir lisans programında veya iki yarıyıl süreyle yüksek lisans programında ders vermiş ve bir yüksek lisans tezi yönetmiş olan ve Üniversite kadrosunda bulunan öğretim üyeleri arasından atanır.</p>

<p>(8) Danışmanın gerekçeli talebi üzerine, Üniversite dışından doktora derecesine sahip kişiler Enstitü Yönetim Kurulunca ikinci tez danışman olarak atanabilir.</p>

<p>(9) Öğrencinin talebi ve danışmanın uygun görüşü üzerine veya danışmanın talebi doğrultusunda Enstitü Yönetim Kurulu tarafından danışman değişikliği yapılabilir. Öğrencinin talebine danışmanın uygun görüş vermemesi hâlinde, Enstitü Yönetim Kurulu danışmanın gerekçesini alarak gerekli kararı verir.</p>

<p><strong>Devam zorunluluğu </strong></p>

<p><strong>MADDE 22-</strong> (1) Programlarda derslere ve uygulamalara devam zorunludur. Her bir dönemde kaydolduğu dersin %80’ine devam etmeyen öğrenci, o dersin yarıyıl sonu sınavına katılma hakkını kaybeder. Öğrencinin sağlık raporu aldığı süreler devamsızlık süresinden sayılır.</p>

<p>(2) Öğrencilerin devam durumları dersin öğretim üyesi tarafından izlenir. Devam şartlarını yerine getirmeyen öğrenciye (DZ) notu verilir.</p>

<p>(3) Öğrencilerin yoklama listeleri, dönem sonu sınav sonuçlarının ilanından itibaren ilgili öğretim üyesi tarafından en az iki yıl süreyle saklanır.</p>

<p><strong>Sınavlar ve başarı puanı </strong></p>

<p><strong>MADDE 23-</strong> (1) Her bir kredili ders için akademik takvimde belirtilen sürelerde bir yarıyıl sonu sınavı yapılır. Sınav, ilgili öğretim elemanı tarafından ÜBYS’de ilan edilen tarihte ve yerde yapılır. ÜBYS’den yapılan ilan tebligat mahiyetindedir.</p>

<p>(2) Kredili derslerde ara sınav yapılıp yapılmayacağı; yapılacaksa sınavların sayısı ve ne şekilde yapılacağı, ilgili öğretim elemanı tarafından ÜBYS üzerinden dönem başında ilan edilir.</p>

<p>(3) Ara sınav ve yarıyıl sonu sınavının ders başarı notuna etki oranları ilgili öğretim elemanı tarafından dönem başında belirlenir ve ÜBYS’den öğrencilere duyurulur.</p>

<p>(4) Kredili derslerde, sınav/ödev/projeler 100 puan üzerinden değerlendirilir.</p>

<p>(5) Sınav evrakı, cevap anahtarı, sınav yoklama listesi ve diğer basılı belgeler sınav sonuçlarının ilanından itibaren ilgili öğretim üyesi tarafından en az iki yıl süreyle saklanır.</p>

<p>(6) Not ortalaması hesaplarında dikkate alınan harf notlarının katsayıları ve puanları aşağıda belirtilmiştir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p><u>Puanlar </u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p><u>Notlar</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p><u>Katsayılar</u></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>90-100</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>AA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>4,00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>85-89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>BA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>3,50</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>80-84</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>BB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>3,00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>75-79</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>CB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>2,50</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>70-74</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>CC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>2,00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>65-69</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>DC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>1,50</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>60-64</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>DD</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>1,00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>50-59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>FD</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>0,50</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>0-49</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>FF</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p>0,00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>Devamsız</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>DZ</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>Sınava girmedi</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>GR</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>Devam ediyor</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>DE</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>BŞ</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>BŞZ</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="112">
   <p>Muaf</p>
   </td>
   <td valign="top" width="79">
   <p>M</p>
   </td>
   <td valign="top" width="60">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>(7) Yüksek lisans programlarında öğrencinin bir dersten başarılı sayılabilmesi için en az (CC), doktora programlarında en az (CB) notu alması gerekir.</p>

<p>(8) Yüksek lisans programlarında (DC), doktora programlarında ise (CC) notuyla başarısız olan öğrencinin ders tekrarında devam zorunluluğu yoktur. Diğer harf notlarıyla başarısız olan öğrencinin ders tekrarında devam zorunluluğu vardır.</p>

<p>(9) (DZ) notu, not ortalaması hesabında (FF) harf başarı notu işlemi görür.</p>

