<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 18 Jun 2026 16:32:54 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dilekçesinde yapay zekanın 'uydurma' künyelerini kullanan avukata soruşturma!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dilekcesinde-yapay-zekanin-uydurma-kunyelerini-kullanan-avukata-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dilekcesinde-yapay-zekanin-uydurma-kunyelerini-kullanan-avukata-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’da bir avukat, dilekçesini güçlendirmek için yapay zekadan yardım alınca kendisini savcılık ve baro soruşturmasının ortasında buldu. Yapay zekanın gerçek Yargıtay kararlarına uydurma esas ve karar numaraları eklediğinin duruşmada fark edilmesi üzerine mahkeme suç duyurusunda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde bir davanın seyri sırasında hazırlanan savunma dilekçesi, yapay zeka teknolojilerinin hukuk dünyasındaki sınırlarını ve doğurabileceği riskleri gözler önüne serdi. Deneyimli bir avukatın, metni güçlendirmek adına yapay zekadan yararlanarak eklediği Yargıtay kararlarının dosya künyelerinin uydurma çıkması, avukat hakkında hem savcılık hem de baro tarafından soruşturma açılmasına neden oldu. Karşı tarafın uyarısıyla fark edilen bu teknik hata üzerine mahkemenin aynı gün başlattığı soruşturmalar, hukuk çevrelerinde de "savunma hakkına baskı" tartışması yarattı.</p>

<p>Kısa Dalga'dan Gülseven Özkan'ın haberine göre; Hakkında soruşturma başlatılan avukat E.Ç., yaptığı açıklamada, Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davada sunulan dilekçenin karşı taraf avukatının duruşma sırasında kullandığı ifadeler nedeniyle hazırlandığını anlattı. E.Ç., mahkemeden yalnızca ilgili avukatın meslek etiği açısından uyarılmasını talep ettiklerini dile getirdi.</p>

<p><strong>“Dilekçenin içeriği değişmedi, içtihat eklenmiş”</strong></p>

<p>E.Ç., dilekçenin hazırlanma sürecini şöyle anlattı:</p>

<p>“Üç avukat birlikte çalışıyorduk ancak dilekçedeki imza bana aitti. Hazırladığımız metnin içeriğini değiştirmedik. Yalnızca dilekçeyi içtihatlarla desteklemek amacıyla yapay zekadan yararlandık. Yapay zeka, mevcut Yargıtay kararlarını ekledi, ancak bu kararlara ait künyeleri yanlış yazdı. Künye dosyanın esas ve karar numarasını içeriyor. Yapay zeka bu konuda ekleme yapmış.”</p>

<p>Avukat E.Ç.’ye göre, sorun kararların içeriğinde değil, kararların esas ve karar numaralarında ortaya çıktı. Yapay zeka üç farklı Yargıtay kararı göstermiş gibi görünse de sonradan yapılan incelemede bunların aynı kararın farklı ve hatalı künyelerle sunulmuş versiyonları olduğunu iddia etti. E. Ç., “Kararlar tamamen uydurma değildi. İçerikleri mevcut olan Yargıtay kararlarıydı. Ancak daire numaraları ve karar künyeleri yanlış yazılmıştı. İçerik doğruydu, numaralar yanlıştı” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Suçlamanın merkezinde karşı avukatın asılsız iddiası var”</strong></p>

<p>E.Ç., söz konusu dilekçenin ortaya çıkış nedeninin karşı taraf avukatının mahkeme sürecindeki açıklamaları olduğunu söyledi. Karşı tarafın bilirkişi raporlarının kendi lehine sonuç vermemesi üzerine müvekkilleri ve avukatları hakkında ağır ithamlarda bulunduğunu iddia eden E.Ç., şöyle konuştu:</p>

<p>“Karşı taraf bilirkişilerin ve avukatların rüşvet aldığını ileri sürdü. Somut bir iddia ortaya koymadan kesin ifadeler kullandı. Biz de bunun avukatlık meslek etiğiyle bağdaşmadığını belirterek mahkemeden gerekli uyarının yapılmasını istedik. Aslında beklediğimiz şey bir özürdü. Bu konu dilekçenin içeriğiydi. Başka bir konu yaratılmak suretiyle örtülü başka bir saldırı yapıldı.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Duruşmada fark edildi, aynı gün suç duyurusu yapıldı”</strong></p>

<p>E.Ç.’nin ifadesine göre, hatalı künyeler duruşma sırasında karşı taraf avukatının dikkat çekmesiyle ortaya çıktı. E. Ç., “Duruşmada bunların uydurma kararlar olduğu söylendi. Açıkçası ben de o anda şaşırdım. Kararların farklı kaynaklardan alındığını düşündüğüm için inceleme yapıp beyanda bulunacağımı söyledim. Ancak aynı gün mahkeme hem Ankara Barosu’na hem de savcılığa soruşturma yazısı gönderdi” dedi.</p>

<p>Avukat E. Ç., mahkemenin kararında “dilekçede belirtilen Yargıtay kararlarının UYAP üzerinden yapılan incelemede belirtilen şekliyle bulunamadığını, numaraların gelişigüzel yazılmış izlenimi verdiği belirtilerek ilgili avukat hakkında Türk Ceza Kanunu kapsamında işlem yapılmasının” istendiği dile getirdi.</p>

<p><strong>“Hangi suçla itham edildiğimi söyleyemediler”</strong></p>

<p>Soruşturma sürecinin en önemli yönünün isnat edilen suçun açıkça belirtilmemesi olduğunu iddia eden E.Ç., savcılık ifadesinde ilk olarak bunu sorduğunu dile getirdi. Avukat, “Normalde bir suç duyurusunda hangi suçtan işlem yapıldığı yazılır. Hakaret denir, iftira denir, rüşvet denir. Burada böyle bir tanımlama yoktu. Savcıya ilk sorduğum soru hangi suçla itham ediliyorum oldu. İfade tutanağında isnat edilen suçun ne olduğu belirtilmedi” diye konuştu. Savunmasında yapay zekanın yanlış yönlendirmesi sonucu ortaya çıkan bir hata bulunduğu yönünde ifade verdiğini anlatan E.Ç., kasıt unsuru olmadan suçtan söz edilemeyeceğini vurguladı. “Ortada sehven yapılmış bir hata var. Kasıt yok. Zaten hangi suçun işlendiği de açıklanabilmiş değil” dedi.</p>

<p><strong>“Yapay zeka kolaylığını keşke kullanmasaydım”</strong></p>

<p>Yaşananlardan sonra yapay zeka kullanımına ilişkin eleştirilerde bulunan E.Ç., mesleki anlamda önemli bir deneyim kazandığını ifade etti. “Bugün dönüp baktığımda keşke o kolaylıktan yararlanmasaydım diyorum. Meslektaşlarım arasında da şaka konusu oldum. 25 yıllık meslek hayatımda ilk kez hem savcılık hem de baro aşamasında bir soruşturmayla karşı karşıya kaldım” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Avukat Hakları Grubu: “Bu süreç savunma faaliyetinin cezalandırılmasıdır”</strong></p>

<p>Avukat Hakları Grubu Ankara Genel Koordinatörü Emrah Altunoğlu ise, yaşananları yalnızca bir yapay zeka tartışması olarak değil, avukatlık faaliyetlerine yönelik bir baskı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Mesleki dayanışma amacıyla E.Ç.’nin yanında olduklarını belirten Altunoğlu, savunma hakkının özgürce kullanılabilmesi gerektiğini vurguladı. Altunoğlu, “Avukatlar kendilerini özgür biçimde ifade edebilmeli. Savunma faaliyetinin sınırları geniş tutulmalı. Aksi halde yurttaşların adil yargılanma hakkı zarar görür. Bu tür soruşturmalar savunma faaliyetini baskı altına alma sonucunu doğurur” dedi.</p>

<p><strong>“BM Havana kuralları açık”</strong></p>

<p>Altunoğlu, uluslararası hukuk açısından da soruşturmanın sorunlu olduğunu iddia etti. Birleşmiş Milletler’in (BM) avukatların rolüne ilişkin temel ilkelerine atıfta bulunan Altunoğlu, avukatların yürüttükleri dava ve duruşmalardaki faaliyetleri nedeniyle idari ya da cezai soruşturmalara maruz bırakılmaması gerektiğini savundu. “Havana Kuralları’nın ilgili hükümleri son derece açık. Avukatlar yürüttükleri dava kapsamındaki söz ve faaliyetleri nedeniyle baskı altına alınmamalı. Türkiye açısından da uluslararası hukuk kurallarının uygulanması anayasal bir yükümlülük” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Ortada kasıt, kusur yok”</strong></p>

<p>Altunoğlu, olayda avukatın kasıtlı hareket ettiğine ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını söyledi. Altunoğlu, “Meslektaşımızın burada bırakın kastını kusur atfedilebilecek bir durumunun dahi bulunmadığını düşünüyoruz. Bir dilekçedeki teknik hata gerekçe gösterilerek soruşturma yürütülüyor. Bu kabul edilemez” sözleriyle soruşturma kararına karşı çıktı. Hakimin tutumunu da eleştiren Altunoğlu, soruşturma kararının yargısal bir değerlendirmeden çok kişisel bir memnuniyetsizliğin sonucu gibi göründüğünü savundu.</p>

<p><strong>“Yapay zeka hukuk alanında da kullanılacak”</strong></p>

<p>Altunoğlu, olayın yapay zeka teknolojilerinin hukuk alanında kullanımına yönelik yeni tartışmaları da gündeme getirdiğini söyledi. Yapay zeka kaynaklı hataların yalnızca avukatları değil, doğrudan yurttaşların haklarını etkileyebileceğini belirten Altunoğlu, hukuk alanında bu teknolojilerin kullanımına ilişkin daha net düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Altunoğlu, “Hukukla ilgili yanlış bir yönlendirme insanların hayatını etkileyebilir. Bu nedenle yapay zekanın hukuk alanındaki kullanımına ilişkin sınırların ve denetim mekanizmalarının tartışılması gerekiyor” dedi.</p>

<p><strong>“Hukuki hata ceza soruşturmasının konusu yapılamaz”</strong></p>

<p>Altunoğlu, hukuki değerlendirmelerin ceza tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının yargı sisteminin işleyişini olumsuz etkileyeceğini savundu.</p>

<p>Altunoğlu, “Savcıların hazırladığı iddianameler sonucunda beraat kararları çıkabiliyor. Hakimlerin verdiği kararlar üst mahkemeler tarafından bozulabiliyor. Bu durum savcıları ya da hakimleri cezai soruşturmanın konusu yapmıyor. Aynı yaklaşım avukatlar için de geçerli olmalı. Hukuki değerlendirmelerin doğruluğunu yargı makamları denetler, bunların ceza soruşturmasına dönüştürülmesi savunma mesleğini baskı altına alır” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dilekcesinde-yapay-zekanin-uydurma-kunyelerini-kullanan-avukata-sorusturma</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/baro/yapay-avukat21.jpg" type="image/jpeg" length="99228"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arabuluculuk Odasında Mahkeme Gölgesi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/arabuluculuk-odasinda-mahkeme-golgesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/arabuluculuk-odasinda-mahkeme-golgesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p><i>Türkiye’de arabuluculuk, mahkemeye alternatif bir müzakere alanı olarak kurgulandı; fakat dava şartı, süre, yetki, vekâletname ve tutanak güvenliği kaygıları içinde giderek kendi özgün karakterini kaybetme riski taşıyor.</i></p>

<p><strong>Arabuluculuk Odasında Mahkeme Gölgesi</strong></p>

<p>Arabuluculuk, Türkiye’de mahkeme koridorlarının dışında daha sakin, daha esnek ve daha insani bir çözüm imkânı olarak anlatıldı. Taraflar yalnızca haklı-haksız ekseninde değil; ihtiyaçlar, menfaatler, ilişkiler, ticari gerçeklikler ve gelecekteki çözüm ihtimalleri üzerinden konuşacaktı.</p>

<p>Fakat yıllar içinde arabuluculuk, hukukçuların dönüştürdüğü bir alan olmaktan çok, hukukçu reflekslerinin dönüştürdüğü bir alana benzemeye başladı.</p>

<p>Bugün birçok dosyada arabuluculuk, gerçek bir müzakere sürecinden çok, dava açılabilmesi için geçilmesi gereken kontrollü bir usul igibi işliyor. Başvuru doğru mu? Süre başladı mı? Taraf teşkili tamam mı? Vekâletnamede özel yetki var mı? İlk toplantıya katılmamanın sonucu ne olacak? Son tutanağa hangi ifade yazılmalı?</p>

<p>Bunların hiçbiri önemsiz değildir. Aksine, sürecin hukuki güvenliği bakımından gereklidir. Ama sorun tam da burada başlıyor: Tutanak güvenliği, arabuluculuğun asgari şartıdır; iyi arabuluculuk değildir.</p>

<p>Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun arabuluculuk tanımı bile odağına sürecte yerine getirilecek usul işlemlerini değil; sistematik tekniklerle tarafları bir araya getirmeyi, müzakereyi kolaylaştırmayı, birbirlerini anlamalarını ve kendi çözümlerini üretmelerini koyar. Yani arabuluculuğun odağında belge değil, temas vardır; tutanak değil, müzakere vardır.</p>

<p>Ne var ki dava şartı arabuluculuk alanı genişledikçe bu refleks giderek zayıfladı. İş uyuşmazlıklarıyla başlayan, ticari uyuşmazlıklar ve tüketici uyuşmazlıklarıyla genişleyen, kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarla gündelik hayatın daha geniş alanlarına yayılan dava şartı arabuluculuk modeli, kurumu nicelik olarak büyüttü. Fakat her büyüme nitelik artışı anlamına gelmez.</p>

<p>Taraflar çoğu zaman çözüm aramak için değil, dava açabilmek için gerekli son tutanağı almak üzere sürece geliyor. Arabulucu da dosyayı gerçek bir müzakere alanı olarak değil, ileride usul tartışmasına yol açmayacak bir işlem olarak yönetmeye başlıyor. Böylece arabuluculuk, mahkemeye alternatif olmaktan çıkıp mahkemeye giriş kapısındaki turnikeye dönüşme riskiyle karşı karşıya kalıyor.</p>

<p>Bu durumun temel sebebi, hukukçu refleksidir.</p>

<p>Hukukçu zihni doğal olarak haklılık, ispat, talep, savunma, zamanaşımı, görev, yetki ve dava şartı kavramlarıyla çalışır. Bu refleks yargılama için gereklidir; avukatlık için de hâkimlik için de vazgeçilmezdir. Fakat arabuluculuk başka bir zihinsel eşik ve çalışma disiplini gerektirir.</p>

<p>Arabulucu zihni şu soruları da sorabilmelidir: Taraflar gerçekten ne istiyor? Talep edilen şey ile ihtiyaç duyulan şey aynı mı? Uyuşmazlığın görünen konusu para ama alttaki mesele güven kaybı olabilir mi? Bir işçi yalnızca alacağını mı istiyor, yoksa görülmeyi ve haksızlığa uğradığının kabul edilmesini mi bekliyor? Bir tacir davayı kazanmak kadar ticari ilişkiyi sürdürmeyi de önemsiyor olabilir mi?</p>

<p>Bu sorulara arabulucunun mevzuat ve usul bilgisi değil, arabuluculuk bilgi ve becerileri yanıt verir.</p>

<p>Bu nedenle arabuluculukta en tehlikeli yanılgılardan biri şudur: “Hukukunu biliyorum; demek ki arabuluculuğu biliyorum.”</p>

<p>Hayır: hukuku bilmek arabuluculuk için zorunludur, fakat arabuluculuğu bilmek demek değildir.</p>

<p>Arabulucu elbette hukuk bilmelidir. Uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olup olmadığını, dava şartı kapsamını, temsil yetkisini, gizlilik ilkesini ve anlaşma belgesinin sonuçlarını bilmelidir. Sürecin hukuki sınırları çizilmeden sağlıklı bir arabuluculuk yapılamaz.</p>

<p>Fakat bunları bilmek, yalnızca zemini netleştirir. Arabulucunun asıl ustalığı, o zemin üzerinde taraflara konuşabilecekleri güvenli alanı açabilmektir.</p>

<p>Bugün uygulamada bu alan çoğu zaman geçiştiriliyor. Arabulucu, tarafların ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak yerine tutanağın ileride tartışılıp tartışılmayacağını düşünmek zorunda kalıyor. Avukat, haklı olarak müvekkilinin usuli ve maddi haklarını korumaya odaklanıyor. Taraflar ise çoğu zaman sürecin ne olduğunu tam anlamadan, “anlaşma varılamadı” yazılı bir belgeyle arabulucunun bürosundan ayrılıyor.</p>

<p>Bu durumda şu soru akla geliyor: Bir süreç hukuken doğru işletilmiş olabilir; ama gerçekten arabuluculuk yapılmış mıdır?</p>

<p>Arabulucu hâkim değildir. Ön inceleme görevlisi değildir. Taraflara kimin haklı olduğunu söyleyen bir gölge yargıç değildir. Arabulucunun varlık sebebi, mahkemenin yapacağını daha hızlı yapmak değil; mahkemenin yapamayacağı şeyi mümkün kılmaktır.</p>

<p>Mahkeme geçmişe bakar; arabuluculuk taraflara geleceği de konuşturur.</p>

<p>Mahkeme talep sonucuyla bağlıdır; arabuluculukta taraflar ihtiyaçlarını ifade etme ve gerektiğinde taleplerini değiştirme fırsatı bulur.</p>

<p>Mahkeme hüküm kurar; arabuluculuk tarafların kendi çözümlerini bulmalarına alan açar.</p>

<p>Bu fark ortadan kalktığında, arabuluculuk yargılamanın ucuz ve hızlı bir versiyonuna dönüşür. Oysa kurumun dünyadaki ve Türkiye’deki amacı bu değildir.</p>

<p>Aynı sorun uzmanlık alanlarında da görülüyor. İş, ticaret, tüketici, kira, sigorta, inşaat, banka-finans gibi alanlarda uzmanlık elbette gereklidir. Ancak uzman arabulucu, “ihtisas mahkemesi hâkimi gibi” davranan kişi değildir. Uzmanlık, uyuşmazlığın yalnızca hukuki değil; sektörel, ekonomik, psikolojik ve ilişkisel boyutlarını da okuyabilmek için anlamlıdır.</p>

<p>Bir iş uyuşmazlığında yalnızca bordroya bakmak yetmez; iş ilişkisinin neden sona erdiğini de duymak gerekir. Bir ticari uyuşmazlıkta yalnızca faturayı görmek yetmez; tarafların piyasadaki itibar ve güven ilişkisini de anlamak gerekir. Bir kira uyuşmazlığında yalnızca emredici hükümlere dikkat etmek yetmez; barınma kaygısı ile mülkiyet hakkı arasındaki çekişmeyi de fark etmek gerekir.</p>

<p>Uzmanlık, arabuluculuğu hukukun sınırlarına hapsetmemeli; hukuki zemini koruyarak müzakere kalitesini yükseltmelidir.</p>

<p>Bugün arabuluculuk uygulamasında sayılar sıkça konuşuluyor: Kaç başvuru yapıldı, kaç dosya anlaşmayla sonuçlandı, yargının iş yükü ne kadar azaldı? Bunlar önemli verilerdir. Ancak arabuluculuğun başarısını yalnızca anlaşma oranlarına indirgemek tehlikelidir.</p>

<p>Çünkü her anlaşma adil değildir. Her son tutanak, gerçek bir müzakerenin ürünü değildir. Her kapanan dosya, gerçekten çözülmüş bir uyuşmazlık anlamına gelmez.</p>

<p>Daha önemli sorular vardır: Taraflar gerçekten konuştu mu? Güçsüz taraf baskı altında mı kaldı? Anlaşma sürdürülebilir mi? Taraflar neye imza attığını anladı mı? Arabulucu, tarafsızlığı ve eşitliği etkin biçimde koruyabildi mi?</p>

<p>Bu sorular sorulmadığında, arabuluculuk uygulaması dosya kapatma istatistiğine dönüşür. Oysa çözüm, yalnızca dosyanın kapanması değildir.</p>

<p>Elbette çözüm, arabuluculuğu usulsüz ve denetimsiz bırakmak değildir. Usul güvenliği gerekir. Tutanak önemlidir. Dava şartı dikkat ister. Vekâlet, süre, yetki, imza ve anlaşma belgesi hafife alınamaz. Hukuki güvenliği olmayan bir arabuluculuk, taraflar için yeni ihtilaflar üretir.</p>

<p>Fakat bütün bunlar arabuluculuğun kabuğudur. Bu yolun özü, tarafların birbirini duyabilmesinde; menfaatlerin görünür hâle gelmesinde, mahkeme kararının sağlayamayacağı esneklikte çözümler üretilebilmesindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avukatların rolü de bu çerçevede yeniden düşünülmelidir. Arabuluculukta avukat, yalnızca dava ihtimaline hazırlanan kişi değildir. Aynı zamanda müvekkili için iyi bir anlaşmanın hukuki, ekonomik ve stratejik değerini ölçebilen profesyoneldir. Arabuluculukta avukatlık, hak kaybını önleme işlevinin yanında çözüm mimarlığı işlevini de içermelidir.</p>

<p>Arabuluculuk hukuksuz olmaz; ama yalnızca hukukla da olmaz.</p>

<p>Bugün arabuluculuğa en büyük zararı, onu bilmeyenlerden çok, yalnızca hukukunu bilip arabuluculuğu da bildiğini zannedenler veriyor olabilir.</p>

<p>Arabuluculuk, dava açmadan önce alınacak belgenin üretildiği yer değildir.</p>

<p>Mahkemenin küçük bir provası değildir.</p>

<p>Tutanakla tamamlanan bir usul oyunu değildir.</p>

<p><strong>Arabuluculuk, tarafların kendi sözünü söyleyebildiği, kendi çözümünü ve kendi geleceğini tasarlayabildiği ölçüde arabuluculuktur.</strong></p>

<p></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" title="Av. Şamil DEMİR"><img alt="Av. Şamil DEMİR" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/09/samil-demir.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" title="Av. Şamil DEMİR">Av. Şamil DEMİR</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/arabuluculuk-odasinda-mahkeme-golgesi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/terazi/arabuluculuk-durusma.jpg" type="image/jpeg" length="54738"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM ve TBB arasında mutabakat zaptı imzalandı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aym-ve-tbb-arasinda-mutabakat-zapti-imzalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aym-ve-tbb-arasinda-mutabakat-zapti-imzalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından ortak finanse edilen, Avrupa Konseyi tarafından yürütülen ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin nihai yararlanıcısı olduğu “Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi” Ortak Projesi kapsamında, Anayasa Mahkemesi ile Türkiye Barolar Birliği arasında kurumsal iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan Mutabakat Zaptı imzalandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi’nde gerçekleştirilen imza töreninde Mutabakat Zaptı, Anayasa Mahkemesi adına Genel Sekreter Murat Azaklı, Türkiye Barolar Birliği adına ise Başkan Yardımcısı Av. Ercan Demir tarafından imzalandı.</p>

