<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://www.hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 28 Sep 2026 16:32:24 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Manipülasyon Suçu mu, Nitelikli Dolandırıcılık Suçu mu?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/manipulasyon-sucu-mu-nitelikli-dolandiricilik-sucu-mu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/manipulasyon-sucu-mu-nitelikli-dolandiricilik-sucu-mu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sermaye piyasalarında işlenen suçların; bir özel düzenleme olan ve ancak SPK raporu ile soruşturmaya konu edilebilen, zararın giderilmesinde de Hazineye karşı sorumluluk öngören “piyasa dolandırıcılığı” adlı manipülasyon suçunu mu, yoksa her bir mağdura karşı ayrı suçun gündeme geleceği, soruşturma...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sermaye piyasalarında işlenen suçların; </strong>bir özel düzenleme olan ve ancak SPK raporu ile soruşturmaya konu edilebilen, zararın giderilmesinde de Hazineye karşı sorumluluk öngören “piyasa dolandırıcılığı” adlı manipülasyon suçunu mu, yoksa her bir mağdura karşı ayrı suçun gündeme geleceği, soruşturma için SPK raporuna ihtiyaç duyulmayan ve mağdurların zararlarının giderilmesi kaydıyla ceza indirimi öngören nitelikli dolandırıcılık suçunu mu oluşturacağı, “suçta ve cezada kanunilik” prensibi uyarınca, bu suçların düzenlendiği Sermaye Piyasası Kanunu m.107’de ve TCK m.157 ile 158’de gösterilen unsurlara göre belirlenmelidir.</p>

<p>Elbette her bir mağdura karşı işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun cezası çok ağır olup, bu suçta ceza indirimi de her bir mağdurun zararının giderilmesi şartına bağlıdır. TCK m.158’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı soruşturma açılabilmesi için SPK’nın raporuna da ihtiyaç yoktur. Dolandırıcılık suçunda; failin, mağduru esaslı hataya düşürme kastına başta sahip olması ve hileli hareketlerle mağdura yapmayacağı bir işi yaptırarak veya almayacağı bir kararı aldırarak, mağduru zarara uğratması ve bu yolla haksız yarar sağlaması gerekir.</p>

<p><strong>Hisselerde manipülasyon ise;</strong> sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yapmak, emir vermek, emri iptal etmek veya emri değiştirmek veya hesap hareketleri gerçekleştirmek suretiyle yapılır. Her iki suç da iştiraken veya örgütlü olarak işlenebilir, fakat dolandırıcılık baştan, yani halka arz öncesinde veya en geç sırasında faillerin fikir ve eylem birliğine sahip olarak hareket etmeleri ile gündeme gelir.</p>

<p>Sermaye Piyasası Kanunu m.106 düzenlenen bilgi suistimali (insider trading) suçu; doğrudan veya dolaylı olarak sermaye piyasası araçları veya ihraççılar hakkında, ilgili sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek nitelikteki ve henüz kamuya duyurulmamış bilgilere dayalı olarak, ilgili sermaye piyasası araçları için alım veya satım emri vermek veya verdiği emri değiştirmek veya iptal etmek ve bu suretle kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmek suretiyle işlenir.</p>

<p><strong>Bu tespitler ışığında;</strong></p>

<p>Bir şirketin halka açılması sürecinde ve sonrasında yaşanan hadiselerde; içeriden bilgi almaktan ziyade, <strong>öncelikle bir plan dairesinde hareket edilip edilmediğine, hileli hareketlere iştirak edilip edilmediğine bakılmalı, ardından Sermaye Piyasası Kanunu m.106’ya ve m.107’ye göre değerlendirme</strong> yapılmalıdır.</p>

<p><strong>Nitelikli dolandırıcılık ve piyasa dolandırıcılığı dışında, portföy yönetim şirketleri ile bunların oluşturduğu fonlar bakımından;</strong></p>

<p>TCK m.155’de malvarlığına karşı suçlardan güveni kötüye kullanma suçunun ve bu suçun etkin pişmanlığının da m.168’de düzenlendiği,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Benzer şekilde; Sermaye Piyasası Kanunu m.110’da da güveni kötüye kullanma ve sahtecilik suçlarının düzenlendiği, güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hallerinin gösterildiği ve cezasının üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve 3000 güne kadar adli para cezası olarak tanımlandığı, yine bu suçtan soruşturma başlatılmasının da SPK’nın yazılı başvurusuna bağlı olduğu, m.110/3’de özel etkin pişmanlığın öngörüldüğü,</p>

<p><strong>Buna göre;</strong> sermaye piyasası araçlarını suiistimal eden veya emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyat, ücret ve bedel uygulamak suretiyle örtülü işlemlerde bulunan veya bu amaçla anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapan veya işlem hacmi üretmek suretiyle halka açık ortaklıkların karını veya malvarlığını azaltan veya malvarlıklarının artmasını engelleyen kişi nitelikli güveni kötüye kullanma suçunun işlenmiş sayılacağı,</p>

<p>Sermaye Piyasası Kanunu m.110/3’de suçun mağduru Hazine kabul edildiğinden, her ne kadar suçun tanımı ve cezası bakımından TCK m.155/2’ye atıf yapılmışsa da, bu özel düzenlemede suçun her bir mağdur yönünden oluştuğu değil, zincirleme şekilde işlenen nitelikli güveni kötüye kullanma suçundan bahsedilecektir. Ancak paralarını fonlara yatıran ve portföy yönetim şirketlerinin emanetinde olan malvarlığının suiistimalinde, her bir mağdur yönünden TCK m.155/2’nin gündeme geleceği,</p>

<p>Sonucuna varılabilir.</p>

<p>Bu suçlara iştirakin, somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><strong>Sermaye Piyasası Kanunu’nun “Örtülü kazanç aktarımı yasağı” başlıklı 21. maddesinin 4. fıkrasına göre;</strong> <i>“Kazanç aktarımının Kurulca tespiti halinde halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya karı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep eder. </i><strong><i>Kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorundadır. Örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili 94 üncü ve 110 uncu maddeler ile ilgili mevzuatta öngörülen hukuki, cezai ve idari yaptırımlar saklıdır</i></strong><i>”.</i></p>

<p>Portföy yönetim şirketleri ile bunların oluşturduğu fonlarda örtülü kazanç aktarımları tespit edildiğinde, kazanç aktarımı yapılan taraflardan paraların iadesinin yasal faizi ile tahsili gerekir.</p>

<p><strong>Malvarlığına Elkoyma Tedbiri:</strong></p>

<p><strong>1- </strong>Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma tedbiri CMK m.128/A’da özel olarak düzenlenmiştir. Bu elkoyma işleminde iki şart aranır:</p>

<p><strong>a) </strong>Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait suçla ilgili olan taşınmazlara, hak ve alacaklara m.128/A’da gösterilen usule göre tapu kütüğüne, trafik tescile, bankaya, mali kuruma, ticaret siciline kayıt düşülür. Elkoyma tedbiri; fiili değil, kaydi uygulanır. Malvarlığına genel elkoyma olmaz. Genel müsadere gibi, genel elkoyma da yasaktır.</p>

<p><strong>b) </strong>Elkoyma kararı alınabilmesi için; ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu veya Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır.</p>

<p><strong>2- </strong>Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu bakımından rapor almanın 3 ay süreli bir istisnası vardır. 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un “Koruma tedbirleri” başlıklı 17. maddesinin 2. fıkrasına göre; <i>“Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da elkoyma kararı verebilir. Hakim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim en geç yirmi dört saat içinde onaylanıp onaylanmamasına karar verir. Hakimin onaylaması halinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinde <strong>belirtilen değere ilişkin rapor üç ay içinde alınır </strong>ve tekrar hakim onayına sunulur. Onaylanmama veya raporun üç ay içinde alınamaması halinde Cumhuriyet savcılığının kararı hükümsüz kalır”.</i></p>

<p><strong>3- Malvarlığının dondurulması ise; </strong>terör ve terörizmin finansmanı ile etkin mücadele edilebilmesi için kabul edilen 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 5 ila 15. maddelerinde düzenlenen istisnai bir idari tedbirdir. 6415 sayılı Kanun; terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla, yetkili kılınan idari makamlar tarafından malvarlığının dondurulmasına ilişkin usul ve esasları belirlemiştir.</p>

<p>Terörizmin finansmanından dolayı malvarlığını dondurma; bir kişinin, kuruluşun veya organizasyonun tasarrufunda bulunan tüm malvarlığının dondurulması şeklinde uygulanabilecek genişliğe sahip olup, fon sağlanması ve yasak fiiller ile terörizmin finansmanı suçunun tanımı ve dondurma tedbiri kararı ve bu kararın uygulanma usulü hakkında 6415 sayılı Kanunun 3 ila 7. maddelerine bakılması uygun olacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/manipulasyon-sucu-mu-nitelikli-dolandiricilik-sucu-mu-1</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/terazi/fon-ass.jpg" type="image/jpeg" length="41832"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİNDE GÖREV ARTIK TÜKETİCİ MAHKEMELERİNDE]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kat-karsiligi-insaat-sozlesmelerinde-gorev-artik-tuketici-mahkemelerinde-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kat-karsiligi-insaat-sozlesmelerinde-gorev-artik-tuketici-mahkemelerinde-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kentsel dönüşüm kapsamında binası yenilenen daire sahiplerinin mülkiyet haklarının kamu otoritesi tarafından kısıtlandığı, şablon hükümler içeren 6306 sayılı yasa karşısında pek de takdir haklarının olmadığı bir gerçektir. Genel olarak icbar yöntemiyle vatandaşın müteahhit şirketlere yönlendirildiği...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kentsel dönüşüm kapsamında binası yenilenen daire sahiplerinin mülkiyet haklarının kamu otoritesi tarafından kısıtlandığı, şablon hükümler içeren 6306 sayılı yasa karşısında pek de takdir haklarının olmadığı bir gerçektir. Genel olarak icbar yöntemiyle vatandaşın müteahhit şirketlere yönlendirildiği görülmektedir. Bu durumda, dairesinin haraç-mezat satılmasını istemeyen hak sahipleri zorunlu olarak müteahhit şirketlerle anlaşma yapmaktadır. Yasada tanınan zorlama gücünü arkasına alan bazı yüklenici şirketler, genel işlem şartlarına aykırı sözleşme maddelerini dayatma yoluyla arsa sahibine kabul ettirmektedir. Yasal hakkın suistimali niteliğindeki bu uygulama şüphesiz ki, vatandaşların mağduriyetlerine yol açmaktadır. Mevcut durum karşısında daire sahiplerini koruyan birtakım düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu kuşkusuzdur. İşte bu noktada, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi aşağıda açıklayacağımız kararını yayınlamıştır.</p>

<p>Kitabımızın ilk basımının yayınlandığı, 2016 yılından itibaren belirttiğimiz, 6306 sayılı kanun uygulamasında da daire sahipleri tüketici sayılmalıdır şeklindeki önerimiz, Yargıtay tarafından uygun bulunarak, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12.02.2026 tarihli görev yeri belirleme kararı ile resmiyet kazanmıştır. Aradan “10” yıl geçmiş olsa da zararın neresinden dönülürse kardır. <u>Buna göre, 6306 sayılı kanun kapsamında inşa edilen binalarla ilgili olarak arsa sahiplerinin yükleniciye karşı açtığı kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan davalarda Tüketici Mahkemesi’nin görevli olduğu belirtilmiştir.</u> Önceki uygulanmada, kentsel dönüşüm uygulamaları kapsamında kat malikleri tarafından imzalanan sözleşmelerde, arsa sahipleri, tacir olarak kabul edilmekteydi. Adeta, milli seferberlik ilan edilerek depremden korunmak amacıyla yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarında, binaları yenilenen arsa sahiplerinin tacir olarak kabul edilmesi yasal bir çelişkidir. 6306 sayılı kanunun genel gerekçesi incelendiğinde temel amacın deprem riskine karşı önlem almak ve bu uğurda gerekirse mülkiyet hakkından da feragat edilerek sağlam binalar inşa etmektir. Aynı zamanda, yasada yer alan icbar ve zorlama niteliğindeki hükümler yukarıda açıklanmıştır. Bu durumda, yasanın temel mantığı esas alındığında, hak dengesini korumak ve daire sahiplerinin, özellikle müteahhit ile olan ilişkilerinde tüketici olarak kabul edilmesi ve tüketici kanunundan kaynaklanan tüm hakların kullanılabilmesine imkan tanınması doğru bir uygulamadır.</p>

<p>Bir tarafta tamamen kar amacı güden yüklenici şirket, diğer tarafta yasa zoruyla mülkiyet ve şerefiye haklarından feragat etmek zorunda kalan daire sahipleri mevcut iken, bu tablo içerisinde daire sahiplerini tacir olarak kabul etmek zaten abesle iştigaldir.</p>

<p>Yukarıda da açıklandığı üzere, yürütme erki, riskli yapı parsellerinde vatandaşı yasa zoruyla yüklenici şirketlerle anlaşma yapmaya icbar etmektedir. Bu durumda, “<i>ister imza at istersen atma hissen satışa çıkar”</i> mantığıyla hareket edildiğinden, arsa sahiplerinin başkaca yasal korumaya ihtiyaç duyduğu açıktır. Vatandaş, devlet eliyle özel sektör müteahhitlerine yönlendirilirken, bazı müteahhit şirketlerin de vatandaşa zorlama niteliğinde sözleşmeler dayattıkları bilinmektedir. Ancak, içtihat değişikliği ile artık, 6306 sayılı kanun kapsamındaki kat karşılığı inşaat sözleşmeleri “Tüketici Akdi” sayılacağından, sözleşme içerikleri Tüketici Mahkemesi tarafından denetlenecek ve inşaat sözleşmelerinde yer alan, “Haksız Şart” niteliğindeki sözleşme maddeleri Mahkemece iptal edilecektir. Bu durumda, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yer alan genel işlem koşullarına aykırı ve dayatma niteliğindeki sözleşme maddeleri geçersiz olacaktır.</p>

<p>Deprem riski endişesiyle hazırlanan, “Olağanüstü Koşullarda Uygulanacak Yasa” niteliğindeki 6306 sayılı kanun uygulanırken, olağan koşullarda uygulanabilecek Borçlar Kanunundaki eser sözleşmesi hükümlerinin tatbik edilmek istenmesi hukuk mantığıyla örtüşmemektedir. Çünkü, Borçlar Kanunundaki eser sözleşmesi hükümleri(kat karşılığı inşaat sözleşmesi) olağan koşullarda uygulanmak üzere ihdas edilmiştir. Halbuki 6306 sayılı yasa deprem riski telaşıyla, olağanüstü koşullarda uygulanmak üzere yürürlüğe konulmuştur. Bu sebepledir ki, 6306 sayılı yasada salt çoğunluk kararı ile mülkiyet hakları sonlandırılabilmektedir. Mülkiyet hakkının özüne müdahale eden bir yasa ihdas edildikten sonra, arsa sahiplerinin olağan koşullarda uygulanabilecek Borçlar Kanunundaki eser sözleşmesi hükümlerine yönlendirilmesi uygulamada bu tür yargısal sorunlara neden olacaktır. Şüphesiz ki, uzun yıllar önce Borçlar Kanununda ihdas edilen eser sözleşmesi(Kat Karşılıği İnşaat Sözleşmesi) hükümleri ileride çıkacak 6306 sayılı yasadaki koşullar gözetilerek yürürlüğe konmamıştır. Bu sebeple, Borçlar a-Kanunu ile 100 yıl önce ihdas edilen eser sözleşmesi kalıplarının, sadece “14” yıl önce yürürlüğe konulan 6306 sayılı Kanun uygulamasındaki devasa sorunları çözmesi beklenemez. Esas itibariyle yapılması gereken, daire sahipleri ile yüklenici arasında aktedilecek İnşaat Sözleşmesine ilişkin tüm koşulların 6306 sayılı yasada kendi dinamikleri çerçevesinde yeniden düzenlenmesidir. Yüklenici ile daire sakinleri arasında yapılacak inşaat sözleşmesinin temel koşulları, 6306 sayıl yasa içerisinde ve bu yasanın olağanüstü koşulları gözetilerek yeniden düzenlendiğinde sorunların önemli bir kısmı çözülecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ülkemizde kentsel dönüşüm kapsamında bina yenileme faaliyetlerinin büyük çoğunluğu özel sektör müteahhitleri tarafından yürütülmektedir. Kitabımızın giriş bölümünde belirttiğimiz dünyadaki büyük kentsel dönüşüm projelerinin önemli bir kısmında kamu otoritesi bizzat projenin içerisindedir. Bizdeki uygulamada ise, kentsel dönüşüm yasası kapsamında bina yenileme faaliyetleri özel sektör müteahhitlerine bırakılmıştır. Vatandaş yasa zorlamasıyla özel sektör müteahhitlerine yönlendirilirken, Bakanlığın müteahhitlere yönelik etkin bir denetim mekanizmasının da olmadığı görülmektedir. Yani, piyasada müteahhitlerin “sermaye yeterliliği”, “iş bitirme oranları” , vatandaşa dayatılan kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin hakkaniyetli olup olmadığı gibi hususlar Bakanlık tarafından hiçbir şekilde denetlenmemektedir. Örneğin, bir proje yarım kaldığında Bakanlık devreye girmemekte ve vatandaş adli yargı sürecini takip ederek yaklaşık “10” yıl süebilecek davaları açmak zorunda kalmaktadır. Başlangıçta yasa zoruyla ve hisse satışı riskiyle özel sektör müteahhitlerine yönlendirilen arsa sahipleri yüklenici ile sorun yaşadıklarında kamu otoritesi olaya hiçbir müdahalede bulunmamaktadır.</p>

<p>6306 sayılı yasa kapsamında getirilen, “İdari Fesih” prosedürü ve “Müteahhit Sınıflandırma” uygulaması devasa sorunların çözümünde yetersiz kalmaktadır. Öncelikle, İdari Feshi gerçekleştiren kurumlarda yeterli hukuki bilgiye sahip personel bulunmamaktadır. Sözleşme feshi gibi tamamen hukuki bir konuda yeterli eğitimi olmayan bürokratların karar vererek belki de yüzlerce kişinin kaderini etkileyebilecek sorumluluk üstlenmesi teknik olarak doğru değildir. Milyonlarca liralık hacmi olan ve aileleriyle birlikte yüzlerce kişiyi ilgilendiren bir konuda Belediyelerde görevli olan ancak bu konularda hiçbir tecrübesi olmayan personelin karar veriyor olması son derece düşündürücüdür.</p>

<p>Kanunun uygulanmasında birincil sorumlu kurum, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile bu kuruma bağlı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri iken, özellikle İstanbul’da yetki devri ile kentsel dönüşüm işlemlerinin tamamı ilçe Belediyeleri tarafından yürütülmektedir. Pay Satışı ve İdari Fesih gibi son derece hassas konuların Belediyeler tarafından yürütülmesi ve asıl sorumlu olan Bakanlık Kurumlarının deyim yerindeyse etliye-sütlüye karışmadan kentsel dönüşüm işlemlerini dışarıdan izlemesi ve yeri geldiğinde kısa bir görüş yazarak çetrefilli konuların sorumluluğunu Belediyelere bırakması doğru değildir. Kanunun uygulanmasında birincil derecede sorumlu olan Çevre Bakanlığı’nın daha fazla sorumluluk almak suretiyle sorunların çözümünde sahada etkin rol üstlenmesi gerekmektedir. Buna göre, kadro tahsis edilerek tüm kritik işlemler bizzat Bakanlık kurumları tarafından yürütülmelidir. Belediyelere asli görevi olmayan bir konuda sorumluluk yüklenerek sorunları Belediyelere havale etmek sahadaki sorunların çözümünde yeterli olmamaktadır. Kaldı ki, Belediyelerde kentsel dönüşüm hizmetlerini yürütecek uzman kadrolar da yoktur.</p>

<p>Bununla birlikte, idari fesih uygulamasında yükleniciye süre verildiğinden, müteahhitler kendilerine verilen sürede inşaatta göstermelik faaliyetlerde bulunarak fesih işleminden kaçınma yoluna gitmektedir. İdari Fesih işleminin sadeleştirilmesi, prosedürün azaltılması ve mutlak surette uzman hukukçular eşliğinde fesih işleminin tamamlanması önem arz etmektedir. Ayrıca, sözleşme feshi sonrasında yeni müteahhit seçimi ve parselde yeniden inşaat ruhsatı düzenlenmesi konusunda da Belediyelerde bürokratik işlemler kolaylaştırılmalıdır. Yine, sözleşme feshi sonrasında, tarafların sözleşmeden kaynaklanan borçları için adli mahkemelere gidilebileceği kanunda belirtilmiştir. Kamu otoritesi konuya el atmışken, aynı konuda vatandaşın adli mahkemeleri yönlendirilmesi ve konunun eksik ve yarım bırakılması doğru değildir. Bu konuda, tahkim benzeri bir kurum oluşturularak arsa sahipleri ile yüklenicilerin edimleri zorunlu tahkim müessesesi ile çözümlenmelidir.</p>

<p>Deprem riski nedeniyle hızlı ilerleyen yasal süreçlerin en sonunda yine adli mahkemelere gidilecekse mağduriyet kaçınılmaz olacaktır. Bu durum kentsel dönüşümün genel işleyişine zarar vermekte ve işlemlerin yavaşlamasına neden olmaktadır. Yine, bu konularda hızlı karar verebilecek özel yetkili Kentsel Dönüşüm Mahkemeleri kurulması da bir çözümdür. Ülkemizde neredeyse hiç global markamız yokken, yurtdışı menşeili global markaların haklarını korumak için özel yetkili Fikri Sınai Haklar Mahkemeleri kurulmuştur. Beka meselesi olarak kabul edilen deprem riski ve kentsel dönüşüm işlemlerinin global markaların korunmasından daha önemli olduğu açıktır. Bu durumda, kentsel dönüşüm faaliyetlerinin daha sağlıklı ilerleyebilmesi için özel yetkili Kentsel Dönüşüm Mahkemeleri’nin kurulması şarttır. Bu konuda çalışma yapılmaması halinde korkarım ki, önümüzdeki dönemde de daire sahiplerinin yükleniciye karşı açtığı dava dosyaları Asliye Hukuk Mahkemeleri ve Tüketici Mahkemeleri arasında böyle mekik dokur gibi dolaşacaktır.</p>

<p>Yasa koyucunun ihmal ettiği daire sahiplerini koruma mekanizması Yargı erki tarafından giderilmeye çalışılmaktadır. Maalesef yasal düzenlemeler adil ve hakkaniyetsiz olduğu sürece yargı erkinin bu boşlukları doldurma refleksi son derece normaldir. Nitekim, geçmişte de bu durumun sayısız örneği bulunmaktadır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-senol-saltik" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Şenol SALTIK"><img alt="Av. Şenol SALTIK" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/avukat_ha1y.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-senol-saltik" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Şenol SALTIK">Av. Şenol SALTIK</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kat-karsiligi-insaat-sozlesmelerinde-gorev-artik-tuketici-mahkemelerinde-1</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 15:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/05/terazi/kentsel-donusumssa.jpg" type="image/jpeg" length="76272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM Başkanı Özkaya, Filistin Yargı Heyetini kabul etti]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-baskani-ozkaya-filistin-yargi-heyetini-kabul-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-baskani-ozkaya-filistin-yargi-heyetini-kabul-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Türkiye Adalet Akademisi tarafından yürütülen program kapsamında Türkiye’de bulunan Filistin Yargı Enstitüsü Müdürü Wesam A. A. Salayma ve beraberindeki Filistin’de başsavcı, hâkim ve savcı olarak görev yapan yargı mensuplarından oluşan heyeti kabul etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya kabulde yaptığı konuşmada, Filistin’in kendileri nezdinde özel bir yeri olduğunu belirterek konuk heyeti ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti ve milletiyle Filistin halkının yanında olduğunu ifade eden Başkan Kadir Özkaya, Filistin ve Gazze’de yaşanan ağır insan hakları ihlallerine dikkat çekti. Tüm insanlığın ortak vicdan ve ortak akılla hareket ederek bu zulmü durdurması gerektiğini vurgulayan Başkan Özkaya, “Lütuf istemiyoruz. Adaleti ve insan haklarını merkeze alan bir anlayış sergilenmesini bekliyoruz.” dedi. İnsani değerleri yok sayan her türlü uygulamayı şiddetle kınadığını ifade eden Başkan Özkaya, yaşanan zulmün en kısa zamanda son bulmasını diledi.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin diplomasi alanındaki girişimlerine dikkat çeken Başkan Kadir Özkaya; Türk Anayasa Mahkemesi olarak Güney Afrika’da düzenlenen J20 Zirvesi ve İspanya’da düzenlenen Dünya Anayasa Yargısı Konferansı (WCCJ) 6. Kongresi’nin yanı sıra uluslararası birçok platformda da Filistin’de yaşanan zulmü etkili bir şekilde dile getirdiklerini kaydetti.</p>

<p>“Adaleti olmayan güç zalimdir, güçle koruma altına alınmayan adalet ise acizdir.” diyen Başkan Özkaya, Filistin’de yaşanan insanlık dramına karşı dünyanın aciz kaldığını ifade etti. Türkiye Cumhuriyeti’nin ise her zaman ve zeminde adil ve güçlü bir duruş sergilediğine işaret eden Başkan Özkaya, Filistin halkının gösterdiği onurlu duruşu destansı bir mücadele olarak nitelendirdi.</p>

<p>Filistin Yargı Enstitüsü Müdürü Wesam A. A. Salayma ise misafirperverliklerinden ve Filistin’e desteklerinden dolayı Başkan Kadir Özkaya’ya teşekkür etti. Yaşanan zulümlere ilişkin açıklamalarda bulunan konuk heyet, insan haklarını hiçe sayan zulümlerin yaşandığı bir coğrafyada adaletin tesisi için gayret gösterdiklerini belirtti. Türkiye’nin varlığının Filistin halkına umut ve güç verdiğini dile getiren heyet, desteklerinden dolayı Türkiye Cumhuriyeti’ne teşekkür etti.</p>

<p>Görüşmede ayrıca, iki ülkenin hukuk sistemine ilişkin bilgi alışverişinde bulunuldu. Başkan Özkaya, konuk heyete Türk yargı sistemi ile Anayasa Mahkemesinin yapısı ve görevleri hakkında bilgiler aktardı. Türk Anayasa Mahkemesinin uluslararası anayasa yargısı alanındaki etkin rolüne de değinen Başkan Özkaya, bu kapsamda yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Başkan Özkaya, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi olarak her türlü iş birliğine ve desteğe hazır olduklarını belirtti.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/ymocecfc/1.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/osgjtdu3/2.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/higp1v0v/3.jpg?width=480&amp;height=360&amp;mode=crop&amp;anchor=center" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-baskani-ozkaya-filistin-yargi-heyetini-kabul-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/3-13.jpg" type="image/jpeg" length="55480"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi'nin 2023/323 E., 2025/473 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/ankara-bam-26-hukuk-dairesinin-2023323-e-2025473-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/ankara-bam-26-hukuk-dairesinin-2023323-e-2025473-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 10.04.2025 tarihli, 2023/323 E., 2025/473 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.<br />
ANKARA<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
26. HUKUK DAİRESİ</strong></p>

<p><br />
<strong>ESAS NO : 2023/323<br />
KARAR NO : 2025/473</strong></p>

<p><br />
<strong>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
K A R A R</strong></p>

<p><strong>İNCELENEN KA</strong>RARIN<br />
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 28.12.2022<br />
NUMARASI : 2022/544 Esas 2022/747 Karar</p>

<p>DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br />
KARAR TARİHİ : 10.04.2025<br />
GEREKÇELİ KARAR<br />
YAZILMA TARİHİ : 02.05.2025</p>

<p>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;</p>

<p><strong>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI</strong></p>

<p>Davacı vekili, 08.02.2014 tarihinde yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını, yatağa bağımlı hale geldiğini, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün hız kurallarını ihlal ettiğinden kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya karşılık ödeme yapılmadığını belirterek, kısmi dava olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacının iş göremezlik zararı için şimdilik 1.000,00-TL, bakıcı gideri zararı için şimdilik 1.000,00-TL olmak üzere toplam 2.000,00-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 28.05.2018 tarihli dilekçesi ile talebinin 500,00TL sürekli, 500,00-TL geçici iş göremezliğe dayalı olduğunu açıklamış, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 268.000,00-TL, bakıcı gideri talebini 268.000,00-TL olarak arttırmıştır.</p>

<p>Davalı vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 17.05.2013- 17.05.2014 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 250.000TL ile sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyet iddialarını kabul etmediklerini, davalının bakıcı giderine ilişkin sorumluluğu bulunmadığını, olay tarihinden itibaren avans faizi talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.</p>

<p><strong>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</strong></p>

<p>Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın, ZMSS poliçesine dayalı sürekli ve geçici iş göremezlikten kaynaklı tazminat ve bakıcı gideri isteğine ilişkin olduğu, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 09.07.2018 tarihli raporda davacının vücut genel çalışma gücünü % 100 oranında kaybettiği, sürekli iş göremezlik halinde kaldığının belirtildiği, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'ndan alınan 20.03.2019 tarihli raporda kazanın oluşumunda sürücü ...'ın %35, yaya ...'in %65 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, kaldırma kararından sonra SGK'ya yazılan yazı cevabında 3.kişiye rücu edilebilecek ödemenin %60 kusur oranına göre 92.606,84 TL olduğunun bildirildiği, BAM kaldırma kararı gereği hükme esas kök rapor tarihindeki verilere göre kusur oranı ve rücuya tabi miktar 159.393,45 TL kabul edilerek yapılan hesaplamada davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 380.789,75 TL olduğu, SGK yazısında belirtilen rücuya tabi peşin sermaye değeri esas alınarak (92.606,84 TL) yapılan garame paylaşımında davacının 215.573,27 TL zararından davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağını, istinafa konu olmayan ve bu nedenle usulü kazanılmış hak sayılan 159.393,45 TL peşin sermaye değeri kabul edilerek yapılan garame paylaşımında ise davacının 188.920,44 TL zararından davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağının bildirildiği, ilk karara davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, kaldırma kararı öncesi rapor tarihi itibariyle veriler de esas alınarak kusur oranları gözetilerek ve kaldırma kararı öncesi bildirilen ilk peşin sermaye değerinin yarısı 159.393,45 TL'nin düşümü ile sürekli iş göremezlik zararı 380.789,75 TL olarak belirlendiği, poliçe limitinin üzerinde olduğu, Ankara BAM 26. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi ek raporu alınmış ise de, davacıya SGK tarafından yapılan ödemenin rücu niteliği gözetildiğinde SGK'nın davacıya bağladığı sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 01.08.2014 tarihinden geçerli olmak üzere zamanaşımının başladığı, rücuya esas peşin sermaye değerinin bu tarih itibariyle belirli hale geldiği, mahkemenin ilk hüküm tarihi, ve 2. hüküm tarihine kadar 2 yıllık zaman aşımı süresi geçtiği halde SGK tarafından davalı sigorta şirketine herhangi bir tazminat ödemesi talebinde bulunulmamış olması gözetildiğinde, sigorta limitinin bir kısmının garame hesabı neticesinde SGK 'ya ayrılması halinde ayrılan tutarın davalı sigorta şirketi hesabında kalacağı, sigorta şirketince mahkeme kararı doğrultusunda davacıya limitin altında ödeme yapılacağı, limitin kalan kısmının ise SGK'ya zamanaşımı süresi gözetilerek ödenmeyeceği ve poliçe limitinin altında bir ödeme yapmak suretiyle davalı sigorta şirketinin sorumluluktan kurtulmasına yol açılacağının değerlendirildiği, ek rapordaki hesaplamaya itibar edilmediği belirtilerek sürekli iş göremezlik zararına yönelik talebin kabulü ile 268.000,00 TL, bakıcı gideri zararına yönelik talebin kabulü ile 268.000,00 TL'nin 17.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, geçici iş göremezlik zararına yönelik davanın reddine karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.</p>

<p><strong>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ</strong></p>

<p>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, BAM kararına rağmen SGK tarafından ödenen bedelin poliçe limitinden mahsup edilmeyerek tüm teminat limiti üzerinden hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, SGK tarafından yapılan ödemenin temelinin davacının zararı ile doğrudan ilişkili olduğunu, Yerleşik Yargıtay uygulamalarının garame hesabı yapılması yönünde olduğunu, mahkemenin alacağın zamanaşımına uğraması sebebiyle hüküm kurulmasına yönelik kararının hatalı olduğunu, SGK tarafından yapılan ödemenin zamanaşımı süresinin kurumun ödeme onayı verdiği tarihten itibaren 10 yıl olduğunu, mahkemece davacıya SGK'ya iş kazasını bildirmesi için süre verilmesi, işlemlerin takip edilerek gerekirse dava açılması için süre verilmesi, davanın bekletici mesele yapılması gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın iş kazası olduğunu, peşin sermaye değerli gelir bağlanmış olması halinde hesaplanacak tazminattan mahsubunu, SGK ya ihbar da bulunulmasını, SGK tarafından yapılabilecek ödemelerin davalı şirketten de talep edilmesinin mükerrer ödemeye sebep olacağını, poliçe limitine indirilmesi gerektiğini, iş kazasına ilişkin yeterli inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, maluliyet oranının afaki şekilde belirlendiğini, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, ZMMS Genel Şartlar gereği davalının bakıcı giderinden sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmüştür.</p>

<p><strong>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE</strong></p>

<p>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;</p>

<p>Dava, trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkindir.</p>

<p>Davacı vekili, 08.02.2014 tarihinde davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemenin 2017/624 E. 2019/863 K. sayılı kararı ile SGK tarafından davacıya bağlanan 318.786,90 TL'nin yarısı olan 159.393,45 TL'nin hesaplanan 540.183,20 TL tazminattan mahsubunda zararın teminat limitinin üstünde olduğu belirtilerek 268.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 268.000,00 TL bakıcı gideri zararına yönelik talebin kabulü ile davalıdan tahsiline, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İlk karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 2020/2 E.,2022/1517K. sayılı kararı ile mahkemece SGK tarafından davacıya bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye tutarı olarak bildirilmiş olan 318.786,90-TL'nin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise üçüncü kişilere rücu edilebilecek miktarın ne olduğu, rücu için dava açılıp açılmadığı hususlarının SGK'dan araştırılması; neticesine göre 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 4. fıkrası gereğince SGK'nın rücu edebileceği kısmın, üçüncü kişinin kusuruna isabet eden ilk peşin sermaye değerinin yarısı kadar olabileceği gözönüne alınmak suretiyle kurum tarafından davalı sigorta şirketine rücu edilebilecek miktarın tazminattan düşülmesi suretiyle davacının sürekli iş göremezlik zararına yönelik tazminat miktarının belirlenmesi, belirlenecek olan rücuya tabi bu miktar ile davacının sürekli iş göremezlik zararına yönelik hesap edilen tazminat tutarının poliçe limitini aşması halinde azami sigorta limitinin anılan alacaklar toplamına olan oranına göre garameten paylaştırma yapılması hususunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi, davacının istinafının bulunmaması karşısında usuli kazanılmış haklar gözetilmek ve hükme esas alınan rapor tarihindeki veriler esas alınmak suretiyle davacının sürekli iş göremezlik zararına yönelik tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğinden kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece SGK'ya müzekkere yazılmış, aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak davanın sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebi yönünden kabulüne, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.</p>

<p>1-Davalı vekilinin kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; kazadan sonra düzenlenen 08.02.2014 tarihli kaza tespit tutanağında, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın orta şeritte seyir halinde iken yolun sağındaki kaldırım kısmından orta refüj istikametine yoğun trafiğin arasından geçmeye çalışan yaya ...'e aracının ön kısmıyla çarptığı, yayanın ilk çarptığı noktadan 12 m ileride orta şeride düştüğü, aracın ise 32 m ileride en sağ şeritte sağ yan kısmı üzerine sürtünerek devrildiği, çarpma noktasının 53,00 m. gerisinde ışık kontrollü yaya geçidinin mevcut olduğu, motosiklet sürücüsü ...’ın KTK'nın 52/1-b kuralını ihlal ettiği, yaya ...’in ise yaya geçidini kullanmadığından KTK'nın 68/1-b-1 kuralını ihlal ettiği tespit edilmiştir.<br />
Dava konusu kazaya ilişkin İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/452 E., 2018/58 K. sayılı dosyasında İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 04.08.2017 tarihli raporda olayın meydana gelmesinde sanığın sağa yönelmeden önce giriş yapmak istediği şeridi kontrol etmesi, taşıt yoluna karşıdan karşıya geçmek için girmiş olan yaya nedeniyle etkili fren tedbiri alması gerekirken yeterli kontrolü yapmadan sağa yöneldiği sırada katılana çarpması nedeniyle tali derecede kusurlu olduğu kabulü ile sanık ...’ın 4.500-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul BAM 19. Ceza Dairesi'nin 2018/1595 E. 2018/2460 K. sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar 10.09.2018 tarihinde kesinleşmiştir.</p>

<p>Mahkemece Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'ndan alınan 20.03.2019 tarihli raporda olay anını gösteren video görüntüleri de incelenerek sürücü ...'ın yönetimindeki motosiklet ile seyri sırasında ön ilerisinde sol şerit üzerinde seyreden kamyoneti yakından takip ettiği, olay yerinde sağa yönelmeden önce giriş yapacağı şeridi kontrol etmesi gerekirken bu hususa özen göstermeyerek kontrolsüz biçimde sağa yöneldiği sırada gördüğü yayaya karşı zamanında etkin tedbirine başvurmayarak çarpmasıyla meydana gelen olayda %35 oranında, yaya ...'in ise, karşıya geçişini 53 m. mesafedeki yaya geçidinden yapmayıp, taşıt yolunun trafik yoğunluğunu ve yol üzerinde seyir halinde bulunan aracın hızını ve yakınlığını dikkate alıp karşıya geçiş için en uygun zamanı beklemesi gerektiği halde, seyir halinde olan araçlara rağmen yolun sağından kaplamaya girip, solundan gelen motosikletin çarpmasına maruz kaldığı olayda % 65 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş olmakla ceza yargılaması sırasında kesinleşen maddi vakıa ve bilirkişi raporundaki kusur dağılımının oluşa uygun olması sebebiyle benimsenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.</p>

<p>2-Davalı vekilinin maluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.</p>

<p>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.</p>

<p>Mahkemece Ankara Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 09.07.2018 tarihli raporda davacının yaralanması nedeniyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre sağ frontoparietal kemikte kraniektomi, sol kol sol bacak paralizi ve nörolojik arazı nedeniyle %100 oranında vücut genel çalıma gücü kaybı oluştuğunun belirlendiği, davacının son durum raporunun alındığı ve fiziki muayenesinin yapıldığı, davacının kaza sonrası tedavi evraklarının ve raporlarının incelendiği, kaza tarihi itibariyle Yargıtay tarafından uygulanmakta olan yönetmelik hükümlerinin esas alındığı anlaşılmakla hükme esas alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.</p>

<p>3-Davalı sigorta şirketi vekilinin bakıcı giderine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde, olay tarihinde yürürlükte ulunan 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi gereğince davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.</p>

<p>Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.</p>

<p>Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin bakıcı gideri zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.</p>

