<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 25 Jun 2026 16:42:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KEFİLİN BORÇTAN SORUMLU OLABİLMESİ İÇİN SÖZLEŞMEYE KENDİ EL YAZISIYLA KEFİL OLDUĞU TARİHİ VE KEFİL OLDUĞU MİKTARI YAZARAK İMZALAMALIDIR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kefilin-borctan-sorumlu-olabilmesi-icin-sozlesmeye-kendi-el-yazisiyla</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kefilin-borctan-sorumlu-olabilmesi-icin-sozlesmeye-kendi-el-yazisiyla" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu kira sözleşmesinde, kefalet sözleşmesi, kefilin sorumlu olduğu miktar, kefalet tarihine ilişkin açıklamaların kefillerin el yazısı ile belirtilmediği, bu durumda Kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan davanın kabulüne karar verilmesinde bir hata bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 19.02.2025 tarihli, 2024/1358 E., 2025/966 K. sayılı kararı</i></p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/1358 E., 2025/966 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2021/2782 E., 2024/102 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2020/571 E., 2021/841 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacılar vekili; davalı ile dava dışı ..... Tic. A.Ş. (...) arasında imzalanan 01.06.2015 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayalı olarak kira alacaklarının tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığını, davacıların müşterek müteselsil kefillik iddiasıyla borçlu olarak gösterildiğini, geçerli bir kefalet olmadığını, davacıların şirket bünyesinde ücretli olarak çalışan kişiler olduğunu, kefalet verme iradelerinin söz konusu olmadığını, işveren konumundaki kiracı şirket yetkililerinin zorlaması sonucu işlerini kaybedecekleri endişesi ile sözleşmeye imza attıklarını ileri sürerek; takip dolayısıyla borçlu olmadıklarının tespitine ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili; idareye ait vakıf iş hanının 27.05.2015 tarihli kira sözleşmesi ile ... şirketine kiraya verildiğini, davacıların müştereken ve müteselsilen kefil olduğunu, 01.06.2015 - 30.04.2016 tarihleri arasındaki 11 aylık döneme ilişkin olarak kira borcunun ödenmediğini, davacıların sözleşmeye herhangi bir itirazda bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vakıf iş hanı nitelikli taşınmazın 01.06.2015 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi ile ...'ya kiraya verildiği, sözleşmede davacıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaları bulunduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583/1 maddesinde "Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır." düzenlemesine yer verildiği, hükümde öngörülen şekle aykırı düzenlenen kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, davalının takipte kötü niyetli olduğundan da bahsedilemeyeceği gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacıların takip dolayısıyla davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu kira sözleşmesinde, kefalet sözleşmesi, kefilin sorumlu olduğu miktar, kefalet tarihine ilişkin açıklamaların kefillerin el yazısı ile belirtilmediği, bu durumda Kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan davanın kabulüne karar verilmesinde bir hata bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davalı vekili, davacıların sözleşmeyi noterde özgür iradeleri ile imzaladıklarını, davacıların 1 yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadıklarını bildirmediklerini, kefalet sözleşmesini onamış sayılmaları gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>B. Gerekçe ve Değerlendirme</p>

<p>Uyuşmazlık, kira sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibi dolayısıyla kefillerinin borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br />
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, davacılar aleyhine kira sözleşmesine kefil olduklarından bahisle icra takibi başlatılmış ise de, TBK m.583'te öngörülen şekilde yapılmayan kefalet sözleşmesinin geçersiz olmasına, bu nedenle sözleşmenin onanmış sayılmasının söz konusu olmayacağının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,</p>

<p>Harçtan muaf olan davalıdan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kefilin-borctan-sorumlu-olabilmesi-icin-sozlesmeye-kendi-el-yazisiyla</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3.jpg" type="image/jpeg" length="68479"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: 75 ilde 638 faili meçhul dosya yeniden değerlendiriliyor]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-75-ilde-638-faili-mechul-dosya-yeniden-degerlendiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-75-ilde-638-faili-mechul-dosya-yeniden-degerlendiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yaptığı açıklamada "Başkanlığımızın koordinesinde devam eden çalışmalarda 75 ilimizde 638 dosya yeniden değerlendirilmekte, 52 ilimizde 147 maktulün bulunduğu 141 dosya incelenmekte, 47 maktullü 44 dosyada ise Başsavcılıklarımız ve kolluk birimlerimizce 'Özel Çalışma Ekipleri' görev yapmaktadır." dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i><strong>Bakan Gürlek, faili meçhul dosyaları hakkında bilgi verdi. Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</strong></i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, adaletin tecellisi ve milletimizin huzuru için tavizsiz bir mücadele yürütüyoruz. Kamu vicdanını derinden yaralayan faili meçhul cinayetleri ve kayıp şahıs vakalarını çözmeyi, acılı ailelerimizin yüreğine su serpmeyi en büyük önceliğimiz olarak görüyoruz.</p>

<p>Bu kararlılıkla, Bakanlığımız bünyesinde kurduğumuz Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız eliyle geçmişe dönük dosyaları tek tek inceliyoruz. Daire Başkanlığımızın faaliyete geçtiği günden bugüne yürütülen kapsamlı çalışmalar neticesinde 16 dosyada 19 faili meçhul cinayetin aydınlatılmasını sağladık.</p>

<p>Kısa zamanda elde edilen bu başarı, Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde devletimizin kurumları arasındaki sıkı koordinasyon ve sarsılmaz uyumun bir sonucudur. Bu vesileyle, omuz omuza çalıştığımız başta İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p>Başkanlığımızın koordinesinde devam eden çalışmalarda 75 ilimizde 638 dosya yeniden değerlendirilmekte, 52 ilimizde 147 maktulün bulunduğu 141 dosya incelenmekte, 47 maktullü 44 dosyada ise Başsavcılıklarımız ve kolluk birimlerimizce "Özel Çalışma Ekipleri" görev yapmaktadır.</p>

<p>İğneyle kuyu kazar gibi delil toplayarak faili meçhul soruşturmaları aydınlatan Cumhuriyet Başsavcılıklarımıza, sahada gece gündüz demeden fedakârca görev yapan kahraman emniyet ve jandarma teşkilatlarımıza, süreçte emeği geçen tüm kamu görevlilerimize yürekten teşekkür ediyorum.</p>

<p>Hiçbir faili meçhul, karanlıkta kalmayacak; adalet, er ya da geç mutlaka tecelli edecektir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bakan-gurlek-75-ilde-638-faili-mechul-dosya-yeniden-degerlendiriliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/akin-gurlek-1.jpg" type="image/jpeg" length="12722"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/709 E., 2017/3376 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-2016709-e-20173376-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-2016709-e-20173376-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/06/2017 tarihli, 2016/709 E., 2017/3376 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>11. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/709 E., 2017/3376 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ</p>

<p>Taraflar arasında görülen davada ... ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/11/2015 tarih ve 2014/1381-2015/1063 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br />
Davacı vekili, müvekkilinin %95 hissesinin ...'a, %5 hissesinin davalıya ait olduğunu, davalının, 6762 sayılı Kanun'daki şirket kurulması için en az iki kişi şartını sağlamak için ortak yapıldığını, yeni TTK'nın tek ortaklı limited şirkete izin verdiğini, davalının, şirketin gelişmesinde hiç bir payının bulunmadığı gibi kıskanç karakteri sebebiyle şirketin işleyişini zora soktuğunu, ortaklar arasındaki anlaşmazlıkların adli makamlara ulaştığını, ortaklar arasında boşanma davasının devam edip güvensizliğin meydana geldiğini, anlaşmazlıkların şirket faaliyetlerine zarar verdiğini ileri sürerek haklı nedenlerle davalının ortaklıktan çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.</p>

<p>Davalı vekili, ortakların kişisel hayatı ile ilgili boşanma davasının ve diğer hususların şirket yönetimine etkisinin olmadığını, ortaklıktan çıkarılma için haklı bir sebebin bulunmadığını, genel kuruldan çıkarma kararı alınmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p>Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK 621/1-h bendine göre bir ortağın haklı sebepler dolayısı ile şirketten çıkarılması talebiyle mahkemeye başvurulabilmesi için temsil edilen oyların en az 2/3'sinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunduğu genel kurul kararı alınması gerektiği, davalı ortağın haklı sebepler ile şirketten çıkarılması için alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 05/06/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.</p>

<p>(M)</p>

<p><strong>KARŞI OY</strong></p>

<p>1-Dava, haklı sebeple limitet şirket ortağının şirketten çıkartılması istemine ilişkindir.</p>

<p>2-Somut olayda, davacı şirket adına dava açan hakim ortak ...’ın şirkette %95, davalı ortağın ise %5 oranında payının bulunduğu, ortaklar arasında boşanma davası olduğu, ortaklık ilişkilerinin yürütülmesi bakımından da geçimsizlikler bulunduğu ileri sürülerek, davalının haklı sebeple ortaklıktan çıkartılması talep edilmiştir.</p>

<p>3-Mahkemece, davalı ortağın çıkartılabilmesi için genel kurul kararı gerektiği, oysa böyle bir kararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>4-TTK m. 621/1-h uyarınca, limitet ortaklıktan çıkarma isteğiyle mahkemeye başvurmak için şirket genel kurulunun, hem sermaye payı, hem de ortak sayısı yönünden nitelikli çoğunluk oyu aranmakta ise de, bu hükmün iki ortaklı şirketler yönünden uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Zira, iki ortaklı şirketlerde haklı sebeple çıkarma için 2/3 oy çoğunluğunun sağlanması imkansızdır. O nedenle iki ortaklı şirketlerde, şirket genel kurulunun her hangi bir işlevinin olması düşünülmemeli, 2/3 oy oranını sadece ortak sayısı en az üç olan ortaklıklar yönünden kabul edilmeli, oy miktarı 2/3 ten fazla olan bir ortağın diğerine haklı sebeple ortaklıktan çıkarma davası açabilme hakkının olduğu kabul edilmelidir (O. H. Şener, Ortaklıklar Hukuku, s.725). Nitekim 6762 sayılı TTK m. 551 zamanında da, ortaklar kurulunda ekseriyetle karar alınması şartına rağmen, öğretide, bir ortağın, diğer ortağın çıkartılması için mahkemeye başvurabileceği kabul edilmiş, şirketin tek ortağa inmesi halinde feshinin gündeme geleceğine işaret edilmiştir (İ. Doğanay, TTK, II Cilt, s.1490-1491, 1380). Anılan nedenlerle, somut olayda genel kurul kararına ihtiyaç duyulmaksızın mahkeme kararının haklı sebep kavramı yönünden denetlenmesi gerekirken, genel kurul kararı yokluğu sebebiyle reddine dair mahkeme kararını onayan Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-2016709-e-20173376-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 15:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aa.jpeg" type="image/jpeg" length="39975"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İKİ ORTAKLI LİMİTED ŞİRKETLERDE ORTAKLIKTAN ÇIKARMA]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/iki-ortakli-limited-sirketlerde-ortakliktan-cikarma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/iki-ortakli-limited-sirketlerde-ortakliktan-cikarma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu makalede, ülkemizde en yaygın şirket türlerinden olan limited şirketlerin iki ortaklı olması durumunda ortaklıktan çıkarmaya ilişkin sorunu güncel mevzuat çerçevesinde değerlendireceğim. Ortaklıktan çıkarma, adından da anlaşılacağı üzere ortağın kendi iradesi dışında ortaklık sıfatının sona ermesidir. Kanun koyucu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 640. maddesinde bu konuya ilişkin temel ilkeleri belirlemiştir.</p>

<p><strong>Madde 640/1 </strong>Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir.</p>

<p>Madde metninden de anlaşılacağı üzere kanun koyucu, ortaklıktan çıkarma için öngörülebilir sebeplerin varlığını aramış ve bu sebeplerin ortaklık sözleşmesinde yer alması gerektiğini belirtmiştir. Sözleşmede belirlenen sebebin gerçekleşmesi halinde genel kurul kararı alınarak ortağın ortaklıktan çıkarılması sağlanır. Salt olarak genel kurulda diğer ortakların çıkarma için karar alması yeterli olmayıp, sözleşmede belirlenmiş olan sebebin de gerçekleşmiş olması gerekmektedir.</p>

<p>Bir diğer çıkarma hali ise kanunun 640/3. maddesinde belirtilmiştir. 640/3 maddede “Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır.” denilerek, ilk fıkrada belirtilenden farklı olarak ortaklık sözleşmesinde yer almasa dahi haklı olarak görülecek sebeplerin varlığı ve ortaklığın talebi üzerine mahkemenin, ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Haklı sebeplere örnek olarak ortağın şirket sırlarını ifşa etmesi, haksız rekabet yasağına uymaması ve sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi gibi durumlar sayılabilir.</p>

<p>Ortaklıktan çıkarma kararı, şirketin geleceğini etkileyen ve onarılması güç zararlara yol açabilecek nitelikte bir karardır. Bu sebepledir ki Türk Ticaret Kanunu'nun 616/1-h maddesi gereğince, bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hakkı yalnızca genel kurula tanınmış ve genel kurulun bu yetkisinin devredilemez nitelikte olduğu belirtilmiştir. Ayrıca kanun koyucu, ortaklıktan çıkarmanın sonuçlarını göz önünde bulundurarak 640. maddede düzenlenen ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurul kararlarının alınabilmesi için salt çoğunluğun iradesini yeterli görmeyip ağırlaştırılmış bir nisap şartı getirmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 621/1-h maddesi gereğince, ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir. Kanun maddesince, ortaklıktan çıkarma için esas sermayenin salt çoğunluğu ile birlikte temsil edilen oyların üçte ikisi gerekmektedir. Peki, eğer şirketin aynı sermaye oranına sahip iki ortağı varsa üçte iki oy oranı ve sermayenin salt çoğunluğu nisabı nasıl sağlanacaktır?</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-hukuk-dairesinin-2016709-e-20173376-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/709 E. ve 2017/3376 K. sayılı kararı</a>nda, şirketin %95 hisse sahibi olan davacının, diğer ortağın haklı nedenle ortaklıktan çıkarılmasını talep ettiği davayı incelemiştir. Yargıtay kararında; “Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK 621/1-h bendine göre bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması talebiyle mahkemeye başvurulabilmesi için temsil edilen oyların en az 2/3'sinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunduğu genel kurul kararı alınması gerektiği, davalı ortağın haklı sebepler ile şirketten çıkarılması için alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.” diyerek, kanunun tanıdığı bir hakkın iki ortaklı şirketler için kullanılamayacağı kanaatine varmıştır. Ancak kararda karşı oy kullanan üye, yıllardır doktrinde belirtilen ve hukuki açıdan isabetli olan bir şerhi karara düşmüştür. Üye karşı oyunda şöyle belirtmiştir: “TTK m. 621/1-h uyarınca, limited ortaklıktan çıkarma isteğiyle mahkemeye başvurmak için şirket genel kurulunun hem sermaye payı hem de ortak sayısı yönünden nitelikli çoğunluk oyu aranmakta ise de bu hükmün iki ortaklı şirketler yönünden uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Zira iki ortaklı şirketlerde haklı sebeple çıkarma için 2/3 oy çoğunluğunun sağlanması imkansızdır. O nedenle iki ortaklı şirketlerde, şirket genel kurulunun herhangi bir işlevinin olması düşünülmemeli; 2/3 oy oranı sadece ortak sayısı en az üç olan ortaklıklar yönünden kabul edilmeli, oy miktarı 2/3'ten fazla olan bir ortağın diğerine haklı sebeple ortaklıktan çıkarma davası açabilme hakkının olduğu kabul edilmelidir (O. H. Şener, Ortaklıklar Hukuku, s. 725). Nitekim 6762 sayılı TTK m. 551 zamanında da ortaklar kurulunda ekseriyetle karar alınması şartına rağmen öğretide, bir ortağın diğer ortağın çıkartılması için mahkemeye başvurabileceği kabul edilmiş; şirketin tek ortağa inmesi halinde feshinin gündeme geleceğine işaret edilmiştir (İ. Doğanay, TTK, II. Cilt, s. 1490-1491, 1380). Anılan nedenlerle somut olayda genel kurul kararına ihtiyaç duyulmaksızın mahkeme kararının haklı sebep kavramı yönünden denetlenmesi gerekirken, genel kurul kararı yokluğu sebebiyle davanın reddine dair mahkeme kararını onayan Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum.” Üye, bu ifadelerle kanunun 621/1-h maddesinde öngörülen nitelikli yeter sayının iki ortaklı şirketler bakımından uygulanabilir olmadığını, bu nedenle iki ortaklı şirketlerde haklı sebeple ortaklıktan çıkarma için genel kurul kararı şartı olmaksızın mahkemeye başvurulması gerektiğini belirtmiştir.</p>

<p>Yargıtay kararına konu olayda da görüldüğü üzere, iki ortaklı limited şirketlerde haklı sebebe dayanarak ortaklıktan çıkarma mümkün olmayıp TTK’nın 616/1-h ile 621/1-h maddeleri bu tip şirketlerde haklı sebeple ortaklıktan çıkarmanın önünü kapatmaktaydı. Bu durum, Anayasamızın 48. maddesi ile getirilen teşebbüs özgürlüğü ile 40. maddesi ile teminat altına alınan etkili başvuru haklarının ihlali sonucunu doğuruyordu.</p>

<p>Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi yaptığı başvuru ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616/1-h ile 621/1-h maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüş ve ilgili maddelerin iptalini talep etmiştir. <a href="https://www.hukukihaber.net/iki-ortakli-limited-sirketlerde-ortakliktan-cikarilma-islemi-ile-ilgili-duzenlemeler-iceren-kurallara-iliskin-itiraz-basvurusu-hakkinda-karar" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi başvuruyu 25/12/2025 tarihinde karara bağlamış; E.2025/128, K.2025/273 sayılı kararı,</a> 17 Mart 2026 tarihli ve 33199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararında, “Bir şirket ortağının haklı sebeple şirketten çıkarılması mekanizmasının, şirketin hem hukuki varlığının sona ermesini önleyen hem de ticari alandaki faaliyetlerine daha etkin ve verimli bir şekilde devam etmesini sağlayan bir çare olduğu açıktır. Zira şirket çatısı altında belli hedeflerin yerine getirilebilmesi uyumlu bir iş birliğini gerektirmekte, çıkarma kurumu da bir yandan iş birliğini bozan durumu ortadan kaldırmakta diğer yandan da şirketin hukuki varlığını sürdürmesini sağlamaktadır. Bu itibarla kanun koyucunun şirketin faaliyetlerinin devamlılığını sağlama amacı doğrultusunda oluşturduğu çıkarma mekanizması çerçevesinde talepte bulunulabilmesi teşebbüs özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir.” diyerek, mevcut düzenlemenin Anayasa'ın 48. maddesini ihlal ettiğini belirlemiştir.</p>

<p>“Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. madde ile anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese; hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, etkili, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânının sağlanması teminat altına alınmaktadır (AYM, E.2019/102, K.2019/99, 25/12/2019, § 17). Mahkeme kararında, iki ortaklı limited şirketlerde haklı sebeple çıkarma için gerekli görülen oy nisabının sağlanmasının imkansız olması nedeniyle iptali istenen maddelerin Anayasa'nın 40. maddesine aykırı olduğu belirtilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anayasa Mahkemesi, yukarıda izah edilen sebeplerle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616/1-h maddesinin “iki ortaklı limited şirketler yönünden” iptaline, 621/1-h maddesinde bulunan “Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması…” ibaresinin de “iki ortaklı limited şirketler yönünden” iptaline karar vermiştir.</p>

<p>Bu karar neticesinde, eşit sermaye oranına sahip iki ortak veya sermayesi az olan ortak, haklı sebeplerin varlığı halinde mahkemeye ortaklıktan çıkarma talebi ile başvurabilecektir. Bu kapsamda mahkeme, devletin teşebbüs özgürlüğünün korunmasına yönelik pozitif yükümlülüğünü destekler nitelikte bir karar vermiştir. (Ancak kararda altı üye; sözleşme özgürlüğü ve basiretli tacir ilkeleri çerçevesinde karşı oy kullanmış olup hukuki değerlendirme bakımından çok değerli olan bu karşı oyların incelenmesini de tavsiye ederim.)</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2025/05/vedat-celik.jpeg" /></p>

<p></p>

<p><strong>Av. Vedat ÇELİK</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/iki-ortakli-limited-sirketlerde-ortakliktan-cikarma</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/terazi-sozlesmea.jpg" type="image/jpeg" length="27358"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[12. Yargı Paketi Adalet Komisyonu'nda kabul edildi: IBAN düzenlemesi eklendi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-adalet-komisyonunda-kabul-edildi-iban-duzenlemesi-eklendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-adalet-komisyonunda-kabul-edildi-iban-duzenlemesi-eklendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen kanun teklifi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Tekliften, ilk derece mahkemesi kararlarının Yargıtay tarafından yalnızca görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozulamamasını öngören 27’nci madde çıkarılırken, IBAN mağdurlarına ceza indirimi yapılmasını öngören düzenleme metne eklendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TBMM Adalet Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında toplandı. Komisyonda, kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak adlandırılan 29 madde ve bir geçici maddenin yer aldığı toplam 30 maddelik "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" kabul edildi.</p>

<p><strong>İDAREYE KARŞI İCRA TAKİBİ ÖNCESİNDE BAŞVURU ZORUNLULUĞU</strong></p>

<p>Teklifle, İcra ve İflas Kanunu'na eklenecek yeni maddeyle, idare aleyhine hükmedilen para alacakları, vekalet ücretleri ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Düzenlemeye göre alacaklılar, icra takibine başlamadan önce idareye yazılı başvuruda bulunacak ve ödeme yapılabilmesi için hesap numarası bildirecek. İdareye bir aylık ödeme süresi tanınacak. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde icra takibi başlatılabilecek.</p>

<p>Amaç, gereksiz icra takiplerini önlemek, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlamak ve alacakların daha kısa sürede tahsil edilmesine imkan tanımak olarak ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MİRAS KALAN TAŞINMAZLARIN SATIŞINDA YENİ YÖNTEM</strong></p>

<p>Teklifte, miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi amacıyla yapılacak satışlarda ilk açık artırmanın yalnızca mirasçılar arasında gerçekleştirilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Bu ilk artırmada tekliflerin taşınmazın tamamının değerini ve satış masraflarını karşılayacak düzeyde olması gerekecek. İlk artırmada alıcı çıkmaması halinde ikinci artırma herkese açık olarak yapılacak.</p>

<p>Düzenlemenin amacı, mirasçıların mülkiyet hakkını korumak ve uygulamada ortaya çıkan suistimalleri önlemek olarak açıklandı.</p>

<p><strong>PAYDAŞLARIN TEMİNAT MUAFİYETİ KALDIRILIYOR</strong></p>

<p>Ortaklığın satış suretiyle giderilmesi işlemlerinde artırmaya katılacak pay sahiplerinin, payları oranında teminat yatırmaktan muaf tutulmasına ilişkin uygulama kaldırılıyor.</p>

