<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 07 Aug 2026 19:33:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DOLANDIRICILIK SUÇUNDA YENİ DÜZENLEMELER]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-yeni-duzenlemeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-yeni-duzenlemeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UYARLAMA TALEPLERİ NEDEN REDDEDİLİYOR? UYARLAMA YARGILAMASINDA HÜKME ESAS ALINAN DELİLLER YENİDEN DEĞERLENDİRİLEBİLİR Mİ?DEĞERLENDİRME SONUCUNDA HÜKÜMLÜ HAKKINDA BERAAT KARARI VERİLEBİLİR Mİ?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine, 4. fıkra olarak <i>"Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir."</i> hükmü eklenerek 31.07.2026 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.</p>

<p>Kesinleşen dosyalar yönünden ise 7598 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 7. fıkrasına göre;<i> "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır. "</i></p>

<p>Kısacası bu tarihten önce m. 157 veya m. 158’den hüküm giymiş olup da haklarında TCK m.168/2 gereğince etkin pişmanlık uygulanmayanlar bakımından, dosyalarına yansıyan somut fiilleri <strong>" banka hesabı veya kartın kullandırılması ile sınırlı "</strong> olması halinde, bu kişiler TCK m.158/4 indiriminden doğrudan yararlanmaları yanında, hükmü veren mahkemece hükümlülere ihtar yapılması zorunlu olacak ve bu ihtardan itibaren 6 ay içerisinde hükümlülerin mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen gidermeleri durumunda, kovuşturma aşaması bitmiş olmasına rağmen, haklarında TCK m. 168/2 gereği etkin pişmanlık hükümlerinin tatbiki mümkün olmaktadır.</p>

<p><strong>UYARLAMA TALEPLERİ NEDEN REDDEDİLİYOR?</strong></p>

<p>Geçtiğimiz hafta boyunca bu maddeden ceza alan hükümlüler, bu maddenin yürürlüğe girmesinden bahisle hükmü veren ilk derece mahkemelerinden uyarlama yargılaması yapılmasını talep etmişlerdir. Bu taleplerin bir kısmına mahkemelerce olumlu yanıt verilmiş olmasına rağmen bir kısmı ise reddedilmiştir. Bu sebeple hükümlülerin ve müdafiilerin gündemlerini taleplerin neden reddedildiği meselesi meşgul etmeye başlamıştır. Bu yazımızda taleplerin reddedilme gerekçeleri üzerinde duracağız.</p>

<p><strong>Öncelikle belirtmek gerekir ki;</strong> düzenlemenin çerçevesi, bu suçu işleyen kişilerin tamamını kapsayacak şekilde değil sadece suça <i>" banka hesabını veya kartını kullandırma "</i> fiilini gerçekleştirerek katılanlarla sınırlıdır. Bu anlamda düzenleme incelendiğinde ilk göze çarpan, düzenlemenin sınırlarının belirlenmesindeki belirsizliktir. Nitekim dolandırıcılık suçu gibi kaotik bir suçta kimin suç üzerinde hakimiyet kurduğu, kimin suça ne kadar iştirak ettiği, kimin sadece hesabını kullandırmakla sınırlı kaldığının tespit edilmesinin ne denli problemli olduğu hususu yeterince süzgeçten geçirilmemiştir. Yüksek Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi Dairelerinin dahi işin içinden çoğu kez çıkamadığı bir konuda düzenlemenin yoruma açık bırakılmasını büyük bir eksiklik olarak görmekteyiz.</p>

<p><strong>Mahkemelerin red gerekçelerine gelirsek</strong>, reddetme konusundaki temel dayanağın genel hatlarıyla, hükümlünün hesap kullandırmanın dışında başka eylemlerde de bulunarak diğer kişilerle fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiğini söylemek mümkündür. Ne var ki mahkemelerin düzenlemeden yararlanması için aradıkları sıfat, tam tabiriyle Konya BAM 8. Ceza Dairesi'nin 14.01.2025 tarihli 2024/3129 E., 2025/209 K. Sayılı kararında <i>" banka hesaplarını belli bir komisyon karşılığında kullandıran ve uygulamada hesapçı olarak adlandırılan " </i>şeklinde ifade edildiği üzere hesapçıdır.</p>

<p><strong>Uygulamada banka hesabını kullandıran kişilerin, hesaplarının suçun işlenişinde kullanılacağını bilip bilmedikleri değerlendirilirken;</strong> hesapçının benzer eylem nedeniyle çok sayıda suç kaydının bulunup bulunmadığı veya başka dosyalarda sanık olarak bulunup bulunmadığı, dolandırıcılık suçunda mağdur ile iletişime geçilen GSM hattı ile hesapçının HTS kayıtlarının olup olmadığı, hesabı kullandırma süresinin uzun olup olmadığı, hesapçıların menfaatten pay alıp almadığı, dolandırıcılık suçu sonucunda hesaba gelen parayı ATM’den kendisinin çekip çekmediği veya asıl suç faillerine online bankacılık yoluyla havale edip etmediği, hesapçı ile asıl fail arasında sosyal bir ilişkinin, güven ilişkisinin veya iş ilişkisinin olup olmadığı, hesapçıya banka hesabına ilişkin şüpheli işlemler sebebiyle bildirim yapılıp yapılmadığı, banka veya kolluk kuvvetleri tarafından uyarılıp uyarılmadığı, çok yüksek kazançlar vaat edilip edilmediği, asıl fail tarafından tutarlı olmayan talimatlar alıp almadığı gibi kriterler göz önünde bulundurulmaktadır. <strong>(KANTARCI, Banka Hesabının Kullandırılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçuna İştirak, NEÜHF Dergisi, C. 8, S. 2, 2025, s. 503)</strong></p>

<p>Bu kişiler yargılamalarda hem müşterek fail hem de yardım eden sıfatıyla cezalandırılmışlardır ancak uygulamada hangi sıfatla cezalandırılacakları konusunda birlik bulunmamaktadır. Hatta öyle ki müşterek fail olarak mı yoksa yardım eden olarak mı sorumlu tutulacağına ilişkin aynı olayda bile farklı kararlar çıkmaktadır. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları incelendiğinde banka hesabını dolandırıcılık suçunun işlenmesinde asıl suç faillerine kullandıran kişilerin genellikle müşterek fail olarak sorumlu tutulduğu görülmekle birlikte yardım eden olarak sorumlu tuttuğu kararlara da rastlanmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Özellikle <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-ceza-dairesinin-20243326-e-202413191-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2024/3326 E. 2024/13191 K. Sayılı ilamı</a>na konu olan olay bu noktada çok ilginçtir. </strong>Daire; 28.09.2023 tarihli 2023/2909 Esas, 2023/6665 Karar sayılı kararıyla, <i>sanık ...'in suç işleneceğini bilerek banka hesap numarasını sanık İnan'a vermesi şeklinde gerçekleşen eyleminin, temyiz dışı sanıkların katılan ...'a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçunu işlenmesinden önce yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırdığını, bu şekilde nitelikli dolandırıcılık eylemine 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrası (c) bendi kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldığı nazara alınarak, sanık ...'in yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi</i> gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, karara karşı ilk derece mahkemesince bozma ilamına direnilmiş, dosya tekrar Yargıtay Dairesi'ne gönderilmiştir. Daire yaptığı inceleme sonucunda önceki kararından farklı olarak 07.11.2024 tarihli kararında; <i>"Her ne kadar Dairemizin 28.09.2023 tarihli ve 2023/2909 E., 2023/6665 K. sayılı kararı ile UYAP kayıtlarına göre sanığın, suç tarihi itibari ile Bakırköy Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza infaz kurumunda hükümlü olarak cezasını infaz ettiğinden, hakkında mahkumiyet kararı verilen diğer sanıkların eylemlerine katıldığına dair somut bir delil bulunmadığı, ancak suç işleneceğini bilerek banka hesap numarasını temyiz dışı sanık İnan'a verdiğinden, nitelikli dolandırıcılık eylemine 5237 sayılı Kanun'un 39/2-c maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldığı nazara alınarak, yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğinden bozulmasına karar verilmiş ise de; sanık ...'in hakkında mahkumiyet hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık İnan'a kimlik, internet bankacılığı ve banka bilgilerini vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık eylemine başından itibaren iştirak ettiği, katılan tarafından yatırılan paranın bir kısmının sanığın yeğeni tarafından çekildiği, sanığın aynı fikir ve eylem birliği içinde suçun icrasına etkin, fonksiyonel katkıda bulunarak atılı suçu müşterek fail sıfatıyla işlediği, diğer sanık savunmaları, katılanlar ve tanık beyanları, alınan bilirkişi raporu, banka hesap hareketleri ile dosya kapsamında, atılı suçun doğrudan faili olduğu" </i>şeklinde hüküm kurmuştur.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/saniklarin-diger-sanigin-istegi-uzerine-ucuncu-kisilere-ait-hesap-bilgileri-ile-banka-kartlarini-temin-etmesi-ve-hesaplara-yatan-paralari-cekerek-diger-saniga-vermesi-durumunda-saniklar-musterek-fail-olarak-cezalandirilirlar" rel="dofollow">Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 04.06.2024 tarihli 2021/16966 E. 2024/7470 K. Sayılı bozma ilamı</a>nda ise;</strong> <i>" sanıklar ... ve ...'in, sanık ...'ın isteği üzerine üçüncü kişilere ait hesap bilgileri ile banka kartlarını temin ettikleri, sanık ...'in de kendi hesap ve banka kartlarını kullandığı, hesaplara yatan paraların bizzat sanıklar tarafından çekilerek belli bir pay karşılığında sanık ...'a verildiği, sanıkların suçun icrasında üstlendikleri rol ve katkılarının sanık ...'ın fiillerini tamamladığı, böylece sanıkların fiiller üzerinde ortak hakimiyet kurdukları anlaşılmakla, sanıkların müşterek fail olarak cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, eylemlerinin yardım etme niteliğinde olduğundan bahisle 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini, 2. Sanık ...'in, sanık ...'i komşusu olduğu ve aynı iş yerinde çalıştıkları için tanıdığını, kendisine para geleceğini ancak kartının iptal olduğunu söyleyince güvendiği için hesap numarasını verdiğini ve hesabına gelen paradan pay almadığını savunması; sanık ...'in sanık ... dışında tanıdığı kişilerden de benzer bahanelerle hesap ve kart bilgilerini aldığının ve bu kişiler gibi sanık ...'in de ...'le tanışıklığından dolayı duydukları güvenle hesap ve kart bilgilerini paylaştığının anlaşılması karşısında, sanığın diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine dair cezalandırılmasına yeterli kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi "</i> Bu kararlardan da anlaşılacağı üzere sanığın kastı ve iştirak seviyesi tamamen yorumlayana göre değişmektedir. Bu sebeple düzenlemelerin kapsamının süreç içerisinde oturacağı kanaatindeyiz.</p>

<p><strong>UYARLAMA YARGILAMASINDA HÜKME ESAS ALINAN DELİLLER YENİDEN DEĞERLENDİRİLEBİLİR Mİ?</strong></p>

<p><strong>DEĞERLENDİRME SONUCUNDA HÜKÜMLÜ HAKKINDA BERAAT KARARI VERİLEBİLİR Mİ?</strong></p>

<p>Kaynağını 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesinden alan uyarlama yargılaması, genel hükümlere göre yapılan ceza yargılamasının bütünüyle sonuçlanıp hükmün kesinleşmesinden sonra, yürürlüğe giren bir ceza yasasının, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne, dolayısıyla infaza etkisi bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin olup, bu nedenle infazı ilgilendiren ve etkileyen bir yargılama faaliyetidir. Ancak bu yargılamanın amacı, kesinleşmiş hükümde suç olduğu saptanan olaya ilişkin lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması ile sınırlı olduğundan, yeniden bir olay yargılaması yapılmasını gerektiren istisnai durumlar dışında, önceki yargılamada iddia ve savunma olarak ileri sürülen görüşler ile delillerin tartışılması ve değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle kendine özgü bir yargılama faaliyeti niteliğinde bulunan uyarlama yargılamasında, genel hükümlere göre yapılan ceza yargılamasına ilişkin esaslar, ancak zorunlu olduğu ölçüde uygulanacak, genel yargılama kurallarının bütünüyle uygulanması söz konusu olmayacaktır. Ayrıca, esas itibariyle yargılamanın yenilenmesine konu olabilecek biçimde yeni kanıt ileriye sürülmesi ve toplanması da mümkün olmadığından, sübut sorunu da tartışılmayacaktır. Sadece hukuki değerlendirme yapılması ile yetinilecektir.</p>

<p><strong>Genel kabul bu olmakla birlikte Yargıtay'ın bazı kararlarında esasa da girildiği görülmektedir. <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-ceza-dairesinin-20228902-e-20241509-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 06.03.2024 tarihli 2022/8902 E., 2024/1509 K. Sayılı ilamı</a>na konu olan olayda;</strong> Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.12.1999 tarihli 1999/145 Esas 1999/250 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 450 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesini birinci fıkrası, 59 uncu maddesi, 31 inci maddesi, 33 üncü maddesi gereğince 16 yıl 8 ay ağır hapis cezası verilmiş, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 03.07.2000 tarihli 2000/1174 Esas 2000/2184 Karar sayılı kararıyla onanarak hükmün kesinleşmesi üzerine uyarlama yargılaması neticesinde Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19.04.2016 tarihli 1999/145 Esas 1999/250 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 26.01.2021 tarihli 2020/1417 Esas, 2021/352 Karar sayılı kararıyla hükmün bozulması üzerine Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 01.06.2021 tarihli 2021/88 Esas 2021/165 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 14 yıl 2 ay hapis cezası verilmiş karar temyiz incelemesi için tekrar daireye gelmiştir. Çoğunluk kararın onanması yönünde oy kullanmasına rağmen bir üye muhalif kalmıştır.</p>

<p>Karşı oy kullanan üyenin gerekçesi şu şekildedir; <i>" Hükümlü hakkında 765 sayılı Yasa 454/4, 62 nci maddeler uyarınca 20 yıl ağır hapis cezası verilmiş 59 uncu maddeler uyarınca da 1/6 oranında indirim yapılmıştır. Uyarlama yargılaması yapan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi TCK 82/1-a maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet, 5237 sayılı Yasa 35/2 nci madde uyarınca 17 yıl hapis cezası ve TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yaparak sonuçta 14 yıl 2 ay hapis cezası vermiştir. 765 sayılı Yasa'nın 62 nci maddesi tam teşebbüsü düzenlemiş ve alt sınırını 20 yıl geçici hapis cezası olarak tanımlamıştır. En önemlisi 765 sayılı Yasa'nın tam teşebbüs kavramında eyleme yönelik olarak failin elinden gelen bütün icrai hareketleri bitirmesi ve fakat sonucun meydana gelmemesi kıstası konulmuştur. Oysa 5237 sayılı Yasa 35 inci madde de tehlike ve zararın ağırlığını kıstas almıştır. Bu minvalde uyarlama duruşması yapılırken 23.02.1938 tarihli 23-9 sayılı İçtihatı birleştirme kararı ve 5252 sayılı Yasa 9 uncu maddeler dikkate alındığında esasen delil tartışmasına ve suç nitelendirmesine gerek olmayacaktır. Karşılaştırma yaparken de önceki hükümde alt sınırdan ceza verilmiş ise uyarlama yargılamasında da alt sınırdan hüküm kurulmalı takdir teştid uygulanmış ise yeni yasada ceza verirken bu orana dikkat edilmelidir. Bu çerçevede mevcut davada yeni yasa teşebbüse sanık lehine bir kıstas daha getirmiş eylemin icra hareketinin bitmesi ile beraber ayrıca ceza miktarının zarar ve tehlikenin ağırlığına göre belirleneceğini bildirmiştir. 765 sayılı Yasa 62 nci madde de sadece eyleme yönelik icra hareketlerinin bitmesini kıstas olarak aldığına göre ve orada hükümlüye alt sınırdan 20 yıl ceza verildiğine göre bunun ötesinde de yeni TCK da tek koşul bu olmadığına göre 765 sayılı Yasa'da ki iki maddelik aleyhe teşebbüs düzenlemesi sanığa fazla ceza olarak yüklenemez. Netice de teşebbüs uygulaması yapılırken sanık için alt sınırdan uygulama yapılmalıdır. Bu gerekçelerle uyarlama yargılamasında sanık için teşebbüs derecesinde alt sınırdan uzaklaşılarak yeniden delil değerlendirmesi yapacak şekilde fazla ceza tayini ile verilen karar hakkında onama yolunda görüş bildiren sayın çoğunluğa iştirak etmiyoruz. "</i></p>

<p><strong>Esas tartışmasının yapıldığı bir diğer karar olan<a href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2017181-e-2019443-k-sayili-karari" rel="dofollow"> Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2019 tarihli 2017/181 E. 2019/443 K. Sayılı kararı</a>na konu olan olay da şu şekildedir: </strong>Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05.02.2003 tarihli kararıyla sanık hakkında kasten öldürme suçuna teşebbüs nedeniyle 765 sayılı TCK’nın 448, 62, 51/1, 59/2, 31, 33, 40 ve 36. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası verilmiş, karar Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 22.11.2004 tarih 813-3848 Karar sayılı ilamıyla kesinleşmiştir. Hükmün infazı sırasında 5237 sayılı TCK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, hükümlünün hukuki durumunun 5237 sayılı TCK kapsamında değerlendirilmesi amacıyla Yerel Mahkemece duruşma açılarak uyarlama yargılaması yapılmış, yargılama sonucunda mahkemece 5237 sayılı TCK’nın 81/1, 35/2, 29, 62 ve 53. maddeleri uyarınca sanığın 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hükümlü müdafii tarafından dosyanın temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 07.04.2014 tarihli 2013/5384 E. 2014/2180 K. Sayılı kararıyla " meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte gözetilerek hükümlü hakkında mağdur ...’a yönelik eylemi nedeniyle makul bir ceza tayini yerine 9 yıl hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini isabetsizliklerinden bozulmasına " karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise " mevcut olayda delil takdiri sebebi ile Mahkememiz kararının bozulmasına dair karar tesis edilmiş ise de olayda bakılması gereken hususun katılanların mevcut yara sebebi ile hayati tehlike geçirip geçirmemesi, iş ve gücünden kalacak süre, zarar ve tehlikenin ağırlığı hususlarıyla sınırlı olup her mağdur yönünden değerlendirme ayrı ayrı yapıldığı, bozma kararında belirtildiği üzere makul bir ceza tayini kavramı ile verilecek ceza miktarının tespitinin kürsü hâkimince belirlenmesinin mümkün olmadığı, mevcut hususun somut verilere dayanmaması, hangi cezanın makul olarak kabulü gerektiği yönünde yasal düzenleme bulunmaması, üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiği belirtilen ...'in mevcut eylem sebebi ile hayati tehlike geçirmediği ve 10 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı dikkate alındığında Mahkememizce tesis edilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğuna ilişkin tam bir vicdani kanaate varılmakla " şeklindeki gerekçe ile direnerek hükümlünün önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise somut olayda son sözü söyleyerek hükümlünün 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesinden önce işlediği suça ilişkin olarak, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin ne olduğu, hangi maddi ve hukuki gerekçelerle hukuki nitelendirmesinin yapıldığı, haksız tahrik nedeni oluşturan olay ve indirim oranı konularına dair herhangi bir açıklamada bulunulmaması ve yine 5237 sayılı TCK ile 765 sayılı mülga TCK’nın olayla ilgili bütün hükümlerinin Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde uygulanması ile ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılmasının yapılmaması nedenleriyle ilk derece mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar vermiştir.</p>

<p>Ancak bazı kararlarda da tam aksi yönde kesinlikle yeniden delil değerlendirmesi yapılamayacağı belirtilmektedir. <strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20177185-e-20213899-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 22/09/2021 tarihli 2017/7185 E., 2021/3899 K. Sayılı ilamı</a>nda;</strong><i> "Sanıklar haklarında mahkemece verilen 24/07/2009 tarihli karara ilişkin delil değerlendirmesi temyiz incelemesi sırasında yapılarak mahkumiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmekle kesinleşmiş olup uyarlama yargılamasında yeniden delil değerlendirilmesi yapılamaz. Dolayısıyla, Dairemizce verilen onama kararında cebir kullanmak suretiyle ihaleye fesat karıştırdığı kabul edilen sanıklar haklarında uyarlama yargılaması sırasında ancak fiilin karşılığını oluşturan yeni ve eski Kanun maddelerinin yukarıda değinilen esaslar çerçevesinde karşılaştırması yapılarak bir karar verilebilir ise de; gerçekleştirilen Kanun değişikliği nedeniyle uyarlama yargılamasına konu edilen eylemlerden dolayı sanıklar haklarında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, CMK'nın 231/12. maddesi karşısında itiraza tabi olup temyizinin mümkün bulunmadığı "</i></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-ceza-dairesinin-201420690-e-2015531-k-sayili-karari" rel="dofollow">Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 14.01.2015 tarihli 2014/20690 E., 2015/531 K. Sayılı ilamı</a>nda;</strong><i> "Hükümlü hakkında borcundan dolayı mühürlenmiş sayaçtan elektrik kullandığı ve mühür bozduğu iddiası ile açılan davada; 17.05.2012 tarihinde mahkumiyet hükmü verildiği, 31.08.2012 tarihli tebligata rağmen temyiz edilmeden kararın kesinleştiği, müdafiinin 17.12.2012 tarihinde, sabıkasındaki kayıtların elektrik hırsızlığı olduğu ve hakkında TCK'nun 50 ve 51. maddeleri ile CMK'nın 231. maddesinin uygulanabileceğinden bahisle "uyarlama ve infazın durdurulması" talebinde bulunduğu halde mahkemece 18.12.2012 tarihli ek karar ile talebe aykırı olarak "yargılamanın yenilenmesi" talebinin kabule değer olmadığına hükmedildiği, yapılan itiraz ile ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/31 sayılı değişik iş kararı ile itirazın kabulüne karar vererek dosyayı mahkemeye iade ettiği, mahkemece yeniden duruşma açılarak, delillerin değerlendirildiği ve hükümlü hakkında kesinleşen karara rağmen delil yetersizliğinden beraat kararı verilmişse de; ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/31 D.iş sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükümlü müdafiinin 17.12.2012 tarihli dilekçesindeki istemin "yargılamanın yenilenmesi" talebine ilişkin olmayıp, hükümlünün adli sicil kaydında bulunan elektrik hırsızlığına ilişkin yasal değişiklik nedeniyle TCK'nın 51 ve CMK'nın 231. maddesinin uygulanmasına ilişkin uyarlama talebi olduğu cihetle, anılan taleple ilgili yasal değişiklik gözetilerek uyarlama yargılaması yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, kesinleşmiş hükümle ilgili yeniden delil değerlendirilmesi yapılarak 28.01.2014 gün ve 2013/109 Esas, 2014/35 sayılı beraat kararı hukuki değerden yoksun olup temyizi mümkün bulunmadığından "</i></p>

<p>Yargıtay'ın uyarlama kararlarını bozma yönündeki ilamları incelendiğinde genellikle yeniden delil değerlendirmesi yapılmasından değil gerekçeli kararın Anayasa'nın 141. ve 5271 sayılı Kanun'un 34, 230 maddelerinde belirtilen nitelikleri taşıması gerektiği, gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açıkça gösterilmesi, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde ayrı ayrı gösterilmesi ve hangisinin hangi sebeple diğerine üstün tutulduğu belirtilerek, ulaşılan kanaat ile hükümlünün suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin yapılması, sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği nedenleriyle bozma kararları verildiği görülmektedir.</p>

<p><strong>SONUÇ OLARAK;</strong> hem hükümlülerin cezalarının azaltılması bakımından hükümlülere hem de mağdurların zararlarının karşılanması boyutuyla mağdurlara yarar sağlama maksadıyla getirilen düzenlemeler teori ve pratik tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda ilk derece mahkemelerinin yorumlarının nasıl şekilleneceğini zaman gösterecektir. Ancak düzenlemenin sadece bu fiil yönünden sınırlandırılmasının süreç içerisinde ekstra hak ihlallerine yol açacağını, bu nedenle yeniden düzenleme yapılması ihtiyacının doğacağını düşünmekteyiz.</p>

<p><a href="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/mehmet-kockavak.jpg" rel="nofollow" title="Mehmet Koçkavak"><img alt="Mehmet Koçkavak" height="199" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/04/mehmet-kockavak.jpg" width="200" /></a></p>

<p><strong>Av. Mehmet KOÇKAVAK</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dolandiricilik-sucunda-yeni-duzenlemeler</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 18:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/terazi/kum-saattksd.jpg" type="image/jpeg" length="96179"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2025/3740 E., 2026/938 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20253740-e-2026938-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20253740-e-2026938-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 03.02.2026 tarihli, 2025/3740 E., 2026/938 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/3740 E., 2026/938 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ:Ceza Dairesi<br />
SAYISI: 2024/3101 E., 2024/2306 K.<br />
SUÇ: Uyuşturucu madde ticareti yapma<br />
HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: 1. Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin onanması (sanıklar ..., ... ve ... yönünden)<br />
2. Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin düzeltilerek onanması (sanıklar ... ..., ... ve ... yönünden)</p>

<p>Yapılan ön inceleme neticesinde;</p>

<p>Sanık ... hakkında Bölge Adliye Mahkemesince hüküm kurulmadığı belirlenmiştir.</p>

<p>Sanıklar ..., ..., ... ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.</p>

<p>Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesince, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanıklar ..., ... ve ...'in mahkûmiyetlerine, sanıklar ... ..., ... ve ...'ın beraatlerine karar verilmiştir.</p>

<p>B. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve sanıklar ..., ... ve ... yönünden re'sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, ele geçen maddelerin beraat eden sanık ...'ya ait olduğuna,</p>

<p>2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p>B. Sanık ... ve müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,</p>

<p>2. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, ele geçen maddelerin sanığın oğlu olan beraat eden sanık ...'e ait olduğuna,</p>

<p>3. Yeterli, kesin delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,</p>

<p>4. Eksik inceleme yapıldığına,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p>C. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,</p>

<p>2. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,</p>

<p>3. Yeterli, kesin delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,</p>

<p>4. 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin sanık hakkında uygulanması gerektiğine,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p>D. Sanıklar ... ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>A. Sanık ... Hakkında Verilen Hüküm Yönünden;<br />
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.</p>

<p>B. Sanık ... Hakkında Verilen Hüküm Yönünden;<br />
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.</p>

<p>UYAP üzerinden yapılan incelemede; sanığın adli sicil kaydında yer alan ve ikinci kez tekerrüre esas alınan Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2018 tarihli ve 2016/850 Esas, 2018/72 Karar sayı ile görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen 12... gün hapis cezasına ilişkin ilâmın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştikten sonra, Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli ve 2016/850 Esas, 2018/72 Karar sayılı ek kararı ile; sanığın mükerrirliğine esas alınan Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesince 11.06.2013 tarihli, 2011/4 58... /61 Karar sayılı karar ile verilmiş mahkûmiyet hükmüne konu suçun sanığın 18 yaşından küçük olduğu dönemde işlendiğinden bahisle tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, ikinci kez mükerrirliğe ilişkin koşulların oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırılık olarak değerlendirilmiş; bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.</p>

<p>C. Sanıklar ... ..., ... ve ... Haklarında Kurulan Hükümler Yönünden;</p>

<p>Sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçesi kapsamına göre, vekalet ücreti ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.</p>

<p>Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddesinde yer verilen; “Beraat eden ve vekil veya müdafii ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm, sanığın 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini zorunlu müdafi ile temsil ettiren sanıklar lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin, hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; ancak bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>A. Sanık ... Yönünden;</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında hüküm kurulmadığından sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>B. Sanık ... Hakkında Verilen Hüküm Yönünden;</p>

<p>Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi kararında sanık ve müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,</p>

<p>C. Sanık ... Hakkında Verilen Hüküm Yönünden;</p>

<p>Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan açıklanan nedenle, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,</p>

<p>Sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmının çıkarılarak yerine "Sanık hakkında, Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2018 tarih ve 2016/850 Esas, 2018/72 Karar sayı ile görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen 12... gün hapis cezasına ilişkin ilam nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca birinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve aynı maddenin 7. fıkrası uyarınca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," ibarelerinin eklenilmesi,</p>

<p>Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,</p>

<p>D. Sanıklar ... ..., ... ve ... Haklarında Kurulan Hükümler Yönünden;</p>

<p>Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan açıklanan nedenle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,</p>

<p>Sanıklar hakkında vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına ilişkin 14. fıkrasından "sanıklar" ibaresi çıkarılarak yerine "sanık" ibaresinin yazılması, aynı fıkradan "...", "..." "ve ... ..." ibarelerinin çıkarılarak, bu fıkradan sonra gelmek üzere, "Sanıklar ..., ... ve ... ..." kendilerini 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen zorunlu müdafii ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin II. Kısmının II. Bölümü gereğince kovuşturma için ödenmesi gereken 48.000 TL maktu vekalet ücretinden, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafii ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife uyarınca ödenen ücretin mahsubu ile bakiye kalan vekalet ücretinin hazineden alınıp sanıklara verilmesine," ibaresinin eklenmesi,<br />
Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,<br />
03.02.2026 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20253740-e-2026938-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-s.jpg" type="image/jpeg" length="43093"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2024/3326 E., 2024/13191 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-ceza-dairesinin-20243326-e-202413191-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-ceza-dairesinin-20243326-e-202413191-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 07.11.2024 tarihli, 2024/3326 E., 2024/13191 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>11. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/3326 E., 2024/13191 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><br />
İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/743 E., 2024/42 K.<br />
SUÇ :Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık<br />
KARAR : Direnme<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret</p>

<p>Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.06.2022 tarihli ve 2022/11-3 Esas, 2022/469 Karar sayılı ilâmı ve süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak, bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni delillere dayanmak, ilk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak suretiyle verilen kararın; özde direnme niteliğinde olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hüküm olduğunun belirtildiği ve bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay'ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Dairemizin 28.09.2023 tarihli ve 2023/2909 Esas, 2023/6665 Karar sayılı bozma ilamından sonra İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda önceki uygulama aynen benimsenmiş ise de; mahkemece bozma kararının yerinde olmadığı belirtilip, gerekçenin genişletilmiş olduğunun görülmesi karşısında, İlk Derece Mahkemesinin son uygulaması özde direnme kararı niteliğinde olmayıp, yeni hüküm niteliğinde olduğundan, direnme kararının bozmaya eylemli uyma olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;<br />
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1. Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.11.2022 tarihli ve 2021/446 Esas, 2022/461 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1.maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 158 /1-d,3-1.cümlesi, 52, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis ve 90.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrelere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesinin, 13.02.2023 tarihli ve 2023/418 Esas, 2023/320 Karar sayılı kararı ile dosya üzerinden yapılan incelemede, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>3. Dairemizin 28.09.2023 tarihli ve 2023/2909 Esas, 2023/6665 Karar sayılı kararı ile "..UYAP kayıtlarına göre suç tarihi itibari ile Bakırköy Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza infaz kurumunda hükümlü olarak cezası infaz edilen sanık ...'in, ortak suç işleme kararına bağlı olarak fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmak suretiyle diğer sanıklar İnan Özbaş, Oktay Yener ve Oğuzhan Uzun'un eylemlerine katıldığına dair somut bir delil bulunmadığı, ancak sanık ...'in suç işleneceğini bilerek banka hesap numarasını sanık İnan'a vermesi şeklinde gerçekleşen eyleminin, temyiz dışı sanıkların katılan ...'a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçunu işlenmesinden önce yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırdığını, bu şekilde nitelikli dolandırıcılık eylemine 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrası (c) bendi kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldığı nazara alınarak, sanık ...'in yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi..." gerekçesiyle bozulmasına ve dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p>4. Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.02.2024 tarihli ve 2023/743 Esas, 2024/42 Karar sayılı kararı ile "bozma ilamına direnilmesine" ve sanık hakkında "kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1.maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 158 /1-d,3-1.cümlesi, 52, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis ve 90.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrelere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine" karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanık müdafiinin temyiz isteği; direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, suç tarihi itibari ile cezaevinde olduğuna ve suçun sübut bulmadığına ilişkindir.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>1.Sanık hakkında, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği şeklinde karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.</p>

<p>2. Her ne kadar, Dairemizin 28.09.2023 tarihli ve 2023/2909 E., 2023/6665 K. sayılı kararı ile UYAP kayıtlarına göre sanığın, suç tarihi itibari ile Bakırköy Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza infaz kurumunda hükümlü olarak cezasını infaz ettiğinden, hakkında mahkumiyet kararı verilen diğer sanıkların eylemlerine katıldığına dair somut bir delil bulunmadığı, ancak suç işleneceğini bilerek banka hesap numarasını temyiz dışı sanık İnan'a verdiğinden, nitelikli dolandırıcılık eylemine 5237 sayılı Kanun'un 39/2-c maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldığı nazara alınarak, yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğinden bozulmasına karar verilmiş ise de; sanık ...'in hakkında mahkumiyet hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık İnan'a kimlik, internet bankacılığı ve banka bilgilerini vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık eylemine başından itibaren iştirak ettiği, katılan tarafından yatırılan paranın bir kısmının sanığın yeğeni tarafından çekildiği, sanığın aynı fikir ve eylem birliği içinde suçun icrasına etkin, fonksiyonel katkıda bulunarak atılı suçu müşterek fail sıfatıyla işlediği, diğer sanık savunmaları, katılanlar ve tanık beyanları, alınan bilirkişi raporu, banka hesap hareketleri ile dosya kapsamında, atılı suçun doğrudan faili olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenleri reddedilmiştir.</p>

<p>3.Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1 maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hükümde eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Silivri 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-11-ceza-dairesinin-20243326-e-202413191-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/yargi/yargitayysf74.jpg" type="image/jpeg" length="73369"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2017/7185 E., 2021/3899 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20177185-e-20213899-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20177185-e-20213899-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 22/09/2021 tarihli, 2017/7185 E., 2021/3899 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>5. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2017/7185 E., 2021/3899 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SUÇ : İhaleye fesat karıştırma, kasten yaralama</p>

<p>HÜKÜM : a)Tüm sanıklar haklarında ihaleye fesat karıştırma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması,</p>

<p>b)Sanıklar ... ve ... haklarında kasten yaralama suçundan karar verilmesine yer olmadığı,</p>

<p>c)Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan açılan kamu davasının düşürülmesi.</p>

<p>Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;<br />
Sanıklar ... ve ... haklarında kasten yaralama suçundan verilen karar verilmesine yer olmadığına dair kararın hüküm niteliğinde bulunmadığı, daha önce aynı eylemler yönünden mahkemesince 2009/7 Esas ve 2009/137 sayılı Karar ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği gibi Milli Eğitim Bakanlığının kasten yaralama suçundan doğrudan zarar görmesi de söz konusu olmadığından, vekilinin bu suçtan verilen karar verilmesine yer olmadığına ve kamu davasının düşürülmesine ilişkin kararlara yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE karar verildikten sonra gereği düşünüldü:</p>

<p>Sanıklar haklarında cebir kullanmak suretiyle ihaleye fesat karıştırma suçundan mahkemece verilen 24/07/2009 tarihli mahkumiyet kararları Dairemizin 30/09/2013 tarihli, 2012/4711 Esas ve 2013/9464 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. 01/06/2005 tarihinden sonra kesinleşen hükümlerin, gerçekleştirilen<br />
yasa değişiklikleri nedeniyle uyarlama yargılamasına konu edilmeleri 5275 sayılı Kanun'un 98. ve 5252 sayılı Kanun'un 9. maddeleri uyarınca mümkün olmasına karşın kesinleşen önceki hükümde değişiklik yapılabilmesi için sonradan yürürlüğe giren kanunla suçun unsurlarında, sair cezalandırılabilme şartlarında, suçun karşılığında öngörülen ceza yaptırımlarında ve bir cezaya mahkum olmaya bağlı kanuni neticelerindeki değişikliklerin ve bunların uygulama olanaklarının değerlendirilebilmesi, olaya tatbik imkanı bulunan yasanın belirlenebilmesi, değişen temel ceza ve artırım indirim oranları belirlenirken takdir hakkının isabetli kullanılabilmesi, her iki Kanun ile ilgili değerlendirme sonuçlarının denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi ve tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekmektedir. Sanıklar haklarında mahkemece verilen 24/07/2009 tarihli karara ilişkin delil değerlendirmesi temyiz incelemesi sırasında yapılarak mahkumiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmekle kesinleşmiş olup uyarlama yargılamasında yeniden delil değerlendirilmesi yapılamaz. Dolayısıyla, Dairemizce verilen onama kararında cebir kullanmak suretiyle ihaleye fesat karıştırdığı kabul edilen sanıklar haklarında uyarlama yargılaması sırasında ancak fiilin karşılığını oluşturan yeni ve eski Kanun maddelerinin yukarıda değinilen esaslar çerçevesinde karşılaştırması yapılarak bir karar verilebilir ise de; gerçekleştirilen Kanun değişikliği nedeniyle uyarlama yargılamasına konu edilen eylemlerden dolayı sanıklar haklarında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, CMK'nin 231/12. maddesi karşısında itiraza tabi olup temyizinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, CMK'nin 264. maddesi gereğince bu karara yönelik temyiz talebi itiraz mahiyetinde görülerek mahallinde mercince bir karar verilmek üzere incelenmeyen dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİNE 22/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-ceza-dairesinin-20177185-e-20213899-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-3.jpg" type="image/jpeg" length="37320"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu'nun 2017/181 E. 2019/443 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2017181-e-2019443-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2017181-e-2019443-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2019 tarihli, 2017/181 E. 2019/443 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2017/181 E., 2019/443 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><br />
Kararı Veren<br />
Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi<br />
Mahkemesi :Ağır Ceza<br />
Sayısı : 181-502</p>

<p>Kasten öldürme suçuna teşebbüsten sanık ...'in 765 sayılı TCK’nın 448, 62, 51/1, 59/2, 31, 33, 40 ve 36. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, yasal kısıtlılık altına alınmasına, mahsuba ve müsadereye ilişkin Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.02.2003 tarih ve 142-45 sayılı hüküm, inceleme dışı davanın katılanı Yusuf Metin’in bu hükme yönelen temyiz talebinin Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.11.2004 tarih ve 813-3848 sayı ile reddedilmesi suretiyle kesinleşmiştir.</p>

<p>Hükmün infazı sırasında 5237 sayılı TCK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, hükümlünün hukuki durumunun 5237 sayılı TCK kapsamında değerlendirilmesi amacıyla Yerel Mahkemece duruşma açılarak yapılan uyarlama yargılaması sonucunda 05.11.2012 tarih ve 28-380 sayı ile hükümlünün lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK’nın 81/1, 35/2, 29, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve yargılama giderinin hükümlüden alınarak Hazineye irat kaydına karar verilmiştir.</p>

<p>Hükmün hükümlü müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 07.04.2014 tarih ve 5384-2180 sayı ile;</p>

<p>“...a) Meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte gözetilerek hükümlü hakkında mağdur ...’a yönelik eylemi nedeniyle makul bir ceza tayini yerine 9 yıl hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini,</p>

<p>b) Kanun gereği yapılması zorunlu olan uyarlama yargılamasında, yargılama giderlerinden hükümlünün sorumlu tutulamayacağının düşünülmemesi,” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.Yerel Mahkemece 17.12.2014 tarih ve 181-502 sayı ile (b) bendinde belirtilen bozma nedenine eylemli olarak uyulmuş, (a) bendinde belirtilen bozma nedenine ise;<br />
"Hükümlü ... hakkında katılanlar ..., ..., ... ve ...'e karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan Mahkememizce yapılan yargılama sonucu 2006/97-2006/338 E. K. sayılı karar ile tesis edilen mahkûmiyet kararları temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK hükümleri uyarınca verilen mahkûmiyet kararlarının uyarlanmasına ilişkin Mahkememizce yapılan yargılama sonucu hükümlü hakkında lehe yasal düzenleme mevcut olması sebebi ile ...'in mevcut eylemleri ile ilgili yeniden karar tesis edilmiş, Yüksek Yargıtay 1. CD'nin 2013/5384-2014/2180 E. K. sayılı kararı ile hükümlü hakkında ... ve ...'e karşı verilen uyarlama kararlarının onaylanmasına ancak ... ve ...'e karşı uyarlama kararlarında mağdurlarda oluşan yara, yaranın bulunduğu yer, saçma tanesi miktarı dikkate alınırken ...'e karşı eylem sebebi ile üst sınırdan ...'e karşı eylem sebebi ile makul bir ceza tayini yerine eksik ceza verilmiş olması sebebi ile kararımızın bozulmasına dair karar tesis edilmiş olup Mahkememizce bozma kararına aşağıdaki sebeplerle uyulmaması ve direnilmesi gerektiğine dair karar tesis edilmiştir.<br />
Mahkememizce yargılama aşamasında alınan doktor raporlarıyla ...'in hayati tehlike geçirerek 45 gün iş ve gücünden kalacak şekilde, ...'in hayati tehlike geçirmeksizin 10 gün iş ve gücünden kalacak şekilde, ...'in hayati tehlike geçirmeksizin 10 gün iş ve gücünden kalacak şekilde, ...'in hayati tehlike geçirerek sol gözde uzuv tatili meydana gelecek şekilde 45 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı alınan kati doktor raporlarında belirtilmiştir.</p>

<p>Hükümlü hakkında karar tesis edilirken mağdurların hayati tehlike geçirip geçirmemeleri, iş ve gücünden kalma süreleri, zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak hükümlü hakkında ayrı ayrı ceza tayini cihetine gidilmiş, ... ve ...'e karşı eylemler sebebi ile verilen ceza miktarlarının az olduğu belirtilerek verilen mahkûmiyet kararı bozulmuş ise de 1412 sayılı CMUK'nın 307. maddesinde temyiz sebepleri, 308. maddesinde kanuna muhalefet hâlleri belirtilmiş, 5271 sayılı CMK'nın 288 ve 289. maddelerinde temyiz nedenleri ve hukuka kesin aykırılık hâlleri belirtilmiş olup Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmemiş olması nedeniyle CMK'nın 280/1-a-b-c maddelerinde öngörülen usul hükümlerinin tatbikinin söz konusu olmadığı, mevcut olayda delil takdiri sebebi ile Mahkememiz kararının bozulmasına dair karar tesis edilmiş ise de olayda bakılması gereken hususun katılanların mevcut yara sebebi ile hayati tehlike geçirip geçirmemesi, iş ve gücünden kalacak süre, zarar ve tehlikenin ağırlığı hususlarıyla sınırlı olup her mağdur yönünden değerlendirme ayrı ayrı yapıldığı, bozma kararında belirtildiği üzere makul bir ceza tayini kavramı ile verilecek ceza miktarının tespitinin kürsü hâkimince belirlenmesinin mümkün olmadığı, mevcut hususun somut verilere dayanmaması, hangi cezanın makul olarak kabulü gerektiği yönünde yasal düzenleme bulunmaması, üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiği belirtilen ...'in mevcut eylem sebebi ile hayati tehlike geçirmediği ve 10 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı dikkate alındığında Mahkememizce tesis edilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğuna ilişkin tam bir vicdani kanaate varılmakla aşağıdaki karar tesis edilmiştir." şeklindeki gerekçe ile direnerek hükümlünün önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir.</p>

