<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 31 Aug 2026 14:45:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DAVATEK KULLANIMA AÇILIYOR!]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/davatek-kullanima-aciliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/davatek-kullanima-aciliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB), avukatların günlük mesleki çalışmalarını kolaylaştırmaya ve dijital imkanları mesleğin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirmeye yönelik çalışmalarına bir yenisini ekliyor. Dijital Avukat Veri Asistanı DavaTek, 1 Eylül 2026 tarihinde avukatların kullanımına açılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avukat Portal üzerinden gerçekleştirilen dosya takibi, sorgulama, evrak yönetimi ve kontrol işlemlerinin daha düzenli ve verimli yürütülmesine yardımcı olmak amacıyla geliştirilen DavaTek, avukatların sık gerçekleştirdiği işlemleri tek bir masaüstü uygulamasında bir araya getiriyor. Uygulama, özellikle çok sayıda dava ve icra dosyasıyla çalışan meslektaşların dosyalarını daha kolay takip edebilmesini, güncel gelişmeleri kontrol edebilmesini ve tekrarlayan işlemlerde zaman kazanmasını amaçlıyor.</p>

<p><strong>SAĞKAN: “MESLEKTAŞLARIMIZIN ZAMANINI VE EMEĞİNİ KORUYAN ARAÇLAR GELİŞTİRİYORUZ”</strong></p>

<p>DavaTek’in kullanıma açılmasına ilişkin değerlendirmede bulunan TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, teknolojinin avukatlık mesleğinin günlük ihtiyaçlarına somut çözümler üretecek biçimde kullanılmasını önemsediklerini belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Avukatlık mesleğinde dosya ve evrak takibinden sorgulamalara kadar her gün tekrarlanan çok sayıda işlem, meslektaşlarımız açısından ciddi bir zaman ve emek gerektiriyor. DavaTek’i hayata geçirirkenki çıkış noktamız, bu iş yükünü mümkün olduğunca azaltmak ve meslektaşlarımızın zamanlarını mesleğin asli alanlarına ayırabilmelerine katkı sağlamaktır.</p>

<p>Türkiye Barolar Birliği olarak dijitalleşmeyi yalnızca teknolojik bir yenilenme meselesi olarak görmüyoruz. Bizim için önemli olan, teknolojinin meslektaşlarımızın günlük çalışma pratiğinde gerçek bir karşılık bulmasıdır. Dosyaların daha düzenli takip edilebildiği, yeni safahat ve evrakların daha kolay kontrol edilebildiği, toplu işlemlerin daha etkin yürütülebildiği bir çalışma ortamının özellikle yoğun iş yükü altında çalışan meslektaşlarımız açısından önemli bir kolaylık sağlayacağına inanıyoruz.</p>

<p>DavaTek, meslektaşlarımızın zamanını ve emeğini korumaya yönelik yaklaşımımızın yeni adımlarından biri.”</p>

<p><strong>DAVA VE İCRA DOSYALARI TEK BİR ÇALIŞMA ORTAMINDA</strong></p>

<p>DavaTek ile UYAP hesabında bulunan dava ve icra dosyaları uygulamaya aktarılabiliyor; dosyalar farklı kriterlere göre filtrelenerek ihtiyaç duyulan kayıtlara hızlı biçimde ulaşılabiliyor. Dosya detaylarında taraf ve borçlu bilgileri, safahat kayıtları, mali bilgiler ve evrakların yanı sıra kullanıcı tarafından oluşturulan not ve etiketler de bir arada görüntülenebiliyor.</p>

<p>Uygulamanın öne çıkan özelliklerinden <strong>Fark Takip Sistemi</strong>, daha önce bilgisayara indirilen dosya bilgileri ile Avukat Portal’daki güncel kayıtları karşılaştırarak yeni safahat ve evrak bilgilerinin tespit edilmesine yardımcı oluyor. Birden fazla dosyanın toplu olarak kontrol edilebildiği sistemde tespit edilen farklılıklar dosya bazında incelenebiliyor ve sonuçlar Excel formatında dışa aktarılabiliyor.</p>

<p>DavaTek’in icra sorgulama özelliğiyle desteklenen sorgular tekli veya toplu olarak gerçekleştirilebiliyor. Çok sayıda dosya, uygulama üzerinden seçilebildiği gibi desteklenen Excel şablonu aracılığıyla da toplu sorgulamaya dahil edilebiliyor.</p>

<p><strong>EVRAK TAKİBİ VE KİŞİSEL ÇALIŞMA DÜZENİ KOLAYLAŞIYOR</strong></p>

<p>Avukat Portal aracılığıyla indirilen evraklar kullanıcının bilgisayarında belirlediği klasörde dosya bazında saklanabiliyor. DavaTek üzerinden bu klasörlere erişilebiliyor; belgeler görüntülenebiliyor, önizlenebiliyor ve içeriklerinde arama yapılabiliyor.</p>

<p>Meslektaşlar dosyalarına not ve etiket ekleyebiliyor, sıklıkla takip ettikleri kayıtları favorilerine alabiliyor ve yakın zamanda görüntüledikleri dosyalara hızlı biçimde ulaşabiliyor. Uygulamadaki kayıtların yedeklenebilmesi ve gerektiğinde başka bir bilgisayara aktarılabilmesi sayesinde, bilgisayar değişikliği gibi durumlarda oluşturulan çalışma düzeninin yeni sisteme taşınması da mümkün oluyor.</p>

<p><strong>UYAP’A GİRİŞ RESMÎ UYAP EKRANI ÜZERİNDEN GERÇEKLEŞTİRİLİYOR</strong></p>

<p>DavaTek’te kullanıcı doğrulaması <strong>resmî UYAP giriş ekranı üzerinden</strong> gerçekleştiriliyor. Uygulama, kullanıcı adı veya parola ile bağımsız bir UYAP doğrulama sistemi oluşturmuyor; UYAP bağlantılı işlemler aktif kullanıcı oturumu üzerinden yürütülüyor. Oturumun sona ermesi veya geçerliliğini kaybetmesi halinde kullanıcıdan yeniden Avukat Portal’a giriş yapması isteniyor.</p>

<p>DavaTek içerisinde oluşturulan notlar, etiketler ve dosya kayıtları ile indirilen evraklara ilişkin bilgiler kullanıcının çalışma ortamının bir parçası olarak yönetiliyor. Kullanıcılar verilerini dışa aktarabiliyor, oluşturdukları yedekleri geri yükleyebiliyor veya aktif kullanıcıya ait uygulama kayıtlarını temizleyebiliyor.</p>

<p><strong>DAVATEK 1 EYLÜL’DE KULLANIMA AÇILIYOR</strong></p>

<p>Dosya yönetiminden fark takibine, toplu icra sorgulamalarından evrak yönetimine, kişisel çalışma düzeninden veri yedeklemeye uzanan özellikleriyle DavaTek, <strong>1 Eylül 2026 tarihinde avukatların kullanımına sunulacak.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uygulamanın özellikleri, çalışma sistemi ve kullanımına ilişkin ayrıntılı bilgilere DavaTek internet sitesi üzerinden ulaşılabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/davatek-kullanima-aciliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/baro/t-b-b.jpg" type="image/jpeg" length="92446"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2026/184 E., 2026/438 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026184-e-2026438-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026184-e-2026438-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.07.2026 tarihli, 2026/184 E., 2026/438 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2026/184 E., 2026/438 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2024/165 E., 2025/425 K.<br />
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 17.10.2023 tarihli ve<br />
2022/14628 Esas, 2023/9842 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br />
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı kısmen uyulmuş, kısmen direnilmiştir.</p>

<p>Karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>A. ÖN SORUN</strong></p>

<p>Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme kararına yönelik temyiz isteminin bulunup bulunmadığı, temyiz isteminin uyulan kısımlara yönelik olup olmadığı buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.</p>

<p><strong>B. GEREKÇE</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Değerlendirme</p>

<p>1. Yapılan incelemede davacılar vekili tarafından iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olarak açılan eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin yaptığı istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise dosyada mevcut yurda giriş çıkış kayıtlarına göre aktüerya bilirkişisinin murisin ayda iki sefer üzerinden hesapladığı seçenek doğrultusunda ıslah da gözetilerek maddi tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiği ve manevi tazminatın da az olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı taraf vekillerinin temyiz isteminde bulunması üzerine Özel Dairece "...a) Kusurun tespitine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; ...Kalp krizi sonucu gerçekleşen iş kazalarında kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağı dikkate alınarak işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın ne miktarda olduğunun tespiti gerekmektedir. Zira, kaçınılmazlıktan farklı olarak bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir.<br />
…..Bu kapsamda öncelikle yukarıda işaret olunan tedavi kayıt ve belgelerinin ilgili hastane/tıp merkezlerinden getirtilerek iş kazasının sebebini oluşturan bir rahatsızlığın ve kullandığı ilacın bulunup bulunmadığı, giderek olay yeri tespit tutanağı ile otopsi tutanağının (uluslarası istinabe de gözetilerek) dosyaya kazandırılarak tercümesinin temini, öte yandan yukarıda belirtilen kaza tarihinde yürürlükte bulunan ağır ve tehlikeli işler yönetmelik hükümlerine rağmen, yapılan işin niteliğine göre sigortalının işe girmeden önce sağlık raporu alınmasının gerekip gerekmediği bu rapor kapsamında sigortalıda mevcut kalp rahatsızlığının tespitinin mümkün olup olamayacağının değerlendirilmesi, öte yandan sigortalının bir müddet evrak eksikliği sebebiyle gümrük sahasında beklediği anlaşılmakla, bu durumun yapılan işin niteliğine göre sigortalıyı rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir durum olup olmadığı hususu da irdelenmek, var ise tedavi kayıtlarında işe giriş raporlarında bünyesel durumu, beslenme, sigara ve alkol kullanımı ile genetik yatkınlığı ortaya koyan kayıtlar da dikkate alınarak, davaya konu iş kazasında müteveffa sigortalı ile davalı işveren kusurları ile var ise bünyesel faktörün etkisinin oransal tespitine ilişkin, kadriyolog veya kalp damar cerrahi uzmanı hekim ile A sınıf iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden teşkil edilecek heyetten kusur raporu alınarak sonucuna göre dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler de bir bütün olarak değerlendirilerek kusur oranlarının tespiti yoluna gidilmesi gerekmektedir.</p>

<p>b)Maddi tazminat alacağının hesabına esas ücrete yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;</p>

<p>Sigortalının SGK hizmet dökümü cetveline göre davalı nezdinde çalıştığı süre, bu süre içerisinde yurt dışına giriş ve çıkış tarihlerine göre ayda tek sefer yapabileceği kabul edilip, davacının sefer yaptığı ülkelere göre sefer primi olarak sigortalıya teslim edilen ücretten yaptığı sefer için zorunlu masraflar da dışlanılmak suretiyle ücreti tespit edilip sonucuna göre tespit olunacak bu ücretin asgari ücrete katı ve yukarıda işaret edilen şekilde alınan kusur raporunda davalı kusur oranının varlığı halinde iş bu kusur oranının usuli kazanılmış hak kapsamında davacının talep artırımının dayanığını oluşturan 10.07.2020 tarihli hesap raporuna uygulanması (iş bu raporda dikkate alınan işlemiş devre sonundan sonra yürürlüğe giren ücret değişiklikleri rapora yansıtılmamak suretiyle) tespit edilecek maddi tazminat alacakları gözetilip talepler de dikkate alınarak davacının maddi tazminat alacakları ile manevi tazminat istemleri hakkında usule uygun bir karar vermekten ibarettir....” gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazları kısmen kabul edilerek bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin hükmün bozulduğu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma ilamına kusur yönünden uyulmasına, ücret yönünden direnilmesine karar verilerek yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz eden davacı vekili tarafından ücret yönünden direnme kararı verilmesinin hukuken isabetli olduğu, kusur yönünden ise kararı temyiz ettiklerini belirttiği anlaşılmıştır.</p>

<p>2. Görüldüğü üzere Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına karşı kusur oran ve aidiyeti yönünden uyulmasına, ücret yönünden ise direnilmesine verilmiş ve hüküm yalnızca kısmen direnme kararı lehine olan davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla direnme kararına yönelik temyiz isteminin bulunmadığı, temyiz isteminin uyulan kısımlara yönelik olduğu görülmekle bu durumda direnme konusu uyuşmazlığın temyiz edilmediği dikkate alındığında Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılacak bir işlem bulunmamaktadır.</p>

<p>3. Açıklanan nedenlere göre Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılacak bir işlem bulunmadığından dosyanın davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>C. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;<br />
Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılacak bir işlem bulunmadığından davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br />
01.07.2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026184-e-2026438-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aa.jpeg" type="image/jpeg" length="18641"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2026/350 E., 2026/423 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026350-e-2026423-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026350-e-2026423-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.07.2026 tarihli, 2026/350 E., 2026/423 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2026/350 E., 2026/423 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2025/261 E., 2025/345 K.<br />
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 27.05.2025 tarihli ve<br />
2024/11153 Esas, 2025/8439 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>Taraflar arasında birleştirilerek görülen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine dayalı tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davacı vekili, asli müdahil vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, asli müdahil vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir.<br />
Direnme kararı davacı vekili, asli müdahil vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. ASIL DAVA</strong></p>

<p>1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu İstanbul ili Eyüp ilçesi ... Köyü 203 parsel sayılı taşınmazın Orman İdaresi tarafından açılan dava sonucunda orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini, müvekkili tarafından satın alınan tarihte herhangi bir şerh bulunmadığını, taşınmazın müvekkili tarafından tapu siciline güvenerek iktisap edildiğini, uğranılan zararın Hazine tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL tazminatın tahsilini talep etmiş, 08.03.2022 tarihli dilekçesi ile talebini artırmıştır.</p>

<p>2. Asli müdahil vekili; yargılama aşamasında müvekkilinin, davaya konu alacağın yarısını noter vasıtasıyla davacıdan temlik aldığını ileri sürerek temlik sözleşmesi ile tarafına devredilen alacağın tahsilini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. BİRLEŞEN DAVA</strong></p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra birleşen İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/583 Esas sayılı dosyasında davacı vekili; iş bu davanın ek dava niteliğinde olduğunu, İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/100 Esas sayılı dosyası ile konusu ve taraflarının aynı olması ve aralarında irtibat bulunması nedeniyle birleştirilmesine, tapu kaydının iptali sonucu uğranılan zarar dolayısı ile fazlaya ilişkin ek dava, istinaf ve temyize ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/100 Esas sayılı dosyası ile talep edilen bedeli aşan ve mahkemece kabul gören rapordaki bedel olan 1.807.789,25 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. CEVAP</strong></p>

<p>1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın çözümünde idari yargı görevli olduğundan Hazine yönünden dosyanın tefrik edilerek yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesini, ayrıca esas yönünden de davanın reddi gerektiğini savunmuştur.</p>

<p>2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın hem kesinleşmiş orman tahdidine göre hem de mahkeme kararı uyarınca Devlet ormanı olduğunu, orman idaresine husumet yöneltilemeyeceğini, idari yolların tüketilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p><strong>IV. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli ve 2014/140 Esas, 2020/237 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile 2.658.336,16 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacı ...'a, 2.658.336,16 TL tazminatın da yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak asli müdahil ...'ye ödenmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, asli müdahil vekili ve davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.</p>

<p>B. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli ve 2020/1591 Esas, 2021/177 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazın sulu-kuru olup olmadığı, yerleşim alanına uzaklığı, iklim şartları, toprak, topografik yapısı ve bölgesindeki konumu ile objektif değer artışı sağlayacak tüm özelliklerinin araştırılarak elde edilen verilere uygun biçimde net gelir yöntemiyle değerlendirme tarihi olan 19.11.2012 tarihi itibari ile gerçek değerinin hesaplattırılması, varsa taşınmazın üzerinde bulunan ağaç değerlerinin taşınmaz değerine eklenmesi, bu şekilde gerçek zararın saptanması gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 19.04.2022 tarihli ve 2021/100 Esas, 2022/254 Karar sayılı kararıyla; asıl dava yönünden tazminat talebinin kabulü ile 2.658.336,16 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacı ...'a verilmesine, 2.658.336,16 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak asli müdahil ...'ye verilmesine, Orman İdaresi yönünden tazminat taleplerinin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, birleşen İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/583 Esas sayılı dosyası yönünden tazminat talebinin kabulü ile 1.781.451,86 TL’nin asıl dava tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacı ...'a verilmesine, 1.781.451,86 TL’nin asıl dava tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak asli müdahil ...'ye verilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VII. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, asli müdahil vekili ve davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. Gerekçe ve Sonuç</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2024 tarihli ve 2022/2311 Esas, 2024/1230 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VIII. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. Bozma Kararı</p>

<p>1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, asli müdahil vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;<br />
''...1. Bölge adliye mahkemesinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.</p>

<p>3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı ve asli müdahil vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p>4. Dosya kapsamına göre, yargılama sırasında davacının, temlikname ile iş bu davadaki alacağın yarısını asli müdahile temlik ettiği anlaşılmıştır.</p>

<p>5. 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin; "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında tapu orman vasfıyla ... adına tescil edildikten sonra tapu kaydının iptali nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi ile açılan davadaki alacağı devir alan temlik alan asli müdahilin iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez. Hâl böyle olunca, bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği gibi tapu kaydının orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğinden bahisle taşınmaza ilişkin, tapu malikinin taşınmaz hakkında mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle açılan tazminat istemli davadaki alacağı temlik almasından dolayı uğradığı zararı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletten isteyen davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davanın temlik alan asli müdahil yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,</p>

<p>6. Tapu kaydında yer alan takyidatın hüküm altına alınan bedele yansıtılmasına karar verilmemesi hususu kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir....'' gerekçesiyle karar oy çokluğu ile bozulmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ...’ın 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayalı tazminat davası açtığı, tazminat şartların oluştuğu, yargılama sırasında davacı ...’ın alacağının yarısını ...'ye temlik ettiği, işbu temlik ile birlikte 6100 sayılı Kanun’un 125/2. maddesi uyarınca davacı tarafından dava konusunun devredildiği, ...'nin yargılamada 1/2 oranında davacı yerine geçtiği ve davaya bu hâliyle devam edildiği, mahkemece daha önce ...'nin sıfatı her ne kadar asli müdahil olarak değerlendirilmişse de 6100 sayılı Kanun’un 65. maddesindeki şartların oluşmadığı, 6100 sayılı Kanun’un 125/2. maddesindeki şartlar gözetilerek işlem tesisinin gerektiği, bu hâliyle mahkemece direnme kararı verildiğinden sıfat değişikliğine gidilmediği, temlik alan ...'nin 6100 sayılı Kanun’un 125/2. maddesi uyarınca davacı yerinde geçtiği ve tazminat talep edebileceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p><strong>IX. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili, asli müdahil vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; asli müdahil lehine hükmedilen tazminatın davacı lehine hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın değerinin düşük belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.<br />
Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bilirkişiler tarafından belirlenen ve mahkemece hükme esas alınan rapordaki değerinin piyasa rayicinin altında olduğunu ve gerçek değerini yansıtmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.<br />
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Hazinenin tazminat ödemesi gereken bir durumun bulunmadığını, zamanaşımı definin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, asli müdahilin iyiniyetli olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Uyuşmazlık<br />
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı ... tarafından 04.04.20 14... .12.2021 tarihlerinde açılan ve yargılama sırasında davacının, temlikname ile iş bu davadaki alacağın yarısını asli müdahile temlik ettiği eldeki 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin asıl ve birleşen davalarda, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bir zararın doğup doğmadığı, temlik alan asli müdahilin uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın temlik alan asli müdahil yönünden reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.</p>

<p>D. Ön Sorun<br />
Hukuk Genel Kurulunca 18.06.2026 tarihinde yapılan ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine yapılan ikinci görüşme sırasında; 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin eldeki davaya etkisi ve oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.</p>

<p>E. Gerekçe</p>

<p>1. İlgili Hukuk<br />
6831 sayılı Orman Kanunu'nun Ek 22. maddesi,</p>

<p>2. Değerlendirme<br />
1. 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin 3. ve 5. fıkraları; "...Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terk edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarak herhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi halinde ilgilisine iade edilir. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz.<br />
...</p>

<p>Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.</p>

<p>a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez..." düzenlemesini içermektedir.</p>

<p>2. Anılan madde hükmü, 18.06.2026 tarihinde yapılan ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşme öncesi 20.06.2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren kanun doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.</p>

<p>3. Hâl böyle olunca temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle yürürlüğe giren kanun ile oluşan yeni durum karşısında, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir.</p>

<p><strong>X. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>20.06.2026 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesi ile oluşan yeni durum karşısında davacı vekili, asli müdahil vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026350-e-2026423-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aaa.jpeg" type="image/jpeg" length="61586"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2026/200 E., 2026/424 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026200-e-2026424-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026200-e-2026424-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.07.2026 tarihli, 2026/200 E., 2026/424 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2026/200 E., 2026/424 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2025/567 E., 2025/1075 K.<br />
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 24.02.2025 tarihli ve<br />
2024/8313 Esas, 2025/2444 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince temyizin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin temyiz isteminin reddine dair ek karar verilmiştir.</p>

<p>Ek kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra hüküm bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir.</p>

<p>Direnme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu Çanakkale ili Biga ilçesi ... Köyü 4021 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında verilen kararın 2015 yılında kesinleşmesi sonrasında taşınmazın tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığını, bu zarardan 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarınca Hazinenin sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 1.000.000,00 TL tazminatın davalı Hazineden tahsilini talep etmiş, 14.04.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davaya Orman İdaresinin de dahil edilmesi gerektiğini, ayrıca zamanaşımı süresinin dolduğunu, esas yönünden de davanın reddi gerektiğini savunmuştur.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 06.12.2017 tarihli ve 2016/290 Esas, 2017/404 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 1.666.561,00 TL tazminatın 30.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.</p>

<p>B. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ve 2018/672 Esas, 2018/1177 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın arsa vasfında olup olmadığının araştırılması, arsa niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde emsal araştırması yapılması, tarım arazisi niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde ise gelir metoduna göre değerinin tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2020 tarihli ve 2018/284 Esas, 2020/16 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile, 1.336.666,59 TL'nin 30.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>VI. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. Gerekçe ve Sonuç<br />
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2023 tarihli ve 2021/1415 Esas, 2023/2387 Karar sayılı kararıyla; kuru arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net ürün gelirine göre değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, tapu iptali ve tescil davasının 2015 yılında kesinleştiği, eldeki davanın 2016 yılında on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre uygulanan kapitalizasyon faizi oranı ile objektif değer artışı oranının uygun olduğu, bilirkişi heyet raporunda belirtilen münavebe ürünleri ve verilerinin bölgenin münavebe yapısı ve resmî tarım verileri ile uyumlu olduğu, bu nedenle davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, ancak; davalı idare harçtan muaf olmasına rağmen kabul edilen değer üzerinden davacıdan harç alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca davacılar vekilinin ilk verdiği ıslah dilekçesinde taleplerini 2.020.660,00 TL olarak ıslah etmesine karşın bir gün sonra verdiği ıslah dilekçesinde maddi hata yaptıklarını belirterek taleplerini 1.818.549,00 TL olarak ıslah ettiklerini beyan ettiği, ıslah harcını da son beyan ettikleri bedel üzerinden yatırdıkları anlaşıldığından dava değerinin harcın yatırıldığı 1.818.549,00 TL olduğu, bu bedel dikkate alınarak reddedilen değer üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, dava değerinin 2.020.660,00 TL kabul edilerek reddedilen değer üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne 1.336.666,59 TL tazminatın taşınmaz mülkiyetinin kaybedildiği 30.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>2. Hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince ek karar ile temyizin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VII. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. Bozma Kararı</p>

<p>1. Mahkemenin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;<br />
''...Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının 23.07.2022 tarihinde emekli olan ve bu tarih itibarıyla davalı Hazine ile ilişiği kesilerek vekillik görevi son bulan Avukat ...’a 14.02.2024 tarihinde tebliğ edildiği, geçersiz olan bu tebligat dışında, davalı Hazineye kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, bu nedenle de davalı Hazine vekili Avukat ... tarafından 03.04.2024 tarihinde verilen temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerekir.<br />
Bu durumda temyiz dilekçesinin süreden reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin 02.05.2024 tarihli ek kararının ve 13.03.2024 tarihli kesinleşme şerhinin hatalı olduğu anlaşılmakla kaldırılması gerekir.<br />
....</p>

<p>1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Dava konusu Çanakkale ili, Biga ilçesi, ... köyü 4021 parsel 500.000,00 m² yüzölçümlü taşınmazın tamamını davacının 20.10.2005 tarihinde cebri icra yoluyla satın aldığı, satış işleminin tapuya 07.11.2005 tarihinde tescil edildiği, 22.05.2002 tarihinde yapılan orman kadastrosu ile taşınmazın orman vasfında olduğu ancak tapuya 20.04.2015 tarihinde "kısmen orman olarak sınırlandırılmıştır" şeklinde şerh konulduğu, davacının Biga 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/767 Esas, 2012/216 Karar sayılı dosyası ile Orman İşletme Müdürlüğüne karşı orman kadastrosunun iptali istemiyle dava açtığı bu davada taşınmazın 101.033,00 m² yüzölçümlü kısmının orman vasfıyla kabul edilerek davacının tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tesciline karar verildiği ve iş bu kararın 30.11.2015 tarihinde kesinleştiği eldeki davanın 20.05.2016 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.</p>

<p>3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p>4. Dosya kapsamına göre, yargılama sırasında davacı ...'in 07.10.2019 tarihinde düzenlenen temlikname ile iş bu davadaki alacağını tüm ferileriyle birlikte ...'e temlik ettiği anlaşılmıştır.</p>

<p>5. 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin; "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında tapu orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tescil edildikten sonra tapu kaydının iptali nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi ile açılan davadaki alacağı devir alan temlik alanın iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez. Hâl böyle olunca, bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği gibi tapu kaydının orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğinden bahisle taşınmaza ilişkin önceki tapu malikinin taşınmaz hakkında mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle açılan tazminat istemli davadaki alacağı temlik almasından dolayı uğradığı zararı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletten isteyen davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir.<br />
..'' gerekçesiyle karar oy çokluğu ile bozulmuştur.</p>

<p>B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava hakkı, asıl (subjektif) hakkın içinde bulunan bir hak olduğu için asıl hakkın devri ile dava hakkının (açılmış olan davayı takip etme hakkı) da devredilmiş olacağı, asıl hak devredilince devreden kişinin davacı sıfatının da devir alana geçeceği, dava konusu hangi aşamada devredildiyse o andan itibaren devralan kişinin davanın tarafı hâline geleceği, önceki malikin talep hakkının bulunmadığı bir durumda yeni malik talep hakkı elde edecek olsa ve devir sırf bu amaçla yapılmış olsaydı, davacının eyleminin illiyet bağının kesilmesine neden olduğunun kabul edilebileceği, zarar görenin eyleminin zararın ortaya çıkmasının bir sebebi halini almadığı durumlarda, zarar ve sorumluluk zaten doğmuş olduğundan illiyet bağının kesildiğinden söz edilemeyeceği, dava konusunu devralanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183. maddesinde sayılan engel durumlar söz konusu olmadığı halde kötüniyetli olduğu görüşüne katılmanın mümkün olmadığı, yargılama sırasında dava konusunu devralan kişinin 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının yerine geçerek onun hak ve yetkilerini kullanacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p><strong>VIII. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davalı Hazine vekili; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tazminat şartlarının oluşmadığını, zamanaşımının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Uyuşmazlık</p>

<p>Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı ... tarafından 20.05.2016 tarihinde açılan ve yargılama sırasında davacının 07.10.2019 tarihinde düzenlenen temlikname ile iş bu davadaki alacağını tüm fer'îleriyle birlikte ...’e temlik ettiği eldeki 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin davada, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bir zararın doğup doğmadığı, davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.D. Ön Sorun</p>

<p>Hukuk Genel Kurulunca 18.06.2026 tarihinde yapılan ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine yapılan ikinci görüşme sırasında; 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin eldeki davaya etkisi ve oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.</p>

<p>E. Gerekçe</p>

<p>1. İlgili Hukuk<br />
6831 sayılı Orman Kanunu'nun Ek 22. maddesi,</p>

<p>2. Değerlendirme<br />
1. 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin 3. ve 5. fıkraları; "...Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terk edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarak herhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi halinde ilgilisine iade edilir. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz.<br />
...<br />
Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.</p>

<p>a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez..." düzenlemesini içermektedir.</p>

<p>2. Anılan madde hükmü, 18.06.2026 tarihinde yapılan ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşme öncesi 20.06.2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren kanun doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.</p>

<p>3. Hâl böyle olunca temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle yürürlüğe giren kanun ile oluşan yeni durum karşısında, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IX. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>20.06.2026 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesi ile oluşan yeni durum karşısında davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026200-e-2026424-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7a.jpeg" type="image/jpeg" length="89080"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2026/323 E., 2026/426 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026323-e-2026426-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026323-e-2026426-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.07.2026 tarihli, 2026/323 E., 2026/426 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu</strong></p>

<p><strong>2026/323 E., 2026/426 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2025/1355 E., 2025/2423 K.<br />
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 12.12.2023 tarihli ve<br />
2023/5744 Esas, 2023/12260 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabul kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonucunda usulden bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.</p>

<p>Direnme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun'un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davalı Hazine vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verilerek, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili Silivri ilçesi ... köyünde bulunan mera ve koru nitelikli 3.060.0 00... miktarındaki taşınmazın, 07.03.1980 tarih, 218 cilt, 94 sahife 32... yevmiye numaralı; 09.10.19 79... cilt, 38 sahife 32... yevmiye numaralı; 06.06.19 80... cilt numaralı; 01.07.1987 tarih, 223 cilt, 25 sahife 4045 yevmiye numaralı; 14.08.1986 tarih, 223 cilt, 2 sahife 6 sıra 5286 yevmiye numaralı; 24.04.1987 tarih, 8 sıra 2372 yevmiye numaralı taşınmazlara ait zabıt kayıtlarına göre muris ... oğlu ... tarafından satın alınan taşınmazların toplam yüzölçümü olan 2.083.0 35... ’ye karşılık geldiğini, kalan kısmının ise 1417, 1418, 1419, 1420, 1423, 1437, 1438, 14 39... parsel numarası ile tapu sahipleri adına kayıt ve tescil edildiğini, müvekkilinin murisi ... tarafından satın alınan ancak daha sonra orman olduğu gerekçesiyle iptal edilen toplam 2.083.0 35... yüzölçümündeki taşınmazlardaki mülkiyet hakkı karşılığı şimdilik 120.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep etmiş, temlik alan davacı vekili 19.04.2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile talebini 145.312.521,60 TL olarak artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre bakımından tetkiki gerektiğini, husumet itirazlarının olduğunu, davacının hak iddia ettiği gayrimenkullerin orman alanı olduğunu ve bu durumun mahkeme kararı ile kesinleştiğini, ormanın özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, davacı adına kayıtlı bir gayrimenkul bulunmadığını, kadastro çalışmaları sırasında orman olarak kaydedilmiş olduğunu, davacının bundan sonra parsellerde hak sahipliği tesis etmeye çalışsa da hukuken geçerli olmadığını, herhangi bir hakkı bulunmadığından tazminat talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2022 tarihli ve 2021/142 Esas, 2022/79 Karar sayılı kararıyla; davacıya ait olan dava konusu yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle Silivri Kadastro Mahkemesinin 2004/27 Esas, 2009/1 Karar sayılı kararı ile tapu kaydının iptali ile davalı Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın 06.02.2012 tarihinde kesinleştiği, bu hâli ile tapu sicilinin hatalı olarak tutulması nedeniyle 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 51.638.437,65 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.</p>

<p>B. Gerekçe ve Sonuç</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin 03.04.2023 tarihli ve 2022/2913 Esas, 2023/922 Karar sayılı kararıyla; dava konusu Silivri ilçesi ... Köyü ... mevkii 07.03.19 80... cilt, 94 sahife 32 sıra No.lu 3060 dönüm miktarlı tapu kaydının 410/3060 hissesinin 1980 yılında, 09.10.19 79... cilt, 38 sahife 32 sıra No.lu 3060 dönüm miktarlı tapu kaydının 710/3060 hissesinin 1979 yılında, 06.06.19 80... cilt, 3060 dönüm miktarlı tapu kaydının 52/612 hissesinin 1980 yılında, 01.07.19 87... cilt, 25 sahife No.lu 281 hektar 21 40... miktarlı tapu kaydının 1/12 hissesinin 1987 yılında, 14.08.19 86... cilt, 2 sahife 6 sıra No.lu 281 hektar 21 40... miktarlı tapu kaydının 1/12 hissesinin 1986 yılında, 24.04.19 87... sıra No.lu 281 hektar 21 40... miktarlı tapu kaydının 1/12 hissesinin 1987 yılında davacının murisi ... tarafından satın alma yoluyla iktisap edildiği, yörede yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında davacının murisine ait pay ile diğer hissedarlara ait paylar belirtilmek suretiyle toplam 3060 dönüm miktarındaki tapu kaydının hudutları itibarıyla 1418, 1419, 1420, 1423, 1437, 1438, 1439, 14 40... nolu parselleri içine aldığı gerekçesiyle bu parsellerin davacının murisi ile diğer müşterek malikleri adına tespit edildiği, revizyon görmeyen zabıt kayıtları ile dava konusu parsellere revizyon gören 3060 dönümlü tapu kaydının 2700 dönümünün orman tahdit hattı içinde kalması nedeniyle tespit harici bırakıldığı, askı ilan süresi içerisinde davacının murisi ile diğer tespit maliklerinin tapulama tespitine esas tapu kaydının yüzölçümünün çok daha yüksek olduğu hâlde adlarına tespit edilen parsellerin 360 dönüm kadar olduğu, geriye kalan 2700 dönümünün ve revizyon görmeyen zabıt kayıtlarının tespit harici orman olarak bırakıldığı iddiası ile adlarına tespiti istemiyle kadastro komisyonuna itiraz ettikleri, davacının murisi ... ile diğer tespit malikleri tarafından kadastro komisyonu kararının iptali ve tapu kapsamında kalan taşınmazın adlarına tescili istemiyle Silivri Kadastro Mahkemesinin 1988/169 Esasına kayıtlı davanın açıldığı, yörede yapılan 2/B ve aplikasyon çalışmaları ile hazine ve orman idaresi ile diğer tespit malikleri tarafından açılan davaların Kadastro Mahkemesinin 1988/169 Esasında kayıtlı dava ile birleştirildiği, yapılan yargılama sonucunda Silivri Kadastro Mahkemesinin 2004/27 Esas, 2009/1 Karar sayılı ilâmı ile tespit malikleri tarafından açılan davanın reddi ile dava konusu 1417, 1418, 1419, 1420, 1423, 1437, 1438, 14 39... parsel sayılı taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, hükmün Yargıtay aşamasından geçerek 06.02.2012 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafından murisinin tapuya güvenerek satın aldığı eski tapu hissesinin adına tescil edilmemesi ve tapunun kadastro çalışmaları sonucunda iptal edilmesi nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi gereğince tazminat koşullarının oluştuğu, davacının zamanaşımı süresi içinde eldeki tazminat davasını açtığı, mahkemece tapu iptal tarihi itibarıyla taşınmazın belirlenen arazi niteliği ve net gelir yöntemi ile değerinin tespit edildiği, tespit edilen değerin dosya kapsamına göre adil ve hakkaniyete uygun olduğu, temlik işleminin usulüne uygun olarak yapıldığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabul kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne ve 51.638.437,65 TL tazminatın tapu iptal tarihi 06.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. Bozma Kararı</p>

<p>1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 12.12.2023 tarihli ve 2023/5744 Esas, 2023/12260 Karar sayılı kararı ile;</p>

<p>''...1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacı ...'ın 05.01.2022 tarihli temlik sözleşmesi ile iş bu davadan kaynaklanan tüm hak ve</p>

<p>alacaklarını bütün aktifi, pasifi, riski, yükümlülükleri, sonuçları ve vecibeleri ile birlikte tamamını ...'a devir ve temlik edildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>3. Buna göre; önceki davacı olan ... murisinin tapuya güvenerek satın aldığı zabıt kaydı kapsamında genel kadastro sırasında davacı murisi adına revizyon görüp de kadastro tespitine itiraz sonucu orman vasfı ile Hazine adına kayıtlı taşınmazlar olduğunu yine genel kadastro sırasında revizyon görmeyip de orman olması sebebi ile tespit dışı bırakılan taşınmazlar olduğunun bilerek alacağın temlik alındığı gibi 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin: "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında orman vasfı ile Hazine adına tescil edilen taşınmaz üzerinde de 20 17... yıllarında orman içinde kaldığı, 2019 tarihinde Kadastro Mahkemesinde davalıdır şerhlerinin olmasına rağmen alacağı devir alan temlik alanın iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez. Hal böyle olunca, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği gibi tazminat istemli davadaki alacağı temlik almasından dolayı uğradığı zararı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletten isteyen davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir...'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.</p>

<p>B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin 24.04.2024 tarihli ve 2024/706 Esas, 2024/1253 Karar sayılı kararı ile; direnme kararı verilmiş ise de, davalı Hazine vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine bu karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.05.2025 tarihli ve 2025/5-177 Esas, 2025/300 Karar sayılı kararı ile; usulüne uygun direnme kararı verilmemesi nedeniyle esasa ilişkin temyiz itirazları incelenmeksizin usulden bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şahsi hakkın devri hükmünde olan alacağın temliki işleminde davacının iyiniyetli olma şartını aramanın mümkün olmadığı, temlik alan davacının usulüne uygun olarak 6100 sayılı Kanun’un 125/2. maddesi uyarınca tazminat alacağını temlik ettiği, asıl davacı ...'ın tazminat hakkı kabul edildiği hâlde yargılama aşamasında alacağın temlik edilmesi sebebi ile temlik alan davacının iyiniyetli ve hak sahibi olmadığını kabul etmenin hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu, davacının bir kısım alacağını temlik etmesi veya birden fazla davacılardan bir kısmının alacağını temlik etmeleri hâlinde temlik edilen alacaklar yönünden bozma kararındaki görüşün kabulü hâlinde tazminat talebinin reddi gerektiği, bu durumun da hakkın özüne ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davalı Hazine vekili; davanın tamamen reddi gerektiğini, eldeki davanın Hukuk Genel Kurulunun 2023/5-637 Esas sayılı kararı ile aynı mahiyette olduğunu, ayrıca belirlenen değerin çok yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Uyuşmazlık</p>