<p>(10) (GR) notu, sınava girme hakkı olduğu halde girmeyen öğrencilere verilir. Bu not, not ortalaması hesabında (FF) harf başarı notu işlemi görür.</p>

<p>(11) Tez çalışmasını sürdüren öğrenciye uzmanlık alan dersi için (DE) notu verilir. Öğrencinin tez çalışmasını sürdürüp sürdürmediği yüksek lisans programlarında tez danışmanı tarafından değerlendirilir. Doktora programlarında ise danışman, tez izleme komitesi tarafından hazırlanan raporları dikkate alarak değerlendirme yapar. Belirlenen sürelerde çalışmalarını tez izleme komitesine sunmayan doktora öğrencilerine başarısız (BŞZ) notu verilir.</p>

<p>(12) Uzmanlık alan dersi, başarılı (BŞ) veya başarısız (BŞZ) harf notu ile değerlendirilir.</p>

<p>(13) Seminer dersi, başarılı (BŞ) veya başarısız (BŞZ) harf başarı notu ile değerlendirilir.</p>

<p>(14) (M) harf notu, muaf olunan dersi ifade eder.</p>

<p>(15) Geçerli bir mazereti nedeniyle ara sınavlara katılamayan ve mazereti ilgili anabilim/ana sanat dalı akademik kurulu tarafından kabul edilen öğrencilere, süresi içinde başvurmaları hâlinde mazeret sınav hakkı verilir. Yarıyıl sonu sınavına giremeyen öğrenciler için yapılacak mazeret sınavı, bütünleme sınavından ibarettir. Bu sınava giremeyen öğrenciler için başka bir mazeret sınavı yapılmaz.</p>

<p>(16) Öğrenciler, mazeret sınavına ilişkin başvurularını mazeretin sona erdiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde Enstitüye dilekçe vererek bildirirler.</p>

<p><strong>Ağırlıklı dönem not ortalaması ve ağırlıklı genel not ortalaması </strong></p>

<p><strong>MADDE 24-</strong> (1) Her dönem sonunda öğrencilerin ağırlıklı dönem not ortalaması ile AGNO’su hesaplanır ve bu hesaplamaya göre başarı durumları belirlenir.</p>

<p>(2) Ağırlıklı dönem not ortalaması, öğrencinin o yarıyılda aldığı tüm derslerin başarı notlarının kredileriyle (AKTS) çarpımları toplamının, o yarıyılda alınan derslerin kredileri (AKTS) toplamına bölünmesiyle hesaplanır.</p>

<p>(3) AGNO’su, öğrencinin ilk yarıyıldan itibaren aldığı tüm derslerin başarı notlarının kredileriyle (AKTS) çarpımları toplamının, ilk yarıyıldan itibaren alınan derslerin kredileri (AKTS) toplamına bölünmesiyle hesaplanır.</p>

<p>(4) Hesaplama sonucu, virgülden sonra iki hane dikkate alınır.</p>

<p><strong>Sınav sonuçlarının duyurulması ve sonuçlara itiraz </strong></p>

<p><strong>MADDE 25-</strong> (1) Sınavlar, ilgili öğretim elemanı tarafından değerlendirilir, hesaplanan notlar akademik takvimde belirtilen süreler içerisinde ÜBYS’ye girilir ve ilan edilir. Sonuçlara, ilan tarihinden itibaren üç iş günü içerisinde ilgili bilim/anabilim dalı başkanlığına dilekçe ile itiraz edilebilir.</p>

<p>(2) İtirazlar, ilgili öğretim elemanı tarafından itiraz dilekçesinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde değerlendirilir. Notlarda değişiklik olması hâlinde, bu değişiklik ilgili öğretim elemanı tarafından talep formunda belirtilir ve söz konusu form bilim/ana bilim dalı başkanlığınca Öğrenci İşleri Dairesi Başkanlığına iletilmek üzere Enstitü Müdürlüğüne gönderilir.</p>

<p>(3) Notlardaki herhangi bir maddî hata, dersi veren öğretim üyesinin başvurusu ve anabilim dalı başkanının onayı üzerine dönem notları için belirlenen son giriş tarihinden itibaren bir hafta içinde Öğrenci İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından düzeltilir.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Yüksek Lisans Programları</p>

<p><strong>Tezli yüksek lisans programı </strong></p>

<p><strong>MADDE 26-</strong> (1) Tezli yüksek lisans programı toplam yirmi bir krediden az olmamak koşuluyla en az sekiz ders, bir seminer dersi ve tez çalışmasından oluşur. Seminer dersi ve tez çalışması kredisiz olup başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir. Tezli yüksek lisans programı bir eğitim-öğretim dönemi 60 AKTS kredisinden az olmamak koşuluyla toplam en az 120 AKTS kredisinden oluşur.</p>