<p>Mutabakat Zaptı ile Anayasa Mahkemesinin temel haklar alanındaki kararlarının etkili şekilde uygulanmasına katkı sağlanması, Anayasa Mahkemesi içtihadının avukatlar ve stajyer avukatlar arasında daha geniş şekilde yaygınlaştırılması ve iki kurum arasında sürdürülebilir bir iş birliği mekanizmasının oluşturulması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda ortak eğitim faaliyetleri, karar özetlerinin paylaşılması, tematik uzman toplantıları ve içtihat forumları gibi çalışmalar yürütülecektir.</p>

<p>Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasıyla birlikte, Türkiye Barolar Birliği Öğrenme Yönetim Sistemi (LMS) üzerinden hazırlanan “Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru” çevrim içi eğitim programı da avukat ve stajyer avukatların kullanımına açılmıştır. Anayasa Mahkemesi ve Türkiye Barolar Birliği uzmanlarının katkılarıyla hazırlanan eğitim programı, bireysel başvuru mekanizmasına ilişkin temel kavramlar, kabul edilebilirlik kriterleri ve güncel içtihatlar hakkında kapsamlı bilgi sunmaktadır.</p>

<p>İmza töreninin ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Türkiye Barolar Birliği heyetini kabul etti. Görüşmede bireysel başvuru sisteminin gelişimi, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması, temel hakların korunmasında savunmanın rolü ve Türkiye’de anayasal yargının güncel meseleleri hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.</p>

<p>Toplantıda ayrıca, Anayasa Mahkemesi ile Türkiye Barolar Birliği arasında geliştirilen iş birliğinin önümüzdeki dönemde de güçlendirilerek sürdürülmesinin önemi vurgulandı.</p>

<p>Mutabakat Zaptı, proje süresince oluşturulan iş birliği zemininin kalıcı ve kurumsal bir yapıya kavuşturulmasını amaçlamakta olup, avukatların Anayasa Mahkemesi içtihadına erişiminin kolaylaştırılmasına ve bireysel başvuru mekanizmasının daha etkin işlemesine katkı sağlayacaktır.</p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_1_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_2_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_3_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_4_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_5_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_6_18062026145314.jpeg" title="" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_7_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260618_aym_ve_tbb_arasinda_/86535_8_18062026145314.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aym-ve-tbb-arasinda-mutabakat-zapti-imzalandi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/86535-1-18062026145314.jpeg" type="image/jpeg" length="54425"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/1490 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20211490-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20211490-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 9/12/2025 tarihli ve 2021/1490 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>BİRİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>H.K.</strong> <strong>VE</strong> <strong>DİĞERLERİ</strong><strong> BAŞVURUSU </strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/1490)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Karar Tarihi: 9/12/2025</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>BİRİNCİ</strong> <strong>BÖLÜM</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong><strong>KARAR</strong></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>GİZLİLİK TALEBİ KABUL</strong></p>

<p>​</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col width="15%" />
  <col width="5%" />
  <col width="80%" />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>

   <p>Selahaddin MENTEŞ</p>

   <p>İrfan FİDAN</p>

   <p>Muhterem İNCE</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>Tuğba YILDIZ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Başvurucular</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>H.K. ve diğerleri</p>

   <p>[bkz. ekli listenin (C) sütunu]</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="15%">
   <p><strong>Vekilleri</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="5%">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="80%">
   <p>bkz. ekli tablonun (E) sütunu</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>​</p>

<p><strong>I. BAŞVURUNUN ÖZETİ </strong></p>

<p>1. Başvuru, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından hükmedilen tazminatın yetersiz olması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>

<p>2. Başvurucular, yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.</p>

<p>3. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'la kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvurmaları gerektiğinden birleştirilen başvuruların tamamını kabul edilemez bulmuştur.</p>

<p>4. Bunun üzerine başvurucular, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin hak ettikleri tazminatlarının yasal faiziyle ödenmesi istemiyle muhtelif tarihlerde Tazminat Komisyonuna başvurmuştur. Tazminat Komisyonu, değişik tarihlerde verdiği kararlarda başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir. Tazminat Komisyonu, başvuruculara ayrı ayrı farklı miktarlarda tazminat ödenmesine karar vermiştir.</p>

<p>5. Başvurucular, karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesine (Bölge İdare Mahkemesi) itirazda bulunmuştur. Başvurucular, itiraz dilekçesinde komisyonca takdir edilen tazminat tutarının Anayasa Mahkemesine yapılan emsal başvurular yönünden hükmedilen tazminat miktarıyla kıyaslandığında çok düşük olduğunu iddia etmiştir.</p>

<p>6. Bölge İdare Mahkemesi, başvurucuların itirazının reddine hükmetmiştir. Bölge İdare Mahkemesi, karar gerekçesinde ödenmesine karar verilen tazminat miktarının davanın konusu, uyuşmazlığın niteliği ve şikâyete konu edilen yargılamanın süresi gözönünde bulundurulmak suretiyle makul sürenin aşımıyla orantılı olarak belirlendiği ve bu nedenle hakkaniyete ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM içtihatlarına uygun olduğunu belirtmiştir.</p>

<p>7. Başvurucular, nihai hükümleri öğrendikten sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>8. Başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>9. Ekli listenin (D) sütununda adli yardım talebinde bulunduğu belirtilen başvurucuların ödeme gücünden yoksun oldukları anlaşıldığından adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.</p>

<p>10. Başvurucular, Anayasa Mahkemesinde bireysel başvuru aşamasında geçen sürenin de makul süre hesaplamasına dâhil edilmesi gerektiğini ve tazminat komisyonunca lehe vekâlet ücretine hükmedilmediğini iddia etmiştir. Başvurucular, ayrıca komisyonca takdir edilen tazminat tutarının Anayasa Mahkemesine yapılan emsal başvurular yönünden hükmedilen tazminat miktarıyla kıyaslandığında çok düşük olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>11. Somut olayda temel mesele, başvurucuların taraf oldukları davaların makul sürede tamamlanmaması olduğundan başvuruya konu şikâyetlerin makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.</p>

<p>12. Makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddiasıyla 31/7/2018 tarihine kadar Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular yönünden bir kanun yolu oluşturulmuş olup eldeki hukuk ve ceza yargılamalarına ilişkin başvurularda inceleme söz konusu kanun yolu olan Tazminat Komisyonu kararları ve bu karara karşı itirazı inceleyen Bölge İdare Mahkemesi kararlarına ilişkin olacaktır.</p>

<p>13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>14. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir (<i>Y.T.</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjZiN2QzNDEwLWFiOWQtNDA1Ny03YTEyLTZiZmYwNGNiYzllYw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2016/22418</a>, 30/5/2019, § 47; <i>Murat Haliç </i>[1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjUyY2RkNDQ1LWQzNmUtM2NhMy04ZWM0LTI0MDExNWNlN2FkZQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2017/24356</a>, 8/7/2020, § 44).</p>

<p>15. Öte yandan şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının olması, ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanmasının bir gereğidir. Buna göre kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı yollarının mevzuatta yer alması yalnız başına yeterli olmayıp bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Söz konusu yola başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddiaların bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (<i>İlhan Gökhan </i>[2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmY2ZTBiZWZmLTM3MGUtNDdiZC0wZDYwLTcyMTdjMDJiNGQwMw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2017/27957</a>, 9/9/2020, §§ 47, 49).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>16. Anayasa Mahkemesi içtihadında ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih, sürenin sona erdiği tarih olarak ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği; yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (<i>B.E.</i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjY4OTEzMGU4LWVmMjktZTU5Mi1mYmI5LTI4YzM0MmI5M2I5MA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2012/625</a>, 9/1/2014, § 34).</p>

<p>17. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarda ise yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (<i>Güher Ergun ve diğerleri</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjJmMjU1MjljLTM3N2QtMDA1OS1jOTM2LThkYjJkYzgyNTlhNA&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2012/13</a>, 2/7/2013, §§ 50, 52).</p>

<p>18. Ayrıca ceza ve medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (<i>Güher Ergun ve diğerleri,</i> §§ 41, 45; <i>B.E.</i>, § 29).</p>

<p>19. Somut olayda anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar ile davanın niteliği ve uyuşmazlığın türü dikkate alındığında başvurucuların da taraf olduğu söz konusu cezai ve hukuki uyuşmazlıklara ilişkin yargılama sürelerinin makul olmadığı tartışmasızdır. Nitekim Tazminat Komisyonu da yargılama süresinin makul olmadığı tespitinde bulunmuştur. Başvuruya konu mesele, yargılama süresine göre belirlenen tazminat miktarının anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlara göre giderim sağlayıp sağlamadığı ile ilgilidir.</p>

<p>20. Somut olayda Tazminat Komisyonu tarafından yargılama süresine ilişkin olarak belirlenen tazminat miktarlarının makul sürenin aşımıyla orantılı olarak belirlenmediği, tazminat miktarının yetersiz olduğu, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihadına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır (benzer değerlendirme için bkz. <i>Haluk Ercan ve Mürsel Ünlü</i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmFkMTFkOGU0LWQ0ZjMtZTc2OS01MGMwLWZlMTQyNzE4YjZlMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/6129</a>, 17/6/2020; <i>Burhan Çiçek</i> [2. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjllMjkyNzY5LTc2NDItZTA3Ni1jYjI5LWFlNjRjZWE4ODMwNw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2019/18325</a>, 21/7/2020).</p>

<p>21. Uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı, yargılamanın süresi gözönünde bulundurulduğunda makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilen başvurucular için Tazminat Komisyonunca öngörülen tazminat miktarının yeterli giderim sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu ihlalin giderilmesi için ihdas edilen başvuru yolu olan Tazminat Komisyonunca hükmedilen tazminatın yetersiz olması suretiyle makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.</p>

<p>22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>23. Başvurucuların makul sürede yargılanma hakkı yönünden varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre diğer ihlal iddialarının ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III. GİDERİM </strong></p>

<p>24. Başvurucular, ihlalin tespiti ve tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>25. Başvuruda tespit edilen makul sürede yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOjcxYTU0Nzc3LTdiNjAtYzdhYi1mNzVjLWMwZmJmM2Y2NjUyMQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2014/8875</a>, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2)</i> [1. B.], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmY1NTk2NGNmLTFjNjctMmU2Yy01ZDA2LTg5ZGJiYTc3YTE2Yw&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2016/12506</a>, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3)</i> [GK], B. No: <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/Tumu?id=a2JiOmMyNjlmZWU2LTM5YzUtYmU5ZC0wNWJjLTkyNzhlZTliOTUwYQ&amp;type=BireyselBasvuru" rel="noopener" target="_blank">2020/32949</a>, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>26. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV. HÜKÜM </strong></p>

<p>A. Adli yardım talebinde bulunan ekli listenin (D) sütununda belirtilen başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,</p>

<p>B. Kamuya açık belgelerde başvuruculardan kimliğinin gizli tutulması talebinde bulunanların talebinin KABULÜNE,</p>

<p>C. Makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>D. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>E. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,</p>

<p>F. Kararın bir örneğinin makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere ekli listenin (H) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>G. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,</p>

<p>H. Ekli listenin (D) sütununda belirtilen harç ve (F) sütununda belirtilen vekâlet ücretinin listede gösterildiği şekliyle başvuruculara ÖDENMESİNE,</p>

<p>İ. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>J. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>K. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-20211490-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/yargi/anayadadl4.jpg" type="image/jpeg" length="41774"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2014/13828 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-201413828-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201413828-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 12/9/2018 tarihli ve 2014/13828 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="4" style="color:#010000">TÜRKİYE CUMHURİYETİ</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="5" style="color:#010000">ANAYASA MAHKEMESİ</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">İKİNCİ BÖLÜM</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">KARAR</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">FERAT YÜKSEL BAŞVURUSU</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">(Başvuru Numarası: 2014/13828)</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Karar Tarihi: 12/9/2018</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">R.G. Tarih ve Sayı: 19/10/2018 - 30570</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">İKİNCİ BÖLÜM</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="33">
   <td height="33" width="605">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">KARAR</span></strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Başkan</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">:</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Engin YILDIRIM</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Üyeler</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">:</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Celal Mümtaz AKINCI</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Muammer TOPAL</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Rıdvan GÜLEÇ</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Recai AKYEL</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Raportör Yrd.</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">:</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Zehra GAYRETLİ</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Başvurucu</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">:</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Ferat</span><span style="color:#010000"> YÜKSEL</span></p>
   </td>
  </tr>
  <tr height="30">
   <td height="30" valign="top" width="160">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Vekili</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="13">
   <p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">:</span></strong></p>
   </td>
   <td height="30" valign="top" width="667">
   <p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Av. Nezahat PAŞA</span></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">I.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>BAŞVURUNUN KONUSU</strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">1. Başvuru, yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. </span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">II.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>BAŞVURU SÜRECİ</strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">2. Başvuru 21/8/2014 tarihinde yapılmıştır.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">4. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">5. Komisyonca makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilmezlik kararı verilerek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">III.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>OLAY VE OLGULAR </strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">8. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla 21/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">9. Bireysel başvuru sonrasında 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">10. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeyle yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Komisyon) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">IV.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>İLGİLİ HUKUK</strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">11. 6384 sayılı Kanun'un "<i>Kapsam</i>" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">"Bu Kanun;</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı,</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği,</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış başvuruları kapsar." </span></i></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">12. 6384 sayılı Kanun'un "<i>Komisyon ve çalışma esasları</i>" kenar başlıklı 4. maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:</span></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">"(1) Bu Kanun kapsamında yapılacak müracaatlar hakkında karar vermek üzere Bakanlığın merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişi ile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak bir kişiden oluşan toplam beş kişilik bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı bu üyeler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilir. </span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">3) Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir."</span></i></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">13. 6384 sayılı Kanun'un<i> </i>"<i>Müracaat hakkında karar ve karara itiraz</i>"<i> </i>kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir: </span></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">"(1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içinde karar vermek zorundadır.</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verir.</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezse işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeye ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan müstesnadır."</span></i><span style="color:#010000"> </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">14. 6384 sayılı Kanun'un "<i>Anayasa Mahkemesinde bulunan bazı bireysel başvurular</i> <i>hakkında Komisyona müracaat</i>"<i> </i>kenar başlıklı geçici 2. maddesi şöyledir:</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">"</span><i><span size="2" style="color:#010000">GEÇİCİ MADDE 2- (Ek:25/7/2018-7145/20 md.) (1) Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında olup, münhasıran bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvurular, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Komisyon tarafından incelenir.</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">(2) Komisyona müracaat, müracaat edenin kimlik bilgileri ile Anayasa Mahkemesine başvuru tarihi ve numarasını içeren imzalı bir dilekçeyle yapılır. Dilekçeye, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruya ilişkin form, kabul edilemezlik kararı ve bu kararın tebliğine dair belge ile ihlal iddiasına ilişkin diğer bilgi ve belgeler eklenir.</span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">(3) Müracaat evrakındaki eksikliğin giderilmesi için müracaat edene otuz günü geçmemek üzere süre verilir. Bu süre içinde, geçerli bir mazereti olmaksızın eksikliğin tamamlanmaması hâlinde müracaat reddedilir. </span></i></p>

<p><i><span face="Times New Roman" size="2" style="color:#010000">(4) Bu madde uyarınca Komisyona gelen müracaatlar bakımından 7 nci maddenin birinci fıkrasındaki dokuz aylık süre, on altı ay olarak uygulanır. "</span></i></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">V.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>İNCELEME VE GEREKÇE</strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">15. Mahkemenin 12/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">A.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>Başvurucunun İddiaları </strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">16. Başvurucu, bireysel başvuru konusu yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin ortadan kaldırılması ve tazminat taleplerinde bulunmuştur.</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">B.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>Değerlendirme </strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">17. 6384 sayılı Kanun'a göre kurulan Komisyon, aynı Kanun'un 2. maddesi uyarınca ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da icra edilmediği iddialarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvuruları incelemekle görevlidir. Bu Kanun, makul sürede yargılama yapılmaması ile mahkeme kararlarının icra edilmemesi iddialarıyla 23/3/2013 tarihinden önce AİHM'e yapılmış olan başvurular hakkında uygulanmaktadır.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">18. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2. maddeye göre benzer iddialarla Anayasa Mahkemesine yapılan ve münhasıran bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvuruların da Komisyon tarafından incelenerek karara bağlanması öngörülmüştür. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">19. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi şöyledir:</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">"</span><i><span size="2" style="color:#010000">Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."</span></i></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "<i>Bireysel başvuru hakkı" </i>kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">"</span><i><span size="2" style="color:#010000">İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."</span></i></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">21. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (<i>Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, </i>B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16). </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">22. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir başvuru yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (<i>Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,</i> § 17).</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">23. Başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği, ilke olarak Anayasa Mahkemesine başvurunun yapıldığı tarihteki duruma bakılarak değerlendirilir. Ancak Anayasa Mahkemesi bazı durumlarda bireysel başvuru yapıldıktan sonra oluşturulan yeni başvuru yollarının tüketilmesi gerektiğine de karar verebilir. Özellikle belli bir konudaki yapısal ve sistemik sorunlara çözüm bulmak amacıyla sonradan oluşturulmuş bir yol söz konusu ise ikincillik ilkesi, o konudaki temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddialarının -bu yol vasıtasıyla- öncelikle idari ve yargısal makamlarca değerlendirilmesine imkân tanınmasını gerekli kılabilir (<i>Sait Orçan, </i>B. No: 2016/ 29085, 19/7/2017, § 35). </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">24. Her hâlükârda bir başvuru yolunun tüketilmesinin gerekli olması için ulaşılabilir olması, ihlal iddiaları yönünden makul bir başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlaması gerekir. Belli bir başvuru yolunun soyut olarak belirtilen nitelikleri haiz olması yeterli değildir. Bu yolun uygulamada da anılan nitelikleri haiz olması ya da en azından haiz olmadığının kanıtlanmamış olması gerekir. Bununla birlikte soyut olarak makul bir başarı sunma kapasitesi bulunan bir yolun uygulamada başarıya ulaşmayacağına dair şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini haklı kılmaz. Özellikle sonradan oluşturulan ve henüz uygulaması olmayan bir başvuru yolunun bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir (Sait Orçan, § 36). </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">25. Dolayısıyla bireysel başvuru yapıldıktan sonra yeni bir başvuru yolunun oluşturulması hâlinde Anayasa Mahkemesinin görevi söz konusu başvuru yolunun düzenleniş şekli itibarıyla ulaşılabilir olup olmadığını, ihlal iddiaları yönünden makul bir başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama niteliğini haiz olup olmadığını değerlendirmektir (<i>Sait </i>O<i>rçan</i><i>, </i>§ 37). </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">26. Somut olayda 6384 sayılı Kanun'da, yargılama sürelerinin uzunluğu ve aynı zamanda yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi konularında Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruların Komisyon tarafından değerlendirilerek karara bağlanmasında izlenecek yol belirlenmiştir. Sonradan açılan bu başvuru yolunun ulaşılabilirlik açısından ve başarı şansı sunma, yeterli giderim sağlama kapasitesi yönünden ayrı ayrı ve sırayla incelenmesi gerekir.</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">1.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>Ulaşılabilir Olma</strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">27. Komisyona başvurular, başvuranın kimlik bilgilerini ve Anayasa Mahkemesine yapılan başvurunun tarih ile numarasını içeren bir dilekçeyle doğrudan yapılabilir (bkz. § 14). Komisyona başvurulması için başvuranlardan masraf talep edilmesine yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır. Diğer yandan 6384 sayılı Kanun, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde Komisyona başvurma imkânı da tanımaktadır. Dolayısıyla sonradan oluşturulan bu başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve kişilere makul bir süre içinde doğrudan başvuru imkânı tanıyarak başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu sonucuna varılmıştır. </span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">2. Başarı Şansı Sunma Kapasitesine Sahip Olma</span></strong></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">28. Komisyon, makul sürede yargılama yapılmaması ile mahkeme kararlarının icra edilmemesi iddialarıyla 23/3/2013 tarihinden önce AİHM'e yapılmış olan başvuruları incelemekle görevlidir. Bu görevine ek olarak Komisyon, benzer iddialarla 31/7/2018 tarihinden önce Anayasa Mahkemesine yapılmış olan bireysel başvuruları da karara bağlamakla görevlendirilmiştir. Dolayısıyla Komisyonun başvuru konusu işlemi inceleme hususunda yetkili olduğu anlaşılmaktadır. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">29. Komisyon, incelemelerini dosya üzerinden yapacak ve inceleme sonunda başvurunun reddine veya kabulüne karar verecektir. Komisyon, görev alanıyla ilgili her türlü bilgi ve belgeyi ilgililerden talep edebilir. Başvurucuların Komisyona bilgi/belge sunmasına da bir engel bulunmamaktadır. Komisyon; şikâyet konusu yargılamanın makul süre içinde bitirilmediğini veya mahkeme kararlarının geç yahut eksik icra edildiğini ya da hiç icra edilmediğini tespit ederse bu konuda AİHM'in içtihadına uygun ve gerekçeli bir karar vermek, tazminata hükmetmek zorundadır. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">30. Komisyonun yapısı önceden kanun ile belirlenmiştir. Komisyon beş üyeden oluşmakta olup üyelerin dördü yargı mensubu kişiler arasından seçilir.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">31. Komisyon kararlarına karşı yargı yolu açıktır. Başvurucular, Komisyon kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesinde dava açarak yargı yoluyla da haklarını arayabilir. Komisyon kararları yargı denetimine açık olduğundan anılan kararlara karşı yargı yoluna başvurulduğunda Anayasa'nın 36. maddesi gereği başvuruculara adil yargılanma hakkının tüm güvencelerinin sağlanması gerekir. Bu bağlamda yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir mahkemece, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı olmayacak şekilde hakkaniyete uygun yürütülmesi ve makul sürede sonuçlandırılması anayasal zorunluluktur. Yargılamanın adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerine uygun yürütülmesi gerektiğinden ve aksine bir düzenleme de bulunmadığından yargılamada potansiyel olarak başvurucuların dosyaya erişmelerine, davaya etkili şekilde katılmalarına, delillerini sunma ve inceletme fırsatına sahip olmalarına engel bir durum bulunmamaktadır. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">32. Komisyonun başvuru konusu işlemi incelemeye, başvuruyu kabul ederek icra edilebilir bir karar verebilmeye, bilgi/belgelere ulaşmaya ve bunları incelemeye yetkili olması, başvurucunun Komisyona bilgi ve belge sunmalarına engel bir durumun bulunmaması, Komisyonun yapısının Kanun ile önceden belirlenmiş olması, özellikle Komisyon kararlarına karşı yargı yolunun açık olması, bu kapsamda adil yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin yargılama sırasında sağlanmasının Anayasa'nın 36. maddesi gereği zorunluluk arz etmesi ve Kanun ile bu konuda sınırlama getirilmemiş olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde söz konusu başvuru yolunun düzenleniş şekli itibarıyla başvurucunun ihlal iddiaları yönünden makul bir başarı şansı sunma kapasitesine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">3. Yeterli Giderim Sağlama Kapasitesine Sahip Olma</span></strong></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">33. Komisyon, şikâyet konusu yargılamanın makul süre içinde bitirilmediğini veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiğini ya da icra edilmediğini tespit ettiği takdirde gerekçeli bir karar vermek ve tazminata hükmetmek zorundadır. Komisyon tarafından ödenmesine hükmedilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde ilgili Bakanlık tarafından ödenmek zorundadır. Ödemeye ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan müstesna tutulmuştur. Komisyonun kararlarına karşı itiraz kanun yoluna müracaat imkânı da tanınmıştır. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">34. Sonuç olarak söz konusu başvuru yolunun tazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama kapasitesine de sahip olduğukanaatine ulaşılmıştır.</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">35. Başvurucunun ihlal iddiaları dikkate alındığında ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görünen (Komisyona) başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun <i>ikincil niteliği</i> ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır. </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun <i>başvuru yollarının tüketilmemiş olması </i>nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.</span></p>