<p>4-6098 sayılı TBK'nın 55.maddesinde; “Bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez” düzenlemesi mevcuttur. Buna göre; rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri yahut ifa amacı taşımayan ödemeler tazminattan indirilememekte, ifa amacı taşıyan ödemeler bulunması halinde davadan önce parayı alan ve bu dönem zarfında parayı kullanan davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesinin önlenebilmesi için, davadan önce yapılan bu neviden ödemelerin güncellenmiş karşılığının hesaplanan tazminattan düşülmesi gerekmekte, rücu edilebilir sosyal güvenlik ödemeleri bulunması halinde ise sadece ödemeler toplamının hesaplanan zarar tutarından mahsup edilmesi gerekmektedir. Zira, sigortalıya veya hak sahiplerine Kurum tarafından 5510 sayılı yasa gereği yapılmış veya ileride yapılacak olan sosyal güvenlik ödemeleri (geçici iş göremezlik ödeneği, cenaze masrafları ve kız çocuklarına verilen evlenme ödeneği) ilgililere rücu edilmekte, sigortalıya bağlanan sürekli iş göremezlik geliri, sigortalının ölümü sebebiyle hak sahiplerine iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kolundan bağlanan ölüm geliri bulunması halinde de bu gelirlerin ilk peşin sermaye değeri ilgililere rücu edilmektedir. Nitekim, davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 4. fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p>Dosyada mevcut İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 01.12.2022 tarihli yazısında, davacının yaralanması nedeniyle bağlanan aylık gelirin ilk peşin sermaye değerinin 308.689,48 TL olduğu, üçüncü kişiye rücu edilecek ödeme tutarı ise %60 kusur karşılığı 92.606,84 TL olarak bildirilmiştir. Dairemiz kaldırma kararında, SGK'nın rücu edebileceği kısmın, üçüncü kişinin kusuruna isabet eden ilk peşin sermaye değerinin yarısı kadar olabileceği, kurum tarafından rücu edilebilecek miktarın tazminattan düşülmesi suretiyle davacının sürekli iş göremezlik zararına yönelik tazminat miktarının belirlenmesi, belirlenecek olan rücuya tabi bu miktar ile davacının sürekli iş göremezlik zararına yönelik hesap edilen tazminat tutarının poliçe limitini aşması halinde azami sigorta limitinin anılan alacaklar toplamına olan oranına göre garameten paylaştırma yapılması gerektiği belirtilmiş ise de bölge adliye mahkemelerinin kaldırma kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı dairemizin kaldırma kararından sonra SGK'na yazılan yazıya verilen cevapta rücu işlemelerin başlamadığı, rücu için dava açılmadığının belirtilmiş olmasına göre mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının zararının kusur oranına göre 540.183,20 TL belirlendiği, SGK tarafından ödenen tazminatın ilk peşin sermaye değerinin yarısının zarar sorumlusunun kusur oranına isabet eden miktarın davacının gerçek zararından mahsup edildiğinde zararın poliçe teminat limitinin üzerinde olduğu, SGK'nın rücuya tabi olarak yaptığı ödemeleri 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 4. fıkrasında "zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesi gereğince zarar sorumlusu kişilere rücu edebileceği, davalı sigorta şirketinin aracın sürücüsü ve işleteni ve varsa diğer sorumlular ile birlikte davacının zararından ve dolayısıyla davacıya ödenen rücuya tabi ödemelerden müteselsilen sorumlu oldukları, SGK'nın ödediği tazminatın zarardan düşülmüş olması halinde dahi poliçe teminat limiti üzerinde zarar olması nedeniyle diğer zarar sorumluların sorumluluğunun devam ettiği, SGK'nın zarar sorumlusu diğer müteselsil sorumlulara rücu hakkının bulunduğu da gözetildiğinde karar gerekçesi yerinde değil ise de sonuç itibariyle sigorta şirketinin poliçe teminat limiti ile sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.</p>

<p>Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında, bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HÜKÜM : </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle;</p>

<p>1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,</p>

<p>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 36.614.16TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 9.153,54TL'nın mahsubu ile kalan 27.460,62TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,</p>

<p>3- Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,</p>

<p>4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,</p>

<p>5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,</p>

<p>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/ankara-bam-26-hukuk-dairesinin-2023323-e-2025473-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/05/yargi/istinafsd.jpeg" type="image/jpeg" length="13615"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/10431 E., 2025/16028 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410431-e-202516028-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410431-e-202516028-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 01.12.2025 tarihli, 2024/10431 E., 2025/16028 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/10431 E., 2025/16028 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/781 Değişik İş – 2024/781 Karar<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : İHK-2024/44331<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : K-2024/206014</p>

<p><br />
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.01.2022 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki motorlu bisiklet ile davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yapılan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı ... şirketine yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmediğini ileri sürerek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 14.900,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL geçici bakıcı giderinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 500.000,00 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 8.364,90 TL'ye, geçici bakıcı gideri talebini 2.502,00 TL'ye artırmıştır.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsünün kazada kusuru bulunmadığını, kaza tespit tutanağında bu durumun tespit edildiğini, geçici iş göremezlik süresince maaş alıp almadığının araştırılması gerektiğini, raporda belirtilen geçici bakıcı sürelerine itibar edilmemesi gerektiğini, somut olay iş kazası olduğundan rücuya tabi bir gelir bağlanıp bağlanmadığının, geçici iş göremezlik tazminatı ödenip ödenmediğinin araştırılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ceza dosyasının celbi gerektiğini, faiz talebinin kabulünün mümkün olmadığını, avans faizi talebinin de yerinde olmadığını, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre belirlenen rakamın 1/5'i oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sunulan maluliyet raporu mevzuata aykırı olduğundan sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirildiğinin söylemeyeceğini belirterek talebin usulden reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulması üzerine; itirazın kabulüne, başvurunun kısmen kabulüne, 500.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 2.502,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 502.502,00 TL tazminatın 08.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin 8.364,90 TL geçici iş göremezlik tazminatının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, kaza tespit tutanağında tüm kusurun davacı tarafa verildiğini, başvuranın dosyaya sunduğu mütalaanın kabulünün mümkün olmadığını, kaza tespit tutanağının aksinin ispat edilemediğini, sigortalı araç sürücüsünün park halindeki araçların arasından bir motosikletin yola çıkacağını öngörmesinin beklenemeyeceğini, kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğunu, bu çelişkinin giderilmeden karar verilemeyeceğini, kazanın iş kazası olduğunu bu nedenle maluliyet geliri bağlanıp bağlanmadığının araştırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ödemesi olup olmadığının araştırılması gerektiğini, koruyucu ekipman kullanılmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının sürücü belgesi olup olmadığının araştırılması gerektiğini, asgari geçim indirimi olmadan pasif dönemin hesaplanması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmektedir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazasında yaralanıp malul kalan davacı motorlu bisiklet sürücüsünün sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir.</p>

<p>1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2.Dosyanın incelenmesinde; resmi görevliler tarafından düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığı belirlenmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından dosyaya kazandırılan kusur bilirkişi raporunda ise sigortalı araç sürücüsünün park alanında sağlı sollu park eden araçların arasından ilerlerken her an bu araçların yola çıkabileceğini düşünerek hızını yol durumuna göre ayarlaması gerekirken çarpma sonrası araçta oluşan hasar ve davacıdaki yaralanmalara bakıldığında aracının hızının yüksek olduğunun anlaşılması karşısında tali kusurlu olduğu belirlenmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince kaza tespit tutanağı ile çelişen bu rapora itibar olunarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Yargılama makamlarınca çelişkili rapora neden itibar edildiği, diğer tespitin neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya her iki tespit arasındaki çelişkiyi gideren bir rapor alınmalıdır.</p>

<p>Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, dosyada mevcut rapor ile kaza tespit tutanağında yer alan tespitler de irdelenmek suretiyle kusura ilişkin çelişkiyi giderecek İTÜ ya da Karayolları Fen Heyetinden oluşturulacak üç kişilik heyetten varsa ceza dosyası da getirtilmek suretiyle yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.</p>

<p>3. Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1.fıkrasında; "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 4. fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p>Somut olayda; davaya konu kazanın, davacı motosikletli kuryenin işini yaparken trafik kazası geçirdiği anlaşılmaktadır. Davacının maluliyet oranı dikkate alınarak belirtilen hususta yeniden araştırma yapılması gereklidir.</p>

<p>Bu durumda; İtiraz Hakem Heyetince, SGK Başkanlığı'na müzekkere yazılarak davaya konu kazaya ilişkin olarak iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı ve olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği; olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle, davaya konu kazadaki kalıcı maluliyeti nedeniyle davacıya sürekli iş göremezliğine ilişkin herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, gelir bağlanıp bağlanmadığı; ödeme yapılmış veya gelir bağlanmış ise, rücuya tabi olup olmadığı ve rücu istemli dava açılıp açılmadığı; bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu hususlarının sorulması; yapılan ödeme veya bağlanan gelir rücuya tabi ise 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi hükmü değerlendirilerek tazminatın belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,</p>

<p>Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410431-e-202516028-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7a.jpeg" type="image/jpeg" length="97454"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/10375 E., 2025/16769 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410375-e-202516769-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410375-e-202516769-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 15.12.2025 tarihli, 2024/10375 E., 2025/16769 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2024/10375 E., 2025/16769 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2024/794 D.İş - 2024/795 K<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : 2024/İHK-44819<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : K-2024/216805</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.11.2022 tarihinde davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosikletin karıştığı çift taraflı trafik kazası neticesinde müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL sürekli maluliyet tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, 60,50 TL baro pulu ve diğer tahkim giderleri ile Adli Tıp rapor ücreti ve tam vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasını talep etmiş, 18.03.2024 tarihli talep arttırım dilekçesiyle talebini 895.661,09 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun düzenlenmediğini, dava konusu kazanın iş kazası kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp bilirkişisine gönderilmesi gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında alınan aktüer bilirkişi raporu gözetilerek davanın kabulüne, 895.661,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 23.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte aleyhine başvuru yapılan sigorta kuruluşundan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığını, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemine göre yapılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, mevzuata uygun maluliyet raporu alınması gerektiğini belirtmiştir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.</p>

<p>2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.<br />
Somut olayda, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, kazaya ilişkin soruşturma dosyasında alınan kusur raporunda sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğunun bildirildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan hesap raporunda trafik kazasında tarafların kusur oranlarının belirlenmeden sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı, Uyuşmazlık Hakem Heyetince anılan hesaplamaya itibar edildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli fen heyetinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.</p>

<p>3-Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21. maddesinin dördüncü fıkrasında, “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.</p>

<p>Somut olayda; dosyada yer alan kazaya ilişkin görüntülerde davacının üzerinde "Getir" logosunun bulunduğu motosiklet ile kazaya karıştığı bu durumda dava konusu olayın aynı zamanda iş kazası niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça kazanın iş kazası kriterleri yönünden değerlendirilmesi talep edilmiş ise de İtiraz Hakem Heyetince bu hususta bir araştırma yapılmamıştır.</p>

<p>Şu durumda, davaya konu kazada davacının yaralanması nedeniyle iş kazasına dayalı herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilmiş olması hâlinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği (iş kazası sigorta kolundan olup olmadığı) ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususlarının SGK’dan sorulması, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi, rücuya tabi ödeme bulunması hâlinde ilk peşin sermaye değeri tutarlarının indirilmesiyle tazminatın hesaplanması için ek rapor alınması ve oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle de bozulması gerekmiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,</p>

<p>2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,</p>

<p>Peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410375-e-202516769-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/06/yargi/yargitay-7aaa.jpeg" type="image/jpeg" length="52619"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/14094 E., 2026/86 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514094-e-202686-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514094-e-202686-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 05.01.2026 tarihli, 2025/14094 E., 2026/86 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay </strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi</strong></p>

<p><strong>2025/14094 E., 2026/86 K.</strong></p>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/755- 2023/752<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : 2023/İHK-53737<br />
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ<br />
SAYISI : K-2023/330589</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong><br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.06.2018 tarihinde davacının çalıştığı kargo şirketine ait park halindeki kamyonetin yerini değiştirmek istediği sırada, davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı kamyonun manevra yapması üzerine, davacının elinin kamyonetin kapısı ile kamyonun dorsesi arasında sıkıştığını, meydana gelen trafik kazasında davacının elinden yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesiyle talebini 275.699,72 TL’ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong><br />
Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong><br />
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kabulü ile 275.699,72 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 13.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong><br />
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong><br />
A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu kazanın bir iş kazası olduğunu, SGK tarafından davaya konu trafik kazası sebebiyle davacıya rücuya tabi bir gelir bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesi, rücuya tabi bir gelirin bağlandığının anlaşılması halinde davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin eldeki davada hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi, SGK tarafından davacıya rücuya tabi bir gelirin bağlanmadığının tespit edilmesi halinde ise davacıya SGK’ya başvurarak gelir bağlanması hususunda süre verilmesi, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, kusur oranın hatalı tespit edildiğini, kusur raporu alınması gerektiğini beyan etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.<br />
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dosya kapsamındaki SGK'nın 24.07.2025 tarihli yazısına göre davacının davaya konu trafik kazasından kaynaklanan maluliyetinin %10 oranının altında olması sebebiyle davacıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanamadığı, söz konusu nedenle peşin sermaye değerinin hesaplanamadığının belirtilmiş olmasına, buna göre davacıya SGK tarafından rücuya tabi bir gelirin bağlanmadığının anlaşılmasına, tazminat hesaplama yönteminin doğru olmasına, dosya kapsamında alınan kusur bilirkişi raporunun oluşa uygun ve denetime elverişli olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>05.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514094-e-202686-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/yargitay-s.jpg" type="image/jpeg" length="91157"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA: VERGİ İPTAL DAVASI AÇILMASINDA BİLGİ ALMA TARİHİNİN ÖNEMİ NEDİR]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/idari-yargilama-hukukunda-vergi-iptal-davasi-acilmasinda-bilgi-alma-tarihinin-onemi-nedir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/idari-yargilama-hukukunda-vergi-iptal-davasi-acilmasinda-bilgi-alma-tarihinin-onemi-nedir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[I- GENEL AÇIKLAMALAR 

Bilindiği üzere, 2577 sayılı İYUK’nunda dava açma süreleri genel ve özel dava açma süreleri şeklinde iki türlü dava süresi bulunmaktadır. Bunun dışında yasada belirtilen bazı özel durumların gerçekleşmesi halinde verilen ek sürelerde de dava

açmak mümkün olabilmektedir.[1...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>I- GENEL AÇIKLAMALAR </strong></p>

<p>Bilindiği üzere, 2577 sayılı İYUK’nunda dava açma süreleri genel ve özel dava açma süreleri şeklinde iki türlü dava süresi bulunmaktadır. Bunun dışında yasada belirtilen bazı özel durumların gerçekleşmesi halinde verilen ek sürelerde de dava</p>

<p>açmak mümkün olabilmektedir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> Genel dava açma süreleri İYUK md.7 hükmünde gösterilmiştir.</p>

<p>Öte yandan, İYUK’nun 7. maddesinde yer alan genel dava açma sürelerinden başkaca özel yasalarda da idari dava açma süreleri ile ilgili bazı hükümler mevcuttur. Yasa koyucu kamu hizmetlerinin niteliklerini ve diğer kamu hizmetlerine nazaran durumlar dikkate alınarak İYUK’da gösterilenlerden daha uzun veya daha kısa idari dava açma süreleri tespit edebilir. Bu gibi durumlarda özel dava açma süreleri dikkate alınarak, genel dava açma süreleri uygulanmaz.</p>

<p><strong>II- </strong><strong>DANIŞTAY ‘A BİRİNCİ DERECE MAHKEMESİ OLARAK BAŞVURU</strong></p>

<p>Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak görevine giren davalarda 60 gün, idari mahkemelerin görevine giren davalarda 60 gün; vergi mahkemelerinin görevine giren davalarda 30 gün dava açma süresidir.</p>

<p>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, vergi mahkemelerinde dava açma süresi otuz gün olarak belirlenmiştir. İkmalen, re'sen veya idarece yapılacak tarhiyatlarla, idarece düzeltme yoluyla re'sen yapılan tarhiyatlara, ihtirazi kayıtla yapılan beyanlara veya tahakkuklara yahut kesilen cezalara karşı açılacak davalarda bu süre uygulanır.</p>

<p>2577 sayılı kanun, vergi mahkemelerinde açılacak davalarda süreyi belirlerken, özel kanunlarda yer alan düzenlemeleri saklı tutmuştur. Nitekim pek çok yasada konumuzu ilgilendiren dava açma sürelerine rastlamak mümkündür.</p>

<p>6183 sayılı kanunda ödeme emrine karşı açılacak davalar, 7 günlük süreye tabi tutulmuştur. (Bu süre ödeme emrine karşı açılacak davalarda, 7 günden 15 güne çıkartılmıştır.) Ancak, Danıştay tarafından verilen bir kararda ödeme emri üzerinde dava açma süresinin belirtilmemiş olması durumunda 30 gün içerisinde dava açılabileceği yönünde kararlarda bulunmaktadır.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a></p>

<p><strong>III- </strong><strong>BAZI İDARİ İŞLEMLERDE DAVA AÇMA SÜRESİ 7 GÜNDEN 15 GÜNE YÜKSELTİLMİŞTİR </strong></p>

<p>Ödeme emrinin iptaline yönelik açılacak davalarda süre 7 günden 15 güne çıkartılmıştır.</p>

<p>Yine 6183 sayılı kanunun 9 ve 13. maddelerine temas eden haklarında ihtiyati haciz uygulanan kişilerin ihtiyati hacze, haklarında ihtiyati tahakkuk uygulanan kişilerin ihtiyati tahakkuka karşı açacakları davalar da 7 günlük süreye tabidir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a></p>

<p>Vergi borcundan dolayı haklarında yurtdışına çıkma işlemi uygulanan kişilerin dava açma süreleri de 30 gündür. Ancak bu davaların idare mahkemesinin görev alanına girdiği hallerde süre 60 güne çıkmaktadır. Anayasa mahkemesi tarafından verilen karar gereğince vergi borcu dolayısıyla yurtdışı çıkış yasağı mahkeme kararına bağlı olarak uygulanacağından dolayı şimdilik bu konularda dava açma yoluna gidilmemektedir. Zira, vergi borcu dolayısıyla yurtdışı çıkış yasağı uygulamasına son verilmiştir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a></p>

<p>Emlak Vergisi ile ilgili olarak takdir komisyonlarınca belirlenen arsa ve arazi değerlerine karşı ilgili kurum ve kuruluşlarla mahalle ve köy muhtarlıklarınca açılacak davalarda dava açma süresi 15 gündür.</p>

<p>Aleyhlerine tarhiyat yapılanların uzlaşma yoluna gitmeleri ve uzlaşmanın vaki olmaması halinde, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendilerine tebliğinden itibaren dava açma süreleri, uzlaşmaya konu olan ihbarnamenin kendilerine tebliğinden itibaren uzlaşmaya müracaat için harcanan gün sayısının dava açma süresinden düşülmesi suretiyle hesaplanır. Ancak bu sürenin 15 günden az kalması halinde, açılacak davalarda dava açma süresi olarak 15 gün esas alınır. Burada tarhiyat sonrası uzlaşma müzakerelerine iştirak edip, uzlaşmaya varılamaması halinde dava açma süresi 15 gündür. Tarhiyattan önce uzlaşmalarda ise, uzlaşmaya varılmaması halinde, vergi dairesinden gelecek ihbarnameye göre; tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde dava açma tercihi kullanılabilir. Zamanaşımının bitmesine son 3 ay kala tarhiyat öncesi uzlaşma imkanı bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>IV- </strong><strong>TARHİYAT ÖNCESİ UZLAŞMA VAKİ OLMAMASI VEYA TEMİN EDİLMEMESİ DURUMUNDA TARHİYAT SONRASI UZLAŞMA TALEBİ MÜMKÜN OLAMAZ </strong></p>

<p>Tarhiyat öncesi uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde, daha sonra tarh edilecek vergiler hakkında herhangi bir şekilde tarhiyat sonrası uzlaşma istenmesi mümkün değildir.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a></p>

<p>Mükelleflerin sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmaları veya adresinde bulunmamaları dolayısıyla özel esaslara alınması durumunda bu durumdan haberdar olur olmaz veya kendilerine vergi dairesi tarafından bu konuda yazılı bir bildirim yapılması halinde 30 gün içerisinde vergi mahkemesi nezdinde dava açmaları mümkündür.</p>

<p>Mükelleflerin önce, 213 sayılı VUK md. 376 hükmü gereği indirim talep edip, bilahare bundan caymaları durumunda dava açmaları mümkün bulunmaktadır.</p>

<p>Dava açma süresi içinde dava açmak yerine koşulları varsa düzeltme talep eden mükelleflerin, düzeltme taleplerinin açıkça veya 60 günlük sürede cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi halinde dava açma süresi, 30 günlük dava açma süresinden düzeltme talep etmek için harcanan gün sayısının düşülmesi suretiyle hesaplanır.</p>

<p>Dava açma süresi geçtikten sonra düzeltme talep eden mükelleflerin, düzeltme taleplerinin açıkça veya 60 günlük sürede cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi halinde, doğrudan dava açma hakları yoktur. Bu mükelleflerin red işlemine karşı şikâyet yolu ile Maliye Bakanlığı'na müracaat etmeleri gerekmektedir. İstemin Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresince açıkça veya 60 günlük sürede cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi halinde, dava hakkı doğar ve dava açma süresi 30 gündür.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a></p>

<p>Vergi hukuku ile ilgili Bakanlar Kurulu Kararı veya Genel Tebliğ gibi genel düzenleyici işlemlere karşı doğrudan açılacak davalarda görevli mahkeme, Danıştay'dır. Danıştay'ın ilgili dairesi bu gibi davalara ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakar. Bu tür soyut veya objektif iptal davalarında dava açma süresi ise 60 gündür. Bu süre 14.07.2021 gün ve 31541 sayılı resmi gazetede yayınlanan düzenleme gereğince 7331 sayılı CMK ve bazı yasalarda düzenleme yapılmasına dair yasa kapsamında 2577 sayılı İYUK da yapılan değişiklikler ile idarelerin idari müracaatlara yanıt verme süresi 60 günden 30 güne çekilmiştir. Kesin olmayan yanıtlar için ön görme bekleme süresi ise, 6 aydan 4 aya çekilmiştir.</p>

<p>Bu sürelerin son günü, resmi tatil gününe denk gelirse süre, tatili izleyen ilk iş gününün mesai saati bitimine kadar uzamaktadır.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a></p>

<p><strong>V- </strong><strong>SONUÇ VE ÖZETLE</strong></p>

<p>Son olarak, vergi yargılama hukukunda süreler yukarıda açıklandıktan sonra ıttıla faktörü konusuna değinmek istiyoruz:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İdari yargılama hukukunda olduğu gibi vergi yargılama hukukunda da dava açma süreleri ve bu sürelerin başlama tarihinin saptanması önem taşımaktadır. Vergi yargısında yukarıda açıklandığı gibi prensip olarak yazılı bildirimin yapıldığı tarihi takip eden günden başlamak suretiyle genelde 30 gün içerisinde dava açılmaktadır. Bu süre, bazı özel durumlarda 7 gün olarak dikkate alınabilmektedir. Ancak vergi yargılamasında, idari yargılama usulü yasasının (İYUK) 7. maddesinin 2/b bendinde düzenlenen özel durumlar dışında da ıttıla faktörü “dava açma sürelerinin başlangıcının saptanmasında önemli rol oynamaktadır. Vergilendirmeye ilişkin bir idari işlem tatbikatına başlandıktan sonra ya da düzenleyici işlemlere dayalı olarak bir işlem tesis edildiğinde yeni hukuksal durumlar ortaya çıkmakta ve dava açma müddetinin başlangıcının tespitinde ıttıla (bilgi sahibi olma veya öğrenme) faktörünü gündeme getirmektedir. Bu durumda ıttıla tarihi dava açma süresi yönünden önem taşımaktadır. Örneğin, mükellefin bilgisi dışında komşusuna bırakılan tebligattan daha sonra bir şekilde bilgi sahibi olması halinde bilgi aldığı tarihten itibaren ödeme emrine 15 gün içerisinde dava açılabilecektir. Aynı şekilde, mükellefin bilgisi dışında ilgisiz bir kişiye usulsüz olarak yapılan ihbarname tebligatına ise, mükellefin bu durumdan haberdar olduğu tarihi izleyen tarihten itibaren 30 gün içerisinde dava açılabilir. (bkz. ALPASLAN Mustafa, KAYA Eda, ALPASLAN G. Nazlı, Ödeme Emri, Met Matbaacılık, Ekim,2017)</p>

<p>01.01.2018 tarihinden itibaren ödeme emrine karşı dava açma süresi 7 günden 15 güne çıkartılmıştır.</p>

<p>Danıştay 4. Dairesinin bir kararında, kardeşe yapılan tebliğin geçerli olabilmesi için tebliğ yapılan yerin yükümlünün ikametgahının olması gerektiğini bir kamu alacağının tüzel kişiden mi yoksa kanuni temsilciden mi alınacağını ortaya koymadan kanuni temsilcinin ikametgahında eşine yapılan tebligatın süreyi başlatmayacağını, şirket adına ise tebligatın geçersiz olacağını ve dolayısıyla ıttıla tarihine göre açılan davaların yerinde olacağı hükme bağlanmıştır. <a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">[8]</a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-nazli-gaye-alpaslan" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Nazlı Gaye ALPASLAN"><img alt="Av. Nazlı Gaye ALPASLAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/images/yazarlar/__0-_8uY8u8aaahhhghaga7aaualYghghaahjggg.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-nazli-gaye-alpaslan" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Nazlı Gaye ALPASLAN">Av. Nazlı Gaye ALPASLAN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">-----------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> CANDAN Turgut, İdari Yargılama Usul Kanunu, Maliye ve Hukuk Yayınları 2 Baskı, Ekim 2006 Ankara, s.329.</span></p>

<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="color:#999999">[2]</span></a><span style="color:#999999"> Danıştay 4. Dairesinin 13.11.2006 gün ev E:2005/2134-K:2006/2156 sayılı kararları. (KIZILOT age, Cilt 8, s.1452-1456).</span></p>

<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><span style="color:#999999">[3]</span></a><span style="color:#999999"> 6183 sayılı AATUHK md. 15</span></p>

<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><span style="color:#999999">[4]</span></a><span style="color:#999999"> Anayasa Mahkemesi, 8.12.2007 gün ve 26724 sayılı RG’de yayınlanan 18.10.2007 gün ve E:2007/4-K:2007/81 sayılı kararları. Bkz. ilgili yasa 6183 md.36/A.</span></p>

<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title=""><span style="color:#999999">[5]</span></a><span style="color:#999999"> KARAKOÇ Yusuf, Vergi Sorunlarının / Uyuşmazlıklarının Çözüm Yolları (Vergi Yargılaması Hukuku), Yetkin Yayınları, 2007, Ankara, s.47.</span></p>

<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title=""><span style="color:#999999">[6]</span></a><span style="color:#999999"> Bkz. VUK 116 ila 124 md.</span></p>

<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title=""><span style="color:#999999">[7]</span></a><span style="color:#999999"> 2577 sayılı İYUK md.8.</span></p>

<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title=""><span style="color:#999999">[8]</span></a><span style="color:#999999"> Dnş. 7. D. nin, 31.10.2000 tarih ve E:2000/3132-K:2000/3015 sayılı kararı.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/idari-yargilama-hukukunda-vergi-iptal-davasi-acilmasinda-bilgi-alma-tarihinin-onemi-nedir-1</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/12/hesapvergi-hukuku.jpg" type="image/jpeg" length="83338"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2026/968 E., 2026/3685 K. sayılı kararı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-06042026-tarihli-2026968-e-20263685-k-sayili-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-06042026-tarihli-2026968-e-20263685-k-sayili-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 06.04.2026 tarihli, 2026/968 E., 2026/3685 K. sayılı kararı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>T.C.</strong></p>

<p><strong>Yargıtay</strong></p>

<p><strong>4. Hukuk Dairesi </strong></p>

<p><strong>2026/968 E., 2026/3685 K.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"İçtihat Metni"</strong></p>

<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br />
SAYISI : 2023/550 E., 2023/550 K.</p>

<p>İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>

<p><strong>I. DAVA</strong></p>

<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.12.2020 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı kamyonetin karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 8.200,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 600,00 TL adli tıp raporu ücreti olmak üzere toplam 9.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesiyle talebini 409.200,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 600,00 TL adli tıp raporu ücreti olmak üzere toplam 410.000,00 TL'ye yükseltmiştir.</p>

<p><strong>II. CEVAP</strong></p>

<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, SGK tarafından davaya konu trafik kazası nedeniyle davacıya tazminat ödendiyse bu tutarın hesaplamada dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>

<p><strong>III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kabulü ile 409.200,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 409.400,00 TL tazminatın 04.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.</p>

<p><strong>IV. İTİRAZ</strong></p>

<p>Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin itirazının kabulüne, diğer itirazlarının reddine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının hüküm kısmının vekalet ücretine ilişkin bendinin düzeltilmesine, davacı lehine 12.063,20 TL (1/5 oranında) nispi vekalet ücretine hükmedilmesine, hükmün kalan kısmının aynen icrasına karar verilmiştir.</p>

<p><strong>V. TEMYİZ</strong></p>

<p>A. Temyiz Sebepleri<br />
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davacının kurye olarak çalıştığını, davaya konu kazaya karışan motosikletin davacının işyerine ait olduğunu, davaya konu kazanın iş kazası niteliğinde olduğunu, davacının ceza soruşturması kapsamındaki ifadesinde kazanın iş kazası olarak tutanaklara geçtiğinin belirtildiğini, bu nedenle SGK tarafından davacıya sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı kapsamında yapılan rücuya tabi bir ödeme varsa tazminattan mahsup edilmesi, ödeme yapılmadıysa davacıya SGK’ya başvuru yapması için süre verilmesi gerektiğini, davacının güncel SGK hizmet dökümünün dosyaya sunulması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik süresi boyunca maaş almaya devam ettiğinin tespit edilmesi durumunda davacının geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, SGK tarafından davacıya geçici iş göremezlik tazminatı ödendiyse bu tutarın hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, davalının adli tıp raporu ücretinden poliçe teminatı kapsamında sorumlu olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının kaza esnasında kask ve koruyu ekipman takmadığını, davacının kaza esnasında kuryelik yaptığını, davacının idaresindeki motosikletin arka kısmında bagaj kutusunun bulunduğunu, davaya konu trafik kazasında davacının aracının arka kısmına çarpılması sonucu söz konusu büyük boy bagaj kutusunun davacının beline çarptığını, davacının yaralanmasının sebebinin bu olduğunu, davacının başka bir yaralanmasının bulunmadığını, dolayısıyla bu kutunun olmaması halinde davacının yaralanmayacağını beyan etmektedir.</p>

<p>B. Değerlendirme ve Gerekçe<br />
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir.</p>

<p>Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, maluliyet raporunun mevzuat hükümlerine uygun hazırlanmasına, dosya arasındaki SGK'nın E-73829531-204.01.04-... sayılı yazısında davacının davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik gelir talebi ile ilgili herhangi bir başvurusunun bulunmadığının belirtilmesine, yine SGK'nın E-10448831-118.01.99-... sayılı yazısına göre davacının davaya konu trafik kazasında yaralanması sebebiyle trafik kazası rücu dosyası bulunmadığının anlaşılmasına, dosyadaki SGK hizmet dökümüne göre davacının 45 günlük geçici iş göremezlik süresi boyunca gelir elde etmediğinin görülmesine, SGK tarafından davacıya 3.120,25 TL geçici iş göremezlik tazminatı ödemesi yapıldığı, eldeki dosyada hükme esas alınan 27.05.2023 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacı için 3.782,73 TL geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, buna göre taleple bağlı kalınarak davacı için 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamasına, davalının yargılama gideri kapsamında makul gider olarak adli tıp raporu ücretinden sorumlu olmasına, davacının müterafik kusurlu olduğuna ilişkin delil bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.</p>

<p><strong>VI. KARAR</strong></p>

<p>Açıklanan sebeplerle;</p>

<p>Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,</p>

<p>Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,</p>

<p>Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,</p>

<p>06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARARLAR</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-06042026-tarihli-2026968-e-20263685-k-sayili-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/08/yargi/hukukihaber-yazi-08-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="46597"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRK MİRAS HUKUKUNDA TEMEL DAVA TÜRLERİ, TEREKENİN TASFİYESİ VE HAK KORUMA MEKANİZMALARI: DOKTRİN TARTIŞMALARI VE YARGITAY İÇTİHATLARI EKSENİNDE BİR DEĞERLENDİRME]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/turk-miras-hukukunda-temel-dava-turleri-terekenin-tasfiyesi-ve-hak-koruma-mekanizmalari-doktrin-tartismalari-ve-yargitay-ictihatlari-ekseninde-bir-degerlendirme-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/turk-miras-hukukunda-temel-dava-turleri-terekenin-tasfiyesi-ve-hak-koruma-mekanizmalari-doktrin-tartismalari-ve-yargitay-ictihatlari-ekseninde-bir-degerlendirme-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GİRİŞ

Türk Medeni Kanunu (TMK) kapsamında düzenlenen miras hukuku, bireyin ölümü veya gaipliği hâlinde malvarlığının akıbetini tayin eden temel kuralları ihtiva eder. Murisin irade serbestisi ile aile fertlerinin ve saklı paylı mirasçıların ekonomik menfaatlerinin korunması arasındaki hassas deng...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>GİRİŞ</strong></h3>

<p>Türk Medeni Kanunu (TMK) kapsamında düzenlenen miras hukuku, bireyin ölümü veya gaipliği hâlinde malvarlığının akıbetini tayin eden temel kuralları ihtiva eder. Murisin irade serbestisi ile aile fertlerinin ve saklı paylı mirasçıların ekonomik menfaatlerinin korunması arasındaki hassas denge, miras hukukunun omurgasını oluşturmaktadır. Uygulamada, mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği tasarruflar ile ölüme bağlı tasarrufların mirasçıların yasal haklarını zedelemesi yahut miras ortaklığının yönetilememesi neticesinde muhtelif uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır.</p>

<p>İşbu çalışma; adli yargı uygulamasında ve miras hukuku pratiğinde en sık karşılaşılan muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil, tenkis, mirasta iade (denkleştirme), vasiyetnamenin iptali ve ortaklığın giderilmesi davalarını mevzuat hükümleri, doktrindeki hâkim görüşler ve yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır.</p>

<h4><strong>MURİS MUVAZAASI NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI</strong></h4>

<p>Mirasbırakan muvazaası (muris muvazaası), mirasbırakanın yasal veya iradi mirasçılarını miras paylarından yoksun bırakmak gayesiyle yaptığı, görünürde satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi ivazlı; gerçekte ise bağışlama niteliği taşıyan karmaşık bir nispi muvazaa türüdür.</p>

<p><strong>Hukuki Dayanak ve Unsurlar</strong></p>

<p>Muris muvazaasının temel dayanağı pozitif bir kanun hükmünden ziyade, yargısal içtihatlarla şekillenmiş ve Türk hukukuna 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile kazandırılmıştır. Doktrinde hâkim görüş (Kocayusufpaşaoğlu, Antalya, Eren) ile Yargıtay uygulaması paralelinde; mirasbırakanın yasal veya atanmış mirasçılarını terekeden mahrum etmek amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi şeklinde temlik etmesi hâlinde ikili bir geçersizlik rejimi doğar. Görünürdeki ivazlı sözleşme tarafların gerçek iradesini yansıtmaması (TBK m. 19 muvazaa) sebebiyle mutlak butlanla; gizli işlem olan bağışlama sözleşmesi ise TMK m. 706, TBK m. 237 ve Tapu Kanunu m. 26 gereğince zorunlu resmi şekil şartına uyulmadığından şekil noksanlığı sebebiyle kesin hükümsüzdür. Doktrinde bir kısım yazarlar bu durumu karmaşık nispi muvazaa olarak nitelendirirken, işlemin baştan itibaren hüküm ifade etmediği ve yolsuz tescil yarattığı hususunda görüş birliği mevcuttur.</p>

<p>Muris muvazaasının varlığından söz edebilmek için dört temel unsurun bir arada bulunması şarttır:</p>

<p>1. Görünürdeki Sözleşme: Muris ile lehtar arasında haricen bağış niteliğinde olan ancak tapuda resmi memur huzurunda genellikle "satış" veya "ölünceye kadar bakma vaadi" şeklinde gösterilen ivazlı sözleşmedir.</p>

<p>2. Muvazaa Anlaşması: Tarafların görünürdeki işlemin hiçbir hüküm ve sonuç doğurmayacağına dair zımni veya sarih mutabakatıdır.</p>

<p>3. Mirasçıları Aldatma Kastı: Murisin asıl gayesinin diğer mirasçıları terekeden mahrum bırakmak olması gerekir.</p>

<p>4. Gizli Sözleşme: Tarafların gerçek iradelerine uyan bağışlama sözleşmesidir; ne var ki bu işlem TMK m. 706, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 237 ve Tapu Kanunu m. 26 gereğince zorunlu olan resmi şekil şartına uyulmadığından geçersizdir.</p>

<p><strong>Dava Hakkı, İspat Yükü ve Deliller</strong></p>

<p>01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde; muris muvazaası davasını saklı pay sahibi olsun ya da olmasın __tüm yasal mirasçılar, atanmış mirasçılar ve evlatlıklar__ açabilir. Davacı mirasçılar, murisin halefi sıfatıyla değil, kendi mirasçılık haklarına dayanan "üçüncü kişi" sıfatıyla hareket ettiklerinden, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü hukuki delille ispatlayabilirler; senetle ispat kuralı (HMK m. 200) bu uyuşmazlıklarda uygulanmaz.</p>

<p>Yargıtay yerleşik uygulamasında muvazaa olgusunun tespiti için birtakım fiili karineleri ve somut olguları aramaktadır:</p>

<p>• Yöre gelenek ve görenekleri,</p>

<p>• Toplumsal ve ailevi eğilimler (örneğin erkek çocuklara mal kaçırma saiki),</p>

<p>• Murisin sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı,</p>

<p>• Davalının alım gücünün olup olmadığı,</p>

<p>• Taşınmazın tapudaki resmi devir bedeli ile devir tarihindeki gerçek rayiç değeri arasındaki fahiş fark,</p>

<p>• Murisin satıştan elde ettiği semenin banka hesaplarına girip girmediği yahut bu bedelle yeni bir tasarruf yapılıp yapılmadığı.</p>

<p>Muvazaa ile illetli temliklerde mülkiyet alıcıya hukuken hiç geçmediğinden, yolsuz tescile dayanan tapu iptal ve tescil davası ayni hakka dayalı olarak herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman ikame edilebilir. Nitekim Yargıtay 1. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında vurgulandığı üzere; mirasbırakanın yaptığı temlikte 'mirasçıdan mal kaçırma' (muris muvazaası) kastının bulunup bulunmadığı araştırılırken yalnızca devir tarihindeki bedel farkına bakılmamalı; murisin ekonomik durumu, taşınmaz satma ihtiyacının bulunup bulunmadığı, taşınmazın bakım, gözetim veya minnet duygusuyla devredilip devredilmediği bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Şayet mirasbırakan taşınmazı kendisiyle ilgilenen, bakımını üstlenen çocuğuna ya da üçüncü kişiye minnet veya bakım borcunu ifa gayesiyle temlik etmişse, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca mirasçıları aldatma kastının bulunmadığı kabul edilmekte ve davanın reddi gerekmektedir.</p>

<h4><strong>SAKLI PAYIN KORUNMASI VE TENKİS DAVASI</strong></h4>

<p>Mirasbırakan, terekesi üzerinde tasarruf özgürlüğüne sahip olmakla birlikte bu yetki sınırsız değildir. Kanun koyucu, mirasbırakanın belirli yakınlarını korumak amacıyla saklı pay müessesesini tesis etmiştir.</p>

<p><strong>Saklı Pay ve Tasarruf Oranları</strong></p>

<p>TMK m. 505 uyarınca, mirasbırakanın tasarruf nisabı, saklı paylı mirasçıların saklı payları mahsup edildikten sonra kalan kısımdır. <strong>TMK m. 506</strong> hükmüne göre saklı pay oranları şu şekildedir:</p>