<p>(2) Seminer dersinde yapılacak çalışmaların ve hazırlanacak yazılı raporun çerçevesi, Enstitü tarafından belirlenir. İlgili rapor, dönem sonu sınav sonuçlarının ilanından en geç bir hafta önce anabilim dalı başkanlığı tarafından Enstitüye gönderilir.</p>

<p><strong>Süre </strong></p>

<p><strong>MADDE 27-</strong> (1) Tezli yüksek lisans programı, kayıt yaptırılıp yaptırılmadığına bakılmaksızın toplam dört yarıyıl süreli olup en fazla altı yarıyılda tamamlanır. Program süresinin başlangıcı, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç olmak üzere ilk ders dönemidir.</p>

<p>(2) Dört yarıyıl sonunda öğretim planında yer alan kredili dersleri ve seminer dersini başarıyla tamamlayamayan, gerekli genel not ortalamasını sağlayamayan, azamî süreler içerisinde tez çalışmasını başarı ile tamamlamayan veya tez savunmasına girmeyen öğrencilerin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Yüksek lisans tezi </strong></p>

<p><strong>MADDE 28-</strong> (1) Öğrenci, danışmanıyla beraber belirlediği tez konusunu en geç ikinci yarıyılın sonuna kadar ilgili anabilim dalı başkanlığına önerir. Anabilim dalı kurulu tarafından uygun görülen öneri, ilgili anabilim dalı başkanlığınca Enstitüye gönderilir. Tez konusu, Enstitü Yönetim Kurulu onayı ile kesinleşir. Öğrenci veya danışmanın tez konusuyla ilgili değişiklik talepleri aynı sürece tabidir.</p>

<p>(2) Tez konusunun uygun görülmemesi halinde, Enstitü Yönetim Kurulu değişiklik yapılması hususunu ilgili anabilim dalı başkanlığına bildirir.</p>

<p>(3) Öğrencinin tez aşamasına geçebilmesi ve tez çalışması dersine kayıt yaptırabilmesi için, ilgili yüksek lisans programında en az iki yarıyıl öğrenim görmüş olması, gerekli program dersleri ile bir semineri ve diğer öğrenim etkinliklerini başarıyla tamamlamış bulunması ve tez konusu öneri formunun Enstitü tarafından onaylanmış olması gerekir. Öğrencinin yatay geçiş veya özel öğrencilik kapsamında aldığı derslerin sayılması hâlinde, en az iki yarıyıl öğrenim görme şartı aranmaz.</p>

<p>(4) Tez çalışması için gerekli olan etik kurul onayı, öğrenci tarafından Enstitüye sunulur.</p>

<p>(5) Öğrencinin tez teslim tarihinden önce, kendisinin veya kendisiyle birlikte bir öğretim elemanının yazar olarak yer aldığı anabilim/anasanat dalının uygun göreceği bir kongre, konferans, sempozyum ve benzeri etkinlikte bildiri sunmuş olması veya ilgili anabilim/anasanat dalının uygun göreceği bilimsel bir dergide yayımlanmış makalesinin, çevirisinin veya kitap kritiğinin/incelemesinin bulunması veya ders kitapları veya özgün nitelikte olmayan derleme kitaplar hariç Book Citation Index-WoS’da taranan yayınevlerinde bir uluslararası bilimsel kitap veya uluslararası bilimsel kitap bölümünü yayımlamış olması ya da yayın kabul yazısı almış olması ve ilgili programın mezuniyet için öngördüğü diğer şartları yerine getirmiş olması gerekir. İlgili etkinlikte veya yayında Üniversitenin adının geçmesi şartı aranır.</p>

<p>(6) Öğrenci, tez çalışması sırasında elde ettiği sonuçları, Senato tarafından kabul edilen tez yazım kılavuzuna uygun biçimde yazar ve tezini jüri önünde sözlü olarak savunur.</p>

<p>(7) Öğrenci, yüksek lisans tezini, savunma öncesinde danışmanına sunar. Daha önce hakkında düzeltme kararı verilen tezlerde, öğrenci tezle birlikte yapmış olduğu düzeltmeleri içeren raporunu da danışmanına sunar. Danışman, Enstitü tarafından belirlenen benzerlik oranlarını esas alarak intihal/benzerlik raporunu hazırlar ve tezi, kendi görüşüyle birlikte ilgili anabilim dalı başkanlığına iletir. Anabilim dalı başkanlığı, önereceği tez jürisiyle birlikte tezi Enstitüye gönderir.</p>