<p>Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı ... tarafından 01.04.2021 tarihinde açılan ve yargılama sırasında davacının 05.01.2022 tarihinde düzenlenen temlik sözleşmesi ile iş bu davadaki alacağını tüm fer'îleriyle birlikte ...’e temlik ettiği eldeki 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin davada, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bir zararın doğup doğmadığı, davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.</p>

<p>D. Ön Sorun</p>

<p>Hukuk Genel Kurulunca 18.06.2026 tarihinde yapılan ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine yapılan ikinci görüşme sırasında; 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin eldeki davaya etkisi ve oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.</p>

<p>E. Gerekçe</p>

<p>1. İlgili Hukuk</p>

<p>6831 sayılı Orman Kanunu'nun Ek 22. maddesi,</p>

<p>2. Değerlendirme</p>

<p>1. 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin 3. ve 5. fıkraları; "...Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terk edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarak herhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi halinde ilgilisine iade edilir. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz.<br />
...</p>

<p>Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.</p>

<p>a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez..." düzenlemesini içermektedir.</p>

<p>2. Anılan madde hükmü, 18.06.2026 tarihinde yapılan ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşme öncesi 20.06.2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren kanun doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.</p>

<p>3. Hâl böyle olunca temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle yürürlüğe giren kanun ile oluşan yeni durum karşısında, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir.</p>

<p><strong>VII. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>20.06.2026 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesi ile oluşan yeni durum karşısında davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026323-e-2026426-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-bayrak.jpg" type="image/jpeg" length="19452"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2025/748 E., 2026/422 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025748-e-2026422-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025748-e-2026422-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.07.2026 tarihli, 2025/748 E., 2026/422 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2025/748 E., 2026/422 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/238 E., 2024/332 K.<br />
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 12.06.2024 tarihli ve<br />
2024/1189 Esas, 2024/7279 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir.</p>

<p>Direnme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu İstanbul ili Eyüp ilçesi ... köyü 163 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen mahkeme kararı ile tapu kaydının iptaline, orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 50.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, 20.02.2019 tarihli dilekçesi ile talebini artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın 1939 yılında 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan ilk orman tahdidinde orman sınırları içerisinde kaldığını ve bu sınırların kesinleştiğini, 1987 yılında 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/b maddesi uyarınca yapılan çalışmalarda da orman tahdit sınırları içinde kalmış olup bu çalışmaların 15.06.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleştiğini, davacının tapu kaydına güvenden dolayı zarara uğramış olduğunu iddia etmesinin iyiniyetle bağdaşmadığını, Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/322 Esas sayılı kesinleşen kararı ile taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, davanın zamanaşımı yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava tarihi itibarıyla zararını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 11.03.2019 tarihli ve 2015/440 Esas, 2019/66 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile 4.783.000,00 TL tazminatın 05.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.B. Gerekçe ve Sonuç</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli ve 2019/1981 Esas, 2020/328 Karar sayılı kararıyla; tazminat istemine konu taşınmazın kısmen veya tamamen kamulaştırılıp kamulaştırılmadığı, kamulaştırma bedelinin ödenip ödenmediği yönünde gerekli araştırmalar yapılması, kamulaştırılmadığının tespit edilmesi hâlinde konunun uzmanı bilirkişilerden yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılması, net gelir yöntemiyle tapu kayıtlarının iptaline ilişkin hükmün kesinleştiği tarihlerdeki gerçek değerlerinin hesaplattırılması gerektiği, faiz ve harç yönünden de kararın hatalı olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli ve 2020/106 Esas, 2022/92 Karar sayılı kararıyla; yapılan inceleme ve araştırma sonucu istinaf kaldırma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazın değerinin 9.959.550,00 TL olarak belirlendiği, yine yapılan araştırma neticesinde dava konusu taşınmaza fiili olarak el atıldığı ve kamulaştırma bedelinin bloke edilmediği ve maliklerine ödenmediğinin anlaşıldığı, bu hâliyle alınan raporun kaldırma kararındaki eksikliklerin tamamlanması suretiyle dosya kapsamına uyumlu olarak hazırlandığı, dava dosyasında ıslah yapılmış olduğundan rapordaki miktar talepten fazla olup, taleple bağlı kalınarak karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu 4.783.000,00 TL tazminatın 10.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. Gerekçe ve Sonuç</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin 22.11.2023 tarihli ve 2022/2610 Esas, 2023/3014 Karar sayılı kararıyla; davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VII. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. Bozma Kararı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;</p>

<p>''...1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
2. Dava konusu İstanbul ili, Eyüp ilçesi, ... köyü 163 parsel sayılı 100.500,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 1967 yılında tapulama ile dava dışı Ali Gülel adına tescil edildiği, temlik eden davacı ...’nin 01.03.1994 tarihinde satın alarak malik olduğu ve 28.11.1995 tarihinde taşınmazın tapu kaydına “Bu parselin ormanla ilişkisi vardır” şeklinde şerh konulduğu, tapuda ... adına kayıtlıyken Orman İdaresi tarafından açılan Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/322 Esas, 2010/172 Karar sayılı dosyasında orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 10.05.2011 tarihinde kesinleştiği ve eldeki davanın 05.11.2015 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.</p>

<p>3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p>4. Dosya kapsamına göre, yargılama sırasında davacı ...’nin 29.12.2015 tarihinde düzenlenen “dava konusu hakların devri protokolü” başlıklı sözleşme ile iş bu davadaki alacağını tüm ferileriyle birlikte ...'a temlik ettiği anlaşılmıştır.</p>

<p>5. 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin; "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında tapu orman vasfıyla ... adına tescil edildikten sonra tapu kaydının iptali nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi ile açılan davadaki alacağı devir alan temlik alanın iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez. Hâl böyle olunca, bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği gibi tapu kaydının orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğinden bahisle taşınmaza ilişkin önceki tapu malikinin taşınmaz hakkında mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle açılan tazminat istemli davadaki alacağı temlik almasından dolayı uğradığı zararı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletten isteyen davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir....'' gerekçesiyle karar oy çokluğu ile bozulmuştur.</p>

<p>B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava konusunu devretmesi durumunda davalının tercihi aranmadan, devralanın davacının yerine kendiliğinden geçerek yargılamanın her aşamasında davada taraf sıfatını kazanacağı, dava konusu hangi aşamada devredildiyse, o andan itibaren devralan kişinin davanın tarafı hâline geleceği, alacağın devri, alacaklı ile onu devir alan üçüncü şahıs arasında kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen yazılı şekle bağlı sözleşme, kanun ya da kazaî kararla gerçekleşen tasarrufî bir muamele olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p><strong>VIII. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davalı Hazine vekili; davacının tazminat hakkının bulunmadığını, tapu kaydındaki orman şerhini görerek ve bilerek taşınmazı iktisap eden kimselerin sonradan taşınmazın orman olarak Hazine adına tescil edilmesinden dolayı tazminat davası ikame edemeyeceklerini, hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Uyuşmazlık</p>

<p>Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı ... tarafından 05.11.2015 tarihinde açılan ve yargılama sırasında davacının 29.12.2015 tarihinde düzenlenen “dava konusu hakların devri protokolü” başlıklı sözleşme ile işbu davadaki alacağını tüm fer'îleriyle birlikte ...'a temlik ettiği eldeki 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin davada, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bir zararın doğup doğmadığı, davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.</p>

<p>D. Ön Sorun</p>

<p>Hukuk Genel Kurulunca 18.06.2026 tarihinde yapılan ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine yapılan ikinci görüşme sırasında; 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin eldeki davaya etkisi ve oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.</p>

<p>E. Gerekçe</p>

<p>1. İlgili Hukuk</p>

<p>6831 sayılı Orman Kanunu'nun Ek 22. maddesi,</p>

<p>2. Değerlendirme</p>

<p>1. 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin 3. ve 5. fıkraları; "...Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terk edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarak herhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi halinde ilgilisine iade edilir. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz.<br />
...</p>

<p>Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.</p>

<p>a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez..." düzenlemesini içermektedir.</p>

<p>2. Anılan madde hükmü, 18.06.2026 tarihinde yapılan ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşme öncesi 20.06.2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren kanun doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.</p>

<p>3. Hâl böyle olunca temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle yürürlüğe giren kanun ile oluşan yeni durum karşısında, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IX. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>20.06.2026 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesi ile oluşan yeni durum karşısında davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025748-e-2026422-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-aaf.jpg" type="image/jpeg" length="42459"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2026/324 E., 2026/425 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026324-e-2026425-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026324-e-2026425-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.07.2026 tarihli, 2026/324 E., 2026/425 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2026/324 E., 2026/425 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2025/1425 E., 2025/2014 K.<br />
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18.06.2025 tarihli ve<br />
2024/13320 Esas, 2025/9124 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının faize ilişkin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile diğer istinaf istemlerinin esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Direnme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu Kütahya ili Merkez ilçesi... Köyü 1808 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında verilen kararın kesinleşmesi sonrasında taşınmazın tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığını, bu zarardan 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi uyarınca Hazinenin sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiş, 19.10.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.500.000,00 TL olarak talebini artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 08.01.2018 tarihli ve 2012/316 Esas, 2018/11 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile idari bina için 703.237 TL, fabrika binası tadilat için 53.945,00 TL, arsa değeri olarak 127.724,50 TL, tesisatın zararı olarak 345.604,75 TL, tesisatın başka yere taşınmazı ve montaj masrafı olarak 100.000,00 TL olmak üzere toplam 1.330.511,25 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ıslah dilekçesinde belirtilen fazlaya ilişkin talebin reddine, diğer fazlaya ilişkin davacı taleplerinin saklı tutulmasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.</p>

<p>B. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli ve 2018/2246 Esas, 2020/1877 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın arsa mı yoksa arazi mi olduğunun tespiti ile taşınmaza değer biçme yöntemine uygun, bilirkişi heyeti oluşturularak taşınmazın değerinin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2022 tarihli ve 2021/290 Esas, 2022/75 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile idari bina için 703.237,00 TL, fabrika binası tadilatı için 53.945,00 TL, taşınmaz değeri olarak 8.887,26 TL, tesisatın zararı olarak 345.604,75 TL, tesisatın başka yere taşınmazı ve montaj masrafı olarak 100.000,00 TL olmak üzere toplam 1.211.674,01 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VI. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar</p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. Gerekçe ve Sonuç</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin 24.09.2024 tarihli ve 2022/3835 Esas, 2024/1760 Karar sayılı kararıyla; tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumlu olduğundan davanın Hazine aleyhine açılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak yasal faize hükmedilmesi ve davanın reddolunan bölümü için davalı Hazine lehine vekalet ücretine hükmolunmaması gerektiği gerekçesiyle davalının faize ilişkin olarak istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile diğer istinaf istemlerinin esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile idari bina için 703.237,00 TL, fabrika binası tadilatı için 53.945,00 TL, taşınmaz değeri olarak 8.887,26 TL, tesisatın zararı olarak 345.604,75 TL, tesisatın başka yere taşınmazı ve montaj masrafı olarak 100.000,00 TL olmak üzere toplam 1.211.674,01 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>VII. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ</strong></p>

<p>A. Bozma Kararı</p>

<p>1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;</p>

<p>''...1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.</p>

<p>2. Dava konusu Kütahya ili, Merkez ilçesi, ... köyü 1808 parsel sayılı (30.314,24 m² yüzölçümlü taşınmazın 15.08.2001 tarihli ve 2713 yevmiye numarası ile 17 96... parsel numaralı taşınmazların tevhidi sonucu 15.08.2001 tarihinde tescil edildiği, Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/371 Esas, 2011/355 Karar sayılı dosyası ile Orman İşletme Müdürlüğünün tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tescil istemiyle dava açtığı, bu davada taşınmazın 2554,49 m² yüzölçümlü kısmının orman vasfıyla kabul edilerek tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tesciline karar verildiği ve iş bu kararın 02.07.2012 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 27.04.2012 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.</p>

<p>3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p>4. Dosya kapsamına göre, yargılama sırasında davacı ... Süt Gıda Sanayi ve Ticaret Ürünleri Limited Şirketini temsilen, kendi adına asaleten ...'ın 06.09.2012 tarihinde düzenlenen temlikname ile iş bu davadaki alacağını tüm ferileriyle birlikte ...'e temlik ettiği anlaşılmıştır.</p>

<p>Buna göre; dava açıldıktan sonra yargılama sırasında (temlik alan) ...'in iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez. Hâl böyle olunca, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği alacağı temlik almasından dolayı uğradığı zararı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletten isteyen davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davacı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir...'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.</p>

<p>B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava hakkının, asıl (subjektif) hakkın içinde bulunan bir hak olduğu için asıl hakkın devri ile dava hakkının (açılmış olan davayı takip etme hakkı) da devredilmiş olacağı, asıl hak devredilince devreden kişinin davacı sıfatının da devir alana geçeceği, dava konusunu devralanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183. maddesinde sayılan engel durumlar söz konusu olmadığı hâlde kötüniyetli olduğu görüşüne katılmanın mümkün olmadığı, yargılama sırasında dava konusunu devralan kişinin, 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının yerine geçerek onun hak ve yetkilerini kullanacağı, sonuç itibariyle tapu sicilinin tutulmasından doğan zarardan Devletin sorumlu olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.</p>

<p><strong>VIII. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri</p>

<p>Davalı Hazine vekili; davacının ileri sürdüğü zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmadığını, davada idari yargının görevli olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davacının reddedilen oranda karşı tarafa vekalet ücreti ödemesi gerektiğini, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.</p>

<p>C. Uyuşmazlık</p>

<p>Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı ... Süt Gıda San. Tic. Ltd. Şti. tarafından 27.04.2012 tarihinde açılan ve yargılama sırasında davacı şirketin 06.09.2012 tarihinde düzenlenen temlikname ile işbu davadaki alacağını tüm fer'îleriyle birlikte ...'e temlik ettiği eldeki 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin davada, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bir zararın doğup doğmadığı, davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.</p>

<p>D. Ön Sorun</p>

<p>Hukuk Genel Kurulunca 18.06.2026 tarihinde yapılan ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine yapılan ikinci görüşme sırasında; 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin eldeki davaya etkisi ve oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.</p>

<p>E. Gerekçe</p>

<p>1. İlgili Hukuk<br />
6831 sayılı Orman Kanunu'nun Ek 22. maddesi,</p>

<p>2. Değerlendirme<br />
1. 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin 3. ve 5. fıkraları; "...Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terk edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarak herhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi halinde ilgilisine iade edilir. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz.<br />
...</p>

<p>Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.</p>

<p>a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez..." düzenlemesini içermektedir.</p>

<p>2. Anılan madde hükmü, 18.06.2026 tarihinde yapılan ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşme öncesi 20.06.2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren kanun doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.</p>

<p>3. Hâl böyle olunca temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle yürürlüğe giren kanun ile oluşan yeni durum karşısında, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir.</p>

<p><strong>IX. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>20.06.2026 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesi ile oluşan yeni durum karşısında davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026324-e-2026425-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-binas.jpg" type="image/jpeg" length="30483"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2025/763 E., 2026/434 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025763-e-2026434-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025763-e-2026434-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.07.2026 tarihli, 2025/763 E., 2026/434 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2025/763 E., 2026/434 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2024/652 E., 2024/1383 K.<br />
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.06.2021 tarihli ve<br />
2021/14959 Esas, 2021/3734 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br />
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.</p>

<p>İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan inceleme sonucunda gereği düşünüldü:</p>

<p>Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz başvurusunun reddine karar vermek gerekir.</p>

<p>Bilindiği üzere Anayasanın 153. maddesinin 5. fıkrasına göre iptal kararları geriye yürümez. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin 21.05.2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 26.02.2026 tarihli ve 2026/49 Esas, 2026/48 Karar sayılı kararı ile HMK'nın 362/1-a bendinin "istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali" yönünden iptal edilmesinin somut olaya etkisi bulunmamaktadır.</p>

<p>Dosya içeriğine göre, somut olayda dava değeri 111.089,58 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını verdiği 25.06.2024 tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalmaktadır.</p>

<p>Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının geriye yürüyeceği ve somut olaya etkisinin bulunduğu, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın kesin olmadığı görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.<br />
Hâl böyle olunca temyiz başvurusunun miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.</p>

<p><strong>KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davalılar vekillerinin temyiz başvurusunun MİKTARDAN REDDİNE,</p>

<p>İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>

<p>01.07.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2025763-e-2026434-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-1.jpg" type="image/jpeg" length="29430"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2026/397 E., 2026/433 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026397-e-2026433-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026397-e-2026433-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.07.2026 tarihli, 2026/397 E., 2026/433 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2026/397 E., 2026/433 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :İş Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/740 E., 2025/486 K.<br />
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17.09.2024 tarihli ve<br />
2024/8214 Esas, 2024/11891 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>Taraflar arasındaki işçilik alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p>Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.</p>

<p>Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun'un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davalı vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p>A. Ön Sorun</p>

<p>Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın yeni delile ve gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.</p>

<p>B. Gerekçe</p>

<p>Değerlendirme</p>

<p>1. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.</p>

<p>2. Mahkemenin yeni bir delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.</p>

<p>3. Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm niteliğindedir.</p>

<p>4. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilinin yaptığı istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir. Bu kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece taraflar arasında 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1. maddesi kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde dava konusu taleplerden fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına Türkmenistan Hukukunun uygulanması gerektiğini belirttiği, dava dilekçesinin kapsamı dikkate alındığında tarafların fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti dışındaki alacaklar yönünden Türk Hukukunun uygulanması konusunda zımni olarak anlaştıkları sonucuna varılması yerinde ise de fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından seçilen hukuk olarak Türkmenistan Hukukuna göre değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının sair temyiz itirazları incelenmeksizin karar bozulmuştur.</p>

<p>5. İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılamada 16.12.2024 tarihli tensip ile,</p>

<p>“…1- Taraflara Duruşma gününü bildirir davetiye gönderilmesine,</p>

<p>2-Türkmenistan iş hukuku kurullarının mahkememiz elinde bulunması halinde dosya içerisine alınmasına mahkememiz elinde bulunmaması halinde ilgili yerlere müzekkere yazılarak istenilmesine,</p>

<p>3- ilgili belgeler gelince veya mahkememiz elinde bulunması halinde dosyanın kaldırma (doğrusu bozma) ilamı doğrultusunda YABANCI HUKUK KONUSUNDA UZMAN HESAP BİLİRKİŞİSİNE tevdiine, bilirkişiye 4500,00TL ücret takdirine, tebligat giderleri ile birlikte 4700,00-TL masrafın gider avansından karşılanmasına, eksik olması halinde davacı vekiline eksik ücreti yatırması için 2 iki haftalık kesin süre verilmesine,</p>

<p>4- Taraf vekillerine kaldırma (doğrusu bozma) ilamına karşı beyanda bulunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine,</p>

<p>5- Türkmenistan resmi tatil ve dini bayram günlerinin gönderilmesinin istenilmesine,…” karar verilerek Türkmenistan İş Kanunu ve Türkmenistan resmî tatil ve bayram günlerine ilişkin bilgiler celbedildikten sonra bilirkişiden ek rapor alındığı, 08.04.2025 tarihli duruşmada tarafların rapora karşı yasal beyan sürelerinin dolmadığı tespiti ile taraf vekillerinin beyanlarının alındığı, davacı vekilinin 5718 sayılı Kanun’un 27/1. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini belirterek direnme kararı verilmesini, davalı vekilinin ise yürürlükte bulunan güncel mevzuata göre karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince;</p>

<p>“…1- Tarafların rapora karşı yasal beyan süresinin dolmasının beklenilmesine,</p>

<p>2- Davacının beyan dilekçesi ve Anayasa Mahkemesinin yürürlükte olan kanunu iptal ederek 6 ay sonra yürürlüğe gireceğine dair verdiği hüküm uyarınca bozma ilamına uyulup uyulmamasının gelecek celse değerlendirilmesine,..” dair ara karar kurulduğu, 15.09.2025 tarihli duruşmada ise taraf vekillerinin beyanlarından sonra önceki hükümde direnildiği anlaşılmıştır.</p>

<p>6. Direnme kararında ise Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Kanun’un 27/1. maddesinin iptal gerekçesine yer verilerek bozma kararı sonrasında çalışılan ülke ve Türk Hukuku kurallarına göre alacakların seçenekli şekilde hesaplandığı bilirkişi raporu alındığı, mutad/çalışılan ülke hukukuna göre işçiye daha yüksek standartta koruma sağlayan hukukun sıkı ilişkili olan Türk Hukuku olduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere uyuşmazlık yönünden Türkmenistan İş Kanunu’nun 382/2. maddesi kapsamında sürelerin geçerli bir sebeple geçirilmiş olduğunun kabulü durumunda Türkmenistan İş Kanunu hükümlerinin daha avantajlı sonuçlar doğuracağı ancak davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmamış olması nedeniyle Türk Hukukuna göre yapılan hesaplamaların davalı lehine müktesep hak oluşturduğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak sıkı ilişkili olan Türk Hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesine yer verilmiştir.</p>

<p>7. Bu durumda Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozmadan sonra bozma konusuyla ilgili toplanan yeni delile ve gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu açıktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>8. Hâl böyle olunca verilen bu yeni hükmün temyiz incelemesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil Özel Daireye aittir.</p>

<p>9. O hâlde yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.</p>

<p><strong>KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-2026397-e-2026433-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-12aa4.jpg" type="image/jpeg" length="57838"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu'nun 2026/76 E., 2026/431 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-202676-e-2026431-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-202676-e-2026431-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.07.2026 tarihli, 2026/76 E., 2026/431 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>Hukuk Genel Kurulu </strong></p>

<p><strong>2026/76 E., 2026/431 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/239 E., 2025/96 K.<br />
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22.03.2023 tarihli ve<br />
2022/15664 Esas, 2023/4199 Karar sayılı BOZMA kararı</p>

<p>Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.</p>

<p>Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p>A. Ön Sorun</p>

<p>Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın yeni delil ikamesi suretiyle bu delile de dayanılarak değişik gerekçe ile verilen yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.</p>

<p>B. Gerekçe</p>

<p>Değerlendirme</p>

<p>1. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.</p>

<p>2. Mahkemenin yeni bir delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.</p>

<p>3. Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar, direnme kararı olmayıp yeni hüküm niteliğindedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, temlikin alacaklılara zarar verme kastıyla ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak yapıldığının davacı tarafça ispat edilemediği, bu durum karşısında ivazlar arasındaki farkın da tek başına iptal sebebi sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Özel Dairece; ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu İİK'nın 278/3-2. maddesi hükmüne göre davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince; 17.10.2024 tarihli celsede; “Davalı tarafça sunulan ... Bankası Sanayi Sitesi Şubesi'ne yazı yazılarak, (dekontlarda eklenmek suretiyle) 02.09.20 14... .09.2014 tarihleri dekont asıllarının gönderilmesinin istenilmesine, bozmaya uyulup uyulmama hususunun yukarıdaki belgelerde incelendikten sonra değerlendirilmesine” yönünde ara karar kurularak, ara karar yerine getirildikten sonra gelen belgeler değerlendirilmek suretiyle farklı gerekçe ile direnme kararı verilmiştir. Bu hâli ile İlk Derece Mahkemesince direnme adı altında verilen kararın yeni delil ikamesi suretiyle bu delile de dayanılarak değişik gerekçe ile verilen ve Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.</p>

<p>5. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir.</p>

<p>6. Bu nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.</p>

<p><strong>KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 26.06.2025 tarih ve 1 sayılı iş bölümü kararı görevli hâle gelen YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,</p>

<p>01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuk-genel-kurulunun-202676-e-2026431-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/hukukihaber-yazi-08-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="96491"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alo Adalet 135 nasıl işleyecek?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/alo-adalet-135-nasil-isleyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/alo-adalet-135-nasil-isleyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanlığınca adalet hizmetlerinde vatandaş odaklı yeni iletişim dönemi başlıyor. 1 Eylül’de 3 pilot adliyede hayata geçirilecek Alo Adalet 135 ile makul yargılama süresini aşan dava ve soruşturmalara ilişkin başvuru sürelerinin daha hızlı, etkin ve şeffaf değerlendirilmesi amaçlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ADALET BAKANI GÜRLEK: “1 EYLÜL İTİBARIYLA PİLOT İLLERİMİZDE ALO ADALET 135 HİZMETİNİ HAYATA GEÇİRİYORUZ”</strong></p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, uzun süren dava ve soruşturma dosyalarına ilişkin vatandaşların başvurularını hızlı ve güvenli şekilde iletebilmesini sağlayacak Alo Adalet 135 hizmetinin 1 Eylül itibarıyla Ankara Batı, İzmir ve Kayseri adliyelerinde hayata geçirileceğini açıkladı.</p>

<p>Adalet Bakanı Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı kılma hedefi doğrultusunda adalet hizmetlerini daha hızlı, etkin ve erişilebilir hale getirmeye devam ettiklerini kaydetti. Bakan Gürlek, “1 Eylül itibarıyla pilot illerimizde Alo Adalet 135 hizmetini hayata geçiriyoruz” dedi.</p>

<p>Uygulamanın ilk etapta Ankara Batı, İzmir ve Kayseri adliyelerinde başlayacağını ifade eden Bakan Gürlek, vatandaşların uzun süren dava ve soruşturma dosyalarına ilişkin başvurularını sistem üzerinden hızlı ve güvenli şekilde iletebileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ SESLİ ASİSTANIMIZ VEYA UZMAN TEMSİLCİLERİMİZ ARACILIĞIYLA BAŞVURUNUZU GERÇEKLEŞTİREBİLİRSİNİZ”</strong></p>

<p>Adalet Bakanı Gürlek, ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve bölge idare mahkemelerinde 5 yılı aşan dava dosyaları ile 3 yılı aşan soruşturma dosyaları hakkında Alo Adalet 135 üzerinden başvuru yapılabileceğini belirterek, vatandaşların başvurularını yapay zekâ destekli sesli asistan veya uzman temsilciler aracılığıyla gerçekleştirebileceğini vurguladı. Başvuruların Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarına ulaştırılacağını anlatan Bakan Gürlek şunları kaydetti:</p>

<p>“İlk etapta Ankara Batı, İzmir ve Kayseri adliyelerinde başlayacak Alo Adalet 135 ile uzun süren dava ve soruşturma dosyalarınıza ilişkin başvurularınızı hızlı ve güvenli bir şekilde iletebileceksiniz. İlk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve bölge idare mahkemelerindeki beş yılı aşan dava dosyaları ile üç yılı aşan soruşturma dosyalarınız hakkında, yapay zekâ destekli sesli asistanımız veya uzman temsilcilerimiz aracılığıyla başvurunuzu gerçekleştirebilirsiniz. Başvurularınız Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarına ulaştırılacak; gerekli hâllerde ilgili mahkeme veya Cumhuriyet Başsavcılığınca değerlendirilerek sürece ilişkin bilgilendirmeler SMS yoluyla tarafınıza iletilecektir. Adalet hizmetlerine erişimi kolaylaştıran ve yargı süreçlerinin etkinliğini artıran uygulamalarımızı kararlılıkla hayata geçirmeyi sürdüreceğiz.”</p>

<p><strong>SİSTEM NASIL İŞLEYECEK?</strong></p>

<p>Adalet Bakanlığınca adalet hizmetlerinde vatandaş odaklı yeni iletişim dönemi başlıyor. 1 Eylül’de 3 pilot adliyede hayata geçirilecek Alo Adalet 135 ile makul yargılama süresini aşan dava ve soruşturmalara ilişkin başvuru sürelerinin daha hızlı, etkin ve şeffaf değerlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Tarafı olunan ve hala açık bulunan dava dosyası 5 yılı, soruşturma dosyası 3 yılı aşanlar Alo Adalet 135’e başvurabilecek. İlk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve bölge idare mahkemelerindeki dava ve soruşturma dosyası bulunanlar hattan faydalanabilecek. Başvuranlar güvenli kimlik ve iletişim doğrulama yaparak yapay zeka destekli sesli asistandan başvuru sürecine yönelik destek alınabilecek. Bilgiler sisteme girdikten sonra gerekli kontrollerin yapılmasının ardından başvuru tamamlanacak. İşlemler yapay zeka destekli sesli asistan üzerinden tamamlanamazsa ya da talep edilmesi durumunda uzman temsilciye bağlanılabilecek.</p>

<p>Alınacak başvurular Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürosuna ulaştıktan sonra gerekli hallerde ilgili mahkeme veya ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının değerlendirmesine sunulacak. Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun belirlediği kriterler doğrultusunda ilgili yargı biriminin değerlendirmesi sonuçlandırılacak.</p>

<p>Dava dosyasına ilişkin bilgilendirme SMS yoluyla başvurucuya iletilecek. Soruşturma dosyalarında ise gizlilik gereği yalnızca başvurunun alındığına dair bilgilendirme yapılacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/alo-adalet-135-nasil-isleyecek</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/adalet-135.jpeg" type="image/jpeg" length="94497"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çalışmayan Eş Mal Paylaşımından Hak Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/calismayan-es-mal-paylasimindan-hak-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/q9zrApwaHn0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="57354"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin bu haftaki Bölümler gündemi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-bu-haftaki-bolumler-gundemi-2-3-eylul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-bu-haftaki-bolumler-gundemi-2-3-eylul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi'nin 2 - 3 Eylül 2026 - Bölüm Toplantısı Gündemi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<h1>2 Eylül 2026 - Bölüm Toplantısı Gündemi</h1>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlan Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Toplantı Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Sonuç Tarihi</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>25.8.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2.9.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sıra No</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Başvuru No</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Konusu</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sonuç</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>1</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2020/21436</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; sağlık durumu elverişli olmamasına rağmen ceza infaz kurumunda tutulma ve tek başına tutulmakla birlikte tutulduğu odadaki sıhhi alanların fiziksel durumuna uygun olmaması nedenleriyle kötü muamele yasağının, tutuklama tedbirinin azami süreyi aşması, adli kontrol tedbirlerine aykırı davranıldığı gerekçesi ile verilen tutuklama kararının ve süresinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, ceza davasında tanıklarının dinlenmemesi, yargılamanın uzun sürmesi, hatalı karar verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>2</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/59658</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, yakalama esnasında ve gözaltı sürecinde kolluk görevlilerinin fiziksel şiddet içeren eylemlerine maruz kalınması ve bu olay hakkında yürütülen soruşturmanın etkisiz olması nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>3</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/28857</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; bir yol çalışmasında patlayıcı madde kullanılması nedeniyle yaralanma meydana gelmesi ve olaya ilişkin açılan davanın yargı yolu, husumet ve zamanaşımı gerekçeleri ile kısmen reddi nedeniyle mahkemeye erişim ve yaşam hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>4</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/45970</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, silahla kasten yaralama eylemi hakkında etkisiz şekilde yürütülen yargılamada sanık hakkında caydırıcı bir yaptırıma hükmedilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>5</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/63911</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan yürütülen ceza yargılamasının makul süratle yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>6</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/52899</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, kolluk tarafından silahlı güç kullanılması sonucu meydana gelen ölüm olayına ilişkin yürütülen ceza yargılamasında ölümden sorumlu olan kolluk görevlilerinin cezasız bırakılması veya caydırıcı şekilde cezalandırılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>7</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/99759</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, özel bir bakımevinde bulunan engelli bireyin ihmal sonucu ölümü hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>8</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/9700</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, idari para cezasının iptal edilmesi talebiyle sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuruda karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>9</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/77118</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>10</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/101818</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ve savunmaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>11</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/42643</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde başvurucunun karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>12</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/43037</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın başvurucu (sanık) tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>13</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/19889</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; isnat edilen suçlamalara ilişkin tüm deliller başvurucuya (sanığa) tebliğ edilmeden ve yeterli savunma yapma imkânı sağlanmadan mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının, ceza davasında cezayı azaltabilecek ya da ortadan kaldırabilecek olguların ispatı açısından ileri sürülen bilirkişi incelemesi yapılması talebinin reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>14</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/50081</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, mahkûmiyet hükmünde başvurucunun karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>15</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/44303</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, ceza davasında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>16</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/102023</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>17</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2019/27963</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; yargı kararının gereği gibi uygulanmaması nedeniyle kararın icrası hakkının, aleyhe hükmedilen vekâlet ücretinin miktarının yüksek olduğu gerekçesiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>18</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/58902</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, güvenlik güçleri tarafından yapılan müdahale sonucu oluşan cismani zararların tazmini için açılan tam yargı davasının kesinleşmemiş mahkûmiyet hükmü esas alınarak reddedilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>19</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/5059</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun gereğince açılan tazminat davasının dava şartı yokluğundan reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>20</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/11204</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, kanun hükmünde kararnameyle kapatılan eğitim kurumundan yapılan taşınmaz alış işleminin muvazaalı olduğu tespit edilerek tasarrufun iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>21</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/50096</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, el konulan dijital materyallerin müsadere edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>22</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2019/40585</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, terör örgütü üyeliği suçundan başvurucu (sanık) hakkında yürütülen adli işlemler ve mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle bazı anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>23</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/24535</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; boşanma davasının uzun sürmesi nedeniyle evlenme hakkının, ihtiyati tedbir kararının uzun süre kaldırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ve hukuka aykırı delillerin yargılamada kullanılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>24</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2024/13079</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, başvurucuların iş sözleşmelerinin sendikal gerekçelerle feshedilmesi sonrasında işe iade ve sendikal tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>25</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/58135</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, sosyal medyada kullanılan ifadeler sebebiyle idarecilik görevinden alınarak naklen atanmanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>26</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/101292</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, ceza infaz kurumunda slogan atma nedeniyle disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>27</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/96656</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, sosyal medya üzerinden başkasına ait kişisel verileri paylaşması nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilmenin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>28</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/44059</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, gazeteci olan başvurucunun terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkûm edilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>29</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/46238</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; bazı eylemler nedeniyle terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>30</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/16766</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; terör örgütünün propagandasını yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde kullanılan delillerin ifade özgürlüğüyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, ayrıca karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddianın karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>31</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2024/38366</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, ceza infaz kurumunda yapılan aramada ele geçen dokümanların içeriği sebebiyle başvurucuların disiplin cezasıyla cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h1>3 Eylül 2026 - Bölüm Toplantısı Gündemi</h1>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>İlan Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Toplantı Tarihi</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Sonuç Tarihi</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>25.8.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>3.9.2026</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <colgroup>
  <col />
  <col />
  <col />
  <col />
 </colgroup>
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sıra No</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Başvuru No</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Konusu</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>Sonuç</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>1</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/105804<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, Teknoloji ve Tasarım öğretmenliğine atanma isteminin reddine ilişkin işlemlerin iptali talebiyle açılan davaların süre yönünden reddi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>2</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2024/6042<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; ara buluculuk anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi talebiyle açılan davanın süresinde açılmadığından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>3</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/51307<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; ara buluculuk anlaşma tutanağının iptali talebiyle açılan davada hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>4</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/3575<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, müdafiinin mesleki mazeretinin kabul edilmemesi nedeniyle savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>5</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/48518<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, idari para cezasının iptal edilmesi talebiyle sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuruda karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>6</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/76993<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; ceza davasında başvurucunun (sanığın) hazır bulunma talebinin reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya uzaktan katılımının sağlanması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının, ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarının sağlık durumu bakımından elverişli olmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>7</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/97656<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle kişi hakkında kesin olarak disiplin hapsi kararı verilmesi nedeniyle hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurunun ayrıca başka temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaları da bulunmaktadır.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>8</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/11234<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ve diğer hakların ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>9</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/2142<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>10</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/3032<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan verilen mahkûmiyet kararı nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ile silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>11</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/51332<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sanık tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ve ByLock verilerini içeren dijital materyaller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>12</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/77512<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, alkollü araç kullanıldığı iddiasıyla uygulanan idari yaptırım kararının iptali için yapılan başvuruda başvurucunun usule ilişkin imkânlar noktasında dezavantajlı duruma düşürülmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>13</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2020/23075<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu kararının mahkeme kararıyla yürütmesinin durdurulduğu ileri sürülerek eski tarifenin uygulanarak özel tüketim vergisi tahakkuk ettirilmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>14</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2020/24972<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; idari yaptırım kararı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>15</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/5383<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; kamulaştırma bedelinin bulunduğu banka hesabına ihtiyati tedbir konulması sonucunda bedelin ödenmemesi ve vadesiz mevduat hesabında bekletilerek değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>16</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2020/38004<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, su isale hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmaza kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan dava sonrasında yapılan imar planı değişikliği ile taşınmazın kullanım amacının değiştirilmesi dolayısıyla tapudaki tescilin yolsuz olduğu ve taşınmazın iadesi gerektiği iddialarıyla açılan davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>17</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/35556<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, dağıtıcı lisansının iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>18</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2020/28363<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında mal varlığı üzerinde uygulanan ihtiyati haciz nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>19</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2017/15336<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi kapsamında kapatılan vakfa ait taşınmazla ilgili olarak açılan davanın dava şartı yokluğu gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>20</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2020/19357<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, bedelsiz şekilde yol olarak terk edilen taşınmazın terk amacına aykırı kullanılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>21</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2020/16759<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, icra veznesine yatırılan satış bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>22</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/1240<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında sonuca etki edebilecek esaslı iddiaların değerlendirilmemesi, kararlarda yeterli gerekçe bulunmaması, hatalı sonuca ulaşılması ve ön alım bedelinin nemalandırılmaması sonucunda enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>23</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2020/40192<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, usuli kazanılmış hakka dayalı olarak kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>24</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/32882<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; tapudan satın alınan taşınmazın yüz ölçümünün ifraz işlemleri sonrasında eksik belirlenmesi sebebiyle uğranılan zararın tazmin edilmesi istemiyle açılan davanın zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>25</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/35146<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararlar kapsamında açılan davada belirlenen tazminatın düşük olması ve kamu kurumlarından olan alacağın değer kaybına uğratılması (veya uğratılarak ödenmesi) nedeniyle mülkiyet hakkının, yargı kararının icra edilmemesi nedeniyle kararın icrası hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>26</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/100699<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, ihale alacaklısı sıfatıyla taraf olduğu ihalenin feshine karar verilmesi ve ihale bedelinin ihalenin feshi davası süresince icra müdürlüğünün banka hesabında bekletilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>27</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/98865<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvurular; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında ihtiyati haciz kararı verilmesi ve ihtiyati haczin uzun süredir devam etmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>28</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/95757<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvurular; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında ihtiyati haciz kararı verilmesi ve ihtiyati haczin uzun süredir devam etmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>29</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/82474<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan başvurucuya kargo yoluyla gelen kitapların verilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün bu hususa yönelik şikâyeti reddeden hâkimin ret kararına vaki itirazı inceleyen mahkemenin heyetinde görev alması nedeniyle de tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>30</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/50148<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; başvurucunun bazı eylemleri nedeniyle terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>31</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2021/55073<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru; katılınan bazı toplantıların da terör örgütü üyeliği suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde delil olarak kullanılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, tanığın duruşmada sorgulanamaması nedeniyle ise tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>32</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/7496<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, protesto etmek amacıyla adliye binasına boya fırlatılmasından dolayı adli para cezasına mahkûm edilme nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>33</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2022/4059<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, bir sosyal medya içeriğinin çıkarılması ve erişiminin engellenmesi kararının gereğinin yerine getirilmemesinden dolayı verilen idari para cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p><strong>34</strong></p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>2023/12526<br />
    </p>
   </td>
   <td colspan="1" rowspan="1">
   <p>Başvuru, ceza infaz kurumunda söylenen sözlerden dolayı disiplin cezasıyla cezalandırılmanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURU</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-bu-haftaki-bolumler-gundemi-2-3-eylul</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/03/yargi/anayasas4.jpg" type="image/jpeg" length="26459"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HAK ARAMA HÜRRİYETİ İLE HAKKIN KULLANIMINI ENGELLEYEN HALLER]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hak-arama-hurriyeti-ile-hakkin-kullanimini-engelleyen-haller-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hak-arama-hurriyeti-ile-hakkin-kullanimini-engelleyen-haller-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hak arama hürriyeti gerçek manada bir özgürlüğü ve serbestiyi ifade etmektedir. Şöyle ki, hak bazı kaynaklarda <i>“Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç.”</i>, diğer bazı kaynaklarda <i>“Hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış olan yetkilerdir.”</i> ve iki tanımı da kapsar nitelikte <i>“Adaletin, hukukun veya toplumsal düzenin bireylere tanıdığı yetki, kazanç ve ayrıcalıklardır”</i> şeklinde tanımlanmaktadır. Tanımlamalardan da anlaşıldığı üzere aslında hak, kişinin kullanıp kullanmama yetkisine sahip olduğu ve yetki sahibi kişiye tanınan birtakım ayrıcalıkları içermektedir. Kişi bu hakkı kullanıp kullanmama yetkisine sahip olduğu için bu kavram hürriyet kavramıyla birlikte kullanılmakta ve beraberinde özgürlüğü ve serbestiyi getirmektedir. Nasıl ki kişi evindeki bir eşyasını kullanıp kullanmama hakkına sahipse ve kullanmadığında kimse ondan hesap sormuyor, kullandığında da kimse bu kullanıma engel olmuyorsa, bir hakkın ileri sürülmesi, hakkın dava veya icra yoluyla ya da diğer meşru yollarla hukuki süreçte talep ve takip edilmesi ve yerine göre hukuki sürecin devamında bu hak arayışından vazgeçilmesi, hak aramanın kural olarak kişinin özgürlük ve serbesti alanına dahil olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden hakkın aranması kişiye tanınan bir hürriyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bir serbestiyi ve hak sahibine tanınan irade ve kararı ortaya koyduğu gibi hak sahibinin hakkını aramasının önüne geçilemeyeceği anlamına da gelmektedir. Bir diğer ifadeyle hak arama hürriyetinde karşımıza çıkan hürriyet yalnızca hak sahibi yönünden olup bu hak arayışına diğer kişilerin karşı koymaları ve engel olmaları kural olarak mümkün değildir. Ancak bazı hallerde bu hakkın kullanımının önüne geçilmesi mümkün ve doğru olduğu gibi bazı hallerde de ne yazık ki hakkın kullanımına haksız şekilde engel olunmaktadır. Başka anlatımla bu engel bazı durumlarda hukuka uygun, bazen hukuka aykırı ve sıklıkla hak ihlali olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu engellemeler bazen doğrudan bazense dolaylı olmakta, çoğu halde kamu görevlilerinin ve devletin sorumluluğunu doğurmaktadır.</p>