<p>Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2015 tarihli ve 19387 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 133-1185 sayı ile; 6763 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 20.02.2017 tarih ve 15-469 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
CEZA GENEL KURULU KARARI</strong></p>

<p>Direnme kararının kapsamına göre inceleme hükümlü hakkında katılan ...’e yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.<br />
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hükümlü hakkında yapılan uyarlama yargılamasında 5237 sayılı TCK'nın 35/2. maddesi uyarınca belirlenen ceza miktarının isabetli olup olmadığına ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle uyarlama yargılaması sonucunda verilen hükmün Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>İncelenen dosya kapsamından;</p>

<p>Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.03.2001 tarihli ve 2900-159 sayılı iddianame ile sanık ... hakkında katılan ...’e yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten kamu davası açıldığı,</p>

<p>Yapılan yargılama sonucunda Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 05.02.2003 tarih ve 142-45 sayı ile sanığın 765 sayılı TCK’nın 448, 62, 51/1, 59/2, 31, 33, 40 ve 36. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, yasal kısıtlılık altına alınmasına, mahsuba ve müsadereye karar verildiği,</p>

<p>Bu hükme yönelen katılan Yusuf Metin’in temyiz talebinin Yargıtay 1. Ceza Dairesince reddedilmesi suretiyle hükmün kesinleştiği,</p>

<p>Hükmün infazı sırasında 5237 sayılı TCK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, hükümlünün hukuki durumunun 5237 sayılı TCK kapsamında değerlendirilmesi amacıyla Yerel Mahkemece duruşma açılarak yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, 05.11.2012 tarih ve 28-380 sayı ile hükümlünün lehe oduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK’nın 81/1, 35/2, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve yargılama giderinin hükümlüden alınarak Hazineye irat kaydına karar verildiği,</p>

<p>Hükmün hükümlü müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 07.04.2014 tarih ve 5384-2180 sayı ile TCK'nın 35/2. maddesi uyarınca eksik ceza tayin edildiğinden ve hükümlünün uyarlama yargılamasında yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağından bahisle bozulmasına karar verildiği,</p>

<p>Yargılama giderlerine ilişkin bozma nedenine eylemli olarak uyan Yerel Mahkemece 17.12.2014 tarih ve 181-502 sayı ile, direnme kararına konu hükmün gerekçe bölümünde, dosyanın geçirdiği aşamalar, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 07.04.2014 tarihli ve 5384-2180 sayılı bozma ilamı ve katılan ... ile inceleme dışı katılanlar ..., ... ve ...’in adli rapor içerikleri özetlendikten sonra,</p>

<p>“Hükümlü hakkında karar tesis edilirken mağdurların hayati tehlike geçirip geçirmemeleri, iş ve gücünden kalma süreleri, zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak hükümlü hakkında ayrı ayrı ceza tayini cihetine gidilmiş, ... ve ...'e karşı eylemler sebebi ile verilen ceza miktarlarının az olduğu belirtilerek verilen mahkumiyet kararı bozulmuş ise de 1412 sayılı CMUK’nın 307. maddesinde temyiz sebepleri, 308. maddesinde kanuna muhalefet halleri belirtilmiş, 5271 sayılı CMK’nın 288 ve 289. maddelerinde temyiz nedenleri ve hukuka kesin aykırılık hâlleri belirtilmiş olup Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmemiş olması nedeniyle CMK’nın 280/1-a-b-c maddelerinde öngörülen usul hükümlerinin tatbikinin söz konusu olmadığı, mevcut olayda delil takdiri sebebi ile Mahkememiz kararının bozulmasına dair karar tesis edilmiş ise de olayda bakılması gereken hususun katılanların mevcut yara sebebi ile hayati tehlike geçirip geçirmemesi, iş ve gücünden kalacak süre, zarar ve tehlikenin ağırlığı hususlarıyla sınırlı olup her mağdur yönünden değerlendirme ayrı ayrı yapıldığı, bozma kararında belirtildiği üzere makul bir ceza tayini kavramı ile verilecek ceza miktarının tespitinin kürsü hâkimince belirlenmesinin mümkün olmadığı, mevcut hususun somut verilere dayanmaması, hangi cezanın makul olarak kabulü gerektiği yönünde yasal düzenleme bulunmaması, üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiği belirtilen ...'in mevcut eylem sebebi ile hayati tehlike geçirmediği ve 10 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı dikkate alındığında Mahkememizce tesis edilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğuna ilişkin tam bir vicdani kanaate varılmakla aşağıdaki karar tesis edilmiştir.” şeklinde direnme gerekçesi gösterilmesi ile yetinildiği,</p>

<p>Anlaşılmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi bakımından uyarlama yargılamasının niteliği üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.<br />
Ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kurallar, yürürlükten kalkmış bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinde;<br />
“İşlendiği zamanın kanununa göre cürüm veya kabahat sayılmayan fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. İşlendikten sonra yapılan kanuna göre cürüm veya kabahat sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz. Eğer böyle bir ceza hükmolunmuşsa icrası ve kanunî neticeleri kendiliğinden ortadan kalkar.<br />
Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşrolunan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur.”,</p>

<p>01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesinde ise;</p>

<p>“1- İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanunî neticeleri kendiliğinden kalkar.</p>

<p>2- Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.</p>

<p>3- Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.</p>

<p>4- Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir.”</p>

<p>Şeklinde düzenlenmiştir.</p>

<p>Her iki maddede de; ceza hukukunun en önemli ilkesi olan, ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istisnasını oluşturan, failin lehine olan yasanın geçmişe etkili olması, “geçmişe etkili uygulama” veya “geçmişe yürürlük” ilkesine yer verilmiştir.</p>

<p>Bu ilke uyarınca, suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine hükümler içeren yasa, hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınacaktır.<br />
Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda; “adli para cezasını öngören yasanın, hapis cezasını kabul eden yasaya göre”, aynı nev’i ceza içeren yasalardan; “üst sınırların aynı olması hâlinde alt sınırı az olan yasanın”, “alt sınırları aynı olması hâlinde üst sınırı az olan yasanın”, “alt ve üst sınırlarının farklı olması durumunda ise üst sınırı az olan yasanın” lehe olduğu kabul edilmektedir.</p>

<p>Lehe yasanın tespiti açısından bu ölçütlere yeni kriterler eklenmesi yönündeki görüş ve uygulamalar, öğreti ve yargısal kararlara da konu olmuş, değişen ceza mevzuatı karşısında dahi hâlen geçerliliğini koruyan 23.02.1938 tarihli ve 23–9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da, “Suçun işlendiği zamanın yasası ile sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin farklı olması hâlinde, her iki yasanın birbirine karıştırılmadan, ayrı ayrı somut olaya uygulanıp, her iki yasaya göre hükmedilecek cezalar belirlendikten sonra, sonucuna göre lehte olanı uygulanmalı” şeklinde, lehe yasanın tespitinde başvurulacak yöntem belirtilmiştir.</p>

<p>Öğretide de anılan İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilke benimsenerek, uygulanma olanağı bulunan tüm yasaların leh ve aleyhteki hükümleri birlikte ele alınarak somut olaya göre sonuçlarının karşılaştırılması gerekeceği ve sonunda fail bakımından daha lehe sonuç veren yasanın belirlenip hükmün buna göre verileceği görüşleri ileri sürülmüştür. (S. Dönmezer–S. Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, c. 1, 11. Bası, s. 167; S. Dönmezer, Genel Ceza Hukuku Dersleri, s. 64; M. E. Artuk- A. Gökçen– A. C. Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, c. 1, s. 221.)</p>

<p>Hukukumuzda lehe yasanın tespiti yöntemine ilişkin herhangi bir pozitif hukuk normunun bulunmaması nedeniyle, lehe yasa, 1412 sayılı CMUK'nın, mahkûmiyet hükmünün yorumunda doğan tereddüdün giderilmesi bakımından hâkimden karar istenmesi yöntemini düzenleyen 402. maddesi uyarınca yapılmakta iken, her ikisi de 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 04.11.2004 tarihli ve 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98 vd. maddelerinde, lehe yasanın saptanması ve uygulanmasında başvurulacak yöntemle ilgili ayrıntılı hükümler getirilmiştir.<br />
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98. maddesinin birinci fıkrasında; “Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.” hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun'un 101. maddesinde ise, cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100. maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararların duruşma yapılmaksızın verileceği ve bu kararların itiraza tabi olacağı belirtilmiştir. Görüldüğü gibi, 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesi, herhangi bir ceza normunun, hükmün kesinleşmesinden sonra değişmesi hâlinde yapılacak uyarlama yargılamasına ilişkin genel bir düzenlemeyi içermektedir.</p>

<p>5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un “Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” başlıklı 9. maddesinin üçüncü fıkrasında ise; “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddeyle, bir kanunun tamamen yürürlükten kaldırılıp yerine başka bir kanunun yürürlüğe girmesinden sonra lehe olan kanunun tespiti bakımından, sabit kabul edilen olaya, suçtan önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın bir bütün hâlinde uygulanıp ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesi ve bunların karşılaştırılması gerektiği yönünde özel bir düzenleme yapılmıştır. Ancak bu karşılaştırmada, hükmün tesisi aşamasında uygulanması gereken normlarla, hükmün infazına ilişkin normlar birlikte değil, ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Bu değerlendirmede hüküm tesisi aşamasında uygulanması gereken düzenlemelerin aynı kanun kapsamında bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, sadece bir kanun değil bir müesseseyle ilgili düzenlemelerin yer aldığı kanunlar birlikte değerlendirilecektir.</p>

<p>Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 162-173 sayılı kararında belirtildiği üzere, sonradan yürürlüğe giren kanunun, suçun unsurlarını değiştirmesi, suça etkili hâlleri yeniden düzenlemesi, ceza miktarlarını öncekinden farklı alt ve üst sınırlar arasında belirlemesi gibi durumlarda, kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bakımından doğuracağı sonucun bir mahkeme kararı ile saptanması gerekir. Bu durumda “mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması” veya kısaca “uyarlama yargılaması” denilebilecek bir yargılama faaliyetine ihtiyaç vardır. Her yargılama faaliyeti gibi bu da bir davanın varlığını gerektirir.</p>

<p>Bu yargılama gerçekleştirilirken, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılması, kanıt toplanması veya takdir hakkının öncekinden farklı biçimde ve kanunda öngörülen alt sınırın üzerinde ceza tayin edilerek kullanılması söz konusu ise ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki kanun ile doğmuşsa, kanun koyucunun “derhal uygulanabilirlik” kavramıyla amaçladığının dışında kalan bu gibi hâllerde yargılamanın duruşmalı yapılması zorunludur. Bunun dışındaki hâllerde ise evrak üzerinde inceleme yapılarak karar vermek olanaklı hâle gelebilecektir.</p>

<p>Ancak duruşma açılarak yargılama yapılsa da, bu yargılama, sonraki kanunun lehe hükümlerinin saptanması ve uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile sınırlı ve kendine özgü talî bir yargılama olup uyarlama yargılamasında önceki karar dışına çıkılamayacak, kesinleşen karardaki suça konu sabit eyleme uygulanma olanağı bulunan yeni kanundaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra yeni kanunun lehe sonuç doğurduğunun saptanması hâlinde, hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için infaza konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecektir.</p>

<p>Uyarlama yargılaması, ister 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesine, isterse 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesine göre yapılsın, yargılama sonucunda verilen karar esas itibarıyla infazı ilgilendiren ve etkileyen bir karar niteliğindedir. Uyarlama yargılamasının 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesi uyarınca yapıldığı hâllerde verilen karar aynı Kanun'un 101. maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna; 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre yapıldığı hâllerde ise, bu Kanun'da açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle genel hükümler uygulanmak suretiyle temyiz yasa yoluna tabi olacaktır. 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesinin uygulandığı hâllerde hükmün temyiz yasa yoluna tabi olması, verilen kararın infaza ilişkin bir karar olma niteliğini değiştirmeyecektir.</p>

<p>Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesine göre; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır.” Kuşkusuz bu zorunluluk, uyarlama yargılaması sonunda verilen kararlar bakımından da geçerlidir. Ancak bu yargılamanın amacı, kesinleşmiş hükümde suç olduğu saptanan olaya ilişkin lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması ile sınırlı olduğundan, yeniden bir olay yargılaması yapılmasını gerektiren ayrıksı durumlar dışında, önceki yargılamada iddia ve savunma olarak ileri sürülen görüşler ile delillerin tartışılması ve değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Buna mukabil sonradan yürürlüğe giren yasaya göre kurulacak mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, 5271 sayılı Ceza Yargılaması Kanunu’nun 230. maddesine uygun olarak, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Kanunu’nda öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesi zorunludur.</p>

<p>Somut olayda ise, 5237 sayılı TCK’nın hükümlü lehine sonuç doğurduğu kabul edilip yeni bir uygulama yapılmış, buna ilişkin direnme kararına konu hükmün gerekçe bölümünde, dosyanın geçirdiği aşamalar, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 07.04.2014 tarihli ve 5384-2180 sayılı bozma ilamı ve katılan ... ile inceleme dışı katılanlar ..., ... ve ...’in adli rapor içerikleri özetlendikten sonra, hükümlünün 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesinden önce işlediği suça ilişkin olarak, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin ne olduğu, hangi maddi ve hukuki gerekçelerle hukuki nitelendirmesinin yapıldığı, haksız tahrik nedeni oluşturan olay ve indirim oranı konularına dair herhangi bir açıklamada bulunulmaması ve yine 5237 sayılı TCK ile 765 sayılı mülga TCK’nın olayla ilgili bütün hükümlerinin Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde uygulanması ile ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılmasının yapılmaması karşısında, lehe olan hükmün belirlenmesine ilişkin olarak Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmediği kabul edilmelidir.<br />
Bu itibarla diğer yönleri incelenmeyen direnme kararına konu hükmün bozulmasına karar verilmelidir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle</p>

<p>1- Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.12.2014 tarih ve 181-502 sayılı direnme kararına konu hükmün Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içermediğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,</p>

<p>2- Dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 21.05.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2017181-e-2019443-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 17:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-s.jpg" type="image/jpeg" length="28953"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2022/8902 E., 2024/1509 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-ceza-dairesinin-20228902-e-20241509-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-ceza-dairesinin-20228902-e-20241509-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 06.03.2024 tarihli, 2022/8902 E., 2024/1509 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>1. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2022/8902 E., 2024/1509 K.</strong></p>

<p>"İçtihat Metni"<br />
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />
SAYISI : 2021/88 E., 2021/165 K.</p>

<p>Hükümlü hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKÎ SÜREÇ</strong></p>

<p>1. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.1999 tarihli ve 1999/145 Esas, 1999/250 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 450 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesini birinci fıkrası, 59 uncu madesi, 31 inci maddesi, 33 üncü maddesi gereğince 16 yıl 8 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.</p>

<p>2. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 03.07.2000 tarihli ve 2000/1174 Esas, 2000/2184 Karar sayılı kararıyla onanarak hükmün kesinleşmesi üzerine uyarlama yargılaması neticesinde Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli 1999/145 Esas 1999/250 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.</p>

<p>3. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 26.01.2021 tarihli ve 2020/1417 Esas, 2021/352 Karar sayılı kararıyla hükmün bozulması üzerine Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli 2021/88 Esas 2021/165 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 14 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong><br />
Hükümlü müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında teşebbüs nedeniyle daha az ceza verilmesi gerektiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine vesaire ilişkindir.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong><br />
Hükümlü hakkında tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 765 sayılı Kanun’un 450 ve 62 maddeleri uyarınca kurulup Yargıtay 1. Ceza Dairesince onanmak suretiyle kesinleşen hükmünden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yeniden duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu kurulan hükümde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli ve 2021/88 Esas, 2021/165 Karar sayılı kararında hükümlü müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden hükümlü müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>06.03.2024 tarihinde karar verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>K A R Ş I O Y</strong></p>

<p>İncelemesi yapılan davada hukuki uyuşmazlık konusu uyarlama yargılamasında belirli sınırlar arasında uygulama yapılırken ilk verilen cezadaki oranlara ne derece uyulması gerekeceği yolundadır.</p>

<p>Hükümlü hakkında 765 sayılı Yasa 454/4, 62 nci maddeler uyarınca 20 yıl ağır hapis cezası verilmiş 59 uncu maddeler uyarınca da 1/6 oranında indirim yapılmıştır.<br />
Uyarlama yargılaması yapan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi TCK 82/1-a maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet, 5237 sayılı Yasa 35/2 nci madde uyarınca 17 yıl hapis cezası ve TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yaparak sonuçta 14 yıl 2 ay hapis cezası vermiştir.</p>

<p>765 sayılı Yasa'nın 62 nci maddesi tam teşebbüsü düzenlemiş ve alt sınırını 20 yıl geçici hapis cezası olarak tanımlamıştır. En önemlisi 765 sayılı Yasa'nın tam teşebbüs kavramında eyleme yönelik olarak failin elinden gelen bütün icrai hareketleri bitirmesi ve fakat sonucun meydana gelmemesi kıstası konulmuştur. Oysa 5237 sayılı Yasa 35 inci madde de tehlike ve zararın ağırlığını kıstas almıştır.</p>

<p>Bu minvalde uyarlama duruşması yapılırken 23.02.1938 tarihli 23-9 sayılı içtihati birleştirme kararı ve 5252 sayılı Yasa 9 uncu maddeler dikkate alındığında esasen delil tartışmasına ve suç nitelendirmesine gerek olmayacaktır. Karşılaştırma yaparken de önceki hükümde alt sınırdan ceza verilmiş ise uyarlama yargılamasında da alt sınırdan hüküm kurulmalı takdir teştid uygulanmış ise yeni yasada ceza verirken bu orana dikkat edilmelidir.</p>

<p>Bu çerçevede mevcut davada yeni yasa teşebbüse sanık lehine bir kıstas daha getirmiş eylemin icra hareketinin bitmesi ile beraber ayrıca ceza miktarının zarar ve tehlikenin ağırlığına göre belirleneceğini bildirmiştir. 765 sayılı Yasa 62 nci madde de sadece eyleme yönelik icra hareketlerinin bitmesini kıstas olarak aldığına göre ve orada hükümlüye alt sınırdan 20 yıl ceza verildiğine göre bunun ötesinde de yeni TCK da tek koşul bu olmadığına göre 765 sayılı Yasa'da ki iki maddelik aleyhe teşebbüs düzenlemesi sanığa fazla ceza olarak yüklenemez. Netice de teşebbüs uygulaması yapılırken sanık için alt sınırdan uygulama yapılmalıdır.</p>

<p>Bu gerekçelerle uyarlama yargılamasında sanık için teşebbüs derecesinde alt sınırdan uzaklaşılarak yeniden delil değerlendirmesi yapacak şekilde fazla ceza tayini ile verilen karar hakkında onama yolunda görüş bildiren sayın çoğunluğa iştirak etmiyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-1-ceza-dairesinin-20228902-e-20241509-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 17:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7a.jpeg" type="image/jpeg" length="86051"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANMA ÖNCESİ TAŞINMAZIN MUVAZAALI DEVRİ - TAŞINMAZI DEVRALAN ÜÇÜNCÜ KİŞİYE DAVA AÇMA HAKKI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/bosanma-oncesi-tasinmazin-muvazaali-devri-tasinmazi-devralan-ucuncu-kisiye-dava-acma-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/bosanma-oncesi-tasinmazin-muvazaali-devri-tasinmazi-devralan-ucuncu-kisiye-dava-acma-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kural olarak üçüncü kişiler muvazaalı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilir. Çünkü muvazaalı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2023/618 E., 2025/231 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2022/498 E., 2022/446 K.</p>

<p>ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.04.2022 tarihli ve<br />
2021/2012 Esas, 2022/6837 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>1. Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince onanmış, davalılar vekillerinin karar düzeltme istemi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.</p>

<p>2. Direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p>3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>Davacı İstemi</p>

<p>4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... ...'ın 1991 yılında evlendiklerini, davalı eşin 31.01.2013 tarihinde boşanma davası açtığını, dava konusu taşınmazın evlilik devam ederken müvekkilinin maddi katkılarıyla 2006 yılının Haziran ayında satın alındığını, müvekkilinin İran'da çalışması nedeniyle satış işlemlerinin İstanbul'da yaşayan davalı eş tarafından yapılarak taşınmazın davalı eş adına kaydettirildiğini, boşanma davası açılmadan kısa bir süre önce 12.12.2012 tarihinde bu taşınmazın davalı eş tarafından diğer davalı ...'e satıldığını, bu satış işleminin müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı olan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı ... ... adına tapuya tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p>Davalı Cevabı</p>

<p>5. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın bedeli şahsi birikimleri ve kredi kullanarak ödendiğinden müvekkilinin kişisel malı olduğunu, bu taşınmazın alınmasında davacının ekonomik olarak hiçbir katkısının olmadığını, yapılan satış muvazaalı olmayıp gerçek satış niteliğinde olduğunu, davacının hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>6. Davalı ... cevap dilekçesinde; satışın gerçek bir satış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin Kararı</p>

<p>7. İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve 2013/217 Esas, 2015/100 Karar sayılı kararı ile; davalı ... ...’ın eşi davacı tarafından aldatıldığı iddiası ile 18.01.2013 tarihinde boşanma ve 31.01.2013 tarihinde ise katılma alacağı davası açtığı, bu davalardan kısa süre önce dava konusu taşınmazı devretmesinin mal kaçırma niyetiyle olduğu, taşınmazı devralan davalı ...’in tasarrufunda olan yer için aidat ödemesi gerektiği hâlde ödenmediği de açık olup tüm bunlara göre davalıların bir plan dahilinde ve birlikte hareket ederek temlik işlemini danışıklı olarak yaptıkları gerekçesiyle davanın kabulü ile taşınmazın tapusunun iptaline ve davalı ... ... adına tesciline karar verilmiştir.</p>

<p>Özel Dairenin Bozma Kararı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.09.2018 tarihli ve 2016/2848 esas, 2018/8260 karar sayılı kararıyla onanmış, bunun üzerine davalılar vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.</p>

<p>9. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.04.2022 tarihli ve 2021/2012 Esas, 2022/6837 Karar sayılı kararı ile;<br />
“…1. Davalı ... ... ve ... zorunlu dava arkadaşı olduğundan, ...'in yatırdığı nisbi harç yeterli olup, davalı ... ... tarafından da maktu harç yatırılmış bulunmasına göre, harç eksikliğinden red kararı verilmesi ve buna ilişkin ek kararın onanması hatalı olmuştur.</p>

<p>2. Dava, TBK’nın 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir.<br />
Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler.</p>

<p>3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere,muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir.</p>

<p>Somut olayda, dava TBK'nın 19. maddesine dayalı olarak açılmıştır. Davacı ile davalı ... ... arasındaki boşanma davası İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 2013/42 Esas 2014/371 Karar sayılı ilamı ile sonuçlanmış, tarafların boşanmalarına karar verilmiş, ancak davacı lehine herhangi bir mali hakka hükmedilmemiştir. Ancak davacı ile davalı ... ... arasında İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 Esas sayılı dosyasından mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davası bulunmaktadır. Bu davanın devam ettiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu halde, mahkemece, İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 Esas sayılı davasının sonucunun bekletici mesele yapılarak, bu dava sonunda davacının bir alacağı olmadığının anlaşılması halinde davanın reddine, aksi durumda yani bir alacağın varlığı halinde ise TBK’nın 19. maddesine göre muvazaa olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak, muvazaanın ispatı durumunda davanın kabulü ile bu alacağı için İİK'283/1. maddesinin kıyasen uygulanarak davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekirken, maddi yanılgı sonucu onanmasına karar verilmesi hatalı olmuştur …” gerekçesiyle karar bozulmuştur.</p>

<p>Direnme Kararı<br />
10. İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.11.2022 tarihli ve 2022/498 Esas, 2022/446 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında bozma ilâmında bekletici mesele yapılması istenen İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 E. sayılı dosyasının mal rejiminden kaynaklı katılma alacağı davası olduğu ve eldeki davanın sonucunu beklediği, öncelikle mal rejiminin çözülebilmesi için tapu kaydındaki ihtilafın çözülmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p>Direnme Kararının Temyizi<br />
11. Direnme kararı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.</p>

<p><strong>II. UYUŞMAZLIK</strong></p>

<p>12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 E. sayılı dosyasında davacı ile davalı ... (...) arasında görülen mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davasının, eldeki davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesi uyarınca bekletici sorun yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın irdelenmesinde fayda bulunmaktadır.</p>

<p>14. Sözleşmeler kural olarak tarafların karşılıklı ve uygun iradeleri ile meydana gelir. Ancak bu irade ile beyan her zaman birbiri ile örtüşmeyebilir. Bu uygunsuzluk hâli istem dışı oluşabileceği gibi, taraflar bilerek ve isteyerek de iradeleri ile beyanları arasında uygunsuzluk yaratabilirler.</p>

<p>15. Muvazaa olarak adlandırılan bu ikinci durum öğreti ve uygulamada çok çeşitli şekillerde ifade edilmiştir. Muvazaa, Türk Hukuk Lûgatı’nda; “Hukuksal bir işlem konusunda gerçek duruma aykırılıkta birleşilerek yapılan ortak açıklama (beyan) ya da ortaya konulan belge, danışıklı işlem” olarak tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı:Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, s. 819). Bilindiği üzere “tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile gerçek durumu onlardan gizleyerek kendi gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarına” muvazaa ve bu şekilde yapılan işlemlere de muvazaalı işlemler denilir. Bir başka söyleyişle muvazaa; “açıklanan beyanlarının gerçek maksatlarına uymadıklarını bildikleri hâlde, tarafların kastettikleri durumdan başka bir ilişkide kendilerini anlaşmış gibi göstermeleri hâli (7.10.1953 tarihli ve 8/7 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı), tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla kendi gerçek iradelerine uymayan haksız eylem niteliğinde anlaşmalarıdır.”</p>

<p>16. Yukarıdaki tanımların ortak noktasından yola çıkıldığında muvazaalı bir hukuki işlemden bahsedebilmek için; tarafların iradeleri ile beyanları arasında isteyerek yaratılmış bir uygunsuzluk, üçüncü kişileri aldatmak (muvazaa) niyeti, taraflar arasında gizli işlemi yaratan muvazaa sözleşmesinin bulunması gerektiği muhakkaktır.</p>

<p>17. Muvazaa, “mutlak muvazaa”, “nispi muvazaa” gibi çeşitli türlere ayrılır. Tarafların gerçekte bir işlem yapmayı düşünmemelerine rağmen, sırf üçüncü kişilere karşı onları aldatmak amacıyla, işlem yapmış gibi gözükmek için, görünürde bir işlem yapmalarına “mutlak muvazaa” denir. Nispi muvazaada ise; taraflar aralarında yaptıkları bir sözleşmeyi kendi iç iradelerine uymayan ve dışarıya karşı yaptıkları başka bir işlemle gizlerler. Bir başka anlatımla, nispi muvazaada taraflar görünürdeki işlem arkasında gerçek iradelerine uygun olmayan gizli bir işlem yaparlar (Fikret, Eren: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2018, s. 370).</p>

<p>18. Pozitif hukukumuzda muvazaalı sözleşmelerin hüküm ve sonuçlarını düzenleyen bir kanun metni bulunmamaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) “Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler” başlıklı 19. maddesinde; bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı hüküm altına alınmıştır. TBK’nın 19. maddesi ile sadece nispi muvazaa düzenlenmiş olup, bu maddede mutlak muvazaa hükme bağlanmamıştır.Toplum ihtiyaçlarının zorlaması ile mutlak muvazaa öğreti ve uygulamada yerini almış, bu husustaki ilkeler yargısal içtihatlarla şekillenmiştir (Eraslan, Özkaya: Açıklamalı- İçtihatlı İnançlı işlem ve Muvazaa Davaları, Ankara 2020, s. 184 vd.).</p>

<p>19. Kural olarak üçüncü kişiler muvazaalı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilir. Çünkü muvazaalı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak genel usul kuralı gereğince her davada olduğu gibi anılan bu davada da davacının hukuki yararının bulunması zorunludur. Başka bir anlatım ile üçüncü kişinin muvazaalı işlem ile haklarının zarar uğratıldığının benimsenebilmesi için onun muvazaalı işlemde bulunandan alacaklı olması ve muvazaalı işlemin alacağının ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış bulunması gerekmektedir. Zira davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır.</p>

<p>20. Somut olayda, davalı eş tarafından davacı eşe boşanma ve katılma alacağı davası açıldığı, bu davalardan kısa bir süre önce dava konusu taşınmazın davalı eş tarafından diğer davalı ...’e devredildiği, davacı tarafından katkı payı alacağının engellenmesi amacıyla dava konusu taşınmazın muvazaalı olarak devredildiği ileri sürülerek tapu iptali ve tescil isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosyada yer alan tapu kaydından taşınmazın davalılar arasında devredildiği tespit edilmiştir.</p>

<p>21. İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2013/72 E. sayılı dosyası incelendiğinde; davanın davacı ile davalı ... arasında görülen mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davası olduğu ve mahkemenin eldeki dosyayı bekletici mesele yaptığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>22. Uyuşmazlığın çözümü için “bekletici sorun” hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.</p>

<p>23. 6100 sayılı HMK’nın “Bekletici sorun” başlıklı 165. maddesinde;<br />
“ (1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.</p>

<p>(2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p>24. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı, davalı eşin boşanma ve katılma alacağı davası açılmadan kısa bir süre önce dava konusu taşınmazı danışıklı olarak davalı ...’e devredildiği iddiasıyla eldeki davayı açmıştır. Davacının bu davayı açmaktaki amacı, açtığı dava sonucu hak kazanacağı alacağını alabilmeye yönelik olarak, danışıklı olduğunu ileri sürdüğü hukuki işlemlerin kendisi yönünden geçersizliğini sağlayarak alacağına kavuşmaktır. Hukuki yarar bir dava şartı olup, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı davacının alacağının olduğunun saptanması ile mümkün olacaktır. Davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı yani hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından davacı ve davalı ... ... arasındaki mal tasfiyesi davasının sonucu beklenmelidir. Bu durumda mahkemece davacıya muvazaa iddiasının kapsamı sorularak mahkemece, mal tasfiyesine ilişkin davanın sonucu beklenmeli, alacağın varlığı sabit olduğu ve muvazaa olgusu ispat edildiği takdirde davanın kabulüne, aksi hâlde davanın reddine karar verilmelidir.</p>

<p>25. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davanın muvazaa nedenine dayalı açılan tapu iptal tescil istemine ilişkin olduğu, bu tür davaların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 241. maddesine göre çözümlenmesi gerektiği, bu maddeye göre borçlu eşin malvarlığının ya da terekesinin katılma alacağını karşılamaya yeterli olmadığı hâllerde, alacaklı eşe, kazandırmadan veya devirden yararlanan üçüncü kişiye başvurarak eksik kalan kısmı elde etme olanağı tanıdığı, mal tasfiyesine yönelik davanın sonucunun beklenmesi ve bozma ilâmına TMK’nın 241. maddesinde yer alan düzenlemenin eklenmesi gerektiği, bu nedenle direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında belirtilen nedenler yanında açıklanan ilave gerekçelerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.</p>

<p>26. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki belge ve delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.</p>

<p>27. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,</p>

<p>İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,</p>

<p>Aynı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere</p>

<p>16.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla ikinci görüşmede karar verildi.</p>

<p><br />
<strong>"K A R Ş I O Y"</strong></p>

<p>Davacı ... ..., davalı eski eşi... ... aleyhine boşanma davası, ardından da mal rejiminin tasfiyesi davası açtığını, boşanma davasının kabul ile sonuçlanarak kesinleştiğini, mal rejiminin tasfiyesi davasının ise derdest olduğunu, davalı ... ...’ın mal rejiminin tasfiyesi sonucu oluşacak alacağı sonuçsuz bırakmak için evlilik birliği içinde ortak gelirleri ile satın alınarak adına tescil edilen taşınmazı muvazalı olarak diğer davalı ...’e satış göstermek suretiyle devrettiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile davalı eski eşi... adına tesciline karar verilmesini istemiştir.<br />
Yerel mahkemece, davanın kabulü ile davalı ... adına kayıtlı tapunun iptali ile diğer davalı ... adına tesciline karar verilmiş, hükmün davalılarca temyizi ve ardından karar düzeltme itirazı üzerine yüksek özel dairece yazılı gerekçelerle bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnilmiştir.</p>

<p>Davacının talebinin, mal rejiminin tasfiyesi sonucu çıkması muhtemel alacağı sonuçsuz bırakmak amacıyla yapılan muvazalı taşınmaz devrinin iptali ile önceki malik davalı eski eş... adına tesciline ilişkin olduğu, gerek özel daire gerekse Hukuk Genel Kurulunun sayın çoğunluğu tarafından kabul edilmektedir. Yine mal rejiminin tasfiyesi davasının bekletici mesele yapılması ile tapu iptal ve tescil yerine davacı alacaklıya haciz ve satış istemi yetkisinin verilmesi yönündeki özel daire ve Hukuk Genel Kurulunun sayın çoğunluğunun görüşüne aynen katılmaktayız.</p>

<p>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi, muvazalı işlemlere ilişkin düzenleme içeren çatı madde olmakla birlikte, uygulamada olayın türüne ve hukuki niteliğine göre, yasal düzenleme ile ya da geliştirilen yargısal içtihatlarla amacına uygun adil ve hakkaniyetli çözümler üretilmektedir. Nitekim özel daire ve HGK’nın sayın çoğunluğu, tapu sicilinin tamamen iptali yerine 2004 sayılı İİK’nın 283/1 maddesinin kıyas yoluyla uygulanmasıyla muvazanın belirlenmesi hâlinde davacıya haciz ve satış isteme yetkisinin verilmesini belirtmekle bu düşünceyi kabul etmektedir. Benzeri uygulama, miras hukukunda olup muvazalı işlemlerde, işlemin tamamen iptali yerine miras payı gözetilerek karar verilmesi bu yaygın uygulamaya emsaldir. Direnmeye konu muvaza ise aile hukukuna ilişkin olup buna yönelik özel yasal düzenleme mevcuttur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 241/1 maddesinde aynen “Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları… karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan 3. kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir” şeklinde açık hüküm bulunmaktadır.</p>

<p>HGK’nın sayın çoğunluğunun bozma yönündeki görüşüne aynen katılmakla birlikte kanaatimizce; mevcut bozma kararına, davacı lehine tasfiye alacağının ve davalılar arasında muvazalı işlemin belirlenmesi durumunda davacıya, davalı eski eşi...’dan tahsil edemediği miktarla ve yapılan muvazalı kazandırma ile sınırlı olarak diğer davalı ...’ya başvurmasının gerektiği yönünde açıklama yapılması daha uygun olacaktır. Başka bir anlatımla, davalı eski eş...’ın mal varlığının mal rejiminin tasfiyesi sonucu oluşacak borcunu ödemeye yetmediğinin anlaşılması durumunda yukarıda anılan TMK’nın 241/1 maddesi uyarınca eksik kalan miktarla sınırlı olarak lehine muvazalı kazandırma yapıldığı belirlenen diğer davalı ...’dan tahsilinin talep edilmesi gerekir. HGK’nın bozma kararına mevcut hâliyle uyularak yerel mahkemece bu doğrultuda karar verilmesi hâlinde, davacı lehine mal rejiminin tasfiyesi davası sonucu doğacak alacağının tamamından direnmeye konu davanın her iki davalısı da müteselsilen sorumlu olacaktır ve davacı alacaklı eşe, TMK’nın 241/1 maddesinin açık hükmüne aykırı olarak, alacağının tamamını asıl borçlu eski eş...'dan talep etmeden diğer davalı ...’dan isteme yolu açılacaktır. Bu durum, 2004 sayılı İİK’nın 45. maddesine ve alacağın asıl borçludan istenmeden kefilden istenemeyeceği yönündeki benzer nitelikli yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına da aykırıdır.</p>

<p>Tüm bu açıklamalar nedeniyle, HGK’nın Sayın Çoğunluğunun bozma yönündeki görüşüne aynen katılmakla birlikte, az yukarıda belirtilen hususların da ilave edilmesinin daha isabetli olacağı düşüncesindeyiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/bosanma-oncesi-tasinmazin-muvazaali-devri-tasinmazi-devralan-ucuncu-kisiye-dava-acma-hakki</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/05/yargi/yargitaya-640x360.jpg" type="image/jpeg" length="22824"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dava Şartı Arabuluculukta Taraf Yanılgısı ve Mahkemeye Erişim Hakkı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/dava-sarti-arabuluculukta-taraf-yanilgisi-ve-mahkemeye-erisim-hakki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/dava-sarti-arabuluculukta-taraf-yanilgisi-ve-mahkemeye-erisim-hakki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Dava Şartı Arabuluculukta Taraf Yanılgısı ve Mahkemeye Erişim Hakkı</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymden-zorunlu-arabuluculuk-dava-sartina-orantisiz-kulfet-degerlendirmesi" rel="dofollow"><i>AYM’nin Coşkun Arıcan ve Diğerleri Kararı Üzerine Eleştirel Bir İnceleme</i></a></p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymden-zorunlu-arabuluculuk-dava-sartina-orantisiz-kulfet-degerlendirmesi" rel="dofollow">Bireysel Başvuru No: 2022/52228</a> • Karar: 18 Şubat 2026</strong></p>

<p>Resmî Gazete: 6 Ağustos 2026, Sayı 33332</p>

<p><strong>TEMEL TEZ </strong>Karar, dava şartı arabuluculuğu etkisizleştiren genel bir esneklik kuralı değil; kabul edilebilir taraf yanılgısının giderildiği, gerçek işverenle arabuluculuğun tamamlandığı ve uyuşmazlığın esasının görülmesine engel kalmadığı istisnai durumda ölçülülük denetimidir.</p>

<p></p>

<p><strong>Öz</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi, Coşkun Arıcan ve Diğerleri kararında, işe iade davasının gerçek işveren yönünden dava şartı olan arabuluculuk dava açılmadan önce tamamlanmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmesini, mahkemeye erişim hakkına aykırı bulmuştur. Karar, arabuluculuğun zorunlu bir ön koşul olmasını sorgulamamakta; bu koşulun, kabul edilebilir taraf yanılgısı ve sonradan gerçekleştirilen arabuluculuk karşısında katı biçimde uygulanmasının başvurucuya yüklediği külfeti denetlemektedir. Bu çalışma, kararın normatif çerçevesini, Mahkemenin gerekçesini ve karar hakkında yayımlanan destekleyici ve eleştirel görüşleri birlikte incelemektedir. Çalışmanın vardığı sonuç, kararın isabetli fakat dar yorumlanması gereken bir anayasal düzeltme olduğudur. Organik bağ tek başına yeterli değildir; dürüstlük kuralına uygun yanılgı, gerçek tarafın savunma imkanının korunması, arabuluculuğun fiilen tamamlanması ve ret hâlinde doğacak külfetin somutlaştırılması birlikte aranmalıdır.</p>

<p><strong>1. Giriş</strong></p>

<p>Dava şartı arabuluculuk, uyuşmazlıkların mahkeme önüne taşınmadan önce barışçıl biçimde çözülmesini teşvik eden ve yargılamanın maliyetini azaltmayı amaçlayan bir usul kurumudur. Bununla birlikte kurumun dava şartı niteliği, arabuluculuğa hiç başvurulmaması ile başvurunun yanlış kişiye yöneltilmesi, tarafın eksik gösterilmesi veya gerçek tarafın yargılama sırasında belirlenmesi gibi hallerde mahkemeye erişim hakkıyla gerilim yaratabilir. Bu gerilim, özellikle işe iade uyuşmazlıklarında kısa hak düşürücü süreler ve ekonomik bakımdan zayıf tarafın korunması gereği nedeniyle belirgindir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin 18 Şubat 2026 tarihli Coşkun Arıcan ve Diğerleri kararı, bu gerilimi somut bir taraf yanılgısı üzerinden ele almaktadır. Başvurucu işçi, aynı ticari yapılanma içinde ve benzer unvanlarla faaliyet gösteren iki şirketten yanlış olanına karşı önce arabuluculuğa başvurmuş, ardından işe iade davası açmıştır. Gerçek işveren yargılama sırasında belirlenmiş; ilk derece mahkemesi HMK 124.md uyarınca taraf değişikliğine izin vererek gerçek işverenle arabuluculuğun tamamlanmasını sağlamış ve davayı esastan kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise dava açılmadan önce gerçek işverenle arabuluculuk yapılmadığı gerekçesiyle davayı kesin olarak usulden reddetmiştir.</p>

<p>Karar hakkında aynı gün yayımlanan görüşler iki ana eksende ayrışmaktadır. Destekleyici yaklaşım; uyuşmazlığın esasına ulaşmayı, usul ekonomisini ve kabul edilebilir yanılgıyı öne çıkarmaktadır. Eleştirel yaklaşım ise; dava şartının dava tarihinde mevcut olması gerektiğini, bunun sonradan tamamlanamayacağını ve İş Kanunu 20.md’deki yeniden başvuru olanağının işçinin hakkını koruduğunu savunmaktadır. Bu çalışma, AYM’nin kararını bu karşıt tezler arasına yerleştirerek kararın gerçek kapsamını ve uygulamadaki sınırlarını belirlemeyi amaçlamaktadır.</p>