<p>(8) Yüksek lisans tez jürisi, Enstitü Yönetim Kurulu kararı ile atanır. Jüri, biri öğrencinin tez danışmanı, en az biri de Üniversite dışından olmak üzere üç veya beş öğretim üyesinden oluşur. Jürinin üç kişiden oluşması durumunda ikinci tez danışmanı jüri üyesi olamaz. Ayrıca en az biri Üniversite dışından olmak üzere, iki yedek jüri üyesi belirlenir. Jüri sayısından bir fazla sayıda tez nüshası Enstitüye teslim edilir.</p>

<p>(9) Yüksek lisans tez sınavı, tezin jüri üyelerine teslim tarihinden itibaren bir ay içinde, jüri tarafından kararlaştırılarak danışman tarafından Enstitüye bildirilen ve Enstitü Yönetim Kurulu tarafından onaylanan gün, yer ve saatte yapılır. Sınav, eksik üyeyle yapılamaz. İlan edilen günde yapılamayan tez sınavı ile ilgili durum bir tutanakla tespit edilerek Enstitüye bildirilir. Aynı usulle en geç on beş gün içinde ikinci bir tez sınav günü belirlenir. Jürinin toplanamaması halinde yapılacak işlemler hakkında Enstitü karar verir.</p>

<p>(10) Tez sınavı, iki bölümden oluşur. İlk bölümde, öğrenci hazırlamış olduğu teze dair bir sunum gerçekleştirir. İkinci bölümde ise jüri üyeleri, tezle ilgili bilimsel değerlendirmelerini ifade ederler. Gerekli gördükleri takdirde jüri üyeleri, öğrenciye tezle ilgili olarak sorular yöneltebilirler. Tez sınavı, öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak gerçekleştirilir.</p>

<p>(11) Tez sınavının tamamlanmasından sonra, jüri tez hakkında salt çoğunlukla kabul, ret veya düzeltme kararı verir. Bu karar, ilgili anabilim dalı başkanlığınca tez sınavını izleyen üç gün içinde Enstitüye tutanakla bildirilir.</p>

<p>(12) Tezi hakkında ret kararı verilen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(13) Tezi hakkında düzeltme kararı verilen öğrenci, istenilen düzeltmeleri yaparak en geç üç ay içinde tezini aynı jüri önünde yeniden savunur. Bu savunma sonunda, tezi hakkında ret kararı verilen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(14) Tez savunma sınavında başarılı olan öğrenci; tez yazım kılavuzuna göre hazırladığı yüksek lisans tezinin ciltlenmiş en az bir kopyasını, tezin tamamı ile Türkçe ve İngilizce özetlerini içeren elektronik kopyasını, tezin, tez yazım kılavuzuna uygunluğuna dair danışmanın yazılı görüşü ile birlikte tez savunma sınavına giriş tarihinden itibaren bir ay içinde Enstitüye teslim eder.</p>

<p><strong>Diploma </strong></p>

<p><strong>MADDE 29-</strong> (1) Tez sınavında başarılı olan ve Senato tarafından belirlenen diğer mezuniyet koşullarını sağlayan öğrenciye tezli yüksek lisans diploması verilir. Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci, koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azamî süresinin dolması halinde ilişiği kesilir.</p>

<p>(2) Tezli yüksek lisans diploması üzerinde, öğrencinin kayıtlı olduğu Enstitü anabilim dalındaki programın Üniversite Yönetim Kurulu tarafından onaylanmış adı bulunur. Mezuniyet tarihi tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalı nüshasının teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(3) Tezin tesliminden itibaren üç ay içinde yüksek lisans tezinin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere Enstitü tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilir.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Doktora Programları</p>

<p><strong>Genel esaslar </strong></p>

<p><strong>MADDE 30-</strong> (1) Doktora programı, tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için toplam yirmi bir krediden ve bir eğitim-öğretim dönemi 60 AKTS’den az olmamak koşuluyla en az sekiz ders, seminer, yeterlik sınavı, tez önerisi ve tez çalışması olmak üzere en az 240 AKTS kredisinden oluşur.</p>

<p>(2) Doktora programlarında, Enstitü anabilim dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulu onayı ile diğer yükseköğretim kurumlarında verilmekte olan doktora derslerinden en fazla iki ders seçilebilir.</p>