<p>• Altsoy için: Yasal miras payının yarısı (1/2),</p>

<p>• Ana ve babadan her biri için: Yasal miras payının dörtte biri (1/4),</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Sağ kalan eş için: Altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı (1/1); diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü (3/4).</p>

<p><i>(Not: Mülga 5650 sayılı Kanun ile 10.05.2007 tarihinden itibaren kardeşlerin saklı payı yürürlükten kaldırılmıştır.)</i></p>

<p><strong>Tenkis Davasının Hukuki Niteliği ve Şartları</strong></p>

<p>Tenkis davası, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü sınırlarını aşarak saklı payları zedelemesi hâlinde, saklı pay sahibi mirasçılar tarafından açılan ve tasarruf edilebilir kısmı aşan tasarrufların kanuni sınıra çekilmesini sağlayan yenilik doğuran (inşai) nitelikte bir davadır (<strong>TMK m. 560 vd.</strong>).</p>

<p>Tenkise tabi tasarruflar iki ana grupta toplanır:</p>

<p>1. Ölüme bağlı tasarruflar: Mirasbırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesi ile yaptığı karşılıksız kazandırmalar (TMK m. 563).</p>

<p>2. Sağlararası karşılıksız kazandırmalar: TMK m. 565'te sınırlı sayıda sayılan; serbestçe dönülebilecek bağışlamalar, murisin ölümünden önceki bir yıl içinde yaptığı olağan hediyeler dışındaki kazandırmalar, saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapılan kazandırmalar ile tasfiye maksatlı devirler.</p>

<p>Tenkis davasında tenkis hesabı (net terekenin tespiti) teknik ve usuli titizlik gerektirir. Murisin ölüm tarihindeki aktif malvarlığı tespit edilir; borçlar, cenaze masrafları, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri ile murisle birlikte yaşayanların üç aylık geçim giderleri (TMK m. 507) düşüldükten sonra net tereke bulunur. Bu meblağa tenkise tabi sağlararası kazandırmalar eklenerek tasarruf edilebilir oran ve zedelenen saklı pay miktarı matematiksel olarak hesaplanır.</p>

<p><strong>Hak Düşürücü Süreler</strong></p>

<p><strong>TMK m. 571</strong> uyarınca tenkis davası;</p>

<p>• Saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve</p>

<p>• Her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda ise mirasın açılması (ölüm) tarihinden başlayarak on yıl geçmekle düşer.</p>

<p>Buna mukabil, tenkis iddiası def'i yoluyla ileri sürüldüğünde herhangi bir hak düşürücü süreye tabi değildir; saklı paylı mirasçılar kendilerinden tenkise tabi tasarrufun ifası talep edildiği her aşamada def'i hakkını ileri sürebilirler (TMK m. 571/3). Doktrinde (Dural/Öz, İnan/Ertaş/Albayrak) ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin istikrarlı kararlarında belirtildiği üzere; tenkis davasında hâkim, net tereke tutarını murisin ölüm tarihindeki rayiçler üzerinden hesaplamalı, saklı pay zedelenmesini matematiksel olarak netleştirmelidir. Özellikle TMK m. 564 kapsamında bölünmesi kabil olmayan bir malın tenkisi söz konusu olduğunda, tasarruf lehine yapılan davalıya 'bedelini ödeyerek malı muhafaza etme' veya 'malı terekeye vererek tasarruf edilebilir kısmın bedelini nakden alma' hakkı tanıyan tercih hakkı prosedürü mahkemece re'sen gözetilmek zorundadır.</p>

<h4><strong>MİRASTA İADE (DENKLEŞTİRME) DAVASI</strong></h4>

<p>Mirasta iade veya denkleştirme müessesesi, mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılarına karşılıksız olarak yaptığı bazı kazandırmaların, terekenin mirasçılar arasında eşit ve adil biçimde paylaştırılmasını temin etmek üzere terekeye geri verilmesini veya paylarına mahsup edilmesini düzenler (<strong>TMK m. 669 vd.</strong>).</p>

<p><strong>Hukuki Niteliği ve Kapsamı</strong></p>

<p>Denkleştirme, murisin hayatta iken mirasçılarına yaptığı kazandırmaların bir 'miras payına mahsuben avans' niteliğinde olduğu kanuni varsayımına dayanır. Doktrinde (İmre, Dural/Öz) mirasbırakanın asıl iradesinin mirasçıları arasında dengeyi korumak olduğu, bu nedenle altsoya yapılan kazandırmalarda ivazsızlığın asıl, bağışlamadan muaf tutmanın ise istisna teşkil ettiği kabul edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere; miras ortaklığının tasfiyesinde veya paylaşma davasında öncelikle denkleştirmeye tabi bir kazandırmanın bulunup bulunmadığı saptanmalı, tereke aktifine dahil edilecek bu değerler üzerinden miras payları belirlenmelidir. Denkleştirme borçlusu mirasçı, dilerse aldığını aynen iade eder, dilerse payından fazlasını terekeye nakden ödeyerek malı muhafaza eder (TMK m. 671).</p>

<p>Kanun koyucu denkleştirmede ikili bir ayrım benimsemiştir:</p>

<p>1. Altsoy Bakımından (TMK m. 669/2): Altsoy lehine yapılan kuruluş sermayesi, çeyiz, malvarlığının devri, borçtan kurtarma gibi tasarrufların miras payına mahsuben yapıldığı kanuni karinedir. Mirasbırakan bu kazandırmanın denkleştirmeden muaf olduğunu açıkça belirtmediği müddetçe __iade zorunludur__.</p>

<p>2. Diğer Yasal Mirasçılar Bakımından (TMK m. 669/1): Altsoy dışındaki yasal mirasçılar bakımından ise kural tersinedir. Karşılıksız bir kazandırmanın denkleştirmeye tabi tutulabilmesi için mirasbırakanın bu yönde açık bir irade beyanı bulunmalıdır.</p>

<p><strong>Denkleştirmenin İstisnaları</strong></p>

<p>TMK m. 674 ve m. 675 hükümleri gereğince;</p>

<p>• Çocukların eğitimi ve öğrenimi için yapılan olağan giderler (aşırı olmamak şartıyla),</p>

<p>• Evlenme sırasında yapılan mutat çeyiz ve düğün harcamaları,</p>

<p>• Örf ve âdete uygun mutat hediyeler denkleştirmeye tabi tutulamaz.</p>

<p><strong>Tenkis ile Denkleştirme Arasındaki Temel Farklar</strong></p>

<p>Doktrin ve yargı uygulamasında tenkis ile denkleştirme sıklıkla karıştırılsa da iki kurum mahiyetleri ve uygulama alanları itibarıyla kesin sınırlarla birbirinden ayrılır: Yargıtay uygulamasında kabul edildiği üzere, mirasçı dava dilekçesinde öncelikle denkleştirme (mirasta iade), bunun kabul görmemesi hâlinde kademeli (terditli) olarak tenkis talebinde bulunabilir.</p>

<p>• Tenkis, saklı payın ihlali hâlinde hem yasal hem atanmış mirasçılar yahut üçüncü kişiler aleyhine açılabilirken; denkleştirme kural olarak yalnızca __yasal mirasçılar__ arasında cereyan eder.</p>

<p>• Tenkis talebinde bulunabilmek için saklı payın ihlal edilmiş olması zaruridir; denkleştirmede ise saklı pay zedelenmese dahi miras paylarının kanuni eşitliğini sağlamak üzere kazandırmanın terekeye iadesi talep edilir.</p>

<h4><strong>ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN İPTALİ: VASİYETNAMENİN İPTALİ DAVASI</strong></h4>

<p>Vasiyetname, mirasbırakanın son arzularını içeren, tek taraflı ve ölümünden sonra hüküm ifade eden şekle bağlı bir hukuki işlemdir. Murisin serbest iradesini yansıtmayan veya kanunun öngördüğü emredici kurallara aykırı olarak tanzim edilen vasiyetnameler iptal davasına konu teşkil eder.</p>

<p><strong>İptal Sebepleri (TMK m. 557)</strong></p>

<p>Kanunda öngörülen iptal sebepleri tahdidi (sayılı) nitelikte olup şunlardır:</p>

<p>1. Ehliyetsizlik (TMK m. 557/1): Vasiyetçinin tanzim tarihinde fiil ehliyetine, bilhassa ayırt etme gücüne sahip olmaması durumudur. TMK m. 502 uyarınca vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak ve on beş yaşını doldurmuş bulunmak şarttır.</p>

<p>2. İrade Sakatlıkları (TMK m. 557/2): Tasarrufun yanılma (hata), aldatma (hile), korkutma (ikrah) veya cebir etkisi altında yapılmış olmasıdır.</p>

<p>3. Hukuka ve Ahlaka Aykırılık (TMK m. 557/3): Tasarrufun içeriğinin, bağlanan koşulların veya yüklemelerin hukuka ya da ahlaka aykırı olmasıdır.</p>

<p>4. Şekil Noksanlığı (TMK m. 557/4): Vasiyetnamenin kanunda öngörülen resmi (TMK m. 532-537), el yazılı (TMK m. 538) veya sözlü (TMK m. 539-541) şekil şartlarına riayet edilmeksizin düzenlenmesidir. Özellikle el yazılı vasiyetnamelerde metnin tamamının, tanzim tarihinin (gün, ay, yıl) ve imzanın murisin bizzat el yazısıyla olması mutlak geçerlilik koşuludur.</p>

<p><strong>Dava Açma Süresi ve Hukuki Sonuçları</strong></p>

<p>Vasiyetnamenin iptali davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılır. <strong>TMK m. 559</strong> uyarınca hak düşürücü süreler:</p>

<p>• Davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl,</p>

<p>• Her hâlde vasiyetnamelerin açılması tarihinden başlayarak iyi niyetli davalılara karşı on yıl, iyi niyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıldır.</p>

<p>Mahkemece verilen iptal kararı geçmişe etkili (makabline şamil) olarak tasarrufu tanzim tarihinden itibaren hükümsüz kılar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları uyarınca; ehliyetsizlik iddiasına dayalı vasiyetnamenin iptali davalarında, murisin tasarruf tarihindeki tüm tıbbi evrak, hasta tabelası ve raporları celbedilerek dosyanın Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kuruluna sevk edilmesi ve fiil ehliyetinin tasarruf anında bulunup bulunmadığının tereddütsüz tespiti zorunludur; tanık beyanlarıyla ehliyetsizlik raporu aşılamaz. Benzer şekilde el yazılı vasiyetnamelerde tanzim tarihinin (gün, ay, yıl) bulunmaması veya murisin el yazısıyla yazılmamış olması mutlak butlan sebebi sayılmakta, tarih içermeyen vasiyetnameler Yargıtay denetiminde doğrudan iptal edilmektedir.</p>

<h4><strong>MİRAS ORTAKLIĞININ TASFİYESİ: ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ (İZALE-İ ŞÜYU) DAVASI</strong></h4>

<p>Mirasbırakanın ölümüyle birlikte terekede yer alan bütün hak ve borçlar, mirasın taksimine kadar mirasçılara kendiliğinden geçer ve tereke üzerinde <strong>elbirliği mülkiyeti (iştirak hâlinde mülkiyet)</strong> kurulur (TMK m. 640). Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların münferit tasarruf yetkisi bulunmayıp kararlar oy birliğiyle alınır.</p>

<p><strong>Ortaklığın Giderilmesi Yolları (TMK m. 642)</strong></p>

<p>Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman miras ortaklığının giderilmesini talep edebilir. HMK m. 4 uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına giren işbu davada paylaşma iki şekilde gerçekleşir; ancak Yargıtay (kapatılan) 14. Hukuk Dairesi ve güncel temyiz mercii kararlarında istikrarlı şekilde belirtildiği üzere, öncelik daima aynen taksimdedir. Taşınmazın aynen taksimi mümkün iken doğrudan satışa karar verilemez. Satış kararı verilmesi zorunlu hâllerde ise satışın yalnızca paydaşlar arasında yapılması, istisnasız tüm paydaşların oy birliğiyle bu yönde muvafakat bildirmesine bağlıdır; paydaşlardan birinin dahi rıza göstermemesi durumunda açık artırma kamuya açık olarak icra edilir.</p>

<p>1. Aynen Taksim Suretiyle Giderme: Taşınmaz veya malvarlığı unsurlarının fiziksel, imar mevzuatına ve ekonomik bütünlüğüne halel gelmeksizin mirasçılar arasında payları oranında aynen bölüştürülmesidir. Kat mülkiyeti kurulması mümkün olan yapılarda kat mülkiyeti tesisi yoluyla da aynen taksim sağlanabilir.</p>

<p>2. Satış Suretiyle Giderme: Taşınmazın aynen taksiminin fiilen veya hukuken mümkün olmaması ya da tarafların anlaşamaması hâlinde, mahkemece tereke unsurunun icra dairesi vasıtasıyla açık artırma yoluyla satılarak bedelinin mirasçılara hisseleri nispetinde dağıtılmasıdır.</p>

<h4><strong>SONUÇ</strong></h4>

<p>Türk Miras Hukuku, murisin tasarruf hürriyeti ile ailevi dayanışma ve hakkaniyet ilkeleri arasında hassas bir denge üzerine inşa edilmiştir. Uygulamada görüldüğü üzere;</p>

<p>1. Muris muvazaası davaları, zamanaşımına tabi olmaksızın 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda görünürdeki işlemin geçersizliğine dayanırken;</p>

<p>2. Tenkis davaları, mirasbırakanın tasarruf sınırını aşarak saklı payı zedelemesini konu alan ve TMK m. 571'deki katı hak düşürücü sürelere tabi olan tasarruflardır.</p>

<p>3. Mirasta iade davaları, yasal mirasçılar arasındaki adalet ve eşitliği hedefleyen mahsup mekanizmasıdır.</p>

<p>4. Vasiyetnamenin iptali davası, ölüme bağlı tasarrufların geçerlilik şartlarına aykırılığını denetlerken;</p>

<p>5. Ortaklığın giderilmesi davası, elbirliği mülkiyetinin yarattığı tıkanıklığı çözerek terekenin tasfiyesini nihayete erdirir.</p>

<p>Miras uyuşmazlıklarında hak kayıplarının önlenmesi; uyuşmazlığın niteliğinin doğru teşhis edilmesine, tenkis ile muvazaa taleplerinin terditli olarak ileri sürülmesindeki usuli ayrımların gözetilmesine ve kanuni hak düşürücü sürelerin titizlikle takip edilmesine bağlıdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-adem-aras" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Adem ARAS"><img alt="Av. Adem ARAS" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/05/adem-aras2.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-adem-aras" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Adem ARAS">Av. Adem ARAS</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/turk-miras-hukukunda-temel-dava-turleri-terekenin-tasfiyesi-ve-hak-koruma-mekanizmalari-doktrin-tartismalari-ve-yargitay-ictihatlari-ekseninde-bir-degerlendirme-1</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/sozlesme-teraz.jpg" type="image/jpeg" length="15140"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FON KRİZLERİNDE MAĞDURLARI KORUYACAK VE PİYASA GÜVENİNİ TESİS EDECEK KANUN TASLAĞI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/fon-krizlerinde-magdurlari-koruyacak-ve-piyasa-guvenini-tesis-edecek-kanun-taslagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/fon-krizlerinde-magdurlari-koruyacak-ve-piyasa-guvenini-tesis-edecek-kanun-taslagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1. Neden Özel Bir Kanuna İhtiyaç Duyulmaktadır?

Finansal piyasaların derinleşmesi, sürdürülebilirliği ve tabana yayılması; anayasal birer güvence olan iktisadi güven ile hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerinin eksiksiz bir şekilde tesis edilmesine bağlıdır. Ancak son dönemde sermaye piy...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1. Neden Özel Bir Kanuna İhtiyaç Duyulmaktadır?</strong></p>

<p>Finansal piyasaların derinleşmesi, sürdürülebilirliği ve tabana yayılması; anayasal birer güvence olan iktisadi güven ile hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerinin eksiksiz bir şekilde tesis edilmesine bağlıdır. Ancak son dönemde sermaye piyasalarımızda yaşanan fon krizleri, iktisadi güvene ağır zarar vermiştir. Mevcut mevzuatımız ise bu güvenin yeniden tesisinde ve zarar gören yatırımcıların korunmasında yetersiz kalmaktadır.</p>

<p>Mevcut yasal çerçeve ve genel tasfiye hükümleri, finansal krizlerin yarattığı tahribatları ve bilgi asimetrisinden doğan hak ihlallerini gidermede yetersiz kalmaktadır. Genel hükümler uyarınca yürütülen bir tasfiye süreci, adaleti sağlamak bir yana, mağduriyetleri daha da derinleştiren bir araca dönüşmektedir. Yürürlükteki mevzuat, kriz anında içeriden edindiği gizli bilgilerle erkenden katılma payı iade talimatı vererek fondan çıkan imtiyazlı azınlığı adeta "korunan alacaklı" konumuna getirmektedir. Şöyle ki; krizin eşik tarihi öncesinde Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu (TEFAS) üzerinden katılma payı satış talimatı veren yatırımcılar, alacaklarını kriz öncesindeki cari fiyat üzerinden sabitleyerek fona karşı muaccel alacaklı haline gelmiştir. Buna karşılık, kamuyu aydınlatma belgelerini anlık olarak takip etme imkânı bulunmayan ve kamusal denetime güvenerek fonunda bekleyen dürüst yatırımcı ise tasfiye masasının inisiyatifine terk edilmekte; bir başka ifadeyle "zarara katlanan ortak" konumuna itilmektedir.</p>

<p>Ayrıca mevcut düzenlemelerde enflasyon farkı ödenmesine dair açık bir hüküm bulunmadığından, yüksek enflasyon karşısında paranın alım gücü erimektedir. Yatırımcının reel sermayesini koruyacak bir "Enflasyon Kalkanı" ancak özel bir kanun hükmüyle tesis edilebilir. Yapılacak düzenleme ile küçük yatırımcıların fona yatırdıkları anaparalar, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ilan edilen Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranında güncellenerek reel değer üzerinden güvenceye alınmalıdır.</p>

<p>Devlet, yaptığı bu ödemeler karşılığında zarar görenin halefi olacağından, zarar verenlere karşı doğrudan rücu davası açma hakkını elde edecektir. Bu yöntemin en önemli avantajlarından biri de ispat kolaylığıdır; zarar gören küçük yatırımcıların devasa finansal kuruluşların veya piyasayı manipüle eden aktörlerin kusurlarını, hilelerini ya da ihmallerini tek başlarına delillendirmeleri son derece zorken, devletin elindeki imkânlarla bunu ispat etmesi çok daha kolaydır. Devlet, bu yolla sermaye piyasası sistemine olan güveni de ayakta tutmuş olur. Zira kusur tespiti, bilirkişi raporları ve temyiz süreçleri nedeniyle tazminat davaları yıllarca sürebilmektedir. Geç gelen adalet, özellikle nakit ihtiyacı olan küçük yatırımcı için işlevini yitirmekte ve mağduriyeti derinleştirmektedir.</p>

<p>Ayrıca devletin ödediği limitin üzerinde kalan zararlar için yatırımcı, kusurlu tarafa karşı mahkemelerde hakkını aramaya devam edebilir. Bu sayede, devletin ve zarar görenlerin birlikte açacağı davalar ile daha etkili bir savunma yapılmış olur.</p>

<p>Açılacak davalar, gerek devlet gerekse zarar görenler tarafından sadece fonlar aleyhine değil; onlarla birlikte, müteselsil sorumluluk esaslarına göre Portföy Yönetim Şirketlerinin (PYŞ) yöneticilerine ve hâkim ortaklarına karşı da yöneltilmelidir. Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi olmayan ticaret şirketlerinin ortak ve yöneticileri, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca tüzel kişiliğin perdesi arkasına sığınabilirken; Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi fon şirketlerinin ortak ve yöneticilerinin bazı hallerde, şirketle birlikte zarar görenlere karşı şahsi sorumluluğu da kabul edilmiştir.</p>

<p>Bu kapsamda;</p>

<p>· Kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan bilgilerin yanlış, yanıltıcı veya eksik olması durumunda (m. 32),</p>

<p>· Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşlarının; hâkim ortakları, yöneticileri veya bunlarla ilişkili olan kişiler lehine, emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyat, şart veya vadelerle ticari işlemlerde bulunarak şirketin kârını ya da mal varlığını azaltması durumunda,</p>

<p>· Yöneticilerin veya hâkim ortakların "insider trading" (içsel bilgi ticareti) veya manipülasyon (piyasa dolandırıcılığı) suçlarını işlemesi durumunda (m. 106 ve m. 107),</p>

<p>bu hükümlere aykırı hareket eden hâkim ortaklar ve işlemi onaylayan şirket yöneticileri şahsi mal varlıklarıyla sorumlu olur. Ayrıca sermaye piyasası hukukunda "Bilgi Suistimali" (Insider Trading) olarak adlandırılan suçta, sadece şirketin içindeki yöneticiler veya çalışanlar değil; bu kişilerden kamuya açıklanmamış içsel bilgiyi alan ve bu bilgiye dayanarak pay alım-satımı yapan kişiler de doğrudan fail olarak kabul edilir (Karasu, Rauf; AÜHF Dergisi, 2003, Cilt 52, Sayı 4, s. 299-334).</p>

<p>Bu nedenle; fonu kötü yöneten, varlıkları manipülatif veya likiditesi düşük hisselerle dolduran portföy yönetim şirketinin hakim ortakları ve yönetim kurulu üyeleri, kişisel mal varlıklarıyla ve şirket özkaynaklarıyla müteselsil olarak sorumlu kılınmalıdır. Yatırımcıların zararları, öncelikle kusurlu PYŞ'den ve içeriden bilgi alanların müsadere edilen mal varlıklarından karşılanmalıdır.</p>

<p>Sermaye piyasalarının işleyişindeki en ağır suçlardan biri, asimetrik bilgi akışı vasıtasıyla dürüst yatırımcılar aleyhine haksız menfaat temin edilmesidir (içeriden öğrenenlerin ticareti / insider trading). Krizin somutlaştığı kesim tarihinin hemen öncesinde sistemde gözlemlenen olağan dışı ve yoğun satış talimatlarının kaynağı, idari ve adli incelemeye tabi tutulmalıdır.</p>

<p>Siyasi nüfuz sahibi kişilerin, üst düzey kamu görevlilerinin veya bunların yakınlarının kurumsal çöküş bilgilerine önceden vakıf olup olmadıkları ivedilikle aydınlatılmalıdır. İçeriden bilgi sızdırma yoluyla haksız avantaj sağladığı yargısal ve idari incelemelerle tespit edilen kişi ve odakların fiktif veya yüksek fiyatlı satış emirleri geriye dönük olarak geçersiz sayılmalı; payları, tasfiye sürecindeki en düşük fiili piyasa değeri üzerinden hesaplanmalıdır. Bu yolla elde edilen tüm haksız kazançlar müsadere edilerek Takasbank bünyesinde kurulacak *"Küçük Yatırımcıyı Koruma ve Mağduriyet Tazmin Havuzu"*na aktarılmalı ve bilgi ağının dışında kalan dürüst vatandaşların zararlarının karşılanmasında kullanılmalıdır.</p>

<p><strong>2) Hazırlanacak Kanun taslağı içeriği nasıl olmalıdır </strong></p>

<p><strong>Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması ve Sermaye Piyasası Fon Krizlerinde Küçük Yatırımcıların Korunması Hakkında Kanun Teklifi Taslağı</strong></p>

<p><strong>GENEL GEREKÇE</strong></p>

<p>Finansal piyasaların derinleşmesi, sürdürülebilirliği ve tabana yayılması; anayasal bir güvence olan iktisadi güven ve hukuki belirlilik/öngörülebilirlik ilkelerinin eksiksiz tesis edilmesine bağlıdır. Ancak son dönemde sermaye piyasalarımızda yaşanan fon krizleri, iktisadi güvene ağır zarar vermiştir.</p>

<p>Yürürlükteki genel tasfiye hükümleri ve mevcut mülga/cari mevzuat, kriz anında içeriden edindiği gizli bilgilerle erkenden katılma payı iade talimatı vererek fondan çıkan imtiyazlı azınlığı adeta "korunan alacaklı" konumuna getirmektedir. Buna karşılık kamuyu aydınlatma belgelerini anlık takip etme imkânı bulunmayan, kamusal denetime güvenerek fonunda bekleyen dürüst ve küçük yatırımcı ise tasfiye masasının inisiyatifine terk edilmekte; "zarara katlanan ortak" konumuna itilmektedir. Kusur tespiti, bilirkişi raporları ve temyiz süreçleri nedeniyle tazminat davalarının yıllarca sürmesi, adaleti geciktirmekte ve mağduriyeti derinleştirmektedir.</p>

<p>Bu Kanun teklifi ile; kriz dönemlerinde asimetrik bilgi akışı vasıtasıyla (insider trading) yapılan haksız işlemler geriye dönük olarak geçersiz kılınmakta, küçük yatırımcıların anaparaları TÜİK tarafından ilan edilen TÜFE oranında bir <strong>"Enflasyon Kalkanı"</strong> ile güvenceye alınmakta, devletin mağdurlara yapacağı ödemeler sonrası kusurlu aktörlere (PYŞ yöneticileri ve hâkim ortakları) müteselsilen şahsi mal varlıklarıyla rücu edebilmesinin önü açılmakta ve Takasbank bünyesinde bir <strong>"Küçük Yatırımcıyı Koruma ve Mağduriyet Tazmin Havuzu"</strong> kurulması amaçlanmaktadır.<strong> </strong></p>

<p></p>

<p><strong>MADDE METİNLERİ</strong></p>

<p><strong>Amaç ve Kapsam</strong><br />
<strong>MADDE 1 –</strong> (1) Bu Kanunun amacı; sermaye piyasalarında faaliyet gösteren yatırım fonlarının tasfiyesi veya krize girmesi durumunda, bilgi asimetrisinden kaynaklanan hak ihlallerini önlemek, küçük yatırımcıların birikimlerini enflasyon karşısında korumak, kusurlu piyasa aktörlerinin şahsi sorumluluklarını tesis etmek ve devletin rücu mekanizması ile piyasa güvenini yeniden inşa etmektir.<br />
(2) Bu Kanun, Sermaye Piyasası Kanununa tabi yatırım fonlarını, portföy yönetim şirketlerini, bunların yöneticilerini, hâkim ortaklarını, içeriden bilgi ticareti ve manipülasyon yoluyla menfaat sağlayan üçüncü kişileri ve mağdur olan yatırımcıları kapsar.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong><br />
<strong>MADDE 2 –</strong> (1) Bu Kanunun uygulanmasında;</p>

<p>· <strong>Kriz Eşik Tarihi:</strong> Fonun mali bünyesinin bozulduğunun, taahhütlerini yerine getiremediğinin veya tasfiye sürecinin idari/adli makamlarca fiilen başlatıldığının tespit edildiği tarih ve saati,</p>

<p>· <strong>Küçük Yatırımcı:</strong> Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerine göre nitelikli yatırımcı sıfatını haiz olmayan gerçek ve tüzel kişileri,</p>

<p>· <strong>Havuz:</strong> İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. (Takasbank) bünyesinde kurulacak Küçük Yatırımcıyı Koruma ve Mağduriyet Tazmin Havuzunu,</p>

<p>· <strong>PYŞ:</strong> Portföy Yönetim Şirketini,<br />
ifade eder.</p>

<p><strong>Enflasyon Kalkanı ve Küçük Yatırımcının Korunması</strong><br />
<strong>MADDE 3 –</strong> (1) Tasfiye edilen veya mali yapısı çöken yatırım fonlarında, küçük yatırımcıların fona yatırdıkları anaparalar kamusal güvence altındadır.<br />
(2) Tasfiye edilen fonların içindeki varlıkların piyasa değerinin küçük yatırımcıların anaparasını karşılamaya yetmediği hâllerde, aradaki fark Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ilan edilen Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranında güncellenerek reel değer üzerinden hesaplanır ve 5 inci maddede belirtilen Havuzdan mağdurlara derhal ödenir.</p>

<p><strong>Geriye Dönük İşlemlerin Geçersizliği ve İnceleme</strong><br />
<strong>MADDE 4 –</strong> (1) Kriz eşik tarihinin hemen öncesinde sistemde gözlemlenen olağan dışı ve yoğun satış/katılma payı iade talimatları, idari ve adli incelemeye tabi tutulur.<br />
(2) Siyasi nüfuz sahibi kişilerin, üst düzey kamu görevlilerinin veya bunların yakınlarının ve diğer şüpheli aktörlerin kurumsal çöküş bilgilerine önceden vakıf olarak (içeriden öğrenenlerin ticareti / insider trading) veya manipülasyon yoluyla fona verdikleri fiktif veya yüksek fiyatlı satış emirleri geriye dönük olarak geçersiz sayılır.<br />
(3) Bu kapsamda haksız avantaj sağladığı tespit edilen kişilerin payları, tasfiye sürecindeki en düşük fiili piyasa değeri üzerinden hesaplanır. Elde edilen tüm haksız kazançlar müsadere edilerek 5 inci maddede düzenlenen Havuza aktarılır.</p>

<p><strong>Küçük Yatırımcıyı Koruma ve Mağduriyet Tazmin Havuzu</strong><br />
<strong>MADDE 5 –</strong> (1) Küçük yatırımcıların zararlarının süratle tazmin edilmesi amacıyla Takasbank bünyesinde "Küçük Yatırımcıyı Koruma ve Mağduriyet Tazmin Havuzu" kurulur.<br />
(2) Havuzun gelirleri; içeriden bilgi sızdırma ve manipülasyon suçlarından müsadere edilen mal varlıkları ve haksız kazançlar, kusurlu PYŞ özkaynaklarından aktarılan tutarlar ve kanunla belirlenecek diğer kamusal kaynaklardan oluşur.</p>

<p><strong>Devletin Halefiyeti ve Müteselsil Şahsi Sorumlulukla Rücu</strong><br />
<strong>MADDE 6 –</strong> (1) Devlet, Havuz vasıtasıyla küçük yatırımcılara yaptığı ödemeler tutarında zarar görenlerin haklarına kendiliğinden halef olur.<br />
(2) Devlet, ödediği tutarların tahsili amacıyla, zarara sebebiyet veren portföy yönetim şirketine (PYŞ), bu şirketin yönetim kurulu üyelerine, yöneticilerine ve hâkim ortaklarına karşı müteselsil sorumluluk esaslarına göre doğrudan rücu davası açar.<br />
(3) Fonu kötü yöneten, kamuyu aydınlatma belgelerinde yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgi sunan, fon varlıklarını manipülatif veya likiditesi düşük hisselerle dolduran PYŞ'nin hâkim ortakları ve yöneticileri, tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınamazlar; şahsi mal varlıklarıyla da zarardan müteselsilen ve sınırsız sorumludurlar.<br />
(4) Küçük yatırımcıların devlet tarafından ödenen limitlerin üzerinde kalan zararları var ise, kusurlu taraflara karşı yargı mercilerinde dava açma hakları saklıdır. Devlet ve yatırımcılar bu davaları birlikte yürütebilirler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yürürlük</strong><br />
<strong>MADDE 7 –</strong> Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve yürürlük tarihi itibarıyla tasfiye süreci henüz tamamlanmamış (derdest) olan tüm yatırım fonlarına ve bu fonlarda kriz/tasfiye tarihinden önceki 30 gün içinde gerçekleştirilen şüpheli işlemlere uygulanır.</p>

<p><br />
<img alt="Rauf Karasu" height="480" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/07/rauf-karasu.jpg" width="861" /></p>

<p><strong>Prof. Dr. Rauf Karasu</strong></p>

<p><strong>Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/fon-krizlerinde-magdurlari-koruyacak-ve-piyasa-guvenini-tesis-edecek-kanun-taslagi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/terazi/fon-kriz.jpg" type="image/jpeg" length="83174"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MOTOKURYE KAZASINDA MALULİYET TAZMİNATI VE SGK MAHSUBU]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/motokurye-kazasinda-maluliyet-tazminati-ve-sgk-mahsubu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/motokurye-kazasinda-maluliyet-tazminati-ve-sgk-mahsubu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MOTOKURYE KAZASINDA MALULİYET TAZMİNATI VE SGK MAHSUBU

Trafik Kazası Aynı Zamanda İş Kazası Olduğunda Zorunlu Trafik Sigortacısının Sorumluluğu, Rücuya Tabi Ödemelerin İndirimi ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025-2026 Uygulaması



GİRİŞ

Motosiklet, son yıllarda Türkiye trafiğinin en hızl...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>MOTOKURYE KAZASINDA MALULİYET TAZMİNATI VE SGK MAHSUBU</strong></p>

<p><strong><i>Trafik Kazası Aynı Zamanda İş Kazası Olduğunda Zorunlu Trafik Sigortacısının Sorumluluğu, Rücuya Tabi Ödemelerin İndirimi ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025-2026 Uygulaması</i></strong></p>

<p></p>

<p><strong>GİRİŞ</strong></p>

<p>Motosiklet, son yıllarda Türkiye trafiğinin en hızlı büyüyen unsuru oldu. 21.09.2026 tarihinde basına yansıyan TÜİK ve İçişleri Bakanlığı verilerine göre trafiğe kayıtlı motosiklet sayısı yaklaşık 7,6 milyona ulaşmış; 2026 yılının ilk dört ayında meydana gelen 138.833 ölümlü ve yaralanmalı kazanın 69.131'inde bir motosiklet yer almıştır. Anadolu Ajansının 06.04.2026 tarihli haberine göre ise 2025 yılında meydana gelen 288.318 trafik kazasının yüzde 50,2'sine motosikletler karışmıştır. Bu tablonun önemli bir bölümünü, paket servisi ve hızlı teslimat sektöründe çalışan motokuryeler oluşturmaktadır.</p>

<p>Motokuryenin geçirdiği kaza, hukuken iki ayrı sistemin kesişim noktasındadır. Kaza bir yandan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) kapsamında bir trafik kazasıdır ve kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortacısının sorumluluğunu doğurur. Öte yandan kurye, kazayı işini yaparken geçirdiği için olay çoğu zaman 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu anlamında bir iş kazasıdır ve Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) edimlerini harekete geçirir. Bu iki sistemin nasıl bir arada işleyeceği, özellikle sigorta tahkiminde, uygulamanın en sık bozma sebeplerinden biri hâline gelmiştir.</p>

<p>Bu çalışmada, kurye kazalarında sigortacıların ileri sürdüğü "iş kazası, SGK ödemesi mahsup edilsin" savunmasının hukuki temeli, mahsup edilecek tutarın nasıl belirleneceği ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025 ve 2026 yıllarında verdiği kararlarla şekillenen uygulama incelenecek; SGK'ya başvurunun fiilen bir ön şarta dönüşüp dönüşmediği sorusu tartışılacaktır.</p>

<p><strong>I. KURYENİN KAZASI NEDEN AYNI ZAMANDA İŞ KAZASIDIR?</strong></p>

<p>5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olayların yanında, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle ve sigortalının görevli olarak işyeri dışına gönderilmesi nedeniyle meydana gelen olayları da iş kazası sayar. Teslimat yapan bir kuryenin trafikte geçirdiği kaza, bu tanımın tipik örneğidir. Aynı maddeye göre iş kazası, hizmet akdiyle çalışan sigortalı bakımından işveren tarafından kolluğa derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalı bakımından ise, bir ayı geçmemek şartıyla, rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonraki üç iş günü içinde kendisi tarafından bildirilmelidir.</p>

<p>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, olayın iş kazası niteliğini dosyadaki somut verilerden çıkarmaktadır. Daire, 15.12.2025 tarihli kararında kaza görüntülerinde davacının bir hızlı teslimat şirketinin logosunu taşıyan motosiklet ile kazaya karıştığını tespit ederek olayın "aynı zamanda iş kazası niteliğinde" olduğunu kabul etmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410375-e-202516769-k-sayili-karari" rel="Dofollow">(Yargıtay 4. HD, E. 2024/10375, K. 2025/16769, 15.12.2025).</a> 01.12.2025 tarihli bir başka kararda da davacının "motosikletli kuryenin işini yaparken trafik kazası geçirdiği" belirlenmiştir <a href="http://hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410431-e-202516028-k-sayili-karari" rel="Dofollow">(Yargıtay 4. HD, E. 2024/10431, K. 2025/16028, 01.12.2025).</a> Kaza tespit tutanağı, ceza soruşturmasındaki ifade, sigortalı hizmet dökümü ve motosikletin kime ait olduğu, bu nitelendirmenin başlıca kaynaklarıdır.</p>

<p>Böylece kurye kazasında üç ayrı ilişki ortaya çıkar: kuryenin karşı aracın işleteni ve trafik sigortacısına karşı tazminat alacağı (KTK m. 85, 91), SGK'nın kuryeye karşı sosyal sigorta edimleri ve SGK'nın, yaptığı ödemeler için kusurlu üçüncü kişilere karşı rücu hakkı.</p>

<p><strong>II. MAHSUBUN HUKUKİ TEMELİ: HANGİ ÖDEME, NE KADAR?</strong></p>

<p>Mahsup tartışmasının kilit hükmü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 55. maddesinin birinci fıkrasıdır:</p>

<p><i>"Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez."</i></p>

<p>Hükmün karşıt anlamı açıktır: tazminattan yalnızca rücu edilebilen sosyal güvenlik ödemeleri indirilebilir. Rücu edilebilir kısmın ölçüsünü ise 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin dördüncü fıkrası verir:</p>

<p><i>"İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir."</i></p>

<p>KTK m. 92'nin son fıkrası da, SGK tarafından yapılan gelir kaybına ilişkin ödemelerde sigortacının Kuruma karşı sorumluluğu varsa bu sorumluluğun "sigortacının kendi sigortalısının kusuru oranında" devam edeceğini düzenler. Bu üç hüküm birlikte okunduğunda, kurye kazasında trafik sigortacısına karşı hesaplanan tazminattan düşülecek tutar, SGK'nın bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerinin tamamı değil, bunun yarısının sigortalı araç sürücüsünün kusuruna isabet eden kısmıdır. Geri kalan kısım zarar görenin gerçek zararından indirilemez; aksi hâlde sigortacı, kendi sigortalısının kusurunu aşan bir sosyal güvenlik ödemesinden yararlanmış olur.</p>

<p>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin kesin nitelikteki kararı bu hesabın somut bir örneğini içermektedir. Dosyada SGK, yaralanan kişiye bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerini 308.689,48 TL, üçüncü kişiye rücu edilecek tutarı ise yüzde 60 kusur karşılığı 92.606,84 TL olarak bildirmiştir. Daire, rücu edilebilen kısmın "üçüncü kişinin kusuruna isabet eden ilk peşin sermaye değerinin yarısı" kadar olabileceğini; bu tutar düşüldükten sonra zarar poliçe limitini aşıyorsa sigortacının limit dâhilinde sorumlu olacağını kabul etmiş, rücu işlemlerinin başlamadığı ve rücu davası açılmadığı dosyada sigortacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/ankara-bam-26-hukuk-dairesinin-2023323-e-2025473-k-sayili-karari" rel="Dofollow">(Ankara BAM 26. HD, E. 2023/323, K. 2025/473, 10.04.2025)</a>. Dairenin aynı dosyada daha önce verdiği ve kararda aktarılan kaldırma kararında ise, zarar ile rücuya tabi tutarın toplamının poliçe limitini aştığı hâllerde limitin bu alacaklar arasında garameten paylaştırılması gerektiği belirtilmişti.</p>

<p><strong>III. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNİN ÇİZGİSİ</strong></p>

<p>Dairenin 2025-2026 kararları incelendiğinde üç ayrı durumun farklı sonuçlara bağlandığı görülmektedir.</p>