<p><strong><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">VI.</span></strong><span style="color:#010000"> <strong>HÜKÜM</strong></span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">Açıklanan gerekçelerle; </span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">A. Başvurunun <i>başvuru yollarının tüketilmemesi </i>nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,</span></p>

<p><span face="Times New Roman" size="3" style="color:#010000">B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 12/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-201413828-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymaasasf.jpg" type="image/jpeg" length="78250"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ANAYASA MAHKEMESİ'NİN GÖSTERDİĞİ YOL ETKİSİZ KALIRSA?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-gosterdigi-yol-etkisiz-kalirsa-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-gosterdigi-yol-etkisiz-kalirsa-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Etkili Başvuru Hakkı Ve Tazminat Komisyonu Kararları]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Bir kişi düşünelim. Hakkında ceza davası açılıyor. Yıllarca sanık sıfatıyla yargılanıyor. Duruşmalar yapılıyor, kararlar veriliyor, dosya istinafa gidiyor. Aradan altı yılı aşkın bir süre geçiyor. Sonunda yargılama bitiyor.</p>

<p>Kişi, bu kadar uzun süren bir ceza yargılamasının makul olmadığını düşünerek Anayasa Mahkemesi'ne başvuruyor. Ancak Anayasa Mahkemesi ona şunu söylüyor: "Önce başka bir hukuk yolunu tüketmelisiniz."</p>

<p>Bunun üzerine başvurucu gösterilen yolu izliyor. Kanunun öngördüğü başvuru formunu dolduruyor. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtiyor ve açıkça manevi tazminat talebinde bulunuyor. Aradan bir süre daha geçiyor. Bu kez Tazminat Komisyonu karar veriyor.</p>

<p>Kararda ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Komisyon, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını kabul ediyor. Başka bir ifadeyle hakkın ihlal edildiğini tespit ediyor. Ancak aynı kararda başvurucunun tazminat talebi bulunmadığını belirterek herhangi bir tazminata hükmetmiyor. Oysa başvuru formunda açıkça manevi tazminat talebi yer alıyor.</p>

<p>Daha da ilginci, bu açık çelişkiye karşı yapılan itiraz da reddediliyor. Peki bir hukuk yolunun varlığı tek başına o yolu "etkili" hale getirir mi? Dosyada açıkça bulunan bir talebin yok sayılması yalnızca basit bir maddi hata olarak mı değerlendirilmelidir? Yoksa bu durum, etkili başvuru hakkı, gerekçeli karar hakkı ve mahkemeye erişim hakkı bakımından anayasal düzeyde bir ihlale mi işaret etmektedir? Son dönemde verilen Anayasa Mahkemesi kararları ışığında bu soruların cevabı, ilk bakışta göründüğünden çok daha önemlidir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi uzun süredir makul sürede yargılanma hakkı bakımından Tazminat Komisyonu yolunu etkili bir başvuru yolu olarak kabul etmektedir. <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201413828-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">2014/13828 başvuru numaralı ve 12/09/2018 tarihli Ferat Yüksel kararı</a>nda</strong>, 6384 sayılı Kanun kapsamında oluşturulan mekanizmanın bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Ancak bir başvuru yolunun yalnızca kanunda düzenlenmiş olması onun etkili olduğu anlamına gelmez. Nitekim<a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20211490-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow"> Anayasa Mahkemesi </a><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20211490-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">2021/1490 başvuru numaralı ve 09/12/2025 tarihli H.K. ve Diğerleri Kararı</a>nda </strong>bu hususu açık biçimde vurgulamıştır:</p>

<p><i>"14. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği <strong>makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması</strong> olarak tanımlanabilir <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-201622418-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">(Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019</a>, § 47; Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).</i></p>

<p><i>15. Öte yandan şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının olması, ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanmasının bir gereğidir. <strong>Buna göre kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı yollarının mevzuatta yer alması yalnız başına yeterli olmayıp bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir.</strong> Söz konusu yola başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddiaların bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (İlhan Gökhan [2. B.], B. No: 2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49).</i></p>

<p><i>21. Uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı, yargılamanın süresi gözönünde bulundurulduğunda makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilen başvurucular için Tazminat Komisyonunca öngörülen tazminat miktarının yeterli giderim sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır. <strong>Bu ihlalin giderilmesi için ihdas edilen başvuru yolu olan Tazminat Komisyonunca hükmedilen tazminatın yetersiz olması suretiyle makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.</strong></i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><i><u>22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir."</u> </i></strong></p>

<p>Kararda Anayasa Mahkemesi, Komisyon tarafından hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedeniyle etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.<strong><i> </i></strong></p>

<p>Somut olayda ise durum bundan daha ağırdır çünkü başvurucuya düşük miktarda tazminat verilmesi değil, dosyada mevcut olan tazminat talebinin tamamen yok sayılması söz konusudur. Başka bir ifadeyle başvurucuya yetersiz giderim dahi sağlanmamış, hiçbir giderim sağlanmamıştır.</p>

<p>Bu nedenle etkili başvuru hakkının ihlali yönündeki tartışma yalnızca tazminat miktarıyla ilgili olmayıp, başvuru yolunun fiilen işlevsiz hale gelip gelmediği noktasında yoğunlaşmaktadır. Benzer şekilde <strong>2022/100416 başvuru numaralı ve <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-2022100837-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">27/10/2022 tarihli Veysi Ado kararı</a>nda</strong> da Anayasa Mahkemesi, Tazminat Komisyonunun belirlediği giderimin Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi standartlarına uygun olması gerektiğini vurgulamıştır:</p>

<p><i>"48. Tazminat Komisyonunun Anayasa Mahkemesinin <strong>benzer başvurularda verdiği tazminat miktarlarına uygun olarak tazminat miktarı belirlemesi gerektiği</strong> ve Tazminat Komisyonu kararından sonra yargısal başvuru yollarının bulunduğu dikkate alınmalıdır. Tazminat Komisyonu ve devamında yargısal yolların tüketilmesinden sonra Anayasa Mahkemesine başvuru yapılabileceği ve Tazminat Komisyonu tarafından verilen <strong>tazminatın başvurucu açısından yeterli giderim sağlayıp sağlamadığının değerlendirileceği gözönünde tutulmalıdır."</strong></i></p>

<p>Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin etkili kabul ettiği bir yolun, başvurucunun açık talebini görmezden gelerek hiçbir giderim sağlamaması halinde etkililiğini koruduğunu söylemek güçleşmektedir.</p>

<p>Uyuşmazlığın bir diğer boyutu ise gerekçeli karar hakkıdır. Yargı mercilerinin her iddiaya ayrı ayrı cevap vermesi zorunlu değildir. Ancak davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanması gerekir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi'nin <strong>2013/6354 başvuru numaralı ve <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-20137800-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">23/03/2016 tarihli Sencer Başat ve Diğerleri kararı</a>nda</strong> bu ilke ayrıntılı biçimde ortaya konulmuştur:</p>

<p><i>“35. Mahkemelerin bu yükümlülüğü, <strong>yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya, karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz (bkz. B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).</strong> Bu nedenle, bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Bununla birlikte muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması halinde, <strong>davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir.”</strong></i></p>

<p>Tazminat Komisyonu önündeki bir başvuruda tazminat talebinin varlığı veya yokluğu, kararın sonucunu doğrudan belirleyen bir husustur. Bu nedenle dosyada açıkça yer alan bir talebin hiçbir değerlendirme yapılmaksızın yok kabul edilmesi, yalnızca maddi hata olarak değerlendirilemez. Aynı zamanda gerekçeli karar hakkı bakımından da ciddi bir sorun ortaya çıkarır.</p>

<p>Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de <strong>34553/97 başvuru numaralı ve 21/03/2000 tarihli Dulaurans v. France</strong> kararında mahkemelerin tarafların iddia ve delillerini etkili biçimde inceleme yükümlülüğüne dikkat çekmiştir. Kararda, dosyada mevcut bulunan bir unsurun yok sayılmasının adil yargılanma ilkesiyle bağdaşmayacağı kabul edilmiştir.</p>

<p>Sorun yalnızca gerekçe eksikliğiyle de sınırlı değildir. Dosyada açıkça mevcut olan bir talebin bulunmadığının kabul edilmesi, bireysel başvuru hukukunda sıkça karşılaşılan "bariz takdir hatası" ve "açık keyfilik" tartışmasını da gündeme getirmektedir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi <strong>2018/5939 başvuru numaralı ve 14/10/2020 tarihli Rasim Numan Myymyun Başvurusunda</strong> şu tespitte bulunmuştur:</p>

<p><i>"53. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. <strong>Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42)."</strong></i></p>

<p>Gerçekten de bir mahkemenin veya idari yargı merciinin, dosya içerisinde açıkça bulunan bir talebi hiç mevcut değilmiş gibi değerlendirmesi, artık yalnızca hukuk kurallarının yorumlanması kapsamında değerlendirilebilecek bir mesele olmaktan çıkmaktadır. Bu tür durumlarda karar ile dosya içeriği arasındaki çelişki objektif olarak görülebilir hale gelmektedir.</p>

<p>Sonuç olarak makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle oluşturulan Tazminat Komisyonu mekanizmasının varlığı tek başına yeterli değildir. Bu mekanizmanın etkili kabul edilebilmesi için başvurucuların taleplerinin gerçekten incelenmesi, esaslı iddialarının karşılanması ve uygun giderim sağlanması gerekir.</p>

<p>Dosyada açıkça mevcut olan bir tazminat talebinin "talep yok" gerekçesiyle reddedilmesi; yalnızca bir maddi hata olarak değil, etkili başvuru hakkı, gerekçeli karar hakkı ve açık keyfilik yasağı bakımından birlikte değerlendirilmesi gereken anayasal bir sorun niteliği taşımaktadır. Aksi halde bireylerin Anayasa Mahkemesi tarafından yönlendirildiği hukuk yollarının teoride mevcut, pratikte ise sonuçsuz mekanizmalara dönüşmesi kaçınılmaz hale gelecektir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-umut-ozer" title="Av. Umut ÖZER"><img alt="Av. Umut ÖZER" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/04/umut-ozer-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-umut-ozer" title="Av. Umut ÖZER">Av. Umut ÖZER</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-gosterdigi-yol-etkisiz-kalirsa-1</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/09/yargi/anayasa-ms1.jpg" type="image/jpeg" length="79127"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YARGITAYIN YERLEŞMEYE BAŞLAYAN İÇTİHATLARI KAPSAMINDA ÖNALIM HAKKININ KULLANIMINDA RAYİÇ BEDELİN BELİRLENMESİNDE ESAS ALINACAK TARİH]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitayin-yerlesmeye-baslayan-ictihatlari-kapsaminda-onalim-hakkinin-kullaniminda-rayic-bedelin-belirlenmesinde-esas-alinacak-tarih-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitayin-yerlesmeye-baslayan-ictihatlari-kapsaminda-onalim-hakkinin-kullaniminda-rayic-bedelin-belirlenmesinde-esas-alinacak-tarih-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Paylı mülkiyette yasal önalım hakkı, paydaşlar arasındaki mülkiyet dengesini koruyan ve yabancı kişilerin ortaklığa girmesini sınırlandıran önemli bir kurumdur. 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 734. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda önalım bedelinin belirlenme usulü köklü biçimde değiştirilmiştir. Artık önalım hakkı, tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden değil, hakim tarafından belirlenecek rayiç bedel üzerinden kullanılacaktır. Ancak kanun koyucu rayiç bedelin hangi tarihe göre belirleneceği hususunda açık bir düzenleme yapmamıştır. Bu çalışmada yeni yasal düzenleme, geçiş hükümleri ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirilerek söz konusu hukuki boşluğun nasıl doldurulduğu incelenmektedir.</p>

<p>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 732. maddesi uyarınca paylı mülkiyette paydaşlardan birinin taşınmaz üzerindeki payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara yasal önalım hakkı tanınmıştır. Bu hak, paydaşların birbirlerini tanımaları, taşınmazın küçük parçalara bölünmesinin önlenmesi ve payların mümkün olduğunca mevcut paydaşlarda toplanması amacıyla kabul edilmiş kanundan doğan bir yenilik doğurucu haktır.</p>

<p>Önalım hakkı yalnızca gerçek satış işlemlerinde kullanılabilir. Bağışlama, trampa, cebri satış, fiili taksim veya miras hukukuna ilişkin amaçların baskın olduğu görünüşte satış işlemlerinde önalım hakkı doğmaz.</p>

<p><strong>1-Sayılı Kanun Öncesindeki Hukuki Durum</strong></p>

<p>25.12.2025 tarihinden önce yürürlükte bulunan sistemde önalım hakkını kullanan paydaş; Tapuda gösterilen satış bedelini, Alıcı tarafından ödenen tapu harç ve masraflarını mahkemenin belirlediği süre içerisinde depo etmekle yükümlüydü.</p>

<p>Bu sistem özellikle satış bedelinin tapuda gerçek değerinin altında gösterildiği uygulamalarda ciddi hakkaniyet sorunları doğurmaktaydı. Gerçek piyasa değeri milyonlarca lira olan bir taşınmaz payının çok düşük resmi bedeller üzerinden önalım yoluyla kazanılması, alıcının mülkiyet hakkını ölçüsüz şekilde sınırlandıran sonuçlar doğurmaktaydı.</p>

<p><strong>2-7571 Sayılı Kanun ile Getirilen Değişiklik</strong></p>

<p>TMK’nın 734/2. maddesi tamamen değiştirilmiştir;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"</strong><i>Dava konusu payın rayiç bedeli hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenir. Ön alım hakkı sahibi, belirlenen rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini nemalandırmak üzere hâkim tarafından belirlenen yere verilen kesin süre içinde nakden yatırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, verilen kesin süre içinde yerine getirilmezse ön alım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilemez. Yatırılan bedel, hükmün kesinleşmesi üzerine nemalarıyla birlikte ilgilisine ödenir.</i><strong>" </strong></p>

<p>Böylece önalım bedelinin belirlenmesinde tapu satış bedeli sistemi terk edilmiş, bunun yerine objektif piyasa değerini esas alan rayiç bedel sistemi kabul edilmiştir.</p>

<p><strong>3- Rayiç Bedelin Hangi Tarihe Göre Belirleneceği Sorunu</strong></p>

<p>Kanun değişikliği önalım bedelinin rayiç değer üzerinden belirleneceğini düzenlemiş olmakla birlikte, bu rayiç değerin hangi tarih esas alınarak tespit edileceği konusunda herhangi bir hüküm içermemektedir.</p>

<p>Kanun metninde bu konuda açık düzenleme bulunmadığından çözüm, kanunun amacı ve geçiş hükümleri dikkate alınarak Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiştir.</p>

<p><strong>4- Geçiş Hükümleri ve Derdest Davalara Etkisi</strong></p>

<p>7571 sayılı Kanun ile 4721 sayılı Kanun'a eklenen geçici 1. maddesinin 2. fıkrası; "<i>Bu maddeyi ihdas eden <strong>Kanunla 4721 sayılı Kanunun 734. maddesinde yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar hakkında da uygulanır"</strong></i><strong> </strong>hükmünü içermekte olup yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar hakkında da uygulanacağı açıkça hüküm altına alınmıştır.</p>

<p><strong>Dolayısıyla;</strong><strong> 25.12.2025 tarihinden önce açılmış ancak henüz kesinleşmemiş davalarda da yeni rayiç bedel sistemi uygulanacaktır.</strong></p>

<p>Bu düzenleme, kanun koyucunun gerçek piyasa değerinin esas alınmasını kamu düzenine yakın nitelikte gördüğünü ortaya koymaktadır.</p>

<p><strong>5-Yargıtay’ın Benimsediği Esas</strong></p>

<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararlarında ortak olarak şu ilke benimsenmiştir:</p>

<p><strong>A) 25.12.2025 tarihinden sonra açılan davalar bakımından;</strong></p>

<p>Önalım hakkına konu payın dava tarihindeki rayiç değeri esas alınmalıdır. Bunun nedeni, önalım hakkının dava açılmasıyla kullanılabilir hale gelmesi ve “gecikmeksizin belirlenecek rayiç bedel” ifadesinin dava tarihindeki ekonomik gerçekliği yansıtmasıdır.</p>

<p><strong>B) 25.12.2025 tarihinden önce açılmış derdest davalar bakımından;</strong></p>

<p>Rayiç değer, kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 25.12.2025 tarihi itibarıyla belirlenmelidir.</p>

<p><i>7571 sayılı Kanun ile TMK'nın 734/2. hükmünde yapılan değişiklikle önalım bedelinin, önalım hakkına konu payın hâkim tarafından belirlenecek rayiç bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerinden ibaret olduğu hüküm altına alınmış ve önalım hakkı sahibine bu bedelin nemalandırılmak üzere hâkim tarafından belirlenen yere mahkemece verilecek kesin süre içinde nakden yatırılması yükümlülüğü getirilmiştir. Bununla birlikte; 7571 sayılı Kanun ile TMK'ya eklenen geçici 1. maddenin 2. fıkrasında, TMK'nın 734/2. maddesi hükmünde yapılan bu değişikliğin<u>, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda da uygulanacağı öngörüldüğünden,</u> Mahkemece, yukarıda açıklanan Kanun değişiklikleri ve dosyadaki deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir</i>.(<strong>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/7-216E. 2026/195K.)</strong></p>

<p><i>Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;İlk Derece Mahkemesince 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile TMK'nin 734. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce yürürlükte bulunan kanun hükümleri uyarınca ön alım bedeli olarak tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcıya düşen tapu masrafları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmişse de, anılan değişiklikten önce açılan temyize konu davada, değişiklik doğrultusunda ön alım hakkı sahibi davacının bedele ilişkin yükümlülüğünün ön alım hakkına konu payın <strong>değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihteki</strong> rayiç değeri ile resmi senette alıcıya düşen tapu giderleri olduğu sonucuna varıldığından, Ön alım hakkına konu payın rayiç değerinin, tarafların bu konudaki delilleri toplanarak, mahallinde yapılacak keşif ve taşınmazın vasfına uygun bilirkişi heyeti marifetiyle 25.12.2025 tarihi itibariyle tespit edilmesi, bu şekilde belirlenecek ön alım bedelinin daha önce depo edilen ve nemalandırılan bedelden fazla olması hâlinde daha önce depo edilen ve nemalandırılan toplam bedel ön alım bedelinden mahsup edilerek, bakiye bedelin nemalandırılmak üzere aynı hesaba depo ettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir<strong>. </strong></i><strong>(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/132E. 2026/1633K.)</strong></p>

<p><strong>6- Önceden Depo Edilen Bedelin Durumu</strong></p>

<p>Değişiklikten önce davacı tarafından satış bedeli üzerinden yatırılmış depo bulunması halinde;</p>

<p>daha önce yatırılan ve nemalandırılan tutar,yeni belirlenen rayiç bedelden mahsup edilir.</p>

<p>Eksik kalan miktarın mahkemenin vereceği kesin süre içinde yatırılması gerekir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde davanın usulden reddedilmesi gerekir.</p>

<p><i>Mahkemece, 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile TMK'nın 734. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce yürürlükte bulunan kanun hükümleri uyarınca ön alım bedeli olarak tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcıya düşen tapu masrafları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmişse de, anılan değişiklikten önce açılan temyize konu davada, değişiklik doğrultusunda ön alım hakkı sahibi davacının bedele ilişkin yükümlülüğünün ön alım hakkına konu payın değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihteki rayiç değeri ile resmi senette alıcıya düşen tapu giderleri olduğu sonucuna varıldığından, ön alım hakkına konu payın rayiç değerinin, tarafların bu konudaki delilleri toplanarak, mahallinde yapılacak keşif ve taşınmazın vasfına uygun bilirkişi heyeti marifetiyle 25.12.2025 tarihi itibariyle tespit edilmesi, bu şekilde belirlenecek ön alım bedelinin <strong>daha önce depo edilen ve nemalandırılan bedelden fazla olması hâlinde daha önce depo edilen ve nemalandırılan toplam bedel ön alım bedelinden mahsup edilerek, bakiye bedelin nemalandırılmak üzere aynı hesaba depo ettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi</strong> için hükmün bozulması gerekmiştir.<strong> . (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4141E. 2026/1685K.)</strong></i></p>

<p><strong>Özetlemek gerekirse</strong>; 7571 sayılı Kanun ile önalım hukukunda önemli değişiklik gerçekleştirilmiştir. Tapuda gösterilen ve çoğu zaman gerçek ekonomik değeri yansıtmayan satış bedeli yerine rayiç değerin esas alınması, mülkiyet hakkının korunması ve hakkaniyet ilkesi bakımından isabetli bir düzenleme olmuştur. Bununla birlikte kanun koyucunun rayiç bedelin hangi tarihe göre belirleneceğini açıkça düzenlememesi uygulamada tereddütlere yol açmıştır. Yargıtay’ın yerleşmeye başlayan içtihatları doğrultusunda yeni açılan davalarda dava tarihi, yürürlükten önce açılmış derdest davalarda ise 25.12.2025 tarihin esas alınması gerektiğini kabul etmiştir. Bu yaklaşım, hem geçiş hükümlerinin amacıyla hem de hukuk güvenliği, ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleriyle uyumludur.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aynur-oguz-ekmekci" title="Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi"><img alt="Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/03/aynur-oguz-ekmekci.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aynur-oguz-ekmekci" title="Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi">Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitayin-yerlesmeye-baslayan-ictihatlari-kapsaminda-onalim-hakkinin-kullaniminda-rayic-bedelin-belirlenmesinde-esas-alinacak-tarih-1</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/thems-kitapsa.jpg" type="image/jpeg" length="82397"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gumruk-uzlasma-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gumruk-uzlasma-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 18 Haziran 2026 Tarihli ve 33284 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>GÜMRÜK UZLAŞMA YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 1- </strong>27/8/2011 tarihli ve 28038 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “3.000.000.-” ibareleri “7.000.000.-” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Başvurulara ilişkin geçiş hükümleri</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 4- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan başvurulara, başvurunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gumruk-uzlasma-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi-23-1.jpg" type="image/jpeg" length="43805"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gumruksuz-satis-magazalari-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gumruksuz-satis-magazalari-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 18 Haziran 2026 Tarihli ve 33284 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>GÜMRÜKSÜZ SATIŞ MAĞAZALARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>8/8/2017 tarihli ve 30148 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“d) Gemilere satış mağazası: Türk boğazlarından transit geçen veya yurt dışına sefer yapmak üzere mağazanın denetimi altında faaliyet gösterdiği gümrük müdürlüğüne bağlı limanlardan hareket eden Türk veya yabancı bayraklı gemilere kumanya olarak satış yapmak üzere açılan ve özel antrepo sayılan yerleri,”</p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “Yeminli Mali Müşavir” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya Serbest Muhasebeci Mali Müşavir” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Mağazanın bulunduğu limandan” ibaresi “Mağazanın denetimi altında faaliyet gösterdiği gümrük müdürlüğüne bağlı limanlardan” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “boş şişesi gümrük idaresine ibraz edilemeyen her bir parfüm” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve kozmetik ürün” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gumruksuz-satis-magazalari-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="43041"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sinema-filmlerinin-degerlendirilmesi-ve-siniflandirilmasina-iliskin-usul-ve-esaslar-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sinema-filmlerinin-degerlendirilmesi-ve-siniflandirilmasina-iliskin-usul-ve-esaslar-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 18 Haziran 2026 Tarihli ve 33284 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>SİNEMA FİLMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SINIFLANDIRILMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>22/10/2019 tarihli ve 30926 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiş, üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“ı) Film özel bileti: Film yapımcısı ile diğer gerçek veya tüzel kişiler arasında yapılan sözleşmeler çerçevesinde ilgili film için satılan bilettir.”</p>