<p><strong>2. Uyuşmazlığın Maddi ve Usuli Seyri</strong></p>

<p>Başvurucu, temizlik işçisi olarak çalışırken iş sözleşmesi 17 Temmuz 2019 tarihinde sona erdirilmiştir. İşçi, E. Güvenlik A.Ş. bünyesinde çalıştığını düşünerek bu şirketle arabuluculuk görüşmesi yürütmüş; anlaşma sağlanamayınca 19 Ağustos 2019 tarihinde işe iade ve boşta geçen süre ücreti talepli dava açmıştır. Davalı şirket, başvurucunun gerçek işvereninin E. Hizmet ve İşletmecilik A.Ş. olduğunu savunmuştur (AYM kararı, §§ 5-6).</p>

<p>Başvurucu; iki şirketin ticari adres, yönetici ve ortaklarının aynı olduğunu, davacının eğitim düzeyi ve şirket unvanlarının benzerliği nedeniyle muhatapta yanıldığını ileri sürmüştür. Kocaeli 4.İş Mahkemesi bu yanılgıyı kabul edilebilir bularak HMK 124/4.md uyarınca taraf değişikliğine izin vermiş, gerçek işverene karşı arabuluculuğa başvurulması için kesin süre tanımıştır. Gerçek işveren vekilinin de katıldığı görüşmeler 2 Mart 2020 tarihinde anlaşmama ile sonuçlanmış ve şirket davaya dahil edilmiştir. Mahkeme, taraf delillerini topladıktan sonra fesih için geçerli veya haklı neden bulunmadığı sonucuyla davayı kabul etmiştir (AYM kararı, §§ 7-9).</p>

<p>Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi, iki şirketin ayrı tüzel kişilikler olduğu ve gerçek işverene karşı arabuluculuğun dava açılmadan önce yürütülmediği gerekçesiyle ilk derece kararını kaldırmış; dava şartı yokluğu nedeniyle kesin olarak usulden ret kararı vermiştir. Daireye göre zorunlu arabuluculuk, sonradan taraf değişikliği veya dâhilî dava yoluyla aşılamazdı (AYM kararı, §§ 10-11).</p>

<p><strong>KRONOLOJİNİN ÖNEMİ </strong>Karardaki anayasal sorun, arabuluculuğa hiç başvurulmamasından değil; yanlış tarafa yöneltilen başvurunun ardından gerçek işverenle arabuluculuğun tamamlanmasına ve savunma hakkının kullanılmasına rağmen davanın yine de usulden reddedilmesinden doğmuştur.</p>

<p><strong>3. Normatif Çerçeve</strong></p>

<p>Uyuşmazlık, üç düzenlemenin birlikte yorumlanmasını gerektirir: İş Mahkemeleri Kanunu’ndaki dava şartı arabuluculuk, HMK’daki iradî taraf değişikliği ve İş Kanunu’ndaki işe iade süreleri. AYM’nin ölçülülük değerlendirmesi, bu kurumlardan hiçbirini tek başına mutlaklaştırmadan aralarındaki ilişkiyi kurmaktadır.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td width="133">
   <p><strong>Düzenleme</strong></p>
   </td>
   <td width="229">
   <p><strong>Temel işlev</strong></p>
   </td>
   <td width="261">
   <p><strong>Somut olaydaki rol</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td width="133">
   <p><strong>7036 sayılı Arabuluculuk Kanunu 3 ve 9.md</strong></p>
   </td>
   <td width="229">
   <p>İşe iade ve işçilik alacaklarında arabulucuya başvuruyu dava şartı kılar; hüküm bulunmayan hâllerde HMK’ya gönderme yapar.</p>
   </td>
   <td width="261">
   <p>Dava şartının korunması ile HMK 124.md’nin uygulanabilirliği arasındaki bağlantıyı kurar.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="133">
   <p><strong>HMK 124/3-4.md</strong></p>
   </td>
   <td width="229">
   <p>Dürüstlük kuralına aykırı olmayan veya kabul edilebilir yanılgıya dayanan taraf değişikliğine rıza aranmaksızın izin verir.</p>
   </td>
   <td width="261">
   <p>Yanlış tüzel kişiye yöneltilen davanın doğru tarafa çevrilmesini ve esas incelemenin sürmesini mümkün kılar.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="133">
   <p><strong>4857 sayılı İş Kanunu 20.md</strong></p>
   </td>
   <td width="229">
   <p>İşe iade talebi için kısa başvuru ve dava süreleri öngörür; doğrudan dava nedeniyle ret sonrasında iki haftalık yeni arabuluculuk imkânı tanır.</p>
   </td>
   <td width="261">
   <p>Retten sonra baştan başlama seçeneğini gündeme getirir; fakat bunun mevcut yargılamanın reddini her durumda ölçülü kılıp kılmadığı ayrıca incelenir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="133">
   <p><strong>Anayasa 13 ve 36.md</strong></p>
   </td>
   <td width="229">
   <p>Hak sınırlamalarını kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük denetimine tabi tutar; mahkemeye erişimi güvence altına alır.</p>
   </td>
   <td width="261">
   <p>Usul kuralının somut olayda başvurucuya aşırı ve orantısız külfet yükleyip yüklemediğinin ölçütüdür.</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><i>Tablo 1. Uyuşmazlığa uygulanan temel normlar ve işlevleri</i></p>

<p><strong>4. AYM’nin Gerekçesi: Kanunilikten Orantılılığa</strong></p>

<p><strong>4.1. Müdahale, Kanuni Dayanak ve Meşru Amaç</strong></p>

<p>AYM, gerçek işverenle dava öncesinde arabuluculuk yapılmadığı kabul edilerek davanın usulden reddedilmesini mahkemeye erişim hakkına müdahale saymıştır. Müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğunu ve arabuluculuğun uyuşmazlıkların daha kısa sürede, daha az masrafla ve uzlaşma yoluyla çözülmesi şeklinde meşru bir amaç taşıdığını kabul etmiştir (AYM kararı, §§ 24-31). Bu tespit önemlidir: Mahkeme dava şartının kendisini veya arabuluculuk kurumunun meşruiyetini tartışmaya açmamaktadır.</p>

<p><strong>4.2. Ölçülülük ve Anayasal Denetimin Sınırı</strong></p>

<p>AYM, önce kendi denetim sınırını belirlemiştir. Bölge adliye mahkemesinin yorumunun bariz takdir hatası veya keyfilik içerdiğini söylememiş; medeni usul hukuku bakımından hangi yorumun daha isabetli olduğuna karar vermenin kendi görevi olmadığını açıkça belirtmiştir. İnceleme, bu yorumun somut olayda mahkemeye erişim hakkını ihlal edip etmediğiyle sınırlıdır (AYM kararı, § 36). Dolayısıyla karar, bir kanun yolu denetimi değil, bireysel başvuruya özgü anayasal ölçülülük denetimidir.</p>

<p>Mahkeme, zorunlu arabuluculuğun elverişli ve gerekli olabileceğini kabul ettikten sonra orantılılık üzerinde yoğunlaşmıştır. Usul kurallarında ne hakkaniyeti zedeleyen katı şekilcilik ne de kanuni koşulları anlamsızlaştıran aşırı esneklik benimsenmelidir. Taraf olmayan bir kişiyle arabuluculuk yapıldıktan sonra dava açılması ve gerçek tarafın sonradan belirlenmesi hâli kanunda açıkça düzenlenmemiştir. İş Mahkemeleri Kanunu’nun HMK’ya yaptığı gönderme nedeniyle, olayın özellikleri elverdiği ölçüde HMK 124.md dikkate alınabilir (AYM kararı, §§ 37-40).</p>

<p><strong>4.3. Adil Dengenin Somut Olayda Bozulması</strong></p>

<p>İlk derece mahkemesi, şirketler arasındaki organik bağı, ortak adres ve temsilcileri, başvurucunun kişisel durumunu ve yanlış taraf seçiminin yargılamayı uzatmak bakımından kendisine yarar sağlamayacağını değerlendirerek yanılgıyı kabul edilebilir bulmuştur. Daha sonra gerçek işverenle arabuluculuk yapılmış, şirket davaya katılmış, savunmasını sunmuş ve deliller toplanmıştır. Buna karşılık bölge adliye mahkemesi, bu unsurları ve ret kararının doğurabileceği hak kaybı riskini tartışmadan dava şartının taraf değişikliğiyle aşılamayacağını söylemekle yetinmiştir.</p>

<p>AYM’ye göre bu gerekçe, çatışan menfaatler arasında denge kurmamıştır. Mahkeme ayrıca Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin daha sonraki içtihadına atıf yapmıştır. Söz konusu içtihat, HMK 124.md kapsamındaki iradi taraf değişikliğinden önce yeni tarafa karşı arabuluculuğa başvurulup süreç tamamlanmışsa dava şartının gerçekleştiğinin kabul edilmesini benimsemektedir. Bu çerçevede AYM, istinaf mahkemesinin yorumunu “katı ve aşırı şekilci”, başvurucuya yüklenen külfeti ise aşırı ve orantısız bulmuştur (AYM kararı, §§ 41-43).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İhlalin giderimi için yeniden yargılamaya hükmedilmiş; tazminat talebi, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir (AYM kararı, §§ 44-46 ve hüküm bölümü).</p>

<p><strong>5. Karar Hakkındaki Görüşler</strong></p>

<p><strong>5.1. Kararı Destekleyen Yaklaşım</strong></p>

<p><a href="http://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-dava-sarti-arabuluculuk-hakkindaki-guncel-kararinin-degerlendirilmesi" rel="dofollow">Prof. Dr. Rauf Karasu’ya ait değerlendirme</a>, uyuşmazlığın grup şirketleri ve benzer unvanlar bağlamında doğduğunu; işçinin gerçek işvereni başlangıçta tam olarak belirleyememesinin hayatın olağan akışı içinde kabul edilebilir bir yanılgı sayılabileceğini savunmaktadır. Bu görüşe göre HMK 124/3-4.md, maddi hata veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan yanılgıda taraf değişikliğine açıkça imkan verir. İlk derece mahkemesinin taraf değişikliğini kabul ederek uyuşmazlığın esasını incelemesi usul ekonomisine ve hak arama özgürlüğüne uygundur.</p>

<p>Destekleyici görüşün ikinci dayanağı, işçinin yalnızca yeniden arabuluculuğa ve yeni bir davaya yönlendirilebileceği iddiasının pratik yargılama sürelerini göz ardı etmesidir. İşe iade davasının geçimle doğrudan bağlantısı, yıllar sonra sürecin yeniden başlatılmasını teorik olarak mümkün fakat fiilen ağır bir çözüm hâline getirebilir. Bu nedenle arabuluculuğun amacı, hakkın esasına ulaşmayı engelleyen bir şekil bariyerine dönüşmemelidir.</p>

<p><strong>5.2. Eleştirel Yaklaşım</strong></p>

<p><a href="http://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinden-arabuluculukla-ilgili-hatali-hak-ihlali-karari" rel="dofollow">Av. M.Turgay Bilge’nin değerlendirmesi,</a> taraf değişikliğinin HMK 124.md’ye uygun olabileceğini kabul etmekle birlikte, gerçek işveren yönünden arabuluculuğun dava açılmadan önce gerçekleştirilmemesini giderilemez bir dava şartı eksikliği saymaktadır. Bu görüş, 7036 sayılı Kanun 3.md’nin açık lafzına ve dava şartlarının dava tarihinde bulunması gerektiği düşüncesine dayanır. Usul ekonomisi ve temel hakların, açık kanuni zorunluluğun yerine geçemeyeceği; aksi yorumun hukuki belirlilik ve eşitlik sorunları doğuracağı ileri sürülmektedir.</p>

<p>Eleştirinin ikinci ayağı, İş Kanunu 20.md’de yer alan özel imkandır. Buna göre arabulucuya başvurmadan doğrudan açılan işe iade davası usulden reddedilirse, kesinleşen ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Eleştirel görüş, başvurucunun bu yolu kullanarak gerçek işveren aleyhine yeni dava açabileceğini, dolayısıyla nihai bir hak kaybı bulunmadığını savunmaktadır. Ayrıca AYM karar metnindeki “ara buluculuk” yazımı gibi terminolojik hatalar üzerinden kararın teknik özenini eleştirmektedir.</p>

<p><strong>6. Eleştirel Değerlendirme</strong></p>

<p><strong>6.1. Kararın İsabetli Yönü: Şekil ile İşlev Arasındaki Bağ</strong></p>

<p>Kararın en güçlü yanı, dava şartının lafzını yok saymadan işlevini sorgulamasıdır. <strong>Arabuluculuk, doğru tarafların uzlaşma ihtimalini dava öncesinde sınamasını amaçlar.</strong> Somut olayda gerçek işverenle arabuluculuk yapılmış, anlaşma sağlanamamış, gerçek işveren davaya katılmış ve savunma hakkını kullanmıştır. Bu aşamadan sonra davanın sırf ilk başvurunun yanlış tüzel kişiye yöneltilmiş olması nedeniyle reddi, arabuluculuğun işlevsel amacına ek bir katkı sağlamamaktadır. Buna karşılık işçi bakımından yıllar süren yargılamanın ve esasa ilişkin kabul kararının bütünüyle etkisizleşmesi sonucunu doğurmaktadır. Araç ile amaç arasındaki denge bu noktada bozulmaktadır.</p>

<p>Üstelik AYM’nin yaklaşımı, karar tarihinde oluşmuş Yargıtay içtihadıyla aynı yöndedir. Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 27 Kasım 2023 tarihli E.2023/13746, K.2023/18101 sayılı kararında; iradi taraf değişikliğinin yeni tarafa karşı yeni bir dava açılması gibi sonuç doğurduğu, yeni tarafa yönelmeden önce arabuluculuğa başvurulmuşsa dava şartının gerçekleşmiş sayılabileceği belirtilmiştir. 15 Ekim 2024 tarihli E.2024/8908, K.2024/13583 sayılı karar da benzer yaklaşımı sürdürmüştür. Bu içtihatlar, AYM’nin sonucunu kanuni dava şartını ortadan kaldıran bir yenilik olmaktan çıkarıp, usul kurumlarını uyumlu yorumlayan bir çizgiye yerleştirmektedir.</p>

<p><strong>6.2. Kararın Dar Yorumlanması Gereken Yönü</strong></p>

<p>Bununla birlikte karar, yanlış tarafa yapılan her arabuluculuk başvurusunun doğru tarafa karşı yapılmış sayılacağı biçiminde genişletilemez. AYM’nin sonucu, birden çok unsurun birlikte bulunmasına dayanmaktadır: şirketler arasında objektif karışıklık yaratabilecek ilişki ve benzerlik; yanılgının dürüstlük kuralına aykırı olmaması, HMK 124.md koşullarının mahkemece gerekçeli biçimde kabul edilmesi; gerçek tarafla arabuluculuğun tamamlanması, gerçek tarafın davaya usulüne uygun katılması ve savunma hakkının korunması, ayrıca ret halinde başvurucu üzerinde doğacak ağır sonuç.</p>

<p>Bu koşullardan biri eksikse farklı sonuca ulaşılabilir. Örneğin davacı gerçek işvereni bildiği halde stratejik olarak başka bir tüzel kişiyi seçmişse, gerçek işverenle arabuluculuk hiç yapılmamışsa, taraf değişikliği talebi davayı kaybetme ihtimali ortaya çıktıktan sonra kötü niyetle ileri sürülmüşse veya yeni tarafın savunma imkânı zedelenmişse, dava şartının yerine getirildiği söylenemez. Organik bağ, tüzel kişilik perdesini kendiliğinden kaldıran veya arabuluculuk taraflarını özdeşleştiren bağımsız bir ölçüt değildir.</p>

<p><strong>6.3. İki Haftalık Yeniden Başvuru Olanağı Eleştiriyi Karşılar mı?</strong></p>

<p>İş Kanunu 20.md’deki iki haftalık yeniden başvuru olanağı, eleştirel görüşün en ciddi argümanıdır. Bu hüküm, doğrudan dava açan işçinin hak düşürücü süre nedeniyle tamamen korumasız kalmasını önler. Ne var ki bu imkanın varlığı, mevcut yargılamanın reddini otomatik olarak ölçülü hale getirmez. Ölçülülük incelemesi yalnızca teorik olarak yeni bir dava açılıp açılamayacağına değil; başvurucunun aynı hakkı etkili biçimde kullanabilmek için katlanacağı süre, masraf ve belirsizliğe de bakar.</p>

<p>Somut olayda işçi arabuluculuğu bütünüyle atlamamış, önce yanlış şirketle, yargılama sırasında da gerçek işverenle görüşmüştür. İlk derece mahkemesi delilleri toplayıp esastan karar vermiştir. Bu aşamada kişiyi yeniden arabuluculuğa ve yeni davaya yönlendirmek, gerçekleşmiş işlemleri tekrarlatırken uzlaşma ihtimaline anlamlı bir katkı sunmayabilir. Ayrıca AYM’nin giderimi yeniden yargılamadır; bu nedenle eleştirel yazıda ileri sürülen, iki haftalık sürenin bireysel başvuru sırasında geçmesi yüzünden kararın başvurucuya yarar sağlamayacağı tezi, yeniden yargılamanın ihlali mevcut dava içinde giderme işlevini gözden kaçırmaktadır.</p>

<p>Bununla beraber AYM kararının, İş Kanunu 20.md’deki özel yeniden başvuru mekanizmasını açıkça tartışması gerekçeyi daha güçlü kılabilirdi. Mahkeme, bu yolun neden somut olayda yeterli bir denge sağlamadığını süre, maliyet, uyuşmazlığın niteliği ve tamamlanmış usul işlemleri üzerinden doğrudan açıklasaydı, kararın öngörülebilirliği artardı. Bu eksiklik sonucun değil, gerekçenin kapsamına ilişkin bir eleştiridir.</p>

<p><strong>6.4. Terminoloji Eleştirisinin Ağırlığı</strong></p>

<p>Karar metninde “arabuluculuk” sözcüğünün ayrı yazılması ve bazı kanun atıflarındaki ifade sorunları, yüksek yargı kararlarında beklenen editoryal özen bakımından haklı olarak eleştirilebilir. Ancak yazım hatası ile kararın hukuki gerekçesinin doğruluğu ayrı meselelerdir. Terminolojik kusur, ölçülülük analizini veya kararın dayandığı maddi olguları kendiliğinden geçersiz kılmaz. Eleştiri, kararın esasını tartışan normatif argümanın yerine değil, metin kalitesine ilişkin ikincil bir not olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>SINIR ÇİZGİSİ </strong>Gerçek tarafla arabuluculuğun hiç yapılmadığı bir olay ile arabuluculuğun yargılama sırasında tamamlandığı, taraf değişikliğinin kabul edilebilir yanılgıya dayandığı ve savunma hakkının korunduğu olay aynı değildir. AYM kararının emsal gücü ikinci durumla sınırlıdır.</p>

<p><strong>8. Sonuç</strong></p>

<p>AYM kararı, dava şartı arabuluculuk ile mahkemeye erişim hakkı arasındaki ilişkiyi “kural veya istisna” ikiliğinden çıkarıp somut ölçülülük denetimine taşımaktadır. AYM, arabuluculuğu gereksiz bir şekil olarak görmemiş; kanuni, meşru, elverişli ve gerekli bir ön koşul olduğunu kabul etmiştir. İhlal sonucu, bu ön koşulun somut olayda işlevini yerine getirmiş olmasına rağmen, yalnızca başlangıçtaki kabul edilebilir taraf yanılgısı nedeniyle davanın tümden reddedilmesinden doğmuştur.</p>

<p>Kararı destekleyen görüş, usul ekonomisi ve hakkın özüne erişim bakımından güçlüdür. Eleştirel görüş ise hukuki belirlilik ve dava şartının dava tarihinde mevcut olması ilkesi yönünden dikkate değer bir uyarı taşır. Ancak eleştirinin, gerçek işverenle arabuluculuğun sonradan fiilen tamamlandığını, savunma hakkının korunduğunu, Yargıtay’ın güncel yaklaşımını ve yeniden yargılamanın giderim işlevini yeterince hesaba katmadığı görülmektedir. Buna karşılık AYM’nin İş Kanunu 20.md’deki iki haftalık yeniden başvuru yolunu açıkça tartışmaması, karar gerekçesinde geliştirilebilecek bir noktadır.</p>

<p>Sonuç olarak karar, genel bir dava şartı affı değil; dürüstlük kuralına uygun ve giderilmiş bir taraf yanılgısında, şeklin amacı aşarak mahkemeye erişimi ölçüsüz biçimde sınırlamasını önleyen dar bir anayasal güvencedir. Uygulamada kararın isabetli kullanımı, organik bağ gibi tek bir olguya değil, yanılgının kabul edilebilirliği, arabuluculuğun gerçek tarafla tamamlanması, savunma güvenceleri ve ret kararının somut külfeti hakkında ayrıntılı gerekçeye bağlı olacaktır.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/muhip-seyda-isiktac.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Av. Muhip Şeyda IŞIKTAÇ</strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Kaynakça ve İncelenen Belgeler</strong></span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymden-zorunlu-arabuluculuk-dava-sartina-orantisiz-kulfet-degerlendirmesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999"><strong>Anayasa Mahkemesi, </strong>Coşkun Arıcan ve Diğerleri, B. No: 2022/52228,</span></a><span style="color:#999999"> 18.2.2026, R.G. 6.8.2026/33332. Klasördeki “Arabuluculuk AYM karari.pdf” ve kararın tam metnini içeren Hukuki Haber çıktısı incelenmiştir.</span><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/aymden-zorunlu-arabuluculuk-dava-sartina-orantisiz-kulfet-degerlendirmesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999"> </span><span style="color:#2980b9">https://www.hukukihaber.net/aymden-zorunlu-arabuluculuk-dava-sartina-orantisiz-kulfet-degerlendirmesi</span></a></strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, </strong>27.11.2023, E.2023/13746, K.2023/18101; ilgili bölümler AYM kararında aktarılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, </strong>15.10.2024, E.2024/8908, K.2024/13583; AYM kararında benzer değerlendirme olarak anılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Karasu, Rauf, </strong></span><a href="http://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-dava-sarti-arabuluculuk-hakkindaki-guncel-kararinin-degerlendirilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#999999">“Anayasa Mahkemesi’nin Dava Şartı Arabuluculuk Hakkındaki Güncel Kararının Değerlendirilmesi”,</span></a><span style="color:#999999"> Hukuki Haber, 6.8.2026. </span><strong><a href="http://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-dava-sarti-arabuluculuk-hakkindaki-guncel-kararinin-degerlendirilmesi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-dava-sarti-arabuluculuk-hakkindaki-guncel-kararinin-degerlendirilmesi</span></a></strong></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Bilge, M. Turgay, </strong></span><a href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinden-arabuluculukla-ilgili-hatali-hak-ihlali-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">“Anayasa Mahkemesinden Arabuluculukla İlgili Hatalı Hak İhlali Kararı”,</span></a><span style="color:#999999"> Hukuki Haber, 6.8.2026. </span><a href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinden-arabuluculukla-ilgili-hatali-hak-ihlali-karari" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinden-arabuluculukla-ilgili-hatali-hak-ihlali-karari</span></a></p>

<p><strong><span style="color:#999999">Hukuki Haber,</span><a href="https://www.hukukihaber.net/aymden-zorunlu-arabuluculuk-dava-sartina-orantisiz-kulfet-degerlendirmesi" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9"> “AYM’den zorunlu arabuluculuk dava şartına ‘orantısız külfet’ değerlendirmesi”,</span></a></strong><span style="color:#999999"> 6.8.2026. </span><a href="https://www.hukukihaber.net/aymden-zorunlu-arabuluculuk-dava-sartina-orantisiz-kulfet-degerlendirmesi"><span style="color:#999999">Çevrim içi erişim</span></a></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Mevzuat, </strong>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 124.md; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu 3 ve 9.md; 4857 sayılı İş Kanunu 20.md; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 13 ve 36.md</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/dava-sarti-arabuluculukta-taraf-yanilgisi-ve-mahkemeye-erisim-hakki</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/anayasa-mahkemsi.jpg" type="image/jpeg" length="35785"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[6284 SAYILI KANUN KAPSAMINDAKİ TEDBİR KARARLARINA İTİRAZDA KALIP GEREKÇE YETERLİ Mİ?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/6284-sayili-kanun-kapsamindaki-tedbir-kararlarina-itirazda-kalip-gerekce-yeterli-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/6284-sayili-kanun-kapsamindaki-tedbir-kararlarina-itirazda-kalip-gerekce-yeterli-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>6284 SAYILI KANUN KAPSAMINDAKİ TEDBİR KARARLARINA İTİRAZDA KALIP GEREKÇE YETERLİ Mİ?</strong></p>

<p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ’NİN SITKI DEMİRAY KARARI</strong></p>

<p>6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma, yaklaşmama ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme gibi tedbir kararları, niteliği gereği çoğu zaman hızlı bir şekilde ve dosya üzerinden verilmektedir.</p>

<p>Tedbir kararının süratle verilmesinin gerekli olması, bu karara karşı yapılan itirazın da şekli ve yüzeysel biçimde incelenebileceği anlamına gelir mi?</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202126309-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi’nin 28/11/2024 tarihli Sıtkı Demiray Başvurusu (B. No: 2021/26309) kararı</a>, özellikle bu noktada önem taşımaktadır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarına karşı yapılan itirazlarda, başvurucunun ileri sürdüğü esaslı iddia ve savunmalar değerlendirilmeden soyut ve klişe ifadelerle karar verilmesini gerekçeli karar hakkı yönünden incelemiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır.</p>

<p>Karar, 6284 sayılı Kanun uygulamasında sıklıkla karşılaşılan kalıp gerekçeler bakımından önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.</p>

<p><strong>1. 6284 Sayılı Kanun Kapsamında Hangi Tedbirler Verilebilir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, aile içi şiddetin ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla koruyucu ve önleyici tedbir mekanizmaları öngörmektedir.</p>

<p>Kanun kapsamında somut olayın özelliklerine göre;</p>

<p>*Müşterek konuttan uzaklaştırma,</p>

<p>*Korunan kişiye yaklaşmama,</p>

<p>*İletişim araçlarıyla rahatsız etmeme,</p>

<p>*Belirli yerlere yaklaşmama,</p>

<p>*Silahın kolluğa teslim edilmesi</p>

<p>gibi çeşitli tedbir kararları verilebilmektedir.</p>

<p>Bu tedbirler koruyucu ve önleyici nitelikte olmakla birlikte, hakkında tedbir uygulanan kişinin temel hak ve özgürlükleri üzerinde doğrudan sonuçlar meydana getirebilmektedir.</p>

<p>Kanunun korumayı amaçladığı hukuki değer ve tedbirlerin niteliği nedeniyle kararların süratle alınması gerekebilir. Ancak bu özellik, tedbir kararlarının ve özellikle bu kararlara karşı yapılan itirazların etkili bir yargısal denetimin dışında bırakılabileceği anlamına gelmez. Başka bir ifadeyle, tedbir kararının geçici olması, yargısal denetimin de geçici veya şekli olması sonucunu doğurmaz.</p>

<p><strong>2. Gerekçeli Karar Hakkı Neden Önemlidir?</strong></p>

<p>Gerekçeli karar hakkı, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biridir.</p>

<p>Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı bakımından mahkemenin yalnızca bir sonuca ulaşması yeterli değildir.</p>

<p>Mahkemenin ulaştığı sonucun hangi maddi ve hukuki nedenlere dayandığının da kararın muhatapları tarafından anlaşılabilir ve gerektiğinde denetlenebilir biçimde ortaya konulması gerekir.</p>

<p>Gerekçeli karar hakkı bu yönüyle;</p>

<p>*Yargısal keyfiliğin önlenmesini,</p>

<p>*Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekten değerlendirildiğinin anlaşılmasını,</p>

<p>*Kararların üst derece mahkemelerince etkili biçimde denetlenebilmesini,</p>

<p>*Hukuki güvenlik ve belirliliğin sağlanmasını</p>

<p>amaçlamaktadır.</p>

<p>Bununla birlikte gerekçeli karar hakkı, mahkemelerin tarafların ileri sürdüğü her iddia ve savunmaya ayrı ayrı ve ayrıntılı cevap vermesi gerektiği anlamına da gelmez.</p>

<p>Asıl önemli olan, uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki esaslı iddia ve savunmaların karşılanmasıdır.</p>

<p><strong>3. Anayasa Mahkemesi’nin Sıtkı Demiray Kararı</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202126309-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi’nin 28/11/2024 tarihli Sıtkı Demiray kararı</a>nda başvurucu, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararına karşı ileri sürdüğü somut itirazların değerlendirilmediğini ve itiraz merciinin yeterli gerekçe ortaya koymadan karar verdiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi yaptığı değerlendirmede, daha önce Salih Söylemezoğlu ve Erdal Türkmen kararlarında ortaya koyduğu anayasal ilkeler doğrultusunda gerekçeli karar hakkını incelemiştir.</p>

<p>Mahkemenin değerlendirmesinde dikkat çeken husus, bir itiraz hakkında herhangi bir karar verilmiş olmasının tek başına yeterli görülmemesidir.</p>

<p>Önemli olan, verilen kararın içeriğinde başvurucunun esaslı iddia ve savunmalarının gerçekten değerlendirilip değerlendirilmediğidir.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, itiraz merciinin başvurucunun ileri sürdüğü iddia ve delilleri etkili biçimde tartışmadığını ve şekli değerlendirmelerle yetindiğini belirleyerek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.</p>

<p>Bu yaklaşım, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararlarına karşı yapılan itirazların nasıl incelenmesi gerektiği bakımından önem taşımaktadır.</p>

<p><strong>4. “Usul ve Yasaya Aykırılık Bulunmadığından…” Demek Yeterli mi?</strong></p>

<p>Uygulamada tedbir kararlarına yapılan itirazların zaman zaman oldukça kısa ve standart gerekçelerle reddedildiği görülmektedir.</p>

<p>Örneğin; “Dosya kapsamı incelendiğinde verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından itirazın reddine…” şeklindeki ifadelerle karşılaşılabilmektedir. Ancak böyle bir gerekçe tek başına;</p>

<p>*Hangi delilin dikkate alındığını,</p>

<p>*İtiraz eden tarafın hangi iddiasının değerlendirildiğini,</p>

<p>*İleri sürülen savunmanın neden kabul edilmediğini,</p>

<p>*Tedbirin devamının neden gerekli görüldüğünü</p>

<p>ortaya koymayacağı kanaatindeyiz.</p>

<p>İşte Sıtkı Demiray kararının önemi burada ortaya çıkmaktadır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi’nin yaklaşımına göre, mahkemenin önüne uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek somut bir iddia veya delil getirilmişse, itiraz merciinin bunu gerçekten değerlendirmesi ve ulaştığı sonucu yeterli bir gerekçeyle açıklaması gerekir.</p>

<p>Dolayısıyla “itiraz incelendi, yerinde görülmedi” demek ile itirazı gerçekten yargısal denetime tabi tutmak aynı şey değildir.</p>

<p><strong>5. Tedbirin Hızlı Verilmesi ile İtirazın Etkili İncelenmesi Birbirinden Ayrılmalıdır</strong></p>

<p>6284 sayılı Kanun'un temel amaçlarından biri, şiddet tehlikesi altında bulunan kişinin süratle korunmasıdır. Bu nedenle bazı hâllerde tedbir kararının ilk aşamada hızlı şekilde verilmesinin gerekliliği tartışmasızdır.</p>

<p>İlk kararın süratle verilmesini gerekli kılan nedenlerle, bu karara karşı yapılan itirazın incelenmesi birbirinden ayrılmalıdır. İtiraz mekanizmasının varlık nedeni zaten verilen kararın yeniden yargısal denetime tabi tutulmasıdır.</p>

<p>Hakkında tedbir kararı verilen kişi somut bir delile dayanıyor, kararın maddi temelini tartışıyor veya tedbirin gerekliliği ve ölçülülüğüne ilişkin ciddi itirazlar ileri sürüyorsa, bu hususların hiçbirine cevap vermeden itirazın reddedilmesi, itiraz kanun yolunu yalnızca şeklen var olan bir hukuki güvence hâline getirebilir.</p>

<p>Bu nedenle korumanın süratli olması ile yargısal denetimin etkili olması birbirinin alternatifi değildir. Her ikisinin aynı anda sağlanması hukuk devletinin gereğidir.</p>

<p><strong>6. Kararın 6284 Sayılı Kanun Uygulamasına Muhtemel Etkileri</strong></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202126309-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Sıtkı Demiray kararı</a>, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının denetlenmesinde daha nitelikli bir gerekçe standardının benimsenmesine katkı sağlayabilecek niteliktedir.</p>

<p>Bu karar doğrultusunda özellikle itiraz mercilerinin;</p>

<p>*Başvurucunun uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki iddia ve savunmalarını değerlendirmeleri,</p>

<p>*Sunulan deliller ile tedbirin gerekliliği arasında bağlantı kurmaları,</p>

<p>*Tedbirin devamını gerekli görüyorlarsa bunun nedenlerini ortaya koymaları,</p>

<p>*Ölçülülük yönünden ileri sürülen esaslı itirazları değerlendirmeleri</p>

<p>gerektiği kanaatindeyiz.</p>

<p>Buna karşılık yalnızca dosyanın incelendiğinin ve kararda hukuka aykırılık bulunmadığının belirtilmesi, somut olayın özelliklerine göre anayasal anlamda yeterli bir gerekçe oluşturmayacağını düşünüyoruz. Aksine uygulamalar, bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi önüne taşındığında gerekçeli karar hakkı bakımından ihlal sonucuyla karşılaşabilir.</p>

<p><strong>Sonuç: Hızlı Karar, Gerekçesiz Karar Anlamına Gelmez</strong></p>

<p>6284 sayılı Kanun kapsamında öngörülen koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkinliği, şiddetin önlenmesi bakımından son derece önemlidir.</p>

<p>Ancak tedbirlerin etkinliği ile temel haklara ilişkin yargısal güvenceler birbirinin karşıtı olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202126309-basvuru-numarali-karari" rel="dofollow">Anayasa Mahkemesi’nin Sıtkı Demiray kararı</a>, bu açıdan önemli bir sınır çizmektedir: Tedbir kararı hızlı verilebilir fakat bu karara karşı yapılan itirazın incelenmesi şekli olamaz.</p>

<p>İtiraz merciinin görevi yalnızca itirazı kabul veya reddetmek değildir. Uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek esaslı iddia ve savunmaların değerlendirilmesi ve bunların neden kabul edildiğinin veya reddedildiğinin anlaşılabilir bir gerekçeyle ortaya konulması gerekir. Çünkü hukuk devletinde gerekçe, kararın yalnızca biçimsel bir unsuru değildir.</p>

<p>Gerekçe, yargısal denetimin gerçekten yapıldığını gösteren en önemli güvencelerden biridir.</p>

<p><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-halil-ibrahim-kebesoglu" title="Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU"><img alt="Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/07/halil-ibrahim-kebesoglu.jpg" width="96" /></a></strong></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-halil-ibrahim-kebesoglu" title="Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU">Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/6284-sayili-kanun-kapsamindaki-tedbir-kararlarina-itirazda-kalip-gerekce-yeterli-mi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/03/yargi/aym-themis.jpg" type="image/jpeg" length="36565"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin 2021/26309 başvuru numaralı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202126309-basvuru-numarali-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/aymnin-202126309-basvuru-numarali-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 28/11/2024 tarihli ve 2021/26309 başvuru numaralı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>TÜRKİYE CUMHURİYETİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>ANAYASA MAHKEMESİ</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>SITKI DEMİRAY BAŞVURUSU</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>(Başvuru Numarası: 2021/26309)</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p>Karar Tarihi: 28/11/2024</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>BİRİNCİ BÖLÜM</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p><strong>KARAR</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="605">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başkan</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Hasan Tahsin GÖKCAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Üyeler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Recai AKYEL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Yusuf Şevki HAKYEMEZ</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>İrfan FİDAN</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Yılmaz AKÇİL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Raportör</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Saliha AKSOY</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Başvurucu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Sıtkı DEMİRAY</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="160">
   <p><strong>Vekili</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="13">
   <p><strong>:</strong></p>
   </td>
   <td valign="top" width="360">
   <p>Av. Zayim BİLİR</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p><strong>I.</strong> <strong>BAŞVURUNUN ÖZETİ</strong></p>

<p>1. Başvuru, 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca verilen tedbir kararına yönelik esaslı iddiaların itiraz mercii tarafından karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, nihai hükmü 14/4/2021 tarihinde öğrendikten sonra 11/5/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II.</strong> <strong>DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p>2. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer iddiaları <i>Salih Söylemezoğlu </i>(B. No: 2013/3758, 6/1/2016) ve <i>Erdal Türkmen </i>(B. No: 2016/2100, 4/4/2019) kararlarında incelemiş ve uygulanacak ilkeleri belirlemiştir. Anılan kararlarda, Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı gereği itiraz merciince başvurucunun beyan ve delillerinin etkili bir şekilde incelenmesi ve karşılanması gerektiğini belirterek söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle başvurucuların gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. Somut başvuruda, anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu doğrultuda başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>III.</strong> <strong>GİDERİM</strong></p>

<p>3. Başvurucu, ihlalin tespiti ve 10.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama<strong><i> </i></strong>yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (<i>Mehmet Doğan</i> [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; <i>Aligül Alkaya ve diğerleri (2)</i>, B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; <i>Kadri Enis Berberoğlu (3) </i>[GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için ihlalin niteliği dikkate alınarak manevi zararları karşılığında başvurucuya net 6.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IV.</strong> <strong>HÜKÜM</strong></p>

<p>Açıklanan gerekçelerle;</p>

<p>A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,</p>

<p>B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,</p>

<p>C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla Bakırköy 2. Aile Mahkemesine (E.2021/226 D.İş, K.2021/233) iletilmek üzere Bakırköy 1. Aile Mahkemesine (E.2021/1659 D.İş, K.2021/1641) GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>D. Başvurucuya net 6.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>E. 487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,</p>

<p>F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,</p>

<p>G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 28/11/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/aymnin-202126309-basvuru-numarali-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/06/yargi/ayma-js.jpg" type="image/jpeg" length="53664"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2025/751 E., 2025/7469 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-2025751-e-20257469-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-2025751-e-20257469-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 01.07.2025 tarihli, 2025/751 E., 2025/7469 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/751 E., 2025/7469 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2024/2272 E., 2024/2443 K.<br />
SUÇ : Uyuşturucu madde ithal etme<br />
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması</p>

<p>Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.</p>

<p>B. ...Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,</p>

<p>2. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,</p>

<p>3. Eksik inceleme yapıldığına,</p>

<p>4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece gerekli araştırmaların yapıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, ...Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesi kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye Dr. ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ...Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,<br />
01.07.2025 tarihinde karar verildi.</p>

<p><br />
<strong>(Karşı Oy)</strong></p>

<p><strong>K A R Ş I O Y G E R E K Ç E S İ</strong></p>

<p>08.08.2022 tarihli Arama, Olay tespit, Yakalama ve Muhafaza Altına Alma Tutanağına göre, aynı gün saat 11:15'te şoförü olduğu tırla Türkiye'ye giriş yapmak üzere, Kapıkule Gümrük Sahasına gelen sanığın aracının dorsesinin altında şase demirleri arasına yerleştirilmiş çok sayıda paket olduğunun araç altı gözetim sisteminde görülmesi üzerine gerçekleştirilen detaylı arama neticesinde, dorse altında 6 paket halinde 18,614 gr esrarın ele geçirildiği olayda; yapılan yargılama sonucunda sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçunu işlediğinden bahisle mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;</p>

<p>Olay tutanağı ve dosyada mevcut diğer belgeler incelendiğinde, Kapıkule Gümrük Giriş Kapısında yapılan işlemler sırasında sanığın aracında yapılan arama neticesinde uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, görevlilerin müdahalesi nedeniyle sanığın aracında bulunan uyuşturucu maddeyi gümrükten geçiremediği, dolayısıyla sanığın işlediği kabul edilen uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunun tamamlanmadığı ve teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır.<br />
Doktrinde ithal, “uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin maddeten, Türkiye’nin siyasi sınırlarının her hangi bir yerinden sokulması” (........./.......’ten aktaran: ......., Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara 2020, s. 63) olarak tanımlanmakla birlikte, gümrük (sınır) kapılarının bulunduğu yerlerde uyuşturucu maddenin Türkiye’ye sokulabilmesi için gümrük kontrol noktasından herhangi bir şekilde geçirilmesi gereklidir. Gümrük kontrolünün amaçlarından biri kaçak veya yasak eşyanın ülkeye girişinin önlenmesi olup, gümrük işlemleri sırasında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin polis ya da gümrük görevlisi gibi yetkililer tarafından yakalanması halinde, maddenin ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, ithal suçunun tamamlandığından söz edilemez. Zira uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme, esas itibarıyla maddenin ülkeye sokulduktan sonra satılması, satışa arz edilmesi ya da başkalarına verilmesi gibi kullanmak amacı dışındaki eylemlerin icrasına yönelik olarak işlenen bir suç olup, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük işlemleri sırasında yakalanması halinde, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya ithal suçunun icrasına başlayan failin elinde olmayan nedenlerle, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulmasına engel olunarak ithal suçunun tamamlanması ve aynı zamanda maddenin ülke içinde satışı, satışa arz edilmesi ve başkalarına verilmesi gibi tasarruflarda bulunulması önlenmektedir.<br />
Yukarıda açıklanan görüş doktrinde de bir kısım yazarlar tarafından benimsenmektedir. Örneğin İltaş, “Gümrük kapısı olan yerler bakımından suça konu olan ve saklanan/bildirilmeyen maddenin gümrük işlemleri sırasında yetkililer tarafından yakalanması halinde failin tamamlanmış ithal suçundan dolayı değil de ithal suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılması gerektiği” görüşündedir (Yiğit İltaş, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 192). Savaş/Mollamahmutoğlu’na göre de, “İthal suçu: maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yabancı ülkeden yurda gümrükte saklanarak veya beyan edilmiyerek sokulması ile tamamlanır. Fail gümrükte işlemler sırasında yakalanmış ise suç tamamlanmamıştır. Eylem … teşebbüs derecesinde kalmıştır.” (Vural Savaş-Sadık Mollamahmutoğlu, Türk Ceza Kanununun Yorumu, 3. Cilt, Seçkin Yayınevi, Ankara 1999, s. 3609-3610).</p>