<p>(3) Doktora çalışması sonunda hazırlanacak tezin, bilime yenilik getirme, yeni bir bilimsel yöntem geliştirme, bilinen bir yöntemi yeni bir alana uygulama niteliklerinden en az birini yerine getirmesi gerekir.</p>

<p>(4) Seminer dersinde yapılacak çalışmaların ve hazırlanacak yazılı raporun çerçevesi, Enstitü tarafından belirlenir. İlgili rapor, dönem sonu sınav sonuçlarının ilanından en geç bir hafta önce anabilim dalı başkanlığı tarafından Enstitüye gönderilir.</p>

<p><strong>Süre </strong></p>

<p><strong>MADDE 31-</strong> (1) Doktora programı, kayıt yaptırılıp yaptırılmadığına bakılmaksızın toplam sekiz yarıyıl süreli olup en fazla on iki yarıyılda tamamlanır. Program süresinin başlangıcı, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç olmak üzere ilk ders dönemidir.</p>

<p>(2) Doktora programı için gerekli kredili dersleri başarıyla tamamlamanın azamî süresi dört yarıyıldır. Bu süre içinde kredili derslerini başarıyla tamamlayamayan ve/veya gerekli genel not ortalamasını sağlayamayan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Kredili derslerini başarıyla bitiren, yeterlik sınavında başarılı bulunan ve tez önerisi kabul edilen ancak tez çalışmasını birinci fıkrada belirtilen on iki yarıyıl sonuna kadar tamamlayamayan öğrencinin ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Doktora yeterlik sınavı </strong></p>

<p><strong>MADDE 32-</strong> (1) Doktora yeterlik sınavları her yarıyıl bir kez olmak üzere akademik takvimde belirtilen süreler içinde yapılır. Öğrenci; derslerini, seminerini, kredisini ve AKTS kredisini başarıyla tamamlamak şartıyla en erken üçüncü, en geç beşinci yarıyılın sonunda yeterlik sınavına girmek zorundadır. Beşinci yarıyıl sonuna kadar yeterlik sınavına girmeyen öğrenci ilk yeterlik sınavından başarısız olmuş sayılır.</p>

<p>(2) Yeterlik sınavları, Enstitü anabilim dalı başkanlığı tarafından önerilen ve Enstitü Yönetim Kurulu tarafından onaylanan biri anabilim dalı başkanı olmak üzere, beş kişilik doktora yeterlik komitesi tarafından düzenlenir ve yürütülür. Komite, anabilim dalını oluşturan bilim dalları için farklı sınavları hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek amacıyla sınav jürileri kurar. Sınav jürisi en az ikisi Üniversite dışından olmak üzere, danışman dahil beş öğretim üyesinden oluşur. Yeterlik sınavı toplantıları öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(3) Doktora yeterlik komitesi, anabilim/bilim dalı başkanlığınca önerilir ve Enstitü Yönetim Kurulu tarafından üç yıl süre ile atanır.</p>

<p>(4) Doktora yeterlik sınavı, yazılı ve sözlü olarak iki bölüm hâlinde yapılır. Sınavlar her bir jüri üyesi tarafından 100 tam puan üzerinden değerlendirilir. Yazılı sınav ortalaması en az 70 puan olan öğrenci sözlü sınava alınır. Sözlü sınav ortalaması da en az 70 puan olan öğrenci başarılı sayılır. Sınav sonuçları, anabilim dalı başkanlığınca yeterlik sınavını izleyen üç gün içinde Enstitüye bildirilir.</p>

<p>(5) Yeterlik sınavında başarısız olan öğrenci başarısız olduğu sınavdan bir sonraki yarıyılda tekrar sınava alınır. Bu ikinci sınava girmeyen veya bu sınavda da başarısız olan öğrencinin doktora programı ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Tez izleme komitesi </strong></p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>(1) Yeterlik sınavında başarılı bulunan öğrenci için ilgili Enstitü anabilim dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulu onayı ile bir ay içinde bir tez izleme komitesi oluşturulur.</p>

<p>(2) Tez izleme komitesi üç öğretim üyesinden oluşur. Komitede tez danışmanından başka Enstitü anabilim dalı içinden ve dışından birer üye yer alır. İkinci tez danışmanının atanması durumunda ikinci tez danışmanı dilerse komite toplantılarına oy hakkı olmaksızın katılabilir.</p>

<p>(3) Tez izleme komitesinin kurulmasından sonraki dönemlerde, Enstitü anabilim dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulu onayı ile üyelerde değişiklik yapılabilir.</p>