<p>Birinci durum, iş kazası niteliği ortada olduğu hâlde SGK yönünden hiçbir araştırma yapılmadan karar verilmesidir. Yargıtay bu hâlde kararı bozmaktadır. Yukarıda anılan 15.12.2025 tarihli kararda, uyuşmazlık hakem heyetinin 895.661,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatına hükmettiği ve itiraz hakem heyetinin bu kararı onadığı dosyada Daire, SGK'dan iş kazasına dayalı inceleme yapılıp yapılmadığının, ödeme yapılıp yapılmadığının, ödemenin miktarı ve niteliğinin, ilk peşin sermaye değerinin ve rücuya tabi olup olmadığının sorulmasını; rücuya tabi ödeme varsa ilk peşin sermaye değerinin indirilmesiyle tazminatın ek raporla yeniden hesaplanmasını istemiştir <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410375-e-202516769-k-sayili-karari" rel="Dofollow">(Yargıtay 4. HD, E. 2024/10375, K. 2025/16769).</a> 01.12.2025 tarihli kararda ise araştırma listesine, rücu istemli dava açılıp açılmadığı da eklenmiştir<a href="http://hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410431-e-202516028-k-sayili-karari" rel="Dofollow"> (Yargıtay 4. HD, E. 2024/10431, K. 2025/16028).</a></p>

<p>İkinci durum, araştırma yapılmış ve SGK nezdinde rücuya tabi bir ödeme bulunmadığının anlaşılmış olmasıdır. Daire bu hâlde tazminatı indirimsiz onamaktadır. 06.04.2026 tarihli kararda sigortacı, davacının kurye olduğunu, motosikletin işyerine ait bulunduğunu ve olayın iş kazası olduğunu ileri sürerek ödeme yapılmamışsa davacıya SGK'ya başvurması için süre verilmesini istemiştir. Dosyada bulunan SGK yazılarında davacının sürekli iş göremezlik geliri için başvurusu bulunmadığı ve bu kaza nedeniyle trafik kazası rücu dosyası açılmadığı bildirilmiştir. Daire, 409.200,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatına hükmeden kararı onamış; SGK'nın ödediği 3.120,25 TL geçici iş göremezlik ödeneği ile aktüer raporunda hesaplanan 3.782,73 TL geçici iş göremezlik zararını karşılaştırarak, taleple bağlı kalınıp 100,00 TL'ye hükmedilmesinde isabetsizlik görmemiştir. Aynı kararda, motosikletin arkasındaki büyük bagaj kutusunun yaralanmaya yol açtığı gerekçesiyle ileri sürülen müterafik kusur savunması da delil bulunmadığından reddedilmiştir<a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-06042026-tarihli-2026968-e-20263685-k-sayili-karari" rel="dofollow"> (Yargıtay 4. HD, E. 2026/968, K. 2026/3685, 06.04.2026)</a>.</p>

<p>Üçüncü durum, maluliyet oranının SGK bakımından gelir bağlanmasına yetmemesidir. 5510 sayılı Kanun'un 19. maddesine göre sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanmak için meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 oranında azalmış olması gerekir. Bir kargo şirketi çalışanının araç manevrası sırasında elinden yaralandığı olayda SGK, maluliyetin yüzde 10'un altında kaldığını, bu nedenle gelir bağlanamadığını ve peşin sermaye değerinin hesaplanamadığını bildirmiştir. Daire, rücuya tabi bir gelir bulunmadığı gerekçesiyle 275.699,72 TL tazminata hükmeden kararı onamıştır <a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514094-e-202686-k-sayili-karari" rel="Dofollow">(Yargıtay 4. HD, E. 2025/14094, K. 2026/86, 05.01.2026).</a> Bu karar, trafik tazminatında esas alınan maluliyet oranı ile SGK'nın meslekte kazanma gücü kaybı oranının aynı şey olmadığını da hatırlatmaktadır: trafik tazminatında 20.02.2019 tarihinden sonraki kazalar için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esas alınırken, SGK geliri Kurum Sağlık Kurulunun meslekte kazanma gücü kaybı tespitine bağlıdır.</p>

<p><strong>IV. TARTIŞMALI SORU: SGK'YA BAŞVURU BİR ÖN ŞART MIDIR?</strong></p>

<p>Uygulamada sigortacılar, kurye kazalarında giderek daha sık biçimde, zarar görene SGK'ya başvurması için süre verilmesini, SGK sürecinin bekletici mesele yapılmasını veya henüz bağlanmamış bir gelirin tahmini peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesini talep etmektedir. Bu talepler kabul edildiğinde, kanunda öngörülmeyen bir ön şart fiilen yaratılmış olur.</p>

<p>Kanaatimizce bu yaklaşım TBK m. 55/1 ile bağdaşmaz. Hüküm, indirimi rücu edilebilen bir sosyal güvenlik ödemesinin varlığına bağlamaktadır; yapılmamış, talep edilmemiş ve bağlanmamış bir gelir, rücu edilebilir bir ödeme değildir. Mükerrer tazmin endişesi ise mahsupla değil, SGK'nın rücu hakkıyla karşılanır: SGK ileride gelir bağlarsa, rücuya tabi kısmı 5510 sayılı Kanun m. 21/4 ve KTK m. 92'nin son fıkrası çerçevesinde sigortacıdan isteyebilir. Ankara BAM 26. HD'nin yukarıdaki kararı da, rücu işlemlerinin başlamadığı ve dava açılmadığı bir dosyada sigortacının limit dâhilindeki sorumluluğunu daraltmamış; SGK'nın müteselsil sorumlulara rücu hakkının saklı olduğuna işaret etmiştir. Yargıtay'ın 06.04.2026 tarihli onama kararı da, SGK'da başvuru bulunmamasını tazminatı engelleyen bir durum olarak görmemiştir.</p>

<p>Buna karşılık, araştırma yükümlülüğü gerçektir ve ihmal edilmesi kararı bozdurur. Sonuç olarak doğru çizgi şudur: SGK'ya müzekkere yazılması ve rücuya tabi bir ödeme bulunup bulunmadığının belirlenmesi zorunludur; ancak rücuya tabi bir ödeme yoksa, zarar görenin SGK'ya başvurmaya zorlanması ya da tahmini bir tutarın indirilmesi hukuka aykırıdır. Tahkim yargılamasında hakemlerin yalnızca kendilerine verilen evrak üzerinden karar verdiği düşünüldüğünde (5684 s. K. m. 30/15), bu yazının dosyaya baştan kazandırılması, sonradan gelecek bir bozma kararının en etkili önlemidir.</p>

<p><strong>V. 7589 SAYILI KANUN SONRASI USUL NOTU</strong></p>

<p>16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun ile HMK'nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmış, 109. maddeye eklenen dördüncü fıkra ile kısmi davada talep konusunun tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabileceği ve zamanaşımının artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Kurye kazalarında maluliyet oranı, kusur dağılımı ve SGK'nın rücuya tabi tutarı dava açılırken çoğunlukla bilinmediğinden, kısmi dava ve HMK m. 109/4 uyarınca artırım, zarar görenin temel usul aracı hâline gelmiştir. Aynı Kanun'la TBK m. 55'e eklenen fıkralar ise sigortacının ifa amacıyla yaptığı ödemelerin oransal olarak mahsubunu öngörmektedir; bu ödemeler, SGK'nın sosyal güvenlik edimlerinden ayrı bir mahsup rejimine tabidir ve ikisi birbirine karıştırılmamalıdır.</p>

<p><strong>VI. UYGULAMA İÇİN ÖNERİLER</strong></p>

<p>· Kazanın iş kazası niteliği gizlenmemeli; aksine baştan açıklanmalıdır. Kaza tespit tutanağı, ceza soruşturmasındaki ifade ve hizmet dökümü bu niteliği zaten ortaya koyacaktır.</p>

<p>· Başvuru veya dava aşamasında SGK'dan; olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği, gelir bağlanıp bağlanmadığı, ilk peşin sermaye değeri, rücuya tabi tutar ve rücu davası açılıp açılmadığı hususlarında yazı istenmelidir.</p>

<p>· Rücuya tabi tutar, ilk peşin sermaye değerinin yarısının sigortalı araç sürücüsünün kusuruna isabet eden kısmıdır; bilirkişi raporunda gelirin tamamının düşülmesine itiraz edilmelidir.</p>

<p>· SGK'da başvuru veya rücu dosyası bulunmuyorsa bu durumu gösteren yazı dosyaya sunulmalı, "başvuru için süre verilsin" talebine karşı TBK m. 55/1 ve SGK'nın rücu hakkı hatırlatılmalıdır.</p>

<p>· Maluliyet oranı yüzde 10'un altındaysa SGK tarafından gelir bağlanamayacağı, dolayısıyla mahsup edilecek bir peşin sermaye değeri bulunmadığı ileri sürülmelidir.</p>

<p>· Zarar ile rücuya tabi tutarın toplamı poliçe limitini aşıyorsa garame hesabı istenmelidir.</p>

<p></p>

<p><strong>SONUÇ</strong></p>

<p>Motokurye kazası, trafik sigortası ile sosyal güvenlik sisteminin aynı zarar için yan yana işlediği bir alandır. TBK m. 55/1, 5510 sayılı Kanun m. 21/4 ve KTK m. 92'nin son fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, trafik sigortacısına karşı hesaplanan tazminattan yalnızca SGK'nın rücu edebileceği kısım, yani ilk peşin sermaye değerinin yarısının sigortalı sürücünün kusuruna isabet eden bölümü indirilebilir.</p>

<p>Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025-2026 kararları, SGK yönünden araştırma yapılmadan verilen kararları bozmakta, rücuya tabi ödeme bulunmadığı anlaşılan dosyalarda ise tazminatı indirimsiz onamaktadır. Bu çizgi doğrudur ve korunmalıdır. Araştırma yükümlülüğü, zarar görene SGK'ya başvurma külfeti yükleyen bir ön şarta dönüştürülmemeli; yapılmamış bir ödeme için tahmini mahsup yoluna gidilmemelidir. Aksi hâlde, trafikte en çok risk altında çalışan meslek gruplarından birinin tazminatı, kanunda dayanağı bulunmayan bir usul engeliyle gecikecektir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-kucukcankurtaran" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN"><img alt="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/08/melih-kucukcankurtaran.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-melih-kucukcankurtaran" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN">Av. Melih KÜÇÜKCANKURTARAN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">· 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 85, 91, 92.</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 13, 19, 21.</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 55 (7589 sayılı Kanun ile eklenen fıkralar dâhil).</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 107 (mülga), m. 109.</span></p>

<p><span style="color:#999999">· 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, m. 30.</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG 20.02.2019).</span></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-06042026-tarihli-2026968-e-20263685-k-sayili-karari" rel="dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay 4. HD, E. 2026/968, K. 2026/3685, 06.04.2026.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202514094-e-202686-k-sayili-karari" rel="Dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay 4. HD, E. 2025/14094, K. 2026/86, 05.01.2026.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410375-e-202516769-k-sayili-karari" rel="Dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay 4. HD, E. 2024/10375, K. 2025/16769, 15.12.2025.</span></a></p>

<p><a href="http://hukukihaber.net/yargitay-4-hukuk-dairesinin-202410431-e-202516028-k-sayili-karari" rel="Dofollow"><span style="color:#999999">· Yargıtay 4. HD, E. 2024/10431, K. 2025/16028, 01.12.2025.</span></a></p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/ankara-bam-26-hukuk-dairesinin-2023323-e-2025473-k-sayili-karari" rel="Dofollow"><span style="color:#999999">· Ankara BAM 26. HD, E. 2023/323, K. 2025/473, 10.04.2025.</span></a></p>

<p><span style="color:#999999">· Anadolu Ajansı, "Trafiğe kayıtlı motosiklet sayısı 7,2 milyona ulaştı, kazalardaki payı yüzde 50'yi aştı", 06.04.2026.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#999999">· Ulusal Kanal, "Yollarda ölüm tuzağı! Her 2 ciddi kazadan birinde motosiklet var", 21.09.2026.</span></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/motokurye-kazasinda-maluliyet-tazminati-ve-sgk-mahsubu-1</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/terazi/kurye-motor-arac.jpg" type="image/jpeg" length="38168"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşveren "bu ay maaş yerine prim verdim' diyerek maaşı eksik yatırabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/isveren-bu-ay-maas-yerine-prim-verdim-diyerek-maasi-eksik-yatirabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/isveren-bu-ay-maas-yerine-prim-verdim-diyerek-maasi-eksik-yatirabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/isveren-bu-ay-maas-yerine-prim-verdim-diyerek-maasi-eksik-yatirabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/NdkeVZBsnhY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="73422"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapı Kooperatiflerinde Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelerinin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/yapi-kooperatiflerinde-yonetim-ve-denetim-kurulu-uyelerinin-hukuki-ve-cezai-sorumlulugu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/yapi-kooperatiflerinde-yonetim-ve-denetim-kurulu-uyelerinin-hukuki-ve-cezai-sorumlulugu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapı kooperatifleri, yüksek hacimli nakit akışlarının yönetildiği, müteahhitlik ve inşaat sözleşmelerinin akdedildiği ve yüzlerce ortağın birikimlerini emanet ettiği tüzel kişiliklerdir. Bu büyüklükteki bir organizasyonun sevk ve idaresini üstlenen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, hem ortaklara hem de kooperatif tüzel kişiliğine karşı ağır hukuki ve cezai sorumluluklar taşımaktadır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>1. Yöneticilerin Özen Yükümlülüğü ve Görev Sınırları</strong></p>

<p>1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m. 62 f. 1 uyarınca yönetim kurulu üyeleri; kooperatif işlerinin yönetimi için gereken titizliği göstermek, kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda bütün gayretini sarf etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, objektif bir özen derecesini (tedbirli ve basiretli bir yöneticinin göstermesi gereken özeni) ifade eder.</p>

<p>Kanun m. 62 f. 2 uyarınca yönetim kurulu özellikle;</p>

<p>- Tutanakların, ortak listelerinin, gelir-gider hesaplarının ve yıllık bilançoların usulüne uygun tutulması, saklanması ve denetçilere sunulmasından,</p>

<p>- Görevi sona erdiğinde, sorumluluğu altındaki para, mal, defter ve tüm kooperatif evrakını <strong>üç iş günü içinde</strong> tutanakla yeni seçilen yönetime devretmekten bizzat sorumludur.</p>

<p><strong>2. Hukuki (Tazminat) Sorumluluğu</strong></p>

<p>1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m. 62 f. 3 hükmüne göre yönetim kurulu üyeleri, kendi kusurlarından ileri gelen kooperatif zararlarından müteselsilen sorumludurlar. Kooperatifler Kanununda özel hüküm bulunmayan hallerde, m. 98 yollamasıyla Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) anonim şirket yönetim kurullarının sorumluluğuna ilişkin hükümleri (TTK m. 553 vd.) uygulanır.</p>

<p><strong>A. Sorumluluk Davasını Kimler Açabilir?</strong></p>

<p><strong>1. Kooperatif Tüzel Kişiliği Adına Dava:</strong> Genel kurul tarafından yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılmasına karar verilmesi halinde, kooperatifi temsilen denetim kurulu veya genel kurulca tayin edilecek özel temsilci tarafından dava açılır.</p>

<p><strong>2. Bireysel Ortaklar:</strong> Doğrudan zarara uğrayan ortak kendi adına tazminat isteyebileceği gibi; kooperatifin uğradığı dolaylı zararlar için de tazminatın ortağa değil, kooperatif tüzel kişiliğine ödenmesi talebiyle dava ikame edebilir.</p>

<p><strong>B. İbranın Etkisi ve Zamanaşımı</strong></p>

<p><strong>- İbra:</strong> Genel kurul tarafından yönetim kurulunun faaliyet döneminin ibra edilmesi (aklanması), kural olarak ibra yönünde oy kullanan ortaklar ve kooperatif bakımından sorumluluk davası açma hakkını sınırlar. Ancak genel kurula sunulmayan, gizlenen, bilanço dışı bırakılan işlemler veya suç teşkil eden eylemler bakımından ibra kararı yöneticileri sorumluluktan kurtarmaz.</p>

<p><strong>- Zamanaşımı:</strong> TTK m. 560 yollamasıyla sorumluluk davası; zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren <strong>iki yıl</strong> ve her halükarda zararı doğuran fiilin meydana geldiği tarihten itibaren <strong>beş yıl</strong> geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak eylem aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil ediyorsa ve ceza kanununda daha uzun bir dava zamanaşımı öngörülmüşse, uzamış ceza zamanaşımı uygulanır.</p>

<p><strong>3. Cezai Sorumluluk: "Kamu Görevlisi Gibi" Cezalandırılma</strong></p>

<p>Yapı kooperatifi yöneticileri bakımından en kritik düzenleme 1163 sayılı Kanun m. 62 f. 3'te yer almaktadır: Yönetim kurulu üyeleri ve memurları, suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları, bilanço, tutanak, rapor ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı <strong>kamu görevlisi gibi cezalandırılırlar</strong>.</p>

<p>Bu yasal statü nedeniyle,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- Zimmet Suçu (TCK m. 247):</strong> Kooperatife ait aidat paralarını, banka hesaplarını veya malvarlığını şahsi menfaati için kullanan yöneticiler hakkında adi "güveni kötüye kullanma" suçu değil, ağır hapis cezası öngören zimmet suçu hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>- Resmi Belgede Sahtecilik (TCK m. 204):</strong> Kooperatif defterleri, bilançolar ve yönetim kurulu karar tutanakları üzerinde tahrifat yapılması veya gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi resmi belgede sahtecilik kapsamında değerlendirilir.</p>

<p><strong>- Görevi Kötüye Kullanma (TCK m. 257):</strong> Yetkilerini aşarak kooperatifi zarara sokan veya haksız menfaat temin eden eylemler bu kapsamda cezalandırılır.</p>

<p><strong>4. Denetim Kurulunun Sorumluluğu</strong></p>

<p>Kooperatif denetçileri, yönetim kurulunun işlemlerini, kasa ve defter kayıtlarını, genel kurula sunulacak bilançonun doğruluğunu periyodik olarak incelemekle mükelleftir. Görevlerini gereği gibi yapmayarak usulsüzlüklerin ve zararların gizlenmesine göz yuman veya raporlarında gerçeğe aykırı tespitlerde bulunan denetçiler de yönetim kurulu üyeleriyle birlikte zincirleme hukuki ve cezai sorumluluk altına girerler.</p>

<p>Sonuç olarak; yapı kooperatiflerinde yöneticilik fahri bir görev olmayıp, hem ortakların malvarlığını doğrudan ilgilendiren hukuki tazminat hem de kamu görevlisi gibi ağır ceza yaptırımları doğuran yüksek riskli bir yetki alanıdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-elif-coskun" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Elif COŞKUN"><img alt="Av. Elif COŞKUN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/04/elif-coskun.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-elif-coskun" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Elif COŞKUN">Av. Elif COŞKUN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/yapi-kooperatiflerinde-yonetim-ve-denetim-kurulu-uyelerinin-hukuki-ve-cezai-sorumlulugu-1</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/terazi/themisis41a.jpg" type="image/jpeg" length="12528"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Okundu, Dosyasına Konuldu”]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/okundu-dosyasina-konuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/okundu-dosyasina-konuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ceza davalarının duruşma tutanaklarında en sık rastlanan cümlelerden biri şudur: “Dosyaya gelen belgeler okundu, dosyasına konuldu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çoğu zaman tutanakta bu cümlenin ardından başka bir şey gelmez. Taraflara okunan belgeler hakkında ne diyecekleri sorulmaz, itirazları alınmaz. Duruşma bir sonraki işleme geçer. Bazen yüzlerce sayfalık bilirkişi raporu, bazen onlarca iletişim tespit tutanağı, bazen de bir soruşturmanın bütün koruma tedbiri kararları bu tek cümleyle duruşmadan geçer. Kâğıt üzerinde delil duruşmaya girmiş, dosyaya konulmuş ve iş tamamlanmıştır.</p>

<p>Bu yazının sorusu şudur: <strong>Tutanağa “okundu, dosyasına konuldu” yazılması, Ceza Muhakemesi Kanununun 217. maddesinin gerçekleştiği anlamına gelir mi?</strong></p>

<p><strong>CMK m. 217 ne istiyor?</strong></p>

<p>CMK m. 217/1’e göre hâkim, kararını ancak <strong>duruşmaya getirilmiş</strong> ve <strong>huzurunda tartışılmış</strong> delillere dayandırabilir. Hüküm iki ayrı şart içerir ve ikisi de ayrı ayrı gerçekleşmelidir.</p>

<p><strong>Duruşmaya getirilme</strong>, delilin içeriğinin duruşmada ortaya konulmasıdır. Belgeler okunur (CMK m. 209), tanıklar dinlenir, bilirkişi raporları incelenir. Delilin dosyada bulunması, UYAP’a yüklenmiş olması ya da iddianamede adının geçmesi bu şartı karşılamaz.</p>

<p><strong>Tartışılma</strong> ise bir adım daha ileridir. Ortaya konulan delil hakkında taraflara söz verilir (CMK m. 215). Taraflar delilin içeriğine, güvenilirliğine ve nasıl elde edildiğine itiraz eder. Mahkeme de bu itirazları değerlendirir.</p>

<p>Kanun koyucunun “tartışılmış” kelimesini seçmesi bilinçlidir. Tartışma, tek taraflı bir bildirim değildir. Delili ortaya koyan, delile itiraz eden ve itirazı değerlendiren makamın katıldığı çelişmeli bir süreçtir. “Okundu” bir işlemi, “tartışıldı” ise bir süreci anlatır.</p>

<p><strong>“Okundu” gerçekten okunduğu anlamına gelir mi?</strong></p>

<p>Avukatlar bu sorunun cevabını bilir. Tutanağa yazılan “okundu” ifadesi çoğu zaman gerçeği yansıtmaz. Belge duruşmada okunmamıştır. Çoğu durumda duruşmadan önce ya da sonra da okunmaz. Tutanaktaki kelime, gerçekleşmiş bir işlemi değil, gerçekleşmesi gereken bir işlemi kayda geçirir.</p>

<p>Kaldı ki belge duruşma dışında, örneğin hâkimin odasında incelenmiş olsa bile sonuç değişmez. CMK m. 217’nin aradığı, delilin duruşmaya getirilmesi, yani tarafların huzurunda ortaya konulmasıdır. Hâkimin dosyayı kendisinin bilmesi, sanığın ve müdafinin delili duruşmada öğrenmesinin yerine geçmez.</p>

<p>Tutanaktaki soyut ifade, hangi belgenin okunduğunu da göstermez. Belgenin tarihini, düzenleyenini ve içeriğini de göstermez. Otuz klasörlük bir dosyada bu cümle, gerçekte hangi belgenin duruşmaya getirildiğini belirsiz bırakır.</p>

<p>Yargıtay bu belirsizliği kabul etmemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 28.06.2011 tarihli ve 2011/1-130 E., 2011/149 K. sayılı kararında, tutanaktaki soyut ifadelerin hükme esas alınan tutanağın da okunduğu anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir.</p>

<p>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi de 16.06.2020 tarihli ve 2020/2317 E., 2020/2326 K. sayılı kararında aynı sonuca varmıştır. İlk derece mahkemesinin tutanağında “mevcut arama kararları, mobese kayıtları, kamera izleme kayıtları okundu” yazılıdır. Daire, belge ve tutanakların isim, tarih ve içerikleriyle, başta sanık ve müdafi olmak üzere taraflara anlatılması gerektiğini vurgulamıştır.</p>

<p>Burada avukatlar için önemli bir tuzak vardır. CMK m. 222 uyarınca duruşmada uyulması gereken usule ilişkin işlemlerin yapıldığı ancak tutanakla ispat olunur ve tutanağın ispat gücüne karşı ancak sahtelik iddiasında bulunulabilir. Yani tutanakta “okundu” yazıyorsa, belgenin gerçekte okunmadığını sonradan ispat etmek son derece güçtür. Bu nedenle belgenin okunmadığına, o duruşmada ve o anda itiraz edilmeli, itiraz da tutanağa geçirtilmelidir.</p>

<p>Buradan çıkan sonuç açıktır; toplu ve soyut bir “okundu” ifadesi, CMK m. 217’nin ilk şartını, yani delilin duruşmaya getirilmesini dahi karşılamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Taraflara söz bile verilmiyorsa</strong></p>

<p>CMK m. 217’nin ikinci şartı, delilin tartışılmasıdır. Tartışmanın kanundaki ilk adımı CMK m. 215’tir. Buna göre her tanığın dinlenmesinden, her bilirkişi incelemesinden ve her belgenin okunmasından sonra Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiye o delil hakkında söyleyecekleri sorulur.</p>

<p>“Okundu, dosyasına konuldu” uygulamasında bu adım çoğu zaman hiç yer almaz. Tutanakta yalnızca “okundu, dosyasına konuldu” yazan bir delil hakkında taraflara söz verilmemiş, dolayısıyla tartışma hiç başlamamıştır. Bu delil, CMK m. 217 anlamında tartışılmış bir delil değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun önceki kanun döneminden beri, belgelerin okunup sanığa diyeceğinin sorulmamasını mutlak bozma nedeni sayması da bu yüzdendir (örneğin 30.05.1994 tarihli, 1/143-161 sayılı karar). Sorun yeni değildir; Yargıtay bunu otuz yılı aşkın süredir tespit etmektedir.</p>

<p>Tutanağa “diyecekleri soruldu” cümlesinin eklendiği durumlarda da sorun tam olarak çözülmüş olmaz. Bu soru tartışmanın başlangıcıdır, kendisi tartışma değildir. Somut olarak ortaya konulmamış yüzlerce sayfa için sorulan tek bir “Diyeceğiniz var mı?” sorusuna somut bir cevap verilemez. Gerçek bir tartışma en az üç unsur içerir:</p>

<p>1. <strong>İçerik:</strong> Delil ne söylüyor? Hangi olguyu, hangi sanık ve hangi eylem bakımından ispatladığı ileri sürülüyor?</p>

<p>2. <strong>Kaynak:</strong> Delil nasıl elde edildi? Hukuka uygun mu?</p>

<p>3. <strong>Cevap:</strong> Savunmanın itirazı nedir? Mahkeme bu itirazı hangi gerekçeyle kabul ya da reddetti?</p>

<p>Savunmanın delil talepleri de ancak kanunda sayılan sınırlı sebeplerle ve gerekçe gösterilerek reddedilebilir (CMK m. 206/2, m. 34). Kısacası “okundu, dosyasına konuldu” uygulamasında tartışma eksik yapılmış değildir, hiç yapılmamıştır.</p>

<p><strong>Tartışılması gereken, delilin sonucu kadar kaynağıdır</strong></p>

<p>Delil tartışmasında en çok atlanan unsur, delilin nasıl elde edildiğidir. CMK m. 217/2 uyarınca suç ancak “hukuka uygun şekilde elde edilmiş” delillerle ispat edilebilir. Anayasanın 38. maddesi de kanuna aykırı elde edilen bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini söyler. Hukuka uygunluk, delilin içeriğinden önce çözülmesi gereken bir ön şarttır.</p>

<p>Bu en belirgin biçimde koruma tedbirlerinde görülür. İletişimin denetlenmesi (CMK m. 135) veya teknik araçlarla izleme (CMK m. 140) sonucunda elde edilen bir kayıt, duruşmada çoğu zaman yalnızca çözüm tutanağının okunmasıyla “tartışılmış” sayılır. Oysa çözüm tutanağı tedbirin yalnızca sonucunu gösterir. Tedbirin hukuka uygunluğu ise tutanakta değil, ona uzanan zincirdedir: kolluğun talep yazısı, Cumhuriyet savcısının talebi ve sulh ceza hâkimliği kararı. Tedbir uzatılmışsa zincir her uzatma için yeniden kurulur.</p>

<p>Bu belgeler dosyada bulunduğu hâlde duruşmada ortaya konulmuyorsa, tedbir kararının somut delillere dayanıp dayanmadığı, kişiselleştirilmiş bir gerekçe içerip içermediği ve delilin kararın süre ve kapsamı içinde elde edilip edilmediği hiç tartışılmamış olur. Görüşmenin içeriği ne kadar önemli görünürse görünsün, “çözüm tutanakları okundu” cümlesi bu sorulara cevap vermez.</p>

<p><strong>Tartışılmayan delil nereye gider?</strong></p>

<p>Duruşmada tartışılmayan delil dosyadan çıkmaz. Yargılamanın daha geç ve düzeltme imkânının daha dar olduğu aşamalarında yeniden ortaya çıkar.</p>

<p>İlk olarak <strong>mütalaada</strong> ortaya çıkar. Duruşmada tek cümleyle geçilen deliller, esas hakkındaki mütalaada sanık aleyhine değerlendirilir. Savunma, bir delilin neyi ispatladığının ileri sürüldüğünü çoğu zaman ilk kez bu aşamada öğrenir ve cevabını esas hakkındaki savunmaya sıkıştırmak zorunda kalır.</p>

<p>Sonra <strong>gerekçeli kararda</strong> ortaya çıkar. Duruşmada tartışılmayan delil, gerekçede de tartışılamaz. Bu nedenle gerekçelerde delillerin tek tek değerlendirilmesi yerine “dosya kapsamı”, “tüm dosya içeriği” ve “toplanan deliller” gibi toplu ifadeler görülür. Duruşma tutanağındaki “okundu” cümlesinin gerekçedeki karşılığı “dosya kapsamı” ifadesidir.</p>

<p><strong>Avukat ne yapabilir?</strong></p>

<p>“Okundu, dosyasına konuldu” cümlesi mahkemenin tutanağıdır. Ancak bu cümleye itiraz edilmemesi, kanun yolunda “delil tartışılmadı” iddiasını zayıflatır. Bu nedenle avukatın bu aşamada şunları yapması önem taşır:</p>

<p>• <strong>Söz verilmesini istemek ve tutanağa geçirtmek:</strong> Belgeler okunduktan sonra taraflara söz verilmemişse, CMK m. 215 uyarınca söz istenmeli ve hem talebin hem de yapılan beyanın tutanağa geçirilmesi sağlanmalıdır. Tutanakta yer almayan beyan, kanun yolunda yapılmamış sayılır.</p>

<p>• <strong>Delilin tek tek ortaya konulmasını talep etmek:</strong> Toplu okumaya ve belge fiilen okunmadığı hâlde tutanağa “okundu” yazılmasına itiraz edilmeli; hangi belgenin, hangi tarih ve içerikle ortaya konulduğunun tutanağa geçirilmesi istenmelidir.</p>

<p>• <strong>Hukuka uygunluk zincirini istemek:</strong> Özellikle gizli tedbirlerde kolluk talebi, savcılık talebi, hâkimlik kararı ve uzatma kararlarının duruşmada ayrı ayrı ortaya konulması talep edilmelidir.</p>

<p>• <strong>Somut itiraz etmek:</strong> “Aleyhe hususları kabul etmiyoruz” yerine delilin hangi yönüne, hangi gerekçeyle itiraz edildiği söylenmelidir.</p>

<p>• <strong>Ret kararını tutanağa geçirtmek:</strong> Talep reddedilirse, ret kararının ve gerekçesinin tutanağa yazılması sağlanmalıdır.</p>

<p>Duruşmada bu yönde bir beyan şu şekilde olabilir:</p>

<p><i>“Dosyaya gelen belgelerin ‘okundu, dosyasına konuldu’ şeklinde toplu olarak tutanağa geçirilmesine ve okunan belgeler hakkında tarafımıza CMK m. 215 uyarınca söz verilmemesine itiraz ediyoruz. Hükme esas alınması muhtemel belgelerin isim, tarih ve içerikleriyle duruşmada ayrı ayrı ortaya konulmasını, özellikle sanık hakkındaki CMK m. 135 kapsamındaki tedbire ilişkin kolluk ve savcılık talepleri ile hâkimlik kararlarının okunarak tartışmaya açılmasını talep ediyoruz.”</i></p>

<p>Böyle bir beyan, kanun yolunda genel bir “deliller tartışılmadı” itirazı yerine denetlenebilir bir itiraz sunulmasını sağlar: Hangi delilin, hangi celsede, hangi talebe rağmen ortaya konulmadığı tutanakta yazılı olur.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Yazının başındaki soruya dönelim: “Okundu, dosyasına konuldu” demekle CMK m. 217 gerçekleşmiş olur mu?</p>

<p>Hayır. Toplu ve soyut bir “okundu” ifadesi, delilin duruşmaya getirildiğini göstermez. Tutanakta çoğu zaman taraflara söz verildiği dahi yazmaz ve CMK m. 222 uyarınca tutanağa geçmeyen usul işlemi yapılmamış sayılır. Bu kalıp, CMK m. 217’nin iki şartından hiçbirini karşılamaz. Yalnızca bu şartların karşılandığı izlenimini yaratır.</p>

<p>Duruşma, soruşturmada oluşturulan dosyanın onaylandığı yer değildir. Delillerin hâkim huzurunda ilk kez gerçekten sınandığı yerdir. Bu sınama yapılmadığında dosya, duruşmadan geçmiş ama duruşmada tartışılmamış delillerle hükme ulaşır.</p>

<p><img alt="" class="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/09/lale-demirkazan.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Av. Lale DEMİRKAZAN</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/okundu-dosyasina-konuldu</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/05/terazi/dosya-sorusturma.jpg" type="image/jpeg" length="34257"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fon krizinde kritik haftaya giriliyor: 1 milyon lira eşiği ve 66 fon için yeni formül masada]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/fon-krizinde-kritik-haftaya-giriliyor-1-milyon-lira-esigi-ve-66-fon-icin-yeni-formul-masada-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/fon-krizinde-kritik-haftaya-giriliyor-1-milyon-lira-esigi-ve-66-fon-icin-yeni-formul-masada-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de 455 binden fazla yatırımcıyı doğrudan ilgilendiren fon krizinde hafta sonu, çözüm arayışları ile adli soruşturmanın aynı anda hızlandığı yeni bir aşamaya geçildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapıldığı bildirilen toplantıda, fonlarda 1 milyon liranın altında parası bul...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'de 455 binden fazla yatırımcıyı doğrudan ilgilendiren fon krizinde hafta sonu, çözüm arayışları ile adli soruşturmanın aynı anda hızlandığı yeni bir aşamaya geçildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapıldığı bildirilen toplantıda, fonlarda 1 milyon liranın altında parası bulunan yatırımcılara ödemelerin hızlandırılması ve Bulls, Pardus ile A1 Capital'e ait toplam 66 fonun tasfiye listesinden çıkarılması seçenekleri ele alındı. Adli soruşturma ise Tera'nın üst yönetimine uzandı.</p>

<p>Ekonomi bürokrasisinin 29 Eylül Salı günü yeniden toplanarak seçeneklere son şeklini vermesi bekleniyor. Ancak hafta sonu basına yansıyan çözüm önerileri henüz Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) yeni bir kararına dönüşmüş değil. Üstelik 1 milyon liralık eşik, 66 fon ve Salı günkü toplantıya ilişkin haberlerin esas olarak aynı kaynağa, Sabah yazarı Dilek Güngör'ün aktardığı bilgilere dayandığını da not etmek gerekiyor. Farklı yayınlarda yer alması bu bilgilerin birbirinden bağımsız olarak doğrulandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>SPK'nın yürürlükteki resmî çerçevesine göre yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fon tasfiye kapsamında bulunuyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarında bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı yer alıyor. Kurul da yatırımcıların süreçte yalnız resmî kaynaklardan yapılan açıklamaları dikkate almalarını istedi.</p>

<p>Bu nedenle hafta sonunda ortaya çıkan tabloyu kesinleşmiş bir kurtarma paketi olarak değil, <strong>mevcut tasfiye yöntemini yatırımcı açısından hızlandırmaya ve fonların durumuna göre daha seçici hâle getirmeye yönelik bir çözüm arayışı</strong> olarak değerlendirmek daha doğru.</p>

<p><strong>1 milyon lira eşiği tasfiye yöntemini değiştirebilir</strong></p>

<p>Hafta sonunun hukukî açıdan en önemli başlığı, 1 milyon liranın altında yatırımı bulunanlara daha erken ödeme yapılması seçeneği.</p>

<p>Basına yansıyan plana göre özellikle para piyasası fonlarındaki küçük yatırımcılara öncelik verilmesi; ödeme için Takasbank'taki teminatlar ile fon portföylerinde bulunan Devlet İç Borçlanma Senetlerinden (DİBS) yararlanılması üzerinde duruluyor. Bulls Portföy'e ait 15, Pardus Portföy'e ait 42 ve A1 Capital Portföy'e ait dokuz fonun tasfiye listesinden çıkarılması da aynı çalışmanın diğer ayağını oluşturuyor.</p>

<p>Para piyasası fonlarının ödeme konusunda öne çıkarılmasının teknik bir karşılığı var. SPK düzenlemelerine göre bu fonların portföylerinin tamamının vadesine en fazla 184 gün kalmış likiditesi yüksek para ve sermaye piyasası araçlarından oluşması, günlük hesaplanan ağırlıklı ortalama vadenin de en fazla 45 gün olması gerekiyor. Bu yapı, para piyasası fonlarını uzun vadeli veya likiditesi düşük varlıklar taşıyan fonlara göre nakde dönüş bakımından genel olarak daha elverişli hâle getiriyor.</p>

<p>Ancak bunun kriz kapsamındaki her para piyasası fonunun bütün yatırımcılarına hemen ödenebilecek durumda olduğu anlamına gelmediğini de özellikle belirtmek gerekiyor. Nihai değerlendirme fonun kendi portföyü ve gerçek likiditesi üzerinden yapılmalı.</p>

<p><strong>Asıl hukukî mesele ise 1 milyon liralık sınırın nasıl uygulanacağı.</strong></p>

<p>Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği'nin 28'inci maddesi, fonun tasfiye bakiyesinin katılma payı sahiplerine <strong>payları oranında dağıtılmasını</strong> öngörüyor. Tasfiye hâlinde yalnız katılma payı sahiplerine ödeme yapılabileceği de aynı maddede açıkça düzenlenmiş durumda.</p>

<p>Bu nedenle küçük yatırımcıya öncelik verilmesinin hukukî sonucu, yöntemin nasıl tasarlanacağına bağlı olacak.</p>

<p>Eğer 1 milyon liranın altındaki yatırımcıya yalnızca <strong>ödeme zamanı bakımından öncelik</strong> tanınır ve tasfiye sonunda diğer yatırımcıların paylarından doğan ekonomik hakları eksiksiz korunursa, mesele esas olarak ara ödeme ve tasfiye takviminin düzenlenmesi üzerinde yoğunlaşır.</p>

<p>Buna karşılık küçük yatırımcının parasının erken ödenmesi sonucunda geride kalan yatırımcıların fondaki zarara veya sonradan ortaya çıkabilecek değer kaybına daha yüksek oranda katlanması söz konusu olursa, durum farklılaşır. Böyle bir modelin Tebliğ'deki “payları oranında dağıtım” kuralıyla nasıl bağdaştığının ayrıca açıklanması gerekir.</p>

<p>Bu aşamada düzenlemenin hukuka aykırı olacağını veya yargıdan döneceğini söylemek için ortada yeterli veri yok. Fakat 1 milyon liralık sınırın yatırımcı başına mı yoksa her fon için ayrı ayrı mı hesaplanacağı, aynı kişinin farklı fonlardaki yatırımlarının birleştirilip birleştirilmeyeceği ve ödeme önceliğinin hangi fonlarla sınırlandırılacağı, gelecek hafta açıklanabilecek modelin hukukî niteliğini belirleyecek.</p>

<p>Başka bir ifadeyle asıl ayrım <strong>“kim daha önce parasını alacak?” ile “sonunda kimin ne kadar hak sahibi olacağı?”</strong> arasında.</p>

<p>İlkinde ödeme takvimi değişir; ikincisinde yatırımcıların maddi hakları etkilenir. İki durumun hukukî sonucu aynı değil.</p>

<p><strong>66 fon neden diğerlerinden ayrılabilir?</strong></p>

<p>Gündemdeki ikinci önemli seçenek Bulls, Pardus ve A1 Capital bünyesindeki toplam 66 fonun tasfiye listesinden çıkarılması.</p>