<p>Öte yandan, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinin yirmibirinci fıkrasında yer alan ve kaçak eşya ithal etme fiillerini de kapsayan, "Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır." hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın "Göçmen kaçakçılığı" başlıklı 79. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesindeki, yasal olmayan yollardan yabancıların ülkeye sokulması fiilini de içeren, "Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur." şeklindeki hüküm; kanun koyucu tarafından, kaçak eşya veya insanların ülkeye sokulurken ele geçirilmesi ya da yakalanması halinde eylemin "teşebbüs aşamasında" kaldığının kabul edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla, Dairemizin yerleşik kararlarında, uyuşturucu madde ithal etme suçunun neticesi harekete bitişik suç olması nedeniyle bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı görüşü benimsenmekte ise de; TCK'nın 188. maddesinin birinci fıkrasında, uyuşturucu madde ithal etme suçu bakımından, eylem teşebbüs aşamasında kalsa dahi tamamlanmış gibi cezaya hükmolunacağına dair bir hükme yer verilmemiş olması, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulurken ele geçirilmesi durumunda, teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Somut olayda, sanığın Türkiye’ye giriş yaparken aracında bulunan uyuşturucu maddeler gümrük işlemleri sırasında, şüphe üzerine görevliler tarafından yapılan aramada ele geçirilmiştir. Dolayısıyla, görevlilerce uyuşturucu maddenin gümrükten geçirilmesine ve ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, sanık elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunu, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamış ve işlediği suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. Böyle bir durumda suçun tamamlanmış olduğunun kabul edilmesi; yurt dışından getirdiği uyuşturucu maddeyi gümrük kontrolünden herhangi bir şekilde geçiren kişilerle, görevlilerin kontrolünü aşamaması nedeniyle maddeyi gümrükten geçiremeyen kişilerin aynı hukuki statüye tabi tutulması anlamına geleceği gibi; gümrük görevlilerinin resmi vazifelerini icra ederken yaptıkları uyuşturucu maddeyi ele geçirme işlemine, gereken hukuki değerin verilmemesi sonucuna da yol açacaktır.</p>

<p>Bu itibarla, sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçu teşebbüs aşamasında kaldığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 188/1. maddesi uyarınca tayin edilen cezadan aynı Kanun'un 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanığın eylemi tamamlanmış suç olarak kabul edilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır.</p>

<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanık hakkında ...Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesince verilen hükmün bozulmasına karar verilmesi yerine, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin çoğunluk kararına iştirak etmiyorum. 01.07.2025<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-2025751-e-20257469-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-4.jpg" type="image/jpeg" length="84070"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 2018/1174 E., 2019/2072 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-20181174-e-20192072-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-20181174-e-20192072-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 03.04.2019 tarihli, 2018/1174 E., 2019/2072 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>20. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2018/1174 E., 2019/2072 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>İNCELENEN KARARLA<br />
İLGİLİ BİLGİLER<br />
Mahkeme : İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi</p>

<p><br />
Temyiz incelemesi, sanıklar ... ve ... müdafilerinin süresindeki istekleri nedeniyle sanıklar ... ve ... hakkında duruşmalı olarak yapılmıştır.<br />
Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen hüküm sanık ... ve sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.</p>

<p><strong>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:</strong></p>

<p>... sayılı CMK’nın 288. ve 294.maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, temyiz dilekçesinde;</p>

<p>Sanık ... müdafiinin; “sanığın uyuşturucu madde kullandığını, yurtdışında daha ucuz olması nedeniyle Fas’tan kullanmak için uyuşturucu madde satın aldığını, uyuşturucu maddeyi ithal etme veya satmak için bulundurma kastının bulunmadığını, mahkeme kararı olmadan yapılan arama ve yakalama işleminin hukuka aykırı olduğunu, sanıkların Ülkemize giriş yapmadan, pasaport kontrolünden geçmeden, gümrüklü sahaya girmeden uçağın kapısında, körükte yakalandıklarını, sanığın henüz yurda giriş yapmadan evvel , etkin pişmanlık çerçevesinde kendi beyanı ile uyuşturucu madde yuttuğunu kolluk kuvvetlerine bildirdiğini, sanığın yurda giriş yapmadan önce, “etkin pişmanlık göstermek suretiyle vücudunda uyuşturucu madde bulunduğunu emniyet yetkililerine bildirmesi nedeniyle, sanığın eyleminin uyuşturucu madde ithal etme suçunu ve TCK 188/3. maddesinde yer alan uyuşturucu madde ticaretini yapma suçunu oluşturmayacağını, suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmediğini, kendi kullanım ihtiyacı için yurtdışından uyuşturucu madde yutarak, ülkeye getiren sanığın üzerinden çıkan uyuşturucu madde miktarının kullanım sınırları içinde kaldığını, mahkemece sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulması ve 188/5 hükmü uyarınca cezanın yarı oranında arttırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sanığın eyleminin olsa olsa TCK’nın 191/1. maddesi uyarınca, “kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturabileceğini, aksi kanaat halinde ise; sanık hakkında TCK’nın 188/3. maddesi uyarınca ceza tayin edilmesi, TCK’nın 192. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğini, eylemin uyuşturucu madde ithal etme olarak kabulü halinde ise, hakkında TCK 188/1. maddesi uyarınca alt sınırdan ceza tayin edilmesi, TCK’nın 35. ve 192. maddelerinin uygulanması gerektiğini”,</p>

<p>Sanık ... müdafiinin; “sanığın yurtdışında daha ucuz olması nedeniyle kullanmak için Fas’tan uyuşturucu madde satın alarak getirdiğini, daha gümrük kapısından ve sınırdan içeri girmeden samimi bir şekilde midesinde uyuşturucu madde bulunduğunu, işbu uyuşturucu maddeleri kullanmak amacıyla yanında getirdiğini emniyet yetkililerine beyan ettiğini, yurda giriş yapmadan önce, “etkin pişmanlık göstermek suretiyle vücudunda uyuşturucu madde bulunduğunu emniyet yetkililerine bildirmesi nedeniyle, TCK’nın 188/1. maddesi uyarınca, uyuşturucu madde ithal etme suçunun oluşmadığını, tüm sanıkların hiyerarşik bir ilişki içinde birlikte hareket ettiklerine dair somut delil bulunmadığı halde, TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca cezanın arttırılmasının kanuna aykırı olduğunu, aksi kabul edilse dahi; pasaport kontrol ve gümrük muayenesinden geçilmemiş olması nedeniyle, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını, TCK’nın 35. ve TCK’nın 192. maddeleri uyarınca cezadan indirim yapılmamasının ve kanuna ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu”</p>

<p>Sanık ... müdafiinin; “Suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmediğini, uyuşturucu madde ithali suçunun pasaport işlemlerinin tamamlanıp Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra sübuta ereceğini, gümrük memurlarına beyanda bulunduğu sırada uyuşturucu maddeyi gizlemesi ile tamamlanacağını, uyuşturucu maddenin beyandan önce yakalanması halinde ise somut olaya göre bulundurma suçunun oluşacağını, yapılan arama, yakalama işleminin usulsüz ve hukuka aykırı olduğunu, hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını,kendi kullanım ihtiyacı için yurtdışından uyuşturucu madde yutarak, ülkeye getiren sanığın üzerinden çıkan uyuşturucu madde miktarının kullanım için makul kabul edilebilecek bir seviyede olduğunu, sanık hakkında TCK’nın 188/1. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde ithali suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulması ve 188/5 hükmü uyarınca cezanın yarı oranında arttırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu”</p>

<p>Sanık ... müdafiinin; “Yakalanan esrar maddesinin kişisel kullanım sınırlarında kaldığını, fiziki ve teknik takibin yakalamadan önce başlamasına rağmen uyuşturucu madde ticaretine ilişkin hiçbir delile ulaşılamadığını, mahkeme kararı olmadan yapılan arama ve yakalamanın usule uygun olmadığını, sanıkların Ülkemiz topraklarına ayak basmadan yakalanmaları nedeniyle uyuşturucu madde miktarının kişisel kullanımı aşmaması durumunda ithal suçunun değil, uyuşturucu madde bulundurma suçunun oluşacağını, sanığın diğer sanıklar ..., ......’de ele geçirilen uyuşturucu maddelerle bir ilgisinin olmadığını, ithal suçunun unsurunun oluşmaması nedeniyle, nakletme suçu açısından değerlendirme yapılması, TCK’nın 37, 38 ve 39 maddeleri açısından da değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini”,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanık ... müdafiinin; “atılı suçun maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşmadığını ortada bir örgüt yoksa, uyuşturucu madde ithalinden de bahsetmenin mümkün olmadığını, sanığın suç işlediğine dair, iddianın dışında hiç bir delil bulunmadığını, sindirim sisteminde uyuşturucu madde bulunan sanıkların bu eylemleri ile Murat’ın hiçbir ilgisi olmadığını, cezada şahsilik prensibine aykırı hareket edilerek işlemediği bir suç sebebiyle sanık ...’a ceza verildiğini, suçu kabul etmemekle birlikte aksi düşünülse bile, suçun asli faili olduğunun kabul edilemeyeceğini, belki, feri fail, yardım eden konumunda olduğunun düşünülebileceğini, sanık hakkında lehine olan yasa hükümlerinin uygulanmadığını, TCK’nın 188/5. maddesinin varlığından söz edilemeyeceğini, sanığın suçsuz olduğunu, evinde ve üzerinde yapılan aramalarda herhangi bir suç unsurunun ele geçmediğini”,</p>

<p>Sanık ... müdafilerinin; “sanığın uyuşturucu madde ithalatına ilişkin olarak tek bir telefon konuşması, sms, mail, whatsapp üzerinden konuşma veya yazışmanın bulunmadığını, hasta dayısının yanında hastanede refakatçi kaldığını bilen arkadaşı ...’in ricası üzerine geçerken ...’in evinin ziline bastığını, ...’ın tek fiilinin bu olduğunu, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma suçlarından ayrı ayrı beraat etmelerine rağmen mahkemece, birbirinden bağımsız olarak değerlendirilmesi gereken sanıkların suçu birlikte işlediklerinin kabul edildiğini,sanıklar ......’ın pasaport kontrol noktasından önce ülkeye sınırdan giriş yapılmadığı gümrüksüz sahada midelerinde uyuşturucu madde olduğunu beyan ettiklerini, bu nedenle uyuşturucu madde ithal etme suçunun unsurlarının oluşmadığını, kullanmak için uyuşturucu maddeyi yutarak getiren diğer sanıkların eyleminin uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağını” ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının hukuka aykırı olduğunu belirtmeleri karşısında, temyiz istemlerinin CMK’nın 294/2. maddesi kapsamında olduğu ve hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;</p>

<p>1-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki temyiz istemlerinin incelenmesinde;</p>

<p>Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükme ilişkin “istinaf başvurularının esastan reddine” ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık ... ile sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz isteklerinin CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, hükmolunan ceza ve tutuklulukta geçen süreye göre sanıklar hakkındaki salıverilme istemlerinin reddine,</p>

<p>2-Sanık ... hakkındaki temyiz isteminin incelenmesinde;</p>

<p>Dosya içindeki iletişim tespit çözüm tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ...’ın, uyuşturucu madde getirmek üzere Fas ülkesine gidecek olan kurye sanıklar ... ve ...’nın temin edilmesi, Fas ülkesine gitmek üzere uçağa yetişmeleri konusunda yardımcı olması ve bu amaçla telefon görüşmeleri yapması şeklindeki eyleminin diğer sanıkların eylemine TCK’nın 37. maddesi kapsamında iştirak olarak kabul edilemeyeceği, TCK'nın 39/2 maddesi uyarınca "suçun işlenmesine yardım eden" konumunda bulunduğu ve hakkında TCK'nın 39/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, TCK'nın 37. maddesi uyarınca "fiili birlikte gerçekleştiren" konumunda olduğu kabul edilerek, yazılı şekilde fazla ceza verilmesi,</p>

<p>Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz itirazları ile duruşmadaki sözlü savunmaları bu nedenle yerinde olduğundan CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; hükmolunan ceza ve bozmanın niteliğine göre sanığın salıverilmesi isteminin reddine, 7165 sayılı Kanun’un 8.maddesi ile değişik CMK’nın 304/1.fıkrası uyarınca dosyanın İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'ne, karardan bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, 03.04.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p>

<p>TEFHİM TUTANAĞI: 03.04.2019 tarihinde verilen bu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı Türkan Koçer'in katılımıyla ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii Av. ...'ın yüzüne karşı ve sanık ... müdafii Av. Halen Sultanoğlu'nun yokluğunda, 11.04.2019 tarihinde, açık olarak okundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-20181174-e-20192072-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi.jpg" type="image/jpeg" length="98892"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2016/2112 E., 2020/979 E. ve 2021/17326 E. sayılı kararları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20162112-e-2020979-e-ve-202117326-e-sayili-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20162112-e-2020979-e-ve-202117326-e-sayili-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 28.06.2016 tarihli, 2016/2112 E., 2016/2045 K. sayılı kararı, Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 21.01.2021 tarihli, 2020/979 E., 2021/833 K. sayılı kararı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 06.07.2023 tarihli, 2021/17326 E., 2023/6251 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi </strong></p>

<p><strong>2016/2112 E., 2016/2045 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p><br />
Suç : Uyuşturucu madde ithal etme<br />
Suç Tarihi : 15/02/2015<br />
Hüküm : Değişen suç niteliğine göre "uyuşturucu madde ticareti<br />
yapma" suçundan mahkûmiyet<br />
Temyiz Edenler : 1- Sanık müdafii<br />
2- Cumhuriyet savcısı (sanık aleyhine)</p>

<p>Dosya incelendi.</p>

<p><strong>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :</strong></p>

<p>Sanık müdafiinin hükmü temyiz etmesinden sonra, sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumundan gönderdiği 30.05.2016 tarihli dilekçesindeki “cezamı kabul ediyorum, dosyamı kapatmak istiyorum” şeklindeki talebiyle temyiz isteğinden vazgeçtiği anlaşıldığından; sanık hakkındaki hüküm Cumhuriyet savcısının temyizine hasren incelenmiştir.</p>

<p>Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;</p>

<p>1- Olay tutanağı içeriğine, pasaport kayıtlarına, dosyadaki diğer belge ve bilgilere göre; sanığın suç konusu uyuşturucu maddeyi Güney Afrika'dan Türkiye'ye ithal ettiğinin sabit olduğu, uyuşturucu madde ithal etme suçunun uyuşturucu maddenin ülke sınırlarından içeri sokulması ile tamamlandığı, uyuşturucu madde ithal etme suçu neticesi harekete bitişik bir suç olup hareketleri bölümlere ayırmak mümkün bulunmadığından bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı gözetilmeden suçun niteliği yanlış belirlenerek ''uyuşturucu madde ticareti yapma'' suçundan hüküm kurulması,</p>

<p>2- Hükümden önce 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,</p>

<p>Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 28.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br />
 </p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2020/979 E., 2021/833 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Mahkeme : İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi<br />
Suç : Uyuşturucu madde ithal etme</p>

<p>Hükümler : 1- Değişen suç vasfına göre ''uyuşturucu madde ticareti yapma'' suçundan<br />
mahkûmiyet:</p>

<p>Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 26/12/2018 tarih, 2018/390 esas ve 2018/522 sayılı kararı</p>

<p>2- İstinaf başvurusunun esastan reddi: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 02/05/2019 tarih, 2019/301 esas ve 2019/1185 sayılı kararı</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre incelendi.</p>

<p><strong>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:</strong></p>

<p>5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz isteminin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,</p>

<p>14.06.2018 tarihli Olay, Yakalama ve Cumhuriyet Savcısı Görüşme Tutanağı içeriği ve tüm dosya kapsamına göre; suç tarihinde TK-1940 sefer sayılı Brüksel uçağından inen ve dış hatlar geliş katı pasaport kontuarından pasaport işlemlerini yaptırarak Türkiye'ye giriş yapan ve midesinde kokain olduğu tespit edilen sanığın eyleminin ''uyuşturucu madde ithal etme'' suçunu oluşturduğu gözetilmeden, transit yolcu olduğundan bahisle eylemin vasfında yanılgıya düşülerek ''uyuşturucu madde ticareti yapma'' suçundan hüküm kurulması,</p>

<p>Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 307. maddesinin 4. fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, tutuklama koşullarında değişiklik olmaması ve tutuklama tarihine göre sanık hakkındaki salıverilme isteğinin reddine,</p>

<p>28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi'ne; kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, 21/01/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p>

<p>---</p>

<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2021/17326 E., 2023/6251 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2021/1586 E., 2021/1806 K.<br />
SUÇ : Uyuşturucu madde ithal etme<br />
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.04.2021 tarihli ve 2021/31 Esas, 2021/196 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 26 yıl 3 ay hapis ve 75.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.</p>

<p>B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2021/1586 Esas, 2021/1806 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,</p>

<p>2. Teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğine,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p><strong>III. OLAY VE OLGULAR</strong></p>

<p>Temyizin kapsamına göre;</p>

<p>A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü<br />
19.12.2020 tarihinde Panama - İstanbul seferini yapan Türk Havayollarına ait TK800 sefer sayılı uçağa yönelik risk analizinde 21K numaralı koltukta oturduğu tespit edilen Lübnan pasaportlu sanıktan şüphelenilerek, uçağın ineceği körükte gerekli önlemler alındıktan sonra pasaport kontrolüne geçildiği, yapılan pasaport kontrolünde sanığın üst araması ve beraberinde bulunan eşyalara yönelik yapılan incelemede yanında getirdiği 4 adet ahşap tepsi cinsi eşyanın içerisinde uyuşturucu maddelerden kokain olduğu düşünülen toz cinsi eşyanın tespit edildiği, gerek sanık ile beraberinde bulunan eşyalara, gerekse<br />
chut altında bulunan valizine yönelik detaylı kontrollerin yapılması amacıyla sanığın pasaport noktasından geçirilerek yurda girişinin sağlandığı ve İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Geliş Salonunda bulunan Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Bölge Amirliğine getirildiği, burada yapılan detaylı kontrollerde, 4 adet ahşap tepsi cinsi eşya içerisinde gizlenmiş vaziyette net ağırlığı 3.282,967 gr kokain ele geçirildiği olayda; sanığın savunması, olay tutanağı, uzmanlık raporu, ele geçen maddenin miktarı, niteliği ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın uyuşturucu maddeleri Türkiye'ye sokmak suretiyle uyuşturucu madde ithal etme suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine, suçtan meydana gelen zararın ağırlığı, suç konusu maddelerin miktarı nazara alınarak sanığın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık her ne kadar savunmasında etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini belirterek bir kısım şahısların ismini vermiş ise de, bu şahısların yurt dışında bulunmaları ve açık kimlik bilgilerinin tespitinin mümkün olmaması nedeniyle bu yönde bir değerlendirme yapılamadığı belirtilmiştir.</p>

<p>B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, suç konusu uyuşturucu maddenin miktarına bağlı olarak 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile aynı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütlere göre; temel hapis ve adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi yerinde ise de, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerekirken eksik ceza tayin edilmesi hususunda hükme yapılan eleştiri dışında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. GEREKÇE</strong></p>

<p>Kollukça düzenlenen Risk Analizi, Arama ve Olay Tutanağına göre, sanığın riskli görülmesi üzerine uçaktan iniş körüğünde gerekli önlemler alındıktan sonra pasaport kontrolü sırasında sanığın yanında getirdiği 4 adet ahşap eşyada uyuşturucu madde olduğu değerlendirilen maddeye rastlandığı, detaylı arama yapılması amacıyla gümrük amirliğine getirilen sanığın elindeki ahşap eşyaların içinde kokain ele geçirildiği olayda; Lübnan uyruklu sanığın aşamalardaki savunmasında, suça konu uyuşturucu maddeleri Ekvator ülkesinden teslim aldığını ve İstanbul üzerinden aktarma ile Lübnan ülkesine götüreceğini beyan etmesi karşısında, sanığın İstanbul aktarmalı olarak Lübnan'a gidip gitmeyeceği hususunda uçak biletlerinin de araştırılarak sanığın fiilinin transit geçiş niteliğinde olup olmadığı belirlendikten sonra eyleminin uyuşturucu madde ithal etme suçunu mu yoksa uyuşturucu madde nakletme suçunu mu oluşturduğunun tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.</p>

<p><strong>V. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2021/1586 Esas, 2021/1806 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,</p>

<p>Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>06.07.2023 tarihinde karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20162112-e-2020979-e-ve-202117326-e-sayili-kararlari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/yargi/yargitaysay.jpg" type="image/jpeg" length="57630"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-ceza-dairesinin-201513850-e-20156201-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-ceza-dairesinin-201513850-e-20156201-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 17.09.2015 tarihli, 2015/13850 E., 2015/6201 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>9. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2015/13850 E., 2015/6201 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Mahkemesi : Ağır Ceza<br />
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma<br />
Hüküm : TCK'nın 188/3-4, 62, 52, 53/1-2-3, 63, 54 maddeleri uyarınca mahkumiyet ve müsadere</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dosya incelenerek gereği düşünüldü:<br />
Kolombiya uyruklu sanığın, suç konusu uyuşturucu maddeyi Arjantin'den temin edip Türkiye üzerinden Çin'e götürmek isterken Atatürk Hava Limanı dış hatlar gidiş katı transit alanda yakalandığı anlaşıldığından, transit geçiş niteliğindeki eyleminin, ithale teşebbüs değil, sadece uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eylemin "ithale teşebbüs" ve "uyuşturucu madde nakletme" suçlarını oluşturduğundan bahisle TCK'nın 44. maddesi gereğince uyuşturucu madde nakletme suçundan hüküm kurulması, belirlenen cezaya göre sonuca etkili görülmemiştir.</p>

<p>Yapılan yargılama sonunda aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışılıp, sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde yukarıda açıklanan husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-ceza-dairesinin-201513850-e-20156201-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aa.jpeg" type="image/jpeg" length="24930"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2016/961 E., 2016/5310 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-2016961-e-20165310-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-2016961-e-20165310-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 27.10.2016 tarihli, 2016/961 E., 2016/5310 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>20. Ceza Dairesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2016/961 E., 2016/5310 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Mahkeme : ... 6. Ağır Ceza Mahkemesi<br />
Suç : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme<br />
Hüküm : Mahkûmiyet</p>

<p>Dosya incelendi.</p>

<p><strong>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :</strong></p>

<p>Sanık müdafilerinin, duruşma isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1, 1412 sayılı CMUK'nın 318 ve CMK'nın 299. maddeleri uyarınca, yasal süresinden sonra yapılması nedeni ile reddine karar verilerek, duruşmasız inceleme yapılmıştır.</p>

<p>Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;</p>

<p>1-Olay tutanağı içeriğine, pasaport ve bilet kayıtlarına, dosyadaki diğer belge ve bilgilere göre; sanığın, 02/05/2015 tarihinde ... ülkesi ... kentinden gelen ve 21:39 'da ...... Havalimanına inen uçak içinde bulunduğu, buradan ... / ...'ya 23:10'da hareket eden uçağa ait gidiş bileti olduğu halde, anılan Sao Paolo'dan gelen uçak içerisinde rahatsızlanarak bir kısmı el bagajında bulunan ve bir kısmı da sonrasında hastanede sindirim sisteminde kapsül şeklinde belirlenen, suç konusu uyuşturucu maddeler ile yakalandığı, yakalanan uyuşturucu maddeleri Türkiye'de bırakacağına veya başkasına vereceğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı, transit geçiş niteliğindeki eyleminin ithal değil, uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu gözetilmeden; 5237 sayılı TCK'nun 188/3. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği halde, ithal suçundan aynı Kanun'un 188/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması,</p>

<p>2-Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,</p>

<p>Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, tutuklu kalınan süreye, bozma sebebine, tutuklama koşullarında bir değişiklik bulunmamasına göre sanık hakkındaki tahliye talebinin reddine, 27.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-20-ceza-dairesinin-2016961-e-20165310-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-aaf.jpg" type="image/jpeg" length="22844"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2009/11909 E., 2009/19481 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-200911909-e-200919481-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-200911909-e-200919481-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 17.12.2009 tarihli, 2009/11909 E., 2009/19481 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2009/11909 E., 2009/19481 K.</strong></p>

<p><strong>UYUŞTURUCU MADDE İTHAL ETMEK<br />
UYUŞTURUCU MADDE NAKLETMEK<br />
5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 188 ]</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Uyuşturucu madde ithal etmek suçundan sanıklar Ahmad ve Mansaur hakkında İSTANBUL 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu, 17.02.2009 tarihli 2007/373 esas, 2009/24 karar ile mahkûmiyet kararı verildiği; hükmün sanıkların müdafii tarafından temyiz edildiği; sanıkların müdafii tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının talep edildiği; Dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının hükmün bozulmasını isteyen tebliğnamesi ekinde 17.07.2009 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya duruşmalı olarak incelendi.</p>

<p>Gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p>Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıkların müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının ve duruşmadaki sözlü savunmalarının reddine; ancak:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1- İran uyruklu sanıkların kullandıkları tır aracına yükledikleri uyuşturucuyu yasal yükleri ile birlikte Türkiye'den zorunlu olarak geçip Almanya'ya götürmek isterlerken Pendik Ro-Ro liman sahasında yapılan kontrolde yaka-landıkları, suça konu uyuşturucunun ülkemizde bırakılacağına dair bir kanıt bulunmadığı, uyuşturucunun Türkiye'den transit olarak geçirilmekte olduğu anlaşıldığından; sanıkların eylemlerinin uyuşturucu madde nakletmek suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı gerekçe ile uyuşturucu madde ithal etmek suçundan hüküm kurulması,</p>

<p>2- CMK'nın 324/5. maddesi uyarınca Türkçe bilmeyen sanıklar için tayin edilen tercüman ücreti devlet hazinesinden karşılanacağından yargılama gideri olarak gösterilen tercüman ücretinin sanıklara yükletilemeyeceğinin gözetil-memesi,</p>

<p>Yasaya aykırı olduğundan, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları ve duruşmadaki sözlü savunmaları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi (BOZULMASINA), suçun niteliği ile tutuklu kalınan süre göz önüne alınarak sanıklar hakkındaki tahliye isteğinin reddine, 17.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-200911909-e-200919481-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-baskanligi-baa.jpg" type="image/jpeg" length="32210"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kişi veya Mesleklere Dair Cumhuriyetin İlanından Günümüze: KANUNLARDAKİ ÖZEL DÜZENLEMELER]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kisi-veya-mesleklere-dair-cumhuriyetin-ilanindan-gunumuze-kanunlardaki-ozel-duzenlemeler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kisi-veya-mesleklere-dair-cumhuriyetin-ilanindan-gunumuze-kanunlardaki-ozel-duzenlemeler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çalışmanın Özeti ve amacı:</strong> Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar kişi, meslek veya kurumlarla ilgili olarak mevzuatımızda yer alan hem esas hem de usule dair istisnai düzenlemeler sıralanarak kısaca açıklanmıştır. Bu çerçevede usul hukuku açısından meslek, kişi veya makam olarak Cumhurbaşkanı, milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Uyuşmazlık Mahkemesi başkan ve üyeleri, Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeleri, vali, kaymakam, hakim, cumhuriyet savcıları, avukatlar, askerler, üst dereceli kolluk amirleri, mit mensupları, memur ve diğer kamu görevlileri, noterler, gazeteciler, TRT görevlileri hakkındaki yasal düzenleme ayrı ayrı gösterilmiştir. Yine ceza ve esas yönlerinden özel-istisnai düzenlemeler olarak kamu görevlisine-memura hakaret, görevi yaptırmamak için direnme, işkence, kasten yaralama, kasten öldürme, kamu görevlisinin-sağlık mesleği mensubunun suçu bildirmemesi, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, mala zarar verme, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçu ve diğer suçlar ile ilgili düzenlemelere ilişkin ilgili kısım ele alınmıştır.</p>

<p>Halen yürürlükte bulunan mevzuatımızda genel normun yanında önemine binaen kişi, meslek veya kurumlara özel olarak düzenlenen normların gösterilmesi, başka bir deyişle geçmiştin günümüze şimdiki mevzuatta kişinin sıfatı veya bir kısım meslekler itibariyle ayrık-özel-istisnai durumlara bakacağız.</p>

<p>Genel düzenlemeden ayrılan veya genel olarak vatandaşa uygulanan düzenlemeden ayrı bir şekilde kamu görevlilerini güvenceye bağlayan, daha fazla korumaya alan farklı-istisnai düzenlemeler var mıdır? Kamu görevlilerine karşı işlenen eylemleri farklı olarak hükme bağlayan veya kamu görevlilerinin işlediği ancak farklı-özel bir yaptırıma bağlanan yasa maddeleri yok mu? Hatta kamu görevlileri-meslekler arasında bile konumları-nitelikleri gözetilerk ayrık düzenlemeler yapılmış mıdır? Bu soruların cevapları mevcut mevzuatımız itibariyle aşağıda ele alınmıştır. Halen yürürlükte olan ve neredeyse cumhuriyet döneminden süregelen yasal hükümlere göre aynı eylemi işleyen ya da kendilerine karşı aynı eylem işlenen kamu görevlileri yönünden ayrı (istisnai) düzenlemeler vardır. Yani vatandaşa uygulanan düzenlemelerden azımsanmayacak sayıda hem esas hem de usul hukukunda farklı uygulamalar olduğunu aşağıdaki örneklerde göreceğiz:</p>

<p><strong>a)</strong> <strong>Cumhurbaşkanına hakaret suçu yönünden eski ve yeni düzenlemeler</strong>: Halen yürürlükte olan TCK, 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı kanun olup 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni TCK’nın “Cumhurbaşkanına hakaret” başlığını taşıyan 299. maddesine baktığımızda, Cumhurbaşkanına hakaret eden kişinin bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı, bu suçun aleni olarak işlenmesi hâlinde verilecek cezanın altıda biri oranında artırılacağı, eylem nedeniyle kovuşturma yapılmasının Adalet Bakanının iznine bağlı olduğunu görüyoruz. Suçun, cumhurbaşkanının görevinin devamı sırasında işlenmesi gerekir ancak görevden kaynaklanması şart değildir. İzin olmadan cumhuriyet savcıları ihbar-şikayet üzerine veya doğrudan soruşturmaya geçebilirler. Bu çerçevede koruma tedbirleri olarak ifade alma, arama, yakalama, gözaltı, tutuklama gibi soruşturma işlemlerini yürütebilirler. Soruşturma tamamlandıktan sonra kamu davasının açılabilmesi yani kovuşturma aşamasına geçilebilmesi, mahkemede yargılama sürecinin başlanabilmesi için Adalet Bakanının izin vermesi zorunlu unsurdur. Bu izin bir muhakeme şartı olduğundan izin olmadan iddianame düzenlenemez ve kamu davası açılamaz. Uygulamada bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğü aracılığıyla kovuşturma izni istenmektedir. Cumhuriyet savcısı yaptığı soruşturma sonucunda kamu davasının açılmasını gerektirir derecede delil olmadığı kanaatinde ise kovuşturmaya yer oladığına dair (takipsizlik) kararı verebililir. Buna karşılık dava açmak isterse kovuşturma izini alması gerekir. Aksi halde, yani izin alınmadan kamu davası açıldığında iddianamenin iadesi mümkün olabilecektir. (CMK’nın 174/1-d. maddesi) İddianamenin iadesi hususu gözden kaçsa bile kovuşturma aşamasında, CMK’nın 223/8. maddesi gereğince izin şartının henüz gerçekleşmediğinin anlaşılması halinde bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilecektir. Her nasılsa bu işlemler dikkatten kaçmış ise bu sefer de istinaf veya temyiz aşamasında 280/1-f, 289 ve 302. maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilecektir. Daha önceki TCK, 01.03.1926 tarihinde yürürlüğe giren ve Cumhurbaşkanına hakaret yönünden 05.01.1961 tarih ve 235 sayılı Yasanın 2. maddesiyle değişiklik yapılan, 01.06.2005 tarihine kadar yürürlükte kalan mülga 765 sayılı kanundur. 5237 sayılı TCK’da yapılan düzenleme, aslında<strong> </strong>765 sayılı TCK'nın 158. maddesindeki düzenlemenin tekrarı gibidir. Kişi, üç seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası ile cezalandırılırdı. Suçun, basın yoluyla işlenmesi halinde ceza üçte birden yarıya kadar artırılırdı. Eğer eylem gıyapta işlenmiş ise fail, bir seneden üç seneye kadar hapis ile cezalandırıldı. Cezanın temel alt sınırı daha önce üç yıl iken yeni düzenleme ile bir yıla indirilmiştir. Ayrıca kişi yönünden kısmi de olsa güvence sayılabilen kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlanmıştır. Halen yürürlükte bulunan yeni TCK'da "Cumhurbaşkanı" sıfatı dikkate alınarak sadece iki maddelik düzenleme yapılmıştır: Cumhurbaşkanına hakarete dair 299 ve Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırıya dair 310. maddeleri. Buna karşılık (mülga) 765 sayılı TCK'da ise "Cumhurbaşkanı" (Reisicumhur) sıfatı dikkate alınarak üç maddelik düzenleme vardı: Cumhurbaşkanına suikaste-teşebbüse 156, fiili saldırıya 157, hakaret ve sövmeye dair 158. maddeleri. Kısaca, eski TCK'daki üç maddelik içerik, neredeyse aynı şekilde, yeni TCK'da iki maddeyle düzenlenmiştir. Suçların unsuruna ilişkin yasa koyucunun iradesi ve eylemin yaptırıma bağlanması bakımından Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana değişen bir husus yok gibidir. Buna karşılık son düzenlemede ceza miktarı itibariyle kısmi ve önemli bir indirime gidilmiştir.</p>

<p><strong>b)</strong> <strong>Usul hukukuna dair özel (istisnai) düzenlemeler:</strong> Aşağıdaki örneklerde suçların soruşturulması veya kovuşturulmasının genel hali ile suçun memur veya bir kısım meslek mensubu tarafından işlenmesi durumundaki istisnai düzenlemeler gösterilmiştir. Başka bir anlatımla, genel durum itibariyle özel ve farklı usul kurallarının uygulandığı haller ele alınmıştır.</p>

<p><strong>1)</strong> <strong>Milletvekilleriyle ilgili düzenleme: </strong>Anayasanın 83. maddesindeki yasama dokunulmazlığının yanında ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar hariç seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Yine CMK’nın 161/9. maddesine göre seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.</p>

<p><strong>2) Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Uyuşmazlık Mahkemesi başkan ve üyeleri ile ilgili düzenleme: </strong>Anayasa Mahkemesi başkan ve üyelerinin görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçları, kişisel suçları ve disiplin eylemleri için soruşturma açılması Genel Kurulun kararına bağlıdır. Ancak, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde, soruşturma genel hükümlere göre yürütülür. (6216 sayılı Kanun’un 16. maddesi) Yargıtay birinci başkanı, birinci başkanvekilleri, daire başkanları, üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet başsavcıvekilinin görevleriyle ilgili veya kişisel suçlarından dolayı haklarında soruşturma yapılabilmesi Birinci Başkanlık Kurulunun kararına bağlıdır. Ancak, ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinin hazırlık ve ilk soruşturması genel hükümlere tabidir. (2797 sayılı Yargıtay Kanunu 46. maddesi) Danıştay başkanı, başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyelerin görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işlemiş bulundukları suçlardan dolayı, Danıştay başkanının seçeceği bir daire başkanı ile iki üyeden oluşan bir kurul tarafından ilk soruşturma yapılır. Danıştay başkanı hakkında soruşturma, kendisinin katılmayacağı Başkanlık Kurulunca seçilecek bir daire başkanı ile iki üyeden oluşan bir kurul tarafından yürütülür. (2575 sayılı Danıştay Kanunu 76. maddesi) Sayıştay Başkanı, daire başkanları ve üyelerden birinin görevleri sebebiyle işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı Sayıştay Genel Kurulunca seçilecek üç daire başkanı ve iki üyeden kurulu bir heyet tarafından ön inceleme yapılarak hazırlanacak rapor ile sair evrak soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine esas alınmak üzere Daireler Kuruluna verilir. Bu Kurulun soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararı kendiliğinden ve soruşturma izni verilmesine ilişkin katılanların üçte iki çoğunluğu ile verilen karar, itiraz üzerine Genel Kurulca incelenir. İtiraz süresi kararın tebliği tarihinden itibaren onbeş gündür. Genel Kurulun soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararı kesindir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin karar katılanların üçte iki çoğunluğu ile alınır. Soruşturma izni verilmesine ilişkin verilen kesin karar üzerine dosya Anayasa Mahkemesine tevdi olunur. Bunların görevleri ile ilgisi bulunmayan şahsi bir suç işlemeleri halinde yapılacak kovuşturmada Yargıtay üyelerinin şahsi suçlarının kovuşturmasına ilişkin hükümler uygulanır. (6085 sayılı Sayıştay Kanunu 66. maddesi) <strong>2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin</strong><strong> </strong><strong>Kuruluş ve İşleyişi Hakkındaki Kanun’da başkan ve üyelerin işledikleri iddia edilen suçlarla ilgili bir düzenleme yer almamıştır. Aynı kanunun 2. maddesine göre Uyuşmazlık Mahkemesi’nin başkan ve üyeleri Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay tarafından seçildiğine ve bu sıfatları devam ettiğine göre tabi oldukları yasaları uyarınca işlem yapılabilecektir.</strong></p>

<p><strong>3) Hakimler ve Savcılar Kurulu Üyeleri ile ilgili düzenleme</strong>: Üyeler hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalar, 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun 36, 37, 38 ve 39. Maddelerinde belirtilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p><strong>4) Vali, kaymakam ve üst dereceli kolluk amirleri ile ilgili düzenleme: </strong>5271 sayılı CMK'ya göre, Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır. Oysa aynı eylemi vali veya kaymakamlar işlerse doğrudan doğruya soruşturma açılamaz. Hakklarında 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Yetkili makamdan soruşturma izni alınması gerekir. Yine aynı eylemi en üst dereceli kolluk amirleri (örneğin ilçe jandarma komutanı, ilçe emniyet müdürü) işlerse, doğrudan soruşturma açılamaz, hakkında hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır. (CMK'nın 161/5. maddesi) İl veya ilçede görevli Cumhuriyet savcısı, kamu görevlilerinin görevden dolayı işledikleri suçları haricinde kalan kişisel suçları nedeniyle genel hükümlere göre doğrudan soruşturma yapar ancak vali ve kaymakamların kişisel suç bile olsa ağır cezayı gerektiren suçüstü hâllerinde, bu Kanunun (5271 sayılı CMK) hükümleri uygulanmak koşuluyla, vali ve kaymakamların kişisel suçlarından dolayı haklarında genel hükümlere göre soruşturma yapılması kaymakamların mensup oldukları il ve valilerin bulundukları ile en yakın il Cumhuriyet başsavcısına aittir. Bu suçlarda kovuşturma yapmaya, soruşturmanın yapıldığı yerin görevli mahkemesi yetkilidir. (CMK'nın 161/5,6. maddesi)<strong> </strong></p>

<p><strong>5)</strong> <strong>Hakim ve cumhuriyet savcıları ile ilgili düzenleme:</strong> Haklarındaki soruşturma ve kovuşturma özel usule tabidir. 2802 sayılı yasanın 88. maddesine göre, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlleri dışında suç işlediği ileri sürülen hakim ve savcılar yakalanamaz, üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya çekilemez. Ancak, durum Adalet Bakanlığına derhal bildirilir. Buna aykırı hareket eden kolluk kuvvetleri amir ve memurları hakkında yetkili Cumhuriyet savcılığı tarafından genel hükümlere göre doğrudan doğruya soruşturma ve kovuşturma yapılır. Aynı kanunun 93. maddesine göre hâkim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcısı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki hakim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcısı ve ağır ceza mahkemesine aittir.</p>

<p><strong>6) Avukatlar ile ilgili düzenleme: </strong>Haklarındaki görevden kaynaklı soruşturma-kovuşturma özel usule tabidir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na göre, ağır ceza ahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz. Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. İşledikleri iddia edilen suç nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararlarının niteliğine bakılmaksızın temyiz yolu açıktır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. (1136 sayılı Yasanın 58 ve 59. maddeleri)</p>

<p><strong>7) Askerler ile ilgili düzenleme: Asker</strong> kişilerin işledikleri askerî suçların soruşturulması yasada belirtilen sıralı komutanların vereceği izne tabidir. Ancak, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yürütülür. Subay ve astsubayların şüpheli sıfatıyla ifadesi bizzat cumhuriyet savcısı tarafından alınır. General ve amiraller hakkındaki soruşturma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili tarafından yapılır. Genelkurmay Başkanı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları hakkında askerî suçlardan dolayı soruşturma yapılması Cumhurbaşkanının iznine bağlıdır. Soruşturma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılır. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yürütülür. (7329 sayılı Yasanın 4, 5 ve 6. Maddeleri ile değişik 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu Ek 14, 15 ve 16. Maddeleri) Askeri mahkemelerin faaliyette olduğu zamanda da benzer hüküm olarak mülga 353 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin talimatıyla soruşturma açılabiliyordu.</p>

<p><strong>8) Mit mensupları ile ilgili </strong><strong>düzenleme:</strong> Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır. Örnek olarak, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyan suçu işlediği iddia edilen bir vali veya profesör hakkında doğrudan soruşturma açılabilir, tutuklanabilir ancak aynı suçu işlediği iddia edilen Mit mensubu hakkında aynı işlem yasal olarak yapılamaz.. (CMK'nın 161/8. maddesi)</p>

<p><strong>9) Memur ve diğer kamu görevlileri ile ilgili düzenleme: </strong>Yukarıda belirtilen özel düzenlemelerin yanında ikinci özel düzenleme sayılabilen ayrı bir kanun daha vardır. Cumhuriyet savcıları, adli görevden doğan suç ile ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve kanunun hariç tuttuğu (Anayasal düzene karşı suçlar, rüşvet, irtikap, zimmet, ihaleye fesat gibi suçlar) hariç olmak üzere 4483 sayılı yasa hükümleri uyarınca doğrudan soruşturma yapamaz. Bu kanunun kapsamı son derece geniştir. Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar kapsar. Bu kapsama kimler dâhildir? İl veya ilçede görevli, bölge düzeyinde teşkilatlanan kurum ve kuruluşlarda görev yapan memurlar, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı, Cumhurbaşkanına veya Cumhurbaşkanlığına bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşlar ve bakanlıkların merkez ve bağlı veya ilgili kuruluşlarında görev yapan memur ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde görevli memurlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri ve yardımcıları, büyükşehir belediye başkanları, il, ilçe ve belde belediye başkanları; büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri, köy ve mahalle muhtarları ve diğer kamu görevlileri dahildir. (4483 sayılı yasanın 4. maddesi)</p>