<p>Hak arama hürriyeti hak iddiasının yanı sıra hak arayışından vazgeçmeyi de kapsamaktadır. Kural bu olmakla re’sen takibi gereken suçlarla kamu düzenine ilişkin davalarda ihbardan, şikayetten, davaya katılma talebinden ve davadan feragat halleri hukuki süreci kendiliğinden sona erdirmemektedir.</p>

<p>Hak arama hürriyetinin gerçek anlamda tanınması ve etkili şekilde uygulama alanı bulması için yazılı metinlerde kabul edilmesi ve bağlayıcı olması önem arz etmektedir. Türk hukuk sistemine bakıldığında bu hakka mevzuat sistemiyle yer verildiği görülmektedir. 1982 Anayasası’nın 36. maddesinde <i>“Hak arama hürriyeti” </i>başlığı ile herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu ve hiçbir mahkemenin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı belirtilmektedir. Anayasal hükümde de yer aldığı üzere herkesin meşru yollara başvurmak suretiyle davacı veya davalı olabilmesi, bir başka anlatımla dava açabilmesi, iddia ve savunmalarını ileri sürebilmesi ve adil yargılanma hakkına sahip olması, ileri sürülmek istenen ve talep edilen diğer ilgili hakkın aranmasına kapı aralamakta ve kişilerin hak arayışlarına hukuki zemin hazırlamaktadır. Hükümde açıkça hak arama hürriyetinin olduğu belirtilmemişse de hükmün içeriğinden bu hakkın tanındığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Ayrıca 1982 Anayasası’nın 90. maddesinde, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı belirtilmektedir. Bu yüzden ülkemiz hukuk sisteminde hak arama hürriyetinin kabul edilip edilmediğinin tespiti ve değerlendirilmesinde anayasal hükümlerin yanı sıra milletlerarası anlaşmaların da dikkate alınması gerekmektedir. Ülkemizin de tarafı olduğu ve imzaladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS)<i> “Adil yargılanma hakkı” </i>başlıklı 6. maddesiyle önemli hükümlere yer verilmekte ve herkesin davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu kabul edilmektedir. Benzer şekilde “Etkili başvuru hakkı” başlıklı 13. madde hükmüyle AİHS'de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahip olduğu ifade edilmektedir. Görüldüğü üzere kişilerin gerek hukuk gerekse ceza uyuşmazlıklarında taraf olmaları halinde bağımsız ve tarafsız mahkeme talep hakları, adil yargılanmayı isteme hakları, davalarının makul sürede görülmesini isteme haklarının kaynağı ve hukuki temeli uluslararası sözleşme hükümlerine dayanmaktadır. Hakimlerin bağımsız olmaları herhangi bir kişi ya da gruba bağlı ve bağımlı olmamaları, kararlarını özgürce ve hür iradeyle hukuka ve vicdanlarına uygun şekilde verebilmeleri, tarafsız olmaları davaların taraflarının kimlik, meslek, statü, gelir, kazanç, din, dil, ırk, mezhep, cinsiyet ve benzeri subjektif özelliklerinden etkilenmeden yalnızca dosyaya, delillere ve somut uyuşmazlığa bağlı olarak karar vermeleri anlamına gelmektedir. Kişilerin somut uyuşmazlıklarının tarafsız ve bağımsız mahkemeler önünde çözümlenmesini istemeleri, bu maksatla hukuk davası açılması, davaya cevap verilmesi, hatta bazı davalarda davaya cevap dilekçesi içerisinde taleplerin ileri sürülmesi (örneğin çocuk için tedbir nafakası talep edilmesi), bazı hallerde de karşı dava açılması (örneğin karşı dava ile davalı/karşı davacının boşanma davası açması), delillerin ileri sürülmesi, delillerin toplanmasının istenmesi, ceza uyuşmazlıklarında şikayet hakkının kullanılması (örneğin müştekinin şikayet dilekçesi sunması), şüpheli ve sanığın savunma ve adil yargılanma haklarının varlığı gibi birçok husus aslında doğrudan hak arama hürriyetine işaret etmektedir. Tüm bunların yanı sıra AİHS’de yer aldığı üzere hak ve özgürlüklerin ihlaliyle bu ihlale resmi hizmet ifasıyla görevli kişilerin sebebiyet vermesi halinde ve bunun dışındaki diğer durumlarda kişiler, ulusal merci önünde hakkının ihlal edildiğini ileri sürme ve bu yönde başvuru yapma hakkına sahip olduğundan bu düzenleme de doğrudan hak arama hürriyeti kapsamına girmektedir. Örneğin kolluk tarafından darp edilen bir kişi savcılığa suç duyurusunda bulunma, idari yönden soruşturma işlemlerinin yapılması amacıyla ihlali yapan kişi polisse İçişleri Bakanlığına ve Emniyet Genel Müdürlüğüne, jandarma görevlisiyse yine İçişleri Bakanlığına ve bu defa Jandarma Genel Komutanlığına başvurma hakkına sahiptir. Hatta bu halde kişi tazminat dahi talep edebilir. Bu tazminat idareye atfedilir bir kusurun (hizmet kusurunun) olması halinde idari yargıda tam yargı davası şeklinde görülmektedir. Ancak kişisel kusur halinde kişinin doğrudan kendisine karşı tazminat dava açılması mümkündür. Bunun için somut uyuşmazlığın irdelenmesi ve tüm somut özellikleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Görüldüğü gibi hak arama hürriyeti doğrudan uluslararası sözleşme hükümleriyle tanındığından ve AİHS ülkemizce de kabul edildiğinden mevzuatımızın bir parçasını ve bağlayıcı hükmünü oluşturmaktadır. Sözleşme hükümlerinin yanı sıra anayasal hükümler de dikkate alındığında Türk hukuk sisteminde hak arama hürriyetinin açıkça kabul edildiği ve mevzuat hükümleriyle düzenlendiği açıktır. Belirtilen hükümler dışında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27. maddesinde yer alan ve davanın taraflarının, müdahillerinin ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiğine dair hüküm, HMK madde 30’da yer alan ve hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğuna dair hüküm, kanunun 71. maddesinde yer aldığı üzere dava ehliyeti bulunan herkesin, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabileceği ve takip edebileceği hükmü, HMK m. 334’te yer alan ve kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabileceklerine dair hüküm hak arama hürriyetinin uzantıları ve bu hakkın kullanımının özel görünümleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsama davanın açılmasına (HMK m. 118), davaya cevap verilmesine (HMK m. 126), davanın ihbarına (HMK m. 61), asli müdahaleye (HMK m. 65) ve feri müdahaleye (HMK m. 66) ilişkin hükümlerin de ilave edilmesi gereklidir.</p>

<p>Hak arama hürriyetinin Ceza Hukukundaki görünüm ve uzantıları 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 26/1 hükmüyle düzenlenen ve hakkını kullanan kimseye ceza verilmeyeceğine ilişkin yasal düzenleme ile şikayet ve savunma haklarının kullanımına ilişkin hükümlerdir. Aslında hak arama, ileri sürülmek ve kullanılmak istenen haktan bağımsız bir diğer hakka ve hürriyete ilişkin olduğundan ve hakkın kullanımından ötürü kimsenin cezalandırılmasının mümkün olmadığından ötürü hak arama hürriyetinin kullanılması sebebiyle de kimsenin cezalandırılmayacağı ortadadır. Bu halde hak arama, kişinin özgürlük alanına, karar mekanizmasına ve özgür iradesine tabidir. Hak arama hürriyeti yalnızca şikayet hakkını değil, bunun yanında savunma hakkını da içerdiğinden susma hakkı dahi hak arama hürriyetinin serbestisine ve kişinin özgür iradesi kapsamına girmektedir. Zira zorla, baskıyla ya da korku salarak konuşturulmak özgürlük alanına yapılan en ağır ve hukuksuz müdahalelerden birini oluşturmaktadır. Gerçekten de bazen konuşmak bazense susmak en temel haklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Susmanın gerekli olduğu durumlarda bu hakkın kullanımının engellenmesi iradeyi ve ifadeyi sakatlayan haller arasında yer almaktadır. Benzer şekilde vekille temsilin düzenlendiği, zorunlu vekil ve müdafilik sistemine yer verildiği tüm haller de aslında hak arama hürriyetine işaret etmektedir. Zira bazı hallerde kişi hakkını aramak istese de bu hakkı arayacak güce sahip olmayabilir. Bu güç her zaman maddi güçle ilişkilendirilemez. Kişilerin haklarını aramalarında bazen maddi imkansızlıklar bazen de diğer özel durumlar güçlük olarak karşımıza çıkabilir. Örneğin kişinin yatağa bağımlı halde yaşaması, çok yaşlı olması veya engel durumu sebebiyle adliyeye gidememesi, yaşının küçüklüğü ve benzer sebeplerle hakkını kullanma imkanına sahip olmaması, hatta kişinin temyiz kudretine sahip olmaması, hukuki bilgisinin bulunmaması, gözaltında, gözlem altında, ceza infaz kurumunda tutuklu veya konuyla bağlantılı veya başka suçtan hükümlü olması, hastanede tedavi görmesi, hatta yoğun bakımda olması, bilinç kaybı yaşıyor olması, akıl hastanesinde bulunması ve tüm bunlara benzer birçok durumda avukatla temsilin yeri son derece önemli, hatta doğrudan gerekli, bazen de zorunludur. Zaten bu sebeple zorunlu olarak avukat atamaları yapılmaktadır. Aksi halde beş yaşındaki bir çocuk kendisine karşı işlenen suçla ilgili olarak yasal haklarını kullanamayacaktır. Her durumda çocuğun ana babasının sağ ve sağlıklı olduğu düşünülemez. Hatta birçok durumda suçun faili, yaşı küçük çocuğun ana ve/veya babası olabilmektedir. Tüm bunlar da dikkate alındığında avukatla temsilin önemi ortadadır. Benzer şekilde gözaltındaki şüpheli delillerini fiziki ortamda dosyasına sunamayacaktır. Oysa delillerini avukatının sunmasını isteyebilir. Örneğin tutuklanması istemiyle sorgu hakimliğine sevk olunan ve nezarethanede olan şüpheli, avukatından, ailesindeki bir sağlık raporunu teslim alarak dosyasına sunmasını isteyebilir. Benzer şekilde atılı suçu işlememiş olan şüpheli gözaltında olduğu süreçte avukattan kamera kayıtları silinmeden alınmasını talep etmesini ya da savunmasında yarar olduğunu düşündüğü kamera kayıtlarını avukatının izlemesini ve ilgili önemli delil ve kayıtların savunmasına dahil edilmesini isteyebilir.</p>

<p>Hak arama hürriyetinin ne denli önemli olduğu izahtan varestedir. Ancak, bu hakkın kullanılmasının uygun görülmediği ve kullanımının engellendiği haller de mevcuttur. Bunlardan ilki hukuka uygun bir sınırlama olup hakkın kullanımı hukuk düzenince hoş karşılanmamakta ve hukuka aykırılık teşkil etmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesinde düzenlendiği üzere herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağına dair yasal düzenlemeler aslında hakkın varlığını kabul etmekte ancak kullanımını hukuka uygun bulmamaktadır. Zira bu halde hak sahibi iyi niyetli görülmemektedir. Örneğin avukatla temsil hakkının kötüye kullanılmasında olduğu gibi. Zira bazı hallerde kişilerin dava ve şikayet haklarını kötüye kullanarak bir başka kişiye iftira attıkları ve yalnızca karşı vekalet ücreti amacıyla dosyalara vekaletname sunulduğu, hatta bazı durumlarda hukuki destek amacıyla değil, yalnızca karşı vekalet ücreti alabilmek için avukat tayin edildiği görülmektedir. Tıpkı açılan hukuk davasından feragat edilmesi halinde, feragat dilekçesini gören davalının hemen bir avukata vekaletname vermesi ve davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesinden kısa süre önce ve aynı gün içerisinde dosyaya davalı vekili olarak vekaletname sunulmasında olduğu gibi. Bu gibi durumlarda aslında karşı vekalet ücretine hükmolunmaması gerekmektedir. Zira tasarrufu kişiye bağlı olan davadan feragat davayı sona erdirmektedir. Bu aşamadan sonra davalının kendisini vekille temsil ettirmesinde hukuki yararının olmadığı düşünülmektedir. Aksi durumun varlığı halinde bunun ilgili tarafça açıklanması gereklidir. Yoksa elbette avukatın süreçteki emeği ve çabası göz ardı edilemez. Ancak karşı vekalet ücretinin anlamı ve önemi, Yargıtay kararlarında da ifade edildiği üzere avukatın emek, gayret ve başarısını ödüllendirmek ve işin takibinde avukatın çabasını süreç sonuna kadar devam ettirmiş olmasıdır. Oysa verilen örnekte süreç neredeyse bitmek üzeredir ve davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi an meselesidir. Bu aşamadan sonra feragat eden davacının karşı vekalet ücretiyle karşılaşmaması gerekmektedir. Bunun dışında ve özellikle bazı davalarda karı koca avukatların veya aynı hukuk bürosunda çalışan ortakların birbirlerinin dosyalarına yalnızca karşı vekalet ücreti alabilmek amacıyla vekaletname sundukları da bilinmektedir. Burada vekille temsil hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığı her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Örneğin avukatın tutuklanması halinde elbette bir başka meslektaşı (bu kişi eşi, çocuğu veya iş ortağı olabilir) savunması üstlenebilir. Bir kişi yalnızca mesleği avukatlık olduğu için vekille temsil hakkından mahrum bırakılamaz. Zira birçok halde gerçekten de avukatın tarafı ve avukatı olduğu dosyalardaki hak ve yetkileri ile imkanları birbirinden farklılık arz etmektedir. Bu halde avukatın da kendisine bir vekil tayin etmesi gerekebilir. Örneğin icra takibi başlatılırken UYAP Avukat Portal ile UYAP Vatandaş Portal arasındaki farklılıklar, icra takibinin UYAP Vatandaş Portal üzerinden açılamaması, oysa vekilin icra takibini UYAP Avukat Portal üzerinden açabilmesi, e-duruşma imkanının yalnızca avukatlar için tanınması, avukatın tarafı olduğu dosyalarda bu imkandan mahrum olması, bazı dosya içeriklerine avukatların ulaşmasına rağmen tarafların ulaşamamaları, özellikle savcılık dosyalarını tarafların UYAP üzerinden görememeleri, oysa avukatların soruşturma dosyalarını inceleme izni istemelerinin ve bu yolla dosya içeriğini görebilmelerinin mümkün olması, cinsel suç dosyalarında tarafların bu dosyaları kovuşturma aşamasında bile UYAP üzerinden görememelerine rağmen avukatların dosyaya ulaşabilmeleri ve UYAP Avukat Portal üzerinden dosyayı ve içeriğini görebilmeleri ile buna benzer birçok husus dikkate alındığında, avukatın tarafı olduğu dosyalarda vekille temsilde kural olarak hukuki yararı bulunmaktadır. Ancak davanın başı veya ortaları yerine karara çıkacağı celsede ve özellikle savcının esas hakkındaki mütalaasında yazılı beraat isteminin öğrenilmesi üzerine dosyaya vekaletname sunulması, dosyadaki feragat veya kabul dilekçesinin görülmesi üzerine davanın bu yönde karara çıkacağı sabitken karardan önce dosyaya gereksiz şekilde ve yalnızca karşı vekalet ücreti amacıyla vekaletname sunulması, karı koca ya da ortak olan avukatların tarafı ve vekili oldukları dosyalarda yalnızca karşı vekaletname amacıyla hareket ettikleri durumlarda iftira, suç uydurma, delil yok etme, delil karartma, yalancı tanık bulma, tanıklara ifade ve beyan öğretme gibi hukuksuz, usulsüz ve hileli yollara başvurmaları ve bu hileli yolların açıkça anlaşılır olması halinde hak arama hürriyetinin kötüye kullanıldığı kabul edilmelidir. Elbette tüm bunları ortaya koyacak nitelikte sağlıklı bir yargı, bağımsız ve tarafsız hakimler, etkin ve etkili soruşturma yapan savcılar gereklidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 166/1’de evlilik birliğinin, ortak hayatın sürdürülmesi kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olması halinde eşlerden her birinin boşanma davası açabileceği, ancak davacının kusuru daha ağır ise davalının açılan davaya itiraz hakkı olduğu belirtilmektedir. Bunun yanı sıra bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilmesi de mümkün olmaktadır. Görüldüğü üzere itiraz hakkının kötüye kullanılmasının hukuki sonucu, itirazın etkisinin olmaması ve hak sahibi lehine sonuç doğurmaması ihtimali olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>HMK m. 329 hükmünün ilk fıkrasıyla kötü niyetli davalının veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan tarafın, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebileceği, vekâlet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması hâlinde, bu miktarın doğrudan mahkemece takdir olunacağı düzenlenmektedir. Maddenin ikinci fıkrasıyla da kötü niyet sahibi davalının veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan tarafın, bundan başka beş yüz Türk lirasından beş bin Türk lirasına<strong> </strong>kadar disiplin para cezasıyla mahkûm edilebileceği, bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezasının vekil hakkında uygulanacağı belirtilmektedir.</p>

<p>Hak arayışında kötü niyetin görüldüğü durumların yanı sıra hak arayışının gerekli ve yerine göre kişi bakımından yararlı, hatta zorunlu olmasına, bir diğer ifadeyle kişinin kendisini hukuki süreç başlatmakta zorunlu hissetmesine rağmen (örneğin haksız yere başlatılan icra takibine itiraz ederek takibin durdurulmasında olduğu gibi), yargısal mekanizmanın sağlıklı işlememesi, kişinin ifadesinin düzgün alınmaması, davaların yıllarca sürmesi, hakimin tarafsız olmaması, savcının etkin soruşturma yapma yükümlülüğünü ihlal etmesi, soruşturma dosyalarında şikayet olunan kolluk personelleri aleyhindeki delillerin toplanmaması, sıklıkla karşılaşıldığı üzere (karakol dahil tüm emniyet birimlerde ve jandarmada) kollukta kamera kayıtlarının olmadığının beyan edilmesi ve delillerin yok edilmiş olması, ocak ayında açılan davanın ilk duruşmasının adli tatilden sonrası eylül ayına verilmesi, eylül ayındaki duruşmanın bir sonraki yılın mart ayına ertelenmesi, davacı tarafça dosyasına çok sayıda tanık bildirilmişken, davacıya tanık listesinin içerisinden yalnızca iki tanığın seçilmesi için kesin süre verilmesi ve diğer tanıkların (örneğin beş tanıktan üçünün) dinlenmemesine karar verilmesi ve sonrasında kararın, dinlenen tanık sayısının az ve tanık beyanları dahil mevcut delillerin yetersiz oluşu sebep ve gerekçesiyle bozulması, gerekli olmasına ve açık taleplere rağmen hakimin keşfe gitmemekte direnmesi, sanığın beyanlarının tümümün zapta geçirilmediği yönündeki iddiası karşısında duruşmada SEGBİS kaydı yapılması talebinin varlığına rağmen mahkemenin savunmaları SEGBİS ile kayda almaması, mağdurun adli görüşme odasında (AGO) dinlenme isteğinin keyfi şekilde kabul edilmemesi ve yalnızca bu talebi sebebiyle müştekiye kızılarak müşteki kadın hiç dinlenmeden karar verilmesi, sanık savunmalarının çoğunun zapta geçirilmemesi, bu halde çelişkili durumların tespit edilmemesi, tutanakta yer almaması, bundan ötürü sanığın beraat etse bile iftira, suç uydurma ve yalan tanıklık suçlarından ötürü suç duyurusunda bulunma imkanının kalmaması, yargısal süreçte (soruşturma aşamasında) teşhis ve (kovuşturma aşamasında) karşılaştırma işlemlerinin yapılmaması, duruşmaya getirilen tanıkla kamera görüntülerinde ve resimlerde yer alan kişinin birbirinden farklı kişiler olması ve bu durumun mahkemeye bildirilmesine rağmen duruşmada hazır olan ancak olay yerinde olmayan kişiyle olay yerinde ve kamera açısında olan kişinin yan yana getirilmemesi ve karşılaştırmanın yapılmaması, müşteki hakkında iftira ve suç uydurma, duruşmaya getirilen kişi hakkında yalancı tanıklıktan ötürü işlem başlatılması için savcılığa ihbarda bulunulmaması, hukuk davalarında arazi keşfinde hakimin araçtan inmemesi ve keşif mahalline gitse de uyuşmazlık konusu yeri görmemesi, araziyi gezmemesi, tarafları ve tanıkları arazi başında dinlememesi, duruşmalarda davacı ve davalı vekillerinin, müşteki vekilinin ve sanık müdafinin beyanlarının sorulmaması, beyanların ve taleplerin tutanağa yazılmaması, vekil ve müdafilerin sözlerinin gereksiz şekilde kesilmesi, beyan kısımlarında öncesinden hazır metinlere ve şablonlara yer verilmesi, avukatın söylememesine rağmen <i>“Matbu şablonu değiştiremem.” </i>denilmesi ve söylenmeyen sözlerin tutanağa öncesinden yazılması, avukatın asıl beyanlarının yazılmaması, bu haliyle içeriği sahte evrak düzenlenmesi, duruşmaların ve özellikle başta tutuklama olmak üzere ağır tedbirlere karar verilen sorgu hakimliklerinde tutanakların şablonlar üzerinden ilerlemesi ve bunlara benzer hukuka aykırılıklar hak arama hürriyetini gölgelemekte, hakkın kullanımına zarar vermekte, hakkın kullanımını bazı hallerde doğrudan bazı hallerde dolaylı şekilde engellemektedir. Tüm bu hallerde ileri sürülen, aranmak ve kullanılmak istenen hak yalnızca kağıt üzerinde kalmakta ve kullanılamamaktadır. Örneğin sanığın sözünün kesilmesi ve konuşmasına izin verilmemesi savunma hakkını kısıtlama olduğu gibi şikayetçinin ifadesi bile alınmadan, deliller toplanmadan ve alınan beyanlarla dosyada yer alan deliller sağlıklı şekilde değerlendirilmeden taraflı şekilde karar verilmesi hak arama hürriyetine ve hakkın kullanımına gölge düşürmekte ve hak arama hürriyetinin anlamını yitirmesine yol açmaktadır.</p>

<p>Hak arama hürriyetinin önündeki en büyük engellerden biri de hiç şüphesiz yargılama harç, masraf ve giderlerinin yüksek oluşudur. Özellikle hukuk davaları açılırken ciddi anlamda yüksek harçlar ve gider avansları ödenmektedir. Gider avanslarının en baştan toplu şekilde yatırılması da tarafların dava açmalarına engel olmakta, bazı hallerde dava açılmasını geciktirmektedir. Örneğin harç ve masrafları o an için karşılama gücü olmayan bir kişi davasını açamamakta, belki de aylarca ertelemektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruların ücretsiz olmaması ve herkesin karşılayamayacağı miktarda başvuru harcının yatırılmasının gerekli ve zorunlu olması da dikkate alındığında harç, masraf, gider ve delil avanslarının aslında hak arama hürriyetinin önünde büyük bir engel olduğu, bu haliyle dava açma ve başvuru yapma hakları olan kişilerin bu haklarını kullanamadıkları görülmektedir. Ülkemizde hak ihlallerinin sayı ve oran olarak yüksek olduğu bilinmekte ve çokça ihlal iddiaları ve yakınmaları olmaktadır. Aslında Anayasa Mahkemesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular kadar yapılmak istenip de yapılamayan başvurular da bulunmaktadır. Dava ve başvuru harç, masraf ve giderleri sebebiyle açılmak istenip de açılmayan davaların, yapılmak istenip de yapılamayan başvuruların varlığı dikkate alındığında aslında hak arama hürriyetinin tam anlamıyla ve gerçek manada anlaşılamadığı ve çoğu zaman yazılı metinler üzerinde kaldığı görülmektedir. Oysa olması gereken hak arama hürriyetinin etkili şekilde tanınması, harç ve masrafların yüksek olmamasıdır. Elbette kötü niyetle açılan davalar ve yapılan başvurular önlenmeli, kötü niyeti hukuk düzeni korumamalıdır. Kimse haksız yere iftira, suç uydurma ve yalancı tanıklık gibi yollara başvurarak hileli iş ve işlemlere girişmemeli, aksi halde bunu yapanlar cezalandırılmalıdır. Yargısal süreç içerisinde tüm bunları önleyici mekanizmalarla bunları gören ve ayırt edebilen yargı mensupları da olmalıdır. Haksız yere kötü niyetle dava açılmamalıdır. Ancak kötü niyetli kişilerin varlığı, gerçekten mağdur olan ve hak sahibi olan iyi niyetli kişilerin hak arama süreçlerini baltalamamalı ve hukuki yolları tıkamamalıdır. Bu yüzden dava ve başvuru süreçleri harç, masraf, gider ve delil avansı ödenmesine bağlı olan hukuki yollar bakımından yapılması gereken, bu ödemelerin azaltılması ve hak arama sürecini başlatmak isteyen kişilerin ödemesi gereken tutarların makul ve karşılanabilir olması gereklidir. Bilindiği üzere herkesin adli yardım müessesesinden faydalanması olanaksızdır. Asgari ücretle çalışan veya emekli olan bir kişi açacağı davada sıklıkla adli yardımdan yararlanamamakta ve mahkemece adli yardım talebi reddedilebilmektedir. Oysa aylık 25 bin TL emekli maaşı alan ve başka geliri olmayan, aynı zamanda kira, elektrik, su, telefon ve ısınma giderleri ödeyen bir emeklinin bir dava açarken 10 bin TL dava harç ve masrafı ödemesi sıklıkla mümkün değildir. Bu yüzden kişinin yalnızca aylık gelirinin veya maaşının olması yüksek harç ve masraflara katlanma yükümlülüğü doğurmamalıdır. Ülkemiz ekonomik durumunun, kiraların yüksek oluşunun, hayat pahalılığının ve öngörülemezliğin de gözden uzak tutulmaması zorunludur. Bu yüzden Anayasada sayılan temel hak ve hürriyetlerin ihlali halinde ödenmesi gereken başvuru harcının yüksek olduğu değerlendirilmektedir. Açıklanan sebeplerden ötürü dava harç ve masraflarının hak arama hürriyetinin özüne zarar vermemesi, hakkın kullanımını engellememesi, harç ve masrafların yüksek oluşu sebebiyle hak arama hürriyetinin kullanılamaması gibi olumsuzlukların önüne geçilmesi ve bu tür olumsuzluklara etkili şekilde çözüm bulunması gereklidir.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki, hakkın varlığı kadar kullanılması ve ileri sürülmesi de önemlidir. Hatta bazı hallerde hak ancak dava yoluyla kullanılmaktadır. Örneğin inşai davalarda durum bu şekildedir. Bu yüzden kullanılması fiilen mümkün olmayan, doğrudan veya harç ve masrafların yüksek oluşunda olduğu gibi dolaylı olarak engellenen dava hakkının yalnızca mevzuat hükümlerinde yazılı olması, hakkın özüne zarar vermekte, adaletin tecellisine mani olmakta, sıklıkla da tecellisini geciktirmektedir. Bu yöndeki çözüm önerimiz ise hak arama hürriyetinin varlığının yazılı metinlerle tanınması kadar bu hak arayışında usul ekonomisinin gözetilmesi, dava ve başvuru harç ve masraflarının azaltılması, herkesçe karşılanabilir hale getirilmesi, iddet müddetinin kaldırılmasında olduğu gibi çekişmeli olmayan ve özellikle kadının evlendikten sonra yalnızca kendi soyadını kullanabilmesi maksadıyla açacağı davalar ile benzer diğer dava ve başvurularda harç ve gider avanslarının kaldırılması, takipsizlik kararlarına itiraz halinde itiraz masraflarının itiraz edenden tahsil edileceği şeklindeki uygulamanın dayanağı olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 330/1-1.cümle hükmüne "<i>KYOK itirazları hariç” </i>ibaresinin eklenmesi, Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruların harç ödenmeksizin veya sembolik ve düşük harçlarla yapılabilmesi gerekmektedir. Zira adalet dava ve başvuru sayılarının harç ve masrafların yüksek olması yüzünden ve başvuru yapılamadığından dolayı azalmasıyla değil, davaların ve başvuruların etkin ve etkili şekilde, hızlı, aksi durumda dahi makul, mazur görülür ve öngörülebilir sürede, hak arama hürriyetiyle bu hakkın uzantıları olan hukuki dinlenilme, meramını anlatma, kendini ifade etme, savunma, delil sunma ve delillerin toplanmasını isteme, vekille temsil edilme, davanın tarafsız ve bağımsız yargıç önünde görülmesini isteme, etkin soruşturma yapılmasını talep etme, davanın makul sürede tamamlanmasını isteme ve ilişkili veya benzer nitelikteki hakların ihlal edilmemesiyle sağlanır. Hak arama hürriyeti, adından da anlaşıldığı ve en başta ifade edildiği üzere bir hürriyet ve kişinin özgür irade alanı olup bu irade kişinin karar mekanizmasına bağlıdır. Hakkını aramak veya ileri sürmek isteyen kişinin dava ve başvuru harç ve masraflarını karşılaması halinde yaşam kalitesinin düşecek olması, birden fazla farklı başvurularının olması ve başvuru ücretlerinin toplamının kişiyi mağdur edecek olması gibi durumlarda aslında hak arama hürriyeti bir hürriyet olmaktan çıkmaktadır. Bu yüzden yargısal süreçte karşılaşılan harç, masraf, gider ve delil avanslarının tümünün gözden geçirilmesi, genel olarak miktar yönünden azaltmaya gidilmesi, bazı dava ve başvurularda bu harçların kaldırılması ve günümüz ekonomik koşullarında adli yardım müessesesinin uygulama alanının genişletilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-arb-aysen-guzel" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Arb. Ayşen GÜZEL"><img alt="Av. Arb. Ayşen GÜZEL" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/12/aysen-guzel-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-arb-aysen-guzel" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Arb. Ayşen GÜZEL">Av. Arb. Ayşen GÜZEL</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hak-arama-hurriyeti-ile-hakkin-kullanimini-engelleyen-haller-1</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/terazlsaa.jpg" type="image/jpeg" length="83675"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuki Akıl Yürütmeye Ekonomik Yaklaşımlar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hukuki-akil-yurutmeye-ekonomik-yaklasimlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hukuki-akil-yurutmeye-ekonomik-yaklasimlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel yazdı...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>Hukuki Akıl Yürütmeye Ekonomik Yaklaşımlar</strong></h3>

<h3><strong>(Economic Approaches to Legal Reasoning)</strong></h3>

<p></p>

<p>“<strong>Ekonominin temeli güvendir. Güvenin temeli hukuktur.”</strong></p>

<p><strong>Giriş</strong></p>

<p>Gelişmiş teleolojik bir akıl yürütme biçimi olarak <strong>ekonomi</strong>, yasal akıl yürütmede rol oynamak için ciddi bir aday olup, (1) Alternatif yasal kararların olası sonuçları hakkında bilgi sağlamakta, (2) Belirlenen hedeflere ulaşmanın en iyi yolları hakkında araçsal argümanlar sunmakta ve (3) Amaçsal yorumlamanın bir parçası olarak belirli yasal hükümler için arka plan gerekçeleri olarak arzu edilen politika hedeflerini belirlemektedir. Bu genellikle, kanunların veya yasal emsallerin kararı motive etmek için “ekonomik değerlendirmeler” gerektirdiği bağlamlarda gerçekleşir.</p>

<p>Kuşkusuz, hukuk ve ekonomi aynı sorunla karşılaşmaktadır: Enderlik bağlamında menfaatlerin çatışması ve bencillik sosyal açıdan arzu edilir sonuçlara nasıl kanalize edilir? Pazar bir çözüm iken, hukuk ta ötekisidir. Ve her ikisi etkileşim içindedirler.</p>

<p>Ekonomistler bencil davranan bir insan modeli üzerine disiplinlerini inşa ettiler. Genelde insanlar birer melek olmayıp, diğerkâmlık üzerine inşa edilecek hukuki veya ekonomik bir sistem, insanlara cennet vaat etse de hemen çökecektir. İlahi bir rehberlik yardımı söz konusu olsa bile, hukukun söylediği ile insanların yaptıkları arasında bir örtüşme olacağına inanmak hatalıdır. İnsanlar hukuka yalnızca öyle davranmanın kendi menfaatlerine olduğunda itaat edecekler ve her halde yasaların tahmil ettikleri dezavantajları da en asgariye indirmek üzere çaba harcayacaklardır.</p>

<p>Hukukun ekonomik işlevi de olası tüm zararları önlemek olmayıp, bedellerini en aza indirmek veya yararı en çoğa çıkarmaktır. İşte yaşamın gerçekleri ve yararcılıktan kaynaklanan bir çizgide yer alan hukukun ekonomik analizi, daha kolay bir ölçümleme ölçütü olarak ekonomik etkililiğin, zevk ve acı ölçütü olan “mutluluk aritmetiği” ile ikame edilmesidir. Ekonomik yaklaşım öncelikle ABD’de vücut bularak oldukça gelişme kaydetmiştir. Bu akımın temel tezi, “ekonomi kuramları ve deneysel yöntemlerinin hukuk sisteminin merkezi kurumlarına uygulanmasından ibarettir”.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">1</a></p>