<p>Basına yansıyan bilgilere göre üç şirket, söz konusu fonlardaki yatırımcıların paralarının ödenebileceğini yetkili makamlara bildirdi. Bu beyanlar 66 fonun diğer 65 fondan ayrılarak değerlendirilmesinin temel gerekçesini oluşturuyor.</p>

<p>Fakat burada önemli bir finansal ve hukukî ayrım var.</p>

<p>Yatırım fonunun malvarlığı, portföy yönetim şirketinin malvarlığından ayrıdır. Fon varlıkları, kanunda öngörülen sınırlı hâller dışında şirketin borçları için teminat gösterilemez; haczedilemez ve şirketin iflas masasına dahil edilemez. Kurucunun üçüncü kişilere olan borçlarıyla fonun aynı kişilerden olan alacaklarının mahsup edilmesi de mümkün değil.</p>

<p>Bu nedenle portföy yönetim şirketinin mali durumunun iyi olması tek başına yönettiği her fonun bütün yatırımcılarının parasını hemen ödeyebileceğini göstermez. Esas bakılması gereken her fonun kendi portföyüdür: varlıkların gerçek değeri, piyasa derinliği, nakde çevrilme kabiliyeti, borç ve yükümlülükleri ile belirli ihraççılara veya karşı taraflara yoğunlaşıp yoğunlaşmadığı.</p>

<p>Bu nokta mevcut krizde ayrıca önem taşıyor. SPK, 18 Eylül'deki açıklamasında daha önce bazı fonlarda ilişkili taraflar arasında teminatsız borçlanma ve olağandışı fiyat hareketleri üzerinden sistemik risk oluştuğunu tespit ettiğini açıklamıştı. Kurulun 2025 sonundan itibaren yaptığı düzenleme çalışmalarının bir bölümünün de bu riskleri sınırlandırmaya yönelik olduğu belirtilmişti.</p>

<p>Bu tespit, tasfiyeden çıkarılması konuşulan 66 fonun aynı sorunları taşıdığı anlamına gelmiyor. Ancak şirket düzeyindeki “likidite sorunumuz yok” açıklamalarının neden tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor. SPK'nın fonları ayrı ayrı değerlendirmesi hâlinde her portföyün kendi varlık yapısına ve ilişkilerine bakması gerekecek.</p>

<p>66 fon, sayı bakımından tasfiye kapsamındaki 131 fonun yaklaşık yarısını oluşturuyor. Ancak bundan tasfiye kapsamındaki yatırımcıların veya varlıkların yarısının serbest kalacağı sonucu çıkarılamaz. Bunun anlaşılması için söz konusu fonların tekil yatırımcı sayıları ve net aktif değerlerinin ayrıca açıklanması gerekiyor.</p>

<p>Aynı şekilde bir fonun tasfiye listesinden çıkarılması ile TEFAS'ta normal işleyişine aynı gün dönmesi de aynı şey değil. Birikmiş satış taleplerinin büyüklüğüne bağlı olarak işlemlerin ne zaman ve hangi esaslarla başlayacağı ayrıca belirlenebilir.</p>

<p>Dolayısıyla gelecek haftanın asıl meselesi yalnız “66 fon tasfiye kapsamından çıkarılacak mı?” değil; <strong>hangi ölçüt kullanılarak çıkarılacakları</strong> olacak.</p>

<p>Bu ölçüt açıklanırsa, 17 Eylül'deki toplu tasfiye kararının neden bazı fonlar bakımından sürdürülüp bazıları bakımından kaldırıldığı da denetlenebilir hâle gelecek.</p>

<p><strong>Altı aylık süre krizin temel ikilemini görünür hâle getirdi</strong></p>

<p>SPK, 20 Eylül'de başlangıçta üç ay olan tasfiye süresini altı aya çıkardı. Kurul değişikliğin, fon portföylerinin yapısı ve piyasa koşulları dikkate alınarak varlıkların mümkün olduğunca uygun şartlarda satılmasını sağlamak amacıyla yapıldığını; altı aylık sürenin tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmediğini açıkladı.</p>

<p>Karar, krizin temel açmazını daha belirgin hâle getirdi.</p>

<p>Varlıkları çok kısa sürede satmak, yatırımcının parasına daha erken ulaşmasını sağlayabilir. Fakat özellikle piyasa derinliği sınırlı varlıklarda yoğun satış, fiyatların düşmesine ve fon yatırımcısının daha fazla zarar etmesine yol açabilir.</p>

<p>Daha uzun tasfiye süresi ise satışların daha uygun koşullara yayılmasını sağlayabilir; buna karşılık yatırımcının parasına erişemediği süre uzar.</p>

<p>1 milyon lira eşiği ve bazı fonların tasfiye dışına çıkarılması seçenekleri, ekonomi yönetiminin şimdi bu iki sorunu birbirinden ayırmaya çalıştığını düşündürüyor: <strong>nakde çevrilmesi zaman gerektiren portföylerde zorunlu satış baskısı yaratmamak, buna karşılık ödeme imkânı bulunan fonlarda yatırımcıyı aylarca bekletmemek.</strong></p>

<p>Eğer hafta sonunda konuşulan model hayata geçirilirse, 131 fonun tamamını aynı takvim içinde ele alan yaklaşım yerini daha fazla fon bazlı değerlendirmeye bırakabilir.</p>

<p><strong>Hafta sonu gelişmelerinin taşıdığı asıl yapısal önem de burada yatıyor.</strong></p>

<p><strong>Adli soruşturma Tera'nın üst yönetimine uzandı</strong></p>

<p>Mali ve idari çözüm seçenekleri tartışılırken ceza soruşturmasının kapsamı da hafta sonunda genişledi.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek 26 Eylül'de, <strong>1 Temmuz-16 Eylül</strong> arasındaki fon çıkışlarının en yüksek tutarlardan başlanarak incelendiğini açıkladı. Bakanlığın resmî açıklamasına göre 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı donduruldu; haklarında daha önce tedbir bulunmayan 37 şüpheliye ise yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulandı.</p>

<p>Bu tarihte ayrıca bazı yayınlarda inceleme döneminin “16 Ağustos”ta sona erdiği yönünde haberler çıktı. Ancak Adalet Bakanlığının resmî metninde tarih açık biçimde <strong>16 Eylül</strong> olarak yer alıyor; dolayısıyla esas alınması gereken tarih bu.</p>

<p>Soruşturma 27 Eylül'de Tera'nın üst yönetimine ulaştı. Tera Yatırım CEO'su Emir Münir Sarpyener ile Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Özel daha sonra gözaltına alındı; Sarpyener hakkındaki yakalama kararının sürdüğü bildirildi.</p>

<p>Bu gelişmeler değerlendirilirken idarî tedbirlerle ceza soruşturmasını birbirinden ayırmak gerekiyor. Bir kişi hakkında soruşturma yürütülmesi, yakalama kararı verilmesi veya gözaltına alınması, isnat edilen fiillerin işlendiğinin kesinleştiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Aynı şekilde yatırımcıların ödemelerini hızlandıracak bir formül aranması da ceza soruşturmasının gevşetildiği şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>Hafta sonunun ortaya çıkardığı tablo tam tersine iki ayrı hattın aynı anda ilerlediğini gösteriyor: bir tarafta yatırımcının parasına ulaşmasını hızlandırabilecek çözümler araştırılıyor; diğer tarafta savcılık ve MASAK para hareketlerini ve olası sermaye piyasası suçlarını incelemeyi sürdürüyor.</p>

<p><strong>Salı günü hangi işaretlere bakılmalı?</strong></p>

<p>29 Eylül'de yapılması beklenen toplantının sonucunu değerlendirmek için birkaç ölçüt belirleyici olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlki, <strong>1 milyon liralık sınırın yalnız ödeme zamanını mı değiştirdiği, yoksa yatırımcıların nihai ekonomik haklarında da farklılaşma yaratıp yaratmadığı.</strong> İkincisi, 66 fonun tamamının mı yoksa yalnız belirli koşulları karşılayanların mı tasfiye listesinden çıkarılacağı.</p>

<p>Üçüncü ölçüt ise ayrımın hangi nesnel verilere dayandırılacağı. Fonların net aktif değeri, nakit ve likit varlık oranı, ödeme yükümlülükleri, portföy yoğunlaşması ve yatırımcıların birikmiş iade talepleri gibi göstergelerin açıklanması, kararın neden bazı fonlara uygulanıp bazılarına uygulanmadığını görünür hâle getirebilir.</p>

<p>Para piyasası fonlarının ayrıca değerlendirilip değerlendirilmeyeceği de önemli olacak. Mevzuat gereği kısa vadeli ve likiditesi yüksek araçlara yatırım yapan bu fonlar, hızlı ödeme açısından doğal adaylar arasında bulunuyor. Ancak her fonun gerçek portföyünün ayrıca incelenmesi gerekiyor.</p>

<p>Son olarak yeni kararın <strong>SPK tarafından hangi hukukî araçla alınacağı</strong> ve tasfiye sürecini yürüten bankalara nasıl bir uygulama talimatı verileceği izlenmeli.</p>

<p>Bu başlıklardan biri veya birkaçı netleşirse, hafta sonu kulislerinde konuşulan model ilk kez somut bir politika çerçevesine kavuşmuş olacak.</p>

<p><strong>Kriz yönetiminde yön değişikliği işareti</strong></p>

<p>Fon krizinin ilk aşamasında ağırlık işlemlerin durdurulması, 131 fonun tasfiyesi ve adli tedbirler üzerindeydi. Üçüncü haftaya girilirken gündemin niteliği değişmeye başlıyor.</p>

<p>Artık mesele yalnız tasfiyenin nasıl tamamlanacağı değil.</p>

<p><strong>Hangi fonların tasfiyede kalması gerektiği, hangilerinin ödeme gücüne sahip olduğu, hangi yatırımcılara diğer pay sahiplerinin hakları zedelenmeden daha erken ödeme yapılabileceği ve bütün bunların hangi nesnel ölçütlerle ayrıştırılacağı</strong> da krizin merkezine yerleşiyor.</p>

<p>29 Eylül toplantısının önemi burada.</p>

<p>Eğer 66 fonun tamamı veya bir bölümü tasfiye listesinden çıkarılır ve küçük yatırımcılar için ayrı bir ödeme takvimi oluşturulursa, 17 Eylül'de başlayan toplu tasfiye süreci fiilen daha seçici ve fon bazlı bir kriz yönetimine dönüşmüş olacak.</p>

<p>Bu değişikliğin kalıcı bir politika olup olmadığı ise basına yansıyan bilgilerle değil, önümüzdeki günlerde çıkabilecek SPK kararlarının kapsamı, fonların hangi ölçütlerle ayrıştırıldığı ve ödeme yönteminin ayrıntılarıyla anlaşılacak.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Şamil DEMİR"><img alt="Av. Şamil DEMİR" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/09/samil-demir.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-samil-demir" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Şamil DEMİR">Av. Şamil DEMİR</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/fon-krizinde-kritik-haftaya-giriliyor-1-milyon-lira-esigi-ve-66-fon-icin-yeni-formul-masada-1</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/09/yatirim-fonu.jpg" type="image/jpeg" length="55812"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnternet Haberciliğinin Hukuki Boyutu, Haklar ve Yükümlülükler]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/internet-haberciliginin-hukuki-boyutu-haklar-ve-yukumlulukler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/internet-haberciliginin-hukuki-boyutu-haklar-ve-yukumlulukler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A) İnternet Haberciliğinin Hukuki Boyutu

1) Genel Olarak

Bugün için internetteki tüm platformlar içerisinde habercilik ve basın faaliyetleri yürütülmektedir. Tüm bu platformlar için internet haberciliği, genel olarak tek bir kanunda düzenlenmiş değildir. İnternet televizyonculuğu ve radyoculuğ...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p><strong>A) İnternet Haberciliğinin Hukuki Boyutu</strong></p>

<p><strong>1) Genel Olarak</strong></p>

<p>Bugün için internetteki tüm platformlar içerisinde habercilik ve basın faaliyetleri yürütülmektedir. Tüm bu platformlar için internet haberciliği, genel olarak tek bir kanunda düzenlenmiş değildir. İnternet televizyonculuğu ve radyoculuğu konusunda RTÜK ve görevlerine dair özel hükümler bulunmakta, internet haber sitelerine yönelik Basın Kanunu düzenlemeleri bulunmakta ve tüm internet haber platformlarına uygulanacak çerçeve hükümler ise 5651 s. Kanun’da yer almaktadır.</p>

<p>En önemli husus şudur ki hangi platformda olursa olsun, habercilik faaliyeti anayasal basın hürriyetinin koruması altındadır. Tamamen haberciliğe özgülenmemiş bir sosyal medya profili veya Youtube kanalının ise basın hürriyetinden ziyade ifade hürriyeti bağlamında değerlendirilebileceğini ifade etmek gerekir.</p>

<p><strong>2) İnternet Haber Siteleri Bakımından, Basın Kanunu’na Bağlı Faaliyet Gösteren-Göstermeyen Ayrımı</strong></p>

<p>2022 yılındaki kanun değişiklikleri sonucunda; Basın Kanunu’na tabi olan, kanun gereğince habercilik faaliyetleri sırasında bir kısım ayrıcalıklardan faydalanabilecek ve bu oranda sorumluluk altına girecek internet haber siteleri, kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Bu ayrıcalıklardan faydalanamayacak ve genel hükümlere göre sorumlu tutulacak internet haber siteleri ise sıradan bir internet platformu olarak 5651 s. Kanun’a göre varlığını sürdürmeye devam etmiştir.</p>

<p><strong>B) Haklar</strong></p>

<p><strong>1) Basın Hürriyeti</strong></p>

<p>Basın hürriyeti ile ilgili temel düzenlemeler doğrudan Anayasa’da yer almaktadır. Dolayısıyla Basın Kanunu’na dayanarak faaliyette bulunsun ya da bulunmasın, bütün bir internet haber platformları için basın hürriyeti söz konusudur.</p>

<p><strong>2) Haber Kaynağını Gizli Tutma</strong></p>

<p>Basın Kanunu md. 12’ye göre süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynağını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz.</p>

<p><strong>3) Ceza Yargısında 4 Aylık Dava Açma Süresi Şartı</strong></p>

<p>Kanuna göre bir muhakeme şartı olarak, haber sitesi vasıtasıyla işlenen suçlarda davanın <u>dört ay içinde açılması</u> zorunludur. Süre, başsavcılığa yahut sair bir yetkili mercie ihbarının yapıldığı tarihten başlar ve hiçbir şekilde TCK’daki dava zamanaşımına ilişkin süreyi aşamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>4) Adli Para Cezasında Hapis Cezasına Çevirememe Durumu</strong></p>

<p><a name="_Hlk121958460"></a><a name="_Toc132101192">Bilindiği üzere adli para cezaları, ödenmez ise önce kamu yararına çalışmaya ve daha sonra da hapse çevrilmektedir. Basın Kanunu’na göre ise aynı kanunun 18 ve 22. maddelerdeki suçlar dışında, kanunda öngörülen suçlar için hükmedilen para cezaları, hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilemez. </a></p>

<h4><strong>5) Resmi İlan ve Reklam Alma Hakkı</strong></h4>

<p>195 s. Kanun ile Resmi İlan ve Reklam Yönetmeliği’ndeki şartları taşıyan ve aynı zamanda Basın Kanunu’na göre internet haber sitesi vasfını taşıyan haber platformları, resmi ilan ve reklam alma hakkına sahiptir.</p>

<p><strong>6) Basın Kartı Hakkı</strong></p>

<p>Basın Kanunu’na göre internet haber sitesi vasfını taşıyan ve bir süreli yayın sayılan internet haber sitelerindeki gazeteciler için de ilgili şartları taşımaları durumunda basın kartı alma hakkı mevcuttur.</p>

<p><strong>C) Sorumluluklar</strong></p>

<p>Basın Kanunu’nun 8. maddesi, beyanname vermediği için ilgili kanuna göre ‘internet haber sitesi’ vasfını taşımayacak olanlara yönelik, <i>‘ayrıcalık ve hakların ortadan kalkacağı fakat kanun ve ilgili mevzuat uyarınca öngörülen yaptırımların uygulanabileceğini’</i> düzenlemiştir. Fakat kanunilik ve belirlilik ilkesi gereğince, bunun böyle olmaması gerekir. Zira aynı maddede, beyannamesini usulüne göre vermeyenlerin ‘internet haber sitesi vasfı taşımayacağı’ yazılıdır. Dolayısıyla internet haber sitesi vasfı taşımadığını söylediği bir platforma aynı kanunun ‘hayır, sen internet haber sitesisin’ diyerek cezai müeyyide uygulamasının doğru olmayacağını düşünüyorum. Dolayısıyla bu noktada usulüne uygun beyanname vermeyen haber platformlarının sorumluluğunun genel hükümler ve 5651 s. Kanun’a göre olması gerektiğini belirtmek isterim.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a></p>

<p><strong>1) 5651 s. Kanundan Doğan Yükümlülükler</strong></p>

<p>Basın Kanunu’na göre internet haber sitesi vasfını taşısın ya da taşımasın, bütün internet haber platformları için 5651 s. Kanun’dan doğan temel yükümlülükler; uyar-kaldır sistemini işletmek, resmi taleplere yönelik mevzuat çerçevesinde bilgi vermek ve yine mevzuat çerçevesinde içerikleri kaldırmaktır. Bu platform aynı zamanda kendi verilerini de kendi sunucularında barındırıyorsa, yer sağlayıcı sayılacağı için yer sağlayıcılara yönelik log tutma gibi yükümlülüklere de uyması gerekecektir.</p>

<p><strong>2) Basın Kanunu’ndan Doğan Yükümlülükler</strong></p>

<p><strong>a) Özel Ceza Sorumluluğu Düzeni</strong></p>

<p>İnternet haber siteleri yoluyla işlenen suçlar bakımından Basın Kanunu’nun düzenlemeleri, kanaatimce anayasanın ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırıdır. Kanuna göre işlenen suçlardan eser sahibi yani içeriği düzenleyen veya kaydeden medya mensubu doğrudan sorumludur. Ancak kanunda “<i>eser sahibinin belli olmaması veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında bulunması nedeniyle Türkiye'de yargılanamaması veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkum olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde, sorumlu müdür ve yayın yönetmeni, genel yayın yönetmeni, editör, basın danışmanı gibi sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili sorumlu olur</i>” denilerek, kolektif sorumluluğun yolu açılmıştır. Her ne kadar maddenin devamında “<i>ancak bu eserin sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımlanması halinde, bundan doğan sorumluluk yayımlatana aittir</i>.” denilmiş ise de bu düzenleme, anayasaya aykırılık sorununu çözmemektedir.</p>

<h4><a name="_Hlk121958664"><strong>b) Hukuki Sorumluluk Düzeni</strong></a></h4>

<p>Basın Kanunu md. 13’te ise hukuki sorumluluğa dair düzenlemeler yer almaktadır. İlgili düzenlemelere göre internet haber siteleri yoluyla işlenen fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı; eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi müteselsilen sorumludur. Bu hüküm yayın sahibi, marka veya lisans sahibi, kiralayan, işleten veya herhangi bir sıfatla yayımlayan, yayımcı gibi hareket eden gerçek veya tüzel kişiler hakkında da uygulanır. Tüzel kişi şirket ise anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirketlerde en üst yönetici, şirket ile birlikte müteselsilen sorumludur.</p>

<h4><a name="_Hlk121959143"></a><a name="_Toc132101196"><strong>c) Bilgi Paylaşımı Yükümlülüğü</strong></a></h4>

<p>Basın Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilen hak sahipliği bilgileri, sorumlu müdür ve diğer ilgilinin bilgileri, iletişim bilgileri ile yer sağlayıcısının adı ve adresinin, internet platformunun ana sayfasında yayınlanması zorunludur.<strong><i> </i></strong>Bunun yerine getirilmemesi, kanunda suç olarak düzenlenmiştir.</p>

<h4><a name="_Hlk121959528"></a><a name="_Toc132101197"><strong>d) Haberlerde Şeffaflık Sağlama Yükümlülüğü</strong></a></h4>

<p>İnternet haber sitelerinde bir içeriğin ilk kez sunulmaya başlandığı tarih ile sonraki güncelleme tarihleri, her erişildiğinde değişmeyecek şekilde içeriğin üzerinde belirtilmek zorundadır. Bunun yerine getirilmemesi de suçtur.</p>

<h4><a name="_Hlk121959687"></a><a name="_Toc132101198"><strong>e) Beyanname Verme Yükümlülüğü</strong></a></h4>

<p>Basın Kanunu’nun internet haber siteleri için getirdiği ayrıcalıklardan yararlanmak ve resmen internet haber sitesi vasfını taşımak isteyen platformların, başsavcılığa gerekli hususları içeren bir beyanname vermesi şarttır. Beyanname verilmezse ilgili platform erişime engellenmemekte, yalnızca ilgili ayrıcalıklardan yararlanamamaktadır.</p>

<h4><a name="_Hlk121960097"></a><a name="_Toc132101199"><strong>f) Log Kayıtlarını Saklama Yükümlülüğü</strong></a></h4>

<p>İnternet haber sitelerinde yayınlanan içerikler, gerektiğinde talep eden başsavcılığa teslim edilmek üzere doğruluğu ve bütünlüğü sağlanmış şekilde iki yıl süre ile muhafaza edilecektir. Dikkat edilmesi gerekir ki <u>burada kaydı tutulması gereken loglar trafik bilgileri değil, yayınlanan içeriklerdir. </u>Trafik bilgileri ise 5651 s. Kanun’dan doğan yükümlülükler gereğince yer sağlayıcılar tarafından saklanmaktadır.</p>

<h4><a name="_Toc132101200"></a><a name="_Hlk121961071"><strong>g) Düzeltme ve Cevap Hakkına Yönelik Yükümlülükler </strong></a></h4>

<p>Düzeltme ve cevap hakkına dair Basın Kanunu’nun 14. maddesine göre internet haber sitelerinin de içerisinde yer aldığı süreli yayınlarda; kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin düzeltme ve cevap hakkı mevcuttur.</p>

<p>İnternet haber sitesinin sorumlu müdürü, kanundaki şartları taşıyan bildirimleri yayınlamaz ise ilgilisi, sulh ceza hakimliğinden bu yönde bir karar alabilir ve bu kararın gereğini yapmamak, kanunda suç olarak düzenlenmiştir.</p>

<h4><a name="_Toc132101201"><strong>h) Cinsel Saldırı, Cinayet ve İntihar Olayları Hakkında </strong></a><strong>Sınırı Aşmama Yükümlülüğü</strong></h4>

<p>Basın Kanunu md. 20’de “<i>cinsel saldırı, cinayet ve intihar olayları hakkında, haber vermenin sınırlarını aşan ve okuyucuyu bu tür fiillere özendirebilecek nitelikte olan yazı ve resim yayımlayanlar birmilyar liradan yirmimilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır</i>.” şeklinde bir suç bulunmaktadır.</p>

<h4><a name="_Hlk121962291"></a><a name="_Toc132101202"><strong>ı) Bir Kısım Haber Süjesinin Kimliğini Açıklamama Yükümlülüğü</strong></a></h4>

<p>Basın Kanunu md. 21’e göre internet haber sitesi içeriklerinde; “<i>a) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununa göre evlenmeleri yasaklanmış olan kimseler arasındaki cinsel ilişkiyle ilgili haberlerde bu kişilerin, b) Türk Ceza Kanununun 414, 415, 416, 421, 423, 429, 430, 435 ve 436’ncı maddelerinde yazılı cürümlere ilişkin haberlerde mağdurların, c) Onsekiz yaşından küçük olan suç faili veya mağdurlarının</i>” kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak şekilde yayın yapılması yasaktır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-alp-oztekin" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Alp ÖZTEKİN"><img alt="Av. Alp ÖZTEKİN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/07/alp-oztekin-1.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-alp-oztekin" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Alp ÖZTEKİN">Av. Alp ÖZTEKİN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999">---------</span></p>

<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="color:#999999">[1]</span></a><span style="color:#999999"> Aynı yönde bkz. S. Burcu Ezer, İnternet Haber Sitelerinin Basın Kanunu ve Basın İş Kanunu Kapsamına Eklenmesinin Hüküm ve Sonuçları, YBHD, Yıl 8 - Sayı 2023/2, s. 458-459</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/internet-haberciliginin-hukuki-boyutu-haklar-ve-yukumlulukler-1</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/basin-gazete-news-internet.jpg" type="image/jpeg" length="30429"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[REJİMİN AYNASI OLARAK DOLANDIRICILIK VAKALARI]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/rejimin-aynasi-olarak-dolandiricilik-vakalari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/rejimin-aynasi-olarak-dolandiricilik-vakalari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[REJİMİN AYNASI OLARAK DOLANDIRICILIK VAKALARI

Dolandırıcının değişen üniforması, değişmeyen otorite

Dolandırıcılık vakaları genellikle mağdur üzerinden anlatılır. Haberi okur, alınan para miktarına şaşırır, sonra da hemen aynı soruyu sorarız: “İnsan buna nasıl inanır?” Mağdur profesör, doktor,...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>REJİMİN AYNASI OLARAK DOLANDIRICILIK VAKALARI</strong></p>

<p><strong><i>Dolandırıcının değişen üniforması, değişmeyen otorite</i></strong></p>

<p>Dolandırıcılık vakaları genellikle mağdur üzerinden anlatılır. Haberi okur, alınan para miktarına şaşırır, sonra da hemen aynı soruyu sorarız: “İnsan buna nasıl inanır?” Mağdur profesör, doktor, avukat, yüksek rütbeli asker yahut yıllarca devlet görevinde bulunmuş biri ise şaşkınlığımız daha da artar. Eğitimli, tecrübeli, hayatın içinden geçmiş bir insanın telefondaki birkaç cümleyle nasıl olup da yüz binlerce, bazen milyonlarca lirasını tanımadığı birine teslim ettiğini anlamakta güçlük çekeriz.</p>

<p>Belki de soruyu biraz tersinden sormak gerekir. Elbette mağdurun neden kandığı önemlidir; fakat en az bunun kadar önemli başka bir soru daha vardır: Dolandırıcı neden kendisini polis, savcı, hâkim, MİT mensubu ya da general olarak tanıtır? Neden başka bir meslek değil de özellikle bunlar?</p>

<p>Çünkü dolandırıcı rastgele kimlik seçmez. Başarılı olmak istiyorsa karşısındaki insanın yalnız kişisel zaaflarını değil, içinde yaşadığı toplumun güç ilişkilerini de doğru okumak zorundadır. Hangi unvanın kapı açtığını, hangi makamın adının insanda korku yarattığını, hangisinin sorgulanmadan ciddiye alındığını bilir. Bir bakıma dolandırıcının seçtiği sahte kimlik, toplumdaki gerçek veya algılanan otoritenin izini taşır.</p>

<p>Bu nedenle dolandırıcılık vakaları bazen ceza hukukundan fazlasını anlatır. İşin içinde biraz sosyoloji, biraz siyaset, biraz da devlet-yurttaş ilişkisi vardır. Hatta kimi vakalarda dolandırıcının kullandığı kimlik, dönemin resmî kurum şemasından daha sahici bir güç haritası çıkarır önümüze.</p>

<p><strong>BİR BAŞBAKAN NASIL DOLANDIRILIR?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1990’ların ortasına gidelim. Türkiye henüz 28 Şubat’ı yaşamamıştı. Fakat askerin siyaset üzerindeki ağırlığı kimse için bilinmeyen bir gerçek değildi. Genelkurmay Başkanı’nın, kuvvet komutanlarının, hatta kimi emekli orgenerallerin sözleri yalnız askerî çevrelerde değil, siyasetin içinde de yakından takip edilirdi. Askerin siyasete ne ölçüde müdahil olduğu tartışılırdı ama müdahil olabileceği pek tartışılmazdı.</p>

<p>Selçuk Parsadan tam da böyle bir Türkiye’nin dolandırıcısıydı. 1995 seçimleri öncesinde dönemin Başbakanı Tansu Çiller’i telefonla aradı ve kendisini emekli Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Necdet Öztorun olarak tanıttı. Anlattığı hikâye de dönemin ruhuna son derece uygundu. Güya arkasında emekli ve muvazzaf subaylar ile astsubaylardan oluşan bir çevre vardı. Bu çevre seçimlerde DYP lehine çalışacak, ANAP’a gitmesi muhtemel önemli miktarda oyu yönlendirecekti. Bunun için de para gerekiyordu.</p>

<p>Olayın sonunda Başbakanlık örtülü ödeneğinden toplam 5,5 milyar lira çıktı. Mesele daha sonra yargıya taşındı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında Parsadan’ın kendisini emekli Kara Kuvvetleri Komutanı olarak tanıttığı ve seçimlerde 30–35 bin oyu DYP’ye yönlendirebileceğini söylediği açıkça yer aldı. Hüküm Yargıtay denetiminden de geçti.</p>

<p>Yıllarca bu olay daha çok “örtülü ödenek skandalı” olarak konuşuldu. Haklı olarak. Fakat bana göre olayın en az para kadar önemli başka bir yönü daha vardı: Parsadan, Başbakanı dolandırabilmek için neden general olmak zorundaydı?</p>

<p>Çünkü anlattığı hikâyenin inandırıcı olabilmesi için önce bir eski Kara Kuvvetleri Komutanının arkasında siyasal sonuç doğurabilecek bir subay ve astsubay çevresinin bulunabileceğine inanılması gerekiyordu. Bir başka ifadeyle, bir generalin seçim üzerinde etkili olabileceği fikri, dönemin siyasal ikliminde bütünüyle saçma görünmemeliydi. Parsadan bu zemini yaratmadı. O zemin zaten vardı; o yalnızca mevcut güç algısını okuyup kullandı. Dolandırıcı, deyim yerindeyse, devrin ruhunu doğru teşhis etmişti.</p>

<p><strong>DOLANDIRICI BİRAZ DA SOSYOLOGDUR</strong></p>

<p>Dolandırıcının mutlaka iyi eğitimli olması gerekmez. Ama başarılı bir dolandırıcı insan davranışını iyi gözlemler. Kimin neden korktuğunu, neye inanmaya hazır olduğunu, hangi makamın karşısında sesinin kısıldığını sezmek zorundadır.</p>

<p>Sülün Osman’ın hikâyelerinde başka bir Türkiye vardır. Galata Köprüsü’nü ya da şehir hatları vapurunu satmaya kalkarken insanların kolay kazanç arzusunu sömürür. Modern telefon dolandırıcısının temel hammaddesi ise çoğu zaman açgözlülük değildir; korkudur. Bu korku da çıplak biçimde ortaya çıkmaz. Devlet otoritesinin diliyle paketlenir.</p>

<p>2000’li yılların ikinci yarısından itibaren cep telefonunun yaygınlaşmasıyla birlikte yeni bir dolandırıcılık türü hızla büyüdü. Kendilerini polis, savcı veya başka bir kamu görevlisi olarak tanıtan kişiler önce kontör, sonra para, altın ve döviz istemeye başladılar. Zamanla iş bireysel olmaktan çıktı; çağrı merkezi gibi çalışan, kurye kullanan, sahte kimlik düzenleyen, mağduru saatlerce hatta günlerce telefonda tutan örgütlü yapılara dönüştü.</p>

<p>Teknoloji yöntemi değiştirdi. Fakat dolandırıcının neden özellikle “savcı” veya “polis” olduğunu teknoloji açıklamaz. Orada başka bir şey vardır: yurttaşın devletle kurduğu ilişkinin psikolojisi.</p>

<p><strong>“ADINIZ TERÖR SORUŞTURMASINA KARIŞTI”</strong></p>

<p>Prof. Dr. Canan Karatay’ın 2013 yılında yaşadığı olay bunun çarpıcı örneklerinden biridir. Kendisini polis ve savcı olarak tanıtan kişiler, kimlik ve banka bilgilerinin PKK mensupları tarafından kullanıldığını, gizli bir operasyon yürütüldüğünü söylediler. Karatay çeşitli aşamalarda para teslim etti ve ancak gerçek polisler devreye girdiğinde dolandırıldığını anladı.</p>

<p>Olay kamuoyuna yansıdığında yine aynı tepki verildi: “Bir profesör buna nasıl inanır?” Fakat dolandırıcı, Karatay’ın tıp bilgisini sınamıyordu. Akademik bir tartışmaya da girmiyordu. Hedef aldığı şey başka bir alandı: otorite karşısındaki davranış biçimi.</p>

<p>Telefonun diğer ucundaki kişi polis olduğunu söylüyor; ardından savcı devreye giriyor. Adınız bir terör örgütüyle birlikte anılıyor. Operasyonun gizli olduğu, telefonu kapatmamanız ve kimseye bilgi vermemeniz söyleniyor. Üstelik bütün bunlar kısa bir zaman dilimi içinde ve sürekli bir baskı altında gerçekleşiyor. İnsan normal hayatında son derece temkinli olabilir. Fakat korku, zaman baskısı ve devlet otoritesi aynı anda devreye girdiğinde muhakeme düzeni bozulabiliyor. Dolandırıcı da tam buraya çalışıyor.</p>

<p>Bu nedenle meseleyi zekâ veya eğitim düzeyiyle açıklamak kolay ama yetersizdir. Otoriteye itaat refleksi, diplomanın bittiği yerde başlamaz; çoğu zaman onunla birlikte yaşamaya devam eder.</p>

<p><strong>GENERAL BİLE TELEFONU KAPATAMIYOR</strong></p>

<p>2018 yılında eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un başına gelenler bu açıdan daha da öğreticidir. Kendilerini polis, hâkim ve savcı olarak tanıtan kişiler, Tolon’a FETÖ mensuplarının evindeki internet hattını kullandıklarını ve banka hesabındaki parayı yurt dışına aktarmaya çalıştıklarını söylediler. Tolon da para teslim etti.</p>

<p>Mahkemedeki anlatımında verdiği bir ayrıntı özellikle önemlidir. Telefondaki kişi sürekli konuşuyor, telefonu kapatmasına fırsat vermiyordu. Zaman zaman üçüncü bir kişiye “savcım” diye hitap ediyor, böylece gerçek bir soruşturma yürütüldüğü izlenimini güçlendiriyordu. Yıllarca devletin en yüksek askerî kademelerinde görev yapmış, 1. Ordu Komutanlığına kadar yükselmiş bir kişi bile aynı psikolojik mekanizmanın içine çekilebiliyorsa meseleyi “saflık” kelimesiyle açıklamanın pek anlamı kalmıyor.</p>

<p>Tarih burada küçük bir ironi de yaratıyor. 1995’te Başbakanı dolandırmak için dolandırıcının general olması gerekiyordu. Yaklaşık yirmi yıl sonra gerçek bir generalin dolandırılması için telefondaki kişinin polis, savcı veya hâkim olduğunu söylemesi yeterli olabiliyordu. İki olay arasındaki fark üzerinde durmaya değer.</p>

<p><strong>DOLANDIRICININ ÜNİFORMASI</strong></p>

<p>Buradan kolaycı bir sonuca varmak istemem. “Eski Türkiye’de dolandırıcılar asker olurdu, yeni Türkiye’de polis ve savcı oluyor” biçiminde kesin bir ayrım tarihsel olarak doğru değildir. Geçmişte polis ve savcı kimliğiyle yapılan dolandırıcılıklar bulunduğu gibi bugün de asker veya başka bir kamu görevlisi kimliği kullanılabiliyor. Burada söz konusu olan mutlak bir kopuş değil, ağırlık merkezindeki değişimdir.</p>

<p>Askerî vesayetin güçlü olduğu dönemde general figürü yalnız bir askerî makamı ifade etmiyordu. Aynı zamanda siyasal nüfuz, devlet içinde ayrıcalıklı erişim ve gerektiğinde siyaset üzerinde baskı kurabilme kudretiyle ilişkilendiriliyordu. Bugün ise dolandırıcılık hikâyelerinde başka bir dil daha görünür durumda: polis, savcı, hâkim ve giderek MİT. Bunların etrafında da sürekli aynı kelimeler dolaşıyor: terör, örgüt, FETÖ, gizli soruşturma, operasyon.</p>

<p>Eski modelde dolandırıcı, “arkamda askerler var, seçim sonucunu etkileyebilirim” diyordu. Yeni modelde ise çoğu kez “hakkınızda soruşturma var” diyor. Bu fark küçümsenecek bir fark değildir. Birinde otorite siyasal nüfuz üzerinden kurulurken, diğerinde doğrudan kişinin özgürlüğüne, malvarlığına ve güvenliğine müdahale edebilecek bir devlet kudreti taklit ediliyor.</p>

<p><strong>MİTÇİLİK NEDEN İŞE YARIYOR?</strong></p>

<p>Son yıllarda sahte MİT mensubu vakalarının daha sık görünmesi de bu açıdan dikkat çekici. Burada iki ayrı model var. İlkinde MİT korku kaynağıdır: “gizli operasyon”, “terör soruşturması”, “kimseye söylemeyin” gibi ifadelerle mağdur izole edilir.</p>

<p>İkinci model daha farklıdır. Kendini MİT mensubu olarak tanıtan kişi artık yalnızca korkutmuyor; aynı zamanda devlet içinde her kapıyı açabilecek bir nüfuz sahibi görüntüsü veriyor. Bakanı tanıdığını, savcıyla konuşabileceğini, kamu kurumlarındaki bir işi çözebileceğini, ihaleye müdahale edebileceğini veya birini devlet kurumuna yerleştirebileceğini ileri sürüyor.</p>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2021 yılında kamuoyuna yansıyan bir soruşturmasında, kendilerini MİT ve Emniyet görevlisi gibi gösteren kişilerin korumalarla dolaştıkları, bürokrat görüntüsü verdikleri, savunma sanayii ve kamu ihalelerinde nüfuz sahibi oldukları izlenimi yarattıkları belirtiliyordu. 2026 yılında İstanbul ve Ankara’da yürütülen başka bir soruşturmada da şüphelilerin kendilerini MİT görevlisi olarak tanıttıkları; bakanlar, bakan yardımcıları ve adli makamlarla ilişkileri bulunduğu izlenimini vererek insanların adli sorunlarını çözme vaadiyle menfaat sağladıkları iddia edildi.</p>

<p>Bu tür olaylarda sahte MİT kimliği iki ayrı kudreti aynı bünyede topluyor: korkutabilme ve iş gördürebilme. Biri devletin sert yüzü, diğeri ayrıcalık dağıtan yüzü.</p>

<p><strong>VESAYET ORTADAN KALKTI MI, YOKSA EL Mİ DEĞİŞTİRDİ?</strong></p>

<p>Türkiye’de son yirmi yılın temel siyasal anlatılarından biri askerî vesayetin tasfiyesidir. Bunun tarihsel karşılığı vardır. 1990’ların Türkiye’siyle bugünün Türkiye’sinde Genelkurmayın siyaset üzerindeki ağırlığı aynı değildir.</p>

<p>Fakat vesayet meselesini yalnızca hangi kurumun siyasete ne ölçüde müdahale ettiği üzerinden değerlendirmek eksik kalabilir. Bir de vesayetin kültürel ve psikolojik tarafı vardır. Yurttaş devlet karşısında kendisini nerede görüyor? Bir kamu görevlisine “Bu talebinizin hukuki dayanağı nedir?” diye sorabiliyor mu? “Devlet istiyor” denildiğinde hemen itaat mı ediyor, yoksa “hangi makam, hangi yetki, hangi karar?” diye sorguluyor mu? Bir savcı, polis veya istihbarat görevlisinin de kanunla sınırlı yetkilere sahip olduğunu gerçekten içselleştirmiş mi?</p>

<p>Bence asıl mesele biraz da burada düğümleniyor. Askerî vesayetin gerilemiş olması, otorite karşısında sorgusuz itaat kültürünün kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Aktörler değişebilir, kurumlar değişebilir, kullanılan dil değişebilir. Fakat yurttaşın devlet karşısındaki psikolojik konumu aynı kalıyorsa, dolandırıcının kullanabileceği yeni bir üniforma mutlaka bulunur.</p>