<p><strong>Tez önerisi savunması </strong></p>

<p><strong>MADDE 34-</strong> (1) Doktora yeterlik sınavını başarı ile tamamlayan öğrenci, en geç altı ay içinde, yapacağı araştırmanın amacını, yöntemini ve çalışma planını kapsayan tez önerisini tez izleme komitesi önünde sözlü olarak savunur. Öğrenci, tez önerisi ile ilgili yazılı bir raporu sözlü savunmadan en az on beş gün önce komite üyelerine dağıtır.</p>

<p>(2) Tez izleme komitesi, öğrencinin sunduğu tez önerisinin kabul, düzeltme veya reddedileceğine salt çoğunlukla karar verir. Düzeltme için bir ay süre verilir. Bu süre sonunda kabul veya ret yönünde salt çoğunlukla verilen karar, Enstitü anabilim dalı başkanlığınca işlemin bitişini izleyen üç gün içinde Enstitüye tutanakla bildirilir.</p>

<p>(3) Tez önerisi reddedilen öğrenci, yeni bir danışman ve/veya tez konusu seçme hakkına sahiptir. Bu durumda yeni bir tez izleme komitesi atanabilir. Programa aynı danışmanla devam etmek isteyen öğrenci üç ay içinde, danışman ve tez konusunu değiştiren öğrenci ise altı ay içinde tekrar tez önerisi savunmasına alınır. Tez önerisi bu savunmada da reddedilen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Tez önerisi kabul edilen öğrenci için tez izleme komitesi, ocak-haziran ve temmuz-aralık ayları arasında birer defa olmak üzere yılda iki kez toplanır. Öğrenci, toplantı tarihinden en az bir ay önce komite üyelerine yazılı bir rapor sunar. Bu raporda o ana kadar yapılan çalışmaların özeti ve bir sonraki dönemde yapılacak çalışma planı belirtilir. Öğrencinin tez çalışması, komite tarafından başarılı veya başarısız olarak belirlenir. Komite tarafından üst üste iki kez veya aralıklı olarak üç kez başarısız bulunan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(5) Tez önerisi savunmasına geçerli bir mazereti olmaksızın birinci fıkrada belirtilen sürede girmeyen öğrenci başarısız sayılarak tez önerisi reddedilir.</p>

<p><strong>Doktora tezinin sonuçlandırılması </strong></p>

<p><strong>MADDE 35-</strong> (1) Doktora öğrencilerinin, tez teslim tarihinden önce, kendisinin veya kendisiyle birlikte bir öğretim elemanının yazar olarak yer aldığı en az bir makaleyi ilgili anabilim dalının uygun göreceği hakemli bir dergide veya ders kitapları veya özgün nitelikte olmayan derleme kitaplar hariç Book Citation Index-WoS’da taranan yayınevlerinde bir uluslararası bilimsel kitap veya uluslararası bilimsel kitap bölümünü yayımlamış olması veya yayın kabul yazısı almış olması gerekir. İlgili yayında, Üniversitenin adının geçmesi şartı aranır.</p>

<p>(2) Doktora programındaki bir öğrenci, elde ettiği sonuçları Senato tarafından kabul edilen tez yazım kılavuzuna uygun biçimde yazar ve tezini jüri önünde sözlü olarak savunur.</p>

<p>(3) Öğrencinin tezinin sonuçlanabilmesi için en az üç tez izleme komitesi raporu sunulması gerekir.</p>

<p>(4) Öğrenci, doktora tezini savunmadan önce ve düzeltme verilen tezlerde ise düzeltme ile birlikte tezini danışmanına sunar. Danışman, Enstitü tarafından belirlenen benzerlik oranlarını dikkate alarak yazılım programları marifetiyle intihal/benzerlik oranı raporunu hazırlar ve teze ilişkin görüşü ile birlikte tezi ilgili anabilim dalı başkanlığına teslim eder. Anabilim dalı başkanlığı önereceği tez jürisi ile birlikte tezi Enstitüye gönderir.</p>

<p>(5) Doktora tez jürisi, danışman ve Enstitü anabilim dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulu onayı ile atanır. Jüri, üçü öğrencinin tez izleme komitesinde yer alan öğretim üyeleri ve en az ikisi Üniversite dışından olmak üzere danışman dahil beş öğretim üyesinden oluşur. Ayrıca biri Üniversite dışından olmak üzere iki de yedek üye belirlenir. Ayrıca ikinci tez danışmanı oy hakkı olmaksızın jüride yer alabilir.</p>