<p><strong>10) Noterler ile ilgili düzenleme</strong>: Adalet Bakanlığı, bir noter hakkında soruşturma yapılmasını gerektiren hallerde, soruşturmayı adalet müfettişlerine veya Cumhuriyet savcılarına yaptırır. Adalet müfettişliği ve Cumhuriyet savcılıklarına herhangi bir şikayet yapılır veya bu merciler, noterin yolsuz bir işleminden haberdar olurlarsa, derhal gerekli soruşturmayı yaparak düzenleyecekleri evrakı Bakanlığa gönderirler. Kovuşturma Adalet Bakanlığının iznine tabidir. (1512 sayılı Noterlik Kanunu 124. maddesi)</p>

<p><strong>11) </strong><strong>Gazeteciler ile ilgili düzenleme: </strong>Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının bir muhakeme şartı olarak, günlük süreli yayınlar yönünden dört ay, diğer basılmış eserler yönünden altı ay içinde açılması zorunludur. Bu süreler geçtikten sonra iddianame düzenlenemez, kamu davası açılamaz. Bu suçlara ilişkin davalar acele işlerden sayılır. (5187 sayılı Basın Kanunu 26 ve 27. Maddeleri)</p>

<p><strong>12) TRT görevlileri ile ilgili düzenleme: </strong>Bu madde kapsamına giren suçlardan ve haksız fiillerden dolayı yayının yapıldığı tarihten başlayarak altmış gün içinde açılmayan davalar dinlenmez. (2954 sayılı Kanun’un 28. maddesi)</p>

<p><strong>13) Yüksek Öğretim Kurumları ile ilgili düzenleme: </strong>Yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretim kurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanlarının ve bu kuruluş ve kurumların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlarının görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri ileri sürülen suçlar hakkında yetkili makamlarca inceleme başlatılabilir, inceleme sonucunda soruşturma açılmasına karar verilmesi ya da doğrudan soruşturma başlatılması ile ilgili özel düzenlemeye gidilmiştir. (2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Disiplin ve Ceza İşleri hakkındaki 53. maddesi)</p>

<p><strong>14) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama ile ilgili düzenleme:</strong> TCK’nın 301. Maddesine göre, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama suçundan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.</p>

<p><strong>b)</strong> <strong>Cezai yönden ve esas olarak özel (istisnai) düzenlemeler: </strong>Aşağıdaki örneklerde yer alan eylemlerde suçun genel hali ile bu suçun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi veya kamu görevlisi tarafından suçun işlenmesi halindeki istisnai durumlar ele alınmıştır. Başka bir anlatımla genele göre farklı (daha çok ya da aha az) ceza verileceği haller gösterilmiştir.</p>

<p><strong>1) Kamu görevlisine-memura hakaret suçu ile ilgili düzenleme: </strong>Hakaret suçu genel olarak 5237 sayılı TCK’nın 125. maddesinde yer alır. Buna göre bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Hakaret suçunun; kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Başka bir deyişle hakaret suçunun alt ceza sınırı üç ay hapis veya 1800,00 ile 14600,00 TL arasında adli para cezası iken bu suçun memurun görevi nedeniyle işlenmesi halinde ise cezanın alt sınırı üç ay hapis yerine bir yıl hapisten aşağı olamaz. Genel hakaret suçu şikayete bağlı iken memura yönelik hakaret ise şikayete bağlı değildir. (TCK’nın 125, 131, 52, 61/9. maddeleri)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2) Görevi yaptırmamak için direnme suçu ile ilgili düzenleme:</strong> Vatandaşın bir nüfus müdürüne karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullandığını düşünelim. Bu vatandaş, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Aynı vatandaşın, duruşma yapan bir hakime karşı bu suçu işlemesi halihde, bu suç yargı görevi yapan kişilere karşı işlendiğinden, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Burada, hakim, savcı, avukatlar, görevlerinin niteliği ve önemi gözetilerek diğer kamu görevlilerine göre daha fazla korunmuştur. Başka bir deyişle, kamu görevlileriyle ilgili düzenlemelerle yetinilmeyerek yargı görevini yapanlara daha fazla koruma sağlayan ve daha ağır yaptırımlar içeren ayrı bir düzenleme yapılmıştır. (TCK'nın 6/1-d, 265/1. maddeleri)</p>

<p><strong>3) İşkence suçu ile</strong><strong> ilgili düzenleme:</strong> İşkence suçu genel olarak 5237 sayılı TCK’nın 94. maddesine göre bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu suçun; avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla işlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Görüldüğü gibi eylem avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi nedeniyle işlenirse cezanın alt sınırı beş yıl artırılmıştır.</p>

<p><strong>4) Kasten yaralama suçu ile</strong><strong> ilgili düzenleme:</strong> TCK’nın 86. maddesine göre başkasını basit nitelikte kasten yaralayan kişi şikayet üzerine bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suç kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi hâlinde ise hem şikayet aranmaz hem de verilecek ceza yarı oranında artırılır.</p>

<p><strong>5) Kasten öldürme suçu ile ilgili düzenleme: </strong>TCK’nın 81. maddesine göre bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Eğer kasten öldürme kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenirse, bu ceza artırılarak kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.</p>

<p><strong>6) Kamu görevlisinin-sağlık mesleği mensubunun suçu bildirmemesi ile ilgili düzenleme: </strong>TCK’nın 279. maddesine göre kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu, adlî kolluk görevini yapan (polis, jandarma gibi) kişi tarafından işlenmesi hâlinde ise verilecek ceza yarı oranında artırılır. Buna karşılık TCK’nın 280. maddesine göre görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü üzere aynı eylem kolluk görevlileri için artırımı düzenlemişken sağlık mesleği mensupları için diğer kamu görevlilerine göre daha az cezayı getirmiştir.</p>

<p><strong>7) Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu ile ilgili düzenleme:</strong> TCK’nın 281. maddesine göre bu suç altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırken suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.</p>

<p><strong>8) Mala zarar verme suçu ile ilgili düzenleme: </strong>TCK’nın 151. maddesine göre başkasının malına zarar verme suçunda mağdurun şikâyeti üzerine fail dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. 152. maddesine göre ise sona ermiş olsa bile görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak bu suçun işlenmesi hâlinde fail hakkında ceza genele göre artırılarak bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.</p>

<p><strong>9) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama ile ilgili düzenleme:</strong> TCK’nın 301. Maddesine göre, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi de aynı şekilde cezalandırılır.</p>

<p>Aşağıdaki suçlarda da benzer düzenlemeleri görmek mümkündür:</p>

<p><strong>10) Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama</strong> (TCK’nın 282. maddesindeki) suçunun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. <strong>Suçluyu kayırma</strong> (TCK’nın 283. maddesindeki) suçunun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. <strong>Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirememe</strong> (TCK’nın 284. maddesindeki) suçlarının kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. <strong>Soruşturmanın gizliliğinin ihlali</strong> (TCK’nın 285. maddesindeki) suçunun kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde ceza yarısına kadar artırılır. <strong>Kasten yaralama</strong> (TCK’nın 86. maddesindeki) suçunun kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır. <strong>Haberleşmenin gizliliğini ihlal</strong> (TCK’nın 132. maddesindeki), <strong>kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması</strong> (TCK’nın 133. maddesindeki), <strong>özel hayatın gizliliğini ihlal</strong> (TCK’nın 134. maddesindeki), <strong>kişisel verilerin kaydedilmesi</strong> (TCK’nın 135. maddesindeki), <strong>verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme </strong>(TCK’nın 136. maddesindeki) suçların kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. <strong>Resmi belgede sahtecilik</strong> (TCK’nın 204. maddesindeki) suçunun görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi, normalde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması yerine üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. <strong>Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek</strong> (TCK’nın 205. maddesindeki) suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. <strong>Nüfuz ticareti</strong> (TCK’nın 255. maddesindeki) suçu işleyen kişinin kamu görevlisi olması halinde verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır. <strong>Cinsel saldırı</strong> (TCK’nın 102. maddesindeki), çocukların<strong> cinsel istismarı</strong> (TCK’nın 103. maddesindeki) ve <strong>cinsel taciz</strong> (TCK’nın 105. maddesindeki) suçların kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde verilen cezalar yarı oranında artırılır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisi-asim-ekren" title="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN"><img alt="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2023/03/asim-ekren.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/cumhuriyet-savcisi-asim-ekren" title="Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN">Cumhuriyet Savcısı Asım EKREN</a></strong></h4>

<p></p>

<p><span style="color:#999999"><strong>Yararlanılan Kaynaklar:</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">1) İstanbul Anadolu Adliyesi Dergisi, Sayı 22, Ocak 2023, s.28-37</span></p>

<p><span style="color:#999999">2) Yalan Haber Dezenformasyon-Sansür Yasası ile İfade-Basın Özgürlüğü Uygulamaları, Filiz Kitabevi, 2023, s.284-300</span></p>

<p><span style="color:#999999">3)</span> <a href="https://www.hukukihaber.net/gecmisten-gunumuze-cumhurbaskanina-hakaret-sucu-ile-kisi-veya-mesleklere-dair-yasalardaki-ozel-duzenlemeler" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">https://www.hukukihaber.net/gecmisten-gunumuze-cumhurbaskanina-hakaret-sucu-ile-kisi-veya-mesleklere-dair-yasalardaki-ozel-duzenlemeler</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kisi-veya-mesleklere-dair-cumhuriyetin-ilanindan-gunumuze-kanunlardaki-ozel-duzenlemeler-1</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/03/terazi/teradmz.jpg" type="image/jpeg" length="53582"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2024/7541 E., 2025/392 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20247541-e-2025392-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20247541-e-2025392-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 13.01.2025 tarihli, 2024/7541 E., 2025/392 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>10. Ceza Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/7541 E., 2025/392 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ceza Dairesi<br />
SAYISI : 2024/1491 E., 2024/1534 K.<br />
SUÇ : Uyuşturucu madde ithal etme<br />
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi<br />
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması</p>

<p>Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. HUKUKİ SÜREÇ</strong></p>

<p>A. Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.</p>

<p>B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>II. TEMYİZ SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;</p>

<p>1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,</p>

<p>2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,</p>

<p>3. Eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına,</p>

<p>4. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,</p>

<p>5. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,</p>

<p>6. Sanık hakkında gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine,</p>

<p>7. Eksik inceleme yapıldığına,</p>

<p>8. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,</p>

<p>İlişkindir.</p>

<p><strong>III. GEREKÇE</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Suç konusu uyuşturucu maddenin miktarına bağlı olarak önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 3. maddesindeki orantılılık ilkesi ile aynı Kanun'un 61. maddesindeki ölçütlere göre; temel hapis ve adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayin edilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ve 5237 sayılı TCK'nın 188/4-a maddesinin uygulanmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.</p>

<p><strong>IV. KARAR</strong></p>

<p>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,</p>

<p>Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,</p>

<p>Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,</p>

<p>13.01.2025 tarihinde karar verildi.</p>

<p><strong>KARŞI OY GEREKÇESİ</strong></p>

<p>22.02.2023 tarihli Araştırma, Yakalama ve Muhafaza altına alma tutanağına göre, Kapıkule gümrük sahası Tır giriş X-ray yolunda tespit edilen şüpheli paketlerde narkotik dedektör köpekleri vasıtasıyla yapılan arama ve kontrollerde köpeklerin söz konusu paketlere tepki vermesi üzerine daralı 4162 gram cannabinoidin ele geçirildiği olayda; yapılan yargılama sonucunda sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan dolayı mahkûmiyetine karar verilmiştir.</p>

<p>Olay tutanağı ve dosyada mevcut diğer belgeler incelendiğinde, Kapıkule Gümrük Giriş Kapısında yapılan işlemler sırasında sanığın aracının şüpheli görülerek X-ray taramasına sevk edilmesi üzerine sanığın X-ray yolunda bıraktığı paketlerde yapılan arama neticesinde uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, görevlilerin müdahalesi nedeniyle sanığın aracında bulunan uyuşturucu maddeyi gümrükten geçiremediği, dolayısıyla sanığın işlediği kabul edilen uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunun tamamlanmadığı ve teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Doktrinde ithal, “uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin maddeten, Türkiye’nin siyasi sınırlarının herhangi bir yerinden sokulması” (Erman/Özek’ten aktaran: Birsen Elmas, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara 2020, s. 63) olarak tanımlanmakla birlikte, gümrük (sınır) kapılarının bulunduğu yerlerde uyuşturucu maddenin Türkiye’ye sokulabilmesi için gümrük kontrol noktasından herhangi bir şekilde geçirilmesi gereklidir. Gümrük kontrolünün amaçlarından biri kaçak veya yasak eşyanın ülkeye girişinin önlenmesi olup, gümrük işlemleri sırasında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin polis ya da gümrük görevlisi gibi yetkililer tarafından yakalanması halinde, maddenin ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, ithal suçunun tamamlandığından söz edilemez. Zira uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme, esas itibarıyla maddenin ülkeye sokulduktan sonra satılması, satışa arz edilmesi ya da başkalarına verilmesi gibi kullanmak amacı dışındaki eylemlerin icrasına yönelik olarak işlenen bir suç olup, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük işlemleri sırasında yakalanması halinde, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya ithal suçunun icrasına başlayan failin elinde olmayan nedenlerle, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulmasına engel olunarak ithal suçunun tamamlanması ve aynı zamanda maddenin ülke içinde satışı, satışa arz edilmesi ve başkalarına verilmesi gibi tasarruflarda bulunulması önlenmektedir.</p>

<p>Yukarıda açıklanan görüş doktrinde de bir kısım yazarlar tarafından benimsenmektedir. Örneğin İltaş, “Gümrük kapısı olan yerler bakımından suça konu olan ve saklanan/bildirilmeyen maddenin gümrük işlemleri sırasında yetkililer tarafından yakalanması halinde failin tamamlanmış ithal suçundan dolayı değil de ithal suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılması gerektiği” görüşündedir (Yiğit İltaş, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 192). Savaş/Mollamahmutoğlu’na göre de, “İthal suçu: maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yabancı ülkeden yurda gümrükte saklanarak veya beyan edilmiyerek sokulması ile tamamlanır. Fail gümrükte işlemler sırasında yakalanmış ise suç tamamlanmamıştır. Eylem … teşebbüs derecesinde kalmıştır.” (Vural Savaş - Sadık Mollamahmutoğlu, Türk Ceza Kanununun Yorumu, 3. Cilt, Seçkin Yayınevi, Ankara 1999, s. 3609-3610).</p>

<p>Öte yandan, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinin yirmibirinci fıkrasında yer alan ve kaçak eşya ithal etme fiillerini de kapsayan, "Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır." hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın "Göçmen kaçakçılığı" başlıklı 79. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesindeki, yasal olmayan yollardan yabancıların ülkeye sokulması fiilini de içeren, "Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur." şeklindeki hüküm; kanun koyucu tarafından, kaçak eşya veya insanların ülkeye sokulurken ele geçirilmesi ya da yakalanması halinde eylemin "teşebbüs aşamasında" kaldığının kabul edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla, Dairemizin yerleşik kararlarında, uyuşturucu madde ithal etme suçunun neticesi harekete bitişik suç olması nedeniyle bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı görüşü benimsenmekte ise de; 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin birinci fıkrasında, uyuşturucu madde ithal etme suçu bakımından, eylem teşebbüs aşamasında kalsa dahi tamamlanmış gibi cezaya hükmolunacağına dair bir hükme yer verilmemiş olması, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulurken ele geçirilmesi durumunda, teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Somut olayda, sanığın Türkiye’ye giriş yaptığı aracın X-ray taramasına sevk edilmesi üzerine gümrük sahası tır giriş X-ray yoluna suça konu maddeleri attığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, görevlilerce uyuşturucu maddenin gümrükten geçirilmesine ve ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, sanık elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunu, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamış ve işlediği suç teşebbüs aşamasında kalmıştır.</p>

<p>Böyle bir durumda suçun tamamlanmış olduğunun kabul edilmesi; yurt dışından getirdiği uyuşturucu maddeyi gümrük kontrolünden herhangi bir şekilde geçiren kişilerle, görevlilerin kontrolünü aşamaması nedeniyle maddeyi gümrükten geçiremeyen kişilerin aynı hukuki statüye tabi tutulması anlamına geleceği gibi; gümrük görevlilerinin resmi vazifelerini icra ederken yaptıkları uyuşturucu maddeyi ele geçirme işlemine, gereken hukuki değerin verilmemesi sonucuna da yol açacaktır.</p>

<p>Bu itibarla, sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçu teşebbüs aşamasında kaldığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tayin edilen cezadan aynı Kanun'un 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanığın eylemi tamamlanmış suç olarak kabul edilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır.</p>

<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanık hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince verilen hükmün bozulmasına karar verilmesi yerine, temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin çoğunluk kararına iştirak etmiyorum. 13.01.2025</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-10-ceza-dairesinin-20247541-e-2025392-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-s.jpg" type="image/jpeg" length="61336"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu'nun 2015/500 E., 2019/365 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2015500-e-2019365-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2015500-e-2019365-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.05.2019 tarihli, 2015/500 E., 2019/365 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2015/500 E., 2019/365 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kararı Veren<br />
Yargıtay Dairesi : 10. Ceza Dairesi<br />
Mahkemesi :Ağır Ceza<br />
Sayısı : 208-82</p>

<p>Uyuşturucu madde ithal etme suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı TCK'nın 188/1-4, 62, 52/2-4, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 22 yıl 6 ay hapis ve 375.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.04.2013 tarihli ve 208-82 sayılı resen de temyize tabi olan hükmün, sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 13.11.2014 tarih ve 7082-12641 sayı ile;<br />
"...<br />
C) Sanık ... hakkında 'uyuşturucu madde ithal etme' suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:<br />
Sanığın, diğer sanıkların uyuşturucu madde ithal etme eylemine iştirak ettiğine ilişkin, savunmasının aksine, somut olayla örtüşmeyen ve içeriği tam olarak belirlenemeyen telefon görüşmeleri dışında kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş,</p>

<p>Daire Üyeleri ... ile B. Özyürek; “28.03.2009-11.06.2009 tarihleri arasında sanık ...'ın diğer sanık ...ile 42 kez, hakkındaki davanın tefrikine karar verilen diğer sanık ... ... ile 18 kez telefonla görüştüğü, tape içeriklerinden ve diğer sanık ...'ın 17.01.2011 tarihli dilekçesi ekindeki bu görüşmelere ilişkin beyanlarından sanık ...'ın diğer sanıkların eylemlerine katıldığı, sanığın da içinde yer aldığı organizasyon tarafından İran'dan getirilen eroinlerin Türkiye üzerinden Hollanda'ya gönderildiği; organizasyonda önemli rol üstlenen ve hakkındaki mahkûmiyet kararı onanarak kesinleşen diğer sanık ... ...'ın yeğeni olan sanık ...'ın suç konusu eroinlerin temininde görev aldığı gibi İran-Türkiye-Hollanda arasındaki uyuşturucu para trafığini de bizzat yönettiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Suç konusu eroinin Türkiye'de 15.06.2009 tarihinde ele geçirildiği, sanık ...'ın diğer sanık ...ile son görüşme tarihi ise 11.06.2009 dur. Bu aradaki dört günlük sürede sanık ...'ın telefon görüşmesinin bulunmaması, gizliliğin esas olduğu uyuşturucu madde suçlarında en son ele geçirilen eroinle irtibatının kesildiği anlamına gelmemelidir. Daha önceki tarihlerde de daha uzun süren aralıklarla sanığın telefon görüşmesi yapmadığı tespit edilmiştir.</p>

<p>Sanık son telefon görüşmesinde açıkça bu organizasyondan çıktığını, işbirliğini sona erdirdiğini belirtmemiştir. Ayrıca tape içeriklerinden, sanık ...'ın dinlenemeyen başka telefonlarla da görüşme yaptığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Sanıkla ilgili iletişim tespit tutanaklarını değerlendiren mahkemenin sübuta ilişkin uygulamasında isabetsizlik bulunmadığından sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi düşüncesinde olduğumuzdan; sanığın beraatine ve salıverilmesine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz” düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır.</p>

<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 08.01.2015 tarih ve 280005 sayı ile;<br />
"Kolluk görevlileri 31.03.2009 tarihinde sanık ...'ın amcası olan diğer sanık ...hakkında İran'dan yüklü bir şekilde uyuşturucu madde getireceği yönünde istihbarat bilgisi alması üzerine 31.03.2009 tarihinden itibaren yasal olarak usulüne uygun kararlara dayanarak teknik takiple adı geçenin telefonları dinlemeye alınmış ve yapılan takipte uyuşturucu madde ticareti suçuna delil olabilecek şüpheli görüşmeler yaptığı saptanan sanık ... ile birlikte diğer sanıklar ..., ... ..., ... ... ve açık kimlikleri tespit edilmeyen... ve Sait isimli şahıslar hakkında alınan mahkeme kararlarına dayanılarak telefonları dinlemeye alınmıştır.<br />
Yapılan teknik ve fiziki takip ve istihbarat bilgileri doğrultusunda sanık ...ve diğer sanıkların iştirak halinde İran'dan temin ettiği, suça konu uyuşturucu madde 15.06.2006 tarihinde İran'dan Ağrı Gürbulak sınır kapısı vasıtasıyla sanık ... kullandığı Tır aracının ülkemize giriş yaptığı tespit edilerek aynı gün Adana'da durdurularak yapılan aramada toplam 463538 gram miktarındaki eroin kuru fasulye yükü arasına gizlenmiş vaziyette ele geçirilmiştir.<br />
Sanık ...'ın 28.03.2009 ile 11.06.2009 tarihleri arasında diğer sanıklar ...ile 42 kez, sanık ... ... ile 18 kez telefon görüşmeleri yapmıştır. Sanık ... ...'nin ve sanık ...'in mahkemede görüşme içeriklerinin sanık Cüneyt ile ortak restoran açılmasına ya da borç alarak alınan 10 bin Euronun gönderilmesine ilişkin olduğu belirtilmiş ise de, sanıkların beyanları birbiriyle tamamen örtüşmediği gibi tape içeriklerini hiçbir şekilde ortak restoran açılmasına ya da bir kez borç para gönderilmesine ilişkin olmayıp zaman aralığı, görüşme şekli ve gizliliğe riayet edilme çabaları dikkate alındığında dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde uyuşturucu madde ticareti sevk ve idaresine ilişkin görüşmeler olarak kabul edilmesi ve sanık ...ile... ...'ın diğer sanık Cüneyt ile ortak olarak mahkum olan diğer sanıklarla birlikte bu organizasyon içinde değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Ayrıca, diğer sanıklardan ... sanık ...'ın bu organizasyondaki konumunu daha önce dosyadaki delillerden anlaşılan bu durumu dosyada mevcut 17.01.2011 tarihli dilekçesinde açıklamıştır. Sanık ... hakkında soruşturma başlamasından sonra yakalanamaması üzerine yakalama emri infaz edildiğinde kendi savunmasında bir başka uyuşturucu madde ticareti suçundan hakkında soruşturma yapılarak tutuklandığını belirtmesi ve durumun UYAP kayıtlarından da anlaşılması dikkat çekicidir.<br />
Sonuç olarak sanık ...'ın bu organizasyonda yer alan sanık ...ve diğer sanıkların İran'dan uyuşturucu madde ithal etme suçuna iştirak ettiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.</p>

<p>CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 16.02.2015 tarih, 670-8716 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
CEZA GENEL KURULU KARARI</strong></p>

<p>Sanıklar ... ..., ..., ... ..., ... ve ... ... hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kovuşturma evresinde ayırma kararı verilmiş; sanıklar ... Yüce ile ... Gökçe hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan beraat hükümleri temyiz edilmeksizin; sanıklar..., ... ... ve ... ... hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan beraat, sanıklar ... ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile... plakalı çekici ve ... plakalı yarı römorkun müsaderesine ilişkin hükümler Özel Dairece onanmak suretiyle, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan beraat hükmü ise Özel Dairece düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.</p>

<p>Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı uyuşturucu madde ithal etme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.<br />
İncelenen dosya kapsamından;</p>

<p>İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince uyuşturucu madde ticareti yapan şahıslara yönelik yapılan istihbarat çalışmalarında, ... numaralı GSM hattını kullanan ... ... isimli şahsın örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yaptığı, bağlantılı olduğu bir gruptan temin edeceği yüklü miktardaki uyuşturucu maddeyi Hollanda’ya nakledip burada açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen ... isimli bir şahsa teslim edeceği bilgisinin elde edildiği, bunun üzerine adı geçenin irtibatlı olduğu diğer şahısların tespit edilebilmesi ve uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2009/312 sayılı soruşturmanın başlatıldığı, bu kapsamda inceleme dışı sanık ...’in kullandığı söz konusu GSM hattı hakkında 30.10.2008 ve 23.01.2009 tarihlerinde CMK'nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması için mahkemeden kararlar alındığı, yürütülen teknik takip çalışmaları sırasında inceleme dışı sanık ...’in, uluslararası düzeydeki uyuşturucu madde ticareti organizasyonu içinde yer alan inceleme dışı sanık ...ile irtibatlı olduğu değerlendirilerek, inceleme dışı sanık ...’in kullandığı ... numaralı GSM hattı hakkında 13.03.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması için mahkemeden karar alındığı, devam eden teknik takip çalışmalarında inceleme dışı sanık ...’in birden fazla GSM hattı kullandığının tespit edilip söz konusu bu hatlar hakkında da dinleme kararlarının alındığı, teknik takip altında bulunan inceleme dışı sanık ...’in, sanık ... ile uyuşturucu madde ticareti ile ilgili görüşmeler yaptığının değerlendirilmesi üzerine, sanık ...'ın kullandığı ... numaralı GSM hattı hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 08.04.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının alındığı, devam eden teknik takip çalışmaları sırasında sanık ...’ın kullandığı ...numaralı GSM hattı hakkında 18.04.2009, ... numaralı GSM hattı hakkında 30.04.2009, ... numaralı GSM hattı hakkında 10.05.2009, 00316 ... numaralı hat hakkında 13.05.2009, 00316 ..., 00316 ... ve... numaralı hatlar hakkında 18.05.2009, ... ve... numaralı GSM hatları hakkında 06.06.2009, ... numaralı hat hakkında ise 12.06.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarının alındığı, yürütülen iletişimin tespiti çalışmaları kapsamında örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yaptıkları ve aynı organizasyon içinde oldukları değerlendirilen inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ..., ..., ... ..., ..., ... ..., ... ... ve ... ... ile açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemediğinden soruşturma evresinde dosyası ayrılan İran’lı... ... hakkında da iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararları alınarak teknik takip çalışmalarına devam edildiği,</p>

<p>İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince ise 04.06.2009 tarih ve 312 sayı ile sanık ..., inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında, adı geçenlerin kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin izlenebilmesi, ses veya görüntü kayıtlarının alınabilmesi amacıyla CMK’nın 140. maddesi gereğince teknik araçlarla izleme kararı verildiği,<br />
Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığınca; Almanya, Hollanda ve Romanya resmi makamlarından, Hollanda’da yaşayan... ... ... isimli şahsın Almanya ve Hollanda’daki uyuşturucu sevkiyatlarını organize ettiği, adı geçenin Romanya’da bulunan ... isimli şahıs ile irtibatlı olduğu, ...’ın da Türkiye ve Romanya üzerinden... ... ... adına Almanya’ya uyuşturucu madde naklini gerçekleştirdiği, Halis ... ...’un Türkiye’de ikamet eden ...ve... isimli şahıslar ile irtibatlı olduğu, 11.06.2008 tarihinde Hollanda’nın Tilburg şehrinde 460,50 kilogram eroin ele geçirildiği, olayla ilgili olarak... ... ... ve ...’ın yakalandıkları bilgisinin elde edildiği, görevlilerce konu hakkında yapılan araştırmada ... isimli şahsın yurt dışına nakledilecek uyuşturucu maddenin temini için 25.05.2008 ile 08.06.2008 tarihleri arasında Türkiye’de bulunduğunun ve bu süre zarfında ...isimli şahıs ile görüştüğünün tespit edildiği, bunun üzerine ...ve...’un irtibatlı olduğu diğer şahısların tespit edilebilmesi ve Türkiye üzerinden yurt dışına nakledilebilecek uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi amacıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2009/119 sayılı soruşturmanın başlatıldığı, bu kapsamda ...ve...’un kullandığı GSM hatları hakkında 13.02.2009 tarihinde CMK'nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması için mahkemeden karar alındığı, gerçekleştirilen teknik takip çalışmaları sırasında...’un, Hilmi Dinç isimli şahıs ile adı geçenin de inceleme dışı sanık ... ile irtibatlı olduğu değerlendirilerek inceleme dışı sanık ...'in kullandığı 0538 418 69 14 numaralı GSM hattı hakkında 25.03.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması için mahkemeden karar alındığı, teknik takip altında bulunan inceleme dışı sanık ... ile irtibatlı olduğu değerlendirilen inceleme dışı sanık ...’in kullandığı ... numaralı GSM hattı hakkında 09.04.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması için mahkemeden karar alındığı, yürütülen iletişimin tespiti çalışmaları sırasında inceleme dışı sanık ...’in, sanık ... ile uyuşturucu madde ticareti ile ilgili görüşmeler yaptığının değerlendirilmesi üzerine, sanık ...'ın kullandığı ... numaralı GSM hat hakkında da Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince 10.04.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının verildiği, devam eden teknik takip çalışmaları kapsamında sanık ...’ın kullandığı ... numaralı GSM hattı hakkında 28.04.2009, 00316 ... numaralı hattı hakkında 15.05.2009, ... numaralı GSM hattı hakkında 18.05.2009, 00316 ..., ... ve ... numaralı hatlar hakkında 20.05.2009, ... numaralı GSM hattı hakkında 08.06.2009, ... numaralı hattı hakkında ise 12.06.2009 tarihinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarının alındığı, yürütülen 2009/119 sayılı soruşturma kapsamında uluslararası düzeyde uyuşturucu madde ticareti yaptıkları ve aynı organizasyon içinde bulundukları değerlendirilen inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ..., ... ... ve ... ... ile açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemediğinden soruşturma evresinde dosyası ayrılan İran’lı... ... hakkında da iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararları alınarak çalışmalara devam edildiği,</p>

<p>15.06.2009 tarihli olay tespit yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına göre; Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliği görevlilerince 04.06.2009 tarihinde saat 17.00 sıralarında muhbir ile yapılan görüşmede; Mersin’de faaliyet gösteren Özkonak adlı şirkette şoför olarak çalışan ve...numaralı GSM hattını kullanan ... isimli şahsın, söz konusu şirkete ait TIR ile Kazakistan’a gittiği ve Türkiye’ye dönüşte eroin getireceği bilgisinin elde edildiği, görevlilerce konu hakkında yapılan araştırmada...numaralı GSM hattının ... ve Hasine oğlu, 1972 doğumlu (TC ...) ... adına kayıtlı bulunduğu, adı geçenin MERNİS adresinin Üçkonak Mahallesi, ... Akdeniz/Mersin olduğu, ... ve ... seri numaralı pasaportlarla Türkiye’den çıkış ve giriş yaptığına dair kayıtların bulunduğu, en son 15.05.2009 tarihinde Ağrı-Gürbulak Karahudut sınır kapısından çıkış yaptığının tespit edildiği, aynı muhbir ile 15.06.2009 tarihinde saat 08.00 sıralarında yapılan görüşmede ise; sürücülüğünü ... isimli şahsın yaptığı... – ... plaka sayılı Daf marka TIR ile Türkiye’ye giriş yaptığı, uyuşturucunun Mersin ilinde faaliyet gösteren Viyan Nakliyat adlı şirketin sahibi... isimli şahsa ait olduğu, bahsi geçen bu şahsın da uyuşturucu maddeyi Hollanda’da bulunan Trabzon’lu... isimli şahsa göndereceği bilgisinin elde edildiği, bunun üzerine görevlilerce KOM Daire Başkanlığına bilgi verilip, söz konusu aracın tespiti ve uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi amacıyla 15.06.2009 tarihinde Adana ili giriş ve çıkışlarında gerekli tertibatlar alınarak çalışmalara başlanıldığı, aynı gün saat 19.00 sıralarında... – ... plaka sayılı TIR'ın otoban yolu üzerindeki Mola Tesislerine girdiğinin görüldüğü, araca yaklaşan görevlilerce yapılan kimlik kontrolünde şoför koltuğunda oturan şahsın inceleme dışı sanık ..., sağ ön koltukta oturan şahsın ise inceleme dışı sanık ... Yüce olduğunun tespit edildiği, sorulduğunda inceleme dışı sanık ...’in, Kırgızistan’dan geldiğini ve aracın yasal yükünün kuru fasulye olduğunu söylediği, narkotik köpeği eşliğinde araç kontrol edildiğinde köpeğin araca tepki vermesi üzerine Adana Gümrük Müdürlüğü görevlilerine araçtaki yasal yüke ilişkin mühür açtırılarak Adana 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.05.2009 tarihli ve 1326 sayılı önleme araması kararı uyarınca araçta yapılan aramada; ... plaka sayılı dorsede, yasal yük olan kuru fasulyelerin bulunduğu teliz torbaların arasına gizlenmiş ve daralı ağırlığı 480 kilogram olan toplam 871 paket hâlindeki eroinin ele geçirildiği, yasal yüke ilişkin irsaliye incelendiğinde 920 adet çuvalda toplam 23.000 kilogram beyaz kuru fasulye bulunduğunun anlaşıldığı, inceleme dışı sanıklar ... ve ...’in üst aramalarında ise herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı,</p>

<p>Suç konusu uyuşturucu maddenin 15.06.2009 tarihinde Adana’da ele geçirilmesi ve sanık ... ile inceleme dışı sanıkların uyuşturucu maddeyle irtibatlarının bulunduğunun değerlendirilmesi üzerine, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ... ile inceleme dışı sanıklar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2009/312 sayılı soruşturma dosyasında 22.06.2009 tarihinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2009/119 sayılı soruşturma dosyasında ise 08.07.2009 tarihinde yetkisizlik kararları verilerek, söz konusu soruşturma dosyalarının Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,</p>

<p>Sanık ...’ın yakalanması ve ikametinde delil elde edilmesi amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı arama emrine istinaden 16.06.2009 tarihinde adı geçenin ikametinde annesi ... ...’ın huzurunda yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, ... ...’ın, sanık ...’ın yurt dışında olduğunu söylediği, tüm aramalara rağmen kendisine ulaşılamayan sanık ... hakkında Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.12.2009 tarihli ve 895 sayılı kararı uyarınca yakalama emri düzenlendiği, 03.03.2010 tarihinde İstanbul’da yakalanıp başka bir uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2010 tarihli ve 9 sayılı kararı gereğince tutuklandığı anlaşılan sanık ...’ın, suç konusu uyuşturucu maddeye ilişkin olarak Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince 04.06.2010 tarihinde yapılan sorgusu üzerine aynı tarihte tutuklandığı,</p>

<p>Adana 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.05.2009 tarihli ve 1326 sayılı önleme araması kararının olay tarihini ve yerini kapsadığı,<br />
Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 18.09.2009 tarihli uzmanlık raporuna göre; ele geçirilen toplam 463.598 gram ağırlığındaki maddenin net 301.338,7 gram eroin içerdiği,</p>

<p>Adana Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğünce düzenlenen 25.06.2009 ve 01.07.2009 tarihli vücut izi raporlarına göre; suç konusu eroinin ele geçirildiği toplam (871) paket üzerinde yapılan incelemede, koli bantlarının dış yüzeylerinden beş, yapışkan iç yüzeylerinden ise otuz beş olmak üzere toplam kırk adet vücut izinin tespit edildiği, bu izlerden on tanesinin mukayeseye elverişli olmadığı, otuz adet izin ise inceleme dışı sanıklar ... ile ...’in parmak izleri ile benzerlik göstermediği, mukayese elverişli izlerin arşiv araştırmasının yapılabilmesi için AFİS veri tabanına kayıt edildiği,<br />
... – ... plaka sayılı aracın, inceleme dışı sanık...’ın sahibi olduğu Viyan Lojistik ve Uluslararası Nakliyat Petrol Gıda Tekstil Ürünleri İthalat ve İhracat Sanayi Limited Şirketi adına kayıtlı bulunduğu, söz konusu aracın taşıdığı yasal yükün Kırgızistan’dan satın alındığı, alıcısının ise Mersin’de ticareti faaliyette bulunan Armada Gıda Limited Şirketi olduğu,</p>