<p>Gerekçede, bazı paydaşların teminat yatırmamanın sağladığı avantajı kullanarak yüksek teklifler verdiği, daha sonra bedeli ödemeyerek ihalenin iptaline yol açtığı belirtildi.</p>

<p>Düzenlemeyle paydaşların da diğer katılımcılar gibi teminat yatırması sağlanacak. Hazine ise tüm açık artırmalarda teminattan muaf tutulacak.</p>

<p><strong>İHALE BEDELİNİ YATIRMAYANLARA YAPTIRIM GELİYOR</strong></p>

<p>Teklifte, en yüksek teklifi vermesine rağmen ihale bedelini süresinde yatırmayan kişiler için yeni yaptırımlar öngörülüyor.</p>

<p>Buna göre yatırılan teminatın iade edilmemesi, satış masraflarının karşılanmasında kullanılması ve kalan kısmın hak sahiplerine ödenmesi düzenleniyor.</p>

<p>Ayrıca ihale bedelini süresinde yatırmayan kişilere, teklif ettikleri bedelin yüzde 5'i oranında idari para cezası uygulanacak.</p>

<p><strong>NOTERLİK EVRAKLARININ GÖNDERİLMESİNDE ELEKTRONİK SİSTEM</strong></p>

<p>Noterlik Kanunu'nda yapılacak değişiklikle noterlik evrak ve defterlerinin mahkemeler, Cumhuriyet başsavcılıkları ve yetkili merciler tarafından incelenmesine ilişkin işlemler kolaylaştırılıyor.</p>

<p>Noterlik evraklarının onaylı örnekleri, güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda ilgili mercilere gönderilebilecek. Elektronik gönderimin mümkün olmadığı durumlarda fiziki örnek kullanılacak.</p>

<p>Bu işlemler için posta ve yol masrafı dışında herhangi bir ücret alınmayacak.</p>

<p><strong>DANIŞTAY'IN DAİRE SAYISININ AZALTILMASI ERTELENİYOR</strong></p>

<p>Teklifte, Danıştay'ın mevcut iş yükü dikkate alınarak daire sayısının azaltılması için öngörülen sürenin dört yıl uzatılması öngörülüyor.</p>

<p>Bu kapsamda Danıştay'ın daire sayısının 23 Temmuz 2030 tarihine kadar mevcut düzeyde korunması ve boşalan üyelikler için aynı sayıda yeni üye seçilmesi amaçlanıyor.</p>

<p><strong>İDARE MAHKEMELERİNDE TEK HAKİMLE GÖRÜLECEK DAVALAR GENİŞLETİLİYOR</strong></p>

<p>İdare ve vergi mahkemelerinde tek hakim tarafından karara bağlanabilecek dava türlerinin kapsamı genişletiliyor.</p>

<p>Gerekçede, uygulamada içtihadı yerleşmiş ve heyet tarafından incelenmesi zorunlu olmayan bazı uyuşmazlıkların tek hakim tarafından görülmesinin yargılamanın hızlanmasına katkı sağlayacağı belirtildi.</p>

<p><strong>İSTİNAF İNCELEMELERİNDE GEREKÇE DEĞİŞTİRİLEBİLECEK</strong></p>

<p>İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda yapılacak değişiklikle, bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararının sonucunu hukuka uygun bulduğu ancak gerekçesini eksik veya yanlış değerlendirdiği durumlarda kararı kaldırmadan gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilmesine imkan tanınıyor.</p>

<p>Ayrıca bazı usul eksiklikleri nedeniyle dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilebileceği yeni durumlar da düzenleniyor.</p>

<p><strong>BÖLGE İDARE MAHKEMELERİNİN BAZI KARARLARINA TEMYİZ YOLU AÇILIYOR</strong></p>

<p>Teklifte, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda, bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm kurduğu bazı kararlar için Danıştay'da temyiz yolu açılıyor.</p>

<p>Buna göre, kaldırma kararı üzerine verilen kararlar kural olarak temyiz edilebilecek. Ancak tek hakimle görülen davalar ile niteliği gereği temyiz incelemesine ihtiyaç duyulmadığı değerlendirilen bazı uyuşmazlıklarda temyiz yolu kapalı olacak.</p>

<p><strong>ADLİ TIP KURULU ÜYELİKLERİNDE UZMANLIK ŞARTI</strong></p>

<p>Teklifle, Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu başkan ve üyelerinin atanmasında en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesine ya da alanında doktora derecesine sahip olma şartı getiriliyor.</p>

<p>Ayrıca kurul başkanları ve üyeleri ile bazı yöneticiler için dört yıllık görev süresi öngörülüyor.</p>

<p><strong>HAKİM VE SAVCI YARDIMCILARININ SINAV SİSTEMİ DÜZENLENİYOR</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda Türkiye Adalet Akademisi tarafından verilecek eğitimlerin kapsamı ve sınavlara ilişkin esaslar kanunla düzenleniyor.</p>

<p>Sınavların yüz tam puan üzerinden değerlendirilmesi ve mazeret sınavlarına ilişkin hükümler getiriliyor.</p>

<p><strong>HUKUKİ KONULARDA BİLİRKİŞİYE BAŞVURAN HAKİM VE SAVCILARA DİSİPLİN YAPTIRIMI</strong></p>

<p>Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda yapılacak değişiklikle, hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilecek konularda bilirkişiye başvurulması disiplin cezası nedeni sayılıyor.</p>

<p>Düzenlemeyle bilirkişilik kurumunun yalnızca teknik veya özel uzmanlık gerektiren durumlarda kullanılmasının sağlanması amaçlanıyor.</p>

<p><strong>KANUNİ FAİZ HESAPLAMASINDA YENİ SİSTEM</strong></p>

<p>Teklifte, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkilerinde uygulanacak kanuni faiz oranına ilişkin yeni bir yöntem getiriliyor.</p>

<p>Buna göre faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı esas alınarak belirlenecek.</p>

<p><strong>KISITLILARA AİT MALLARIN ELEKTRONİK ORTAMDA SATIŞI</strong></p>

<p>Türk Medeni Kanunu'nda yapılacak değişikliklerle, kısıtlılara ait taşınır ve taşınmaz malların UYAP'a entegre elektronik satış portalı üzerinden satılması öngörülüyor.</p>

<p>Düzenlemenin amacı, daha fazla kişinin satışa katılmasını sağlayarak malların en yüksek bedelle satılması ve kısıtlıların menfaatlerinin korunması olarak belirtildi.</p>

<p><strong>GENETİK VERİLERİN SAKLANMASI VE İMHASI DÜZENLENİYOR</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılacak değişiklikle moleküler genetik inceleme sonucu elde edilen verilerin nasıl saklanacağı, ne kadar süre muhafaza edileceği ve hangi usulle imha edileceği ayrıntılı şekilde düzenleniyor.</p>

<p>Buna göre bazı durumlarda veriler derhal yok edilecek, mahkumiyet veya davanın düşmesi gibi hallerde ise kararın kesinleşmesinden itibaren 20 yıl saklanacak.</p>

<p>İlgili kişilere belirli koşullarda verilerin silinmesini talep etme hakkı da tanınacak.</p>

<p><strong>BİLGİSAYAR VERİLERİNİN SAKLANMA SÜRESİ BELİRLENİYOR</strong></p>

<p>Bilgisayarlarda yapılan arama ve elkoyma işlemleri sonucunda elde edilen verilerin adli emanette saklanmasına ilişkin hükümler yeniden düzenleniyor.</p>

<p>Veriler, kovuşturmaya yer olmadığı kararının veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 15 yıl muhafaza edilecek. Süre sonunda Cumhuriyet savcısı huzurunda imha edilecek.</p>

<p>İlgili kişilere belirli şartlarda verilerin silinmesini isteme hakkı da tanınacak.</p>

<p><strong>HAGB BAZI SUÇLAR BAKIMINDAN UYGULANAMAYACAK</strong></p>

<p>Teklifte, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumuna ilişkin düzenlemeler yeniden ele alınıyor. Buna göre HAGB hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa'nın 17'nci maddesi kapsamında kötü muamele olarak değerlendirilebilecek suçlarda uygulanamayacak. Teklifte ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen diğer bağlantılı hükümlerin de yeniden düzenlenmesi öngörülüyor.</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 247'nci maddesinde değişiklik yapılan düzenlemeye göre, hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen kaçak sanığa, savunma hakkını kullanmak istediğini belirtmesi ve mahkemede bizzat hazır bulunması şartıyla yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkı tanınacak. Böylece savunma hakkını kullanmak isteyen kaçak sanıklar bakımından yeniden yargılama yapılabilmesine imkan sağlanacak.</p>

<p><strong>YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISININ İTİRAZ YETKİSİNİN KAPSAMI GENİŞLETİLİYOR</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308'inci maddesinde değişiklik yapılan düzenlemeyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin kapsamı yeniden belirleniyor. Buna göre, ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışında kalan onama, düzeltilerek onama, bozma, ret, düşme, incelenmeksizin iade ve tevdi dahil tüm kararlarına karşı itiraz edilebilecek.</p>

<p>İtiraz süresinin başlangıcı da yeniden düzenleniyor. Süre, ilamın verilmesinden değil, dosyanın fiziki olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmesinden itibaren başlayacak. Bir aylık itiraz süresi ise üç aya çıkarılıyor. Ayrıca itiraz isteminde bulunabilecek kişiler konusunda açıklık sağlanması amaçlanıyor.</p>

<p><strong>DESTEKTEN YOKSUN KALMA VE İŞ GÜCÜ KAYBI TAZMİNATLARINDA FAİZ HESABI DEĞİŞİYOR</strong></p>

<p>Türk Borçlar Kanunu'nun 55'inci maddesine yeni hükümler eklenen düzenlemeye göre, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan zararlar ile destekten yoksun kalma tazminatlarında, kazancın bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminata olay tarihinden itibaren; kazancın bilinmediği döneme ilişkin hesaplanan tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanacak.</p>

<p>Böylece geleceğe yönelik varsayımsal kazançlar üzerinden hesaplanan tazminatların tamamına olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi uygulamasına son verilmesi amaçlanıyor. Maddeyle ayrıca, dava açılmadan veya tahkikat başlamadan önce yapılan ödemelerin tazminattan hangi yöntemle mahsup edileceği de düzenleniyor. Buna göre, tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemeler tazminattan oransal olarak mahsup edilecek. Düzenlemenin amacı, uygulamadaki farklılıkların giderilmesi ve hukuki öngörülebilirliğin sağlanması olarak ifade ediliyor.</p>

<p><strong>BELİRSİZ ALACAK DAVASI KALDIRILIYOR</strong></p>

<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107'nci maddesi yürürlükten kaldırılıyor. Gerekçede, belirsiz alacak davasının uygulamada çeşitli tartışmalara neden olduğu, hangi alacaklar bakımından açılabileceği konusunda tereddütler bulunduğu ve bunun yargılamaların uzamasına yol açtığı belirtiliyor.</p>

<p>Teklifte, aynı kanunun 109'uncu maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle belirsiz alacak davasının sağladığı hukuki yararın kısmi dava yoluyla karşılanacağı ifade edilerek maddenin yürürlükten kaldırılması öngörülüyor.</p>

<p><strong>KISMİ DAVADA KALAN ALACAK İÇİN YENİ HAK GETİRİLİYOR</strong></p>

<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109'uncu maddesine yeni bir fıkra eklenerek alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda davacıya, tahkikat sona erinceye kadar alacağın kalan kısmını ıslah yoluna başvurmadan talep etme hakkı tanınacak. Ayrıca zaman aşımının, sonradan talep edilen kısım bakımından da davanın açıldığı tarihten itibaren kesilmiş sayılması öngörülüyor. Düzenlemeyle hak arama özgürlüğünün daha etkin korunması amaçlanıyor.</p>

<p><strong>DURUŞMALAR ARASINDA ÜÇ AYLIK SÜRE SINIRI</strong></p>

<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 147'nci maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, yazılı yargılama usulüne tabi davalarda duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç ayı aşamayacak. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini göstermek suretiyle üç aydan daha uzun bir süre belirleyebilecek. Düzenlemeyle yargılamaların hızlandırılması ve makul sürede yargılanma hakkının güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p><strong>UZAKTAN KATILIMDA İMZA ZORUNLULUĞUNA İSTİSNA</strong></p>

<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 149'uncu maddesine yeni bir fıkra eklenerek ses ve görüntü aktarımı yoluyla duruşmaya katılanlar bakımından ikrar, yemin, davadan feragat, davayı kabul, sulh ve davanın geri alınmasına muvafakat halleri dışında elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacak. Böylece taraf vekillerinin ve ilgililerin uzaktan katılım imkanından daha etkin şekilde yararlanabilmesi amaçlanıyor.</p>

<p><strong>BİRLEŞTİRME KARARLARINA KARŞI İSTİNAF YOLU AÇILIYOR</strong></p>

<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166 ve 168'inci maddelerinde değişiklik yapılarak aynı yargı çevresinde bulunan aynı düzey ve sıfattaki mahkemeler arasında verilen birleştirme kararları ancak kesinleştikten sonra ilk davanın açıldığı mahkemeyi bağlayacak. Ayrıca bu tür birleştirme kararlarına karşı, esas hükmün verilmesi beklenmeksizin doğrudan istinaf kanun yoluna başvurulabilecek.</p>

<p><strong>BAZI İSTİFNAF KARARLARINA TEMYİZ YOLU GETİRİLİYOR</strong></p>

<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362'nci maddesine yeni bir fıkra eklenerek istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilmesi üzerine ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi halinde, kararın miktar veya değeri kanunda öngörülen parasal sınırın üzerinde ise temyiz yoluna başvurulabilecek.</p>

<p>Parasal sınırın altında kalan kararlar ise temyize konu edilemeyecek. Düzenlemeyle, istinaf mahkemelerinin yeniden verdiği kararlar bakımından hükmün denetlenmesini talep etme hakkının güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p><strong>YARGITAY'IN GÖREV VE YETKİ NEDENİYLE BOZMA YETKİSİNE İLİŞKİN DÜZENLEME TEKLİFTEN ÇIKARILDI</strong></p>

<p>Öte yandan kanun teklifinin 27'nci maddesinde, bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin kararlarının Yargıtay tarafından yalnızca görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozulamamasına yönelik düzenleme yer alıyordu. Gerekçede, görev ve yetkiye ilişkin itirazların istinaf aşamasında bölge adliye mahkemelerince incelenebildiği, temyiz aşamasında bu nedenlerle verilen bozma kararlarının yargılamaların uzamasına yol açtığı belirtiliyordu. Ancak söz konusu madde, TBMM Adalet Komisyonu'ndaki görüşmeler sırasında AK Parti'nin verdiği önergeyle kanun teklifinden çıkarıldı.</p>

<p><strong>"İBAN MAĞDURLARI"NA İLİŞKİN DÜZENLEME EKLENDİ</strong></p>

<p>AK Parti'nin verdiği ihda ile kanun teklifin 14'üncü maddesinin ardından gelecek şekilde 5237 sayılı Kanunun 158'inci maddesine yeni bir fıkra eklenerek 157'nci maddede düzenlenen "dolandırıcılık" suçu ile 158'inci maddede düzenlenen üç yıldan 10 yıla kadar hapis cezası gerektiren "nitelikli dolandırıcılık" suçuna iştirakin fıkrada belirtilen fiil ile sınırlı olması halinde bu fiilin haksızlık içeriği dikkate alınarak, IBAN mağdurlarına yarı oranında cezada indirim yapılması öngörülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-adalet-komisyonunda-kabul-edildi-iban-duzenlemesi-eklendi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/adsiz-158.jpg" type="image/jpeg" length="95441"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FİNANSAL YENİDEN YAPILANDIRMA SÖZLEŞMELERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ, KAPSAMI VE UYGULAMADA ORTAYA ÇIKAN HUKUKİ UYUŞMAZLIKLAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/finansal-yeniden-yapilandirma-sozlesmelerinin-hukuki-niteligi-kapsami-ve-uygulamada-ortaya-cikan-hukuki-uyusmazliklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/finansal-yeniden-yapilandirma-sozlesmelerinin-hukuki-niteligi-kapsami-ve-uygulamada-ortaya-cikan-hukuki-uyusmazliklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ÖZET</strong> Finansal yeniden yapılandırma (FYY), ekonomik darboğaza düşen borçlu şirketlerin faaliyetlerini sürdürebilmesi ve alacaklıların haklarının maksimize edilmesi amacıyla geliştirilmiş mahkeme dışı bir kurumsal kurtarma mekanizmasıdır. Bu çalışma, Türk hukuku bağlamında finansal yeniden yapılandırmanın yasal altyapısını, bu süreçte akdedilen sözleşmelerin Borçlar Hukuku normları çerçevesindeki hukuki niteliğini ve sürecin taraflar üzerindeki hukuki sonuçlarını incelemektedir. Ayrıca çalışmada, yapılandırma süreçlerinin başarısızlığı halinde ortaya çıkabilecek tasarrufun iptali davaları ve yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumlulukları gibi uygulamadaki kırılgan hukuki uyuşmazlıklar ele alınmıştır.</p>

<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Küreselleşme ve makroekonomik dinamiklerin getirdiği dalgalanmalar, ticari işletmelerin finansal yapılarında öngörülemeyen bozulmalara yol açabilmektedir. Borç ödeme kabiliyetini geçici veya kalıcı olarak kaybeden bir şirketin varlığının sona ermesi (tasfiye/iflas), sadece o şirketin ortaklarını değil; çalışanlarını, tedarikçilerini, alacaklı finans kuruluşlarını ve nihayetinde devletin vergi gelirleri ile makroekonomik istikrarını doğrudan olumsuz etkiler. Bu nedenle modern hukuk sistemleri, "borçlunun tasfiyesi" ilkesinden ziyade "işletmenin yaşatılması" (corporate rescue) felsefesini benimsemiştir. Özellikle küresel pandemi olayları sonrası değişen ekonomik şartlar ve özellikle Türkiye’de gerçekleşen kontrolsüz kur atakları, yüksek enflasyon ve diğer ekonomik değişkenler bu bozulmaların artmasına ve sistemik bir riskin oluşmasına sebebiyet vermektedir.</p>

<p>Türk hukukunda bu felsefenin mahkeme içi en radikal yansıması konkordato müessesesi iken, mahkeme dışı (out-of-court) ayağını ise "Finansal Yeniden Yapılandırma" (FYY) oluşturmaktadır. Finansal yeniden yapılandırma, salt bir finans matematiği veya bankacılık operasyonu değildir. Aksine, İcra ve İflas Hukuku'nun cebri kuralları ile Borçlar Hukuku'nun "sözleşme serbestisi" ilkesinin çarpıştığı, Şirketler Hukuku’nun yönetimsel sorumluluk rejimini tetikleyen çok katmanlı hukuki bir süreçtir. Bu çalışmada, FYY’nin hukuki sınırları, sözleşmesel doğası ve uygulamada uygulayıcıların karşısına çıkan adli riskler analiz edilecektir. Nitekim FYY bir finansal süreç olmanın ötesinde temelinde huuki bir çok risk ve sorunu da barındırmaktadır.</p>

<p><strong>1. FİNANSAL YENİDEN YAPILANDIRMANIN MEVZUATSAL ALTYAPISI VE HUKUKİ KAPSAMI</strong></p>

<p>Türkiye’de finansal yeniden yapılandırma uygulamalarının tarihsel kökeni, kamuoyunda "İstanbul Yaklaşımı" ve "Anadolu Yaklaşımı" olarak bilinen geçici hukuki düzenlemelere dayanmaktadır. Günümüz dünyasında ise bu mekanizma, kalıcı ve sistematik bir yapıya kavuşturulmaya çalışılmıştır (Öztek vd., 2020).</p>

<p><strong>1.1. Yasal Dayanaklar ve Normlar Hiyerarşisindeki Yeri</strong></p>

<p>FYY sürecinin yasal omurgasını <strong>5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. Maddesi</strong> oluşturmaktadır. Bu madde, finansal sektöre olan borçların yeniden yapılandırılmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi görevini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na (BDDK) vermiştir. BDDK tarafından yayımlanan <i>"Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarının Onaylanması, Kabul Edilmesi ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik"</i> (Yönetmelik), sürecin ikincil mevzuatını oluşturur. FYY süreçlerinin yürütlmesinde hukuki sınırların omurgasını bu düzenlemeler oluşturmaktadır.</p>

<p>Bu yasal mevzuat uyarınca, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) tarafından "Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları" (FYYÇA) hazırlanır. Bankalar ve finansal kuruluşlar bu çerçeve anlaşmasını imzalayarak sürece dahil olurlar. Borçlu şirket ise bu genel çerçeveye dayanarak, kendi alacaklı konsorsiyumu ile "Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi" (FYYS) akdeder (Pekcanıtez ve Atalay, 2019).</p>

<p><strong>1.2. Mahkeme İçi ve Mahkeme Dışı Yeniden Yapılandırma Karşılaştırması</strong></p>

<p>FYY’nin hukuki sınırlarını netleştirmek için, onun en yakın alternatifi olan İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 285-309 arasında düzenlenen konkordato kurumu ile karşılaştırılması gerekmektedir.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Hukuki Kriter</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Finansal Yeniden Yapılandırma (FYYÇA)</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Konkordato (İİK)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Sürecin Niteliği</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>Mahkeme dışı, iradi ve sözleşmesel bir tasarımdır.</p>
   </td>
   <td>
   <p>Mahkeme denetiminde yürütülen cebri bir usuldür.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Alacaklı Kapsamı</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>Sadece Çerçeve Anlaşmasını imzalayan finansal kuruluşlar (Bankalar, faktoring şirketleri vb.).</p>
   </td>
   <td>
   <p>Piyasaya, işçilere, tedarikçilere ve kamuya olanlar dahil tüm alacaklılar.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Takiplerin Durumu</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>Yalnızca sözleşmeye taraf olan finans kuruluşları takip yapamaz. Üçüncü kişilerin takibi engellenemez.</p>
   </td>
   <td>
   <p>Geçici ve kesin mühlet kararlarıyla birlikte istisnalar hariç tüm icra takipleri durur.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Kamu Düzeni ve Denetim</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>BDDK denetimi ve sözleşme hukuku kuralları geçerlidir.</p>
   </td>
   <td>
   <p>Mahkemece atanan Konkordato Komiseri ve Ticaret Mahkemesi tasdiki zorunludur.</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>2. FİNANSAL YENİDEN YAPILANDIRMA SÖZLEŞMELERİNİN (FYYS) SÖZLEŞMELER HUKUKU BAKIMINDAN NİTELİĞİ</strong></p>

<p>FYY sürecinin başarıyla tamamlanması halinde, borçlu şirket ile alacaklı bankalar konsorsiyumu arasında bir Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (FYYS) imzalanır. Bu sözleşmenin Türk Borçlar Kanunu (TBK) karşısındaki hukuki niteliği, doktrinde uzunca tartışılmış bir meseledir (Tunç Yücel, 2021). Sözleşmenin niteliğinin doğru tespiti, sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde hangi genel hükümlerin uygulanacağını belirleyeceği için kritik önemdedir.</p>