<p>“(3) İndirimli bilet türlerinden;</p>

<p>a) Belirli yaş üzeri, kamu meslek grubu, halk günü ve öğrenci bileti; sinema salonu işletmecileri tarafından belirlenen tam bilet fiyatının %40’ına kadar indirim uygulanarak,</p>

<p>b) Engelli bileti, şehit yakınları ve gazi bileti, sabah seansı bileti, kurum bileti ve izleyici özel bileti; sinema salonu işletmecileri tarafından belirlenen tam bilet fiyatının %50’sine kadar indirim uygulanarak,</p>

<p>c) İnternet bileti; sinema salonu işletmecileri tarafından belirlenen tam bilet fiyatı üzerinden yapılan diğer indirimlere ek olarak %10’una kadar indirim uygulanarak,</p>

<p>ç) Film özel bileti; sinema salonu işletmecileri tarafından belirlenen tam bilet fiyatı üzerinden %70’i aşmayan oranda indirim uygulanarak sabit bir fiyattan,</p>

<p>satılabilir. İndirim oranları ve sabit fiyatlar, sinema salonu işletmecisi ile filmin yapımcısı veya dağıtımcısı arasında yapılacak sözleşme ile belirlenir.”</p>

<p>“(8) Bu maddenin ikinci fıkrasının (ı) bendi kapsamındaki biletlerin bilgileri, Bakanlığın belirleyeceği sinema salonu işletmecisi derneklerinin ve yapımcı meslek birliklerinin yetkilendireceği gerçek veya tüzel kişiler tarafından sağlanan altyapı üzerinden Bakanlığa bildirilir.</p>

<p>(9) Bu maddenin ikinci fıkrasının (ğ) ve (ı) bentlerinde yer alan bilet türleri için yapılacak indirimler ülke genelinde faaliyet gösteren ve katılım sağlayan sinema salonu işletmelerinde geçerli olacak şekilde uygulanır.”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Bu Yönetmelik hükümlerini Kültür ve Turizm Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sinema-filmlerinin-degerlendirilmesi-ve-siniflandirilmasina-iliskin-usul-ve-esaslar-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="59600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sinema-sektorunun-desteklenmesi-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sinema-sektorunun-desteklenmesi-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 18 Haziran 2026 Tarihli ve 33284 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>SİNEMA SEKTÖRÜNÜN DESTEKLENMESİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>15/10/2019 tarihli ve 30919 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 8- (1) Yapım öncesi destekler şunlardır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>a) Senaryo ve diyalog yazımı desteği: Uzun metrajlı kurgu film senaryosu yazımı için senaryo ve diyalog yazarına verilen destektir.</p>

<p>b) Proje geliştirme desteği: Çekimlerine henüz başlanmamış uzun metraj sinema filmlerinin çekim aşamasına kadar yapılan her türlü araştırma ve geliştirme faaliyeti için yapımcıya verilen destektir.</p>

<p>(2) Yapım destekleri şunlardır:</p>

<p>a) Animasyon film yapım desteği: Süresi otuz dakikanın altında olan, ağırlıklı olarak canlandırma tekniğinin kullanıldığı, sinema sanatına özgü dil, teknik ve yöntemlerle oluşturulan iki veya üç boyutlu filmler için verilen destektir.</p>

<p>b) Belgesel film yapım desteği: Bilimsel, güncel, tarihî, doğal ve benzeri olgu veya düşüncenin sinema sanatına özgü dil ve yöntemler ile araştırıldığı, anlatıldığı ve kurgulandığı filmler için verilen destektir.</p>

<p>c) Kısa film yapım desteği: Süresi otuz dakikanın altında olan filmler için verilen destektir.</p>

<p>ç) İlk uzun metrajlı kurgu film yapım desteği: Uzun metrajlı kurgu filmin yapım öncesi hazırlık aşamasından, gösteriminin yapılabileceği hale getirilmesine kadar geçen herhangi bir aşamasının desteklenmesi amacıyla ilk uzun metrajlı kurgu filmini gerçekleştirecek olan yönetmene ya da yönetmenlere veya bu özelliği haiz yönetmen veya yönetmenlerin yer aldığı projeyle başvuru yapması şartıyla en az bir uzun metrajlı sinema filmi gerçekleştirmiş olan yapımcıya verilen destektir.</p>

<p>d) Uzun metrajlı sinema film yapım desteği: Uzun metrajlı sinema filmlerinin yapım öncesi hazırlık aşamasından, gösteriminin yapılabileceği hale getirilmesine kadar geçen herhangi bir aşamasının desteklenmesi amacıyla yapımcıya verilen destektir.</p>

<p>e) Ortak yapım desteği: Ülkemizin taraf olduğu ikili veya çok taraflı ortak yapım anlaşmaları ile içinde ortak yapıma ilişkin hükümler bulunan diğer uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ortak yapım olarak kabul edilen ve yerli yapımcının küçük ortak olduğu uzun metrajlı sinema filminin yapım öncesi hazırlık aşamasından, gösteriminin yapılabileceği hale getirilmesine kadar geçen herhangi bir aşamasının desteklenmesi amacıyla yerli ortak yapımcıya verilen destektir.</p>

<p>f) Yabancı film yapım desteği: Bir kısmı ya da tamamı Türkiye’de çekilecek yabancı uzun metrajlı kurgu film, belgesel film ve dizi filmler için çekim başlangıcından gösteriminin yapılabilir hale getirilmesine kadar geçen aşamalarının desteklenmesi amacıyla ülke içinde harcanan ve Bakanlıkça kabul edilen tutarın %30’unu aşmamak üzere yerli ortak yapımcıya ya da hizmet sağlayan yerli yapımcıya verilen destektir.</p>

<p>(3) Yapım sonrası destekler şunlardır:</p>

<p>a) Çekim sonrası desteği: Bakanlıktan destek almamış, çekimleri tamamlanmış sinema filmlerinin görüntü, ses ve benzeri işlemleri için filmin yapımcısına verilen destektir.</p>

<p>b) Dağıtım ve tanıtım desteği: Sinema filminin yurt dışı veya Bakanlıktan destek almamış sinema filminin yurt içi tanıtım, dağıtım ve gösterim aşamalarının desteklenmesi amacıyla filmin yapımcısına verilen destektir.</p>

<p>c) Dizi film desteği: Yurt dışında yayınlanan ve ülkemizin tanıtımına katkı sağlayan yerli dizi film bölümleri için; yurtdışında işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkını elinde bulunduran gerçek veya tüzel kişilere verilen destektir.</p>

<p>ç) Yerli film gösterim desteği: Bakanlıkça destek sağlanmış yerli veya ortak yapım uzun metrajlı sinema filmlerinin seyirci ile buluşabilmesi amacıyla sinema salonu işletmecisine verilen destektir.”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “başvuru formu ve” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş ve beşinci fıkrasının ikinci cümlesine “Bu fıkra,” ibaresinden sonra gelmek üzere “dizi film desteği ile” ibaresi eklenmiştir.</p>

<p>“(2) Başvuru belgeleri Genel Müdürlükçe incelenir. İnceleme sonucunda tespit edilen eksiklikler başvuru sahibine bildirilir. Bakanlıkça duyurulan tarihlerin bitimi itibarıyla tüm başvuru belgeleri eksiksiz olarak Bakanlığa sunulmamış projeler toplantı gündemine alınmaz.”</p>

<p>“Bu fıkra, dizi film desteği türü için uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 3-</strong> Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>MADDE 4-</strong> Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, ikinci fıkrasında yer alan “ve en az bir sezon olarak” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, üçüncü ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Destek başvurusunda bulunulan her bir bölümün ilk gösteriminin başvuru tarihinden önce en fazla 3 yıl içerisinde Türkiye’de, kablo, uydu ve karasal ortamlarda yayın yapan televizyon kanallarında gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir.”</p>

<p>“(6) Bölüm başına ve toplam destek verilebilecek en yüksek tutar her yıl bütçe imkânları dâhilinde Bakanlıkça belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 5-</strong> Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(3) İlgili mevzuat ve destek sözleşmesinde öngörülen yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi sebebiyle 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yasal takibe konu edilmiş projeler ile destek alanın ödenen destek tutarını iade ettiği projeler için yeniden destek başvurusunda bulunulamaz.”</p>

<p><strong>MADDE 6-</strong> Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 7-</strong> Bu Yönetmelik hükümlerini Kültür ve Turizm Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sinema-sektorunun-desteklenmesi-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-1</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="17880"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kultur-ve-turizm-bakanligi-yayin-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kultur-ve-turizm-bakanligi-yayin-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Yönetmeliği, 18 Haziran 2026 Tarihli ve 33284 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YAYIN YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmelik, Kültür ve Turizm Bakanlığının kuruluş, amaç ve görevleri doğrultusunda yayımlayacağı basılı ve/veya elektronik her türlü yayının seçimini, yayım usullerini; Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının kurulmasını, çalışma esaslarını, görevlerini ve yetkilerini düzenlemek amacıyla hazırlanmıştır.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelik; basılı ve/veya elektronik yayınların Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlanmasına ilişkin iş ve işlemleri, bu işlemlerin yapılması için Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde kurulan Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının kuruluş, işleyiş ve çalışma esasları ile görev ve yetkilerini kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 1 inci maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 282 nci ve 292/A maddeleri ile 23/8/2006 tarihli ve 2006/10932 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Bakan: Kültür ve Turizm Bakanını,</p>

<p>b) Bakanlık: Kültür ve Turizm Bakanlığını,</p>

<p>c) Bakanlık diğer hizmet birimleri: Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı hariç 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 279 uncu maddesinde sayılan Kültür ve Turizm Bakanlığı diğer hizmet birimlerini,</p>

<p>ç) Başkan: Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanını,</p>

<p>d) Birimler: Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını,</p>

<p>e) Derleme: Özgün eser üzerindeki haklar saklı kalmak kaydıyla, ansiklopediler ve antolojiler gibi muhtevası seçme ve düzenlemelerden oluşan ve bir düşünce yaratıcılığı sonucu olan eseri,</p>

<p>f) Elektronik yayın: Her türlü bilgisayar, video ve benzeri teknolojik cihazlarda ya da ağlar üzerinden yaymak ve/veya umuma iletmek amacıyla çevrim içi veya çevrim dışı olarak erişime sunulan yayınları,</p>

<p>g) Genel Müdür: Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürünü,</p>

<p>ğ) İşlenme eser: Diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat mahsullerini,</p>

<p>h) Telif eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ile doğrudan meydana getirilen her nevi fikir ve sanat mahsullerini,</p>

<p>ı) Yayımlamak: Kitap, dergi ve benzeri eserlerin basılıp dağıtılmasını ve/veya elektronik olarak umuma iletimini,</p>

<p>i) Yayın: Basılı ve/veya elektronik olarak umuma arz edilen kitap ve dergi gibi eserleri,</p>

<p>j) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları: Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulu ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları, Eserlerin</p>

<p>İncelenmesi ve Değerlendirilmesi</p>

<p><strong>Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının oluşturulması </strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Birimlere yayımlanmak üzere başvurusu yapılan eserler ile birimlerce hazırlanan yayım projelerini değerlendirmek ve karara bağlamak, yayım sürecine ilişkin ilke kararları almak üzere birimlerin teklifi ve Bakan Oluru ile birimler tarafından kendi görev alanlarıyla ilgili Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları oluşturulur ve üyeleri belirlenir.</p>

<p>(2) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları üyeleri, birimlerin görev ve faaliyet alanları ile ilgili Bakanlık dışından uzmanlardan seçilir. Genel Müdür/Başkan ve birimlerin yayımlardan sorumlu daire başkanı kurulun daimî üyesidir. Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları, Bakanlık dışından uzmanlardan seçilen beş üye ile daimî üyeler dahil toplam yedi üyeden oluşur. Genel Müdür/Başkan, Kurula başkanlık eder.</p>

<p>(3) Kurul üyeleri, birimlerin teklifi ve Bakan Oluru ile üç yıl için görevlendirilir. Kurul üyeleri tekrar görevlendirilebilir. Kurulun Bakanlık dışından seçilen üyelerinin herhangi bir nedenle üyeliğinin düşmesi hâlinde yerine yeni üye görevlendirilir. Yeni üye yerine seçildiği üyenin görev süresini tamamlar. Daimî üyelerin asli görevleri sona erdiğinde Kurul üyelikleri de kendiliğinden sona erer.</p>

<p>(4) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları, birimlerin yayımlardan sorumlu daire başkanlığının hazırlayacağı gündem ve takvimle üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır. Kararlarını toplantıya katılan üye sayısının salt çoğunluğu ile alır. Oyların eşitliği hâlinde Kurul Başkanının oyu yönünde karar alınır.</p>

<p>(5) Kurulun sekretarya ve raportörlük görevi, birimlerin yayımlardan sorumlu daire başkanlığınca yürütülür.</p>

<p>(6) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları yılda bir defa ve gerekli görülen hâllerde en fazla üç defa olmak üzere toplanabilir.</p>

<p>(7) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları aşağıdaki kurullardan teşekkül eder:</p>

<p>a) Bakanlığın “Millî kültürümüzün yazılı belgelerini, fikir, sanat ve edebi eserler ile turizm ve tanıtım amaçlı yayınlar hazırlatarak yayımlamak ve yayımlatmak” görevi kapsamında, Bakanlığın yayın projelerini ve Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne yapılan yayın başvurularını değerlendirmek üzere teşkil edilen Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulu.</p>

<p>b) Alevi-Bektaşiliğin tüm yönleriyle, sosyal ve beşerî bilimler bütünlüğü içinde ele alınmasına yönelik Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yayın projelerini ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına yapılan yayın başvurularını değerlendirmek üzere teşkil edilen Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulu.</p>

<p><strong>Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının görev ve yetkileri ile değerlendirilecek eserler </strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının görev ve yetkileri şunlardır:</p>

<p>a) Birimlerin yayın politikalarının oluşturulmasına katkıda bulunmak, yayın sürecine ilişkin ilke kararları almak, millî kültürün yaygınlaştırılması, yükseltilmesi, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik tür ve konularda telif ve işlenme eserlerin yayımlanması konusunda birimlere teklifte bulunmak.</p>

<p>b) Birimlere başvuru yoluyla gelen eserleri inceleyerek veya inceleterek eserlerin yayımlanıp yayımlanmayacağı konusunda görüş bildirmek.</p>

<p>c) Birimlerin yayımlanması planlanan yayın projelerini değerlendirmek, ısmarlama yoluyla eser hazırlatılmasını teklif etmek ve bu eserlerin hazırlanmasında görevlendirilmek üzere yazar, editör, koordinatör, çevirmen, redaktör, fotoğrafçı, çizer ve benzeri isimleri önermek.</p>

<p>ç) Bakanlıkça yayımlanan eserleri inceleyerek bu eserlerin tekrar yayımlanması hususunda görüş bildirmek.</p>

<p>(2) Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulu, Bakanlık diğer hizmet birimlerinin, Bakanlık yayını olarak kendi görev ve yetkilerine ilişkin yayımlamayı planladıkları eserleri inceleyerek eserlerin Bakanlık diğer hizmet birimlerince yayımlanmasının uygunluğu hakkında görüş bildirir.</p>

<p>(3) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının değerlendireceği eserler şunlardır:</p>

<p>a) Millî kültürümüzün yazılı belgelerini, fikir, sanat ve edebi eserler ile turizm ve tanıtım amaçlı yayınlar hazırlatarak yayımlamak ve yayımlatmak görevi kapsamında Bakanlık yayım projeleri.</p>

<p>b) Alevi-Bektaşiliğin tüm yönleriyle, sosyal ve beşerî bilimler bütünlüğü içinde ele alınmasına yönelik Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yayın projeleri.</p>

<p>c) Gerçek ya da tüzel kişiler tarafından Bakanlıkça yayımlanması talebiyle birimlere başvuru yoluyla gönderilen eserler.</p>

<p>ç) Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulunca değerlendirilecek Bakanlık diğer hizmet birimlerinin yayımlamayı planladığı eserler.</p>

<p><strong>İncelemede usul</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının eserleri inceleme usulleri aşağıdaki şekildedir:</p>

<p>a) Yayımlanması talebiyle birimlere gönderilen eserler ile birimlerin yayın projeleri; amaç, konu, yazım yöntem, kural ve usulleri ile birimlerin yayın ilkelerine uygunluk bakımından incelenir.</p>

<p>b) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları, eserleri incelenmek ve yazılı görüş almak üzere konunun özelliğine göre uzmanlarına gönderilmesini teklif edebilir.</p>

<p>c) Eseri inceleyen uzmanın verdiği gerekçeli rapor yeterli görülmez veya birimlerin belirleyeceği süre içinde incelenip birimlere teslim edilmezse eser başka uzmanlara gönderilebilir. Alınan rapor, yayın projeleri değerlendirme kurullarında değerlendirilir ve rapor doğrultusunda eserin yayımlanıp yayımlanmayacağına karar verilir.</p>

<p>(2) Bakanlık diğer hizmet birimleri, Bakanlık yayını olarak kendi görev ve yetkilerine ilişkin yayımlamayı planladıkları eserlerin Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulunca bu Yönetmelik hükümlerine göre incelenmesini talep edebilir. Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulu bu eserleri değerlendirip iadelerine, incelenmesine veya uygun bularak ilgili Bakanlık diğer hizmet birimlerince yayımlanmasına karar verebilir. Eserlerin telif veya baskı giderlerine yönelik her türlü ödemeler talepte bulunan Bakanlık diğer hizmet birimlerinin kendi bütçelerinden karşılanır.</p>

<p><strong>Değerlendirme ilkeleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Eserlerin incelenmesinde, seçiminde, hazırlanmasında ve işlenmesinde göz önünde bulundurulacak temel ilkeler şunlardır:</p>

<p>a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na uygun olması ve kanunlara göre suç oluşturmaması.</p>

<p>b) Atatürk ilke ve inkılaplarının korunması, yaşatılması ve benimsetilmesi prensiplerine aykırı olmaması.</p>

<p>c) Millî birlik ve beraberliği bozucu görüşlere; insanı, aileyi veya toplumun belirli bir kesimini küçük düşürücü bilgi, belge ve yorumlara yer verilmemesi.</p>

<p>ç) Millî kültürümüzü evrensel boyutlara ulaştıracak ve insanlığın ortak değerlerine katkıda bulunacak nitelikte olması, toplumsal yararlılığı ve evrenselliği göz önünde bulundurması.</p>

<p>d) Toplumun çağdaşlaşmasına, demokratikleşmesine, kendisini tanımasına katkı sağlayıcı nitelikte olması.</p>

<p>e) Ülke dışındaki insanlarımızın kültürel kimliklerini korumalarına ve sanatsal gereksinimlerini karşılamalarına destek olucu nitelikte olması.</p>

<p>f) Ortak kültür bağlarımız olan diğer bağımsız Türk Cumhuriyetleri ile ikili kültür alışverişini sağlayıcı ve dostluk bağlarını güçlendirici nitelikte olması.</p>

<p>g) Bakanlığın kuruluş amaç ve görevlerine ilişkin konularda doğru bilgi verici, eğitici, öğretici ve tanıtıcı nitelikte olması.</p>

<p>ğ) Eserlerin dil ve anlatımının açık ve anlaşılır olması.</p>

<p>h) Bilimsel araştırma yazım yöntem, kural ve usullerine göre hazırlanmış olması.</p>

<p>ı) Tarihimizi, bugüne ulaşan kültürel zenginliğimizi işleyici, tanıtıcı, zenginleştirici ve gelecek nesillere taşıyıcı nitelikte olması.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Başvuru ve Yayıma İlişkin Usul ve Esaslar</p>

<p><strong>Başvuru şartları </strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Eserlerin yayımlanması için birimlere başvuruda bulunanlar;</p>

<p>a) Eserlerini muhteva, bilimsel araştırma yazım yöntem, kural ve usullerine uygun; resim, şekil, harita, nota, illüstrasyon bakımından dizgisine ve baskısına başlanabilecek şekilde hazırlayıp basılı veya elektronik ortamda kaydedilmiş olarak birimlere teslim eder.</p>

<p>b) Eserde yer alacak metin, fotoğraf, resim, grafik, tablo, çizelge, şekil, nota, harita ve benzeri materyallerin baskıya uygun boyut, format ve çözünürlükte dizgi programlarına sorunsuz aktarılabilecek elektronik dosyalarını birimlere teslim eder.</p>

<p>c) Yazar, çevirmen, resimleyen, yayına hazırlayan ve benzeri eser sahiplerinin özgeçmişini birimlere teslim eder.</p>

<p>ç) İmzalı başvuru dilekçesini birime teslim etmek veya birimlerin çevrim içi bir yayın yönetim/başvuru sistemi bulunması hâlinde söz konusu sisteme yüklemek zorundadır.</p>

<p>(2) Bu Yönetmelikte belirlenen başvuru şartlarına uymayan eserler, Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının gündemine alınmaz.</p>

<p>(3) Birimler; başvuru şartlarını veya başvuru için gereken diğer belgeleri, yayımlayacakları eserlerin özelliklerine göre, Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları ilke kararı ile belirleyebilir.</p>

<p>(4) Birimler başvuru şartlarını ve Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları ilke kararlarını kurumsal internet sitelerinde yayımlar.</p>

<p><strong>Birimler tarafından ısmarlama yoluyla eser hazırlatılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Birimler bu Yönetmelik kapsamına giren eserlerin Bakanlık adına hazırlatılmasını sağlamak amacıyla ısmarlama yoluyla eser hazırlamak üzere kişi veya kişileri görevlendirebilir.</p>

<p>(2) Birimler, Bakanlık adına eser hazırlatılması istenen kişi/kişilerin belirtilen süre içinde çalışmayı tamamlayıp birimlere sunmamaları halinde, bu kişi/kişilerden işi geri almak ve başka bir hazırlayıcıya vermek konusunda yetkilidir.</p>

<p><strong>Yayınların hazırlanması </strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarınca yayımlanması uygun görülen eserlerin yayımlanma biçimleri, baskı özellikleri ve baskı sayılarına birimlerce karar verilir.</p>

<p>(2) Yayımlanmasına karar verilen eserlerin yayımlanmasına ilişkin iş ve işlemler, birimlerin yayımlardan sorumlu daire başkanlığı sevk ve idaresinde yürütülür.</p>