<p>Hukukun ekonomik analizi, (1) Yasal kuralların etkilerinin belirlenmesi ve (2) Sosyal refahın iyi tanımlanmış tanımları açısından yasal kuralların etkilerinin arzu edilebilirliğinin değerlendirilmesiyle ilgilidir. Ekonomik analizin merkezinde, işlem maliyetlerinin yokluğunda kaynakların özel pazarlık yoluyla verimli bir şekilde tahsis edileceğini öne süren Coase Teoremi gibi fikirler yer almaktadır. Ekonomik analiz, haksız fiiller, sözleşmeler ve mülkiyet hukuku gibi çeşitli hukuk alanlarının yanı sıra finans piyasalarının düzenlenmesi, rekabet hukuku ve fikri mülkiyet korumaları üzerinde de büyük bir etkiye sahip olmuştur. Hukuk bilimcileri ve ekonomistler, bu kesişim noktalarını inceleyerek, yasaların karmaşık toplumsal bağlamlarda nasıl adalet, verimlilik ve etkili yönetişim sağlayabileceğini araştırmaktadır. Bu alan gelişmeye devam ederken, kuşkusuz, modern yasal çerçeveleri şekillendirmek ve ortaya çıkan ekonomik sorunları ele almak için hayati önem taşımaktadır.</p>

<p>Hukukun ekonomik analizi genellikle iki alt alana ayrılır: Pozitif ve normatif. Pozitif hukuk ve ekonomi, çeşitli yasal kuralların etkilerini tahmin etmek için ekonomik analiz kullanır. Pozitif ekol, büyük ölçüde savunucularının verimli yasal kuralların doğal olarak geliştiğine inanmaları nedeniyle, kendisini yasal sistemin ürettiği teşviklerin incelenmesiyle sınırlandırır.</p>

<p>Hâkim Richard <a name="_Hlk160198189">Posner</a>, basit ekonomik kavramların tüm hukuk dallarında-sözleşme, ayni haklar, ceza, aile, ticaret, anayasa, idare ve usul yasalarında- kullanılabileceğini sergiledi. O’nun (ilki 1973 yılında yayınlanan) “Hukukun Ekonomik Analizi” adlı eseri ekonominin hukuka ayrıntılı olarak uygulanmasını içermektedir.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">2</a></p>

<p>Ekonomistler hukuku teşvikleri (incentives) değiştiren bir sistem olarak görürken, hukukçular onu kurallar ve usuller sistemi olarak görmektedir. Bu çok temel bir ayrımdır. Hukukun ekonomik analizinde, hukukun etkili olup olmadığı söylenebilirse de etkililiğin iyi veya kötü olduğu söylenemez. Ekonomistler, serbest pazarı etkili olduğu için savunduklarında, değerden uzak bilim insanı gibi davranmıyorlar ve onlar ahlak felsefesine bir seçenek sunmuyorlar. <strong>Onlar liberal adalet ilkelerini savunmaktadırlar.</strong></p>

<p>Ekonomik analiz, kuşkusuz, hukukun farklı genellik seviyelerinde daha iyi anlaşılmasına ve daha iyi işleyişine katkıda bulunmuştur.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">3</a> Hukuki akıl yürütmedeki ekonomi, mahkemede hukuken geçerli kabul edilen yasal kuralların ve ilkelerin amaçları ve sonuçları hakkındaki argümanlarla ilgili olup, bunlar arasında şunlar yer almaktadır:</p>

<p>1. Alternatif yasal kararların olası sonuçlarının tahminleri;</p>

<p>2. Yasal olarak belirlenmiş bir amaca ulaşmanın en iyi yolları hakkındaki teknik normatif argümanlar ve</p>

<p>3. Belirli yasaların arzu edilen amaçları hakkındaki refahçı normatif argümanlar yer alır.</p>

<p>Hukuki akıl yürütmenin ekonomisi ise (1) Bireylerin, tüzel kişilerin ve hukuken görevlilerin rasyonel faaliyetleri açısından hukuki süreçlerin açıklayıcı modellerini ve (2) Hukuki süreçlerin tasarımına, yani hukukun kurumsal uygulama olarak yapısına ilişkin normatif önerileri içermektedir.</p>

<p>Ekonomi, iki ana yolla hukuki akıl yürütmeye katkıda bulunabilir: <strong>Birincisi,</strong> hukuki uygulama tarafından belirlenen koşullar altında. Hukuk ve ekonomi bilimcileri, bulgularının pratik etkisinin siyasi toplulukların veya hukuk sistemlerinin belirli özelliklerine bağlı olduğunu kabul ederken, bu koşulları en azından örtük olarak kabul ederler. Ekonominin hukuki akıl yürütmeye girmesinin en kısa yolu, ihtiyatlı veya sonuç odaklı argümanlar kılığındadır. Hâkimlerin davalara nasıl karar vermesi ve kuralları nasıl yorumlaması veya reform etmesi gerektiğine dair verimliliğe dayalı öneriler, hukuki kararların gerekçelendirilmesi için teleolojik veya sonuç odaklı argümanların geçerli olduğu ölçüde hukuki akıl yürütmede de geçerlidir. <strong>İkinci olarak</strong>, ekonomi, hukuk uygulayıcılarının bakış açısından kolayca açıklanamayan, hatta belki de görülemeyen hukuki muhakemenin yönlerine dikkat çekmekte ve bunları aydınlatmaktadır. Yargılamada veya daha geniş anlamda uyuşmazlık çözümünde hukuki muhakemenin kurumsal biçimleri, analiz gerektiren düzenliliklerin yanı sıra istenmeyen sistemik sonuçlar da sergilemektedir: Tanımlama, ölçme ve açıklama. Hukuki süreçler ayrıca, kendilerine dışsal normatif ölçütler dikkate alınarak değerlendirmeye tabidir. Bu açıdan bakıldığında, ekonomi karar vericilere olası reformları değerlendirmek için araçlar sağlamaktadır.</p>

<p>Yargı kararı çoğunlukla geçmişte meydana gelen bir dizi olgu hakkında hüküm verme anlamında geriye dönük olsa da bazen geleceğe atıfta bulunularak gerekçelendirilir. Hâkimler kararlarını sonuçsal değerlendirmelere dayandırma yetkisine sahip olduklarında, alternatif kararların beklenen sonuçlarıyla ilgili argümanlarla kararlarını gerekçelendirme görevleri de vardır. Hukuki akıl yürütme açısından, sonuçlar ancak kamuoyuna açık gerekçelendirme argümanlarında açıkça dile getirildikleri ölçüde önem taşır.</p>

<p>Kuşkusuz, sonuç kavramının açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Öncelikle, ‘hukuki’ ve ‘davranışsal’ sonuçları birbirinden ayırabiliriz. Hukuki sonuçlar hukuk sisteminin içindedir: Hâkim, “kuralın hangi tür davranışları yetkilendireceği veya yasaklayacağı” sorusunu sorarak, X veya Y yorumunun hukuk sistemindeki diğer kurallar üzerindeki mantıksal etkilerini inceler. Davranışsal sonuçlar ise hukuk sisteminin dışında, genel olarak toplumda “kuralın hangi insan davranışını teşvik edeceği veya caydıracağı” ile ilgilidir.</p>

<p>Bireysel ve sistemik davranışsal sonuçları daha da ayırt edebiliriz. İlki, bireysel bir davada yer alan tarafları ilgilendirmektedir. Örneğin, hâkimler genellikle bir suç zanlısının kaçma veya daha fazla suç işleme olasılığına dayanarak tutuklanıp tutuklanmayacağına karar verirler.</p>

<p>Sonuç odaklı bir yargı kararı (teleolojik bir argüman), belirsizlik altında üç aşamalı bir optimizasyon süreci olarak temsil edilebilir: Birincisi, ilgili normatif standart(ları) belirlemek; ikincisi, her olası kararın sonuçlarını standart(lar) tarafından belirtilen boyutlarda ölçmek; üçüncüsü ise, olası kararları ağırlıklandırıp karşılaştırarak genelde en iyi beklenen sonuçlara sahip olanı seçebilmektir.</p>

<p><strong>Sonuç Odaklı Akıl Yürütmenin Üç Adımı</strong></p>

<p><strong>Adım Karar Verici Tarafından Cevaplanacak Soru Zorluklar</strong></p>

<p>1. Tanımlama Hangi sonuçlar (etkiler) önemlidir? İşlevselleştirme</p>

<p>2. Ölçme Kararın etkisi nedir? Bilgi</p>

<p>3. Değerlendirme Hangi kararın genel olarak daha iyi sonuçları vardır? Dengeleme</p>

<p>Hukukun ekonomik işlevi de olası tüm zararları önlemek olmayıp, bedellerini en aza indirmek veya en çoğa çıkarmaktır. İşte yaşamın gerçekleri ile yararcılıktan kaynaklanan bir çizide yer alan hukukun ekonomik analizi, daha kolay bir ölçümleme ölçütü olarak ekonomik etkinliğin, zevk ve acı ölçütü olan mutluluk aritmetiği (felicific calculus) ile ikame edilmesidir. Ekonomik yaklaşım öncelikle ABD’de vücut bularak oldukça gelişme kaydetmiştir. Bu akımın temel tezi, “ekonomi kuramları ve deneysel yöntemlerinin hukuk sisteminin merkezi kurumlarına uygulanmasından ibarettir”. Bu bağlamda, normatif düzenlemeler ve mahkeme kararları pazar ajanlarının davranışlarını nasıl etkilemektedir? Mevcut normatif durumla maksimum faydayı sağlayıcı biçimde mevcut malların kullanılmasına yönelik teşviklerin sağlanması olanaklı mıdır? Hukukun ekonomik teorisini etkileştirmek üzere hukuk nasıl tasarlanmalıdır? Genelde, normatif düzenlemelerin/mahkeme kararlarının kişilerin davranışları üzerindeki etkileri nelerdir? Bu etkiler sosyal açıdan arzu edilmekte midir? Etkiler arzu edilmiyorsa, neden böyle olmaktadır? Birileri neden arzu edilemez oluğunu biliyorsa, bu durum nasıl değiştirilebilir? gibi soruların yanıtları aranmaktadır.</p>

<p>Hukuk fakültesi müfredatı, ekonomi ve psikoloji/sosyal psikoloji gibi alanları sarsan davranış devrimini neredeyse tamamen görmezden geldi. Hukuk kurallarımızı tasarlayan ve işleten hukukçular, sosyal ve davranış bilimlerinde nadiren zorunlu herhangi bir eğitim aldıkları için, çoğu ampirik çalışmalarla yanlış olduğu kanıtlanmış olan, insani kötü davranışlarla ilgili kendi sezgilerine güvenmek zorunda kaldılar.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">3</a></p>

<p>Sonuç olarak, hukuku, amaç belirlediğine ve temellendirilmesi akılda olduğuna göre, amaç değerlerin etik, sosyoloji ve ekonomiden çıkarılmakta olduğu bilinci ile hukuk eğitimi de şu nedenlerle yeniden formatlanmalıdır:</p>

<p>1. Ekonomistler, öteki sosyal bilimlerde olmayan, geniş ölçüde kabul görmüş teoriye sahiptirler;</p>

<p>2. Ekonomi, hukuk uygulamasında önemli bir yer tutmakta; yasalar bir bedel vazettiği gibi değiştirmekte, oldukça maliyetli olmakta; saik yaratmakta ve davranış değiştirmektedir, ve</p>

<p>3. Bir an için ekonomik değişkenlerin önemi göz ardı edilse bile, algılarımızda yer eden haklar, adalet ve ahlakilik düşüncesinin neye mal olacağının bilinmesi ihtiyacı vardır.</p>

<p>En yaygın biçimiyle hukukun ekonomik analizi, kaynakların etkili tahsisi ile onların ekonomik kullanımı ve aynı zamanda maksimum tatmin sağlayıcı biçimde kullanımını içeren etkililik ve özellikle “sosyal etkililiğe” odaklanmalıdır. Bu nitelikler “pareto optimumu/verimliliği”<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">4</a> ilkesinde birleştirilmiştir: <i>En azından bir kişi daha iyi olur ve hiç kimse daha kötü olmazsa sonuç daha verimlidir.</i> Bu ilke, kullanıcılara özgü şeylerin optimum bir konumu aranması yanında bu şeylerin üretim ve tahsisinde ekonomik bir optimum lük sağlanmasında etkinliğe işaret etmektedir. Hukukun rasyonel etüdü için, kara kaplı kitap insanı şimdiki zamanın insanı olabilirse de gelecek zamanın insanı istatistik ve ekonomi insanı olacaktır.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">5</a></p>

<p><strong>Hukuki Muhakeme</strong></p>

<p>Hukuki muhakeme, tüm hukuk sisteminin temeli olup, avukatlar ve hâkimlerin yasaları, tüzükleri ve hukuki ilkeleri analiz edip yorumlayarak mantıklı ve haklı bir sonuca ulaşma sürecidir. Hukuki muhakeme sanatı, hukuki ilkelerin derinlemesine anlaşılmasını, eleştirel düşünme becerilerini ve bu ilkeleri belirli durumlara uygulama yeteneğini gerektirir. Bununla birlikte, her birinin kendi güçlü ve zayıf yönleri olan farklı hukuki muhakeme yaklaşımları vardır.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/jhhgfg-6.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/1744611737454-26.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Ekonomik analiz, yinelersek, hukukun farklı genellik düzeylerinde daha iyi anlaşılmasına ve daha iyi işleyişine katkıda bulunmuştur. Hukuki akıl yürütme söz konusu olduğunda, bu katkılar iki büyük gruba ayrılır. Hukuki akıl yürütmedeki ekonomi, mahkemede hukuken geçerli kabul edilen yasal kuralların ve ilkelerin amaçları ve sonuçları hakkındaki argümanlarla ilgilidir.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">6</a></p>

<p><strong>Hukuk ve Ekonomi İlişkisi</strong></p>

<p>Hukuk, rasyonel davranış teorilerini değerlendirmek için zengin bir malzeme sağladığı için ekonomistler için ideal bir çalışma alanıdır. En yaratıcı araştırmacı bile, hukuki ihtilafların sıradan bir incelemesinin bile ortaya koyduğu durum çeşitliliğini hayal edemez.</p>

<p>İktisatçıların hukuku incelemesinin bir diğer nedeni de her iki disiplinin de farklı derecelerde teşviklerle ilgilenmesidir. İktisatta rasyonel karar vericiler, karşılaştıkları kısıtlamalara tabi olarak kendi çıkarlarını gözetmek için hareket ederler. Genellikle, bireylerin ekonomik kararlarını piyasalar bağlamında, piyasa fiyatlarına ve gelirlerine tabi olarak aldıklarını düşünürüz, ancak piyasa dışı kararlar da ekonomik bir bakış açısıyla analiz edilebilir. Nitekim, iktisadın açıklayıcı gücü en açık şekilde bu disiplinler arası bağlamlarda ortaya çıkar.</p>

<p>Hukuka ekonomik yaklaşım, rasyonel bireylerin yasal yaptırımların (para cezası, hapis cezası) tehdidini belirli davranış türleri için örtük fiyatlar olarak gördüğünü ve bu fiyatların, davranışı sosyal açıdan arzu edilen bir yöne yönlendirmek üzere ayarlanabileceğini varsayar. Yüz yıldan fazla bir süre önce, ünlü Amerikalı hâkim ve hukuk bilgini Oliver Wendell Holmes, hukuka ekonomik yaklaşımı iyi yansıtan bir hukuk teorisi ortaya koymuştur. Bu teori bazen hukukun <i>öngörü teorisi</i> olarak da adlandırılır.</p>

<p>Holmes'un teorisindeki kilit figür, ekonomi teorisindeki rasyonel karar vericiyle birçok ortak noktası olan "kötü adam"dır. Kötü adam, bilinçli olarak yasayı çiğnemeyi amaçlayan biri değildir; aksine, yasanın sınırlarını zorlamayı hedefleyen ve algılanan kazanç maliyeti aşarsa pişmanlık duymadan yasayı çiğneyecek rasyonel bir hesaplayıcıdır. Dolayısıyla, kötü adamın yasanın ne olduğunu ve onu çiğnemenin sonuçlarının ne olduğunu bilmekte büyük bir çıkarı vardır: "Yasayı ve başka hiçbir şeyi bilmek istiyorsanız, ona yalnızca bu bilginin tahmin etmesini sağladığı maddi sonuçları önemseyen kötü bir adam olarak bakmalısınız" (Holmes 1897, s.459).</p>

<p>Hukukun ekonomik modeli ise kötü adama odaklanmaz; çünkü ekonomistler insanların temelde ahlaksız olduğunu düşünürler. Birçok, belki de çoğu insan, doğru olma duygusuyla yasaya uyar ve bu nedenle yasal kurallardan marjinal olarak etkilenmezler. Böyle bir kişi, yakalanma olasılığına veya hapis cezasının ne kadar uzun veya kısa olacağına bakılmaksızın suç işlemeyecektir. Dolayısıyla, yasanın teşvik edici etkilerini incelemek için yasanın bağlayıcı bir kısıtlama olduğu kişilere odaklanmalıyız. Bununla birlikte, çoğu insanın en azından bazı durumlarda yasaya bu şekilde tepki verdiğini göreceğiz. Örneğin, ceza tehdidine rağmen bilinçli olarak suç işlemeyecek kişiler bile, potansiyel olarak haksız fiil sorumluluğuna (hatta hız sınırını aşmaktan dolayı cezai para cezasına) maruz kalmalarına neden olabilecek riskli faaliyetlerde (örneğin araba kullanmak gibi) bulunurken kararlar alırlar.</p>

<p><strong>Pozitif ve Normatif Analiz</strong></p>

<p>Hukukun ekonomik analizi iki türde yapılır: Pozitif ve normatif analiz. <i>Pozitif analiz,</i> insanların yasal yaptırım tehdidine nasıl tepki verdiğini şu sorular ile açıklamaya çalışır: Uzun süreli hapis cezaları daha fazla suçu caydıracak mı? Haksız fiil kurallarındaki değişiklikler kaza oranını nasıl etkileyecektir? Ya da daha tartışmalı bir konu olarak: Ölüm cezası adam öldürme oranını düşürecek mi? Silah sahipliğine getirilen kısıtlamalar suç oranını nasıl etkileyecektir? Dolayısıyla pozitif analiz, insanların hukuka bu şekilde tepki verdiği varsayımına dayanmaktadır.</p>

<p>Pozitif analiz bazen daha da ileri giderek, yasal kuralların ekonomik akıl yürütmeyi yansıtma eğiliminde olduğunu; başka bir deyişle, verimliliğin aslında hukukta yansıtılan bir sosyal hedef olduğunu ileri sürer. Bu ise hâkimlerin bireysel davalarda en iyi kararı belirlemek için bilinçli olarak ekonomik hesaplamalar yaptıkları iddiası değildir.</p>

<p>Pozitif analizin aksine, <i>normatif analiz</i>, yasanın verimlilik hedefine daha iyi ulaşmak için nasıl geliştirilebileceğini sormaktadır. Bu, sağlık hizmetleri/eğitim sisteminin nasıl daha verimli bir hale getirilebileceğini sormaya benzer. <strong>Bu analiz türü, verimliliğin yasanın yansıtması <i>gereken</i> bir hedef olduğu ve yasal kuralların bu hedefe ulaşamadığında değiştirilmesi gerektiği varsayımına dayanır.</strong> Bazı durumlarda bu tartışmasız ise de (örneğin dava sürecinin verimliliğini artırmayı amaçlayan önerilerde olduğu gibi) ancak verimliliğin yasanın teşvik etmesi gereken bir sosyal değer olduğu genel iddiası evrensel olarak kabul görmemektedir.</p>

<p><strong>Verimlilik, Hukuku Değerlendirmek İçin Geçerli Bir Ölçüt müdür?</strong></p>

<p>Eleştirmenler yasaları ekonomik verimlilik temelinde değerlendirmenin uygunsuz olduğunu savunmaktadır. Bunun yerine, yasanın adalet ve hakkaniyet gibi hedefleri izlemesi gerektiğini ileri sürmektedirler. Bunlar belirsiz terimlerdir, ancak yaygın bir anlamı toplumdaki servet dağılımıyla (dağıtıcı adalet) ilgilidir ve ekonomi, kaynaklarda en az fedakarlıkla adil bir dağılımın nasıl sağlanabileceği konusunda kesinlikle söyleyecek bir şeylere sahiptir. Adaletin bir başka anlamı ise basitçe verimlilik olabilir. Kıtlık/nedretlik dünyasında kaynakları israf etmek "ahlaksızdır" ve bu nedenle yasa, en azından diğer hedeflerle çelişmeyecek şekilde, bu tür israfı en aza indirgeyecek şekilde yapılandırılmalıdır-Posner.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">7</a></p>

<p>Kaplow ve Shavell (2002), toplumdaki tüm bireylerin refahının bir göstergesinin toplamı olarak tanımlanan <strong>sosyal refahın</strong>, yasal politikayı değerlendirmenin tek temeli olması gerektiğini savunmuşlardır. Bu argümana göre, adalet kavramları, insanların refahını artırdıkları ölçüde politikayı etkilemelidir. Aynı zamanda, servet maksimizasyonu gibi dar verimlilik kavramlarının da uygunsuz olduğunu, çünkü refahı etkileyebilecek faktörleri (örneğin, servet dağılımı) dışladıklarını ileri sürmektedirler.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">8</a></p>

<p>Bununla birlikte, pratik açıdan bakıldığında, verimliliğin belirli yasal kuralları değerlendirirken refah için en iyi gösterge olabileceğini öne sürüyorlar. Bu, özellikle açıkça ekonomik olan yasal sorular için geçerlidir. Örneğin, sözleşme ihlali tazminatları ticaretten elde edilen kazançları en üst düzeye çıkaracak şekilde yapılandırılmalı ve mülkiyet anlaşmazlıklarını düzenleyen yasalar pazarlığı teşvik etmeli ve dışsallıkları içselleştirmelidir.</p>

<p><strong>Verimlilik Kavramları</strong></p>

<p>Hukuka ekonomik yaklaşım, verimlilik kavramına dayanmaktadır. Bu nedenle, bunun tam olarak ne anlama geldiği konusunda net olmak önemlidir. Ekonomide verimliliğin temel tanımı Pareto verimliliğidir, ancak başka tanımlar da mevcuttur.</p>

<p><strong>Pareto Verimliliği</strong></p>

<p>Ekonomistler için "verimlilik" teknik bir kavram olup, günlük konuşmada "verimlilik" kullanımına yalnızca dolaylı bir bağlantısı vardır. Ekonomik verimliliği anlamak için, <i>Pareto ilkeleri ve bazen Kaldor-Hicks verimliliği</i> olarak adlandırılan ilgili bir düşünceye bakacağız.</p>

<p>Bir kaynak dağılımı, eğer yapılacak herhangi bir değişiklik, kişinin kendi standartlarına göre değerlendirildiğinde, tek bir kişiyi bile daha iyi duruma getirmeyecek ve en az bir kişiyi daha kötü duruma düşürecekse, Pareto optimaldir. Bunun ne anlama geldiğini anlamak için, A'dan bir varlığı alıp B'ye vermekten oluşan bir işlemden etkilenen sadece iki kişi (A ve B) olduğunu varsayalım. Eğer B, A'nın bu kaybını tamamen telafi eder ve kendisi de daha iyi durumda kalırsa, değişiklik Pareto üstündür. Benzer şekilde, birçok kişiyi etkileyen bir değişiklik, eğer değişiklikten potansiyel olarak zarar gören herkes tamamen telafi edilmişse ve kazananlar da bu sayede daha iyi durumda kalıyorsa, Pareto üstündür. Bir dağıtım, bu tür karşılıklı yarar sağlayan tüm değişimler tamamen tüketildiğinde Pareto optimal (veya verimli) olur.</p>

<p>Pareto verimliliği, kaynakların en ekonomik verimli bir şekilde tahsis edildiği anlamına gelir, ancak eşitlik veya adalet anlamına gelmez. İki bireyden ve aralarında dağıtılacak sabit bir mal ve hizmet seviyesinden oluşan bir toplumu ele alalım ve bu tür herhangi bir dağıtımı bir <i>tahsis olarak </i>tanımlayalım. Pareto verimli (veya Pareto optimal) olarak adlandırılan tahsisler, aşağıdaki iki tanımı karşılamaları anlamında tüm olası tahsisler arasında "en iyi" olanlardır: Birincisi, bir A tahsisi, başka bir B tahsisine göre <i>Pareto üstün olarak</i> kabul edilir, eğer her iki birey de A altında B'ye kıyasla en az aynı derecede iyi durumdaysa ve en az biri kesinlikle daha iyi durumdaysa. Bunun, farklı tahsislerin ikili karşılaştırmalarını yapmak için bir ölçüt olduğu unutulmamalıdır. Sadece iki bireyin herhangi iki mal sepeti altında refahlarını (veya faydalarını) değerlendirebilmelerini ve A altında mı, B altında mı daha iyi durumda olduklarına veya aralarında kayıtsız olup olmadıklarına karar verebilmelerini gerektirir. İkincisi, bir A tahsisi, <i>Pareto verimliliği</i> (veya <i>Pareto optimal</i>) olarak kabul edilir, eğer ona Pareto üstün olan başka bir tahsis yoksa.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu verimlilik anlayışı ciddi sorunlardan mustariptir. İlk olarak, bir işlemin <i>Pareto</i> verimliliğine sahip olması için, işlemden "kazananların" elde ettiği kazançların, kaybedenlerin kayıplarından daha büyük olması gerektiğini belirten formül gereği bu kayıpların nasıl hesaplanacağını düşünelim. Mevcut tek tutarlı ölçüt, kaybedenlerin her birinin rızasıdır. Dolayısıyla, bir işlem ancak kaybeden tarafın kendi memnuniyetine göre tam olarak tazmin edilebilmesi ve işlemden faydalanan taraf için de bir fazlalık kalması durumunda verimli olur. Bu durumda, bir işlemden etkilenen herhangi bir kişi, iradesi dışında bir varlıktan veya haktan mahrum bırakılmasına çok şiddetli bir şekilde itiraz ederse ve bu şekilde muamele görmesinden duyduğu mağduriyeti gidermek için çok yüksek düzeyde sonradan tazminat teklif edilmesi gerekirse, işlemin verimliliği şüpheli hale gelir.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10" title="">9</a></p>

<p><strong>Coase Teoremi</strong></p>

<p>Bu teoreme göre, kişiler bedelsiz görüşmeye istekli ve muktedir iseler (‘0’ işlem masrafı varsayımı), uygun haklar, en yüksek değeri verene bahşedilecektir.<a href="#_ftn11" name="_ftnref11" title="">10</a><sup> </sup>İngiliz ekonomist R.H.Coase (1910-2013) teoremi tarafları konfeksiyoncu ile doktor olan (Sturges v. Bridgman/1879 4CPD 172) komşuluk hukuku davasını inceleyerek sergilemiştir. Yıllarca sessizce birlikte yaşayan komşulardan doktorun muayene odasına bitişik konfeksiyoncunun mutfağında kullandığı aletlerin çıkardığı gürültü ve titreşim sorun oldu. Doktorun açtığı “men” davasında mahkeme gürültünün sonlandırılmasına karar verdi. Mahkemenin verdiği bu karar her iki mekânın kullanılmasını etkileyecek mi? Doktor ve konfeksiyoncunun müzakere edebilmesi halinde Coase’un yanıtı “hayır” idi.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="81">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="75">
   <p>Doktor</p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>Konfeksiyoncu</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="81">
   <p>Sessizlik</p>
   </td>
   <td valign="top" width="75">
   <p>4.000 ₺</p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>0 ₺</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="81">
   <p>Gürültü</p>
   </td>
   <td valign="top" width="75">
   <p>0 ₺</p>
   </td>
   <td valign="top" width="108">
   <p>8.000 ₺</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Doktorun sessizliğe veya konfeksiyoncunun gürültü yapmaya sahip olup olamayacağı üzerine pazarlık senaryosunu ele alalım. Sessizlik olduğunda doktor 4.000 ₺ kazanırken, konfeksiyoncu aletlerini kullanamayacağından kazancı sıfır olacaktır. Gürültü olduğunda hastalarına bakamayacağından doktorun kazancı sıfır olurken konfeksiyoncu 8.000 ₺ kazanacaktır. Bu durumda toplam miktar, konfeksiyoncu çalıştığında doktorun sessizlikteki kazanç miktarından fazla olduğundan gürültüyü tercih edeceğiz. Amaç <i>üretim değerini maksimize etmek</i> olduğundan kimin ne yaptığı önemli olmamaktadır.</p>

<p>Mahkemenin men kararı karşısında konfeksiyoncunun doktor ile pazarlığı için bir saiki belirmekte; mevcut sayısal değerlere göre doktor sessizliğe 4,000 ₺ verirken, konfeksiyoncu gürültülü üretime 8,000 ₺ değer verdiği görülmektedir. Bu iki değer arasında avantajlı bir pazarlık yapılabilir. 4,000 ₺ pazarlık payı içinde bir noktada anlaşmaya varabilirler. Bu durum, tarafların pazarlık yeti/gücüne bağlı olduğundan net bir miktar önceden tahmin edilemez. Alınan men kararı müzakere için başlangıç noktası oluşturmaktadır.</p>

<p>Şimdi mülkiyet hakkı öyle tesis edilmiş ki, doktorun sessizliğe hakkı olsun. Doktor sessizliğe sahip olabilir ve 4,000 ₺ kazanır olduğunda konfeksiyoncu gürültüyü doktorun sessizliğe verdiği değerden fazla değerlendirip, doktorun sessizliğini 4.500 ₺’ye satın alabilir.</p>

<p>Bu durumda aşağıdaki tablodaki değerler oluşacaktır.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="76">
   <p></p>
   </td>
   <td valign="top" width="71">
   <p>Doktor</p>
   </td>
   <td valign="top" width="102">
   <p>Konfeksiyoncu</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="76">
   <p>Sessizlik</p>
   </td>
   <td valign="top" width="71">
   <p>0 ₺</p>
   </td>
   <td valign="top" width="102">
   <p>0 ₺</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="76">
   <p>Gürültü</p>
   </td>
   <td valign="top" width="71">
   <p>4,500 ₺</p>
   </td>
   <td valign="top" width="102">
   <p>3,500 ₺</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>0+4500 8,000-4,500</p>

<p>Doktor 4,000 ₺ yerine 4,500 ₺’ye sahip olurken, konfeksiyoncu 0 ₺ yerine 3,500 ₺ sahibi olduğundan her ikisi de mutlu görünmekte ve bu sonuca göre üretimin toplam değeri 8.000 ₺ olmaktadır. Doktorun gürültüyü sonlandırma hakkı olmasına karşın, etkin çözüm gürültü olmaktadır.</p>

<p>Özetle, hukuki açıdan böyle bir davadaki karar, her arazi parçasının gelecekteki kullanımını belirleyecektir. Yalnız tarafların görüşmeye istekli olması varsayımını öngören ekonomiste göre, mahkeme kararı, her parçanın nasıl kullanılmasını belirleyen tüm süreç içinde yalnızca bir faktördür. Bu bağlamdaki ekonomik argüman, her iki tarafın kendi arazisini ne derece yüksek değerde olduğunu kabul etmesine dayalı bulunmaktadır. Konfeksiyoncu kendi kullanım değerini doktorun algıladığı kullanım değerinden daha yüksek görüyorsa, doktor lehine çıkan mahkeme kararının tenfizini satın alabilecektir. Benzeri şekilde de mahkemenin doktor aleyhine karar vermesi durumunda, doktor, kendi kullanım değerini konfeksiyoncunun gördüğünden daha yüksek algılıyorsa, zararlı kullanımın men’i için ödemeyi yapacaktır. Diğer bir anlatımla, mahkeme kararı ne olursa olsun, pazar, arazinin <i>en etkin</i> şekilde kullanımını belirleyecektir. O’nun çıkarımı, <i>özel pazar tasarruflarının, hükümet ajanları örneğin mahkemenin bu konudaki kararı olmaksızın da kaynakların tahsisinde ekonomik açıdan en etkili sonucu doğurabileceği</i> merkezindedir. Bu bağlamda sorulacak en uygun soru, haksız fiilde zararın etkileşim- de bulunan taraflardan kim tarafından ika edildiği değil, “<i>her iki faaliyetin üretim toplam değerinin nasıl maksimize edilebileceğidir”</i>. Coase, belli koşullar altında toplam üretim değerinin özel pazarlıkla (<i>Caosean bargaining</i>) maksimize edileceğini ileri sürdü. Bu doğrultuda, hukukun, ekonomik etkililiğin gereklerine göre sorumluluk/sorumsuzluk belirlemede<a href="#_ftn12" name="_ftnref12" title="">11</a>ekonomik yaşamın gereklerini yansıtması gerektiği ileri sürülebilir. Burada hukuki düzenleme kaynakların etkin tahsisini etkilememektedir. Ancak etkilediği bir alanda zarara kimin katlanacağını, külfetin kimin cebinden çıkacağını hukuki düzenleme belirlemektedir. Konfeksiyoncunun haklı bulunması durumunda zarara doktor, doktorun haklı bulunması durumunda konfeksiyoncu katlanacaktır.</p>

<p>Yalnız bu teorimin sınırlı durumlara özgü olduğu unutulmamalıdır:</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal" type="1">
 <li>Yalnızca iki veya en azından çok az tarafın olması,</li>
 <li>Bunların birbirinden tamamen bağımsız bulunması; satın alma bakımından tam bir rekabetin varlığı,</li>
 <li>Tarafların stratejik davranmak yerine iş birliği içinde bulunmaları,</li>
 <li>Tarafların kazanımlar ve kayıplar konusunda karşılıklı bilgi sahibi olmak yanında işlem (<i>transaction) </i>bedelinin<a href="#_ftn13" name="_ftnref13" title="">12</a> olmayışı ile girişimin kolaylaşmasıdır.</li>
</ol>

<p></p>

<p>Görüldüğü üzere, teoremin geçerliliği istemli olmaya dayalıdır. Etkilenen taraflar ihtilaf çözümüne istekli olarak yanaşmalıdırlar.<a href="#_ftn14" name="_ftnref14" title="">13</a></p>

<p><strong>Sonuç </strong></p>

<p>Hukuki akıl yürütmeye yönelik ekonomik yaklaşımlar, yasaların oluşturulmasını, uygulanmasını ve etkinliğini analiz etmek için mikroekonomi teorisini ve istatistiksel modelleri kullanmktadır. Bu çerçeve, yasa koyucular (legisprudence), hâkimler ve vatandaşlar da dahil olmak üzere hukuk aktörlerinin, maliyet-fayda dengeleri, teşvikler ve verimlilik kavramları etrafında yasayı şekillendiren rasyonel fayda maksimize ediciler olarak hareket ettiğini varsayar.</p>

<p>Hukukun ekonomik analizi olarak anılan disiplin tipik olarak iki temel metodoloji içermektedir:</p>

<p><i>- Pozitif Analiz</i>: İnsanların belirli yasal kurallara nasıl tepki vereceğini tanımlamak ve tahmin etmek için ekonomik modellerin kullanılmasıdır. Bir yasanın davranışsal etkilerinin ne olacağı sorusuna cevap vermeye yardımcı olur; örneğin, belirli bir haksız fiil sorumluluk standardının kazaları caydırıp caydırmayacağı gibi.</p>

<p><i>- Normatif Analiz</i>: Yasaların arzu edilen toplumsal hedeflere ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmek ve yasal reformlar önermek için ekonomik ölçütlere—özellikle verimlilik ve servet maksimi- zasyonu—başvurulmasıdır.</p>

<p>Hukuki akıl yürütmede kullanılan temel ekonomik mekanizmalar ise şunlardır:</p>

<p>1. Teşvikler: Yasal kurallardaki değişikliklerin (örneğin para cezalarının veya tazminatların şiddetinin değiştirilmesi gibi) potansiyel suçluların maliyet-fayda analizini değiştirdiği ve davranışları temelden değiştirdiği varsayımı,</p>

<p>2. Verimlilik: Tahsis verimliliği (kaynakların en yüksek değere sahip kullanımlara dağıtılması) veya Coase Teoremi (işlem maliyetlerinin yokluğunda, özel tarafların yasal hakların ilk tahsisine bakılmaksızın verimli bir şekilde müzakere edeceğini öngören teorem) gibi kavramlara dayalı olarak yasaların değerlendirilmesi,</p>

<p>3. Rasyonel Seçim: Beklenen fayda teorisinin yasal süreçleri modellemek için uygulanması; tarafların, beklenen maliyetler ve başarı olasılığına dayanarak bir anlaşmazlığı uzlaşma yoluyla mı yoksa dava yoluyla mı çözeceklerini tahmin etme ve</p>

<p>4. Davranışsal Hukuk ve Ekonomi: Gerçek insan davranışının sıklıkla katı, mükemmel rasyonel "homo economicus" modelinden sapma gösterdiği sınırlı rasyonelliği açıklamak için bilişsel psikolojiyi entegre eden çağdaş bir geliştirmedir.</p>

<p>Bu çerçeveye ilişkin akademik kaynaklar, ekonomik muhakemenin mahkeme kararlarına, düzenleyici çerçevelere ve yasal yorumlara nasıl açıkça entegre edildiğini ayrıntılı olarak ele almaktadır. Bu, siyaset yapıcıların yeni yasalar hazırlarken ödünleşmeleri değerlendirmeleri ve toplumsal refahı en üst düzeye çıkarmaları için sistematik bir yöntem sunmaktadır.</p>

<p>Ekonomik analiz, kuşkusuz, karmaşık piyasa dinamiklerini uygulanabilir içgörülere dönüştürerek hukuki stratejiyi temelden güçlendirir. Rekabet hukuku ve anti tröst hukuku konularında, ekonometrik modelleme piyasa yoğunlaşmasını, fiyatlandırma modellerini ve rekabet etkilerini nicelleştirerek soyut hukuki teorileri somut ve savunulabilir kanıtlara dönüştürür. Ticari telafi davaları, düzenleyici kararları desteklemek veya sorgulamak için ekonomik etki değerlendirmelerine, maliyet-fayda analizlerine ve zarar miktarının belirlenmesine dayanır.</p>