<p><strong>2.1. Yenileme (Tecdit) Teorisi ve Eleştirisi</strong></p>

<p>TBK m. 133 uyarınca yenileme, mevcut bir borcun yeni bir borç yaratılmak suretiyle sona erdirilmesidir. Bir görüşe göre, FYYS ile eski kredi sözleşmeleri ortadan kalkmakta, yerine yeni vadeli ve yeni faizli tamamen bağımsız bir borç ilişkisi doğmaktadır.</p>

<p>Ancak bu görüşe TBK amir hükmü gereği mesafeli yaklaşılması gerektiği kanaatindeyim. TBK m. 133/2 açıkça <i>"Yenileme niyeti esastır; yenileme karinesi yoktur"</i> hükmünü amirdir. Tarafların amacı kökten yeni bir hukuki ilişki kurmak değil, mevcut kredi ilişkisinin şartlarını (vade, faiz, teminat) hafifleterek sürdürmektir. Dolayısıyla, FYYS'nin kendiliğinden bir tecdit (yenileme) doğurduğu söylenemez; aksine tarafların bu yönde açık iradesinin bulunması gerekir (Tanrıver, 2018).</p>

<p><strong>2.2. Sulh Sözleşmesi Niteliği</strong></p>

<p>FYYS’lerin birer "sulh sözleşmesi" olduğu yönündeki görüş de oldukça güçlüdür. Sulh, tarafların karşılıklı ödünler vererek aralarındaki bir hukuki uyuşmazlığı veya belirsizliği sona erdirmeleridir. FYY sürecinde bankalar alacaklarının bir kısmından (faiz, gecikme zammı vb.) feragat etmekte veya vadeyi uzatarak risk üstlenmekte; borçlu ise yeni teminatlar vererek ve yönetimsel şeffaflık taahhüt ederek ödün vermektedir. Bu yönüyle FYYS, tipik bir sulh sözleşmesi karakteri taşır. Benimde benimsemekte olduğum görüş bu olmakla beraber karşılıklı fedakarlıkların denkleştirilmesi esas alınması göz önüne alındığından bu görüşün daha güçlü olduğu görülmektedir.</p>

<p><strong>2.3. Kendine Özgü (Sui Generis) / Karma Sözleşme Görüşü</strong></p>

<p>Öğretide genel kabul gören görüşe göre FYYS; içerisinde sulh, tecil (vade uzatımı), borcun iç üstlenilmesi, ek teminat tesisi ve cezai şart gibi birden fazla sözleşme tipinin unsurlarını barındıran <strong>kendine özgü (sui generis) yapıda karma bir sözleşmedir</strong>. Bu sözleşmeler, kamu hukukunun (Bankacılık Kanunu ve BDDK mevzuatı) çizdiği emredici sınırlar içinde, özel hukuk serbestisiyle akdedilen nev'i şahsına münhasır hukuki metinlerdir.</p>

<p><strong>3. FİNANSAL YENİDEN YAPILANDIRMANIN HUKUKİ SONUÇLARI</strong></p>

<p>FYYS’nin imzalanması ve yürürlüğe girmesiyle birlikte hem borçlu hem de alacaklılar yönünden çok sıkı sınırları bulunan hukuki sonuçlar doğmaktadır. Bunları iki başlık altında kısaca incelemek mümkündür. Şöyle ki ;</p>

<p><strong>3.1. Borçlu Bakımından Sonuçlar ve Teşvikler</strong></p>

<p><strong>- Temerrüdün Ortadan Kalkması:</strong> Sözleşmenin akdedilmesi, borçlunun borçlarını ifa edememe halini ortadan kaldırır. Borçlu, yapılandırılan borçlar yönünden "mütemerrit" olmaktan çıkar ve temerrüt faizi baskısından kurtulur.</p>

<p><strong>- Mali Muafiyetler:</strong> Kanun koyucu, sürecin işletilebilmesi için ciddi vergi teşvikleri öngörmüştür. FYY kapsamında yapılan işlemler, düzenlenen kağıtlar (FYYS dahil) <strong>Damga Vergisi'nden</strong>, yargısal harçlardan ve <strong>KKDF’den (Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu)</strong> istisnadır. Ayrıca taşınmazların bankalara devrinde KDV muafiyeti uygulanır. Bu muafiyetlerin getirilmesi ayrıca kamu erkinin bu hususa verdiği önemi de göz önüne sermektedir.</p>

<p><strong>3.2. Alacaklılar Bakımından Sonuçlar ve "Sözleşmelerin Nispiliği" İlkesine İstisna</strong></p>

<p>Borçlar Hukuku’nun en temel ilkelerinden biri olan <i>sözleşmelerin nispiliği</i> ilkesi gereği, bir sözleşme ancak ona taraf olan kişileri bağlar; üçüncü kişilere borç yükleyemez. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2023/117778 E., 2023/11432 K. Sayılı ilamında “<strong>Borçlar hukukuna esas teşkil eden en önemli ilkelerden biri olan borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesi gereğince, sözleşmenin tarafları, sözleşme ilişkisine katılmayan üçüncü kişiyi herhangi bir borç ilişkisinin borçlusu durumuna getiremezler. Borç ilişkisinden doğan alacak hakları kural olarak, sadece borç ilişkisinin diğer tarafına karşı ileri sürülebilen haklar olduklarından borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilere karşı, alacak hakkı ileri sürülemeyeceği gibi, borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişiler de borç ilişkisine dayanarak, borçluya karşı bir hak talebinde bulunamazlar.” Şeklinde bu hususu vurgulamıştır. </strong> Ancak FYY mevzuatındaki "Nitelikli Çoğunluk" kuralı, bu ilkeye çok ciddi bir istisna getirmektedir.</p>

<p><strong>Nitelikli Çoğunluğun Azınlığı Bağlaması:</strong> <i>"Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarının Onaylanması, Kabul Edilmesi ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik"</i> uyarınca, borçlu şirketten alacaklı olan finansal kuruluşların alacak tutarı itibarıyla belirli bir nitelikli çoğunluğu (örneğin %75’i) FYYS’yi imzaladığı takdirde, konsorsiyuma dahil olan ancak sözleşmeye imza atmayan/muhalif kalan azınlık finansal kuruluşlar da (muhalif azınlık) sözleşme hükümlerine uymakla yükümlü hale gelir. Bu durum, yasadan kaynaklanan ve sözleşme özgürlüğünü kamu düzeni adına kısıtlayan istisnai bir hukuki sonuçtur.</p>

<p><strong>4. UYGULAMADA KARŞILAŞILAN HUKUKİ UYUŞMAZLIKLAR VE RİSKLER</strong></p>

<p>Finansal yeniden yapılandırma süreçleri her zaman başarıyla sonuçlanmaz. Yapılandırma sürecinin tıkanması veya sözleşmeye rağmen borçlunun iflas aşamasına gelmesi bir çok hukuki sorunu beraberinde getirmektedir.</p>

<p><strong>4.1. Tasarrufun İptali Davaları Karşısındaki Durumu (İİK m. 277 vd.)</strong></p>

<p>Uygulamadaki en büyük finansal ve hukuki risklerden biri budur. FYYS imzalanırken, bankalar doğal olarak risklerini minimize etmek amacıyla borçlu şirketten veya grup şirketlerinden ek teminatlar (yeni ipotekler, ticari işletme rehinleri, şahsi kefaletler) talep ederler. Ancak bu teminatlar her daim alacağın mutlak surette tahsilini sağlamamakta, sürecin başarısızlığı halinde teminatların tahsil amacıyla alacaklılar tarafından nakde çevrilmesi sürecine girmesine sebebiyet vermektedir.</p>

<p>Şayet bu yapılandırmaya rağmen borçlu şirket ekonomik olarak kurtarılamaz ve sözleşme tarihinden itibaren genel olarak 2 yıl içinde <strong>iflas ederse ya da konkordato ilan ederse</strong>, bankaların aldığı bu yeni teminatlar tehlikeye girer. Şirketin piyasaya olan diğer alacaklıları (tedarikçiler, ham madde sağlayanlar), İİK m. 279 (Mutat Olmayan Ödeme Araçları ve Teminatlar) uyarınca bankalara verilen bu ipoteklerin ve teminatların , teminat verilmesine ilişkin işlemlerin iptali için Tasarrufun İptali Davası açabilirler.</p>

<p>Ancak burada önemli bir husus mevcuttur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi-2022/16602-2023/7263 -31.05.2023 sayılı kararında, İİK 45. maddesi uyarınca rehinle temin edilmiş alacaklarda öncelikle rehinin paraya çevrilmesi yoluna gidilmesi gerektiğini, bu imkan varken doğrudan tasarrufun iptali davası açılmasının yerinde olmadığını belirtmiştir. Bu sebeple uygulamada tasarrufun iptali davasına gidilmeden önce rehnin paraya çevrilmesi önceliğinin ihmal edilmemesi önemlidir. Aksi takdirde atıf yapılan kararda değinildiği üzere bu öncelik gözetilmeksizin ikame edilen tasarrufun iptali davalarının reddi muhtemeldir.</p>

<p>Anacak bu önceliğin var olmadığı durumlarda da mahkemelerin buradaki yaklaşımı kritiktir: Bankanın amacının diğer alacaklılardan mal kaçırmak mı, yoksa basiretli bir tacir gibi şirketi yaşatmak için mi ek teminat aldığı incelenir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, şirkete yapılandırma kapsamında "taze nakit/yeni kredi" (fresh money) sağlanıp sağlanmadığına bakılır. Eğer banka şirkete hiç yeni fon sağlamadan sadece eski borcu için ek ipotek almışsa, bu ipoteğin tasarrufun iptali davası ile iptal edilme riski son derece yüksektir (Budak, 2021).</p>

<p><strong>4.2. Yönetim Kurulu Üyelerinin Şahsi Sorumluluğu (TTK m. 553)</strong></p>

<p>Türk Ticaret Kanunu m. 369, yönetim kurulu üyelerine "özen ve bağlılık yükümlülüğü" yüklemektedir. Şirket borç batağındayken, yönetimin gerçekçi ve uygulanabilir bir nakit akış projeksiyonuna dayanmayan, sırf zaman kazanma amaçlı bir FYY sözleşmesine imza atması hukuki sorumluluk doğurur.Yine ayrıca ibra sınırlarını aşan, YK üyelerinin sadakat ve özen yükümlüğüne aykırı işlemler de YK üyelerinin şahsi sorumluluğuna sebebiyet vermektedir.</p>

<p>Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi-2021/1466-2025/372 -20.03.2025 sayılı ilamında, ibranın ancak açıkça ortaya konulan ve tartışılan işlemler için geçerli olacağını, gizlenen veya bilançoda gösterilmeyen işlemlerin yöneticiyi sorumluluktan kurtarmayacağını belirtmiştir.</p>

<p>Şirketin borç yükünün FYY faizleri ve yapılandırma masrafları nedeniyle daha da ağırlaşması ve akabinde iflasın gelmesi halinde, ortaklar veya iflas idaresi, yönetim kurulu üyelerine karşı <strong>TTK m. 553 uyarınca sorumluluk davası</strong> açabilir. Yöneticilerin bu sorumluluktan kurtulabilmesi için, yapılandırma sürecinde bağımsız denetim ve danışmanlık raporlarına dayandıklarını, yani "İş Adamı Kararı İlkesi" (Business Judgment Rule) çerçevesinde dürüst ve basiretli hareket ettiklerini ispatlamaları gerekir. Ayrıca tüm bu süreçlerin yürütülmesi esnasında YK üyelerinin sadakat ve özen yükümlüğüne riayet etmeleri de sorumluluktan kurtulmak açısından önem arz etmektedir.</p>

<p><strong>4.3. Kamu Alacaklarının Durumu ve Önceliği</strong></p>

<p>FYY, sadece finansal kuruluşlar ile borçlu arasında yapıldığı için <strong>kamu alacaklarını (vergi daireleri, SGK prim borçları)</strong> bağlamaz. FYYS uyarınca bankalar borçlu üzerindeki hacizlerini kaldırsa dahi, vergi dairesi borçlu şirketin banka hesaplarına veya gayrimenkullerine 6183 Sayılı Kanun kapsamında her an haciz uygulayabilir. Bu durum, yapılandırma sözleşmesinin uygulanabilirliğini fiilen imkânsız hale getiren en büyük pratik uyuşmazlık noktalarından biridir. Bu nedenle uygulamada, FYY süreciyle eş zamanlı olarak kamu borçları için devletin çıkardığı "Vergi ve SGK Yapılandırma/Matrah Artırımı" kanunlarından da yararlanılması hukuki bir zorunluluktur. Esasen kamu tarafında bu hususa verilen öneme karşın amme alacakları bakımından bu FYY kapsamındaki şirketlere bir esneklik sağlanmaması mevzuat eksikliğinden mi yoksa bilinçli olarak yapılan bir zorlaştırma süreci olarak mı değerlendirilmeli sorusunu akla getirmektedir. Bu konu oldukça kapsamlı değerlendirmeye muhtaçtır.</p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Finansal yeniden yapılandırma, şirketlerin likidite krizlerini aşmasında ve ekonomik sistemin sistemik risklerden korunmasında hayati bir enstrümandır. Ancak bu enstrümanın hukuki altyapısı, sözleşme özgürlüğü ile cebri icra kuralları arasında hassas bir denge üzerine kuruludur.</p>

<p>FYYS’lerin kendine özgü karma niteliği, sözleşmelerin nispiliği ilkesine getirilen kanuni istisnalar ve en önemlisi sonradan açılabilecek tasarrufun iptali davaları, sürecin adli açıdan ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir. Uygulamada başarıya ulaşmak için, salt finansal formüllere odaklanmak yerine; taze kaynak aktarımı dengesinin yasal sınırlar içinde kurulması, yönetim kurulu kararlarının bağımsız raporlarla zırhlandırılması ve piyasa alacaklılarının haklarını tamamen ihlal etmeyecek şeffaf bir modelin kurgulanması hukuki bir zorunluluktur. Türk hukukunda bu mekanizmanın daha işlevsel olması, mahkeme dışı süreçler ile mahkeme içi süreçlerin (konkordato) entegrasyonunu güçlendirecek yasal reformlara bağlıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Av. Ahmet Özgür KESKİN</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><span style="color:#999999"><strong>Budak, A. C. (2021).</strong> <i>İcra ve İflas Hukukunda Tasarrufun İptali Davaları</i>, 4. Baskı, İstanbul: Vedat Kitapçılık.</span></li>
 <li><span style="color:#999999"><strong>Öztek, S., Budak, A. C., Kale, S., &amp; Yeşilırmak, A. (2020).</strong> <i>Konkordato Şerhi (İİK m. 285-309)</i>, İstanbul: Aristo Yayınevi.</span></li>
 <li><span style="color:#999999"><strong>Pekcanıtez, H., &amp; Atalay, O. (2019).</strong> <i>Konkordato</i>, 3. Baskı, İstanbul: On İki Levha Yayıncılık.</span></li>
 <li><span style="color:#999999"><strong>Tanrıver, S. (2018).</strong> "Türk Borçlar Hukuku Bağlamında Yenileme (Tecdit) Kavramı ve Sonuçları", <i>Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi</i>, 67(2), 345-372.</span></li>
 <li><span style="color:#999999"><strong>Tunç Yücel, M. (2021).</strong> <i>Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği ve Hükümleri</i>, İstanbul: Seçkin Yayıncılık.</span></li>
 <li><span style="color:#999999"><strong>5411 Sayılı Bankacılık Kanunu</strong> ve İlgili Mevzuat.</span></li>
 <li><span style="color:#999999"><strong>Türkiye Bankalar Birliği (TBB),</strong> <i>Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları Genel Hükümleri</i>.</span></li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/finansal-yeniden-yapilandirma-sozlesmelerinin-hukuki-niteligi-kapsami-ve-uygulamada-ortaya-cikan-hukuki-uyusmazliklar</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/04/sozlesmeler-hukuku-img.jpg" type="image/jpeg" length="70529"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Helal Uygunluk Belgeli Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/helal-uygunluk-belgeli-urunlerin-ithalat-denetimi-tebligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/helal-uygunluk-belgeli-urunlerin-ithalat-denetimi-tebligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Helal Uygunluk Belgeli Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/35), 25 Haziran 2026 Tarihli ve 33291 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanlığından:</strong></p>

<p><strong>HELAL UYGUNLUK BELGELİ ÜRÜNLERİN İTHALAT DENETİMİ TEBLİĞİ</strong></p>

<p><strong>(ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ: 2026/35)</strong></p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Tebliğin amacı; ithal edilmek suretiyle iç piyasaya arz edilecek ürünlerdeki helal uygunluk işaretlerinin ve bu ürünler için düzenlenen helal uygunluk belgelerinin haksız ticari uygulama teşkil etmesini engellemek, bu suretle ilgili düzenlemelere uygunluğunu sağlamak ve aldatıcı ticari uygulamalara karşı koruma sağlamaktır.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Tebliğ, Serbest Dolaşıma Giriş Rejimi ile Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejimine tabi tutularak ithal edilecek ve Kurumun akreditasyon hizmeti verdiği uygunluk değerlendirme alanlarına konu Ek’te yer alan ürünleri kapsamaktadır.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Tebliğ, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 455 inci maddesine, 1/11/2017 tarihli ve 7060 sayılı Helal Akreditasyon Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanuna, 5/3/2020 tarihli ve 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanununa, 14/9/2022 tarihli ve 6038 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararına ve 16/8/2023 tarihli ve 32281 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler Yönetmeliğine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Tebliğde geçen;</p>

<p>a) Bakanlık: Ticaret Bakanlığını,</p>

<p>b) Denetim Birimi: Bakanlığın Bölge Müdürlüklerine bağlı Ürün Güvenliği Denetimleri Grup Başkanlıklarını,</p>

<p>c) Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi (TAREKS): Ürün güvenliği ve teknik düzenlemeler mevzuatı uyarınca yürütülen denetim, uygunluk ve izin işlemlerinin elektronik ortamda ve risk analizi esaslı olarak yapılması amacıyla kurulan internet tabanlı uygulamayı,</p>

<p>ç) Fiili denetim: Belge kontrolünü veya fiziki denetimi,</p>

<p>d) Firma: Bu Tebliğ kapsamındaki faaliyetlere konu olan, kamu kurumları dâhil, tüm gerçek ve tüzel kişiler ile bunların temsilcilerini,</p>

<p>e) Helal uygunluk belgesi: Helal ürün ve hizmet belgelendirilmesi amacıyla helal uygunluk değerlendirme kuruluşları tarafından yürütülen faaliyetler neticesinde düzenlenen belgeyi,</p>

<p>f) Kanun: 1/11/2017 tarihli ve 7060 sayılı Helal Akreditasyon Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunu,</p>

<p>g) Kapsam dışı: Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu olarak Ek’te yer almakla birlikte, helal ibaresi taşımayan ürünleri,</p>

<p>ğ) Kurum: Helal Akreditasyon Kurumunu,</p>

<p>h) Ticaret Denetmeni: Denetime konu ürünlerin ilgili teknik düzenlemelerine ilişkin bilgiye sahip denetmen ve denetmen yardımcılarından oluşan personeli,</p>

<p>ı) Ürün: Helal Akreditasyon Kurumunun akreditasyon hizmeti verdiği uygunluk değerlendirme alanlarına konu olan her türlü madde, müstahzar ve eşyayı,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p><strong>TAREKS ve firma tanımlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Bu Tebliğ kapsamı ürünleri ithal etmek isteyen firmaların, 8/8/2025 tarihli ve 32980 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi Hakkında Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2025/28) çerçevesinde TAREKS’te tanımlanması gerekir.</p>

<p>(2) Helal uygunluk denetimlerine ilişkin başvuru, denetim ve bildirimlere ilişkin işlemler TAREKS üzerinden yapılır.</p>

<p><strong>Temel uygulama ilkeleri ve denetim</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Türkiye’de helal uygunluk değerlendirme faaliyeti gönüllülük esasına dayanır. Bununla birlikte, piyasaya arz edilecek ve Kurumun akreditasyon hizmeti verdiği uygunluk değerlendirme alanlarına konu ürünlere yönelik helal uygunluk değerlendirmesi yapacak kuruluşların, Kurumca veya Kurumun taraf olduğu ikili veya çok taraflı karşılıklı tanıma anlaşmaları kapsamında diğer ülkelerce yetkili kılınmış kurumlarca helal akreditasyonu zorunludur.</p>

<p>(2) İthal edilmek suretiyle piyasaya arz edilecek olan Ek’te yer alan ürünlerin helal işareti, markası, damgası, resmi veya herhangi bir helal ibaresi taşıması halinde birinci fıkrada tarif edilen kurum veya kuruluşlar tarafından belgelendirilmesi esastır.</p>

<p>(3) Birinci fıkrada tarif edilen kurum ve kuruluşlar ile bunların helal uygunluk belgesi verdiği ürün gruplarına ilişkin bilgiler Kurum tarafından internet sitesinde yayımlanmak suretiyle duyurulur.</p>

<p><strong>Denetim başvurusu</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Bu Tebliğ kapsamında bulunan ürünlerin ithalatında, Denetim Birimlerine yapılacak başvurular, firma adına yetkilendirilen kullanıcılar tarafından Bakanlık internet sayfasındaki TAREKS uygulaması üzerinden gerçekleştirilir.</p>

<p>(2) Ürünlerin taşıdığı herhangi bir helal ibaresine ilişkin belgelerin TAREKS’e yüklenmesi zorunludur.</p>

<p><strong>Fiili denetim</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Başvuru üzerine, TAREKS aracılığıyla gerçekleştirilecek risk analizi sonucunda fiili denetime tâbi tutulmasına karar verilen ürünler, Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde denetime tâbi tutulur.</p>

<p>(2) Fiili denetim; iç veya dış ambalajında helal işareti, markası, damgası, resimli veya diğer tanımlayıcı unsurları da dahil olmak üzere herhangi bir helal ibaresi tespit edilen ürünlere ilişkin helal uygunluk iddiasının Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına uygunluğunun kontrolü suretiyle yapılır.</p>

<p>(3) Fiili denetimler Ticaret Denetmeni tarafından gerçekleştirilir.</p>

<p>(4) Fiziki denetimlerde firma hazır bulunur. Ticaret Denetmenleri, ürünleri denetime konu olan firmaya, istenmesini beklemeksizin, kimlik kartlarını gösterir. Firma, denetim hizmetlerinin en iyi şekilde yerine getirilebilmesi için görevlilere gerekli kolaylığı göstermekle ve istenen tüm bilgi ve belgeleri sunmakla yükümlüdür.</p>

<p>(5) Fiili denetim sonucunda ürünlerin ilgili mevzuata uygun olduğunun belirlenmesi durumunda TAREKS referans numarası oluşturulur.</p>