<p>Bir dönemde o üniforma general üniformasıdır. Başka bir dönemde polis rozeti, savcı unvanı veya MİT kimliği olabilir. Vesayet bazen kurum değiştirir; otoriteye duyulan alışkanlık ise daha yavaş değişir.</p>

<p><strong>OTORİTERLİĞİN GÜNDELİK HAYATI</strong></p>

<p>Otoriterliği yalnız anayasa metinlerinde, devlet başkanının yetkilerinde veya parlamentonun güçsüzlüğünde aramak eksik olabilir. Rejimin gündelik hayata yansıyan tarafları da vardır. Bir yurttaş polis aradığında neden sesini değiştirir? Savcı kelimesi geçtiğinde neden soru sormaktan vazgeçer? MİT denildiğinde neden telefon kapatılamaz hâle gelir? “Terör soruşturması” sözü neden yılların profesörünü, doktorunu veya generalini birkaç dakika içinde savunmasız bırakabilir?</p>

<p>Bunlar küçümsenecek sorular değildir. Hukuk devleti yalnız devlet organlarının kanuna bağlı olması değildir; yurttaşın da devlet karşısında hak sahibi bir özne olduğunu bilmesi gerekir. Kamu görevlisinin mutlak otorite olmadığını, yetkisinin kanundan doğduğunu ve yine kanunla sınırlı olduğunu içselleştirmesi gerekir.</p>

<p>Bir savcı telefonda para istemez. Bir polis “altınlarını getir” diyemez. Bir MİT görevlisinin “operasyon gizli, bütün paranı teslim et” şeklindeki talimatına uyma yükümlülüğü yoktur. Bunlar yalnız dolandırıcılıktan korunma bilgisi değildir; aynı zamanda demokratik yurttaşlık bilgisidir.</p>

<p><strong>REJİMİN AYNASI</strong></p>

<p>Dolandırıcılar siyaset bilimi okumazlar. Fakat başarılı olmak zorunda olduklarından toplumdaki gerçek güç ilişkilerine karşı son derece duyarlıdırlar. İnsanların önemsemediği, çekinmediği veya nüfuz sahibi görmediği bir makamın adını kullanarak büyük paralar toplayamazsınız. O nedenle dolandırıcının seçtiği sahte kimliği yalnız suç tekniği olarak görmek eksik kalır. Bu kimlik, toplumdaki otorite algısı hakkında da bir şeyler söyler.</p>

<p>1990’ların ortasında Başbakanı dolandırmak için emekli Kara Kuvvetleri Komutanı kimliği son derece işlevseldi. 2010’larda profesörleri dolandırmak için polis ve savcı kimliği kullanılabiliyordu. Eski bir Ordu Komutanı dahi aynı yöntemle para teslim edebildi. 2020’lerin Türkiye’sinde ise sahte MİT mensubu hem insanları korkutabiliyor hem de bakanlara, savcılara ve bürokrasiye ulaşabildiği iddiasıyla nüfuz satabiliyor.</p>

<p>Elbette bütün bunlardan hareketle “dolandırıcılık vakaları bir rejimin niteliğini ispat eder” denilemez. Böyle bir sonuç hem bilimsel hem de hukuki bakımdan fazla iddialı olur. Ama şu söylenebilir: Dolandırıcılık vakaları, toplumun otorite algısını gösteren küçük ama son derece öğretici aynalardan biridir.</p>

<p>O aynaya baktığımızda Türkiye’de vesayetin aktörlerinin değiştiğini görüyoruz. Bir zamanlar askerî üniforma siyasal kudretin en güçlü sembollerinden biriydi. Bugün ise güvenlik ve adliye kurumlarının isimleri çok daha etkili bir korku dili üretebiliyor. Sorun yalnız dolandırıcıların bunu fark etmiş olması değil; asıl mesele, yurttaşın hâlâ devlet adına konuştuğunu söyleyen bir yabancıya karşı “Dosya numarasını söyleyin, avukatımla öğrenirim”, “Polisseniz karakola geliyorum”, “Savcıysanız resmî tebligat gönderirsiniz” diyebilmekte zorlanmasıdır.</p>

<p>Bir rejimin demokratik niteliği belki de biraz burada sınanır. Yurttaş, devlet adına konuştuğunu söyleyen kişiye gerektiğinde “hayır” diyebiliyor mu? Makamın adını duyduğunda susuyor mu, yoksa yetki belgesini sorabiliyor mu?</p>

<p>Selçuk Parsadan’ın Tansu Çiller’i dolandırdığı günden bugüne dolandırıcının kostümü değişti. Generalin yerini kimi olaylarda polis, savcı, hâkim ve MİT mensubu aldı. Fakat dolandırıcının asıl sermayesi pek değişmedi: sorgulanmayan otorite. Bu yüzden dolandırıcılık dosyaları yalnız dolandırıcıları ve mağdurları anlatmaz. Dikkatle bakıldığında, içinde yaşadığımız rejimin otorite anlayışından ve yurttaşın devlet karşısındaki konumundan da bir şeyler anlatır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Fahrettin KAYHAN"><img alt="Av. Fahrettin KAYHAN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2026/05/fahrettin-kayhan.jpeg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-fahrettin-kayhan" rel="noopener" target="_blank" title="Av. Fahrettin KAYHAN">Av. Fahrettin KAYHAN</a></strong></h4>

<p><span style="color:#999999"><strong>SEÇİLMİŞ KAYNAKLAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#999999">· TBMM Tutanakları – Selçuk Parsadan / örtülü ödenek ve yargılama sürecine ilişkin görüşmeler: https://www5.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_g.birlesim_baslangic?P4=3765&amp;P5=B&amp;page1=37&amp;page2=37</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Anadolu Ajansı – Canan Karatay dolandırıcılık vakası: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/canan-karatayi-dolandirdilar/207577</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Anadolu Ajansı – Hurşit Tolon dolandırıcılık vakası: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/dolandiricilar-hursit-tolonu-da-hedef-aldi/1196082</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Anadolu Ajansı – Telefon dolandırıcılığının örgütlü/kurumsal yapıya dönüşmesine ilişkin haber: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/artik-kurumsal-dolandiriyorlar/524806</span></p>

<p><span style="color:#999999">· Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı – 01.04.2021 tarihli basın açıklaması: https://ankara.adalet.gov.tr/cumhuriyet-bassavciligimizin-01042021-tarihli-basin-aciklamasi</span></p>

<p><span style="color:#999999">· TRT Haber – 2026 tarihli sahte MİT görevlileri soruşturması: https://www.trthaber.com/haber/turkiye/kendilerini-mit-gorevlisi-olarak-tanitan-dolandiricilar-tutuklandi-954175.html</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAKALE</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/rejimin-aynasi-olarak-dolandiricilik-vakalari-1</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/terazi/terazidfol1.jpg" type="image/jpeg" length="56421"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kilis 7 Aralık Üniversitesi Yaşlı Sağlığı Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/kilis-7-aralik-universitesi-yasli-sagligi-calismalari-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/kilis-7-aralik-universitesi-yasli-sagligi-calismalari-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kilis 7 Aralık Üniversitesi Yaşlı Sağlığı Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği, 28 Eylül 2026 Tarihli ve 33384 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kilis 7 Aralık Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ YAŞLI SAĞLIĞI ÇALIŞMALARI UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Kilis 7 Aralık Üniversitesi Yaşlı Sağlığı Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; Kilis 7 Aralık Üniversitesi Yaşlı Sağlığı Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezinin amaçlarına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar </strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Danışma Kurulu: Merkezin Danışma Kurulunu,</p>

<p>b) Merkez: Kilis 7 Aralık Üniversitesi Yaşlı Sağlığı Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezini,</p>

<p>c) Müdür: Merkezin Müdürünü,</p>

<p>ç) Rektör: Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>d) Üniversite: Kilis 7 Aralık Üniversitesini,</p>

<p>e) Yönetim Kurulu: Merkezin Yönetim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Amaçları ve Faaliyet Alanları</p>

<p><strong>Merkezin amaçları</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Merkezin amaçları şunlardır:</p>

<p>a) Sağlıklı yaşlanmaya yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarını yürütmek.</p>

<p>b) Yaşlı bireylerin sağlık, sosyal ve psikolojik refahlarını arttırmak.</p>

<p>c) Yaşlılıkla ilgili bilimsel araştırma ve projeler geliştirmek.</p>

<p>ç) Ülkedeki ilgili kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile iş birliği içinde çalışarak bilgi ve hizmet paylaşımını sağlamak.</p>

<p><strong>Merkezin faaliyet alanları</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Merkezin faaliyet alanları şunlardır:</p>

<p>a) Sağlıklı yaşlanma kavramının oluşturulması amacıyla toplumun bilinçlendirilmesi için çalışmalar yapmak, Üniversitenin toplum sağlığı noktasında öncü rolü olduğunu göz önüne alarak ilgili akademik birimlerin eğitim, öğretim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine katılımını sağlamak.</p>

<p>b) Yaşlı sağlığına yönelik eğitim programları, seminerler ve çalıştaylar gibi organizasyonlar düzenlemek.</p>

<p>c) Toplumun yaşlılık konusunda bilinçlenmesini sağlamak.</p>

<p>ç) Yaşlılara yönelik sağlık taramaları, danışmanlık ve bilgilendirme hizmetleri sunmak.</p>

<p>d) Yaşlı bireylerin yaşam kalitesini arttırmaya yönelik ulusal ve uluslararası projelere katılmak.</p>

<p>e) İlgili mevzuat hükümleri çerçevesinde sertifikalı eğitim programları düzenlemek.</p>

<p>f) Üniversite içinde yaşlı sağlığı ile ilgili disiplinler arası araştırmaları desteklemek.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Merkezin Yönetim Organları ve Görevleri</p>

<p><strong>Merkezin yönetim organları</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Merkezin yönetim organları şunlardır:</p>

<p>a) Müdür.</p>

<p>b) Yönetim Kurulu.</p>

<p>c) Danışma Kurulu.</p>

<p><strong>Müdür</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Müdür, Merkezin faaliyet alanlarında çalışmaları bulunan Üniversite öğretim elemanları arasından Rektör tarafından üç yıl süreyle görevlendirilir. Görev süresi biten Müdür aynı usulle yeniden görevlendirilebilir ve görevden alınabilir. Müdürün altı aydan fazla görevinin başında bulunamaması durumunda yeni bir Müdür görevlendirilir.</p>

<p>(2) Müdür, çalışmaların düzenli olarak yürütülmesinden Rektöre karşı sorumludur.</p>

<p>(3) Müdüre çalışmalarında yardımcı olmak üzere, Merkezin faaliyet alanlarında çalışmaları bulunan Üniversite öğretim elemanları arasından iki kişiyi müdür yardımcısı olarak görevlendirilmek üzere Rektörün onayına sunar. Müdür yardımcıları, Müdürün kendilerine vereceği görevleri yapar. Müdür, görevi başında bulunmadığı zaman müdür yardımcılarından birini vekil bırakır.</p>

<p><strong>Müdürün görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Müdürün görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezi temsil etmek.</p>

<p>b) Yönetim Kuruluna ve Danışma Kuruluna başkanlık etmek.</p>

<p>c) Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulu üyelerini toplantıya davet etmek.</p>

<p>ç) Yönetim Kurulu gündemini belirlemek ve Yönetim Kurulu kararlarının uygulanmasını sağlamak.</p>

<p>d) Merkezin faaliyet raporunu ve bir sonraki yıla ait çalışma programını hazırlamak ve her yılın aralık ayında Yönetim Kurulunda onaylanmış şekli ile Rektöre sunmak.</p>

<p>e) Merkezin kısa, orta ve uzun dönemli amaç ve politikalarını ve bunlara dayalı eğitim, araştırma ile ilgili plan ve programlarını hazırlamak ve Yönetim Kurulunun onayına sunmak.</p>

<p>f) Merkezin çalışmalarının düzenli olarak yürütülmesini, geliştirilmesini ve ilgili birimler arasındaki koordinasyonu sağlamak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>g) Merkezin bünyesinde çalışan personelin görev ve sorumluluklarını belirlemek; personelin görevlerini sorumlulukları çerçevesinde etik ve bilimsel kurallara, ilgili mevzuata ve bu Yönetmeliğe göre sürdürüp sürdürmediğini denetlemek.</p>

<p>ğ) İlgili mevzuat hükümleri kapsamında verilen diğer görevleri yerine getirmek.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulu</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1)Yönetim Kurulu; Müdürün başkanlığında, müdür yardımcıları ve Merkezin faaliyet alanlarıyla ilgili çalışmaları bulunan Üniversite öğretim elemanları arasından Rektör tarafından görevlendirilen dört üye olmak üzere toplam yedi üyeden oluşur. Yönetim Kurulu üyelerinin görev süreleri üç yıldır. Görev süresi biten üyeler yeniden görevlendirilebilir. Üyeliğin herhangi bir nedenle boşalması halinde kalan süreyi tamamlamak üzere aynı usulle yeni bir üye görevlendirilir.</p>

<p>(2) Yönetim Kurulu, yılda en az bir kez Müdürün daveti üzerine üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır.</p>

<p><strong>Yönetim Kurulunun görevleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:</p>

<p>a) Merkezin çalışma ve yönetimi ile ilgili konularda kararlar almak.</p>

<p>b) Müdürün her faaliyet dönemi sonunda hazırlayacağı faaliyet raporunun düzenlenmesine ilişkin esasları tespit etmek, sunulan raporu değerlendirmek ve bir sonraki döneme ait çalışma programını düzenlemek.</p>

<p>c) Merkezin faaliyet konularında iş birliği gerektiren çalışmaların yürütülebilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak.</p>

<p>ç) Merkezin çalışmaları için gerekli görülen çalışma grupları ve komisyonları kurmak ve bunların görevlerini düzenlemek.</p>

<p>d) Yurt içindeki ve yurt dışındaki kuruluşlarla ortaklaşa yürütülecek çalışmaların temel ilke, esas ve usullerini tespit etmek ve protokollerini hazırlamak.</p>

<p>e) Eğitim, uygulama, araştırma, danışmanlık ve yayım konularındaki talepleri değerlendirip karara bağlamak.</p>

<p>f) Müdürün, Merkezin yönetimi ile ilgili getireceği konuları değerlendirerek karara bağlamak.</p>

<p>g) İlgili mevzuat hükümleri kapsamında verilen diğer görevleri yerine getirmek.</p>

<p><strong>Danışma Kurulu ve görevi</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Danışma Kurulu, Müdürün başkanlığında, Merkezin faaliyet alanları ile ilgili çalışmaları bulunan Üniversite içinden veya dışından uzman kişiler arasından Müdürün önerisi üzerine Rektör tarafından üç yıllık süre için görevlendirilen en fazla on üyeden oluşur.</p>

<p>(2) Görev süresi biten üyeler yeniden görevlendirilebilir. Görev süresi bitmeden ayrılan üyelerin yerine kalan süreyi tamamlamak üzere aynı usulle yeni üye görevlendirilir.</p>

<p>(3) Danışma Kurulu, Müdürün çağrısı üzerine yılda en az bir kez toplanır.</p>

<p>(4) Danışma Kurulunun görevi; Merkezin çalışmalarıyla ilgili tavsiye ve önerilerde bulunmaktır.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Personel ihtiyacı</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı, 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca Rektör tarafından görevlendirilen personel tarafından karşılanır.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, 2547 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/kilis-7-aralik-universitesi-yasli-sagligi-calismalari-uygulama-ve-arastirma-merkezi-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="64502"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Lisansüstü Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesi-lisansustu-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesi-lisansustu-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Lisansüstü Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 28 Eylül 2026 Tarihli ve 33384 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>9/12/2024 tarihli ve 32747 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Lisansüstü Öğretim Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin ikinci, üçüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Yüksek lisans programlarına başvuru ve kabul için adayların; lisans diplomasına sahip olmaları, ALES’ten başvurdukları programın puan türünde en az 55 puan ve yazılı olarak yapılacak bilimsel/sanatsal değerlendirme ve/veya mülakat sınavından en az 65 puan almaları gerekir. Sıralama notu, branş sınavının %50’si ve ALES puanının %50’si toplanarak bulunur. Sıralama notları arasında eşitlik olması halinde, lisans not ortalaması daha yüksek olan aday üst sırada yer alır. Konservatuvar programları ile güzel sanatlar fakültesinin sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının Enstitüdeki anasanat/anabilim dallarına öğrenci kabulünde ALES şartı aranmaz. Yabancı dil şartı aranan programlarda, Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen merkezi yabancı dil sınavları veya eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavları veya ÖSYM tarafından eşdeğerliği kabul edilen uluslararası yabancı dil sınavlarından alınan puanlar kabul edilir. Yüksek lisans programlarına başvuran adayların yabancı dil bilgi düzeyine ilişkin esaslar; anabilim/anasanat dalı kurulunun gerekçeli önerisi, Enstitü Kurulu kararı ve Senato onayı ile belirlenir. Bütünleşik yüksek lisans programının açılması ve yürütülmesi, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen ilkeler ile Senato tarafından kabul edilen hükümler doğrultusunda gerçekleştirilir.</p>

<p>(3) Doktora programlarına başvuru ve kabul için adayların; bir lisans veya tezli yüksek lisans diplomasına sahip olmaları gerekir. Yüksek lisans diploması ile başvuran adayların ALES’ten başvurdukları programın puan türünde en az 65 puana sahip olmaları ve yazılı olarak yapılan bilimsel değerlendirme ve/veya mülakat sınavından en az 75 puan almaları gerekir. Lisans diploması ile başvuran adayların başvurdukları programın puan türünde ALES’ten en az 80 puana sahip olmaları, lisans mezuniyet not ortalamalarının 4 üzerinden en az 3 veya muadili bir puan olması ve yazılı olarak yapılan bilimsel değerlendirme ve/veya mülakat sınavından en az 75 puan almaları gerekir. Sıralama notu, branş sınavının %50’si ve ALES puanının %50’si toplanarak bulunur. Adayların sıralama notları arasında eşitlik olması halinde, yüksek lisans derecesine sahip olan adaya öncelik verilir. Yüksek lisans derecesine sahip olan adaylar arasında eşitlik olması halinde, yüksek lisans not ortalaması daha yüksek olan aday; yüksek lisans derecesine sahip olmayan adaylar arasında ise, lisans notları ortalaması daha yüksek olan aday üst sırada yer alır. Sadece özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programların enstitülerdeki anabilim/anasanat dallarına öğrenci kabulünde ALES şartı aranmaz. Ancak Senatonun kararı ile ALES puanı aranabilir. ALES puanı istenildiği takdirde taban puan Senato tarafından belirlenir.”</p>

<p>“(5) Sanatta yeterlik programlarına başvuru ve kabul için adayların, bir lisans veya tezli yüksek lisans diplomasına sahip olmaları ve güzel sanatlar fakülteleri ile konservatuvar mezunları ile diğer fakültelerin eşdeğer programlarından mezun olanların haricinde tezli yüksek lisans derecesiyle başvuran adayların ALES sözel puan türünde en az 55 puandan, lisans derecesiyle başvuran adayların ise ALES sözel puan türünde en az 80 puandan az olmamak koşuluyla Senato kararı ile belirlenecek ALES puanına sahip olmaları gerekir. Yüksek lisans diploması ile başvuran adayların değerlendirme ve/veya mülakat sınavından en az 75 puan almaları; lisans diploması ile başvuran adayların lisans mezuniyet not ortalamalarının 4 üzerinden en az 3 veya muadili bir puan olması ve değerlendirme ve/veya mülakat sınavından en az 75 puan almaları gerekir. Değerlendirme sınavı; yazılı sınav, çizime dayalı yetenek sınavı, uygulama sınavı, ALES veya bu sınavların birleşiminden oluşur. Adayların sıralama notları arasında eşitlik olması halinde, yüksek lisans derecesine sahip olan adaya öncelik verilir. Yüksek lisans derecesine sahip olan adaylar arasında eşitlik olması halinde; yüksek lisans not ortalaması daha yüksek olan aday, yüksek lisans derecesine sahip olmayan adaylarda ise, lisans not ortalaması daha yüksek olan aday üst sırada yer alır.”</p>

<p><strong>MADDE 2-</strong> Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “AA” ibaresi “en az AB” şeklinde değiştirilmiştir.</p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>Aynı Yönetmeliğin 41 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(3) Ders başarı harf notu skalası ve bunların dörtlük sistemde katsayıları ve 100 puan üzerinden karşılıkları aşağıdaki tabloda verilmiştir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p><u>Harf Notu</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p><u>Katsayı</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p><u>Puan</u></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>AA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>4,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p>95-100</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>AB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>3,75</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p>90-94</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>BA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>3,52</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p>85-89</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>BB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>3,31</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p>80-84</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>CB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>3,10</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p>75-79</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>CC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>2,88</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p>70-74</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>DC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>2,67</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p>65-69</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>DD</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>2,50</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p>60-64</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>ED</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>2,16</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p>55-59</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>EE</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>1,86</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p>50-54</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>FF</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>0,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p>0-49</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>FD</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>0,00</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p>Devamsız</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>G</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>Geçti</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="97">
   <p>K</p>
   </td>
   <td valign="top" width="92">
   <p>Kaldı</p>
   </td>
   <td valign="top" width="105">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>(4) Öğrencinin, yükümlü olduğu dersten başarılı sayılabilmesi için yüksek lisans programlarında dönem başarı notu olarak AA, AB, BA, BB, CB, CC notlarından birini, doktora/sanatta yeterlik programlarında AA, AB, BA, BB notlarından birini alması gerekir.”</p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>Aynı Yönetmeliğin 49 uncu maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(4) Jüri üyeleri, tez çalışmasının kendilerine Enstitü tarafından teslim tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde toplanarak öğreniciyi tez savunma sınavına alır. Tez sınavı, tez/eser çalışmasının sunulması ve bunu izleyen soru-cevap bölümünden oluşur.”</p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>Aynı Yönetmeliğin 59 uncu maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(4) Yeterlik sınavları, ilgili anabilim/anasanat dalı başkanlığı tarafından önerilen ve Enstitü Yönetim Kurulu tarafından onaylanan beş kişilik doktora yeterlik komitesi tarafından düzenlenir ve yürütülür. Komitenin görev süresi üç yıldır. Komite; farklı alanlardaki sınavları hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek amacıyla yeterlik sınav jürileri kurar.”</p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>Aynı Yönetmeliğin 61 inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(4) Tez önerisi kabul edilen öğrenci için tez izleme komitesi, Ocak-Haziran ve Temmuz-Aralık ayları arasında birer defa olmak üzere yılda en az iki kez toplanır. Öğrenci, toplantı tarihinden en az bir ay önce komite üyelerine yazılı bir rapor sunar. Bu raporda, o ana kadar yapılan çalışmaların özeti ve bir sonraki dönemde yapılacak çalışma planı belirtilir. Öğrencinin tez çalışması, komite tarafından başarılı veya başarısız olarak belirlenir. Komite tarafından üst üste iki kez veya aralıklı olarak üç kez başarısız bulunan ve/veya tez izleme komitesine katılmayan öğrencinin Üniversite ile ilişiği kesilir.”</p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>Aynı Yönetmeliğin 62 nci maddesinin beşinci ve dokuzuncu fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) Jüri üyeleri, tez çalışmasının kendilerine Enstitü tarafından teslim tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde toplanarak öğreniciyi tez savunma sınavına alır. Tez savunma sınavı, tez çalışmasının sunulması ve bunu izleyen soru-cevap bölümünden oluşur. Tez savunma toplantıları öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.”</p>

<p>“(9) Doktora öğrencisi tez savunması öncesinde, doktora tez çalışmasından üretilmiş ve ulusal veya uluslararası hakemli bir dergide yayımlanmış veya yayımlanmak üzere dijital nesne tanımlayıcı (DOI – Digital Object Identifier) numarası ve/veya editör tarafından yayınlanma onay yazısı alınmış bir makaleyi tezi ile birlikte Enstitüye sunar.”</p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>Aynı Yönetmeliğin 67 nci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(5) Yeterlik sınav jürileri, en az ikisi Üniversite dışından öğretim üyesi olmak üzere danışman dâhil beş üyeden oluşur. Danışmanın oy hakkı olup olmadığına Enstitü Yönetim Kurulu karar verir. Danışmanın oy hakkı olmaması durumunda jüri altı öğretim üyesinden oluşur. Yeterlik sınavı toplantıları öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.”</p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>Aynı Yönetmeliğin 68 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(2) Tez/eser çalışması izleme komitesi üç öğretim üyesinden oluşur. Komitede, tez/eser danışmanı, kurum içinden bir öğretim üyesi ve sunulan tez/eser çalışmasıyla ilgili akademik çalışması olan kurum dışından bir öğretim üyesi yer alır. İkinci tez/eser danışmanının olması halinde, ikinci tez/eser danışmanı komite toplantılarına oy hakkı olmaksızın katılır.”</p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>Aynı Yönetmeliğin 70 inci maddesinin birinci, dördüncü, beşinci ve sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p>“(1) Tez veya eser metni Enstitünün hazırladığı ve Senato tarafından onaylanan tez yazım kılavuzuna uygun biçimde düzenlenir. Öğrenci tez/eser metni, sergi, proje, resital, konser, temsil gibi çalışmalarını jüri önünde sözlü olarak savunur.”</p>

<p>“(4) Sanatta yeterlik tez/eser sınavı jürisi, anabilim/anasanat dalı başkanlığının önerisi ve Enstitü Yönetim Kurulu onayı ile atanır. Jüri, danışman dâhil beş öğretim üyesinden oluşur. Üyelerin üçü öğrencinin tez izleme komitesinden ve en az ikisi Üniversite dışından olacak şekilde teşekkül eder. İkinci tez danışmanı oy hakkı olmaksızın jüride yer alabilir. Danışmanın oy hakkı olup olmadığına Enstitü Yönetim Kurulu karar verir. Danışmanın oy hakkı olmaması durumunda jüri altı kişiden oluşur.</p>

<p>(5) Jüri üyeleri, tez çalışmasının kendilerine Enstitü tarafından teslim tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde toplanarak öğreniciyi tez savunma sınavına alır. Tez savunma sınavı, tez/eser çalışmasının sunulması ve bunu izleyen soru-cevap bölümünden oluşur. Sınav; öğretim elemanları, lisansüstü öğrenciler ve alanın uzmanlarından oluşan dinleyicilerin katılımına açık olarak yapılır.”</p>

<p>“(8) Tez/eser metni çalışmasını tamamlayan öğrenci, savunma sınavı öncesinde tez/eser metnini teslim ederken tez/eser metninden üretilerek ulusal veya uluslararası hakemli bir dergide yayımlanmış veya yayımlanmak üzere dijital nesne tanımlayıcı (DOI – Digital Object Identifier) numarası ve/veya Editör tarafından yayınlanma onay yazısı alınmış bir makaleyi ve/veya sanat/tasarım çalışmasını tez/eser metni ile birlikte Enstitüye sunar.”</p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</p>

<p>“Yayın şartının sanatta yeterlik programlarında uygulanması</p>

<p>GEÇİCİ MADDE 4- (1) Bu maddeyi ihdas eden Yönetmelikle değiştirilen 70 inci maddenin sekizinci fıkrası hükümleri 2026-2027 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılından önce Üniversiteye kayıtlı olan öğrencilere uygulanmaz.</p>

<p>(2) Birinci fıkrada belirtilen değişikliklerden önce yürürlükte bulunan 70 inci maddenin sekizinci fıkrası hükümleri ise sanatta yeterlik programlarında 2022-2023 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılından önce Üniversiteye kayıt olmuş olan öğrencilere uygulanmaz.”</p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>Bu Yönetmelik hükümlerini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesi-lisansustu-ogretim-yonetmeliginde-degisiklik</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g5.jpg" type="image/jpeg" length="13418"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hakkari Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/hakkari-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/hakkari-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkari Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği, 28 Eylül 2026 Tarihli ve 33384 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hakkari Üniversitesinden:</strong></p>

<p><strong>HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ ÖN LİSANS VE LİSANS EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİ</strong></p>

<p></p>

<p>BİRİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Başlangıç Hükümleri</p>

<p><strong>Amaç</strong></p>

<p><strong>MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Hakkari Üniversitesi ön lisans ve lisans programlarındaki öğrenci kayıtları, eğitim-öğretim, sınav ve değerlendirmelerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.</p>

<p><strong>Kapsam</strong></p>

<p><strong>MADDE 2- </strong>(1) Bu Yönetmelik; Hakkari Üniversitesi programlarına öğrenci kabulü, ön lisans ve lisans eğitim-öğretim programlarının düzenlenmesi, sınavlar, diploma ve ayrılma işlemlerine ilişkin hükümleri kapsar.</p>

<p><strong>Dayanak</strong></p>

<p><strong>MADDE 3- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü, 43 üncü, 44 üncü, 46 ncı ve 54 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.</p>

<p><strong>Tanımlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 4- </strong>(1) Bu Yönetmelikte geçen;</p>

<p>a) Alan dışı dersler: Öğrencilerin kayıtlı olduğu programın dışındaki birimlerden kişisel ve kültürel gelişimi için alması gereken zorunlu veya seçmeli dersleri,</p>

<p>b) Alan içi dersler: Öğrencilerin kayıtlı olduğu programda mesleki kazanımları için alması gereken zorunlu veya seçmeli dersleri,</p>

<p>c) Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS): Öğrencinin iş yüküne dayalı olarak belirlenen ve yurt içi ve yurt dışı yükseköğretim kurumları arasında taşınabilen kredi sistemini,</p>

<p>ç) Başarısız ders: Dersle ilgili devam şartı yerine getirildiği halde yeterli başarı notu elde edilemeyen dersi,</p>

<p>d) Birim: Hakkari Üniversitesine bağlı fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulunu,</p>

<p>e) Bütünleme: Final sınavından sonra yapılan ders başarı durumunu ölçme sınavını,</p>

<p>f) Danışman: Öğrencilerin eğitim-öğretim ve diğer sorunlarıyla ilgilenmek üzere her sınıf düzeyi için ilgili bölüm/program öğretim elemanları arasından, bölüm başkanı/program koordinatörünün önerisi ile ilgili birimin yönetim kurulu tarafından görevlendirilen öğretim elemanlarını,</p>

<p>g) Ders tekrarı: Kayıt yapılan dersten devamsız veya başarısız olunması sonucu açıldığı yarıyıl kayıt yapılarak alınması gereken dersi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ğ) Devamsız ders: Kayıt yaptırıldıktan sonra yarıyılın ders döneminde gerekli süre derslere devam şartı yerine getirilmeyen dersi,</p>

<p>h) Eğitim-Öğretim Koordinatörlüğü: Hakkari Üniversitesi eğitim-öğretim süreçlerinden sorumlu birimi,</p>

<p>ı) Fakülte: En az sekiz yarıyıl eğitim veren ve dekan tarafından yönetilen yükseköğretim kurumunu,</p>

<p>i) Final: Yarıyıl ders dönemi bittikten sonra yapılan ders başarı durumunu ölçme sınavını,</p>

<p>j) Genel Ağırlıklı Not Ortalaması (GANO): Öğrencinin kayıt olduğu yıldan başlayarak hesaplanan genel not ortalamasını,</p>

<p>k) İlgili kurul: Fakültelerde fakülte kurulu, yüksekokullarda yüksekokul kurulu, meslek yüksekokullarında meslek yüksekokulu kurulunu,</p>

<p>l) İlgili yönetim kurulu: Fakültelerde fakülte yönetim kurulunu, yüksekokullarda yüksekokul yönetim kurulunu, meslek yüksekokullarında meslek yüksekokulu yönetim kurulunu,</p>

<p>m) İş yükü: AKTS’ye göre bir programda öğrenim gören öğrencinin haftalık faaliyet saatini,</p>

<p>n) Meslek yüksekokulu: En az dört yarıyıl eğitim veren ve müdür tarafından yönetilen yükseköğretim kurumunu,</p>

<p>o) OBS: Öğrenci Bilgi Sistemini,</p>

<p>ö) Öğrenci: Hakkari Üniversitesi OBS’den öğrenci numarası alarak kayıtlı olan kişiyi,</p>

<p>p) Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı (ÖİDB): Öğrencinin Hakkari Üniversitesine ilk kayıtlanmasından mezuniyeti tamamlanıncaya kadar tüm işlemlerini yürüten Daire Başkanlığını,</p>

<p>r) Rektör: Hakkari Üniversitesi Rektörünü,</p>

<p>s) Senato: Hakkari Üniversitesi Senatosunu,</p>

<p>ş) Üniversite: Hakkari Üniversitesini,</p>

<p>t) Üniversite Yönetim Kurulu: Hakkari Üniversitesi Yönetim Kurulunu,</p>

<p>u) Vize (ara sınav): Yarıyılın ders döneminde bilgi performansının ölçülmesi için yapılan sınavı,</p>

<p>ü) Yarıyıl Ağırlıklı Not Ortalamasını (YANO): Öğrencinin herhangi bir yarıyıldaki not ortalamasını,</p>

<p>v) Yarıyıl içi başarı puanı: Vize sınavının yanı sıra ilgili birim kurulu tarafından belirlenen yarıyıl içerisindeki etkinliklerden elde edilen puanların ortalamasını,</p>

<p>y) Yarıyıl sonu başarı puanı: Yarıyıl içi başarı puanı ile final veya bütünleme sınavlarından elde edilen puanların belli bir oranda kullanımıyla elde edilen başarı puanını,</p>

<p>z) Yüksekokul: En az sekiz yarıyıl eğitim veren ve müdür tarafından yönetilen yükseköğretim kurumunu,</p>

<p>aa) YÖK: Yükseköğretim Kurulunu,</p>

<p>ifade eder.</p>

<p>İKİNCİ BÖLÜM</p>

<p>Eğitim ve Öğretimle İlgili Esaslar</p>

<p><strong>Eğitim-öğretim takvimi (akademik takvim)</strong></p>

<p><strong>MADDE 5- </strong>(1) Müfredat ve ders dağılımları dekanlıklar ve yüksekokul/meslek yüksekokulu müdürlüklerince hazırlanır; ÖİDB akademik takvimi her yıl mayıs ayının son iş gününe kadar Senatoya sunar. Senato tarafından onaylanan akademik takvim her yarılın başlamasından en geç bir ay önce ilan edilir.</p>

<p><strong>Öğrenim süresi</strong></p>

<p><strong>MADDE 6- </strong>(1) Üniversitede eğitim ve öğretim; ilgili mevzuat hükümleri kapsamında Üniversitelerarası Kurulca kabul edilen birimler dışında sınıf geçme veya yarıyıl esasına göre düzenlenir. Bir eğitim-öğretim yılı güz ve bahar yarıyılı olmak üzere iki yarıyıldan oluşur. Bir yarıyıl ders dönemi ve sonrasında yapılacak olan yarıyıl sonu sınav döneminden (final ve bütünleme) oluşur. Her yarıyıl ders dönemi en az yetmiş iş günüdür. Bu süre Senato kararıyla arttırılabilir. Akademik takvimde her yarıyıl için ara sınav (vize) dönemi belirtilir.</p>

<p>(2) Üniversiteye bağlı meslek yüksekokullarında eğitim-öğretim süresi en az dört yarıyıldır. Meslek yüksekokullarında, programlarını başarı ile tamamlayan öğrencilere ön lisans diploması verilir.</p>

<p>(3) Fakülteler ve yüksekokullarda eğitim-öğretim süresi en az sekiz yarıyıldır. Bu birimlerin programlarını başarı ile tamamlayan öğrencilere lisans diploması verilir.</p>

<p>(4) Yabancı dil hazırlık sınıfı bulunan programlardaki iki yarıyıllık yabancı dil hazırlık eğitim-öğretimi bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen sürelerin dışındadır.</p>

<p>(5) Bir yıl süreli yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın, ön lisans programlarını azami sekiz yarıyıl (dört yıl), lisans programlarını azami on dört yarıyıl (yedi yıl) içinde başarı ile tamamlayarak mezun olamayanlar, 9 uncu maddeye göre ilgili döneme ait öğrenci katkı payı/öğrenim ücretlerini ödemek koşulu ile azami süre sonu sınavlarına katılmak için kayıt yaptırırlar. Bu durumda, bu öğrencilerin ders ve sınavlara katılma ile tez hazırlama hariç, öğrencilere tanınan diğer haklardan yararlandırılmadan öğrencilik statüleri devam eder.</p>

<p>(6) Üniversiteden belli süreli uzaklaştırma cezası alan öğrenciler için bu süreler öğrenim süresinden sayılır.</p>

<p>(7) Kayıt dondurma süresi, öğrenim süresinden sayılmaz. Yabancı dil öğrenmek amacıyla yurt dışına gideceği için kaydı dondurulan öğrencilerin bu sürelerinin öğrenim süresinden sayılmaması, yurt dışına giriş ve çıkış tarihlerini gösteren pasaport kayıtlarını ilgili birimlere ibraz etmelerine bağlıdır.</p>

<p><strong>Kayıt işlemleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 7- </strong>(1) Üniversitenin lisans ve ön lisans programlarına kesin kayıt yaptırabilmek için Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) ilgili programa yerleştirilmiş olmak ve kontenjan dahilinde öğrenci kabul eden başka bir yükseköğretim kurumunun eşdeğer örgün öğretim programında kayıtlı olmamak gerekir. Güzel Sanatlar Fakültesi ile Spor Bilimleri Fakültesine alınacak öğrencilerde aranacak genel ve özel şartlar, ilgili kurulların görüşleri alınarak Senato tarafından belirlenir.</p>

<p>(2) Kayıt için bizzat başvuru istenen durumlarda adaylar kayıtlarını kanuni temsilci veya noter tarafından belirlenen vekili aracılığı ile yaptırabilirler.</p>

<p>(3) Üniversiteye kesin kayıt yaptıran öğrenciye öğrenci kimlik kartı verilir. Kimlik kartının kaybedilmesi halinde yenisini almak için, gazeteye verilecek kayıp ilanı ile birlikte gerekli işlemlerin tamamlanması gerekir. Öğrenciliğin sona ermesiyle birlikte kimlik kartının ilgili birime teslim edilmesi zorunludur. Öğrenci kimlik kartını her ne amaçla olursa olsun başkasına kullandıran kişiler hakkında ilgili mevzuat hükümlerine göre işlem yapılır.</p>

<p>(4) Eksik belge ile kayıt yapılmaz. Belirlenen tarihler arasında kesin kaydını yaptırmayan adaylar herhangi bir hak iddia edemezler.</p>

<p>(5) Gecikmeli kayıtlar, YÖK tarafından belirlenen koşullar dahilinde öğrencinin geçerli mazeretini belgelendirmesi şartıyla ilgili birim yönetim kurulu kararı ile yapılabilir.</p>

<p>(6) Üniversiteye ilk kez kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri, Yükseköğretim Kurulu ve ÖSYM tarafından belirlenen esaslara göre yürütülür. Kayıtlar, e-Devlet kapısı üzerinden elektronik ortamda (e-kayıt) veya şahsen/kanuni temsilcisi/noter vekili aracılığıyla ilgili birimlere başvurularak yapılır.</p>

<p>a) Kayıt için gerekli olan ortaöğretim mezuniyet belgesi, askerlik durumu ve adli sicil kaydı gibi bilgiler; ilgili kamu kurumlarının sistemlerinden elektronik ortamda sorgulanır. Sistemsel olarak teyit edilemeyen belgelerin aslı veya aslı görülmek kaydıyla Üniversite tarafından onaylı örneği istenir. Yabancı ortaöğretim kurumlarından mezun olan adayların diplomaları için Millî Eğitim Bakanlığı veya Eğitim Müşavirlikleri tarafından düzenlenmiş Denklik Belgesi ibrazı zorunludur.</p>