<p><strong>Yayım şartları</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarınca yayımlanmasına karar verilen eserlerin hak sahipleri, derleme eserlerde eseri hazırlayan editör/koordinatörleri;</p>

<p>a) Eser üzerinde başka kurum veya kuruluşlar ile kişilerin haklarının bulunmadığına, bu hususta her türlü hukuki sorumluluğu üstlendiklerine dair beyanname ile eser üzerinde başka hak sahipliğinin mevcudiyeti hâlinde 5846 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca diğer eser sahiplerinden gerekli izinleri almış olduklarını gösterir belgeleri,</p>

<p>b) Yayımlanması uygun görülen eserin işleme, çoğaltma, yayma, işaret ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı ile gerektiğinde üçüncü kişilere kullandırılması ve devredilmesi haklarını Bakanlığa devrettiğine dair temliknameyi,</p>

<p>c) Muhtemel maddi hataların düzeltilmesi, ihtiyaç duyulması hâlinde tashih ve redaksiyon yapılması, kapak ve iç sayfa tasarımı, eserin basımına ilişkin fiziksel özelliklerinin ve baskı tekniklerinin belirlenmesi işlerinde birimlerin tasarruf yetkisini kabul ettiklerini belirtir izin belgesini,</p>

<p>Bakanlığa vermekle yükümlüdürler.</p>

<p><strong>Tekrar baskı ve yayım hakkının devri </strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Birimlerce daha önce yayımlanmış bir eserin tekrar baskısının yapılması, mevcut baskısının yüzde doksanının bitmiş olması şartıyla, birimlerin teklifi ve Bakan Oluruna bağlıdır.</p>

<p>(2) Birimlerce ısmarlama yoluyla hazırlatılarak yayımlanan eserlerin, yayım hakkı eserlerin mevcut baskısının yüzde doksanının bitmiş olması şartıyla birimlerin teklifi ve Bakan Oluru ile bir defaya mahsus yayımlanmak üzere devredilebilir.</p>

<p>(3) Başvuru yoluyla alınarak yayımlanan eserlerin yayım hakkı, eserlerin mevcut baskısının yüzde doksanının bitmiş olması şartıyla birimlerin teklifi ve Bakan Oluru ile eser sahibine veya yasal varislerine devredilebilir.</p>

<p>(4) Birimlerce elektronik olarak yayımlanan eserlerin yayım hakkının eser sahibine veya başka birine devredilebilmesi, yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl sonunda eser sahiplerinin isteği üzerine birimlerin teklifi ve Bakan Oluruna bağlıdır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Yayıncı sertifikası</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Birimler ile yayım yapacak Bakanlık diğer hizmet birimleri, 18/4/2005 tarihli ve 25790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Fikir ve Sanat Eserlerinin Tespit Edildiği Materyallerin Dolum, Çoğaltım ve Satışını Yapan veya Yayan İşletmelerin Sertifikalandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği yayıncı sertifikası almakla yükümlüdür.</p>

<p><strong>Ana yayın numarası</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Birimler ile Bakanlık diğer hizmet birimlerince yayımlanmasına karar verilen tüm eserler için Bakanlık yayınlarının külliyatının derlenmesi maksadıyla Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünce bir ana yayın numarası belirlenir.</p>

<p>(2) Birimler ile Bakanlık diğer hizmet birimleri eserlere ana yayın numarası atanmasını Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünden resmî yazı ile talep eder.</p>

<p><strong>Derleme işlemleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Birimler ile Bakanlık diğer hizmet birimleri, yayımladıkları eserlerin derleme nüshalarını, 22/2/2012 tarihli ve 6279 sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu gereği derleme kütüphaneleri ve/veya birimlerine teslim etmekle yükümlüdür.</p>

<p><strong>Toplantı ücreti ve harcırah</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bakanlık dışından kurul toplantılarına katılan üyelere, Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre toplantı ücreti ödenir. Toplantıya başka yerden katılan üyelere 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre yol masrafı ve gündelik verilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Telif haklarının belirlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 17-</strong> (1) Bu Yönetmelik hükümlerince yayımlanacak eserlerin telif ve işlenme ücretleri ile bu eserlerin inceleme, redaksiyon, derleme, edisyon ve tashihine ilişkin ücretler; Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hesaplanır ve ödenir.</p>

<p>(2) Bakanlık personelinin asli görevleri gereği yaptığı çalışmalara ilişkin telif ve işlenme ücreti ödenmez. Ancak adı geçen personelin makale, tebliği ve konferansları ile mesai dışında meydana getirdiği eserler bunun dışındadır.</p>

<p><strong>Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının kararını gerektirmeyen durumlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) 17 nci madde uyarınca telif ve işlenme ücreti ödenmeyecek olan yayınlarda yer alacak metinler veya eserler için Yayın Projeleri Değerlendirme Kurulları kararı alınması zorunlu değildir.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>(1) 11/12/2007 tarihli ve 26727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Kültür ve Turizm Bakanı yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kultur-ve-turizm-bakanligi-yayin-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/resmi/kultur-ve-turizm-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="38438"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ÖDEME EMRİNİN İPTALİ DAVASI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/odeme-emrinin-iptali-davasi-sekeroglu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/odeme-emrinin-iptali-davasi-sekeroglu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SGK tarafından gönderilen ödeme emirlerine karşı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde İş Mahkemelerinde dava açılması mümkündür. Bu ödeme emirlerine karşı açılacak davalarda itirazlar sınırlı olarak yapılmaktadır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şöyle ki;</p>

<p>-Borcun hiç bulunmaması,</p>

<p>-Borcun kısmen veya tamamen ödenmiş olması,</p>

<p>-Borcun zamanaşımına uğramış olması,</p>

<p>-Borcun yanlış kişiye yöneltilmiş olması (örneğin şirket ortağı veya yönetici sorumluluğunun hatalı değerlendirilmesi),</p>

<p>-Ödeme emrinde yer alan tutarın hatalı hesaplanmış olması başlıca itiraz sebeplerini oluşturmaktadır.</p>

<p>SGK'nın gönderdiği ödeme emirlerine karşı dava açarken yetkili mahkemenin tespiti de önem arz etmektedir. Kişiye gönderilen ödeme emirlerinde borcun miktarı ve kaynağı belirtildikten sonra, kişinin nerede dava açması gerektiği belirtilmektedir. Gönderilen ödeme emirlerinde <i>'' 5510 sayılı Kanununun 88'inci maddesi hükmüne göre; Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde alacaklı birimin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. ''</i> demek suretiyle yetkili mahkemenin neresi olduğuna dair borçlu kişiye ihtar yapılmaktadır.</p>

<p>Yetkili mahkemeye dava açıldıktan sonra, mahkeme tarafından SGK'ya yazı yazılarak ödeme emirleri ve tebligat parçaları istenmekte, ayrıca açılan ödeme emrine karşı yapılandırma başvurusunun olup olmadığı hususu sorulmaktadır. Davacı tarafından zamanaşımı itirazı yapılmış ise, mahkeme SGK' dan ödeme emriyle ilgili zamanaşımını kesen veya durduran hususların bildirilmesiyle ilgili gerekli belgelerin gönderilmesini istemektedir.</p>

<p>Davacı taraf, dava dilekçesinde ödeme emrindeki tahsil işlemlerinin dava kesinleşinceye kadar tedbiren durdurulmasını talep etmektedir. Bu durumda mahkemeler, 5510 sayılı Yasa'nın 88/19. Maddesinde düzenlenen; <i>''....Yetkili iş mahkemesine başvurulması alacakların takip ve tahsilini durdurmaz.'' </i>hükmünü gerekçe göstererek ihtiyati tedbir taleplerini reddetmektedir.</p>

<p>Davacı tarafın ödeme emrinin zamanaşımına uğradığına ilişkin itirazlar da mahkemeler tarafından aşağıda belirttiğimiz kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir;</p>

<p>506 sayılı Yasa'nın 80. maddesinde yer alan prim alacakları, vadesinde ödenmeyen prim alacakları ile ilgili olup Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi iken 506 sayılı Yasa'nın 01.12.1993 Tarih ve 3917 sayılı Yasa ile değiştirilerek 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 80. maddesi ile; <i>"Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 21.07.1953 Tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun hükümlerinin uygulanacağı…" </i>hükme bağlanmıştır.</p>

<p>6183 sayılı Yasa'nın 102. maddesi ise; <i>"Amme alacağı vadesinin rastladığı takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar…"</i> şeklinde düzenlenmiş olduğundan, 08.12.1993 Tarihinden sonra muaccel olan prim alacakları için zamanaşımı süresi de 5 yıla inmiştir. Bu dönemde prim borçlarında zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır.</p>

<p>06.07.2004 Tarih ve 25514 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5198 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasa'nın 80. maddesinde değişiklik yapılmış ve buna göre; <i>"Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 21.07.1953 Tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 51 ve 102. maddeleri hariç, diğer maddelerinin uygulanacağı"</i> kuralı getirilmiştir. Dolayısı ile Kurumun 06.07.2004 Tarihinden sonra muaccel olan prim alacaklarında zamanaşımı süresi Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre yeniden 10 yıla çıkmıştır.</p>

<p>01.10.2008 Tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un 17.04.2008 Tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 93/2 maddesi ile; <i>"Kurumun prim ve diğer alacakları, ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak 10 yıllık zamanaşımına tabidir…"</i> hükmü getirilmiştir.</p>

<p>Yukarıda belirtilen kanun hükümleri uyarınca SGK tarafından gönderilen ödeme emirlerine karşı 5 yıllık olan zamanaşımı süresi 10 yıla çıkarılmıştır. Davacıya gönderilen ödeme emirlerinde zamanaşımı itirazı değerlendirilirken davacının hangi dönem borcu için tahakkuk oluşturulduğu önem taşımaktadır. Çünkü zamanaşımı süresinin 5 yıllık olduğu dönem için tahakkuk eden bir borç varsa artık davacı için 10 yıllık zamanaşımı süresi değil, 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanarak davacının itirazı değerlendirilecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2023/10/nisa-sekeroglu.jpg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2023/10/nisa-sekeroglu.jpg" /></a></p>

<p><strong>Av. Nisa ŞEKEROĞLU</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/odeme-emrinin-iptali-davasi-sekeroglu</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/terazi/terazi-themisfd4.jpg" type="image/jpeg" length="58342"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hekimin Sigortası Var Ama Risk Bitmiyor: Malpraktis Davalarındaki Hukuki Gerçeklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hekimin-sigortasi-var-ama-risk-bitmiyor-malpraktis-davalarindaki-hukuki-gerceklik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hekimin-sigortasi-var-ama-risk-bitmiyor-malpraktis-davalarindaki-hukuki-gerceklik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Sağlık sektöründe uzun yıllar boyunca malpraktis denildiğinde akla ilk gelen soru şuydu:</p>

<p><strong>“Hekim tıbbi müdahalede hata yaptı mı?”</strong></p>

<p>Bugün ise bu soru tek başına yeterli değil. Çünkü modern malpraktis uyuşmazlıklarında mahkemeler artık yalnızca ameliyat tekniğine, komplikasyonun gelişip gelişmediğine veya hekimin tıbbi standarda uygun davranıp davranmadığına bakmıyor. Sürecin tamamı mercek altına alınıyor.</p>

<p>· Hastaya ne anlatıldı?</p>

<p>· Riskler nasıl açıklandı?</p>

<p>· Onam hangi dilde alındı?</p>

<p>· Hasta beklentisi nasıl yönetildi?</p>

<p>· Komplikasyon geliştiğinde süreç nasıl takip edildi?</p>

<p>· Hasta kayıtları eksiksiz tutuldu mu?</p>

<p>· Reklam ve pazarlama dili hastaya bir sonuç garantisi izlenimi verdi mi?</p>

<p>· Sigorta poliçesi gerçekten bu riski karşılıyor mu?</p>

<p>Bu sorular, özellikle estetik cerrahi, diş tedavileri, saç ekimi, obezite cerrahisi ve sağlık turizmi alanlarında giderek daha belirleyici hale geliyor.</p>

<p>Bu nedenle hekimin mesleki mali sorumluluk sigortasının varlığı, tek başına “hukuki güvence” anlamına gelmiyor. Sigorta önemli bir koruma mekanizmasıdır; ancak bu korumanın kapsamı, sınırları, istisnaları ve uygulamadaki etkileri doğru okunmadığında hem hekimler hem hastaneler hem de sağlık turizmi şirketleri ciddi risklerle karşılaşabilir.</p>

<p><strong>Hekimin Mesleki Mali Sorumluluk Sigortası Neyi Korur?</strong></p>

<p>Hekimlerin mesleki mali sorumluluk sigortası, esasen hekimin mesleki faaliyeti sırasında tıbbi kötü uygulama nedeniyle üçüncü kişilere verebileceği zararları belirli limitler dahilinde teminat altına alan bir sorumluluk sigortasıdır. Bu sigortanın temel amacı iki yönlüdür.</p>

<p>-Birinci yönüyle hastayı korur. Çünkü tıbbi kötü uygulama sonucunda zarar gören kişinin tazminata ulaşabilmesi için mali bir güvence yaratır.</p>

<p>-İkinci yönüyle hekimi korur. Çünkü hekim, mesleki faaliyeti nedeniyle yüksek tazminat talepleriyle karşı karşıya kaldığında, poliçe limiti ve şartları dahilinde sigorta korumasından yararlanabilir.</p>

<p>Ancak burada çok kritik bir ayrım vardır:</p>

<p>Sigorta, hekimin bütün hukuki risklerini ortadan kaldırmaz. Yalnızca poliçe kapsamında kalan, genel şartlara uygun, mesleki faaliyetle bağlantılı ve teminat dışı haller arasında sayılmayan zararlar bakımından koruma sağlar. Bu nedenle “sigortam var” düşüncesi, sağlık sektöründe risk yönetimi bakımından eksik ve tehlikeli bir rahatlık yaratabilir.</p>

<p><strong>Tıbbi Hata mı, Komplikasyon mu?</strong></p>

<p>Malpraktis dosyalarının merkezinde çoğu zaman şu ayrım bulunur; ortaya çıkan zarar, hekimin kusurlu müdahalesinden mi kaynaklanmıştır, yoksa tıbbi müdahalenin doğasında bulunan bir komplikasyon mudur?</p>

<p>Komplikasyon, her türlü dikkat ve özene rağmen ortaya çıkabilen, tıbbi müdahalenin izin verilen risk alanında kalan sonuçtur. Buna karşılık malpraktis, hekimin mesleki standartlara aykırı, eksik, hatalı veya özensiz uygulaması nedeniyle zararın doğmasıdır. Fakat uygulamada mesele bu kadar basit değildir. Çünkü bir olay başlangıçta komplikasyon olarak ortaya çıkabilir; ancak komplikasyonun yönetiminde gecikme, yanlış takip, yetersiz bilgilendirme veya gerekli sevkin yapılmaması halinde süreç malpraktise dönüşebilir. Örneğin estetik bir operasyondan sonra enfeksiyon gelişmesi tek başına her zaman malpraktis anlamına gelmeyebilir. Ancak enfeksiyon belirtilerinin zamanında değerlendirilmemesi, hastanın şikayetlerinin ciddiye alınmaması, uygun konsültasyon veya tedavi sürecinin başlatılmaması halinde tartışma artık komplikasyon değil, komplikasyon yönetimi kusuru üzerinden ilerler.</p>

<p>Bu nedenle sağlık kuruluşları açısından asıl risk sadece operasyon anında değil; operasyon öncesi bilgilendirme, operasyon sonrası takip, hasta iletişimi ve kayıt yönetimi aşamalarında da doğmaktadır.</p>

<p><strong>Aydınlatılmış Onam: İmzadan Fazlası</strong></p>

<p>Günümüz malpraktis davalarında en kritik başlıklardan biri aydınlatılmış onamdır. Uygulamada hala birçok sağlık kuruluşu onamı yalnızca “hastaya form imzalatılması” olarak görüyor. Oysa hukuki açıdan onam, sadece imza değildir.</p>

<p>Geçerli bir rızadan söz edebilmek için hastanın yapılacak müdahalenin niteliği, amacı, muhtemel riskleri, komplikasyonları, alternatif tedavi seçenekleri ve müdahalenin olası sonuçları hakkında anlayabileceği şekilde bilgilendirilmiş olması gerekir.</p>

<p>Bu noktada ispat yükü çoğu durumda hekim ve sağlık kuruluşu açısından önem kazanır. Hasta, “bana yeterli bilgi verilmedi” dediğinde, sağlık kuruluşunun yalnızca standart bir form sunması her zaman yeterli olmayabilir.</p>

<p>Özellikle estetik cerrahide bu konu daha hassastır. Çünkü estetik müdahalelerde hastanın beklentisi çoğu zaman yalnızca sağlık değil, görünüm ve memnuniyet sonucuna ilişkindir. Bu nedenle hastaya sadece genel cerrahi risklerin değil, estetik sonucun kişiden kişiye değişebileceği, simetri farkları, iz, revizyon ihtimali, iyileşme süreci, beklenti-gerçeklik farkı gibi hususların da açıkça anlatılması gerekir.</p>

<p>Sağlık turizmi dosyalarında ise bu tabloya bir de dil bariyeri eklenir. Yabancı hastaya Türkçe onam formu imzalatılması, tek başına yeterli güvence sağlamaz. Hastanın hangi dilde bilgilendirildiği, tercümanın kim olduğu, tercümenin profesyonel şekilde yapılıp yapılmadığı, hastanın gerçekten anlayıp anlamadığı ve bu sürecin kayıt altına alınıp alınmadığı dava dosyasında belirleyici hale gelebilir. Bu nedenle sağlık turizminde onam süreci, yalnızca tıbbi bir prosedür değil; aynı zamanda hukuki risk yönetiminin merkezidir.</p>

<p><strong>Sigorta Aydınlatılmış Onam Eksikliğini Her Zaman Kurtarır mı?</strong></p>

<p>Hekimin mesleki mali sorumluluk sigortası, tıbbi kötü uygulamadan kaynaklanan zararları belirli şartlarda teminat altına alır. Aydınlatılmış onam eksikliği de bazı durumlarda tazminat sorumluluğuna yol açabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:</p>

<p>Sigorta, her hukuki eksikliği otomatik olarak karşılayan sınırsız bir güvence değildir.</p>

<p>Eğer uyuşmazlık, hekimin mesleki faaliyeti kapsamında kalan bir tıbbi kötü uygulama olarak değerlendirilirse sigorta koruması gündeme gelebilir. Fakat hukuka veya etik kurallara aykırı faaliyetler, mesleki faaliyet dışındaki işlemler, kasten verilen zararlar, idari para cezaları, cezai şartlar veya poliçe dışı riskler bakımından sigorta koruması sınırlanabilir ya da tamamen ortadan kalkabilir. Özellikle pazarlama diliyle verilen vaatler burada önemli hale gelir.</p>

<p>- “Kesin sonuç alırız.”</p>

<p>- “İz kalmaz.”</p>

<p>- “Yüzde yüz memnun kalırsınız.”</p>

<p>- “Revizyona gerek kalmaz.”</p>

<p>- “Garanti sonuç.”</p>

<p>Bu tür ifadeler, tıbbi bilgilendirme sınırını aşarak sonuç taahhüdü algısı yaratabilir. Böyle bir durumda uyuşmazlık yalnızca tıbbi müdahale kusuru üzerinden değil, aynı zamanda reklam, tüketici hukuku, sözleşmesel vaat ve haksız ticari uygulama ekseninde de tartışılabilir. Sigorta poliçesi ise her zaman bu geniş sorumluluk alanını karşılamayabilir.</p>

<p><strong>Sağlık Turizmi Dosyalarında Sigorta Neden Tek Başına Yeterli Değildir?</strong></p>

<p>Sağlık turizmi, klasik hasta-hekim ilişkisinden daha karmaşık bir yapı içerir. Bu süreçte çoğu zaman yalnızca hekim ve hasta yoktur. Arada sağlık turizmi şirketi, hasta danışmanı, tercüman, çağrı merkezi, sosyal medya ekibi, otel-transfer organizasyonu, klinik koordinatörü ve reklam ajansı da bulunur. Hastanın dava dosyasına sunduğu deliller de artık yalnızca epikriz, ameliyat notu veya onam formundan ibaret değildir. WhatsApp yazışmaları, Instagram reklamları, hasta danışmanı mesajları, öncesi-sonrası görseller, fiyat teklifleri, paket içerikleri, ses kayıtları, tercüman yazışmaları ve hasta memnuniyetine ilişkin vaatler dosyanın önemli delilleri haline gelmektedir. Buradaki temel sorun şudur:</p>

<p>Hekimin mesleki mali sorumluluk sigortası, hekimin mesleki faaliyetine ilişkin riskleri teminat altına alır. Ancak sağlık turizmi şirketinin pazarlama faaliyetleri, hasta yönlendirme süreçleri, reklam vaatleri, tercüman organizasyonu veya satış ekibinin kurduğu cümleler her zaman hekimin sigorta koruması içinde değerlendirilmeyebilir. Bu nedenle sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren yapılar, yalnızca hekimin sigortasına güvenerek hukuki risklerini yönetemez. Kurumsal ölçekte ayrıca şu sorular sorulmalıdır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>· Hasta ile ilk temas kim tarafından kuruluyor?</p>

<p>· Hastaya hangi vaatler veriliyor?</p>

<p>· Tıbbi değerlendirme yapılmadan fiyat veya sonuç beklentisi oluşturuluyor mu?</p>

<p>· Tercüman süreci kayıt altına alınıyor mu?</p>

<p>· Onam formu hastanın dilinde hazırlanıyor mu?</p>

<p>· Sosyal medya reklamları tıbbi gerçeklikle uyumlu mu?</p>

<p>· Komplikasyon gelişirse hasta hangi protokolle takip ediliyor?</p>

<p>· Revizyon talepleri nasıl yönetiliyor?</p>

<p>Bu soruların cevabı yoksa, sigorta poliçesi tek başına kurumu korumaya yetmeyebilir.</p>

<p><strong>Estetik Cerrahide “Sonuç Garantisi” Algısı</strong></p>

<p>Estetik cerrahi ve diş estetiği gibi alanlarda en büyük hukuki risklerden biri, hastada sonuç garantisi algısı yaratılmasıdır. Tıbbi müdahalelerde hekim genel olarak sonucu değil, özenli tıbbi müdahaleyi üstlenir. Ancak estetik müdahalelerde hastanın beklentisi çoğu zaman belirli bir görsel sonuca yöneliktir. Bu nedenle kullanılan dil son derece önemlidir. Bir plastik cerrahın veya kliniğin, hastaya “kişiye göre değişebilir, iyileşme süreci farklılık gösterebilir, revizyon ihtimali doğabilir” şeklinde gerçekçi açıklamalar yapması ile “tam istediğiniz gibi olacak” şeklinde kesin başarı izlenimi yaratması arasında ciddi hukuki fark vardır.</p>