<p>(6) Risk analizi sonucunda fiili denetime tâbi tutulmasına gerek görülmeyen ürünlerin ithal edilebileceğine dair TAREKS referans numarası doğrudan oluşturulur.</p>

<p><strong>Kapsam dışı</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Gümrük idarelerine kapsam dışı olarak beyan edilen ürünlerin ithalatında, gümrük beyannamesinin 44 nolu hanesine 26003523652311236520036 referans numarası ithalatçı tarafından kaydedilir.</p>

<p>(2) Kapsam dışı olarak beyan edilen eşyaya ilişkin şüphe duyulması halinde, gümrük idaresi eşyayı TAREKS’e yönlendirebilir. Ancak, eşyanın kapsamda olup olmadığına ilişkin beyan firmanın sorumluluğunda olup TAREKS’e yönlendirilmemesine ilişkin gümrük idaresi sorumlu tutulamaz.</p>

<p><strong>İthal ürünün reddedilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Yapılan ithalat denetimi sonucunda, ürünün ilgili mevzuata aykırı olduğunun tespit edilmesi durumunda ürünün helal beyanıyla ithalatına izin verilmez.</p>

<p>(2) İthali uygun görülmeyen ürün veya ambalajındaki helal uygunluğa yönelik ibarenin Denetim Birimince uygun görülen bir yöntem ile çıkarılması halinde ürünün ithalatına izin verilebilir. Aksi durumda; mahrecine iade, üçüncü ülkeye transit veya ihraç kaydıyla satış ya da masrafları sahibince karşılanmak koşuluyla imha edilmek üzere bulunduğu gümrük idaresine terk edilebilir.</p>

<p><strong>Denetim bilgilerinin gümrüklere beyanı</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Ürünlerin ithal edilebileceğine dair TAREKS referans numarasının veya 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen kapsam dışı referans numarasının gümrük beyannamesinin 44 numaralı hanesine firma tarafından kaydedilmesi zorunludur. Aksi takdirde, ürünlerin ithalatına izin verilmez.</p>

<p>(2) TAREKS referans numarası kapsamı ürüne ilişkin Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu, firma ünvanı, vergi numarası ve miktarı gibi bilgilerin söz konusu ürünlere ilişkin firma tarafından gümrük beyannamesine kaydedilen bilgilerle aynı olması gerekir.</p>

<p>(3) TAREKS referans numarası verildiği tarihten itibaren 1 yıl süreyle geçerlidir.</p>

<p><strong>Kullanıcıya yapılan bildirimler</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Kullanıcı, denetim süreci ve sonucuna ilişkin sorgulamaları TAREKS üzerinden yapar.</p>

<p>(2) Denetim sürecine ve sonuçlarına ilişkin kullanıcıya yapılan bildirimler, Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi Hakkında Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2025/28) uyarınca beyan edilen elektronik posta adresine iletilir. Kullanıcıya ulaşmayan bildirimlerden Bakanlık sorumlu değildir.</p>

<p><strong>Bilgilerin gizliliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Bu Tebliğ kapsamında elde edilen denetim işlemleri ile ilgili olanlar da dâhil, tüm bilgi ve belgelerin üçüncü taraflarla paylaşımı Bakanlığın iznine tâbidir.</p>

<p><strong>İthalatçının sorumluluğu</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Firma, bu Tebliğ kapsamında denetlensin veya denetlenmesin, ithal ettiği ürünlerin ilgili mevzuata uygun olmasından sorumludur.</p>

<p>(2) Firma, TAREKS’e beyan edilen bilgi ve belgelerin doğru ve eksiksiz olmasından sorumludur.</p>

<p>(3) Ürünün ithaline izin verilmesi veya ürüne dair TAREKS referans numarası oluşturulması, ürünün mevzuata uygun olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>(4) Bu Tebliğ kapsamında, ürünün ithal edilebileceğine dair verilen TAREKS referans numarası o ürünün ithalat işlemi dışında başka bir amaçla veya ürünün güvenli ve mevzuata uygun olduğunun ispatı olarak kullanılamaz.</p>

<p><strong>Yaptırımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Bu Tebliğe aykırı hareket edenler ile yanlış ve yanıltıcı beyanda bulunanlar hakkında, Helal Akreditasyon Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun, Teknik Düzenlemeler Rejimi Kararı ve Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi Hakkında Tebliğ (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2025/28)’in ilgili hükümleri ile ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yetki</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bu Tebliğde yer alan hususlarla ilgili olarak uygulamaya yönelik önlemleri almaya ve gerekli düzenlemeleri yapmaya Bakanlığın Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü yetkilidir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Tebliğ yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/adsiz-157.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/helal-uygunluk-belgeli-urunlerin-ithalat-denetimi-tebligi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/resmi/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="87989"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu Burs Programlarına İlişkin Yönetmelik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turkiye-enerji-nukleer-ve-maden-arastirma-kurumu-burs-programlarina-iliskin-yonetmelik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turkiye-enerji-nukleer-ve-maden-arastirma-kurumu-burs-programlarina-iliskin-yonetmelik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu Burs Programlarına İlişkin Yönetmelik, 25 Haziran 2026 Tarihli ve 33291 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumundan:</strong></p>

<p><strong>TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU BURS PROGRAMLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu tarafından, görev alanına giren enerji, maden, iyonlaştırıcı radyasyon, parçacık hızlandırıcıları, nükleer, bor ve nadir toprak elementleri ile ilgili bilim ve teknoloji alanlarında insan kaynağı yetiştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla yürütülecek burs programlarının başvuru, değerlendirme, tahsis, izleme ve sonuçlandırma süreçlerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, TENMAK tarafından yürütülen burs programları uyarınca verilen bursları kapsar.</p>

<p>(2) Aşağıda sayılan burslar bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır:</p>

<p>a) TENMAK tarafından desteklenen araştırma ve geliştirme projeleri kapsamında verilen burslar.</p>

<p>b) TENMAK tarafından, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası antlaşmalar kapsamında yürütülen burs programları ve verilen burslar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 9/7/1982 tarihli ve 2690 sayılı Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanunun ek 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Araştırmacı: Yeni bilgi, ürün, yöntem ve teknolojileri araştıran, geliştiren ve katma değer oluşturan, ilgili bilim ve/veya teknoloji alanında gerekli uzmanlığa sahip kişiyi,</p>

<p>b) Başkan: Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu Başkanını,</p>

<p>c) Başkanlık: TENMAK Başkanlığını,</p>

<p>ç) Burs çağrısı: Burs programı kapsamında burs başvurularının alınması amacıyla TENMAK internet sitesinde ilan edilen konusu, kapsamı, başvuru koşulları, süresi, miktarı ve çağrı takvimi ile çağrıya özel hususları belirleyen metni ve eklerini,</p>

<p>d) Burs komitesi: İlgili burs programı kapsamında; hazırlanan burs çağrılarını, yapılan burs başvurularını, tahsis edilen burslara ilişkin değişiklik ve ilave talepler ile araştırma burslarında ara ve son raporları değerlendirmek ve TENMAK tarafından talep edilen diğer hususlar hakkında görüş vermek üzere Başkan tarafından görevlendirilen en fazla beş TENMAK personeli ile TENMAK dışından burs programı ile ilgili alanlarda uzman en fazla beş kişiden oluşan heyeti,</p>

<p>e) Burs programı: Bu Yönetmeliğe göre verilen bursların başvuru, değerlendirme, tahsis, izleme ve sonuçlandırılması amacıyla TENMAK tarafından oluşturulan programları,</p>

<p>f) Bursiyer: Bu Yönetmeliğe göre yurt içinde ve/veya yurt dışında TENMAK tarafından burs verilen lisans ve lisansüstü düzeyinde öğrenim gören öğrenciler ile en az lisans mezunu araştırmacıları,</p>

<p>g) Fikrî ve sınai haklar: Fikrî ve sınai ürüne ilişkin olarak kayıtlı veya tescilli olup olmadığına bakılmaksızın, özel bir mevzuatla ve/veya haksız rekabet gibi genel hükümlerle korunan patent, faydalı model ve diğer tüm yasal hakları,</p>

<p>ğ) Fikrî ve sınai ürün: Fikrî ve sınai haklara konu edilebilen buluş, tasarım, eser ve teknik bilgi gibi her türlü zihinsel ürünü,</p>

<p>h) İzleyici hakem: Bursiyeri izlemek ve bursiyer tarafından gerçekleştirilen ilgili çalışmaları incelemek, değerlendirmek, raporlamak ve bu amaçla yapılacak toplantılara katılmak üzere, gerektiğinde TENMAK tarafından görevlendirilen, burs ile ilgili alanda uzman kişiyi,</p>

<p>ı) Koordinatörlük: İlgili burs programını yürüten, Başkanlık bünyesindeki birimi,</p>

<p>i) TENMAK: Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumunu,</p>

<p>j) TENMAK uzmanı: Bursiyeri izlemek ve bursiyer tarafından gerçekleştirilen ilgili çalışmaları incelemek, değerlendirmek, raporlamak ve bu amaçla yapılacak toplantılara katılmak üzere, gerektiğinde TENMAK tarafından görevlendirilen, burs ile ilgili alanda uzman TENMAK personelini,</p>

<p>k) Uzman hakem: Burs başvurusunu bilimsel, teknik ve mali bakımdan değerlendirmek üzere, gerektiğinde TENMAK tarafından görevlendirilen, burs başvurusu ile ilgili alanda uzman kişiyi,</p>

<p>l) Yürütme Kurulu: TENMAK Yürütme Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Burs Programları ile Uygulama Süreçleri</p>

<p><strong>Burs programları</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Bu Yönetmeliğe göre TENMAK tarafından verilecek burslar, burs programları aracılığıyla yürütülür. Burs programları ile bu programların teknik, mali ve idari kuralları ve süreçlerine ilişkin bilgileri içeren uygulama esasları, TENMAK’ın çalışma ilke, program ve öncelikli alanları çerçevesinde Başkanlık tarafından hazırlanarak Yürütme Kuruluna sunulur. Yürütme Kurulu tarafından onaylanan burs programı ve programın uygulama esasları TENMAK internet sitesinde yayımlanır. Aynı usulle, burs programlarının bir kısmına veya tümüne ilişkin mali kuralların yer aldığı mali esaslar ayrıca düzenlenebilir.</p>

<p>(2) TENMAK’ın görev alanına giren konularda aşağıda belirtilen burs programları oluşturulabilir:</p>

<p>a) Araştırma bursu programları; lisans ve lisansüstü düzeyinde öğrenim gören öğrenciler ile en az lisans derecesine sahip araştırmacılara araştırma ihtiyaçlarını yurt içinde ve/veya yurt dışında bir araştırma ortamında çözmeleri amacıyla yapılan aylık ödemeleri içeren burs programlarıdır.</p>

<p>b) Başarı bursu programları; öğrenim sırasında üstün başarısıyla kendini gösteren lisans ve lisansüstü düzeyinde yurt içinde ve/veya yurt dışında öğrenim gören öğrenciler ile doktora sonrası araştırmacıların TENMAK’ın görevleri kapsamındaki alanlara yönelimini teşvik etmek, başarılarının devamını sağlamak amacıyla yapılan aylık ödemeleri içeren burslardır.</p>

<p>(3) Bu Yönetmelik kapsamında verilen burslar, diğer mevzuatta yer alan sınırlamalara tabi değildir.</p>

<p><strong>Burs çağrısı ve başvuruları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Burs programları, gerektiğinde bilimsel alanlara, üniversitelere, kurum/kuruluşlara ve ülkelere göre dağılım gözetilerek burs çağrıları düzenlenerek yürütülür.</p>

<p>(2) Düzenlenecek burs çağrıları koordinatörlük tarafından hazırlanır ve Başkan onayına sunulur. Başkan tarafından onaylanan burs çağrıları TENMAK internet sitesinde ilan edilir. Burs başvuruları, ilan edilen kurallara göre TENMAK’a yapılır. Burs başvuruları dönemsel veya herhangi bir zaman kısıtlaması olmadan alınabilir.</p>

<p><strong>Değerlendirme ve tahsis</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Burs başvuruları, burs çağrısında belirlenen kurallara ve yönteme uygun olarak TENMAK tarafından değerlendirme sürecinden geçirilir. En fazla iki uzman hakem ve ilgili burs komitesi veya doğrudan ilgili burs komitesi değerlendirmesi sonucunda uygun görülen burslar hakkında tahsis kararı bütçe imkânları çerçevesinde Başkan tarafından verilir.</p>

<p><strong>Taahhütname ve teminatlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Burs verilecek kişilere, bu Yönetmeliğe göre TENMAK tarafından belirlenen yükümlülüklere uyacaklarını belirten noter onaylı taahhütname imzalatılır ve bu kapsamda verilecek toplam burs tutarı ile sınırlı olmak üzere TENMAK tarafından şekli, içeriği ve kapsamı belirlenecek teminatlar istenebilir. Burs verilecek kişinin reşit olmaması halinde, taahhütname veli veya vasisi tarafından imzalanır.</p>

<p>(2) Taahhütnamede; bursiyerin gerçekleştireceği işlemler, görevleri, sorumlulukları, yükümlülükleri ve uyulması gereken diğer hükümler yer alır. Bu Yönetmeliğin ilgili hükümlerine göre TENMAK tarafından karar verilen değişiklik ve ilaveler taahhütnamenin eki sayılır.</p>

<p><strong>İzleme</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Bursiyer, ilgili burs programı kapsamında TENMAK tarafından belirlenen kurallara göre izlenir. TENMAK gerek gördüğü takdirde, bursiyerin izlenmesi amacıyla en fazla iki izleyici hakem ve/veya TENMAK uzmanı görevlendirebilir. İzleyici hakem ve/veya TENMAK uzmanı gerekli durumlarda yerinde inceleme ve denetleme yapabilir.</p>

<p>(2) Bursiyerin izlenmesi; araştırma burslarında ara ve son raporların değerlendirilmesi, başarı burslarında ise bursiyerin öğrenim ve başarı durumunun tespiti suretiyle gerçekleştirilir.</p>

<p>(3) Bursiyerin izlenmesi veya başvurusunun değerlendirilmesi neticesinde, Başkanlık tarafından gerekli görülmesi halinde bursun kapsam, içerik, süre ve miktarında değişiklik yapılabilir veya burs sonlandırılabilir.</p>

<p><strong>Durdurma ve sona erme</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Öğrenci olan bursiyerin öğreniminin herhangi bir nedenle son bulması halinde, burs kendiliğinden sona erer. Bursiyer, bu durumu en geç beş iş günü içinde TENMAK’a bildirmekle yükümlüdür. Bu durumda koordinatörlük tarafından burs kesilir. Bu durumun TENMAK tarafından tespiti halinde ise koordinatörlük tarafından burs kesilerek bu durum bursiyere bildirilir.</p>

<p>(2) Bursiyer tarafından TENMAK’a ulaştırılması gereken belgelerin zamanında ulaştırılmaması, asgari başarı kriterlerinin sağlanmaması, bursiyerin mücbir sebeplerle kaydını dondurarak öğrenimine ara vermesi, taahhütnamede belirlenen yükümlülüklerini verilen sürede yerine getirmemesi ve benzeri durumlarda koordinatörlük tarafından burs durdurulur. Durdurma gerekçelerinin ortadan kalkması durumunda burs kaldığı yerden devam eder. Durdurma gerekçelerinin koordinatörlük tarafından belirlenen süre içerisinde ortadan kalkmaması halinde ise Başkanlık tarafından burs sonlandırılır veya bursiyerin kusur veya ihmalinin tespiti halinde iptal edilir. Bursun durdurulmasının gerektiği durumlarda Başkanlığın gerek görmesi halinde, burs durdurulmadan da sonlandırılabilir veya iptal edilebilir. Bursun sonlandırılması ve iptali durumunda burs kesilir. Ayrıca, bursun iptali durumunda ödenmiş olan burs tutarının, taahhütname hükümlerine göre kanuni faizi ile birlikte bursiyerden iadesi istenir.</p>

<p>(3) Bursiyerin başvuru aşamasında burs başvuru koşullarından birine sahip olmadığının sonradan anlaşılması veya yanıltıcı bilgi ve belge sunması durumunda burs iptal edilir.</p>

<p>(4) Bursun iptali halinde, TENMAK tarafından iadesi istenen burs tutarının bursiyer tarafından taksitlendirilmesinin talep edilmesi durumunda, kanuni faiz işletilerek borç tutarı Başkanlık tarafından beş yıla kadar taksitlendirilebilir.</p>

<p><strong>Mali hükümler</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Burs programları kapsamında verilecek bursların miktarları, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen üst limitler dâhilinde Yürütme Kurulu tarafından belirlenir ve burs çağrısında belirtilir. Bursun yurt içi ve yurt dışında geçirilecek süreleri birlikte içermesi halinde, burs üst limit ve miktarları buna göre belirlenir.</p>

<p>(2) Burs ödemeleri peşin veya geriye dönük olarak burs çağrısında belirlenen periyotlarda yapılabilir. Ödemelerin yapılabilmesi için, istenilen taahhütname ve teminatları gösteren belgelerin TENMAK’a ulaştırılması gerekir.</p>

<p><strong>Diğer kurum ve kuruluşlarla iş birliği</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Burs programları kapsamında yerli ve/veya yabancı ulusal ve uluslararası kurum/kuruluşlarla iş birliği yapılabilir. Bu iş birlikleri kapsamında yurt içi ve/veya yurt dışı araştırma ve başarı bursları verilebilir.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Fikrî ve sınai haklar</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Bursun gerçekleştirilmesi sırasında veya sonucunda ortaya çıkan her türlü fikrî ve sınai ürün üzerindeki hakların tamamı aksi taahhütnamede belirtilmedikçe TENMAK’a aittir. Bursiyer, bu kapsamda ortaya çıkan fikrî ve sınai ürünü, TENMAK’ın ilgili mevzuatında belirlenen usul ve süre çerçevesinde gecikmeksizin TENMAK’a bildirmekle yükümlüdür. Ayrıca TENMAK, bursiyer tarafından burs kapsamındaki çalışmalar ile ilgili olarak kendisine sunulan her türlü doküman üzerindeki fikrî hakları kullanabilir, bunları uygun göreceği araçlarla duyurabilir ve yayımlayabilir.</p>

<p>(2) TENMAK, birinci fıkra uyarınca kendisine ait olan fikrî ve sınai ürünleri faaliyetlerinde kullanabilir, bunlar için kendi adına fikrî ve sınai hak tescil başvurusu yapabilir, söz konusu fikrî ve sınai ürünler ile hakların kullanım haklarını bursiyere veya üçüncü kişilere verebilir. Bu kapsamdaki fikrî ve sınai ürünler ile hakların ekonomik olarak değerlendirilmesi sonucunda TENMAK tarafından elde edilecek net gelirin en fazla yüzde ellisi, TENMAK’ın ilgili mevzuatında belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ilgili bursiyere verilebilir.</p>

<p>(3) TENMAK, birinci fıkra uyarınca bursiyere ait olan fikrî ve sınai ürünleri faaliyetlerinde kullanabilir. Bunlara ilişkin fikrî ve sınai hakların bursiyer tarafından tescil edilmesi halinde, talebi üzerine bursiyer TENMAK’a, bu haklara konu ürünlerin faaliyetlerinde kullanılabilmesi için bedelsiz olarak inhisari olmayan, yer ve zaman sınırlaması olmaksızın ve geri alınamaz lisans hakkını vermekle yükümlüdür.</p>

<p>(4) Bursiyer yurt içinde veya yurt dışında burs ile ilgili yayımlanan makaleler ve sunulan tebliğlerde TENMAK’ın burs desteğini belirtmekle yükümlüdür. Yayımlanmak üzere kabul edilen makalelerle, sunulan tebliğlerin birer örneğinin TENMAK’a gönderilmesi zorunludur. TENMAK’a ait marka/logolar Başkanlığın yazılı izni alınmaksızın kullanılamaz. Bu hükümlere uyulmaması halinde doğacak zararlardan bursiyer sorumludur.</p>

<p><strong>Etik kurallara uyma yükümlülüğü</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Burs programlarından yararlananlar ve programların yürütülmesinde görev alanlar TENMAK tarafından belirlenen etik kurallara uymak zorundadır.</p>

<p>(2) Etik kurallara aykırılığın tespiti halinde ilgili mevzuat hükümleri ve taahhütname çerçevesinde işlem yapılır.</p>

<p><strong>Diğer kurum veya kuruluşlardan alınan burslar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Burs programlarından yararlanan kişiler, başka bir kurum veya kuruluştan da burs alması durumunda bu bursu, 3/3/2004 tarihli ve 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesine İlişkin Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında verilenler hariç, TENMAK’a yazılı olarak bildirmek zorundadır. TENMAK bu durumu değerlendirerek burs miktarında sınırlama yapabilir veya bursu sonlandırabilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu Başkanı yürütür.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turkiye-enerji-nukleer-ve-maden-arastirma-kurumu-burs-programlarina-iliskin-yonetmelik</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="59366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sayıştay Başkanlığı'na Metin Yener yeniden seçildi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/sayistay-baskanligina-metin-yener-yeniden-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/sayistay-baskanligina-metin-yener-yeniden-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Genel Kurulu’nda yapılan seçimde Metin Yener yeniden Sayıştay Başkanlığı’na seçildi. CHP ise muhalefete aday belirleme ve söz hakkı tanınmaması nedeniyle oylamaya katılmama kararı aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meclis Genel Kurulu'nda yapılan seçimler Metin Yener, Sayıştay Başkanı oldu.</p>

<p>Meclis Genel Kurulu’nda Sayıştay Başkanlığı seçimi için oylama süreci başladı. Seçimde mevcut Sayıştay Başkanı Metin Yener ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Bütçe Genel Müdürü Bahtiyar Sazlık yarıştı.</p>

<p><strong>YENER 272 OY ALDI</strong></p>

<p>Yapılan oylama sonucu Metin Yener, 272 oy ile Sayıştay Başkanı oldu. 289 oyun kullanıldığı seçimde geçersiz 3 oy olduğu bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>CHP, OYLAMAYA KATILMAMA KARARI ALDI</strong></p>

<p>TBMM Genel Kurulu'nda yapılacak Sayıştay Başkanlığı seçimi öncesinde CHP oylama katılmama kararı aldı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Sayıştay'ın başkan ve üye seçiminde muhalefete söz hakkı tanınmamasını eleştirerek, "Ana muhalefet grubu olarak özellikle aday seçim aşamasında demokratik teamüller gereğince söz hakkı ve adaylaşma hakkı verilmediği için bu oylamaya katılmayacağız" açıklamasında bulundu.</p>

<p>Oylama öncesinde parti grubu adına söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, partisinin seçime yönelik tutumunu ve boykot kararını Meclis kürsüsünden duyurdu. Sayıştay'ın, TBMM adına kamu kaynağı kullanan tüm yürütme organlarını denetleyen en üst kurum olduğunu hatırlatan Emir, bu denetimin doğası gereği muhalefetin süreçte etkin olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong><i>Emir, şöyle konuştu:</i></strong></p>