<p>Kuşkusuz, veri analiz bilimi ve yapay zekanın entegrasyonu bu yetenekleri daha da geliştirmiştir. Makine öğrenmesi algoritmaları, geleneksel analizlerin gözden kaçırabileceği fiyat anormalliklerini, tüketici davranış kalıplarını ve piyasa manipülasyonu sinyallerini belirlemek için büyük veri kümelerini işlemekte; tahmine dayalı analizler, hukukçuların düzenleyici sonuçları tahmin etmelerine, dava riskini istatistiksel hassasiyetle değerlendirmelerine ve tazminat hesaplamalarını benzer davalarla karşılaştırmalarına olanak tanımakta; ekonomik analiz ve gelişmiş teknoloji birlikte güçlü bir rekabet avantajı yaratmaktadır. Bu araçlarla donatılmış hukuk profesyonelleri, giderek daha fazla veri odaklı hale gelen hukuk ortamında müvekkilleri için değeri en üst düzeye çıkaran kanıta dayalı stratejiler sunabilmektedir.</p>

<p>Hukukun ekonomik analizi, hukuk kurumlarının reformu için alternatif modelleri değerlendirmede de değerli bir araç olabilir. Bu yaklaşım, reform için üç temel ilke önermektedir: Hukukun kapsamını daraltmak, hukuku basitleştirmek ve hukuk sistemine erişimi değiştirmek için teşvikler kullanmak. Hukuk kuralları çok karmaşık hale gelebileceğinden, bunları basitleştirmek kıt kaynaklardan tasarruf sağlayabilir. Dava sayısını önemli ölçüde azaltmanın bir yolu da kaza mağdurlarının alabileceği tazminat miktarını yasal yargılamaya bırakmak yerine, önceden belirlenmiş çizelgeler veya tablolar kullanarak hesaplamaktır.</p>

<p><a name="_Hlk238979315">Hem ekonomi hem de hukuk, kuşkusuz, ayrı ayrı güçlü disiplinlerdir, ancak bir araya geldiklerinde farklı bir şey ortaya çıkar. Hukuk ve ekonomi, hukuk mesleğinin kural merkezli otoritesini, ana akım ekonominin benimsediği insan tercihleri ​​ve davranışlarına yönelik öngörücü, bilimsel yaklaşımla birleştirir. Kural geliştirme ve sonuç öngörülebilirliğinin birleşimi, hükümet, iş dünyası ve akademi kurumları arasında önemli bir kabul görmüş bir yaklaşım ve bir topluluk yaratır. </a>Yine de bu yaklaşım ve topluluk, daha geniş çağdaş sosyal yaşamın dışında yer almaz. Onlar ve başarıları kendi başlarına sosyal olgular olup, dünyamızı, hukuk ve ekonomiyi sosyal ve kültürel bir perspektiften öğrenmemizi gerektiren şekillerde şekillendirmişlerdir.</p>

<p>Hukukun ekonomik işlevi de olası tüm zararları önlemek olmayıp, bedellerini en aza indirmek veya en çoğa çıkarmaktır. İşte yaşamın gerçekleri ile yararcılıktan kaynaklanan bir çizide yer alan hukukun ekonomik analizi, daha kolay bir ölçümleme ölçütü olarak ekonomik <i>etkinliğin,</i> zevk ve acı ölçütü olan mutluluk aritmetiği (<i>felicific calculus</i>) ile ikame edilmesidir. Ekonomik yaklaşım öncelikle ABD’de vücut bularak oldukça gelişme kaydetmiştir.<a href="#_ftn15" name="_ftnref15" title="">14</a> Bu akımın temel tezi, “e<i>konomi kuramları ve deneysel yöntemlerinin hukuk sisteminin merkezi kurumlarına uygulanmasından ibarettir</i>”. Bu bağlamda, normatif düzenlemeler ve mahkeme kararları pazar ajanlarının davranışlarını nasıl etkilemektedir? Mevcut normatif durumla maksimum faydayı sağlayıcı biçimde mevcut malların kullanılmasına yönelik teşviklerin sağlanması olanaklı mıdır? Hukukun ekonomik teorisini etkileştirmek üzere hukuk nasıl tasarlanmalıdır? Genelde, normatif düzenlemelerin/mahkeme kararlarının kişilerin davranışları üzerindeki etkileri nelerdir? Bu etkiler sosyal açıdan arzu edilmekte midir? Etkiler arzu edilmiyorsa, neden böyle olmaktadır? Birileri neden arzu edilemez oluğunu biliyorsa, bu durum nasıl değiştirilebilir? gibi soruların yanıtları aranmaya devam edecektir.</p>

<p></p>

<p>“<strong>İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet (hukuk) yoktur</strong>.” John Forbes Nash (1928-2015).</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/afafgg.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<h3><strong>Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel </strong></h3>

<p></p>

<p><span style="color:#999999">---------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">1</span></a><span style="color:#999999"> Mustafa T. Yücel. </span><a href="https://www.hukukihaber.net/hukukun-ekonomik-analizi-economic-analysis-of-law" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://hukukihaber.net/Hukukun-Ekonomik-Analizi</span></a><span style="color:#999999"> </span><a href="https://www.hukukihaber.net/hukuk-ve-ekonomi-hareketinin-merkezindeki-anahtar-fikirler" rel="dofollow"><span style="color:#999999">https://hukukihaber.net/Hukuk-ve-Ekonomi-Hareketinin-Merkezindeki-Anahtar-Fikirler</span></a></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">2</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. R. Posner. <strong>Economic Analysis of Law</strong> Boston: Little, Brown &amp; Co., 4.bası, 1992; Serdar Yay. Hukukun İktisadi Analizi: Richard A. Posner’in Hukuk ve İktisat Yaklaşımına Katkıları. SOSBİLDER [Internet]. 01 Aralık 2019;(EK SAYI (2019):415-40. Erişim adresi: https://izlik.org/JA53EZ97DZ</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">3</span></a><span style="color:#999999"> Péter Cserne, Fabrizio Esposito <strong>(Editörler) Hukuki Akıl Yürütmeye Ekonomik Yaklaşımlar: Genel Bir Bakış, </strong>Palgrave 2020.</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">3</span></a><span style="color:#999999"> Mustafa T. Yücel. “Hukuk Eğitimi Üzerine Sosyo-Juridik Bir İncelemr-Yeni Ufuklar” <strong>Ceza Adaletine Özgün Sorunlar, </strong>Adalet Yayınevi, 2023, ss.287-319.</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">4</span></a><span style="color:#999999"> “Pareto Optimumu Nedir? Pareto Verimliliği Ne Demek?” <strong>Milliyet</strong> (27/8/2021).</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">5</span></a><span style="color:#999999"> Justice O. W. Holmes. <strong>Path of Law</strong>, 1897.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">6</span></a><span style="color:#999999"> Brian H. Bix, Frederick W. Thomas<strong>. Hukuki Akıl Yürütme ve Yorumlamaya Ekonomik Yaklaşımlar, </strong>Edward Edger, 2018. Thomas J. Miceli. <strong>The Economic Approach to Law</strong>, Third Edition, 2017.</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">7</span></a><span style="color:#999999"> Richard A. Posner. Values and Consequences: An Introduction to Economic Analysis of Law, 30, 1998.</span></p>

<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title=""><span style="color:#999999">8</span></a><span style="color:#999999"> Louis Kaplow and Steven Shavell E<strong>conomic analysis of law</strong> Chapter 25 in Handbook of Public Economics, 2002, vol. 3, pp 1661-1784.</span></p>

<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10" title=""><span style="color:#999999">9</span></a><span style="color:#999999"> Pareto Optimality and the Rule of Law: Critique of Buchanan's Political Economy 2000, SSRN Electronic Journal</span></p>

<p><span style="color:#999999">https://doi.org/10.2139/SSRN.2680535</span></p>

<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11" title=""><span style="color:#999999">10</span></a><span style="color:#999999"> R.H.Coase. “The Problem of Social Costs” 3 <strong>Journal of Law and Economics</strong> 1, 1960 ss.1-44; J.L.Coleman. <strong>Markets, Morals and the Law </strong>Cambridge:Cambridge Press.1988, ss.69-76; R.A. Posner. <strong>Overcoming Law </strong>5. Bası, 1998, pp.409-425. A.U. Turkbağ. “Hukuk ve Ekonomi Anlayışı ya da Hukukun Ekonomik Analizi” <strong>HFSA </strong>8,2003, ss.58-68; J.Rawls. <strong>Justice as Fairness</strong>, Cambridge, MA, 2001. Mustafa T. Yücel. <strong>Hukuk Felsefesi</strong>, 6.bası, Ankara, 2026.</span></p>

<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12" title=""><span style="color:#999999">11</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. S.R. Perry. “Tort Law” <strong>A Companion to Philosophy of Law and Legal Theory</strong> (Ed. By D. Patterson) Blackwell Publishers, 2000. p.60.</span></p>

<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13" title=""><span style="color:#999999">12</span></a><span style="color:#999999"> <i>Transaction/işlem</i> bedeli, ayni hakların saptanması, infazı ve transferi bedellerini içermektedir.</span></p>

<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14" title=""><span style="color:#999999">13</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. W.Wegel. <strong>Economics of the Law</strong>, Routledge, 2008, s.50 v;.C.Veljanovski. <strong>The Economics of Law</strong>, 2. Bası, London, 2006.s.85 vd.</span></p>

<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15" title=""><span style="color:#999999">14</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. R. Posner <strong>Economic Analysis of Law </strong>Boston: Little, Brown &amp; Co.,<strong> </strong>4.bası, 1992<strong>; </strong>Coase, her disiplinin şu üç temel nitelikle tanımlanabileceğini önermektedir: Müşterek bir teori veya yaklaşım, müşterek analiz teknikleri ve müşterek bir konu. X disiplinin Y disiplinine katkısı, teknik, yaklaşım ve konu açısından ne ölçüde Y disiplinine ilgili ve farklı olduğuna dayalıdır. Bkz. R.H. Coase. “Economics and Contiguous Disciplines” 7 <strong>J.Legal Studies</strong>, 201, 1978; ekonomik ve hukuk arasındaki farklılık şöyle sergilenebilir: <i>Ex post karşıtı ex ante’</i>dir<i>. </i>Hukukçular tipik olarak retrospektif bir tutum sergilerken, ekonomistler, kurallar ve kararların potansiyel sanıklar/davacıların seçimleri ve eylemleri üzerindeki etkisine bakarlar.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hukuki-akil-yurutmeye-ekonomik-yaklasimlar</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/08/terazi/terazi-tok-borsa-sermaye.jpg" type="image/jpeg" length="51291"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2025/5888 E., 2026/2935 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20255888-e-20262935-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20255888-e-20262935-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 11.05.2026 tarihli, 2025/5888 E., 2026/2935 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>3. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/5888 E., 2026/2935 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI : 2025/1009 E., 2025/1733 K.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/38 E., 2025/100 K.</p>

<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p>Uyuşmazlık, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.</p>

<p>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, alacaklı olan davacının icra takibinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesinin uygulanmasını talep etmesi nedeniyle, icra takibinden sonra, itirazın iptali davasından önce borçlu tarafından yapılan ödemelerin öncelikle faizden düşülmesinin gerekmesine bağlı olarak davacı tarafın itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmasına, faiz türünün doğru olarak belirlendiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,<br />
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br />
11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-3-hukuk-dairesinin-20255888-e-20262935-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 00:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargiadtaddsa.jpg" type="image/jpeg" length="92823"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maaş ve Emekli Maaşına Haciz Sınırı: Nereye Kadar Kesilebilir?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/maas-ve-emekli-maasina-haciz-siniri-nereye-kadar-kesilebilir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/maas-ve-emekli-maasina-haciz-siniri-nereye-kadar-kesilebilir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bordrosunda beklenmedik bir kesinti gören çalışanların sayısı hiç az değil, Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de icra dairelerindeki dosya sayısı <strong>20 milyonu aşmış</strong> durumda ve bu dosyaların önemli bir kısmı maaş haczi olarak sonuçlanıyor. Peki işvereniniz bordronuzdan <strong>ne kadarını</strong> kesebilir, emekli maaşınız da aynı kurala mı tabi? 2004 sayılı <strong>İcra ve İflas Kanunu’nun 83. maddesi</strong>, bu sorunun cevabını net bir sınırla veriyor: kural olarak maaşın <strong>dörtte birinden fazlası</strong> haczedilemez.</p>

<p>Ama “kural olarak” ifadesi burada kritik: nafaka gibi bazı alacaklarda bu sınır <strong>tamamen ortadan kalkabiliyor</strong>. Emekli maaşında ise durum çalışan maaşından <strong>farklı işliyor</strong>. Bu rehberde bordronuzu veya emekli maaş dekontunuzu elinize aldığınızda neye bakmanız gerektiğini adım adım anlatıyoruz.</p>

<p><strong>Maaş Haczinde Genel Kural: Dörtte Bir Sınırı Nedir?</strong></p>

<p>İcra ve İflas Kanunu’nun 83. maddesi, maaş, ücret ve benzeri gelirlerin haczinde işçiyi ve memuru tamamen gelirsiz bırakmayı yasaklar. Kural şudur: alacaklı, borçlunun maaşının <strong>dörtte birinden fazlasına</strong> haciz koyduramaz; geri kalan dörtte üç, borçlunun ve ailesinin geçimi için <strong>dokunulmaz</strong> kabul edilir.</p>

<p>Somut bir örnek: Bahçelievler’de bir mağazada çalışan Volkan’ın net maaşı 30.000 TL. Adına açılan icra dosyası kesinleştiğinde, işverenine gelen haciz müzekkeresi maaşının <strong>en fazla 7.500 TL’sini</strong> kesebilir; kalan 22.500 TL her ay eksiksiz hesabına yatmaya devam eder. Birden fazla haciz dosyası olsa bile toplam kesinti yine bu dörtte birlik sınırı <strong>aşamaz</strong>, dosyalar sıraya girer.</p>

<p><strong>Bunu Biliyor Muydunuz?</strong></p>

<p>Dörtte bir sınırı sadece <strong>net maaş</strong> üzerinden hesaplanır; yol, yemek gibi bazı sosyal yardımların haciz açısından değerlendirmesi işin niteliğine göre değişebilir. Bordronuzdaki kesinti kalemlerini anlamıyorsanız bir uzmana danışmakta fayda var.</p>

<p>Maaş haczinde kesinti tutarı, net ücretin dörtte biriyle sınırlıdır.</p>

<p><strong>Emekli Maaşında Haciz Sınırı Farklı mı?</strong></p>

<p>Evet, oldukça farklı işliyor. <strong>5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesi</strong> uyarınca SGK tarafından bağlanan emekli aylıkları <strong>kural olarak haczedilemez</strong>. Yani normal bir ticari borç, kredi kartı borcu veya senet borcu için emekli maaşınıza doğrudan haciz konulamaz, bu, çalışan maaşındaki dörtte bir kuralından çok daha güçlü bir korumadır.</p>

<p>Emekli olan Necla Hanım’ın örneği bunu iyi anlatıyor: yıllar önce kefil olduğu bir kredi nedeniyle adına icra takibi başlatıldığında, avukatı UYAP’tan dosyayı inceleyip emekli aylığının <strong>haczedilemez gelir</strong> statüsünde olduğunu bildirdi; SGK’dan gelen haciz talebi bu gerekçeyle reddedildi. Bu istisna, milyonlarca emekliyi borç baskısından koruyan önemli bir güvencedir (Ağustos 2026 itibarıyla yürürlükte).</p>

<p><strong>Nafaka Alacağı Gibi İstisnalar: Sınır Kalkıyor mu?</strong></p>

<p>Hem maaş hem emekli aylığı için bir istisna var ki, o da <strong>nafaka alacağı</strong>. Türk Medeni Kanunu ve İİK’nın birlikte uygulanmasıyla, nafaka borcunda haciz <strong>dörtte bir sınırına tabi değildir</strong>, hâkimin belirlediği nafaka tutarının tamamı, gelirin niteliğine bakılmaksızın kesilebilir. Bu kural emekli maaşı için de geçerlidir; 93. maddedeki haczedilemezlik istisnası <strong>nafaka borcunu kapsamaz</strong>.</p>

<p>Örneğin nafaka ödemeyen bir baba düşünün: mahkeme aylık 4.000 TL nafakaya hükmetmiş ama baba ödemeyi sürekli aksatıyorsa, alacaklı eş icra dosyası açıp doğrudan maaşa ya da emekli aylığına <strong>tam tutarda</strong> haciz koydurabilir. Nafaka miktarının nasıl belirlendiğini ve mahkemenin hangi ölçütlere baktığını merak ediyorsanız bu konuyu ayrıca ele almıştık.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="3"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p><strong>Gelir Türü</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Adi Borçta (Kredi/Senet)</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Nafaka Borcunda</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Çalışan maaşı</p>
   </td>
   <td>
   <p>En fazla <strong>1/4</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>Nafaka tutarının <strong>tamamı</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <p>Emekli aylığı (SGK)</p>
   </td>
   <td>
   <p><strong>Haczedilemez</strong></p>
   </td>
   <td>
   <p>Nafaka tutarının <strong>tamamı</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Haciz Bildirimi Geldiğinde İşvereniniz Ne Yapmalı?</strong></p>

<p>İcra dairesinden gelen <strong>haciz müzekkeresi</strong> doğrudan işverene tebliğ edilir ve işveren bu bildirimi almasından itibaren kesintiye başlamakla yükümlüdür. İşverenin bildirimi görmezden gelmesi veya kesintiyi yapmaması, işvereni <strong>kesilmesi gereken tutardan şahsen sorumlu</strong> hale getirebilir, yani bu, çalışanın değil işverenin de dikkat etmesi gereken bir süreçtir.</p>

<p><strong>İşveren Açısından Süreç</strong></p>

<p><strong>1. Adım:</strong> İcra dairesinden haciz müzekkeresi işverene tebliğ edilir</p>

<p><strong>2. Adım:</strong> İnsan kaynakları, çalışanın net maaşının dörtte birini (veya nafaka ise tam tutarı) hesaplar</p>

<p><strong>3. Adım:</strong> Kesinti, bordroya işlenerek her ay düzenli biçimde icra dosyasına gönderilir</p>

<p><strong>4. Adım:</strong> Borç kapandığında icra dairesinden gelen <strong>haczin kaldırılması yazısı</strong> ile kesinti durdurulur</p>

<p>Bir muhasebe bürosunda İK sorumlusu olan Derya, kendisine gelen haciz yazısını rutin bir evrak sanıp bir hafta işleme almadı; bu gecikme nedeniyle şirket, çalışanın kesilmeyen kısmından <strong>sorumlu tutulma</strong> riskiyle karşı karşıya kaldı. Bu yüzden İK departmanlarının haciz müzekkerelerini <strong>öncelikli evrak</strong> olarak ele alması gerekir.</p>

<p>Emekli aylıkları, nafaka borcu dışında kural olarak haczedilemez.</p>

<p><strong>Fazla veya Haksız Kesinti Yapılırsa İtiraz Yolu</strong></p>

<p>Bordronuzda dörtte birlik sınırı aşan bir kesinti görürseniz ya da emekli aylığınızdan nafaka dışı bir sebeple haciz yapıldığını fark ederseniz, bu durumu <strong>sessizce kabul etmek zorunda değilsiniz</strong>. İlk adım, işvereninize veya SGK’ya yazılı olarak durumu bildirmek; kesinti hâlâ düzelmiyorsa <strong>icra mahkemesine şikâyet</strong> yoluyla fazla kesilen tutarın iadesi istenebilir.</p>

<p>Örneğin serbest çalışan Ferhat’ın SGK’dan bağlanan emekli aylığına, kredi kartı borcu nedeniyle yanlışlıkla haciz konulduğunda, avukatı 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesine dayanarak icra dairesine itiraz etti ve <strong>haczin kaldırılmasını</strong> sağladı.</p>

<p><strong>Aklınızda Kalması Gerekenler</strong></p>

<p>• Çalışan maaşında adi borçlarda kesinti <strong>dörtte biri</strong> aşamaz</p>

<p>• SGK emekli aylığı, nafaka dışında <strong>kural olarak haczedilmez</strong></p>

<p>• Nafaka alacağında her iki gelir türünde de <strong>tam tutar</strong> kesilebilir</p>

<p>• Haksız kesintide <strong>icra mahkemesine şikâyet</strong> hakkınız var</p>

<p><strong>Asgari ücretin tamamına haciz konulabilir mi?</strong></p>

<p>Hayır. Dörtte bir sınırı asgari ücretli çalışanlar için de geçerlidir; işveren net ücretin en fazla dörtte birini kesebilir, kalanı çalışana ödenmeye devam eder.</p>

<p><strong>Birden fazla icra dosyası varsa maaşımın tamamı mı gider?</strong></p>

<p>Hayır. Kaç dosya olursa olsun toplam kesinti yine net maaşın dörtte biriyle sınırlıdır; dosyalar geliş sırasına göre bu payı paylaşır, öndeki dosya bitmeden sıradaki dosyaya kesinti aktarılmaz.</p>

<p><strong>Emekli olduktan sonra eski maaş haczim otomatik olarak düşer mi?</strong></p>

<p>Otomatik değildir; emekliliğe geçtiğinizde işvereninizdeki haciz müzekkeresi sona erer ama SGK’ya bu durumun ayrıca bildirilmesi ve haczedilemezlik istisnasının uygulanması gerekir. Sürecin takibi için icra dosyanızı kontrol etmeniz önerilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Özetle akılda tutulması gerekenler:</strong></p>

<p>- Çalışan maaşında adi borç haczi, net ücretin <strong>dörtte biriyle</strong> sınırlıdır (İİK md. 83).</p>

<p>- SGK emekli aylığı, nafaka dışındaki borçlarda <strong>kural olarak haczedilemez</strong> (5510 sayılı Kanun md. 93).</p>

<p>- Nafaka alacağında hem maaşta hem emekli aylığında <strong>dörtte bir sınırı uygulanmaz</strong>, tam tutar kesilebilir.</p>

<p>- Haciz müzekkeresi işverene tebliğ edilir; işverenin kesintiyi zamanında yapması <strong>yasal bir zorunluluktur</strong>.</p>

<p>- Sınırı aşan veya hatalı bir kesinti gördüğünüzde <strong>icra mahkemesine şikâyet</strong> yoluyla düzeltme talep edebilirsiniz.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ"><img alt="Av. Aysel ABA KESİCİ" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/_177u8YhhhYlhlhjuauhghghhhghjhhhhhhhhjgjggjhhhhhghhghhhhhghghhjujhghhjhhjjhhhgjhjj8.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-aysel-aba-kesici" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Aysel ABA KESİCİ">Av. Aysel ABA KESİCİ</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/maas-ve-emekli-maasina-haciz-siniri-nereye-kadar-kesilebilir-1</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/bankamatik-pa.jpg" type="image/jpeg" length="44003"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir Demokrasi Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/izmir-demokrasi-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/izmir-demokrasi-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Demokrasi Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği, 31 Ağustos 2026 Tarihli ve 33356 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İzmir Demokrasi Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç ve kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; İzmir Demokrasi Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsünde yürütülen tezli ve tezsiz yüksek lisans, doktora, sanatta yeterlik programlarından oluşan lisansüstü eğitim programlarına öğrenci kabulü ile eğitim-öğretim ve sınavlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü ve 44 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) AGNO: Derslerin her birinden elde edilen başarı notuyla o dersin kredisinin çarpılması ile elde edilecek sayılar toplamının krediler toplamına bölünmesi ile elde edilen, bölünme sonucu noktadan sonra iki hane yürütülüp yuvarlatılarak belirlenen değerini ifade eden ağırlıklı genel not ortalamasını,</p>

<p>b) AKTS: İş yüküne dayalı Avrupa Kredi Transfer Sistemini,</p>

<p>c) ALES: Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>ç) Danışman: İzmir Demokrasi Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsünde yürütülen ilgili lisansüstü programa kayıtlı öğrenciye, ders dönemi ile tez veya dönem projesi hazırlama sürecinde akademik rehberlik yapmak üzere Enstitü Yönetim Kurulu tarafından atanan; öğretim üyeleri ile doktora veya sanatta yeterlik unvanına sahip öğretim elemanlarını,</p>

<p>d) Dönem projesi: Tezsiz yüksek lisans programı sırasında öğrencilerce hazırlanacak proje çalışmasını,</p>

<p>e) EABD/EASD: Enstitü Ana Bilim Dalını/Enstitü Ana Sanat Dalını,</p>

<p>f) EABDB/EASDB: Enstitü Ana Bilim Dalı Başkanlığını/Enstitü Ana Sanat Dalı Başkanlığını,</p>

<p>g) EK: Enstitü Kurulunu,</p>

<p>ğ) Enstitü: İzmir Demokrasi Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsünü,</p>

<p>h) Eşdeğer diploma programı: İsimleri aynı olan veya enstitü yönetim kurulu tarafından içeriklerinin en az %80’inin aynı olduğu tespit edilen diploma programlarını,</p>

<p>ı) EYK: Enstitü Yönetim Kurulunu,</p>

<p>i) GMAT: Uluslararası Graduate Management Admission Test sınavını,</p>

<p>j) GRE: Uluslararası Graduate Record Examination sınavını,</p>

<p>k) Kredi: Bir yarıyıl boyunca devam eden bir lisansüstü dersin haftalık teorik ders saatinin tamamı ile bir haftalık uygulama, atölye çalışması veya laboratuvar saatinin yarısının toplanması sonucu bulunan birim değeri,</p>

<p>l) Lisansüstü ikinci öğretim programı: Mesai saatleri dışında yapılan öğretim programını,</p>

<p>m) Lisansüstü uzaktan öğretim programı: Bilişim teknolojileri destekli internet aracılığı ile gerçekleştirilen lisansüstü öğretim programını,</p>

<p>n) Mezuniyet Komisyonu: İlgili EABDB/EASDB tarafından belirlenecek üç yıl süre ile atanan üç öğretim üyesini,</p>

<p>o) Muafiyet ve İntibak Komisyonu: İlgili EABDB/EASDB tarafından belirlenecek üç yıl süre ile atanan üç öğretim üyesini,</p>

<p>ö) Müdür: Enstitü Müdürünü,</p>

<p>p) OBS: Öğrenci Bilgi Sistemini,</p>

<p>r) ÖSYM: Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığını,</p>

<p>s) Program: Enstitünün tezli ve tezsiz yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik programını,</p>

<p>ş) Rektörlük: İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörlüğünü,</p>

<p>t) Senato: İzmir Demokrasi Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>u) Tez izleme komitesi: Doktora veya sanatta yeterlik öğrencisinin tez önerisini değerlendirmek, tez çalışmalarına rehberlik etmek, yönlendirmek görevini üstlenen biri tez danışmanı olmak üzere en az üç öğretim üyesinden oluşan komiteyi,</p>

<p>ü) TUS: Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavını,</p>

<p>v) Üniversite: İzmir Demokrasi Üniversitesini,</p>

<p>y) ÜYK: Üniversite Yönetim Kurulunu,</p>

<p>z) YÖK: Yükseköğretim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Kontenjanların ve Koşulların Belirlenmesi, İlan, Kabul, Kayıt</p>

<p><strong>Kontenjanların ilanı ve başvuru </strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Lisansüstü her program için kontenjan ve 5 inci maddede belirtilen zorunlu başvuru şartlarına aykırı olmamak şartıyla başvuru koşulları, EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB tarafından Enstitü Müdürlüğüne önerilir. Bu kontenjanlar EK tarafından karara bağlanır ve Senatoya sunulur. Senatonun onayladığı kontenjanlar Rektörlük tarafından ilan edilir. Öğrenci kontenjanları, EABD/EASD’deki öğretim üyelerinin danışmanlık yükleri dikkate alınarak tespit edilir.</p>

<p>(2) Öğrenci kabul edilecek programlar, kontenjanlar, başvuru koşulları, gerekli belgeler ile başvuru, kabul, yazılı veya sözlü ya da her iki türde sınav ile kayıt tarihleri Senatonun onayı üzerine Rektörlük tarafından ilan edilir ve Enstitünün resmî internet sitesinde duyurulur.</p>

<p>(3) Askerlik durumuna ilişkin işlemlerde adayın beyanı esas alınır.</p>

<p>(4) Aday, beyanını destekleyen belgeleri başvuru sırasında OBS’ye yüklemekle yükümlüdür. Yanlış, eksik veya gerçeğe aykırı beyandan doğan sorumluluk adaya aittir.</p>

<p><strong>Zorunlu başvuru koşulları ve başvuruların değerlendirilmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Yüksek lisans programlarına başvuru için adayların aşağıdaki şartları sağlaması gerekir:</p>

<p>a) EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB tarafından Enstitüye önerilen, EK tarafından uygun görülen ve Senato tarafından belirlenen türde; yurt içindeki veya YÖK tarafından denkliği ya da tanınması kabul edilmiş yurt dışındaki fakülte ya da yüksekokulların birinden alınmış lisans diplomasına sahip olmak zorunludur.</p>

<p>b) Tezli yüksek lisans programlarında, başvurduğu programın puan türünde ALES’ten en az 55 puan veya YÖK tarafından eşdeğerliği kabul edilen GRE, GMAT ve benzeri sınavlardan bu puana muadil bir puan almış olmak gerekir. EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB’nin Enstitüye önerisi ve EK’nin kararı üzerine Senato onayı ile programların niteliğine göre 55 puandan az olmamak kaydıyla daha yüksek bir asgari puan şartı belirlenebilir.</p>

<p>c) Tezli yüksek lisans programlarında, yabancı dil ile ilgili olarak, 6 ncı maddedeki esaslara göre belirlenecek olan şartlara sahip olmak gerekir.</p>

<p>ç) EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB tarafından Enstitüye önerilen ve EK’nin onayından sonra Senato tarafından belirlenen diğer şartlara sahip olmak gerekir.</p>

<p>d) Doktora/ sanatta yeterlik/tıpta uzmanlık/diş hekimliğinde uzmanlık/veteriner hekimliğinde uzmanlık/eczacılıkta uzmanlık mezunlarının yüksek lisans programlarına başvurularında ALES şartı aranmaz. Bu kapsamdaki adayların değerlendirme işlemleri için;</p>

<p>1) Mezun olduğu lisansüstü programa girişteki puan türü veya uzmanlık alanı dikkate alınmaksızın, 55’ten düşük 75’ten fazla olmamak üzere Senato tarafından bir puan belirlenir ve ilgili programın şartlarında ilan edilir.</p>

<p>2) İlan edilen puan, puan türüne bakılmaksızın ALES puanı olarak hesaplamalara dâhil edilir.</p>

<p>3) Bu adaylar daha önceden aldığı puan türü veya doktora, sanatta yeterlik ya da uzmanlık alanından farklı bir alanda başvuru yapabilir.</p>

<p>e) Tezsiz yüksek lisans programlarına başvurularda ALES ve yabancı dil puanı şartı aranmaz. Programlara öğrenci kabulünde sadece adayların lisans mezuniyet not ortalaması esas alınır. Adaylar, mezuniyet not ortalamalarına göre en yüksek puandan başlanarak sıralanır ve ilan edilen kontenjan dâhilinde EYK kararıyla yerleştirilir.</p>

<p>(2) Doktora programlarına tezli yüksek lisans diploması ile başvuran adayların aşağıdaki şartları sağlaması gerekir:</p>

<p>a) EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB tarafından Enstitüye önerilen, EK tarafından uygun görülen ve Senato tarafından belirlenen türde; yurt içindeki veya YÖK tarafından denkliği ya da tanınması kabul edilmiş yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından, başvurduğu programın bilim veya sanat dalıyla ilgili tezli yüksek lisans derecesine sahip olmak zorunludur.</p>

<p>b) Başvurduğu programın puan türünde ALES’ten en az 70 puan veya YÖK tarafından eşdeğerliği kabul edilen GRE, GMAT ve benzeri sınavlardan bu puana muadil bir puan almış olmak gerekir. EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB’nin Enstitüye önerisi ve EK’nin kararı üzerine Senato onayı ile programların niteliğine göre 70 puandan az olmamak kaydıyla daha yüksek bir asgari puan şartı belirlenebilir.</p>

<p>c) Doktora programlarında, yabancı dil ile ilgili olarak, 6 ncı maddedeki esaslara göre belirlenecek olan şartlara sahip olmak gerekir.</p>

<p>ç) Tezli yüksek lisans mezuniyet not ortalamasının 100’lük sistemde en az 80 veya 4’lük sistemde en az 3,00 ya da bunlara eşdeğerliği kabul edilen bir puan olması zorunludur.</p>

<p>d) EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB tarafından Enstitüye önerilen ve EK’nin onayından sonra Senato tarafından belirlenen diğer şartlara sahip olmak gerekir.</p>

<p>e) Doktora, sanatta yeterlik, tıpta uzmanlık, diş hekimliğinde uzmanlık, veteriner hekimliğinde uzmanlık veya eczacılıkta uzmanlık mezunlarının doktora programlarına başvurularında ALES şartı aranmaz. Bu adayların değerlendirme işlemleri için;</p>

<p>1) Mezun olduğu lisansüstü programa girişteki puan türü veya uzmanlık alanı dikkate alınmaksızın, ALES puanı 75 puan olarak hesaplamalara dâhil edilir.</p>

<p>2) Bu adaylar daha önceden aldığı puan türü veya doktora, sanatta yeterlik ya da uzmanlık alanından farklı bir alanda başvuru yapabilir.</p>

<p>f) Tıp, diş hekimliği, veteriner, eczacılık fakülteleri ile hazırlık sınıfları hariç en az on yarıyıl süreli lisans diplomasına veya ilgili mevzuatta düzenlenen esaslara göre bir laboratuvar dalında kazanılan uzmanlık yetkisine sahip olmaları ve başvurduğu programın puan türünde 55 puandan az olmamak koşuluyla Senato tarafından belirlenen ALES puanına sahip olmaları gerekir.</p>

<p>(3) Lisans derecesiyle bütünleşik doktora programlarına başvuran adayların aşağıdaki şartları sağlaması gerekir:</p>

<p>a) EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB tarafından Enstitüye önerilen, EK tarafından uygun görülen ve Senato tarafından belirlenen türde; yurt içindeki veya YÖK tarafından denkliği ya da tanınması kabul edilmiş yurt dışındaki bir bilim veya sanat dalında lisans derecesine sahip olmak zorunludur.</p>

<p>b) Başvurduğu programın puan türünde ALES’ten en az 80 puan veya YÖK tarafından eşdeğerliği kabul edilen GRE, GMAT ve benzeri sınavlardan bu puana karşılık gelen bir puana sahip olmak gerekir. EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB veya EASDB tarafından Enstitüye önerilen ve EK kararı üzerine Senato tarafından belirlenmek kaydıyla, programların niteliğine göre 80 puandan az olmamak üzere daha yüksek bir asgari puan şartı getirilebilir.</p>

<p>c) Yabancı dil ile ilgili olarak, 6 ncı maddedeki esaslara göre belirlenecek olan şartlara sahip olmak gerekir.</p>

<p>ç) Lisans mezuniyet not ortalamalarının 100’lük sistemde en az 80 veya 4’lük sistemde en az 3,00 ya da bunlara eşdeğerliği kabul edilen bir puana sahip olması zorunludur.</p>

<p>d) EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB tarafından Enstitüye önerilen ve EK’nin onayından sonra Senato tarafından belirlenen diğer şartlara sahip olmak gerekir.</p>

<p>(4) Tezli yüksek lisans veya doktora programlarına başvuran adayların başvurularının değerlendirilmesi ALES puanı, lisans ya da yüksek lisans not ortalaması ile sözlü ya da yazılı veya her iki türde yapılacak sınav sonucuna göre yapılır. Yazılı sınav ve sözlü sınavın beraber yapılması hâlinde, adayların değerlendirmeye alınabilmesi için yazılı ve sözlü sınavların tümüne girmesi zorunludur. Yazılı veya sözlü sınavlardan birinin yapılması durumunda söz konusu sınavdan alınan not; yazılı ve sözlü sınavın beraber yapılması hâlinde ise iki sınavdan alınan notların aritmetik ortalaması giriş sınav notunu oluşturur.</p>

<p>(5) Tezli yüksek lisans programına öğrenci kabulünde yabancı dil puanının başvuru koşulu olarak arandığı programlarda genel başarı notunun hesaplanmasında; ALES puanına %50, lisans mezuniyet notuna %20, giriş sınav notuna %20 ve yabancı dil puanına %10 ağırlık verilir. Yabancı dil puanının başvuru koşulu olarak aranmadığı programlarda genel başarı notunun hesaplanmasında, ALES puanına %50, lisans mezuniyet notuna %20, giriş sınav notuna %30 ağırlık verilir. Giriş sınav notu 50 puanın altında olan aday başarısız sayılır. Genel başarı notu en az 65 ve üzeri puan olan adaylar, en yüksek puandan başlanarak kontenjan dâhilinde ilgili EYK’nin kararıyla programlara yerleştirilir.</p>

<p>(6) Doktora programına öğrenci kabulünde genel başarı notunun hesaplanmasında; lisans derecesi ile başvuranların lisans, yüksek lisans derecesi ile başvuranların tezli yüksek lisans mezuniyet notuna %20, ALES veya temel tıp puanına %50, giriş sınavı sonucuna %20 ve yabancı dil puanına %10 ağırlık verilir. Giriş sınavından 60 puanın altında olan aday başarısız sayılır. Genel başarı notu en az 70 ve üzeri puan olan adaylar, en yüksek puandan başlanarak kontenjan dâhilinde ilgili EYK’nin kararıyla programlara yerleştirilir.</p>