<p>Özellikle sosyal medya reklamlarında kullanılan öncesi-sonrası görseller, “mükemmel sonuç”, “kusursuz burun”, “izsiz operasyon”, “garantili saç ekimi” gibi ifadeler hasta beklentisini yükseltir. Dava aşamasında ise bu ifadeler, yalnızca reklam dili olarak değil, hastaya verilen taahhüt olarak değerlendirilmeye çalışılabilir. Bu noktada sigorta şirketi, uyuşmazlığın tıbbi kötü uygulamadan değil, sonuç taahhüdü, reklam vaadi veya sözleşmesel garanti iddiasından kaynaklandığını ileri sürebilir. Bu da hekimin ve sağlık kuruluşunun sigorta koruması dışında kalan bir mali riskle karşı karşıya kalmasına yol açabilir.</p>

<p><strong>Manevi Tazminat Riski Neden Önemli?</strong></p>

<p>Malpraktis davalarında maddi tazminat kalemleri genellikle tedavi giderleri, revizyon masrafları, iş gücü kaybı veya destekten yoksun kalma gibi somut zararlar üzerinden tartışılır. Ancak estetik cerrahi ve sağlık turizmi dosyalarında manevi tazminat talepleri çoğu zaman dosyanın en önemli bölümünü oluşturur. Çünkü hasta yalnızca parasal kaybını değil; beden bütünlüğünün bozulduğunu, görünümünden rahatsızlık duyduğunu, sosyal hayatının etkilendiğini, psikolojik olarak yıprandığını, başka bir ülkede mağdur edildiğini veya güven ilişkisinin zedelendiğini ileri sürebilir. Bu nedenle manevi tazminat talepleri, özellikle estetik müdahalelerde oldukça yüksek tutarlara ulaşabilir. Burada sigorta açısından dikkat edilmesi gereken husus şudur:</p>

<p>Manevi tazminatın poliçe kapsamında olup olmadığı, poliçe şartları ve ilgili klozlar dikkate alınarak somut olay özelinde değerlendirilmelidir. Her olayda otomatik olarak teminat kapsamında kabul etmek de, kesin olarak teminat dışı saymak da hatalı olur.</p>

<p>Bu nedenle hekimler ve sağlık kuruluşları, poliçelerini yalnızca “zorunlu sigorta var mı?” düzeyinde değil; teminat limitleri, manevi tazminat kapsamı, savunma giderleri, faiz, yargılama giderleri ve istisnalar bakımından düzenli olarak incelemelidir.</p>

<p><strong>Kamu Hekimi ile Özel Sektör Hekimi Açısından Rücu Farkı</strong></p>

<p>Kamu hekimleri ile özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler bakımından sorumluluk rejimi aynı değildir.</p>

<p>Kamu hastanelerinde çalışan hekimler bakımından hasta çoğu durumda doğrudan hekime değil, idareye yönelir. İdare, hizmet kusuru çerçevesinde tazminat ödemek durumunda kalabilir. Daha sonra hekime rücu edilip edilmeyeceği ise ayrı ve özel şartlara bağlıdır. Son yıllarda kamu hekimlerini koruyucu nitelikte düzenlemelerle rücu mekanizması daha sınırlı hale getirilmiştir. Kamu hekimine rücu bakımından Mesleki Sorumluluk Kurulu değerlendirmesi ve belirli şartların varlığı önem taşır.</p>

<p>Özel sektörde ise tablo daha farklıdır. Özel hastane, klinik ve hekim ilişkisinde vekalet sözleşmesi, özen borcu, adam çalıştıranın sorumluluğu, tüketici hukuku, haksız fiil ve sözleşmesel sorumluluk gibi farklı hukuki zeminler birlikte gündeme gelebilir. Bu nedenle özel sağlık kuruluşlarında risk yönetimi daha kurumsal düşünülmelidir. Sadece hekimin poliçesinin varlığı değil; hastanenin sorumluluk sigortaları, kurumsal hasta kabul süreçleri, onam altyapısı, reklam denetimi, doktor-hasta iletişim protokolleri, komplikasyon yönetim prosedürleri, sağlık turizmi sözleşmeleri, tercüman ve danışman kayıtları bir bütün olarak ele alınmalıdır.</p>

<p><strong>Önümüzdeki 5 Yılın En Büyük Hukuki Riskleri</strong></p>

<p>Sağlık sektöründe önümüzdeki dönemin malpraktis davaları, klasik tıbbi hata tartışmasının ötesine geçecektir.</p>

<p>-Birinci büyük risk, dijital deliller olacaktır. WhatsApp yazışmaları, sosyal medya reklamları, hasta danışmanı mesajları ve çevrimiçi yorumlar dava dosyalarında daha fazla kullanılacaktır.</p>

<p>-İkinci risk, sağlık turizmi süreçleridir. Yabancı hastalarla kurulan ilişkilerde dil, onam, beklenti yönetimi ve ülke dışından takip süreçleri daha fazla uyuşmazlık yaratacaktır.</p>

<p>-Üçüncü risk, estetik müdahalelerde sonuç beklentisidir. Hastanın beklentisi doğru yönetilmediğinde, teknik olarak başarılı bir müdahale dahi dava konusu olabilir.</p>

<p>-Dördüncü risk, poliçe limitlerinin yetersizliğidir. Artan tazminat talepleri karşısında mevcut sigorta limitleri bazı dosyalarda yeterli koruma sağlamayabilir.</p>

<p>-Beşinci risk ise kurumsal kayıt eksikliğidir. Sağlık kuruluşları çoğu zaman doğru işlemi yapmış olsalar bile, bunu ispatlayacak kayıt sistemine sahip olmadıkları için zor durumda kalabilir.</p>

<p><strong>Sonuç: Sigorta Bir Koruma Aracıdır, Risk Yönetimi Sistemi Değildir</strong></p>

<p>Hekimin mesleki mali sorumluluk sigortası, sağlık hukukunda vazgeçilmez bir güvence mekanizmasıdır. Ancak bu sigorta, sağlık kuruluşlarının tüm hukuki risklerini ortadan kaldırmaz. Bugünün malpraktis davalarında asıl mesele yalnızca “hekim hata yaptı mı?” sorusu değildir. Sağlık sektöründe yeni hukuki gerçeklik şudur:</p>

<p>Risk artık yalnızca ameliyathanede doğmuyor. Instagram mesajında, WhatsApp yazışmasında, standart onam formunda, eksik tercüme kaydında, gecikmiş kontrolde ve yanlış yönetilmiş hasta beklentisinde doğuyor.</p>

<p>Bu nedenle hekimler, özel hastaneler, estetik klinikleri, diş klinikleri ve sağlık turizmi şirketleri için en doğru yaklaşım, sigortayı bir son çare olarak değil; bütüncül bir risk yönetim sisteminin yalnızca bir parçası olarak görmektir.</p>

<p><strong>Sonuç Olarak 5 Maddelik Risk Özeti:</strong></p>

<p><strong>1. Sigorta varlığı tek başına yeterli değildir.</strong> Poliçe kapsamı, limitler, manevi tazminat, savunma giderleri ve teminat dışı haller düzenli olarak incelenmelidir.</p>

<p><strong>2. Aydınlatılmış onam kurumsal bir süreç haline getirilmelidir.</strong> Standart form değil; işleme özel, hastanın anlayacağı dilde ve ispatlanabilir bilgilendirme sistemi kurulmalıdır.</p>

<p><strong>3. Sağlık turizmi süreçleri ayrıca denetlenmelidir.</strong> Tercüman, hasta danışmanı, reklam, fiyat teklifi, WhatsApp yazışması ve yabancı dilde onam süreçleri hukuki kontrol altında olmalıdır.</p>

<p><strong>4. Reklam ve pazarlama dili tıbbi gerçeklikle uyumlu olmalıdır.</strong> Sonuç garantisi algısı yaratan her ifade, ileride tazminat ve sigorta uyuşmazlığı riski doğurabilir.</p>

<p><strong>5. Komplikasyon yönetimi kayıt altına alınmalıdır.</strong> Komplikasyonun kendisi her zaman kusur olmayabilir; ancak geç takip, eksik bilgilendirme ve kayıt yetersizliği malpraktis iddiasını güçlendirebilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fatma-tokat" title="Av. Fatma TOKAT"><img alt="Av. Fatma TOKAT" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/fatma-tokat.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fatma-tokat" title="Av. Fatma TOKAT">Av. Fatma TOKAT</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hekimin-sigortasi-var-ama-risk-bitmiyor-malpraktis-davalarindaki-hukuki-gerceklik-1</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/saglik-doktor-asd.jpg" type="image/jpeg" length="12220"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Duruşma sırasında hayatını kaybeden Savcı Ayhan Uyumaz son yolculuğuna uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/durusma-sirasinda-hayatini-kaybeden-savci-ayhan-uyumaz-son-yolculuguna-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/durusma-sirasinda-hayatini-kaybeden-savci-ayhan-uyumaz-son-yolculuguna-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kocaeli'nin Gebze ilçesinde duruşma sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz (49) için Gebze Adliyesi'nde tören düzenlendi. Evli ve 3 çocuk babası olan Uyumaz'ın cenazesi, törenin ardından defnedilmek üzere Bursa'ya uğurlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kocaeli'nin Gebze ilçesinde duruşma sırasında geçirdiği kalp krizi sonrası yaşamını yitiren Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz (49) için görev yaptığı Gebze Adliyesi'nde tören düzenlendi. Evli ve 3 çocuk babası olan Uyumaz'ın vefatı, adliye camiasında derin üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Dün Gebze Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma sırasında aniden fenalaşan Uyumaz, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>

<p><strong>Adliye Binası Önünde Duygusal Tören</strong></p>

<p>Hayatını kaybeden Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz için adliye binası önünde düzenlenen törende meslektaşları, ailesi ve protokol üyeleri bir araya geldi. Törende duygusal anlar yaşanırken, Uyumaz'ın görev süresi boyunca sergilediği çalışma disiplini ve mesleki duruşu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Başsavcı Uslu'dan Duygulandıran Mesaj</strong></p>

<p>Törende konuşan Gebze Cumhuriyet Başsavcısı Metin Uslu, Uyumaz'ın görevine bağlılığı ve insanlığıyla örnek bir isim olduğunu belirtti. Uslu, adalet teşkilatının büyük bir aile olduğunu ifade ederek, yaşanan kaybın derin bir boşluk oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Uyumaz'ın meslek hayatı boyunca adalet duygusu, çalışma azmi ve sorumluluk bilinciyle öne çıktığını belirten Uslu, onun hatırasının meslektaşları arasında yaşamaya devam edeceğini dile getirdi.</p>

<p><strong>Cenaze Bursa'ya Uğurlandı</strong></p>

<p>Törende okunan dualar ve alınan helalliklerin ardından Savcı Ayhan Uyumaz'ın cenazesi, defnedilmek üzere Bursa'ya gönderildi. Ailesi, meslektaşları ve sevenleri törende gözyaşlarına hâkim olamadı.</p>

<p>Törene Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Gebze Cumhuriyet Başsavcısı Metin Uslu, İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, Gebze Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit, belediye yetkilileri ve adliye personeli katıldı.</p>

<p>Merhum Gebze Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz’ın naaşı ikindi namazına müteakip Bursa ili Nilüfer ilçesi 15 Temmuz Şehitler Camii’nden kaldırılıp Osmangazi ilçesinde bulunan Hamitler Mezarlığına defnedilmek üzere dualarla uğurlandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/durusma-sirasinda-hayatini-kaybeden-savci-ayhan-uyumaz-son-yolculuguna-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/aw727414-08-6a32651558c9f.webp" type="image/jpeg" length="60300"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GEMİYE KONULAN HACZİ VE SEFERDEN MEN KARARINI KALDIRMAK İÇİN İCRA DOSYASINA ÖDEME YAPAN GEMİ İŞLETMECİSİ, ÖDEDİĞİ BU BEDELİN İADESİ İÇİN İSTİRDAT DAVASI AÇAMAZ]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/gemiye-konulan-haczi-ve-seferden-men-kararini-kaldirmak-icin-icra-dosyasina-odeme-yapan-gemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/gemiye-konulan-haczi-ve-seferden-men-kararini-kaldirmak-icin-icra-dosyasina-odeme-yapan-gemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gemiye Konulan Haczi ve Seferden Men Kararını Kaldırmak İçin İcra Dosyasına Ödeme Yapan Gemi İşletmecisi, Ödediği Bu Bedelin İadesi İçin İstirdat Davası Açamaz; Bu Davayı Açma Hakkı Malvarlığı Haksız Yere Eksilen Donatana Aittir]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ</strong></p>

<p><strong>15. HUKUK DAİRESİ</strong></p>

<p><strong>Esas Numarası: 2022/3022</strong></p>

<p><strong>Karar Numarası: 2026/537</strong></p>

<p><strong>Karar Tarihi: 27.04.2026</strong></p>

<p><strong>İSTİRDAT ALACAĞI</strong></p>

<p><strong>GEMİYE KONULAN HACİZ VE SEFERDEN MEN KARARININ KALDIRILMASI</strong></p>

<p><strong>DONATAN</strong></p>

<p><strong>İŞLETMECİ</strong></p>

<p><strong>AKTİF HUSUMET YOKLUĞU</strong></p>

<p><strong>İSTİRDAT ALACAĞI ÜZERİNDE MADDİ HUKUK BAKIMINDAN HAK SAHİPLİĞİ</strong></p>

<p><strong>Özeti:</strong> Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Dosya kapsamına göre davacı ... ve ... Ltd Şti nin gemi yönetim sözleşmeleri uyarınca geminin işletmecisi olduğu ve donatan adına hareket ettiği, icra takibinde borçlu sıfatının bulunmadığı halde ödeme yapan taraf olduğu, eldeki davada ise borçlu olmadığı bir borcu cebri icra tehdidi altında ödediğini ileri süren üçüncü kişi sıfatıyla istirdat talebinde bulunan taraf konumunda olduğu anlaşılmıştır. Davacı Ltd. Şti.'nin, malik olmadığı ve yalnızca donatan adına hareket eden işletmeci sıfatını taşıdığı sabit olduğundan, dava konusu istirdat alacağı üzerinde maddi hukuk bakımından hak sahibi (aktif husumete haiz) olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;</p>

<p><strong>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :</strong></p>

<p>Dava; davacı tarafça icra tehdidi ile ödendiği iddia olunan icra takibine konu edilen meblağın istirdatı talebine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.</p>

<p>Davacı vekili; ... Ltd. Şti. donatanının ... Ltd olduğunu, eski adı ... yeni adı ... gemisinin 2007 tarihinden beri işletmecisi olduğu ve donatanı mülkiyetinin ... Ltd Şti adına kayıtlı iken 27/11/2015 tarihinde ... Ltd'ye devir ve intikal ettiğini, önceki malik ... Ltd. Şti adına ... gemisinin işletmeciliğini yapmakta iken bu kere değişen adıyla ... gemisinin işletmeciliğini yapması hususunda yeni malik ... Ltd ile anlaştığını, geminin eski donatan ... Ltd'ye izafeten ... ... Ltd Şti aleyhine davalı tarafından İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğü'nün, ... E. saydı dosyasıyla, 04.12.2015 tarihindi 56.396,18 TL bedelli alacak takibiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin kendilerine hiç ulaşmadığını, fakat her nasılsa tanınmıyor ibaresiyle iade olunduğunu, bunun üzerine, 20.11.2015 tarihinde Tebligat Kanunu nun 35. Maddesine göre yapılan tebligatın komşuya haber verilmek suretiyle gerçekleştirildiği ve böylece takibin kesinleştirildiğini, alacaklı tarafından takibin kesinleşmesini müteakip 01.12.2015 tarihinde geminin haczedilerek seferden men'i talep edildiğini, bunun üzerine icra müdürlüğünce Tuzla Liman Başkanlığı' na müzekkere yazılarak borçlu şirket adına kayıtlı ise ... isimli geminin haczine, seferden menine dair karar verildiğini, Türk Limanlarında yabancı bayraklı gemilerin sicil kayıtlarının tutulmasının söz konusu olmadığını, haciz ve seferden men kararının verildiği 01/12/2015 tarihinde geminin borçlu adına kayıtlı olmamasına rağmen, kararın tatbik edildiğini ve geminin haczedilmek suretiyle seferden men edildiğini, işbu seferden men hadisesi ile takibe muttali olan ...'in derhal durumu yeni malike bildirdiğini, geminin o tarihte yapılan gemi kiralama sözleşmesi gereğince İskenderun seferini yapmak zorunda olduğundan yeni malik tarafından derhal borcun ödenip haczin kaldırılması ve geminin sefere çıkması talimatı verildiğini, bunun üzerine, ... ve ... Ltd. Şti' nin, yeni malik nam ve hesabına borcu icra dosyasına ödeyerek, haciz ve seferden men kararını kaldırttığını, ancak icra müdürlüğünce düzenlenen tahsilat makbuzunda sadece dosya borçlusunun adının zikredildiğini, ödemenin doğrudan ... ve ... Ltd Şti tarafından yeni malik Lidya'nın talimatı ile yapıldığını, geminin satışını müteakiben mülkiyetinin devir ve tesliminden sonra eski borçlunun, geminin salıverilmesi için para ödemesinin hayatın olağan akışına aykı olduğunu, ... Şirketi'nin adına hareket ettiği ... Ltd'nin dava konusu bu parayı alacaklıya hiçbir şekilde borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını belirterek müvekklinin ödemiş olduğu miktarın davalı tarafça müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde, Davacı şirketin Malta merkezli olduğunu iddia ettiğini, Türkiye’de herhangi bir şubesi mevcut olmadığını, yabancı uyruklu bir şirketle olan işbu ihtilafın yabancılık unsuru taşıdığını, 5718 sayılı MÖHUK’un 48. Maddesi ile yabancı kişilerin Türk Mahkemelerinde dava açması halinde yabancı kişilerin mahkemenin belirleyeceği teminatı yatırması gerektiğini düzenlediğini, Türkiye ile Malta arasında karşılıklı bir muafiyet anlaşması olmadığı gibi Malta'nın 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesine taraf olmadığından davacı şirketin teminat yatırmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, teminat yatırılmadan işbu dava açıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayanarak ödenen paranın istirdatına yönelik olup 6102 sayılı T.T.K.’nun 5/2. maddesi gereğince ... Mahkemelerinin görevli olduğunu, taraflar arasındaki deniz ticaretine ve deniz sigorta uyuşmazlıklarına ilişkin davaların ancak deniz ihtisas mahkemesi sıfatıyla görüleceğini, diğer davaların ise ... mahkemelerinde görüleceğini, dava konusu uyuşmazlığın ise dava konusu gemiye verilen tamir bakım hizmetine ilişkin olup bir eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları gereğince bu tür davalara bakmakla görevli mahkemelerin ... mahkemeleri olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin faaliyet adresi Tuzla olduğundan davaya bakmakla yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu ... Mahkemeleri olduğunu, mahkemenin aynı zamanda yetkisiz olduğu ve yetki itirazında bulunduklarını, davacı şirket tarafından dava dilekçesinde açıkça bahsedildiği gibi .... Şti. ' nin davacı yabancı şirketin acentesi olmayıp geminin işleticisi olduğunu, TTK hükümleri gereğince acentenin yabancı şirketi davada temsil yetkisi (bu konuda yetki verilmesi hâlinde) olup gemi işleticisinin böyle bir yetkisi bulunmadığını, tebliğ edilen evrak incelendiğinde ... Şirketinin acente değil işletici olduğunu, dolayısıyla davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddinin gerektiğini, ayrıca dosyaya sunulan gemi işletme sözleşmelerinde taraflara ait hiçbir kaşe ve imza bulunmadığını, yalnızca tercüme bürosuna ilişkin imzanın yer aldığını, imzasız gemi işletme sözleşmeleri ile .... Şti 'nin olduğu dahi ispat edilemediğini, geminin hem yeni donatanı hem de eski donatanı tarafından geminin işletme hakkının ... Şirketine verildiği sabit olmadığından husumet itirazında bulunulduğunu, davalının Tuzla Bölgesinde gemilere yönelik tamir bakım hizmeti veren bir şirket olduğunu, davalının 2008 yılında dava konusu geminin tamir ve bakım işlerini Tuzla'da bulunan ... Aş Tersanesinde yaptığını, verilen hizmete ilişkin 06.09. 2008 tarihli ... sen notu 172.711,87-USD bedelli, 5430-USD bedelli faturaları düzenleyerek davacı şirkete teslim ettiğini, davacı şirketin de söz konusu fatura borçlarına karşılık çeşitli tarihlerde kısmi ödemeler yaptığını ancak borcun 13.910,87-USD'lik kısmının ödenmediğini, aradan yaklaşık 8 yıl geçmesine rağmen borcun bir kısmının ödenmemesi üzerine davalının davacı şirket aleyhinde icra takibi başlattığını, takibin kesinleştiğini ve borcun bizzat borçlu ... Ltd. tarafından ödendiğini, dosya borcunun davacı ... Ltd tarafından ödenmediğini, dosya borcunun borçlu dava dışı ... Ltd. tarafından ödendiğinden davacı ... Ltd. tarafından işbu davanın açılmasında hukuki menfaati bulunmadığı gibi taraf ehliyeti de bulunmadığından bu açıdan da husumet itirazında bulunulduğunu, dava konusu gemiye ilişkin hizmetlerin müvekkili şirketin Tuzla' da bulunan ... Tersanesinde verildiğini, Kaldı ki, .... Şti. yetkilisi ...'un ...@....com adresinden 19.10.2009 tarihinde müvekkili şirkete göndermiş olduğu mail ile borcunu açıkça ikrar ettiğini, ayrıca .... Şti. yetkilisi ...'un piyasadan öğrendikleri kadarıyla aynı zamanda hem ... Ltd. hem de ... Ltd. şirketinin yetkilisi yani şirket sahibi olduğunu, davacı şirketin tek amacının borçtan kurtulmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.</p>