<p>"Bilindiği gibi Sayıştay, TBMM adına, kamu kaynağı kullanan tüm kamu kurumlarını, yani yürütme organını denetleyen en üst organıdır. Maalesef Türkiye Büyük Millet Meclisi, yani milletvekilleri adına denetim yapan Sayıştay'ın ne üye seçiminde ne de başkan seçiminde muhalefete hiçbir söz hakkı verilmemektedir. Anayasa'nın 161. maddesinde ifadesini bulan; Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ait bütçe hakkının bir gereği olarak, yürütme tarafından yapılan kamu harcamalarını ve toplanan gelirleri denetleme görevini etkin ve bağımsız bir şekilde yapması için başkan ve üye seçiminde muhalefete söz hakkı verilmesi, temsili demokrasinin en somut gereğidir.</p>

<p>Hatırlatmak isterim ki parlamento adına denetim yapmak demek sadece iktidar için denetim yapmak demek değildir. Asıl olan muhalefetin denetimde etkin olmasıdır. Sayıştay başkan ve üye seçimlerinde iktidarın tek belirleyici olmasının sonuçlarını son yıllarda hazırlanan Sayıştay raporlarında görüyoruz. Artık bu raporlar, rapor kurulunun sıkı denetiminden geçerek, Meclis'e sunulmaktadır. Nicel olarak az, nitel olarak da dar zamanlı bir Sayıştay raporlama sistemi oluşmuştur. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, ana muhalefet grubu olarak özellikle aday seçim aşamasında demokratik teamüller gereğince söz hakkı ve adaylaşma hakkı verilmediği için bu oylamaya katılmayacaktır"</p>

<p>Oylamaya geçilmeden önce, CHP milletvekilleri Genel Kurul salonundan ayrıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/metin-yener.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>METİN YENER KİMDİR?</strong></p>

<p>Metin Yener, 1972 yılında Ankara'da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü mezunu olan Yener, Başbakanlıkta uzman yardımcısı olarak meslek hayatına başladı. Başbakanlık uzmanı, daire başkanı, kanunlar ve kararlar genel müdür yardımcısı, personel ve prensipler genel müdürü olarak Başbakanlıkta görev yapan Yener, 3 Ağustos 2018'de Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü olarak atandı.</p>

<p>Gazi Üniversitesinde İktisat Politikası, Indiana Üniversitesinde Kamu Yönetimi alanlarında yüksek lisans eğitimini tamamlayan Yener, aynı zamanda Türk Devletleri Sayıştaylar Birliği Başkanı.</p>

<p>Yener, 22 Haziran 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulunda Sayıştay Başkanlığına seçilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/sayistay-baskanligina-metin-yener-yeniden-secildi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 21:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/meclis-jnjn7.jpg" type="image/jpeg" length="68364"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TAKSİRLİ SUÇTA SÜRÜCÜ BELGESİNİN GERİ ALINMASINDA ÖLÇÜLÜLÜK SORUNU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/taksirli-sucta-surucu-belgesinin-geri-alinmasinda-olcululuk-sorunu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/taksirli-sucta-surucu-belgesinin-geri-alinmasinda-olcululuk-sorunu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türk Ceza Kanunu’nun “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlıklı 53. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, </strong>“<i>Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar</i>”.</p>

<p><strong>Sürücü belgesi alma yeterliliğini kaybetme ve sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına dair hükümlere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda da yer verilmiştir:</strong></p>

<p>· <strong>KTK m.41/1-e’de;</strong> <i>“Adli sicilinde, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 188, 190 ve 191 inci maddeleri, 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 4 üncü maddesinin yedinci fıkrası, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin ikinci ve takip eden fıkralarında belirtilen suçlardan hüküm giydiğine dair kayıt bulunmaması”</i> şartına yer verilmiş olup, maddede sayılan suçlardan mahkumiyet halinde, cezanın infazı tümü ile tamamlanıp 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.13/A’ya göre yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınıncaya kadar hükümlü sürücü belgesi sahibi olamayacaktır.</p>

<p>· <strong>KTK m.118/5’de; </strong>“<i>Ölümle sonuçlanan trafik kazalarına asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücülerin sürücü belgeleri ise 1 yıl süre ile geri alınır.” </i>hükmü bulunmakta ise de, TCK m.53/6’nin, KTK m.118/5’in ölümle sonuçlanan trafik kazalarında asli kusurlu sürücünün sürücü belgesinin mutlaka bir yıl süre geri alınmasına yönelik düzenlemesi karşısında “lehe kanun” niteliğinde olup, KTK m.118/5’i zımnen kaldırdığı kabul edilmektedir.</p>

<p>· <strong>KTK m.119’da ise; </strong>mülga 1. fıkrasının <i>“Sürücü belgeleri, belge alındıktan sonra bu Kanunun 41 inci maddesinin (e) bendinde yazılı suçlardan biri ile mahkumiyet halinde süresiz geri alınır.” </i>şeklinde hükmünün, 6495 sayılı Kanunla 02.08.2013 tarihinde resmen yürürlükten kaldırıldığı, ancak<strong> </strong>ikinci ve üçüncü fıkralarda yer alan <i>“Diğer cürümlerden mahkumiyeti halinde, mahkemece ceza süresini geçmemek üzere geçici olarak sürücü belgelerinin geri alınmasına da karar verilebilir. Geçici olarak sürücü belgesinin geri alınması hürriyeti bağlayıcı ceza hükümlerinin infazından sonra yerine getirilir.” </i>hükmünün halen madde metninde bulunduğu, buna karşılık TCK m.5 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesi<i> </i>karşısında, KTK m.119’un tatbik imkanı kalmadığı anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>TCK m.53/6’da geçen “sürücü belgesinin geri alınması”,</strong> trafikte taksirle işlenen suçlarda tatbik edilebilen, tedbirin uygulanıp uygulanmayacağı ve ne kadar süre ile uygulanacağı konusunda mahkemeye takdir yetkisi verilen bir tedbirdir. Sürücü belgesinin geri alınması kararı verildiğinde; bu tedbir, mahkumiyet kararının kesinleşmesi ile yürürlüğe girecek olup, kesinleşme ile birlikte hükümlünün sürücü belgesi gerektiren taşıtları kullanma imkanı olmayacaktır. Bununla birlikte, mahkemenin tedbirin uygulanması için belirlediği süre bu aşamada işlemeye başlamayacaktır. <strong>TCK m.53/6’nın açık düzenlemesine göre; hükümlü, mahkum olduğu cezanın infazını tümü ile tamamladıktan sonra, yani bihakkın infazdan sonra başlamak üzere, mahkemenin belirlediği süre sonuna kadar sürücü belgesini alamayacaktır.</strong></p>

<p>Tedbirin uygulanma süresi ile ilgili TCK m.53/6’nın son cümlesinde yer alan bu düzenleme, “ölçülülük” ilkesi yönünden mağduriyetleri gündeme getirmektedir. TCK m.53/6’nın hükümlü hakkında somut olayın özelliklerine göre ölçüsüz yaptırım içerebildiği, bazı hallerde etkisinin kusur derecesi çok daha ağır ağır olan kasten işlenen suçlardan fazla olduğu ileri sürülebilir. <strong>Özellikle; sürücü belgesinin geri alınmasının kesinleşme ile yürürlüğe girmesine rağmen, geri alma süresi hükümlünün fiilen ceza infaz kurumundan çıktığı tarihten itibaren başlatılmak yerine, bihakkın infazın beklenilmesi zorunluluğu, bu tedbirin ölçüsüz şekilde çok uzun süre yürürlükte kalması itibariyle, bir kısım temel hak ve hürriyetler yönünden hak ihlalini gündeme getirebilir.</strong></p>

<p><strong>Somut norm denetimi;</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi (AYM); “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı Anayasa m.152 uyarınca yapılan başvuru üzerine verdiği 01.07.2015 tarihli somut norm denetimi kararında, TCK m.53/6 düzenlemesinin sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin kısmı bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasını incelemiş ve Anayasa m.38 (suçta ve cezada kanunilik ilkesi) kapsamında yaptığı değerlendirmede Anayasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır (E.2015/4, K.2015/61).</p>

<p><strong>Bu kararın üzerinden 10 yıl geçmekle, yani Anayasa m.152/4’de somut norm denetimi açısından öngörülen 10 yıllık süre dolduğundan,</strong> sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin düzenlemenin itiraz yoluyla yeniden AYM’nin denetimine sunulması mümkündür.</p>

<p>TCK m.53/6’daki düzenlemede sürücü belgesinin geri alınması şeklindeki tedbirin hangi hallerde uygulanabileceği, tedbir süresinin alt ve üst sınırı, tedbirin ne zaman yürürlüğe gireceği ve sürenin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı açık olarak belirtildiği için kanımızca “belirlilik” ve “öngörülebilirlik” açısından, dolayısıyla “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi bakımından Anayasaya aykırılık gözükmemektedir.</p>

<p><strong>Bununla birlikte, sürücü belgesinin geri alınması tedbiri bazı hallerde Anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil edebilir.</strong> Somut olayın özelliklerine ve bilhassa hakkında tedbir kararı alınan kişinin mesleğine veya uğraşına göre; sözkonusu tedbirin, çalışma hürriyetine (m.48), seyahat hürriyetine (m.23) ve özel yaşama saygı hakkına (m.20) müdahale oluşturması mümkündür. Anayasa m.13 uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların ölçülü olması gerekmektedir. Kişinin; cezasının tümü ile infazından sonra sürücü belgesinden bir süre daha mahrum kalması, sürenin uzunluğuna bağlı olarak ölçüsüz bir tedbir haline gelebilir. Ancak bu olasılık, kanaatimizce ilgili düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürmeye yeterli görünmemektedir; zira TCK m.53/6, trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde sürücü belgesinin otomatik olarak geri alınacağını öngörmemekte olup, tedbirin uygulanıp uygulanmayacağını ve uygulanacaksa süresini mahkemenin takdirine bırakmaktadır. Dolayısıyla; somut olayın özellikleri dikkate alındığında, sözkonusu tedbirin kişinin temel hak ve özgürlüklerine ölçüsüz bir müdahale teşkil edeceği kanaatine varılması halinde, mahkemenin tedbire hükmetmemesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında; anılan düzenlemenin çalışma hürriyeti, seyahat hürriyeti ve özel yaşama saygı hakkı bakımından Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürmek zor görünmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AYM’ye bireysel başvuru hakkı bakımından değerlendirme;</strong></p>

<p>TCK m.53/6’nın doğrudan Anayasaya aykırı olup olmadığı tartışması bir yana, sürücü belgesinin geri alınması tedbirinin, uygulamadan kaynaklı olarak temel hak ve özgürlüklere ölçüsüz müdahale ettiği iddiasıyla AYM’ye bireysel başvuruda bulunulması mümkündür. Çalışma hürriyeti ve seyahat hürriyeti bireysel başvuru kapsamında ileri sürülebilecek haklar arasında yer almamaktadır. Bu nedenle; sürücü belgesinin geri alınması nedeniyle yapılacak bireysel başvurular, yalnızca özel yaşama saygı hakkı (özel hayatın gizliliği ve korunması hakkı) kapsamında incelenebilecektir.</p>

<p>AYM, sürücü belgesinin geri alınmasının kişinin özel hayatın saygı hakkı üzerindeki etkisini <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202022893-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Mahmut Aslanbay kararı</a>nda ele almıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202022893-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">(B. No: 2020/22893, 2/4/2024).</a> Yapılan bireysel başvuru üzerine verilen karara konu olayda; İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT) bünyesinde otobüs şoförü olarak çalışan başvurucunun sürücü belgesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.48/5 uyarınca alkollü olarak araç kullandığı gerekçesiyle geri alınmıştır. Başvurucunun şikayetlerini özel yaşama saygı hakkı kapsamında ele alan AYM, Anayasa m.20’nin somut olayda uygulanabilirliği hakkında şu değerlendirmelerde bulunmuştur: “<i>Başvurucunun sürücü belgesinin geri alınması tek başına özel hayata saygı hakkının uygulanabilirliğini sağlamamakla birlikte, sözkonusu işlemin başvurucunun mesleki faaliyetlerini, mesleki ve kişisel itibarını ve ilişkilerini olumsuz şekilde etkilediği, bu etkinin ciddi olduğu ve belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı değerlendirildiğinden başvuru, özel hayata saygı hakkı yönünden uygulanabilir bulunmuş ve bu kapsamda incelenmiştir</i>.” (§ 9).</p>

<p><strong>Görüldüğü üzere AYM;</strong> sürücü belgesinin geri alınması işleminin özel yaşama saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturup oluşturmadığına karar verirken, kişinin mesleki faaliyetlerinin, mesleki ve kişisel itibarının ve ilişkilerinin ne ölçüde etkilendiğini dikkate alarak sonuca ulaşmaktadır. Somut olayda olduğu gibi bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaşması halinde AYM; müdahaleyi kanunilik, meşru amaç, demokratik toplumda gerekli olma ve ölçülülük koşulları bakımından incelemeye tabi tutmaktadır. TCK m.53/6 uyarınca sürücü belgesinin geri alınması nedeniyle yapılacak bireysel başvurularda da AYM’nin benzer bir yaklaşım benimsemesi kuvvetle muhtemeldir.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Ersan Şen</strong></p>

<p><strong>Doç. Dr. Erkan Duymaz</strong></p>

<p><strong>Av. Beyza Başer Berkün</strong></p>

<p><span style="color:#999999">(Bu makale, sayın </span><a href="https://www.hukukihaber.net/prof-dr-ersan-sen" rel="dofollow"><span style="color:#999999">Prof. Dr. Ersan ŞEN </span></a><span style="color:#999999">tarafından </span><a href="https://www.hukukihaber.net/" rel="dofollow"><span style="color:#999999">www.hukukihaber.net</span></a><span style="color:#999999"> sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/taksirli-sucta-surucu-belgesinin-geri-alinmasinda-olcululuk-sorunu-1</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 21:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/terazi/arac-anahtar-ter.jpg" type="image/jpeg" length="29073"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2020/22893 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202022893-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202022893-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 2/4/2024 tarihli ve 2020/22893 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>MAHMUT ASLANBAY BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p>(Başvuru Numarası: 2020/22893)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p>Karar Tarihi: 2/4/2024</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p>R.G. Tarih ve Sayı: 2/8/2024-32620</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="614">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Çağlar ÖNCEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Mahmut ASLANBAY</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Av. Fatih CEBECİOĞLU</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru, sürücü belgesinin geçici olarak alınmasına karar verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>

<p>2. İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT) bünyesinde otobüs şoförü olarak çalışan başvurucu 5/6/2020 tarihinde bir yayaya otobüsün dikiz aynası ile çarpmıştır. Bunun üzerine olay yerine trafik polisi ve ambulans çağıran başvurucunun saat 17.54'te alkolmetre ile yapılan nefes ölçümü sonucunda 0,64 promil alkollü olduğu belirlenmiş ve başvurucu hakkında<i> </i>İdari Para Cezası Karar Tutanağı ile Geçici Olarak Sürücü Belgesi Geri Alma Tutanağı düzenlenmiştir. Aynı tarihli Kaza Tespit Tutanağında yaya E.K.nın yakındaki yaya geçidini kullanmadan taşıt yoluna çıkması nedeniyle 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 68. maddesinin (1) numaralı fıkrasını ihlal ettiği tespit edilmiştir.</p>

<p>3. Başvurucu, hiçbir zaman alkol kullanmadığını belirterek anılan tutanağa itiraz etmiş ve kan tahlili yapılmasını talep etmiştir. Kolluk görevlileri refakatinde aynı gün Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülen başvurucunun saat 19.08'de yapılan kan tahlilinin sonucunda kanındaki alkol oranının sıfır (0) promil olduğu, bir başka deyişle kanında alkol bulunmadığı belirlenmiştir.</p>

<p>4. Başvurucu 8/6/2020 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) başvurarak sürücü belgesinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Başvurucu dilekçesinde; alkolmetre ölçümünün hatalı olduğunu, nitekim kolluk görevlilerinin refakatinde gittikleri hastanede -alkometre ile yapılan ölçümden bir saat sonra- kanında alkol bulunmadığının belirlendiğini ifade etmiştir.</p>

<p>5. Hâkimlik 9/7/2020 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Gerekçede; idari yaptırım kararı ile ilgili düzenlenen evrakın dosyaya alınarak incelendiği belirtilerek idarece düzenlenen tutanak ile eylemin sabit olduğu, düzenlenen idari yaptırımın kanuna ve usule uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucu anılan karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde; hastaneden alınan ve kan tahliline ilişkin olan raporun dikkate alınmadığını, işini kaybetme riski bulunduğunu ifade etmiştir. İtirazı inceleyen İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hâkimliği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.</p>

<p>6. Başvurucu, nihai kararı 29/7/2020 tarihinde öğrendikten sonra 6/8/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>

<p>7. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>8. Başvurucu; kazanın kusurundan kaynaklanmadığını, alkollü olmamasına rağmen hatalı bir ölçümle idari yaptırım kararı verildiğini beyan etmiştir. Olaydan bir saat sonra kolluk görevlileri ile gittikleri hastanede yapılan tahlilde kanında alkol bulunmadığının tespit edildiğini belirten başvurucu, Hâkimliğin kan tahlili sonucunu dikkate almadan karar verdiğini ifade ederek mesleğini kaybetme riskinin bulunduğunu, ayrıca altı ay süresince gelirini de kaybedeceğini vurgulamıştır. Başvurucu; hayatında alkol kullanmadığını, söz konusu süreç nedeniyle şahsi ve mesleki itibarının ciddi ölçüde zedelendiğini belirterek adil yargılanma hakkının, çalışma hakkı ile maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>9. Anayasa Mahkemesi önceki birçok kararında, özel hayata ilişkin herhangi bir nedene dayanılmaksızın mesleki hayata yönelen müdahalelerin özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilebilmesi için gerekli olan şartların neler olduğuna ilişkin detaylı değerlendirmelerde bulunmuştur (<i>C.A. (3) </i>[GK], B. No: 2018/10286, 2/7/2020, §§ 97-101; <i>Tamer Mahmutoğlu </i>[GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, §§ 84-90; <i>Ayla Demir İşat</i> [GK], B. No: 2018/24245, 8/10/2020, §§ 106-110). Başvurucunun sürücü belgesinin geri alınması tek başına özel hayata saygı hakkının uygulanabilirliğini sağlamamakla birlikte söz konusu işlemin başvurucunun mesleki faaliyetlerin; mesleki ve kişisel itibarını ve ilişkilerini olumsuz şekilde etkilediği, bu etkinin ciddi olduğu ve belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı değerlendirildiğinden başvuru, özel hayata saygı hakkı yönünden uygulanabilir bulunmuş ve bu kapsamda incelenmiştir.</p>

<p>10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.</p>

<p>11. Sürücü belgesinin geri alınması nedeniyle mesleğini ifa edememesinin başvurucunun özel hayata saygı hakkına müdahale oluşturduğu açıktır. 2918 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (5) numaralı fıkrası çerçevesinde gerçekleştirildiği görülen söz konusu müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun sürücü belgesinin geri alınması şeklindeki müdahalenin kamu düzeninin sağlanması meşru amacına yönelik olduğu kanaatine varılmıştır. Bu belirlemelerin ardından müdahalenin <i>demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk</i> ve <i>ölçülülük</i> koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.</p>

<p>12. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre<strong> </strong><i>demokratik toplum düzeninin gerekleri</i> kavramı öncelikle ilgili hak yönünden getirilen sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmasını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendisini göstermesini gerektirmektedir. <i>Demokratik toplum düzeninin gerekleri</i>nden olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir (AYM, E.2016/179, K.2017/176, 28/12/2017;<i> Ata Türkeri</i>, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 44; <i>Haluk Öktem</i> [GK], B. No: 2014/13433, 13/10/2016, § 49; <i>Erhun Öksüz</i> [GK], B. No: 2014/12777, 13/10/2016 § 53; <i>Salim Onur Şakar,</i> B. No: 2015/2711, 21/9/2017, § 35).</p>

<p>13. Anayasa’nın 13. maddesinde<i> demokratik toplum düzeninin gerekleri</i> ve <i>ölçülülük</i> kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Ölçülülük ilkesinin amacı temel hak ve özgürlüklerin gereğinden fazla sınırlandırılmasının önlenmesidir. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesi, sınırlama için kullanılan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye uygun olmasını ifade eden <i>elverişlilik</i>, sınırlayıcı önlemin sınırlama amacına ulaşmak bakımından zorunlu olmasına işaret eden <i>gereklilik</i> ve araçla amacın orantısız bir ölçü içinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüz bir yükümlülük getirmemesi anlamına gelen <i>orantılılık</i> unsurlarını içermektedir (<i>Bülent Polat </i>[GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 106; <i>Tevfik Türkmen </i>[GK], B. No: 2013/9704, 3/3/2016, § 70; <i>Bülent Kaya,</i> [GK], B. No: 2013/2941, 11/5/2016, § 82; <i>Ferhat Üstündağ, </i>B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 48).</p>

<p>14. Özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin <i>demokratik bir toplumda gerekli olma</i> ve <i>ölçülülük</i> ilkelerine uygun olduğu konusunda idari ve yargısal makamlar tarafından oluşturulan gerekçelerin ikna edici nitelikte ilgili ve yeterli olması gerekir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. <i>Ata Türkeri</i>, §§ 45, 47; <i>Murat Deniz, </i>B. No: 2014/5318, 21/9/2016, § 66). Yine söz konusu tedbirlerin yargısal denetiminin usule ilişkin gereklilikler yerine getirilerek etkili bir şekilde ve makul bir süre içinde tamamlanması önemlidir.</p>

<p>15. Anayasa Mahkemesi <i>Gurbet Çoban</i> (B. No: 2019/38857, 17/11/2021, §§ 17-39) kararında kamu ajanları tarafından düzenlenen tutanakların içeriğinin gerçeğe uygunluk karinesinden yararlanacağını ancak idari işlemin hukukiliğinin veya tutanağın içeriğinin gerçekliğinin dava konusu edildiği bir yargılamada hâkimin değinilen karineyi uygulamasının bu davanın açılmasını anlamsız hâle getireceğini belirtmiştir. Dolayısıyla yargı mercilerinden başvurucunun iddia ve itirazlarını dikkate alması, bunları ilgili ve yeterli gerekçe ile karşılaması, bu iddialara da yeterli ölçüde şans tanıdığını ortaya koyması beklenmektedir.</p>