<p>(7) Güzel Sanatlar Fakültesi ana bilim ve ana sanat dalları yüksek lisans programları için ALES koşulu aranmaz. Bu programlara başvuran adayların genel başarı notunun hesaplanmasında; lisans mezuniyet notuna %40, sözlü ya da yazılı veya her iki türde yapılacak giriş sınavı sonucuna %50 ve yabancı dil puanına %10 ağırlık verilir. Yabancı dil puanının başvuru koşulu olarak aranmadığı programlarda genel başarı notunun hesaplanmasında lisans mezuniyet notuna %45, sözlü ya da yazılı veya her iki türde yapılacak giriş sınavı sonucuna %55 ağırlık verilir. Giriş sınavından 50 puanın altında alan aday başarısız sayılır. Genel başarı notu en az 65 ve üzeri puan olan adaylar, en yüksek puandan başlanarak kontenjan dâhilinde ilgili EYK’nin kararıyla programlara yerleştirilir.</p>

<p>(8) Yabancı uyruklu adaylar ile lisans eğitiminin tamamını yurt dışında tamamlayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı adayların lisansüstü programlara kabulünde, 10 uncu maddede belirtilen genel hükümler uygulanır. Bununla birlikte, ilgili programların niteliğine göre aranacak ek başvuru koşulları ile kabul usul ve esasları; EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB’nin Enstitüye önerisi ve EK kararı üzerine Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(9) Hazırlık sınıfları hariç, on yarıyıl süreli lisans eğitimi alanlar yüksek lisans derecesine sahip sayılır.</p>

<p>(10) Temel tıp bilimlerinde doktora programlarına başvurabilmek için tıp fakültesi mezunlarının lisans diplomasına ve 50 puandan az olmamak koşuluyla TUS’tan alınmış temel tıp puanına veya ALES’in sayısal puan türünde en az 55 tam puana sahip olmaları gerekir.</p>

<p>(11) Temel tıp bilimlerinde doktora programlarına başvurabilmek için tıp fakültesi mezunu olmayanların tezli yüksek lisans diplomasına, diş hekimliği, eczacılık ve veteriner fakülteleri mezunlarının lisans derecesine ve ALES’in sayısal puan türünde en az 55 tam puana sahip olmaları gerekir.</p>

<p>(12) Temel tıp puanı, TUS’ta temel tıp bilimleri Testi-1 bölümünden elde edilen standart puanın 0,7; klinik tıp bilimleri testinden elde edilen standart puanın 0,3 ile çarpılarak toplanması ile elde edilir.</p>

<p><strong>Yabancı dil puanına ilişkin esaslar</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Yabancı dil puanının belirlenmesine ilişkin esaslar şunlardır:</p>

<p>a) Tezli yüksek lisans programlarından eğitim dili Türkçe olanlar ile eğitim dili tamamen veya kısmen yabancı dil olanlara yapılacak başvurularda yabancı dil puanı aranıp aranmayacağı; aranacak ise gerekli olan asgari yabancı dil puanı, EABD/EASD kurul kararı ile EABDB/EASDB tarafından yapılan öneri ve EK’nin uygun görüşü üzerine Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>b) Tezli yüksek lisans programlarında yabancı dil puanının başvuru şartı olarak aranması hâlinde; adayların YÖK tarafından kabul edilen merkezî yabancı dil sınavları ile eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından ya da İzmir Demokrasi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu tarafından yapılacak olan yabancı dil sınavından en az 40 puan almış olmaları gerekir. EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB’nin Enstitüye önerisi, EK’nin kararı ve Senatonun onayıyla, programların niteliğine göre bu asgari puan yükseltilebilir.</p>

<p>c) Doktora veya sanatta yeterlik programlarına başvurularda; adayların ana dilleri dışında, YÖK tarafından kabul edilen merkezî yabancı dil sınavları ile eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından en az 55 puan veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından bu puan muadili bir puan alması zorunludur. EABD/EASD kurulunun gerekçeli önerisi, EK’nin kararı ve Senatonun onayı ile programların niteliğine göre bu asgari puanlar yükseltilebilir.</p>

<p><strong>Bilimsel hazırlık programına öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Yüksek lisans, doktora veya sanatta yeterlik programlarına kabul edilen öğrencilerden; lisans veya yüksek lisans derecesini kabul edildikleri yüksek lisans veya doktora ya da sanatta yeterlik programından farklı alanlarda almış olanlara veya lisans ya da yüksek lisans derecesini kabul edildikleri yükseköğretim kurumu dışındaki yükseköğretim kurumlarından almış olan yüksek lisans veya doktora programı adayları için eksikliklerini gidermek amacıyla bilimsel hazırlık programı uygulanabilir.</p>

<p>(2) Bilimsel hazırlık komitesi, EABDB/EASDB tarafından önerilen ve EYK tarafından onaylanan üç öğretim üyesinden oluşur. Bilimsel hazırlık komitesinin görev süresi üç yıl olup, komite üyeleri bir sonraki dönemde yeniden görevlendirilebilir. Belirtilen süreler içinde öğretim üyesinin komite üyeliğinden ayrılmak istemesi ya da EABD/EASD’den ayrılması durumunda bilimsel hazırlık komitesine yeni üye önerilir.</p>

<p>(3) Bilimsel hazırlık programında öğrencinin alması gereken dersler 6 krediden az ve 21 krediden fazla olmamak koşuluyla, bilimsel hazırlık komitesi kararı ile birlikte EABDB/EASDB’nin önerisi ve EYK kararıyla OBS’de öğrenciye tanımlanır.</p>

<p>(4) Bilimsel hazırlık programında alınması zorunlu dersler, ilgili lisansüstü programını tamamlamak için gerekli görülen derslerin yerine geçemez. Ancak bilimsel hazırlık programındaki bir öğrenci, bilimsel hazırlık derslerinin yanı sıra ilgili bilimsel hazırlık komitesi kararına istinaden EABDB/EASDB’nin önerisi ve EYK’nin onayı ile lisansüstü programdan dersler de alabilir.</p>

<p>(5) Bilimsel hazırlık programı kapsamında alınması öngörülen dersler, yüksek lisans programı için öğrencinin daha önce almış olsa da lisans derslerinden; doktora programı için ise öğrencinin daha önce almış olsa da lisans veya yüksek lisans derslerinden, içerikleri de dikkate alınarak bilimsel hazırlık komitesi tarafından, en geç akademik takvimde belirtilen ders kayıt döneminin başında belirlenerek enstitüye bildirilir.</p>

<p>(6) Bilimsel hazırlık programında alınan dersler için devam durumu, sınavlar, başarı notu, ders tekrarı, kayıt silme ve diğer esaslar, dersin alındığı lisans veya yüksek lisans programında alınan derslere uygulanan esaslara tabidir. Dersten koşullu geçme kabul edilmez.</p>

<p>(7) Bilimsel hazırlık programında geçirilecek süre en çok iki yarıyıldır. Yaz öğretimi bu süreye dâhil edilmez. Bu süre dönem izinleri dışında uzatılamaz ve süre sonunda başarılı olamayan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir. Bu programda geçirilen süre, yüksek lisans veya doktora veya sanatta yeterlik programı sürelerine dâhil edilmez.</p>

<p><strong>Özel öğrenci kabulü </strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Bir yüksek lisans, doktora ya da sanatta yeterlik programına kayıtlı olan öğrenciler, diğer yükseköğretim kurumlarındaki lisansüstü derslere, kayıtlı olduğu EABDB/EASDB’nin onayı ile özel öğrenci olarak kabul edilebilir.</p>

<p>(2) Öğrencinin başvurusu, EABDB/EASDB tarafından değerlendirilir; EABDB/EASDB onayı ve EYK’nin kararıyla lisansüstü derslere özel öğrenci kabul edilebilir. Özel öğrenci statüsünde ders almak isteyen adayların öğrenci belgesini ekledikleri bir dilekçe ile akademik takvimde belirtilen süre içinde Enstitüye başvurmaları gerekir.</p>

<p>(3) Özel öğrencilere derse devam, sınav, başarı değerlendirmesi, disiplin ve benzeri durumlarda, Enstitü programlarına kayıtlı öğrencilerin tabi olduğu mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p>(4) Özel öğrencilere, özel öğrenci olarak alıp başarılı oldukları dersler için bu derslerin kredi ve not durumlarını belirten bir belge verilir.</p>

<p>(5) Özel öğrenci statüsünde başka bir yükseköğretim kurumundan ders alan öğrenciler, bu dersleri başarıyla tamamlamaları hâlinde, aldıkları derslerin kayıtlı bulundukları EABD/EASD lisansüstü programına ilişkin akademik kayıtlarda ve transkriptlerinde gösterilmesi amacıyla başvuruda bulunabilir. Muafiyet ve intibak işlemleri, öğrencinin kayıtlı olduğu EABDB/EASDB tarafından oluşturulan Muafiyet ve İntibak Komisyonunun önerisi, ilgili EABDB/EASDB’nin görüşü ve EYK kararıyla sonuçlandırılır.</p>

<p>(6) Özel öğrenciliğe ilişkin usul ve esaslar ilgili mevzuat hükümleri ile Senato tarafından kabul edilen yönerge hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p><strong>Yatay geçiş yoluyla öğrenci kabulü</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Enstitü bünyesindeki başka bir EABD/EASD’de ya da başka bir yükseköğretim kurumunun eşdeğer diploma programlarında en az bir yarıyılında kayıtlı oldukları programdan aldıkları tüm derslerden yüksek lisans için 100 üzerinden en az 65, doktora için ise 100 üzerinden en az 75 veya eşdeğeri genel not ortalamasına sahip olmak suretiyle başarıyla tamamlamış olan öğrenciler; başvurdukları programın güncel öğrenci kabul şartlarını da taşımaları kaydıyla yatay geçiş yoluyla kabul edilebilirler.</p>

<p>(2) Yatay geçiş kontenjanları, EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB önerisi üzerine EYK tarafından belirlenir.</p>

<p>(3) Öğrencinin programa kabulü ve intibakına, EABDB/EASDB tarafından oluşturulan Muafiyet ve İntibak Komisyonunun kararı ve EABDB/EASDB’nin önerisi alınarak EYK tarafından karar verilir.</p>

<p>(4) 2547 sayılı Kanunun; 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre Enstitüde; 33 üncü maddesine göre Üniversitede araştırma görevlisi kadrosunda olup başka bir yükseköğretim kurumunda lisansüstü eğitim ve öğretim gören öğrenciler, başka herhangi bir şart aranmaksızın yatay geçiş yapabilirler.</p>

<p>(5) Tezli bir programdan tezsiz yüksek lisans programlarına veya tezsiz bir programdan tezli yüksek lisans programlarına geçiş, öğrencinin başvurusu, EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB’nin önerisi ve EYK kararı ile yapılabilir. Program geçişlerinde, ilgili program için öngörülen koşulları taşımak esastır.</p>

<p>(6) Yatay geçişlerle ilgili diğer hususlar, ilgili mevzuat hükümleri, YÖK kararları ve Senato tarafından belirlenen esaslara göre düzenlenir.</p>

<p><strong>Eğitimini yurt dışında tamamlayan öğrenciler </strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Lisans eğitimini yurt dışında tamamlayan Türk vatandaşı ve yabancı uyruklu adayların lisansüstü programlara başvurularında aşağıdaki koşulların da sağlanmış olması gerekir:</p>

<p>a) Eğitim ve öğretimin yabancı dille yapıldığı lisansüstü programlar dışındaki tüm programlara başvuran ve lisans eğitimini yurt dışında tamamlayan yabancı uyruklu adayların; Türkçe yeterlik sınavını yapmakla görevli resmi kuruluşların yaptığı sınavları C1 düzeyinde başarmaları gerekir.</p>

<p>b) Doktora veya sanatta yeterlik için Türk vatandaşı ve yabancı uyruklu adayların, anadilleri dışında, YÖK tarafından kabul edilen merkezî yabancı dil sınavları ile eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından en az 55 puan veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından bu puan muadili bir puan almaları gerekir.</p>

<p>c) Eğitimini yurt dışında tamamlayan Türk vatandaşı ve yabancı uyruklu adaylar 5 inci maddede belirtilen ALES taban puanına veya bu puana karşılık gösterilen ve eşdeğerliği kabul edilen uluslararası sınavların puanı ile başvuru yapar.</p>

<p>ç) Yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olan Türk vatandaşı ve yabancı uyruklu adayların lisansüstü programlara başvurularında, klinik uygulaması bulunan alanlar için YÖK tarafından düzenlenen diploma denklik belgesi; klinik uygulaması bulunmayan alanlar için ise mezun olunan yükseköğretim kurumunun YÖK tarafından tanındığına ilişkin belgenin ibrazı zorunludur. Bu konuda YÖK kararları ile diğer ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Bilim veya sanat dalına öğrenci alım sınavları için jürilerin belirlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Programlara öğrenci kabulü ile ilgili sınav jürileri; ilan edilen her program için EABDB/EASDB’nin önerisi üzerine EYK tarafından belirlenen üç asıl ve iki yedek üyeden oluşur.</p>

<p><strong>Lisansüstü programlara kesin kayıt</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Kayıt hakkı kazananlar, akademik takvimde belirtilen süre içinde istenilen belgelerle Enstitüye başvurarak kesin kayıtlarını yaptırmak zorundadır. Süresi içinde kesin kayıt yaptırmayan asıl adaylar kayıt hakkını kaybeder. Bu adayların yerine, başarı değerlendirme sırası esas alınarak ilan edilen yedek adaylar kayıt yaptırabilir. Kayıtlarda istenen belgelerin aslı veya noter tarafından onaylı örneği ya da aslını göstermek suretiyle Enstitü tarafından onaylanmış örneği kabul edilir.</p>

<p>(2) Tezsiz yüksek lisans programları hariç, aynı anda birden fazla lisansüstü programa kayıt yaptırılamaz ve devam edilemez.</p>

<p><strong>Kayıt yenileme</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Öğrenciler, akademik takvimde belirtilen süre içinde, o yarıyılda EABD/EASD kurul kararı ile EABD/EASD’de açılan dersler arasından OBS üzerinden derslerini seçip danışmanının onayı ile kaydını yenilemek zorundadır. Yeni kayıt yaptıran öğrenciler için sadece ders seçme işlemi yapılır.</p>

<p>(2) İlgili mevzuat hükümlerine göre katkı payını ödemeyen veya bu konudaki mazeretleri EYK tarafından kabul edilmeyen öğrencilerin kayıtları yenilenmez. Bu öğrencilere, öğrenci belgesi verilmez ve askerlik tecil işlemleri yapılmaz.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Lisansüstü Programlar, Öğretim Planları, Sınavlar, Değerlendirme, İntibak,</p>

<p>Kayıt Dondurma ve Kayıt Silme</p>

<p><strong>Lisansüstü programlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Lisansüstü eğitim; tezli yüksek lisans, tezsiz yüksek lisans, doktora ile sanatta yeterlik programlarından oluşur.</p>

<p>(2) Birinci öğretimde tezli yüksek lisans, tezsiz yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik; ikinci öğretimde tezli yüksek lisans ve tezsiz yüksek lisans; uzaktan eğitimde ise tezsiz yüksek lisans programları yürütülür.</p>

<p>(3) Bir EABD/EASD bünyesinde lisansüstü programı; YÖK’ün belirlemiş olduğu lisansüstü program açma ölçütlerine uygun olmak koşuluyla EABD/EASD kurul kararı ile EABDB/EASDB’nin önerisi üzerine, EK’nin uygun görüşü, Senatonun kabul kararı ve YÖK’ün onayı ile açılır.</p>

<p>(4) Ana bilim veya ana sanat dalında o ana bilim veya ana sanat dalından farklı bir ad taşıyan bir başka enstitü ana bilim dalı veya lisansüstü programı açılabileceği gibi, disiplinler arası enstitü ana bilim dalı veya lisansüstü programlar da açılabilir. Aynı usulle yurt içindeki ve yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarıyla ortak lisansüstü eğitim ve öğretim programları da açılabilir. Bu programların uygulanmasına ilişkin esaslar Senato tarafından hazırlanır ve YÖK’ün onayına sunulur.</p>

<p>(5) YÖK kararı üzerine; öğretim elemanı ve öğrencilerin aynı mekânda bulunma zorunluluğu olmaksızın, bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı olarak öğretim faaliyetlerinin planlandığı ve yürütüldüğü lisansüstü uzaktan öğretim programları açılabilir. Uzaktan öğretim programlarının açılabileceği alanlar, uzaktan öğretim yoluyla verilecek dersler ve kredi ile AKTS kredi miktarları, ders materyallerinin hazırlanması, sınavlarının yapılma şekli ile uzaktan öğretime ilişkin diğer hususlarda YÖK tarafından belirlenen esaslar uygulanır.</p>

<p>(6) Senatonun onayı ve YÖK’ün kararıyla tezsiz yüksek lisans programları uzaktan öğretim yoluyla da yürütülebilir.</p>

<p><strong>Öğretim planları ve derslerin açılması</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) EABD veya EASD bünyesindeki lisansüstü öğretim planlarında, lisansüstü programdan mezun olunabilmesi için alınması gereken zorunlu veya seçmeli dersler, tez, seminer, dönem projesi ve benzeri çalışmaları ile bu çalışmalara karşılık gelen krediler belirtilir. Bu öğretim planları ve ders önerileri, EABD veya EASD kurul kararına dayalı olarak ilgili EABDB veya EASDB tarafından Enstitüye sunulur. EK görüşü alındıktan sonra Senato tarafından onaylanır.</p>

<p>(2) Öğretim planları çerçevesinde bir yarıyılda hangi lisansüstü derslerin açılacağı ve bu derslerin doktora veya eşdeğeri lisansüstü eğitim mezunu öğretim elemanlarından ya da 2547 sayılı Kanunun ek 46 ncı maddesi uyarınca görevlendirilen araştırmacılardan hangileri tarafından verileceği, EABD/EASD kurul kararı ile EABDB/EASDB’nin önerisi üzerine EYK tarafından belirlenir.</p>

<p>(3) Bir lisansüstü dersin ilgili yarıyılda açılabilmesi için o derse en az iki doktora veya en az iki yüksek lisans öğrencisinin kayıtlı olması zorunludur. Öğrenci sayısı şartının sağlanamadığı hâllerde; ilgili öğrencinin ders alamadığı ve dersin sonraki döneme ertelendiği takdirde kalan öğrenim süresinin mezuniyet için tanınan azami süreyi aşacak olması, ilgili dersin öğrencinin öğrenim süresi içinde tekrarının mümkün bulunmaması veya benzeri haklı ve geçerli bir gerekçenin varlığı hâlinde; EABDB/EASDB’nin gerekçeli talebi ve EYK’nin kararı ile söz konusu ders bir öğrenci ile de açılabilir.</p>

<p>(4) Lisansüstü dersler, ulusal kredi sistemine ve AKTS’ye göre düzenlenir.</p>

<p>(5) Bir EABD/EASD’de açılması düşünülen yeni bir ders için dersi verecek öğretim üyesi, dersin içeriği ve gerekçesini içeren dilekçeyle EYK’nin belirlediği koşullara uygun olarak EABDB/EASDB’ye müracaat eder. Ders, EABD/EASD kurul kararı ile EABDB/EASDB’nin önerisi üzerine EK onayına sunulur. EK görüşü alındıktan sonra Senato tarafından onaylanır ve öğretim planlarına eklenir.</p>

<p>(6) Gerekli görüldüğünde ders vermek üzere ÜYK kararı ile Üniversite dışından da görevlendirme yapılabilir.</p>

<p><strong>Dersler</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Lisansüstü programdan mezun olunabilmesi için alınması gereken ve öğretim planlarında yer alan dersler şunlardır:</p>

<p>a) Zorunlu dersler; öğretim planında yer alan ve öğrencinin alıp başarması gereken derslerdir. Bilimsel araştırma teknikleri ile araştırma ve yayın etiği konularını içeren en az bir dersin lisansüstü eğitimi sırasında, aynı EABD/EASD’nin tezli yüksek lisans ve doktora programlarının en az birinde alınması zorunludur.</p>

<p>b) Seçmeli ders; eğitim-öğretim programında yer alan, asgari kredi ve AKTS yükünü tamamlamak üzere, danışmanının onayıyla öğrencinin kendi EABD/EASD içinden, Enstitü içindeki diğer lisansüstü programlardan veya diğer yükseköğretim kurumlarından seçebildiği, zorunlu statüsünde olmayan derslerdir. Seçmeli bir dersten başarısız olan öğrenci, aynı dersi tekrar alabileceği gibi yerine başka bir seçmeli dersi de seçebilir.</p>

<p>c) Seminer dersi; lisansüstü program öğrencisinin tez aşamasına geçmeden önce, tez danışmanı gözetiminde belirlenen bir konuda bilimsel araştırma, inceleme ve değerlendirme yapmasına dayanan; öğrenci tarafından sözlü sunum yapılarak uygulanan ve başarılı veya başarısız olarak tez danışmanı tarafından değerlendirilen bir derstir.</p>

<p>ç) Tez; tezli yüksek lisans, doktora veya sanatta yeterlik eğitiminin amacına yönelik olarak hazırlanan ve Senato tarafından belirlenen şekil ve usul şartlarına uygun olarak yazılan bilimsel bir çalışmadır. Tez danışmanı, tez çalışmalarını izleyebilmek amacıyla her öğrenci için haftada bir saat danışmanlık saati belirler. Danışmanlık saati, tez danışmanının ders yüküne dâhil edilir.</p>

<p>d) Uzmanlık alan dersi; tezli yüksek lisans ve doktora öğrencilerine; danışmanın çalıştığı bilimsel alandaki bilgi, görgü ve deneyimlerinin aktarılması, öğrencilere bilimsel etik ve çalışma disiplininin, güncel yayınları izleyebilme ve değerlendirebilme yeteneğinin kazandırılması, tez çalışmalarının bilimsel temellerinin oluşturulması ve yürütülmesi için uygulanacak olan bir derstir. Bu ders, danışmanlık yapılan öğrenci sayısına bakılmaksızın haftalık toplam sekiz saat olarak uygulanır ve her bir öğrenci için haftalık bir saat olan danışmanlık saatinden bağımsız olarak yürütülür.</p>

<p><strong>Değerlendirme</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Öğrencilerin başarı notunun hesaplanmasında mutlak değerlendirme sistemi kullanılır. Öğrencilerin yarıyıl sonu başarı notu, aldıkları her ders için öğretim elemanı tarafından aşağıdaki harf notlarından biri ile değerlendirilir. Başarı harf notuna karşılık gelen puanlar aşağıdaki gibidir:</p>

<p><u>Başarı Notu</u> <u>Dörtlük Not</u> <u>Yüzlük Not Ağırlığı</u></p>

<p>AA 4,00 90-100</p>

<p>BA 3,50 85-89</p>

<p>BB 3,00 80-84</p>

<p>CB 2,50 75-79</p>

<p>CC 2,00 65-74</p>

<p>FF 0,00 00-64</p>

<p>(2) Birinci fıkradaki harfli başarı notlarının dışında kalan değerlendirmeler için aşağıdaki harfler kullanılır:</p>

<p>a) B: Başarılı.</p>

<p>b) K: Başarısız.</p>

<p>c) G: Öğrencinin girmediği sınav.</p>

<p>ç) MU: Muaf.</p>

<p>d) DZ: Devam koşulunu sağlayamayan öğrenciler.</p>

<p>e) DZ notu, FF notu ile eşdeğerdir.</p>

<p>f) DV: Devam eden çalışma.</p>

<p>(3) Bir dersten başarılı sayılabilmek için tezli ve tezsiz yüksek lisansta en az (CC), doktora ve sanatta yeterlik programında ise en az (CB) almak gerekir.</p>

<p>(4) AGNO’nun yükseltilmesi amacıyla tekrar edilen derslerde alınan son not geçerlidir.</p>

<p>(5) Tez çalışması, seminer ve dönem projesi, uzmanlık alan dersi ve uygulamalı teknik öğretilen dersler kredisiz olup başarılı (B) ya da başarısız (K) olarak değerlendirilir ve not ortalamasına katılmaz.</p>

<p>(6) Mezun olabilmek için AGNO’nun, tezli ve tezsiz yüksek lisans programlarında en az 2,00; doktora ve sanatta yeterlik programlarında ise en az 2,50 olması gerekir.</p>

<p>(7) Sınav sonuçları, dersin öğretim üyelerince sınav tarihini izleyen en geç on iş günü içinde sisteme girilerek ilan edilir. Sınav evrakları ilgili öğretim elemanı tarafından iki yıl boyunca saklanır.</p>

<p><strong>Derste başarılı olma koşulları</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Ders içeriği, işlenecek konular, kaynakça, öğretim yöntem ve teknikleri, vize, ödev, sunum, proje ve benzeri sınav veya yarıyıl içi çalışmaları ile yarıyıl sonu sınavının yapılıp yapılmayacağı; yapılacak çalışma ve sınavların dersin başarı notuna katkı oranları, dersi veren öğretim elemanı tarafından ders bilgi formunda belirtilir ve yarıyıl başında öğrencilere duyurulur. Yarıyıl sonu sınavı veya sınav yerine geçecek çalışmanın dersin başarı notuna katkısı %30’dan az olamaz.</p>

<p>(2) Öğrencilerin başarısız oldukları dersleri tekrar ederek veya yerine başka bir ders alarak sınavlarında başarılı olmaları hâlinde, önceki başarısız notları transkriptlerinde yer almaz.</p>

<p>(3) Bir seçmeli dersten başarısız olunması hâlinde, yerine başka bir seçmeli ders seçilebilir.</p>

<p>(4) Öğrencinin başarısız olduğu kredili dersleri tekrar etmesine, tekrar edilen derslerde devam yükümlülüğüne ve başarı şartına ilişkin usul ve esaslar aşağıdaki şekilde uygulanır:</p>

<p>a) Zorunlu bir dersten FF notu alan öğrenci, dersi ilk aldığı yarıyılda devam koşulunu yerine getirmiş olması kaydıyla, bu dersi tekrar aldığında derse devam etmek zorunda değildir. Öğrenci, sınavlara girerek kayıtlı olduğu program için öngörülen asgari başarı notunu almakla yükümlüdür. Bu ders için önceki yarıyıllarda alınan notlar geçersizdir.</p>

<p>b) Zorunlu bir dersten DZ notu alan öğrenci, bu dersi tekrar aldığında devam koşulunu yeniden yerine getirmek zorundadır.</p>

<p>c) Seçmeli bir dersten FF notu alan öğrenci, aynı seçmeli dersi tekrar aldığında, dersi ilk aldığı yarıyılda devam koşulunu yerine getirmiş olması kaydıyla, derse devam etmek zorunda değildir. Öğrenci, sınavlara girerek kayıtlı olduğu program için öngörülen asgari başarı notunu almakla yükümlüdür.</p>

<p>ç) Seçmeli bir dersten DZ notu alan öğrenci, aynı dersi tekrar aldığında devam koşulunu yeniden yerine getirmek zorundadır.</p>

<p>d) Seçmeli bir dersten FF veya DZ notu alan öğrenci, başarısız olduğu seçmeli ders yerine mezuniyet için gerekli kredi yükünü tamamlamak amacıyla başka bir seçmeli ders aldığında, bu dersin devam koşulunu yerine getirmek zorundadır.</p>

<p><strong>Derse devam</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Öğrencilerin derslere ve uygulamalara %70 oranında devam etmesi zorunludur. Devam durumu, ilgili öğretim elemanı tarafından izlenir ve değerlendirilir.</p>

<p><strong>Mazeret sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>(1) Yarıyıl içi çalışma ve sınavlara geçerli mazeretleri sebebiyle giremeyen öğrenci, çalışma ya da sınav haftası bitimini takip eden yedi gün içinde Enstitüye başvurabilir. EYK tarafından başvurusu kabul edilen öğrencinin mazeret sınavı EABDB/EASDB’nin belirlediği tarihte yapılır.</p>

<p>(2) Mazeret sınavı aşağıdaki hâllerde uygulanır:</p>

<p>a) Öğrencinin, tam teşekküllü bir sağlık kurumu veya kuruluşu tarafından düzenlenmiş sağlık raporu ile belgelenmiş mazeretinin ortaya çıkması.</p>

<p>b) Öğrencinin anne, baba, kardeş, eş, çocuk ve benzeri yakınlarından birinin sınava girmesini engelleyecek bir tarihte vefatı ile ilgili belgenin sunulması.</p>

<p>c) Trafik kazası, yangın, sel, deprem, yıkım gibi beklenmeyen durumların ortaya çıkması hâlinde resmî makamlardan alınan belgenin ibrazı.</p>

<p>ç) Gözaltı veya tutukluluk hâlinde resmî makamlardan alınan belgenin ibrazı.</p>

<p>d) EYK tarafından kabul edilen diğer mazeretlerin ortaya çıkması.</p>

<p>(3) Öğrenci sağlık raporu sunduğu günlerde sınavlara ve çalışmalara giremez; girdiği sınav ve çalışmalar geçersiz sayılır.</p>

<p><strong>Sınav notuna itiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>(1) Öğrenci, bir dersin başarı notuna, sonuçların ilan edildiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içerisinde Enstitüye vereceği yazılı dilekçe ile maddi hata yönünden itirazda bulunabilir. Enstitü, başvuruyu EABDB/EASDB’ye iletir. EABDB veya EASDB, itiraz dilekçesini ilgili öğretim elemanına gönderir. Dersin sorumlusu olan öğretim elemanı, öğrencinin başarı notunu maddi hata yönünden yeniden inceler ve sonucu, dilekçenin öğretim elemanına bildirildiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içerisinde EABDB/EASDB’ye bildirir. İtirazın değerlendirme sonucu, EABDB/EASDB tarafından Enstitüye iletilir ve EYK tarafından karara bağlanır. Belirtilen sürede yapılmayan itirazlar işleme alınmaz.</p>

<p>(2) Yarıyıl sonu sınavlarından sonra verilen notlara ilişkin maddi hataların en geç bir ay içinde düzeltilmiş olması gerekir.</p>

<p><strong>Muafiyet ve intibak </strong></p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>(1) Lisansüstü eğitime kayıt olan öğrencilerin; özel öğrencilik, yatay geçiş, değişim programı öğrenciliği ve daha önceki lisansüstü eğitimlerinde alıp başarılı oldukları dersler için muafiyet veya muafiyet sınavı sonucunda bir veya daha fazla dersten muaf olma koşullarına ilişkin talepleri, EABDB/EASDB’nin oluşturduğu Muafiyet ve İntibak Komisyonunun değerlendirmesi üzerine EABDB/EASDB’nin önerisi ile EYK tarafından karara bağlanır ve intibakı yapılır.</p>

<p><strong>Kayıt dondurma</strong></p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>(1) Öğrenciler belgelemek koşuluyla; sağlık, doğal afet, tutukluluk, mahkûmiyet, askerlik, ailevi ve ekonomik nedenler ile EYK tarafından kabul gören öğrencilerin haklı ve geçerli bir mazerete dayanan diğer mazeretlerinin ortaya çıkması nedenleriyle, kayıt dondurma için başvuru yapabilir. Kayıt dondurma talebi, öğrencinin gerekçesini, danışmanının görüşünü ve kayıtlı olduğu EABDB/EASDB’nin görüşünü içeren Kayıt Dondurma İstek Formu ve ekli belgelerle birlikte EABDB/EASDB aracılığıyla Enstitüye iletilir. Azami öğrenim süresi sonunda mezuniyet koşullarını sağlamayan öğrenciler, kayıt dondurma talebinde bulunamazlar.</p>

<p>(2) Lisansüstü programlarda bir defada en çok iki yarıyıl, toplamda ise en çok dört yarıyıl süreyle kayıt dondurulabilir; ancak uzun süreli rahatsızlık ve tedavi süreci devam eden öğrenciler ile hükümlü öğrencilerin durumu, sunulacak resmî belgeler ışığında EYK tarafından değerlendirilerek, azami öğrenim süresinden sayılmamak kaydıyla dört yarıyılı aşacak şekilde kayıt dondurulmasına karar verilebilir.</p>

<p>(3) Kaydını donduran öğrenci, ilgili yarıyıl/yarıyıllarda öğrenimine devam edemez, yarıyıl sonu sınavlarına giremez ve öğrencilik haklarından yararlanamaz.</p>

<p>(4) Kayıt dondurma süresini tamamlamadan Üniversiteye dönmek isteyen öğrenciler dönmek istedikleri yarıyılın ders kayıtları başlamadan önce gerekçeli bir dilekçeyle Enstitüye başvurabilirler.</p>

<p>(5) Kayıt dondurma süreleri azami öğrenim süresinden sayılmaz.</p>

<p><strong>Kayıt silme</strong></p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>(1) Bir öğrencinin aşağıdaki durumlarda EYK kararıyla kaydı silinir ve ödemiş olduğu katkı payı ve öğrenim giderleri iade edilmez:</p>

<p>a) Kendi isteği ile kaydını sildirmek istediğini yazılı olarak beyan etmek.</p>

<p>b) 2547 sayılı Kanun hükümlerine göre yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası almış olmak.</p>

<p>c) İlgili mevzuatta belirlenen başarısızlık durumlarının ortaya çıkması veya azami sürelerin aşılması.</p>

<p>(2) Kaydı silinen öğrencinin durumu ilgili birim ve kurumlara bildirilir.</p>

<p><strong>Öğretim dili</strong></p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>(1) Lisansüstü öğretim, Türkçenin yanında, kısmen veya tamamen bir yabancı dilde de yapılabilir. Kısmen bir yabancı dilde yürütülen programlarda öğrenciler, mezuniyet için gerekli toplam kredinin en az %30’unu ilgili yabancı dilde verilen derslerden almak zorundadır.</p>

<p>(2) Lisansüstü öğretimin Türkçe yapıldığı programlarda tez, asgari 1000 kelime olmak üzere geniş bir Türkçe özet verilmek kaydıyla İngilizce de yazılabilir. Eğitim ve öğretimin kısmen bir yabancı dilde yapıldığı programlarda tez Türkçe yazılabileceği gibi asgari 1000 kelime olmak üzere geniş bir Türkçe özet verilmek kaydıyla ilgili yabancı dilde de yazılabilir. Eğitim ve öğretimin tamamen yabancı dilde yapıldığı programlarda ise tez yazım dili, ilgili programın öğretim dilidir.</p>

<p>(3) Ders, uygulama ve sınavların yabancı dilde yapılabilmesi için ilgili öğretim üyelerinin, 23/3/2016 tarihli ve 29662 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Yabancı Dil Öğretimi ve Yabancı Dille Öğretim Yapılmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerinde belirtilen şartları taşıması gerekir.</p>

<p><strong>Tez çalışması</strong></p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>(1) Tez çalışmasının yazımı ve çoğaltılması ile ilgili hususlar, Enstitü tarafından hazırlanıp Senato tarafından onaylanan tez yazım kılavuzunda belirtilir.</p>

<p><strong>Danışman </strong></p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) İlgili lisansüstü eğitim programı bakımından tez danışmanının atanmasına ilişkin şartlar 30 uncu, 36 ncı ve 40 ıncı maddelerdeki esaslara göre belirlenir.</p>

<p>(2) EABDB/EASDB, öğrencilerin tercihlerini ve ilgili öğretim üyelerinin görüşlerini dikkate alarak danışman önerilerini EABD/EASD kurul kararı ile birlikte en geç birinci yarıyılın sonuna kadar Enstitüye gönderir. Danışman ataması, EYK kararıyla kesinleşir. Danışman önerisinin uygun görülmemesi veya önerinin zamanında yapılmaması halinde, EYK tarafından EABD/EASD kurulundan yeni danışman önermesini isteyebilir. EABD/EASD kurulunun yeni öneride bulunmaması veya önerinin uygun görülmemesi halinde EYK doğrudan danışman atayabilir.</p>

<p>(3) 2547 sayılı Kanunun ek 46 ncı maddesi kapsamında kısmi zamanlı olarak görevlendirilen en az doktora derecesine sahip araştırmacılar da tez danışmanı olarak seçilebilir. Ancak bu kişilerin tez danışmanı olarak görevlendirilebilmesi için öğrencinin talebi, ilgili araştırmacının yazılı muvafakati ve EYK’nin kararı şarttır.</p>

<p>(4) Üniversitede belirlenen niteliklere sahip öğretim üyesi bulunmaması hâlinde Senatonun belirlediği ilkeler çerçevesinde EYK tarafından başka bir yükseköğretim kurumundan öğretim üyesi tez danışmanı olarak seçilebilir.</p>

<p>(5) Tez danışmanı, öğrencinin alacağı derslerin seçimi, onaylanması ve tez çalışması ile ilgili konularda rehberlik eder. Tez danışmanı atanıncaya kadar bu görevi EABDB/EASDB yürütür.</p>

<p>(6) Tez çalışmasının niteliğinin birden fazla tez danışmanı gerektirdiği durumlarda atanacak ikinci tez danışmanı, Üniversite kadrosundan veya kadrosu dışından da en az doktora derecesine sahip kişilerden olabilir. Bu atama, tez danışmanının talebi ve EABDB/EASDB’nin önerisi dikkate alınarak EYK kararı ile yapılır.</p>

<p>(7) Öğretim üyelerinin atanabileceği en fazla danışmanlık sayısının tespitinde YÖK tarafından belirlenen koşullar esas alınır.</p>

<p>(8) Danışmanı atanan öğrenci, tez danışmanı tarafından açılan uzmanlık alan dersine de kayıt yaptırır. Tez danışmanı, EYK tarafından atandığı tarihten itibaren her yarıyıl ve yaz döneminde tez danışmanı olduğu öğrenciler için, tüm diğer akademik ve idari yük ve görevlerine ek olarak uzmanlık alan dersi açabilir. Her öğrenci, açılan uzmanlık alan dersini almakla yükümlüdür. Uzmanlık alan dersine ilişkin ilkeler, EK tarafından kararlaştırılır ve EYK tarafından uygulanır.</p>

<p>(9) Tez danışmanı değişikliği; öğrencinin veya tez danışmanının EABDB/EASDB’ye gerekçeli başvurusu, bunun üzerine EABD/EASD kurul kararıyla birlikte EABDB/EASDB’nin Enstitüye önerisi ve EYK kararı ile gerçekleşir.</p>

<p>(10) Öğrencinin veya mevcut danışmanın talep ettiği danışman değişikliği başvuruları, EABDB/EASDB tarafından en geç üç iş günü içinde EABD/EASD kurul gündemine alınır; değişiklik talebi gerekçesiz reddedilemez.</p>