<p>İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla), her ne kadar davalı vekili süresinde verdiği dilekçesi ile mahkemenin yetki ve görevine itiraz ederek görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirtmiş ise de davaya konu uyuşmazlığı TTK 5. kitabında yer aldığı ve mahkemenin de İstanbul Mülki hudutları dahilinde Deniz taşımasına ilişkin davalara münhasıran görevlendirilen tek mahkeme olduğu, tüm İstanbul sınırlarında yetkili olması nedeni ile görev ve yetki itirazının reddine, mahkemece yapılan yargılama ve toplanan tüm delillerden, açılan davanın istirdat davası olduğu, davacı vekilinin adına hareket ettiği ... adına cebri icra tehdidi altında icra dosyasına ödenen paranın istirdadını talep ettiği olayda, davalı tarafından eski adı ... yeni adı ... isimli gemiye bakım ve onarım hizmeti verildiği hususunun Tuzla Liman Başkanlığı yazı cevabı ve dava dışı .... Şirketi yazı cevabı ile sabit olduğu, dava konusu olayda hukuki uyuşmazlığın davacının geminin bakım onarım masrafından bakiye borçtan sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığı, davacı asile izafeten ...' in aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı açısından yapılan değerlendirmede, dosyada yer alan gemi yönetim sözleşmelerinin tarihlerinin 27/11/2015 ve 3/4/2014 olduğu, 03/04/2014 tarihli Gemi Yönetim Sözleşmesinin taraflarının ... ve ... şirketleri olduğu, sözleşmede ...' in gemi maliki, ...' in ise gemi yöneticisi olarak gözüktüğü, 27/11/2015 tarihli Gemi Yönetim Sözleşmesinin taraflarının ise, ... ile ... olduğu, sözleşmede ...' in gemi maliki, ...' in ise gemi yöneticisi olarak gözüktüğü, ... Şirketinin eski adı ... yeni adı ... isimli geminin yöneticisi olduğu, yerine getirdiği hukuki işlemleri gemi donatanı adı ve hesabına gerçekleştirdiği, gemi donatanına izafeten dava açmasının hukuken mümkün olduğu kanaatine varılmış ise de, yargılama sırasında davalı vekilince davacı şirkete izafeten ...' in tasfiye haline girdiğini belirtilmesi üzerine İstanbul ... Sicil Müdürlüğü'ne yazı yazıldığı, İstanbul ... Sicil Müdürlüğü'nce yazılan yazıya davacı şirketin iflasına karar verildiği ve iflas işlemlerinin İstanbul Anadolu 3. İcra ve İflas Müdürlüğü' nün ... iflas sayılı dosyasında yürütüldüğünden bahisle yanıt verilmesi üzerine davacı asil adına vekaletname sunulması üzerine dosyada davacı asil açısından da taraf teşkili sağlandığı kanaatine varıldığı, dosyada mevcut Liberya Cumhuriyeti tarafından hazırlanan sicil sertifikası, 27.11.2015 tarihli devir teslim tutanağı, 03.12.2015 tarihli ... antetli kağıdına basılı belge, gemi satış senedi birlikte değerlendirildiğinde, ... isimli geminin gemi bakım ve onarımı zamanında ...'e ait olduğu, geminin seferden men edildiği 1/12/2015 tarihinde ise mülkiyetinin el değiştirmiş olduğu, adının ... olarak değiştirildiği ve malikinin ... şirketi olduğunun anlaşıldığı, talep konusu gemi bakım ve onarım alacağının TTK m. 1320 anlamında sahibine gemi alacaklısı hakkı veren bir istem olmadığı, yeni malike karşı ileri sürülemeyeceği, istemin borçlusunun ... olduğu, nitekim davacı vekilince de takibin isabetli bir şekilde M/V ... donatanı ...'e karşı yapıldığı, icra dosyasına ise ticari hayatın devamı gereği ödemenin ... tarafından yapıldığı, bu noktada davacı ...' in dava hakkının ...'e karşı doğduğunun kabulü gerektiği, nitekim davalı (alacaklı) vekilince takibin ve hukuki yolların borcun doğumundaki malike karşı başlatıldığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davacı vekilince istinafı üzerine, Dairemizce, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 18.05.2017 tarih ve 2016/2840 esas, 2017/2126 karar sayılı kararında; "Denizcilik İhtisas Mahkemeleri'nin davaya bakabilmesi için davanın deniz ticaretinden kaynaklanması gerekli ve zorunlu olup, somut olayda ihtilâf davalıya ait geminin boyanması ve verniklenmesi nedeniyle ödenmeyen iş bedeline ilişkin olduğunu, bu haliyle taraflar arasındaki ihtilâfın Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklandığını,6102 sayılı TTK'nın 4 (1) maddesinde ticari davaların tanımlandığını ve sayıldığını, bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları” ve “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ile “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava), ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması, ya da aynı maddede 6 bent halinde sayılan ticari davalardan (mutlak ticari dava) olması gerekir. Taraflardan biri "tacir" değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın "ticari işletme" ile ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." denildiğini, somut olayda, tarafların her ikisinin de tacir olup, uyuşmazlık da ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğduğundan davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye ... mahkemesi olduğunu, ancak, dava deniz ticaretinden kaynaklanmayıp, taraflar arasındaki geminin bakım ve onarımına ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklandığından, davaya bakma görevinin denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatıyla görevlendirilmiş asliye ... mahkemesine ait olmayıp, genel mahkeme olarak görevli asliye ... mahkemelerine ait olduğunu, bu nedenle, yerel mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın genel görevli asliye ... mahkemesine gönderilmesi ve genel görevli mahkemece inceleme yapılıp bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.</p>

<p>Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemece, Mahkemenin görevinin HMK'nun 114.maddesi gereğince kamu düzeni ile ilgili bir dava şartı olduğu, HMK'nun 115.maddesine göre yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, 6102 sayılı TTK nun 4 ve 5.maddeleri gereğince mahkemenin görevinin tayini için öncelikle davanın 6102 sayılı TTK dan veya diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine veya deniz sigortasına ilişkin bir dava olup olmadığının saptanması gerektiği, mahkemenin görevinin HMK 'nun 114.maddesi gereğince kamu düzeni ile ilgili bir dava şartı olduğu, HMK'nun 115.maddesine göre yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, TTK'nun 5.maddesinde de ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumundan hareket ederek asliye ... mahkemelerinin görevli olduğu dava ve işlerin düzenlendiği, TTK nun 5. maddesine göre; asliye ... mahkemelerinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu, yine özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ... mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere asliye ... mahkemesinin bakmakla görevli olduğu, dava konusunun gemi bakım ve onarım işlerini kapsayan eser sözleşmesinden kaynaklanması ve kesin mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 03/02/2021 tarih, 2021/186 esas, 2021/229 karar sayılı ilamı uyarınca iş bu dava yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.</p>

<p>İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) verilen görevsizlik kararı üzerine dosya görevli İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.</p>

<p>İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince, davacı şirketin ve davalı şirketin adreslerinin Tuzla/İSTANBUL olduğu; Eser sözleşmesinin gerçekleştiği mahalin Tuzla olduğu, 6100 Sayılı HMK.nın;<strong> Madde 6-</strong> (1);'' Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir,''hükmünün düzenlendiği, yetki itirazında bulunmak için HMK'nun 19/2.maddesi gereğince "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz,"hükmünün düzenlendiği, davacı şirketin ve davalı şirketin ... sicil gazetesine göre adresinin Tuzla olduğu, Tuzla ilçesinin yetki sınırlarının İstanbul Anadolu Adliyesi yetki sınırları içinde kaldığı, davalının yetki itirazının henüz incelenmediği anlaşıldığından, Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmakta olan işbu davada yetkili Mahkemelerin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğu, bu nedenle dosyanın Nöbetçi İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, Mahkemenin yetkisiz olduğu anlaşılmakla, dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK.'nın 114 ve 115/2 maddeleri uyarınca yetki yönünden usulden reddine ve Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.</p>

<p>İstanbul 4. Asliye ... Mahkemesince verilen yetkisizlik kararı üzerine dosya yetkili İstanbul Anadolu 8. Asliye TicaretMahkemesine gönderilmiştir.İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince, davalı tarafından eski adı ... yeni adı ... isimli gemiye bakım ve onarım hizmeti verildiği hususunun Tuzla Liman Başkanlığı yazı cevabı ve dava dışı .... Şirketi yazı cevabı ile sabit olduğu, dava konusu olayda hukuki uyuşmazlığın davacının geminin bakım onarım masrafından bakiye borçtan sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığı, davacı asile izafeten ...' in aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı açısından yapılan değerlendirmede, dosyada yer alan gemi yönetim sözleşmelerinin tarihlerinin 27/11/2015 ve 3/4/2014 olduğu, 03/04/2014 tarihli Gemi Yönetim Sözleşmesinin taraflarının ... ve ... şirketleri olduğu, sözleşmede ...' in gemi maliki, ...' in ise gemi yöneticisi olarak gözüktüğü, 27/11/2015 tarihli Gemi Yönetim Sözleşmesinin taraflarının ise, ... ile ... olduğu, sözleşmede ...' in gemi maliki, ...' in ise gemi yöneticisi olarak gözüktüğü, ... Şirketinin eski adı ... yeni adı ... isimli geminin yöneticisi olduğu, yerine getirdiği hukuki işlemleri gemi donatanı adı ve hesabına gerçekleştirdiği, gemi donatanına izafeten dava açmasının hukuken mümkün olsa da, yargılama devam ederken davalı vekilince davacı şirkete izafeten ...' in tasfiye haline girdiğini belirtilmesi üzerine mahkemece İstanbul ... Sicil Müdürlüğü'ne yazı yazıldığı, İstanbul ... Sicil Müdürlüğü'nce yazılan yazıya davacı şirketin iflasına karar verildiği ve iflas işlemlerinin İstanbul Anadolu 3. İcra ve İflas Müdürlüğü' nün ... iflas sayılı dosyasında yürütüldüğünden bahisle yanıt verilmesi üzerine davacı asil adına vekaletname sunulması üzerine dosyada davacı asil açısından da taraf teşkili sağlandığı, dosyada mevcut Liberya Cumhuriyeti tarafından hazırlanan sicil sertifikası, 27.11.2015 tarihli devir teslim tutanağı, 03.12.2015 tarihli ... antetli kağıdına basılı belge, gemi satış senedi birlikte değerlendirildiğinde, ... isimli geminin gemi bakım ve onarımı zamanında ...'e ait olduğu, geminin seferden men edildiği 1/12/2015 tarihinde ise mülkiyetinin el değiştirmiş olduğu, adının ... olarak değiştirildiği ve malikinin ... şirketi olduğunun anlaşıldığı, talep konusu gemi bakım ve onarım alacağının TTK m. 1320 anlamında sahibine gemi alacaklısı hakkı veren bir istem olmadığı, yeni malike karşı ileri sürülemeyeceği, istemin borçlusunun ... olduğu, nitekim davacı vekilince de takibin M/V ... donatanı ...'e karşı yapıldığı, icra dosyasına ise ödemenin takipte borçlu olarak yer almayan ... tarafından yapıldığı, istirdat talebinin haciz baskısı altında olan ve ödemeyi yapan borçlu tarafça ileri sürülebileceği, halbuki ödemeyi yapanın takipte borçlu olarak yer almayan ... olması karşısında davalıya karşı istirdat talebinde bulunamayacağı ancak davacı ...' in dava hakkının ...'e karşı olabileceği nitekim davalı (alacaklı) vekilince takibin ve hukuki yolların borcun doğumundaki malike karşı başlatıldığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, müvekkilinin haksız bir şekilde zımnen borçlu sıfatına sahip olduğu icra takibinde, ödeme emrinin müvekkili tarafına tebliğ edilmediğini, müvekkilinin yasal hakkı olan itiraz hakkını kullanamadığı gibi söz konusu borçtan da haciz konulmadan önce haberdar olamadığını, gemisi sefere çıkacak olan, seferde gecikme olması halinde cezai sorumluluğu doğacak olan müvekkilinin, seferden hemen önce gemisi üzerine konulan haczi ve gemi hakkında verilen seferden men kararını öğrenmesi üzerine görevli ve yetkili mahkemede dava açmasının beklenmesi veya durumu geminin eski malikine bildirerek borcu ödemesini beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki müvekkilinin de durumu anlamak ve çözmeye çalışmak üzere harcayacak bir zamanı olmadığından kendisine ait olmayan ancak zımnen ve haksız bir şekilde kendisine borçlu sıfatı yüklenmiş olan bir borcu, icra tehtidi altında ödemek zorunda kaldığını, İlk Derece Mahkemesinin kararında belirtmiş olduğu üzere müvekkili, söz konusu icra dosyası bakımından herhangi bir sıfata sahip değilse, hangi hukuki gerekçe ile ve neden müvekkilin gemisi üzerine haciz konulduğunu, müvekkilinin maliki bulunduğu gemi üzerine haciz konulmasaydı müvekkilin bu borcu ödemek zorunda kalmayacağının aşikar olduğu, davaya konu olan icra dosyasında, icra takibi ... Ltd'ye izafeten başlatılmış olsa da, ... Ltd'nin herhangi bir icra tehtidi altında kalmadığını, herhangi taşınır veya taşınmaz malına veya banka hesabına haciz konulmadığını, bunların aksine, müvekkili şirketin icra tehtidi altında kaldığını, müvekkiline ait gemi haczedilerek gemi hakkında seferden men kararı alındığını, yani müvekkilinin hukuki yaptırıma maruz kaldığını, bu hususlar dikkate alındığında, müvekkilinin söz konusu icra dosyasında herhangi bir icra tehtidi altında olmadan ödeme yapmış olduğu hususunun kabul edilemez olduğunu netice olarak ... isimli geminin, bakım ve onarımının zamanında ...'e ait olduğunu, geminin seferden men edildiği tarih olan 01/12/2015 tarihinde ise mülkiyetin el değiştirdiğini, geminin adının adı ... olarak değiştirildiğini ve malikinin müvekkili şirket olduğunu, yani müvekkiline ait olmayan bir borç sebebiyle müvekkilinin gemisine haksız olarak haciz konulduğunu ve gemi hakkında seferden men kararı alındığını, gemisi sefere çıkacak olan müvekkilinin, icra tehtidi altında kalmış olduğunu, seferde gecikme olması halinde cezai sorumluluğu doğacağı hususu dikkate alınarak hayatın olağan akışına uygun bir şekilde kendisine ait olmayan bir borcu ödemek zorunda kaldığını, eğer müvekkilinin gemisine haksız bir şekilde haciz konulmasaydı ve yine haksız bir şekilde müvekkilinin gemisi hakkında seferden men kararı alınmasaydı, müvekkilinin söz konusu borcu ödemeyeceğinin aşikar olduğunu, müvekkili haksız olarak gemisine konulan haciz ve gemisinin seferden men kararı ile mağdur olmuşken, müvekkilinin icra tehtidi altında borcu ödemesi sebebiyle sorumlu tutularak aleyhine hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından söz konusu bedelin ... Ltd.'den talep edilmesi gerektiği yönünde verilen hukuka ve hakkaniyete aykırı kararın kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının İlk Derece Mahkemesi tarafından da hüküm altına alındığını, bu doğrultuda, müvekkili şirket tarafından icra tehdidi altında ödenen bedelin davalı tarafından iadesine karar verilmesi gerekirken, reddedilmesinin hukuka aykırı olduğun belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.</p>

<p>Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.</p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde, ... ve ... Ltd Şti nin donatanının ... Ltd olduğu, eski adı ... yeni adı ... olan geminin 2007 yılından beri işletmecisi olduğu, geminin mülkiyetinin ... Ltd Şti adına kayıtlı iken 27 11 2015 tarihinde ... Ltd ye devredildiği, davalı tarafından İstanbul Anadolu 5 İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile başlatılan takip sonucu geminin haczedilerek seferden men edildiği, müvekkilinin borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında ödeme yaptığı ve ödenen bedelin istirdadını talep ettiği, davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunarak gemiye bakım ve onarım hizmeti verildiğini, borcun ödenmediğini, takibin haklı olduğunu, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ileri sürdüğü, mahkemece yapılan yargılama sonucunda dosyada yer alan belgeler ve bilirkişi raporuna göre gemiye bakım ve onarım hizmeti verildiği, geminin bakım ve onarım döneminde malikinin ... olduğu, seferden men edildiği tarihte malikinin ... olduğu, ödemenin ... tarafından yapıldığı, talep konusu alacağın TTK 1320 kapsamında gemi alacaklısı hakkı vermediği, bu nedenle yeni malike karşı ileri sürülemeyeceği, borcun ... e ait olduğu ve davacının istirdat talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>Davada davacı ... ... numaralı Libya bayraklı M V ... eski adı ... gemisi donatanı ... Ltd ye izafeten ... Ltd Şti'dir.</p>

<p>Bilirkişi raporunda, davacı ... Ltd Şti nin gemi yönetim sözleşmeleri kapsamında geminin işletmecisi olduğu ve işlemleri donatan adına yürüttüğü, dava konusu gemiye ilişkin bakım ve onarım hizmetlerinin davalı tarafından verildiği, bu hizmetlerin verildiği dönemde geminin malikinin ... Ltd olduğu, geminin 27 11 2015 tarihinde ... Ltd ye devredildiği ve 01 12 2015 tarihinde seferden men edildiği tarihte malikinin ... Ltd olduğu, gemi yönetim sözleşmelerinin davacıya donatan adına işlem yapma yetkisi verdiği, Tuzla Liman Başkanlığı yazısı ve diğer belgeler kapsamında geminin 2007 ve 2008 yıllarında tersanelerde işlem gördüğünün tespit edildiği, icra dosyasına 04 12 2015 tarihinde 68 362,53 TL tutarında ödemenin davacı tarafından yapıldığının belirlendiği, bakım ve onarım alacağının borçlusunun ... Ltd olduğu, bu alacağın gemi alacaklısı hakkı kapsamında yeni malike karşı ileri sürülebilecek nitelikte bulunmadığı, ... Ltd ile ... Ltd arasında organik bağın ispat edilemediği ve davacının söz konusu alacaktan sorumlu olmadığı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>Dosya kapsamına göre davacı ... ve ... Ltd Şti nin gemi yönetim sözleşmeleri uyarınca geminin işletmecisi olduğu ve donatan adına hareket ettiği, icra takibinde borçlu sıfatının bulunmadığı halde ödeme yapan taraf olduğu, eldeki davada ise borçlu olmadığı bir borcu cebri icra tehdidi altında ödediğini ileri süren üçüncü kişi sıfatıyla istirdat talebinde bulunan taraf konumunda olduğu anlaşılmıştır.</p>

<p>Dosya kapsamına göre davacı ... ve ... Ltd Şti nin, icra takibinde borçlu olan ... Ltd nin borcunu İstanbul Anadolu 5 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına 68 362,53 TL ödeme yapmak suretiyle, gemi üzerindeki haczin kaldırıldığı ve geminin seferden men halinin sona ermiştir.</p>

<p>6102 sayılı TTK'nın 1061. maddesi uyarınca donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan maliktir. İşletmeci ise gemiyi donatan adına sevk ve idare eden kişidir. Davacı işletmeci, sözleşme ilişkilerinde ve icra işlemlerinde doğrudan hak sahibi veya borçlu değil, donatanın temsilcisi konumundadır.</p>

<p>Eser sözleşmesine dayalı haksız bir takipten ve geminin seferden men edilmesinden doğan mağduriyet ile bu baskı altında ödenen paranın mülkiyeti kural olarak temsil edilene (donatan/malik olan ...'e) aittir. Davacı işletmeci, icra dosyasına ödemeyi fiilen yapmış olsa dahi, bu işlemi "donatan adına" yapmıştır.</p>

<p>İİK m. 72 uyarınca istirdat davası açma hakkı, malvarlığından haksız yere değer eksilmesi olan asıl hak sahibine (malike/donatana) aittir. Davacı işletmecinin, donatan ...'den alınmış açık bir "alacağın temliki" sözleşmesi veya bu davayı kendi adına açabileceğine dair özel bir yetkisi dosyada bulunmamaktadır.</p>

<p>Davacı ... Ltd. Şti.'nin, malik olmadığı ve yalnızca donatan adına hareket eden işletmeci sıfatını taşıdığı sabit olduğundan, dava konusu istirdat alacağı üzerinde maddi hukuk bakımından hak sahibi (aktif husumete haiz) olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle yerel mahkemenin davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi yerine, davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur.</p>

<p>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin usulden kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın aktif husumet yokluğundan reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.</p>

<p><strong>HÜKÜM:</strong> Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;</p>

<p><strong>A)</strong>1-Davacı vekilinin istinaf talebinin USULDEN KABULÜNE</p>

<p>2-İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/05/2022 tarih ve 2022/69 Esas, 2022/406 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,</p>

<p>3- Davanın aktif husumet yokluğundan REDDİNE,</p>

<p><strong>B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN</strong></p>

<p>1-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.167,47 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 435,47 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE,</p>

<p>2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,</p>

<p>3-Davalı tarafından yapılan 45.000,00 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,</p>

<p><strong>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,</p>

<p>2-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,</p>

<p>3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,</p>

<p>4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,</p>

<p>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 27/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">legalbank.net</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/gemiye-konulan-haczi-ve-seferden-men-kararini-kaldirmak-icin-icra-dosyasina-odeme-yapan-gemi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/04/yargi/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi.jpg" type="image/jpeg" length="16784"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Denizli Baro Başkanı ile birlikte 12 avukat gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/denizli-baro-baskani-ile-birlikte-12-avukat-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/denizli-baro-baskani-ile-birlikte-12-avukat-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli'nin Merkezefendi ve Pamukkale ilçelerinde jandarmanın düzenlediği uyuşturucu operasyonunda Denizli Barosu Başkanı Ufuk Kök'ün de aralarında bulunduğu 12 avukat, gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre, Denizli İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında Pamukkale ve Merkezefendi ilçelerinde belirlenen adreslere operasyon düzenledi.</p>

<p><strong>BARO BİNASINDA ARAMA</strong></p>

<p>Operasyonda Denizli Barosu Başkanı Ufuk Kök'ün de aralarında olduğu 12 avukat gözaltına alınarak, hassas burunlu köpekler ile Denizli Barosu ile avukatların ev ve ofislerinde arama yapıldı.</p>

<p>Operasyonlar kapsamında Baro Başkanı Ufuk Kök ile baroya kayıtlı avukatlar E.E., V.S.B., M.O.A., O.S.O., Y.K., K.O., O.F.S., C.S., F.K., B.T. ve E.B. 'uyuşturucu kullanmak ve yer temin etmek' suçlamasıyla gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda bazı şüphelilerin adreslerinde uyuşturucu madde ve muhtelif iklimlendirme malzemeleri, uyuşturucu kullanma aparatı ve ruhsatsız av tüfeği ele geçirildiği bildirildi.</p>

<p>Gözaltına alınan şüpheliler ifade işlemleri için İl Jandarma Komutanlığı'na götürüldü. Şüphelilerin adreslerinde arama yapan jandarma ekipleri, avukatlık bürosunun banyosunda kenevir bitkisi yetiştirildiğini, hasat edilen uyuşturucu maddenin ise elbise dolabındaki askıda kurutulduğunu tespit edildi.</p>

<p>Baro Başkanı Ufuk Kök’ün de bulunduğu 12 avukat, kan ve idrar tahlili için adli tıpa sevk edildi.</p>

<p><strong>BARO'DAN AÇIKLAMA: "MASUMİYET KARİNESİNİN ZEDELENMESİNE SESSİZ KALMAYACAĞIZ"</strong></p>

<p>Denizli Barosu sabah saatlerinde gerçekleşen operasyona ilişkin açıklama yaptı.</p>

<p>Açıklamada "Ancak hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir düzende, soruşturma makamlarının da hukuka bağlı hareket etmesi ve yürüttükleri işlemlerde temel hak ve özgürlüklere saygı göstermesi zorunludur. Ne var ki bugün yaşanan süreç, yalnızca bir adli soruşturma olarak değerlendirilemeyecek ölçüde ağır hukuki ve kurumsal sorunlar içermektedir" ifadelerine yer verildi. Denizli Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle:</p>

<p>"Bugün sabah saatlerinde, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında, Denizli Barosu Başkanı ile birlikte çok sayıda meslektaşımız hakkında gözaltı işlemi uygulanmış; avukatların konutlarında ve bürolarında aramalar gerçekleştirilmiş, ayrıca Denizli Barosu Başkanlık makamında arama yapılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her şeyden önce belirtmek isteriz ki, hukuk devletinde hiç kimse soruşturulamaz değildir.</p>