<p>Sanık ...'ın güncel adli sicil kaydı ile UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; Osman Ceylan, Türkan Ceylan, Nihat Karan ve Tülay Şenel ile inceleme dışı sanık ... ... ve sanık ... hakkında 02.03.2010 tarihinde işlenen uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 22.03.2010 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 09.12.2011 tarihli ve 85-204 sayılı karar ile sanık ...'ın TCK'nın 188/3-4, 62, 52/2-4, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesince 04.06.2013 tarih ve 3899-5110 sayı ile hükmün onanmasına karar verildiği, bu dosyada yapılan yargılama sırasında sanık ...'ın mahkemedeki savunmasında da doğruladığı 05.03.2010 tarihli Cumhuriyet savcılığı ifadesinde; İranlı... ... isimli kişiyi amcası ... ...'ın bacanağı olması nedeniyle tanıdığını, bu kişinin İran'dan kendisine tespih ve hediyelik eşya, çay, pirinç gibi malzemeler getirdiğini söylediği,<br />
Sanık ...'a ve adı geçen sanığın irtibatlı olduğu diğer inceleme dışı sanıklara ait bir kısım iletişim tespit tutanaklarına göre;<br />
06.05.2009 tarihinde saat 15.01’de inceleme dışı sanık ... ile sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Biliyor musun o benimle konuşuyordu, diyordu ki ona da bir şeyler veresiniz, dedim tabi ki adama bir şeyler veririz, onun değil ki, onun olsaydı derdik, o payını ben şey etmiyorum, sen payını şey et, bilmiyorum biz üç kişiyiz,<br />
...: Tamam biz üç kişiyiz ama gerekir ki, dayıya da bir şeyler verelim,<br />
... ...: Dayı zaten, o bir şey değildir, onun düşüncesi biz üç kişi fazlayız, yani benimkiler bana ait, seninkiler sana ait olsun,<br />
...: Tamam bizde eğer dayıdan alırsak 11’i ona verelim,<br />
... ...: Ne dersin,<br />
...: Ben derim ki akıllı ol, sen bir şey dememişsin, biz burada kısacağız, sen orada artıracaksın, biz beraberiz, başka bir yolu yok, dayı neydi sen mi söyledin, dayı da olsun bir şeyler,<br />
... ...: Ben bir şey demedim, onun bir şeyi yok, ondan da ona demiş ki, bize de bir şeyler vermesi gerekir, ben de dedim ki haklıdır, biz öyle yapamayız, tek değiliz ki üç kişiyiz<br />
...: Kim diyor üç kişiyiz<br />
... ...: Ben diyorum<br />
...: Biz üç kişi değiliz, düzenimiz iyiydi, kim bozdu<br />
... ...: O bozdu neden böyle yapıyor<br />
...: Sen hata etme bana bırak, neyin hesabını yapıyor, beş yüz vermiş, sen ne diyon yetmiş senin, dört yüzde diğerlerinin, ben ararım,<br />
... ...: Kaç aldın, bize kaç verdin,<br />
...: Biz razıyız, o daha razı değil,<br />
... ...: Deki sen ne karıştırıyorsun, yetmiş beş kazanacağız,<br />
...: Dört yüz diğerlerinde öyle olur mu, sen bırak ben arayım sana dönerim”,<br />
06.05.2009 tarihinde saat 21.25’de inceleme dışı sanık ... ile sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Ben o diğeri ile konuştum,<br />
...: Ne oldu,<br />
... ...: Sana söyleyeyim, ama bizim gözümüz parada değil, aslında onlar şey yapıyor, bende şey yapmıyorum, yeter ki iş olsun dedim, dedi ki tamam,<br />
...: Gözüm üstüne”,<br />
09.05.2009 tarihinde saat 20.59’da inceleme dışı sanık ... ile sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Sıkıntı yok değil mi,<br />
...: Sen onunla konuştun mu,<br />
... ...: Evet,<br />
...: Bir şey göndermiş mi,<br />
... ...: Tamam işte dedi, gönderirim falan, üç kere ben aradım, biraz rahat bırakın işim var, bitireyim sizi ararım dedi, tamam dedim,<br />
...: İyi”,<br />
09.05.2009 tarihinde saat 21.04’de inceleme dışı sanık ... ile sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Alo, yeni konuştum, O beni aradı, tamam dedi, 200 banknot,<br />
...: Vermiş yani,<br />
... ...: 140 ayrı, 60 ayrı, 200<br />
...: İyi”,<br />
10.05.2009 tarihinde saat 19.41’de inceleme dışı sanık ... ile sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Sen ne yapıyorsun, ne zaman gideceksin,<br />
...: 3, 4 güne kadar gideceğim,<br />
... ...: Sana bir şey demiştik ya, bu tarafta var mı<br />
...: Yok o değil, diğeri<br />
... ...: Söyle neydi<br />
...: Gelecekti<br />
... ...: Bu gün mü, sabah bana şey yap, o söyleyecek sana<br />
...: Tamam<br />
... ...: Tamam ben yarın sabah seni arayacağım”,<br />
11.05.2009 tarihinde saat 23.40’da sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Bir sıkıntı yok değil mi,<br />
...: Yok, koşturuyorum ora bura, eve geldim, sen ne yaptın<br />
... ...: İnşallah perşembe oluyor, belki cumaya geliyorum, ararım ben seni<br />
...: Hadi görüşürüz<br />
... ...: Tamam”,<br />
12.05.2009 tarihinde saat 00.52’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ne yaptın görüşe bildin mi, ne zaman geliyorsun<br />
... ...: Görüşemedim, Perşembe veya Cuma günü geliyorum<br />
...: O ne yapıyor, ne yaptınız,<br />
... ...: Bugün görüşemedik, bakalım bir şeyler yapacağım, sen ne yaptın bir şeyler verdin mi ,<br />
...: Bugün veremedim bir şey,<br />
... ...: Yarın inşallah,<br />
...: Sen şişkoyla görüşüyor musun,<br />
... ...: Görüşüyorum, 3, 4 gün yok burada”,<br />
12.05.2009 tarihinde saat 15.11’de sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Sen hiç diğeriyle görüştün mü,<br />
...: Görüşmedim,<br />
... ...: Sana söyleyeyim mi dedi, ödeme yapma, dün akşam yapmadı, bu gün yapacak, ben yine onu arayacağım,<br />
...: Sen gidersen daha iyi olur, sen gidersin şey yaparsın, bir hesap kitap yaparsın<br />
... ...: Yine yaparız,<br />
...: Sen neyle gideceksin, neyle alacaksın<br />
... ...: Bana şeyle gönderecek, iki de, ben şimdi de gittim<br />
...: Ne dedi,<br />
... ...: Dediler ki, muhakkak sen gideceksin, yeni atölye, o sana gelsin, bende dedim ki, tamam Cumartesi, Pazara kadar senin biletini de ayarladım,<br />
...: Ben seni gittiğimde ararım,<br />
... ...: Sen ne zaman gideceksin,<br />
...: Ben boş olmadan hayatta gidemem, Cumaya kadar anca”,<br />
12.05.2009 tarihinde saat 23.52’de sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Dayıya ben söyledim, diyor bizi sabah şafakta arasın,<br />
... ...: Tamam,<br />
...: Evet sen söyle, sabah şafakta arasın,<br />
... ...: Tamam, ben şimdi dışarı çıkacağım, arayacağım”,<br />
13.05.2009 tarihinde saat 12.43’de sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Dayı, biraz kızdım ona, çağıracağım, kulaklarını çekeceğim dedi,<br />
... ...: Adam, bekle sabret işimizi halledelim ondan sonra dedi, Cuma, Cumartesi biletimi keseceğim,<br />
...: Cuma günü biraz bize gönderseydi iki bin lira,<br />
... ...: Ben diyorum, yanımda hiç yok diyor,<br />
...: İki bin gönderemiyor mu<br />
... ...: Pazartesi, Salıya kadar sabret, ben gidim, ben göndereceğim,<br />
...: Sen gidince kesin gönder,<br />
... ...: Göndereceğim, dedim ki bana iki gönder, Cuma bana bankadan gönder, yanımda tane bile yok dedi, bugün belki üç yüz bin veririm diyor”,<br />
13.05.2009 tarihinde saat 18.18’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Ne yaptın, bir şeyler yaptın mı bugün,<br />
...: Yapacağım birazdan,<br />
... ...: Ben şimdi gidiyorum, uçaktayım artık kapalı olur, ben indiğimde yine ararım,<br />
...: Sen Cumartesi mi burada oluyorsun,<br />
... ...: Ben bugün yokum, yarın yokum, Cuma yanlarına gideceğim, nedir, ne değildir bileceğim, ya Cumartesi ya da Pazar”,<br />
13.05.2009 tarihinde saat 23.35’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Evrak vereceğim, adam geliyor şimdi, söyleyeyim adama,<br />
... ...: Ben şimdi ararım,<br />
...: Hemen ara, adam gelmek üzere,<br />
... ...: Tamam ne verecekti, ne kadar<br />
...: Seksen Euro<br />
... ...: Tamam, ararım şimdi”,<br />
13.05.2009 tarihinde saat 23.41’de sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Sen onu gör de, söyle ona cevap versin, çocuk gelmiş oraya 80 bin Lirayı, o eşyayı verecek, arıyormuş cevap vermiyormuş, sen haber ver, daha fazla var diyor,<br />
...: Tamam”,<br />
13.05.2009 tarihinde saat 23.58’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Gördün mü, aradılar mı seni,<br />
...: Ben verdim, kimse aramadı, ben şişkoyu aradım, şişkoya ben veriyorum dedim,<br />
... ...: Bende görüştüm de, nasıl aramadı seni,<br />
...: Ben ona dedim, problem yok”,<br />
13.05.2009 tarihinde saat 23.59’da sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Ne yapıyorsun, ne ediyorsun, ne satıyorsun, benim haberim olsun dedim ona,<br />
...: İyi etmişsin, ben arıyorum cevap vermiyor,<br />
... ...: Bir şey verdiniz mi, vermediniz mi, sana bağlıyım,<br />
...: Kalanı vermişler mi, sen onu soraydın,<br />
... ...: Yok dedi, vermemiş, bak ben ne varsa satarım dedim, hiçbir şey vermemişler, verdikleri zaman sende de, getirsinler,<br />
...: Tamam”,<br />
14.05.2009 tarihinde saat 18.16’da sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Adana’dayım, uçağı bekliyorum,<br />
...: ...’e veriyorum, konuş,<br />
...: Yeğen ne yapıyorsun, her şeyi dedi bana, yalnız o öyle değil, benimle karşılaşınca ben söylerim,<br />
... ...: Senin karşına geldi mi sen söyleyeceksin, o büyük, sen vereceksin bana gönderecek,<br />
...: Tamam,<br />
... ...: Bir kaç güne kadar belki o büyük gelir oraya, sen onla gönderirsin,<br />
...: Tamam”,<br />
15.05.2009 tarihinde saat 14.21’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Bugün bir şey gönder, yarına biletimi alayım, iki Lira, o çocuğun adına gönder, Alper Şen,<br />
...: Yollayamam, yok mu sende iki Lira<br />
... ...: Buradan da bir Lira alacağım edecek üç Lira, ancak üç Lirayla gelirim<br />
...: O zaman bizim ufaklığı ara, o yapar mı bilmiyorum,<br />
... ...: Yeğenine söyle yapsın,<br />
...: Al kendin söyle, yeğenime veriyorum, abi nasılsın,<br />
... ...: Sağol, bugün bir şey gönderebilir misin senin adına, çünkü acil yarın geleceğim, gelmek için bir şey yok,<br />
...: Başka birisinin üstüne yapabilsem, bir bakim,<br />
... ...: Halletmeye çalış, göndereceğin ismi de söyleyeyim, geçen göndermiştin ya bir çocuğa, Alper Şen”,<br />
15.05.2009 tarihinde saat 15.15’de sanık ...'ın, Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ...'a gönderdiği mesajın;<br />
“... ...: 08.01.1982 uskudar doğumlu, Alper Şen”,<br />
15.05.2009 tarihinde saat 15.15’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Yeğen halletti mi, gönderdi mi,<br />
...: Gönderiyor,<br />
... ...: Şimdi bizimki geldi, birazdan seni arar”,<br />
15.05.2009 tarihinde saat 16.47’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Biletimi kestim, yarın, şimdi ayrıldık, arayacak seni o<br />
...: Yarın kaçta, ben mi gelip alacağım,<br />
... ...: Tabi sen gelip alacaksın, Milano’ya gideceğim üç buçukta, yeğen ne yaptı,<br />
...: Hallediyor, ben sana bir şey söyleyeyim mi, o kendi ismine yapamaz, bir kere yaptı bir kere daha yaparsa kontrol altına geçer, anladın mı nereden buluyor bu kadar yaşındaki çocuk”,<br />
15.05.2009 tarihinde saat 20.45’de sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Bugün bana 2 bin ayarlayacaksın,<br />
...: Tamam,<br />
... ...: Hepsini bil, ona gör yarın gideceğim, hazırlıklı gideyim,<br />
...: Kaç verecek,<br />
... ...: Bizimki ayrı, herkes biliyor biliyor musun,<br />
...: Ben biliyorum, ne düşüyor hesap et,<br />
... ...: Hesaplarım ben oraya gidince, ne ettik, ne verdik, hepsini bil”,<br />
15.05.2009 tarihinde saat 23.59’da sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Diğer akşam seni yarın akşam ararım, bir emrin var mı,<br />
...: Abiye söyledin mi ben gidiyorum,<br />
... ...: Söyledim”,<br />
16.05.2009 tarihinde saat 01.01’de Hollanda ülkesinde olan sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Bunlar yarın evrakta getirecekler, benim ufaklığı göndersem nasıl olur,<br />
... ...: Ufaklık alsın evrakları,<br />
...: Yüzüne gözüne karıştırır,<br />
... ...: Sen gelmeye çalış,<br />
...: Ha ben, ha ufaklık fark etmez, ben sana haber vereceğim birazdan”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 12.35’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Sen söyleyemez misin üç dört bin Avro, beş bin o arkadaşın ismine gönder, üç dört bin para,<br />
... ...: Üç dört bin, şimdi iki üç tane çocuk var, şimdi kullanamaz,<br />
...: Arkadaşının ismine gönderdin mi,<br />
... ...: Evet,<br />
...: Yine onun adına gönder, telefonunu ver, ben onu arayayım, oda oradan bana göndersin buraya,<br />
... ...: Bakayım, bir çocuk varsa iki bin göndersin,<br />
...: Siz, üç bin dört bin, ismi üzerine,<br />
... ...: Herkes çalışıyor, kimse elini taşın altına koymuyor çalışanlar devletten korkuyor, bir iki defa gönderdi çocuk, zor ikna edebildim,<br />
...: Sen bize bugün deseydin, gönderseydi akşama geç olur,<br />
... ...: Çocuk ikna olursa göndersin,<br />
...: İyi tamam şey oldu mu, ondan hariç,<br />
... ...: Seni tehdit eder,<br />
...: Ben söyleyeceğim, sana söylememişse, sana ne dedi, dedi ki altı milyar,<br />
... ...: Yok altı buçuk seksen altı, ben sırtımı ona dayayacağım, ağa da beni tanıyor, hesabımızı, hepsini yap,<br />
...: Deki, hesabı kapatsın, yedi bin beş yüzümü nereden alıyorsa haftaya kadar halletsin,<br />
... ...: Ben dayıya diyeceğim ki, artık o muhatap olacak, telefonlarda konuşacak orayla, dayıya söyleyeceğim, bizden fazla kimse bir şey vermez, ben orada gördüm, orada hepsi öyle, iki üç tane var, bir aile için çalışıyorlar biz vermesek,<br />
...: Tamam ben konuştum mu seni yine ararım”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 13.05’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Sen onunla konuştun mu,<br />
... ...: O diğeri şimdi geliyor, beraber konuşacağız,<br />
...: Nasıl öyle söylemiş, sen bir konuş deki, o diğerinin parasını bakalım ne diyecek sana,<br />
... ...: Konuştuk mu sonra seni ararım”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 14.07’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ben dedim, o şeyin gönder iki bin,<br />
... ...: Yanımızda bir kuruş yok, çocuk parasız geldi, olursa zaten ben sana haber veririm,<br />
...: Senin arkadaşının ismi üzerine sen göndermiştin ya, onun adına gönder, telefonunu ver, ben onu ararım, oda bana gönderir,<br />
... ...: Tamam<br />
...: Sen iki üç bin gönderseydin,<br />
... ...: Tamam ben şey yapacağım, ben şimdi ikiden fazla gönderemem,<br />
...: İkiden fazla gönderemez misin,<br />
... ...: Yok, ikiden fazla gönderemem”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 22.36’da Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Bir numara vereceğim sana sıfır, ikisini onu yaz, üç rakam oldu, iki ondan sonra iki sıfır (...),<br />
...: İki ondan sonra iki sıfır<br />
... ...: Kaç tane oldu altı tane oldu<br />
...: Evet altı oldu<br />
... ...: Seksen dört, elli bir<br />
...: Seksen dört elli bir<br />
... ...: Evet biz telefonunu kaybettik, biz elli yedi verdik çocuğa, elli yedi,<br />
...: Elli yedi, siz numara aldınız mı,<br />
... ...: Evet, biz irtibat halindeyiz, biz telefon açtık, ama biz dayıya ulaşamıyoruz,<br />
...: Tamam ben bakarım şimdi,<br />
... ...:Tamam bu numarayı dayıya ver, deki bizi bu numaradan arasın, yarın gelirse sana göndereceğiz, iki bin, eğer yarın bugün şey oldu, biz cebimizden verdik, biz söz vermiştik, tamamladık,<br />
...: Siz ne kadar verdiniz,<br />
... ...: Elli yedi verdik,<br />
...: Tamam<br />
... ...: Şimdi biz elli yedi çocuğa verdik, onu da sana vereceğiz”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 22.52’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Sen söyledin mi,<br />
...: Cevap vermiyor bana, nerede bu,<br />
... ...: Verdi, verdi çocuğa,<br />
...: Ben arıyorum,<br />
... ...: Tamam, ondan sonra haber ver bana,<br />
...: Tamam,<br />
... ...: Biz verdik, verdik elli yedi”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 23.18’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ulaşamadım, arıyorum bakmıyor,<br />
... ...: Başka yerde arkadaşı, başka yerde adam gitti, kimsenin haberi yok, söylemişti ama yine ne olur ne olmaz, bilmiyorum nerede, acilen kim olursa, söyle bir haberimiz olsun, diğer arkadaşı, sen ne yap ulaş, dayıdan hariç o eskisi,<br />
...: Tamam<br />
... ...: Söyle, acil biz verdik adam gitti,<br />
...: Tamam”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 23.40’de inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Gördün mü, arkadaşını abi,<br />
...: Gördüm,<br />
...: Bizim kardeş senin aramanı istemiş, bizim çocuklara ulaşmış, demin bahsettiğimiz kardeşimiz, telefon açacaktın ya, haber bekliyordun ya,<br />
...: Şey mi,<br />
...: Memo,<br />
...: ...mu tamam arayım,<br />
...: Ara”,<br />
25.05.2009 tarihinde saat 23.41’de inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Telefonunu hiç açmıyorsun, bu şey aradı akşam, bizim Haso, senin aradığın telefonu kaybetmişler, başka şey verdi bana, birde orada şey görmüşler, 57 Lira vermişler,<br />
...: Öyle mi, ulan bu telefonu niye kaybediyor bu çocuk,<br />
...: 57 vermiş, az önce haberin olsun, birde ben geç gideceğim, bu amca oğlunun işi bitsin ondan sonra gidiyim oraya,<br />
...: Tamam sen ona göre söyledin değil mi, hacı abiye bize şey yapacak,<br />
...: Yarın, bu bizimki gitti o tarafa, ben gene bir şey verdim ona, numara, oradan beni arayacaklar, sonra ben giderim,<br />
...: Söyle, şey yapsın daha dediğinin ikisine çıksın, iki olsun, iki buçuğuna çıksın, üçüne çıksın, yani o imkânı var,<br />
...: İmkanı var, ne diyecektim bu şey için sıkıntı yok değil mi bizim için söz verdi ya, yoğurtçu bize söz verdi ya, bu mazot için,<br />
...: Bir sıkıntı yok her şey yolunda”,<br />
26.05.2009 tarihinde saat 00.07’de inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: 003165 (...),<br />
...: 03165,<br />
...: 200, 8451,<br />
...: Tamam, 6520,<br />
...: Evet 08,<br />
...: 08451,<br />
...: Evet,<br />
...: Tamam,<br />
...: Oldu hadi,<br />
...: Zaten bir saate kadar arayacak, öyle söyledi,<br />
...:Ben şimdi onu bir arayayım söyleyeyim”,<br />
26.05.2009 tarihinde saat 00.22’de Hollanda’da bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ben söyledim,<br />
... ...: Sen numarayı da verdin mi,<br />
...: Evet verdim,<br />
... ...: Tamam”,<br />
26.05.2009 tarihinde saat 14.15’de inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ne yaptın, bize bir şey gönderecek misin bu amca oğulları için,<br />
...: Göndereceğim, şimdi bekliyorum, daha okeyini vermediler, göndereceğim oraya<br />
...: İyi tamam inşallah verirler,<br />
...: Genci de bekliyorum, genç diyor, para dedim, ne yapacağım parayı kardeşim, karşıya göndereceğim dedim ya sporcu, sporcu,<br />
...: Yok, ona verme, bunu yaz burada, yük mük almışlar, bizim memlekette, bizim burada borcu var, ona vereceğim biraz,<br />
...: Tamam, kime göndereyim, sana mı gönderim oraya mı,<br />
...: Buraya gönder, biraz borcu var, verim gerisini de ben oraya göndereceğim,<br />
...: İstersen oraya gönder,<br />
...: Biraz o amcaoğlu, biraz ona bırakacağım, buradakine, öbürü de zaten kendisinin, yarısı da onundur,<br />
...: Tamam, kurt ne yapıyor orada, daha gelmemiş mi yanına çocukların,<br />
...: Ben sana dün ne dedim,<br />
...: Ne diyormuş peki kurt, konuşmuyorlar mı,<br />
...: Konuşuyorlar demiş, otuz üç saat sonra geleceğim ben, anlamadım bu otuz üç saat nereden çıktı,<br />
...: Bu nasıl iş, otuz üç saat<br />
...: Şimdi birazdan arayayım, tekrar sana haber verim”,<br />
26.05.2009 tarihinde saat 17.08’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Ben bu gün sana bir şey gönderecektim,<br />
...: İki bin,<br />
... ...: İki üç banknot, dışarıya da çıkmadım, bir yere de gitmedim, çocuk gelip bize getirecek, yarın sana gönderirim, bin, iki bin gönderirim,<br />
...: 57 mi verdin<br />
... ...: Biz 57 bin verdik<br />
...: Bu gün vermedin,<br />
... ...: Akşam gelecek”,<br />
26.05.2009 tarihinde saat 21.15’de İran ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... ile Türkiye’de bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Amca ne yapıyorsun,<br />
...: Mamo diyor, hani kaç tümen verecek bana, ona söyleyeceğim çünkü,<br />
...: Biz 500 milyon, belki 550 milyon yapabildik,<br />
...: Tamam,<br />
...: 500 milyon, belki 550 milyon, abi bana dedi şimdi, hesapla 400 bin verecek, bana 400 bin, şimdi hesapladım 530 falan yapıyor,<br />
...: Tamam,<br />
...: Hesapla, Mamo da düz 600 falan yapsın,<br />
...: Tamam”,<br />
26.05.2009 tarihinde saat 21.18’de inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Az önce beni aradı amca, para konusunda sıkıntı yok, sen rahat ol dedim, şimdi ben ona, bize 500 bin, 600 bin yap dedim,<br />
...: Ona 250 verecek dedik ya, daha fazla vereceğiz ona,<br />
...: 600 bin yap dedim, sen ne verebilirsin para olarak dedi, bende arkadaşım, ortağım var,<br />
...: Göndeririz, sen hele bir yanına geç veririz,<br />
...: Tamam, haberin olsun, şey konusunda rahat ol,<br />
...: Bizim, 150 daha verecek biliyorsun, öbürü beriki derken, 650 falan çıkaracağım, hemen hemen 650 hepsini oraya verme,<br />
...: Tamam<br />
...: Ne kadar alabiliyor, yani diğer şeylerde lazımdır biliyorsun,<br />
...: Ben onun hesabını yapıyorum,<br />
...: Hesabını güzel,<br />
...: Ben onu çıkaracağım, ona göre diyeceğim, sana bunu vereyim, yapacağım onun hesabını,<br />
...: Şu anda elimizle, gencin vereceği ile beraber işte 400 olur, 450 olur, 500 olur, biraz harcayalım sağa sola, o şeyi söyledim ben, o dediğin yere, 50 verecekler,<br />
...: Tamam oda geç oldu, oradan şey gelmeyince artık yarına kaldı,<br />
...: Amca oğlu da şey ederse, haber et olur mu,<br />
...: Haber vereceğim, bu gün ben seni arayacaktım,<br />
...: Sen merak etme, sen gider gitmez, hemen oradan, buradan çakarım”,<br />
27.05.2009 tarihinde saat 14.19’da Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ne yaptın, bize harçlık göndermedin mi,<br />
... ...: Sana harçlık, bir kuruş cebimizde yok, geçen akşam saat bire kadar çocuğu bekledik gelmedi, bugünde telefonuna cevap vermiyor, bir kuruş ayarlayamadık, on dakikada bir bizi arıyor, siz bir şey gönderecektiniz, biz çocuğu bekliyoruz, çocuk mesaj göndermiş, cumaya kadar çocuk yüklü bir şey getirirse, biz hesabını yapsaydık çocuk gelecek yanımıza,<br />
...: Sen ne zaman geleceksin,<br />
... ...: Pazara inşallah biletim, sen gelmiyor musun bu taraflara,<br />
...: Ben belki giderim o tarafa, Pazar, Pazartesi ben mecbur görüp döneceğim,<br />
... ...: Tamam, belki o diğeri de,<br />
...: Evet, oda dedi ben geleceğim”,<br />
27.05.2009 tarihinde saat 18.36’da inceleme dışı sanık ... ile İran ülkesinde bulunan... ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Ben bu parayı bilmem nereden borç almışım, sende o arada para istedin, ben sana on beş milyon yolladım, git al, git senin devamlı aldığın ismi neydi,<br />
...: Tamam”,<br />
27.05.2009 tarihinde saat 22.01’de inceleme dışı sanık ... ile İran ülkesinde bulunan... ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Sen öbür paranı aldın mı,<br />
...: Yarın alacağım, ben 1200 milyon vermiştim,<br />
...: Tamam onu ayrı hesapla, ben sana ayrı vereceğim, senin önceki hesabın kapandı, bu yeni olan,<br />
...: Tamam, evde oturma, ben demişem 150 koli bir yerdeydi, 70 kolide öncekiydi,<br />
...: Tamam”,<br />
28.05.2009 tarihinde saat 18.19’da inceleme dışı sanık ... ile İran ülkesinde bulunan... ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Bunlar 47 milyon,<br />
...: Kaç,<br />
...: 47 milyon,<br />
...: Tamam, ıslak mı değil mi,<br />
...: Daha konuşmadım, konuşayım sana söylerim, kaldırırım,<br />
...: Kaldır”,<br />
30.05.2009 tarihinde saat 22.50’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Nasıl gidiyor,<br />
... ...: İyidir, veriyor yeni atölye,<br />
...: İyi, bir şey verdi mi,<br />
... ...: Bu gün 130, dün 150, bu akşam bakalım ne olacak,<br />
...: Sen gelecek misin, gelmeyecek misin,<br />
... ...: Öbür akşam, zaten Salı günü de oda geliyor, biz konuşalım, dayı biz bir şey yaparız, ya da biz konuşuruz, ben de dedim benim de kâğıdım düzenlensin, ben geleyim, 10 gün sonra döneyim,<br />
...: Tamam, ben de belki diğer tarafa gideceğim, belki yarın giderim,<br />
... ...: Sen gelmiyor musun,<br />
...: Ben Pazartesi gelirim,<br />
... ...: Salı, Çarşamba gel bir gün söyle,<br />
...: Salı ben kesin gelirim,<br />
... ...: Salı birlikte gideriz, 24 para kaldı,<br />
...: Tamam”,<br />
30.05.2009 tarihinde saat 22.54’de inceleme dışı sanık ... ile İran ülkesinde bulunan... ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Sen geldin mi yoksa,<br />
...: Hacı yarın geliyor, direk onun yanına gidiyor, eğer tamam derse ben geliyorum,<br />
...: Tamam seni arayacağım, eğer şey olursa kapıya gelip seni alayım,<br />
...: Eğer gelirsem, kapıya gelip seni arayacağım”,<br />
31.05.2009 tarihinde saat 13.15’de inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: ...kardeşim ne diyor,<br />
...: ...’le bir şey görüşmedim,<br />
...: Aramadı mı,<br />
...: Yok aramadı,<br />
...: Bugün araması lazımdı, Pazartesi o geçti, oraya geçtiler onlar,<br />
...: O yüzdendir,<br />
...: Bana, Pazartesi şey yaparız diye söyledi, hele kalsın,<br />
...: Tamam”,<br />
31.05.2009 tarihinde saat 18.08’de İran ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... ile Türkiye’de bulunan ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Bu numaradan ulaşabilirsiniz, ben ararım seni abi,<br />
...: Ne zaman geleceksin, özledik, ne zaman arayacaksın,<br />
...: İşim biter bitmez ararım”,<br />
02.06.2009 tarihinde saat 19.09’da inceleme dışı sanık ... ile İran ülkesinde bulunan... ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: 12 bin dolar almışım, benim hakkım o kadardır, sen söylemedin bana diyor gelsin Tebrize ,<br />
...: Bana diyordu gel Tebrize, bende gelebilirsen gel bu tarafa,<br />
...: Ben geleyim, biz o tarafı hal edelim, biz oraya bir şey götürelim, sen biliyorsun bir kilo götürüp orada verelim,<br />
...: Götürüp nerede verelim,<br />
...: Ben gelince sana söylerim, telefonda,<br />
...: Ben kardeşime paradan bahsettim”,<br />
02.06.2009 tarihinde saat 23:15’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Param yok,<br />
... ...: Gelmiyor musun,<br />
...: Geleceğim de bir yerden evrak bekliyorum,<br />
... ...: Gelmeden önce buradan beni ara, ben seni ararım dışarıdan, beni haberdar et, ne oluyor, ne bitiyor, ben fazla seni aramak istemiyorum,<br />
...: Sen kesinlikle geleceksin, ben gelmesem de her halükarda geleceksin,<br />
... ...: Tabi canım, senin bunların yanına gelme durumun yok muydu,<br />
...: Durumum varda, neyse öbüründen görüşürüz, ben arabayla gelmeyeceğim zaten<br />
... ...: Buradan ulaş bana, bu numaradan beni ara ya da beni ara de”,<br />
03.06.2009 tarihinde saat 10.44 ve 10.47’de inceleme dışı sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki mesajlaşmanın;<br />
“...: He arkadaşı aradın mı,<br />
...: Aradım cevap vermiyor,<br />
...: Mesaj at sana geri döner”,<br />
03.06.2009 tarihinde saat 12:03’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Beni aramışsın, günaydın,<br />
...: Ararım, yolladım tamam,<br />
... ...: Tamam gelir inşallah, açık demi,<br />
...: Açmadım daha,<br />
... ...: Aç, bekleyeceğiz, inşallah akşama kadar arayacaklar kesin”,<br />
03.06.2009 tarihinde saat 12.18’de inceleme dışı sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Günaydın arkadaşı aradım, sabahleyin aradım, 12 buçukta görüşeceğiz,<br />
...: Tamam, bu gün bir güzellik daha yap, mutlu et bizi,<br />
...: Yapacağım dayı, sen ne dedin 10 liramı vereceğim,<br />
...: He 10 lira vereceksin”,<br />
04.06.2009 tarihinde saat 19.48’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Bizim şişko aradı, onun yanına gidiyorum, şimdi diyor ki ben oradan geldim, gel vapurdan görüşelim, tamam dedim, onla görüştükten sonra bizimki aradı, dokuz on gibi gel, senle bir şey konuşalım, tamam dedim,<br />
...: Ben yine ararım gece seni,<br />
... ...: Tamam”,<br />
05.06.2009 tarihinde saat 01.20’de sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Görüştün mü şişkoyla,<br />
... ...: Görüştüm,<br />
...: Ne diyor ne anlatıyor yine,<br />
... ...: Ben ayarladım, sana gelince anlatırım, başımın etini yiyor,<br />
...: O bizim başımızı sıkıntıya sokacak,<br />
... ...: Yo, sen merak etme gelince senin de hoşuna gidecek,<br />
...: Senin de hoşuna gittiyse,<br />
... ...: Benim hoşuma gitti, susuyor, sus dedim sadece, sen yarın biliyorsun demi, abi kaçta,<br />
...: Açık ha şeyler,<br />
... ...: Tamam, bekle bir sıkıntı yok”,<br />
07.06.2009 tarihinde saat 19.30’da inceleme dışı sanıklar ... ile ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Sen dedin mi, aramızda yeğenimiz var,<br />
...: Söyledim, yeğenim, abimin oğlu,<br />
...: He söyle, sonra senin başın belaya girmesin, sen bana biraz yolla, o diğeri hiçbir şey vermedi,<br />
...: O verecek, bende sana vereceğim, o diğeri de sana verecek, benim ben yeni konuştum,<br />
...: Tamam, Cuma bizi arar, Cumartesi arar, biz gidelim,<br />
...: Seçimleri Cuma günümü,<br />
...: Evet, oda kapıya gelmeye korkuyor, Cumartesinden sonra biz gideriz<br />
...: İyi”,<br />
11.06.2009 tarihinde saat 21.45’de Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasındaki mesajlaşmanın;<br />
“ ...: Kontör alıp arayacağım”,<br />
11.06.2009 tarihinde saat 22.28’de inceleme dışı sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... ve inceleme dışı sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Şimdi bana diyor, dayı bana diyor on bin Lira hepsi içindedir, içinde on bin Liradır, yani en son onu demiş, sana on verecek, bizim oradaki ortak kabul etmiyor diyor, zaten azdır, bakim ne diyor,<br />
...: Alo,<br />
...: Alo, Mamo, baksana ben buna da söyledim, ben oraya geldiğimde bahsettim, ben dedim ki, bak ona ben diyemem dedim, onla biz beraber, ben ona çık diyemem ki dedim, işte böyle ben onun hakkını vermek zorundayım dedim, benim iki tane ortağım var dedim, o sizden olsa siz üç, biz üç, fiyatlar olmaz dedim, nasıl yapacağız dayı dedim, adam başı yüz yetmiş beş tane gül dedi, bir şey yapın artık birbirinize dedi,<br />
...: Dinle,<br />
...: Orada ... dedi ki, kardeşim benim bu işten haberim yok, geçen ... üzgündü, ben bir şeyler sezdim, ...'le konuştum, o küçüklük buradaymış, onun yeğeni senin oradaymış dedi, evet doğru dedim, ... abi, biliyor musun, benim niye haberim olmuyor, o ne iş, ben istemiyorum dedi,<br />
...: Ben niye söylemedim biliyorsun, o günü hatırlarsan ilk sen geldiğinde buraya, gittik yemek yedik ya, bu bizim ufaklıkta senin o gelen çocukla beraber oteldeydi ya, biz gelsin adam dedik, birden bire şey oldu, ben dedim şimdi anlatırsam böyle bir şey yok diyecek bizimkinden dolayı biliyorsun,<br />
...: Kesin öyle olacaktı,<br />
...: Onun için ben söyleyemedim, şimdi ben öyle söyleseydim kesinlikle bu iş olmayacaktı,<br />
...: Bak dayı dedi ki, ben ufaklığı seviyorum, iyi çocuktur dedi, öbürü dedi ki, yok abi olmaz o zaman bu iş dedi, niye dedi, benim onun öbürü ile bir meselem oldu, senin ismini kullandı, onun için affettim, bize yapılan bir hata var bu olayda, istemiyorum dedi, o zaman kusura bakma kardeşim dedi bana, ben, abi ne yapıyım, siz söyleyin öyle yapalım, olmaz ki dedim,<br />
...: Ona diyeceksin ki, abi tamam onunda bazı bağlantıları vardı, biz beraber bir yaptık, onunda şey bağlantıları var,<br />
...: Ama öbürü istemedi,<br />
...: Ona şöyle de, ben ona yarın diyecem ki, senin yeğenin hakkını istemiş dedi, nedir, sen bana anlatsana, hayırdır sen niye bana demedin dedim, abi şimdi yeğenim orada bunla ne yapıyorsa dedi, ilgilendirmez yani, o hakkını istiyor, o bizim muhatabımız değil bir kere, şimdi kalkıp öyle desen işi bozacak, ben biliyorum,<br />
...: Dayı bana, biz beraberiz, ...zaten bizimle dedi, öbürü yok mu, şey yok mu, onu biz senin için aldık, ama bu gelenleri olmaz, biz bundan alıyoruz dedi kaç liraysa beraberiz, anlıyorsun oradan hatalar oldu bazı, Metoyla,<br />
...: Anladım<br />
...: Gittik konuştuk bunun abisiyle, oturduk, masaya Meto da geldi, biraz tartıştık abisiyle,<br />
...: Durum çok karışacak,<br />
...: Ben diyorum ki, ben arada kaldım, bilmiyorum dedim, o dedi ki, ... olmaz diyor, ... ben istemiyorum diyor, yani onlarda istemeyince,<br />
...: Demişsin ki, o gelmiş hakkını istiyor, sen demeyeceksin hakkını iste,<br />
...: Hakkını demedim,<br />
...: Sen, istesen de istemesen de, o benle beraber, sen bir kere benim muhatabım değilsin diyeceksin,<br />
...: ...adam diyor ki, biz on bin Lira verdiysek, beş yüz lira bize tamam mı, ben beş yüzü üç kişiyle mi bölüşeceğim dedim, ben öbürüne hakkını vermezsem o isteyecek dedim, ortağız, biz onlarla beraberiz dedim, ... ya nasıl olur, ben istemiyorum, niye haberim olmaz dedi, sonra öbürü de kalktı hani onun abisinde dedi, yok dedim,<br />
...: Ben sana dedim ki, abi yeğenin beni aradı, onunla berabermiş, bununda bağlantıları varmış, beraber şey yapmışlar, o bizi alakadar etmez, senin ortağın...’dır, ... onlarla ne paylaşıyorsa, ...’la onunun sorunu tamam mı, Haso kime veriyorsa kime yapıyorsa bizi ilgilendirmez diyeceğim,<br />
...: Dayı dedi ki, ben bugün aradım, ben dayıya ne oldu dedim, ... şey yapacak, biz görüştük ...’le dedi”,<br />
11.06.2009 tarihinde saat 23.21’de inceleme dışı sanık ... ile Hollanda ülkesinde bulunan sanık ... arasındaki görüşmenin;<br />
“... ...: Ben dedim, yarın sen konuş, biz birbirimizle konuşalım, benimde seninde kontörümüz bitmesin,<br />
...: Tamam iyi sen deme biz gidiceğiz,<br />
... ...: Tamam sen yarın onlarla konuş, bakalım ne olacak,<br />
...: Tamam<br />
... ...: Yarın beni ara”,<br />
13.06.2009 tarihinde saat 17.42’de inceleme dışı sanık ... ile İran ülkesinde bulunan... ... arasındaki görüşmenin;<br />
“...: Bizim kırk yedi tane de içinde,<br />
...: Evet, oda üzerinde,<br />
...: Oda içinde,<br />
...: Evet, oda aynı,<br />
...: O, birbirinin aynısı değil herhalde,<br />
...: Yok, o kırk yedi tanede şey yok,<br />
...: O diğeri, on milyon iki yüz milyon nasıl,<br />
...: Yok o değil,<br />
...: Yüz elli yedi tane de,<br />
...: Yok oda şeyli,<br />
...: Nasıl değil,<br />
...: Evet,<br />
...: Tamam”,</p>

<p>Şeklinde olduğu,</p>

<p>Anlaşılmaktadır.</p>

<p>Soruşturma evresinde susma hakkını kullanan inceleme dışı sanık ...kovuşturma evresindeki 16.06.2010 tarihli savunmasında; akrabası olan inceleme dışı sanık ..., kayınpederi olan inceleme dışı sanık... ve yeğeni olan sanık ...’ın suç konusu uyuşturucu madde ile herhangi bir ilgileri ya da olaya iştiraklarının söz konusu olmadığını, yaklaşık sekiz yıl önce tanıştığı inceleme dışı sanık ... ile ortak restoran açmaya karar verdiklerini, ilgilenmesi için sanık ...’ı da bu işe yönlendirdiğini, inceleme dışı sanık ...’in, restoran işi için kendisine 10.000 Avro gönderdiğini, bunun haricinde bir para göndermediğini, söz konusu paranın uyuşturucu madde ticaretiyle ilgili olmadığını, inceleme dışı sanık ...’ten herhangi bir alacağının bulunmadığını, inceleme dışı sanık ...’nun İran’dan Türkiye’ye uyuşturucu madde nakledileceğini, yardımcı olması hâlinde kendisine ve eroini temin edecek İran’daki şahsa kilogram başına 100 Avro verileceğini söylemesi üzerine teklifini kabul edip İran’a gittiğini, burada soy ismini tam telaffuz edemediği... isimli şahsa inceleme dışı sanık ...’in teklifini ilettiğini, İran’lı...’nin de teklifi kabul etmesi üzerine İran’ın değişik yerlerinden parti parti hâlinde suç konusu uyuşturucu maddelerin temin edildiğini, toplanan uyuşturucu maddeyi İran’lı...’nin depoladığını, kendisinin uyuşturucu maddenin nakledilmesi safhasında yer almadığını, yalnızca uyuşturucu maddenin İran’lı... tarafından alınmasına, depolanmasına ve Türkiye’ye nakliyesini gerçekleştirecek inceleme dışı sanık...’e teslim edilmesine aracılık ettiğini, inceleme dışı sanık... ile ...’ın inceleme dışı sanık ... ile birlikte hareket ettiklerini, inceleme dışı sanıklar... ile ...’ın suç konusu uyuşturucu maddenin temini ve naklinde organizatör olarak yer aldıklarını, inceleme dışı sanık...’ı yaklaşık iki buçuk yıl önce inceleme dışı sanık ... aracılığıyla tanıdığını, suç konusu uyuşturucu maddeye ilişkin olarak inceleme dışı sanık... ile birkaç defa yüz yüze görüştüklerini, bu görüşmelerin birisinde inceleme dışı sanık...’ın, inceleme dışı sanık ...’ı da yanında getirdiğini, inceleme dışı sanık...’ın deşifre olmamak için "sporcu" ve "aşkım" lakaplarını kullandığını, uyuşturucu maddenin Türkiye’ye getirilmesinden sonra nereye nakledileceği konusunda bir bilgisinin bulunmadığını, 26.04.2011 tarihli savunmasında; ele geçirilen uyuşturucu maddenin iki yüz altmış dört kilogramının inceleme dışı sanıklar... ile ...’na, iki yüz kilogramının ise iletişimin tespiti tutanaklarında “Ağa” lakabıyla anılan... adlı kişiye ait olduğunu, sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’in ele geçirilen eroin ile bir ilgisinin bulunmadığını,<br />
İnceleme dışı sanık ...16.06.2010 havale tarihli dilekçesinde ise; sanık ...’ın ele geçirilen suç konusu eroin ile bir ilgisinin ya da uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna iştirakinin bulunmadığını, sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinin akrabalık ilişkisinden kaynaklanan güncel görüşmeler olduğunu, uyuşturucu madde ticaretine ilişkin olmadığını, inceleme dışı sanık ...’ten, Belçika’da fizyoterapi için bulunan sanık ...’ın yanına müsait olduğunda gidip görüşmesini rica ettiğini, inceleme dışı sanık ... ile Türkiye’de restoran açmaya karar verdiklerini, bu işin finansmanını inceleme dışı sanığın sağlayacağını, bu amaçla adı geçen inceleme dışı sanığın 10.000 Avro gönderdiğini, bunun haricinde başka para göndermemesi nedeniyle restoran işinin gerçekleşmediğini,</p>

<p>Soruşturma evresinde savunması alınamayan inceleme dışı sanık ... ... kovuşturma evresinde; sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’i akrabaları oldukları için tanıdığını, diğer inceleme dışı sanıkları ise tanımadığını, akrabaları bulunduğu için zaman zaman İran’a gittiğini, iki defa da inceleme dışı sanık ... ile İran’a gittiğini, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinin, mali durumunun kötü olması nedeniyle adı geçenden talep ettiği paralara ilişkin olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini,</p>

<p>İnceleme dışı sanık... Soydaş kovuşturma evresinde; inceleme dışı sanıklar ... ve ... dışında diğer inceleme dışı sanıklar ile sanık ...’ı tanımadığını, inceleme dışı sanık ...’in kendisi aleyhindeki beyanlarını kabul etmediğini, adı geçenin cezadan kurtulmak için kendisine iftira attığını,</p>

<p>İnceleme dışı sanık ... 17.01.2011 tarihli dilekçesinde ise özetle; atılı suçlamayı kabul etmediğini, tüm işlerin inceleme dışı sanık ... ve ailesi etrafında döndüğünü, inceleme dışı sanık ...’in ailesini temize çıkartmaya ve ... soyadını olayın dışında tutmaya çalıştığını, aslında tüm iletişimin tespiti tutanaklarının ... ailesi fertleri ile İran ve Hollanda bağlantıları arasında olduğunu, inceleme dışı sanık ...’in kayınpederi olan inceleme dışı sanık... ile diğer aile bireylerinin topyekün bu işi yaptıklarını, ancak inceleme dışı sanık ...’in olayı kendisinin üzerine yıkmaya çalıştığını, dilekçesine bazı telefon görüşmelerine ilişkin tutanakları eklediğini,</p>

<p>İfade etmişlerdir.</p>

<p>Diğer inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...; sanık ...’ı tanımadıklarını belirtmişler, adı geçen sanık hakkında herhangi bir beyanda bulunmamışlardır.</p>

<p>Soruşturma evresinde savunması alınamayan sanık ... kovuşturma evresinde 04.06.2010 tarihli oturumda; İstanbul’da başka bir uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan tutuklandığını, bu dosyadaki suçlamayı kabul etmediğini, inceleme dışı sanık ...’in amcası olduğunu, inceleme dışı sanık ...’i inceleme dışı sanık ... vasıtasıyla tanıdığını, diğer inceleme dışı sanıkları ise tanımadığını, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinin adı geçenin Hollanda’daki bir alacağına ilişkin olduğunu, Belçika’da terapi eğitimi aldığı sırada inceleme dışı sanık ...’in arayıp boş bir vaktinde Hollanda’daki alacağını araştırmasını ve sormasını istediğini, Hollanda’ya gittiğinde turizmci olduğunu söyleyen inceleme dışı sanık ... ile tanıştığını, Hollanda’ya gidemediği zamanlarda ise inceleme dışı sanık ...’in Belçika’ya yanına geldiğini, inceleme dışı sanık ...’ın inceleme dışı sanık ...’in yeğeni olduğunu, inceleme dışı sanık ...’in gelemediği zamanlarda yanına gelen inceleme dışı sanık ...’ın, amcasının alacağına ilişkin ödemeler yaptığını, inceleme dışı sanık ...’in, inceleme dışı sanık ...’ten olan alacağının neden kaynaklandığını bilmediğini, kendisine yalnızca restoran açacağını söylediğini, yaptığı diğer telefon görüşmelerinin ise inceleme dışı sanık ...’ten istediği paralara ilişkin olduğunu, paraya ihtiyacı olduğu zaman inceleme dışı sanık ...’i aradığını, uyuşturucu gelirinin paylaşımına ilişkin hiçbir telefon görüşmesi yapmadığını, inceleme dışı sanık ...’in ne işle uğraştığını bilmediğini, adı geçenle İstanbul’a geldiği zamanlarda görüştüğünü, 26.04.2011 tarihli oturumda ise; kendisinin yalnızca inceleme dışı sanık ... ile telefonla görüştüğünü, inceleme dışı sanık ...’in alacağına ilişkin olarak inceleme dışı sanık ... ile herhangi bir alışveriş yapmadığını, inceleme dışı sanık ...’in inceleme dışı sanık ...’ten alacağı olup olmadığını bilmediğini, adı geçen inceleme dışı sanıkların Türkiye’de ortaklaşa bir restoran açacaklarını, yaptığı telefon görüşmelerinin inceleme dışı sanık ...’in söz konusu restoran için göndereceği paraları getirmesine ilişkin olduğunu, restorana ne kadar para gerektiği konusunda bir bilgisinin olmadığını, inceleme dışı sanık ... ile bir ya da iki kez buluştuğunu savunmuştur.</p>