<p>16. Somut olayda başvurucunun sürücü belgesi, alkollü olarak araç kullandığı gerekçesiyle altı aylığına geri alınmıştır. Başvurucu, sürücü belgesinin geri alınması işlemine karşı itirazda bulunurken alkolmetre ile yapılan ölçümden yaklaşık bir saat sonra kolluk görevlilerinin refakatinde kan örneği alınarak tahlil yapıldığını ve tahlil sonucunda düzenlenen raporda kanındaki alkol oranın sıfır (0) promil olduğunun tespit edildiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>17. Söz konusu itiraz kapsamında Hâkimlikçe yapılan değerlendirmede başvurucu hakkında düzenlenen tutanakların ve idari yaptırım kararının usul ve kanuna uygun olduğunun belirtilmesi ile yetinildiği görülmüştür. Dolayısıyla başvurucunun, kanında alkol bulunmadığını tespit eden rapora dayanarak ileri sürdüğü itirazlarla ilgili bir araştırma ya da değerlendirme yapılmadığı gibi kan tahliline ilişkin rapora hangi sebeple itibar edilmediğine dair açıklama yapılmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte başvurucunun ret kararına itiraz dilekçesinde aynı iddiaları ileri sürmesine rağmen itiraz mercii tarafından da Hâkimliğin kararının usul ve kanuna uygun olduğunun bildirilmesi dışında bir tespite yer verilmediği gözetildiğinde yargı makamlarının özenli bir yargılama yaptığı söylenemez.</p>

<p>18. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi kural olarak yargılamayı yürüten derece mahkemelerine aittir. Bu bağlamda somut olayda başvurucunun yasal sınırın üzerinde alkollü olup olmadığı yönünde karar vermek Anayasa Mahkemesinin görevi olmadığı gibi Anayasa Mahkemesince burada varılacak olan sonuç başvuruya konu idari para cezası ve sürücü belgesinin geçici olarak alınmasına ilişkin işlemin mutlaka kaldırılması gerektiği anlamına da gelmemektedir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. <i>Mehmet Selim Demir</i>, B. No: 2019/13365, 24/3/2021, § 36).</p>

<p>19. Sonuç olarak başvurucunun Hastaneden aldığı rapor sonucuna dayanarak alkolmetrenin hatalı ölçüm yaptığına ilişkin -yargılamanın sonucuna etki edebilecek nitelikteki- iddia ve itirazlarına dair bir araştırma yapılamadığı gibi ilgili ve yeterli bir gerekçenin de ortaya konulmadığı dikkate alındığında başvurucunun özel hayata saygı hakkına yönelik müdahale, <i>demokratik bir toplumda gerekli olma</i> ve <i>ölçülülük</i> ilkelerine uygunluk koşulunu sağlamamaktadır.</p>

<p>20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>GİDERİM</strong></p>

<p>21. Başvurucu; ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi ve 15.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.</p>

<p>22. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. <i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2)</i>, B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu</i> <i>(3) </i>[GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).</p>

<p>23. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.</p>

<p>24. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV.</strong> <strong>HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın<i> </i>KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliğine (2020/3369 D.İş) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>D. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,</p>

<p>E. 446,90 TL harç ve 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 19.246,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p>F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için YASAL FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>G. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hâkimliği (2020/1254 D.İş) ile Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/4/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202022893-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 21:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/yargi/aymmsa.jpg" type="image/jpeg" length="23935"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ticari Alacak Davalarında Ticari Defterlerin Delil Niteliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ticari-alacak-davalarinda-ticari-defterlerin-delil-niteligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ticari-alacak-davalarinda-ticari-defterlerin-delil-niteligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Ticari hayatın hızına paralel olarak işletmeler arasındaki birçok işlem, ayrıntılı yazılı sözleşmeler yerine sipariş formları, faturalar, cari hesap kayıtları ve ticari defterler üzerinden yürütülmektedir. Bu durum, özellikle alacak davalarında ticari defterlerin ispat hukuku bakımından önemini artırmaktadır. Nitekim taraflar arasında mal teslimi, hizmet ifası veya bakiye cari hesap alacağı konusunda uyuşmazlık ortaya çıktığında, mahkemelerin ilk başvurduğu delillerden biri ticari defter kayıtları olmaktadır.</p>

<p>Ancak ticari defterler her durumda aynı ispat gücüne sahip değildir. Defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, karşı tarafın da tacir olup olmadığı ve kayıtların birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, delil değerinin belirlenmesinde kritik rol oynar.</p>

<p><strong>Ticari Defter Tutma Yükümlülüğünün Hukuki Dayanağı</strong></p>

<p>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen sonuçları açıkça ortaya koyacak şekilde ticari defterlerini tutmakla yükümlüdür.</p>

<p>Ticari defterlerin temel amacı yalnızca vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi değildir. Defterler aynı zamanda işletmenin faaliyetlerinin izlenmesini sağlayan ve gerektiğinde yargısal süreçlerde delil olarak kullanılabilen hukuki belgelerdir.</p>

<p><strong>Ticari Defterlerin Delil Niteliğinin Hukuki Dayanağı</strong></p>

<p>Ticari defterlerin delil niteliği esas olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde düzenlenmiştir.</p>

<p>Kanuna göre usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterler, belirli şartların varlığı halinde sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Ancak bu durum otomatik değildir. Mahkeme, öncelikle defterlerin kanunda öngörülen şekil şartlarına uygun tutulup tutulmadığını inceler.</p>

<p>Bu kapsamda özellikle;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Defterlerin yasal sürelerde açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması,</li>
 <li>Defter kayıtlarının birbirini doğrulaması,</li>
 <li>Kayıtların düzenli ve kronolojik şekilde tutulmuş olması,</li>
 <li>Defterlerde sonradan müdahale veya tahrifat bulunmaması</li>
</ul>

<p>önem taşımaktadır.</p>

<p>Bu şartları taşımayan defterler sahibi lehine delil olarak kullanılamayabilir.</p>

<p><strong>Usulsüz Tutulan Defterlerin Sonuçları</strong></p>

<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun benimsediği sistemde usulsüz tutulan ticari defterler, çoğu durumda sahibi lehine delil niteliği taşımaz. Buna karşılık, somut olayın özelliklerine göre bu kayıtlar sahibi aleyhine değerlendirmeye konu olabilir.</p>

<p>Bu nedenle ticari defterlerin yalnızca vergi incelemeleri açısından değil, ileride ortaya çıkabilecek ticari uyuşmazlıklar bakımından da usulüne uygun tutulması büyük önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>Karşı Tarafın Tacir Olmasının Önemi</strong></p>

<p>Ticari defterlerin delil niteliği bakımından karşı tarafın hukuki sıfatı da önemlidir.</p>

<p>Uyuşmazlığın iki tacir arasında gerçekleşmesi halinde her iki tarafın ticari defterleri birlikte değerlendirilir. Tarafların usulüne uygun tutulmuş defter kayıtlarının birbirini doğrulaması durumunda, bu kayıtlar güçlü bir delil niteliği kazanabilir.</p>

<p>Buna karşılık karşı tarafın tacir olmadığı uyuşmazlıklarda ticari defterlerin delil değeri daha sınırlı olabilir ve çoğu zaman diğer delillerle desteklenmesi gerekir.</p>

<p><strong>Ticari Defterlerin Birbirini Doğrulaması</strong></p>

<p>Uygulamada mahkemeler sıklıkla taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmaktadır.</p>

<p>Örneğin davacı şirketin ticari defterlerinde yer alan bir satış kaydının, davalı şirketin ticari defterlerinde de alış kaydı olarak yer alması durumunda, bu durum mal tesliminin veya hizmet ifasının gerçekleştiğine ilişkin güçlü bir emare oluşturur.</p>

<p>Özellikle cari hesap ilişkilerinde karşılıklı kayıtların uyumu, alacağın varlığının ispatında belirleyici rol oynayabilmektedir.</p>

<p><strong>Ticari Defterler ve Fatura İlişkisi</strong></p>

<p>Ticari alacak davalarında ticari defterler çoğu zaman faturalarla birlikte değerlendirilmektedir.</p>

<p>Düzenlenen faturanın karşı tarafın ticari defterlerine işlenmiş olması, faturanın içeriğinin kabul edildiği yönünde önemli bir emare niteliği taşımaktadır. Özellikle faturaya süresinde itiraz edilmemesi ve faturanın ticari kayıtlara geçirilmesi halinde alacaklının ispat yükü önemli ölçüde hafiflemektedir.</p>

<p>Ancak yalnızca faturanın veya yalnızca ticari defter kaydının bulunması her zaman alacağın kesin olarak ispatlandığı anlamına gelmez. Mahkeme, somut olayın tüm delillerini birlikte değerlendirir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bilirkişi İncelemesinin Rolü</strong></p>

<p>Ticari defterlere dayanan uyuşmazlıklarda bilirkişi incelemesi çoğu zaman kaçınılmaz hale gelmektedir.</p>

<p>Bilirkişi tarafından;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı,</li>
 <li>Taraf kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı,</li>
 <li>Cari hesap bakiyelerinin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı,</li>
 <li>Fatura ve ödeme kayıtlarının uyumlu olup olmadığı</li>
</ul>

<p>incelenmekte ve mahkemeye rapor sunulmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle ticari defterlerin düzenli ve eksiksiz tutulması, dava sürecindeki bilirkişi incelemesinin sonucunu doğrudan etkileyebilmektedir.</p>

<p><strong>Yargıtay Uygulaması</strong></p>

<p>Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, usulüne uygun şekilde tutulmuş ve birbirini doğrulayan ticari defter kayıtlarının güçlü delil niteliğinde olduğu kabul edilmektedir.</p>

<p>Özellikle taraf defterlerinin karşılıklı olarak aynı ticari işlemi göstermesi halinde, mahkemeler bu kayıtları alacağın varlığı bakımından önemli bir ispat aracı olarak değerlendirmektedir.</p>

<p>Buna karşılık usulsüz tutulan veya birbirleriyle çelişen defter kayıtlarının tek başına hükme esas alınması çoğu durumda mümkün olmamaktadır.</p>

<p><strong>Uygulamaya Yönelik Öneriler</strong></p>

<p>Ticari işletmeler açısından aşağıdaki hususlar önem taşımaktadır:</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Ticari defterler yasal sürelerde açılış ve kapanış onayları yaptırılarak tutulmalıdır.</li>
 <li>Muhasebe kayıtları eksiksiz ve gerçeğe uygun şekilde işlenmelidir.</li>
 <li>Fatura, irsaliye, teslim tutanağı ve banka kayıtları düzenli şekilde saklanmalıdır.</li>
 <li>Cari hesap mutabakatları belirli aralıklarla yapılmalıdır.</li>
 <li>Elektronik muhasebe sistemleri kullanılsa dahi kayıtların hukuki denetime uygunluğu düzenli olarak kontrol edilmelidir.</li>
</ol>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Ticari defterler, ticari alacak davalarında çoğu zaman davanın kaderini belirleyen en önemli deliller arasında yer almaktadır. Ancak bu delil gücü mutlak değildir ve ticari defterlerin usulüne uygun şekilde tutulmuş olmasına bağlıdır.</p>

<p>Usulüne uygun tutulmuş, birbirini doğrulayan ve diğer delillerle desteklenen ticari defter kayıtları, alacağın ispatında son derece güçlü bir hukuki zemin oluştururken; düzensiz veya eksik kayıtlar ise işletmeler açısından ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.</p>

<p>Bu nedenle işletmelerin ticari defterlerini yalnızca muhasebe yükümlülüğünün bir parçası olarak değil, aynı zamanda gelecekte ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda en önemli savunma ve ispat araçlarından biri olarak görmeleri gerekir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/05/emrah-golgiyaz.jpg" rel="nofollow" title="Emrah Golgi̇yaz"><img alt="Emrah Golgi̇yaz" height="220" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/05/emrah-golgiyaz.jpg" width="200" /></a></p>

<p><strong>Av. Emrah GOLGİYAZ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ticari-alacak-davalarinda-ticari-defterlerin-delil-niteligi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 17:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/terazisd.jpg" type="image/jpeg" length="22319"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[12. Yargı Paketi Taslağının Bir Kısım Maddelerinin Tazminat ve Sigorta Hukukuna Etkileri: Hak Arama Özgürlüğü, Tazminat Hesapları ve Faiz Uygulamaları Açısından Bir Değerlendirme]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-taslaginin-bir-kisim-maddelerinin-tazminat-ve-sigorta-hukukuna-etkileri-hak-arama-ozgurlugu-tazminat-hesaplari-ve-faiz-uygulamalari-acisindan-bir-degerlendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-taslaginin-bir-kisim-maddelerinin-tazminat-ve-sigorta-hukukuna-etkileri-hak-arama-ozgurlugu-tazminat-hesaplari-ve-faiz-uygulamalari-acisindan-bir-degerlendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>22/06/2026 tarihinde TBMM'ye sunulan "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", usul hukuku ve tazminat hukukuna ilişkin önemli değişiklikler içermektedir. Özellikle iş kazaları ve sigorta hukuku uygulamasında yoğun şekilde karşılaşılan trafik kazaları, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı davaları bakımından teklifin önemli sonuçlar doğurması beklenmektedir.</p>

<p>Taslak incelendiğinde, bir yandan uygulamada uzun süredir tartışılan bazı sorunlara çözüm getirilmeye çalışıldığı, diğer yandan ise zarar görenlerin tazminata erişimi ve tam tazmin ilkesi bakımından yeni tartışmaların ortaya çıkabileceği görülmektedir.</p>

<p>Bu çalışma tazminat hukuku ve bazı usul hukuku düzenlemeleri ile sınırlı bir incelemeyi kapsamaktadır.</p>

<p><strong>I. Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması</strong></p>

<p><i>“Madde 20- 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı hukuk muhakemeleri kanununun 107. Maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.”</i></p>

<p>Taslağın en dikkat çekici yönlerinden biri, uygulamada yaygın olarak kullanılan HMK.107. maddedeki belirsiz alacak davası kurumunun kaldırılmasıdır.</p>

<p>Bilindiği üzere özellikle bedensel zarar davalarında davacıların zararın gerçek miktarını dava açılış tarihinde bilmesi çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle belirsiz alacak davası, zarar miktarının bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacağı durumlarda önemli bir koruma mekanizması işlevi görmekteydi.</p>

<p>Ancak uygulamada hangi davaların belirsiz alacak davasına konu olabileceği, hangi durumlarda bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunduğu ve sonradan yapılan talep artırımlarının sonuçları konusunda ciddi içtihat farklılıkları ortaya çıkmıştır.</p>

<p>Taslağın bu kurumu kaldırması ilk bakışta hak arama özgürlüğünü daraltıyor gibi görünse de, aşağıda değinileceği üzere kısmi davaya ilişkin zamanaşımı düzenlemesi ile birlikte değerlendirildiğinde uygulamadaki karmaşanın azaltılmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Önemli belirtmek gerekir ki bu madde, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam edilecektir.</p>

<p><strong>II. Kısmi Davada Zamanaşımının Bakiye Alacak İçin de Kesilmesi</strong></p>

<p><i>“Madde 21- 6100 sayılı kanunun 109. Maddesini aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”</i></p>

<p>Taslağın en olumlu düzenlemelerinden biri kuşkusuz budur.</p>

<p>Mevcut sistemde kısmi dava açılması halinde zamanaşımının yalnızca dava konusu yapılan bölüm bakımından kesildiği kabul edilmekte, bakiye alacak yönünden ise uygulamada çeşitli tartışmalar ve hak kaybı riskleri ortaya çıkabilmektedir.</p>

<p>Özellikle uzun süren bilirkişi incelemeleri nedeniyle davacının gerçek zararının sonradan netleşmesi halinde, bakiye alacağın zamanaşımına uğrayabileceği yönündeki tartışmalar ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.</p>

<p>Yeni düzenleme ile dava açılması halinde alacağın tamamı yönünden zamanaşımının kesilmiş sayılması öngörülmektedir.</p>

<p>Bu değişiklik;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Hak kayıplarını azaltacaktır.</li>
 <li>Belirsiz alacak davasının kaldırılmasının olumsuz etkilerini dengeleyecektir.</li>
 <li>Davacı vekillerinin usulî risklerini azaltacaktır.</li>
 <li>Mahkemelerin hukuki yarar tartışmalarıyla vakit kaybetmesini önleyecektir.</li>
</ul>

<p>Bu yönüyle teklifin zarar görenler lehine önemli bir kazanım sağladığı söylenebilir.</p>

<p><strong>III. Bedensel Zararlarda Faiz Uygulamasının Değiştirilmesi</strong></p>

<p><i>“Madde 19 - 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar kanununun 55. Maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinmediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.”</i></p>

<p>Taslağın en tartışmalı düzenlemesi hiç şüphesiz budur.</p>

<p>Mevcut uygulamada ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ile sürekli iş göremezlik tazminatının tamamına, haksız fiil/dava ya da temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmektedir. Yargıtay’ın tüm yerleşik içtihatları da bu yöndedir. <strong>Ancak taslak ile birlikte bedensel zarar tazminatlarında faiz başlangıcına ilişkin yerleşik uygulamadan önemli ölçüde uzaklaşılmaktadır.</strong></p>

<p>Borçlar Kanununun 55.maddesine eklenen taslak fıkra, zararı iki bölüme ayırmaktadır:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Bilinen dönem zararı</li>
 <li>Bilinmeyen/gelecek dönem zararı</li>
</ul>

<p>Yeni sisteme göre;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Bilinen dönem zararına kaza/temerrüd tarihinden itibaren,</li>
 <li>Gelecek dönem zararına ise <strong>karar </strong>tarihinden itibaren faiz uygulanacaktır.</li>
</ul>

<p>Bilinen dönem, zarar görenin veya desteğin gelirinin somut verilerle belirlenebildiği, olay tarihinden aktüerya bilirkişisinin hesaplama yaptığı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Gelecek dönem ise hesap tarihinden başlayarak zarar görenin veya desteğin muhtemel yaşam süresi, çalışma süresi ve diğer aktüeryal varsayımlar esas alınarak geleceğe yönelik olarak hesaplanan dönemi ifade eder. Bedensel zarar hesaplarında tazminatın büyük kısmı çoğu zaman gelecek dönem zararından oluşmaktadır. Dolayısıyla taslaktaki faiz düzenlemesinin ekonomik etkisi çok büyüktür. Çünkü faizden mahrum bırakılan kısım genellikle tazminatın küçük bir bölümü değil, çoğu durumda büyük kısmıdır.</p>

<p>Bu düzenlemenin gerekçesi, gelecekte doğacak zararlar için geçmişe yönelik faiz işletilmesinin hakkaniyete uygun olmadığı düşüncesine dayanmaktaysa da bu yaklaşım eleştiriye açıktır.</p>

<p>Şöyle ki; aktüeryal hesaplarda gelecekteki zarar zaten peşin sermaye değeri esas alınarak ve iskonto yöntemleri kullanılarak bugünkü değere indirgenmektedir. Başka bir ifadeyle gelecekte elde edilecek gelirler hesaplama sırasında zaten bugüne çekilmektedir.</p>

<p>Bu durumda hem iskonto uygulanması hem de karar tarihine kadar faiz verilmemesi, zarar gören aleyhine (iş kazası veya trafik kazası mağdurları açısından) çifte bir indirime yol açabilecek ve mağduriyet artırıcı bir unsur olarak karşımıza çıkacaktır.</p>

<p>Özellikle uzun yıllar süren yargılamalarda, yüksek enflasyon ortamında hak sahiplerinin önemli ölçüde faiz kaybına uğraması söz konusu olacaktır.</p>

<p>Ayrıca bu düzenleme, belirli yönleriyle HMK'da belirsiz alacak davasının kabul edilmesinden önceki dönemde uygulanan ve davacılar aleyhine sonuçlar doğuran sisteme kısmen benzemektedir. Nitekim geçmiş uygulamada, dava dilekçesinde talep edilen kısım için dava veya temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilirken, sonradan ıslahla artırılan bölüm için faiz ancak ıslah tarihinden itibaren yürütülmekteydi. Belirsiz alacak davasının kabulüyle birlikte, özellikle miktarı dava tarihinde tam olarak belirlenemeyen bedensel zarar davalarında bu sakınca büyük ölçüde giderilmiş ve artırılan kısım bakımından da dava veya temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanması benimsenmiştir. Taslak düzenleme doğrudan bu sisteme dönüş anlamına gelmemekle birlikte, bedensel zarar tazminatının önemli bir bölümünü oluşturan gelecek dönem zararını karar tarihine kadar faizsiz bırakarak, ekonomik sonuçları itibarıyla hak sahipleri aleyhine benzer bir etki doğurabilecek niteliktedir.</p>

<p>Bu nedenle düzenleme;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Sigorta şirketleri lehine,</li>
 <li>Güvence Hesabı lehine,</li>
 <li>Haksız fiil sorumluları lehine,</li>
</ul>

<p>olmakla birlikte;</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Destekten yoksun kalanlar,</li>
 <li>Sürekli iş göremez hale gelenler,</li>
 <li>Mirasçılar</li>
</ul>

<p>bakımından önemli gelir kayıpları doğurabilecek niteliktedir.</p>

<p>Bedensel zarar hesaplamalarında işleyecek dönem zararının karar tarihine kadar faizsiz bırakılması, yargılamanın uzamasından kaynaklanan ekonomik sonucun zarar gören yerine sorumluya yüklenmesi sonucunu doğurabilecektir. Başka bir ifadeyle, davanın dört veya beş yıl sürmesi halinde ortaya çıkan finansman avantajından zarar gören değil, sorumlu taraf yararlanmış olacaktır. Bu durum ise tam tazmin ilkesinin yanında, haksız fiil hukukunun caydırıcılık fonksiyonu bakımından da tartışma yaratabilecektir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi'nin KTK m.90 kapsamında öngörülen bazı özel hesaplama yöntemlerini mülkiyet hakkı ve gerçek zararın karşılanması ilkesi bakımından Anayasa'ya aykırı bularak iptal ettiği göz önüne alındığında, faiz başlangıcını öteleyen bu düzenlemenin de mülkiyet hakkı ve tam tazmin ilkesi ışığında iptal riski taşıdığı ifade edilebilir.</p>

<p>Bu arada belirtmek gerekir ki TBK. 55. Maddede yapılan bu değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanacaktır.</p>

<p><strong>IV. Kısmi Ödemelerde Oransal Mahsup Sistemine Geçilmesi</strong></p>

<p><i>Madde-19 - 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar kanununun 55. Maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. Çalışma gücünün azalmasından ya da getirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.</i></p>

<p>Borçlar Kanunu 55.maddeye eklenen taslak fıkrada yer alan bir diğer önemli yenilik, kısmi ödemelerin mahsup yöntemidir.</p>

<p>Mevcut uygulamada zarar veren ya da sigorta şirketince davadan önce yapılan ödeme, yarar ve zararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince ödeme tarihinden, davadaki hesap tarihine kadar güncellenmekte ve güncellenmiş tutar yeni hesaplanan zarardan düşülmektedir.</p>

<p>Taslak da ise farklı bir sisteme geçilmektedir. Buna göre;</p>

<p>Ödeme tarihindeki toplam zarar hesaplanacak, yapılan ödemenin bu zararı karşılama oranı bulunacak, daha sonra hesap tarihindeki güncel zarar tespit edilerek aynı oran üzerinden mahsup yapılacaktır.</p>