<p>Avukatlar da diğer tüm vatandaşlar gibi hukukun denetimine tabidir. Ancak hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir düzende, soruşturma makamlarının da hukuka bağlı hareket etmesi ve yürüttükleri işlemlerde temel hak ve özgürlüklere saygı göstermesi zorunludur. Ne var ki bugün yaşanan süreç, yalnızca bir adli soruşturma olarak değerlendirilemeyecek ölçüde ağır hukuki ve kurumsal sorunlar içermektedir.</p>

<p>Soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunduğu belirtilmesine rağmen, operasyon anlarına ilişkin görüntülerin ve bilgilerin eş zamanlı olarak çeşitli basın organları ile sosyal medya hesaplarına servis edilmesi; henüz biz savunma makamının dahi erişemediği dosya içeriğinin kamuoyunda tartışmaya açılması; soruşturmanın masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı gözetilmeksizin kamuoyu önünde yürütülmesi kabul edilemezdir.</p>

<p>Daha da vahimi, Denizli Barosu “Başkanlık Makamı”nda gerçekleştirilen aramadır. Baro Başkanlığı makamı, yalnızca bir kişinin görev yaptığı fiziki bir alan değil; savunmanın kurumsal temsilinin, avukatlık mesleğinin bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğü ilkesinin sembolüdür. Bu makamın, kamuoyunda peşinen suçlu algısı yaratacak yöntemler ve görüntüler eşliğinde hedef haline getirilmesi, yalnızca ilgili kişilere değil, doğrudan savunma mesleğine ve baro kurumuna yönelmiş bir müdahale niteliğindedir.</p>

<p>Avukatlık Kanunu’nun avukatlık bürolarının aranmasına ilişkin öngördüğü özel güvenceler ve savunma mesleğinin bağımsızlığına ilişkin anayasal ilkeler karşısında, yürütülen işlemlerin hukuka uygunluğu titizlikle değerlendirilmek zorundadır. Savunma makamını itibarsızlaştırmaya yönelik hiçbir uygulamanın hukuk devletiyle bağdaşması mümkün değildir.</p>

<p>Denizli Barosu olarak açıkça ifade ediyoruz ki; yürütülen soruşturmanın içeriğinden bağımsız olarak, avukatların, baro kurumunun ve başkanlık makamının kamuoyu önünde hedef gösterilmesine, soruşturma süreçlerinin medya operasyonuna dönüştürülmesine ve masumiyet karinesinin zedelenmesine sessiz kalmayacağız.</p>

<p>Savunma makamı, demokratik hukuk devletinin kurucu unsurlarından biridir. Savunmanın itibarı zedelendiğinde zarar gören yalnızca avukatlar değil, adalet sisteminin tamamıdır. Denizli Barosu, soruşturma sürecini tüm yönleriyle ve büyük bir dikkatle takip etmektedir. Hukuka aykırı olduğu değerlendirilen her işlem hakkında gerekli hukuki girişimler kararlılıkla yapılacak; meslektaşlarımızın haklarının, savunma mesleğinin onurunun ve Denizli Barosu’nun kurumsal saygınlığının korunması için tüm yasal yollar sonuna kadar kullanılacaktır. HİÇ KİMSE hukukun üstünde değildir. Ancak hiç kimse de hukuk dışı yöntemlerle itibarsızlaştırılamaz.</p>

<p>“Gizlilik kararı” olan dosyada operasyon görüntülerini, fotoğraflarını hatta aramalarda bulunduğu iddia olunan materyallere kadar sosyal medyada paylaşan, servis eden ve soruşturmanın gizliliğini ihlal eden her kim varsa her biri hakkında gerekli yasal süreç tereddütsüz başlatılacaktır.</p>

<p>Bugün bir kez daha ilan ediyoruz: Barolar yalnızca meslek örgütleri değil, hukukun kaleleridir. Hiçbir güç, hukukun kalesine korku salamayacak, savunmayı susturamayacak, adaletin sesini kısmayı başaramayacaktır. Denizli Barosu köklü tarihinde dün olduğu gibi bugün de tüm organlarıyla görevinin başındadır.</p>

<p>Basına, kamuoyuna ve mesleğin onuru için mücadele eden tüm meslektaşlara saygıyla duyurulur."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/denizli-baro-baskani-ile-birlikte-12-avukat-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/denizli-barosu.jpg" type="image/jpeg" length="55710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/istanbul-saglik-ve-teknoloji-universitesi-lisansustu-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/istanbul-saglik-ve-teknoloji-universitesi-lisansustu-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 17 Haziran 2026 Tarihli ve 33283 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>İSTANBUL SAĞLIK VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>6/9/2021 tarihli ve 31590 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 20 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(9) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen yükseköğretim kurumlarının Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen öncelikli alanlarındaki doktora programlarına Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen sayı kadar doktora öğrencisi seçimi; Türk vatandaşları için 9/11/2018 tarihli ve 30590 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri, yabancı uyruklular için Yükseköğretim Kurulunca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yapılır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 2- </strong>Aynı Yönetmeliğin 35 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“MADDE 35- (1) Bir yüksek lisans, doktora ya da sanatta yeterlik programına kayıtlı olan öğrenciler, diğer yükseköğretim kurumlarındaki lisansüstü derslere kayıtlı olduğu enstitü anabilim/ana sanat dalı başkanlığının onayı ile özel öğrenci olarak kabul edilebilir. Lisansüstü derslere kabul edilen öğrencilerin özel öğrenci olarak aldığı ve başarılı olduğu derslerin muafiyet işlemleri kayıtlı olduğu enstitü anabilim/ana sanat dalı başkanlığı tarafından yürütülür. Özel öğrenci kabul koşulları ve bu konudaki diğer hükümler Senato tarafından belirlenir.”</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 39 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Lisansüstü eğitim enstitüsünde kayıt dondurmada yıllık eğitim ücreti uygulanan programlarda, eğitim ücretinin tamamı alınarak kayıt dondurulan dönem ya da dönemlere karşılık gelen ücret, bir sonraki dönem ya da dönemlere ait eğitim yılı ücretinden mahsup edilir. Ücretin mahsup edildiği akademik yılda kayıt sildirme işlemi talep edilirse 40 ıncı madde hükümleri uygulanır. Mazeret göstererek kaydının dondurulmasını talep eden ve mazereti enstitü yönetim kurulunda uygun görülen tez aşamasındaki öğrencilerden ücret tahakkuk edilmez.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 40 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Lisansüstü eğitim enstitüsünde yıllık eğitim ücreti uygulanan programlarda, kayıt tarihinden itibaren dersler başlayana kadar öğrencinin kaydını sildirmesi durumunda eğitim ücretinin %10’u tahsil edilir, kalanı tahsil edilmez ancak tahsil edilmişse iade edilir. Öğrenci dersler başladıktan sonra ilk hafta içinde kayıt sildirirse eğitim ücretinin %50’si tahsil edilir, kalanı tahsil edilmez ancak tahsil edilmişse iade edilir. Daha sonra kaydını sildiren öğrencilerden eğitim ücretinin tamamı tahsil edilir, iade yapılmaz. Paket eğitim ücreti uygulanan programlarda ilişik kesme talebi ilk eğitim-öğretim yılı başında ilgili yılın akademik takviminde belirtilen derslerin başlama tarihinden önce yapılması halinde eğitim-öğretim ücretinin %10’u tahsil edilir, kalanı tahsil edilmez ancak tahsil edilmişse iade edilir. Öğrencinin dersler başladıktan sonra ilk eğitim-öğretim yılında kayıt sildirmesi halinde eğitim ücretinin %50’si, programın ikinci ders yılı mevcut ise ikinci yılda kayıt sildirmesi halinde eğitim-öğretim ücretinin %75’i tahsil edilir, kalanı tahsil edilmez ancak tahsil edilmişse iade edilir. Diğer tüm durumlarda iade işlemi yapılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 42 nci maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“a) Bir yarıyılda her dersten en az bir ara sınav, final (yarıyıl/yıl sonu) ve bütünleme sınavları akademik takvimde belirtilen tarihlerde yapılır. Sınavlar; ara sınav, mazeret, final (yarıyıl/yıl sonu) ve bütünleme sınavı olmak üzere yazılı, sözlü veya hem yazılı hem sözlü ve/veya uygulamalı olacak şekilde yapılır. Sınava girmeyen bir öğrenci, enstitü yönetim kurulu tarafından onaylanmış bir mazereti olmadığı takdirde o sınav hakkını kullanmış sayılır. Ders başarı notunun hesaplanmasında yarıyıl/yıl sonu sınavı ve diğer çalışmaların başarı notu içindeki ağırlığı %40’tan az %60’tan fazla olamaz. Sınavlara ilişkin esaslar şunlardır:</p>

<p>1) Ara sınav: Her dersten en az bir ara sınav yapılır. Öğretim elemanı, ödev, proje, laboratuvar/atölye ve benzeri çalışmaları ara sınav olarak değerlendirebilir.</p>

<p>2) Mazeret sınavı: Ara sınava geçerli mazereti nedeniyle giremeyen öğrencilere verilen sınav hakkıdır. Öğrencinin mazeret sınavına girebilmesi için durumunu açıklayan bir dilekçe ile gerekli belgeleri (doğal afet ve kazayı gösteren resmî belge, yakınlarının ölümünü gösteren resmî belge, sağlık raporu veya diğer ilgili belge) beş iş günü içinde enstitüye bildirmesi gerekir. Mazereti kabul edilen öğrenciye enstitü yönetim kurulunca mazeret sınavı hakkı verilir. Mazeret sınavına giremeyen öğrenciye yeni bir mazeret sınavı hakkı verilmez.</p>

<p>3) Final (yarıyıl/yıl sonu) sınavı: Bir dersin yarıyıl/yıl sonu sınavı, o dersin tamamlandığı yarıyıl/yıl sonunda yapılan sınavdır. Yarıyıl/yıl sonu sınavı, yazılı olabileceği gibi bilimsel araştırma yöntemlerine uygun olarak hazırlanmış dönem ödevinin değerlendirilmesi şeklinde de olabilir. Yarıyıl/yıl sonu sınavına girmemiş öğrenci bütünleme sınavına girebilir ancak bütünleme sınavına girme hakkı elde ettiği halde sınava girmeyen öğrenci için mazeret sınavı düzenlenmez ve bu sınavlar için rapor kabul edilmez. Raporlu olunan süre içinde sınavlara girilemez.</p>

<p>4) Bütünleme sınavı: Yarıyıl/yıl sonu sınavından başarısız olan, derse devam koşulunu sağladığı halde yarıyıl/yıl sonu sınavına giremeyen veya yarıyıl/yıl sonu sınavını geçtiği halde not yükseltmek amacıyla öğrencinin girdiği sınavdır.</p>

<p>5) Yeterlik, seviye tespit veya ders başarılarını ölçen tüm sınavlar, kâğıt ortamında ve eş zamanlı olarak yapılabileceği gibi, alan ve zorluk düzeyine göre sınıflandırılarak güvenli biçimde saklanan bir soru bankasından her bir adaya farklı zamanlarda farklı soru sorulmasına izin verecek şekilde elektronik ortamda da yapılabilir. Sınavlarda sorulacak soruların hazırlanması, soru bankasının oluşturulması ve şifrelenmesi, sınav sorularının kâğıt ortamında veya elektronik ortamda saklanması ile sınav güvenliğinin sağlanması YÖK tarafından belirlenen esaslar doğrultusunda yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 44 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>

<p>“(3) Doğum yapan lisansüstü kadın öğrencilere talepleri halinde doğum sonrası iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azami süreden sayılmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/istanbul-saglik-ve-teknoloji-universitesi-lisansustu-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/resmi/resmi-cumhur2.jpg" type="image/jpeg" length="49460"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rekabet Kurulu’nun Lastik Sektörüne Verdiği 3,6 Milyar TL’lik İdari Para Cezasına Hukuki Bir Bakış]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/rekabet-kurulunun-lastik-sektorune-verdigi-36-milyar-tllik-idari-para-cezasina-hukuki-bir-bakis-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rekabet-kurulunun-lastik-sektorune-verdigi-36-milyar-tllik-idari-para-cezasina-hukuki-bir-bakis-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Rekabet Kurumu, otomotiv sektöründe lastik üretimi ve dağıtımı alanında faaliyet gösteren teşebbüslere yönelik yürüttüğü kapsamlı soruşturmayı tamamladı. Toplamda 3,6 milyar TL’yi aşan idari para cezası ile sonuçlanan süreç, yalnızca ceza miktarı nedeniyle değil; rekabet hukukunun şirketlerin günlük faaliyetlerine ne ölçüde temas ettiğini göstermesi bakımından da son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri olarak öne çıktı.</p>

<p></p>

<p>İlk bakışta bu gelişme, kamuoyunda <i>“lastik sektörüne rekor ceza”</i> şeklinde değerlendirilebilecek bir haber niteliği taşımaktadır. Ancak kararın içeriği incelendiğinde, meselenin bundan çok daha öte olduğu görülmektedir. Rekabet Kurulu; üretici-bayi ilişkilerinden fiyat politikalarına, rakipler arasındaki bilgi paylaşımından insan kaynakları uygulamalarına kadar uzanan geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulunmuş ve şirketlerin çoğu zaman rutin iş uygulaması olarak gördüğü bazı davranışların rekabet hukuku bakımından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ortaya koymuştur.</p>

<p></p>

<p>Nitekim, Rekabet Kurulunun 21.11.2024 tarihli ve 24-49/1091-M sayılı kararı uyarınca, otomotiv sektöründe lastik üretimi ve dağıtımı alanında faaliyet gösteren teşebbüslerin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiasına yönelik olarak yürütülen soruşturma sonuçlanmıştır.</p>

<p>Soruşturma kapsamında teşebbüslerin;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>rakipler arasında rekabete hassas bilgi paylaşımında bulunup bulunmadıkları,</li>
 <li>bayilerin yeniden satış fiyatlarını doğrudan veya dolaylı olarak belirleyip belirlemedikleri,</li>
 <li>bayilere müşteri ve bölge kısıtlamaları uygulanıp uygulanmadığı,</li>
 <li>iş gücü piyasasına ilişkin bilgi paylaşımı yapılıp yapılmadığı,</li>
 <li>çalışan ayartmama anlaşmaları tesis edilip edilmediği,</li>
 <li>rekabet etmeme yükümlülüklerinin hukuka uygun olup olmadığı, hususları detaylı şekilde incelenmiştir.</li>
</ul>

<p>Bir avukat olarak kanaatimizce bu kararın en önemli yönü, verilen para cezalarının büyüklüğünden ziyade, Rekabet Kurulu’nun iş dünyasına verdiği mesajdır. Zira karar, rekabet hukukunun artık yalnızca fiyat kartelleri veya klasik rakipler arası anlaşmalarla sınırlı olmadığını açıkça göstermektedir.</p>

<p></p>

<p>Türk rekabet hukukunda üretici veya tedarikçinin, bayinin satış fiyatını doğrudan ya da dolaylı şekilde belirlemesi kural olarak yasaktır. Buna rağmen uygulamada birçok teşebbüs, <i>“tavsiye edilen fiyat”</i> ile fiili fiyat dayatması arasındaki sınırı farkında olmadan aşabilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Bayilere gönderilen fiyat listeleri, belirli iskonto oranlarına uyma beklentileri, fiyat sapmalarının sorgulanması veya fiyat politikasına uyulmaması hâlinde ticari baskı kurulması gibi uygulamalar, rekabet hukuku bakımından ciddi riskler doğurabilmektedir.</p>

<p></p>

<p>Bu karar, yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin Rekabet Kurulu yaklaşımının oldukça katı olduğunu ve dağıtım ağı bulunan şirketlerin bu konudaki uygulamalarını yeniden değerlendirmeleri gerektiğini göstermektedir.</p>

<p></p>

<p>Kararın dikkat çeken bir diğer yönü ise iş gücü piyasalarına ilişkin değerlendirmeleridir.</p>

<p>Soruşturma kapsamında;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>rakip şirketler arasında ücret ve çalışanlara ilişkin bilgi paylaşımı,</li>
 <li>birbirlerinin çalışanlarını işe almamaya yönelik mutabakatlar,</li>
 <li>çalışan transferlerini zorlaştıran uygulamalar, rekabet hukuku perspektifinden ele alınmıştır.</li>
</ul>

<p>Geçmişte daha çok iş hukuku veya etik ilkeler çerçevesinde tartışılan bu tür uygulamalar, artık rekabet otoritelerinin de doğrudan inceleme alanına girmektedir. Nitekim Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği uygulamalarında son yıllarda görülen yaklaşımın Türkiye’de de etkisini göstermeye başladığı söylenebilir. Bu nedenle insan kaynakları departmanlarının da rekabet hukuku uyum süreçlerinin bir parçası hâline gelmesi gerektiği açıktır.</p>

<p></p>

<p>Bu kararın ortaya koyduğu bir diğer gerçek ise rekabet hukuku uyum programlarının yalnızca büyük ölçekli şirketlere özgü bir kurumsal tercih olmadığıdır.</p>

<p>Bugün birçok işletmede;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>bayi toplantıları,</li>
 <li>sektör buluşmaları,</li>
 <li>WhatsApp grupları,</li>
 <li>e-posta yazışmaları,</li>
 <li>fiyat listelerinin paylaşılması,</li>
 <li>insan kaynakları yöneticileri arasındaki iletişim, herhangi bir hukuki denetim mekanizmasına tabi olmaksızın yürütülebilmektedir.</li>
</ul>

<p>Oysa milyonlarca liralık idari para cezalarının bazen birkaç satırlık bir yazışmadan veya iyi niyetle gerçekleştirildiği düşünülen bir bilgi paylaşımından kaynaklanabildiği unutulmamalıdır.</p>

<p>Bu nedenle şirketlerin;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>rekabet hukuku eğitimleri düzenlemesi,</li>
 <li>yazılı uyum politikaları oluşturması,</li>
 <li>bayi sözleşmelerini gözden geçirmesi,</li>
 <li>insan kaynakları süreçlerini denetlemesi,</li>
 <li>yöneticiler ve çalışanlar için farkındalık çalışmaları yürütmesi,</li>
</ul>

<p>artık kurumsal risk yönetiminin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir.</p>

<p></p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Lastik sektörüne ilişkin bu soruşturma sonucunda verilen 3,6 milyar TL’yi aşan idari para cezası, yalnızca belirli teşebbüslere uygulanan yüksek tutarlı bir yaptırım olarak değerlendirilmemelidir. Karar, rekabet hukukunun günümüzde ne kadar geniş bir uygulama alanına sahip olduğunu ve şirketlerin günlük ticari pratiklerinin dahi bu denetime konu olabileceğini açıkça göstermektedir.</p>

<p></p>

<p>Bu nedenle söz konusu gelişmenin, yalnızca lastik sektörünü ilgilendiren münferit bir yaptırım olarak değil; dağıtım ağı bulunan tüm şirketler açısından önemli bir uyarı niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.</p>

<p></p>

<p>Önümüzdeki dönemde rekabet hukuku uyumuna yatırım yapan, çalışanlarını bu konuda bilinçlendiren ve ticari süreçlerini hukuki denetime tabi tutan şirketlerin önemli bir avantaj elde edeceği; buna karşılık rutin kabul edilen uygulamaların dahi ciddi yaptırımlara yol açabileceği bir döneme girildiği söylenebilir.</p>

<p></p>

<p>Bu yönüyle Rekabet Kurulu’nun lastik sektörüne ilişkin bu kararı, yalnızca geçmişe ilişkin bir yaptırım değil; iş dünyasına yönelik güçlü bir gelecek uyarısı niteliği de taşımaktadır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mehmet-onur-ozkilinc" title="Av. Mehmet Onur ÖZKILINÇ"><img alt="Av. Mehmet Onur ÖZKILINÇ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/03/mehmet-onur-ozkilinc.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-mehmet-onur-ozkilinc" title="Av. Mehmet Onur ÖZKILINÇ">Av. Mehmet Onur ÖZKILINÇ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/rekabet-kurulunun-lastik-sektorune-verdigi-36-milyar-tllik-idari-para-cezasina-hukuki-bir-bakis-1</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 23:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/04/rekabet-ka.jpg" type="image/jpeg" length="64201"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Duruşmada kalp krizi geçiren Savcı Ayhan Uyumaz vefat etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/durusmada-kalp-krizi-geciren-savci-ayhan-uyumaz-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/durusmada-kalp-krizi-geciren-savci-ayhan-uyumaz-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz, Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşma esnasında geçirdiği ani kalp krizi sonucu 49 yaşında hayatını kaybetti. Yargı dünyasını yasa boğan acı kaybın ardından Adalet Bakanlığı ve Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı taziye mesajı yayımladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kocaeli'nin Gebze ilçesinde bulunun Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada görevli olarak bulunan Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz (49), rahatsızlanması sonucu hastaneye kaldırıldı. Kalp krizi geçirdiği öğrenilen Savcı Ayhan Uyumaz, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı.</p>

<p><strong>"BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDUM"</strong></p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından paylaştığı taziye mesajında "Görevi başında geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybeden Gebze Cumhuriyet Savcımız Ayhan Uyumaz’ın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim.</p>

<p>Merhum savcımıza Yüce Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve yargı camiamıza başsağlığı ve sabır diliyorum. Mekânı cennet olsun." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>BAŞSAĞLIĞI MESAJI</strong></p>

<p>Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Gebze Cumhuriyet Savcımız Sayın Ayhan Uyumaz'ın bugün Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda görevi esnasında geçirdiği rahatsızlık sonucu, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen vefat ettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Adalet teşkilatımıza uzun yıllar emek veren kıymetli savcımıza Allah'tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve tüm yargı camiamıza başsağlığı ve sabır dileriz. Mekanı cennet olsun." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ADLİYEDE CENAZE TÖRENİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz'ın vefatına ilişkin Gebze Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklama şöyle;</p>

<p>"Gebze Cumhuriyet Başsavcılığında görev yapmakta olan Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz, 16.06.2026 tarihinde duruşma savcısı olarak görevini ifa ettiği sırada geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmiştir.</p>

<p>Görevine bağlılığı, mesleki birikimi ve özverili çalışmalarıyla temayüz eden değerli meslektaşımızın ani vefatı, teşkilatımızı ve yargı camiamızı derin bir üzüntüye sevk etmiştir. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve yargı teşkilatımıza başsağlığı ve sabır dileriz.</p>

<p>Merhum Cumhuriyet Savcısı Ayhan Uyumaz için 17.06.2026 günü saat 10.00'da Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı protokol alanında tören düzenlenecektir.</p>

<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur."</p>

<p><strong>BARODAN TAZİYE MESAJI</strong></p>

<p><i>Kocaeli Barosu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</i></p>

<p>"Gebze Cumhuriyet Savcısı Sayın Ayhan Uyumaz bugün Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda görevi esnasında geçirdiği rahatsızlık sonucu kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen vefat etmiştir.</p>

<p>Merhum savcımıza Allah'tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve tüm yargı camiamıza sabırlar dileriz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/durusmada-kalp-krizi-geciren-savci-ayhan-uyumaz-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 23:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/savci-ayhan-uyumaz-durusmada-gecirdigi-kalp-krizi-sonucu-vefat-etti.jpg" type="image/jpeg" length="52139"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25678"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="47617"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="58876"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="52621"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="52113"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10071"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="51957"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10399"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="33262"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="78507"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="58677"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="15015"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="18249"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="65056"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="34300"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="22055"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="90609"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="63822"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="89312"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="84360"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