<p>(11) Tez danışmanı değişikliği taleplerinde; öğrencinin, yeni danışmanın, mevcut danışmanın ve EABDB/EASDB’nin imzasının bulunduğu Danışman Değişikliği Formu’nun ibrazı zorunludur. Danışman adayının bu formda öğrencinin danışmanlığını kabul ettiğine dair onayı aranır.</p>

<p>(12) Tez danışmanlığını sürdürürken yurt dışına uzun süreli görevlendirilmiş öğretim üyesinin tez danışmanlığı altı aydan sonra sona erer. Öğrenci veya tez danışmanının talebi hâlinde tez danışmanı değişikliği altı aydan önce de yapılabilir.</p>

<p>(13) İstifa eden, altı aydan fazla süreyle Üniversite dışında başka bir kurumda görevlendirilen veya kadrosuyla geçen öğretim üyesinin tez danışmanlığı, kendiliğinden sona erer. Ancak tez dönemindeki öğrencinin ve danışmanın birlikte talebi hâlinde, en geç bir ay içinde başvurulması koşuluyla, yüksek lisans öğrencileri için üç aya kadar, doktora öğrencileri için altı aya kadar EYK kararıyla danışmanlık görevi uzatılabilir.</p>

<p>(14) Üniversiteler arasında yer değiştiren, üniversitelerin üst kurullarında veya bilimsel araştırma kurumlarında görevlendirilen ya da emekliye ayrılan öğretim üyelerinin danışmanlıkları, ayrıldıkları tarihten itibaren bir ay içinde yazılı başvurularını yapmaları hâlinde, danışmanlığındaki öğrenci mezun oluncaya ya da öğrenciliği sona erinceye kadar devam edebilir.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Tezli Yüksek Lisans Programı</p>

<p><strong>Tezli yüksek lisans programının niteliği ve kapsamı</strong></p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>(1) Tezli yüksek lisans programı, öğrencinin bilimsel araştırma yöntemlerini kullanarak bilgilere erişme, bilgiyi derleme, yorumlama ve değerlendirme yeteneği kazanmasını sağlar.</p>

<p>(2) Tezli yüksek lisans programı, ilgili programın eğitim-öğretiminin azami süresi içerisinde tamamlanmak üzere, derslerin toplam 21 ulusal krediden ve bir eğitim-öğretim dönemi 60 AKTS kredisinden az olmamak koşuluyla en az yedi ders, bir seminer dersi ve tez çalışması olmak üzere toplam en az 120 AKTS kredisinden oluşur. Tez çalışması kredisiz olup yeterli veya yetersiz olarak değerlendirilir. Sanatla ilgili programlarda ayrıca uygulama çalışması da aranır. Öğrenci, en geç tez önerisinin EYK tarafından kabul edilmesini izleyen dönemden itibaren her yarıyıl tez çalışması için kayıt yenilemek zorundadır.</p>

<p>(3) Öğrenci, tez danışmanının onayı ile kayıtlı bulunduğu EABD/EASD içinden ders alabileceği gibi aynı Enstitü bünyesindeki farklı EABD/EASD tarafından açılan lisansüstü dersleri ya da diğer yükseköğretim kurumlarındaki lisansüstü dersleri programın eğitim diline bakılmaksızın alabilir.</p>

<p>(4) Öğrencinin kayıtlı bulunduğu EABD/EASD dışından aldığı derslerin toplam kredisi 30 AKTS’yi aşamaz.</p>

<p>(5) Öğrencinin alacağı derslerin en çok ikisi, lisans öğrenimi sırasında alınmamış olması kaydıyla, lisans derslerinden seçilebilir. Ayrıca EABDB/EASDB’nin önerisi ve EYK onayı ile diğer yükseköğretim kurumlarında verilmekte olan derslerden en fazla iki ders seçilebilir. Bu derslere ait başarı durumu 17 nci maddede belirtilen not değerlendirme sistemine göre değerlendirilir.</p>

<p>(6) Öğrenci tamamlamış olduğu lisans ve lisansüstü programlarda önceden aldığı dersleri tekrar alamaz.</p>

<p>(7) Senato tarafından ikinci öğretim tezsiz yüksek lisans ve ikinci öğretim tezli yüksek lisans programları için belirlenen ders ücretini ödemek kaydıyla ikinci öğretimden de ders alınabilir.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>(1) Tezli yüksek lisans programının süresi bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç, öğrencinin kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yenileyip yenilemediğine bakılmaksızın dört yarıyıl olup, program en çok altı yarıyılda tamamlanır.</p>

<p>(2) Doğum yapan kadın öğrencilere talepleri halinde doğum sonrası iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azami süreden sayılmaz.</p>

<p>(3) Öğrencinin mezuniyet için AGNO’sunun en az 2,00 olması; 21 krediden az olmamak koşuluyla en az 7 dersi, seminer dersini ve tez çalışmasını başarıyla tamamlamış olması gerekir. Öğrenci, AGNO şartını sağlayıncaya kadar başarısız olduğu dersi tekrar etmek veya yeni ders almakla yükümlüdür. Kredili derslerini, seminer dersini ve tez çalışmasını başarı ile tamamlamış ve AGNO’su en az 2,00 olan öğrenciler daha kısa sürede mezun olabilirler.</p>

<p>(4) Dört yarıyıl sonunda öğretim planında yer alan kredili derslerini ve seminer dersini başarıyla tamamlayamayan veya bu süre içerisinde Üniversitenin öngördüğü başarı koşullarını yerine getiremeyen; azami süreler içerisinde tez çalışmasında başarısız olan veya tez savunmasına girmeyen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p><strong>Danışman atanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>(1) EABDB/EASDB, her bir öğrenci için öğrencinin tez danışmanı tercihini ve tercih edilen öğretim üyesinin onayını içeren yazılı başvuruyu esas alarak danışman belirleme sürecini yürütür. Öğrenci, danışman belirleme sürecinin başlatılması amacıyla Danışman Tercih Formunu doldurarak EABDB/EASDB’ye teslim eder. Bu formda en az üç farklı öğretim üyesine yer verilmesi zorunludur.</p>

<p>(2) EABD/EASD kurulu, öğrencinin bilimsel faaliyetlerini, çalışmak istediği alanı, danışman tercihlerini, tercih edilen öğretim üyelerinin onayını ve EABD/EASD’deki öğretim üyelerinin danışmanlık yüklerini birlikte değerlendirerek bir tez danışmanı belirler. Belirlenen öğretim üyesine ilişkin Danışman Öneri Formu düzenlenir. EABD/EASD kurul kararı, ekinde Danışman Tercih Formu ve Danışman Öneri Formu bulunacak şekilde EABDB/EASDB tarafından üst yazı ile Enstitüye iletilir.</p>

<p>(3) Tez danışmanı, öncelikle EABD/EASD’de; gerekli görülen hâllerde ise uzmanlık alanı dikkate alınarak Üniversite kadrosunda tam zamanlı görev yapan ve en az iki yarıyıl boyunca bir yüksek lisans programında ders vermiş öğretim üyeleri arasından seçilir ve en geç birinci yarıyılın sonuna kadar Enstitüye önerilir ve Tez danışmanı, EYK kararı ile kesinleşir.</p>

<p><strong>Tez konusu </strong></p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>(1) Tezli yüksek lisans programında, öğrencinin tez danışmanıyla beraber belirlediği ve EABDB/EASDB’nin onayladığı tez konusunu en geç ikinci yarıyılın sonuna kadar Enstitüye önerilir ve EYK’nin onayı ile kesinleşir.</p>

<p>(2) EABDB/EASDB tarafından tez danışmanının onayını taşıyan tez konusu veya başlık değişikliği formu Enstitüye önerilir ve EYK kararı ile kesinleşir. Tez konusu belirlendikten veya değiştirildikten sonra iki yarıyıl sonunda tez savunma sınavına girilebilir.</p>

<p>(3) Tez savunma sınavı sırasında tez adı değişikliği önerilmesi hâlinde, değişiklik önerisi raporda belirtilir. Tez adı değişikliği EYK kararı ile kesinleşir.</p>

<p><strong>Yüksek lisans tezinin sonuçlanması </strong></p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>(1) Tezli yüksek lisans programında eğitim alan bir öğrenci, tez çalışması kapsamında yaptığı araştırma ile elde ettiği sonuçları Senato tarafından belirlenen yazım kurallarına uygun biçimde yazar ve tezini jüri önünde sözlü olarak savunur. Tezin ilgili yazım kılavuzuna uygunluğundan öğrenci ve tez danışmanı birinci derecede sorumludur.</p>

<p>(2) Öğrenci, tez çalışmasını tamamlayarak ve düzeltme verilen tezlerde düzeltmelerini de tamamlayarak, tez metnini tez savunmasından önce tez danışmanına sunar. Tez danışmanı, teze ilişkin intihal yazılım programı raporunu alarak tezin savunulabilir olduğuna ilişkin görüşü ile birlikte imzaladığı intihal yazılım programı raporunu Enstitüye teslim eder. Rapordaki verilerde gerçek bir intihalin tespiti hâlinde, gerekçesi ile birlikte karar verilmek üzere tez EYK’ye gönderilir. İntihal yazılım programı raporunun hangi kriterlere göre değerlendirileceğine EYK karar verir.</p>

<p>(3) Yüksek lisans tez jürisi, sınav tarihi, sınav yeri ve sınav saati sınavdan en az otuz gün önce, tez danışmanı ve EABDB/EASDB’nin önerisine istinaden EYK’nin onayı ile jüri üyelerinin uzmanlık alanları göz önünde bulundurularak belirlenir. Jüri, biri öğrencinin tez danışmanı ve en az biri başka bir yükseköğretim kurumundan olmak üzere üç veya beş asıl, en az biri Üniversite dışından olmak üzere iki yedek öğretim üyesinden oluşur. Jürinin üç kişiden oluşması durumunda ikinci tez danışmanı jüri üyesi olamaz.</p>

<p>(4) Oluşturulan yüksek lisans tez jürisinde, İzmir ili dışındaki yükseköğretim kurumlarından görevlendirilen en az bir öğretim üyesinin bulunması hâlinde; tez savunma sınavı, EYK kararı ile telekonferans veya çevrimiçi yöntemlerle de gerçekleştirilebilir.</p>

<p>(5) Tez savunma sınavına mazereti nedeniyle katılamayacak olan asıl üye veya üyeler, bu durumu sınav tarihinden önce tez danışmanına bildirir. Bu hâlde tez danışmanı, Enstitü tarafından daha önce EYK ile belirlenmiş olan yedek üye veya üyelerin sınava katılımını sağlayarak jürinin usulüne uygun şekilde tamamlanması için gerekli tedbirleri alır. Jüri toplantıları danışman olmadan veya eksik üyeyle gerçekleştirilemez.</p>

<p>(6) Tez sınavı, tez çalışmasının sunulması ve bunu izleyen soru-cevap bölümünden oluşur. Jüri üyeleri, aralarından birini başkan seçer. Tez sınavı en çok 90 dakikadır. Güzel sanatlar, müzik ve sahne sanatları alanları için süre sınırlaması yoktur. Tez sınavı, öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık ortamlarda gerçekleştirilir.</p>

<p>(7) Tez sınavının tamamlanmasından sonra jüri tez hakkında salt çoğunlukla kabul, ret veya düzeltme kararı verir.</p>

<p>(8) Tez savunma sınavı sonrası karar ve jüri üyelerinin ıslak imzasını içeren raporlar, EABDB/EASDB aracılığıyla sınavı izleyen üç iş günü içinde tutanakla Enstitüye bildirilir.</p>

<p>(9) Tezi başarısız bulunarak reddedilen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(10) Tezi hakkında düzeltme kararı verilen öğrenci, sınav tarihinden itibaren en geç üç ay içinde düzeltmeleri yaparak tezi aynı jüri önünde yeniden savunur. Bu savunma sonunda da başarısız bulunarak tezi kabul edilmeyen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(11) Tezi reddedilen öğrencinin talepte bulunması hâlinde, aynı EABD/EASD bünyesinde tezsiz olarak yürütülen programın mevcut olması durumunda, programın ders kredi yükü ve benzeri gereklerini yerine getirmiş olmak kaydıyla kendisine tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p><strong>Diploma</strong></p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>(1) Tez sınavında başarılı olmak ve Senato tarafından belirlenen mezuniyet için gerekli diğer koşulları da sağlamak kaydıyla, öğrenci yüksek lisans tezinin ciltlenmiş basılı en az iki nüshasını ve EYK tarafından belirtilen formatta, CD, flaş bellek ve benzeri iki dijital kopyasını tez savunma sınavına giriş tarihinden itibaren en geç bir ay içinde Enstitüye teslim eder.</p>

<p>(2) EYK, başvuru üzerine tez teslim süresini en fazla bir ay daha uzatabilir.</p>

<p>(3) Tezin ciltli basılı ve dijital nüshaları Enstitüye teslim edildiği tarihten itibaren en geç bir hafta içinde, tez yazım kılavuzuna uygunluğu şekil yönünden incelenmek üzere tez Mezuniyet Komisyonuna sevk edilir. Mezuniyet Komisyonu, ilgili tezi, gönderilmesinden itibaren en geç otuz gün içinde inceleyerek değerlendirmesini tamamlar. Sonucunu Enstitüye bildirir.</p>

<p>(4) Mezuniyet Komisyonu tarafından yapılan inceleme sonucunda şekil yönünden uygun bulunmayan tezler, gerekli düzeltmelerin yapılması amacıyla ilgili öğrenciye iade edilir. Öğrenci, Mezuniyet Komisyonu tarafından önerilen değişiklikleri, iade tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde tamamlayarak tezin basılı ve dijital kopyalarını yeniden Enstitüye sunmakla yükümlüdür. Yeniden sunulan tezin ikinci incelemesi, Mezuniyet Komisyonu tarafından, tezin gönderilmesinden itibaren en geç bir ay içinde sonuçlandırılır ve karar Enstitüye bildirilir.</p>

<p>(5) Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci, koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azami öğrenim süresinin dolması hâlinde Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(6) Mezuniyet Komisyonu tarafından yapılan inceleme sonrası tezin şekil yönünden uygun bulunması hâlinde, öğrencinin mezuniyeti EYK kararıyla kabul edilir ve mezuniyet işlemi bu kararla kesinlik kazanır. Mezuniyet işlemleri kesinleşen öğrencinin yüksek lisans diplomasının basılarak düzenlenmesi amacıyla, Enstitü tarafından ilgili EYK kararı Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına iletilir.</p>

<p>(7) Tezli yüksek lisans diploması üzerinde öğrencinin kayıtlı olduğu EABD/EASD’deki programın YÖK tarafından onaylanmış adı bulunur. Mezuniyet tarihi; tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalı nüshasının teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(8) Tezin tesliminden itibaren üç ay içinde yüksek lisans tezinin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere Enstitü tarafından YÖK Başkanlığına gönderilir.</p>

<p>BEŞİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Tezsiz Yüksek Lisans Programı</p>

<p><strong>Tezsiz yüksek lisans programının niteliği ve kapsamı</strong></p>

<p><strong>MADDE 34- </strong>(1) Tezsiz yüksek lisans programı, öğrenciye mesleki konularda bilgi kazandırarak, mevcut bilginin uygulamada nasıl kullanılacağını gösterir.</p>

<p>(2) Tezsiz yüksek lisans programı; ilgili programın eğitim-öğretiminin azami süresi içerisinde tamamlanmak üzere, toplam 30 krediden az olmamak koşuluyla EABDB/EASDB’nin öngördüğü en az on ders ile dönem projesi dersi olmak üzere en az 60 AKTS’den oluşur. Dönem projesi dersi kredisizdir. Yazılı rapor hâline getirilmiş dönem projesini danışmanına teslim etmek zorundadır. Sunulan rapor veya proje, danışman tarafından başarılı veya başarısız olarak değerlendirilir.</p>

<p>(3) Öğrencinin alacağı derslerin en çok üç tanesi, lisans öğrenimi sırasında alınmamış olması kaydıyla lisans derslerinden seçilebilir.</p>

<p>(4) Tezsiz yüksek lisans programı; birinci öğretim, ikinci öğretim veya uzaktan öğretim programı şeklinde yürütülebilir. Tezsiz yüksek lisans uzaktan öğretim programlarına ilişkin esaslar, Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(5) Tezsiz yüksek lisans programına devam edenlerin bir tezli yüksek lisans programına geçiş yapabilmesi için, bu programa ilgili yılda öğrenci alınmış olması gerekir.</p>

<p>(6) Tezsiz yüksek lisans programına devam edenler, tezli yüksek lisans programı için belirlenmiş olan asgari şartları yerine getirmek kaydıyla, aynı EABD/EASD’de tezli yüksek lisans programının bulunması durumunda tezli yüksek lisans programına yatay geçiş yapabilirler. Bu durumda tezsiz yüksek lisans programında alınan dersler, Muafiyet ve İntibak Komisyonu kararı ve EABDB/EASDB’nin önerisi üzerine EYK’nin kararıyla tezli yüksek lisans programındaki derslerin yerine sayılabilir.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 35- </strong>(1) Tezsiz yüksek lisans programını tamamlama süresi, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın en az iki yarıyıl, en çok üç yarıyıldır. Bu sürenin sonunda başarısız olan veya programı tamamlayamayan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(2) Doğum yapan kadın öğrencilere talepleri halinde doğum sonrası iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azami süreden sayılmaz.</p>

<p>(3) Öğrencinin mezuniyet için dersleri başarılı bir not ile geçmesi, gerekli kredileri sağlaması, AGNO’sunun en az 2,00 olması ve dönem projesi dersini başarıyla tamamlamış olması gerekir. Öğrenci, AGNO şartını sağlayana kadar, azamî öğrenim süresi içinde başarısız olduğu dersi tekrar etmek veya yeni ders almakla yükümlüdür.</p>

<p><strong>Danışman atanması </strong></p>

<p><strong>MADDE 36- </strong>(1) EABDB/EASDB tarafından, her öğrenci için ders seçiminde ve dönem projesinin yürütülmesinde danışmanlık yapacak bir öğretim üyesi veya doktora derecesine sahip bir öğretim görevlisi en geç birinci yarıyılın sonuna kadar Enstitüye önerilir ve tez danışmanı, EYK onayı ile kesinleşir.</p>

<p><strong>Diploma</strong></p>

<p><strong>MADDE 37- </strong>(1) Kredili derslerini ve yazılı rapor hâline getirilmiş dönem projesini başarıyla tamamlayan öğrenciye tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p>(2) Tezsiz yüksek lisans diploması üzerinde öğrencinin kayıtlı olduğu EABD/EASD’deki programın YÖK tarafından onaylanmış adı bulunur.</p>

<p>(3) Mezuniyet süreci; öğrencinin danışmanı tarafından, derslerin ve dönem projesinin başarıyla tamamlandığının EABDB/EASDB’ye yazılı olarak bildirilmesiyle başlar. EABDB/EASDB, söz konusu bildirimi bir üst yazı ile Enstitüye iletir. Mezuniyet işlemi, EYK kararı ile kesinlik kazanır. Mezuniyet tarihi tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalı nüshasının Enstitüye teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>ALTINCI BÖLÜM</p>

<p>Doktora Programı</p>

<p><strong>Doktora programının niteliği ve kapsamı</strong></p>

<p><strong>MADDE 38- </strong>(1) Doktora programı, öğrenciye bağımsız araştırma yapma, bilimsel problemleri, verileri geniş ve derin bir bakış açısı ile irdeleyerek yorum yapma, analiz etme ve yeni sentezlere ulaşmak için gerekli becerileri kazandırır.</p>

<p>(2) Doktora programı, ilgili programın eğitim-öğretiminin azami süresi içerisinde tamamlanmak üzere, tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için toplam 21 ulusal kredi ve bir eğitim-öğretim dönemi 60 AKTS kredisinden az olmamak koşuluyla en az yedi ders, bir seminer dersi, yeterlik sınavı, tez önerisi ve tez çalışması olmak üzere en az 240 AKTS kredisinden oluşur.</p>

<p>(3) Doktora programı, ilgili programın eğitim-öğretiminin azami süresi içerisinde tamamlanmak üzere, lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için ise en az 42 kredilik on dört ders, seminer, yeterlik sınavı, tez önerisi ve tez çalışması olmak üzere toplam en az 300 AKTS kredisinden oluşur. Talep edilmesi hâlinde, on dört dersten en fazla yedisi yüksek lisans dersi olabilir.</p>

<p>(4) Öğrenci, danışmanın onayı ile kayıtlı bulunduğu EABD/EASD içinden ders alabilir. EABDB/EASDB’nin önerisi ve EYK’nin onayı ile diğer yükseköğretim kurumlarında verilen derslerden; doktora programına yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler en fazla iki, lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler ise en fazla dört ders seçebilir. Bu derslere ait başarı durumu, 17 nci maddede belirtilen not değerlendirme sistemine göre değerlendirilir. Öğrenci, önceki lisansüstü eğitiminde aldığı dersleri tekrar alamaz. EABD dışından veya diğer yükseköğretim kurumlarından alınan derslerin AKTS kredisi; doktoraya yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için 30 AKTS, lisans derecesiyle kabul edilmiş öğrenciler için 60 AKTS kredisini geçemez.</p>

<p>(5) Lisans dersleri, ders yüküne ve doktora kredisine sayılmaz.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 39- </strong>(1) Doktora programı; bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yenileyip yenilemediğine bakılmaksızın tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için sekiz yarıyıl olup azami tamamlama süresi on iki yarıyıl; lisans derecesi ile kabul edilenler için on yarıyıl olup azami tamamlama süresi on dört yarıyıldır.</p>

<p>(2) Doktora programı için gerekli kredili dersleri başarıyla tamamlamanın azami süresi; tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için dört yarıyıl, lisans derecesi ile kabul edilenler için altı yarıyıldır. Bu süre içinde kredili derslerini başarıyla tamamlayamayan veya en az 2,50 genel not ortalamasını sağlayamayan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Kredili derslerini başarıyla bitiren, yeterlik sınavında başarılı bulunan ve tez önerisi kabul edilen, ancak tez çalışmasını birinci fıkrada belirtilen on iki veya on dört yarıyıl sonuna kadar tamamlayamayan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Doğum yapan kadın öğrencilere talepleri halinde doğum sonrası iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azami süreden sayılmaz.</p>

<p>(5) Lisans derecesi ile doktora programına başvurmuş öğrencilerden kredili derslerini veya azami süresi içinde tez çalışmasını tamamlayamayanlara ya da doktora tezinde başarılı olamayanlara, tezsiz yüksek lisans programı olması durumunda, tezsiz yüksek lisans için gerekli kredi yükü ve benzeri diğer şartları yerine getirmiş olmaları kaydıyla, Enstitü ile ilişikleri kesilmeden önce talepleri hâlinde tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p><strong>Doktora tez danışmanı atanması </strong></p>

<p><strong>MADDE 40- </strong>(1) EABDB/EASDB, her bir öğrenci için öğrencinin bilimsel faaliyetleri, çalışmak istediği alan, tez danışmanı tercihi ve tercih edilen öğretim üyesinin onayını içeren yazılı başvuruyu esas alarak danışman belirleme sürecini yürütür. Öğrenci, danışman belirleme sürecinin başlatılması amacıyla Danışman Tercih Formunu doldurarak ilgili EABDB/EASDB’ye teslim eder. Bu formda en az üç farklı öğretim üyesine yer verilmesi zorunludur.</p>

<p>(2) EABD/EASD kurulu, öğrencinin bilimsel faaliyetlerini, çalışmak istediği alanı, danışman tercihlerini, tercih edilen öğretim üyelerinin onayını ve EABD/EASD’deki öğretim üyelerinin danışmanlık yüklerini birlikte değerlendirerek bir tez danışmanı belirler. Belirlenen öğretim üyesine ilişkin Danışman Öneri Formu düzenlenir. EABD/EASD kurul kararı, ekinde Danışman Tercih Formu ve Danışman Öneri Formu bulunacak şekilde EABDB/EASDB tarafından üst yazı ile Enstitüye iletilir.</p>

<p>(3) Tez danışmanı, öncelikle EABD/EASD’de; gerekli görülen hâllerde ise uzmanlık alanı dikkate alınarak Üniversite kadrosunda tam zamanlı görevli en az iki yarıyıl boyunca tezli yüksek lisans programında ders vermiş ve danışmanlığında en az bir yüksek lisans tezi tamamlanmış öğretim üyeleri arasından seçilir ve en geç birinci yarıyılın sonuna kadar EYK’ye önerilir. Tez danışmanı, EYK kararı ile kesinleşir.</p>

<p>(4) Tez çalışmasının niteliğinin birden fazla tez danışmanı gerektirdiği durumlarda, uzmanlık alanı, tez konusu veya yöntemi ile ilgili olan ve bu alanda çalışmaları bulunan ikinci tez danışmanı atanabilir. Tez danışmanının ve EABDB/EASDB’nin ikinci tez danışmanı atanmasına ilişkin gerekçeli önerisi ve EYK kararı ile ikinci tez danışmanı atanır. İkinci tez danışmanı, Üniversite kadrosundan veya Üniversite kadrosu dışından en az doktora derecesine sahip kişilerden olabilir.</p>

<p>(5) Öğrencinin alacağı derslerin belirlenmesi ve kayıt işlemleri, tez danışmanı tarafından veya tez danışmanı belirlenmeyen öğrenciler için EABDB/EASDB tarafından yürütülür. Ders kayıtları, tez danışmanının veya yokluğunda EABDB/EASDB’nin onayı ile kesinlik kazanır.</p>

<p>(6) Doktora tez danışmanı değişikliği işlemleri, 27 nci madde hükümleri çerçevesinde yürütülür. Danışman değişikliği yapılması durumunda tez konusunun değişmesi zorunlu olmayıp bu husus öğrenci ile yeni atanan danışmanın ortak kararına bağlıdır. Ancak danışman değişikliği öncesinde tez izleme komitesinin en az üç kez toplanmış olması ve danışman değişikliğine rağmen tez konusunun değişmemesi hâlinde; fikri mülkiyet haklarının korunması amacıyla, ayrılan danışmanın mevcut tez konusunun devamına yönelik yazılı onayı ile herhangi bir hak talebinde bulunmadığına dair beyanı alınır. Söz konusu yazılı beyan, EABDB/EASDB aracılığıyla Enstitüye iletilir ve EYK kararı ile onaylanır. Danışmanı değişen öğrenci, ilgili programın asgari tez izleme komitesi toplantı sayısını tamamlamış olsa dahi, mezuniyet aşamasına gelebilmesi için yeni atanan danışmanı ile en az bir kez tez izleme komitesi toplantısı yapmakla yükümlüdür.</p>

<p>(7) Danışmanlıktan ayrılan öğretim üyesinin mevcut tez konusunun devamına yönelik yazılı onay vermemesi veya fikri mülkiyet hakkı iddiasında bulunması hâlinde, öğrenci tez konusunu değiştirmek zorundadır. Tez konusunun değiştirilmesi sebebiyle öğrencinin kalan azami süresinin yetersiz olduğunun değerlendirilmesi durumunda, azami sürenin uzatılıp uzatılmamasına ilişkin esaslar Senato tarafından karara bağlanır.</p>

<p><strong>Doktora yeterlik sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 41- </strong>(1) Doktora yeterlik sınavı, derslerini ve seminerini tamamlayan öğrencinin alanındaki temel konular ve kavramlar ile doktora çalışmasıyla ilgili bilimsel araştırma derinliğine sahip olup olmadığının ölçüldüğü sınavdır.</p>

<p>(2) Öğrenci, her yarıyılda en fazla bir kez olmak üzere, bir eğitim-öğretim yılında toplamda en çok iki kez yeterlik sınavına girebilir.</p>

<p>(3) Yüksek lisans derecesi ile kabul edilen öğrenciler en erken üçüncü, en geç beşinci yarıyılın; lisans derecesi ile kabul edilen öğrenciler ise en erken beşinci, en geç yedinci yarıyılın sonunda yeterlik sınavına girmek üzere başvurmak zorundadır. Başvurmayan ya da başvurmuş olmasına rağmen yeterlik sınavına girmeyen öğrenci, birinci yeterlik sınavından başarısız sayılır.</p>

<p>(4) Yeterlik sınavları, danışmanın yazısı ile başlayan süreçte EABDB/EASDB tarafından önerilen ve EYK tarafından onaylanan beş kişilik doktora yeterlik komitesi tarafından düzenlenir ve yürütülür. Doktora yeterlik komitesinin görev süresi üç yıl olup komite üyeleri bir sonraki dönemde tekrar görevlendirilebilir. Belirtilen süreler içinde, öğretim üyesinin komite üyeliğinden ayrılmak istemesi veya anabilim dalından ayrılması durumunda yeterlik komitesinde değişiklik yapılabilir.</p>

<p>(5) Doktora yeterlik komitesi tarafından, farklı alanlardaki sınavları hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek amacıyla uzmanlık alanları dikkate alınarak önerilen doktora yeterlik sınav jürisi, en az ikisi başka yükseköğretim kurumundan olmak üzere danışman dâhil beş asıl ve biri başka bir yükseköğretim kurumundan olmak üzere iki yedek öğretim üyesinden oluşur.</p>

<p>(6) Doktora yeterlik komitesi tarafından önerilen doktora yeterlik sınav jürisi, EABDB/EASDB üst yazısı ile Enstitüye iletilir ve EYK kararı ile kesinlik kazanır. Yeterlik sınavı toplantıları öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(7) Oluşturulan doktora yeterlik sınavı jürisinde, İzmir ili dışındaki yükseköğretim kurumlarından görevlendirilen en az bir öğretim üyesinin bulunması hâlinde; doktora yeterlik sınavı, EYK kararı ile telekonferans veya çevrimiçi yöntemlerle de gerçekleştirilebilir.</p>

<p>(8) Yeterlik sınavı, yazılı ve sözlü olarak iki bölüm hâlinde yapılır. Yazılı sınavda başarılı olabilmek için sınav jüri üyelerinin salt çoğunluğundan 100 üzerinden en az 75 tam puan alınması gerekir. Yazılı ve sözlü sınavların değerlendirilmesinde puanların aritmetik ortalamasına bakılmaz. Yazılı sınavda başarılı olamayan öğrenci sözlü sınava alınmaz. Bu karar, EABDB/EASDB tarafından yeterlik sınavını izleyen üç iş günü içinde Enstitüye tutanakla bildirilir. Yazılı ve sözlü sınavlarda sorulan sorular ve değerlendirme tutanak altına alınır.</p>

<p>(9) Yeterlik sınavının yazılı veya sözlü bölümünde başarısız olan öğrenci başarısız olduğu bölüm veya bölümlerden bir sonraki yarıyılda tekrar sınava alınır. Bu sınavda da başarısız olan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(10) Yeterlik sınavı jürisi, yeterlik sınavını başaran bir öğrencinin, ders yükünü tamamlamış olsa bile, ders döneminde alması gereken asgarî toplam kredi miktarının üçte birini geçmemek şartıyla fazladan ders veya dersler almasını isteyebilir. Öğrenci, Enstitü kararıyla belirlenecek dersleri başarmak zorundadır.</p>

<p>(11) Yeterlik sınavında başarılı olamayan, lisans derecesi ile doktora programına kabul edilmiş ve en az yedi dersini başarı ile tamamlamış olan bir öğrenci, yazılı başvurusu sonrasında, EABDB/EASDB’nin görüşü ve EYK kararı ile EABD/EASD’deki aynı isimli tezli yüksek lisans programına geçebilir.</p>

<p><strong>Tez izleme komitesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 42- </strong>(1) Doktora yeterlik sınavında başarılı bulunan öğrenci için; tez danışmanının başvurusu üzerine EABDB/EASDB tarafından tez izleme komitesi önerisi, Enstitüye bildirilir. Söz konusu komite, yeterlik sınav tarihinden itibaren en geç bir ay içinde EYK onayı ile oluşturulur.</p>

<p>(2) Tez izleme komitesi, üç öğretim üyesinden oluşur. Tez izleme komitesinde tez danışmanına ek olarak EABD/EASD içinden ve dışından veya kurum dışından birer üye olmak üzere toplam üç üye yer alır. İkinci tez danışmanının atanması durumunda ikinci tez danışmanı dilerse komite toplantılarına katılabilir ancak tez izleme komitesi üyesi olamaz.</p>

<p>(3) Tez izleme komitesinin kurulmasından sonraki dönemlerde, EABDB/EASDB’nin önerisi ve EYK’nin onayı ile üyelerde değişiklik yapılabilir.</p>

<p><strong>Tez önerisi savunması </strong></p>

<p><strong>MADDE 43- </strong>(1) Doktora yeterlik sınavını başarı ile tamamlayan öğrenci, en geç altı ay içinde, yapacağı araştırmanın amacını, yöntemini ve çalışma planını kapsayan tez önerisini, tez izleme komitesi önünde sözlü olarak savunur. Öğrenci, tez önerisi ile ilgili yazılı bir raporu sözlü savunmadan en az on beş gün önce komite üyelerine dağıtır. Tez önerisi savunmasına geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede girmeyen öğrenci başarısız sayılarak tez önerisi reddedilir.</p>

<p>(2) Tez izleme komitesi, öğrencinin sunduğu tez önerisinin kabul, düzeltme veya reddine salt çoğunlukla karar verir. Gerektiğinde düzeltme için bir ay süre verilir. Bu süre sonunda kabul veya ret yönünde salt çoğunlukla verilen karar, EABDB/EASDB tarafından işlemin bitişini izleyen üç iş günü içinde Enstitüye tutanakla bildirilir.</p>

<p>(3) Tez önerisi reddedilen öğrenci, yeni bir tez danışmanı ile yeni bir tez konusu veya aynı danışman ile yeni bir tez konusu seçme hakkına sahiptir. Bu durumda yeni bir tez izleme komitesi atanabilir. Programa aynı tez danışmanıyla devam etmek isteyen öğrenci üç ay içinde, tez danışmanı ve tez konusunu değiştiren öğrenci ise altı ay içinde tekrar tez önerisi savunmasına girer. Tez önerisi, bu savunmada da reddedilen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Tez önerisi kabul edilen öğrenci için tez izleme komitesi, ocak-haziran ve temmuz-aralık ayları arasında birer defa olmak üzere yılda en az iki kez toplanır. Öğrenci, toplantı tarihinden en az bir ay önce komite üyelerine yazılı bir rapor sunar. Bu raporda o ana kadar yapılan çalışmalar ve bir sonraki dönemde yapılacak çalışma planı belirtilir. Öğrencinin tez çalışması, komite tarafından başarılı veya başarısız olarak belirlenir. Komite tarafından üst üste iki kez veya aralıklı olarak toplamda üç kez başarısız bulunan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir. Öğrenci, rapor sunmaması veya tez izleme komitesi toplantısına katılmaması durumunda başarısız sayılır.</p>

<p>(5) Tez izleme komitesi karar ve raporları, EABDB/EASDB tarafından toplantıyı izleyen üç iş günü içinde tutanakla Enstitüye bildirilir.</p>

<p>(6) Oluşturulan tez izleme komitesinde, İzmir ili dışındaki yükseköğretim kurumlarından görevlendirilen en az bir öğretim üyesinin bulunması hâlinde; tez önerisi savunma sınavı ve tez izleme komitesi toplantıları, EYK kararı ile telekonferans veya çevrimiçi yöntemlerle de gerçekleştirilebilir.</p>

<p>(7) Tez konusunu değiştirmek isteyen öğrenci yeniden tez önerisi savunma sınavına girmek zorundadır. Bu durumda yeni bir tez izleme komitesi oluşturulabilir. Ancak tez konusunda değişiklik yapmadan tez izleme komitesi üyelerinin kararıyla tez başlığında değişiklik yapılabilir.</p>

<p><strong>Doktora tezinin sonuçlandırılması </strong></p>

<p><strong>MADDE 44- </strong>(1) Doktora programındaki bir öğrenci, tez çalışması kapsamında yaptığı araştırma sonucunda elde ettiği sonuçları Senato tarafından belirlenen yazım kurallarına uygun olarak yazar ve tezini jüri önünde sözlü olarak savunur. Tezin ilgili yazım kılavuzuna uygunluğundan öğrenci ve tez danışmanı birinci derecede sorumludur.</p>

<p>(2) Doktora çalışması sonunda hazırlanacak tezin; bilime yenilik getirme, yeni bir bilimsel yöntem geliştirme, bilinen bir yöntemi yeni bir alana uygulama niteliklerinden en az birini yerine getirmesi gerekir.</p>

<p>(3) Öğrenci, tez çalışmasını tamamlayarak ve düzeltme verilen tezlerde düzeltmelerini de tamamlayarak, tez metnini tez savunmasından önce tez danışmanına sunar. Tez danışmanı, teze ilişkin intihal yazılım programı raporunu alarak tezin savunulabilir olduğuna ilişkin görüşü ile birlikte imzaladığı intihal yazılım programı raporunu Enstitüye teslim eder. Rapordaki verilerde gerçek bir intihalin tespiti hâlinde gerekçesi ile birlikte karar verilmek üzere tez EYK’ye gönderilir. İntihal yazılım programı raporunun hangi kriterlere göre değerlendirileceğine EYK karar verir.</p>

<p>(4) Öğrencinin doktora tezi savunma sınavına girebilmesi için; tezin Enstitüye ilk teslimi ile birlikte, Üniversite adresli olmak kaydıyla, ulusal veya uluslararası hakemli bir dergide yayımlanmış veya yayıma kabul edilmiş en az bir makalesini ya da ulusal veya uluslararası kongrelerde sunulmuş ve bildiriler kitabında tam metin olarak basılmış bir bildirisini ya da ulusal veya uluslararası kitapta yayımlanmış bir bölümünü ya da teziyle ilişkili ulusal veya uluslararası patent ya da faydalı model tescili için başvuru belgesini Enstitüye ibraz etmesi zorunludur.</p>

<p>(5) ORPHEUS, FEDEK, MÜDEK, DEPAD, EPDAD ve benzeri akreditasyon kuruluşlarının ölçütleri gerektirdiği takdirde, doktora programları için mezuniyet aşamasında dördüncü fıkrada öngörülen asgari koşulların üzerinde yayın veya bilimsel çıktı şartları belirlenebilir. Bu şartlara ilişkin gerekçeli öneri, EABD/EASD kurul kararı ile birlikte EABDB/EASDB tarafından Enstitüye iletilir. EK’da kabul edilen teklif, Senatoya sunulur ve Senato kararı ile kesinleşir.</p>