<p>Örneğin ödeme tarihinde hesaplanan zarar 1.000.000 TL, yapılan ödeme 300.000 TL ise zararın %30'unun karşılandığı kabul edilecektir. Daha sonra hesap tarihindeki zarar 1.200.000 TL olarak bulunursa, mahsup miktarın %30’u olan 360.000 TL üzerinden yapılacaktır. Mevcut sistemde Yargıtay kararlarına göre önce ödeme tarihindeki tazminat miktarının bulunup, miktar yetersizse günümüz verileri ile hesaplama yapıldıktan sonra, ilk ödemenin güncellenerek düşülmesi uygulamasından nispeten daha karmaşık ve sorunlara yol açması sebebiyle vazgeçilmesi tarafımızca olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p><strong>V. Kanuni Faiz Sisteminin Yeniden Düzenlenmesi</strong></p>

<p><i>“Madde 11- 04.10.1984 tarihli ve 3095 sayılı kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin kanunun birinci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE-1- 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar kanunu ile 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hallerde miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının%80’i üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın %80’i geçerli olur”</i></p>

<p>Taslağın en olumlu düzenlemelerinden biri kanuni faiz oranına ilişkindir.</p>

<p>Yasal faiz oranı 01/01/2006 dan 01/06/2024 e kadar %9 olarak, 01/06/2024’den bu güne kadar ise %24 olarak uygulanmaktaydı.</p>

<p>Ancak Anayasa Mahkemesi tarafından 22/07/2025 tarihinde mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle iptal edilen mevcut kanuni faiz oranı uzun yıllar ekonomik gerçekliklerin oldukça gerisinde kalmakta ve özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde alacaklıların uğradığı reel kayıp ciddi boyutlara ulaşmaktaydı.</p>

<p>Yeni düzenlemeye göre kanuni faiz;</p>

<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranına endekslenmektedir.</p>

<p>Bu sistem:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Ekonomik koşullara daha hızlı uyum sağlayacaktır.</li>
 <li>Enflasyon karşısında alacaklıyı daha iyi koruyacaktır.</li>
 <li>Mahkeme kararlarının reel değerini artıracaktır.</li>
 <li>Tazminat hukukunun telafi edici işlevini güçlendirecektir.</li>
</ul>

<p>Örneğin Haziran 2026 itibari ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın yani 31 Aralık’2025’in kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı 38.75 olduğundan onun %80’i olan <strong>%31 yasal faiz oranı</strong> olarak uygulanacaktır. 30 Hazirandan itibariyle reeskont faiz oranının beş puandan fazla değişmesi halinde o oranın %80’i esas alınacaktır.</p>

<p>Bu yönüyle teklifin alacaklılar ve hak sahipleri bakımından eskisine nazaran olumlu sonuçlar doğuracağı değerlendirilmektedir.</p>

<p><strong>VI. İlk derecenin verdiği görevsizlik ve yetkisizlik kararları hakkında Yargıtay’ın bozma kararı veremeyeceği</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>“Madde 27- 6100 sayılı kanunun 371. Maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (2) Bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin sadece görevsiz veya yetkisiz olduğu gerekçesiyle bozma kararı verilemez.”</i></p>

<p>Taslağın usul hukukuna ilişkin yaptığı en önemli düzenlemelerden bir tanesi de hukuk muhakemeleri kanununda yapılan değişikliklerdir. Buna göre HMK 371. Maddeye eklenen fıkra ile birlikte, ilk derece mahkemelerinin sadece görevsiz veya yetkisiz olduğu gerekçesiyle bozma kararı verilemez hükmü getirilmiştir. Bu düzenlemeyle, ilk derece mahkemelerinin verdiği görevsizlik ve yetkisizlik kararlarının istinaf incelemesinden geçmesi yeterli görülerek, bu kararların ayrıca Yargıtay denetimine tabi tutulmasının önüne geçilmektedir. Bu isabetli bir değişikliktir. Uygulamada, davanın esası hakkında uzun süre yargılama yapıldıktan ve hatta yıllar geçtikten sonra Yargıtay tarafından görev veya yetki yönünden bozma kararları verilebilmekte, bu durum ise yargılamanın sil baştan başlamasına ve ciddi zaman kayıplarına neden olabilmekteydi. Düzenlemenin amacı, bu tür usulü tartışmaların erken aşamada kesinleştirilmesini sağlamaktır.</p>

<p><strong>VII. İstinaf Mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını değiştirip yeni bir karar vermesi halinde artık temiz yoluna gidilebileceği</strong></p>

<p><i>“Madde 26 - 6100 sayılı kanunun 362. Maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (3) Bölge adliye mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen karar, miktar veya itibarıyla 341. Maddenin ikinci fıkrasına düzenlenen parasal sınırın üzerinde olması halinde temiz edilebilir. Bu kararın, miktar veya değeri itibari ile 341. Maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen parasal sınırı geçmemesi halinde temiz yoluna başvurulamaz.”</i></p>

<p>Anayasa Mahkemesi 26.02.2026 tarihinde HMK 362. Maddesinin birinci fıkrasının a bendindeki “istinaf başvurusunu kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden iptaline karar vermişti. Şimdi yapılan bu düzenlemeyle istinaf mahkemesinin bozup yeni bir karar vermesi halinde ve miktarın 2026 yılı için 50.000 TL’nin üzerinde olması durumunda, miktar temyiz sınırının altında olsa bile temyiz edilebilecektir. Bu düzenleme de yeni bir karar veren istinaf Mahkemesi kararının Yargıtay tarafından denetlenmesinin önünü açması açısından doğru ve yerinde olmuştur. Önceki haliyle ilk derece mahkemesinin kararını değiştiren İstinaf Mahkemesi kararı, miktarı temyiz sınırının (yani bugün itibari ile 682.000 TL’nin) altında ise karar temyiz edilemiyordu.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Onikinci Yargı Paketi taslağı tazminat ve usul hukuku bakımından TBK. 55.Maddedeki düzenleme hariç ağırlıklı olarak olumlu sonuçlar doğurabilecek önemli değişiklikler içermektedir. Kanaatimizce;</p>

<p>1. Belirsiz alacak davasının kaldırılması tek başına olumsuz görünmekle birlikte, kısmi davada zamanaşımının tüm alacak bakımından kesilmesiyle önemli ölçüde dengelenmektedir.</p>

<p>2. Oransal mahsup sisteminin basitliği sebebiyle uygulama birliği bakımından faydalı olacağı değerlendirilmektedir.</p>

<p>3. Kanuni faizin reeskont oranına bağlanması yerinde ve gecikmiş bir reform niteliğindedir.</p>

<p>4. İlk derecenin verdiği görevsizlik ve yetkisizlik kararları hakkında Yargıtay’ın bozma kararı veremeyeceği düzenlemesi, yargılamayı uzatan bir engelin kaldırılması anlamına geldiğinden yerindedir.</p>

<p>5. İstinaf Mahkemesinin ilk derece mahkeme kararını değiştirip yeni bir karar vermesi halinde temyiz yoluna gidilebilmesi hak arama özgürlüğü açısından değerlendirildiğinde olumlu bir gelişmedir.</p>

<p>6. Buna karşılık bedensel zararlarda gelecek dönem zararına, karar tarihinden itibaren faiz uygulanması, gerçek zarar/tam tazmin ilkeleri bakımından en ciddi tartışma alanını oluşturmaktadır.</p>

<p>Türk Borçlar kanunu 55. Maddeye eklenecek bu fıkra ile birlikte; özellikle ölüm ve ağır yaralanma dosyalarında bu düzenlemenin yasalaşması halinde, haksız fiil sorumlusunun ve sigorta şirketlerinin faiz yükü önemli ölçüde azalacak, buna karşılık hak sahiplerinin elde edeceği toplam tazminat miktarında kayda değer düşüşler meydana gelecektir. Bu nedenle teklifin en fazla tartışılacak ve muhtemelen yargısal denetime konu olabilecek kısmının tazminat hesaplamalarında işleyecek dönem faizinin olay/dava/temerrüt tarihi yerine karar tarihinden itibaren işleyeceğine ilişkin düzenleme olacağı değerlendirilmektedir.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/02/mehmet-demirayak.jpeg" rel="nofollow" title=""><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/02/mehmet-demirayak.jpeg" /></a></p>

<p><strong>Av. Arb. Mehmet DEMİRAYAK</strong></p>

<p><strong>Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakemi</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/12-yargi-paketi-taslaginin-bir-kisim-maddelerinin-tazminat-ve-sigorta-hukukuna-etkileri-hak-arama-ozgurlugu-tazminat-hesaplari-ve-faiz-uygulamalari-acisindan-bir-degerlendirme</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/terazi/terajfasf.jpg" type="image/jpeg" length="28395"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yasa Dışı Bahis Suçlarında Erişim Sağlanan Bahis Sitelerinin Yurt Dışı Kaynaklı Olup Olmadığının Tespiti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yasa-disi-bahis-suclarinda-erisim-saglanan-bahis-sitelerinin-yurt-disi-kaynakli-olup-olmadiginin-tespiti-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yasa-disi-bahis-suclarinda-erisim-saglanan-bahis-sitelerinin-yurt-disi-kaynakli-olup-olmadiginin-tespiti-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Teknolojik gelişmelerin etkisiyle bahis ve şans oyunları faaliyetleri büyük ölçüde dijital ortama taşınmış, internet üzerinden gerçekleştirilen işlemler bu alandaki hukuka aykırı faaliyetlerin tespiti ve cezalandırılmasında yeni tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Özellikle yurt dışı merkezli bahis platformlarının internet aracılığıyla Türkiye’deki kullanıcılara erişim sağlaması, 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen suç tiplerinin uygulanmasında önemli hukuki sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu kapsamda, bahis oynatma faaliyetinin yalnızca varlığının tespiti yeterli olmayıp erişim sağlanan platformun (sitenin) yurt içi veya yurt dışı kaynaklı olup olmadığının belirlenmesi de suçun vasfı ve uygulanacak yaptırm bakımından belirleyici bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>Yasa koyucu, yurt dışında oynatılan bahis ve şans oyunlarına Türkiye’den erişim sağlanmasını, temel suç tipine nazaran daha ağır yaptırıma bağlayarak bu fıili ayrıca düzenlemiştir. Bu nedenle, soruşturma ve kovuşturma makamlarınca yürütülen incelemelerde teknik ve elektronik delillerin titizlikle değerlendirilmesi, erişim sağlanan bahis sitelerinin kaynağının (yurt içi-yurt dışı olması hususunun) kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması hükmedilecek cezanın tayini yönünden önemlidir.</p>

<p>7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi incelendiğinde, maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen suç tipinin, aynı fıkranın (a) bendinde yer alan suçun nitelikli hali niteliğinde olduğu görülmektedir. Nitekim 5/1-a maddesinde spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ile şans oyunlarının oynatılması ya da bunların oynanmasına yer veya imkân sağlanması yaptırım altına alınmışken; 5/1-b maddesinde, yurt dışında oynatılan bahis veya şans oyunlarına internet veya sair yollarla erişim sağlanarak Türkiye’den oynanmasına imkân tanınması ayrıca ve daha ağır yaptırımla düzenlenmiştir.</p>

<p>Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Yüksek Mahkeme kararlarında, 7258 sayılı Kanun’un 5/1-b maddesinde düzenlenen fiilin, 5/1-a maddesinde yer alan temel suçun nitelikli hali olduğu açıkça ifade edilmektedir. Bu nedenle, söz konusu suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda, erişim sağlanan bahis veya şans oyunu platformlarının yurt dışı kaynaklı olup olmadığının belirlenmesi, suç vasfının doğru tayini bakımından zorunlu bir inceleme olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-202115525-e-202110533-k-sayili-karari" rel="dofollow">T.C. Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2021/15525 E. 2021/10533 K. 16/09/2021 tarihli ilamı</a>nda “<i>7258 sayılı Yasanın 5/1.a maddesinde yer alan “Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar…” şeklindeki düzenleme ile suçun maddi unsurunun belirlendiği, aynı fıkranın “b” bendindeki “Yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler…” hükmü ile de bu fiilin yurtdışında düzenlenen bahis oyunlarının yurtiçinde oynanmasına imkan sağlamak suretiyle işlenmesinin nitelikli hal olarak kabul edildiği, hal böyle iken sanıkların eyleminin hangi bent kapsamında kaldığı duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlendikten sonra, buna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine, sanıklar hakkında her iki bentten ayrı ayrı hükümler kurulmak suretiyle fazla ceza tayini (BOZULMASINA)</i>” yönünde hüküm kurularak kanunun 5/1-a maddesinde suçun maddi unsurlarının ortaya konulduğu, aynı fıkranın “b” bendinin ise nitelikli hal olarak düzenlendiği vurgulanmıştır.</p>

<p>Uygulamada bazı mahkemeler tarafından 5/1-a ve 5/1-b maddelerinin bağımsız suçlar gibi değerlendirilerek her iki hükümden ayrı ayrı mahkûmiyet kararları verildiği, yani fikri içtimanın uygulandığı görülmektedir. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, her iki hükmün unsurlarının aynı olayda birlikte gerçekleşmesi halinde sanık hakkında yalnızca nitelikli hal kapsamında hüküm kurulabileceği belirtilmektedir. Bu doğrultuda, somut olayın 5/1-b maddesi kapsamına girdiğinin tespit edilmesi halinde, hüküm fıkrasında da bu maddenin gösterilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2023 tarihli bir kararında söz konusu hususa ilişkin “<i>Sanık hakkında, sabit görülen eylemi nedeniyle uygulanmasına karar verilen fiile ilişkin kanuni dayanağın, 7258 sayılı Kanunun “5/1-b” maddesi olması gerekirken, hatalı olarak “5/1-a-b” olarak gösterilmesi, " nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.</i>” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Yine, Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2023 tarihli bir başka kararında da “<i>Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 16.09.2021 tarihli ve 2021/15525 Esas, 2021/10533 Karar sayılı kararı ile Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2016 tarihli kararı, 7258 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, (a) bendindeki suçun nitelikli halinin düzenlendiği, sanıkların eylemlerinin hangi bent kapsamında kaldığı belirlendikten sonra hukuki durumlarının tespiti gerekirken her iki bent uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarının hukuka aykırı olması nedeniyle bozulmuştur.</i>” denilmek suretiyle yalnızca nitelikli halden ceza verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>

<p>Yargıtay’ın güncel kararları incelendiğinde, 7258 sayılı Kanun kapsamında yürütülen soruşturmalarda bahis oynatıldığı iddia edilen internet sitelerinin yurt dışı kaynaklı olup olmadığının araştırılmamasının eksik inceleme olarak değerlendirildiği görülmektedir. Bu kapsamda Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2022 tarihinde verdiği bir kararında; suçun oluşabilmesi için bahis kuponlarında yer alan liglerin veya müsabakaların yurt dışı kaynaklı olmasının tek başına yeterli olmadığını, asıl olarak Türkiye’den erişim sağlanan bahis sitelerinin yurt dışı kaynaklı olduğunun tespit edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.</p>

<p>Anılan kararda ayrıca, bozma ilamı sonrasında alınan ve hükme esas kabul edilen bilirkişi raporunda bahis sitelerinin yurt dışı kaynaklı olup olmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği belirtilmiştir. Bu nedenle, iş yerinde bahis kuponlarının ele geçirilmiş olması ve sanığın bahis oynattığını ikrar etmesine rağmen, sitelerin yurt dışı kaynaklı olduğuna ilişkin teknik ve somut tespit yapılmaksızın 5/1-b maddesi kapsamında mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir. Yargıtay, bu durumda sanığın ancak 5/1-a maddesi kapsamında sorumlu tutulabileceğini, aksi yöndeki kabulün sanık hakkında daha ağır ceza uygulanmasına neden olacağını belirtmiştir.</p>

<p>Söz konusu kararda aynen “<i>7258 sayılı Kanunun 5/1-b maddesinde belirtilen suçun oluşması için, sanık tarafından oynatılan bahis oyunlarına ilişkin kuponlarda yer alan lig ve/veya müsabakaların yurt dışı kaynaklı olmasının yeterli olmadığı, internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkan sağlanan sitelerin yurt dışı kaynaklı olduğunun tespit edilmesi gerektiği, Yargıtay bozma ilamı sonrasında alınan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise bu yönde herhangi bir tespitin yapılmadığının anlaşılması karşısında, iş yerinde kupon ele geçen ve bahis oynattığı ikrarı ile de sabit olan sanığın, 7258 sayılı Kanunun 5/1-a maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi yerine, hatalı kabul ve gerekçe ile anılan Kanunun 5/1-b maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilerek sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi</i>” değerlendirmesi yapılarak, yukarıda izah edildiği üzere, ikrar dahi olsa bu hususun araştırılması gerektiğinin altı çizilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonuç olarak, 7258 sayılı Kanun’un 5/1-b maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılabilmesi için, bahis oynatıldığı ileri sürülen internet sitelerinin yurt dışı kaynaklı olduğunun teknik inceleme ve bilirkişi değerlendirmeleriyle kesin biçimde ortaya konulması gerekmektedir. Bu husus yalnızca suçun maddi unsurunun belirlenmesi bakımından değil, aynı zamanda fail hakkında uygulanacak yaptırımın doğru tespiti açısından da belirleyici niteliktedir. Yargıtay içtihatları, bu araştırmanın yapılmamasını eksik soruşturma ve eksik inceleme olarak kabul etmekte; hatta sanığın ikrarının bulunması halinde dahi bu zorunluluğun ortadan kalkmayacağını açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p>Yargıtay’ın istikrarlı uygulaması da, bahis sitelerinin yurt dışı kaynaklı olup olmadığına ilişkin araştırmanın eksik bırakılmasını bozma nedeni olarak kabul etmekte; hatta sanığın ikrarı veya bahis oynattığına ilişkin diğer delillerin varlığı hâlinde dahi bu zorunluluğun ortadan kalkmayacağını vurgulamaktadır. Bu yaklaşım, ceza muhakemesinin maddi gerçeğe ulaşma amacının ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin doğal bir sonucudur.</p>

<p>Dolayısıyla, 7258 sayılı Kanun kapsamında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, suçun hukuki nitelendirmesinin doğru yapılabilmesi ve fail hakkında adil bir yaptırım uygulanabilmesi için, erişim sağlanan bahis sitelerinin yurt dışı kaynaklı olup olmadığının uzman bilirkişiler aracılığıyla ayrıntılı biçimde incelenmesi zorunludur. Aksi yöndeki değerlendirmeler hem eksik incelemeye hem de hatalı suç vasfı belirlemesine yol açarak adil yargılanma ilkesinin zedelenmesine neden olabilecektir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-coskun-genc" title="Av. Coşkun GENÇ"><img alt="Av. Coşkun GENÇ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/06/coskun-genc.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-coskun-genc" title="Av. Coşkun GENÇ">Av. Coşkun GENÇ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yasa-disi-bahis-suclarinda-erisim-saglanan-bahis-sitelerinin-yurt-disi-kaynakli-olup-olmadiginin-tespiti-1</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/11/terazi/sike-bahis.jpg" type="image/jpeg" length="41493"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2021/15525 E., 2021/10533 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-202115525-e-202110533-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-202115525-e-202110533-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 16/09/2021 tarihli, 2021/15525 E., 2021/10533 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C. </strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>7. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2021/15525 E., 2021/10533 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi</p>

<p>SUÇ : 7258 sayılı Yasaya aykırılık<br />
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere</p>

<p>Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;</p>

<p>1)7258 sayılı Yasanın 5/1.a maddesinde yer alan “Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar…” şeklindeki düzenleme ile suçun maddi unsurunun belirlendiği, aynı fıkranın “b” bendindeki “Yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler…” hükmü ile de bu fiilin yurtdışında düzenlenen bahis oyunlarının yurtiçinde oynanmasına imkan sağlamak suretiyle işlenmesinin nitelikli hal olarak kabul edildiği, hal böyle iken sanıkların eyleminin hangi bent kapsamında kaldığı duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlendikten sonra, buna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine, sanıklar hakkında her iki bentten ayrı ayrı hükümler kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,</p>

<p>2)24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,</p>

<p>Kabule göre de;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanıklar hakkında, 7258 sayılı Yasanın 5/1.a maddesinden kurulan hükümlerde, temel ceza belirlendikten sonra, takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olan TCK'nin 62/1. madde ve fıkralarının gösterilmemesi suretiyle CMK'nin 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,</p>

<p>Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca, isteme uygun olarak, BOZULMASINA, 16/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-7-ceza-dairesinin-202115525-e-202110533-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/02/yargi/yargitay-556dfgv.jpg" type="image/jpeg" length="11082"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[42 ilde FETÖ operasyonu: 128 tutuklama]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/42-ilde-feto-operasyonu-128-tutuklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/42-ilde-feto-operasyonu-128-tutuklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, 42 ilde düzenlenen FETÖ’ye yönelik operasyonlarda 237 şüphelinin yakalandığını, 128'inin tutuklandığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre; Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı, KOM Başkanlığı, TEM Daire Başkanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda 237 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin, örgüt içerisinde sorumlu düzeyde faaliyetlerine devam ettikleri, örgüte finansal destek sağladıkları, ankesörlü telefonlarla iletişim kurdukları, örgütün 'güncel yapılanması, öğrenci yapılanması, finans yapılanması ve mahrem yapılanması' içerisinde faaliyet gösterdikleri belirlendi. Şüphelilerden 128'i tutuklandı, 61’i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/06/adsiz-156.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/42-ilde-feto-operasyonu-128-tutuklama</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/6a3b9c298214d109ca35b983.webp" type="image/jpeg" length="62489"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HATALI DÜZENLENEN MİRASÇILIK BELGESİNİN İPTALİ MÜMKÜN MÜDÜR?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hatali-duzenlenen-mirascilik-belgesinin-iptali-mumkun-mudur-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hatali-duzenlenen-mirascilik-belgesinin-iptali-mumkun-mudur-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), miras bırakanın ölümü üzerine mirasçıların kimler olduğunu ve miras paylarını gösteren, Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesinde düzenlenen resmi bir belgedir. Ancak bu belge kesin hüküm niteliğinde olmayıp, aksi her zaman ileri sürülebilen ve ispat edilebilen bir tespit belgesidir. Mirasçılık belgesinin iptali davaları, miras hukukunda maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına hizmet eden önemli dava türlerinden biridir.</p>

<p>Mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar mirasçılık sıfatı bakımından karine oluşturan bir tespit belgesidir. Belge; mirasçıların belirlenmesini, miras paylarının tespitini, terekenin mirasçılara intikalini sağlayan resmi bir işleve sahiptir.</p>