<p>b) Kayıt işlemlerinde adayın beyanı esas alınır. Kesin kayıt sırasında veya sonrasında; yanlış/yanıltıcı beyanda bulunan, sahte veya tahrif edilmiş belge sunan ya da giriş sınavlarında usulsüzlük yaptığı tespit edilenlerin kayıtları, eğitim-öğretim sürecinin hangi aşamasında olursa olsun ilk kayıt tarihi itibarıyla iptal edilir. Bu kişilerin mezun olduklarının tespit edilmesi halinde, kendilerine verilen diploma ve diğer tüm belgeler iptal edilir ve haklarında gerekli yasal işlemler başlatılır. Bu durumdaki kişilerin ödemiş olduğu katkı payı veya öğrenim ücretleri iade edilmez.</p>

<p>(7) Öğrenciler, kayıt sırasında kendileriyle her türlü haberleşmenin sağlanacağı güncel açık adreslerini ve iletişim bilgilerini (GSM, e-posta ve benzeri) bildirmek; sonradan meydana gelebilecek değişiklikleri ise Öğrenci Bilgi Sisteminde (OBS) güncellemek veya ilgili öğrenci işlerine bildirmekle yükümlüdür. Daimî/sürekli adresini veya adres değişikliğini bildirmeyen ya da eksik/yanlış bildiren öğrenciler için yapılacak olan her türlü tebligat kendilerine yapılmış sayılır.</p>

<p>(8) Her türlü fiziki tebligat, öğrencinin Üniversiteye kayıt esnasında bildirdiği daimî/sürekli adrese yapılmak suretiyle tamamlanmış sayılır. Tebligata elverişli bir elektronik adres (e-tebligat) vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen öğrencinin, vermiş olduğu elektronik adrese ve/veya kayıt sırasında tanımlanan kurumsal e-posta adresine elektronik yolla da tebligat yapılabilir. Öğrenci Bilgi Sistemi veya Üniversitenin internet sayfasında ilan edilmek suretiyle yapılan tebligatlar usulüne uygun olarak yapılmış sayılır.</p>

<p>(9) Yabancı uyruklu öğrencilerin Üniversiteye kayıtları, öğrencinin tabi olduğu ilgili mevzuat ile Senato tarafından belirlenen ilke ve koşullar çerçevesinde yapılır.</p>

<p>(10) Üniversitenin, yurt dışındaki bir yükseköğretim kurumuyla ortak olarak yürüttüğü uluslararası programlara öğrenci kaydı; 6/10/2016 tarihli ve 29849 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarının Yurt Dışı Yükseköğretim Kurumlarıyla Ortak Eğitim Öğretim Programlarına Dair Yönetmelik, ilgili mevzuat hükümleri ile Senato kararları doğrultusunda yapılır.</p>

<p><strong>Kayıt yenileme ve kredi hesaplama</strong></p>

<p><strong>MADDE 8- </strong>(1) Kayıt yenileme işlemleri akademik takvimde belirtilen süre içerisinde yapılır. Öğrenciler, bu süre içerisinde varsa katkı payını ödeyerek OBS’de ilgili yarıyılda alabileceği dersleri seçerler.</p>

<p>(2) Ön lisans ve lisans programlarındaki dersler, bölüm/anabilim dalının zorunlu dersleri ile fakülte bölüm içi ve bölüm dışı seçmeli derslerden oluşur. Öğrenci seçmeli dersi, kayıtlı olduğu programdaki seçmeli ders adı ile açılmış derslerden seçebileceği gibi, ders programının çakışmaması kaydıyla başka programların (lisans-lisans, ön lisans-ön lisans) aynı yarıyıldaki seçmeli derslerini almak istediği durumlarda bölüm/anabilim/ana sanat/program başkanlığına dilekçeyle başvurur. Kurul bu isteği uygun bulursa bölüm/anabilim/ana sanat/program başkanı tarafından ÖİDB’ye iletilir. Başkanlık talebin uygun bulunması veya bulunmaması durumunu öğrenciye yazılı olarak bildirir.</p>

<p>(3) Öğrenciler, kayıtlı oldukları programın müfredatında bölüm içi zorunlu ve seçmeli dersler ile bölüm dışı seçmeli ve zorunlu derslerden bir yarıyılda en çok otuz AKTS karşılığı derse kayıt yapabilirler. Ancak, başarısız ve devamsız oldukları alt sınıf ders veya derslerini öncelikli almak koşuluyla; bir yarıyılda fazladan on AKTS karşılığı ders alabilirler. Bu durumdaki öğrencilerin bir yarıyılda alabileceği toplam AKTS değeri kırk AKTS’yi aşamaz. Yaz stajından alınacak AKTS değeri yarıyıl içi AKTS hesabına sayılmaz.</p>

<p>(4) Öğrenciler, her yarıyıl başında akademik takvimde belirtilen süreler içerisinde, akademik danışmanlarının rehberliğinde ders seçim işlemlerini Öğrenci Bilgi Sistemi (OBS) üzerinden gerçekleştirirler.</p>

<p>(5) Öğrenci, OBS üzerinden ders seçimini yaparak kesinleştirir ve danışman onayına gönderir. Dersler danışman tarafından kontrol edilerek onaylanır ve ders kaydı o yarıyıl için gerçekleştirilmiş olur. Öğrenci danışman onayının gerçekleştiğini takip etmek ve seçmiş olduğu derslerin onaylanma durumunu kontrol etmekle yükümlüdür. Yanlışlıklar varsa düzeltilmesi için ekle-sil tarihlerinde ilgili birimin öğrenci işlerine dilekçeyle başvurulur.</p>

<p>(6) Belirtilen sürelerde katkı payını yatırmayan, yatırdığı halde ders kaydını yaptırmayan öğrenci, o yarıyılda derslere devam edemez ve sınavlara giremez. Bu süre azami öğrenim süresinden sayılır.</p>

<p>(7) Süresi içinde ders kaydını yaptıramayanlardan haklı ve geçerli mazereti olan öğrencilerin, mazeretli olarak geçen süresinin devamsızlıktan sayılması şartıyla, ders kayıtlarının yenilenmesine, ilgili yönetim kurulunun önerisiyle Senato karar verir.</p>

<p>(8) Ders kayıt işlemlerinin tümünden öncelikle öğrenci sorumludur.</p>

<p>(9) Öğrenciler ders yükü sınırını aşmamak kaydıyla, ilk kez aldıkları derslere ilişkin olarak; kayıt yenileme süresinin bitimini takiben, Üniversitenin akademik takviminde belirlenen ekle-sil tarihleri içinde ders değişikliği yapabilir, ders bırakabilir veya yeni ders ekleyebilir.</p>

<p>(10) Her dersin AKTS’si eğitim-öğretim planlarında belirtilir. Programlara ilişkin toplam AKTS/kredi yükü, ilgili akademik kurulların teklifi üzerine Senato tarafından karara bağlanır.</p>

<p>(11) Ders kredilerinin hesaplanmasına ilişkin esaslar aşağıda belirtilmiştir:</p>

<p>a) Ulusal kredi; teorik derslerde, dersin haftalık teorik ders saati kadar kredi; uygulamalı derslerde ise haftalık uygulama ders saatinin yarısı kadar kredi verilir. Teorik ve uygulamalı derslerden oluşan derslerin kredisi, haftalık teorik ders saati ile haftalık uygulama ders saatinin yarısının toplamı esas alınarak hesaplanır.</p>

<p>b) AKTS değeri; öğrencinin dersin öğrenme çıktılarını elde edebilmesi amacıyla dönem boyunca sınıf içi ve sınıf dışı tüm etkinlikler kapsamında harcadığı saat cinsinden toplam iş yükü süresinin yirmi beşe bölünmesi ve elde edilen sonucun tam sayıya yuvarlanması suretiyle belirlenir.</p>

<p>c) Ders dönemi dışında gerçekleştirilen zorunlu yaz stajı dersinin AKTS değeri, mezuniyete esas dönemlik AKTS toplamına dahil edilmez. Buna karşın yaz stajı öğrencinin mezuniyeti için zorunlu bir şart olup staj sınavından başarısız olan bir öğrenci, gerekli tüm dersleri tamamlamış olsa dahi bu stajdan başarılı olana kadar mezun olma hakkı kazanamaz.</p>

<p><strong>Öğrenci katkı payı/öğrenim ücreti</strong></p>

<p><strong>MADDE 9- </strong>(1) Öğrenciler, eğer yükümlülüğü varsa ilgili mevzuatla belirlenen miktarda katkı payı veya öğrenim ücretini, 2547 sayılı Kanunun 44 üncü ve 46 ncı maddeleri hükümleri uyarınca her yarıyıl başında öder.</p>

<p>(2) Azami öğrenim süresini dolduran ancak mezun olamayan öğrenciler; sınırsız sınav hakkı, ek sınavlar veya ek süreler gibi haklarını kullanabilmek için, öğrencilik haklarından yararlanıp yararlanmadıklarına bakılmaksızın, ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenen katkı payını veya öğrenim ücretini her yarıyıl ödemeye devam ederler.</p>

<p>(3) Katkı payı veya öğrenim ücretini akademik takvimde belirtilen süreler içerisinde ödemeyen öğrencinin kaydı yapılmaz, ders seçimi onaylanmaz ve kaydı yenilenmez. Kayıt yenilenmemesi veya herhangi bir sebeple kaydın silinmesi halinde, geçmişe dönük veya içinde bulunulan döneme ait yatırılmış olan katkı payı veya öğrenim ücretleri iade edilmez.</p>

<p><strong>Kayıt dondurma ve izinli sayılma</strong></p>

<p><strong>MADDE 10- </strong>(1) Öğrenciler; eğitim başlamadan veya devam ederken ilgili birim yönetim kurulu kararıyla kayıt dondurabilir.</p>

<p>a) Kayıt dondurma başvurularının, ilgili yarıyılın ilk iki haftası içinde, haklı ve geçerli nedeninin ortaya çıkışından itibaren en geç on beş gün içinde dilekçe ve durumunu kanıtlayıcı belgeleriyle OBS üzerinden çevrimiçi veya şahsen yapılması esastır.</p>

<p>b) Kayıt dondurma işleminin dönem içerisinde gerçekleşmesi durumunda, öğrencinin kayıt dondurma talebi ilgili yarıyıl başından itibaren geçerli olur ve ilgili dönemdeki derse kayıt, devam, sınav puanı ve benzeri tüm kazanımları yok sayılır ve bu bilgiler OBS’den silinir.</p>

<p>(2) Öğrenciler, haklı ve geçerli bir mazerete dayanarak ilgili akademik birimin yönetim kurulu kararı ile bir defada en çok iki yarıyıl, öğrenim süresi boyunca en fazla dört yarıyıl kayıt dondurabilir.</p>

<p>a) Hükümlü öğrenciler ile hastalığının tedavi sürecinde derslere devam edemeyeceği heyet raporunda belirtilen öğrencilerin durumu, ilgili birim yönetim kurulu tarafından değerlendirilerek dört yarıyıldan fazla kayıt dondurma hakkı verilebilir.</p>

<p>b) Kayıt dondurulan süre azami öğrenim süresinden sayılmaz.</p>

<p>c) Öğrenci, kayıt dondurduğu süre zarfında öğrencilik haklarından yararlanamaz.</p>

<p>(3) Kayıt dondurma süresi biten öğrenci, takip eden yarıyıl başından itibaren öğrencilik hakkını kullanmaya hak kazanır ve yarıyıl için yeniden kayıt yaptırmak zorundadır. Kayıt donduran öğrencilerden, kayıtlarını dondurdukları yarıyıl/yıl için katkı payı alınmaz.</p>

<p>(4) Aşağıda belirtilen haller öğrencinin kayıt dondurma talebi bakımından haklı ve geçerli mazeret olarak kabul edilir:</p>

<p>a) Öğrencinin, sağlık raporu ile belgelendirilmiş sağlık sorunlarının bulunması.</p>

<p>b) Tabii afetler nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldığının, mahallin en büyük mülki amiri tarafından düzenlenen belge ile belgelendirmesi.</p>

<p>c) Anne, baba, kardeş, eş veya çocuğunun ağır hastalığı sebebiyle bakacak başka bir kimsenin bulunmadığını ve bu nedenle öğrenimine ara vermek zorunda kaldığını belgelendirmesi.</p>

<p>ç) Ekonomik nedenlerle öğrenimine devam edemeyeceğini beyan etmesi.</p>

<p>d) Askerlik tecil hakkının sona ermesi veya tecilinin kaldırılması nedeniyle askere alınması.</p>

<p>e) Tutukluluk halinin bulunması.</p>

<p>f) Genel hükümlere göre kesinleşmiş bir mahkûmiyet halinin bulunması ya da 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümleri kapsamında yükseköğretim kurumundan süreli uzaklaştırma veya çıkarma cezası dışındaki bir yaptırıma konu bir durumunun bulunması.</p>

<p>g) İlgili birim yönetim kurulu tarafından mazeret olarak kabul edilecek diğer hallerin ortaya çıkması.</p>

<p><strong>Öğretim programları ve uygulama</strong></p>

<p><strong>MADDE 11- </strong>(1) Öğretim programı; fakültelerin/yüksekokulların/meslek yüksekokullarının niteliklerine göre teorik dersler ve/veya uygulamalar, seminer, atölye, laboratuvar, klinik çalışmaları, arazi uygulaması, staj ve diğer etkinliklerden oluşur. Öğretim programlarının özelliklerine göre staj, uygulama ve benzeri çalışmalarla ilgili esaslar, Eğitim-Öğretim Koordinatörlüğünün görüşü alınarak Senato tarafından belirlenir. İlgili birimlerde; teorik ve uygulamalı zorunlu dersler, seçmeli dersler, seminer, staj, uygulama, klinik, atölye ve laboratuvar çalışmaları ve benzeri etkinlikler yer alabilir. Derslerde hangi uygulama ve öğretim programının uygulanacağı, bunların not geçme sistemine hangi oranda katkısı olacağı eğitim-öğretim başlamadan ilgili bölüm, anabilim dalı veya ilgili dersin yürütücüsü tarafından duyurulur.</p>

<p>(2) Eğitim-öğretim müfredatı, ilgili bölüm/anabilim/ana sanat dalı kurulunun önerisi üzerine ilgili akademik kurullarca karara bağlanarak her yılın haziran ayı sonuna kadar Eğitim-Öğretim Koordinatörlüğüne sunulur. Koordinatörlük uygun bulunan müfredatı ÖİDB’ye gönderir. ÖİDB gerekli kontrolleri yaptıktan sonra Senatonun onayına sunar ve Senatonun onayıyla müfredat kesinleşir. Bir sonraki akademik yıla ait müfredat değişiklikleri de aynı yolla belirlenir.</p>

<p>(3) Yarıyıl eğitim müfredatında yer alan tüm dersleri Üniversite içinden okutacak akademisyenler ile Üniversite dışından yapılacak görevlendirmeler ilgili akademik birimin yönetim kurulunda belirlenir; temmuz ve aralık ayının son gününe kadar Üniversite Yönetim Kuruluna sunulmak üzere ÖİDB’ye gönderilir.</p>

<p>(4) Zorunlu/seçmeli dersler, ilgili mevzuat hükümleri kapsamında bölüm/anabilim dalının önerisi, ilgili kurulların kararı ve Senatonun onayıyla açılır veya kaldırılır.</p>

<p>(5) 2547 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi çerçevesinde, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Türk Dili, yabancı dil, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa göre iş güvenliği uzmanı olabilecek mezunları yetiştiren fakültelerde iş sağlığı ve güvenliği zorunlu derslerdendir. Bu dersler bir veya iki yarıyıl olarak programlanır ve uygulanır.</p>

<p>(6) Birimlerin öğretim planlarına göre hazırlanan ders programları her eğitim ve öğretim yarıyılı/yılı için akademik takvimde belirlenen süreler içerisinde OBS’ye işlenir ve öğrencilere ilgili birimlerin internet sayfasında veya duyuru panolarında ilan edilir.</p>

<p>(7) Üniversiteye bağlı birimlerde örgün öğretim yapılır. Ancak ilgili mevzuat hükümleri kapsamında ilgili kurulların gerekçeli önerileri, Senatonun kararı ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile açık, dışarıdan, uzaktan ve yaygın eğitim de yapılabilir.</p>

<p>(8) Üniversitede öğretim dili Türkçedir. Ancak, 23/3/2016 tarihli ve 29662 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Yabancı Dil Öğretimi ve Yabancı Dille Öğretim Yapılmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yabancı dilde öğretim yapılması uygun görülen programlarda eğitim-öğretim, ilgili yabancı dilde yapılır.</p>

<p>(9) Öğretim dili Türkçe olan ancak zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı bulunan programlarda;</p>

<p>a) Müfredatta yer alan ve ilgili bölüm kurulunun önerisi, fakülte kurulunun kararı ve Senatonun onayı ile belirlenen mesleki uzmanlık dersleri, seçmeli dersler veya alan dışı dersler, hazırlık sınıfında öğretilen yabancı dilde okutulabilir.</p>

<p>b) Yabancı dilde okutulan derslerin toplam kredisi, mezuniyet için gerekli toplam kredinin en az %30’u olacak şekilde düzenlenir. Öğrencinin bu dersleri alabilmesi için hazırlık sınıfını başarıyla tamamlamış veya eşdeğer bir sınavla muaf tutulmuş olması gerekir.</p>

<p>c) Yabancı dilde verilecek dersleri yürütecek öğretim elemanlarının, Yükseköğretim Kurumlarında Yabancı Dil Öğretimi ve Yabancı Dille Öğretim Yapılmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelikte belirtilen yabancı dil yeterlilik şartlarını sağlamış olması zorunludur.</p>

<p>ç) Bu derslerin sınavları ve diğer ölçme-değerlendirme süreçleri de dersin okutulduğu yabancı dilde yapılır.</p>

<p><strong>Akademik danışmanlık</strong></p>

<p><strong>MADDE 12- </strong>(1) Öğrencilerin; eğitim ve öğretimle ilgili sorunlarının çözümüne yardımcı olmak ve öğrencileri akademik anlamda yönlendirmek üzere, öğretim yılı başlamadan önce bölüm başkanlıklarının önerisi ve birim yönetim kurullarının kararıyla öğretim elemanları arasından akademik danışmanlar görevlendirilir.</p>

<p>a) Akademik danışmanlar, sorumluluklarına verilen öğrencilerin kayıt yenileme, ders seçme ve mezuniyet gibi işlemleri ile diğer sorunlarının çözümünde yardımcı olur.</p>

<p>b) Danışmanların görev ve sorumlulukları, ilgili mevzuat hükümleri kapsamında Senato tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde gerçekleştirilir.</p>

<p>(2) Kayıt süresi içinde geçerli bir mazereti nedeniyle görevinde bulunamayacak olan danışman, bu durumu yazılı olarak bölüm başkanlığına bildirir. Bölüm başkanlığı, mazereti kabul edilen danışman yerine geçici olarak bir öğretim elemanını görevlendirir ve bunu ilgili birimlere ve öğrencilere duyurur.</p>

<p><strong>Ön koşul ve ön koşullu dersler</strong></p>

<p><strong>MADDE 13- </strong>(1) Bir derse kaydolmak için, bazı ders veya derslerden başarılı olma şartı aranabilir. Bir derse kayıt olunması için başarılmış olması koşulu aranan derse ön koşul dersi, kayıt olunması bir önceki yarıyıl ve yıllarda yer alan ön koşul dersler ile uygulamaların başarılmasına bağlı olan derse de ön koşullu ders denir. Bu durumlarda ön koşul dersi ile buna dayanan ön koşullu dersin her yarıyıl açılması veya ön koşullu ders yıllık ise her yıl açılması zorunludur. Ön koşul ve ön koşullu derslerle ilgili esaslar ilgili kurulun kararı ve Eğitim-Öğretim Koordinatörlüğünün önerisi alınarak Senatonun onayıyla belirlenir. Ön koşul veya ön koşullu dersler eğitim ve öğretim programlarında gösterilir ve OBS’ye işlenir.</p>

<p>(2) Laboratuvar, proje ve uygulamalı dersler gruplar halinde yürütülebilir. Bu derslerin gruplara ayrılma nedenleri ilgili bölümün önerisi ile birim yönetim kurulları tarafından karara bağlanır.</p>

<p>(3) Birim kurullarının kararıyla öğrencilere, mezun olabilmeleri için zorunlu tez, bitirme ödevi veya mezuniyet çalışması yaptırılabilir. Bu çalışmaların nasıl yapılacağı ile ilgili esaslar ilgili birim kurullarınca düzenlenir.</p>

<p><strong>Yaz öğretimi</strong></p>

<p><strong>MADDE 14- </strong>(1) Üniversitenin eğitim ve öğretim imkanlarının yaz aylarında da değerlendirilmesine, öğrencilerin yarıyıllarda alarak başarısız oldukları ve/veya alamadıkları veya notunu yükseltmek istedikleri dersleri ve GANO’su uygun olanların üst yarıyılların derslerini almalarına imkân sağlamak amacıyla; ilgili bölümün önerisi, fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulu kurulunun kararı ve Senatonun onayı ile yaz öğretimi açılabilir. Yaz öğretiminde eğitim ve öğretim Senato tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde yürütülür.</p>

<p><strong>Ders muafiyet işlemleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 15- </strong>(1) Ders muafiyeti, Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ile Üniversiteye yerleşen öğrenciler hariç olmak üzere ön lisans programında alınan derslerin ancak ön lisans programında, lisans programında alınmış olan derslerin de lisans programında muafiyeti olabilir. Ancak 2547 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi kapsamında okutulan Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Türk Dili ile yabancı dil derslerinden muafiyet talebi her akademik seviyede geçerlidir. Muafiyet talebinin öğrenci tarafından Üniversiteye ilk kaydını takip eden on iş günü içinde yapılması gerekir. Muafiyet talepleri, ilgili anabilim dalı/program/bölüm görüşü alınarak birimde oluşturulacak muafiyet komisyonunun önerisi ve birim yönetim kurulunun onayı ile değerlendirilir ve sonuç öğrenciye on iş günü içinde bildirilir.</p>

<p>(2) Öğrencilerin, muafiyet talepleri ilgili yönetim kurulu tarafından karara bağlanıncaya kadar muafiyet talebinde bulundukları ders/derslere devam etmeleri zorunludur.</p>

<p>(3) Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca muafiyet tanınan dersler ikinci kez alınamaz. Muafiyeti kabul edilen dersler ortalamaya ve AKTS hesabına dahil edilir.</p>

<p>(4) Senato akademik birimler tarafından teklif edilen derslerin muafiyet durumunun sınavla belirlenmesi için karar alabilir. Bu sınav ilgili dönemin ders kayıtları bitmeden önce yapılmalıdır. Öğrencinin derslerden muaf olabilmesi için bu muafiyet sınavından başarılı olması gerekir.</p>

<p>(5) Muafiyet/intibak işlemleri Senato tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde yürütülür.</p>

<p>(6) Üniversitenin farklı eğitim programlarında yer alan bilgisayar/bilişim teknolojileri ve yabancı dil dersleri için, her eğitim-öğretim yılı başında muafiyet sınavı yapılabilir. Bu sınavlara ilişkin usul ve esaslar ilgili mevzuat hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p><strong>Yabancı dil hazırlık sınıfı</strong></p>

<p><strong>MADDE 16- </strong>(1) İlgili kurulların teklifi, Senatonun kararı ve Yükseköğretim Kurulunun onayı ile zorunlu ve isteğe bağlı yabancı dil hazırlık sınıfı açılabilir. Yabancı dil hazırlık sınıfı işlemleri, Senato tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde yürütülür.</p>

<p><strong>Yabancı dil muafiyet (yeterlik) sınavı</strong></p>

<p><strong>MADDE 17- </strong>(1) Zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı bulunan fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarına kayıtlı olan öğrencilerden isteyenler yabancı dil muafiyet sınavına girebilirler. Yabancı dil hazırlık sınıfından muafiyet ile ilgili işlemler Senato tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde yürütülür.</p>

<p><strong>Derse kayıtlanma işlemleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 18- </strong>(1) Derslere kayıtlanmayla ilgili işlemler aşağıdaki şekilde yürütülür:</p>

<p>a) Kayıtlı olduğu sınıf seviyesinde bir yarıyılda öğrencinin sorumlu olduğu ders yükü 30 AKTS’den fazla olamaz. Ancak ilgili yarıyılda öncelikle alt sınıflarda hiç almadığı, devamsızlıktan kaldığı veya başarısız olduğu dersleri almak kaydıyla bulunduğu yarıyılda en çok 40 AKTS karşılığı derse kayıt yaptırabilir. Bu derslerle ilgili tüm sorumluluk öğrenciye aittir.</p>

<p>b) Öğrenciler, danışmanın olumlu görüşü ile ön şartlı dersler dışında, alt sınıflardaki tüm derslerden başarılı olma ve genel ağırlıklı not ortalaması (GANO) en az seksen olması şartıyla kendi sınıf seviyesindeki tüm dersleri aldıktan sonra en çok 10 AKTS karşılığı olarak bir üst yarıyıldan ders alabilir. Yaz okulunda üst sınıflardan alınacak dersler de bu grupta değerlendirilir. Bu sayı yarıyıl itibarıyla 40 AKTS’yi aşamaz. Birinci sınıf öğrencileri her iki yarıyılda da üst sınıflardan ders alamaz.</p>

<p>c) Öğrenciler muaf olduğu dersler hariç daha önce alıp başarılı olduğu ders/derslere not yükseltmek için tekrar kayıt yaptırabilir. Kayıt yaptırdığı zaman daha önce almış olduğu dersin başarı puanından vazgeçmiş sayılır. Derslerin devam durumu hariç yarıyıl içi başarı değerlendirme amaçlı bütün etkinliklerine katılmalıdır. Final veya bütünleme sınavı sonucunda ortaya çıkan son başarı puanı geçerli olur.</p>

<p>ç) Kayıt donduran, disiplin ya da adli suç nedeniyle akademik birimden uzaklaştırılan öğrenciler veya ders kaydı yaptırmayan öğrenciler öğrenimlerine kaldıkları yarıyıldan devam ederler, bir üst yarıyıldan ders alamazlar.</p>

<p>d) Programın kapatılması durumunda başarısız olunan zorunlu dersler için öğrenci başka programlardan en az %80 içerik benzerliği olmak şartıyla, dersi aldığı dönemde devam şartını sağlamışsa, derse devam etmeksizin ders alabilir. Bu derslerin AKTS değeri eski dersin AKTS değeri olarak kabul edilir. Eşdeğer bir ders yoksa devam zorunluluğu olması koşuluyla, ilgili anabilim dalı/program ve bölüm kararı ile öğrenciye eşit AKTS değerli alternatif ders verilir. Herhangi bir dersin mücbir sebeple kaldırılması durumunda da alternatif ders seçme yöntemi izlenir.</p>

<p>e) Öğrenci öğrenim görmekte olduğu programdan mezun olmak için her yarıyılda alınması gerekli olan 30 AKTS değerindeki tüm dersleri almak ve başarmakla yükümlüdür. İntibak sonucu muaf tutulan dersler ilgili yarıyılın 30 AKTS değeri içinde değerlendirilir.</p>

<p>f) Güz ve bahar dönemleri arasında herhangi bir ders transferi yapılamaz.</p>

<p>(2) Bir programdaki derslerden elde edilen AKTS miktarının iki yıllık programlarda en az 120, dört yıllık programlarda en az 240 AKTS olması gerekir. Zorunlu stajlardan elde edilecek AKTS miktarı bu sayıya dahil değildir.</p>

<p><strong>Derse devam ve ders tekrarı</strong></p>

<p><strong>MADDE 19- </strong>(1) Öğrenciler; kayıt yaptırdıkları derslerin yarıyıl içi etkinliklerine, uygulamalarına ve sınavlarına katılmak zorundadır. Bir dersin teorik kısmına en az %70, teorik derse ait uygulamaya en az %80 oranında devam etmek gerekir. Teorik kısmın ve uygulamanın devam şartı ayrı ayrı hesap edilir. Herhangi birinin devamının sağlanamadığı durumda dersin tamamından devamsız olunur. Sadece uygulamadan oluşan derslerin en az %80’ine devam edilmesi gerekir. Öğrenci bu şartları yerine getirmediği ders/dersler için devamsız kabul edilir. Devamsız öğrenci final ve bütünleme sınavlarına alınmaz ve öğrencinin not çizelgesinde (Transkript) bu durum DZ (Devamsız) ile belirtilir. Öğrencilerin devam durumları, ders sorumlularınca izlenir ve devamsızlıkları nedeniyle sınava girme hakkı kazanamayanların listesi, yarıyılın son ders saatinden sonraki iki iş günü içerisinde ilan edilir.</p>

<p>(2) Daha önceki yarıyıllarda kayıt yaptırılıp, başarısız veya devamsız olunan ders/derslere açıldıkları ilk yarıyılda tekrar kayıt yaptırılır. Devamsız ders/derslerin teorik kısmına ve uygulamasına katılım sağlanıp devam zorunluluğunun yerine getirilmesi gerekir. Tamamı uygulamalı derslerden başarısız olan öğrenciler için ise yeniden devam koşulu aranır. Başarısız olunup alttan alınması gereken seçmeli dersler yerine, devam etmek koşuluyla aynı alandan başka seçmeli dersler alınabilir.</p>

<p>(3) Ara sınavlar haricindeki yarıyıl sonu (final), bütünleme, tek ders, ek sınav ve ek süre sınavı için mazeret sınav hakkı verilmez. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’ni, Yükseköğretim Kurulunu veya Üniversiteyi temsil etmek üzere; bilimsel, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere, resmî müsabakalara veya yarışmalara katılan öğrenciler, ilgili birimin yönetim kurulu kararı ile görevli oldukları süreler boyunca derslerden ve sınavlarından izinli sayılırlar. Bu kapsamda izinli sayılan öğrencilere; giremedikleri ara sınav (vize), yarıyıl içi diğer ölçme-değerlendirme çalışmaları (proje hazırlama, ödev ve benzeri), final ve bütünleme için mazeret sınav hakkı verilir. Bu sınavlar için ilgili yönetim kurulunca özel bir sınav takvimi belirlenir.</p>

<p>(4) Öğrenciler kamu kurum ve kuruluşlarının iştirakçi olduğu bilimsel etkinliklere bilimsel sunumlu veya izleyici olarak katılmak istemeleri durumunda, her bir yarıyıl içerisinde bir kereye mahsus ve sınav döneminde olmamak şartıyla kayıt ve katılım belgesini sunmak koşuluyla en fazla beş iş günü fakülte/yüksekokul/meslek yüksekokulu yönetim kurulunca derslerden izinli sayılır.</p>

<p>(5) Öğrencinin evliliği halinde nikah belgesini ibraz etmek şartıyla sınav dönemleri hariç beş iş günü izinli sayılır.</p>

<p>(6) Öğrencilerin alacakları sağlık raporlarına dayalı mazeretli geçen süreler, derse devam sürelerinin hesabında dikkate alınmaz.</p>

<p>(7) Sağlık sorunları veya diğer sebeplerden dolayı ara sınavlara giremeyen öğrenci, mazeretinin bitim tarihini izleyen beş iş günü içinde tüm belgelerini sunduğu bir dilekçe ile ilgili dekanlığa/müdürlüğe başvurmak zorundadır. Bu süre içerisinde yapılmayan başvurular değerlendirmeye alınmaz. Sağlık mazeretinin kabulü için, söz konusu raporun sınav tarihlerini kapsaması ve 24 üncü maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sağlık kuruluşlarından alınmış olması gerekir.</p>

<p>a) Mazereti, ilgili birim yönetim kurulu tarafından kabul edilen öğrencilere, vize haftasına kadar dersin devam şartını yerine getirmiş olmaları kaydıyla mazeret sınav hakkı verilir.</p>

<p>b) Mazeret sınavları, ilgili yönetim kurulu tarafından belirlenen tarihlerde yapılır ve bu sınavlar için ikinci bir mazeret sınav hakkı verilmez.</p>

<p><strong>İlişik kesme</strong></p>

<p><strong>MADDE 20- </strong>(1) 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası yetkili disiplin kurulunca verilir. Fakülte, enstitü, konservatuvar, yüksekokul veya meslek yüksekokulunca yürütülen soruşturmalarda bu birimlerin yönetim kurulları, Rektörlük tarafından yürütülen soruşturmalarda ise Üniversite Yönetim Kurulu, disiplin kurulu görevini yerine getirir. İlişik kesme işlemi, kararın kesinleştiği tarihten itibaren yürürlüğe girer.</p>

<p>(2) Öğrencilerin Üniversite ile ilişiklerinin kesilmesi kendi talepleri üzerine de olabilir. Bu takdirde öğrencilerin kayıtlı bulundukları birimlere OBS üzerinden veya yazılı talepte bulunmaları gereklidir. İlişik kesme süreçleri tamamlanan öğrencinin Üniversiteden kaydı silinir.</p>

<p>(3) İlişiği kesilen öğrencilere, en son kayıtlı bulundukları birim öğrenci işlerine dilekçe ile başvurmaları halinde, durumlarını gösteren bir belge verilir. Üniversiteye kayıt sırasında verdikleri belgelerden sadece lise diploması arka yüzüne işlem yapılarak geri verilir. Diplomanın bir fotokopisi öğrencinin dosyasında saklanır.</p>

<p>(4) Yatay geçiş yoluyla başka bir yükseköğretim kurumuna yerleşen öğrencilerin dosya aktarım süreci, geçiş yapılan kurumun resmî yazılı talebi üzerine başlatılır. Elektronik veya fiziksel olarak gönderilen tüm belgelerin aslına uygunluğu onaylanmış birer sureti (fiziksel veya taranmış dijital kopyası), öğrencinin Üniversitedeki arşiv dosyasında belge türüne göre belirlenen sürelerde saklanmaya devam eder. Dijital sistemde yer alan akademik kayıtlar ise sistem üzerinde pasif duruma getirilir ancak silinmez.</p>

<p>(5) Öğrencinin sağlık nedeniyle öğrenimine devam edemeyeceğinin 24 üncü maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen kuruluşlardan alınacak sağlık raporu ile belgelendirilmesi ve raporunun ilgili birim yönetim kurulu tarafından kabul edilmesiyle ilişiği kesilir.</p>

<p>(6) Kendi isteğiyle kaydını sildiren öğrencinin kayıt yenilemesi yapılmaz.</p>

<p><strong>Sınavlar</strong></p>

<p><strong>MADDE 21- </strong>(1) Sınavlar; ara sınav (vize), yarıyıl sonu sınavı (final), bütünleme sınavı, tek ders sınavı, ek sınav, ek süre sınavı, muafiyet sınavı, yabancı dil yeterlik sınavı, mazeret sınavı, staj sonu sınavı ve başarısız tek dersi kalan öğrenciler için o dersten sınırsız sınavdan oluşur. Bu sınavların ölçme ve değerlendirme işlemleri; dersin niteliğine ve öğrenme çıktılarına uygun olarak test, yazılı, sözlü, yazılı-sözlü, test-sözlü veya uygulamalı olarak yapılabilir. Tüm sınavlar yüz puan üzerinden değerlendirilir.</p>

<p>(2) Ara sınav (vize), final ve bütünleme sınav takvimi, sınavlar başlamadan en geç on iş günü önce sınavın yeri, tarihi, şekli, saati ve süresini içeren bilgileri kapsayacak şekilde dekanlıkça/müdürlükçe ilân edilir. Gerektiğinde hafta sonu da sınav yapılabilir. Mazeret ve diğer sınavların takvimi ayrıca ilgili birimlerce belirlenir.</p>

<p>(3) Yarıyıl içi başarıyı değerlendirmek için derse kayıtlı tüm öğrencileri kapsayacak şekilde vize sınavının yanı sıra yapılan proje, ödev, performans görevi, portfolyo (öğrenci gelişim dosyası) hazırlama, laboratuvar çalışması, sunum, vaka analizi, arazi çalışması, haberli ve habersiz küçük sınav, stüdyo kritiği ve benzeri etkinlikler de kullanılabilir. Bir dersle ilgili olan yarıyıl içi çalışmalarının ağırlıklarının nasıl olacağı fakülte/yüksekokul/meslek yüksekokulu kurulunda görüşüldükten sonra ders başlangıcını izleyen on beş iş günü içinde OBS üzerinden ilan edilir.</p>

<p>(4) Öğrenciler, öğrenci kimliklerini veya öğrenci belgelerini yanlarında bulundurarak, ilan edilen gün, saat ve yerde sınava girmek zorundadırlar. Gerekli görülen hallerde cumartesi ve pazar günleri de sınav yapılabilir.</p>

<p>(5) Sınav sonuçları, sınavı yapan öğretim elemanı tarafından akademik takvimde belirtilen süreler dahilinde ve ilgili dersin sınav tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde ilgili öğretim elemanınca OBS’ye girilir ve ilan edilir.</p>

<p>(6) Sınav evrakı sınav tarihinden itibaren on beş gün içerisinde fakültelerde bölüm başkanlıklarına, yüksekokullarda/meslek yüksekokullarında varsa bölüm başkanlıklarına yoksa okul yönetimine en az iki yıl süreyle saklanmak üzere teslim edilir.</p>

<p>(7) Her ders için her yarıyıl en az bir ara sınavı yapılır. Ara sınavlar akademik takvimde belirtilen tarihlerde yapılır ve ara sınavların yapıldığı haftada ders yapılmaz. Ancak Senatonun mücbir sebeplerin ortaya çıktığına dair karar vermesi durumlarında ders yapılmasına ilişkin karar alınabilir.</p>

<p>(8) Final sınavına ilgili dersin devam zorunluluğunu yerine getiren ve varsa uygulamalarından başarılı olan öğrenciler girebilir. Bir ders ile uygulamasının ayrı sınavlarla değerlendirilebileceğine ve bunların birbiriyle bağlantılı olduğuna; öğrenciye mezuniyet tezi veya çalışması yaptırılması halinde bunların değerlendirme esaslarına ilgili akademik birim yönetim kurulları karar verir.</p>

<p>(9) Derslerin bütünleme sınavına final sınavına girme hakkına sahip olup da sınava girmeyen veya final sınavına girdiği halde sınavda başarısız olan öğrenciler girebilir. Ancak final sınavında başarılı olduğu halde başarı notunu yükseltmek için bütünleme sınavına girmek isteyen öğrenciler, birim öğrenci işlerine sınavdan iki iş günü önce hangi derslerin sınavına girmek istediğini belirten dilekçeyle başvurmak zorundadır. Sınava girildiği zaman başarı notu hesaplanmasında bütünleme sınav notu geçerli olur.</p>

<p>(10) Mezuniyetleri için müfredatındaki tüm dersleri ve staj sonu sınavını başarmış, ancak devam şartını yerine getirmiş fakat başarısız tek bir dersi kalan öğrenci tek ders sınavından faydalanabilir. Tek ders sınavı her yarıyıl sonunda bütünleme sınav sonuçlarının ilanını takip eden ve akademik takvimde belirtilen tarihlerde yapılır. Tek ders sınavına ilişkin diğer hususlar şunlardır:</p>

<p>a) Tek ders sınavına girmek isteyen öğrenciler ilgili birim öğrenci işlerine sınava gireceği dersi belirten dilekçeyle başvuru yapar. Staj sonu sınavında başarısız olan öğrenciler tek ders sınavına katılamaz. Bu durumdaki öğrenciler staj sınavından başarılı oldukları takdirde tek ders sınav tarihi ilgili yönetim kurulu kararıyla belirlenir. Yaz okulu, Erasmus, Farabi gibi eğitim-öğretim faaliyeti sonrasında tek ders sınavına girmeye hak kazanan öğrencilere ilgili akademik birimin yönetim kurulu kararıyla tek ders sınav tarihi belirlenir.</p>

<p>b) Tek ders sınavına, ilgili dersi daha önce almış, devam şartını yerine getirmiş ve sadece bir dersten başarısız olmuş öğrenciler girebilir; dersi hiç almamış veya devamsızlıktan kalmış (DZ notuna sahip) öğrenciler bu haktan yararlanamaz. Bu sınavdan başarılı olmak için yüz tam puan üzerinden en az altmış puan alınması gerekir. Ortalama hesaplanmasında ara sınav notu dikkate alınmaz. Bu sınavda alınan not, o dersin ilgili dönemdeki başarı notu yerine geçer.</p>