<p>(6) Tezin sonuçlandırılabilmesi için tez önerisinin kabulünden itibaren en az üç yarıyıl geçmesi ve bu süre zarfında öğrencinin en az üç tez izleme komitesi raporu sunması gerekir.</p>

<p>(7) Doktora tez jürisi, sınav tarihi, sınav yeri ve sınav saati sınavdan en az otuz gün önce, tez danışmanı ve EABDB/EASDB’nin önerisine istinaden EYK’nin onayı ile jüri üyelerinin uzmanlık alanları göz önünde bulundurularak belirlenir. Jüri, üçü öğrencinin tez izleme komitesinde yer alan öğretim üyeleri ve en az ikisi Üniversite dışından olmak üzere tez danışmanı dâhil beş öğretim üyesinden oluşur. Ayrıca ikinci tez danışmanı oy hakkı olmaksızın jüride yer alabilir.</p>

<p>(8) Jüri üyeleri, söz konusu tezin kendilerine teslim edildiği tarihten itibaren en geç bir ay içinde, tezle ilgili hazırladıkları raporlarla birlikte toplanarak öğrenciyi tez savunmasına alırlar. Tez savunma sınavı, en çok 120 dakika olup tez çalışmasının sunumu ve bunu izleyen soru-cevap bölümünden oluşur. Tez savunma toplantıları öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(9) Oluşturulan tez jürisinde, İzmir ili dışındaki yükseköğretim kurumlarından görevlendirilen en az bir öğretim üyesinin bulunması hâlinde; tez savunma sınavı, EYK kararı ile telekonferans veya çevrimiçi yöntemlerle de gerçekleştirilebilir.</p>

<p>(10) Tez savunma sınavına mazereti nedeniyle katılamayacak olan asıl üye veya üyeler, bu durumu sınav tarihinden önce tez danışmanına bildirir. Bu hâlde tez danışmanı, Enstitü tarafından daha önce EYK ile belirlenmiş olan yedek üye veya üyelerin sınava katılımını sağlayarak jürinin usulüne uygun şekilde tamamlanması için gerekli tedbirleri alır. Jüri toplantıları danışman olmadan veya eksik üyeyle gerçekleştirilemez.</p>

<p>(11) Tez sınavının tamamlanmasından sonra jüri dinleyicilere kapalı olarak toplanarak, tez hakkında salt çoğunlukla kabul, düzeltme veya ret kararı verir. Tezi kabul edilen öğrenciler başarılı olarak değerlendirilir. Bu karar, EABDB/EASDB tarafından tez sınavını izleyen üç iş günü içinde Enstitüye tutanakla bildirilir. Tezi başarısız bulunarak reddedilen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(12) Tezi hakkında düzeltme kararı verilen öğrenci, azami öğrenim süresine dâhil edilmeksizin en geç altı ay içinde gerekli düzeltmeleri yaparak tezini aynı jüri önünde yeniden savunur. Bu savunmada da başarısız bulunan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(13) Enstitü ile ilişiği kesilen öğrencilerden, doktora programına lisans veya yüksek lisans diploması ile başvuranlara, EABDB/EASDB’de tezsiz yüksek lisans programının mevcut olması durumunda, o programın kredili derslerini ve diğer gereklerini yerine getirmek koşuluyla talepleri hâlinde tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p><strong>Doktora diploması</strong></p>

<p><strong>MADDE 45- </strong>(1) Tez sınavında başarılı olmak ve Senato tarafından belirlenen mezuniyet için gerekli diğer koşulları da sağlamak kaydıyla, öğrenci doktora tezinin ciltlenmiş basılı en az iki nüshasını ve EYK tarafından belirlenen formatta CD, flaş bellek ve benzeri iki dijital kopyasını tez savunma sınavına giriş tarihinden itibaren en geç bir ay içinde Enstitüye teslim eder.</p>

<p>(2) EYK, başvuru üzerine tez teslim süresini en fazla bir ay daha uzatabilir.</p>

<p>(3) Tezin ciltli basılı ve dijital nüshaları Enstitüye teslim edildiği tarihten itibaren en geç bir hafta içinde, Tez yazım kılavuzuna uygunluğu şekil yönünden incelenmek üzere tez Mezuniyet Komisyonuna sevk edilir. Mezuniyet Komisyonu, ilgili tezi, gönderilmesinden itibaren en geç otuz gün içinde inceleyerek değerlendirmesini tamamlar. Sonucunu Enstitüye bildirir.</p>

<p>(4) Mezuniyet Komisyonu tarafından yapılan inceleme sonucunda şekil yönünden uygun bulunmayan tezler, gerekli düzeltmelerin yapılması amacıyla ilgili öğrenciye iade edilir. Öğrenci, Mezuniyet Komisyonu tarafından önerilen değişiklikleri iade tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde tamamlayarak tezin basılı ve dijital kopyalarını yeniden Enstitüye sunmakla yükümlüdür. Yeniden sunulan tezin ikinci incelemesi, Mezuniyet Komisyonu tarafından, tezin gönderilmesinden itibaren en geç bir ay içinde sonuçlandırılır ve karar Enstitüye bildirilir.</p>

<p>(5) Bu koşulları yerine getirmeyen öğrenci koşulları yerine getirinceye kadar diplomasını alamaz, öğrencilik haklarından yararlanamaz ve azami süresinin dolması hâlinde Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(6) Mezuniyet Komisyonu tarafından yapılan inceleme sonrası tezin şekil yönünden uygun bulunması hâlinde, öğrencinin mezuniyeti EYK kararıyla kabul edilir ve mezuniyet işlemi bu kararla kesinlik kazanır. Mezuniyet işlemleri kesinleşen öğrencinin doktora diplomasının basılarak düzenlenmesi amacıyla, Enstitü tarafından ilgili EYK kararı Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına iletilir.</p>

<p>(7) Doktora diploması üzerinde öğrencinin kayıtlı olduğu EABD/EASD’deki programın YÖK tarafından onaylanmış adı bulunur. Mezuniyet tarihi tezin sınav jüri komisyonu tarafından imzalı nüshasının Enstitüye teslim edildiği tarihtir.</p>

<p>(8) Enstitü tarafından tezin tesliminden itibaren üç ay içinde doktora tezinin bir kopyası elektronik ortamda, bilimsel araştırma ve faaliyetlerin hizmetine sunulmak üzere YÖK Başkanlığına gönderilir.</p>

<p>YEDİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Sanatta Yeterlik Programı</p>

<p><strong>Genel esaslar</strong></p>

<p><strong>MADDE 46- </strong>(1) Sanatta yeterlik çalışması, özgün bir sanat eserinin ortaya konulmasını, müzik ve sahne sanatlarında ise üstün bir uygulama ve yaratıcılığı amaçlayan doktora eşdeğeri bir yükseköğretim programıdır.</p>

<p>(2) Sanatta yeterlik programı tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için toplam 21 krediden ve bir eğitim-öğretim dönemi 60 AKTS’den az olmamak koşuluyla en az yedi ders, uygulamalar ile tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalar olmak üzere en az 240 AKTS kredisinden oluşur. Lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için program; toplam 42 ulusal krediden az olmamak koşuluyla, talep edilmesi hâlinde en fazla yedisi yüksek lisans dersi olabilecek şekilde en az 14 ders, uygulamalar ile tez, sergi, resital, konser, temsil gibi çalışmalar dâhil olmak üzere toplam en az 300 AKTS kredisinden oluşur.</p>

<p>(3) Öğrenci, tez danışmanının onayı ile kayıtlı bulunduğu EASD içinden ders alabileceği gibi EASD dışından da ders alabilir. EASDB’nin önerisi ve EYK’nin onayı ile diğer yükseköğretim kurumlarında verilmekte olan derslerden; sanatta yeterlik programına yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler en fazla iki, lisans derecesiyle kabul edilmiş öğrenciler en fazla dört ders seçebilir. Bu derslere ait başarı durumu, 17 nci maddede belirtilen not değerlendirme sistemine göre değerlendirilir. Öğrenci önceki lisansüstü eğitiminde aldığı dersleri tekrar alamaz. EASD dışından veya diğer yükseköğretim kurumlarından alınan derslerin AKTS kredisi; sanatta yeterlik programına yüksek lisans derecesi ile kabul edilmiş öğrenciler için 30 AKTS, lisans derecesiyle kabul edilmiş öğrenciler için 60 AKTS kredisini geçemez.</p>

<p><strong>Başvuru ve kabul </strong></p>

<p><strong>MADDE 47- </strong>(1) Sanatta yeterlik çalışmasına başvurabilmek için adayların; lisans veya yüksek lisans diplomasına sahip olmaları, güzel sanatlar fakülteleri ve konservatuvar mezunları ile diğer fakültelerin eşdeğer programlarından mezun olanlar hariç, ALES sözel puan türünde en az 55 puan, lisans derecesiyle başvuran adayların ise ALES sözel puan türünde en az 80 puan olmak koşuluyla Senato kararı ile belirlenecek ALES puanına veya eşdeğer puana sahip olmaları gerekir.</p>

<p>(2) Lisans derecesiyle sanatta yeterlik programına başvuranların lisans mezuniyet not ortalamalarının 4 üzerinden en az 3 veya muadili bir puan olması gerekir.</p>

<p>(3) Adayların EASD tarafından yapılacak olan mesleki birikimi ölçme ve değerlendirme sınavına girmiş olmaları gerekir. Sınav giriş başvurusu kabul edilen adayların sıralaması aşağıdaki şekilde yapılır:</p>

<p>a) Güzel sanatlar fakülteleri ile konservatuvar mezunları ile diğer fakültelerin eşdeğer programlarından mezun olanlar için yabancı dil puanının %20’si, lisans not ortalaması ile yüksek lisans not ortalaması toplamının yarısının %30’u ve sözlü veya yazılı mülakat sınavı puanının %50’sinin toplamına göre yapılır.</p>

<p>b) Güzel sanatlar fakülteleri ile konservatuvar mezunları ile diğer fakültelerin eşdeğer programlarından mezun olanların haricindekiler için ALES puanının %50’si, yabancı dil puanının %10’u, lisans not ortalaması ile yüksek lisans not ortalaması toplamının yarısının %10’u ve sözlü veya yazılı mülakat sınavı puanının %30’unun toplamına göre yapılır.</p>

<p>c) Programa başvuran adayların başarılı sayılabilmeleri için doktora giriş sınav notunun 100 puan üzerinden en az 50 olma şartı aranır. Eşitlik durumunda sözlü veya yazılı mülakat sınavı puanı yüksek olana öncelik verilir.</p>

<p>(4) Sanatta yeterlik programlarına kabul edilebilmek için başarı notunun en az 70 olması gerekir.</p>

<p>(5) Sanatta yeterlik programına öğrenci kabulünde, ana dilleri dışında, YÖK tarafından kabul edilen merkezî yabancı dil sınavları ile eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından en az 55 puan veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından bu puan muadili bir puan alınması zorunlu olup bu asgari puanların girilecek programların özelliklerine göre gerekirse yükseltilmesine Senato tarafından karar verilir.</p>

<p>(6) Konservatuvar programları ile güzel sanatlar fakültelerinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının EASD’deki öğretim dili Türkçe olan programlarına başvurularda Devlet hastanesi veya Devlet üniversitesi hastanesinden alınmış sağlık raporu ile belgelenmesi şartıyla;</p>

<p>a) Düzeltilmemiş engeli en az %70 veya düzeltilmiş engeli en az %40 ve üzeri olan işitme engelli adaylarda,</p>

<p>b) Engel düzeyi %50 ve üzeri olmak üzere zihin yetersizliği bulunan engelli adaylarda,</p>

<p>c) Engel düzeyi %40 ve üzeri “yaygın gelişimsel bozukluk” (Otizm spektrum bozukluğu/çocukluk otizmi/atipik otizm, Rett Sendromu, Asperger Sendromu) tanısı bulunan engelli adaylarda,</p>

<p>başvuru yapabilmeleri için yabancı dil puanı aranmaz. Bu adaylar yabancı dil puanı olarak Üniversite tarafından aranan yabancı dil taban puanı şartını sağlamış sayılır.</p>

<p><strong>Süre</strong></p>

<p><strong>MADDE 48- </strong>(1) Sanatta yeterlik programını tamamlama süresi, bilimsel hazırlıkta geçen süre hariç yüksek lisans derecesine kabul edilenler için kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yenileyip yenilemediğine bakılmaksızın sekiz yarıyıl olup azami tamamlama süresi on iki yarıyıl; lisans derecesi ile kabul edilenler için ise on yarıyıl olup azami tamamlama süresi on dört yarıyıldır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>(2) Sanatta yeterlik programı için gerekli kredili dersleri başarıyla tamamlamanın azami süresi tezli yüksek lisans derecesi ile kabul edilenler için dört yarıyıl, lisans derecesi ile kabul edilenler için altı yarıyıldır. Bu süre içinde kredili derslerini başarıyla tamamlayamayan veya en az 2,50 genel not ortalamasını sağlayamayan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(3) Kredili derslerini ve uygulamalarını başarı ile bitiren, ancak tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalarını birinci fıkrada belirtilen azami on iki yarıyıl veya on dört yarıyıl sonuna kadar tamamlayamayan öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(4) Doğum yapan kadın öğrencilere talepleri halinde doğum sonrası iki dönem ek süre verilebilir, verilen bu ek süreler azami süreden sayılmaz.</p>

<p>(5) Lisans derecesi ile sanatta yeterlik programına başvurmuş öğrencilerden gerekli kredi yükü, proje ve benzeri diğer şartları yerine getirmiş olmaları kaydıyla sanatta yeterlik tezinde başarılı olamayanlara talepleri hâlinde tezsiz yüksek lisans programının mevcut olması durumunda tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p><strong>Tez danışmanı atanması, yeterlik sınavı, tez izleme komitesi, tez önerisi savunması</strong></p>

<p><strong>MADDE 49- </strong>(1) Sanatta yeterlik programında, tez danışmanı atanması, yeterlik sınavı, tez izleme komitesi ve tez önerisi savunması ile ilgili iş ve işlemler için 40, 41, 42 ve 43 üncü maddelerde belirtilen usul ve esaslara göre yürütülür.</p>

<p><strong>Sanatta yeterlik çalışmasının sonuçlanması</strong></p>

<p><strong>MADDE 50- </strong>(1) Tez hazırlayan öğrenci elde ettiği sonuçları, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmasını açıklayan ve belgeleyen metni Senato tarafından kabul edilen yazım kurallarına uygun biçimde yazarak tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalarını jüri önünde sözlü olarak savunur. Tezin ilgili yazım kılavuzuna uygunluğundan öğrenci ve tez danışmanı birinci derecede sorumludur.</p>

<p>(2) Sanatta yeterlik çalışmasının savunmasından önce; düzeltme verilen tez ve çalışmalarda ise düzeltme ile birlikte öğrenci tezini veya çalışmasını tamamlayarak tez danışmanına sunar. Tez danışmanı, teze ilişkin intihal yazılım programı raporunu alarak tezin savunulabilir olduğuna ilişkin görüşü ile birlikte imzaladığı intihal yazılım programı raporunu Enstitüye teslim eder. Rapordaki verilerde gerçek bir intihalin tespiti hâlinde gerekçesi ile birlikte karar verilmek üzere tez EYK’ye gönderilir. İntihal yazılım programı raporunun hangi kriterlere göre değerlendirileceğine EYK karar verir.</p>

<p>(3) Sanatta yeterlik programlarında kayıtlı öğrencilerin, tez savunma sınavına girebilmeleri için, alanı veya tezi ile ilgili, ilk yazarının kendisi olduğu en az bir adet makalesinin ulusal veya uluslararası hakemli bir dergide yayımlanmış ya da yayıma kabul edilmiş olması veya kişisel bir etkinlik yapmış olması ön şart olarak aranır.</p>

<p>(4) Sanatta yeterlik jürisi, sınav tarihi, yeri ve saati sınavdan en az otuz gün önce tez danışmanının ve EASDB’nin önerisi ve EYK onayı ile jüri üyelerinin uzmanlık alanları göz önünde bulundurularak belirlenir. Jüri, en az ikisi farklı yükseköğretim kurumundan olmak üzere danışman dâhil altı kişiden oluşur. Ayrıca ikinci tez danışmanı oy hakkı olmaksızın jüride yer alabilir.</p>

<p>(5) Oluşturulan tez jürisinde, İzmir ili dışındaki yükseköğretim kurumlarından görevlendirilen en az bir öğretim üyesinin bulunması hâlinde; tez savunma sınavı, EYK kararı ile telekonferans veya çevrimiçi yöntemlerle de gerçekleştirilebilir.</p>

<p>(6) Tez savunma sınavına mazereti nedeniyle katılamayacak olan asıl üye veya üyeler, bu durumu sınav tarihinden önce tez danışmanına bildirir. Bu hâlde tez danışmanı, Enstitü tarafından daha önce EYK ile belirlenmiş olan yedek üye veya üyelerin sınava katılımını sağlayarak jürinin usulüne uygun şekilde tamamlanması için gerekli tedbirleri alır. Jüri toplantıları danışman olmadan veya eksik üyeyle gerçekleştirilemez.</p>

<p>(7) Jüri üyeleri, söz konusu tezin veya metnin kendilerine teslim edildiği tarihten itibaren en geç bir ay içinde hazırladıkları raporlarla birlikte toplanarak öğrenciyi sınava alır. Sınav, en çok 120 dakika olacak şekilde sanatta yeterlik çalışmasının sunumu ve bunu izleyen soru-cevap bölümünden oluşur. Sınav, öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.</p>

<p>(8) Sınavın tamamlanmasından sonra jüri, dinleyicilere kapalı olarak, öğrencinin tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi sanatta yeterlik çalışması hakkında salt çoğunlukla kabul, düzeltme veya ret kararı verir. Tezi ve sanatta yeterlik çalışması kabul edilen öğrenciler başarılı olarak değerlendirilir. Bu karar, EASDB tarafından sınavı izleyen üç iş günü içinde Enstitüye tutanakla bildirilir. Tezi ve sanatta yeterlik çalışması başarısız bulunarak reddedilen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir. Sanatta yeterlik çalışması hakkında düzeltme kararı verilen öğrenci en geç altı ay içinde gerekli düzeltmeleri yaparak tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi sanatta yeterlik çalışmasını aynı jüri önünde yeniden savunur. Bu savunma sonunda da başarısız bulunarak sanatta yeterlik çalışması kabul edilmeyen öğrencinin Enstitü ile ilişiği kesilir.</p>

<p>(9) Lisans veya yüksek lisans derecesi ile sanatta yeterlik programına kabul edilmiş olup tez, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi sanatta yeterlik çalışmasında başarılı olamayan öğrencilere EASD’de tezsiz yüksek lisans programının mevcut olması durumunda, ilgili programın kredili derslerini ve diğer gereklerini başarı ile tamamlamaları koşuluyla talepleri hâlinde tezsiz yüksek lisans diploması verilir.</p>

<p><strong>Sanatta yeterlik diploması</strong></p>

<p><strong>MADDE 51- </strong>(1) Mezuniyet ve diploma ile ilgili iş ve işlemleri, 45 inci maddede öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde uygulanır.</p>

<p>SEKİZİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Tebligat </strong></p>

<p><strong>MADDE 52- </strong>(1) Öğrencilere resmî olarak yapılması gereken her türlü tebligat, imza karşılığı şahsen kendisine veya öğrencilerin beyan ettikleri en son ikamet adresine veya öğrencinin elektronik posta adresine yapılır.</p>

<p><strong>Tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık</strong></p>

<p><strong>MADDE 53- </strong>(1) Tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık doktoraya eşdeğer düzeyde olup, bu uzmanlık eğitimleri 3/9/2022 tarihli ve 31942 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğine göre yürütülür.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan hâller</strong></p>

<p><strong>MADDE 54- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâllerde; 2547 sayılı Kanun, 20/4/2016 tarihli ve 29690 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği ile ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 55- </strong>(1) 6/11/2017 tarihli ve 30232 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İzmir Demokrasi Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Geçiş hükmü</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) 6/2/2013 tarihinden önce tezsiz yüksek lisans programlarına kayıtlı olan veya mezun olan öğrenciler doktora programlarına başvurabilir.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 56- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 57- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/izmir-demokrasi-universitesi-lisansustu-egitim-ve-ogretim-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="51777"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dolandırıldım Paramı Geri Alabilir miyim? Nasıl Bir Yol İzlemeliyim?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/dolandirildim-parami-geri-alabilir-miyim-nasil-bir-yol-izlemeliyim</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/PwJqSY6b4hQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="57678"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukat Ömer Sedat Çakıcı vefat etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/avukat-omer-sedat-cakici-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/avukat-omer-sedat-cakici-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Barosu eski üyesi Avukat Ömer Sedat Çakıcı (7099) vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><i>Ankara Barosu'ndan yapılan açıklama şöyle;</i></p>

<p><strong>BAROMUZ ESKİ ÜYESİ AV. ÖMER SEDAT ÇAKICI (7099) VEFAT ETMİŞTİR</strong></p>

<p>18.02.1981 tarihinde avukatlık mesleğine başlayan Baromuz eski üyesi Av. Ömer Sedat ÇAKICI (7099) vefat etmiştir.</p>

<p>Cenazesi, 29.08.2026 Cumartesi günü Ören (Milas) Merkez Camii’nde kılınan öğle namazının ardından defnedilmiştir.</p>

<p>Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve Baromuz üyelerine başsağlığı dileriz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/08/omer-sedat-cakici.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/avukat-omer-sedat-cakici-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/omer-sedat-cakici-1.jpg" type="image/jpeg" length="21720"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/1734 E., 2024/7351 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20241734-e-20247351-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20241734-e-20247351-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 16.09.2024 tarihli, 2024/1734 E., 2024/7351 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>12. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2024/1734 E., 2024/7351 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi</p>

<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:</p>

<p>Somut olayda; alacaklı tarafından, borçlu hakkında 110.662,50-TL asıl alacak, 2.274.614,63-TL yıllık işlemiş temerrüt faizi (10.05.2010-07.10.2021 tarihleri arası) olmak üzere toplam 2.385.277,13-TL alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, takibin 04.12.2008 tarihli ödünç sözleşmesi ve 04.12.2008 tarih ve 34293 yevmiye numaralı ipotek resmi senedine dayalı olarak başlatıldığı, ipoteğin ödünç alınan 125.000,00 TL borca karşılık kesin borç ipoteği olarak tesis edildiği, ödünç sözleşmesi ve ipotek resmi senedinde temerrüt faizinin yıllık %225 olarak kararlaştırıldığı, takip talebi ve örnek 6 icra emrinde ise 110.662,50 TL asıl alacağın takip tarihinden itibarin işleyecek yıllık %180 temerrüt faizi ile tahsilinin istenildiği, borçlu yanca derdestlik ve kısmi ödeme iddialarının yanında TBK'nın 120.maddesi dikkate alınarak belirlenecek temerrüt faiz oranının uygulanması gerektiği belirtilerek İcra Mahkemesine şikayet ve itirazda bulunulduğu Mahkemece "Şikayetin kısmen kabulü ile fazladan talep edilen “işlemiş faiz” isimli alacak kaleminin 285.908,51 TL tutarındaki kısmının iptali ile icra emrinin; “110.662,50 TL asıl alacak 1.988.706,12 TL İşlemiş faiz (%180 temerrüt faizi) 2.099.368,62 TL toplam alacak” şeklinde düzeltilmesine" karar verildiği, tarafların iş bu kararı istinaf ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;<br />
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 88. maddesinin; “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p>Yine, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 2. Maddesi "Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin</p>

<p>kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır" denildikten sonra, görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığını taşıyan 7. maddesinde aynen “Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76, faize ilişkin 88, temerrüt faizine ilişkin 120, ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddeleri, görülmekte olan davalarda da uygulanır.” hükmünü içermektedir.</p>

<p>Bu durumda yukarıda yazılı kanun maddelerinin somut olaya etkisinin irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>

<p>TBK'nın 88 ve 120. maddelerinin düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde, emredici nitelik taşıdığının kabulü gerekir. O halde faize ilişkin TBK'nın 88 ve 120. maddelerinin uygulama şeklinin irdelenmesinde; TBK'nda "temerrüt faizi" başlıklı 120. maddedeki düzenlemeye göre, uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmış ise, sözleşme ile kararlaştırılan yıllık temerrüt faiz oranının, 120. maddenin birinci fıkrası uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.</p>

<p>Tüm bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; taraflar arasındaki ödünç sözleşmesinin 04.12.2008 tarihli olduğu, aynı tarihli kesin borç ipoteği tesis edildiği, geri ödeme planı ilk taksit tarihinin 04.01.2009 tarihi olarak belirlendiği; temerrüt ihtarının 15.04.2010 da noter kanalı ile gönderildiği, 6098 sayılı yasa 04.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, mevcut takip tarihinde ve öncesinde yürürlükte olduğu, ancak takip dayanağı borcun 6098 sayılı yasa yürürlüğe girmeden doğduğu, bu durumda 6098 sayılı yasanın yürürlük tarihine kadar yıllık %180 oranınının, yürürlük tarihinden sonra ise aynı yasanın</p>

<p>120. maddesi dikkate alınarak belirlenecek temerrüt faiz oranın uygulanması elzemdir.</p>

<p>O halde bilirkişiden ek rapor alınarak bakiye dosya borcu bulunup bulunmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken anılan yasa hükümleri göz ardı edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.</p>

<p>Öte yandan alacaklının istinaf talebi hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaması da doğru görülmemiş olup temyize gelenin sıfatı nazara alınarak bozma nedeni yapılmamıştır.</p>

<p><strong>SONUÇ: </strong>Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin 21.12.2023 tarih ve 2022/1642 E.-2023/2837 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,</p>

<p>İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 16.03.2022 tarih, 2021/538 E.-2022/350 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-12-hukuk-dairesinin-20241734-e-20247351-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/04/yargi/yargitay-054.jpg" type="image/jpeg" length="43434"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 22025/2119 E., 2025/13301 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-220252119-e-202513301-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-220252119-e-202513301-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 22.10.2025 tarihli, 22025/2119 E., 2025/13301 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>5. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2025/2119 E., 2025/13301 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi<br />
SAYISI: 2024/5040 Esas, 2024/4553 Karar<br />
KARAR: Yeniden esas hakkında verilen karar<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ: Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
SAYISI: 2023/619 Esas, 2024/531 Karar</p>

<p>Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br />
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Aydın ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 325 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle taşınmazın gerçek bedelinin hesaplanmasını talep etmiştir.</p>

<p><strong>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bakiye bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İSTİNAF</strong></p>

<p>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>

<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, uygulanan objektif değer artış oranı, hesaplama yöntemi, münavebe ürünleri yönünden karara katılmadıklarını, Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2022/83 Esas, 2223/69 Karar sayılı kararı ile kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesine ilişkin 2942 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeyi iptal ettiğini, buna rağmen kamulaştırma bedeline yasal faiz uygulanması yerine dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı üzerinden faize hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmadığını, davanın kabulüne karar verildiği hâlde, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, dosya kapsamında alınan fen raporu ve eki krokinin kararın eki sayılması yönünde hüküm kurulmadığını ileri sürmüştür.</p>

<p>2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek bedelinin ödenmesinin anayasal bir gereklilik olduğunu, tespit edilen bedelin taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, objektif değer artışının düşük olduğunu, aynı kamulaştırma kapsamında bulunan benzer taşınmazlara daha yüksek oranlarda objektif değer artışı uygulandığını, aynı ilde birbirine yakın ilçelerde zeytin verimi verilerinde büyük farklar bulunduğunu, bu nedenle aynı bölgedeki taşınmazların kamulaştırma bedelleri arasında farklık meydana geldiğini, bedelin düşük tespit edildiğini, Kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın arazi vasfında kabulü ile kuru kapama zeytin olarak tespit edilen niteliğine uygun olarak dava tarihi olan 2023 yılı (verimde 2 yıllık ortalama alınacak şekilde) veri cetveli esas alınarak bulunan net gelire göre kamulaştırma bedeli hesaplanarak, kuru tarım arazisinde %5 kapitalizasyon faizi ile aynı kriterlere dayanmayan objektif değer artışı uygulanarak sonuca gidilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ayrıca davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra herhangi bir yasal düzenleme yapılmamış ise de Yargıtay'ın halen kararlarında faiz uygulanması yönünde karar verdiği, İlk Derece Mahkemesince yol olduğu hâlde, terkin hükmü kurulmaması yerinde olmadığı gibi fen raporunun kararın eki sayılması gerektiği, ayrıca 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrasının iptal edildiği, eldeki davanın 01.08.2023 tarihinden önce açıldığı anlaşıldığından Anayasa'nın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü de nazara alınarak dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar olan dönem için faiz işletilmesinin de yerinde bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.</p>

<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.<br />
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar etmiş, ayrıca kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.</p>

<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme<br />
Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.</p>

<p>2. Değerlendirme<br />
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br />
2. Kapama zeytin bahçesi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.</p>

<p>3.01.08.2023tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz uygulanması doğru görülmüştür.</p>

<p>4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong><br />
Açıklanan sebeplerle;<br />
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,<br />
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,<br />
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br />
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-5-hukuk-dairesinin-220252119-e-202513301-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/yargitayysaa.jpg" type="image/jpeg" length="95610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşçinin Cumartesi Pazar Çalışması Hangi Durumlarda Fazla Çalışma Sayılır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-cumartesi-pazar-calismasi-hangi-durumlarda-fazla-calisma-sayilir</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/HxbnVnNAD4Y/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90215"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşçi İşveren Tarafından Fazla Çalışmaya Zorlanabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşveren işçiyi fazla mesaiye zorlayabilir mi, fazla çalışma hangi hallerde hukuka uygundur, hangi durumlarda işçi fazla çalışmayı reddedebilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde fazla çalışma kavramını, zorunlu fazla mesai şartlarını, yazılı onay gerekliliğini, fazla mesai ücretinin nasıl hesaplanacağını ve işçinin haklarını somut örneklerle açıklıyoruz.</p>

<p>İşverenin tek taraflı talimatının sınırlarını, fazla çalışmayı kabul etmemenin sonuçlarını ve fazla mesai alacağının nasıl talep edileceğini öğrenmek için videoyu izleyin.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/isci-isveren-tarafindan-fazla-calismaya-zorlanabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/mHIgpReRC5E/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87010"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Taşeron İşçi Tazminatlarını ve İşçilik Alacaklarını Kimden Alır]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Taşeron işçi alacaklarını kimden talep edebilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda; taşeron işçi ile asıl işveren arasındaki hukuki ilişki, müteselsil sorumluluk ilkesi, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, ücret alacakları ve diğer işçilik alacaklarının hangi şartlarda taşeron firmadan veya asıl işverenden istenebileceği ayrıntılı ve sade bir dille ele alınmaktadır.</p>

<p>Alt işveren–asıl işveren ilişkisinde Yargıtay uygulamaları, muvazaa kavramı, bordro ve SGK kayıtlarının önemi, zamanaşımı süreleri ve dava sürecinde dikkat edilmesi gereken temel hususlar bu videoda açıklanmaktadır.</p>

<p>Taşeron işçilerin hak kaybı yaşamaması için hukuki çerçeve net ve anlaşılır şekilde aktarılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/taseron-isci-tazminatlarini-ve-iscilik-alacaklarini-kimden-alir</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/UIoYSNE_Jz4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="70103"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İbraname İmzalayan İşçi Tazminat Alabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda, işten ayrılırken ibraname imzalayan işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını alıp alamayacağı konusunu tüm hukuki yönleriyle ele aldım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uygulamada işverenler tarafından sıkça imzalatılan ibranamelerin hangi şartlarda geçerli sayıldığı, hangi durumlarda işçinin haklarını ortadan kaldırmadığı ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda ibranamenin hukuki sonuçlarını ayrıntılı şekilde anlattım. İbranamenin tarihinin, içeriğinin, ödemenin banka yoluyla yapılıp yapılmadığının ve iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra düzenlenip düzenlenmediğinin işçi alacakları açısından neden hayati önem taşıdığını bu videoda net örneklerle bulabilirsiniz.</p>

<p>Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve diğer işçilik alacakları bakımından ibranameye rağmen hak kaybı yaşanıp yaşanmayacağı konusunda merak edilen tüm sorular bu yayında cevaplanmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/ibraname-imzalayan-isci-tazminat-alabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/IqrYkROXq9U/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="57193"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanma Davası Açıldığında Taraflar Aynı Evde Yaşamak Zorunda mıdır?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasi-acildiginda-taraflar-ayni-evde-yasamak-zorunda-midir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasi-acildiginda-taraflar-ayni-evde-yasamak-zorunda-midir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boşanma davası açıldığında tarafların aynı evde yaşamak zorunda olup olmadığı, uygulamada en çok merak edilen konulardan biridir.</p>

<p>Bu videoda; boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin fiilen ayrı yaşamasının hukuki sonucu, ayrı yaşamanın davaya etkisi, ortak konutta kalmanın zorunlu olup olmadığı, tedbir kararları, uzaklaştırma ve barınma düzenlemeleri sade ve anlaşılır bir dille ele alınmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çekişmeli ve anlaşmalı boşanma davalarında farklılık gösteren bu durumun, nafaka, kusur değerlendirmesi ve velayet sürecine etkileri de Yargıtay uygulaması çerçevesinde açıklanmaktadır.</p>

<p>Boşanma sürecinde hak kaybı yaşanmaması için bilinmesi gereken temel noktalar bu videoda yer almaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanma-davasi-acildiginda-taraflar-ayni-evde-yasamak-zorunda-midir</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/g2F3bNvXUls/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50354"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Istifa Eden İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/istifa-eden-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/istifa-eden-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda istifa eden işçinin kıdem tazminatı alıp alamayacağı konusu ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır. Kural olarak istifa eden işçi kıdem tazminatı alamaz; ancak iş hukukunda bunun çok önemli istisnaları vardır.</p>

<p>Haklı nedenle fesih, evlilik, askerlik ve emeklilik nedeniyle istifa eden işçilerin kıdem tazminatı hakkı bulunmaktadır. Ayrıca işverenin ücret ödememesi, sigortasız çalıştırması, fazla mesai ücretlerini ödememesi, mobbing ve hakaret gibi durumlar da işçi açısından haklı fesih sebebi sayılmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu videoda istifa dilekçesinin önemi, işçinin hak kaybı yaşamaması için dikkat etmesi gereken hususlar ve uygulamadaki en sık yapılan hatalar sade ve anlaşılır bir dille anlatılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/istifa-eden-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/5k4Zt3NOFjc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="19368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşçinin Fazla Çalışma Alacağı Kaç Yılda Zamanaşımına Uğrar]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-fazla-calisma-alacagi-kac-yilda-zamanasimina-ugrar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-fazla-calisma-alacagi-kac-yilda-zamanasimina-ugrar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda, işçinin fazla çalışma alacağı ve işçinin fazla çalışma ücreti bakımından zamanaşımı süresini sade ve net bir şekilde ele aldım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fazla mesai alacağı kaç yıl içinde talep edilir, zamanaşımı ne zaman başlar, hangi hâllerde hak kaybı yaşanır, işçi fazla çalışma ücretini hangi delillerle ispat edebilir gibi en çok merak edilen soruları bu videoda yanıtladım. İşten çıkarılan işçiler, sigortalı ya da sigortasız çalışanlar, bordro imzalayanlar ve fazla mesai ücreti alamayanlar için yol gösterici bilgiler içeren bu video, iş davaları ve işçi alacakları konusunda temel farkındalık sağlamayı amaçlamaktadır.</p>

<p>İşçinin fazla çalışma alacağı, fazla mesai ücreti, iş davalarında zamanaşımı, işçilik alacakları, işçi hakları, fazla mesai davası, iş hukuku, arabuluculuk süreci ve dava açma süreleri hakkında güncel ve pratik bilgiler için videoyu dikkatle izleyiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/iscinin-fazla-calisma-alacagi-kac-yilda-zamanasimina-ugrar</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/eBOEX3ZWvEY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="89612"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sigortasız Çalıştırılan İşçi Ne Yapmalı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/sigortasiz-calistirilan-isci-ne-yapmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/sigortasiz-calistirilan-isci-ne-yapmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu videoda, uygulamada sıkça karşılaşılan sigortasız çalışma sorunu, iş hukuku çerçevesinde ele alınmaktadır. Sigortasız çalıştırılmanın işveren bakımından doğurduğu hukuki sonuçlar ile işçinin hangi haklara sahip olduğu, güncel mevzuat ve yargı uygulamaları ışığında açıklanmaktadır.</p>

<p>Sigortasız çalışmış olmak, işçinin hak kaybına uğradığı anlamına gelmez. Aksine, kanun koyucu, sigortasız çalıştırılan işçiyi koruyan özel düzenlemeler öngörmüştür. Bu kapsamda işçi, fiili çalışma sürelerinin tespiti için hizmet tespiti davası açabilir; geriye dönük sigorta primlerinin yatırılması ve bu sürelerin emeklilik hesabına dahil edilmesi mümkündür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Videoda ayrıca, sigortasız çalıştırılan işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakkı, kıdem tazminatı talep edebilme imkânı ve ücret, fazla mesai, hafta tatili ile yıllık izin alacakları ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır. Bunun yanında, sigortasız çalışma sırasında meydana gelen iş kazalarında işverenin artan sorumluluğu ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin hukuki dayanakları da açıklanmaktadır.</p>

<p>Sigortasız çalışma, işçi açısından değil, işveren açısından ciddi yaptırımlar ve sorumluluklar doğuran bir durumdur. Bu video, işçi ve işverenlerin hak ve yükümlülükleri konusunda hukuki farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/sigortasiz-calistirilan-isci-ne-yapmali</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zlgiBMHRHVk/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81741"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="21950"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="18207"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="83000"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="57437"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="77586"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="15917"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="55378"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="55871"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="76306"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="37531"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