<p>Çekişmesiz yargı kapsamında verilen bu kararlar <strong>maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. </strong>Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.12.1990 tarihli, 1990/2-560 Esas, 1990/622 Karar sayılı kararında;<strong> </strong>mirasçılık belgesine ilişkin kararların sonradan gerçeğe aykırı olduğunun anlaşılması halinde her zaman aksi iddia ve ispat edilebileceği ve kesin hüküm oluşturmayacağı kabul edilmiştir. <strong>Dolayısıyla daha önce verilmiş bir mirasçılık belgesi bulunması, yeni bir mirasçılık belgesi alınmasına veya mevcut belgenin iptal edilmesine engel değildir.</strong></p>

<p><strong>1-Mirasçılık Belgesinin İptali Davasını Kimler Açabilir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mirasçılık belgesinde hiç gösterilmeyen mirasçılar, mirasçı olarak gösterilmekle birlikte eksik pay verilen mirasçılar, önceki belgede mirasçıların veya miras paylarının hatalı belirlendiğini ileri süren mirasçılar, mirasçılık belgesinin iptalini talep edebilirler.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-20172516-e-20184179-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2017/2516 Esas, 2018/4179 Karar</strong> sayılı ilamı</a>nda; mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmeyen veya olması gerekenden daha az pay verilen mirasçıların iptal davası açabilecekleri kabul edilmiştir.</p>

<p><i>İster başkaları tarafından isterse kendisi tarafından hasımsız olarak açılan dava sonucunda mirasçılık belgesi alınmış olsa dahi, daha önceki mirasçılık belgesinde mirasçıların ve miras paylarının belirlenmesinde hata yapıldığını öne süren her mirasçının hasımsız olarak açacağı yeni bir dava ile mirasçılık belgesi verilmesini isteme veya önceki günlü mirasçılık belgesinde kendilerine pay verilen diğer mirasçılara hasım göstererek bu mirasçılık belgesinin iptali ile gerçeğe uygun yenisinin verilmesi istemiyle dava açma hakkı bulunduğundan kuşku duymamak gerekir<strong>. </strong></i><strong>(Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1829E. 2026/12K.)</strong></p>

<p><strong>2-İspat Yükü Kimin Üzerindedir?</strong></p>

<p>Mirasçılık belgesinin iptali davalarında ispat yükü öncelikle davacı üzerindedir. Davacı; murisin mirasçısı olduğunu, iptali istenen belgede mirasçı olarak gösterilmediğini veya eksik pay aldığını, önceki mirasçılık belgesinin gerçeğe aykırı olduğunu kanıtlamak zorundadır.</p>

<p><strong>İrs ilişkisi kural olarak nüfus kayıtlarıyla ispat edilir. Ancak nüfus kayıtlarının bulunmaması veya gerçeği yansıtmadığının anlaşılması halinde doğum ve ölüm olguları ile soybağı ilişkisi her türlü delille ispat edilebilir.</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201613202-e-20203336-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/13202 Esas, 2020/3336</strong> Karar sayılı ilamı</a>nda da; <i>davacının murisin öldüğünü, muris ile arasındaki irs bağını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davanın reddedilebilmesi için ise murisin hiç yaşamamış olduğunun veya davacının mirasçı olmadığının belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir</i>.</p>

<p><i>Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davada irs ilişkisi kural olarak nüfus kayıtları ile ispat olunur. Nüfus kayıtları belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle tabi değildir. (TMK md.7) Hakim çekişmesiz yargıda re'sen araştırma ilkesi uyarınca, davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir</i><strong>.(Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15.Hukuk Dairesi 2024/679E. 2025/1580K.)</strong></p>

<p><strong>3-Hakim Resen Araştırma Yapabilir mi?</strong></p>

<p>Mirasçılık belgesine ilişkin davalarda resen araştırma ilkesi uygulanmaktadır. Hakim nüfus kayıtlarını getirtmek, murisin tüm mirasçılarını belirlemek, miras paylarını hesaplamak, gerekli gördüğü tüm delilleri toplamak zorundadır.</p>

<p><i>Hukukumuzda mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin davaların kural olarak hasımsız olarak ve çekişmesiz yargı yolu ile görülüp sonuçlandırılması gerekir. Resen araştırma prensibi egemen olan bu tür davalarda davacı taraf sadece miras bırakanın öldüğünü, kendisinin soybağı, evlilik veya evlat edinme nedeniyle miras bırakanın mirasçısı olduğunu ve dava dilekçesindeki diğer iddialarını kanıtlamak zorundadır. Nüfus aile kayıtlarını getirterek miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve tüm mirasçıların miras paylarını belirlemek ise hakimin görevidir. Bununla birlikte, mirasçıların kimler olduğu hususunda mirasçılar arasında ihtilaf olduğu durumlarda mirasçılık belgesinin iptali davası açılarak hasımlı bir şekilde görülecek dava ile hatalı olan mirasçılık belgesinin iptali ve yeni bir mirasçılık belgesi düzenlenmesi talep edilebilir. Mirasçılık belgesinin iptali davalarında ise mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Dava sonucunda verilecek hükümle hukuksal durumları etkilenebileceğinden bu tür davalarda iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen kişiler ile, ölmüşlerse bunların mirasçılarının davada taraf olmaları zorunludur. Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden incelenmesi gerekir. Mirasçılık belgesinin iptali davalarında da davacı taraf miras bırakanın mirasçısı olduğunu, iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmediğini ve pay verilmediğini veya mirasçı gösterilmesine rağmen mirastan kendisine olması gerekenden daha az pay verildiğini, bu nedenle önceki günlü mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu tür davalarda da miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve mirasçıların miras paylarını belirlemek hakimin görevidir</i><strong>.( Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi 2024/2496E. 2025/1657K.</strong></p>

<p><strong>Dolayısıyla mahkeme yalnızca tarafların sunduğu delillerle bağlı olmayıp maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli tüm araştırmaları kendiliğinden yapmakla yükümlüdür</strong></p>

<p><strong>4-Mirasçılık Belgesinin İptali Davalarında Zorunlu Dava Arkadaşlığı söz konusu mudur?</strong></p>

<p>Mirasçılık belgesinin iptali davalarında en önemli usul kurallarından biri zorunlu dava arkadaşlığıdır. Çünkü verilecek karar, mevcut mirasçıların hukuki durumunu doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle; iptali istenen mirasçılık belgesinde yer alan tüm mirasçılar, bunlardan ölenler varsa onların mirasçıları, davada taraf olmak zorundadır.</p>

<p><i>Mirasçılık belgesinin iptali davalarında, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Dava sonucunda verilecek hükümle hukuksal durumları etkilenebileceğinden bu tür davalarda iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen kişiler ile ölmüşlerse bunların mirasçılarının davada taraf olmaları zorunludur. Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden incelenmesi gerekir. Mirasçılık belgesinin iptali davalarında da davacı taraf, miras bırakanın mirasçısı olduğunu, iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmediğini ve pay verilmediğini veya mirasçı gösterilmesine rağmen mirastan kendisine olması gerekenden daha az pay verildiğini, bu nedenle önceki mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bir davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, taraflardan delillerinin sorulup saptanması, gösterilecek ve davanın sonucunu etkileyecek tüm delillerin eksiksiz toplanması, ilgili yerlerden gerekli belgelerin getirtilmesi, daha sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir<strong>.(</strong></i><strong>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 63. Hukuk Dairesi 2025/7781E. 2026/900K.)</strong></p>

<p><strong>Dolayısıyla eksik hasımla açılan davalarda mahkemenin taraf teşkilini sağlaması zorunludur.</strong></p>

<p><strong>5-Pay Durumlarının Değişmesi Halinde Yeni Mirasçılık Belgesi Alınabilir mi?</strong></p>

<p><strong>Mirasçılık belgesi maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığından, sonradan meydana gelen değişiklikler nedeniyle yeni mirasçılık belgesi alınması mümkündür.</strong></p>

<p>Özellikle; mirasçılardan birinin ölmesi, miras paylarının değişmesi, önceki belgede hesaplama hatası bulunması, belgenin infazında hukuki sorunların ortaya çıkması halinde yeniden mirasçılık belgesi talep edilmesinde hukuki yarar bulunmaktadır.</p>

<p><i>Mirasçılık belgesinin verilmesinden sonra mirasçıların ve pay durumlarının değişmesi durumunda yeni bir mirasçılık belgesi istemekte tarafların hukuki yararı bulunmaktadır. Bu nedenle talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201612243-e-20201384-k-sayili-karari" rel="dofollow">(</a></i><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201612243-e-20201384-k-sayili-karari" rel="dofollow"><strong>Yargıtay 14.Hukuk Dairesi 2016/12243E. 2020/1384K.)</strong></a></p>

<p><strong>Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 2025/969 Esas, 2025/934 Karar sayılı ilamında da; </strong>daha önce verilmiş veraset ilamının aynı muris hakkında yeniden mirasçılık belgesi istenmesine engel teşkil etmeyeceği, çünkü mirasçılık belgesinin kesin hüküm niteliğinde olmadığı ifade edilmiştir.</p>

<p><strong>6-Hangi Mahkeme Görevlidir?</strong></p>

<p>Mirasçılık belgesi verilmesi istemi çekişmesiz yargı işi olup Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmektedir.</p>

<p>Ancak mirasçılar arasında mirasçılık sıfatı veya payları konusunda uyuşmazlık bulunması ve mevcut mirasçılık belgesinin iptalinin talep edilmesi halinde dava <strong>hasımlı hale dönüşmektedir</strong>. <strong>Mirasçılık belgesinin iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. </strong></p>

<p><strong>7-Mirasçılık Belgesinin İptali Davasının Açılması süreye tabi midir?</strong></p>

<p>Mirasçılık belgesi, maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde olmayıp yalnızca mirasçılık sıfatı ve miras payları bakımından aksi ispat edilinceye kadar geçerli bir karine oluşturan tespit belgesidir. Bu nedenle, mirasçılık belgesinin hatalı düzenlenmiş olması veya gerçeği yansıtmadığının sonradan anlaşılması halinde, bu belgenin iptali istemi <strong>herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.</strong></p>

<p>Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesinin üçüncü fıkrasında açıkça; “<i>Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir</i>.” hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p>Bu düzenleme karşısında, mirasçılık belgesinin iptali davası bakımından herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir<strong>. Aradan uzun yıllar geçmiş olması, mirasçılık belgesinin iptalinin istenmesine engel teşkil etmez.</strong></p>

<p>Özetlemek gerekirse, Türk miras hukukunda mirasçılık belgesi, mirasçıların belirlenmesine ilişkin güçlü bir karine oluşturmakla birlikte maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde değildir. Bu nedenle mirasçılık belgesinin hatalı düzenlenmesi, mirasçıların eksik gösterilmesi, miras paylarının yanlış hesaplanması veya sonradan pay durumlarının değişmesi halinde her mirasçı yeni bir mirasçılık belgesi talep edebilir ya da mevcut belgenin iptali için dava açabilir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aynur-oguz-ekmekci" title="Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi"><img alt="Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/03/aynur-oguz-ekmekci.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aynur-oguz-ekmekci" title="Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi">Av. Arb. Aynur Oğuz Ekmekçi</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hatali-duzenlenen-mirascilik-belgesinin-iptali-mumkun-mudur-1</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/tokmaasdad.jpg" type="image/jpeg" length="11824"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2017/2516 E., 2018/4179 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-20172516-e-20184179-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-20172516-e-20184179-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 28.05.2018 tarihli, 2017/2516 E., 2018/4179 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>14. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2017/2516 E., 2018/4179 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Davacı ... vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.10.2015 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesinin iptali talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.10.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>K A R A R</strong></p>

<p>Davacı vekili, ... Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.11.2012 tarih ve 2009/881E.-2012/670 K. sayılı muris Cavlakların Dudu; (Hacı Mehmet Karısı)’nın mirasçılık belgesinin iptali ile son mirasçının ... olduğu için yeni mirasçılık belgesi verilmesini talep etmiştir.<br />
Mahkemece, davacının muris Dudu’nun mirasçısı olabileceğine dair hiç bir somut tespit yapmadığı, davacıya mirasçılık belgesinin iptali davası açmak üzere mahkemece verilmiş bir yetki verilmediği anlaşıldığından, davacının taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Bir kimsenin ölümü ile geriye bıraktığı mirasçılarını ve miras paylarını gösteren mirasçılık belgesinin verilmesi istemiyle dava açma hakkı kural olarak o kişinin mirasçılarına aittir. Mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmeyen ve kendisine mirastan pay verilmeyen mirasçılarla, mirasçı olarak gösterilmesine rağmen gerekenden az pay verilen mirasçılar daha önce alınmış mirasçılık belgesinin iptali istemiyle dava açabilirler. Mahkemelerce yetki verilmiş olması koşuluyla mirasçı sıfatları bulunmayan kişiler dahi bu tür davaları açabilirler. Mirasçı sıfatı bulunmayan ve kendilerine mahkemelerce yetki de verilmemiş olan kişilerce açılan davalar ise esasa girilmeden, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddedilmelidir.</p>

<p>Somut olaya gelince; mirasçılık belgesinin iptali, mirasçı yahut bu konuda yetki belgesi alınması koşuluyla ilgili kişiye aittir. Davacı ...’nin ... Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen rapora istinaden dava açtığı, murisin mirasçı bırakmaksızın öldüğünün anlaşılması halinde, mirasının son mirasçı olarak Devlete intikal edeceği, bu yönden de davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, esasa ilişkin bir karar verilmesi gerekirken, davacının dava ehliyeti bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-20172516-e-20184179-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/01/yargi/g-d-t-gue-x-m-a-i2-y-q.jpg" type="image/jpeg" length="40106"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2016/13202 E., 2020/3336 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201613202-e-20203336-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201613202-e-20203336-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 03.06.2020 tarihli, 2016/13202 E., 2020/3336 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>14. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/13202 E., 2020/3336 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>14. Hukuk Dairesi<br />
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi</p>

<p>Talep edenler vekili tarafından, 11.09.2015 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesinin verilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın usulden reddine dair verilen 19.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi talep edenler vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:<br />
K A R A R<br />
Talep, mirasçılık belgesinin verilmesi istemine ilişkindir.<br />
Talep edenler vekili, muris "...oğlu ...'a" ait ... 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.03.1991 tarihli 1989/1426 Esas, 1991/387 Karar sayılı mirasçılık belgesinin güncelliğini yitirdiğini, mirasçılardan bazılarının öldüğünü belirterek yeniden mirasçılık belgesi verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Mahkemece, "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1 maddesi ı ve i bentleri uyarınca aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmamasının dava şartlarından olduğu ancak talep konusunda daha önce karar verildiği gerekçesiyle davanın usulden reddine" karar verilmiştir.</p>

<p>Hükmü, talep edenler vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 598. maddesine göre, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.</p>

<p>Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davada irs ilişkisi kural olarak nüfus kayıtları ile ispat olunur. Nüfus kayıtları belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle tabi değildir (TMK m. 7). Hakim çekismesiz yargıda re'sen araştırma ilkesi uyarınca, davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir.</p>

<p>Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup, hakim tarafların talepleri ile bağlıdır. Hakim, talepte bulunan tarafların iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü delillerle yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re'sen araştırma prensibi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.</p>

<p>Talep eden veya başka mirasçılar tarafından açılmış olması fark etmeksizin hasımsız olarak açılan dava sonucunda alınmış bir mirasçılık belgesi bulunsa dahi bazı hallerin varlığında her ilgilinin hasımsız olarak açacağı yeni bir dava ile mirasçılık belgesi isteme hakkı bulunmaktadır. Buna örnek olarak eski tarihli mirasçılık belgesinde mirasçıların ya da miras paylarının belirlenmesinde hata yapılmış, ölümler nedeniyle paylarda değişiklik olmuş veya hükmün infazında hukuki sorunlar oluşmuş ise; her mirasçı hasımsız olarak açacağı dava ile mirasçılık belgesi verilmesini isteme veya önceki tarihli mirasçılık belgesinde kendilerine pay verilen diğer mirasçıları hasım göstererek bu mirasçılık belgesinin iptali ile gerçeğe uygun yenisinin verilmesini isteme hakkına sahiptir.</p>

<p>Mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin davalarda davacı, mirasçılık belgesi verilmesini isteyebilmek için murisin öldüğünü ve ölüm tarihini, muris ile kendisi arasındaki irs bağını kanıtlamak zorundadır. Bu tür davaların reddine karar verilebilmesi için murisin hiçbir şekilde yaşamadığının, böyle bir kişinin mevcut olmadığının belirlenmesi veya davacının murisin mirasçısı olmadığının tespiti gerekir.</p>

<p>Somut olaya gelince; mahkemece murise ait ... 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.03.1991 tarihli ve 1989/1426 Esas, 1991/387 Karar sayılı mirasçılık belgesinin varlığı nedeniyle talep hakkında hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de; bu tarihten itibaren dava açma tarihine kadar geçen süre ve bu süre içinde meydana gelen ölümler nedeniyle mirasçılık belgesinde yer alan mirasçılardan farklı mirasçıların ortaya çıkması mümkündür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.12.1990 tarihli 1990/2-560 Esas 1990/622 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle hasımsız olarak açılan davalar çekişmesiz yargıya tabi olup maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyecektir. Yeni mirasçılık belgesi talep edilmesinde hukuki yarar olup mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle talep edenler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 03.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201613202-e-20203336-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa.jpg" type="image/jpeg" length="16641"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2016/12243 E., 2020/1384 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201612243-e-20201384-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201612243-e-20201384-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 06.02.2020 tarihli, 2016/12243 E., 2020/1384 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>14. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/12243 E., 2020/1384 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>14. Hukuk Dairesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi<br />
Davacı vekili tarafından 08/03/2016 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17/06/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>K A R A R</strong></p>

<p>Dava, mirasçılık belgesi isteğine ilişkindir.</p>

<p>Davacı vekili, muris ...'ın 06/12/2015 tarihinde vefat ettiğini beyanla murise ait mirasçılık belgesini istemiştir.</p>

<p>Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.</p>

<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.12.1990 gün ve 1990/2-560 Esas, 1990/622 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle hasımsız olarak açılan davalar çekişmesiz yargıya tabi olduğundan, bu davalar sonucunda verilecek kararlar şekli bakımından kesinleşmiş olsalar dahi maddi hukuk bakımından kesin hüküm oluşturmazlar. Dava ve ilam kavramları çekişmeli yargıya ait kavramlar olduğundan mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle açılan davalar tam bir dava olarak nitelendirilemeyeceği gibi, bu davalar sonucunda verilen kararlar klasik anlamda kesin hüküm sonucunu doğuran bir ilam da sayılmazlar. Bu nedenle açılan bu davalar sonucunda verilen kararların sonradan gerçeğe aykırı ve yanlış olduğunun anlaşılması halinde her zaman için aksi iddia ve ispat edilebileceği gibi, tespit hükmü niteliğindeki bu kararların sonradan açılacak başka davalarda kesin hüküm oluşturması ve mahkemeleri bağlaması da düşünülemez.</p>

<p>Bu konularda öğreti ve uygulamada tam bir görüş birliği mevcuttur. Bu olgunun sonucu olarak ister başkaları tarafından isterse kendisi tarafından hasımsız olarak açılan dava sonucunda mirasçılık belgesi alınmış olsa dahi, önceki mirasçılık belgesinde mirasçıların ve miras paylarının belirlenmesinde hata yapıldığını veya eski tarihli mirasçılık belgesinde ölümler nedeniyle paylarda değişiklik olduğunu ve bu hali ile eski tarihli mirasçılık belgesinin infazı hukuksal sorunlar oluşturacağını öne süren her mirasçının hasımsız olarak açacağı yeni bir dava ile mirasçılık belgesi verilmesini isteme veya önceki günlü mirasçılık belgesinde kendilerine pay verilen diğer mirasçıları hasım göstererek bu mirasçılık belgesinin iptali ile gerçeğe uygun yenisinin verilmesi istemiyle dava açma hakkı bulunduğundan kuşku duymamak gerekir.</p>

<p>Mahkemece Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/80 Esas sayılı dosyasında mirasbırakanın mirasçılarının ve miras paylarının belirlenmiş olduğundan bahisle talebin reddine karar verilmiş ise de mirasçılık belgesinde pay verilen Kulshat Khassımova 19.02.2016 tarihinde ölmüş olup önceki eşinden dolayı altsoyu bulunmaktadır. Mirasçılık belgesinin verilmesinden sonra mirasçıların ve pay durumlarının değişmesi durumunda yeni bir mirasçılık belgesi istemekte tarafların hukuki yararı bulunmaktadır. Bu nedenle talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong> Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-14-hukuk-dairesinin-201612243-e-20201384-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4asaa.jpg" type="image/jpeg" length="83583"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="12297"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87526"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62052"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="91086"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20792"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90630"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88266"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Nedir, Nasıl Düzenlenir CMK 109]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu bölümde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi kapsamında yer alan *“adlî kontrol”* tedbiri ele alınıyor. Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise esas olduğu anlayış doğrultusunda düzenlenen bu madde, kişi özgürlüğünü korurken kamu güvenliğini de sağlamayı amaçlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adlî kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanmaksızın belirli yükümlülüklere tabi tutularak denetim altına alınmasıdır. Bu sistem, hem kaçma veya delilleri karartma riskini önlemeyi hem de bireyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan yargılama sürecini güvence altına almayı hedefler.</p>

<p>Programda şu soruların yanıtlarını bulabilirsiniz:</p>

<p>Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim adlî kontrol kararı verebilir mi?<br />
Tutuklama yasağı olan hâllerde adlî kontrol uygulanabilir mi?<br />
Adlî kontrol kapsamında hangi yükümlülükler getirilebilir?<br />
“Konutu terk etmeme” yükümlülüğü ne anlama gelir?<br />
7242 ve 7331 sayılı Kanun değişiklikleri adlî kontrol sistemine ne kazandırmıştır?<br />
Adlî kontrol süresi cezadan düşülür mü?</p>

<p>Bu video, *Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi* kapsamında adlî kontrol kurumunun kapsamını, uygulanma koşullarını, getirilen yenilikleri ve kişi özgürlüğü üzerindeki etkilerini anlamak isteyen herkes için rehber niteliğindedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nedir-nasil-duzenlenir-cmk-109</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Mmnn1gDQv-k/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="79503"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Gürlek: Savunmanın güçlenmesi, yargının ve toplumsal güvenin güçlenmesidir]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, güçlü bir adalet sisteminin ancak aynı ideale inanan ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olacağını belirterek, “Birlikte başaracağız, birlikte güçleneceğiz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM”</strong></p>

<p>Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR</strong></p>

<p>Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı.</p>

<p>Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti.</p>

<p><strong>“ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>“Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi.</p>

<p><strong>AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ”</strong></p>

<p>Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi.</p>

<p><strong>“BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ”</strong></p>

<p>Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti.</p>

<p>Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ, SİYASET</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bakan-gurlek-savunmanin-guclenmesi-yarginin-ve-toplumsal-guvenin-guclenmesidir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/H5Vdk8HEEDk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="36033"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="98816"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="36234"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="26198"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="73458"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="42889"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="31966"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="17185"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="12493"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="97721"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="13922"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