<p>(6) Doktora tez sınavı, tezin jüri üyelerine teslim tarihinden itibaren bir ay içindeki bir tarihte, Enstitü Yönetim Kurulu tarafından belirlenen gün, yer ve saatte yapılır. Jüri toplantıları eksik üyeyle yapılamaz. İlan edilen günde yapılamayan jüri toplantısı için durum bir tutanakla belirlenerek Enstitüye bildirilir ve en geç on beş gün içinde ikinci bir toplantı günü belirlenir. İkinci kez toplanamayan jüriler konusunda yapılacak işleme Enstitü Yönetim Kurulu karar verir.</p>

<p>(7) Tez savunma sınavı, tez çalışmasının sunumu ve bunu izleyen soru-cevap bölümünden oluşur. Tez savunma toplantıları öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(8) Tez sınavının tamamlanmasından sonra jüri dinleyicilere kapalı olarak, tez hakkında salt çoğunlukla kabul, ret veya düzeltme kararı verir. Tezi kabul edilen öğrenciler başarılı olarak değerlendirilir. Bu karar, Enstitü anabilim dalı başkanlığınca tez sınavını izleyen üç gün içinde Enstitüye tutanakla bildirilir. Tezi başarısız bulunarak reddedilen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir. Tezi hakkında düzeltme kararı verilen öğrenci en geç altı ay içinde gerekli düzeltmeleri yaparak tezini aynı jüri önünde yeniden savunur. Bu savunmada da başarısız bulunan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Doktora diploması </strong></p>

<p><strong>MADDE 36-</strong> (1) Tez savunma sınavında başarılı olan öğrenci; tez yazım kılavuzuna göre hazırladığı doktora tezinin ciltlenmiş en az üç kopyasını, tezin tamamı ile Türkçe ve İngilizce özetlerini içeren elektronik kopyasını, danışmanın tez yazım kılavuzuna uygunluğu yönünden yazılı olarak belirttiği görüşü ve intihal raporu ile birlikte tez savunma sınavına giriş tarihinden itibaren bir ay içinde Enstitüye teslim eder.</p>

<p>(2) Tez sınavında başarılı olmak ve Senato tarafından belirlenen mezuniyet için gerekli diğer koşulları da sağlamak kaydıyla, tezi şekil yönünden uygun bulunan doktora öğrencisine doktora diploması verilir. Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azamî süresinin dolması halinde ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Doktora diploması üzerinde Enstitü anabilim dalındaki programın Üniversite Yönetim Kurulu tarafından onaylanmış adı bulunur. Mezuniyet tarihi tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalı nüshasının teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(4) Enstitü tarafından tezin tesliminden itibaren üç ay içinde doktora tezinin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilir.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Engelli öğrenciler </strong></p>

<p><strong>MADDE 37-</strong> (1) Engellilik durumu ve derecesi sağlık raporu ile kanıtlanmış olan, lisansüstü programlara kayıtlı öğrenci, bu Yönetmeliğin ders almaya ilişkin hükümlerine uymakla yükümlüdür. Ancak engeli nedeniyle herhangi bir dersin gereklerini yerine getirmekte güçlük çekmesi durumunda, danışmanının ve dersin öğretim elemanının onayıyla söz konusu güçlüklerin giderilmesine ilişkin değişiklikler, uyarlamalar, düzenlemeler yapılarak öğrencinin dersi alması sağlanır. Öğrenci dersin gereklerini yerine getiremiyor ise, varsa o derse eşdeğer olan başka bir ders alır.</p>

<p>(2) Lisansüstü programlara kayıtlı engelli öğrenci, 23 üncü maddede belirtilen sınavlara girmek zorundadır. Ancak öğrencinin performansının en iyi şekilde değerlendirilebilmesi için öğrencinin engeli temel alınarak dersi veren öğretim elemanı onayı ile sınav yeri, süresi, biçimi değiştirilip uygun hale getirilebilir. Sınavda kullanılacak özel alfabe, bilgisayar, büyüteç gibi ek gereçler, okumaya ya da yazmaya yardımcı kişi ya da araçlar ilgili Enstitü anabilim dalı başkanlığı tarafından sağlanır.</p>

<p><strong>İzinler </strong></p>

<p><strong>MADDE 38-</strong> (1) Üniversite tarafından, afet ve salgınlarda tez aşamasındaki lisansüstü eğitim öğrencilerine talepleri halinde bir dönem, afet veya salgının aşamasına göre tekrar başvurmaları durumunda bir dönem daha olmak üzere en fazla iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azamî süreden sayılmaz.</p>