<p>5237 sayılı TCK'nın “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin suç ve karar tarihininde yürürlükte bulunan 1 ve 4. fıkraları;<br />
“(1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır (4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.” biçiminde olup, madde gerekçesinde de vurgulandığı gibi buna göre maddenin birinci fıkrasında uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç edilmesi suç olarak düzenlenmiştir. Uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yurt dışından ülke içine sokulması durumunda 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin ithali suçu oluşacaktır. Uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin, gümrük kapısından ya da gümrük kapısı dışındaki kara, deniz ve hava sınırlarının herhangi bir yerinden ülkeye geçirilmesinin bir önemi olmayıp, yurt dışından Türkiye siyasi sınırlarından girmesi suçun oluşması için yeterlidir.</p>

<p>Dördüncü fıkraya göre ise, uyuşturucu maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması birinci fıkrada tanımlanan suçun konu bakımından nitelikli unsurunu oluşturmakta ve bu fıkraya göre verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirmektedir.</p>

<p>Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;<br />
İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince uyuşturucu madde ticareti yapan şahıslara yönelik yapılan istihbarat çalışmalarında elde edilen bilgiler neticesinde, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/312 sayılı, yine Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığınca Almanya, Hollanda ve Romanya resmi makamlarından alınan bilgilere istinaden, Türkiye üzerinden yurt dışına nakledilebilecek uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi amacıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/119 sayılı dosyasında soruşturmalara başlanıldığı, bu soruşturmalar kapsamda uluslararası düzeydeki uyuşturucu madde ticareti organizasyonu içinde yer aldıkları değerlendirilen sanık ve inceleme dışı sanıklar hakkında CMK'nın 135. maddesi uyarınca iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarının alındığı, yürütülen soruşturmalarda; iletişimin tespiti tutanakları içeriklerinden, uyuşturucu madde ticareti organizasyonu içinde yer alan inceleme dışı sanık ...’in, sanık ... ile uyuşturucu madde ticareti ile ilgili görüşmeler yaptığının değerlendirilmesi üzerine, sanık ...'ın kullandığı GSM hatları hakkında mahkemelerden iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarının alındığı, İstanbul ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülmekte olan soruşturmalardan ayrı olarak; Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliği görevlilerinin 04.06.2009 tarihinde saat 17.00 sıralarında muhbir ile yaptıkları görüşmede; Mersin’de faaliyet gösteren Özkonak adlı şirkette şoför olarak çalışan inceleme dışı sanık ...'in, şirkete ait TIR ile Kazakistan’a gittiği ve Türkiye’ye dönüşte eroin getireceği bilgisini öğrendikleri, görevlilerin konu hakkında yaptıkları araştırmada adı geçenin en son 15.05.2009 tarihinde Ağrı-Gürbulak Karahudut sınır kapısından çıkış yaptığını tespit ettikleri, aynı muhbir ile 15.06.2009 tarihinde saat 08.00 sıralarında yaptıkları görüşmede ise; sürücülüğünü inceleme dışı sanık ...'in yaptığı... – ... plaka sayılı TIR'ın Türkiye’ye giriş yaptığı, uyuşturucunun Mersin ilinde faaliyet gösteren Viyan Nakliyat adlı şirketin sahibi inceleme dışı sanık ...'a ait olduğu, uyuşturucu maddenin Hollanda’da bulunan Trabzon’lu... isimli şahsa gönderileceği bilgisini edindikleri, bunun üzerine söz konusu aracın tespiti ve uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi amacıyla 15.06.2009 tarihinde Adana ili giriş ve çıkışlarında gerekli tertibatlar alınarak çalışmalara başlanıldığı, aynı gün saat 19.00 sıralarında bahsi geçen TIR'ın otoban yolu üzerindeki Mola Tesislerine girdiğinin görüldüğü, araca yaklaşan görevlilerce yapılan kimlik kontrolünde şoförün inceleme dışı sanık ..., sağ ön koltukta oturan şahsın ise inceleme dışı sanık ... Yüce olduğunun tespit edildiği, sorulduğunda inceleme dışı sanık ...’in, Kırgızistan’dan geldiğini ve aracın yasal yükünün kuru fasulye olduğunu söylediği, yapılan kontrolde narkotik köpeğinin araca tepki vermesi üzerine Adana 2. Sulh Ceza Mahkemesinin önleme araması kararı uyarınca yapılan aramalarda; ... plaka sayılı dorsede aracın yasal yükü olan kuru fasulyelerin bulunduğu teliz torbaların arasına gizlenmiş şekilde toplam 871 paket hâlindeki suç konusu eroinin ele geçirildiği, ele geçirilen uyuşturucu madde ile sanık ... ve inceleme dışı sanıkların irtibatları bulunduğunun değerlendirilmesi üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2009/312 sayılı soruşturma dosyasında 22.06.2009, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2009/119 sayılı soruşturma dosyasında ise 08.07.2009 tarihinde yetkisizlik kararları verilerek, söz konusu soruşturma dosyalarının Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği olayda;</p>

<p>Sanık ... kovuşturma evresinde 04.06.2010 tarihli oturumda; atılı suçlamayı kabul etmediğini, inceleme dışı sanıklardan ... ile ...'i tanıdığını, diğer inceleme dışı sanıkları tanımadığını, inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile yaptığı telefon görüşmelerinin uyuşturucu madde ticaretine ve bu ticaretten elde edilen gelirin paylaşımına ilişkin olmadığını, bir kısım telefon görüşmelerinin inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'ten olan alacağına, diğer görüşmelerinin ise inceleme dışı sanık ...'ten istediği paralara ilişkin olduğunu, inceleme dışı sanık ...'in alacağının neden kaynaklandığını bilmediğini, bu alacağın inceleme dışı sanık ... tarafından ödenmesine ilişkin bazen ...'in, bazen de adı geçenin yeğeni olan inceleme dışı sanık ...'ın gelip ödemeler yaptığını söylemesine karşın, 26.04.2011 tarihli oturumda; inceleme dışı sanık ...'in, inceleme dışı sanık ...'ten alacağı olup olmadığını bilmediğini, inceleme dışı sanık ... ile herhangi bir alış veriş yapmadığını, telefon görüşmelerinde geçen para konusunun inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in Türkiye'de açacakları restoranın parasına ilişkin olduğunu beyan ederek çelişkili savunmalarda bulunması, inceleme dışı sanık ...'in 16.06.2010 tarihli savunmasında, inceleme dışı sanık ... ile aralarında bir alacak ilişkisi bulunmadığını, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinin adı geçenle birlikte açmayı planladıkları restorana ve bu iş için gönderilen 10.000 Avroya ilişkin olduğunu, söz konusu miktar haricinde başkaca bir para gönderilmediğini söyleyerek sanık ...'ın, yaptığı bir kısım telefon görüşmelerinin inceleme dışı sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'ten olan alacağına ilişkin olduğuna yönelik savunmasını doğrulamaması, sanık ...'ın 04.06.2010 tarihli oturumunda bahsetmediği telefon görüşmelerinde geçen paraların inceleme dışı sanıklar ... ile ...'in Türkiye'de açmayı planladıkları restoran işine ilişkin olduğuna yönelik 26.04.2011 tarihli beyanlarının, inceleme dışı sanık ...'in 16.06.2010 tarihli savunmasından sonra olması nedeniyle sanık ...'ı suç ve cezadan kurtarmaya yönelik olarak aralarında amca yeğen ilişkisi bulunan inceleme dışı sanık ... ile sanık ...’ın birlikte gerçekleştirdikleri bir stratejinin ürünü olması, dosya kapsamı ve iletişimin tespiti tutanakları içeriklerinden suç konusu eroinin İran'dan temin edilmesini, İran’da depolanmasını ve Türkiye'ye nakleden inceleme dışı sanıklar... ve ...'e teslim edilmesini sağlayan İranlı... ...'yi tanımadığını beyan eden sanık ...’ın, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan inceleme dışı sanık ... ile birlikte yargılandığı ve mahkûmiyetine karar verildiği İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2011 tarihli ve 85-204 sayılı dosyasındaki savunmasında, İran’lı... ... isimli şahsı, amcası ... ...'ın bacanağı olması nedeniyle tanıdığını söylemesi, sanık ...'ın, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Sen payını şey et, biz üç kişiyiz, dayıya da bir şeyler verelim, biz burada kısacağız, sen orada artıracaksın, biz beraberiz, başka bir yolu yok, bizim gözümüz parada değil, yeter ki iş olsun dedim, sıkıntı yok değil mi, bir şey göndermiş mi, o beni aradı, tamam dedi, 200 banknot, 140 ayrı, 60 ayrı, 200, ne zaman gideceksin, 3-4 güne kadar gideceğim, sana bir şey demiştik ya, bu tarafta var mı, ödeme yapma, dün akşam yapmadı, bu gün yapacak, ben yine onu arayacağım, bir hesap kitap yaparsın, ben seni gittiğimde ararım, boş olmadan hayatta gidemem, dayıya ben söyledim, diyor bizi sabah şafakta arasın, Cuma günü biraz bize gönderseydi iki bin lira, Pazartesi, Salıya kadar sabret, ben gidim, ben göndereceğim, sen gidince kesin gönder, bugün belki üç yüz bin veririm diyor, çocuk gelmiş oraya 80 bin lirayı, o eşyayı verecek, arıyormuş cevap vermiyormuş, sen haber ver, daha fazla var diyor, ne yapıyorsun, ne ediyorsun, ne satıyorsun, benim haberim olsun dedim ona, ben arıyorum cevap vermiyor, bir şey verdiniz mi, vermediniz mi, sana bağlıyım, kalanı vermişler mi, sen onu soraydın, vermemiş, bak ben ne varsa satarım dedim, bugün bana 2 bin ayarlayacaksın, tamam, hazırlıklı gideyim, ne düşüyor hesap et, hesaplarım ben oraya gidince, ne ettik, ne verdik, hepsini bil, üç dört bin Avro, beş bin o arkadaşın ismine gönder, yine onun adına gönder, telefonunu ver, ben onu arayayım, oda oradan bana göndersin buraya, herkes çalışıyor, kimse elini taşın altına koymuyor çalışanlar devletten korkuyor, bir iki defa gönderdi çocuk, zor ikna edebildim, ben sırtımı ona dayayacağım, ağa da beni tanıyor, hesabımızı, hepsini yap, hesabı kapatsın, yedi bin beş yüzümü nereden alıyorsa haftaya kadar halletsin, dayıya söyleyeceğim, bizden fazla kimse bir şey vermez, ben orada gördüm, orada hepsi öyle, iki üç tane var, bir aile için çalışıyorlar biz vermesek, ben şimdi ikiden fazla gönderemem, bir numara vereceğim sana ..., evet biz telefonunu kaybettik, sen numarayı da verdin mi, evet verdim, biz elli yedi verdik çocuğa, elli yedi, siz numara aldınız mı, evet, biz irtibat halindeyiz, biz telefon açtık, ama biz dayıya ulaşamıyoruz, tamam ben bakarım şimdi, bu numarayı dayıya ver, bizi bu numaradan arasın, yarın gelirse sana göndereceğiz, iki bin, eğer yarın bugün şey oldu, biz cebimizden verdik, tamamladık, siz ne kadar verdiniz, biz elli yedi çocuğa verdik, onu da sana vereceğiz, sen söyledin mi, cevap vermiyor bana, ulaşamadım, arıyorum bakmıyor, söyle acil biz verdik adam gitti, ben bu gün sana bir şey gönderecektim, iki üç banknot, çocuk gelip bize getirecek, yarın sana gönderirim, bin, iki bin gönderirim, 57 mi verdin, biz 57 bin verdik, ne yaptın, bize harçlık göndermedin mi, bir kuruş ayarlayamadık, nasıl gidiyor, iyidir, veriyor yeni atölye, bir şey verdi mi, bugün 130, dün 150, bu akşam bakalım ne olacak, sen gelecek misin, biz konuşalım, dayı biz bir şey yaparız, ben de belki diğer tarafa gideceğim, belki yarın giderim, salı birlikte gideriz, 24 para kaldı, on dakikada bir bizi arıyor, siz bir şey gönderecektiniz, biz çocuğu bekliyoruz, çocuk mesaj göndermiş, Cumaya kadar çocuk yüklü bir şey getirirse, biz hesabını yapsaydık çocuk gelecek yanımıza, sen ne zaman geleceksin, pazara inşallah, sen gelmiyor musun bu taraflara, ben belki giderim o tarafa, sen yarın onlarla konuş, bakalım ne olacak”,<br />
Sanık ...'ın, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Bir sıkıntı yok değil mi, Cumaya geliyorum, ararım ben seni, ne zaman geliyorsun, ne yaptınız, bugün görüşemedik, bakalım bir şeyler yapacağım, sen ne yaptın, bir şeyler verdin mi, bugün veremedim bir şey, sen şişkoyla görüşüyor musun, 3-4 gün yok burada, bir şeyler yaptın mı bugün, yapacağım birazdan, ben şimdi gidiyorum, uçaktayım, indiğimde yine ararım, Cuma yanlarına gideceğim, nedir, ne değildir bileceğim, evrak vereceğim, adam geliyor şimdi, tamam ne verecekti, ne kadar, seksen Avro, ben şişkoyu aradım, şişkoya ben veriyorum dedim, ben ona dedim, problem yok, bugün bir şey gönder, yarına biletimi alayım, iki lira, o çocuğun adına gönder, yollayamam, yok mu sende, yeğen halletti mi, gönderdi mi, gönderiyor, şimdi bizimki geldi, birazdan seni arar, biletimi kestim, yeğen ne yaptı, hallediyor, ben sana bir şey söyleyeyim mi, o kendi ismine yapamaz, bir kere yaptı bir kere daha yaparsa kontrol altına geçer, anladın mı nereden buluyor bu kadar yaşındaki çocuk, bunlar yarın evrakta getirecekler, benim ufaklığı göndersem nasıl olur, ufaklık alsın evrakları, yüzüne gözüne karıştırır, sen gelmeye çalış, ha ben, ha ufaklık fark etmez, ben sana haber vereceğim birazdan, geleceğim de bir yerden evrak bekliyorum, beni haberdar et, ne oluyor, ne bitiyor, ben fazla seni aramak istemiyorum, neyse öbüründen görüşürüz, buradan ulaş bana, bu numaradan beni ara, beni aramışsın, aç bekleyeceğiz, inşallah akşama kadar arayacaklar kesin, bizim şişko aradı, onun yanına gidiyorum, şimdi diyor ki ben oradan geldim, gel vapurdan görüşelim, tamam dedim, onla görüştükten sonra bizimki aradı, dokuz on gibi gel, senle bir şey konuşalım, tamam dedim, ben yine ararım gece seni, görüştün mü şişkoyla, görüştüm, ben ayarladım, sana gelince anlatırım, başımın etini yiyor, o bizim başımızı sıkıntıya sokacak, sen merak etme gelince senin de hoşuna gidecek, tamam, bekle bir sıkıntı yok”,</p>

<p>Sanık ..., inceleme dışı sanık ... ve inceleme dışı sanık ... arasında 11.06.2009 tarihinde gerçekleşen telefon görüşmesinde geçen “...Dayı bana diyor on bin Lira hepsi içindedir, sana on verecek, bizim oradaki ortak kabul etmiyor diyor, zaten azdır, Mamo, baksana ben buna da söyledim, ben oraya geldiğimde bahsettim, onla biz beraber, ben ona çık diyemem ki, ben onun hakkını vermek zorundayım dedim, benim iki tane ortağım var dedim, o sizden olsa siz üç, biz üç, fiyatlar olmaz dedim, nasıl yapacağız dayı dedim, adam başı yüz yetmiş beş tane gül dedi, bir şey yapın artık birbirinize dedi, ... abi, biliyor musun, benim niye haberim olmuyor, o ne iş, ben istemiyorum dedi, dayı dedi ki, ben ufaklığı seviyorum, iyi çocuktur dedi, öbürü dedi ki, yok abi olmaz o zaman bu iş dedi, niye dedi, benim onun öbürü ile bir meselem oldu, senin ismini kullandı, onun için affettim, bize yapılan bir hata var bu olayda, istemiyorum dedi, ona diyeceksin ki, abi tamam onunda bazı bağlantıları vardı, biz beraber bir yaptık, onunda şey bağlantıları var, ama öbürü istemedi, ona şöyle de, ben ona yarın diyecem ki, senin yeğenin hakkını istemiş dedi, nedir, sen bana anlatsana, hayırdır sen niye bana demedin dedim, abi şimdi yeğenim orada bunla ne yapıyorsa dedi, ilgilendirmez yani, o hakkını istiyor, o bizim muhatabımız değil bir kere, şimdi kalkıp öyle desen işi bozacak, dayı bana, biz beraberiz, ...zaten bizimle dedi, öbürü yok mu, şey yok mu, onu biz senin için aldık, ama bu gelenleri olmaz, biz bundan alıyoruz dedi kaç liraysa beraberiz, anlıyorsun oradan hatalar oldu bazı, sen, istesen de istemesen de, o benle beraber, sen bir kere benim muhatabım değilsin diyeceksin, ortağız, biz onlarla beraberiz dedim, ben sana dedim ki, abi yeğenin beni aradı, onunla berabermiş, bununda bağlantıları varmış, beraber şey yapmışlar, o bizi alakadar etmez, senin ortağın...’dır, ... onlarla ne paylaşıyorsa, ...’la onunun sorunu tamam mı, Haso kime veriyorsa kime yapıyorsa bizi ilgilendirmez diyeceğim...”,</p>

<p>Sanık ...'ın, inceleme dışı sanık ... ile 14.05.2009 tarihinde yaptığı telefon görüşmesinde geçen “...Yeğen ne yapıyorsun, her şeyi dedi bana, yalnız o öyle değil, benimle karşılaşınca ben söylerim, sen vereceksin bana gönderecek, tamam, bir kaç güne kadar belki o büyük gelir oraya, sen onla gönderirsin”,</p>

<p>İnceleme dışı sanık ...’nun, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Gördün mü, arkadaşını abi, gördüm, bizim kardeş senin aramanı istemiş, bizim çocuklara ulaşmış, demin bahsettiğimiz kardeşimiz, telefon açacaktın ya, haber bekliyordun ya, Memo, ...mu tamam arayım, ara, ...kardeşim ne diyor, ...’le bir şey görüşmedim, bugün araması lazımdı, Pazartesi o geçti, oraya geçtiler onlar, bana, Pazartesi şey yaparız diye söyledi, hele kalsın”,</p>

<p>İnceleme dışı sanık ...’nun, inceleme dışı sanık ...’e gönderdiği mesajda ve adı geçen inceleme dışı sanık ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...He arkadaşı aradın mı, aradım cevap vermiyor, mesaj at sana geri döner, günaydın arkadaşı aradım, sabahleyin aradım, 12 buçukta görüşeceğiz”,</p>

<p>İnceleme dışı sanık ...’in, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Bu şey aradı akşam, bizim Haso, senin aradığın telefonu kaybetmişler, başka şey verdi bana, birde orada şey görmüşler, 57 Lira vermişler, öyle mi, ulan bu telefonu niye kaybediyor bu çocuk, 57 vermiş, az önce haberin olsun, birde ben geç gideceğim, bu amca oğlunun işi bitsin ondan sonra gidiyim oraya, tamam sen ona göre söyledin değil mi, hacı abiye bize şey yapacak, yarın, bu bizimki gitti o tarafa, ben gene bir şey verdim ona, numara, oradan beni arayacaklar, sonra ben giderim, söyle, şey yapsın daha dediğinin ikisine çıksın, iki olsun, iki buçuğuna çıksın, üçüne çıksın, yani o imkânı var, bir sıkıntı yok her şey yolunda, ..., zaten bir saate kadar arayacak, öyle söyledi, ben şimdi onu bir arayayım söyleyeyim, ne yaptın, bize bir şey gönderecek misin bu amca oğulları için, göndereceğim, şimdi bekliyorum, daha okeyini vermediler, kime göndereyim, sana mı gönderim oraya mı, buraya gönder, şimdi birazdan arayayım, tekrar sana haber verim, az önce beni aradı amca, para konusunda sıkıntı yok, sen rahat ol dedim, şimdi ben ona, bize 500 bin, 600 bin yap dedim, sen ne verebilirsin para olarak dedi, bende arkadaşım, ortağım var, göndeririz, sen hele bir yanına geç veririz, haberin olsun, şey konusunda rahat ol, 650 falan çıkaracağım, hemen hemen 650 hepsini oraya verme, ne kadar alabiliyor, yani diğer şeylerde lazımdır biliyorsun, ben onun hesabını yapıyorum, ben onu çıkaracağım, ona göre diyeceğim, sana bunu vereyim, yapacağım onun hesabını, şu anda elimizle, gencin vereceği ile beraber işte 400 olur, 450 olur, 500 olur, biraz harcayalım sağa sola, o şeyi söyledim ben, o dediğin yere, 50 verecekler, amca oğlu da şey ederse, haber et olur mu, haber vereceğim, bu gün ben seni arayacaktım, sen merak etme, sen gider gitmez, hemen oradan, buradan çakarım”,</p>

<p>İnceleme dışı sanık ...’in, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Bu numaradan ulaşabilirsiniz, ben ararım seni abi, ne zaman geleceksin, özledik, ne zaman arayacaksın, işim biter bitmez ararım”,</p>

<p>İnceleme dışı sanık ...’in, inceleme dışı sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Amca ne yapıyorsun, Mamo diyor, hani kaç tümen verecek bana, ona söyleyeceğim çünkü, biz 500 milyon, belki 550 milyon yapabildik, abi bana dedi şimdi, hesapla 400 bin verecek, bana 400 bin, şimdi hesapladım 530 falan yapıyor, hesapla, Mamo da düz 600 falan yapsın, tamam, sen dedin mi, aramızda yeğenimiz var, söyledim, yeğenim, abimin oğlu, he söyle, sonra senin başın belaya girmesin, sen bana biraz yolla, o diğeri hiçbir şey vermedi, o verecek, bende sana vereceğim, o diğeri de sana verecek, Cumartesinden sonra biz gideriz”,<br />
İnceleme dışı sanık ...’in, İran ülkesinde bulunan ve açık kimlik bilgileri tespit edilememesi nedeniyle soruşturma evresinde hakkında ayırma kararı verilen... ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde geçen “...Ben sana on beş milyon yolladım, git al, git senin devamlı aldığın ismi neydi, sen öbür paranı aldın mı, yarın alacağım, ben 1200 milyon vermiştim, onu ayrı hesapla, ben sana ayrı vereceğim, senin önceki hesabın kapandı, bu yeni olan, ben demişim 150 koli bir yerdeydi, 70 kolide öncekiydi, bunlar 47 milyon, tamam, ıslak mı değil mi, daha konuşmadım, konuşayım sana söylerim, sen geldin mi, eğer tamam derse ben geliyorum, 12 bin dolar almışım, benim hakkım o kadardır, ben geleyim, biz o tarafı hal edelim, biz oraya bir şey götürelim, sen biliyorsun bir kilo götürüp orada verelim, ben gelince sana söylerim, telefonda, bizim kırk yedi tane de içinde, evet, oda içinde, o birbirinin aynısı değil herhalde, yok, o kırk yedi tanede şey yok, o diğeri, on milyon iki yüz milyon nasıl, yüz elli yedi tane de”,</p>

<p>Tüm bu görüşmeler birlikte değerlendirildiğinde; iletişimin tespiti tutanakları içeriklerinden, sanık ...'ın haklarında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararları alınan GSM hatları dışında tespit edilemeyen başka GSM hatlarını da kullandığının, “Dayı” olarak hitap edilen şahsın inceleme dışı sanık ..., “Şişko” olarak hitap edilen şahsın ise inceleme dışı sanık ...olduğunun anlaşıldığı, sanık ...'ın, İran ülkesinden temin edilecek olan uyuşturucu maddenin Türkiye üzerinden Hollanda ülkesine nakledilmesine ilişkin organizasyon içerisinde yer aldığı, bu kapsamda sanığın temin edilecek olan suç konusu eroinin satın alınmasında kullanılan paranın temini ve pazarlanması amacıyla yurt dışına gidip burada bulunan bağlantıları ile görüşmeler yaptığı, satın alınacak olan eroinin parasının teminine ve organizasyon içerisinde yer alan diğer kişilerin paylarına ilişkin inceleme dışı sanık ... ile sürekli irtibat hâlinde olduğu, yaşanan gelişmelerden adı geçene bilgi verdiği, inceleme dışı sanık ...'in de uyuşturucu maddenin temininin ne aşamada olduğuna ilişkin sanık ... ile görüşmeler gerçekleştirdiği, bu amaçla İran ülkesine giden ve burada suç konusu eroini temin eden İranlı... ... ile görüşen inceleme dışı sanık ...’in, suç konusu eroinin Türkiye'ye sokulması ve yurt dışına gönderilmesine ilişkin olarak aynı organizasyon içinde etkin şekilde rol alan inceleme dışı sanık ... ile görüşmeler gerçekleştirdiği, ardından bu görüşmeler ve sürecin gelişimi hakkında sanık ...'ı haberdar ettiği, aynı şekilde sanık ... ile yaptığı görüşmelerle ilgili olarak da inceleme dışı sanık ...'nu bilgilendirdiği, sanık ...'ın inceleme dışı sanık ... ile irtibatı sağladıkları telefon numarasını kaybetmesi nedeniyle adı geçen inceleme dışı sanığa ulaşamaması üzerine, inceleme dışı sanık ...'ten, inceleme dışı sanık ...'yla bağlantıya geçebilmeleri için Hollanda ülkesine ait olan ... numaralı telefonu vermesini istediği, inceleme dışı sanık ...'in de söz konusu numarayı inceleme dışı sanık ...'na ilettiği, sanık ... ve inceleme dışı sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... arasında gerçekleşen ve akraba olan sanık ve inceleme dışı sanıkların suç konusu uyuşturucu maddenin temininde birlikte hareket ettiklerini açık şekilde gösteren “Biz üç kişiyiz, aramızda yeğenimiz var” şeklinde görüşmelerin bulunduğu, uyuşturucu maddenin satın alınmasında kullanılacak olan paranın sanık ... tarafından temin edilip, Türkiye'de bulunan ve İran ülkesine giderek İran'lı... ... ile görüşen inceleme dışı sanık ...'e gönderildiği, bu paranın suç konusu eroinin satın alınmasında kullanıldığı, bu şekilde temin edilen uyuşturucu maddenin inceleme dışı sanık...'ın sahibi olduğu şirkete kayıtlı TIR’ın yasal yükleri arasına inceleme dışı sanıklar... ve ... tarafından yerleştirilip Türkiye'ye sokulmasının sağlandığı, suç konusu eroinin ülke içinde nakledildiği sırada 15.06.2009 tarihinde Adana ilinde ele geçirildiği, inceleme dışı sanık ...'in kovuşturma evresindeki savunmalarında suç konusu eroin ile olan ilişkisini açık şekilde ikrar ettiği anlaşıldığından; sanık ...'ın; uyuşturucu madde ithal etme suçundan haklarındaki mahkûmiyet hükümlerinin Özel Dairece onanmasına karar verilen inceleme dışı sanıklar ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle atılı suçu işlediğinin kabulü gerekmektedir.</p>

<p>Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.</p>

<p><strong>SONUÇ:</strong></p>

<p>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,</p>

<p>2- Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.11.2014 tarihli ve 7082-12641 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,</p>

<p>3- Dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 02.05.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2015500-e-2019365-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-binas.jpg" type="image/jpeg" length="28324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ceza Genel Kurulu’nun 2021/432 E., 2022/348 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2021432-e-2022348-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2021432-e-2022348-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2022 tarihli, 2021/432 E., 2022/348 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Ceza Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2021/432 E., 2022/348 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>Kararı Veren<br />
Yargıtay Dairesi : 10. Ceza Dairesi<br />
Mahkemesi :Ceza Dairesi<br />
Sayısı : 821-1211</p>

<p>Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...'ın, TCK’nın 188/1, 62, 52/2-4, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl 6 ay hapis ve 33.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin ... 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.02.2018 tarihli ve 316-24 sayılı resen de istinafa tabi olan bu hükmün Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafisi tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince 25.05.2018 tarih ve 821-1211 sayı ile “İstinaf başvurularının esastan reddine”, bu kararın da sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesince 15.01.2019 tarih ve 5164-336 sayı ile “Temyiz istemlerinin esastan reddine” karar verilmiştir.<br />
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 13.09.2021 tarih ve 2021/93819 sayı ile;</p>

<p>"...19.09.2017 tarihinde ... Uluslararası Kargo İşletme Merkezinde, göndericisi UAB Litvanya, alıcısı ... (Hotel Gezi Bosporos) mete cad. 34. Taksim ... olan gönderiye narkotik köpeklerin tepki vermesi üzerine, kargo açılmış, içerisinde 4 plastik şişede, toplam 2.75. ml ağırlığında, magic cleaner isimli, şeffaf sıvı maddeler ele geçmiştir. Sonrasında 25.9.2019 günü İsrail’in Telaviv şehrinden, uçakla Türkiye ...’a giriş yapan, sanığa Gezi Bosporos otelde, saat 20.30 da kargo teslim edilmiştir.<br />
... Kriminal Polis Müdürlüğünün raporuna göre, ele geçen plastik şişelerdeki şeffaf renkli sıvı maddenin, uyuşturucu maddelerden GBL (Gamma-Butyrolactone) etken maddesini içerdiği, 4.7.2016 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile 2313 sayılı yasa hükümlerine tabii tutulduğu anlaşılmıştır.</p>

<p>Sanık, 1977 doğumlu, dosya içeriğine göre sabıkasız, hem Fransa hem de Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı, çok seyahat eden bir kişidir. Sanık beyanlarında, keyif verici bu maddeyi kullandığını, 2 mililitre miktarında kullandığında 1 saat etkilediğini, günde 10 kez kullandığını, değerinin ucuz olduğunu, Litvanya’dan sipariş verdiğini, artsaydı atacağını belirtmiştir.</p>

<p>İçerisinde uyuşturucu madde bulunan sıvılar, uluslararası e ticaret sitesinden, kredi kartı kullanılarak, kargo ödemeli 8.8.2017 tarihinde sipariş verilmiştir. Sanık kendi adını ve kredi kartını kullanmış, önceden kaldığı ...’daki otel adını teslim yeri olarak göstermiştir. 217 euro ücret ödemiştir. Müşterilerinin memnuniyeti için otel görevlileri kargo ücretini 25.9.2017 günü saat 11.00 de ödemişler ve müşterilerine aynı gün saat 20.30 kargoyu teslim etmişlerdir.</p>

<p>Plastik şişedeki sıvılar temizleme maddesi olarak satılmıştır. 2.5 ml sipariş verilmiş, 4 plastik şişede toplam 2.75 ml teslim edilmiştir. ... Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğü uzmanlık raporuna göre sıvı madde uyuşturucu maddelerden GBL etken maddesini ihtiva etmektedir. Ülkemizde 4.7.2016 tarihinde yasaklanmıştır.<br />
Uyuşturucu maddenin sanık tarafından sipariş verildiği sabittir. Sorun, uyuşturucu madde, ticaret için mi ithal edilmiştir, yoksa kişisel kullanım için mi satın alınmıştır?</p>

<p>Maddenin ticaret, yani kazanç amacıyla ithal edildiğine, yani sanığın maddeyi bir başkasına verme, satma isteğinde olduğuna dair, dosyada bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Ayrıca bu hususta zabıtaya yansımış bir ihbarda bulunmamaktadır.</p>

<p>Ele geçen maddenin toplam miktarı 2.75 ml dir. Sıvılar uyuşturucu GBL etken maddesini ihtiva etmektedir. Sanık kullandığını belirtmekte, fazla kalırsa atacağını bildirmektedir. Önceden de sanığın sipariş verdiği gözlenmiştir. Maddenin değeri ucuzdur. Sanık açıkça kendi adını ve kredi kartını kullanarak sipariş vermiş, otelde kargoyu teslim almıştır.</p>

<p>Bu açıklamalar karşısında; sıvı maddenin miktarı ve ele geçiriliş şekli de dikkate alınıp, maddenin tamamının uyuşturucu veya uyarıcı madde olup olmadığının ve toplam miktarın kişisel kullanım sınırları içerisinde kalıp kalmadığının araştırılması gerektiği, bu konuda uzman raporu alınıp, sonrasında suç vasfı dahil değerlendirme yapılması icap ettiği düşünülmüş, eksik inceleme ile karar kurulduğu kanaatiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.</p>

<p>CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesince 27.10.2021 tarih ve 16087-10822 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.</p>

<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
CEZA GENEL KURULU KARARI</strong></p>

<p>Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin "uyuşturucu madde ithal etme" suçunu mu yoksa "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu mu oluşturduğunun, bu bağlamda suç niteliğinin tespiti bakımından eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkindir.</p>

<p>Test kiti tespit, olay, savcılık görüşme ve talimat alma, muhafaza altına alma ve gözaltı tesliğ tutanağına göre;<br />
19.09.2017 tarihi saat 09.00 sularında Uluslararası Kargo İşleme Merkezinde (UKİM) ... Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğüne bağlı Narkotik Grubu Personelleri ve UKİM'de görevli muayene memurlarınca yapılan rutin kontroller esnasında tespit edilen "Gönderici Bölümünde: UAB Grafo cnemija Vilkpedes g. 8-16 Vilnius LT-03151 Vilniaus m. Sav. LİTVANYA, Alıcı Bölümünde: Fabiano (hotel Gezi Bosporus) Azouly mete cd 34 taksim 1 34437 ..." yazılı 35 x 25 x 12 ebatında, brüt ağırlığı 3564 gram olan CG021316455LT barkod numaralı gönderiye narkotik dedektör köpeklerinden Baron ve Aika'nın ayrı ayrı tepki vermeleri üzerine şüpheli görülen posta gönderisinin oluşturulan heyet huzurunda açıldığı ve içerisinde;</p>

<p>2 adet üzerinde magic cleaner ibaresi bulunan şeffaf renkli sıvı maddelerin yer aldığı 1 lt plastik şişe,<br />
1 adet üzerinde magic cleaner ibaresi bulunan şeffaf renkli sıvı maddelerin yer aldığı 500 lt plastik şişe,<br />
1 adet üzerinde magic cleaner ibaresi bulunan şeffaf renkli sıvı maddelerin yer aldığı 250 lt plastik şişe bulunduğunun tespit edildiği,<br />
Şişeler içerisinde yer alan şeffaf renkli sıvı maddelerin Thermo Scientific Gemini marka ve model uyuşturucu test cihazina tabi tutulduğu, cihazın 04.07.2016 tarih ve 2016/9019 sayılı kararname ile 2313 sayılı kanun kapsamında yasaklı maddeler liste ekinde yer alan "Gamma-Butyrolactone" (gamma-Bütirolaktan) sonucunu verdiği,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konu ile ilgili bilgi verip talimat almak amacıyla ... Cumhuriyet savcısının 19.09.2017 tarihinde saat 10.00 sularında aranarak bilgi verildikten sonra "Söz konusu eşyanın teslimat zincirinin bozulmadan görevli memurlar uyarılıp PTT görevlilerine refakat edilerek alıcının adresine gönderilmesi ve alıcının teslim almasına müteakip ilgili savcılıktan talimat alınması" talimatının alındığı,</p>

<p>Alınan talimat gereği posta gönderisinin, alıcı adresine teslim edilmek üzere dağıtımdan sorumlu olan Beyoğlu Kargo Dağıtım Merkezine sistem üzerinden sevkinin sağlandığı, buradan PTT görevlisi ve ona refakat eden personel eşliğinde alıcı adresi olan Mete Caddesi No: 34 Beyoğlu/... adresinde bulunan Gezi Hotel Bosphorus'a gelindiği, otelin resepsiyon bölümünde çalışan ...'ın "Söz konusu gönderinin sahibinin 05.09.2017 günü otelde kaldığını, otele tekrar 05.10.2017 tarihinde rezervasyonu olduğunu" söylemesi üzerine bahse konu otele gönderi ile ilgili olarak ihbar kağıdı bırakıldığı,<br />
Gelişen durumla ilgili olarak Beyoğlu Nöbetçi Cumhuriyet Savcısının 19.09.2017 tarih saat 13.30 sularında aranarak bilgi verilerek talimatları sorulduğunda; "Şahsın gönderiyi teslim alması için makul süre beklenilmesi, şüpheli şahsın gönderiyi teslim almasına müteakip tekrar talimat alınması" talimatı alındığı,<br />
Alınan talimata istinaden posta gönderisinin şüpheli şahsın girişimde bulunmasının beklenilmesi amacıyla PTT Beyoğlu Posta Dağıtım Merkezine getirildiği, PTT yetkilileri ve çalışanlarına konunun önemi anlatılıp ilgililer uyarılıp gerekli önlemler alınarak Beyoğlu Posta Dağıtım Merkezinin kapanış saati olan 17.00'a kadar beklenildiği, bu sürede herhangi bir şahsın girişimde bulunmaması üzerine posta gönderisinin 245397 sicil numaralı Meryem Alp isimli PTT veznedarı, 237648 sicil numaralı PTT şefi ... ve 215430 sicil numaralı müdür vekili ...'a teslim edilerek yapılan işlemlere ilişkin 19.09.2017 tarihli tutanak tanzim edilmiştir.<br />
25.09.2017 tarihi saat 09.30 sularında Gezi Hotel Bosphorus çalışanı olduğunu söyleyen ...’ın, otel görevlilerine kendisini PTT görevlisi olarak tanıtan ve iletişim numarasını bırakan görevli personeli telefonla arayarak: "Şahsın pasaport ve kimlik fotokopisi bende, şahıs bu eşyaları düğün hediyesi olarak kullanacak, gümrük açısından sıkıntı olmadığını gösterir bir evrakta var, kendisi şu an dışarıda, onun adına ben alabilir miyim" diyerek gönderinin kendisine teslim edilip edilemeyeceğini sorması üzerine konu hakkında bilgi verilip talimatları alınmak üzere 25.09.2017 tarih saat 10.30 sularında ... Nöbetçi Cumhuriyet savcısının aranarak "Bahse konu gönderiyi otelde çalışan şahsa teslim ettikten sonra asıl alıcı şahsa ulaşılmaya çalışılması, ulaşılması hâlinde tekrar talimat alınması" talimatına müteakip saat 11.00 sularında PTT Beyoğlu Posta Dağıtım Merkezine gelindiği, buradan PTT görevlisi ve ona refakat eden personel eşliğinde alıcı adresi olan Mete Caddesi No: 34 Beyoglu/... adresinde bulunan Gezi Hotel Bosphorus'a gelindiği, otelin resepsiyonunda görevli ...’a gönderiden bahsedildiği, gönderiyi almak istediğini söylemesi ve gönderi reklamasyonuna isim-soy isim TC kimlik numarası yazarak gönderiyi teslim almasına müteakip görevlilerce geliş nedenlerinin anlatıldığı, adı geçenin yapılan ön görüşmede "Bana attığı e-mail dökümünde göreceğiniz üzere kendisi pasaport ve gümrük evrakını göndermiştir. Kendisi e-mailde düğün eşyası olduğunu söylemiştir. Ben müşterinin dışarıda olduğunu söyledim. Müşterinin gelip alabileceğini düşündüm. Gönderiyi müşteri memnuniyeti odaklı hareketimden dolayı ve kargo ücreti de düşük olduğundan teslim aldım." şeklinde beyanda bulunduğu,</p>

<p>Yapılan araştırmalarda ... isimli şahsın 16.05.2017 tarihinde 466558109 numaralı ABD pasaportu ile Türkiye'den çıkmak istediği ancak bu işlemin iptal olduğunun, şahsın bu işlemden bir dakika sonra 04RE96740 numaralı Fransa pasaportu ile çıkış yaptığının, ayrıca şahsın 09.09.2017 tarihinde Türkiye'ye gelerek 12.09.2017 tarihinde Türkiye'den çıkış yaptığının tespit edildiği,</p>

<p>Konu hakkında bilgi verip talimat almak üzere Cumhuriyet savcısının 25.09.2017 tarihi saat 14.00 sularında aranarak bilgi verilmesi üzerine "Şüpheli posta kolisine el koyma kararı alıncaya kadar muhafaza altına alınması ve mahkemeden el koyma kararı talep edilerek analiz için ... Kriminal Polis Laboratuvarına gönderilmesi, ... isimli şahsın şüpheli olarak ifadesinin alınması ve tekrar talimat almak üzere aranması" talimatının alındığı,</p>

<p>Alınan talimat gereği ...'ın şüpheli ifadesinin alınmaya başlanıldığı, bu sırada Gezi Bosphorus isimli otelden "söz konusu şüpheli gönderi için ... isimli şahıs tarafından arandıklarını ve kendilerine söz konusu şüpheli gönderi hakkında sorular sorulduğunu ve gönderiyi 'Harun' isimli bir şahsın almaya gelebileceğini ifade ettiği" bilgisinin geldiği, söz konusu gelişmenin Cumhuriyet savcısına saat 16.00 sularında iletilerek talimatları sorulduğunda; ''Gözetim altında bulunan ... ile beraber Hotel Gezi Bosphorus da beklenilmesi, herhangi bir şahsın gönderiyi teslim almak için gelmesi durumunda şahsın kontrol altına alınarak talimat alınması" talimatının alındığı,</p>