<p>c) Tek ders sınavından faydalanma hakkı öğrencilik hayatı boyunca bir kez tanınır. Tek ders sınavında başarısız olan veya açılan tek ders sınavına girmeyen öğrenci dersin açıldığı yarıyıl derse kayıt yapar, başarı notuna katılan yarıyıl içi etkinlikler ile final veya bütünleme sınavlarına girer. Bu durumdaki öğrenciler azami süre sonu öğrencisi olduğu zaman, ek sınav ve ek süre sınavlarından yararlanır.</p>

<p>(11) Mazeret sınav hakkı, mazereti ilgili birimin yönetim kurulunca kabul edilen durumlar nedeniyle ara sınavlara giremeyen öğrencilere tanınır:</p>

<p>a) Ara sınavlara girme hakkı olduğu halde bu sınavlara giremeyen öğrencilerden haklı ve geçerli mazeretleri ilgili birim yönetim kurullarınca kabul edilenler, ara sınav haklarını aynı yarıyıl içinde final sınavlarından önce dekanlık veya yüksekokul müdürlüğünce tespit ve ilan edilen gün, yer ve saatte kullanırlar.</p>

<p>b) Öğrenciler; birinci derece yakınları, eşi ve tam veya yarım kan kardeşlerinin ölümü halinde ölüm belgesini ve vukuatlı nüfus kayıt örneğini dekanlığa/müdürlüğe ibraz etmek şartıyla yedi iş günü izinli sayılır. Bu durum bütün sınav dönemlerinde de mazeret olarak kabul edilir.</p>

<p>(12) Hazırlık sınıfı bulunmayan programlara kayıtlı öğrencilerin; zorunlu yabancı dil veya Senato tarafından belirlenen diğer derslerden muafiyet durumlarını belirlemek amacıyla muafiyet sınavı yapılır. Bu sınavlardan 100 tam puan üzerinden en az 60 puan alan öğrenciler ilgili derslerden muaf sayılırlar.</p>

<p>(13) Zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı bulunan programlara kayıtlı öğrencilerin dil seviyelerini belirlemek amacıyla yabancı dil yeterlik sınavı yapılır. Bu sınavların takvimi, uygulama esasları ve eşdeğer kabul edilen ulusal/uluslararası sınav puanları Senato tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde yürütülür.</p>

<p>(14) Ek sınav ve ek süre sınavı bilgileri her yıl akademik takvimde belirtilir.</p>

<p>(15) Yarıyıl programında yer alan derslerin vize, final ve bütünleme sınavları döneminde aynı sınıf seviyesinde bir günde en fazla iki dersin sınavı yapılır. Alt ve üst sınıflardan alınan dersler bu sayıya dahil edilmez. Diğer sınavlarda aynı gün içinde üç dersin sınavı yapılabilir.</p>

<p><strong>Sınav uygulaması</strong></p>

<p><strong>MADDE 22- </strong>(1) Sınavlar ilgili birimlerin yönetimleri tarafından görevlendirilen öğretim elemanlarınca yapılır. Sınavın yürütülmesinden dersi veren/okutan öğretim elemanı ve görevli gözetmenler birlikte sorumludur. Görevliler ilgili birimlerce sınavlardan en az bir hafta önce tayin edilir.</p>

<p><strong>Sınav sonucuna itiraz</strong></p>

<p><strong>MADDE 23- </strong>(1) Sınav sonuçları, sınav evrakında maddi hata olduğunun belirlenmesi dışında değiştirilemez.</p>

<p>(2) Öğrenciler, notların OBS’de ilan edilmesini takip eden üç iş günü içinde itiraz başvurusunu dilekçe ile ilgili bölüm başkanlığına yapar; ilgili dersin öğretim elemanı sınav kağıdında ilk incelemeyi yapar ve sonucu iki iş günü içinde bölüme iletir. Bölüm başkanı sonucu iki iş günü içerisinde öğrenciye tebliğ eder.</p>

<p>(3) İlk inceleme sonucunda sınav kağıdında maddi hata bulunmadığına karar verilmesi halinde, öğrenci bu kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren iki iş günü içinde ilgili birimin öğrenci işlerine başvurabilir. İlgili dekanlık/müdürlük ders konusu ile alakalı sınav sonuç itiraz komisyonunu en geç üç iş günü içerisinde oluşturur.</p>

<p>(4) Komisyon en az üç kişiden oluşur ve komisyona dersin sorumlu öğretim elemanı katılmaz. Komisyon, gerekli incelemeyi yapar ve sonucu en geç üç iş günü içinde karara bağlayarak ilgili birim yönetimine teslim eder.</p>

<p>(5) İnceleme sonucunda maddi hata tespit edilirse, ilgili birim yönetim kurulunca alınan karar doğrultusunda ÖİDB tarafından not düzeltilir ve sonuç ilan edilir.</p>

<p>(6) Final sınavı sonrası yapılacak olan itirazlar neticesinde, sınav sonuç itiraz komisyonu tarafından alınan karar doğrultusunda, öğrencinin bütünleme sınavına girmesini gerektiren bir sonuç ortaya çıktığında, eğer ilgili dersin bütünleme sınavı da yapılmışsa, ilgili birim yönetim kurul kararı ile öğrenciye yeniden bir bütünleme sınav hakkı verilir.</p>

<p><strong>Sınavlar için mazeret durumunun belirlenmesi</strong></p>

<p><strong>MADDE 24- </strong>(1) Bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen haklı ve geçerli bir sebeple mazeret beyan eden öğrenciler, mazeretlerinin bitiş tarihinden itibaren en geç beş iş günü içinde ilgili dekanlığın/müdürlüğün öğrenci işlerine başvurmak zorundadır. Bu süre içerisinde bildirilmeyen mazeretler hakkında zaman aşımı nedeniyle işlem yapılamaz.</p>

<p>(2) Mazeretlerde haklı ve geçerli nedenler şunlardır:</p>

<p>a) Öğrencilerin sağlıkla ilgili mazeretlerinin kabul edilmesi için sağlık raporlarının resmî sağlık kurumlarından veya resmî yataklı ya da resmî hasta kabul yetkisi olan yataklı özel sağlık kurum ve kuruluşlarından alınmış olması gerekir.</p>

<p>b) 2547 sayılı Kanun uyarınca öğretimin aksaması sonucunu doğuracak olaylar nedeniyle öğrenime Yükseköğretim Kurulu kararınca ara verilmiş olması.</p>

<p>c) Mücbir sebeplerle Senatonun eğitim-öğretime ara verilmesini kararlaştırması.</p>

<p>ç) Sınav döneminde olmak şartıyla öğrencinin eşi, birinci derece akrabaları, tam veya yarım kan kardeşlerinin ani ortaya çıkan ve refakatçi gerektiren ağır hastalığı halinde hastanede veya evde bakacak başka kimsenin bulunmaması durumunu hasta refakatçi belgesi ve vukuatlı nüfus kayıt örneğiyle belgelendirmesi ve bunun ilgili birim yönetim kurulunca kabul edilmesi.</p>

<p>(3) Öğrencinin askerlik tecil hakkını kaybetmesi veya tecilin kaldırılması nedeni ile askere alınması mazeret olarak kabul edilir.</p>

<p><strong>Mazeretlerle ilgili yapılacak işlemler</strong></p>

<p><strong>MADDE 25- </strong>(1) İlgili yönetim kurulunca kabul edilen haklı ve geçerli mazeretlerle ilgili olarak aşağıdaki esaslara göre işlem yapılır:</p>

<p>a) Mazeret nedeniyle kayıt dondurma isteğinde bulunan öğrencilerin durumları kesinleşinceye kadar ders ve sınavlara girmeleri gerekir.</p>

<p>b) Haklı ve geçerli nedenlerle mazereti kabul edilen öğrencilerin öğrenim süreleri, ilgili yönetim kurulu kararı ile öğrencinin açık talebi dikkate alınarak dondurulur.</p>

<p>c) Öğrencinin devamsızlığının hesaplanmasında sağlık raporu dikkate alınmaz. Öğrencinin eşinin doğum yapması nedeniyle kendisi beş iş günü izinli sayılır. Öğrencinin doğum raporuyla bu durumu kanıtlaması gerekir.</p>

<p>ç) Öğrenciler, mazeretli kabul edildikleri süre içinde sınavlara giremez, girenlerin sınavları geçersiz sayılır.</p>

<p><strong>Başarı notunun tespiti</strong></p>

<p><strong>MADDE 26- </strong>(1) Bir dersteki başarı durumu ders başarı notu ile belirlenir. Yarıyıl içi uygulamalı çalışmalar, diğer etkinlikler ile ara sınavdan elde edilen puanların ilgili birimin kurullarında belirlenen oranlarda katılımıyla yarıyıl içi başarı puanı belirlenir. Bu puan ile final veya bütünleme sınavlarından alınan puanların oransal olarak birlikte değerlendirilmesiyle ders başarı notu elde edilir. Sınavlar 100 puan üzerinden değerlendirilir. Bir dersin ara sınav, final sınavı ve bütünleme sınav sonuçları sayısal puan ile gösterilir. Öğrencinin herhangi bir sınavının geçersiz sayıldığı durumda dersin puanı sıfır olarak kabul edilir.</p>

<p>(2) Başarı puanı; bu Yönetmelikte belirtilen şartları yerine getirerek dönem sonu (final, bütünleme) sınavına giren öğrenciler için, ara sınavın %40’ı ile final/bütünleme sınavının %60’ı toplanarak hesaplanır. Yarıyıl sonu başarı notunun hesaplanması için final/bütünleme sınavından yüz tam puan üzerinden en az elli puan alınması zorunludur. Bir dersten veya uygulamadan başarılı sayılmak için öğrencinin yarıyıl sonu değerlendirme notunun yüz puan üzerinden en az altmış puan olması gerekir.</p>

<p>(3) Sınavlarda kopya çeken, kopya girişiminde bulunan, sınava hile karıştıran öğrenciye, o sınav için sıfır puan verilir ve hakkında disiplin soruşturması açılır.</p>

<p><strong>Genel ağırlıklı not ortalaması (GANO) ve yarıyıl ağırlıklı not ortalaması (YANO)</strong></p>

<p><strong>MADDE 27- </strong>(1) Ağırlıklı not ve ağırlıklı not ortalamaları şunlardır:</p>

<p>a) Yarıyıl ağırlıklı not ortalaması (YANO): Öğrencinin bir yarıyılda almış olduğu tüm derslerin ağırlıklı notlarının toplamının aynı derslerin AKTS toplamına bölünmesi ile elde edilir. Bölme işlemi virgülden sonra iki basamak yürütülür. Sonuçlarda virgülden sonraki üçüncü hane beşten küçükse sıfıra, beş veya daha büyükse artırılmış şekilde yuvarlanarak iki hane olarak tespit edilir.</p>

<p>b) Genel ağırlıklı not ortalaması (GANO): Öğrencinin bir fakülte/yüksekokul veya meslek yüksekokuluna kaydolmasından itibaren aldığı bütün derslerin ağırlıklı puanlarının toplamının aynı derslerin AKTS toplamına bölünmesi ile elde edilir. Genel ağırlıklı not ortalaması hesaplamasında öğrencinin tekrar ettiği derslerden aldığı son notlar dikkate alınır.</p>

<p>(2) GANO’sunu yükseltmek isteyen öğrenciler daha önce aldıkları ve başarılı oldukları dersleri o derslerin verildiği yarıyılda tekrarlayabilirler. Ancak bu durumda, öğrencilerin derse kayıt yaptırmaları şarttır. GANO hesabında, tekrarlanan derste elde edilen en son başarı notu geçerlidir. Not yükseltmek için yeniden alınan bu derslerde öğrenciler dersi ilk kez alıyormuş gibi işlem görür. Başarılı dersin tekrarında uygulamalı dersler hariç devam şartı aranmaz.</p>

<p><strong>Bitirme ödevi, bitirme tezi, bitirme projesi ve zorunlu staj</strong></p>

<p><strong>MADDE 28- </strong>(1) Fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulu öğrencileri kayıtlı oldukları eğitim-öğretim programlarının gerektirdiği bitirme ödevi, bitirme projesi, bitirme tezi veya zorunlu stajı yapmak zorundadır.</p>

<p>(2) Stajlar ilgili akademik birim kurulların teklifi ile Senato tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Başarı notu hesaplama</strong></p>

<p><strong>MADDE 29- </strong>(1) Yarıyıl sonundaki başarı puanının hesaplanması için final veya bütünleme sınavlarının yanı sıra öğrenciler proje, ödev, saha çalışması, laboratuvar çalışması, proje çizimi gibi faaliyetlerden de puan alabilirler. Bu faaliyetlerin final ve bütünleme sınav notunun hesaplamasında ne şekilde katkısı olacağı akademik birim kurulu kararı ve Senatonun onayı ile belirlenir:</p>

<p>a) Final, bütünleme veya dengi sınavlara girmeyen öğrenci ilgili dersten başarısız sayılır.</p>

<p>b) Bir dersin 100’lük sistemdeki başarı notunun diğer başarı notlarındaki karşılığı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top" width="118">
   <p>Yüzlük Sistem</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>Harf Sistemi</p>
   </td>
   <td valign="top" width="114">
   <p></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="118">
   <p><u>Başarı Notu</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p><u>Başarı Notu</u></p>
   </td>
   <td valign="top" width="114">
   <p><u>Anlamı</u></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="118">
   <p>90-100</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>AA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="114">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="118">
   <p>81-89</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>BA</p>
   </td>
   <td valign="top" width="114">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="118">
   <p>74-80</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>BB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="114">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="118">
   <p>67-73</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>CB</p>
   </td>
   <td valign="top" width="114">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="118">
   <p>60-66</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>CC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="114">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="118">
   <p>55-59</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>DC</p>
   </td>
   <td valign="top" width="114">
   <p>Koşullu Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="118">
   <p>0-54</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>FF</p>
   </td>
   <td valign="top" width="114">
   <p>Başarısız</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="118">
   <p>-</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>DZ</p>
   </td>
   <td valign="top" width="114">
   <p>Devamsız</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="118">
   <p>-</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>M1</p>
   </td>
   <td valign="top" width="114">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top" width="118">
   <p>-</p>
   </td>
   <td valign="top" width="104">
   <p>M2</p>
   </td>
   <td valign="top" width="114">
   <p>Başarılı</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>(2) Alınan notların değerlendirilmesine yönelik hususlar şunlardır:</p>

<p>a) Bir dersten başarılı sayılmak için başarı puanının altmış ve yukarısında olması gerekir. Ayrıca bir yarıyılda başarı notu 55-59 arasında olan derslerden de “Koşullu Başarılı” sayılabilmek için bu derslerin başarı puanı da dahil edilerek ilgili yarıyıl YANO’sunun altmış (60) ve üzerinde olması gereklidir. YANO’su 59 ve daha aşağıda ise bu öğrencinin mevcut Koşullu Başarılı dersleri başarısız sayılır.</p>

<p>b) Bir dersin final veya bütünleme sınavı sonrasındaki başarı notu elli dört (54) ve aşağısında olduğu zaman ilgili dersten öğrenci başarısız olarak kabul edilir.</p>

<p>c) DZ: Derse devam ve uygulama ile ilgili koşulları yerine getirememiş, devamsızlık nedeniyle o dersin final/bütünleme sınavına girme hakkı olmayan öğrencilerin ilgili dersleri için kullanılır ve öğrenci ilgili dersten devamsız sayılır.</p>

<p>ç) M1: Öğrencilerin önceki akademik birimlerden en az altmış puanla başarılı olduğu ve yeni kayıtlı olduğu birime yönetim kurulunca intibakı yapılan derslere verilir. Bu tür derslerin başarı puanı GANO/YANO hesabına eklenir. AKTS değeri ise ders karteksinde belirtilen değerdir.</p>

<p>d) M2: Muafiyet sınavında altmış ve üzeri puan alınan dersler için kullanılır. Bu tür derslerin başarı puanı GANO/YANO hesabına eklenir. AKTS karşılığı ders karteksinde belirtilen değerdir.</p>

<p>e) Yüzlük puan sisteminin dörtlük sisteme dönüşümünde Yükseköğretim Kurulunun dörtlük puan değişim tablosu kullanılır.</p>

<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Yatay ve Dikey Geçişler, Mezuniyet Derecesi</p>

<p><strong>Yatay geçişler</strong></p>

<p><strong>MADDE 30- </strong>(1) Hem Üniversiteye bağlı öğretim programlarından hem de başka üniversitelerden Hakkari Üniversitesine yapılacak yatay geçişler; 24/4/2010 tarihli ve 27561 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik ile ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yapılır.</p>

<p><strong>Dikey geçişler</strong></p>

<p><strong>MADDE 31- </strong>(1) ÖSYM tarafından merkezi olarak yapılan Dikey Geçiş Sınavında (DGS) başarılı olan meslek yüksekokulu mezunlarının lisans programına kabulleri ve intibakları; 19/2/2002 tarihli ve 24676 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Meslek Yüksekokulları ve Açıköğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Devamları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yapılır.</p>

<p>(2) Yabancı dilde eğitim-öğretim yapılan programlara dikey geçişi kabul edilen öğrencilerden yabancı dil yeterlik sınavına girmeyen veya girip de başaramayan öğrenciler, iki yarıyıl süreli yabancı dil hazırlık öğretimi programına katılırlar. İki yarıyıllık hazırlık eğitimi sonunda yabancı dil yeterlik sınavında başarılı olamayan veya yabancı dil hazırlık sınıfı muafiyet koşullarını yerine getiremeyen öğrenciler en fazla iki yarıyıl daha hazırlık sınıfına devam edebilir. Bu süre sonunda başarılı olamayan öğrenciler başarılı oluncaya dek kendi imkânlarıyla yabancı dil bilgilerini geliştirerek hazırlık sınıfı muafiyet koşullarını yerine getirmeleri ya da muafiyet sınavında başarılı olmaları durumunda esas programa başlarlar. İki yarıyıllık hazırlık eğitimi sonunda yabancı dil yeterlik sınavında başarılı olamayan veya muafiyet koşullarını yerine getiremeyen öğrenciler, eğer isterlerse Yükseköğretim Kurumlarında Yabancı Dil Öğretimi ve Yabancı Dille Öğretim Yapılmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümleri çerçevesinde Türkçe eğitim yapan yükseköğretim programlarına ÖSYM tarafından yerleştirilebilirler.</p>

<p>(3) Yabancı dil hazırlık sınıfında başarılı olamayan öğrencilere hazırlık sınıfını başarmaları için kullandıkları ek süre, azami eğitim-öğretim süresinden sayılır.</p>

<p><strong>Birim içi geçişler</strong></p>

<p><strong>MADDE 32- </strong>(1) Üniversiteye bağlı herhangi bir birimde, aynı puan türünden öğrenci alan program veya bölümler arasında ilgili mevzuat hükümleri kapsamında geçişler yapılabilir. Bu geçişlerle ilgili esaslar Senato tarafından belirlenir.</p>

<p><strong>Çift ana dal programları</strong></p>

<p><strong>MADDE 33- </strong>(1) Çift ana dal programları ön lisans-ön lisans, lisans-lisans programları arasında yürütülebilir. Bu programlar hakkında iş ve işlemler Senato tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde yürütülür.</p>

<p><strong>Yan dal programları</strong></p>

<p><strong>MADDE 34- </strong>(1) Üniversitede; lisans öğrenimini üstün başarıyla yürütmekte olan bir öğrencinin, aynı zamanda ikinci bir lisans programında bilgilenmek üzere sınırlı öğrenim görmesini sağlayan sertifika amaçlı olarak yan dal programları düzenlenebilir. Bu programlar hakkında iş ve işlemler Senato tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde yürütülür.</p>

<p><strong>Yükseköğretim kurumları arasında öğrenci değişimi</strong></p>

<p><strong>MADDE 35- </strong>(1) Öğrenciler; Üniversite ile yurt dışındaki veya yurt içindeki diğer yükseköğretim kurumları arasında yapılmış anlaşma ve protokollere uygun olarak, ilgili diğer yükseköğretim kurumlarında bir veya iki yarıyıl öğrenim görebilir. Bu öğrencilerde, geçmiş yıllardaki tüm öğrenim faaliyetlerini başarmış olma şartı aranır.</p>

<p>(2) Lisans öğrencileri, normal öğrenim sürelerinin ilk iki ve son iki yarıyılında; ön lisans öğrencileri ise, normal öğrenim sürelerinin ilk ve son yarıyılında değişim programlarına katılamazlar.</p>

<p>(3) Öğrencilerin söz konusu yükseköğretim kurumlarında devam edecekleri ders, uygulama, staj ve benzeri faaliyetlerin; öğrencinin kendi öğretim programındaki ders, uygulama, staj ve benzeri faaliyetlere eşdeğerliği, danışmanın ve ilgili program/bölüm başkanlığının önerisi ve ilgili yönetim kurulu kararıyla önceden belirlenir.</p>

<p>(4) Öğrenciler, diğer yükseköğretim kurumunda geçirdiği yarıyıllarda da akademik takvime uygun olarak, Üniversitedeki kendi birimine öğrenci katkı payını ödemek ve kayıt yenilemek zorundadır. Bu öğrenciler devam ettiği üniversitenin mevzuat hükümlerine tabidirler. Öğrenci, anlaşmalı diğer yükseköğretim kurumundan aldığı, ancak başarısız olduğu faaliyetlere karşılık olan kendi öğretim programındaki eşdeğer faaliyetlerden de başarısız olmuş sayılır. Öğrencinin anlaşmalı diğer yükseköğretim kurumunda geçirdiği yarıyıllar öğrenim süresinden sayılır.</p>

<p><strong>Mezuniyet ve onur öğrencileri</strong></p>

<p><strong>MADDE 36- </strong>(1) Bir öğrencinin mezun olabilmesi için kayıtlı olduğu programdaki zorunlu dersler ve almış olduğu bütün seçmeli dersler ile varsa zorunlu yaz stajından başarılı olmalıdır. İzlemekte olduğu programı en az altmış not ortalaması ile tamamlaması zorunludur. GANO aynı zamanda mezuniyet not ortalamasıdır.</p>

<p>(2) Mezuniyet derecesi, derslerin AKTS değerleri ile başarı notları çarpımları toplamının toplam AKTS’ye bölünmesiyle bulunur. Muaf olunan derslerin (M1ve M2) başarı notu ortalamaya dahil edilir.</p>

<p>(3) Her akademik yıl sonunda kendi sınıf seviyesine ait normal ders yükü kadar derse kayıt yaptıran ve hepsinden başarılı olan öğrencilerden o yıla ait genel not ortalaması 100 tam puan üzerinden 90-100 arasında olanlar akademik yıl onur öğrencisi sayılır. Bu öğrencilerin listesi her yıl sonunda ilan edilir. Meslek yüksekokullarında 2. sınıf, fakültelerde 4. sınıf için onur öğrencileri hesaplaması yapılmaz.</p>

<p>(4) Öğrencinin akademik yıl onur listesinde yer alabilmesi için öğrencilik hayatı boyunca disiplin cezası almamış olması gerekir.</p>

<p><strong>Diploma ve diploma ekleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 37- </strong>(1) Öğrenim programlarını başarı ile tamamlayan öğrencilere, programın tamamlanmasını takip eden sınav dönemi sonundan itibaren diplomaları verilir.</p>

<p>(2) Diploma ile ilgili iş ve işlemler Senato tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde yürütülür.</p>

<p><strong>Özel gereksinimli öğrenciler</strong></p>

<p><strong>MADDE 38- </strong>(1) Engellilik durumu ve derecesi sağlık raporu ile belgelendirilmiş olan öğrenci, bu Yönetmelik hükümlerine uymakla yükümlüdür. Ancak, öğrencinin engeli nedeniyle herhangi bir dersin gerekliliklerini yerine getirmekte güçlük çekmesi durumunda, danışmanının ve ders veren öğretim elemanının onayıyla söz konusu güçlüklerin giderilmesine ilişkin değişiklik, uyarlama ve düzenlemeler yapılarak öğrencinin dersi alması sağlanır. Tüm uyarlamalara rağmen öğrenci dersin gerekliliklerini yerine getiremiyor ise varsa o derse eşdeğer olan bir başka ders alabilir.</p>

<p>(2) Özel gereksinimli öğrenci bu Yönetmelikte belirtilen sınavlara girmek zorundadır. Ancak, öğrencinin performansının en iyi şekilde ortaya çıkması için Üniversite erişilebilirlik birimi tarafından şartlar öğrenciye uygun hale getirilebilir. Sınavda kullanılacak özel alfabe, bilgisayar ve büyüteç gibi ek gereçler ile okumaya ya da yazmaya yardımcı kişi ya da araçlar temin edilebilir.</p>

<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM</p>

<p>Çeşitli ve Son Hükümler</p>

<p><strong>Disiplin işleri</strong></p>

<p><strong>MADDE 39- </strong>(1) Öğrencilerin disiplin iş ve işlemleri, 2547 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükümlerine göre yürütülür.</p>

<p>(2) Herhangi bir sebeple yükseköğretim kurumundan uzaklaştırma cezası alan öğrenciler, bu süre içerisinde eğitim-öğretim ve sosyal faaliyetlere katılamaz ve Üniversitenin tesislerine giremezler.</p>

<p><strong>Uzaktan eğitim</strong></p>

<p><strong>MADDE 40- </strong>(1) Uzaktan eğitim; eğitim-öğretimin her düzeyinde basılı malzeme, radyo-televizyon ve bilgi teknolojileri kullanılarak yapılan, öğrenci ile öğretim elemanının aynı mekânda bulunmasını gerektirmeyen eğitim türüdür.</p>

<p>(2) Senato tarafından uygun görülmesi halinde birinci ve ikinci öğretim programındaki bazı dersler sadece uzaktan öğretim yoluyla verilebilir. Ancak bu şekilde verilen dersler için öğrencilerden ilave bir ödeme talep edilmez.</p>

<p>(3) Uzaktan eğitim ile ilgili iş ve işlemler YÖK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yürütülür.</p>

<p><strong>Yürürlükten kaldırılan yönetmelik</strong></p>

<p><strong>MADDE 41- </strong>(1) 29/8/2014 tarihli ve 29103 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hakkari Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.</p>

<p><strong>Hüküm bulunmayan haller</strong></p>

<p><strong>MADDE 42- </strong>(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 2547 sayılı Kanun, ilgili diğer mevzuat hükümleri ve YÖK kararları uygulanır.</p>

<p><strong>İntibak</strong></p>

<p><strong>GEÇİCİ MADDE 1- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümleri 2026-2027 eğitim-öğretim yılından önce Üniversiteye kaydolmuş öğrencilere uygulanmaz.</p>

<p><strong>Yürürlük</strong></p>

<p><strong>MADDE 43- </strong>(1) Bu Yönetmelik, 2026-2027 eğitim-öğretim yılı başından geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>

<p><strong>Yürütme</strong></p>

<p><strong>MADDE 44- </strong>(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Hakkari Üniversitesi Rektörü yürütür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/hakkari-universitesi-on-lisans-ve-lisans-egitim-ogretim-ve-sinav-yonetmeligi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/resmi/resmi-g.jpg" type="image/jpeg" length="97564"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşveren Telefonunu Ver Mesajlarına Bakacağım Derse Kabul Etmek Zorunda mısınız?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/isveren-telefonunu-ver-mesajlarina-bakacagim-derse-kabul-etmek-zorunda-misiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/isveren-telefonunu-ver-mesajlarina-bakacagim-derse-kabul-etmek-zorunda-misiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Av. Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/isveren-telefonunu-ver-mesajlarina-bakacagim-derse-kabul-etmek-zorunda-misiniz</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/xUxJh26h3SE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="99932"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Apartmanda Gece Spor Yapmanın Hukuki Sınırı Var mı?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/apartmanda-gece-spor-yapmanin-hukuki-siniri-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/apartmanda-gece-spor-yapmanin-hukuki-siniri-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/apartmanda-gece-spor-yapmanin-hukuki-siniri-var-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/vHjj2YSaMYY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="21781"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Temel Hak Ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması Anayasa Madde 13]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/temel-hak-ve-hurriyetlerin-sinirlandirilmasi-anayasa-madde-13</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/temel-hak-ve-hurriyetlerin-sinirlandirilmasi-anayasa-madde-13" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/temel-hak-ve-hurriyetlerin-sinirlandirilmasi-anayasa-madde-13</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/zzo_Q2fyy6E/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="56811"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eşiniz Sürekli Telefonunuzu Kontrol Ediyorsa Bu Boşanma Sebebi midir?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/esiniz-surekli-telefonunuzu-kontrol-ediyorsa-bu-bosanma-sebebi-midir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/esiniz-surekli-telefonunuzu-kontrol-ediyorsa-bu-bosanma-sebebi-midir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/esiniz-surekli-telefonunuzu-kontrol-ediyorsa-bu-bosanma-sebebi-midir</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/0B-32EuotgQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="24831"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alacaklıdan Kaçmak İçin Devredilen Tapu Geri Alınabilir mi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Ofhr1d4UISA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="77057"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzaktan Çalışmada İşverenin Kamera Açtırarak İşçiyi Denetlemesi Hukuka Uygun mu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/uzaktan-calismada-isverenin-kamera-actirarak-isciyi-denetlemesi-hukuka-uygun-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/uzaktan-calismada-isverenin-kamera-actirarak-isciyi-denetlemesi-hukuka-uygun-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/uzaktan-calismada-isverenin-kamera-actirarak-isciyi-denetlemesi-hukuka-uygun-mu</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/fqR8FfNaZb0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="94030"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Barışma ve Evlilik Beklentisiyle Devredilen Tapular İçin Açılan Tapu İptal Ve Tescil Davaları]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/barisma-ve-evlilik-beklentisiyle-devredilen-tapular-icin-acilan-tapu-iptal-ve-tescil-davalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/barisma-ve-evlilik-beklentisiyle-devredilen-tapular-icin-acilan-tapu-iptal-ve-tescil-davalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/barisma-ve-evlilik-beklentisiyle-devredilen-tapular-icin-acilan-tapu-iptal-ve-tescil-davalari</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/xpPUSEOCGYM/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="89099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alacaklıdan Kaçmak İçin Devredilen Tapu Geri Alınabilir mi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/alacaklidan-kacmak-icin-devredilen-tapu-geri-alinabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/n5XxfI7M_tw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="86477"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boşanmada Devam Eden Kredi Borcu Mal Paylaşımına Etki Eder mi?]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmada-devam-eden-kredi-borcu-mal-paylasimina-etki-eder-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/video/bosanmada-devam-eden-kredi-borcu-mal-paylasimina-etki-eder-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukat Aysel Aba Kesici]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/video/bosanmada-devam-eden-kredi-borcu-mal-paylasimina-etki-eder-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/AqX-OBTJ_ws/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35084"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'nin hak ihlali kararlarında birinci sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;
                                

Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin 23 Eylül 2012 – 30 Eylül 2024 tarihlerini içeren istatistikleri yayımladı.&nbsp;</p>

<p>Anayasa Mahkemesine 2012 yılından bu yana toplam 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı, bunlardan 527 bin 803'ü sonuçlandırıldı. Yüksek Mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu. Derdest dosya sayısı ise 105 bin 685 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM’nin hak ihlali kararı verdiği 76 bin 247 başvuruda ilk sırada makul sürede yargılanma hakkının ihlali var. Bunu adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleri takip ediyor.</p>

<p>Bireysel başvuru istatistikleri üç aylık periyotlarla güncellenerek yayımlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aymnin-hak-ihlali-kararlarinda-birinci-sirada-makul-surede-yargilanma-hakkinin-ihlali-var</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2024/11/bbistatistikler-1.jpg" type="image/jpeg" length="20032"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu’nda meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran 658 avukata plaket]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Barosu’nda 145. Yıldönümü ve Avukatlar Günü kapsamında meslekte 25, 30 ve 35. yılını dolduran 658 avukata plaketleri 8, 9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Törenler, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerine ertelenmişti.</p>

<p>Meslekte 35 yılını dolduran 415, 30 yılını dolduran 432, 25 yılını dolduran&nbsp;avukat olmak üzere toplam 658 avukata plaketleri, 8-9 ve 10 Eylül günlerinde düzenlenen törenlerle takdim edildi.</p>

<p>Meslekte 35 ve 30 yılını dolduran avukatların&nbsp;plaket töreni 8 Eylül Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, 25 yılı dolduran avukatların plaket töreni ise 9 Eylül Cumartesi ve 10 Eylül Pazar günleri İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>

<p>Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı. Törende konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, “Hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş tüm avukat meslektaşlarımız, hepinizi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinde geride kalan yıllar, hak ve hukuk yolunda verilen mücadelenin de adıdır. 145 yıllık bir “Büyük Çınar” olan Baromuzun tarihi 35 yıllık emeğinizi ve mücadelenizi saygı ile saklayacaktır.</p>

<p>Bu töreni Baromuzun da 145. kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan Avukatlar Günü’nde yapacaktık. Ancak, 6 Şubat’ta meydana gelen ve büyük acılar ve kayıplara yol açan depremler nedeniyle törenimizi erteledik. Kaybettiğimiz yurttaş ve meslektaşlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen İstanbul Barosu Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi olmaya her daim devam edecektir.</p>

<p>Ülkemizde yaşanan hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Av. Filiz Saraç, meslekte 25, 30 ve 35 yılını dolduran avukatları&nbsp;kutladı ve hak ve hukuk mücadelesinde nice meslek yılları diledi.</p>

<p>Başkanın konuşmasının ardından Genel Sekreter Av. Burcu Öztoprak Alsulu, törenlerde avukatları&nbsp;10’ar kişilik gruplar halinde plaket almaya davet etti. Başkan Av. Filiz Saraç, avukatlara plaketlerini tek tek sundu ve gruplar halinde fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Plaket alan avukatlar arasında; İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ali Gürbüz (25 yıl), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Bahar Güldaş (35 yıl), Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım (25 yıl), CUMER Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş (35 yıl), önceki Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz (35 yıl), Av. Cengiz Yaka (35 yıl), TÜKD Genel Başkanı Av. Tülay Çağlar(25 yıl), Kadıköy Belediye Başkanı Av. Şerdil Dara Odabaşı (25 yıl) da yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosunda-meslekte-25-30-ve-35-yilini-dolduran-658-avukata-plaket</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/09/202309plaket2023-29.jpg" type="image/jpeg" length="87582"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terör örgütü DHKP-C üyelerince adliyedeki odasında rehin alındıktan sonra şehit edilmesinin üzerinden 8 yıl geçen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz törenle anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın Atrium alanında gerçekleşen törene &nbsp;Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcıları Zekeriya Birkan ile Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, şehit Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz, Adalet Komisyonu Başkanı Okan Albayrak, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul'daki diğer adliyelerin başsavcıları, hakimler, savcılar ve adliye personeli katıldı.</p>

<p><strong>"ŞEHİT SAVCIMIZ ADALET TEŞKİLATININ KAHRAMANLIK SEMBOLÜ OLMUŞTUR"</strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Törene katılan Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, "Şehit savcımız şerefli, adalet sancağının ölümsüz bir timsalidir. Aziz hatırası şahadetinden bu yana hiç unutulmamış ve adalet teşkilatının kahramanlık sembolü olmuştur.&nbsp;Mehmet Selim Kiraz&nbsp;bu vatanın fedakâr, kahraman bir evladıdır. Ömrünü devletine, milletine hizmete ve adaletin tecellisini adamıştı. O gün şehit savcımızı hedef alan kurşunlar aynı zamanda yargıya, adalete, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sıkılmıştır. Bu menfur saldırıda adaleti ve ömrünü adalet yoluna adamış bir kahramanı hedef alanların asıl gayesi bellidir. Terör örgütlerinin asıl amacı ve hedefi şehit savcımızın şahsında milletimizin birliği ve bütünlüğüdür. Adalet teşkilatının gözünü korkutmak ve yıldırmaktır. Hamdolsun ki bu hainler bugüne kadar emellerine ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Adalet camiamız köklü kurumsal yapısı ve gelenekleriyle bu hain saldırılar karşısında hiçbir zaman yılmamıştır" dedi.</p>

<p><strong>"TERÖR ÖRGÜTLERİNE AMAÇLARINA ULAŞAMADIKLARINI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ"</strong><br />
<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ise, "Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz kardeşimizin şahadetinin üzerinden tam 8 yıl geçti. Bugün tüm terör örgütlerine, vatan ve millet düşmanlarına birlik beraberlik içinde olduğumuzu gösteriyoruz ve buradan haykırıyoruz. Mehmet Selim savcımız gibi masum kardeşlerimizi hedef alarak husumeti, düşmanlığı körükleyen terör örgütlerine bu amaçlarına ulaşamadıklarını göstermek için buradayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>" HEPİNİZİ OĞLUM SELİM OLARAK GÖRÜYORUM " &nbsp;</strong></p>

<p>Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim kiraz'ın babası Hakkı Kiraz ise, "8 yıl önce bugün bizim için gerçekten karanlık bir gündü. ama bir taraftan da imtihan günümüzdü bununla birlikte hamdolsun birlik ve beraberlik günümüz oldu. Şu anda o günkü tabloyu burada görüyorum. hepinizi oğlum Selim olarak görüyorum. Selim her sabah takvim yaprağını koparır okur benim de okumam için masaya koyardı. 31 Mart 2015 günü sabah Selim evden çıkmadan önce yine o günün takvim yaprağını masaya koymuştu ve oradaki dua şöyleydi: 'Rabbim beni, ailemi mümin olarak evime girenleri bağışla zalimler topluluğunu da daima kahrı perişan et' şeklindeydi" &nbsp;dedi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmaların ardından&nbsp;şehit savcı&nbsp;Mehmet Selim Kiraz'ın makam odası ziyaret edildi; odasında Kur'an-ı Kerim okundu. Savcı Mehmet Selim Kiraz, 31 Mart 2015 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevi başındayken DHKP-C'li teröristler tarafından odasında rehin alınmıştı. Savcı Kiraz, saatler süren müzakerelere rağmen makamında şehit edilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/sehit-savci-mehmet-selim-kiraz-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/03/fsi2rqxwyaadntr.jpg" type="image/jpeg" length="81271"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği 37. Olağan Genel Kurulu Çanakkale'de yapıldı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/turkiye-barolar-birligi-37-olagan-genel-kurulu-canakkale-de-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aaggghgggg5khıkjk001110jphaa040_1.jpg" type="image/jpeg" length="12432"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Adalet Sarayı'nda yangın tatbikatı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/anadolu-adalet-sarayi-nda-yangin-tatbikati</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 12:28:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa040000054.jpg" type="image/jpeg" length="36589"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu'na 358 avukat daha katıldı: Üye sayısı 58.486 oldu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-na-358-avukat-daha-katildi-uye-sayisi-58486-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 13:41:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/00-_8uı8u8aagglhghgggg5khıkkjkat0e011110jphsaa04000005.jpg" type="image/jpeg" length="98427"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM'ye bireysel başvuru 450 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/aym-ye-bireysel-basvuru-450-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 11:55:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_70.jpg" type="image/jpeg" length="86823"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Barosu 52. Olağan Genel Kurulu]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>MESLEKİ</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/istanbul-barosu-52-olagan-genel-kurulu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Oct 2022 21:27:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/FfqzZ5BXwAAE8Mg.jpg" type="image/jpeg" length="19020"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avukatlara 'farkındalık' eğitimi]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/avukatlara-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 11:49:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/IMG_9214.jpg" type="image/jpeg" length="13068"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bireysel Başvuru İstatistikleri (23 Eylül 2012 - 30 Haziran 2022)]]></title>
      <link>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.hukukihaber.net/foto-galeri/bireysel-basvuru-istatistikleri-23-eylul-2012-30-haziran-2022</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 16:37:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/images/album/1_61.jpg" type="image/jpeg" length="34363"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