<p>(2) Doğum yapan lisansüstü kadın öğrencilere talepleri halinde doğum sonrası iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azamî süreden sayılmaz.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 39-</strong> (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâllerde 2547 sayılı Kanun, 20/4/2016 tarihli ve 29690 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Tebligat ve duyurular </strong></p>

<p><strong>MADDE 40-</strong> (1) İlgili tebligat mevzuatı hükümleri saklı kalmak kaydıyla öğrenciye her türlü tebligat ve duyurular, ÜBYS’den ve öğrencinin resmî kayıtlarda yer alan posta adresine ve/veya öğrenciye Üniversite tarafından sağlanan elektronik posta adresine gönderilerek yapılır.</p>

<p>(2) Öğrenci, Üniversite tarafından sağlanan elektronik posta adresine gönderilen iletileri izlemekle yükümlüdür.</p>

<p><strong>Yürürlük </strong></p>

<p><strong>MADDE 41-</strong> (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme </strong></p>

<p><strong>MADDE 42-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turkiye-uluslararasi-islam-bilim-ve-teknoloji-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="36534"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karşılıklı Hakaret ve Küfürde Kim Ceza Alır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/karsilikli-hakaret-ve-kufurde-kim-ceza-alir</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/IgAapwh3SDg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="46471"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Miras Kalan Evde, Tek Başına Oturan Mirasçı, Diğer Mirasçılara, Kira Öder mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/miras-kalan-evde-tek-basina-oturan-mirasci-diger-mirascilara-kira-oder-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 23:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/heCKYfWcUo0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="36260"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ANAYASA 12. MADDE, Kişiliğe Bağlı Dokunulmaz Devredilmez Vazgeçilmez Temel Hak ve Hürriyetler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/anayasa-12-madde-kisilige-bagli-dokunulmaz-devredilmez-vazgecilmez-temel-hak-ve-hurriyetler</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/80nffuJknF0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="84503"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağ Kalan Eş Tüm Mirası Alabilir mi? Sağ Kalan Eşin Miras Payı Ne Kadardır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel ABA KESİCİ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/sag-kalan-es-tum-mirasi-alabilir-mi-sag-kalan-esin-miras-payi-ne-kadardir</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/NxG_pyEHe2c/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="16421"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çalışmayan Eş Mal Paylaşımından Hak Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/q9zrApwaHn0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="21881"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dolandırıldım Paramı Geri Alabilir miyim? Nasıl Bir Yol İzlemeliyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/PwJqSY6b4hQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44703"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçinin Cumartesi Pazar Çalışması Hangi Durumlarda Fazla Çalışma Sayılır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HxbnVnNAD4Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="13129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçi İşveren Tarafından Fazla Çalışmaya Zorlanabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşveren işçiyi fazla mesaiye zorlayabilir mi, fazla çalışma hangi hallerde hukuka uygundur, hangi durumlarda işçi fazla çalışmayı reddedebilir?</p>

<p>Bu videoda 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde fazla çalışma kavramını, zorunlu fazla mesai şartlarını, yazılı onay gerekliliğini, fazla mesai ücretinin nasıl hesaplanacağını ve işçinin haklarını somut örneklerle açıklıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşverenin tek taraflı talimatının sınırlarını, fazla çalışmayı kabul etmemenin sonuçlarını ve fazla mesai alacağının nasıl talep edileceğini öğrenmek için videoyu izleyin.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mHIgpReRC5E/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="51952"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taşeron İşçi Tazminatlarını ve İşçilik Alacaklarını Kimden Alır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Taşeron işçi alacaklarını kimden talep edebilir?</p>

<p>Bu videoda; taşeron işçi ile asıl işveren arasındaki hukuki ilişki, müteselsil sorumluluk ilkesi, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, ücret alacakları ve diğer işçilik alacaklarının hangi şartlarda taşeron firmadan veya asıl işverenden istenebileceği ayrıntılı ve sade bir dille ele alınmaktadır.</p>

<p>Alt işveren–asıl işveren ilişkisinde Yargıtay uygulamaları, muvazaa kavramı, bordro ve SGK kayıtlarının önemi, zamanaşımı süreleri ve dava sürecinde dikkat edilmesi gereken temel hususlar bu videoda açıklanmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taşeron işçilerin hak kaybı yaşamaması için hukuki çerçeve net ve anlaşılır şekilde aktarılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/UIoYSNE_Jz4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="80463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="55575"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="25028"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="40059"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="53711"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="66900"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="42107"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="61337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="40314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="60417"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