<p>Alınan talimat gereği ... ile beraber Hotel Gezi Bosphorus oteline gelin görevlilerin beklemeye başladıkları, 25.09.2017 tarihi saat 20.30 sularında otelin resepsiyonuna gelen isminin ... olduğunu belirten şahsın gönderiyi almak istediğini söyleyerek teslim almasına müteakip şahsın görevlilerce kontrol altına alındığı, yapılan kimlik kontrolü ve araştırma sonucunda 04RE96740 Fransız Pasaport numarasına sahip olduğunun, Tel Aviv'den gelerek 25.09.2017 tarihi saat 18.49 sularında Türkiye'ye giriş yaptığının tespit edildiği,</p>

<p>Cumhuriyet savcısına 25.09.2017 tarihi saat 21.45 sıralarında bilgi verilmesi sonrasında "Şahsın gözaltına alınarak şüpheli olarak ifadesinin tespitinin ardından mevcutlu olarak savcılığa getirilmesi, şüpheli olarak ifadesi alınan ...'ın serbest bırakılması" talimatları alındığı ve yine talimat gereği posta gönderisine el konulduğu,</p>

<p>... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 09.10.2017 tarihli raporunda; ağırlığı 3250 gram gelen magic cleaner ibareli 4 adet plastik şişede şeffaf renkli sıvı maddenin uyuşturucu maddelerden GBL (Gamma-Butyrolactone) etken maddesi ihtiva ettiğinin bildirildiği,<br />
GBL ismi ile bilinen Gamma-Butyrolactone maddenin Bakanlar Kurulunun 04.07.2016 tarihli ve 2016/9019 sayılı kararı ile 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi tutulduğu ve söz konusu kararın 03.08.2016 tarihli ve 29790 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığı,<br />
Dosyaya sunulan kayıtlarına göre; 04.09.2017 tarihinde 08-09.10.2017 ve 27.07.2017 tarihinde 05-08.10.2017 tarihleri için Gezi Hotel Bosphorus otelinde ... adına yaptırılan rezervasyonların 22.09.2017 tarihinde iptal edilmiş olduğu, 05.09.2017 tarihinde 11-12.09.2017 tarihleri için ... adına rezervasyon yaptırıldığı ve adı geçenin bu tarihte otelde kaldığı, yine 22.09.2017 tarihinde 05-09.10.2017 tarihleri için Vault Karakoy The House Hotelinde ... adına rezervasyon yaptırılmış olduğu,</p>

<p>... ile ... arasında gerçekleşen e-mail kayıtlarına göre;<br />
...'ın ...'a 22.09.2017 tarihi saat 3.53 itibarıyla gönderilen e-mail mesajının: “Bunun için teşekkür ederim ama bu bir arkadaşımın düğün hediyesiydi. Önümüzdeki hafta bir gün paketimi almaya gelecektim damadın bir arkadaşı bunu taşımamı istedi, neden benim adıma resepsiyonu imzalamadın anlamıyorum diye sordu. İkincisi, ilaçlarım soğuk bir yerde muhafaza edilemediği için (resepsiyondan verdiğim paketleri dondurmasını istedim ve donduramadılar. Sadece buzdolabına koydular) 800 $ değerinde ilacımı kaybettim. Hakkında gerçekten üzgün. Lütfen yöneticinizin benimle iletişime geçmesini sağlayın.”,<br />
...'ın ...'a 22.09.2017 tarihi saat 15.25 itibarıyla gönderilen e-mail mesajının: “Sayın Azoulay, rezervasyonunuzu iptal ettiğinizi şimdi fark ettim. Kargonuz ile ilgili olarak tarafınıza ulaşıyorum, kargo firmasının iletişim bilgileri elimizde mevcut, dilerseniz sizinle paylaşabilirim çünkü 05.10'da tekrar otele getireceklerdir. Saygılarımla.”,<br />
...'ın ...'a 24.09.2017 tarihi saat 10.11 itibarıyla gönderdiği e-mail mesajının: “Sayın Fabien, paket teslimatı ile ilgili. Kargo şirketi kamu müşavirliği şirketi olan PTT idi ve güvenlik nedeniyle kimliği görmeden paketi veremeyeceğini ancak yarın arayıp bu paketi almaya çalışacağımı söylediler. İlaçlarınız konusunda kesinlikle haklısınız maalesef bunun sebebi bizim iletişimsizlik misafir isteklerinde daha dikkatli olmak için ekiple zaten görüştüm, ancak ben Bunun sizin için bir anlam ifade etmeyebileceğini bilin çünkü o zaten oldu. Lütfen ne yaptığımızı tavsiye edin bu konuda yapabilir.”,<br />
...'ın ...'a 25.09.2017 tarihi saat 10.15 itibarıyla gönderilen e-mail mesajının: “Tekrar merhaba. Sadece kontrol et ve gör. Beni haberdar et lütfen. Teşekkürler.”,<br />
Şeklinde oldukları,</p>

<p>Dosyaya sunulan Arpanu Turizm’in ilgilisine hitaben verdiği yazıda; ... isimli kişiye 09.09.2017 tarihinde saç ekim muayene randevusu verildiği, bahsi geçen tarihte muayenesinin gerçekleştirildiği, operasyon randevu tarihi olarak 06.10.2017 gününün verildiği, fakat adı geçenin bahsi geçen operasyon randevusuna gelmediğinin belirtildiği,</p>

<p>Sanık müdafisi tarafından internet sitesi üzerinden satın alınan ürüne ilişkin olarak “uzman mütalaası” şeklinde dosyaya sunulan Yard. Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen 17.10.2017 tarihli raporda; www.magic-cleaner.com isimli web sitesinin bir e-ticaret sitesi olduğu, kullanıcı adı ve şifre ile giriş yapılabildiği, sanık müdafisi tarafından verilen kullanıcı adı (fabi1977) ve şifre (nickel10014) ile giriş yapıldığında “Hi, Fabiano (hotel Gezi Bospours) Azoulay” ibaresinin çıktığı, sistemdeki verileri incelendiğinde adres olarak “Mete Cd. 34 Taksim/Beyoğlu-...” bilgisinin görüldüğü, site üzerinden daha önce verilen sipariş bilgileri incelendiğinde “06.06.2017 tarihinde, 2,5 lt, 217,64 avro bedeli ile ve 28.08.2017 tarihinde, 2,5 lt, 224,85 avro bedel ile sihirli temizleyici siparişi verilmiş olduğunun tespit edildiği, ürünlerin satış koşullarına ilişkin olarak yapılan açıklamalar bölümünde hangi ülkelere bu maddenin satışının/gönderiminin kısıtlı olduğu hususuna ilişkin olarak 'Ülke sınırlamaları-Lütfen siparişden önce okuyun' ibaresi altında “Polonya, Litvanya, Hollanda, Kanada, ABD” ülkelerine yer verildiği, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde sakıncalı maddelerin hangi ülkelerde yasak olduğunun alıcı değil e-ticaret sitesi hizmet sağlayıcısı tarafından bilinerek bu konuda alıcının bilgilendirilmesi gerektiği, söz konusu web sitesinde yer verilen ve bu maddenin gönderilemediği ülkeler arasında Türkiye’nin yer almadığı, ...’ın kendi adına açtığı hesap üzerinden, şahsi banka hesaplarından ödeme yapmak suretiyle, yaklaşık 3 ay ara ile iki defa magic-cleaner (GBL 99,99 %) BASF 2,5 lt siparişi verdiğinin tespit edildiği,<br />
Anlaşılmaktadır.</p>

<p>Tanık ...; söz konusu gönderinin çalıştığı otelde kalmakta olan ... isimli müşterilerine ait olduğunu, 11.09.2017 tarihinde otellerine gelen adı geçenin ilaçlarını soğutmak için kullandığı jel şeklindeki paketi buzluğa koymaları için verdiğini, ancak otel çalışanının buzluk kısmına değil normal soğutucu bölümüne koyması nedeni ile jelin donmamış olduğunu, bu nedenle şahsın ilaçlarının zarar gördüğünden bahisle kendilerinden zararının tazminini istediğini, bunu sözlü ve e-mail ile de bildirdiğini, otele giriş yaptığı gün resepsiyondaki arkadaşı Caner Aydıncık’a bir paket beklediğini söyleyen ve bilgi alması için PTT'yi arattırıp gönderisinin neden geciktiğini öğrenmek isteyen müşterinin haklarında şikâyetçi olmaması ve olumsuz yazılar yazmaması için tarafına gönderdiği e-maillerdeki ricası üzerine ve müşteri memnuniyetini sağlamak adına, kargo ücreti de düşük olduğu için parasını ödeyerek gönderisini teslim aldığını, e-maillerin dökümlerinden de anlaşılacağı üzere pasaport ve gümrük evraklarının olduğunu, kendisine gönderiye ilişkin 'düğün eşyası' olduğunun söylendiğini, gönderinin nereden geldiğini veya içinde ne olduğunu bilmediğini, ...'ın kendisi ile görüştüğünde gönderiyi otelden almak için 'Harun' isimli bir şahsın geleceğini söylediğini, bu şahsın soyadı ve telefon bilgisini kendisinden istediğinde ise bilgilerini bilmediğini ve e-mail atacağını söylediğini, müşterileri olması dışında şüpheli şahısla ve gönderi içerisinden çıkan madde ile hiçbir ilgisinin olmadığını,</p>

<p>Tanık Caner Aydıncık; ...'ı çalıştığı otelde konaklayan müşteri olması nedeniyle tanıdığını, otelde kaldığı dönemde bir gün odasından arayıp beklediği bir kargosu olduğunu söyleyerek kargo takip numarasını kendisine verip gönderinin nerede olduğunu sorgulamasını istediğini, bunun üzerine PTT'yi telefon ile aradığını ve kargonun gümrükte olduğunu öğrendiğini ve bunu kendisine ilettiğini, kargo içerisinde ne olduğunu ise bilmediğini,</p>

<p>İfade etmişlerdir.</p>

<p>Sanık; Hem Fransız hem de ABD vatandaşı olduğunu ve ABD’de yaşadığını, Türkiye'ye saç nakli için eylül ayında geldiğini ve bu iş için iki ay kadar kalmayı planladığını, uyuşturucu maddeleri internet üzerinden 217 dolara Litvanya'dan sipariş ettiğini, internet sitesinde bu maddenin gönderilemeyeceği belirtilen beş ülke arasında Türkiye’nin olmadığını, bu nedenle keyif verici, tazeleyici bir madde olarak kullandığı bu maddeyi 2 lt olarak sipariş verip Türkiye'de olduğu için gönderiyi kaldığı otele yönlendirdiğini, 2 lt üzerinde gelen miktarın kampanya hediyesi olarak firma tarafından gönderildiğini, bu maddenin kullandıktan sonra bir saat kadar etkisinin sürdüğünü, 2 mg olarak kullandığını, günde ortalama 10 defa bu maddeden aldığını, kaldığı otel görevlilerine kargodan adıma düğün malzemeleri geleceğini ve bunun takibinin yapılmasını söylediğini, Türkiye’den aldığım bir GSM hattı bulunmadığını, ABD’de kullandığı +1 646 229 66 51 numaralı GSM hattını kullandığını, bu maddenin Türkiye'ye sokulmasının ve ülkede kullanılmasının yasak olduğunu bilmediğini, uyuşturucu madde ithal etme gibi bir kastının olmadığını savunmuştur.</p>

<p>TCK'nın “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin suç ve karar tarihininde yürürlükte bulunan 1. fıkrası;<br />
“Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır ” şeklindedir.</p>

<p>Uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç edilmesi suç olarak düzenlenmiştir. Uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yurt dışından ülke içine sokulması durumunda 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçlardan “uyuşturucu madde ithal etme” suçu oluşacaktır. Uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin, gümrük kapısından ya da gümrük kapısı dışındaki kara, deniz ve hava sınırlarının herhangi bir yerinden ülkeye geçirilmesinin bir önemi olmayıp yurt dışından Türkiye siyasi sınırlarından girmesi suçun oluşması için yeterlidir.</p>

<p>Aynı Kanun'un “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak” başlıklı suç tarihinde yürürlükte bulunan 191/1. maddesi ise; “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ” şeklinde düzenlenmiş olup kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da kullanmak fiilleri suç olarak tanımlanmıştır.</p>

<p>Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu yoksa uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın amacıdır. Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 tarihli ve 107-136 ile 06.03.2012 tarihli ve 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.</p>

<p>Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir.<br />
İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya iş yerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucunun ev veya iş yerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, samanlık gibi bir yere gizlenmesi kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler hâlinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.</p>

<p>Üçüncü kriter de bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları hâlinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.</p>

<p>Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;<br />
19.09.2017 tarihi saat 09.00 sularında, ... Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğüne bağlı Narkotik Grubu Personelleri ve görevli muayene memurlarınca yapılan rutin kontroller esnasında tespit edilen "Alıcı Bölümünde: Fabiano (hotel Gezi Bosporus) Azouly mete cd 34 taksim 1 34437 ..." yazılı, brüt ağırlığı 3564 gram gelen gönderiye narkotik dedektör köpeklerinin tepki vermeleri üzerine, posta gönderisinin oluşturulan heyet huzurunda açılarak yapılan incelemede; gönderi içerisinde 2 adet üzerinde magic cleaner ibaresi bulunan şeffaf renkli sıvı maddelerin yer aldığı 1 lt plastik şişe, 1 adet üzerinde magic cleaner ibaresi bulunan şeffaf renkli sıvı maddelerin yer aldığı 500 lt plastik şişe, 1 adet üzerinde magic cleaner ibaresi bulunan şeffaf renkli sıvı maddelerin yer aldığı 250 lt plastik şişe bulunduğunun tespit edildiği, şişeler içerisinde yer alan şeffaf renkli sıvı maddelerin uyuşturucu test cihazı ile yapılan kontrolünde "Gamma-Butyrolactone" etken maddesi içerdiğinin belirlendiği, Cumhuriyet savcısının "Söz konusu eşyanın teslimat zincirinin bozulmadan görevli memurlar uyarılıp PTT görevlilerine refakat edilerek alıcının adresine gönderilmesi ve alıcının teslim almasına müteakip ilgili savcılıktan talimat alınması" talimatının alındığı, posta gönderisi ile birlikte Mete Caddesi, No: 34 Beyoğlu/... adresinde bulunan Gezi Hotel Bosphorus'a gelen görevlilerin, gönderinin sahibinin 05.09.2017 günü otelde kaldığını, otele tekrar 05.10.2017 tarihinde rezervasyonu olduğunu öğrendikleri, adı geçen otele gönderi ile ilgili olarak ihbar kağıdı bırakıldığı ve posta gönderisinin şüpheli şahsın girişimde bulunmasının beklenilmesi amacıyla PTT Beyoğlu Posta Dağıtım Merkezine getirildiği, PTT yetkilileri ve çalışanlarına konunun önemi anlatılıp ilgililer uyarılıp gerekli önlemler alınarak Beyoğlu Posta Dağıtım Merkezinin kapanış saati olan 17.00'a kadar beklenildiği, bu sürede herhangi bir şahsın girişimde bulunmaması üzerine posta gönderisinin PTT görevlilerine teslim edilerek yapılan işlemlere ilişkin 19.09.2017 tarihli tutanak tanzim edildiği, 25.09.2017 tarihi saat 09.30 sularında Gezi Hotel Bosphorus çalışanı olduğunu söyleyen ...’ın, otel görevlilerine kendisini PTT görevlisi olarak tanıtan ve iletişim numarasını bırakan görevli personeli telefonla arayarak: "Şahsın pasaport ve kimlik fotokopisi bende, şahıs bu eşyaları düğün hediyesi olarak kullanacak, gümrük açısından sıkıntı olmadığını gösterir bir evrakta var, kendisi şu an dışarıda, onun adına ben alabilir miyim" diyerek gönderinin kendisine teslim edilip edilemeyeceğini sorması üzerine durumun hakkında bilgi verilen Cumhuriyet savcısının "Bahse konu gönderiyi otelde çalışan şahsa teslim ettikten sonra asıl alıcı şahsa ulaşılmaya çalışılması, ulaşılması hâlinde tekrar talimat alınması" talimatına müteakip saat 11.00 sularında PTT görevlisi ve ona refakat eden personel eşliğinde alıcı adresi olan Mete Caddesi, No: 34 Beyoglu/... adresinde bulunan Gezi Hotel Bosphorus'a gelindiği, otelin resepsiyonunda görevli ...’ın gönderiyi teslim almasına müteakip görevlilerce geliş nedenlerinin şahsa anlatıldığı, ...’ın yapılan ön görüşmede "Gönderinin ... isimli müşterilerine ait olduğunu ve müşteri memnuniyeti odaklı hareket etmesinden dolayı ve kargo ücreti de düşük olduğundan teslim aldığını" beyan ettiği, yapılan araştırmalarda ... isimli şahsın ABD ve Fransız pasaportlarına sahip olduğunun ve 09.09.2017 tarihinde Türkiye'ye gelerek 12.09.2017 tarihinde Türkiye'den çıkış yaptığının tespit edildiği, Cumhuriyet savcısının talimatları doğrultusunda ... isimli şahsın şüpheli olarak ifadesinin alındığı sırada Gezi Bosphorus isimli otelden "söz konusu şüpheli gönderi için ... isimli şahıs tarafından arandıklarını ve kendilerine söz konusu şüpheli gönderi hakkında sorular sorulduğunu ve gönderiyi 'Harun' isimli bir şahsın almaya gelebileceğini ifade ettiği" bilgisinin geldiği, ... ile beraber Hotel Gezi Bosphorus oteline gelin görevlilerin beklemeye başladıkları, 25.09.2017 tarihi saat 20.30 sularında otelin resepsiyonuna gelen isminin ... olduğunu belirten şahsın gönderiyi almak istediğini söyleyerek teslim almasına müteakip şahsın görevlilerce yakalandığı, yapılan kimlik kontrolü ve araştırma sonucunda 04RE96740 Fransız Pasaport numarasına sahip olduğunun, Tel Aviv'den gelerek 25.09.2017 tarihi saat 18.49 sularında Türkiye'ye giriş yaptığının tespit edildiği olayda;</p>

<p>Suça konu uyuşturucu maddenin 2 adet bir litrelik, 1 adet bir litrelik, 1 adet beş yüz mililitrelik ve 1 adet 250 mililitrelik olmak üzere toplam brüt ağırlığı 3 kilogram 564 gram gelen plastik şişeler içerisinde ele geçirilmesi, ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü raporu ve emanet makbuzuna göre net sıvı madde miktarının 3 kilogram 250 gram (3,250 lt) olması ile sanığın bu maddeyi mevcut hâliyle her bir dozu 2 miligram olacak şekilde günde 10 defa kullandığını ve yaklaşık bir saat etkisi altında kaldığını söylemesi, ele geçen madde miktarının yanı sıra bu beyan da gözetildiğinde suç konusu uyuşturucu maddenin kişisel kullanım sınırının çok üzerinde kaldığının, yine internet sitesi üzerinden daha önce verdiği sipariş bilgileri itibariyle sanığın 06.06.2017 tarihinde, ayrı üründen 2,5 litre satın aldığının ve iki ay yirmi iki gün sonra tekrardan suç konusu ele geçen ürünü sipariş ettiğinin, günlük kullanılan doz miktarı dikkate alındığında kişisel kullanım dışında bir amaçla söz konusu uyuşturucu maddeyi temin ettiğinin anlaşılması, sanığın suç konusu maddeyi teslim almak için suç tarihinde Tel Aviv’den (İsrail) ülkeye giriş yaptığının ve açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre bu maddenin giriş yaptığı ülkede de yasaklı maddeler arasında yer alması, gönderinin geldiğini öğrenmesi üzerine görüştüğü otel görevlilerine kargo içeriğinden bahsetmeyerek “düğün hediyesi” olduğunu söylemesi, suç konusu maddenin siparişinin verildiği internet sitesinde bu maddenin gönderilemeyeceği ülkeler arasında sanığın da vatandaşlığının bulunduğu ABD’nin de yer alıyor olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; ele geçen madde miktarı ve mevcut hâliyle kullanım şekli dikkate alındığında suç vasfının belirlenmesine yönelik bir araştırıma yapılmasına gerek bulunmadığının, kişisel kullanım miktarının çok üzerinde ve ticaret amacıyla uyuşturucu madde ithal edildiğinin, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılan savunmalarına itibar edilemeyeceğinin, ilk derece mahkemesinin sözlülük, doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkeleri uyarınca elde edilen delilleri vicdani kanaatleri ile serbestçe takdir etme yetkisi ve bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin istinaf yoluna başvurulması üzerine yaptığı denetim kapsamında, sanığın eyleminin sübutu ve nitelendirilmesine dair ulaştıkları bu sonucun hukuk kurallarına, akla, mantığa, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel görüşlere aykırı da olmadığının kabulü gerekmektedir.</p>

<p>Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir.</p>

<p><strong>SONUÇ : </strong>Açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE,</p>

<p>2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 17.05.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ceza-genel-kurulunun-2021432-e-2022348-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-af.jpg" type="image/jpeg" length="74477"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Fiziksel Şiddet Nasıl Ispatlanır ve Boşanma Davasına Etkisi Nedir?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma davalarında şiddet iddiaları, hem hukuki hem de vicdani açıdan en ağır ve en hassas konuların başında gelir. Bu videoda; boşanma davasında fiziksel şiddetin nasıl ispatlandığını, mahkemelerin hangi delillere özellikle önem verdiğini ve şiddetin nafaka, tazminat ve velayet üzerindeki etkilerini tüm yönleriyle ele alıyorum.</p>

<p>Boşanma davalarında fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, tehdit, baskı ve aile içi şiddetin her türü; Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır kusur olarak değerlendirilir. Şiddetin varlığının ispatında en güçlü ve tartışmasız deliller; doktor raporları, Adli Tıp Kurumu raporları ve polis tutanaklarıdır.</p>

<p><strong><i>Videoda özellikle şu başlıklara detaylı şekilde değinilmektedir:</i></strong></p>

<p>Boşanma davasında fiziksel şiddetin hukuki anlamı</p>

<p>Doktor raporlarının ve hastane kayıtlarının delil değeri</p>

<p>Adli Tıp Kurumu raporlarının kusur tespitindeki rolü</p>

<p>Polis tutanakları, 155/112 başvuruları ve 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararlarının önemi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hakimin şiddet iddialarını değerlendirirken dikkate aldığı kriterler</p>

<p>Şiddetin ispatlanmasının nafaka, maddi-manevi tazminat ve velayet üzerindeki etkileri</p>

<p>Şiddet iddialarının somut, resmi ve bilimsel delillerle desteklenmesi, boşanma davalarının seyrini doğrudan etkiler. Özellikle Adli Tıp raporları, acil servis ve adli muayene kayıtları ile polis tutanakları; mahkemeler nezdinde en güçlü ispat araçlarıdır. Bu deliller, şiddetin ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini objektif şekilde ortaya koyar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-fiziksel-siddet-nasil-ispatlanir-ve-bosanma-davasina-etkisi-nedir</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/_GXN6UozM2Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="36189"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davasında Hak Kaybına Neden Olan En Büyük Hatalar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasinda-hak-kaybina-neden-olan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BjdDJh1aHnQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="56324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Eşim Boşanmak İstemiyor Ben Yine de Boşanabilir miyim?</strong></p>

<p>Boşanma davası, taraflardan birinin boşanmak istemesine rağmen diğer eşin karşı çıkması halinde de açılabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşin rızası şart değildir. Mahkeme, boşanma davası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını inceler.</p>

<p><strong>Boşanma Türleri</strong></p>

<p>• Anlaşmalı boşanma davası: Tarafların boşanmayı ve şartlarını kabul etmesiyle hızlı ilerler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Çekişmeli boşanma davası: Eşlerden biri boşanmaya karşı çıkıyorsa açılır ve süreç daha uzun olabilir.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak</strong></p>

<p>Boşanma davası TMK 166. maddeye dayanır. Ortak yaşamın sürdürülemeyecek ölçüde bozulması boşanma gerekçesidir. Bir eşin boşanmak istememesi boşanma davası açılmasına engel olmaz.</p>

<p><strong>Delillerin Önemi</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde mahkeme, tarafların iddialarını somut delillerle değerlendirir.</p>

<p>• Tanık anlatımları</p>

<p>• Mesaj kayıtları</p>

<p>• Raporlar</p>

<p>• Diğer yazılı veya görsel deliller</p>

<p>Delil yetersizliği durumunda boşanma davası reddedilebilir.</p>

<p><strong>Aynı Evde Yaşama Durumu</strong></p>

<p>Aynı çatı altında yaşamaya devam edilmesi boşanma davası açılmasına engel değildir. Ayrı odalarda yaşamak, iletişimin kopması, ilgisizlik gibi unsurlar evliliğin fiilen bittiğini gösterebilir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Eşin boşanmaya karşı çıkması boşanma davası açılmasını engellemez. Önemli olan evliliğin sürdürülemez olduğunun somut şekilde ortaya konmasıdır. Boşanma davası süreci delillerin gücüyle şekillenir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-bosanmak-istemiyor-ben-yine-de-bosanabilir-miyim</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/498gsBydbiA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="71157"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>BOŞANIRKEN YAPILAN EN BÜYÜK HATALAR</strong></p>

<p><strong>1. Boşanma davası sürecinin duygusal boyutu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma davası, tarafların en yoğun duyguları yaşadığı dönemlerden biridir. Bu duygusal yük nedeniyle boşanma davası sırasında sağduyulu karar vermek çoğu zaman zorlaşır. Ancak unutulmamalıdır ki boşanma davası sırasında yapılan her yanlış hamle, hem hukuki hem ekonomik açıdan uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>2. Boşanma davası açmadan önce doğru hazırlık yapmanın önemi</strong></p>

<p>Birçok kişi ani öfke ve kırgınlıklarla boşanma davası açmaktadır. Oysa boşanma davası, sadece ayrılığı değil; mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi birçok konuyu kapsayan kapsamlı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce durumun dikkatle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>3. Delil olmadan boşanma davası açmanın riskleri</strong></p>

<p>Boşanma davasında en sık rastlanan hatalardan biri delilsiz başvuru yapılmasıdır. Aldatma, şiddet veya terk iddiaları somut delillerle desteklenmediği sürece mahkeme boşanma davasında istenen sonucu vermez. Mesaj kayıtları, görüntüler, tanık anlatımları veya kamera kayıtları olmadan açılan boşanma davalarının reddedilmesi çok yaygındır.</p>

<p><strong>4. Mal paylaşımı ve boşanma davasındaki yanlış bilinenler</strong></p>

<p>Boşanma davası sürecinde malların paylaşımı konusunda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır. Malın bir eşin üzerine kayıtlı olması diğer eşin hakkı olmadığı anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince evlilik süresince edinilen mallarda her iki eşin de hakkı vardır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce mal varlığının doğru tespit edilmesi önemlidir.</p>

<p><strong>5. Nafaka ve tazminat haklarının doğru değerlendirilmesi</strong></p>

<p>Boşanma davasında tazminatın boşanmayı kimin istediğine göre belirlendiği yönünde yaygın bir yanılgı vardır. Oysa tazminat, tarafların kusur durumuna göre değerlendirilir. Daha az kusurlu olan ve boşanma davası sonucunda ekonomik kayba uğrayan taraf tazminat talep edebilir. Nafaka hakkı da aynı şekilde boşanma davası içerisindeki genel durum ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.</p>

<p><strong>6. Velayet konusunun boşanma davasındaki yeri</strong></p>

<p>Boşanma davası sırasında velayeti bir rekabet alanı olarak görmek ciddi bir hatadır. Mahkemeler velayet kararını ebeveynlerin duygusal beyanlarına göre değil, çocuğun üstün yararını gözeterek verir. Çocuğun gelişimini hangi ebeveynin daha iyi destekleyebileceği belirleyici unsurdur.</p>

<p><strong>7. Sosyal medyanın boşanma davasına etkisi</strong></p>

<p>Boşanma davası devam ederken yapılan sosyal medya paylaşımları sürecin seyrini olumsuz etkileyebilir. Kişinin duygusal bir anla yaptığı paylaşım, boşanma davasında karşı taraf için delil niteliği taşıyabilir ve mahkemenin bakış açısını değiştirebilir.</p>

<p><strong>8. İletişimin tamamen kopması ve boşanma davasına etkileri</strong></p>

<p>Boşanma davasında tarafların iletişimi tamamen kesmesi özellikle çocukların olduğu durumlarda büyük sorunlara yol açar. Saygılı ve kontrollü bir iletişim biçimi, hem boşanma davasının sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de çocukların psikolojik açıdan korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>9. Sonuç: Boşanma davası bir son değil, yeni bir başlangıçtır</strong></p>

<p>Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin bitişi değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bu nedenle boşanma davasının bilinçli, planlı ve hukuka uygun yürütülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşır</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanirken-yapilan-en-buyuk-hatalar</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/6hqXrTPHfjE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62670"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK (Zina Nedeni İle Boşanma)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>EŞİM BENİ ALDATTI ŞİMDİ NE OLACAK ( Zina Nedeni İle Boşanma)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, eşinizin sizi aldatması durumunda Türk Medeni Kanunu’nun size tanıdığı tüm hakları anlaşılır şekilde öğrenebilmeniz için hazırlanmıştır. Zina, kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir ve atacağınız her adım hukuki sonucunuzu doğrudan etkiler. Aldatma fiilini öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay içinde ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açabilirsiniz. Eşinizi açık veya örtülü biçimde affetmişseniz dava hakkınız ortadan kalkar. Birlikte yaşamaya devam etmek dahi affetme olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Sadakat yükümlülüğünün ihlali ağır bir kusur sayıldığından, boşanma davasında kusur tespiti maddi ve manevi tazminat taleplerinizi güçlendirir. Mahkeme tazminat miktarını tarafların ekonomik durumu, evliliğin süresi ve aldatmanın etkilerine göre belirler. Çocukların velayetinde ise çocuğun üstün yararı esastır. Sadakatsizlik çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa velayet çoğunlukla sadakatsiz olmayan tarafa verilir.</p>

<p>Bu süreçte geçerli delillerin hukuka uygun şekilde toplanması önemlidir. Tanık beyanları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve alenileşmiş mesajlaşmalar kullanılabilir. Boşanma ile birlikte mal paylaşımı da gündeme gelir ve yasal mal rejimi gereği evlilik süresince edinilen mallar eşit şekilde paylaşılır.</p>

<p>Bu açıklama, aldatma gibi sarsıcı bir durumda haklarınızı doğru adımlarla kullanabilmeniz için hazırlanmıştır. Duygusal tepkiyle değil, hukuki bilinçle hareket etmek sürecin en önemli unsurudur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esim-beni-aldatti-simdi-ne-olacak-zina-nedeni-ile-bosanma</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Sy5Wvj2MyHc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90658"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmak İsteyen Ama Korkan Kadınların Bilmesi Gereken 5 Gerçek]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma sürecine adım atmak isteyen ancak psikolojik, ekonomik ya da toplumsal nedenlerle çekinen kadınlar için hazırlanan bu video, temel hukuki hakları sade ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Aile baskısı, maddi kaygılar ve çocukların geleceği gibi unsurlar çoğu zaman kadınların karar vermesini zorlaştırsa da, Türk hukuku kadınları koruyan güçlü düzenlemelere sahiptir. Bu açıklama bölümünde videoda ele alınan konuların profesyonel bir özeti yer almaktadır.</p>

<p>Boşanma hakkı, anayasal ve yasal güvencelere sahip temel bir haktır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde sarsılmışsa, kadın tek başına boşanma davası açabilir. Eşin rızası aranmaz ve kimse istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda değildir.</p>

<p>Şiddet veya baskıya maruz kalan kadınlar 6284 sayılı Kanun çerçevesinde güvence altındadır. Uzaklaştırma kararı, gizlilik tedbirleri, geçici maddi destek ve gerektiğinde devlet koruması gibi önemli hukuki mekanizmalar kadınların güvenliği için düzenlenmiştir.</p>

<p>Ekonomik endişeler de çoğu zaman gerçeği tam olarak yansıtmaz. Nafaka, maddi tazminat ve mal paylaşımı gibi süreçler, boşanma sonrası kadının ekonomik güvencesini desteklemek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Evlilik sürecinde edinilen mallarda her iki eşin de hakkı bulunmaktadır ve kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.</p>

<p>Çocukların velayeti konusunda mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ve ilgisinde anne önemli bir konumda kabul edilmekte olup, annenin sorumluluk bilinci ve çocuğa sağladığı duygusal istikrar dikkate alınmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boşanma bir bitiş değil, yeni bir başlangıçtır. Hukuk sistemi bireyin özgür ve bağımsız yaşam hakkını esas alır. Kadın haklarını bildiğinde ve bilinçli hareket ettiğinde, toplumsal önyargılara rağmen kendine güçlü bir yol çizebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmak-isteyen-ama-korkan-kadinlarin-bilmesi-gereken-5-gercek</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUapvan2SsQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="66930"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir, CMK 110/A]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler Nelerdir,<br />
CMK 110/A Adlî Kontrol Süresi ve Hukuki Sınırlar</strong></p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110/A maddesi, adlî kontrol süresi, uzatma koşulları ve çocuklar açısından uygulanma biçimi konusunda temel düzenlemeleri içerir. Bu videoda, adlî kontrol tedbirinin ne kadar süreyle uygulanabileceğini, hangi durumlarda uzatılabileceğini ve hukuki sınırlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>⚖️ Bu videoda yanıt bulacağınız sorular:</strong></p>

<p>Adlî kontrol süresi ne kadar olabilir?<br />
CMK 110/A maddesi neyi düzenler?<br />
Adlî kontrol süresi hangi hâllerde uzatılabilir?<br />
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adlî kontrol süresi kaç yıldır?<br />
Çocuklar için adlî kontrol süresi nasıl uygulanır?<br />
Adlî kontrol tedbirinin sınırları nelerdir?</p>

<p><strong>📚 Kısa Özet:</strong><br />
Ceza yargılamasında tutuklama yerine uygulanan adlî kontrol, bireyin özgürlüğünü daha az sınırlayan bir önlemdir. Ancak bu tedbirin süresiz devam etmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. CMK madde 110/A, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında adlî kontrolün süre sınırlarını, uzatma şartlarını ve çocuklar yönünden indirimi açıkça düzenleyerek kişi özgürlüğünü korur.</p>

<p>🔹 Ağır ceza kapsamına girmeyen suçlarda: En fazla 2 yıl, zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma<br />
🔹 Ağır ceza kapsamındaki suçlarda: En fazla 3 yıl, uzatma ile birlikte toplam 4 yıl<br />
🔹 Çocuklar bakımından: Süre yarı oranında uygulanır</p>

<p><strong>Sonuç:</strong><br />
CMK madde 110/A, adlî kontrolün süresiz hale gelmesini engelleyerek hukuk devleti ilkesini ve insan haklarına saygıyı somut biçimde güvence altına alır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-altinda-gececek-azami-sureler-nelerdir-cmk-110a</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eMoMx9pjrgY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="73893"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı Tedbirine Uymamanın Sonuçları, CMK Madde 112</p>

<p>Ceza muhakemesi süreci, bir yandan toplumsal adaletin sağlanmasını, diğer yandan bireyin özgürlüğünün korunmasını amaçlar. Bu iki ilke arasında kurulan hassas denge, yargılamanın temelini oluşturur. İşte bu noktada, adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya alternatif bir önlem olarak devreye girer. Ancak bu tedbirlerin etkili olabilmesi, şüpheli veya sanığın yükümlülüklere tam anlamıyla uymasına bağlıdır.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 112. maddesi (CMK m.112) kapsamında, adli kontrol hükümlerine uymamanın sonuçlarını tüm yönleriyle inceliyoruz. Kanun koyucu, bu maddeyle hem yargılama sürecinin güvenliğini hem de tedbirlerin ciddiyetini korumayı hedeflemiştir. Adli kontrolün bir “lütuf” değil, kamu düzenini ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına alan bir yargısal sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>

<p>Videoda şu sorulara detaylı yanıtlar bulabilirsiniz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan kişi hakkında ne yapılabilir?</p>

<p>- Mahkûmiyet kararı verilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse ne olur?</p>

<p>- Tutukluluk süresi dolmuş ve salıverilmiş bir kişi adli kontrolü ihlal ederse yeniden tutuklanabilir mi?</p>

<p>CMK 112’nin hukuk sistemimizdeki işlevi ve önemi nedir?</p>

<p>CMK 112’nin birinci fıkrasına göre, adlî kontrol yükümlülüklerini kasten yerine getirmeyen şüpheli veya sanık, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun derhâl tutuklanabilir. Bu düzenleme, yargılamanın disiplinini sağlamak amacıyla getirilmiştir.</p>

<p>Ayrıca 14 Nisan 2020’de yapılan değişiklikle, hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar istinaf veya temyiz aşamasında olan kişiler de artık aynı hükme tabidir. Yani adlî kontrolü ihlal eden bu kişiler hakkında da ilk derece mahkemesi doğrudan tutuklama kararı verebilir.</p>

<p>Öte yandan, 24 Kasım 2016 tarihli değişiklik ile getirilen bir diğer önemli hüküm, azami tutukluluk süresi dolduğu için serbest bırakılan sanıkların durumunu düzenlemiştir. Buna göre, bu kişiler hakkında adlî kontrol kararı verilmişse ve bu tedbiri ihlal ederlerse, yeniden tutuklanmaları mümkündür. Ancak bu tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda en fazla dokuz ay, diğer suçlarda ise iki ayla sınırlıdır.</p>

<p>Bu hüküm, hem kişi özgürlüğünün korunması hem de adli sürecin güvenliği açısından son derece önemlidir. CMK 112, bireyin özgürlük hakkını ortadan kaldırmadan, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bir denge mekanizması kurar. Tedbirlere uymamanın ciddi sonuçları olduğunu hatırlatır ve adli kontrolün hukuk sistemimizdeki caydırıcı gücünü ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak, CMK madde 112; adli kontrol tedbirine uymamanın hukuki sonuçlarını belirleyerek, ceza muhakemesinin etkinliğini artıran ve yargı sürecinin disiplinini koruyan bir düzenlemedir. Bu madde, bireysel hak ve özgürlükleri gözetirken aynı zamanda adaletin tecellisini sağlamayı hedefler.</p>

<p>Bir yargılamada özgürlük, yükümlülüklerle anlam kazanır. Adli kontrolün ihlali, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda adaletin işleyişine müdahale anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-tedbirine-uymamanin-sonuclari-cmk-madde-112</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-vQAh0iF830/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="52496"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR, CMK 111]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADLİ KONTROL KARARI NASIL KALDIRILIR</strong></p>

<p>CMK 111 – Adlî Kontrolün Kaldırılması ve İtiraz Süreci</p>

<p>Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111 Açıklaması </p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sürecinde bireyin özgürlüğünü sınırlayan her tedbirin geçici olması, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biridir. Adlî kontrol tedbiri, tutuklamaya alternatif olarak kişisel özgürlüğü koruyan bir güvence niteliği taşır. Ancak bu tedbirin süresiz biçimde devam etmesi, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz.</p>

<p>Bu videoda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111. maddesini (CMK 111) ele alarak adlî kontrolün hangi koşullarda kaldırılabileceğini, başvuru yollarını ve itiraz sürecini ayrıntılı şekilde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan konular:</p>

<p>CMK 111 nedir?<br />
Adlî kontrolün kaldırılması nasıl talep edilir?<br />
Hâkim veya mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?<br />
Adlî kontrol kararına itiraz mümkün müdür?<br />
Adlî kontrol tedbirinin süresi ve ölçülülük ilkesi</p>

<p>Öne çıkan noktalar:<br />
CMK’nın 111. maddesi, adlî kontrolün kaldırılmasına ilişkin açık bir yol belirleyerek bireyin özgürlüğünü korur. Şüpheli veya sanık, adlî kontrolün kaldırılmasını talep edebilir; hâkim veya mahkeme de bu talebi en geç beş gün içinde karara bağlamak zorundadır. Ayrıca, kararlara karşı itiraz hakkı tanınarak yargısal denetim sağlanır.</p>

<p>Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkesi açısından büyük önem taşır. Adlî kontrolün bir cezaya dönüşmemesi, yalnızca yargılamanın gerektirdiği ölçüde uygulanması, hukuk devleti anlayışının bir gereğidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu video, ceza muhakemesi, adlî kontrol uygulaması ve kişi özgürlüğü üzerindeki yargısal güvenceler konularında bilgi edinmek isteyen hukuk öğrencileri, avukat adayları ve hukuk meraklıları için hazırlanmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-nasil-kaldirilir-cmk-111</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/l__BEvTYoto/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54434"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adli Kontrol Kararı ve Bu Karara Hükmedecek Merciler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CMK 110 – Adlî Kontrol Kararı Nedir? | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 110 Açıklaması | Hukuki Haklarım</p>

<p>Hukuki Haklarım programından merhaba. Ceza muhakemesi sistemimizde kişi özgürlüğü, en temel haklardan biridir. Ancak bu özgürlük, bazen adaletin sağlanması amacıyla sınırlanabilir. İşte bu noktada tutuklama tedbirine alternatif bir koruma önlemi olan adlî kontrol devreye girer.</p>

<p>Bu videoda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesini (CMK 110) ele alarak, adlî kontrol kararının kim tarafından verileceğini, hangi aşamalarda uygulanabileceğini ve nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.</p>

<p>Videoda ele alınan başlıklar:</p>

<p>CMK 110 nedir?<br />
Adlî kontrol kararı kim tarafından verilir?<br />
Hâkim adlî kontrol kararında değişiklik yapabilir mi?<br />
Kovuşturma aşamasında adlî kontrol nasıl uygulanır?<br />
Cumhuriyet savcısının adlî kontroldeki rolü nedir?<br />
*Adlî kontrol tedbirinin amacı ve hukuk devleti ilkesiyle ilişkisi</p>

<p>Öne çıkan kavramlar:<br />
Adlî kontrol kararı, tutuklama tedbirine alternatif olarak kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir sistem getirir. Bu sayede hem yargılamanın güvenliği sağlanır hem de bireyin temel hak ve özgürlükleri korunur. CMK 110, yargılamanın her aşamasında adlî kontrolün uygulanmasına ve değiştirilebilmesine imkân tanıyarak hukuk devleti ilkesinin güçlü bir yansımasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/adli-kontrol-karari-ve-bu-karara-hukmedecek-merciler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mqXtkUoSSR4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="26381"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="83241"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="46378"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="97340"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="63099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="14498"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="52478"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="39740"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="15955"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="40337"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="28838"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
